TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

               TUTANAK DERGİSİ

 

                                                   129’uncu Birleşim

                                           10 Temmuz 2008 Perşembe

                                                         İçindekiler

 

 

I.— GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.— GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, Mersin ili Gülnar ilçesinde devam eden orman yangınına ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile Adana Milletvekili Kürşat Atılgan’ın, aynı konuda konuşmaları

2.- Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak’ın, Dünya Nüfus Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, Dünya Hukuk Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, yapmış olduğu konuşmasında Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun bazı ifadelerini farklı yorumladığı gerekçesiyle açıklaması

2.- Uşak Milletvekili Nuri Uslu’nun, Mersin ili Gülnar ilçesinde devam eden orman yangınına ilişkin açıklaması

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Yalova Milletvekili İlhan Evcin ve 20 milletvekilinin deprem riskinin araştırılarak deprem yönetiminde alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/242)

2.- Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün ve 23 milletvekilinin deprem riskinin araştırılarak deprem yönetiminde alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/243)

3.- İstanbul Milletvekili Nusret Bayraktar ve 20 milletvekilinin, özellikle İstanbul ve Marmara Bölgesindeki deprem riskinin araştırılarak deprem yönetiminde alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/244)

 

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Mesude Nursuna Memecan ve Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün’ün; 5664 Sayılı Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanun ile 5084 Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/285, 2/284) (S. Sayısı: 264)

2.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/598) (S. Sayısı: 256)

3.- İstanbul Milletvekili Hasan Kemal Yardımcı ve 4 Milletvekili ile Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü ve 24 Milletvekilinin; Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun ve Limanlar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/275, 2/264) (S. Sayısı: 261)

4.- 1.5.2008 Tarihli ve 5760 Sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/583) (S.Sayısı: 231)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/573) (S. Sayısı: 232)

6.- Elektronik Haberleşme Kanunu Tasarısı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporları (1/566) (S. Sayısı: 255)

 

VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, seçmen kayıtlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/3470)

2.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Yargı Reformu Strateji Taslağının sunumuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/3551)

3.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, izinsiz yapılan bir deniz dolgusuna ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/3665)

4.- Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay’ın, Doğu Anadolu Projesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in cevabı (7/3698)

5.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, Kızılay’ın kuruluş yıldönümü resepsiyonuna ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/3711)

6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Dışişleri Bakanının bir açıklamasına ve iadesi istenen teröristlere ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/3742)

7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Çıldır’da kum nakliyesinden tarlaları zarar görenlere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/3767)

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da dağıtılmayan kömürlere ilişkin sorusu  ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/3768)

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da köy isimlerini belirten tabelalara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/3769)

10.- Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz’ın, çalışanların vergi iadesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3770)

11.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, yatırım politikasına ve proje desteklemelerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in cevabı (7/3785)

12.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, bağış ve promosyon kabulüne ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in cevabı (7/3816)

13.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in, enflasyon hesaplamasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in cevabı (7/3854)

14.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş’ın, Doğu Anadolu Projesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in cevabı (7/3855)

15.- Adana Milletvekili Mustafa Vural’ın, bankalarca ipotek altına alınan tarım arazilerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in cevabı (7/3902)

16.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın, bazı saldırı olaylarına ilişkin Başbakandan sorusu  ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/3912)

17.- Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu’nun, yasama-yürütme ilişkilerine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in cevabı (7/4369)

18.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, bir milletvekilinin sarf ettiği sözlere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in cevabı (7/4370)

10 Temmuz 2008 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Mersin Gülnar ilçesinde devam eden orman yangını hakkında söz isteyen Mersin Milletvekili İsa Gök’e aittir.

Buyurunuz Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

 

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, Mersin ili Gülnar ilçesinde devam eden orman yangınına ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile Adana Milletvekili Kürşat Atılgan’ın, aynı konuda konuşmaları

 

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, dün hain bir saldırı sonucu şehit olan üç güvenlik görevlimizin ailesine, tüm ulusumuza başsağlığı diliyorum.

Terör nereden gelirse gelsin en büyük beladır.

Tabii, Türkiye’nin gündemi çok hızlı değişiyor. Dünün gündemi konsolosluk saldırısı oldu; pazartesinin, salının gündemi Gülnar ilçemizdeki yangındı, şu anda unutuldu, bir anda unutuldu ama şu anda sayın Mecliste bulunan sayın milletvekillerinin umursamazlığı gibi oradaki insanlar bir anda unutuldu.

Arkadaşlar, pazartesi günü öğleyin başladı yangın, on iki gibi, Kavakoluğu, benim köyümde başladı. Dünkü konuşmaları okudum, burada tutanakları okudum: Uçaklar varmış, şu kadar arazözler varmış, bu kadar helikopterler varmış. Bunlar neredeymiş? Nerdeymiş bunlar? Ben öğleden sonra köye arabamla gitmeyi başardım. Şahidim var, alay komutanı Cahit Albay. Kimi görmüşüz orada, kim varmış orada? Salı günü öğleye kadar hiçbir Allah’ın kulu yardım amaçlı yoktu. Hükûmete soruyorum: Neredeydiniz ya? Neredeydiniz? Konuşma metninde “Her şeyi yaptık.” yazılıyor. Sayın Bakan konuşmuş. Her şey yapılmış. Cenazede, sağ olsun, geldi Sayın Bakan. Bu kadar uçak varmış, bu kadar şu varmış.

Arkadaşlar, salı günü akşam saat dokuzdan önce orada hiçbir Allah’ın kulunun midesine bir tek kaşık sıcak bir şey girmedi, girmedi. Kavakoluğu köyüne gelen ilk yardım Akdeniz Belediyesi ile Büyükşehir Belediyesinin yardım paketleriydi. Şalvar dağıttı, kadınların şalvarları yanmıştı, giyecek bir şey kalmamıştı üzerlerinde. Ayakkabı dağıtıldı orada. Neredeydiniz ya? Neredeydiniz? 4 helikopter varmış! 2 helikopter vardı. Ben oradaydım, pazartesi öğleden sonra, çarşambaya kadar oradaydım. Biri büyük, biri küçük 2 helikopter vardı. Yalvardık, telefonlar ettik “Azıtepesi yanıyor, oraya bakın.” dedik, “Yağdöken’e çıkacak, oraya gidin.” dedik, “Lapa’ya sıçrıyor.” dedik. Kim vardı orada, kim yardım etti? İnsanlar cayır cayır yandı. Kime baktınız orada? Kime baktınız orada? Delikkaya’nın bütün köy evleri gitti, göçtü. Tam bir keşmekeşlik. Görevliler diyorlar ki: “Allah’tan geldi. Poyraz biterse yangın biter. Orman biterse, ağaç biterse yangın biter.” Bu nasıl bir yangın söndürme tekniği, bu nasıl bir yangın söndürme ideolojisi? “Allah’tan geldi. Rüzgâr biterse, ağaç biterse…” Teşkilat ne hâle gelmiş. Böyle bir mantık olabilir mi? Tüm Türkiye’yi kaderciliğe bıraktınız, herkes kaderci ama herkes. Bakın arkadaşlar, olay bu. Olay bu! Olay bu! Olay bu!

Köy köy gezildi orada. Akşam yaralı taşıdık hastaneye. Yaralı taşındı. Fatma’yı Mersin’e getirdik sabahleyin, salı sabahı, bir Allah’ın kulu yoktu orada. Bir Allah’ın kulu yoktu orada. Devlet hastanesinden üniversiteye taşıdık, yine bir Allah’ın kulu yoktu. Rektör sağ olsun, hakikaten Rektörümüz sağ olsun, herkes elinden geleni yapmaya çalıştı oralarda.

Ama arkadaşlar, bakın, hâlâ orada elektrik yok, bir jeneratör yok. İnsanlar aç sefil. Sabahleyin daha 10 ton sebze-meyve gönderildi oraya, köylere, dağıtmaya çalışıyoruz orada.

Arkadaşlar, sivil savunma nerede? Bu fonlar nerede? Adana Sivil Savunmanın Gülnar’a geliş saati pazartesi günü gece saat ona on kala, çeyrek kala. Geliş saati o. Salı günü arazöz gidiyordu. Bu tatbikatlar niye yapılıyor? Uçak neredeymiş, ben uçak görmedim. Çarşamba öğlen geldiyse bilmem. Uçak falan yoktu orada.

O insanlar hâlâ aç. Ölen öldü, öleni defnettik. Sayın Bakan gördü, kömürlü alan kazılıp toprak çıkartılıp altına gömüldü Hatice ile Hatice. Oraya gömüldü. Bu hakikaten azaptır.

Pazartesi akşamı insanlar, kendi evi yanıyor, merteğin, evinin ışığında oturuyordu. Bu bir rezalettir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

İSA GÖK (Devamla) – Sağ olun Sayın Başkanım.

Orası afet bölgesi mi ilan edilir, ne yapılır acilen düşünün. İstifa edecekler istifalarını etsinler, orman bölge mi, genel müdür mü, bakan mı, kim istifa ederse. Ama orası tam bir keşmekeşlikti, orası tam bir kargaşaydı, kimin ne yaptığı belli değil.

Poyraza karşı helikopter çalışamıyor, gece çalışamıyor, dumana inemiyor… Neye yarar o zaman bu helikopter? Ovadaki pamuk yangınına mı bakacak bu helikopter? Neyi kesecek?

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Teknoloji bu, daha ne yapacak?

İSA GÖK (Devamla) – Niye dünyada böyle değil peki? Niye dünyada böyle değil?

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Dünyada da böyle.

İSA GÖK (Devamla) – İşte bu mantık… Bu mantık, akşam saat 19.00, paydos, sabah 07.00’ye kadar paydos. Salı günü helikopterin çalışma saati 07.15’ti, ortalık 05.15’te ağardı, 07.15’te helikopterler nerede idi? İki saatte Azıtepe’sinden girdi, oradan Lapa’ya indi, Delikkaya’nın da altından Aydıncık’a döndü. Neredeydi bu ekipler ya?

MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) – Yapılanları inkâr etme. Görev yapanlara saygısızlık yapma. Propaganda yapıyorsun. Yangın üzerinden siyaset yapıyorsun.

İSA GÖK (Devamla) – Çalışanlar çalıştı bakın, onları inkâr etmiyorum. Emek verenler oldu. Bakın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gök, lütfen sözünüzü bitiriniz ve selamlayınız.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Acının üzerinden siyaset yapmayın. Yazık! Hiç yakışmıyor.

İSA GÖK (Devamla) – Sayın Bakan, politika yapan sizsiniz, sizlersiniz, sizlersiniz. Cenaze gelirken politika olmaz orada. Orada insanların yarasını saracaksınız. Yara sarmadınız.

NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Onu diyor işte, daha ne diyor? Yaralar sarılıyor.

İSA GÖK (Devamla) – Ne zaman sarılıyor?  Sayın Başkan, üç gün geçti, üç gün. O insanlar elektriksiz, susuz, aç, bitap. Üç gün sonra mı saracaksınız yarayı? Hâlâ bekliyorlar ama bu.

Bakın, laf değil. Ben pazartesinden beri oradayım, ben yangının göbeğindeyim, benim köyüm yandı, benim yakınlarım yandı. Oradaydık. Neredeydiniz arkadaşlar?

Politikayı burada siz, ne yazık ki, o anladığınız anlamda siz yapıyorsunuz ama halk orada kimsesiz, çaresiz ve ne yazık ki sizden medet bekliyor.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Gök.

Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel Eroğlu.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evvela menfur bir saldırı neticesinde şehit düşen polislerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ayrıca bütün milletimize de başsağlığı diliyorum.

Bunun dışında Gülnar yangınında yanarak hayatını kaybeden Hatice ninemiz ile yine onun torunu Hatice’ye Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum, milletimizin de başı sağ olsun.

Şimdi, Sayın Milletvekilimiz konuştu ancak ben durumu müsaadenizle şöyle bir değerlendireyim. 7 Temmuz Pazartesi günü saat 12.10’da ilk ihbar üzerine bütün birimler harekete geçti. O civarda ne kadar… Adana ve Antalya’daki, Fethiye’deki, Kahramanmaraş’taki helikopterler harekete geçti ve on iki ellide herkes müdahaleye hazırdı. Ben yangını haber alır almaz, o bölgenin kritik durumunu bildiğimden, hemen Orman Genel Müdürümü, Orman Genel Müdür Yardımcımı -zaten bölge müdürleri orada- oraya gönderdim. Bunlar yüzlerce yangına girmiş çıkmış arkadaşlar ve akşamüzeri de Sayın Başbakanımıza bilgi verdim. Ertesi sabah da biz değerli milletvekillerimizle beraber oraya hareket ettik, yangını bizzat gözledik, hatta rahmetlilerin cesetleri geldiği zaman da ben oradaydım. Dün de Sayın Kürşad Tüzmen bölgeye gitti.

Şunu açıklıkla ifade edeyim: Yapılması gereken her şey layıkı veçhile yapılmıştır. Hatta arkadaşlarımız o kadar fedakâr çalışmışlar ki, ben onlarla gurur duyuyorum, ölümle canları pahasına yangına müdahale etmişlerdir. Hatta biz pazartesi akşamı 16 arkadaşımızdan haber alamadık, yangının içinde kaldılar ve sabaha kadar bütün teşkilat âdeta dokuz doğurdu.

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Bakan, lütfen… (AK PARTİ sıralarından “Dinle, dinle!” sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Gök…

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Böyle bir usul yok!

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) -  Müsaade edin, müsaade edin, ben sizi dinledim.

Şimdi şöyle, bakın, şunu ifade edeyim: Ve salı günü de Sayın Başbakanımız gece on iki veya birde beni aradı, “Durum nedir?” diye sordu, ben durumu izah ettim, acilen oradaki insanlara para gönderilmesi gerekir, asgari, lütfederseniz, 1 trilyon bunlara gönderelim diye… Başbakanımız sabahleyin erkenden talimat verdi, çarşamba sabahı 1 trilyon, yani 1 milyon YTL o bölgedeki sadece ailelere dağıtılmak üzere öncü olarak, ailelerin harçlığı, günlük ihtiyaçlarını karşılamak üzere 1 milyon YTL gönderildi. Ben de sabahleyin erkenden Sayın Valiyi aradım. İzinden döndü Sayın Vali. Bütün sivil savunma kuruluşları, bölgedeki belediyeler oradaydı.

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Bakanım, ilk helikopterin… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sayın Bakan, ilk helikopterin varışı saat dört buçuk-beş, helikopter saat beşte oraya vardı, nasıl on iki çeyrekte varır?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) -  Müsaade eder misiniz, siz yangın uzmanı değilsiniz.

İSA GÖK (Mersin) – Oradayız biz, nerede helikopter? Görmedik!

BAŞKAN -  Sayın Gök, lütfen izahı dinleyiniz. Sayın Gök…

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Müsaade edin izah edeyim.

İSA GÖK (Mersin) – Oraya helikopter gelmedi.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın, dün ben izah ettim, oradaki araçların sayılarını izah ettim. Beş tane helikopter, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin amfibik yangın uçağı da oraya geldi, sefer yaptı, ama helikopterler… Bazı saatlerde o kadar büyük, 60 ile 70 kilometre/saate varan büyük bir rüzgâr vardı, bırakın yangını, oradaki arkadaşlar yerinde duramayacak derecedeydiler, böyle bir sıkıntı vardı, helikopterin falan uçması söz konusu değildi. Helikopter uçacağı zaman da uçtu. Hatta, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yangın söndürme uçağı da orada defalarca sorti yaptı.

İSA GÖK (Mersin) – Ne zaman geldi?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Defalarca değil, yirmi sorti yaptı sadece.

SONER AKSOY (Kütahya) – Yirmi sorti az mı?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Bakan, ikinci gün geldi oraya, resmî açıklamalar böyle. Meclisi yanıltıyorsunuz, ikinci gün geliyor yirmi sorti yapıyor.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, beyefendi, birinci gün…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Saat dokuzda başlıyor, üçte gidiyor. Niye birinci gün gelmedi? Herkesi yanıltıyorsunuz. Söyledikleriniz birbiriyle çelişkili.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Sayın vekillerim, birinci gün rüzgâr vardı, helikopterin değil uçağın da uçması mümkün değildi.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Biz oradaydık Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Biz de oradaydık.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sadece Delikkaya köyüne geldiniz. Başka nereye geldiniz?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Müsaade edin de ben izah edeyim, biraz anlayışlı olun.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Doğruları söylemiyorsunuz. Belediye Başkanı açıkladı, yirmi sorti.

SONER AKSOY (Kütahya) – Yirmi sorti az mı?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın, şunu söyleyeyim: Şu ana kadar bir afete uğrayıp da hemen ertesi gün 1 trilyonluk desteğin gönderildiği başka bir kayıt var mı?

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Bakan… Sayın Bakan…

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi lütfen bunları polemik mevzusu yapmayın. Bakın, ben size… Müsaade edin… Bakın… (CHP ve AK PARTİ sıralarından gürültüler)

SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkan, böyle bir usul var mı? Yerinden konuşanları uyarın!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen Bakanı dinleyiniz. Lütfen…

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Bakan, bir şey söyleyeyim mi…

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Siz konuştunuz, lütfen saygılı olun, biz konuşalım.

İSA GÖK (Mersin) – Pazartesi gecesi saat on ikide Belediye Başkanı Ahmet bir jeneratörle geldi.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, değerli milletvekilleri…

İSA GÖK (Mersin) – Camları açtık, lüks topladık, lüks!

MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) – Saygılı ol!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sen yoktun orada, ben gördüm, ben yaşadım!

BAŞKAN – Sayın Gök…

İSA GÖK (Mersin) – Bir tane fener yoktu orada.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, böyle bir usul yok ki! Saygısızlığın daniskası!

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Bakan… Sayın Bakan…

BAŞKAN – Sayın Gök, lütfen yerinize oturunuz.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Ya, bir dakika müsaade eder misin izah edelim. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, bakın arkadaşlar, biraz sakin olun.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen Bakanı dinleyiniz.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Biraz sakin olun, lütfen dinleyin, varsa bir hata…

BAŞKAN – Sakin olunuz…

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Varsa bir hata şey yapalım, lütfen dinleyin. Ben size baş sağlığı…

Oraya iki tane bakan geldi, bütün milletvekilleri… Başbakanımız gecenin on ikisinde ilgileniyor. Vatandaşın derdiyle bu şekilde dertlenen başka bir Başbakan gördünüz mü? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Bakan, yardım dün gitti, yangın üç gündür orada.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, bakın, şunu söyleyeyim: Değerli arkadaşlar, bakınız, şimdi, zamanında müdahale edilmiştir ve orada kara ekipleri, hakikaten canlarını ortaya koyarak müdahale etmişlerdir.

Bakın, ben size sadece bir grafik göstereceğim. Bir dakika, müsaade buyurun.

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Bakan, bir tane arazöz vermediniz! Bir tane arazöz verilmedi!

AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Konuştun kardeşim sen ya!

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın, arkadaşlar, şunu söyleyeyim: 2003’le 2007 yılları arasında Akdeniz Bölgesi’ndeki yangınlara bakın, bizim orman teşkilatı, gurur duyduğum bu teşkilat ne derece muvaffak olmuş. Portekiz’de 2003’le 2007 arasında orman mevcudiyetinin yüzde 31’i yanmış. İspanya’da yüzde 2,7’si yanmış. Fransa’da yaklaşık yüzde 1’i, İtalya’da yüzde 3’ü yanmış. Yunanistan’da yüzde 5’i yanmış. Bakın, Türkiye’de ise 2003 ile 2007 arasında yüzde 0,16 yani binde 16.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Çok şükür!

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bu bölgede en başarılı kurum Orman Genel Müdürlüğüdür. Ben gerçekten fedakârane çalışan bu arkadaşlara teşekkür ediyorum. Nitekim, bu Gülnar yangını büyük bir yangın. Kendiliğinden sönmedi herhâlde…

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Bakan… Sayın Bakan…

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – … büyük bir gayret neticesinde söndü.

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Bakan, poyraz sayesinde… Kendi beyanınız.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Ayrıca…

BAŞKAN – Sayın Gök… Lütfen karşılıklı konuşmayınız. Lütfen yerinize oturunuz.

İSA GÖK (Mersin) - Poyraz sayesinde durdu, poyraz sayesinde! Poyraz durunca yangın bitti! Ağaç bitti, ağaç kalmadı zaten!

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın arkadaşlar, şu anda… Kaliforniya yangınını misal vereyim ben, madem öyle bahsetti. Kaliforniya’da 21 Haziran 2008 günü başlayan ve dağlık alanlarda devam eden yangınlar 4 Temmuz 2008 günü kontrol altına alınmıştır. Yangın on dört gün boyunca devam etmiştir. Bakın, özellikle bin iki yüzden fazla yerleşim noktası Kaliforniya’da alevlerin içinde kaldı. Yangın sonucunda çok sayıda bina tamamen yandığı gibi yangında 200 bin hektar -Kaliforniya yangınında- yandı.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sen Türkiye’ye gel kardeşim!

ABDULLAH ÖZER (Bursa) – Burası Türkiye kardeşim, insaf ya!

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Yunanistan yangınına bakın. Yunanistan’da Mora Yarımadası, Eğriboz Adası’nda 23 Ağustos 2007 tarihinde ortaya çıkan yangınlar, 2 Eylül 2007 tarihinde kontrol altına alındı, on bir gün devam etti. Aslında orada bizim orman yangınlarıyla mücadele eden kahramanlarımız olsa, bu, bu kadar büyümezdi çünkü onlar müdahale etmediler, yangının sönmesini beklediler. Bakın, burada 110 köy hasarlıydı, 16 bin kişi evsiz kaldı, 64 kişi de hayatını kaybetti. Bizim bu Gülnar yangınından daha büyük bir yangın değildi.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Kahramanları Amerika’ya, Kaliforniya’ya gönderelim Sayın Bakan!

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın, şu anda rakamlar var, tespitler var. Şimdi, bu Gülnar yangını pazartesi günü başladı biliyorsunuz. 12.30’da yangına en yakın yerde bulunan ekipler tamamen yangın mahalline geldi, ilk müdahaleyi yaptı. Aşağı yukarı              8 arazöz ilk müdahaleyi yapan ekip içinde yer aldı. Ayrıca, yangın mahalline en yakın mesafede konuşlu bulunan Adana helikopterleri on dakika içinde yangın yerine hareket etti. Yangınlar başladıktan sonra, 12.50’de yangına müdahale etmiştir.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Helikopterlerin kaç tanesi Sayın Bakan?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Pazartesi günü… Daha sonra, kademeli olarak Kahramanmaraş, Antalya, Denizli ve Fethiye helikopterleri yangına müdahale etmiştir ancak pazartesi günü, biz buradan, meteorolojiden de takip ettik, rüzgâr hızı yer yer 85-90 kilometre/saat hızla seyrettiği için maalesef yangına müdahalede çok büyük güçlükler yaşanmıştır.

Sayın Vekilim orada yaşıyor, oradaki anaforları, rüzgâr, poyraz estiği zamanki durumu benden daha iyi bildiğini tahmin ediyorum.

İSA GÖK (Mersin) – Hepsini biliyorum.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Dolayısıyla, şunu ifade edeyim: Özellikle, yangın söndürme çalışmalarına şu ana kadar 8 helikopter, 1 amfibik uçak, 110 arazöz, 40 iş makinesi, 42 tane yangın söndürme uzmanı ve Sivil Savunma ve diğer kurumlarla beraber, yaklaşık bin tane yangın işçisi katıldı.

Netice olarak, bakın, burada yangın söndürüldü, kontrol altına alındı, şu anda soğutma çalışmaları devam ediyor ve salı günü akşamı Başbakanımızın talimatıyla, çarşamba sabahı 1 milyon YTL de oraya gönderildi. Ancak bu yeterli mi? Değil. Bayındırlık ve İskân Bakanımıza talimat verdi Sayın Başbakanımız. Ben dün akşam Bayındırlık ve İskân Bakanıyla da görüştüm, şu anda tespitler yapılıyor, orada evi yanan veya malını kaybeden vatandaşlarımızın zararları kesinlikle tazmin edilecektir, buna özellikle işaret etmek istiyorum. Bu gönderilen 1 milyon YTL sadece ailelerin günlük ihtiyaçlarını karşılamak için Başbakanlık Acil Yardım Fonu’ndan gönderilen miktardır ve bana göre de -geçmişteki afetlere bakın- en hızlı şekilde yardım yapılan, 1 milyon YTL gibi bir yardımın gönderildiği, bu kadar hızlı gönderildiği başka bir afet de yok.

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Bakanım, bir şey soracağım.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkanım, lütfen müdahale edin. Böyle bir usul var mı?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Ben şöyle özetlemek istiyorum…

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Bakanım, lütfen… Bir şey soracağım, tek kelime.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Ayrıca şunu ifade edeyim, salı günü akşamı da ben…

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Bakanım, bakın, paraya bir şey demiyoruz.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi efendim, şöyle…

İSA GÖK (Mersin) – Evet, ihmali biliyorsunuz Sayın Bakan. Bakın Sayın Bakanım, siz de o yangına ilk müdahalede ihmali biliyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Gök…

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Sayın milletvekillerim, bakın ben şunu ifade edeyim…

İSA GÖK (Mersin) – İhmalin gereğini yapın. Çünkü o yangın, Sayın Bakan, astsubayın evinin yanında çıktı. İhmali kabul edin.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Böyle bir usul yok Sayın Başkanım, lütfen…

BAŞKAN – Sayın Gök, lütfen…

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Sıcak yemekten bahsedildi, salı günü akşamı bütün vatandaşlara sıcak yemek dağıtıldı.

BAŞKAN – Sayın Gök, lütfen yerinize oturunuz.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Ben ilgili muhtarın telefonunu aldım, ertesi gün telefon ettim, dedim ki: “Salı günü akşamı size sıcak yemek dağıtıldı mı?”, “Evet, dağıtıldı.” dedi.

İSA GÖK (Mersin) – Saat dokuzda.

SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkan, Meclisi yönetemiyorsunuz.

İSA GÖK (Mersin) – Sen çık yönet!

SUAT KILIÇ (Samsun) – Orada Başkan var, sizin adınıza seçilmiş Başkan var.

İSA GÖK (Mersin) – Bizim değil, Meclisin adına… Öğren.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – “Ben de gösterilen ilgiden fevkalade memnun olduğumu ifade etmek isterim.” dedi.

Ben şunu ifade edeyim: Bakın, değerli arkadaşlar, orada gerçekten fedakâr bir surette gayret eden insanlar var, yangın söndürmeye canı pahasına koşan insanlar var. Niçin koşuyor bunlar?

İSA GÖK (Mersin) – Onlara bir şey diyen yok. Onlara teşekkürümüzü yapıyoruz zaten. Yangın idare heyeti, idare heyeti… Oraya sevk etmeyende kabahat.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkanım, lütfen müdahale edin.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Oradaki vatandaşların mal ve canına halel gelmesin diye. Biz onlara teşekkür ediyoruz huzurunuzda. Bakın, büyük bir fedakârlık göstermişlerdir. Bakın, Orman Genel Müdürümüz buraya gitmiştir. Geçmiş dönemde hiçbir orman genel müdürü böyle, yangına gitmezdi. Orman Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcıları, hepsi oradaydı, 2 tane bakan oradaydı.

İSA GÖK (Mersin) – Çünkü ihmalinizi örtmeye çalıştınız, ihmali örtmeye çalıştınız. Yangın yolun yanında başladı, yolun bitişiğinde başladı yangın, ormanın içinde başlamadı. İki saatte sönerdi bu yangın.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Başbakanımız gecenin yarısında ve sabahın erken saatinde bilgi alıyor, böyle bir durum var. Hiçbir ihmal yok, fevkalade çalışılmıştır, çok iyi müdahale edilmiştir, kısa zamanda da söndürülmüştür. Başka köylerin de yangında yanması ihtimali vardı, gerçekten büyük bir mücadele yapılmıştır, fedakârane çalışılmıştır. Ben burada hepsine, emeği geçen başta Mersin Valiliğimizin ekipleri, Sivil Savunma ve Orman Genel Müdürlüğümüzün bütün çalışanları olmak üzere hepsine şükranlarımı arz ediyorum, teşekkür ediyorum; biz onlarla gurur duyuyoruz.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Bakan, helikopterlerin pilotlarının bölgeyi bilmeyen kişiler olduğu doğru mu?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - İnşallah, Cenabı Allah böyle başka yangınlar bize göstermez, afetler göstermez.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İSA GÖK (Mersin) – Öyle bir Sivil Savunma ki…

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Eroğlu.

İSA GÖK (Mersin) - Bir saniye Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Sayın Gök, siz söyleyeceğinizi söylediniz, Bakan da cevap verdi.

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Başkanım, bir saniye… Sayın Başkanım, Meclise de…

BAŞKAN - Şimdi, Sayın Şandır, Sayın Atılgan…

İSA GÖK (Mersin) – Öyle bir Sivil Savunma ki arkadaşlar…

BAŞKAN - Sayın Gök, lütfen yerinize oturunuz.

İSA GÖK (Mersin) – …bir tane feneri yok, bir tane lambası yok Sivil Savunmanın…

BAŞKAN - Sayın Gök…

İSA GÖK (Mersin) – Bir lirası yok, bir poşeti yok, çizmesi yok Sivil Savunmanın, bomboş!

BAŞKAN - Sayın Gök, lütfen yerinize oturunuz.

İBRAHİM KAVAZ (Erzurum) – Otur yerine, otur! Şov yapma!

İSA GÖK (Mersin) – Ne şovu be! Vefat eden benim akrabam, benim yakınlarım öldü, senin yakının mı öldü?

BAŞKAN - Sayın Gök, siz…

İBRAHİM KAVAZ (Erzurum) – Konuştun anlattın, daha ne gereği var?

BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayınız lütfen, Meclisin usulünü de bozmayınız, çok rica ederim.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ne demek senin akraban, benim akrabam?

BAŞKAN - Sayın Şandır, Sayın Atılgan, ne için söz istediniz?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, ben orman yüksek mühendisiyim ve oralarda çok uzun yıllar bölge şefliği yaptım. O dağları bilirim, ormanı bilirim, ormancıları tanırım. Orman yangınında çok çalıştım, orman yangınını iyi bilirim. Müsaade ederseniz şu tartışmaya bir katkı vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz, iki dakika…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, tabii bir acı yaşanmıştır, Sayın İsa Gök’ün çığlığına hepimizin saygı göstermesi lazım. Orman yangınını, muhtemeldir, içinizde bilenler var, seyredenler olmuştur ama ben, bizatihi içinde yaşayan, yanma tehlikesi geçiren, birçok yangın söndürmenin yöneticiliğini yapan bir arkadaşınızım. O dağlarda da çok çalıştım, o köyleri de avcumun içi kadar bilirim.

Değerli milletvekilleri, her şeyden önce şunu söyleyelim: Yangın bir felakettir ve bu poyraz dediğimiz rüzgâr, gerçekten asfaltta bile önünü kesemeyeceğiniz kadar hızlı koşar, yakarak gider. Dolayısıyla, poyrazda orman yangınının tedbiri gerçekten çok zordur. Acı yaşanmıştır. Bu acının müsebbibi olarak orman teşkilatını göstermek, hele mahallî ormancıları göstermek haksızlık olur. O insanların hiçbir orman yangınında, hiç kimsenin ama özellikle de ormancıların, orman mühendisinin, orman muhafaza memurlarının bigâne kalması, kendini kenara çekmesi mümkün değildir. Tabii ki orman teşkilatının yangın söndürme teknolojisinde yenileşmeyi, yeni teknolojileri kazanması konusu bir tenkit konusudur.

Can yanmıştır, çığlık çığlığa, canhıraş bir şeyle Sayın Gök bunu ifade ediyor. Buna saygı gösterilmesi lazım. Ama burada bu orman yangınından dolayı ormancıları suçlamak, o teşkilatı suçlamak haksızlık olur. Gereken gayretin gösterildiğine ben de inanıyorum. Çünkü bir şey daha var: Ormancılarla orman köylüsü iç içe beraber yaşıyorlar, bunların arasını da açmamak lazım. Hiçbir orman mühendisi, hiçbir ormancı köy yanarken, orman yanarken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, sözlerimi tamamlamama lütfen müsaade eder misiniz.

BAŞKAN – Cümlenizi tamamlayınız efendim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Çok teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, bu acının üzerinden birbirimizi kırıp dökmeye gerek yok, acının paylaşılması lazım. Eksik varsa tamamlanmak durumunda. Hükûmet bu işin sorumlusudur ve vatandaşın temsilcisi olarak bizler, acının bizatihi sahibi olarak Sayın Milletvekilimizin çığlığına da saygı göstererek bu zararı telafi edebilmek, bu insanımızın yaralarını sarabilmek için herkes elinden geleni yapmalıdır.

Dolayısıyla, bir acı yaşanmıştır, bu acıdan dolayı birbirimizi suçlamaya gerek yok. Gereken gayretin gösterildiğine ben yürekten inanıyorum. Gayret gösterenlere de, herkese de çok teşekkür ediyorum, rahmetli olanlara yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Vatandaşımızın dertlerinin de zararlarının da karşılanacağını ümit ediyor, bekliyor, temenni ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Şandır bu açıklamalarınızdan dolayı.

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Başkanım, efendim, yanlış anlaşıldı…

BAŞKAN – Lütfen Sayın Gök…

İSA GÖK (Mersin) – Efendim, bir dakika istirham ediyorum Sayın Başkanım, yanlış anlaşıldı, onu düzelteceğim.

BAŞKAN – Sayın Atılgan, siz ne için söz istemiştiniz?

KÜRŞAT ATILGAN (Adana) – Orman yangınlarıyla ilgili olarak Türkiye’nin havadan müdahale imkân kabiliyetiyle ilgili bir iki konuyu Sayın Bakana söyleyeceğim.

BAŞKAN – İki dakika da size söz veriyorum.

Buyurunuz.

KÜRŞAT ATILGAN (Adana) – Sağ olun Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, değerli arkadaşlar; tabii, bu yaşanan acı olay hepimizi üzmüştür. Rahmetli olanlara Allah’tan rahmet diliyoruz.

İşin temeline bakarsak, bu şekilde suçlamalar önümüzdeki yıllarda devam eder. Eğer Türkiye bu kadar basit bir konuyu, havadan orman yangınlarına müdahale imkân kabiliyetini sürüncemede bırakmayıp artırma yolunda daha önce yapılmış olan çalışmaları sonuçlandırsaydı, emin olun, bugün bu tartışma burada olmazdı. Hava kuvvetlerinin bazı unsurları, nakliye unsurları Kayseri’de veyahut da Çevre Bakanlığından gelecek istekler doğrultusunda ülkenin değişik yerlerinde iki saat içinde orman yangınlarına müdahale edecek şekilde hazır bekliyor. Ama helikopterle veya daha değişik birtakım hava vasıtalarıyla bu işe dünyada o kadar teknik olarak müdahale ediliyor ki emin olun, bu imkân kabiliyetlere sahip olacak şekilde çok da pahalı olmayan bu projeyi hayata geçirmezsek önümüzdeki yıllarda buna benzer birçok ormanımızın yok olmasına ve tartışmaların yine bu Mecliste olmasına hiç kimse engel olamaz.

Benim Sayın Bakandan ricam, var olan, benim bildiğim çalışmaların helikopter veya uçak temini yönünde bir an evvel faaliyete geçmesi ve temin yönündeki şu anda bazı çıkmazlara giren prosedürü daha pratik bir şekilde, bir yolla Türkiye’ye bu imkân kabiliyeti kazandırmasıdır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Atılgan bu verdiğiniz bilgiler için.

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Başkanım, efendim, izah için bir dakika istirham edeceğim. Bir dakika Sayın Başkanım, bir dakika…

BAŞKAN – Size bir dakika süre veriyorum, lütfen daha soğukkanlı olunuz.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, yapmış olduğu konuşmasında Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun bazı ifadelerini farklı yorumladığı gerekçesiyle açıklaması

 

İSA GÖK (Mersin) – Teşekkür ediyorum, sağ olun.

Sayın Başkanım, benim konuşmamda teşkilata yönelik tek kelime yoktur. Ssevk ve idare… Bakanım da gayet iyi biliyor, ihmal, yangının ilk başındaki sevk ve idarede yapılmıştır. Yolun kenarındaki yangın söndürülememiştir çünkü yeterli ekip gönderilmemiştir. Ekipler talimat bekliyorlar. Burada sorumluluk, sevk ve idare makamındaki insanlar… İşçiler cansiparane çalışıyorlar zaten. Hep  beraber çalıştık, bizler de yardımcı olduk söndürmeye. Ben de babamla beraber uğraştım. Babam seksen yaşında, bu adam da çalıştı. Ama bakın, sevk ve idare… Azıtepe’sini boşuna yaktınız. Yağdöken’i boşuna yaktınız. O yangın Pınarbaşı’na boşu boşuna geçti. 3 bin dekar hata yüzünden yandı, o insanlar da… İhmal, sevk ve idareyi yapan yöneticilerde. İnsanlar, verilen talimat gereği yapıyorlar. Köye bir arazöz alamadık köye! Evler yanıyor. Niye? Talimat verilmeden eve su sıkamazlarmış. Böyle şey olur mu? Bir arazöz alamadık. Delikkaya… Köyü boşalttınız. Lapa… Allah’tan erkekler köyü boşaltmadılar, evlerini kurtardılar. Delikkaya’yı boşalttınız, bütün evler yandı. Bunlar hataydı, ciddi hataydı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSA GÖK (Mersin) – Bu hatayı yapan sevk ve idare makamındakilerdir.

Sağ olun Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Gök, uyarılarınız için teşekkür ediyoruz.

Sayın Uslu, niçin söz istemiştiniz?

NURİ USLU (Uşak) – Sayın Başkanım, ben orman mühendisiyim ve Orman Bakanlığında müsteşarlık yapmış bir insan olarak bu konuları açıklığa kavuşturmak istiyorum. Üç dakika söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Size iki dakika söz vereceğim.

Buyurunuz efendim.

 

2.- Uşak Milletvekili Nuri Uslu’nun, Mersin ili Gülnar ilçesinde devam eden orman yangınına ilişkin açıklaması

 

NURİ USLU (Uşak) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu bir acıdır ama bu acıyı biz bugün yaşamıyoruz. Niçin yaşamıyoruz? Türkiye, Akdeniz çanağında olan bir ülkedir. Orman yangını niçin çıkar? Neden Karadeniz’de orman yangını çıkmıyor? Orman yangınının çıkması için topoğrafya, bitki örtüsü, ekolojik durum, hava hâlleri, rüzgâr hâlleri çok önemli. Biz orman yangınlarıyla iç içe yaşamak mecburiyetindeyiz ülke olarak. Bizim gibi Akdeniz çanağında bulunan bütün ülkeler böyledir. Ama şimdi burada böyle ucuz kahramanlık yapmak, böyle karşıdan karşıya konuşarak orman yangınının içinde yıllarca yaşamış…

İSA GÖK (Mersin) – Ne ucuz kahramanlığı ya! Bu nasıl laf böyle ya? Bu nasıl laf?

NURİ USLU (Uşak) – …orman yangınlarıyla yıllarca mücadele etmiş bir insan olarak…

İSA GÖK (Mersin) – Laf mı yani ucuz kahramanlık?

NURİ USLU (Uşak) –  Bakın, orman yangını…

İSA GÖK (Mersin) – Ayıp! Hakikaten ayıp yani!

NURİ USLU (Uşak) –  Orman yangını bir afettir.

İSA GÖK (Mersin) – Hakikaten ayıp!

NURİ USLU (Uşak) – Orman yangınının karşısında bu tür davranışları yapamazsınız, aksi hâlde yanarsınız. Kaç tane bölge müdürümüz yandı, kaç tane işletme müdürümüz yandı, 50’den fazla işçimiz yandı. Bizim ciğerimiz yanmıyor mu? Ama bu demek değildir ki yani sadece Mersin’de oluyor, her tarafta oluyor.

Bakın, 1979 yılında Muğla’da oldu, 14 bin hektar alan yandı. 1985 yılında Çanakkale’de oldu, 6 bin hektar alan yandı. Allah korusun, bu bir afettir. Ancak şunu söyleyeyim: Sakın ha sakın orman teşkilatını bu konuda ihmallikle suçlamayın. Orman teşkilatı, geçmişten bugüne, inanın o kadar bu konuda teçhiz olmuş durumda ki geçmişte ne helikopterimiz vardı ne dozerimiz vardı ne arazözümüz vardı, işçilerimiz bile yoktu. 

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Uslu verdiğiniz bilgi için, çok sağ olun.

Sayın milletvekilleri…

NURİ USLU (Uşak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Yeterince aydınlanıldı efendim bu konuda.

NURİ USLU (Uşak) – Çok önemli bir konu…

BAŞKAN - …ve gerekli tedbirlerin alınacağını umuyorum ben de buradan…

NURİ USLU (Uşak) – Ben son bir cümle söylemek istiyorum, son bir cümle.

BAŞKAN – …ve bir daha böyle olaylarla karşılaşmamamızı da temenni ediyorum. Sağ olun Sayın Uslu.

NURİ USLU (Uşak) – Bir son cümle söyleyeceğim uyarı anlamında Sayın Başkan, uyarı anlamında, ikaz yani orman yangınlarının olmaması açısından.

BAŞKAN – Ama bir cümlede bitiriniz lütfen, çok uzadı konumuz çünkü. Yeterince de aydınlandık. 

NURİ USLU (Uşak) – Sayın milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; biz orman yangınlarını yaşamak mecburiyetindeyiz ancak halkımıza ve insanlarımıza şunu söyleyelim: Lütfen bu orman yangınları sezonunda yaktığımız ateşleri söndürelim, anız yakmayalım. Bakın, bu yangın anız yangınından çıktı. Anız yakmayalım, dikkatli olalım. Ormanlar bizim ciğerimiz, geleceğimiz, insanlığın ortak geleceği. Onun için ormanları hep beraber koruyalım ama orman yangınlarıyla…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Doğru değil, doğru değil…

İSA GÖK (Mersin) – Tel çarpması diyor köylü de. Ne olacak şimdi?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Bu konuda peşin yargıya gidiyorsunuz. Üç ihtimal üzerinde duruluyor.

NURİ USLU (Uşak) – Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Uslu. Bu uyarılar da dikkate alınacaktır sanırım.

Sayın milletvekilleri, gündem dışı ikinci söz, Dünya Nüfus Günü hakkında söz isteyen Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak’a aittir.

 

Buyurunuz Sayın Kışanak. (DTP sıralarından alkışlar)

 

 

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

2.- Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak’ın, Dünya Nüfus Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

GÜLTAN KIŞANAK (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü nedeniyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum ve yangında yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına ve tüm halkımıza da başsağlığı diliyorum.

Bütün doğal afetler, insanların çabalarıyla, aklıyla, mantığıyla, ürettiği politikalarla daha az zarar verebilir konuma getirilebilir. “Burada orman yangınları yaşanacaktır. Orada da yandı, burada da yandı, bundan sonra da yanacaktır.” diye bir söylemi asla doğru bulmuyorum. Ortada can kayıpları var. İnsanların, sorumlu mevkide ve makamda olan kişilerin biraz daha öz eleştirisel yaklaşması… Hiçbir şeyin “Bu artık yeter, sondu. Ben her şeyi yaptım.” noktasında olmadığını da hepimiz biliyoruz. Mutlaka yapılabilecek, biraz daha can kaybını azaltacak, ormanlarımızın daha çok yanmasını önleyebilecek başka tedbirler de mutlaka vardır. Bir parça olsun öz eleştirisel yaklaşmanın, tedbirlere dikkat çekmenin de ben iktidarın sorumluluğu gereği olduğunu düşünüyorum. Bunun dikkate alınabileceğini umuyorum.

Hızlı nüfus artışıyla bağlantılı sorunlara bakıldığında, bu konuda temel mağdurların kadınlar olduğu ortaya çıkmaktadır. Gerekli önlemler alınmaz ise önümüzdeki yirmi beş yıl içerisinde dünya nüfusunun yüzde 50 oranında artması ve her yıl 600 bin kadının gebelik ve doğumla ilgili sorunlar nedeniyle yaşamını yitirmesi beklenmektedir.

Dünya genelinde kadınlar yoksulluk, kuraklık, göç ve çatışmalardan da en fazla etkilenen gruplar olmaktadır. Yeterli düzeyde ve kalitede eğitim ve sağlık imkânlarına erişim konusunda da kadınlar büyük sorunlar yaşamaktadır. Fırsat eşitliği, ayrımcılık ve kadına yönelik şiddet de en temel problemler olarak uygar dünyanın önünde durmaktadır. Bu nedenle “Eşitlik güçlendirir.” sloganı, Dünya Nüfus Günü’nün bu yılki ana teması olarak belirlenmiştir. Ben de “Eşitlik güçlendirir.” sloganını bu kürsüden bir kez daha dile getirerek üzerimize düşen sorumluluklara dikkat çekmek istedim.

Değerli milletvekilleri, ayrıca bugün -yani 10 Temmuz- yakın dönem siyasal tarihimiz açısından çok önemli bir gün. Bundan tam on yedi yıl önce 10 Temmuz 1991’de önemli bir siyasi cinayet işlendi. Bu tarih, önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Çünkü, bu tarihten itibaren faili meçhul cinayetlerin ardı arkası kesilmedi. HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın öldürülmesiyle çeteler devreye sokularak, demokratik muhalefetin cinayetlerle bastırılması politikası gündeme getirildi.

Vedat Aydın 5 Temmuz 1991’de, elinde telsiz bulunan sivil polisler tarafından gece yarısında evinden alındı. Ailesinin ve avukatlarının anında emniyet güçlerine ve siyasi otoritelere durumu bildirmesine rağmen Vedat Aydın cinayeti önlenmedi ve 10 Temmuz günü yapılan cenaze töreninde de yapılan provokasyon girişimleri sonucunda halkın üzerine ateş açılarak 10’un üzerinde yurttaşımızın yaşamını yitirmesine, yüzlerce yurttaşımızın da yaralanmasına neden olunmuştur. Yapılan bu vahşi saldırıya rağmen hiçbir sorumlu yargı karşısına çıkartılmamış, hiçbir ciddi kovuşturma yürütülmemiştir. Yıllar sonra ortaya çıkan itirafçılar, Vedat Aydın cinayetinin ve cenaze töreninde yaşanan provokasyonun JİTEM tarafından planlandığını ve uygulandığını anlatmışlardır. Bu itiraflara rağmen ne Vedat Aydın cinayetinin failleri yargı karşısına çıkartılmış ne de cenaze töreninde bir katliam provası yapanlardan hesap sorulmuştur. Hakkındaki iddialar ayyuka çıkan, resmî belgelerde bile yer alan JİTEM’e dair hiçbir soruşturma yürütülmemiş, bu konu aydınlığa kavuşturulmamıştır. Bir tek faili meçhul cinayet bile siyasi cinayet bile, aydınlatılmamışken çetelerin temizleneceğinden dem vurmak ne kadar inandırıcı.

Çete örgütlenmesi Vedat Aydın cinayetiyle işbaşı yaptı. Gazeteci Hrant Dink’in katledilmesiyle bugün de görev başında olduğu anlaşılıyor. Eğer çetelere son vermek isteniyorsa işe Vedat Aydın cinayetini aydınlatmakla başlamak gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

GÜLTAN KIŞANAK (Devamla) – Ama hiçbir siyasi iktidar böyle bir temizlik operasyonuna cesaret etmiyor çünkü işin ucu gelip siyasi iradeye dayanıyor.

Dünyanın hiçbir yerinde siyasi aktörlerden güç ve onay almadan bu kadar yaygın ve güçlü çete örgütlenmelerini kurmak mümkün olmamıştır. Türkiye’de de durum böyledir. Siyasi aktörlerin onayı, talimatı, hiç değilse bilgisi dâhilinde hareket etme söz konusu olmadan bu çeteler yaşam hakkı bulamazlar.

Eğer bugün Ergenekon operasyonundan sonuç alınmak isteniyorsa 1990’lı yıllardan itibaren yürütülen kirli tüm faaliyetler gün yüzüne çıkarılmalıdır. Başta Vedat Aydın olmak üzere bütün faili meçhul cinayetler aydınlatılmalıdır.

Huzurlarınızda Vedat Aydın’ı saygıyla anıyor, katillerin yargı önüne çıkarılmasının Türkiye'nin aydınlık yarınlara taşınmasına hizmet edeceğini belirtmek istiyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kışanak.

Gündem dışı üçüncü söz, Dünya Hukuk Günü hakkında söz isteyen Manisa Milletvekili Şahin Mengü’ye aittir.

Buyurunuz Sayın Mengü. (CHP sıralarından alkışlar)

 

3.- Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, Dünya Hukuk Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı

 

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm dünyada hukukun evrenselliği ve herkese eşit olarak uygulanması adına 1967’de 10 Temmuz günü dünyada Hukuk Günü olarak ilan edilmiştir. Bugün, yani 10 Temmuz günü 1967 yılında Türk Hükûmeti tarafından da Hukuk Günü olarak ilan edilmiştir. Bu nedenle söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa’mızın 2’nci maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti, demokratik yöntemlerle yönetimi yani iktidarı elde eden siyasi iktidarların, yönetilenler gibi, kendilerinin de hukuka bağlı olmalarını öngörür. Bunun doğal sonucu, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesi, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin yargı denetimine bağlı tutulmasını zorunlu kılmaktadır. Kuşkusuz bu denetimi yapacak olan yargının bağımsızlığı da hukuk devletinin olmazsa olmaz ön koşuludur. Bağımsızlık yargılamaya, yasama ve yürütmenin üstünde olduğundan değil, görevini hakkı ile tam yapabilmesi için tanınmıştır. Diğer bir deyişle yargılama, gücünü bağımsızlığından alır.

Yargıcın bağımsız ve adil olması da yetmez. Onun bağımsız ve adil olduğundan şüphe uyandıran bütün tutum ve davranışların ortadan kaldırılması gerekmektedir. Toplumda böyle bir şüphenin gelişmesini engellemenin tek yolu, öncelikle biz siyasilerin kendimizi dokunulmazlık zırhından sıyırıp Türk yargısından en ufak bir şüphemiz olmadığını topluma göstermekten geçmektedir. Bunu yaptığımız anda Türkiye’deki bağımsız yargı konusunda hiçbir şüphe kalmayacaktır. Bu nedenle, bir an önce milletvekili dokunulmazlığını kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırarak, kendimizi onun şaşmaz yani Türk adaletinin şaşmaz terazisine bırakarak bu ülkenin adaletine olan güvenimizi göstermeliyiz. Başka bir deyişle sadece bağımsızlık ve tarafsızlığın soyut kurallar koyarak gerçekleşmesi olanağı yoktur.

Bu kavramların somutlaştırılabilmesi için bağımsız ve tarafsızlığın içeriğine uygun eylemlerde bulunmamız gerekmektedir. Bundan kaçmaya devam edersek toplumda halk adalete olan inancını yitirir. Eğer toplum bu noktaya gelirse rejim çürümeye başlar ve ardından rejim bunalımı doğar.

Değerli milletvekilleri, bağımsız yargı demokrasinin garantisidir. Kuvvetler ayrılığı ilkesine gerçekten inanan bir hükûmet kuvvetler ayrılığı ilkesinin gereklerini yerine getirir, iktidarınız döneminde olduğu gibi yargıya müdahale etmez, yargıyı kontrol altına almayı düşünmez. Yargının siyasallaşmasının toplumu nasıl kirlettiğinin dünyada kötü örnekleri vardır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kurumları gibi, yargı da Anayasa ve yasaların kendine verdiği yetkiler çerçevesinde görev yapmaktadır. Bu bağlamda, bağımsız yargının hukuk devleti olmanın en önemli güvencesi olmasını erkler arasında bir üstünlük olarak algılamamak ve anayasal iş bölümünün bir sonucu olarak kabul etmek gereklidir. Çünkü, yargının görevi yasaları ve Anayasa’yı uygulamak, onlara aykırı davranışları tespit etmek ve çeşitli yaptırımlarla engellemektir.

Değerli milletvekilleri, temel hedef ve tek amaç, yurttaşların devlete ve dolayısıyla yönetime güven duydukları, kişiliklerini korkusuzca geliştirebildikleri, bireylerin hukuk güvenliğini hissedebildikleri, herkesin hak arama özgürlüğünden yararlanabildiği, yargının siyasal baskı ve kargaşalardan etkilenmeden bağımsız ve güvenceli bir biçimde çalışabildiği demokratik bir hukuk devleti olmalıdır. Son yıllarda, aylarda ve günlerde yaşanan olaylar karşısında, bu hedeflere ne kadar yakın olduğumuzu siz saygıdeğer milletvekillerinin ve bizi televizyon başında izleyen milletimizin takdirlerine sunuyorum.

Her geçen gün hukukun üstünlüğü kavramının yara alması yanında hukuk devleti ilkesi de hedefinden saptırılmaktadır. Tüm bu olumsuzluklar ise toplumda adalet duygusunun yok olmasına neden olmaktadır ki bu son derece tehlikelidir. Bilindiği gibi, adil bir toplum düzeninin zorunlu unsuru bağımsız ve hızlı işleyen adil bir yargılama düzenidir.

Bu düşüncelerle, gerçek hukuk devletinde yaşama dileğiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Mengü.

Adalet Bakanı Sayın Mehmet Ali Şahin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum. Manisa Milletvekili arkadaşımız Sayın Mengü’nün gündem dışı yapmış olduğu konuşmayla ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak için huzurunuzdayım.

Sayın Şahin Mengü’nün de biraz önce ifade ettiği gibi, kırk bir yıldır 10 temmuz tarihi dünyada Hukuk Günü olarak kutlanmaktadır. 1967 yılında Cenevre’de “Hukuk Yolu ile Dünya Sulhu” konulu üçüncü bir konferans düzenlenmiş ve 10 Temmuz 1967 yılından bu yana yani kırk bir yıldır dünyada 10 Temmuz günü Hukuk Günü olarak kutlanmaktadır ve Türkiye de bu konferansa katılmış ülkelerden biridir, 10 Temmuzu Türkiye de Dünya Hukuk Günü olarak benimsemiştir.

Değerli arkadaşlarım, hukuk “haklar” demek. Her insan doğuştan, beraberinde birtakım temel hak ve özgürlüklerle dünyaya gelir. Yaşama hakkı da bu hakların başında gelir. Bu temel hakların korunması, dünya uluslarının ve tabii ki ulusal devletlerin ve düzenlerin en önemli amacı ve hedefi olmalıdır.

Geçtiğimiz yüzyılda dünya iki büyük dünya savaşı yaşadı. Bu dünya savaşlarında binlerce, milyonlarca insan hayatını kaybetti. Aslında “Hak ihlalleri, hukuk ihlalleri oldu.” demektir. Nitekim, iki dünya savaşını yaşayan insanoğlu daha sonra Birleşmiş Milletleri kurdu. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesi bunun üzerine yayınlanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi aynı hükümleri içermektedir. Ama itiraf edelim ki Birleşmiş Milletlerin varlığı, dünya uluslarının insan hakları ile ilgili bildirg