DÖNEM: 23 CİLT: 23 YASAMA YILI: 2
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
122’nci
Birleşim
25 Haziran 2008 Çarşamba
İ Ç İ N D E K İ L
E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III.
- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI
1.- Çankırı
Milletvekili Nurettin Akman’ın, Kore Savaşı’nın
başlamasının 48’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
2.- Mersin
Milletvekili Vahap Seçer’in,
ülkemizde tarımsal üretimde ve tarımsal ürün pazarlamasında yaşanan sorunlara
ilişkin gündem dışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
3.- Konya
Milletvekili Faruk Bal’ın, Akşehir Gölü’nün kıyı kenar çizgisi nedeniyle göl
çevresindeki vatandaşların yaşadığı sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması
IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A )
ÖNERGELER
1.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın (6/736) esas numaralı sözlü
sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/65)
2.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın (6/738) esas numaralı sözlü
sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/66)
B)
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut ve 22 milletvekilinin,
Adana ilinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/227)
2.- Edirne
Milletvekili Cemaleddin Uslu ve 20 milletvekilinin, Saros Körfezi’nin doğal yapısını tehdit eden sorunların
araştırılarak korunması ve değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/228)
3.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan ve 20 milletvekilinin,
mermercilik sektöründeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/229)
V.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A)
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
1.- Tapu
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/568) (S. Sayısı: 223)
2.- Türkiye Atom
Enerjisi Kurumu ile Ukrayna Devlet Nükleer Düzenleme Komitesi Arasında Nükleer
Düzenleme Konularında Teknik İşbirliği ve Bilgi Değişimi Mutabakat Zaptının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/356) (S. Sayısı: 233)
3.- Adalet ve
Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün ve 16
Milletvekilinin, İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi
Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (2/241) (S.Sayısı: 248)
4.- Avrupa
Yatırım Bankasının Türkiyede Temsilcilikler Açmasına
Dair Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avrupa Yatırım Bankası Arasındaki
Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/592) (S.Sayısı: 247)
5.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hayvan Sağlığı
ve Karantina Konusunda İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri
Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/366) (S. Sayısı: 241)
VI.-
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, Danıştay’ın görüşü alınan kanun tasarılarına
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/3393)
2.- Adana Milletvekili
Hulusi Güvel’in, özelleştirmeye bağlı iş kaybı
tazminatına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/3420)
3.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, Seydişehir Eti Alüminyum’un özelleştirilmesi
sürecindeki bazı işlemlere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/3433)
4.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, bir köyde işletme ruhsatı verilen tesislere
ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler’in cevabı (7/3465)
5.- Kayseri
Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun,
Kayseri’deki çocuk işçiliğine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in
cevabı (7/3481)
6.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe’nin,
bir sigortalılık bildirimine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in
cevabı (7/3482)
7.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bir
yönetmelik düzenlemesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Faruk
Çelik’in cevabı (7/3540)
8.- Hatay
Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, Hatay’daki bazı yatırım projelerine
ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler’in cevabı
(7/3725)
9.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Yağız’ın, bağış ve promosyon kabulüne
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in
cevabı (7/3819)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu
saat 15.04’te açılarak dört oturum yaptı.
Oturum Başkanı ve
TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, A Millî Futbol Takımı’mızın 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda gösterdiği
başarının devamını dileyen bir konuşma yaptı.
Antalya
Milletvekili Abdurrahman Arıcı’nın,
A Millî Futbol Takımı’mızın 2008 Avrupa Futbol
Şampiyonası’nda gösterdiği başarıya,
Aydın
Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, A Millî Futbol Takımı’mızın 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda gösterdiği
başarıya ve maç sonrası meydana gelen üzücü olaylara,
İlişkin gündem
dışı konuşmalarına Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu,
Çorum
Milletvekili Cahit Bağcı’nın, organize sanayi
bölgelerindeki doğal gaz iskontosunun iptal
edilmesine ilişkin gündem dışı konuşmasına Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler,
Cevap verdi.
Adana
Milletvekili Mustafa Vural, A Millî Futbol Takımı’mızın
2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda gösterdiği başarıya ilişkin bir konuşma
yaptı.
Adana
Milletvekili Kürşat Atılgan ve 19 milletvekilinin, ATAK Helikopter Tedarik
İhalesi ile ilgili iddiaların araştırılarak sürdürülebilir koruma için
(10/224),
Osmaniye
Milletvekili Hakan Coşkun ve 23 milletvekilinin, yaş sebze ve meyve başta olmak
üzere tarım ürünlerindeki gıda güvenliği konusunun araştırılarak (10/225),
Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Akif Paksoy ve 34
milletvekilinin, Kahramanmaraş ilinin sorunlarının araştırılarak (10/226),
Alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini
alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Genel Kurulun 24/6/2008 Salı günkü birleşiminde bir saat sözlü sorulardan
sonra diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin "Kanun Tasarı ve
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin
görüşülmesine; 25/6/2008 ve 2/7/2008 Çarşamba günlerindeki birleşimlerinde
sözlü soruların görüşülmemesine; gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan 254, 27, 81, 85, 113,
233, 256 ve 232 sıra sayılı Kanun Teklifi ve Tasarılarının bu kısmın 2, 3, 4,
5, 6, 7, 12 ve 14’üncü sıralarına alınmasına; gelen kâğıtlar listesinde
yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 255 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın kırk
sekiz saat geçmeden bu kısmın 15’inci sırasına alınmasına ve diğer işlerin
sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 9/2 esas numaralı Meclis
soruşturması önergesinin gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına
alınarak görüşmelerinin 1/7/2008 Salı günkü birleşiminde yapılmasına; bu
birleşimde sözlü sorular ve diğer denetim konularının görüşülmemesine; Meclis
soruşturması önergesinin görüşmelerinin bitiminden sonra gündemin “Kanun Tasarı
ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan
işlerin görüşülmesine; 255 sıra sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu
Tasarısı’nın, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesine
ve bölümlerinin ekte yer alan cetveldeki şekliyle olmasına; TBMM'nin 1 Temmuz
2008 tarihinde tatile girmeyerek yeni bir karar alınıncaya kadar çalışmalara
devam etmesine; TBMM’nin 24/6/2008 Salı günü 233 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın
görüşmelerinin bitimine kadar, 25/6/2008 Çarşamba günü 13.00-20.00, 26/6/2008
Perşembe günü 13.00-20.00, 1/7/2008 Salı günü 15.00-21.00, 2/7/2008 Çarşamba
günü 13.00-20.00, 3/7/2008 Perşembe günü 15.00-20.00 saatleri arasında
çalışmalarını sürdürmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi, yapılan
görüşmelerden sonra, kabul edildi.
İzmir
Milletvekili Canan Arıtman’ın, 5237 Sayılı Türk Ceza
Kanununun 103. Maddesine Bir Fıkra Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/1)
İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesini
geri çektiği açıklandı.
Gündemin “Sözlü
Sorular” kısmının:
1, 12 ve 28’inci
sıralarında bulunan Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in (6/239), (6/295),
(6/339),
2 ve 3’üncü
sıralarında bulunan Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün
(6/246), (6/247),
6’ncı sırasında
bulunan İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in
(6/271),
9, 10, 30, 32, 39
ve 40’ıncı sıralarında bulunan Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın
(6/277), (6/279), (6/347), (6/352), (6/377), (6/378),
34 ve 45’inci
sıralarında bulunan Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun
(6/364), (6/384),
46’ncı sırasında
bulunan Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün
(6/385),
51 ve 52’nci
sıralarında bulunan Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu’nun (6/392), (6/393),
Esas numaralı
sorularına Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren
cevap verdi; Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu, Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Karaman Milletvekili Hasan
Çalış ve Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu da cevaplara
karşı görüşlerini açıkladılar.
Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:
1’inci sırasında
bulunan Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın (1/568)
(S. Sayısı: 223) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddeye ilişkin komisyon
raporu henüz gelmediğinden;
7’nci sırasına
alınan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ile Ukrayna Devlet Nükleer Düzenleme
Komitesi Arasında Nükleer Düzenleme Konularında Teknik İşbirliği ve Bilgi
Değişimi Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/356) (S. Sayısı: 233) komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadığından,
Ertelendi.
2’nci sırasına
alınan Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya’nın,
Başarılı Sporculara Aylık Bağlanması ve Devlet Sporcusu Unvanı Verilmesi
Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/68) (S. Sayısı: 254) görüşmelerini müteakiben;
3’üncü sırasına
alınan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında
Demiryolu Taşımacılığı Alanında İşbirliği Anlaşmasının (1/312) (S. Sayısı: 27),
4’üncü sırasına
alınan Türkiye Cumhuriyeti Jandarma Genel Komutanlığı ile Ukrayna İçişleri
Bakanlığı İç Birlikler Ana Departmanı Arasında Güvenlik Alanında Personel
Eğitimi ve Öğretimi İşbirliği Protokolünün (1/306) (S. Sayısı: 81),
5’inci sırasına
alınan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında
Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşmasının (1/447) (S. Sayısı: 85),
6’ncı sırasına
alınan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında
Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın (1/321) (S. Sayısı: 113),
Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarılarının;
Yapılan açık
oylamalardan sonra kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.
Hatay
Milletvekili Sadullah Ergin, Tunceli Milletvekili
Kamer Genç’in, konuşmasında partisine sataştığı iddiasıyla bir konuşma yaptı.
25 Haziran 2008
Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00’te toplanmak üzere birleşime
21.35’te son verildi.
|
|
|
Nevzat PAKDİL |
|
|
|
|
Başkan Vekili |
|
|
|
|
|
|
|
|
Yaşar TÜZÜN |
|
Fatma SALMAN KOTAN |
|
|
Bilecik |
|
Ağrı |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
|
|
|
Canan CANDEMİR ÇELİK |
|
|
|
|
Bursa |
|
|
|
|
Kâtip Üye |
|
No.: 175
II.- GELEN KÂĞITLAR
25
Haziran 2008 Çarşamba
Raporlar
1.- Türkiye
Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/557) (S. Sayısı: 259) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008) (GÜNDEME)
2.- İl İdaresi
Kanunu ile Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/477)
(S. Sayısı: 260) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008) (GÜNDEME)
3.- İstanbul Milletvekili Hasan Kemal Yardımcı ve 4 Milletvekili
ile Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü ve 24 Milletvekilinin; Denizde Can ve Mal
Koruma Hakkında Kanun ve Limanlar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifleri ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/275,
2/264) (S. Sayısı: 261) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008) (GÜNDEME)
4.- Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya
ve 2 Milletvekilinin; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Kars Milletvekili
Zeki Karabayır ve 2 Milletvekilinin; Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/274, 2/272) (S. Sayısı: 262) (Dağıtma
tarihi: 25.6.2008) (GÜNDEME)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut ve 22 Milletvekilinin,
Adana ilinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/227)
(Başkanlığa geliş tarihi:19.06.2008)
2.- Edirne
Milletvekili Cemaleddin Uslu ve 20 Milletvekilinin, Saros Körfezi’nin doğal yapısını tehdit eden sorunların
araştırılarak korunması ve değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/228)
(Başkanlığa geliş tarihi:19.06.2008)
3.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan ve 19 Milletvekilinin,
mermercilik sektöründeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/229)
(Başkanlığa geliş tarihi:19.06.2008)
25 Haziran 2008 Çarşamba
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.00
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Fatma SALMAN KOTAN
(Ağrı)
BAŞKAN –
Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 122’nci Birleşimini
açıyorum.
Toplantı yeter
sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden
önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Konuşma süreleri
beşer dakikadır. Hükûmet konuşmalara cevap verebilir,
süresi yirmi dakikadır.
Gündem dışı ilk
söz, 25 Haziran Kore Savaşı’nın başlamasının yıldönümü münasebetiyle söz
isteyen Çankırı Milletvekili Nurettin Akman’a aittir.
Sayın Akman,
buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI
KONUŞMALARI
1.- Çankırı Milletvekili Nurettin Akman’ın, Kore Savaşı’nın başlamasının 48’inci yıl dönümüne
ilişkin gündem dışı konuşması
NURETTİN AKMAN
(Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; askerî ve siyasi tarihimizde
önemli bir yeri olan Kore Savaşı’nın başlamasının 48’inci yıl dönümü
münasebetiyle şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Kore “sabah
ülkesi” anlamına gelmektedir. Kore Yarımadası, jeopolitik durumu nedeniyle
asırlardan beri çatışma ve savaş alanı olmaktan kurtulamamış, bu savaşların her
birinde yabancı kuvvetler çarpışmış, her defasında yenilen, ezilen Kore halkı
olmuştur. Kore toprakları Çin’in, Japonya’nın ve Rusya’nın tarih boyunca ilgi
alanı olmaktan kurtulamamıştır.
Kore Harbi,
istilaya uğramış bir ülkenin özgürlüğü uğrunda Birleşmiş Milletlerin ilk
müşterek silahlı karşı koymasıdır.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; savaş öncesi Kore’deki durumu şöyle özetleyebilirim:
1945 yılında, Amerika ile Sovyetler Birliği arasında yapılan bir anlaşmaya göre
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Kore, Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler
Birliği, İngiltere ve Çin’in ortak vesayeti altına girecekti. Potsdam Konferansı’nda Sovyetler Birliği, Uzak Doğu’daki
savaşa katılmaya karar verince askerî harekât bakımından Kore toprakları
38’inci enlem çizgisi ile ikiye ayrıldı. Bu çizginin kuzeyi Sovyetler
Birliği’nin, güneyi de Amerikan askerî harekât sahası olarak kabul edildi.
Savaş sonrası Kore, kuzeyi Sovyetler Birliği, güneyi de Amerika’nın işgali
altında olmak üzere fiilen ikiye bölünmüş oldu.
Birleşmiş
Milletlerin çabaları bu iki Kore’nin birleşmesine imkân sağlamadı. 48 yılında
her iki Kore’de yapılan seçimler sonucu, kuzey ve güney olmak üzere ikiye
bölündü.
Güney Kore’deki
ve Japonya’daki Amerika Birleşik Devletleri’nin varlığı, Sovyetler Birliği ve
komünist Çin’i rahatsız ediyordu. Bu iki devletten destek alan Kuzey Kore 25
Haziran 1950 tarihinde aniden saldırıya geçerek Güney Kore’yi işgale başladı.
Bunun üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kuzey Kore’ye karşı askerî
müdahalelerde bulunma kararı aldı.
Savaş çağrısına
olumlu cevap veren Türkiye, içinde bulunulan durumu da dikkate alarak Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 30 Haziran 1950 tarihli oturumunda Güney Kore’ye asker
gönderme kararı aldı ve 1950 25 Temmuzunda Genelkurmay Başkanlığımız bir tugay
ve 241’inci Alayı Kore’ye gönderdi. İskenderun’da toplanan askerî birliklerimiz
Kore’ye ulaştılar ve burada, Kore Savaşı’nda destan denilebilecek kahramanlık
örneği verdi. Bu savaş Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya alınmasında da çok
önemli bir rol oynamıştır. On altı ülke askerî birlik, altı ülke ise tıbbi
yardım göndermiştir.
Tuğgeneral Tahsin
Yazıcı’nın emir komuta ettiği, 5.083 kişiden oluşan
Türk Tugayı Pusan Limanı’na ulaşmış ve Taegu şehrine
intikal etmiştir.
Değerli
milletvekilleri, 38’inci paraleli aşarak Güney Kore’ye saldıran Kuzey Kore
kuvvetleri Güney Kore’nin büyük bir kısmını ele geçirmiş, Güney Kore’nin elinde
sadece Pusan Köprübaşı kalmıştı. Bu saldırı karşısında Amerika birlikleri ve
diğer Birleşmiş Milletler kuvvetleri savaşa müdahale etmişler, durumu tersine
çevirmişler. Kuzey Kore ordusu bozguna uğrayarak geri çekilmiştir.
27 Kasım 1950
tarihinde düşmanla ilk teması sağlayan Türk tugayı, savaşın sona erdiği 27
Temmuz tarihine kadar savaş azim ve iradesini koruyarak, Kore Savaşı’nın her
safhasında her türlü muharebe harekâtına katılmış, üzerine düşen görevi en
güzel şekilde yerine getirmiştir ve bu savaşta dört kez savaşın kaderini
değiştirmiştir. Kunuri ve Kumyangjang
muhabereleri ile yenilmez denilen Kuzey Çin ordularını yenerek Birleşmiş
Milletler kuvvetlerine büyük destek sağlamış, Kore’yi terk etme düşüncesinden
vazgeçirmiştir.
Bunun sonucu
olarak “Kore Cumhurbaşkanlığı Birlik Nişanı”, Amerika Birleşik Devletleri
Kongresinde “Mümtaz Birlik Madalyası ve Beratı” yine Amerika Birleşik
Devletleri Cumhurbaşkanlığınca da “Legien of Merit” nişanı verilmiştir.
741 askerimiz
şehit olmuş, 2.147’si yaralanmış, 234 askerimiz esir düşmüş, 175’i de
kaybolmuştur. Gazi olan askerlerimize, ülkeye dönen askerlerimize Meclisimiz 25
Eylül 1950-53 tarihleri arasında hizmet edenlere “gazi” unvanını vermiştir.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın
Akman, konuşmanızı tamamlayınız lütfen.
NURETTİN AKMAN
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım, Türk askeri Çanakkale’de, Sakarya’da,
Dumlupınar’da yaşattığı destanı Kore’de de göstermiş, emir-komuta gereğini
uygulayarak en zorlu dönemlerde başarıyı sağlamıştır.
Bugünün
vesilesiyle Kore’de şehit olan askerlerimizi minnetle anıyor, Allah’tan rahmet
diliyorum. Yaşayan gazilerimize şükran duygularımızı belirtiyor, sağlık ve
mutluluk dileklerimizi iletiyoruz.
Kore Savaşı, Türk
ve Güney Kore halkları arasında sarsılmaz bir kardeşlik bağı oluşturmuştur.
Bugün Güney Kore’nin önde gelen şirketleri ülkemizde yatırım yapmaktadır. Bu
vesileyle, Kore Savaşı’yla birlikte temelleri atılan ülkemizle Güney Kore
arasındaki bu dostluğun daha da yücelmesini diliyor, yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Akman.
Gündem dışı
ikinci söz, ülkemizde tarımsal üretim ve tarımsal ürün pazarlamasında yaşanan
sorunlar hakkında söz isteyen Mersin Milletvekili Vahap
Seçer’e aittir.
Sayın Seçer,
buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
2.- Mersin Milletvekili Vahap Seçer’in, ülkemizde tarımsal üretimde ve tarımsal ürün
pazarlamasında yaşanan sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
cevabı
VAHAP SEÇER
(Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde tarımsal üretimde
ve tarımsal ürün pazarlamasında yaşanan sorunlar hakkında gündem dışı söz almış
bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlarım, tarımda özellikle 2007 yılında başlayan olumsuzluklar 2008
yılında da devam etmekte. O günden bugüne özellikle kuraklığın yarattığı
olumsuzluklar, bunun yanında uygulanan politikalar, tarım politikaları,
yetersiz desteklemeler, girdi fiyatlarındaki akıl almaz artışlar bugün 2008’de
yine tarımı Türkiye’de ve dünyada gündemin baş sırasına oturtuyor.
Değerli
arkadaşlarım, bütün bu olumsuzluklar yaşanırken bundan birkaç gün önce Rusya
Federasyonu ile bir sorun yaşandı biliyorsunuz. Rusya Federasyonu ihracatımızı
durdurdu. Bunun gerekçesi, ihraç ettiğimiz yaş sebze meyvede pestisit kalıntı limit oranının yüksek olmasıydı. Bu sorun
daha önce de yaşandı Rusya Federasyonu’yla. Bugün, yine aynı sorunla karşı
karşıyayız.
Rusya, bizim için
önemli bir pazar, 152 milyon nüfusuyla önemli bir ülke, komşu ülkemiz, refah
düzeyi yükselen bir ülke. Buradan da, tabii ki ileriki günlerde hem kalite
açısından hem kantite açısından yaş sebze ve meyvede
talebin bu ülkeden artacağı gözlemini yapıyorum ben. Bu sebeple, bu ülkeyle
ilişkilerimizin önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Her ne kadar Hükûmet yetkililerinin yaptığı açıklamada Rusya’nın
ithalatını durdurmasının Türkiye’deki yaş sebze ve meyve ihracatını veya
piyasalarını olumsuz etkilemeyeceği söylense de ben buna katılamıyorum.
Nihayetinde bizim 1,5 milyar dolar yaş sebze meyve ihracatımız var ve bunun
üçte 1’ini, yaklaşık 500 milyon dolarlık kısmını biz bu ülkeye ihraç etmek
durumundayız.
Tabii ki
ihracatımızın sadece Rusya ile değil, diğer ülkeler ile de artması için mutlaka
ikili ilişkilerimizi iyi sürdürmemiz gerekiyor. Bu konuda Hükûmet
yetersiz kaldı. Bu konu iç piyasaları da etkiledi, en azından psikolojik olarak
etkiledi. Kimyasal kalıntı meseleleri basında yer aldıktan sonra, iç piyasada tüketiciler
maalesef tüketimlerini kısmak zorunda kaldı. Bu da tabii ki üreticileri perişan
etti. Gerçekten üreticiler çok perişan durumda. Telefonlar alıyoruz, özellikle
seçim bölgem olan Mersin’den, Antalya’dan. Üreticiler, piyasaların bu
gelişmelerden etkilenmesinden dolayı gerçekten çok büyük mağduriyetler
yaşıyorlar. Diliyorum kısa sürede bu sorunları çözmemiz konusunda adımlar
atılır.
Değerli
arkadaşlarım, Türkiye’de hububat hasadı yaklaşık olarak yirmi gün önce, haziran
ayı başında başladı. Akdeniz, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Ege Bölgesi hasadı
tamamladı. Şu anda Trakya yoğun şekilde hasada devam ediyor. Önümüzdeki hafta
da Orta Anadolu ve daha sonra da Doğu Anadolu bölgelerinde hasat devam edecek
ve şu ana kadar Hükûmet müdahale fiyatlarını
açıklamadı. Tabii, Sayın Bakanın gerekçesi “Şu anda piyasalar gayet iyi
seviyelerde, yüksek fiyatlarda hububat alınıp satılıyor. Dolayısıyla bizim
müdahale fiyatını açıklamamız doğru değil.” yaklaşımı içerisindeydi. Ben buna
kişisel olarak katılıyorum ama bugün gelinen noktada şu anda 550-600 bin lira
seviyelerinde, yani 55-60 yeni kuruş seviyelerinde başlayan hasat, Akdeniz’de
başlayan hasat bugün 45 yeni kuruş seviyelerinde Trakya’da hızla gerilemiş
durumda. Şimdi, müdahale fiyatını açıklama gerekçesi, esprisi, fiyatların
düştüğü noktada devletin buna müdahale etmesi. Şimdi yumurta kapıya gelmeyi
beklemeden Hükûmetin müdahale fiyatını açıklaması
gerekiyor. Bu konuda geç kalınırsa yarın Toprak Mahsulleri Ofisi önünde
kuyruklar oluşuyor ve üretici tabii ki lojistik olarak da hasat ettiği ürünü
depolama şartlarına sahip değil. Üretici o malı o anda satmak durumunda ve
piyasalar al aşağı olur, yine bir sezonu kaçırırız,
üretici mağdur olur.
Değerli
arkadaşlarım, Hükûmet, tahıl alım politikalarında bir
karar vermek zorunda…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun
Sayın Seçer, konuşmanızı tamamlayınız.
VAHAP SEÇER
(Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Eğer “Ben
piyasalara müdahale etmem. Üretim, arz, talep, dünya piyasaları… Bu koşullar iç
piyasayı belirlesin, ben bu konuya müdahale etmeyeyim.” diyorsa o zaman
üreticinin maliyetini hesap edecek, üreticinin sattığı ürünün bedelini hesap
edecek, aradaki farkı üreticiye verme durumunda olmalıdır. Bu zorunludur. Eğer
piyasaları kendi hâline bırakırsak bunda üretici kesinlikle mağdur olacaktır.
İşte, görüyoruz, son aylarda hatta son bir yıl içerisinde inanılmaz, akıl almaz
seviyelerinde artan girdi fiyatları üretimi yapılamaz hâle, rantabl,
rasyonel yapılamaz hâle getirdi. Eğer burada devlet yetersiz kalırsa,
desteklemeler konusunda cimri kalırsa üreticinin yaptığı iş hiçbir işe yaramaz,
bu işten de para kazanamaz, bu işten çoluğunu
çocuğunu okutamaz, evine ekmek götüremez.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
VAHAP SEÇER
(Devamla) – Teşekkür edeyim Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarıma.
Değerli
arkadaşlarım, beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Seçer.
Gündem dışı
konuşmaya Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet
Mehdi Eker cevap vereceklerdir.
Sayın Bakan,
buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, yüce Meclisin
değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Seçer’in
yaptığı gündem dışı konuşmaya cevap vermek üzere huzurlarınızdayım.
Değerli
milletvekilleri, Hükûmetimiz döneminde yaş sebze
meyve üretimi Türkiye’de önemli artış göstermiştir. Örneğin 2002 yılında 12
milyon ton olan meyve üretimi 2007 yılında 15 milyon tona çıkmıştır. Yine,
2002’de 20 milyon ton olan sebze üretimi 2007 yılında 26 milyon tona çıkmıştır.
Toplamda sebze meyve üretiminde bugün 2007 yılında bizim üretimimiz 41 milyon
tona baliğ olmuştur.
Tabiatıyla bu
sebze meyvenin bir kısmı Türkiye’de tüketiliyor, bir kısmı ise ihraç ediliyor.
İhracata baktığımız zaman geçen zaman içerisinde Türkiye'nin yaş meyve sebze
ihracatı 1,5 milyon tondan 2,2 milyon tona çıkmış, değer olarak da 620 milyon
dolardan 1,5 milyar dolara çıkmıştır Hükûmetimiz
döneminde. Bu tabii önemli bir gelişme.
2002-2007
döneminde yaş meyve sebze miktar itibarıyla yüzde 45, değer itibarıyla da yüzde
350 oranında artmıştır, son iki yıl içerisinde de yine bu artış devam etmiştir.
Örneğin taze sebze ihracatımız 2006’da 694 bin ton, 2007 yılında 1 milyon tona
çıkmıştır. Taze meyve ihracatımız da 2006 yılında 359 bin ton ve değer
itibarıyla 356 milyon dolar iken, 2007 yılında bu 403 milyon dolara çıkmıştır.
Tabii, ürünler ve
gruplar itibarıyla, örneğin domates, mandalina, kiraz, vişne, üzüm, greyfurt,
patates, soğan, çilek, nar, daha birçok meyve sebzede, başlıca, ihraç ettiğimiz
ilk 15 ürünün tamamında ciddi artışlar meydana gelmiş, hem üretimde hem
ihracatta.
Türkiye'nin yaş
meyve sebze ihracatını, hem miktar hem kalite itibarıyla artırmak hem
pazarlamasının önündeki engelleri kaldırmak amacıyla da Hükûmetimiz,
iddiaların aksine hem destekleri önemli miktarda artırmıştır hem de bu konudaki
gelişmeler aslında çok ama çok olumludur, gelişmelerin sonuçlarını da biraz
önce arz ettiğim rakamlarda zaten okumak, görmek mümkündür.
Bakın, Türkiye'de ilk defa bizim Hükûmetimiz
döneminde sertifikalı fidan desteği yoluyla Meyve Bahçelerinin Yenilenmesi
Projesi başladı 2006 yılında ve iki yıl içerisinde, sadece 2006, 2007
yıllarında 654 bin dekar alanda yeni meyve bahçesi yapıldı ve bunlarda, biz,
meyve türlerine göre değişmekle birlikte, kullanılan sertifikalı fidanlara,
biz, dekar başına 200 YTL civarında hibe destek sağladık. Yetmiyor. Biz, meyvesinin fidanına, bahçenin tesisine bu şekilde
verdiğimiz yüksek destek yanında, bu sene yeni bir uygulama başlattık, bu meyve
bahçelerinin üzerine ağ gerdiğiniz zaman -ki, bu dolu ve diğer afetlere karşı,
kuş hasarına karşı, vesaireye karşı alınan bir
tedbirdir- aldığımız tedbirlerle, ağ gerenlere yüzde 50 hibe destek veriyoruz.
Dona karşı elektrikli
rüzgâr pervanesi tesis edene, yine yüzde 50 hibe destek veriyoruz. Sigorta
yaptırıyorsa -don, dolu, vesaire, bu tür hasarlara karşı- sigorta prim
bedelinin yüzde 50’sini veriyoruz. Meyvelerini, sebzelerini muhafaza edecekleri
soğuk hava deposunu inşa ediyorlarsa, burada da yine belirli bir limite kadar
olmak şartıyla, yüzde 50 hibe destek veriyoruz. Eğer meyve bahçesinin sahibi
veya üreticisi, ambalajlama, paketleme tesisi kuruyorsa, işleme tesisi
kuruyorsa, bir üretim tesisi kuruyorsa, ona da yine belirli bir limite kadar,
kırsal kalkınma destekleri kapsamında yüzde 50 hibe destek veriyoruz. Yani,
meyvecilikte, biraz önce söylediğim, sadece iki yılda bu desteklerden istifade
etmek suretiyle tesis edilen meyve bahçesi alanı 654 bin dekar alan.
Türkiye'de, aynı
şekilde, biz, zeytinde de zeytine verdiğimiz desteklerle bu şekilde zeytin
dikimini de çok önemli bir noktaya getirdik. Türkiye’de yaklaşık 100 milyon
civarında olan zeytin fidanı, bugün 140 milyona çıkmıştır. Yani, biz, sadece Hükûmetimiz döneminde üç dört yıllık süre içerisinde zeytin
fidanı sayısında, zeytin ağacı sayısında yüzde 40’lık bir artış sağladık ki bu,
dünyada bu kadar kısa süre içerisinde bu kadar çok plantasyon yapan başka bir
ülke yok. Tabii ki bunların hem üretiminde, karantina etmenleriyle mücadelede,
ilaç kullanımında, pazarlanmasında, sevkiyatında elbette ki şartlar gereği
bütün dünyada olduğu gibi bizde de zaman zaman bazı
sorunlar oluyor, olacak.
Rusya Federasyonu
ile bu ayın 7’sinde başlayan sorun, çok şükür, giderildi. Dün itibarıyla Rusya
Federasyonu Tarım Bakanlığı ile bizim, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti
adına müsteşarımız arasında bir anlaşma, mutabakat zaptı parafe edildi ve
Rusya’ya dönük ihracatla ilgili bu sıkıntılar inşallah ortadan kalkmış olacak 1
Temmuz tarihi itibarıyla.
Şimdi, burada
tabii biz… Daha önce de yine değişik vesilelerle yüce Meclisi ben
bilgilendirmiştim, bu konuda Türkiye'nin aldığı tedbirler, aslında geçen zaman
içerisinde yaptığımız uygulamalarla ilgili bilgi sunmuştum. Bunların tabii, bir
boyutu ticaridir. Ülkeler bazen ticaret politikalarında bu tür tedbirler
alabiliyorlar. Bizim şunu kabul etmemiz mümkün değil: Bir, Türkiye’den gidip de
Rusya Federasyonu’ndan geri gelen bir sebze meyve söz konusu değil, asla böyle bir
şey olmadı.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Almıyorlar ki!
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sadece bildirimde bulunuldu beş
ürünle ilgili. O beş üründe haziran ayındaki bu süre içerisinde zaten ihracatımız minimum
düzeydeydi. Örneğin limon, limonun sezonu bitti, bunu en iyi Akdeniz’deki
değerli milletvekillerimiz bilirler. Örneğin üzüm, sezonu açılmadı. Yani, bu
ikisiydi. Patates ve domates, bunlarda da… Zaten domatesin sezonu bitmesi
hasebiyle… Örneğin geçen yıl bütün haziran ayında Rusya Federasyonu’na ihraç
edilen domatesin bütün miktarı 34 bin ton. Dolayısıyla, bu önemli bir şey
değildi. Zaten 7 Hazirana kadar gönderdik ve 1 Temmuzda da bu kalkıyor; biz bu
tedbirleri aldık. Hükûmet de burada üzerine düşen
bütün çabayı gösterdi, bütün gayreti gösterdi ve Avrupa Birliğiyle de Rusya
Federasyonu sorun yaşıyor, bizimle değil sadece. Onun için, tabii, bizim
görevimiz de sorunları çözmektir, biz de sorunu çözdük ve çok şükür bu noktaya
Türkiye geldi. 1 Temmuz tarihi itibarıyla da inşallah bu yasak ortadan
kalkacak.
Tabii, almamız
gereken tedbirler var. Niye? Şunun için: Biz Avrupa Birliğine sorunsuz olarak
mal gönderiyoruz. Hatta, Avrupa Birliğine
gönderdiğimiz malın miktarı, değer olarak da miktar olarak da Avrupa Birliğine
sattıklarımız Rusya’ya sattığımızın 2 katı yani oradan bir sorun gelmiyor. Yurt
içindeki tüketiciler, ki bizim kendi vatandaşlarımızın
sağlığına dönük olarak aldığımız tedbirler var. Avrupa Birliği Komisyonunun
tavsiye kararı, 100 bin nüfus başına yılda 12 bin denetim yapmaktır.
Türkiye'nin nüfusu dikkate alındığında 9 bin denetim yeterliyken Türkiye, Tarım
Bakanlığı vasıtasıyla geçen yıl tam 16 bin denetim yaptı yurt içinde yani Türk
tüketicisinin sağlığını korumaya dönük olarak. Tabii, bundan sonraki süreçte de
yine, hem üretim aşamasında hem pazarlama aşamasında hem ihracat aşamasında
bizim yine alacağımız ilave tedbirler var çünkü bizim amacımız, dışarıya,
müşterinin arzu ettiği standartlarda, arzu ettiği kalitede, arzu ettiği ölçüde
ona mal satmaktır; biz buna gayret ediyoruz. Yoksa,
Rusya Federasyonu’nun değerleri Avrupa Birliğinin kabul ettiği değerlerin 20
kat, 40 kat, 100 kat daha altında, bazı ilaçlarla ilgili olarak kabul ettiği
değerler.
Şimdi, onun için,
Rusya Federasyonuyla ilgili dün paraf edilen mutabakat zaptıyla birlikte bu
sorun çözüldü, onun için biz buna, bundan sonra uygulamalarımızda bunu
sürdüreceğiz.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; tarımda, tabii, bugünlerde hububat üretimi yapılıyor. Çünkü artık hasat zamanı. Çukurova, Hatay bölgesinde,
Güneydoğu’da bitti, genel olarak Akdeniz’de de “bitti” denilebilir. İşte, İç
Anadolu yeni başlayacak, Trakya’da şu anda yapılıyor. Şu ana kadar, tabii,
bizim bir fiyat açıklamamamızın sebebi üreticiyi korumaya dönüktür. Çünkü şu
anda üretici açısından fiyatlar tatminkâr düzeydedir, onu o şekilde
söyleyebilirim, bölgeler itibarıyla. Biz sürekli fiyatları çiftçi adına, çiftçi
lehine takip ediyoruz. Müdahale etmemiz gerektiği noktada o an itibarıyla bütün
hazırlıklarımız var. O noktada da zaten müdahale ederiz.
Burada bir hususu
daha açıklamam gerekiyor, o da şudur: Biz bugün itibarıyla yaklaşık 40 bin ton
emanet alım yaptık. Yani şu anda biz alım yapmıyor değiliz Toprak Mahsulleri
Ofisi olarak. Alım yapıyoruz, emaneten alıyoruz. Zaten bizim çiftçiden de…
Geçen sene de ondan önceki sene de yaptığımız uygulama daha çok bu şekildedir.
Yani çiftçiye gerektiğinde avans veriyoruz, malı ücretsiz olarak emanete
alıyoruz ve daha sonra oluşacak piyasa fiyatlarıyla eğer üretici arzu ederse
bize satar, arzu etmediği takdirde alıp götürüp istediği şekilde ürününü
değerlendirme imkânına sahiptir. Biz bu kolaylığı da, bu uygulamayı da yine
üretici lehine yapıyoruz. Orada da herhangi bir, şu anda bir sıkıntı yok.
Bu sene kuraklık,
tabii, Türkiye'nin bazı bölgelerinde etkili oldu. Biz de,
ki Güneydoğu Anadolu Bölgesi başta, ama batı geçit bölgesinde, Doğu Anadolu
geçit bölgesi ve kısmen Orta Anadolu’nun bazı ilçelerinde, bazı vilayetlerinde
de yine kuraklıktan zarar görüldüğünü tespit ettik. Yaptığımız tespitlerde, şu
ana kadar otuz altı vilayetin iki yüz yirmi iki ilçesine ait muhtelif
düzeylerde kuraklıktan zarar gören üreticiler olduğunu tespit ettik. Bunlarla
ilgili olarak da bir kararname hazırladık ve o kuraklıktan zarar gören
üreticilerimizin mağduriyetini azaltmak için, en azından önümüzdeki yıl
içerisinde tekrar ekim döneminde tarlaya gidip ekim yapabilecekleri şekilde
onlara bir maddi yardım, geçen sene yaptığımız gibi bir maddi yardım yapacağız.
Onun hazırlıkları yapılıyor. Bir de yine bundan mağdur olan üreticilerimizin de
borçlarını erteleme prensip kararımız var. Bunun da önümüzdeki günlerde zaten
uygulaması yapılacak.
Genel olarak, şu
an itibarıyla Türkiye genelinde, Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışındaki diğer
hasat yapılan yerlerde rekolte iyi durumda. Bizim
temennimiz, bunun, bundan sonra hasat yapılacak olan bütün iller ve bölgeler
itibarıyla da iyi olmasıdır.
Ben
üreticilerimize bereketli bir hasat dönemi diliyorum. Hem Hükûmet olarak hem Tarım Bakanlığı ve Toprak Mahsulleri
Ofisi Genel Müdürlüğü olarak hububat üreticilerimizin sorunlarını
izlediğimizin, onlarla ilgili olarak her türlü tedbiri aldığımızın, keza
tüketiciler açısından da -dünyadaki gelişmeler dikkate alındığında- herhangi
bir arz açığı yaşanmaması için birtakım tedbirler alındığının, alınmakta
olduğunun bütün milletimiz açısından bilinmesini istiyorum ve teşekkür
ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Bakanım.
Gündem dışı
üçüncü söz, Akşehir Gölü’nün kıyı kenar çizgisiyle ilgili söz isteyen Konya
Milletvekili Faruk Bal’a aittir.
Sayın Bal,
buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)
3.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Akşehir Gölü’nün kıyı
kenar çizgisi nedeniyle göl çevresindeki vatandaşların yaşadığı sorunlara
ilişkin gündem dışı konuşması
FARUK BAL (Konya)
– Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Evliya Çelebi
dünyayı gezerken benim memleketime de uğramış ve Sultan Dağları’nın
eteklerindeki o serin hava içerisinde beyaz evleri görünce Seyahatname’sinde
“Şehri beyza” diye tanımladığı şehir Akşehir’dir.
Yine Seyahatname’sinde, göle, ümitleri yeşertmek için, iyimserliği gelecek
nesillere taşımak için maya çalan Nasrettin Hoca’ya da “Hacei
dânâ” demiş ve Hacei dânâ’nın maya çaldığı Akşehir Gölü, o tarihten bu yana
ümitlerimizi, geleneklerimizi gelecek nesillere taşıyan bir kültür mirası
olmasına rağmen çalınan mayaların hiçbirisi tutmadı.
Akşehir Gölü
kuruma riskiyle karşı karşıyadır. Bu kuruma riski 1879 yılında tamamen
gerçekleşmiş ve göl, içinde hiç su kalmayacak bir çorak alana dönüşmüştür. Bu,
ikinci defa da 1937 yılındaki kuraklıkta Akşehir Gölü tamamen kurumuştur.
İklimin periyoduna göre zaman zaman yağışların fazla
olduğu dönemlerde de Akşehir Gölü taşmaktadır. Nitekim,
1969 yılında böyle bir taşkın yaşanmıştır. İşte o taşkın, şimdi Akşehirlilerin
çektiği ya da göl kenarında bulunan vatandaşlarımızın çektiği bir sıkıntının da
kaynağı olmuştur.
Değerli
milletvekilleri, 1969 yılında Akşehir Gölü’nün taştığı dönemdeki su seviyesi
Bu sorunun
giderilebilmesi için 1999 yılında -o tarihte- bir çalışma yürütülmüştür. 1.200
kişi aleyhine tapu iptal ve tescil davası açılması üzerine Konya Milletvekili
olarak bizim gayretlerimizle ve yargısal müdahalelerle göl kıyı kenar çizgisi
yeniden çizilmiştir. Bu yeni çizgiye göre de 800 vatandaşımızın gayrimenkulü
yine göl sınırları içerisinde kalmaktadır. Dolayısıyla, burada bir tarafta
gölün kuraklığı ve
Değerli
arkadaşlarım, birinci görevimiz, taşkın nedeniyle vatandaşlarımızın can ve mal
güvenliğini mutlaka korumaktır. Bununla ilgili Hükûmetin
alacağı tüm idari ve kanuni tedbirlere Milliyetçi Hareket Partisi mutlaka tam
destek verecektir. Ancak bunun anlamı, Hükûmetin
alacağı kararlar ile vatandaşın tapuda kayıtlı olan taşınmazının mülkiyet hakkından
yoksun bırakılmamasıdır. Dolayısıyla, bu kararlar alınırken vatandaşımızın
mülkiyet hakkının gereğinin yerine getirilmesi, ondan yararlanılmasının önüne
geçilmemesi gerekmektedir. Bunun da anlamı şudur: Vatandaşın tapu ile malik
olduğu tarlalarının ekilmesine, buradan yararlanmasına izin verilmesi
gerekmektedir. İşte bunun için, bir öneri olarak bu gayrimenkullerin
ekilebilmesi ve taşkına karşı…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
FARUK BAL
(Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Buyurun
Sayın Bal, konuşmanızı tamamlayınız.
FARUK BAL
(Devamla) - …ekilecek alanların sigorta ettirilmesiyle mümkündür.
Yine, Nasrettin Hoca’nın mayaladığı göl belki yoğurt tutmaz
diyerek bizim Devlet Bakanlığı dönemimizde, 505 milyon dolarlık İspanyol
kredisinden 72 milyon doları, Tuz Gölü, Akşehir Gölü, Çavuşçu Gölü, Beyşehir
Gölü ve Düden Göllerinin ıslah edilmesi ve oralardaki üretimin artırılması,
oradaki gölden istifade eden vatandaşlarımızın ekonomik durumlarının
iyileştirilmesi ve çevre düzenlemelerinin yapılması için ayrılmıştı. Ancak, dün yaptığımız araştırmada, bu 72 milyon dolardan sadece 27
milyon dolarının Konya Büyükşehir Belediyesine aktarıldığı, geriye kalan
kısmının aktarılmadığını tespit etmiş bulunmaktayız. Geriye kalan kısmın nerede
olduğunu da bulamadım. Çevre Bakanlığından araştırdım, Konya Valiliğinden
araştırdım, Konya Büyükşehir Belediyesinden araştırdım, bulamadım.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
FARUK BAL
(Devamla) – Sayın Başkanım, toparlıyorum.
BAŞKAN – Sayın Bal,
lütfen tamamlayınız efendim. Lütfen…
FARUK BAL
(Devamla) – O bölgede yapılacak olan üretim, hem göl ürünlerinin üretimi hem
tarımsal üretim hem de iklimin ılımanlaştırılması açısından çok önemlidir. Bu 505 milyon dolarlık İspanyol kredisinden Konya’daki Çavuşçu,
Akşehir, Beyşehir, Düden ve Tuz Göllerine ayrılan 72 milyon dolarlık kısmın
nerede olduğunun Hükûmet tarafından bulunması ve
bunlarla ilgili olmak üzere de özellikle su kullanımının azaltılması, Akşehir
Gölü çerçevesi içerisinde kilometrelerce yapılmış hiçbir işe yaramayan
betonarme kanalların kaldırılması, damlama suretiyle sulamaya imkân verebilecek
bir sistemin bu bölgede geliştirilmesi, işte bu krediden sağlanmak suretiyle
düzeltilebilir. Aynı zamanda da göl kıyı
kenarı içerisinde kalmış olan vatandaşlarımızın elbette ki taşkına karşı
risklerinin bertaraf edilmesi lazım. Onların tarlalarını ekip biçerken sigorta
şirketlerine ödeyecekleri primlerin bu kaynaklardan karşılanması mümkün
olabilecektir diyorum.
Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan, sağ olun.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Sayın
milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel
Kurula sunuşları vardır.
Sözlü soru
önergelerinin geri alınmasına dair iki önerge vardır, okutuyorum:
IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A ) ÖNERGELER
1.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın (6/736) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi
(4/65)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Gündemin sözlü
sorular kısmının 324 üncü sırasında yer alan (6/736) esas numaralı sözlü soru
önergemi geri alıyorum.
Gereğini
saygılarımla arz ederim.
|
|
Alim Işık |
|
|
Kütahya |
2.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın (6/738) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi
(4/66)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Gündemin sözlü
sorular kısmının 326 ncı sırasında yer alan (6/738)
esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.
Gereğini
saygılarımla arz ederim.
|
|
Alim Işık |
|
|
Kütahya |
BAŞKAN – Sözlü
soru önergeleri geri verilmiştir.
Meclis
araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, önergeleri okutuyorum:
B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut
ve 22 milletvekilinin, Adana ilinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/227)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Adana’nın içinde
bulunduğu sorunların tespiti ve çözümü konusunda gerekli araştırmaların yapılması, buna
göre alınacak önlemlerin ve gerçekleştirilmesi gereken uygulamaların yerine
getirilmesi hususunda Anayasanın 98. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün
104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.
1) Yılmaz Tankut (Adana)
2) Kürşat Atılgan (Adana)
3) Oktay Vural (İzmir)
4) Osman Durmuş (Kırıkkale)<