DÖNEM: 23                            CİLT: 22                    YASAMA YILI: 2

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

117’nci Birleşim

12 Haziran 2008 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

   I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMALAR

IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ordu Milletvekili Rahmi Güner’in, 2008 yılı hasat dönemine ve fındık üreticilerinin beklentilerine ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

2.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’ın, İşkenceye Karşı Mücadele Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı

3.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, Adana’daki karpuz ve buğday üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, Toprak Mahsulleri Ofisinin fındık alım satım politikasına ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Genel Görüşme Önergeleri

1.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 20 milletvekilinin, kuraklık nedeniyle üreticilerin yaşadıkları sorunlar konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/5)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 22 milletvekilinin, Mersin ilinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/214)

 

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/568) (S. Sayısı: 223)

2.- Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/591) (S. Sayısı: 238)

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Tokat Milletvekili Osman Demir’in, daha önce yapmış olduğu konuşmada geçen sözlerini çarpıttığı gerekçesiyle konuşması

 

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, yerli işletim sistemi kullanımının teşvikine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (7/2983)

2.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesinin TSK’ya verilmemesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3408)

3.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, özelleştirme gelirlerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3409)

4.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, bazı kamu harcamalarının kaydına ve akaryakıttan tahsil edilen vergilere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3450)

5.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün, Türk Telekom’un halka arz edilen hisselerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3451)

6.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, özel iletişim vergisi gelirlerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3452)

7.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, Türk Telekom hisselerinin satışına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3509)

8.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, Türk Telekom hisselerinin halka arzına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3577)

9.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Türk Telekom hisselerinin satışına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3608)

10.- Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın, bir ödül çerçevesindeki bazı iddialara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/3610)

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 13.00’te açılarak dört oturum yaptı.

 

Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın, yaş sebze ve meyve üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken önlemlere,

Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, Karaman’da görülen kuraklığa bağlı olarak hububat üretiminde ortaya çıkan zarara ve çiftçilerin sorunlarına,

İlişkin gündem dışı konuşmalarına Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker cevap verdi.

 

Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi, yeni kurulan üniversitelerin sorunlarına ilişkin gündem dışı bir konuşma yaptı.

 

Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un (6/693) ve (6/694) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi okundu; soruların geri verildiği bildirildi.

 

Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur ve 39 milletvekilinin, medyadaki cinsiyetçi anlayış ve uygulamaların (10/213),

İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 39 milletvekilinin, sağlık hizmeti alımında yaşanan bazı sorunların (10/212),

İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 39 milletvekilinin, doktorların ve diğer sağlık personelinin güvenlik sorunlarının (10/211),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

 

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında bulunan, Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın (1/541) (S. Sayısı: 219) görüşmeleri tamamlanarak, yapılan açık oylamadan sonra;

2’nci sırasında bulunan, İstanbul Milletvekili Hasan Kemal Yardımcı ve 4 Milletvekilinin, Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, 1111 sayılı Askerlik Kanununun 35 inci Maddesinin (E) Bendinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanun Teklifi’nin (2/257, 2/252) (S. Sayısı: 240),

8’inci sırasında bulunan, Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın (1/503) (S. Sayısı: 128),

9’uncu sırasında bulunan, Çavuş ve Uzman Çavuş Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın (1/508) (S. Sayısı: 129),

10’uncu sırasında bulunan, Harp Akademileri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın (1/511) (S. Sayısı: 130),

Yapılan görüşmelerden sonra;

Kabul edilip kanunlaştıkları açıklandı.

3’üncü sırasında bulunan, Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın (1/568) (S. Sayısı: 223) görüşmelerine başlanılarak tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı, maddelerine geçilmesi kabul edildi; verilen aradan sonra,

4’üncü sırasında bulunan, Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/591) (S. Sayısı: 238),

5’inci sırasında bulunan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/478) (S. Sayısı: 93),

6’ncı sırasında bulunan, Hatay Milletvekili Mustafa Öztürk ve 11 Milletvekilinin, 2009 Yılında İstanbul Şehrinde Yapılacak Beşinci Dünya Su Forumunun Organizasyonu ile Katma Değer Vergisi Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/182) (S. Sayısı: 214),

7’nci sırasında bulunan, Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı (1/458) (S. Sayısı: 90),

11’inci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belarus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/296) (S. Sayısı: 69),

12’nci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Litvanya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/278) (S. Sayısı: 19),

İlgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

 

12 Haziran 2008 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00’te toplanmak üzere birleşime 19.32’de son verildi.

 

 

 

 

Şükran Güldal MUMCU

 

 

 

Başkan Vekili

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Harun TÜFEKCİ

 

Canan CANDEMİR ÇELİK

 

Konya

 

Bursa

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

                                                                                                                                             No.:    166

 

II.- GELEN KÂĞITLAR

12 Haziran 2008 Perşembe

Raporlar

1.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/167) (S. Sayısı: 203) (Dağıtma tarihi: 12.6.2008) (GÜNDEME)

2.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/168) (S. Sayısı: 204) (Dağıtma tarihi: 12.6.2008) (GÜNDEME)

3.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/188) (S. Sayısı: 205) (Dağıtma tarihi: 12.6.2008) (GÜNDEME)

4.- Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/189) (S. Sayısı: 206) (Dağıtma tarihi: 12.6.2008) (GÜNDEME)

5.- Hakkari Milletvekili Hamit Geylani’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/209) (S. Sayısı: 207) (Dağıtma tarihi: 12.6.2008) (GÜNDEME)

6.- Hatay Milletvekili Gökhan Durgun’un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/215) (S. Sayısı: 208) (Dağıtma tarihi: 12.6.2008) (GÜNDEME)

7.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/217) (S. Sayısı: 209) (Dağıtma tarihi: 12.6.2008) (GÜNDEME)

8.- Mardin Milletvekili Ahmet Türk’ün Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/219) (S. Sayısı: 210) (Dağıtma tarihi: 12.6.2008) (GÜNDEME)

9.- Hakkari Milletvekili Hamit Geylani’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/220) (S. Sayısı: 211) (Dağıtma tarihi: 12.6.2008) (GÜNDEME)

10.- Hatay Milletvekili Gökhan Durgun’un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/221) (S. Sayısı: 212) (Dağıtma tarihi: 12.6.2008) (GÜNDEME)

11.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/234) (S. Sayısı: 213) (Dağıtma tarihi: 12.6.2008) (GÜNDEME)

Genel Görüşme Önergesi

1.- Malatya Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 20 Milletvekilinin, kuraklık nedeniyle üreticilerin yaşadıkları sorunlar konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/5) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.06.2008)

Meclis Araştırması Önergesi

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 23 Milletvekilinin, Mersin İlinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/214) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.06.2008)

 

12 Haziran 2008 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.00

BAŞKAN : Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117’nci Birleşimini açıyorum.

III.-Y O K L A M A

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama süresi üç dakikadır.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN -  Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.06

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.16

BAŞKAN : Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.-Y O K L A M A

BAŞKAN – Yapılan ilk yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, elektronik cihazla yeniden yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, 2008 yılı hasat dönemi ve fındık üreticilerinin beklentileri hakkında söz isteyen Ordu Milletvekili Rahmi Güner’e aittir.

Buyurun Sayın Güner. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ordu Milletvekili Rahmi Güner’in, 2008 yılı hasat dönemine ve fındık üreticilerinin beklentilerine ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

RAHMİ GÜNER (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir aydır Karadeniz Bölgesi’nde geziyorum. Karadeniz Bölgesi’nin tek geçim kaynağı olan fındıkla ilgili gelişmeler konusunda görüşlerimi arz edeceğim.

Değerli arkadaşlarım, fındık, Karadeniz Bölgesi’nin tek geçim kaynağıdır; Karadeniz Bölgesi’nin arıdır, namusudur, şerefidir.

Değerli arkadaşlarım, fakat, AKP Hükûmeti iktidara geldikten sonra fındık üzerine çok ağır uygulamalar yapılmış, fındık üreticisinin alın teri, emeği hiçbir zaman verilmemiştir. Hükûmet üreticiye sahip çıkmamıştır. Yine, üreticinin tek kuruluşu olan FİSKOBİRLİK Hükûmet tarafından desteklenmemiş ve FİSKOBİRLİK’in faaliyet sahası, FİSKOBİRLİK’in alımları önlenmiş ve Toprak Mahsulleri Ofisi gündeme gelmiştir. Toprak Mahsulleri Ofisi hiçbir zaman üreticinin bir kuruluşu değildir, fındık üreticisiyle hiçbir ilgisi yoktur. Öyle olmasına rağmen Toprak Mahsulleri Ofisi fındık alımlarında öne çıkarılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, üretici, hiçbir zaman alın terini almamıştır ancak 2005, 2006 yıllarında üreticinin gerçek alın teri verilmiş, devlet fındıktan 2 milyar dolar kâr etmiştir ve girdi sağlanmıştır. Fakat TMO devreye girdikten sonra fındık üzerinde öyle oyunlar oynanmış ki fındıktan Türkiye’ye girdi 800-900 milyon dolar civarında olmuştur. Bu 1 milyar küsurun nereye gittiği, kimlerin kasasına gittiği de belli değildir. Şimdi, yine fındık hasadına elli altmış gün kalmasına rağmen, fındık üreticisinin üretmiş olduğu fındığın, alın terinin en iyi şekilde değerlendirilmesi için hiçbir faaliyette bulunulmamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, daha fındık rekoltesinin tespit zamanı olmamasına rağmen -fındık fiyatını, yani 2008 yılı fındığını daha düşük, daha az miktarda bir parayla üreticiden almak için- 800-900 milyon kilo civarında fındık ürününün olacağı tespiti ileri sürülmüştür; bu, gerçekle bağdaşmamaktadır. Rekolteyi çok gösterip talebi az göstermek suretiyle fındık fiyatlarında büyük oyun oynanmıştır. Kaldı ki Toprak Mahsulleri Ofisi hiçbir zaman fındık satmayacağını taahhüt etmesine rağmen 2005, 2006, 2007 yıllarının fındığını piyasaya sürmüştür. Avrupa’da fındığın satımı bu şekilde yapılınca, 2008 yılı fındık rekoltesinin 2,5 milyon, 3 milyon civarında olacağı tespiti ileri sürülmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bu, Ordu Ticaret Borsası Başkanlığı, Ünye Ticaret Odası Başkanlığı, Fatsa Ticaret Odası Başkanlığı, ziraat odası, esnaf odaları, muhtarlar ve Ordu Ziraat Mühendisleri Odası tarafından büyük bir endişe ve sıkıntı olarak rapor hâlinde bildirilmiştir. 

Fındık maliyet fiyatları yükselmiş, gübre fiyatları yüzde 150 olmuş, ilaç fiyatları yükselmiş, işçi ücretleri yükselmiş, akaryakıt fiyatları yükselmiş, maliyet 4-5 milyon civarındadır.

Değerli arkadaşlarım, 2008 yılı fındığının da üreticiden ancak 2,5-3 milyon liraya alınacağı bu kuruluş tarafından açık ve net olarak belirtilmiştir. Biz, devletin ve Hükûmetin müdahale fiyatı olarak üreticinin yanında olmasını istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

RAHMİ GÜNER (Devamla) – Eğer gerçek değeri verilirse, fındığın 2,5 milyar doların üzerinde gelir getireceği görüşündeyiz.

Değerli arkadaşlarım, hiçbir maliyeti, masrafı olmadan bu şekilde gelir getiren fındık için üreticiye neden 300, 400, 500 trilyon gibi bir parayla destek verilmiyor?

Değerli arkadaşlarım, açıkça şunu söylemek istiyorum: Eğer durum bu şekilde devam ederse üretici, toprağında köle olarak kullanılacaktır, köle durumuna düşecektir. Bunu önlemek Hükûmetin elindedir. Üreticinin alın terini verin. Üreticinin alın terini verirseniz esnaf da kurtulur, Karadeniz Bölgesi’ndeki 8 milyon civarındaki vatandaş da kurtulur.

Göç başlamıştır, Karadeniz boşalmaktadır. Tek geçim kaynağı fındıktır. İnşallah, bu anlattığım konular Sayın Hükûmet tarafından ve Parlamento tarafından gündeme alınır ve bir çözüm getirilir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Güner.

Gündem dışı ikinci söz, Uluslararası İşkenceye Karşı Mücadele Haftası münasebetiyle söz isteyen Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’a aittir.

Buyurun Sayın Birdal. (DTP sıralarından alkışlar)

2.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’ın, İşkenceye Karşı Mücadele Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı

AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görülüyor ki, gerçekten, örneğin Sayın Başbakan “İşkenceye tolerans sıfır” demişti. AKP üyesi arkadaşlar, gerçekten bu işkence toleransı sıfır mı değil mi hiç merak da etmiyorlar, ne sayın Hükûmet üyeleri var ne de sayın milletvekilleri var. Ben, Birleşmiş Milletlerce kabul edilen 26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü için Demokratik Toplum Partisi adına söz almış bulunuyorum, saygıyla selamlarım.

Hükûmet, ister bu söylediklerinin arkasında olsun ister olmasın, biz, insanlık onurunun ve öznesi herkes olan hak ve özgürlüklerin herkesçe kullanılmasının takipçisi olacağız, çünkü bu demokrasinin bir gereğidir, yalnızca insan hakları ya da hukuk sorunu değildir. O nedenle, gerçekten, sırası geldiği zaman hukuk akla gelmemeli, sırası geldiği zaman demokrasi akla gelmemeli ve sırası geldiği zaman barış akla gelmemeli. Bu, bir canlı organizmadır. Gerçekten, soluk alıp verdiğimiz hava gibi, yediğimiz ekmek gibi insanlığın olmazsa olmazlarıdır demokrasi, barış ve insan hakları.

Biliyorsunuz, işkence insanlığa karşı bir suçtur ama ne yazık ki, bu suç hâlâ işlenmektedir. Ki bu suç, gerek Anayasa’mızın 17’nci maddesinde gerekse Türk Ceza Yasamızın 94, 95 ve 96’ncı maddelerinde, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 5’inci maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesinde işkence yasaklanmıştır ve Türkiye, işkenceye karşı bu ulusal ve ulusal üstü belgelerle birlikte yine işkenceye karşı iki önemli sözleşmeyi imzalamış ve onaylamıştır. Birincisi, İşkenceye Karşı Avrupa Sözleşmesi, ikincisi de Birleşmiş Milletlerce kabul edilen İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Aşağılayıcı Muamele ve Cezaya Karşı Sözleşme.

Şimdi, bu sözleşmelere karşı, ne yazık ki, işkence sistematik olarak sürmektedir. Bakın, bugün, gazetelerde hepinizin dikkatini çekmiştir. İnsan Hakları Derneğimizin dün yaptığı bir acil eylem çağrısından biz de bilgi sahibi olduk ve bugün de bütün gazetelerde vicdani retçi Mehmet Bal’ın nasıl işkenceye tabi tutulduğu gözaltında ve nasıl bir kötü muameleye maruz bırakıldığı görülüyor. Daha dün Nevroz’da, dün 1 Mayısta ve bugün de vicdani retçi Mehmet Bal’ın uğradığı durum…

Şimdi, vicdani ret bir insan hakkıdır. Önümüzdeki günlerde bu hakkın, gerçekten, Avrupa Birliği hukukuna bağlı olarak da bir hak olduğunu gündeme getireceğiz. Ama şimdi, dün olduğu için Mehmet Bal’ın uğradığı bu durum, burada bunu göz ardı edemeyiz. Oysa Osman Murat Ülke -Mehmet, biliyorsunuz, vicdani retçi- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştu ve dostane çözüm bulundu. Millî Savunma Bakanı da ve Türkiye Cumhuriyeti devleti de, 2007 Ekim ayına kadar vicdani reddin insan hakkı olarak kabul edileceğine dair çalışmalar yapıldığını söylediler. 2007 geçti. Peki, ne oluyor şimdi uluslararası platformlarda Türkiye Cumhuriyeti devleti adına verilen söz? Bunun karşılığı yok.

Türkiye İnsan Hakları Vakfımız 1990 yılında, işkence görenlerin tedavisi ve rehabilitasyonu için kurulmuş bir örgüttür, vakıftır. Onun rakamlarını zaman darlığı nedeniyle ne yazık ki verme olanağım yok, ama burada dikkatinizi bir şeye çekmek istiyorum: Şimdi, bu Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Uluslararası Sözleşme’nin bir sözleşme protokolü, ek protokolü var. Şimdi, bu protokol uyarınca, işkenceyi yapıldıktan sonra değil, işkencenin önlenmesini sağlayıcı seçmeli bir protokol, ulusal ve uluslararası komite tarafından, işkence yapılacağı varsayılan yerlere gidip daha önceden, gerçekten işkencenin nasıl önlenebileceğine dair bir izleme kuruludur. Ne yazık ki bu protokol daha önce… Türkiye tarafından 14 Eylül 2005 yılında bu protokol, seçmeli protokol imzalanmıştır ama ne yazık ki, üç yıl geçmiş olmasına karşın, bu protokol hâlâ onaylanmamıştır.

Ben, gerçekten, Parlamentoda, bu, insanlığa karşı işlenen işkence suçunun hiçbir sayın milletvekili tarafından kabul göreceğini, onaylanacağını düşünemem.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurun.

AKIN BİRDAL (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

O nedenle, hep birlikte, önleyici bu protokolü de Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylayalım.

Ayrıca, başka bir şeye daha dikkatinizi çekmek istiyorum: Çalışma yaşamı, sistematik işkenceye, zulme, baskıya ve ölüme dönüşen Tuzla grevleri, Tuzla’daki yaşam koşulları. İnsan Hakları Komisyonumuzun yaptığı çalışmadan hiçbir sonuç elde edilemedi, önleyici hiçbir yaptırım olmadı. Meclisimizin araştırma komisyonu da bu yolda daha hiçbir adım atamadı, ne yazık ki, ölümler sürmektedir. Limter-İş Sendikası, çalışanların haklarını ve özgürlüklerini koruyucu ve buradaki gerçekten sistematik, yaşam hakkını yok eden duruma dikkat çekmek için 16’sında da greve gidiyorlar ve bu grev hepimiz için umarım uyarıcı olur ve Tuzla’daki cinayetler de son bulur.

Bu umutla, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Birdal.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkan, izin verirseniz, ben de Hükûmet adına bir değerlendirme yapmak istiyorum gündem dışı konuşmaya.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Şahin. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum.

Sayın Birdal’ın gündem dışı yapmış olduğu konuşmayla ilgili, ben de Hükûmet adına, düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sayın Birdal’ın da ifade ettiği gibi, gerçekten, işkence, kötü muamele bir insanlık suçudur. Özellikle geçtiğimiz yüzyıl iki dünya savaşı yaşamış olan insanlık, Birleşmiş Milletleri kurduğunda, 10 Aralık 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini kabul ettiğinde, üzerinde durduğu en önemli hususlardan bir tanesi de 5’inci maddesinde düzenlenmişti. 5’inci madde aynen şu şekildedir: “Hiç kimse işkenceye maruz bırakılmamalı, kimseye zalimce, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele edilmemelidir.” Başta İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi olmak üzere uluslararası hemen hemen birçok sözleşmeye taraf olmuş olan Türkiye, bu konuda Avrupa Konseyi tarafından kabul edilmiş olan İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Davranışların veya Cezalandırmaların Önlenmesine Yönelik Avrupa Sözleşmesi’ni de kabul etmiştir. Ayrıca, iç hukukumuza da altına imza koyduğu uluslararası sözleşmelerdeki bu hükümleri taşıyarak uygulama konusunda da kararlılığını büyük bir açıklıkla ortaya koymuştur. Anayasa’mızın 17’nci maddesi “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.” demektedir.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi geçtiğimiz Parlamento döneminde Türk Ceza Kanunu yeniden düzenlendi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden yeni Ceza Kanunu geçerek 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren uygulamaya geçildi. Bunları şunun için söylüyorum: İşkenceye karşı önlem konusunda Türk Ceza Kanunu’yla nelerin getirildiğini birkaç cümleyle sizlerle paylaşmak için bunları söylüyorum. Biraz önce Sayın Birdal da kısmen Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerine atıfta bulundu. Türk Ceza Kanunu’nun 94, 95 ve 96’ncı maddelerinde ayrıntılı olarak işkence ve kötü muamele suçları düzenlendi. Bu suçlardan mahkûm olunması hâlinde Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesine göre ilgili kamu görevlisinin, sürekli, süreli veya geçici olarak görevinden yoksun bırakılmasına yargılamayı yapan mahkemece karar verilebileceği hükme bağlandı.

Bilindiği gibi kamu görevlilerinin yargılanabilmeleri için -görevi esnasında ve görevi nedeniyle bir suç işlediğinde- izin şartı vardır ama 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yürürlüğe giren yeni Ceza Kanunu’yla, bir kamu görevlisi, bir güvenlik görevlisi eğer işkence suçu işlemişse bunun için izin şartı aranmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve bizim hükûmetlerimizin işkenceye karşı almış olduğu bu tedbirlerin bir tanesini sizlere ifade ediyorum.

Ayrıca, demin ifade ettiğim Türk Ceza Yasası’nın 94’üncü maddesi çok açık bir şekilde “Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde daha da ağırlaştırıcı bir düzenleme getirmiştir.

Yine demin ifade ettiğim, işkence yaptığı iddia edilen kamu görevlileriyle ilgili izin prosedürünü devre dışı bırakan bir düzenleme de 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Yasa’da ortaya konmuş ve yürürlüğe girmiştir.

Ayrıca, değerli arkadaşlarım, yine 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren, Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin “Sağlık kontrolü” kenar başlıklı 9’uncu maddesiyle, yakalanan kişinin göz altına alınacak olması veya zor kullanılarak yakalanması hâllerinde hekim kontrolünden geçirilerek yakalanma anındaki sağlık durumunun belirlenmesi çok açık şekilde ifade edilmek suretiyle işkenceye karşı önlem amaçlı bu düzenlemeler yapılmıştır.

Ayrıca, değerli arkadaşlarım, 2001 yılında 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu çıktı ve ceza infaz kurumlarında yasalara aykırı eğer birtakım muameleler olursa oradaki tutuklu ve hükümlüler bunları hangi şekilde ilgililere duyuracaklar, eğer orada, demin ifade ettiğim işkence ve kötü muameleye maruz kalırlarsa bunlarla nasıl mücadele edilecek… İşte, bu önlemler babında, bu Kanun’la ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları kuruldu.

Biz, aşağı yukarı bir sene olmadı, bundan altı veya yedi ay kadar önce bu Kanun’da da burada değişiklik yaptık hep birlikte. Bilindiği gibi, bu kurulların görev yapmasıyla ilgili uygulamadan kaynaklanan -yeni olduğu için- bazı sorunları giderici değişiklikler yaptık. Bu kurulların raporları Adalet Bakanlığına gönderilirdi. Biz, daha ciddi bir denetim olsun ve bu denetimde Parlamento ayağı da bulunsun diye, bu kurulların raporlarının aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonuna da gönderilmesini yasayla düzenledik. Böylece, gerçekten, kötü muamele, işkence konusunda yasal olarak tedbirlerimizi aldık. Tabii ki yasa yapmak önemli ama ondan çok daha önemlisi, takdir edersiniz ki bu yasaları başarıyla uygulayabilmektir.

Hemen şunu ifade edeyim: Türkiye, 2003 yılına kadar, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin “Sistematik işkence uygulayan ülkeler” listesindeydi ama o tarihten sonra, 2003 yılından sonra Türkiye, artık bu listeden çıktı yani dünyada sistematik şekilde işkence uygulayan ülkeler listesinde Türkiye yok çok şükür. Alınmış olan bu tedbirlerin de tabii ki bunda önemli payı vardır. Ama biraz önce Sayın Birdal bazı örnekler verdi. “Yüzde 100 -‘sıfır tolerans’ tabirini de kullandı Sayın Birdal- bunu Türkiye önlemiş midir diyebilir misiniz?” diye bana bir soru sorabilirsiniz. Yüzde 100 önlendiğini burada iddia edemem. Çok büyük bir ülkeyiz, kurumlarımız var ve bize intikal etmemiş, yetkili mercilere intikal etmemiş, edememiş eğer birtakım durumlar varsa, tabii ki, bunların yetkililere bildirilmesi hâlinde şiddetle üzerine gidileceğini herhâlde takdir edersiniz.

Bir isimden bahsetti Sayın Birdal, “Mehmet Bal” diye bir kişinin işkenceye maruz kaldığını ifade etti. Tabii, bu beyanını biz bir ihbar kabul ederiz. Ben, hemen ilgili arkadaşlarımı bu konuda uyaracağım, nerede kötü muameleye maruz kalmış… Düşüncesi ne olursa olsun, işlediği iddia edilen suç ne olursa olsun hiç kimse kötü muameleye maruz kalamaz, kalmamalıdır. Demin söylediğim, altına imza koyduğumuz uluslararası anlaşmalar, iç hukukumuz bütün bunları yasaklamaktadır. Bunlarla ilgili, ayrıca, cezalar da artırılmıştır. Bu tür durumlarla karşılaşıldığı takdirde, mutlaka yetkili merciler üzerlerine düşeni en kısa sürede yerine getirmeliler ve yasaları harfiyen uygulamak mecburiyetindedirler. O bakımdan, Sayın Birdal’ın biraz önce ifade ettiği bu özel konuyla ilgili -basına da intikal ettiğini ifade etti- ben henüz inceleme imkânı bulamadım. Bu konuyla ilgileneceğimi ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, Sayın Birdal bir protokolün imzalandığını, ama sürecin Türkiye açısından henüz tamamlanmadığını ifade ettiler. Ek ihtiyari protokolün 14 Eylül 2005 tarihinde imzalanmasına rağmen, henüz onaylamanın gerçekleşmediğini ifade ettiler. Bu konu, daha çok, sanıyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonunu ilgilendirir ve Dışişleri Bakanlığımızı ilgilendirir. Bununla ilgili, Dışişleri Bakanlığımızla ve Dışişleri Komisyonuyla da temasa geçmek suretiyle onaylama sürecinin hangi aşamada olduğunu da takip ederek ilgili milletvekili arkadaşımıza ve gerekirse muhterem Genel Kurula bilgi verme hakkımı mahfuz tutuyorum.

Bir gündem dışı konuşma üzerine, Türkiye'nin gerçekten üstünde ciddiyetle durduğu, bu konuda yasal önlemler aldığı ve uygulamada da başarılı olmak için gerçekten ciddi bir çalışma yaptığı konuda düşüncelerimi sizlerle paylaşma imkânı buldum.

Hepinize yeniden saygılar sunuyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Şahin.

Gündem dışı üçüncü söz, Adana ilindeki karpuz ve buğday üreticilerinin sorunlarıyla ilgili söz isteyen Adana Milletvekili Muharrem Varlı’ya aittir.

Buyurunuz Sayın Varlı. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, Adana’daki karpuz ve buğday üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buğday ve karpuz üreticilerinin problemleri hakkında gündem dışı söz istedim. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, dün millî takımımızın İsviçre’ye karşı almış olduğu galibiyeti gönülden kutluyorum. İnşallah bundan sonraki maçlarda da bu sevinci Türk milletine yaşatırlar ümidiyle sözlerime devam ediyorum.

Değerli milletvekilleri, buğday çok stratejik bir üründür, diğer ürünlere benzemez. Diğer ürünlerin yokluğu belki insanlarımızı çok fazla etkilemez ama buğday insanlığın gereği bir üründür. Savaşta ve barışta insanlığa lazım olan bir üründür. Onun için çok stratejik bir üründür. Eğer buğdayınız yok ise evinizde ekmeğiniz, bulgurunuz, dövmeniz yok demektir. Bunlar da sofralarımızın temel gıdalarıdır.

Ülkemizin buğday ihtiyacı 20 milyon ton civarındadır. Bu yılki beklenen rekolte ise 14-15 milyon ton civarında olacaktır. Yani 5 milyon ton yine buğday açığı oluşacak ülkemizde. Tabii bunların birçok sebebi var. İşte, Sayın Bakan burada, buğdayla ilgili rekolte düşüklüğünü kuraklığa bağlayabilir veya başka sebeplere bağlayabilir ama esas sebep, çiftçi, buğday ektiği zaman elde ettiği üründen para kazanamıyor değerli hemşehrilerim, değerli milletvekili arkadaşlarım. Çünkü, mazot, gübre, kimyasal ilaçlar ve tohumlar o kadar pahalı ki, çiftçi bunları karşılamakla meşgulken, elde ettiği ürünü de pazarda yeterince bir fiyat bulup satamayınca buğday ekiminden vazgeçiyor, terk ediyor. Kendi bölgemden çok iyi biliyorum, geçen yıl, evvelki yıl 3 bin dönüm, 2 bin dönüm,  bin dönüm eken çiftçilerimizin birçoğu yüzde 50’sini terk etmiştir buğday ekiminin. Buğday mutlaka desteklenmeli, buğday çiftçisi mutlaka desteklenmeli, buğday ekim alanları mutlaka genişletilmelidir.

Yine, buğday fiyatları hasat başladığı günden sonra 600 bin lira, 620 bin lira civarında serbest piyasada değer bulurken, gün geçtikçe fiyat düşmeye devam etmektedir. Hükûmet TMO’yu mutlaka devreye sokmalıdır, yoksa fiyat düşüşünü engellemek mümkün değildir. Serbest piyasayla rekabet edecek şartlarda TMO’yu devreye sokmalı ve alım gerçekleştirmelidir. Yakın zamanda hep birlikte yaşadık, bir hububat sıkıntısı ülkede meydana geldi. İşte, bunu spekülatörlere bağladılar. Ama şu anda Ofiste savaş hâlinde kullanılacak buğday bile yok. Onun için Ofis mutlaka devreye sokulmalı ve hem çiftçinin hakkı hem de tüketicinin hakkı korunmalıdır. Eğer bu yapılmaz ise yarın bir gün yine spekülatörlere bağlarız işi ve kışın ortasında insanlarımız evlerine ekmek götüremeyecek hâle gelirler.

Değerli milletvekilleri, TMO tarihinde ilk defa hasat döneminde ithalat gerçekleştirdi. Böyle bir uygulama olur mu? Karadeniz limanlarına gidin, şu anda buğdayın tonu 450 dolar. Tam hasat dönemi. Çukurova bitti, Hatay, Maraş, Adıyaman bölgesi başlıyor, yakında İç Anadolu Bölgesi başlayacak, ama limanlarımız buğdayla dolmuş. Böyle yanlış bir uygulama olmaz. Siz çiftçiye “Üretmeyin, biz ithal edelim.” mi diyorsunuz? Çiftçiyi üretimden vazgeçirtmeye mi çalışıyorsunuz? İlk defa tarihinde buğday üreticisi para kazanacaktı dünyadaki kuraklıktan dolayı, dünyadaki buğday azlığından dolayı; onu da siz böylece engellemiş oldunuz.

Değerli milletvekilleri, yine, karpuz, bizim bölgede oldukça çok yetiştirilen bir meyvedir ve yaz gününde de insanlarımızın severek yediği bir meyvedir. Ama ne yazık ki şu anda karpuz da tarlada kaldı. Karpuz üreticileri bas bas bağırıyor: “Ürünümüzü satamıyoruz; traktörümüzü, evimizi, tarlamızı satsak da bu masrafı karşılayamayız.” diyorlar. Çünkü tarlada kaldı, satamıyorlar. Sebep, işte, Rusya’ya yapılan yaş sebze, meyve ihracatının durması, Rusya’nın bizden almaması. Bugün bununla ilgili basın toplantısı da yaptık, grup başkan vekilimiz ve milletvekili arkadaşlarımızla birlikte.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

MUHARREM VARLI (Devamla) – İşte, sebep nedir? Sebep, kimyasal atık. Bugün Almanya’nın, İtalya’nın laboratuvarlarının vermiş olduğu raporu bütün dünya kabul ediyor. Biz niye böyle bir laboratuvar kurmuyoruz,  bütün dünyanın kabul edeceği? Ondan sonra da çiftçinin elinde, tarlasında kalıyor. Gözyaşları, dert, sıkıntı…

İşte, ihracattan bahsediyorsunuz çıktığınız zaman buraya Hükûmet sözcüleri. Avrupa’da futbol şampiyonası var. Milyonlarca insan Avrupa’da. Niye karpuz ihraç etmiyorsunuz Avrupa’ya o zaman? Hadi yapın da, görelim de biz de alkışlayalım sizi. İşte, şimdi bunları çok iyi hesap etmemiz lazım. Rusya’yla ne yapıp yapıp yeniden ihracat anlaşmasını yapmalı ve karpuz üreticimizi, domates üreticimizi korumak, kollamak zorundayız. Bunlar bizim insanlarımız.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Varlı.

Gündem dışı konuşmaya cevap vermek üzere Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel Eroğlu.

Buyurunuz Sayın Eroğlu. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle selamlıyorum efendim.

Ben, özellikle Ordu Milletvekili Sayın Rahmi Güner Beyefendi’nin fındık üreticilerinin meseleleri hakkındaki yaptığı konuşmaya cevap vermek, aynı zamanda, Adana Milletvekili Muharrem Varlı Beyefendi’nin de Adana’nın buğday ve karpuzla ilgili sorunlarına cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum.

Önce fındıktan başlayayım müsaade ederseniz. Bir kere şunu açıkça belirtmemde fayda var: Fındık üreticileri en iyi dönemlerini Hükûmetimizin döneminde yaşamışlardır. Tabii ki, iyinin daha iyisi mutlaka vardır fakat elbette, piyasa şartları, ülkemizin ekonomik durumunu dikkate alarak bir denge gözetmemiz gerekiyor. Bu denge dikkate alınarak, fındık üreticilerinin mağdur edilmemesi için gereken her şey yapılmıştır, yapılmaya da devam edilecektir.

RAHMİ GÜNER (Ordu) – Sayın Bakan, Karadeniz’e bir git de gör durumu.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Esasen şunu da ifade edeyim: Tabii, fındık gerçekten çok önemli bir ürün. Esasen, bunun faydalarını burada zikretmeye gerek yok. Ben sadece çevre açısından ele aldığım zaman, bilhassa çok dik, eğimli alanlarda erozyonu önlemesi açısından da fevkalade çevreci olarak görüyorum fındığı. O bakımdan, teşvik edilmesi, desteklenmesini de bir Çevre ve Orman Bakanı olarak, bir de o açıdan da desteklediğimi ifade etmek istiyorum. Ama müsaade ederseniz ben, fındıkla ilgili, ne kadar üretiliyor, Hükûmetimiz ne yaptı, onları kısaca özetleyeyim müsaade ederseniz.

Efendim, bir kere, dünyada her yıl ortalama 800 ilâ 850 bin ton kabuklu fındık üretimi yapılmakta. 2008 yılı içinde bunun 1 milyon ton civarında olacağı tahmin edilmektedir. Dünyada ise fındık tüketiminin, yapılan istatistiklere göre 700 ilâ 750 bin ton civarında olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise yılda yaklaşık 642 bin hektar alanda, gene takriben 600 bin ton fındık üretimi gerçekleştirilmektedir. 2008 yılı için 800 bin ton fındık üretiminin yapılacağı tahmin edilmektedir.

RAHMİ GÜNER (Ordu) - Daha zamanına çok var Sayın Bakan, çok erken bir tespit bu.

ÇEVRE VE ORMAN  BAKANI  VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Yani tahmin bu.

Bildiğiniz gibi dünyadaki fındık üretiminin büyük bir kısmı da -burada diğer Ordu milletvekillerimiz de var- Türkiye’de gerçekleşmektedir. Esasen dünya üretiminin büyük bölümünü elinde bulunduran Türkiye aynı oranda da ticaretini yapmaktadır. Dünya fındık ihracatının son yıllardaki gelişmelerle birlikte yaklaşık yüzde 75’ini Türkiye yapmaktadır, gerçekleştirmektedir. Fındıkta geçen yıl 100 ile 150 bin tonluk bir arz fazlası ortaya çıkmıştır bilindiği üzere. Bu miktar ise genellikle ihraç edilemediğinden, bu kadar miktar, ülkemizde kalmaktadır. 2008 yılında ise bunun biraz daha artarak 250 ile 300 bin ton arz fazlası olacağını tahmin ediyoruz. Bu yüzden, Toprak Mahsulleri Ofisinin mevcut stokları da dikkate alındığında, bu stoklarla birlikte bu seneki arzı, ihracat fazlası diyeyim, yaklaşık 550 ile 600 bin tona ulaşacağı öngörülmektedir.

Şimdi, bilindiği üzere 2006-2007 sezonunda rekolte beklentisinin yüksek olması ve FİSKOBİRLİK’in  içinde bulunduğu mali sıkıntılar sebebiyle fındık alımı yapma imkânına sahip olmaması dikkate alınarak üreticilerin mağdur olmaması açısından bildiğiniz gibi Bakanlar Kurulu kararı ile Toprak Mahsulleri Ofisi fındık alımıyla görevlendirilmiştir. Bakın, ne kadar alındı fındık: Toprak Mahsulleri Ofisi fındık alımlarını 31 Ağustos 2006 tarih ve 26275 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2006/10865 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na istinaden gerçekleştirmektedir. Toprak Mahsulleri Ofisi 2006-2007 alım sezonunda 59.388 üreticiden –bakın, neredeyse 60 bine yakın- toplam 162.489 ton ürün satın almış, bunun karşılığında 585 milyon YTL yani 585 trilyon ödeme yapmıştır. Giresun kalite fındık fiyatı 4 YTL/kilogram yani kilogram başına 4 YTL verilmiştir.

Peki, 2007-2008 sezonunda ise toplam 44.858 üreticiden 95.450 ton ürün alınmış, karşılığında 464 milyon YTL ödenmiştir. Burada da Giresun kalite fındık fiyatı olarak 5,15 YTL/kilogram olarak dikkate alınmıştır.

Şimdi, biraz da FİSKOBİRLİK’ten, yapılan alımlardan kısaca bilgi vermek istiyorum: FİSKOBİRLİK, üyesi olan üreticilere borçlarını ödemesini teminen Bakanlar Kurulu gene 31/10/2007 tarih ve 2007/12757 sayılı Kararı ile 2007 yılında FİSKOBİRLİK’ten -bakın- 67.373 ton…

RAHMİ GÜNER (Ordu) – Sayın Bakan, 2006 yılının borcu daha hâlâ ödenmedi.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Müsaade edin Sayın Vekilim.

…fındık alınmış, karşılığında 247 milyon YTL yani 247 trilyon ödeme yapılmıştır. FİSKOBİRLİK’ten satın alınan ürünlerin 40.742 tonu 2005 yılı mahsulü, geri kalan 26.631 tonu ise 2006 mahsulüdür. Bakın, eski mahsuller.

Şimdi, genel alım ve ödeme durumuna baktığımızda toplam olarak 325.488 ton alınmış olup bunun 258 bin tonu üreticiden doğrudan, 67 bin tonu ise FİSKOBİRLİK’ten alınmış. Toplam ödemeye baktığımız zaman sayın milletvekillerimiz, bakın, Hükûmetimiz toplam olarak 1 milyar 296 milyon YTL ödemiş yani 1 katrilyon 296 trilyon ödemiş. Üretici için, üreticiye ödenen miktar ise 1 milyar 49 milyon YTL yani yaklaşık 1 katrilyonu aşıyor. FİSKOBİRLİK’e ise 247 milyon YTL ödemiştir. Alımlar, tabii, varlığa dayalı kredi yöntemiyle, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından sağlanan kredilerle finanse edilmiştir.

Şimdi, Sayın Vekilim bir de TMO’nun fındık satışlarından bahsetti.

RAHMİ GÜNER (Ordu) – Şu anda 3,600-3,5 fiyat.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Onun gerekçesini…

Bakın, onunla da ilgili bilgi ben müsaadenizle sizlere sunayım, arz edeyim: Şimdi, yapılan bütün bu alımlar neticesinde toplam 324 bin