|
DÖNEM: 23 YASAMA
YILI: 3 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ CİLT : 33 23’üncü Birleşim 27 Kasım 2008 Perşembe İ Ç İ N D E K İ L E R I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR A)
MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 1.- Van
Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu’nun, Türkiye ile İran’ın ekonomik iş birliği ve
ticari ilişkilerine ilişkin gündem dışı konuşması 2.- Antalya
Milletvekili Osman Kaptan’ın, esnaf ve sanatkârların sorunlarına ilişkin gündem
dışı konuşması 3.- Diyarbakır Milletvekili
Akın Birdal’ın, ülkemizde insan haklarının durumu ve
son gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı III.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER A) Kanun Tasarı ve Teklifleri 1.- Türk Ticaret
Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96) 2.- İskân
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/539) (S. Sayısı: 251) 3.- Sanayi ve
Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları
Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/537) (S.
Sayısı: 236) IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) Çeşitli İşler 1.- Genel Kurulu
ziyaret eden, Çin Halkı Siyasi Danışma Konferansı Başkanı Sayın Jia Qinglin ve beraberindeki
heyete Başkanlıkça “Hoş geldiniz” denilmesi V.-
ÖNERİLER A) Danışma Kurulu Önerileri 1.- Gündemdeki
sıralamanın yeniden düzenlenmesi ile Genel Kurulun 2 Aralık 2008 Salı günkü
birleşiminde (10/21) ve (10/94) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin
birleştirilerek görüşülmesine ve bu görüşmenin ardından kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşülmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi VI.-
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 1.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, mayınların güvenlik görevlilerine verdiği zarara
ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/4764) 2.- İzmir Milletvekili
Ahmet Ersin’in, İzmir’de yabancıların aldıkları gayrimenkullere ilişkin
Başbakandan sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız
Özak’ın cevabı (7/4796) 3.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, TRT Genel Müdürünün yönetim kurulu üyeliklerinden
aldığı ücretlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın
cevabı (7/4805) 4.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, İznik ilçesinde depreme yönelik çalışmalara
ilişkin Başbakandan sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı (7/4807) 5.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Yağız’ın, bazı kamu kuruluşlarının sponsorluklarına
ve reklamlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/5134) 6.- Hakkâri
Milletvekili Hamit Geylani’nin, Şemdinli’de sel
mağduriyetinin giderilmesine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı
Faruk Nafız Özak’ın cevabı
(7/5187) 7.- Mersin
Milletvekili İsa Gök’ün, Kur’an kurslarına ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun cevabı (7/5190) 8.- İstanbul
Milletvekili Atila Kaya’nın, Pişmanlık Yasası olarak
bilinen yasadan yararlananlara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir
Atalay’ın cevabı (7/5245) 9.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, bir cenazenin ailesine teslimine ilişkin sorusu
ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/5261) 10.- Aydın
Milletvekili Özlem Çerçioğlu’nun, Aydın Atatürk
Devlet Hastanesinin depreme karşı güçlendirilmesine ilişkin sorusu ve
Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı (7/5288) 11.- Kocaeli
Milletvekili Hikmet Erenkaya’nın, Kur’an
kurslarının denetimine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun cevabı
(7/5290) 12.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur’un,
Çukurova Devlet Senfoni Orkestrasının maddi sorunlarına ilişkin sorusu ve
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı
(7/5408) 13.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, insan hakları ihlali
başvurularına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek’in cevabı (7/5458) I.-
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ TBMM Genel Kurulu saat 11.00’de açılarak beş oturum yaptı. Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne
ilişkin gündem dışı konuşmasına, Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik cevap verdi. Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil,
tarımda yaşanan olumsuzluklara, İstanbul Milletvekili Ahmet Tan, kamuoyu yoklamalarında
milletvekilinin itibar ve güven sıralamasında en alt sırada olmasının
nedenlerine ve bu konuda yapılması gerekenlere, İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar. İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol,
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in konuşmasında partisine sataştığı
iddiasıyla bir konuşma yaptı. Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol’un konuşmasına, İzmir Milletvekili Oktay Vural, Millî Eğitim Bakanı Hüseyin
Çelik’in gündem dışı konuşmaya verdiği cevaba, İlişkin birer açıklamada bulundular. Genel Kurulu ziyaret eden; Türkiye-İran Parlamento Dostluk Grubu Başkanı Sayın Ali Ekber, Arnavutluk Cumhurbaşkanı Sayın Bamir Topi, Ve beraberlerindeki heyete Başkanlıkça “Hoş geldiniz” denildi. CHP Genel Sekreterinin yasa dışı dinlendiği iddiasının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan
(10/203) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun
görev süresinin bir ay uzatılmasına ilişkin tezkeresi okundu; Komisyona bir ay
ek süre verildiği açıklandı. Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler” kısmının: 1’inci sırasında bulunan, İskân Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu
Raporu’nun (1/539) (S. Sayısı: 251), 3’üncü sırasında bulunan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (1/537) (S. Sayısı: 236), 4’üncü sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (GTÖ) Arasında GTÖ Orta Asya Alt
Bölge Ofisi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri
Komisyonları Raporlarının (1/397) (S. Sayısı: 242), 5’inci sırasında bulunan, Engellilerin Haklarına İlişkin
Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu’nun (1/567) (S. Sayısı: 227), 6’ncı sırasında bulunan, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu’nun (1/608) (S. Sayısı: 266), 7’nci sırasında bulunan, Posta Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu
Raporu’nun (1/491) (S. Sayısı: 230), 8’inci sırasında bulunan, İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç ile Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü ve 38
Milletvekilinin; Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamede ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifleri ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (2/266, 2/268) (S. Sayısı:
257), Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadığından ertelendi. 2’nci sırasında bulunan, Adıyaman Milletvekili Mehmet
Erdoğan ve 4 Milletvekilinin; Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu ile
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Zirai Mücadele ve Zirai
Karantina Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Avrupa
Birliği Uyum Komisyonu ile Tarım, Orman ve Köyişleri
Komisyonları Raporlarının (2/224, 1/545) (S. Sayısı: 229) görüşmeleri
tamamlanarak yapılan oylamadan sonra kabul edildi. 9’uncu sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında
değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun (1/324) (S. Sayısı:
96) tümü üzerinde bir süre görüşüldü. Danışma Kurulunun, 2009 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı
ile 2007 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının görüşülme
yöntemine ilişkin; 1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin “Özel Gündemde Yer
Alacak İşler” kısmının 1’inci ve 2’nci sıralarında yer almasına; bütçe
görüşmelerine 16/12/2008 Salı günü saat 11.00’de başlanması
ve bitimine kadar, resmî tatil günleri dâhil, her gün saat 11.00’den 13.00’e ve
14.00’ten günlük programın tamamlanmasına kadar çalışmalara devam olunmasına,
ancak 21/12/2008 Pazar günkü birleşimin saat 15.00’te ve 27/12/2008 Cumartesi
günkü birleşimin saat 10.00’da başlaması ve görüşmelerin on iki günde
tamamlanması, 2.- Başlangıçta bütçenin tümü üzerinde gruplar ve Hükûmet adına yapılacak konuşmaların (Hükûmetin
sunuş konuşması hariç) 1’er saat (Bu süre birden fazla konuşmacı tarafından
kullanılabilir), kişisel konuşmaların ise 10’ar dakika ile sınırlandırılması, 3.- Kamu idarelerinin bütçeleri üzerindeki görüşmelerin on dört
turda tamamlanmasına, turların bitiminden sonra Bütçe ve Kesin Hesap Kanunu
Tasarılarının maddelerinin oylanması, 4.- İç Tüzük’ün 72’nci maddesi gereğince yapılacak
görüşmelerde, her turda gruplar ve Hükûmet adına
yapılacak konuşmaların 40’ar dakika (Bu süre birden fazla konuşmacı tarafından
kullanılabilir), kişisel konuşmaların 5’er dakika olmasına, kişisel
konuşmalarda her turda İç Tüzük’ün 61’inci maddesine göre biri lehte, biri
aleyhte olmak üzere iki üyeye söz verilmesi ve bir üyenin sadece bütçenin tümü
üzerinde veya sonundaki görüşmelerde ya da bir turda söz kaydı yaptırması, 5.- Bütçe görüşmelerinde soruların gerekçesiz olarak yerinden
sorulması ve her tur için soru-cevap işleminin 20 dakika ile sınırlandırılması,
6.- Bütçe görüşmelerinin sonunda gruplara ve Hükûmete
1’er saat süre ile söz verilmesine (Bu süre birden fazla konuşmacı tarafından
kullanılabilir), İç Tüzük’ün 86’ncı maddesine göre yapılacak kişisel
konuşmaların 10’ar dakika olması, Önerisi kabul edildi. 27 Kasım 2008 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 11.00’de
toplanmak üzere birleşime 22.54’te son verildi.
27 Kasım 2008 Perşembe BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati: 11.03 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun) BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
23’üncü Birleşimini açıyorum. Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz. Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz
vereceğim. Konuşma süreleri beşer dakikadır. Hükûmet
konuşmalara cevap verebilir. Hükûmetin cevap süresi
yirmi dakikadır. Gündem dışı ilk söz, Türkiye ile İran’ın ekonomik iş birliği ve
ticari ilişkileri konusunda söz isteyen Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu’na
aittir. Sayın Türkmenoğlu, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) II.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları 1.- Van Milletvekili Kayhan
Türkmenoğlu’nun, Türkiye ile İran’ın ekonomik iş birliği ve ticari ilişkilerine
ilişkin gündem dışı konuşması KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
ülke coğrafyasına baktığımızda, bir tarafımızda Asya, bir tarafımızda Avrupa.
Özellikle seçim bölgem olan Van ili, Doğu Anadolu Bölgesi, bilindiği gibi,
sosyoekonomik yapı itibarıyla son derece geri kalmış bölgelerimizden birisidir.
Değerli arkadaşlar, komşu ülkelerle olan ticarette son beş yıl
içerisinde son derece hızlı bir ivme yakalanmış ve hedefe adım adım ilerliyoruz. Bizim arzumuz şudur ki: Bugün, tarımsal anlamda, turizm anlamında veya ticaret anlamında,
sanayicimiz, fabrika kurduğunda, pazar çok önemlidir. Bu nedenle, özellikle
Asya ülkeleriyle olan ticari münasebetlerimizde İran İslam Cumhuriyeti son
derece stratejik bir önem taşımaktadır. Bugün, İran İslam Cumhuriyeti’ne baktığınızda, tam 1 milyon 620
bin kilometre kare alana sahip, büyük bir yüz ölçümüne sahip bir ülke
görüyoruz. Bu ülke 72 milyon nüfusa sahiptir değerli arkadaşlarım. Bu ülkenin
istihdam politikasına baktığımızda, topraklarının sadece ve sadece yüzde 10’u
tarımsal alan olarak kullanılmakta, sadece yüzde 2’si de mera olarak
kullanılmaktadır. Geriye kalan yüzde 88’lik bölümü çöl ve yer altı
zenginliğiyle ünlü bir ülkedir. Değerli arkadaşlarım, gayrisafi millî hasılasına
baktığımızda, İran’ın bir yılda gayrisafi yurt içi hasılası 287 milyar
dolardır. Kişi başına düşen millî gelirine baktığımızda sadece 4.200 dolardır.
İhracatına bakın, sadece 72 milyar dolardır. Bu ihracatın yüzde 80’ini petrol
ve petrol türevi ürünler kapsamaktadır. Bu da şu demektir: İran’ın ihracatının
60 milyar doları sadece petrol ve petrol türevi ürünlerden oluşurken, bu
ihracatın 16 milyar doları da sanayi mamullerinden oluşmaktadır. Bu da şu
demektir: İran, yer altı zenginidir ama yer üstünde yüksek teknolojiye sahip
herhangi bir sanayi işletmesi yoktur. Bizim için en önemli şey, tüketim toplumuna uzanmamızdır. Oraya
yüksek teknolojimizi, oraya yüksek deneyimlerimizi, bilgimizi ve becerimizi
götürmemiz gerekiyor. Bunun için ticarette en önemli iki faktör vardır ki, bu
da ulaşımdır ve gidiş gelişlerdir, turizmdir. Turizme baktığınızda, İran’la
olan turizmimizde İran’ın bize son derece yakınlığı var, ama bizim oradaki o
şehri tamamıyla tanımamamız bir eksikliktir. Geçen yıla bakın, aşağı yukarı 800
bine yakın İranlı ülkemizi ziyaret etmiştir ama bizden oraya pek fazla giden
insanımız yoktur. Demek ki biz turizm potansiyelimizi de kendi lehimize
kullanabiliriz değerli arkadaşlar. Bugün, ülkemizin sanayi anlamında ve ihracat anlamında gerçek
manada başarıyı yakaladığımızı söyleyebiliriz ama bunu İran’a endekslediğimizde
gerçek başarıyı yakaladık mı derseniz, orada çok gayret göstermemiz
gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Bugün, geçen yıl yapılan ticarette toplam
dış ticaret hacmimiz, İran’la, 8 milyar dolardır. Bunun 6,5 milyar dolarını
petrol ve türevi ürünler almamıza rağmen, sadece 1,4 milyar dolar biz bu ülkeye
mal satmışız. Burada çok enteresan bir rakam vermek istiyorum. Bakın, bu 500
kilometrelik bir sınır kapımız var. Bu sınır kapımızda tam altı tane yasal
kapılarımız var ancak bunun üç tanesi faaldir. Bu üç tane kapıdan gerçekleşen
ticaret hacmimizi soracak olursanız değerli arkadaşlarım, son dört yıl
içerisinde sadece ve sadece biz İran’dan 5 milyon dolarlık mal almışız, 155
milyon dolarlık bu ülkeye mal satmışız. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Türkmenoğlu, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Bu da şu demektir: Hem ticarette
hem ithalatta olsun ihracatta olsun ortaya rakamlar çıktığı takdirde, bizimle
İran’ın çok iyi bir ticari potansiyeli olmasına rağmen, yeterince bunu
kullanamadığımızı görüyoruz. Ama son beş yıl içerisinde özellikle -EKOTA
ticaret anlaşmalarımız- İslam Konferansı Teşkilatımızın, D-8’in, Türk-İran İş
Konseyinin çalışmaları takdire şayandır. İki gün evvel Türk-İran Karma İş
Konseyi Toplantımızda özellikle demir yolu taşımacığında çok başarılı sonuçlar
aldığımızı söyleyebilirim. Bu duygu, düşüncelerle, özellikle komşu ülkelerimiz içerisinde,
ben, İran’ın nüfus yoğunluğu itibarıyla bu ülkeye dikkat çekmek istedim. Beni
dinlediğiniz için hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum, teşekkür ediyorum.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Türkmenoğlu. Gündem dışı ikinci söz esnaf ve sanatkârların sorunları hakkında
söz isteyen Antalya Milletvekili Osman Kaptan’a aittir. Sayın Kaptan, buyurun efendim. 2.- Antalya Milletvekili Osman
Kaptan’ın, esnaf ve sanatkârların sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması OSMAN KAPTAN (Antalya)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
esnaf ve sanatkârlarımızın sorunları hakkında gündem dışı söz almış
bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım. Sayın milletvekilleri, ülkemizde bakanların ve rakamların Türkiye’si
ile gerçek Türkiye farklı. Bakanların ve rakamların Türkiye’si güllük
gülistanlık içinde sanki, Lale Devri’ni, nevbaharı yaşıyor! Ekonomik kriz, Başbakanın ifadesiyle,
hamdolsun teğet geçiyor! “Zuladakileri çıkarın krizden
çıkın.” deniyor. Türkiye gerçeğinde ise üretici de, tüketici de kara kışı
yaşıyor, hüznü yaşıyor, hazanı yaşıyor. Onlar “Teğet geçmiyor Sayın Başbakan,
teğet geçmiyor, delip de geçiyor!” diyorlar. “Zulada
paramız da yok. Borcumuz var, ödenecek çekimiz, senedimiz var. Zulada neyimiz olsun ki! Zaten kıt kanaat geçiniyoruz. Bizim
çocuklarımız işsiz, sizinkilerinki gibi gemileri de
yok!” diyorlar. Sayın milletvekilleri, Anayasa’mıza göre, devlet, esnaf ve
sanatkârları koruyucu ve destekleyici önlemleri almak durumundadır. “Esnaf ve sanatkârlarımız
toplumumuzun çimentosudur, toplumumuzun sigortasıdır.” diyoruz ama gerekli
tedbirleri almıyoruz. Esnafımız bitmek tükenmek üzeredir, esnafımız batmak, yok
olmak üzeredir; esnafımız, primlerini, vergilerini ödeyemez, evine ekmek
götüremez durumdadır. Toplumumuzun sigortası dediğimiz esnafımızın sigortası
atmıştır! Kepenklerini bir kısmı kapatmış, bir kısmı da kapatmak üzeredir.
Piyasalarda nakit sıkıntısı hızla artmış, ekonomik durgunluk had safhaya
gelmiştir. İşçi, çiftçi, memur ve emeklimiz alım gücü olmadığı için alışveriş
yapamamakta, her geçen gün piyasalar daralmaktadır. Bilhassa kredi kartları ve
büyük mağazalar esnaf ve sanatkârlarımızı iş yapamaz duruma getirmiştir. Bir
taraftan küresel kriz esnaf ve sanatkârlarımızı vururken, diğer taraftan da
bazı belediyelerin, örneğin Antalya Büyükşehir Belediyesinin raylı krizi
Antalya’daki esnafımızı katmerli olarak vurmaktadır. Sayın milletvekilleri, Antalya’nın en eski yerleşim yerlerinden
olan Çallı, Dokuma bir yıldır, Ali Çetinkaya Caddesi
dokuz aydır, Namık Kemal, Kâzım Özalp, İsmet Paşa ve Şarampol caddeleri de altı
aydır trafiğe kapalıdır. Kent içi ulaşım felç olmuştur. Bu caddelerde bulunan
esnafımız, Antalya Büyükşehir Belediyesinin hafif raylı sistem çalışması
yüzünden inanılmaz derecede mağdur olmuştur. Bu caddelerdeki esnafımızın
kendileri dahi iş yerlerine ulaşamıyorlar ki müşterileri nasıl ulaşsın? Birçok
iş yeri sırf bu yüzden kapanmış, kapanmaya da devam etmektedir. Mağdur olan
esnaf “Dükkânımızın kirasını, işçilerimizin ücretini ve sigorta primlerini
ödeyemez olduk, BAĞ-KUR borçlarımız birikmeye devam ediyor. Maliyeye vergimizi
veremiyoruz. Durgunluktan zaten sinek avlıyorduk, şimdi de sinek avlayacak
takatimiz de kalmadı.” diyorlar. Antalya esnafı, sorunların ciddi olarak ele alınıp alternatif
güzergâhların yeniden tanzim edilerek ulaşımın kolayca sağlanmasını ve
mağduriyetlerinin önlenmesini istemektedirler. Antalyalı esnafımızın bu sesine
kulak verilmesini ve sorunların acilen çözülmesini Hükûmetten
ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Menderes Türel’den istiyor ve
bekliyoruz. Sayın milletvekilleri, aslında Menderes Türel Antalya’da sorun
çözmemiş, bilakis, her yaptığı işle sorun yaratmıştır. Yüzüncü Yıl’a, şehrin
tam göbeğine stadyum yaptırmaya kalkması, yapan firmaya da plan tadilatları
yaparak 140 bin metrekare ticaret alanı vermesi büyük tepkilere neden
olmaktadır. ANKART uygulaması Antalyalı hemşehrilerimizin
aklını başından almıştır. Örneğin, İzmir Büyükşehirde kartlı sistemde komisyon
oranı binde 8 iken… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Kaptan, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun efendim. OSMAN KAPTAN (Devamla) – …Antalya’da yüzde 11 olması kabul edilir
değildir. Sayın milletvekilleri, esnaf ve sanatkârlarımızın Antalya
özelindeki ve genelindeki sorunlarının çözümü için şu önerileri sunuyorum:
Tüketimde talebi artırmak için İngiltere’de emekliye zam yapıldığı gibi bizde
de memur, emekli, işçilerin ücretine ciddi zam yapılmalıdır. İşçilere verilen
teşvikler artırılmalı, girdileri ucuzlatılmalıdır. İşsizlere işsizlik
sigortasından daha kolay ve daha fazla para verilmelidir. KOBİ’lere uygulanan
sıfır faizli kredi bütün esnaf ve sanatkârlarımıza uygulanmalı, mali sicil affı
çıkarılmalıdır. Gelir vergisi, KDV, ÖTV ve sosyal güvenlik primleri düşürülmelidir.
Elektrik, doğal gaz ücretlerine yüzde 50 indirim yapılmalıdır. Büyük mağazalar
kanunu acilen çıkarılmalıdır. Turizmde “her şey dâhil” sistemine standart
getirilmelidir. Vergi ve sigorta borçlarından dolayı ticari araçların parka
çekilip faaliyetten men edilmesi önlenmelidir. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) OSMAN KAPTAN (Devamla) - Aracını rehinleyen
taksici esnafına KDV ve ÖTV muafiyeti getirilmelidir. Prim borcu bulunan esnaf
sağlık hizmetlerinden faydalandırılmalıdır. Hava ve deniz taşımacılığında
olduğu gibi kara taşımacılığına da ÖTV’siz akaryakıt
verilmelidir. Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaptan. Gündem dışı üçüncü söz, ülkemizde insan haklarının durumu ve son
gelişmeler hakkında söz isteyen Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’a aittir. Sayın Birdal, buyurun efendim. (DTP
sıralarından alkışlar) 3.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’ın, ülkemizde insan haklarının durumu ve son
gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
gerçekten güne insan hakları sorunlarıyla başlamak çok iç açıcı değil. Ayrıca
beş dakikada hangi bir soruna değinsek? Başlıklarında bile değinsem beş dakika
süre dolar. O nedenle belki… İnsan Hakları İnceleme Komisyonumuz daha bugüne
kadar hiçbir şeyi getirmedi bir Meclis araştırması için, insan haklarının
iyileştirilmesi, düzenlenmesi ve demokratikleştirilmesi için. Ama, ben yine izninizle güncel sorunlara değinmek istiyorum.
Gün yok ki insan hakları alanında ağır ihlaller yaşanmasın. Başta
yaşam hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlükler çiğnenmemiş olsun ve bunların
ağır fotoğraflarıyla karşılaşılmamış olsun. Örneğin, bütün resmî raporlar bile Hrant Dink’in 301’inci maddenin
hedef gösterilerek göstere göstere bir cinayetin
ardından hâlâ 301’inci madde yürürlüktedir ve şimdi de yine bir yazar, aydın
Temel Demirer 301’inci maddeden yargılanmaktadır.
Sayın Bakan diyor ki: “Ben devletime ‘katil’ dedirtmem ve bugüne değin 381
dosyadan 47’sine yargılama yetkisi verdim.” diyor. Arkadaşlar, başlangıçta bu
301’inci maddenin yargılanma yetkisinin kime ait olması gerektiği konusundaki
tartışmaları haklı kılıyor bu durum. Yani şimdi Adalet Bakanı, Sayın Bakan daha
başlangıçta bir aydını mahkûm ediyor, hem yargı hem yasama hem yürütme işlevini
yerine getiriyor. Bu nasıl bir hukuksuzluktur ki daha sürecin başlangıcında bir
aydın mahkûm edilmiş oluyor. O nedenle, hâlâ 301’inci maddenin kaldırılmamış
olması gerçekten düşünce ve ifade özgürlüğü açısından ciddi bir engeli
oluşturmaktadır. Son zamanlarda polis öldürümleriyle
karşılaşıyoruz. Daha dün yine Zonguldak’ta akli dengesinin bozuk olduğu ileri
sürülen biri polis gücüyle öldürüldü. Yani, şimdi Polis Vazife ve Salahiyetleri
Yasası çıkarıldıktan sonra, 14 Haziran 2007 yılındaki yapılan değişikliklerden
bugüne değin, dünkü öldürümle beraber 19 kişi
polisler tarafından öldürülüyor. Bu nasıl bir hukuk devleti? Hiçbir tanesinin
de şu ana değin hakkında ciddi bir soruşturma açılmış ve tutuklanmış ve mahkûm
olmuş değil. Bu ülke polis devleti mi, hukuk devleti mi? Polisi
cesaretlendirici böyle bir yasayı nasıl ortadan kaldırmıyoruz? Örneğin, dün
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığının işkenceyle mücadele raporu yayınlandı.
Diyor ki raporda: “İşkencenin önlenmesi için yargıçlar ve savcılar da insan
haklarının korunması konusunda ant içmelidir.” diyorlar. Değerli milletvekilleri, hepimiz ant içtik. Bu yasama döneminin
başlangıcında, hak ve özgürlükleri herkes için koruyacağımıza ant içtik ama ne
yazık ki, o ihlallerin yapılmasını önleyici hâlâ bir irade ortaya koyabilmiş
değiliz. Şimdi, cezaevleri konusu kanayan bir yara. Daha dün yine,
gerçekten, Adalet Bakanlığının yine verdiği söz üzerine ölüm sınırından dönen
Behiç Aşçı ve aileler geldi, Mecliste ziyaret ettiler ve 45/1 genelge, haftada
on saat sohbeti öngörüyor ve ne yazık ki bu, sadece İzmir’in bilmem ne
cezaevinde uygulanıyor. Oysa Sayın Bakanın yine açıklamasına göre, Türkiye’de
324 cezaevi var ve ilk kez Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 100 bini aşan tutuklu
ve mahkûm, hükümlü dönemini yaşıyoruz. Şimdi, bu nasıl oluyor? Türkiye, çapı
büyük bir cezaevine dönüştürüldü. Gerçekten, herkes ana diliyle konuşamazsa,
kendi diliyle, kimliğiyle, kültürüyle kendisini ifade edemezse, özgürce
konuşamazsa, her gün polis copunu ensesinde hissederse, kitaplar yasaklanırsa
ve Kürt sorununun çözümsüzlüğünün sonucu ağır yine tablolar yaşanırsa biz ne
yapacağız bu ülkede? Serbestçe, özgürce nasıl dolaşacağız? O nedenle, bence
bunun da gereğini yerine getirelim ve bu cezaevlerini önce boşaltır mıyız, ne
yaparız… Ve örneğin, bakın, şu son bir yıl içerisinde 27 mahkûm, devletin
güvencesi altında yaşamını yitiriyor. Hangi konuyu biz daha bunu soruşturma
konusu yaptık ve bunu konuşabildik ve tartışabildik? Bakın şimdi, Adana-Karataş Cezaevinde mahkûmlara açık görüş
yapabilmeleri için... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Birdal, konuşmanızı
tamamlayınız. Buyurun. AKIN BİRDAL (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan. Açık görüş yapılabilmesi için, kadın mahkûmlara, kollarına “Tek
bayrak, tek dil, tek vatan.” damgası vurulmak isteniyor. Bu nasıl bir iştir?
Gelip burada, Sayın Bakan buna yanıt vermelidir. Cezaevlerinde böyle bir
insanlık dışı şey olur mu? Kim olursa olsun, eğer bağımsız yargı mahkûm etmişse
cezasını devletin güvencesi altında çeker. Hukukun gücü ve üstünlüğüne hepimiz bağlı kalmalıyız. Yoksa
akredite, basın özgürlüğü… Şimdi, Sultan Özer arkadaşımız, Evrensel muhabiri,
devamsızlıktan ötürü akreditesi elinden alınmış. Olur
mu böyle bir şey? Bitiriyorum. Martin Luther King’in
yine bir sözünü anımsayarak insan hakları yükümlülüğümüzün burada altını çizmek
istiyorum: “Eğer bir barış kültürü, eğer hak ve özgürlükler eşit ve serbest
herkese tanınmazsa, buğday dökülmeyen değirmen taşı gibi döne döne kendisini tüketir.” Biz de toplumun böyle bir
tüketilmesiyle karşı karşıyayız. Buna izin vermeyelim. Bu umutla hepinizi saygıyla selamlıyorum. Teşekkürler. (DTP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Birdal. Gündem dışı konuşmaya Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın
Cemil Çiçek cevap vereceklerdir. Sayın Bakanım, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. 10 Aralık bütün dünyada İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır.
Bu sene 10 Aralık tarihi bayrama denk geldiği için biz Hükûmet
olarak gruplarımızla da anlaşmak suretiyle Meclisimizin bayram öncesi son tatil
günü olan 4 Aralık günü bu konuyu burada konuşmayı arzu etmiştik. Yine de bu
niyetimizi, bu yöndeki teklifimizi sizlere arz etmek istiyoruz. Ümit ediyorum,
4 Aralık günü burada bu konuyu gruplarımızla beraber enine boyuna tartışma
imkânını bulabiliriz. İnsan hakları konusu önemlidir. Bugün de bu kürsüden dile
getirildiğine göre bu konuyla ilgili düşüncelerimizi söylemekte ve her
vesileyle bu konuya vurgu yapılmakta fayda görüyoruz çünkü insan hakları konusu
bütün dünyada en önemli ve en öncelikli konudur. Dolayısıyla bu konunun
üzerinde ne kadar durulsa yeridir, ne kadar üzerinde söz söylenirse o kadar
faydalıdır, ne kadar iş ve işlem yapılırsa, bu konu “artık yeter,
tamamlanmıştır” diyemeyeceğimiz kadar da ucu açık bir konudur. Onun için her
platformda, her vesileyle konunun görüşülmesinde, konuşulmasında hiçbir komplekse kapılmadan, eksiğimiz varsa bunları samimiyetle
kabul edip üzerine gidilmesinde fayda var çünkü çağımız insan hakları çağıdır
ve insan hakları konusu bir iç hukuk meselesi olmaktan da çıkmıştır. Evrensel bir konuyu konuşuyoruz. Evrensel bir konu olduğu içindir
ki, bu konuyla ilgili en başta Birleşmiş Milletler olmak üzere -Evrensel
Beyannamesi- birçok düzenlemeleri yapılmış, birçok metinler orta yere
çıkarılmış ve Türkiye de hemen hemen bunların
tamamını imzalamış ve benimsemiştir. Geçen dönem yaptığımız Anayasa’nın 90’ıncı
maddesindeki değişiklikle de, insan haklarıyla ilgili konular iç hukukumuzda
kanunlardan evvel gelmektedir. Dolayısıyla her hâlükârda uygulanması gereken,
riayet edilmesi gereken metinlerdir. Onun için, Türkiye belli bir süreden beri demokratikleşme
arzusunun ve çabasının gereği olarak insan hakları konusunda eksikliklerimizi
giderebilmek için, en başta demin bahsettiğim Anayasa maddesi, Anayasa
maddeleri dâhil olmak üzere, önemli yasal düzenlemeleri yapmıştır, gerekiyorsa
daha da yapılabilir. Ama artık uygulamalardan şunu görüyoruz ki: Mesele sadece
bir yasal düzenleme meselesi değildir. Aslında yeteri kadar düzenleme de
vardır. İnsan onuruyla bağdaşmayan fiili kim işlerse işlesin -ister kamu
görevlisi ister düz vatandaş- bunun karşısında hep beraber olmamızda,
mevzuatımızı bu istikamette yorumlamamızda fayda var. Belli ki mevzuat
eksikliğimiz yeteri kadar olmasa bile… Çünkü önemli düzenlemeler yapıldı geçtiğimiz
dönemde; Türk Ceza Kanunu başta olmak üzere, işkence ve kötü muameleye karşı
İnsan Hakları Komisyonunun burada kurulmuş olması, mevzuattaki düzenlemeler,
Anayasa değişikliği, Türkiye’nin uluslararası arenada bu yönüyle ilgili
karşılaştığı problemler de dikkate alındığında, bu konu, hakikaten hepimiz için
önemli bir konu. Üzerinde duruyoruz, durmalıyız. Ama gördüğümüz bir şey şu,
samimiyetle itiraf edelim: Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, bu Başkanlığa
ulaşan bilgilerin hiçbirine bir sansür koymaksızın, hiçbirini kısaltmaksızın,
üstünü örtmeksizin, “Ya bunu yayınlarsak şöyle mi olur?”, “Bunu açıklarsak
böyle mi olur?” tarzındaki bir endişeye kapılmaksızın bunların hepsini
yayınlamaktadır. Bunlardan dolayı da gocunmamıza da gerek yok. Nerede yanlışımız
varsa bunlara kafa yormamız gerekiyor. Ama uygulamalardan şunu gördük: Belli ki
bu insan hakları konusu bir eğitim konusu, bunu bir içselleştirme meselesi. En
başta uygulayıcıların bu yöndeki eğitimlerine daha fazla ağırlık vermemiz
gerekiyor. Eğitimleri yapılıyor; gerek güvenlik güçlerimizde gerekse uyum
yasaları açısından geçtiğimiz dönemde ve bugün en fazla eğitim yapan kurumların
başında Adalet Bakanlığı geliyor, İçişleri Bakanlığı geliyor. Ama buna rağmen
eksikliklerimizin olduğunu da görüyoruz. Onun için eğitime devam etmemiz lazım
ve insan hakları konusunu, sadece 10 Aralığa münhasır bir gün olarak değil,
sadece devletin üzerinde duracağı şeyler değil. Mesela televizyon programlarına
baktığımızda, medyaya baktığımızda bu eğitimin, toplumsal eğitimin verilmesi
konusunda çok ciddi bir çaba çok fazla gözükmüyor. Ne zamanki polisiye bir
olay, sansasyonel bir olay gündeme geldiği zaman bir
iki gün tartışıyoruz, ondan sonra bu konu gündemden düşüyor. Hâlbuki eğitim
devamlı bir faaliyet. Bunu, hem toplumsal eğitim hem de yasaları uygulayanlar
açısından üzerinde durmamız, yanlış yapan varsa, suç işleyen varsa da bunları
hiçbir şekilde himaye yoluna gitmeksizin üzerine hassasiyetle ve kararlılıkla
gitmemiz lazım. Biz bu düşünceyi taşıyoruz Hükûmet
olarak. Yaptıklarımız eksik bulunabilir ama kararımız budur, düşüncemiz budur.
Bu yönde de önemli çabaların, gayretlerin içerisinde olduğumuzu görmemiz
gerekiyor. En büyük insan hakkı ihlali işkence ve kötü muamele. Ama değerli arkadaşlarım, bir şeyi de unutmamak lazım. İnsan
hakları yaşayan insanlar içindir, insan öldüyse ona çok fazla hak lazım
olmuyor. Dolayısıyla bütün dünyada en büyük insan hakkı ihlali terördür. Gelin,
“insan hakkı” denildiği zaman terörle beraber meseleye bakarsak, o zaman bir
ortak zeminde buluşma, ortak zeminde sorunlara çare arama imkânını bulabiliriz.
Meselenin sadece bir tarafını görüp öbür tarafı için amasına,
fakatına, gerekçesine zihnimize yoracağımıza, gayretimize oraya vereceğimize,
kim ihlali yapıyorsa, en başta hayat hakkını ortadan kaldıran, çoluk çocuk
demeden iki yaşındaki bebeleri bile katleden örgütlerle ilgili vurgulamalar
yapılmadan bu konular konuşulursa biraz eksik oluyor. Onu dikkatlerinize arz
etmek istiyorum. Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım. HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan… BAŞKAN – Sayın Kaplan, nedir konu? HASİP KAPLAN (Şırnak) – Konu, İnsan Hakları Günü’yle ilgili.
Bayrama denk geliyor. Bayram öncesi… BAŞKAN – Bayram öncesi bir toplantı yapılacak, Sayın Bakan
söyledi. 4 Aralıkta bir toplantı yapılacakmış. HASİP KAPLAN (Şırnak) – Meclisimize bir önerim olacak. Meclis
gruplarının ve partilerin, ortaklaşa bir bildiri ve kamuoyuna açıklama
yapmasını temenni edecektim. BAŞKAN – Siz demek ki başına yetişemediniz. Sayın Bakan öyle bir
ifadede bulundu, 4 Aralıkta öyle bir toplantı… HASİP KAPLAN (Şırnak) – Benim önerimde Meclisteki mevcut
partilerle beraber, bayram öncesi… BAŞKAN – Evet, bayram öncesi bir toplantı olacak. HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani, bayrama denk geldiği için, öncesinde
yapılacak bir açıklamanın… BAŞKAN – Yok, 4 Aralıkta olacak. DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – 4
Aralık son çalışma günü. HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim. BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz. Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler” kısmında, 1’inci sırada yer alan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve
Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri 1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96) (x) BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet burada. Geçen birleşimde tasarının tümü üzerinde gruplar, Hükûmet ve Komisyon adına yapılan konuşmalar ile şahsı
adına bir konuşma tamamlanmıştı. (x) 96 S. Sayılı Basmayazı 26/11/2008 tarihli
22’nci Birleşim Tutanağı’na eklidir. Şimdi, söz sırası, şahsı adına, Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi’ye aittir. Sayın Hamzaçebi, buyurun efendim. (CHP
sıralarından alkışlar) MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın tümü üzerinde kişisel
görüşlerimi açıklamak üzere söz aldım. Konuşmamın başlangıcında hepinizi
saygıyla selamlıyorum. Görüştüğümüz tasarı, yasalaştığı takdirde yaklaşık elli iki yıldır
yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu yürürlükten kalkacak ve yerine oldukça
kapsamlı düzenlemeler getiren yeni bir Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girmiş
olacaktır. Hâlen yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu elli iki
yıldır ticaret hayatımıza yön vermektedir. Bu kadar eski bir kanunun zaman
içerisindeki gelişmeler karşısında belirli konularda yetersiz kalması,
gelişmelerin gerisinde kalması veya ihtiyaca cevap verememesi son derece
doğaldır. Hukuk esasen ihtiyaçtan doğar, ihtiyacın bir ürünüdür. İhtiyaçlar
değişirse, uygulanacak olan hukuk kuralları da değişir. Türk Ticaret Kanunu
Tasarısı, bu çerçevede bu gerekçeyle hazırlanmış olan bir tasarıdır. Bu nedenle, bu kadar kapsamlı bir tasarıyı hazırlayanlara, buna
emek verenlere teşekkür etmek gerekir. Bu çerçevede 1999 yılı sonunda Türk
Ticaret Kanunu Tasarısı komisyonunu kuran dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ü
anmak gerekir. Yine bu Komisyona başkanlık yapan Prof. Dr. Ünal Tekinalp’a ve diğer bilim adamlarına, bu komisyon üyesi
olanlara teşekkür etmek gerekir. Adalet Komisyonu, Adalet Bakanlığı şüphesiz
buna çok yoğun bir şekilde emek sarf etmiştir. Yargıtay buna katkıda
bulunmuştur. Bunların hepsi bu teşekkür çerçevesinde anılması gereken kişiler
ve kurumlardır. Bu tasarı hazırlığına doğrudan katılmamış olmakla birlikte
ticaret hukuku profesörü Erdoğan Moroğlu da yazmış
olduğu kitapla bu tasarıya katkı vermeye çalışan bir diğer bilim adamımızdır,
onu da anmak gerekir ama burada asıl anılması gereken, 6762 sayılı Türk Ticaret
Kanunu’nu 1950’li yıllarda yazan ünlü ticaret hukukçusu Prof. Dr. Ersnt Hirsch’tir. 1943 yılında
Türk vatandaşı da olan Ernst Hirsch
yaklaşık yirmi yıl İstanbul Hukuk Fakültesinde, Ankara Hukuk Fakültesinde ders
vermiş çok değerli bir bilim adamıdır. Bu yeni tasarıyı görüşürken Hirsch’i şükranla anmanın bir borç olduğunu düşünüyorum. Değerli arkadaşlar, tasarıyla ilgili olarak görüşmeler nedeniyle
Adalet Komisyonunda geçen süreyi de dikkate alırsak yaklaşık dokuz yıllık bir
hazırlık söz konusudur. Dokuz yıllık hazırlığın söz konusu olduğu bir tasarının
mükemmel bir tasarı olması gerekir. Tasarı çok çeşitli konularda yenilikler
getirmektedir. Tasarının bu yenilikleri gerçekten öne çıkarılması gereken
konulardır. Tek kişilik anonim şirket bunlardan bir tanesidir. Çağa uygun,
bizim KOBİ’lerin hâkim olduğu ekonomik yapımıza uygun bir düzenlemedir. Bunları
çoğaltabiliriz ama bunun yanında, arkasında dokuz yıllık bir hazırlığın olduğu
bir tasarıda olmaması gereken birtakım eksikliklerin, hataların, yanlışlıkların
da olduğunu görüyoruz. Umarım bu Genel Kurul çalışmaları bunları düzeltmek için
fırsat olarak değerlendirilir ve bu eksiklikler düzeltilir. Kanunun zaman zaman dil açısından
gösterdiği bazı zaaflar var, bunları ayrıntısıyla burada değerlendirmeyeceğim.
Bunların bir kısmını ilgili arkadaşlara ilettik, umarım bunlar burada
giderilir. Ancak tasarıda asıl üzerinde durmak istediğim konu, tasarının bazı
özel kanunlarla ilgisinin yeterince kurulmamış olduğudur. Bunlardan bir tanesi,
2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’dur. Türk Ticaret Kanunu gibi bir temel
düzenlemede beklenen şudur, şahsen benim beklentim şuydu: Sermaye Piyasası
Kanunu 1980’li yıllarda çıkmıştır. 1957 yılında yürürlüğe giren 6762 sayılı
Kanun’un o zaman öngöremediği, o zaman bir ihtiyaç olarak esasen ortada olmayan
sermaye piyasası kavramına yönelik düzenlemelerin bu tasarıya alınmasıydı.
Halka açık şirketler, kayıtlı sermaye, başlangıç sermayesi, çıkarılmış sermaye,
genel kurullara katılma, genel kurulların düzenlenmesi gibi Sermaye Piyasası
Kanunu’nda düzenlenen ama ancak Türk Ticaret Kanunu’nda olması gereken
düzenlemeler burada yer almamıştır. Burada yer almalıydı, Sermaye Piyasası
Kurulu kendi yasasında sermaye piyasasının düzenleyici ve denetleyici kurumu
olarak kalmalıydı. Bunun yerine, birtakım kavramlar bu tasarıda tanımlanmış,
552’nci maddesiyle de Sermaye Piyasası Kurulunun görev alanında olan bir konu,
sınırları daha da genişletilmek suretiyle, buraya alınmıştır. Örneğin, 552’nci
maddeye göre bir kolektif şirket de Sermaye Piyasası Kurulundan izin almak
suretiyle halktan para toplayabilecektir. Niyet o değil belki, kolektif
şirketin halktan para toplamasını düzenlemiyor 552’nci madde, ancak para
toplarsa, SPK’dan izin almadan para toplarsa bu
konuda yapılacak işlemleri düzenliyor. Bunun anlamı, kolektif şirketin de halka
gidip sermayesi için veya sermaye artırımı için para toplayabileceğidir. Bu,
son derece önemli bir eksikliktir. Yine tasarının zaman aşımıyla ilgili hükümleri 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Kanunu’ndaki zaman aşımı hükümlerini dikkate
almamıştır. Üç yıllık zaman aşımı öngörülmüştür bu tasarıda. Bu, amme
alacaklarını da kapsamına alacak şekilde düzenlenmiştir. Oysa amme
alacaklarıyla ilgili zaman aşımı süresi ilgili yasada beş yıldır. Denilebilir
ki “6183 sayılı Yasa özel yasadır, bu genel yasadır. Dolayısıyla amme
alacaklarında doğal olarak o yasa hükümleri uygulanır.” Bu bir yorumdur, kabul
edebilirim ama tasarının birçok maddesinde birtakım özel kanunlara ilişkin
hükümlerin saklı olduğu yönündeki hükümler olduğunu gördükten sonra, amme
alacaklarına ilişkin bir hükmün olmayışının bu tasarıdaki üç yıllık zaman aşımı
süresinin amme alacaklarını da kapsadığı yorumu yapılmasına imkân vermektedir.
Bu, son derece önemli bir eksikliktir. Tasarıda yer alan, kamu tüzel kişilerinin tanımına, daha doğrusu
kamu tüzel kişilerinin kendi alanlarında kurulacak olan birtakım şirketlerin
yönetim kurulunda temsilci bulundurabilmesine yönelik düzenleme, bizim
Anayasa’mızın öngördüğü idari yapıya uygun bir düzenleme değildir. Devlet, il
ve belediye gibi kamu tüzel kişilerinden söz ediyor ilgili maddeler. Oysa
hepinizin bildiği gibi, bizim Anayasa’mıza göre ve idare hukukumuza göre, ilin
tüzel kişiliği yoktur, il özel idarelerinin tüzel kişiliği vardır. Bu, üç
maddede birden aynı şekilde geçtiği için sizlerin dikkatine sunmayı bunu görev
bildim. Tasarının 340’ıncı maddesi son derece önemlidir. Bizim
hukukumuzda, sözleşme serbestîsi vardır. Borçlar Kanunu’nun 19’uncu maddesi,
sözleşme serbestisini çok açık bir şekilde tanımlar.
Yani, bir sözleşme, emredici kurallara, hukuk düzenine, kişisel haklara, kamu
yararına, ahlaka aykırı değilse geçerlidir; sınır budur. Ancak, 340’ıncı madde,
bu sözleşme serbestîsini tersine çevirmek suretiyle, anonim şirket
sözleşmelerinin veya şirket sözleşmelerinin kanunun ancak izin verdiği şekilde
düzenlenebileceğini söylüyor. Bu, yaratıcılığı öldüren bir düzenlemedir.
Maddenin gerekçesine baktım, gerekçe, bu düzenlemenin Alman hukukundan
esinlenerek yapıldığını söylüyor. Sadece Alman hukukundan esinlenerek bir
düzenlemenin bizim hukukumuza ithal edilmiş olmasını ben kişisel olarak doğru
bulmuyorum. Ana sözleşmeler, şirket sahiplerinin iradesini yansıtan,
yaratıcılığını ortaya koyan metinlerdir. Sözleşme serbestîsi bizim hukukumuzun
olmazsa olmazları arasına girmiştir. Bu sınırlamayı doğru bulmadığımı ifade
etmek istiyorum. Yine, şirket yönetim kurulu üyelerinin en az yarısının yüksekokul mezunu
olması, tek kişilik şirketlerde o tek kişiden oluşan yönetim kurulunun yani o
kişinin yüksekokul mezunu olması yönündeki şart oldukça seçkinci bir şarttır. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun,
konuşmanızı tamamlayınız. MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Bizim ticari hayatımıza, bizim toplumsal yapımıza uygun değildir.
Tek kişilik şirketler KOBİ’leri hedeflemektedir, güzel bir düzenlemedir. Şimdi,
KOBİ’nin sahibi o şirketin tek kişilik yönetim kurulunu oluşturacak. Tasarı ona
“yönetim kurulu” diyor. Belki “yönetim kurulu” da dememek gerekir, o önemli
değil, ama bunun yüksekokul mezunu olması yönündeki şart bizim toplumsal
yapımıza, bizim KOBİ’mize, bizim iş yapma kültürümüze, bizim iş anlayışımıza
aykırıdır. Bunun mutlaka değişmesi lazım. Bu, çok seçkinci bir anlayış, bu
seçkinci anlayışın doğru olmadığını düşünüyorum. Sermayenin kaybı ve borca batak olma durumunu düzenleyen tasarının
376’ncı maddesi, yine, yeniden düzenlenmesi gereken maddelerden biridir diye
düşünüyorum. Madde, şirketin sermayesiyle kanuni yedek akçeler toplamının en az
yarısının, bazı hâllerde en az üçte 2’sinin zarar nedeniyle kaybedilmiş olması
hâlinde o şirketle ilgili çeşitli düzenlemeler içeriyor. Üçte 2’si
kaybedilmişse o şirket derhâl feshedilecek, ona yönelik düzenleme var. Değerli arkadaşlar, bu, kriz dönemine uygun bir düzenleme
değildir. Ayrıca şirketin sadece sermayesi ve kanuni yedek akçelerini almak
suretiyle belirli oranların buna uygulanması da yanlıştır. Şirketin ihtiyari
yedek akçeleri olabilir. Daha bir iki hafta önce bu Parlamento bir yasa kabul
etti, Bazı Varlıkların Millî Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun’du bu.
Şirketler veya kişiler işletmelerine gayrimenkullerini veya paralarını sermaye
olarak koyabilecek, daha doğrusu şirketine koyabilecek, konulan bu değerler
şirketin bilançosunda pasifte bir hesapta tutulacak. E, bu tasarı bunu dikkate
almıyor. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Son cümlem Sayın Başkan. BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi. MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bunun doğru olmadığını ve
düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Daha söylenecek bazı konular da var,
ancak zaman buna izin vermiyor. Bu konulara yönelik önergeler belki bir
uzlaşmayla, belki münferiden bizim tarafımızdan getirilecektir. Konuşmamı burada bitiriyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Hamzaçebi.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, dün soru-cevap için sisteme
giren arkadaşlarımın isimlerini tekrar okuyorum. Bunlara okuduğum sıraya göre
öncelikli olarak söz vereceğim, kalırsa diğer arkadaşlarıma söz vereceğim.
Bunlar lütfen burada olurlarsa veya sisteme girmek istiyorlarsa sisteme
girsinler. Bazıları girmiş zaten, Sayın Tankut, Sayın
Çalış, Sayın Varlı, Sayın Enöz, Sayın Taner, Sayın
Işık, Sayın Aslanoğlu, Sayın Şandır, Sayın Öz, Sayın
Yüksel ve Sayın Aydın olmak üzere. Evet, şimdi soru-cevap işlemini gerçekleştireceğiz. Sayın Tankut, buyurun efendim. YILMAZ TANKUT (Adana) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. Sayın Bakanım, bu kanunla bütün şirketlere web sitesi sahibi olma
mecburiyeti getirilmektedir. Böyle bir mecburiyeti siz doğru bulmakta mısınız?
Firmalara web sitesi mecburiyeti konulmasının en temel gerekçesi nedir? Söz
konusu web sitelerinin temel bir standardı ve formatı olacak mıdır? Web
sayfalarının maliyetlerini karşılamakta zorlanan firmalar için bu siteler
maliyetsiz olarak düzenlenebilecek midir? Şu an Türkiye’de İnternet alan adları sadece ODTÜ tarafından
verilmekte ve başka hiçbir kurum “tr” uzantılı alan adı verememektedir. Bu
yasayla yüz binlerce firma ve ticarethanenin web sayfası ile alacakları alan
adlarını tek bir kurumun vermesi rekabet ilkesini zedelemeyecek midir? Bu konuda
Hükûmet olarak ne gibi tedbirler almayı
düşünüyorsunuz? Teşekkür ediyorum. BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tankut. ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkan, soruları
anlamakta çok zorluk çekiyorum. Yani kulağıma yarısı geliyor, anlaşılmıyor. GÜROL ERGİN (Muğla) – Ses anlaşılmıyor Sayın Başkan, hiç
anlaşılmıyor. ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Ben Sayın Tankut’un sorusunu anlayamadım. Yani mikrofona çok
yaklaşıyor arkadaşlar. BAŞKAN – Tamam, anladım Sayın Bakanım, peki. Arkadaşlarımız da ona
dikkat etsinler, biz de buradan ayrıca müdahale etmeye çalışalım. Sayın Çalış… HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. Sayın Bakanım, maalesef, devri iktidarınızda, ticari sicili
bozulduğu için kredi kullanamaz duruma düşen esnaf sayısı cumhuriyet tarihinde
hiç görülmediği kadar artmıştır. Sicil affı ticari hayatımızın çok önemli bir
problemi hâline gelmiştir. Çıkarmakta olduğumuz bu kanuna eklenecek bir
önergeyle sicil affını geçirmeyi düşünüyor musunuz? Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çalış. Sayın Varlı… MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın Bakanım, bu yasayla şirketlere web sitesi açma zorunluluğu,
açmayanlara da hapis cezası vermeyi düşünüyorsunuz. Bu web sitesinin içeriği ne
olacak? Yani web sitesinde şirketlerin özel bilgileri olacak mı? Bu web
sitesinin içeriğiyle ilgili kim karar verecek? Bu açılımı nasıl yapmayı
düşünüyorsunuz? Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Varlı. Sayın Enöz… MUSTAFA ENÖZ (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın Bakana iki sorum var: Birinci sorum, ödenmediği için icrai işlem yapılan karşılıksız çek ve senet miktarı 2002
yılında kaç adetti? Bugün 2008 yılında bu sayı kaça yükselmiştir? İkinci sorum, Sayın Bakanımız dünkü konuşmasında yabancı
sermayenin ülkeye girişini kolaylaştıracağını ifade etti bu yeni tasarıyla, bu
tedbirleri öğrenmek istiyorum. Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Enöz. Sayın Taner… RECEP TANER (Aydın) – Sayın Bakanım, görüşmekte olduğumuz Türk
Ticaret Kanunu Tasarısı’nın birçok maddesi Borçlar Kanunu’na atıfta bulunmakta.
Borçlar Kanunu’nun ise yeni düzenlemesi henüz Meclis gündemine inmediğine göre,
meydana gelecek mevzuat boşluklarını nasıl gidermeyi düşünüyorsunuz? Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Taner. Sayın Işık.. ALİM IŞIK (Kütahya) –
Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın Bakanım, esnaf ve sanatkârlarımızın sicil affıyla ilgili
olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubu bazı milletvekillerinin hazırlamış
olduğu (2/61) esas nolu Kanun Teklifi’nin
yasalaşmasını hızlandırabilir misiniz? Bu konuda Hükûmetinizin
düşüncesi nedir? İkinci sorum: Otomobil ya da ev kredisi alarak araç veya ev alan
birçok vatandaşımızın son dönemde yaşanan ekonomik krizin de etkisiyle kredi
taksitlerini ödeyemediği için aracı ya da evi ellerinden geri alınmaktadır.
İktidarınız döneminde kaç kişi ev ya da otomobil kredisi kullanmış ve bunların
kaçının ev ya da aracı bugün elinden geri alınmış durumdadır? Benzer şekilde
bireysel tüketici kredisi alanların yaklaşık yüzde kaçı hacizlik duruma
düşmüştür? Bunların kurtarılması konusundaki düşünceniz nedir? Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Işık. Sayın Şandır… MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Sayın Bakanım, bu kanunun hazırlanmasında kurulan komisyonda çok
sayıda sivil toplum kuruluşunun, üniversitelerin, ilgililerin görev aldığını
biliyoruz, gerekçede ifade ediyorsunuz. Tabii Türk ticari hayatını yeniden
düzenleyen temel kanun niteliğindeki, bir reform niteliğinde de nitelendirdiğiniz
bu kanun üzerinde özellikle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin yani Türk
ticaret hayatının birinci düzeydeki temsilcilerinin görüşlerini kanunda
göremiyoruz. Bunu görebilmek mümkün mü? Bu konuda onların görüşleriyle ilgili
bir açıklamada bulunur musunuz? BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şandır. Sayın Kaplan… HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, burada Türk Ticaret Kanunu
bir yıl bekledi, bu arada birçok yasa çıktı tabii. Yine Bütçe Komisyonunda kamu
denetimi, gözetimi yasa tasarısı var ve bu kanunda yer alan birçok madde
maalesef bununla bağlantılı. Bu bağlantılı olanlarla ilgili bir çalışma
ortaklaştırılabilinir mi? İkincisi, küresel krizin ticari hayatı yeniden
şekillendireceği bir gerçek. Bunun olası
risklerine karşı bir hazırlık var mı? Bu konuda aradan bir yıl, uzun bir süre
geçti. Tekrar uzmanların bu konuda görüşünü almayı düşünüyor musunuz? Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan. Sayın Aydın… AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Sayın Bakanım, bu yıl kurulan ve kapanan firma sayısı kaçtır?
Şirketlerin kapanma nedenleri ağırlıklı olarak nelerdir? Teşekkür ediyorum. BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydın. Sayın Aslanoğlu… FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, ticaret hacminde
çekler piyasada en fazla kullanılan bir ödeme aracıdır. Piyasa ölçeklerinde
belirli kural ve kaideler oluşmuştur. Her ne kadar çeklerde vade olmaz ise de
ileri vadeli olarak keşide edilen çekler piyasada ödeme günü olarak kabul
edilerek piyasada belirli bir temayül olmuştur. İleri vadelerde keşide ödenen
çeklerde hiçbir yasal dayanak olmadan, kötü niyetli çek keşidecileri tarafından
“İnisiyatifim dışında elimden çıkmıştır.” ifadesi kullanılarak çekin ödenmesi
ertelenmekte ve iyi niyetli alacaklılar zor durumda kalmaktadır. Bunu
düzeltecek misiniz? Özellikle kredi veren kuruluşlar tarafından kredilerin teminatı
olarak alınan ve kredilerin o çek vadelerinde tasfiye edildiği önceden teamül
olarak belirlenmesine rağmen, kredi veren kuruluştan kredi alan müşterinin zor
duruma düşmesi hâlinde, o kredi kuruluşu mevcut çekleri vadeleri gelmeden tüm
cirantalara icra takibine koymaktadır. Ticari teamülleri art niyetli olarak…
Kredi veren kuruluşlar güven müessesesi olmasına rağmen müşterilerin onuru,
şerefi, haysiyetiyle oynanmaktadır. Özellikle çek keşidecileri dışındaki diğer
cirantaların hiçbir günahı olmaksızın bu yapılan uygulamaya mutlaka mutlaka engel olmak zorundayız. Ben bu konuyu bir kez daha
dikkatlerinize sunuyorum. BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu. Sayın Bakanım, Sayın Tankut’un sorusu
şeyle ilgiliydi, bu web siteleriyle ilgili bir husustu, “Zaruret niyeydi?” Onu
hatırlatayım dedim. Buyurun. ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkanım, biraz
önce de ifade etmiştim, Değerli Milletvekili Arkadaşımız Sayın Tankut’un sorusunu -milletvekili arkadaşlarımız da teyit
ettiler- anlamakta zorluk çekmiştim ama siz çok kısaca, bir cümleyle İnternet
siteleriyle ilgili olduğunu ifade ettiniz. Zaten bir arkadaşımız da buna benzer
bir soru sormuştu. Bu soruyu cevaplandırırken Sayın Tankut’un
da sorusuna kısmen cevap vermeye çalışacağım. Sayın Çalış “Bir sicil affı getirmeyi düşünüyor musunuz?” diye bir
soru yönelttiler ve bir başka arkadaşımız da, Sayın Işık yanılmıyorsam, aynı
soruyu tevcih ettiler. Şu anda sicil affıyla ilgili ne Bakanlığımın ne Hükûmetimin bir çalışması yoktur. “Milliyetçi Hareket
Partisi olarak biz böyle bir teklif verdik. O nedenle Hükûmet
olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?” diye soru sordunuz. Hükûmetimizin
ve Bakanlığımın gündeminde böyle bir konu olmamasına rağmen bu konuyla ilgili,
-tabii benim Bakanlığımın dışındaki bakanlıkları da ilgilendirdiği için-, bu
arkadaşlarımızla bir temasa geçerek, böyle bir ihtiyaç var mı, böyle bir
ihtiyaç ortaya çıkarsa bu ihtiyacı nasıl karşılarız sorusunu müzakere edeceğimi
bu safhada söylemekle yetineyim. Arkadaşlarımızın da sorusuna şimdilik bir
cevap olsun. MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sağ olun, teşekkür ederiz. ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Varlı, web
siteleriyle ilgili yeni Ticaret Kanunu Tasarımızda bir düzenleme yapıldığını ve
bunun zorunluluk olarak düzenlendiğini ifade ederek, bu konuda bir açıklama
yapma ihtiyacı duyup duymadığımı bana sordular. Yine Sayın Tankut’un
da buna benzer bir soruyu yönelttiğini zannediyorum. Değerli arkadaşlarım, gerçekten, soru soran arkadaşlarımızın da
ifade ettiği gibi, Türk Ticaret Kanunu Tasarımızın 1524’üncü maddesi
“Elektronik işlemler ve bilgi toplumu hizmetleri” ana başlığını taşıyarak bir
yeni düzenleme getirmektedir. Madde başlığı “İnternet sitesi”dir.
“Her sermaye şirketi bir İnternet sitesi açmaya ve bu sitenin açıkça
belirlenmiş bir bölümünü,aşağıdaki içerik ile sınırlı
olmamak üzere…” diye başlayan uzunca bir maddede “Şirketçe kanunen yapılması
gereken ilanların bu İnternet sitesinden yapılması, pay sahipleri ve ortakları
açısından önem taşıyan açıklamaların, yönetim ve müdürler kurulu ile genel
kurul toplantıları hazırlıklarının, anılan kurulların yapılmasına ilişkin
bilgilerin, pay sahiplerine veya ortaklara sunulması gereken belgelerin, genel
kurullara ait olanlar dâhil her türlü çağrıların, oy verme, şeffaflık ve kamuyu
aydınlatma yönünden zorunlu ve bilgi toplumu bağlamında yararlı görülen tüm
hizmetlerin ve bilgilerin sunulmasının, bilgi almaya yönelik soruların, bunlara
verilen cevapların, benzeri işlemlerin, bu kanunda ve diğer kanunlarda pay
sahiplerinin veya ortakların aydınlatılmasının öngörüldüğü hususların…” diye
devam eden bir vecibe sermaye şirketlerine yüklemektedir. Bu konuda Avrupa
Birliği üye ülkelerin, bildiğim kadarıyla, on yıllık bir süre içerisinde tüm
sermaye şirketlerinin web sitelerine sahip olması konusunda bir karar almıştır.
Dolayısıyla, Avrupa Birliğiyle müzakere yapan Türkiye'nin
böyle bir ihtiyacı şimdiden karşılıyor olması Avrupa Birliği sürecinde Türkiye
için bir ön hazırlık olacak, ileride yapmak zorunda olduğumuz bir işi şimdiden
yapmış olacağız ve kaldı ki Avrupa Birliğine üye, Avrupa’nın kuzeyinde yer alan
tüm ülkelerde şirketlerin, sermaye şirketlerinin web siteleri zorunlu olarak
bulunmaktadır. Şimdi bunun tüm Avrupa Birliği ülkelerine teşmili
çalışmaları da yapılmaktadır. Biz bunu bildiğimiz için, işte, şimdiden Türk
Ticaret Kanunu’na bu hükmü getirmiş oluyoruz. Gerek Sayın Enöz gerekse Sayın Aslanoğlu çeklerle ilgili önemli bir konuyu gündeme
getirdiler. Gerçekten çeklerle ilgili piyasada birtakım sorunlar yaşanıyor. Bu sorunlardan bir tanesi -Sayın Aslanoğlu
kısmen temas etti- Türk Ticaret Kanunu’nun 711’inci maddesinden
kaynaklanmaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun 711’inci maddesi şöyle bir hükmü
düzenlemiştir: “Keşideci çekin kendisinin veya üçüncü bir kimsenin elinden
rızası olmaksızın çıkmış olduğu iddiasında ise muhatabı çeki ödemekten
menedebilir.” Değerli arkadaşlarım, Türk Ticaret Kanunu’nun 711’inci maddesinde
yer alan bu cümle, maalesef bazı kişiler tarafından şu ana kadar kötüye
kullanılmıştır. Çek vermiş, malı almış, satmış, kullanmış, bankaya telefon
açmış “Benim bu çek elimden rıza dışında çıktı.” diye o çekin ödenmesini
engellemiştir. Bu, birçok vatandaşımızın, esnafımızın, tüccarımızın mağdur
olmasına yol açmıştır. Şimdi, bu yeni tasarı bu cümleyi Ticaret Kanunu’ndan çıkarmaktadır
ve dolayısıyla, bir istismar kapısını kapatan bir adım atıyoruz. Bu son derece
isabetli bir yaklaşımdır, bu tasarıyı hazırlayan hocalarımıza ve değerli
hukukçularımıza tabii ki bir kez daha teşekkür ediyoruz. Ama bunun dışında çeklerle ilgili yaşanan sorun sadece bundan
ibaret değildir. Sayın Aslanoğlu o kısa süre
içerisinde bunu izah etmeye çalıştı, dün, daha uzun bir zaman dilimi
içerisinde, bana piyasada yaşanan bazı sorunları da aktardı ki bunları da
biliyorum. Şimdi, Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü olarak bizim, Çekle
Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’umuz var,
3167 sayılı Kanun. Bu kanunu şimdi yeniden gözden geçirdik ve Çek Kanun
Tasarısı diye yeni bir kanun tasarısı hazırladık. Bunu, Kanunlar Genel
Müdürlüğündeki ilgili arkadaşlarımız, başta Genel Müdürümüz, ekonomiden sorumlu
bakan arkadaşlarımıza da brifing vermek suretiyle
“Piyasada yaşanan bu sorunları ancak bu şekilde çözeriz.” diye önerilerini
gündeme getirdiler. Bu, büyük ölçüde kabul gördü. Önümüzdeki günlerde, biz
böyle bir kanun tasarısını tabii ki Bakanlar Kurulunda da görüştükten sonra
Meclise sevk etmeyi düşünüyoruz. ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Bu kanunun içine soksaydık. Yani hep böyle
ek kanunlar getirerek… ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Zaten böyle bir kanun
yürürlükte var şu anda. ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Var ama bu Türk Ticaret Kanunu… ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Evet, şu anda biz böyle
düşünüyoruz. Bunu sevk edeceğiz. Ama, tabii sizin
yaklaşımınız da çok saygıdeğer bir yaklaşımdır, onun için de teşekkür ediyorum.
Yani özetle söylemek istediğim şudur: Çeklerle ilgili piyasada bir
sorun yaşanmaktadır. Bu sorunların nereden kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Çözümüyle ilgili de işte bu kanun tasarısıyla adım atılmaktadır. Ayrıca, demin
söylediğim kanun tasarısıyla da ilgili bu konuda bir adım atılması çalışmaları
devam etmektedir. Sayın Enöz “Piyasada ne kadar
karşılıksız çek var?” falan diye rakamsal bilgiler istedi benden. O rakamsal
bilgileri bu kanun tasarısı görüşülürken, ileriki safhalarda, örneğin birinci
bölüm görüşülürken size daha sağlıklı şekilde verebileceğimi düşünüyorum. Ayrıca, bir arkadaşımız herhâlde 2008’le ilgili sormuş olmalı.
“Kapanan şirket sayısı nedir, firma sayısı nedir? Açılan firma sayısı nedir?
Rakamsal olarak bana bir bilgi verebilir misiniz?” dedi bir değerli
milletvekili arkadaşımız. Ayrıca “Kapanma ve tasfiye sebepleri nelerdir?” diye bir soru
tevcih ettiler. Buna da kısaca bilgi vermek istiyorum: Değerli arkadaşlarım, 2008 yılında Ocak ile Ekim ayları arasını
kapsayan bir sonucu sizlere bildirebilirim. Kapanan firma sayısı 2008 yılının
ilk on ayı içerisinde 32.586’dır, kurulan firma sayısı da 83.999’dur. Bu
firmalar, anonim şirketler, limitet şirketler, kolektif şirketler, komandit
şirketler ve gerçek kişi firmaları kapsamaktadır. “Şirketlerin kapanma ve tasfiye sebepleri nelerdir?” diye bir soru
daha soruldu. İşletme sermayelerinin yetersizliği, ortaklar arasındaki veya
şirket yönetimindeki ihtilaflar, devir veya birleşme, iflas, ölüm, genel
ekonomik sorunlar şirketlerin kapanma nedenleri olarak tespit edilmiştir. Bunun dışında cevabını veremediğim sorular da olabilir. Onlara da
izin verirseniz Sayın Başkanım, yazılı olarak cevap vereceğim. Çok teşekkür ederim. BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum Sayın Bakanım. Soru-cevap işlemini de gerçekleştirdik. Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır. Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Şimdi birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz. Birinci bölüm 1 ila 30’uncu maddeleri kapsamaktadır. Birinci bölüm üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Halil Ünlütepe, Afyonkarahisar
Milletvekili; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Rıdvan Yalçın, Ordu
Milletvekili; Demokratik Toplum Partisi Grubu adına Hasip
Kaplan, Şırnak Milletvekili; şahısları adına Zekeriya Aslan, Afyonkarahisar Milletvekili; Veysi
Kaynak, Kahramanmaraş Milletvekili. İlk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Afyonkarahisar
Milletvekili Halil Ünlütepe’ye aittir. Sayın Ünlütepe, buyurun efendim. (CHP
sıralarından alkışlar) CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)
– Sayın Bakan, saygıdeğer üyeler; bugün 96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu
Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz. Birinci bölümle ilgili olarak
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. Cumhuriyetin kurulmasından sonra kabul edilen 1926 tarihli Ticaret
Kanunu dört kitaptan oluşuyordu. Buna daha sonra deniz ticaret kitabı da
eklenmiştir. Ticari hayatı düzenleyen kuralların ihtiyacı karşılamaması üzerine
yürürlükte bulunan 1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu
düzenlenmiştir. Bu yürürlükteki Yasa da 1926 tarihli yasanın sistematiğini
aynen korumuştur. BAŞKAN – Sayın Ünlütepe, birkaç saniye
rica ediyorum. Saygıdeğer arkadaşlarım, salonda çok uğultu var. Hatibin
konuşmasını Sayın Bakan ve Komisyon Başkanlığı işitememiş olabilirler; lütfen… Buyurun. HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Görüştüğümüz tasarı, Adalet Bakanlığının 1999 yılında oluşturduğu
bir komisyon, beş yılı aşan bir çalışma sonucu hazırladığı Türk Ticaret Kanunu
Tasarı’sıdır ve kamuoyuna açıkladıktan sonra, kamuoyundan olumlu eleştiriler de
gelmiş, olumsuz eleştiriler de gelmiştir. Herhâlde dikkati çeken en önemli
eleştiri şuydu: Seçkin bir hukukçu olan ve ticaret komisyonunu oluşturan Adalet
Bakanından geldi. Sayın Bakan, bu tasarı açıklandıktan sonra “Tasarının yüzde
90’ının ifade itibarıyla yeniden kaleme alınması gerekir. Bu hâliyle tasarı
Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilecek durumda değildir.” demiştir.
Tasarı hakkında geniş eleştiriler yapılmış, mevcut tasarının Türkiye Büyük
Millet Meclisine sunulabilecek, Türkiye Büyük Millet Meclisinde
düzeltilebilecek olgunlukta olmadığı ileri sürülmüştür. İşte bu tasarıyı bugün
burada görüşmeye ve en iyi şekilde çıkartmaya çalışıyoruz. Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, 22’nci Dönem Parlamentosunda
Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmiş, Adalet Komisyonunda görüşülmüş
fakat Genel Kurula inmeden yasa kadük duruma
düşmüştür. 22’nci Dönemde bu tasarı üzerinde ciddi çalışmalar yapılmış, o
dönemde Cumhuriyet Halk Partisinin değerli üyeleri bu tasarıyla ilgili
düzeltmelerde, olumsuzlukları tartışmışlar hatta tasarıya karşı sundukları
raporda olumsuz gördükleri konuları belirtmişlerdir. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Yeni ekonomik koşullara,
şartlara uygun bir Türk Ticaret Kanunu’nun çıkartılması gerekiyor mu?
Gerekiyor. Bu, tartışmasız bir konudur. Bunun hem de en iyi bir şekilde
çıkarılmasında yarar vardır. Fakat yasa yapmak hızlı tren faciası gibi yeni
yollara yol açabilir. Yasa yapmak teknik bir konudur. Yasa yaparken çok
tartışmalısınız, çok incelemelisiniz ve onun sonucunda iyi bir metni ortaya
koymak zorundayız. Son dönemde çıkarılan İç Tüzük’ün 77’nci maddesindeki
değişiklik, maalesef bu tasarıyı 23’üncü Dönem Parlamentosunun komisyonunda
incelenemez bir hâle getirdi. Sevgili arkadaşlar, kiloya koysanız en az 10 kiloya yakın bir
kitapçık. Bu tasarıyı Adalet Komisyonunda iki saatin içinde Adalet Komisyonunun
değerli üyeleri incelemek zorunda kaldı. Hâlbuki Komisyon üyeleri önce
kendileri inanmalıdır. Bir söz vardır: “Kendi pişirdiğini yemeyen aşçı yemeğini
başkasına yediremez.” Şimdi, iki saatin içinde bu tasarıyı nereye kadar
inceleyebilirsiniz? Hangi hukukçu Türkiye'nin belki önümüzde elli yıllık,
altmış yıllık ekonomi hayatını, ticari hayatını düzenleyecek olan bir yasayı
iki saatte, nasıl inceleyebilirdi? İnceleyemez ve inceleyemedik de. O konuda da
muhalefet şerhimizi koyduk. Fakat biraz önce de söylediğim gibi Cumhuriyet Halk Partisi, iyi,
uygulanabilir bir Türk ticaret yasasının çıkması gerektiğine inandı. Bununla ilgili olarak Komisyondan yasanın Genel Kurula inmesinden
sonra bu tasarıyı hazırlayan, ciddi emekler harcayan Sayın Profesör Doktor Ünal
Tekinalp’le, tasarıyı değerlendiren ve önerilerde
bulunan Sayın Profesör Doktor Erdoğan Moroğlu’yla
grupta Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimizin, Anayasa Komisyonu üyelerimizin,
Adalet Komisyonu üyelerimizin ve hatta sayın grup başkan vekillerimizin de
katılımıyla bir iş çalışması yaptık. Bu konuda emeklerini, özveri ve
katkılarını bizle paylaşan değerli hocalarımıza huzurunuzda teşekkür etmek
istiyorum. Yani, Cumhuriyet Halk Partisi, burada da, Genel Kurul görüşmelerinde
de hazırlık aşamasındaki bu dikkatli, özenli davranışını sürdürecektir.
Tasarının ihtiyacı karşılayabilecek şekilde kanunlaşması için katkıda bulunacağız.
Ekonominin darboğaza girdiği, çalışan kesimlerin iş akitlerinin feshedilerek
işsizler ordusunun çoğaldığı, fabrikaların kapanmaya başladığı, Hükûmetin yeniden IMF’nin taleplerine ihtiyaç duyar hâle
geldiği bir ortamda ticari hayatı düzenleyen yasayı görüşmek, herhâlde çok daha
önemli bir hâle gelmiştir. Bu aşamadan sonra, dün, burada değerli Adalet ve Kalkınma
Partisinin Sayın Grup Başkan Vekili, yasayla ilgili çalışmaları sunarken
Komisyondan geçtikten sonra bu yasa tasarısı üzerinde gruplar arasında bir
uzlaşma sağlandığını, gruplar arasında ortak önergelerin hazırlandığını
belirtmiştir. Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; siyaset, ciddi iştir. Siyasetçi
olayları olduğu gibi anlatır. Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun o ortak
önergelerin hiçbirinde imzası yok. Bugün Sayın Komisyon Başkanımızla da
oturduk, biraz önce de söylediğim gibi en iyi şekilde çıkması için her türlü
özveride bulunacağız. Zaten özveride bulunuyoruz; sabah on bir, gece on bir...
Bir Grup Başkan Vekilinin, bir siyasi partinin en üst organında görev alan bir
değerli arkadaşımızın -herhâlde çalışmalara katılmadı, yanlış bilgi aktardılar
diye düşünmek istiyorum- bir partiyi bağlayıcı bir şekilde, bu şekilde
konuşması demek siyasi ahlakla bağdaşmaz. Biz olumlu davranışlarımızı yaparken,
olumlu saygıyı da görmek isteriz. Yapmadığımız bir şeyi yapmışız gibi
göstermesinden dolayı üzüldüm. Dün, Sayın Komisyon Başkanımız da burada yasayla
ilgili açıklamalarda bulunurken Sayın Komisyon Başkanımızdan bu konuda bir
düzeltmenin yapılmasını bekledim. Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, yasalar
çıkarken -ihtiyaç duyulan yasalarda- yapıcı muhalefetini ne şekilde
gösterdiğini Sayın Komisyon Başkanımız herhâlde takdir edecektir. Siyaset meşru zeminlerde olur. İki saatlik bir çalışmanın sonunda…
Bizim çalışma şekil ve yöntemlerimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nde
bellidir. İç Tüzük’te bulunmayan bir hükmü… Siyasi partilerden birer temsilci
alalım, bu yanlış çıktı, bunun üzerinde, oturalım, çalışalım, düzeltelim…
Düzeltsenize Komisyonda, meşru zemin komisyondur. Bu dönemde, bu yürütmenin
yasamaya tahakkümünün getirdiği bir sonuç olarak İç Tüzük hükümleri dahi
çiğnenerek yeni tür çalışma kurulları ihdas edildi. Sayın Meclis Başkanımızın
bu konudaki çalışmalara şiddetle karşı çıkması lazımdır. Meclis İç Tüzüğü
kurallarına göre, Parlamentonun çalışmasından birinci derecede sorumlu Sayın
Meclis Başkanımızdır ve biz bu konuda sayın grup başkan vekillerimizin
istekleri üzerine o komisyona da arkadaşımızı verdik çünkü ciddi bir Türk
ticaret yasasının çıkması lazımdı. Bizim arkadaşımıza, soruyorum Sayın
Köktürk’e: “Sayın Köktürk, bu konuda bir uzlaşma var mı?” “Yok.” Beni, o
komisyonun dışında, çalışmalara katılan arkadaşımın düşünceleri bağlar. Grup
başkan vekillerimiz, Adalet ve Kalkınma Grubundan “Bunlarda uzlaşıldı.” önerisi
geldiğini söylediklerinde “Hayır, yok” diyor. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Ünlütepe, buyurun
efendim. HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) – Bağlıyorum. Dün, bunun değişik bir uygulamasını maalesef burada gördük. Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu tasarıda, görebildiğimiz
bazı eksiklikler var. Zaman dilimi içinde söz alarak bunları da tamamlamaya
çalışacağım. Borçlar Yasası temel bir yasadır. Temel yasayı görüşmeden Türk
Ticaret Yasası’nı görüşüyoruz. Dün burada hem Sayın Bakanımız hem Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına konuşan Sayın Grup Başkan Vekilimiz “Efendim, Türk
Ticaret Yasası’nı görüşeceğiz, yürürlük maddesine gelince tutacağız, daha sonra
Borçlar Kanunu gelecek…” Günaydın! Türk Ticaret Yasası, ticari hayatı
düzenleyen özel bir yasadır. Bu yasayı yüce Parlamentoda görüştükten sonra eğer
Borçlar Kanunu buraya gelirse, artık temel kanunu özel kanuna uydurmaya
çalışacağız. Bunu dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz. Yarın bu yasanın
tartışmaları hukuk fakültelerinde ders olarak anlatılacaktır. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) – Bir cümleyle bağlıyorum. BAŞKAN – Buyurun. HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) – Sevgili arkadaşlar, bu çizdiğim çerçeve
içinde bu yasanın yasalaşması yönünde eleştirilerimizi, katkılarımızı
vereceğiz, olumlu düzeltmeler yönünde önergeler vereceğiz. Bu konuda değerli iktidar partisi grubunun da desteğine
ihtiyacımız olduğunu belirtiyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ünlütepe. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Ordu Milletvekili Sayın
Rıdvan Yalçın, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar) MHP GRUBU ADINA RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; görüşülmekte olan 96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu
Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Meclis Grubu
adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, partim ve şahsım adına yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın milletvekilleri, önümüzdeki tasarı, Meclis gündemini uzun
yıllar meşgul eden ve nihayet Genel Kurula gelebilmiş kapsamlı bir temel kanuna
ilişkindir. Yapılış mantığına, yapılış yöntemine, görüşme zamanına ciddi
itirazlarımızla birlikte, uzun yıllara dayalı ciddi bir emeğe dayalı bu çalışmaya
katkıda bulunanlara da teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Değerli arkadaşlarım, iktidar partisi sözcülerince bir ortak
önergeler hazırlanması meselesi ifade edildi ve bu meseleyle muhalefet ve o
çalışmaya katılan arkadaşlarımız da bir töhmet altında bırakıldı. Ben de o
çalışmaya partim adına katılmış bir komisyon üyesiyim. Daha önceki konuşmacılar ifade ettiler, bu tasarı 1.534 madde
olmasına rağmen, geçen dönemden kaldı diye, Komisyonda zaman kaybolmasın diye
sadece geneli üzerinde yapılan bir çalışmadan sonra Genel Kurula gönderildi ve
aslında İç Tüzük’ün 77’nci maddesinden kaynaklanan bu garabet durumun bir özrü
olarak Komisyon Başkanımızın inisiyatifiyle grup
başkanlıklarından böyle bir çalışma grubu oluşturulması istenmişti. Ben de
partim adına katıldım. Aslında bizim yaptığımız orada bir ortak önerge
hazırlamaktan ziyade, bilim heyetinin yaptığı çalışmalara nezaret etmek
şeklindeydi ve birçok değişiklik önergesi de çalışma zamanları dışında bize
elden gönderilmiştir. Örneğin bunun son örneği, bir madde de zannediyorum dün
Komisyon Başkanımızca gönderilmiştir. Değerli arkadaşlarım, bu çalışmayı küçümsemek, reddetmek için
bunları anlatıyor değilim fakat böyle bir iyi niyetli çalışmayı burada Meclis
kürsüsünde “Muhalefetin bu tasarıya karşı bir eleştirisi yok, bu tasarının
tamamını muhalefet de kabul ediyor.” gibi takdim etmek bu tür çalışmaların
önünü kesen bir yaklaşım olmuştur. Bu sebeple bu durumu kabullenmediğimizi
ifade etmek isterim. Sayın milletvekilleri, bütün modern ülkelerde hukuk oluşturmak en
önemli işlerin başında gelmektedir. Çağın gereklerine uyum sağlamak,
vatandaşlarına daha güvenli, daha şeffaf, rekabete açık, tüketicileri önemseyen
ticari ortam oluşturmak her devletin temel görevleri arasındadır. Hukuk, yeni
sorunlar üretmek için değil, sorunları çözmek için başvurduğumuz bir olgudur.
Bu itibarla bu kapsamda bir kanun yapmak çoğunlukla yararlarından çok
mahzurları ile yeni sorunlar üretmeye müsait olmaktadır. Bu kanunla elli hatta
seksen yıllık Türk ticaret hukuku birikimi, oturmuş yargı uygulamaları önemli
ölçüde devre dışı bırakılmaktadır. Madde sistematiği toptan değiştirildiğinden
hem uygulayıcılar hem de kanundan etkilenecekler bakımından zahmetli ve zaman
alıcı sonuçlar doğuracaktır. Dikkat edilirse örnek alındığı ifade edilen AB
ülkelerinin en dinamik alan olan ticaret hukukunda özellikle teknolojik
gelişmeler ve yönetişim anlayışının çağdaş gereklerine uygun olarak sıkça
değişiklikler yapıldığı, kanunlara yeni müesseseler ilave edildiği ve hatta
birçok ülkede özel kanunlar çıkarmak suretiyle mevzuat eksikliğinin giderildiği
görülecektir. Ancak hiçbir ülkede, bu tasarıyla yapıldığı gibi, sanki ilk kez
ticaret kanunu yapılıyormuş gibi bir yöntem izlenmemiştir. Kanunlar, ülkelerin,
aynı zamanda devlet geleneğinin de yazılı vesikaları olarak özenle korunması
gereken kimlik unsurlarındandır. Onun için seksen yıllık geleneği bir çırpıda
yok etmek doğru değildir. Bir kanunun yürürlükte kaldığı zamanın uzunluğu bir
olumsuzluk değil, gelecek kuşakların hayranlığını kazanacak bir durumdur. Değerli arkadaşlarım, iktidar partisi benzer yöntemleri önemli
diğer temel kanunlarda da yapmıştır; Ceza Kanunu, Borçlar Kanunu, Hukuk Usulü
gibi. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, âdeta, cumhuriyetin yerleşmiş,
gelenekselleşmiş bütün birikimlerini yok sayıp yeni bir başlangıç yapılıyormuş
gibi bir tavır içerisine girilmesini doğru bulmamaktayız. Yürürlükteki kanunun
eksik yanlarını tamamlamak, aksayan yanlarını düzeltmek yerine çok daha fazla
zaman gerektiren ve çoğunlukla yürürlüğe girene kadar bazı hükümleri eskiyen bu
yöntem sağlıklı da değildir. Nitekim bu tasarıda bu durumla karşılaşmaktayız.
Komisyon Başkanımızın inisiyatifiyle kurulan çalıştayda, elli altı -bir madde daha ilave edildi- elli
yedi değişiklik önergesinin hazırlanmış olduğu da bu sağlıksız durumun bir
delilidir. Bir kanunun bütünüyle yeniden yapılması, acil ihtiyaç olan
değişikliklerin de nasılsa yeni kanunda yer alır düşüncesiyle yapılmaması
sonucunu doğurmaktadır. Örneğin, değerli arkadaşlarım, bu kanunun hazırlığı on
yıla yakın zaman sürmüştür ve bu on yıl içerisinde hep yeni düzenlenecek
kanunda yer alacak düşüncesiyle elzem olan değişiklikler de yapılamamıştır.
Yukarıdaki açıklamalardan iktidar partisi ile partimiz arasındaki yasama
anlayışının farklılığını ifade etmiş oldum. Değerli arkadaşlarım, çok önemsediğim iki hususu daha sizlerle
paylaşmak istiyorum: Birincisi: Kapsamlı temel kanunlar, içinden geçtiğimiz ağır
ekonomik kriz ve terör olaylarındaki infial uyandıran yoğunluk sebebiyle doğru
bir zamanlama içinde görüşülmemektedir. Bu tür kapsamlı temel kanunlar daha
dingin zamanlarda, uzun vadede yaşanacak etkilerinin de değerlendirilebildiği
bir atmosferde görüşülmelidir. İkinci husus ise milletimizin gündemi ile Meclisimizin gündemi
arasında aynılık olmayışıdır. Ne yazık ki bugün milletimizin iki temel gündemi
kâbus gibi her ferdimizi kuşatmış bulunmaktadır. Ekonomideki kötü gidiş
nedeniyle emeğinin karşılığını alamayan çiftçimiz mutsuz, işini kaybetmekten
korkan çalışanımız huzursuz, kirasını ödeyemeyen esnaf parasız, üretimi
durdurmuş iş adamı çaresiz ve gelecekten umudunu kesmiş emeklimiz moralsizdir.
Bir yanda ise vatanımızın bütünlüğüne, milletimizin birliğine kasteden hain
teröre karşı güçlü bir irade göstermesi gereken iktidarın, çözüm olarak
“Terörist başı”na komşu göndermeyi, hamilerinden
medet ummayı seçmesi vatandaşlarımızı derinden yaralamaktadır. Böyle bir
zamanda bu yasayı görüşüyor olmak en iyi ifadeyle talihsizliktir. Aziz
milletimizin, partimizin gündemi ile kendi gündeminin bir olduğunu, bizim de
terör ve ekonomik krize karşı önlemleri görüşme isteğinde olduğumuzu ancak
Meclis gündemini belirleyenin iktidar partisinin sayısal çoğunluğu olduğunu
bilmesini özellikle istirham ediyorum. Sayın milletvekilleri, şimdi de kısaca üzerinde konuştuğum bölümle
ilgili değerlendirmeler yapmak istiyorum. Tasarının 1’inci maddesinde esaslı
bir değişiklik olmayıp “ticari işletme” kavramı, kapsamı daha genişletilerek
ana terim hâline getirilmiştir. 3’üncü maddede ise “ticari işletme türü” yerine genel terim olarak
“ticari işletme” terimi kullanılmış, içerik aynı kalmıştır. 5’inci maddede yapılan değişiklik esas itibarıyla yerinde ve
gerekli bir düzenlemedir. Yapılan düzenlemeyle denizcilik ihtisas
mahkemelerinin görev ve yetki alanları, bu kanun ve diğer kanunlardan doğan
deniz ticaretine ilişkin kapsam genişletilerek diğer kanunlarla var olan
çelişkiler giderilmiştir. Sayın milletvekilleri, tasarının 8 ve 9’uncu maddeleri üzerinde
yoğun tartışmalar yaşanmış, bilim çevreleri ve maddeden etkilenecek bankalar,
finans kuruluşları ve uygulayıcıların üzerinde ittifak etmekte zorlandığı
düzenlemeler olmuştur. Hükûmetin ilk tasarısında
maddede yer alan faizin anaparaya eklenerek tekrar faiz yürütülmesi olan
bileşik faiz Komisyonca yasaklanmış olmasına karşın, yukarıda sayılan çevrelerden
gelen itirazlar üzerine şimdi önergeyle tekrar metne ilave edilmek
istenmektedir. Bankacılık uygulamaları ve cari hesaplar için böyle bir
ihtiyaçtan bahsedilse de finans kuruluşları karşısında güçsüz kredi
kullanıcılarını korumak bakımından Komisyonun yaklaşımı bizce daha doğru
bulunmaktadır. Nitekim Komisyonda bileşik faiz yasağının tek
istisnai hâli olan ve şimdi önergeyle tekrar eklenmek istenen düzenleme,
“Uygulamada sıkça istismar edildiği, cari hesap dışında ticari olmayan borçlar
ve özellikle kredi kartları bakımından neredeyse genel bir uygulamaya dönüştüğü
ve kredi sözleşmelerinin cari hesap sözleşmesi olarak düzenlenerek hem faiz
bakımından ve hem sözleşmenin kolayca feshine imkân vermesi bakımından daha
güçsüz durumda olan kredi kullanıcıları aleyhine yarattığı sakıncalar nedeniyle
uygun bulunmamaktadır.” Değerli arkadaşlar, bu cümleler benim değil
Komisyonumuzun görüşleridir. Biz de bu isabetli görüşlere katılıyoruz.
Özellikle, yaşadığımız ekonomik krizin yıkıcı etkileri, kredi bulmada yaşanan
sıkıntılar, kredi kartlarının kriz nedeniyle kullanılma yoğunluğu
gözetildiğinde bileşik faize tekrar geri dönülmemelidir. Bu konudaki önergeye
destek vermeyeceğimizi ifade etmek istiyorum. Yine, değerli arkadaşlarım, bu maddeye ilişkin bilim çevrelerinde
de genel faiz kurallarının… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) RIDVAN YALÇIN (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan. BAŞKAN – Sayın Yalçın, buyurun, konuşmanızı tamamlayınız. RIDVAN YALÇIN (Devamla) – Teşekkür ediyorum. Değerli arkadaşlarım, bu faiz düzenlemesinin genel olarak Borçlar
Kanunu’nda, ticari faizin de Ticaret Kanunu’nda düzenlenmesine ilişkin bilimsel
görüşler de mevcuttur. Tabii, maddelere ilişkin daha çok söyleyeceklerim vardı ama süre
yetmeyecek. Değerli arkadaşlarım, burada “yeni” diye takdim edilen, “bir
reform” diye takdim edilen tasarının ilk otuz maddesinde bana göre üç maddede
önemli değişiklik yapılmıştır. Bunları da kısaca arz ettim. Sayın Bakanım ile Komisyon Başkanıma özellikle bir istirhamımı
ifade etmek istiyorum. Bu kanunu yeni yürürlüğe giriyormuş gibi yapmak yerine,
önceki kanunda değişiklik gibi yapıp en azından yürürlük tarihini 57’den
sürdürmek gibi bir manevi mirası bırakalım gelecek nesillere. Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yalçın. Demokratik Toplum Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan. Sayın Kaplan, buyurun efendim. (DTP sıralarından alkışlar) DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; öncelikle, bu tasarı ile ilgili çalışan, emek veren bütün
öğretim üyelerine, önceki hükûmetlere, katkı sunan
tüm komisyon üyelerine ve bu konuda çalışmalarını büyük bir kitapçıkta bize
gönderen Türkiye Barolar Birliğine teşekkür ederek başlamak istiyorum. Tabii, bir sene önce bu tasarı Meclise geldi ve sanıyorum, kapsam
itibarıyla bakıldığı zaman en kapsamlı temel kanun olarak gözüküyor. Bu arada önemli
değişiklikler oldu, yasalar çıkarıldı, hâlâ komisyonlarda görüşülen yasalar
var. Ne yazık ki Hükûmet, kendisinin Meclise sunduğu
tasarıyı dikkate almayan düzenlemeler yaparak bu tasarı şimdiden ihlal edilmiş
durumda, şimdiden birçok maddesinin değişmesi gerekir durumda. Örneğin, kamu
denetimi, muhasebeyle ilgili bir tasarı var, onunla ilgili maddeler burada var.
Şimdi, eğer kamu denetimi yasası çıkacaksa bunun ona uygun duruma getirilmesi
lazım, eğer bu çıkarılacaksa onun buna uygun duruma getirilmesi lazım veya
mükerrerliğin kaldırılması lazım. Yine, Anayasa Mahkemesinin verdiği birçok iptal kararını baypas
etmek üzere buradan birçok yasa çıktı ekonomik konularda. Yine, bu yasa
tasarısı bir bütün olarak ele alındığında… BAŞKAN – Sayın Kaplan, üç-beş saniyenizi rica edebilir miyim
efendim. IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA
SUNUŞLARI A)
Çeşitli İşler 1.- Genel Kurulu ziyaret eden, Çin
Halkı Siyasi Danışma Konferansı Başkanı Sayın Jia Qinglin ve beraberindeki heyete Başkanlıkça “Hoş geldiniz”
denilmesi BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı Sayın Köksal Toptan’ın resmî konuğu olarak ülkemizi ziyaret etmekte
olan Çin Halkı Siyasi Danışma Konferansı Başkanı Sayın Jıa
Qınglın ve beraberindeki heyet, Meclis Başkanımız
Sayın Köksal Toptan ile birlikte şu anda Meclisimizi teşrif etmiş bulunuyorlar.
Kendilerine, Genel Kurul adına “Hoş geldiniz.” diyorum. (Alkışlar)
III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri
(Devam) 1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96) (Devam) BAŞKAN - Buyurun Sayın Kaplan. HASİP KAPLAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Meclis Başkanımız ve değerli konuklarına “Hoş geldiniz.”
diyerek devam etmek istiyorum ben de. Bu yasa tasarısı, temel bir yasa tasarısı olarak Medeni Kanun’un
ve Borçlar Kanunu’nun ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Ülkede adaletli bir
vergi reformunu odağa almadan, vergi reformunu düzenli bir şekilde oturtmadan
bu temel yasayı da adil ve hakkaniyete uygun olarak yaşama geçirmek mümkün
değildir. Burada elbette ki bu yasanın çıkmasında Avrupa Birliği mevzuatının
etkileri var. 20’nci yüzyıl ticaret hukukunun yerine 21’inci yüzyılın bilişim
çağındayız; İnternetten tutun yüksek teknolojiye kadar. Bir dünya savaşı
yaşandı, paktlar çöktü, yeni sistemler kuruldu, yeni Birleşmiş Milletlerin örgütlenmelerine
geçildi, Avrupa Konseyi bölgesel paktları kuruldu, uluslararası hukuk
oluşturuldu, mahkemeler kuruldu, deniz ticaretinde önemli gelişmeler oldu.
İnternet ve bilişim suçlarında yeni bir çağa giriyoruz. O dönemlerde -bu yasa
en son 1957 tarihli- bu yasadan sonra dünyamıza televizyon, cep telefonu,
İnternet ve çok hızlı teknik değişimler girdi. Bütün bunları dikkate
aldığımızda, böyle bir yasa değişikliğinin kaçınılmazlığı ortada. Ama biz Demokratik Toplum Partisi olarak bu yasanın mümkün olduğu
kadar yanlış yerlerini düzeltmeye çalışacağız ama şimdi bir bütün olarak ve
hukukçu olarak baktığımda, sistematik olarak -deveye “boynun eğri” demişler,
“nerem düzgün ki” demiş- bu yasa tasarısına da baktığımız zaman çalışmalarımızı
eğer sıkılaştırırsak ve “Bir an önce çıksın.” dersek inanıyorum ki çok ciddi
hatalar yapabiliriz. Bu nedenle, biz olumlu önergelerle bu düzeltmeleri
yapmaya çalışacağız. Mesela, para biriminden altı sıfır attık; YTL gitti, TL
geldi. Bu, Türk ticaret hukuku mevzuatında çok önemlidir. Bu tür şeylerin,
ulusal üstü yargı hukukunun dikkate alınması gerekiyor. Birinci bölümde hemen göze çarpan birkaç eksikliğe dikkat çekmek
istiyorum. 1’inci maddeden başlıyor eksiklik. Türk Ticaret Kanunu, Medeni
Kanun’un ayrılmaz bir parçasıdır. Türk ticaretinin iki temel unsuru var
arkadaşlar: Alacak ve borç. Alacak ve borcu da Borçlar Kanunu düzenler. Başında
bir eksiklik var yani. Elbette ki bunu önergelerle düzenleyeceğiz. Hemen devam ediyorum: Ticari davaların görüleceği mahkemeler… Bu
ticari mahkemelerde kaç bin dava görülüyor? Kaç bin dava kaç yılda
sonuçlanıyor? Bu bilirkişi müesseseleri bu davaları nasıl etkiliyor? Bütün bu
konuların fotoğrafı çekilmeden sadece ticari davaların, yetki ve görevlerinin
bahsedilmesi yetmiyor. Öncelikle Adalet Bakanlığının, ticari davaların
görüldüğü tüm mahkemelerin hâkimlerinin, personelinin, bilirkişi sisteminin
önemli bir şekilde değişikliğe uğratılması gerekiyor. 8’inci maddede gerçekten bir hüküm var ki ticari faizlerde faiz
oranı serbestçe belirlenir. Yani bu ülkemizde 60 milyon cep telefonu var, 70
milyon kredi kartı var. Bileşik faizlerin yüzde 300’lere vurduğu, milyonlarca
insanımızın faiz icra ve iflas takibine alındığı bir dönemde faizi serbest
bırakmak hangi vicdan, hak, hangi hakkaniyet, hangi etik sınırların içinde
kalır? Bunun muhasebesini yüce Meclisin gerçekten çok iyi yapması gerekiyor.
Faizi serbest bırakırsanız tefeciliği de serbest bırakırsınız olur biter, bu
kadar açık. Faiz oranları konusunda Meclisin bir sınır koyması gerekiyor. Nedir
bu sınır? Merkez Bankası yıllık borç faizleri bellidir. En azından denilir ki,
“Bunun 2 katını geçemez.” Yani yüzde 21 oranında şu an faiz alınıyor yıllık,
yüzde 42’yi geçemez ama derseniz ki “ticari faizlerde faiz serbesttir.” Kredi
kartları artık, cep telefonları bütün aile bireylerinin elinde; ek kartlarla,
cep telefonlarıyla gelen faizlerin oranının yüzde 100’ü geçtiği bir ülkede
sosyal kriz ve patlamaların olması kaçınılmazdır. Yine 11’inci maddede bir hüküm var, deniliyor ki: “Ticari işletme
ile esnaf işletmesi arasındaki sınır Bakanlar Kurulunun çıkaracağı bir
kararnameyle gösterilir.” Yasama Meclisi neden kendi görev ve yetkisini
Bakanlar Kuruluna, yürütmeye devretsin ki? Neden kararnameye bıraksın ki? Zaten
gerek yok. Hemen devamı olan 15’inci maddede, esnafın ne olduğunu çok açık
ifade eden bir hüküm var. “Esnaf ekonomik faaliyeti sermayeden fazla, bedeni
çalışmasına dayanan” tanımını yapıyor. Şimdi siz, bilmem, bir köydeki bir
bakkalı bir marketle, bir süpermarketle, bir ticari işletmeyle eş değer görürseniz,
eş değer vergiye tabi tutarsanız, zaten esnafımızın dükkânlarını, yüz
binlercesini kapattığı, ekonomik küresel krizin Türkiye’yi de vurduğu bir
dönemde, bu, esnafımızın hayatını daha da zorlaştırır. Esnafımızın vergiden
muaf tutulmasını sağlayacak, belli bir kapasitede teşvik edilecek, esnafımızı
biraz ayakta tutacak düzenlemelere ihtiyaç duyduğumuz günleri yaşıyoruz.
Gerçekten, bu ticari faiz uygulamasıyla beraber korkunç bir adaletsizliğin
yaşanacağı görülmektedir. Biz, ticari davaların görüleceği mahkemelerin burada tanımını ve
görev ve yetkilerini açıklıyoruz. Peki, Türkiye, Dünya Ticaret Örgütünün Tahkim
Kurulunun tarafı değil midir? Türkiye, Hamburg’daki Denizcilik Yüksek
Mahkemesinin tarafı değil midir? Türkiye, Lüksemburg’daki Ekonomi Adalet
Divanının kararlarının tarafı değil midir? Türkiye, Birleşmiş Milletler
nezdinde kurulan birçok ulusal üstü yargının tarafı değil midir? Tarafı ise bu
ticaret kanununda neden ulusal üstü yargıya dair bir hüküm yer almamaktadır. Bu
yanıyla da… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Kaplan, konuşmanızı tamamlayınız lütfen. HASİP KAPLAN (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan. …sadece krizde küreselleşen bir ticari hayat söz konusu değil.
Artık İnternet, şirketler, acenteler, Uzak Doğu’dan Pasifik’ten, Çin’den,
Hindistan’dan, Japonya’dan Washington’a, Londra’ya, Reykjavik’e kadar iç içe
girmiş durumdadır. İç içe giren bu sorunların, sözleşmelerin,
bunların hukukundan doğacak herhangi bir ihtilaf konusunda, ulusal üstü yargı
konusunda, ticari alanda uzmanlaşmış yargıç açığınızı kapatmadığınız zaman, bu
konuda nitelikli insan yetiştirmediğiniz zaman, son küresel krizin faturasının
dünyada 7 trilyona yükseldiği bir dönemde, eğer bunun önlemini alıp bu temel
kanun, Türkiye’nin ekonomisinin de geleceğini belirleyecek yararlı bir yasa
çıkarmış olmayız. Bu katkıları sunmaya hazırız. Şimdiden teşekkür
ediyorum. Sağ olun Sayın Başkanım. (DTP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan. Bölüm üzerinde şahsı adına ilk konuşmacı Afyonkarahisar
Milletvekili Zekeriya Aslan. Sayın Aslan, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) ZEKERİYA ASLAN (Afyonkarahisar) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Ticaret Kanunu Yasa Tasarısı’nın birinci
bölümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla
selamlarım. 1957 tarihinde yürürlüğe giren ve elli yıla yakın bir süreden beri
uygulanmakta olan 1956 tarihli 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Türk
hukukuna ve Türk ticaret hayatına büyük hizmetlerde bulunduğu bir gerçektir.
Ancak, 6762 sayılı Kanun’da -geçen elli yıl içinde- bu gelişmelere karşılık
değişiklikler de yapılmamıştır. Dünyada ve ülkemizde ekonomik ve ticari hayatta meydana gelen
gelişim ve değişimlere paralel olarak 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda
değişiklikler yapmak ve yeni bir Türk Ticaret Kanunu tasarısı hazırlamak üzere
çalışmalara 1999 yılında başlanmış olup zaman içerisinde çok çeşitli ve ciddi
müzakerelerden geçerek yeni yasama döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Adalet Komisyonunda 26/12/2007 tarihinde yapılan
toplantı sonucunda tasarı ve rapor Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün
77’nci maddesinde yapılan değişiklik doğrultusunda oy çokluğuyla benimsenmiş ve
Genel Kurula gönderilmesine karar verilmiştir. Değerli arkadaşlar, 1 ila 30’uncu madde arası bölümü üzerinde
konuşuyoruz. Tabii, bu bölümde neler var neler yok onlardan bahsedeceğim,
kanunlar neler getirmiş onlardan bahsedeceğim. Türk Ticaret Kanunu Yasa Tasarısı’nın birinci bölümü, daha çok
arkadaşlar, başlangıç hükümleri, genel hükümler ve tanımlamaları içermektedir.
1’inci madde, ticari hükümleri ve uygulama alanını, mahkemenin ticari işlerde
hangi kuralları uygulayacağını; 2’nci madde de ticari örf ve âdetin niteliği ve
uygulanma durumunu; 3’üncü madde ise ticari işleri tarif etmektedir. 4’üncü maddeye baktığımızda, ticari davaları tarif etmekte olup
ticari davalarla ilgili bazı istisnalar açıklanmıştır ve ticari davalarda
delillerin sunumunun şekli belirtilmiştir. 5’inci madde, ticari davaların görüleceği mahkemeleri ticaret
mahkemelerinin olmadığı yerlerde hangi mahkemelerin bu sıfatla davalara bakmaya
yetkili olduğunu anlatmaktadır. 6’ncı madde, kanuni zaman aşımını, 7’nci madde müteselsilen
sorumluluğu açıklamaktadır. 8, 9 ve 10’uncu maddeler, faizle ilgili kanun maddeleridir. 8’inci
madde faiz oranını, 9’uncu madde faizin ticari işlerde uygulanmasını, 10’uncu
madde ise faizin başlangıcını belirtmiştir. Başlangıç maddelerinden sonra Birinci Kısım ticari işletmeyi ele
almıştır. Ticari işletmenin Birinci Kısmı tacir kavramını, ticari işletme
kavramını açıklamaktadır. 11’inci madde, ticari işletmeyi açıklamaktadır. Esnaf işletmesiyle
ticari işletme arasındaki sınırın tayini yine ticari işletmenin devir şekli
açıklanmıştır. 12’nci madde, taciri açıklamakta, kime tacir denildiğini ve
istisnalarını belirtmektedir. 13’üncü madde de ise küçük ve kısıtlıların tacir durumları
açıklanmıştır. Kanuni temsilcinin ceza yönünden sorumluluğu belirtilmiş,
14’üncü madde ticaret yapmaktan men edilenleri açıklamıştır. Değerli arkadaşlar, 15’inci madde, ekonomik faaliyeti fazla olan
bedenî çalışmasına dayanan ve geliri kararnameye göre sınırı aşmayan, sanat ve
ticaretle uğraşan esnaf kardeşlerimizi açıklamaktadır. 16’ncı madde, ticari işlerle ilgili tüzel kişileri sıralamaktadır.
Hangi tüzel kişilerin tacir sayıldığı, hangilerinin sayılmadığı belirtilmiştir.
17’nci madde, donatma iştirakine tacire ilişkin hükümlerin
uygulanacağını açıklamaktadır. 18’inci madde ise, tacir olmanın genel olarak hükümlerini
belirtmektedir. Tacirin tabi olduğu genel kuralları, işlerinde basiretli bir iş
adamı gibi davranması gerektiği ve tacirlerin arasındaki sözleşme hükümlerini
açıklamaktadır. 19’uncu madde ise, tacirin borçlarının ticari olması gerektiğini,
bir taraf için ticari iş olan sözleşmenin, aksine hüküm yoksa karşı taraf için
de ticari iş sayıldığı açıklanmaktadır. 20’nci madde, tacirin yaptığı işin karşılığı ücretini isteyebilme
hakkını ve faiz isteme hakkını açıklamaktadır. 21’inci maddede, fatura ve teyit mektubunun hukuki anlam ve
geçerlilik şartları açıklanmıştır. 22’nci maddeye baktığımızda, hangi hâllerde ücret veya sözleşme
cezasının indirilemeyeceği tanımlanmıştır. 23’üncü madde, ticari satış ve trampa kavramlarını tanımlamakta,
sözleşmenin feshi, temerrüt, ayıplı malın durumu, ihbar zamanını açıklamıştır. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Ticaret Kanunu
Tasarısı’nın İkinci Kısmında ticaret sicili yer almaktadır. Bu kısımda yer alan
24’üncü madde ticaret sicilini tarif etmekte, ticaret sicilinin nasıl
tutulacağını açıklamaktadır. Ticaret sicili müdürlüğünün hangi birlik veya
kurum tarafından kurulacağı belirtilmiştir. 25’inci maddede, ticaret sicilinin yönetimi anlatılmıştır. Yönetim
sorumluluğu ve sicil müdürlüğü açıklanmıştır. 26’ncı maddede, ticaret sicili ile ilgili yönetim, defterin
tutulması, personelin durumunu düzenleyen tüzük belirtilmiştir. Devam eden
maddelerde de… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Aslan, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. ZEKERİYA ASLAN (Devamla) - …ticaret siciline tescil şartları;
27’nci maddede, ticaret siciline tescilin istem üzerine yapılacağı
açıklanmıştır. 28’inci maddede tescil istemi ilgilileri, temsilcileri veya hukuki
haleflerinden bahsedilmiş; 29’uncu maddede tescil isteminin şekli; 30’uncu
maddede ise tescil isteme süresi belirtilmiştir. Tasarının hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Tasarının ülkemize hayırlı olmasını temenni eder, yüce Meclisi saygıyla
selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslan. Şahsı adına ikinci konuşmacı Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Veysi Kaynak, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, çok değerli
milletvekilleri; Türk Ticaret Kanunu Yasa Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde
söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Birinci bölüm, 1 ila 30’uncu maddelerden oluşmakta ve başlangıç,
ticari işletme, tacir ve kısmen de ticaret sicilini düzenleyen hükümleri ihtiva
etmektedir. Saygıdeğer milletvekilleri, malumlarınız olduğu üzere Osmanlı
döneminde ticaret hukuku alanında 1850 yılına kadar İslam hukuku sistemi
uygulanmaktaydı. 1850 yılında, 1807 tarihli Fransa Ticaret Kanunu’ndan
uyarlanarak Kanunnâme-i Ticaret adında ilk yazılı
ticaret kanunu yürürlüğe konulmuştur. Cumhuriyetimizin ilk kanunu olan 29 Mayıs
1926 tarihli Ticaret Kanunu ise 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu
kanun ise genel itibarıyla 1882 tarihli İtalyan Ticaret Kanunu’ndan,
ortaklıklarla ilgili hükümleri ise Alman ve Fransız kanunlarından alınarak
karma bir sisteme dayanarak düzenlenmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, taslağı Alman hukukçu
Profesör Hirsch tarafından hazırlanan 6762 sayılı
Türk Ticaret Kanunu, 1 Ocak 1957 tarihinde yürürlüğe girmiş; Türkiye’nin
ihtiyaçlarını büyük ölçüde, sektörün kendine özgü hukuki ilişkilerini iyi bir
şekilde düzenlemiş; hem Türk ticaret hukukunun doğru yönde gelişmesinde etkili
rol oynamış hem de ülkemizin ekonomik kalkınmasına gerekli kanuni desteği
sağlamıştır. 6762 sayılı Kanun’un uygulandığı 20’nci yüzyılın ikinci yarısında
bir ticaret kanunu için çok önemli, hatta bir anlamda sıra dışı olaylar cereyan
etmiş ve kalıcı sonuçları olan dönemler başlamıştır. Bunlara örnek verecek
olursak, Avrupa Ekonomik Topluluğunun, Avrupa Birliğinin küresel, ekonomik,
siyasi ve ticari bir güç hâline gelmesi, serbest pazar ve rekabet ekonomisinin
tüm ülkelerde yaygınlık kazanması, iki taraflı dış ticaretin çok taraflı
uluslararası ticarete dönüşmesi ve bunun gibi gelişmeler kuramlarını,
öğretilerini ve düzenlerini birlikte getirmişlerdir. Elli yıla yakın bir süreden beri uygulanmakta olan Türk Ticaret
Kanunu’nun Türk hukukuna ve Türk ticaret hayatına büyük hizmetleri olduğu
muhakkak olmakla beraber, bu geçen elli yıldan sonra yeni gelişmelere karşılık
verebilecek değişiklikler yapılamamıştır. Dünyada ve ülkemizde ekonomik ve ticari hayatta meydana
gelen değişim ve değişimlere paralel olarak 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda
değişiklikler yapmak ve yeni bir ticaret kanunu tasarısı hazırlamak üzere, 1999
yılında, üniversite öğretim üyelerinden Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
temsilcilerine kadar birçok yetkiliden, ilgiliden oluşan bilim komisyonu
oluşturulmuş ve bu çalışma o günden bu yana sürdürülmüştür. Görüş gönderen kurum ve kuruluşlar, sivil toplum örgütleri temsilcileri
teker teker bu toplantılara davet edilmiş ve bu
tasarı gerçekten, çoğulcu ve demokratik bir hazırlık sürecinin bir örneği
olmuştur. 1.535 madde ve 2 geçici maddeden oluşan yeni Türk Ticaret Kanunu
Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisine 9/11/2005
tarihinde sunulmuş, Adalet Komisyonu 1/12/2005 tarihli toplantısında, geneli
üzerinde görüşmelerden sonra bir alt komisyona işi havale etmiştir. Yapılan
kırktan fazla toplantı sonunda 14/6/2006 tarihinde bu
çalışmalar tamamlanmıştır. 8/11/2006 ve 10/1/2007
tarihlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda tasarının
görüşülmesinin usul ve esaslarının belirlenmesine yönelik toplantılar 18 Nisan
2007 tarihinde tamamlanmış ve Genel Kurula sunulmak üzere rapor hazırlanmıştır.
Daha sonra seçim sürecinin başlaması nedeniyle tasarı geçen dönem Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülememiş ve kanunlaşması mümkün olmamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaynak, konuşmanızı tamamlayınız. VEYSİ KAYNAK (Devamla) – Teşekkür ederim efendim. Yeni yasama döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet
Komisyonumuz, 26/12/2007 tarihinde yaptığı toplantıda
tasarı ve raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün 77’nci maddesine
göre benimsemiş ve Genel Kurula gönderilmesine karar vermiştir. Bu tasarı, uluslararası piyasaların önemli bir parçası
olmak, bilgi toplumu hizmetleri, uluslararası rekabet piyasalarına açılmak,
Avrupa Birliğine uyum, çağdaş ve modern bir Türk ticaret kanunu, tüketici, pay
sahibi ve kamuyu koruma ve konumlarını güçlendirme hedefleri çerçevesinde
başlangıç ve son hükümlerinin yanı sıra ticari işletme, ticaret şirketleri,
kıymetli evrak, taşıma işleri, deniz ticareti ve sigorta hukuku olmak üzere 6
kitaptan oluşmuş ve kıymetli evrakın düzenlendiği kitap hariç olmak üzere 5
kitap yeniden düzenlenmiştir. Gerek tasarıda gerek gerekçelerde arı bir Türkçe için özen
gösterilmiş, yaşayan Türkçe tercih edilmiştir. Teknik hukuk terimlerinin
arılaştırılmasında Türk Medeni Kanunu esas alınmıştır. Çünkü tasarının 1’inci
maddesine göre Türk Ticaret Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ayrılmaz
bir parçasıdır. Saygıdeğer milletvekilleri, bu tasarının hazırlanmasında gerçekten
uzun bir emek ve uzun bir gayret süreci olmuştur. Emeği geçen herkese teşekkür
ederken, hususen, benim de Hocam Profesör Sayın Ünal Tekinalp’e, bilim heyetine, sivil toplum kuruluşlarına
özellikle teşekkür ediyorum. Tasarının Türk hukuk dünyasına, Türk iş dünyasına
ve bütün milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyor, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaynak. Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, bölüm üzerinde on beş dakika
süreyle soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz. Sayın Tankut, buyurun efendim. YILMAZ TANKUT (Adana) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. Az önceki kısımda Sayın Bakanım, pek anlaşılmadığını ifade ettiler
ses bozukluğundan dolayı, onun için sualimi hem değiştirerek hem de daha
özetleyerek sormak istiyorum: Sayın Bakanım, bu tasarıyla sermaye şirketlerine
getirilen web sitesi mecburiyeti çerçevesinde söz konusu web sitelerinin
belirli bir formatı ve standardı olacak mıdır? Bu sitelerin maliyetleriyle
ilgili olarak firmalara ne gibi kolaylıklar ve düzenlemeler yapılacaktır?
Hepsinden önemlisi, bu sitelerin yayınlanması için mutlaka bir alan adının
tahsis edilmesinin lazım geldiği hepinizin malumudur. Bu alan adlarının
uzantısının “tr” olma mecburiyeti olacak mıdır? Yoksa isteyen firmalar yurt
dışındaki servis sağlayıcılarından “tr” uzantısı olmayan “com” gibi, “org” gibi
veya “net” gibi alan adlarını alabilecek midir? “Tr” uzantılı alan adı firmalar
için mecburi olacaksa bu alan adlarının ülkemizde sadece ODTÜ tarafından
verilmesi rekabet şartlarını etkilemeyecek midir? Hükûmet
olarak bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. Sayın Çalış… HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. Sayın Bakanım, bankalara, tarım krediye, TEDAŞ’a,
benzeri kişi ve kuruluşlara borçları nedeniyle esnaf, sanayici, tüccar, köylü
zor günler geçiriyor. Kapılarda, sokaklarda banka görevlileri, icra memurları
korku kaynağı hâline gelmiştir. İnsanlar borçlu ya da kefil olmaları nedeniyle
sıkıntılı günler geçiriyorlar. Tedbir alınmazsa, bankaların yakın bir gelecekte
çarşıları, apartmanları, fabrikaları, tarlaları, bahçeleri hatta köyleri olmaya
devam edecektir. Bu problemleri çözmek için ne gibi çalışmalarınız vardır? İkinci sorum ise, bu tasarı ile faizi serbest bırakıyor musunuz?
Faiz konusundaki görüşleriniz nedir? BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çalış. Sayın Doğru… REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın Bakana sormak istiyorum: Kasım ayı itibarıyla Türkiye’de
cezaevlerinde kaç mahkûm yatmaktadır? Bazı cezaevlerinde kapasitenin çok
üzerinde mahkûm olduğu, yer bulunmadığı ifade edilmektedir. Yeni cezaevi açmayı
düşünüyor musunuz? Tokat Cezaevi ne zaman açılacaktır? Önümüzdeki dönem içinde
toplumda genel beklenti olan af düşünüyor musunuz? Diğer bir soru olarak: İstatistiki
bilgilere göre cezaevlerindeki mahkûmlar arasındaki suç oranları nedir?
Özellikle son yıllarda ülkemizin en önemli konularından birisi olan uyuşturucu
ve madde bağımlılığıyla ilgili suçların arttığı görülmektedir. Cezaevlerinde
bununla ilgili bir eğitim yapmayı düşünüyor musunuz ve yaptırıyor musunuz? Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğru. Sayın Özçelik… OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Yasa tasarısının 8’inci maddesinde “Ticari işlerde faiz oranı serbestçe
belirlenir.” denmektedir. Serbest eczane eczacıları meslektaşlarım ecza
depoları veya ilaç firmalarına olan borçlarında, ödemelerinde gecikme
hâllerinde aylık yüzde 3, yüzde 4 hatta yüzde 5’e varan oranlarda faiz ödemek
zorunda kalmaktadırlar. Oysa gerek konsolide bütçe
uygulamalarına tabi kurumların ve yeşil kart ödemesi yapan Sağlık Bakanlığının
eczane ödemeleri sözleşme koşullarına göre kırk beş gün içinde yapılması
gerekirken, kimi zaman üç hatta altı ay sonra ödenmekte ve eczacıya herhangi
bir gecikme faizi ödenmemektir. Faizlerin serbest bırakılması hâlinde gerek
meslektaşlarım gerekse küçük esnaf büyük tekellerin, büyük firmaların insafına
bırakılmış olacaktır. Bunları kim koruyacak Sayın Bakanım? Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özçelik. Sayın Koca… İHSAN KOCA (Malatya) – Sayın Başkanım, aracılığınızla Sayın
Bakanıma sormak istiyorum: Sayın Bakanım, ticaret sicilinin çok eski, ilkel bir
sistemle dosyalar hâlinde tutulmasından kaynaklanan sakıncaları giderecek
tedbirler bu tasarıda düşünülmüş müdür? Düşünülmüşse nelerdir? İzah edebilir
misiniz? Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür ediyorum. Sayın Kaynak… VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Sayın Bakanım, tasarıda ticari
satışlarla ilgili, daha doğrusu ayıplı mal ile ilgili zaman aşımı süresi
-mevcut yasada altı ay iken- iki yıla çıkartılmaktadır. Bu ihtiyaç neden
doğmuştur? Bunu arz etmek istedim efendim. BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaynak. Sayın Kaplan… HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Sayın Bakan, Ticaret Mahkemesi ve Fikrî ve Sınai
Haklar Hukuk Mahkemesinde nitelikli yargıç açığının çok olduğu, işlerin,
yargının uzadığı yönünde şikâyetler var, yine bilirkişiler konusunda çok ciddi
şikâyetler var. Bu konuda ve ulusal üstü yargı konusunda yargı çalışması var
mı? Onu öğrenmek için söz aldım. Diğer bir nokta, 8’inci maddedeki bu faiz serbestisi,
tamamen serbest bırakılması, buna etik, adil, hakkaniyete uygun bir sınır
konulmaması durumunda kötüye kullanmaya yol açmayacak mı? Örneğin, dünyada
bunun benzeri hükümler var mı? Bir sınırlama konuluyor mu faiz oranlarına?
Tefecilik özendirilmeyecek mi böylesi bir durumda? Onu sormak istedim. Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan. Sayın Aydın… AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Sayın Bakanım, günümüz çağdaş hukukunda tüketiciyi korumak
esastır. Söz konusu kanun tasarısında tüketiciyi korumak için ne tür özel
tedbirler alınmıştır? Teşekkür ediyorum. BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydın. Sayın Bakanım, buyurun. ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkanım, değerli
arkadaşlarımızın yönelttiği sorulara kısa kısa
cevaplar vermeye çalışacağım. Sayın Tankut “Sermaye şirketlerinin web
sitelerinin oluşturulmasının bir standardı olacak mı ve bu standartlar
uluslararası düzeyde mi olacak?” diye sordu. “tr” dediler, herhâlde “tr” ile
kastettikleri Türkiye’dir. YILMAZ TANKUT (Adana) – Alan adları alınması lazım. Bu alan
adlarında “tr” mecburiyeti var mı yok mu? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Şimdi, Sayın Tankut, sermaye şirketlerinin İnternet sitelerinin zorunlu
olarak bulunmasıyla ilgili tasarının maddesini biraz önce sizlere okumuştum. Bu
bahsettiğiniz konuyla ilgili alınacak tedbirler “ikincil düzenleme” dediğimiz
düzenlemelerde ortaya konacak. O bakımdan, onun üzerinde kuşkusuz ki yasa
yürürlüğe girdikten sonra ilgili bakanlıkların temsilcileri de bir araya
gelerek bu ikincil düzenlemelerin oluşmasını sağlayarak onların yürürlüğe
girmesini temin edeceklerdir. Sayın Çalış “Borçlu ve kefiller şu günlerde sıkıntılı anlar
yaşıyorlar. Bununla ilgili, Hükûmetinizin bir tedbiri
var mı?” dedi. Tabii, her borç altına giren vatandaşımız borçlanma işlemini
yaparken mutlaka ayağını yorganına göre uzatmalı ve o borcu zamanı geldiğinde
ödeyip ödeyemeyeceğini başlangıçta düşünmelidir. Tabii, Sayın Çalış, bu soruyu
sorarken şu anda dünyanın içinden geçtiği ekonomik krizin Türkiye’ye
yansımalarının vatandaşlarımızı güç durumda bıraktığını, “Bu konuda acaba Hükûmet olarak birtakım tedbirler almayı düşünüyor
musunuz?” anlamında da sorduğunu sanıyorum. Bu konuyla ilgili bilindiği gibi
uzun süredir hem reel sektör hem de finans sektörüyle ekonomiden sorumlu bakan
arkadaşlarımızın ciddi çalışmaları vardı. Bu çalışmalar birkaç gün içerisinde
kamuoyuyla paylaşılacaktır. MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Bakanım, bankalar, bu borç veren
bankalar mülk sahibi olacaklar, ödememe karşılığında bu bankalara karşı bir
hukuk geliştirilecek çünkü yeni bir alan doğuyor. Bizim mesela güneyde… ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – “Şu anda yaşanan
ekonomik tabloyla ilgili, vatandaşlarımızı, esnafımızı, ticaret erbabını,
sanayicimizi nasıl destekleyeceğiz, onları bu sıkıntıdan kurtarırken ne gibi
kendilerine destekler sağlayacağız?” sorusunun cevabını önümüzdeki günlerde -ki
çok yakın bir zamanda- sanıyorum bizzat Sayın Başbakanımız kamuoyuyla
paylaşacaktır. Ben bunun dışında şu anda bir şey izin verirseniz söylemeyeyim. Sayın Doğru “Cezaevlerinde şu anda kaç tane mahkûm var?” dediler.
Tabii, cezaevlerimizde hükümlü de var Sayın Doğru, tutuklu da var. Hükümlü ve
tutuklu sayısı, en son aldığım rakama göre 102 bin civarındaydı, küsuru da
olabilir. Ancak, sizler de yakinen takip ediyorsunuz, Adalet Bakanlığımız,
sürekli yatırım yapmaya gayret eden… Bu yatırımlarını genel bütçe imkânlarıyla
yapmaya çalıştığı gibi aynı zamanda iş yurdu faaliyetlerinden elde ettiğimiz
gelirlerle de yapmaktadır. Cezaevleri açısından özellikle son yıllarda ciddi
mesafe aldığımızı ifade edebilirim. Şu anda inşaatı devam etmekte olan ceza
infaz kurumlarımız var, bitme noktasına gelmiş olanlar var, bitirdiklerimiz
var. Sizler de yakinen biliyorsunuz, artık biz cezaevlerinin standardını da
önemli ölçüde değiştirdik. Koğuş sisteminden oda sistemine geçen, artık, kompleks diyebileceğimiz birkaç cezaevini aynı komplekste
bir araya getiren yeni bir cezaevi sistemi uyguluyoruz. Evet, cezaevlerindeki hükümlü ve tutuklu sayısında artışlar var,
100 bini geçtik ama hemen şunu söyleyeyim: 100 bin kişiye düşen hükümlü ve
tutuklu sayısı itibarıyla diğer ülkelerle ülkemizi kıyasladığımızla hangi
durumla karşılaşıyoruz? 100 bin kişide, Türkiye’de, cezaevlerinde bulunan kişi
sayısı, en son aldığım rakam 128’di, bu artışla beraber hadi buna 130 kişi
diyelim, mesela Amerika’da bu 600’dür, 100 bin kişiye düşen cezaevindeki
hükümlü ve tutuklu sayısı itibarıyla Amerika’da 600’dür. Avrupa Birliği
ortalamasının altında olduğumuzu söyleyebilirim, ama ben bunu da yüksek
görüyorum. Ama gerekli tedbirleri de almakta olduğumuzu ifade etmek isterim. Şimdi, Sayın Özçelik “Ticari
işletmelerde faiz serbest mi?” diyor. Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz
tasarının 8’inci maddesi “Ticarî işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.”
demektedir. Bu, mevcut Kanun’da da var zaten. Ancak, bilindiği gibi kanuni faiz
ve temerrüt faiziyle ilgili başka özel bir kanun var. Burada bu faizlerin hangi
oranda olacağı zaten yazılıdır. Bu, 2 kişi arasında, iki firma arasındaki faiz
oranlarının tespitinde serbestliği ifade etmektedir. Yoksa kanuni faizle ilgili
ve temerrüt faiziyle ilgili zaten bu konuda bir yasal düzenleme de bulunmaktadır.
Ayrıca, 8’inci maddeyle ilgili de bir önergemiz vardır. Bu önerge görüşülürken
gerekçesinde de bir değişiklik zaten burada var. Bu önerge işleme alındığında
zaten konu biraz daha gerekçeleriyle ortaya konmuş olacaktır. Zamanım var mı efendim, Sayın Başkanım? BAŞKAN – Bir buçuk dakika var. REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Bakan, af düşünüyor musunuz? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Şimdi, arkadaşlarımız
eksik olmasınlar, oldukça fazla soru sordular, ama tabii kendi takdirleridir,
ben de cevap vermeye çalışacağım. Bir arkadaşımız… “Tüketicinin korunmasına yönelik acaba bu Türk
Ticaret Kanunu Tasarısı’nda ne gibi yeni tedbirler alınıyor?” diye bir soru da
tevcih edildi bana. Değerli arkadaşlarım, tüketicinin doğrudan doğruya
korunmasıyla ilgili bu yeni tasarıda çok ciddi tedbirler alınıyor. Özellikle
haksız rekabete ilişkin bölümde alınan yeni tedbirlerle tüketicimizi ve
halkımızı özellikle ayıplı mallara karşı koruyucu tedbirler alınmakta,
özellikle taksitli satışlarla ilgili getirilen yeni düzenlemeler
vatandaşlarımızın zaman zaman karşılaştıkları
mağduriyetlerine de son verici niteliktedir. Mesela, genellikle bir taksitten
bahsedilir ama bu taksitin getireceği ilave yüklerden tüketicinin haberi
olmayabilir. “Taksitli satış şudur, peşin satış şudur.” denir ama zaman zaman “masraf” adı altında tüketiciden birtakım ilave
paralar alınır. Bu tasarı vatandaşlarımızın bu tür sürprizlerle karşılaşmasını
önleyici birtakım tedbirler de almaktadır. Zaten ilgili bölüm geldiğinde,
ilgili madde geldiğinde sanıyorum bu konuda daha teferruatlı bilgi vermemiz
mümkün olacaktır. Sözlerimi hemen tamamlıyorum. Çünkü Sayın Şandır’ın
ilk bölümde sorduğu bir soru vardı “Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bu
tasarının hazırlanmasında nerededir?” diye. Hem komisyonda, bilim komisyonunda
temsilcileri vardı hem de daha sonra, tasarı hazırlandıktan sonra kendilerine
gönderildi ve TOBB Başkan Yardımcısı bizzat Komisyonumuza geldi, bu tasarıda
kendilerini yakından ilgilendiren konular karşılıklı müzakere edildi. TOBB Başkanı
Sayın Hisarcıklıoğlu beni nerede görse “Sayın Bakan,
şu Ticaret Kanunu’nu lütfen bir an önce çıkarın.” demektedir. İşte biz de
başladık, inşallah el birliğiyle çıkaracağız. Sayın Başkanım, teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım. Saygıdeğer arkadaşlarım, soru-cevap işlemi tamamlanmıştır. Birleşime bir saat ara veriyorum. Kapanma Saati: 13.11 İKİNCİ OTURUM Açılma Saati: 14.17 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun) BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
23’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum. 96 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı. Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde
üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı
oylarınıza sunacağım. 1’inci maddenin başlığını okutuyorum: TÜRK TİCARET KANUNU TASARISI BAŞLANGIÇ A) Kanunun uygulama alanı I - Ticarî hükümler MADDE 1 - BAŞKAN – Madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum: TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 sıra sayılı tasarının 1’inci maddesinin
“Medenî Kanununun” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Borçlar Kanununun”
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 1 inci
maddesinin 1 inci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz. “Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanunu ile Türk Borçlar
Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu Kanundaki hükümler ile bir ticari
işletmeyi ilgilendiren işlem ve eylemlere ilişkin diğer kanunlarda yazılı özel
hükümler, ticari hükümlerdir.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 1. maddesinin
1. fıkrasında geçen “22/11/2001 tarihli ve 4721
sayılı” ibaresinin metinden çıkarılmasını; 1. maddesinin 1. fıkrasında geçen
“bir ticarî işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere” ibaresinin “ticari
işlere” şekline dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Konuşacaksınız… MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Faruk Bal konuşacak. BAŞKAN – Buyurun Sayın Bal. FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak takdim ettiğimiz görüşülmekte olan Türk
Ticaret Kanunu’nun 1’inci maddesindeki değişiklikle ilgili önerge gerekçesini
açıklamak için huzurundayım. Kanunun tümü üzerinde yaptığımız konuşmalar sırasında meramımızın
ancak yarısını ifade edebilmiştik çünkü yirmi dakikalık bir süre, 1.454
maddelik bir kanun tasarısı için bizim eleştirilerimize yetmemiştir. 1’inci
maddeden itibaren gelen diğer maddelerde düşüncelerimizi, iyileştirilmesi
mümkün olmamakla birlikte, asgari zararlı hâle nasıl getirilebilir şeklindeki
düşüncelerimizi bu vesileyle izah etmeye çalışacağız. Şimdi “dakika bir gol bir” diye bir ifade vardır. Madde bir, gol bir. Nasıl “madde bir gol bir” olmuş?
Yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu’nda Türk Medeni Kanunu’na atıf yapılmaktaydı
ve “Türk Medeni Kanunu bu Kanun’un ayrılmaz bir cüzüdür.” deniliyordu. Maddeye
“22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı” ibaresi eklenmek
suretiyle hukukun ilerleyen, gelişen, geleceğe, vizyona bakan, yaşayan bir ilim
dalı olduğu burada durdurulmuş ve statik bir yapıya dönüştürülmüştü. Oysa Medeni Kanun’un Borçlar Kanunu’nun bir cüzü olması, Ticaret
Kanunu’nun Borçlar Kanunu’nun bir cüzü olması şeklindeki ifadeler, tarih ve
sayı itibarıyla tanımlanmış olan Medeni Kanun’un, Borçlar Kanunu’nun değil, o
kanunların içindeki madde metinlerinin değil, ancak muhteva itibarıyla,
sistematik itibarıyla ve kullandıkları terminoloji itibarıyla bir bütünlük arz
etmesini ifade için bu vardır. Dolayısıyla şimdi 22/11/2001
tarihli Türk Medeni Kanunu değişti. O takdirde bu Ticaret Kanunu onun bir cüzü
olmayacak mıdır? Bu mantıktan hareket edersek böyle bir sonuca ulaşmamız lazım.
O zaman bu kadar statik, bu kadar durgun, bu kadar anlamsız bir eklemeyi buraya
nasıl yaptınız? Bunun üzerine konuşulacak çok şey var da zaman iki buçuk
dakika. İki: Kanunun 3’üncü maddesinde ticari işi tanımlıyorsunuz, ticari
iş şudur diye bir tanım getiriyorsunuz. Bu tanım niye yapılıyor? Bu tanım,
içeriği itibarıyla cümleleri, anlamı her maddede tekrar etmeyelim diye
yapılıyor. Kanunlardaki budur. Peki, 3’üncü maddede tanımı yapılan ticari işler
için, niçin 1’inci maddede “bir ticari işletmeyi ilgilendiren eylem ve
işlemler” diye 8 tane kelimeyi sokuyorsunuz buraya? Dolayısıyla bu kadar dar,
bu kadar sığ, bu kadar anlamsız bir şekilde başlayan bu kanunun diğer
maddelerinde de aynı sıkıntılar vardır. Değerli arkadaşlarım, gelin, bu kanun hepimizin kanunu olacaktır.
Bu kanunda siyasi partilerin görüşü olacaktır ama bu kanun siyasi bir kanun
değildir. Ortak akılda birleşelim. Çekin bu tasarıyı, aklıselim ile makul bir
seviyeye getirelim. 1957 tarihli Ticaret Kanunu nasıl Büyük Millet Meclisinin
bir oya karşın tüm üyelerinin kabulüyle gerçekleşmiş ise bunu da o şekilde, bütün
milletimizin kabul edebileceği bir kanun hâline getirelim. Yok, bu tersine olabilir. Olabilir. Pek çok kanunda da oldu.
Vakıflar Kanunu’nda yaptınız. Avrupa Birliğine uyum çerçevesi içerisinde
Vakıflar Kanunu’yla ilgili Türk vakıflarını dışarıdan gelecek fonların, efendim
diğer vakıfların, her türlü Türkiye üzerinde psikolojik harekât yapabilecek
unsurların içine sokuldu. Bu kanunla da şimdi, gelecek maddelerde göreceksiniz
ki ana şirket-yavru şirket tanımlaması adı altında yabancı fonların, yabancı
kaynakların, yabancı vakıfların nasıl gelebileceğini göreceğiz. Değerli arkadaşlarım, bu kanun içersinde böyle temel eleştiriler
olduğu gibi, ilerleyen süreç içerisinde de özel olarak hazırlanmış ve bu
nedenle “Avrupa Birliği dayatıyor.” diye size baskı yapılan hükümler
bulunmaktadır. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) FARUK BAL (Devamla) – Hoş o maddeye geleceğiz inşallah da şimdiden
herkesin bilgisi olsun diye söylüyorum ve soruyorum: Bu kanunda ana
şirket-yavru şirket tanımı adı altında getirilen madde özel bir maddedir. Bu
kanun Ticaret Kanunu’dur. Ticaret Kanunu olmakla birlikte ticari işler ve
şirketler dışındaki kişileri de şirketler topluluğu içerisine sokmanın anlamı
nedir, merak ediyorum. Anası belli, yavrusu belli olan bu kanunun babası kim? Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Saygıdeğer milletvekilleri, şimdi okutacağım önergelerin her ikisi
de aynı mahiyettedir. Önergeleri ayrı ayrı okutup
birlikte işleme alacağım, istemleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim. Buyurun. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 1 inci
maddesinin 1 inci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz. “Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanunu ile Türk Borçlar
Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu kanundaki hükümler ile bir ticari
işletmeyi ilgilendiren işlem ve eylemlere ilişkin diğer kanunlarda yazılı özel
hükümler, ticari hükümlerdir.” Halil
Ünlütepe (Afyonkarahisar)
ve arkadaşları TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 sıra sayılı tasarının 1’inci maddesinin
“Medeni Kanununun” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Borçlar Kanununun”
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz. Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları BAŞKAN – Sayın Komisyon önergelere katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Buyurun Sayın Öztürk. ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
biz ticari hayatın düzenlenmesine ilişkin kuralları burada görüşüyoruz. Türk
Ticaret Yasası ticari hayatımızın omurgasıdır, temelidir; taraflar arasındaki
ilişkileri düzenliyor, ticari piyasayı düzenliyor, ama her şeyden önemlisi,
ticari hayatta önemli olan güvendir. Güven olmadığı müddetçe burada ne kadar
biz yasal düzenleme yaparsak yapalım boşunadır. Ancak en önemli merkez de
devletin vatandaşlara güven vermesidir, sayın bakanların vatandaşlara güven
vermesidir. Dün burada ben bir konuyu dile getirmiştim. Biliyorsunuz 2004
yılında, 5-6 Mart tarihlerinde, Göksu Irmağı’nın taşması nedeniyle Silifke’de
bir sel felaketi olmuştu, köylerimiz sular altında kalmıştı. İl tarım
müdürlükleri, hasar tespit komisyonları vasıtasıyla hasarları tespit edilmişti.
İl tarım komisyonunun tespit etmediği vatandaşlar da idare mahkemelerinde
devlet aleyhine dava açmıştı. Dün, ben, bu kürsüde bu zararların yüzde 20’sinin
ödendiğini, bakiyesinin o günden bugüne ödenmediğini söyledim ancak Sayın Tarım
Bakanımız kendisine verilen yalan yanlış, yanıltıcı bilgilere inanarak bu
ödemelerin yapıldığını söyledi. Bunun da doğru olmadığını ben söylemiştim. “Elindeki
belgeler geçmiş tarihli.” dedi. Şimdi, size, elimde 2008 yılının Kasım ayına
ilişkin bir belge gösteriyorum, Bakanlığın imzalı belgesi. O tarihten bu yana
sadece yüzde 20 ödenmiş, başka da ödenmemiştir. Bakın, ben size hemen okuyayım:
“…çerçevesinde kanuni ödeme bedelinin ancak yüzde 20’sinin ödenebildiği, ek
ödenek talebinde bulunulduğu, ödeneğin aktarılması hâlinde ödemelere devam
edilebileceği…” Şimdi, bu vatandaşlarımızdan birisinin avukatı 24/10/2008
yılında Tarım Bakanlığına dilekçe yazıyor ve bu paranın ödenmesini istiyor.
Silifke Kaymakamlığı da buna yanıt veriyor: “Şu anda böyle bir para
aktarılmadığı için ödeme yapılamıyor.” Değerli milletvekilleri, 2004 yılında sel felaketi oluyor,
Bakanlık ödeme yapmıyor ama bu kürsüye çıkıyor Bakan, ödemenin yapıldığını
söylüyor, milletvekili olarak, o bölgenin milletvekili olarak benim de
gerçekleri çarpıttığımı söylüyor. Şimdi, gerçekleri kimin çarpıttığı belli. Belgeler burada. Silifke’nin köylüleri de orada. Yeniden sel
felaketi oldu. İşte dünkü Silifke gazeteleri. Yine
Silifke’nin köyleri sular altında kaldı. Sayın Bakan kendisini yanıltan bürokratlardan bunun hesabını
sormalı. “Devlet vatandaşına olan borcunu öder.” dedi burada. Şimdi, ben, bu
Meclis kürsüsünden Sayın Tarım Bakanımızı davet ediyorum, devlet o yörenin
çiftçilerine olan borcunu ödesin. Hasar tespit komisyonu raporlarının da
kendilerinde olması gerekir çünkü bende var. Evet, değerli arkadaşlarım, böylesine güvenli bir ortamda ancak
Türk Ticaret Kanunu’nu görüşmemiz bir anlam ifade edebilir, bir değer ifade
edebilir(!) Türk Ticaret Kanunu’nun 1’inci maddesinde verdiğimiz değişiklik
önergesi, aslında bir teknik düzeltmeyi içeren bir değişiklik önergesidir. Bir kere, bu Türk Ticaret Yasası çok ciddi bir şekilde 23’üncü
Dönemde görüşülmeden 77’nci maddeye göre Meclis Genel Kuruluna indirilen bir
şey. Dolayısıyla, ileriki günlerde tekrar konuşacağız. Bir kere Türk Ticaret Yasası’nın dili çok özensiz yazılmış,
birbirlerine geçmiş, bugün komisyonda görüşülmekte olan Borçlar Kanunu
Yasası’nın diliyle tamamen uyumsuz. Şimdi, burada, Türk Ticaret Yasası’nın 1’inci maddesinde Türk
Medeni Kanunu’nun adı verilmiştir. Maddede atıf yapılan kanunun sadece adının
belirtilmesi gerekir, yani Türk Medeni Kanunu gibi. Şimdi, bu kanun yeni bir
kanun, yürürlükten kaldırılması hâlinde yapılan atıf dolayısıyla kanunun tarih
ve sayısının gösterilmesi gereksiz kalacaktır. Kaldı ki bugün tasarıda yararı
belirsiz olan bir yöntem kullanılmamaktadır. Diğer taraftan, yine bu maddede Borçlar Kanunu da aynı Medeni Kanun
gibi temel bir kanundur. Ddolayısıyla, Borçlar
Kanunu’nun da genel bir kanun olması niteliğiyle ayrılmaz bir parça ifade
etmektedir. O zaman, hem Medeni Kanun’un hem de Borçlar Kanunu’nun ayrılmaz bir
parçası olduğunun söylenilmesi daha doğrudur. Yine, diğer yandan, tasarıda “muamele” yerine “işlem” kelimesi
kullanılmış. “Muamele” yerine “işlem” denildikten sonra başka bir yerinde de
“işlem ve fiillere” kelimeleri kullanılmıştır. Şimdi, “muamele” yerine “işlem”
denildikten sonra “fiil” yerine de “eylem” kelimesinin kullanılması daha
doğrudur. Şimdi, belki burada dinleyen arkadaşlarımız açısından çok olayın
önemine varılmayabilir. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Ancak, komisyondaki Borçlar Kanunu’nun
dili de beraber değerlendirildiği zaman, bunun ne kadar önemli olduğu açığa
çıkacaktır. O nedenle, hem görüşülecek Borçlar Kanunu’yla bir uyum sağlanması
açısından hem de o Türkçeleştirme, arılaştırma iddiasına bir temel oluşturması
açısından önergemizin desteklenmesini diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum. Sayın Kaplan, buyurun. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
aynı konuda bizim de bir önergemiz var ve bu önergede Borçlar Kanunu’nun da
eklenmesini teklif ediyoruz. Neden Borçlar Kanunu’nun eklenmesini teklif ediyoruz? Ticaretin
temeli alacak-verecek, alacak-borç ilişkisidir. Şimdi böyle olunca, Borçlar
Kanunu’nu ayrı bir kanunmuş gibi, Medeni Kanun kadar ilgisizmiş gibi ele almak
doğru değil. Zaten bu taslak üzerinde öğretim üyelerinin eleştirilerine de
baktığımız zaman benzer bir eleştiriyi görürüz. Bunun için Borçlar Kanunu’nun
da eklenmesi gerekiyor. Maddenin sadeleştirilmesi açısından, zaten temel kanun olarak ilk
değişen Türk Medeni Kanunu oldu. Onun tarih, sayılarını koymaya gerek yok çünkü
artık bir tek Medeni Kanun var, o uygulanıyor. O konuda da biz katılıyoruz. Tabii, burada Türk Ticaret Kanunu sistematik olarak alındığında,
bakıyoruz Alman Ticaret Kanunu’ndan büyük ölçüde esinlenme var. Zaten
1950’lerde de Alman Profesör Hirsch bizim kanunumuzu
hazırlamıştı. Ondan önce1926’ya gittiğimiz zaman, bakıyorsunuz ki Medeni Kanun
İsviçre-Almanya karma alınmış. Ceza Kanunu’na bakıyorsunuz İtalya-Almanya
kanunundan karma alınmış. Peki, kendi Ticaret Kanunu’muzu yaparken
kendi gerçekliğimiz nedir? Doğrusu gerçekliğimizden çok, yine dünyadaki bu
değişimlere bakarak kendi kanunumuzu oluşturmuşuz. Burada aslında çok çok bölümler yer alıyor sigorta hukukundan taşıma hukukuna,
şirketler hukukundan denizcilik hukukuna. Aslında farklı
kanun başlıkları içinde de yer alması gerekenlerin hepsi buraya alınmışken
neden Borçlar Kanunu da bunun içinde değildir diye sormak gerekiyor çünkü
Borçlar Kanunu eşya hukuku itibariyle ağırlık bassa da, menkullerden çok
gayrimenkul hukukuyla ilgili ağırlık bassa da sonuçta alım-satım, alacak-borç
ilişkileri itibarıyla bu Kanun’la çok yakın ilinti içindedir. Bu nedenle
önergemizin desteklenmesini talep ediyoruz. Yine, Avrupa Birliği süreciyle birlikte faiz oranları ve para
birimleri konusunda yapılacak belirlemelerde de Türkiye'nin gelecek olası kriz
sonrası ekonomi ve siyasetin olabilirlikleri üzerinde durulması gerekiyor çünkü
bundan sonra, küresel kriz sonrası bizim Hükûmet de
Sayın Ekren de veya ekonomistler de açıklamalarında
Türkiye'ye yeni bir pencere açıyorlar. Bu pencere nedir? Bugüne kadar ABD ve
Avrupa Birliğiyle yüzde 70 ithalat, ihracatımızı geliştirmişiz ama ondan sonra
yönümüzü Orta Doğu’ya, Afrika ülkelerine, Hindistan’a, Çin’e, Uzak Doğu’ya,
Pasifik ülkelerine döneceğiz. Yönümüzü döndüğümüz zaman ister istemez pazar,
arz talep olayında bu ülkelerin hukuklarıyla bizim hukuklarımızın
karşılaştırılması ve önümüzdeki dönemde bunun yararlarının iyi ölçülmesi
gerektiğini düşünüyoruz. Böyle düşündüğümüz zaman çok karmaşık bir hukuk
sisteminin aslında çok da yarar getirmeyeceği görülüyor çünkü Afrika’daki hukuk
sistemine baktığımız zaman birçok yeni devletde onlar
da Avrupa’daki son model yasaları almışlar, kendi ülkelerinde hayata
geçirmişler. Uzak Doğu’da, Asya’da ise farklı bir uygulamanın olduğunu
görüyoruz. Küçük tacirden tacir olayına geçiş, onun dışında, uluslararası
sermaye şirketlerinin varlığı, acente durumları, özellikle elektronik
piyasasında Uzak Doğu’nun dünyaya açılan pencere olarak, daha sonra tekstil
alanında ve şimdi de otomotiv sektörü alanında yaptığı sözleşmeler çok önemli. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan. HASİP KAPLAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Başkanım. Örneğin piyasaları yakın zamanda arabalar, Çin üretimi arabalar,
Hindistan üretimi arabalar, ucuz arabalar bizim sokaklarımızı dolduracak. İşte
görüyorsunuz markalar başladı gözükmeye, TATA’lardan
tutun… Şimdi bu araçları alıyor vatandaş tüketici olarak ama bu aracın yedek
parçası ne olacak, bu aracın ileride korunma hakları, tüketici hakları ne
olacak? Yani bu konularda gerçekten iyi bir öngörü gerekiyor. Bu açıdan,
Borçlar Kanunu’yla birlikte değerlendirilmesinin doğru olacağını düşünüyoruz. Teşekkür ediyoruz, önergemizin desteklenmesini istiyoruz. Saygılarımla. (DTP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan. Önergeleri birlikte oylarınıza arz ediyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir. 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir. 2’nci maddenin başlığını okutuyorum: II - Ticarî örf ve âdet MADDE 2 – BAŞKAN – Madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 2.
maddesinin 1. fıkrasında geçen “Kanunda aksine bir hüküm yoksa” ibaresinin
tasarı metninden çıkarılmasını; 2. maddesinin 1. fıkrasında geçen
“belirlenmedikçe” ibaresinden önce gelmek üzere, “Ticaret Odalarına sorulmak
suretiyle” ibaresinin eklenmesini; “irade açıklamalarının yorumunda teamüller
de dikkate alınır” ibaresi yerine, “irade açıklamalarının yorumunda teamüllerin
dahi nazara alınması esası mahfuzdur” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 2 nci maddesinin üst başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“II- Ticarî örf ve âdet ile teamül Madde 2 – (1) Kanunda aksine bir hüküm yoksa,
ticarî örf ve âdet olarak kabul edildiği belirlenmedikçe, teamül, mahkemenin
yargısına esas olamaz. Ancak, irade açıklamalarının yorumunda teamüller de
dikkate alınır. (2) Bir bölgeye veya bir ticaret dalına özgü ticarî örf ve âdet
genel olanlara üstün tutulur. İlgililer aynı bölgede değillerse, kanunda veya
sözleşmede aksi öngörülmedikçe, ifa yerindeki ticarî örf ve âdet uygulanır. (3) Ticarî örf ve âdet, tacir sıfatını haiz bulunmayanlar hakkında
ancak onlar tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği takdirde uygulanır.” BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Sayın Başkanım. DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın Ünlütepe, konuşacak
mısınız? Sayın Köktürk mü konuşacak? K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Köktürk… BAŞKAN – Buyurun Sayın Köktürk. ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Türk Ticaret Kanunu Yasa Tasarısı’nın 2’nci maddesinde değişiklik önergesi
üzerine söz almış bulunuyorum. Öncelikle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri, dün akşam başladığımız görüşmelerde Türk
Ticaret Kanunu Tasarısı’nın bütünü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
olarak yasanın geneli hakkında düşüncelerimizi ifade etmiştik. Yasanın elli
yılı aşkın bir süreden beri uygulandığını, bu süre içerisinde önemli
değişikliklerin ve gelişmelerin yaşandığını, bu nedenle mevcut 6762 sayılı
Yasa’nın Türk ticari yaşamın bütün ihtiyaçlarına cevap vermekten uzaklaştığını,
getirilen olumlu değişiklikleri destekleyeceğimizi Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu olarak ifade etmiştik, ancak yasanın katılmadığımız yönlerinin
bulunduğunu da söyledik. Özellikle ifade açısından, kavram uyumu açısından ve
yine Avrupa Birliği müktesebatının bir bütün olarak alınması açısından yasanın
katılmadığımız yönlerini çok ayrıntılı olarak açıklamıştık. Gerçekten de
Türkiye bir Avrupa Birliği süreci yaşıyor ama Türkiye’nin Avrupa Birliği
sürecinde tam üyeliği şu an öngöremediğimiz bir noktada. Bu
anlamda, Türkiye'nin Avrupa Birliğe tam üyeliğinin sanki gerçekleşmiş olduğu
kabul edilerek ve Avrupa Birliği hukukunun da her an değişebilir, tam oturmamış
bir mevzuat yapısı olduğu göz ardı edilerek bir bütün olarak iktisap
edilmesinde isabet bulunmadığını, bunun tersine Avrupa Birliğine uyum süreci de
göz önüne alınarak belli reformların yasal değişiklikler yoluyla mevcut Türk
Ticaret Kanunu’na yansıtılmasını ancak kökten değiştirilmesinin
gerçekleştirilmesinin doğru olmadığını da ifade ettik. Bu anlamda,
eleştirdiğimiz yönlerden birisi, yasanın ifade tarzında ve metinlerinde de
eksiklikler bulunduğuydu. Bu önergemiz de buna yönelik bir önerge. Çünkü Türk
Ticaret Kanunu’nun 2’nci maddesine baktığımızda üst başlığı “Ticarî örf ve
âdet” olarak belirtilmiş. Oysaki kanun maddesinin içeriğinde teamülden de
bahsediliyor. Bu nedenle, kanun maddesinin başlığının içeriğiyle uyumlu olması
açısından, başlığının “Ticarî örf ve âdet ile teamül” olarak değiştirilmesinin
yasanın içeriği ile yasanın başlığını uyumlu hâle getireceği düşüncesiyle bu
önergeyi Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmuş bulunuyoruz. Yine, maddenin 2’nci fıkrasının birinci cümlesinde “örf ve
âdetler” yerine “örf ve âdet” olarak tekil bir ifadenin kullanılması, aynı
fıkranın ikinci cümlesindeki tekil ifadeyle çelişki oluşturması açısından
düzeltilmesi yerinde olacaktır. Bu kanaatteyiz, bu nedenle bu önergeyi verdik.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekillerimizin olumlu oyunu ve desteğini
bekliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına teşekkürlerimi sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Köktürk. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Kabul edildi, kabul edildi Başkan. BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Hayır efendim, kabul edilmedi. BAŞKAN – Ben bir şey söylemedim arkadaşlar. Nereden kabul edildi?
Ben saydım. K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Kabul edildi efendim. BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir. K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, olur mu? BAŞKAN – Efendim, milletvekillerinizin olduğu şeyi sayarsanız. KÜRŞAT ATILGAN (Adana) – Sayın bizimkileri de… Tekrar sayın. BAŞKAN – Şimdi orada iktidar daha kalabalık olarak görünüyor.
Yayılmış vaziyette, ondan kaynaklanıyor. K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, yeniden oylama yapın ama
ikinci oylamada dışarıdan milletvekillerinin gelmesine yol açmayın. BAŞKAN – Sayın Anadol, çoğunluk bu
taraftadır. Teşekkür ederim. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 2.
maddesinin 1. fıkrasında geçen “Kanunda aksine bir hüküm yoksa” ibaresinin
tasarı metninden çıkarılmasını; 2. maddesinin 1. fıkrasında geçen
“belirlenmedikçe” ibaresinden önce gelmek üzere, “Ticaret Odalarına sorulmak
suretiyle” ibaresinin eklenmesini; “irade açıklamalarının yorumunda teamüller
de dikkate alınır” ibaresi yerine, “irade açıklamalarının yorumunda teamüllerin
dahi nazara alınması esası mahfuzdur” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz. Faruk
Bal (Konya) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın Bal, buyurun efendim. FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar
hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ticaret Kanunu’nun 1’inci maddesinde değişikliği öngören tasarının
1’inci maddesiyle ilgili değişiklik önergemizin reddedilmesini şaşkınlık
içerisinde karşılıyorum. Yani bu, hangi bir hukuki mantık,
hangi bir demokrasi anlayışı, nasıl bir kanunlaştırma sürecidir ki herkesin
itirazsız kabul edebileceği bir önergenin yani Medeni Kanun’un başındaki tarih
ve sayının kaldırılmasını ve 3’üncü maddede ticari işlerle ilgili tanımın
getirilip bu maddenin içerisinde cümle olarak değil de terim olarak
kullanılmasına ilişkin bir önergenin reddedilmesini şaşkınlıkla karşıladım. Demek
ki, uyguladığımız demokrasi insan haklarına dayalı bir demokrasi değil, parmak
demokrasisi olacak. Ne yapalım, bunu milletimiz görmektedir; o parmakların da
hesabını, yaklaşan seçimde görecektir. Değerli arkadaşlarım, 2’nci maddeyle ilgili teklifimiz: Geneli
üzerinde yapılan konuşmalar sırasında “Uyguladığımız Kanun’un eksiklikleri ve
yanlışlıkları vardır.” demiştik. “Eksiklik ve yanlışlıklar düzeltilmelidir.”
demiştik. “Ancak bunun, Kanun’un tamamı yok edilerek değil, ıslah edilerek
yapılması lazımdır.” demiştik. Şimdi, ticaret kanununun 2’nci maddesi eski Kanun’un aynen
tekrarıdır, bir farkla ki “şu kadar ki” lafı yerine “ancak” tabiri
kullanılmıştır. Eski kanun kötü bir tercüme ürünüdür, meramı anlatmaya, kanun ile
kastedileni anlatmaya yeterli değildir. Bunun düzeltilmesi lazımdı.
Düzeltilmesi için şimdiki önergeyi verdik. Kanunda diyor ki: “Kanunda aksine
hüküm yoksa…” Kanunda eğer aksine hüküm varsa, zaten o hüküm uygulanacaktır,
buraya yazılmasının anlamı yoktur. Dolayısıyla bu önerge bunun için
verilmiştir. Ticari örf ve âdeti uygulamak üzere… Bu ticari örf ve adeti nereden bulacaksınız, nereden öğreneceksiniz? Türk
yargısı, Türk ticaret hukuku kültürü, bunu, gelişmiştir, bulmuştur ve ticaret
odalarının meslek kuruluşu olarak, buna bilen bir kuruluş olarak sorulmak suretiyle
buradan alınacak bilgiyle ticari örf ve âdet belirlenilmiştir
ve bu uygulanmaktadır. O zaman bu uygulamayı kanun hâline getirelim. Niçin? Siz
gerekçede öyle yazıyorsunuz, onun için. Doğrudur, onun için. Dolayısıyla,
ticari örf ve âdet, uygulamada kolaylığı sağlamak, tereddütleri ortadan
kaldırmak için ticaret odalarına sorulur hükmünü koyalım, ne var bunda? Değerli arkadaşlarım, üçüncü olarak da bu kanun, niçin Medeni
Kanun’un bir parçasıdır? İşte bunun için Medeni Kanun’un bir parçasıdır. Medeni
Kanun’un 1’inci maddesi, kanunların uygulama hiyerarşisini göstermiştir.
Hâkimin, önce kanunu, sonra örf ve adeti, sonra
teamülü, ondan sonra bunlar da yoksa kendisi kanun vazıı
olmuş olsaydı nasıl hükmedecek idiyse öyle bir kuralım getirmektedir. İşte bu,
Medeni Kanun’un 1’inci maddesine göre de bütünü olduğu kanunu tam olarak
karşılamayan bir maddedir. Dolayısıyla, bu maddenin, Medeni Kanun’un yani
ayrılmaz parça, cüz diye tanımladığımız Medeni Kanun’un bir parçası olacaksa
burada olacaktır. Dolayısıyla buna göre düzeltilmesi gerekir diye düşünüyorum
ve bundan sonra gelecek maddelerde de yine parmak kaldırmak suretiyle burada
kanun yapmaya kalkacaksanız -değerli iktidar grubuna, Sayın Bakana ve Sayın
Komisyona söylüyorum- bizim konuşmamızın bir anlamı kalmayacak demektir. Biz de
bundan sonraki Meclis faaliyetimizi ona göre tanzim edelim diyor, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bal. K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Karar yeter sayısı… BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur. Birleşime on dakika ara veriyorum. Kapanma Saati: 14.51 ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati: 15.02 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun) BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
23’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum. 96 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. Tasarının 2’nci maddesi üzerinde verilen önergede karar yeter
sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza arz edeceğim ve karar yeter
sayısını arayacağım: Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. 3’üncü maddenin başlığını okutuyorum: III - Ticarî işler MADDE 3 - BAŞKAN – Madde üzerinde iki adet önerge vardır. Önergeleri okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 3. maddesinin
1. fıkrasında geçen “hususlarla” ibaresinin, “hususları ve” şekline
dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“III – Ticarî işler Madde 3 – (1) Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticarî işletmeyi
ilgilendiren bütün işlem ve eylemler ticarî işlerdendir.” BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın Ünlütepe… HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) – Şahin Mengü konuşacaklar. BAŞKAN – Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar) ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
verdiğimiz önerge maddedeki bir dil sorunuyla ilgilidir. Bu yasa tasarısını
incelediğiniz zaman, bu tasarıyla ilgili en büyük eleştirinin dil konusunda
olduğunu görürsünüz. Değişik grupların, değişik kitaplar
üzerinde ayrı ayrı çalışma yapmaları ne bir dil
birliği sağlayabilmiş, kanun içinde bu dil birliği sağlanamadığı gibi, ayrılmaz
bir parçası olduğu söylenen Türk Medeni Kanunu’nun kabul ettiği bazı temel
kavramları, örneğin, “yerleşim yeri” gibi, “oturum yeri” gibi, bu kanunda
“ikametgâh” gibi geçen terimlerin farklı kullanıldığını görmektesiniz. Ayrıca, bu yasaya baktığınız zaman, yasanın yazım tekniğinin de
hakikaten çok içler acısı olduğunu söyleyeceğim. Bundan, ne bu yasaya emek sarf
eden hocalar alınsınlar ne bu yasa üstünde çalışan hukukçular alınsınlar. Öyle
yasa maddeleri var ki, neredeyse bir sayfalık bir yasa maddesi düzenlemişiz.
Hiçbir şekilde bir yasa tekniğine uygun olmayan bu yasa yapma mantığından bir
an evvel kurtulmamız gerekir. Hakikaten, emeklerine saygı duyuyorum, aylarca,
yıllarca çalışmışlar böyle bir kanun tasarısı getirmişler. Elbette Türk Ticaret
Kanunu, yürürlükteki Ticaret Kanunu belki bugün için şartlara cevap
vermeyebilir, bunların hepsi doğaldır. Elbette, gelişen şartlar içinde, dünyada
gelişen konjonktürde siz de bazı değişiklikler
yapacaksınız. Bir yasada değişiklik yapılması demek, sadece bir grup çalıştı,
çok emek sarf etti, bunu hiç tartışmayalım, tartışmadan hayata geçirelim demek
değildir. O insanların emeğine saygısızlık da değildir. Bu arkadaşlarımız çok
ciddi çalışmalar, çok iyi niyetli çalışmalar yapmışlardır, ama farklı grupların
farklı yasaları hazırlaması yasa içinde başka teknik sıkıntıları da
getirmiştir. Örneğin, bir konuda, birleşme konusunda İsviçre Ticaret Kanunu
örnek alınmıştır, bir başka yerde başka kanun temel alınmıştır. Şimdi, bütün bu
uygunsuzlukları, bütün bu karışıklıkları bir araya getirdiğiniz zaman kanun
içinden çıkılmaz bir hâl almıştır. Kanunda öyle terimler var ki, hakikaten,
bana bir hukukçu, bir terimin kullanılmasını bir anlatsın. Kanun maddesi içinde
“teknik terimle” tabiri geçiyor. Yani, yasanın içinde nasıl olur “teknik
terimle” aç yanına, yani, şimdiki moda tabiriyle tırnak içine al filan… Ben
hakikaten anlamakta çok zorluk çekiyorum. Böyle bir yasayı çıkarttığınız zaman
ne hukuk fakültelerinde eğitim yapılabilir ne bu kanunu uygulayacak hâkimlerin,
avukatların bu yasadan bir anlam çıkartması mümkün olur. Bakın arkadaşlar, şimdi tesadüfen açtım, 869’uncu madde “Taşıma ve
teslim engelleri” diyor. Madde hemen hemen bir
sayfadan fazla yani bir sayfaya yakın. Böyle bir kanun maddesi olmaz. Şimdi, ön
sözüne baktığınız zaman, gerekçeye baktığınız zaman arı bir Türkçeden
bahsediliyor, bizim önergemizde olduğu gibi bazı terimler de arı Türkçeden de
uzak. Böyle bir yasa yapmak için, bırakın, bir kere önce bu altı kitabı
birbirinden bir koparalım. Dünyada bunun uygulamaları var. “Şirketler yasası”
diyelim, “Kıymetli evrak yasası” diyelim, ileride böyle temel yasaları
değiştirmek zorunda kaldığınız zaman 1.570 maddelik kanun yazmak zorunda
kalmayabilirsiniz. Daha tek, tek tek kitaplara indirilmiş…
“Taşıma” diye bir bölüm getirmişsiniz, ayrı bir kitapta olması lazım. Nitekim
bazı sıkıntıların olduğunu Sayın Adalet Bakanı biraz evvel yüce Meclise arz
etti. Dedi ki: “Yeni bir çek kanunu hazırlıyoruz.” Şimdi, ayrı bir kıymetli
evrak kanunu olsa, çek ve poliçeyi, diğerlerini bunun içinde düzenleseniz,
böyle bir kanun değişikliğine ihtiyaç duyulduğu zaman bunun çok kolay olacağını
görürsünüz. Ama ileride bu kanunda aynen şimdi çeklerle ilgili duydukları
sıkıntıyı gidermek için gene bir temel kanunu değiştireceksiniz. Bu kanunu
yaparken olmaz dediğiniz a’ları, b’leri,
c’leri o kanunu yaparken gene koymak durumunda
kalacaksınız bu kanunu eğer böyle bir bütün olarak çıkartırsanız. Değerli arkadaşlarım, ileride bu kanunu uygulayacak olan insanlar
burada yaptığımız tartışmalara bakarak bu kanunu yorumlayacaklar. Burada hiçbir
şeyi tartışmadan, sadece muhalefetten geldi diye… Bu bir siyasi kanun değil,
çok teknik bir kanunu tartışıyoruz. Bu çok teknik kanunda dahi eğer birbirimize
tahammül edemezsek, yarın siyasi konularda, ağırlığı siyaset olan, siyaset
yapılan yasa tasarılarında bir araya gelmemiz dahi mümkün olmayabilir. Çok
teknik bir kanunu tartışıyoruz. Bunu erteleyebiliriz. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) ŞAHİN MENGÜ (Devamla) – Avrupa Birliği bunu istiyor diye
çıkartabilirsiniz. Doğrudur, çıkartmak da durumundayız. Özellikle Ticaret
Kanunu, dünyaya entegre olan ekonomi için de şart olan
bir kanundur. Ama bütün bunu yaparken kanunu doğru çıkartmak bizim görevimiz.
Biz hukukçuyuz, burada yasa yapıyoruz. Yasa yapmak buranın görevi, yasayı
yapmak komisyonların görevi değil. Yani komisyondan kastım yüce Meclisin burada
kurduğu komisyon değil. Adalet Bakanlığının, zamanında böyle bir kanun tasarısı
hazırlamak için kurduğu komisyonların görevi değil. Onların yaptığı, bir
hazırlık çalışmasıdır. Asıl kanuna şekil verecek, kanunu tartışacak, kanunu
yorumlayacak olan bu yüce Meclistir. Bunu yapmadığınız zaman bir anlamda
görevimizi yapmamış oluyoruz. Yarın bunun hesabını vermemiz mümkün olmaz. Bu nedenle, önergemizin kabulüyle bir Türkçe hatasının
düzeltilmesine destek vermenizi diliyorum. Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Mengü. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 3. maddesinin
1. fıkrasında geçen “hususlarla” ibaresinin, “hususları ve” şekline
dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz. Faruk
Bal (Konya) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın Bal, buyurun efendim. FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3’üncü
madde, ticari işlerin tanımıyla ilgili maddedir. Ticari işlerin tanımıyla
ilgili olan bu madde, kanun yapma tekniğinde tanımların ne kadar önemli olduğunu,
ıstılahların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha bize hatırlatmaktadır. Bu kanun tasarısının 1’inci maddesinin ikinci fıkrası şu
şekildedir: “…bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere ilişkin diğer
kanunlarda yazılı özel hükümler, ticari hükümlerdir.” Değerli arkadaşlarım, bu,
3’üncü maddede aynen tekrar edilmektedir. Dolayısıyla “Kanun yapma tekniğinde
‘tanım’ ve ‘ıstılah’ niçin vardır?” sorusu bir kez daha gündeme gelmiş
bulunmaktadır. Yüzlerce, binlerce kanun yapmış bir Meclis olarak biz, 1’inci
maddede yapılmış olan tanımla ilgili hatanın düzeltilmesi için bir önerge
vermiştik. Bu önerge çoğunluk tarafından, yani siyasi iktidara mensup
milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. O zaman, bundan sonra “Biz neyi
tartışacağız?” sorusunun cevabını aramak gerekmektedir. Bu kanunla ilgili olarak, bu maddeyle ilgili olarak verdiğimiz
önerge, cümle bozukluğunun düzeltilmesine ilişkin bir önergedir. Madde doğrudur
ancak cümledeki bozukluğu düzeltmekle ilgili bir önergedir. Cümledeki
bozukluklar sadece bu maddeye hasren yapılmış hatalar
değildir. Cümle bozuklukları, dil bozuklukları, kavram kargaşası, diğer ilgili
kanunlarla çelişkiler bu kanunun ana özelliğidir. Ancak anladık ki bu hataların büyük bir kısmı, Adalet Bakanlığında
teşkil edilmiş komisyonun sayın üyelerinin emeklerinin ürünü değil, ancak
Başbakanlığın kanun yapmakla ilgili bir talimatnamesinin ürünüymüş. Yani o
tırnak içerisindeki ifadeler, işte, küçük harfler, büyük harfler, vesaire, o
talimatın dışına çıkılamadığı için tasarıya bu şekilde yansımış. Eğer bu
doğruysa şu arkadaki yazıyı bir daha okumak ve değerlendirmek gerekir. Bir daha
bakalım ve okuyalım: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Bu ifade, bu
Mecliste mi yerine getirilecektir yoksa Başbakanlığın talimatına uygun ifadeler,
bu kanunda noter gibi tasdik edilmek suretiyle mi bu Meclisten geçirilecektir? Değerli arkadaşlarım, burası gazi bir Meclistir, burası dünyanın
tek, devletten önce kurulmuş Meclisidir, burası “Egemenlik kayıtsız şartsız
milletindir.” ifadesi ile şereflenmiş bir Meclis olurken o egemenliği Kurtuluş
Savaşı’yla hak etmiş olan bir Meclistir ve arkasından bu devleti kurmuş olan
bir Meclistir. Bu Meclisin iradesi Başbakanlığın talimatnamesiyle
kısıtlanabilir mi? Eğer kısıtlanabiliyorsa bu yazıyı değiştirelim: “Egemenlik
Başbakanlığın talimatıyla düzeltilir veya talimatına uygun kullanılır.” Biz de
ona göre buraya bir daha gelip gelmeyeceğimize karar verelim. Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bal. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. 4’üncü maddenin başlığını okutuyorum: IV - Ticarî davalar ve delilleri 1. Genel olarak MADDE 4 - BAŞKAN – Madde üzerinde iki adet önerge vardır. Önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 4. maddesinin
1. fıkrasının c) bendinde geçen “22/4/1926 tarihli ve
818 sayılı” ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını; 4. maddesinin 1.
fıkrasının c) bendinde geçen “vedia” ibaresinin “saklama” olarak
değiştirilmesini; 4. maddesinin 1. fıkrasının f) bendinde geçen “finansal
kurumlara” ibaresinin, “finans işi ile uğraşan kuruluşlara” şekline
dönüştürülmesini; 4. maddesinin 2. fıkrasında geçen “18/6/1927 tarihli ve 1086
sayılı” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 4 üncü maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“1. Genel olarak Madde 4 – (1) Her iki tarafın da ticarî işletmesiyle ilgili
hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına
bakılmaksızın; a) Bu Kanunda; b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile
uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde; c) Borçlar Kanununun, bir işletmenin satılması veya
diğeriyle birleştirilmesi hakkındaki 179 ve 180, rekabet yasağına ilişkin 348
ve 352, yayın sözleşmesine dair 372 ilâ 385, itibar mektubu ve itibar emrini
düzenleyen 399 ilâ 403, komisyonculuğa ilişkin 416 ilâ 429, ticarî mümessiller
ve diğer ticarî vekiller için öngörülmüş bulunan 449 ilâ 456, havale hakkındaki
457 ilâ 462, vediayı düzenleyen 463 ilâ 482 nci
maddelerinde; d) Borsa, sergi panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü
diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde; e) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve
ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde; öngörülen hususlardan
doğan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Ancak; herhangi bir ticarî işletmeyi
ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan
doğan davlar bundan istisnadır. (2) Ticarî davalarda da deliller ile bunların sunulması Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tâbidir. BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)-
Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın Dibek, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar) TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 4’üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına verdiğimiz değişiklik önergesiyle ilgili olarak söz almış
bulunuyorum. Hepinizi öncelikle saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar, az önce okunduğu üzere, bizim, bu 4’üncü
maddede iki noktada değişiklik talebimiz var. Bir tanesi, sayın
Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlarımızın da belirtmiş olduğu husus. Şimdi,
4’üncü maddeye baktığımızda, 4’üncü maddede ticari davalar, ticari davaların
hangileri olduğu ve hangi kanunun hangi maddelerinden kaynaklanan ihtilafların
ticari dava olarak sayılacağı belirtiliyor. Şimdi, madde içerisinde kanunların
bir kısmı isim olarak… Gerçi bir Medeni Kanunu isim olarak belirtmiş, adını
vermiş. (c) bendindeki Borçlar Kanunu’nu belirtirken başına “22/4/1926
ve 818 sayılı” ibareleri eklenmiş. Yine aynı şekilde ikinci fıkrada da Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanunu belirtilirken onu da yine Kanun’un tarihi ve sayısını
belirtmiş ama (b) bendinde “Türk Medenî Kanunu” denmiş. Şimdi orada o kanuna
atıf yapılırken o kanunun tarihi ve sayısını belirtmek ne kadar doğrudur, ne
kadar yerindedir, tabii bunu sizlerin takdirine bırakıyoruz ama bizim
değişiklik önergelerimizden bir tanesi bu, buna dayalı. Belki bu eksiklikler,
işte hep konuşulduğu üzere, Komisyonda, çok fazla, Ticaret Kanunu bu dönem
görüşülemediği için, bu konulara çok fazla zaman ayıramadığı için
arkadaşlarımız ve bizler buraya geliyor ve burada bizler de bunu Meclis
kürsüsünde dile getirmek zorunda kalıyoruz. Bize göre kanunun adı yeter. Orada
kalkıp da aynı zamanda tarihi ve sayısına hiç gerek yok diye düşünüyoruz. Diğer, maddedeki değişiklikle ilgili talebimiz de değerli
arkadaşlar, (d) bendiyle ilgili. 4’üncü maddenin (d) bendinde fikrî mülkiyet
hukukuna ilişkin mevzuatta düzenlenen hususlardan doğan hukuk davalarının da
ticari dava olacağı belirtiliyor. Burada Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndaki
76’ncı maddede bir görev var. O görevle buradaki görev arasında bir uyuşma, bir
çatışma olacağı düşüncesindeyiz. Çünkü belirtmiş olduğumuz 5846 sayılı Fikir ve
Sanat Eserleri Kanunu 76’ncı maddesinde şöyle deniliyor: “Bu Kanunun
düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davalarda, dava konusunun değerine,
miktarına bakılmaksızın görevli mahkeme Adalet Bakanlığı tarafından kurulacak
ihtisas mahkemeleridir.” Ee, şimdi, orada ihtisas
mahkemelerini belirtmiş ama burada ticaret mahkemeleriyle ilgili bir uygulama
söz konusu. Tabii ki, kanun çıktıktan sonra uygulamada bir görev uyuşmazlığı
söz konusu olacaktır diye düşünüyoruz. Bu nedenle, bize göre 4’üncü maddenin
(d) fıkrasının tasarı metninden çıkartılması gerekir. Bu çıkartılmayacaksa,
tabii ki, o, diğer Yasa’da bir değişiklik yapılması gerekiyor. Bu hususlarla ilgili olarak değişiklik önergemizi verdik ve
desteklenmesini talep ediyoruz. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dibek. Önergeyi oylarınıza sunuyorum… HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Karar yeter sayısı istiyorum. BAŞKAN – Tamam Sayın Yıldız, karar yeter sayısını arayacağım. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Ünal Bey, sizin arkanızda kimse var mı göremiyorum. Oturur musunuz… (CHP ve MHP sıralarından “Yok.” sesleri) TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Efendim, 40 kişi var. BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkanım, kapıdan giriyorlar. K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Böyle şey olmaz canım! TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Yani 50’yi geçmez. K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yani Ticaret Kanunu görüşülüyor
Mecliste. Kapıdan içeri girenler neye oy veriyor Sayın Başkan, bir sorar
mısınız? Neye oy veriyorlar kapıdan içeri girenler? ÜNAL KACIR (İstanbul) – Önergenin lehine… K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Ondan sonra Ticaret Kanunu, devrim…
Mahmut Esat Bozkurt’tan sonra devrim… Bırakın bunları! BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır. Saygıdeğer arkadaşlarım, muhalefet ve iktidar olarak, tabii ki
muhalefet önerge veriyor, önergelerinin kabulünü istiyor. Doğrudur, haklarıdır.
Onlar burada bulunacaklar, iktidara mensup milletvekili arkadaşlarımız da.
Çünkü her maddeden sonra iki tane, üç tane önergenin oylaması vardır. Yani,
şimdi, çıkıp gelmenin bir anlamı falan yok. Burada en azından bir 140 kişi
falan bulunacaksınız arkadaşlar. Saygıyla duyururum yani, ona göre hareket
edeceksiniz. Lütfen, istirham ediyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Evet, diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 4. maddesinin
1. fıkrasının c) bendinde geçen “22/4/1926 tarihli ve
818 sayılı” ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını; 4. maddesinin 1.
fıkrasının c) bendinde geçen “vedia” ibaresinin “saklama” olarak
değiştirilmesini; 4. maddesinin 1. fıkrasının f) bendinde geçen “finansal
kurumlara” ibaresinin, “finans işi ile uğraşan kuruluşlara” şekline
dönüştürülmesini; 4. maddesinin 2. fıkrasında geçen “18/6/1927 tarihli ve 1086
sayılı” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz. Faruk
Bal (Konya) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın Bal, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar) FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii
ben üzülerek buraya çıkıyorum. 4’üncü madde ticari davalarda delillerle ilgili bir maddedir ve
çok önemli bir işlevi vardır. Aynı zamanda da Medenî Kanun’un parçası olan
Borçlar Kanunu, Borçlar Kanunu’nun parçası olan Ticaret Kanunu’yla ilgili temel
maddelerden biridir. Şimdi, bizim önergemiz reddedilmiştir. Bu kanun yürürlüğe
girer girmez ilk değiştirilmesi gerekecek madde bu maddedir. Çünkü,
atıfta bulunulan 22/4/1926 tarihli Borçlar Kanunu şu anda hayatiyetine son
verilmek üzere Adalet Komisyonunda beklemektedir. O kanun yürürlüğe girdiği
tarihte bu maddenin değişmesi gerekir. Çünkü bu kanunun metinde bulunan
maddelerine baktığımız zaman oradaki maddelerle bu maddeler çelişecektir,
tarihi, numarası değişecektir. O zaman Sayın Komisyon, Sayın Bakan niçin bu
önergeye karşı ret oyu kullandı, ben bunu anlayamıyorum. Diğer taraftan, kanunun 2’nci maddesi, ticari davalarla ilgili
delillerin değerlendirilmesinde 18/6/1927 tarih ve
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na atıfta bulunmaktadır. O kanun da
değiştirilmek üzere gerek Adalet Bakanlığınca gerek komisyonca bir çalışma
yapılıyor. Bu kanun da gelecektir bu Meclise, o kanun da değişecektir. O zaman
yine değişmesi gereken madde bu madde. Niçin şimdi değiştirmiyorsunuz da sadece
muhalefete muhalefet olsun diye reddediyorsunuz? Bu kanunları değiştirmek için
siz teklif getirdiğinizde, bu Meclisin huzuruna geldiğinizde ne diyeceksiniz?
Niçin bu Meclisin bu kıymetli vakitlerini bu kadar israf ettiğiniz sorusuna
nasıl bir cevap verebileceksiniz? Nasıl bir iktidar anlayışı, nasıl bir
muhalefet anlayışıdır bu? Nasıl bir kanun yapma tekniğidir bu? Kanunun
gerekçesinde diyor ki “arı ve güzel Türkçe.” “Vedia” kelimesini, ben, otuz
dokuz yıllık hâkimim, otuz dokuz defa kullanmadım. “Bunu ‘saklama’ olarak
değiştirin” diyorsunuz. Arı Türkçe ise budur. Niçin reddediyorsunuz? Nasıl bir
mantık bu, nasıl bir hukuk bu, nasıl bir kanunlaştırma bu, ben anlayabilmiş
değilim. İnşallah bizi dinleyen milletimiz anlar, hesap gününde mahkeme-i kübrâsında bunları değerlendirir. Ancak, onların mahkeme-i kübrâsında
değerlendirmesinden önce siz milletvekili arkadaşlarımın da bir mahkeme-i kübrâsı vardır. Onun adı vicdandır. Bu vicdan millî iradeye
uygun olarak kullanılmak zorundadır. Bu vicdanın sınırı parti ilkeleri
değildir, bu vicdanın sınırı siyasi iktidarın kuralları değildir, bu vicdanın
sınırı Başbakanlığın talimatnamesi değildir. Bu vicdan, şu karşıda yazılı olan egemenlikle sınırlandırılmış,
bağımsız bir ülkenin o bağımsızlığına uygun davranabilen milletvekillerinin
vicdanıdır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir. 5’inci maddenin başlığını okutuyorum: 2. Ticarî davaların görüleceği mahkemeler MADDE 5 - BAŞKAN – Madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 5 inci maddesinin
(4) numaralı fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 5. maddesinin
2. fıkrasında geçen “ve deniz sigortalarına” ibaresinin metinden çıkarılmasını;
5. maddesinin 3. fıkrasının metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın Bal, buyurun. FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; hepinizi tekrar selamlıyorum. Görüştüğümüz madde 5’inci maddedir, ticari davaların görüleceği
mahkemelerle ilgilidir. Ancak ticari mahkemeler ellerine verilen kanunlar ile
hüküm ifa edeceklerdir, hüküm kuracaklardır. Ticari mahkemeler bu özel ve
önemli olan görevlerini yerine getirirken, onların eline bizim öncelikle özenle
hazırlanmış bir kanun vermemiz gerekmektedir. İlk dört maddesi itibarıyla bu
kanunun yürürlüğe girer girmez değiştirilmesi gereken kanunlar hanesine
yazılacağını ifade ettik. Şimdi ticaret mahkemelerinde görülecek davalarla
ilgili bir de değişiklik önergesi verdik. Onu da anlatacağım size ama ondan
önce ifade etmem gereken hususlar vardır. Bu kanun çıktığı takdirde, Sayın Bakanım, Sayın Komisyon Başkanı
ve değerli milletvekili arkadaşlarım, ticari davalarda müthiş bir artış
olacaktır. Çünkü bu ticaret kanununun yaratmış olduğu ticaret kültürü, ticaret
hukuku boşluğuna dönüşecektir, gerek uygulayıcılar gerekse ticaretle uğraşan
kişiler bir boşluğa düşecektir. Yeni kanunlara alışmak, adapte olmak bir zaman
meselesidir. Bu zaman içerisinde gelişen ticari ilişkiler ihtilafa
dönüşecektir. Bu ihtilaflar hukuki davalara dönüşecektir. O hukuki davalar da
bugün bu saatte görüştüğümüz 5’inci maddeyle görevli olan mahkemelerin önünde
anlamsız olarak yaratılmış ihtilaflar olarak, egemenliği kullanan Meclisin
bilerek, isteyerek yaratmış olduğu ihtilaflar olarak hâkimler tarafından
çözülmek zorunda kalınacaktır. Değerli arkadaşlarım, önce bizim hakemlerin önüne gidebilecek
işlerle ilgili asgari rakamı, asgari sayıyı bulabilecek tedbir almamız lazım.
Ceza Kanunu örneğinde olduğu gibi Ticaret Kanunu örneğinde de bir kültür imhası
yaşanır ise, bir kültür boşluğu yaşanır ise bu, az sayıda bulunan birinci
sınıfa ayrılmış hukuk hâkiminin meslekle ilişkilerini kesmelerine neden
olabilir. Ceza hukukuyla ilgili çok sayıda Yargıtay savcısı, çok sayıda
Yargıtay Ceza Genel Kurulu üyesi, Yargıtay üyesi, birinci sınıf hâkim a’dan z’ye yenilenmiş olan bir
kanunu yeniden öğrenmek mecburiyetinde kaldı. Bir kısmı bunların bu nedenden
dolayı emekli olmuştur. Değerli arkadaşlarım, Ceza Kanunu’yla ilgili olmak üzere -örneği
oradan veriyorum ki, yaşayacağımız felaketin boyutunu idrak edebilelim diye-
mahkemelerin vermiş olduğu, Yargıtayın tasdik etmiş
olduğu, arşivlere konulmuş ve mahkûmiyetini çeken kişilerin dosyalarını lehe
olan kanun hükmü gereği, mahkemeler, lehe olan hükümleri uygulama çerçevesi
içerisinde tekrar incelemek zorunda kaldı. Zaten iş yükü artmış olan bu
mahkemelere gelen yük, şimdi şöyle bir ağır sonucu doğurmuştur: En tabii hakkı
olan temyiz hakkını kullanan tutuklu/hükümlüler Yargıtaya
dilekçe veriyorlar “Benim kararım benim aleyhimedir. Benim kararım benim
aleyhime olmasına rağmen benim kararımı bir tasdik et gönder ki, ben meşruten
tahliye hakkından yararlanabileyim.” İşte ceza hukukunda yaratılan tahribat,
adaletin kestiği parmağı acıtmamış, kangrene dönüştürmüştür. Ticaret hukukunda da kesilecek parmak kangrene dönüşecektir. Ben
size ameliyatla tedavisi mümkün olmayacak bir hastalığa şimdiden çare olarak bu
değişikliği öneriyorum. Takdir yüce heyetindir. Saygılar sunuyorum. (MHP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 5 inci maddesinin
(4) numaralı fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz. Ali
İhsan Köktürk (Zonguldak) ve arkadaşları BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN - Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılmıyoruz. BAŞKAN - Sayın Öztürk, buyurun. ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
5’inci maddedeki değişiklik önergesine ilişkin görüşlerimizi sunmak üzere söz
aldım. Sayın Bal, Sayın Bakanın ve Sayın Komisyon Başkanının önergeye
niye katılmadığını anlayamadığını sordu. Zaten kendilerinin de anladıklarını
ben tahmin etmiyorum! Değerli arkadaşlarım, bizim burada, 5’inci maddede çıkarılmasını
istediğimiz (4)’üncü fıkra. Dördüncü fıkra, iş alanına giren ilk itirazların
kabulü hâlinde görevsizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddine ilişkin
işlemlerin uygulanacağını öngörüyor. Hâlbuki aynı tasarının 3’üncü maddesi,
Yargıtay 11/10/1976 tarih 5/5 sayılı Yargıtay İçtihadı
Birleştirme Kurulu kararına dayanılarak düzenlenmiş ve (3)’üncü fıkrada iş
alanına ait ilk itirazların kabulü hâlinde yapılacak işler açıkça sayılmıştır.
(3)’üncü fıkrada denilmektedir ki: “İlk itiraz haklı görüldüğü takdirde dosya
talep üzerine ilgili mahkemeye gönderilir. Kararın sözlü bildirimi veya tebliğ
tarihinden itibaren on gün içinde yenilenecek davaya bu mahkeme bakmak
zorundadır; ancak, davaya, davanın niteliğine göre uygulanması gerekli olan
usul ve kanun hükümlerini uygular. Ticari bir davanın hukuk mahkemesi, ticari
olmayan bir davanın ticaret mahkemesi tarafından görülmesi hükmün bozulması
için yalnız başına yeterli bir sebep oluşturmaz.” Bu düzenleme, tamamen, demin
de belirttiğim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararına dayanan bir
düzenlemedir, doğru bir düzenlemedir. Şimdi (4)’üncü fıkrada ise -yine bu iş
alanına- okuyalım: “Görevsizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddi hâlinde
yapılacak işlemlere ve bunların tabi oldukları sürelere ilişkin usul hükümleri,
iş alanına ait ilk itirazın kabulü hâlinde de uygulanır.” Zaten (3)’üncü
fıkrada iş itirazına ilişkin ilk itirazın kabulü hâlinde ne yapılacağını açık açık belirtti. Şimdi bunu belirttikten sonra, (4)’üncü
fıkrada bu konuda görevsizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddine ilişkin
hükümlerin uygulanacağının belirtilmesi çok yerinde olmayan, gereksiz bir
düzenlemedir. O nedenle, biz bu yerinde olmayan düzenlemenin kaldırılmasını
istiyoruz. Sayın Komisyon Başkanımızın, Sayın Bakanımızın bu
önergemize neden karşı çıktığını ben de anlamış değilim doğrusu çünkü madde
metinleri çok açık, birisinde A’dan Z’ye kadar ne yapılacağını saymış, ondan sonra dönmüş, (4)
üncüsünde görevsizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddi hâlinde uygulanacak
hükümlerin iş alanına ilişkin ilk itirazların kabulü hâlinde de uygulanacağını
belirtmiş, gereksiz bir tekrardır diyorum. Önergemizin kabulüyle bu (4)’üncü fıkranın madde metninden
çıkarılmasını diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öztürk. HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Karar yeter sayısı istiyorum. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısını
arayacağım. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur. Birleşime on dakika ara veriyorum. Kapanma Saati: 15.38 DÖRDÜNCÜ OTURUM Açılma Saati: 15.50 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Fatma SALMAN KOTAN
(Ağrı), Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa) BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
23’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum. 96 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. Tasarının 5’inci maddesi üzerinde verilen önergede karar yeter
sayısı bulunamamıştı. Şimdi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım:
Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar
yeter sayısı vardır. Saygıdeğer arkadaşlarım, tekrar istirham ediyorum, bakınız, çok
önemli bir kanunu görüşüyoruz. Temel kanun, Türk Ticaret
Kanunu Tasarısı. Her madde üzerinde önerge vardır, her madde üzerinde
konuşma vardır ve beş dakikaya bir oylama vardır, hem muhalefete hem de iktidar
milletvekillerine arz ediyorum. Takdir sizindir. İstendiği zaman ben de sayacağım, ne yapayım,
görevim icabı. Saygılar sunarım hepinize. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. 6’ncı maddenin başlığını okutuyorum: B) Çeşitli hükümler I - Zamanaşımı MADDE 6 – BAŞKAN – Madde üzerinde bir adet önerge vardır, önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 6 ncı Maddesinin başında bulunan 1 rakamının madde metninden
çıkartılmasını ve maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz. Madde 6: Ticari işlem ve eylemlere uygulanan zamanaşımı süreleri
sözleşme ile değiştirilemez.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın Köktürk, buyurun efendim. ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 6’ncı maddesindeki değişiklik
önergesi hakkında söz almış bulunuyorum. Ancak, maddedeki değişiklik önergesine geçmeden önce, Zonguldak’ta
yaşanan ve bugün ulusal basınımızda yer alan bir haberle ilgili olarak
üzüntülerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Değerli milletvekilleri, Zonguldak’ta, maalesef, akli dengesi
bozuk olan otuz dört yaşındaki bir vatandaşımız, 10 tane polis memuru
tarafından dövülmek suretiyle yaşamını yitirmek zorunda kaldı. Polis
memurlarımızın, emniyet güçlerimizin ağır koşullar altında görev yaptığını
biliyoruz ancak yapılan görevin ağırlığı, koşulların, şartların ağırlığı ne
olursa olsun, bir hukuk devletinde, insanın en kutsal hakkı olan yaşam hakkının
orantısız güç ve silah kullanmak suretiyle elinden alınması kabul edilemez.
Ben, bu anlamda, öncelikle Meclis kürsüsünden üzüntülerimi sizinle paylaşmayı
ve yaşamını yitiren vatandaşımızın ailesine buradan başsağlığı dileklerimi
göndermeyi temel görev kabul ediyorum. Bir de şu hususa dikkatinizi çekiyorum: Değerli milletvekilleri, maalesef, bu tür olaylar, içinden
geçtiğimiz süreçte, son yılda çok fazla arttı. Ülkemizin değişik yörelerinde,
genç insanlarımız, aslında herhangi bir terör suçuna veya başka bir eyleme
karışmadıkları hâlde çok küçük olaylarda orantısız güç ve silah kullanılmaları
sonucu polis kurşunlarına hedef olarak yaşamını yitirdi. Ben, burada, tüm polis
teşkilatımızı zan altında bırakmamakla birlikte, bu yaşanan süreçte bir hukuk
devletinde en küçük bir olayda orantısız güç ve silah kullanılarak yaşam
hakkına kastedilmesinin önlenmesinin öncelikle İçişleri Bakanlığının bir görevi
olduğunu düşünüyorum. Burada, İçişleri Bakanlığımıza seslenmek istiyorum:
Göreve aldığımız polis memurlarını, sanıyorum, İçişleri Bakanlığı ya yeterince
eğitmiyor veya görev yaptıkları esnada yasanın kendilerine vermiş olduğu güç ve
yetkinin sınırları, polis memurlarımıza, kolluk güçlerimize yeteri kadar
anlatılmıyor. Ben bu anlamda tekrarlıyorum: Hukuk devletinde
bir daha bu tür olayların yaşanmaması dileğiyle buradan, başta İçişleri
Bakanımız olmak üzere, yetki ve sorumluluk makamında bulunan emniyet
güçlerimizi göreve davet ediyorum, sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye
davet ediyorum ve burada üzüntülerimi paylaşırken, yaşanan olaylar nedeniyle
emniyet teşkilatımızda sorumluluğu ve yetkisi olan makam sahiplerini de bu olay
nedeniyle kınıyorum. Değerli milletvekilleri, 6’ncı maddeyle ilgili önergemize
baktığımızda, bu önergemize ilişkin değişiklik talebimizin gerekçesi de yine az
önce ifade ettiğimiz anlatım ve ifade bozukluğunun giderilmesi amacını taşıyor.
Biliyoruz hepimiz, kanun tekniği açısından belli kurallar var. 6’ncı maddeye
baktığımızda bu maddenin tek fıkradan oluştuğunu görüyoruz. Ancak, tek fıkradan
oluşmakla beraber, 6’ncı maddenin başına madde numarasından sonra “(1)” rakamı
getirilmiş. Ancak, tek fıkradan oluşması nedeniyle, madde numarasından sonra
ayrıca “(1)” rakamının getirilmesinin kanun tekniği açısından uygun olmadığı
düşüncesindeyiz. Bu hususun düzeltilmesi amacıyla önerge verdik. Ayrıca, kanunun ifadesine bakıldığında, ifadesinde de bir eksiklik
var. Kanunun ifadesi “Ticarî hükümler koyan kanunlarda öngörülen zamanaşımı
süreleri, Kanunda aksine düzenleme yoksa, sözleşme ile
değiştirilemez.” diyor. Ancak, tasarıdaki ticari hükümler, birkaç ticari hüküm
içermekle beraber, aslında ticari bir kanun olmayan kanunlardaki zaman aşımı
sürelerini de kapsar bir anlam taşıdığı için biz bu maddenin “Ticari işlem ve
eylemlere uygulanan zaman aşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez.” şeklinde
değiştirilmesi talebinde bulunuyoruz. Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Köktürk. Önergeyi oylarınıza arz ediyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmemiştir. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir. 7’nci maddenin başlığını okutuyorum: II - Teselsül karinesi MADDE 7 – BAŞKAN – Madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 7.
maddesinin 1. fıkrasında geçen “İki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız
biri veya hepsi için ticarî niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye
karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi
öngörülmemişse” ibaresinin; “aksi kararlaştırılmış olmadıkça ticari işlerden
dolayı birlikte borç altına girenler” şekline dönüştürülmesini; 7. maddesinin
2. fıkrasında geçen “Ticarî borçlara” ibaresinin “ticari işlerden doğan borçlara”
şekline dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.
T.B.M.M. Başkanlığına Görüşülmekte olan 96. sıra sayılı yasa tasarısının 7. maddesinin
I. fıkrasının sonuna aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ederiz. Saygılarımızla.
Madde 7 – 1 Ancak, kefil ve kefillere, taahhüt veya ödemenin
yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi
yürütülemez. BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) –Katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Sayın Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, buyurun
efendim. FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Komisyon ve Hükûmet neye katılmıyor
size açıklayacağım. Bir veya birkaç kefil kefalet vermişse, bir taahhüt vermişse bir
edimden dolayı, bu edim yerine getirilmemişse, diyoruz ki, “Edimin yerine
getirilmediğini kefil veya kefillere ihbar et, etmezsen bu kefillere temerrüt
faizi yürütemezsin.” Yani, dediğimiz bu arkadaşlar. Şimdi, kefil bir şeye kefil
ola-bilir ama borçlu taahhüdünü yerine getirmemişse, sen kefile haber
vermeyeceksin, aradan yedi sekiz ay geçecek, hayda, bir ihtarname, “Şu kadar
temerrüt faizi yedin…” Ya kardeşim, zamanında bana bunu ihbar etseydin ben
borcumu öderdim. Niye bana temerrüt faizi yediriyorsunuz? Arkadaşlar, bizim
dediğimiz bu. Sen zamanında kefile ihbar yap, ödemezsem temerrüt faizini
yiyeyim. Ama bana ihbar yapmayacaksın, müşterek borçlu, müteselsil kefil olarak
ben temerrüt faizlerden sorumlu olacağım. Arkadaşlar, bu bir ticaret kanunu ise taahhüdün yerine gelmediğini
ve borcun ödenmediğini kefil ve kefillere ihbar edersin, arkadaş gelip öder.
İnsanlara bir de temerrüt faizi yedirmeyin. Yani Komisyon niye katılmaz
bilmiyorum? Hükûmet niye katılmaz bilmiyorum? Bu
ticari yaşamda sık olan ve insanları en çok kurumlarla karşı karşıya getiren,
borçlularla karşı karşıya getiren bir olaydır. Burada çok açık seçik… Arkadaşlar bir daha izah ediyorum:
Alacaklı, kefillere alacağın veya borcun yerine getirilmediğini ihbar et, ihbar
etmezsen temerrüt faizi… Borcu isteyemezsin demiyoruz arkadaşlar, borcu
isteyemezsin demiyoruz. Sen ihbar etmeden temerrüt faizi yürütemezsin bu
insanlara çünkü bu insanlar gelip ödeyecek. Niye benim ödeme hakkımı elimden
alıyorsunuz? Niye bana temerrüt faizi yürütüyorsunuz? Bana niye haber
vermiyorsunuz? Bu kadar açık ve seçik bir şeye eğer Komisyon “hayır” diyorsa, Hükûmet “hayır” diyorsa ben takdirlerinize sunuyorum. Hepinize saygılar sunarım. MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Mevlüt, devam
et… Mevlüt, devam et… FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ne diyeyim daha? CHP
sıralarından alkışlar) MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan bir beş dakika ara verin. FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Komisyon Başkanı, bakmadan
“hayır” dedi. Ne diyeyim daha? AHMET YENİ (Samsun) – Genel Kurul karar verecek. ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Sayın Başkan… BAŞKAN – Evet, Sayın Başkan, buyurun. ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Değerli
arkadaşlar, bir defa, borcu garantileyenler, kefiller, asıl borçlunun kaderine
ve hukukuna tabidir. Asıl borçlu belli bir nokta ise kefil onun daha ötesinde
olamaz. Borçlu temerrüde uğramışsa, onun için ayrıca temerrüdün oluşması
aranmaz. Bu, bizim Borçlar Kanunu’nun da, irade teorisinin de temel sistemidir.
Teşekkür ediyorum. FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Bir ilgisi yok efendim, ihbar
edin diyorum ben Sayın Başkan, ihbar edin borcumu ödeyeyim diyorum, borcumu ödeyeyim
diyorum, borcumu ödeyeceğim. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – “Kabul edilmiştir.” dediniz
Sayın Başkan. BAŞKAN – Kabul edilmiştir. (Alkışlar) Sayın Aslanoğlu “Kabul edilmiştir.”
dedim zaten. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 7.
maddesinin 1. fıkrasında geçen “İki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız
biri veya hepsi için ticarî niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye
karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi
öngörülmemişse” ibaresinin; “aksi kararlaştırılmış olmadıkça ticari işlerden
dolayı birlikte borç altına girenler” şekline dönüştürülmesini; 7. maddesinin
2. fıkrasında geçen “Ticarî borçlara” ibaresinin “ticari işlerden doğan
borçlara” şekline dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz. Faruk
Bal (Konya) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Hükûmet? Sayın Çiçek, önergeye
katılıyor musunuz efendim? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)
Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Sayın Bal, buyurun. FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 7’nci
maddeyle ilgili vermiş olduğumuz önerge, kanunlardaki kavram birliğini
sağlayabilmek amacına yöneliktir. Kanunlardaki kavram birliği, eğer her kanun
geldiğinde farklı bir kavramla ortaya çıkar isek doğal sonuç olarak kavram
kargaşasının içerisinde buluruz kendimizi. Kavram kargaşası ise
anlaşılmazlığın, sonuca ulaşmak için beyhude zaman ve emek sarfının temel bir
nedenidir. Dolayısıyla burada bir kavram kargaşası yaratabilecek kelime vardır,
o kelimenin düzeltilmesini istedik. Yürürlükteki pek çok kanunda “aksi kanun ve sözleşmede
kararlaştırılmadıkça” ifadesi bulunmaktadır. Bu bizim icat ettiğimiz bir durum
değildir. Onlarca, yüzlerce kanunda, belki sayıları çok daha yüksek miktardaki
maddelerde, aksi kanunca veya sözleşmece kararlaştırılmamış olması hâli ifade
edilmektedir. Ticaret Kanunu temel bir kanundur. Temel kanun olarak diğer
kanunlara da sirayet etmesi doğaldır. Şimdi, buradaki ifade, teselsül
karinesinde “kanunda ve sözleşmede aksi öngörülmedikçe” diye bir tanım
bulunmaktadır, ifade bulunmaktadır. “Öngörülme” kavramı hangi hukuki anlamı
karşılamak üzere buraya konulmuştur, ben anlayamıyorum. Efendim
“kararlaştırılmadıkça” tabiri uygulamada hukukla ilgisi olan olmayan herkes
tarafından kabul edilmiş, benimsenmiş bir kavramdır, niçin değiştirildiği belli
değildir. Dolayısıyla bu makul ve meşru talebin değerlendirilerek, kavram
kargaşasına neden olmayacak bir değişikliğin yapılması gerekmektedir. Ancak, Sayın Başkan ve Sayın Bakan sanıyorum bu açıklığı görememiş
olacaklar ki önergenin aleyhinde olduklarını, reddettiklerini ifade
etmişlerdir. Belki bu açıklamalarımız değerli milletvekillerinin idrakince
uygun bir şekilde değerlendirilir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bal. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Kabul edilen önerge istikametinde 7’nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 8’inci maddenin başlığını okutuyorum: III - Ticarî işlerde faiz 1. Faiz oranı MADDE 8 - BAŞKAN – Madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 8 inci maddesinin
madde kenar başlığının “1. Oran serbestisi ve bileşik
faizin şartları” şeklinde değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki ikinci, üçüncü
ve dördüncü fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.
“(2) Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek
birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız carî
hesaplarla her iki taraf bakımından da ticarî iş niteliğinde olan ödünç
sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra sözleşenleri tacir
olmayanlara uygulanmaz.” “(3) Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır.” “(4) Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırı olarak
işletilen faiz yok hükmündedir.” TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu’nun 8. maddesine aşağıdaki
fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.
(2) “Üç aydan aşağı olmamak faizin ana paraya
eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı yalnız cari hesaplarla borçlu
bakımından ticari faiz mahiyetinde olan karz
akitlerinde muteberdir.” (3) Ödünç para verme işleri, bankalar, tasarruf sandıkları ve
tarım kredi kooperatifleri hakkındaki hususi hükümler saklıdır. TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 sıra sayılı “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın
8. Maddesi’nin “Ticari işlerde faiz oranı, TC Merkez Bankasının belirlediği
faiz oranlarının iki katını geçmeyecek şekilde serbestçe belirlenir” şeklinde
düzeltilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Son önergeye
katılmıyoruz Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın Geylani, buyurun. HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
okunan maddenin değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar, Türkiye’de yıllardır bankacılık sektöründe
ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Gerek yasal düzenlemelerin eksikliği gerekse
tüketici haklarına yeteri kadar önem verilmemesi vatandaşa altından
kalkamayacağı sıkıntılar yaşatmıştır. Bugün dünyada yaşanan ekonomik krizin en
önemli kaynağı bankacılık sektöründe yaşanan sorunlardır. Kuşkusuz yansımasını
da en çok sosyal, siyasal, ekonomik istikrarın olmadığı ülkelerde bulmaktadır.
Üzülerek belirtmek durumundayım, ülkemiz de ne yazık ki bu tablonun içindedir. Bu ve benzeri nedenlerden kaynaklı Türkiye koşullarında yüksek
enflasyon nedeniyle faiz oranları çok yüksek seviyelerde seyretmektedir. Bu
durum borçlanma maliyetlerini de yükseltmekte, özellikle artan faiz yükü banka
alacaklarının tahsilini sınırlandırıcı bir etki yaratmaktadır. Türkiye’de
düzensiz yüksek faiz oranları ve hızlı enflasyon bankaların faiz giderlerini
kuşkusuz artırmaktadır. Enflasyon oranındaki artışlar nedeniyle enflasyon
beklentileri artınca faiz oranları da yükselerek belirsizlik getirmektedir. Değerli üyeler, gelinen noktada, tüketiciler yaşamlarını kredi
kartı ve tüketici kredisiyle sürdürüyor. Şu anda 1 milyona yakın tüketici,
kredi kartı borcu nedeniyle icralık duruma düşmüştür. Bunun için, kredi kartı
borçları ve tüketici kredisinden doğan anapara borçları faizlerinden
arındırılarak ödeme kolaylığı sağlanmalıdır. Ayrıca, asgari ücretin altında geliri olan ve hiç geliri olmayan
tüketicilerin -bunlar yoksulluk ve açlık sınırındaki vatandaşlarımızdır- kredi
kartı ve bireysel kredi borcu da silinmelidir diye düşünüyoruz. Bu düşüncemizin
temeli de ve bu temennimiz, önerimiz sosyal devlet olmanın gereğidir. Değerli arkadaşlar, bugün kredi kartlarının oluşturduğu toplam
borç 30 milyar YTL’yi geçmiştir, faizleriyle birlikte 35 milyar YTL civarına
ulaşmıştır. Kredi kartı borçlarının bu noktaya gelmesindeki en büyük etken,
tüketicinin gelirleri ile giderleri arasındaki aşırı oransızlıktır. Bir facia da: Kredi kartlarından kaynaklı çoğu tüketici
vatandaşımız, oluşan kredi kartlarının borçlarını ödemek için yeni bir kredi
kartını almak durumunda kalıyorlar. Bu da vatandaşın yaşadığı ekonomik krizin
vahametini anlatmaya yeterdir diye düşünüyoruz. Bu anlamda, özellikle kredi
kartları alanında yaşanan sorunlar göz önüne alındığında, tüketiciyi zor
durumda bırakan, faize faiz uygulaması anlamına gelen bileşik faizin
kaldırılmasının olumlu olacağını belirtiyoruz. Değerli arkadaşlar, faiz oranlarının sınırsız olması, büyük
şirketlerin orta ve küçük esnaf ve KOBİ’ler üzerinde ağır bir ekonomik baskı
yaratacağı bilinen bir gerçeklik. Onun için, ucu açık ve nereye varacağı meçhul
sınırsız serbestî hadisesi hukuksal çıkmazları da beraberinde getirecektir. Bu nedenlerle, 8’inci maddenin birinci fıkrasında yer alan “Ticarî
işlerde faiz oranları serbestçe belirlenir.” hükmü yerine “Ticari işlerde faiz
oranları Merkez Bankası faiz oranlarının 2 katını geçemez.” şeklinde
değiştirilmesi gerektiğini öneriyoruz. Çünkü,
tasarının 8’inci maddesinin bu hâliyle uygulamada çok ciddi sorunlar yaratacağı
da kaçınılmaz olacaktır. Önergemizin kabul edilmesi dileğiyle hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Geylani.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu’nun 8. maddesine aşağıdaki
fıkraların eklenmesini arz ederiz. (2) “Üç aydan aşağı olmamak üzere faizin ana
paraya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı yalnız cari
hesaplarla borçlu bakımından ticari faiz mahiyetinde olan karz
akitlerinde muteberdir.” (3) Ödünç para verme işleri, bankalar, tasarruf sandıkları ve
tarım kredi kooperatifleri hakkındaki hususi hükümler saklıdır. BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılmıyoruz. MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, kimin önergesi? BAŞKAN – Faruk Bal ve arkadaşları. Sayın Bal, buyurun. FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; temel
kanun diye dilimize pelesenk ettiğimiz Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 8’inci
maddesine kadar geldik. 8’inci madde ticari faizlerle ilgilidir ve bu bir temel
kanundur. Ticari faizlerle ilgili olmak üzere temel bakış açısını ortaya
koyacak kanun bu kanundur. Tasarıya göre daha önce üç fıkra hâlinde bulunan bu
kanun maddesi tek maddeye indirilmiştir ve faizde serbestiyet
getirilmiştir. Faizde serbestiyetin yanı sıra,
bileşik faiz dediğimiz faize faiz yürütme şeklindeki daha önceki uygulamalar
terk edilmiştir. Terk edilmiş derken, bu uygulamalar kaldırılmış anlamında
değil, bu uygulamaları sınırlandıran fıkralar ortadan kaldırılmıştır.
Dolayısıyla, Türk toplumunun şimdi bir plastik kart borçlusu olduğunu hepimiz
biliyoruz. 40 milyar liraya yaklaşmıştır sadece kredi kartı borcu. Bunun yanı
sıra, araba borçluları vardır, araba değiştirmek suretiyle borçlanmış olanlar
vardır. Traktörlerini değiştiren vatandaşlarımız vardır. Bunlar zevk için
değiştirmemişlerdir. Uygulanan tarım politikalarının yarattığı çöküntü
neticesinde elindeki tek varlığı olan traktörü 15-20 milyar liraya satıp onun
5-6 milyar lirasıyla borçlarını ödüyor, geriye kalan 10 milyar lirasını da
verip 70-80 milyar lira borçlanarak traktör borcu olan çiftçilerimiz vardır.
Tarım aletlerini borçla alan insanlar vardır ve ekonominin diğer aktörleri
içerisinde ticaretinde borçlanmayan kesim bulunmamaktadır. Bu kesimin hepsi temerrüt faizi riski karşısındadır. Temerrüt
faizine faize faiz uygulaması ise bu insanları intiharlara kadar götürebilecek
bir ciddi sosyal, toplumsal mesele hâline getirilmiştir. Gazetelerin üçüncü
sayfasını açın. Her sayfasında bu toplumsal sorunla ilgili ya kanlı ya gözü
yaşlı bir haberle karşı karşıya kalacaksınız. Değerli arkadaşlarım, bu, toplumsal yozlaşmayı peşinden
getirmiştir. Ödenememiş kredi kartının yarattığı gerginlik insanları çıldırtmış
ve bu çılgınlık toplumsal bir boyut kazanmıştır. Dolayısıyla bu madde, faize
faiz yürütme şeklinde anlaşılması gereken bu madde sınırlandırılmadığı takdirde
bu çılgınlığa, bu sosyal patlamaya, bu toplumsal yozlaşmaya yol vermek anlamına
gelir ki bu Meclisin böyle bir karar vermeyeceği inancımı hâlâ muhafaza etmek
istiyorum. Değerli arkadaşlarım, değişiklik önergemiz aslında Kanun’un eski
metnine dönülmesine ilişkin bir önergedir ancak eski Kanun’un uygulamada
birtakım sıkıntıları olduğunu da bilmekteyiz. Bu “Acaba bir konsensüs
arayışı olabilir mi?” düşüncesiyle verilmiştir. Bu kadar ciddi bir soruna
iktidar partisinin de iktidar partisinin sayın milletvekillerinin de gözü
kapalı bir vaziyette bigâne kalabileceklerini düşünmüyorum. Eğer bir konsensüs, bir anlaşma sağlanabilir de bu toplumsal soruna,
bu toplumsal yozlaşmaya, bu toplumsal çılgınlığa bir çare olabilecek çözüme
ulaştırılabilirse bu bizim için önemli bir görevin ifası anlamına gelecektir. Değerli arkadaşlarım, tüketiciyi korumak hepimizin görevidir.
Elbette ki üreteni de, üreticiyi de koruyacağız fakat tüketici zayıftır. Zayıf olan insanın, özellikle AKP’nin uyguladığı ekonomik
politikalar içerisinde borçlanmaya sürüklenmesi, kredi borçlusu hâline gelmesi,
bankalara borçlu hâle gelmesi ve akabinde de bunu ödeyememesi hâlinde ortaya
çıkan faize faiz yürütülmesi sonucunda borç, kartopu gibi büyümekte ve bu
büyüyen borç yükü altında insanlar buna çare bulamamakta, çaresizliği kanun
dışına çıkmak veya intihar gibi aile facialarına neden olmaktadır. Doğabilecek her aile faciasında bu kanuna “evet” diyen her
milletvekilinin vicdani bir sorumluluğu olduğunu uyarıyor, hepinize saygılar
sunuyor, önerimize destek bekliyorum. Teşekkür ediyorum. BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bal. YILMAZ TANKUT (Adana) – Karar yeter sayısı… BAŞKAN – Faruk Bal ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi
oylarınıza arz ediyorum ve karar yeter sayısını arayacağım: Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı
vardır, önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 8 inci
maddesinin madde kenar başlığının “1. Oran serbestisi
ve bileşik faizin şartları” şeklinde değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki
ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz. Sadullah Ergin (Hatay) ve arkadaşları “(2) Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek
birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız carî
hesaplarla her iki taraf bakımından da ticarî iş niteliğinde olan ödünç
sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra sözleşenleri tacir
olmayanlara uygulanmaz.” “(3) Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır.” “(4) Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırı olarak
işletilen faiz yok hükmündedir.” BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılıyoruz
efendim. TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Takdire bırakıyorsunuz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılıyoruz. BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutayım, konuşacak var mı? MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe… BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Hükûmet Tasarısının 9
uncu maddesinde yer alan, ancak 22. Dönem Adalet Komisyonu çalışmaları sırasında
Tasarıdan çıkarılan hüküm, bazı değişikliklerle 8 inci maddeye eklenmiştir. Çünkü, Türk hukukunda bileşik faizin tek istisnasını
oluşturan bu hüküm bankacılık uygulamasında önemli bir ihtiyaca cevap
vermektedir. Cari hesap sözleşmesinde hesap dönemi sonunda belirlenen bakiyeye
yeni dönemde faiz yürütülmesi ise bu sözleşmenin hesap dönemlerinden meydana
gelen yapısının doğal sonucudur. Yeni sistem eskisine nazaran birçok koruyucu hüküm ve kötüye
kullanmaları önleyici unsur içermektedir. 1) 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 8 inci maddesinin ikinci
fıkrasına yöneltilen eleştiriler, hükmün açık olmayan ifadesi dolayısıyla,
bileşik faizin –amaca aykırı olarak- tacir olmayan kişilere uygulanarak kötüye
kullanıldığı ve hükmün istisna dışında uygulanmasının açık bir hukuki
müeyyideye bağlanmamış olduğudur. Bu sakıncalara kredi kartları uygulaması ile
taksitli satışlarda yoğunlukla rastlanmıştır. Bu sakıncaları önlemek için
“borçlu bakımından ticari iş mahiyetinde” ibaresi çıkarılarak ödünç
sözleşmesinin her iki taraf için de ticari olması öngörülmüştür. 2) Gerek cari hesap gerek ödünç sözleşmesi bakımından
sözleşenlerin tacir olmaları şartı aranmıştır. 3) Bileşik faiz tacir olmayan sözleşenlere uygulanmayacaktır. 4) Hükme aykırı olarak yürütülen faizin hukuken yok olduğunun
belirtilmesi suretiyle müeyyide hem açıklığa kavuşturulmuş hem de
ağırlaştırılmıştır. Hükmün yeni şeklinin, ihlâli göze alabilecekleri
caydıracağı düşünülmektedir. Öte yandan, maddede yapılan değişikliğe uyumun sağlanması amacıyla
madde kenar başlığının da değiştirilmesi gerekmiştir. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir. Kabul edilen önerge istikametinde maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 9’uncu maddenin başlığını okutuyorum: 2. Uygulanacak hükümler MADDE 9 – BAŞKAN - Madde üzerinde bir adet önerge vardır. Önergeyi
okutuyorum: Buyurun. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 9. maddesinin 1.
fıkrasında geçen “ilgili mevzuat” ibaresinden önce gelmek üzere, “Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı olmamak üzere” ibaresi eklenmesini
arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
efendim. DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Bal, buyurun efendim. FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar
hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlarım, tekrar ifade ediyorum. Bir temel kanun
yapıyoruz. Her ne kadar neticesi müspet olmamakla beraber tarihî bir görevi de
ifa ediyoruz. İşin ciddiyetine binaen de bu kanun üzerinde her kelimesine, her
noktasına bir hassasiyet göstermemiz gerekiyor. Dolayısıyla kanun maddesindeki
her kelimenin belirli bir açıklıkta, uygulanabilir belirli bir nitelikte olması
gerekmektedir. Bugün bu saate kadar verdiğimiz önergelerin tamamı, bizce
anlamsız ve gerekçesiz bir şekilde reddedilmiştir. Ancak bunun da
reddedileceğini bilerek yine ifade ediyorum ki bu kanuna bizim katkımız devam
edecektir. Kanunda “ilgili mevzuat” ibaresi bulunmaktadır. 9’uncu maddenin
birinci fıkrasında geçen “ilgili mevzuat” ibaresi muğlak
bir ifadedir. Bu muğlak ifadeyi ilgili mevzuatın ne
olduğunu açıklığa kavuşturarak netleştirmek için bu önergeyi verdik. İlgili
mevzuat ise Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’dur. Dolayısıyla, “ilgili
mevzuat” ibaresinin “tüketicinin korunması ile ilgili kanun” şeklinde
değiştirilmesi, hem bu kanuna açıklık getirecektir, netlik getirecektir hem de
uygulayıcılara ilgili mevzuat arayışı gibi bir külfet yüklemeyecektir. Bu kadar açık ve net olan önergenin kabulünü yüce heyetin
takdirine arz ediyorum. Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bal. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. 10’uncu maddenin başlığını okutuyorum: 3. Faizin başlangıcı MADDE 10 - BAŞKAN – Madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 10. maddesinin
metinden çıkarılmasını ve madde numaralarının teselsül ettirilmesini arz ve
teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın Bal, buyurun efendim. FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 10’uncu
madde, niçin Medeni Kanun ile Borçlar Kanunu’nun bir bütün olduğunu, Borçlar
Kanunu’nun Medeni Kanun’un bir cüzü olduğunu ve Türk Ticaret Kanunu’nun da
niçin Borçlar Kanunu’nun bir cüzü, bir parçası olduğunun tekrar ifade edilmesi
gereken bir maddedir. Değerli arkadaşlarım, faizin başlangıcıyla ilgili 10’uncu madde
Borçlar Kanunu’nda vardır. Borçlar Kanunu zaten temel kanundur ve bu kanunun
bir parçasıdır. Dolayısıyla, burada tekrar yer almasının bir anlamı yoktur. Bu
maddenin metinden çıkarılması gerekir. Bu hukuki durumu yüce heyetin takdirlerine arz ediyorum. Ama
biliyorum ki artık, kanunlaştırma işi böyle önerilerle, önergelerle,
milletvekillerinin düşünceleriyle değil, sadece önerge eğer muhalefetten
geliyorsa komisyon “hayır”, Bakanlık “hayır”, iktidar partisinin
milletvekilleri “hayır” diyecektir. Bu ne kadar sürgit gidecek bilemiyorum, ama
demokratik bir tavır değildir. Bu vesileyle, bu demokratik tavrı
benimsemediğimizi bir kez daha tekrar ediyorum. Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar) ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Sayın Başkanım,
bir izah edebilir miyim? BAŞKAN – Buyurun. ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Değerli
arkadaşlar, Adalet Komisyonu yüce Meclis adına görev yapmaktadır ve katılması
gereken önergelere katılmaktadır; muhalefetten gelsin, iktidardan gelsin. Şu
anda katılmadığım önergenin aksine düzenlemenin şu anda yürürlükte bulunan
Kanun’da olduğunu hatırlatmak isterim. Saygılar sunuyorum. FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, ben de bir cevap vereyim
müsaadenizle, bir cümleyle. BAŞKAN – Buyurun. FARUK BAL (Konya) – Komisyon Başkanının ilgisine ve nezaketine
teşekkür ediyorum. Ancak biz, mevcut Kanun’un mükemmel bir kanun olduğunu iddia
etmiyoruz, onun eksik ve yanlış olduğunu ifade ediyoruz. Bu eksik ve yanlışın
burada düzeltilmesini biz öneriyoruz. Sayın Komisyon Başkanının takdirine… BAŞKAN – Teşekkür ediyorum. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. 11’inci maddenin başlığını okutuyorum: BİRİNCİ KİTAP Ticarî İşletme BİRİNCİ KISIM Tacir A) Ticarî işletme 1. Bütünlük ilkesi MADDE 11 - BAŞKAN – Madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 11 inci maddesinin
birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“Madde 11 – (1) Ticarî işletme, esnaf işletmesi için öngörülen
sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve
bağımsız şekilde yürütüldüğü ekonomik birimdir” TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 sıra sayılı tasarının 11 inci maddesinin “2 nci fıkrasının” tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 11. maddesinin
1. fıkrasında geçen “esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir
sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü”
ibaresi yerine, “Ticaret Odalarına kayıt zorunluluğu bulunan” ibaresi
eklenmesini; 11. maddesinin 2. fıkrasının metinden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) –
Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın Bal, önergeniz üzerinde konuşacak mısınız? FARUK BAL (Konya) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Ticaret Kanununun bir çok kavramında
olduğu gibi, ticari işletme kavramı "işletme bilimi"ne
ait, "ekonomik faaliyet" ve "işletme" çekirdek kavramları
ile ilgili bir kavramdır. Nitekim Tasarı'daki tanımda da ticari işletme,
"işletme" çekirdek kavramı ile tanımlanmıştır. Gerçekten, ekonomik
faaliyetler, sürekli ve bağımsız bir organizasyon şeklinde icra ediliyorsa,
ortada bir işletme var demektir. Başka bir ifade ile,
bir ekonomik faaliyet var, bu ekonomik faaliyet arızi olarak değil, sürekli
şekilde; bir başka organizasyon veya ekonomik faaliyetin parçası olarak değil,
bağımsız ve kendi bütünlüğü içinde icra ediliyorsa bir işletmenin varlığından
söz edilecektir. Bu bir hukuki kavram olmayıp, ekonomi-işletme bilimine ait bir
kavramdır. Ekonomi-işletme biliminde zaten belirgin olan işletme kavramı esas
alınarak hangi işletmelerin ticari işletme olarak kabul edileceğinin
belirlenmesine ilişkin bir hüküm sevk etmektir. Bu durumda öncelikle, ticari
işletme kavramının tanımında, işletme ibaresi içinde zaten var olan, gelir
sağlama hedefi, bağımsızlık ve devamlılık niteliklerini tekrar etmenin yersiz
olduğunu ifade etmek gerekir. Bu durumda, hangi işletmelerin ticari işletme
olarak kabul edileceğine dair bir ölçünün belirlenmesi yeterlidir. Bu ölçünün
sade, uygulanabilir ve sübjektif ve değişken olmayan bir ölçü olması
gereklidir. Ticaret Odalarına kayıt zorunluluğu ticari işletmenin belirlenmesi
bakımından daha somut ve tespiti kolay bir ölçü olacaktır. Gerçekten, bir
işletme ticaret odasına tescil edilmek zorunda ise, bu işletmeyi ticari işletme
olarak kabul etmek mümkündür. Ayrıca ticari işletme, tacir gibi kavramlar
bakımından mevcut düzenlemenin aynen benimsenmiş olması, mevcut kanunun
sisteminin birkaç makyajla aynen benimsendiğini göstermektedir. Mevcut kanun döneminde, Bakanlar Kurulu'nun böyle bir kararnameyi,
1986 yılına kadar otuz yıl boyunca çıkarmamış olduğu nazara alınırsa,
düzenlemenin aynı kargaşanın yaşanmasına yol açacağı aşikârdır. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum… HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Karar yeter sayısı… BAŞKAN – Arayacağım Sayın Yıldız. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Karar yeter sayısı yoktur, birleşime beş dakika ara veriyorum. Kapanma Saati: 16.37 BEŞİNCİ OTURUM Açılma Saati: 16.44 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Canan CANDEMİR ÇELİK
(Bursa), Murat ÖZKAN (Giresun) BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
23’üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum. 96 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. Tasarının 11’inci maddesi üzerinde verilen Konya Milletvekili
Faruk Bal ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı
bulunamamıştı. Önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını
arayacağım. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 sıra sayılı tasarının 11 inci maddesinin “2 nci fıkrasının” tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz. Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılmıyoruz. M. NURİ YAMAN (Muş) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Tasarının 15’inci maddesi esnafı tanımlamıştır. Yasama
görevi kararname çıkarılmak üzere yürütmeye devredilemez. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 11 inci maddesinin
birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Ali
İhsan Köktürk (Zonguldak) ve arkadaşları “Madde 11 – (1) Ticarî işletme, esnaf işletmesi için öngörülen
sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve
bağımsız şekilde yürütüldüğü ekonomik birimdir” BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın Köktürk… ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Güner
konuşacaklar efendim. TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Sayın Başkan, önergedeki isimler
okunmuyor. BAŞKAN – Hayır, birinci defada okunuyor, ikinci defada sadece ilk
isim ve arkadaşları diye okunuyor. Buyurun efendim. RAHMİ GÜNER (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 96 sıra
sayılı Ticaret Kanunu’nun 11’inci maddesinde değişiklik yapılması hususundaki
önergemiz lehinde konuşmak üzereyim. Değerli arkadaşlarım, gerçekten, gündemde olan bu Türk Ticaret
Kanunu Tasarısı Türkiye’de iş hayatını, Türkiye’de çalışma hayatını, Türkiye’de
bütün yaşam hayatını düzenleyen bir kanun tasarısı. Fakat biz bu kanun
tasarısını 23’üncü Dönem seçilen milletvekillerinin oluşturduğu komisyonda
maalesef görüşme olanağına erişemedik çünkü Meclis İçtüzüğü’nün 77’nci
maddesine göre bu kanun komisyonda hiç görüşülmeden Meclisimize sunulmuş
bulunmaktadır. Yine değerli arkadaşlarım, bu kanundan daha önce temel kanun
niteliğinde olan Borçlar Kanunu da hâlen Adalet Komisyonunda görüşülmekte fakat
bu kanunun birçok maddelerinde Borçlar Kanunu’na atıfta bulunmaktadır. Fakat
yürürlükte kanun maddeleri geçmekte bu atıfta ama Borçlar Kanunu tasarı hâlinde
hâlen komisyondadır. Bunu da bir noksanlık olarak görmekteyim. Bu kanundan daha
önce Borçlar Kanunu’nun burada görüşülmesi gerektiğine de inanıyorum. Değerli arkadaşlarım, bu tasarının 11’inci maddesinde “işletme”
kelimesi birinci fıkrada devamlı olarak tekrarlanmıştır. Biz bu maddede bu
“işletme” teriminin devamlı kullanılması yanında, daha uygun olacağı şekilde
“Bir bağımsız şekilde yürütüldüğü ekonomik birim” şeklinde bir önerimiz var. Bu
önerimizin yüce Meclis tarafından kabul edilmesini talep ediyoruz. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Sayın Güner, teşekkür ederim. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. 12’nci maddenin başlığını okutuyorum: B) Tacir I - Gerçek kişiler 1. Genel olarak MADDE 12 - BAŞKAN – Madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“(2) Bir ticarî işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo,
televiz-yon ve diğer ilân araçlarıyla halka bildirmiş
veya işletmesini ticaret siciline tescil ettiren kimse fiilen işletmeye
başlamamış olsa bile tacir sayılır.” Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan "Türk Ticaret Kanunu
Tasarısı"nın 12. maddesinin 1. fıkrasında geçen "kişiye"
ibaresinden önce gelmek üzere, "gerçek" ibaresinin eklenmesini; 12.
maddenin 1. fıkrasına ilk cümleden sonra gelmek üzere, "ticari işletmenin
hukuka aykırı şekilde işletiliyor olması, işletenin tacir sıfatını haiz
olmasını etkilemez." ibaresinin eklenmesini; 12. maddesinin 1. fıkrasına
mevcut cümleden sonra gelmek üzere, "Bir ticari işletmenin küçük ve kısıtlılar
adına bunların adına kanuni temsilcileri tarafından işletilmesi halinde tacir
sıfatı temsil edilene aittir. Ancak, bu durumda kanuni temsilci ceza
hükümlerinin uygulanması yönünden tacir gibi sorumlu olur." ibaresinin
eklenmesini; 12. maddenin 3. fıkrasında geçen "Bir ticari işletme açmış
gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun
hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde
bulunan kimse" ibaresinin, "ister kendi adına, ister adi bir şirket
veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılan veya hukuken var
sayılmayan bir şirket adına; bir ticari işletme açmış gibi işlemler yapan
kimse” ibaresine dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılmıyoruz. FARUK BAL (Konya) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Madde metninde gerçek kişilerin tacir sıfatı düzenlenmektedir.
Tüzel kişilerin tacir sıfatı ayrıca düzenlenmektedir. Dolayısıyla madde
içeriğinin başlığa uygun hale getirilmesi isabetlidir. Madde metnine eklenmesi teklif edilen hüküm 14. maddenin 1.
fıkrasında ayrı bir madde hükmü olarak yer alan hükümdür. Konunun ayrı bir
madde metni ile düzenlenmesi mevcut Kanunda düzenlemenin aynen aktarılmasından
dolayısıyla gerçekleşmiş olup, mevcut düzenleme isabetli değildir. Bu maddede
düzenlenen konu 12. maddenin 1. fıkrası hükmü ile ilgili olup, anılan fıkranın
devamında yer alması kanun yapma tekniğine daha uygun ve uygulama kolaylığı
bakımından daha isabetlidir. Ayrıca mevcut kanundan aynen alınan, karışık ve
anlaşılması zor ifade tarzı da daha açık ve kısa bir ifadeye dönüştürülmüş
olmaktadır. Madde metnine eklenmesi teklif edilen hüküm 13. maddede ayrı bir
madde hükmü olarak yer alan hükümdür. Konunun ayrı bir madde metni ile
düzenlenmesi mevcut Kanunda düzenlemenin aynen aktarılmasından dolayısıyla
gerçekleşmiş olup, mevcut düzenleme isabetli değildir. Bu maddede düzenlenen
konu 12. maddenin 1. fıkrası hükmü ile ilgili olup, anılan fıkranın devamında
yer alması kanun yapma tekniğine daha uygun ve uygulama açısından daha
uygundur. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 12 inci maddesinin
ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Ali
Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları “(2) Bir ticarî işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo,
televizyon ve diğer ilân araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret
siciline tescil ettiren kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir
sayılır.” BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyorum. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Sayın Dibek, siz mi konuşacaksınız efendim? TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Evet. BAŞKAN - Buyurun efendim. TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Başkan. Sanki, Sayın Başkan
“Katılıyoruz.” gibi demişti herhâlde, ben öyle anlamışım. Değerli arkadaşlar, şimdi önergelerimizi veriyoruz. Belki,
milletvekili arkadaşlarımız şöyle bir düşünce içerisine girebilirler: Sanki
bunlar, işte, uzatmaya matuf önergeler gibi... Hayır, hiç öyle değil. Gerçekten,
bu maddeler üzerinde, işte, baktık bizler de “Katkımız ne olabilir.” diye
değerlendirmeler yaptık. Şimdi bunları Komisyonda görüşemeyince elimizdeki bir tek
şey -Başkanın da belirttiği gibi- Mecliste önerge sunarak ancak bunları buraya
getirmek. Burada konuşuyoruz veya gerekçeleri
okunuyor ama milletvekili arkadaşlarımızca da sanki bunlar, işte, “Bu yasa
görüşülürken biraz zaman alsın.” düşüncesiyle verilmiş önergeler gibi
değerlendiriliyor ve çok dikkatle dinlenmiyor; dinlenmeyince de -gerçekten,
sizlerin de doğru bulacağınızı düşündüğüm bu önergelerin bir kısmı mutlaka
kabul edilirdi diye düşünüyorum ama- sürekli reddediliyor. Zaten arkadaşların
bir kısmı da dışarıda oturuyorlar, işte, ara ara
gelip, onlar da neye oy verdiklerini bilmiyorlar. Değerli arkadaşlar, şimdi 12’nci madde, tacir kimdir, yani kimler
tacir sayılır, tacirin iyi niyetli olan üçüncü kişilere karşı sorumluluklarını
düzenleyen bir madde, ayrı bir bölüm. Şimdi, maddenin 1’inci fıkrasında tacirin kim olduğu belirtilmiş
-bizim önergemiz 2’nci fıkrayla ilgili- 2’nci fıkrasında da kimlerin tacir
sayılacağı belirtilmiş. Şimdi, 2’nci fıkraya baktığımızda, daha doğrusu 2’nci
bende baktığımızda “Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete,
radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini
ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye
başlamamış olsa bile tacir sayılır.” diyor. Şimdi, tabii, teknik bir madde. Konuyu belki dikkatli dinleyen arkadaşlarımız fark etmişlerdir, bu
bendin ilk cümlesinde zaten ilan yolu var, yani ilanla tacir sayılma var,
ilanın yeterli sayıldığı bir hüküm var. İkinci kısmında “veya ticaret siciline
tescil ettirmek” diyor. Ettirdikten sonra bir de “bu durumu ilan ettiren kimse”
diyor. Şimdi, bu iki cümle arasında, yani birinci cümleyle ikinci cümle
arasında bir çelişki doğuyor. Bizim önerimiz şu: Cümlenin ikinci kısmında “Bir
ticari işletmeyi kurup açtığını sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer
ilan araçlarıyla halka bildirmiş, ilan ettikten sonra işletmesini ticaret
siciline tescil ettiren kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir
sayılır” diyoruz. Burada nasıl bir sakınca var? Şu sakınca var: İkinci cümlede
tescili yaptırmış ama ilan yaptırmayan kimse sanki tacir sayılmayacakmış gibi bir
anlam çıkıyor. Yani önergemizdeki teknik düzenleme bunu amaçlıyor. Burada bir
yanlış anlama, uygulamada daha sonra mevcut olacak olan ihtilafları önlemeye
yönelik bir düzenleme. Biz ticaret siciline tescil ettiren kimsenin de tacir
sayılmasının yeterli olduğunu düşünüyoruz. “Ayrıca bunun ilana gerek olmadığını
çünkü ilanının birinci cümlede zaten yeterli olduğu belirtilmiştir.” diyor… MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Biri gazete ilanı ikincisi de ticaret
sicil gazetesi ilanı. TURGUT DİBEK (Devamla) – Ama zaten bakın, ilk cümlede değişik…
Bakın, burada da belirtmiş, “sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan
araçlarıyla” demiş. İlan yapılmış zaten, ilanı yeterli görüyor. Bunu yeterli
gördükten sonra ayrıca ticaret siciline tescilin bir de ilanı… MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ticaret sicili gazetesindeki ilan o
ifade edilen. TURGUT DİBEK (Devamla) - Bizim değerlendirmemize göre, bu hüküm
birinci cümleyle çelişki ifade ediyor. Bu nedenle de bir değişiklik önergesi
verdik. Önergemizin kabul edilmesini biz talep ediyoruz. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Dibek. ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Karar yeter sayısı Sayın Başkan… BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını
arayacağım. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Arkadaşlar, elektronik cihazla oylama yapacağım. Oylama için iki
dakikalık süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum. (Elektronik cihazla oylama yapıldı) BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir. Karar yeter sayısı vardır. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. 13’üncü maddenin başlığını okutuyorum: 2. Küçük ve kısıtlılar MADDE 13 - BAŞKAN – Madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 13 üncü maddesinin
birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“(1) Küçük ve kısıtlılara ait ticarî işletmeyi bunların adına
işleten, yasal temsilci tacir sayılmaz. Tacir sıfatı temsil edilene aittir.
Ancak, yasal temsilci ceza hükümlerinin uygulanması yönünden tacir gibi sorumlu
olur.” Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 13. maddesinin
Tasarı metninden çıkarılmasını ve madde numaralarının buna göre teselsül
ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN - Hükûmet? OKTAY VURAL (İzmir) – Çekiyoruz efendim. BAŞKAN – Çekiyorsunuz. Evet, bir önerge geri çekilmiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 13 üncü maddesinin
birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Ali
Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları “(1) Küçük ve kısıtlılara ait ticarî işletmeyi bunların adına
işleten, yasal temsilci tacir sayılmaz. Tacir sıfatı temsil edilene aittir.
Ancak, yasal temsilci ceza hükümlerinin uygulanması yönünden tacir gibi sorumlu
olur.” BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılıyoruz
efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılıyoruz
efendim. K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum, buyurun: Gerekçe: Maddenin birinci cümlesindeki “veli ve vasi” sözcüğü yerine,
kayyımı da kapsayan ve Türk Medeni Kanunu’nda ifadesi olan “yasal temsilci”
sözcüğüne yer verilmesinin uygun olacağı düşüncesi ile işbu değişiklik
önergemiz verilmiştir. BAŞKAN – Komisyonun ve Hükûmetin
katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir. Kabul edilen önerge istikametinde 13’üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 14’üncü maddenin başlığını okutuyorum: 3. Ticaret yapmaktan menedilenler MADDE 14 - BAŞKAN – Madde üzerinde bir adet önerge vardır, önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı” nın 14. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını ve madde
numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Hükûmet? OKTAY VURAL (İzmir) – Çekiyoruz efendim. BAŞKAN – Çekiyorsunuz Sayın Vural. Önerge geri çekilmiştir. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. 15’inci maddenin başlığını okutuyorum: 4. Esnaf MADDE 15 - BAŞKAN - Madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 15 inci maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
4. Esnaf Madde 15 - (1) İster gezici olsun, ister bir dükkanda
veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti
sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin
ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve
sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü
maddeler ile Türk Medeni Kanununun 950 nci maddesinin
ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 15. maddesinin
Tasarı metninden çıkarılmasını ve madde numaralarının buna göre teselsül
ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Sayın Bal, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar) FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar
hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlarım, görüştüğümüz kanunun 15’inci maddesi esnaf
işletmelerini tanımlamaktadır. Oysa kanunumuz Ticaret Kanunu’dur ve ticari
işletmeleri ilgilendiren bir kanundur. Ticari işletmelerle ilgili tanım
yapılmıştır ve bu tanımla ilgili olmak üzere de kanunun kapsamı, şekli, sevk
ettiği hükümler hep belirlenmiştir. Esnaflar ve diğer işletmelerle ilgili kısım
bu ticari işletmelerin dışındadır. Dolayısıyla “esnaf” tanımının bu kanun
içerisinde yer alması gerekmemektedir. Bu nedenle, bu maddenin kanun metninden
çıkarılmasını talep etmekteyiz. Bundan önceki 13’üncü, 14’üncü maddelerde aynı şekilde 12’nci
madde içerisinde değerlendirilmesi gereken hususlar vardı. Fakat 12’nci madde
kanunlaştığı için, o madde içine nakledilmesi teknik anlamda mümkün olmadığı
için, 13 ve 14’üncü maddelerle ilgili önergelerimizi çekmiştik. Şimdi, esnaflarla ilgili ayrı bir kanun vardır. Bu kanun orada
tanımlanacaktır. Bu kanunun burada tanımlamasının bir anlamı yoktur. Mevcut
veya gerektiğinde yapılacak bir değişiklikle, esnaf kanununda bu kanunla
çelişen bir tanımlama yapıldığı takdirde, bu, ciddi kargaşaya, kavram
kargaşasına neden olacaktır, gereksiz bir şekilde yer alan, bu kanunda yer alan
“Esnaf” maddesi o kargaşanın bir nedeni olacaktır. Bu nedenle, bu kanun metni
içerisinden çıkarılması gerekmektedir düşüncesiyle işbu önergeyi verdik. Yüce heyetin takdirine saygıyla arz ediyoruz. (MHP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bal. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 15 inci maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Mehmet
Ali Susam (İzmir) ve arkadaşları 4. Esnaf Madde 15- (1) İster gezici olsun, ister bir dükkanda
veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti
sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin
ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve
sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü
maddeler ile Türk Medeni Kanununun 950 nci maddesinin
ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır. BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Sayın Susam, buyurun. MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; bu
maddede teklif ettiğimiz olay, aslında hepimizin üzerinde çok ciddi şekilde
düşünmesi gereken bir tanımlama. Yapılan esnaf tanımlamasını okuduğunuz zaman ne anlıyorsunuz?
“İster gezici olsun, ister bir dükkânda veya sokağın belirli bir yerlerinde
sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına…” Bu,
bugünkü, günümüzün, çağdaş bilgi toplumu ve sanayileşmiş bir toplumda esnaf
tanımını içeriyor mu? Bu, bir seyyar satıcı tanımı gibi bir tanım. Değerli arkadaşlar, bu tanımla esnafı o kadar küçültüyorsunuz ki
çok dar bir alana kapsatıyorsunuz ve bu tanımla esnaf bulamazsanız. Bugün
övünerek bahsettiğiniz “Esnafa 25 milyar can suyu kredisi veriyoruz.” dediniz.
Eğer bedenî çalışması temel alınan bir kişiyi tanımlıyorsanız buna kredi
verebilir misiniz siz? Ve bugün birçok kişi kredi alamıyor. Değerli arkadaşlar, esnaf bu değil. Dünyada ve girmeyi
arzuladığımız Avrupa Birliğinde esnaf nasıl tanımlanıyor? Özellikle mesleğin
içeriğine göre tanımlanıyor. O mesleğin cirosu, yaptığı ciro, hacim önemli
değil, meslek eğer esnaflığı, sanatkârlığı gerektiriyorsa o meslek esnaf ve
sanatkârlık tanımı içerisinde görülür. Fransa’da bir ayakkabıcıya, siz, zorla,
gidip ticaret odasına kaydolacaksınız diyebilir misiniz? O insan, eğer ticari
faaliyetinde ticaret odası da gerekiyorsa gider oraya kaydolur. Bu tanımlamanın
yanlışlığından dolayıdır ki Türkiye’de berberler ticaret odasına kaydolmuştur.
Evet, berberler ticaret odasına kaydolmuştur. Neden? Götürü vergi çıkmıştır;
götürü vergi şirketlere yok diye gidip ticaret odasına, muhasebecisi
yönlendirmiştir, gitmiş oraya kaydolmuştur. Değerli arkadaşlarım, böyle tanım olmaz. Böyle bir tanımlama bu
çağın tanımlaması değildir. Esnaf ve sanatkâr Türkiye’de KOBİ’lerin temelidir.
Küçük ve orta boy işletmelerinin tanımını yaparken nasıl yapıyorsunuz? Bir kişi
ile başlayan çalışmayı ifade ediyorsunuz. Bir kişiyle başlayan çalışma
dediğinizde işte o bir kişi esnafla başlıyor. Yani bir kişi KOBİ’dir. Ondan
sonra KOBİ Kanunu’nda esnaf ve sanatkârı kredi alma noktasında kredisiz bırakma
durumuyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Değerli arkadaşlarım, İzmir’de, geçen açtığınız 150 milyarlık
kredi pastası içerisinden 64 kişi KOBİ Bilgi Sistemi’ne girebilmiş ve kredi
alabilmiştir, 64 kişi. Şimdi “350 milyarlık KOBİ kredisi açıyoruz.” diyorsunuz,
onun içerisine girebilecek esnaf ve sanatkâr bulamayacaksınız bu tanımlamalarla
devam ettiğiniz sürece ve KOSGEB’i ve KOBİ tanımlamasını esnaf ve sanatkârın
içine almadığınız sürece olmayacaktır. Artı, bedenî çalışma ve sermayeyle
birlikte çağımız bilgi çağı, iletişim çağı. Esnaf ve sanatkârlık bilgi ve
iletişim çağında da, aynı şekilde, bilgi kullanarak yapılan işleri de bu
tanımlamanın içerisine alması gerekir. Onun için bu tanımlama çağın çok
gerisinde kalmış ve bugün için artık esnaf ve sanatkâr için kabul edilemez bir
tanımlamadır. Bu tanımlama sadece neye yarayacaktır biliyor musunuz? Sayın Bal
az önce sordu “Buna gerek yoktur bu kanunda.” derken. Bu, sadece ticaret
odalarının küçük ilçelerde üye kaydında esnaf odalarına gidenleri almak için
işe yarayacaktır, sadece bunun için konmuştur oraya. Yani, bir ilçede esnaf
odasına kaydolamayacak, çünkü sermayesi kıstas alındığında, bu ilave kanunlarla
“Sen tüccarsın.” denilecek. Birçok ilçedeki örgütlenme çalışmasının önüne
geçilecek. Bunun sonucunda Türkiye’deki esnaf ve sanatkâr teşkilatları ciddi
bir zarar görecektir. Biliyorsunuz, esnaf kanunu değişti. Değiştiğinde bu tanımlamaya
aynı gerekçelerle itiraz ettik. Değiştirmediler. Neden değiştirmediler biliyor
musunuz? (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Çünkü, o
dönem Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunun yönetimini değiştirme
anlayışı vardı, çağdaş bir esnaf yasası çıkarma anlayışı yoktu. Bu tanımı
değiştirmediler, değiştire değiştire “Üst üste iki
dönem seçilmiş olanlar bir daha seçilemez”i
getirdiler. Yani kanun çıkarırken kendi ideolojik niyetinize göre değil, ülkenin
gereksinimine göre kanun çıkarmak zorundasınız ve ancak öyle olursa çağdaş bir
yapılanmayla kanun çıkarabilirsiniz. Onun için bu tanımlama doğru bir tanımlama
değildir. Bugünün ihtiyaçlarına cevap veren, esnaf ve sanatkârı bir KOBİ gibi
gören, esnaf ve sanatkârı ülkede kalkınmanın motor gücü gören bir anlayış
değildir. Ondan dolayı yeni tanımlamanın yapılması gerekmektedir. Bu duygularla bu değişiklik önergesini verdik. Meclisteki bütün
arkadaşlarımızdan bu önergeye desteklerini istiyoruz. Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, efendim, bu önerge -Sayın Hükûmet “Katılmıyoruz.” dedi ama- aslında maddenin aynısı. Yani bu önerge maddenin aynısı. Yani herhangi bir değişiklik
söz konusu değil ama bu konuda Hükûmetin ve
Komisyonun gerçekten maddeyle aynı olan bir önergeye katılmamaları, maddeye de
katılmadıkları anlamına gelir. VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) – Ne gerek var o zaman? Öyle bir
önerge mi olur? MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Böyle bir önergenin işleme konulmaması
gerekir. OKTAY VURAL (İzmir) – Daha ciddiyetli bir kanun süreci, yasama
süreci devam ettirilmesinde fayda vardır. MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan… OKTAY VURAL (İzmir) – Ayrıca Sayın Mehmet Ali Susam’a da
katkısından dolayı teşekkür ediyorum. Bu konularda biraz daha dikkatli olmak
gerekiyor. BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Vural. MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, aslında orada ince bir
nokta var. Birinde “esnaf sayılmaz”, esnaf sayılıyor, öbüründe “tacir sayılmaz”
diyor. Burada ikisinin arasında çok önemli bir farklılık var. Sayın Susam… FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Mustafa Bey, Komisyona
söylüyor, size söylemiyor ki! MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, aslında böyle önergeleri
almamanız gerekir. OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Bakanım, bu önergeye katılmanız çok
yerinde olurdu gerçekten. ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri, Komisyon en az kendisinin okuduğunu ve anladığını
beyan ettiği arkadaşlar kadar bütün önergeleri okuyor, değerlendiriyor. İşleme
konulup konulmaması Başkanlığın takdirinde. Gerekçedeki unsuru dahi size ezbere
okuyabilirim. Sermaye ile emek arasında denkliği değil, fazlalığı esas alıyor.
“Katılmıyoruz.” dediğimizde ben 87’nci maddeye göre gerekçeyi de ortaya koyabilirim
“bir tekrardır” veya “farklılıktır” diye ama gerekçesiz olarak “Katılmıyoruz.”
dediğimiz zaman, bu, okunmadığı anlamına gelmemeli. Nasıl ki, siz okudunuz,
aynı şekilde biz de okuduk, biliyoruz. Teşekkür ederim. OKTAY VURAL (İzmir) – Ben Hükûmete
diyorum, tasarı olduğu için, tasarıya sahip çıkmaları açısından. ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılıyorum efendim
arkadaşın açıklamasına. OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, kabul mü edecekler, ret mi
edecekler; bakalım. MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sen ne yapacaksın, ona bakacağız. BAŞKAN - Evet, arkadaşlarımız tetkik ettiler, gerekçede farklı
ifadeler kullanılmış ama metin aynı. OKTAY VURAL (İzmir) – Aynı aynı. Şimdi ne olacak? MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – O zaman işlemden çekin Sayın Başkan. BAŞKAN - Evet, dolayısıyla önergeyi işlemden kaldırıyorum. OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, belki maddeyi reddedecekler. BAŞKAN - Maddenin aynısı olduğu için, önergeyi işlemden kaldırdım,
maddeyi oylarınıza sunuyorum… (Gürültüler) Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi de maddeyi kabul etmiş oluyor.
Evet, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler.. OKTAY VURAL (İzmir) – Farklı gerekçesi var efendim, gerekçesi
farklı olduğu için işlem yapılması gerekir. MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Efendim, gerekçemiz farklı. BAŞKAN - Efendim, Sayın Susam… MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Efendim, bizim gerekçemiz farklı,
burada gerekçemizde diyoruz ki "...ekonomik faaliyeti sermayesi ile
birlikte beden çalışması…" “Sermayesi ve beden çalışması” diğer küçük
işletme, “ister bir yerde, ister bir şekilde” demiyoruz, farklıdır. Bunu böyle
algılamanız lazım. OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, tamam efendim, oylama yapın,
reddedilsin! HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) –
Başkanlığın yaptığı işlem doğru efendim, oylamaya geçin. K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Arkadaşlar reddetsin! OKTAY VURAL (İzmir) – Problem yok efendim usul açısından. BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, gerekçesi…
Arkadaşımız Sayın Susam diyor ki “Maddeyi aynen kabul ettik ama yarın öbür gün
uygulayıcılar yani yargı mensupları uygularken bu gerekçeyi dikkate almalılar.
Dolayısıyla, biz burada gerekçede bir farklılık yaptık.” ifadesini kullanıyor. MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Zaten Türk Ticaret Kanunu Komisyonda
görüşülürken de gerekçede aynı gerekçeler var. Bakınız, vereyim size. Komisyondaki
gerekçelerde de aynısı var. Komisyon da buna bu gerekçelerle şey yapmış. BAŞKAN – Evet Sayın Susam, Başkanlığımızın, buradaki, biraz önceki
ifadesi doğrudur çünkü gerekçeyi oylamıyoruz, madde metninin kendisini
oyluyoruz ve öneriniz de, önergeniz de madde metniyle aynı. Dolayısıyla madde
metninde bir değişiklik yapmıyor, o bakımdan önergeyi işlemden kaldırıyorum. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. 16’ncı maddenin başlığını okutuyorum: II - Tüzel kişiler MADDE 16 – BAŞKAN – Madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 sıra sayılı Tasarı'nın 16 ncı
maddesinde yer alan "Devlet, il, belediye gibi kamu tüzel kişileri"
ibaresinin "Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel
kişileri" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı" nın 16. maddesinin "Tüzel Kişiler" şeklindeki
başlığının, "Tüzel Kişiler ve Diğer Kurum ve Kuruluşlar" şekline
dönüştürülmesini; 16. maddenin birinci fıkrasında yer alan "ticaret
şirketleriyle" ibaresi yerine "ticaret şirketleri ve donatma iştiraki
ile" ibaresinin yer verilmesini; 16. maddesinin 2. fıkrasındaki
"gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan
vakıflar" ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Komisyondan yalnız şunu rica edeyim: Eğer Komisyon gelen
bu önergelere katılıyor veya katılmıyorsa gerekçesini, söylediğimiz zaman, “Komisyon
katılıyor mu?” ifadesini kullandığımız zaman açıklaması lazım. Yani katılabilir
de katılmayabilir de, kısaca bir açıklama yapma hakkı vardır. Sonradan tekrar
Komisyona dönüp söz filan vermeyelim. Onu Komisyona hatırlatmayı da bir görev
biliyorum. ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Ama takdirimde
İç Tüzük’te efendim. Görevim yok öyle. BAŞKAN – Hayır, bir şey demiyorum. Sonradan tekrar söz alıp açıklama yapıyorsunuz, onu önceden
yapmanız lazım. Sayın Bal… FARUK BAL (Konya) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Maddenin başlığı ve dolayısıyla tacir sıfatının belirlenmesinde
gerçek kişi, tüzel kişi ayırımı mevcut kanundan aynen iktibas edilmiştir. Ne
var ki mevcut kanunda bu ayırım, tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara
tacir sıfatı verilerek ve donatma iştiraki hakkında tacirlere ilişkin
hükümlerin uygulanacağı kabul edilerek aslında ortadan kaldırılmış olmaktadır.
O halde, tacir sıfatının belirlenmesinde gerçek kişi- tüzel kişi ayırımı
yerine, gerçek kişi-tüzel kişiler ve diğer kurum ve kuruluşlar şeklinde, madde
metnine daha uygun bir ayırımı benimsemek isabetli olacaktır. Mevcut Kanunda ve tasarının 17’nci maddesinde, tüzel kişiliği
bulunmayan donatma iştiraki hakkında tacire ilişkin hükümlerin uygulanacağı
öngörülmekte, ancak donatma iştirakinin tacir sıfatını haiz olup olmadığı
belirlenmemektedir. Oysa kanunda tüzel kişiliği bulunmayan başka kurum ve
kuruluşlara tacir sıfatı tanındığına göre, donatma iştiraki hakkında da zaten
tacir hükümlerinin uygulanacağı öngörüldüğüne göre, açıkça tacir sıfatının
tanınması daha isabetli olacaktır. Bu sebeple, 17’nci maddede ayrı bir
düzenleme yerine 16’ncı maddede teklif edilen şekilde tacir sıfatı tanıyan bir
düzenleme yapılması isabetlidir. Madde metni esas olarak mevcut kanundan iktibas edilmiş olmakla
birlikte, muhtemelen kamu yararına çalışan dernekler gibi, gelirini kamu görevi
niteliğindeki işlere harcayan vakıfların da tacir sıfatının olumsuz
sonuçlarından korunması için böyle bir hüküm öngörülmektedir. Ne var ki
"Kamu yararına çalışan dernek" dernekler içinden bir kısmını ifade
eden kanuni bir kategori iken "gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi
niteliğindeki işlere harcayan vakıf” ibaresi bu türden bir kategorizasyona
dayanmamaktadır. Hükmün uygulamasında harcamalar esas alınacağından, hangi
dönemlere göre tespit edileceği açık olmadığı gibi; bir vakfın, bir dönem kamu
görevi niteliğindeki işlere yapılan harcamaları çok olduğu için tacir
sayılırken, bir dönem harcamaların niteliği değiştiğinden tacir sayılamaması
sonucu doğabilecektir. Ayrıca "kamu görevi niteliğindeki iş" kriteri de yeterince açık olmayıp, uygulamada zorluk, hatta
kargaşa oluşacaktır. BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 sıra sayılı Tasarı'nın 16 ncı
maddesinde yer alan "Devlet, il, belediye gibi kamu tüzel kişileri"
ibaresinin "Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel
kişileri" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. M.
Akif Hamzaçebi (Trabzon) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Yüksek kurulun
takdirlerine bırakıyorum efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılıyoruz efendim. BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Anayasa’mızın 126 ve 127’nci maddelerine göre "idare"
esas olarak merkezden yönetim ve yerinden yönetim ilkelerine göre oluşturulan
"merkezî idare" ve "mahalli idareler"den
oluşmaktadır. Anılan 126’ncı maddeye göre "Türkiye, merkezî idare kuruluşu
bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin
gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır. İllerin
idaresi yetki genişliği esasına dayanır." Buna göre "il" merkezî yönetimin "yetki genişliği"ne dayanarak oluşturduğu bir taşra
birimidir. Taşrada olmakla birlikte merkezî yönetimin bir birimi olduğundan
ayrı bir tüzel kişiliği olmayıp devlet tüzel kişiliğinin içerisindedir. Öte yandan mahalli idareleri düzenleyen 127’nci maddeye göre ise
"mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek
ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar
organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan
kamu tüzel kişileridir." Anılan 127’nci madde kapsamında olan kamu tüzel kişileri 22/02/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu,
03/07/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 18/03/1924 tarihli ve 442
sayılı Köy Kanunu ile oluşturulmuş olan il özel idareleri, belediyeler ve
köylerdir. Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere tüzel kişiliği olan il yönetimi
merkezî idarenin taşra kuruluşu olan "il" değil mahallî idareler
içerisinde yer alan "il özel idaresi”dir. Bu durumda maddedeki "il" ibaresinin öncelikle "il
özel idaresi" olarak düzeltilmesi gerekmektedir. Ayrıca kamu tüzel kişileri sayılırken devlet, il özel idaresi ve
belediye denildikten sonra, bir diğer mahallî idare kamu tüzel kişisi olan
"köy"ün maddede sayılmaması da bir tedvin zaafıdır. Maddedeki
"gibi" ifadesi ile kapsama girecek kamu tüzel kişisi sadece
"köy"dür. Anayasanın 128’inci maddesi ise devlet ve diğer kamu tüzel
kişilerinden söz etmektedir. Diğer kamu tüzel kişilerinin kapsamı ise oldukça
geniştir. Sonuç olarak anılan hükmün ya "Devlet ve diğer kamu tüzel
kişileri" ya da "Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer
kamu tüzel kişileri" şeklinde değiştirilmesi Anayasa’ya ve idare hukukuna
uygun olacaktır. BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin
katıldığı, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Kabul edilen önerge istikametinde 16’ncı maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 17’nci maddenin başlığını okutuyorum: III - Donatma iştiraki MADDE 17 - BAŞKAN – Madde üzerinde iki adet önerge vardır; önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 17 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
“III – Donatma iştiraki Madde 17 – (1) Tacire ilişkin hükümler donatma iştirakine de aynen
uygulanır.” Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 17. maddesinin
tasarı metninden çıkarılmasını ve madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini
arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Sayın Bal, buyurun efendim. FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz
önce oylanan 16’ncı maddeyle ilgili bir önergemiz vardı. Bu önergede “Donatma
İştiraki”nin de 17’nci madde içerisine ticaret şirketlerinden sonra ilavesini
talep etmiştik. Eğer 17’nci maddedeki bu önerge kabul edilmemiş olsaydı şimdi
görüştüğümüz madde ortada bulunmayacaktı. Dolayısıyla böyle bir maddeye gerek
olmayacağı için de madde metninden çıkarılmasına ilişkin önerge vermiştik. Bu önergemiz 16’ncı maddeyle ilgili önergenin reddedilmiş olması
nedeniyle gündemden düşmüş bulunmaktadır. Fakat burada ben
bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum: O da, daha önce çektiğimiz iki tane
önergemiz de aynı şekilde diğer maddelerle birleştirilmesine ilişkin önergeler
idi. Eğer o önergeler kabul edilmiş olsaydı, bu önerge de kabul edilmiş olsaydı
bin beş yüz otuz dört maddelik kanun, bin beş yüz otuz üç maddelik kanun hâline
dönüşecekti. Bunun gibi onlarca madde daha vardır ki gereksiz bir yere kanunun
içerisine yazılmıştır. Kanunun metnine girmesinin sebebi eski kanunda böyle
olduğu içindir ki eski kanunda böyle olmasını eleştiren, bu nedenle bu kanunu
yenilemek üzere huzura getiren Hükûmetin niçin böyle
bir anlayışta olduğunu ben anlayamadım. Bu anlayamadığım hususu yüce heyetle paylaşmak için söz aldım.
Hepinize teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bal. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 17 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz. Ali
Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları “lll- Donatma iştiraki Madde 17 – (1) Tacire ilişkin hükümler donatma iştirakine de aynen
uygulanır.” BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Yüksek takdire
bırakıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılıyoruz efendim. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Uygulanacak hükümlere kesinlik ve açıklık kazandırmak amacıyla
işbu değişiklik önergesi verilmiştir. BAŞKAN – Komisyonun takdire bırakıp Hükümetin katıldığı,
gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir. Kabul edilen önerge istikametinde 17’nci maddeyi oylarınıza sunuyo-rum… HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Karar yeter sayısı istiyorum. BAŞKAN – 17’nci maddeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter
sayısını arayacağım. 17’nci maddeyi kabul edilen önerge istikametinde oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 17’nci madde kabul edilmiştir,
karar yeter sayısı vardır. 18’inci maddenin başlığını okutuyorum: C) Tacir olmanın hükümleri I - Genel olarak MADDE 18 - BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, madde üzerinde iki önerge vardır,
önergelerin her ikisi de aynı mahiyettedir. Önergeleri ayrı ayrı
okutup birlikte işleme alacağım, talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim. Önergeleri okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 18 inci
maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
“(1) Tacir, her türlü borcu
için iflâsa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticarî
işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca
gerekli ticarî defterleri tutmakla da yükümlüdür.” “(3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye,
sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter
aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza
kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.” BAŞKAN – Önergeler aynı mahiyettedir, onun için ikinci önergedeki
imza sahiplerini okuyunuz lütfen.
BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Takdire
bırakıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılıyoruz efendim. ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Gerekçe… BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum. Gerekçe: Birinci fıkraya “bu Kanun hükümleri uyarınca” ibaresi eklenmiş,
böylece ticari defterlerin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre tutulmalarının
gerekli olduğuna vurgu yapılmıştır. Amaç ticari defterlerin Türk Ticaret
Kanununa, dolayısıyla Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine
göre tutulacağı Vergi Usul Kanunu ile diğer vergi mevzuatının burada bir
rolünün bulunmadığını belirtmektir. Bu konuda tereddüt duyulmaması arzu
edilmektedir. Vergi Usul Kanununun ticari defterlere ilişkin hükümleri sadece
vergi ile ilgili olarak uygulanır. Üçüncü fıkraya elektronik posta sisteminin kullanılması gereği
eklenmiştir. Çünkü, sadece güvenli elektronik imzayı
içeren bir yazı postalanmayı içermez. Oysa burada amaçlanan yazının
postalanmasıdır. Bu sebeple elektronik gönderme tekniği gereği mezkûr ekin yapılması
zorunluluğu duyulmuştur. BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin
katıldığı, gerekçesini dinlediğiniz aynı mahiyetteki önergeleri birlikte
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Kabul edilen önerge istikametinde maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 19’uncu maddenin başlığını okutuyorum: II - Özel olarak 1. Ticaret karinesi MADDE 19 – BAŞKAN – Madde üzerinde bir adet önerge vardır, önergeyi
okutuyorum: TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 19. maddesinin
“Ticaret Karinesi” şeklindeki başlığının “Ticari İş Karinesi” şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Yüksek takdire
bırakıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılıyoruz efendim. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Maddenin başlığı mevcut kanundan aynen iktibas edilmiştir. Ancak
“Ticaret Karinesi” ibaresi ile kastedilen ticari iş karinesidir. Bu sebeple
başlığın mevcut kanunun ve tasarının terminolojisine de uygun olacağından teklif
edilen şekilde değiştirilmesi isabetli olacaktır. BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin
katıldığı, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Kabul edilen önerge istikametinde 19’uncu maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 20’nci maddenin başlığını okutuyorum: 2. Ücret isteme hakkı MADDE 20 - BAŞKAN – Madde üzerinde bir adet önerge vardır, önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 20.
maddesinin 1. fıkrası hükmündeki “Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticarî
işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret
isteyebilir.” ibaresinin, “Ticarî işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş
olan her tacir, karşı taraftan uygun bir ücret isteyebilir.” şekline
dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) –Katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim. OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe… BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Madde metnindeki “Tacir olan veya olmayan bir kişiye” ibaresi
madde hükmü ile amaçlanan düzenleme bakımından gereksizdir. Bu ibare
olmadığında da aynı anlam ifade edilmiş olmaktadır. Üstelik daha düzgün bir
ifade şeklî olmaktadır. Ayrıca metne “karşı taraftan” ibaresi eklendiğinde,
daha düzgün bir ifade olmakta ve uygulamada ortaya çıkabilecek hatalı yorumlar
engellenmiş olmaktadır. MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – Karar yeter sayısı… BAŞKAN – Komisyonun ve Hükûmetin katılmadığı
önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Elektronik cihazla oylamayı tekrarlayacağım. Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla oylama yapıldı) BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur. Birleşime beş dakika ara veriyorum. Kapanma Saati: 17.42 ALTINCI OTURUM Açılma Saati: 17.50 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Canan CANDEMİR ÇELİK
(Bursa), Murat ÖZKAN (Giresun) BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
23’üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum. 96 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. Tasarının 20’nci maddesi üzerinde verilen Konya Milletvekili Faruk
Bal ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter
sayısını arayacağım. Oylama için iki dakika süre veriyorum ve oylama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla oylama yapıldı) BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge
kabul edilmemiştir. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. 21’inci maddenin başlığını okutuyorum: 3. Fatura ve teyit mektubu MADDE 21 - BAŞKAN – Madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum: TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan yasa tasarısının 21. maddesinin 1. fıkrasında
yer alan ifadelerin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz. Saygılarımızla.
Madde 21-1: Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş,
bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden diğer taraf, kendisine
bir fatura verilmesini istemek zorundadır. Bedeli ödenmiş ise faturada
gösterilmesini veya makbuz isteyecektir. TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 sıra sayılı kanunun 21. maddesinin 1.
fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz. “Fatura ve teyit mektubu” şeklinde başlığının “kabul karinesi”
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Madde 21-(1) Ticari işletmesi bir mal satmış, üretmiş, bir iş
görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden diğer taraf, kendisine bir
fatura verilmesini ister. Faturanın bedeli ödenmemiş ise üst kısmı, ödenmiş ise
alt kısmı faturayı veren tarafından imzalanır. BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Buyurun Sayın Tankut. YILMAZ TANKUT (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 96
sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın görüşülmekte olan 21’inci
maddesiyle ilgili olarak vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz
almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın milletvekilleri, Türk Ticaret Kanunu’nun kabul edildiği 1956
yılından bu yana ticari hayatımız devamlı gelişme göstermiş ve genel tanımıyla
müşteri ile satıcı arasında meydana gelen ticari ilişkiyi belgelendirmede en
önemli araç olarak da fatura kullanılmıştır. Fatura, sadece Türk Ticaret Kanunu’yla değil Vergi Usul Kanunu’yla
da kaideleri belirtilen bir belge niteliğindedir. Bu nedenle de Ticaret
Kanunu’ndaki faturayla ilgili hükümlerin genel olarak ticari hayatımızda
uygulanan bütün mevzuat ve teamüllere cevap verecek nitelikte olması
gerekmektedir. Değerli arkadaşlar, bugün, uzun zamandır uygulanan, aksaklıkları
fiilen yaşanmış, boşlukları gerek günlük hayatımızda kabul edilen teamüller
gerekse yüksek yargı kararlarıyla doldurulmuş bir düzen bulunmaktadır. O hâlde,
bugün bize düşen, gelecek nesillere sorunsuz hükümler bırakmaktan başka hiçbir
şey değildir. Özellikle de ticari hayatın olmazsa olmazı niteliğinde olan
faturayla ilgili düzenin eksiksiz olarak sonuçlandırılması bu aşamada elzem
hâle gelmektedir. İşte bu çerçevede fatura, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi
belgelendiriyor olmasından dolayı mal ya da hizmet satışında bulunanlar
tarafından düzenlenmesi şart olan, mecburi olan bir belgedir. Oysa bu tasarının 21’inci maddesinin birinci fıkrasında, bu
zorunluluk, 6762 sayılı Yasa’daki “…diğer taraf, kendisine bir fatura
verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini
isteyebilir.” hükmüyle, sanki müşterinin isteğine bağlı olarak düzenlenebilecek
bir belge olarak ifadesini bulmuştur. Bu tanımlama, Türk Ticaret Kanunu’nun kabul edildiği 1956
yıllarında belki benimsenebilecek bir ifade olabilirdi ancak fatura bugünkü
Türkiye şartlarında isteğe bağlı olarak düzenlenebilecek bir belge değildir. Bu
hususun da kesin bir ifadeyle belirtilmesi gerekmektedir. Yine ticari hayatımızda hâlen açık-kapalı fatura tartışması devam
etmektedir. Fatura düzenleyen mükellefler yılların verdiği alışkanlıkla
bedelini almasalar dahi imzalarını faturanın altına atmakta, dolayısıyla kapalı
fatura düzenlemektedirler. Mahkemelerde ise taraflar kapalı kesilmiş olan bir
faturanın aslında parasını almadıklarını iddia etmekte ve bu durumu çeşitli
şekillerde ispat etmeye çalışmaktadırlar. Özellikle işletme defteri tutan
mükellefler bunu fazlasıyla yapmaktadırlar. Mahkemeleri bu gereksiz
tartışmalardan, mükellefler arasında oluşan bu anlaşmazlıktan bir yasa hükmüyle
kurtarmak, fatura alan ve veren açısından ödeme konusuna da bu manada açıklık
getirmek mecburiyetinde olduğumuz kanaatindeyim. Değerli arkadaşlar, sonuç olarak ticari hayatımızın vazgeçilmez
vesikası olan faturayı açıklayan yasa maddesinin geçmişten gelen tecrübelerle
donatılmasının sonradan çıkacak tartışmalara son vermesi açısından çok önemli
olduğunu hatırlatıyor ve önergemizin bu manada değerlendirilerek kabulü yönünde
oy kullanmanızı, oy kullanabilmenizi temenni ediyor, hepinize saygılar
sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tankut. Sayın Tankut ve arkadaşlarının
önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan yasa tasarısının 21. maddesinin 1. fıkrasında
yer alan ifadelerin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz. Saygılarımızla. Ferit
Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)
ve arkadaşları Madde 21-1: Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş,
bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden diğer taraf, kendisine
bir fatura verilmesini istemek zorundadır. Bedeli ödenmiş ise faturada
gösterilmesini veya makbuz isteyecektir. BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, buyurun
efendim. FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Değerli arkadaşlarım, hepinize
saygılar sunuyorum. Maddeyi aynen okuyorum hepiniz dikkatle dinler misiniz: “Ticarî
işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat
sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli
ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” Maliye Bakanım yok mu burada? Sayın Maliye Bakanım, siz hani hep
diyorsunuz ki: “Kayıtlı ekonomi, kayıtlı ekonomi, kayıtlı ekonomi...” Siz bu
maddede kayıtsız ekonominin önünü açıyorsunuz. MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenmiş o. FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır arkadaş. Eğer kayıtlı
ekonomiye geçmek hepinizin yüreğinde ise, hepimizin yüreğinde ise burada böyle
boşluk “İsteyebilir.” İster kardeşim; fatura vermek, almak zorundadır. YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Vergi Usul Kanunu’nda var o. FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Vergi Usul’de olabilir
kardeşim. Bu da senin Ticaret Kanunu’n. Ticaret
Kanunu’nda “Fatura isteyebilir.” ibaresi eğer yer alıyorsa, sen kayıtlı
ekonomiye inanmıyorsun demektir. Sen bu kanununda da Vergi Usul Kanunu’ndaki
gibi “Fatura almak zorundadır, vermek zorundadır.” ibaresini koymak zorundasın.
Yani böyle muğlak ifade “İsteyebilir.” O zaman, ben de
derim ki arkadaş istemek… O zaman benim şeyime bırakıyorsunuz. Hayır arkadaş.
Tüm vatandaşlar eğer bu ülkede fatura isterse kayıtlı ekonomiye geçersin. MEHMET TUNÇAK (Bursa) – Kesme mecburiyeti var, isteme mecburiyeti
var. FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, böyle
yapılan bir kanunda böyle muğlak ifade bırakarak
“İsteyebilir, ister, isteyecek…” Hayır arkadaşlar,
“Fatura vermek zorundadır, almak zorundadır.” ifadesini getirmek zorundasınız
eğer kayıtlı ekonomiye inanıyorsanız. Ben hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim. Evet, Hükûmetin ve Komisyonun
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmemiştir. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. 22’nci maddenin başlığını okutuyorum: 4. Ücret ve sözleşme cezasının indirilmesi MADDE 22 – BAŞKAN – 22’nci madde üzerinde önerge yok. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir. 23’üncü maddenin başlığını okutuyorum: 5. Ticarî satış ve trampa MADDE 23 - BAŞKAN – Madde üzerinde bir adet önerge vardır, önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 23’üncü maddesinin
Kenar başlığının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“5. Ticarî satış ve mal değişimi” BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Takdire
bırakıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılıyoruz efendim. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Tasarının Borçlar Kanunu Tasarısı ile uyumunun sağlanması
açısından maddenin kenar başlığının “Ticari satış ve trampa” yerine “Ticari
satış ve mal değişimi” şeklinde değiştirilmesinin uygun olacağı düşüncesi işbu
değişiklik önergesi verilmiştir. BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin
katıldığı, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. Kabul edilen önerge doğrultusunda 23’üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. 24’üncü maddenin başlığını okutuyorum: İKİNCİ KISIM Ticaret Sicili A) Kuruluş I - Genel olarak MADDE 24 - BAŞKAN – Madde üzerinde bir adet önerge vardır, önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan, “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 24 üncü
maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
“(1) Ticaret sicili Sanayi ve Ticaret Bakanlığının gözetim ve
denetiminde ticaret ve sanayi odaları veya ticaret odaları bünyesinde kurulacak
ticaret sicili müdürlükleri tarafından tutulur. Bir yerde oda mevcut değilse
veya yeterli teşkilatı yoksa, ticaret sicili, Sanayi
ve Ticaret Bakanlığınca belirlenecek bir odadaki ticaret sicili müdürlüğü
tarafından tutulur.” “(2) Ticaret sicili kayıtlarının elektronik ortamda tutulmasına
ilişkin usul ve esaslar Tüzükle gösterilir. Bu kayıtlar ile tescil ve ilan
edilmesi gereken içeriklerin düzenli olarak depolandığı ve elektronik ortamda
sunulabilen merkezi ortak veri tabanı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Türkiye
Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde oluşturulur.” BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Takdire
bırakıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılıyoruz efendim. MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe… BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Gerçek kişi nüfus kayıtlarının tutulması işi bir kamusal görev
olduğu gibi, gerçek ve tüzel kişi tacirlere ilişkin kayıtların tutulması işi de
kamusal bir görevdir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda da Ticaret Sicili
Memurluklarının Sanayi ve Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde olduğu
belirtilmektedir. Bu nedenle, ticaret sicilinin Sanayi ve Ticaret Bakanlığının
gözetim ve denetimi altında tutulduğunun vurgulanması yerinde olacaktır. Diğer taraftan, mevcut durumda, sicil kayıtları odalar bünyesinde
kurulan ticaret sicili memurlukları tarafından tutulmaktadır. Ticaret sicili
memurluklarının gördükleri fonksiyonlar ve görevleri itibarıyla odalar
bünyesindeki farklı yapılarının korunması ve güçlendirilmesinin uygun ve
gerekli olacağı değerlendirilmektedir. Ticaret sicili kayıtlarının elektronik ortamda tutulmasına ilişkin
usul ve esasların Tüzükte belirlenmesi düzenlenmekte ve elektronik ortamda
tutulacak kayıtlar ile tescil ve ilan edilmesi gereken içeriklerin düzenli
olarak depolandığı merkezi veri tabanının oluşturulması öngörülmektedir. Bu
merkezi veri tabanının Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği nezdinde müşterek oluşturulması, kayıtların güvenli ve
birbirinin yedeği olacak şekilde olmasını sağlayacak ve ticaret sicili
kayıtlarının aleniyetine imkan tanıyacaktır. BAŞKAN – Komisyonunun takdire bıraktığı, Hükûmetin
katıldığı, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Kabul edilen önerge istikametinde 24’üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 25’inci maddenin başlığını okutuyorum: II - Yönetim MADDE 25 – BAŞKAN – Madde üzerinde bir adet önerge vardır, önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 25. maddesinin
2. fıkrasının ikinci cümlesindeki “başvurur” ibaresi yerine “rücu eder” ibaresine yer verilmesini; arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz
Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Buyurun Sayın Bal. FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın
Komisyonun ve Sayın Bakanın katılmadığı önergeyi, sadece bir cümleyle izah
edeceğim. “Rücuen tahsil” dediğimiz, “rücu eder.” dediğimiz tabir seksen yıllık Türk hukukunda
uygulanan bir tabirdir. “Başvurur” kelimesi bu anlamı içermemektedir. Bu itibarla
istirdat davası veya rücuen tahsil davalarının
açılabilmesine imkân sağlayacak bu maddeyle ilgili verdiğimiz önergeyi yüce
heyetin takdirine sunuyorum. Bu vesileyle de ifade etmek istiyorum ki 25’inci maddeye kadar
geldik arkadaşlar. Belki bu maddeden itibaren bir anlayış hâkim olabilir.
25’inci maddeye kadar geldiğimiz Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda geriye
baktığımızda bunun 4 tane maddesi fuzuli maddedir. Bunların diğer maddeler
içerisine yerleştirilmesi mümkündür, birinci husus budur. 1.534 maddenin daha
aza indirilmesi ihtimalî vardır, imkânı vardır. Diğer taraftan da tekrar
yenileyeceğimiz, yeniden değiştireceğimiz maddelerin sayısı da 10’u geçmiştir.
Dolayısıyla Mecliste çalışma ekonomisini sağlamak üzere bu maddeyle başlayan
anlayış birliğinin devam etmesini ve gruplar arasında bir uzlaşma komisyonu
kurulmak suretiyle temel kanun olan Türk Ticaret Kanunu’nun bütün grupların
anlayabileceği, üzerinde uzlaşabileceği bir noktaya getirilmesini teklif
ediyorum. Bundan önceki maddeyle ilgili bir söz söylemek istiyorum. 24’üncü
maddede doğru bir iş yapılmıştı. Ticaret sicilleri o sektörün, o alanın, o
ticaret dünyasının sivil toplum örgütü olan sanayi ve ticaret odalarına
bırakılmıştı, yönetimi kuruluşu… Bunun tekrar Sanayi Bakanlığına bağlanmış olması,
Adalet ve Kalkınma Partisinin iddiasına ters düşen bir durumdur. Dolayısıyla
önergeyle bu hususun değiştirilmiş olduğunu yanlış olarak değerlendiriyor,
hepinize saygılar sunuyorum. BAŞKAN – Teşekkür ederim. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. Kabul edilen önerge istikametinde 25’inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 26’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: III - Tüzük MADDE 26 - BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir. 27’nci maddenin başlığını okutuyorum: B) Tescil I - Şartları 1. İstem MADDE 27 - BAŞKAN – Madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Görüşülmekte olan Ticaret Kanunu tasarısının 27. maddesinin 1.
fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin ilave edilmesini arz ederiz. Saygılarımızla,
“Ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş bir kuruma ait imza
yetkilisi, kurumdan ayrıldığını noterden tasdik edilmek kaydıyla, imzasının
iptali için ticaret siciline başvurabilir.” Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 27 nci maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere,
maddeye aşağıdaki ikinci fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|