15 Temmuz 2008 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER:Yusuf COŞKUN (Bingöl) , Harun TÜFEKCİ (Konya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 130’uncu Birleşimini açıyorum.

YOKLAMA

 

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda  hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla, üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

 

BAŞKAN –Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.05

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.10

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER:Yusuf COŞKUN (Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 130’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

 

YOKLAMA

 

BAŞKAN – Açılışta yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim. (Gürültüler)

Sayın milletvekilleri, gündem dışı, üç milletvekili arkadaşımız sizlere hitap edecekler fakat inanılmaz bir uğultu var. Bu arkadaşlarımızı dinlemek istemeyen arkadaşlarımız, onları izlemek istemeyenler lütfen dışarıda sohbetlerine çay içerek devam etsinler daha iyi olur. (MHP sıralarından alkışlar)

Gündem dışı ilk söz, buğday hasadı ve Toprak Mahsulleri Ofisinin buğday alımları hakkında söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mehmet Akif Paksoy’a aittir.

Buyurun Sayın Paksoy. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buğday hasadı ve Toprak Mahsulleri Ofisinin buğday alımı konusunda gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Mayıs ayı içinde Çukurova’da başlayan buğday hasadı yurdumuzun değişik yörelerinde devam etmektedir. Hasat sona ermek üzeredir. Çiftçilerimiz ilkbahar aylarında dünya piyasalarında rekor seviyelere ulaşan buğday fiyatlarından da umutlanarak bu sene ürünlerini iyi bir fiyata satabileceklerini düşünmüşler, ancak çiftçinin umudunu Hükûmet hüsrana çevirmiştir. Çukurova ve Ege Bölgesi’nde 55-60 yeni kuruş civarında seyreden buğday fiyatları AKP Hükûmetinin vurdumduymazlığı ve yanlış politikaları sonucu bugün serbest piyasada 46 yeni kuruşa kadar düşmüştür. Son bir yıldır buğday üretiminin ana girdileri olan gübrede yüzde 140, mazotta yüzde 40, tohumda yüzde 20 artış olmuştur. Girdi fiyatlarındaki bu artışlar buğday maliyetini yüzde 20 artırmıştır. Buna mukabil buğday fiyatlarındaki artış geçen yıla göre yüzde 12 civarında kalmıştır.

Sayın milletvekilleri, diğer bölgelerimize göre daha küçük alanlarda üretim yapan, daha az verim alan ve ürününü daha çok Toprak Mahsulleri Ofisine satan İç Anadolu çiftçisi perişandır. Çiftçimiz ne yapacağını, derdini kime anlatacağını bilemez olmuştur. Bu durumun tek sorumlusu Hükûmetinizdir. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak hububat alım politikaları konusunda 6 Haziranda yaptığımız basın toplantısında Hükûmeti uyardık. Bugünkü sorunların yaşanmaması için sorumluluk bilinciyle görüş ve önerilerimizi kamuoyuna açıkladık. Ancak Hükûmet görüşlerimize rağbet etmemiştir. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak Sayın Başbakanı ve Hükûmeti tekrar göreve davet ediyoruz. Garip gureba edebiyatı yapacağınıza

çiftçilerimizin dertleriyle uğraşın ve Toprak Mahsulleri Ofisinin bir an önce görevini yapmasını sağlayın.

Sayın milletvekilleri, Toprak Mahsulleri Ofisi, bu sene buğdayda müdahale alım fiyatlarını açıklayamadı, ancak geçtiğimiz günlerde aldığı bir kararla buğday için 50 yeni kuruş emanet alım fiyatı ilan etti ve bunun yüzde 30’unu peşin ödeyeceğini belirtti. Bu ülkede kimsenin çiftçimizi aldatmaya, kandırmaya hakkı yoktur. Nedir bu emanet alım, nereden çıkmıştır?

Değerli milletvekilleri, şimdiye kadar Toprak Mahsulleri Ofisi, hasat döneminde böyle bir uygulama yapmamıştır. Gerçeği herkes bilmektedir, Toprak Mahsulleri Ofisinin finans problemi vardır. Toprak Mahsulleri Ofisi, Başbakanın bir inadı uğruna fındık piyasalarına girmiş ve bunun sonucu olarak yaklaşık 1,5 milyar YTL zarar etmiştir, bu yüzden piyasalara girememektedir. Hükûmet, bir an önce bu probleme el koymalı ve Toprak Mahsulleri Ofisinin finans problemini çözerek piyasalara girmesini ve ülkemizin ihtiyacı olan buğdayı alıp, depolamasını sağlamalıdır. Dünya piyasalarında kış aylarında buğday fiyatlarının artacağı kesindir. Gelin, kış aylarında spekülatörlere kazandıracağınız parayı çiftçimize verin. Aksi takdirde, çiftçimiz gelecek sene bu buğdayı ekemeyecektir.

Diğer yandan, bugün, Toprak Mahsulleri Ofisinin emanet alım fiyatı, piyasalarda müdahale alım fiyatı olarak algılanmış, spekülatörlerin de müdahalesiyle fiyatlar emanet alım fiyatlarının altına düşmüştür. Bu nedenle, bu yanlış süratle düzeltilerek Toprak Mahsulleri Ofisi piyasaya bir an önce aktif olarak girmeli ve regülasyon görevini yerine getirmelidir. Regülasyon için Toprak Mahsulleri Ofisinin açıklayacağı fiyat da 65 yeni kuruştan aşağı olmamalıdır.

Sayın Bakan, bir televizyon programında, buğday fiyatlarının kritik seviyenin altına düşmesi hâlinde Toprak Mahsulleri Ofisinin piyasaya müdahale edeceğini ifade etmiştir. Şimdi Sayın Bakana soruyorum: Bu kritik seviye nedir? Toprak Mahsulleri Ofisinin müdahale alım fiyatını açıklama zamanı gelmemiş midir? Yine Başbakan, bugün yaptığı bir açıklamada “Biz fiyat açıklarsak fiyatlar bugünkü fiyatları altına düşer, çiftçimiz fiyatlardan memnundur.” demiştir. Bu konuda ya Sayın Başbakan yanlış biliyor ya da Sayın Başbakana doğru bilgi verilmiyor. Çünkü, fiyatlar geçen seneki alım fiyatları seviyesine düşmüştür. Çiftçi fiyatlardan memnun değildir. Çiftçimiz kan ağlamaktadır. Biz, Hükûmeti tekrar uyarıyoruz: Müdahale fiyatını bir an önce açıklayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) – Biraz daha geç kalınırsa zaten fiyat açıklamanın bir anlamı da kalmayacaktır.

Sayın milletvekilleri, biz bu yanlışları yaparken Avrupa Birliği, önümüzdeki yıllarda artacak olan buğday talebini karşılamak için gümrüksüz buğday ithalatı yapma süresini uzatmış, buğday alanlarının daraltılması uygulamasından vazgeçerek üretimin artırılmasını sağlayacak politikaları uygulamaya koymuştur. Ülkemiz de buğday üretiminin devamını sağlamak için gerekli tedbirleri almak zorundadır.

Sayın milletvekilleri, diğer yandan Hükûmet, zaten çiftçilerimize ödenmesi beklenen doğrudan gelir desteğinin yüzde 50’sini, tohumluk, yem bitkileri desteği ve diğer ürünlerden bekleyen prim ve hayvancılık desteklerini bir an önce ödemelidir. Ayrıca, çiftçilerimizin tarımsal sulama amacıyla kullandıkları elektrik borçları da faizsiz ertelenmelidir.

Yine son günlerde basından öğrendiğimiz kadarıyla buğday piyasalarına girmeyen TMO 300 bin ton mısır ithalatını planlamış, bunun 150 bin tonunun Türkiye'ye teslim edildiği bildirilmiştir. Mısır hasadının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Paksoy.

MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) – Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, hasat mevsiminde çiftçilerin durumu hakkında söz isteyen Denizli Milletvekili Sayın Hasan Erçelebi’ye aittir.

Buyurun Sayın Erçelebi. (DSP sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

HASAN ERÇELEBİ (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hasat mevsimi, harman zamanı olması nedeniyle çiftçilerimizin son durumu hakkında söz aldım. Yüce heyetinizi Demokratik Sol Parti ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Türkiye, tarımda kendi kendine yeten bir ülke konumundan hızla uzaklaşmaktadır. 2007 yılında yüzde 75’lik rekor düzeyde bir küçülmeyle Türk tarımı küçülmüştür. Tarımsal girdi maliyetlerindeki artış nedeniyle geleceğe yönelik umutları da yok olmuştur Türk tarımının. Çiftçimizin en önemli girdilerinin başında gelen mazot fiyatları, son bir yılda yüzde 35, AKP’nin altı yıllık Hükûmeti döneminde 3,5 kart artmıştır. Çiftçilerimizin canını yakan mazot fiyatlarının bu kadar yüksek olması ise, özel tüketim vergisi ve katma değer vergisidir. Çiftçilerimizin mazota ödediği her 100 YTL’nin 30 YTL’si ÖTV, 18 YTL’si ise KDV olarak devlete gitmektedir. Oysa AKP Hükûmeti, pırlantada ÖTV’yi de, KDV’yi de sıfır olarak belirlemiştir. Şimdi Hükûmete soruyorum: Çiftçilerimiz mazot yerine pırlanta mı kullansın? Milletimiz ekmek yerine pırlanta mı yesin?

Çiftçilerimizin temel girdilerinden bir diğeri olan gübrede durum daha vahimdir. Gübredeki artış geçen yıla göre yüzde 159’u geçmiştir. DAP gübresinin kilosu 2007 Ocak ayında 0,538 YTL iken, şu anda 1,950 YTL olmuştur; artış yüzde 350’dir. 20.20.0 gübresi 2007 Ocak ayında 0,390 YTL iken, şimdi 1,150 YTL’dir; artış yüzde 300’dür.

Mazot ve gübre fiyat artışlarına paralel olarak ürün fiyatlarında artış olmamıştır. Çiftçinin kara gün dostu olarak bilinen Toprak Mahsulleri Ofisinin yayımladığı kamuoyu açıklaması, işte bu açıklama, gerçekten çiftçimizin tefeciye teslim edilişinin ilanıdır. Toprak Mahsulleri Ofisi, İlk defa, avans fiyat, emanet alım gibi ne anlama geldiği belli olmayan çiftçimizle alay eden bir yaklaşım içerisindedir.

Bu kamuoyu açıklamasında, avans fiyat bir müdahale fiyatı değildir. Önümüzdeki günlerde piyasalardaki muhtemel gelişmeler değerlendirilerek müdahale fiyatı açıklanabilecektir denilmektedir.

Yani, çiftçimiz öldükten sonra cenaze arabası mı göndereceksiniz Sayın Bakanım, öyle mi? Toprak Mahsulleri Ofisini ne zaman kapatacaksınız? Bütün bunlar, sanki kapatılmanın birer hazırlığı.

Hükûmetin yanlış tarım politikaları nedeniyle Türk çiftçisinin borçları 10 milyar YTL’yi aşmıştır. Ziraat Bankasının zorluk çıkarması sonucunda, çiftçi, özel yabancı bankalara topraklarını ipotek ederek borçlanmıştır. Şimdi topraklarını, borç aldığı bankalara vermek zorunda kalmaktadır. Çiftçilerimiz, doğdukları, doydukları topraklardan doyamadığı için göç etmektedir.

AKP Hükûmeti çiftçisine sahip çıkmazken, üye olmaya çalıştığı AB çiftçisine tam destek vermektedir. AB, bütçesinin yüzde 40’ını tarımsal desteğe ayırmaktadır. Bugün Türk çiftçisi, dünyanın en pahalı mazotunu, en pahalı gübresini, en pahalı sulama elektriğini kullanmak durumundadır. Buna karşılık, Türk çiftçisine verilen destek her geçen gün azalmaktadır.

2007 güz döneminde dikilen sertifikalı fidanlar için destekleme hâlâ verilmemiştir ve bir ödeme planı da yoktur. Türkiye’de tarımda ciddi olarak bir çöküş süreci yaşanmaktadır. Anadolu’daki deyimle, çift artık bozuluyor.

Ey Hükûmet yetkilileri; benim ve çiftçilerimizin çığlıklarını duyuyor musunuz? Eğer, çiftçiye kulak vermezseniz, milletimiz, vatandaşımız aç kalacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

HASAN ERÇELEBİ (Devamla) – Çiftçi üretmezse, ekip biçemezse ülke aç kalır. Çiftçilerimiz adına sizden talep ediyorum: Mazotta ÖTV’yi, KDV’yi kaldırın. Gübredeki KDV’yi kaldırın. Ziraat Bankasını yabancıya satma sevdasından vazgeçin, çiftçimizin bankası yapın. Ziraat Bankasının kapısına gelen çiftçilerimizi yabancı banka kapılarına kul etmeyiniz.

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz cuma günü, arkadaşlarımla beraber, Gülnar ilçemizde meydana gelen üzücü orman yangın alanında incelemelerde bulundum. Gülnar ormanları zengin ekolojik yapısı ve 1.500 çeşit florasıyla dünyada eşi olmayan bir zenginliğimizdi. Şimdi, bu zenginlik, 100 hektarlık alanda yok olmuştur. Burada yaşayan vatandaşlarımız her şeyini kaybetmişlerdir. O yüzden Gülnar, köyleriyle birlikte afet bölgesi ilan edilmelidir, işsiz kalan gençlere iş olanakları verilmelidir. Kalıcı konutlar kış gelmeden hak sahiplerine verilmelidir diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erçelebi.

Hükûmet adına Tarım Bakanı Sayın Mehdi Eker.

Buyurun Sayın Eker.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Paksoy ve Sayın Erçelebi’nin yaptıkları gündem dışı konuşmalara cevap vermek üzere huzurlarınızdayım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bulunduğumuz tarih itibarıyla Türkiye’de Akdeniz, Ege, Marmara, Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde hububat hasadı yüzde 100 olarak tamamlanmıştır. İç Anadolu’da buğdayda yüzde 50 oranında, arpada yüzde 80 oranında, Karadeniz’de yüzde 60 oranında buğday, yüzde 95 oranında arpa hasadı tamamlanmış, Doğu Anadolu Bölgesinde buğday hasadı henüz başlamayıp, arpa yüzde 5 oranında gerçekleşmiştir. Türkiye’deki bütün bölgeleri, Türkiye ortalamasını dikkate aldığımızda da buğdayda yüzde 70 oranında hasat tamamlanmış, arpada ise yüzde 85 oranında tamamlanmıştır.

Burada, bu sene, tabii, bizim tespitlerimize göre Türkiye’de otuz beş vilayette, otuz beş vilayete ait, otuz beş ile ait iki yüz on ilçede belirli bir düzeyin üzerinde olmak üzere hububat ekilişleri kuraklıktan dolayı zarar görmüştür. Bu arada bu vatandaşlarımızla, bu çiftçilerimizle ilgili olarak da yapacağımız destekle ilgili kararname de dün Bakanlar Kurulunda imzalandı, tamamlandı, Sayın Cumhurbaşkanının imzasına, onayına sunuldu.

Biz, öncelikle bir daha, tabii, bu şekilde bir afetle, bir kuraklık problemiyle karşılaşmamayı umut ederek vatandaşlarımıza, ekilişleri zarar gören vatandaşlarımıza ödeme yapacağımızı yani sonbaharda bu vatandaşlarımızın tekrar tarlalarına gidip tekrar ekiliş yapabilmelerine imkân sağlayacak şekilde onlara hem tohumluk hem biraz da diğer girdilerini bir miktar desteklemek amacıyla bir parasal yardım yapıyoruz bu kararnameyle.

Ne yapıyoruz? Buğdayda dekar başına 22 YTL, buğday üreticisi için, buğday çiftçisi için dekar başına 22 YTL, mercimek keza 22 YTL, nohut 30 YTL, fiğ, burçak ve mürdümük diye bilinen yem bitkisi, yem bitkileri dekar başına 24 YTL ve arpada da dekar başına 13 YTL olmak üzere bir maddi destek, nakdî destek temin edilecektir. Bunun dışında, gerek Ziraat Bankası gerekse tarım kredi kooperatiflerine olan tarımsal kredi borçları da kararnamenin yayımlandığı tarih itibarıyla bir yıl süreyle borçlar da ertelenmiş olacaktır. Tabii, geçen bu üç aylık süre içerisinde, miadı dolmuş ve takibe girmiş olan alacakları da kapsama alıyor.

BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) – Sayın Bakan, faizler ne olacak peki?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, biz, Türkiye’de şu ana kadar…

Tabii, arkadaşlarımız biraz da muhalefet olmanın rahatlığıyla konuşuyorlar. İşte “Efendim, ÖTV’yi kaldıralım, KDV’yi kaldıralım, vesaire...” anlayışıyla yaklaşıyorlar. Tabii, bunların hiçbirisi gerçekçi değil. Bu arkadaşlarımızın iktidar olduğu dönemlerde Türkiye’deki faiz oranları da Türkiye’deki katma değer vergisi oranları da diğer vergilerdeki oranlar da vatandaşa da çiftçiye de bindirilen yükün ne kadar ağır olduğu, çok yakın bir tarih olması hasebiyle hafızalarda canlılığını hâlâ sürdürmektedir.

AHMET BUKAN (Çankırı) – Girdiler 4 misli arttı, buğday kaç misli arttı?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Sizin verdiğiniz destek 1,8 milyar YTL idi. Türk çiftçisine verdiğiniz bütün destek buydu ve bunu biz 3 kat artırdık.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Bakan, o 2002’deydi, 2008’e geldik.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 2008’de de 3 kattan fazla arttı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Toprak Mahsulleri Ofisi, bizim Hükûmetimiz döneminde ilk defa olarak 2005 yılında hububatta prim uygulaması başlattı ve ondan beri de devam ettiriyor. Yani biz, sadece piyasa fiyatı desteğiyle bir mekanizmanın işletilmesini doğru bulmuyoruz, bu ekonominin kuralları için de doğru değildir, memleketin kaynaklarının doğru kullanılması açısından da rasyonel bir tutum ve davranış değildir. Ya ne yapıyoruz? Biz, çiftçiyi, üretimini destekleyecek, imkânlarını artıracak, gelirini daha yüksek bir noktaya taşıyacak şekilde desteklemek suretiyle çiftçiye katkı sağlıyoruz.

Bakın, biz, 2005 yılında, 2006 yılında, 2007 yılında buğdaya, arpaya, çavdara, yulafa, çeltiğe prim uygulaması getirdik. Bu sene de 2008 yılı için de -ki bunu bugün, sabahleyin açıkladım- buğdaya kilogram başına eski parayla 50 bin lira, yeni parayla 5 yeni kuruş, arpa, çavdar ve yulafa kilogram başına 4 yeni kuruş yani 40 bin lira, çeltiğe de 10 yeni kuruş prim uygulaması getiriyoruz bu yılın ürününe karşılık olarak.

Bir şey daha yapıyoruz…

BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) – Sayın Bakan, gübre fiyatları yüzde 200…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Cumhuriyet tarihinde ilk defa olarak baklagillere de biz prim uygulaması getiriyoruz. Bakın, nohut, mercimek ve kuru fasulyede de yine kilogram başına 10 yeni kuruşluk bir prim ödemesi kararı aldık ve onu da çiftçimize biz vereceğiz.

Çünkü, değerli milletvekilleri, öte taraftan, gerek Polatlı, Konya, Eskişehir, Edirne ticaret borsalarını -hububat alım borsaları buralar, alım satımın yapıldığı yerler- gerek bu dört merkezi gerekse Türkiye'nin hububat ekilişi yapılmış ve hububat alışverişi yapılan bütün bölgelerini, biz, gün gün takip ediyoruz oradaki il, ilçe tarım müdürlüklerimiz, vatandaşlarımız, çiftçi örgütleri, çiftçiler vasıtasıyla ve şu ana kadar… Bakın, makarnalık buğdaylarda Türkiye ortalamasını söylüyorum, Türkiye ortalamasındaki fiyatları söylüyorum: 750 ila 850 YTL, bazı yerlerde 900 YTL’nin üzerinde makarnalık buğdayın ton fiyatı.

TANSEL BARIŞ (Kırklareli) – Sayın Bakanım, Trakya’da 450.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Şimdi, “Anadolu kırmızı sert buğday” dediğimizde de -ki barem olarak 1 kabul ediyoruz bunu, diğer buğdayları buna göre derecelendiriyoruz- 480 ila 680 arasında değişiyor.

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Bizim buğdayları söylüyorsunuz.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -

Kırmızı yarı sert, beyaz yarı sert buğdaylar 440 ile 550 YTL arasında değişiyor tonu fiyatları, arpa 430 ile 650 arasında değişiyor.

TANSEL BARIŞ (Kırklareli) – Sayın Bakan, Trakya’da 450.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi bu fiyatlar gerek üretici maliyeti, üretici enflasyonu dikkate alındığında gerekse dünyadaki gelişmeler dikkate alındığında çiftçimiz açısından bu fiyatlar…

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Makul… Öyle mi?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …iyi fiyatlardır, makul fiyatlardır.

BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) – Bravo Bakan, bravo!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bakın, borsa fiyatlarında ise ortalama makarnalık buğdaylarda 795-800, ekmeklik buğdaylardan Anadolu kırmızı sert buğdayda 525 ile 565; kırmızı yarı sert, beyaz yarı sert buğdaylarda 455 ile 555 arasında şu anda borsalarda işlem görmektedir.

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Seni yanıltmışlar Sayın Bakan. Bu fiyatlar hangi borsada?

TANSEL BARIŞ (Kırklareli) – Faizlerden bahsedin.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 450 ile 515 arasında da arpa fiyatları şu anda bu fiyattan satılıyor.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bu tarife göre çiftçi zil takıp oynayacak sevincinden.

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Bir sayar mısınız, hangi borsada?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; biz her zaman çiftçinin yanında olduk.

TANSEL BARIŞ (Kırklareli) – Sayın Bakan, Trakya’ya beraber gidelim. Çiftçi perişan orada.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bir şey çok kesindir, bir husus çok kesindir ki sizin döneminizden kesinlikle çiftçi daha iyidir.

NESRİN BAYTOK (Ankara) – Hangi dönem?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sizin döneminizden kesinlikle üretici daha iyi durumdadır. Onu da herkes biliyor.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hangi dönem bizim dönem?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakın, 2007 yılında buğdayda üretim maliyetinin yüzde 44 oranında biz destek sağladık. Üretim maliyetinin yüzde 44’ü destek olarak ödeniyor buğday üreticisine.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Gözümüze bakarak konuş.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Arpanın yüzde 34’ü, yulafın yüzde 34’ü, çavdarın yüzde 35’i destek olarak ödenmektedir buğday ve diğer üreticilere.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim…

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Sayın Bakan, ben de çiftçiyim. Bana bakarak konuş, gözüme bakarak konuş.

BAŞKAN – Sayın Ekici, lütfen…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi yerinizden bu şekilde…

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Türkiye’yi mi anlatıyorsun, Türkiye’yi mi?

BAŞKAN – Sayın Ekici, lütfen…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Biraz saygılı olursanız daha iyi olur.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – ...borcumuz yüzünden.

BAŞKAN – Sayın Akkuş…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim gerek hububat ürünleriyle ilgili gerekse baklagillerle ilgili bu seneki bizim üretimimiz… Tabii geçen sene şiddetli bir kuraklık yaşandı Türkiye’de. Geçen sene 12,3-17,4 milyon ton civarında bir hububat rekoltesi, bir buğday rekoltesi daha doğrusu aldık.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Geçen sene Çevre Bakanı “Kuraklık yok.” dedi bu kürsüden.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bu sene, geçtiğimiz yıla göre, kuraklığa rağmen verim artışı sebebiyle üretimimiz daha iyi. Yani, bizim beklentimiz bunun 18 milyon ton civarında olacağı şeklinde. Dolayısıyla, Türkiye’nin tüketiminin 16,5 milyon ton civarında olduğu dikkate alındığında bu ihtiyacımızı, bu sene buğday üretimi ihtiyacımızı giderecek boyuttadır. Diğer ürünlerle ilgili olarak da örneğin mısırda yine bir üretim artışı bekleniyor. Geçen sene 3,5 milyon tonluk bir üretim hasadı vardı, mısırda bir üretim vardı. Bu sene bunun 4 milyon tondan az olmayacağı yönünde hesaplamalar yapılıyor.

Bütün bu gelişmelerle birlikte, Türkiye’nin bu hâlen içinde bulunduğumuz hasat sezonunda üreticinin durumunu, fiyatların durumunu biz takip ediyoruz, gün gün takip ediyoruz.

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Takip etseniz ne olacak, ne yapıyorsunuz ki? Ofis mal alıyor mu?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Eğer herhangi bir müdahale gerekirse o müdahaleyi biz yaparız. Çiftçimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanında oluruz ve bugüne kadar da yaşanan gelişmeler de aslında bunun böyle olduğunu…

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Siz kimin kara gün dostu oldunuz; çiftçinin mi, tüccarın mı?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Biz çiftçimizle mutluyuz. Çiftçimiz de bizden memnun. Memnuniyetini de gerektiği zaman zaten Türk çiftçisi dile getiriyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dile getirmesi gerektiği zamanlarda dile getiriyor. Onda da sizin bir endişeniz olmasın.

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Paramız yok diyemiyorsunuz, sizin buğdayınızı alamıyoruz diyemiyorsunuz, faize para ödeyeceğiz diyemiyorsunuz.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Biz bundan sonraki dönemde de  bu desteklere devam edeceğiz.

Sayın milletvekilleri, bugün itibarıyla bu seneki bütçemizin 5,4 milyar YTL; 5,4 katrilyon yani biraz önce konuşan değerli muhalefet mensubu milletvekillerimizin hükûmet olduğu döneme nispetle tam 3 kat daha fazla. Biz bunun 4,5 milyar YTL’sini bugün, 15 Temmuz itibarıyla Türk çiftçisine ödemiş durumdayız. Ağustos ayında da planlandığı gibi doğrudan gelir desteğinin kalan yarısı ödenecek, o şekilde zaten programlandı. Şu anda da ufak tefek küçük desteklemeler dışında biz paranın tamamını bu saate kadar ödedik, bundan sonra da ödeyeceğiz.

Şimdi, geçen sene Türkiye tarımda şiddetli bir kuraklık yaşadı, tabii, bir küçülme tarımda, doğal olarak, bunun etkisini gösterdi ama bu sene 2008 yılı büyüme rakamları açıklandı ve ilk çeyrekte tarımdaki büyüme 5,6.

Şimdi, biraz önce bir arkadaşımız: “Efendim, Türkiye hızla kendine yeterli olan bir ülke olmaktan uzaklaşıyor.” diye bir şey söyledi. Arkadaşlar, tarımda kendi kendine yeterliliğin tanımı yok. Bu da, hiçbir zaman böyle bir şey olmadı. Bir söz vardır: Türkiye kendi kendine  yeten yedi ülkeden bir tanesidir. O yedi ülke, hadi bir tanesi Türkiye diyelim -ki öyle bir şey yoktu- ama o altı ülkeden bir tanesinin de kim olduğunu hiçbir zaman kimse açıklamadı. Hiçbir zaman Türkiye’de o kendi kendine yeten yedi ülkenin ikincisinin kim olduğunu hiç kimse açıklamadı. Şimdi, bunlar son derece de, tabii, aslında çok tutarlı olmayan yaklaşımlar. Türkiye, bugün, tarımsal üretimi itibarıyla beş yıl öncesinden çok daha iyidir. Beş yıl önce Türkiye’de üretilen tarımsal ürünlerin değeri 22 milyar dolar idi. Bugün 50,6 milyar dolar. Beş yıl önce Türkiye 4 milyar dolarlık tarım ürünü ihraç ediyordu. Bugün 10 milyar dolar yaklaşık tarım ürünü ihraç ediyor. Beş yıl sayemizde…

BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) – Sayenizde köylünün buğdayı kaldı, sayenizde.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayemizde tabii. Bizim sayemizde Türkiye buğdayda kalite sorununu aştı. Bizim sayemizde aştı. Bizden önce, Türkiye, miktarda ihtiyacından fazla ürettiği hâlde ithalat yapıyordu. Bugün öyle bir şey yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) – Pirinçten bahset Sayın Bakan, pirinçten.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Pirincin üretimini iki kat arttırdık. Pirincin üretimi iki kat arttı. 320 bin tondan 650 bin tona çıktı pirinç üretimi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TANSEL BARIŞ (Kırklareli) – Yok, piyasada yok Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bunu kim yaptı? AK PARTİ yaptı. Neyle yaptı? Destekle yaptı.

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Sayın Bakanım, siz yazın Ofise…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, bakın, siz hiç bu konularda bizimle yarışamazsınız. Asla yarışamazsınız. Çünkü tarımın bütün göstergeleri sizden devraldığımız noktadan çok çok daha iyidir, çok çok daha iyi olacaktır. Hiç bundan…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bizden devralmadın ya! Allah, Allah! Kimden devraldın?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bunu Türk milleti de biliyor, Türk çiftçisi de biliyor. Türk çiftçisi de biliyor, Türk milleti de biliyor. Tüm seçmenler de biliyor. Dolayısıyla biz bundan sonra da Türk tarımını büyüteceğiz, büyütmeye devam edeceğiz, destek vermeye de devam edeceğiz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Muhalefette de yoktuk o zaman.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bu çiftçi de bizim, üretici de bizim. Bizimle onların arasına girmeyin. Bizimle onların arasına giremezsiniz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TURGUT DİBEK (Kırklareli) –“Ofis tüccarın kara gün dostu” diye yazın budan sonra Ofis binalarına. Çiftçinin değil, tüccarın artık.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Gündem dışı üçüncü söz dış müteahhitlik hizmetlerikonusunda söz isteyen Siirt Milletvekili Sayın Mehmet Yılmaz Helvacıoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Helvacıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

 

M. YILMAZ HELVACIOĞLU (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin hizmetler sektörü ihracatına katkıda bulunan başlıca sektörlerden biri olan yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin son yıllarda artan performansını değerlendirmek üzere şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu nedenle hepinize saygılar sunuyorum.

Ülkemizin son yıllarda dış müteahhitlik hizmetlerinde gösterdiği yükselişin arkasında kamu ve özel sektör arasında sağlanan sürekli diyalog ve iş birliğiyle Hükûmetimizin etkin politikaları, vizyon sahibi sanayici ve iş adamlarının doğru stratejileri ve Hükûmetimizin desteğiyle olumsuz koşullara rağmen şartları zorlamaları ve üstün gayretleri yatmaktadır. Dış ticaret yoluyla dünyayla bütünleşen ülkelerin gelişip kalkındığını ve refah düzeylerinin arttığını görmekteyiz. Aynı şekilde dış ticaret ile dünyaya açılan firmalarda büyümekte, yüksek katma değer ve istihdam yaratmaktadır.

Türk müteahhitliğinin yurt dışına açılması 1970’lerin ilk yarısında başlamıştır. Müteahhitlerimizin hizmetlerini ihraç ettikleri ilk ülke Libya olmuştur. Türk müteahhitleri Libya projelerine gerekli teknolojiyi Avrupa ülkelerinden ithal ederek başlamışlardır. Daha sonra büyümekte olan Türk müteahhitlik hizmetleri diğer uluslararası piyasalara Irak, Ürdün, Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve İran gibi Ortadoğu ülkelerinden başlayarak girmişlerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk müteahhitleri tarafından 2003’te 3,55 milyar dolar, 2004’te 6,53 milyar dolar, 2005’te 9,79 milyon dolar, 2006’da 15,9 milyar dolar ve 2007 yılında yaklaşık 19,5 milyar dolar tutarında ihale üstlenilmiştir.

2003-2007 yılları arasında üstlenilen projelerin ülkelere göre dağılımına bakıldığında: Rusya Federasyonu yüzde 21,6 ile lider konumunu sürdürmüş, onu Libya yüzde 12,1, Katar yüzde 8,8, Kazakistan yüzde 7,3 ve Irak yüzde 6,1 ile izlemektedir. Bu dönemde göze çarpan diğer gelişmeler ise: Türkmenistan yüzde 4,9, Romanya yüzde 4,4, Birleşik Arap Emirlikleri yüzde 4 ve Suudi Arabistan’da yüzde 3,9 yaşanan canlanmanın yanı sıra Afganistan yüzde 2,9, Ürdün yüzde 2,6, Cezayir yüzde 2,6, Azerbaycan yüzde 2,3, Umman yüzde 2,3, Fas yüzde 1,9, İrlanda yüzde 1,6, Ukrayna yüzde 1,5, Tunus yüzde 1,1, Bulgaristan yüzde 1, İran yüzde 0,9, Gürcistan yüzde 0,8 yeni pazarlar olarak ortaya çıktıkları görülmektedir.

Son dönemde böylesine istikrarlı ve sağlıklı bir büyüme gerçekleştiren Türk müteahhitlik sektörü aynı zamanda üstlenilen projelerin niteliği ve büyüklüğü açısından da olumlu yönde değişiklikler yaşanmaktadır. Daha önceleri küçük ölçekli ve emek gerektiren yoğun teknolojiyle çalışan müteahhitlerimiz artık daha az sayıda ancak daha büyük ve entegre projeler üstlenmeye başlamışlardır. 2003-2007 yıllarında üstlenilen 58 milyar dolar değerindeki projelerin yaklaşık yarısını 200 milyon doların üzerinde projeler oluşturmaktadır.

Yurt dışı müteahhitlik hizmetleri sektöründe bugüne kadar 105 milyar tutarındaki yaklaşık 4.200 adet projenin yüzde 98’i komşu ve çevre ülkelerde üstlenilmiştir. Son dönemde üstlenilen proje sayısında bir düşüş olmasına rağmen toplam proje bedeli yükselmekte, bu durum da, Türk müteahhitlerinin artık yüksek katma değeri olan projelerle ilgilendiğini göstermektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uluslararası müteahhitlik sektörünün önde gelen yayınlarından Engineering News Record dergisinin bir yıl içerisinde üstlenilen projelerin toplam bedeli üzerinden her yıl belirlediği dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firmasını gösteren listede Türkiye 2007 yılında 22 firmayla Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’den sonra, bugün Başbakanımızın da grupta ifade ettiği gibi, üçüncü sırada yer almaktadır. Bu firmalardan ilk 6’sı söz konusu listede ilk 100 firma arasında yer almaktadır.

Yurt dışı müteahhitlik ve müşavirlik hizmetleri rejimi oluşturulmasıyla ilgili çalışmalar, rejimin Sayın Başbakanın imzası ve Yurt Dışı Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik Hizmetleri Konseyi Kurulması Genelgesi şeklinde hayata geçirilmesiyle tamamlanmıştır. 20 Temmuz 2007 tarihinde yürürlüğe giren 2007/20 sayılı bu genelgeyle kamu ve özel sektör kuruluşlarınca müştereken belirlenecek hedef, stratejik plan ve politikalar doğrultusunda yurt dışı müteahhitlik ve teknik müşavirlik hizmetleri alanında kamu kurum ve kuruluşlarının yetki ve sorumluluklarının belirlenmesiyle, özel sektörün bu çerçevede yürütülecek faaliyetlere etkin katılımı ana hedef olarak gösterilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

M. YILMAZ HELVACIOĞLU (Devamla) - Konsey, Maliye Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Devlet Planlama, Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası, Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği başkanlarının katılımıyla teşekkül ettirilmiştir. Konseyde yer alan özel sektör kuruluşlarının koordinasyonunun Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından sağlanması öngörülmüştür. Son yıllarda geliştirilen etkin politikalarla, dört kıtada altmış beş ülkede, uluslararası müteahhitlik hizmetleri standartları en yüksek teknolojik araçlar kullanılarak çalışılmaktadır. Bugün ülkemiz, müteahhitlik hizmetleri ihraç eden dünyadaki başlıca ülkeler arasına girmeyi başarmıştır. Türk müteahhitliğinin güvenirliliği, yaratıcılığı ve maliyet avantajı ile uluslararası inşaat pazarında dünyanın en büyük müteahhitlik firmaları ile rekabet edebilecek düzeye gelmiş olması ülkemiz adına memnuniyet verici bir durumdur. Artarak devam etmesini diler, hepinize saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Helvacıoğlu.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

 

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Plan ve Bütçe Komisyonunun, 1/623 esas numaralı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın, İç Tüzük’ün 34’üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kendisine esas olarak havale edilmesine ilişkin istemi, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunca da uygun bulunduğundan, bu istem İç Tüzük’ün 34’üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Başkanlığımızca yerine getirilmiştir.

Bilgilerinize sunulur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının iki tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup bilgilerinize sunacağım.

Okutuyorum:

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Hırvatistan Parlamentosu Dış Politika Komitesinin vaki davetine istinaden, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir Parlamento Heyetinin, Hırvatistan’a resmî bir ziyarette bulunması Genel Kurul’un 3 Temmuz 2008 tarih ve 126 sayılı birleşiminde kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi hakkında 3620 Sayılı Kanunun ikinci maddesi uyarınca heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının bildirmiş olduğu isimler Genel Kurul’un bilgilerine sunulur.

                                                                                                         Köksal Toptan

                                                                                      Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                 Başkanı

 

Metin Yılmaz                                      Bolu Milletvekili

Murat Mercan                                     Eskişehir Milletvekili

Abdürrezzak Erten                             İzmir Milletvekili

Hüseyin Tuğcu                                   Kütahya Milletvekili

Metin Ergun                                       Muğla Milletvekili

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Çin Ulusal Halk Meclisi İçişleri ve Adalet Komisyonu’nun vaki davetine istinaden, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan bir Parlamento Heyetinin, 20-27 Temmuz 2008 tarihleri arasında Çin Halk Cumhuriyeti’ne resmi bir ziyarette bulunması Genel Kurul’un 29 Nisan 2008 tarih ve 96 sayılı birleşiminde kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi hakkında 3620 Sayılı Kanunun ikinci maddesi uyarınca heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının bildirmiş olduğu isimler Genel Kurul’un bilgilerine sunulur.

                                                                                 Köksal Toptan

                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                     Başkanı

 

Ahmet İyimaya                               Ankara

İlknur İnceöz                                 Aksaray

Mehmet Tunçak                              Bursa

Metin Çobanoğlu                            Kırşehir

Ali Öztürk                                     Konya

Ali Rıza Öztürk                              Mersin

Yahya Akman                                 Şanlıurfa

 

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Plan ve Bütçe Komisyonunun 264 sıra sayılı kanun tekliflerinin İç Tüzük’ün 88’inci maddesine göre Komisyona geri verilmesine dair bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

 

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemde yer alan 264 sıra sayılı Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin tümüyle İçtüzüğün 88 inci maddesi gereğince Komisyonumuza iade edilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                           Sait Açba (Afyonkarahisar)

                                                                 Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı

 

BAŞKAN – 264 sıra sayılı kanun teklifleri Plan ve Bütçe Komisyonuna geri verilmiştir.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin iki önerge vardır, okutuyorum:

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizin büyük bölümü 1. ve 2. derece deprem kuşağında yer almaktadır. 1999 yılında yaşadığımız felaketlerin ardından; büyüklüğü o kadar olmasa da bir çok depremler oldu. Üstelik olası bir Marmara depreminden de sürekli bahsediliyor.

1999'da Gölcük'te meydana gelen depremde, ölüm ve yaralanmaların büyük çoğunluğu binalardaki hatalar yüzünden meydana geldi. Yıkılan binalarda yüzlerce insan enkaz altında kaldı. Bu sayede, deprem bölgelerindeki binaların depreme dayanıklı olmadığı somut bir şekilde görüldü. Ancak, bu olayın üzerinden geçen zamana rağmen, bir çok deprem bölgesindeki binalar yine depreme dayanıksız olarak yükselmeye devam ediyor.

Halkın arasında ve medyada olası bir Marmara depremi ile ilgili çeşitli senaryolar sürekli tartışılıyor. Bilim adamları ve konunun uzmanları tarafından; Marmara'da olabilecek depremle ilgili çeşitli uyarılar yapılıp, zaman kaybedilmeden önlemlerin alınması gerektiği ile ilgili çalışmalar ortaya konulmuştur.

Marmara'da yaşanabilecek bir depremde özellikle İstanbul'un büyük hasar göreceği ortadadır. Bunun yanında denize kıyısı bulunan Bursa ili ve ilçelerinin de zarar göreceği bilim adamları tarafından açıklanmıştır. Mudanya, Gemlik, Karacabey ilçeleri, Marmara denizine kıyısı olduğu için etkilenme düzeyleri de fazla olacaktır.

Konunun uzmanlarının ortak görüşleri arasında; özellikle yerel yönetimlerin yapması gereken çalışmaları yapmadıkları ve gerekli maddi kaynakları depremden korunma ve önlem çalışmaları için ayırmadığı, depremlerle ilgili ulusal ve yerel strateji belirlenmediği, şehir planlamalarının siyasi çıkarlar yönünde şekillendiği, deprem bilinciyle hareket edilmeden, sürekliliği olan ve uygulanabilen politikalar üretilmediği konuları yer almaktadır.

Yaşanılan acıların yüreklerde bıraktığı yaralar halen kapanmadı. Maddi kayıpların telafi edilmesi bir şekilde hayatın devamını teşvik ettiyse de, yakınlarını depremde kaybedenlerin hayatları hep biraz eksik devam ediyor.

Özellikle Marmara bölgesinde; hızlı nüfus artışı, plansız ve denetimsiz şehirleşme göz önüne alındığında depremin neden olacağı yıkım tahmin edilenden yüksek olacağı ortadadır.

Depremlerle ilgili ulusal düzeyde harekete geçilmesi gerekmektedir. İmar ve Yapı Denetim Kanunları olmak üzere mevzuatta yapılması gereken değişiklikler acilen tamamlanmalıdır. Kamu görevlerini yerine getiren binalarla ilgili gerekli önlemler alınmalıdır.

Yukarıda belirtilen nedenlerle, ülkemizde önümüzdeki yıllarda yaşanacak olası bir deprem felaketi öncesinde; gerekli araştırmaların yapılarak, alınabilecek tedbirlerin, çözüm önerilerinin belirlenmesi ve uygulanması konularında, Yüce meclisimizin ve halkımızın bilgilendirilmesi amacıyla, Anayasanın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğünün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Kemal Demirel                                   (Bursa) 

2) Ali Rıza Öztürk                                  (Mersin)

3) Fevzi Topuz                                      (Muğla)

4) Ahmet Ersin                                      (İzmir)

5) Ahmet Küçük                                     (Çanakkale)

6) Sacid Yıldız                                       (İstanbul)

7) Hulusi Güvel                                      (Adana)

8) Mehmet Ali Özpolat                            (İstanbul)

9) Mevlüt Coşkuner                                (Isparta)

10) Rasim Çakır                                    (Edirne)

11) Erol Tınastepe                                 (Erzincan)

12) Ali Rıza Ertemür                               (Denizli)

13) Ali İhsan Köktürk                              (Zonguldak)

14)  Hikmet Erenkaya                             (Kocaeli)

15)  Mehmet  Ali Susam                          (İzmir)

16) Muharrem İnce                                 (Yalova)

17)  M. Akif Hamzaçebi                           (Trabzon)

18) İsa Gök                                           (Mersin)

19) Abdurrezzak Erten                            (İzmir)

20) Şevket Köse                                    (Adıyaman)

 

 

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gerekçesini ekte sunduğumuz, 1999 Marmara Büyük Depreminden sonra İstanbul'da ve deprem felaketinin yaşandığı illerimizde bugüne kadar alınmış olan tedbirler ve bundan sonra ülkemizde yaşanabilecek deprem felaketiyle ilgili alınacak tedbirlerin tespit edilmesi ve yasal düzenlemelerle ilgili Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açllmaslt1hususunda gereğini arz ederiz.

1) Mithat Melen                                                              (İstanbul)

2) Muharrem Varlı                                                          (Adana)

3) Oktay Vural                                                               (İzmir)

4) Gürcan Dağdaş                                                          (Kars)

5) Yılmaz Tankut                                                           (Adana)

6) Hakan Coşkun                                                           (Osmaniye)

7) Akif Akkuş                                                                 (Mersin)

8) Ahmet Orhan                                                             (Manisa)

9) Erkan Akçay                                                              (Manisa)

10) Süleyman Nevzat Korkmaz                                        (Isparta)

11) Hüseyin Yıldız                                                          (Antalya)

12) Behiç Çelik                                                              (Mersin)

13) Mehmet Serdaroğlu                                                   (Kastamonu)

14) Osman Durmuş                                                        (Kırıkkale)

15) Ahmet Bukan                                                           (Çankırı)

16) Ahmet Kenan Tanrıkulu                                             (İzmir)

17) Mehmet Akif Paksoy                                                  (Kahramanmaraş)

18) Yıldırım Tuğrul Türkeş                                               (Ankara)

19) Alim Işık                                                                  (Kütahya)

20) Şenol Bal                                                                (İzmir)

21) İzzettin Yılmaz                                                         (Hatay)

Gerekçe

Yurdumuzun %92'sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95'inin deprem tehlikesi altında yaşadığı bilinmektedir.

Son 55 yıl içerisinde olan depremlerden 55 bin vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 90 binden fazla vatandaşımız yaralanmış, 435 binden fazla bina yıkılmıştır.

İstanbul, Tekirdağ, Yalova, Kocaeli, Sakarya, Bursa, Balıkesir, İzmir, Aydın, Uşak, Manisa, Isparta, Burdur, Denizli, Karabük, Bolu, Düzce, Çankırı, Amasya, Tokat, Erzincan, Tunceli, Bingöl, Adıyaman, Muş, Bitlis, Siirt, Bilecik, Çanakkale, Osmaniye, Adıyaman, Hatay, Hakkari illeri birinci derecede deprem bölgesi olarak bilinmektedir. Saymış olduğumuz bu kadar il risk altındayken AKP iktidarının hükûmet politikalarında depremle ilgili bir çalışma yapmadığı görülmektedir.

İstanbul ili, geçen tarih içerisinde birçok depremle karşı karşıya kalmıştır. En yıkıcı olan deprem Marmara Denizi yakınlarında 10 Eylül 1509 tarihinde olan 6,9 büyüklüğündeki Büyük İstanbul Depremidir. Bu depremden sonra İstanbul 22 Mayıs 1766, 1943, 1957, 1967 ve 17 Ağustos 1999 tarihlerinde büyük depremler yaşamıştır.

17 Ağustos 1999 Büyük Marmara Depremi büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştur. Bu depremde, resmî raporlara göre 17 bin 840 ölü, 43 bin 953 yaralı, 505 kişi de sakat kalmıştır. 285 bin 211 konut, 42 bin 902 işyeri hasar görmüştür. Resmî olmayan bilgilere göre ise, yaklaşık 50 bin ölü, ağır-hafif 100 bine yakın yaralı olmuştur. Ayrıca, 133 bin 683 çöken bina ile yaklaşık 600 bin kişiyi evsiz bırakmış, 16 milyon insan değişik düzeylerde etkilenmiştir. Bu nedenle, Türkiye'nin yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biridir. 17 Ağustos 1999 depremi gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden biridir.

Deprem bilimcileri, İstanbul'da çok yakın bir tarihte yeni bir deprem olabileceğine dikkat çekmektedirler. Bu bilimcilerin açıklamaları da göz önüne alınarak ve geçmişte yaşanan depremlerden sonuç çıkartılarak yüreklerin yanmaması, ocakl