DÖNEM: 23 CİLT: 20 YASAMA YILI: 2
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
100’üncü
Birleşim
7 Mayıs 2008 Çarşamba
İ Ç İ N D E K İ L
E R
I.- GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.- YOKLAMA
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI
1.- Adıyaman
Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, Vakıflar Haftası’na ilişkin gündem dışı
konuşması
2.- Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun,
kayısı üreticilerinin sorunları ile alınması gereken önlemlere ilişkin gündem
dışı konuşması
3.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Ahıska Türklerinin Ahıska bölgesine yerleştirilmesinde karşılaştıkları
sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun cevabı
V.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A)
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Trabzon
Milletvekili Asım Aykan’ın yasama dokunulmazlığının
kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/110) (S. Sayısı: 147)
2.- Bilecik
Milletvekili Yaşar Tüzün’ün yasama dokunulmazlığının
kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/111) (S. Sayısı: 148)
B)
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
1.- Turizmi
Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve
Köyişleri ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonu Raporları (1/551) (S. Sayısı: 217)
2.- Bazı Yatırım
ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun
ile Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/480) (S. Sayısı: 94)
VI.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
ÖNERGELER
1.- Ordu
Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın (6/533) ve (6/535) esas numaralı sözlü sorularını
geri aldığına ilişkin önergesi (4/46)
VII.-
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, Uşak Eşme Kışladağ
altın madeni işletmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı
Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/2516)
2.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur’un,
TOKİ’nin bir projesindeki konutların teslimine
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek’in cevabı (7/2877)
3.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, TOKİ’nin bir arazi
satışına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Cemil Çiçek’in cevabı (7/2880)
4.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Özyürek’in, TOKİ’nin
iştirakine arazi satışında ödediği komisyona ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/2882)
5.- Muğla
Milletvekili Fevzi Topuz’un, TOKİ’nin arazi satışına
ödediği bir komisyona ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/2883)
6.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, TOKİ’nin iştirakine
arazi satışına komisyon ödemesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/2884)
7.- İstanbul
Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun, TRT’nin İstanbul
Tepebaşındaki binasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı
(7/2908)
8.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, personel sayılarına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/2970)
9.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, personel sayılarına
ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı
(7/2979)
10.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut’un, TOKİ’nin
satışlarına aracılık eden firmaya ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/2980)
11.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, TOKİ’nin kendi
iştiraklerine komisyonsuz arsa satması ile ilgili yönetmelik değişikliğine
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek’in cevabı (7/2988)
12.- Edirne
Milletvekili Rasim Çakır’ın, Uzunköprü ilçesindeki orman vasfını yitiren
arazilerin kullanım hakkına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/2995)
13.- Mersin
Milletvekili Behiç Çelik’in, Anamur’daki katı atık depolamasına ilişkin sorusu
ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/3043)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu
saat 15.03’te açılarak üç oturum yaptı.
Muş Milletvekili
Sırrı Sakık’ın, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ölüm
yıl dönümüne ve 1 Mayısta İstanbul’da meydana gelen olaylara,
Manisa
Milletvekili Şahin Mengü’nün, 1 Mayısta İstanbul’da
meydana gelen olaylara,
İlişkin gündem
dışı konuşmalarına, İçişleri Bakanı Beşir Atalay cevap verdi.
Burdur
Milletvekili Mehmet Alp, Burdur’un düşman işgalinden kurtuluşunun 88’inci yıl
dönümüne, ilişkin gündem dışı bir konuşma yaptı.
Denizli
Milletvekili Mehmet Salih Erdoğan’ın (3/10) (S.Sayısı: 145),
Afyonkarahisar Milletvekili
Ahmet Koca’nın (3/109) (S.Sayısı: 146),
Yasama
dokunulmazlıklarının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkereleri ve Anayasa
ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon raporları Genel
Kurulun bilgisine sunuldu.
İzlanda
Parlamentosu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolararası
dostluk grubu kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi kabul edildi.
Mersin
Milletvekili Akif Akkuş’un, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ve Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelere Ekli Cetvellerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin
(2/74) İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin
önergesi, yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.
Zeytin,
zeytinyağı ve bitkisel yağ üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/27, 34, 37, 40, 102) esas
numaralı Meclis Araştırma Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubuna düşen 1 üyeliğe Manisa Milletvekili İsmail Bilen seçildi.
Birleştirilerek görüşülmesi kabul edilen (10/3), (10/8), (10/12),
(10/28), (10/31), (10/33), (10/38), (10/42), (10/47), (10/56), (10/59),
(10/62,) (10/64), (10/65), (10/68), (10/71), (10/84), (10/87), (10/89),
(10/98), (10/101), (10/119), (10/145), (10/146) esas numaralı Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergelerin, ön görüşmeleri tamamlanarak, kabul
edildiği açıklandı.
Kurulacak
komisyonun:
21 üyeden
teşekkül etmesi,
Çalışma
süresinin, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimi tarihinden başlamak
üzere üç ay olması,
Gerektiğinde
Ankara dışında da çalışması,
Kabul edildi.
Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:
1’inci sırasında
bulunan, Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı’nın (1/551) (S.Sayısı: 217) görüşmelerine devam edilerek 3’üncü
maddesine kadar kabul edildi, 3’üncü maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.
Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan, Afyonkarahisar
Milletvekili Sait Açba’nın, sözlerini yanlış
aksettirdiği iddiasıyla bir açıklamada bulundu.
7 Mayıs 2008
Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00’te toplanmak üzere birleşime
19.00’da son verildi.
|
Eyyüp Cenap GÜLPINAR |
|
|
|
|
|
|
Başkan Vekili |
|
|
|
Harun
TÜFEKCİ |
|
Murat
ÖZKAN |
|
|
Konya |
|
Giresun |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
No.: 141
II.- GELEN KÂĞITLAR
7 Mayıs 2008 Çarşamba
Tasarı
1.- Yükseköğretim Kanunu ile Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
(1/577) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.4.2008)
Raporlar
1.- Hatay
Milletvekili Sadullah Ergin’in Yasama
Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve
Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/112) (S.Sayısı:
149) (Dağıtma tarihi: 7.5.2008) (GÜNDEME)
2.- Kütahya
Milletvekili Hüsnü Ordu’nun Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/113) (S.Sayısı: 150) (Dağıtma tarihi: 7.5.2008)
(GÜNDEME)
3.- Hatay
Milletvekili Gökhan Durgun’un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/114) (S.Sayısı: 151) (Dağıtma tarihi: 7.5.2008)
(GÜNDEME)
4.- Kocaeli
Milletvekilleri Nihat Ergün ve Osman Pepe’nin Yasama Dokunulmazlıklarının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporları (3/115) (S.Sayısı: 152) (Dağıtma
tarihi: 7.5.2008) (GÜNDEME)
5.- Gaziantep
Milletvekili Mehmet Sarı’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/116) (S.Sayısı: 153) (Dağıtma tarihi: 7.5.2008)
(GÜNDEME)
6.- Kütahya
Milletvekili Soner Aksoy’un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/117) (S.Sayısı: 154) (Dağıtma tarihi: 7.5.2008)
(GÜNDEME)
7.- Karabük
Milletvekili Mehmet Ceylan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/119) (S.Sayısı: 156) (Dağıtma tarihi: 7.5.2008)
(GÜNDEME)
8.- Zonguldak
Milletvekili Polat Türkmen’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/120) (S.Sayısı: 157) (Dağıtma tarihi: 7.5.2008)
(GÜNDEME)
9.- Trabzon
Milletvekili Asım Aykan’ın Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/121) (S.Sayısı: 158) (Dağıtma
tarihi: 7.5.2008) (GÜNDEME)
10.- Mersin
Milletvekili Ali Er’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/122) (S.Sayısı: 159) (Dağıtma tarihi: 7.5.2008)
(GÜNDEME)
11.- İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Tasarısı; Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve
2 Milletvekili ile Şanlıurfa Milletvekili Ramazan Başak’ın Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri ve Sağlık, Aile, Çalışma ve
Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/570, 2/227, 2/228) (S.Sayısı: 224) (Dağıtma tarihi: 7.5.2008) (GÜNDEME)
7 Mayıs 2008 Çarşamba
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.03
BAŞKAN : Başkan Vekili Eyyüp
Cenap GÜLPINAR
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Murat ÖZKAN (Giresun)
BAŞKAN – Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 100’üncü Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter
sayımız vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden
önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk
söz, Vakıflar Haftası münasebetiyle söz isteyen Adıyaman Milletvekili Mehmet
Erdoğan’a aittir.
Buyurun Sayın
Erdoğan. (AK Parti sıralarından alkışlar)
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI
1.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, Vakıflar
Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması
MEHMET ERDOĞAN
(Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Haftası
münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, bizim inancımızın bir ismi aynı zamanda vakıf medeniyetidir.
Vakıflar Haftası etkinliklerinden farklı olarak vakıf medeniyeti çok şey ifade
eder. Tarihimizi, kültürümüzü, inancımızı önümüze koyduğumuzda bunun ne kadar
doğru olduğunu hepimiz görürüz. Bu, sadece Anadolu toprakları için değil, Orta
Doğu’dan Balkanlara, Kuzey Afrika’ya varıncaya kadar İslam inancının öncelikle
ortaya koyduğu çok hayırlı bir hizmettir.
İlk örneğini
Hazreti Peygamberden aldığını bildiğimiz vakıf kurumu yüz yıllar içerisinde
gelişmiştir. İnsanlara Allah rızası için yararlı olabilme düşüncesi bugün bile
heybetini, ihtişamını korumaktadır. Sadece böyle bir düşünce, insanlara
yardımcı olmak, insanlara hizmet etmek, hatta eğer insanlara hizmette doyum
noktasına ulaşmışsanız bütün canlıları içine alacak hayırlı hizmetleri “vakıf”
adı altında yapmak, gerçekten inancımız, tarihimiz, milletimiz adına gurur
vericidir.
Vakıf, bir
medeniyetin adıdır. Bu medeniyet, Yaradan, insan ve hizmet gibi üç kelime
üzerinde vücut bulmuş ve âdeta doğudan batıya, kuzeyden güneye tüm dünyayı
etkilemiştir. Farklılıkları olsa da dünya üzerindeki tüm kültürlerin,
akımların, medeniyetlerin bir vakfetme erdeminden bahsettiğini söyleyebiliriz.
Bu hâliyle vakıf, evrensel, global, uluslararası bir
değerdir, aynı zamanda hem gelenekseldir hem çağdaştır. Ecdadımızın, vakıf
medeniyetinin zirveye çıkmasında ve onun kalıcı eserler ile nesilden nesile ulaşmasında öncü rol oynadığını da vurgulamak
gerekir.
Değerli
milletvekilleri, vakıflar söz konusu olunca üzerimize önemli bir sorumluluk
düşmektedir. Bu sorumluluk, insanlığın ortak değerleri olan, aynı zamanda İslam
medeniyetinin insan ve hayat merkezli uygulamalarını ortaya koyan vakıf
eserlerine sahip çıkmak, onları sonraki nesillere aktarmak, vakıf ruhunu
yeniden ve çağın refleksine uygun olarak insanlığa anlatmak, kavratmak ve
yeniden inşa etmektir. Eğer bir vakıf medeniyetinden söz ediyor ve bunun sahibi
olduğumuzu da iddia ediyorsak bu sahiplik ve iddia, işte bize bu ödevi
vermektedir çünkü insanlık ancak paylaşmak, fedakârlık, yardım, gözetmek, el
ele vermek, canlıya ve çevreye hizmetle ayakta durur.
Değerli
milletvekilleri, çok zengin bir tarihin ve medeniyetin içinden geliyoruz. Biz,
çektikleri zaman çıkan dağ başındaki otlardan değiliz, köklerimiz çok derinde.
Büyük bir medeniyet ve devlet içerisinde geleneği olan, gücü olan bir ecdadın
evlatlarıyız, torunlarıyız. Asırlarca tarihin şerefi olmuş, tarihe şan vermiş
büyük bir medeniyetin içinden geliyoruz. İftihar etmeliyiz ki gerçekten dünyada
tarihiyle, kültürüyle, inancıyla, diliyle en büyük, en güzel, en ileri bir
medeniyete sahibiz. İşte bunları yaşatmak, bunları nesiller sonrasına aktarmak,
geleceğe teslim etmek, bu mirasa iyi sahip olmak mecburiyetindeyiz. Böyle güzel
bir zenginliğin içerisinde yüzlerimizin gülmesi, o günleri hatırlayarak
geleceğimizi hazırlamamız gerekir. Sadakat aşlarını bizlere miras bırakan,
kuşlar için bile vakıf eserleri kurmayı bizlere miras bırakan ecdadımızın
izinde yürümek, ancak pozitif bir tutum takınmakla mümkün olabilir.
Değerli
arkadaşlar, geçmişinden kopanların geleceğe götürecekleri hiçbir şey yok. Ne harabi ne harabatiyiz, kökü mazide olan atiyiz. Biz
aslımızdan utanmıyoruz, aslımızla iftihar ediyoruz, şeref duyuyoruz.
Tarihimizin, kültürümüzün kazanımlarını muhafaza etmek, güçlendirmek, bütün
dünyaya, kendi kuşaklarımızı bırakın, bütün insanlığa takdim etmek, onu canlı
varlıklar hâline getirmek mecburiyetindeyiz.
İstiyorum ki bu
hafta, vakıf medeniyetini bize tekrar hatırlatsın; çocuklarımıza, geleceğimize,
bugünümüze sorumluluğumuzu artırsın.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun
Sayın Erdoğan.
MEHMET ERDOĞAN
(Devamla) – Bizi ayakta tutan, bize hayat veren ecdadımızın, aziz milletimizin
bugüne kadar çok hayırlı bir hizmet olarak getirdiği vakıf medeniyetidir. Ona
sahip çıkanlara ne mutlu.
Başta sayın
bakanlarımız olmak üzere, vakıf mirasımızın korunması ve yaşatılması, vakıf
eserlerinin restorasyonu, vakıf anlayışının
geliştirilmesi ve geleceğimizin teminatı olan yeni nesillere bu anlayışın
kazandırılması için büyük bir gayret içinde çalışmalarını sürdürmekte olan
Vakıflar Genel Müdürlüğümüz ve tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum.
Bu duygu ve
düşüncelerle yarınların, vakıflarımızın büyük hizmetler yapabileceği, tarihî
derinliğine ve ruhuna uygun zeminlere kavuşacağı günler olacağına inanıyor,
yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Erdoğan.
Gündem dışı
ikinci söz, Kayısı üreticilerinin sorunları hakkında söz isteyen, Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’na
aittir.
Buyurun Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)
2.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu’nun, kayısı üreticilerinin sorunları ile
alınması gereken önlemlere ilişkin gündem dışı konuşması
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım;
hepinize saygılar sunuyorum.
Değerli
milletvekillerim, tabii, bu ülke bizim, bu ülkenin değişik yörelerinde değişik
ürünler yetişiyor. Tabii, bu ülkede eğer üretiyorsan ve ülkenin kendi öz
kaynakları üretiyorsa, o ülkenin halkı, o ülkenin insanı her zaman ekmeğini
yiyebiliyorsa mutlu ve huzurlu olur. Tabii, bizim en büyük ekmeğimiz kayısı.
Malatya olarak yaklaşık 50 bin aile direkt kayısıdan ekmek yiyor. 50 bin
üretici… Tabii, Türkiye’deki mevsimsel değişiklikler değişik dönemlerde farklı
sorunlar yaratıyor. Örneğin, geçtiğimiz üç yılda önemli don olayları geçirdik
ve rekoltemiz önemli oranda düşmüştü. Tabii,
çiftçimiz, gübredir, mazottur, bu borçları ödeyemez duruma düştü. Tabii, bu yıl
da yine aynı sorunlarla karşı karşıyayız.
Değerli
milletvekilleri, biliyorsunuz, geçen dönem bir Tarım Sigortaları Yasası
çıkardık. Tarım Sigortaları Yasası’na… En çok, en fazla tarım sigortası
yaptıran il Malatya’dır. Çünkü, biz damdan düştük,
yani zarar gördük, kayısı üreticimiz sırf zarar görmesin diye… Türkiye’de
uygulanan tarım sigortaları poliçelerine bakın, en fazla üretilen yer
Malatya’dır. Fakat, tabii, sigorta kapsamının içeriği
bazen çiftçimizin zararını karşılamıyor. Örneğin, bu yıl da, yine, bugün 7
Mayıs olmasına rağmen, Hekimhan ilçemizin tüm üst kesimleri don olayıyla karşı
karşıya kalmış ve tüm kayısılar bu gece dökülmüştür. Geçtiğimiz mart ve nisan
aylarında yaşanan olaylardan sonra rekolte çok düşmüş
ve ismi belirlenmeyen bir nedenle çiçekten sonra tüm kayısılar ağaçtan düşmüş
ve bir şekilde meyveler hep yere inmiştir. Fakat -sigorta kapsamında bunlar- sigorta,
meteorolojiden “Don olayı yok.” diye… Bir şekilde “Kapsama girmez.” diyor, ama
çiftçimiz çok zor durumda. Yani bunun ismi konulamıyor. Niçin bu kayısılar
döküldü? Nedir? Bunu yaratan neden ne? Bunun mutlak belirlenmesi lazım. Önemli
olan, çiftçinin mağduriyetinin giderilmesidir. Yani sigorta klozu…
Yani rekoltede eksiklik olursa, bir şekilde bu don,
sel, doğal afetle olursa, mutlak bunların giderilmesi lazım. Bu amaçla tarımsal
sigorta getirilmiştir çiftçinin mağduriyetinin önlenmesi için. Ama bir şekilde
tabii, sigorta şirketleri ve TARSİM “Bu bizim klozumuza
girmez.” diyor, yani “Sigorta kapsamına dâhil değil.” diyor. Peki, köylü ne
yapacak? İşte, gübre borcu var, mazot borcu var, geçen dönemden kalan borçları
var…
Değerli
milletvekilleri, tabii, eğer sigorta kapsamına girmiyorsa bizim 2090 sayılı bir
Tabii Afet Yasamız var. Burada belirli şeyler... Yani tabii
afetin tarifi belli. Yani bir şekilde kayısıda yaşanan bu olayı mutlaka
Tarım Bakanlığı iyi irdelemeli, neden oluşmuştur, bunun nedenini bulmalı. Eğer
sigorta kapsamı içine girmiyorsa Tarım Bakanlığının mutlaka bunu bir şekilde
irdelemesi lazım. Ben bunu buradan bir kez daha sizlere sunmak istiyorum.
Tabii,
Türkiye’deki iklimsel özelliklere, kuraklık… Örneğin Malatya’da bu sene çok
önemli derecede kuraklık vardır. Yani şu saatten sonra saatlerce yağmur da
yağsa, örneğin bazı bölgelerimizde arpa, buğday ve diğer ürünlerimize, örneğin
mercimek, bunlara artık bu saatten sonra gelen yağmurun faydası yok. Ama bu
sene önemli bir kuraklık geçiriyoruz ve örneğin Yazıhan, Arguvan, bu tür
bölgelerde artık kuraklık son derece üreticimizi zor durumda bırakmıştır. Çünkü gübre ve mazot, tarımsal girdinin en önemli girdisi ve çok
yüksek ve pahalı. Bu nedenle bir kez daha ben Tarım Bakanlığının,
Malatya’da yaşanan ismi konulmayan, don değil bunu söylüyorum, ama neden
oluştuğunu bilmediğimiz bu soruna el atması lazım. Gerekiyorsa, 2090 sayılı
Yasa’yla, üreticilerimize -en azından gerek kredi borçları gerek mazot ve gübre
borçları- bir şekilde yardımcı olunması gerekiyor.
Tabii, bir başka
sorun var:
Değerli
milletvekilleri, yurdumuzun değişik yörelerinden, değişik bölgelerinden tarımsal
işçilerimiz ürün devşiren bölgelere geliyor. Örneğin, Malatya’ya kayısı hasadı
için Adıyaman’dan, Urfa’dan, özellikle güneydoğu bölgelerimizden kayısı
mevsiminde bir sürü işçilerimiz geliyor. Geçen yıllarda bunlar traktörle,
kamyonla geliyorlardı arkadaşlar. İşçi başları var, oradan getiriyor.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun
Sayın Aslanoğlu.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Bitiriyorum efendim.
Bir şekilde,
geçen yıl, örneğin Malatya’da bir iki kez önemli kazalar oldu. İnsanlarımız
ölüyor. Bunlar, bu işçiler bizim işçilerimiz, Malatya’ya geliyorlar, ekmekleri
için geliyorlar. Ben, bir kez daha Tarım Bakanlığını özellikle bu mevsimlik
işçilerin taşınması konusunda, önümüzdeki bu hasat mevsiminde önemli kazaların
olmaması açısından, bunun, mutlaka, bir şekilde… Bunların traktör sırtında
değil, bir şekilde, belli bir şekilde taşınması yönünde bir uygulama birliği
getirilmesi lazım. Bunlar bizim işçilerimiz, ekmekleri için geliyorlar. Fakat
ucuz olsun diye traktör sırtında gelen bu insanlar her an kazayla karşı karşıya
kalıyor. Onun için, bu… Örneğin, fındık işçileri de aynı şekilde fındığa
gidiyorlar. Bunların taşınmaları konusunda, ben, Tarım Bakanlığının… Çünkü
hepsi güneydoğudan geliyor ve traktörle gidiyor. Ben biliyorum, örneğin,
Giresun’a gitmek için kamyon sırtında gidiyorlar. Malatya’ya gelmek için kamyon
sırtında geliyorlar. Bu işçilerimizin taşınması konusunda Tarım Bakanlığını bir
kez daha uyarıyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Aslanoğlu.
Gündem dışı
üçüncü söz, Ahıska Türklerinin Ahıska
bölgesine yerleştirilmesinde karşılaştıkları sorunlar hakkında söz isteyen
Tokat Milletvekili Reşat Doğru’ya aittir.
Buyurun Sayın
Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)
3.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Ahıska
Türklerinin Ahıska bölgesine yerleştirilmesinde
karşılaştıkları sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı
Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun
cevabı
REŞAT DOĞRU
(Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ahıskalı
Türk kardeşlerimizin sorunları hakkında gündem dışı söz almış bulunuyorum.
Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.
Ahıska Türkleri,
bilindiği gibi, 1500’lü yıllarda bugünkü Gürcistan’ın Mesket bölgesine
Anadolu’dan göç etmiş kardeşlerimizdir. 1917 yılında Rusya’da yaşanan ihtilal
sonrası oluşan zihniyet, Rusya’daki Türk kardeşlerimizin üzerinde olumsuz
baskılar oluşturmuştur. Bu baskı süreci İkinci Dünya Savaşı sırasında doruğa
ulaşmıştır. Ancak 14 Kasım 1944 yılında, Mesket’te yaşayan Ahıskalı
kardeşlerimiz, bir sabah uyandıklarında, Rus askerlerinin süngü tehditleri
altında, insan onuruna yakışmayacak şekilde ve şartlarda tren vagonlarına zorla
bindirilerek memleketlerinden uzaklaştırılmışlardır. Bu sürgün sırasında,
soykırımı aratmayacak şekilde, sadece yolculuk esnasında 17 bin civarında Ahıskalı Türk kardeşimizin öldüğü bilinmektedir.
Ahıskalı kardeşlerimiz
altmış dört yıldır Rusya’da, Ukrayna’da, Kazakistan’da, Özbekistan’da,
Kırgızistan’da, Türkiye’de ve son olarak da Amerika Birleşik Devletleri’nde
yaşamaktadırlar. Ancak Ahıskalı Türklerin,
Kazakistan’da, Azerbaycan’da ve Türkiye’de olduğu gibi bazı bölgeler birtakım
haklar tanıdığı hâlde, özellikle Rusya’nın Krasnodar
bölgesinde çok büyük sıkıntılarla karşılaşmış olduğu da görülmektedir. Hatta Krasnodar bölgesindeki Ahıskalı
kardeşlerimize çok büyük baskılar neticesinde oradan göç etme mecburiyeti
getirilmiş, onların da yaklaşık olarak 5 binin üzerindeki Ahıskalı
kardeşimiz Amerika Birleşik Devletleri’ne kabul edilmiştir. Amerika Birleşik
Devletleri’ne kabul edilmiş, ama onları belirli bir bölgeye yerleştirmemişler
ve dağınık bir şekilde de bunların yerleşmiş olduğunu görmekteyiz.
Ahıskalı kardeşlerimizin,
tabii, ülkemize de gelmeleri noktasında da çeşitli çalışmalar yapılmış, bu
hususla ilgili olarak da 3835 sayılı Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinden
çıkartılmıştır. Bu Kanun’la beraber başta Iğdır olmak üzere İstanbul, Bursa ve
çeşitli yerlere bu kardeşlerimizin yerleşmiş olduğunu görüyoruz. Ancak, tabii,
bu kardeşlerimizin yerleşmesiyle beraber de bazı sorunlar beraberinde gelmiş,
onların akrabaları olan kardeşlerimiz de bunların arkasından bu bölgelere gelmiş
olmaktadır. Bunların gelmesiyle beraber -Vatandaşlık Kanunu gibi- çok ciddi bir
sıkıntı meydana gelmiş ve bunların büyük bir kısmı şu anda Vatandaşlık
Kanunu’nu beklemektedirler ve de beraberinde de Türkiye Cumhuriyeti nüfus
cüzdanını bekliyorlar. Bunlara bu konuda destek olmak mecburiyetindeyiz.
Ayrıca, son
zamanlarda -daha önceki aşamalarda hiçbir zaman gündeme gelmemiş ama- yaklaşık
olarak bir yıldan beri Yabancılar Dairesi bu insanların her birisinden 600 YTL
harç ve ceza parası alıyor.
Bakınız, şu anda Ahıskalı Türkler özellikle geçinme zorluğu içerisindeyken
ve geçinme noktasında da büyük problemleri varken bir de siz 600 YTL civarında
parayı harç olarak bunlara koyarsanız, bunlara zulüm yapmış oluruz değerli
milletvekilleri.
O mealde, Sayın
Bakandan –tabii burada cevap verecektir- bu konuda da bir girişimde bulunmasını
özellikle beklemekte olduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Tabii, Ahıskalı Türkler dünyanın her tarafında yerleşirken
özellikle kendi bölgelerine geçme noktasında da yani Ahıska’ya
yerleşme noktasında da çok önemli çalışmalar içerisinde olmuşlar, vatan
cemiyetleri kurmuşlar, çeşitli dernekler kurmuşlar ve hep vatan özlemiyle
“Acaba, biz Ahıska’ya ne zaman döneceğiz?” şeklinde
düşünceler içerisinde olmuşlardır.
Tabii, özellikle
Gürcistan, Avrupa Konseyine üyelik aşamasında Avrupa Konseyi yetkililerine, Ahıska Türklerinin geriye dönüşüyle ilgili bir çalışma
yapacağını ve bu konuda da onlara destek olacağını ifade etmişti. Yıllarca
beklendi ama o beklentiye cevap, en sonunda 2007 yılında gelmiş oldu. Yani 1/1/2008’le 1/1/2009 tarihleri arasında –o Avrupa Konseyine
verilen söz doğrultusunda kanun çıkarıldı- Gürcistan devleti, şu anda, Ahıska Türklerinin tekrar Ahıska
bölgesine dönmeleri noktasında, Gürcistan’a dönmeleri noktasında izin vermiş
durumdadır.
İşte, değerli
milletvekilleri, çıkartılan bu kanunun iyi takip edilmesi gerekiyor. Yani Ahıska Türklerinin dönüşüyle ilgili, Türkiye Cumhuriyeti
devleti olarak, biz, çok ciddi çalışmalar yapmak mecburiyetindeyiz. Yani oraya
dönüşü bir noktada teşvik etmek, basın yoluyla, yayın yoluyla destek olmak
mecburiyetimiz vardır. Yoksa, şu an itibarıyla oraya
geriye dönüşte de çok büyük sıkıntılarla karşılaşılabileceği bir gerçektir.
Diyorlar ki -şu andaki kanun, çıkartılan kanunla- Gürcistanlılar: “Oraya
dönmesi gereken insanlar müracaat ettikleri zaman onlardan biz geçmişe dönük
olarak çeşitli belgeleri isteriz.”
Değerli
milletvekilleri, yaklaşık olarak iki dönem geçmiş. Siz, iki dönem geçmiş bir
ortamda nereden bulacaksınız evrakları da oraya geriye dönüşle ilgili o
evrakları vermiş olacaksınız. Bu noktalarda da çok ciddi sıkıntılar vardır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun
Sayın Doğru, devam edin.
REŞAT DOĞRU
(Devamla) – İşte, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, hükûmetleri
olarak, bu geriye dönüşle ilgili cazip bir ortamı bizim hazırlamamız gerekiyor.
Bakınız, daha
önceki dönemlerde Kırım’a Türkler dönerken Ukrayna Hükûmeti
bazı noktalarda destek olmuş ve beraberinde de Türkiye Cumhuriyeti devleti
olarak, TİKA marifetiyle yaklaşık olarak beş binin üzerinde ev alınarak o Kırım
Türklerine verilmiştir. Aynı uygulamayı biz Ahıska
bölgesinde de yapabiliriz. Yani orada ev alınması, arazi alınması, iş
edinilmesi noktasında Ahıska Türkü’ne o yardımlar
yapıldığı zaman geriye dönüşü o zaman teşvik etmiş olursunuz. Yoksa, şu an itibarıyla o bölgeye geri dönüşte çok büyük
sıkıntılarla karşı karşıya kalırız.
Bakınız,
Gürcistan’a da tabii bazı noktalarda görevler düşmektedir. Gürcistan’a daha
önceki dönemlerde Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk milleti yardımcı
olmuştur. Özellikle Rus katliamından kaçan Gürcüler Türk milletinin açmış
olduğu kucak neticesinde de çeşitli yerlere yerleştirilmiş ve onlara sahip
çıkılmıştır. Bu mealde, Gürcistan’dan da Ahıska
Türklerinin geriye dönüşünde birtakım şeyler istenebilir. Ayrıca, beraberinde,
tabii, Sovyet Rusya rejiminden de bu noktada beklentilerimiz olabilir.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Doğru.
REŞAT DOĞRU
(Devamla) – Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Gündem
dışı konuşmaya, Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu cevap verecektir.
Buyurun Sayın Yazıcıoğlu. (AK Parti sıralarından alkışlar)
DEVLET BAKANI
MUSTAFA SAİD YAZICIOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tokat
Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun Ahıska Türklerinin
Ahıska bölgesine yerleştirilmesine ilişkin karşılaşılan
sorunlarla ilgili gündem dışı konuşması üzerine konuyla ilgili yapılmakta
olanlar hakkında kısaca bilgi sunmak için huzurlarınızdayım. Bu vesileyle,
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, bilindiği gibi Ahıska Türkleri 1944
yılında yaşadıkları Gürcistan’a bağlı Ahıska
bölgesinden sürgün edilerek eski Sovyetler Birliğine bağlı çeşitli ülkelerde
ikamete mecbur bırakılmışlardır. Sürgün edildikleri topraklara geri dönme
talebi Ahıskalı soydaşlarımız tarafından her dönemde
dile getirilmiş, ancak bu talep bir türlü hayata geçirilememiştir. Gürcistan
1999 yılında Avrupa Konseyine üye olurken, Ahıska
Türklerinin geri dönüşlerini sağlamayı taahhüt etmiş ve taahhüdün yerine
getirilmesi için, ülkemiz, hem Avrupa Konseyi hem de AGİT çerçevesinde konuyla
ilgili çalışmaları yakından ve dikkatle takip etmiştir.
Avrupa Komisyonu
başta olmak üzere, uluslararası kuruluşlar ve ülkemizin çabaları sonucu 11
Temmuz 2007 günü Gürcistan Parlamentosu, Ahıska
Türklerinin Ahıska topraklarına geri dönüşünü kabul
eden bir yasayı kabul etmiştir. On iki maddeden oluşan bu Kanun, geri dönmek
isteyen kişilerin hangi prosedürleri takip etmesi
gerektiğini, başvuru sonucunda hangi haklardan yararlanacağını açıklamaktadır.
Dönüş Yasası, içerisinde bazı olumsuzlukları içermekle beraber, altmış üç yıl
boyunca ata topraklarına dönüş umuduyla bekleyen insanların sorunlarının çözümü
için ciddi bir adım olarak kabul edilmektedir. Bu yönüyle, Yasa’nın olumsuzluk
içeren yönleri dikkate alınmakla beraber, Ahıska
Türklerinin bu Yasa’dan istifade etmeleri ve geri dönüş için müracaat
etmelerinin sağlanması için çalışmalar başlatılmıştır.
Yasa’da yer alan
ve itirazlara konu olan olumsuzluklar, genel olarak, geri dönüş başvurusu yapan
kişilerden sürgün edildiğine dair belge istenmesi -tabii ki böyle bir belgenin alınması son
derece zordur- geri dönen kişilerin dönüşlerinden sonra uygulanması düşünülen prosedürlerin karışıklığı, geri dönenlerin dönüşü izleyen
altı ay içerisinde geldiği ülkenin vatandaşlığını bırakarak Gürcistan vatandaşı
olmak için bir yıl gibi bir süre beklemek zorunda bırakılması, geri dönüşün
Gürcistan’ın hangi bölgesine ve hangi şartlarda olacağının Kanun metninde açık
olarak ifade edilmemiş olması, geri dönüş başvurularının, Gürcüce ve İngilizce
gibi, Ahıskalıların çoğunluğunun bilmediği dillerde
yaptırılması şeklinde özetlenebilir.
Kanun metninde
buna benzer başka sıkıntılar da vardır. Sözgelimi, bahsedilen evrakların
Gürcüce tercüme edildikten ve resmen notere tasdik ettirdikten sonra
sunulmasının istenmesi gibi bir kısım sıkıntılar söz konusudur. Ancak
unutulmamalıdır ki bahse konu olan Yasa’nın çıkartılması uzun yıllar süren
çalışmalar neticesinde olmuş ve ülkemiz, Avrupa Konseyinin de desteklediği bu
sürecin içerisinde aktif bir görev üstlenmiştir. Geri dönüşü âdeta imkânsız
hâle getiren daha önceki yasa tasarılarıyla kıyaslandığında, şu an üzerinde
konuşulan Yasa’nın, bütün ifade edilen eksikliklerine rağmen, bir fırsat olarak
değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ülkenin parlamentosu tarafından
kabul edilen bir yasanın yürürlüğe girdikten sonra değiştirilmesini beklemenin
gerçekçi bir tutum olmayacağı da açıktır.
Bildiğiniz gibi,
komşumuz Gürcistan son dönemlerde hassas bir süreçten geçmekte ve çok önemli
gelişmelere sahne olmaktadır. Yasa’daki eksikler tartışılırken bu gerçeklerin
de göz önüne alınması gerektiği ortadadır. Ayrıca, bu eksikliklerin uygulama
aşamasında yapılacak çalışmalarla düzeltilmesinin mümkün olabileceği de
unutulmamalıdır. Bu konudaki temaslar ve çalışmalar, bildiğiniz gibi, yürütülmektedir.
Bugün için
yapılması gereken, Ahıska Türklerinin, Stalin
döneminde yurtlarından sürgün edilen halklar arasında vatansız yaşamaya devam
eden tek etnik grup olduğunu hatırda tutarak, geri dönmek isteyen Ahıskalılar için bu durumu bir fırsat olarak değerlendirmektir.
Türkiye, Ahıskalılara verilen bu fırsatın
değerlendirilmesi için, Gürcistan makamları, Avrupa Konseyi, AGİT, Birleşmiş
Milletler gibi konuyla ilgili aktörlerin tamamıyla koordinasyon içerisinde
hareket ederek bunu yapmaya çalışmaktadır.
Bu amaçla,
konuyla alakalı devlet kurumlarının katılımıyla, Ahıska
Türklerinin ana yurtlarına dönüş süreciyle ilgili, geçen yılın Kasım ayı
içerisinde bir koordinasyon kurulu oluşturulmuştur. Aylık periyotlarla
bir araya gelen Koordinasyon Kurulu geri dönüş sürecindeki gelişmeleri
değerlendirmekte ve ülkemizin bu sürece yapabileceği katkılar
değerlendirilmektedir.
Bilindiği üzere,
Türkiye çeşitli vesilelerle, Ahıska Türklerinin göçü
sürecinde üzerine düşen katkıyı sağlamaya hazır olduğunu ifade etmiştir. Bu katkının nasıl
olacağı ve hangi alanları kapsayacağı, ayrıca yapılacak çalışmaların planlaması
da yine bahse konu Kurul tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda, Ahıska Türklerinin yurt dışında ve ülkemizde yaşayan
temsilcileriyle konu istişare edilmekte ve planlama aşamasında en isabetli
kararların verilmesi için kapsamlı bir çalışma yürütülmektedir. Önümüzdeki
günlerde bir sivil toplum kuruluşunun daveti üzerine, dünyanın çeşitli
bölgelerinden Ahıskalı temsilcilerin Türkiye’ye
gelerek istişarede bulunması beklenmektedir. Burada şunu belirtmeliyim ki,
konuyla ilgili iyi niyetli ve profesyonel çalışan bütün ilgililer muhatap
olarak kabul edilmekte ve kendileriyle sorunun çözümüne yönelik istişarelerde
bulunulmaktadır.
Konuyla ilgili
çalışmalar iki aşamalı olarak yürütülmektedir. Birinci aşamayı Ahıska Türklerinin kanunun sağladığı haklardan yararlanmak
üzere başvurmalarını teşvik edici faaliyetler oluşturmaktadır. Bu çerçevede Ahıska Türklerinin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde
kanunla ilgili bilgilendirme faaliyetlerinin yapılması ve halkın belirlenen
süre içerisinde başvuru yapmasını sağlamak üzere yürütülen faaliyetler
desteklenmektedir. Sayın Doğru da buna işaret etmiştir. Bu bağlamda daha iyi
sonuç almak için Ahıskalıların yaşadıkları bölgelerde
bilgilendirme ofislerinin oluşturulması ve bu ofisler aracılığıyla gerekli
çalışmaların yapılması gibi projeler gündemimizde bulunmaktadır.
Değerli
milletvekilleri, ikinci aşama ise göç süreci başladıktan sonra ortaya çıkması
muhtemel durumun değerlendirilmesiyle ilgili çalışmalardan oluşmaktadır. Burada
üzerinde en çok durulması gereken husus, Ahıska
Türklerinin Gürcistan’a geri dönmeleri durumunda yaşayacakları sorunların ve
karşılaşabilecekleri sorunların çözümüdür. Özellikle konut, istihdam ve entegrasyon alanındaki sorunlar, çözülmesi gereken en önemli
meseleler olarak karşımızda durmaktadır. Soydaşlarımızın göç ettikten sonra
karşılaşacakları bu türden problemlerin çözümü için alınması gereken tüm
tedbirler değerlendirilmekte ve gerekli planlamalar şimdiden yapılmaktadır.
Sayın
milletvekilleri, Gürcistan’a göç edecek Ahıska
Türklerinin bölgede sürdürülebilir bir ekonomik yaşam elde etmeleri, kalkınma
ve refah düzeylerinin yükseltilmesi için gerekli çalışmalar ve planlamalar
yapılmaktadır. Bilindiği üzere, günümüzde Ahıska
bölgesi Gürcistan’ın en geri kalmış bölgesidir. Göç edecek insanların burada
tutunabilmeleri için bölgesel kalkınma projelerinin uygulanması gündeme
gelmektedir. Göç eden soydaşlarımızın ekonomik entegrasyonunu
gerçekleştirmek amacıyla, bölgenin koşulları göz önüne alınarak hayvancılık,
tarım ve diğer meslek alanlarında yürütülebilecek projeler için ön çalışmalar
başlamış bulunmaktadır. Ülkemizin kalkınma projeleri alanındaki tecrübelerinin
bu aşamada katkı sağlayabileceği gözlerden uzak tutulmamalıdır.
Hepinizin bildiği
gibi, Türkiye, Ahıska Türklerini yaşadıkları bütün
ülkelerde desteklemiştir ve desteklemeye de devam etmektedir. Ahıska Türkleri bugün Rusya’dan Orta Asya’ya, Ukrayna’dan
Türkiye’ye kadar çok dağınık bir coğrafyada yaşamaktadırlar. Bu da, bu
insanlara verilen hizmetteki zorluğun bir göstergesidir. Geçtiğimiz yıllarda
Amerika Birleşik Devletleri’nin Ahıska Türklerini
ülkesine kabul etmesiyle birlikte, Ahıskalıların
yaşadığı bölgelere yeni bir ülke daha eklenmiş oldu. Bu göçün yankıları hâlâ
devam etmektedir. Türkiye, ABD’ye göç eden bu soydaşlarımıza da sahip çıkmış,
Amerika’da faaliyet gösteren resmî ve sivil organizasyonlarıyla bu insanların
yeni yaşam şartlarına entegre olmaları için gerekli
çalışmaları yapmaktadır. Ayrıca, yüce Meclisimizin 1992 yılında kabul ettiği
3835 sayılı Yasa’yla Ahıska Türklerinin Türkiye’ye
göçü ve Türkiye’de vatandaşlık elde etme hakkına sahip olduğu da
unutulmamalıdır. Bu yasadan yararlanan on binlerce Ahıska
Türkü Türkiye’ye yerleşmiş ve Türk vatandaşı olma hakkına sahip olmuşlardır.
Anlaşılacağı üzere ülkemiz bu soydaşlarımızın yaşadıkları bütün bölgelerde
karşılaştıkları problemleri çözmeye çalışmakta ve bu insanlara sahip çıkmayı
bir borç olarak kabul etmektedir.
Değerli
milletvekilleri, başta da ifade ettiğim gibi, Ahıska
Türklerinin Gürcistan’a geri dönüşü arzulayanların dönüşü de Türkiye tarafından
desteklenmekte ve ülkemiz ilgili kurum ve kuruluşlarıyla sürecin sağlıklı bir
şekilde işlemesi için gerekli tüm faaliyetler eş güdüm içerisinde
yürütülmektedir. 1944 yılından beri vatansız olarak çeşitli ülkelerde sürgün
hayatı yaşayan bu insanların vatan hasretlerinin sona ermesi ve acılarının
bitmesi hepimizin en büyük arzusudur.
Sayın
milletvekilleri, Tokat Milletvekilimiz Sayın Reşat Doğru’ya konuyu gündeme
getirdiği ve bana da bu son gelişmeleri yüce Meclisinize ifade etme fırsatı
verdiği için teşekkür ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti
ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Bakanım.
Sayın milletvekilleri,
gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel
Kurula sunuşları vardır.
Anayasa ve Adalet
Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, bazı sayın milletvekillerinin
yasama dokunulmazlıkları hakkında iki adet raporu vardır.
Raporların
muhalefet şerhleri aynı olduğundan, ortak muhalefet şerhi son raporun ardından
okunacaktır.
Şimdi, raporları
sırasıyla okutup bilgilerinize sunacağım.
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
A) KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Trabzon Milletvekili Asım Aykan’ın
yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa
ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/110) (S.
Sayısı: 147)(x)
2.- Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün
yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa
ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/111) (S.
Sayısı: 148) (x)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görevi kötüye
kullanmak suçunu işlediği iddia olunan Trabzon Milletvekili Asım Aykan hakkında düzenlenen Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi ve eki dosya hakkında Hazırlık
Komisyonu Raporu, Karma Komisyonumuzun 19 Mart 2008 tarihli toplantısında
görüşülmüştür.
Karma
Komisyonumuz, isnat olunan eylemin niteliğini dikkate alarak Trabzon
Milletvekili Asım Aykan hakkındaki kovuşturmanın
Milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.
Raporumuz, Genel
Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile sunulur.
Burhan
Kuzu
İstanbul
Komisyon
Başkanı ve üyeler
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görevi kötüye
kullanmak suçunu işlediği iddia olunan Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün hakkında düzenlenen Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi ve eki dosya hakkında Hazırlık
Komisyonu Raporu, Karma Komisyonumuzun 19 Mart 2008 tarihli toplantısında
görüşülmüştür.
Bilecik
Milletvekili Yaşar Tüzün Komisyonumuza yazılı olarak
dokunulmazlığının kaldırılması talebini iletmiştir.
Karma
Komisyonumuz, isnat olunan eylemin niteliğini dikkate alarak Bilecik
Milletvekili Yaşar Tüzün hakkındaki kovuşturmanın
Milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.
Raporumuz, Genel
Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile sunulur.
Burhan
Kuzu
İstanbul
Komisyon
Başkanı ve üyeler
(x) 147, 148 S. Sayılı Basmayazılar tutanağa eklidir.
Muhalefet Şerhi
Karma
Komisyon’un, kovuşturmanın dönem sonuna ertelenmesine dair kararına aşağıda
yazılı gerekçelerle muhalefet ediyoruz;
(1)
Dokunulmazlıklar konusunda, 22. Yasama Dönemindeki temel sorun; mevcut
Anayasanın 76. maddesiyle TBMM İçtüzüğünün 131 ve devamı maddelerinin,
düzenleniş amacına aykırı olarak ve çoğunluk diktasına dayalı bir anlayışla
uygulanmasından kaynaklanmaktadır.
Aynı anlayış ve
uygulamanın 23. Yasama Döneminde de devam edeceği görülmektedir.
Bilindiği gibi,
TBMM İçtüzüğünün 131 ve müt. maddelerindeki
hükümlere göre;
Karma Komisyon,
olayın ve suçlamanın niteliğine göre; ya dokunulmazlığın kaldırılmasına ya da
kovuşturmanın dönem sonuna ertelenmesine karar verecektir. Elbette bu
değerlendirmeyi yaparken, önüne gelen dosya kapsamını da göz önünde
bulunduracaktır. Dosyanın geldiği safahat, suçlamanın niteliği gibi hususları
genel olarak göz önüne alıp, keza Anayasanın 76. maddesinde düzenlenmiş olan
“Milletvekili seçilme engeli” teşkil eden bir suçlamanın söz konusu olup
olmadığını da değerlendirerek; buna göre karar verecek ve rapor
hazırlayacaktır.
Bunu yaparken,
bir yargıç gibi davranmamak gerektiği açıktır. Delillerin tartışmasından özenle
kaçınmak gerekmektedir.
Bu âdil ve
objektif yaklaşım içinde hazırlanacak olan raporun, 2 ayrı sonucu olacaktır.
Karma Komisyon
ise, hiçbir objektif ölçü arayışına girmeden, Hükümet kaynaklı talep ve
talimatlar doğrultusunda karar vermiştir.
(2) 22. Yasama
Döneminde, kişisel kaygı ve siyasi hesaplarla Meclis iradesine tahakküm eden
siyasi iktidarın, aynı anlayış ve uygulamayı bu dönemde de devam ettirmek
istediğini, demokrasi adına endişeyle gözlemliyoruz. Bu endişe sebebiyledir ki,
her zeminde demokrasi ve hukuk adına, AKP Grubunu uyarmak gereğini duyuyoruz.
Hükümet kaynaklı
olarak sürdürülen bu hukuk tanımaz uygulamalar sebebiyle; Anayasa ve İçtüzük
açık bir şekilde ihlâl edilmektedir.
Hukuka aykırı
olan, çoğunluk diktasına dayalı olan bu yanlış uygulamalar sebebiyledir ki;
kişiler yargılanamamakta, bu durum gelişen süreçte tıkanmalara yol açmaktadır.
Bu yanlış
uygulamalar ve dayatmalar sebebiyle; kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi mümkün
olamamakta ve adli denetim süreci ihlâl edilmektedir.
Dokunulmazlık
kurumu ve keza soruşturma izni kavramları, Siyasi İktidar tarafından hukuk
tanımaz bir anlayışla yozlaştırıldığı ve kötüye kullanıldığı içindir ki; TBMM
belli bir süreçten sonra bazı bürokratlar ve kanun kaçakları (58 ve 59.
Hükümetler Dönemindeki Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı gibi) için bir sığınma
mercii haline getirilebilmiştir.
Anılan kişi
hakkında, yargı kararlarını uygulamamaktan dolayı Yargıtay 4. Ceza Dairesine
intikal eden 20’ye yakın dosya mevcuttur. Bu dosya sayısının daha da artacağı
anlaşılmaktadır.
Keza, AKP Mersin
Milletvekili Ali Er hakkındaki dosya da üzerinde önemle durulması gereken bir
dosyadır. Anılan Milletvekili hakkında, oğlunun yol açtığı ve ölümle sonuçlanan
trafik kazasıyla ilgili olayda, sanık konumuna girerek olayı üstlendiği iddia
edilmektedir. Bu çok ağır bir iddiadır. Bir Milletvekilinin böylesine nitelikli
bir iddiayla görevini sürdürmesi ve zan altında kalması, Milletvekilliği sıfatı
ve TBMM’nin saygınlığıyla bağdaşmaz. Ancak Hükümet kaynaklı talep ve talimatlar
sebebiyledir ki, çoğunluk diktası uygulaması sonucunda, adı geçen Milletvekili
de “âdil yargılanma hakkını” kullanamamaktadır.
Öte yandan;
haklarında zimmet, dolandırıcılık, çete kurmak, kamu taşıma biletlerinde
kalpazanlık yapmak gibi suçlamalar bulunan Milletvekilleriyle ilgili
yargılamaların yapılamaması; kamuoyunun denetim yapması ve bilgi alması
süreçlerini olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Türkiye’nin “karanlık suç
ilişkileri” dönemini teşkil eden Susurluk ve bağlantılı dosyaların yargılaması
bu yüzden uzun yıllar yapılamamıştır. Faili meçhul cinayetlerin yoğun olarak
işlendiği bir dönemi kapsayan bu olayların gerçek boyutlarının ortaya
çıkarılmamış olması sebebiyledir ki;
aradan geçen 8-10
yıldan sonra benzer nitelikte olan Hrant Dink, Malatya cinayetleri, Rahip cinayetleri ve eylemleri
karşımıza çıkmıştır. Ergenekon ismiyle adlandırılan, ancak hazırlık tahkikatı
aşamasından itibaren Hükümet sözcüsü medya yapılanmasına Emniyet tarafından
servislerin yapıldığı bir tablo ile karşı karşıya olduğumuz görülmektedir.
Acz ifade eden ve
ibret verici olan bir diğer gelişme ise;
henüz iddianamesi dahi
düzenlenmemiş olan bir soruşturma; Başbakan ve Kültür Bakanı tarafından, AKP
aleyhine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılan davayla irtibatlandırılabilmiştir.
Böyle bir tablo
ve sunuş, demokrasiler için utanç verici olmanın ötesinde, demokrasinin
geleceği bakımından da endişe vericidir.
(3) Hükümet,
dokunulmazlıklar konusunda sıkışmış durumdadır. 22. Yasama Döneminde yarattığı
hukuk dışı uygulamalar Hükümet’i esir almıştır. Bu esaret, 23. Yasama Döneminde
yeni hukuksuzlukları beraberinde getirmektedir.
Hükümet, 23.
Yasama Döneminde PKK terörü sebebiyle gelişen toplumsal ve siyasi süreci, popülist bir anlayışla istismar etme girişimi içindedir.
Çoğunluk
diktasına dayalı hukuk tanımaz uygulamalar 23. Yasama Döneminde, Meclis
bünyesinde giderek tırmanmaktadır.
Gelinen süreçte,
kamuoyunda doğmuş olan tepki sebebiyle; AKP Hükümeti, kendi suçluluğunu ve
sorumluluğunu bertaraf edebilmek amacıyla, bilgi kirliliği ve karartma
yaratarak; DTP’li Milletvekillerinin şahsında,
dokunulmazlıkların kaldırılması uygulamasını gerçekleştirmek suretiyle, kürsü
sorumsuzluğuna müdahalenin yolunu açmaktadır.
Böyle bir
süreçte, Hükümet’in bazı kavramları istismar ederek bir oldu -bitti, bir
emrivaki yaratmak istediği görülmektedir.
Bu girişimlere,
demokrasi ve hukuk adına engel olunması gerekmektedir.
Böyle bir girişim
kaçınılmaz olarak, kürsü sorumsuzluğunun ihlâli sonucunu doğuracaktır. Faşizan
yapılanmayı ve Parti Devleti yapılanmasını kurumsallaştırma yolunda ciddi bir
mesafe sağlayan siyasi iktidar; bu yolla, yasama sorumsuzluğunun da ihlâli
sürecini başlatacaktır.
Anayasa’nın 83/2
ve 14. maddesiyle bağlantılı olan suçlamalar yönünden, TBMM Başkanlığına
intikal eden dosyaların akıbeti hakkında karar verme yetkisi TBMM-Karma
Komisyonuna aittir. Bu süreçte artık geçerli olan irade, Komisyonun iradesidir.
Komisyon, dosya kapsamı ve yukarıda sözü edilen maddeler çerçevesinde
değerlendirmesini yapacaktır.
TBMM Başkanlığına
intikal eden bazı dosyaların, Karma Komisyonda görüşülmesine fırsat verilmeden,
Hazırlık Komisyonu veya TBMM Başkanlığı aşamasında, Mahkemelerine veya
Savcılıklara iade edilmesini; Karma Komisyon ve Meclisin iradesine müdahale
olarak gördüğümüzü önemle ifade ediyoruz.