DÖNEM: 23                            CİLT: 20                    YASAMA YILI: 2

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

104’üncü Birleşim

14 Mayıs 2008 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

   I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMA

IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, Özürlüler Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar’ın, 14 Mayıs Eczacılık Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç’ın, 14 Mayıs Eczacılık Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler

1.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı’nın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/116) (S. Sayısı: 153)

2.- Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/117) (S. Sayısı:154)

B) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/541) (S. Sayısı: 219)

2.- İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı; Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 2 Milletvekili ile Şanlıurfa Milletvekili Ramazan Başak’ın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/570, 2/227, 2/228) (S. Sayısı: 224)

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Köksal Toptan’ın, Romanya Meclis Başkanı Bogdan Olteanu’nun davetine icabet etmek üzere, beraberinde Parlamento heyetiyle, Romanya’ya resmî ziyarette bulunmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/426)

2.- Slovenya Dönem Başkanlığı çerçevesinde, Slovenya’nın başkenti Ljubljana’da düzenlenecek olan “AB Üye ve Aday Ülkeleri Parlamentoları Tarım İşleri Komisyonları Başkanları Toplantısı”na davet edilen Adana Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişci’nin davete icabet etmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/427)

3.- Bosna-Hersek, Arnavutluk ve Bulgaristan’a resmî ziyarette bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a refakat eden heyete iştirak etmesi uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/428)

4.- Rusya Federasyonu’na resmî ziyarette bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a refakat eden heyete iştirak etmesi uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/429)

5.- Almanya’ya resmî ziyarette bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a refakat eden heyete iştirak etmesi uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/430)

6.- İsveç’e resmî ziyarette bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a refakat eden heyete iştirak etmesi uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/431)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Çorum Milletvekili Agâh Kafkas’ın, Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş’un konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş’un, Çorum Milletvekili Agâh Kafkas’ın konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın, konuşmasında partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, TRT yönetimine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (7/2596)

2.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, personel sayılarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/2975)

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak üç oturum yaptı.

 

Birinci ve İkinci Oturum

Giresun Milletvekili Murat Özkan, Hükûmetin uyguladığı tarım politikalarına ve fındık üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündem dışı bir konuşma yaptı.

 

İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, cevaplanmayan soru önergelerine ilişkin gündem dışı konuşmasına, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek,

Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, sanayi üretiminin artırılmasına ilişkin gündem dışı konuşmasına, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek,

Cevap verdi.

 

8/5/2008 tarihinde dağıtılan ve Genel Kurulun aynı tarihli 101’inci Birleşiminde okunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki (11/2) esas numaralı gensoru önergesinin, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmında yer almasına; Anayasa’nın 99’uncu maddesi gereğince gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 13/5/2008 Salı günkü birleşiminde yapılmasına; gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 70, 59 ve 66’ncı sıralarında yer alan 224, 133 ve 220 sıra sayılı Kanun Tasarılarının bu kısmın 2, 3 ve 4’üncü sıralarına alınmasına ve diğer kanun tasarı ve tekliflerinin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun 13/5/2008 Salı ve 14/5/2008 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine; Genel Kurulun 13/5/2008 Salı günkü birleşiminde 15.00-21.00, 14/5/2008 Çarşamba ve 15/5/2008 Perşembe günkü birleşimlerinde ise 13.00-21.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesine; Sayıştay üyelikleri için yapılacak seçimlerin, Genel Kurulun 20/5/2008 Salı günkü birleşiminde yapılmasına; 220 sıra sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve 224 sıra sayılı İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildi.

 

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol’un, 1 Mayıs kutlamalarının Taksim’de yapılmasını engelleyerek toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını ihlal ettiği, güvenlik güçlerini orantısız güç kullanmaya teşvik ettiği, bu tutumuyla toplumsal barışı tehlikeye atarak şiddet görüntülerinin ortaya çıkmasına neden olduğu iddiasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesinin (11/2) gündeme alınıp alınmamasına ilişkin ön görüşmesi tamamlandı; yapılan oylama sonucunda, önergenin gündeme alınması kabul edilmedi.

Kocaeli Milletvekili M. Cevdet Selvi, Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün’ün, 1996 yılında yapmış olduğu bir konuşmayı çarpıttığı,

İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün’ün, konuşmasında partisine sataştığı,

İddiasıyla birer konuşma yaptılar.

 

Saat 19.25’te toplanmak üzere ikinci oturuma 19.12’de son verildi.

 

 

 

Köksal TOPTAN

 

 

 

Başkan

 

 

Fatma SALMAN KOTAN

 

Fatoş GÜRKAN

 

Ağrı

 

Adana

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

 

Yusuf COŞKUN

 

 

 

Bingöl

 

 

 

Kâtip Üye

 

 

Üçüncü Oturum

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında bulunan, Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/541) (S. Sayısı: 219) komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

 

2’nci sırasına alınan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kararlaştırılmış olan İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı, Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 2 Milletvekili ile Şanlıurfa Milletvekili Ramazan Başak’ın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri’nin (1/570, 2/227, 2/228) (S. Sayısı: 224) tümü üzerinde bir süre görüşüldü.

 

14 Mayıs 2008 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00’te toplanmak üzere birleşime 20.51’de son verildi.

 

 

 

 

 

 

Nevzat PAKDİL

 

 

 

Başkan Vekili

 

 

Fatma SALMAN KOTAN

 

Yusuf COŞKUN

 

Ağrı

 

Bingöl

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

                                                                                                                                                        No.:146

 

 

II.- GELEN KÂĞITLAR

14 Mayıs 2008 Çarşamba

 

Raporlar

1.- Sayıştayda Boş Bulunan Üyeliklere 832 Sayılı Sayıştay Kanununun 6 ve Ek 8 inci Maddeleri Hükümlerine Göre Yapılacak Seçime Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ve Sayıştay Üyeleri Ön Seçim Geçici Komisyonu Raporu (3/94) (S. Sayısı:123) (Dağıtma tarihi: 14.5.2008) (GÜNDEME)             

2.- Sayıştayda Boş Bulunan Üyeliklere 832 Sayılı Sayıştay Kanununun 6 ve Ek 8 inci Maddeleri Hükümlerine Göre Yapılacak Seçime Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ve Sayıştay Üyeleri Ön Seçim Geçici Komisyonu Raporu (3/233) (S. Sayısı:124) (Dağıtma tarihi: 14.5.2008) (GÜNDEME) 

3.- Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/567) (S. Sayısı: 227) (Dağıtma tarihi: 14.5.2008) (GÜNDEME)

 

14 Mayıs 2008 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 104’üncü Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Özürlüler Haftası nedeniyle söz isteyen Muğla Milletvekili Ali Arslan’a aittir.

Buyurunuz Sayın Arslan.

Süreniz beş dakikadır.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, Özürlüler Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

ALİ ARSLAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 10-16 Mayıs Özürlüler Haftası nedeniyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, dünyada 600 milyon, ülkemizde de 9 milyon civarında özürlü yurttaşımız yaşıyor. Bu yurttaşlarımızın büyük sorunları var. Eğitim hizmetlerinden yararlanmaları noktasında büyük sorunları var, sağlık hizmetlerinden yararlanmaları noktasında sorunları var, özellikle istihdam edilmeleri konusunda çok büyük sorunlar yaşıyorlar; büyük bir çoğunluğu kendi kendine yetemez durumda; aileleri, özellikle anneleri “Ben öldükten sonra çocuğum ne olacak, nasıl yaşar?” kaygısıyla yaşamlarını âdeta bir kâbus hâline getirmişler. Böyle bir haftada bu yurttaşlarımızın sorunlarının dile getirilmesini bir görev saydım, o nedenle söz aldım, gerçekten büyük sorunları var.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, 2005 yılında bu Meclis, çok uzun dönemden beri mücadele eden sivil toplum örgütlerinin, -burada isimlerini tek tek sayamayacağım çünkü unutursam bazılarına haksızlık olacak- siyaset adamlarının, bakanların, Cumhuriyet Halk Partisinin ve Adalet ve Kalkınma Partisinin büyük gayretleriyle bir Özürlüler Yasası çıkardık. Yasa çıkınca özürlüler tarafından büyük bir coşkuyla, sevinçle, umutla karşılandı ancak aradan geçen üç yıllık süre içinde bu coşku, bu umut, bu sevinç yerini öfkeye, umutsuzluğa ve üzüntüye bıraktı. Çünkü yasayla elde ettikleri hak ve kazanımları, daha sonra çıkardığımız yönetmeliklerle geri aldık, hatta bazı durumlar var ki yasayla verdiğimiz hakları geri aldığımızın ötesinde yasa çıkmadan önce olan haklarını bile, alanı daraltarak, ellerinden geri aldık.

Bunlardan bir tanesi -2022 sayılı- halk arasında “yaşlılık aylığı” diye bilinen, yoksullara, kimsesizlere, altmış beş yaşını geçen yurttaşlarımıza, işsiz özürlülerimize verdiğimiz maaş. O Yasa’yla bildiğiniz gibi, özürlülük derecesine göre -bu maaş çok komik bir maaş biliyorsunuz- katlamalı olarak, özürlü yurttaşlarımızın maaşlarının, işsiz engellilerimizin maaşlarının artmasını planlamıştık. Ne oldu? Bu Yasa, 2022 sayılı Yasa 1976 yılından beri uygulanıyor. Yetersiz olsa da yaraya az buçuk merhem olmaya çalışıyordu. Özürlüler Yasası çıktıktan sonra sanki intikam alırcasına, sanki verilen hakları tekrar geri almak istercesine, hunharcasına, vahşicesine, 81 bin engellimizin 2022 sayılı Yasa’dan yararlanarak aldığı maaş iptal edildi. Onun ötesinde, maaşları iptal edilen engelli yurttaşlarımıza 8 ile 10 bin yeni Türk lirası civarında borçlar çıkarıldı. Yaşamları âdeta bir kâbusa döndü. Neyse ki, bildiğiniz gibi, 17 Nisan günü Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası görüşülürken, geçici bir maddeyle bu yurttaşlarımızın bu borçları iptal edildi. Ancak, 2022 sayılı Yasa ve buna bağlı olarak engellilerimizin aldığı maaşlarla ilgili hüküm devam ediyor. Yani 2022 sayılı Yasa bu hâliyle devam ettiği sürece özürlü yurttaşlarımızın, işsiz özürlü yurttaşlarımızın, maaş alan özürlü yurttaşlarımızın, her ay yine yaşamlarının bir kâbus hâline dönmesi söz konusu. O açıdan, 2022 sayılı Yasa’da hem maaşlarını önemli düzeyde artıracak, en azından asgari ücretle endeksleyecek bir düzenlemeye ihtiyaç var değerli arkadaşlarım.

Bu yurttaşlarımız, biraz önce söyledim, yasa çıkanca büyük bir sevinç içindelerdi, şimdi çok öfkeliler. Yürüyüşler yapıyorlar. Bakın, geçtiğimiz 9 Mayısta Anıtkabir’den Güven Park’a kadar yürüdüler, sorunlarını dile getirmeye çalışıyorlar. Gerçekten çok çok önemli sorunları var. Yurdun dört bir yanından özürlü yurttaşlarımız meydanlarda, tıpkı bu Yasa çıkmadan önceki gibi. Yine de bu çabalarını devam ettirecekler. O açıdan bizim de bir an önce bu özürlü yurttaşlarımızın sorunlarının çözülmesi konusunda elimizden gelen gayreti göstermemiz lazım.

Değerli arkadaşlarım, sürem çok yeterli değil. En azından diğer sorunlarını başlıklar hâlinde burada dile getirmek istiyorum. Birincisi, dediğim gibi, 2022 sayılı Yasa’yla ilgili uygulama.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

ALİ ARSLAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bir diğeri, 16 Temmuz 2006 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik. Bu Yönetmelik’te ne oldu? Daha önce yüzde 80, yüzde 100 özürlü durumdaki yurttaşlarımız yeni çıkarılan yönetmeliklerle özürlülük oranları azaldı. Özürlülük oranlarına göre alması gereken haklardan artık birçoğu yararlanamıyor. Mesela yüzde 70 ortopedik özürlü olan bir yurttaşımızın özrü bu Yönetmelik’te yüzde 30’lara, yüzde 35’lere düştü. Bildiğiniz gibi, özürlülük oranlarıyla ilgili birtakım maaşları, bakım ücretleri bu arkadaşlarımızın, bu yurttaşlarımızın artıyor.

Değerli arkadaşlarım, bir başka sıkıntıları, özel eğitim merkezlerindeki hizmetin kalitesinin düşüklüğü, sürenin yetersizliği. Bildiğiniz gibi, o Yasa’yla özel eğitim merkezlerinde bu yurttaşlarımızın eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerini almasını sağladık. Ancak, bu yurttaşlarımız ayda sadece on saat eğitim hizmetlerinden yararlanabiliyor. Talepleri haftada beş gün, en az yarım gün olmak üzere eğitim alabilmelerini bu Meclisin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Arslan, lütfen son cümlenizi de söyleyiniz.

ALİ ARSLAN (Devamla) – Tabii bu kadar kısa bir sürede bu kadar büyük bir sorunu anlatmak çok kolay değil. Ben sabrınıza teşekkür ediyorum.

Bildiğiniz gibi, yarın Eczacılar Günü. Ben tüm eczacılarımızın da 14 Mayıs Eczacılar Günü’nü kutluyorum ve özürlü vatandaşlarımızın sorunlarının bir an önce çözüldüğü bir Türkiye dileğiyle hepinizi yeniden saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Arslan.

Gündem dışı ikinci söz, 14 Mayıs Dünya Eczacılar Günü münasebetiyle söz isteyen Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar’a aittir.

Buyurunuz Sayın Yazar. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar’ın, 14 Mayıs Eczacılık Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ABDULAZİZ YAZAR (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 14 Mayıs Eczacılar Günü dolayısıyla gündem dışı söz almış buluyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, temel amacı bu ülkenin insanlarına nitelikli sağlık hizmeti sunmak olan biz eczacıların bütün sorunlarının çözülmüş olduğu, aksaklıkların giderildiği ve eczacılık sektörünün daha iyiye gitmesi yönünde çalışmaların yürütüldüğü günlerin geleceğine olan inancımla, tüm eczacı meslektaşlarımın 14 Mayıs Eczacılar Günü’nü kutluyorum.

Eczacı bir milletvekili olarak şunu ifade etmek istiyorum ki, eczacılık mesleği ve eczacılar, sağlık sektörünün en önemli yapı taşlarından biridir. Bu asla göz ardı edilmemelidir.

Hükûmet tarafından hazırlanan 6197 sayılı yasa tasarısı, İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğünde görüşülmüş olmasına rağmen hâlen Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine alınamamıştır. 6197 sayılı Yasa’da “eczanenin sahibi ve sorumlu müdürü eczacıdır” yerine, Sağlık Bakanlığı tarafından “eczanenin sorumlu müdürü eczacı olacaktır” ifadesi getirilmek istenmektedir. Bu ifadeyle, zincir eczanelerin yolu açılmakta, dolayısıyla serbest eczacının geleceği tehlikeye sokulmaktadır.

Sayın milletvekilleri, 10/02/2005 tarihinden itibaren kamu kurum ve kuruluşlarıyla eczaneler arasında yapılan sözleşmede, eczacının sözleşme gereği yapmış olduğu iskontoya ilaveten, yanlış uygulama nedeniyle, ortalama yüzde 3 oranında zarara uğratılmaktadır. Hastaların maaşından kesilen katılım paylarının eczacıya zamanında ödenmemesi ve eczacının sistem bilgilerine güvenerek karşılamış olduğu reçete ve raporlarda sıklıkla kesinti ve iadelerin yaşanması eczacılarımızı mağdur etmektedir. Provizyon sisteminin mevcut kullanıcı sayısıyla yetersiz kalması sistemin aksamasına neden olmaktadır. Özellikle fatura kesme dönemlerinde yoğun giriş nedeniyle aksamalar yaşanmakta ve eczacıyla hasta karşı karşıya gelmektedir.

Sayın milletvekilleri, eczacıların kuruma teslim etmiş oldukları faturaların takibinin de sistemden yapılamaması eczacının hakkını araması, -kesinti, iade sebeplerini öğrenmesi ve itiraz etmesi gibi- hesabını tam olarak bilmesi konusunda çok büyük sıkıntılar yaratmaktadır. Bu sıkıntıların giderilebilmesi için provizyon sisteminin rantabl çalışmasının sağlanması, geri ödemelerde de sorun yaşanmaması için reçete ve rapor girişlerinde provizyonda yer alan bilgilerin güvenilirliğinin sağlanması, yurt dışı SSK reçetelerinin de provizyon sistemine dâhil edilmesi, eczacıların kuruma teslim etmiş oldukları faturaların takibinin provizyon sisteminden yapılmasına olanak verecek hâle getirilmesi sağlanmalıdır.

Sayın milletvekilleri, ülkemizde düşük cirolar nedeniyle 8 bin eczanenin kapanma noktasına geldiği göz önünde bulundurularak, eczacılara, birçok Avrupa Birliği üyesi ülkede olduğu gibi eczacılık hizmetine karşılık kutu ya da reçete başına belli bir hak ödenmelidir. Hastane eczanelerinde ilaç bulundurulması ve bu ilaçların eczacılar tarafından verilmesi elbette ki desteklenecek, toplum açısından faydalı bir yaklaşımdır. Fakat, hastaların ilaca erişimini kolaylaştırmak amacıyla ısrarla üzerinde durulsa da hastanelerin henüz böyle bir uygulamaya hazır olmamaları nedeniyle pratikte hastalar için büyük mağduriyetler oluşturmuştur. Dışarı çıkarılan yatan hasta reçetelerinin hastane alacağından mahsup edilecek olması, hastaneleri eczanelerinde bulunan sınırlı sayıda ilacı kullanmak zorunda bırakmıştır. Herhangi bir serbest eczanede 6-7 bin kalem ilaç bulunurken sadece eldeki 500-600 kalem ilacı hastaların tedavisi için kullanmak, hastayı çağın ve bilimin bize sunduğu imkânlarla tedavi etmek yerine eldeki stoklara göre tedavi etmek anlamına gelmektedir. Mevcut durumda hastane eczanelerinde yeterli sayıda eczacı bulunmamaktadır. 1/1/2008 tarihinden itibaren de uygulamaya başlanmış olan yatan hasta reçetelerinin hastane dışına çıkarılmaması olayı neticesinde kamunun eczacı ihtiyacının giderilmesi gerekmektedir. Kamu kurumlarında çalışan eczacılar arasında ciddi bir ücret farklılığı mevcuttur. Bu durumun da bir an önce düzeltilmesi gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, bugün tüm yurdumuzda eczacılar vitrinlerini, AKP Hükûmetinin ilaç ve eczacılık politikalarını protesto etmek amacıyla siyah bez ve afişlerle kapatmışlardır. Bu protestonun en büyük nedenlerinden biri, AKP Hükûmetinin hazırlığını yaptığı İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Yasa Tasarısı’nın Türkiye’deki uluslararası ilaç sektörünün isteğiyle gündeme gelmiş olmasıdır. Sağlık Bakanlığının hayata geçirilmek üzere önünde bulunan bir projeye göre, Bakanlık ve ilaç sanayisi, “ara ürün” adını verdiği yaklaşık iki bin çeşit ilacın reçetesiz ve reklam serbestisiyle satılabilmesi için anlaşmak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

ABDULAZİZ YAZAR (Devamla) – Tabii.

Söz konusu iki bin çeşit ilaç bu sınıflandırmaya girdikten sonra sosyal güvenlik kurumlarının ödeme listesinden çıkarılacak olan bu ilaçları kullanmak zorunda olan hastalar artık bu ilaçların bedellerini ceplerinden ödeyerek tedavi olacaklardır. Bu ilaçlar için reklam kampanyası da yapılacak, dolayısıyla kontrolden çıkacaktır.

Burada bir büyük hedef daha var. Büyük holdingler ilaç pazarlarına girmek amacıyla zincir eczaneler kuracaklar tıpkı süpermarketler gibi, ilaç satışı da süpermarket işine dönüşmüş olacak. Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın Oral Çalışlar’a da bugünkü yazısında eczacılarımızın sorunlarını dile getirdiği için teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, ancak sorunların giderilmesi konusunda üzülerek ifade ediyorum ki, AKP İktidarından hiç umudum yok. İktidar hemen her konuda olduğu gibi eczacıların sorunları konusunda da bilgi sahibi değil.

Bu vesileyle tekrar tüm meslektaşlarımın 14 Mayıs Eczacılar Günü’nü sağlık ve mutluluk dileklerimle kutlar, yüce heyetinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yazar.

Gündem dışı üçüncü söz yine Eczacılık Günü dolayısıyla söz isteyen İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç’a aittir.

Buyurunuz Sayın Domaç. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç’ın, 14 Mayıs Eczacılık Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET DOMAÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilimsel eczacılığın 169’uncu yılında ve 14 Mayısın 40’ıncı yılındayız. Bugün Mektebi Tıbbiyei Şahanede eczacılık okulunun açıldığı gün, yani 169 yıl önce ilk defa bilimsel eczacılık ülkemizde başlamış oldu. Ülkemizin dört bir yöresinde ve yönünde bulunan illerde, ilçelerde, beldelerde, köylerde, hastanelerde ve değişik iş yerlerinde çalışan tüm meslektaşlarımın Eczacılık Günü’nü kutluyorum.

Doğuştan kazanılmış sağlık hakkını savunmak için çaba harcayan meslektaşlarımızın insan sağlığına katkıları vaz geçilmez. Kaliteli bir yaşam sürmesi için bu ülke insanına hizmet veriyorlar, emek harcıyorlar.

Bugün sorunlarını tartışıyor eczacılar; çözüm önerileri üretiyorlar ve bu ülke insanına katkı sağlıyorlar. Bizler de, eczacıların sorunlarını çözmek için Parlamento olarak, Hükûmet olarak gayret sarf etmeliyiz. Çünkü görevimiz bu.

Sayın milletvekilleri, ülkemizde 23 bin halk eczacılığı yapan, yani genel tabirle, Türkiye’de alışık tabirle “serbest eczacılık” yapan meslektaşımız var. Onların yanında bine yakın meslektaşımız çalışıyor. Bunlar halkla çok iç içeler, çok yakından temastalar. Her yıl sekiz yüz yeni eczane açılıyor Türkiye’de. Bu, Türkiye’deki nüfus artış hızından çok fazla. Dolayısıyla, serbest eczacılık alanı, halk eczacılığı alanı sıkışmış durumda. Bunun için, önümüzdeki günlerde, umut ederiz, Türk Eczacıları Birliği, Sağlık Bakanlığı ve birlikte çalıştığımız 6197 sayılı Yasa Parlamento gündemine gelir ve onlarla bir rahatlık sağlayabiliriz, esnek bir sınırlama getirebiliriz.

Kamuya çalışıyor eczacılar Türkiye’de, daha çok kamuya hizmet veriyorlar ve genel sağlık sigortası kapsamı içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına hizmet veriyorlar. Her yıl yapılan anlaşmalarla birlikte bu hizmetlerini sürdürmeye çalışıyorlar ve sürekli değişiklikler yapılıyor. Bu, dünyada da böyle. Dinamik bir yapı ilaç ortamı ve sağlık ortamı. Çok büyük bir bürokrasiyle karşı karşıyalar eczacılar, artık bürokrasiden yılmış vaziyetteler. Bürokratik olmayan bir eczacılık hizmeti sürdürmek için çaba harcıyorlar ve bunun kaldırılması için çaba harcıyorlar.

Ülkede sosyal güvenlik kurumlarına eczacılar indirimli ilaç veriyorlar. Ama bu indirim kendilerinin yaptığı sözleşmedeki indirimin boyunu aşmış durumda teknik bir nedenle. Bu teknik neden tartışılıyor, bir türlü çözüme ulaştırılamıyor. Ama artık bunun çözüme ulaştırılması lazım. Dolayısıyla, kendilerinin protokolde kabul etmedikleri bir iskontodan daha fazla iskonto yaparak zarara uğruyorlar, yaptıkları iskontoyu da ayrıca gelir olarak gösteriyorlar. Onun değiştirilmesi gerekiyor, paralarının zamanında ödenmesi gerekiyor, çoğunlukla zamanında ödeniyor yüzde 70-80 civarında, ama yüzde 20’si de önemli, bunun da bir an önce gerçekleşmesi lazım.

Kamuda çalışan eczacı sayısı az, düşünülenin aksine 900 kişi çalışıyor Sosyal Güvenlik Kurumunda, 1.130 kişi de Sağlık Bakanlığında çalışıyor, ayrıca üniversitelerde çalışan 200 kadar eczacımız var, ancak bunların maaşları arasında büyük farklılıklar var. Bunlardan da en mağdur olanı üniversite hastanelerinde çalışan meslektaşlarımız, döner sermayeden farklı pay aldıkları, daha az pay aldıkları için devlet hastanesinde çalışan meslektaşlarımızdan daha az para almış oluyorlar. Dolayısıyla bunun da eşitlenmesi gerekiyor Türkiye'de.

İlaç üretiminde gerçek yerlerini alamadılar eczacılar, çünkü Türkiye'de ilaç ARGE’si yok, bunun için Türkiye'de bir ilaç ARGE stratejisinin geliştirilmesi gerekiyor. Bu yapıldığı takdirde, hem ülkemizdeki ilaç ihracatının olanakları ortaya çıkacak hem de bu ARGE’de çalışma olanağı ortaya çıkacak. Dolayısıyla, Türkiye'de şu anda sanayide çalışan eczacı sayısı 600 civarında, ama bir ilaç ARGE stratejisi geliştirmekle -belki beş altı yıl sonra- bunu 2 binlere çıkarmak olanaklı. Dolayısıyla, Türkiye’nin ciddi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

MEHMET DOMAÇ (Devamla) – Bitiriyorum.

14 eczacılık fakültesi var, 13’ü öğrenci alıyor Türkiye'de, 1 tanesi henüz öğrenci almaya başlamadı. 7 tane eczacılık fakültesinde gerçek anlamda öğretim üyesi var, hatta fazlası da var, ama 6 eczacılık fakültesinde yeterince öğretim üyesi yok. Hatta öyle ki, 1 eczacılık fakültesinde hiç eczacı öğretim üyesi yok, ama eczacılık fakültesi var. Bu fazla olan fakültelerden, öğretim üyelerini, olmayan fakültelere aktaracak yöntemi hep birlikte bulmalıyız, Türkiye’nin önemli bir sorunu olarak karşımıza çıkıyor.

Ben, tekrar, eczacıların 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutluyorum, kendilerine başarılı çalışmalar diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Domaç.

Şimdi gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyonun bazı sayın milletvekillerinin yasama dokunulmazlıkları hakkında iki adet raporu vardır.

Raporların muhalefet şerhleri aynı olduğundan, ortak muhalefet şerhi son raporun ardından okunacaktır.

Şimdi, raporları sırasıyla okutup bilgilerinize sunacağım.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler

1.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı’nın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/116) (S. Sayısı: 153)

2.- Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/117) (S. Sayısı:154) (x)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gün Batımından Sonra Açık Alanda Propaganda Yapmak suçunu işlediği iddia olunan Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı hakkında düzenlenen Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılmasına  Dair Başbakanlık Tezkeresi ve eki dosya hakkında Hazırlık Komisyonu Raporu, Karma Komisyonumuzun 19 Mart 2008 tarihli toplantısında görüşülmüştür.

Karma Komisyonumuz, isnat olunan eylemin niteliğini dikkate alarak Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı hakkındaki kovuşturmanın Milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile sunulur.

 

 

 

Burhan Kuzu

 

 

 

İstanbul

 

 

 

Komisyon Başkanı ve üyeler

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Basın yoluyla hakaret suçunu işlediği iddia olunan Kütahya Milletvekili Soner Aksoy hakkında düzenlenen Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi ve eki dosya hakkında Hazırlık Komisyonu Raporu, Karma Komisyonumuzun 19 Mart 2008 tarihli toplantısında görüşülmüştür.

Karma Komisyonumuz, isnat olunan eylemin niteliğini dikkate alarak Kütahya Milletvekili Soner Aksoy hakkındaki kovuşturmanın Milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile sunulur.

 

 

 

Burhan Kuzu

 

 

 

İstanbul

 

 

 

Komisyon Başkanı ve üyeler

Muhalefet Şerhi

Karma Komisyon’un, kovuşturmanın dönem sonuna ertelenmesine dair kararına aşağıda yazılı gerekçelerle muhalefet ediyoruz;

(1) Dokunulmazlıklar konusunda, 22. Yasama Dönemindeki temel sorun; mevcut Anayasanın 76. maddesiyle TBMM İçtüzüğünün 131 ve devamı maddelerinin, düzenleniş amacına aykırı olarak ve çoğunluk diktasına dayalı bir anlayışla uygulanmasından kaynaklanmaktadır.

                                

(x) 153 ve 154 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Aynı anlayış ve uygulamanın 23. Yasama Döneminde de devam edeceği görülmektedir.

Bilindiği gibi, TBMM İçtüzüğünün 131 ve müt. maddelerindeki hükümlere göre;

Karma Komisyon, olayın ve suçlamanın niteliğine göre; ya dokunulmazlığın kaldırılmasına ya da kovuşturmanın dönem sonuna ertelenmesine karar verecektir. Elbette bu değerlendirmeyi yaparken, önüne gelen dosya kapsamını da göz önünde bulunduracaktır. Dosyanın geldiği safahat, suçlamanın niteliği gibi hususları genel olarak göz önüne alıp, keza Anayasanın 76. maddesinde düzenlenmiş olan “Milletvekili seçilme engeli” teşkil eden bir suçlamanın söz konusu olup olmadığını da değerlendirerek; buna göre karar verecek ve rapor hazırlayacaktır.

Bunu yaparken, bir yargıç gibi davranmamak gerektiği açıktır. Delillerin tartışmasından özenle kaçınmak gerekmektedir.

Bu âdil ve objektif yaklaşım içinde hazırlanacak olan raporun, 2 ayrı sonucu olacaktır.

Karma Komisyon ise, hiçbir objektif ölçü arayışına girmeden, Hükümet kaynaklı talep ve talimatlar doğrultusunda karar vermiştir.

(2) 22. Yasama Döneminde, kişisel kaygı ve siyasi hesaplarla Meclis iradesine tahakküm eden siyasi iktidarın, aynı anlayış ve uygulamayı bu dönemde de devam ettirmek istediğini, demokrasi adına endişeyle gözlemliyoruz. Bu endişe sebebiyledir ki, her zeminde demokrasi ve hukuk adına, AKP Grubunu uyarmak gereğini duyuyoruz.

Hükûmet kaynaklı olarak sürdürülen bu hukuk tanımaz uygulamalar sebebiyle; Anayasa ve İçtüzük açık bir şekilde ihlal edilmektedir.

Hukuka aykırı olan, çoğunluk diktasına dayalı olan bu yanlış uygulamalar sebebiyledir ki; kişiler yargılanamamakta, bu durum gelişen süreçte tıkanmalara yol açmaktadır.

Bu yanlış uygulamalar ve dayatmalar sebebiyle; kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi mümkün olamamakta ve adli denetim süreci ihlâl edilmektedir.

Dokunulmazlık kurumu ve keza soruşturma izni kavramları, Siyasi İktidar tarafından hukuk tanımaz bir anlayışla yozlaştırıldığı ve kötüye kullanıldığı içindir ki; TBMM belli bir süreçten sonra bazı bürokratlar ve kanun kaçakları (58 ve 59. Hükûmetler Dönemindeki Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı gibi) için bir sığınma mercii haline getirilebilmiştir.

Anılan kişi hakkında, yargı kararlarını uygulamamaktan dolayı Yargıtay 4. Ceza Dairesine intikal eden 20’ye yakın dosya mevcuttur. Bu dosya sayısının daha da artacağı anlaşılmaktadır.

Keza, AKP Mersin Milletvekili Ali Er hakkındaki dosya da üzerinde önemle durulması gereken bir dosyadır. Anılan Milletvekili hakkında, oğlunun yol açtığı ve ölümle sonuçlanan trafik kazasıyla ilgili olayda, sanık konumuna girerek olayı üstlendiği iddia edilmektedir. Bu çok ağır bir iddiadır. Bir Milletvekilinin böylesine nitelikli bir iddiayla görevini sürdürmesi ve zan altında kalması, Milletvekilliği sıfatı ve TBMM’nin saygınlığıyla bağdaşmaz. Ancak Hükümet kaynaklı talep ve talimatlar sebebiyledir ki, çoğunluk diktası uygulaması sonucunda, adı geçen Milletvekili de “âdil yargılanma hakkını” kullanamamaktadır.

Öte yandan; haklarında zimmet, dolandırıcılık, çete kurmak, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık yapmak gibi suçlamalar bulunan Milletvekilleriyle ilgili yargılamaların yapılamaması; kamuoyunun denetim yapması ve bilgi alması süreçlerini olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Türkiye’nin “karanlık suç ilişkileri” dönemini teşkil eden Susurluk ve bağlantılı dosyaların yargılaması bu yüzden uzun yıllar yapılamamıştır. Faili meçhul cinayetlerin yoğun olarak işlendiği bir dönemi kapsayan bu olayların gerçek boyutlarının ortaya çıkarılmamış olması sebebiyledir ki;

aradan geçen 8-10 yıldan sonra benzer nitelikte olan Hrant Dink, Malatya cinayetleri, Rahip cinayetleri ve eylemleri karşımıza çıkmıştır. Ergenekon ismiyle adlandırılan, ancak hazırlık tahkikatı aşamasından itibaren Hükümet sözcüsü medya yapılanmasına Emniyet tarafından servislerin yapıldığı bir tablo ile karşı karşıya olduğumuz görülmektedir.

Acz ifade eden ve ibret verici olan bir diğer gelişme ise;

henüz iddianamesi dahi düzenlenmemiş olan bir soruşturma; Başbakan ve Kültür Bakanı tarafından, AKP aleyhine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılan davayla irtibatlandırılabilmiştir.

Böyle bir tablo ve sunuş, demokrasiler için utanç verici olmanın ötesinde, demokrasinin geleceği bakımından da endişe vericidir.

(3) Hükümet, dokunulmazlıklar konusunda sıkışmış durumdadır. 22. Yasama Döneminde yarattığı hukuk dışı uygulamalar Hükümet’i esir almıştır. Bu esaret, 23. Yasama Döneminde yeni hukuksuzlukları beraberinde getirmektedir.