15 Temmuz 2008 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER
KÂTİP ÜYELER:Yusuf COŞKUN (Bingöl) , Harun TÜFEKCİ (Konya)
-----
0 -----
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 130’uncu Birleşimini açıyorum.
YOKLAMA
BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama
yapacağız.
Yoklama için üç dakika süre vereceğim.
Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine
basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik
sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda
hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen
sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel
aracılığıyla, üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica
ediyorum.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN
–Toplantı yeter sayısı yoktur.
Birleşime
beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 15.05
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.10
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER
KÂTİP ÜYELER:Yusuf COŞKUN (Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)
-----
0 -----
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 130’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
YOKLAMA
BAŞKAN – Açılışta yapılan yoklamada
toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi, yoklama işlemini
tekrarlayacağım.
Yoklama için üç dakika süre veriyorum
ve yoklamayı başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere
başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı
söz vereceğim. (Gürültüler)
Sayın milletvekilleri, gündem dışı, üç milletvekili
arkadaşımız sizlere hitap edecekler fakat inanılmaz bir uğultu var. Bu
arkadaşlarımızı dinlemek istemeyen arkadaşlarımız, onları izlemek istemeyenler
lütfen dışarıda sohbetlerine çay içerek devam etsinler daha iyi olur. (MHP
sıralarından alkışlar)
Gündem dışı ilk söz, buğday hasadı ve Toprak Mahsulleri
Ofisinin buğday alımları hakkında söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Sayın
Mehmet Akif Paksoy’a aittir.
Buyurun Sayın Paksoy. (MHP sıralarından alkışlar)
MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; buğday hasadı ve Toprak Mahsulleri Ofisinin buğday
alımı konusunda gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Mayıs ayı içinde Çukurova’da başlayan buğday hasadı
yurdumuzun değişik yörelerinde devam etmektedir. Hasat sona ermek üzeredir.
Çiftçilerimiz ilkbahar aylarında dünya piyasalarında rekor seviyelere ulaşan
buğday fiyatlarından da umutlanarak bu sene ürünlerini iyi bir fiyata
satabileceklerini düşünmüşler, ancak çiftçinin umudunu Hükûmet hüsrana
çevirmiştir. Çukurova ve Ege Bölgesi’nde 55-60 yeni kuruş civarında seyreden
buğday fiyatları AKP Hükûmetinin vurdumduymazlığı ve yanlış politikaları sonucu
bugün serbest piyasada 46 yeni kuruşa kadar düşmüştür. Son bir yıldır buğday
üretiminin ana girdileri olan gübrede yüzde 140, mazotta yüzde 40, tohumda
yüzde 20 artış olmuştur. Girdi fiyatlarındaki bu artışlar buğday maliyetini
yüzde 20 artırmıştır. Buna mukabil buğday fiyatlarındaki artış geçen yıla göre
yüzde 12 civarında kalmıştır.
Sayın milletvekilleri, diğer bölgelerimize göre daha
küçük alanlarda üretim yapan, daha az verim alan ve ürününü daha çok Toprak
Mahsulleri Ofisine satan İç Anadolu çiftçisi perişandır. Çiftçimiz ne
yapacağını, derdini kime anlatacağını bilemez olmuştur. Bu durumun tek
sorumlusu Hükûmetinizdir. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak hububat alım
politikaları konusunda 6 Haziranda yaptığımız basın toplantısında Hükûmeti
uyardık. Bugünkü sorunların yaşanmaması için sorumluluk bilinciyle görüş ve önerilerimizi
kamuoyuna açıkladık. Ancak Hükûmet görüşlerimize rağbet etmemiştir. Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu olarak Sayın Başbakanı ve Hükûmeti tekrar göreve davet
ediyoruz. Garip gureba edebiyatı yapacağınıza
çiftçilerimizin
dertleriyle uğraşın ve Toprak Mahsulleri Ofisinin bir an önce görevini
yapmasını sağlayın.
Sayın
milletvekilleri, Toprak Mahsulleri Ofisi, bu sene buğdayda müdahale alım
fiyatlarını açıklayamadı, ancak geçtiğimiz günlerde aldığı bir kararla buğday
için 50 yeni kuruş emanet alım fiyatı ilan etti ve bunun yüzde 30’unu peşin
ödeyeceğini belirtti. Bu ülkede kimsenin çiftçimizi aldatmaya, kandırmaya hakkı
yoktur. Nedir bu emanet alım, nereden çıkmıştır?
Değerli
milletvekilleri, şimdiye kadar Toprak Mahsulleri Ofisi, hasat döneminde böyle
bir uygulama yapmamıştır. Gerçeği herkes bilmektedir, Toprak Mahsulleri
Ofisinin finans problemi vardır. Toprak Mahsulleri Ofisi, Başbakanın bir inadı
uğruna fındık piyasalarına girmiş ve bunun sonucu olarak yaklaşık 1,5 milyar
YTL zarar etmiştir, bu yüzden piyasalara girememektedir. Hükûmet, bir an önce
bu probleme el koymalı ve Toprak Mahsulleri Ofisinin finans problemini çözerek
piyasalara girmesini ve ülkemizin ihtiyacı olan buğdayı alıp, depolamasını
sağlamalıdır. Dünya piyasalarında kış aylarında buğday fiyatlarının artacağı
kesindir. Gelin, kış aylarında spekülatörlere kazandıracağınız parayı
çiftçimize verin. Aksi takdirde, çiftçimiz gelecek sene bu buğdayı
ekemeyecektir.
Diğer
yandan, bugün, Toprak Mahsulleri Ofisinin emanet alım fiyatı, piyasalarda
müdahale alım fiyatı olarak algılanmış, spekülatörlerin de müdahalesiyle
fiyatlar emanet alım fiyatlarının altına düşmüştür. Bu nedenle, bu yanlış
süratle düzeltilerek Toprak Mahsulleri Ofisi piyasaya bir an önce aktif olarak
girmeli ve regülasyon görevini yerine getirmelidir. Regülasyon için Toprak
Mahsulleri Ofisinin açıklayacağı fiyat da 65 yeni kuruştan aşağı olmamalıdır.
Sayın
Bakan, bir televizyon programında, buğday fiyatlarının kritik seviyenin altına
düşmesi hâlinde Toprak Mahsulleri Ofisinin piyasaya müdahale edeceğini ifade
etmiştir. Şimdi Sayın Bakana soruyorum: Bu kritik seviye nedir? Toprak
Mahsulleri Ofisinin müdahale alım fiyatını açıklama zamanı gelmemiş midir? Yine
Başbakan, bugün yaptığı bir açıklamada “Biz fiyat açıklarsak fiyatlar bugünkü
fiyatları altına düşer, çiftçimiz fiyatlardan memnundur.” demiştir. Bu konuda
ya Sayın Başbakan yanlış biliyor ya da Sayın Başbakana doğru bilgi
verilmiyor. Çünkü, fiyatlar geçen seneki alım fiyatları seviyesine düşmüştür.
Çiftçi fiyatlardan memnun değildir. Çiftçimiz kan ağlamaktadır. Biz, Hükûmeti
tekrar uyarıyoruz: Müdahale fiyatını bir an önce açıklayın.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN –
Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.
MEHMET AKİF
PAKSOY (Devamla) – Biraz daha geç kalınırsa zaten fiyat açıklamanın bir anlamı
da kalmayacaktır.
Sayın
milletvekilleri, biz bu yanlışları yaparken Avrupa Birliği, önümüzdeki yıllarda
artacak olan buğday talebini karşılamak için gümrüksüz buğday ithalatı yapma
süresini uzatmış, buğday alanlarının daraltılması uygulamasından vazgeçerek
üretimin artırılmasını sağlayacak politikaları uygulamaya koymuştur. Ülkemiz de
buğday üretiminin devamını sağlamak için gerekli tedbirleri almak zorundadır.
Sayın
milletvekilleri, diğer yandan Hükûmet, zaten çiftçilerimize ödenmesi beklenen
doğrudan gelir desteğinin yüzde 50’sini, tohumluk, yem bitkileri desteği ve
diğer ürünlerden bekleyen prim ve hayvancılık desteklerini bir an önce
ödemelidir. Ayrıca, çiftçilerimizin tarımsal sulama amacıyla kullandıkları
elektrik borçları da faizsiz ertelenmelidir.
Yine son
günlerde basından öğrendiğimiz kadarıyla buğday piyasalarına girmeyen TMO 300
bin ton mısır ithalatını planlamış, bunun 150 bin tonunun Türkiye'ye teslim
edildiği bildirilmiştir. Mısır hasadının…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Paksoy.
MEHMET AKİF
PAKSOY (Devamla) – Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN –
Gündem dışı ikinci söz, hasat mevsiminde çiftçilerin durumu hakkında söz
isteyen Denizli Milletvekili Sayın Hasan Erçelebi’ye aittir.
Buyurun
Sayın Erçelebi. (DSP sıralarından alkışlar)
HASAN ERÇELEBİ (Denizli) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hasat mevsimi, harman zamanı olması nedeniyle
çiftçilerimizin son durumu hakkında söz aldım. Yüce heyetinizi Demokratik Sol
Parti ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Türkiye, tarımda kendi kendine yeten
bir ülke konumundan hızla uzaklaşmaktadır. 2007 yılında yüzde 75’lik rekor
düzeyde bir küçülmeyle Türk tarımı küçülmüştür. Tarımsal girdi maliyetlerindeki
artış nedeniyle geleceğe yönelik umutları da yok olmuştur Türk tarımının.
Çiftçimizin en önemli girdilerinin başında gelen mazot fiyatları, son bir yılda
yüzde 35, AKP’nin altı yıllık Hükûmeti döneminde 3,5 kart artmıştır.
Çiftçilerimizin canını yakan mazot fiyatlarının bu kadar yüksek olması ise,
özel tüketim vergisi ve katma değer vergisidir. Çiftçilerimizin mazota ödediği
her 100 YTL’nin 30 YTL’si ÖTV, 18 YTL’si ise KDV olarak devlete gitmektedir.
Oysa AKP Hükûmeti, pırlantada ÖTV’yi de, KDV’yi de sıfır olarak belirlemiştir.
Şimdi Hükûmete soruyorum: Çiftçilerimiz mazot yerine pırlanta mı kullansın?
Milletimiz ekmek yerine pırlanta mı yesin?
Çiftçilerimizin temel girdilerinden bir
diğeri olan gübrede durum daha vahimdir. Gübredeki artış geçen yıla göre yüzde
159’u geçmiştir. DAP gübresinin kilosu 2007 Ocak ayında 0,538 YTL iken, şu anda
1,950 YTL olmuştur; artış yüzde 350’dir. 20.20.0 gübresi 2007 Ocak ayında 0,390
YTL iken, şimdi 1,150 YTL’dir; artış yüzde 300’dür.
Mazot ve gübre fiyat artışlarına
paralel olarak ürün fiyatlarında artış olmamıştır. Çiftçinin kara gün dostu
olarak bilinen Toprak Mahsulleri Ofisinin yayımladığı kamuoyu açıklaması, işte
bu açıklama, gerçekten çiftçimizin tefeciye teslim edilişinin ilanıdır. Toprak
Mahsulleri Ofisi, İlk defa, avans fiyat, emanet alım gibi ne anlama geldiği
belli olmayan çiftçimizle alay eden bir yaklaşım içerisindedir.
Bu kamuoyu açıklamasında, avans fiyat
bir müdahale fiyatı değildir. Önümüzdeki günlerde piyasalardaki muhtemel
gelişmeler değerlendirilerek müdahale fiyatı açıklanabilecektir denilmektedir.
Yani, çiftçimiz öldükten sonra cenaze
arabası mı göndereceksiniz Sayın Bakanım, öyle mi? Toprak Mahsulleri Ofisini ne
zaman kapatacaksınız? Bütün bunlar, sanki kapatılmanın birer hazırlığı.
Hükûmetin yanlış tarım politikaları
nedeniyle Türk çiftçisinin borçları 10 milyar YTL’yi aşmıştır. Ziraat
Bankasının zorluk çıkarması sonucunda, çiftçi, özel yabancı bankalara
topraklarını ipotek ederek borçlanmıştır. Şimdi topraklarını, borç aldığı
bankalara vermek zorunda kalmaktadır. Çiftçilerimiz, doğdukları, doydukları
topraklardan doyamadığı için göç etmektedir.
AKP Hükûmeti çiftçisine sahip
çıkmazken, üye olmaya çalıştığı AB çiftçisine tam destek vermektedir. AB,
bütçesinin yüzde 40’ını tarımsal desteğe ayırmaktadır. Bugün Türk çiftçisi,
dünyanın en pahalı mazotunu, en pahalı gübresini, en pahalı sulama elektriğini
kullanmak durumundadır. Buna karşılık, Türk çiftçisine verilen destek her geçen
gün azalmaktadır.
2007 güz döneminde dikilen sertifikalı
fidanlar için destekleme hâlâ verilmemiştir ve bir ödeme planı da yoktur.
Türkiye’de tarımda ciddi olarak bir çöküş süreci yaşanmaktadır. Anadolu’daki
deyimle, çift artık bozuluyor.
Ey Hükûmet yetkilileri; benim ve
çiftçilerimizin çığlıklarını duyuyor musunuz? Eğer, çiftçiye kulak vermezseniz,
milletimiz, vatandaşımız aç kalacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum,
tamamlayın lütfen.
HASAN ERÇELEBİ (Devamla) – Çiftçi
üretmezse, ekip biçemezse ülke aç kalır. Çiftçilerimiz adına sizden talep
ediyorum: Mazotta ÖTV’yi, KDV’yi kaldırın. Gübredeki KDV’yi kaldırın. Ziraat
Bankasını yabancıya satma sevdasından vazgeçin, çiftçimizin bankası yapın.
Ziraat Bankasının kapısına gelen çiftçilerimizi yabancı banka kapılarına kul
etmeyiniz.
Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz
cuma günü, arkadaşlarımla beraber, Gülnar ilçemizde meydana gelen üzücü orman
yangın alanında incelemelerde bulundum. Gülnar ormanları zengin ekolojik yapısı
ve 1.500 çeşit florasıyla dünyada eşi olmayan bir zenginliğimizdi. Şimdi, bu
zenginlik, 100 hektarlık alanda yok olmuştur. Burada yaşayan vatandaşlarımız
her şeyini kaybetmişlerdir. O yüzden Gülnar, köyleriyle birlikte afet bölgesi
ilan edilmelidir, işsiz kalan gençlere iş olanakları verilmelidir. Kalıcı
konutlar kış gelmeden hak sahiplerine verilmelidir diyorum, hepinize saygılar
sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın
Erçelebi.
Hükûmet adına Tarım Bakanı Sayın Mehdi
Eker.
Buyurun Sayın Eker.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Sayın Paksoy ve Sayın Erçelebi’nin
yaptıkları gündem dışı konuşmalara cevap vermek üzere huzurlarınızdayım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bulunduğumuz tarih itibarıyla Türkiye’de Akdeniz, Ege, Marmara, Güneydoğu
Anadolu Bölgelerinde hububat hasadı yüzde 100 olarak tamamlanmıştır. İç
Anadolu’da buğdayda yüzde 50 oranında, arpada yüzde 80 oranında, Karadeniz’de yüzde
60 oranında buğday, yüzde 95 oranında arpa hasadı tamamlanmış, Doğu Anadolu
Bölgesinde buğday hasadı henüz başlamayıp, arpa yüzde 5 oranında
gerçekleşmiştir. Türkiye’deki bütün bölgeleri, Türkiye ortalamasını dikkate
aldığımızda da buğdayda yüzde 70 oranında hasat tamamlanmış, arpada ise yüzde
85 oranında tamamlanmıştır.
Burada, bu sene, tabii, bizim
tespitlerimize göre Türkiye’de otuz beş vilayette, otuz beş vilayete ait, otuz
beş ile ait iki yüz on ilçede belirli bir düzeyin üzerinde olmak üzere hububat
ekilişleri kuraklıktan dolayı zarar görmüştür. Bu arada bu vatandaşlarımızla,
bu çiftçilerimizle ilgili olarak da yapacağımız destekle ilgili kararname de
dün Bakanlar Kurulunda imzalandı, tamamlandı, Sayın Cumhurbaşkanının imzasına,
onayına sunuldu.
Biz, öncelikle bir daha, tabii, bu
şekilde bir afetle, bir kuraklık problemiyle karşılaşmamayı umut ederek
vatandaşlarımıza, ekilişleri zarar gören vatandaşlarımıza ödeme yapacağımızı
yani sonbaharda bu vatandaşlarımızın tekrar tarlalarına gidip tekrar ekiliş
yapabilmelerine imkân sağlayacak şekilde onlara hem tohumluk hem biraz da diğer
girdilerini bir miktar desteklemek amacıyla bir parasal yardım yapıyoruz bu
kararnameyle.
Ne yapıyoruz? Buğdayda dekar başına 22
YTL, buğday üreticisi için, buğday çiftçisi için dekar başına 22 YTL, mercimek
keza 22 YTL, nohut 30 YTL, fiğ, burçak ve mürdümük diye bilinen yem bitkisi,
yem bitkileri dekar başına 24 YTL ve arpada da dekar başına 13 YTL olmak üzere
bir maddi destek, nakdî destek temin edilecektir. Bunun dışında, gerek Ziraat
Bankası gerekse tarım kredi kooperatiflerine olan tarımsal kredi borçları da
kararnamenin yayımlandığı tarih itibarıyla bir yıl süreyle borçlar da
ertelenmiş olacaktır. Tabii, geçen bu üç aylık süre içerisinde, miadı dolmuş ve
takibe girmiş olan alacakları da kapsama alıyor.
BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) – Sayın Bakan,
faizler ne olacak peki?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, biz, Türkiye’de şu ana
kadar…
Tabii, arkadaşlarımız biraz da muhalefet
olmanın rahatlığıyla konuşuyorlar. İşte “Efendim, ÖTV’yi kaldıralım, KDV’yi
kaldıralım, vesaire...” anlayışıyla yaklaşıyorlar. Tabii, bunların hiçbirisi
gerçekçi değil. Bu arkadaşlarımızın iktidar olduğu dönemlerde Türkiye’deki faiz
oranları da Türkiye’deki katma değer vergisi oranları da diğer vergilerdeki
oranlar da vatandaşa da çiftçiye de bindirilen yükün ne kadar ağır olduğu, çok
yakın bir tarih olması hasebiyle hafızalarda canlılığını hâlâ sürdürmektedir.
AHMET BUKAN (Çankırı) – Girdiler 4 misli
arttı, buğday kaç misli arttı?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) - Sizin verdiğiniz destek 1,8 milyar YTL idi. Türk çiftçisine
verdiğiniz bütün destek buydu ve bunu biz 3 kat artırdık.
AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Bakan, o
2002’deydi, 2008’e geldik.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – 2008’de de 3 kattan fazla arttı.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri,
Toprak Mahsulleri Ofisi, bizim Hükûmetimiz döneminde ilk defa olarak 2005
yılında hububatta prim uygulaması başlattı ve ondan beri de devam ettiriyor.
Yani biz, sadece piyasa fiyatı desteğiyle bir mekanizmanın işletilmesini doğru
bulmuyoruz, bu ekonominin kuralları için de doğru değildir, memleketin
kaynaklarının doğru kullanılması açısından da rasyonel bir tutum ve davranış
değildir. Ya ne yapıyoruz? Biz, çiftçiyi, üretimini destekleyecek, imkânlarını
artıracak, gelirini daha yüksek bir noktaya taşıyacak şekilde desteklemek
suretiyle çiftçiye katkı sağlıyoruz.
Bakın, biz,
2005 yılında, 2006 yılında, 2007 yılında buğdaya, arpaya, çavdara, yulafa,
çeltiğe prim uygulaması getirdik. Bu sene de 2008 yılı için de -ki bunu bugün,
sabahleyin açıkladım- buğdaya kilogram başına eski parayla 50 bin lira, yeni
parayla 5 yeni kuruş, arpa, çavdar ve yulafa kilogram başına 4 yeni kuruş yani
40 bin lira, çeltiğe de 10 yeni kuruş prim uygulaması getiriyoruz bu yılın
ürününe karşılık olarak.
Bir şey
daha yapıyoruz…
BİLGİN
PAÇARIZ (Edirne) – Sayın Bakan, gübre fiyatları yüzde 200…
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Cumhuriyet tarihinde ilk defa
olarak baklagillere de biz prim uygulaması getiriyoruz. Bakın, nohut, mercimek
ve kuru fasulyede de yine kilogram başına 10 yeni kuruşluk bir prim ödemesi
kararı aldık ve onu da çiftçimize biz vereceğiz.
Çünkü,
değerli milletvekilleri, öte taraftan, gerek Polatlı, Konya, Eskişehir, Edirne
ticaret borsalarını -hububat alım borsaları buralar, alım satımın yapıldığı
yerler- gerek bu dört merkezi gerekse Türkiye'nin hububat ekilişi yapılmış ve
hububat alışverişi yapılan bütün bölgelerini, biz, gün gün takip ediyoruz
oradaki il, ilçe tarım müdürlüklerimiz, vatandaşlarımız, çiftçi örgütleri,
çiftçiler vasıtasıyla ve şu ana kadar… Bakın, makarnalık buğdaylarda Türkiye
ortalamasını söylüyorum, Türkiye ortalamasındaki fiyatları söylüyorum: 750 ila
850 YTL, bazı yerlerde 900 YTL’nin üzerinde makarnalık buğdayın ton fiyatı.
TANSEL
BARIŞ (Kırklareli) – Sayın Bakanım, Trakya’da 450.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Şimdi, “Anadolu kırmızı sert
buğday” dediğimizde de -ki barem olarak 1 kabul ediyoruz bunu, diğer buğdayları
buna göre derecelendiriyoruz- 480 ila 680 arasında değişiyor.
TURGUT
DİBEK (Kırklareli) – Bizim buğdayları söylüyorsunuz.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -
Kırmızı yarı sert, beyaz yarı sert
buğdaylar 440 ile 550 YTL arasında değişiyor tonu fiyatları, arpa 430 ile 650
arasında değişiyor.
TANSEL BARIŞ (Kırklareli) – Sayın
Bakan, Trakya’da 450.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Şimdi bu fiyatlar gerek üretici maliyeti, üretici enflasyonu
dikkate alındığında gerekse dünyadaki gelişmeler dikkate alındığında çiftçimiz
açısından bu fiyatlar…
TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Makul… Öyle
mi?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – …iyi fiyatlardır, makul fiyatlardır.
BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) – Bravo Bakan,
bravo!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Bakın, borsa fiyatlarında ise ortalama makarnalık buğdaylarda
795-800, ekmeklik buğdaylardan Anadolu kırmızı sert buğdayda 525 ile 565; kırmızı
yarı sert, beyaz yarı sert buğdaylarda 455 ile 555 arasında şu anda borsalarda
işlem görmektedir.
BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Seni
yanıltmışlar Sayın Bakan. Bu fiyatlar hangi borsada?
TANSEL BARIŞ (Kırklareli) – Faizlerden
bahsedin.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – 450 ile 515 arasında da arpa fiyatları şu anda bu fiyattan
satılıyor.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bu tarife
göre çiftçi zil takıp oynayacak sevincinden.
BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Bir sayar
mısınız, hangi borsada?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; biz her zaman
çiftçinin yanında olduk.
TANSEL BARIŞ (Kırklareli) – Sayın
Bakan, Trakya’ya beraber gidelim. Çiftçi perişan orada.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Bir şey çok kesindir, bir husus çok kesindir ki sizin
döneminizden kesinlikle çiftçi daha iyidir.
NESRİN BAYTOK (Ankara) – Hangi dönem?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Sizin döneminizden kesinlikle üretici daha iyi durumdadır. Onu
da herkes biliyor.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hangi dönem
bizim dönem?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakın, 2007 yılında
buğdayda üretim maliyetinin yüzde 44 oranında biz destek sağladık. Üretim
maliyetinin yüzde 44’ü destek olarak ödeniyor buğday üreticisine.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Gözümüze
bakarak konuş.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Arpanın yüzde 34’ü, yulafın yüzde 34’ü, çavdarın yüzde 35’i
destek olarak ödenmektedir buğday ve diğer üreticilere.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bizim…
AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Sayın Bakan,
ben de çiftçiyim. Bana bakarak konuş, gözüme bakarak konuş.
BAŞKAN – Sayın Ekici, lütfen…
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Şimdi yerinizden bu şekilde…
AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Türkiye’yi mi
anlatıyorsun, Türkiye’yi mi?
BAŞKAN – Sayın Ekici, lütfen…
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Biraz saygılı olursanız daha iyi olur.
AKİF AKKUŞ (Mersin) – ...borcumuz
yüzünden.
BAŞKAN – Sayın Akkuş…
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim gerek hububat
ürünleriyle ilgili gerekse baklagillerle ilgili bu seneki bizim üretimimiz…
Tabii geçen sene şiddetli bir kuraklık yaşandı Türkiye’de. Geçen sene 12,3-17,4
milyon ton civarında bir hububat rekoltesi, bir buğday rekoltesi daha doğrusu
aldık.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Geçen sene
Çevre Bakanı “Kuraklık yok.” dedi bu kürsüden.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Bu sene, geçtiğimiz yıla göre, kuraklığa rağmen verim artışı
sebebiyle üretimimiz daha iyi. Yani, bizim beklentimiz bunun 18 milyon ton
civarında olacağı şeklinde. Dolayısıyla, Türkiye’nin tüketiminin 16,5 milyon
ton civarında olduğu dikkate alındığında bu ihtiyacımızı, bu sene buğday
üretimi ihtiyacımızı giderecek boyuttadır. Diğer ürünlerle ilgili olarak da
örneğin mısırda yine bir üretim artışı bekleniyor. Geçen sene 3,5 milyon tonluk
bir üretim hasadı vardı, mısırda bir üretim vardı. Bu sene bunun 4 milyon
tondan az olmayacağı yönünde hesaplamalar yapılıyor.
Bütün bu gelişmelerle birlikte,
Türkiye’nin bu hâlen içinde bulunduğumuz hasat sezonunda üreticinin durumunu,
fiyatların durumunu biz takip ediyoruz, gün gün takip ediyoruz.
TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Takip
etseniz ne olacak, ne yapıyorsunuz ki? Ofis mal alıyor mu?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Eğer herhangi bir müdahale gerekirse o müdahaleyi biz yaparız.
Çiftçimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanında oluruz ve bugüne kadar
da yaşanan gelişmeler de aslında bunun böyle olduğunu…
TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Siz kimin
kara gün dostu oldunuz; çiftçinin mi, tüccarın mı?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER
(Devamla) – Biz çiftçimizle mutluyuz. Çiftçimiz de bizden memnun. Memnuniyetini
de gerektiği zaman zaten Türk çiftçisi dile getiriyor. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar) Dile getirmesi gerektiği zamanlarda dile getiriyor. Onda da sizin bir
endişeniz olmasın.
TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Paramız yok
diyemiyorsunuz, sizin buğdayınızı alamıyoruz diyemiyorsunuz, faize para
ödeyeceğiz diyemiyorsunuz.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Biz bundan sonraki dönemde de
bu desteklere devam edeceğiz.
Sayın milletvekilleri, bugün itibarıyla
bu seneki bütçemizin 5,4 milyar YTL; 5,4 katrilyon yani biraz önce konuşan
değerli muhalefet mensubu milletvekillerimizin hükûmet olduğu döneme nispetle
tam 3 kat daha fazla. Biz bunun 4,5 milyar YTL’sini bugün, 15 Temmuz itibarıyla
Türk çiftçisine ödemiş durumdayız. Ağustos ayında da planlandığı gibi doğrudan
gelir desteğinin kalan yarısı ödenecek, o şekilde zaten programlandı. Şu anda
da ufak tefek küçük desteklemeler dışında biz paranın tamamını bu saate kadar
ödedik, bundan sonra da ödeyeceğiz.
Şimdi, geçen sene Türkiye tarımda
şiddetli bir kuraklık yaşadı, tabii, bir küçülme tarımda, doğal olarak, bunun
etkisini gösterdi ama bu sene 2008 yılı büyüme rakamları açıklandı ve ilk
çeyrekte tarımdaki büyüme 5,6.
Şimdi, biraz önce bir arkadaşımız:
“Efendim, Türkiye hızla kendine yeterli olan bir ülke olmaktan uzaklaşıyor.”
diye bir şey söyledi. Arkadaşlar, tarımda kendi kendine yeterliliğin tanımı
yok. Bu da, hiçbir zaman böyle bir şey olmadı. Bir söz vardır: Türkiye kendi
kendine yeten yedi ülkeden bir
tanesidir. O yedi ülke, hadi bir tanesi Türkiye diyelim -ki öyle bir şey yoktu-
ama o altı ülkeden bir tanesinin de kim olduğunu hiçbir zaman kimse açıklamadı.
Hiçbir zaman Türkiye’de o kendi kendine yeten yedi ülkenin ikincisinin kim
olduğunu hiç kimse açıklamadı. Şimdi, bunlar son derece de, tabii, aslında çok
tutarlı olmayan yaklaşımlar. Türkiye, bugün, tarımsal üretimi itibarıyla beş
yıl öncesinden çok daha iyidir. Beş yıl önce Türkiye’de üretilen tarımsal ürünlerin
değeri 22 milyar dolar idi. Bugün 50,6 milyar dolar. Beş yıl önce Türkiye 4
milyar dolarlık tarım ürünü ihraç ediyordu. Bugün 10 milyar dolar yaklaşık
tarım ürünü ihraç ediyor. Beş yıl sayemizde…
BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) – Sayenizde
köylünün buğdayı kaldı, sayenizde.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Sayemizde tabii. Bizim sayemizde Türkiye buğdayda kalite
sorununu aştı. Bizim sayemizde aştı. Bizden önce, Türkiye, miktarda
ihtiyacından fazla ürettiği hâlde ithalat yapıyordu. Bugün öyle bir şey yok.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) – Pirinçten
bahset Sayın Bakan, pirinçten.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Pirincin üretimini iki kat arttırdık. Pirincin üretimi iki kat
arttı. 320 bin tondan 650 bin tona çıktı pirinç üretimi. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
TANSEL BARIŞ (Kırklareli) – Yok,
piyasada yok Sayın Bakan.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Bunu kim yaptı? AK PARTİ yaptı. Neyle yaptı? Destekle yaptı.
TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Sayın
Bakanım, siz yazın Ofise…
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Şimdi, bakın, siz hiç bu konularda bizimle yarışamazsınız.
Asla yarışamazsınız. Çünkü tarımın bütün göstergeleri sizden devraldığımız
noktadan çok çok daha iyidir, çok çok daha iyi olacaktır. Hiç bundan…
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bizden
devralmadın ya! Allah, Allah! Kimden devraldın?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Bunu Türk milleti de biliyor, Türk çiftçisi de biliyor. Türk
çiftçisi de biliyor, Türk milleti de biliyor. Tüm seçmenler de biliyor.
Dolayısıyla biz bundan sonra da Türk tarımını büyüteceğiz, büyütmeye devam
edeceğiz, destek vermeye de devam edeceğiz.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Muhalefette
de yoktuk o zaman.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) – Bu çiftçi de bizim, üretici de bizim. Bizimle onların arasına
girmeyin. Bizimle onların arasına giremezsiniz.
Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
TURGUT DİBEK (Kırklareli) –“Ofis
tüccarın kara gün dostu” diye yazın budan sonra Ofis binalarına. Çiftçinin
değil, tüccarın artık.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gündem dışı üçüncü söz dış müteahhitlik
hizmetlerikonusunda söz isteyen Siirt Milletvekili Sayın Mehmet Yılmaz Helvacıoğlu’na
aittir.
Buyurun Sayın Helvacıoğlu. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
M. YILMAZ HELVACIOĞLU (Siirt) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin hizmetler sektörü ihracatına katkıda
bulunan başlıca sektörlerden biri olan yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin son
yıllarda artan performansını değerlendirmek üzere şahsım adına söz almış
bulunuyorum. Bu nedenle hepinize saygılar sunuyorum.
Ülkemizin son yıllarda dış müteahhitlik
hizmetlerinde gösterdiği yükselişin arkasında kamu ve özel sektör arasında
sağlanan sürekli diyalog ve iş birliğiyle Hükûmetimizin etkin politikaları,
vizyon sahibi sanayici ve iş adamlarının doğru stratejileri ve Hükûmetimizin
desteğiyle olumsuz koşullara rağmen şartları zorlamaları ve üstün gayretleri
yatmaktadır. Dış ticaret yoluyla dünyayla bütünleşen ülkelerin gelişip
kalkındığını ve refah düzeylerinin arttığını görmekteyiz. Aynı şekilde dış
ticaret ile dünyaya açılan firmalarda büyümekte, yüksek katma değer ve istihdam
yaratmaktadır.
Türk müteahhitliğinin yurt dışına
açılması 1970’lerin ilk yarısında başlamıştır. Müteahhitlerimizin hizmetlerini
ihraç ettikleri ilk ülke Libya olmuştur. Türk müteahhitleri Libya projelerine
gerekli teknolojiyi Avrupa ülkelerinden ithal ederek başlamışlardır. Daha sonra
büyümekte olan Türk müteahhitlik hizmetleri diğer uluslararası piyasalara Irak,
Ürdün, Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve İran gibi
Ortadoğu ülkelerinden başlayarak girmişlerdir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Türk müteahhitleri tarafından 2003’te 3,55 milyar dolar, 2004’te 6,53 milyar
dolar, 2005’te 9,79 milyon dolar, 2006’da 15,9 milyar dolar ve 2007 yılında
yaklaşık 19,5 milyar dolar tutarında ihale üstlenilmiştir.
2003-2007 yılları arasında üstlenilen
projelerin ülkelere göre dağılımına bakıldığında: Rusya Federasyonu yüzde 21,6
ile lider konumunu sürdürmüş, onu Libya yüzde 12,1, Katar yüzde 8,8, Kazakistan
yüzde 7,3 ve Irak yüzde 6,1 ile izlemektedir. Bu dönemde göze çarpan diğer
gelişmeler ise: Türkmenistan yüzde 4,9, Romanya yüzde 4,4, Birleşik Arap
Emirlikleri yüzde 4 ve Suudi Arabistan’da yüzde 3,9 yaşanan canlanmanın yanı
sıra Afganistan yüzde 2,9, Ürdün yüzde 2,6, Cezayir yüzde 2,6, Azerbaycan yüzde
2,3, Umman yüzde 2,3, Fas yüzde 1,9, İrlanda yüzde 1,6, Ukrayna yüzde 1,5, Tunus
yüzde 1,1, Bulgaristan yüzde 1, İran yüzde 0,9, Gürcistan yüzde 0,8 yeni
pazarlar olarak ortaya çıktıkları görülmektedir.
Son dönemde böylesine istikrarlı ve
sağlıklı bir büyüme gerçekleştiren Türk müteahhitlik sektörü aynı zamanda
üstlenilen projelerin niteliği ve büyüklüğü açısından da olumlu yönde
değişiklikler yaşanmaktadır. Daha önceleri küçük ölçekli ve emek gerektiren
yoğun teknolojiyle çalışan müteahhitlerimiz artık daha az sayıda ancak daha
büyük ve entegre projeler üstlenmeye başlamışlardır. 2003-2007 yıllarında
üstlenilen 58 milyar dolar değerindeki projelerin yaklaşık yarısını 200 milyon
doların üzerinde projeler oluşturmaktadır.
Yurt dışı müteahhitlik hizmetleri
sektöründe bugüne kadar 105 milyar tutarındaki yaklaşık 4.200 adet projenin
yüzde 98’i komşu ve çevre ülkelerde üstlenilmiştir. Son dönemde üstlenilen
proje sayısında bir düşüş olmasına rağmen toplam proje bedeli yükselmekte, bu
durum da, Türk müteahhitlerinin artık yüksek katma değeri olan projelerle
ilgilendiğini göstermektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
uluslararası müteahhitlik sektörünün önde gelen yayınlarından Engineering News
Record dergisinin bir yıl içerisinde üstlenilen projelerin toplam bedeli
üzerinden her yıl belirlediği dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firmasını
gösteren listede Türkiye 2007 yılında 22 firmayla Amerika Birleşik Devletleri
ve Çin’den sonra, bugün Başbakanımızın da grupta ifade ettiği gibi, üçüncü
sırada yer almaktadır. Bu firmalardan ilk 6’sı söz konusu listede ilk 100 firma
arasında yer almaktadır.
Yurt dışı müteahhitlik ve müşavirlik
hizmetleri rejimi oluşturulmasıyla ilgili çalışmalar, rejimin Sayın Başbakanın
imzası ve Yurt Dışı Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik Hizmetleri Konseyi
Kurulması Genelgesi şeklinde hayata geçirilmesiyle tamamlanmıştır. 20 Temmuz
2007 tarihinde yürürlüğe giren 2007/20 sayılı bu genelgeyle kamu ve özel sektör
kuruluşlarınca müştereken belirlenecek hedef, stratejik plan ve politikalar
doğrultusunda yurt dışı müteahhitlik ve teknik müşavirlik hizmetleri alanında kamu
kurum ve kuruluşlarının yetki ve sorumluluklarının belirlenmesiyle, özel
sektörün bu çerçevede yürütülecek faaliyetlere etkin katılımı ana hedef olarak
gösterilmiştir.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN- Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın
lütfen.
M. YILMAZ HELVACIOĞLU (Devamla) -
Konsey, Maliye Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı, Devlet Planlama, Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren
Sendikası, Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği başkanlarının
katılımıyla teşekkül ettirilmiştir. Konseyde yer alan özel sektör
kuruluşlarının koordinasyonunun Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından
sağlanması öngörülmüştür. Son yıllarda geliştirilen etkin politikalarla, dört
kıtada altmış beş ülkede, uluslararası müteahhitlik hizmetleri standartları en
yüksek teknolojik araçlar kullanılarak çalışılmaktadır. Bugün ülkemiz,
müteahhitlik hizmetleri ihraç eden dünyadaki başlıca ülkeler arasına girmeyi
başarmıştır. Türk müteahhitliğinin güvenirliliği, yaratıcılığı ve maliyet
avantajı ile uluslararası inşaat pazarında dünyanın en büyük müteahhitlik
firmaları ile rekabet edebilecek düzeye gelmiş olması ülkemiz adına memnuniyet
verici bir durumdur. Artarak devam etmesini diler, hepinize saygılar sunarım.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın
Helvacıoğlu.
Gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları
vardır.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Plan ve
Bütçe Komisyonunun, 1/623 esas numaralı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın, İç
Tüzük’ün 34’üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kendisine esas olarak
havale edilmesine ilişkin istemi, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor
Komisyonunca da uygun bulunduğundan, bu istem İç Tüzük’ün 34’üncü maddesinin
dördüncü fıkrası uyarınca Başkanlığımızca yerine getirilmiştir.
Bilgilerinize sunulur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığının iki tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup bilgilerinize sunacağım.
Okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Hırvatistan Parlamentosu Dış Politika
Komitesinin vaki davetine istinaden, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri
Komisyonu üyelerinden oluşan bir Parlamento Heyetinin, Hırvatistan’a resmî bir
ziyarette bulunması Genel Kurul’un 3 Temmuz 2008 tarih ve 126 sayılı
birleşiminde kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Dış
İlişkilerinin Düzenlenmesi hakkında 3620 Sayılı Kanunun ikinci maddesi uyarınca
heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının bildirmiş olduğu isimler Genel
Kurul’un bilgilerine sunulur.
Köksal
Toptan
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Metin Yılmaz Bolu Milletvekili
Murat Mercan Eskişehir Milletvekili
Abdürrezzak Erten İzmir Milletvekili
Hüseyin Tuğcu Kütahya Milletvekili
Metin Ergun Muğla Milletvekili
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Çin Ulusal Halk Meclisi İçişleri ve
Adalet Komisyonu’nun vaki davetine istinaden, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan bir Parlamento Heyetinin, 20-27 Temmuz 2008
tarihleri arasında Çin Halk Cumhuriyeti’ne resmi bir ziyarette bulunması Genel
Kurul’un 29 Nisan 2008 tarih ve 96 sayılı birleşiminde kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Dış
İlişkilerinin Düzenlenmesi hakkında 3620 Sayılı Kanunun ikinci maddesi uyarınca
heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının bildirmiş olduğu isimler Genel
Kurul’un bilgilerine sunulur.
Köksal
Toptan
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Ahmet İyimaya Ankara
İlknur İnceöz Aksaray
Mehmet Tunçak Bursa
Metin Çobanoğlu Kırşehir
Ali Öztürk Konya
Ali Rıza Öztürk Mersin
Yahya Akman Şanlıurfa
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Plan ve Bütçe Komisyonunun 264 sıra
sayılı kanun tekliflerinin İç Tüzük’ün 88’inci maddesine göre Komisyona geri
verilmesine dair bir tezkeresi vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Gündemde yer alan 264 sıra sayılı Konut
Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin tümüyle İçtüzüğün 88 inci maddesi
gereğince Komisyonumuza iade edilmesini arz ve teklif ederiz.
Sait
Açba (Afyonkarahisar)
Plan
ve Bütçe Komisyonu Başkanı
BAŞKAN – 264 sıra sayılı kanun
teklifleri Plan ve Bütçe Komisyonuna geri verilmiştir.
Meclis araştırması açılmasına ilişkin
iki önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ülkemizin büyük bölümü 1. ve 2. derece
deprem kuşağında yer almaktadır. 1999 yılında yaşadığımız felaketlerin
ardından; büyüklüğü o kadar olmasa da bir çok depremler oldu. Üstelik olası bir
Marmara depreminden de sürekli bahsediliyor.
1999'da Gölcük'te meydana gelen
depremde, ölüm ve yaralanmaların büyük çoğunluğu binalardaki hatalar yüzünden
meydana geldi. Yıkılan binalarda yüzlerce insan enkaz altında kaldı. Bu sayede,
deprem bölgelerindeki binaların depreme dayanıklı olmadığı somut bir şekilde
görüldü. Ancak, bu olayın üzerinden geçen zamana rağmen, bir çok deprem
bölgesindeki binalar yine depreme dayanıksız olarak yükselmeye devam ediyor.
Halkın arasında ve medyada olası bir
Marmara depremi ile ilgili çeşitli senaryolar sürekli tartışılıyor. Bilim
adamları ve konunun uzmanları tarafından; Marmara'da olabilecek depremle ilgili
çeşitli uyarılar yapılıp, zaman kaybedilmeden önlemlerin alınması gerektiği ile
ilgili çalışmalar ortaya konulmuştur.
Marmara'da yaşanabilecek bir depremde
özellikle İstanbul'un büyük hasar göreceği ortadadır. Bunun yanında denize
kıyısı bulunan Bursa ili ve ilçelerinin de zarar göreceği bilim adamları
tarafından açıklanmıştır. Mudanya, Gemlik, Karacabey ilçeleri, Marmara denizine
kıyısı olduğu için etkilenme düzeyleri de fazla olacaktır.
Konunun uzmanlarının ortak görüşleri
arasında; özellikle yerel yönetimlerin yapması gereken çalışmaları yapmadıkları
ve gerekli maddi kaynakları depremden korunma ve önlem çalışmaları için
ayırmadığı, depremlerle ilgili ulusal ve yerel strateji belirlenmediği, şehir
planlamalarının siyasi çıkarlar yönünde şekillendiği, deprem bilinciyle hareket
edilmeden, sürekliliği olan ve uygulanabilen politikalar üretilmediği konuları
yer almaktadır.
Yaşanılan acıların yüreklerde bıraktığı
yaralar halen kapanmadı. Maddi kayıpların telafi edilmesi bir şekilde hayatın
devamını teşvik ettiyse de, yakınlarını depremde kaybedenlerin hayatları hep
biraz eksik devam ediyor.
Özellikle Marmara bölgesinde; hızlı
nüfus artışı, plansız ve denetimsiz şehirleşme göz önüne alındığında depremin
neden olacağı yıkım tahmin edilenden yüksek olacağı ortadadır.
Depremlerle ilgili ulusal düzeyde
harekete geçilmesi gerekmektedir. İmar ve Yapı Denetim Kanunları olmak üzere
mevzuatta yapılması gereken değişiklikler acilen tamamlanmalıdır. Kamu
görevlerini yerine getiren binalarla ilgili gerekli önlemler alınmalıdır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle,
ülkemizde önümüzdeki yıllarda yaşanacak olası bir deprem felaketi öncesinde;
gerekli araştırmaların yapılarak, alınabilecek tedbirlerin, çözüm önerilerinin
belirlenmesi ve uygulanması konularında, Yüce meclisimizin ve halkımızın
bilgilendirilmesi amacıyla, Anayasanın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İç
Tüzüğünün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması
açılmasını arz ederiz.
1) Kemal Demirel (Bursa)
2) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
3) Fevzi Topuz (Muğla)
4) Ahmet Ersin (İzmir)
5) Ahmet Küçük (Çanakkale)
6) Sacid Yıldız (İstanbul)
7) Hulusi Güvel (Adana)
8) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
9) Mevlüt Coşkuner (Isparta)
10) Rasim Çakır (Edirne)
11) Erol Tınastepe (Erzincan)
12) Ali Rıza Ertemür (Denizli)
13) Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)
14)
Hikmet Erenkaya (Kocaeli)
15)
Mehmet Ali Susam (İzmir)
16) Muharrem İnce (Yalova)
17)
M. Akif Hamzaçebi (Trabzon)
18) İsa Gök (Mersin)
19) Abdurrezzak Erten (İzmir)
20) Şevket Köse (Adıyaman)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Gerekçesini ekte sunduğumuz, 1999 Marmara Büyük
Depreminden sonra İstanbul'da ve deprem felaketinin yaşandığı illerimizde
bugüne kadar alınmış olan tedbirler ve bundan sonra ülkemizde yaşanabilecek
deprem felaketiyle ilgili alınacak tedbirlerin tespit edilmesi ve yasal
düzenlemelerle ilgili Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
gereğince bir Meclis Araştırması açllmaslt1hususunda gereğini arz ederiz.
1) Mithat Melen (İstanbul)
2) Muharrem Varlı (Adana)
3) Oktay Vural (İzmir)
4) Gürcan Dağdaş (Kars)
5) Yılmaz Tankut (Adana)
6) Hakan Coşkun (Osmaniye)
7) Akif Akkuş (Mersin)
8) Ahmet Orhan (Manisa)
9) Erkan Akçay (Manisa)
10) Süleyman Nevzat Korkmaz (Isparta)
11) Hüseyin Yıldız (Antalya)
12) Behiç Çelik (Mersin)
13) Mehmet Serdaroğlu (Kastamonu)
14) Osman Durmuş (Kırıkkale)
15) Ahmet Bukan (Çankırı)
16) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)
17) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)
18) Yıldırım Tuğrul Türkeş (Ankara)
19) Alim Işık (Kütahya)
20) Şenol Bal (İzmir)
21) İzzettin Yılmaz (Hatay)
Gerekçe
Yurdumuzun %92'sinin deprem bölgeleri
içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95'inin deprem tehlikesi altında yaşadığı
bilinmektedir.
Son 55 yıl içerisinde olan depremlerden 55 bin vatandaşımız hayatını
kaybetmiş, 90 binden fazla vatandaşımız yaralanmış, 435 binden fazla bina
yıkılmıştır.
İstanbul, Tekirdağ, Yalova, Kocaeli, Sakarya, Bursa, Balıkesir, İzmir,
Aydın, Uşak, Manisa, Isparta, Burdur, Denizli, Karabük, Bolu, Düzce, Çankırı,
Amasya, Tokat, Erzincan, Tunceli, Bingöl, Adıyaman, Muş, Bitlis, Siirt,
Bilecik, Çanakkale, Osmaniye, Adıyaman, Hatay, Hakkari illeri birinci derecede
deprem bölgesi olarak bilinmektedir. Saymış olduğumuz bu kadar il risk
altındayken AKP iktidarının hükûmet politikalarında depremle ilgili bir çalışma
yapmadığı görülmektedir.
İstanbul ili, geçen tarih içerisinde birçok depremle karşı karşıya
kalmıştır. En yıkıcı olan deprem Marmara Denizi yakınlarında 10 Eylül 1509
tarihinde olan 6,9 büyüklüğündeki Büyük İstanbul Depremidir. Bu depremden sonra
İstanbul 22 Mayıs 1766, 1943, 1957, 1967 ve 17 Ağustos 1999 tarihlerinde büyük
depremler yaşamıştır.
17 Ağustos 1999 Büyük Marmara Depremi büyük çapta can ve mal kaybına
neden olmuştur. Bu depremde, resmî raporlara göre 17 bin 840 ölü, 43 bin 953
yaralı, 505 kişi de sakat kalmıştır. 285 bin 211 konut, 42 bin 902 işyeri hasar
görmüştür. Resmî olmayan bilgilere göre ise, yaklaşık 50 bin ölü, ağır-hafif
100 bine yakın yaralı olmuştur. Ayrıca, 133 bin 683 çöken bina ile yaklaşık 600
bin kişiyi evsiz bırakmış, 16 milyon insan değişik düzeylerde etkilenmiştir. Bu
nedenle, Türkiye'nin yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan
biridir. 17 Ağustos 1999 depremi gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın
genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük
depremlerinden biridir.
Deprem bilimcileri, İstanbul'da çok yakın bir tarihte yeni bir deprem olabileceğine dikkat çekmektedirler. Bu bilimcilerin açıklamaları da göz önüne alınarak ve geçmişte yaşanan depremlerden sonuç çıkartılarak yüreklerin yanmaması, ocakl