TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
132’nci
Birleşim
17
Temmuz 2008 Perşembe
İçindekiler
I.—
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.—
GELEN KÂĞITLAR
III.—
YOKLAMALAR
IV.-
GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in,
İstanbul’daki korsan taksicilerin yarattığı sorunlara ilişkin gündem dışı
konuşması ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı
2.- Bingöl Milletvekili Kâzim Ataoğlu’nun, Bingöl
Karlıova’da düzenlenen Güneşin Doğuşu Festivali ve alternatif turizme ilişkin
gündem dışı konuşması
3.- Edirne Milletvekili Rasim Çakır’ın, Edirne ili
Uzunköprü ilçesi Çakmak Barajı’nın yapımıyla ilgili yaşanan sorunlara ilişkin
gündem dışı konuşması ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı
V.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Önergeler
1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un
(6/695) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/79)
B) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 24 milletvekilinin,
tekstil ve konfeksiyon sektöründeki sorunların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/250)
2.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 23
milletvekilinin, Mersin ili Gülnar ilçesinde meydana gelen orman yangınının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/251)
3.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve
23 milletvekilinin, Bartın ilindeki turizmin araştırılarak geliştirilmesi için
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/252)
VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/589) (S. Sayısı: 269)
VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, kadına ve çocuğa yönelik cinsel saldırılara
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/3543)
2.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, töre ve namus cinayetlerine karşı alınan
önlemlere ve cinsiyete duyarlı politikalara ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/3545)
3.- Samsun
Milletvekili Osman Çakır’ın, SHÇEK’de barınan bir çocuğun kaybolduğu iddiasına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/3983)
4.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, yetiştirme yurtlarında barınan çocuklara ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/3984)
5.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik yasa tasarısı
çalışmalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/4033)
6.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Diyanet İşleri Başkanlığının hac ve umre
hizmetlerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun cevabı
(7/4163)
7.- Mersin
Milletvekili Vahap Seçer’in, SHÇEK’de yetişen gençlerin istihdamına ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/4169)
8.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, Keçiören Atatürk Çocuk Yuvasının taşınacağı
iddiasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanından Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/4170)
9.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, toplumsal cinsiyete dayalı bütçeleme
çalışmalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/4171)
10.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, toplumsal cinsiyete dayalı bütçeleme
çalışmalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun
cevabı (7/4220)
11.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, toplumsal cinsiyete dayalı bütçeleme
çalışmalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in cevabı (7/4222)
17 Temmuz 2008 Perşembe
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.05
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN (Adana), Yusuf COŞKUN (Bingöl)
-----0-----
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 132’nci Birleşimini açıyorum.
III.-
YOKLAMA
BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama
yapacağız.
Yoklama için üç dakika süre vereceğim.
Sayın
milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını
bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin
salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen
sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel
aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica
ediyorum.
Yoklama
işlemini başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.
Birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 13.09
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.21
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN (Adana), Yusuf COŞKUN (Bingöl)
-----0-----
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
III.-
Y O K L A M A
BAŞKAN - Açılışta yapılan yoklamada
toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.
Yoklama için üç dakika süre veriyorum
ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
ATİLA EMEK (Antalya)- İsimleri okuyun
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Nedim Öztürk?
Sayın Abdulkadir Akgül? Burada.
Sayın Mehmet Sekmen? Burada.
Sayın Mustafa Kuş? Burada.
Sayın Ahmet Büyükakkaşlar? Burada.
Sayın Egemen Bağış? Burada.
Sayın Vahit Kiler?
Sayın Mehmet Şimşek? Burada.
Sayın Zeki Ergezen? Burada.
Sayın Mustafa Açıkalın? Burada.
Sayın Hüseyin Gülsün?
Sayın Hasan Altan? (AK PARTİ
sıralarından “Karşı tarafta” sesleri)
Evet, tamam, bulduk. Yani, Meclisi
çalıştırmaya çalışıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayın Abdulmuttalip Özbek? Burada.
Sayın Mehmet Halit Demir? Burada.
Toplantı yetersayısı vardır,
görüşmelere başlıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Gündeme geçmeden önce üç sayın
milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk söz “korsan
taksicilerin yarattığı sorunlar” ile ilgili söz isteyen İstanbul Milletvekili
Sayın Hasan Macit’e aittir.
Buyurun Sayın Macit. (DSP sıralarından
alkışlar)
IV.-
GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in,
İstanbul’daki korsan taksicilerin yarattığı sorunlara ilişkin gündem dışı
konuşması ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı
HASAN MACİT (İstanbul) – Sayın Başkan,
sayın milletvekilleri; şahsım ve Demokratik Sol Parti adına yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Ülkemizde her alanda büyük sıkıntılar
yaşanıyor. Köylü tarlasını ekemiyor, esnaf siftah edemeden kepenk kapatıyor,
bunun sonucu olarak işsizlik almış başını gidiyor. Yurttaşlarımız yokluk,
yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veriyor. Buna karşın Hükûmetin ve Meclisin
gündeminde parti kapatma var, türban var; en kötüsü, kurumlar arası kavga var.
Sayın Başbakanın “Öfke hitabet
sanatıdır.” söyleminin gereği yerine getiriliyor, herkes öfkesini şu veya bu
şekilde yansıtıyor. Muhatapları da karşılık verince kavga daha da büyüyor. Olan
halkımıza oluyor. Sorunlar her geçen gün kördüğüm oluyor, çözmek âdeta
olanaksızlaşıyor.
Ekonomi bozulmakta, ithalat almış
başını gidiyor. Cari açık patlamış, 2002 yılında 1,5 milyar dolar olan cari
açık beş yıl içinde tam 30 kat artarak 40 milyar doları aşıyor. Önlem alan yok.
“İhracat arttı.” diyen dış ticaretten sorumlu Bakan ithalatı ağzına alamıyor.
Çünkü ithalat acı biber olmuş, ağızları yakıyor. Ülkemize milyonlarca turistin
geldiğini, gelirlerin katlandığını söylüyoruz, vatan topraklarını,
KOBİ’lerimizi, sanayi işletmelerimizi yok pahasına yabancılara satıyoruz, daha
doğru söylemle peşkeş çekiyoruz, gene cari açık katlanıyor.
Bütün sektörlerde yaşanan kayıt
dışılığa karşı bir önlem alınamıyor. Ekonomimizde kayıt dışılığın yüzde 50’nin
üzerinde olduğu ifade ediliyor. Kayıt dışılık hem ekonomimizi hem de güvenliğimizi
tehdit eder duruma gelmiştir.
Bugün, taşımacılığın, sadece ticari
taksicilikte yaşanan kayıt dışılığı ve güvenlik sorunlarını sizlerle paylaşmak
istiyorum. İstanbul’da ticari taksicilerle yaptığımız toplantıda taksi
şoförlerinin anlattıkları içler acısı. Taksicilerin can güvenliğinin
olmadığını, on iki yıl içinde 102 taksicinin görevlerinin başında şehit
edildiklerini ifade ediyorlar ve kamera ve GPS sisteminin zorunlu hâle
getirilmesini istiyorlar.
İstanbul’da 18 bin yasal, 30 bin ila 50
bin civarında korsan taksi var. Yasal taksi belediyeye, Maliyeye kayıtlı
olanlar; vergilerini ödeyen ve tüm kayıtlı esnaflar gibi devlete karşı
yükümlülüklerini yerine getirenler, güvenlik birimlerine kayıtlı ve güvenlik
güçlerine yardımcı olanlar. Korsan taksiciler ise belediyeye, Maliyeye, hiçbir
resmî yere kayıt yaptırmayan, hiç vergi ödemeyen, zaman zaman güvenlik
sorunları yaşanan gruptur. Korsan taksiler kayıt altına alınıp gerekli vergiler
alınabilse devletimize yaklaşık 50 milyon YTL üzerinde gelir sağlanacak, haksız
rekabet önlenecek, taksi sayısı kadar sahibi, şoförü sosyal güvenlik statüsüne
alınacaktır.
Korsan taksiler nedeniyle işsiz
kaldıklarını, evlerine ekmek götüremediklerini bildiriyorlar. Korsan
taksicilerin iktidar ve siyasi yandaşlardan destek aldıklarını da söylüyorlar.
“Bunlarla mücadele edemiyoruz. Yeterli tedbir alınmadığı için sürekli sayıları
artıyor. İnsanlar bizim işimizi, aşımızı çalıyorlar. Artık dayanacak gücümüz
kalmadı. Korsanlar işi çok azıttı ve resmî ilanlar bastırıp dağıtmaktadırlar.
Hatta kendi duraklarının yanına durak açıp bizleri tehdit etmektedirler.”
diyorlar. Her an duraklarda kavga, dövüş olabileceğini, bunlar yaşanmadan önlem
alınması gerektiğini vurguladılar. Hele şimdi okulların kapanmasıyla birlikte
pastanın daha da küçüldüğü şu günlerde tehlike daha da büyümüştür. Hatta tarife
dağıtan bir korsan taksicinin müdahale eden yasal bir taksiciyi vurduğu ve
müşterisini alan bir yasal taksiciyi de korsan taksicinin bıçakladığını gazete
manşetlerinden öğreniyoruz.
Korsan taksicilere karşı önlem
alınmalı, caydırıcı cezalar uygulanmalı, siyasi koruma ve kollama
yapılmamalıdır. Korsan taksicileri şikâyette bulunanlara “para alıp verirken
belgeleyin” denildiğini ifade ediyorlar. Resmî dairelere yaptıkları
şikâyetlerin hasıraltı edildiğini söylediler.
Değerli arkadaşlar, işte, taksicilerin
bana verdikleri tarifeler, ilanlar. Evet, bunlar belge değil de nedir?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum,
tamamlayın lütfen.
HASAN MACİT (Devamla) – Evet sayın
milletvekilleri, bunlardan daha iyi belge var mıdır?
HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Telefon
faturaları mı?
HASAN MACİT (Devamla) – Telefon
faturası mı değil mi, size ibraz edeceğim.
Üzerlerinde isimleri, telefonları,
durakları; kayıt dışılığın hangi boyutlarda olduğunun bir göstergesidir.
Bunları örnek olarak aldım, kendilerinde daha binlercesi var.
Taksici esnafının burunlarından
soluduklarını, yaşanan bu olumsuzluklarla yeni olayların meydana gelebileceğini
gördüm. İnsanların ekmeğini korumak için neler yapabileceklerini gözlemledim ve
acilen önlem alınmasını yetkililerden rica ediyorum. Bu sorunların mutlaka çözülmesi
gerektiğine inanmaktayım. Aksi takdirde, zaman geçtikçe işin içinden çıkılamaz
duruma gelecektir. Korsan taksiler korunmamalı. Sıkı denetim ve kontroller
yapılmalı. Mevzuatla ilgili eksiklikler giderilmeli. Bu konuda, İçişleri ve
Maliye Bakanlarını göreve davet ediyorum. Bundan sonra bu konuda yaşanacak
olaylardan Hükûmet sorumludur.
Hepinize saygılar sunarım. (DSP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Macit.
HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Taksi
odasıyla görüştün mü?
HASAN MACİT (İstanbul) – Taksi odasıyla
da görüştüm, başkanlarıyla da görüştüm, bir de siz görüşün.
BAŞKAN – Hükûmet adına, İçişleri Bakanı
Sayın Beşir Atalay.
Buyurun Sayın Atalay.
İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Hasan
Macit’in korsan taksiler ve yarattığı sorunlarla ilgili gündem dışı konuşması
vesilesiyle söz almış bulunuyorum. Sözlerimin başında hepinizi saygılarımla
selamlıyorum.
Bilindiği üzere, toplumsal yaşam,
kişilerin belli kurallara göre hareket etmesini zorunlu kılar. Bu kuralların
önemli bir bölümü yasal ve idari yazılı düzenlemelerden oluşmakta ve yetkili
kişi ve organlar tarafından ihtiyaca göre de değiştirilmektedir, zaten hukuk
devleti olmanın gereği de budur.
Bugün üzerinde konuştuğumuz korsanla mücadele hem yazılı
düzenlemelerimize hem de ahlaki kabullerimize göre tasvip edilmeyen bir
davranış biçimidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
vatandaşlarımızın ulaşım ihtiyacını karşılamak üzere toplu taşımacılığın
geliştirilmesi ve disiplin altına alınması, korsan taşımacılığın önlenmesi ve
fiilen çalışmakta olan şoför esnafının haklarının korunması önemli bir
husustur. Bu amaçla taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına verilecek
ticari plakaların sayısı, verilme usul ve esasları Bakanlar Kurulunca 1986
yılında karar altına alınmıştır. İl ve ilçelerde oluşturulan trafik
komisyonlarına bu konularda düzenleme yapma yetkileri verilmiştir. Ayrıca, 2004
ve 2005 yıllarında yürürlüğe giren Büyükşehir Belediyesi ve belediye kanunları
ile bu alanda yeni bir düzenlemeye de gidilmiştir. Bu düzenlemeye göre,
belediye sınırları içerisinde her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile
taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını
belirlemek ve durak yerlerini tespit etmek görevi büyükşehir belediyelerinde
ulaşım koordinasyon merkezlerine, diğer yerlerde ise belediyelere verilmiştir.
Ticari taksilerin durak yerleri büyükşehir belediyelerimizce -bu merkezler-
diğer şehirlerimizde ise belediyeler tarafından nüfus durumu, talepler ve
trafik düzeninin gereklilikleri dikkate alınarak belirlenmektedir. Ticari
taksilere ve gerek duyulan diğer ticari amaçlı yük ve yolcu taşımacılığı yapan
araçlara illerimizde il trafik komisyonlarının kararlarıyla; ticari taksilere
“T”, servis araçlarına “S” veya “C” gibi özel plaka grupları tahsis
edilmektedir. Bunlardan ticari taksiler sarı renge boyanmakta, üzerlerinde
ışıklı taksi levhaları bulunmakta ve yine bu araçlara ücret belirleyici
taksimetre cihazı taktırılmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hâlen ülkemiz genelinde taksi, dolmuş, minibüs, umum servis aracı, özel halk
otobüsü ve belediye otobüsü olmak üzere 267.059 ticari amaçlı yolcu taşıma
aracı bulunmakta olup bunlardan 78.005’i ticari taksilerden oluşmaktadır. Bugün
itibarıyla, İstanbul ilinde 17.384, Ankara merkezinde 7.701 ve İzmir merkezde
2.627 adet ticari taksi faaliyet göstermektedir.
Gerek polisimizin yaptığı tespitlerde
gerekse Bakanlığımıza gelen şikâyetlerde ve basın-yayın organlarında çıkan
haberlerde korsan taksiciliğin iki şekilde yapıldığını görüyoruz. Birinci
yöntem, yukarıda belirtilen özellik ve plaka gruplarına sahip olmayan araçlarla
yolcu taşımacılığı yapılması şeklindedir. Yani bazı kişiler normal plakalı özel
otomobilleri veya başka toplu taşıma araçlarıyla kendi yolcularını bularak,
anlaşarak kayıt dışı taşımacılık işi yapmaktadırlar. İstanbul ABD
Başkonsolosluğundaki güvenlik görevlilerimize saldıran teröristlerin olay
mahalline gelmek için kullandıkları araç bu kapsamdadır. İkincisi ise yine
yasal olarak yetkilendirilmiş ticari taksilerin plakalarının aynı renk, marka
ve model araçlara mükerrer olarak takılması suretiyle, yani sahte olarak
takılması suretiyle aynı plakalı birden fazla ticari taksiyle yolcu
taşımacılığı faaliyeti yapıldığı görülmektedir. Korsan ve mükerrer, yani sahte
plakalı olarak taşımacılık yapanlar hakkında 2918 sayılı Karayolları Trafik
Kanunu’nun ek 2’nci maddesi gereğince 480 YTL para cezası uygulanmakta ve
araçlar on beş gün süreyle trafikten men edilmektedir. Ayrıca, sahte plakayla
araçları ticari taşımacılık faaliyetinde kullananlar hakkında Türk Ceza
Kanunu’nun sahteciliğe ilişkin hükümleri doğrultusunda da gerekli yasal
işlemlerin yapılması için adli mercilere sevk edilmektedir.
Yolcu ve yük taşıma araçlarını korsan,
mükerrer, yani sahte plakalı veya amacı dışında kullanılmasını önlemek amacıyla
yapılan denetimler sonucunda 2007 yılı içerisinde 3.640, 2008 yılı ilk altı ay
içerisinde ise 2.021 araç ve sürücüsü hakkında Karayolları Trafik Kanunu’nun ek
2’nci maddesi gereğince cezai işlem uygulanmıştır. Yapılan bu denetimlere ilave
olarak, korsan taksicilik ve diğer taşımacılık faaliyetleriyle ilgili
sorunların ve ihlallerin gerçek boyutuyla tespit edilmesi, sorumluları hakkında
gerekli yasal işlemlerin yapılabilmesi amacıyla gerekli araştırma, inceleme ve
soruşturmayı yapmak üzere İstanbul ilimizin Avrupa yakasında 2, Anadolu
yakasında 2 olmak üzere 4 polis başmüfettişimiz üç ay önce görevlendirilmiştir.
Çünkü bu şikâyet daha fazla İstanbul ilimizden gelmiştir, hem taksici
esnafından hem diğer kuruluşlardan gelmiştir. Onun için, Bakanlık olarak böyle
bir görevlendirme yaptık ve bu müfettişlerimiz ciddi bir inceleme yapıyorlar.
Çalışmalar sonuçlandığında bu tür yasa dışı oluşumların önlenmesi ve daha etkin
tedbirlerin ivedilikle alınmasına yönelik yeni planlama ve uygulamalar da
geliştirilecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
korsan taksicilikle mücadele kuşkusuz ki çok yönlü bir konudur. Olayın trafik
güvenliği boyutu vardır, olayın vergi mevzuatı boyutu vardır, olayın haksız
rekabet boyutu vardır, bu işte her ne şekilde olursa olsun istihdam edilenlerin
sosyal güvenlik boyutu vardır. Dolayısıyla biz bu problemin çözümünü tüm
boyutlarıyla ele almak durumundayız. Biz güvenlik birimleri olarak bu konudaki
çalışmalarımızı tavizsiz şekilde sürdürüyoruz. Özellikle İstanbul’da yoğunlaşan
bu konuyla ilgili olarak denetimlerimizi olabildiğince artırdık, artırıyoruz.
Bu çabamızın olumlu sonuçlarını da -biraz önce verdiğim rakamlarda olduğu gibi-
görüyoruz. Ancak konunun önemli bir boyutu haksız rekabet oluşturulması
konusudur. Bu konuda taksici esnafının haklarının korunması amacıyla kurulmuş
olan meslek teşekkülleriyle de koordineli bir çalışma içerisindeyiz. Bu iş
birliğimizi biraz daha geliştirmemiz gerekmektedir. Her şeyi polisten beklemek
gibi bir alışkanlıktan vazgeçmek, polise de yardımcı olmak durumundayız.
Vatandaşlarımızın da bu konuda, ihbar ve şikâyet konusunda polisimize yardımcı
olmasını bekliyoruz.
Ayrıca, şu sırada Trafik Kanunu
üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Sanıyorum, sonbaharda yüce Meclisimizin
huzuruna Trafik Kanunu Tasarısı’nı getireceğiz. Trafik Kanunu’muz üzerinde
geçen dönemde çalışılmıştı ama ben, bu son birkaç aydır biraz daha yoğun bir
çalışma yaptırdım. Bu konular da dâhil Trafik Kanunu’muzda gerçekten ele
alınması gereken diğer boyutlar var. Umuyorum, yıl sonundan önce Trafik
Kanunu’muzu yenileyerek bu konularda daha ileri tedbirleri de almış oluruz.
Ama bu vesileyle sizlere bir önemli
konuyu daha bilgi olarak sunmak istiyorum, yine trafikle ilgili olduğu için
sunmak istiyorum. Biliyorsunuz, 1 Nisanda başlattığımız bir yeni uygulama
vardı. Bu uygulamanın özü, sadece maddi hasarlı trafik kazalarında tarafların
anlaşarak, trafik polisini beklemeden, kendi tutanaklarını tutması uygulaması
idi. Bunu gerçekten çok önemli görüyorduk. Büyük şehirlerimizde özellikle
trafiğin yoğun olduğu saatlerde ana caddelerde trafiğin tıkanmasında en önemli
sorunlardan birisi buydu. Uzun çalışmalarla trafik konusunda hem trafik
kazalarını nasıl azaltırız hem büyük şehirlerimizdeki trafik tıkanmalarını
nasıl çözeriz çalışmaları içinde önümüze çıkan en önemli sorun bu olmuştu. Onun
için bu konuda bir araştırma yaptık, ciddi bir değerlendirme yapıldı,
Hazine Müsteşarlığımız ve sigorta kuruluşlarıyla
görüşüldü ve sonunda bu konuda bir çözümün bulunabileceği, diğer bazı ülkelerde
de zaten uygulamasının olduğu yönünde bir tespit yapıldı ve böyle bir karar
verildi. Dört aylık çalışmadan sonra bir karar verildi. 1 Nisan 2008 tarihinde
uygulamasına başlanmıştı.
Önce tereddütler vardı biliyorsunuz: Böyle bir şey
uygulanır mı, kaza yapan taraflar bir araya gelip polis çağırmadan kendileri
tutanak tutarak çözüme giderler mi, uygulama şansı bunun çok yüksek olur mu
gibi sorular vardı. Ama Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şunu
memnuniyetle görüyoruz: Şu anda bu büyük bir kabul gördü, ciddi bir uygulama
alanı gördü. Hani, trafik ortamında genelde sürücülerin biraz ihtilafı büyütme
veya kolay anlaşmama gibi bir tutumları görülür. Sürücüler, hatta bir kaza
olduysa biraz tartışma ortamına falan bile girerler. Doğrusu biz bunun
tanıtımını yaparken de bu tereddüdü -ne kadar kabul görür- kendimiz de biraz taşıyorduk.
Ama şu anda size şöyle bir üç aylık uygulamanın rakamını vermiş olayım, bugün
basın toplantımızda da basına da bahsetmiştim bundan, bu vesileyle bu bilgiyi
sizlere de sunmak istiyorum. Üç aylık dönemde, yani nisan, mayıs, haziran
aylarında ülke genelinde meydana gelen 193.042 maddi hasarlı trafik kazasında
134.392’si tarafların anlaşması ve ortak tutanak tutmasıyla sonuçlandırılmış,
58.650’si için trafik ekipleri çağrılmıştır. Tarafların anlaşma oranı yüzde
69,6’dır. Zaten trafiğin yoğun olduğu saatlerde ana caddelerde -Ankara’da bile
giderseniz görürsünüz- sadece maddi hasarlı böyle bir kaza olduğunda hemen
anlaşıyor, hemen arabalarını kenara çekiyorlar, trafiği açıyorlar, o formu
dolduruyorlar.
Ben burada tabii, gerçekten sigorta kuruluşlarımıza özellikle
çok teşekkür ediyorum. Çünkü eğer sigorta kuruluşlarımız, sigorta şirketleri,
sigorta şirketlerinin oluşturduğu dernek ve konfederasyon, birlikler burada
ciddiye almasalardı, eğer burada titiz davranmasalardı, bunu doğru dürüst
uygulayamayabilirdik. Şu anda bütün sürücüler biliyor ki, böyle bir şey
olduğunda, eğer o formu anlaşarak doldururlarsa hiçbir sorun olmuyor, sekiz gün
içinde paraları ödeniyor sigorta tarafından ve hiçbir şey çözümsüz kalmıyor.
Hatta, öncekinden daha pratik yürüyor. Bunu gördüler ve şu anda bu ciddi
şekilde uygulanıyor.
Buna çok emek vermiştik. Doğrusu onun
için biz mutlu olduk, sizinle de bu mutluluğumuzu ve bu trafikteki ciddi çözümü
paylaşmak istedim. Bu, olumlu bir şeydir. Toplumsal uzlaşma, sürücülerin bir
araya gelerek daha insani bir ortamı orada hemen oluşturması, uzlaşması ve kısa
sürede çözüme varması güzel bir gelişmedir. Bunu da ifade etmiş olayım.
Hepinize teşekkür ediyorum, saygılarımla
selamlıyorum, sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gündem dışı ikinci söz, Bingöl
Karlıova’da düzenlenen Güneşin Doğuşu Festivali ve alternatif turizm konusunda
söz isteyen Bingöl Milletvekili Sayın Kâzım Ataoğlu’na aittir.
Buyurun Sayın Ataoğlu. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
2.- Bingöl Milletvekili Kâzim Ataoğlu’nun, Bingöl
Karlıova’da düzenlenen Güneşin Doğuşu Festivali ve alternatif turizme ilişkin
gündem dışı konuşması
KÂZIM ATAOĞLU (Bingöl) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; dünden itibaren başlayan ve bir hafta boyunca sürecek
olan Bingöl ilimizin Karlıova ilçesindeki Güneşin Doğuşu Festivali
şenliklerinden ve bu vesileyle güzel Bingöl’ümüzün turizm potansiyelinden
birkaç cümleyle bahsetmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, her yıl 15
Temmuz-15 Ağustos tarihleri arasında
Değerli
arkadaşlar, bugünlerde Karlıova ilçemizde normal hâlinden çok farklı bir
şekilde görünen güneşin doğuşu olayından ve bu enteresan doğa harikasından
sizlere bir miktar bahsetmek istiyorum, Bu harika doğa olayını seyredebilmek
için Bingöl Dağlarının yamacına herhangi bir araçla gittikten sonra zirveye,
yirmi beş otuz dakikalık bir yürüyüşle akşamdan çıkılır. Güneş doğarken ilk
etapta hafif bir kızartı ile belirir. Kızartı etrafta çok renkli güzellikler ve
dekorlar yaratır. Daha sonra insana korku veren bir karartı hâlini alır.
Kızarıklıklar yavaş yavaş bir kor parçası hâline gelir. Bu kor parçası içinde
insan yüzünü andıran üç büyük leke belirir. Güneş kızartı, karartı hâlinde
yavaş yavaş açılmaya başlar. Daha sonra ufukta görülerek oluşumunu tamamlamak
üzereyken altın bir küre gibi gözükmeye başlar. Döndükçe etrafa binlerce ışık
saçar. İşte tam bu sırada insanoğlunun daha önce hiç görmediği renkleri o anda
görmek mümkündür. Düşünebiliyor musunuz, o ana kadar insanoğlunun hiç görmediği ve
isimlendirmediği renkleri görmek ne müthiş bir duygu. Daha sonra güneş bir
elmas parçası gibi kristalleşip eski durumunu almaya başlar. Bu seyir insana
oldukça heyecanlı anlar yaşatır. Gözlerde yaşarma ve ışık saçma gibi durumlar
meydana gelir.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar;
Bingöl ili özellikle birçok doğa zenginliğiyle yerli ve yabancı turistleri
kendine çekebilecek turizm potansiyeline sahiptir. Bingöl’ün doğa
güzelliklerini ünlü seyyah Evliya Çelebi “Seyahatname” adlı eserinde uzun
uzadıya anlatır. Evliya Çelebi, Türkiye'nin çeşitli yörelerinde bulunan
yaylaları ismen sayar ve bu yaylaların içinde en meşhur, en güzel ve en
beğenilen yaylaların Bingöl yaylaları olduğunu söyler. Yüzyıllar sonra
Cumhuriyet döneminin ünlü şairlerinden Kemalettin Kamu:
“Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği taze bir heyecanla…
Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına,
Gönlümü yayla yaptım Bingöl
çobanlarına!” mısralarıyla biten şiirinde Bingöl yaylalarını öve öve bitiremez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum,
tamamlayın lütfen.
KÂZIM ATAOĞLU (Devamla) – Yaylalar ve
doğal göllerin yanında Bingöl ili ve ilçeleri ormanlar, mesire yerleri, doğal
sular, termal ve su kaynakları, içmeler, güneşin doğuşu, Yüzen Ada, av turizmi
ve kış sporları etkinlikleri gibi doğal turizm potansiyeline sahiptir.
Sözünü ettiğim turizm alanları
özellikle Bingöl’e
Az önce de ifade ettiğim gibi, güneşin
doğuşuyla ilgili bu harika doğa olayının ve ilimizdeki diğer turizm alanlarının
ilimiz ve ülkemiz turizmine kazandırılması hususunu Kültür ve Turizm
Bakanlığımızın yetkililerine ve özellikle Sayın Bakanımızın yakın ilgi ve
alakalarına bir kez daha önemle sunarken, yüce heyetinizi tekrar saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ataoğlu.
Bu arada, Sayın Yusuf Coşkun da gelecek
yılki güneşin doğuşuna hepimizi davet etti, ben de buradan duyurmuş olayım.
(Alkışlar)
Gündem dışı üçüncü söz, Edirne ilindeki
Çakmak Barajı yapımında yaşanan sorunlarla ilgili söz isteyen Edirne
Milletvekili Sayın Rasim Çakır’a aittir.
Buyurun Sayın Çakır. (CHP sıralarından
alkışlar)
3.- Edirne Milletvekili Rasim Çakır’ın, Edirne ili
Uzunköprü ilçesi Çakmak Barajı’nın yapımıyla ilgili yaşanan sorunlara ilişkin
gündem dışı konuşması ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı
RASİM ÇAKIR (Edirne) – Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Edirne
ili Uzunköprü ilçesi Çakmak Barajı’nın yapımıyla ilgili yaşanılan sorunları
yüce heyetinizle paylaşmak ve çözüm üretmek adına söz aldım. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, küresel ısınmanın
getirmiş olduğu zorunlu bir sonuç, maalesef, toplam almış olduğumuz yağış
miktarında yıllara göre ciddi bir azalma söz konusu. Bunun yanında,
nüfusumuzdaki hızlı artış, kişi başına yıllık su tüketim miktarını süratle
azaltıyor Türkiye'de.
Bu gerçeğin yanında, nehirlerimizi,
göllerimizi yer altı ve yer üstü su kaynaklarımızı ne kadar hızla
kirlettiğimizi de göz önüne alırsak, önümüzdeki yıllarda, suyun, ülkemizde
yaşayan insanlar açısından ne kadar önemli bir meta hâline geleceğini tahmin
etmek çok da zor olmasa gerek.
Değerli arkadaşlarım, buna paralel
olarak, Trakya’nın su kaynakları bakımından hızlı göç alması, çarpık
sanayileşme ve su kaynaklarının yetersizliği Trakya’da bu sorunu biraz daha ön
plana çıkarıyor.
Trakya’nın normal yer altı ve yer üstü
su potansiyelinin 2 katı miktarda Meriç Nehri’nden Saros Körfezi’ne dökülen su
var. Yani önümüzdeki süreçte Trakya’da su sıkıntısı yaşanmaması için 12 milyar
metreküp Saros’a boşa akan Meriç Nehri suyunu bir şekilde depolamak ve
insanoğlunun hizmetine sunmak acil bir çözüm isteyen sorun.
Bunun yanında, Dışişleri nezdinde Meriç
Nehri’nin Yunanistan ve Bulgaristan ayağında kirlenmesinin önüne geçilmesini
sağlamak, talep etmek de Dışişleri Bakanlığımızın önünde duran önemli bir
görev.
Bu maksatla Suakacağı Barajı ve Çakmak
Barajı’nın Trakya’nın gelecekteki su kaynaklarını artırmak ve sıkıntılara
şimdiden çözüm üretmek adına yapımının hızlandırılması gerektiği, ayrılan
ödeneklerin muhakkak ve muhakkak ciddi miktarlarda artırılması gerektiği apaçık
ortada. Edirne Milletvekili olarak ben, başta Sayın Maliye Bakanına ve Hükûmete
bu konunun ciddiyeti ve vahametiyle ilgili, bilgilerine, takdirlerine
sunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, Çakmak Barajı’nın
yapımı başladı yalnız şöyle bir sıkıntımız var: Çakmak köyünün topraklarının
üçte 2’si barajın su toplama havzasında ve müteahhit firma ve Devlet Su İşleri
köylüye gidiyor diyor ki: “Sizin tarlanızda çalışmaya başladık. Bize muvafakatname
verin.” Yani sizin tarlanıza gireceğiz dozerlerle, bize muvafakatname verin.
Şimdi, köylü soruyor: “Benim tarlamı istimlak edecek misin? Kaç paraya istimlak
edeceksin? Parasını ne zaman ödeyeceksin? Bu soruların karşılığı yok. Yani
devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bir süreç işliyor.
Buna paralel olarak bu köyün, Çakmak köyünün yapılacak
olan barajdan bir karış toprağı sulanmıyor yani kendisi faydalanmıyor. Ondan,
barajdan çok köyler faydalanacak, çok büyük bir arazi faydalanacak ama Çakmak
köyünün üçte 2 toprağı sular altında kalmasına rağmen kendisi bir karış
sulamada barajdan istifade edemiyor. Yani köyün ekonomik yaşamı, geleceği tehdit
altında. Bu insanların toprakları su altında kalıyor; peki, ne ile
geçinecekler? Yarınlarına çocuklarını, torunlarını nasıl hazırlayacaklar?
İşte, mademki bir iş yapıyoruz, bu işi dört başı mamur
yapmak durumundayız. Yani köyün 8 bin dönüm civarında, barajın üstünde olan,
kuru tarım yapılan arazisine projede bir değişiklik yapılarak, tadilat
yapılarak…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.
RASİM ÇAKIR (Devamla) – …burayı artı değeri yüksek ürün
yetiştirmek adına, ekolojik tarım adına, sulu tarım yapılabilecek bir
aktarmayla bu 8 bin dönüm arazi sulanabilir hâle getirilebilir.
İki: Tarım Bakanımız gerçi burada yok ama Tarım
Bakanlığının biliyorsunuz hayvancılıkla ilgili destekleme projeleri var.
Mademki bu köyün üçte 2 toprağı sular altında kalıyor, köyde hayvancılığın
gelişmesi adına Bakanlık herhangi bir köyde uygulayacağı projeyi, bu Çakmak
köyünde uygulayabilir ve insanlar bundan sonraki ekonomik faaliyetlerini
hayvancılık ve ekolojik tarım üzerine geliştirebilirler. Ama bunların öncelikle
Hükûmet tarafından değerlendirilmesi lazım, öncelikle bir iş yaparken
yaptığımız bu işin eksisi nedir, artısı nedir ve hangi noktada faydası vardır,
hangi noktada zarar veriyoruz, köylüye hesabının yapılması lazım.
Ben Sayın Çevre ve Orman Bakanımızın –Devlet Su İşleri de
onun bünyesinde olduğu için Sayın Bakanımıza- ve Sayın Tarım Bakanımızın bu
konuyla ilgili dikkatlerini çekiyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
(CHP ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çakır.
Hükûmet adına Adalet Bakanı Sayın
Mehmet Ali Şahin.
Buyurun. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN
(Antalya) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; hepinize saygılar sunuyorum.
Edirne Milletvekili Arkadaşımız Sayın
Rasim Çakır, Edirne’de yapımına başlanan Çakmak Barajı’yla ilgili bazı
sorunları dile getirmek için söz aldılar, biraz önce de kendilerini dinledik.
Değerli arkadaşlarım, bu barajla ilgili
öncelikle kısa bir bilgi vermek istiyorum. Çakmak Barajı sulama amaçlı bir
barajdır. Bununla ilgili ihale, geçtiğimiz yılın sonunda, 19 Kasım 2007
tarihinde yapılmıştır ve müteahhitle sözleşme de bu yılın 14 Martında
gerçekleştirilmiş ve bir hafta sonra da yani 20 Martta da müteahhit işe başlamıştır.
Sözleşmeye göre işin süresi bin dört yüz takvim günüdür. Şu ana kadar bu
barajla ilgili 200 bin metreküp kazı yapılmıştır, çalışmalar da hâlen devam
etmektedir. Baraj gövdesinin hazine ve orman arazileri içerisinde kalan
kısımlarında tahsis işlemleri yapılmıştır. Bu alandaki sıyırma ve temel
kazıları da, biraz önce ifade ettiğim gibi, devam etmektedir.
Sayın Çakır, biraz önce bu barajdan
etkilenecek olan ve bu baraja da ismini veren Çakmak köyünden bahsettiler.
Baraj aksının geçeceği Çakmak köyünde arazileri baraj gövdesi altında kalacak
olan özel mülkiyet sahipleri ile ilgili Bakanlık ve Genel Müdürlük bu ayın
28’inde, yani 28 Temmuzda uzlaşma için bir araya gelecektir. Bunun için bu
köyde yaşayan vatandaşlarımıza gerekli duyurular yapılmıştır. Tabii,
vatandaşlarımızın bir kamu hizmeti ortaya konurken zarara uğramamaları
açısından onların ne gibi beklentileri olduğunu tespit etmek ve kamu olarak da
bu tespitler istikametinde vatandaşlarımıza yardımcı olmak bizim görevimizdir,
devletin görevidir ve devlet yetkisini kullanan hükûmetin, hükûmetlerin
görevidir.
Sayın
Çakır, yine bu bölgeyle ilgili Çevre ve Orman Bakanlığı ile Tarım ve Köyişleri
Bakanlığının görev alanına giren bazı önerilerde de bulundu. İlgili bakan
arkadaşlarımız bugün burada bulunamıyorlar, ben onlar adına bu bilgileri
sizlere aktarmaya gayret ediyorum. Mutlaka sizin ortaya koyduğunuz bu önerileri
ilgili bakan arkadaşlarımız değerlendirmeye alacaklardır. 28 Temmuzda taraflar
bir araya geldiğinde, inşallah, bir sağlıklı çözüm bulunur diye temenni
ediyorum.
Tabii,
bu arada ayrıca kamulaştırmayla ilgili işlemler de bir taraftan devam
etmektedir. Bu projeyle ilgili 2008 yılında 3 milyon YTL’lik bir ödenek
ayrılmış, ancak 7 milyon YTL ek ödenek talep edilmiştir. Demek ki bu yılın
sonuna kadar 10 milyon YTL’lik bir harcama bu baraj için gerçekleştirilecektir.
Yine, bu yıl için 300 bin YTL olan kamulaştırma ödeneği de 1 milyon YTL ek
ödenek verilmesi suretiyle 1 milyon 300 bin YTL’ye çıkarılmıştır.
Benim
bu barajla ilgili son olarak söyleyeceğim, kuşkusuz ki bu tür imkânlarımızı
Türk tarımının gelişmesi için kullanmamız, vatandaşlarımızın yararlanması için
kullanmamız ve bu konuda çok daha fazla gayret sarf etmemiz görevimizdir diye
düşünüyorum. İlgili bakanlık ve kuruluşlar Sayın Çakır’ın ifade ettiği
doğrultuda inanıyorum ki daha ciddi şekilde konuyla ilgileneceklerdir.
Ben
böyle bir konuyu
gündeme getirdiği için Sayın Çakır’a, değerli milletvekili arkadaşımıza
teşekkür ediyor ve sizlere de saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları
vardır.
Sözlü soru önergesinin geri alınmasına
dair bir tezkere vardır, okutuyorum:
V.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Önergeler
1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un
(6/695) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/79)
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Gündemin sözlü sorular kısmının 283.
sırasında yer alan (6/695) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.
Gereğini saygılarımla arz ederim.
M.
Akif Paksoy
Kahramanmaraş
BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri
verilmiştir.
Meclis araştırması açılmasına ilişkin
üç önerge vardır, okutuyorum:
B) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 24
milletvekilinin, tekstil ve konfeksiyon sektöründeki sorunların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/250)
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Tekstil ve konfeksiyon sektörü
Türkiye'nin ekonomik anlamda en önemli sektörlerinden biridir. Türkiye'de
ihracatın başlıca kalemlerinden biri olan tekstil ve konfeksiyon sektörü, çoğu
zaman ekonomik sorunlarıyla gündeme gelmektedir. İhracat içerisinde bu kadar
büyük öneme sahip olan tekstil ve konfeksiyon sektörü, ülke ekonomisine
yalnızca ihracat açısından katkı sunmamaktadır. Ayrıca; ülkemiz gibi yoğun genç
nüfusa sahip ülkelerde, önemli bir istihdam kaynağı olma özelliğine sahiptir.
Ülkemizde tekstil ve konfeksiyon sektörü 2,5 milyon kişiye doğrudan, 10 milyon
kişiye de dolaylı istihdam sağlamaktadır. Sektör çalışanlarının çoğunluğunu
kadınlar ve kırsal kesimden göç etmiş genç nüfus oluşturmaktadır. Kayıt dışı
çalıştırılan işçilerin büyük bir kısmında ise çocuklar yer almaktadır. Ayrıca;
sektörde yaklaşık 2 milyon kişi kayıt dışı çalışmaktadır. Dolayısıyla bu durum,
tekstil sektöründe sendikal örgütlenmenin önünü tıkamaktadır. İşçiler, işlerini
kaybetmekten korktukları için örgütlenememekte, bu nedenle de büyük bir kısmı
iş yasalarındaki haklarından habersizdirIer.
Türk sanayisinin hızla büyüyen sektörü
olan tekstil ve konfeksiyon fabrikalarının çoğunda iş sağlığı ve iş güvenliği
tedbirleri ne yazık ki alınmamakta, çalışma koşulları ile ilgili yasa ve tüzüklere
uyulmamaktadır. Çalışma saatlerinin uzun olması, çalışılan mekanların temiz
olmaması, ücretlerin zamanında ödenmemesi gibi nedenler sektör çalışanlarını
olumsuz etkilemektedir. Ayrıca çalışma alanlarının tümünde havalandırma, uygun
sayıda pencere ve klima konulmaması, makinelerin bakım ve onarımının
yapılmaması, tehlikeli maddelerin uygun şekilde depolanmaması, sıhhi
tedbirlerin ve yangın güvenliğinin alınmaması da işçilerin sağlık sorunları
yaşamalarına neden olmaktadır. Çalışanlarda genellikle sinüzit, duyma kaybı,
astım-nefes darlığı, bel ve kol ağrısı gibi benzer rahatsızlıklar
görülmektedir. Örneğin; tekstil ve konfeksiyon sektörü içerisinde önemli bir
yere sahip olan kot taşlama atölyelerinde çalışan işçiler bu eksiklikler
yüzünden sonu ölümle sonuçlanan silikozis gibi ciddi hastalıklara
yakalanmaktadırlar.
Tekstil ve Konfeksiyon sektöründe
çalışan işçilerin ciddi sağlık sorunları yaşaması denetim mekanizmalarının
yetersiz kaldığını ve bu konunun daha ayrıntıyla araştırılmasını gerekli
kılmaktadır. Bundan dolayı, tekstil ve konfeksiyon sektöründeki eksikliklerin
belirlenmesi, çözüm yollarının tespiti ve sağlık koşullarının korunması ve
iyileştirilmesi için, var olan standartların daha etkin hale getirilmesi
amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri uyarınca
Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
1) Sacid Yıldız (İstanbul)
2) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
3) Fatma Nur Serter (İstanbul)
4) Necla Arat (İstanbul)
5) Atila Emek (Antalya)
6) Bihlun Tamaylıgil (İstanbul)
7) Mehmet Ali Susam (İzmir)
8) Birgen Keleş (İstanbul)
9) Mevlüt Coşkuner (Isparta)
10) Ali Rıza Ertemür (Denizli)
11) Ahmet Ersin (İzmir)
12) Nevingaye Erbatur (Adana)
13) Abdullah Özer (Bursa)
14) Algan Hacaloğlu (İstanbul)
15) Enis Tütüncü (Tekirdağ)
16) Tayfur Süner (Antalya)
17) Yaşar Tüzün (Bilecik)
18) Rahmi Güner (Ordu)
19) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
20) Nesrin Baytok (Ankara)
21) Yaşar Ağyüz (Gaziantep)
22) Kemal Kılıçdaroğlu (İstanbul)
23) Ali Koçal (Zonguldak)
24) Mustafa Özyürek (İstanbul)
25)Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
2.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 23
milletvekilinin, Mersin ili Gülnar ilçesinde meydana gelen orman yangınının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/251)
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
7.7.2008 tarihinde Mersin ili Gülnar
ilçesinde meydana gelen ve can ve büyük mal kaybı ile orman servetini yok eden
yangına zamanında ve yeterli müdahalede bulunulmamasının nedenlerini araştırmak
ve bu konuda ihmali bulunanları tespit etmek ile yangından zarar gören yöre
halkına yapılması gereken yardımlar ile yanan ormanların yeniden
oluşturulmasına ilişkin alınması gereken tedbirleri belirlemek amacıyla,
Anayasanın 98 inci, TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis
araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
1) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
2) Vahap Seçer (Mersin)
3) Ali Oksal (Mersin)
4) İsa Gök (Mersin)
5) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
6) Ali Rıza Ertemür (Denizli)
7) Sacid Yıldız (İstanbul)
8) Enis Tütüncü (Tekirdağ)
9) Birgen Keleş (İstanbul)
10) Nevingaye Erbatur (Adana)
11) Atila Emek (Antalya)
12) Abdullah Özer (Bursa)
13) Algan Hacaloğlu (İstanbul)
14) Tayfur Süner (Antalya)
15) Yaşar Tüzün (Bilecik)
16) Yaşar Ağyüz (Gaziantep)
17) Necla Arat (İstanbul)
18) Nesrin Baytok (Ankara)
19) Ahmet Küçük (Çanakkale)
20) Rahmi Güner (Ordu)
21) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
22) Osman Kaptan (Antalya)
23) Fatma Nur Serter (İstanbul)
24) Ali Koçal (Zonguldak)
Gerekçe:
Mersin ili Gülnar ilçesinde 07.07.2008
günü saat 12 sıralarında meydana gelen orman yangınında özellikle Delikkaya,
Kavakoluğu, Tepeköy(Lapa), Korucuk, Çavuşlar, Koçaşlı, Emirhacı, Beydili,
Ulupınar köyleri tamamen ya da kısmen zarar görmüştür. İki yurttaşımız ölmüş,
50 civarında yurttaşımız kimisi hafif, kimisi ağır yaralanmıştır.
CHP milletvekillerinin bölgede yaptığı
incelemeler sırasında; yangının çok geniş bir alanda etkili olduğu, binlerce
kızılçam ağacının yandığı, evlerin, ahırların, samanlıkların, meyve bahçeleri
ve fidanlıkların tamamen yanıp kül olduğu, küçük ve büyükbaş çok sayıda
hayvanın telef olduğu tespit edilmiştir.
Gülnar'da orman yangınının meydana
geldiği bölgede yaptığımız incelemeler ve yurttaşlarımızdan aldığımız bilgilere
göre;
Yangının elektrik iletim hatlarından
meydana geldiğini,
Yangına hemen ve etkin şekilde müdahale
edilmediğini,
Yangın söndürme ekip ve ekipmanının
yeterli olmadığını,
Köylerin boşaltıldığı ve köylülerin
söndürme faaliyetlerine sokulmadığını,
Görev alan mevcut ekiplerin yöreyi
bilmediklerini, bu yüzden etkin ve verimli çalışmadıklarını,
Yangın söndürmede görev alan ekiplerin
sadece ormanı söndürmeye çalıştıklarını, kendilerine talimat verilmediği için
başlangıçta yurttaşlarımızın ev ve bahçelerindeki yangınına müdahale
etmediklerini,
Arazi engebeli ve dağlık olduğu için arazözlerin
etkili olamadığını, bu yüzden helikopterle müdahalenin gerekli olmasına karşın
başlangıçta yeterli sayıda helikopterle müdahalede bulunulmadığı,
Gıda ve barınma yardımlarının zamanında
yapılmadığını,
Bu
nedenlerle yangının hemen söndürülmediği, zararların büyüdüğü görülmüştür.
Yaşananlar için, Çevre ve Orman Bakanı Sayın
Veysel Eroğlu "Olayın bir afet olduğu" ve Devlet Bakanı Sayın Kürşad
Tüzmen ise "yangının boyutlarının korkutucu olduğu..." şeklinde
değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Bu değerlendirmeler bizlerce de
paylaşılmaktadır.
Sonuç olarak, yörenin biran önce yangın
öncesindeki ekonomik konumuna taşınması gerekmektedir. Bununla birlikte, yanan
alanlar tekrar orman sahası ve bahçeliklere dönüştürülmelidir.
Ayrıca Türkiye gibi orman yangınları
açısından riskli bir ülkede, hala yangınlar karşısında zamanında müdahale
bulunulamaması ve yeterli önlem alınamamasının nedenlerinin de ortaya konulması
son derece önemlidir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle,
yangın felaketine maruz kalan yurttaşlarımıza yapılacak yardımların ve yöre
ormanlarının eski haline döndürülmesi için alınacak önlemlerin Yüce
Meclisimizce ele alınması son derece önem taşımaktadır.
3.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve
23 milletvekilinin, Bartın ilindeki turizmin araştırılarak geliştirilmesi için
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/252)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Bartın, Karadeniz Bölgesinin batı
bölümünde,
Bartın’da yazları sıcak, kışları serin
geçen ılıman bir deniz iklimi hüküm sürmektedir. Merkez, Amasra, Ulus ve
Kurucaşile olmak üzere 4 ilçesi, Arıt, Kozcağız, Kumluca, Abdipaşa ve Hasankadı
beldeleriyle birlikte 268 köyü bulunmaktadır.
Tarihi Paphlagonia bölgesindeki antik
kentlerden, Sesamos (Amasra), Kromna (Kurucaşile) ve Erythinoi (Çakraz) Bartın
sınırları içerisindedir. Bartın 3000 yıllık geçmişinden günümüze taşıdığı
seçkin tarihi, kültürel ve folklorik değerleriyle ve olağanüstü güzellik
sergileyen doğal turizm kaynaklarıyla önemli bir cazibeye sahiptir.
Bartın’da Kültür turizmine yönelik
olarak; Helenistik, Roma, Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerine ait çeşitli
eserlerin sergilendiği Amasra Müzesi, Kale, Kuşkayası yol anıtı, yer altı
galerisi ve kiliseler ile Roma Meclis Sarayı kalıntıları, Merkez ilçede; Aya
Nikolas Kilisesi, höyükler ile Osmanlı dönemi eserlerinden camiIer, köprüler,
hanlar, hamamlar ve ahşap Bartın evleri, Kromna kenti kalıntıları olan Tekkeönü
Kalesi, 400 yıllık bir geleneği yansıtan el sanatlarından ahşap yat ve tekne
yapımcılığı, Ağaç oymacılık ve işleme işleri, telkırma ve işleme ürünleri
sayılabilir.
Fatih Sultan Mehmet'in görür görmez
hayran kalıp, lalasına "Lala Lala Çeşmi Cihan bu mu ola", Yani
dünyanın gözü bura mı, diye sorup hayran kaldığı Amasra ile birbirinden güzel,
İnkumu Plajı, Amasra Plajı, Çakraz Plajı, Güzelcehisar, Mugada, Hatipler ve
Kızılkum Plajları, Kurucaşile, Tekkeönü ve Kapısuyu Plajları cennet Bartın'ın
önemli Deniz turizmi alanlarıdır.