TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                        134’üncü Birleşim

                                                                                23 Temmuz 2008 Çarşamba

                                                                                              İçindekiler

 

 

I.— GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.— GELEN KÂĞITLAR

III.— YOKLAMA

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Van Milletvekili Kerem Altun’un, Doğu Anadolu Bölgesi Kalkınma Projesi’ne ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

2.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, şehir içi şebeke sularındaki kirliliğe ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

3.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Balıkesir ilinin taleplerine ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural ve 21 milletvekilinin, Uşak ilinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/257)

2.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay ve İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Ergenekon soruşturmasında tutuklanan Kuddusi Okkır'ın ölümü konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/258)

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras ve 21 milletvekilinin, darbe iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/259)

 

 

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/589) (S. Sayısı: 269)

2.- Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/561) (S. Sayısı: 225)

3.- Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/627) (S.Sayısı: 273)

4.- Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/559) (S. Sayısı: 234)

5.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarıları ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/609, 1/610) (S. Sayısı: 267)

6.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/617) (S.Sayısı: 270)

7 - Elektronik Haberleşme Kanunu Tasarısı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporları (1/566) (S. Sayısı: 255)

8.- Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı ve 2 Milletvekilinin; Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporları (2/297) (S. Sayısı: 274)

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç ile Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü ve 38 Milletvekilinin; Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/266, 2/268) (S. Sayısı: 257)

10.- Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/557) (S. Sayısı: 259)

11.- Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre ve Avrupa Birliği Uyum ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/597) (S. Sayısı: 268)

12.- Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ((1/537) (S.Sayısı: 236)

 

 

 

VII.- OYLAMALAR

1.- Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın oylaması

2.- Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

 

VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, İznik Ayasofya Camii’nin restorasyonuna yönelik iddialarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/3668)

2.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, bağış ve promosyon kabulüne ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/3803)

3.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, bazı festivallere sağlanan devlet desteğine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/3995)

4.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan’ın, Denizli Sanayi Odasına bağlı firmaların KOSGEB destek başvurularına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/4021)

5.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, yağda gümrük vergilerinin artırılmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/4022)

6.- Hatay Milletvekili İzzettin Yılmaz’ın, büyük marketlerin şehir dışına taşınmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/4030)

7.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, bazı kurumlara açıktan atamaların yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı (7/4032)

8.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Denizli’de KOSGEB desteklemelerine başvuran firmalara ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/4078)

9.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in, bir TOKİ projesinde yüklenici firmanın bazı yükümlülüklerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/4102)

10- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, TOKİ konutlarının denetimine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/4103)

11.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Zonguldak Vakıflar İl Müdürlüğünün kapatılacağı iddiasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/4216)

12.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, belediyelerin katı atık ve arıtma tesislerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/4237)

13.- Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz’ın, Eğridir ve Beyşehir Gölleri havzasındaki iskân sorunlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/4239)

14.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Anamur Gümrük Müdürlüğünün aktif hale getirilmesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/4360)

 

23 Temmuz 2008 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 134’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Doğu Anadolu Bölgesi Kalkınma Planı hakkında söz isteyen Van Milletvekili Kerem Altun’a aittir.

Sayın Altun, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Van Milletvekili Kerem Altun’un, Doğu Anadolu Bölgesi Kalkınma Projesi’ne ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

 

KEREM ALTUN (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğu Anadolu Bölgesi Kalkınma Projesi ile ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Malumlarınız olduğu üzere Hükûmetimiz yakın geçmişte dünyanın en önemli bölgesel kalkınma projelerinden biri olan GAP’ın tamamlanması için start verdi. GAP’ın Güneydoğu Anadolu Bölgemiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bununla birlikte, bugüne kadar hep konuşulan, ancak adı olan kendisi olmayan, bir türlü gerçekleşemeyen ve uygulamaya konulamayan Doğu Anadolu Kalkınma Projesi, 12-13 Temmuzda Van ilimizde yapılan Ekonomik ve Sosyal Konsey toplantısında ele alındı, masaya yatırıldı.

Toplantıya Başbakan Yardımcımız Sayın Nazım Ekren’in başkanlığında ekonomi bürokratları, bölge milletvekilleri, valiler, belediye başkanları, sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı. Geniş katılımlı bu toplantıda “ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilmesi”, “sosyal gelişmenin sağlanması”, “altyapının iyileştirilmesi ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesi” başlıkları altında inisiyatif alanları belirlendi. Van’da yapılan Ekonomik ve Sosyal Konsey toplantısında alınan en önemli kararlardan bir tanesi, bölgesel kalkınma faaliyetlerini düzenleyecek, organize edecek, yönlendirecek bölgesel kalkınma ajansının Van ilimizde kurulacak olmasıdır.

Değerli milletvekilleri, geniş anlamıyla kalkınma, bir toplumda ekonomik, toplumsal ve kültürel alanda arzu edilen her türlü değişme ve gelişme olarak tanımlanabilir. Bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarının azaltılması amacıyla uygulamaya konulan araçlardan bir tanesi de bilindiği gibi bölgesel kalkınma planlarıdır.

Doğu Anadolu Projesi, ülkemizin doğusunda on altı ilimizi kapsamaktadır. Ulaşım ağı ve fonksiyonel ilişkiler bölgeyi üç ayrı alt bölgeye ayırmıştır. Bunlar, Erzurum alt bölgesi, Malatya-Elâzığ alt bölgesi ve Van alt bölgesidir.

Doğu Anadolu Bölgemiz, bugün sosyoekonomik göstergeler itibarıyla geri kalmış bir bölgedir. İller itibarıyla gelişmişlik düzeyi değişmekle birlikte kişi başına düşen gelir Türkiye ortalamasına göre oldukça düşüktür. Bölgenin geri kalmışlığını bir örnekle açıklarsak: Sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında 1945 yılında 8’inci olan Elâzığ, 90’lı yıllarda 33’üncülüğe, 23’üncü olan Van 67’nciliğe, 37’nci olan Kars 62’nciliğe düşmüştür.

Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse: Türkiye ekonomisi yapısal dönüşüm ve uluslararası piyasalara entegre olma bakımından büyük ilerleme kaydetmiştir. Ancak buna rağmen bölgeler arası gelişmişlik farklılıkları bugün de önümüzde önemli bir sorun olarak varlığını devam ettirmektedir. 1999 Helsinki Zirvesi’yle eşit aday statüsünü kazanmış Türkiye’nin, Avrupa  Birliğine ekonomik ve sosyal uyumun sağlanmasında bölgeler arası gelişmişlik farkının en aza indirilmesi hususu 2007-2013 döneminde yapılacak planlama çalışmalarında da temel öncelik alanlarından birisini teşkil etmektedir.

Bugüne kadar sayısı on civarında olan bölge planlarında, GAP ana planı dışındaki bölge planlarının kapsamlı bir uygulama şansı olmamıştır. Kanaatimizce bunun üç temel sebebi vardır: Birincisi, yerel düzeyde devletçe uygulama mekanizmalarının oluşturulmamış olması. İkincisi, finans boyutunun ne şekilde karşılanacağının ortaya konulamaması. Üçüncüsü, belki de en önemlisi, yerel düzeyde bir sahiplenmenin oluşturulmaması.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Altun, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

KEREM ALTUN (Devamla) - Bu çerçevede Hükûmetimizce hayata geçirilmesine çalışılan DAP ana planının temel hedefi, bölgenin kendi ekonomik ve sosyal potansiyelini harekete geçirecek ortamın yapılanmasını sağlamaktır. Doğu Anadolu Projesi’yle sağlanacak istikrar ve güvenle, bölge insanında kaybolan öz güven yeniden tesis edilecektir. Ümit ediyoruz, bu programla sermaye ve refah tabana yayılacak, gelir dağılımında eşitsizlik azalacak, bu suretle sosyal dengelerin korunması sağlanacaktır.

Bu öngörülen kalkınma programıyla, çağdaş, üreten, gelirini adaletle paylaşan, insan haklarını ve demokratik özgürlükleri tam olarak kullanan, barış ve huzur içinde ülkemizin aydınlık yarınlara ulaşmasını diliyorum. Doğu Anadolu Bölgemize yeni bir heyecan, bir dinamizm, bir sinerji yaratacak, bir müjde, bir umut olacak bu projenin hayata geçirilmesi için Sayın Başbakanımız başta olmaz üzere emeği geçen ve geçecek herkese şimdiden Van ilimiz adına teşekkür ediyorum, şükranlarımı sunuyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altun.

Gündem dışı ikinci söz, şehir içi şebeke sularındaki kirlilik sorunu hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’a aittir.

Sayın Ayhan, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, şehir içi şebeke sularındaki kirliliğe ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

 

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın içeriğine geçmeden önce, geçtiğimiz gün Menderes’te olan ve yaklaşık 800 hektar ile 4 bin hektar arasında hasar gördüğü tahmin edilen ve kesin hasar sonuçları henüz açıklanmayan orman yangını için hem İzmirlilere hem tüm Türkiye’ye geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum ve bu yangında Hükûmetimizin orada herhangi bir bakanıyla temsil edilmemesinden dolayı duyduğum üzüntüyü ifade etmek istiyorum.

Aylar önce burada enerji sorunuyla ilgili konuşma yaptığımda Sayın Enerji Bakanımız “Ben mühendisim. Bu işleri çok iyi bilirim.” diye yanıt vermişti bana, tutanaklarda var. Ben de bir mühendisim ve en az Sayın Bakan kadar bu konuları biliyorum. Ne yazık ki, oradaki yangının nedeni enerji nakil hatlarının kopmasından kaynaklanmıştır; bakımsızlık, yıpranmışlık ve eskime nedeniyle olmuştur. Bu konularda Hükûmetimizin daha duyarlı ve daha hassas olmasını özellikle rica ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi son günlerde Türkiye’de kuraklık ve kirlenme nedeniyle su sorunu öne çıktı. Geçtiğimiz yıl Ankara Büyükşehir Belediyesinde yaşanan susuzluktan sonra hastanelerin ameliyathanelerini kapattığını, hastaları tahliye ettiğini, büyük iş merkezlerinin tuvaletlerini kapattığını ve bunun sonucu Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımızın da “Ankara’yı terk edin. Akrabalarınızın yanına gidin. Tatile çıkın.” gibi önemli (!) ve ciddi (!) açıklamalar yaptığını hepimiz biliyoruz. Bu sene de Kızılırmak suyunun bağlanması ve Ankara halkına yirmi gün çaktırmadan içirilmesinden sonra ortaya çıkan suyla ilgili tahlillerden sonra çok ciddi bir siyasi atraksiyonla -kendisini kutluyorum bu açıdan- topu İzmir’in üzerine atarak kendisini sıyırmayı başarmıştır. Tabii, bunun ahlaken ne kadar doğru olduğu tartışılır.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı bu tip tavırlara girmeyerek konunun üstüne gitmiş, özellikle “ikinci bölge” diye tabir ettiğimiz bölgedeki kuyulardan çıkarılan sularda belli oranda arsenik yüksekliği olduğunu görmüş, tedbirlerini almış, arsenik oranlarını düşürmüş ve birkaç gün içinde de sorunu tamamen ortadan kaldıracağını İzmir kamuoyuna açıklamıştır. İzmir kamuoyu bugün neyi içip neyi içemeyeceğini bilebilir konumdadır, Belediye Başkanından gördüğü saygı ve bilgi edinme hakkı nedeniyle.

Yani, İzmir’deki su sorunu artık lokalize edilmiştir ve çözümlenmektedir.

Buna karşılık, Sayın Sağlık Bakanımız bir anda bakan olduğunu unutarak, kendisini AKP’nin herhangi bir il ya da ilçe başkanı gibi görerek konuya doğrudan müdahale etmiş, üç yıl önce yüzde 50 oranın normal kabul edilebildiği arsenik değerlerinin, bilimdeki gelişmeler ve Avrupa Birliği standartlarına uyum nedeniyle yüzde 10’a indirilmesinden sonra, bu oranın yüksek olduğunu ülke olarak da kabul ettiğimizi ifade ederek, on iki ilde arsenik oranı yüksekliği olduğunu söyleyerek, hedef olarak İzmir’i göstermiştir.

Sayın Bakanın görevi, Sayın Başbakanın “İzmir’i istiyorum”undan yola çıkarak, İzmir halkını paniğe sevk etmek, İzmir halkını endişeye sevk etmek ve İzmir’i kazanmayı bu tip yollarla elde etmek midir, yoksa açıklamadığı diğer on iki ildeki sonuçları da açıklayarak, öncelikle o vatandaşın da ne içtiğini bilme hakkını göstermeyi kendisine görev edinmek midir? Bir bakanlık, bu konuya bilimsel açıdan ya da ahlaki açıdan nasıl yaklaştığını göstermek zorundadır.

Bunun üzerine İzmir’deki bor oranlarının da yüksek olduğu açıklanmış, bilahare İzmir Hıfzıssıhha Enstitüsünün ve Büyükşehir Belediye Başkanının yaptırdığı tahliller sonucunda, Sayın Valinin de kabul ettiği, İzmir’deki değerlerin düşük olduğu ve bor oranının kesinlikle yüksek olmadığı da kanıtlanmıştır, ama İzmir halkını “İzmir Belediyesine talimat verdik, faturalara ‘su içilemez, hatta yemek yaparken bile kullanmayın.’” şeklinde söylemlerle paniğe sevk etmek, bir bakanlığın yetki, sorumluluk ve ciddiyetinin içinde uygun görülmeli midir, görülmemeli midir? Bunu tartışmak durumundayız değerli arkadaşlarım.

Ben, burada, Sayın Bakanın yirmi dakikalık bana cevap verme hakkı olduğunu bilerek, belki iki saat konuşmam gereken bu konuda son olarak şunları söylüyorum ve Sayın Bakandan bunların yanıtını istiyorum.

Sayın Bakan, on iki ildeki arsenik oranının yüksekliğini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ayhan, buyurun.

SELÇUK AYHAN (Devamla) – …lütfen, burada çıkıp, … açıkça halkımıza ve yüce Meclise söyleyiniz.

Bunun dışında, Türkiye’deki seksen bir ilin durumu nedir, bunu lütfen anlatınız.

Daha geçen hafta üç yaşındaki bir çocuk açıkta satılan bir deterjanı su sanarak… İzmir’de, Aliağa ilçesinde ölmüştür değerli arkadaşlarım ve Bakanlığa bağlı hastane bu çocuğun yaşamını önemsiz görüp ona ambulans bile tahsis etmemiştir. Bununla ilgili ne yapılmıştır?

Kırkağaç’ta 450 kişi içtiği sudaki yanlış, zararlı maddeler nedeniyle hastaneye kaldırıldığında Sayın Bakan ne yapmıştır?

Biz Sayın Bakandan Türkiye Cumhuriyeti’nin Sağlık Bakanı olduğunun bilinciyle hareket etmesini istiyoruz. Kendisi aynı zamanda akademik kariyer yapmış bir insan olarak, Hipokrat yemini etmiş bir insan olarak bilime saygısını, ülkeye saygısını, halka saygısını küçük parti şovlarıyla değil, görevini gerçekten bilinçli yapmak zorundadır.

Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Gündem dışı üçüncü söz, Balıkesir ilinin talepleri hakkında söz isteyen Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’a aittir.

Sayın Bulut, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

 

3.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Balıkesir ilinin taleplerine ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Başkanım, Balıkesir’in talepleri hakkında söz almış bulunuyorum. Aziz milletimizi ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu hafta Saraybosna’da Srebrenitsa katliamının yıl dönümü. Orada soykırıma uğrayan soydaş ve dindaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, yakalanan “Sırp Kasabı”nı, orada bu katliama göz yuman Hollandalı görevlileri ve bu Hollandalı askerlere ödül veren Hollanda Hükûmetini, ikide bir Türkiye’ye gelip, Türkiye’yi teftiş edercesine insan hakları konusunda bize ders vermeye kalkan Avrupa İnsan Hakları yetkililerini huzurlarınızda şiddetle kınıyorum. Böyle katliamlara Avrupa’nın göbeğinde göz yumulmamasını, bir daha tekrarlanmamasını da temenni ediyorum.

Balıkesir, Marmara ve Ege Denizi’ne başını sokmuş, Selçuklu kartalı gibi duran bir Türk şehridir. Balıkesir, tarihine yakışır, ilk kurşunu ve son kurşunu atan tarihî misyonu çok önemli olan kuvâ şehri yapısına maalesef uymayan bir gelişme içerisindedir. Buna “gelişme” derken “gelişmesizlik” olarak ifade etsem daha uygun olacaktır çünkü her geçen yıl eski yılları aratmaktadır.

Uygulanan yanlış tarım politikalarıyla, hayvancılık politikalarıyla, geçen her yıl bir öncekini aratmakta. Sadece Sayın Maliye Bakanımız Unakıtan’ın pastörize tesisleri para kazanmakta. Sebebi de onda KDV’nin yüzde 8 olmasıdır.  Diğer sektörlerde yüzde 18 olmasıyla, artan maliyetlerle insanlar rekabet edemez hâle gelmişlerdir. Manyas Ovası’nda insanlar borçlarından dolayı daha buğdaylarını toplamadan, başakta 250 kuruştan buğdayı satmak zorunda kalmışlardır.

Balıkesir’in bilhassa Edremit Körfezi bölgesinde dokuz milyon zeytin ağacı vardır. Var yılında 300 bin ton, yok yılında ise 100 bin ton zeytinyağı üreten bu bölgemizde üretici, maliyetlerini karşılayamamakta, para kazanamamakta, zeytinin altının sürülmesi, gübre atılması, ilaçlanması gibi hizmetleri ağaca verememekte; dolayısıyla ürün kaybına sebep olmaktadır.

Zeytin sineği mücadelesinde üreticiler mücadele edememekte çünkü bunun için güçlü bir organize gerekmektedir. Devlet orada bir birliğe bunu atmış. Birlik “para alamıyorum, ödemiyorlar” bahanesiyle bu mücadeleyi yapmamakta, yüzde 50’ye yakın ürün kaybı olmaktadır.

Üreticiye zeytinyağında 20 kuruş destekleme verilmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde 2.500 kuruş verilmektedir. Türk zeytincisi bunlarla nasıl rekabet edebilir? Balıkesir’in sesini ifade ediyorum.

Meclisimizde kurulan zeytinyağı komisyonunda görev alan değerli arkadaşlarımızın bu konudaki araştırmalarının sonuçları getirilecektir. Ancak zeytinyağına 1 lira en az desteklenme Balıkesir’de istenmektedir. Ancak o şekilde maliyetlerini kurtarıp insanlar gelecek için umut besleyeceklerdir.

Balıkesir’de hayvancılık hakeza, kırmızı et ve beyaz ette büyük bir değer kaybı ve ürün kaybına sebep olmaktadır.

Balıkesir sulama konusunda da çok büyük bir ihmal içerisindedir. Balıkesir’de bilhassa Burhaniye, Gömeç Ovalarını sulayacak Reşit Barajı yıllardır dile getirildiği hâlde bir türlü işleme konulamamıştır. Gömeç Ovası’na TEDAŞ direkleri dikmiş ancak trafo koymamaktadır. Trafo olmadan da elektrik alınamayacağına göre orada elektrik talep eden, sulamayı elektrikle yapmak isteyen vatandaşlarımıza “Trafoyu al, öyle sula.” denmektedir.

Bunun yanı sıra, ulaşım konusunda da Balıkesir’in büyük ihtiyaçları vardır. Hâlâ Balıkesir-Bandırma yolu, çift, duble yol faaliyete geçememiştir. Balıkesir’i Körfez’e bağlayan Körfez yoluna hiç ödenek ayrılmamıştır. Balıkesir-Kütahya yolu hâlâ bitirilememiştir. Balıkesir’den Ankara’ya, Balıkesir’den İstanbul’a hava uçuşu yoktur. Doğu illerinde birçok ile ulaşım olduğu hâlde, batıda, hep ilerlemiş, kalkınmış olarak ifade edilen Balıkesir’de maalesef  bu hizmetlere rastlanmamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bulut.

AHMET DURAN BULUT (Devamla) – Balıkesir’de Balıkesirli sanayici büyük bir sıkıntı içerisindedir. Bu bakımdan Balıkesir ilinin ekonomik atılımlarının daha hızlı biçimde sürdürülebilmesi için Teşvik Yasası’na Balıkesir ilinin de ilave edilmesi gerekmektedir.

Balıkesir Susurluk Ticaret Odası Başkanının size, Meclise bir cümlesini ifade ediyorum: “On üç yıldan beri ilçede esnaflık yapıyorum. Bu dönem kadar bir durgunluk hiç görmedim. Siftahsız dükkân kapatıyoruz. Günlük masraflarımızı bile karşılayamıyoruz. Gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda ilçede kapanan ya da el değiştiren dükkân sayısında daha da artışlar olacaktır.”

Hükûmetinizin bu konuda Balıkesir’e dikkatlerini çekmek istiyorum, Balıkesirlinin Hükûmetten hizmetler beklediğini ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bulut.

Gündem dışı konuşmalara Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel Eroğlu cevap vereceklerdir.

Sayın Bakanım, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Değerli Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum efendim. Ben, özellikle üç değerli milletvekilimizin konuşmalarına açıklık getirmek, onlara cevap vermek üzere söz aldım.

Önce, Van Milletvekili Sayın Kerem Altun’un konuşmalarına kısaca ben de bir katkıda bulunmak istiyorum.

Bilindiği gibi, Hükûmetimiz, Diyarbakır’da özellikle GAP, KOP (Konya Ovası Projesi) ve DAP (Doğu Anadolu Projesi) olmak üzere üç tane projeyi, bir de bölgesel projeleri hayata geçirmek için belki şimdiye kadarki en büyük hamleyi gerçekleştirmek üzere ciddi bir ödenek aktardı. Şu anda ödenekleri de biz ilgili bölgelere sevk ediyoruz, aktarıyoruz. Gerçekten, yaklaşık 2,3 katrilyonluk bir ilave ödenek tahsis edilmiştir ve bundan bütün bölgeler nasibini alacaktır.

Bu arada, tabii ki Van’la ilgili sulama projeleri hayata geçiyor. Özellikle Koçköprü Barajı’nda enjeksiyon çalışmaları tamamlanacak, inşallah önümüzdeki yıl bitireceğiz. Erciş Ovası’ndaki problemler, temizlik problemleri bitti. Ayrıca, Van’ın hayali olan Morgedik Barajı’nın bir an önce ikmal edilmesi için şu anda düğmeye basmış bulunuyoruz.

Ayrıca, Van’la ilgili bir müjde daha vermek istiyorum: Biz, Van’ı da ağaçlandırma seferberliği kapsamında pilot il olarak ağaçlandırmak üzere seçtik. Bu ağaçlandırma konusunda ve turizmin gelişmesi konusunda Van’da çok güzel şeyler olacak ve bunu hep birlikte göreceğiz.

Ayrıca, derelerin ıslahı konusunda, oradaki bütün derelerin ıslah edilmesi, taşkından korunması çalışmaları da devam ediyor. Onu özellikle Van’la ilgili olduğu için  özetle vurgulamak istiyorum.

Ayrıca, Van Gölü’nün kirlenmekten kurtarılması konusunda da çalışmalar, bildiğiniz gibi, başladı. İnşallah, Van Gölü’yle ilgili, kirlilik veren bütün şehirlerimizin, kasabalarımızın atık su arıtma tesisleri kısa zamanda inşa edilecek ve Van Gölü kısa zamanda tertemiz hâle gelecek.

Bunun dışında bir de İzmir Milletvekili Sayın Selçuk Ayhan Beyefendi’nin konuşmalarına kısaca cevap vermek istiyorum. Tabii, biz, hiçbir şehirde içme suyunda problem olmasını arzu etmeyiz. Ama tabii ki burada şunu özetle vurgulamak istiyorum: Bir defa, bütün arıtma tesislerinin, içme suyu şebekesinin işletilmesinden, yani su teminiyle ilgili bütün tesislerin işletilmesinden sorumlu olan belediyelerdir. Tabii, bu arada İzmir, İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde de bildiğiniz gibi, su-kanalizasyon idareleridir. Ben de eski bir su-kanalizasyon idaresi genel müdürü olduğumdan dolayı, İstanbul Su Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, daha sonra Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yaptığımdan dolayı, işletmenin bütün sorumluluğu, tamamen, İzmir’de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına ve ona bağlı olan İZSU’ya, yani İzmir Su-Kanalizasyon İdaresine aittir. Dolayısıyla, bununla ilgili… Bakın, tabii, biz hiçbir zaman polemik yapmak istemiyoruz, daima yardımcı olmak istiyoruz.

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Sayın Bakan, Sağlık Bakanının yanıt vermesini istedim ben.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Ama gelişmeleri bir özetlemekte fayda var ve tabii, orada, İzmir’deki insanlar da bizim vatandaşımız, onlara da hizmet etmek, yardımcı olmak bizim vazifemizdir. Ama her kurumun da kendisine ait vazifeyi yapması gerektiği kanaatindeyim.

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Yapıyor zaten.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın, belediyelerin görevi halkımıza sağlıklı ve güvenli içme suyunu ulaştırmaktır ve tesisleri en güzel şekilde işletmektir.

Sağlık Bakanlığıyla ilgili, konuşmalarınızda bazı hususlar zikrettiniz. Sağlık Bakanlığının öncelikli görevi ise halk sağlığını korumak olup bu kapsamda halkın tüketimine belediyelerin sunduğu içme ve kullanma sularının sağlıklı ve güvenli olup olmadığını denetlemektir, vazifesi budur.

SELÇUK AYHAN (İzmir) – O on iki ili açıklasın Sayın Bakan, on iki ili. 

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Ülkemizde içme ve kullanma sularıyla ilgili standartları belirleyen yönetmelik, biliyorsunuz, yayınlandı. AB mevzuatı ve Dünya Sağlık Teşkilatının kriterlerine uygun olarak yayınlanan bu Yönetmelik –özellikle, bu Yönetmelik’in adı, biliyorsunuz, İnsani Tüketim Amaçlı Sular Yönetmeliği’dir- 17 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girdi, ancak –ben o zaman DSİ Genel Müdürü olduğum için biliyorum- belediyelere üç yıllık daha önce bir geçiş süresi verildi. Denildi ki: ”Siz, bütün şebekenizi ve arıttığınız suyun kalitesini kontrol edin. Üç yıllık süre içinde bu yeni Yönetmelik’teki standartları sağlayacak şekilde bunu tespit edin.” Neticede, bu üç yıllık süre 17 Şubat 2008 tarihinde doldu. Yani bunu özellikle vurgulamak istiyorum.

Şimdi, geçiş süresinin sona ermesinden önce, 10 Ekim 2007 tarihinde seksen bir ilin belediyesi, Sağlık Bakanlığı tarafından, “Bakın, bu süre doluyor.” diye uyarılmıştır ve birtakım tetkikleri, tahlilleri yaptırmak suretiyle Sağlık Bakanlığına bu tahlil neticelerinin gönderilmesi talep edilmiştir.

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Açıklasın Sayın Bakan, biz onu soruyoruz.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Bilgilerin Aralık 2007’de toplanmasından sonra bazı illerimizdeki arsenik değerlerinin…Sadece İzmir’de değil ama en büyük şehir İzmir’de…

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Diğerleri vatandaş değil mi?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Siz az önce dediniz ki…

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Diğerleri vatandaş değil mi Sayın Bakan?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Şunu söyleyeyim… Bakın, bazı şeyleri doğru tespit etmemiz lazım. Az önce, siz, Ankara ile ilgili ithamlarda bulundunuz. Kızılırmak suyu Ankara’ya verildikten sonra bununla ilgili herhangi bir açıklama olmadan vatandaş… Bir noktada bir kelime kullandınız “Çaktırılmadan verildi.” diye. Öyle bir şey yok. Kesinlikle…

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Sayın Başkanın kendi açıklaması. Belediye Başkanı açıkladı.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bakın, şu anda Ankara’da, İvedik’ten çıkan bütün içme suyu arıtma tesisi çıkış tahlilleri yapılmaktadır, hatta bugün tesadüfen, ben, Çevre ve Orman Bakanlığındaki merkez laboratuvarımızın ekiplerini de gönderdim, Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü, ayrıca Çevre ve Orman Bakanlığı ve bir de üniversiteler dâhil olmak üzere şu anda tekrar numune alıyor. Yani, Ankara’da İvedik’ten verilen su, daima, belirttiğimiz bu standartları sağlayacak değerdedir.

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Ben, Belediye Başkanınızın açıklamasını söyledim, ithamda bulunmadım.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Peki ne yapalım? Bu, özellikle arsenik değeri konsantrasyonu –gerçi siz oran dediniz, bu oran değil; bu, konsantrasyondur- daha önce 50 mikrogram/litreydi. Yani, arsenik değeri litrede 50 mikrogramdı. Ancak, bu arseniğin sağlık açısından menfi etkisi anlaşılınca, bütün dünyada bu 50,  10 mikrogram/litreye çekildi ve dediğiniz gibi, bu, bizde üç yıllık, aslında geçiş süresi belki doğru değil ama mecburen, arıtma tesislerini yapmaları için, ilave birtakım yapılacak tesisleri yapmalarına imkân sağlamak için üç yıllık geçiş süresi verildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bütün bu ikazlara rağmen, bu sürede bu ölçüm neticelerini Sağlık Bakanlığına göndermemiştir, bir bakıma bu değerleri gizlemiştir. Hatta, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı, son zamanlarda, “Bu su ne içilebilir ne de içilemez” şeklinde beyanatlarda bulunmuştur. Bunlar doğru değildir, özellikle bunu belirtmek isterim. Nitekim, bunun üzerine, bu değerler gönderilmeyince, Sağlık Bakanlığı kendisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki Çiğli, Karşıyaka, Bostanlı, Mavişehir, Egekent-2, Bayraklı ve Bornova’da arsenik konsantrasyonları, Güzelbahçe, Menderes, Narlıdere ve şehir merkezindeki bazı şebeke sularındaysa bor konsantrasyonlarının yönetmelikle belirtilen üst seviyenin üzerinde olduğunu tespit etti. Neticede bu…

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Sayın Bakanım, Uşak’takinin öğrenmek hakkı değil mi, Manisa’dakinin öğrenmek hakkı değil mi, onu soruyoruz!

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Tabii hakkı, hakkı. Onu da…

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Söyleyin o zaman, onları söyleyin; Sayın Sağlık Bakanı söylesin.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi efendim, bakın, siz İzmir’i bahsettiniz, onları da veririz. Bakın, onların tamamı ölçülüyor şu anda birkaç şehrimizde, fakat bunlar…

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Düştükten sonra mı söyleyeceksiniz?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – …İzmir büyük, önemli bir şehir; Ege’nin incisi bir şehir. Dolayısıyla buradaki su da, Büyükşehirdeki bu su herkesi ilgilendiriyor.

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Bu tarzı şık bulmadığımı ifade ediyorum.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Neticede, İzmir’in içme ve kullanma sularında daha önceki bor değerleri normal sınırlarda iken 22 Haziran 2008 tarihinde alınan numunelerde bir miktar yükseklik tespit edilmiş. Yani siz borla ilgili sorduğunuz için söylüyorum.

Netice olarak şunu ifade edeyim, yani özellikle şunu ifade etmek isterim: Vatandaşı doğru bilgilendirmek lazım. Yani az önce belirtilen semtlerde, bilhassa İzmir’deki, kuyu sularında arsenik konsantrasyonu yüksektir. Bu yüksek olduğunu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı biliyordu fakat bunu maalesef halktan gizlemiştir. Bizim söylediğimiz budur. Onu özellikle vurgulamak istiyorum.

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Hayır, halktan gizleyen sizsiniz!

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Ancak şunu ifade edeyim: Bakın, hakikaten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İZSU bizden herhangi bir şekilde destek yardım isterse… Nitekim biz bunu gördüğümüz için, ben şahsen kendim biliyorsunuz Gördes Barajı’ndan 59 milyon metreküp suyun bir an önce verilmesi açısından -aslında Gördes Barajı iki yıl sonra bitecekti- hatırlarsanız 30 Kasımda burada su tutulması şeklinde talimat verdim. Biz İzmir’e Hükûmet olarak her türlü desteği yaparız. Zaten görüyorsunuz, barajlar, Beydağı Barajı’ndan tutunuz birtakım sulamalar, ayrıca çevre yolları, bütün yollar Hükûmetimiz zamanında İzmir’de açılmıştır. İzmir’e her türlü desteği vermeye de devam edeceğiz. Bunu özellikle vurgulamak isterim.

Bunun dışında, bir de son olarak -müsaade ederseniz- Sayın Ahmet Duran Bulut’un Balıkesir iliyle alakalı konuşması vardı. Esasen onun Bosna-Hersek’teki özellikle şehitlerle alakalı, özellikle onlar, şehit düşen oradaki Bosna-Herseklilere Allah’tan rahmet dilemesine, kalan ailelere tekrar başsağlığı dileğine ben de aynen iştirak ediyorum. Hakikaten “Sırp Kasabı”nın yakalanmasından dolayı biz de fevkalade memnunluk duyduk, onu hatırlatmasından dolayı kendisine teşekkür ediyorum.

Tabii burada Balıkesir’le ilgili hususları bahsetti. Tabii ben Balıkesir ilini çok iyi biliyorum, defalarca gittim. Balıkesir’de bakın Hükûmetimiz, Sayın Vekilim, son altı yılda Balıkesir’e geçmiş dönemlerde hiçbir şekilde görülmeyen yatırımlar yapmıştır. Birkaç tanesini sadece söylemekte fayda var.

Bakınız şöyle: Balıkesir ilinde biliyorsunuz içme suyu problemi vardı. İsale hattı, arıtma tesisi dönemimizde açıldı.

Ayrıca, ana besleme ve sistemi gene dönemimizde açıldı.

Balıkesir İvrindi Korucu Barajı sulaması dönemimizde bitti.

Balıkesir Pamukçu ve Aslıhan Tepecik Ovaları sulaması dönemimizde bitti.

Balıkesir Merkez Armutalan Barajı ve sulamasını bitirdik.

Marmara ilçe merkezi ve Çınarlı beldesi taşkın koruma tesislerini tamamladık.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Bakanım, merkezden bir çıkın, dışarıya gidin.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Tamam.

Balıkesir Edremit Güre Deresi ıslahını yaptık.

Balıkesir Dursunbey Akbaşlar Barajı ve sulamasını kısa zamanda bitirdik.

Ayrıca, pek çok sayıda müteferrik taşkın koruma tesislerini tamamladık.

Bunun dışında, Balıkesir Balya Ilıca Barajı ve sulamasını biliyorsunuz kısa zamanda bitirdik.

Ayrıca, Balıkesir Ovası çok önemli. Biliyorsunuz Kepsut Ovası vardı. Buradaki tünelleri ve sulama tesislerini tamamen bitirdik.

Bunun dışında, Bigadiç ilçe merkezi taşkın koruma tesisi tamamlandı. Bitti mi? Daha bitmedi.

Bakın, şu anda size birkaç müjde veriyorum: Manyas Barajı tamamlandı. Şu anda Manyas Sağ Sahil sulamasını, yüce Meclisimizin çıkarmış olduğu yap-işlet-devret’in ilk örneği olmak üzere ilan ettik. Onu da, o müjdeyi de buradan duyurmak istiyorum.

Bunun dışında, Havran Barajı’nı inşallah 2008 yılı sonunda bitireceğiz. Aslında hedefimiz 2010’du ama 2008 yılı sonuna çekelim diye karar verdik.

Gönen Ovası sulamaları devam ediyor.

Tahir Ovası sulamasını hızlandıracağız.

Bunun dışında, Manyas Ovası Sol Sahil ile ilgili projeleri yapıyoruz.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Bakanım, Reşit Barajı ne durumda?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Ergili pompa sulaması vesaire. Yani, burada saymakla bitmez.

Samimi söylüyorum, bakın, Balıkesir’e Hükûmetimiz çok büyük destek vermiştir. Hatta ben geçenlerde Balıkesir’e gittiğim zaman –geçmişte, bundan altı yıl önce gitmiştim- aradaki farkı o kadar bariz şekilde gördüm ki, bakın, Balıkesir merkezi dahi bambaşka bir havaya bürünmüş. daha önce köy gibiydi, şu anda şehir hüviyetine bürünmüş.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Siz merkeze taktınız, biraz dışarı çıkın.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Hayır. Bunun dışında, tabii ki, Balıkesir’e, oturalım, birlikte, ne yapılacaksa onların lütfen listesini verin, yapmak bizim boynumuzun borcu. Çünkü, biz, bu ülkeye hizmet etmek için yaratılmışız. Bu bakımdan…

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Bakan, Reşit Barajı’nı söyler misiniz? Reşit Barajı hakkındaki düşünceleriniz neler?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, özellikle onları şöyle yapalım Sayın Vekilim: Tespit edin, bunları planlayalım, projelendirelim. İstiyorsanız, mesela, birkaç tane proje var, onları söyleyebilirim. Mesela Havran Ovası’nı sulayacak olan sulama projesi. Baraj bitiyor, ama sulama projesi de lazım. Onun gibi pek çok projeyi şu anda yaptırıyoruz. Önümüzdeki 2009 ve 2010 yıllarında bunları da yatırıp programına –proje bittiği anda- alacağız.

ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Projesi bitenler var Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Bunun dışında, yollarla ilgili, bakın, özellikle şunu belirteyim: Yolla ilgili bahsettiniz. Şu anda, ben, geçenlerde Balıkesir ziyaretinden sonra Sayın Ulaştırma Bakanımızdan, buradaki yolların, özellikle Bursa-Balıkesir-İzmir yoluyla ilgili eksiklerin bir an önce tamamlanması konusunda özellikle istirhamda bulundum. O da, buraya çok önemli bir miktarda bir ödenek ayıracağını ifade etti. Yollar da, kısa zamanda -yapılıyor zaten- hızla ödenek ilavesiyle yapılmaya devam edecektir. Bu müjdeyi de vermek istiyorum.

Bu vesileyle, ben, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum ve saygılarımı sunuyorum.

Sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

Saygıdeğer milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır; okutuyorum:

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural ve 21 milletvekilinin, Uşak ilinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/257)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gerekçesini ekte sunduğumuz, Uşak ilinin Dericilik, Tekstil, Üniversite, Hayvancılık, Tarım, İşsizlik, Sanayi vs gibi içinde bulunduğu sorunların tespiti ve çözümü konusunda gerekli araştırmanın yapılması, buna göre alınacak önlemlerin ve gerçekleştirilmesi gereken uygulamaların yerine getirilmesi hususunda Anayasanın 98 inci ve İçtüzük’ün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılması hususunda gereğini arz ederiz.

1) Oktay Vural                                                               (İzmir)

2) Kamil Erdal Sipahi                              (İzmir)

3) Kadir Ural                                         (Mersin)

4) Şenol Bal                                          (İzmir)

5) Erkan Akçay                                      (Manisa)

6) Süleyman Turan Çirkin           (Hatay)

7) Beytullah Asil                        (Eskişehir)

8) İsmet Büyükataman                            (Bursa)

9) Yılmaz Tankut                                    (Adana)

10) Muharrem Varlı                                 (Adana)

11) Gürcan Dağdaş                               (Kars)

12) Necati Özensoy                                (Bursa)

13) Akif Akkuş                                      (Mersin)

14) Mustafa Kemal Cengiz                      (Çanakkale)

15) Behiç Çelik                                      (Mersin)

16) Ahmet Bukan                                  (Çankırı)

17) Bekir Aksoy                                    (Ankara)

18) Mehmet Ekici                                   (Yozgat)

19) Mehmet Akif Paksoy                          (Kahramanmaraş)

20) Murat Özkan                                    (Giresun)

21) Hüseyin Yıldız                                  (Antalya)

22) Hamza Hamit Homriş                        (Bursa)

Gerekçe:

En son üniversite kurulan illerden biri olan Uşak'ta Üniversite çok başarılı olmuş, Uşak iline ve ekonomisine gözle görülür bir katkı sağlamıştır. Bu katkının daha da yukarıya çekilmesi hem Uşak açısından, hem de ülke açısından yararlı olacağı bilinmesine rağmen buna bazı engeller çıkarılmış, eğitime gereken önem verilmemiş, gerekli yatırım yapılamamış, okulların ihtiyaçları artarak devam etmiş, iktidar tarafından partizanlık örnekleri gösterilmiş, milli ve manevi değerlerine bağlı eğitimciler üzerinde baskı, yıldırma politikaları uygulanmıştır.

Organize sanayisi konusunda teşvik kapsamında olan Uşak’ta elektrik, SSK primleri konusunda bazı sıkıntılar yaşanmakta, başta Çin olmak üzere ithal mallarıyla rekabet yapılamamaktadır. Uşak'ta bu konularda başarılı olabilmek için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Yüksek verimli hayvanlar elde etmek, hayvan yetiştiricilerinin ekonomik ve teknik örgütlenmesini sağlamak amacıyla Uşak'ta "Hayvancılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi" kurulması düşünülmüş, alt çalışmalar yapılmış, gerekli yer gösterilmiş, Ticaret Borsası Başkanlığınca hayvancılık yapacakların müracaatları alınmış, çeşitli çalışmalar yapılmış, gerekli müsaade istenmiş, bu müsaade verilmediği gibi başka yerlere kaydırılarak pilot bölge iptal edilmiştir. Altyapısı hazır olan bu bölgelerin Uşak'ta kurularak üçüncü pilot bölge olması gerekmektedir.

Dericilik Uşak'ta iflas etmiş ve can çekişmektedir. Dericilik sanayinde her dönemde Türkiye'nin lokomotifi olmuş en önemli cazibe ili olan Uşak'ta bir an önce gerekli tedbirler alınmalı, bu dalda gerekli canlanma sağlanmalıdır.

Tekstil alanında da Uşak'ta aynı sıkıntı devam etmekte, tekstil can çekişmektedir. Ekmeğini buradan kazanan insanlar sıkıntıya düşmüş, çözüm beklemektedirler.

Ticaret erbabı ve esnaf ayakta kalmak ve yaşama mücadelesi vermektedir. Altyapıya yönelik hiçbir yatırım yapılmamış, ticaret durma noktasına gelmiştir.

Tarım konusunda da yine ülke genelinde olduğu gibi tarım girdileri yükselmiş, maliyetler artmış, ekonomik sorunlar çığ gibi büyümüş, insanlar tarım yapamaz hale gelmişlerdir. Tarımdan ekmeğini kazanan çiftçilerimiz toprağını ekemediği gibi elindeki tarım aletlerini satmakta ve çiftçiliği bırakmaktadırlar.

Uşak Belediyesi imar, su, kanalizasyon, doğalgaz vs gibi üzerine düşen görevleri layıkıyla yerine getirememiş, halk daha önceki belediyeleri arar hale gelmiştir.

Yukarıdaki sorunlara paralel olarak işsizlik artmış, Uşak halkı sıkıntı içine düşmüştür.

Tüm nedenlerle alınması gereken önlemler ve bu konuda yapılacak gerekli düzenlemeler hakkında bir Meclis Araştırmasının açılması elzem görülmektedir.

 

2.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay ve İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Ergenekon soruşturmasında tutuklanan Kuddusi Okkır'ın ölümü konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/258)

 

     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ergenekon soruşturması kapsamında 23.6.2007 tarihinde tutuklanan ve hastalık nedeniyle tahliye edildikten 5 gün sonra, 6.7.2008 tarihinde yaşamını yitiren Kuddusi Okkır’ın, tutukluluk sürecinde yaşanan, yaşam hakkına kadar uzanan insan hakları ihlallerinin incelenmesi, Okkır’ın yaşamını yitirmesinde sorumluluğu bulunanlarının belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98’inci, TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

Kemal Anadol                   Hakkı Suha Okay              Kemal Kılıçdaroğlu

İzmir Milletvekili               Ankara Milletvekili            İstanbul Milletvekili

    CHP Grup Başkanvekili  CHP Grup Başkanvekili    CHP Grup Başkan vekili

Gerekçe:

Kuddisi Okkır Ergenekon örgütünün finansörü olduğu iddiası ile 20 Haziran 2007 tarihinde gece geç saat 03.00’de gözaltına alınmış ve 23.6.2007 tarihinde tutuklanarak İstanbul H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur.

Okkır, Tekirdağ 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin yapıldığı 4.7.2007 tarihinde sağlık kontrolünden geçirilmiş ve herhangi bir sağlık probleminin olmadığı kayıtlara geçmiştir. Bu tarihten, 15.3.2007 tarihine kadar tam 9 kez kurum revirinde muayene edilmiş, ancak yaşamını yitirdiği hastalıklara ilişkin herhangi bir bulguya ulaşılamamıştır. Bu aşamadan sonra 10 kez farklı hastanelere sevkedilmiş, yaşamını yitirdiği 6.7.2008 tarihinden sadece 1 ay önce, 5.6.2008 tarihinde kendisine akciğer kanseri, beyin ve kemik metastası tanısı konulabilmiştir.

Kuddusi Okkır'ın hastane nakillerinin yoğunlaştığı Nisan ayının sonu ile Mayıs ayının başını içeren 3 hafta içinde sağlık durumu hakkında eşine hiçbir bilgi ulaşmamış, 7 Mayıs 2008 tarihinde Bayrampaşa Cezaevi koridorlarına atılmış bir sedye üzerinde burnunda ve idrar yollarında sonda ile tamamen şuursuz bir şekildeyken eşine gösterilmiştir.

Kuddusi Okkır, “tutuklu iken yaşamını yitirdi”, şeklinde değerlendirmeler yapılmaması için ölümünden sadece 5 gün önce tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.

13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, tutuklu ve hükümlülerin de diğer yurttaşlar gibi sağlık hakkına ulaşmalarını öngörmektedir. Sağlığa ulaşma hakkı Devletin sorumluluğunda olması gereken Kuddusi Okkır, infaza ilişkin yasal düzenlemeler çerçevesinde işlem yapılmadığından, tutukluluk sürecinde sağlık hizmetlerinden zamanında, yeterli ve özenli bir şekilde faydalandırılmamıştır.

Ailesi ve avukatı, sağlık sebeplerinden dolayı tutuksuz yargılanmasını sağlamak üzere girişimlerde bulunmuş, ancak bu girişimler sonuçsuz kalmıştır. Ayrıca bu süreçte Cumhurbaşkanlığından TBMM'ye kadar birçok makama konunun iletilmesine karşın olaya her kademedeki kamu otoritesi tarafından büyük bir duyarsızlıkla yaklaşılmış, sadece izlemekle yetinilmiştir.

İnsan hakları alanında idamın kaldırıldığı ve önemli ilerlemelerin sağlandığı söylemlerinin uygulamada hiçbir gerçekliğinin olmadığı bu olayla net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Neyle suçlandığını bile bilmeyen bir kişinin, tutukluluk sürecinin, infaz edilen bir cezaya dönüşmesi, en temel insan hakkı olan yaşam hakkının ihlalidir.

Okkır'ın yaşamını yitirmesi ile sonuçlanan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin yaşam hakkı, özgürlük ve güven hakkı ve adil yargılanma hakkının da içinde bulunduğu maddeleri ihlal edilmiştir.

Terör örgütünü finanse etmekle suçlanan bir kişinin, ev ve araba dâhil hiçbir mal varlığının olmadığı, tutuklandığında borçlarının bulunduğu, Bağ-Kur primlerini ödeyemediği, bu nedenle hastane masraflarını bile karşılayamadığı ortaya çıkmıştır. Kuddusi Okkır'ın cenazesi ailesi giderleri ödeyemediği için senet karşılığında hastaneden alınmış, cenaze Edirne Belediyesinden sağlanan yardımla kaldırılabilmiştir.

Gizli olması gereken hazırlık soruşturmasının siyasi iktidar yandaşı yayın organlarına servis yapılmasından dolayı Okkır yargılanmadan toplum karşısında suçlu konumuna taşınmış, savunma hakkını kullanamadan yaşamını yitirmiştir.

Aynı soruşturmada tutuklu bulunan Ayşe Asuman Özdemir'in de benzer insan hakları ihlallerine maruz kaldığına ilişkin ailesi ve İstanbul Barosu tarafından yapılan uyarılara kayıtsız kalınması, Ergenekon soruşturması kapsamında nasıl bir korku duvarı örüldüğünü ortaya koymaktadır.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle, ulusal ve ulusalüstü normlara aykırı, insan hakları ihlalleri içeren, kamu vicdanını yaralayan bu dramatik olayın Yüce Meclisimizce ele alınması son derece önem taşımaktadır.

 

 

 

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras ve 21 milletvekilinin, darbe iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/259)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 88 yıllık kısa tarihinde bir kaç kez askerî müdahale veya muhtıra gibi demokrasi dışı adımlarla karşı karşıya kaldı. Bunlar demokrasinin yerleşmesini, kökleşmesini ve gelişmesini engellediği gibi, çok ciddi gerilemelere de yol açtı. Demokrasi süreci kesintiye, Meclis çalışmaları akamete uğradı. Bu müdahaleler demokratik geleneklerin ve parti örgütlenmelerinin tahribine, çok partili parlamenter sistemin alt üst olmasına yol açtı.

Bu tür tehlikelerin henüz tam olarak geçmediği, son dönemlerde basına yansıyan bilgi, belge ve iddialarla da görülüyor. Gelecekte bu tür müdahalelerin yaşanmaması için Parlamentonun kendi varlığını ve faaliyetinin sürekliliğini savunması büyük önem taşıyor. Geçtiğimiz yıl gündeme gelen müdahale hazırlıklarına yönelik iddial