|
DÖNEM: 23 YASAMA
YILI: 2 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ CİLT : 19 93’üncü Birleşim 22 Nisan 2008 Salı İ Ç İ N D E K İ L E R I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II. - GELEN KÂĞITLAR III.
- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR A)
MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 1.- Hakkâri
Milletvekili Abdulmuttalip Özbek’in, Hakkâri’nin
düşman işgalinden kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı
konuşması 2.- Denizli
Milletvekili Emin Haluk Ayhan’ın, Denizli’nin ekonomik durumuna ilişkin gündem
dışı konuşması ve Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı 3.- Samsun
Milletvekili Fatih Öztürk’ün, Ord.
Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’in
vefatının 41’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) Tezkereler 1.- 298 sayılı Seçimlerin
Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’a muhalefet etmek suçunu
işledikleri iddia olunan Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün ve Muzaffer Baştopçu haklarında yasama dokunulmazlığının kaldırılıp
kaldırılmaması hususundaki yazı ile Başkanlığa gönderilen soruşturma dosyasının
iadesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/402) B) Meclis Araştırması Önergeleri 1.- Tunceli
Milletvekili Şerafettin Halis ve 19 milletvekilinin, yapılması planlanan baraj
ve hidroelektrik santrallerinin Munzur Vadisi’ne muhtemel etkilerinin
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/170) C) Gensoru Önergeleri 1.- Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ile 27 milletvekilinin, tarım ve hayvancılık
sektöründeki desteklemelerin zamanında ödenmemesi veya kaldırılması,
girdilerdeki artışlar ve ürünlerdeki düşük fiyat oluşumu sonucu üreticilerin,
temel gıda maddelerinde meydana gelen aşırı fiyat artışları ile de halkın
mağduriyetine sebep olduğu, TMO’nun yönetiminde ve tarım politikalarında görev
ve sorumluluklarını yerine getirmeyerek devleti zarara uğrattığı iddiasıyla,
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker hakkında
gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/1) D) Önergeler 1.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Üreticilerin T.C. Ziraat
Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan ve Yeniden Yapılandırılan
Borçlarının Faizsiz Ödenmesine İlişkin Kanun Teklifi’nin (2/2) doğrudan gündeme
alınmasına ilişkin önergesi (4/41) V.-
SEÇİMLER A) Komisyonlara Üye Seçimi 1.- (10/6, 19,
36, 39, 41, 51, 103) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi VI.-
SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI 1.- Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, yurt dışı seyahatlerine ilişkin Başbakandan sözlü
soru önergesi (6/239) 2.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, medyadaki kadın ve magazin programlarına
ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/243) ve Devlet
Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı 3.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, TÜBİTAK’ın desteklediği
projelere ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/372) ve
Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı 4.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, TRT’de bir siyasi partinin
kadın kolları kongresinin naklen yayınlanmasına ilişkin Devlet Bakanı Mehmet
Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/410) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı 5.- İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız’ın, bir televizyon
programına uygulanan cezaya ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru
önergesi (6/471) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı 6.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, televizyon dizilerindeki
bazı sahnelerin sürelerine ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru
önergesi (6/519) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı 7.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, TRT’nin yönetimine
ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/586) ve Devlet
Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı 8.- Van
Milletvekili Özdal Üçer’in, yayınlanan bazı dizilere
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/588) ve Devlet Bakanı Mehmet
Aydın’ın cevabı 9.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, bir vakfın İstanbul’da
yaptığı bir toplantıya ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’dan sözlü soru önergesi (6/244) 10.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Antalya’da şehiriçi minibüslerin yenilenmesine ilişkin Başbakandan
sözlü soru önergesi (6/246) 11.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, sezon sonunda işsiz
kalan turizm çalışanlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/247) 12.- Muğla
Milletvekili Metin Ergun’un, bir belediyenin
kanalizasyon projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru
önergesi (6/250) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız
Özak’ın cevabı 13.- Antalya
Milletvekili Tayfur Süner’in, Antalya-Yamansaz bölgesindeki yapılaşmaya ilişkin Bayındırlık ve
İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/313) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı
Faruk Nafız Özak’ın cevabı 14.- Antalya
Milletvekili Tayfur Süner’in, Serik Tapu Müdürlüğüne
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/314) ve
Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı 15.- Ordu
Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, belediyelere yapılan acil ödenek yardımlarına
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/345) ve
Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı 16.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir’in, diğer illerden Gaziantep’e yapılan göçe ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/402) ve Bayındırlık ve
İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın
cevabı 17.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Tapu ve Kadastro Genel
Müdürünün bahşişle ilgili açıklamasına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından
sözlü soru önergesi (6/466) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı 18.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, bahşişle ilgili
açıklamalara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi
(6/467) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı 19.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, personel maaşlarını iyileştirme çalışmalarına
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/496) ve
Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı 20.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, belediyelere yapılacak afet yardımlarına ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/509) ve Bayındırlık ve
İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın
cevabı 21.- Ordu
Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, kamuda bahşişle ilgili bir açıklamasına ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/510) ve Bayındırlık ve
İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın
cevabı VII.-
AÇIKLAMALAR 1.- İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın, TRT’nin siyasi partilerle ilgili yayınlarına
ilişkin açıklaması VIII.-
MECLİS ARAŞTIRMASI A) Ön Görüşmeler 1.- Kahramanmaraş
Milletvekili Durdu Özbolat ve 20 milletvekilinin,
termik santrallerin çevreye verdiği zararların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/3) 2.- Tekirdağ
Milletvekili Enis Tütüncü ve 38 milletvekilinin, Trakya ve İstanbul ilinde
çevre konularındaki gelişmelerin Ergene Çevre Düzeni Havza Planı’na etkilerinin
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/8) 3.- Kırklareli
Milletvekili Tansel Barış ve 23 milletvekilinin, Kırklareli ili Vize
ilçesindeki bir arazi ile ilgili iddiaların ve bu arazi üzerinde kurulması
planlanan çimento fabrikasının çevre üzerindeki muhtemel etkilerinin
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/12) 4.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur
ve 23 milletvekilinin, Adana’daki lagünlerin karşı karşıya bulunduğu çevresel
risklerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/28) 5.- Bartın
Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 22
milletvekilinin, Bartın’da kurulması planlanan termik santralin olumlu ve
olumsuz etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/31) 6.- Çanakkale
Milletvekili Ahmet Küçük ve 22 milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki madencilik
faaliyetlerinin araştırılarak çevreye olumsuz etkilerinin önlenmesi için
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/33) 7.- Konya
Milletvekili Hasan Angı ve 19 milletvekilinin, Konya
Kapalı Havzası’ndaki su kaynaklarının karşı karşıya bulunduğu sorunların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/38) 8.- Konya
Milletvekili Orhan Erdem ve 28 milletvekilinin, Akşehir ve Eber Göllerindeki
kirlilik ve diğer çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/42) 9.- Çanakkale
Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz ve 27 milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki
madencilik faaliyetlerinin araştırılarak çevrenin korunması için alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/47) 10.- Aydın
Milletvekili Ahmet Ertürk ve 21 milletvekilinin,
Büyük Menderes Nehri’ndeki kirliliğin ve çevreye etkilerinin araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/56) 11.- İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan ve 25 milletvekilinin, balık çiftliklerinin çevreye
ve turizme olumsuz etkilerinin araştırılarak su ürünleri yetiştiriciliğinin
çevreyle uyumlu gerçekleştirilmesi için alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/59) 12.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe
ve 23 milletvekilinin, Eber Gölü’ndeki çevre kirliliğinin araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/62) 13.- İzmir
Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 29 milletvekilinin, altın arama
faaliyetlerinin hukuki durumu ile çevreye etkilerinin araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/64) 14.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse ve 23 milletvekilinin, Van Gölü’ndeki kirlenmenin
önlenmesi ve Van ilinde turizmin geliştirilmesi için alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/65) 15.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı ve 26 milletvekilinin, Küçük Menderes Nehri’ndeki
kirliliğin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/68) 16.- Artvin
Milletvekili Metin Arifağaoğlu ve 24 milletvekilinin,
Artvin Cerattepe’deki madencilik faaliyetlerinin
çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/71) 17.- Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir
Akcan ve 21 milletvekilinin, Eber Gölü’ndeki çevre sorunlarının araştırılarak
gölün korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/84) 18.- Van
Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu ve 19 milletvekilinin, Van Gölü’ndeki çevre
sorunlarının ve gölün potansiyelinin araştırılarak korunması ve
değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/87) 19.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy ve 23
milletvekilinin, başta Afşin Elbistan olmak üzere termik santrallerin çevreye
etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/89) 20.- Isparta
Milletvekili Mevlüt Coşkuner
ve 25 milletvekilinin, Isparta ilindeki göllerin çevre sorunlarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/98) 21.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin ve 22 milletvekilinin, balık çiftliklerinin çevre ve
turizm üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/101) 22.- İzmir
Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu ve 39
milletvekilinin, denizlerdeki kirliliğin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/119) 23.- Van
Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, Kahramanmaraş'ta Narlı
Ovası'na kurulması planlanan katı atık depolama tesisinin çevreye etkilerinin
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/145) 24.- Isparta
Milletvekili Haydar Kemal Kurt ve 23 milletvekilinin, Eğirdir Gölü ve
Havzası’ndaki çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/146) IX.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 1.- Çevre ve
Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun, İzmir Milletvekili
Bülent Baratalı’nın konuşmasında şahsına sataşması
nedeniyle konuşması X.-
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 1.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Topluma Kazandırma
Yasasıyla serbest bırakılan terör suçlularına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı
Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/1988) 2.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, cezaların infazından sonraki tahliye işlemlerine
ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/1991) 3.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, askeri yasak bölgelerde arazisi olanların
sorunlarına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi Gönül’ün cevabı
(7/2053) 4.- Balıkesir
Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, adli personelin
ücret ve çalışma koşullarına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali
Şahin’in cevabı (7/2123) 5.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur’un,
narenciye üretiminde don riskine karşı alınacak tedbirlere ilişkin Başbakandan
sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/2235) 6.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur’un,
balıkçılık sektöründeki sorunlara ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
cevabı (7/2253) 7.- Muğla
Milletvekili Metin Ergun’un, Milas’ın bazı köylerinde
tarımsal sulama amaçlı elektrik şebekesi yapılmasına ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/2415) 8.- Manisa
Milletvekili Ahmet Orhan’ın, Manisa TEDAŞ’a elektrik
borcu olan kurumlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın
cevabı (7/2416) 9.- Trabzon
Milletvekili Süleyman Latif Yunusoğlu’nun, köy
elektrifikasyon şebekesinin yenilenmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal
Unakıtan’ın cevabı (7/2417) 10.- Kocaeli
Milletvekili Hikmet Erenkaya’nın, Maliye Bakanının
aldığı bir ödüle ve yurt dışı seyahatine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye
Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/2430) 11.- İzmir
Milletvekili Recai Birgün’ün, Adıyaman Üniversitesine
yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in
cevabı (7/2546) 12.- İzmir
Milletvekili Recai Birgün’ün, Adıyaman’daki bazı
sulama projelerine, - Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, Samsat pompaj sulaması 1 inci kısım inşaatına, - Ordu
Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, belediyelerin evsel atık su projelerine, İlişkin soruları
ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı
(7/2563, 2591, 2777) 13.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Atatürk Havalimanında
toplanan kalabalığa konuşma yapmasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir
Atalay’ın cevabı (7/2612) 14.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Yağız’ın, bazı vali ve emniyet müdürlerinin bazı kamu
kurumlarının yönetim kurullarında görev aldığı iddiasına ilişkin sorusu ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/2615) 15.- Kocaeli
Milletvekili Hikmet Erenkaya’nın, İGSAŞ’ın
özelleştirilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/2658) 16.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, gübre fiyatlarındaki artışa, - Samsun
Milletvekili Osman Çakır’ın, hububat piyasasına, TMO’nun iptal
edilen hububat ihalesi olup olmadığına, - Mersin
Milletvekili Akif Akkuş’un, mısırdaki teşvik ödemesine, Sertifikalı ürün
destekleme ödemelerine, - Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, zeytin sineğine karşı
yapılan ilaçlama bedellerinin tahsiline, İlişkin soruları
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/2681, 2682, 2683, 2684, 2685, 2686) 17.- İzmir
Milletvekili Recai Birgün’ün, Kelkit Sadak Barajı
projesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/2691) 18.- Amasya
Milletvekili Hüseyin Ünsal’ın, Yüksek Denetleme Kurulu denetçilerinin görev
konularının değiştirilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/2695) 19.- Yalova Milletvekili
Muharrem İnce’nin, atama kararnamelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/2773) 20.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, Kâhta’da TOKİ’nin
satışa çıkardığı bir araziye ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/2774) 21.- Uşak
Milletvekili Osman Coşkunoğlu’nun, I. Uluslararası
Sağlık Turizmi Kongresine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı (7/2796) I.-
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ TBMM Genel Kurulu
saat 13.00’te açılarak altı oturum yaptı. Denizli
Milletvekili Hasan Erçelebi ile Zonguldak
Milletvekili Ali Koçal, köy enstitülerinin
kuruluşunun 68’inci yıl dönümüne, Niğde
Milletvekili Mümin İnan, Niğde ilinin ekonomik durumu ve sorunlarına, İlişkin gündem
dışı birer konuşma yaptılar. Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un (6/498) esas
numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sorunun geri
verildiği bildirildi. Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman ve 32 milletvekilinin,
muhtarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/169) Genel Kurulun
bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve ön görüşmesinin sırası
geldiğinde yapılacağı açıklandı. Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 88’inci yıl dönümünün
ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlanması, günün önem ve anlamının
belirtilmesi amacıyla Genel Kurulda özel bir görüşme yapılması için Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 2008 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmasına,
bu toplantıda yapılacak görüşmelerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına,
siyasi parti grupları başkanlarına ve grubu bulunmayıp da Mecliste üyesi
bulunan siyasi partilerin milletvekili olan genel başkanlarına veya genel
başkanın görevlendireceği bir milletvekiline onar dakika süreyle söz
verilmesine ve bu toplantıda başka konuların görüşülmemesine ilişkin Danışma
Kurulu önerisi kabul edildi. Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının: 1’inci sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında
değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi
kararlaştırılmış olan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ile İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
Devlet Memurları Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 19 Milletvekilinin, 17.7.1964 Tarihli ve 506
Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun
Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun,
Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen 5434 Sayılı Kanunun 39 uncu
Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 3201 Sayılı “Yurt
Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal
Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 24
Milletvekilinin, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 Milletvekilinin,
Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi’nin
(1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı:
119) görüşmeleri tamamlanarak maddeleri kabul edildi; Adı geçen tasarının kabul edilmiş olan 11, 16, 17, 35, 47’nci
maddeleri ile 75’inci maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarının, 94’üncü
maddesinin 3’üncü fıkrasının, İç Tüzük’ün 89’uncu maddesi gereğince yeniden
görüşülmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının isteminin, Danışma
Kurulunun da görüşü alındıktan sonra, Genel Kurulca kabulü üzerine, yeniden
görüşmelerini müteakip kabul edildiği açıklandı; Adı geçen
tasarının görüşmeleri bu suretle tamamlanarak, 2’nci sırasında
bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında
Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının (1/443) (S.
Sayısı: 84), 3’üncü sırasında
bulunan, İstanbul Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde
Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolünün (1/512)
(S. Sayısı: 115), Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarılarının; Yapılan açık
oylamalardan sonra kabul edilip kanunlaştığı açıklandı. 4’üncü sırasında
bulunan, Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde
Yaptırılması Hakkında Kanun ile Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve
Vazifeleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/480)
(S. Sayısı: 94), 5’inci sırasında bulunan, Manisa Milletvekili İsmail Bilen’in, Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi
Kaynak’ın, Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet
Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Şanlıurfa
Milletvekili Yahya Akman’ın, Çarşı ve Mahalle
Bekçilerinin Hizmet Sınıfının Değiştirilmesine İlişkin Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 13
Milletvekilinin, Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile
Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/132,
2/143, 2/144, 2/157) (S. Sayısı: 120), Komisyon
yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulunun 18/04/2008 Cuma günü
çalışmamasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi. 22 Nisan 2008
Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşime 20.30’da son verildi.
No.: 130 II.- GELEN KÂĞITLAR 18 Nisan 2008 Cuma Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri 1.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe’nin,
bazı kamu kurumlarında ve liselerde türban takıldığı iddialarına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2240) 2.- Tunceli
Milletvekili Şerafettin Halis’in, yurt dışından soruşturma talepli bir dosya
gelip gelmediğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2242) 3.- Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateş’in, doğalgaz sayacı aboneliğinde haksız kazanç
sağlandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2243) 4.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifinin borçlarının
yapılandırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2244) 5.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, işsizliğe ilişkin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2249) 6.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, işsizlik
sorununun çözümüne ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2250) 7.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, sanayi
sektöründeki ara elemanı açığına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/2251) 8.- İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, İzmir Sağlık İşleri İl Müdürlüğüyle ilgili bazı
iddialara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2252) 9.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir
Belediyesince yaptırılan sosyal tesislere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/2261) 10.-
Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, TEKEL’in
özelleştirilmesine tepki gösteren işçilere yapılan müdahaleye ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2262) 11.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir
Belediyesi taşınmaz tasarruflarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2264) 12.- Ankara
Milletvekili Tekin Bingöl’ün, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bir kuruluşunun
eski genel müdürü hakkındaki iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2265) 13.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, Adana’nın ulaşım
sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2266) 14.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir’in, maden üretimi yapan kurumların özelleştirme
şartlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2273) 15.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, teşvik kapsamındaki illerde
asgari geçim indirimine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2275)
16.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, sağlık meslek lisesi öğretmenlerinin görev
yerlerinin değiştirilmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2276) 17.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, müdür ve müdür yardımcılığı sınavlarına ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2277) 18.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’da öğretmenlerin
yararlanabildiği sosyal tesislere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2280) 19.- Bursa
Milletvekili Abdullah Özer’in, hastanelerde yaşanan şiddet olaylarına ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2281) 20.- Giresun
Milletvekili Eşref Karaibrahim’in, Kale Devlet
Hastanesinin Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesine devrine ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2282) 21.- İstanbul
Milletvekili Hüseyin Mert’in, hizmete kapanan Beykoz Devlet Hastanesine ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2283) 22.- Edirne
Milletvekili Bilgin Paçarız’ın, bir sağlık ocağında çalışan bir sağlık
personeline ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2284) 23.- Kars
Milletvekili Zeki Karabayır’ın, Kars-Ani bölünmüş
yoluna ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2291) 24.- Kars
Milletvekili Zeki Karabayır’ın, Selim-Göle yoluna
ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2292) 25.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, Millî Eğitim Bakanının YÖK Başkanıyla ilgili bir
açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2300) 26.- Sivas
Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, Dünya
Bankasından alınan krediyle ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/2301) 27.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Sevigen’in, yolsuzlukla ilgili
bir ihbar mektubu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2303) 28.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, Suriye sınırındaki mayınlardan temizlenecek
araziye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2306) 29.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, bir enerji grubuyla ilgili iddialara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2307) 30.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, Türkiye Kızılay Derneği yönetimine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2309) 31.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Sevigen’in, Feshane’nin
kiralanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2311) 32.- Antalya
Milletvekili Tayfur Süner’in, Sorgun Ormanındaki
ağaçların ve kumulların korunmasına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı
soru önergesi (7/2316) 33.- Muğla
Milletvekili Fevzi Topuz’un, Marmaris’teki bir ormanlık alanda ruhsat alan madencilik firmasına
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı
soru önergesi (7/2322) 34.- Antalya
Milletvekili Tayfur Süner’in, Antalya’daki termik
santral inşaatına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2323) 35.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir
Belediyesince kurulan sosyal ve sağlık tesislerine ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/2331) 36.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana İl Özel
İdaresinin çocuk yuvası ve yetiştirme yurtları ile ilköğretim kurumlarına
yönelik hizmetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2332) 37.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, il özel idarelerince
kullandırılan mikro kredilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2333) 38.- Ankara
Milletvekili Tekin Bingöl’ün, Ankara’daki yolların ve kaldırımların durumuna
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2334) 39.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2336) 40.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2337) 41.- Hatay
Milletvekili Fuat Çay’ın, Antakya Belediyesinin imar düzenlemesine ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2339) 42.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, Davutpaşa’da yaşanan patlamaya ve Ayazma’daki sit
alanına yapılan inşaata ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2340) 43.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, Meram Çomaklı mevkiinde kurulacak et kombinasına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2341) 44.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, TOKİ’nin “Tarım Köy
Projesi” kapsamında Siirt’te yaptığı Bostancık konutlarıyla ilgili iddialara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2343) 45.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, Erzurum’un Ilıca İlçesinin isminin
değiştirilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2344) 46.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir
Belediyesinin kültür ve tabiat varlıklarına yönelik çalışmalarına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2345) 47.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir
Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerine ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/2346) 48.- Antalya
Milletvekili Tayfur Süner’in, Antalya Yüzüncüyıl Spor Kompleksi arazisi üzerindeki ihaleye
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2347) 49.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, eğitim yatırımlarına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2356) 50.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Kütahya’daki ilköğretim okullarında derslik
açığı olup olmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2359) 51.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Kütahya’da ikili eğitim verilen ilköğretim
okullarına ve sınıflardaki ortalama öğrenci sayısına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2360) 52.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Kütahya’daki liselerde derslik açığı bulunup
bulunmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2361) 53.- Bursa Milletvekili
Kemal Demirel’in, Kütahya’da ikili eğitim verilen liselere ve sınıflardaki
ortalama öğrenci sayısına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2362) 54.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Kütahya’daki ilköğretim okullarının yöneticilerine
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2363) 55.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Tunceli’deki bir kütüphanenin kapatılmasına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2364) 56.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2365) 57.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2366) 58.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, Erzurum ve Rize’nin kurtuluşu etkinliklerindeki
temsili gösterilere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2367) 59.- İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız’ın, Özel Hastaneler
Yönetmeliğinde yapılan değişikliğe ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2368) 60.- Muğla
Milletvekili Metin Ergun’un, Bodrum’daki sualtı
hekimi ve yardımcı teknik personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı
soru önergesi (7/2369) 61.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2370) 62.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2371) 63.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin Ulaştırma
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2374) 64.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin Ulaştırma
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2375) 65.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Bandırma bağlantılı
bölünmüş yol çalışmaları sebebiyle kamulaştırılan arazilere ilişkin Ulaştırma
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2376) 66.- Kırklareli
Milletvekili Tansel Barış’ın, Hazine Müsteşarlığı Merkezi Finans ve İhale
Birimlerine ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Şimşek) yazılı soru önergesi
(7/2380) No.: 131 21 Nisan 2008 Pazartesi Gensoru Önergesi 1.- Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ile 27 Milletvekilinin, Tarım ve Hayvancılık Sektöründeki
Desteklemelerin Zamanında Ödenmemesi veya Kaldırılması, Girdilerdeki Artışlar
ve Ürünlerdeki Düşük Fiyat Oluşumu Sonucu Üreticilerin; Temel Gıda Maddelerinde
Meydana Gelen Aşırı Fiyat Artışları ile de Halkın Mağduriyetine Sebep Olduğu,
TMO’nun Yönetiminde ve Tarım Politikalarında Görev ve Sorumluluklarını Yerine
Getirmeyerek Devleti Zarara Uğrattığı İddiasıyla Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker Hakkında Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı Maddeleri Uyarınca Bir Gensoru Açılmasına İlişkin
Önergesi (11/1) (Başkanlığa geliş
tarihi: 17/4/2008) (Dağıtma tarihi: 20/4/2008)
(GÜNDEME) No.: 132 22 Nisan 2008 Salı Meclis Araştırması Önergesi 1.- Tunceli
Milletvekili Şerafettin Halis ve 19 Milletvekilinin, yapılması planlanan baraj
ve hidroelektrik santrallerinin Munzur Vadisine muhtemel etkilerinin
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98
inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/170) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/04/2008) 22 Nisan 2008 Salı BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati: 15.00 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN
(Adana), Yusuf COŞKUN (Bingöl) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 93’üncü Birleşimini açıyorum. Toplantı yeter
sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz. Gündeme geçmeden
önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim. Konuşma süreleri
beşer dakikadır. Hükûmet konuşmalara
cevap verebilir. Hükûmetin konuşma süresi yirmi
dakikadır. Gündem dışı ilk
söz, Hakkâri’nin 90’ıncı kurtuluş yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Hakkâri
Milletvekili Abdulmuttalip Özbek’e aittir. Sayın Özbek,
buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları 1.- Hakkâri Milletvekili Abdulmuttalip
Özbek’in, Hakkâri’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümüne
ilişkin gündem dışı konuşması ABDULMUTTALİP
ÖZBEK (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Hakkâri’mizin
düşman işgalinden kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümü nedeniyle gündem dışı söz
almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Yarın, aynı
zamanda ulusal egemenliğimizin ve millet irademizin temsil edildiği yüce
Meclisimizin kuruluş yıl dönümü olan 23 Nisan Ulusal ve Egemenlik Çocuk
Bayramı’nı kutlayacağız. Bu vesileyle bütün dünya çocuklarının bayramını
kutluyor, yavrularımıza aydınlık bir gelecek diliyorum. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Anadolu’nun ilk yerleşim yerlerinden biri olan Hakkâri,
İran ve Irak’la Hakkâri 29 Mayıs
1915 tarihinde Rus ordusu tarafından işgal edilmiş, Hakkâri halkının üç yıl
süren büyük ve onurlu direnişi neticesinde, 22 Nisan 1918 tarihinde, Ali İhsan
Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu ve yerel aşiretler desteğiyle Rus işgali sona
erdirilmiştir. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta “Askerî zaferler ne
kadar büyük olursa olsun ekonomik ve siyasi zaferlerle taçlanmadıkça
yaşayamaz.” demiştir. Doksan yıl sonra
bizim kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Biz, askerî zaferleri ekonomik ve
siyasi zaferlerle taçlandırabildik mi? Ekonomik zaferlerle taçlandırmak demek,
Hakkâri’nin 21’inci yüzyılı yaşaması ve nimetlerinden faydalanması,
gençlerimize gelecek umudu ve iş alanları yaratmak demektir. Siyasi zaferlerle
taçlandırmak demek, bu güzel ülkede bütün kültürlerin ve etnik unsurların bir
arada yaşayarak kaynaşmış ve bütünleşmiş, hoşgörüyü, kardeşliği ve huzuru tesis
etmek demektir. Hepimizin, ülkemizin huzuru, birlik ve beraberliğini korumak
adına her zamankinden daha fazla birbirimize hoşgörü ve tahammül göstermemiz
gerekiyor. Bir süre önce
Hakkâri, Yüksekova ve Van’da meydana gelen üzücü olaylarda hepimizin
yüreklerini yaralayan görüntülerin ve ölümlerin bir daha yaşanmaması bölge
milletvekili olarak en büyük arzu ve isteğimdir. Bu konuda hepimize çok büyük
sorumluluklar düşmektedir. Değerli
milletvekilleri, ben Hakkâri’mizin kurtuluşunu, yakında yüce Meclise sunulacak
olan Hakkâri üniversitesinin kuruluş kararını müjdelemekle kutlamak istiyorum.
Ben Hakkâri’mizin kurtuluşunu, Sayın Başbakanımızın bölgeye 12 milyar dolarlık
yatırım hamlesi müjdesinin Hakkâri’ye kazandıracaklarıyla kutlamak istiyorum. Saygıdeğer
milletvekilleri, Hakkâri, dünya madencilik sektöründe büyük rağbet gören
kurşun, kükürt, mermer, çinko, krom gibi zengin maden yataklarına sahip bir
ilimizdir. Bölgemizde çıkarılan madenler işlenmek üzere batı illerimizdeki
fabrikalara taşınıyor. Sanayi üretiminde de ciddi bir ekonomik değer
kazanmaktadır. Gerekli teşviklerin verilmesiyle çıkarılan bu madenlerin yerinde
işlenerek dünya pazarına sunulması durumunda hem ilimizin kalkınmasında hem de
ilimizdeki işsizliğin giderilmesinde büyük bir katkı sağlayacaktır. İlimizin gelişmesi için diğer önemli bir husus ise, İran’a açılan
sınır kapımız olan Esendere Sınır Kapısı’ndaki
ticaretin canlandırılarak açık pazar hâline getirilmesidir ve aynı zamanda
Irak’la sınır kapımız olan Çukurca Üzümlü, Şemdinli Derecik Kapılarının bir an
önce açılması ve açık pazar hâline getirilmesi ilimize büyük bir ticari
canlılık getireceği gibi işsiz vatandaşlarımızın da umut kapısı olacaktır. Ayrıca, Yüksekova
Havaalanı Projesi’nin 2009 yılında hayata geçirilecek olması ve Çukurca’da
barajların yapılacak olması, bölgenin gelişimi ve istihdamına yönelik önemli
yatırımlardır. Yine Millî Eğitim Bakanlığımızın yürüttüğü Gönül Köprüsü
Projesi’nin, çocuklarımızın ülkelerini daha iyi tanıması ve birbirleriyle
kaynaşması açısından çok ciddi bir proje olduğunu düşünüyorum. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bölgemizde yaşanan yoğun göçten dolayı
belediyelerimizde ciddi altyapı sorunları meydana gelmiş, işçi ve memurlar
yaklaşık yirmi aylık maaşlarını hâlâ alamamışlardır. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Özbek, konuşmanızı
tamamlayınız; buyurun. ABDULMUTTALİP
ÖZBEK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Yirmi aylık
maaşları ödenmeyen arkadaşlarımız var. Bu sıkıntıların giderilmesi için Hakkâri
Merkez içme suyu ve şehir girişi yolunun yapılması, hiç kanalizasyonu olmayan
Yüksekova kanalizasyon şebekesinin yapılması, Çukurca içme suyu ve kanalizasyon
şebekelerinin yapılması, ayrıca Şemdinli Derecik beldesinin ilçe olması
halkımızın en büyük beklentileri arasındadır. Aynı zamanda, ülkemizde kişi
başına düşen millî gelir sıralamasında en son sıralarda yer alan Hakkâri’de,
yaklaşık on beş yıldır köylerini boşaltmak zorunda kalan ve çok mağdur olan
vatandaşlarımızın en büyük beklentisi ve umudu, ödenmekte olan köy
tazminatlarının bir an önce ödenip bitirilmesidir. Sözlerime son
verirken, Hakkârili hemşehrilerimin 22 Nisan kurtuluş
bayramını kutluyor, aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, yüce Meclisi saygıyla,
sevgiyle selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ederim Sayın Özbek. Gündem dışı
ikinci söz, Denizli’nin ekonomik durumuyla ilgili söz isteyen Denizli
Milletvekili Emin Haluk Ayhan’a aittir Sayın Ayhan,
buyurun. (MHP sıralarından alkışlar) 2.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan’ın, Denizli’nin
ekonomik durumuna ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı Mehmet
Şimşek’in cevabı EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Başkan,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; Denizli ilinin ekonomisi
hakkında gündem dışı söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. Sayın
milletvekilleri, ihracat açısından önem taşıyan ilimiz, AKP Hükûmeti
döneminde, bırakın devlet imkânlarını kullanmayı, temel sektör olan tekstil ve konfeksiyonda bile çok zor bir duruma düşmüştür; firmalar
kapanmaktadır, dört beş aydır ücret alamayan binlerce işçi vardır. Denizli
yanıyor, yangın yeri gibi. AKP Hükûmetinin uyguladığı yüksek faiz/düşük kur politikası
Denizli’de şirketlerin kapanmasına, işçilerin işlerini kaybetmesine, geçen
yıllara göre ihracat artışına rağmen YTL bazında gelirlerinin artmamasına neden
olmuştur. Buna ilave olarak yüksek oranda artan maliyetlerle çalışmaktadırlar,
dünyanın en yüksek faizli kredisini kullanmaktadırlar. AKP’nin Denizli’ye reva
gördüğü budur. Binlerce tekstil-konfeksiyon sektörü çalışanı işini kaybetmeye başlamıştır.
Mermercilik sektörü de aynı durumdadır. Denizli’de işini kaybeden işçilerimiz
köylerine dönüşe başlamış ve il merkezlerinde binlerce konut kiraya verilemez
duruma gelmiştir. Yüksek fiyatlarla ev sahibi olan vatandaşlarımızın evlerinin
değerlerinin yüzde 40’lar düzeyinde azaldığı, medyada yer almaya başlamıştır.
Tarımda vatandaşlarımız perişan bir hâldedir. Ürünleri para etmediği gibi,
tarımsal destekleme ödemeleri hak edişlerini alamamaktadırlar. Devlete iş yapan
müteahhitler ve onların işçileri Çınar Meydanı’nda
protestoya başlamışlardır. Denizli’de simgesel olan Kaleiçi esnafı kan ağlar
durumdadır. Denizlili sanayici ve iş adamlarımızdan teşvik yasası nedeniyle
takati kalanlar Denizli sınırının öbür tarafında, Afyon ili sınırı içinde
yatırım yaparken, Afyon ilindeki bakanlar, milletvekilleri ve Afyon Valisinden
medet umar duruma gelmişlerdir. Maalesef, bu başarı (!) Denizli için, AKP’nin
eseridir. Babadağ, Buldan, Kızılcabölük’teki esnaf kan ağlamaktadır. Yeşilyuva’nın ayakkabıları alıcı bulamamaktadır. Yatağan’ın
bıçak ve makasları Çin’de ithalat yapanlar tarafından kıskaca alınmıştır.
Tekstil-konfeksiyon sektöründe istihdam
gerilemektedir. Sadece Sanayi Odası anketine göre istihdam kaybı 3.500’ü
aşmaktadır. Ancak, AKP iktidara geldiğinde sadece bir firmanın bile 2 bini aşan
istihdam kaybı olduğu görülmektedir. Aynı anket her iki firmadan birinin
istihdamının azaldığını söylemektedir. Tekstil-konfeksiyon sektöründe beklentiler son derece kötüleşmiştir.
2008 yılı beklentileri incelendiğinde firmaların ancak yüzde 23,6’sı üretimi
artırabileceğini, her firmanın 3’ü iç satışların artmayacağını, 100 firmadan
67’si dış satışların artmayacağını, her 100 firmadan 73’ü siparişin
artmayacağını söylüyor. Denizli Sanayi Odası anketi verileri
değerlendirildiğinde, Denizli ekonomisi 2007 yılında 2006 yılına göre kayda
değer gerilemeye işaret ediyor, demektedir. Denizlili sanayiciler 2007’de yüzde
20’den fazla ithal girdi kullanmıştır. İhracatçı Birliği verilerine göre mart
ayında ihracat dolar bazında yüzde 3,7; YTL bazında yüzde 15,4 oranında
azalmıştır. Denizli’de sağlık
problemleri de devam etmektedir. Vatandaşlardan
-her milletvekiline şikâyet edildiği gibi- ilin milletvekili olarak ben
de şikâyetler almaktayım. Geçenlerde Sayın Başbakanın yanık vakasına sahip
çıktığı olayı memnuniyetle karşıladık. Denizli Devlet Hastanesi’nde
vatandaşlardan benzer bir olayı dinledik. Ancak Denizli’de yetkililerden olay
hakkında “MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan tarafından gerçeği yansıtmayan
açıklamalarda bulunulmuştur.” şeklinde bir ifade olduğunu öğrenmiş bulunuyorum.
Hangi açıklamam gerçek dışıdır? Bunun yetkililerce cevaplandırılmasını
bekliyorum. Aksi takdirde, gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi zemini gerekse
diğer yasal zeminlerde konunun sonuna kadar takipçisi olacağımı buradan ifade
ediyorum. Orası devletin hastanesidir, AKP’nin hastanesi değildir. Her fırsatta
gidip vatandaşları dinlemeye devam edeceğim. Hâlen, bazı unvanları kaybetmiş
olanlar; hastane müteahhidi, ayniyat saymanı, hastane ihale komisyonu başkanı
psikolojisiyle hareket edenler bilmelidirler ki, bu hâliyle işler fazla gitmez.
Devlet dairelerinde memurların vicdanını zorlayarak sendikalarını değiştirmeye
zorlanan ikna odalarının kurulmasını engelleyeceğiz. Bu işin takipçisi
olacağız. Ambulans servislerinde yaşanan menfi olayları da kamuoyuyla
paylaşmaya devam edeceğiz. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Ayhan, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. EMİN HALUK AYHAN
(Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Evli bayanların
defalarca geçici görevle görevlendirilerek çeşitli yerlere işkence edilir bir
şekilde gönderilmelerini de kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz. Yüce heyetinize
saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar) Teşekkür ederim
Sayın Başkan. BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum. Sayın Şimşek
gündem dışı konuşmaya cevap vereceklerdir. Buyurun Sayın
Bakanım. (AK Parti sıralarından alkışlar) DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli üyeler; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Aslında, bu
konuyla ilişkili olarak bir hazırlığım yok ama yine de birkaç konuyu gündeme
getirmekte fayda görüyorum. Şimdi, tabii ki
dünyada büyük bir sıkıntı var, Türkiye’de de bunun yansımaları var, bunu kabul
etmek lazım ve dünyadaki sıkıntıların henüz ortasındayız. Muhtemelen,
Türkiye’deki sıkıntılar da bir günde giderilecek türden sıkıntılar değil. Ama
isterseniz, önce, değerli arkadaşımız Sayın Ayhan’ın gündeme getirdiği tekstil
sektöründen başlamak istiyorum. Şimdi,
arkadaşlar, tabii ki tekstil sektörü Türkiye’de çok önemli bir sektördür, büyük
bir değişim ve dönüşümden de geçiyor. Bundan yaklaşık birkaç hafta önce biz,
sektör temsilcileriyle de bir araya geldik ve aşağı yukarı orta-uzun dönemli
bir strateji üzerinde sivil toplum örgütleriyle birlikte, beraber ortak bir
çalışma yaptık. EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Siz AKP’ye yakın olanlarla beraber oluyorsunuz. Diğer sanayicileri
de dinleyin. AHMET YENİ
(Samsun) – Dinle, dinle, herkes seni dinledi. DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, lütfen, önce bir dinleyin, bir nezaketi
gösterin, bir dinleyin. EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Gösterelim, gösterelim. DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – İçinde TİM var, içinde TOBB var, bütün temsilciler
var. Dolayısıyla, bütün sektör temsilcileri… EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Denizli’ye ilişkin söylüyorum. DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dolayısıyla, Denizli’deki arkadaşlar da gelirse
onları da dinleriz ama onların temsil ettiği bir sürü kuruluş var ve ona
yönelik de dün akşam ilk toplantıyı bitirdik. Yani tekstil, hazır giyim, deri
ve deri ürünleri sektörüne yönelik strateji belgesi hazırlandı ve orada
birtakım öneriler var. O önerilerden bir kısmını da inşallah yakında uygulamaya
koyacağız. Ama, şunları söylemek istiyorum: Bakın arkadaşlar,
tekstildeki, ham madde dışında en önemli maliyet unsuru işçiliktir. Gerek bu
örmede olsun dokumada olsun konfeksiyonda olsun,
bunlar çok önemlidir. Kimisinde yüzde 33’ün üzerinde, kimisinde yüzde 25 ama
yüzde 25 ile 35 arası bir maliyet unsurudur ve maalesef, Türkiye, tabii ki
geldiğimiz noktada basit ürünleri destekleyecek bir ücret yapısına sahip
değildir. Bakın, size, 2007
yılı, tekstil sanayisinde ülkeler arası iş gücü maliyeti karşılaştırmasından
-uluslararası bir karşılaştırma- birkaç rakam vermek istiyorum: Yani, basit
ürünler, markalaşan, yüksek katma değerli, bilgi yoğun yani dikiş
gerektirmeyen, kumaşı üreten veya daha üst nitelikte bir iplik üretenlerde
zaten bir sorun yok. Bakın, burada, Bangladeş’te 0,28 dolar yani 28 sent saat
başına maliyet, Türkiye’de 2,96. Devam ediyoruz: Pakistan… EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Düşür o zaman! Bangladeş gibi olsun o zaman, öyle mi istiyorsunuz! DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, bir dinleyin lütfen, bir dinleyin,
nezaket gösterin, dinleyin. EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Dinliyorum. BAŞKAN – Sayın
Ayhan, lütfen… DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Önce bir dinleyin. AHMET YENİ
(Samsun) - Sayın Başkan, ikaz edin. BAŞKAN – Evet,
Sayın Ayhan’ı ikaz ettim ben. Buyurun Sayın
Bakan. DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, arkadaşlar, Türkiye’de bazı basit ürünlerde bu
ülkelerle rekabet etmek zorundasınız, bağırıp çağırmakla olmaz çünkü dünya
dümdüz hâle gelmiş durumda… AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Edemiyorsak ne olacak? DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – …ve bu oyunun kurallarını oynayacaksanız ona göre
oynamanız lazım. AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Çözüm ne? DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, Pakistan’da 42 sent, Vietnam’da 46 sent… OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Sayın Bakan, Türkiye’ye gelin, Türkiye’ye! DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, söyledim Türkiye’yi: 2,96. OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Hep dışarıdasınız ya! DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – 2 dolar 96 sent. OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) - Pakistan sefalet içinde. Yapmayın, siz ölçü olarak Pakistan’ı
vermeyin. BAŞKAN – Sayın
Durmuş… Lütfen
arkadaşlar… DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bir dinleyin, geleceğim noktayı bir dinleyin. BAŞKAN - Sayın
Bakanım, siz Genel Kurula hitap edin. Arkadaşlar,
lütfen Sayın Bakanı dinleyelim. Buyurun. DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Evet, arkadaşlar, bakın, bizim söylemeye çalıştığımız
şey şu: Tekstil sektöründe markalaşma konusunda ve diğer, özellikle yeniden
yapılandırma yani değişim, dönüşüm konusunda biz her türlü desteği vereceğiz.
Gerek bunların kümelenmesi konusunda gerek bunların gerekirse yer değiştirmesi
konusunda, başka yerlere taşınması konusunda elimizden gelen desteği vereceğiz,
ama tekstildeki sorun sadece Hükûmet politikalarıyla
ilgili değildir. Türkiye hızlı bir şekilde kalkınmaktadır. Biz de Hükûmet olarak ücret bazında başka ülkelerle rekabet etmek
istemiyoruz. Tam aksine, Türkiye geliştikçe, Avrupa’yla arayı kapattıkça
ücretler yükselecek. Ücretlerin önemli maliyet unsuru olduğu ürünlerde -basit
ürünlerde- rekabet edemediğiniz zaman edemiyorsunuz. Bakın, iplik nereden
geliyor? Bu bahsettiğim ülkelerden geliyor. Dolayısıyla, “Orayı geç, Türkiye’ye
gel.” deme anlayışı sorunu çözmez. Orada 28 sent, bizde ise 3 dolar
civarındaysa bunu dikkate almak zorundasınız. Şimdi, bütün
bunlara rağmen, tamam, Denizli’de teşvik yok, kırk dokuz ilimizde var, ama
bahsettiğiniz sektörlerde Kahramanmaraş’ta da sorunlar var. Ben bundan birkaç
hafta önce Kahramanmaraş’a gittim. Orada teşvik var ve orada da şikâyet var. Niye?
Çünkü bazen bazı iş faaliyetlerinde eğer hesabınızı kitabınızı iyi yapmazsanız
zora düşebilirsiniz. EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Kaldır oradakini de madem fazla geliyor. DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, devam edeyim ben. “Tarım perişan.” diyor
arkadaşlar. Doğrudur, geçen sene Türkiye’de bir kuraklık yaşandı. Kuraklık
tabii ki bizim kontrolümüzde olan bir şey değil. Ama,
bakın, bu sene bu kuraklığın menfi etkilerini gidermek için ne yaptık? Normalde
mayıs-haziranda ödeyeceğimiz mazot gibi, gübre gibi destekleri biz öne aldık.
Şubat ve martta 1,8 -eski parayla- katrilyon, yeni
parayla milyar YTL ödedik. Niye ödedik? Çünkü… EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Dolar olarak? DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dolar değil, YTL. EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Tamam, onu da söyleyebilirsin, doları da söyleyebilirsin. DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dolayısıyla 1,8 milyar YTL biz önceden öne aldık.
Nitekim mart ayında bütçe performansının ocak-şubata göre bir miktar
kötüleşmesinin kökeninde de o var. Neden? Biz öne aldık. Çiftçimiz erkenden
alsın ki, tohum alsın, mazot alsın, gübre alsın ki, üretimi bu sene yapabilsin.
İnşallah, bu sene de yağışlar iyi, o şekilde devam edecek. Yani tarımsal
desteklerde bir sorun yoktur. Sağlık problemine
gelince: Yani, bu dönemde sağlıktan şikâyet etmek kadar… Doğrusu ben bir şey
bulamıyorum. Bakın… EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Başbakan telefon edip düzelttiriyor, sahip çıkıyor. Yalan mı
söylüyor bu millet? DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, ülkenin geneli için bakacaksınız. Ülkenin
genelinde, sağlık konusunda Türkiye’de bir devrim yaşanmıştır ve herkes,
vatandaşımız da bunun farkındadır. Zaten, gördükleri için de, bizi takdir
ediyorlar, sizin söylemlerinize fazla önem vermiyorlar. AKİF AKKUŞ (Mersin)
– Vay vay vay! DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bakın, şurada, biz bu son getirdiğimiz sosyal
güvenlik reformu içerisinde on sekiz yaşına kadar -dünyada çok az ülkede
uygulanan- herkese doğrudan doğruya sağlık hizmeti sağlayacağız. Dolayısıyla, sağlık
konusunda… Ha, her yerde yöresel bazda ufak tefek
hatalar olabilir, bunu da kabul etmek lazım ama… EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Devamlı sistem kilitleniyor. KADİR URAL
(Mersin) – Hastanelere doktor vermiyorlar Sayın Bakan. DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, bakın, ben konuşuyorum, siz oradan
bağırıyorsunuz. BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri… Arkadaşlar, lütfen Sayın Bakana müdahale etmeyelim. Buyurun Sayın
Bakanım. KADİR URAL
(Mersin) – Hastanelerde doktor kalmadı. OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale)
– Yabancı doktor getirirler. BAŞKAN – Sayın
Bakanım, siz Genel Kurula hitap edin efendim. Buyurun. DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, dolayısıyla, dediğim gibi, dünyada büyük
bir sıkıntı var. Türkiye’de bu sıkıntıların yansımaları olabilir. Şu ana kadar,
çok şükür, sınırlı oldu ve Türkiye’nin zaten son birkaç yıldır çok ciddi bir
iyileşme sürecinden geçtiği ortada. Bakın, bütçe
açıkları geçmişe göre düşük olduğu için, rezervler yüksek olduğu için ve
güvenilirlik daha yüksek olduğu için, Türkiye’nin dışarıda, içeride temel
altyapısı iyileştirildiği için ve bunun sonucunda bir güven olduğu içindir ki,
Türkiye, bu son dönemlerde dünyada yaşanan sıkıntılardan az etkileniyor. KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Uluslararası derecelendirme kuruluşları indirdi
biliyorsunuz. DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Arkadaşlar, uluslararası derecelendirme
kuruluşlarının niye indirdiğini ben açıkladım. OKTAY VURAL
(İzmir) – Niye? DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Çünkü, bir siyasi belirsizlik
çıkmıştır da ondan dolayı. Raporda zaten açık açık
söylüyor. EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – 340 milletvekiliyle çıkıyorsa ne yapalım o zaman? OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – 400 verelim! DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dolayısıyla, arkadaşlar, burada not indirimi de
olmamıştır, sadece görünüm, o da iki yıllık bir perspektifle, negatife
dönüştürülmüştür. Ama, bizim dönemde notumuz üç aşama
arttı. Bakın, üç aşama. Bakın, görünüm değil. Yani, Türkiye, 2002 yılından bu
yana, hem Standard and Poor’s
tarafından hem Moody’s tarafından notu üç kez
artırılan bir ülkedir, üç kez… Sizin dönemlerde düşürülmüştür arkadaşlar,
lütfen… Yani, bize bunları söylemeden… OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Bizim mirasımızın üzerine oturdunuz, borcu ikiye katladınız. Ayıp
ya! DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Onun da cevabını vereyim ben size. OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – 250 milyarı 465 milyar borç yaptınız. Bunu söylerken insanın
biraz da yüzü kızarır ya! BAŞKAN – Sayın
Durmuş, lütfen… Sayın Bakanım,
Genel Kurula hitap edin. Buyurun. DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, arkadaşlar, hesap kitap bilmeyenler… OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – 1,5 milyar dolar cari açığı 38 milyar dolara çıkardınız. İnsanın
biraz yüzü kızarır! DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bakın, dünyada hiçbir ülkede… OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Otuz yıldır yapılmayan reformların üzerine oturuyorsunuz. DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dünyada hiçbir ülkede… OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Bizim yaptığımızı yiyorsunuz ya! Ayıp be! DEVLET BAKANI MEHMET
ŞİMŞEK (Devamla) – Buyurun konuşun. BAŞKAN – Sayın
Bakanım, Genel Kurula hitap edin. Buyurun efendim. EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Konuşacak hâli kalmadı Sayın Başkan. DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bakın, arkadaşlar, dünyada hiçbir ülkede borca mutlak
bazda bakılmaz. O zaman Amerika perişan olmuş. Bizim
arkadaşlar anlamıyorlar. Amerika’nın borcu o zaman 9 trilyon dolar. Buyurun,
İtalya da 1,8 milyar dolar. Millî gelirine oranlamanız lazım. Millî gelir diye
bir şey var. Millî gelire oranlayacaksınız. EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Bir gecede yüzde 25 artan millî gelir mi olur? DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Hayır arkadaş, ondan önceki… Bakın, yerinizden
konuşmayın. BAŞKAN – Sayın
Ayhan… DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, bakın, eski millî gelir hesaplarıyla
söylüyorum: Türkiye'nin brüt dış borcu yüzde 93’tü, millî gelirin, 2002
yılında, MHP’den devraldık. 2002 yılında Türkiye'nin brüt borcunun millî gelire
oranı, kamunun, yüzde 93. EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Sen neredeydin o zaman? KAMİL ERDAL
SİPAHİ (İzmir) – Sen o zaman Amerika’daydın! DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Hayır, Hükûmetimiz
devralmış, partimiz devralmış. Şimdi, bugün
geldiğimiz nokta, eski millî gelirle yüzde 50’ye inmiş, yeni millî gelirle yüzde
38,8; yani eski millî gelirle de yarısını düşürmüşüz. Sonra, dediğim gibi, bu
borç rakamları konusunda dünyada standartlar vardır. Herkes millî gelire oranı
olarak bakar. Türkiye'nin millî gelire hem dış borcunun hem toplamda… Bakın,
Türkiye'nin şu anda net toplam -özel sektör de dâhil olmak üzere- dış borcunun
millî gelire oranı yüzde 20. AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Vatandaşın cebine ne girmiş? DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Sürekli yeni konularla gündeme getiriyorsunuz. Tabii
ki bunu anlamanız zor! (AK Parti sıralarından alkışlar) EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Biraz daha artırırsanız bir gecede… DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dolayısıyla, yani bu ülkede çok güzel şeyler
yapılmış, çok önemli reformlar gerçekleştirilmiş. Biz her şeyi bitirmiş
değiliz, daha yapılacak çok şey var. Türkiye'nin daha iyi bir noktaya gelmesi
için, ülkemizin hak ettiği saygınlığı kazanması için elimizden geleni yapmaya
devam edeceğiz. AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Dağlar gibi yığılıyor! DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bakın, istihdam paketi yarın gelecek… EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Sekiz ay oldu! DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – …ve inşallah, o Denizli’deki gibi, diğer
illerimizdeki birtakım sıkıntıları da en azından bir nebze de olsa gidermeye
yardımcı oluyor. OSMAN ERTUĞRUL
(Aksaray) – İstihdam paketi mi geliyor? DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Size önerim: Bizden gelen her şeye muhalefet gibi
bakmamanız… Eğer Türkiye için doğruysa, kırk yıllık perspektifle, elli yıllık
perspektifle yaptıklarımız doğruysa onlara sahip çıkın, o zaman oturalım... EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Vatandaş aç, aç! DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Evet arkadaşlar, çok daha da fazla uzatmak
istemiyorum. Ama bahsedildiği gibi ne durum o kadar çok kötü ne de durum güllük
gülistanlık. Türkiye dünya şartları içerisinde aslında yoluna devam edebiliyor.
Bakın, petrol fiyatları şu anda 115 dolar. MEHMET EKİCİ
(Yozgat) – Gübre? DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – 115 dolarlık petrol fiyatıyla, bu seneki muhtemelen
petrol faturamız yani ithalatımız, doğal gaz ithalatımız 40 milyar dolar
civarında olacak. Onun için, cari açık nereden gelir, bir açın gözünü bakın. 50
milyar dolarlık belki cari açığı olacak ama onun 40 milyar doları muhtemelen
ondan olacak. Petrol fiyatlarını ben mi belirliyorum? Buyurun, siz petrol
fiyatlarını değiştirin arkadaşlar. KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Önlem alacaksınız Sayın Bakanım. MEHMET GÜNAL
(Antalya) – Dış ticaret açığı ne kadar oldu? DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Dış ticaret açığı ama turizme de bakın, ikiye
katlamışız. Onun için,
değerli arkadaşlar, Türkiye geçmişte bu türden petrol fiyatlarıyla yoluna devam
edemezdi. Bugün devam ediyorsa bu büyük bir başarıdır ve bu başarıyı görmeniz
lazım. (AK Parti sıralarından alkışlar) Türkiye yoluna devam edebiliyorsa bu
büyük bir başarıdır. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan. OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayın Başkanım… BAŞKAN – Efendim? OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayın Başkanım, Sayın Bakan konuşmasında milletvekillerimize
“Anlamıyorsunuz.” diye hitap etmiştir. Ne kadar anlatılabilmişse
milletvekillerimiz o kadar anlamıştır. Dolayısıyla milletvekillerimizin
anlayışını sınamaya, takdir etmeye kendilerinin yetkisi olmadığını ifade etmek
istiyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ederim. Gündem dışı
üçüncü söz, Ordinaryüs Profesör Doktor Ali Fuad Başgil’in vefatının 41’inci yıl dönümü münasebetiyle söz
isteyen Samsun Milletvekili Fatih Öztürk’e aittir. Sayın Öztürk, buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar) 3.- Samsun Milletvekili Fatih Öztürk’ün,
Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’in vefatının 41’inci yıl dönümüne ilişkin gündem
dışı konuşması FATİH ÖZTÜRK
(Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1893 yılında Samsun’umuzun
Çarşamba ilçesinde dünyaya gelen büyük hukuk ve siyaset adamı, Ordinaryüs
Profesör Ali Fuad Başgil
Hocamızın ölüm yıl dönümü nedeniyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu
vesileyle de yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Değerli
milletvekilleri, Ali Fuad Başgil
Hocamız 1893 senesinde Samsun’un Çarşamba ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve orta
tahsilinin ardından yüksek tahsiline başlamıştı ki Birinci Dünya Savaşı patlak
verdi. Bu sebeple, tahsilini tamamlayamadan 1914’te, henüz yirmi bir
yaşındayken yedek subay olarak askerlik görevini dört yıl Kafkasya cephesinde
savaşarak tamamladı. Terhisten sonra tekrar İstanbul’a döndü ve yarım kalan
hukuk tahsilini tamamladı. 1921’de Paris’e gitti, hukuk doktorasını orada
yaptı. Ayrıca, felsefe ile siyasi ilimler sahasında ihtisas yaptı. 1929 yılında
ülkesine geri döndü. 1937’de Hatay
Cumhuriyeti’nin anayasasını hazırladı. 1939 yılında ordinaryüs profesör oldu.
Türkiye’de ilk defa iş hukuku derslerini ihdas etti ve müfredat programlarını
hazırladı ve hocalığını yaptı. 1938-1942 yılları arasında İstanbul Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Dekanı oldu. 1947 yılında “Hür Fikirleri Yayma Cemiyeti”ni
kurdu. 1952’de Pakistan’da, 1959’da Ürdün’de toplanan İslam kongrelerinde ve
1959’da Almanya’da toplanan hukuk kongresinde ülkemizi başarıyla temsil etti. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Millî Birlik Komitesi tarafından 147
öğretim üyesiyle birlikte üniversiteden uzaklaştırıldı. Daha sonra 147’lerin
özel bir kanunla üniversiteye dönmelerine imkân sağlanmasına rağmen, Başgil Hoca konuyu bir haysiyet meselesi olarak kabul
ettiğinden dönüş hakkını kullanmadı. 10 Nisan 1961’de emekliliğini istedi ve
politikaya adım attı. Değerli
arkadaşlar, Hoca 15 Ekim 1961’de Adalet Partisinden, Samsun listelerinden
bağımsız aday olarak “Cumhuriyet Senatörü” seçildi. Türkiye Büyük Millet
Meclisinin açılışından hemen sonra Cumhurbaşkanlığına adaylığını koydu.
Adaylığıyla birlikte demokrasi adına yakışmayan yoğun baskılara maruz kaldı ve
bu baskılardan dolayı adaylıktan çekildi ve bunun akabinde de Cumhuriyet
Senatosu üyeliğinden, politikanın mizacına uygun olmadığı gerekçesiyle istifa
ettiğini açıkladı. Ardından yurt dışına giderek Cenevre Üniversitesinde Türk
Tarihi ve Türk Dili Kürsülerinde başkan olarak görev yaptı. Ordinaryüs
Profesör Ali Fuad Başgil
Hoca hayatı boyunca ilmin haysiyetini ve şahsi vakarını korumasını bilmiş, bir
anayasa hocası ve hukuk adamı olarak gerektiğinde kanaatlerini sözlü ve yazılı
olarak açıklamıştır. Siyasi, sosyal ve hukuki sahalarda pek çok eser yazdı. Din
ve laiklik konularındaki, 27 Mayıs İhtilali
hakkındaki görüşleri büyük ilgi uyandırmıştır. Başgil Hoca 1967’de
yetmiş dört yaşındayken kalp krizi sonucu vefat etti. Ancak, başta
Çarşambalılar olmak üzere Türk halkı Başgil Hoca’yı
unutmadı, unutamadı. Hoca’nın anısına pek çok eser yazıldı, çizildi. Hemşehrileri onu 19 Nisan
Cumartesi günü, çok geniş katılımlı bir sempozyumla
tekrar hatırladı. Çarşamba Belediye Başkanımız Hüseyin Dündar Bey’in
gayretleriyle hazırlanan sempozyuma Hoca’nın
öğrencileri, dava arkadaşları ve hemşehrileri büyük
ilgi gösterdi. Başta eski Kültür
Bakanlarımızdan İsmail Kahraman Bey olmak üzere, eski milletvekillerimizden
Profesör Doktor Nevzat Yalçıntaş, Profesör Doktor
Süleyman Yalçın, Şadi Pehlivanoğlu, Rıza Aldemir ve yanı sıra akademisyenlerin büyük ilgi gösterdiği
sempozyumda Hoca’nın siyasi, hukuki mücadelesi
anlatılarak, 60’lı yılların o zor ve çetin şartlarında Türk demokrasisi adına
vermiş olduğu o müthiş mücadele, siyasetten kopmak zorunda kalmasına rağmen
haysiyetinden ve ilkelerinden vermediği taviz izleyenlere aktarılarak, ülke
bütünlüğüne göstermiş olduğu hassasiyet ilgiyle izlendi. Değerli
milletvekilleri, ben bu vesileyle, sempozyumu
hazırlanmasından büyük emeği geçen Değerli Belediye Başkanımız Hüseyin Dündar
Bey’i bu kürsüden kutluyorum, tebrik ediyorum böyle önemli bir şahsiyeti
geleceğe taşıdığı için. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Öztürk konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. FATİH ÖZTÜRK
(Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Başgil Hocamız başlı
başına bir değerdi, ama Samsunlular adına başka bir değerdir. Hemşehrileri Hoca’yı asla unutmayacak ve
unutturmayacaklardır. Hocamızın ölüm
yıl dönümü münasebetiyle bir kez daha Allah’tan rahmet dilerken, siz değerli
milletvekillerimizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Öztürk. Biz de bu
vesileyle Sayın Başgil’i rahmetle, minnetle ve
şükranla anıyoruz. Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Devlet Bakanı Sayın Mehmet
Aydın, gündemin sözlü sorular kısmının 2, 50, 84, 140, 183, 250 ve 252’nci
sıralarındaki soruları birlikte, yine Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Nafiz Özak, gündemin sözlü sorular kısmının 6, 25, 26, 41, 76,
135, l36, 162, 173 ve 174’üncü sıralarındaki soruları birlikte cevaplandırmak
istemişlerdir. Sayın Bakanların bu istemlerini
sırası geldiğinde yerine getireceğim. Gündeme
geçiyoruz. Başkanlığın Genel
Kurula sunuşları vardır. Başbakanlığın bir
tezkeresi vardır, okutuyorum: IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) Tezkereler 1.- 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen
Kütükleri Hakkında Kanun’a muhalefet etmek suçunu işledikleri iddia olunan
Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün ve Muzaffer Baştopçu
haklarında yasama dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmaması hususundaki yazı
ile Başkanlığa gönderilen soruşturma dosyasının iadesine ilişkin Başbakanlık
tezkeresi (3/402) 14
Nisan 2008 Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına İlgi : a) 14/5/2003 tarihli
ve B.02.0.PPG.0.12-310-7558 sayılı yazımız. b) Adalet Bakanlığının 2/4/2008 tarihli ve B.03.0.CİG.0.00.00.03-1.128.41-2003/19344
sayılı yazısı. 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında
Kanuna muhalefet etmek suçunu işledikleri iddia olunan Kocaeli Milletvekilleri
Nihat Ergün ve Muzaffer Baştopçu haklarında Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü maddesi uyarınca yasama dokunulmazlığının
kaldırılıp kaldırılmaması hususunda ilgi (a) yazımız ile Başkanlığınıza
gönderilen soruşturma dosyasının iadesi ile ilgili Adalet Bakanlığından alınan
ilgi (b) yazı sureti ve eki ilişikte gönderilmiştir. Gereğini arz
ederim. Cemil
Çiçek Devlet
Bakanı ve Başbakanı
Yardımcısı BAŞKAN – Anayasa
ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan dosya Hükûmete geri verilmiştir. Meclis
araştırması açılmasına ilişkin bir önerge vardır, okutuyorum: B) Meclis Araştırması Önergeleri 1.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis ve 19
milletvekilinin, yapılması planlanan baraj ve hidroelektrik santrallerinin
Munzur Vadisi’ne muhtemel etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/170) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Tunceli il
sınırları dahilinde bulunan Munzur
Vadisindeki doğal yapıyı korumak için alanda Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED)
yapılması amacı ile Anayasa’nın 98. TBMM İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddesi
uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ederiz. 18 /04/2008 1) Şerafettin Halis (Tunceli)
2) Ahmet Türk (Mardin)
3) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır) 4) Fatma Kurtulan (Van)
5) Emine Ayna (Mardin) 6) Ayla Akat Ata (Batman) 7) Sebahat Tuncel (İstanbul) 8) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)
9) Bengi Yıldız (Batman) 10) Sırrı Sakık (Muş) 11) M. Nuri Yaman (Muş)
12) Özdal Üçer (Van) 13) Aysel Tuğluk (Diyarbakır)
14) Pervin Buldan (Iğdır) 15) Gültan Kışanak
(Diyarbakır) 16) Akın Birdal (Diyarbakır) 17) İbrahim Binici (Şanlıurfa) 18) Hasip Kaplan (Şırnak) 19) Sevahir Bayındır (Şırnak) 20) Osman Özçelik (Siirt) Gerekçe: Yapılmak istenen
barajlar doğal yapıyı bozacağı gibi millî park olması sebebi ile de hukuka
aykırılık arz etmektedir. Doğal yapıya baktığımızda; Yapılacak bu
barajların ortalama ömrü 30 ile 40 yıl olacaktır. Bu süreden sonra vadi tamamen
bataklık haline gelecektir. Vadide bulunan
bitki türlerinden; 12 tür küresel ölçekte, 107 tür Avrupa ölçeğinde, 19 tür
ulusal ölçekte yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Yapılan bilimsel
araştırmalar Munzur Nehri'nin kar suları ile beslendiğini göstermektedir.
Barajlar kar yağışını azaltacağından nehri besleyen su kaynaklarının kurumasına
neden olacaktır. Dünyaca ünlü
kırmızı benekli alabalık yaşama ortamı bulamayacaktır. 43 çeşidi sadece
Munzur Vadisi'nde bulunan 1.518 bitki çeşidinin birçoğu yok olacaktır. Binlerce dönüm
ormanlık alan tahrip olacak ve sular altında kalacaktır. Bölgede önemli
geçim kaynağı olan arıcılık büyük zarara uğrayacaktır. Vadinin bozulması
spor turizminin faaliyeti kapsamına giren rafting,
kayak ve yayla turizmi vb. faaliyet alanlarının sona ermesine sebebiyet
verecektir. Barajlarla elde
edilmesi planlanan enerji, doğayı tahrip etmeden alternatif enerji kaynakları
ile elde edilebilir. Baraj ve hidroelektrik santrallerinin yapımı için harcanan
ekonomik değer 2 milyar dolar civarındadır. Alternatif enerji kaynaklarının
yapım maliyetleri ise bu miktarın çok altında olacaktır. Gerek güneş enerjisi
gerek ise rüzgâr enerji sistemleri çevreyi kirletmeden doğaya zarar vermeden
maliyeti daha düşük sistemlerdir. Günümüzde rüzgâr enerji sistemi dünya
ülkelerinde gittikçe artarak kullanılan sistem hâline gelmiştir. Bölge bu
sisteme en uygun coğrafi koşullara sahiptir. Hukuki olarak
değerlendirdiğimizde; Yapılacak olan
barajlar hukuki bakımdan da yasal değildir. Munzur Vadisi 21 Aralık 1971
tarihinde 6831 sayılı Kanun kapsamına alınmış ve 42 bin hektarlık alanı ile
Türkiye'nin en büyük ve ilk milli parklarından biri hâline getirilmiştir. 2873
sayılı Milli Parklar Yasası'na göre "Tabii ve ekolojik
denge bozulamaz. Yaban hayatı tahrip edilemez. Bu sahanın özelliklerinin
kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü
müdahaleler ile çevre sorunları yaratacak iş ve işlemler yapılamaz."
denmektedir. Anayasa’nın 56.
maddesine göre: "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına
sahiptir. Çevreyi dış etkenlerden korumak devletin ve vatandaşların
görevidir." Anayasa’nın 63.
maddesine göre ise: "Devlet; tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve
değerlerinin korunmasını sağlar." Vadideki birçok kültür ve tabiat
varlıkları ve halkın değer verdiği birçok alanın sular altında kalması bu
maddeye aykırı olacaktır. Bunun yanı sıra Çevre Yasası’nın birçok maddesinde
çevre tahribine neden olabilecek fiilleri engelleyici hükümler içermektedir. Ayrıca Munzur
Vadisi üzerinde yapılacak olan barajlar ulusal yasalara aykırı olduğu gibi
Türkiye'nin taraf olduğu birçok uluslararası sözleşmelere de aykırıdır. Örneğin; 1975
Paris, 1979 Bern, 1973 Washington, 1992 Rio, 1999 Kyoto, 2000 Kahire
Sözleşmeleri Türkiye tarafından onaylanarak kabul edilmiştir. Anayasa’nın 90.
maddesine göre usule uygun uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir. Bunlar
hakkında iptali amacı ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Yani bu yönü ile de
yasadan üstün konumdadır. Bu sözleşmelere aykırı hareket etmek açıkça yasalara
aykırı hareket etmek anlamına gelmektedir. Bundan dolayı;
insan ve doğa mutluluğu bağlamından konuya bakılarak, çevre etki
değerlendirmesi yapılması için TBMM tarafından bir Meclis araştırma
komisyonunun oluşturulmasının gerekli olduğunun inancını taşıyoruz. BAŞKAN –
Bilgilerinize sunulmuştur. Önerge gündemdeki
yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşme,
sırası geldiğinde yapılacaktır. Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi Eker hakkında verilmiş
bir gensoru önergesi vardır. Önerge daha once bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır. Şimdi önergeyi
okutuyorum: C) Gensoru Önergeleri 1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ile 27 Milletvekilinin, Tarım ve Hayvancılık Sektöründeki
Desteklemelerin Zamanında Ödenmemesi veya Kaldırılması, Girdilerdeki Artışlar
ve Ürünlerdeki Düşük Fiyat Oluşumu Sonucu Üreticilerin; Temel Gıda Maddelerinde
Meydana Gelen Aşırı Fiyat Artışları ile de Halkın Mağduriyetine Sebep Olduğu;
TMO’nun Yönetiminde ve Tarım Politikalarında Görev ve Sorumluluklarını Yerine
Getirmeyerek Devleti Zarara Uğrattığı İddiasıyla Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker Hakkında Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı Maddeleri Uyarınca Bir Gensoru Açılmasına İlişkin
Önergesi (11/1) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Son yıllarda
tarımdan geçimini sağlayan çiftçilerimiz büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Tarımda
girdi fiyatları artmış, buna karşılık çiftçilerimiz ürünlerini değeri fiyattan
satamamışlar ve her geçen yıl çiftçilerimizin gelirleri ve refah seviyeleri
düşmüştür. İnsanlarımız asgari geçimlerini dahi sağlayamamaktadır. Son aylarda
ise temel gıda maddeleri olan pirinç, bulgur ve bakliyatlarda yaşanan fiyat
artışları tüm halkımızı ciddi anlamda sıkıntıya sokmuştur. Bütün bu sorunlar
yaşanırken gerekli tedbirleri almayan ve sorumsuz davranan Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi Eker hakkında
Anayasa’nın 99, İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca
MHP Meclis Grubu olarak Gensoru açılmasını arz ve talep ederiz. 1) Oktay Vural (İzmir) 2) Zeki Ertugay (Erzurum) 3) S. Nevzat Korkmaz (Isparta) 4) Abdülkadir Akcan (Afyonkarahisar) 5) Şenol Bal (İzmir) 6) Reşat Doğru (Tokat) 7) Mustafa Kalaycı (Konya) 8) Mehmet Şandır (Mersin) 9) Ali Uzunırmak (Aydın) 10) Süleyman Yunusoğlu (Trabzon) 11) Hasan Çalış (Karaman) 12) Yılmaz Tankut (Adana) 13) Hüseyin Yıldız (Antalya) 14) Akif Akkuş (Mersin) 15) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş) 16) Behiç Çelik (Mersin) 17) Mehmet Serdaroğlu (Kastamonu) 18) Alim Işık (Kütahya) 19) Hasan Özdemir (Gaziantep) 20) Metin Ergun (Muğla) 21) Münir Kutluata (Sakarya) 22) Recep Taner (Aydın) 23) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir) 24) Mustafa Kemal Cengiz (Çanakkale) 25) Kadir Ural (Mersin)
26) Necati Özensoy (Bursa) 27) Cumali Durmuş (Kocaeli) 28) D. Ali Torlak (İstanbul) 29) Mümin İnan (Niğde) Gerekçe: Ülkemiz insanının
sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşması konusunda AKP Hükûmeti
yeterli tedbirler almamıştır. Son günlerde bazı gıda ürünlerinin piyasaya
arzında sıkıntılar ortaya çıkmış ve bazı spekülatörler
bu durumu fırsat bilerek başta pirinç, bulgur ve bakliyat ürünleri gibi
mutfaklarımızın ana maddesi olan ürünlerin fiyatları iki katına çıkmıştır.
Özellikle, geçen sene yaşanan kuraklıktan dolayı dünya piyasalarında, buğday ve
pirinç arzında sıkıntı olacağı ortada iken Bakanlık halkımızın ihtiyacı olan
miktarda ürünün temini için gerekli tedbirleri almamıştır. Bugün TMO buğday
ithal etmektedir. Bu ithalatın Türkiye’ye zararı yaklaşık 500 milyon dolardır. TMO elindeki 32
000 ton pirinci belirli firmalara satarak pirinç piyasasında spekülasyonun
oluşmasına sebep olmuştur ve fiyatlar hızlı bir şekilde artmıştır. Bugün TMO
1,8 YTL/kg’dan sattığı pirincin yerine daha fazla
fiyat ödeyerek pirinç ithal etmektedir. Sonuç olarak, 2007 yılı yanlış pirinç
alım politikaları hem pirinç üreticisini mağdur etmiş hem de pirinç tüketicisi
mağdur olmuştur. Kazanan yine spekülatörler olmuştur. Son dönemde
tarıma verilen destekler rakamsal olarak artmakla birlikte GSMH ile paralel
artırılmamıştır. Bunun sonucu olarak, birçok çiftçimiz üretimden vazgeçmek
zorunda kalmışlar ve sektördeki istihdam düşmüştür. Tarım sektöründe 1 milyon
181 bin kişi işini kaybetmiştir. İnsanlar tarımdan koparılmışlardır. Bu, aynı
zamanda kırsaldan şehre kaçıştır. Bu, devlete ilave yüktür. Tarımsal
desteklemeler zamanında ödenmediği gibi özellikle küçük ve orta ölçekli
işletmeleri hedefleyen Doğrudan Gelir Desteği (DGD) ödemeleri her yıl
azaltılmıştır. Sadece, DGD ödemelerinde çiftçilerimizin yıllık kaybı 1 530 000 000 YTL’dir. Yeni yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile
bundan böyle Hayvancılık Destekleri kapsamında yapılan süt destekleri, suni
tohumlama destekleri, buzağı ve besi destekleri kaldırılmıştır. Ayrıca, yerli
sığır ırkları destekleme dışı tutulmuştur. Verimlilik ve kaliteyi gözetmeyen
2008 destekleme sistemi hayvan ıslahını önemsiz bulmakta ve ülkemiz
hayvancılığının rekabet gücünü ortadan kaldırmaktadır. Çiğ süt fiyatları
düşürülmekte Hükûmet ve Bakanlık bu gelişmelere
seyirci kalarak hayvancılığımızın baltalanmasına çanak tutmaktadır. Diğer
yandan, kaçak hayvan ve et girişi önlenememiş, Türk hayvan besiciliği çok kötü
düzeylere düşürülmüş ve vatandaşlarımız bu faaliyetten vazgeçer hale gelmiştir. Tarımsal girdi
fiyatları aşırı şekilde artmıştır. Bunun sonucu, çiftçilerimiz gübre
kullanamaz, arazisini yeterince işleyemez ve sulayamaz olmuştur. Gübre, yem ve
akaryakıtta yaşanan aşırı fiyat artışlarının önlenmesi için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bir tedbir geliştirememiştir.
Özellikle, gübrede ortaya çıkan “tekel” önlenememiş ve son bir yılda
çeşitlerine göre gübrede fiyat artışları iki katını geçmiştir. Öne sürülen bu
iddialar karşısında, Bakan’ın görevini ihmal ettiği, sorumluluğunun gereğini
yapmadığı, kamu hazinesini zarara uğrattığı, tüm halkımız ve özellikle
çiftçilerimizi mağdur ettiği, zarara uğrattığı açıktır. BAŞKAN –
Bilgilerinize sunulmuştur. 20 Nisan 2008
tarihinde dağıtılan gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin
görüşmenin günü dağıtım tarihinden itibaren on gün içerisinde yapılacak şekilde
Danışma Kurulunca tespit edilerek, ayrıca oylarınıza sunulacaktır. İç Tüzük’ün
37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır;
okutup işleme alacağım. D) Önergeler 1.- Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt’ün; Üreticilerin T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerine
Olan ve Yeniden Yapılandırılan Borçlarının Faizsiz Ödenmesine İlişkin Kanun
Teklifinin (2/2), doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/41) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 2/2 Esas Numaralı
“Üreticilerin T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan ve
Yeniden Yapılandırılan Borçların Faizsiz Ödenmesine İlişkin Kanun Teklifim”
İçtüzüğün 37. Maddesine göre doğrudan gündeme alınması için 15.01.2008
tarihinde görüşülmüş, ancak doğrudan gündeme alınması reddedilmiştir. 2/2 Esas Numaralı
Kanun Teklifimin İç Tüzüğün 37. Maddesi gereğince yeniden doğrudan gündeme alınması
konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 10.04.2008 Ensar Öğüt Ardahan
BAŞKAN – Önerge
sahibi olarak Sayın Ensar Öğüt burada mı? Buyurun Sayın
Öğüt. ENSAR ÖĞÜT
(Ardahan) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Ziraat Bankasına ve tarım kredi
kooperatiflerine çiftçilerin borçları var. Bu borçlarının faizlerinin silinip
anaparanın da dört taksite bölünerek ödenmesiyle ilgili vermiş olduğum kanun
teklifi üzerinde konuşacağım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli
arkadaşlar, Türkiye’deki krizler sonucu çiftçimiz hâlen kendini toparlayamadı.
Yüksek faiz düzenlemesi yapmamıza rağmen, yani düşürmemize rağmen… 2003 yılında
bir iyileştirme yaptık biliyorsunuz, TEFE, TÜFE ortalamasıyla bir faiz
uygulandı, ondan bu yana da çiftçilerimiz Ziraat Bankası ve tarım kredi
kooperatifine borcunu ödeyemediler. Şimdi, 3 Kasımda
olsun, 22 Temmuzda olsun bütün liderler, bütün parti yetkilileri “Gelir gelmez
çiftçi borçlarının faizlerini sileceğiz, anaparayı dörde böleceğiz.” dediler.
AK Parti de dedi ki: “Biz zaten faize karşıyız, faiz haramdır. Hiç merak
etmeyin, Meclise gider gitmez faizi sileceğiz.” Şimdi, Meclis burası kardeşim!
İktidar partisi milletvekilleri bölgelerine gidiyor “Biz köylüye böyle sahip
çıkıyoruz, çiftçiye böyle sahip çıkıyoruz.” diyorlar. Şimdi, değerli
arkadaşlar, bakın, örnekleri vereceğim. Şu resim… Şu resme bir bakar mısınız?
Bu resim, on gün önce Posof’un Aşıküzeyir köyünde
çekilmiş bir resimdir. Elli yıl önceye dönülmüş, traktörünü satmış Aşıküzeyir köylü Medet Öztürk
-ismini de vereyim- on gün önce tarlasını kara sabanla koşmak mecburiyetinde
kalmış. Bakın, Konya çiftçileri şu anda tribünde oturuyorlar. Şunu söylüyorlar:
“Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifleri evimizi, tarlamızı, traktörümüzü
haczetti, sattı. Kalmadı malımız. AK Parti Konya İl Teşkilatına gittik, bizi
kovdular.” İşte arkadaşlar orada, biraz sonra sayın grup başkan vekili
görüşsün. Ben delilli, belgeli konuşuyorum. Şimdi burada da kendi imzası var,
Hasan Çakan. Kendisi “İsmimi verebilirsin.” dedi, Konyalı çiftçilerden Hasan
Çakan. İşte burada. Erzurumlu çiftçilerden -Erzurum İl Başkanımız Nevzat Bey
bildirmiş- Pasinler Alvar’dan 300 tane çiftçi tarım
kredi kooperatifine borcundan dolayı hacizli arkadaşlar. OKTAY VURAL (İzmir) – Her yerde öyle. ENSAR ÖĞÜT
(Devamla) – Batman öyle, Kars öyle, Van öyle, Ağrı öyle, Siirt öyle, Şanlıurfa
öyle… ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Aydın öyle… ENSAR ÖĞÜT
(Devamla) – Yani, Hakkâri öyle, Şırnak öyle, Türkiye'nin her tarafı öyle. Değerli
arkadaşlar, bakın, enteresan bir şey daha söyleyeyim. Ardahan’daki çiftçileri Hükûmet nereden icraya veriyor biliyor musun? Sanki
Ardahan’ı il saymıyorlar, Ardahan’da icra dairesi yok, Hükûmet
yok; Ardahanlı çiftçileri Erzurum’dan icraya veriyorlar. Ardahanlı çiftçi
kalkacak Erzurum’a gidecek, mal beyanında bulunacak hapisten kurtulacak! Böyle
bir şey olabilir mi arkadaşlar ya? Bu, öküzü tereğe çıkarmaktır. Yani, bıçak
terekteyken öküz tereğe çıkmaz, bıçak terekten iner öküz kesilir arkadaşlar.
Erzurum’dan icraya veriyorlar, millet perişan. İşte, belgeleri
burada. Ben belgesiz konuşmuyorum, sayın grup başkan vekiline vereceğim. Değerli
arkadaşlar, bu ülke bizim. Ziraat Bankası sizin döneminizde çiftçinin dostu
değil düşmanı oldu. Ziraat Bankasından kredi almak mümkün değil. 2 tane kefil
istiyor. Kimi? Memur. Hangi memur çiftçiye kefil olabilir? Hanak Tarım Kredi
Kooperatifi var, 1.052 kişi. Hanak, Posof, Damal, Ortakent,
1.052 kişilik -lütfen buraya dikkat edin- Tarım Kredi Kooperatifinin yöneticisi
kaç kişi olabilir arkadaşlar? 1 kişi, 1 kişi. 1 kişi de bilançoyu doğru dürüst
yapmadığı için, milletin hepsi hacizde ve kredi alamıyorlar, 5 kuruş da
alamıyorlar. Ardahan merkezde esnaf sanatkârlar kooperatifi var. Erol Kayatürk. İsmini de veriyorum, niye? “Ben, en son, benzini
üzerime döküp yakacağım kardeşim.” diyor. Tarım kredi kooperatifi, esnaf ve
sanatkârlar kredi kefalet kooperatifi kapatılmış, plasman
alamıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi ya? Doğu’yu Güneydoğu’yu böyle mi
yapacağız arkadaşlar? Biz niye geldik buraya? Bu Meclis ne işe yarar? Yani,
madem geldik buraya, işte kanun teklifi. Bölge milletvekilleri gidiyor orada
hava basıyorlar. Ziraat Bankasına, tarım kredi kooperatifine borcu olmayan
çiftçi yok. RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Özel bankalar sağ olsun! Onlardan alıp oraya veriyorlar. ENSAR ÖĞÜT
(Devamla) - Değerli arkadaşlar, kavgaya da gerek yok. Bu ülke bizim. Türkiye’de
yaşayan toplumun yüzde 30’u çiftçi; 22 milyon insanımız var. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Öğüt, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. ENSAR ÖĞÜT
(Devamla) – Teşekkür ederim. Bölge korkunç göç
verdi, boşaldı bölge. 24 Nisan, biliyorsunuz, sözde Ermeni soykırımı günü
nedeniyle dünyada büyük bir şey hazırlıyorlar, 24 Nisan da geliyor. Bu 24
Nisanda Ermenilere karşı koymak için, “Bu vatan bizimdir, oradaki yaşayan
insanlar da bizimdir. Oradaki yaşayan insanlar nöbetçi olarak orada duruyorlar
kardeşim! O insanlar bizimdir, sahip çıkacağız!” dememiz için bu kanunu
çıkartmamız lazım. Aksi takdirde bizim topraklarımıza, işte başkaları talip
oluyor. Bölgeyi boşaltmak anlamlı değil arkadaşlar, bu çok acıdır. Büyük Millet
Meclisinden buna sahip çıkmasını istiyorum ve vermiş olduğum kanun teklifinin
kabul edilerek Doğu ve Güneydoğu’daki, bütün Türkiye’deki çiftçilerin
kurtulmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim. Önerge üzerinde,
Antalya Milletvekili Sayın Osman Kaptan. Buyurun Sayın
Kaptan. (CHP sıralarından alkışlar) OSMAN KAPTAN
(Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; üreticilerimizin
Ziraat Bankasına, tarım ve kredi kooperatiflerine olan borçlarının yeniden
düzenlenmesi için verilen kanun teklifi lehine söz almış bulunuyorum. Hepinizi
saygıyla selamlarım. Sayın
milletvekilleri, çiftçilerimiz çaresizlik içindedir. Çiftçilerimiz tarımın
desteklenmemesinden, IMF’nin ve Dünya Bankasının sözünden çıkılmamasından,
verilen sözlerin yerine getirilmemesinden, verilen desteklerin zamanında
ödenmemesinden, üretime dönük değil ithalata dönük, dışa bağımlı tarım
politikasından ve anormal derecede artan girdi fiyatlarından rahatsızdırlar,
şikâyetçidirler. Sayın
milletvekilleri, çiftçilerimiz borçla yaşamaktadırlar. Ziraat Bankasına
borçludurlar, tarım kredi kooperatiflerine borçludurlar, TEDAŞ’a
borçludurlar, özel bankalara borçludurlar, bir bankadan borç alıp diğer bankaya
ödemektedirler. Yabancıların satın aldığı özel bankaların bazıları da
çiftçileri birbirine kefil ederek, çiftçilerimizin tarlasını, evini, barkını,
camekânını ipotek ederek, ucuz kredi vererek günü gelip ödeyemeyince de icra
yoluyla tarlasına, camekânına el koymaktadır. Şu anda, çiftçilerimizin 65 bin
dönüm arazisi ipoteklidir. Yabancılara sattığımız bankalar eliyle şimdi de
topraklarımız yabancıların eline geçecektir. Sayın
milletvekilleri, çiftçilerimiz, bu Hükûmet sayesinde
borçla yaşamayı öğrendi, bu Hükûmet sayesinde
ipoteği, icrayı, iflası öğrendi; bu Hükûmet sayesinde
çiftçilerimiz çay parasına muhtaç kaldı. Çiftçilerimizin durumuna, bu durumda
iyi diyebilir miyiz? Bundan Hükûmet sorumlu değil
midir? Sayın milletvekilleri,
üreticimizin aldığı ateş pahası, sattığı hep yok pahasına gidiyor ve
çiftçilerimiz her zaman zarar ediyor. Mazotun fiyatı 3 milyon
lirayı bulmuş ise, gübreye son bir yılda yüzde 16 zam yapılmış ise; enflasyon
yüzde 8,4 iken gübreye enflasyonun 14 katı, 15 katı zam yapılmış ise; demirin
fiyatı 800 bin liradan 1 milyon 700 bin liraya çıkmış ise; tohumdu, ilaçtı,
elektrikti, suydu, sera demiriydi, camıydı, naylonuydu hepsi alıp başını gitmiş
ise bundan çiftçi mi sorumludur Hükûmet mi
sorumludur? Sayın
milletvekilleri, tarım çöküyor, üretici batıyor, verimlilik düşüyor. 2005-2007
arasında üretim azalması buğdayda yüzde 14, arpada yüzde 23,5, kuru fasulyede
yüzde 21,3, mercimekte yüzde 12,4 olmuştur ve bu üretim azalması diğer
ürünlerde de devam edip gitmektedir. AKP döneminde 1,5 milyon insan tarımdan
ayrılmıştır. Son 2007 yılında tarımdan ayrılan sayısı 225 bini bulmuştur.
Bunlar, Hükûmetin tarım politikasının iflas ettiğinin
bir göstergesi değil midir? Sayın
milletvekilleri, IMF Başkanı uyarıyor “Gıda kıtlığı yüzünden pahalı gıda krizi
savaş çıkarır, hükûmet düşürür.” diyor. Dünya ayağa kalkmış, Mısır’da, Tunus’ta, Haiti’de, Filipinler’de protestolar, yağmalamalar oluyor, gıda
depoları eli silahlı askerlerle beklenir duruma gelmişse Türkiye'de ise
buğdayın fiyatı önce yüzde 100 artmış, ekmek pahalanmış, ondan sonra pirinç
fiyatı yüzde 100’ün üzerinde artmış, pirinç fiyatları ikiye, üçe katlanmış ise
tüketicilerin tepkileri, protestoları yükselmiş ise bizim Tarım Bakanı gibi
“Endişe edilecek bir durum yoktur, tarımda sorun yoktur.” diyebilir miyiz? Sayın
milletvekilleri, gerek ülkemizde gerekse dünyada olup bitenler tarımın önemini,
önceliğini daha da artırmaktadır. Bir an önce, tarıma sahip çıkmak için
gecikmeden, ciddi önlemler almamız gerekiyor. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Kaptan, konuşmanızı tamamlayınız, buyurun. OSMAN KAPTAN
(Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Geçen 22’nci
Dönemde sebze, meyve ve narenciyenin üretim ve ihracatındaki sorunlara ilişkin
bir araştırma önergesi verdik; yüce Meclis kabul etti, komisyon kurduk.
Komisyon raporunu Genel Kurul da kabul etti. Sonuç ne oldu? Rapor rafa mı
kalktı? Uygulama hani nerede? Hükûmet niye toptancı
hal yasasını getirmiyor? Tarımda kullanılan elektriğin KDV’si yüzde 18’den
yüzde 1’e niye indirilmiyor? Tarımda kullanılan mazotun özel tüketim vergisi
niye kaldırılmıyor? Tarım ilaçlarında ve gübrede KDV’yi niye yüzde 1’e
indirmiyorsunuz? İhracatımız için çok önemli olan gıda tahlil laboratuvarlarını niye desteklemiyoruz, niye
yaygınlaştırmıyoruz? Sayın
milletvekilleri, bu yasa teklifinde çiftçi borçlarının faizinin silinerek
anaparanın yeniden yapılandırılması istenmektedir. Sorunların çözümünde bu
teklifin yasalaştırılarak… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Kaptan, süremiz doldu. Teşekkür
ediyorum. OSMAN KAPTAN
(Devamla) – Son sözüm. BAŞKAN –
Arkadaşlar, lütfen bir dakika sınırını aşmayalım; beni mazur görünüz. OSMAN KAPTAN
(Devamla) – Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. Gündemin “Seçim”
kısmına geçiyoruz. V.- SEÇİMLER A) Komisyonlara Üye Seçimi 1.- (10/6, 19, 36, 39, 41, 51, 103) esas numaralı Meclis
Araştırması Komisyonuna üye seçimi BAŞKAN –
Uyuşturucu Başta Olmak Üzere Madde Bağımlılığı ve Kaçakçılığı Sorunlarının
Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Genel Kurulun 12/02/2008 tarihli 63’üncü Birleşiminde kurulan (10/6,19,
36, 39, 41, 51, 103) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine
siyasi parti gruplarınca gösterilen adayların listesi bastırılıp sayın üyelere
dağıtılmıştır. Şimdi, listeyi
okutup oylarınıza sunacağım. Buyurun: Uyuşturucu Başta
Olmak Üzere Madde Bağımlılığı ve Kaçakçılığı Sorunlarının Araştırılarak
Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması
Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi Adı Soyadı Seçim
Çevresi AK
Parti (10) Necdet Ünüvar Adana Vahit Kiler Bitlis Mehmet Erdoğan Gaziantep Yahya Doğan Gümüşhane Rüstem Zeydan Hakkâri Mehmet Domaç İstanbul Musa Sıvacıoğlu Kastamonu Hasan Kara Kilis Gönül Bekin Şahkulubey Mardin Lütfi Çırakoğlu Rize CHP
(3) Yaşar Ağyüz Gaziantep Canan Arıtman İzmir Ahmet Ersin İzmir MHP
(2) Hasan Özdemir Gaziantep Reşat Doğru Tokat DTP
(1) M. Nuri Yaman Muş BAŞKAN – Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Meclis
Araştırması Komisyonuna seçilmiş bulunan sayın üyelerin 22/04/2008
Salı günü (bugün) saat 17.30'da Halka İlişkiler Binası B Blok, 2'nci kat,
4'üncü banko, 10 no.lu Meclis araştırması komisyonları toplantı salonunda
toplanarak başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmalarını rica
ediyorum. Komisyonun
toplantı yer ve saati ayrıca plazma ekranda ilan edilecektir. Gündemin “Sözlü
Sorular” kısmına geçiyoruz. VI.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI 1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, yurt dışı
seyahatlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/239) BAŞKAN – Soruyu
cevaplandıracak Sayın Bakan? Yok. Sorunun
görüşülmesi ertelenmiştir. 2.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, medyadaki
kadın ve magazin programlarına ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü
soru önergesi (6/243) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı 3.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, TÜBİTAK’ın desteklediği projelere ilişkin Devlet Bakanı Mehmet
Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/372) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı 4.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün,
TRT’de bir siyasi partinin kadın kolları kongresinin naklen yayınlanmasına
ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/410) ve Devlet
Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı 5.- İstanbul Milletvekili Sacid
Yıldız’ın, bir televizyon programına uygulanan cezaya ilişkin Dev-let Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/471) ve
Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı 6.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün,
televizyon dizilerindeki bazı sahnelerin sürelerine ilişkin Devlet Bakanı
Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/519) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın
cevabı 7.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün,
TRT’nin yönetimine ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi
(6/586) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı 8.- Van Milletvekili Özdal
Üçer’in, yayınlanan bazı dizilere ilişkin Başbakandan sözlü soru öner-gesi (6/588) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın, gündemin “Sözlü Sorular”
kısmının 2, 50, 84, 140, 183, 250 ve 252’nci sıralarındaki soruları birlikte
cevaplandırmak istemişlerdir. Şimdi bu soruları
sırasıyla okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıda yer alan
sorumun Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın tarafından sözlü olarak
cevaplandırılmasını arz ederim. 20.11.2007 Ahmet
Duran Bulut Balıkesir 1) Görsel
Medyanın sunduğu kadın programları ve magazin programı adı altında, izleyiciyi
kendine bağlayan programlar, RTÜK tarafından özel bir denetime tabi tutulmuş
mudur? Denetim yapılmışsa, konu ile ilgili ne kararlar alınmıştır? 2) Bu
programlarda kullanılan Türkçenin temiz ve doğru kullanımı için özel bir tedbir
alınmasını gerekli görüyor musunuz? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıda
belirtilen soruların TÜBİTAK’tan sorumlu Devlet Bakanı Sayın Prof. Dr. Mehmet
Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz
ederim. Prof
Dr. Alim Işık Kütahya 1) TÜBİTAK
tarafından 2007 yılında desteklenen yeni araştırma ve geliştirme projelerinin
sayısı ve destek tutarı ne kadardır? 2) Bu projelerin
üniversiteler, Bakanlık Araştırma Enstitüleri ve son dönemde desteklenmeye
başlanan sanayi projeleri açısından dağılımları sayı ve tutar olarak nasıldır? 3) Değerli bir
bilim insanı olan TÜBİTAK Başkanının uzun süredir vekâleten görev yapmasının
nedeni nedir? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki
sorularımın Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın tarafından sözlü olarak
cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. Yaşar
Ağyüz Gaziantep Bakanlığınıza
bağlı TRT Genel Müdürlüğü yasalara bağlı, topluma karşı tarafsız ve bağımsız
yayın yapmak zorunda olan etkin iletişim kurumudur. 1) 19 Ocak 2008
Cumartesi günü öğleden sonra AKP lideri Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın
katıldığı, AKP Ümraniye Kadın Kolları 2. Olağan Kongresi’nde yaptığı bir
saatlik konuşması hangi yasaya dayanarak, hangi görev anlayışı ile TRT’den
naklen yayınlanmıştır? 2) Bir Hükümet
icraatı veya devlet töreni olmayan, siyasi içerikli, bağımsız kurumlara,
basına, yargıya ve siyasi muhalefete cevap olan, bu naklen yayın için ilgililer
hakkında soruşturma açmayı düşünüyor musunuz? Bu kurumlar cevap hakkı isterse
verecek misiniz? 3) Böyle bir
siyasi içerikli kongreden naklen yayın talebi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde
grubu bulunan diğer siyasi partilerden gelirse aynı yaklaşımı gösterecek
misiniz? Liderlerin katıldığı siyasi parti kongrelerini bundan böyle naklen
verecek misiniz? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki
sorularımın, Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını dilerim. Prof.
Dr. Sacid Yıldız İstanbul Demokratik, hukuk
devletinde herkesin haber alma özgürlüğü vardır. Tarafsız basın bunun
bilincinde olup gerektiği şekilde yayın yapmaktadır. Kanal D’de
yayınlanan Arena adlı program, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun el koyduğu
batık bankaya ait şirketlerden birine atadığı yöneticinin rüşvet aldığını gizli
kamera ile ortaya çıkardığı için uyarı cezası aldı. Yargıtay, kamu yararı
olduğu takdirde bu tür görüntülerin kamuya aktarılmasının sakıncalı olmadığını
karar altına almıştır. Bu nedenle; 1) Kanal D
Televizyonu ve Arena Programı dışında gerçekleşmiş olan gizli kamera
gerekçesinin arkasına sığınarak sansür uygulanması sizce doğru mudur? 2) Konu ile
ilgili rüşvet aldığı saptanan kişiler hakkında hukuki bir işlem yapılmış mıdır? 3) Pek çok kişiyi
ilgilendiren bir konu hakkında, insanların haber alma özgürlüğünü kısıtlamak
demokratik devlet anlayışıyla bağdaşıyor mu? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki
sorularımın Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını
saygılarımla arz ederim. Yaşar
Ağyüz Gaziantep Kamuoyunda ve
basında yeni yasa düzenlemesi ve televizyon dizilerindeki alkollü sahnelere
kafayı takmakla tartışılan Bakanlığınıza bağlı Radyo Televizyon Üst Kurulunun, 1) RTÜK İzleme ve
Değerlendirme Dairesinin, ulusal televizyonlarda yayınlanan dizileri gözlem
altına alması baskı ve sansür değil midir? 2) Dizilerdeki
alkollü sahnelerin süresini araştırmak bu daireye verilen özellikli bir görev
midir? Hangi yasal yetki ile yapılmaktadır? 3) Dizilerde
hangi sahnelerin ne kadar süre ile yer alması gerektiğini veya yer almamasını
belirlemeyi, engellemeyi düşünüyor musunuz? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki
sorularımın Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğünden sorumlu Devlet
Bakanı Sayın Mehmet Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını
saygılarımla arz ederim. Yaşar
Ağyüz Gaziantep 1) Bakanlar
Kurulunca 21.01.2008 tarihinde kararlaştırılan ve Türkiye Büyük Millet
Meclisine gönderilen “Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” yeni bir kadrolaşmayı ve çalışanların
tasfiyesini mi amaçlamaktadır? 2) TRT’nin
sorunu, Özel Radyo ve Televizyonculuk ile rekabet edememesi çağın gereklerine
uygun yapıda olmaması, siyasi yandaşlığı esas alan yanlış ve yetersiz
kadrolaşmanızın sonucu değil midir? 3) Bilimsellik,
çağdaşlık ve üretkenlik öne çıkarıldığında başarılı programlara imza atan
TRT’yi bu yasa değişikliği ile, İktidarın ve
AKP’nin sesi mi, yoksa özelleştirmenin altyapısını oluşturmayı mı
hedefliyorsunuz? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki
sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından anayasanın 98. ve
içtüzüğün 99. maddeleri gereğince sözlü olarak cevaplandırılmasına
aracılığınızı arz ederim. Özdal Üçer Van Son dönemlerde
diziler yoluyla yeniden tanımlanan etnik kimlikler (Kürtler, Romanlar,
Ermeniler, Aleviler) ülkede yaşanan tüm olumsuzlukların nedeni olarak
yansıtılmaktadır. Gazi, Kurtlar Vadisi, ParsNarkoterör,
Görgüsüzler, Tek Türkiye ve Köprü gibi dizilerin içeriği incelendiğinde bütün
amacının bu olduğu anlaşılacaktır. Yayınlanan dizilerde silah kullanımına ve
şiddete aşırı yer verilmektedir. Sorunların çözümünün silah ve şiddetle
olabileceği başka bir çözümün olmadığı mesajı verilmekte, şiddet çok meşru bir
yöntemmiş gibi gösterilmektedir. Yapılan
yayınlarla ilgili olarak; 1) RTÜK denetleme
görevini niçin yerine getirmemektedir? 2) Toplumsal
hassasiyetleri zedeleyen bu tarz yayınların önüne niçin geçilmemektedir? 3) Halkı ve
özellikle de çocukları şiddete yönlendiren, silah kullanımını özendiren
dizilerle ilgili ne gibi önlemler alınması düşünülmektedir? BAŞKAN – Soruları
cevaplandırmak üzere Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın, buyurun. DEVLET BAKANI
MEHMET AYDIN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bana tevcih
edilen soruları topluca cevaplandırmak istiyorum. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Önce Sayın Ahmet
Duran Bulut’un sorularına cevap vereceğim. Bilindiği gibi
3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunla
radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesi ve denetlenmesi görevi Radyo ve
Televizyon Üst Kuruluna tevdi edilmiştir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu,
programları, yayınlandıktan sonra, ilgili yasa hükümlerine uygunluk açısından
denetlemekte olup Üst Kurulun programlara yayından önce müdahale etme veya
programları yayından kaldırma yetkisi yoktur. Yayınlar, Üst
Kurul uzmanlarınca titizlikle takip edilmekte ve yasa hükümlerine aykırı
yayınlar için rapor düzenlenmekte; bu raporlar ve yayın kopyaları Üst Kurulca
değerlendirilerek, gerektiğinde, aynı yasanın 33’üncü maddesi hükümlerine göre,
kuruluşlara, sırasıyla, uyarı, özür dileme, program durdurma, para cezası ve
geçici yayın durdurma cezası şeklinde müeyyideler hukuki sürecin tamamlanması neticesinde
uygulanmaktadır. Soru önergesine
konu olan magazin ve kadın programları da izlenerek, ilgili yasada yer alan
yayın ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmektedir. Üst Kurul tarafından bugüne
kadar bu tür yayınlarla ilgili bazı programlara uygulanan müeyyide türleri sayı
itibarıyla oldukça fazladır ve kısaca şöyledir: 158 uyarı müeyyidesi, 32
program durdurma, 2 para cezası, 1 artırımlı para cezası. İkinci soruyla
ilgili olarak: Yasanın yayın ilkelerini düzenleyen 4’üncü maddesinin (h)
bendinden iktibas ediyorum: “Türkçenin; özellikleri ve kuralları bozulmadan
konuşma dili olarak kullanılması; millî birlik ve bütünlüğün temel
unsurlarından biri olarak çağdaş, kültür, eğitim ve bilim dili hâlinde
gelişmesinin sağlanması” -iktibas burada bitiyor- hükmü yer almaktadır. Bu
hükme aykırı yayınlar nedeniyle bugüne kadar birçok yayın kuruluşuna çeşitli
müeyyideler uygulanmıştır. Ayrıca, tüm yayın kuruluşlarına yönelik olarak Üst
Kurulca düzenlenen eğitim seminerlerine Türk Dil Kurumu Başkan ve uzmanları da katılmakta,
yayıncılara Türk dilinin önemi ve doğru kullanımı hakkında kapsamlı bilgiler
verilmektedir. Üst Kurul, yine, düzenleme yetkisi çerçevesi
kapsamında yayın kuruluşlarında imla yanlışları, söyleşi bozuklukları, deyim ve
birleşik fiil yanlışlıkları, alıntıların yanlış kullanımı, çeviri yanlışları,
vurgu ve duraklama yanlışları, kelimelerin yanlış kullanılması, yabancı
kelimelere özenme, anlatım bozuklukları, müstehcen kaba sözler vesaireyle ilgili de yine “Radyo ve TV Türkçesinin
Kullanımı” isimli geniş çaplı bir araştırmayı kamuoyuna ve kamuoyunun
istifadesine sunmuş bulunmaktadır. Kütahya
Milletvekilimiz Sayın Profesör Doktor Alim Işık’ın
sorularına gelince: Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu yani
TÜBİTAK tarafından, 2007 yılında toplam bütçesi 159.615 -kuruşları atıyorum-
YTL olan 1.267 adet akademik ARGE projesinin; bunun yanı sıra kamu
kuruluşlarının ARGE ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak toplam bütçesi
343.361 YTL olan 38 projenin ve toplam bütçesi 961.860 YTL olan özel sektöre
ait 732 adet sanayi ARGE bütçesinin desteklenmesine karar verilmiştir. Destek
verilen projelerin, üniversiteler, bakanlık, araştırma enstitüleri ve sanayi
projeleri açısından dağılımlarını gösteren tablolar oldukça uzun olduğu için
burada dikkatinize sunmuyorum. Ama bunları talep eden ilgili arkadaşlarımıza
her zaman verebilecek durumdayız. Gaziantep Milletvekili Sayın Yaşar Ağyüz’ün
sözlü sorusuna cevap veriyorum: İlgili Yasa’nın -demin okuduğum RTÜK’le ilgili
Yasa’nın- yayın ilkelerine göre, yayın ilkelerini düzenleyen 4’üncü maddesi (z)
bendinde “Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini
zedeleyecek türde programların seyredilebileceği saatlerde yayınlanmaması”,
Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik’in
5’inci maddesi (z) bendinde ise “Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve
ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programlar, korunması gereken izleyici
kitlenin seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmamalıdır. Yayınlarda ilgi çeken kişi veya karakterler, çocuk ve genç
izleyicileri özendirerek, onların duygusal, ahlaki ve sosyal gelişmelerini
olumsuz yönde etkileyebilecek biçimde gösterilmemelidir. Tür ve içerik gereği;
cinsellik, şiddet ve olumsuz örnek alınabilecek davranışlar (kumar, alkol,
uyuşturucu kullanımı, kötü dil, intihar vb.) içeren yayınlar, saat 23.00 ile
05.00 arasında, farklı yaş grupları gözetilerek, sesli-yazılı uyarılar yapılmak
suretiyle yayınlanmalıdır. Bu tür programların tanıtım duyurularında, şiddet,
cinsellik vb. içeren bölümler kullanılmamalı ve bu duyurular saat 21.30'dan
sonra yapılmalıdır.” hükmü yer almaktadır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yerli dizilerde yer alan alkollü
sahneleri saniye saniye tespit ettiği, hangi dizi
filmde ne kadar alkol sahnesi bulunduğuna dair süreler ve diyalogların yer
aldığı şekilde 19 Şubat 2008 tarihli günlük bir gazetede “RTÜK’ün İçki Nöbeti”
başlığıyla yayınlanan haber üzerine, aynı gün Üst Kurul tarafından kamuoyunun
konu hakkında aydınlatılmasına yönelik bir basın bildirisi yayınlanmıştır.
Basın bildirisinde de açıklandığı üzere söz konusu habere konu olan rapor, 2006
yılında -tekrar ediyorum, 2006 yılında- o zamanki “178 Alo RTÜK” şikâyet
hattına ve RTÜK web adresine, izleyicilerden, yerli dizilerle ilgili çok fazla
miktarda şikâyet gelmesi ve gazetelerde de konuyla ilgili haber ve yorumlar
yayınlanması üzerine bir durum tespiti yapılması amacıyla hazırlatılmıştır. Rapor, Üst Kurulun gündemine alınmış ve değerlendirilmiş ve onunla
ilgili de anılan habere konu olan ve yeniymiş gibi sunulan raporun 2006 yılında
tanzim edildiği gerçeği, dikkatli okurlar tarafından kolayca anlaşılır bir
durumda ortaya konmuştur. Çünkü raporda yer alan, habere konu edilen dizi
filmlerinden üçü -Ihlamurlar Altında, Karınca Yuvası ve Yabancı Damat- zaten
çoktan sona ermişti. Yine dikkatli okurlar, devam eden dizilere ait
diyalogların eski bölümlere ait olduğunu hemen fark edecektir de. Dolayısıyla,
gazete, 2006’da hazırlanan bir raporu “yeni” gibi sunarak okurları, maalesef,
yanıltmıştır. Kaldı ki sözü edilen rapor nedeniyle hiçbir diziye alkol
sahnelerinden dolayı Üst Kurulca herhangi bir müeyyide de uygulanmış değildir. 3) Öte yandan,
haberde iddia edildiği gibi, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun dizi filmleri ve
herhangi bir program türünü fişlemesi söz konusu değildir. 3984 sayılı Yasa’da
belirtilen yayın ilkelerine uygunluk açısından yayınları denetleyen Üst Kurul,
tüm televizyon kanallarını kapsayan rutin taramalar yapmaktadır. Bu taramalarda
genellikle, reklam yerleştirme, sürelerin aşılıp aşılmadığı, eğitim ve kültür
programlarına yasada belirlenen sürelerde yer verilip verilmediği, şiddet
içeren unsurlara yayınlarda ne ölçüde yer verildiği tespit edilmektedir. Bazen,
gelen şikâyetlerin konusuna bağlı olarak da taramalar yapılabilmektedir. Örneğin,
2005 yılında, yine şikâyetler üzerine bütün yerli dizilerde tütün kullanımını
özendiren sahneler taranmış ve pek çok kanala müeyyide uygulanmıştır. Bu
çalışmalar rutin taramalar olup, gazetenin iddia ettiği gibi, Üst Kurulun
programları fişlemek gibi herhangi bir maksadını içermemektedir. Sayın Sacid Yıldız’ın sorularına cevap veriyorum: Bilindiği gibi,
Anayasa’mızda kişi hürriyeti ve güvenliği “Temel Haklar ve Ödevler” başlığı
altında ifadesini bulmuş ve koruma altına alınmıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu’nda ise 140’ıncı maddede ifade edildiği şekilde, suç şüphesi altındaki
kişilerin dahi teknik araçlarla izlenmesi ancak hâkim kararıyla mümkün
olabilmektedir. Ayrıca, Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri
Hakkında Yönetmelik’in 5’inci maddesinin (f) bendinde
“Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine saygılı olunmalı, kamu çıkarlarının
gerektirdiği durumlar dışında, kişilerin özel hayatı ve özel belgeleri yayın
konusu yapılmamalıdır. Kişilerin izinleri olmadıkça, konut dokunulmazlığına
aykırı şekilde herhangi bir yayın yapılamaz… Kişilerin bu konuda izni olması
şarttır ve bundan vazgeçilemez…” Ayrıca şu ifade
gayet açık bir biçimde yer almaktadır: “…yargı kararları dışında, gizli kamera,
gizli mikrofon veya benzeri yöntemlerle yapılan çekimler veya tespit edilen ses
kayıtları, ilgililerin izni olmadan asla yayınlanamaz. Kişilerin zaafları
istismar edilerek kurgulama yöntemiyle rüşvet, cinsel taciz ve benzeri
senaryoları içeren yayın yapılmamalıdır.” hükmü yer almaktadır. Bu bağlamda, TMSF görevlisinin gizli kamera çekim görüntülerinin
“Kişi hürriyetlerinin hâkim kararıyla sınırlanabileceğine” dair Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun 140, 135/6 ve 139’uncu maddeleriyle bağdaşmaması dolayısıyla, “Kanal
D” logosuyla yayın yapan “DTV Haber ve Görsel Yayın Anonim Şirketi” unvanlı
kuruluşun 19 Kasım 2007 tarihinde saat 00.15’te yayınladığı “Arena” adlı
programında, 3984 sayılı Kanun’un 4756 sayılı Kanun’la değişik 4’üncü
maddesinin birinci fıkrasında belirlenen “Radyo, televizyon ve veri yayınları,
hukukun üstünlüğüne uygun olarak kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılır.”
ilkesinin ihlal edildiği Üst Kurulca tespit edilerek uyarı müeyyidesi
uygulanmasına karar verilmiştir. Öte yandan, söz
konusu müeyyide kararından sansür olarak söz edilebilmesi için, programın
yayından önce denetlenebilmesi, dolayısıyla programın yayınlanmasının
yasaklanması gerekir. Oysa Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, programları
yayınladıktan sonra ilgili yasa hükümlerine uygunluk açısından denetlemekte
olup Üst Kurulun programlara yayından önce müdahale etme veya programları
kaldırma yetkisi, biraz önce de söylediğim gibi, bulunmamaktadır. Söz konusu olayda
yer alan kişiler hakkında hukuki bir işlem yapılıp yapılmadığı soruluyor.
Elbette Üst Kurulun zaten böyle bir iş yapma görevinin olmadığını hepimiz
biliyoruz. Bilindiği üzere, Üst Kurulun aldığı tüm kararlar yargı denetimine
tabi olup müeyyide kararları yargıya başvurulması hâlinde yargı kararları
doğrultusunda uygulanabilmektedir. Hukukun üstünlüğü ilkesi ise demokratik
devletin vazgeçilmez şartlarından biridir. Bu nedenle, yargı kararı olmadan
yapılan gizli kamera çekimleri nedeniyle uygulanma kararı alınan uyarı
müeyyidesinin, hukukun üstünlüğü, kişi hak ve hürriyetleri açısından ele
alındığında, demokratik devlet anlayışına aykırılık taşımadığı açıkça
anlaşılmaktadır. Ayrıca, Yargıtay
4. Hukuk Dairesinin kararında Anayasa’nın 20’nci maddesinde herkesin özel
hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip bulunduğu, özel hayatın
gizliliğine dokunulamayacağı açıkça belirtilmiştir. Yine, Türk Medeni
Kanunu’nun 24’üncü ve 25’inci maddelerinde, Türk Ceza Kanunu’nun 134’üncü
maddesinde ve Borçlar Kanunu’nun 49’uncu maddesinde bütün bu hususlar gayet
açık olarak ifade edilmiştir. Sonuç olarak “Bir kişinin, hukuka aykırı bile
olsa, konuşmalarının ve görüntüsünün gizli kamera ile kayda alınması, aynen
telefon konuşmalarının yasa dışı dinlenmesinde olduğu gibi, onun kişilik
haklarına ve özel yaşamına saldırı niteliği taşımaktadır. Bu kayıt ve
görüntülerin televizyon yoluyla kamuoyuna yansıtılması kişilik haklarına
yapılmış ikinci bir saldırı niteliğindedir.” görüşlerine yer verilmektedir.
Görüldüğü üzere Yargıtayın bu içtihat kararı ile Üst
Kurulun aldığı uyarı müeyyide kararı arasında tam bir uyum söz konusudur. Yine aynı
arkadaşımızın yeni yasa tasarısı ile ilgili sorduğu soruya kısaca cevap
vereyim. Çünkü o en kolay soru: “Bu yasa kadrolaşma için mi çıkarılıyor,
düzenleniyor?” Cevabı: Hayır. “Hükûmetin sesi olması için mi çaba sarf ediliyor?” Cevap:
Hayır. Üçüncü soru: “Bu
kadar personel fazlalığına rağmen kaliteli programların yapılamaması ve
dolayısıyla diğer özel televizyonlarla yarışamamasının sebebi nedir?” Pek çok
sebebi var. Açıkçası onların hepsini burada izah etmem mümkün değil ama bir tek
sebebini söyleyeyim: Dünyadaki bütün büyük televizyon kanallarından farklı
olarak bizim TRT’mizde oldukça sınırlı yayınla ve teknik işlerle uğraşan bir
kadromuz vardır. Yayıncı diyebileceğimiz, teknik personel diyeceğimiz sayı
oldukça azdır, 2 bin küsurdur -şu anda rakam elimde yok- ama idari hizmetlere
bakan bunun aşağı yukarı 2 katıdır. Hâlbuki, diyelim
ki BBC’yi aldığınız zaman veya dünyadaki öteki büyük
kanalları aldığınız zaman durum tersinedir. Yani yayın hayatıyla ilgilenen,
işin teknik ve teknolojik boyutuyla ilgilenen personel sayısı çok daha
fazladır. İdari personel çok daha azdır ve oralarda bu teknik personel
-yayıncıyı da bir tür teknik personel çerçevesi içinde düşünürsek- neredeyse 2
mislidir. Bir de Başbakanla
ilgili bir soru var, onu da hemen kısaca cevaplandırayım. Onda Sayın Başbakanın
İstanbul’daki bir programda konuşmasının süresi sorulmakta. O süre on altı
dakikadır ve tamamen haber niteliği taşıdığı için haber bağlamında verilmiştir.
Yoksa Başbakanın o günkü konuşması veya bir gün önce, bir gün sonra yaptığı
konuşmalar yine oldukça uzun olduğu hâlde, bunlardan birinde bir dakikalık,
diğerinde de bir buçuk dakikalık bir zaman ayrılmıştır. Doğrudur, eğer bu
şekilde… Partilerimizin genel başkanlarının haber niteliği taşıyan konuşmaları,
benim bildiğim ve takip ettiğim kadarıyla, zaten kanallarda yansıtılmakta,
özellikle haber kanallarında bunlara yer verilmektedir. Yer verilmek
zorundadır, hem TRT’nin özerk konumu ve durumu zaten bunu gerektirmektedir hem
de ayrıca zaten bu türden yayınlar yapılmazsa vatandaş bunu hemen hissedebilmekte,
görebilmekte ve ona karşı da tepkisini koyabilmektedir. Dolayısıyla, TRT,
şeffaflığı ve hesap verirliği göze almak durumunda olan bir kamu kuruluşudur. Sayın Özdal Üçer’in sorduğu soruların cevabına geliyorum. Soru
önergesine konu olan kurgu niteliğindeki dizi programlar da uzmanlarımız
tarafından sürekli olarak izlenmekte ve yasada yer alan -bu kadın ve diğer
konularla ilgili soruyu cevaplandırıyorum- yayın ilkelerine aykırı hususların
tespiti hâlinde de bunlara müeyyideler uygulanmaktadır. Çeşitli yayın
kuruluşlarına bugüne kadar, 3984 sayılı Yasa’nın yayın ilkelerini düzenleyen
4’üncü maddesinin (v) bendinde yer alan “yayınların şiddet kullanımını
özendirici veya ırkçı, nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması”
ilkesine aykırı yayınlar nedeniyle 99 kez uyarı, 16 defa program durdurma ve 4
kez de para cezası müeyyidesi uygulanması kararı verilmiştir. İkinci soru:
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, denetleme görevinin yanı sıra, düzenleme
yetkisi çerçevesinde, özellikle çocuklara ve gençlere kötü örnek olacak,
onların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek yayınlara
yönelik, toplumun bilinçlendirilmesi amacıyla çeşitli çalışmalar yapmaktadır.
Çocukların zararlı yayınlardan korunması amacıyla geliştirilen “akıllı işaretler
simge sistemi” 23 Nisan 2006’da hayata geçirilmiştir. Deneme aşamasında bulunan
sistemin yayın kuruluşlarınca hatalı kullanılan ve aksayan yönleri tespit
edilmektedir. Söz konusu semboller iki gruptan oluşmaktadır. Bir, evvela yaş
sembolleri: Genel izleyici kitlesi; bu “tüm izleyici kitlesi içindir” anlamına
geliyor. “7+ yedi” yaş ve üstü izleyiciler içindir, “13+” on üç yaşından yukarı
olan izleyiciler içindir ve “18+” da on sekiz yaş ve üstü izleyiciler içindir.
İçerik sembolleri, şiddet, korku, cinsellik ve olumsuz örnek oluşturabilecek
davranışları içeriyor. Akıllı işaretlerle ilgili her türlü bilgi, RTÜK’ün web
sayfasında hizmete sunulmuştur, hizmete amadedir. Üçüncü soru:
Televizyon dünyası ile gerçek dünya birbirinin elbette her zaman aynı olmuyor.
Televizyon, doğası gereği, gerçek dünyayı yeniden kurgulayarak yansıtıyor. Gerçek dünyayı ilgi çekici, seyirlik malzeme hâline getirmek,
amaçlarından biri. Her gün yinelenen bu görüntülerle de kalıcı, uzun
süreli bir dünya algılaması, sosyal gerçeklik yaratılmaya çalışılıyor. Bu,
yavaş yavaş gerçekleşen, birikim sonucu oluşan bir
süreçtir. İnsanların televizyon izleme miktarına bağlı olarak da, birçok kişi,
bu sunulan gerçekliği zaman zaman gerçek dünya olarak
da tanımlayabilmektedir. Özellikle çocuklar üzerinde son derece etkili olan bu
olumsuzluğu ortadan kaldırabilmek için, en azından azaltabilmek amacıyla,
ilköğretim okullarında medya okuryazarlığı dersi okutulmasına ilişkin protokol,
Üst Kurul ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 22 Ağustos 2006 tarihinde
imzalanmıştır. Medya okuryazarlığı dersi 2007-2008 öğretim yılında ilköğretim
okullarında seçmeli ders olarak okutulmaya başlanmıştır. Bunun
yanı sıra Üst Kurul, kamuoyunun söz konusu programların yaratacağı olumsuz
etkilere karşı duyarlı hâle getirilmesi amacıyla, Sağlık Bakanlığı ve çeşitli
üniversitelerin bünyesindeki psikiyatr, psikolog ve sosyologlar tarafından
Radyo ve Televizyon Üst Kurulundan bağımsız olarak hazırlanan bir çalışmayı da
hem kitap olarak bastırıp dağıtımını yaptırmış hem de ayrıca web sayfasındaki
adresinde yayınlamıştır bunları. “Televizyon programlarındaki şiddet
içeriğinin, müstehcenliğin ve mahremiyet ihlallerinin izleyicilerin ruh sağlığı
üzerindeki olumsuz etkileri.” adlı bu çalışmaya pek çok basın ve yayın
organında yayınlanan haberlerde atıf yapılmak suretiyle kamuoyunun dikkati
çekilmektedir. Ayrıca, Türkiye’de televizyon yayıncılığı alanında yaşanan
sorunlar karşısında yayın kuruluşlarının etrafında uzlaşacakları ortak bir etik
davranış zemini oluşturulabilmesi için Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ve
Televizyon Yayıncıları Derneği iş birliğiyle yürütülen çalışmalar sonucunda
hazırlanan “Yayıncılık Etik İlkeleri” 3 Temmuz 2007 günü RTÜK Başkanı ile
ilgili Derneğin Başkanı arasında bir protokol olarak imzalanmıştır. Sayın Başkan,
zannediyorum, elimdeki notlarıma göre, bana sorulan soruların cevapları burada
sona eriyor. Hepinize tekrar saygılarımı sunuyorum, hepinize teşekkür ediyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Bakanım. Genel Kurulda bulunup
da soru sahibi arkadaşlardan söz talebi olanlar var mı efendim? Van Milletvekili
Sayın Özdal Üçer, buyurunuz. ÖZDAL ÜÇER (Van)
– Teşekkürler Sayın Başkan. Ben, konuşmama
başlamadan önce, sormuş olduğum sorulara yönelik net, bilgilendirici ve sorularla
ifade etmiş olduğumuz sorunlara çözümleyici bir yaklaşımın sergilenmediğini
ifade etmek isterim. Her nedense daha evvelki soru önergelerimize de yazılı ve
sözlü soru önergelerimize de sorunu çözümleme mantığıyla değil, sorunun ifade
edilmiş olmasından duyulan rahatsızlıkla cevap verilmiş olması bizi de ayrıca
rahatsız etmektedir. Burada konunun
içeriğinden çok bağımsız cevaplar verildi. Teknik düzenlemelerin, zaten mevcut prosedürün herkes farkında. Sorumuzun içeriğinde, özellikle
son dönemde şiddeti yaygınlaştıran, silah kullanımını özendiren ve toplumun
farklı kültürel kesimleri, etnik yapıları arasındaki farklılıkları birer kin,
nefret unsuruymuş gibi yansıtan dizilere yönelik herhangi bir tedbirin neden
alınmamış olmasından bahsediyorduk fakat bu tür, bu içeriğe yönelik herhangi
bir cevap verilmedi; sadece benzeri konularda, genel anlamda şiddete yönelik,
mevcut prosedürün detaylarına ilişkin cevaplar
verildi. Mesela “Pars Narkoterör” filminden Van halkı
çok büyük bir oranda rahatsızlık duyuyor. Sanki Van’da yaşayan bütün Kürtler
illegal işler yapıyormuş gibi, vatandaşlık sorumluluklarını yerine
getirmiyormuş ve bu diziyle topluma lanse ediliyormuş gibi şeklinde
yansıtılıyor. Van halkı bundan büyük bir rahatsızlık duyuyor. Buna ilişkin
ayrımcı… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Üçer, iki dakikalık süre vermiştim. Çok kısa bir açıklamayı amirdir İç Tüzük. O
hakkınızı kullandınız. Meramınız da anlaşılmıştır. Sayın Bakan da burada. ÖZDAL ÜÇER (Van)
– Tamam, anlaşıldı. Teşekkür ederim. BAŞKAN - Evet,
diğer arkadaşlarımın söz talebi yok. Sayın Vural’a söz
vereceğim. Sayın Vural’a
verdiğim söz sorularla ilgili değil, yerinden kısa bir açıklama isteği olmuştu,
o gerekçeyle vereceğim. Bu süreyi de sonrasında soru-cevap işlemine ekleyeceğim. Buyurun. VII.- AÇIKLAMALAR 1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, TRT’nin siyasi
partilerle ilgili yayınlarına ilişkin açıklaması OKTAY VURAL
(İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Öncelikle iki
milletvekilimiz Sayın Ahmet Duran Bulut ve Alim Işık
Bey’in sorularına verdikleri cevaptan dolayı teşekkür ederim. Bir
milletvekilimiz raporlu, diğeri de yurt dışında bulundukları için burada
bulunamadılar. Sayın Bakan,
TRT’nin yayınlarının hesap verilebilirlik ve şeffaf olduğunu ifade ettiler. Çok değerli
milletvekilleri, bu konuda Sayın Bakana yönelttiğim bir yazılı soru
önergesinde, TRT’nin siyasi partilere haber ve süre açısından ne kadar yer
verdiğine ilişkin bir soru sormuştum 2005, 2006, 2007 tarihleri arasında.
Aldığım cevap aynen şudur: “TRT yayınları bir yıl süreyle muhafaza
edilmektedir. Muhafaza edilen haber programlarının hangilerinde siyasi
partilere yer verildiğinin belirlenmesi ise tüm yayınların tek tek taranmasıyla mümkündür. Bu durumda da hangi kanalda kaç
kez yayınlandığı bilinmemektedir.” Şimdi soruyorum:
Bu TRT, nasıl bu partiler arasında tarafsız davrandığını tespit edebilmektedir?
RTÜK’e sorduğum soruda da, RTÜK de diyor ki: “Siyasi partilerle ilgili
yayınlarda herhangi bir istatistiki bilgi
tutulmamaktadır.” Şimdi soruyorum:
3984 sayılı Kanun’a göre, siyasi parti grupları arasında fırsat eşitliği
sağlanması ve tek taraflı yayın yapmamasını nasıl denetliyor? TRT bununla
ilgili bir hesap ve bilgi bile vermiyor. O bakımdan, Sayın
Bakanın söylediği şeffaflık ve hesap verilebilirlik açısından -bunu da bir
taahhüt olarak kabul ediyoruz- 2003-2007 arasında hangi siyasi partiye haber ve
programlarda ne kadar süre verilmiştir? Bunlarla ilgili bir araştırmayı
gönderirse, gerçekten bu konuda hesap sormak açısından önemli bir fırsat
olacaktır. Teşekkür ederim
Sayın Bakanım. BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum. VI.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI (Devam) 2.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, medyadaki
kadın ve magazin programlarına ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü
soru önergesi (6/243) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (Devam) 3.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, TÜBİTAK’ın desteklediği projelere ilişkin Devlet Bakanı Mehmet
Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/372) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı
(Devam) 4.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün,
TRT’de bir siyasi partinin kadın kolları kongresinin naklen yayınlanmasına
ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/410) ve Devlet
Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (Devam) 5.- İstanbul Milletvekili Sacid
Yıldız’ın, bir televizyon programına uygulanan cezaya ilişkin Dev-let Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/471) ve
Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (Devam) 6.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün,
televizyon dizilerindeki bazı sahnelerin sürelerine ilişkin Devlet Bakanı
Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi (6/519) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın
cevabı (Devam) 7.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün,
TRT’nin yönetimine ilişkin Devlet Bakanı Mehmet Aydın’dan sözlü soru önergesi
(6/586) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (Devam) 8.- Van Milletvekili Özdal
Üçer’in, yayınlanan bazı dizilere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi
(6/588) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (Devam) BAŞKAN - Sayın
Bakanım, şu anda on tane soru var size yöneltilmiş olan. Şunun için
soruyorum: Eğer, soru sormuş olan arkadaşlarımız ek süre talebinde
bulunacaklarsa on soruyu daha aşağıya çekeceğim, o bakımdan söylüyorum. BAYINDIRLIK VE
İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) – Benimkiler kısa sürecek Sayın Başkan. DEVLET BAKANI
MEHMET AYDIN (İzmir) – Bir cümle ifade edeceğim müsaade ederseniz. BAŞKAN – Buyurun
Sayın Bakanım. DEVLET BAKANI
MEHMET AYDIN (İzmir) – Ben, çok kısaca, Van Milletvekilimizin ek sorusuna cevap
vermek istiyorum. Genel olarak konuşmadım ben, “Bu yukarıda zikredilen, soruda
zikredilen -tekrar etmeyeyim- Kurtlar Vadisi, Görgüsüzler, vesaire, vesaire,
onlarla ilgili yapılan şeyde rakam verdim: 99 kez uyarı, 16 kez program
durdurma ve 4 kez para cezası müeyyidesi uygulanmıştır.” dedim. Yani sayı verdiğime
göre bunun “geneldir” şeklinde değerlendirilmesi doğru değil. Diğer konuya
gelince de ümit ediyorum, açıkçası teknik olarak da bildiğim kadarıyla
-bildiğim kadarıyla değil, o kesin- programlar bir yıl saklanmak zorunda,
muhafaza edilmek zorunda. Çünkü herhangi bir dava konusu söz
konusu olduğunda onların belge olarak mevcut olması lazım. Ama bir
yıllık veya üç yıllık herhangi bir konuda tarama yapılarak rakamlara
dökülebilen bir durum nasıl teknik olarak yapılıyor? O konuyu size bilgi
hâlinde sunalım daha sonra. Yani diyelim ki, son beş senede siyasi parti
liderlerine ne kadar süre verilmiş ve o şekildeki bir teknik yollarla,
kanallarla elde edilen bilginin -şu anda elimizde yok- ne kadar kısa zamanda
yapılıp yapılmadığı hususunda da açıkçası bilgim yok. Ama bildiğim kadarıyla,
bir yıl programlar muhafaza ediliyor, bir yıldan sonra edip etmemekte
serbestler. TRT’de bu sürekli olarak muhafaza ediliyor, çünkü onlar ayrıca bir
arşivleme –öbür kanalları bilmiyorum- sistemi içinde götürüyorlar bunu. OKTAY VURAL
(İzmir) – Ama, Yayın Denetleme Kurulunun kanun
çerçevesinde denetleme yapması lazım. İstatistik olmadan… BAŞKAN - Sayın
Bakanım, cevaplandırdınız mı efendim? DEVLET BAKANI
MEHMET AYDIN (İzmir) – Tamam. BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, soru önergeleri cevaplandırılmıştır. 9.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün,
bir vakfın İstanbul’da yaptığı bir toplantıya ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Hayati Yazıcı’dan sözlü soru önergesi
(6/244) BAŞKAN – Soruyu
cevaplandıracak Sayın Bakan? Yok. Ertelenmiştir. ÖZDAL ÜÇER (Van)
– Sayın Başkan… BAŞKAN – Efendim,
ben size söz verdim, siz açıklamayı yaptınız, Sayın Bakan tekrar cevap verdi.
Bu tekrar tekrar, bu şekilde olmaz. ÖZDAL ÜÇER (Van)
– Sayın Başkan, ama akabinde Sayın Bakan bana cevap verme mahiyetinde farklı
bir şey söyledi. BAŞKAN – İç Tüzük
hükmüne göre Sayın Bakana söz verdim. Eğer siz özel olarak görüşecekseniz Sayın
Bakanla görüşün ama ben İç Tüzük’ün gereklerini yerine getirdim. Soruyu
okuttum, Sayın Bakan cevap verdi, siz açıklama yaptınız. Sayın Bakanın bir
hakkı vardı, cevap verdi. Bundan sonrasını Sayın Bakanla görüşürsünüz. ÖZDAL ÜÇER (Van)
– Tamam. 10.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün,
Antalya’da şehiriçi minibüslerin yenilenmesine
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/246) BAŞKAN – Sayın
Bakan? Yok. Ertelenmiştir. 11.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün,
sezon sonunda işsiz kalan turizm çalışanlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru
önergesi (6/247) BAŞKAN – Sayın
Bakan? Yok. Ertelenmiştir. 12.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un,
bir belediyenin kanalizasyon projesine ilişkin Bayındır-lık
ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/250) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı
Faruk Nafiz Özak’ın cevabı 13.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in,
Antalya-Yamansaz bölgesindeki yapılaşmaya ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/313) ve Bayındırlık ve
İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı 14.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in,
Serik Tapu Müdürlüğüne ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru
önergesi (6/314) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın
cevabı 15.- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, belediyelere
yapılan acil ödenek yardımlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü
soru önergesi (6/345) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı 16.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, diğer
illerden Gaziantep’e yapılan göçe ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü
soru önergesi (6/402) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı 17.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün,
Tapu ve Kadastro Genel Müdürünün bahşişle ilgili açıklamasına ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/466) ve Bayındırlık ve
İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı 18.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün,
bahşişle ilgili açıklamalara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru
önergesi (6/467) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın
cevabı 19.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, personel
maaşlarını iyileştirme çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından
sözlü soru önergesi (6/496) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın cevabı 20.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, belediyelere
yapılacak afet yardımlarına ilişkin Bayın-dırlık ve
İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/509) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı
Faruk Nafiz Özak’ın cevabı 21.- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, kamuda bahşişle
ilgili bir açıklamasına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru
önergesi (6/510) ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın
cevabı BAŞKAN –
Saygıdeğer milletvekilleri, Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak, gündemin “Sözlü
Sorular” kısmının 6, 25, 26, 41, 76, 135, 136, 162, 173 ve 174’üncü
sıralarındaki soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdi. Şimdi bu soruları
sırasıyla okutuyorum ve sonra da Sayın Bakana söz vereceğim. Buyurun: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki
sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız
Özak tarafından sözlü olarak yanıtlanabilmesi
hususunda gereğini arz ederim.21.11.2007 Prof.
Dr. Metin Ergun Muğla Muğla ili Milas
ilçemize bağlı Beçin Belde Belediyesi’nin
Kanalizasyon Projesi Bakanlığınıza intikal ettirilmiş olup, Belde Belediyesi
olmasına karşılık yoğun nüfusu nedeniyle kanalizasyon yapımına acil ihtiyaçları
vardır. Bu bağlamda; 1- Kanalizasyon
Projesi Programa alındı mı? 2- Programa
alındı ise, yeterli ödenek ayrıldı mı? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki
sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız
Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için
gereğini saygılarımla arz ederim. Tayfur
Süner Antalya Antalya kent
merkezinin Soru 1: Yamansaz’da kamulaştırma yapılıp, kooperatiflere satılan
bölümlerin geri alınarak korunması sağlanamaz mıdır? Bu konuda yapılan bir
çalışmanız var mıdır? Soru 2: Bu
bölgenin zemininin uygun olmaması nedeniyle birçok bina yapıldıktan bir süre
sonra yan yatmaya başlamıştır. Burada yapılan binaların depreme dayanıklı olup
olmadıkları kontrol edilmekte midir? Eski binaların elden geçirilmesi gibi bir
çalışmanız var mıdır? Soru 3: Bu
bölgede yapılaşmaya devam edilecek midir? Zeminin zayıf olmasından dolayı daha
önceki binaların şu andaki durumları da göz önüne alınarak başka önlemler
alınması düşünülmekte midir? Bu bölgenin eko turizme açılmasının getirisi,
yapılaşmadan daha mı düşük kalmaktadır? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki
sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız
Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için
gereğini saygılarımla arz ederim. Tayfur
Süner Antalya Antalya’nın Serik
İlçesinde Tapu Müdürü olarak görev yapmakta olan A. Ekber
Dikmen, iki yıl önce Akseki’ye bir yıl önce de Elmalı’ya tayin edilse de, bölge
idare mahkemesi kararıyla 2 defa geriye dönüp, görevine devam etmiştir. Bununla
birlikte şu anda Serik Tapu Dairesinde çalışan memur sayısı da azdır ve
personel ihtiyacı bulunmaktadır. Soru 1: Daha
önceden iki kez tayin edilmeye çalışılan, fakat bu kararlar bölge idare
mahkemesinden dönen Serik Tapu Müdürünün tayin edilme gerekçesi nedir? Soru 2: Mesleki
kariyeri ve temiz sicili olan Tapu Müdürünün tayin edilme gerekçesi “Alevi” ve
“sosyal demokrat” bir insan olması mıdır? Soru 3: Halen
Serik’te Tapu Müdürü olarak çalışan A. Ekber
Dikmen’in tayini yakın zamanda tekrar düşünülmekte midir? Soru 4: Tapu ve
benzeri devlet kurumlarındaki atama ve tayinlerde partiniz teşkilatlarının
işaretleri ve inisiyatifi etken olmakta mıdır? Soru 5: Serik
Tapu Dairesinde çalışan personel sayısının artırılması konusunda bir çalışma
yapılmakta mıdır? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki
soruların Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılması
hususunda gereğini arz ederim. 26.12.2007 Rıdvan
Yalçın Ordu Soru 1- Afet
İşleri Genel Müdürlüğünce belediyelere yapılmakta olan acil ödenek yardımı için
3 Kasım 2002 tarihi itibarıyla bugüne kadar intikal etmiş kaç başvurunun
olduğunu, bu başvuruların hangi kriterlere göre
değerlendirilmesi yapıldığı hususun açıklanmasını arz ederim. Soru 2- Başvurusu
kabul edilen ve bu yardımdan faydalanan belediyelerin siyasi partilere göre
dağılımının açıklanmasını arz ederim. Soru 3- Yapılan
ödemelerin siyasi partilere göre rakamsal dağılımının açıklanmasını arz ederim. Soru 4- Ordu
ilinde başvuru yaptığı hâlde acil ödenek yardımından faydalanamayan belediyeler
ile Türkiye genelinde başvuru yaptığı hâlde bu yardımdan faydalanamayan
belediyelerin sayısını ve hangi siyasi partiye mensup oldukları hususunun
açıklanmasını arz ederim. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki
sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız
Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılması
konusunda gereğini saygılarımla arz ederim. Hasan
Özdemir Gaziantep 2000 yılı nüfus
sayımına göre yalnızca kent merkezi nüfusu 825 bin iken, bugün nüfusu 1 milyon
300 bin seviyelerine ulaşan Gaziantep, Güneydoğu Anadolu’nun en büyük,
Türkiye’nin ise 6’ncı büyük şehri konumundadır. Sanayi ve ticaret şehri olması
dolayısıyla ilimiz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden gelen göçün ilk
durağı olmakta ve göçün önüne set çekerek göçün diğer kentlere ulaşmasını
engellemektedir. Ülkemizde yıllık
nüfus artış hızı ortalaması yaklaşık % 1,8 iken, teşvik mağduru olan Gaziantep
her yıl ülke ortalamasının 4-5 katı bir nüfus artışı yaşamaktadır. Ancak, AKP
iktidarının 1 Ekim 2003 tarihinde çıkardığı teşvik yasasından sonra Gaziantep
âdeta cezalandırılmış ve eskisi gibi yatırım yapılmadığından bu göçler ilimize
çok ciddi sorun olmaya başlamıştır. Bu sorunların başında da işsizlik, eğitimde
altyapı eksikliği, göç edenlerin şehir yaşantısına uyumsuzluğu, çarpık
kentleşme ve ekonomik problemlere bağlı suç oranlarındaki artış gelmektedir. Bu çerçevede; 1- Şehrimize yeni
göçleri engellemek için Bakanlık olarak ne tür çalışmalarınız vardır? 2- Şehrimizde göz
nedeniyle ortaya çıkan çarpık kentleşme ve altyapı eksikliklerini çözmek için
Bakanlık olarak projeleriniz var mı, varsa bunlar nelerdir ve ne zaman
uygulamaya koymayı düşünüyorsunuz? 3- Çarpık
kentleşmeyi engellemek ve göç edenlerin sorunlarını çözmek için hangi önlemleri
aldınız ya da almayı düşünüyorsunuz? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki
sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız
Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını
saygılarımla arz ederim. Yaşar
Ağyüz Gaziantep Bakanlığınıza bağlı
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün bazı Bölge ve İl Müdürlükleri hoş olmayan
iddia ve suçlamalarla kamuoyunda tartışılmakta, azınlıkta olduğunu sandığım
yetkililerin bu davranışı ve Genel Müdürün “Bahşiş rüşvet değildir”
açıklamaları tüm teşkilatı yaralamakta, kamuoyunu ve bizleri şaşırtmaktadır. 1. Tapu ve
Kadastro Genel Müdürü’nün Ulusal basına yansıyan “Rüşvet seviyesi bizde düşük,
ev aldığı zaman onun mutluluğu içinde oradaki memura 15-20 milyon bahşiş
bırakıyor” tanımlamalarına katılıyor musunuz? Rüşvet ve rüşvet
alanı koruyan, rüşvet sıralamasında alt sıralarda yer almakla övünen, bu
sorumsuz açıklamaları için Genel Müdür hakkında soruşturma açmayı veya görevden
almayı düşünüyor musunuz? 2. Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğü’ne bağlı Tapu ve Sicil Müdürlüklerinden kaçında Rüşvet
iddiasıyla, Kurumunuz Müfettişlerince soruşturma açılmıştır? Soruşturma sonucu
Adliye’ye intikal eden ve tutuklanan kaç personeliniz vardır? 3. “Bahşiş rüşvet
değildir” söylemi rüşveti masum ve makul göstermek değil midir? Bu söyleme
katılıyor musunuz? 4. Tapu Sicil
Müdürlüklerinde, 2007 yılından bugüne dek görevinden alınan, nakil edilen ve
yeni atanan müdür ve personel sayısı ne kadardır? Atamalara karşı
alınan yargı kararları uygulanmakta mıdır? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki
sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Nafız Özak tarafından sözlü olarak yanıtlanması için gereğini arz
ederim. 11.02.2008 Hüsnü
Çöllü Antalya 1- Kamu
hizmetinin sunumu aşamasında, hizmet alanların “bahşiş” vermesi suistimallere açık bir uygulama değil midir? Böyle bir
uygulamaya, Bakan ve genel müdür düzeyinde yeşil ışık yakılması kabul
edilebilir bir durum mudur? 2- Tapu ve
Kadastro Genel Müdürü Adlı’nın, “vatandaşın verdiği
15-20 YTL’nin rüşvet sayılmayacağı” açıklaması ne anlama gelmektedir? Haksız
olarak alınıp verilen para, kaç YTL olduğunda rüşvet kapsamına girecektir? Bu
alanda belirlenmiş bir rakam var mıdır? 3- Bahşiş
açıklaması kapsamında ile birlikte, kamu görevlilerinin “fedakarca”
hizmet verdiğini vurguladığınıza göre, devlet memurlarının fedakarlığının
karşılığının “bahşiş” yerine, maaş düzenlemesi ile verilmesi daha doğru bir
yaklaşım değil midir? Bu konuda bir adım atacak mısınız? Yoksa,
Tapu ve Kadastro çalışanları bahşiş almaya devam mı edecektir? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki sorumun
Bayındırlık ve İskân Bakanı Sn. Faruk Nafız Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz
ederim. Saygılarımla. Dr.
Reşat Doğru Tokat Soru: Bakanlığınız ile
aynı şartlar altında çalışan ve benzer işler yapılan bazı kamu kurum ve
kuruluşlarında görev yapan personel ile Bayındırlık Bakanlığı personeli
arasındaki maaş farkını gidermek amacıyla, 180 sayılı KHK’de değişiklik
yapılmasına ilişkin 17 Kasım 2006 tarihinde başlatılan çalışmalar hangi aşamadadır?
Bakanlığınız personelinin bu konudaki mağduriyetini ne zaman gidermeyi
düşünüyorsunuz? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki sorumun
Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz
ederim. Saygılarımla. Dr.
Reşat Doğru Tokat Soru: 14 Ağustos 2000
tarih ve 24140 sayılı Mükerrer Resmî Gazete’de yayınlanan “Tabii Afet Nedeniyle
Gelir Kaybı ve Alt Yapı Hasarına Uğrayan Belediyelere Yapılacak Yardımlara Dair
Karar”ın Danıştay 11. Dairesi tarafından iptal edilmesi üzerine, katsayıları
yeniden belirlenen Belediyelerden payları artırılanlara yapılacak afet
yardımları ne zaman yapılacaktır? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki
soruların Bayındırlık Bakanı Sayın Faruk Özak tarafından
sözlü olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim. Saygılarımla. Soru: Bir kamu
kurumunda vatandaşlardan alınan haksız parayı, bahşiş diye tanımlayıp bunu
hukuka ve ahlaka aykırı olmayan meşru bir kazanç olduğunu belirtmekte olduğunuza
göre meşru gördüğünüz bahşişin ortalama bir rayici bulunmakta mıdır? Bütün kamu
kurumlarında ayni rayiç mi uygulanmaktadır? Her bakanlığın kurumlarında farklı
rayiçler bulunmakta mıdır? Açıklanmasını arz ederim. Saygılarımla. Rıdvan
Yalçın Ordu BAŞKAN – Teşekkür
ederim. Soruları
cevaplandırmak üzere Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak. Buyurun Sayın
Bakanım. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAYINDIRLIK VE
İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Bakanlığımla ilgili olarak milletvekillerimizce sorulan ve
gündemde yer alan sözlü soru önergelerini birlikte cevaplandırmak için
huzurlarınızdayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. İlk olarak Muğla
Milletvekili Prof. Dr. Sayın Metin Ergun Bey’in
sorusunu cevaplandırıyorum: Muğla Milas Beçin Belde
Belediyesi, beldelerin kanalizasyon projesinin hibe yoluyla yaptırılması için
İller Bankası Genel Müdürlüğümüze talepte bulunmuştur. Belediyenin projesi,
belediyelerin kentsel altyapı ihtiyaçları için tahsis edilen ödeneğin
kullanımına ilişkin yönetmelik ile ekindeki kriterler
ve 2008 yılı için tahsis edilen ödenekler dikkate alınarak değerlendirilmiştir.
Yapılan değerlendirme sonucunda, Beçin Belediyesinin
kanalizasyon projesi 2008 Yatırım Yılı Programına alınamamış ancak 2009 yılı
için değerlendirmeye alınacaktır. İkinci sorumuz
yine Antalya Milletvekilimiz Tayfur Süner Bey’e ait.
Bunu cevaplandırıyorum: Muratpaşa Belediyesi
Başkanlığından edinilen bilgiye göre, sözü edilen bölge içerisinde kamulaştırma
yapılarak kooperatiflere satılan bölümler bulunmamaktadır. Diğer taraftan, adı
geçen bölge için alınan 1989 tarihli Antalya Belediye Meclis kararı gereğince
altı ve daha fazla katlı binalarda zemin etüt şartı arandığı, daha az katlı
binalarda ise bu şartın aranmadığı tespit edilmiştir. Yan yattığı belirtilen
binalar iki katlı binalardır. Bu binaların zemin etütleri yapılmamıştır. Bu
binalar için Antalya Belediyesinden 1989 yılında inşaat ruhsatı alınmıştır.
Bölge aynı yıl doğal sit alanı ilan edilmiş olduğundan yapı kullanım izin
belgesi alamamışlardır, hâlen iskân edilmemektedir. Antalya
Büyükşehir Belediyesince hazırlanan ve Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma
Kurulunun 17/09/2003 tarihli kararıyla onaylanan
1/5.000 ölçekli Yamansaz Birinci Derece Doğal Sit
Alanı Koruma Amaçlı İmar Planı uyarınca hazırlanan planda emsal durum 0,3/0,60
H=6,50 iken bölgede farklı yükseklikler, yapılar oluşmuştur. Oysa,
bölgenin doğal sit alanı olması münasebetiyle alandaki genişleme konusu Antalya
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun uhdesinde olup tüm yapılar
için ruhsata esas zemin etüt raporu hazırlatılarak ilgili belediyesince
onaylatılması ve tüm imar planları ile plan revizyonlarına ilişkin imar planına
esas olacak jeolojik etüt raporunun düzenlenmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Bu
nedenle, bölgedeki yapıların hangi tarihte, hangi plana göre yapıldığının,
mevcut plan hükümlerine uyulup uyulmadığının ayrıca incelenmesi gerekmektedir. Tayfur Süner Bey’e ait diğer sorunun cevabı: Adı geçenin görev
yaptığı Serik Tapu Sicil Müdürlüğündeki çalışma dönemleri içerisinde doğrudan
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine ve idareye yapılan diğer şikâyetlerle
ilgili olarak hakkında 19 Ocak 2006 tarihinde suç ihbar raporu düzenlenmiştir.
Adı geçen hakkındaki şikâyet dilekçeleri üzerine Genel Müdürlük Teftiş Kurulu
Başkanlığının görev emirleri gereği gerekli inceleme ve soruşturmalar
yapılmıştır. İlçe Kaymakamlığının da görüşü doğrultusunda ilgili müdür hakkında
bölge müdürlüğünce idari önlemler yönüyle de başka bir müdüriyete atanması
önerilmiştir. Soruşturma çerçevesinde disiplin cezası verilmiş ve söz konusu
tayinler yapılarak gerekli idari tedbirler alınmıştır. Yapılan tayin tamamen
olaylara ve mevzuata uygun olup başka bir niyet ve kasıt unsuru
bulunmamaktadır. Diğer taraftan,
Serik Tapu Müdürlüğünün personel sayısı mevcut olarak Türkiye ortalamalarının
üstünde ve yeterli düzeydedir. Ordu Milletvekilimiz Sayın Rıdvan Yalçın Bey’in sorusuna
cevabımız: Bakanlığımızca, tabii afete maruz kalan yörelerdeki belediyeler ile
il özel idarelerine hasar ve tahribatlarını gidermek amacıyla Tabii Afet
Nedeniyle Meydana Gelen Hasar ve Tahribata İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesine
Dair Kanun’un 6’ncı maddesi ile bu maddenin üçüncü fıkrasında yapılan
değişiklikten sonra çıkartılan ve 29 Mart 2006 tarih ve 26123 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanan tebliğ hükümlerine göre yardım yapılmaktadır. Yardım miktarları, hasar ve tahribat oranları dikkate alınarak
Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlığımızca tespit edilmekte ve
uygulama da buna göre gerçekleştirilmektedir. Bakanlığımızca 7269 sayılı Umumi
Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara
Dair Kanun’un 6’ncı maddesi gereği yetkili olan mülki amirin ön hasar tespiti
ile afetin genel hayata etkili olduğunu bildirmesini müteakip ilk müdahale için
acil yardım tertip hesabından ilk müdahale ödeneği gönderilmektedir. İlgili
Kanun ile tebliğ hükümleri gereğince yapılan hasar tespit çalışmaları
sonucunda, Ordu iline bağlı 69 belediye için, 2002-2007 yılları arasında
13.533.075 YTL’lik hasar miktarının olduğu bildirilmiş, bu belediyelere,
meydana gelen hasarları için toplam 4.768.000 YTL ödenek gönderilmiştir,
karşılanamayan miktarlar için ödenek talebinde bulunulmuştur. Bu hükümler
doğrultusunda Maliye Bakanlığından Türkiye genelinde 2002-2007 yılları arasında
müracaat eden belediyeler ve il özel idareleri için ödenek talebinde
bulunulmuştur. Bakanlığımız 7269 sayılı Kanun’a göre işlem yapmakta olup,
siyasi görüş gözetilmeksizin, tabii afete uğrayan belediyelerin müracaatları,
ilgili kanun ve buna istinaden çıkartılmış olan tebliğ hükümleri doğrultusunda
karşılanmaktadır. Gaziantep
Milletvekilimiz Sayın Hasan Özdemir Bey’in sorusuyla ilgili cevabımız:
Bilindiği üzere göç olgusu gerek ekonomik gerek sosyal ve gerekse fiziksel
etkileri olan çok yönlü bir konudur. Sadece göç alan bölgeleri değil göç veren
bölgeleri de etkilemekte, ulusal ekonomik dengeleri bozarak sosyal sorunlara
yol açmaktadır. Bu konunun çözümünün de tek sektörlü veya tek bölgeli bir bakış
açısıyla olamayacağı açıktır. Göç sorununun çözümü bütün sektörleri ve bütün
bölgeleri kapsayan bütünleşik bir yaklaşımı gerektirmektedir. Gerek Dokuzuncu
Kalkınma Planı’nda gerek orta vadeli programda ve gerekse AB katılım öncesi
mali yardım programında, bölgesel gelişme ekseni önemli bir yer tutmaktadır.
Bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasını amaçlayan bu plan, programlar ve
mali kaynaklar, belirli ilke ve stratejiler doğrultusunda yatırımların kanalize edilmesine olanak vererek az gelişmiş bölgelerin
kalkınmasını ve böylece göçün de azalmasını sağlayacaktır. Ayrıca, ulusal,
bölgesel gelişme stratejisi çalışması, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı
koordinasyonunda Bakanlığımızın da etkin olarak katılım sağladığı farklı kurum
ve kuruluşlarla birlikte sürdürülmektedir. Bakanlığımız tüm bu çalışmalara göre
yatırımlarını programlamaktadır. Göçün en önemli
etkileri olarak göç alan kentlerde gecekondulaşma, altyapı eksiklikleri ve
plansız gelişme görülmektedir. Bunun yanında sosyal ayrışma, kentsel hizmetlere
erişememe, güvenlik gibi konular da ekonomik sorunların yanında ortaya
çıkmaktadır. Bakanlığımızın ilgili kuruluşu İller Bankası Genel Müdürlüğünce
kentsel altyapı eksikliklerinin giderilmesi amacıyla yatırımlar yapılmaktadır.
Ancak, konu sadece altyapı eksikliklerinin giderilmesiyle çözümlenebilecek bir
konu değildir ve bu boyutta da değildir. Bu amaçla Bakanlığımızca üç yıl içinde
Sürdürülebilir Kentsel Gelişme İçin Bütünleşik Kentsel
Gelişme Stratejisi ve Eylem Planı hazırlanması amacıyla çalışmalar başlatılmış,
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığıyla görüşmeler başlatılmıştır. Kısaca
KENTGES denilen çalışmanın amacı çevre kalitesinin sağlanması, temiz hava,
toprak ve su kirliliğini en aza indirmek, yenilenemez kaynakların tüketimini en
aza indirmek, toplumun sağlığı, güvenliği ve rahatlığını en yüksek seviyeye
çıkarmak ve ekolojik değerlerle uyumlu kentsel
gelişmenin oluşturulmasını sağlamaktır. Böylece KENTGES ile sadece altyapı
sorunları değil, sosyal ve ekonomik sorunların çözümüne yönelik gerek ulusal
kaynakların gerekse AB kaynaklarının belirli ilkeler ve stratejiler
çerçevesinde kentlere kanalize edilmesi
sağlanacaktır. Ayrıca Gaziantep Valiliğince bu ilimizde kaçak yapılaşmayı ve
gecekondulaşmayı önleyebilmek için kamu mülkiyetine dayalı toplu konut,
altyapılı arsalar yerel yönetimlerce üretilmekte, toplu konut ve kentsel
dönüşüm çalışmaları yapılmakta ve çarpık kentleşmeyi önlemek amacıyla da Türk
Ceza Kanunu’nun 184’üncü maddesi etkin olarak işletilmektedir. Gaziantep
Milletvekilimiz Sayın Yaşar Ağyüz Bey’in sorusunun
cevabını vermek istiyorum: “Basında yer alan rüşvet seviyesi bizde düşük.
İnsanlar ev aldığı zaman onun mutluluğu içinde oradaki memura 15-20 YTL bahşiş
bırakıyor.” şeklinde yer alan ve bunun meşru sayılması gerektiği manasına
gelebilecek ifade doğru olmadığı gibi, iddia edilen beyanlar basın tarafından
da çarpıtılmıştır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüzce söylenen söz, sadece,
Antalya’da tertiplenen bir toplantıdan çıkarken Anadolu Ajansı muhabirinin “Son
günlerde tapu sicil müdürlüklerinde yaşanan rüşvet olaylarıyla ilgili ne
düşünüyorsunuz?” sorusuna aynen: “İnsanlar evlenirken veya ev satın alırken
mutluluğundan dolayı görevlilere bahşiş adı altında para veriyor. Bizde de bu
tür şeyler oluyor. Ancak hangi ad altında olursa olsun devlet memurunun bu tür
ilişkilerine karşıyız. Bununla her türlü mücadeleyi veriyoruz, vermeye devam
edeceğiz. Bizdeki olumsuzlukların temelinde yatan sebep bu. Bahşiş
adı altında para veriliyor. Bunu engellemeye çalışıyoruz, bununla mücadele ediyoruz.”
şeklindedir. Bu beyanlarda da görüleceği üzere, rüşveti ya da bahşişi
yasallaştırıcı, meşrulaştırıcı ve kamuoyunu yanlış yönlendirici hiçbir taraf
bulunmamaktadır. Genel Müdür “bahşiş” tabiri kullanırken, memurun aldığı bu
paraların rüşvet veya suç olmadığını iddia etmek için değil, vatandaş
tarafından verilen bu tür paraların vatandaşlarca bahşiş olarak görülmesidir.
Yani, toplumca kabul görmüş birtakım âdetlerin ve günlük hayatta olağan görülen
şekliyle alışılagelen alışkanlıkların kamuda sıkıntılara yol açtığının
vurgulanmasıdır. Dolayısıyla, vatandaşın memura verdiği parayı rüşvet değil
bahşiş olarak gördüğü gerçeğinin yanlışlığını belirtmekten ibarettir. Zaten,
beyanatında da görüleceği üzere “İdare olarak en büyük sıkıntımız bu.” şeklinde
ifade kullanıyor ki, bu beyanı durumu teyit edici niteliktedir. Ancak, Genel
Müdürün yaptığı bu düzgün beyanlar, biraz da sansasyonel
haber yapmak adına, kullanmış olduğu “bahşiş” ibaresi âdeta cımbızla çekilerek
konu çarpıtılmıştır. Sanki memurun aldığı paraların rüşvet ve suç olmadığını
iddia etmiş noktasına getirilmiştir. Gerçi, basında çıkan bu haberler anında
tekzip edilerek düzeltme yapılmıştır. Gerek şahsım gerekse Genel Müdürümüz
tarafından yapılan yeni basın açıklamalarıyla kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesinin
önüne geçilmesine çalışılmıştır. Buna rağmen, konuya maksatlı yaklaşan bazı
çevreler, durumun böyle olmadığını bile bile, yanlış
anlamakta ısrar etmişlerdir. Genel
Müdürlüğümüze bağlı tapu sicil müdürlüklerinde rüşvet iddiasıyla 3628 sayılı Yasa’ya
göre müfettişlerimizce 34 adet soruşturma yapılmış olup, 2006 ve 2007 yılları
içerisinde tutuklu personel sayısı 26’dır. Tapu sicil müdürlüklerinde, 2007
yılı içerisinde, açıktan atamalar da dâhil olmak üzere 1.219 atama
gerçekleştirilmiştir. Bunun 657’si nakil işlemidir. Nakiller ya isteğe bağlı ya
da müfettiş raporu veya mülki amir isteğine göre yapılmıştır. Atamaların
iptaline yönelik olarak yargı kararları uygulanmaktadır. Antalya
Milletvekilimiz Sayın Hüsnü Çöllü Bey’in sorusuna cevabımız: Kamu hizmetinin
sunumu aşamasında hizmet alanların bahşiş vermesi suistimallere
açık bir uygulamadır. Böyle bir uygulamaya yeşil ışık yakılması söz konusu
değildir. Tapu ve kadastro gibi geniş kitleleri içine alan ve işlem kapasitesi
yüksek olan bir kamu kurumunun başında bulunan Genel Müdürümüzün hoş olmayan
davranış biçimiyle mücadele ettiğini belirtmesine rağmen beyanatının
çarpıtılması bizleri üzmüştür. Genel Müdürümüzün vatandaşın verdiği 15-20
YTL’nin rüşvet sayılmayacağı yolunda doğrudan bir açıklaması bulunmamaktadır.
Aksine, yaptığı beyanatta, vatandaşın verdiği bu paraların doğru olmadığı
yönünde ifadeleri bulunmaktadır. Tapu sicil
müdürlüklerinde çalışan bu personelimize döner sermaye gelirlerinden ek ödeme
yapılmasını öngören yasa tasarısının Meclis gündeminde görüşmeleri hâlen
sürmektedir. Tokat Milletvekilimiz Sayın Doktor Reşat Doğru Bey’in sorusuna
cevap vermek istiyorum: Bakanlığımız ile aynı şartlar altında çalışan veya
benzer işler yapılan bazı kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan personel ile
Bakanlığımız personeli arasındaki maaş farkını gidermek amacıyla 180 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname’de değişiklik yapılmasına ilişkin olarak hazırlanan
kanun tasarı taslağı, 17 Ekim 2006 tarihli ve 18458 sayılı yazımızla
Başbakanlığa gönderilmiştir. Ancak
teklifimizin 59’uncu Hükûmet döneminde
sonuçlandırılmamış olduğu, Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünce
bildirilmiştir. Memurlarımızın özlük haklarının iyileştirilmesi hususunda
anılan kanun tasarı taslağına ilişkin çalışmalar yeniden başlatılmış olup
ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgili konuya ilişkin görüşmeler
yapılmaktadır. Tokat Milletvekilimiz Doktor Reşat Doğru Bey’in sorusunun cevabı:
Danıştay tarafından iptal edilen 1999/13136, 2000/9, 2000/1043 ve 2001/1958
sayılı Bakanlar Kurulu kararının yerine iptal gerekçesinde belirtilen hususlar
dikkate alınarak 15 Kasım 2005 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 2005/9539,
2005/9540, 2005/9541 ve 2007/12761 sayılı Bakanlar Kurulu kararı yürürlüğü
girmiştir. Bakanlığımız Afet İşleri Genel
Müdürlüğünce, 4123 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi gereğince, tabii afete
uğrayan belediyelere yapılacak yardımlara esas olmak üzere, doğal afetlerden
zarar gören belediyelerin alt ve üstyapı hasarlarının tebliğ gereği
hazırlatılan hasar tespitlerine göre, Bakanlar Kurulu kararnamesine esas taslak
hazırlanmaktadır. Söz konusu Bakanlar Kurulu kararının finansmanı ise, 4123
sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda, 2380 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinde
belirtildiği üzere, İller Bankası Genel Müdürlüğünce karşılanmaktaydı. Söz
konusu mahkeme kararları gereğince, ilgili belediyelere ödenmesi gereken ilama
bağlı borçların Maliye Bakanlığının 14/3/2007 tarihli
ve 98600 sayılı yazısı gereğince, borcun kaynağına göre cari yıl bütçesinin
ilgili tertibinden ödenmesi gerektiği adı geçen bakanlıkça Bakanlığımıza
bildirilmiştir. Afet Harcamaları Yönetmeliği çerçevesinde, Afet İşleri Genel
Müdürlüğünce, 7269 sayılı Kanun kapsamında yürütülecek iş ve işlemler için 2006
Mali Yılı Merkezî Bütçe Kanunu’yla ayrılan afet tertipleri ödeneğinden
karşılanması amacıyla, belediye alacaklarına ait ödeneğin Maliye Bakanlığından
İller Bankasına aktarılması gerekmektedir. Ayrıca iptal edilen kararnamelerin
yerine çıkarılan kararnamelerde, alacağı olan belediyeler için Maliye Bakanlığından
ödenek talebinde bulunulmuştur. Ordu
Milletvekilimiz Sayın Avukat Rıdvan Yalçın Bey’in sorusuna cevap vermek
istiyorum: Vatandaşlardan alınan haksız paraların “bahşiş” diye tanımlanarak,
bunun meşru görüldüğüne dair herhangi bir beyanat bulunmamaktadır. Tam tersine,
vatandaş tarafından “bahşiş” adı altında verilen paralarla mücadele edildiğine
ve kurum olarak en büyük sıkıntının bu olduğuna ilişkin açıklamalar
yapılmıştır. Basına yansıyan “bahşiş” tabiri haksız olarak alınan paraların
meşru görülmesi değil, aksine vatandaşların memura verdiği paraları suç olarak
görmeyip âdeta bahşiş olarak gördüğü için bu tür yanlış kanaat ve
alışkanlıkların da hem yöneticileri hem de kurumu sıkıntıya soktuğunu
vurgulamak amacıyla kullanılmıştır. Antalya
Milletvekilimiz Sayın Doçent Doktor Mehmet Günal
Bey’in sorusuna cevap vermek istiyorum: İller Bankası Genel Müdür Yardımcıları
atanmaları için gereken şartları taşımaktadır. Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu murakıplarınca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 95’inci
maddesi uyarınca banka nezdinde yapılan incelemeler sonucu hazırlanan mali
analiz raporunda Bankacılık Kanunu’na uyum sağlanması talep edilmiştir. İller
Bankası tarafından Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu… BAŞKAN – Sayın
Bakanım, bu cevaplandırdığınız soru kime ait? BAYINDIRLIK VE
İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) – Mehmet Günal. BAŞKAN –
Buradaki, bu verilen listede bu arkadaşın… Bundan önce
Rıdvan Yalçın’nın sorusunu mu cevaplandırmıştınız? BAYINDIRLIK VE
İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) – Evet. BAŞKAN – Bize
bildirilen listede o kadardı Sayın Bakanım, tamama erdi. Teşekkür ediyorum
size. BAYINDIRLIK VE
İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) – Peki. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Sözlü soru
önergesi veren milletvekili arkadaşlarımızdan söz talebi olanlar varsa… Sayın Süner ekrana girmiş, onu görüyorum. Başka bir talebi olan
arkadaşımız yok. Sayın Süner, buyurun efendim. TAYFUR SÜNER
(Antalya) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanım; bu “doğal sit alanı” dediğiniz Yamansaz’la ilgili açıklamalarınızda, bu doğal sit alanını
kurtarmaya yönelik bir açıklama ne hissettim ne de yaptırım yapmaya yönelik bir
açıklamanızı maalesef göremedim. Lütfen Yamansaz’a
sahip çıkınız. Bu gibi doğal sit alanlarını Avrupalı, trilyonlar harcayarak
yaratmaktadır. Cenabı Allah bu sit alanlarını bize bahşetmiş ama maalesef biz
bu sit alanlarını ranta kurban veriyoruz. Lütfen sahip
çıkınız. Saygılarımla. BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Süner. Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, bir saatlik soru-cevap işlemi gerçekleştirilmiştir.
Soru önergeleri sayın bakanlar tarafından cevaplandırılmıştır. Birleşime yirmi
dakika ara veriyorum. Kapanma Saati: 17.16 İKİNCİ OTURUM Açılma Saati: 17.38 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN
(Adana), Yusuf COŞKUN (Bingöl) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 93’üncü Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum. Gündemin “Genel
Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler”
kısmına geçiyoruz. Sayın milletvekilleri, 11 Mart 2008 tarihinde görüşmelerine
başladığımız ve yarım kalan çevre ve çevre kirliliğinin önlenmesi konusundaki
(10/3, 8, 12, 28, 31, 33, 38, 42, 47, 56, 59, 62, 64, 65, 68, 71, 84, 87, 89,
98, 101, 119, 145, 146) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin birlikte
yapılan görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. VIII.- MECLİS ARAŞTIRMASI A) Ön Görüşmeler 1.-Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat
ve 20 milletvekilinin, termik santrallerin çevreye verdiği zararların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3) 2.-Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 38
milletvekilinin, Trakya ve İstanbul ilinde çevre konularındaki gelişmelerin
Ergene Çevre Düzeni Havza Planı’na etkilerinin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/8) 3.-Kırklareli Milletvekili Tansel Barış ve 23
milletvekilinin, Kırklareli ili Vize ilçesindeki bir arazi ile ilgili
iddiaların ve bu arazi üzerinde kurulması planlanan çimento fabrikasının çevre
üzerindeki muhtemel etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/12) 4.-Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur ve 23 milletvekilinin, Adana’daki lagünlerin karşı
karşıya bulunduğu çevresel risklerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/28) 5.-Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya
ve 22 milletvekilinin, Bartın’da kurulması planlanan termik santralin olumlu ve
olumsuz etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/31) 6.-Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 22
milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetlerinin araştırılarak
çevreye olumsuz etkilerinin önlenmesi için alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/33) 7.-Konya Milletvekili Hasan Angı
ve 19 milletvekilinin, Konya Kapalı Havzası’ndaki su kaynaklarının karşı
karşıya bulunduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/38) 8.-Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 28 milletvekilinin,
Akşehir ve Eber Göllerindeki kirlilik ve diğer çevre sorunlarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/42) 9.-Çanakkale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz ve 27
milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetlerinin araştırılarak
çevrenin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/47) 10.-Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk
ve 21 milletvekilinin, Büyük Menderes Nehri’ndeki kirliliğin ve çevreye
etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/56) 11.-İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan ve 25 milletvekilinin,
balık çiftliklerinin çevreye ve turizme olumsuz etkilerinin araştırılarak su
ürünleri yetiştiriciliğinin çevreyle uyumlu gerçekleştirilmesi için alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/59) 12.-Afyonkarahisar Milletvekili
Halil Ünlütepe ve 23 milletvekilinin, Eber Gölü’ndeki
çevre kirliliğinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/62) 13.-İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 29
milletvekilinin, altın arama faaliyetlerinin hukuki durumu ile çevreye
etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/64) 14.-Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 23
milletvekilinin, Van Gölü’ndeki kirlenmenin önlenmesi ve Van ilinde turizmin
geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/65) 15.-İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 26
milletvekilinin, Küçük Menderes Nehri’ndeki kirliliğin araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/68) 16.-Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu
ve 24 milletvekilinin, Artvin Cerattepe’deki
madencilik faaliyetlerinin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/71) 17.-Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan ve 21 milletvekilinin, Eber Gölü’ndeki
çevre sorunlarının araştırılarak gölün korunması için alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/84) 18.-Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu ve 19
milletvekilinin, Van Gölü’ndeki çevre sorunlarının ve gölün potansiyelinin
araştırılarak korunması ve değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/87) 19.-Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy ve 23 milletvekilinin, başta Afşin Elbistan olmak
üzere termik santrallerin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/89) 20.-Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner ve 25 milletvekilinin, Isparta ilindeki göllerin
çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/98) 21.-İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 22 milletvekilinin,
balık çiftliklerinin çevre ve turizm üzerindeki etkilerinin araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/101) 22.-İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu
ve 39 milletvekilinin, denizlerdeki kirliliğin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/119) 23.-Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin,
Kahramanmaraş'ta Narlı Ovası'na kurulması planlanan katı atık depolama tesisinin
çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/145) 24.-Isparta Milletvekili Haydar Kemal Kurt ve 23
milletvekilinin, Eğirdir Gölü ve Havzası’ndaki çevre sorunlarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/146) (x) BAŞKAN – Hükûmet? Yerinde. Sayın
milletvekilleri, araştırma önergeleri üzerinde önerge sahibi olarak söz sırası
Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner’e
aittir. Sayın Coşkuner, buyurun. MEVLÜT COŞKUNER
(Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Isparta ili
sınırları içerisinde yer alan Eğirdir Gölü, Hoyran Gölü, Kovada ve Beyşehir Göllerinin günümüzde ortak
ve acil çözüm gerektiren kirlilik nedenlerinin ve buna bağlı olarak çevresel
etkilerinin değerlendirilmesi ile çözüm yollarının bulunması hakkında verdiğim
araştırma önergesi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi
saygılarımla selamlıyorum. Sayın milletvekilleri,
bugün Beyşehir Gölü’nün ortasında, çamurların içinde gördüğümüz kayıklar,
Burdur Gölü’nün bitmemek için çırpınışı ve Akşehir Gölü’nde Nasrettin Hoca ile
anma günlerinde göle maya çalmak için leğenle su götürüldüğü bir dönemde
gölleri konuşuyoruz. Ama ne yazık ki sayın milletvekillerimiz bu konulara önem
vermediği için boş sıralara konuşuyoruz. Eğirdir Gölü’nün
kuzey tarafına doğru Hoyran Boğazı’yla ayrılan ve
daha küçük bir alanı kaplayan kısmı Hoyran Gölü,
güneyde kalan büyük kısmı potansiyel içme suyuna sahip Eğirdir Gölü olarak
adlandırılır ve Türkiye'nin dördüncü büyük gölüdür. Gölün Can Ada ve Yeşil Ada
isimli iki adacığı vardır. Bu büyük göl Batı Torosların doğu kesiminde kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu Anamas Dağlarının doğusunda uzanan Beyşehir Gölü ise
Türkiye'nin üçüncü büyük gölüdür. Büyük bir bölümü Konya ilinde yer alan
Beyşehir Gölü’nün 1/7’si Isparta il sınırlarında bulunmaktadır. Küçük bir paya
sahip olsa da gölün Isparta’da kalan bu kısmının çevresinde birçok köy
bulunmaktadır. Isparta Şarkikaraağaç ilçesine bağlı
Gedikli, Sarıkaya, Belceğiz, Armutlu, Yeniköy, Karayaka, Yassıbel,
Kıyakdede köyleri ile Yenişarbademli ilçesine ait üç
köy bu alanda yer almakta olup köy halkının geçim kaynağı Beyşehir Gölü’nün
balıkçılığındandır. Son zamanlarda
tartışılan, sade ülkemiz için değil, tüm dünya için büyük bir sorun hâline
gelmeye başlayan başlıca konular küresel ısınma, kuraklık ve çevre
kirliliğidir. Isparta ili
sınırları içerisinde gerek balıkçılık gerek turizm ve gerekse sulama ve enerji
bakımından son derece önemli olan göllerimiz, sayılan bu önemli ortak
sorunlarla karşı karşıyadır. (x)
(10/3, 8, 12, 28 ,31, 33, 38, 42, 47, 56, 59, 62, 64,
65, 68, 71, 84, 87, 89, 98, 101, 119, 145, 146) esas numaralı Meclis
araştırması önergelerinin ön görüşmelerine 11 Mart 2008 tarihli 75’inci
Birleşimde başlanmıştır. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Eğirdir ve Beyşehir göllerinin doğal yapıları dikkate
alınmaksızın, uygun olmayan ve sadece ekonomik kazanç göz önünde tutularak
sekiz-on yıl gelir
getiren balıklar (sudak, çim sazan ve gümüş balığı) göle bırakılmıştır. Bu
durum hem göllerin doğal ve canlı yapısını büyük oranda yok etmiş hem de
göllerin canlılık özelliğinin yok olmasına neden olmuştur. Bu sayede göllerde
bitki ve hayvan dengesinin bozulması çok ciddi bir sorun olarak ortaya
çıkmaktadır. Yıllar önce
göllere atılan sudak balığının yarattığı sorun bir örnek iken 2003 yılında
gümüş balığının atılması aynı hatanın tekrarı olmuştur. Birbiriyle uyum
sağlamayan balık türlerinin bir araya getirilmesi, örneğin gümüş balığının
diğer balık türlerinin larvalarından beslenmesi ve bu balıkların türlerini yok
etmesi sonucu bu göllerde balıkçılıkla geçinen yöre halkı da mağdur olmuştur.
Öyle ki Beyşehir Gölü’nün Isparta Şarkikaraağaç ilçesi
sınırlarında kalan avlak sahasının kira bedelini yöre halkı ödeyemez hâle
gelmiştir. Bir önlem olarak gümüş balığı avlanmaktadır. Ancak besin zinciri yok
olunca durum daha da vahim hâle gelecektir. 1952 yılından günümüze kadar olan
dönemde sıraz, dudaklı balık, eğrez, sazan, ot balığı
ve 1977-1985 yılları arasında ciddi bir ihracat geliri getirmiş olan kerevit,
artık, bu göllerde var olmamakta ya da yok denecek kadar azdır. Bunun tek
sebebi ise bilinçsizce yapılan balık üretimidir. Resmî mercilerin
ve yetkililerin kayıtsızlığıyla bugüne kadar büyüyen bu sorun da doğal göl
yapısına uygun olmayan bu balıkları göllere bırakanlar ise belirsizliğini
korumaktadır. Sorumluların tekrar böyle bir hata yapmaması için hiçbir
araştırma yapılmamış, hâlen hiçbir tedbir alınmamıştır. Diğer önemli bir
sorun ise, göllerin çevresindeki tarım alanlarında ve bahçelerde bilinçsiz
sulamadır. Tarım alanlarının tamamına yakını “vahşi sulama” olarak adlandırılan
salma sulama sistemi ile sulanmaktadır. Ayrıca tarımsal sulama için açık
kanaletlerle, sondaj kuyularıyla ihtiyaçtan fazla su çekilmesi de bu durumun önemli
etkenlerinden biridir. Oysa “damla sulama” sistemi ve göllerin çevresinde daha
az su ihtiyacı olacak fide ve fidanların dikimiyle alınabilecek ve uygulanması
basit önlemler büyük fayda sağlayacaktır. Maalesef
göllerimiz her türlü atık bırakma yeri olarak görülmektedir. Evsel, tarımsal,
endüstriyel atıklar sözde arıtılarak bu alanlara bırakılmaktadır. Arıtma
sistemlerinin var olması yeterli değildir. Aynı zamanda arıtma sistemlerinin
günün koşullarına göre düzenlenmesi, yenilenmesi ve çalıştırılması
gerekmektedir. Soğuk hava ünitelerinin temizlik dönemleri mayıs ve eylül ayları
arasındadır. Bu dönemlerde göl ve kanallarda kitleler hâlinde balık ve diğer su
canlıları ölümleri belirlenmektedir. Göllerin kıyı
çizgilerinin hâlâ ihlal edilmesi, göl kenarlarının işgali ve göle ait olması gereken
alanların işgali diğer önemli bir faktördür ve kullanılan nitratlı gübreler ve
zehirli ilaçlar ilk sırada yer almaktadır. Bu durum insan ve diğer canlı
türlerinin yaşamını tehlikeye attığı gibi göllerde otlanmayı da artırmıştır.
Özellikle mavi ve yeşil alglerin (su yosunları) çoğalması ayrı bir tehdit
yaratmaktadır. Bu otlanma da en kısa zamanda temizlenmelidir. Hatta göller
üzerindeki bitkiler temizlenirken göller etrafında ise ağaçlandırmaya gidilmeli
ve ağır metalleri emen türdeki bitki örtüsü setler hâlinde gölleri
çevrelemelidir. Bu bakterili göl sularında hâlâ yöre halkı hayvanını sulamakta,
tarım alanını sulamada kullanmakta, bulaşık yıkamak gibi kendi ihtiyaçlarını da
karşılamaktadır. İnsan sağlığına
olan olumsuz etkiler, yapılan araştırmalar sonucu özellikle temmuz, ağustos ve
eylül aylarında göz damlası, dermatolojik ve alerjik ilaçların tüketimindeki
artışla daha net olarak anlaşılmaktadır. Oysa Isparta ilinin sahip olduğu bu
göller çok iyi içme suyu kaynaklarıdır aynı zamanda. Ancak kirliliğin bu
şekilde devam etmesi durumunda, özellikle Eğirdir gibi değerli içme sularımızı
kaybedeceğiz. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bu göllerin birinci kullanım alanı içme suyu kaynağı
olmasıdır. Bununla ilgili, 4 Eylül 1988 tarihinde ve 19918 sayıyla Su Kirliliği
Kontrol Yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımlanmıştır ve bu göllerin nasıl
korunacağı burada açık ve net bir şekilde belirtilmiştir. Günümüzde bu
yönetmeliğin ilgisiz kalan mercilerce uygulanmaması, hatta yirmi yıldan bu yana
uygulanmaması, göllerin bu hâle gelmesinde önemli faktör olmaktadır. Ülkemizde,
hepimizi, hatta gelecek nesillerimizi etkileyecek bu önemli sorunla ilgili yasa
ve yönetmeliklerin çıkarılması ama aynı zamanda bunların uygulanabilmesi de
gerekmektedir. Yetkili makamların bunların uygulanmasında yetersiz kaldığı ve
gerekli hassasiyetin gösterilmediği açıktır. Beyşehir ve
Eğirdir Gölleri yukarıda belirtilen ortak sorunlara sahiptir. Eğirdir Gölü’nden
bir boğazla ayrılan Hoyran Gölü ve Eğirdir Gölü’ne
bir kanalla bağlanan Kovada Gölü de ortak sorunları barındırmakta, bu
bağlantıları sebebiyle Eğirdir Gölü’nün her tür olumsuzluklarından
etkilenmektedir. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Coşkuner, konuşmanızı tamamlayınız. MEVLÜT COŞKUNER
(Devamla) – Ayrıca, Kovada Gölü’nü besleyen Eğirdir Gölü, Kovada 1 ve 2
Hidroelektrik Santrallerinin su ihtiyacını da karşılamaktadır. Eğirdir Gölü
turizm açısından da çok önemli yerdedir, çünkü sahip olduğu Can ve Yeşilada yerleşim alanı değildir. Canada,
çadır, karavan turizmi ve piknik alanı olarak; Yeşilada
ise Aya Stefanos Kilisesi gibi tarihî zenginliklere
sahip önemli turizm bölgelerimizdendir. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; zaten tüm dünyayı olumsuz etkileyen küresel ısınma
neticesinde gittikçe azalan yağışlar, değişen iklim koşulları su kaynaklarımızı
olumsuz etkilemektedir. Son yıllarda göllerdeki su seviyesi tehlikeli boyutta
düşmüştür. Oysa yukarıda belirtilen sorunlar, çözümü olan, gerekli sağduyu ile
üstesinden gelinebilecek sorunlardır. Öncelikle yaşam kaynağı olan, yöre halkının geçiminde önemli rol
oynayan, enerji üretimi sağlayan, tarımsal alanda sulamada fayda sağlayan ve
turizm açısından bölge ekonomisine katkıda bulunan göllerimizin yukarıda
detaylı şekilde belirtilen sorunlarına acil bir şekilde çözüm bulmak ve daha
kötü bir hâle gelmeden bir an önce tedbir almak, yetkilileri harekete geçirmek
amacıyla yüce Meclise sunduğum önergeye değerli milletvekili arkadaşlarımdan
destek bekliyorum. Bu vesileyle,
sözlerime son verirken yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Coşkuner. Önerge sahipleri
adına söz sırası İzmir Milletvekili Sayın Bülent Baratalı’ya
aittir. Sayın Baratalı,
buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar) BÜLENT BARATALI (İzmir)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak verdiğimiz Küçük Menderes’le ilgili Meclis
araştırması açılmasına dair teklifimiz konusunda önerge sahibi olarak söz almış
bulunmaktayım. Sözlerime başlarken, Sayın Başkan, sizi ve yüce heyeti tekrar
saygıyla selamlıyorum. Küçük Menderes
Nehri, Bozdağlardan doğan, membadan mansaba kadar Yine, bildiğimiz
gibi Selçuk ilçesi, antik çağlarda önemli İyonya
kentlerinden bir tanesidir, Efes’in kurulduğu bir kenttir. Küçük Menderes Nehri’nin getirdiği
alüvyonlarla Efes Limanı dolduğu için Efes şehrinin de yaşamı sona ermiş
bulunmaktadır. Mitolojideki ismi
Meandros Nehri’dir. O zamanlar, yani kirlenmeden
önce, bu araştırmaya söz konusu olmadan önce Menderes Nehri, etrafına,
insanlara yaşam sağlayan, refahlarını yükselten, gönençlerini düzenleyen,
tarıma, çevreye büyük katkılarda bulunan bir nehirdi. Ancak, Küçük Menderes
havzasında -ki bu havza adını Küçük Menderes’ten alıyor- Selçuk ilçesi dışında
evsel atıkları düzenleyen bir arıtma tesisi bulunmamaktadır, yalnız Selçuk’ta bulunmaktadır.
Ancak son zamanlarda 5216 sayılı Kanun’la büyükşehir bünyesine dâhil olan,
“Pergel Kanun”la dâhil olan Torbalı’da da endüstriyel atıkların bertaraf
edilmesi için Büyükşehir Belediyesi tarafından yeni bir girişim başlatılmıştır.
Yani bugün evsel ve endüstriyel atıklar için herhangi bir arıtma tesisi yoktur,
bir arıtma uygulanmadan nehre deşarj yapılmaktadır. Çok önemli bir
bölgedir Ege Bölgesi bildiğiniz gibi. Üzüm, incir, zeytin, pamuk ve tütün
olarak hakikaten namlı bir bölgedir. Yine hepimizin bildiği gibi değerli
arkadaşlar, sayın milletvekilleri, Aydın demir yolu ve Kasaba demir yolu
Batılılar tarafından bu ürünlerin Avrupa’ya götürülmesi için yapılmıştır. Hatta
yine hepimizin bildiği gibi Yunan orduları buradan çekilirken “Biz buralardan nasıl
çekilelim? Dağlarından yağ, ovalarından bal akıyor bu bölgenin.” demişlerdir
ama tabii çekilip gitmişlerdir. Şimdi bu bölgede
tarımsal sulama yapılamıyor çünkü üçüncü ve dördüncü derecede tehlikeli atık
içeriyor bu nehir. Fakat tabii, göz göre göre de
katledilmiş olan bir nehir burası değerli arkadaşlarım. Nehrin
çeşitli bölgelerinden alınan su örneklerinin yapılan analizlerinde kirliliğinin
üst düzeylere çıktığı, kimyasal ve biyolojik oksijen ihtiyacı canlıların
ölümüne yol açacak derecede düşük, kurşun, nikel ve çinko gibi ağır metallerin
en üst düzeyde olduğu, suyun asidik özellik gösterdiği ve sülfür oranının çok
yüksek olduğu İzmir Valiliği Çevre Kurulu tarafından tespit edilmiştir. Şimdi, Büyükşehir
Belediye Başkanımız çok çalışkan bir belediye başkanı, Büyükşehir Belediyesi de
hakikaten çok düzenli, planlı bir belediye. Ancak bu konuda 5216 sayılı
Yasa’nın çizdiği sorumluluk içinde yalnız Torbalı ve Selçuk ve Bayındır
ilçeleri var. Bunun dışında kalan ilçelerde yani Kiraz’da, Beydağ’da, Ödemiş’te,
Tire’de maalesef bu belediyelerin ve Çevre Bakanlığımızın yaptığı herhangi bir
atık su bertaraf tesisi veya katı atık depolama tesisi yok. Burada bütün
bunlar, çevrecilerin bildiği gibi, vahşi depolama şeklinde yapılmaktadır. Nedir
vahşi depolama? Belediyelerin topladığı çöpler bir yere yığılır ve orada yer
altı sularına karışır ve yer altı sularını da kirletir. Bu nedenle Çevre
Bakanlığımızın, Hükûmetin, İktidarın, biraz o
bölgelere bakması gerekiyor. Sayın Bakanımla
İzmir’de beraber çalışmıştık. Bu konularda çok duyarlı olduğunu biliyorum ama
bakanlığı henüz yeni olduğu için… Ben kendisinden bu bölge için de çalışmalar
bekliyorum, daha önceki başarılı çalışmalarında olduğu gibi. Az önce
söylediğim gibi, Küçük Menderes Nehri’nde su kalitesinin genel anlamda üçüncü
sınıf kirlenmiş su ve dördüncü sınıf çok kirlenmiş su kalitesinde olduğu
saptanmıştır. Yani, buralarda bu nehrin suları kullanılarak artık tarım
yapılamaz. Bunları nereden öğreniyoruz? Büyükşehir Belediyesine bağlı İZSU
Daire Başkanlığının çalışmaları ve yine Çevre Bakanlığımızın orada yaptığı
çalışmalardan görüyoruz. Değerli
arkadaşlar, bu bölgede önemli yatırımlarımızdan birisi de yine buradan
beslenecek olan Beydağ Barajı’dır. Çünkü zaten nehir, Küçük Menderes Nehri bu
bölgeden doğmaktadır. Beydağ masalı, artık, belki bizim çocuklarımıza da
söyleyeceğimiz bir söylence olmaktan öteye gidememektedir. Beydağ Barajı
bitirilememektedir. Doğruyu söylemek gerekirse son beş altı yılda yapılan büyük
desteklemeler Beydağ Barajı’nın açılıp işletilmeye alınmasına ve sulamanın
yapılmasına yetmemektedir. “Kret kotu” denilen en üst
kota ne zaman ulaşacağını ben İzmir Milletvekili olarak bilemiyorum değerli
arkadaşlar. Şimdi, aynen
Beydağ Barajı gibi, o bölgenin en önemli yatırımlarından birisi olan çevre yolunda
da iki üç senedir “Bu sene bitecek, öbür sene bitecek.” gibi söylenceler
maalesef bunları bitirememektedir. Beydağ Barajı kret
kotuna gelse bile, daha önce yapılması gereken sulama kanalları, kanaletler
yapılamadığı için bunların tekrar ovanın sulanmasında… ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Beydağ Barajı’nı açtık. BÜLENT BARATALI
(Devamla) – Haberim var efendim. Ben o bölgenin milletvekiliyim. ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Tören yaptık, açtık. BÜLENT BARATALI
(Devamla) – Efendim, Sayın Bakan, oraya gidip görmenizi diliyorum. Yani tören
yaparak, göstermelik törenler yaparak bir şey bitmiyor. ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Lütfen… Yarım kalmıştı, biz bitirdik. BÜLENT BARATALI
(Devamla) - Yani ben o bölgedeyim. Hep beraber gidebiliriz, ben sizi davet
edeyim, İzmirliler çok misafirperverdir, beraber gidelim. Ama bugün “Beydağ
Barajı bitti.” demek doğru değildir. Ekranlardan herkes bizi dinliyor. Yani
“bitti” demek, oranın sulanması demektir. Bitti mi sulama kanalları efendim?
Bitmedi. Yani daha ne zaman kret kotuna getirileceği
belli değildir. İsterseniz ben size, bu konuda çalışmalar var, bu çalışmaları
da size takdim edebilirim. O çalışmalarda devletin, Devlet Su İşlerinin verdiği
bilgilerden siz de görürsünüz ki orası bitmemektedir. Şimdi, yapılması
gerekenler var değerli milletvekilleri, bunları da sıralamak istiyorum ama
süremin de bitmekte olduğunu görüyorum. Durumun tespiti, yapılması gerekenler,
alınması gereken önlemler ve çareler konusunda bizim de düşüncelerimiz var. Ama
elbette ki sizin de düşünceleriniz var. Bunların yapılabilmesi için, bence
verdiğimiz bu araştırma önergesinin Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzük’ün 104 ve
105’inci maddeleri gereğince kabul edilmesini ve doğaya olan bu saygının yerine
getirilmesini diliyorum. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Baratalı. BÜLENT BARATALI
(Devamla) – Teşekkür ederim. Çok değerli okul
arkadaşım Sayın Bakanı da Beydağ Barajı’nı beraber gezmek üzere İzmir’e davet
ediyorum. Hepinize saygılar
sunarım, çok teşekkür ederim. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Baratalı. Önerge sahipleri
adına, İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Ersin. (CHP sıralarından alkışlar) AHMET ERSİN
(İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; sözlerime başlarken hepinizi
saygılarımla selamlıyorum. Sayın Başkan,
Sayın Bakanımla ilgili önemli bir konuyu konuşacağız, isterseniz sohbeti kessin
veya bir orta kahve söyleyelim o şekilde devam etsin. BAŞKAN – Sayın
Bakan sizi dinliyor efendim, buyurun. AHMET ERSİN
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım… ÇEVRE VE ORMAN
BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Dinliyorum
ben sizi, merak etmeyin. SALİH KAPUSUZ
(Ankara) – Sayın Başkan, çok ayıp ya! AHMET ERSİN
(Devamla) – Bir şey mi dediniz? SALİH KAPUSUZ (Ankara)
– Ben dedim, ben! Ben dedim Ahmet. AHMET ERSİN
(Devamla ) – Niye dedin? SALİH KAPUSUZ
(Ankara) – Bir şey söyledim işte! AHMET ERSİN
(Devamla) – Ama, şimdi “İade ediyorum.” desem yanlış
olur. SALİH KAPUSUZ
(Ankara) – Sen Genel Kurula konuşursun kardeşim. BAŞKAN –
Karşılıklı konuşmayalım. SALİH KAPUSUZ
(Ankara) – Sen Genel Kurula konuşursun, seni dinlemek mecburiyetinde değilim
ben. AHMET ERSİN
(Devamla) – Dinlemezse kime konuşacağım canım, Bakan dinlemezse kime
konuşacağız? Lütfen, rica ederim. BAŞKAN – Sayın
Ersin, buyurun efendim. SALİH KAPUSUZ
(Ankara) – Hayır efendim, Genel Kurula konuşacaksınız, Bakana değil. Ben
dinleyeceğim sizi. AHMET ERSİN
(Devamla) – Bakan da dinleyecek ki soruna çözüm bulabilsin. SALİH KAPUSUZ
(Ankara) – Hayret ediyorum ya! MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Siz de kızmaya başladınız. SALİH KAPUSUZ
(Ankara) – Hak ediyor arkadaş. AHMET ERSİN
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım, balık çiftlikleri sorunu, yani balık
çiftliklerinin deniz dibinde ve yüzeyinde yarattığı sorunlar yaklaşık yirmi
yıldan beri Türkiye’de tartışılıyor ve balıkçı esnafı, oralarda yaşayan
vatandaşlarımız ve çevre dernekleri, bu balık çiftlikleriyle ilgili
şikâyetlerini, söylediğim gibi, yirmi yıldan beri gündeme getiriyorlar.
Neticede, en son 2006 yılında burada Meclisimizde bir kanun kabul ettik, Çevre
Yasası. Bu Çevre Yasası’na göre, kapalı koylarla arkeolojik ve doğal sit
alanlarında balık çiftlikleri kurulamaz. Yasa’nın özü bu ve bu Yasa’nın
uygulanması için, yani bu arkeolojik ve doğal sit alanlarıyla kapalı koylarda
konuşlanmış olan balık çiftliklerinin de bulundukları yerlerden taşınmaları
için bir yıllık bir süre verildi. Keza, yine uygulamayla ilgili, Yasa’nın
uygulamasıyla ilgili 24 Ocak 2007 tarihinde Bakanlık bir tebliğ yayınladı; bu
uygulamanın nasıl olduğu ve ayrıca balık çiftliklerinin nerelerde
konuşlanabileceklerine ilişkin bir tebliğ yayınladı. Bu tebliğde özet olarak
şunu söyleyebilirim: Balık çiftlikleri, bir defa arkeolojik ve doğal sit
alanlarında, kapalı koylarda konuşlanamayacak ve açıklara taşınacaklar. Bir de
ayrıca özellikleri, kıyıdan en az Peki, şimdi Sayın
Bakana sormak istiyorum: Bu tespit edilen alanlara Yasa’ya aykırı olarak
konuşlanmış olan balık çiftlikleri taşındı mı? Ben kendi seçim çevremden
söyleyeyim, İzmir’de Çeşme civarında kooperatiften edindiğim yazlık evim var ve
evimin etrafı da balık çiftlikleriyle çevrilmiş durumda. Yani yaratılan
sorunları bizzat görerek yaşıyorum. Dolayısıyla, benim bulunduğum çevredeki
balık çiftlikleri oldukları yerde duruyorlar, kıyıdan 100- Değerli
arkadaşlarım, bir defa, bir yasa yürürlüğe girmişse, bu yasa yürürlükteyse
Türkiye Büyük Millet Meclisinin çıkardığı, kabul ettiği bir yasa yürürlükteyse bu yasayı uygulamayanlar
ve uygulanmasını gözetmesi gerekenler de görevlerini yapmıyorlarsa o zaman
ortada bir suç var demektir. Yani, geçtiğimiz günlerde gazetelerde
okumuşsunuzdur, sokakta bağırıyor diye bir vatandaşımıza 62 milyon liralık ceza
kesildi ama yürürlükte olan Yasa’ya rağmen, Bakanlığın çıkardığı tebliğe rağmen
yerinden kımıldamayan yani Yasa’yı ve Tebliğ’i tanımayan balık çiftliklerine
karşı maalesef hiçbir şey yapılamıyor; hepsi oldukları yerde faaliyetlerini,
çalışmalarını sürdürüyorlar. Şimdi, az önce
sözünü ettiğim Yasa ve Yönetmelik önceki Sayın Bakan döneminde, Sayın Pepe
döneminde çıkarıldı ve yürürlüğe konuldu. Sayın Pepe’yi burada göremiyorum ama
gerçekten o dönemde son derecede duyarlı davrandı bu konuda, toplumun
taleplerine karşı duyarlı davrandı, balık çiftliklerinin yarattığı sorunları
kendi tespitleriyle görerek duyarlı davrandı ve bu konuda yasa çıkardı, tebliğ
çıkardı. Ama şimdiki Sayın Bakana kalsa idi, muhtemelen bugün bu sorunlar hâlen
devam ediyor olacaktı, çünkü Sayın Bakan Yasa’nın uygulanmasını bile
sağlayamıyor, Tebliğ’in uygulanmasını bile sağlayamıyor. Zaten, ormanlarımızı
Kültür Bakanına devrediyor, onun hazırlıklarını yapıyor, ormanların bir
bölümünü de madencilere emanet etmiş vaziyette, kıyılarımızı da balık çiftliklerinin
insafına terk etti ve kendisi de şimdi bir Bakan olarak, oturan bir Bakan
olarak görevini sürdürmeye devam ediyor. Dolayısıyla, değerli arkadaşlarım,
yani bu sorunu -Sayın Bakanın bakanlık görevinin tabii ki uzun olmasını
diliyorum- dönem sonuna kadar, bu balık çiftlikleri sorununu sık sık konuşacağız Sayın Bakanım, yani bu balık çiftliklerinin
yarattığı sorunları ve Yasa’nın uygulanmamasıyla ilgili sorunları sizinle
elbette sık sık konuşacağız, tartışacağız. Değerli
arkadaşlarım, başka ülkelerde, yani Türkiye dışındaki yabancı ülkelerde, Avrupa
ülkelerinde bunlar bir düzene sokulmuş. Yani kimse balık çiftlikleri olmasın
demiyor. Balık çiftlikleri elbette olsun, vatandaşlarımız ucuz balık yeme
olanağını elbette sürdürsünler, devam ettirsinler, buna bir diyeceğimiz yok ama
bunlar bir disiplin altına alınsın istiyoruz. Yani herkes istediği yere bir
balık çiftliği kuramasın. Bunun bir koşulunun olması lazım, tespit edilen
yerler var, oralara taşınmaları lazım ama bunları kim yapacak? Bu Yasa’yı ve Yönetmelik’i uygulamakla yükümlü olan Sayın Bakan ve
teşkilatı bunu gerçekleştirecek ama şimdiye kadar Sayın Bakanın da teşkilatının
da bu konuda herhangi bir çaba içine girdiğini göremedik. Değerli
arkadaşlarım, kıyılarımızda, koylarımızda, körfezlerimizde sadece Türkiye’ye
ait şirketler, yerli şirketler faaliyetlerini sürdürmüyorlar, örneğin yabancı
şirketler de var. Yani kendi ülkesinde olanak bulamadığı için, kısıtlamalar
olduğu için ve Türkiye’de daha rahat ortam olması nedeniyle gelip bizim kıyılarımızdaki
kurulu olan balık çiftliklerine ortak oluyorlar veya kendileri buralarda, bu
kıyılarımızda faaliyetlerini sürdürüyorlar. Yani bu bile, Türkiye’nin çevre
konusunda, balık çiftliklerinin yarattığı sorunlar konusunda çok da duyarlı
olmadığını, daha doğrusu Türkiye’yi yönetenlerin çok da duyarlı olmadığını
gösteriyor. Değerli
arkadaşlarım, kayıt dışılık elbette hepimizin şikâyet ettiğimiz bir konu. Yani
vergilendirilemeyen kazanç, kayıt dışı kazanç, hepimizin, bütün
vatandaşlarımızın, yani dürüst vatandaşlarımızın rahatsız olduğu bir konu.
Şimdi devletimiz, Maliye Bakanlığı örneğin, kayıt dışılığı önleyeceğim diye
işportacının, simitçinin peşinde, kovalıyor. Yani, kayıt dışılığı önlemenin
yolu ve yöntemi olarak işportacıyı ve sorumlusu olarak tabii ki işportacıyı ve
simitçiyi görüyor. Aslında, en büyük
kayıt dışılık bu sektörde var. Hiçbirisi kapasitelerine bağlı kalarak üretim
yapmıyor. Aldığı kapasite miktarı… İzin alırken, ruhsat alırken tespit ettiği,
talep ettiği kapasite miktarından birkaç misli fazla üretim yapıyor, işini
büyütüyor, kafes üstüne kafes ilave ediyor ama bunun hesabını soran, bunu
denetleyen kimse yok. Ben, geçtiğimiz yıl, Sayın Maliye Bakanına bu konuyu
sözlü olarak bir sohbet sırasında söylemiştim, bu sektördeki kayıt dışılığı söylemiştim.
Bana son derecede lakayıt bir şekilde ve ilgisiz bir
şekilde “Ne yapalım yani, balıkları mı sayalım?” diye bir cevap vermişti. Değerli
milletvekilleri, şimdi, eğer devlet, vergisiyle ve yasalarıyla bir sektöre
müdahale edemiyorsa, o sektörü disiplin altına alamıyorsa, o zaman, devletin o
sektördeki egemenliği sorgulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi oy birliğiyle
–ben de buradaydım o dönemde- bu Çevre Yasası’nı kabul etti, yani hükûmet tasarısını kabul etti oy birliğiyle ve 2006
Mayısından itibaren bakarsak bir buçuk yıldan beri, hatta iki yıla yakın bir
süreden beri bu Yasa yürürlükte ama uygulanmıyor. Yani, sektördeki kişiler, bu
sektörün içinde olan kişiler Yasa’yı tanımıyorlar, Yönetmelik’i,
Tebliğ’i tanımıyorlar ve… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) AHMET ERSİN
(Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan. BAŞKAN – Buyurun
Sayın Ersin. AHMET ERSİN
(Devamla) – …bu Yasa’yı, bu Yönetmelik’i, bu Tebliğname’yi uygulaması gereken kişiler ve kurumlar da
maalesef buna seyirci kalıyorlar. Israrla söylüyorum,
eğer devlet, vergisiyle ve yasasıyla bir sektöre müdahale edemiyorsa egemenliği
de yok demektir, devletin egemenliği de sorgulanır. Nitekim bu sektörde böyle
bir sorunla karşı karşıyayız. Ama, Sayın Bakanın,
dediğim gibi, inşallah bakanlık ömrü uzun olur sağlık içinde ve çok sık bir
şekilde bunu tartışacağız Sayın Bakanım, çünkü, ben yaşıyorum bunu. Ben, kendi
evimde bu sorunu yaşıyorum. Yani, kim ne derse desin… Balık çiftliklerinin
kirlilik yaratmadığını iddia eden bazı çevreler var. Yani, bu balık
çiftliklerine danışmanlık yapan, kendilerini bilim adamı olarak tanımlayan
kişiler var, bunları öve öve bitiremiyorlar. Hepsi
palavradır. Balık çiftlikleri Türkiye için bir sorundur, Türkiye kıyıları için
bir sorundur, Türkiye denizi için bir sorundur ve bu sorunu konuşmaya devam
edeceğiz değerli arkadaşlarım. Hepinizi
saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Ersin. Sayın Bakanım,
şahsınızla ilgili bazı iddialar var, açıklama yapacaksınız; buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar) IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 1.- Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun,
İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın konuşmasında
şahsına sataşması nedeniyle konuşması ÇEVRE VE ORMAN
BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan,
çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Tabii,
önergelerde yapılan konuşmalarda şahsımın adı geçtiği için bir iki hususu
açıklamama müsaade edin. Efendim, önce,
ben değerli milletvekillerime teşekkür ediyorum, ancak, bir hususu açıklamamda
fayda var. Bilhassa, İzmir Milletvekili Sayın Bülent Baratalı’nın
bahsettiği Beydağ Barajı’yla ilgili kısa bir açıklama yapmam gerekiyor. Efendim, ben
Devlet Su İşleri Genel Müdürüyken, Beydağ Barajı, bizim dönemimizden önce 2002
yıllarında durdurulmuş, iz bedel olarak bekliyordu. TUĞRUL YEMİŞCİ
(İzmir) – On dört sene Sayın Bakan. ÇEVRE VE ORMAN
BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Hatta, bu Beydağ
Barajı o kadar sürüncemede kalmış ki, yani hiçbir işlem yapılamıyordu, ancak,
Ödemiş Ovası’ndaki sıkıntıyı bildiğim için, orada özellikle yer altı suyundan
kaynaklanan enerji sarfiyatını, boşa harcanan enerjileri bildiğim, aynı zamanda
Ödemiş Ovası’nın yer altı suyunun alçalmasından dolayı büyük bir problemle
karşı karşıya kaldığını bildiğim için özellikle bizzat giderek, projesini de
yeniden incelemek suretiyle, yaklaşık o zamanın fiyatlarıyla 75 trilyonluk bir
tasarruf da sağlamak kaydıyla yıldırım hızıyla üç yılda bitirmeye söz verdik ve
hakikaten biz kasım ayında da suyu tutarak baraj kısmını büyük ölçüde bitirdik.
Sadece kret düzenlemesi kaldı. Bunun barajın su
tutmasıyla hiçbir alakası yoktur, şu anda barajda su tutuluyor ve gerçekten çok
faydalı olmuştur. Ancak tabii ki daha önce açılış veya su tutma merasiminde de ifade
edildiği gibi sulama şebekesinin şu anda projeleri yapıldı, tamamlandı,
tatbikat projeler hazırlandı; inşallah ya perşembe veya önümüzdeki hafta
yap-işlet-devret esasına göre bir kanun, düzenleme gelecek, o zaman bununla
ilgili sulama işlemleri de, projesi de hayata kısa zamanda geçecek. Yalnız, takdir
edersiniz ki, özellikle burada su tutulmasının çok büyük faydası var. Tutulan
suyu yaz aylarında nehre vererek hem yer altı suyunun beslenmesi hem de
vatandaşımızın bu sudan istifade etmesini sağlayacağız. Dolayısıyla ben şahsen
Vekilimizden, bu Beydağ Barajı’nı da, bitmeyen, yılan hikâyesine dönen ve ben
geldiğimde hesap ettim, aynı ödeneklerle seksen bir yılda bitecek olan bu
barajı -bu büyük bir baraj- kısa zamanda, üç yılda bitirdik, sözümüzde durduk,
onun teşekkürünü bekliyordum. Ancak bir de şunu
belirteyim: Bilhassa Tire-Beydağ-Ödemiş bölgelerinde katı atık problemi
olduğunu söylediniz. Bakacağız, ben hemen gider gitmez bu konuya el atacağım,
katı atık probleminin de o bölgede çözülmesi şarttır, onun çözümüne de bizzat
yardımcı olacağım. Ona özellikle söz veriyorum. Şimdi, bir de
Sayın Ahmet Ersin’in balık çiftlikleriyle ilgili anlattıklarına müsaadenizle
cevap vermek istiyorum. Şimdi, Sayın Milletvekili, siz de çok iyi biliyorsunuz ki, bu
konuyla alakalı bütün kurumları ilk defa bir araya getirerek, bakın, Çevre ve
Orman Bakanlığını, Kültür ve Turizm Bakanlığını, Tarım ve Köyişleri
Bakanlığını, Denizcilik Müsteşarlığını, Ulaştırma Bakanlığını, bütün bu
elemanları bir araya getirmek suretiyle, İzmir, Aydın, Muğla, Antalya, Mersin,
bu bölgelerde çalışmaları tamamladık. Bildiğiniz üzere,
hazırlanan tebliğe uygun olması için gerekli çalışmalar tamamlandı. Balık
çiftliklerine biz de karşı değiliz, sadece vahşi balık üretimine, denizleri
kirletmesine karşıyız. Orada turizme mahzurlu olması gibi birtakım şartların
olmamasını istiyoruz biz de. Bu maksatla, bölgelerde çalışma yapıldı ve
nerelerin uygun olacağı belirlendi. Özellikle kapalı koylarda müsaade
etmiyoruz. Bunun dışında, turizm alanlarında müsaade etmiyoruz, sit alanlarında
müsaade etmiyoruz, yerleşim alanlarına belli bir mesafede yakın olmasına
müsaade etmiyoruz ve bunlarla ilgili de net olarak yerlerini belirledik. AHMET ERSİN
(İzmir) – Hepsi yerinde duruyor Sayın Bakan. ÇEVRE VE ORMAN
BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Müsaade edin… Hepsi şu anda
yeni yerlerine taşınmak için harekete geçiyorlar. Biz, bunlar taşınmadıkları
zaman, önce ceza vereceğimizi, daha sonra, ikinci defa cezanın 1 misli daha
katlanacağını, daha da taşınmazlarsa, nam ve hesaplarına, yüzde 50 fazlasını da
almak kaydıyla, bunları taşıyacağımızı söyledik. Şu anda yeni yerle alakalı
tekrar taşınmamaları için toplu ÇED çalışmalarına da müsaade ettik. Bu balık
çiftlikleriyle ilgili mesele kökünden çözülecektir, burada herkes de zaten
biliyor. Onu da özellikle vurgulamak istiyorum. AHMET ERSİN
(İzmir) – Kaç yıl sonra çözülecek Sayın Bakan? ÇEVRE VE ORMAN
BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi netice olarak, ben, herkese teşekkür
ediyorum. Önergeleri bizzat dinledim, okudum ve neticede bunların da
hazırlıklarını yapıyoruz. Biz de ülkemize faydalı olmaya çalışıyoruz. Bu
bakımdan, sizlerin de katkılarından dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Saygılarımı
sunuyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Bakanım. Saygıdeğer
milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum. Kapanma Saati: 18.20 ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati: 18.30 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN
(Adana), Yusuf COŞKUN (Bingöl) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 93’üncü Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum. VIII.- MECLİS ARAŞTIRMASI (Devam) A) Ön Görüşmeler (Devam) 1.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat
ve 20 milletvekilinin, termik santrallerin çevreye verdiği zararların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3) (Devam) 2.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 38
milletvekilinin, Trakya ve İstanbul ilinde çevre konularındaki gelişmelerin
Ergene Çevre Düzeni Havza Planı’na etkilerinin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/8) (Devam) 3.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış ve 23
milletvekilinin, Kırklareli ili Vize ilçesindeki bir arazi ile ilgili
iddiaların ve bu arazi üzerinde kurulması planlanan çimento fabrikasının çevre
üzerindeki muhtemel etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/12)
(Devam) 4.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur ve 23 milletvekilinin, Adana’daki lagünlerin karşı
karşıya bulunduğu çevresel risklerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/28)
(Devam) 5.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya
ve 22 milletvekilinin, Bartın’da kurulması planlanan termik santralin olumlu ve
olumsuz etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/31) (Devam) 6.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 22
milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetlerinin araştırılarak
çevreye olumsuz etkilerinin önlenmesi için alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/33)
(Devam) 7.- Konya Milletvekili Hasan Angı
ve 19 milletvekilinin, Konya Kapalı Havzası’ndaki su kaynaklarının karşı
karşıya bulunduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/38)
(Devam) 8.- Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 28 milletvekilinin,
Akşehir ve Eber Göllerindeki kirlilik ve diğer çevre sorunlarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/42) (Devam) 9.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz ve 27
milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetlerinin araştırılarak
çevrenin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/47) (Devam) 10.- Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk
ve 21 milletvekilinin, Büyük Menderes Nehri’ndeki kirliliğin ve çevreye
etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/56) (Devam) 11.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan ve 25 milletvekilinin,
balık çiftliklerinin çevreye ve turizme olumsuz etkilerinin araştırılarak su
ürünleri yetiştiriciliğinin çevreyle uyumlu gerçekleştirilmesi için alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/59) (Devam) 12.- Afyonkarahisar Milletvekili
Halil Ünlütepe ve 23 milletvekilinin, Eber Gölü’ndeki
çevre kirliliğinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/62) (Devam) 13.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 29
milletvekilinin, altın arama faaliyetlerinin hukuki durumu ile çevreye
etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/64) (Devam) 14.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 23
milletvekilinin, Van Gölü’ndeki kirlenmenin önlenmesi ve Van ilinde turizmin
geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/65) (Devam) 15.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 26
milletvekilinin, Küçük Menderes Nehri’ndeki kirliliğin araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/68) (Devam) 16.- Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu
ve 24 milletvekilinin, Artvin Cerattepe’deki
madencilik faaliyetlerinin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/71) (Devam) 17.- Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan ve 21 milletvekilinin, Eber Gölü’ndeki
çevre sorunlarının araştırılarak gölün korunması için alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/84) (Devam) 18.- Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu ve 19
milletvekilinin, Van Gölü’ndeki çevre sorunlarının ve gölün potansiyelinin
araştırılarak korunması ve değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/87)
(Devam) 19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy ve 23 milletvekilinin, başta Afşin Elbistan olmak
üzere termik santrallerin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/89) (Devam) 20.- Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner ve 25 milletvekilinin, Isparta ilindeki göllerin
çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/98) (Devam) 21.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 22 milletvekilinin,
balık çiftliklerinin çevre ve turizm üzerindeki etkilerinin araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/101) (Devam) 22.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu
ve 39 milletvekilinin, denizlerdeki kirliliğin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/119) (Devam) 23.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin,
Kahramanmaraş'ta Narlı Ovası'na kurulması planlanan katı atık depolama
tesisinin çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/145)
(Devam) 24.- Isparta Milletvekili Haydar Kemal Kurt ve 23
milletvekilinin, Eğirdir Gölü ve Havzası’ndaki çevre sorunlarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/146) (Devam) BAŞKAN - Hükûmet? Yerinde. BAŞKAN - Şimdi
söz sırası, önerge sahipleri adına Mersin Milletvekili Sayın Mehmet Şandır’da. Buyurun efendim. MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Gerçekten, bugün,
parti gruplarımızın da kararıyla, Meclisimiz, Genel Kurulumuz denetim görevini
yapıyor. Bunu önemsiyorum, bunu değerli buluyorum. Biz, ülkemizin sorunlarını,
halkımızın beklentilerini burada dillendirmeliyiz, yanlışlıkları ifade
etmeliyiz ki halkımız demokrasiye olan inancını, Meclisimize olan güvenini,
milletvekillerine olan bağlılığını devam ettirebilsin. Onun için, bu denetim
görevini boş sıralara da yapmış olsak dahi
-Sayın Bakanımız burada- önemsiyorum, değerli buluyorum. Bu noktada bize
de imkân verdiğiniz için sizlere çok teşekkür ediyorum. Anayasa’mızın
98’inci, İç Tüzük’ümüzün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca, denizlerimizin
yaşadığı kirliliği araştırmak üzere bir araştırma komisyonu kurulması yönünde
siyasi parti gruplarımızın verdiği önergelerin birleştirilmesiyle oluşturulan
bu gündem maddesi üzerine, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına da önergede
imzası bulunan milletvekili olarak ben konuşacağım. Değerli
milletvekilleri, değerli Genel Kurul; tabii, münhasıran Muğla’nın Milas ilçesi
Güllük Körfezi’ndeki balık çiftlikleriyle ilgili ve burada yaşanan balık
ölümleriyle ilgili bir araştırma yapılmasını önermişiz önergemizde. Ama bu
balık çiftlikleri konusu yalnız Muğla’nın, yalnız Aydın’ın, yalnız İzmir’in
değil, zannediyorum, sahili bulunan tüm illerimizin temel sorunudur. Bu
anlamda, bir fırsat bilerek, ben, milletvekili seçildiğim Mersin iliyle ilgili
bu konudaki sorunu ifade etmek istiyorum. İSA GÖK (Mersin)
– O dert bizim derdimiz özellikle. MEHMET ŞANDIR
(Devamla) – Özellikle. Değerli
milletvekilleri, Mersin ili, 321 kilometrelik sahil şeridi olan, gerçekten,
Türkiye’mizin, özellikle turizm potansiyeli açısından bir zenginlik kaynağı. Milletimizin,
halkımızın, ülkemizin, hatta gelecek nesillerin adına övünülecek, güvenilecek
bir zenginlik kaynağı. 321 kilometrelik sahilde 360 bin yatak kapasiteli
potansiyeli olan bir turizm cenneti Mersin. Ama heyhat ki bugün Mersin’de
turizme sunabileceğimiz “5 bin” deniliyor ama 1.996 yatak olduğunu biliyorum.
Dolayısıyla, Mersin bu kadar güzellik ve zenginliklere sahip olmasına rağmen,
maalesef, turizme sunabileceğimiz bir imkân vermiyor. Mersin’in
turizmde önünü 1970’li yıllarda kestiler. Ben o zaman genç bir mühendis olarak
oralarda çalışıyordum. Antalya, Muğla, İzmir uluslararası turizm piyasasına
zenginliklerini ve güzelliklerini sunarken Mersin’in önüne ikinci konutu
diktiler. Mersin sahillerini göreniniz varsa, o güzelim koylarda, binlerce ve
çok yüksek şekilde ikinci konutlar yapıldı, denizle yeşilin arası kesildi ve
Mersin turizme kapandı. İkinci bir olay:
Silifke’nin Taşucu sahil beldesine, “SEKA” diye
getirip kâğıt fabrikası kurdular. O zaman çok seslendik, dedik ki: “Bu SEKA’nın
ham maddesi odun. Odunun olduğu yerde bu fabrikayı kuralım. Bu fabrikanın suya
ihtiyacı yok. Gelin, bunu daha yukarılarda, ormanların arasına kuralım, odun
ham maddesine yakın yerlerde kurulsun.” Ama ne hikmetse, götürdüler, Taşucu gibi, gerçekten Akdeniz’in incisi olacak çok güzel
koylarının olduğu bir tatil beldesine kurdular. Değerli
milletvekillerim hatırlarlar, eskiden Taşucu’nda
pansiyondan geçilmezdi, “Ayşe Teyzenin Pansiyonu”, “Fatma Teyzenin Pansiyonu”
diye pansiyondan geçilmezdi. Ama, ne zaman SEKA orada
çalışmaya başladı, inanınız ki Değerli
milletvekilleri, Taşucu’ndan başlayarak Susanoğlu’na kadar, Atakent’e kadar 38 kilometrelik bir
sahil şeridi var, ayağınıza taş değmez, Şimdi yeni bir
hamleye başlanıyor. Sayın Başkan ilan ediyor, diyor ki: “İkinci turizm
hamlesini Mersin’den başlatacağız.” Alkışladık, sevindik, umutlandık. Sayın
Kültür ve Turizm Bakanımız, 2008 yılı turizm sezonunu Mersin’de açtı. Ne kadar güzel bir hadise. Değerli
milletvekilleri, Mersin gibi zenginlik ve güzelliklerin merkezi bir şehrimizde
her 4 kişiden 1’i işsiz gezmektedir. Mersin’de işsizlik yüzde 25’in
üzerindedir. Türkiye İstatistik Kurumunun rakamlarına bakınız, Mersin’de
işsizlik yüzde 23,7’dir. Bu kadar sorunu olan, değişik anlamlarda sorunu olan
Mersin’de eğer bu kadar çok işsiz varsa bir sosyal problemin, bir sosyal
ihtimalin beklenmeyen, hoş olmayan birçok sıkıntıların kaynağı olacak bir zemin
var. Burada istihdam yaratacak, burada işsize iş yaratacak bir yatırımı, bir
alanı halkın hizmetine sunmak lazım. Bunun adı turizm. Turizmde her yatak, her
iki yatak bir istihdam yaratıyor. Dolayısıyla, bu kadar güzel potansiyeli olan,
zenginlikleri olan -çok net söylüyorum: Kesintisiz 37 kilometrelik- işte
Silifke’nin önündeki o sahil şeridinde bir tek yatak yok turizme
sunabileceğimiz. O güzellikler orada bize bakıyor, biz de işsiz geziyoruz;
Mersin halkı için söylüyorum. İşte, diyoruz ki: Gelin Mersin’i… Sayın
Başbakanın söylediği gibi, ikinci turizm hamlesini Mersin’den başlatalım. Sayın
Turizm Bakanının söylediği gibi, turizm yılını, sezonunu Mersin’de açalım ve
Mersin’i uluslararası turizmin hizmetine, yatırımına, projelendirilmesine
sunalım. Ama, heyhat! Biz böyle düşünüp ümitlenirken,
AKP İktidarı, Sayın Hükûmetimiz, sonradan öğreniyoruz
ki, birçok sayın bakan -Sayın Çevre Bakanı, Sayın Turizm Bakanı, Sayın Tarım
Bakanı, Maliye Bakanı- kapalı kapılar arkasında toplanıyorlar, Mersin halkına
sormadan Mersin’in sahillerinde balık çiftliklerinin kurulmasını planlıyorlar. Değerli
arkadaşlar, burada gelip biri anlatsın, Turizm Bakanı gelip anlatsın; bir
sahilde eğer balık çiftliği varsa orada otel olmaz; olsaydı, Bodrum’dan,
Milas’tan, Aydın’dan balık çiftlikleri sökülmezdi. Bu balık çiftlikleri, çupra,
kefal falan yetiştiren balık çiftlikleri değil, burada orkinos yetiştirilecek,
her biri 150 kilo ağırlığında “ton balığı” dediğimiz ihraç balık yetiştirilecek.
Bu yalnız denizin yüzünü değil, denizin dibini de kirleten bir balık çiftliği
ve Mersin sahillerinde 240 bin dekar balık çiftliği kurulmasının planlandığı
bilgileri Mersin halkının uykusunu kaçırmaktadır. Dolayısıyla, önerge vererek
konunun araştırılmasını istememizin sebebi, yalnız Milas Güllük için değil, tüm
Türkiye'nin sahilleri için… Evet, balıkçılık yapılmalıdır, balıkçılık da bu
ülkenin gelirleri açısından önemlidir ve vazgeçilmez, ama değerli
milletvekilleri, Türkiye'nin temel sorunu bugün işsizliktir, istihdamdır. Bakın, Hükûmetimiz yeni bir istihdam kanunu getiriyor. Onlar da
biliyorlar. Bütün “Kalkındık, büyüdük, geliştik.” denilmesine rağmen işsizliğin
önlenemediği hepimizin malumudur. İşsizliği önleyebilmenin, en kısa sürede, en
az maliyetle işsizliği önleyebilmenin yegâne yolu da turizm olduğuna göre,
Mersin gibi 320 kilometrelik sahilde üç yüz altmış bin yatak kapasiteli bir
zenginliği balık çiftliklerine nasıl heba ederiz? Ben sizden istirham ediyorum,
hem Hükûmetimiz bu kararını gözden geçirsin… “Balık
çiftliği yapılmasın” demiyoruz ama turizm değerlendirmesi yapılamayan sahillere
yapılsın. Ama getirip eğer siz Silifke’nin sahillerinin önüne, Anamur’un önüne,
Bodrum’un, Milas’ın önüne… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Şandır, konuşmanızı tamamlayınız. MEHMET ŞANDIR
(Devamla) – … balık çiftlikleri kurar hem denizin
dibini hem denizin yüzünü kirletirseniz; ki, o balıkları beslemek için
kullanılan kimyasal atıklar çok ciddi bir kirlilik yaratıyor… Yani, SEKA’dan
daha fazla koku yaratılacağı yönünde ilmî raporların ifadesi var. Dolayısıyla,
biz Hükûmetin bu kararı yeniden gözden geçirmesini,
balık çiftlikleriyle ilgili incelemeyi yeniden gözden geçirmesini istiyoruz ve
bu araştırma komisyonunun kurulmasını çok önemsiyoruz. Bir yanlışlığı… Yani
1970’den 2008’e kadar kırk yılı kaybetti Mersin. Yeniden bir kırk yılı daha
kaybetmemek için, özellikle Mersin için -benim milletvekili olduğum il olması
hasebiyle- bu kararın yeniden gözden geçirilmesini temin edecek bu komisyonun
kurulmasını sizin bilgilerinize ve dikkatinize sunuyor, hepinize saygılar
sunuyorum. Teşekkür ederim.
(MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Şandır. İSA GÖK (Mersin)
– Sayın Başkan, yerimden çok kısa bir katkıda bulunmak istiyorum. BAŞKAN – Buyurun
Sayın Gök. İSA GÖK (Mersin)
– Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum nezaketinize, sağ olun. Sayın Bakan az
önce dediler ki: “İlgili kuruluşları, kurumları topluyoruz, ona göre
olabilirliğini araştırıyoruz.” Mersin hakikaten bu konuda kan ağlıyor. İki ay
önce Valilik bünyesinde, hiçbir sivil toplum kuruluşuna haber verilmeksizin
-yalnızca ilgili resmî kurumlara- siyasi iradenin yapılacak kararının
yapılabilme imkânını yaratmak üzere, yani onamak üzere toplantı yapıldığını öğrendik.
Biz toplantıdan sonra farkına vardık. Bu toplantı, Mersin’den kopuk, Mersin’in sivil toplum
kuruluşları ve hatta Mersin’in AKP’li vekillerinin dahi haberi olmaksızın
yapıldı. Şu anda Mersin’de, iktidar mensubu partinin vekilleri dâhil olmak
üzere 12 vekilin 12’si de bu balık çiftliklerinin Mersin’e getirilmesine karşı.
Sayın Bakan dediler ki: ”Özellikle sit bölgeleri önlerine asla bunlar
yapılmıyor.” Mersin’de alınan karar gereği, Taşucu
açıklarında -biz ona “Dana Adası” deriz, Tisan
açıklarıdır- Tisan’ın oradan, Dana Adası’ndan Anamur
Ören’e -gelenler, yüzenler bilir “Anemurium” adı
vardır- Anemurium’a kadar, sahilde blok bir set gibi
kilometrelerce balık çiftliği yapılmak üzere deniz işaretleniyor. Buraların
hepsi, Anamur Kalesi’nden Anamur’a yol üzerindeki sit bölgeleri açıklarına
kadar her taraf balık çiftlikleriyle, İkinci bir hata
nükleer santral zaten o bölgede. Bakın, Türkiye’de
turizmin önünün açılabileceği tek yer Mersin sahilleri kaldı. Antalya bitti,
bunu biliyoruz; batı bitti, bunu biliyoruz ama Mersin en bakir ve ören yeri
anlamında… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) İSA GÖK (Mersin)
- …Türkiye’nin en zengin ilidir. Lütfen… Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Gök. Sayın Bakanım
gerekli notları aldı. Son konuşmacı,
önerge sahipleri adına, Isparta Milletvekili Haydar Kemal Kurt. Sayın Kurt,
buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar) HAYDAR KEMAL KURT
(Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bir grup
arkadaşımızla birlikte, Eğirdir Gölü havzasında hızla artan ve tehlikeli
boyutlara ulaşan kirlilik ve çevre sorunlarının tespiti ve çözümü için gerekli
olan çalışmaların yerinde araştırılması maksadıyla Anayasa’nın 98 ve İç
Tüzük’ün 104’üncü maddesi gereğince bir Meclis araştırması talebinde
bulunmuştuk. Bu sebeple huzurlarınızda bulunuyorum. Muhterem
arkadaşlar, Eğirdir Gölü, Eğirdir ilçesi ve Isparta il merkezinin içme ve
kullanma havzasında yer alan onlarca belde ve köyün tarımsal sulama ve kullanma
suyu talebini karşılayan, ülkemizin ikinci büyüklükte tatlı su kaynağıdır. Eğirdir Gölü
havzası, sahip olduğu verimli topraklar nedeniyle yoğun tarım faaliyetlerinin
baskısı altındadır. Tarımsal sulama için gölden aşırı su
çekilmesi, yoğun pestisit ve gübre kullanımı ve
bunların bilinçsizce yapılması, ilaç ve gübre seçimi, kullanım miktarlarının
tespiti, uygulama zamanı ve sayısının belirlenmemesi ve benzeri gibi sebepler,
tarımsal atıkların havzada kontrolsüzce depolanması, yüzey ve yeraltı su
kaynaklarının yakını ve kuru dere yataklarının tercih edilmesi ve –kontrol-
denetlemenin yeterli olmaması hususları bu baskıyı artırmaktadır. Diğer
yandan, göl havzasındaki yerleşimlerin evsel atıkları, havzadaki yüzey ve
yeraltı su kaynakları için tehdit unsuru olmayı da artarak sürdürmektedir.
Özellikle yerleşimlerde kanalizasyon sisteminin yeterli olmayışı ve foseptiklerin tercih edilmesi, arıtma tesislerinin yeterli
olmaması, katı atık ve çöp depolama sistemlerinde yer seçiminin doğru
yapılmaması havzadaki yerleşimlere ilişkin kirliliğin tetikleyicisidir. Havzada gelişen
endüstriyel faaliyetler sonucu oluşan atıklar da önemli bir sorundur. Sanayi
tesislerine ait arıtma sistemlerinin olmaması veya yetersiz kapasiteyle
çalışması kontrol ve denetim eksikliği sorununu daha da arttırmaktadır. Yine
havza içinde yer alan göl kıyısındaki sulak alanların kurutularak verimli tarım
arazisi elde etme çabaları su kalitesi ve havza klimasını olumsuz
etkilemektedir. Ayrıca, su kuşu,
balıklar, su kıyısı ve içi bitkilerin yaşam ortamı yok edilerek biyoçeşitlilik de azaltılmaktadır. Eğirdir Gölü'nde doğal
su döngüsüne yapılan müdahaleler su seviyesinde değişimlere neden olmuş;
arazinin eğimli olması ve önleyici tedbir alınamaması, erozyon ve sediment taşınmasına, kıyı boyunca göl tabanının dolmasına
neden olmaktadır. Önceleri, havzada
yaşayan yüzlerce ailenin geçim kaynağı olan balıkçılık, balık türlerinin ve
potansiyelinin giderek azalması nedeniyle ekonomik bir uğraş olmaktan
çıkmıştır. Yukarıda
sıraladığımız ve benzer sorunların çözümü için çeşitli çalışmalar bugüne kadar
yapılmıştır, hâlen devam eden çalışmalar da vardır. (Türkiye Büyük Millet
Meclisi Dilekçe Komisyonunun “Eğirdir Gölü ve Çevresinde Yaşanan Çevre ve Kıyı
Sorunlarının Giderilmesi” ile ilgili çalışmaları, Isparta İl Çevre Orman
Müdürlüğü koordinatörlüğünde yürütülen “Eğirdir Gölü Yönetim Planı” çalışması,
Eğirdir Gölü özel hüküm belirleme çalışmaları vb.) Ancak, bugüne kadar sorunlar
çözülemediği gibi, ağırlaşarak devam etmektedir. Eğirdir Gölü
havzasında sorunlar kontrolden çıkmakta ve geri dönülemeyecek noktaya
gelinmektedir. Benzer sorunların çözümünde başarılı olan ülkelerin ve Avrupa
Birliğinin su kaynakları yönetiminde hareket noktaları “Havza Ölçekli
Yönetim”dir. Hatta, üyelik müzakerelerini yürüttüğümüz
Avrupa Birliğinin “Su Anayasası” sayılan "Su Çerçeve Direktifi"nin en
önemli özelliği, havza ölçekli yönetime dayanmasıdır. Eğirdir Gölü ve
havzasından canlı ve cansız çevre için sağlanan faydanın devamı amacıyla; doğal
ortamın yeniden sağlanması, bunun için de, gerekli adımların yeni bir bakış
açısıyla ve daha fazla gecikilmeden atılması gerekmektedir. Bu anlamda, önerge
sahibi olan arkadaşlarım ve şahsım adına kısaca şu tavsiyeleri sizlere aktarmak
istiyorum: Su kaynakları
yönetimi, doğal çevrim içinde suyun insanlar tarafından gerek nicelik gerek
nitelik olarak en önemli şekilde ekonomik, sosyal ve çevresel faydalar içinde
ve disiplinli bir şekilde olmasını sağlamalıdır. Bu yönetim sürekli ve
sürdürülebilir olmalıdır. Yani bugünün ihtiyaçları karşılanırken gelecek
kuşakların da kendi gereksinimlerini karşılama imkânları ellerinden
alınmamalıdır. Bu sorumluluk anlayışı, su yönetim politikalarında kendimize
çekidüzen vermemizi zorunlu kılmaktadır. Öncelikle ülkemizde su yönetimi
konusunda parçalı değil bütüncül bir bakış açısının sağlanması gerekir. Su
yönetimiyle ilgili kurumların farklı görev ve sorumlulukları vardır. Konuyla
ilgili detaylı tespit ve değerlendirmeler bugüne kadar yapılan çalışmalarda
gerçekleştirilmiş, gerekli mevzuat ve kurumsal düzenlemelerin bu çerçevede
yapılarak su yönetiminde birlik sağlanması gerektiği ortaya konmuştur. Yine, 6200 sayılı
Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkındaki Kanun
değiştirilerek Devlet Su İşleri su kaynakları yönetiminde başlıca yetkili kurum
olmalı ve gerekli eş güdüm sağlanmalıdır. Uluslararası
bölgesel gelişmelerin Türkiye su politikasında yarattığı baskılar ve dönüşümler
de dikkate alınarak Devlet Su İşlerinin mali ve personel kapasitesi
titizlilikle ve tutarlılıkla geliştirilmelidir. Su kaynaklarının
rasyonel kullanımı için ilgili kurumların taşra teşkilatlarının idari
sınırları, havza bütünlüğü dikkate alınarak yeniden belirlenmelidir. Su kaynaklarının
kirlilikten korunmasıyla ilgili izin ve denetlemeler hususunda çalışmalarını
yürüten Çevre ve Orman Bakanlığı merkez ve taşra örgütü nitelikli personel ve
uygun donanım açısından geliştirilmelidir. ÇED Yönetmeliği
ile Ramsar Sözleşmesi’ne dayanarak sulak
alanlarımızın korunması ve akılcı kullanımın sağlanması için Çevre ve Orman
Bakanlığı eş güdümünde çalışmalarını sürdüren Ulusal Sulak Alan Komisyonunun
görev ve yetkilerinin geliştirilmesi ve genişletilmesi ile katılımcılığın
artırılması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Su havzalarının
mutlak koruma altına almak için gerekli kanuni düzenleme yapılmalıdır ve
nihayet, yer altı ve yer üstü sularının tahsisi, korunması, sektörel
ve sektörler arası kullanımının planlanması ve koruma-kullanma dengesinin
sağlanması hususlarında tüm hukuki boşlukları dolduracak çevre ve su kanunu
acilen çıkarılmalıdır. Saygıdeğer
milletvekilleri, benden önce konuşan arkadaşların da ifade ettiği gibi,
günümüzde çevre sorunları giderek hassasiyet göstermekte olup, özellikle su
kaynakları açısından bugün zengin olarak görmüş olduğumuz ülkemizde su
kaynakları üzerinde ciddi tedbirler almadığımızda, önümüzdeki on ve yirmi
yıllık süreçlerde küresel ısınmaya bağlı olarak ciddi bir susuzluk tehdidiyle karşı
karşıyayız. Geçmiş olduğumuz yıl içerisinde yağışların azlığı sebebiyle yaşamış
olduğumuz kuraklık, neticede, bizi, bu yıl ciddi bir –tarımda- sıkıntıya soktu.
Bu anlamda, var
olan kaynaklarımızı en ciddi şekilde değerlendirmek, korumak ve geliştirmek
anlamında sunmuş olduğumuz Eğirdir Gölü ve havzasının sorunlarına ilişkin
araştırma önergesinin faydalı olacağını umuyorum. Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Kurt. Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, çalışma süremiz 19.00’da sona erecektir.
Dolayısıyla, başka bir önerge sahibinin konuşmasına yeterli zaman yoktur. Bunları dikkate
alarak, alınan karar gereğince, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun
88’inci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlanması ve
günün önem ve anlamının belirtilmesi amacıyla yapılacak görüşmeler için, 23
Nisan 2008 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum. Kapanma Saati: 18.54 |
|