TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
133’üncü
Birleşim
22
Temmuz 2008 Salı
İçindekiler
I.—
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.—
GELEN KÂĞITLAR
III.-
GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Şanlıurfa Milletvekili Ramazan Başak’ın, 22
Temmuz 2007 genel seçimlerinin ardından geçen bir senenin değerlendirmesine
ilişkin gündem dışı konuşması
2.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın,
Kıbrıs’la ilgili gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı
Mehmet Aydın’ın cevabı
3.- Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, Ardahan’da
kurulacak üniversite ve yapılacak TOKİ konutlarına ilişkin gündem dışı
konuşması
IV.- AÇIKLAMALAR
1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Tunceli’de
2006 yılında TOKİ tarafından ihale edilen konutlara ilişkin açıklaması
V.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Önergeler
1.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, Adalet Komisyonu
üyeliğinden çekildliğine ilişkin önergesi (4/80)
B) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 22
milletvekilinin, elektrik sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/253)
2.- İzmir Milletvekili Oktay Vural ve 21
milletvekilinin, İzmir’deki deprem riskinin araştırılarak deprem yönetiminde
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/254)
3.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 20
milletvekilinin, özel sağlık kurumlarının sorunlarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/255)
4.- Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu ve 30
milletvekilinin, ülkemizdeki deprem riskinin araştırılarak deprem yönetiminde
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/256)
C) Gensoru Önergeleri
1.- Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Kemal
Kılıçdaroğlu, Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay ve İzmir Milletvekili K.
Kemal Anadol’un, 9 Ocak 2007 tarihinde Bağdat’ta düşen ve Türk işçilerinin
yaşamlarını yitirmesiyle sonuçlanan kazaya neden olan yabancı bir şirkete ait
uçağın gerekli güvenlik önlemleri almamasına ve yeterli mali mesuliyet sigortası
sağlamamasına rağmen uçuşuna izin veren sorumluları himaye ederek sağlıklı
soruşturma yürütülmesine engel olduğu iddiasıyla Ulaştırma Bakanı Binali
Yıldırım hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/4)
VI.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hakkındaki
(11/4) esas numaralı gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı
hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 22/7/2008 Salı günkü birleşiminde
yapılmasına; (10/254) ve (10/256) esas numaralı Meclis araştırması
önergelerinin bugün görüşmeleri yapılacak olan depremle ilgili araştırma
önergeleri ile birleştirilerek görüşmelerinin birlikte yapılmasına ve
gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi
VII.- GENSORU
A) Ön Görüşmeler
1.- Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Kemal
Kılıçdaroğlu, Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay ve İzmir Milletvekili K.
Kemal Anadol’un, 9 Ocak 2007 tarihinde Bağdat’ta düşen ve Türk işçilerinin
yaşamlarını yitirmesiyle sonuçlanan kazaya neden olan yabancı bir şirkete ait
uçağın gerekli güvenlik önlemleri almamasına ve yeterli mali mesuliyet
sigortası sağlamamasına rağmen uçuşuna izin veren sorumluları himaye ederek
sağlıklı soruşturma yürütülmesine engel olduğu iddiasıyla Ulaştırma Bakanı
Binali Yıldırım hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/4)
VIII.- MECLİS ARAŞTIRMASI
A) Ön Görüşmeler
1.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 22
milletvekilinin, İstanbul’da depreme yönelik çalışmaların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/60)
2.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 26
milletvekilinin, deprem riskinin ve alınması gereken önlemlerin araştırılması
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/63)
3.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman ve 31
milletvekilinin, Bursa ve çevresinde yaşanacak muhtemel bir deprem felaketine
yönelik alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/99)
4.- Yalova Milletvekili İlhan Evcin ve 20
milletvekilinin, deprem riskinin araştırılarak deprem yönetiminde alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/242)
5.- Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün ve 23
milletvekilinin, deprem riskinin araştırılarak deprem yönetiminde alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/243)
6.- İstanbul Milletvekili Nusret Bayraktar ve 21
milletvekilinin, özellikle İstanbul ve Marmara Bölgesindeki deprem riskinin
araştırılarak deprem yönetiminde alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/244)
7.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel ve 19
milletvekilinin, deprem riskinin araştırılarak deprem yönetiminde alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/245)
8.- İstanbul Milletvekili Mithat Melen ve 22
milletvekilinin, başta İstanbul olmak üzere ülkemizdeki deprem riskinin
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/246)
9.- İzmir Milletvekili Oktay Vural ve 21
milletvekilinin, İzmir’deki deprem riskinin araştırılarak deprem yönetiminde
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/254)
10.- Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu ve 30
milletvekilinin, ülkemizdeki deprem riskinin araştırılarak deprem yönetiminde
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/256)
IX.- OYLAMALAR
1.- 9 Ocak 2007 tarihinde Bağdat’ta düşen ve Türk
işçilerinin yaşamlarını yitirmesiyle sonuçlanan kazaya neden olan yabancı bir
şirkete ait uçağın gerekli güvenlik önlemleri almamasına ve yeterli mali
mesuliyet sigortası sağlamamasına rağmen uçuşuna izin veren sorumluları himaye
ederek sağlıklı soruşturma yürütülmesine engel olduğu iddiasıyla Ulaştırma
Bakanı Binali Yıldırım hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin oylaması
(11/4)
X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İstanbul Milletvekili
Kemal Kılıçdaroğlu’nun, bir avukata verilen davalara ilişkin Başbakandan sorusu
ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/3430)
2.- Samsun Milletvekili Cemal
Yılmaz Demir’in, bazı suç duyurularının akibetine ilişkin sorusu ve Adalet
Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/3552)
3.- Konya Milletvekili Atilla
Kart’ın, Ereğli Adliyesi zabıt kâtibi sınavındaki usulsüzlük iddiasına ilişkin
sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/3553)
4.- Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, tutuklu ve hükümlü sayısına ve tevkif şartlarına
ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/3591)
5.- Antalya Milletvekili
Hüsnü Çöllü’nün, yat turizmi kapsamındaki konaklamada KDV indirimi
yapılmamasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul
Günay’ın cevabı (7/3737)
6.- İzmir Milletvekili Ahmet
Ersin’in, İzmir’in su ihtiyacını karşılayacak projelere ilişkin Başbakandan
sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3833)
7.- Diyarbakır Milletvekili
Akın Birdal’ın, bir hükümlünün sağlık hakkından yoksun bırakıldığı iddiasına
ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/3846)
8.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, özelleştirilen Kütahya Şeker Fabrikasına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3910)
9.- Muğla Milletvekili Ali
Arslan’ın, orman yangınlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel
Eroğlu’nun cevabı (7/3916)
10.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, teşvik kapsamındaki illerde asgarî geçim
indirimi ödemelerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı
(7/3936)
11.- Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse’nin, Adıyaman’daki özürlü çocukların eğitimlerine ilişkin sorusu ve
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/3940)
12.- Kahramanmaraş
Milletvekili Durdu Özbolat’ın, inanç yaşamında sorunlar olup olmadığına ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun cevabı (7/3985)
13.- Aydın Milletvekili
Mehmet Fatih Atay’ın, Karabük’teki bir cenaze töreninde imamın yaptığı
konuşmaya ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun cevabı
(7/3986)
14.- Adana Milletvekili
Hulusi Güvel’in, sosyal güvenliği olmayanların sağlık hizmetleri borçlarına
ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3999)
15.- Bursa Milletvekili İsmet
Büyükataman’ın, son sınıf öğrencilerinin izinli sayılmalarına ilişkin sorusu ve
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/4002)
16.- Çanakkale Milletvekili
Ahmet Küçük’ün, Çan ilçesinde kömür çıkaran bir firmayla ilgili iddialara
ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/4054)
17.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, sulamada kullanılan elektriğin kesilmesine ilişkin sorusu ve
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/4062)
18.- Adana Milletvekili
Hulusi Güvel’in, milletlerarası özel öğretim kurumlarına ilişkin sorusu ve
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/4066)
19.- İzmir Milletvekili Recai
Birgün’ün, bir kamu görevlisinin siyasi bir etkinliğe katıldığı iddiasına
ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/4069)
20.- Adana Milletvekili
Hulusi Güvel’in, nişasta bazlı şeker üretimine ilişkin sorusu ve Sanayi ve
Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/4077)
21.- Gaziantep Milletvekili
Akif Ekici’nin, TSE’de göreve başlatıldığı iddia edilen bir şahsa ilişkin
sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/4080)
22.- İzmir Milletvekili Ahmet
Ersin’in, bir uyuşturucu operasyonu ile ilgili iddialara ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/4093)
23.- Bursa Milletvekili Kemal
Demirel’in, Nilüfer Spor Kompleksine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Murat
Başesgioğlu’nun cevabı (7/4094)
24.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın, Tarsus’ta kurulacak kimyasal atık tesisinin yer seçimine
ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/4104)
25.- Aydın Milletvekili
Ertuğrul Kumcuoğlu’nun, Özelleştirme İdaresinin giderlerine ve özelleştirme
gelirlerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/4136)
26.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, bir köye morg inşasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa
Said Yazıcıoğlu’nun cevabı (7/4164)
27.- Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse’nin, iki elektrik şirketine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal
Unakıtan’ın cevabı (7/4185)
28.- Isparta Milletvekili
Süleyman Nevzat Korkmaz’ın, Şarkikaraağaç ilçesindeki vekil yöneticilere ve
öğretmen açığına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı
(7/4189)
29.- Adana Milletvekili
Nevingaye Erbatur’un, toplumsal cinsiyete dayalı bütçeleme çalışmalarına
ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı
(7/4202)
30.- Adana Milletvekili
Nevingaye Erbatur’un, toplumsal cinsiyete dayalı bütçeleme çalışmalarına
ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler’in cevabı
(7/4218)
31.- Adana Milletvekili
Nevingaye Erbatur’un, toplumsal cinsiyete dayalı bütçeleme çalışmalarına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı (7/4219)
32.- Adana Milletvekili
Hulusi Güvel’in, kooperatiflerin kredi kullanımına ilişkin sorusu ve Sanayi ve
Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/4366)
22 Temmuz 2008 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa), Yaşar TÜZÜN (Bilecik),
-----0-----
BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü
Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter sayısı vardır,
görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın
milletvekiline gündem dışı söz vereceğim. Konuşma süreleri beşer dakikadır.
Hükûmet konuşmalara cevap verebilir,
süresi yirmi dakikadır.
Gündem dışı ilk söz, 22 Temmuz 2007
genel seçimlerinin ardından geçen bir seneyi değerlendirmek üzere söz isteyen
Şanlıurfa Milletvekili Ramazan Başak’a aittir.
Sayın
Başak, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
III.-
GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Şanlıurfa Milletvekili Ramazan Başak’ın, 22
Temmuz 2007 genel seçimlerinin ardından geçen bir senenin değerlendirmesine
ilişkin gündem dışı konuşması
RAMAZAN BAŞAK (Şanlıurfa) – Sayın
Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 22 Temmuz seçimlerinin birinci yıl
dönümünde yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bundan tam bir yıl önce, yani geçen
sene bugün, Şanlıurfa’dan İstanbul’a, Diyarbakır’dan İzmir’e, Mardin’den
Ankara’ya, Rize’ye, Trabzon’a, Türkiye’nin seksen bir ilinde sandıklar açılmaya
başladığında sandıklardan tek yürek, tek söz hâlinde “Yeter artık, söz de,
hâkimiyet de milletindir.” sözleriyle
yankı buldu.
22 Temmuz seçimleriyle birlikte, gücünü
demokrasiden değil, milletten değil, ara rejim özlemcilerinin sandığa gömüldüğü
en büyük bir cevabı vermiştir bu millet. Tıpkı 14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti
üzerinden verdiği gibi.
TANSEL BARIŞ (Kırklareli) – Sen kendine
bak, başkalarını bırak!
RAMAZAN BAŞAK (Devamla) – Tıpkı 1965
yılında Adalet Partisi üzerinden attığı tokat gibi, tıpkı 1983 yılında -mekânı
cennet olsun- merhum Turgut Özal’ın partisinin üzerinden attığı balyoz gibi ve
arkadaşlar, tıpkı 3 Kasım 2002 tarihinde, mensubu bulunmaktan şeref duyduğum
Adalet ve Kalkınma Partisi üzerinden attığı tokat gibi, bunu sayabiliriz.
BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Ne alakası var?
Boş boş konuşuyorsun.
RAMAZAN BAŞAK (Devamla) – Saygıdeğer
arkadaşlar, saygıdeğer milletvekilleri; ne alakası olduğunu 22 Temmuz 2007
seçimleri göstermiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sadaka politikası
sizinkisi.
RAMAZAN BAŞAK (Devamla) – Arkadaşlar,
saygıdeğer milletvekilleri; 22 Temmuz seçimleri bir siyasi parti gibi değil,
kriz üretim merkezi gibi faaliyet gösteren partilerin barajın altına gömüldüğü
bir seçimdir. 22 Temmuz seçimlerinde bu aziz millet hâkimiyetin kayıtsız ve
şartsız kendisinde olduğunu, siyasetin temel unsurunun kendisi, yalnız millet
olduğunu göstermiştir.
Saygıdeğer milletvekilleri, bütün bu
noktalar değerlendirildiğinde emin olun 22 Temmuz seçimleri demokrasinin
zaferidir, 22 Temmuz seçimleri demokrasinin bayramıdır. Emin olun bu güzel
bayramda ortamı germek için ben bu kürsüye çıkmadım ama hepimizin kulağına küpe
olması gereken hususları da sizlerle paylaşmadan geçmeyeceğim.
Saygıdeğer milletvekilleri, AK PARTİ
sadece kendisine oy veren yüzde 47’nin değil, yüzde 100’ün haklarının
savunucusu ve teminatıdır. Sayın Başbakanımız Genel Başkanımızın 22 Temmuz
2007’de dediği gibi: “Her kime oy vermiş olursanız olun, oy verdiğiniz herkesin
ve haklarınızın savunucu ve teminatı biziz.” Çünkü biz iyi biliyoruz, bu
milletin bize vermiş olduğu oylar emanettir. Biz emanete ihanet eden insanları
bu millettin nasıl cezalandırdığını da çok iyi bilen bir partiyiz. Demokratım
deyip milletten uzak yerlerde çare arayanların tam aksine, demokrasinin tek
hesap yerinin sandık ve bu milletin huzuru olduğunu çok iyi bilen bir partiyiz.
Saygıdeğer milletvekilleri, tabii,
zaman kısıtlı, bu zaman içerisinde duygularımızın hepsini ifade etmek mümkün
değil, ama güzel ülkemin güzel insanlarına buradan, görüşü, fikri, zikri ne
olursa olsun ülkesini, bayrağını, insanları seven tüm partililerin, tüm
insanların AK PARTİ’de yer alacağını belirtmek istiyorum.
Ülkemin en ücra köşesinde çobanlık
yapan kardeşimden Şanlıurfa Halilürrahman’da o balıklara yem atan Mustafa
amcaya kadar; İzmir’in, Ankara’nın, İstanbul’un en lüks semtlerinde yaşayan
insanların hepsi bizim başımızın tacıdır…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Başak, konuşmanızı
tamamlayınız.
RAMAZAN BAŞAK (Devamla) – …çünkü biz biliyoruz
ki bugün Türkiye'de yaşayan 75 milyon insanın dedeleri, ataları, Gazi Mustafa
Kemal Atatürk’ün önderliğinde 29 Ekim 1923’te bu cumhuriyeti kurdu, bu
cumhuriyet için canını, malını, evladını feda etti. İşte, herkes bilsin ki
cumhuriyetin değerlerinin, laikliğin teminatı, o gün canını veren dedelerin
bugünkü torunları, yani 75 milyon insan ve 75 milyon insanın temsilcisi olan
mensubu olduğunuz Adalet ve Kalkınma Partisidir diyor, yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
SIRRI SAKIK (Muş) – 75 değil, 69!
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Gündem dışı ikinci söz, Kıbrıs’la
ilgili gelişmeler hakkında söz isteyen Balıkesir Milletvekili Hüseyin
Pazarcı’ya aittir.
Sayın Pazarcı, buyurun efendim.
2.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın,
Kıbrıs’la ilgili gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı
Mehmet Aydın’ın cevabı
HÜSEYİN PAZARCI (Balıkesir) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Kıbrıs konusunda gündem dışı söz almış
bulunuyorum. Demokratik Sol Parti ve şahsım adına hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, iki gün önce,
Kıbrıs’ta, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 34’üncü yılı kutlandı. Bu Barış Harekâtı
ki, yüce Meclisimizin izniyle dönemin Başbakanı, bizim liderimiz Bülent
Ecevit’in kararıyla gerçekleştirildi. Otuz dört yıldan beri Türk ve Kıbrıs Rum
tarafları arasında Kıbrıs’ın geleceğinin nasıl olacağının belirlenmesi
konusunda görüşmeler, çalışmalar yapılıp duruyor. Bunun en son örneği Sayın
Talat ve Hristofyas arasında “toplum liderleri” sıfatıyla yaptıkları
görüşmeler. 1 Temmuz 2008’de bir görüşme yaptılar ve üç gün sonra 25 Temmuz’da
tekrar bu konuda değerlendirmelerini yapacaklar bir araya gelerek.
Kıbrıs’la
ilgili bu görüşmeler bu kez uluslararası kamuoyunda büyük umutlar doğurmuş
durumda. Bir sonuca varılması umudu şeklinde ifadelerle her yerde
karşılaşılıyor. Tabii bu, görüşmelerin yürütücüsü olan kişilerin de üzerinde
çok büyük bir baskı oluşturma durumu yaratıyor.
Şimdi,
bu önemli dönemde Kıbrıs konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin de,
Hükûmetimizin de, milletimizin de bazı şeylere dikkat etmesi ve bunlara uyarak
hareket etmesinde yarar olduğunu görüyoruz. Örneğin, bu kısa süre içinde nokta
ve nokta bunları söylersek şu noktaların belirtilmesinde yarar var diye
düşünüyorum: En başta, hem muhalefet hem iktidar bir konuda görüş birliği
içindeler. Kıbrıs, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin ulusal davasıdır. Bu
konuda aramızda herhangi bir ayrılık olmaması tabii memnuniyet verici bir
durum.
Tabii
bu çerçevede, mademki ulusal davadır, bunun önemini ve ağırlığını göz önünde
tutarak konuya yaklaşmamız gerekmektedir.
İkinci, belirtmeyi düşündüğüm nokta şudur: Genelde
Kıbrıs’a bir ada olarak bakıyoruz ve zannediyoruz ki bu kadarla sınırlı olay.
Oysa Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’de ada olmasından da kaynaklanan çok büyük deniz
alanlarına sahip olma konumunda münhasır ekonomik bölgesinin olduğunu ilan
ettiğini ve bununla ilgili anlaşmalar yaptığını da biliyorsunuz.
Bunun dışında daha
1950’lerde bu bölgede, Doğu Akdeniz’de hava
uçuş bilgi bölgesi “FIR hattı” dediğimiz hat merkezi olarak Lefkoşa
belirlenmiştir. Dolayısıyla Kıbrıs sadece bir ada değil, bütün o bölgeyi
gerektiğinde denizde, hava sahasında denetleme konumunda olan bir varlık
konumunda bulunuyor. Bu da Kıbrıs’ı bizim bakımımızdan gerek doğal kaynakların,
Akdeniz’in işletilmesi bakımından gerekse Akdeniz’e çıkış ve açılma bakımından
büyük bir ekonomik ve stratejik öneme sahip. Dolayısıyla Kıbrıs konusunu
değerlendirirken işin bu yanını hiç unutmamamız gerekiyor ve bu çerçevede
Kıbrıs’ı asla önemsiz görme gafletine düşmemeliyiz.
Bunun dışında üçüncü olarak Kıbrıs’la bizim, Türkiye'nin
ilgisi sadece Türk halkıyla olan tarihsel, sosyal ve kültürel bağlarımız değil,
hukuksal olarak da Kıbrıs’ta birtakım söz sahibi konumunda bulunuyoruz ve bu
haklardan da asla bu görüşmeler sırasında vazgeçmememiz gerekiyor.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Pazarcı, konuşmanızı tamamlayınız, buyurun
efendim.
HÜSEYİN PAZARCI (Devamla) – Bütün bu veriler çerçevesinde
bunlara son zamanlarda bir de AB ile olan ilişkiler eklenmiş durumda. AB 2009’a
kadar Kıbrıs’la ilişkilerimizi normalleştirmemizi istiyor ve ona göre ayrıca
durumu tekrar değerlendireceğini belirtiyor. Bu çerçevede, bizim üzerimizde
belirli bir baskı hissedilmesi söz konusu. Ama, Kıbrıs’la ilgili olarak böyle
baskılara boyun eğmeyip diplomasinin başka olanaklarını kullanarak mutlaka ödün
vermeden bu işin içinden çıkmamız gerekmektedir. Bunun dışında, Rum tarafı da
sorunu hafife almayı ve 2009 kararını değerlendirmeyi bekliyor. Bu çerçevede,
bütün Kıbrıs Rum tarafı üzerine her türlü baskının uluslararası düzeyde
yapılmasını da sağlamaya çalışmalıyız.
Bunun
dışında, geçen hafta Sayın Elekdağ da ifade etti, kavramlarla, kuramlarla,
ilkelerle çok dikkatli hareket etmemiz gerekiyor.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
– Buyurun.
HÜSEYİN
PAZARCI (Devamla) – “Birleşmiş Milletler parametreleri çerçevesinde hareket
edeceğiz.” türünden beyanlar, bugün Rumların elde ettiğini zannettiği Güvenlik
Konseyi kararları çerçevesinde tek devlet, tek egemenlik, tek vatandaşlık,
vesaire gibi unsurları içerdiğinden, bu konuda da dikkat etmemiz lazım. Bu
çerçevede de yüce Meclisin iradesinin yol gösterici olarak Hükûmet tarafından
göz önünde bulundurulmasının büyük önem taşıdığını düşünüyorum. 15 Temmuz 1999
tarihli Meclis kararı, hâlâ geçerliliğini korumaktadır.
BAŞKAN
– Sayın Pazarcı, lütfen konuşmanızı tamamlayın efendim.
HÜSEYİN
PAZARCI (Devamla) – Türkiye Büyük Millet Meclisi Kıbrıs deklarasyonunun da
2003’teki varlığını unutmamamızı sizlere hatırlatmak istiyorum.
Çok
teşekkür ederim Sayın Başkan. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ediyorum Sayın Pazarcı.
Gündem
dışı konuşmaya Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın cevap vereceklerdir.
Sayın
Bakanım, buyurun.
DEVLET
BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Her türlü
baskı ve zulme karşı ayakta kalmayı başarabilen Kıbrıs Türkü’nün bir anlamda yeniden doğuşunu
simgeleyen 20 Temmuz bu yıl da önemine yakışır şekilde kutlanmış, törenlere
Sayın Başbakanımız ve 8 bakanımız katılmış, Türkiye Cumhuriyeti bütün
kurumlarıyla Kıbrıslı Türk kardeşlerinin yanında olduğunu ve daima yanında
olacağını bir kez daha bütün dünyaya karşı ortaya koymuştur.
24 Nisan
2004 tarihinde kendi kaderini belirleme hakkını kullanan Kıbrıs Türk halkının
yapıcı ve kararlı tutumu haklı olduğumuz Kıbrıs davasında bir adım öne
geçmemizi sağlamış, barıştan, çözümden, uzlaşmadan yana tutumumuzu herkese
göstermiştir. Böylece, temel tezlerimizden asla taviz vermeksizin diplomasi
alanında elde edilen netice, Kıbrıs Türk halkının haklı mücadelesinin tüm
dünyada daha iyi görülmesini ve daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır.
İzninizle,
ben de son dönemde ortaya çıkan gelişmelerle ilgili kısaca bilgi vermek
istiyorum. Hatırlayacağınız üzere, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
Sayın Mehmet Ali Talat ile şubat ayında yapılan seçimlerde başkanlığa seçilen
Güney Kıbrıs Rum yönetiminin yeni lideri Hristofyas, 21 Mart 2008 tarihinde
Kıbrıs sorununda mevcut durum ile önümüzdeki döneme ilişkin görüş alışverişinde
bulunmak üzere bir araya geldiler. Bu görüşmede, gündelik yaşama ilişkin
konuları ele alacak teknik komiteler ve Kıbrıs sorununun özlü konuları üzerinde
çalışacak çalışma gruplarının oluşturularak çalışmalarına başlamaları karar altına
alındı. Görüşmede, ayrıca, iki liderin üç ay sonra bir araya gelerek teknik
komiteler ve çalışma gruplarının faaliyetlerini, çalışmalarının sonuçlarını
gözden geçirmeleri ve bunların sonucuna dayanmakla Birleşmiş Milletler Genel
Sekreterliğinin iyi niyet misyonu çerçevesinde kapsamlı müzakereleri
başlatmaları hususunda mutabakata vardıklarını ilan ettiler. 21 Mart 2008
tarihli liderler görüşmesinde alınan kararlar doğrultusunda altı çalışma grubu
ile yedi teknik komite oluşturulması üzerinde mutabık kalınmış, söz konusu çalışma grupları ve teknik
komiteler 18 Nisan 2008 tarihinde çalışmaya başlamıştır.
Cumhurbaşkanı Sayın Talat ile
Hristofyas, 23 Mayısta ikinci kez görüşmeleri başlatmışlar, her iki lider
siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli, iki toplumlu federasyona bağlılıklarını
yeniden teyit etmiş, ortaklığın eşit statüdeki Türk kurucu devleti ile Rum
kurucu devletinden oluşan federal bir hükûmete sahip olması konusunda görüş
birliğine varmışlardır.
İki lider, 1 Temmuzda çalışma
gruplarıyla teknik komitelerin ilk raporlarını gözden geçirmek üzere yeniden
bir araya gelmişlerdir. Görüşme sonrasında yapılan ortak açıklamada iki
liderin, tek egemenlik ile tek vatandaşlık konularını görüştükleri ve bu
konularda prensipte anlaşarak uygulamaya ilişkin detayları kapsamlı müzakereler
çerçevesinde görüşmek üzere uzlaştıkları görülmektedir.
İki liderin 25 Temmuz Cuma günü
yapacakları görüşme sonrasında, adada Birleşmiş Milletler çerçevesinde kapsamlı
çözüm müzakerelerinin başlayacağı tarihi ilan etmeleri beklenmektedir. Diğer
taraftan Avustralya Dışişleri eski Bakanı Aleksandr Downer, Birleşmiş Milletler
Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Danışmanlığı görevine atanmıştır, bunu da
biliyoruz. Bu pozisyona atama yapılması, Birleşmiş Milletlerin de Türk
tarafının istek ve beklentileri doğrultusunda adada kapsamlı müzakerelerin en
kısa zamanda başlamasını hedeflediğini göstermektedir.
Sayın milletvekilleri, Kıbrıs’ta
ulaşmak istediğimiz hedef bellidir. Kapsamlı müzakerelere hazırlık bağlamında
yapılan görüşmeler ile 23 Mayıs-1 Temmuz ortak açıklamalarının birlikte
okunması ve birlikte yorumlanması gerekmektedir, ancak bu takdirde,
bulunduğumuz aşama hakkıyla takdir edilebilecektir. Sayın Başbakanımızın Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ifade ettiği gibi, kapsamlı çözüm ancak adadaki
gerçekler temelinde Kıbrıs Türk halkı ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu ve
eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün olacaktır. Bu yeni ortaklık,
iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve Türkiye’nin etkin garantörlüğü gibi
vazgeçilemeyecek ilkeler üzerine inşa edilmek durumundadır. Bu yeni ortaklıkta
egemenliğin kaynağının iki halk olduğu hususu da teslim edilecektir.
Bu sıraladıklarım, kapsamlı çözümün
parametreleridir. Uluslararası toplumun, yarım yüzyıllık müzakere sürecinde
ulaşılan bu parametreleri bir kenara bırakması mümkün değildir. Bu zeminde
ulaşılacak kapsamlı çözüm çerçevesinde, Kıbrıs Türk halkı, kurucu devletinin
çatısı altında, Türk devleti arasındaki özel ilişkiler ve Türk askerinin
adadaki varlığı da devam edecektir.
Ezcümle, Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı,
bulunulan noktadan geri gidilmemesi hususunda kararlıdır ve bu konuda ısrarda
ve uygulamada gerekeni yapmada muktedirdir. Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin
kabul edemeyeceği bir çözüm şeklinin dayatılması mümkün değildir ve hiçbir
zaman da mümkün olmayacaktır. Bu hususun bir an önce idrak edilmesi, Kıbrıs’ta
çözüme, doğu Akdeniz bölgesindeyse istikrar ve barışa giden yoldaki engellerin
önemli bir kısmının azaltılmasına yol açacaktır, kapı açacaktır.
Şurası muhakkak ki, hâlihazırda, Kıbrıs
Türk tarafı görüşmeleri, ortak görüş ve hedeflerimiz doğrultusunda ilgili
kurumlarımızla bir istişare yürütülmektedir. Çözüm konusunda Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Talat’a ve ekibine –Sayın Başbakanımızın da
söylediği gibi- güvenimiz tamdır.
Sayın milletvekilleri, Kıbrıs meselesi
-benden önce konuşan konuşmacı arkadaşımızın da ifade ettiği gibi- millî
davamızdır. Bu konuya Türk milletinin her ferdinin gösterdiği hassasiyet,
kıymetli, haklı ve yerindedir. Zaman zaman gelişmelerden kaygı duyulması,
izahat istenmesi de demokratik bir rejimde hem siyasi partilerimizin hem de
halkımızın hakkıdır. Ancak, yapılan eleştiri ve dile getirilen endişelerin
Kıbrıs davamız konusundaki millî birlik ve beraberliğimize halel getirmemesine
özen göstermek de yine bizim ödevimizdir. Bakınız, bu endişelerin dile
getirildiği Kıbrıs’ta son beş yılda neler olmuş, nasıl gelişmeler kaydedilmiş
paragraf başlarıyla temas etmek istiyorum. Ekonomide son beş yılda sağlanan
kesintisiz büyüme yüzde 50 civarında artmıştır, hatta bu oranı dahi aşmıştır.
Rekor düzeydeki büyüme sonucunda kişi başına millî gelir 4.409 ABD dolarından,
o seviyeden bugün geldiğimiz noktada 14.047 ABD dolarına ulaşmıştır. 2002
yılında ihracat 45 milyon ABD dolarıydı bugün 80 milyon ABD dolarını aşmış
bulunmaktadır.
Bu gelişmede Hükûmet olarak izlediğimiz
çözüm eksenli siyaset kadar sağladığımız yardımlar da büyük rol oynamıştır,
büyük rol oynamaktadır. 2003 yılındaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile
bugünkü arasında gözle görülür bir refah ve gelişmişlik farkı bulunduğunu
görmemek mümkün değildir. 1997-2000 yılları arasındaki beş yılda ülkemizden
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yıllık ortalama 210 milyon ABD doları yardım
gerçekleştirilmiş iken, 2003-2006 yılları arasındaki üç yıllık yardım
ortalaması 360 milyon ABD dolarına yükselmiştir. 2007-2009 arasındaki dört
yıllık dönemde ise bu ortalama 400 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiş, hatta
bu miktarı da aşmıştır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin
ekonomisindeki bu gelişmenin sürekli ve kalıcı olabilmesi amacıyla bir yandan
öncü sektör olarak kabul edilen turizm ve yükseköğretim alanlarındaki
yatırımlara teşvikler sağlanırken, diğer yandan da elektrik, su ve yol gibi
altyapı yatırımlarına da büyük çapta destek sağlanmıştır. Turizmde 1974
yılından 2002 yılına gelinceye kadar yirmi sekiz yılda toplam yatak kapasitesi
6 bin civarında artışla 10.611’e ulaşmışken, sağlanan teşviklerle son üç yılda
yatak sayısı 2.710 artmış, 16.849 yatak kapasiteli otellerin inşaatına
başlanmıştır. 2007 yılında ulaştığımız rakam 15.832’dir. Yatak sayısı 2013
yılında 30 bin olarak hedeflenmiştir ve bu hedeflenen miktar da gerçekleşebilme
imkânına sahip olduğunu göstermektedir.
Turizmde olduğu gibi, yükseköğretimde
de önümüzdeki yıllarda büyük atılımların devam etmesi hedeflenmiştir.
Üniversitelerde 2002 yılında 24 bin öğrenci sayısı bugün 43 bini aşmıştır.
Öğrenci sayısının orta vadede 60 bine ulaşması hedeflenmektedir.
Altyapı standartlarının ileri düzeye
çıkarılması amacıyla elektrik, su, yol, iletişim, sağlık, ortaöğretim
alanındaki yatırımlara da büyük destekler sağlanmaktadır.
Geçmişte Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’nin en büyük sorunlarından birini teşkil eden elektrik üretimi
hususunda dev adımların atıldığını hepimiz biliyoruz.
Yine, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde
2030 yılına kadar su ihtiyacının ve su kaynaklarının araştırılması amacıyla
başlatılan Su Master Projesi 2004 yılı içerisinde tamamlanmıştır. Bu projelerle
Lefkoşa, Gazimağusa ve İskele ilçe merkezlerinin 2025 yılına kadar su ihtiyacı
karşılanmış olacaktır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne
Türkiye’den yılda 75 milyon metre küp su getirecek olan Deniz Boru Projesi’nin
etüt proje çalışmaları için 2004 yılında sonuçlanan ihalenin çerçevesinde
yürütülen hazırlıklar 2009 yılı ortalarında tamamlanacaktır. Sayın Başbakanımız
tarafından açıklanan bu projenin inşaatına önümüzdeki yıl başlanması ve 2012
yılında devreye alınması hedeflenmektedir.
Kara yollarında
Ercan Havaalanı’nın uluslararası
uçuşlara açılabilmesi için terminal binası dâhil alan yeniden düzenlenmiştir.
Ayrıca, uluslararası uçuş güvenliği için Smart Projesi başlatılmış
bulunmaktadır.
İletişim ve haberleşme alanında iki yıl
süren çalışmalar neticesinde 12.500 aboneye hızlı İnternet erişimi sağlayacak
ADSL yatırımı 2007 yılında tamamlanmış bulunmaktadır.
Sağlık alanında hastanelerin talep
edilen tüm teçhizat talepleri karşılanmış. Lefkoşa’da 3.500 metrekarelik alana
yeni bir poliklinik inşa edilmiş. Kanser erken tanı merkezi kurulmuş. Kalp ve
damar cerrahisi merkezi çalışmaları sonuca yaklaştırılmıştır ve özürlüler ve
yaşlılar için kurulan Bülent Ecevit Yurt ve Rehabilitasyon Merkezi 2005
yılında, Gazimağusa’da yapılan 120 yataklı yeni hastane 2007 Ekiminde hizmete
açılmıştır.
Ne siyaseten ne de ahlaki açıdan
savunulması asla mümkün olmayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin karşı karşıya
bulunduğu izolasyon politikasında da bazı olumlu adımların atıldığını ifade
etmek istiyorum. Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Londra, Brüksel, New York,
Washington, İslamabad, Abu Dabi, Bakü, Bişkek, Doha, Strasbourg ve Roma’daki
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilciliklerine ilaveten, Oman, Kuveyt ve Tel
Aviv’de de yeni Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilcilikleri açılmıştır. Bunlara
her geçen gün yenilerinin eklenmesi için de yoğun çalışmalarımız devam
etmektedir.
İslam Konferansı Örgütünde 2004 yılına
kadar Kıbrıs Türk Müslüman cemaati adıyla temsil edilen Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti, artık, Kıbrıs Türk devleti adı altında ve gözlemci statüyle
Teşkilatın toplantılarına, çalışmalarına katılmaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Talat ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin
diğer yetkilileri dünyanın birçok ülkesinde temaslar yapabilmektedirler ve bu
temasların önemli bir kısmı resmî temaslar niteliğindedir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
millet olarak, hükûmetler olarak Kıbrıs davasına bağlılığımızın ve bu konuda
gösterdiğimiz gayretin samimiyeti somuttur ve dünyanın gözü önündedir. Bu durum
böyle olmaya ve böyle kalmaya da devam edecektir.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Bakanım.
Gündem dışı üçüncü söz, Ardahan’da
kurulacak üniversite ve yapılacak TOKİ konutları hakkında söz isteyen Ardahan
Milletvekili Saffet Kaya’ya aittir.
Sayın Kaya, buyurun. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
3.- Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, Ardahan’da
kurulacak üniversite ve yapılacak TOKİ konutlarına ilişkin gündem dışı
konuşması
SAFFET KAYA (Ardahan) – Sayın Başkanım,
çok teşekkür ediyorum.
Bugün Urfa Milletvekilimizin de yüce
Parlamentoya serdettiği gibi 22 Temmuz seçimlerinin yıl dönümü nedeniyle
halkımıza tekrar şükranlarımızı ifade ediyorum. Özellikle Ardahan halkımıza da
bize gösterdiği teveccühe saygılarımı buradan, yüce heyetiniz huzurunda bir
borç biliyorum.
Ardahan ilimizde maalesef doğal bir
felaket -doğal bir felaket olması nedeniyle yapılabilecek herhangi bir şey
olmadığı gibi- Göle ilçemizde üç beş gün önceleri bir sel felaketi yaşandı ve
bu sel felaketiyle ilgili çok ciddi bir çalışma içine girdi Hükûmetimiz.
Değerli Başbakanımıza buradan, huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum Göle
halkımız adına. Hemen valiliğe 100 milyar lira ödenek gönderildi ve DSİ’nin tüm
araçları bölgeye birkaç gün içinde kaydırılacak ve oradaki yaralar hiç şüphesiz
ki Hükûmetin şefkatli elleriyle yeniden rehabilite edilecek.
AKİF AKKUŞ (Mersin) – Devletin eli,
devletin; Hükûmetin değil.
SAFFET KAYA (Devamla) – Bu anlamda
inşallah çalışmalar Göle’mizde çok etkin bir noktaya gelecektir.
Değerli, yüce heyet, Ardahan serhat
ilimizin gerçekten çok ciddi problemlerinin olduğu, Hükûmetimiz, devletimiz
tarafından bilinmekte olup biz, o bölgenin temsilcileri, Türkiye’nin
temsilcileri olarak, bölgemizin sorunlarına Hükûmet nezdinde aradığımız
çözümler anlamında, TOKİ bağlamında da beş yüz elli konutun yapılması ve
ihaleye çıkarılıp en geç bir ay içinde… Bölgemizde TOKİ camisi, iş merkezi,
yirmi dört dershanelik okulumuzun yapılması gerçekten bölgemizin beklediği çok
önemli bir yatırımdı. Burada TOKİ Başkanımıza ve özellikle Başbakanımıza
huzurunuzda teşekkürlerimi bir borç biliyorum.
Yine, Ardahan’ımızın modern bir
hastaneye kavuşması anlamında Sağlık Bakanımız Recep Akdağ Bey’e de huzurunuzda
teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Buradan Ardahan halkına müjdelemem
gereken bu modern hastanemiz ekimin 17’sinde ihaleye çıkarılacak olup bu yıl
içinde inşallah gereği yapılacaktır.
Ardahan’ımızın uzun yıllardan beri
bekleyen Kura Nehri Projesi dediğimiz ve Kura Nehri Projesi derken de… Bu projemizin
hem Köroğlu hem Kayadibi köylerimizde yapılacak olan ve dört yılda bitirilmesi
planlanan -normalde
Yine Sanayi Bakanımız Sayın Zafer
Çağlayan Bey’e, Ardahan’ımıza gösterdiği ilgi ve önemden dolayı huzurunuzda
teşekkürlerimi ifade ediyorum. Ardahan’da yapılacak olan organize sanayi
sitemiz bir-bir buçuk ay içinde inşallah uygulama ve tatbikat safhasında,
yatırım programı olarak Ardahan’ın gündemine taşınacaktır.
Yine Tarım Bakanımıza huzurunuzda
teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Arıcılık Enstitüsünün kurulması
bağlamında, gerçekten, Başbakanlığa ve Bakanlar Kurulu kararnamesiyle bu
sürecin tamamlanmasında katkıda bulunan Tarım Bakanımız Mehdi Eker Bey’e
huzurunuzda teşekkürlerimi borç biliyorum.
Yine bu Hükûmet dönemimizde…
YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Bakanlarla
konuşmuyor musun? Niye…
SAFFET KAYA (Devamla) – Herhâlde,
Hükûmetimizin yaptıkları sizin hayallerinizin bile erişemeyeceği gerçekler
olduğu için laf atmaktan başka bir şeyle yetinmediğinizi görüyorum.
YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Bakanlıkları
bilmiyor musun kardeşim?
SAFFET KAYA (Devamla) – AKP Hükûmeti
Türkiye'nin bir gerçeğidir. Benim bölgem yıllardan beri cumhuriyet tarihinin en
büyük hizmetlerini almıştır. Kimin sayesinde almıştır? AK PARTİ Hükûmetinin
sayesinde almıştır. AK PARTİ Hükûmeti Türkiye'nin bir gerçeğidir. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
AK PARTİ Hükûmeti her zaman yüzde 47
ile gider yüzde 60’la gelir ve siz de kesinlikle, herhâlde, iktidarı,
zannediyorum ki rüyalarınıza bu düşüncenizle ortaya koyarsınız.
YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Hayal görme,
hayal.
SAFFET KAYA (Devamla) – Diğer
şekliyle yine Ardahan’ımızda üniversitenin yapılmasında, üniversitenin
kurulmasında yüce Parlamentoya, İktidarımıza, muhalefetimize huzurunuzda teşekkür
ediyorum. Ardahan için bir kampüs şehri olması noktasında, üniversiteye
kavuşması noktasında çok ciddi bir açılım sağlamıştır. Yalnızca Ardahan değil,
kırk iki ilimizin AK PARTİ Hükûmetleri döneminde üniversiteye kavuşması,
insana yatırım, eğitime yatırım yani sosyoekonomik, sosyoiktisadi durumda gelişmesine çok ciddi bir şekilde
katkı sağladığı için, özellikle Ardahan adına da Hükûmetimize, muhalefetimize
buradan teşekkürü bir borç biliyorum.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN –
Sayın Kaya, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Ardahan gazetesi yok mu, gazeteye ilan ver.
SAFFET KAYA
(Devamla) – Evet, yine doğal gazla ilgili çalışmalarımızın eksiklerini bu yıl
tamamlayıp önümüzdeki sene içerisinde Ardahan’ımızı doğal gaza kavuşturma
konusunda çalışmalarımız var.
Kars-Tiflis
Demir Yolu Projesi’yle ilgili burada… Önümdeki projede, yine önümüzdeki günler
içinde avan projesi tamamlanmış ve uygulama projesini 2009 yılında
gerçekleştireceğimiz Çıldır ve Çıldır’dan da Ardahan’a kadar gidebilecek bir demir
yolu projemizin, 2009 yılında, uygulama projeleriyle birlikte 2010 yılında
yatırım programına geçeceğini, Sayın Bakanımızla ve özellikle Sayın
Başbakanımızla ve Sayın Başbakanımızın da Ardahan’la ilgili bu uzantıdan
Karadeniz’e kadar giden bir ana arteri oluşturması konusunda desteğini,
huzurunuzda teşekkürlerimi bir borç bilerek, arz ediyorum.
Yine,
bölgemizin bir Sarıkamış gibi bir Erzurum gibi olması konusunda spordan sorumlu
Değerli Bakanımız Murat Başesgioğlu Bey’in de kayak merkezimizin Yalnızçam’da
kurulması anlamında katkısını bekliyoruz ve yakın bir zamanda bölgemizi ziyaret
edecek olan Sayın Bakanımızın bu anlamdaki himmetlerini özellikle Ardahan’ımıza
sunmak istiyoruz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN –
Sayın Kaya…
SAFFET KAYA
(Devamla) – Sayın Başkan, son sözlerimi arz edebilir miyim.
BAŞKAN –
Ardahan’la ilgili söyleyeceğiniz çok söz var, saatler de size yetmez…
SAFFET KAYA
(Devamla) – Son sözümü arz edebilir miyim.
BAŞKAN - …
ama ben son cümlelerinizi alayım lütfen.
Buyurun.
SAFFET KAYA
(Devamla) – Sınır ticaretiyle ilgili de çok değerli bir çalışma sunuldu.
Değerli Bakanımız Sayın Kürşad Tüzmen Bey de bölgede sınır ticaretinin
etkinliklerini sıfır gümrükle… O bölgede, gerçekten insanlarımızın yararlanması
anlamında bir çalışma ortaya kondu. Önümüzdeki günler içinde bunun açılımı,
Başbakan Yardımcımız Sayın Nazım Ekren Bey’in de sizlere yönlendireceği bir
şekil olacak.
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Toptan teşekkür et!
SAFFET KAYA
(Devamla) – Yine, kara yollarıyla ilgili bir çalışmamız var. Bu
Posof-Ilgar-Bülbülan yolu Ardahan-Şavşat yolunun yeniden rehabilite edilmesi ve
burada bir şekilde tünellerin yapılması konusunda çalışmaların var olduğunu
ifade etmek istiyorum…
BAŞKAN –
Sayın Kaya…
SAFFET KAYA
(Devamla) – … ve Hükûmetimizin bu anlamda gerek Türkiye genelindeki açtığı
çığır –büyük, gerçekten çalışma hizmeti- gerek bölgemize verdiği büyük
desteklerden dolayı Başbakanımıza ve Hükûmetimize, İktidarımıza Ardahan halkı
adına teşekkür ediyorum. [CHP sıralarından alkışlar (!)]
Muhalefetin
de bu konuda gerçekten bu üstün hizmetlere alkış tutmasına da şükranlarımı ifade ediyorum,
kendilerine de çok teşekkür ediyorum. [AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından alkışlar(!)] Muhalefetin
yapması gereken de bu. Her zaman AK PARTİ Hükûmetlerini ve AK PARTİ’yi
gerçekten alkışlamaları, desteklemeleri tarihî bir zorunluluktur.
Herkese ve yüce milletimize selam ve
saygılarımı arz ediyor, hürmetlerimi sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Sayın Başkan,
eksik kaldı; bir iki bakana daha teşekkür etsin.
BAŞKAN – Sayın Genç, buyurun.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkanım,
müsaade ederseniz TOKİ’yle ilgili yerimden iki cümle söyleyebilir miyim
efendim?
BAŞKAN – Tabii tabii, buyurun.
IV.- AÇIKLAMALAR
1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Tunceli’de
2006 yılında TOKİ tarafından ihale edilen konutlara ilişkin açıklaması
KAMER GENÇ (Tunceli) – Peki, teşekkür
ederim.
Biraz önce AKP’li milletvekilleri
çıktılar, bütün bakanlara yağ çektiler. Biz de diyoruz ki bizim ilimize de bir
yatırım yapsalar da biz de kendilerine yağ çekelim, çünkü piyasada yağ kıt
oluyor, yavaş yavaş azalıyor.
Şimdi, Sayın Başkan, 2006 yılında
Tunceli’de TOKİ yüz altmış tane konut ihale etmiş, maalesef alt müteahhitlere
vermiş. Bu müteahhitler de hiçbir
yatırım yapmadan, birtakım insanların paralarını ödemeden çekmiş gitmişler.
Yani burada yapılan bu TOKİ ihaleleri, maalesef, yöre halkına zarar vermiş,
herhangi bir yatırım yok. Bu konuda Hükûmetin dikkatini çekmek istiyorum
efendim.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Genç.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım,
gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları
vardır.
Komisyondan istifa tezkeresi vardır,
okutuyorum:
V.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Önergeler
1.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, Adalet Komisyonu
üyeliğinden çekildliğine ilişkin önergesi (4/80)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Adalet Komisyonu çalışmalarına yeterli
katkıyı yapamadığıma ve verimli olamadığıma inandığımdan, gördüğüm lüzum
üzerine komisyon üyeliğinden istifa ediyorum.
Gereğinin yapılmasını saygıyla arz
ederim. 17.7.2008
İsa Gök
Mersin
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Meclis araştırması açılmasına ilişkin
dört önerge vardır, okutuyorum:
B) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 22
milletvekilinin, elektrik sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/253)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Son günlerde yaşanan ekonomide kötü
gidişi etkileyen en önemli nedenlerden biri enerji piyasasında yaşanan
sorunlardır. Enerjide yaşanan darboğaz, özellikle 2008 yılı içerisinde elektrik
sektöründe kendisini göstermiştir. Arz eksikliği nedeniyle yaşanan ve 2008
Temmuz'unda başlayacak olan otomatik fiyatlandırma ve devletin fiyatlandırma
mekanizması olmaktan çıkması ile tüketici mağdur duruma düşecektir. Otomatiğe
bağlanan zamların, elektrik dışında, kömür ve doğalgazda da yaşanacak olması
enerji piyasasındaki kötü gidişin ne derece önemli boyuta ulaştığını
göstermektedir.
Son 6 yılda kamuya enerji alanında
yatırım yaptırılmaması ve arzın kısıtlı kalması sonucunda kâr garantili
elektrik üretimi dayatmasına teslim olundu. Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği
(DUY) ile enerji alanındaki kötü gidiş, devlet denetimsiz piyasa koşullarının
önemli sonuçlarından biri olarak görülmüş oldu. Bunlar göstermektedir ki
kamunun enerji alanında yatırıma girişmemesi ve uyguladığı enerji politikalarına
aynen devam etmesi, elektrik sektöründe yaşanan sorunların ve zamların daha da
artmasına neden olacaktır.
Son yıllarda yaşanan küresel ısınma
sorunu da enerji piyasasını olumsuz etkilemektedir. Küresel ısınmanın etkisiyle
barajlardan sağlanan hidroelektrik enerjisinin %70 oranında azaldığı
bilinmektedir. Millî Güvenlik Kurumu'nun toplantısında da gündeme gelen
Türkiye'nin enerji sorunu çok ciddi bir aşamaya gelmiştir. MGK toplantısında
yapılan sunuma göre, 2009 yılından itibaren kurulu 30 bin megavat enerji
üretimi Türkiye'ye yetersiz gelecektir. 2016 yılına gelindiğinde ise bu açığın
%40'ın üzerine çıkacağı beklenmektedir. 2015 yılına kadar yılda ortalama yüzde
8,4 oranında artması beklenen elektrik talebinin karşılanması için tedbir
olarak 8 bin 478 megavatı rüzgâr ve hidrolik, 17 bin 820 megavatı termik olmak
üzere toplam 26 bin 298 megavat yeni kapasite ilavesine gerek duyulacaktır. Bu
da Türkiye'nin kurulu olan 30 bin megavatlık enerji ihtiyacına neredeyse eş
değerdir.
Elektrik sektöründe yaşanan sıkıntı,
yalnızca tüketicilerin mağdur olmasıyla sonuçlanmayacaktır. Elektrik sektörü
sıkıntısı enflasyon artışını getirecek, sanayinin girdi fiyatlarında yükselme
yaşanacak ve kârlılık azalacaktır. Bu durumun sonucunda ise istihdam ve üretim
gerileyecektir. Elektrik Üretimi A.Ş. ve Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt
A.Ş. için de otomatik fiyatlandırma öngörülmesi, kamunun Dengeleme ve
Uzlaştırma Yönetmeliği'ne müdahalesinin önünü kapatmaktadır. Denetimsiz bir
elektrik sektörü ise halkın parasının, özel sektöre garantili kâr adı altında
aktarılması demektir.
Elektrikte otomatik fiyatlandırmaya
geçişin ardındaki bir diğer neden ise dağıtım özelleştirmelerinin yapılacak
olmasıdır. Ülkemizde özellikle son yıllarda özelleştirme politikalarının
yanlışlığının çok tartışılır olması, elektrik sektöründeki özelleştirmeler
hakkında da soru işretleri yaratmaktadır.
Bu bağlamda elektrik sektöründe yaşanan
sorunların neler olduğu, bu sorunların nedenlerinin ve çözüm önerilerinin
araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105.
maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
1) Şevket Köse (Adıyaman)
2) Ergün Aydoğan (Balıkesir)
3) Tacidar Seyhan (Adana)
4) Cevdet Selvi Kocaeli)
5) Tayfur Süner (Antalya)
6) Hüseyin Ünsal (Amasya)
7) Birgen Keleş (İstanbul)
8) Gökhan Durgun (Hatay)
9) Abdülaziz Yazar (Hatay)
10) Atila Emek (Antalya)
11) Eşref Karaibrahim (Giresun)
12) Canan Arıtman (İzmir)
13) Ahmet Ersin (İzmir
14) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
15) Mevlüt Coşkuner (Isparta)
16) Bihlun Tamaylıgil (İstanbul)
17) Faik Öztrak (Tekirdağ)
18) Tekin Bingöl (Ankara)
19) Saci