DÖNEM: 23 CİLT: 20 YASAMA YILI: 2
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
104’üncü
Birleşim
14 Mayıs 2008 Çarşamba
İ Ç İ N D E K İ L
E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III.
- YOKLAMA
IV.
- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Muğla
Milletvekili Ali Arslan’ın, Özürlüler Haftası’na
ilişkin gündem dışı konuşması
2.- Hatay
Milletvekili Abdulaziz Yazar’ın, 14 Mayıs Eczacılık
Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması
3.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Domaç’ın, 14 Mayıs Eczacılık
Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER
A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler
1.- Gaziantep
Milletvekili Mehmet Sarı’nın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında
Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/116) (S. Sayısı: 153)
2.- Kütahya
Milletvekili Soner Aksoy’un yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında
Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/117) (S. Sayısı:154)
B) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- Türkiye Radyo
ve Televizyon Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve
Bütçe Komisyonu Raporu (1/541) (S. Sayısı: 219)
2.- İş Kanunu ve
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı; Trabzon
Milletvekili Cevdet Erdöl ve 2 Milletvekili ile
Şanlıurfa Milletvekili Ramazan Başak’ın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifleri ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu
Raporu (1/570, 2/227, 2/228) (S. Sayısı: 224)
VI.- BAŞKANLIĞIN
GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Tezkereler
1.- Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanı Köksal Toptan’ın, Romanya Meclis Başkanı Bogdan Olteanu’nun davetine
icabet etmek üzere, beraberinde Parlamento heyetiyle, Romanya’ya resmî
ziyarette bulunmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/426)
2.- Slovenya
Dönem Başkanlığı çerçevesinde, Slovenya’nın başkenti Ljubljana’da
düzenlenecek olan “AB Üye ve Aday Ülkeleri Parlamentoları Tarım İşleri
Komisyonları Başkanları Toplantısı”na davet edilen Adana Milletvekili ve Tarım,
Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişci’nin davete icabet etmesine ilişkin Başkanlık
tezkeresi (3/427)
3.- Bosna-Hersek,
Arnavutluk ve Bulgaristan’a resmî ziyarette bulunan Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan’a refakat eden heyete iştirak etmesi uygun görülen milletvekillerine
ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/428)
4.- Rusya
Federasyonu’na resmî ziyarette bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a refakat eden heyete iştirak etmesi uygun görülen
milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/429)
5.- Almanya’ya
resmî ziyarette bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a
refakat eden heyete iştirak etmesi uygun görülen milletvekillerine ilişkin
Başbakanlık tezkeresi (3/430)
6.- İsveç’e resmî
ziyarette bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a refakat eden heyete iştirak
etmesi uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/431)
VII.- SATAŞMALARA
İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Çorum
Milletvekili Agâh Kafkas’ın, Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş’un
konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması
2.- Kırıkkale
Milletvekili Osman Durmuş’un, Çorum Milletvekili Agâh
Kafkas’ın konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması
3.- Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, İzmir Milletvekili Canan
Arıtman’ın, konuşmasında partisine sataşması
nedeniyle konuşması
VIII.- YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Kahramanmaraş
Milletvekili Durdu Özbolat’ın, TRT yönetimine ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (7/2596)
2.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, personel sayılarına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/2975)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu
saat 15.00’te açılarak üç oturum yaptı.
Birinci ve İkinci Oturum
Giresun
Milletvekili Murat Özkan, Hükûmetin uyguladığı tarım
politikalarına ve fındık üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündem dışı bir
konuşma yaptı.
İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, cevaplanmayan soru önergelerine ilişkin gündem
dışı konuşmasına, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek,
Denizli
Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, sanayi üretiminin
artırılmasına ilişkin gündem dışı konuşmasına, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek,
Cevap verdi.
8/5/2008 tarihinde
dağıtılan ve Genel Kurulun aynı tarihli 101’inci Birleşiminde okunan Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki (11/2) esas numaralı gensoru önergesinin,
gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmında yer almasına; Anayasa’nın
99’uncu maddesi gereğince gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin
Genel Kurulun 13/5/2008 Salı günkü birleşiminde yapılmasına; gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 70, 59 ve
66’ncı sıralarında yer alan 224, 133 ve 220 sıra sayılı Kanun Tasarılarının bu
kısmın 2, 3 ve 4’üncü sıralarına alınmasına ve diğer kanun tasarı ve
tekliflerinin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun
13/5/2008 Salı ve 14/5/2008 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü sorular ile
diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine;
Genel Kurulun 13/5/2008 Salı günkü birleşiminde 15.00-21.00, 14/5/2008 Çarşamba
ve 15/5/2008 Perşembe günkü birleşimlerinde ise 13.00-21.00 saatleri arasında
çalışmalarını sürdürmesine; Sayıştay üyelikleri için yapılacak seçimlerin,
Genel Kurulun 20/5/2008 Salı günkü birleşiminde yapılmasına; 220 sıra sayılı
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve 224 sıra sayılı İş Kanunu ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci
maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi,
yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildi.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri Ankara
Milletvekili Hakkı Suha Okay,
İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol’un, 1 Mayıs
kutlamalarının Taksim’de yapılmasını engelleyerek toplantı ve gösteri yürüyüşü
hakkını ihlal ettiği, güvenlik güçlerini orantısız güç kullanmaya teşvik
ettiği, bu tutumuyla toplumsal barışı tehlikeye atarak şiddet görüntülerinin
ortaya çıkmasına neden olduğu iddiasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında
gensoru açılmasına ilişkin önergesinin (11/2) gündeme alınıp alınmamasına
ilişkin ön görüşmesi tamamlandı; yapılan oylama sonucunda, önergenin gündeme
alınması kabul edilmedi.
Kocaeli Milletvekili
M. Cevdet Selvi, Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün’ün,
1996 yılında yapmış olduğu bir konuşmayı çarpıttığı,
İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol, Kocaeli Milletvekili
Nihat Ergün’ün, konuşmasında partisine sataştığı,
İddiasıyla birer
konuşma yaptılar.
Saat 19.25’te
toplanmak üzere ikinci oturuma 19.12’de son verildi.
|
|
|
Köksal TOPTAN |
|
|
|
|
Başkan |
|
|
|
Fatma SALMAN KOTAN |
|
Fatoş GÜRKAN |
|
|
Ağrı |
|
Adana |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
|
|
|
Yusuf COŞKUN |
|
|
|
|
Bingöl |
|
|
|
|
Kâtip Üye |
|
Üçüncü Oturum
Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:
1’inci sırasında
bulunan, Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı (1/541) (S. Sayısı: 219) komisyon yetkilileri Genel Kurulda
hazır bulunmadığından ertelendi.
2’nci sırasına alınan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında
değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi
kararlaştırılmış olan İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısı, Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl
ve 2 Milletvekili ile Şanlıurfa Milletvekili Ramazan Başak’ın Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri’nin (1/570, 2/227, 2/228) (S.
Sayısı: 224) tümü üzerinde bir süre görüşüldü.
14 Mayıs 2008
Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00’te toplanmak üzere birleşime
20.51’de son verildi.
|
|
|
|
|
|
|
|
Nevzat PAKDİL |
|
|
|
|
Başkan Vekili |
|
|
|
Fatma SALMAN KOTAN |
|
Yusuf COŞKUN |
|
|
Ağrı |
|
Bingöl |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
No.:146
II.- GELEN KÂĞITLAR
14 Mayıs 2008 Çarşamba
Raporlar
1.- Sayıştayda Boş Bulunan Üyeliklere 832 Sayılı Sayıştay
Kanununun 6 ve Ek 8 inci Maddeleri Hükümlerine Göre Yapılacak Seçime Dair
Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ve Sayıştay Üyeleri Ön Seçim Geçici Komisyonu
Raporu (3/94) (S. Sayısı:123) (Dağıtma tarihi: 14.5.2008) (GÜNDEME)
2.- Sayıştayda Boş Bulunan Üyeliklere 832 Sayılı Sayıştay
Kanununun 6 ve Ek 8 inci Maddeleri Hükümlerine Göre Yapılacak Seçime Dair
Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ve Sayıştay Üyeleri Ön Seçim Geçici Komisyonu
Raporu (3/233) (S. Sayısı:124) (Dağıtma tarihi: 14.5.2008) (GÜNDEME)
3.- Engellilerin
Haklarına İlişkin Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/567) (S. Sayısı: 227) (Dağıtma
tarihi: 14.5.2008) (GÜNDEME)
14 Mayıs 2008 Çarşamba
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.03
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
104’üncü Birleşimini açıyorum.
III.- YOKLAMA
BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağım.
Yoklama için üç dakika süre veriyorum.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz
vereceğim.
Gündem dışı ilk söz, Özürlüler Haftası nedeniyle söz isteyen Muğla
Milletvekili Ali Arslan’a aittir.
Buyurunuz Sayın Arslan.
Süreniz beş dakikadır.
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, Özürlüler Haftası’na ilişkin gündem dışı
konuşması
ALİ ARSLAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; 10-16 Mayıs Özürlüler Haftası nedeniyle gündem dışı söz almış
bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, dünyada 600 milyon, ülkemizde de 9 milyon
civarında özürlü yurttaşımız yaşıyor. Bu yurttaşlarımızın büyük sorunları var.
Eğitim hizmetlerinden yararlanmaları noktasında büyük sorunları var, sağlık
hizmetlerinden yararlanmaları noktasında sorunları var, özellikle istihdam
edilmeleri konusunda çok büyük sorunlar yaşıyorlar; büyük bir çoğunluğu kendi kendine
yetemez durumda; aileleri, özellikle anneleri “Ben öldükten sonra çocuğum ne
olacak, nasıl yaşar?” kaygısıyla yaşamlarını âdeta bir kâbus hâline
getirmişler. Böyle bir haftada bu yurttaşlarımızın sorunlarının dile
getirilmesini bir görev saydım, o nedenle söz aldım, gerçekten büyük sorunları
var.
Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, 2005 yılında bu Meclis, çok
uzun dönemden beri mücadele eden sivil toplum örgütlerinin, -burada isimlerini
tek tek sayamayacağım çünkü unutursam bazılarına
haksızlık olacak- siyaset adamlarının, bakanların, Cumhuriyet Halk Partisinin
ve Adalet ve Kalkınma Partisinin büyük gayretleriyle bir Özürlüler Yasası
çıkardık. Yasa çıkınca özürlüler tarafından büyük bir coşkuyla, sevinçle,
umutla karşılandı ancak aradan geçen üç yıllık süre içinde bu coşku, bu umut,
bu sevinç yerini öfkeye, umutsuzluğa ve üzüntüye bıraktı. Çünkü yasayla elde
ettikleri hak ve kazanımları, daha sonra çıkardığımız yönetmeliklerle geri
aldık, hatta bazı durumlar var ki yasayla verdiğimiz hakları geri aldığımızın
ötesinde yasa çıkmadan önce olan haklarını bile, alanı daraltarak, ellerinden
geri aldık.
Bunlardan bir tanesi -2022 sayılı- halk arasında “yaşlılık aylığı”
diye bilinen, yoksullara, kimsesizlere, altmış beş yaşını geçen
yurttaşlarımıza, işsiz özürlülerimize verdiğimiz maaş. O Yasa’yla bildiğiniz
gibi, özürlülük derecesine göre -bu maaş çok komik bir maaş biliyorsunuz-
katlamalı olarak, özürlü yurttaşlarımızın maaşlarının, işsiz engellilerimizin
maaşlarının artmasını planlamıştık. Ne oldu? Bu Yasa, 2022 sayılı Yasa 1976
yılından beri uygulanıyor. Yetersiz olsa da yaraya az buçuk merhem olmaya
çalışıyordu. Özürlüler Yasası çıktıktan sonra sanki intikam alırcasına, sanki
verilen hakları tekrar geri almak istercesine, hunharcasına, vahşicesine, 81 bin
engellimizin 2022 sayılı Yasa’dan yararlanarak aldığı maaş iptal edildi. Onun
ötesinde, maaşları iptal edilen engelli yurttaşlarımıza 8 ile 10 bin yeni Türk
lirası civarında borçlar çıkarıldı. Yaşamları âdeta bir kâbusa döndü. Neyse ki,
bildiğiniz gibi, 17 Nisan günü Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Yasası görüşülürken, geçici bir maddeyle bu yurttaşlarımızın bu borçları iptal
edildi. Ancak, 2022 sayılı Yasa ve buna bağlı olarak engellilerimizin aldığı
maaşlarla ilgili hüküm devam ediyor. Yani 2022 sayılı Yasa bu hâliyle devam
ettiği sürece özürlü yurttaşlarımızın, işsiz özürlü yurttaşlarımızın, maaş alan
özürlü yurttaşlarımızın, her ay yine yaşamlarının bir kâbus hâline dönmesi söz
konusu. O açıdan, 2022 sayılı Yasa’da hem maaşlarını önemli düzeyde artıracak,
en azından asgari ücretle endeksleyecek bir düzenlemeye ihtiyaç var değerli
arkadaşlarım.
Bu yurttaşlarımız, biraz önce söyledim, yasa çıkanca büyük bir
sevinç içindelerdi, şimdi çok öfkeliler. Yürüyüşler yapıyorlar. Bakın,
geçtiğimiz 9 Mayısta Anıtkabir’den Güven Park’a kadar yürüdüler, sorunlarını
dile getirmeye çalışıyorlar. Gerçekten çok çok önemli
sorunları var. Yurdun dört bir yanından özürlü yurttaşlarımız meydanlarda,
tıpkı bu Yasa çıkmadan önceki gibi. Yine de bu çabalarını devam ettirecekler. O
açıdan bizim de bir an önce bu özürlü yurttaşlarımızın sorunlarının çözülmesi
konusunda elimizden gelen gayreti göstermemiz lazım.
Değerli arkadaşlarım, sürem çok yeterli değil. En azından diğer
sorunlarını başlıklar hâlinde burada dile getirmek istiyorum. Birincisi,
dediğim gibi, 2022 sayılı Yasa’yla ilgili uygulama.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.
ALİ ARSLAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bir diğeri, 16 Temmuz 2006 tarihli Özürlülük Ölçütü,
Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında
Yönetmelik. Bu Yönetmelik’te ne oldu? Daha önce yüzde
80, yüzde 100 özürlü durumdaki yurttaşlarımız yeni çıkarılan yönetmeliklerle
özürlülük oranları azaldı. Özürlülük oranlarına göre alması gereken haklardan
artık birçoğu yararlanamıyor. Mesela yüzde 70 ortopedik özürlü olan bir
yurttaşımızın özrü bu Yönetmelik’te yüzde 30’lara,
yüzde 35’lere düştü. Bildiğiniz gibi, özürlülük oranlarıyla ilgili birtakım
maaşları, bakım ücretleri bu arkadaşlarımızın, bu yurttaşlarımızın artıyor.
Değerli arkadaşlarım, bir başka sıkıntıları, özel eğitim
merkezlerindeki hizmetin kalitesinin düşüklüğü, sürenin yetersizliği.
Bildiğiniz gibi, o Yasa’yla özel eğitim merkezlerinde bu yurttaşlarımızın
eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerini almasını
sağladık. Ancak, bu yurttaşlarımız ayda sadece on saat eğitim hizmetlerinden
yararlanabiliyor. Talepleri haftada beş gün, en az yarım gün olmak üzere eğitim
alabilmelerini bu Meclisin…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Arslan,
lütfen son cümlenizi de söyleyiniz.
ALİ ARSLAN (Devamla) – Tabii bu kadar kısa bir sürede bu kadar
büyük bir sorunu anlatmak çok kolay değil. Ben sabrınıza teşekkür ediyorum.
Bildiğiniz gibi, yarın Eczacılar Günü. Ben tüm eczacılarımızın da
14 Mayıs Eczacılar Günü’nü kutluyorum ve özürlü vatandaşlarımızın sorunlarının
bir an önce çözüldüğü bir Türkiye dileğiyle hepinizi yeniden saygıyla, sevgiyle
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Arslan.
Gündem dışı ikinci söz, 14 Mayıs Dünya Eczacılar Günü
münasebetiyle söz isteyen Hatay Milletvekili Abdulaziz
Yazar’a aittir.
Buyurunuz Sayın Yazar. (CHP sıralarından alkışlar)
2.- Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar’ın, 14 Mayıs Eczacılık Günü’ne ilişkin
gündem dışı konuşması
ABDULAZİZ YAZAR (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
14 Mayıs Eczacılar Günü dolayısıyla gündem dışı söz almış buluyorum. Yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, temel amacı bu ülkenin insanlarına
nitelikli sağlık hizmeti sunmak olan biz eczacıların bütün sorunlarının
çözülmüş olduğu, aksaklıkların giderildiği ve eczacılık sektörünün daha iyiye
gitmesi yönünde çalışmaların yürütüldüğü günlerin geleceğine olan inancımla,
tüm eczacı meslektaşlarımın 14 Mayıs Eczacılar Günü’nü kutluyorum.
Eczacı bir milletvekili olarak şunu ifade etmek istiyorum ki,
eczacılık mesleği ve eczacılar, sağlık sektörünün en önemli yapı taşlarından
biridir. Bu asla göz ardı edilmemelidir.
Hükûmet tarafından
hazırlanan 6197 sayılı yasa tasarısı, İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğünde
görüşülmüş olmasına rağmen hâlen Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine
alınamamıştır. 6197 sayılı Yasa’da “eczanenin sahibi ve sorumlu müdürü
eczacıdır” yerine, Sağlık Bakanlığı tarafından “eczanenin sorumlu müdürü eczacı
olacaktır” ifadesi getirilmek istenmektedir. Bu ifadeyle, zincir eczanelerin
yolu açılmakta, dolayısıyla serbest eczacının geleceği tehlikeye sokulmaktadır.
Sayın milletvekilleri, 10/02/2005
tarihinden itibaren kamu kurum ve kuruluşlarıyla eczaneler arasında yapılan
sözleşmede, eczacının sözleşme gereği yapmış olduğu iskontoya
ilaveten, yanlış uygulama nedeniyle, ortalama yüzde 3 oranında zarara
uğratılmaktadır. Hastaların maaşından kesilen katılım paylarının eczacıya
zamanında ödenmemesi ve eczacının sistem bilgilerine güvenerek karşılamış
olduğu reçete ve raporlarda sıklıkla kesinti ve iadelerin yaşanması
eczacılarımızı mağdur etmektedir. Provizyon sisteminin mevcut kullanıcı
sayısıyla yetersiz kalması sistemin aksamasına neden olmaktadır. Özellikle
fatura kesme dönemlerinde yoğun giriş nedeniyle aksamalar yaşanmakta ve
eczacıyla hasta karşı karşıya gelmektedir.
Sayın milletvekilleri, eczacıların kuruma teslim etmiş oldukları
faturaların takibinin de sistemden yapılamaması eczacının hakkını araması,
-kesinti, iade sebeplerini öğrenmesi ve itiraz etmesi gibi- hesabını tam olarak
bilmesi konusunda çok büyük sıkıntılar yaratmaktadır. Bu sıkıntıların
giderilebilmesi için provizyon sisteminin rantabl
çalışmasının sağlanması, geri ödemelerde de sorun yaşanmaması için reçete ve
rapor girişlerinde provizyonda yer alan bilgilerin güvenilirliğinin sağlanması,
yurt dışı SSK reçetelerinin de provizyon sistemine dâhil edilmesi, eczacıların
kuruma teslim etmiş oldukları faturaların takibinin provizyon sisteminden
yapılmasına olanak verecek hâle getirilmesi sağlanmalıdır.
Sayın milletvekilleri, ülkemizde düşük cirolar nedeniyle 8 bin
eczanenin kapanma noktasına geldiği göz önünde bulundurularak, eczacılara, birçok
Avrupa Birliği üyesi ülkede olduğu gibi eczacılık hizmetine karşılık kutu ya da
reçete başına belli bir hak ödenmelidir. Hastane eczanelerinde ilaç
bulundurulması ve bu ilaçların eczacılar tarafından verilmesi elbette ki
desteklenecek, toplum açısından faydalı bir yaklaşımdır. Fakat,
hastaların ilaca erişimini kolaylaştırmak amacıyla ısrarla üzerinde durulsa da
hastanelerin henüz böyle bir uygulamaya hazır olmamaları nedeniyle pratikte
hastalar için büyük mağduriyetler oluşturmuştur. Dışarı çıkarılan yatan hasta
reçetelerinin hastane alacağından mahsup edilecek olması, hastaneleri
eczanelerinde bulunan sınırlı sayıda ilacı kullanmak zorunda bırakmıştır.
Herhangi bir serbest eczanede 6-7 bin kalem ilaç bulunurken sadece eldeki
500-600 kalem ilacı hastaların tedavisi için kullanmak, hastayı çağın ve
bilimin bize sunduğu imkânlarla tedavi etmek yerine eldeki stoklara göre tedavi
etmek anlamına gelmektedir. Mevcut durumda hastane eczanelerinde yeterli sayıda
eczacı bulunmamaktadır. 1/1/2008 tarihinden itibaren
de uygulamaya başlanmış olan yatan hasta reçetelerinin hastane dışına
çıkarılmaması olayı neticesinde kamunun eczacı ihtiyacının giderilmesi
gerekmektedir. Kamu kurumlarında çalışan eczacılar arasında ciddi bir ücret
farklılığı mevcuttur. Bu durumun da bir an önce düzeltilmesi gerekmektedir.
Sayın milletvekilleri, bugün tüm yurdumuzda eczacılar
vitrinlerini, AKP Hükûmetinin ilaç ve eczacılık
politikalarını protesto etmek amacıyla siyah bez ve afişlerle kapatmışlardır.
Bu protestonun en büyük nedenlerinden biri, AKP Hükûmetinin
hazırlığını yaptığı İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Yasa Tasarısı’nın Türkiye’deki
uluslararası ilaç sektörünün isteğiyle gündeme gelmiş olmasıdır. Sağlık
Bakanlığının hayata geçirilmek üzere önünde bulunan bir projeye göre, Bakanlık
ve ilaç sanayisi, “ara ürün” adını verdiği yaklaşık iki bin çeşit ilacın
reçetesiz ve reklam serbestisiyle satılabilmesi için
anlaşmak…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.
ABDULAZİZ YAZAR (Devamla) – Tabii.
Söz konusu iki bin çeşit ilaç bu sınıflandırmaya girdikten sonra
sosyal güvenlik kurumlarının ödeme listesinden çıkarılacak olan bu ilaçları
kullanmak zorunda olan hastalar artık bu ilaçların bedellerini ceplerinden
ödeyerek tedavi olacaklardır. Bu ilaçlar için reklam kampanyası da yapılacak,
dolayısıyla kontrolden çıkacaktır.
Burada bir büyük hedef daha var. Büyük holdingler ilaç pazarlarına
girmek amacıyla zincir eczaneler kuracaklar tıpkı süpermarketler gibi, ilaç
satışı da süpermarket işine dönüşmüş olacak. Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın
Oral Çalışlar’a da bugünkü yazısında eczacılarımızın
sorunlarını dile getirdiği için teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri, ancak sorunların giderilmesi konusunda
üzülerek ifade ediyorum ki, AKP İktidarından hiç umudum yok. İktidar hemen her
konuda olduğu gibi eczacıların sorunları konusunda da bilgi sahibi değil.
Bu vesileyle tekrar tüm meslektaşlarımın 14 Mayıs Eczacılar
Günü’nü sağlık ve mutluluk dileklerimle kutlar, yüce heyetinizi saygıyla
selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yazar.
Gündem dışı üçüncü söz yine Eczacılık Günü dolayısıyla söz isteyen
İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç’a aittir.
Buyurunuz Sayın Domaç. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç’ın, 14 Mayıs Eczacılık Günü’ne ilişkin gündem dışı
konuşması
MEHMET DOMAÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bilimsel eczacılığın 169’uncu yılında ve 14 Mayısın 40’ıncı yılındayız. Bugün
Mektebi Tıbbiyei Şahanede eczacılık okulunun açıldığı
gün, yani 169 yıl önce ilk defa bilimsel eczacılık ülkemizde başlamış oldu.
Ülkemizin dört bir yöresinde ve yönünde bulunan illerde, ilçelerde, beldelerde,
köylerde, hastanelerde ve değişik iş yerlerinde çalışan tüm meslektaşlarımın
Eczacılık Günü’nü kutluyorum.
Doğuştan kazanılmış sağlık hakkını savunmak için çaba harcayan
meslektaşlarımızın insan sağlığına katkıları vaz
geçilmez. Kaliteli bir yaşam sürmesi için bu ülke insanına hizmet veriyorlar,
emek harcıyorlar.
Bugün sorunlarını tartışıyor eczacılar; çözüm önerileri
üretiyorlar ve bu ülke insanına katkı sağlıyorlar. Bizler de, eczacıların
sorunlarını çözmek için Parlamento olarak, Hükûmet
olarak gayret sarf etmeliyiz. Çünkü görevimiz bu.
Sayın milletvekilleri, ülkemizde 23 bin halk eczacılığı yapan,
yani genel tabirle, Türkiye’de alışık tabirle “serbest eczacılık” yapan
meslektaşımız var. Onların yanında bine yakın meslektaşımız çalışıyor. Bunlar
halkla çok iç içeler, çok yakından temastalar. Her yıl sekiz yüz yeni eczane
açılıyor Türkiye’de. Bu, Türkiye’deki nüfus artış hızından
çok fazla. Dolayısıyla, serbest eczacılık alanı, halk eczacılığı alanı
sıkışmış durumda. Bunun için, önümüzdeki günlerde, umut ederiz, Türk Eczacıları
Birliği, Sağlık Bakanlığı ve birlikte çalıştığımız 6197 sayılı Yasa Parlamento
gündemine gelir ve onlarla bir rahatlık sağlayabiliriz, esnek bir sınırlama
getirebiliriz.
Kamuya çalışıyor eczacılar Türkiye’de, daha çok kamuya hizmet
veriyorlar ve genel sağlık sigortası kapsamı içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığına hizmet veriyorlar. Her yıl yapılan anlaşmalarla birlikte bu
hizmetlerini sürdürmeye çalışıyorlar ve sürekli değişiklikler yapılıyor. Bu, dünyada da böyle. Dinamik bir yapı ilaç ortamı ve sağlık
ortamı. Çok büyük bir bürokrasiyle karşı karşıyalar eczacılar, artık
bürokrasiden yılmış vaziyetteler. Bürokratik olmayan bir eczacılık hizmeti
sürdürmek için çaba harcıyorlar ve bunun kaldırılması için çaba harcıyorlar.
Ülkede sosyal güvenlik kurumlarına eczacılar indirimli ilaç
veriyorlar. Ama bu indirim kendilerinin yaptığı sözleşmedeki indirimin boyunu
aşmış durumda teknik bir nedenle. Bu teknik neden tartışılıyor, bir türlü
çözüme ulaştırılamıyor. Ama artık bunun çözüme ulaştırılması lazım.
Dolayısıyla, kendilerinin protokolde kabul etmedikleri bir iskontodan
daha fazla iskonto yaparak zarara uğruyorlar,
yaptıkları iskontoyu da ayrıca gelir olarak
gösteriyorlar. Onun değiştirilmesi gerekiyor, paralarının zamanında ödenmesi
gerekiyor, çoğunlukla zamanında ödeniyor yüzde 70-80 civarında, ama yüzde 20’si
de önemli, bunun da bir an önce gerçekleşmesi lazım.
Kamuda çalışan eczacı sayısı az, düşünülenin aksine 900 kişi
çalışıyor Sosyal Güvenlik Kurumunda, 1.130 kişi de Sağlık Bakanlığında
çalışıyor, ayrıca üniversitelerde çalışan 200 kadar eczacımız var, ancak bunların
maaşları arasında büyük farklılıklar var. Bunlardan da en mağdur olanı
üniversite hastanelerinde çalışan meslektaşlarımız, döner sermayeden farklı pay
aldıkları, daha az pay aldıkları için devlet hastanesinde çalışan
meslektaşlarımızdan daha az para almış oluyorlar. Dolayısıyla bunun da
eşitlenmesi gerekiyor Türkiye'de.
İlaç üretiminde gerçek yerlerini alamadılar eczacılar, çünkü
Türkiye'de ilaç ARGE’si yok, bunun için Türkiye'de
bir ilaç ARGE stratejisinin geliştirilmesi gerekiyor. Bu yapıldığı takdirde,
hem ülkemizdeki ilaç ihracatının olanakları ortaya çıkacak hem de bu ARGE’de çalışma olanağı ortaya çıkacak. Dolayısıyla,
Türkiye'de şu anda sanayide çalışan eczacı sayısı 600 civarında, ama bir ilaç
ARGE stratejisi geliştirmekle -belki beş altı yıl sonra- bunu 2 binlere
çıkarmak olanaklı. Dolayısıyla, Türkiye’nin ciddi…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.
MEHMET DOMAÇ (Devamla) – Bitiriyorum.
14 eczacılık fakültesi var, 13’ü öğrenci alıyor Türkiye'de, 1
tanesi henüz öğrenci almaya başlamadı. 7 tane eczacılık fakültesinde gerçek
anlamda öğretim üyesi var, hatta fazlası da var, ama 6 eczacılık fakültesinde
yeterince öğretim üyesi yok. Hatta öyle ki, 1 eczacılık fakültesinde hiç eczacı
öğretim üyesi yok, ama eczacılık fakültesi var. Bu fazla olan fakültelerden,
öğretim üyelerini, olmayan fakültelere aktaracak yöntemi hep birlikte
bulmalıyız, Türkiye’nin önemli bir sorunu olarak karşımıza çıkıyor.
Ben, tekrar, eczacıların 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutluyorum,
kendilerine başarılı çalışmalar diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Domaç.
Şimdi gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyonun
bazı sayın milletvekillerinin yasama dokunulmazlıkları hakkında iki adet raporu
vardır.
Raporların muhalefet şerhleri aynı olduğundan, ortak muhalefet
şerhi son raporun ardından okunacaktır.
Şimdi, raporları sırasıyla okutup bilgilerinize sunacağım.
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
A)
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler
1.- Gaziantep Milletvekili Mehmet
Sarı’nın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi
ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu
(3/116) (S. Sayısı: 153)
2.- Kütahya Milletvekili Soner
Aksoy’un yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi
ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu
(3/117) (S. Sayısı:154) (x)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Gün Batımından Sonra Açık Alanda Propaganda Yapmak suçunu işlediği
iddia olunan Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı hakkında düzenlenen Yasama
Dokunulmazlığının Kaldırılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi ve eki
dosya hakkında Hazırlık Komisyonu Raporu, Karma Komisyonumuzun 19 Mart 2008
tarihli toplantısında görüşülmüştür.
Karma Komisyonumuz, isnat olunan eylemin niteliğini dikkate alarak
Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı hakkındaki kovuşturmanın Milletvekilliği
sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek
Başkanlığa saygı ile sunulur.
|
|
|
|
Burhan Kuzu |
|
|
|
|
İstanbul |
|
|
|
|
Komisyon Başkanı ve üyeler |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Basın yoluyla hakaret suçunu işlediği iddia olunan Kütahya
Milletvekili Soner Aksoy hakkında düzenlenen Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi ve eki dosya hakkında Hazırlık
Komisyonu Raporu, Karma Komisyonumuzun 19 Mart 2008 tarihli toplantısında
görüşülmüştür.
Karma Komisyonumuz, isnat olunan eylemin niteliğini dikkate alarak
Kütahya Milletvekili Soner Aksoy hakkındaki kovuşturmanın Milletvekilliği
sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek
Başkanlığa saygı ile sunulur.
|
|
|
|
Burhan Kuzu |
|
|
|
|
İstanbul |
|
|
|
|
Komisyon Başkanı ve üyeler |
Muhalefet Şerhi
Karma Komisyon’un, kovuşturmanın dönem sonuna ertelenmesine dair
kararına aşağıda yazılı gerekçelerle muhalefet ediyoruz;
(1) Dokunulmazlıklar konusunda, 22. Yasama Dönemindeki temel
sorun; mevcut Anayasanın 76. maddesiyle TBMM İçtüzüğünün 131 ve devamı
maddelerinin, düzenleniş amacına aykırı olarak ve çoğunluk diktasına dayalı bir
anlayışla uygulanmasından kaynaklanmaktadır.
(x)
153 ve 154 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Aynı anlayış ve uygulamanın 23. Yasama Döneminde de devam edeceği
görülmektedir.
Bilindiği gibi, TBMM İçtüzüğünün 131 ve müt.
maddelerindeki hükümlere göre;
Karma Komisyon, olayın ve suçlamanın niteliğine göre; ya
dokunulmazlığın kaldırılmasına ya da kovuşturmanın dönem sonuna ertelenmesine
karar verecektir. Elbette bu değerlendirmeyi yaparken, önüne gelen dosya kapsamını
da göz önünde bulunduracaktır. Dosyanın geldiği safahat, suçlamanın niteliği
gibi hususları genel olarak göz önüne alıp, keza Anayasanın 76. maddesinde
düzenlenmiş olan “Milletvekili seçilme engeli” teşkil eden bir suçlamanın söz
konusu olup olmadığını da değerlendirerek; buna göre karar verecek ve rapor
hazırlayacaktır.
Bunu yaparken, bir yargıç gibi davranmamak gerektiği açıktır.
Delillerin tartışmasından özenle kaçınmak gerekmektedir.
Bu âdil ve objektif yaklaşım içinde hazırlanacak olan raporun, 2
ayrı sonucu olacaktır.
Karma Komisyon ise, hiçbir objektif ölçü arayışına girmeden,
Hükümet kaynaklı talep ve talimatlar doğrultusunda karar vermiştir.
(2) 22. Yasama Döneminde, kişisel kaygı ve siyasi hesaplarla
Meclis iradesine tahakküm eden siyasi iktidarın, aynı anlayış ve uygulamayı bu
dönemde de devam ettirmek istediğini, demokrasi adına endişeyle gözlemliyoruz.
Bu endişe sebebiyledir ki, her zeminde demokrasi ve hukuk adına, AKP Grubunu
uyarmak gereğini duyuyoruz.
Hükûmet kaynaklı olarak
sürdürülen bu hukuk tanımaz uygulamalar sebebiyle; Anayasa ve İçtüzük açık bir
şekilde ihlal edilmektedir.
Hukuka aykırı olan, çoğunluk diktasına dayalı olan bu yanlış
uygulamalar sebebiyledir ki; kişiler yargılanamamakta, bu durum gelişen süreçte
tıkanmalara yol açmaktadır.
Bu yanlış uygulamalar ve dayatmalar sebebiyle; kamuoyunun doğru
bilgilendirilmesi mümkün olamamakta ve adli denetim süreci ihlâl edilmektedir.
Dokunulmazlık kurumu ve keza soruşturma izni kavramları, Siyasi
İktidar tarafından hukuk tanımaz bir anlayışla yozlaştırıldığı ve kötüye
kullanıldığı içindir ki; TBMM belli bir süreçten sonra bazı bürokratlar ve
kanun kaçakları (58 ve 59. Hükûmetler Dönemindeki
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı gibi) için bir sığınma mercii haline
getirilebilmiştir.
Anılan kişi hakkında, yargı kararlarını uygulamamaktan dolayı
Yargıtay 4. Ceza Dairesine intikal eden 20’ye yakın dosya mevcuttur. Bu dosya
sayısının daha da artacağı anlaşılmaktadır.
Keza, AKP Mersin Milletvekili Ali Er hakkındaki dosya da üzerinde
önemle durulması gereken bir dosyadır. Anılan Milletvekili hakkında, oğlunun
yol açtığı ve ölümle sonuçlanan trafik kazasıyla ilgili olayda, sanık konumuna
girerek olayı üstlendiği iddia edilmektedir. Bu çok ağır bir iddiadır. Bir
Milletvekilinin böylesine nitelikli bir iddiayla görevini sürdürmesi ve zan
altında kalması, Milletvekilliği sıfatı ve TBMM’nin saygınlığıyla bağdaşmaz.
Ancak Hükümet kaynaklı talep ve talimatlar sebebiyledir ki, çoğunluk diktası
uygulaması sonucunda, adı geçen Milletvekili de “âdil yargılanma hakkını”
kullanamamaktadır.
Öte yandan; haklarında zimmet, dolandırıcılık, çete kurmak, kamu
taşıma biletlerinde kalpazanlık yapmak gibi suçlamalar bulunan
Milletvekilleriyle ilgili yargılamaların yapılamaması; kamuoyunun denetim
yapması ve bilgi alması süreçlerini olumsuz bir şekilde etkilemektedir.
Türkiye’nin “karanlık suç ilişkileri” dönemini teşkil eden Susurluk ve
bağlantılı dosyaların yargılaması bu yüzden uzun yıllar yapılamamıştır. Faili
meçhul cinayetlerin yoğun olarak işlendiği bir dönemi kapsayan bu olayların
gerçek boyutlarının ortaya çıkarılmamış olması sebebiyledir ki;
aradan geçen 8-10
yıldan sonra benzer nitelikte olan Hrant Dink, Malatya cinayetleri, Rahip cinayetleri ve eylemleri
karşımıza çıkmıştır. Ergenekon ismiyle adlandırılan, ancak hazırlık tahkikatı
aşamasından itibaren Hükümet sözcüsü medya yapılanmasına Emniyet tarafından
servislerin yapıldığı bir tablo ile karşı karşıya olduğumuz görülmektedir.
Acz ifade eden ve
ibret verici olan bir diğer gelişme ise;
henüz iddianamesi dahi
düzenlenmemiş olan bir soruşturma; Başbakan ve Kültür Bakanı tarafından, AKP
aleyhine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılan davayla irtibatlandırılabilmiştir.
Böyle bir tablo ve sunuş, demokrasiler için utanç verici olmanın
ötesinde, demokrasinin geleceği bakımından da endişe vericidir.
(3) Hükümet, dokunulmazlıklar konusunda sıkışmış durumdadır. 22.
Yasama Döneminde yarattığı hukuk dışı uygulamalar Hükümet’i esir almıştır. Bu
esaret, 23. Yasama Döneminde yeni hukuksuzlukları beraberinde getirmektedir.