DÖNEM: 23                                                                YASAMA YILI: 2

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 19

93’üncü Birleşim

22 Nisan 2008 Salı

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

   I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Hakkâri Milletvekili Abdulmuttalip Özbek’in, Hakkâri’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan’ın, Denizli’nin ekonomik durumuna ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı

3.- Samsun Milletvekili Fatih Öztürk’ün, Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’in vefatının 41’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’a muhalefet etmek suçunu işledikleri iddia olunan Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün ve Muzaffer Baştopçu haklarında yasama dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmaması hususundaki yazı ile Başkanlığa gönderilen soruşturma dosyasının iadesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/402)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis ve 19 milletvekilinin, yapılması planlanan baraj ve hidroelektrik santrallerinin Munzur Vadisi’ne muhtemel etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/170)

C) Gensoru Önergeleri

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 27 milletvekilinin, tarım ve hayvancılık sektöründeki desteklemelerin zamanında ödenmemesi veya kaldırılması, girdilerdeki artışlar ve ürünlerdeki düşük fiyat oluşumu sonucu üreticilerin, temel gıda maddelerinde meydana gelen aşırı fiyat artışları ile de halkın mağduriyetine sebep olduğu, TMO’nun yönetiminde ve tarım politikalarında görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyerek devleti zarara uğrattığı iddiasıyla, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/1)

D) Önergeler

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Üreticilerin T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan ve Yeniden Yapılandırılan Borçlarının Faizsiz Ödenmesine İlişkin Kanun Teklifi’nin (2/2) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/41)

 

V.- SEÇİMLER

A) Komisyonlara Üye Seçimi

1.- (10/6, 19, 36, 39, 41, 51, 103) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi

 

VI.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, yurt dışı seyahatlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/239)

2.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, medyadaki kadın ve magazin programlarına ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/243) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

3.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, TÜBİTAK’ın desteklediği projelere ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/372) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

4.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, TRT’de bir siyasi partinin kadın kolları kongresinin naklen yayınlanmasına ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/410) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

5.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, bir televizyon programına uygulanan cezaya ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/471) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

6.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, televizyon dizilerindeki bazı sahnelerin sürelerine ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/519) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

7.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, TRT’nin yönetimine ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/586) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

8.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, yayınlanan bazı dizilere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/588) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

9.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, bir vakfın İstanbul’da yaptığı bir toplantıya ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’dan sözlü soru önergesi (6/244)

10.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Antalya’da şehiriçi minibüslerin yenilenmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/246)

11.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, sezon sonunda işsiz kalan turizm çalışanlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/247)

12.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, bir belediyenin kanalizasyon projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/250) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı

13.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, Antalya-Yamansaz bölgesindeki yapılaşmaya ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/313) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı

14.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, Serik Tapu Müdürlüğüne ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/314) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı

15.- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, belediyelere yapılan acil ödenek yardımlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/345) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı

16.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, diğer illerden Gaziantep’e yapılan göçe ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/402) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı

17.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Tapu ve Kadastro Genel Müdürünün bahşişle ilgili açıklamasına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/466) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı

18.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, bahşişle ilgili açıklamalara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/467) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı

19.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, personel maaşlarını iyileştirme çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/496) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı

20.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, belediyelere yapılacak afet yardımlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/509) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı

21.- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, kamuda bahşişle ilgili bir açıklamasına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/510) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı

VII.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, TRT’nin siyasi partilerle ilgili yayınlarına ilişkin açıklaması

 

VIII.- MECLİS ARAŞTIRMASI

A) Ön Görüşmeler

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat ve 20 milletvekilinin, termik santrallerin çevreye verdiği zararların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3)

2.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 38 milletvekilinin, Trakya ve İstanbul ilinde çevre konularındaki gelişmelerin Ergene Çevre Düzeni Havza Planı’na etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/8)

3.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış ve 23 milletvekilinin, Kırklareli ili Vize ilçesindeki bir arazi ile ilgili iddiaların ve bu arazi üzerinde kurulması planlanan çimento fabrikasının çevre üzerindeki muhtemel etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/12)

4.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur ve 23 milletvekilinin, Adana’daki lagünlerin karşı karşıya bulunduğu çevresel risklerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/28)

5.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 22 milletvekilinin, Bartın’da kurulması planlanan termik santralin olumlu ve olumsuz etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/31)

6.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 22 milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetlerinin araştırılarak çevreye olumsuz etkilerinin önlenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/33)

7.- Konya Milletvekili Hasan Angı ve 19 milletvekilinin, Konya Kapalı Havzası’ndaki su kaynaklarının karşı karşıya bulunduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/38)

8.- Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 28 milletvekilinin, Akşehir ve Eber Göllerindeki kirlilik ve diğer çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/42)

9.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz ve 27 milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetlerinin araştırılarak çevrenin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/47)

10.- Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk ve 21 milletvekilinin, Büyük Menderes Nehri’ndeki kirliliğin ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/56)

11.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan ve 25 milletvekilinin, balık çiftliklerinin çevreye ve turizme olumsuz etkilerinin araştırılarak su ürünleri yetiştiriciliğinin çevreyle uyumlu gerçekleştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/59)

12.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve 23 milletvekilinin, Eber Gölü’ndeki çevre kirliliğinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/62)

13.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 29 milletvekilinin, altın arama faaliyetlerinin hukuki durumu ile çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/64)

14.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 23 milletvekilinin, Van Gölü’ndeki kirlenmenin önlenmesi ve Van ilinde turizmin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/65)

15.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 26 milletvekilinin, Küçük Menderes Nehri’ndeki kirliliğin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/68)

16.- Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu ve 24 milletvekilinin, Artvin Cerattepe’deki madencilik faaliyetlerinin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/71)

17.- Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan ve 21 milletvekilinin, Eber Gölü’ndeki çevre sorunlarının araştırılarak gölün korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/84)

18.- Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu ve 19 milletvekilinin, Van Gölü’ndeki çevre sorunlarının ve gölün potansiyelinin araştırılarak korunması ve değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/87)

19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy ve 23 milletvekilinin, başta Afşin Elbistan olmak üzere termik santrallerin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/89)

20.- Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner ve 25 milletvekilinin, Isparta ilindeki göllerin çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/98)

21.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 22 milletvekilinin, balık çiftliklerinin çevre ve turizm üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/101)

22.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu ve 39 milletvekilinin, denizlerdeki kirliliğin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/119)

23.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, Kahramanmaraş'ta Narlı Ovası'na kurulması planlanan katı atık depolama tesisinin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/145)

24.- Isparta Milletvekili Haydar Kemal Kurt ve 23 milletvekilinin, Eğirdir Gölü ve Havzası’ndaki çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/146)

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun, İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Topluma Kazandırma Yasasıyla serbest bırakılan terör suçlularına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/1988)

2.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, cezaların infazından sonraki tahliye işlemlerine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/1991)

3.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, askeri yasak bölgelerde arazisi olanların sorunlarına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi Gönül’ün cevabı (7/2053)

4.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, adli personelin ücret ve çalışma koşullarına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/2123)

5.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, narenciye üretiminde don riskine karşı alınacak tedbirlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/2235)

6.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, balıkçılık sektöründeki sorunlara ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/2253)

7.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, Milas’ın bazı köylerinde tarımsal sulama amaçlı elektrik şebekesi yapılmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/2415)

8.- Manisa Milletvekili Ahmet Orhan’ın, Manisa TEDAŞ’a elektrik borcu olan kurumlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/2416)

9.- Trabzon Milletvekili Süleyman Latif Yunusoğlu’nun, köy elektrifikasyon şebekesinin yenilenmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/2417)

10.- Kocaeli Milletvekili Hikmet Erenkaya’nın, Maliye Bakanının aldığı bir ödüle ve yurt dışı seyahatine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/2430)

11.- İzmir Milletvekili Recai Birgün’ün, Adıyaman Üniversitesine yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/2546)

12.- İzmir Milletvekili Recai Birgün’ün, Adıyaman’daki bazı sulama projelerine,

- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Samsat pompaj sulaması 1 inci kısım inşaatına,

- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, belediyelerin evsel atık su projelerine,

İlişkin soruları ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/2563, 2591, 2777)

13.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Atatürk Havalimanında toplanan kalabalığa konuşma yapmasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/2612)

14.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, bazı vali ve emniyet müdürlerinin bazı kamu kurumlarının yönetim kurullarında görev aldığı iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/2615)

15.- Kocaeli Milletvekili Hikmet Erenkaya’nın, İGSAŞ’ın özelleştirilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/2658)

16.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, gübre fiyatlarındaki artışa,

- Samsun Milletvekili Osman Çakır’ın, hububat piyasasına,

TMO’nun iptal edilen hububat ihalesi olup olmadığına,

- Mersin Milletvekili Akif Akkuş’un, mısırdaki teşvik ödemesine,

Sertifikalı ürün destekleme ödemelerine,

- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, zeytin sineğine karşı yapılan ilaçlama bedellerinin tahsiline,

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/2681, 2682, 2683, 2684, 2685, 2686)

17.- İzmir Milletvekili Recai Birgün’ün, Kelkit Sadak Barajı projesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/2691)

18.- Amasya Milletvekili Hüseyin Ünsal’ın, Yüksek Denetleme Kurulu denetçilerinin görev konularının değiştirilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/2695)

19.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, atama kararnamelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/2773)

20.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Kâhta’da TOKİ’nin satışa çıkardığı bir araziye ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/2774)

21.- Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu’nun, I. Uluslararası Sağlık Turizmi Kongresine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı (7/2796)

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 13.00’te açılarak altı oturum yaptı.

Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ile

Zonguldak Milletvekili Ali Koçal, köy enstitülerinin kuruluşunun 68’inci yıl dönümüne,

Niğde Milletvekili Mümin İnan, Niğde ilinin ekonomik durumu ve sorunlarına,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un (6/498) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sorunun geri verildiği bildirildi.

Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman ve 32 milletvekilinin, muhtarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/169) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve ön görüşmesinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 88’inci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlanması, günün önem ve anlamının belirtilmesi amacıyla Genel Kurulda özel bir görüşme yapılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 2008 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmasına, bu toplantıda yapılacak görüşmelerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına, siyasi parti grupları başkanlarına ve grubu bulunmayıp da Mecliste üyesi bulunan siyasi partilerin milletvekili olan genel başkanlarına veya genel başkanın görevlendireceği bir milletvekiline onar dakika süreyle söz verilmesine ve bu toplantıda başka konuların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kararlaştırılmış olan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Devlet Memurları Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 19 Milletvekilinin, 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen 5434 Sayılı Kanunun 39 uncu Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 3201 Sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 24 Milletvekilinin, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 Milletvekilinin, Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi’nin (1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı: 119) görüşmeleri tamamlanarak maddeleri kabul edildi;

Adı geçen tasarının kabul edilmiş olan 11, 16, 17, 35, 47’nci maddeleri ile 75’inci maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarının, 94’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasının, İç Tüzük’ün 89’uncu maddesi gereğince yeniden görüşülmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının isteminin, Danışma Kurulunun da görüşü alındıktan sonra, Genel Kurulca kabulü üzerine, yeniden görüşmelerini müteakip kabul edildiği açıklandı;

Adı geçen tasarının görüşmeleri bu suretle tamamlanarak,

2’nci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının (1/443) (S. Sayısı: 84),

3’üncü sırasında bulunan, İstanbul Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolünün (1/512) (S. Sayısı: 115),

Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarılarının;

Yapılan açık oylamalardan sonra kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.

4’üncü sırasında bulunan, Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ile Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/480) (S. Sayısı: 94),

5’inci sırasında bulunan, Manisa Milletvekili İsmail Bilen’in, Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın, Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın, Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Hizmet Sınıfının Değiştirilmesine İlişkin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 13 Milletvekilinin, Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/132, 2/143, 2/144, 2/157) (S. Sayısı: 120),

Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 18/04/2008 Cuma günü çalışmamasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.

22 Nisan 2008 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşime 20.30’da son verildi.

 

 

 

Şükran Güldal MUMCU

 

 

 

Başkan Vekili

 

 

Fatma SALMAN KOTAN

 

Harun TÜFEKCİ

 

Ağrı

 

Konya

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

No.: 130

II.- GELEN KÂĞITLAR

18 Nisan 2008 Cuma

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe’nin, bazı kamu kurumlarında ve liselerde türban takıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2240)

2.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, yurt dışından soruşturma talepli bir dosya gelip gelmediğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2242)

3.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, doğalgaz sayacı aboneliğinde haksız kazanç sağlandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2243)

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifinin borçlarının yapılandırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2244)

5.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, işsizliğe ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2249)

6.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, işsizlik sorununun çözümüne ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2250)

7.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, sanayi sektöründeki ara elemanı açığına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2251)

8.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, İzmir Sağlık İşleri İl Müdürlüğüyle ilgili bazı iddialara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2252)

9.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir Belediyesince yaptırılan sosyal tesislere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2261)

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, TEKEL’in özelleştirilmesine tepki gösteren işçilere yapılan müdahaleye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2262)

11.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir Belediyesi taşınmaz tasarruflarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2264)

12.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bir kuruluşunun eski genel müdürü hakkındaki iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2265)

13.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, Adana’nın ulaşım sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2266)

14.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, maden üretimi yapan kurumların özelleştirme şartlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2273)

15.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, teşvik kapsamındaki illerde asgari geçim indirimine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2275)

16.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, sağlık meslek lisesi öğretmenlerinin görev yerlerinin değiştirilmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2276)

17.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, müdür ve müdür yardımcılığı sınavlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2277)

18.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’da öğretmenlerin yararlanabildiği sosyal tesislere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2280)

19.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, hastanelerde yaşanan şiddet olaylarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2281)

20.- Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in, Kale Devlet Hastanesinin Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesine devrine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2282)

21.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Mert’in, hizmete kapanan Beykoz Devlet Hastanesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2283)

22.- Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız’ın, bir sağlık ocağında çalışan bir sağlık personeline ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2284)

23.- Kars Milletvekili Zeki Karabayır’ın, Kars-Ani bölünmüş yoluna ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2291)

24.- Kars Milletvekili Zeki Karabayır’ın, Selim-Göle yoluna ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2292)

25.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Millî Eğitim Bakanının YÖK Başkanıyla ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2300)

26.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, Dünya Bankasından alınan krediyle ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2301)

27.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’in, yolsuzlukla ilgili bir ihbar mektubu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2303)

28.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Suriye sınırındaki mayınlardan temizlenecek araziye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2306)

29.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, bir enerji grubuyla ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2307)

30.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, Türkiye Kızılay Derneği yönetimine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2309)

31.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’in, Feshane’nin kiralanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2311)

32.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, Sorgun Ormanındaki ağaçların ve kumulların korunmasına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2316)

33.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, Marmaris’teki bir ormanlık alanda ruhsat alan madencilik  firmasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2322)

34.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, Antalya’daki termik santral inşaatına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2323)

35.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir Belediyesince kurulan sosyal ve sağlık tesislerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2331)

36.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana İl Özel İdaresinin çocuk yuvası ve yetiştirme yurtları ile ilköğretim kurumlarına yönelik hizmetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2332)

37.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, il özel idarelerince kullandırılan mikro kredilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2333)

38.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün, Ankara’daki yolların ve kaldırımların durumuna ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2334)

39.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2336)

40.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2337)

41.- Hatay Milletvekili Fuat Çay’ın, Antakya Belediyesinin imar düzenlemesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2339)

42.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, Davutpaşa’da yaşanan patlamaya ve Ayazma’daki sit alanına yapılan inşaata ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2340)

43.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Meram Çomaklı mevkiinde kurulacak et kombinasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2341)

44.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, TOKİ’nin “Tarım Köy Projesi” kapsamında Siirt’te yaptığı Bostancık konutlarıyla ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2343)

45.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, Erzurum’un Ilıca İlçesinin isminin değiştirilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2344)

46.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir Belediyesinin kültür ve tabiat varlıklarına yönelik çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2345)

47.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2346)

48.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, Antalya Yüzüncüyıl Spor Kompleksi arazisi üzerindeki ihaleye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2347)

49.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, eğitim yatırımlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2356)

50.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Kütahya’daki ilköğretim okullarında derslik açığı olup olmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2359)

51.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Kütahya’da ikili eğitim verilen ilköğretim okullarına ve sınıflardaki ortalama öğrenci sayısına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2360)

52.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Kütahya’daki liselerde derslik açığı bulunup bulunmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2361)

53.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Kütahya’da ikili eğitim verilen liselere ve sınıflardaki ortalama öğrenci sayısına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2362)

54.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Kütahya’daki ilköğretim okullarının yöneticilerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2363)

55.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Tunceli’deki bir kütüphanenin kapatılmasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2364)

56.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2365)

57.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2366)

58.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, Erzurum ve Rize’nin kurtuluşu etkinliklerindeki temsili gösterilere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2367)

59.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, Özel Hastaneler Yönetmeliğinde yapılan değişikliğe ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2368)

60.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, Bodrum’daki sualtı hekimi ve yardımcı teknik personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2369)

61.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2370)

62.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2371)

63.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2374)

64.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2375)

65.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Bandırma bağlantılı bölünmüş yol çalışmaları sebebiyle kamulaştırılan arazilere ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2376)

66.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın, Hazine Müsteşarlığı Merkezi Finans ve İhale Birimlerine ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Şimşek) yazılı soru önergesi (7/2380)

No.: 131

21 Nisan 2008 Pazartesi

Gensoru Önergesi

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 27 Milletvekilinin, Tarım ve Hayvancılık Sektöründeki Desteklemelerin Zamanında Ödenmemesi veya Kaldırılması, Girdilerdeki Artışlar ve Ürünlerdeki Düşük Fiyat Oluşumu Sonucu Üreticilerin; Temel Gıda Maddelerinde Meydana Gelen Aşırı Fiyat Artışları ile de Halkın Mağduriyetine Sebep Olduğu, TMO’nun Yönetiminde ve Tarım Politikalarında Görev ve Sorumluluklarını Yerine Getirmeyerek Devleti Zarara Uğrattığı İddiasıyla Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker Hakkında Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı Maddeleri Uyarınca Bir Gensoru Açılmasına İlişkin Önergesi  (11/1) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/4/2008) (Dağıtma tarihi: 20/4/2008) (GÜNDEME)

No.: 132

22 Nisan 2008 Salı

Meclis Araştırması Önergesi

1.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis ve 19 Milletvekilinin, yapılması planlanan baraj ve hidroelektrik santrallerinin Munzur Vadisine muhtemel etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/170) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/04/2008)

22 Nisan 2008 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN (Adana), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 93’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri beşer dakikadır.

Hükûmet konuşmalara cevap verebilir. Hükûmetin konuşma süresi yirmi dakikadır.

Gündem dışı ilk söz, Hakkâri’nin 90’ıncı kurtuluş yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Hakkâri Milletvekili Abdulmuttalip Özbek’e aittir.

Sayın Özbek, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Hakkâri Milletvekili Abdulmuttalip Özbek’in, Hakkâri’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

ABDULMUTTALİP ÖZBEK (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Hakkâri’mizin düşman işgalinden kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümü nedeniyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Yarın, aynı zamanda ulusal egemenliğimizin ve millet irademizin temsil edildiği yüce Meclisimizin kuruluş yıl dönümü olan 23 Nisan Ulusal ve Egemenlik Çocuk Bayramı’nı kutlayacağız. Bu vesileyle bütün dünya çocuklarının bayramını kutluyor, yavrularımıza aydınlık bir gelecek diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anadolu’nun ilk yerleşim yerlerinden biri olan Hakkâri, İran ve Irak’la 343 kilometre uzunluğunda sınırı bulunan, coğrafik ve stratejik bakımdan büyük bir öneme sahip bir ilimizdir. Hakkâri, 1514 Çaldıran Zaferi’nden sonra Osmanlı yönetimi altına girmiş ve 20’nci yüzyıla kadar Osmanlı devletine bağlı Hakkâri Beyliği olarak varlığını sürdürmüştür.

Hakkâri 29 Mayıs 1915 tarihinde Rus ordusu tarafından işgal edilmiş, Hakkâri halkının üç yıl süren büyük ve onurlu direnişi neticesinde, 22 Nisan 1918 tarihinde, Ali İhsan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu ve yerel aşiretler desteğiyle Rus işgali sona erdirilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta “Askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsun ekonomik ve siyasi zaferlerle taçlanmadıkça yaşayamaz.” demiştir.

Doksan yıl sonra bizim kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Biz, askerî zaferleri ekonomik ve siyasi zaferlerle taçlandırabildik mi? Ekonomik zaferlerle taçlandırmak demek, Hakkâri’nin 21’inci yüzyılı yaşaması ve nimetlerinden faydalanması, gençlerimize gelecek umudu ve iş alanları yaratmak demektir. Siyasi zaferlerle taçlandırmak demek, bu güzel ülkede bütün kültürlerin ve etnik unsurların bir arada yaşayarak kaynaşmış ve bütünleşmiş, hoşgörüyü, kardeşliği ve huzuru tesis etmek demektir. Hepimizin, ülkemizin huzuru, birlik ve beraberliğini korumak adına her zamankinden daha fazla birbirimize hoşgörü ve tahammül göstermemiz gerekiyor.

Bir süre önce Hakkâri, Yüksekova ve Van’da meydana gelen üzücü olaylarda hepimizin yüreklerini yaralayan görüntülerin ve ölümlerin bir daha yaşanmaması bölge milletvekili olarak en büyük arzu ve isteğimdir. Bu konuda hepimize çok büyük sorumluluklar düşmektedir.

Değerli milletvekilleri, ben Hakkâri’mizin kurtuluşunu, yakında yüce Meclise sunulacak olan Hakkâri üniversitesinin kuruluş kararını müjdelemekle kutlamak istiyorum. Ben Hakkâri’mizin kurtuluşunu, Sayın Başbakanımızın bölgeye 12 milyar dolarlık yatırım hamlesi müjdesinin Hakkâri’ye kazandıracaklarıyla kutlamak istiyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Hakkâri, dünya madencilik sektöründe büyük rağbet gören kurşun, kükürt, mermer, çinko, krom gibi zengin maden yataklarına sahip bir ilimizdir. Bölgemizde çıkarılan madenler işlenmek üzere batı illerimizdeki fabrikalara taşınıyor. Sanayi üretiminde de ciddi bir ekonomik değer kazanmaktadır. Gerekli teşviklerin verilmesiyle çıkarılan bu madenlerin yerinde işlenerek dünya pazarına sunulması durumunda hem ilimizin kalkınmasında hem de ilimizdeki işsizliğin giderilmesinde büyük bir katkı sağlayacaktır.

İlimizin gelişmesi için diğer önemli bir husus ise, İran’a açılan sınır kapımız olan Esendere Sınır Kapısı’ndaki ticaretin canlandırılarak açık pazar hâline getirilmesidir ve aynı zamanda Irak’la sınır kapımız olan Çukurca Üzümlü, Şemdinli Derecik Kapılarının bir an önce açılması ve açık pazar hâline getirilmesi ilimize büyük bir ticari canlılık getireceği gibi işsiz vatandaşlarımızın da umut kapısı olacaktır.

Ayrıca, Yüksekova Havaalanı Projesi’nin 2009 yılında hayata geçirilecek olması ve Çukurca’da barajların yapılacak olması, bölgenin gelişimi ve istihdamına yönelik önemli yatırımlardır. Yine Millî Eğitim Bakanlığımızın yürüttüğü Gönül Köprüsü Projesi’nin, çocuklarımızın ülkelerini daha iyi tanıması ve birbirleriyle kaynaşması açısından çok ciddi bir proje olduğunu düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bölgemizde yaşanan yoğun göçten dolayı belediyelerimizde ciddi altyapı sorunları meydana gelmiş, işçi ve memurlar yaklaşık yirmi aylık maaşlarını hâlâ alamamışlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

 BAŞKAN - Sayın Özbek, konuşmanızı tamamlayınız; buyurun.

ABDULMUTTALİP ÖZBEK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Yirmi aylık maaşları ödenmeyen arkadaşlarımız var. Bu sıkıntıların giderilmesi için Hakkâri Merkez içme suyu ve şehir girişi yolunun yapılması, hiç kanalizasyonu olmayan Yüksekova kanalizasyon şebekesinin yapılması, Çukurca içme suyu ve kanalizasyon şebekelerinin yapılması, ayrıca Şemdinli Derecik beldesinin ilçe olması halkımızın en büyük beklentileri arasındadır. Aynı zamanda, ülkemizde kişi başına düşen millî gelir sıralamasında en son sıralarda yer alan Hakkâri’de, yaklaşık on beş yıldır köylerini boşaltmak zorunda kalan ve çok mağdur olan vatandaşlarımızın en büyük beklentisi ve umudu, ödenmekte olan köy tazminatlarının bir an önce ödenip bitirilmesidir.

Sözlerime son verirken, Hakkârili hemşehrilerimin 22 Nisan kurtuluş bayramını kutluyor, aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özbek.

Gündem dışı ikinci söz, Denizli’nin ekonomik durumuyla ilgili söz isteyen Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan’a aittir

Sayın Ayhan, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan’ın, Denizli’nin ekonomik durumuna ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; Denizli ilinin ekonomisi hakkında gündem dışı söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, ihracat açısından önem taşıyan ilimiz, AKP Hükûmeti döneminde, bırakın devlet imkânlarını kullanmayı, temel sektör olan tekstil ve konfeksiyonda bile çok zor bir duruma düşmüştür; firmalar kapanmaktadır, dört beş aydır ücret alamayan binlerce işçi vardır. Denizli yanıyor, yangın yeri gibi.

AKP Hükûmetinin uyguladığı yüksek faiz/düşük kur politikası Denizli’de şirketlerin kapanmasına, işçilerin işlerini kaybetmesine, geçen yıllara göre ihracat artışına rağmen YTL bazında gelirlerinin artmamasına neden olmuştur. Buna ilave olarak yüksek oranda artan maliyetlerle çalışmaktadırlar, dünyanın en yüksek faizli kredisini kullanmaktadırlar. AKP’nin Denizli’ye reva gördüğü budur.

Binlerce tekstil-konfeksiyon sektörü çalışanı işini kaybetmeye başlamıştır. Mermercilik sektörü de aynı durumdadır. Denizli’de işini kaybeden işçilerimiz köylerine dönüşe başlamış ve il merkezlerinde binlerce konut kiraya verilemez duruma gelmiştir. Yüksek fiyatlarla ev sahibi olan vatandaşlarımızın evlerinin değerlerinin yüzde 40’lar düzeyinde azaldığı, medyada yer almaya başlamıştır. Tarımda vatandaşlarımız perişan bir hâldedir. Ürünleri para etmediği gibi, tarımsal destekleme ödemeleri hak edişlerini alamamaktadırlar. Devlete iş yapan müteahhitler ve onların işçileri Çınar Meydanı’nda protestoya başlamışlardır. Denizli’de simgesel olan Kaleiçi esnafı kan ağlar durumdadır. Denizlili sanayici ve iş adamlarımızdan teşvik yasası nedeniyle takati kalanlar Denizli sınırının öbür tarafında, Afyon ili sınırı içinde yatırım yaparken, Afyon ilindeki bakanlar, milletvekilleri ve Afyon Valisinden medet umar duruma gelmişlerdir. Maalesef, bu başarı (!) Denizli için, AKP’nin eseridir.

Babadağ, Buldan, Kızılcabölük’teki esnaf kan ağlamaktadır. Yeşilyuva’nın ayakkabıları alıcı bulamamaktadır. Yatağan’ın bıçak ve makasları Çin’de ithalat yapanlar tarafından kıskaca alınmıştır. Tekstil-konfeksiyon sektöründe istihdam gerilemektedir. Sadece Sanayi Odası anketine göre istihdam kaybı 3.500’ü aşmaktadır. Ancak, AKP iktidara geldiğinde sadece bir firmanın bile 2 bini aşan istihdam kaybı olduğu görülmektedir. Aynı anket her iki firmadan birinin istihdamının azaldığını söylemektedir.

Tekstil-konfeksiyon sektöründe beklentiler son derece kötüleşmiştir. 2008 yılı beklentileri incelendiğinde firmaların ancak yüzde 23,6’sı üretimi artırabileceğini, her firmanın 3’ü iç satışların artmayacağını, 100 firmadan 67’si dış satışların artmayacağını, her 100 firmadan 73’ü siparişin artmayacağını söylüyor. Denizli Sanayi Odası anketi verileri değerlendirildiğinde, Denizli ekonomisi 2007 yılında 2006 yılına göre kayda değer gerilemeye işaret ediyor, demektedir. Denizlili sanayiciler 2007’de yüzde 20’den fazla ithal girdi kullanmıştır. İhracatçı Birliği verilerine göre mart ayında ihracat dolar bazında yüzde 3,7; YTL bazında yüzde 15,4 oranında azalmıştır.

Denizli’de sağlık problemleri de devam etmektedir. Vatandaşlardan  -her milletvekiline şikâyet edildiği gibi- ilin milletvekili olarak ben de şikâyetler almaktayım. Geçenlerde Sayın Başbakanın yanık vakasına sahip çıktığı olayı memnuniyetle karşıladık. Denizli Devlet Hastanesi’nde vatandaşlardan benzer bir olayı dinledik. Ancak Denizli’de yetkililerden olay hakkında “MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan tarafından gerçeği yansıtmayan açıklamalarda bulunulmuştur.” şeklinde bir ifade olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Hangi açıklamam gerçek dışıdır? Bunun yetkililerce cevaplandırılmasını bekliyorum. Aksi takdirde, gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi zemini gerekse diğer yasal zeminlerde konunun sonuna kadar takipçisi olacağımı buradan ifade ediyorum. Orası devletin hastanesidir, AKP’nin hastanesi değildir. Her fırsatta gidip vatandaşları dinlemeye devam edeceğim. Hâlen, bazı unvanları kaybetmiş olanlar; hastane müteahhidi, ayniyat saymanı, hastane ihale komisyonu başkanı psikolojisiyle hareket edenler bilmelidirler ki, bu hâliyle işler fazla gitmez. Devlet dairelerinde memurların vicdanını zorlayarak sendikalarını değiştirmeye zorlanan ikna odalarının kurulmasını engelleyeceğiz. Bu işin takipçisi olacağız. Ambulans servislerinde yaşanan menfi olayları da kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ayhan, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Evli bayanların defalarca geçici görevle görevlendirilerek çeşitli yerlere işkence edilir bir şekilde gönderilmelerini de kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz.

Yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Şimşek gündem dışı konuşmaya cevap vereceklerdir.

Buyurun Sayın Bakanım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli üyeler; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, bu konuyla ilişkili olarak bir hazırlığım yok ama yine de birkaç konuyu gündeme getirmekte fayda görüyorum.

Şimdi, tabii ki dünyada büyük bir sıkıntı var, Türkiye’de de bunun yansımaları var, bunu kabul etmek lazım ve dünyadaki sıkıntıların henüz ortasındayız. Muhtemelen, Türkiye’deki sıkıntılar da bir günde giderilecek türden sıkıntılar değil. Ama isterseniz, önce, değerli arkadaşımız Sayın Ayhan’ın gündeme getirdiği tekstil sektöründen başlamak istiyorum.

Şimdi, arkadaşlar, tabii ki tekstil sektörü Türkiye’de çok önemli bir sektördür, büyük bir değişim ve dönüşümden de geçiyor. Bundan yaklaşık birkaç hafta önce biz, sektör temsilcileriyle de bir araya geldik ve aşağı yukarı orta-uzun dönemli bir strateji üzerinde sivil toplum örgütleriyle birlikte, beraber ortak bir çalışma yaptık.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Siz AKP’ye yakın olanlarla beraber oluyorsunuz. Diğer sanayicileri de dinleyin.

AHMET YENİ (Samsun) – Dinle, dinle, herkes seni dinledi.

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, lütfen, önce bir dinleyin, bir nezaketi gösterin, bir dinleyin.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Gösterelim, gösterelim.

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – İçinde TİM var, içinde TOBB var, bütün temsilciler var. Dolayısıyla, bütün sektör temsilcileri…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Denizli’ye ilişkin söylüyorum.

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dolayısıyla, Denizli’deki arkadaşlar da gelirse onları da dinleriz ama onların temsil ettiği bir sürü kuruluş var ve ona yönelik de dün akşam ilk toplantıyı bitirdik. Yani tekstil, hazır giyim, deri ve deri ürünleri sektörüne yönelik strateji belgesi hazırlandı ve orada birtakım öneriler var. O önerilerden bir kısmını da inşallah yakında uygulamaya koyacağız. Ama, şunları söylemek istiyorum: Bakın arkadaşlar, tekstildeki, ham madde dışında en önemli maliyet unsuru işçiliktir. Gerek bu örmede olsun dokumada olsun konfeksiyonda olsun, bunlar çok önemlidir. Kimisinde yüzde 33’ün üzerinde, kimisinde yüzde 25 ama yüzde 25 ile 35 arası bir maliyet unsurudur ve maalesef, Türkiye, tabii ki geldiğimiz noktada basit ürünleri destekleyecek bir ücret yapısına sahip değildir.

Bakın, size, 2007 yılı, tekstil sanayisinde ülkeler arası iş gücü maliyeti karşılaştırmasından -uluslararası bir karşılaştırma- birkaç rakam vermek istiyorum: Yani, basit ürünler, markalaşan, yüksek katma değerli, bilgi yoğun yani dikiş gerektirmeyen, kumaşı üreten veya daha üst nitelikte bir iplik üretenlerde zaten bir sorun yok. Bakın, burada, Bangladeş’te 0,28 dolar yani 28 sent saat başına maliyet, Türkiye’de 2,96. Devam ediyoruz: Pakistan…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Düşür o zaman! Bangladeş gibi olsun o zaman, öyle mi istiyorsunuz!

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, bir dinleyin lütfen, bir dinleyin, nezaket gösterin, dinleyin.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Dinliyorum.

BAŞKAN – Sayın Ayhan, lütfen…

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Önce bir dinleyin.

AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, ikaz edin.

BAŞKAN – Evet, Sayın Ayhan’ı ikaz ettim ben.

Buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, arkadaşlar, Türkiye’de bazı basit ürünlerde bu ülkelerle rekabet etmek zorundasınız, bağırıp çağırmakla olmaz çünkü dünya dümdüz hâle gelmiş durumda…

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Edemiyorsak ne olacak?

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – …ve bu oyunun kurallarını oynayacaksanız ona göre oynamanız lazım.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Çözüm ne?

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, Pakistan’da 42 sent, Vietnam’da 46 sent…

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Sayın Bakan, Türkiye’ye gelin, Türkiye’ye!

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, söyledim Türkiye’yi: 2,96.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Hep dışarıdasınız ya!

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – 2 dolar 96 sent.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Pakistan sefalet içinde. Yapmayın, siz ölçü olarak Pakistan’ı vermeyin.

BAŞKAN – Sayın Durmuş…

Lütfen arkadaşlar…

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bir dinleyin, geleceğim noktayı bir dinleyin.

BAŞKAN - Sayın Bakanım, siz Genel Kurula hitap edin.

Arkadaşlar, lütfen Sayın Bakanı dinleyelim.

Buyurun.

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Evet, arkadaşlar, bakın, bizim söylemeye çalıştığımız şey şu: Tekstil sektöründe markalaşma konusunda ve diğer, özellikle yeniden yapılandırma yani değişim, dönüşüm konusunda biz her türlü desteği vereceğiz. Gerek bunların kümelenmesi konusunda gerek bunların gerekirse yer değiştirmesi konusunda, başka yerlere taşınması konusunda elimizden gelen desteği vereceğiz, ama tekstildeki sorun sadece Hükûmet politikalarıyla ilgili değildir. Türkiye hızlı bir şekilde kalkınmaktadır. Biz de Hükûmet olarak ücret bazında başka ülkelerle rekabet etmek istemiyoruz. Tam aksine, Türkiye geliştikçe, Avrupa’yla arayı kapattıkça ücretler yükselecek. Ücretlerin önemli maliyet unsuru olduğu ürünlerde -basit ürünlerde- rekabet edemediğiniz zaman edemiyorsunuz. Bakın, iplik nereden geliyor? Bu bahsettiğim ülkelerden geliyor. Dolayısıyla, “Orayı geç, Türkiye’ye gel.” deme anlayışı sorunu çözmez. Orada 28 sent, bizde ise 3 dolar civarındaysa bunu dikkate almak zorundasınız.

Şimdi, bütün bunlara rağmen, tamam, Denizli’de teşvik yok, kırk dokuz ilimizde var, ama bahsettiğiniz sektörlerde Kahramanmaraş’ta da sorunlar var. Ben bundan birkaç hafta önce Kahramanmaraş’a gittim. Orada teşvik var ve orada da şikâyet var. Niye? Çünkü bazen bazı iş faaliyetlerinde eğer hesabınızı kitabınızı iyi yapmazsanız zora düşebilirsiniz.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Kaldır oradakini de madem fazla geliyor.

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, devam edeyim ben.

“Tarım perişan.” diyor arkadaşlar. Doğrudur, geçen sene Türkiye’de bir kuraklık yaşandı. Kuraklık tabii ki bizim kontrolümüzde olan bir şey değil. Ama, bakın, bu sene bu kuraklığın menfi etkilerini gidermek için ne yaptık? Normalde mayıs-haziranda ödeyeceğimiz mazot gibi, gübre gibi destekleri biz öne aldık. Şubat ve martta 1,8 -eski parayla- katrilyon, yeni parayla milyar YTL ödedik. Niye ödedik? Çünkü…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Dolar olarak?

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dolar değil, YTL.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Tamam, onu da söyleyebilirsin, doları da söyleyebilirsin.

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dolayısıyla 1,8 milyar YTL biz önceden öne aldık. Nitekim mart ayında bütçe performansının ocak-şubata göre bir miktar kötüleşmesinin kökeninde de o var. Neden? Biz öne aldık. Çiftçimiz erkenden alsın ki, tohum alsın, mazot alsın, gübre alsın ki, üretimi bu sene yapabilsin. İnşallah, bu sene de yağışlar iyi, o şekilde devam edecek. Yani tarımsal desteklerde bir sorun yoktur.

Sağlık problemine gelince: Yani, bu dönemde sağlıktan şikâyet etmek kadar… Doğrusu ben bir şey bulamıyorum. Bakın…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Başbakan telefon edip düzelttiriyor, sahip çıkıyor. Yalan mı söylüyor bu millet?

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, ülkenin geneli için bakacaksınız. Ülkenin genelinde, sağlık konusunda Türkiye’de bir devrim yaşanmıştır ve herkes, vatandaşımız da bunun farkındadır. Zaten, gördükleri için de, bizi takdir ediyorlar, sizin söylemlerinize fazla önem vermiyorlar.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Vay vay vay!

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bakın, şurada, biz bu son getirdiğimiz sosyal güvenlik reformu içerisinde on sekiz yaşına kadar -dünyada çok az ülkede uygulanan- herkese doğrudan doğruya sağlık hizmeti sağlayacağız. Dolayısıyla, sağlık konusunda… Ha, her yerde yöresel bazda ufak tefek hatalar olabilir, bunu da kabul etmek lazım ama…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Devamlı sistem kilitleniyor.

KADİR URAL (Mersin) – Hastanelere doktor vermiyorlar Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, bakın, ben konuşuyorum, siz oradan bağırıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Arkadaşlar, lütfen Sayın Bakana müdahale etmeyelim.

Buyurun Sayın Bakanım.

KADİR URAL (Mersin) – Hastanelerde doktor kalmadı.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Yabancı doktor getirirler.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, siz Genel Kurula hitap edin efendim.

Buyurun.

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, dolayısıyla, dediğim gibi, dünyada büyük bir sıkıntı var. Türkiye’de bu sıkıntıların yansımaları olabilir. Şu ana kadar, çok şükür, sınırlı oldu ve Türkiye’nin zaten son birkaç yıldır çok ciddi bir iyileşme sürecinden geçtiği ortada.

Bakın, bütçe açıkları geçmişe göre düşük olduğu için, rezervler yüksek olduğu için ve güvenilirlik daha yüksek olduğu için, Türkiye’nin dışarıda, içeride temel altyapısı iyileştirildiği için ve bunun sonucunda bir güven olduğu içindir ki, Türkiye, bu son dönemlerde dünyada yaşanan sıkıntılardan az etkileniyor.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Uluslararası derecelendirme kuruluşları indirdi biliyorsunuz.

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, uluslararası derecelendirme kuruluşlarının niye indirdiğini ben açıkladım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Niye?

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Çünkü, bir siyasi belirsizlik çıkmıştır da ondan dolayı. Raporda zaten açık açık söylüyor.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – 340 milletvekiliyle çıkıyorsa ne yapalım o zaman?

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – 400 verelim!

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dolayısıyla, arkadaşlar, burada not indirimi de olmamıştır, sadece görünüm, o da iki yıllık bir perspektifle, negatife dönüştürülmüştür. Ama, bizim dönemde notumuz üç aşama arttı. Bakın, üç aşama. Bakın, görünüm değil. Yani, Türkiye, 2002 yılından bu yana, hem Standard and Poor’s tarafından hem Moody’s tarafından notu üç kez artırılan bir ülkedir, üç kez… Sizin dönemlerde düşürülmüştür arkadaşlar, lütfen… Yani, bize bunları söylemeden…

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Bizim mirasımızın üzerine oturdunuz, borcu ikiye katladınız. Ayıp ya!

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Onun da cevabını vereyim ben size.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – 250 milyarı 465 milyar borç yaptınız. Bunu söylerken insanın biraz da yüzü kızarır ya!

BAŞKAN – Sayın Durmuş, lütfen…

Sayın Bakanım, Genel Kurula hitap edin.

Buyurun.

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, arkadaşlar, hesap kitap bilmeyenler…

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – 1,5 milyar dolar cari açığı 38 milyar dolara çıkardınız. İnsanın biraz yüzü kızarır!

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bakın, dünyada hiçbir ülkede…

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Otuz yıldır yapılmayan reformların üzerine oturuyorsunuz.

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dünyada hiçbir ülkede…

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Bizim yaptığımızı yiyorsunuz ya! Ayıp be!

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Buyurun konuşun.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, Genel Kurula hitap edin.

Buyurun efendim.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Konuşacak hâli kalmadı Sayın Başkan.

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bakın, arkadaşlar, dünyada hiçbir ülkede borca mutlak bazda bakılmaz. O zaman Amerika perişan olmuş. Bizim arkadaşlar anlamıyorlar. Amerika’nın borcu o zaman 9 trilyon dolar. Buyurun, İtalya da 1,8 milyar dolar. Millî gelirine oranlamanız lazım. Millî gelir diye bir şey var. Millî gelire oranlayacaksınız.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Bir gecede yüzde 25 artan millî gelir mi olur?

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Hayır arkadaş, ondan önceki… Bakın, yerinizden konuşmayın.

BAŞKAN – Sayın Ayhan…

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, bakın, eski millî gelir hesaplarıyla söylüyorum: Türkiye'nin brüt dış borcu yüzde 93’tü, millî gelirin, 2002 yılında, MHP’den devraldık. 2002 yılında Türkiye'nin brüt borcunun millî gelire oranı, kamunun, yüzde 93.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sen neredeydin o zaman?

KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) – Sen o zaman Amerika’daydın!

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Hayır, Hükûmetimiz devralmış, partimiz devralmış.

Şimdi, bugün geldiğimiz nokta, eski millî gelirle yüzde 50’ye inmiş, yeni millî gelirle yüzde 38,8; yani eski millî gelirle de yarısını düşürmüşüz. Sonra, dediğim gibi, bu borç rakamları konusunda dünyada standartlar vardır. Herkes millî gelire oranı olarak bakar. Türkiye'nin millî gelire hem dış borcunun hem toplamda… Bakın, Türkiye'nin şu anda net toplam -özel sektör de dâhil olmak üzere- dış borcunun millî gelire oranı yüzde 20.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Vatandaşın cebine ne girmiş?

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Sürekli yeni konularla gündeme getiriyorsunuz. Tabii ki bunu anlamanız zor! (AK Parti sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Biraz daha artırırsanız bir gecede…

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dolayısıyla, yani bu ülkede çok güzel şeyler yapılmış, çok önemli reformlar gerçekleştirilmiş. Biz her şeyi bitirmiş değiliz, daha yapılacak çok şey var. Türkiye'nin daha iyi bir noktaya gelmesi için, ülkemizin hak ettiği saygınlığı kazanması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Dağlar gibi yığılıyor!

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bakın, istihdam paketi yarın gelecek…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sekiz ay oldu!

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – …ve inşallah, o Denizli’deki gibi, diğer illerimizdeki birtakım sıkıntıları da en azından bir nebze de olsa gidermeye yardımcı oluyor.

OSMAN ERTUĞRUL (Aksaray) – İstihdam paketi mi geliyor?

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Size önerim: Bizden gelen her şeye muhalefet gibi bakmamanız… Eğer Türkiye için doğruysa, kırk yıllık perspektifle, elli yıllık perspektifle yaptıklarımız doğruysa onlara sahip çıkın, o zaman oturalım...

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Vatandaş aç, aç!

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Evet arkadaşlar, çok daha da fazla uzatmak istemiyorum. Ama bahsedildiği gibi ne durum o kadar çok kötü ne de durum güllük gülistanlık. Türkiye dünya şartları içerisinde aslında yoluna devam edebiliyor. Bakın, petrol fiyatları şu anda 115 dolar.

MEHMET EKİCİ (Yozgat) – Gübre?

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – 115 dolarlık petrol fiyatıyla, bu seneki muhtemelen petrol faturamız yani ithalatımız, doğal gaz ithalatımız 40 milyar dolar civarında olacak. Onun için, cari açık nereden gelir, bir açın gözünü bakın. 50 milyar dolarlık belki cari açığı olacak ama onun 40 milyar doları muhtemelen ondan olacak. Petrol fiyatlarını ben mi belirliyorum? Buyurun, siz petrol fiyatlarını değiştirin arkadaşlar.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Önlem alacaksınız Sayın Bakanım.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Dış ticaret açığı ne kadar oldu?

DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dış ticaret açığı ama turizme de bakın, ikiye katlamışız.

Onun için, değerli arkadaşlar, Türkiye geçmişte bu türden petrol fiyatlarıyla yoluna devam edemezdi. Bugün devam ediyorsa bu büyük bir başarıdır ve bu başarıyı görmeniz lazım. (AK Parti sıralarından alkışlar) Türkiye yoluna devam edebiliyorsa bu büyük bir başarıdır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, Sayın Bakan konuşmasında milletvekillerimize “Anlamıyorsunuz.” diye hitap etmiştir. Ne kadar anlatılabilmişse milletvekillerimiz o kadar anlamıştır. Dolayısıyla milletvekillerimizin anlayışını sınamaya, takdir etmeye kendilerinin yetkisi olmadığını ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Gündem dışı üçüncü söz, Ordinaryüs Profesör Doktor Ali Fuad Başgil’in vefatının 41’inci yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Samsun Milletvekili Fatih Öztürk’e aittir.

Sayın Öztürk, buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3.- Samsun Milletvekili Fatih Öztürk’ün, Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’in vefatının 41’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

FATİH ÖZTÜRK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1893 yılında Samsun’umuzun Çarşamba ilçesinde dünyaya gelen büyük hukuk ve siyaset adamı, Ordinaryüs Profesör Ali Fuad Başgil Hocamızın ölüm yıl dönümü nedeniyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle de yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Ali Fuad Başgil Hocamız 1893 senesinde Samsun’un Çarşamba ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve orta tahsilinin ardından yüksek tahsiline başlamıştı ki Birinci Dünya Savaşı patlak verdi. Bu sebeple, tahsilini tamamlayamadan 1914’te, henüz yirmi bir yaşındayken yedek subay olarak askerlik görevini dört yıl Kafkasya cephesinde savaşarak tamamladı. Terhisten sonra tekrar İstanbul’a döndü ve yarım kalan hukuk tahsilini tamamladı. 1921’de Paris’e gitti, hukuk doktorasını orada yaptı. Ayrıca, felsefe ile siyasi ilimler sahasında ihtisas yaptı. 1929 yılında ülkesine geri döndü.

1937’de Hatay Cumhuriyeti’nin anayasasını hazırladı. 1939 yılında ordinaryüs profesör oldu. Türkiye’de ilk defa iş hukuku derslerini ihdas etti ve müfredat programlarını hazırladı ve hocalığını yaptı. 1938-1942 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı oldu. 1947 yılında “Hür Fikirleri Yayma Cemiyeti”ni kurdu. 1952’de Pakistan’da, 1959’da Ürdün’de toplanan İslam kongrelerinde ve 1959’da Almanya’da toplanan hukuk kongresinde ülkemizi başarıyla temsil etti.

27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Millî Birlik Komitesi tarafından 147 öğretim üyesiyle birlikte üniversiteden uzaklaştırıldı. Daha sonra 147’lerin özel bir kanunla üniversiteye dönmelerine imkân sağlanmasına rağmen, Başgil Hoca konuyu bir haysiyet meselesi olarak kabul ettiğinden dönüş hakkını kullanmadı. 10 Nisan 1961’de emekliliğini istedi ve politikaya adım attı.

Değerli arkadaşlar, Hoca 15 Ekim 1961’de Adalet Partisinden, Samsun listelerinden bağımsız aday olarak “Cumhuriyet Senatörü” seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışından hemen sonra Cumhurbaşkanlığına adaylığını koydu. Adaylığıyla birlikte demokrasi adına yakışmayan yoğun baskılara maruz kaldı ve bu baskılardan dolayı adaylıktan çekildi ve bunun akabinde de Cumhuriyet Senatosu üyeliğinden, politikanın mizacına uygun olmadığı gerekçesiyle istifa ettiğini açıkladı. Ardından yurt dışına giderek Cenevre Üniversitesinde Türk Tarihi ve Türk Dili Kürsülerinde başkan olarak görev yaptı.

Ordinaryüs Profesör Ali Fuad Başgil Hoca hayatı boyunca ilmin haysiyetini ve şahsi vakarını korumasını bilmiş, bir anayasa hocası ve hukuk adamı olarak gerektiğinde kanaatlerini sözlü ve yazılı olarak açıklamıştır. Siyasi, sosyal ve hukuki sahalarda pek çok eser yazdı. Din ve laiklik konularındaki, 27 Mayıs İhtilali hakkındaki görüşleri büyük ilgi uyandırmıştır.

Başgil Hoca 1967’de yetmiş dört yaşındayken kalp krizi sonucu vefat etti. Ancak, başta Çarşambalılar olmak üzere Türk halkı Başgil Hoca’yı unutmadı, unutamadı. Hoca’nın anısına pek çok eser yazıldı, çizildi.

Hemşehrileri onu 19 Nisan Cumartesi günü, çok geniş katılımlı bir sempozyumla tekrar hatırladı. Çarşamba Belediye Başkanımız Hüseyin Dündar Bey’in gayretleriyle hazırlanan sempozyuma Hoca’nın öğrencileri, dava arkadaşları ve hemşehrileri büyük ilgi gösterdi.

Başta eski Kültür Bakanlarımızdan İsmail Kahraman Bey olmak üzere, eski milletvekillerimizden Profesör Doktor Nevzat Yalçıntaş, Profesör Doktor Süleyman Yalçın, Şadi Pehlivanoğlu, Rıza Aldemir ve yanı sıra akademisyenlerin büyük ilgi gösterdiği sempozyumda Hoca’nın siyasi, hukuki mücadelesi anlatılarak, 60’lı yılların o zor ve çetin şartlarında Türk demokrasisi adına vermiş olduğu o müthiş mücadele, siyasetten kopmak zorunda kalmasına rağmen haysiyetinden ve ilkelerinden vermediği taviz izleyenlere aktarılarak, ülke bütünlüğüne göstermiş olduğu hassasiyet ilgiyle izlendi.

Değerli milletvekilleri, ben bu vesileyle, sempozyumu hazırlanmasından büyük emeği geçen Değerli Belediye Başkanımız Hüseyin Dündar Bey’i bu kürsüden kutluyorum, tebrik ediyorum böyle önemli bir şahsiyeti geleceğe taşıdığı için.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öztürk konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

FATİH ÖZTÜRK (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Başgil Hocamız başlı başına bir değerdi, ama Samsunlular adına başka bir değerdir. Hemşehrileri Hoca’yı asla unutmayacak ve unutturmayacaklardır.

Hocamızın ölüm yıl dönümü münasebetiyle bir kez daha Allah’tan rahmet dilerken, siz değerli milletvekillerimizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.

Biz de bu vesileyle Sayın Başgil’i rahmetle, minnetle ve şükranla anıyoruz.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın, gündemin sözlü sorular kısmının 2, 50, 84, 140, 183, 250 ve 252’nci sıralarındaki soruları birlikte, yine Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Nafiz Özak, gündemin sözlü sorular kısmının 6, 25, 26, 41, 76, 135, l36, 162, 173 ve 174’üncü sıralarındaki soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın Bakanların bu istemlerini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Başbakanlığın bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’a muhalefet etmek suçunu işledikleri iddia olunan Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün ve Muzaffer Baştopçu haklarında yasama dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmaması hususundaki yazı ile Başkanlığa gönderilen soruşturma dosyasının iadesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/402)

                                                                                                                       14 Nisan 2008

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) 14/5/2003 tarihli ve B.02.0.PPG.0.12-310-7558 sayılı yazımız.

        b) Adalet Bakanlığının 2/4/2008 tarihli ve B.03.0.CİG.0.00.00.03-1.128.41-2003/19344 sayılı yazısı.

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanuna muhalefet etmek suçunu işledikleri iddia olunan Kocaeli Milletvekilleri Nihat Ergün ve Muzaffer Baştopçu haklarında Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü maddesi uyarınca yasama dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmaması hususunda ilgi (a) yazımız ile Başkanlığınıza gönderilen soruşturma dosyasının iadesi ile ilgili Adalet Bakanlığından alınan ilgi (b) yazı sureti ve eki ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

                                                                                                                         Cemil Çiçek

                                                                                                                      Devlet Bakanı ve

                                                                                                                  Başbakanı Yardımcısı

BAŞKAN – Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan dosya Hükûmete geri verilmiştir.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin bir önerge vardır, okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis ve 19 milletvekilinin, yapılması planlanan baraj ve hidroelektrik santrallerinin Munzur Vadisi’ne muhtemel etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/170)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tunceli il sınırları dahilinde bulunan 85 km uzunluğundaki Munzur Vadisi Milli Parkı 8 adet baraj ve hidroelektrik santral projesi ile değişime uğratılacaktır. Vadinin doğal yapısının değişmesi ciddi demografik yapı bozukluğuna neden olacak, bölgede göçler yaşanacaktır. Ülkenin ve dünyanın en zengin yaban hayatına ve bitki örtüsünü sahip alanlardan biri olan bu vadide doğa dengesi bozulacak birçok hayvan ve bitki türünün nesli tükenecektir.

Munzur Vadisindeki doğal yapıyı korumak için alanda Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) yapılması amacı ile Anayasa’nın 98. TBMM İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddesi uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ederiz. 18 /04/2008

1) Şerafettin Halis                   (Tunceli)

2) Ahmet Türk                        (Mardin)

3) Selahattin Demirtaş             (Diyarbakır)

4) Fatma Kurtulan                   (Van)

5) Emine Ayna                        (Mardin)

6) Ayla Akat Ata                    (Batman)

7) Sebahat Tuncel                   (İstanbul)

8) Mehmet Nezir Karabaş       (Bitlis)

9) Bengi Yıldız                       (Batman)

10) Sırrı Sakık                        (Muş)

11) M. Nuri Yaman                (Muş)

12) Özdal Üçer                       (Van)

13) Aysel Tuğluk                    (Diyarbakır)

14) Pervin Buldan                   (Iğdır)

15) Gültan Kışanak                 (Diyarbakır)

16) Akın Birdal                       (Diyarbakır)

17) İbrahim Binici                   (Şanlıurfa)

18) Hasip Kaplan                    (Şırnak)

19) Sevahir Bayındır               (Şırnak)

20) Osman Özçelik                 (Siirt)

Gerekçe:

Yapılmak istenen barajlar doğal yapıyı bozacağı gibi millî park olması sebebi ile de hukuka aykırılık arz etmektedir. Doğal yapıya baktığımızda;

Yapılacak bu barajların ortalama ömrü 30 ile 40 yıl olacaktır. Bu süreden sonra vadi tamamen bataklık haline gelecektir.

Vadide bulunan bitki türlerinden; 12 tür küresel ölçekte, 107 tür Avrupa ölçeğinde, 19 tür ulusal ölçekte yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

Yapılan bilimsel araştırmalar Munzur Nehri'nin kar suları ile beslendiğini göstermektedir. Barajlar kar yağışını azaltacağından nehri besleyen su kaynaklarının kurumasına neden olacaktır.

Dünyaca ünlü kırmızı benekli alabalık yaşama ortamı bulamayacaktır.

43 çeşidi sadece Munzur Vadisi'nde bulunan 1.518 bitki çeşidinin birçoğu yok olacaktır.

Binlerce dönüm ormanlık alan tahrip olacak ve sular altında kalacaktır.

Bölgede önemli geçim kaynağı olan arıcılık büyük zarara uğrayacaktır.

Vadinin bozulması spor turizminin faaliyeti kapsamına giren rafting, kayak ve yayla turizmi vb. faaliyet alanlarının sona ermesine sebebiyet verecektir.

Barajlarla elde edilmesi planlanan enerji, doğayı tahrip etmeden alternatif enerji kaynakları ile elde edilebilir. Baraj ve hidroelektrik santrallerinin yapımı için harcanan ekonomik değer 2 milyar dolar civarındadır. Alternatif enerji kaynaklarının yapım maliyetleri ise bu miktarın çok altında olacaktır. Gerek güneş enerjisi gerek ise rüzgâr enerji sistemleri çevreyi kirletmeden doğaya zarar vermeden maliyeti daha düşük sistemlerdir. Günümüzde rüzgâr enerji sistemi dünya ülkelerinde gittikçe artarak kullanılan sistem hâline gelmiştir. Bölge bu sisteme en uygun coğrafi koşullara sahiptir.

Hukuki olarak değerlendirdiğimizde;

Yapılacak olan barajlar hukuki bakımdan da yasal değildir. Munzur Vadisi 21 Aralık 1971 tarihinde 6831 sayılı Kanun kapsamına alınmış ve 42 bin hektarlık alanı ile Türkiye'nin en büyük ve ilk milli parklarından biri hâline getirilmiştir. 2873 sayılı Milli Parklar Yasası'na göre "Tabii ve ekolojik denge bozulamaz. Yaban hayatı tahrip edilemez. Bu sahanın özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile çevre sorunları yaratacak iş ve işlemler yapılamaz." denmektedir.

Anayasa’nın 56. maddesine göre: "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi dış etkenlerden korumak devletin ve vatandaşların görevidir."

Anayasa’nın 63. maddesine göre ise: "Devlet; tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar." Vadideki birçok kültür ve tabiat varlıkları ve halkın değer verdiği birçok alanın sular altında kalması bu maddeye aykırı olacaktır. Bunun yanı sıra Çevre Yasası’nın birçok maddesinde çevre tahribine neden olabilecek fiilleri engelleyici hükümler içermektedir.

Ayrıca Munzur Vadisi üzerinde yapılacak olan barajlar ulusal yasalara aykırı olduğu gibi Türkiye'nin taraf olduğu birçok uluslararası sözleşmelere de aykırıdır.

Örneğin; 1975 Paris, 1979 Bern, 1973 Washington, 1992 Rio, 1999 Kyoto, 2000 Kahire Sözleşmeleri Türkiye tarafından onaylanarak kabul edilmiştir. Anayasa’nın 90. maddesine göre usule uygun uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir. Bunlar hakkında iptali amacı ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Yani bu yönü ile de yasadan üstün konumdadır. Bu sözleşmelere aykırı hareket etmek açıkça yasalara aykırı hareket etmek anlamına gelmektedir.

Bundan dolayı; insan ve doğa mutluluğu bağlamından konuya bakılarak, çevre etki değerlendirmesi yapılması için TBMM tarafından bir Meclis araştırma komisyonunun oluşturulmasının gerekli olduğunun inancını taşıyoruz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi Eker hakkında verilmiş bir gensoru önergesi vardır.

Önerge daha once bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

C) Gensoru Önergeleri

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 27 Milletvekilinin, Tarım ve Hayvancılık Sektöründeki Desteklemelerin Zamanında Ödenmemesi veya Kaldırılması, Girdilerdeki Artışlar ve Ürünlerdeki Düşük Fiyat Oluşumu Sonucu Üreticilerin; Temel Gıda Maddelerinde Meydana Gelen Aşırı Fiyat Artışları ile de Halkın Mağduriyetine Sebep Olduğu; TMO’nun Yönetiminde ve Tarım Politikalarında Görev ve Sorumluluklarını Yerine Getirmeyerek Devleti Zarara Uğrattığı İddiasıyla Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker Hakkında Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı Maddeleri Uyarınca Bir Gensoru Açılmasına İlişkin Önergesi (11/1)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Son yıllarda tarımdan geçimini sağlayan çiftçilerimiz büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Tarımda girdi fiyatları artmış, buna karşılık çiftçilerimiz ürünlerini değeri fiyattan satamamışlar ve her geçen yıl çiftçilerimizin gelirleri ve refah seviyeleri düşmüştür. İnsanlarımız asgari geçimlerini dahi sağlayamamaktadır. Son aylarda ise temel gıda maddeleri olan pirinç, bulgur ve bakliyatlarda yaşanan fiyat artışları tüm halkımızı ciddi anlamda sıkıntıya sokmuştur. Bütün bu sorunlar yaşanırken gerekli tedbirleri almayan ve sorumsuz davranan Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi Eker hakkında Anayasa’nın 99, İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca MHP Meclis Grubu olarak Gensoru açılmasını arz ve talep ederiz.

1) Oktay Vural                         (İzmir)

2) Zeki Ertugay                        (Erzurum)

3) S. Nevzat Korkmaz              (Isparta)

4) Abdülkadir Akcan               (Afyonkarahisar)

5) Şenol Bal                             (İzmir)

6) Reşat Doğru                         (Tokat)

7) Mustafa Kalaycı                   (Konya)

8) Mehmet Şandır                    (Mersin)

9) Ali Uzunırmak                     (Aydın)

10) Süleyman Yunusoğlu        (Trabzon)

11) Hasan Çalış                        (Karaman)

12) Yılmaz Tankut                   (Adana)

13) Hüseyin Yıldız                   (Antalya)

14) Akif Akkuş                        (Mersin)

15) Mehmet Akif Paksoy         (Kahramanmaraş)

16) Behiç Çelik                        (Mersin)

17) Mehmet Serdaroğlu           (Kastamonu)

18) Alim Işık                            (Kütahya)

19) Hasan Özdemir                  (Gaziantep)

20) Metin Ergun                       (Muğla)

21) Münir Kutluata                  (Sakarya)

22) Recep Taner                       (Aydın)

23) Ahmet Kenan Tanrıkulu    (İzmir)

24) Mustafa Kemal Cengiz      (Çanakkale)

25) Kadir Ural                          (Mersin)

26) Necati Özensoy                  (Bursa)

27) Cumali Durmuş                 (Kocaeli)

28) D. Ali Torlak                     (İstanbul)

29) Mümin İnan                       (Niğde)

Gerekçe:

Ülkemiz insanının sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşması konusunda AKP Hükûmeti yeterli tedbirler almamıştır. Son günlerde bazı gıda ürünlerinin piyasaya arzında sıkıntılar ortaya çıkmış ve bazı spekülatörler bu durumu fırsat bilerek başta pirinç, bulgur ve bakliyat ürünleri gibi mutfaklarımızın ana maddesi olan ürünlerin fiyatları iki katına çıkmıştır. Özellikle, geçen sene yaşanan kuraklıktan dolayı dünya piyasalarında, buğday ve pirinç arzında sıkıntı olacağı ortada iken Bakanlık halkımızın ihtiyacı olan miktarda ürünün temini için gerekli tedbirleri almamıştır. Bugün TMO buğday ithal etmektedir. Bu ithalatın Türkiye’ye zararı yaklaşık 500 milyon dolardır.

TMO elindeki 32 000 ton pirinci belirli firmalara satarak pirinç piyasasında spekülasyonun oluşmasına sebep olmuştur ve fiyatlar hızlı bir şekilde artmıştır. Bugün TMO 1,8 YTL/kg’dan sattığı pirincin yerine daha fazla fiyat ödeyerek pirinç ithal etmektedir. Sonuç olarak, 2007 yılı yanlış pirinç alım politikaları hem pirinç üreticisini mağdur etmiş hem de pirinç tüketicisi mağdur olmuştur. Kazanan yine spekülatörler olmuştur.

Son dönemde tarıma verilen destekler rakamsal olarak artmakla birlikte GSMH ile paralel artırılmamıştır. Bunun sonucu olarak, birçok çiftçimiz üretimden vazgeçmek zorunda kalmışlar ve sektördeki istihdam düşmüştür. Tarım sektöründe 1 milyon 181 bin kişi işini kaybetmiştir. İnsanlar tarımdan koparılmışlardır. Bu, aynı zamanda kırsaldan şehre kaçıştır. Bu, devlete ilave yüktür.

Tarımsal desteklemeler zamanında ödenmediği gibi özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeleri hedefleyen Doğrudan Gelir Desteği (DGD) ödemeleri her yıl azaltılmıştır. Sadece, DGD ödemelerinde çiftçilerimizin yıllık kaybı 1 530 000 000 YTL’dir. Yeni yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile bundan böyle Hayvancılık Destekleri kapsamında yapılan süt destekleri, suni tohumlama destekleri, buzağı ve besi destekleri kaldırılmıştır. Ayrıca, yerli sığır ırkları destekleme dışı tutulmuştur. Verimlilik ve kaliteyi gözetmeyen 2008 destekleme sistemi hayvan ıslahını önemsiz bulmakta ve ülkemiz hayvancılığının rekabet gücünü ortadan kaldırmaktadır. Çiğ süt fiyatları düşürülmekte Hükûmet ve Bakanlık bu gelişmelere seyirci kalarak hayvancılığımızın baltalanmasına çanak tutmaktadır. Diğer yandan, kaçak hayvan ve et girişi önlenememiş, Türk hayvan besiciliği çok kötü düzeylere düşürülmüş ve vatandaşlarımız bu faaliyetten vazgeçer hale gelmiştir.

Tarımsal girdi fiyatları aşırı şekilde artmıştır. Bunun sonucu, çiftçilerimiz gübre kullanamaz, arazisini yeterince işleyemez ve sulayamaz olmuştur. Gübre, yem ve akaryakıtta yaşanan aşırı fiyat artışlarının önlenmesi için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bir tedbir geliştirememiştir. Özellikle, gübrede ortaya çıkan “tekel” önlenememiş ve son bir yılda çeşitlerine göre gübrede fiyat artışları iki katını geçmiştir.

Öne sürülen bu iddialar karşısında, Bakan’ın görevini ihmal ettiği, sorumluluğunun gereğini yapmadığı, kamu hazinesini zarara uğrattığı, tüm halkımız ve özellikle çiftçilerimizi mağdur ettiği, zarara uğrattığı açıktır.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

20 Nisan 2008 tarihinde dağıtılan gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmenin günü dağıtım tarihinden itibaren on gün içerisinde yapılacak şekilde Danışma Kurulunca tespit edilerek, ayrıca oylarınıza sunulacaktır.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır; okutup işleme alacağım.

D) Önergeler

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Üreticilerin T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan ve Yeniden Yapılandırılan Borçlarının Faizsiz Ödenmesine İlişkin Kanun Teklifinin (2/2), doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/41)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/2 Esas Numaralı “Üreticilerin T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan ve Yeniden Yapılandırılan Borçların Faizsiz Ödenmesine İlişkin Kanun Teklifim” İçtüzüğün 37. Maddesine göre doğrudan gündeme alınması için 15.01.2008 tarihinde görüşülmüş, ancak doğrudan gündeme alınması reddedilmiştir.

2/2 Esas Numaralı Kanun Teklifimin İç Tüzüğün 37. Maddesi gereğince yeniden doğrudan gündeme alınması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 10.04.2008

                                                                                                                          Ensar Öğüt

                                                                                                                            Ardahan

BAŞKAN – Önerge sahibi olarak Sayın Ensar Öğüt burada mı?

Buyurun Sayın Öğüt.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Ziraat Bankasına ve tarım kredi kooperatiflerine çiftçilerin borçları var. Bu borçlarının faizlerinin silinip anaparanın da dört taksite bölünerek ödenmesiyle ilgili vermiş olduğum kanun teklifi üzerinde konuşacağım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’deki krizler sonucu çiftçimiz hâlen kendini toparlayamadı. Yüksek faiz düzenlemesi yapmamıza rağmen, yani düşürmemize rağmen… 2003 yılında bir iyileştirme yaptık biliyorsunuz, TEFE, TÜFE ortalamasıyla bir faiz uygulandı, ondan bu yana da çiftçilerimiz Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifine borcunu ödeyemediler.

Şimdi, 3 Kasımda olsun, 22 Temmuzda olsun bütün liderler, bütün parti yetkilileri “Gelir gelmez çiftçi borçlarının faizlerini sileceğiz, anaparayı dörde böleceğiz.” dediler. AK Parti de dedi ki: “Biz zaten faize karşıyız, faiz haramdır. Hiç merak etmeyin, Meclise gider gitmez faizi sileceğiz.” Şimdi, Meclis burası kardeşim! İktidar partisi milletvekilleri bölgelerine gidiyor “Biz köylüye böyle sahip çıkıyoruz, çiftçiye böyle sahip çıkıyoruz.” diyorlar.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, örnekleri vereceğim. Şu resim… Şu resme bir bakar mısınız? Bu resim, on gün önce Posof’un Aşıküzeyir köyünde çekilmiş bir resimdir. Elli yıl önceye dönülmüş, traktörünü satmış Aşıküzeyir köylü Medet Öztürk -ismini de vereyim- on gün önce tarlasını kara sabanla koşmak mecburiyetinde kalmış. Bakın, Konya çiftçileri şu anda tribünde oturuyorlar. Şunu söylüyorlar: “Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifleri evimizi, tarlamızı, traktörümüzü haczetti, sattı. Kalmadı malımız. AK Parti Konya İl Teşkilatına gittik, bizi kovdular.” İşte arkadaşlar orada, biraz sonra sayın grup başkan vekili görüşsün. Ben delilli, belgeli konuşuyorum. Şimdi burada da kendi imzası var, Hasan Çakan. Kendisi “İsmimi verebilirsin.” dedi, Konyalı çiftçilerden Hasan Çakan. İşte burada. Erzurumlu çiftçilerden -Erzurum İl Başkanımız Nevzat Bey bildirmiş- Pasinler Alvar’dan 300 tane çiftçi tarım kredi kooperatifine borcundan dolayı hacizli arkadaşlar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Her yerde öyle.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Batman öyle, Kars öyle, Van öyle, Ağrı öyle, Siirt öyle, Şanlıurfa öyle…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Aydın öyle…

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Yani, Hakkâri öyle, Şırnak öyle, Türkiye'nin her tarafı öyle.

Değerli arkadaşlar, bakın, enteresan bir şey daha söyleyeyim. Ardahan’daki çiftçileri Hükûmet nereden icraya veriyor biliyor musun? Sanki Ardahan’ı il saymıyorlar, Ardahan’da icra dairesi yok, Hükûmet yok; Ardahanlı çiftçileri Erzurum’dan icraya veriyorlar. Ardahanlı çiftçi kalkacak Erzurum’a gidecek, mal beyanında bulunacak hapisten kurtulacak! Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar ya? Bu, öküzü tereğe çıkarmaktır. Yani, bıçak terekteyken öküz tereğe çıkmaz, bıçak terekten iner öküz kesilir arkadaşlar. Erzurum’dan icraya veriyorlar, millet perişan. İşte, belgeleri burada. Ben belgesiz konuşmuyorum, sayın grup başkan vekiline vereceğim.

Değerli arkadaşlar, bu ülke bizim. Ziraat Bankası sizin döneminizde çiftçinin dostu değil düşmanı oldu. Ziraat Bankasından kredi almak mümkün değil. 2 tane kefil istiyor. Kimi? Memur. Hangi memur çiftçiye kefil olabilir? Hanak Tarım Kredi Kooperatifi var, 1.052 kişi. Hanak, Posof, Damal, Ortakent, 1.052 kişilik -lütfen buraya dikkat edin- Tarım Kredi Kooperatifinin yöneticisi kaç kişi olabilir arkadaşlar? 1 kişi, 1 kişi. 1 kişi de bilançoyu doğru dürüst yapmadığı için, milletin hepsi hacizde ve kredi alamıyorlar, 5 kuruş da alamıyorlar. Ardahan merkezde esnaf sanatkârlar kooperatifi var. Erol Kayatürk. İsmini de veriyorum, niye? “Ben, en son, benzini üzerime döküp yakacağım kardeşim.” diyor. Tarım kredi kooperatifi, esnaf ve sanatkârlar kredi kefalet kooperatifi kapatılmış, plasman alamıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi ya? Doğu’yu Güneydoğu’yu böyle mi yapacağız arkadaşlar? Biz niye geldik buraya? Bu Meclis ne işe yarar? Yani, madem geldik buraya, işte kanun teklifi. Bölge milletvekilleri gidiyor orada hava basıyorlar. Ziraat Bankasına, tarım kredi kooperatifine borcu olmayan çiftçi yok.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Özel bankalar sağ olsun! Onlardan alıp oraya veriyorlar.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Değerli arkadaşlar, kavgaya da gerek yok. Bu ülke bizim. Türkiye’de yaşayan toplumun yüzde 30’u çiftçi; 22 milyon insanımız var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öğüt, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Teşekkür ederim.

Bölge korkunç göç verdi, boşaldı bölge. 24 Nisan, biliyorsunuz, sözde Ermeni soykırımı günü nedeniyle dünyada büyük bir şey hazırlıyorlar, 24 Nisan da geliyor. Bu 24 Nisanda Ermenilere karşı koymak için, “Bu vatan bizimdir, oradaki yaşayan insanlar da bizimdir. Oradaki yaşayan insanlar nöbetçi olarak orada duruyorlar kardeşim! O insanlar bizimdir, sahip çıkacağız!” dememiz için bu kanunu çıkartmamız lazım. Aksi takdirde bizim topraklarımıza, işte başkaları talip oluyor. Bölgeyi boşaltmak anlamlı değil arkadaşlar, bu çok acıdır. Büyük Millet Meclisinden buna sahip çıkmasını istiyorum ve vermiş olduğum kanun teklifinin kabul edilerek Doğu ve Güneydoğu’daki, bütün Türkiye’deki çiftçilerin kurtulmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önerge üzerinde, Antalya Milletvekili Sayın Osman Kaptan.

Buyurun Sayın Kaptan. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; üreticilerimizin Ziraat Bankasına, tarım ve kredi kooperatiflerine olan borçlarının yeniden düzenlenmesi için verilen kanun teklifi lehine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, çiftçilerimiz çaresizlik içindedir. Çiftçilerimiz tarımın desteklenmemesinden, IMF’nin ve Dünya Bankasının sözünden çıkılmamasından, verilen sözlerin yerine getirilmemesinden, verilen desteklerin zamanında ödenmemesinden, üretime dönük değil ithalata dönük, dışa bağımlı tarım politikasından ve anormal derecede artan girdi fiyatlarından rahatsızdırlar, şikâyetçidirler.

Sayın milletvekilleri, çiftçilerimiz borçla yaşamaktadırlar. Ziraat Bankasına borçludurlar, tarım kredi kooperatiflerine borçludurlar, TEDAŞ’a borçludurlar, özel bankalara borçludurlar, bir bankadan borç alıp diğer bankaya ödemektedirler. Yabancıların satın aldığı özel bankaların bazıları da çiftçileri birbirine kefil ederek, çiftçilerimizin tarlasını, evini, barkını, camekânını ipotek ederek, ucuz kredi vererek günü gelip ödeyemeyince de icra yoluyla tarlasına, camekânına el koymaktadır. Şu anda, çiftçilerimizin 65 bin dönüm arazisi ipoteklidir. Yabancılara sattığımız bankalar eliyle şimdi de topraklarımız yabancıların eline geçecektir.

Sayın milletvekilleri, çiftçilerimiz, bu Hükûmet sayesinde borçla yaşamayı öğrendi, bu Hükûmet sayesinde ipoteği, icrayı, iflası öğrendi; bu Hükûmet sayesinde çiftçilerimiz çay parasına muhtaç kaldı. Çiftçilerimizin durumuna, bu durumda iyi diyebilir miyiz? Bundan Hükûmet sorumlu değil midir?

Sayın milletvekilleri, üreticimizin aldığı ateş pahası, sattığı hep yok pahasına gidiyor ve çiftçilerimiz her zaman zarar ediyor. Mazotun fiyatı 3 milyon lirayı bulmuş ise, gübreye son bir yılda yüzde 16 zam yapılmış ise; enflasyon yüzde 8,4 iken gübreye enflasyonun 14 katı, 15 katı zam yapılmış ise; demirin fiyatı 800 bin liradan 1 milyon 700 bin liraya çıkmış ise; tohumdu, ilaçtı, elektrikti, suydu, sera demiriydi, camıydı, naylonuydu hepsi alıp başını gitmiş ise bundan çiftçi mi sorumludur Hükûmet mi sorumludur?

Sayın milletvekilleri, tarım çöküyor, üretici batıyor, verimlilik düşüyor. 2005-2007 arasında üretim azalması buğdayda yüzde 14, arpada yüzde 23,5, kuru fasulyede yüzde 21,3, mercimekte yüzde 12,4 olmuştur ve bu üretim azalması diğer ürünlerde de devam edip gitmektedir. AKP döneminde 1,5 milyon insan tarımdan ayrılmıştır. Son 2007 yılında tarımdan ayrılan sayısı 225 bini bulmuştur. Bunlar, Hükûmetin tarım politikasının iflas ettiğinin bir göstergesi değil midir?

Sayın milletvekilleri, IMF Başkanı uyarıyor “Gıda kıtlığı yüzünden pahalı gıda krizi savaş çıkarır, hükûmet düşürür.” diyor. Dünya ayağa kalkmış, Mısır’da, Tunus’ta, Haiti’de, Filipinler’de protestolar, yağmalamalar oluyor, gıda depoları eli silahlı askerlerle beklenir duruma gelmişse Türkiye'de ise buğdayın fiyatı önce yüzde 100 artmış, ekmek pahalanmış, ondan sonra pirinç fiyatı yüzde 100’ün üzerinde artmış, pirinç fiyatları ikiye, üçe katlanmış ise tüketicilerin tepkileri, protestoları yükselmiş ise bizim Tarım Bakanı gibi “Endişe edilecek bir durum yoktur, tarımda sorun yoktur.” diyebilir miyiz?

Sayın milletvekilleri, gerek ülkemizde gerekse dünyada olup bitenler tarımın önemini, önceliğini daha da artırmaktadır. Bir an önce, tarıma sahip çıkmak için gecikmeden, ciddi önlemler almamız gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaptan, konuşmanızı tamamlayınız, buyurun.

OSMAN KAPTAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Geçen 22’nci Dönemde sebze, meyve ve narenciyenin üretim ve ihracatındaki sorunlara ilişkin bir araştırma önergesi verdik; yüce Meclis kabul etti, komisyon kurduk. Komisyon raporunu Genel Kurul da kabul etti. Sonuç ne oldu? Rapor rafa mı kalktı? Uygulama hani nerede? Hükûmet niye toptancı hal yasasını getirmiyor? Tarımda kullanılan elektriğin KDV’si yüzde 18’den yüzde 1’e niye indirilmiyor? Tarımda kullanılan mazotun özel tüketim vergisi niye kaldırılmıyor? Tarım ilaçlarında ve gübrede KDV’yi niye yüzde 1’e indirmiyorsunuz? İhracatımız için çok önemli olan gıda tahlil laboratuvarlarını niye desteklemiyoruz, niye yaygınlaştırmıyoruz?

Sayın milletvekilleri, bu yasa teklifinde çiftçi borçlarının faizinin silinerek anaparanın yeniden yapılandırılması istenmektedir. Sorunların çözümünde bu teklifin yasalaştırılarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaptan, süremiz doldu.

Teşekkür ediyorum.

OSMAN KAPTAN (Devamla) – Son sözüm.

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen bir dakika sınırını aşmayalım; beni mazur görünüz.

OSMAN KAPTAN (Devamla) – Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

V.- SEÇİMLER

A) Komisyonlara Üye Seçimi

1.- (10/6, 19, 36, 39, 41, 51, 103) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi

BAŞKAN – Uyuşturucu Başta Olmak Üzere Madde Bağımlılığı ve Kaçakçılığı Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Genel Kurulun 12/02/2008 tarihli 63’üncü Birleşiminde kurulan (10/6,19, 36, 39, 41, 51, 103) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine siyasi parti gruplarınca gösterilen adayların listesi bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi, listeyi okutup oylarınıza sunacağım.

Buyurun:

Uyuşturucu Başta Olmak Üzere Madde Bağımlılığı ve Kaçakçılığı Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Adı Soyadı                                                                                          Seçim Çevresi

                                                             AK Parti (10)                                    

Necdet Ünüvar                                                                                           Adana

Vahit Kiler                                                                                                  Bitlis

Mehmet Erdoğan                                                                                     Gaziantep

Yahya Doğan                                                                                        Gümüşhane

Rüstem Zeydan                                                                                         Hakkâri

Mehmet Domaç                                                                                        İstanbul

Musa Sıvacıoğlu                                                                                    Kastamonu

Hasan Kara                                                                                                 Kilis

Gönül Bekin Şahkulubey                                                                          Mardin

Lütfi Çırakoğlu                                                                                            Rize

                                                                 CHP (3)                                        

Yaşar Ağyüz                                                                                           Gaziantep

Canan Arıtman                                                                                            İzmir

Ahmet Ersin                                                                                                İzmir

                                                                MHP (2)                                        

Hasan Özdemir                                                                                       Gaziantep

Reşat Doğru                                                                                               Tokat

                                                                 DTP (1)                                        

M. Nuri Yaman                                                                                           Muş

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Meclis Araştırması Komisyonuna seçilmiş bulunan sayın üyelerin 22/04/2008 Salı günü (bugün) saat 17.30'da Halka İlişkiler Binası B Blok, 2'nci kat, 4'üncü banko, 10 no.lu Meclis araştırması komisyonları toplantı salonunda toplanarak başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmalarını rica ediyorum.

Komisyonun toplantı yer ve saati ayrıca plazma ekranda ilan edilecektir.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

VI.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, yurt dışı seyahatlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/239)

BAŞKAN – Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan? Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

2.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, medyadaki kadın ve magazin programlarına ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/243) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

3.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, TÜBİTAK’ın desteklediği projelere ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/372) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

4.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, TRT’de bir siyasi partinin kadın kolları kongresinin naklen yayınlanmasına ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/410) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

5.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, bir televizyon programına uygulanan cezaya ilişkin Dev-let Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/471) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

6.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, televizyon dizilerindeki bazı sahnelerin sürelerine ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/519) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

7.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, TRT’nin yönetimine ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/586) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

8.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, yayınlanan bazı dizilere ilişkin Başbakandan sözlü soru öner-gesi (6/588) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın, gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 2, 50, 84, 140, 183, 250 ve 252’nci sıralarındaki soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdir.

Şimdi bu soruları sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda yer alan sorumun Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 20.11.2007

                                                                                                                   Ahmet Duran Bulut

                                                                                                                            Balıkesir

1) Görsel Medyanın sunduğu kadın programları ve magazin programı adı altında, izleyiciyi kendine bağlayan programlar, RTÜK tarafından özel bir denetime tabi tutulmuş mudur? Denetim yapılmışsa, konu ile ilgili ne kararlar alınmıştır?

2) Bu programlarda kullanılan Türkçenin temiz ve doğru kullanımı için özel bir tedbir alınmasını gerekli görüyor musunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda belirtilen soruların TÜBİTAK’tan sorumlu Devlet Bakanı Sayın Prof. Dr. Mehmet Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                    Prof Dr. Alim Işık

                                                                                                                            Kütahya

1) TÜBİTAK tarafından 2007 yılında desteklenen yeni araştırma ve geliştirme projelerinin sayısı ve destek tutarı ne kadardır?

2) Bu projelerin üniversiteler, Bakanlık Araştırma Enstitüleri ve son dönemde desteklenmeye başlanan sanayi projeleri açısından dağılımları sayı ve tutar olarak nasıldır?

3) Değerli bir bilim insanı olan TÜBİTAK Başkanının uzun süredir vekâleten görev yapmasının nedeni nedir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                         Yaşar Ağyüz

                                                                                                                           Gaziantep

Bakanlığınıza bağlı TRT Genel Müdürlüğü yasalara bağlı, topluma karşı tarafsız ve bağımsız yayın yapmak zorunda olan etkin iletişim kurumudur.

1) 19 Ocak 2008 Cumartesi günü öğleden sonra AKP lideri Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı, AKP Ümraniye Kadın Kolları 2. Olağan Kongresi’nde yaptığı bir saatlik konuşması hangi yasaya dayanarak, hangi görev anlayışı ile TRT’den naklen yayınlanmıştır?

2) Bir Hükümet icraatı veya devlet töreni olmayan, siyasi içerikli, bağımsız kurumlara, basına, yargıya ve siyasi muhalefete cevap olan, bu naklen yayın için ilgililer hakkında soruşturma açmayı düşünüyor musunuz? Bu kurumlar cevap hakkı isterse verecek misiniz?

3) Böyle bir siyasi içerikli kongreden naklen yayın talebi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan diğer siyasi partilerden gelirse aynı yaklaşımı gösterecek misiniz? Liderlerin katıldığı siyasi parti kongrelerini bundan böyle naklen verecek misiniz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını dilerim.

                                                                                                                  Prof. Dr. Sacid Yıldız

                                                                                                                             İstanbul

Demokratik, hukuk devletinde herkesin haber alma özgürlüğü vardır. Tarafsız basın bunun bilincinde olup gerektiği şekilde yayın yapmaktadır. Kanal D’de yayınlanan Arena adlı program, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun el koyduğu batık bankaya ait şirketlerden birine atadığı yöneticinin rüşvet aldığını gizli kamera ile ortaya çıkardığı için uyarı cezası aldı. Yargıtay, kamu yararı olduğu takdirde bu tür görüntülerin kamuya aktarılmasının sakıncalı olmadığını karar altına almıştır.

Bu nedenle;

1) Kanal D Televizyonu ve Arena Programı dışında gerçekleşmiş olan gizli kamera gerekçesinin arkasına sığınarak sansür uygulanması sizce doğru mudur?

2) Konu ile ilgili rüşvet aldığı saptanan kişiler hakkında hukuki bir işlem yapılmış mıdır?

3) Pek çok kişiyi ilgilendiren bir konu hakkında, insanların haber alma özgürlüğünü kısıtlamak demokratik devlet anlayışıyla bağdaşıyor mu?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                         Yaşar Ağyüz

                                                                                                                            Gaziantep

Kamuoyunda ve basında yeni yasa düzenlemesi ve televizyon dizilerindeki alkollü sahnelere kafayı takmakla tartışılan Bakanlığınıza bağlı Radyo Televizyon Üst Kurulunun,

1) RTÜK İzleme ve Değerlendirme Dairesinin, ulusal televizyonlarda yayınlanan dizileri gözlem altına alması baskı ve sansür değil midir?

2) Dizilerdeki alkollü sahnelerin süresini araştırmak bu daireye verilen özellikli bir görev midir? Hangi yasal yetki ile yapılmaktadır?

3) Dizilerde hangi sahnelerin ne kadar süre ile yer alması gerektiğini veya yer almamasını belirlemeyi, engellemeyi düşünüyor musunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğünden sorumlu Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                         Yaşar Ağyüz

                                                                                                                           Gaziantep

1) Bakanlar Kurulunca 21.01.2008 tarihinde kararlaştırılan ve Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilen “Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” yeni bir kadrolaşmayı ve çalışanların tasfiyesini mi amaçlamaktadır?

2) TRT’nin sorunu, Özel Radyo ve Televizyonculuk ile rekabet edememesi çağın gereklerine uygun yapıda olmaması, siyasi yandaşlığı esas alan yanlış ve yetersiz kadrolaşmanızın sonucu değil midir?

3) Bilimsellik, çağdaşlık ve üretkenlik öne çıkarıldığında başarılı programlara imza atan TRT’yi bu yasa değişikliği ile,

İktidarın ve AKP’nin sesi mi, yoksa özelleştirmenin altyapısını oluşturmayı mı hedefliyorsunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından anayasanın 98. ve içtüzüğün 99. maddeleri gereğince sözlü olarak cevaplandırılmasına aracılığınızı arz ederim.

                                                                                                                          Özdal Üçer

                                                                                                                                Van

Son dönemlerde diziler yoluyla yeniden tanımlanan etnik kimlikler (Kürtler, Romanlar, Ermeniler, Aleviler) ülkede yaşanan tüm olumsuzlukların nedeni olarak yansıtılmaktadır. Gazi, Kurtlar Vadisi, ParsNarkoterör, Görgüsüzler, Tek Türkiye ve Köprü gibi dizilerin içeriği incelendiğinde bütün amacının bu olduğu anlaşılacaktır. Yayınlanan dizilerde silah kullanımına ve şiddete aşırı yer verilmektedir. Sorunların çözümünün silah ve şiddetle olabileceği başka bir çözümün olmadığı mesajı verilmekte, şiddet çok meşru bir yöntemmiş gibi gösterilmektedir.

Yapılan yayınlarla ilgili olarak;

1) RTÜK denetleme görevini niçin yerine getirmemektedir?

2) Toplumsal hassasiyetleri zedeleyen bu tarz yayınların önüne niçin geçilmemektedir?

3) Halkı ve özellikle de çocukları şiddete yönlendiren, silah kullanımını özendiren dizilerle ilgili ne gibi önlemler alınması düşünülmektedir?

BAŞKAN – Soruları cevaplandırmak üzere Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın, buyurun.

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bana tevcih edilen soruları topluca cevaplandırmak istiyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önce Sayın Ahmet Duran Bulut’un sorularına cevap vereceğim.

Bilindiği gibi 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunla radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesi ve denetlenmesi görevi Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna tevdi edilmiştir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, programları, yayınlandıktan sonra, ilgili yasa hükümlerine uygunluk açısından denetlemekte olup Üst Kurulun programlara yayından önce müdahale etme veya programları yayından kaldırma yetkisi yoktur. Yayınlar, Üst Kurul uzmanlarınca titizlikle takip edilmekte ve yasa hükümlerine aykırı yayınlar için rapor düzenlenmekte; bu raporlar ve yayın kopyaları Üst Kurulca değerlendirilerek, gerektiğinde, aynı yasanın 33’üncü maddesi hükümlerine göre, kuruluşlara, sırasıyla, uyarı, özür dileme, program durdurma, para cezası ve geçici yayın durdurma cezası şeklinde müeyyideler hukuki sürecin tamamlanması neticesinde uygulanmaktadır.

Soru önergesine konu olan magazin ve kadın programları da izlenerek, ilgili yasada yer alan yayın ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmektedir. Üst Kurul tarafından bugüne kadar bu tür yayınlarla ilgili bazı programlara uygulanan müeyyide türleri sayı itibarıyla oldukça fazladır ve kısaca şöyledir: 158 uyarı müeyyidesi, 32 program durdurma, 2 para cezası, 1 artırımlı para cezası.

İkinci soruyla ilgili olarak: Yasanın yayın ilkelerini düzenleyen 4’üncü maddesinin (h) bendinden iktibas ediyorum: “Türkçenin; özellikleri ve kuralları bozulmadan konuşma dili olarak kullanılması; millî birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak çağdaş, kültür, eğitim ve bilim dili hâlinde gelişmesinin sağlanması” -iktibas burada bitiyor- hükmü yer almaktadır. Bu hükme aykırı yayınlar nedeniyle bugüne kadar birçok yayın kuruluşuna çeşitli müeyyideler uygulanmıştır. Ayrıca, tüm yayın kuruluşlarına yönelik olarak Üst Kurulca düzenlenen eğitim seminerlerine Türk Dil Kurumu Başkan ve uzmanları da katılmakta, yayıncılara Türk dilinin önemi ve doğru kullanımı hakkında kapsamlı bilgiler verilmektedir. Üst Kurul, yine, düzenleme yetkisi çerçevesi kapsamında yayın kuruluşlarında imla yanlışları, söyleşi bozuklukları, deyim ve birleşik fiil yanlışlıkları, alıntıların yanlış kullanımı, çeviri yanlışları, vurgu ve duraklama yanlışları, kelimelerin yanlış kullanılması, yabancı kelimelere özenme, anlatım bozuklukları, müstehcen kaba sözler vesaireyle ilgili de yine “Radyo ve TV Türkçesinin Kullanımı” isimli geniş çaplı bir araştırmayı kamuoyuna ve kamuoyunun istifadesine sunmuş bulunmaktadır.

Kütahya Milletvekilimiz Sayın Profesör Doktor Alim Işık’ın sorularına gelince: Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu yani TÜBİTAK tarafından, 2007 yılında toplam bütçesi 159.615 -kuruşları atıyorum- YTL olan 1.267 adet akademik ARGE projesinin; bunun yanı sıra kamu kuruluşlarının ARGE ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak toplam bütçesi 343.361 YTL olan 38 projenin ve toplam bütçesi 961.860 YTL olan özel sektöre ait 732 adet sanayi ARGE bütçesinin desteklenmesine karar verilmiştir. Destek verilen projelerin, üniversiteler, bakanlık, araştırma enstitüleri ve sanayi projeleri açısından dağılımlarını gösteren tablolar oldukça uzun olduğu için burada dikkatinize sunmuyorum. Ama bunları talep eden ilgili arkadaşlarımıza her zaman verebilecek durumdayız.

Gaziantep Milletvekili Sayın Yaşar Ağyüz’ün sözlü sorusuna cevap veriyorum: İlgili Yasa’nın -demin okuduğum RTÜK’le ilgili Yasa’nın- yayın ilkelerine göre, yayın ilkelerini düzenleyen 4’üncü maddesi (z) bendinde “Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türde programların seyredilebileceği saatlerde yayınlanmaması”, Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik’in 5’inci maddesi (z) bendinde ise “Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programlar, korunması gereken izleyici kitlenin seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmamalıdır. Yayınlarda ilgi çeken kişi veya karakterler, çocuk ve genç izleyicileri özendirerek, onların duygusal, ahlaki ve sosyal gelişmelerini olumsuz yönde etkileyebilecek biçimde gösterilmemelidir. Tür ve içerik gereği; cinsellik, şiddet ve olumsuz örnek alınabilecek davranışlar (kumar, alkol, uyuşturucu kullanımı, kötü dil, intihar vb.) içeren yayınlar, saat 23.00 ile 05.00 arasında, farklı yaş grupları gözetilerek, sesli-yazılı uyarılar yapılmak suretiyle yayınlanmalıdır. Bu tür programların tanıtım duyurularında, şiddet, cinsellik vb. içeren bölümler kullanılmamalı ve bu duyurular saat 21.30'dan sonra yapılmalıdır.” hükmü yer almaktadır.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yerli dizilerde yer alan alkollü sahneleri saniye saniye tespit ettiği, hangi dizi filmde ne kadar alkol sahnesi bulunduğuna dair süreler ve diyalogların yer aldığı şekilde 19 Şubat 2008 tarihli günlük bir gazetede “RTÜK’ün İçki Nöbeti” başlığıyla yayınlanan haber üzerine, aynı gün Üst Kurul tarafından kamuoyunun konu hakkında aydınlatılmasına yönelik bir basın bildirisi yayınlanmıştır. Basın bildirisinde de açıklandığı üzere söz konusu habere konu olan rapor, 2006 yılında -tekrar ediyorum, 2006 yılında- o zamanki “178 Alo RTÜK” şikâyet hattına ve RTÜK web adresine, izleyicilerden, yerli dizilerle ilgili çok fazla miktarda şikâyet gelmesi ve gazetelerde de konuyla ilgili haber ve yorumlar yayınlanması üzerine bir durum tespiti yapılması amacıyla hazırlatılmıştır. Rapor, Üst Kurulun gündemine alınmış ve değerlendirilmiş ve onunla ilgili de anılan habere konu olan ve yeniymiş gibi sunulan raporun 2006 yılında tanzim edildiği gerçeği, dikkatli okurlar tarafından kolayca anlaşılır bir durumda ortaya konmuştur. Çünkü raporda yer alan, habere konu edilen dizi filmlerinden üçü -Ihlamurlar Altında, Karınca Yuvası ve Yabancı Damat- zaten çoktan sona ermişti. Yine dikkatli okurlar, devam eden dizilere ait diyalogların eski bölümlere ait olduğunu hemen fark edecektir de.

Dolayısıyla, gazete, 2006’da hazırlanan bir raporu “yeni” gibi sunarak okurları, maalesef, yanıltmıştır. Kaldı ki sözü edilen rapor nedeniyle hiçbir diziye alkol sahnelerinden dolayı Üst Kurulca herhangi bir müeyyide de uygulanmış değildir.

3) Öte yandan, haberde iddia edildiği gibi, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun dizi filmleri ve herhangi bir program türünü fişlemesi söz konusu değildir. 3984 sayılı Yasa’da belirtilen yayın ilkelerine uygunluk açısından yayınları denetleyen Üst Kurul, tüm televizyon kanallarını kapsayan rutin taramalar yapmaktadır. Bu taramalarda genellikle, reklam yerleştirme, sürelerin aşılıp aşılmadığı, eğitim ve kültür programlarına yasada belirlenen sürelerde yer verilip verilmediği, şiddet içeren unsurlara yayınlarda ne ölçüde yer verildiği tespit edilmektedir. Bazen, gelen şikâyetlerin konusuna bağlı olarak da taramalar yapılabilmektedir. Örneğin, 2005 yılında, yine şikâyetler üzerine bütün yerli dizilerde tütün kullanımını özendiren sahneler taranmış ve pek çok kanala müeyyide uygulanmıştır. Bu çalışmalar rutin taramalar olup, gazetenin iddia ettiği gibi, Üst Kurulun programları fişlemek gibi herhangi bir maksadını içermemektedir.

Sayın Sacid Yıldız’ın sorularına cevap veriyorum:

Bilindiği gibi, Anayasa’mızda kişi hürriyeti ve güvenliği “Temel Haklar ve Ödevler” başlığı altında ifadesini bulmuş ve koruma altına alınmıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ise 140’ıncı maddede ifade edildiği şekilde, suç şüphesi altındaki kişilerin dahi teknik araçlarla izlenmesi ancak hâkim kararıyla mümkün olabilmektedir. Ayrıca, Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik’in 5’inci maddesinin (f) bendinde “Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine saygılı olunmalı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, kişilerin özel hayatı ve özel belgeleri yayın konusu yapılmamalıdır. Kişilerin izinleri olmadıkça, konut dokunulmazlığına aykırı şekilde herhangi bir yayın yapılamaz… Kişilerin bu konuda izni olması şarttır ve bundan vazgeçilemez…”

Ayrıca şu ifade gayet açık bir biçimde yer almaktadır: “…yargı kararları dışında, gizli kamera, gizli mikrofon veya benzeri yöntemlerle yapılan çekimler veya tespit edilen ses kayıtları, ilgililerin izni olmadan asla yayınlanamaz. Kişilerin zaafları istismar edilerek kurgulama yöntemiyle rüşvet, cinsel taciz ve benzeri senaryoları içeren yayın yapılmamalıdır.” hükmü yer almaktadır.

Bu bağlamda, TMSF görevlisinin gizli kamera çekim görüntülerinin “Kişi hürriyetlerinin hâkim kararıyla sınırlanabileceğine” dair Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 140, 135/6 ve 139’uncu maddeleriyle bağdaşmaması dolayısıyla, “Kanal D” logosuyla yayın yapan “DTV Haber ve Görsel Yayın Anonim Şirketi” unvanlı kuruluşun 19 Kasım 2007 tarihinde saat 00.15’te yayınladığı “Arena” adlı programında, 3984 sayılı Kanun’un 4756 sayılı Kanun’la değişik 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında belirlenen “Radyo, televizyon ve veri yayınları, hukukun üstünlüğüne uygun olarak kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılır.” ilkesinin ihlal edildiği Üst Kurulca tespit edilerek uyarı müeyyidesi uygulanmasına karar verilmiştir. Öte yandan, söz konusu müeyyide kararından sansür olarak söz edilebilmesi için, programın yayından önce denetlenebilmesi, dolayısıyla programın yayınlanmasının yasaklanması gerekir. Oysa Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, programları yayınladıktan sonra ilgili yasa hükümlerine uygunluk açısından denetlemekte olup Üst Kurulun programlara yayından önce müdahale etme veya programları kaldırma yetkisi, biraz önce de söylediğim gibi, bulunmamaktadır.

Söz konusu olayda yer alan kişiler hakkında hukuki bir işlem yapılıp yapılmadığı soruluyor. Elbette Üst Kurulun zaten böyle bir iş yapma görevinin olmadığını hepimiz biliyoruz. Bilindiği üzere, Üst Kurulun aldığı tüm kararlar yargı denetimine tabi olup müeyyide kararları yargıya başvurulması hâlinde yargı kararları doğrultusunda uygulanabilmektedir. Hukukun üstünlüğü ilkesi ise demokratik devletin vazgeçilmez şartlarından biridir. Bu nedenle, yargı kararı olmadan yapılan gizli kamera çekimleri nedeniyle uygulanma kararı alınan uyarı müeyyidesinin, hukukun üstünlüğü, kişi hak ve hürriyetleri açısından ele alındığında, demokratik devlet anlayışına aykırılık taşımadığı açıkça anlaşılmaktadır.

Ayrıca, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararında Anayasa’nın 20’nci maddesinde herkesin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip bulunduğu, özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağı açıkça belirtilmiştir. Yine, Türk Medeni Kanunu’nun 24’üncü ve 25’inci maddelerinde, Türk Ceza Kanunu’nun 134’üncü maddesinde ve Borçlar Kanunu’nun 49’uncu maddesinde bütün bu hususlar gayet açık olarak ifade edilmiştir. Sonuç olarak “Bir kişinin, hukuka aykırı bile olsa, konuşmalarının ve görüntüsünün gizli kamera ile kayda alınması, aynen telefon konuşmalarının yasa dışı dinlenmesinde olduğu gibi, onun kişilik haklarına ve özel yaşamına saldırı niteliği taşımaktadır. Bu kayıt ve görüntülerin televizyon yoluyla kamuoyuna yansıtılması kişilik haklarına yapılmış ikinci bir saldırı niteliğindedir.” görüşlerine yer verilmektedir. Görüldüğü üzere Yargıtayın bu içtihat kararı ile Üst Kurulun aldığı uyarı müeyyide kararı arasında tam bir uyum söz konusudur.

Yine aynı arkadaşımızın yeni yasa tasarısı ile ilgili sorduğu soruya kısaca cevap vereyim. Çünkü o en kolay soru: “Bu yasa kadrolaşma için mi çıkarılıyor, düzenleniyor?” Cevabı: Hayır.

“Hükûmetin sesi olması için mi çaba sarf ediliyor?” Cevap: Hayır.

Üçüncü soru: “Bu kadar personel fazlalığına rağmen kaliteli programların yapılamaması ve dolayısıyla diğer özel televizyonlarla yarışamamasının sebebi nedir?” Pek çok sebebi var. Açıkçası onların hepsini burada izah etmem mümkün değil ama bir tek sebebini söyleyeyim: Dünyadaki bütün büyük televizyon kanallarından farklı olarak bizim TRT’mizde oldukça sınırlı yayınla ve teknik işlerle uğraşan bir kadromuz vardır. Yayıncı diyebileceğimiz, teknik personel diyeceğimiz sayı oldukça azdır, 2 bin küsurdur -şu anda rakam elimde yok- ama idari hizmetlere bakan bunun aşağı yukarı 2 katıdır. Hâlbuki, diyelim ki BBC’yi aldığınız zaman veya dünyadaki öteki büyük kanalları aldığınız zaman durum tersinedir. Yani yayın hayatıyla ilgilenen, işin teknik ve teknolojik boyutuyla ilgilenen personel sayısı çok daha fazladır. İdari personel çok daha azdır ve oralarda bu teknik personel -yayıncıyı da bir tür teknik personel çerçevesi içinde düşünürsek- neredeyse 2 mislidir.

Bir de Başbakanla ilgili bir soru var, onu da hemen kısaca cevaplandırayım. Onda Sayın Başbakanın İstanbul’daki bir programda konuşmasının süresi sorulmakta. O süre on altı dakikadır ve tamamen haber niteliği taşıdığı için haber bağlamında verilmiştir. Yoksa Başbakanın o günkü konuşması veya bir gün önce, bir gün sonra yaptığı konuşmalar yine oldukça uzun olduğu hâlde, bunlardan birinde bir dakikalık, diğerinde de bir buçuk dakikalık bir zaman ayrılmıştır. Doğrudur, eğer bu şekilde… Partilerimizin genel başkanlarının haber niteliği taşıyan konuşmaları, benim bildiğim ve takip ettiğim kadarıyla, zaten kanallarda yansıtılmakta, özellikle haber kanallarında bunlara yer verilmektedir. Yer verilmek zorundadır, hem TRT’nin özerk konumu ve durumu zaten bunu gerektirmektedir hem de ayrıca zaten bu türden yayınlar yapılmazsa vatandaş bunu hemen hissedebilmekte, görebilmekte ve ona karşı da tepkisini koyabilmektedir. Dolayısıyla, TRT, şeffaflığı ve hesap verirliği göze almak durumunda olan bir kamu kuruluşudur.

Sayın Özdal Üçer’in sorduğu soruların cevabına geliyorum. Soru önergesine konu olan kurgu niteliğindeki dizi programlar da uzmanlarımız tarafından sürekli olarak izlenmekte ve yasada yer alan -bu kadın ve diğer konularla ilgili soruyu cevaplandırıyorum- yayın ilkelerine aykırı hususların tespiti hâlinde de bunlara müeyyideler uygulanmaktadır. Çeşitli yayın kuruluşlarına bugüne kadar, 3984 sayılı Yasa’nın yayın ilkelerini düzenleyen 4’üncü maddesinin (v) bendinde yer alan “yayınların şiddet kullanımını özendirici veya ırkçı, nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması” ilkesine aykırı yayınlar nedeniyle 99 kez uyarı, 16 defa program durdurma ve 4 kez de para cezası müeyyidesi uygulanması kararı verilmiştir.

İkinci soru: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, denetleme görevinin yanı sıra, düzenleme yetkisi çerçevesinde, özellikle çocuklara ve gençlere kötü örnek olacak, onların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek yayınlara yönelik, toplumun bilinçlendirilmesi amacıyla çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Çocukların zararlı yayınlardan korunması amacıyla geliştirilen “akıllı işaretler simge sistemi” 23 Nisan 2006’da hayata geçirilmiştir. Deneme aşamasında bulunan sistemin yayın kuruluşlarınca hatalı kullanılan ve aksayan yönleri tespit edilmektedir. Söz konusu semboller iki gruptan oluşmaktadır. Bir, evvela yaş sembolleri: Genel izleyici kitlesi; bu “tüm izleyici kitlesi içindir” anlamına geliyor. “7+ yedi” yaş ve üstü izleyiciler içindir, “13+” on üç yaşından yukarı olan izleyiciler içindir ve “18+” da on sekiz yaş ve üstü izleyiciler içindir. İçerik sembolleri, şiddet, korku, cinsellik ve olumsuz örnek oluşturabilecek davranışları içeriyor. Akıllı işaretlerle ilgili her türlü bilgi, RTÜK’ün web sayfasında hizmete sunulmuştur, hizmete amadedir.

Üçüncü soru: Televizyon dünyası ile gerçek dünya birbirinin elbette her zaman aynı olmuyor. Televizyon, doğası gereği, gerçek dünyayı yeniden kurgulayarak yansıtıyor. Gerçek dünyayı ilgi çekici, seyirlik malzeme hâline getirmek, amaçlarından biri. Her gün yinelenen bu görüntülerle de kalıcı, uzun süreli bir dünya algılaması, sosyal gerçeklik yaratılmaya çalışılıyor. Bu, yavaş yavaş gerçekleşen, birikim sonucu oluşan bir süreçtir. İnsanların televizyon izleme miktarına bağlı olarak da, birçok kişi, bu sunulan gerçekliği zaman zaman gerçek dünya olarak da tanımlayabilmektedir. Özellikle çocuklar üzerinde son derece etkili olan bu olumsuzluğu ortadan kaldırabilmek için, en azından azaltabilmek amacıyla, ilköğretim okullarında medya okuryazarlığı dersi okutulmasına ilişkin protokol, Üst Kurul ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 22 Ağustos 2006 tarihinde imzalanmıştır. Medya okuryazarlığı dersi 2007-2008 öğretim yılında ilköğretim okullarında seçmeli ders olarak okutulmaya başlanmıştır. Bunun yanı sıra Üst Kurul, kamuoyunun söz konusu programların yaratacağı olumsuz etkilere karşı duyarlı hâle getirilmesi amacıyla, Sağlık Bakanlığı ve çeşitli üniversitelerin bünyesindeki psikiyatr, psikolog ve sosyologlar tarafından Radyo ve Televizyon Üst Kurulundan bağımsız olarak hazırlanan bir çalışmayı da hem kitap olarak bastırıp dağıtımını yaptırmış hem de ayrıca web sayfasındaki adresinde yayınlamıştır bunları. “Televizyon programlarındaki şiddet içeriğinin, müstehcenliğin ve mahremiyet ihlallerinin izleyicilerin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri.” adlı bu çalışmaya pek çok basın ve yayın organında yayınlanan haberlerde atıf yapılmak suretiyle kamuoyunun dikkati çekilmektedir.

Ayrıca, Türkiye’de televizyon yayıncılığı alanında yaşanan sorunlar karşısında yayın kuruluşlarının etrafında uzlaşacakları ortak bir etik davranış zemini oluşturulabilmesi için Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ve Televizyon Yayıncıları Derneği iş birliğiyle yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlanan “Yayıncılık Etik İlkeleri” 3 Temmuz 2007 günü RTÜK Başkanı ile ilgili Derneğin Başkanı arasında bir protokol olarak imzalanmıştır.

Sayın Başkan, zannediyorum, elimdeki notlarıma göre, bana sorulan soruların cevapları burada sona eriyor. Hepinize tekrar saygılarımı sunuyorum, hepinize teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Genel Kurulda bulunup da soru sahibi arkadaşlardan söz talebi olanlar var mı efendim?

Van Milletvekili Sayın Özdal Üçer, buyurunuz.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ben, konuşmama başlamadan önce, sormuş olduğum sorulara yönelik net, bilgilendirici ve sorularla ifade etmiş olduğumuz sorunlara çözümleyici bir yaklaşımın sergilenmediğini ifade etmek isterim. Her nedense daha evvelki soru önergelerimize de yazılı ve sözlü soru önergelerimize de sorunu çözümleme mantığıyla değil, sorunun ifade edilmiş olmasından duyulan rahatsızlıkla cevap verilmiş olması bizi de ayrıca rahatsız etmektedir.

Burada konunun içeriğinden çok bağımsız cevaplar verildi. Teknik düzenlemelerin, zaten mevcut prosedürün herkes farkında. Sorumuzun içeriğinde, özellikle son dönemde şiddeti yaygınlaştıran, silah kullanımını özendiren ve toplumun farklı kültürel kesimleri, etnik yapıları arasındaki farklılıkları birer kin, nefret unsuruymuş gibi yansıtan dizilere yönelik herhangi bir tedbirin neden alınmamış olmasından bahsediyorduk fakat bu tür, bu içeriğe yönelik herhangi bir cevap verilmedi; sadece benzeri konularda, genel anlamda şiddete yönelik, mevcut prosedürün detaylarına ilişkin cevaplar verildi. Mesela “Pars Narkoterör” filminden Van halkı çok büyük bir oranda rahatsızlık duyuyor. Sanki Van’da yaşayan bütün Kürtler illegal işler yapıyormuş gibi, vatandaşlık sorumluluklarını yerine getirmiyormuş ve bu diziyle topluma lanse ediliyormuş gibi şeklinde yansıtılıyor. Van halkı bundan büyük bir rahatsızlık duyuyor. Buna ilişkin ayrımcı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Üçer, iki dakikalık süre vermiştim. Çok kısa bir açıklamayı amirdir İç Tüzük. O hakkınızı kullandınız. Meramınız da anlaşılmıştır. Sayın Bakan da burada.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Tamam, anlaşıldı.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Evet, diğer arkadaşlarımın söz talebi yok.

Sayın Vural’a söz vereceğim.

Sayın Vural’a verdiğim söz sorularla ilgili değil, yerinden kısa bir açıklama isteği olmuştu, o gerekçeyle vereceğim. Bu süreyi de sonrasında soru-cevap işlemine ekleyeceğim.

Buyurun.

VII.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, TRT’nin siyasi partilerle ilgili yayınlarına ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle iki milletvekilimiz Sayın Ahmet Duran Bulut ve Alim Işık Bey’in sorularına verdikleri cevaptan dolayı teşekkür ederim. Bir milletvekilimiz raporlu, diğeri de yurt dışında bulundukları için burada bulunamadılar.

Sayın Bakan, TRT’nin yayınlarının hesap verilebilirlik ve şeffaf olduğunu ifade ettiler.

Çok değerli milletvekilleri, bu konuda Sayın Bakana yönelttiğim bir yazılı soru önergesinde, TRT’nin siyasi partilere haber ve süre açısından ne kadar yer verdiğine ilişkin bir soru sormuştum 2005, 2006, 2007 tarihleri arasında. Aldığım cevap aynen şudur: “TRT yayınları bir yıl süreyle muhafaza edilmektedir. Muhafaza edilen haber programlarının hangilerinde siyasi partilere yer verildiğinin belirlenmesi ise tüm yayınların tek tek taranmasıyla mümkündür. Bu durumda da hangi kanalda kaç kez yayınlandığı bilinmemektedir.”

Şimdi soruyorum: Bu TRT, nasıl bu partiler arasında tarafsız davrandığını tespit edebilmektedir? RTÜK’e sorduğum soruda da, RTÜK de diyor ki: “Siyasi partilerle ilgili yayınlarda herhangi bir istatistiki bilgi tutulmamaktadır.”

Şimdi soruyorum: 3984 sayılı Kanun’a göre, siyasi parti grupları arasında fırsat eşitliği sağlanması ve tek taraflı yayın yapmamasını nasıl denetliyor? TRT bununla ilgili bir hesap ve bilgi bile vermiyor.

O bakımdan, Sayın Bakanın söylediği şeffaflık ve hesap verilebilirlik açısından -bunu da bir taahhüt olarak kabul ediyoruz- 2003-2007 arasında hangi siyasi partiye haber ve programlarda ne kadar süre verilmiştir? Bunlarla ilgili bir araştırmayı gönderirse, gerçekten bu konuda hesap sormak açısından önemli bir fırsat olacaktır.

Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VI.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI (Devam)

2.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, medyadaki kadın ve magazin programlarına ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/243) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (Devam)

3.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, TÜBİTAK’ın desteklediği projelere ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/372) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (Devam)

4.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, TRT’de bir siyasi partinin kadın kolları kongresinin naklen yayınlanmasına ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/410) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (Devam)

5.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, bir televizyon programına uygulanan cezaya ilişkin Dev-let Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/471) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (Devam)

6.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, televizyon dizilerindeki bazı sahnelerin sürelerine ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/519) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (Devam)

7.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, TRT’nin yönetimine ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/586) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (Devam)

8.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, yayınlanan bazı dizilere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/588) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (Devam)

BAŞKAN - Sayın Bakanım, şu anda on tane soru var size yöneltilmiş olan.

Şunun için soruyorum: Eğer, soru sormuş olan arkadaşlarımız ek süre talebinde bulunacaklarsa on soruyu daha aşağıya çekeceğim, o bakımdan söylüyorum.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) – Benimkiler kısa sürecek Sayın Başkan.

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Bir cümle ifade edeceğim müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Ben, çok kısaca, Van Milletvekilimizin ek sorusuna cevap vermek istiyorum. Genel olarak konuşmadım ben, “Bu yukarıda zikredilen, soruda zikredilen -tekrar etmeyeyim- Kurtlar Vadisi, Görgüsüzler, vesaire, vesaire, onlarla ilgili yapılan şeyde rakam verdim: 99 kez uyarı, 16 kez program durdurma ve 4 kez para cezası müeyyidesi uygulanmıştır.” dedim. Yani sayı verdiğime göre bunun “geneldir” şeklinde değerlendirilmesi doğru değil.

Diğer konuya gelince de ümit ediyorum, açıkçası teknik olarak da bildiğim kadarıyla -bildiğim kadarıyla değil, o kesin- programlar bir yıl saklanmak zorunda, muhafaza edilmek zorunda. Çünkü herhangi bir dava konusu söz konusu olduğunda onların belge olarak mevcut olması lazım. Ama bir yıllık veya üç yıllık herhangi bir konuda tarama yapılarak rakamlara dökülebilen bir durum nasıl teknik olarak yapılıyor? O konuyu size bilgi hâlinde sunalım daha sonra. Yani diyelim ki, son beş senede siyasi parti liderlerine ne kadar süre verilmiş ve o şekildeki bir teknik yollarla, kanallarla elde edilen bilginin -şu anda elimizde yok- ne kadar kısa zamanda yapılıp yapılmadığı hususunda da açıkçası bilgim yok. Ama bildiğim kadarıyla, bir yıl programlar muhafaza ediliyor, bir yıldan sonra edip etmemekte serbestler. TRT’de bu sürekli olarak muhafaza ediliyor, çünkü onlar ayrıca bir arşivleme –öbür kanalları bilmiyorum- sistemi içinde götürüyorlar bunu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama, Yayın Denetleme Kurulunun kanun çerçevesinde denetleme yapması lazım. İstatistik olmadan…

BAŞKAN - Sayın Bakanım, cevaplandırdınız mı efendim?

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Tamam.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, soru önergeleri cevaplandırılmıştır.

9.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, bir vakfın İstanbul’da yaptığı bir toplantıya ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’dan sözlü soru önergesi (6/244)

BAŞKAN – Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan? Yok.

Ertelenmiştir.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim, ben size söz verdim, siz açıklamayı yaptınız, Sayın Bakan tekrar cevap verdi. Bu tekrar tekrar, bu şekilde olmaz.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, ama akabinde Sayın Bakan bana cevap verme mahiyetinde farklı bir şey söyledi.

BAŞKAN – İç Tüzük hükmüne göre Sayın Bakana söz verdim. Eğer siz özel olarak görüşecekseniz Sayın Bakanla görüşün ama ben İç Tüzük’ün gereklerini yerine getirdim. Soruyu okuttum, Sayın Bakan cevap verdi, siz açıklama yaptınız. Sayın Bakanın bir hakkı vardı, cevap verdi. Bundan sonrasını Sayın Bakanla görüşürsünüz.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Tamam.

10.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Antalya’da şehiriçi minibüslerin yenilenmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/246)

BAŞKAN – Sayın Bakan? Yok.

Ertelenmiştir.

11.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, sezon sonunda işsiz kalan turizm çalışanlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/247)

BAŞKAN – Sayın Bakan? Yok.

Ertelenmiştir.

12.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, bir belediyenin kanalizasyon projesine ilişkin Bayındır-lık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/250) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı

13.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, Antalya-Yamansaz bölgesindeki yapılaşmaya ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/313) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı

14.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, Serik Tapu Müdürlüğüne ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/314) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı

15.- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, belediyelere yapılan acil ödenek yardımlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/345) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı

16.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, diğer illerden Gaziantep’e yapılan göçe ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/402) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı

17.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Tapu ve Kadastro Genel Müdürünün bahşişle ilgili açıklamasına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/466) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı

18.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, bahşişle ilgili açıklamalara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/467) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı

19.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, personel maaşlarını iyileştirme çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/496) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı

20.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, belediyelere yapılacak afet yardımlarına ilişkin Bayın-dırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/509) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı

21.- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, kamuda bahşişle ilgili bir açıklamasına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/510) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak, gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 6, 25, 26, 41, 76, 135, 136, 162, 173 ve 174’üncü sıralarındaki soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdi.

Şimdi bu soruları sırasıyla okutuyorum ve sonra da Sayın Bakana söz vereceğim.

Buyurun:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü olarak yanıtlanabilmesi hususunda gereğini arz ederim.21.11.2007

                                                                                                                 Prof. Dr. Metin Ergun

                                                                                                                              Muğla

Muğla ili Milas ilçemize bağlı Beçin Belde Belediyesi’nin Kanalizasyon Projesi Bakanlığınıza intikal ettirilmiş olup, Belde Belediyesi olmasına karşılık yoğun nüfusu nedeniyle kanalizasyon yapımına acil ihtiyaçları vardır.

Bu bağlamda;

1- Kanalizasyon Projesi Programa alındı mı?

2- Programa alındı ise, yeterli ödenek ayrıldı mı?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                         Tayfur Süner

                                                                                                                             Antalya

Antalya kent merkezinin 14 km. doğusunda olan “Yamansaz” bölgesi, endemik bitkilere ve 161 farklı kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır. Burası, son zamanlardaki yoğun yapılaşma sonucu âdeta beton yığınına dönmüştür. Zemininde çamur tabakası bulunması ve taban suyu seviyesinin yüksek olması, buraya yapılan binaları en riskli yapılar arasına sokmaktadır. Bununla birlikte, böylesine doğal güzelliği olan ve göçmen kuşların dinlenme noktası olan bu bölgede yapılaşmanın bir an önce durdurulması ve bölgenin koruma altına alınması gerekmektedir.

Soru 1: Yamansaz’da kamulaştırma yapılıp, kooperatiflere satılan bölümlerin geri alınarak korunması sağlanamaz mıdır? Bu konuda yapılan bir çalışmanız var mıdır?

Soru 2: Bu bölgenin zemininin uygun olmaması nedeniyle birçok bina yapıldıktan bir süre sonra yan yatmaya başlamıştır. Burada yapılan binaların depreme dayanıklı olup olmadıkları kontrol edilmekte midir? Eski binaların elden geçirilmesi gibi bir çalışmanız var mıdır?

Soru 3: Bu bölgede yapılaşmaya devam edilecek midir? Zeminin zayıf olmasından dolayı daha önceki binaların şu andaki durumları da göz önüne alınarak başka önlemler alınması düşünülmekte midir? Bu bölgenin eko turizme açılmasının getirisi, yapılaşmadan daha mı düşük kalmaktadır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                         Tayfur Süner

                                                                                                                             Antalya

Antalya’nın Serik İlçesinde Tapu Müdürü olarak görev yapmakta olan A. Ekber Dikmen, iki yıl önce Akseki’ye bir yıl önce de Elmalı’ya tayin edilse de, bölge idare mahkemesi kararıyla 2 defa geriye dönüp, görevine devam etmiştir. Bununla birlikte şu anda Serik Tapu Dairesinde çalışan memur sayısı da azdır ve personel ihtiyacı bulunmaktadır.

Soru 1: Daha önceden iki kez tayin edilmeye çalışılan, fakat bu kararlar bölge idare mahkemesinden dönen Serik Tapu Müdürünün tayin edilme gerekçesi nedir?

Soru 2: Mesleki kariyeri ve temiz sicili olan Tapu Müdürünün tayin edilme gerekçesi “Alevi” ve “sosyal demokrat” bir insan olması mıdır?

Soru 3: Halen Serik’te Tapu Müdürü olarak çalışan A. Ekber Dikmen’in tayini yakın zamanda tekrar düşünülmekte midir?

Soru 4: Tapu ve benzeri devlet kurumlarındaki atama ve tayinlerde partiniz teşkilatlarının işaretleri ve inisiyatifi etken olmakta mıdır?

Soru 5: Serik Tapu Dairesinde çalışan personel sayısının artırılması konusunda bir çalışma yapılmakta mıdır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim.

                                                                                                                          26.12.2007

                                                                                                                        Rıdvan Yalçın

                                                                                                                               Ordu

Soru 1- Afet İşleri Genel Müdürlüğünce belediyelere yapılmakta olan acil ödenek yardımı için 3 Kasım 2002 tarihi itibarıyla bugüne kadar intikal etmiş kaç başvurunun olduğunu, bu başvuruların hangi kriterlere göre değerlendirilmesi yapıldığı hususun açıklanmasını arz ederim.

Soru 2- Başvurusu kabul edilen ve bu yardımdan faydalanan belediyelerin siyasi partilere göre dağılımının açıklanmasını arz ederim.

Soru 3- Yapılan ödemelerin siyasi partilere göre rakamsal dağılımının açıklanmasını arz ederim.

Soru 4- Ordu ilinde başvuru yaptığı hâlde acil ödenek yardımından faydalanamayan belediyeler ile Türkiye genelinde başvuru yaptığı hâlde bu yardımdan faydalanamayan belediyelerin sayısını ve hangi siyasi partiye mensup oldukları hususunun açıklanmasını arz ederim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                       Hasan Özdemir

                                                                                                                           Gaziantep

2000 yılı nüfus sayımına göre yalnızca kent merkezi nüfusu 825 bin iken, bugün nüfusu 1 milyon 300 bin seviyelerine ulaşan Gaziantep, Güneydoğu Anadolu’nun en büyük, Türkiye’nin ise 6’ncı büyük şehri konumundadır. Sanayi ve ticaret şehri olması dolayısıyla ilimiz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden gelen göçün ilk durağı olmakta ve göçün önüne set çekerek göçün diğer kentlere ulaşmasını engellemektedir.

Ülkemizde yıllık nüfus artış hızı ortalaması yaklaşık % 1,8 iken, teşvik mağduru olan Gaziantep her yıl ülke ortalamasının 4-5 katı bir nüfus artışı yaşamaktadır. Ancak, AKP iktidarının 1 Ekim 2003 tarihinde çıkardığı teşvik yasasından sonra Gaziantep âdeta cezalandırılmış ve eskisi gibi yatırım yapılmadığından bu göçler ilimize çok ciddi sorun olmaya başlamıştır. Bu sorunların başında da işsizlik, eğitimde altyapı eksikliği, göç edenlerin şehir yaşantısına uyumsuzluğu, çarpık kentleşme ve ekonomik problemlere bağlı suç oranlarındaki artış gelmektedir.

Bu çerçevede;

1- Şehrimize yeni göçleri engellemek için Bakanlık olarak ne tür çalışmalarınız vardır?

2- Şehrimizde göz nedeniyle ortaya çıkan çarpık kentleşme ve altyapı eksikliklerini çözmek için Bakanlık olarak projeleriniz var mı, varsa bunlar nelerdir ve ne zaman uygulamaya koymayı düşünüyorsunuz?

3- Çarpık kentleşmeyi engellemek ve göç edenlerin sorunlarını çözmek için hangi önlemleri aldınız ya da almayı düşünüyorsunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                         Yaşar Ağyüz

                                                                                                                           Gaziantep

Bakanlığınıza bağlı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün bazı Bölge ve İl Müdürlükleri hoş olmayan iddia ve suçlamalarla kamuoyunda tartışılmakta, azınlıkta olduğunu sandığım yetkililerin bu davranışı ve Genel Müdürün “Bahşiş rüşvet değildir” açıklamaları tüm teşkilatı yaralamakta, kamuoyunu ve bizleri şaşırtmaktadır.

1. Tapu ve Kadastro Genel Müdürü’nün Ulusal basına yansıyan “Rüşvet seviyesi bizde düşük, ev aldığı zaman onun mutluluğu içinde oradaki memura 15-20 milyon bahşiş bırakıyor” tanımlamalarına katılıyor musunuz?

Rüşvet ve rüşvet alanı koruyan, rüşvet sıralamasında alt sıralarda yer almakla övünen, bu sorumsuz açıklamaları için Genel Müdür hakkında soruşturma açmayı veya görevden almayı düşünüyor musunuz?

2. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’ne bağlı Tapu ve Sicil Müdürlüklerinden kaçında Rüşvet iddiasıyla, Kurumunuz Müfettişlerince soruşturma açılmıştır?

Soruşturma sonucu Adliye’ye intikal eden ve tutuklanan kaç personeliniz vardır?

3. “Bahşiş rüşvet değildir” söylemi rüşveti masum ve makul göstermek değil midir? Bu söyleme katılıyor musunuz?

4. Tapu Sicil Müdürlüklerinde, 2007 yılından bugüne dek görevinden alınan, nakil edilen ve yeni atanan müdür ve personel sayısı ne kadardır?

Atamalara karşı alınan yargı kararları uygulanmakta mıdır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Nafız Özak tarafından sözlü olarak yanıtlanması için gereğini arz ederim. 11.02.2008

                                                                                                                         Hüsnü Çöllü

                                                                                                                             Antalya

1- Kamu hizmetinin sunumu aşamasında, hizmet alanların “bahşiş” vermesi suistimallere açık bir uygulama değil midir? Böyle bir uygulamaya, Bakan ve genel müdür düzeyinde yeşil ışık yakılması kabul edilebilir bir durum mudur?

2- Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Adlı’nın, “vatandaşın verdiği 15-20 YTL’nin rüşvet sayılmayacağı” açıklaması ne anlama gelmektedir? Haksız olarak alınıp verilen para, kaç YTL olduğunda rüşvet kapsamına girecektir? Bu alanda belirlenmiş bir rakam var mıdır?

3- Bahşiş açıklaması kapsamında ile birlikte, kamu görevlilerinin “fedakarca” hizmet verdiğini vurguladığınıza göre, devlet memurlarının fedakarlığının karşılığının “bahşiş” yerine, maaş düzenlemesi ile verilmesi daha doğru bir yaklaşım değil midir? Bu konuda bir adım atacak mısınız? Yoksa, Tapu ve Kadastro çalışanları bahşiş almaya devam mı edecektir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Bayındırlık ve İskân Bakanı Sn. Faruk Nafız Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                      Dr. Reşat Doğru

                                                                                                                               Tokat

Soru:

Bakanlığınız ile aynı şartlar altında çalışan ve benzer işler yapılan bazı kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan personel ile Bayındırlık Bakanlığı personeli arasındaki maaş farkını gidermek amacıyla, 180 sayılı KHK’de değişiklik yapılmasına ilişkin 17 Kasım 2006 tarihinde başlatılan çalışmalar hangi aşamadadır? Bakanlığınız personelinin bu konudaki mağduriyetini ne zaman gidermeyi düşünüyorsunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                      Dr. Reşat Doğru

                                                                                                                               Tokat

Soru:

14 Ağustos 2000 tarih ve 24140 sayılı Mükerrer Resmî Gazete’de yayınlanan “Tabii Afet Nedeniyle Gelir Kaybı ve Alt Yapı Hasarına Uğrayan Belediyelere Yapılacak Yardımlara Dair Karar”ın Danıştay 11. Dairesi tarafından iptal edilmesi üzerine, katsayıları yeniden belirlenen Belediyelerden payları artırılanlara yapılacak afet yardımları ne zaman yapılacaktır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların Bayındırlık Bakanı Sayın Faruk Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim. Saygılarımla.

Soru:

Bir kamu kurumunda vatandaşlardan alınan haksız parayı, bahşiş diye tanımlayıp bunu hukuka ve ahlaka aykırı olmayan meşru bir kazanç olduğunu belirtmekte olduğunuza göre meşru gördüğünüz bahşişin ortalama bir rayici bulunmakta mıdır? Bütün kamu kurumlarında ayni rayiç mi uygulanmaktadır? Her bakanlığın kurumlarında farklı rayiçler bulunmakta mıdır? Açıklanmasını arz ederim. Saygılarımla.

                                                                                                                        Rıdvan Yalçın

                                                                                                                               Ordu

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Soruları cevaplandırmak üzere Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak.

Buyurun Sayın Bakanım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımla ilgili olarak milletvekillerimizce sorulan ve gündemde yer alan sözlü soru önergelerini birlikte cevaplandırmak için huzurlarınızdayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İlk olarak Muğla Milletvekili Prof. Dr. Sayın Metin Ergun Bey’in sorusunu cevaplandırıyorum: Muğla Milas Beçin Belde Belediyesi, beldelerin kanalizasyon projesinin hibe yoluyla yaptırılması için İller Bankası Genel Müdürlüğümüze talepte bulunmuştur. Belediyenin projesi, belediyelerin kentsel altyapı ihtiyaçları için tahsis edilen ödeneğin kullanımına ilişkin yönetmelik ile ekindeki kriterler ve 2008 yılı için tahsis edilen ödenekler dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, Beçin Belediyesinin kanalizasyon projesi 2008 Yatırım Yılı Programına alınamamış ancak 2009 yılı için değerlendirmeye alınacaktır.

İkinci sorumuz yine Antalya Milletvekilimiz Tayfur Süner Bey’e ait. Bunu cevaplandırıyorum: Muratpaşa Belediyesi Başkanlığından edinilen bilgiye göre, sözü edilen bölge içerisinde kamulaştırma yapılarak kooperatiflere satılan bölümler bulunmamaktadır. Diğer taraftan, adı geçen bölge için alınan 1989 tarihli Antalya Belediye Meclis kararı gereğince altı ve daha fazla katlı binalarda zemin etüt şartı arandığı, daha az katlı binalarda ise bu şartın aranmadığı tespit edilmiştir. Yan yattığı belirtilen binalar iki katlı binalardır. Bu binaların zemin etütleri yapılmamıştır. Bu binalar için Antalya Belediyesinden 1989 yılında inşaat ruhsatı alınmıştır. Bölge aynı yıl doğal sit alanı ilan edilmiş olduğundan yapı kullanım izin belgesi alamamışlardır, hâlen iskân edilmemektedir.

Antalya Büyükşehir Belediyesince hazırlanan ve Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 17/09/2003 tarihli kararıyla onaylanan 1/5.000 ölçekli Yamansaz Birinci Derece Doğal Sit Alanı Koruma Amaçlı İmar Planı uyarınca hazırlanan planda emsal durum 0,3/0,60 H=6,50 iken bölgede farklı yükseklikler, yapılar oluşmuştur. Oysa, bölgenin doğal sit alanı olması münasebetiyle alandaki genişleme konusu Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun uhdesinde olup tüm yapılar için ruhsata esas zemin etüt raporu hazırlatılarak ilgili belediyesince onaylatılması ve tüm imar planları ile plan revizyonlarına ilişkin imar planına esas olacak jeolojik etüt raporunun düzenlenmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle, bölgedeki yapıların hangi tarihte, hangi plana göre yapıldığının, mevcut plan hükümlerine uyulup uyulmadığının ayrıca incelenmesi gerekmektedir.

Tayfur Süner Bey’e ait diğer sorunun cevabı: Adı geçenin görev yaptığı Serik Tapu Sicil Müdürlüğündeki çalışma dönemleri içerisinde doğrudan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine ve idareye yapılan diğer şikâyetlerle ilgili olarak hakkında 19 Ocak 2006 tarihinde suç ihbar raporu düzenlenmiştir. Adı geçen hakkındaki şikâyet dilekçeleri üzerine Genel Müdürlük Teftiş Kurulu Başkanlığının görev emirleri gereği gerekli inceleme ve soruşturmalar yapılmıştır. İlçe Kaymakamlığının da görüşü doğrultusunda ilgili müdür hakkında bölge müdürlüğünce idari önlemler yönüyle de başka bir müdüriyete atanması önerilmiştir. Soruşturma çerçevesinde disiplin cezası verilmiş ve söz konusu tayinler yapılarak gerekli idari tedbirler alınmıştır. Yapılan tayin tamamen olaylara ve mevzuata uygun olup başka bir niyet ve kasıt unsuru bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, Serik Tapu Müdürlüğünün personel sayısı mevcut olarak Türkiye ortalamalarının üstünde ve yeterli düzeydedir.

Ordu Milletvekilimiz Sayın Rıdvan Yalçın Bey’in sorusuna cevabımız: Bakanlığımızca, tabii afete maruz kalan yörelerdeki belediyeler ile il özel idarelerine hasar ve tahribatlarını gidermek amacıyla Tabii Afet Nedeniyle Meydana Gelen Hasar ve Tahribata İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesine Dair Kanun’un 6’ncı maddesi ile bu maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikten sonra çıkartılan ve 29 Mart 2006 tarih ve 26123 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan tebliğ hükümlerine göre yardım yapılmaktadır. Yardım miktarları, hasar ve tahribat oranları dikkate alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlığımızca tespit edilmekte ve uygulama da buna göre gerçekleştirilmektedir. Bakanlığımızca 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un 6’ncı maddesi gereği yetkili olan mülki amirin ön hasar tespiti ile afetin genel hayata etkili olduğunu bildirmesini müteakip ilk müdahale için acil yardım tertip hesabından ilk müdahale ödeneği gönderilmektedir. İlgili Kanun ile tebliğ hükümleri gereğince yapılan hasar tespit çalışmaları sonucunda, Ordu iline bağlı 69 belediye için, 2002-2007 yılları arasında 13.533.075 YTL’lik hasar miktarının olduğu bildirilmiş, bu belediyelere, meydana gelen hasarları için toplam 4.768.000 YTL ödenek gönderilmiştir, karşılanamayan miktarlar için ödenek talebinde bulunulmuştur.

Bu hükümler doğrultusunda Maliye Bakanlığından Türkiye genelinde 2002-2007 yılları arasında müracaat eden belediyeler ve il özel idareleri için ödenek talebinde bulunulmuştur. Bakanlığımız 7269 sayılı Kanun’a göre işlem yapmakta olup, siyasi görüş gözetilmeksizin, tabii afete uğrayan belediyelerin müracaatları, ilgili kanun ve buna istinaden çıkartılmış olan tebliğ hükümleri doğrultusunda karşılanmaktadır.

Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Hasan Özdemir Bey’in sorusuyla ilgili cevabımız: Bilindiği üzere göç olgusu gerek ekonomik gerek sosyal ve gerekse fiziksel etkileri olan çok yönlü bir konudur. Sadece göç alan bölgeleri değil göç veren bölgeleri de etkilemekte, ulusal ekonomik dengeleri bozarak sosyal sorunlara yol açmaktadır. Bu konunun çözümünün de tek sektörlü veya tek bölgeli bir bakış açısıyla olamayacağı açıktır. Göç sorununun çözümü bütün sektörleri ve bütün bölgeleri kapsayan bütünleşik bir yaklaşımı gerektirmektedir. Gerek Dokuzuncu Kalkınma Planı’nda gerek orta vadeli programda ve gerekse AB katılım öncesi mali yardım programında, bölgesel gelişme ekseni önemli bir yer tutmaktadır. Bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasını amaçlayan bu plan, programlar ve mali kaynaklar, belirli ilke ve stratejiler doğrultusunda yatırımların kanalize edilmesine olanak vererek az gelişmiş bölgelerin kalkınmasını ve böylece göçün de azalmasını sağlayacaktır. Ayrıca, ulusal, bölgesel gelişme stratejisi çalışması, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı koordinasyonunda Bakanlığımızın da etkin olarak katılım sağladığı farklı kurum ve kuruluşlarla birlikte sürdürülmektedir. Bakanlığımız tüm bu çalışmalara göre yatırımlarını programlamaktadır.

Göçün en önemli etkileri olarak göç alan kentlerde gecekondulaşma, altyapı eksiklikleri ve plansız gelişme görülmektedir. Bunun yanında sosyal ayrışma, kentsel hizmetlere erişememe, güvenlik gibi konular da ekonomik sorunların yanında ortaya çıkmaktadır. Bakanlığımızın ilgili kuruluşu İller Bankası Genel Müdürlüğünce kentsel altyapı eksikliklerinin giderilmesi amacıyla yatırımlar yapılmaktadır. Ancak, konu sadece altyapı eksikliklerinin giderilmesiyle çözümlenebilecek bir konu değildir ve bu boyutta da değildir. Bu amaçla Bakanlığımızca üç yıl içinde Sürdürülebilir Kentsel Gelişme İçin Bütünleşik Kentsel Gelişme Stratejisi ve Eylem Planı hazırlanması amacıyla çalışmalar başlatılmış, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığıyla görüşmeler başlatılmıştır. Kısaca KENTGES denilen çalışmanın amacı çevre kalitesinin sağlanması, temiz hava, toprak ve su kirliliğini en aza indirmek, yenilenemez kaynakların tüketimini en aza indirmek, toplumun sağlığı, güvenliği ve rahatlığını en yüksek seviyeye çıkarmak ve ekolojik değerlerle uyumlu kentsel gelişmenin oluşturulmasını sağlamaktır. Böylece KENTGES ile sadece altyapı sorunları değil, sosyal ve ekonomik sorunların çözümüne yönelik gerek ulusal kaynakların gerekse AB kaynaklarının belirli ilkeler ve stratejiler çerçevesinde kentlere kanalize edilmesi sağlanacaktır. Ayrıca Gaziantep Valiliğince bu ilimizde kaçak yapılaşmayı ve gecekondulaşmayı önleyebilmek için kamu mülkiyetine dayalı toplu konut, altyapılı arsalar yerel yönetimlerce üretilmekte, toplu konut ve kentsel dönüşüm çalışmaları yapılmakta ve çarpık kentleşmeyi önlemek amacıyla da Türk Ceza Kanunu’nun 184’üncü maddesi etkin olarak işletilmektedir.

Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Yaşar Ağyüz Bey’in sorusunun cevabını vermek istiyorum: “Basında yer alan rüşvet seviyesi bizde düşük. İnsanlar ev aldığı zaman onun mutluluğu içinde oradaki memura 15-20 YTL bahşiş bırakıyor.” şeklinde yer alan ve bunun meşru sayılması gerektiği manasına gelebilecek ifade doğru olmadığı gibi, iddia edilen beyanlar basın tarafından da çarpıtılmıştır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüzce söylenen söz, sadece, Antalya’da tertiplenen bir toplantıdan çıkarken Anadolu Ajansı muhabirinin “Son günlerde tapu sicil müdürlüklerinde yaşanan rüşvet olaylarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?” sorusuna aynen: “İnsanlar evlenirken veya ev satın alırken mutluluğundan dolayı görevlilere bahşiş adı altında para veriyor. Bizde de bu tür şeyler oluyor. Ancak hangi ad altında olursa olsun devlet memurunun bu tür ilişkilerine karşıyız. Bununla her türlü mücadeleyi veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Bizdeki olumsuzlukların temelinde yatan sebep bu. Bahşiş adı altında para veriliyor. Bunu engellemeye çalışıyoruz, bununla mücadele ediyoruz.” şeklindedir. Bu beyanlarda da görüleceği üzere, rüşveti ya da bahşişi yasallaştırıcı, meşrulaştırıcı ve kamuoyunu yanlış yönlendirici hiçbir taraf bulunmamaktadır. Genel Müdür “bahşiş” tabiri kullanırken, memurun aldığı bu paraların rüşvet veya suç olmadığını iddia etmek için değil, vatandaş tarafından verilen bu tür paraların vatandaşlarca bahşiş olarak görülmesidir. Yani, toplumca kabul görmüş birtakım âdetlerin ve günlük hayatta olağan görülen şekliyle alışılagelen alışkanlıkların kamuda sıkıntılara yol açtığının vurgulanmasıdır. Dolayısıyla, vatandaşın memura verdiği parayı rüşvet değil bahşiş olarak gördüğü gerçeğinin yanlışlığını belirtmekten ibarettir. Zaten, beyanatında da görüleceği üzere “İdare olarak en büyük sıkıntımız bu.” şeklinde ifade kullanıyor ki, bu beyanı durumu teyit edici niteliktedir.

Ancak, Genel Müdürün yaptığı bu düzgün beyanlar, biraz da sansasyonel haber yapmak adına, kullanmış olduğu “bahşiş” ibaresi âdeta cımbızla çekilerek konu çarpıtılmıştır. Sanki memurun aldığı paraların rüşvet ve suç olmadığını iddia etmiş noktasına getirilmiştir. Gerçi, basında çıkan bu haberler anında tekzip edilerek düzeltme yapılmıştır. Gerek şahsım gerekse Genel Müdürümüz tarafından yapılan yeni basın açıklamalarıyla kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesinin önüne geçilmesine çalışılmıştır. Buna rağmen, konuya maksatlı yaklaşan bazı çevreler, durumun böyle olmadığını bile bile, yanlış anlamakta ısrar etmişlerdir.

Genel Müdürlüğümüze bağlı tapu sicil müdürlüklerinde rüşvet iddiasıyla 3628 sayılı Yasa’ya göre müfettişlerimizce 34 adet soruşturma yapılmış olup, 2006 ve 2007 yılları içerisinde tutuklu personel sayısı 26’dır. Tapu sicil müdürlüklerinde, 2007 yılı içerisinde, açıktan atamalar da dâhil olmak üzere 1.219 atama gerçekleştirilmiştir. Bunun 657’si nakil işlemidir. Nakiller ya isteğe bağlı ya da müfettiş raporu veya mülki amir isteğine göre yapılmıştır. Atamaların iptaline yönelik olarak yargı kararları uygulanmaktadır.

Antalya Milletvekilimiz Sayın Hüsnü Çöllü Bey’in sorusuna cevabımız: Kamu hizmetinin sunumu aşamasında hizmet alanların bahşiş vermesi suistimallere açık bir uygulamadır. Böyle bir uygulamaya yeşil ışık yakılması söz konusu değildir. Tapu ve kadastro gibi geniş kitleleri içine alan ve işlem kapasitesi yüksek olan bir kamu kurumunun başında bulunan Genel Müdürümüzün hoş olmayan davranış biçimiyle mücadele ettiğini belirtmesine rağmen beyanatının çarpıtılması bizleri üzmüştür. Genel Müdürümüzün vatandaşın verdiği 15-20 YTL’nin rüşvet sayılmayacağı yolunda doğrudan bir açıklaması bulunmamaktadır. Aksine, yaptığı beyanatta, vatandaşın verdiği bu paraların doğru olmadığı yönünde ifadeleri bulunmaktadır.

Tapu sicil müdürlüklerinde çalışan bu personelimize döner sermaye gelirlerinden ek ödeme yapılmasını öngören yasa tasarısının Meclis gündeminde görüşmeleri hâlen sürmektedir.

Tokat Milletvekilimiz Sayın Doktor Reşat Doğru Bey’in sorusuna cevap vermek istiyorum: Bakanlığımız ile aynı şartlar altında çalışan veya benzer işler yapılan bazı kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan personel ile Bakanlığımız personeli arasındaki maaş farkını gidermek amacıyla 180 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de değişiklik yapılmasına ilişkin olarak hazırlanan kanun tasarı taslağı, 17 Ekim 2006 tarihli ve 18458 sayılı yazımızla Başbakanlığa gönderilmiştir. Ancak teklifimizin 59’uncu Hükûmet döneminde sonuçlandırılmamış olduğu, Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünce bildirilmiştir. Memurlarımızın özlük haklarının iyileştirilmesi hususunda anılan kanun tasarı taslağına ilişkin çalışmalar yeniden başlatılmış olup ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgili konuya ilişkin görüşmeler yapılmaktadır.

Tokat Milletvekilimiz Doktor Reşat Doğru Bey’in sorusunun cevabı: Danıştay tarafından iptal edilen 1999/13136, 2000/9, 2000/1043 ve 2001/1958 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yerine iptal gerekçesinde belirtilen hususlar dikkate alınarak 15 Kasım 2005 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 2005/9539, 2005/9540, 2005/9541 ve 2007/12761 sayılı Bakanlar Kurulu kararı yürürlüğü girmiştir. Bakanlığımız Afet İşleri Genel Müdürlüğünce, 4123 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi gereğince, tabii afete uğrayan belediyelere yapılacak yardımlara esas olmak üzere, doğal afetlerden zarar gören belediyelerin alt ve üstyapı hasarlarının tebliğ gereği hazırlatılan hasar tespitlerine göre, Bakanlar Kurulu kararnamesine esas taslak hazırlanmaktadır. Söz konusu Bakanlar Kurulu kararının finansmanı ise, 4123 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda, 2380 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinde belirtildiği üzere, İller Bankası Genel Müdürlüğünce karşılanmaktaydı. Söz konusu mahkeme kararları gereğince, ilgili belediyelere ödenmesi gereken ilama bağlı borçların Maliye Bakanlığının 14/3/2007 tarihli ve 98600 sayılı yazısı gereğince, borcun kaynağına göre cari yıl bütçesinin ilgili tertibinden ödenmesi gerektiği adı geçen bakanlıkça Bakanlığımıza bildirilmiştir. Afet Harcamaları Yönetmeliği çerçevesinde, Afet İşleri Genel Müdürlüğünce, 7269 sayılı Kanun kapsamında yürütülecek iş ve işlemler için 2006 Mali Yılı Merkezî Bütçe Kanunu’yla ayrılan afet tertipleri ödeneğinden karşılanması amacıyla, belediye alacaklarına ait ödeneğin Maliye Bakanlığından İller Bankasına aktarılması gerekmektedir. Ayrıca iptal edilen kararnamelerin yerine çıkarılan kararnamelerde, alacağı olan belediyeler için Maliye Bakanlığından ödenek talebinde bulunulmuştur.

Ordu Milletvekilimiz Sayın Avukat Rıdvan Yalçın Bey’in sorusuna cevap vermek istiyorum: Vatandaşlardan alınan haksız paraların “bahşiş” diye tanımlanarak, bunun meşru görüldüğüne dair herhangi bir beyanat bulunmamaktadır. Tam tersine, vatandaş tarafından “bahşiş” adı altında verilen paralarla mücadele edildiğine ve kurum olarak en büyük sıkıntının bu olduğuna ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Basına yansıyan “bahşiş” tabiri haksız olarak alınan paraların meşru görülmesi değil, aksine vatandaşların memura verdiği paraları suç olarak görmeyip âdeta bahşiş olarak gördüğü için bu tür yanlış kanaat ve alışkanlıkların da hem yöneticileri hem de kurumu sıkıntıya soktuğunu vurgulamak amacıyla kullanılmıştır.

Antalya Milletvekilimiz Sayın Doçent Doktor Mehmet Günal Bey’in sorusuna cevap vermek istiyorum: İller Bankası Genel Müdür Yardımcıları atanmaları için gereken şartları taşımaktadır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu murakıplarınca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 95’inci maddesi uyarınca banka nezdinde yapılan incelemeler sonucu hazırlanan mali analiz raporunda Bankacılık Kanunu’na uyum sağlanması talep edilmiştir. İller Bankası tarafından Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu…

BAŞKAN – Sayın Bakanım, bu cevaplandırdığınız soru kime ait?

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) – Mehmet Günal.

BAŞKAN – Buradaki, bu verilen listede bu arkadaşın…

Bundan önce Rıdvan Yalçın’nın sorusunu mu cevaplandırmıştınız?

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) – Evet.

BAŞKAN – Bize bildirilen listede o kadardı Sayın Bakanım, tamama erdi.

Teşekkür ediyorum size.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) – Peki. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sözlü soru önergesi veren milletvekili arkadaşlarımızdan söz talebi olanlar varsa… Sayın Süner ekrana girmiş, onu görüyorum. Başka bir talebi olan arkadaşımız yok.

Sayın Süner, buyurun efendim.

TAYFUR SÜNER (Antalya) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanım; bu “doğal sit alanı” dediğiniz Yamansaz’la ilgili açıklamalarınızda, bu doğal sit alanını kurtarmaya yönelik bir açıklama ne hissettim ne de yaptırım yapmaya yönelik bir açıklamanızı maalesef göremedim. Lütfen Yamansaz’a sahip çıkınız. Bu gibi doğal sit alanlarını Avrupalı, trilyonlar harcayarak yaratmaktadır. Cenabı Allah bu sit alanlarını bize bahşetmiş ama maalesef biz bu sit alanlarını ranta kurban veriyoruz. Lütfen sahip çıkınız.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Süner.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, bir saatlik soru-cevap işlemi gerçekleştirilmiştir. Soru önergeleri sayın bakanlar tarafından cevaplandırılmıştır.

Birleşime yirmi dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.16

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN (Adana), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 93’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündemin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmına geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, 11 Mart 2008 tarihinde görüşmelerine başladığımız ve yarım kalan çevre ve çevre kirliliğinin önlenmesi konusundaki (10/3, 8, 12, 28, 31, 33, 38, 42, 47, 56, 59, 62, 64, 65, 68, 71, 84, 87, 89, 98, 101, 119, 145, 146) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin birlikte yapılan görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- MECLİS ARAŞTIRMASI

A) Ön Görüşmeler

1.-Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat ve 20 milletvekilinin, termik santrallerin çevreye verdiği zararların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3)

2.-Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 38 milletvekilinin, Trakya ve İstanbul ilinde çevre konularındaki gelişmelerin Ergene Çevre Düzeni Havza Planı’na etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/8)

3.-Kırklareli Milletvekili Tansel Barış ve 23 milletvekilinin, Kırklareli ili Vize ilçesindeki bir arazi ile ilgili iddiaların ve bu arazi üzerinde kurulması planlanan çimento fabrikasının çevre üzerindeki muhtemel etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/12)

4.-Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur ve 23 milletvekilinin, Adana’daki lagünlerin karşı karşıya bulunduğu çevresel risklerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/28)

5.-Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 22 milletvekilinin, Bartın’da kurulması planlanan termik santralin olumlu ve olumsuz etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/31)

6.-Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 22 milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetlerinin araştırılarak çevreye olumsuz etkilerinin önlenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/33)

7.-Konya Milletvekili Hasan Angı ve 19 milletvekilinin, Konya Kapalı Havzası’ndaki su kaynaklarının karşı karşıya bulunduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/38)

8.-Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 28 milletvekilinin, Akşehir ve Eber Göllerindeki kirlilik ve diğer çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/42)

9.-Çanakkale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz ve 27 milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetlerinin araştırılarak çevrenin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/47)

10.-Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk ve 21 milletvekilinin, Büyük Menderes Nehri’ndeki kirliliğin ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/56)

11.-İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan ve 25 milletvekilinin, balık çiftliklerinin çevreye ve turizme olumsuz etkilerinin araştırılarak su ürünleri yetiştiriciliğinin çevreyle uyumlu gerçekleştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/59)

12.-Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve 23 milletvekilinin, Eber Gölü’ndeki çevre kirliliğinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/62)

13.-İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 29 milletvekilinin, altın arama faaliyetlerinin hukuki durumu ile çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/64)

14.-Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 23 milletvekilinin, Van Gölü’ndeki kirlenmenin önlenmesi ve Van ilinde turizmin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/65)

15.-İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 26 milletvekilinin, Küçük Menderes Nehri’ndeki kirliliğin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/68)

16.-Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu ve 24 milletvekilinin, Artvin Cerattepe’deki madencilik faaliyetlerinin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/71)

17.-Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan ve 21 milletvekilinin, Eber Gölü’ndeki çevre sorunlarının araştırılarak gölün korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/84)

18.-Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu ve 19 milletvekilinin, Van Gölü’ndeki çevre sorunlarının ve gölün potansiyelinin araştırılarak korunması ve değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/87)

19.-Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy ve 23 milletvekilinin, başta Afşin Elbistan olmak üzere termik santrallerin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/89)

20.-Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner ve 25 milletvekilinin, Isparta ilindeki göllerin çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/98)

21.-İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 22 milletvekilinin, balık çiftliklerinin çevre ve turizm üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/101)

22.-İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu ve 39 milletvekilinin, denizlerdeki kirliliğin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/119)

23.-Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, Kahramanmaraş'ta Narlı Ovası'na kurulması planlanan katı atık depolama tesisinin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/145)

24.-Isparta Milletvekili Haydar Kemal Kurt ve 23 milletvekilinin, Eğirdir Gölü ve Havzası’ndaki çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/146)  (x)

BAŞKAN – Hükûmet? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, araştırma önergeleri üzerinde önerge sahibi olarak söz sırası Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner’e aittir.

Sayın Coşkuner, buyurun.

MEVLÜT COŞKUNER (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;

Isparta ili sınırları içerisinde yer alan Eğirdir Gölü, Hoyran Gölü, Kovada ve Beyşehir Göllerinin günümüzde ortak ve acil çözüm gerektiren kirlilik nedenlerinin ve buna bağlı olarak çevresel etkilerinin değerlendirilmesi ile çözüm yollarının bulunması hakkında verdiğim araştırma önergesi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, bugün Beyşehir Gölü’nün ortasında, çamurların içinde gördüğümüz kayıklar, Burdur Gölü’nün bitmemek için çırpınışı ve Akşehir Gölü’nde Nasrettin Hoca ile anma günlerinde göle maya çalmak için leğenle su götürüldüğü bir dönemde gölleri konuşuyoruz. Ama ne yazık ki sayın milletvekillerimiz bu konulara önem vermediği için boş sıralara konuşuyoruz.

Eğirdir Gölü’nün kuzey tarafına doğru Hoyran Boğazı’yla ayrılan ve daha küçük bir alanı kaplayan kısmı Hoyran Gölü, güneyde kalan büyük kısmı potansiyel içme suyuna sahip Eğirdir Gölü olarak adlandırılır ve Türkiye'nin dördüncü büyük gölüdür. Gölün Can Ada ve Yeşil Ada isimli iki adacığı vardır.  Bu büyük göl 25 kilometre uzunluğundaki bir kanalla bağlandığı ve Eğirdir’in güneyinde küçük bir göl olan Kovada Gölü’nü beslemektedir.

Batı Torosların doğu kesiminde kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu Anamas Dağlarının doğusunda uzanan Beyşehir Gölü ise Türkiye'nin üçüncü büyük gölüdür. Büyük bir bölümü Konya ilinde yer alan Beyşehir Gölü’nün 1/7’si Isparta il sınırlarında bulunmaktadır. Küçük bir paya sahip olsa da gölün Isparta’da kalan bu kısmının çevresinde birçok köy bulunmaktadır. Isparta Şarkikaraağaç ilçesine bağlı Gedikli, Sarıkaya, Belceğiz, Armutlu, Yeniköy, Karayaka, Yassıbel, Kıyakdede köyleri ile Yenişarbademli ilçesine ait üç köy bu alanda yer almakta olup köy halkının geçim kaynağı Beyşehir Gölü’nün balıkçılığındandır.

Son zamanlarda tartışılan, sade ülkemiz için değil, tüm dünya için büyük bir sorun hâline gelmeye başlayan başlıca konular küresel ısınma, kuraklık ve çevre kirliliğidir.

Isparta ili sınırları içerisinde gerek balıkçılık gerek turizm ve gerekse sulama ve enerji bakımından son derece önemli olan göllerimiz, sayılan bu önemli ortak sorunlarla karşı karşıyadır.

                            

(x) (10/3, 8, 12, 28 ,31, 33, 38, 42, 47, 56, 59, 62, 64, 65, 68, 71, 84, 87, 89, 98, 101, 119, 145, 146) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin ön görüşmelerine 11 Mart 2008 tarihli 75’inci Birleşimde başlanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Eğirdir ve Beyşehir göllerinin doğal yapıları dikkate alınmaksızın, uygun olmayan ve sadece ekonomik kazanç göz önünde tutularak sekiz-on yıl  gelir getiren balıklar (sudak, çim sazan ve gümüş balığı) göle bırakılmıştır. Bu durum hem göllerin doğal ve canlı yapısını büyük oranda yok etmiş hem de göllerin canlılık özelliğinin yok olmasına neden olmuştur. Bu sayede göllerde bitki ve hayvan dengesinin bozulması çok ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.

Yıllar önce göllere atılan sudak balığının yarattığı sorun bir örnek iken 2003 yılında gümüş balığının atılması aynı hatanın tekrarı olmuştur. Birbiriyle uyum sağlamayan balık türlerinin bir araya getirilmesi, örneğin gümüş balığının diğer balık türlerinin larvalarından beslenmesi ve bu balıkların türlerini yok etmesi sonucu bu göllerde balıkçılıkla geçinen yöre halkı da mağdur olmuştur. Öyle ki Beyşehir Gölü’nün Isparta Şarkikaraağaç ilçesi sınırlarında kalan avlak sahasının kira bedelini yöre halkı ödeyemez hâle gelmiştir. Bir önlem olarak gümüş balığı avlanmaktadır. Ancak besin zinciri yok olunca durum daha da vahim hâle gelecektir. 1952 yılından günümüze kadar olan dönemde sıraz, dudaklı balık, eğrez, sazan, ot balığı ve 1977-1985 yılları arasında ciddi bir ihracat geliri getirmiş olan kerevit, artık, bu göllerde var olmamakta ya da yok denecek kadar azdır. Bunun tek sebebi ise bilinçsizce yapılan balık üretimidir.

Resmî mercilerin ve yetkililerin kayıtsızlığıyla bugüne kadar büyüyen bu sorun da doğal göl yapısına uygun olmayan bu balıkları göllere bırakanlar ise belirsizliğini korumaktadır. Sorumluların tekrar böyle bir hata yapmaması için hiçbir araştırma yapılmamış, hâlen hiçbir tedbir alınmamıştır.

Diğer önemli bir sorun ise, göllerin çevresindeki tarım alanlarında ve bahçelerde bilinçsiz sulamadır. Tarım alanlarının tamamına yakını “vahşi sulama” olarak adlandırılan salma sulama sistemi ile sulanmaktadır. Ayrıca tarımsal sulama için açık kanaletlerle, sondaj kuyularıyla ihtiyaçtan fazla su çekilmesi de  bu durumun önemli etkenlerinden biridir. Oysa “damla sulama” sistemi ve göllerin çevresinde daha az su ihtiyacı olacak fide ve fidanların dikimiyle alınabilecek ve uygulanması basit önlemler büyük fayda sağlayacaktır.

Maalesef göllerimiz her türlü atık bırakma yeri olarak görülmektedir. Evsel, tarımsal, endüstriyel atıklar sözde arıtılarak bu alanlara bırakılmaktadır. Arıtma sistemlerinin var olması yeterli değildir. Aynı zamanda arıtma sistemlerinin günün koşullarına göre düzenlenmesi, yenilenmesi ve çalıştırılması gerekmektedir. Soğuk hava ünitelerinin temizlik dönemleri mayıs ve eylül ayları arasındadır. Bu dönemlerde göl ve kanallarda kitleler hâlinde balık ve diğer su canlıları ölümleri belirlenmektedir.

Göllerin kıyı çizgilerinin hâlâ ihlal edilmesi, göl kenarlarının işgali ve göle ait olması gereken alanların işgali diğer önemli bir faktördür ve kullanılan nitratlı gübreler ve zehirli ilaçlar ilk sırada yer almaktadır. Bu durum insan ve diğer canlı türlerinin yaşamını tehlikeye attığı gibi göllerde otlanmayı da artırmıştır. Özellikle mavi ve yeşil alglerin (su yosunları) çoğalması ayrı bir tehdit yaratmaktadır. Bu otlanma da en kısa zamanda temizlenmelidir. Hatta göller üzerindeki bitkiler temizlenirken göller etrafında ise ağaçlandırmaya gidilmeli ve ağır metalleri emen türdeki bitki örtüsü setler hâlinde gölleri çevrelemelidir. Bu bakterili göl sularında hâlâ yöre halkı hayvanını sulamakta, tarım alanını sulamada kullanmakta, bulaşık yıkamak gibi kendi ihtiyaçlarını da karşılamaktadır.

İnsan sağlığına olan olumsuz etkiler, yapılan araştırmalar sonucu özellikle temmuz, ağustos ve eylül aylarında göz damlası, dermatolojik ve alerjik ilaçların tüketimindeki artışla daha net olarak anlaşılmaktadır. Oysa Isparta ilinin sahip olduğu bu göller çok iyi içme suyu kaynaklarıdır aynı zamanda. Ancak kirliliğin bu şekilde devam etmesi durumunda, özellikle Eğirdir gibi değerli içme sularımızı kaybedeceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu göllerin birinci kullanım alanı içme suyu kaynağı olmasıdır. Bununla ilgili, 4 Eylül 1988 tarihinde ve 19918 sayıyla Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımlanmıştır ve bu göllerin nasıl korunacağı burada açık ve net bir şekilde belirtilmiştir.

Günümüzde bu yönetmeliğin ilgisiz kalan mercilerce uygulanmaması, hatta yirmi yıldan bu yana uygulanmaması, göllerin bu hâle gelmesinde önemli faktör olmaktadır.

Ülkemizde, hepimizi, hatta gelecek nesillerimizi etkileyecek bu önemli sorunla ilgili yasa ve yönetmeliklerin çıkarılması ama aynı zamanda bunların uygulanabilmesi de gerekmektedir. Yetkili makamların bunların uygulanmasında yetersiz kaldığı ve gerekli hassasiyetin gösterilmediği açıktır.

Beyşehir ve Eğirdir Gölleri yukarıda belirtilen ortak sorunlara sahiptir. Eğirdir Gölü’nden bir boğazla ayrılan Hoyran Gölü ve Eğirdir Gölü’ne bir kanalla bağlanan Kovada Gölü de ortak sorunları barındırmakta, bu bağlantıları sebebiyle Eğirdir Gölü’nün her tür olumsuzluklarından etkilenmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Coşkuner, konuşmanızı tamamlayınız.

MEVLÜT COŞKUNER (Devamla) – Ayrıca, Kovada Gölü’nü besleyen Eğirdir Gölü, Kovada 1 ve 2 Hidroelektrik Santrallerinin su ihtiyacını da karşılamaktadır.

Eğirdir Gölü turizm açısından da çok önemli yerdedir, çünkü sahip olduğu Can ve Yeşilada yerleşim alanı değildir. Canada, çadır, karavan turizmi ve piknik alanı olarak; Yeşilada ise Aya Stefanos Kilisesi gibi tarihî zenginliklere sahip önemli turizm bölgelerimizdendir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zaten tüm dünyayı olumsuz etkileyen küresel ısınma neticesinde gittikçe azalan yağışlar, değişen iklim koşulları su kaynaklarımızı olumsuz etkilemektedir. Son yıllarda göllerdeki su seviyesi tehlikeli boyutta düşmüştür. Oysa yukarıda belirtilen sorunlar, çözümü olan, gerekli sağduyu ile üstesinden gelinebilecek sorunlardır.

Öncelikle yaşam kaynağı olan, yöre halkının geçiminde önemli rol oynayan, enerji üretimi sağlayan, tarımsal alanda sulamada fayda sağlayan ve turizm açısından bölge ekonomisine katkıda bulunan göllerimizin yukarıda detaylı şekilde belirtilen sorunlarına acil bir şekilde çözüm bulmak ve daha kötü bir hâle gelmeden bir an önce tedbir almak, yetkilileri harekete geçirmek amacıyla yüce Meclise sunduğum önergeye değerli milletvekili arkadaşlarımdan destek bekliyorum.

Bu vesileyle, sözlerime son verirken yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Coşkuner.

Önerge sahipleri adına söz sırası İzmir Milletvekili Sayın Bülent Baratalı’ya aittir.

Sayın Baratalı, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT BARATALI (İzmir) -  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak verdiğimiz Küçük Menderes’le ilgili Meclis araştırması açılmasına dair teklifimiz konusunda önerge sahibi olarak söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken, Sayın Başkan, sizi ve yüce heyeti tekrar saygıyla selamlıyorum.

Küçük Menderes Nehri, Bozdağlardan doğan, membadan mansaba kadar 175 kilometre yatak yapan Ege’nin önemli nehirlerindendir. Bozdağlardan ve Aydın Dağlarının arasından doğar, yine İzmir ilçelerinden Selçuk ilçesinde delta yaparak denize dökülür. Delta yaptığı yerde de önemli bir kuş cennetine benzeyen ve Ramsar, yani Sulak Yerler Anlaşmasıyla tanımlanan önemli bir delta da yapar.

Yine, bildiğimiz gibi Selçuk ilçesi, antik çağlarda önemli İyonya kentlerinden bir tanesidir, Efes’in kurulduğu bir kenttir.  Küçük Menderes Nehri’nin getirdiği alüvyonlarla Efes Limanı dolduğu için Efes şehrinin de yaşamı sona ermiş bulunmaktadır.

Mitolojideki ismi Meandros Nehri’dir. O zamanlar, yani kirlenmeden önce, bu araştırmaya söz konusu olmadan önce Menderes Nehri, etrafına, insanlara yaşam sağlayan, refahlarını yükselten, gönençlerini düzenleyen, tarıma, çevreye büyük katkılarda bulunan bir nehirdi. Ancak, 175 kilometre boyunca geçtiği yerleşim yerlerinden, artık, Kiraz ilçesinde, Beydağ’da, Ödemiş’te, Tire’de, Bayındır’da, Torbalı’da ve Selçuk’ta üzerine yüklenen evsel atıklar, tarımsal faaliyetlerde bilinçsizce ve aşırı miktarlarda kullanılan tarım ilaçları, suni gübreler ve üzerinde tehlikeli atıklarla, katı atıklarla bu bünyede toplandığı için 175 kilometre boyunca köpürerek, beyaz köpükler çıkartarak Ege Denizi’ne taşınıyor. Yani, etrafına yaşam veren Menderes Nehri, artık etrafını öldürüyor. İçinde balık popülasyonu da kalmamış bulunmaktadır. Eskiden 2 metreye yakın, 100 kilodan daha fazla ağırlıkta balıklar olurdu. Şimdi artık balıklar da yok.

Küçük Menderes havzasında -ki bu havza adını Küçük Menderes’ten alıyor- Selçuk ilçesi dışında evsel atıkları düzenleyen bir arıtma tesisi bulunmamaktadır, yalnız Selçuk’ta bulunmaktadır. Ancak son zamanlarda 5216 sayılı Kanun’la büyükşehir bünyesine dâhil olan, “Pergel Kanun”la dâhil olan Torbalı’da da endüstriyel atıkların bertaraf edilmesi için Büyükşehir Belediyesi tarafından yeni bir girişim başlatılmıştır. Yani bugün evsel ve endüstriyel atıklar için herhangi bir arıtma tesisi yoktur, bir arıtma uygulanmadan nehre deşarj yapılmaktadır.

Çok önemli bir bölgedir Ege Bölgesi bildiğiniz gibi. Üzüm, incir, zeytin, pamuk ve tütün olarak hakikaten namlı bir bölgedir. Yine hepimizin bildiği gibi değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri, Aydın demir yolu ve Kasaba demir yolu Batılılar tarafından bu ürünlerin Avrupa’ya götürülmesi için yapılmıştır. Hatta yine hepimizin bildiği gibi Yunan orduları buradan çekilirken “Biz buralardan nasıl çekilelim? Dağlarından yağ, ovalarından bal akıyor bu bölgenin.” demişlerdir ama tabii çekilip gitmişlerdir.

Şimdi bu bölgede tarımsal sulama yapılamıyor çünkü üçüncü ve dördüncü derecede tehlikeli atık içeriyor bu nehir. Fakat tabii, göz göre göre de katledilmiş olan bir nehir burası değerli arkadaşlarım. Nehrin çeşitli bölgelerinden alınan su örneklerinin yapılan analizlerinde kirliliğinin üst düzeylere çıktığı, kimyasal ve biyolojik oksijen ihtiyacı canlıların ölümüne yol açacak derecede düşük, kurşun, nikel ve çinko gibi ağır metallerin en üst düzeyde olduğu, suyun asidik özellik gösterdiği ve sülfür oranının çok yüksek olduğu İzmir Valiliği Çevre Kurulu tarafından tespit edilmiştir.

Şimdi, Büyükşehir Belediye Başkanımız çok çalışkan bir belediye başkanı, Büyükşehir Belediyesi de hakikaten çok düzenli, planlı bir belediye. Ancak bu konuda 5216 sayılı Yasa’nın çizdiği sorumluluk içinde yalnız Torbalı ve Selçuk ve Bayındır ilçeleri var. Bunun dışında kalan ilçelerde yani Kiraz’da, Beydağ’da, Ödemiş’te, Tire’de maalesef bu belediyelerin ve Çevre Bakanlığımızın yaptığı herhangi bir atık su bertaraf tesisi veya katı atık depolama tesisi yok. Burada bütün bunlar, çevrecilerin bildiği gibi, vahşi depolama şeklinde yapılmaktadır. Nedir vahşi depolama? Belediyelerin topladığı çöpler bir yere yığılır ve orada yer altı sularına karışır ve yer altı sularını da kirletir. Bu nedenle Çevre Bakanlığımızın, Hükûmetin, İktidarın, biraz o bölgelere bakması gerekiyor.

Sayın Bakanımla İzmir’de beraber çalışmıştık. Bu konularda çok duyarlı olduğunu biliyorum ama bakanlığı henüz yeni olduğu için… Ben kendisinden bu bölge için de çalışmalar bekliyorum, daha önceki başarılı çalışmalarında olduğu gibi.

Az önce söylediğim gibi, Küçük Menderes Nehri’nde su kalitesinin genel anlamda üçüncü sınıf kirlenmiş su ve dördüncü sınıf çok kirlenmiş su kalitesinde olduğu saptanmıştır. Yani, buralarda bu nehrin suları kullanılarak artık tarım yapılamaz. Bunları nereden öğreniyoruz? Büyükşehir Belediyesine bağlı İZSU Daire Başkanlığının çalışmaları ve yine Çevre Bakanlığımızın orada yaptığı çalışmalardan görüyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu bölgede önemli yatırımlarımızdan birisi de yine buradan beslenecek olan Beydağ Barajı’dır. Çünkü zaten nehir, Küçük Menderes Nehri bu bölgeden doğmaktadır. Beydağ masalı, artık, belki bizim çocuklarımıza da söyleyeceğimiz bir söylence olmaktan öteye gidememektedir. Beydağ Barajı bitirilememektedir. Doğruyu söylemek gerekirse son beş altı yılda yapılan büyük desteklemeler Beydağ Barajı’nın açılıp işletilmeye alınmasına ve sulamanın yapılmasına yetmemektedir. “Kret kotu” denilen en üst kota ne zaman ulaşacağını ben İzmir Milletvekili olarak bilemiyorum değerli arkadaşlar.

Şimdi, aynen Beydağ Barajı gibi, o bölgenin en önemli yatırımlarından birisi olan çevre yolunda da iki üç senedir “Bu sene bitecek, öbür sene bitecek.” gibi söylenceler maalesef bunları bitirememektedir. Beydağ Barajı kret kotuna gelse bile, daha önce yapılması gereken sulama kanalları, kanaletler yapılamadığı için bunların tekrar ovanın sulanmasında…

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Beydağ Barajı’nı açtık.

BÜLENT BARATALI (Devamla) – Haberim var efendim. Ben o bölgenin milletvekiliyim.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Tören yaptık, açtık.

BÜLENT BARATALI (Devamla) – Efendim, Sayın Bakan, oraya gidip görmenizi diliyorum. Yani tören yaparak, göstermelik törenler yaparak bir şey bitmiyor.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Lütfen… Yarım kalmıştı, biz bitirdik.

BÜLENT BARATALI (Devamla) - Yani ben o bölgedeyim. Hep beraber gidebiliriz, ben sizi davet edeyim, İzmirliler çok misafirperverdir, beraber gidelim. Ama bugün “Beydağ Barajı bitti.” demek doğru değildir. Ekranlardan herkes bizi dinliyor. Yani “bitti” demek, oranın sulanması demektir. Bitti mi sulama kanalları efendim? Bitmedi. Yani daha ne zaman kret kotuna getirileceği belli değildir. İsterseniz ben size, bu konuda çalışmalar var, bu çalışmaları da size takdim edebilirim. O çalışmalarda devletin, Devlet Su İşlerinin verdiği bilgilerden siz de görürsünüz ki orası bitmemektedir.

Şimdi, yapılması gerekenler var değerli milletvekilleri, bunları da sıralamak istiyorum ama süremin de bitmekte olduğunu görüyorum. Durumun tespiti, yapılması gerekenler, alınması gereken önlemler ve çareler konusunda bizim de düşüncelerimiz var. Ama elbette ki sizin de düşünceleriniz var. Bunların yapılabilmesi için, bence verdiğimiz bu araştırma önergesinin Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince kabul edilmesini ve doğaya olan bu saygının yerine getirilmesini diliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baratalı.

BÜLENT BARATALI (Devamla) – Teşekkür ederim.

Çok değerli okul arkadaşım Sayın Bakanı da Beydağ Barajı’nı beraber gezmek üzere İzmir’e davet ediyorum.

Hepinize saygılar sunarım, çok teşekkür ederim. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baratalı.

Önerge sahipleri adına, İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Ersin. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET ERSİN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; sözlerime başlarken hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, Sayın Bakanımla ilgili önemli bir konuyu konuşacağız, isterseniz sohbeti kessin veya bir orta kahve söyleyelim o şekilde devam etsin.

BAŞKAN – Sayın Bakan sizi dinliyor efendim, buyurun.

AHMET ERSİN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım…

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Dinliyorum ben sizi, merak etmeyin.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Sayın Başkan, çok ayıp ya!

AHMET ERSİN (Devamla) – Bir şey mi dediniz?

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Ben dedim, ben! Ben dedim Ahmet.

AHMET ERSİN (Devamla ) – Niye dedin?

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Bir şey söyledim işte!

AHMET ERSİN (Devamla) – Ama, şimdi “İade ediyorum.” desem yanlış olur.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Sen Genel Kurula konuşursun kardeşim.

BAŞKAN – Karşılıklı konuşmayalım.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Sen Genel Kurula konuşursun, seni dinlemek mecburiyetinde değilim ben.

AHMET ERSİN (Devamla) – Dinlemezse kime konuşacağım canım, Bakan dinlemezse kime konuşacağız? Lütfen, rica ederim.

BAŞKAN – Sayın Ersin, buyurun efendim.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Hayır efendim, Genel Kurula konuşacaksınız, Bakana değil. Ben dinleyeceğim sizi.

AHMET ERSİN (Devamla) – Bakan da dinleyecek ki soruna çözüm bulabilsin.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Hayret ediyorum ya!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Siz de kızmaya başladınız.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Hak ediyor arkadaş.

AHMET ERSİN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, balık çiftlikleri sorunu, yani balık çiftliklerinin deniz dibinde ve yüzeyinde yarattığı sorunlar yaklaşık yirmi yıldan beri Türkiye’de tartışılıyor ve balıkçı esnafı, oralarda yaşayan vatandaşlarımız ve çevre dernekleri, bu balık çiftlikleriyle ilgili şikâyetlerini, söylediğim gibi, yirmi yıldan beri gündeme getiriyorlar. Neticede, en son 2006 yılında burada Meclisimizde bir kanun kabul ettik, Çevre Yasası. Bu Çevre Yasası’na göre, kapalı koylarla arkeolojik ve doğal sit alanlarında balık çiftlikleri kurulamaz. Yasa’nın özü bu ve bu Yasa’nın uygulanması için, yani bu arkeolojik ve doğal sit alanlarıyla kapalı koylarda konuşlanmış olan balık çiftliklerinin de bulundukları yerlerden taşınmaları için bir yıllık bir süre verildi. Keza, yine uygulamayla ilgili, Yasa’nın uygulamasıyla ilgili 24 Ocak 2007 tarihinde Bakanlık bir tebliğ yayınladı; bu uygulamanın nasıl olduğu ve ayrıca balık çiftliklerinin nerelerde konuşlanabileceklerine ilişkin bir tebliğ yayınladı. Bu tebliğde özet olarak şunu söyleyebilirim: Balık çiftlikleri, bir defa arkeolojik ve doğal sit alanlarında, kapalı koylarda konuşlanamayacak ve açıklara taşınacaklar. Bir de ayrıca özellikleri, kıyıdan en az 1.100 metre açıkta olacaklar, 30 metre derinliği olacak vesaire. Birtakım koşullar ileri sürüldü ve bu tebliğe dayanarak bazı illerimizde, İzmir, Aydın, Muğla ve Mersin’de bazı bölgeler bu balık çiftlikleri için yetiştirme alanları olarak tespit edildi.

Peki, şimdi Sayın Bakana sormak istiyorum: Bu tespit edilen alanlara Yasa’ya aykırı olarak konuşlanmış olan balık çiftlikleri taşındı mı? Ben kendi seçim çevremden söyleyeyim, İzmir’de Çeşme civarında kooperatiften edindiğim yazlık evim var ve evimin etrafı da balık çiftlikleriyle çevrilmiş durumda. Yani yaratılan sorunları bizzat görerek yaşıyorum. Dolayısıyla, benim bulunduğum çevredeki balık çiftlikleri oldukları yerde duruyorlar, kıyıdan 100-200 metre açığa doğru kafeslerini sürüklediler ve faaliyetlerini bulundukları yerlerde aynen sürdürüyorlar.

Değerli arkadaşlarım, bir defa, bir yasa yürürlüğe girmişse, bu yasa yürürlükteyse Türkiye Büyük Millet Meclisinin çıkardığı, kabul ettiği bir yasa  yürürlükteyse bu yasayı uygulamayanlar ve uygulanmasını gözetmesi gerekenler de görevlerini yapmıyorlarsa o zaman ortada bir suç var demektir. Yani, geçtiğimiz günlerde gazetelerde okumuşsunuzdur, sokakta bağırıyor diye bir vatandaşımıza 62 milyon liralık ceza kesildi ama yürürlükte olan Yasa’ya rağmen, Bakanlığın çıkardığı tebliğe rağmen yerinden kımıldamayan yani Yasa’yı ve Tebliğ’i tanımayan balık çiftliklerine karşı maalesef hiçbir şey yapılamıyor; hepsi oldukları yerde faaliyetlerini, çalışmalarını sürdürüyorlar.

Şimdi, az önce sözünü ettiğim Yasa ve Yönetmelik önceki Sayın Bakan döneminde, Sayın Pepe döneminde çıkarıldı ve yürürlüğe konuldu. Sayın Pepe’yi burada göremiyorum ama gerçekten o dönemde son derecede duyarlı davrandı bu konuda, toplumun taleplerine karşı duyarlı davrandı, balık çiftliklerinin yarattığı sorunları kendi tespitleriyle görerek duyarlı davrandı ve bu konuda yasa çıkardı, tebliğ çıkardı. Ama şimdiki Sayın Bakana kalsa idi, muhtemelen bugün bu sorunlar hâlen devam ediyor olacaktı, çünkü Sayın Bakan Yasa’nın uygulanmasını bile sağlayamıyor, Tebliğ’in uygulanmasını bile sağlayamıyor. Zaten, ormanlarımızı Kültür Bakanına devrediyor, onun hazırlıklarını yapıyor, ormanların bir bölümünü de madencilere emanet etmiş vaziyette, kıyılarımızı da balık çiftliklerinin insafına terk etti ve kendisi de şimdi bir Bakan olarak, oturan bir Bakan olarak görevini sürdürmeye devam ediyor. Dolayısıyla, değerli arkadaşlarım, yani bu sorunu -Sayın Bakanın bakanlık görevinin tabii ki uzun olmasını diliyorum- dönem sonuna kadar, bu balık çiftlikleri sorununu sık sık konuşacağız Sayın Bakanım, yani bu balık çiftliklerinin yarattığı sorunları ve Yasa’nın uygulanmamasıyla ilgili sorunları sizinle elbette sık sık konuşacağız, tartışacağız.

Değerli arkadaşlarım, başka ülkelerde, yani Türkiye dışındaki yabancı ülkelerde, Avrupa ülkelerinde bunlar bir düzene sokulmuş. Yani kimse balık çiftlikleri olmasın demiyor. Balık çiftlikleri elbette olsun, vatandaşlarımız ucuz balık yeme olanağını elbette sürdürsünler, devam ettirsinler, buna bir diyeceğimiz yok ama bunlar bir disiplin altına alınsın istiyoruz. Yani herkes istediği yere bir balık çiftliği kuramasın. Bunun bir koşulunun olması lazım, tespit edilen yerler var, oralara taşınmaları lazım ama bunları kim yapacak? Bu Yasa’yı ve Yönetmelik’i uygulamakla yükümlü olan Sayın Bakan ve teşkilatı bunu gerçekleştirecek ama şimdiye kadar Sayın Bakanın da teşkilatının da bu konuda herhangi bir çaba içine girdiğini göremedik.

Değerli arkadaşlarım, kıyılarımızda, koylarımızda, körfezlerimizde sadece Türkiye’ye ait şirketler, yerli şirketler faaliyetlerini sürdürmüyorlar, örneğin yabancı şirketler de var. Yani kendi ülkesinde olanak bulamadığı için, kısıtlamalar olduğu için ve Türkiye’de daha rahat ortam olması nedeniyle gelip bizim kıyılarımızdaki kurulu olan balık çiftliklerine ortak oluyorlar veya kendileri buralarda, bu kıyılarımızda faaliyetlerini sürdürüyorlar. Yani bu bile, Türkiye’nin çevre konusunda, balık çiftliklerinin yarattığı sorunlar konusunda çok da duyarlı olmadığını, daha doğrusu Türkiye’yi yönetenlerin çok da duyarlı olmadığını gösteriyor.

Değerli arkadaşlarım, kayıt dışılık elbette hepimizin şikâyet ettiğimiz bir konu. Yani vergilendirilemeyen kazanç, kayıt dışı kazanç, hepimizin, bütün vatandaşlarımızın, yani dürüst vatandaşlarımızın rahatsız olduğu bir konu. Şimdi devletimiz, Maliye Bakanlığı örneğin, kayıt dışılığı önleyeceğim diye işportacının, simitçinin peşinde, kovalıyor. Yani, kayıt dışılığı önlemenin yolu ve yöntemi olarak işportacıyı ve sorumlusu olarak tabii ki işportacıyı ve simitçiyi görüyor.

Aslında, en büyük kayıt dışılık bu sektörde var. Hiçbirisi kapasitelerine bağlı kalarak üretim yapmıyor. Aldığı kapasite miktarı… İzin alırken, ruhsat alırken tespit ettiği, talep ettiği kapasite miktarından birkaç misli fazla üretim yapıyor, işini büyütüyor, kafes üstüne kafes ilave ediyor ama bunun hesabını soran, bunu denetleyen kimse yok. Ben, geçtiğimiz yıl, Sayın Maliye Bakanına bu konuyu sözlü olarak bir sohbet sırasında söylemiştim, bu sektördeki kayıt dışılığı söylemiştim. Bana son derecede lakayıt bir şekilde ve ilgisiz bir şekilde “Ne yapalım yani, balıkları mı sayalım?” diye bir cevap vermişti.

Değerli milletvekilleri, şimdi, eğer devlet, vergisiyle ve yasalarıyla bir sektöre müdahale edemiyorsa, o sektörü disiplin altına alamıyorsa, o zaman, devletin o sektördeki egemenliği sorgulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi oy birliğiyle –ben de buradaydım o dönemde- bu Çevre Yasası’nı kabul etti, yani hükûmet tasarısını kabul etti oy birliğiyle ve 2006 Mayısından itibaren bakarsak bir buçuk yıldan beri, hatta iki yıla yakın bir süreden beri bu Yasa yürürlükte ama uygulanmıyor. Yani, sektördeki kişiler, bu sektörün içinde olan kişiler Yasa’yı tanımıyorlar, Yönetmelik’i, Tebliğ’i tanımıyorlar ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET ERSİN (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ersin.

AHMET ERSİN (Devamla) – …bu Yasa’yı, bu Yönetmelik’i, bu Tebliğname’yi uygulaması gereken kişiler ve kurumlar da maalesef buna seyirci kalıyorlar.

Israrla söylüyorum, eğer devlet, vergisiyle ve yasasıyla bir sektöre müdahale edemiyorsa egemenliği de yok demektir, devletin egemenliği de sorgulanır. Nitekim bu sektörde böyle bir sorunla karşı karşıyayız. Ama, Sayın Bakanın, dediğim gibi, inşallah bakanlık ömrü uzun olur sağlık içinde ve çok sık bir şekilde bunu tartışacağız Sayın Bakanım, çünkü, ben yaşıyorum bunu. Ben, kendi evimde bu sorunu yaşıyorum. Yani, kim ne derse desin… Balık çiftliklerinin kirlilik yaratmadığını iddia eden bazı çevreler var. Yani, bu balık çiftliklerine danışmanlık yapan, kendilerini bilim adamı olarak tanımlayan kişiler var, bunları öve öve bitiremiyorlar. Hepsi palavradır. Balık çiftlikleri Türkiye için bir sorundur, Türkiye kıyıları için bir sorundur, Türkiye denizi için bir sorundur ve bu sorunu konuşmaya devam edeceğiz değerli arkadaşlarım.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ersin.

Sayın Bakanım, şahsınızla ilgili bazı iddialar var, açıklama yapacaksınız; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun, İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, önergelerde yapılan konuşmalarda şahsımın adı geçtiği için bir iki hususu açıklamama müsaade edin.

Efendim, önce, ben değerli milletvekillerime teşekkür ediyorum, ancak, bir hususu açıklamamda fayda var. Bilhassa, İzmir Milletvekili Sayın Bülent Baratalı’nın bahsettiği Beydağ Barajı’yla ilgili kısa bir açıklama yapmam gerekiyor.

Efendim, ben Devlet Su İşleri Genel Müdürüyken, Beydağ Barajı, bizim dönemimizden önce 2002 yıllarında durdurulmuş, iz bedel olarak bekliyordu.

TUĞRUL YEMİŞCİ (İzmir) – On dört sene Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Hatta, bu Beydağ Barajı o kadar sürüncemede kalmış ki, yani hiçbir işlem yapılamıyordu, ancak, Ödemiş Ovası’ndaki sıkıntıyı bildiğim için, orada özellikle yer altı suyundan kaynaklanan enerji sarfiyatını, boşa harcanan enerjileri bildiğim, aynı zamanda Ödemiş Ovası’nın yer altı suyunun alçalmasından dolayı büyük bir problemle karşı karşıya kaldığını bildiğim için özellikle bizzat giderek, projesini de yeniden incelemek suretiyle, yaklaşık o zamanın fiyatlarıyla 75 trilyonluk bir tasarruf da sağlamak kaydıyla yıldırım hızıyla üç yılda bitirmeye söz verdik ve hakikaten biz kasım ayında da suyu tutarak baraj kısmını büyük ölçüde bitirdik. Sadece kret düzenlemesi kaldı. Bunun barajın su tutmasıyla hiçbir alakası yoktur, şu anda barajda su tutuluyor ve gerçekten çok faydalı olmuştur.

Ancak tabii ki daha önce açılış veya su tutma merasiminde de ifade edildiği gibi sulama şebekesinin şu anda projeleri yapıldı, tamamlandı, tatbikat projeler hazırlandı; inşallah ya perşembe veya önümüzdeki hafta yap-işlet-devret esasına göre bir kanun, düzenleme gelecek, o zaman bununla ilgili sulama işlemleri de, projesi de hayata kısa zamanda geçecek.

Yalnız, takdir edersiniz ki, özellikle burada su tutulmasının çok büyük faydası var. Tutulan suyu yaz aylarında nehre vererek hem yer altı suyunun beslenmesi hem de vatandaşımızın bu sudan istifade etmesini sağlayacağız. Dolayısıyla ben şahsen Vekilimizden, bu Beydağ Barajı’nı da, bitmeyen, yılan hikâyesine dönen ve ben geldiğimde hesap ettim, aynı ödeneklerle seksen bir yılda bitecek olan bu barajı -bu büyük bir baraj- kısa zamanda, üç yılda bitirdik, sözümüzde durduk, onun teşekkürünü bekliyordum.

Ancak bir de şunu belirteyim: Bilhassa Tire-Beydağ-Ödemiş bölgelerinde katı atık problemi olduğunu söylediniz. Bakacağız, ben hemen gider gitmez bu konuya el atacağım, katı atık probleminin de o bölgede çözülmesi şarttır, onun çözümüne de bizzat yardımcı olacağım. Ona özellikle söz veriyorum.

Şimdi, bir de Sayın Ahmet Ersin’in balık çiftlikleriyle ilgili anlattıklarına müsaadenizle cevap vermek istiyorum.

Şimdi, Sayın Milletvekili, siz de çok iyi biliyorsunuz ki, bu konuyla alakalı bütün kurumları ilk defa bir araya getirerek, bakın, Çevre ve Orman Bakanlığını, Kültür ve Turizm Bakanlığını, Tarım ve Köyişleri Bakanlığını, Denizcilik Müsteşarlığını, Ulaştırma Bakanlığını, bütün bu elemanları bir araya getirmek suretiyle, İzmir, Aydın, Muğla, Antalya, Mersin, bu bölgelerde çalışmaları tamamladık. Bildiğiniz üzere, hazırlanan tebliğe uygun olması için gerekli çalışmalar tamamlandı.

Balık çiftliklerine biz de karşı değiliz, sadece vahşi balık üretimine, denizleri kirletmesine karşıyız. Orada turizme mahzurlu olması gibi birtakım şartların olmamasını istiyoruz biz de. Bu maksatla, bölgelerde çalışma yapıldı ve nerelerin uygun olacağı belirlendi. Özellikle kapalı koylarda müsaade etmiyoruz. Bunun dışında, turizm alanlarında müsaade etmiyoruz, sit alanlarında müsaade etmiyoruz, yerleşim alanlarına belli bir mesafede yakın olmasına müsaade etmiyoruz ve bunlarla ilgili de net olarak yerlerini belirledik.

AHMET ERSİN (İzmir) – Hepsi yerinde duruyor Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Müsaade edin…

Hepsi şu anda yeni yerlerine taşınmak için harekete geçiyorlar. Biz, bunlar taşınmadıkları zaman, önce ceza vereceğimizi, daha sonra, ikinci defa cezanın 1 misli daha katlanacağını, daha da taşınmazlarsa, nam ve hesaplarına, yüzde 50 fazlasını da almak kaydıyla, bunları taşıyacağımızı söyledik. Şu anda yeni yerle alakalı tekrar taşınmamaları için toplu ÇED çalışmalarına da müsaade ettik. Bu balık çiftlikleriyle ilgili mesele kökünden çözülecektir, burada herkes de zaten biliyor. Onu da özellikle vurgulamak istiyorum.

AHMET ERSİN (İzmir) – Kaç yıl sonra çözülecek Sayın Bakan?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi netice olarak, ben, herkese teşekkür ediyorum. Önergeleri bizzat dinledim, okudum ve neticede bunların da hazırlıklarını yapıyoruz. Biz de ülkemize faydalı olmaya çalışıyoruz. Bu bakımdan, sizlerin de katkılarından dolayı hepinize teşekkür ediyorum.

Saygılarımı sunuyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Saygıdeğer milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.20

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.30

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN (Adana), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 93’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

VIII.- MECLİS ARAŞTIRMASI (Devam)

A) Ön Görüşmeler (Devam)

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat ve 20 milletvekilinin, termik santrallerin çevreye verdiği zararların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3) (Devam)

2.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 38 milletvekilinin, Trakya ve İstanbul ilinde çevre konularındaki gelişmelerin Ergene Çevre Düzeni Havza Planı’na etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/8) (Devam)

3.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış ve 23 milletvekilinin, Kırklareli ili Vize ilçesindeki bir arazi ile ilgili iddiaların ve bu arazi üzerinde kurulması planlanan çimento fabrikasının çevre üzerindeki muhtemel etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/12) (Devam)

4.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur ve 23 milletvekilinin, Adana’daki lagünlerin karşı karşıya bulunduğu çevresel risklerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/28) (Devam)

5.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 22 milletvekilinin, Bartın’da kurulması planlanan termik santralin olumlu ve olumsuz etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/31) (Devam)

6.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 22 milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetlerinin araştırılarak çevreye olumsuz etkilerinin önlenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/33) (Devam)

7.- Konya Milletvekili Hasan Angı ve 19 milletvekilinin, Konya Kapalı Havzası’ndaki su kaynaklarının karşı karşıya bulunduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/38) (Devam)

8.- Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 28 milletvekilinin, Akşehir ve Eber Göllerindeki kirlilik ve diğer çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/42) (Devam)

9.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz ve 27 milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetlerinin araştırılarak çevrenin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/47) (Devam)

10.- Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk ve 21 milletvekilinin, Büyük Menderes Nehri’ndeki kirliliğin ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/56) (Devam)

11.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan ve 25 milletvekilinin, balık çiftliklerinin çevreye ve turizme olumsuz etkilerinin araştırılarak su ürünleri yetiştiriciliğinin çevreyle uyumlu gerçekleştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/59) (Devam)

12.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve 23 milletvekilinin, Eber Gölü’ndeki çevre kirliliğinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/62) (Devam)

13.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 29 milletvekilinin, altın arama faaliyetlerinin hukuki durumu ile çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/64) (Devam)

14.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 23 milletvekilinin, Van Gölü’ndeki kirlenmenin önlenmesi ve Van ilinde turizmin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/65) (Devam)

15.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 26 milletvekilinin, Küçük Menderes Nehri’ndeki kirliliğin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/68) (Devam)

16.- Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu ve 24 milletvekilinin, Artvin Cerattepe’deki madencilik faaliyetlerinin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/71) (Devam)

17.- Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan ve 21 milletvekilinin, Eber Gölü’ndeki çevre sorunlarının araştırılarak gölün korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/84) (Devam)

18.- Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu ve 19 milletvekilinin, Van Gölü’ndeki çevre sorunlarının ve gölün potansiyelinin araştırılarak korunması ve değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/87) (Devam)

19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy ve 23 milletvekilinin, başta Afşin Elbistan olmak üzere termik santrallerin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/89) (Devam)

20.- Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner ve 25 milletvekilinin, Isparta ilindeki göllerin çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/98) (Devam)

21.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 22 milletvekilinin, balık çiftliklerinin çevre ve turizm üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/101) (Devam)

22.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu ve 39 milletvekilinin, denizlerdeki kirliliğin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/119) (Devam)

23.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, Kahramanmaraş'ta Narlı Ovası'na kurulması planlanan katı atık depolama tesisinin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/145) (Devam)

24.- Isparta Milletvekili Haydar Kemal Kurt ve 23 milletvekilinin, Eğirdir Gölü ve Havzası’ndaki çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/146) (Devam)

BAŞKAN - Hükûmet? Yerinde.

BAŞKAN - Şimdi söz sırası, önerge sahipleri adına Mersin Milletvekili Sayın Mehmet Şandır’da.

Buyurun efendim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten, bugün, parti gruplarımızın da kararıyla, Meclisimiz, Genel Kurulumuz denetim görevini yapıyor. Bunu önemsiyorum, bunu değerli buluyorum. Biz, ülkemizin sorunlarını, halkımızın beklentilerini burada dillendirmeliyiz, yanlışlıkları ifade etmeliyiz ki halkımız demokrasiye olan inancını, Meclisimize olan güvenini, milletvekillerine olan bağlılığını devam ettirebilsin. Onun için, bu denetim görevini boş sıralara da yapmış olsak dahi  -Sayın Bakanımız burada- önemsiyorum, değerli buluyorum. Bu noktada bize de imkân verdiğiniz için sizlere çok teşekkür ediyorum.

Anayasa’mızın 98’inci, İç Tüzük’ümüzün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca, denizlerimizin yaşadığı kirliliği araştırmak üzere bir araştırma komisyonu kurulması yönünde siyasi parti gruplarımızın verdiği önergelerin birleştirilmesiyle oluşturulan bu gündem maddesi üzerine, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına da önergede imzası bulunan milletvekili olarak ben konuşacağım.

Değerli milletvekilleri, değerli Genel Kurul; tabii, münhasıran Muğla’nın Milas ilçesi Güllük Körfezi’ndeki balık çiftlikleriyle ilgili ve burada yaşanan balık ölümleriyle ilgili bir araştırma yapılmasını önermişiz önergemizde. Ama bu balık çiftlikleri konusu yalnız Muğla’nın, yalnız Aydın’ın, yalnız İzmir’in değil, zannediyorum, sahili bulunan tüm illerimizin temel sorunudur. Bu anlamda, bir fırsat bilerek, ben, milletvekili seçildiğim Mersin iliyle ilgili bu konudaki sorunu ifade etmek istiyorum.

İSA GÖK (Mersin) – O dert bizim derdimiz özellikle.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Özellikle.

Değerli milletvekilleri, Mersin ili, 321 kilometrelik sahil şeridi olan, gerçekten, Türkiye’mizin, özellikle turizm potansiyeli açısından bir zenginlik kaynağı. Milletimizin, halkımızın, ülkemizin, hatta gelecek nesillerin adına övünülecek, güvenilecek bir zenginlik kaynağı. 321 kilometrelik sahilde 360 bin yatak kapasiteli potansiyeli olan bir turizm cenneti Mersin. Ama heyhat ki bugün Mersin’de turizme sunabileceğimiz “5 bin” deniliyor ama 1.996 yatak olduğunu biliyorum. Dolayısıyla, Mersin bu kadar güzellik ve zenginliklere sahip olmasına rağmen, maalesef, turizme sunabileceğimiz bir imkân vermiyor.

Mersin’in turizmde önünü 1970’li yıllarda kestiler. Ben o zaman genç bir mühendis olarak oralarda çalışıyordum. Antalya, Muğla, İzmir uluslararası turizm piyasasına zenginliklerini ve güzelliklerini sunarken Mersin’in önüne ikinci konutu diktiler. Mersin sahillerini göreniniz varsa, o güzelim koylarda, binlerce ve çok yüksek şekilde ikinci konutlar yapıldı, denizle yeşilin arası kesildi ve Mersin turizme kapandı.

İkinci bir olay: Silifke’nin Taşucu sahil beldesine, “SEKA” diye getirip kâğıt fabrikası kurdular. O zaman çok seslendik, dedik ki: “Bu SEKA’nın ham maddesi odun. Odunun olduğu yerde bu fabrikayı kuralım. Bu fabrikanın suya ihtiyacı yok. Gelin, bunu daha yukarılarda, ormanların arasına kuralım, odun ham maddesine yakın yerlerde kurulsun.” Ama ne hikmetse, götürdüler, Taşucu gibi, gerçekten Akdeniz’in incisi olacak çok güzel koylarının olduğu bir tatil beldesine kurdular.

Değerli milletvekillerim hatırlarlar, eskiden Taşucu’nda pansiyondan geçilmezdi, “Ayşe Teyzenin Pansiyonu”, “Fatma Teyzenin Pansiyonu” diye pansiyondan geçilmezdi. Ama, ne zaman SEKA orada çalışmaya başladı, inanınız ki 10 kilometre ilerideki Silifke’deki oteller bile kapandı. Çünkü SEKA, en azından bir koku kaynağıydı, denizi kirletmesinin ötesinde havayı kirletiyordu ve SEKA’nın oraya kurulmasından sonra…

Değerli milletvekilleri, Taşucu’ndan başlayarak Susanoğlu’na kadar, Atakent’e kadar 38 kilometrelik bir sahil şeridi var, ayağınıza taş değmez, 38 kilometre! Göksu Nehri de denize oradan kavuşur. Ama burada, inanınız ki bir tek otel bile yoktur, pansiyonlar bile kapandı. Böylelikle, Mersin’de turizmin önünü 1970’li yıllarda bilerek kestiler. Bu kayıp yalnızca Mersin’in değil, bu kayıp ülkemizindi.

Şimdi yeni bir hamleye başlanıyor. Sayın Başkan ilan ediyor, diyor ki: “İkinci turizm hamlesini Mersin’den başlatacağız.” Alkışladık, sevindik, umutlandık. Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız, 2008 yılı turizm sezonunu Mersin’de açtı. Ne kadar güzel bir hadise.

Değerli milletvekilleri, Mersin gibi zenginlik ve güzelliklerin merkezi bir şehrimizde her 4 kişiden 1’i işsiz gezmektedir. Mersin’de işsizlik yüzde 25’in üzerindedir. Türkiye İstatistik Kurumunun rakamlarına bakınız, Mersin’de işsizlik yüzde 23,7’dir. Bu kadar sorunu olan, değişik anlamlarda sorunu olan Mersin’de eğer bu kadar çok işsiz varsa bir sosyal problemin, bir sosyal ihtimalin beklenmeyen, hoş olmayan birçok sıkıntıların kaynağı olacak bir zemin var. Burada istihdam yaratacak, burada işsize iş yaratacak bir yatırımı, bir alanı halkın hizmetine sunmak lazım. Bunun adı turizm. Turizmde her yatak, her iki yatak bir istihdam yaratıyor. Dolayısıyla, bu kadar güzel potansiyeli olan, zenginlikleri olan -çok net söylüyorum: Kesintisiz 37 kilometrelik- işte Silifke’nin önündeki o sahil şeridinde bir tek yatak yok turizme sunabileceğimiz. O güzellikler orada bize bakıyor, biz de işsiz geziyoruz; Mersin halkı için söylüyorum. İşte, diyoruz ki: Gelin Mersin’i… Sayın Başbakanın söylediği gibi, ikinci turizm hamlesini Mersin’den başlatalım. Sayın Turizm Bakanının söylediği gibi, turizm yılını, sezonunu Mersin’de açalım ve Mersin’i uluslararası turizmin hizmetine, yatırımına, projelendirilmesine sunalım. Ama, heyhat! Biz böyle düşünüp ümitlenirken, AKP İktidarı, Sayın Hükûmetimiz, sonradan öğreniyoruz ki, birçok sayın bakan -Sayın Çevre Bakanı, Sayın Turizm Bakanı, Sayın Tarım Bakanı, Maliye Bakanı- kapalı kapılar arkasında toplanıyorlar, Mersin halkına sormadan Mersin’in sahillerinde balık çiftliklerinin kurulmasını planlıyorlar.

Değerli arkadaşlar, burada gelip biri anlatsın, Turizm Bakanı gelip anlatsın; bir sahilde eğer balık çiftliği varsa orada otel olmaz; olsaydı, Bodrum’dan, Milas’tan, Aydın’dan balık çiftlikleri sökülmezdi. Bu balık çiftlikleri, çupra, kefal falan yetiştiren balık çiftlikleri değil, burada orkinos yetiştirilecek, her biri 150 kilo ağırlığında “ton balığı” dediğimiz ihraç balık yetiştirilecek. Bu yalnız denizin yüzünü değil, denizin dibini de kirleten bir balık çiftliği ve Mersin sahillerinde 240 bin dekar balık çiftliği kurulmasının planlandığı bilgileri Mersin halkının uykusunu kaçırmaktadır. Dolayısıyla, önerge vererek konunun araştırılmasını istememizin sebebi, yalnız Milas Güllük için değil, tüm Türkiye'nin sahilleri için… Evet, balıkçılık yapılmalıdır, balıkçılık da bu ülkenin gelirleri açısından önemlidir ve vazgeçilmez, ama değerli milletvekilleri, Türkiye'nin temel sorunu bugün işsizliktir, istihdamdır.

Bakın, Hükûmetimiz yeni bir istihdam kanunu getiriyor. Onlar da biliyorlar. Bütün “Kalkındık, büyüdük, geliştik.” denilmesine rağmen işsizliğin önlenemediği hepimizin malumudur. İşsizliği önleyebilmenin, en kısa sürede, en az maliyetle işsizliği önleyebilmenin yegâne yolu da turizm olduğuna göre, Mersin gibi 320 kilometrelik sahilde üç yüz altmış bin yatak kapasiteli bir zenginliği balık çiftliklerine nasıl heba ederiz? Ben sizden istirham ediyorum, hem Hükûmetimiz bu kararını gözden geçirsin… “Balık çiftliği yapılmasın” demiyoruz ama turizm değerlendirmesi yapılamayan sahillere yapılsın. Ama getirip eğer siz Silifke’nin sahillerinin önüne, Anamur’un önüne, Bodrum’un, Milas’ın önüne…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır, konuşmanızı tamamlayınız.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – … balık çiftlikleri kurar hem denizin dibini hem denizin yüzünü kirletirseniz; ki, o balıkları beslemek için kullanılan kimyasal atıklar çok ciddi bir kirlilik yaratıyor… Yani, SEKA’dan daha fazla koku yaratılacağı yönünde ilmî raporların ifadesi var. Dolayısıyla, biz Hükûmetin bu kararı yeniden gözden geçirmesini, balık çiftlikleriyle ilgili incelemeyi yeniden gözden geçirmesini istiyoruz ve bu araştırma komisyonunun kurulmasını çok önemsiyoruz. Bir yanlışlığı… Yani 1970’den 2008’e kadar kırk yılı kaybetti Mersin. Yeniden bir kırk yılı daha kaybetmemek için, özellikle Mersin için -benim milletvekili olduğum il olması hasebiyle- bu kararın yeniden gözden geçirilmesini temin edecek bu komisyonun kurulmasını sizin bilgilerinize ve dikkatinize sunuyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Başkan, yerimden çok kısa bir katkıda bulunmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gök.

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum nezaketinize, sağ olun.

Sayın Bakan az önce dediler ki: “İlgili kuruluşları, kurumları topluyoruz, ona göre olabilirliğini araştırıyoruz.” Mersin hakikaten bu konuda kan ağlıyor. İki ay önce Valilik bünyesinde, hiçbir sivil toplum kuruluşuna haber verilmeksizin -yalnızca ilgili resmî kurumlara- siyasi iradenin yapılacak kararının yapılabilme imkânını yaratmak üzere, yani onamak üzere toplantı yapıldığını öğrendik. Biz toplantıdan sonra farkına vardık. Bu toplantı, Mersin’den kopuk, Mersin’in sivil  toplum kuruluşları ve hatta Mersin’in AKP’li vekillerinin dahi haberi olmaksızın yapıldı. Şu anda Mersin’de, iktidar mensubu partinin vekilleri dâhil olmak üzere 12 vekilin 12’si de bu balık çiftliklerinin Mersin’e getirilmesine karşı. Sayın Bakan dediler ki: ”Özellikle sit bölgeleri önlerine asla bunlar yapılmıyor.” Mersin’de alınan karar gereği, Taşucu açıklarında -biz ona “Dana Adası” deriz, Tisan açıklarıdır- Tisan’ın oradan, Dana Adası’ndan Anamur Ören’e -gelenler, yüzenler bilir “Anemurium” adı vardır- Anemurium’a kadar, sahilde blok bir set gibi kilometrelerce balık çiftliği yapılmak üzere deniz işaretleniyor. Buraların hepsi, Anamur Kalesi’nden Anamur’a yol üzerindeki sit bölgeleri açıklarına kadar her taraf balık çiftlikleriyle, 1 kilometre açığı bir set şeklinde çizildi, belirlendi. Bu, Mersin’in geleceğini öldürecek bir çalışma. İstirham ediyoruz, yerinde görülsün, yerinde gezilsin.

İkinci bir hata nükleer santral zaten o bölgede.

Bakın, Türkiye’de turizmin önünün açılabileceği tek yer Mersin sahilleri kaldı. Antalya bitti, bunu biliyoruz; batı bitti, bunu biliyoruz ama Mersin en bakir ve ören yeri anlamında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSA GÖK (Mersin) - …Türkiye’nin en zengin ilidir. Lütfen…

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

Sayın Bakanım gerekli notları aldı.

Son konuşmacı, önerge sahipleri adına, Isparta Milletvekili Haydar Kemal Kurt.

Sayın Kurt, buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bir grup arkadaşımızla birlikte, Eğirdir Gölü havzasında hızla artan ve tehlikeli boyutlara ulaşan kirlilik ve çevre sorunlarının tespiti ve çözümü için gerekli olan çalışmaların yerinde araştırılması maksadıyla Anayasa’nın 98 ve İç Tüzük’ün 104’üncü maddesi gereğince bir Meclis araştırması talebinde bulunmuştuk. Bu sebeple huzurlarınızda bulunuyorum.

Muhterem arkadaşlar, Eğirdir Gölü, Eğirdir ilçesi ve Isparta il merkezinin içme ve kullanma havzasında yer alan onlarca belde ve köyün tarımsal sulama ve kullanma suyu talebini karşılayan, ülkemizin ikinci büyüklükte tatlı su kaynağıdır.

Eğirdir Gölü havzası, sahip olduğu verimli topraklar nedeniyle yoğun tarım faaliyetlerinin baskısı altındadır. Tarımsal sulama için gölden aşırı su çekilmesi, yoğun pestisit ve gübre kullanımı ve bunların bilinçsizce yapılması, ilaç ve gübre seçimi, kullanım miktarlarının tespiti, uygulama zamanı ve sayısının belirlenmemesi ve benzeri gibi sebepler, tarımsal atıkların havzada kontrolsüzce depolanması, yüzey ve yeraltı su kaynaklarının yakını ve kuru dere yataklarının tercih edilmesi ve –kontrol- denetlemenin yeterli olmaması hususları bu baskıyı artırmaktadır. Diğer yandan, göl havzasındaki yerleşimlerin evsel atıkları, havzadaki yüzey ve yeraltı su kaynakları için tehdit unsuru olmayı da artarak sürdürmektedir. Özellikle yerleşimlerde kanalizasyon sisteminin yeterli olmayışı ve foseptiklerin tercih edilmesi, arıtma tesislerinin yeterli olmaması, katı atık ve çöp depolama sistemlerinde yer seçiminin doğru yapılmaması havzadaki yerleşimlere ilişkin kirliliğin tetikleyicisidir.

Havzada gelişen endüstriyel faaliyetler sonucu oluşan atıklar da önemli bir sorundur. Sanayi tesislerine ait arıtma sistemlerinin olmaması veya yetersiz kapasiteyle çalışması kontrol ve denetim eksikliği sorununu daha da arttırmaktadır. Yine havza içinde yer alan göl kıyısındaki sulak alanların kurutularak verimli tarım arazisi elde etme çabaları su kalitesi ve havza klimasını olumsuz etkilemektedir.

Ayrıca, su kuşu, balıklar, su kıyısı ve içi bitkilerin yaşam ortamı yok edilerek biyoçeşitlilik de azaltılmaktadır. Eğirdir Gölü'nde doğal su döngüsüne yapılan müdahaleler su seviyesinde değişimlere neden olmuş; arazinin eğimli olması ve önleyici tedbir alınamaması, erozyon ve sediment taşınmasına, kıyı boyunca göl tabanının dolmasına neden olmaktadır.

Önceleri, havzada yaşayan yüzlerce ailenin geçim kaynağı olan balıkçılık, balık türlerinin ve potansiyelinin giderek azalması nedeniyle ekonomik bir uğraş olmaktan çıkmıştır.

Yukarıda sıraladığımız ve benzer sorunların çözümü için çeşitli çalışmalar bugüne kadar yapılmıştır, hâlen devam eden çalışmalar da vardır. (Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonunun “Eğirdir Gölü ve Çevresinde Yaşanan Çevre ve Kıyı Sorunlarının Giderilmesi” ile ilgili çalışmaları, Isparta İl Çevre Orman Müdürlüğü koordinatörlüğünde yürütülen “Eğirdir Gölü Yönetim Planı” çalışması, Eğirdir Gölü özel hüküm belirleme çalışmaları vb.) Ancak, bugüne kadar sorunlar çözülemediği gibi, ağırlaşarak devam etmektedir.

Eğirdir Gölü havzasında sorunlar kontrolden çıkmakta ve geri dönülemeyecek noktaya gelinmektedir. Benzer sorunların çözümünde başarılı olan ülkelerin ve Avrupa Birliğinin su kaynakları yönetiminde hareket noktaları “Havza Ölçekli Yönetim”dir. Hatta, üyelik müzakerelerini yürüttüğümüz Avrupa Birliğinin “Su Anayasası” sayılan "Su Çerçeve Direktifi"nin en önemli özelliği, havza ölçekli yönetime dayanmasıdır.

Eğirdir Gölü ve havzasından canlı ve cansız çevre için sağlanan faydanın devamı amacıyla; doğal ortamın yeniden sağlanması, bunun için de, gerekli adımların yeni bir bakış açısıyla ve daha fazla gecikilmeden atılması gerekmektedir. Bu anlamda, önerge sahibi olan arkadaşlarım ve şahsım adına kısaca şu tavsiyeleri sizlere aktarmak istiyorum:

Su kaynakları yönetimi, doğal çevrim içinde suyun insanlar tarafından gerek nicelik gerek nitelik olarak en önemli şekilde ekonomik, sosyal ve çevresel faydalar içinde ve disiplinli bir şekilde olmasını sağlamalıdır. Bu yönetim sürekli ve sürdürülebilir olmalıdır. Yani bugünün ihtiyaçları karşılanırken gelecek kuşakların da kendi gereksinimlerini karşılama imkânları ellerinden alınmamalıdır. Bu sorumluluk anlayışı, su yönetim politikalarında kendimize çekidüzen vermemizi zorunlu kılmaktadır. Öncelikle ülkemizde su yönetimi konusunda parçalı değil bütüncül bir bakış açısının sağlanması gerekir. Su yönetimiyle ilgili kurumların farklı görev ve sorumlulukları vardır. Konuyla ilgili detaylı tespit ve değerlendirmeler bugüne kadar yapılan çalışmalarda gerçekleştirilmiş, gerekli mevzuat ve kurumsal düzenlemelerin bu çerçevede yapılarak su yönetiminde birlik sağlanması gerektiği ortaya konmuştur.

Yine, 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkındaki Kanun değiştirilerek Devlet Su İşleri su kaynakları yönetiminde başlıca yetkili kurum olmalı ve gerekli eş güdüm sağlanmalıdır.

Uluslararası bölgesel gelişmelerin Türkiye su politikasında yarattığı baskılar ve dönüşümler de dikkate alınarak Devlet Su İşlerinin mali ve personel kapasitesi titizlilikle ve tutarlılıkla geliştirilmelidir.

Su kaynaklarının rasyonel kullanımı için ilgili kurumların taşra teşkilatlarının idari sınırları, havza bütünlüğü dikkate alınarak yeniden belirlenmelidir.

Su kaynaklarının kirlilikten korunmasıyla ilgili izin ve denetlemeler hususunda çalışmalarını yürüten Çevre ve Orman Bakanlığı merkez ve taşra örgütü nitelikli personel ve uygun donanım açısından geliştirilmelidir.

ÇED Yönetmeliği ile Ramsar Sözleşmesi’ne dayanarak sulak alanlarımızın korunması ve akılcı kullanımın sağlanması için Çevre ve Orman Bakanlığı eş güdümünde çalışmalarını sürdüren Ulusal Sulak Alan Komisyonunun görev ve yetkilerinin geliştirilmesi ve genişletilmesi ile katılımcılığın artırılması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

Su havzalarının mutlak koruma altına almak için gerekli kanuni düzenleme yapılmalıdır ve nihayet, yer altı ve yer üstü sularının tahsisi, korunması, sektörel ve sektörler arası kullanımının planlanması ve koruma-kullanma dengesinin sağlanması hususlarında tüm hukuki boşlukları dolduracak çevre ve su kanunu acilen çıkarılmalıdır.

Saygıdeğer milletvekilleri, benden önce konuşan arkadaşların da ifade ettiği gibi, günümüzde çevre sorunları giderek hassasiyet göstermekte olup, özellikle su kaynakları açısından bugün zengin olarak görmüş olduğumuz ülkemizde su kaynakları üzerinde ciddi tedbirler almadığımızda, önümüzdeki on ve yirmi yıllık süreçlerde küresel ısınmaya bağlı olarak ciddi bir susuzluk tehdidiyle karşı karşıyayız. Geçmiş olduğumuz yıl içerisinde yağışların azlığı sebebiyle yaşamış olduğumuz kuraklık, neticede, bizi, bu yıl ciddi bir –tarımda- sıkıntıya soktu.

Bu anlamda, var olan kaynaklarımızı en ciddi şekilde değerlendirmek, korumak ve geliştirmek anlamında sunmuş olduğumuz Eğirdir Gölü ve havzasının sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin faydalı olacağını umuyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kurt.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, çalışma süremiz 19.00’da sona erecektir. Dolayısıyla, başka bir önerge sahibinin konuşmasına yeterli zaman yoktur.

Bunları dikkate alarak, alınan karar gereğince, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 88’inci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlanması ve günün önem ve anlamının belirtilmesi amacıyla yapılacak görüşmeler için, 23 Nisan 2008 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 18.54

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.