TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                         125’inci Birleşim

                                                                                 2 Temmuz 2008 Çarşamba

                                                                                              İçindekiler

 

 

I.— GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.— GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, Muğla’nın Yatağan ilçesinde kurulacak olan ikinci termik santrale ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, özel dershanelere ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç’ın, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 21 milletvekilinin, Bartın ilinin su kaynağına yönelik risklerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/236)

2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 25 milletvekilinin, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının araştırılarak önlenmesi ve etkin mücadele için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/237)

 

B) Tezkereler

1.- (10/203) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi (3/491)

 

 

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/568) (S. Sayısı: 223)

2.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün ve 16 Milletvekilinin, İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu  Raporu (2/241) (S. Sayısı: 248)

3.- Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ile Ukrayna Devlet Nükleer Düzenleme Komitesi Arasında Nükleer Düzenleme Konularında Teknik İşbirliği ve Bilgi Değişimi Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/356) (S. Sayısı: 233)

4.- Avrupa Yatırım Bankasının Türkiye’de Temsilcilikler Açmasına Dair Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avrupa Yatırım Bankası Arasındaki Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/592) (S. Sayısı: 247)

 

VI.- OYLAMALAR

1.- İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin oylaması

2.- Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ile Ukrayna Devlet Nükleer Düzenleme Komitesi Arasında Nükleer Düzenleme Konularında Teknik İşbirliği ve Bilgi Değişimi Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

3.- Avrupa Yatırım Bankasının Türkiye’de Temsilcilikler Açmasına Dair Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avrupa Yatırım Bankası Arasındaki Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

 

VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, dalış turizminin geliştirilmesine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/3507)

2.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, Malatya’daki bir tekstil fabrikasının elektrik borcuna ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3599)

3.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, Bodrum Yarımadasında yapılaşmadaki kat iznine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/3602)

4.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, İskenderun ve Antakya adliye binalarının turizme kazandırılmasına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/3712)

5.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, tapu ve kadastro çalışmalarına ilişkin sorusu ve  Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı (7/3744)

6.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, imar düzenine ve yapı denetimine ilişkin sorusu ve  Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı (7/3745)

7.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, bağış ve promosyon kabulüne ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/3815)

8.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, Aile Haftası nedeniyle yaptığı bir konuşmaya ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/3835)

9.-Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin değerlendirilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3845)

10.- Antalya Milletvekili Tunca Toskay’ın, Antalya’da pazarlıkla kiralanan Hazine taşınmazlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3888)

11.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, aile hukuku düzenlemelerinin tanıtımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/3890)

12.- İzmir Milletvekili Harun Öztürk’ün, kapatılması kararlaştırılan orman fidanlıklarına ilişkin sorusu ve  Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3919)

13.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici’nin, Yozgat’taki atıl bir kamu binasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3933)

14.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Adıyaman’da tarımsal sulama amaçlı elektrik kullanımına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3937)

15.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, engelli kadınların iş hayatındaki sorunlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/396

2 Temmuz 2008 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.06

BAŞKAN: Başkan Vekili Eyyüp Cenap GÜLPINAR

KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Harun TÜFEKCİ (Konya)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 125’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Muğla’nın Yatağan ilçesinde kurulacak olan ikinci termik santral hakkında söz isteyen Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’a aittir.

Buyurun Sayın Topuz. (CHP sıralarından alkışlar)

 

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, Muğla’nın Yatağan ilçesinde kurulacak olan ikinci termik santrale ilişkin gündem dışı konuşması

 

FEVZİ TOPUZ (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 2 Temmuz 2008, bundan tam on beş yıl önce Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nde 37 sanatçı ve aydınımız katledildi. Bu acı günde kaybettiğimiz aydınlarımızı ve yurttaşlarımızı saygıyla anarken bugün katillerin hâlâ serbest dolaşıyor olması ulusumuzu ve bizleri derinden üzüyor ve ilgisiz kalan yetkilileri buradan bir kez daha kınıyorum.

Değerli milletvekilleri, Muğla ili Yatağan ilçesi Turgut beldesinde kurulacak olan ikinci termik santrale ilişkin gündem dışı söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizde termik santraller, yeterli önlemler alınmadan, çevre ve insan sağlığına verdiği ölümcül zararlara ve mahkeme kararlarına rağmen çalıştırılmaktadır. Bu yerleşim bölgelerinde radyoaktiviteye maruz kalmasından ötürü özürlü doğan çocuk sayısında artış gözlenmektedir. Ortada böylesi yaşamsal bir çevre felaketi dururken Yatağan ilçemizin ikinci bir termik santrali kaldıramayacağı ortadadır. Kamuoyunda yer alan bilgilerden Çalık Enerji Grubuna ait Ant Enerji Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketine ait olduğu öğrenilen yeni termik santral sahasının aynı zamanda Lagine antik kenti bölgesi içerisinde bulunduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, hem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’den hem de Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay’dan 17 Ocak 2008 tarihinde soru önergeleriyle bilgi istenilmiştir. Sayın Günay’a, termik santral sahası ve Lagine antik kenti soruları yöneltilirken; Sayın Güler’e, kömür rezervinin bulunduğu alana ait işletme ruhsatının hangi kuruma ait olduğu, bu alanda ne kadar işletilebilir kömür rezervinin tespit edildiği, yeni termik santralin Çalık Enerji Grubuyla ilgisi bulunup bulunmadığı, termik santralin bölgede kanser kaynaklı ölümlere neden olması nedeniyle, Bakanlığın yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji çeşitliliği konularında yürütülen çalışmaları hakkında bilgi istenilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Günay 20 Şubat 2008 tarihli yanıtında, termik santralin yapılmasının planlandığı alanın Lagine antik kenti bölgesinde olduğunu doğrularken, Bakanlığından söz konusu antik kent bölgesinde yeni bir termik santral kurulmasına yönelik Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca görüş istenildiği ve konunun Muğla Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünce değerlendirildiğini açıklamıştır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Güler ise 18 Şubat 2008 tarihli yanıtında, Muğla ili Yatağan ilçesi Turgut beldesi sınırları içerisinde kurulacağı belirtilen kömür yakıtlı termik santrale ilişkin olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna bir lisans başvurusunun yapılmadığını söyleyerek ilgisiz bir yanıt vermiştir. Bu yazı üzerine, 14 Mart 2008 tarihli ikinci soru önergemde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler’e söz konusu sorular hakkında “Hangi kurum ve kuruluşlardan bilgi edinilecektir?” sorusu yöneltilmiş, ancak önergem süresi içerisinde yanıtlanmadığı gerekçesiyle gelen kâğıtlar listesinde yayımlanmıştır. Bu defa, aynı sorulara ilişkin bilgiler 30 Mayıs 2008 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler’den Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında talep edilmiştir. Ne yazık ki, Türk ulusu adına yapmış olduğumuz denetim görevimizin Bilgi Edinme Yasası kapsamında yerine getirilmediği, Elektrik Üretim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünce 20 Haziran 2008 tarihli yazı ile bir kez daha ortaya konulmuştur. Söz konusu yazıda “Konu edilen termik santralin özel bir şirkete ait olduğu, kuruluşumuzun sorumluluk sahasında bulunmadığı anlaşılmıştır.” denilmiştir.

Değerli milletvekilleri, birinci soru önergemden beş buçuk ay sonra, süresi içerisinde yanıtlanmadığı gerekçesiyle gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan söz konusu önergemden üç buçuk ay sonra, yani 1 Temmuz 2008 (dün) itibarıyla tarafıma ulaştırılan 24 Haziran 2008 tarihli yanıtta Sayın Güler “Lisans başvuru ve değerlendirmeleri Bakanlığımın görev alanına girmemektedir.” açıklamasında bulunmaya devam ediyor. “Bakanlığımla Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında bu konuyla ilgili olarak herhangi bir yazışma olmamıştır.” demek suretiyle Kültür ve Turizm Bakanlığını da yalanlamıştır. Oysa Kültür ve Turizm Bakanlığının yazısı bir yana Çevre ve Orman Bakanlığının 10 Ekim 2007 tarihli…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Topuz, devam ediniz.

FEVZİ TOPUZ (Devamla) – Teşekkürler Başkanım.

… Kültür ve Turizm Bakanlığının bulunduğu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Maden İşleri Genel Müdürlüğü, EÜAŞ Genel Müdürlüğü ve TKİ Genel Müdürlüğünün, Yatağan’da kurulacağı belirtilen termik santral için yazısı ortadadır.

Değerli milletvekilleri, Yatağan Yeşilbağcılar beldesinde arazi ve evler, Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından, kömür yatakları üzerinde olduğu gerekçesiyle yok pahasına kamulaştırılırken, Yeşilbağcılar halkına TOKİ tarafından yapımına başlanan konutların kömür yataklarının üzerinde olduğu ortaya çıkmıştır. Buna rağmen Türkiye Kömür İşletmelerinin kamulaştırmaya devam etmesinin, Ant Enerji’ye rezerv alanı yaratmak olduğu iddia edilmekte ve bunda Sayın Başbakanın damadı Berat Albayrak’ın Çalık Holding Genel Müdürü olmasının etkisi olduğu ifade edilmektedir.

Bu anlamda, hukuk devleti olan ülkemizde “saydamlık, açıklık, hesap verebilirlik” ilkeleri doğrultusunda davranılmalı ve kamuoyu bilgilendirilmelidir diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Topuz.

Gündem dışı ikinci söz, özel dershaneler hakkında söz isteyen Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Serdaroğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

 

2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, özel dershanelere ilişkin gündem dışı konuşması

 

MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son günlerde gündemde olan özel dershanelerle ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak üzere gündem dışı söz aldım. Sizleri en iyi dileklerimle selamlıyorum.

Son bir ay içerisinde, her yaştaki öğrencimiz her hafta sonu bir sınava tabi tutuldu. Bunlar, seviye belirleme sınavı, üniversite sınavı, dil sınavı, memur adaylar için KPS’dir ve önümüzdeki günlerde de bazı okulların çeşitli bölümlerine alınacaklar için özel yetenek sınavları var.

İşte bütün bu sınavlar dershaneleri eğitim sistemimizin odak noktasına yerleştirmiştir. Sürekli gelişen dershaneler pek çok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Ülkemizde dört binin üzerinde dershane olup bu dershanelerde 60 bini aşan öğretmen ile 20 bin personel çalışırken, yine bu dershanelere 1 milyondan fazla öğrenci devam etmektedir. Dershanelerin öğrencileri sınava hazırlarken eğitimi desteklediği, neredeyse temel eğitime alternatif kurumlar hâline geldiği görülmektedir. Ancak, özel dershaneler paralı eğitim yaptıkları için eğitimde fırsat eşitsizliği yaratan kurumlar olarak değerlendirilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliniyor ki ülkemizde ilk ve ortaöğretimde 15 milyon civarında öğrencimiz var. Bu öğrencilerin en az beşte 1’i sınava giriyor. Dolayısıyla takriben 3 milyonun üzerindeki öğrenci her yıl sınava girerken bunlardan sadece üçte 1’i dershanelere gidebiliyor. Netice itibarıyla, dershaneye gidenler ve gitmeyenler arasında adaletsiz bir yarış oluyor. Burada dikkati çeken nokta, dershaneye gidemeyen üçte 2’lik kısım, ülke gerçeğinin bir doğal sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü, ülke nüfusunun üçte 2’si yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. İşte, esas sorun da buradadır. Yoksul aileler çocuklarını dershaneye gönderemiyorlar. Bir kısım yoksul aile de çocuklarının okulda aldıkları eğitimle sınav kazanamayacaklarını bildikleri için borç harç, tabiri caizse, baltayı bacağa vurarak çocuklarını dershaneye gönderiyorlar. İşte, iyi niyetle ihdas edilmiş olan dershanelerin yarattığı fırsat eşitsizliği, özellikle fakir aile çocuklarının iyi bir eğitim almasını engellediği gibi, sonuçta iyi bir iş bulma imkânını da azaltmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu ve buna benzer sebeplerden dolayı özel dershanelerin yarattığı fırsat eşitsizliğinin araştırılması ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla hazırladığımız araştırma önergesi 20 Şubat 2008 tarihinde yüce Meclisimize sunulmuştur. Tabii, öneri Milliyetçi Hareket Partisinden geldiği için iktidar partisi tarafından olumlu bir yaklaşım gösterilmemiştir. Üniversite sınavlarının yapılacağı hafta, Sayın Başbakan -her zamanki popülist söylemiyle- dershanelerin kaldırılması gerektiğini söyleyince tartışma yeniden alevlenmiştir. Sayın Başbakan bir eğitim sisteminde hem okul hem dershane olmasını anlayamadığını beyan etmiştir. Öncelikle söylemeliyim ki, Sayın Başbakanın altı yıllık iktidarı boyunca konuyla ilgili hiçbir şey yapmamış olması ve daha sonra çıkıp çözüm üretmek yerine dershane sisteminden yakınması dikkatlere değerdir. Sayın Başbakan haklıdır; çocuklarımız okullarda öğrendikleriyle okul sonrasında yapılan sınavları kazanamıyorlar. Bu durumda okullarımızda verdiğimiz eğitim ile yaptığımız sınavların uyumsuz olduğu ortaya çıkıyor. Yani, yapılan sınavlar okullarda öğretilenleri kapsamıyor veya okullarda verilen eğitim yetersizdir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi olarak önerimiz, ülkenin eğitim sisteminde oluşan bir boşluğu doldurmaya çalışan, 100 bine yakın istihdamın oluştuğu özel dershaneleri ve çalışanlarını mağdur etmeden, bu kurulu gücün ve varlığın eğitim sistemimize bir hâliyle entegre edilmesidir ama her şeyden evvel yapılması gereken, mevcut okullarımızda verilen eğitim tekrar gözden geçirilmelidir. Bununla beraber, her yıl ailelerin ve öğrencilerin kâbusu hâline gelen sınav sistemi de bir an evvel masaya yatırılmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özel dershanelerin fırsat eşitliğini bozduğu, bundan, fakir ailelerin daha fazla etkilendiği, dershanelerin eğitim sistemimiz içerisinde farklı bir yer aldığı gerekçesiyle verdiğimiz araştırma önergesinin yerinde bir istek olduğu bir vakıadır ve bunu Sayın Başbakan da son ifadelerinde teyit etmişlerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Serdaroğlu, devam edin.

MEHMET SERDAROĞLU (Devamla) – Sayın Başbakan fen lisesinden ve Anadolu lisesinden mezun olanların bile hazırlık kursuna gittiğini, bunun bir garabet olduğunu ifade ederek, “Niçin acaba öğrenciler üniversite hazırlık kurslarına giderler, bunu anlamakta zorlanıyorum.” diyor.

Sayın Başbakan da şikâyetçi olduğuna göre, gelin, araştırma önergemizi birlikte gündeme alıp, komisyonu teşkil ettirelim, bu garabete birlikte son verelim. Hem böylece Sayın Başbakanın da bir sıkıntısını gidermiş, anlayamadığı bir konuya açıklık getirmiş olur diyor, sizleri bir kez daha en iyi dileklerimle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Serdaroğlu.

Gündem dışı üçüncü söz, Denizcilik ve Kabotaj Bayramı hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç’a aittir.

Buyurun Sayın Domaç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç’ın, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

 

MEHMET DOMAÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Kabotaj ve Denizcilik Bayramı nedeniyle söz almış bulunuyorum ancak bugün Sivas katliamının on beşinci üzüntülü yılı. Sivas’ta öldürülenlere rahmet, ailelerine sabır diliyorum, üzüntülerini paylaşıyorum. Söz konusu korkunç katliamı gerçekleştirenleri ve arkasındakileri nefretle kınıyorum.

Sayın milletvekilleri, kapitülasyonlarla denizciliğimiz tamamen yabancıların eline geçmiş ve İmparatorluk denizciliği yok olmuştu. Kurtuluş Savaşı’na kadar devam eden durum Lozan Anlaşması’yla sonlandırılmış, kabotaj hakkı yabancılardan geri alınmıştır. Cumhuriyetin ilanından üç yıl sonra 13 Nisan 1926’da Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen, 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren 815 sayılı Kabotaj Kanunu bize denizlerimizde ve kara sularımızda kendi hâkimiyetimizi kurmamızı, yabancılara sağlanan imtiyazların ortadan kaldırılmasını sağlamıştır. Kendi denizlerimize hâkimiyeti 1926’da kurduk. O günü Kabotaj ve Denizcilik Bayramı olarak çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. Bu Kanun’la denizlerimizde her türlü ticaret, su ürünleri avcılığı, limancılık faaliyetlerinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ait olduğu tescil edilmiştir.

Sayın Milletvekilleri, denizlerimiz kalkınmada kullanacağımız en büyük alanlardır. Denizcilik sektörüne yapılan yatırım en hızlı geri dönen yatırımlardandır. Denizcilik sektörü, istihdamı, teknolojiyi, KOBİ’leri ve yan sanayiyi destekler, bu özellikleriyle ekonomiye ciddi katkı sağlar. Deniz taşımacılığı, hava taşımacılığına göre 22, kara yolu taşımacılığına göre 7, demir yolu taşımacılığına göre 3,5 kat daha ucuzdur. Kara yollarımıza ciddi paralar harcanırken deniz için asfalta gereksinim yoktur. Dünyada  taşımacılık çoğunlukla gemilerle yapılmaktadır. Bu taşımacılık 1 trilyon dolar değerine kadar çıkmıştır. Biz ise bu 1 trilyon doların ancak yüzde 1’ini alabilmekteyiz. Gemi inşaatında yanımıza yaklaşamayan Yunanistan, millî gelirinin yüzde 50’sini deniz ticaretinden sağlamaktadır, dünya deniz ticaretinden yüzde 25’lik pay almaktadır. Biz de asgarisinden Yunanistan’ın seviyesine çıkmayı hedeflemeliyiz.

Ülkemiz ithalat ve ihracatının yüzde 84’ü deniz yoluyla yapılmaktadır. Bu taşımanın yüzde 70’i yabancı bayraklı gemiler tarafından yapılmaktadır. Bu gemilere yaklaşık 3 milyar dolar para ödenmektedir Türkiye’de. Bu, önemli bir kaynaktır, armatörlerimizin bu durumu özellikle değerlendirmesi gerekir.

Denizcilik alanında son yıllarda önemli gelişmeler ve işlemler yapılmıştır. Denizcilik yönünden baktığımızda eğitimli kişi sayısı  artırılmış  -uluslararası alanda kara listeden beyaz listeye doğru geçiyoruz- deniz güvenliğine özel önem verilmiştir. 1985 ve 2007 yılları arasında filomuz 30 kat büyümüştür, 12 milyon dwt’a varmıştır, iki üç yıl içerisinde 12 milyon 800 bin dwt’luk bir sipariş daha söz konusudur ve 25 milyon dwt’luk bir filoya sahip olacağız.

Ro-Ro taşımacılığında dünyada altıncı sırada ve Avrupa’da birinci sıradayız.

Gemi inşaatımızın gelişmesi çok sayıda ülkeyi rahatsız etmekte ve deniz kuvvetlerimize gemi yapar duruma gelmemiz rakiplerimizi sıkıntıya sokmaktadır. Megayat üretiminde dünya devi durumuna gelmiş durumdayız ve dünya üçüncüsüyüz. Avrupa’da birinci duruma geldik. 

Gemi inşaa kapasitemiz yüzde 340 arttı. İstihdamı daha fazla artırabilmek için –ki bu alanda 100 bin kişiye yakın istihdam vardır yan sanayiyle birlikte- eğitimi ciddi ölçüde geliştirmemiz lazım. Bizim için değil yalnız, dünya için de eğitime ihtiyacımız var çünkü bu alanda eğitim gören kişilerin istihdam sorunu yok.

Dünya denizlerine açıldık fırtınalardan yılmadan bunu geliştirmeye devam etmemiz lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Domaç, devam edin.

MEHMET DOMAÇ (Devamla) – Deniz insanları yiğit insanlar, cesaretli insanlar. Onlar bizim aynı gemide olduğumuzu biliyorlar. Okyanuslarda yol alan, limanlara yanaşan, gemisinde, teknesinde, takasında ekmek parasının peşine yüreğini koyan deniz insanlarının Kabotaj ve Denizcilik Bayramı’nı kutluyorum. Ülkemizin bayramını kutluyorum. Genel Kurula saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Domaç.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin iki önerge vardır.

Önergeleri okutuyorum:

 

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 21 milletvekilinin, Bartın ilinin su kaynağına yönelik risklerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/236)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bartın Belediyesi ile çevresindeki Kaman, Bostanlar, Gömü, Kazpınar, köylerine ait içme suyu kaynaklarının, Hema Endüstri A.Ş. firmasına ait maden ve metan gazı arama amaçlı araştırma sondajlarından, etkilenip etkilenmeme durumu, bu kaynakların yön değiştirip değiştirmeyeceği ile sondaj izni konusu, Bartınlı vatandaşlarımız, Kamu Kurumlarımız, Sivil Toplum Kuruluşları ve Siyasi Parti Mensuplarınca her gün tartışılır hale gelmiştir.

Bartın ilimizin can suyu olan ve yaklaşık 70 bin vatandaşımızın faydalandığı "kavşak suyu"nun yok olması, telafisi mümkün olmayan sonuçlara neden olacağından, konunun detaylı bir şekilde araştırılarak, alınması gerekli önlemlerin tespiti amacıyla, Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri gereğince "Meclis Araştırması" açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

1) Muhammet Rıza Yalçınkaya                                (Bartın)

2) Şevket Köse                                                  (Adıyaman)

3) Gürol Ergin                                                      (Muğla)

4) Osman Kaptan                                                (Antalya)

5) İsa Gök                                                           (Mersin)

6) Atila Emek                                                      (Antalya)

7) Ali Rıza Öztürk                                                (Mersin)

8) Yaşar Tüzün                                                    (Bilecik)

9) Ali İhsan Köktürk                                           (Zonguldak)

10) Rasim Çakır                                                  (Edirne)

11) Fevzi Topuz                                                   (Muğla)

12) Tekin Bingöl                                                  (Ankara)

13) Mehmet Ali Susam                                           (İzmir)

14) Sacid Yıldız                                                  (İstanbul)

15) Mevlüt Coşkuner                                            (Isparta)

16) Ali Rıza Ertemür                                            (Denizli)

17) Ahmet Ersin                                                    (İzmir)

18) Esfender Korkmaz                                         (İstanbul)

19) Faik Öztrak                                                  (Tekirdağ)

20) Ramazan Kerim Özkan                                   (Burdur)

21) Mehmet Ali Özpolat                                        (İstanbul)

22) Abdulaziz Yazar                                              (Hatay)

Gerekçe:

Bartın ilimizin su ihtiyacını karşılamak üzere, 1948 yılında hayırsever Bartınlı vatandaşlarımızın maddi ve manevi destekleriyle kurulan "Su Getirme Cemiyeti" vasıtasıyla, membasından kente getirilen ve yaklaşık 70 bin kişinin içme suyu olarak kullandığı "kavşak suyu" kaybolma tehlikesi içerisindedir.

Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü ile Hema Endüstri A.Ş. firması arasında imzalanan, 15 Nisan 2005 tarihli rödavans sözleşmesi gereği, Amasra-B sahasındaki kömür varlıklarının işletme hakkı, 20 yıl süre ile Hema Endüstri A.Ş. firmasına devredilmiş, firma sözleşmeye göre 20 yılda toplam 56 milyon ton kömür üretimi taahhüt etmiştir. Sözleşme süresinde yükümlülüklerini yerine getiremeyen firmaya başvurusu üzerine 17 ay 5 gün ek süre verilmiştir.

Amasra B sahasında, kömür üretimi için, sondaj çalışmalarını sürdüren Hema Endüstri A.Ş.'nin Bartın'ın can suyu olan "kavşak suyu"nun beslenme havzasında yaptığı sondaj ve kuyu açma çalışmaları, ürkütücü boyutlara ulaşmış, yaklaşık 70 bin kişinin içme suyu olarak kullandığı "kavşak suyu" kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış ve konu şehrimizin bir numaralı sorunu haline gelmiştir.

Bartın Belediyesi ile çevresindeki Kaman, Bostanlar, Gömü, Kazpınar köylerine ait içme suyu kaynaklarının, Hema Endüstri A.Ş. firmasına ait maden ve metan gazı arama amaçlı, araştırma sondajlarından, etkilenip etkilenmeme durumu ve söz konusu kaynakların yön değiştirip değiştirmeyeceği ile sondaj izni konusunun, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin 22. maddesi (o) bendine göre mevzuat açısından uygunluğunun değerlendirilmesi için, Çevre ve Orman Bakanlığı, DSİ Genel Müdürlüğü Jeoteknik Hizmetler ve Yeraltısuları Dairesi Başkanlığı'nca rapor hazırlanmış, fakat Türkiye Mimar Mühendisler Odası Başkanlığı, Bartın İl Koordinasyon Kurulu, DSİ tarafından hazırlanan raporun, sadece iki sondajın görüntüsü çerçevesinde hazırlandığını, bu nedenle raporu uygun bulmadıklarını kamuoyuyla paylaşmışlardır. DSİ raporunun "Arazi Çalışmaları ve Gözlemleri" bölümünde de bu durum açıkça belirtilmiş, içme suyu kaynaklarının bulunduğu sahanın, hem topografik olarak dik, hem de bitki örtüsünün yoğun olmasından dolayı, gerek araç, gerekse yaya olarak pınar türündeki kaynaklara ulaşımın zorluğu nedeniyle bu pınarların çıkış yerlerinin görülemediği ancak birkaç adedinin yerinin tespit edildiği belirtilmiştir.

Konuyla ilgili olarak Türkiye Mimar Mühendisler Odası Başkanlığı Bartın İl Koordinasyon Kurulunun, kamuoyuna yapmış olduğu açıklamasında, küresel ısınmanın yoğun olarak yaşandığı ve dillendirildiği, su savaşlarının kaçınılmaz olacağı bir dünyada, suyun artık en büyük hazine olduğu, Hema Endüstri A.Ş.'nin yaptığı kuyu açma çalışmaları ve daha sonra yapacağı galeri açma çalışmalarının "kavşak suyu" havzasında büyük bir tehlike yaratacağı, havzanın mutlaka korunması ve bu alanın her türlü sanayi tesisine kapalı tutulması gerektiği, faaliyetler sonucu suyun kalitesinin bozulacağı, insan sağlığının tehlikeye gireceği, suyun yolunun değişeceği ve suyun depolandığı yerlerde sondaj, şaft, galeri ve tünel gibi projelere izin verilmemesi gerektiği belirtilmiştir.

Bu nedenlerle; Bartın ilimizin can suyu olan "kavşak suyu"nun yok olması telafisi mümkün olmayan sonuçlara neden olacağından, konunun detaylı bir şekilde araştırılarak alınması gerekli önlemlerin tespiti amacıyla, Yüce Meclisimiz tarafından oluşturulacak bir komisyon tarafından incelenmesini Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri gereğince arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

 

2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 25 milletvekilinin, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının araştırılarak önlenmesi ve etkin mücadele için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/237)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yaklaşık iki ay önce, her yıl yaşanan kazalara benzer bir kaza yaşandı. Dokuz kişinin ölümüyle sonuçlanan kaza sonucu her yıl hatırlanan sorun akla geldi: Mevsimlik tarım işçileri.

Mevsimlik tarım işçileri sorunu, tek başına bir kaza ya da bir ekonomi sorunu olarak düşünüldüğünden, soruna yıllardan beri çözüm yolu bulunamamaktadır. Sorun ise acı sonuçlarıyla önemini korumaya devam etmektedir.

Köyde ağanın, şeyhin zulmünden bıkıp, şehirde sermaye sahibinin baskısına doğru yola çıkan tarım işçileri, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden Karadeniz'e fındık, Çukurova'ya pamuk, Malatya'ya kayısı toplamaya konserve kutusuna sıkıştırılmış gibi araçlara bindirilerek gidiyorlar. Geçtiğimiz yıl Adıyaman Kâhta'dan 23 kişi, bu yıl Şanlıurfa'dan 9 kişi ölüm yolculuğuna çıktı ve "ekmek şehidi" olarak hafızalara kazındı.

Mevsimlik tarım işçilerinin mağduriyetleri yalnızca taşımaya dönük değildir. Çalışacakları yere sağ olarak varan işçiler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının belirlediği rakamın altında bir ücretle günlük 15 YTL için 15 saat civarında çalışmak zorunda kalmaktadır. Aynı işçiler, çalıştıkları yerde çoğu zaman çadır ya da barınakta kalmakta, tuvalet ve temiz içme suyu gibi olanaklardan yararlanamadan yaşamlarını sürdürmek için mücadele etmektedirler.

Her yıl sadece Adıyaman'dan yaklaşık 40 bin işçinin il dışına çıktığı ve bu göçün hemen hemen tüm Güneydoğu Anadolu illerinden gerçekleştiği düşünülürse sorunun ne kadar çok kişiyi ilgilendirdiği anlaşılacaktır.

Ekonomiye olan etkileri küçümsenemeyecek boyutta olan mevsimlik tarım işçilerinin toplumsal etkileri de göz ardı edilmemelidir. Mevsimlik tarım işçilerine sigorta, sendika gibi sosyal haklar lüks olarak görülmektedir. Feodal dönemin kölesini ya da vahşi kapitalizmin sömürülen emekçilerini andıran görüntüler karşısında yıllardır bir çözüm yolu bulunamamıştır ve mevsimlik tarım işçilerinin yaşadıkları, iktidarlar tarafından görmezden gelinmiştir.

Mevsimlik tarım işçileri çalışacakları yerlere ailece göçtükleri için okul çağındaki çocukların eğitimi de bir sorun olarak yansımaktadır. Sosyal ve ekonomik anlamda sefaletin aynası olan 13, 14, 15 yaşında, Adıyamanlı, Mardinli, Urfalı, Ağrılı, Vanlı çocuklar; ırgat olmaya giderken eğitim hakkından öte, yaşam hakkı elinden alınmış biçimde yolda ölmemek için dua etmektedir.

Mevsimlik tarım işçileri sosyal ve ekonomik olmak üzere çok yok sayıda sorunla karşı karşıya savunmasız durmaktadır. Sağlık, eğitim, barınma, sosyal güvenlik, etkin bir denetim sistemi, taşımacılık gibi sorunların tespitine ve tespit edilen sorunlara çözüm yolları bulunmasına acilen ihtiyaç bulunmaktadır.

Bu nedenle mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunların tespiti ve bu sorunların çözüm yollarının araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

 

1) Şevket Köse                                      (Adıyaman)

2) Ferit Mevlüt Aslanoglu                         (Malatya)

3) Fevzi Topuz                                      (Muğla)

4) İsa Gök                                             (Mersin)

5) Rahmi Güner                                     (Ordu)

6) Halil Ünlütepe                                    (Afyonkarahisar)

7) Mehmet Ali Özpolat     (İstanbul)

8) Osman Kaptan                                   (Antalya)

9) Atila Emek                                         (Antalya)

10) Ali Rıza Öztürk         (Mersin)

11) Rasim Çakır                                     (Edirne)

12) Faik Öztrak                                      (Tekirdağ)

13) Birgen Keleş                                    (İstanbul)

14) Tekin Bingöl                                     (Ankara)

15) Tayfur Süner                                    (Antalya)

16) Yaşar Tüzün                                    (Bilecik)

17) Ali İhsan Köktürk       (Zonguldak)

18) Gürol Ergin                                      (Muğla)

19) Ahmet Ersin                                     (İzmir)

20) Mevlüt Coşkuner       (Isparta)

21) Sacid Yıldız                                     (İstanbul)

22) Mehmet Ali Susam    (İzmir)

23) Ali Rıza Ertemür       (Denizli)

24) Esfender Korkmaz    (İstanbul)

25) Ramazan Kerim Özkan                      (Burdur)

26) Abdülaziz Yazar        (Hatay)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterinin yasa dışı dinlendiği iddiasının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/203) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimine dair bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

 

B) Tezkereler

1.- (10/203) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi (3/491)

 

                                                                                     01/07/2008

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz, Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip üyelerini seçmek üzere 01.07.2008 günü saat 19:00’da B Blok 2. Kat 4. Banko’daki Araştırma Komisyonu Toplantı Salonunda 10 üye ile toplanmış ve aşağıda isimleri yazılı sayın üyeler belirtilen görevlere seçilmişlerdir.

                                                                                    Hasan Özdemir

                                                                                        Gaziantep

                                                                             Komisyon Geçici Başkanı

                                    Adı ve Soyadı                           Seçim Bölgesi            Aldığı Oy

Başkan:                       Hakkı Köylü                             Kastamonu                            10

Başkan Vekili:              Emin Nedim Öztürk                    Eskişehir                               10

Sözcü:                         Ayhan Sefer Üstün                     Sakarya                                10

Kâtip:                         Ayşe Türkmenoğlu                     Konya                                  10

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/568) (S. Sayısı: 223)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün ve 16 Milletvekilinin; İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün ve 16 Milletvekilinin, İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu  Raporu (2/241) (S. Sayısı: 248) (X)

 

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Geçici 1’inci maddeyi okutuyorum:

 

GEÇİCİ MADDE 1- (1) 13/1/2005 tarihli ve 5286 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Kaldırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca kaldırılan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatı için 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununda personel ve cari giderlere ayrılan ödenekler kadar ödenek, personel sayısındaki değişimler dikkate alınarak beş yıl süreyle Maliye Bakanlığı bütçesine konulur. Bu ödenek Bakanlık tarafından 5286 sayılı Kanunda belirtilen ilgili il özel idareleri ile büyükşehir belediyelerine aktarılır.

 (2) Bakanlar Kurulu, birinci fıkrada öngörülen süreyi beş yıla kadar uzatabilir.

 (3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin esas ve usuller, İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı tarafından birlikte belirlenir.

 (4) Belediyelerin Kentsel Altyapı İhtiyaçları İçin Tahsis Edilen Ödeneğin Kullanımına İlişkin Yönetmelik kapsamında yürütülen ve bu Kanunun yayımı tarihinde İller Bankasının yükümlülüğü altında bulunan harita, imar planı, içmesuyu, atıksu, katı atık, deniz deşarjı, proje ve yapım işlerinin finansmanında kullanılmak üzere, 6 ncı maddeye göre ayrılan denkleştirme ödeneğinin % 30’u, Maliye Bakanlığı tarafından iki eşit taksit halinde ve beş yıl süre ile İller Bankası’na aktarılır. Aktarılan ödenek bu projeler dışında kullanılamaz.

BAŞKAN – Geçici madde üzerinde Demokratik Toplum Partisi Grubu adına söz isteyen Iğdır Milletvekili Pervin Buldan. (DTP sıralarından alkışlar)

Sayın Buldan, buyurun.

DTP GRUBU ADINA PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında verilen 248 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin geçici 1’inci maddesi hakkında konuşmak üzere söz almış bulunmaktayım. Konuşmama başlarken bizi dinlemekte olan değerli halkımızı ve Parlamentoyu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülke yönetiminin ayrılmaz bir parçası olan yerel yönetimler, yurttaşlara en yakın yönetim kademesi olması itibarıyla, özellikle halka verilen hizmet ve demokratik işleyiş yönünden büyük önem arz etmektedir. Yurttaşlarımızın yaşamlarını devam ettirebilmek açısından gereksinim duydukları birincil hizmetlerin yaratılmasına dönük koşullar en iyi yerel düzeyde sunulan hizmetlerle sağlanabilmektedir. Merkezî yönetim, halka hizmet noktasında ve halkın yaşadığı sorunlara erişim noktasında yerel yönetimlerin çalışma koşullarını hizmet ve çözüm üretmeye yönelik en verimli düzeye taşımalıdır. Bu bağlamda yerel yönetimlere gerekli maddi ve idari destek sunulmalı, yerel yönetimlerin en önemli parçası olan belediyeler desteklenmelidir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye tarihinde yerleşmiş bir yerel yönetim geleneği bulunmamaktadır. Bu nedenden dolayı da belediyelerimiz birçok sorunla boğuşmaktadır. Buna bir de iktidara gelen hükûmetlerin saf tutan yaklaşımları eklenince özellikle iktidar dışındaki farklı partilerin belediyeleri daha da ağırlaşan sorunlarla karşı karşıya gelmektedirler. Bu noktada merkezî yönetim tarafından verilen desteğin tamamen halka yönelik fayda gözetmesi gerektiği unutulmamalı, hangi gerekçeyle olursa olsun hizmet verilen belediyeler arasında ayrım gözetilmemelidir. Fakat ne yazık ki ülkemiz siyasetinde geçmişten bu yana iktidarın kendi siyasi partilerinden olan belediyelere olanak sağlarken diğer partilerden seçilmiş olan belediyelere üvey evlat muamelesi yapması halka verilen hizmeti de ayrıma tabi tutmaktadır. Bu da hem halkçı yönetim anlayışını hem de demokrasiyi zedeleyen bir tutumun ülkemizde ne yazık ki yerleşmesine neden olmuştur. Partimiz DTP belediyeleri Hükûmetin bu konuda gösterdikleri talihsiz ayrımcılıktan olumsuz olarak etkilenmekte ve halka hizmet götürme noktasında Hükûmetten destek bulamadıklarını sürekli ifade etmektedirler. Oysa Yerel Yönetimler Evrensel Bildirgesi’nde de belirtildiği üzere yerel yönetimler asla bir başka makamın tekeline bırakılamazlar. Merkezî yönetim yerel yönetimin çalışma koşullarını desteklemeli ve kolaylaştırmalıdır. Bu noktada, bölgeler arası gelişmişlik farkının, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin geri bırakılmış olması nedeniyle sebebiyet verdiği tahribatların hafifletilmesinde bölgedeki belediyelerin eli daha da güçlendirilmelidir. Evrensel bildirgede de belirtildiği gibi, mali yönden daha zayıf yerel yönetim birimlerinin özerkliği bir mali eşitleme sistemi aracılığı ile güçlendirilmelidir. Ulusal sınırlar içerisinde yaşayan yurttaşların ortak nitelikteki gereksinimlerini karşılamanın devletin temel amacı olması gerekliliğini göz önünde bulundurduğumuzda, iktidarın belediyeler arasında gözettiği ayrımcı tutumunun demokratik toplum anlayışından uzak düştüğünü göstermektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1580 sayılı Belediyeler Yasası’nın 19’uncu maddesinde, belediyelerin zorunlu görev ve hizmetleri yerine getirdikten sonra belde sakinlerinin ortak ve medeni ihtiyaçlarını karşılayacak her türlü girişimde bulunabilecekleri belirtilmiştir. Fakat, ne var ki bugün olanaksızlıklar nedeniyle birçok belediyemiz halkın ortak ve medeni ihtiyaçları bir yana, zorunlu görev ve hizmetlerini bile güçlükle icra edebilmektedirler.

Bu belediyelerden bir tanesi de seçim bölgem olan Iğdır iline bağlı bir belde olan Hoşhaber Belediyesidir. Hoşhaber beldesi, 1999 yılında belde olarak faaliyetlerine başlamış, yaklaşık 3 bin nüfuslu bir yerleşim yeridir. Beldede halkın tamamına yakını hayvancılıkla uğraşmakta, fakat yıllardır bölgede devam etmekte olan yayla yasaklarının hâlâ devam etmesi nedeniyle tek ekonomik kaynakları olan hayvancılık faaliyetlerinden de kazanç sağlayamamaktadırlar. Bölge insanlarının ekonomik sıkıntıları yaşam standartlarını da olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle bölgede yaşanan sıkıntıların giderilmesi hususunda belediyeye daha fazla görev düşmektedir. Ancak, öz gelirleri olmayan Hoşhaber Belediyesi, yalnızca İller Bankasından gelen istihkakla belde halkına hizmet verme çabası içindedir fakat bu da yeterli gelmemektedir. Belediye, beldenin yol çalışmalarını tamamlamak üzere Bakanlığa sunduğu projelerine bugüne kadar yanıt alamamıştır. Bayındırlık Bakanlığı Afet İşlerinde bulunan projeye, birçok belediyeye yardım yapıldığı hâlde, Hoşhaber Belediyesine bu destek verilmemiştir. Belediye, bu kapsamda Çevre ve Orman Bakanlığına ve Kültür Bakanlığına da sunduğu projelerinin desteklenmediğini ifade etmektedir.

Bunun dışında, yine beldenin birçok mahallesinde kanalizasyon sistemi bulunmamaktadır. Kendi imkânlarıyla çözüm arayan halkın kullanmakta olduğu foseptik çukurlar halkın sağlığını tehdit etmektedir. İmar planı 2006 yılında belediye tarafından TEDAŞ’a verilmesine rağmen, hâlâ beldenin imar planı olmadığı gerekçesiyle beldeye güçlendirici trafolar verilmiyor. Bu nedenle beldede elektrik sıkıntısı da yaşanmaktadır.

Beldede itfaiyenin olmaması, yangın durumunda Iğdır ilinden itfaiye istenmesini zorunlu kılmakta, ancak itfaiye beldeye ulaşıncaya kadar yangınlar mal ve can kayıplarıyla sonuçlanmaktadır. Beldede sağlık ocağı bile bulunmamaktadır. Bir tane sağlık evi mevcut olup beldede bulunan tek sağlık görevlisi ise bir ebedir. Ekonomik imkânları olmayan belde sakinleri en ufak bir sağlık sorunu söz konusu olduğunda il merkezine gitmek zorunda kalmaktadırlar. Acil müdahale gerektiren sağlık sorunlarının olması durumunda ise içinde bulunduğumuz bilim çağında Allah’a dua etmekten başka çare bulunmamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorum ki burada kısaca dile getirdiğim sorunlar ülkemizin birçok yerinde en ağır hâlleriyle yaşanmaktadır. Ancak bu sorunlar makul görülecek düzeyde değildir ve dini, dili, rengi ne olursa olsun hiçbir insana reva görülmeyecek sorunlardır. Hükûmetin tam hız giden liberal politikaları emekçi halkımızı yoksulluğa ve yoksunluğa mahkûm etmiştir. Bu Kurulda büyük sermaye gruplarına büyük kârlar sağlama çabasında olan, halktan kısılan haklara, ekonomik sorunlara çare bulmaya çalışan iktidar artık yüzünü halkın sorunlarına dönmelidir. Bunun en önemli adımı ise ayrım gözetmeksizin halka en yakın hizmet kademesi olan belediyelerin çalışmalarının merkezî yönetim tarafından desteklenmesiyle atılacaktır.

Demokratik Toplum Partisi Grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Buldan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Bayram Ali Meral.

Sayın Meral, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BAYRAM ALİ MERAL (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 248 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin geçici 1’inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Başkanın da müsaadesiyle bir konuyu yüce Genel Kurulun ve halkımızın bilgisine sunmak istiyorum.

Bugün 2 Temmuz. Bundan on beş yıl önce TÜRK-İŞ Başkanıydım ve Almanya’daydım. Almanya’ya gitme sebebim, Almanya’da Solingen’de bir vatandaşımızın evinin yakılması ve çocuklarının evle birlikte yanmasıydı. Alman İşçi Sendikaları Konfederasyonu Başkanı ve Alman Çalışma Bakanıyla birlikte bir toplantı yapıp bu olayı kınamak için oradaydım. Tam bugün, karar aldık, yarın basın toplantısı yapıp bu olayı kınayacağız. Akşam otele geldim, televizyonun düğmesine bastım, Sivas’ta Madımak Oteli yanıyor ve orada insanlarımız canlı canlı ateşin içine atılıyor. Ne yapacağımı düşündüm değerli arkadaşlarım, hayatımda belki de en sıkıntılı, en acı günlerimden birisini orada yaşadım.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bazı olaylar vardır ki izi silinir, bazı olaylar vardır ki iz bırakır. Bunların tekerrür etmemesi için hepimiz birlikte insan severliğimizi, ülke severliğimizi ortaklaşa paylaşmak zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, bugün iz bırakan olaylardan birisi Madımak Oteli’nden önce Menemen olaylarıdır. Bunun bir benzeridir. Şimdi, ne olmuştur orada? Cumhuriyete karşı olanlar cumhuriyeti savunanları yok etmek için ne gibi bir acı tablo çizmişlerdir, bunu bugün hâlen daha yaşıyoruz ve görüyoruz. Madımak Oteli bunun daha da acısıdır. Ben Erzurumluyum, Erzurum’da çocukken bize derlerdi ki: “Ermeniler geldi, burada insanlarımızı, vatandaşlarımızı topladı, mereklere doldurdu, evlere doldurdu, camilere doldurdu, ateş verdi canlı canlı yaktılar.” Bu, çok acı bir olaydı. Şimdi soruyorum size değerli arkadaşlarım, Sivas’ta Madımak Oteli’ni yakan, canlı canlı orada 37 insanın katilleriyle, canileriyle Erzurum’da insanları yakan Ermenilerin ne farkı var?

Bunları yaşadık ve gördük değerli arkadaşlarım. Burada işin gine acı bir tarafı: Dönemin Adalet Bakanı, bu canilerin, bu irticacı vahşilerin avukatlığını yapmak için cübbesini giydi ve hâkimlerin karşısına çıktı.  Bunun adaletinden, bunun insanlığından ne beklersiniz değerli arkadaşlarım? Ama takdiri ilahî ki bugün bu sıralarda öyle bir suratı görmüyoruz değerli arkadaşlarım.

Bir konuyu daha bilginize sunmak istiyorum değerli arkadaşlarım. Bu canilerin bir bölümü -alınmayın, delili var, şahidi var, ispatı var- AK PARTİ belediyeleri tarafından korunmakta, iş verilmektedir değerli arkadaşlarım. Gine acı bir tarafı: Bu canilerin bir bölümü yurt dışına  kaçmıştır. Burada insanları yakanlar, onları beğenmeyen insanlar, kilisenin -affedersin- tuvaletini temizliyor, orada çalışıyorlar. İşin acı bir yönü de budur.

Onun için, muhterem arkadaşlarım, bu olumsuzlukları bir daha yaşamamak için geliniz dün olduğu gibi bugün halka sıcak bir hava estirelim. Ülkeyi germeyelim, halkımızı germeyelim, insanların birbirine bakış açısını zıtlaştırmayalım. Bu, hepimize düşen bir görevdir, başta iktidara düşen bir görevdir.

Muhterem arkadaşlarım, bugün ne olursa olsun önümüzü göremiyoruz. Ne olacağından, yarından hiç kimse emin değil. Bunun sorumlusu var, sorunları var.

Şimdi, gelelim, değerli arkadaşlarım, maddenin asıl durumuna: Şimdi, muhterem arkadaşlarım, buradaki geçici madde metni, 2005 yılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bütçesinin il idarelere aktarılması... Biliyorsunuz daha önce Toprak-Su Genel Müdürlüğü, Toprak-İskân Genel Müdürlüğü, YSE Genel Müdürlüğü birleştirildi, “Köy Hizmetleri” adı altında bir genel müdürlük oluşturuldu. Ben o teşkilatlarda çalışan işçilerin de genel başkanlığını yaptım. Bu birleşme, değerli arkadaşlarım, uzun süre kaynaşamadı. Bilahare hakikaten bütünleşti, verimli bir hizmet üretmeye başladı. Teknik elemanları yetişmiş, işçisi yetişmiş, hizmetin nereye gideceğini bilir, köye yol götürür, köye su götürür, köye mescit yapar, kısacası Türk köylüsünün bütün hizmetlerini götüren bir kuruluştur ki, burada oturan eski başkanlarımdan birisi de Köy Hizmetleri mensubudur, daha iyisini, daha güzelini bilir. Çünkü dozerin, greyderin üzerine binmiştir, iş yapmıştır.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, işin acı bir tarafı: Bu teşkilat ortadan kaldırılırken, oradaki çalışan arkadaşlarımız -yani teknik elemanlar- son derece eleştiriye tabi tutuldu. Ama bugün ne oluyor, bakınız değerli arkadaşlarım: Öyle bir sistem kurulmuş ki trilyonlar aktarılıyor oraya değerli arkadaşlarım. KÖYDES kuruldu, KÖYDES’e trilyonlar aktarılıyor. İl meclis üyesi memnun, belediye meclis üyesi memnun, belediye başkanı memnum, muhtar memnun. Nasıl memnun? Bunların içerisinden birçoğu taşeron oldu, birçoğu müteahhit oldu veya kaymakamlarımız istese de istemese de “siyasi baskı” adı altında belli kişilere orada iş veriyor. Bunu siz de biliyorsunuz değerli arkadaşlarım. Ne oldu peki, daha mı fazla hizmet üretildi? Yok. Paylaşım, belki de biraz daha adil bölüşülmeyle başlanıldı. Yapılan bu, başka bir şey yok. Kimin işini yapıyor Köy Hizmetleri -dozeri, greyderi- genelde? Taşeronun büyük oranda işini yapıyor, belediye meclis üyelerinin aldığı ihalenin işini yapıyor, yapıyor da yapıyor… Şimdi bunun bütçesini aktarıyoruz.

Bakınız, 2006 yılında 2 katrilyonun üzerinde KÖYDES’e para aktarılmış, 2007 yılında bunun 1,5 katı. Muhterem arkadaşlarım, bu paralar kaymakamlarımızın, il meclis üyelerimizin, kısmen de valilerimizin tasvip ettiği, görev verdiği taşeronlara, müteahhitlere bu hizmet veriliyor ve böylece büyük miktarda devletin imkânları bir siyasi düşüncenin sahibi kişilerin ceplerine kaynak olarak aktarılıyor.

Elbette ki Türk köylüsüne daha güzel hizmet götürülmesini hepimiz istiyoruz. Benim köyüme, soracak olursanız -ben de bir köylü çocuğum- belki araba gitmiyor değerli arkadaşlarım, yolu yok.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Hâlâ mı?

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Hâlen öyle Sayın Bakanım, hâlen öyle; de