DÖNEM: 23                            CİLT: 22                    YASAMA YILI: 2

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

113’üncü Birleşim

4 Haziran 2008 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II - GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Van, Bitlis, Bingöl, Muş ve Diyarbakır illerine yaptığı gezi ve inceleme sonucunda elde ettiği tespitlere ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, Nazım Hikmet’in 45’inci ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

3.- Uşak Milletvekili Nuri Uslu’nun, Orman Genel Müdürlüğünün 169’uncu kuruluş yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz ve 27 milletvekilinin, Gediz Nehri’ndeki kirliliğin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/205)

2.- Giresun Milletvekili Murat Özkan ve 20 milletvekilinin, Giresun ilinin ulaşım sistemlerindeki sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/206)

3.- Giresun Milletvekili Murat Özkan ve 19 milletvekilinin, şeker pancarı tarımındaki ve şeker piyasasındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/207)

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/541) (S. Sayısı:219)

2.- Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/568) (S. Sayısı: 223)

3.- Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/514) (S. Sayısı: 220)

VI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Komisyonlarda tasarı metninde olmayan konuların görüşülemeyeceği ve yeni maddeler ihdas edilemeyeceği gerekçesiyle, Plan ve Bütçe Komisyonuna iade edilen tasarının, yeniden müzakere edilmeden Genel Kurula indirilmesinin İç Tüzük’e aykırı olup olmadığı hakkında

VII.- OYLAMALAR

1.- Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın oylaması

VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Aydın Milletvekili Özlem Çerçioğlu’nun, Aydın İkizdere Barajı inşaatına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3106)

2.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, bir baraj projesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3241)

3.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, balık çiftliği üretim alanlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3302)

4.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, TRT’de yayınlanan bir programa ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (7/3304)

5.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Van Gölü’ndeki kirliliğe ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3385)

6.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Cumhurbaşkanına gönderilen tüzüklere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/3392)

7.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Kayseri’de özürlülere yönelik mesleki rehabilitasyona ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/3411)

8.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, SHÇEK’in gelirlerine ve yaptığı yardımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/3458)

9.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, bir sporcunun desteklenmesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı (7/3461)* Ek Cevap

10.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, bir köyde kurulacak tesislerin çevreye etkilerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3464)

11.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, bakıma muhtaç özürlülere bakım hizmetiyle ilgili sorunlara,

Keçiören’deki Atatürk Çocuk Yuvasının kapatılacağı iddiasına,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/3487, 3488)

12.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş’ın, Anadolu futbol kulüplerinin desteklenmesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı (7/3529)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.05’te açılarak yedi oturum yaptı.

Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün’ün, son günlerde meydana gelen dinleme iddialarının teknik yönüne,

Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Balıkesir ilinin ulaşım sorunlarına,

Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, Konya Ovası’ndaki kuraklık sorununa ve Konya Ovası Sulama Projesi eylem planı hazırlanmasına,

İlişkin gündem dışı konuşmalarına Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım cevap verdi.

Tokat Milletvekili Zeyid Aslan’ın (3/136) (S. Sayısı: 173),

Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın (3/137) (S. Sayısı: 174),

Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen’in (3/138) (S. Sayısı: 175),

Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker’in (3/139) (S. Sayısı: 176),

Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün’ün (3/140) (S. Sayısı: 177),

Afyonkarahisar Milletvekilleri Ahmet Koca ve Sait Açba’nın (3/141) (S. Sayısı: 178),

Adana Milletvekili Tacidar Seyhan’ın (3/142) (S. Sayısı: 179),

Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan’ın (3/143) (S. Sayısı: 180),

Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un (3/144) (S. Sayısı: 181),

Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan’ın (3/145) (S. Sayısı: 182),

Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam’ın (3/146) (S. Sayısı: 183),

Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan’ın (3/147) (S. Sayısı: 184),

Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün (3/148) (S. Sayısı: 185),

İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen’in (3/149) (S. Sayısı: 186),

Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan’ın (3/150) (S. Sayısı: 187),

Yasama dokunulmazlıklarının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkereleri ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon raporları, Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi Türk Grubunda, Tokat Milletvekili Orhan Ziya Diren’in istifasıyla boşalan asıl üyeliğe, CHP Grubunca İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil’in aday gösterildiğine ve bu konu hakkındaki Başkanlık Divanı kararına ilişkin Başkanlık tezkeresi,

Ankara Milletvekili Mehmet Zekai Özcan’ın, Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi,

Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman ve 28 milletvekilinin, inşaat sektöründeki sorunların (10/200),

Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir ve 20 milletvekilinin, Gaziantep ilinin sorunlarının (10/201),

Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 19 milletvekilinin, yoksulluk sorununun (10/202),

Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün ve 26 milletvekilinin, CHP Genel Sekreterinin yasa dışı dinlendiği iddiasının (10/203),

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, yasa dışı dinleme ve takip iddialarının (10/204),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun (6/643) ve (6/648) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi okundu; soruların geri verildiği bildirildi.

İran’a resmî ziyarette bulunan Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’a,

Azerbaycan’a resmî ziyarette bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e refakat eden heyete,

İştirak etmesi uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık;

Bazı milletvekillerinin izinli sayılmalarına,

Sivas Milletvekili Osman Kılıç, Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Kuş ve İzmir Milletvekili Tuğrul Yemişci’nin ödenek ve yolluklarının verilmesine ilişkin Başkanlık,

Tezkereleri kabul edildi.

Genel Kurulun 3/6/2008 Salı ve 4/6/2008 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesine; 3/6/2008 tarihli birleşiminde (10/203) esas numaralı CHP Genel Sekreterinin dinlenmesi iddiasının bütün yönleriyle araştırılması ve varsa sorumluların ortaya çıkarılması amacıyla ilgili Meclis araştırması önergesinin görüşülmesine ve bunu müteakiben gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine; çalışma saatlerinin 3/6/2008 Salı günü 15.00-23.00, 4/6/2008 Çarşamba günü 13.00-23.00, 5/6/2008 Perşembe günü 13.00-21.00 saatleri arasında olmasına ilişkin AK Parti Grubu önerisi, yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.

Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, yapmış olduğu konuşmada gruplarla ilgili bir suçlama ve hakaret olmadığını, bazı milletvekillerinin daha dikkatli konuşmalarını teminen vurgulayıcı bir konuşma yaptığını açıkladı.

İstanbul Milletvekili Hasan Macit, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, konuşmasında şahsına sataştığı iddiasıyla bir konuşma yaptı.

Ankara Milletvekili Mehmet Emrehan Halıcı, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, konuşmalarını daha dikkatli ve daha olgun bir şekilde yapması gerektiğine ilişkin bir açıklamada bulundu.

İzmir Milletvekili Oktay Vural, Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin gelen kâğıtlarda yayımlanmadan grup önerisiyle gündeme alınıp öncelikle görüşülmesinin mümkün olamayacağına ilişkin bir konuşma yaptı.

Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/73) İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi, yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün ve 26 milletvekilinin, CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın dinlenmesi iddiasının bütün yönleriyle araştırılması ve varsa sorumlularının ortaya çıkarılması amacıyla verdiği Meclis araştırması önergesinin (10/203) yapılan ön görüşmesinden sonra kabul edildiği açıklandı.

Kurulacak komisyonun:

16 üyeden teşekkül etmesi,

Çalışma süresinin, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimi tarihinden başlamak üzere, üç ay olması,

Gerektiğinde Ankara dışında da çalışması,

Kabul edildi.

İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, konuşmasında partisine,

Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun, konuşmasında şahsına,

Sataştıkları iddiasıyla birer konuşma yaptılar.

4 Haziran 2008 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00’te toplanmak üzere birleşime 22.44’te son verildi.

 

                                                   Eyyüp Cenap GÜLPINAR

                                                             Başkan Vekili

 

           Yusuf COŞKUN                                                                       Murat ÖZKAN

                  Bingöl                                                                                    Giresun

                Kâtip Üye                                                                                Kâtip Üye

 

                                                            Yaşar TÜZÜN

                                                                  Bilecik

                                                                Kâtip Üye

 

                                                                                                                                             No.:  160

II.- GELEN KÂĞITLAR

4 Haziran 2008 Çarşamba

Teklifler

1.- Antalya Milletvekili Sadık Badak ve 5 Milletvekilinin; Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/270) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.2008)

2.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş ve 39 Milletvekilinin; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/271) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.5.2008)

Raporlar

1.- Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/363, 1/494) (S. Sayısı: 237) (Dağıtma tarihi: 4.6.2008) (GÜNDEME)

2.- İstanbul Milletvekili Hasan Kemal Yardımcı ve 4 Milletvekilinin; Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; 1111 Sayılı Askerlik Kanunun 35 inci Maddesinin (E) Bendinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanun Teklifi ve Milli Savunma Komisyonu Raporu (2/257, 2/252) (S. Sayısı: 240) (Dağıtma tarihi: 4.6.2008) (GÜNDEME)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz ve 27 Milletvekilinin, Gediz Nehrindeki kirliliğin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/205) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/5/2008)

2.- Giresun Milletvekili Murat Özkan ve 20 Milletvekilinin, Giresun İlinin ulaşım sistemlerindeki sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/206) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2008)

3.- Giresun Milletvekili Murat Özkan ve 19 Milletvekilinin, şeker pancarı tarımındaki ve şeker piyasasındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/207) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2008)

4 Haziran 2008 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.04

BAŞKAN : Başkan Vekili Eyyüp Cenap GÜLPINAR

KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Yusuf COŞKUN(Bingöl)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 113’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, görüşmelere başlamadan önce, 29 Mayıs 2008 tarihli 111’inci Birleşimde yapılan kapalı oturuma ait tutanak özetinin İç Tüzük’ün 71’inci maddesine göre okunabilmesi için kapalı oturuma geçmemiz gerekmektedir. Bu nedenle, sayın milletvekilleri ile Genel Kurul salonunda bulunabilecek yeminli stenograflar ve yeminli görevliler dışındakilerin salonu boşaltmalarını rica ediyorum.

Tutanak özetleri okunduktan sonra açık oturuma geçilecek ve görüşmelere devam edilecektir. Sayın idare amirlerinin bu konuda yardımcı olmalarını ve salon boşaltıldıktan sonra Başkanlığa haber vermelerini rica ediyorum.

Salonun boşaltılması için birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.05

 

İKİNCİ OTURUM

(Kapalıdır)

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 13.23

BAŞKAN : Başkan Vekili Eyyüp Cenap GÜLPINAR

KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 113’üncü Birleşiminin kapalı oturumundan sonraki Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Bitlis, Bingöl, Muş ve Diyarbakır illerine yaptığı seyahatteki gözlemleri hakkında söz isteyen Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Yazıcıoğlu.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Van, Bitlis, Bingöl, Muş ve Diyarbakır illerine yaptığı gezi ve inceleme sonucunda elde ettiği tespitlere ilişkin gündem dışı konuşması

MUHSİN YAZICIOĞLU (Sivas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 31 Mayıs-2 Haziran tarihlerinde Van, Bitlis, Bingöl, Muş ve Diyarbakır illerinde yapmış olduğum gezi ve incelemeler sonucunda elde etmiş olduğum tespitleri yüce Meclisle paylaşmak istedim, bu sebeple söz almış bulunuyorum. Değerli milletvekillerimizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Bu gezim sırasında, yapılan bütün ihmallere, ağır işsizliğe ve teröre rağmen vatandaşlarımızın sağduyulu bir yaklaşım ortaya koymuş olduğunu görmekten büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Bu gezim sırasında Bitlis’te açık hava toplantısı yaptım, diğer illerde kapalı spor salonu ve kültür sitelerinde toplantılar yaptım. Vatandaşlarımızla çay bahçesinde, kahvehanelerde yüz yüze, diz dize gelerek oturduk ve sohbet ettik. Yine dükkânlarda vatandaşlarımızın ikramlarını aldık, oturduk konuştuk. Ben, siyasilerimizin yöreye daha fazla gitmesini, aynı zamanda gerek iç turizm açısından gerek inanç turizmi olarak gerekse tarihî ve doğal güzellikleri itibarıyla yöremize daha çok seyahatlerin yapılmasının, normalleşmeyi sağlamak açısından da büyük bir hizmet olduğu kanaatini taşıyorum. Bu gezim sırasında, vatandaşlarımız, terörle ilgili olarak görmüş oldukları zararın farkındalar ve bugün yaşamış oldukları işsizliğin, yoksullaşmanın, bölgeden büyük şehirlere doğru akan göçün birinci sebebinin terör olduğunu ve daha sonra da iktidarların ihmallerinin olduğunu biliyorlar. Dolayısıyla, teröre karşı yöre insanımızın şimdi daha mesafeli durduğu ve bir an evvel, huzur içerisinde sorunlarına çözüm bulunmasını… Asıl gündem, kendilerinin işsizlik, yoksullaşma, üretimsizlik ve kırsal alanlardaki, tarım açısından ekilebilir, biçilebilir arazilerin terk edilmiş olmasından, hayvancılığın terk edilmiş olmasından kaynaklanan genel yoksullaşmaya çare üretilmesidir.

Şimdi, Türkiye’nin Meclisimizde görülen gündemiyle vatandaşımızın gündemi birbiriyle uyuşmamaktadır. Hele, iktidar ve ana muhalefet partisinin polemiklerinin ortaya koymuş olduğu çekişmelerin, özellikle vatandaşımızın gündemiyle hiç alakasının olmadığını görüyorum ve kurumlar arası gerginliklerin ve sadece iktidar ve ana muhalefet partisi arasındaki tartışmaların, vatandaş gündeminden çok uzak olduğu kanaatindeyim. Bu tespitlerimi de burada ifade etmek istiyorum. Vatandaşın asıl ve en önemli sorunu, işsizliğine çare üretilmesidir. Bingöl’de Gülbahar Barajı, Kiğı Barajı ve diğer orta ölçekli barajlar için sadece 150 trilyon para aktarıldığı takdirde tümünün bitirilebileceği görülüyor.

Bakıyoruz ki Bingöl’de en fazla orman alanı bulunuyor, en fazla orman alanının olduğu Bingöl, ama Orman Bölge Müdürlüğü Bingöl’den alınmış, orman olmayan başka bir yere götürülmüş. Bu tür çelişkileri yöremizde birçok yerde gördüm.

Tabii, GAP’la ilgili yeniden bir harekete geçilmiş olmasını memnuniyetle görüyorum ve karşılıyorum. Bu konuda önceki iktidarlarla birlikte bu İktidarın da beş yıllık bir ihmali söz konusu olmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yazıcıoğlu.

MUHSİN YAZICIOĞLU (Devamla) – Beş yıllık bu İktidarın da ihmali söz konusu olmuştur. Şimdi harekete geçilmiş olmasını… Vatandaşlarımızın “Acaba seçim mi var? İşte, siz de geldiniz, Sayın Baykal geliyor, GAP projesiyle ilgili açıklamalar yapılıyor.” sorularıyla karşılaştım, ancak, tabii bu sorunun muhatabının biz olmadığımızı vatandaşımız da biliyor. Çünkü biz seçim varken de gidiyorduk, seçim yokken de gidiyoruz. Sadece Diyarbakır’a yedi sekizinci gidişimiz, diğerlerine en az on-on beş defa gitmişliğimiz vardır. Seçimle alakası söz konusu değil, ancak beş yıl bekledikten sonra bu adımın atılmasını bu şekilde yorumlayanlar var.

Ben buradan bir kere daha ifade etmek istiyorum ki, ihmalleri eleştiririz, neden yapılmadığını sorarız, ama niye yapıldığını sorgulamayız. Yapılan şeylerin hep beraber arkasında olmak ve Doğu’muzun, Güneydoğu’muzun kalkınmasının Türkiye’nin kalkınması olduğu gerçeğinden hareket ederek ülkemize topyekûn bakmak zorundayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHSİN YAZICIOĞLU (Devamla) – Ben bu duygular içerisinde, bölgemizin, yöremizin sorunlarının daha yakın takip edilmesi ve özellikle kuraklık dolayısıyla yüzde 90 fire vermiş olan vatandaşımızın… Sadece bankaya olan borçlarının bir yıl ertelenmiş olması münasebetiyle vatandaşımız -hemen sözümü bitiriyorum diyor ki: “Benim Ziraat Bankasına borcum yok çünkü Ziraat Bankasından alamıyorum. Benim borcum, doğrudan doğruya, gübre alırken, mazot alırken yaptığım borçlar. Onun için bize daha hususi teşvikler ve doğrudan doğruya üretime katkıda bulunabilecek, üretim yapmamı sağlayabilecek şekilde teşvikler yapılması lazım. Bu benim yarama çare üretmiyor.” Dolayısıyla, topyekûn İktidarımızla, muhalefet partilerimizle yurdumuzun her köşesine olduğu gibi bu yöreye de daha çok ilgi göstermek, dikkat sarf etmek mecburiyetindeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHSİN YAZICIOĞLU (Devamla) – Yurdumuzun her köşesi mübarek, üstünde yaşayan herkes kardeşimizdir.

Bu duygular içerisinde yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yazıcıoğlu.

Gündem dışı ikinci söz, Nazım Hikmet’in ölüm yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’e aittir.

Buyurun Sayın Özdemir.

2.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, Nazım Hikmet’in 45’inci ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; büyük Türk şairi Nazım Hikmet’in 45’inci ölüm yıl dönümü  nedeniyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tarihin hemen her döneminde ve hemen her toplumda kurulu düzenin bozuk yönlerine karşı başkaldıran, güçlünün değil haklının yanında olan bilim adamları, sanatçılar, şairler, ozanlar ömürlerinin çoğunu ya sürgünlerde ya da hapishanelerde geçirmişlerdir. Onları büyük kılan, asırlar sonrasına taşıyan da, hayatları pahasına da olsa, bedel ödeyerek de olsa doğru bildiklerini söylemekten geri kalmamış olmalarıdır.

Bozuk düzene sazıyla, sözüyle savaş açan Pir Sultan Abdal’a dönemin Sivas Valisi Hızır Paşa haber gönderir, der ki: “İçinde ‘şah’ kelimesi geçmeyen bir şiir okusun hayatını bağışlayacağım.” Buna karşılık Pir Sultan’ın sözü:

“Alınmış abdestim aldırırlarsa,

Kılınmış namazım kıldırırlarsa,

Sizde şah diyeni öldürürlerse,

Ben de bu yayladan şaha giderim.” olmuştur.

Pir Sultan Abdal  gibi Nazım Hikmet de doğru bildiklerini söylemenin  bedelini ağır ödeyenlerdendir. Nazım, emperyalizme, onun yerli iş birlikçilerine, kapitalist sömürü düzenine karşı, paranın padişahlığı, yobazın karanlığına karşı işçi sınıfının iktidarını savunmuştur. Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın destanını en güzel Nazım yazmıştır:

Dört nala gelip uzak Asya’dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket bizim." diyen Nazım ne acı ki vatan hainliğiyle suçlanmış, ömrünün  büyük çoğunluğunu hapishane hapishane dolaştırılarak geçirmiştir ve en sonunda hayatına kastetmek isteyenlerin kurduğu komplodan kurtulmak için yurt dışına çıkmakta bulmuştur çareyi. Son arzusu, Anadolu’da bir köy mezarlığına gömülmek olan Nazım’ın ne yazık ki mezarı hâlâ yurt dışındadır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Nazım’ı, onun şiirlerini, edebiyatını, memleket sevgisini beş dakikalık bir sürede anlatmanın zorluğunu biliyorum. Onun şiirlerini özgün sesiyle, sazıyla en iyi yorumlayan, kendisi de tıpkı Nazım gibi sosyalist ve yurtsever bir aydın olmanın bedelini canıyla ödeyen Ruhi Su’yu rahmetle anıyorum. Nazım’ın şiirlerini ete kemiğe büründüren büyük usta, tiyatrocumuz Sayın Genco Erkal’ı buradan saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Nazım’ı anlatmak zor ama Nazım’ı anlamak kolaydır. Yıllar öncesinde yazdığı şiirlerin bugün ne kadar geçerli olduğunu, bugünkü tabloyu ne kadar güzel ifade ettiğini şiirlerinde görüyoruz. İnsanlarımızın inançlarının nasıl sömürüldüğünü, kutsal değerlerinin siyasete nasıl alet edildiğini büyük usta “Ellerinize ve Yalana Dair” şiirinde şöyle ifade eder:

“insanlar, ah, benim insanlarım,

Yalanla besliyorlar sizi,

Hâlbuki açsınız,

Etle, ekmekle beslenmeye muhtaçsınız.

Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,

Göçüp gidersiniz bu ölümlü, bu yaşanası dünyadan.

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,

Antenler yalan söylüyorsa,

Yalan söylüyorsa kitaplar,

Duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,

Beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,

Dua yalan söylüyorsa,

Ninni yalan söylüyorsa,

Ellerinizden gayri her şey

Herkes yalan söylüyorsa,

Elleriniz karanlık gibi kör,

Elleriniz balçık gibi itaatli,

Elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun

Ve elleriniz isyan etmesin diyedir.

Ve bu kadar az misafir kaldığımız

Bu ölümlü, bu yaşanası dünyada

Bu bezirgân saltanatı bitmesin diyedir.”

Bu aldatmacada, büyük usta, aldatanlar kadar olmasa da aldatılanların da insanlarımızın da kabahati olduğunu “Kabahat senin demeye de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin canım kardeşim.”  diyerek kibarca ifade etmiştir.

Sayın milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; Nazım’ın hayatı boyunca en çok şikâyetçi olduğu şey, iki şey, bugün ne yazık ki çok güçlü bir şekilde iktidarda.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özdemir, devam edin.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Devamla) - Nazım, ömrü boyunca paranın padişahlığına ve yobazın karanlığına karşı çıkmıştır. Bugün, ülkede bu tablo karşısında iktidardan Nazım’ın yurt dışındaki mezarını Türkiye’ye getirtmeyi beklemek belki fuzuli olabilir. Ancak özellikle AKP sırasındaki arkadaşlarımdan ricada bulunuyorum: Meclisteki çoğunluğunuzu bir kere olsun ülke lehine değerlendirelim ve Nazım Hikmet’in vatandaşlıktan çıkarılmış olunan kararını yeniden düzelterek ülkemiz üzerinde yaşanan, geçmişte yaşanan bu kara lekeyi hep birlikte kaldıralım diyorum.

Bu yıl dönümünde büyük ustayı tekrar rahmetle, şükranla anıyor, yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özdemir.

Gündem dışı üçüncü söz…

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Cevap vereceksiniz…

Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay.

Buyurun Sayın Bakanım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; dün ünlü Türk şairi Nazım Hikmet’in vefatının 45’inci yıl dönümüydü. Ben de kendisini rahmetle ve sevgiyle anıyorum.

1950 yılında iktidar değişikliğinden sonra çıkarılan genel afla on iki yıllık hapis hayatı sona ermişti ve biliyorsunuz, 1938’in sonundan 1950’ye kadar Nazım Hikmet bu ülkenin değişik cezaevlerinde hapis yattı. 1950’de tahliye olduktan sonra hemen yakın geçmişteki bazı olayları hatırlayarak sanıyorum kendisine yapılan telkinlerin etkisinde kaldı- ilerlemiş yaşına rağmen ve rahatsızlıklarına rağmen askere alınabileceği söylentileri ve askerde başına bazı sevimsiz şeyler gelebileceği ihtimalleri karşısında yurt dışına çıktı. Çünkü hatırlarsınız, 2 Nisan 1948’de bir başka önemli yazar Sabahattin Ali, sınır boyunda kaçıyor süsü verilerek bir faili meçhul cinayete kurban gitmişti. Sanıyorum bunların da etkisinde kalarak, o yıllardaki o sevgili ve rahmetli Atilla İlhan’ın “O Karanlıkta Biz” diye anlattığı o 40’lı yılların, acıların etkisinde kalarak ülke dışına çıkmıştı. Sonra haziran ayının başında evin önündeki gazeteyi almak için eğildiği sırada bir daha doğrulmadı ve kırk beş yıl önce, ülkesinden ayrı, yaşama gözlerini yumdu.

“Ben Türk şairi Nazım Hikmet. Tepeden tırnağa iman, tepeden tırnağa kavga, ümit ve hasretten ibaret.” diyen bir şair ve “Türkçeyle konuşuldukça ben dillerde söyleneceğim.” diyecek kadar Türkçeye fevkalade bağlı bir şair. Hepimiz biliyoruz, en güzel şiirlerini belki de yurt hasretiyle yazmıştı gerçekten ve inanılmaz bir daüssıla içinde öldü.

“Memleketim, memleketim, memleketim,

Ne kasketim kaldı senin ora işi

Ne yollarını taşımış ayakkabım.

Son mintanım da sırtımda paralandı çoktan…

Sen şimdi yalnız saçımın akında…

Alnımın çizgilerindesin memleketim…” diyecek kadar alnının çizgisinde, infarktında yüreğinin, bu vatanın özlemini hissetmiş bir şair.

Gerçekten Türkiye bir dönem farklı düşünenlere, farklı arayışı olanlara, farklı söylemi olanlara çok acımasız davrandı, hâlâ davranmaya da devam ediyor ne yazık ki. Hâlbuki farklı arayışlar, farklı söylemler, farklı düşünceler hakikatin ortaya çıkmasını, Namık Kemal’in söylediği gibi, “Bârikayi hakîkat müsâdemeyi efkârdan çıkar.” dediği gibi hakikatin ortaya çıkmasını sağlıyordu ama ne yazık ki Türkiye bir dönem aydınlarına, evlatlarına, yazarlarına, şairlerine, farklı düşünenlerine kıydı.

Buradan dönüp geriye baktığımız zaman, Kurtuluş Savaşı’nın destanını yazmış bulunan Nazım Hikmet, aslında naif, biraz çocuksu, elbette vatansever, bir ideolojinin belki o dönem için fazla etkisinde ama büyük ölçüde söyledikleri bugün herkesin rahatlıkla söyleyebileceği şeyler ve hayatının on iki yılını bir parçada, ayrıca birkaç yılını yine parça parça, galiba on beş yıldan fazlasını bu ülkenin hapishanelerinde geçirmişti.

Bunlara karşı bu yanlışları düzeltmek için bir borcumuz var gerçekten. Bir adım atmamız, bir barışma, bir toparlanma, kardeş gibi bir arada, bir ağaç gibi bir arada, bir orman gibi dayanışma içinde ve bir ağaç gibi tek ve hür yaşama konusunda bir adım atmamız gerekiyor.

Ben, Nazım Hikmet’in Türkiye’ye mezarının getirilmesi konusunda şu ana kadar ne yapılmış diye göreve geldiğimden bu yana döndüm baktım. Üzüntüyle söylüyorum ki hiçbir şey yapılmamış aslında. Sadece bir söylem olarak arada sırada dile getirilmiş ve hiçbir somut girişim yapılmamış.

Somut girişim için önce birtakım mutabakatların olması gerekiyor. Bir mirasçısı var. Basında arada sırada speküle edildiği gibi son eşinin kendisinden olmayan çocuğu değil mirasçısı, kendi çocuğu var.

“Çarpaydın çırpınaydın

Vapura binerken Memet’le anası” diye mısralarında söz ettiği Memet yaşıyor şu anda ve onun tek mirasçısı. En yakınlarından doğrudan aldığım bilgi, böyle bir nakil talebi yok, böyle bir nakil istemi yok. Yüz yüze görüşmedim ama kendisinin katiyen böyle bir talebi, böyle bir isteği yok.

Şu anda Nazım Hikmet Moskova’da, “Kızlar Manastırı” denilen son derece itibarlı, son derece müzevari; sanatçıların, şairlerin kaldığı önemli bir mezarlıkta yatıyor ve o kadar itibarlı ve özel seçilmiş bir yerde ki işte, Yeltsin onun birkaç adım ilerisine, ayağının dibinde yeni defnedildi.

Bir kültür köprüsü oluşturuyor. Son acılı yıllarını yaşadığı ülkeyle uzun acılı yıllarını yaşadığı ülke arasında, ne insanlar ne kadar değmez işler için ne kadar büyük acılar yaşamışlar ibretini insanlığa sürekli hatırlatmak için bir kültür köprüsü oluşturuyor.

Ailesinin bir talebi olmadıkça yapacağımız fazla bir şey yok bu konuda ama vatandaşlık konusunda bir şey yapılabilir düşüncesini ben de paylaşıyorum. Tabii, geçmiş yıllarda bunlar neden yapılmamış bu tasibe girmek istemiyorum yani neresinden yanlışın dönülürse bence doğrudur diye düşünüyorum.

1950’de yurt dışına çıktıktan sonra 1951’de sanıyorum vatandaşlıktan çıkarma kararı verilmiş, Bakanlar Kurulu kararı. Daha sonra bu defaatle gündeme gelmiş -tabii 1990’lı yıllardan sonra, ondan önce bunun gündeme gelmesi mümkün değil- fakat sonuç alınamamış. En son 2006’da ilk kez resmiyete konulmuş bu başvuru ya da bu düzeltme istemi. Bizim yasalarımızda “Vatandaşlık işleriyle ilgili ancak yaşayan kişilerle ilgili işlem yapılabilir.” genel hükmü nedeniyle, yaşamadığı için ve mirasçılarından herhangi birinin de usulüne uygun bir başvurusu olmadığı için kadük olmuş bu başvuru. Doğrusu yeniden gündeme getirilebilir diye düşünüyorum. Yani Nazım Hikmet’in vatandaşlığının iadesi bir itibar iadesi değil, bir yanlışın düzeltilmesi olarak düşünüyorum ben ve bir sonuç da doğurmaz, hiçbir hukuki sonuç da doğurmaz şu andan itibaren, sadece belki bir manevi sonuç doğurabilir diye düşünüyorum.

Bu konuda mevzuatı yeni baştan incelemek ve yapılabilecek bir düzenleme varsa bu düzenlemeyi yapmak niyet ve kararında olduğumu, iç düşünce olarak bunu paylaştığımı ifade etmek istiyorum yüce Meclise. Tabii, sadece benimle ilgili, Kültür ve Turizm Bakanlığıyla ilgili değil çok daha genel bir kararı, Bakanlar Kurulu kararını, belki o demin bahsettiğim hüküm dolayısıyla bir yasal düzenlemeyi gerektiriyor. Bunu konuşuruz.

Onun ötesinde, mezarının Türkiye’ye getirilmesi konusunda, ben de biliyorum, bir vasiyeti var: Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni…

Başımda hele bir de çınar olursa…” diyor. Bir çınar altına gömülme özlemi gerçekten bir hastalık derecesine dönmüş. Bunu ülkelerinden kendi istekleri dışında çıkmış olanlar sanıyorum çok iyi bilirler, çok iyi anlaşırlar. Bize buradan anlamak biraz kolay gelmiyor ama oradan bakanlar sanıyorum çok iyi anlarlar.

Bu, bir vasiyet gibi gözüküyor elbette. Bunu şu anda, demin söylediğim prosedür nedeniyle yerine getirmek çok mümkün değil, maddi olarak çok mümkün değil. Ama Nazım Hikmet bütün o materyalist görüntüsünün altında aynı zamanda idealizm tarafı da olan, birtakım derin inançlarla doğu-batı arasında bir ciddi sentez kurabilmiş bir bilge olarak da gözüküyor bazı şiirlerine baktığımız zaman. Rubailerine, Saat 21-22 şiirlerine baktığımız zaman, böyle bir yönü de var.

Biraz önce söyledim “Tepeden tırnağa iman.” diyor kendisini tanıtırken ya da Akif’le ilgili bir şey söylerken “Akif inanmış adam, bir büyük şair.” diyor. İnancın altını çiziyor. Böyle bir övgüsü, derin bir övgüsü var.

Bir başka şiirinde de “Bir gün gideceğiz.”, “Elveda dünya ve merhaba kâinat diyeceğiz. “ diyor. Yani dünyadan gittikten sonra daha derin bir dünya olabileceğini yine şiirlerinde ifade ediyor.

O yüzden, belki de vasiyetini manevi olarak yerine getirebiliriz diye düşünüyorum ve Anadolu’da isteyen birçok arkadaşımız, köyler, kasabalar bir çınar ağacına “Nazım Hikmet burada yatıyor.” diye bir plaket asabilir diye düşünüyorum. O zaman bu topraklarda, tıpkı Yunus Emre gibi, tıpkı Anadolu’nun gerçekten içselleştirdiği, sevdiği öteki insanlar gibi birçok yerde sahiplenilir ve birçok yerde yatıyor kabul edilebilir diye düşünüyorum.

Yunus’u biliyorsunuz, Yunus özel biçimde öne çıkarılmış değil. Halkın zihninden, belleğinden, yüreğinden, inancından, imanından yükselen gerçek bir Anadolu ereni olduğu için, hem gerçek bir insan hem gerçek bir efsane olduğu için Anadolu’nun onlarca yerinde yatıyor; Anadolu’nun doğusunda, batısında, kuzeyinde, güneyinde, Kafkasya’da,  Balkanlar’da Yunus yatıyor. Bu şekilde bir sahiplenme de olabilir eğer isteyen varsa diye düşünüyorum.

Benim aklımda İstanbul’la ilgili bir  düşünce var yapabilirsek eğer. Gülhane’de bir çınara Yahya Kemal’in “O bizim yüzlerce yıl süren hikâyemizi anlatan çınar” levhası asılabilir.

“Hani bir gün seninle Topkapı’dan

Geliyorduk…

Bir çınar gördük; enli, boylu, vakur.” diye Fikret’in mısrası asılabilir.

Bir ceviz fidanının üzerine de “Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.” O kadar yazılabilir.

Teşekkür ediyorum. Sevgiler, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Gündem dışı üçüncü söz Orman Genel Müdürlüğünün kuruluşu ve ağaçlandırma hakkında söz isteyen Uşak Milletvekili Nuri Uslu’ya aittir.

Buyurun Sayın Uslu. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3.- Uşak Milletvekili Nuri Uslu’nun, Orman Genel Müdürlüğünün 169’uncu kuruluş yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

NURİ USLU (Uşak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Orman Genel Müdürlüğünün 169’uncu kuruluş yıl dönümü münasebetiyle söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, insan ile doğanın birlikteliği tarihin ilk çağlarından itibaren başlamış ve hiçbir zaman da bitmeyecektir. Doğa yok olduğu gün dünya da yaşam da bitecektir. İnsanoğlu, başlangıçta doğadan ve ormanlardan barınma ve beslenme amacıyla yararlanmıştır ancak bugün ise değişen hayat şartlarına göre faydalanmaya devam etmektedir.

Tarihsel süreç içerisinde insan ve orman ilişkilerine bakacak olursak ateşin bulunması, tarımın keşfedilmesi, yerleşik hayata geçiş, insan ve orman ilişiklerinde radikal değişimlere neden olmuştur. Nihayet 15’inci yüzyılda endüstri devriminin başlamasıyla insanoğlunun doğa ve ormanla olan ilişkisi daha da artmıştır. Özellikle Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinin hüküm sürdüğü dönemlerde ısınma, bakır eritme, seramik yapımı, barınak yapımı, gemi yapımları ormanlık alanlarında aşırı daralmalara sebep olmuştur. O tarihlerde bazı ülkelerin ormansızlaşmaya karşı yasalar çıkardığı bilinmektedir ancak bu tedbirlerle ormansızlaşma durmamış, yoksulluk, nüfus artışı ve daha sonra sanayi devrimiyle birlikte daha da hızlanmıştır.

Ülkemizde modern ve bilimsel anlamda ormancılığın doğuşu ve gelişimi 19’uncu yüzyıldan itibaren başlamıştır. Bugün, dünya ormancılığı küresel düzeyde büyük bir sınav vermektedir. Son iki asırda dünya ormanlarının yüzde 40’ı yok olmuştur. Ormansızlaşma, başta tropik ülkeler olmak üzere, genellikle gelişmekte olan ülkelerde cereyan ederken, gelişmiş ülkelerdeki ormanlar da doğal yapılarını kaybetmiştir.

Günümüzde, bir yandan ormansızlaşmaya karşı mücadele verilirken, bir yandan da etkin bir şekilde rehabilitasyon, çölleşmeyle mücadele ve ağaçlandırma yapılmaktadır. Amaç, mevcut ormanların gelecek nesillere hiç değilse bugünkü hâliyle devredilebilmesidir. Bu, insanlığın en önemli görevidir.

Bu bağlamda Anadolu’ya baktığımızda, tarihin ilk dönemlerinde ormanlarla kaplı olan Anadolu, yüz yıllar boyunca değişik medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bu süreç içerisinde ormanlar aşırı kullanım sonucu tahrip olmuştur. Ülkemizde ormanlar ve ormancılığa ilişkin ilk belgeler Osmanlı dönemine ait olmakla birlikte, ormanlar hakkında yeterli bilgi içermemektedirler. Ancak Anadolu’nun ormanlarla kaplı olduğu Evliya Çelebi’nin “Doğudan batıya, dersaadete güneş görmeden, ormanlardan geçilerek gidilir.” sözlerinden anlaşılmaktadır. Zira, benzer ifadelere yerli ve yabancı kaynaklarda da rastlamak mümkündür. Bütün bu belgelerden, Anadolu’nun orman bakımından oldukça zengin olduğunu ve yüz yıllar boyunca bilgisiz, plansız ve aşırı kullanım sonucu tahrip olduğunu anlıyoruz.

Osmanlı döneminde ormanların cibali mübaha olarak herkesin istifadesine açık kılındığı bilinmektedir. Ormanlara ilişkin ilk düzenleme, Tanzimat Fermanı’yla birlikte 1839 yılında, İstanbul Orman Müdürlüğünün kuruluşuyla başlamaktadır.

Cumhuriyet döneminde, cibali mübaha rejiminden düzenli devlet ormancılığına geçilmiştir. Bu geçiş, çok sancılı olmuştur. Ormancılıkla ilgili çok sayıda yasa çıkmış ve değişiklikler yapılmıştır. Bu yasal değişikliklerden ormanlarımız hep zarar görmüştür. Örneğin, 1945 yılında ormanların devletleştirilmesine tepki olarak çıkarılan orman yangınlarıyla sadece iki yılda 290 bin hektar orman alanı yakılmıştır.

Yasalarımızdaki orman tanımı bir ekosistemi değil, bir hakkı hukuki olarak tanımlamaktadır. Bu tanım günümüzde ciddi sorunlara yol açmaktadır. Orman tanımında yapılan sürekli değişiklikler, kadastro ve mülkiyet karmaşasını doğurmuş, 1924 yılında beş yılda bitirilmesi öngörülen orman kadastrosu hâlâ bitirilememiştir.

Sayın milletvekilleri, orman teşkilatının tarihsel gelişimine baktığımızda ise 1839 yılında kurulan ve ilk kurumsal ormancılık örgütü olan Orman Müdürlüğü, iktisadi yapısı bozulan imparatorluğun gelir kaynaklarını artırmak üzere kurulmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Uslu.

NURİ USLU (Devamla) – Cumhuriyet döneminde 1937 yılında çıkarılan 3204 sayılı Kanun’la hükmi şahsiyeti haiz katma bütçeli bir idare olarak Orman Genel Müdürlüğü kurulmuş ve bugünkü modern ormancılığımızın temellerini atmıştır.

Orman Genel Müdürlüğü, yüz altmış dokuz yıllık tarihî geçmişiyle, ülkemizin en ücra köşelerine kadar yayılan 27 bölge müdürlüğü, 217 işletme müdürlüğü ve 1.300’ü aşan orman işletme şefliği ile 40 bin çalışanıyla, özellikle cumhuriyetin kuruluş yıllarında ülkenin ulaşılamayan en mahrum bölgelerinde istihdam ve kaynak yaratmış, yol, su ve haberleşme gibi altyapı hizmetlerine katkı sağlayarak dolaylı yollardan kırsal alanda halkımızın ulaşım ve özellikle geçimine çok büyük katkı yapmıştır. Yüz binlerce aile geçimini tamamen orman işçiliğine bağlamıştır. Günümüzde ise ormanlar, yediden yetmiş yediye her yaşta insanın yaşam kaynağını oluşturmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Uslu, süreniz tamamlandı efendim. Son sözünüzü alayım.

Buyurun.

NURİ USLU (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

1960’lı yıllardan sonra sistemli bir şekilde artan ormancılık çalışmaları bağımsız bir Orman Bakanlığı yapılanmasını zorunlu kılmıştır.

Sayın milletvekilleri, sonuç olarak bu duygularla orman teşkilatının tüm çalışanlarına başarı ve sağlık diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Uslu.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır.

Önergeleri okutuyorum:

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz ve 27 milletvekilinin, Gediz Nehri’ndeki kirliliğin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/205)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gediz Nehrinin kirlenme sebeplerinin araştırılarak, nehrin kirlilikten kurtarılması ve bu kirlenmenin havzaya yaptığı etkilerinin araştırılarak, yapılacak yasal düzenlemeler de dahil olmak üzere alınacak önlemlerin tespiti amacıyla Anayasanın 98 inci, TBMM İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Mustafa Enöz                                  (Manisa)

2) Oktay Vural                                     (İzmir)

3) Mümin İnan                                     (Niğde)

4) Erkan Akçay                                    (Manisa)

5) Ahmet Orhan                                   (Manisa)

6) Ahmet Kenan Tanrıkulu                  (İzmir)

7) Osman Durmuş