TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                 TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                               59’uncu Birleşim

                                                                                         6 Şubat 2008 Çarşamba

                                                                                                    İçindekiler

 

 

I.— GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.— GELEN KÂĞITLAR

III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- (10/35, 43, 49, 70) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi (3/275)

IV.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; 6/2/2008 Çarşamba günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine, 101 sıra sayılı Anayasanın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri ve birinci tur oylamasının bitimine kadar çalışmalarını sürdürmesine, 9/2/2008 Cumartesi günü saat 11.00’de toplanmasına ve bu birleşimde 101 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci tur oylamasının tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine ilişkin AK Parti ve MHP gruplarının müşterek önerisi

 

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 9.11.2006 Tarihli ve 5555 Sayılı Vakıflar Kanunu ve Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Adalet Komisyonu Raporu (1/24) (S. Sayısı: 98)

2.- İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan ve Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile 346 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/141) (S. Sayısı: 101)

 

 

 

VI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilmiş olan 101 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne ilişkin işlemlere geçilmeden önce, Anayasa’nın 2, 4 ve 175’inci maddeleri açısından anılan teklifin görüşülmesine yer olup olmadığı hakkında

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR VE AÇIKLAMALAR

1.- Eskişehir Milletvekili H. Tayfun İçli’nin, söz taleplerinin istem sırasına göre verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in, Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay’ın konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu’nun konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay’ın, İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu’nun konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu’nun konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

6.- İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu’nun, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

7.- İstanbul Milletvekili Egemen Bağış’ın, İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

8.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın konuşmasında partisine ve Başbakana sataşması nedeniyle konuşması

9.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın konuşmasında partisine sataşması nedeniyle konuşması

10.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in konuşmasında Genel Başkanlarına sataşması nedeniyle konuşması

 

VIII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) Yazılı Sorular ve Cevapları

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, bir Alman televizyon kanalında yayınlanan bir diziye ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun cevabı (7/1352)

2.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, İstanbul’daki su havzalarının korunmasına,

- Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, Manisa’daki hava kirliliğine,

- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Çayırdere Barajı ve sulama projesine,

İlişkin soruları ve  Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/1362, 1366, 1417)

 

 

3.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Aşağı Seyhan Ovası IV. Merhale Projesine,

- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli’ndeki bazı köylerin tarım alanları sulamasına,

- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, Yeşilırmak’ın kirletilmesine ve ıslahına,

İlişkin soruları ve  Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/1363, 1416, 1418)

4.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın, müfredat dışı ders anlatımına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/1392)

5.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük’ün, Çanakkale’deki derslik ve öğretmen ihtiyacına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/1395)

6.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünün sınav ve matbaacılık hizmetlerine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/1438)

7.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, cuma vaazlarının içeriğinin denetimine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı  Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun cevabı (7/1464)

8.- İzmir Milletvekili Abdurrezzak Erten’in, finansal kiralama işlemlerindeki KVD oranının artırılmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1499)

9.- İzmir Milletvekili Abdurrezzak Erten’in, Yunanistan’la düzenlenen bir ekonomi zirvesine ve Ege Bölgesindeki laboratuvarlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in cevabı (7/1532)

10.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, Kapıkule Sınır Kapısı’nın tadilat ve yenileme ihalesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/1546)

11.- Edirne Milletvekili Rasim Çakır’ın, Edirne-Uzunköprü Eskiköy gümrük kapısının açılmasıyla ilgili bir çalışma olup olmadığına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/1615)

12.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, AK Parti Genel Merkezinin bastırdığı 2008 yılı ajandasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/1618)

13.- Samsun Milletvekili Osman Çakır’ın, eğitim kurumları yöneticilerinin atama yönetmeliğine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/1626)

14.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Yalova’daki sosyal yardımlaşma ve dayanışma mütevelli heyetlerinin üye seçimine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/1631)

15.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, hacı adaylarının konaklama ve ulaşım sorunlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun cevabı (7/1632)

 

6 Şubat 2008 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa)

-----0-----

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

10/35, 43, 49, 70 esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

 

III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- (10/35, 43, 49, 70) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi (3/275)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz, Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Kâtip üyelerini seçmek üzere 05.02.2008 günü saat 17.00’de B Blok 2.Kat 4.Banko’daki Araştırma Komisyonu Toplantı Salonunda 10 Üye ile toplanmış ve  aşağıda isimleri yazılı sayın üyeler belirtilen görevlere seçilmişlerdir.

 

                                                                                                                                   İbrahim Kavaz

                                                                                                                                       Erzurum

                                                                                                                           Komisyon Geçici Başkanı

 

                                         Adı ve Soyadı                                   Seçim Bölgesi                             Aldığı Oy

Başkan:                            Necat Birinci                                        İstanbul                                       10

Başkanvekili: Mevlüt Akgün Karaman                                                10

Sözcü:                               Metin Ergun                                           Muğla                                         10

Kâtip:                              Muharrem İnce                                        Yalova                                        10

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi Gruplarının İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş müşterek bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

Buyurun.

 

IV.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; 6/2/2008 Çarşamba günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine, 101 sıra sayılı Anayasanın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri ve birinci tur oylamasının bitimine kadar çalışmalarını sürdürmesine, 9/2/2008 Cumartesi günü saat 11.00’de toplanmasına ve bu birleşimde 101 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci tur oylamasının tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine ilişkin AK Parti ve MHP gruplarının müşterek önerisi

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 06.02.2008 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince, Gruplarımızın aşağıdaki ortak önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederiz.

                 Sadullah Ergin                                                                                               Oktay Vural

                       Hatay                                                                                                          İzmir

       AK Parti Grup Başkan Vekili                                                                          MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” Kısmının 54 ve 55 inci sıralarında yer alan 101 ve 102 Sıra Sayılı Kanun Tekliflerinin bu kısmın 2 nci ve 3 üncü sıralarına alınması ve diğer Kanun Tasarı ve Tekliflerinin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun; 6.2.2008 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesi,

Genel Kurulun Çalışma sürelerinin; 6.2.2008 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde 101 Sıra Sayılı Anayasanın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin Görüşmeleri ve Birinci Tur Oylamasının bitimine kadar, 7.2.2008 Perşembe günü 14:00-20:00 saatleri arasında olması,

Genel Kurulun 8.2.2008 Cuma günü saat 14:00’te toplanarak çalışmalarının saat 19:00’a kadar sürdürmesi ve bu birleşimde Kanun Tasarı ve Tekliflerinin görüşülmesi, 9.2.2008 Cumartesi günü saat 11:00’de toplanması ve bu Birleşimde 101 Sıra Sayılı Anayasanın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin İkinci Tur Oylamasının tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi,

Önerilmiştir.

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, şu anda grup önerisinin lehinde 3 tane söz talebi var, fakat 2 tane söz talebi daha önceden Başkanlığımıza intikal etmiştir, eğer bu 2 milletvekili arkadaşımız konuşmazlar ise 3’üncü sıradaki milletvekiline söz vereceğim.

Evet, lehte, Sadullah Ergin, Hatay Milletvekili; Oktay Vural, İzmir Milletvekili; 3’üncü sırada Tayfun İçli, Eskişehir Milletvekili.

Aleyhte, Başkanlığımıza aynı anda intikal eden 12 tane söz talebi vardır, şimdi, söz talep eden bu milletvekili arkadaşlarımız arasında kura çekimi yapacağız.

Evet, ilk söz, lehte AK Parti Grup Başkan Vekili ve Hatay Milletvekili Sadullah Ergin’e aittir.

Sayın Ergin, buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

SADULLAH ERGİN (Hatay) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi Gruplarının Meclis gündemini ve çalışma saatlerini belirlemek maksadıyla vermiş oldukları grup önerilerinin lehinde söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün, Danışma Kurulumuzu saat 14.30’da toplantıya davet ettik, ancak gruplarımızdan bir tanesi, Demokratik Toplum Partisi katılamayınca toplantı yapılamadı ve şimdi sizlere arz edeceğim hususları grup önerisiyle getirme zarureti hasıl oldu.

Grup önerimizin içeriğinde neler var? Geçtiğimiz günlerde Anayasa Komisyonumuzda görüşülen ve kabul edilen 101 sıra sayılı Anayasa değişiklik teklifinin bugün Genel Kurulda gündemin 2’nci sırasına alınması talebimiz var. Arkasından, 102 sıra sayılı Gaziantep’e İstiklal Madalyası Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin gündemin 3’üncü sırasına alınması ve bugün sözlü soruların görüşülmemesi; yine Anayasa değişiklik teklifiyle ilgili 101 sıra sayılı Kanun Teklifi’mizin birinci tur görüşmelerinin ve oylamalarının bitimine kadar görüşme süresinin devam etmesi; yarın saat 14.00 ile 20.00 arasında çalışılması, 8/2/2008 Cuma günü saat 14.00 ile 19.00 arasında yine çalışılması ve yasama faaliyetlerinin sürdürülmesi ve nihayet 9/2/2008 Cumartesi günü saat 11.00’de Genel Kurulun çalışmaya başlaması ve aynı gün 101 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin oylamalarının bitimine kadar Genel Kurulun çalışması talebiyle huzurlarınızdayız. Bu talebimize desteklerinizi bekliyoruz. Arz ediyoruz.

Bunun dışında, Anayasa değişiklik teklifimizin Genel Kurulda, öncelikle Komisyonda görüşülememesi gerektiği… Bugün de zannediyorum, biraz sonra, Cumhuriyet Halk Partisinin, bu değişiklik teklifinin Anayasa’mızın 2’nci ve 175’inci maddeleri gereğince Genel Kurulda görüşülemeyeceğine dair bir itirazı söz konusu.

Değerli arkadaşlar, ben detaya fazlaca girmeyeceğim. Ancak, bizim, Genel Kurulumuzun huzuruna getirmiş olduğumuz Anayasa değişiklik teklifimiz iki esas, bir de yürütme maddesine dayalı.

1’inci maddemiz, malumunuz, Anayasa’mızın 10’uncu maddesinde değişiklik öngören ve devletin ve organlarının “bütün işlemlerinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında” ibaresi konulmak suretiyle, eşitlik maddesinin daha vurgulu ve anlaşılabilir şekilde yazımını içeren bir madde.

Diğer maddemiz, Anayasa’mızın 42’nci maddesinde düzenlenmiş olan eğitim, öğretim hakkıyla ilgili olup, burada zaten mevcut olan “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” ifadesi vardı. Bu maddeye yedinci fıkra olarak “Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir.” fıkrasının ilave edilmesi talebidir.

Sizlerin de açıkça görebildiğiniz gibi, getirmiş olduğumuz Anayasa değişiklik teklifimiz, Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik kavramı ve 42’nci maddesindeki eğitim ve öğretim hakkıyla ilgili olup, Anayasa’mızın 2’nci maddesiyle herhangi bir suretle pozitif hukuk açısından hiçbir irtibata sahip değildir.

“Efendim, bu 2’nci maddedeki laiklik ilkesinin bir şekilde arkasından  dolanılarak bu maddenin etkisiz kılınması, Anayasa Mahkemesi kararlarından 89 ve 91 tarihli kararların işlevsiz bırakılması maksadıyla getirilmiş bir değişiklik teklifidir” şeklinde itirazlar Anayasa Komisyonunda da yapılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, bu Anayasa metni, yasamayı da, yürütmeyi de, yargıyı da bağlayan, hepimizi bağlayan bir üst metin, hukuk normu. Anayasa’mızın 2’nci maddesinde sadece laiklik vurgusu yapılmamış “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik, sosyal bir hukuk Devletidir.” Burada yapılan vurgular: Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti. Dolayısıyla bu ilkelerin her biri bir diğerinden daha önemli olup, hiçbiri bir diğerine feda edilemeyecek kadar önemli düzenlemeler.

Anayasa’mızın düzenlendiği, 82 Anayasası’nın yapıldığı Parlamentoda, Mecliste, laiklikle ilgili gerekçe kısmında şu tanım çok açık yapılmış: “Hiçbir zaman dinsizlik anlamına gelmeyen laiklik ise, her ferdin istediği inanca, mezhebe sahip olabilmesi, ibadetini yapabilmesi ve dinî inançlarından dolayı diğer vatandaşlardan farklı bir muameleye tabi kılınmaması anlamına gelir.” Bunu kim diyor? Bu Anayasa’yı yapan asli kurucu iktidar, o günün Anayasa’sını yapan Parlamento söylüyor gerekçe kısmında. Tekrar ediyorum: “…dinî inançlarından dolayı diğer vatandaşlardan farklı bir muameleye tabi kılınmaması anlamına gelir.”

Gene, Anayasa’mızın 5’inci maddesine de vurgu yaparak ben sözlerimi sonlandıracağım. “Devletin temel amaç ve görevleri: Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” Devlet tüzel kişiliğine yüklenen temel görev -biraz önce de ifade ettim- kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak devletin görevidir.

Değerli arkadaşlar, Komisyonumuzun huzurlarınıza getirmiş olduğu teklif, tam da Anayasa’mızın 5’inci maddesinin emrettiği bir işlevi, bir fonksiyonu görmek üzere, Anayasa’mızın 2’nci maddesinde zikredilen laiklik ilkesinin, yine Yasama Meclisi yorumuna göre tanımında ifadesini bulan ve inançlarından dolayı vatandaşlarına farklı muamele yapılmamasını öngören laiklik ilkesinin ve 5’inci maddenin gereği olarak bu Parlamento, en tabii şekilde, bu değişikliği görüşebilir diye düşünüyorum.

Bu duygularla, teklifimizin lehinde oy kullanmanızı talep ediyor, Genel Kurula saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ergin.

Saygıdeğer milletvekilleri, aleyhte olan söz talepleriyle ilgili olarak çekilen kura sonucunda:

1) Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,

2) Sayın Kemal Anadol,

3) Sayın Atila Emek,

4) Sayın Halil Ünlütepe kurada çıkmışlardır.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, verdiği dilekçeyle, aleyhte olan söz talebini Ankara Milletvekili Emrehan Halıcı’ya devretmiştir.

Evet, aleyhte ilk söz, Ankara Milletvekili Emrehan Halıcı’ya aittir.

Sayın Halıcı, buyurun efendim. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, beni de oraya dâhil ettiniz mi? Kuraya dâhil ettiniz mi? Onu soruyorum.

BAŞKAN – Kuraya dâhil oldu. Arkadaşlarımız burada kurayı çekti, ilk dörtteki kura neticesi budur efendim.

Buyurun Sayın Halıcı.

MEHMET EMREHAN HALICI (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemini düzenleyen bu öneriye karşı olduğumu bildirmek üzere söz aldım. Sözlerime başlarken, Demokratik Sol Parti ve şahsım adına, hepinizi sevgilerimle ve saygılarımla selamlıyorum. Ayrıca, bana söz hakkını verme nezaketini gösteren Değerli Milletvekili Arkadaşımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na da teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

Bu öneriye karşıyım. Çünkü “türban düzenlemesi” olarak adlandırılan bu değişikliğin yüce Meclisimize getiriliş biçimini doğru bulmuyorum, yanlış buluyorum. Kabul edelim ki, ülkemizde “türban sorunu” adıyla bilinen bir sorun vardır. Siyasetçiler tarafından yaratılan ve büyütülen bu sorun hem önemlidir hem de çözülmelidir. Maalesef, siyasetçiler, yani bizler, bu sorunu hem büyütürken siyasi bir beklenti içerisinde olduk hem de şimdi bu sorunu çözmeye çalışırken de aynı beklentiler içerisinde hareket ediyoruz. Bu yüzden de ”Siyasetçiler türbandan elini çeksin. ”diyoruz, “Din üzerinden siyaset yapılmasın.” diyoruz. Kutsal dinimizi siyasete alet eden çevrelere de, inançları nedeniyle başlarını örten kardeşlerimizin sorunlarına çözüm bulmak isteyen çevreleri de rejim düşmanı olarak gören çevrelere de ben hem sükûnet hem de anlayış tavsiye ediyorum.

Biz bir sol partiyiz, bir sol parti olarak hem demokrasiden hem de özgürlüklerden yanayız. Yasakları savunmamız asla mümkün değildir. Ancak, bir özgürlük adına bir yasağı ortadan kaldırırken başka özgürlük alanları için de riskler ve tehditler yaratmamalıyız. Üniversitelerimizde baş örtüsü yasağının kalkmasını isteyen birçok insanımız mevcuttur, ben de bunlardan biriyim. İnançları nedeniyle samimiyetle başını örten herhangi bir kızımızın üniversitede okuma hakkının engellenmiş olmasından büyük bir üzüntü duyuyorum ve çözüm üretilsin istiyorum. Ancak, çözüm üretilirken, başlarını örtmeyen insanların da kuşkularına, kaygılarına önem verilmesini, çok ama çok önem verilmesini de bütün kalbimle istiyorum.

Komşumuz olan ülkelere baktığımız zaman, bu kaygıların, bu kuşkuların ne kadar haklı olduğunu gösteren örnekler mevcuttur. Peki, bu sorun nasıl çözülecek?

Değerli milletvekilleri, bu sorun, kendimizi karşımızdakinin yerine koyarak, hoşgörüyle ve sağduyuyla çözülecek. Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülen her yasa önemlidir ve bu yasaların görüşülmesi sırasında Hükûmet, iktidar partisi, bazen muhalefetle ilgili bir uzlaşma arayışına girmek istemeyebilir, böyle bir gereksinme duymayabilir, sayısal çokluğuna dayanarak istediği yasaları çıkartabilir. Ancak, bazı yasalarda durum farklıdır; örneğin bu yasa, hepimizi yakından ilgilendirmektedir. Herhâlde, hepimizin yakın çevresinde, ailesinde hem başını örtmeyen hem de başını örten insanlar mevcuttur. Başını örtmek, bir inanç, bir gelenek, bir âdet meselesidir, bir siyaset meselesi değildir, bir siyaset simgesi ise hiç ama hiç olmamalıdır. Başını örtenlerin sadece belli bir siyasi görüşe ya da belli bir siyasi partiye mensup olduklarını düşünmek hem başını örten bu kişilere hem de dinimize karşı yapılan büyük bir haksızlıktır, saygısızlıktır. Başını örten insanlarımız AKP’de de vardır, MHP’de de vardır, CHP’de de vardır, DSP’de de vardır.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – DTP’de de var.

MEHMET EMREHAN HALICI (Devamla) – DTP’de de vardır.

Bu insanlarımızın Allah’la olan ilişkisine siyasetçilerin, yani bizlerin girmesi, en kibar deyimle, ayıptır. O yüzden, bu düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, yargıda, üniversitede ve sivil toplum kuruluşlarında geniş bir uzlaşma arayışıyla ele alınmalıdır. Genel Başkanımız Sayın Zeki Sezer, bu amaçla siyasi parti liderlerini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Köksal Toptan’ı ziyaret etmiş ve Demokratik Sol Partinin bu uzlaşma arayışını dile getirmiştir. Bu arayışın hedefi, rahmetli Bülent Ecevit’in ortaya koyduğu “inançlara saygılı laiklik” hedefidir.

Değerli milletvekilleri, bu yasanın şimdi görüşülmeyip de daha sonra Meclisin gündemine getirilmesi iktidar için bir vakit kaybı, bir zaman kaybı değildir, olsa olsa çıkabilecek gerginliklerin, sıkıntıların, problemlerin bir kaybı anlamına gelmelidir. Bu yasa değişikliğinin şimdi gündeme gelmemesi muhalefet için de bir zaman kazancı değildir, olsa olsa gerçekten inanarak örtünen insanların problemlerine çözüm bulmaya çalışmanın bir güvenini kazanmaktır. Dolayısıyla, ne muhalefet ne iktidar için bir kazanç yahut kayıp söz konusu değildir.

İfade etmek istediğim bir konu, deminden beri anlatmaya çalıştığım: Bu konu ağırlıklı, ama çok ağırlıklı bir konudur. Bir ağırlığı kolayca kaldırmanın yolu sadece tek uçtan değil iki uçtan birden tutmaktır. Örneğin, sadece sağ uçtan kaç kişi tutarsa tutsun kaldırılamayacak bir ağırlık, hem sol hem sağ uçtan tutulduğunda kolayca, ama kolayca kaldırılabilir.

Bu yasanın, sadece iki partinin uzlaşmasıyla değil, biraz önce bahsettiğim biçimde, geniş bir uzlaşmayla Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmesinin çok daha yararlı, gerekli ve hayırlı olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla, bu öneriye karşı olduğumu ifade ederken tekrar hepinizi sevgilerimle ve saygılarımla selamlıyorum. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Halıcı, teşekkür ediyorum.

Evet, önerinin lehinde İzmir Milletvekili Oktay Vural.

Sayın Vural, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclis çalışmalarını düzenlemek amacıyla Danışma Kurulu toplantıya çağrılmasına rağmen, maalesef, Danışma Kurulu toplanamadı. Bu bakımdan da Meclis çalışmalarının cumartesi gününe kadar yeniden düzenlenmesine ilişkin iki grup -AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi- olarak bir öneride bulunduk. Bu öneri, açıkçası, birincisi: 348 milletvekilinin imzasını havi bir Anayasa değişikliğini görüşmek, öncelikli olarak görüşmektir. Dolayısıyla, bu kadar son derece önemli bir Anayasa değişikliğini Meclisin gündemine alarak öncelik vermesi, bence, çalışmalarımız açısından son derece önemli. Ayrıca, Anayasa gibi önemli bir konuda, açıkçası, Meclisin, önüne gelen bir konuyu ivedilikle, bu iradeyi görüşerek karara bağlaması gerekmektedir. O bakımdan, Danışma Kurulu kararı yerindedir.

Aslında baktığımız zaman, bu karar gereğince, bugün bitimine kadar görüşmeleri yapacağız. Cumartesi gününde de, açıkçası, bitimine kadar ikinci tur oylamayı yapacağız. Önümüze gelen bu kanun tekliflerine baktığımız zaman, bu teklif, Anayasa dâhil olmak kaydıyla, aslında hem Anayasa’ya hem İç Tüzük’e, usule uygun bir şekilde Meclis gündeminde yer almıştır ve şu anda Meclis gündeminin 54’üncü sırasında yer almaktadır. Bu teklif verildikten sonra, yine İç Tüzük’e uygun bir şekilde, kırk sekiz saatten sonra Anayasa Komisyonu gündemine almıştır. Bu rapor dağıtıldıktan kırk sekiz saat sonra Meclis gündemine alınmıştır.

Şimdi, Anayasa’ya ve İç Tüzük’e uygun bir şekilde Meclis gündemine alınan Anayasa değişikliğinin öncelikle görüşülmesi için bir Danışma Kurulu kararı getirdik. Bu da, zannederim, son derece tabii adlandırılmalıdır.

Daha sonra, bu tekliflerle ilgili muhtevanın görüşülmesi sırasında her grup ve milletvekilerimiz görüşlerini paylaşacaktır ama böyle önemli bir konunun öncelikle Mecliste görüşülmesi ve karara bağlanmasını öncelikli hâle getiren bu Danışma Kurulu kararının lehinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Bir başka husus da Gaziantep. Gaziantep, 8 Şubat 1921’de gazilik unvanına, şerefine nail olmuş Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından. Yarın 7 Şubat. Dolayısıyla bu 7 Şubat’ta da, eğer bizim, Gaziantep’e gazilik unvanı yanında, ayrıca istiklal madalyası da vermemiz, bence, zamanlama açısından ve Meclis gündemi açısından tarihine yakışır bir davranış olacaktır. Bu bakımdan, bunun da öncelikli hâle gelmesini, öncelikli olarak görüşülmesini öngördük.

Bu bakımdan, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Meclis çalışmalarının bu eksende yürütülmesinin lehinde olan bu grup önerisinin lehinde olduğumuzu ve bu çalışmaların, tarihimizden aldığımız ilhamla, cumhuriyetimize ve demokrasimize yakışır bir tartışma ortamı içerisinde, geleceğe ışık tutacak şekilde yüce Meclis tarafından karara bağlanacağını düşünüyor, bu vesileyle hepinize saygılarımı arz ediyorum.

Teşekkür ederim. (MHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Vural.

Önerinin aleyhinde İzmir Milletvekili Sayın Kemal Anadol.

Sayın Anadol, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri; şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, her iki partinin vermiş olduğu grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, dünyanın ve Türkiye’nin gündeminde ne var? Bunu, politikayla hiç ilgisi olmayan sokaktaki yurttaştan, üniversitelerin iktisat kürsülerindeki bilim adamlarına kadar herkes cevaplandırıyor. Televizyonu açıyoruz, gazete sayfalarını açıyoruz, hepsi, bize okyanus ötesinden gelen bir ekonomik tsunami karşısında uyarıyorlar. Amerika’dan gelecek Avrupa’yı etkileyecek, Avrupa’yı etkilerse Türkiye’de ne olacak ve devamlı, televizyonlarda, gazetelerde, Türkiye’nin iç borcu, dış borcu, özel sektörün borcu, kamu sektörünün borcu, toplam borç, cari açık, dış ticaret açığı, bunlar tartışılıyor ve gerçekten Türkiye’yi, dünyayı beklediği gibi, zor günler bekliyor. Hele, Türkiye gibi ekonomisinin kırılgan olduğu uluslararası ekonomik kuruluşlar tarafından raporla tespit edilen bir ülke için bu çok önemli. Ne beklenir? Finans kuruluşlarıyla, TÜSİAD’dan MÜSİAD’a kadar siyasal ve ekonomik yelpazenin çeşitli yerlerinde yer alan, Odalar Birliği gibi, DİSK gibi, Türk-İş gibi, Hak-İş gibi emek ve sermaye kuruluşları, finans kuruluşları toplansın, hep birlikte, iktidarıyla, muhalefetiyle, Parlamentodaki partilerle, Parlamentonun dışındaki sivil toplum örgütleriyle, üniversitelerle, ne yapalım, bu ekonomik tsunamiye karşı hangi önlemleri alalım? Tartışmamız gereken bu değil mi? Eğer kadının özgürlüğüyle ilgili bir şey tartışacaksak, taa geçmişten bugüne kadar, dün akşam televizyonlar verdi, OECD raporlarına göre Türkiye Cumhuriyeti’nde kadının istihdamdaki yeri yüzde 60 istihdam dışı. Yüzde 60 istihdam dışı bir kadın nüfusumuz var. Eğitimde kadının yeri belli, okuma yazmasından ilkokul mezunlarına, ortaöğretim mezunlarına, üniversite mezunlarına kadar. Bu gerçekler var. Hayır, biz bunları tartışmıyoruz, bunları konuşmuyoruz. Ne yapıyoruz biz? İronik biçimde laiklik ilkesinin kabulünün yetmiş birinci yıldönümünde türbanla ilgili Anayasa değişikliğini Meclis gündemine sokuyoruz. Bu bizim için üzücüdür, seksen beş yaşındaki cumhuriyetimiz için gerçekten bir talihsizliktir.

Sayın Sadullah Ergin arkadaşım, iktidar partisinin Grup Başkan Vekili bu gelen değişikliklerin Anayasa’nın 2’nci maddesine aykırı olmadığını, Anayasa’nın 2’nci maddesinin arkasından dolaşma anlamına gelmediğini, Cumhuriyet Halk Partisinin biraz sonra görüşülecek önergesi üzerinde daha düşüncelerimizi söylemeden bunların geçerli olmadığını belirtti.

Genel Sekreterimiz ve Ankara Milletvekili Sayın Önder Sav biraz sonra bu iddialara karşı gerçekten 2’nci maddenin ihlal edilme niyetinin açıklığını bu kürsüden izah edecek, onun için ben bu konuya girmiyorum ama şunu söylüyorum: Arkadaşlar, gündem türban filan değil, hedef laiklik! Şunu doğru dürüst bir tespit edelim, hedef laiklik! (AK Parti sıralarından “Hayır” sesleri, gürültüler; CHP sıralarından alkışlar) Niye rahatsız oluyorsunuz? Niye rahatsız oluyorsunuz?

Gerçekten Anayasa’nın 2’nci maddesini, arkadan dolaşarak, laiklik ilkesini, her zaman yaptığınız gibi, takiyeci bir anlayışla delmek istiyorsunuz. Onun için, bu grup önerilerinin amacı bu.

Dün akşam Sayın Başbakan, gözümüzün içine baka baka, televizyon ekranlarından, AKP Grubundan, soruyor: “Niye telaşlısınız?” Laiklik elden gidecek mi kuşkusunu duyan milyonlara hitap ederek, gözlerinin içine baka baka “Niye telaşlısınız?” diyor. “Bu Mecliste laiklik karşıtı parti mi var? Laiklik karşısında olduğunu söyleyen milletvekili mi var?” Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Başbakan “Hafızayı beşer nisyan ile maluldür.” deyip, bizleri unutkan, bellekleri yok sayıyor. Laiklik karşısında olduğunu söyleyen milletvekili var Sayın Recep Tayyip Erdoğan, siz varsınız, siz söylediniz! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; AK Parti sıralarından gürültüler)

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) - Hadi ya!

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Okuyun! Merak edenlere, meraklılarına, 1995 yılında Ümraniye’de yaptığı konuşmadan bir cümle, Sayın Recep Tayyip Erdoğan söylüyor: “Tutturmuşlar, laiklik elden gidiyor. Yani, bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu! Sen bunun önüne geçemezsin ki! Millete rağmen bu yürümez zaten. Sonra, nedir bu laiklik Allah aşkına? Bir tarif edin diyorsun, tarif etmiyor. Bu ne menem şey yahu!”  Bu sözler, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri.

Şimdi, bunları yok farz edip “Mecliste laiklik karşıtı milletvekili mi var?” dediğiniz vakit, biz bunları söyleyince, cevap hazır. Cevap ne? “Biz millî görüş gömleğini çıkarttık.” Ben de her zaman söylüyorum: Gömlek değiştirmek kolay, deri değiştirmek imkânsız, mümkün değil! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Dövmeler duruyor yerinde. Çıkıyor işte ortaya.

Bazıları daha cesur arkadaşlarımızın. Bunlardan işte Konya Milletvekili ve Anayasa Komisyonumuz üyesi Hüsnü Tuna “Ne münasebet yükseköğrenimde, kamunun her kesiminde bu türban yasağı kalkmalı.” dedi. Sonra, Anayasa Komisyonuna göndermediniz arkadaşı, müzakerelere katmadınız. Isparta Belediye Başkanı…

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – Asmak lazım!

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Niye asalım canım! Düşüncesini özgürce söyleyecek.

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – Asmak lazım!

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Biz asmıyoruz, disiplin kuruluna siz gönderiyorsunuz. Biz asmıyoruz. Biz takdir ediyoruz takiye yapmadığı için, doğru söylediği için. (CHP sıralarından alkışlar)

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – Asın o zaman.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Isparta Milletvekili Hasan Balaban söyledi ve Kadın Kolları Başkanı Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin söyledi. “Adım adım gitmek lazım.” diyor Fatma Hanım ve “Eğitim hakkının verilmesine ilişkin adım atılmadan kamuda çalışanların tartışmasını yaparsak, bu da çözümsüzlüğe gider.” diyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bunlar, birinci söz, cümle, okuduğum cümle takiye cümlesi. Bunlar daha cesur olanlar ama bunlar da galiba sizce erken öten horoz işlemine tabi tutuldular, disiplin kuruluna verilmek üzere haklarında dosya düzenleniyor. Zaten, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Nur Serter’in, Sayın Mesut Yılmaz’ın ve birkaç milletvekilinin katıldığı NTV’deki açık oturumda Sayın Burhan Kuzu, Anayasa Mahkemesi Başkanımız (AK Parti sıralarından “Anayasa Komisyonu Başkanı” sesleri) “Parti kapatmasını engellemek için bunların disipline verilmek zorunda olduklarını” söyledi televizyon ekranında, ben söylemiyorum. Sayın Burhan Kuzu söyledi. Bunlar, erken öten horoz. (AK Parti sıralarından gürültüler) Hele bir dinleyin canım, dinleyin, az kaldı.

Ankara’ya çelik halat çekenlere birkaç sözüm olacak. Ankara’ya çelik halat çekiyorsunuz, Anayasa’yı da pamuk ipliğine bağlıyorsunuz. Yani, kamudaki türban sorunu olmayacak, bu değişiklikler münhasıran yükseköğrenimde geçerli olacak diyorsunuz, o tıp fakültesindeki (intern) intörnler, polis okulları, öğretmen okulları, stajyer hemşireler vesaire… Bunları ne yapacaksınız? Bütün gün televizyon ekranında tıp profesörleri “Böyle bir şey olmaz!” diyorlar. “Hem hizmet alan hem hizmet veren bir meslektir.” diyorlar. Bırakalım onları canım, dört sene okuttunuz hukuk fakültesinde kız çocuğumuzu. Anayasa’yı değiştirdik, türbanı takacak. Ne için takacak? Dinî inancı gereği takacak, tamam. Sonra, hukuk fakültesi bitecek, avukat yahut savcı, hâkim stajyeri olacak “Ben, dinî inancım gereği bunu takacağım, çıkarmam.” derse ne yapacaksınız? O zaman bir Anayasa değişikliği daha getireceksiniz değil mi? İkinci aşama, adım adım gitmek lazım, adım adım.

Şimdi, değerli arkadaşlar, açık öğretim sınavları yapıldı, gazetelerde gördük hep birlikte fotoğrafları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Anadol, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Hemen bitiriyorum.

Yani, ilköğretimde ve ortaöğretimdeki manzaraları da gördünüz. Bir şey yapacağız mı, yapmayacak mı, yükseköğretime münhasır mı, değil mi? Değil. Şu anda Meclisin Halkla İlişkilerine gidelim, orada türbanlı danışmanlar, sekreterler yok mu? Sağlık Bakanlığına gidelim, iki üç kişi, tesadüfen, kura çekelim gidelim… Bunlar, zaten Anayasa değişikliği yapılmadan uygulama alanı açılmış kamuda. Şimdi nasıl önleyeceksiniz, onu çok merak ediyoruz.

Bir de son olarak, kürsüden ayrılmadan önce, şunu söylemek istiyorum: Türkiye’nin yazgısıyla ilgili bu Anayasa değişiklikleri tartışılacak, Ankara kuşatılmış, Meclise kimse sokulmuyor, dinleyici locasına bakın, nasıl girdi o arkadaşlar da merak ediyorum…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Onlar polis.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Ve Ankara’nın her tarafı polis kordonu. Tepkisini gösteren vatandaşlar çember içinde. Bunu da bu kürsüden millet adına kınıyorum.

Yüce Meclise saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Anadol.

Sayın milletvekilleri, öneri üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, 9.11.2006 Tarihli ve 5555 Sayılı Vakıflar Kanunu ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 9.11.2006 Tarihli ve 5555 Sayılı Vakıflar Kanunu ve Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Adalet Komisyonu Raporu (1/24) (S. Sayısı: 98)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sıraya alınan, İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan ve Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile 346 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun birinci görüşmesine başlayacağız.

 

2.- İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan ve Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile 346 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/141) (S. Sayısı: 101)x

 

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

(AK Parti sıralarından alkışlar)

Komisyon raporu 101 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, teklifin görüşmelerine başlamadan önce, Ankara Milletvekili Sayın Önder Sav’ın yazılı bir başvurusu vardır, bu başvuruyu okutuyorum:

 

VI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilmiş olan 101 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne ilişkin işlemlere geçilmeden önce, Anayasa’nın 2, 4 ve 175’inci maddeleri açısından anılan teklifin görüşülmesine yer olup olmadığı hakkında

 

     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

101 Sıra Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Teklifine ilişkin işlemlere geçilmesinden önce, Anayasa’nın 2, 4 ve 175’inci maddeleri açısından anılan teklifin görüşülmesine yer olup olmadığı konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 63’üncü maddesi uyarınca usul hakkındaki söz talebimi Sayın Başkanlığın 22. Dönem 1 inci Yasama Yılı 39 uncu Birleşimde 1 Mart Tezkeresinin görüşüldüğü oturum ile 4 üncü Yasamı Yılı 124 üncü Birleşimde Lübnan’a Türk Silahlı Kuvvetlerinin gönderilmesine izin verilmesine ilişkin Tezkerenin görüşüldüğü oturumlardaki taleplerimin  usulüne uygunluğuna yönelik görüşleri doğrultusunda saygılarımla bilgi ve takdirlerinize sunarım.

Önder Sav

   Ankara

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Sayın Sav’ın istemini işleme almadan önce Başkanlığımızın bu konudaki görüşünü kısaca açıklamak istiyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına, Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine uygun olarak verilmiş olan Anayasa değişikliği kanun teklifi Başkanlığımız tarafından Anayasa Komisyonuna havale edilmiş ve Komisyon tarafından da görüşülerek rapora bağlanmıştır. Komisyon raporu Başkanlığımıza intikal etmiş ve teklif, gündemimizdeki yerini almıştır. Biraz evvel kabul edilen iki siyasi partinin grup önerisi doğrultusunda da görüşmelerimize başlayacağız.

Teklifin görüşmelerine başlanmasında Anayasa ve İç Tüzük’e aykırılık bulunmamaktadır. Ancak, istem üzerine bu konuda usul tartışması açacağım ve görüşme sonunda oya başvurmak gerekirse işaretle oylama yapacağım.

Görüşümün aleyhinde olmak üzere ilk söz Ankara Milletvekili Sayın Sav’a aittir.

Sayın Sav, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, aleyhinde ikinci sözü ben istiyorum.

ÖNDER SAV (Ankara) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün 63’üncü maddesi uyarınca vermiş olduğum önergenin Sayın Başkanlıkça işleme alınmasını şükranla yâd ediyorum, çok teşekkür ediyorum kendilerine.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, cumhuriyet tarihimizin önemli oturumlarından, önemli birleşimlerinden birini daha gerçekleştiriyor. Çok masum ve sıradan bir Anayasa değişikliği gibi sunulmaya çalışılsa da üç maddelik değişiklik, sıradan, basit bir Anayasa değişikliği değildir.

Değişiklik teklifi, metninde ismen yazılı olmasa da üniversitelerde türbanın serbest bırakılmasına yönelik bir tekliftir. 1984 yılından bu yana, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, bu kararlarda ele alınan konularla konu açıklığa kavuşturulmuş, türban konusu, “Velev ki türban siyasi simge olsa ne fark eder?” sözleri üzerine, yeni ve kritik bir aşamaya gelmiştir.

Türbanı “dinî kökenli siyasi bir simgedir” anlayışından yola çıkılarak üniversitelerde serbest bırakmaya çalışmak, tabii, Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde ve dışında bu anlayışı bölüşen yol arkadaşlarını da bir araya getirmiştir.

Yüksek Mahkeme kararlarına aykırı olarak getirilmek istenen düzenleme, üniversiteleri, bilimsel özgürlüklerin değil inançların konuşulacağı, ayrımcılığın ve çatışmaların yaşanacağı alan hâline getirecektir kuşkusunu taşıyorum.

Üzülerek söylemek isterim ki, türban tartışmaları, sadece üniversitelerle sınırlı kalmayacak, tüm topluma yayılacak, cumhuriyetin kazanım ve birikimleri türban tartışmalarıyla kemirilmeye çalışılacaktır.

Türbanla ilgili değişikliğe karşı olmamız, inançları gereği örtünenlere saygımızı ötelemez. Anadolu kadınının yüzyıllardır taktığı baş örtüsüyle türbanı eş değer tutmak yanlıştır. Türban bir simge olarak benimsenir ve “Müslüman kadının kimliğidir” algılamasına oturtulursa, türban takmayan üniversite öğrencisi veya kadın Müslüman sayılmaz yanılgısına varılabilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında değinildiği gibi, Türkiye’de, İslami türbanın, bunu takmayanlar üzerinde baskı oluşturabileceği gerçeği unutulmamalıdır. Yine aynı kararda “Laik üniversiteler öğrencilerin kıyafetlerine ilişkin kurallar vazettiğinde, belli kökten dinci hareketlerin yükseköğretimde kamu düzenini bozmamasını yahut başkalarının inançlarına tecavüz etmemesini temin etmelidir.” denilerek, düzenlemenin sakıncaları vurgulanmaktadır.

Görüşülecek olan Anayasa değişikliği metninde -teklifinde- her türlü kamu hizmetlerinden yararlanmakta eşitlikten söz edilmekle “Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez.” denilmekte “Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenerek”… denilip, Anayasa’nın 2’nci ve 4’üncü maddelerine aykırı bir düzenlemenin yolu açılmaktadır.

Anayasa değişikliğini teklif etmeyi düzenleyen Anayasa hükümleri birer biçim kuralı olduklarına göre, bunu yasaklayan bir kuralın dahi bir biçim kuralı olduğunda kuşku yoktur. Çünkü bu yasak, belli sayıda Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesinin, esasında kendileri için bir hak teşkil eden ve niteliği bakımından da bir yasama işlemi olan Anayasa değişikliği teklif etmelerini önlemektedir. Başka bir deyimle, değişiklik teklifi değişmezlik ilkesi ile çatışıyorsa, Anayasa’da gösterilen şekil şartlarına uygun olarak yöntemi içinde yürütülecek ve şayet çatışıyorsa hiç yapılamayacak, yapılmış ise yöntemi içinde yürütülemeyecek, yürütülmüşse kabul edilip kanunlaşamayacaktır. Bu aktardığım konu Anayasa Mahkemesinin kararıdır, 4’üncü maddedeki değişmezlik yasağına da açıkça aykırıdır. Teklif, bize göre, yapılmamalıydı, buraya da gelmemeliydi, gelememeliydi. Anayasa’ya karşı hile niteliğini taşımaktadır. Çoğunluğa dayanarak Anayasa’nın tebdili, tağyiri niteliğini de taşımaktadır.

Milletvekillerinin olmayan yetkiyi kullanmaları da mümkün değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri elbette yasama faaliyetlerinde bulunacaklar, elbette Anayasa değişiklikleri verecekler. Ama kendilerine Anayasa’nın vermediği bir yetkiye dayanarak teklif hazırlayıp, çoğunlukla bunu Parlamentodan geçirmenin ileriye dönük sakıncalarına değinmekte yarar görüyorum.

Düzenlemeye karşı Yargıtay Başkanlar Kurulu da düşüncelerini belirtmiştir ve Yargıtay Başkanlar Kurulu tamamen bu düzenlemenin Anayasa’nın laiklik ilkesine karşı olduğunun altını çizmiştir.

Ayrıca, değişiklik teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmadan kimi siyasilerin verdiği güvenceler herhâlde anayasalardan, yasalardan üstün değildir. Benim de beğendiğim, sevdiğim bir siyaset adamı “ilk, orta ve liselerde türbanın kullanılamayacağını, liselerin kapısından türbanın giremeyeceğini” söylüyor, “Devlet dairelerinde başı kapalı kadınlar çalışamayacak, başı örtülü olarak da üniversiteye giden bir kız ileride devlet dairesinde çalışacağını düşünmesin.” diyor. Tabii, bu güvenceler buza yazılan yazı gibidir, kısa zamanda unutulur, bu yasaklar da aşılır ve delinir. Bu sözler… “Ne delinecek, -herhâlde- onlar anlamaz, biz daha iyi anlarız.” mı demek istiyor siyasiler? Cumhuriyetin vazgeçilmez temel dayanağını oluşturan laiklik ilkesinin ve Yüksek Mahkeme kararlarıyla çerçevesi çizilmiş olan laikliğin doğrudan ve dolaylı düzenlemelerle zayıflatılması kesinlikle kabul edilemez. Yargıtayın, yargı kuruluşlarının kararlarını yok sayarak geçiştirmeye çalışmak çok haklı gerekçelere dayanmaz. Tabii, bu sözlere karşı türbanla nasıl siyaset yapılacağını, altını çizerek, örneklerini vererek topluma duyurmanın da pek yararı yoktur. Belki, din ulemasına sorarak bunu çözmek daha mümkün olabilir, bazılarına göre.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Baykal’a sor yeter, dün açıkladı.

ÖNDER SAV (Devamla) – Ellerine geçirdiklerini sandıkları yetkiyi Türkiye Büyük Millet Meclisinde kullanmadan önce çok dikkatli davranmaları gerekir.

Tabii, türbanla nasıl siyaset yapılacağının çok kaba örnekleri de sergilenmektedir. Bir siyaset adamı “Biz bunun sonuçlarına razıyız, biz ne yaptığımızı biliyoruz; maliyetini de, bedelini de ödemeye hazırız, hasadını da yapacağız.” diyor. Korkarım, türban üzerinden siyaset yaparak hasada çıkanlar, amiyane tabirle, haşat olacaklardır. (CHP sıralarından alkışlar) Ellerine geçirdiklerini sandıkları elma şekerini Adalet ve Kalkınma Partisi yiyecek, sapı da hasada çıktığını sananların elinde kalacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

Tabii, deneyimli siyaset adamları da endişelerini dile getiriyor, türban ortaklarını uyarıyor, “Toplumu kamplara bölmeyin, yol yakınken dönün, bindiğiniz alamet sizi kıyamete götürür.” diyor. Kimi siyaset adamları da Anayasa’nın ve hukukun üstüne çıkarak hukukun üstünlüğünden habersiz sözler söylemek cesaretini gösterebiliyorlar. “Güvence biziz, laik sistemi bizler savunuyoruz.” diyebiliyorlar. Bu kürsüde İsmet Paşa olsaydı, herhâlde “Hadi canım sen de!” der, geçer giderdi.

Laiklik klasik tanımıyla din ve devlet ayrılmasından daha geniş kapsamlıdır. Laiklik hukuk devletinin olmazsa olmaz koşuludur. Aklın öncülüğünde, bilimin ışığında, uluslaşmanın, ulusal egemenliğin, çağdaşlaşmanın temel harcıdır, şemsiyesidir. O şemsiye delinirse herkes sağanak altında kalır.

Bu anlamdan, bu tariften yola çıkıldığında, tarikat şeyhi Gulbettin Hikmetyar’ın önünde diz çöken siyasetçiler asla laikliğin güvencesi olamazlar! (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Sav, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

ÖNDER SAV (Devamla) – 1912 yılında Ziya Gökalp’in yazdığı meşhur “Askerin Duası”nı değiştirerek, dejenere ederek “Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, camiler kışlamız.” diyen siyaset adamları laikliğin güvencesi olamazlar! (CHP sıralarından alkışlar)

Kimileri toplumda aymazlık, dalgınlık, dikkatsizlikle laikliğe karşı geliyorlarsa, onlar yüce Atatürk’ün deyimiyle “gaflet” içindedirler. Kimileri sapkınlık, doğru yoldan ayrılma gibi nedenlerle laikliğe karşı çıkıyorlarsa, onlar “dalalet” içindedirler. Kimileri yaptıklarının nereye vardığını, demokratik hukuk devletinin olmazsa olmaz koşulu olan laiklik ilkesini deleceklerini, yok edeceklerini bilerek davranıyorlarsa, onlar tam “hıyanet” içindedirler. (CHP sıralarından alkışlar)

Gaflet, dalalet, hıyanet içinde olmayalım. Yol yakınken bu teklife ret oyu verelim diyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sav.

Usul hakkında lehte, Mersin Milletvekili Sayın Mehmet Şandır.

Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasanın Bazı Maddelerinin Değiştirilmesiyle İlgili Kanun Teklifi’nin görüşülmesi üzerine İç Tüzük’ün 63’üncü maddesine göre usul tartışması açılmasını isteyen önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, burada, birlikte, kırk yıldır tartışılan bu tartışmayla toplumsal ayrışmaya, cepheleşmeye hatta çatışmaya sebep olan bir konu üzerinde çözüm üretmek üzere bir aradayız, görüşmeleri başlattık.

Bunları, bu iyi niyetli girişimi başka alanlara çekerek yeni tartışma alanları, yeni gerginlik alanları yaratmak niyetini halkımız birlikte değerlendirecektir ve gereğini yapacaktır.

BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) – Gerginliği yaratan sizsiniz siz!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Bize göre, Milliyetçi Hareket Partisinin iyi niyetle ortaya koyduğu bu çözüm, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yüzde 60’ını geçen sayıda milletvekili tarafından benimsenmiş ve bir kanun teklifi hâline getirilmiş, sunulmuştur. Bu kanun teklifinin laikliğe aykırı olduğunu iddia etmek, maksadı aşan, farklı kavgaların gerekçesi olarak ortaya konan bir davranıştır. Bu kanun teklifi ve bu kanun teklifinin görüşülmesiyle ilgili ortaya konan program usule uygundur, İç Tüzük’e uygundur ve kesinlikle bu kanun teklifi Anayasa’nın değiştirilemez hükmü olan laikliğe de aykırı değildir. (MHP sıralarından alkışlar)

BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) – Yapma yahu!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Özellikle Milliyetçi Hareket Partisi olarak, biz, cumhuriyetimizin laik ve demokratik yapısını, devletimizin üniter yapısını, devletimizin kuruluş felsefesini, kurucuların ortaya koyduğu ilkeleri siyasetinin merkezi yapan, temeli yapan, asla bunlardan taviz vermeyen bir siyasetin partisi olarak, mensubu olarak iyi niyetle getirilen bu teklifin laiklik ilkesine aykırı olduğunu asla kabul etmeyiz. Böyle bir iddiayı şiddetle reddederiz.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, biz, toplumun değerleriyle, toplumun içinde yaşadığı sorunların çözümü için ortaya konan iyi niyetli tekliflerle devletimizin vazgeçilmez, değiştirilemez ilkelerini karşı karşıya getiren bu gerginliğin… Bu tartışmayı da bir anlamda reddediyoruz. Bundan medet uman, bunun üzerinden siyaset yapılmasını da asla ve asla doğru bulmamaktayız. Mesele, inanç özgürlüğü ile laikliğin karşılıklı tartışılması meselesi değil, mesele, bir toplumsal sorunun çözülmesi meselesi. Çözmeyelim mi? Kırk yıldır tartışıyoruz. Bir kırk yıl daha mı tartışacağız? Yeni bir yüzyılın başında, özgürlüklerin, eğitim özgürlüğünün, öğrenim özgürlüğünün sınırlandırılmasını nasıl savunabiliriz? Milliyetçi Hareket Partisi olarak altında imzamızın bulunduğu bu teklif, vatandaşlarımızın kamu hizmeti almakta kanun önünde eşit olmasını amaçlayan bir tekliftir. Bunun laiklikle ilgisi yok.

Buradan ifade ediyorum: Tabii, hassasiyetlerin geliştirdiği endişelere saygı duyuyorum. O hassasiyetleri biz de paylaşıyoruz. Bu Mecliste bulunan herkes bu devletin laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olması niteliğini sonuna kadar savunur, bunun üzerine yemin etmiştir. Hiç kimsenin niyet okuyarak gelecekte bugün böyle söyleniliyor, yarın başka şeyler yapılacaktır endişesiyle bu toplumu germeye hakkı yok.

Tekrar ifade ediyorum: Anayasa’nın 14’üncü maddesi burada, Anayasa’nın 1’inci ve 2’nci, 3’üncü maddesi burada, Anayasa’nın dibacesindeki hükümler burada. Bunların değiştirilmesi teklif edilmiyor.

ABDULLAH ÖZER (Bursa) – İçi boşaltılıyor!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Bunlar, bu Anayasa’da var olduğu sürece, hiç kimse endişeye ve korkuya kapılmasın. Bu Anayasa’nın savunucusu Türk milletidir, onların temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisidir. (MHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, laikliğin, laiklik ilkesinin bu ülkenin birlik ve beraberliğinin her anlamda ve her kapsamda teminatı olduğuna inanıyoruz ve asla zedelenmesi, sulandırılması, içi boşaltılması yönündeki niyet ve eylemlerin karşısında öncelikle bu Meclisin, öncelikle Milliyetçi Hareket Partisinin olacağını burada milletin önünde ifade ediyoruz. (MHP sıralarından alkışlar)

Niyet okuyarak, satır arası okuyarak, birtakım yakışıksız yakıştırmalar yaparak, bu iyi niyetli teklifi mahkûm etmeye kimsenin hakkı yok.

Sorun çözülmesin mi? Buraya çıkın, bunu ifade edin. Bu sorun çözülmesin, devam mı etsin?

RAHMİ GÜNER (Ordu) – Sorun yok!

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Sorun yok!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Yapılan teklifi eksik, yetersiz bulabilirsiniz, uygulanabilirlilik noktasında problemler, yeni problemler çıkartılacağını söyleyebilirsiniz ama herkes, her kurum, her siyaset, her siyasetçi bir çözüm üretmek, bir çözüm ortaya koymak sorumlusu.

Milletin sorunlarını çözmek göreviyle ve yetkisiyle buraya geldik. Ortaya konan iyi niyetli çözümleri, geçmiş kavgaların da etkisinde kalarak, gelecek hesapların peşinde istismar etmek kimseye fayda getirmeyecektir. Bu fayda olmadığını, böyle bir siyasetin, böyle bir tavrın kimseye yarar getirmediğini tarih göstermiştir. Israr edilmesi hâlinde tekrar bu görülecektir ve yaşanacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak söylüyorum, bu kanun teklifi, yalnız yükseköğrenimde eğitim ve öğrenim özgürlüğünün alanını genişleten, anayasa, hukuk önünde vatandaşlarımızın eşit muameleye tabi tutulmasını isteyen bir anayasa teklifidir, değişikliğidir. Bunun bir başka anlama, bir başka alana çekilmesi niyetleri samimi değildir. Bu sorunun çözümüne katkı vermez bu tür davranışlar.

O sebeple, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu usul tartışmasının doğru olmadığını, ortaya konan usulün doğru olduğunu, kanun teklifinin Anayasa’mıza uygun olduğunu ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şandır.

Aleyhte, Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç.

Buyurun Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa değişikliği teklifinin incelenemez yolundaki bir önergenin, kanun teklifinin işleme konulmaması konusunda verilen önergenin lehine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çok ağır kış şartlarının geçtiği ülkemizde, gerçekten kendi seçim bölgem olan Tunceli’den ve birçok yerlerden aldığımız telefonlarda insanların çok zor durumda olduğu, hatta ölülerini dahi kaldırmadıkları, yolların açılmadığı ve bun