TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                         131’inci Birleşim

                                                                                16 Temmuz 2008 Çarşamba

                                                                                              İçindekiler

 

 

I.— GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.— GELEN KÂĞITLAR

III.— YOKLAMA

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, uluslararası nakliyat sektöründe yaşanan sıkıntılara ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani’nin, Hakkâri ilinin eğitim sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy’un, özel eğitim kurumları ve engellilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın (6/774) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/78)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani ve 20 milletvekilinin, siyasette sivil-asker ilişkileri ve bazı iddiaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/247)

2.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu ve 20 milletvekilinin, Edirne ilinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/248)

3.- Samsun Milletvekili Osman Çakır ve 25 milletvekilinin, Samsun’daki işsizlik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/249)

 

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/363, 1/494) (S. Sayısı: 237)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bahreyn Krallığı Hükümeti Arasında Askeri İş Birliğine Dair Çerçeve Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/449) (S. Sayısı: 137)

3.- Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/589) (S. Sayısı: 269)

4.- Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/559) (S. Sayısı: 234)

5.- Elektronik Haberleşme Kanunu Tasarısı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporları (1/566) (S. Sayısı: 255)

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç ile Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü ve 38 Milletvekilinin; Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/266, 2/268) (S. Sayısı: 257)

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/573) (S. Sayısı: 232)

8.- Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/557) (S. Sayısı: 259)

9.- Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre ve Avrupa Birliği Uyum ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/597) (S. Sayısı: 268)

10.- İstanbul Milletvekili Hasan Kemal Yardımcı ve 4 Milletvekili ile Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü ve 24 Milletvekilinin; Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun ve Limanlar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/275, 2/264) (S. Sayısı: 261)

 

 

 

 

VII.- OYLAMALAR

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bahreyn Krallığı Hükümeti Arasında Askeri İş Birliğine Dair Çerçeve Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı’nın oylaması

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

 

VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’ın, bazı cenazelerin teslimine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/3052)

2.- Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, esnaf ve sanatkârların ekonomik zorluklarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/3903)

3.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Erbaa HES projesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3917)

4.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/3927)

5.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, kirlilik izlemelerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3978)

6.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, Şebinkarahisar’daki hidroelektrik santrallerinin sulamaya etkisine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3979)

7.- Kayseri Milletvekili Sabahattin Çakmakoğlu’nun, Kayseri’de yapılan sulama kanallarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı  Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3980)

8.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, tehlikeli atıkların bertarafına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı  Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3981)

9.- Samsun Milletvekili Osman Çakır’ın, Çarşamba ve Terme ovaları drenaj çalışmalarına ilişkin sorusu ve  Çevre ve Orman  Bakanı  Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3982)

10.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, ağaçlandırma çalışmalarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı  Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/4041)

11.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Demirköy ilçesindeki orman kadastrosuna ilişkin sorusu ve  Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/4042)

12.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kofçaz ilçesindeki bazı çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/4043)

13.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Berdan Nehrinin ıslahına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/4105)

14.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, bir milletvekilinin sarf ettiği sözlere ve kütüphaneden ödünç alınan bazı yayınlara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in cevabı (7/4425)

16 Temmuz 2008 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER:Harun TÜFEKCİ (Konya), Murat ÖZKAN (Giresun)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 131’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri beşer dakikadır.

Hükûmet konuşmalara cevap verebilir Hükûmetin süresi yirmi dakikadır.

Gündem dışı ilk söz, uluslararası nakliyatta yaşanan sıkıntılarla ilgili söz isteyen İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’a aittir.

Sayın Soysal, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, uluslararası nakliyat sektöründe yaşanan sıkıntılara ilişkin gündem dışı konuşması

 

ÇETİN SOYSAL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uluslararası nakliyatta yaşanan sorunlarla ilgili olarak gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Bulgaristan, Kapıkule Sınır Kapısı’ndan çıkış yapan Türkiye’ye ait her tır’dan 28 Haziran 2008 tarihinden itibaren 270 doların üzerinde geçiş ücreti almaya başladı. Bunun üzerine, Uluslararası Nakliyeciler Derneği sıkıntılarını ortaya koymak, seslerini, feryatlarını duyurmak için bir dizi eylem gerçekleştirdi. Nakliyeciler, 1 Temmuzda Kapıkule Sınır Kapısı’nda, 11 Temmuzda ise Ankara’da protesto eylemi için bir araya geldiler.

Aslında bu işin geçmişi 2007 yılının Ocak ayına dayanıyor. Bulgaristan ile Türkiye arasında görüşmelerin ardından karşılıklı olarak bir protokol metni hazırlandı. Bu metnin taraflarca 2007 tarihine kadar imzalanması gerekiyordu. Bulgaristan buna uydu ve protokol metnini imzalamaya yanaştı ancak ne yazık ki Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü metne imza koymaktan kaçındı. Bunun sonucunda, uluslararası nakliyatta 45 bin araçla 400 bin kişiye istihdam sağlayan, ihracatın yani Türkiye’nin gerçekleştirmiş olduğu ihracatın yüzde 53’ünü taşıyan, yıllık 6 milyar dolarlık bir girdi sağlayan bu sektör çok önemli bir sıkıntıya düşmüş oldu. Bir de üstüne, Bulgaristan’ın uluslararası hukuka aykırı olarak başlattığı ücretli geçiş uygulaması geldi ve sorun gerçekten büyüdü.

Bulgaristan hükûmetinin başlattığı bu uygulama, Türk ekonomisine 100 milyon doların üzerinde bir ek maliyet getirmektedir. Taşımacılıkta akaryakıta yapılan zamlarla zaten zor duruma giren sektör, bir de böyle bir ek maliyeti taşıyamaz ve kaldıramaz. Bu kadar önemli, yüksek ve ek maliyeti engellemenin önüne geçme fırsatını değerlendiremeyen iktidar hâlâ bu konuyla ilgilenmemektedir, duyarsız kalmaktadır, sessiz kalmaktadır. Sektörün bu ek maliyetle alacağı darbenin ihracatımıza çok ciddi yansımaları olacaktır. Uluslararası alandaki rekabet gücümüzü olumsuz etkileyecek ve sonuçta iktidarın bu duyarsızlığının faturası yine ülkemize, Türkiye’ye çıkacaktır. Bu nedenle, önlemlerin acil olarak alınması ve bir sonraki adım için alternatif planların yapılması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu kadar yüksek bir istihdam ve ekonomiye girdi sağlayan bu sektörün yaşadığı sıkıntılara iktidarın duyarsız kalması anlaşılabilir bir tavır değildir. İşsizliğin her gün arttığı, ekonomik olarak büyük sıkıntıların her geçen gün fazlalaştığı ülkemizde, AKP Hükûmetinin mevcut istihdam ve ekonomiyi dahi koruyabilecek beceri ve anlayışa sahip olmadığı anlaşılmakta ve görülmektedir. Sektörün önemi, istihdam ettiği kişi sayısı ve ülkemize sağladığı ekonomik getiriler ortadayken bu aymazlık kabul edilebilir bir durum değildir. Bulgaristan ile Türkiye’nin ortaklaşa oluşturdukları protokol metni, sektör çalışanlarının temsil edildiği meslek örgütlerince son derece iyi bir metin olarak değerlendirilmektedir.

Ulaştırma Bakanlığı ve Bakanlığa bağlı kurumların bu konuda bu kadar vurdumduymaz davranmalarını anlamak mümkün değildir. 2007 Mayıs ayına kadar imzalanması gereken bu metnin imzalanmamasının nedenini gerçekten anlamakta zorluk çekiyoruz. İktidarın bu gecikmesi nedeniyle ekonomimize 100 milyon doların üzerinde ek maliyet çıkması ve bunun faturasını, bedelini Türkiye’nin ödemesi gerçekten kabul edilebilir gibi değil. Tabii ki bu ek maliyetin sorumlusu ve zamanlamayı yapamayan maalesef iktidar partisidir. Ancak doğan sonuçlar açısından sıkıntıyı sektör ve sektör çalışanları bire bir yaşamaktadır.

Değerli milletvekilleri, sorunun çözümü için hemen harekete geçilmelidir. Hükûmetler arasında en kısa zamanda görüşme yapılmalı ve ilgili bakanlar konuyla yakinen ilgilenmelidir. Sorunun mağduru olan sektör çalışanları temsil edildiği meslek örgütleriyle görüşmeli ve çözüm için ciddi adımlar atılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Soysal, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

ÇETİN SOYSAL (Devamla) – Sağ olun.

Sadece taşımacılık sektörü değil, tekstil ve tarım ürünlerinde de, bu sektörlerde de büyük zararlar gelecektir. Uluslararası hukuk ve taşımacılık kuralları bu aykırı yasayı kabul etmemektedir. Örneğin, Yunanistan üzerinden geçişler söz konusu olmuş olsa bu ücretler ödenmeyecektir. Bulgaristan’ın bu uygulamasına karşı kesinlikle bir tepki gösterilmeli ve masaya oturulmalıdır. Ne yazık ki Ulaştırma Bakanlığı bu konuda sesini çıkartmamakta, sessiz kalmakta, ilgisiz kalmaktadır. Aynı şekilde Dışişleri Bakanı da bu konuda duyarsız kalmaktadır ve Dışişleri Bakanını gören varsa lütfen kendisine rica etsin, bu konuyla ilgili çaba sarf etsin. Çünkü Dışişleri Bakanının adı var, kendi ne yazık ki yok.

Değerli arkadaşlarım, bu soruna ciddi şekilde el atılması gerektiğini düşünüyor, sözüm bittiği için hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Soysal.

Gündem dışı ikinci söz, Hakkâri’nin eğitim sorunları ile ÖSS ve OKS sınavlarındaki başarısızlığı hakkında söz isteyen Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani’ye aittir.

Sayın Geylani, buyurun efendim. (DTP sıralarından alkışlar)

 

2.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani’nin, Hakkâri ilinin eğitim sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündem dışı konuşmama başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hakkâri ilimizde başta sağlık, eğitim ve sosyal yaşamın her alanı hep yok sayılmıştır. Maalesef 2008 yılı ortaöğretim kurumları sınavında sonuncu, öğrenci seçme sınavında ise Ardahan ilimizden sonra ikinci olmuştur. Bu, aynı zamanda, yıllardır devam eden bir sonuçtur. Üzülerek söylüyorum, Hakkâri, kamuoyunda, genellikle çatışma, operasyon, ölüm ve hukuk dışı çetelerle gündeme gelmekte veya sondan birincilikle ÖSS ve OKS sınav sonuçlarında bilinmektedir.

Değerli arkadaşlar, sizlere Hakkâri’nin doğal güzelliklerinden veya devam etmesi gereken pozitif hizmetlerden söz etmek isterdim ama ne yazık ki bir kez daha bölgedeki haksızlıklardan, şiddet sarmalından, hukuk dışılıktan ve ayrımcılıktan söz etmek zorunda kalıyorum.

Yıllardır süregelen baskı ve şiddet iklimi, başta tüm özgürlükler olmak üzere, yaşamın her alanını ve özellikle eğitimi de felç etmiştir. İşte bundandır, halkımız, onuru ve özgürlüğü hariç, neredeyse her şeyinden vazgeçmiştir.

Sürekli şiddet ve çatışma psikolojisi içerisinde olan öğrencilerin bu ortamda başarı göstermeleri ve bunu beklemek aşırı bir iyimserlik olur. Anılan olumsuzluklar ilkokuldan üniversiteye kadar devam etmektedir.

Hakkâri’de hâlâ çok sayıda okulu olmayan köy bulunmakta, il ve ilçe okulları dâhil birçok köy okulunda öğretmensizlikten eğitim yapılamamaktadır. Köylerde daha çok vekil öğretmen ya da ek ders karşılığı çalışanlarla durum idare ediliyor. Şehir merkezlerindeki okullarda ise genellikle yeni atanan, deneyimsiz ve stajyer öğretmenler görevlendirilmektedir. Bunlar da biraz deneyim kazandıktan sonra tayin derdine düşüyorlar. Bunu önlemek için, Hakkâri’nin bir sürgün ili olmadığını kanıtlayacak sosyal ve yasal önlemlerin alınması gerekiyor. Bugün itibarıyla Hakkâri’de yaklaşık 1.100 öğretmen açığı bulunmakta, başta kız öğrencilere olmak üzere, hiçbir şekilde yurt hizmeti de sunulmamaktadır. Bunun sorumlusu da kuşkusuz, işbaşındaki AKP Hükûmetidir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Hakkâri ve diğer bölge illerinin ÖSS ve OKS sınavlarında başarılı olmayışının temel nedeni, öğrencilerin kendi ana dilinde eğitim görmemelerinden kaynaklı olduğu ve ayrıca çözüm bekleyen ayrı bir sorun olduğunun altını burada çizerek belirtmek istiyorum. Çünkü, bilimsel olarak her birey ana dilinde daha güvenli ve daha üretkendir. Ana dilleri yasaklamak, bu nedenle eğitimde başarısız kılmak, bireylere verilebilecek en büyük ağır cezadır.

Değerli milletvekilleri, bakınız, demokrasiyi uygulayan ve demokrasiye geçiş iradesi gösteren ülkelerde, farklı kültürlere sahip toplulukların, dillerini özgürce kullanma, ana dilde eğitim ve kültürünü geliştirme hakları sağlanmıştır. Artık, çağımızda, ana dil eğitimi yükümlülük olmaktan çıkmış, bir vazgeçilmezlik durumuna gelmiştir. Her ülke kendi toplumsal dokusu, siyasi rejimi ve uygar dünyadaki konumu gereği belirlediği yöntemlerle dil farklılığı ve buna yönelik eğitim sorununu çözmektedir.

Değerli milletvekilleri, Hakkâri’de öğrencilerin sınavlarda başarısız olmasının bir nedeni de özellikle dershane öğrencileri üzerindeki baskı ve kitlesel gözaltılardır. Bu da öğrencilerin psikolojini bozmakta, sınava motive olmalarını engellemektedir.

Ne yazık ki bu sistemde bir gözaltı ve bir de hasıraltı etme kültürü vardır. Bakınız, sistem, ana dil ve düşünce özgürlüğünden, demokrasiden, eşitlikten…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Geylani, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun efendim.

HAMİT GEYLANİ (Devamla) - …toplumsal barıştan, çağdaş hukuktan söz edenlerin bütün söylemlerinden korktuğu için kitlesel gözaltı yapıyor ama aynı sistem, Meclis iradesini sıfırlayanların, muhtıra ve acil eylem plan sahiplerinin, darbecilerin, yargının tepesini siyasallaştıranların, ülkeyi talan edenlerin eylemlerini de ne yazık ki hep hasıraltı ediyor. Ama hasırın altı çok şişmiş, tozlar Ergenekon operasyonuyla yavaş yavaş dökülmeye başladı.

Evet, son olarak, demokratik istemlerin gözaltına ve hukuksuzluğun da hasır altına alınmadığı, eğitimdeki tüm ayrımcılığın da sonlandığı özgür bir ülke dileğiyle hepinize saygılar sunarım. (DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz, özel eğitim kurumları ve engellilerin sorunlarıyla ilgili söz isteyen Bursa Milletvekili Necati Özensoy’a aittir.

Sayın Özensoy, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

 

3.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy’un, özel eğitim kurumları ve engellilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özel eğitim kurumları ve engellilerin sorunları hakkında Milliyetçi Hareket Partili milletvekili olarak gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Hepinize saygılar sunuyorum.

Türkiye’de özürlüler araştırması verilerine göre, özürlü nüfusun nüfus içerisindeki oranı yüzde 12,29 olup yaklaşık olarak 8,5 milyon özürlü tespit edilmiştir. Bu yaklaşık 190-200 bin civarındaki özürlü vatandaşımız bugünlerde sıkıntı içerisinde, engellerin dışında ruhsal bunalım yaşamaktadır. Bunun da nedeni, 2005 yılında yapılan bazı değişikliklerle özel eğitim kurumlarının önünün açılmasıyla birlikte, özel eğitim kurumlarının açılmasıyla birlikte bu engellilere sağlanan eğitim imkânlarının, maalesef, bugünlerde yapılacak olan kanun değişiklikleriyle -yine bir ek maddedeki değişikliğin- bu verilen hakların ellerinden alınmasıyla alakalıdır.

Değerli milletvekilleri, o gün yapılan yasayla birlikte, eminim -2005 yılında yapılan yasa değişiklikleriyle alakalı- Türkiye’de birçok engelli ve engelli ailesi bu yapılan değişikliklerle ilgili mevcut iktidara dua etmiş ve teşekkürlerini göndermiştir ama o günden bugüne yani yaklaşık üç yıllık bir süre içerisinde, geldiğimiz günde, maalesef, birtakım doğru olmayan veya mesnedi olmayan gerekçelerle bu kanun değişikliğiyle ellerinden bu hakları alınmak istenmektedir.

Bu konuyla alakalı sivil toplum kuruluşlarından, engelli aileleri ve özel eğitim kurumları derneklerinden bizlere gelenlerden bazı paragrafları sizlerle paylaşmak istiyorum: “AK PARTİ Hükûmeti bu yasayı çıkararak sosyal devlet olmanın en güzel örneğini vermiştir.” diyorlar.

“Özel sektör tarafından engelli çocuklarımıza sunulan eğitim hizmeti olumlu sonuçlarıyla çok hızlı bir gelişme göstermiştir.”

Yasa çıktığında özel eğitim alan çocuk sayısı 30 bin civarındayken şu anda 190 bin civarında olduğunu ifade ediyorlar.

Sunulan rehberlik hizmetleriyle ailelerin bilinç ve bilgi düzeyi geliştirilmiş, çocukların durumları kabul görerek eğitimlerini destekleme anlamında önemli adımlar atılmıştır.

Şu anda Hükûmet veya daha doğrusu Meclis önemli bir karar aşamasında. Genel Kurulda oylanacak yasa değişikliğiyle engelliler yok sayılacak, evlerine, kaderlerine terk edilecektir ya da engelli de olsa çocukların önemli olduğu gerçeğini benimseyerek bu hizmeti sürdürmeye öncelikle karar verecektir. Karar aşamasından sonra, Maliye Bakanlığının gerekçe olarak sunduğu bu hizmetin devlete getirdiği ekonomik yük farklı boyutlarıyla, ilgili kurumlar, kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerden oluşan bir komisyonda tartışılır ve çözümler üretilir. Şu anda özel kurumlardan alınan hizmet yoluyla sürdürülen uygulama biçimleriyle ailelere ve çocuklara sunulan bu çok önemli hizmetin ekonomik boyutu, devlete olan maliyeti incelendiğinde, bir çocuğun eğitim maliyeti devlete olan maliyete oranla 1/5 oranında azalmaktadır. Tüm giderleri kayıt altında olan bir sektör olarak devletten alınan gelirin önemli bir kısmı vergi olarak devlete geri gelmektedir. İşsizliğin ciddi boyutlara ulaştığı ülkemizde 40 bin kişiye istihdam sağlayarak ülke ekonomisine katkı sunulmaktadır. Özel eğitim kurumlarında çok daha iyi şartlarda, kaliteli hizmet verilmektedir.

Sonuç olarak, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’yla yapılan Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’ndaki ek 3 maddenin komisyonda verilen önerge şeklinde değiştirilmesini talep ediyorlar.

Bakın, buradan, bu konuyla alakalı Plan ve Bütçe Komisyonunda önerge veren AK PARTİ milletvekillerine de seslenmek istiyorum…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özensoy, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun efendim.

NECATİ ÖZENSOY (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Burada, Sayın Lokman Ayva’nın da yine o komisyona gelerek ifade ettiği gibi, bu önergeyle ilgili imzalarına sahip çıkmalarını diliyorlar. AK PARTİ Milletvekili Sayın Lokman Ayva, yine bir gazeteye verdiği demeçte aynen şunları söylüyor: “Böyle şey olur mu? Hem ‘Haydi kızlar okula’ diyeceksiniz… Ben de ‘Haydi özürlüler eve mi diyeceğim? Arkadaşlar önergeden imzalarını çektiler. Bu kadar ilkesizlik olmaz. Durumu özürlü ailelerine anlatamam, kıyamet kopar.”

Lütfen, bu konularda çok değerli çalışmaları olan, sizin grubunuzun üyesi olan Lokman Ayva’ya da kulak vererek ve 190 bin, 200 bin özürlü ve ailesine kulak vererek görüşülecek olan bu kanundaki maddenin değiştirilerek tekrar bu engelli çocukların eğitiminin devamını sağlamakta fayda var diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir tezkere vardır, okutuyorum:

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın (6/774) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/78)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin sözlü sorular kısmının 347 nci sırasında yer alan (6/774) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                   Alim Işık

                                                                                         Kütahya

BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani ve 20 milletvekilinin, siyasette sivil-asker ilişkileri ve bazı iddiaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/247)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Demokratik ülkelerde reel siyaset, hukuka uygun şekilde kurulan siyasi partilerce yapılır. Yürütme ise, halkın oylarıyla seçilmiş siyasi partilerin iktidara gelmesiyle kurulan hükümet tarafından icra edilir.

Dünya siyasetinde silahlı kuvvetlerin önemi ve gelişimi çok önemli bir yer tutmaktadır. Demokratikleşme sürecini gerçekleştiren ülkelerde ordu ve siyaset birbirinden ayrı kurumlar olarak işlev görmektedir. Ordu demokratik ülkelerde, sadece güvenlik işlevini gerçekleştirmekle yükümlü olup, siyaset alanında hiç yer almamaktadır. Oysa geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde, askeri kuvvetler, siyasete ya doğrudan ya da dolaylı olarak müdahale etmekte ve siyaseti kendi çıkarları doğrultusunda yönetmektedir.

Türkiye'de silahlı kuvvetler, Cumhuriyet tarihi boyunca her zaman siyasetin etkin bir aktörü olmuş, siyasete yön vermiş, gerçekleştirilen darbelerle politikacılar ve sivil halk sürekli olarak hukuk dışı uygulamalara tabii tutulmuştur. Türkiye'nin yakın tarihi, askeri darbeler, muhtıralar, gece yarısı e-muhtıralar, eylem planlarıyla anılmaktadır. Seçilmişler üzerindeki askeri müdahalenin korku refleksi ve de vesayeti, Türkiye siyasi tarihinde belirleyici bir işlev üstlenmiştir. Bu korku refleksini "Demokles'in Kılıcı" gibi sürekli üzerinde hissetmek, özgür iradenin, hür düşüncenin ve demokratik söylemin oluşmasına ciddi bir engeldir.

Çağdaş demokrasilerde kurumlar ve kişiler, özgür bir biçimde kendilerini ifade edip, yurttaşlığın gereği olan görev ve sorumlulukları yerine getirdiği müddetçe ancak özgür bir yurttaş olabilir. Korku sarmalındaki bireyler, çağdaş ve demokratik anlamda ne özgür olabilirler, ne de barış, huzur ve mutluluk içerisinde olabilirler.

Demokratik devletleri, demokratik olmayan devletlerden ayıran en önemli hususlardan bir tanesi, temel siyasi kararların nihai olarak kimin tarafından verildiğidir. Türkiye'de güvenlik, etnik, çok kültürlülük ve dış düşman fobisi ve buna bağlı yasaklar gibi nedenlerle, ordunun siyasette belirleyici rol oynadığı görüntüsünü vermektedir.

Demokratik bir siyasi sistemin temel özelliklerinden biri, seçilmiş siyasi otoritelerin seçilmemiş makamlar karşısındaki üstünlüğüdür. Bu ilke, daha özel olarak “siyasi iktidar”, “silahlı kuvvetler” ilişkisine uygulandığında, silahlı kuvvetlerin siyasi otoritelerin direktiflerine bağlı olmasını içerir. Türkiye'de ise, son “eylem planı”nın da gösterdiği silahlı kuvvetler adeta profesyonel düzeyde örgütlenmiş siyasi parti imajını yaratmaktadır.

Sivil irade ve halkın temsiliyeti, yaygın ve çağdaş demokrasiler içerisindeki yer ve değeri paha biçilemez. Sivil otorite ve millet iradesinin egemenliği demokrasilerin vazgeçilmezleri arasındadır. Son dönemlerde Türk Silahlı Kuvvetleri, ele geçirilen ya da belli kesimler tarafından servis edilen gizli belgelerle gazete manşetlerini süslemektedir. Demokratik bir hukuk devletinde kabul edilmesi asla mümkün olmayan gizli planlar, eğer iddialar doğruysa Türkiye'de askeri vesayetin hangi aşamada olduğunu gözler önüne sermektedir. Yakın tarihimizde, “Sarıkız” ve “Ayışığı” darbe planları ile Ergenekon vakasıyla gelinen noktada, ordu içinde yuvalanan siyaset ve darbe heveslilerini açığa çıkarmıştır.

 Son olarak Taraf gazetesi, “Genelkurmay'ın Türkiye'yi Biçimlendirme Planı” başlığıyla, Genelkurmay çıkışlı olduğu iddia edilen “Bilgi Destek Planı ve Faaliyet Çizelgesi” adlı bir belge yayınladı. Eylül 2007 tarihli plan, üst yargı organı başkanlarının, gazetecilerin, kanaat önderlerinin TSK ile aynı paralelde hareket etmelerinin sağlanması ve yönlendirilmesi, muhalif sanatçı ve yazarların yıpratılması, yandaşlarına maddi ve manevi destek sunulması, “irticacı hareketlerin sorumlusu” hükümete ve yeni  anayasa paketine karşıtlığın örgütlenmesi, Kürt bölgesinde "teröre yardım ettikleri sürece" halkı "rahatsız" edecek faaliyetlerin icrası, DTP'nin "terörist” olarak ilanı gibi bir dizi "eylem kararı"nı içeriyor.

Kamuoyu tüm olanları büyük bir şaşkınlık içerisinde izlemektedir. Ne var ki, gerek Genelkurmay tarafından, gerekse de hükümet tarafından bu konuda ciddi bir açıklama gelmedi. Genelkurmay söz konusu haberi yayınlayan gazeteyi yalanlamakla yetindi. Önce "komuta katı tarafından onaylanmış böyle bir resmi evrak veya plan kayıtlarda yoktur" denildi, sonra da "böyle bir plan yoktur" denildi. Kamuoyuna yansıyan Genelkurmay'ın "Türkiye'yi biçimlendirme planı" hakkında ortaya atılan iddiaların derhal aydınlatılması gerektiğini düşünüyoruz. Şayet böyle bir plan mevcutsa demokrasiye ve hukuka yapılan bu darbenin tüm sonuç ve sorumlularıyla ortaya konulması gerekmektedir.

Türkiye'de demokrasinin, parlamenter sistemin, insan haklarının ve hukukun geleceği ve devamı için "Genelkurmay'ın Toplumu Biçimlendirme Planı" için Anayasamızın 98, TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri gereğince Araştırma Komisyonu kurularak, söz konusu durumun araştırılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Hamit Geylani                          (Hakkâri)

2) Ahmet Türk                              (Mardin)

3) Selahattin Demirtaş                  (Diyarbakır)

4) Fatma Kurtulan                        (Van)

5) Emine Ayna                             (Mardin)

6) Ayla Akat Ata                           (Batman)

7) Sebahat Tuncel                        (İstanbul)

8) M. Nezir Karabaş                     (Bitlis)

9) Bengi Yıldız                             (Batman)

10) Sırrı Sakık                             (Muş)

11) M. Nuri Yaman                        (Muş)

12) Özdal Üçer                            (Van)

13) Aysel Tuğluk                          (Diyarbakır)

14) Pervin Buldan                        (Iğdır)

15) Gültan Kışanak                       (Diyarbakır)

16) Akın Birdal                             (Diyarbakır)

17) İbrahim Binici                         (Şanlıurfa)

18) Hasip Kaplan                         (Şırnak)

19) Sevahir Bayındır                     (Şırnak)

20) Şerafettin Halis                      (Tunceli)

21) Osman Özçelik                      (Siirt)

2.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu ve 20 milletvekilinin, Edirne ilinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/248)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

  Edirne ilimizin ekli gerekçede belirttiğimiz sorunlarının araştırılarak, alınabilecek tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasamızın 98. ve İç Tüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması yapılmasını arz ederiz.

1)   Cemaleddin Uslu                  (Edirne)

2)   Mehmet Şandır                     (Mersin)

3)   Oktay Vural                         (İzmir)

4)   Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)

5)   Beytullah Asil                      (Eskişehir)

6)   Emin Haluk Ayhan                (Denizli)

7)   Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)

8)   Şenol Bal                            (İzmir)

9)   Kürşat Atılgan                      (Adana)

10) Hakan Coşkun                     (Osmaniye)

11)   Necati Özensoy                 (Bursa)

12)   İsmet Büyükataman            (Bursa)

13)   Recep Taner                      (Aydın)

14)   Süleyman Latif Yunusoğlu (Trabzon)

15)   Akif Akkuş                         (Mersin)

16)   Mehmet Akif Paksoy            (Kahramanmaraş)

17)   Münir Kutluata                   (Sakarya)

18)   Kamil Erdal Sipahi              (İzmir)

19)   Hasan Özdemir                  (Gaziantep)

20)   Osman Durmuş                  (Kırıkkale)

21)   Hamza Hamit Homriş (Bursa)

Gerekçe:

Edirne ilimiz Ülkemizi Avrupa'ya bağlayan bir serhat kentimizdir. Batıda Pazarkule ve İpsala sınır kapıları ile Yunanistan, kuzeyde Kapıkule ve Hamzabeyli sınır kapıları ile Bulgaristan'a açılan bir sınır ilimizdir. Edirne, Avrupa'yı petrol üreten Ortadoğu'ya bağlayan en kısa kara yolu olan D-100 kara yolunun sonudur. Ayrıca Türkiye'nin sanayi merkezi İstanbul'a 235 km mesafede olup İstanbul'un Avrupa'ya açılan kapısı konumundadır.

Cumhuriyet dönemindeki ilk nüfus sayımının yapıldığı 1927 yılında 150.889 kişilik nüfusa sahip olan Edirne'nin, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre 2007 yılı sonu itibariyle toplam nüfusu 396.462'dir. Bu nüfus büyüklüğüyle Edirne'nin Türkiye nüfusu içindeki payı binde 5,6'dır.

Edirne nüfusunun %66'sı il ve ilçe merkezlerinde, %34'ü de bucak ve köylerde yaşamaktadır. Türkiye genelinde ise il ve ilçe merkezlerinde yaşayan nüfus oranı %70'dir. 2007 itibariyle nüfus yoğunluğu, il genelinde 65 kişi/km² , Merkez ilçe'de 182 kişi/km² olmuştur. Aynı yılda Ülkemizin genelindeki nüfus yoğunluğu 92 kişi/km²'dir. İlçelerin nüfus yoğunluğu ise kilometrekareye düşen kişi sayısı olarak, 18 ile 65 arasında değişmektedir. Nüfus bakımından Merkez dışındaki en büyük ilçe olan Keşan, nüfus yoğunluğu bakımından da kilometre kareye düşen 65 kişi ile en kalabalık ilçe durumundadır. Nüfus yoğunluğu en düşük ilçe ise 18 kişi/km² ile Lalapaşa'dır.

Sosyo ekonomik gelişmişlik düzeyi nispeten yüksek olmasına karşın Edirne, il dışına göç veren bir ilimizdir. Edirne 1995-2000 döneminde net olarak 5.106 kişilik göç vermiş olup; bu miktarla net göç hızı binde -14 olarak gerçekleşmiştir. Nüfus artış hızı Türkiye ortalamalarının altında kalmış, özellikle kırsal kesimde nüfus azalmıştır.

Ekonomisi ağırlıklı olarak tarıma dayalı olarak gelişmekte olan Edirne ili toplam 627.595 hektar il arazisinin; 375.580 hektarı tarım alanı, 81.297 hektarlık alanı çayır-mera, 104.228 hektarlık alanı orman-fundalık ve 66.508 hektarlık bölümü ise diğer arazilerden oluşmaktadır. Edirne, Türkiye'nin toplam ayçiçeği üretiminin %27’sini, çeltik üretiminin %56,8'ini, buğday üretiminin %3'ünü karşılamaktadır. Kırsal nüfus başına tarımsal üretim değeri 1.753.620.000 TL’dir. Tarımsal üretimin Türkiye içindeki payı % 1.13 tür.

Edirne'de ekonomik olarak sulamaya elverişli %35'inde sulu tarım yapılmaktadır. Sulama alt yapılarının yeterince gelişmemiş olmasının yanında taşkın koruma çalışmalarının yetersizliği nedeniyle tarım alanları tehdit altında kalmaktadır.

İlimizde hayvancılık yıllar itibarıyla düzensiz bir seyir izlemiştir. Hayvancılık alanında yapılacak yatırımlar ülke ekonomisi açısından önem arz eden kaliteli hayvancılık mamullerinin üretimi hem kendi hem de komşu metropol İstanbul'un ihtiyaçlarını karşılamakta iken, bugün bu ihtiyaçlara cevap verememektedir.

Edirne ili, gelir hesaplamalarından doğan ve kalkınmışlık düzeyini gösteren verilerin gerçek durumu yansıtmaması nedeniyle kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınmaması Süloğlu ilçesi hudutları içerisinde bulunan Organize Sanayi Bölgesinin gelişmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Gelir seviyesi düşük olan Lalapaşa ve Süloğlu ilçelerinin kalkınmada öncelik yöreler kapsamına dahil edilmesi, ilin gelişmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Tarihi mirasa saygılı ve bu özelliği ön plana çıkaran turizm anlayışı çerçevesinde ilde bulunan tarihi eserlerin korunması, iyileştirilmesi ve tanıtılması bölgenin turizm değerini artıracaktır. Bu çerçevede yapılacak altyapı çalışmaları ile turizm tesislerinin yeterli, kaliteli ve gerekli sayıya ulaşması için gerekli araştırmaların yapılması uygun olacaktır.

Bu çerçevede, Edirne ilinde, sürdürülebilir ve topyekün kalkınmayı temin etmek, istihdam ve üretimi artırmak, sosyal refahı yükseltmek amacıyla, sanayi, turizm, tarım, eğitim, sağlık vb. alanlarında nelerin yapılabileceğinin araştırılması ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasamızın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması uygun olacaktır.

3.- Samsun Milletvekili Osman Çakır ve 25 milletvekilinin, Samsun’daki işsizlik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/249)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Samsunun işsizlik sorunlarının araştırılarak; Anayasamızın 98, içtüzüğün 140. ve 105. maddeleri gereğince Samsun'da daha çok istihdam yaratılabilmesi, işsizliğin azaltılabilmesi, işsizlik fonunun bu konularda daha etkin olarak kullanımı ve fon’dan işsizlere daha çok destek sağlanabilmesi konuların araştırılması için bir meclis araştırma komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

 

1) Osman Çakır                                                             (Samsun)

2) Ahmet Kenan Tanrıkulu                                               (İzmir)

3) Emin Haluk Ayhan                                                      (Denizli)

4) Münir Kutluata                                                           (Sakarya)

5) Erkan Akçay                                                              (Manisa)

6) Süleyman Nevzat Korkmaz                                          (Isparta)

7) Mustafa Kalaycı                                                         (Konya)

8) Mehmet Günal                                                           (Antalya)

9) Kamil Erdal Sipahi                                                     (İzmir)

10) Metin Çobanoglu                                                      (Kırşehir)

11) Hasan Çalış                                                            (Karaman)

12) Atila Kaya                                                               (İstanbul)

13) Ahmet Bukan                                   (Çankırı)

14) Şenol Bal                                        (İzmir)

15) Kürşat Atılgan                                  (Adana)

16) İsmet Büyükataman                          (Bursa)

17) Durmuşali Torlak                              (İstanbul)

18) Mehmet Şandır                                 (Mersin)

19) Beytullah Asil                                   (Eskişehir)

20) Reşat Dogru                                    (Tokat)

21) Akif Akkuş                                       (Mersin)

22) Recep Taner                                    (Aydın)

23) Süleyman Latif Yunusoğlu                  (Trabzon)

24) Necati Özensoy                                (Bursa)

25) Hamza Hamit Homriş                        (Bursa)

26) Rıdvan Yalçın                                   (Ordu)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizin en önemli sosyo-ekonomik sorunu olan "işsizlik" günümüzde toplumsal bunalım noktasına tırmanmış bulunmaktadır. OECD'nin "2008 Ekonomik Görünüm İlkyarı Raporu"nda Türkiye’nin hâlâ OECD ülkeleri içinde en düşük gelire sahip ülkelerden birisi olduğuna işaret edilerek istihdam yaratma kapasitesinin azaldığı ve işsizliğin arttığı ifade edildi. TÜİK tarafından en son olarak açıklanan Mayıs 2008 dönemi işgücü istatistiklerine göre, resmi işsizlik oranı Türkiye genelinde yüzde 10,7 olarak ilan edilmiştir. Bu oranlara iş bulma umudunu kaybettikleri için iş aramayanlarda dahil edildiği taktirde bu oran % 20'leri aşmaktadır.

Özellikle gençlerimiz açısından durum daha da vahimdir. Ekonomik ve sosyal kalkınmanın itici gücünü oluşturan, geleceğimizi teslim edeceğimiz geçlerimiz, fiilen her beş gençten biri işsizdir. Genç nüfusta işsizlik oranı %21'e ulaşmış ve giderek artmaktadır.

İşsizlik Sigorta Fonunun amacına uygun yapıya dönüştürülmesi, fonda biriken kaynağın işsizlikle mücadele etkin olarak kullanımı ivedilikle sağlanmaktadır.

Samsun’da yatırımlar yok denecek kadar azalmıştır. Teşvik kapsamına bölgesinde alınmayan tek il olmasından dolayı özel sektör yeni yatırım yapmamaktadır. Var olan kamu yatırımları satılmış veya özelleştirilmiştir. İki büyük ovaya sahip olmasına rağmen tarım ürün fiyatlarının düşük olması da çiftçilerimizi tarımdan uzaklaştırmakta ve iş bulma umudu insanlarımızı büyük şehirlere göç ettirmektedir.

Üniversitelerde okuyan Samsunlu gençlerimiz mezun olduklarında iş bulamama korkusuyla Samsun'a dönmemekte bu da ailelerin bölünmesine neden olmaktadır. Bütün bu sorunlardan dolayı Samsun’da işsizlik oranı hızla artmaktadır.

Resmi verilere göre Samsun’da işsizlik oranı 2007' de 12.770 kişi ve % 12 iken, 2008 Haziran ayına göre altı aylık artış % 11, işsiz sayısı 14.209 kişi olarak ilan edilmiştir. Umudunu yitirip iş aramayanlarla birlikte Samsun'da işsizlik oranı % 15'i geçmektedir.

İŞKUR tarafından 2008'in ilk altı ayında açmış olduğu iş edinme kurslarına 526 kişi katılmış, bu kurslar için yapılan toplam harcama ise 562.864 YTL dır. İş edindirme kurslarına katılanların toplam işsiz sayısına oranı % 2,4’üne denk gelmektedir.

Bilindiği gibi, 4447 sayılı kanunla kurulmuş bulunan işsizlik sigortası fonu kapsamında işsizlik ödeneği alan sigortalı işsizlere;

İşgücü piyasası ve mesleki eğitim alanında danışmanlık hizmeti verilmesi,

Meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi verilmesi,

Yeni bir iş bulmalarında yardımcı olunması, öngörülmektedir.

Oysa bu hizmetlerin son derece yetersiz bir düzeyde olduğu görülmektedir

Son dönemlerde TÜİK tarafından yayınlanan istatistiklerde işsizlik oranlarının sürekli artarak çift haneli rakamlara ulaştığı görülmektedir. Artmakta olan işsizlik oranları, aynı zamanda hem kamu sektöründe hem de özel sektörde işverenler tarafından daha "esnek" çalışma koşulları talep etmek için kullanılabilir. Bu da, ücretlerin ve çalışma koşullarının daha da fazla erozyona uğramasına ve daha fazla sayıda işçinin kayıt dışı istihdam edilmesine neden olabilir.

Ülkemizde son dönemde uygulanan yanlış ekonomik politikalar sonucu vatandaşlarımız tarımsal üretimden de kaçırılmaya çalışılmakta, ancak bu insanlara alternatif iş gücü yaratılmadığı için istihdam sorunları yaratmakta, işsizlik büyümekte, özellikle batı bölgelerine olan iç göçü hızlandırarak sosyal sorunların yoğunluğunu artırmaktadır. Ülke ekonomisinin yıllardır büyüdüğü söylense de, ne garip çelişkidir ki, işsizlik de büyümekte ve bugün ülkemizin en önemli sorunu olarak çözüm beklemektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/363, 1/494) (S. Sayısı: 237)---(x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

Şimdi birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Birinci bölüm 1 ila 15’inci maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölüm üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Esfender Korkmaz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Mithat Melen; şahısları adına Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı’nın söz talepleri vardır.

İlk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Esfender Korkmaz’a aittir.

Buyurun Sayın Korkmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi adına bu yasanın birinci bölümüyle ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşülmekte olan yasanın birinci bölümünün dikkat çeken hususları: Bir defa, borçlanma disiplini önemli ölçüde bozuluyor. Burada borçlanmada inisiyatif iktisadi etkinlik yerine idareye veriliyor. Dolayısıyla, inisiyatifin idareye fazla verilmesi, iktisadi etkinliğin bozulması demektir. Bir defa borçlanma limiti 10 kat artırılıyor önceki yasaya göre. Bu borçlanma limitinin 10 kat artırılması bir seçim ekonomisidir. Dolayısıyla Hükûmet diğer uygulamalarda olduğu gibi burada da seçim ekonomisi getiriyor.

İkincisi: İkrazlarda yine 10 kat artırıyor hazine payını ve yine hazine garantisinde de payı 5 kat artırıyor.

Bütün bunlar aslında idarenin önemli ölçüde iktisadi etkinliği ortadan kaldırması ve siyasi tercihlere göre borç dağılımını yönetmesi demektir. Dolayısıyla bu da dolaylı yoldan bir seçim ekonomisidir. <