|
DÖNEM: 23 CİLT: 18 YASAMA YILI: 2 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ 92’nci
Birleşim 17 Nisan 2008 Perşembe İ Ç İ N D E K İ L
E R I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II. - GELEN KÂĞITLAR III.
- YOKLAMA IV.
- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR A)
MİLLETVEKİLLERİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 1.- Denizli
Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, köy enstitülerinin
kuruluşunun 68’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması 2.- Zonguldak
Milletvekili Ali Koçal’ın, köy enstitülerinin
kuruluşunun 68’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması 3.- Niğde
Milletvekili Mümin İnan’ın, Niğde ilinin ekonomik durumu ve sorunlarına ilişkin
gündem dışı konuşması V.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) Önergeler 1.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un (6/498) esas
numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/40) B) Meclis Araştırması Önergeleri 1.- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman ve 32 milletvekilinin,
muhtarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/169) VI.- ÖNERİLER A) Danışma Kurulu Önerileri 1.- Türkiye Büyük
Millet Meclisinin kuruluşunun 88’inci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve
Çocuk Bayramı’nın kutlanması, günün önem ve anlamının belirtilmesi amacıyla
Genel Kurulda özel bir görüşme yapılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin
23 Nisan 2008 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmasına, bu toplantıda yapılacak
görüşmelerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına, siyasi parti grupları
başkanlarına ve grubu bulunmayıp da Mecliste üyesi bulunan siyasi partilerin
milletvekili olan genel başkanlarına veya genel başkanın görevlendireceği bir
milletvekiline onar dakika süreyle söz verilmesine ve bu toplantıda başka
konuların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi 2.- 119 sıra
sayılı kanun tasarısının kabul edilmiş olan 11, 16, 17, 35, 47’nci maddeleri
ile 75’inci maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarının, 94’üncü maddesinin 3’üncü
fıkrasının yeniden görüşülmesine dair Hükûmetin
isteminin yerine getirilmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi 3.- Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulunun 18/04/2008 Cuma günü
çalışmamasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi VII.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER A) Kanun Tasarı ve Teklifleri 1.- Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Türkiye Cumhuriyeti
Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Devlet Memurları
Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın;
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün;
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve
19 milletvekilinin; 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa
Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun; Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen
5434 Sayılı Kanunun 39 uncu Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın;
3201 Sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen
Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı
ve 24 milletvekilinin; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 milletvekilinin;
Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi ile
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı:
119) 2.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim,
Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/443) (S. Sayısı: 84) 3.- İstanbul
Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma
Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolünün Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/512) (S.
Sayısı: 115) 4.- Bazı Yatırım
ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun
ile Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/480) (S. Sayısı: 94) 5.- Manisa Milletvekili
İsmail Bilen’in; Emniyet Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi; Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın;
Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Hizmet Sınıfının Değiştirilmesine İlişkin Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve
13 milletvekilinin; Genel Kadro ve Usûlü Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/132, 2/143, 2/144,
2/157) (S. Sayısı: 120) VIII.-
OYLAMALAR 1.- Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 94’üncü maddesine
eklenen geçici 1’inci maddenin önergesinin oylaması 2.- Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması 3.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim,
Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması 4.- İstanbul
Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma
Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolünün Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması IX.- KOMİSYONLAR
BÜLTENİ 1.- 22.7.2007
tarihinden 31.12.2007 tarihine kadar komisyonlara gelen, neticelenen ve kalan
işler X.-
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 1.- Şanlıurfa
Milletvekili İbrahim Binici’nin, Ceylanpınar’da
Hazine arazilerinin tapuya dönüştürülmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve
Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı (7/2241) 2.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir
Belediyesine vergi gelirlerinden verilen paya ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve
İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın
cevabı (7/2313) 3.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve
İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın
cevabı (7/2314) 4.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve
İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın
cevabı (7/2315) 5.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, envanterden düşülen
bir arkeolojik esere ve müze müdürlerine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/2352) 6.- Kastamonu
Milletvekili Musa Sıvacıoğlu’nun, Kastamonu’daki
tarihi bir binaya ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati
Yazıcı’nın cevabı (7/2507) 7.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, TMSF’ye
devredilen bir bankanın mudilerinin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in cevabı
(7/2672) 8.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur’un,
çocuk sayısına yönelik bir açıklamasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/2696) I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ TBMM Genel Kurulu
saat 13.04’te açılarak yedi oturum yaptı. İzmir
Milletvekili Canan Arıtman’ın, Türkiye’nin demografik
yapısına ve olası senaryolara göre projeksiyonlara
ilişkin gündem dışı konuşmasına, Devlet Bakanı Nimet Çubukçu cevap verdi. İstanbul
Milletvekili Mehmet Ufuk Uras, 19 Nisan Misket Bombalarına Karşı Uluslararası
Eylem Günü ve Türkiye’nin dâhil olduğu Oslo Süreci’ne, Sivas
Milletvekili Selami Uzun, Sivas Divriği Demir-Çelik Maden İşletmesinde işçi
çıkartmalarına, İlişkin gündem
dışı birer konuşma yaptılar. Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının: 1’inci sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında
değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi
kararlaştırılmış olan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ile İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
Devlet Memurları Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 19 Milletvekilinin, 17.7.1964 Tarihli ve 506
Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun
Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun,
Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen 5434 Sayılı Kanunun 39 uncu
Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 3201 Sayılı “Yurt
Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal
Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 24
Milletvekilinin, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 Milletvekilinin,
Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi’nin
(1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı:
119) görüşmelerine devam edilerek altıncı bölümüne kadar kabul edildi, altıncı
bölümü üzerinde bir süre görüşüldü; verilen aradan sonra, 2’nci sırasında
bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında
Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/443) (S. Sayısı: 84), 3’üncü sırasında
bulunan, İstanbul Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde
Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolünün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/512) (S. Sayısı: 115), 4’üncü sırasında
bulunan, Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde
Yaptırılması Hakkında Kanun ile Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve
Vazifeleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/480)
(S. Sayısı: 94), 5’inci sırasında bulunan, Manisa Milletvekili İsmail Bilen’in, Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi
Kaynak’ın, Genel Kadro ve Usûlü Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi; Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın,
Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Hizmet Sınıfının Değiştirilmesine İlişkin Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve
13 Milletvekilinin, Genel Kadro ve Usûlü Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi (2/132, 2/143, 2/144, 2/157) (S. Sayısı: 120), Komisyon
yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi. 6’ncı sırasında
bulunan, Artvin İli Yusufeli İlçesinin Merkezinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun
Tasarısı’nın (1/435) (S. Sayısı: 48) yapılan görüşmelerden sonra kabul edilip
kanunlaştığı açıklandı. 17 Nisan Perşembe
günü, alınan karar gereğince saat 13.00’te toplanmak üzere birleşime 23.33’te
son verildi.
No.: 129 II.- GELEN KÂĞITLAR 17 Nisan 2008 Perşembe Tasarılar 1.- Nükleer
Terörizmin Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/564) (İçişleri; Adalet ile Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.4.2008) 2.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Bahreyn Krallığı Hükümeti Arasında Uluslararası
Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/565) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.4.2008) Teklifler 1.- İstanbul
Milletvekili Ufuk Uras’ın; Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/213) (Sağlık, Aile, Çalışma ve
Sosyal İşler ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.4.2008) 2.- İstanbul Milletvekili Şinasi Öktem’in;
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu
ile Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname ve Genel Kadro ve Usûlü Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi (2/214) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 10.4.2008) 3.- Diyarbakır
Milletvekili Akın Birdal ve 14 Milletvekilinin;
17.03.1981 Tarih ve 2429 Sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında
Kanunun 2 nci Maddesinin A Bendinin Değiştirilmesine
Dair Kanun Teklifi (2/215) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile İçişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.4.2008) 4.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 2809
Sayılı Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/216) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor
ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.4.2008) Sözlü Soru Önergeleri 1.- Adana
Milletvekili Muharrem Varlı’nın, BAĞ-KUR’dan emekli olamayan bazı kimselerin durumuna ilişkin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/608) (Başkanlığa
geliş tarihi: 8/4/2008) 2.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, özelleştirilen Türk
Telekom’un ismine ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/609)
(Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008) 3.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, mal varlığına ilişkin Başbakandan sözlü soru
önergesi (6/610) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008) 4.- Manisa
Milletvekili Mustafa Enöz’ün, bazı yöneticilerin
maaşlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/611)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 5.- Manisa
Milletvekili Mustafa Enöz’ün, bazı yönetici
kadrolarına yapılan atamalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/612) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 6.- Manisa
Milletvekili Mustafa Enöz’ün, bazı yöneticilik
görevleri için sınav açılmamasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/613) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 7.- Manisa
Milletvekili Mustafa Enöz’ün, bazı yönetici
görevlerine atamalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi
(6/614) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 8.- Manisa
Milletvekili Mustafa Enöz’ün, bazı yöneticilerin
ücretlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/615)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 9.- Aksaray
Milletvekili Osman Ertuğrul’un, Aksaray’ın su plan ve projesine ilişkin Çevre
ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/616) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 10.- Aksaray
Milletvekili Osman Ertuğrul’un, Aksaray Kültür Merkezinin personel ihtiyacına
ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/617) (Başkanlığa
geliş tarihi: 9/4/2008) Yazılı Soru Önergeleri 1.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut’un, TOKİ’nin
satışlarına aracılık eden firmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/2980) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008) 2.- İstanbul
Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın, Expo 2015 organizasyonu faaliyetlerine ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/2981) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 3.- Muğla
Milletvekili Fevzi Topuz’un, bir milletvekili hakkındaki kaçakçılık iddiası
soruşturmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2982) (Başkanlığa
geliş tarihi: 9/4/2008) 4.- Mersin
Milletvekili İsa Gök’ün, yerli işletim sistemi kullanımının teşvikine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2983) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 5.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, SHÇEK yuva ve yurtlarındaki bazı olaylara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2984) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 6.- Hatay
Milletvekili İzzettin Yılmaz’ın, çiftçilerin elektrik borçlarına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2985) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 7.- Hatay
Milletvekili İzzettin Yılmaz’ın, taşımacılık ve nakliyecilikteki fiyat tarifesi
düzenlemelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2986) (Başkanlığa
geliş tarihi: 9/4/2008) 8.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, AB Komisyonu Başkanının açıklamalarına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2987) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 9.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, TOKİ’nin kendi
iştiraklerine komisyonsuz arsa satması ile ilgili yönetmelik değişikliğine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2988) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 10.- Kocaeli
Milletvekili Hikmet Erenkaya’nın, parti
toplantılarında resmi araçların kullanıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/2989) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 11.- Kocaeli
Milletvekili Cevdet Selvi’nin, Cumhurbaşkanlığı ve
Başbakanlık için alınacağı iddia edilen uçak ve helikopterlere ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2990) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 12.- Diyarbakır
Milletvekili Akın Birdal’ın, bir genelgenin
uygulamasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2991)
(Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008) 13.- Isparta
Milletvekili Mevlüt Coşkuner’in,
ceza infaz kurumları personelinin sorunlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/2992) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008) 14.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, Türkiye İş Kurumuna ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2993) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 15.- Adana
Milletvekili Muharrem Varlı’nın, emekli olamayan
belediye başkanlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2994) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 16.- Edirne
Milletvekili Rasim Çakır’ın, Uzunköprü İlçesindeki orman vasfını yitiren
arazilerin kullanım hakkına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2995) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008) 17.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, tıbbi atık tesislerinin
denetimine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2996)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 18.- Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Altındağ’daki bazı dükkanların yıkımına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2997) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008) 19.- Hatay
Milletvekili Gökhan Durgun’un, Hatay Valiliğince verilen silah taşıma
ruhsatlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2998)
(Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008) 20.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, bir derneğin düzenlediği panele ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2999) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 21.- Kars
Milletvekili Gürcan Dağdaş’ın, Arpaçay’da selden
zarar gören bir köye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3000)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 22.- Bursa
Milletvekili Abdullah Özer’in, görevden alınan ve görev yeri değiştirilen
bürokratlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3001)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 23.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, yurda giriş yasağı uygulanan bir şahsa ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3002) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 24.- Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateş’in, bir üniversite hastanesi binaları hakkındaki
iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3003) (Başkanlığa
geliş tarihi: 9/4/2008) 25.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut’un, bir coğrafya ders
kitabındaki yanlışlığa ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/3004) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008) 26.- Bursa
Milletvekili Hamza Hamit Homriş’in, öğrenci andıyla
ilgili bir iddiaya ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/3005) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008) 27.- Antalya
Milletvekili Tayfur Süner’in, Antalya Lisesinde
görevli bazı öğretmenlere yönelik iddialara ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/3006) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 28.- İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız’ın, sanat eğitimine ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3007) (Başkanlığa geliş tarihi:
9/4/2008) 29.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, bir lisede ders
saatlerinin Cuma namazına göre değiştirildiği iddiasına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/3008) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 30.- Tunceli
Milletvekili Şerafettin Halis’in, Akdeniz Üniversitesinde meydana gelen
olaylara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3009)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 31.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, yükseköğrenim
yurtlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3010)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 32.- Bilecik
Milletvekili Yaşar Tüzün’ün, ölüm vakalarına ve
Bilecik’teki kanser vakalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/3011) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008) 33.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, Konya Yalıhöyük Sağlık
Ocağında yaşanan bir olaya ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/3012) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008) 34.- Bursa
Milletvekili Abdullah Özer’in, vakıfların düzenlediği kermeslerde açıkta
yiyecek satışına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3013)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 35.- Bartın
Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Bartın’da
sağlık hizmetlerindeki bazı sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/3014) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 36.- Kocaeli
Milletvekili Hikmet Erenkaya’nın, Yuvacık Merkez
Dispanserine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3015)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 37.- Diyarbakır
Milletvekili Akın Birdal’ın, zorunlu askerlik
hizmetine ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/3016) (Başkanlığa
geliş tarihi: 8/4/2008) 38.-
Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, bir
televizyon kanalının yayınının kesilmesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı
soru önergesi (7/3017) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008) 39.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, SPK Başkanı
hakkındaki iddialara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren) yazılı soru önergesi (7/3018) (Başkanlığa geliş
tarihi: 9/4/2008) 40.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, yetiştirme yurtlarında
kalan çocukların güvenliklerine ilişkin Devlet Bakanından (Nimet Çubukçu)
yazılı soru önergesi (7/3019) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) 41.- Bursa
Milletvekili Abdullah Özer’in, Bursa Atatürk Kapalı Spor Salonundaki bazı
organizasyonlar için alınan kiraya ilişkin Devlet Bakanından (Murat Başesgioğlu) yazılı soru önergesi (7/3020) (Başkanlığa
geliş tarihi: 9/4/2008) 42.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, TRT personel ve yayın politikasıyla ilgili bazı
hususlara ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın) yazılı soru önergesi
(7/3021) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008) Meclis Araştırması Önergesi 1.- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman ve 32 Milletvekilinin,
muhtarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/169) (Başkanlığa geliş
tarihi: 16/04/2008) 17 Nisan 2008 Perşembe BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati: 13.00 BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU KÂTİP ÜYELER: Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı), Harun TÜFEKCİ
(Konya) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92’nci Birleşimini açıyorum. III.- YOKLAMA BAŞKAN –
Elektronik cihazla yoklama yapacağım. Üç dakika süre
veriyorum. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik
cihazla yoklama yapıldı) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz. Gündeme geçmeden
önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim. Gündem dışı ilk
söz, köy enstitülerinin kuruluşunun 68’inci yıl dönümü münasebetiyle söz
isteyen Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’ye
aittir. Buyurunuz Sayın Erçelebi. Süreniz beş
dakikadır. IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR A) Milletvekillerinin Gündem Dışı
Konuşmaları 1.- Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’nin,
köy enstitülerinin kuruluşunun 68’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı
konuşması HASAN ERÇELEBİ
(Denizli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün Türk eğitim tarihinde en
çok övülen, bazen de yerilen köy enstitülerinin kuruluşunun 68’inci yıl dönümü
nedeniyle söz aldım. Yüce heyetinizi Demokratik Sol Parti ve şahsım adına
saygıyla selamlıyorum. Türkiye, Kurtuluş
Savaşı’nı bitirip ekonomik savaşa başladığı yıllarda okumaz yazmaz bir köylü
devleti görünümündeydi. Sorun köylerdeydi, o hâlde çözüm de köylerde
aranmalıydı. Türk devriminin önündeki en büyük engel halkın okumaz yazmazlığı
idi. İşte, Büyük Atatürk, bu sorunu çözmek için, 1936 yılında, dönemin Eğitim
Bakanı Saffet Arıkan’a İzmir Kızılçullu
ve Eskişehir Çifteler ile Mahmudiye’de köy eğitmen kurslarını açtırdı. Daha
sonra, bu denemeden olumlu sonuç alan Türkiye Cumhuriyeti devleti, 17 Nisan
1940 tarihinde, köyü canlandırmak, köylüyü kalkındırmak amacıyla köy
enstitülerini açtı. Köy enstitüleri
Türk eğitimcisinin yarattığı özgün bir okul modeli idi. Köy enstitüleri Türk
köylüsünün gereksinim duyduğu öğretmeni, sağlıkçıyı ve tarım elemanını
yetiştirecek çok programlı okullardı. Açık bulundukları süre içerisinde 17 bin
köy öğretmeni, 600 sağlıkçı yetiştirmiş, tarım programını açamadan kapatılmışlardır.
Köy enstitüleri,
İkinci Dünya Savaşı’nın ekonomik sıkıntıları ve yoklukları içinde yaratılmış,
aynı zamanda, dünyadaki pek çok ülkeye örnek olmuş bir modeldi. 26 Nisan 1940
tarihli Ulus gazetesinde
Profesör Doktor Fahri Ecevit köy enstitüleriyle ilgili olarak
şunları yazıyordu: “On beş yıl kaynayacağız ve göreceksiniz bu işi idare
edenlerin iman ve sanatkâr eli, potadan, on beş yıl sonra, ne harikulâde ne
sağlam ve yekpare bir kıymet çıkaracaklar. Kendi kendine okumasını, kendi
kendine anlatmasını, bilgiyi kendi eliyle ve kendinden inşa etmesini öğrenmiş
bir kitle. Şehir münevverine yapışmış, şehir refahına ulaşmış ve öz değerini
bütün sathına çıkarmış bir cevher. Onu işleyeceğiz ve ondan kendimizi yapmaya
devam edeceğiz.” 1950’li yıllarda
ülkenin dört bir yanına açılan yirmi bir köy enstitüsü ile köylünün kalkınmaya
ve köyün canlanmaya başladığını gören mutlu azınlık temsilcileri, köy
enstitülerini kapattılar. Dün köy enstitülerine karşı olan zihniyet ile bugün
köy kentlere karşı olan zihniyet aynı zihniyettir. Çünkü,
üretici olan Türk köylüsü ülkenin gerçek efendisi olacak diye korkmaktadırlar. Eğer köy
enstitüleri kapatılmayıp da günümüze kadar geliştirilerek yaşasaydı, her biri
birer bölge üniversitesi olacaktı. Eğer köy enstitüleri kapatılmasaydı bugün
neler olmazdı diye sorduğumuzda: Köylerimizde öğretmen sıkıntımız olmazdı,
köylerimizde sağlık sorunu olmazdı, köylerimizdeki çiftçilerimizin sorunu
olmazdı, köyden kente göç bu kadar çok olmazdı, bölücülük faaliyetleri olmazdı.
enflasyon olmazdı, işsizlik olmazdı, üretimsizlik
olmazdı, bilgisizlik ve beceriksizlik olmazdı, laiklik karşıtı akımlar ve
davranışlar olmazdı, bugün Mersin Limanı’nda yabancı bakliyat gemileri olmazdı.
Mersin limanında bekleyen yabancı bakliyat ve hububat gemileri köy enstitülerine
yapılan haksızlığın açık delilleridir. Aslında biz
kendimize uygun ve dünyaya örnek olacak modelleri erken yaratmışız, ama
zamansız yitirmişiz. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız. Buyurunuz. HASAN ERÇELEBİ
(Devamla) - Ülkemizi kalkındırmak için
dışarıdan model aramaya gerek yok, yitirdiklerimizi bulsak yeter. Bu anlamlı günde,
köy enstitülerine büyük emeği geçen, başta dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü,
Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı
Tonguç’u takdir ve rahmetle anıyorum. Bütün köy enstitülülerin aramızdan
ayrılmış olanlarına Allah’tan rahmet, hayatta olanlarına sağlıklı, mutlu yıllar
diliyorum. Yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. (DSP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Erçelebi. Gündem dışı
ikinci söz, yine aynı konuda söz isteyen Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’a aittir. Buyurunuz Sayın Koçal. (CHP sıralarından alkışlar) 2.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın,
köy enstitülerinin kuruluşunun 68’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı
konuşması ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Teşekkür ediyorum. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bugün cumhuriyetimizin en önemli eserlerinden birinin,
köy enstitülerinin kuruluşunun 68’inci yıl dönümüdür. Sözlerime başlarken, bu
eserin hayata geçmesini sağlayan Ulu Önder başta olmak üzere, İsmet İnönü,
Saffet Arıkan, Hasan Âli Yücel ve Hakkı Tonguç’u
saygıyla ve rahmetle anıyorum ve hayatta olan köy enstitülü öğretmenlerimize
sağlık ve esenlikler diliyorum. Çok değerli milletvekilleri, aradan bunca yıl geçmiş olmasına
karşın Türkiye’nin her köşesinde bugün köy enstitülerinin yıl dönümünü kutlamak
için törenler düzenlendiğini ve emeği geçenlerin anıldığını hep birlikte
biliyoruz ve bu kurumların anılması ve yıl dönümünün kutlanmasıyla ilgili
cumhuriyetimizin ve Atatürk devrimlerinin ne kadar önemli olduğunu bir kere
daha görmüş oluyoruz. Değerli
milletvekilleri, köy enstitüleri, Kurtuluş Savaşı’nın bir devamı olarak
değerlendirilmelidir. Köy enstitüleriyle eğitim ve kalkınmanın köylerden
başladığını hepimiz bilmeliyiz. 1935’li yıllarda yüzde 85’i okuma yazma
bilmeyen 40 binin üzerindeki köyde vatandaşlarımızın eğitimini sağlamak ve
bunların okuma yazmayı öğrenmelerini sağlamak bakımından altı aylık dönemlerle
kurslar başlatılmış ve bu kurslardan mezun olan eğitmenler köylere
gönderilmiştir. Köylere gönderilen eğitmenler çok önemli görevler yerine
getirmişlerdir. Görev alan bu eğitmenler üç yıllık ilkokul öğrencilerini
yetiştirmişler ve eğitime önemli katkılar sağlamışlardır. Daha sonra da 17
Nisan 1940’ta Köy Enstitüleri Yasası çıkartılmış ve yirmi bir köy enstitüsü
kurulmuştur. Böylece, köy okullarında yetişen yetenekli öğrenciler kendi
bölgelerinde kurulan köy enstitülerine parasız ve yatılı olarak girme imkânını
bulmuşlardır. Yaparak ve
yaşayarak bir eğitim yöntemi uygulanan bu okullardan Atatürkçü, çağdaş,
demokratik, laik öğretmenler yetişmiştir. Bu öğretmenler gittikleri köylerde
üretim ile eğitimin iç içe geçmesini sağlamış ve birer toplum önderi olarak
görevlerini yerine getirmişlerdir. Birçok ünlü kişinin bu okullardan yetiştiği
ve 17 bin kişinin mezun olduğu hepimiz tarafından bilinmektedir. Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Mahmut Makal,
Talip Apaydın, Mehmet Başaran ve bunlar gibi yazarlar, romancılar, sanatçılar,
politikacılar köy enstitüleri mezunudurlar. Kurtuluş
Savaşı’yla dünyaya örnek olan Türkiye, aynı zamanda, köy enstitüleri projesiyle
de örnek olma özelliğine sahip olmuştur. Köy enstitüleri başka yerden kopya
edilmemiş, tamamen Türkiye’mize özgüdür. IMF’nin, Dünya Bankasının veya Avrupa
Birliğinin, Amerika Birleşik Devletleri’nin talimatlarıyla kurulmamıştır. Köy
enstitüleri projesi bir aydınlanma projesidir; üretim, kalkınma, ilerleme
projesidir, çağdaş bir projedir. Bu okullardan birikimli, donanımlı, kendine
güvenli, bilinçli, toplumun sorunlarını ve çözüm önerilerini bilen öğretmenler
yetişmiştir. Kuruluşundan bu yana altmış sekiz yıl geçmiş olmasına karşın hâlen
güncelliğini koruyan bu kurumlar, çağdaş eğitim ilkelerini uygulayan, insan
merkezli, laik ve bilimsel kurumlardı. Bu okullardan mezun olanlar köylere
giderek sayısız hizmetler yapmış, bulundukları bölgelerde insanları ayağa
kaldırarak, yurttaş olma, insan olma bilincini yerleştirmişlerdir. Köy enstitüleri
ile toplumda bir değişim ve dönüşüm gerçekleştirilmiştir. İlkel tarımdan modern
tarıma geçişin temeli atılmıştır. Yönetime katılma, sorma ve sorgulama bilinci
gelişmiştir. Akıl ve bilimi kullanan çağdaş insanlar, iyi eğitimciler, üretici,
yaratıcı ve iyi yurttaşlar yetiştirilmiştir. Köylü sağlık hizmeti almıştır. Köy enstitüleri
öncülüğünde binlerce dönüm toprak işlenerek ağaç, meyve ve sebze yetiştirilmiş;
köylere su, elektrik, yol bu dönemde gitmiştir ve yüzlerce bina bu dönemde
yapılmıştır. Köylümüz bu dönemde gözünü açmış, varlığını hissettirmiş, ancak ne
var ki, köy enstitüleri mezunları söyledikleri, yaptıkları ve yazdıklarıyla
birçok kesimi ürküttüler. Yüzyıllar boyunca sömürülen, ezilen, horlanan köylü
çocuklarının okuyup, yönetime ortak olma talepleri egemen güçleri telaşlandırdı
ve köy enstitülerine karşı bir karalama kampanyası başlatıldı. Şimdi hepimizin
gurur duyduğu köy enstitüsü kurucularına ve mezunlarına çok acılar çektirildi.
Horlandılar, itildiler, kendilerine yakıştırmalar yapıldı, sürüldüler, özlük
hakları geri alındı, hapse atıldılar, rahatsız edildiler, sürekli gözetim ve
denetim altında tutularak psikolojik baskıya maruz kaldılar. Toplumumuzu ayağa
kaldıran, aydınlanma sürecini başlatan, eğitimde devrim yaratan, insanlarımızı
ümmetçilikten yurttaşlığa taşıyan, üretimi ön planda tutan ve hâlâ güncelliğini
yitirmeyen, gelişmekte olan dünya... (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız. ALİ KOÇAL
(Devamla) – … devletlerine önerilen köy enstitüleri
modeli, ne yazık ki 1946 yılından itibaren kapatılma sürecine girdi. Kademe kademe programları, yönetici ve öğretmenleri değiştirildi.
Bu projeyi destekleyenler tehdit edildi, etkinlikleri azaltıldı. Toprak ağaları
ve köylümüzün uyanmasını istemeyen uluslararası güçler bu modelin başarıya
ulaşmaması için büyük organizasyonlar içerisine girdiler. 1946 seçimlerinden
sonra İsmail Hakkı Tonguç ve çalışma arkadaşları görevden alındı ve kapatma
eylemi başlamış oldu. Böylece, nihayet 1954 yılında köy enstitülerinin tamamen
hepsi kapatılmış oldu. Değerli
milletvekilleri, tabii köy enstitüleri modelini yaratan bir ulusun bireyi
olmaktan gerçekten kıvanç ve onur duyuyoruz. Eğer köy enstitüleri kapatılmamış
olsaydı bugün önümüzde çok farklı bir Türkiye olacaktı. Örneğin, belki bugün
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik olmayacaktı, bir başka arkadaşımız olacaktı. Değerli
arkadaşlar, özetle, köy enstitüleri kapatılmasaydı şimdi herkesin hayranlıkla
baktığı bir Türkiye olacaktı, tam bağımsız bir Türkiye olacaktı, tüketen değil
üreten bir Türkiye olacaktı. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Koçal. YAŞAR TÜZÜN
(Bilecik) – Hükûmet yok mu Sayın Başkan? Hükûmet cevap vermeyecek mi konuşmalara? BAŞKAN – Yok. Gündem dışı
üçüncü söz, Niğde ilinin ekonomik durumu ve sorunları hakkında söz isteyen
Niğde Milletvekili Mümin İnan’a aittir. Buyurun Sayın
İnan. 3.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın, Niğde ilinin ekonomik
durumu ve sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması MÜMİN İNAN
(Niğde) – Teşekkür ediyorum. Sayın Başkan,
saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Niğde’nin
ekonomik durumu hakkında söz almış bulunuyorum. Niğde, TÜİK
tarafından açıklanan nüfus sayımına göre yaklaşık 150 bini il ve ilçe merkezlerinde,
181 bini de belde ve köylerde olmak üzere toplam 331 bin nüfuslu olan
Anadolu’nun küçük illerinden birisidir. Ekonomik yapısı, diğer benzeri Anadolu
vilayetlerimiz gibi, tarım ağırlıklı ve kendi ölçüsünde orta ölçekli
sayılabilecek bazı sanayi dallarıyla ilgili tesislerden oluşmaktadır. Nüfusunun
çok önemli bir bölümü tarım ağırlıklı olarak çalışmaktadır. Tarımda
geleneksel Türk tarımının izleri görülmesine rağmen, Niğde’de özellikle elma,
hububat ve patates üretimi dikkat çekmektedir. Türkiye genelinde üretilen
patatesin yaklaşık yüzde 25’ini Niğde karşılamaktadır. Ancak ülkenin ciddi
planlanmış bir tarım politikası olmaması neticesinde, patates bazen çiftçinin
yüzünü güldürmüşse de ama genellikle hasat ve sonrası hep hüzün olmuştur. Patates üretiminde
girdi maliyetlerinin yüksek olması ve son yıllarda ithal tohum ve bilinçsiz
gübre kullanımı sonucu ortaya çıkan durum özellikle Niğde, Nevşehir, Derinkuyu
ve Ağcaşar’da yapacak başka işi olmayan çiftçiyi her
zaman mağdur etmiş ve çiftçimiz her geçen yıl daha da fakirleşmiştir. Son zamanlarda
bütün mukayeseleri yaparken 2000 yılını baz almak moda
olduğu için, biraz biz de bu modaya uyalım dedim ve bununla ilgili, çiftçimizin
2000 yılından günümüze kadar olan durumunun arkadaşlarımız tarafından ortaya konulması
için bir çalışma yaptık. Çiftçimiz 2002 yılında 100 kilo patates ile 167 kilo amonyum
sülfat gübresi alabilirken 2008 yılında aynı gübreden ancak 30 kilo; 2002
yılında 100 kilo patates ile Son yıllarda
girdi maliyetlerinin bu şekilde üretici aleyhine gelişmesi çiftçimizi çok zor
duruma düşürerek tarımsal sulamada kullandığı elektrik enerjisi borcunu
ödeyemez duruma getirmiştir. Borcunu ödeyemeyen binlerce çiftçimiz icraya
verilmiş, tarlalarına, traktörlerine haciz konulduğu için bankalardan ve
kooperatiflerden kredi kullanma imkânı da kalmadığından ekim yapamaz hâle
gelmiştir. Ülkemizin en az yağış alan bölgelerinden biri olan bölgemizde şu
anda hububat ekili alanların sulanması gerektiği hâlde, üreticilerimiz,
tarımsal sulama elektrikleri kesik olduğu için sulama yapamamaktadırlar. Son
günlerde dünyayı kırmızı alarma geçiren gıda sıkıntılarını düşündüğümüzde
yetkililerin bu tutumu ne derece mantıklı bir yaklaşım tarzıdır takdirlerinize
bırakıyorum. Elektrik
borçlarının yapılandırılması konusu tarafımızca ve birçok milletvekili
arkadaşım tarafından defalarca dile getirilmesine rağmen, bugüne kadar olumlu
herhangi bir adım atılmamıştır. 2005 yılındaki yapılandırma, sorunu
çözmemiştir. Az önce söylediğim gibi, girdi maliyetlerinin artışına bakarsanız,
eminim ki 2005 yılında borcu yapılandırılan çiftçilerimizin de bugün
yapılandırmaya ihtiyaç duyulan borçları vardır. Çünkü,
Niğde’de, birkaç istisna dışında tarımsal sulama abonelerinin tamamına
yakınının MEDAŞ’a borcu olduğu bilinmektedir. Hiç
şüphesiz, ülkemizdeki bütün çiftçilerimiz benzer durumdadır. Vakit kaybetmeden
elektriklerin açılarak bu borçların da ödenebilir bir şekilde yapılandırılması
gerekmektedir. Temel ekonomisi
tarıma dayanan Niğde’de hayvancılıkla uğraşanlar ve çiftçiler sıkıntıda olunca
bundan esnaf ve küçük sanayici de etkilenmektedir. Niğde’de ticaret bitme
noktasına gelmiştir, esnaf siftah yapmadan kepenk kapatmaktadır. 2002 yılında
esnaf kefalet sandığından kullanılan kredilerin yüzde 2’si takibe uğrarken
bugün bu oran yüzde 10’lara yaklaşmıştır. Niğde’nin en işlek caddelerinde
kiralık dükkân sayısı hızla artmakta ve her geçen gün yaşanan gizli iflaslarla
birçok esnaf dükkânını kapatmaktadır. Niğde, nüfus
büyüklüğü bakımından 52’nci sırada olmasına rağmen, yapılan devlet yatırımları
bakımından da 72’nci sıraya gerilemiştir. Bu anlamda devletin Niğde ekonomisine
katkısı, neredeyse sıfırdır. Niğde’mizde
öğrencileriyle sosyal, kültürel ve ekonomik katkı sağlayan üniversitemizin
yıllardan beri yeterli ödenek alamaması dolayısıyla fiziki mekânları tamamlanamamıştır.
Bir an önce üniversitemizde yeni bölümlerin açılabilmesi için mevcut fiziki
mekânların geliştirilmesi ve bitirilmesi gerekmektedir. Yeterli ödenek
olmadığı için yıllardan beri çalışmaları süren Pozantı-Niğde otoyolunun bir an
önce bitirilmesi için ödenek aktarılması şarttır. Bu yol bittiğinde Niğde,
Mersin Limanı’na biraz daha yaklaşacak ve Niğde ekonomisine önemli katkılar
yapacaktır. Niğde Organize Sanayi Bölgesi’nin altyapısı tamamlanmış ve
teşviklerden faydalanmasına rağmen yeterli yatırım alamamıştır. Teşvik
kapsamında olmasına… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız. MÜMİN İNAN
(Devamla) – Teşekkür ediyorum efendim. …güvenerek
yatırım yapan sanayiciler de teşvik ödemelerini zamanında alamamaktan ve Hükûmetin uyguladığı ithalat politikasından dolayı yatırım
yaptığına pişman olmuştur. Organize
sanayisindeki yatırımların ağırlığını tekstil ve iplik üretimi oluşturmaktadır.
Ancak ithal pamuktan dolayı maliyetlerin yükselmesi ve Uzak Doğu’dan yapılan
ucuz iplik ithalatında denge sağlanamaması sonucu sanayici çok zor duruma
düşmüş, piyasalardaki talep daralmasıyla da işletmeler ayakta kalabilmek için
son aylarda işçi çıkarmak durumunda kalmışlardır. Niğde Organize Sanayi
Bölgesi’nde geçtiğimiz aylarda işten çıkarılan işçi sayısı, burada çalışanların
üçte 1’i oranındadır. İş kayıpları bu gidişle daha da artacak gibi
görünmektedir. İlk zamanlarda yüzde 70 kapasiteyle çalışan bu işletmeler bugün
yüzde 50’nin de altında bir kapasiteyle çalışmaktadır. Ortaya çıkan işsizlik
nedeniyle Niğde sürekli göç vermektedir. Niğde’de yaşanan
ekonomik sorunların benzeri, günümüzde ülkemizin her yöresinde yaşanmaktadır.
Umarım, Hükûmetimiz bundan sonraki politikalarını
vatandaşlarımızın… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi bağlayınız. MÜMİN İNAN
(Devamla) – …iş ve aş sorunlarını çözecek üretim ve istihdam politikalarını
geliştirmeye harcar ve insanlarımıza onuruyla, insanca yaşayabilecekleri bir
ortam hazırlamaya çalışır. Bu duygu ve
düşüncelerle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (MHP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın İnan. Sayın
milletvekilleri, şimdi gündeme geçiyoruz. Başkanlığın Genel
Kurula sunuşları vardır. Sözlü soru
önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır, okutuyorum: V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) Önergeler 1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un (6/498) esas numaralı sözlü sorusunu geri
aldığına ilişkin önergesi (4/40) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Gündemin sözlü
sorular kısmının 164 üncü sırasında yer alan (6/498) esas numaralı sözlü soru
önergemi geri alıyorum. Gereğini
saygılarımla arz ederim. Mehmet
Akif Paksoy Kahramanmaraş BAŞKAN – Sözlü
soru önergesi geri verilmiştir. Meclis araştırması
açılmasına ilişkin bir önerge vardır, okutuyorum: B) Meclis Araştırması Önergeleri 1.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman
ve 32 milletvekilinin, muhtarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/169) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Ülkemizdeki
muhtarların her türlü sorunlarının araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması
için Anayasa'nın 98, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis
Araştırması açılmasını arz ederiz. 1) İsmet Büyükataman (Bursa) 2) Necati Özensoy (Bursa)
3) Atila
Kaya (İstanbul) 4) Münir Kutluata (Sakarya) 5) Murat Özkan (Giresun) 6) Ümit Şafak (İstanbul) 7) D. Ali Torlak (İstanbul) 8) Muharrem Varlı (Adana) 9) Cumali
Durmuş (Kocaeli) 10) Rıdvan Yalçın (Ordu) 11) Osman Ertuğrul (Aksaray) 12) Yılmaz Tankut (Adana) 13) Alim
Işık (Kütahya) 14) Hakan Coşkun (Osmaniye) 15) Recai Yıldırım (Adana) 16) Akif Akkuş (Mersin) 17) Ali Uzunırmak (Aydın) 18) Mehmet Günal (Antalya) 19) Osman Durmuş (Kırıkkale) 20) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir) 21) Emin Haluk Ayhan (Denizli) 22) Recep Taner (Aydın) 23) Beytullah
Asil (Eskişehir) 24) Mustafa Enöz (Manisa) 25) Ahmet Orhan (Manisa) 26) Mithat Melen (İstanbul) 27) Kemalettin
Nalcı (Tekirdağ) 28) Mümin İnan (Niğde) 29) Hasan Özdemir (Gaziantep) 30) Kamil Erdal Sipahi (İzmir) 31) Kadir Ural (Mersin) 32) Bekir Aksoy (Ankara) 33) Gürcan Dağdaş (Kars) Gerekçe: Ülkemizde halen
13.148 köy ve 17.805 mahalle muhtarı olmak üzere 52.953 muhtar görev
yapmaktadır. Mahalle ve köyler
yerel yönetimlerin ilk basamağıdır. Mahallenin, köyün sorunları öncelikle
muhtardan sorulmaktadır. Merkezi yönetimle ilişkileri muhtar tanzim etmektedir.
Ülkemizdeki
muhtarların büyük bir çoğunluğu sağlıklı ve donanımlı bir muhtarlık binasından
yoksun olarak hizmet vermeye çalışmaktadır. Bilgisayar, belge
geçer gibi çağın önemli bilişim ve iletişim araçlarından yoksun
oldukları gibi kırtasiye masraflarını dahi kendileri karşılamak durumunda
kalmaktadırlar. Herhangi bir sosyal güvenlik kapsamında olmayan muhtarlarımız
zorunlu olarak Bağ-Kur kapsamına alınmışlardır. Valilikler tarafından
belirlenen sabit ücretlerle eğer varsa muhtarlıkların giderleri ile kendi
masraflarını karşılamak zorunda kalmaktadırlar. Muhtarlarımız
mahallenin en büyük mülki amiri olup kamu hizmeti vermektedirler. Buna karşılık
devletten yaklaşık 280 YTL ödenek almaktadırlar. Bağ-Kur, elektrik, su, ısınma
giderleri, telefon ve diğer giderlerini bu ödenek ve mühür ücretlerinden
karşılamaktadırlar. 35.148 köy muhtarımız mühür ücreti almamaktadır. 17.805
mahalle muhtarımızın aldıkları mühür ücretleri mahallenin nüfus yoğunluğuna
göre değişmekte olup, hiç mühür ücreti almayan mahalle muhtarlarının sayısı
oldukça fazladır. Dolayısıyla köy
muhtarları ve çoğu mahalle muhtarı Bağ-Kur primlerini ödemekte zorluk çekmekte
ve hatta hiç ödeyememektedirler. Yörelerinde
yaşayan insanlara hizmet götürmek amacıyla üstün gayretler sarf eden köy ve
mahalle muhtarlarımızın sorunlarının tespit edilerek bu sorunların çözümü için
alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılması
gerekmektedir. BAŞKAN –
Bilgilerinize sunulmuştur. Önerge gündemdeki
yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşme,
sırası geldiğinde yapılacaktır. Danışma Kurulunun
bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım: VI.- ÖNERİLER A) Danışma Kurulu Önerileri 1.- Türkiye Büyük Millet
Meclisinin kuruluşunun 88’inci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk
Bayramı’nın kutlanması, günün önem ve anlamının belirtilmesi amacıyla Genel
Kurulda özel bir görüşme yapılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23
Nisan 2008 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmasına, bu toplantıda yapılacak
görüşmelerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına, siyasi parti grupları
başkanlarına ve grubu bulunmayıp da Mecliste üyesi bulunan siyasi partilerin
milletvekili olan genel başkanlarına veya genel başkanın görevlendireceği bir
milletvekiline onar dakika süreyle söz verilmesine ve bu toplantıda başka
konuların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi Danışma Kurulu
Önerisi No:32 Tarihi:
17.4.2008 Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 88 inci yıl dönümünün
ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının kutlanması, günün önem ve anlamının
belirtilmesi amacıyla Genel Kurulda özel bir görüşme yapılması için Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 2008 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanması,
bu toplantıda yapılacak görüşmelerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına,
siyasi parti grupları başkanlarına ve grubu bulunmayıp da Mecliste üyesi
bulunan siyasi partilerin milletvekili olan genel başkanlarına veya genel
başkanın görevlendireceği bir milletvekiline 10'ar dakika süreyle söz verilmesi
ve bu toplantıda başka konuların görüşülmemesinin Genel Kurulun onayına
sunulması Danışma Kurulunca önerilmiştir.
BAŞKAN – Kabul
edenler… KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan söz istiyorum. OKTAY VURAL
(İzmir) – Oylamaya geçtik efendim. BAŞKAN – Kabul etmeyenler… KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan… BAŞKAN – Kabul
edilmiştir. Daha önce
talebinizi belirtmediniz. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Efendim olur mu? OKTAY VURAL
(İzmir) – Oylamaya geçtik, el kaldırdık Kamer Bey. BAŞKAN – Söz
hakkınız var ama ben oylamaya geçmeden önce istemeniz lazımdı. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Efendim, hemen oylamaya geçtiniz. Böyle olmaz ki! BAŞKAN – Şimdi
gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler”
kısmına geçiyoruz. 1’inci sırada yer alan, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve bu tasarıyla birleştirilen İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Manisa Milletvekili
Şahin Mengü’nün, Zonguldak Milletvekili Ali İhsan
Köktürk ve 19 milletvekilinin, Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun,
İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 24 milletvekilinin ve Mersin Milletvekili
Ali Rıza Öztürk ve 12 milletvekilinin aynı konudaki
kanun teklifleri ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER A) Kanun Tasarı ve Teklifleri 1.- Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Devlet Memurları Kanunu ile Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın;
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün;
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve
19 Milletvekilinin; 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa
Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun; Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen
5434 Sayılı Kanunun 39 uncu Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın;
3201 Sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen
Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı
ve 24 Milletvekilinin; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 Milletvekilinin;
Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi ile
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı:
119)(x) BAŞKAN –
Komisyon? Yerinde. Hükûmet? Yerinde. 92’nci maddenin
1’inci fıkrasında kalmış idik. 92’nci maddenin
1’inci fıkrası üzerinde önerge yok. Oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 92’nci maddenin
2’nci fıkrası üzerinde de önerge yok. Oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 92’nci maddenin
3’üncü fıkrasında iki önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 sıra sayılı Kanun Tasarısının 92. maddesinin 3 üncü fıkrasıyla değiştirilen
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında yer
alan “%1 sigortalı, % 2 işveren” ibaresinin “% 0,5 sigortalı, % 1 işveren”
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederim. Saygılarımla.
(x)
119 S.Sayılı Basmayazı 27.03.2008 tarihli 83’üncü
birleşim tutanağına eklidir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 Sıra Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı’nın 92. Maddesi (3) nolu fıkrası ile
değiştirilen 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik
Sigortası Kanununun 49 uncu maddesinin sonuna aşağıdaki fıkranın eklenmesini
arz ve teklif ederiz.
“İşsizlik
sigortası gelirleri vergiye tabi değildir. Bu gelirlerden hiçbir vergi, resim
ve harç kesintisi yapılamaz.” BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Şevket Köse konuşacak efendim. BAŞKAN – Sayın
Köse, buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar) ŞEVKET KÖSE
(Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 119 sıra
sayılı Yasa Tasarısı’nın 92’nci maddesi üzerine verdiğimiz değişiklik önergesi
üzerine söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken yüce heyetinizi en içten
saygılarımla selamlarım. Tasarının 92’nci
maddesinin 3’üncü fıkrasıyla değiştirilen İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 49’uncu
maddesine bir fıkra eklemek amacıyla bu önergeyi verdik. Dikkat ettiyseniz,
önergeyle eklenmesini istediğimiz ifade oldukça açık, anlaşılır bir durumdadır.
Önergemizle ne diyoruz: “İşsizlik sigortası gelirleri vergiye tabi değildir. Bu
gelirlerden hiçbir vergi, resim ve harç kesintisi yapılamaz.” Yani, sosyal
devleti savunuyoruz. Peki, bu
düzenlemeyi neden istiyoruz? Değerli milletvekilleri, işsizlik sigortası Mart
2002’den bu yana uygulanmaya başlandı. Eylül 2007’ye geldiğinizde, sadece 872
bin kişi bundan yararlanmıştır. Bu rakam, İşsizlik Fonu’ndan yararlananların
sayısının ne kadar az olduğunun bir göstergesidir, çünkü işsizlik sigortasından
yararlanabilmenin koşulları oldukça ağırdır. Burada bir
noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Biliyorsunuz, işsizlik sigortası
için kesintiler 2000 yılından itibaren yapılıyor, ancak ödemelere 2002 yılında
başlandı. Bu durumda, fonda çok ciddi miktarda para birikti. Değerli
arkadaşlar, işte sosyal devletin farkı burada ortaya çıkıyor. Eğer, bir ülke
sosyal devlet ise, yönetenleri bu biriken parayı çalışanları, emeklileri,
işsizleri için kullanır. Oysa Hükûmet bunu yapmadığı
gibi, sosyal güvenliği devletin omuzlarına bir yük olarak görmekte ve bundan da
kurtulmaya çalışmaktadır. “Bu kadar biriken para var ve vatandaşlar için
kullanılmıyorsa acaba bu para kamu finansmanında oluşan açıklara mı harcanır?”
diye ister istemez insanın aklına geliyor. Sosyal devlet
olmanın gereği, bu fonda biriken parayla meslek geliştirme çalışmaları
yapılmasıdır. Bu parayla, kişilerin meslek edinmeleri, nitelikli eleman
olmaları için eğitimden geçmeleri sağlanır; organize sanayi bölgelerinde meslek
okulları açılabilir ya da eğitim görenlerin staj yapması için çeşitli olanaklar
yaratılabilir. Sosyal devlet olmanın da gereği zaten budur. Ekonomi kötüye
giderken, her gün işsiz sayısına yenisi eklenirken, Hükûmet
yurttaşlarımızın elinden sosyal güvenlik haklarını da alıyorsa, ülkede sosyal
ve ekonomik sorunlar daha da büyüyecek demektir. Sayın
milletvekilleri, pirinç fiyatı artıyor, buğday ithal eder hâle geldik, mısır
üretimine verilen destek miktarları gülünç oranlardadır, fırıncılar kepenk
kapatıyor. Dolayısıyla, köylü, işçi, esnaf yani halkımız perişan bir hayat
sürmektedir. Değerli
milletvekilleri, bundan yaklaşık bir hafta önce “Yine göç eyledi bizim eller.”
misali, Urfa’da bir kamyon kasasına binen yurttaşlarımız ekmeğin peşine
düştüler, ta Urfa’dan İzmir’e doğru yola çıktılar. Yolda kaza yapıyor kamyon,
kasasında 9 yurttaşımız can veriyor. Yani bunlar ekmeğin peşine giderken… Ekmek
şehitlerini de rahmetle anıyorum. Değerli
milletvekilleri, bir de bunun üzerine, verilen az bir sigorta gelirinden vergi
alınırsa nasıl yaşayacak bu insanlarımız? Bundan dolayı önergemize destek
vermenizi diliyorum. Yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Köse. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. (AK
Parti sıralarından gürültüler) MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkanım… Sayın Başkan, nasıl! BAŞKAN – Sayın! Diğer önergeye
geçiyorum. MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, nasıl kabul edilmiştir? KÂTİP ÜYE HARUN
TÜFEKÇİ (Konya) Başkanım, biz saymadık ki. BAŞKAN – İtiraz
yok. Ben saydım, takdirim. MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Ama kâtip üyelere sormadan yapıyorsunuz! BAŞKAN – Gördüm.
Sayın! Diğer önergeyi
okutuyorum… MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, ama kâtip üyelere sormadan yapıyorsunuz. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Olur mu ya! MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Kâtip üyelerin itirazı var efendim. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Yahu geçti, geçti… AYHAN SEFER ÜSTÜN
(Sakarya) – Şu anda burayı sayın bakalım. Burayı sayın. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – İtirazı şimdi mi yapıyorlar? Uyardıktan sonra şimdi mi itiraz
ediyorlar? ALİ RIZA ALABOYUN
(Aksaray) – Sadece CHP’liler el kaldırdı, MHP’liler kaldırmadı. OKTAY VURAL
(İzmir) – Efendim, o tarafta 31 kişi vardı, burada 36 kişi vardı. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – El kaldırmadı bazıları. Bazıları el kaldırmadı ya! MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan… BAŞKAN – Kabul
edilmiştir Sayın Elitaş. Daha önce saydım bütün
oturan kişileri. ALİ RIZA ALABOYUN
(Aksaray) – 3-5 kişi elini kaldırdı. RITVAN KÖYBAŞI
(Nevşehir) – MHP el kaldırmadı. BAŞKAN – “Kabul
edenler” deyince MHP’liler el kaldırdı efendim. (AK Parti ve CHP
sıralarından gürültüler) MUHARREM VARLI
(Adana) – Sayın Başkanım, tartışmayla dışarıdakileri çağırmaya çalışıyorlar. KÂTİP ÜYE HARUN
TÜFEKCİ (Konya) – Başkanım, o sayımı biz kabul etmiyoruz Divan üyesi olarak. BAŞKAN – Sayın
efendim, şimdi sayın, sayın işte şurada. KÂTİP ÜYE HARUN
TÜFEKCİ (Konya) – Yeniden sayım yapılması lazım. BAŞKAN – Sayın,
buyurun. Ama içeriye kimsenin girmeyeceği şekilde sayın. MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – OKTAY VURAL
(İzmir) – Efendim, ben saydım, 31 kişi vardı. MURAT ÖZKAN
(Giresun) – Efendim, dışarıda oturacaklarına burada otursunlar! Arkadaşlar sayı
saymayı öğrensinler! BAŞKAN – Ben daha önce saydım. KÂTİP ÜYE HARUN
TÜFEKCİ (Konya) – Divan üyesi olarak biz kabul etmiyoruz ama. BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, ben, o sırada olan kişileri daha önceden saydım. OKTAY VURAL
(İzmir) – Doğru yaptınız efendim. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Doğru yaptınız. Doğru yaptınız. BAŞKAN – Oylama
yaptık ve saydım ve siz sayı olarak daha azdınız. (CHP ve MHP
sıralarından alkışlar) KÂTİP ÜYE HARUN
TÜFEKCİ (Konya) – Başkanım, İç Tüzük’e göre, aramızda anlaşmazlık var, tekrar
sayım yapılması lazım. BAŞKAN – Saydım
efendim. OKTAY VURAL
(İzmir) – Oylamayı Başkan yaptırdı. KÂTİP ÜYE HARUN
TÜFEKCİ (Konya) – Tekrar saymadınız… BAŞKAN – Saydım
efendim. OKTAY VURAL
(İzmir) – Oylamayı Başkan yaptırdı. Kâtip üyelerle ilgili bir durum yok ki!
Karar yetersayısı yok ki! KÂTİP ÜYE HARUN
TÜFEKCİ (Konya) – Tekrar saymadınız. İç Tüzük’e göre… BAŞKAN – Saydım.
Tam o sırada “Kabul edenler…“ Niye bu
kadar tartışıyorsunuz? K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Çekersiniz maddeyi o zaman. OKTAY VURAL (İzmir) – Allah Allah. Çekersiniz maddeyi. KÂTİP ÜYE HARUN
TÜFEKCİ (Konya) - Divan üyesi olarak bizler kabul etmiyoruz. Başkanım, 141
açık; yani, burada anlaşmazlık olduğu zaman, buradaki hükmün uygulanması lazım.
Bir anlaşmazlık var. İç Tüzük açık Başkanım. Anlaşmazlık var aramızda, biz
kabul etmiyoruz bunu. BAŞKAN – İçeri
kimsenin girmemesi lazım o zaman; yani o sıradaki hâliydi. Oylama o sırada. KÂTİP ÜYE HARUN
TÜFEKCİ (Konya) – Buradaki hükme göre, ayağa kalkmak suretiyle tekrar oylama
yapılması lazım. “Başkan, oylamanın ayağa kalkmak suretiyle tekrarlanacağını
bildirir.” diyor. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Başkan, devam edelim. KÂTİP ÜYE HARUN
TÜFEKCİ (Konya) – Başkanım, anlaşmazlık var; tekriri müzakereye konulacak
değilse. Buradaki hükmün uygulanması gerekir, İç Tüzük hükmünün. Aramızda
anlaşmazlık var Başkanım. OKTAY VURAL
(İzmir) – Maddeyi oylayın efendim, maddeyi; reddetsin arkadaşlar. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Evvela, iktidar olmayı öğreneceksiniz. Nerede arkadaşlar? MUHARREM VARLI
(Adana)- 30 kişiyle kanun çıkarmaya çalışıyorlar. MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan… K. KEMAL ANADOL (İzmir)
– Sayın Başkan, devam edin. OKTAY VURAL
(İzmir) – Maddeyi oylayın efendim. Maddeyi reddetsinler arkadaşlar; böylelikle
önerge de reddedilmiş olur. MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan… KÂTİP ÜYE HARUN
TÜFEKCİ (Konya) – Anlaşmazlık olduğu
için buradaki hükmün uygulanması gerekir ki, ancak o zaman sorun çözülsün. BAŞKAN – El
kaldırdılar hepsi; ben saydım, o zaman burası daha azdı. KÂTİP ÜYE HARUN
TÜFEKCİ (Konya) – Hayır efendim, biz öyle görmedik; tam tersi. Anlaşmazlık var
şu anda. Anlaşmazlık olduğu için buradaki hükmün uygulanması gerekir Başkanım. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Sayın Başkan, devam edin. BAŞKAN – Evet,
diğer önergeyi okutuyorum… SEBAHATTİN
KARAKELLE (Erzincan) – Sayın Başkan, böyle tarafsız yönetim olmaz! BAŞKAN – Tarafsız
yönetiyorum; o sırada burada olan bütün arkadaşları tek tek
saydım. İkinci önergeyi
okutuyorum… SEBAHATTİN
KARAKELLE (Erzincan) – Biz buradayız. BAŞKAN – O zaman
yerlerinizde bulunun sayın milletvekilleri oylama sırasında. (CHP sıralarından
“Bravo” sesleri, alkışlar) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 sıra sayılı Kanun Tasarısının 92. maddesinin 3 üncü fıkrasıyla değiştirilen
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında yer
alan “%1 sigortalı, % 2 işveren” ibaresinin, “% 0,5 sigortalı, % 1 işveren”
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederim. Saygılarımla. Süleyman
Turan Çirkin (Hatay) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılmıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Kim
konuşacak efendim? OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayın Alim Işık. BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Işık. ALİM IŞIK (Kütahya) –
Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın Başkan, çok
değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Sayın Kâtip
Üyemizin de belirttiği gibi bu önergenin amacı 4447 sayılı İşsizlik Sigortası
Kanunu’nun 49’uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yüzde 1 sigortalı”
ibaresinin binde 5, “yüzde 2 işveren” ibaresinin de yüzde 1’e düşürülmesini
sağlamaktır. Bu sayede işverenin istihdam maliyetinin azaltılarak rekabet
gücünün yükseltilmesi ve çalışanın da üzerindeki sigorta yükünün azaltılması
sağlanmış olacaktır. Bilindiği gibi özellikle sanayi sektöründe rekabet gücünün
artması, işverenlerimizin ve çalışanlarımızın üzerindeki yüklerin
azaltılmasıyla doğrudan ilişkili. Aksi takdirde
Türkiye'nin kendi ürünlerini ham madde ve ara mamul türündeki ürünlerini nihai
ürüne dönüştürmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet etme şansı giderek
azalmaktadır. İşte, yapılacak bu değişiklik hiç olmazsa yurt dışında pazarlama
imkânı bulduğumuz birçok ürünümüzün kolaylıkla dış pazarlarda pazarlanma
şansının da artmasına yol açacaktır. Bu teknik konunun umarım heyetinizce de
makul görülüp kabul edileceğini beklemekteyim. Bu vesileyle
birkaç konuyu da Sayın Bakanımızın dikkatine sunmak istiyorum. Özellikle gece
bekçisi, cezaevi gardiyanları, polisler ve astsubaylar, şu andaki çalışma
şartlarının ağırlığı nedeniyle durumlarından son derece rahatsızlar, özlük
haklarının iyileştirilmesi konusunda yüce Meclisin ve Sayın Bakanın iyi niyetli
yaklaşımlarını beklemekteler. Ben de bu vesileyle bu konuyu da bu kürsüden dile
getirmek istiyorum. BAYRAM ÖZÇELİK
(Burdur) – Daha sonra gelecek o kanun… ALİM IŞIK (Devamla) –
Bir diğer konu da özel sigorta şirketlerinden gerek özel emeklilik sigortası
gerekse hayat sigortası yaptırmış olan vatandaşlarımız, bu sigorta poliçelerini
imzaladıkları andan itibaren yatırmış oldukları primlerin yüzde 15’i kadar
stopaj kesintisine uğramaktalar. Ayrıca, giriş aidatını geri alma gibi bir
şanslarının da olmadığını dile getirmekteler. Bu vesileyle, çalışanlarımızın ya
da çalışmayan birçok vatandaşımızın, hiç olmazsa özel emeklilik sigortasına
sahip olabilmek düşüncesiyle yapmış olduğu böyle bir girişimden fazla zarar
görmeden ve mağdur olmadan emeklilik hakkı kazanma talepleri vardır. Bu konuda
da gerçekten stopaj vergisinin düşürülmesi ya da hatta kaldırılması yönünde
somut talepleri var. Bu vesileyle Sayın Bakanıma bu konuyu da dile getirmiş
olmaktayım. Hepinize saygılar
sunuyor, önergemize desteklerinizi bekliyorum. Teşekkür ederim.
(MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Işık. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir. MUHARREM VARLI
(Adana) – Niye ayağa kalkıyorsun? BAYRAM ÖZÇELİK
(Burdur) – Başkan görsün diye! BAŞKAN – Hepsini
gayet iyi görüyorum efendim. 92’nci maddenin
3’üncü fıkrasını kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 92’inci maddenin
4’üncü fıkrasında önerge yoktur. Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir. 92’nci maddenin,
dört fıkrasıyla birlikte, tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir. 93’üncü maddenin
1’inci fıkrası üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 Sıra Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı’nın 93 üncü maddesinin (1) nolu fıkrası ile
değiştirilen 16/12/1960 tarihli ve 168 sayılı Yabancı
Memleketlerde Türk Asıllı ve Yabancı Uyruklu Öğretmenlere Sosyal Yardım
Yapılması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin (c) ve (d) bentlerinin madde
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılmıyoruz Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Çetin Sosyal konuşacak efendim. BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Soysal. Süreniz beş
dakikadır. ÇETİN SOYSAL
(İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Sosyal güvenlik
yasasını görüşüyoruz. Tabii ki, sosyal güvenlik yasası halka rağmen gerçekten
bir dramı yansıtıyor. Ama herkes bilsin ki, bu sosyal güvenlik yasası ilk
Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında değişecektir. MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Ne zaman olursa, bekleyin, bekleyin! ÇETİN SOYSAL
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, böbürlenme, böbürlenme padişahım senden büyük
Allah var, senden büyük Allah var. Hiç böbürlenmeyin. MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Evet, Allah çok büyük. Biz böbürlenmiyoruz. ÇETİN SOYSAL (Devamla)
– Halk bunu görüyor. MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Vatandaş senin yerini görsün! ÇETİN SOYSAL
(Devamla) – Halka, çivi çaktığınızı iddia ediyorsunuz. Halk bunları görüyor.
İnsan etine nasıl çivi çaktığınızı, bunu, tüm kamuoyu izliyor. MUHARREM VARLI (Adana)
– Doğru söylüyorsunuz, bunlar çivi çaktılar, doğru. ÇETİN SOYSAL
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım, sosyal hukuk devleti güçsüzleri güçlüler
karşısında koruyarak gerçek eşitliği, yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi
sağlamakla yükümlüdür. Bu da anayasal güvence altına alınmıştır. Burada temel
olan amaç bireyin korunması ise sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin de
sağlanması gerekir. Ne yazık ki tasarı sosyal adaleti sağlamamaktadır. Yine, gerçekten,
en demokratik hak olan örgütlenme hakkı, sendikalı olma hakkı da son derece
işlemeyen bir noktaya gelmiştir. Bunları birkaç örnekle de sizlere açıklamak
istiyorum. Değerli
arkadaşlarım, bütün sendikalar, sendikalaşma, toplumu örgütsüz kılan bir
anlayışa tepki göstermeye çalışıyor. Bunun birçok örneği var. En son örnek,
özellikle kamuda… Maalesef, kamu, yani devlet, devleti temsil eden kamu
kurumlarında çalışanların sorumluluğunu üstlenmeme noktasına gelmiştir. Bunu
taşeronlaştırarak o sorumluluktan kaçma anlayışı içerisinde olduğunu söylemek
mümkün. Yine buna örnek olarak da İstanbul Büyükşehir Belediyesinin İstanbul
Deniz Otobüsleri İşletmelerinin iştiraki olan BİMTAŞ’ta
çalışanlar, 496 BİMTAŞ çalışanı, yani İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi
bünyesinde çalışanlar, maalesef, sendikalı olma girişimlerinden ötürü tehditle
işlerinden çıkartılma noktasına gelmiştir. “Ya sendikalı olmaktan vazgeçeceksin
ya da işine son vereceğiz.” anlayışı egemen olmuştur ve sendikalı olmaktan
vazgeçen 20 kişi… Belli kişiler elbette ki iş kaybetme korkusuyla geriye çekmişlerdir
ve böyle baktığımız zaman da 20 kişi dün işten çıkartıldı. Hâlbuki anayasal
güvence altına alınmıştır: Anayasa’nın 51’inci maddesi. Avrupa Birliğine girme
noktasında olduğumuz bu süreçlerde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11’inci
maddesine göre de burada bir hukuksuzluk vardır. Ne yazık ki bu hukuksuzluk her
anlamda devam ediyor. BİMTAŞ çalışanlarının yanı sıra yine sendikaya üye olma
noktasında kalan Yörsan’da da aynı noktada, Tuzla’da
da aynı noktada, diğer yerlerde de aynı noktada olduğunu söylemek mümkündür. Değerli
arkadaşlarım, tabii ki bunlarla ilgili söylenecek çok şey var ama ben, yine bu
noktada güneydoğudaki tarım işçilerine de değinmek istiyorum, mevsimsel tarım
işçileri. Bunların hiçbir sosyal güvenliği yok. Afyon’da daha yeni 15 kişi öldü.
İlkel şartlarda çalışan işçilerimizden -ilkel şartlarda ulaşımları sağlandığı
için- geçen sene 75 kişi ölmüştü. Bu sene mevsim daha yeni başladı, 15 kişi
daha Urfa’dan geldi ama ne yazık ki, Afyon’da ölümle karşılaştılar. Bu insanların
hiçbir sosyal güvenliği yok. Sayın Bakan, bunları mutlaka güvence altına
almamız lazım. Bunlar, gerçekten çok zor koşullar altında yaşamlarını idame
ettiriyorlar. Bunun için de bunların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması
gerekir, kayıt altına alınması gerekir. İlkel şartlarda ulaşımları ortadan
kalkmalıdır. Buna da hassasiyetle değinilmesi gerektiğine inanıyorum. Değerli
arkadaşlarım, demokrasi diyoruz; elbette ki özgür birey, demokratik toplum,
örgütlü toplum demokratik devletle mümkün olur. Bireyin örgütlenme hakkı da
kesinlikle sağlanmalıdır diye düşünüyoruz. Tuzla
tersaneleriyle ilgili de Türkiye Büyük Millet Meclisinde 26 Şubatta bir
komisyon oluştu, komisyon oluşmasına karar verildi. Orada ölümler devam ediyor.
İnsan Hakları Komisyonu buralarla ilgili raporlar hazırladı. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız. ÇETİN SOYSAL
(Devamla) - 26 Şubatta komisyon kurulmasına karar verilmiş olmasına rağmen, AKP
Grubu hâlâ bu komisyona üye bildirmediğinden… Çünkü,
ben Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sordum. AKP’den ikinci kez isim
istendi. lütfen bu isimleri verin, oradaki drama da
son verelim. Değerli
arkadaşlarım, şimdi bir konuya daha değinmek istiyorum. Türkân
Özsu, gribal enfeksiyondan ötürü -hafif alkollü olması
gerekçesiyle- maalesef Lokman Hekim Hastanesi tarafından kriterlere uyulmadığı
gerekçesiyle muayene edilmiyor. Şimdi, bunlar münferit olaylar ama yaşanan bir
gerçektir. Hipokrat yemini
etmiş bir doktorun “Kriterlerime uymuyorsun.” diye muayene etmeme hakkı var
mıdır? Bu kabul edilebilir mi? İşte, son zamanlarda Türkiye’de yaşanan tablo,
maalesef, bu noktaya gelmiştir. Bu konuda da duyarlı olunması gerektiğine
inanıyorum. Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Soysal. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum… İBRAHİM YİĞİT
(İstanbul) – Araştırma önergesini ilk olarak biz verdik ve aynı zamanda… ÇETİN SOYSAL
(Devamla) – Hayır, ben 1 Şubatta vermiştim önergeyi. BAŞKAN – Sayın
Soysal, lütfen yerinize geçiniz, orada tartışmayınız. ÇETİN SOYSAL
(Devamla) – Önce biz verdik, 1 Şubatta. BAŞKAN – Sayın
Soysal… İBRAHİM YİĞİT
(İstanbul) – Sen iktidara gelmeyi anlat. ÇETİN SOYSAL
(Devamla) – Ağaç demiş ki baltaya “Sen beni kesemezdin ya…” Neyse… K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Çetin gel, bırak. BAŞKAN – Sayın
Soysal… Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. 93’üncü maddenin
1’inci fıkrasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir. 93’üncü maddenin
2’nci fıkrasında önerge yoktur. Oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 93’üncü maddenin
3’üncü fıkrasında önerge yoktur. Oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 93’üncü maddenin tümünü
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Beş dakika ara
veriyorum. Kapanma Saati: 13.59 İKİNCİ OTURUM Açılma Saati: 14.34 BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU KÂTİP ÜYELER: Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı), Harun TÜFEKCİ
(Konya) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92’nci Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum. 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. 94’üncü maddenin
birinci fıkrası üzerinde önerge yok. Oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 94’üncü maddenin
ikinci fıkrasında da önerge yok. Oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Şimdi, 94’üncü
maddeye bir geçici madde eklenmesine dair bir önerge vardır, okutuyorum. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
kanun tasarısının çerçeve 94. maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
3- 2022 sayılı
Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “Geçici Madde 1-
Bu kanun kapsamındaki kişilere bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar yersiz
ödenen ve geri alınması gereken aylıklar ile bunlardan doğan ceza ve faizler
terkin edilmiştir. İlgililer hakkında herhangi bir idari ve adli takibat yapılmaz.” BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Takdire bırakıyoruz Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın
Başkanım, bu önerge altmış beş yaş üstü yaşlılık aylığı ve engelliler, özürlü
aylığı alan vatandaşlarımız çeşitli nedenlerle başka bir sigortalı işte kısa,
geçici süreyle de çalışsa bu çalışmalarından dolayı bu çalışmaları tespit
edildiğinde aldıkları geçmişe dönük tüm aylıkları yüzde 50 fazlasıyla tahsil
ediliyor idi. Bu durum 81 bin kişi üzerinde, yani altmış beş yaş üstü ve özürlü
81 bin vatandaşımızın kurumla icra yollarına düşmesine neden olmuş idi. Ben
burada bütün grup başkan vekillerine, bütün parti gruplarına özellikle teşekkür
ediyorum. Böyle bir sosyal sorunu, problemi el
birliğiyle ortadan kaldırmış bulunuyoruz. Tekrar teşekkür
ediyorum, hayırlı olmasını diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Bakan açıklamanız için. Gerekçe için… MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)
– Konya Milletvekili Orhan Erdem konuşacak efendim. BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Erdem. (AK Parti sıralarından alkışlar) ORHAN ERDEM
(Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, bu kanunun belki de
en önemli bir geçici maddesini şu anda hep birlikte kanuna kaydetme
durumundayız. Sayın Bakanımın
da kısaca bahsettiği gibi, bilhassa engelli vatandaşlarımızın birçoğunu
ilgilendiren, aynı zamanda altmış beş yaş üstü maaş alan yaşlılarımızı da
ilgilendiren bir konuyu burada çözme durumundayız. 2022 sayılı Yasa
gereği belirlenen bir gelir tutarının -ki bu 79 milyon, çok çok
düşük, açlık sınırının altında olan bir rakam- altındaki gelir sahibi engelli
ve yaşlı vatandaşlarımıza bir maaş bağlanmakta. Bu maaşı alan
engelli veya yaşlı -bir şekilde isteğe bağlı bir sigortalıysa veya engelliyse,
bir iş bulup belki bir ay çalıştığı hâlde, Sosyal Sigortalar Kurumunda da
SSK’lı işlemi gördüğü için- yaklaşık 80 bin civarında vatandaşımızın çeşitli
nedenlerle bugüne kadar bağlanan aylıkları hesaplanarak, üzerine de yüzde 50
ceza konularak geri istenmiş durumdadır. Birçok icra vakası… Birçok evde
bu noktada sıkıntı yaşanmaktadır. Biz, bu maddeyle, bu sorunu hem
mahkemelerdeki kısmından hem de mesela, çiftçilerle ilgili… 10 bin tarım
sigortalı vatandaş var. Bunlarla ilgili hiç işlem yapılmamış. Bu tip sorunları
kökünden çözmüş oluyoruz. Hükûmetimiz döneminde, 5378
sayılı Özürlüler Kanunu’yla çok önemli şeyler getirildi. 2828 sayılı Yasa’yla,
evde bakım ve birçok yine önemli hizmetler getirildi. Gerçekten, kanayan bir
yara, bugün diğer grup başkan vekillerimizin de ortak verdikleri bir önergeyle
hep birlikte bu sorunu çözmüş oluyoruz. Ben, bu bakımdan, Değerli Bakanımız
Faruk Çelik Bey’e çok teşekkür ediyorum, çok radikal, çok kararlı bir tutumla,
cezasını mı affedelim, yok yüzde 10 mu ceza koyalım, asgari ücretin altında
alanları mı affedelim derken, birçok konu görüşülürken “Bunu kökten halledelim,
böyle bir sıkıntıyı çözelim.” ifadeleriyle bizi de rahatlattı. Değerli
Bakanımız Nimet Hanım da bu konudaki katkılarıyla gerçekten doğru olacağını
söyledi ve hep birlikte şimdi bu Kanun’un sorunlu olan, 2022’nin bu maddesine
geçici madde eklenerek çözülmüş oluyor. Ben, tekrar,
emeği geçen tüm bürokratlarımıza, başta Bakanımız ve ekibine, grup başkan
vekillerimize ve tabii ki halkımızın iradesini burada yansıtan, sorunları
çözmek için bir araya geldiğimiz bu Meclis çatısı altındaki tüm vekil
arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, hayırlı olsun diyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Erdem. MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan… MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sayın Başkan… BAŞKAN – Evet,
hanginiz önce… MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Efendim, yerimizden kısa birer açıklamayla, bu yapılana –ortak
önerge bu, birleştirilmiş bir önerge- bir katkı vermek istiyoruz. Kısa bir
açıklama yapmak istiyoruz. BAŞKAN – Tamam,
buyurun Sayın Şandır. MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum. Tabii, sosyal
güvenlik yasasını birlikte çıkartıyoruz. Toplumda oluşan birçok sorunu çözmeye
çalışıyoruz, geleceğe güzel bir Türkiye oluşturmaya çalışıyoruz. Özürlü
vatandaşlarımızın ve yaşlılık maaşı alan vatandaşlarımızın geçimlerini
geliştirmek açısından bir ikinci işte çalışmaları sonunda oluşan cezalı durum,
gerçekten toplumun büyük kısmını, yaklaşık 80 bin, 90 bin kişiyi ilgilendiren
bir sorun hâline dönüşmüştü. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulunda bulunan siyasi partiler olarak, gruplar olarak, sayın Hükûmetin de katkısıyla
oluşturulan bu ortak önergeyle oluşmuş bu sorunun çözümünü, toptan çözümünü
gerçekleştirmiş oluyoruz. Doğan ceza ve faizler bütünüyle terkin ediliyor. Bu
konuda açılmış idari ve adli takibatlar da ortadan kaldırılıyor. Bunu çok
önemsiyoruz. El birliğiyle, birlikte bir sorun çözülmüş oluyor. Buna katkı veren sayın Hükûmetimizi ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu olarak diğer partilerimizi de kutluyor, teşekkür
ediyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Şandır. Sayın Anadol, evet, siz de mi… KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, efendim, bu önerge bir af getiriyor Anayasa’nın 87’nci
maddesine göre… K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Oraya geçmedik daha, oraya geçmedik. MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Acele etme Sayın Genç. BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Anadol. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Sayın Başkan, söz verdiğiniz için teşekkür… KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, bir önerge üzerinde bir kişi konuşur. Hepimiz de
destekliyoruz… BAŞKAN - Sayın
Genç, lütfen, şimdi söz verilmiş bir kişi konuşuyor. Lütfen Sayın Anadol, devam ediniz. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Efendim, önerge üzerinde bir kişi konuşur. O zaman biz de
konuşalım. BAŞKAN – Ortak
önergelerde bazen oluyor efendim. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Sayın Başkan, söz verdiğiniz için teşekkür ederim. Önemli bir yasa
çıkıyor. Bu yasanın çok maddesine muhalefet etti Cumhuriyet Halk Partisi ve bu
muhalefetini sürdürmektedir. Ancak gönül isterdi ki bu tür mutabakatlar çok
daha fazla olsun. Gönül rahatlığıyla bu önergenin kabulünü istiyoruz Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu olarak ve bu nedenle olumlu eleştirilerde de bulunmayı görev
sayıyoruz. Çalışma Bakanımıza, Devlet Bakanımıza, iktidar partisi ve muhalefet
partisi gruplarına, bürokrasiye ve tüm Parlamentoya teşekkür etmeyi bir görev
biliyorum. Nitelikli çoğunluk istediği de belli. Onun için de açık oylama
talebinde bulunacağız, gereken yapılacaktır. CHP olarak katılıyoruz. Çok teşekkür
ederim. Sağ olun. BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Anadol. Sayın Elitaş… MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Bu önergenin
gerçekten çok önemli bir önerge olduğunu diğer arkadaşlarımız da ifade ettiler.
Esas itibarıyla altmış beş yaş üstü olup da özürlü olan vatandaşlarımızın
herhangi bir şekilde başka bir işte çalışma imkânı bulmaları vesilesiyle, kanun
gereğince bunlara ödedikleri, aldıkları maaşlarla birlikte yüzde 50 faiziyle
zam ve ceza uygulanmış. Bu insanlar, hem özürlü maaşı almışlar hem de
çalışabilme kabiliyetlerini kullanmaları münasebetiyle bu tür cezayla karşı
karşıya kalmışlar. Yaklaşık 80 binin üzerinde bu şekilde sıkıntıya düşmüş
vatandaşlarımızın icra takibiyle karşı karşıya olması durumunda, bunların
mağduriyetlerini giderme noktasında çok önemli bir önerge, geçici madde ilavesi
diye düşünüyorum. Buna katkı veren
siyasi parti gruplarına, Değerli Bakanımızın hiç itiraz etmeden hatta daha da
geliştirerek bunu kabul etmesine ve emeği geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür
ediyorum, hayırlı, uğurlu olsun diyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Elitaş. SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Sayın Başkan… BAŞKAN – Tamam,
buyurunuz. SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Diyarbakır) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Değerli arkadaşlar,
saygıdeğer grup başkan vekili arkadaşlarım ayrıntılarıyla ifade ettiler,
gerçekten önemli bir konuda, çok hassas olunan bir konuda ortak bir önerge
verildi. Aslında, sosyal devlet ilkesinin gereği bu şekilde yerine getirilir.
Keşke, itirazda bulunduğumuz diğer maddelerde de bu kolektif çalışma ruhunu
başarabilseydik ama kendilerine çok şey borçlu olduğumuz yaşlılarımızla ilgili
böylesi pozitif bir düzenlemeyi, son dakikada da olsa yapabilmiş olmanın
mutluluğunu yaşıyoruz. Ben de Demokratik
Toplum Partisi adına bütün gruplara, Sayın Bakanımıza, emeği geçen herkese
teşekkürlerimi sunuyorum. Sağ olun. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Demirtaş. (AK Parti, CHP,
MHP ve DTP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı.) MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, açık oylama talep ediyoruz bu önergeyle ilgili. BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, İç Tüzük gereği önergeyi açık oylamayla yapacağım, daha sonra
maddenin tümünü işaret oyuyla yapacağız. Önce önergeyi
işaretle oylayacağız: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Önerge af
içerdiği için açık oylamayı elektronik cihazla yapacağım. Açık oylamanın şekli
için Genel Kurulun kararını alacağım. Açık oylamanın
elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Alınan karar
gereğince açık oylama elektronik cihazla yapılacaktır. Beş dakika süre
veriyorum. (Elektronik
cihazla oylama yapıldı) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz 119 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 94’üncü
maddesine eklenen bir geçici maddenin oylaması sonucunda madde üzerinde 308
kabul oyu kullanılmıştır. (x) Bazı sayın üyeler
bu maddenin af niteliğinde olduğunu iddia ederek nitelikli çoğunluk aranması
gerektiğini söylemişlerdir. Anayasa Mahkemesi 22/11/2007
tarihinde yayınlanan 22/12/2006 tarihli 120 sayılı Kararı’nda, Anayasa’nın
87’nci maddesinde düzenlenen genel ve özel af kapsamının maddi ceza hukuku ile
sınırlı olarak anlaşılması gerektiğini, genel ve özel af kavramlarının ceza
hukukuna özgü kavramlar olduğunu, ceza hukuku alanı dışında kullanılmadığını,
bu kavramların tanımları, hüküm ve sonuçlarının da ceza hukukunda
düzenlendiğini açıklamıştır. Görüştüğümüz
tasarı da maddi ceza hukuku kapsamında bir tasarı olmayıp, bazı alacakların
terkiniyle ilgilidir. Bu nedenle, geçici maddenin kabul edilmesi için nitelikli
çoğunluk aranmasına gerek bulunmamaktadır. Oylama sonucuna göre… ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkan, kısa bir düzeltme… BAŞKAN - Buyurun. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Sayın Başkan, izninizle bir düzeltme
yapmak istiyorum. “İdari ve adli” yazılmıştı, “adli”yi çıkarıyoruz Başkanım,
“idari ve icrai takibat yapılmaz.” kalıyor. BAŞKAN - Bu düzeltmeler çerçevesinde oylama sonucuna
göre madde kabul edilmiş bulunmaktadır. Şimdi, 94’üncü
maddenin çerçevesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. 95’inci madde üzerinde bir önerge vardır;
önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısının 95 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
(x)
Açık oylama sonucunu gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir. “Madde 95- Bu
Kanunun; a) 75 inci
maddesinin (4) numaralı bendinin 1/9/2007 tarihinden
geçerli olmak üzere yayımı tarihinde, b) 75 inci
maddenin (4) numaralı bendi hariç diğer hükümleri, 76 ila 78 inci
maddeleri, 80 inci maddesi, 87 nci maddesi, 89 uncu maddesi, 90 ıncı
maddesinin (1) ila (4) numaralı bentleri 2008 yılı Ekim ay
başında, c) 91 inci
maddesi 1/1/2008 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı
tarihinde, ç) Diğer
hükümleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.” BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Uygun görüşle takdire
bırakıyoruz. BAŞKAN - Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılıyoruz Başkanım. MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Tasarının
yürürlük maddesi yeniden düzenlenmiştir. BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Kabul edilen
önerge doğrultusunda 95’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 95’inci madde kabul edilmiştir. 96’ncı madde son madde. 96’ncı maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 96’ncı madde kabul
edilmiştir. Bir saat ara
veriyorum. Kapanma Saati: 15.13 ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati: 16.23 BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU KÂTİP ÜYELER:Fatma SALMAN KOTAN
(Ağrı), Harun TÜFEKCİ (Konya) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92’nci Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum. 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. Şimdi, sayın
milletvekilleri, Hükûmetin, görüşülmekte olan kanun
tasarısının 11, 16, 17, 35, 47’nci maddeleri ile 75’inci maddesinin 3’üncü ve
4’üncü fıkraları ve 94’üncü maddenin 3’üncü fıkrasının yeniden görüşülmesine
ilişkin İç Tüzük’ün 89’uncu maddesine göre bir talebi vardır. Başkanlık bu
talebi yerine getirecektir. Danışma
Kurulunun, Hükûmetin, görüşülmekte olan kanun
tasarısının yeniden görüşülmesine ilişkin talebi hakkındaki görüşünü
okutuyorum: VI.- ÖNERİLER (Devam) A) Danışma Kurulu Önerileri (Devam) 2.- 119 sıra sayılı kanun tasarısının kabul edilmiş olan 11,
16, 17, 35, 47’nci maddeleri ile 75’inci maddesinin 3’üncü ve 4’üncü
fıkralarının, 94’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasının yeniden görüşülmesine dair Hükûmetin isteminin yerine getirilmesine ilişkin Danışma
Kurulu önerisi Danışma Kurulu
Tavsiyesi No: 5 17.4.2008 Görüşülmekte olan
119 sıra sayılı Kanun Tasarısının aşağıdaki maddelerinin İçtüzüğün 89 uncu
maddesi uyarınca yeniden görüşülmesine dair Hükûmetin
talebi Danışma Kurulunca uygun görülmüştür. 11 inci madde, 16 ncı madde, 17 nci madde, 35 inci madde, 47 nci
madde, 75 inci maddenin 3 üncü ve 4 üncü fıkraları, 94 üncü maddenin 3 üncü fıkrası.
BAŞKAN – Danışma
Kurulunun görüşü bilgilerinize sunulur. Şimdi, Hükûmetin istemini okutup, oylarınıza sunacağım: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı Kanun Tasarısının tümünün oylanmasından önce İç
Tüzüğün 89 uncu maddesine göre tasarının çerçeve 11 inci, çerçeve 16 ncı, çerçeve 17 nci, çerçeve 35
inci, çerçeve 47 nci maddeleri ile çerçeve 75 inci
maddeye bağlı (3) ve (4) numaralı fıkraları ile 94 üncü maddesinin 3 üncü
fıkrasının yeniden görüşülmesini arz ederim. Faruk
Çelik Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanı BAŞKAN - Hükûmetin istemini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir. Bu durumda,
tasarının 11, 16, 17, 35, 47’nci maddeleri ile 75’nci maddesinin 3’üncü ve
4’üncü fıkraları ve 94’üncü maddenin 3’üncü fıkrasını yeniden müzakereye
açıyorum. VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam) 1.- Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Devlet Memurları Kanunu ile Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın;
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün;
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve
19 milletvekilinin; 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa
Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun; Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen
5434 Sayılı Kanunun 39 uncu Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın;
3201 Sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen
Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı
ve 24 milletvekilinin; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 milletvekilinin;
Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi ile
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı:
119) (Devam) 11’nci madde
üzerinde söz isteyen? Yok. Madde üzerinde
bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısının çerçeve 11 inci maddesiyle değiştirilen 5510 sayılı Kanunun
18 inci maddesinin ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz
ve teklif ederiz.
“Ancak bu
maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre doğum öncesi ve doğum sonrası
çalışmadığı sürelerde geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenebilmesi için yatarak
tedavi şartı aranmaz.” BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Uygun görüşle takdire bırakıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, bu önergemiz BAĞ-KUR
kapsamında olan kadın sigortalıların doğum öncesi ve doğum sonrası izinle
sekizer haftalık çalışmama süreleriyle ilgili netlik arz etmeyen durumu
netleştirmeye dönük bir düzenlemedir. Yüce Meclise arz ederim. Teşekkür ederim.
Önergeye katılıyoruz efendim. BAŞKAN –
Gerekçeyi mi okutayım? MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Kanunun
4 üncü maddesinin (b) bendine göre sigortalı kadının analığı hâlinde sağlık
tesislerinde yatma şartı aranmaksızın doğum öncesi ve doğum sonrası çalışmadığı
sürelerde geçici iş göremezlik ödeneği ödenebilmesi imkânının açıklığa
kavuşturulması amaçlanmıştır. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen
önerge doğrultusunda 11’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 11’inci madde kabul edilmiştir. 16’ncı maddeyi
görüşmeye açıyorum. Söz isteyen? KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, söz istiyorum da... Aslında, bana
göre, bu maddeleri okutmanız lazım çünkü bu maddelerde temel kanun hükmü artık
kalkmıştır ortadan. yeniden bir kanun müzakere
ettiğimize göre, maddeleri okutup ondan sonra müzakereye açmanız lazım. Ben,
eğer okutursanız 16’ncı madde üzerinde söz istiyorum. BAŞKAN – 16’ncı
maddeyi okutuyorum: MADDE 16- 5510 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin ikinci fıkrasının
(a) ve (b) bentlerinin sonuna aşağıdaki cümleler eklenmiş, üçüncü fıkrasına
“yaş hadlerine” ibaresinden sonra gelmek üzere “65 yaşını geçmemek üzere”
ibaresi eklenmiş, yedinci fıkrasındaki “ “Ancak, 4’üncü
maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için prim
gün sayısı şartı 7.200 gün olarak uygulanır.” “Ancak yaş
hadlerinin uygulanmasında (a) bendinde belirtilen prim gün sayısı şartının
doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri esas alınır.” “Yukarıdaki fıkralarda belirtilen yaşlılık aylıklarından
yararlanabilmek için, 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde
belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, (b) bendinde belirtilen
sigortalının sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan
ettikten sonra yazılı istekte bulunmaları, 4’üncü maddenin birinci fıkrasının
(c) bendinde belirtilen sigortalıların ise istekleri üzerine yetkili makamdan
emekliye sevk onayı alındıktan sonra ilişiklerinin kesilmesi şarttır.” BAŞKAN – Madde
üzerinde söz isteyen Sayın Kamer Genç. Buyurunuz Sayın
Genç. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 119 sıra sayılı yasanın
bitiminden önce, 89’uncu maddeye göre tekriri müzakereyi Komisyon veya Hükûmet getirdi, bunun üzerine müzakere açtık. Tabii, bu
yeniden bir görüşme olduğuna göre 11’inci maddeyi okumadınız, okutmadınız.
Bence tabii, hep böyle, burada, çok usul hataları yapılıyor. Bu
usul hatalarının yapılmaması lazım. Biraz önce bir
önerge verildi, hepimizin de katıldığı bir önergeydi. Bir önerge üzerinde 1
arkadaşımız şahsı adına, 4 kişi de grupları adına konuştu. Hâlbuki böyle,
mademki her grup konuşmak istiyorsa ayrı ayrı önerge
vereceklerdi, bunlar birleştirilecekti. Ondan sonra, bir önerge üzerinde 4
kişiyi konuşturmak bence hatalı yani burada usul meselelerine, İç Tüzük’e
riayet etmek lazım. İç Tüzük’ü her günkü hava içinde uygularsak hakikaten
sıkıntı yaratılabilir. Bizim istediğimiz, burası bir Parlamentodur,
Parlamentonun bağlı olduğu kurallar vardır, bu kuralları bence hiç tavizsiz ve
objektif olarak uygulamak gerekir. Tabii, 119 sıra
sayılı kanunun bu maddesi galiba yaş haddini belirten ve altmış beş yaşı
getiren bir kanundur. Türkiye gerçeklerine aykırı bir kanun bana göre. İşte,
daha önce de dedim, bu Kanun’da söz alma imkânımız da olmadığı için enine
boyuna tartışma yapmadık. Dedim, gidelim, şu mezarlıkları gezelim. Şu
mezarlıklarda Türkiye’de insanlar hangi yaşta ölüyor yani oraları gezdiğiniz
zaman altmış beş yaşını geçen çok az kişi var, onlar da nüfusun çok az bir
kesimini teşkil ediyor. Dolayısıyla,
emeklilik, bir insanın hayatta iken, dinamik bir yaşta iken yaptığı çalışma,
yaptığı üretim, topluma ve vatana verdiği hizmetin karşılığını, belli bir yaşı
geçtikten sonra, o yaşı insanların hiç olmazsa çalışma imkânlarını kaybettiği
takdirde veya belli bir dinamizmi kaybettikten sonra, işte, topluma verdiği o
değerlerin belli bir rantını, hayatını iyi koşullarda
geçirmesini sağlayacak bir olanaktır. Şimdi, tabii, Türkiye’deki sağlık
hizmetleri belki iyileşti veya teknoloji iyileşti, altmış beş yaşını geçen çok
insan -gerçi olmaz ama, yine de kısmi bir artış-
olabilir, yüzde 1, yüzde 2 veya yüzde 5 oranında. Ama yine de bu yaş haddi çok
büyük bir yaş haddi. Bunu Türkiye’de uygulamak bence mümkün değil. Gerçi
2036’dan sonra bu yaş haddi uygulaması yapılacak, ama bence bu Meclisin, hele hele bu Hükûmetin… Daha yarını
görmeyen bir Hükûmet, önünü görmeyen bir Hükûmet. Yani, bırakın da otuz altı sene sonra da, o otuz
altı seneden sonra veyahut da önümüzdeki seçimde gelen insanlar bunları
düzenlesinler. Yani, böyle çok büyük bir iddiayla ortaya çıkarsanız, işte,
maalesef, hep, sanki böyle şiddetle akan bir sele kapılmış gibi kafalar sağa
sola çarpar, ondan sonra kafada bir parça kalmaz. İşte, bu
duruma düşmemek lazım. Türkiye’nin koşullarını… Bundan sonra gelecek
Parlamentolarda belki daha enine boyuna bu konular tartışılabilir. Şu kanun, ben
inanıyorum ki, şu Parlamentoda Komisyon da dâhil, Hükûmet
de dâhil, parlamenterlerin yüzde 99’u dâhil, hatta ben de dâhil, bu kanunun
hangi maddesiyle ne getirildi, çok iyice anlaşılmıyor. Çünkü evvela 5510 sayılı
Kanun’un şu maddesi diyor, o maddeyi getirip koyacaksınız. O maddenin daha önce
değiştirilen maddelerini getirip koyacaksınız, sistemi tam benimseyeceksiniz.
Bu, başlı başına bir doktora tezini yapmaya elverişli bir kanun. Bu kadar 70
milyonu ilgilendiren bir kanun tasarısını -ve teklifler de buna göre
birleştirilmiş- burada müzakere ediyoruz ama, bu kanun
hakikaten Türkiye gerçeklerine uygun bir kanun değil. Gazetelerde
birtakım haberler çıkıyor: Efendim, “Milletvekilleri kendini gazi statüsüne
koydu.” Ben böyle bir maddeyi hatırlamıyorum. Eğer böyle bir madde geçmişse de
ben de bunu kınıyorum. Ne gerek var? Türkiye milletvekillerini gazi statüsüne
koymanın bir anlamı var mı yani? Eğer milletvekillerine bir hak tanıyacaksınız,
Anayasa’nın 86’ncı maddesinde milletvekilinin statüsüyle ilgili düzenlemeler
var, o düzenlemeye uygun bir düzenleme bir defa getirirsiniz, ondan sonra da
bunun altından çıkarsınız. 86’ncı maddede -86 mı? Veya 87 de olabilir,
Anayasa’nın- milletvekili Emekli Sandığıyla irtibatlandırılır
diyor. E, şimdi Emekli Sandığını da kaldırdınız, bu da havada kaldı. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Genç, buyurunuz. KAMER GENÇ
(Devamla) – Dolayısıyla, tabii, işte böyle kanunlar enine boyuna tartışılmadan
buraya gelirse bu kanunlar uygulamada da… Daha buradan çıkıp da uygulamaya
konulmadan hemen insanların gördüğü gerçekler karşısında hükûmetler
uyarılıyor ve yeni yeni kanunlar getiriliyor. Onun için, bana göre, bu sosyal güvenlik kanununun geri çekilip, en
azından bunu bir ön müzakere kabul edip yeniden bir partiler arası uzlaşma
sağlamak suretiyle, yani her partiden belli bir milletvekili grubu alarak, bu
Sosyal Güvenlikten, Emekli Sandığından, SSK’dan, BAĞ-KUR’un
belirli görevlerinde çalışmış insanları getirip, bunlarla ilgili bir çalışma
yapıp buraya doğru dürüst bir metin getirilirse ülkeye ve vatandaşlara daha iyi
hizmet edeceğine inandığım için bu kanunun ben yine de geri çekilmesini ve ülke
gerçeklerine uygun yeni bir düzenleme yapılarak getirilmesini diliyorum. Saygılar
sunuyorum efendim. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Genç. Madde üzerinde
bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısının çerçeve 16 ncı maddesinin madde
çerçevesi ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
"Madde 16- 5510 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci
fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasına "yaş
hadlerine" ibaresinden sonra gelmek üzere "65 yaşını geçmemek
üzere" ibaresi eklenmiş, yedinci fıkrasındaki "50" ibaresi,
"55" şeklinde değiştirilmiş, yedinci fıkrasından sonra gelmek üzere
aşağıdaki fıkra eklenmiş, sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş,
dokuzuncu fıkrasındaki "prim ve her türlü borcunun" ibaresi,
"prim ve prime ilişkin her türlü borcunun" şeklinde değiştirilmiştir.
"İlk defa bu
Kanuna göre sigortalı sayılanlara; (1) a) Kadın ise 58,
erkek ise 60 yaşını doldurmuş olmaları ve en az 9000 gün malûllük, yaşlılık ve
ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartıyla yaşlılık aylığı bağlanır.
Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı
sayılanlar için prim gün sayısı şartı 7200 gün olarak uygulanır. b) (a) bendinde
belirtilen yaş şartı; 1) 1/1/2036
ilâ 31/12/2037 tarihleri arasında kadın için 59, erkek için 61, 2) 1/1/2038
ilâ 31/12/2039 tarihleri arasında kadın için 60, erkek için 62, 3) 1/1/2040
ilâ 31/12/2041 tarihleri arasında kadın için 61, erkek için 63, 4) 1/1/2042
ilâ 31/12/2043 tarihleri arasında kadın için 62, erkek için 64, 5) 1/1/2044
ilâ 31/12/2045 tarihleri arasında kadın için 63, erkek için 65, 6) 1/1/2046
ilâ 31/12/2047 tarihleri arasında kadın için 64, erkek için 65, 7) 1/1/2048 tarihinden itibaren ise kadın ve erkek için 65, olarak uygulanır. Ancak
yaş hadlerinin uygulanmasında (a) bendinde belirtilen prim gün sayısı şartının
doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri esas alınır." "Emeklilik
veya yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan kadın sigortalılardan başka
birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunanların, bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri,
prim ödeme gün sayıları toplamına eklenir ve eklenen bu süreler emeklilik yaş
hadlerinden de indirilir." "Yukarıdaki fıkralarda belirtilen yaşlılık aylıklarından
yararlanabilmek için, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen
sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, (b) bendinde belirtilen sigortalının
sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan ettikten sonra
yazılı istekte bulunmaları, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde
belirtilen sigortalıların ise istekleri üzerine yetkili makamdan emekliye sevk
onayı alındıktan sonra ilişiklerinin kesilmesi şarttır." BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Takdire bırakıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, bu tekriri müzakere
neticesinde 16’ncı maddeyle getirmek istediğimiz husus şudur: Bakıma muhtaç
derecede malul çocuğu bulunan bir bayan yirmi yıl çalışınca yirmi beş yıl
çalışmış gibi olacak. Dolayısıyla beş yıl erken emeklilik, mevcut yaşından daha
erken emekli olma imkânını bu şekilde sağlıyoruz. Kime? Bakıma muhtaç derecede
malul çocuğu olan bayanlara böyle bir imkânı hep birlikte tanımış oluyoruz. Hayırlı olmasını
diliyorum ve önergeye katıldığımı ifade ediyorum. BAŞKAN –
Konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutalım acaba? MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Başka birinin
sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunan kadın sigortalıların daha
erken yaşta emekli olmalarına imkân sağlanmıştır. Anayasa
Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda 4 (c) sigortalıları yönünden hukuki bir
ihtilaf oluşmaması bakımından maddenin ikinci fıkrası tekrar yazılmış, daha
önce yapılan değişiklikleri de içerecek şekilde madde metni düzenlenmiştir. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. Kabul edilen
önerge doğrultusunda 16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 16’ncı madde kabul edilmiştir. Sayın
milletvekilleri, İç Tüzük’te çok açık bir hüküm yok. Yeniden müzakereye
aldığımız maddeleri tekrar okutma gibi bir yükümlülüğümüz yok. Demin Sayın Genç
-bellek tazelemesi için- istediği için okuttum. Devamını istiyorsanız,
devamındaki maddeleri okutayım. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, “…müzakere edilir.” diyor. Yani müzakere etmek demek,
maddeyi önce okutacaksınız. Müzakerenin anlamı bu. BAŞKAN – Bugüne
kadar uygulamada da okutulmamış. Ama okutmak daha uygun düşüyorsa; okutuyorum. 17’nci maddeyi
okutuyorum: MADDE 17 - 5510
sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş, dördüncü fıkrasında “hesaplanan gün sayısına göre,” ibaresinden
sonra gelmek üzere “% 50’yi geçmemek üzere” ibaresi eklenmiştir. “4 üncü maddenin
birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile aynı
fıkranın (c) bendine göre bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa
sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylığı, aşağıdaki hükümlere
göre belirlenecek ortalama aylık kazancı ile aylık bağlama oranının çarpımı
sonucunda bulunan tutardır.” “Aylık bağlama
oranı, sigortalının malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen toplam
prim ödeme gün sayısının her 360 günü için % 2 olarak uygulanır. Bu hesaplamada
360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama
oranı % 90'ı geçemez.” "28 inci maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarına göre aylığa
hak kazanan sigortalılar için hesaplanacak aylık bağlama oranı, prim ödeme gün
sayısı 9000 günden az olanlar için çalışma gücü kayıp oranının 9000 gün prim
ödeme gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakamın % 60'a bölünmesi suretiyle
hesaplanan gün sayısına göre, % 50'yi geçmemek üzere üçüncü fıkra uyarınca
tespit edilen orandır. Prim ödeme gün
sayısı 9000 günden fazla olanlar için ise toplam prim ödeme gün sayısına göre
aylık bağlama oranı belirlenir. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)
bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için bu fıkrada geçen 9000 prim gün
sayısı 7200 gün, % 50 oranı da % 40 olarak uygulanır. BAŞKAN – Madde
üzerinde söz isteyen var mı? Yok. Bir önerge
vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısının çerçeve 17 nci maddesinin madde
çerçevesi ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz
"Madde 17-
5510 Sayılı Kanunun 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir." "Madde 29- 4
üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar
ile aynı fıkranın (c) bendine göre bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra
ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylığı, aşağıdaki
hükümlere göre belirlenecek ortalama aylık kazancı ile aylık bağlama oranının
çarpımı sonucunda bulunan tutardır. Ortalama aylık kazanç, sigortalının her yıla ait prime esas kazancının,
kazancın ait olduğu yıldan itibaren aylık talep tarihine kadar geçen yıllar
için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan
kazançlar toplamının, itibarî hizmet süresi ile fiilî hizmet süresi zammı hariç
toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanan ortalama günlük
kazancın otuz katıdır. Aylık bağlama
oranı, sigortalının malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi geçen toplam
prim ödeme gün sayısının her 360 günü için % 2 olarak uygulanır. Bu hesaplamada
360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama
oranı % 90'ı geçemez. 28 inci maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarına göre aylığa hak
kazanan sigortalılar için hesaplanacak aylık bağlama oranı, prim ödeme gün
sayısı 9000 günden az olanlar için çalışma gücü kayıp oranının 9000 gün prim
ödeme gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakamın % 60'a bölünmesi suretiyle
hesaplanan gün sayısına göre, % 50'yi geçmemek üzere üçüncü fıkra uyarınca
tespit edilen orandır. Prim ödeme gün
sayısı 9000 günden fazla olanlar için ise toplam prim ödeme gün sayısına göre
aylık bağlama oranı belirlenir. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)
bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için bu fıkrada geçen 9000 prim gün
sayısı 7200 gün, % 50 oranı da % 40 olarak uygulanır Yukarıdaki şekilde hesaplanan aylığın başlangıç tarihinin yılın
ilk altı aylık dönemine rastlaması halinde 55 inci maddenin ikinci fıkrasına
göre Ocak ödeme dönemi için gelir ve aylıklara uygulanan artış oranı kadar
artırılarak, yılın ikinci altı aylık dönemine rastlaması halinde ise öncelikle
Ocak ödeme dönemi, daha sonra Temmuz ödeme dönemi için gelir ve aylıklara
uygulanan artış oranları kadar artırılarak, sigortalının aylık başlangıç
tarihindeki aylığı hesaplanır.” BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Uygun görüşle takdire
bırakıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılıyoruz Sayın Başkanım. MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum. Gerekçe: Anayasa
Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda daha önceki değişiklikleri de içerecek
şekilde madde metni yeniden düzenlenmiştir. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. Kabul edilen bu
önerge doğrultusunda 17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 17’nci madde kabul edilmiştir. 35’inci maddeyi
okutuyorum: MADDE 35- 5510
sayılı Kanunun 55 inci maddesinin madde başlığı “Gelir ve aylıkların
düzeltilmesi, yükseltilmesi, alt sınırı, ödenmesi ve yoklama işlemleri”
şeklinde, ikinci fıkrası ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu fıkradan
sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “Bu Kanuna göre
bağlanan gelir ve aylıklar, her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinden
geçerli olmak üzere, bir önceki altı aylık döneme göre Türkiye İstatistik
Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları genel
indeksindeki değişim oranı kadar artırılarak belirlenir. Bu Kanuna göre
sigortalıya bağlanacak aylıklar ile ölen sigortalının hak sahiplerinin
aylıklarının hesabına esas tutar, çalışma sürelerindeki her yıl için 82 nci maddeye göre tespit edilen prime esas günlük kazanç alt
sınırları dikkate alınarak 29 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenen
ortalama aylık kazancın % 35'inden az olamaz. Hak sahibi kimselerin aylıkları;
hak sahibi bir kişi ise bu fıkraya göre hesaplanan alt sınır aylığının %
80'inden, hak sahibi iki kişi ise % 90'ından az olamaz. Uluslararası sosyal
güvenlik sözleşmeleri gereğince bağlanan kısmî aylıklar için bu fıkra hükümleri
uygulanmaz.” BAŞKAN – Madde
üzerinde söz isteyen var mı? Yok. Bir önerge
vardır, önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısının çerçeve 35 inci maddesinin madde çerçevesi ile birlikte
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
"Madde 35-
5510 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin madde başlığı "Gelir ve aylıkların
düzeltilmesi, yükseltilmesi, alt sınırı, ödenmesi ve yoklama işlemleri"
şeklinde, ikinci fıkrası ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu fıkradan
sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir." "Bu Kanuna
göre bağlanan gelir ve aylıklar, her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinden
geçerli olmak üzere, bir önceki altı aylık döneme göre Türkiye İstatistik
Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları genel
indeksindeki değişim oranı kadar artırılarak belirlenir." "Bu Kanuna göre sigortalıya bağlanacak aylıklar ile ölen
sigortalının hak sahiplerinin aylıklarının hesabına esas tutar, çalışma
sürelerindeki her yıl için 82 nci maddeye göre tespit
edilen prime esas günlük kazanç alt sınırları dikkate alınarak, talep veya ölüm
yılına ait Ocak ayı itibariyle 29 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre
belirlenen ortalama aylık kazancın %35'inden, sigortalının bakmakla yükümlü
olduğu eşi veya çocuğu varsa %40'ından az olamaz. Hak sahibi kimselerin aylıkları; hak sahibi bir kişi ise bu
fıkraya göre hesaplanan alt sınır aylığının %80'inden, hak sahibi iki kişi ise
%90'ından az olamaz. Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri gereğince
bağlanan kısmı aylıklar için bu fıkra hükümleri uygulanmaz." "4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri
kapsamındaki sigortalılar için ayrı ayrı olmak üzere,
malûllük sigortasından dosya bazında her yıl bağlanan aylıkların aylık
başlangıç tarihinin ait olduğu yılın Ocak ayı itibarıyla yıl içine ait artışlar
uygulanmaksızın hesaplanacak tutarları, yaşlılık sigortasından bir önceki yılın
son ödeme ayında söz konusu sigortalılar için ayrı ayrı
dosya bazında ödenen en düşük yaşlılık aylığından az olamaz." "İş kazası
veya meslek hastalığı sonucu başka birinin sürekli bakımına muhtaç duruma gelen
sigortalı için bu Kanunun 19 uncu maddesine göre hesaplanacak sürekli iş
göremezlik geliri, 82 nci maddeye göre tespit edilen
prime esas kazanç alt sınırının aylık tutarının %85'inden az olamaz." BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Takdire bırakıyoruz Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, bu önergeyle de asgari
ücretin… Asgari aylık yüzde 35 oranında bildiğiniz gibi; bunu, evli veya çocuğu
olanlar için yüzde 40’a -5 puan- artırıyoruz. Ayrıca, iş kazası neticesi
başkasının sürekli bakımına muhtaç durumdaki sigortalıya bağlanan sürekli iş
göremezlik geliri alt sınırı yüzde 70 idi bunu da yüzde 85’e çıkarıyoruz. Yani,
çalışma imkânı kalmamış olan iş kazası neticesindeki vatandaşlarımızın aylık
bağlanırken sürekli iş göremezlik aylığı oranını yüzde 70’den yüzde 85’e
çıkarıyoruz. Sosyal taraflarla da bu konuyu daha önce görüşmüştük. Bugün parti
gruplarımızla da bu konuyu değerlendirdik. Olumlu bir düzenlemedir. Önergeye
katılıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Bağlanacak
aylıklarda alt sınır uygulaması yeniden düzenlenerek, alt sınır aylığının
belirlenmesinde sigortalıların bakmakla yükümlü bulundukları kişiler olup
olmadığı dikkate alınmak suretiyle alt sınır aylığı %40’a çıkarılmış, iş kazası
veya meslek hastalığı sonucu başkasının bakımına muhtaç duruma düşen sigortalılara
bağlanacak gelirlerde alt sınır %85 olarak belirlenmiştir. Ancak malullük
aylığı için uygulanacak alt sınır, madde başlığı da dikkate alınarak 27 nci maddeden 55 inci maddeye taşınmıştır. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilmiş bu
önerge doğrultusunda 35’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Madde kabul edilmiştir. 47’nci maddeyi
okutuyorum: MADDE 47- 5510
sayılı Kanunun 80 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “MADDE 80- 4 üncü
maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas
kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir. a) Prime esas
kazançların hesabında; 1) Hak edilen
ücretlerin, 2) Prim, ikramiye
ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve
işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel
emeklilik sistemine ödenen tutarların, 3) İdare veya
yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt
bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay
içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas
alınır. b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev
yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya
kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa
tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk
ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık
sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgarî
ücretin % 30'unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik
katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz. c) (b) bendinde
belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile
ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi
tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve
istisnalar bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmaz. d) Ücretler hak
edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise
öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve
ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle
prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan
başlanarak oniki ayı geçmemek üzere üst sınırın
altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş
sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı
mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki
ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte
ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara
alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda
belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna
kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102 nci madde hükümleri uygulanmaz. e) Saatlik,
günlük, haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete dayanmış olmayıp da
komisyon ücreti ve kâra katılma gibi belirsiz zaman ve tutar üzerinden ücret
alan sigortalıların prim ve ödeneklerinin hesabında esas tutulacak günlük
kazançları, 82 nci madde hükmüne göre belirlenen alt
sınırdır. f) Bir işverene
tabi olarak çalışan sigortalının belirli ücretinin dışında ayrıca (e) bendi
kapsamında ücret alması halinde, prime esas günlük kazancı bunların toplamından
oluşur. g) Primlerin
hesabına esas tutulacak günlük kazanç, sigortalının, bir ay için prime esas
tutulan kazancının otuzda biridir. Ancak günlük kazancın hesabına esas tutulan
ay içindeki bazı günlerde çalışmamış ve çalışmadığı günler için ücret almamış
sigortalının günlük kazancı, o ay için prime esas tutulan kazancının ücret aldığı
gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanır. h) Sigortalıların
günlük kazançlarının hesabında esas tutulan gün sayıları, aynı zamanda,
bunların prim ödeme gün sayılarını gösterir. Ancak, işveren
ve sigortalı arasında kısmî süreli hizmet akdinin yazılı olarak yapılmış olması
kaydıyla, ay içerisinde günün bazı saatlerinde çalışan ve çalıştığı saat
karşılığında ücret alan sigortalının ay içindeki prim ödeme gün sayısı, ay
içindeki toplam çalışma saati süresinin 4857 sayılı İş Kanununa göre belirlenen
haftalık çalışma süresine göre hesaplanan günlük çalışma saatine bölünmesi
suretiyle bulunur. Bu şekildeki hesaplamada gün kesirleri bir gün kabul
edilir. ı) İşveren ve
sigortalı arasında çağrı üzerine çalışmaya dayalı yazılı iş sözleşmesinde
taraflar arasında çalışma süresi gün, hafta ve ay olarak belirlenmemiş ise,
sigortalının ay içindeki prim ödeme gün sayısı haftalık çalışma süresi en az
yirmi saat kararlaştırılmış sayılarak (h) bendi hükmüne göre hesaplanır. i) 88 inci
maddenin dördüncü fıkrasına göre ay içerisinde 30 günden az prim ödeme gün
sayılarına ait eksik günlerin genel sağlık sigortası primleri, eksik çalışma
süreleri dikkate alınmak suretiyle hesaplanır. 4 üncü maddenin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları
aşağıdaki şekilde belirlenir. a) Aylık prime
esas kazanç, 82 nci maddeye göre belirlenen prime
esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartı ile
kendileri tarafından beyan edilecek günlük kazancın otuz katıdır. Bu
sigortalılar tarafından Kurumca belirlenen sürelerde aylık prime esas kazanç
beyan edilir. Ancak beyan edilen kazançta bir değişiklik olması durumunda,
sigortalının yeniden beyan ettiği kazanç üzerinden hesaplanan prim tahsil
edilir. b) Sigortalı aynı
zamanda işveren ise beyan edeceği aylık kazancı, çalıştırdığı sigortalıların
kazancının en yükseğinden az olamaz. Beyanda bulunmayan sigortalının primleri,
asgarî aylık prime esas kazanç üzerinden hesap ve tahsil edilir. Beyanda
bulunmayan veya beyan ettiği kazancın çalıştırdığı sigortalının otuz günlük
prime esas kazancından düşük olduğu tespit edilen sigortalıların aylık prime
esas kazançları, tespit edilen kazanç düzeyine çıkartılarak beyan edilen
kazançla arasındaki farkın primi 89 uncu madde hükümlerine göre gecikme cezası
ve gecikme zammı uygulanmak suretiyle tahsil edilir. Bu Kanuna göre
ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı
olanların prime esas kazançlarının hesabında; a) Aylıklarını
personel kanunlarına göre alan sigortalılar için; 1) İlgili
kanunları uyarınca aylık gösterge ve ek göstergeler üzerinden ödenen aylık
tutarları, 2) Memuriyet
taban aylık ve kıdem aylık tutarları, 3) Makam, temsil
ve görev tazminatları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen tazminatlar (bölge, kurum,
birim, çalışma mahalli, görevin niteliği ve benzeri kriterlere dayalı olarak
asıl tazminatlara ilave, ek veya ayrıca ödenen tazminatlar hariç), 27/7/1967
tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 17 nci maddesinin (A) bendinde yer alan cetvelde belirtilen
oranlar üzerinden ödenen hizmet tazminatı (28/2/1982 tarihli ve 2629 sayılı
Kanun ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Kanuna göre tazminat veya
üniversite ödeneği alanların sadece rütbelerinin karşılığı hizmet
tazminatları), 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel
Kanununun 12 nci maddesi uyarınca ödenen üniversite
ödeneği, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun
106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ödenen ek
ödeme, b) Kadro karşılığı
sözleşmeli olarak görev yapan sigortalılar için işgal ettikleri kadrolar esas
alınmak suretiyle (a) bendinde öngörülen unsurlar üzerinden hesaplanan tutarı, c) Açıktan vekil
olarak atanan sigortalılar için, (a) bendinde öngörülen unsurlardan ilgili mevzuatı
uyarınca ödenen tutarı, ç) Başka bir
kadro ya da görevin ödeme unsurları esas alınmak ve kıyaslanmak suretiyle aylık
veya ücret ödenen sigortalılar için; emsal alınan kadro veya görevin prime esas
kazanç tutarını geçmemek üzere, bu kazancın aylık veya ücret ödenmesinde
öngörülen oranında hesaplanacak tutarı, d) Büyükşehir
belediye başkanları için bakanlık genel müdürünün, diğer belediye başkanları
için ise öğrenim durumları itibarıyla 657 sayılı Kanuna göre yükselebilecekleri
dereceyi aşmamak kaydıyla, 657 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı ek gösterge
cetvelinin “VIII. Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (d)
bendinde belirtilenlerin prime esas kazançları, e) 78 sayılı
Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname eki cetvellerde yer alan yükseköğretim kurumlarına bağlı
konservatuarlarda 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanununun 15 inci maddesi
uyarınca sözleşme ile istihdam edilen öğretim elemanlarından sanatçı öğretim
elemanı olarak istihdam edilenler için, anılan Kanunda öğretim görevlisi kadro
unvanında istihdam edilenlerin tahsil ve derecelerine göre belirlenen prime
esas kazanç tutarı; kamu idarelerinde sanatçı, sanatkar
ve sanatçı öğretmen olarak sözleşme ile istihdam edilenler için, tahsil ve
dereceleri itibarıyla 657 sayılı Kanuna tabi olarak teknik hizmetler sınıfında
yer alan mühendislerin (a) bendindeki prime esas kazanç tutarı; yüksek öğretim
kurumları ile diğer kamu idarelerinde sanat uygulatıcısı ve sahne uygulatıcısı
olarak sözleşme ile istihdam edilenlerden en az önlisans
mezunu olanlar için tahsil ve dereceleri itibarıyla 657 sayılı Kanuna tabi
olarak teknik hizmetler sınıfında yer alan teknikerlerin, diğerleri için ise
teknisyenlerin prime esas kazanç tutarları, f) İlgili kanunlarında
emeklilik ya da ek gösterge açısından belirli bir kadro, unvan veya görevle
bağlantı kurulanlar için, bağlantı kurulan kadro, unvan veya görevin prime esas
kazanç tutarı, g) Bu fıkranın
(a) ilâ (f) bentleri kapsamı dışında kalan sigortalılar için atandıkları görev
itibarıyla 657 sayılı Kanuna göre girebilecekleri sınıflardaki benzer
görevlerin aynı kadro, unvan, tahsil ve derecesi için belirlenen prime esas
kazanç tutarları, esas alınır. Vekalet veya ikinci görev karşılığında ilgili mevzuatı
uyarınca yapılacak ödemeler prime esas kazancın hesabında dikkate alınmaz. Yalnızca genel sağlık sigortasına tâbi olanlar bakımından prime
esas aylık kazancın tespitinde; 60 ıncı maddenin
birinci fıkrasının (d) ve (g) bentlerinde sayılan kişiler için 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt
sınırının iki katının otuz günlük tutarı, 60 ıncı
maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen kişiler için asgarî ücret,
60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde
belirtilen kişiler için ise prime esas asgarî kazanç tutarı esas alınır. Ancak,
60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (1)
numaralı alt bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılmak için müracaat
etmekle birlikte, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak
tespit edilen aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı; asgari
ücretin üçte birinden asgari ücrete kadar olduğu tespit edilen kişiler için 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt
sınırının otuz günlük tutarının üçte biri, asgari ücretten asgari ücretin iki
katına kadar olduğu tespit edilen kişiler için 82 nci
maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük
tutar, asgari ücretin iki katından fazla olduğu tespit edilen kişiler için 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt
sınırının otuz günlük tutarının iki katı prime esas asgari kazanç tutarı olarak
esas alınır. Bu maddenin
uygulamasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum
tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” BAŞKAN – Madde
üzerinde söz isteyen? Sayın Öztürk, buyurunuz efendim. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Ben de söz istiyorum. BAŞKAN –
Buyurunuz efendim. HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Demokratik Sol Parti
adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Tekriri müzakere konusu yapılan
47’nci maddeyle ilgili olarak görüşlerimi ifade etmek üzere huzurunuzdayım. Evet, uzun bir
süreden beri görüştüğümüz tasarı yasalaşmak üzere. Bu maddeyle ilgili olarak,
neler geliyor ona bir bakalım. Sigorta primine esas kazançları düzenliyor bu
madde ve yeni olarak nakden ödenen ayni yardımlar da prim kapsamına alınıyor.
Özel sağlık sigortalarına ve bireysel emekliliğe ödenen ve asgari ücretin yüzde
30’unu aşan tutar da prime esas kazanca dâhil ediliyor. Bunun Türkçesi şu
demektir: İşveren, işçisi için bireysel emeklilik ve özel sağlık sigortası için
prim yatıracak ve bu prim de işçiye yapılmış bir ücret ödemesi gibi prime esas
kazanca dâhil edilecek. Ayrıca, bir şey
daha yapılıyor: Bir ay içerisinde prime esas kazanç miktarı eğer ön görülen
tavanı aşıyor ise o takdirde, tavanı aşan kısım bir yıl süreyle takip eden
ücretlere eklenerek prime esas kazanca dâhil edilecek. Bu da ne demektir?
İşverene yine ek prim yükü demektir. Şimdi, diğer
taraftan Hükûmet “istihdam paketi” adı altında
işverenlerin üzerindeki sigorta primi yüklerini azaltmak üzere, bir düzenleme
getirecek ve orada da primlerden bir miktar indirim yapacak. Yani önce bindir,
sonra indir; arkasından da “İşverenin prim yükünü indirdim.” de! Bu, gerçekten
büyük bir açıkgözlük diye düşünüyorum. Değerli
arkadaşlar, bu maddeyle ilgili olarak dikkatinize getirmek istediğim bir diğer
husus: Esnek çalışma yöntemine göre istihdam edilen işçilerimiz ayın otuz
gününün tamamında çalışmıyorlar. Eksik çalıştıkları günler için Hükûmet haklı olarak diyor ki: “Kendisi bu sürenin işveren
ve işçi primlerini yatırırsa otuz gün üzerinden ben bunun hizmetini sayarım.”
Bu kadarıyla düşününce gayet uygun bir düzenleme yapılmış gibi görünüyor. Ancak
biz, İş Yasası’yla çalışma yaşamında esnek çalışma yöntemlerini getirirken
amaçlarımızdan bir tanesi: İşverenlerimizin rekabet güçlerini yükseltmek
amacıyla, uluslararası rekabet güçlerini artırmak amacıyla böyle bir düzenleme
getirmiştik. Dolayısıyla, bu düzenlemeden işverenlerimizin de menfaati vardı.
Gönül isterdi ki bu düzenlemede işçiye isteğe bağlı sigorta hakkı tanınır iken
bir kısım yükün de işveren tarafından üstlenilmesi hakkaniyete ve adalete daha
uygun olur diye düşünüyoruz. Değerli
arkadaşlar, Sayın Bakana bu kürsüden Genel Sağlık Sigortası Fonu’yla ilgili
olarak yıllık gelir tahmininin ne olacağını sorduk. Bu şunun için önemli: Sayın
Bakan, bugün, İşsizlik Sigortası Fonu’nu yönetiyor ve dolayısıyla fonda belli
bir miktar kaynak var. Şimdi yeni bir büyük fonu daha yönetecek ama tasarı
yasalaşırken Türkiye Büyük Millet Meclisine ve vatandaşlarımıza bu fonun
büyüklüğünün ne olacağı konusunda bir bilgi vermedi; biz tahminî rakamı
kendisine söyledik, aksi bir şey söylemediler. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız. HARUN ÖZTÜRK
(Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan. 28-30 milyar YTL
tutarında bir fonu yönetecek. Bu fonun bir kısmı “devlet primi” adı altında
devlet katkısı olacak, bir kısmı yine yeşil kart statüsünde olanlara devletin
destek vermesi ile oluşan bir fon olacak. Bu, şunun için önemliydi: Fonun gelir
büyüklüğünü bilirseniz tahminî olarak, aşağı yukarı yapmış olduğunuz bir sağlık
gideri var. Eğer arada açık yok ise o zaman bu tasarı yasalaşıyor ve çalışanlar
için getirdiğimiz yükleri doğru hesap etmedik demektir. Yüce heyetinizi
tekrar saygıyla selamlıyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Öztürk. Sayın Genç,
buyurunuz. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 119 sıra sayılı Yasa
Tasarısı’nın 47’nci maddesi üzerinde, İç Tüzük’ün 89’uncu maddesine göre
yeniden görüşülmesine ilişkin, şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. Değerli
milletvekilleri, bu madde, sigorta primine esas alınacak bazı belirliyor.
Madde, tabii, her meslek grubunda hangi ücretlerin sigorta primine esas
alınacağını uzun uzadıya izah etmiş ama çok da uzun bir madde. Aslında, bazı
şeyler de kayrılmış. Mesela, şimdi, sporcuların maaşlarıyla ikramiyeleri; bu da
prime esas alınacak mı alınmayacak mı? Alınacaksa ikramiyesi de… Yani
biliyorsunuz çok büyük transfer ücretleri alıyorlar bunlar. Bunların aldıkları
bu transfer ücretleri prime esas alınacak mıdır? Yine bu maddenin
üçüncü fıkrasında “İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki
(1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere
sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin…” Ben bunu pek anlayamadım. Yani
bir kişinin hakkı verilmemiş, yargıya gitmiş, yargı kendi lehine bir karar
vermiş. Bu verdiği karar sonucunda aldığı ücretleri o ay içinde alamaz ki. Bana
biraz muğlak geldi. Değerli
milletvekilleri, yine burada büyükşehir belediye başkanları korunmuş. Bunların
657’ye göre aldıkları maaşları dışında çok çeşitli ek ödenekleri var, bunları
niye dâhil etmediniz prime? (D) bendinde bunların, “657 sayılı Kanuna ekli (1)
sayılı ek gösterge cetvelinin ‘Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfı’
bölümünün (d) bendinde belirtilenlerin prime esas kazançları…” Şimdi, yani benim
gördüğüm kadarıyla, daha önce yapmış olduğum konuşmada da… Tabii kanun çok
ayrıntılı olarak incelenmediği için, hangi meslek grubuna ne getirdiği de çok
fazla şey etmediği için burada çok korumacı bir sisteme gidilmiş. Ayrıca, bu (g)
bendinde “Vekalet veya ikinci görev karşılığında
ilgili mevzuat uyarınca yapılacak ödemeler prime esas kazancın hesabında
dikkate alınmaz.” Niye alınmasın Sayın Bakan? Öyle genel müdürler var ki on
yerden maaş alıyorlar. Niye bunların aldığı o primleri, o vekâlet
ücretlerini ki… Tabii, bu Hükûmet zamanında müsteşarları,
genel müdürleri, ne bileyim, banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri birçok
yerlerden ek ücret alıyorlar. Primlerin hesaplanmasında bunları niye istisna
tutuyorsunuz da öte tarafta asgari ücretle çalışan kişileri getirip bunlardan
prim kesiyorsunuz? Bu haksızlık yani. Bu, tamamen
zengini koruma, büyük gelir kazançlarını, büyük gelir sağlayan kişileri koruma;
bunun yanında düşük ücretli kişilerin canına okuma demektir. Tabii, aslında
işverenlerin… Hani “bu kayıt dışılığı önleyeceğiz.” deniliyor ama burada, bazı
mesela, bazı meslek grubu mensuplarından BAĞ-KUR’da
hakikaten çok yüksek prim alınıyor. Bu prim alınınca, birçok insan, BAĞ-KUR’lular, maalesef, kendi borçlarını ödemiyorlar. Yani
aslında hükûmet etmek demek, idare etmek demek
memleketteki bütün sınıfların iyice bir filmini çekip o film içinde değerli
birtakım insanların özelliklerine ve niteliklerine göre gruplar oluşturmak ve o
gruplar ve o özellikler sonucunda oluşturulan grupların yaşantılarını
basitleştirecek, idame ettirebilecek… Eğer onlardan herhangi bir fedakârlık
beklenecekse o fedakârlıkları da hakikaten, yapabilecek düzeyde bir düzenleme
yapılması lazım. Yani böyle, masa başında oturup bu kanunu hazırlayan gruplar
-ekseriya bürokratlar tabii- kendi durumlarını korurlar. Daha önce de gördük,
birçok meslek grupları buraya kanunları getirdikleri zaman kendi durumlarını
korur, ötekilerin canına okur. Bir şey daha
söyleyeyim, geçenlerde de söylemiştim: Bir taksiye bindim… İşte bu taksiciler
mesela… Hakikaten, birçok kişi emekli olduktan sonra veyahut da işsiz olanların
birçoğu özel taksilerde çalışıyor tabii, taksi fiyatları muazzam arttı
biliyorsunuz yani 1 trilyon değerinde taksi plakaları var İstanbul, Ankara’da
ve bu kişiler sigorta edilmiyor. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözünüzü tamamlayınız. KAMER GENÇ
(Devamla) – Tek bir kişinin üç-dört tane taksisi var ama orada şoför
çalıştırıyor. Fakat adam diyor ki: “Benim hiçbir sosyal güvenliğim yok. Yani bu
durumda çalışan insanlar için bir sigorta yapma sistemini zorunlu getirmemiz
lazım ve trafik memurları yaptıkları kontrollerde… Takside çalışan şoförler
eğer hakikaten bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı değilse, onu çalıştıran
kişinin, o şoförü, muhakkak, sigorta kapsamında göstermesini zorunlu kılacak
bir düzenleme yapmak gerektiğine inanıyorum. Ben demin
yaptığım konuşmada da belirttiğim gibi, hakikaten çok karmakarışık bir sistem
getirilmiş, bunu hazırlayanlar da içinden çıkamıyor ama prime esas alınan
aylıkların hesaplanmasında bazı meslek grupları korunmuş. Bunu, bu maddede
görmek mümkündür. Saygılar
sunuyorum efendim. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Genç. ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkan, kısa bir açıklama yapmak
istiyorum. BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Bakan, kısa bir açıklama. ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım teşekkür ediyorum. Sayın Öztürk, gerek az önceki konuşmalarında gerekse daha önce
yapmış oldukları konuşmalarda Genel Sağlık Sigortası Fonundan bahsettiler, bu
konuyla ilgili kısa bir açıklama yapmak istiyorum. Değerli
arkadaşlar, bildiğiniz gibi, mevcut sistemde, sağlık için toplanan primler uzun
vadeli emeklilik için kullanılabiliyor fakat genel sağlık sigortası, yani bu
yasa yürürlüğe girdikten sonra, GSS primlerini, genel sağlık sigortası
primlerini uzun vadeli emeklilik işlemlerinde kullanma imkânı artık kalmayacak.
Bu çerçevede olaya baktığımız zaman, bu GSS Fonu diye tabir ettiğimiz olay,
yeni bir olay da değildir aslında. Mevcut, şu andaki uygulamada üç kurumla ilgili
sağlık primleri de yine bir merkezde toplanıyor, bunun bir devamı olarak bu
algılanabilir. Olayı rakamsal
olarak ortaya koyduğumuz zaman, bugün karşı karşıya bulunduğumuz rakamlar
şunlar: Sağlık gelirlerimiz 12,2 katrilyon, sağlık giderlerimiz 23,1 katrilyon,
aradaki fark 10,9 katrilyon. GSS’ye geçtiğimizde,
genel sağlık sigortasına geçtiğimizde, gelirler tahmini olarak 18 katrilyon,
giderlerse 31,3 katrilyon olarak tahmin edilmekte, aradaki fark ise 13,3
katrilyon. Bu çerçevede, yeşil kart 4 katrilyon, kamu çalışanları 2,8
katrilyon, bunlar da 6,8 katrilyon yapıyor. Mukayeseyi yaptığımız zaman gelir
gider açısından, ortaya net 2,4 katrilyon bir fark çıkıyor. Bu farkın iki ana
kaynaktan kaynaklandığını ifade edebiliriz. Bunlardan biri yeşil karttan bildiğiniz
gibi 4 katrilyon harcamayı devralıyoruz. Yaptığımız düzenlemeyle bunun 2,7
katrilyonunu devletten alacağız. Dolayısıyla 1,3 katrilyon yeşil karttan fark
var; 1,1 ise GSS kapsamına girmekten kaynaklanıyor. Böylece 2,4 katrilyonluk
bir fark söz konusudur. Teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan. 47’nci madde
üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 47 nci
maddesi ile düzenlenen 5510 sayılı Kanunun 80 inci maddenin birinci fıkrasının
(d) bendinde geçen "oniki" ibaresinin
"iki” olarak; ikinci fıkrasının ise aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
4 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları
aşağıdaki şekilde belirlenir. a) Aylık prime
esas kazanç, 82 nci maddeye göre belirlenen prime
esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartı ile
kendileri tarafından beyan edilecek günlük kazancın otuz katıdır. Bu
sigortalılar tarafından Kurumca belirlenen sürelerde aylık prime esas kazanç
beyan edilir. Beyanda bulunmayan sigortalıların aylık prime esas kazancı, prime
esas günlük kazanç alt sınırının otuz katı olarak belirlenir. b) Sigortalı aynı
zamanda işveren ise aylık prime esas kazancı, çalıştırdığı sigortalıların prime
esas günlük kazancının en yükseğinin otuz katından az olamaz. Aylık prime esas
kazancı, çalıştırdığı sigortalının otuz günlük prime esas kazancından düşük
olduğu tespit edilen sigortalıların aylık prime esas kazançları, tespit edilen
kazanç düzeyine çıkartılarak aradaki farkın primi, 89 uncu madde hükümlerine
göre gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmak suretiyle tahsil edilir. c) 4 üncü
maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılmayı
gerektirecek birden fazla durumun söz konusu olması halinde, bu fıkranın (a) ve
(b) bentlerinde belirtilen esaslara göre tek beyanda bulunulur. BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Uygun görüşle takdire
bırakıyoruz Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Saygıdeğer Başkanım, bu 47’nci maddede
müzakerenin yapılmasını talep etmemiz iki ana esasa dayanıyor: Bunlardan biri:
Birden fazla şirkete ortaklığı söz konusu olan bir iş adamı veya bir işveren
tek beyanda bulunacak yani her şirket için ayrı ayrı
beyanlarda bulunmama durumunu getiriyoruz. Ayrıca, ikinci
olarak da: Ücret dışı ikramiye gibi ödemelerin takip eden on iki ay değil, iki
ay süresiyle prime tabi tutulmasını öngörüyor bu düzenleme. Bundan dolayı
bunu getirmiş bulunuyoruz ve önergeye katıldığımı ifade ediyorum. Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan. MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Prime esas
kazançların hesabında ücret dışında dikkate alınacak diğer ödemelerden ödemenin
yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmının
ödemenin yapıldığı ayı takip eden üç ayı geçmemek üzere üst sınırın altında
kalan kısımlarının sonraki ay kazançlarına eklenmesi amaçlanmış, maddenin
ikinci fıkrasındaki değişiklikle de bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl
hesap edileceği, belirlenen bu kazançların Kurumun göstereceği dönemlerde beyan
usulüne göre bildiriminin yapılacağı, beyanda aylık prime esas kazanç sınırları
dahilinde serbestlik olduğu şeklinde ana kurallar
koyularak işverenler için serbestlik kurulanın istisnası öngörülmüştür. Bu
istisnaya uygun olarak işverenlerin yanında çalıştırdıkları kişiler adına beyan
ettikleri en yüksek kazançtan daha az aylık prime esas kazanç beyan
edemeyecekleri şeklinde hüküm düzenlenmiştir. Yine madde metninde serbestlik
kuralına uygun olarak, birden fazla sigortalı sayılmayı gerektirecek halin tek
kişide birleşmesi durumunda dahi tek beyan koşulu korunmuştur. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. Kabul edilen
önerge doğrultusunda madde 47’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Madde 47 kabul edilmiştir. Yirmi dakika ara
veriyorum. Kapanma Saati: 17.25 DÖRDÜNCÜ OTURUM Açılma Saati: 17.57 BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Fatma SALMAN KOTAN
(Ağrı) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92’nci Birleşiminin Dördüncü
Oturumunu açıyorum. 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. 75’inci maddenin
üçüncü fıkrasını okutuyorum: MADDE 75 - 3) Ek 77 nci maddesinin birinci fıkrasının; (b) bendinde yer alan
"Astsubaydan subay olanlar, astsubaylar" ibaresinden sonra gelmek
üzere "birinci derecenin dördüncü kademesine kadar yükseltilir."
ibaresinin eklenmiş, "ve uzman" ibaresi
"Uzman" şeklinde değiştirilmiş, (c) bendinde yer alan "yedek
subay" ibaresi çıkarılmış ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkralar
eklenmiştir. "Bu maddeye
göre yükseltilenlerin dereceleri, 15/7/1950 tarihli ve
5682 sayılı Pasaport Kanununun 14 üncü maddesinin (A) bendindeki hükümlere göre
de ayrıca dikkate alınır. Birinci fıkranın
uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Milli
Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığının görüşü
alınarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca çıkarılacak yönetmelik ile
düzenlenir. Bu maddeye göre
yapılan ödemeler her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olup, faturası
karşılığında Hazineden tahsil edilir." BAŞKAN – Madde
üzerinde söz isteği var mı? Yok. Madde üzerinde
bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısının çerçeve 75 inci maddesinin (3) numaralı çerçevesinde yer alan “dördüncü” ibaresinin,
“üçüncü” ibaresi olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Uygun görüşle takdire
bırakıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, önergeye katılıyoruz.
Astsubayların birinci derecenin dördüncü kademesine yükseltilmesiyle ilgili
düzenleme, dördüncü kademe olmadığı için üçüncü kademe olarak değiştirilmeyi
içeriyor. Bu anlamda önergeye katıldığımızı ifade ediyorum. Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür
ederiz. Gerekçeyi mi
okutuyorum, konuşacak var mı? MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Gerekçeyi okutun efendim. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Yapılmış
olan düzenlemede astsubayların birinci dereceye yükseltilmesi amaçlanmıştır.
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda ekli astsubaylarla ilgili
gösterge tablosunda dördüncü kademenin olmaması nedeniyle bu değişikliğe
ihtiyaç duyulmuştur. BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. Kabul edilen
önerge doğrultusunda madde 75’in 3’üncü fıkrasını oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. 75’inci maddenin
4’üncü fıkrasını okutuyorum: 4) Ek 79 uncu maddesinin altıncı fıkrasının son cümlesi “Bu
yardımlar 1 Eylül- 31 Aralık tarihleri arasında yılda bir kez olmak üzere ve
ilgili eğitim öğretim yılında öğrenci olduklarını gösterir belge ile müracaat
edenlere, talepte bulunduğu yılın Eylül ayında geçerli olan memur aylık katsayısına
göre hesap edilerek başvurularını izleyen ay içinde toptan ödenir.” şeklinde
değiştirilmiştir. BAŞKAN – Madde
üzerinde söz isteyen var mı? Yok. Madde üzerinde
bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
Kanunun Tasarısının çerçeve 75 inci maddesinin (4) numaralı çerçevesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“4) Ek 79 uncu
maddesinin altıncı fıkrası “Yukarıda sayılan şehit ve malullerin çocuklarına; ilk öğretim öğrencileri için (1250), lise öğrencileri için
(1875) ve yüksek öğrenim öğrencileri için (2500) gösterge rakamlarının memur
aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar kadar her ay eğitim ve
öğretim yardımı yapılır. Bu yardımlar 1 Eylül-31 Aralık tarihleri arasında
yılda bir kez olmak üzere ve ilgili eğitim öğretim yılında öğrenci olduklarını
gösterir belge ile müracaat edenlere, talepte bulunduğu yılın Eylül ayında
geçerli olan memur aylık katsayısına göre hesap edilerek başvurularını izleyen
ay içinde toptan ödenir.” şeklinde değiştirilmiştir.” BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Uygun görüşle takdire
bırakıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, bu düzenlemeyle, şehit ve
gazilerin çocuklarına yapılan eğitim ve öğretim yardımları yüzde 25 civarında
artırılmaktadır. Her çocuk için -şehit ve gazi çocuğu için- ilköğretimde yıllık 594
YTL olan yardım 742 YTL’ye, ortaöğretimde 891 YTL olan yardım 1.114 YTL’ye,
yükseköğretimde de 1.188 YTL olan yardım 1.485 YTL’ye çıkarılmaktadır.
Katıldığımızı ifade ediyorum. Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz. Gerekçeyi mi
okutuyorum? MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Yapılmış
olan düzenleme ile harp malulleriyle şehitlerin çocuklarına ödenmekte eğitim ve
öğretim yardımı tutarların, günün şartlarına paralel hale getirmek amacıyla %
25 artırılmıştır. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. Kabul edilen
önerge doğrultusunda 75’inci maddenin 4’üncü fıkrasını oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 75’inci maddenin 4’üncü fıkrası kabul edilmiştir. Madde 94’ün
3’üncü fıkraya bağlı geçici madde 1’i okutuyorum: Madde 94 3). 2022 sayılı
Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir: GEÇİCİ MADDE 1.
Bu Kanun kapsamındaki kişilere bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar yersiz
ödenen ve geri alınması gereken aylıklar ile bunlardan doğan ceza ve faizler
terkin edilmiştir. İlgililer hakkında herhangi bir idari ve adli takibat
yapılmaz. OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayın Başkan… BAŞKAN – Madde
üzerinde konuşmak mı istiyorsunuz? OKTAY VURAL (İzmir) – Evet. BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Vural. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan… BAŞKAN – Siz de
mi konuşmak istiyorsunuz? KAMER GENÇ
(Tunceli) – Evet, ben de kişisel söz istiyorum. BAŞKAN – Tamam. Siz, şahsınız
adına mı grup adına mı? OKTAY VURAL
(İzmir) – Hayır, grup adına efendim. Sayın Genç şahsı adına istedi. BAŞKAN –
Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar) Sayın
milletvekilleri, lütfen biraz sessiz olursanız… Sayın milletvekilleri, lütfen
yerlerinize oturunuz ve sessiz olunuz. MHP GRUBU ADINA
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; bugün bu
görüştüğümüz, tekriri müzakere münasebetiyle görüştüğümüz bu madde aslında
sosyal güvenlik ve genel sağlık sigortasıyla ilgili yapılan düzenlemelerin son
maddesi. Bu vesileyle, bu tasarı görüşüldüğü müddetçe Milliyetçi Hareket
Partisi Grubuna mensup milletvekillerimizin ortaya koyduğu tavrın anlamı ve
bizim bu tasarıya genel bakış açımızla ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak
istiyorum. Anayasa’mızın
60’ıncı maddesi “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği
sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” demektedir.
Dolayısıyla, Anayasa’nın bu amir hükmü çerçevesinde vatandaşlarımızın
sürdürülebilir bir güvenliğe kavuşturulması gerekmektedir. Takdir edersiniz ki
“güvenlik” kavramı, süreklilik ve sürdürülebilirlik olduğu müddetçe anlam ifade
eder. İnsanların çalıştığı müddet içerisinde elde ettiği haklarla çalışması
bittikten sonraki hakların sürdürülebilir ve sürekli olabilmesinin dikkate
alınması ancak bir güvenlik oluşturur. Eğer bu güvenliği sağlayamazsanız, eğer
günübirlik yasalarla, her yıl değişen yasalarla toplumun sosyal güvenliğini
düzenlemeye kalkarsanız, bu, güvenlik düzenlemesi olmaz, aksine, çok önemli
riskler oluşturur. İşte bu tasarıyla, aslında, bugün yine bunun bir örneğini
yaşıyoruz. Dolayısıyla, 2006 yılında çıkartılan bir yasa bugün tekrar
değiştirilmek isteniyor, muhtemelen yarın tekrar bu yasa düzenlenecek. Her ne
kadar 2035 yılı, 2048 yılı bahsedilmişse bile, biliyorsunuz daha 2006 yılında
çıkartılan bir yasanın değiştirilmesini bile öngördüğümüze göre, muhtemelen bu
yasa da maalesef, sürdürülebilir bir güvenliği sağlamaktan uzak gözükmektedir.
O bakımdan, sosyal güvenliği temin etmenin yolu, bir kere bu konuda çalışan
kesime ve vatandaşlarımıza sosyal güvenliği temin edecek normlarda kararlılık
oluşturması ve bu kararlılık çerçevesinde iş gücü piyasasında istikrarın temin
edilmesi gerekir. Maalesef bugün, biliyorsunuz bütün sosyal taraflar ayakta,
işveren kesimleri, işçi kesimleri, memur kesimleri, yıpranma zammı almayan
vatandaşlarımız, müktesep haklarını kaybeden vatandaşlarımız, hepsi ayakta.
Şimdi, ne hakkımız var? Böyle bir güvenlik olabilir mi? Bu Parlamento her an,
her şeyi, her zaman yapabilecek konumdaysa bugün çalışan bir kimsenin bu
hakkının elinden alınabileceği tehdidi de bir güvenlik oluşturmaz, aksine
güvensizlik oluşturur. Bu tasarının
temel mantığı nedir? Bize göre bu tasarının temel mantığı, sosyal güvenlik
sisteminde vuku bulan açıkları azaltmaktır. Bu açıkları azaltarak yükleri
azaltmaya yönelik, sadece gelir elde etme mantığına göre kurulmuş bir yasadır.
O bakımdan da Türkiye'nin makroekonomik dengelerini kurmak üzere stand-by anlaşması imzalamış
IMF’nin, stand-by’dan sonra
izleme yapabilmesi ya da ihtiyari bir stand-by’ı sürdürebilmesi için, IMF’nin talebi üzerine gelmiştir.
Malum olduğu gibi IMF’nin sosyal bir yönü yoktur. Onda sadece kapitalist
dünyanın kendi dengeleri içerisinde gelişmekte olan ülkelere politika empozesi asıldır. O bakımdan, böyle bir kanun tasarısı, esas
itibarıyla sadece ve sadece yükleri dikkate aldığı için de sosyal yönü oldukça
zayıf bir tasarıdır. Değerli
milletvekili arkadaşlarım, Türkiye'nin özellikle 2012 yılından sonra başlayacak
yirmi yıllık bir demografik fırsatı vardır. Bu fırsat çok önemlidir. Özellikle
çalışabilir nüfusumuzun artması, bağımlılık oranının düşmesiyle birlikte,
yaklaşık yirmi yıl boyunca, Avrupa ülkelerine nazaran çalışabilir ve genç
nüfusun daha fazla olması, bağımlılık oranının düşmesi Türkiye için bir fırsat
penceresidir. O zaman bu fırsat penceresini değerlendirmek için ne yapmamız
lazım? Bizim çalışabilir nüfusumuz arttığına göre, bağımlılık oranımız
azaldığına göre önceliğimiz ne olmalıdır? Bu tasarı bir önceliği, Türkiye'nin
önceliğini dikkate almıyor. Türkiye'nin önceliğinin ne olması lazım? Eğer
bağımlılık oranı düşüyorsa, eğer çalışabilir nüfusumuz -on beş-altmış dört- on
beş yaşından yukarı nüfusumuz yüzde 70’i bulmuşsa, yapmamız gereken iş, bu
çalışabilir nüfusu istihdam edecek politikalara öncelik vermektir. Bunu
vermediğimiz takdirde bu demografik fırsatı kullanamayız. O bakımdan, bunlar
çözüm değildir. Aslında bu fırsatı kullanırsak aktüeryal
denge açısından da sosyal güvenlik dengesini oluşturabiliriz. Ama maalesef, Hükûmetin önceliği iş gücüne katılma oranını artırmak
olmadığı müddetçe, çalışabilir nüfusumuzu daha fazla eğitecek, eğitilmiş
nüfusumuzu istihdam edecek yüksek katma değerli sektörleri teşvik edecek
politikalar olmadığı müddetçe bu demografik fırsat penceresi bize kapanır. O
bakımdan, gerçekten Hükûmetimizden istediğimiz şey,
bu fırsatı, bu tarihî fırsatı kullanmanızdır. Yüzde 48’le iş gücüne katılma
oranıyla rekabet edemeyiz. Asgari ücretli istihdamla, temizlik işçileri
istihdamıyla, kömür dağıtmakla ya da koruma-güvenlik memuru kadrolarıyla biz
istihdam sağladığımızı düşünüyorsak bu genç nüfusumuzun rekabet edici
özelliğini kullanamıyoruz demektir. O bakımdan, yapılması gereken şey bu
nüfusumuzu eğitmek ve istihdama sokmaktır. Türkiye'nin önceliği bu değildir.
Altmış beş yaşla ilgili emeklilik, bağımlılık oranı düşen bir Türkiye için
bağımlılık oranı yüksek bir Türkiye bakışıyla düzenleme yapmak öncelik sırasına
göre doğru değildir. O bakımdan, bir taraftan kayıt dışını kayıt içine almak,
istihdamı teşvik etmek, istihdamı teşvik ederken de bunu yüksek katma değerli
sektörlere yöneltmek lazım. Bu bizim için gelecekle ilgili bir meseledir. Bunun
siyasi tercihle ilgisi, alakası olmaması gerekir. Siyasi partilerin bunların
yöntemiyle ilgili tercihleri olabilir ama, takdir
edersiniz ki, eğer istihdamı artıracak politikalarımızı eğer hepimiz beraber,
birlikte uygulayamazsak, yarın öbür gün kim iktidar olursa olsun, bu
Türkiye’nin, bu rekabet gücü azalmış Türkiye’nin sorununu çözmek giderek
zayıflar. O bakımdan, bu tasarıyla getirilen emeklilere, çalışanlara yükü
artırarak, yaşlı nüfusların sosyal güvenlik yükünü çalışanlara ve emeklilere
yükleyen mantık, o bakımdan Türkiye’nin mantığıyla, Türkiye’nin mevcut
ekonomik, demografik özellikleriyle bağdaşmamaktadır. Bu bakımdan, temel
eleştirilerimiz, açıkçası budur. Bu çerçevede
bakıldığı zaman, bu kanunla ilgili, milletvekillerimiz gerek alt komisyonda
gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerekse Parlamentoda çok aktif bir şekilde,
anlamlı önergelerle katkı sağladık. Tabii, bu temel eleştirimiz değişmemekle
birlikte, mümkün olduğunca da bu olumlu katkılarımızı kabul ettirmeye çalıştık.
Bazılarında mümkün oldu ama bütün bu olumlu adımlara rağmen, temel olarak bu
kanunun Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamaktan öteye, sadece mali gelir elde
etmeye yönelik bir temel perspektifle hazırlandığını ve sürdürülebilir
olmadığını düşünüyoruz. Bu bakımdan da tasarının bu eksiklerini dikkate alarak,
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bu tasarıya ret oyu vereceğimizi bilmenizi
istiyorum. Bu tasarıda eksik
olan bazı hususlar da var. Tabii, özellikle prim ödeme konusunda zorluğa giren
BAĞ-KUR ve çiftçilerle ilgili, maalesef, bir yeniden yapılandırma yer almadı. Oysa, eğer bu bir reform ise, bu bir, açıkçası, temel kanun
ise bu temel kanunda uyum konusunda sorun çıkmış kesimlerin bu sorunlarını
halletmesi gerekmektedir. Yeni bir beyaz sayfa açmamız gerekirdi. Nasıl biraz
sonra onaylayacağımız önergeyle altmış beş yaş aylığı, özürlülerle ilgili
yapılmış terkinlerin, cezaları, para cezalarını, hepsini affediyorsak, terkin
ediyorsak, çiftçilerin ve BAĞ-KUR’luların da borçları
konusunda bir karar vermemiz lazımdı. Maalesef, bu kararı yerine getirmedik. Tabii, böyle bir
kanun vesilesiyle, bunu yürütecek Bakanlar Kuruluna, inşallah diyorum ki,
gazetelerde… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız. Buyurun. OKTAY VURAL
(Devamla) – Evet, insanlık ayıbı; 230 YTL için rehin bırakılan çocuk. Hani
yoktu? Hani yoktu? MEHMET EMİN TUTAN
(Bursa) – Özel hastane o. VEYSİ KAYNAK
(Kahramanmaraş) – Çarpıtmayın, doğru bilgi verin. OKTAY VURAL (Devamla) – Bütün gazetelerde başlıklarda. Dolayısıyla bizim isteğimiz, bu vatandaşlarımızın bu konuma
düşürülmemesini temin edecek politikaları kararlılıkla uygulamaktır. MEHMET EMİN TUTAN
(Bursa) – Sizin dönemizde her gün vardı. OKTAY VURAL
(Devamla) – Bu çerçevede şunu da ifade etmek istiyorum, aslında
milletvekillerimiz ifade etti: Sekiz yıl önce, dokuz yıl önce bu Parlamentoda
yapılan görüşmelerde “Mezarlıkta emeklilik, zulüm yasası, IMF’nin dayatması.”
diye elli sekiz-altmış yaşı eleştirenler… Diyorum ki bu da Cenabıhakk’ın
imtihan şeklidir. Allah bizi kendi sözlerimizle imtihan ettirmesin. (MHP
sıralarından alkışlar) Bundan ibret almamız gerekmektedir. Bu sözleri
kullananlar bu süreçten de ibret almalıdır. BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız. OKTAY VURAL
(Devamla) – Bu kanuna “ret” oyu vereceğimizi ifade ediyor, hepinize saygılarımı
arz ediyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Vural. (MHP sıralarından alkışlar) Sayın Genç,
buyurunuz. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Efendim, 119 sıra
sayılı yasanın 94’üncü maddesi üzerinde tekriri müzakere edildiği için şahsım
adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. BAŞKAN – Bir
dakika Sayın Genç. Sayın
milletvekilleri, lütfen ya yerlerinize geçiniz ya dışarıda müzakere ediniz. Buyurunuz Sayın
Genç. KAMER GENÇ
(Devamla) – Sayın milletvekilleri, bu yasa altmış beş yaşını doldurmuş, muhtaç,
güçsüz ve kimsesiz Türk vatandaşlarına aylık bağlanmasına ilişkin bir
maddesidir bu. Bugün bütün gruplar bununla ilgili bir önerge verdiler ve usule
aykırı olarak bütün… Tabii, çok büyük, geniş bir mali kapasitesi olan ama geniş
bir seçmen kitlesine de hitap ettiği için bütün gruplar ayrı ayrı çıktılar, konuşma da yaptılar, ama şimdi tekriri
müzakereyle aynı o bütün grupların üzerinde anlaştıkları metni tekrar
değiştiriyoruz. Yani görüyorsunuz
ki ne kadar büyük bir hata yapıyorsunuz. Biraz önce verdiğiniz, yani bir saat
veya iki saat önce verdiğiniz önergede ne kadar çalakalem önerge
hazırladığınız, ondan sonra ne kadar çalakalem kanun metinleri hazırlayıp da
daha iki saat geçmeden buradaki getirdiğiniz metni beğenmiyorsunuz, yerine
ikinci bir metin getiriyorsunuz. Galiba o önergede, sabahleyin kabul edilen
önergede cezai ve icrai takipleri durdurttunuz. Şimdi, olayın özü
de bu: Yani özürlü bir vatandaş özürlü maaşını alırken bir ara da bir sosyal
güvenlik kurumundan babasından, annesinden gelen bir emekli maaşı alıyorsa işte
bu bir kişi çift sosyal güvenlik kurumundan maaş almadığı için bunun birisini
iade etmek zorundadır. Bu konuda tabii milyonlarca dava var. Belki milyon
olmasa bile milyona yakın davalar var, bunu düzeltiyorsunuz. Bence de yerinde
bir düzeltme. Ama yani bugün daha düzelttiğiniz bir konuyu yeniden
düzeltiyorsunuz. Bu, işte, Parlamenter yasama faaliyetinin çok yerinde,
bilerek, bilinçli olarak yapılmadığını gösteriyor. Değerli
milletvekilleri, bu arada bize gelen bir doktorlar grubu var. Bu doktorlar
grubu bazı dal ve merkez birimlerini kuran… Daha önce gitmişler, işte
Bayındırlık Bakanlığına, sağlık müdürlüklerine başvurmuşlar ve bunlar “Tamam.”
demişler, “Bütün belgeleriniz tamam, buyurun size ruhsat verelim.” demişler.
İşte, son, gelmişler Sağlık Bakanlığına, müracaat etmişler, 217 tane doktor…
Bunlar yeni bir sağlık merkezi açacaklar veyahut da işte belli dal merkezlerini
açacaklar. Son, Bakanlık bunlara demiş ki: “Hayır, açamazsınız.” Niye? Gidin,
efendim, sizin faaliyette bulunacağınız yerden, orada faaliyette bulunacağınıza
dair müsaade getirin. Bana diyorlar ki: “Başlangıçta bizden böyle bir talepte
bulunmadılar ama son anda sırf bizi yokuşa sürmek için geldiler böyle bizden
bir talepte bulundular.“ Şimdi, diyorlar: “AKP’nin milletvekillerine gidiyoruz:
Vallahi, biz Sağlık Bakanından korkarız, bunu söyleyemeyiz kendisine.” Şimdi, değerli
milletvekilleri, bakın, parlamenterlik, milletvekilliği çok onurlu ve soylu bir
görevdir. Yani olabilir, birileri sizi buraya seçmiş getirebilir ama 217 tane
doktor, mütehassıs doktor -her birisinin yanında en azından 5-10 tane doktor
var, hemşire var- ondan sonra bu insanlar bütün servetlerini harcamışlar bir
merkez kurmuşlar. Şimdi, yeni getirilen bu kanunla, ben inanıyorum ki çeşitli
tarikat mensubu büyük hastane sahipleri…Tarikat mensupları
hastane kurdular, sırf bu hastanelere hastalar gitsin diye, bu insanlara böyle
bir müşkülat çıkarıyorsunuz ve bu insanları faaliyetten men ediyorsunuz. Birisi bana dedi
ki o mütehassıs doktorlardan -Vanlıydı, Van’da galiba şey ediyor- biri: “Ben
karımdan boşandım, çocuklarımı okullardan aldım, bütün servetimi verdim buraya,
yani intihar edeceğim.” Değerli
milletvekilleri, bakın, bu kadar mantıksızlık, bu kadar akılsızlık, bu kadar
izansızlık olur mu yani? Böyle bir şey olur mu? Sen gideceksin vatandaşa: Evet,
sen yeteri kadar masrafını yap, ondan sonra alet edevatı al, tıbbi malzemeleri
al, kur buraya, ondan sonra son anda… Bakanlık da başlangıçta bunlara böyle bir
şey söylememiş. Ama tarikattan gelen, kendi bağlı oldukları tarikatların
kurduğu hastanelerin menfaatleri yok olmasın diye insanlara böyle bir zulüm
yapıyorsunuz. Bu hangi adaletten, bu hangi haktan, hangi hukukta var ben
anlamıyorum. Tamam da, yani bu
memlekette onlar da kazansınlar, sizin tarikattakiler de kazansınlar. Yani bu memleketin parası çok. İşte, daha önceki yaptığım
konuşmalarda da biliyorsunuz, sosyal güvenlik deliği diye bir şey yok.
İktidarların yaptıkları rüşvetlerin yarattığı delikler var. Yani şimdi, bu
kanuna göre, siz fatura ödemesini eğer doktorluk mesleğinden anlamayan kişilere
inceletirseniz, mesela hangi teşhise hangi tetkikler yapılması lazım, hangi
teşhise hangi ilaçlar verilmesi lazım… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız. KAMER GENÇ
(Devamla) - …konularında, bu konuda bilgi sahibi kişilere faturaları
inceletmezseniz ne olur? Bazı kişiler, hiç anlamayan kişiler gidecek o
faturaları, şişirilmiş faturaları öderler ve dolayısıyla devlet büyük bir
haksız kazançla, haksız bir masrafla karşı karşıya kalabilir. İşte bu sosyal
güvenliğin en büyük deliği buradan geliyor sayın milletvekilleri. Onun için
-maalesef gücümüz yetmiyor tabii, 340 milletvekilisiniz, kendiniz
çalışıyorsunuz, kendiniz oynuyorsunuz, bu da tabii ayrı bir şeyle ama- bize
düşen, burada işte düşüncelerimizi söylüyoruz. Halk da bizi dinliyor. Tabii
zamanım da kalmadığı için bir iki şeye daha şey edecektim. Yani işin kısası, bu
maddede yapılan değişiklikle cezai ve icrai takipleri
kapsaması lazım. Yani bir yetim, bir özürlü kişi gitmiş, babasından yetim maaşı
alıyorsa bu zamanında fark edilmemişse bundan dolayı bu kişiler hakkında ne
cezai ne de icrai takibat yapılmasın. Bunu belirtmek
istedim. Saygılar
sunuyorum efendim. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Genç. Madde üzerinde
bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
kanun tasarısının çerçeve 94'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
3) 2022 sayılı
kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. "Geçici
Madde 1- Bu kanun kapsamındaki kişilere bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe
kadar yersiz ödenen ve geri alınması gereken aylıklar ile bunlardan doğan ceza
ve faizler terkin edilmiştir. İlgililer hakkında herhangi bir idari ve icrai takibat yapılmaz." BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Uygun görüşle takdire
bırakıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet? DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Katılıyoruz. BAŞKAN –
Gerekçeyi mi okutuyorum? MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: 2022
sayılı Kanun kapsamında olan hak sahipleri, gelirleri belirlenen limitin
altında olan vatandaşlar olup bu aylıklarına ilave gelir elde etmek amacıyla
zaman zaman geçici işlerde çalışmaktadırlar veya
zorunlu harcamalarından kısmak suretiyle elde ettikleri tasarruflarını isteğe
bağlı emeklilik uygulamalarına aktarmaktadırlar. Elde ettikleri gelirler ve iş
imkânları geçici ve vatandaşın sosyal statüsünü değiştirecek ölçüde olmayan
niteliktedir. Söz konusu vatandaşların mevzuat gereği 2022 aylıklarından mahrum
bırakılmaları zaten önemli bir gelir kaybı olacaktır. 2022 sayılı Kanuna
eklenen bu madde ile aylık ödemeleri kesilen ve mevzuat uyarınca haklarında
işlem yapılan vatandaşların mağduriyetlerini gidermek, yazılı ve sözlü
müracaatlar ve vatandaşların lehine sonuçlanan davalar nedeniyle Kurum aleyhine
oluşan ek maliyetleri sınırlı tutmak amaçlanmaktadır. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. Madde 94’ün
3’üncü fıkraya bağlı geçici madde 1’i kabul edilen önerge doğrultusunda
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Yirmi dakika ara
veriyorum. Kapanma Saati: 18.26 BEŞİNCİ OTURUM Açılma Saati: 19.03 BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Fatma SALMAN KOTAN
(Ağrı) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92’nci Birleşiminin Beşinci
Oturumunu açıyorum. 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. Sayın
milletvekilleri, tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır. Tasarının tümü
açık oylamaya tabidir. Açık oylamanın
elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Oylama için beş
dakika süre veriyorum. (Elektronik
cihazla oylama yapıldı) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, açık oylama sonucunu açıklıyorum: Kullanılan oy sayısı : 280 Kabul :
225 Ret :
55(x) Böylece, tasarı
kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır. Şimdi, Sayın
Bakan, kısa bir teşekkür konuşmasına buyurunuz. (AK Parti sıralarından
alkışlar) ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın
Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; uzunca bir süredir, aslında beş yılı
aşkın bir süredir Türkiye'nin gündeminde olan sosyal güvenlik reformuyla ilgili
çalışmalarımız, 60’ıncı Hükûmetle birlikte Anayasa
Mahkemesinin iptal kararı çerçevesinde tekrar ele alınmış ve yaklaşık sekiz
aylık bir dönem içerisinde tüm sosyal taraflarla enine boyuna bütün maddeleri,
bütün kapsadığı hususları dikkate alarak değerlendirmeler yapılmış ve mümkün
mertebe sosyal taraflarla en üst düzeyde uzlaşı sağlanması konusunda ciddi
mesafeler alınmış ve o çerçevede de Türkiye Büyük Millet Meclisine sosyal
güvenlik reformu sevk edilmiştir. Türkiye Büyük
Millet Meclisine yasayı sevk etmeden önce siyasi parti gruplarıyla da bir araya
geldik. Kendileriyle de gayet verimli değerlendirmeler yaptık ve kendilerinden
gerek Komisyon çalışmalarında gerekse Genel Kurul çalışmalarında her zaman
katkıya açık olduğumuzu ve bu 70 milyonu ilgilendiren, çocuklarımızı,
torunlarımızı, Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren bu Yasa’yla ilgili bu
katkılara açık olduğumuzu ifade ettik ve katkıları da bu dönemler içerisinde
yoğun bir şekilde aldık. Muhalefet-iktidar ayrımı gözetmeden çok önemli
düzenlemelere birlikte imza atmış olduk. Gerçekten de, Türkiye’nin 2070’li
yıllarını ilgilendiren ve kamuoyunda da, medyada da gerekli gereksiz
tartışmalara konu olan bu Yasa’nın çıkmasında ve katkıların sağlanmasında emeği
geçen başta, işin başlangıcında sivil toplum kuruluşlarımıza, tüm işçi
sendikalarımıza, memur sendikalarımıza ve siyasi parti gruplarımıza özellikle
teşekkürlerimi sunmayı bir borç biliyorum. (x)
Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağıa
eklidir. Bu önemli
düzenleme yapılırken, bu Yasa, bu reform çalışması yapılırken kapsamından
dolayı sıkıntılar yaşadığımızı da ifade etmek istiyorum çünkü bir kuyuya bir
taş atılıyor ve bu taşı çıkarmak için gerçekten günlerce, saatlerce emek sarf
etmeniz gerekiyor. Bununla ilgili çok örnekler yaşadık. Aslında, Yasa’nın hiç
hak etmediği gereksiz ve haksız eleştiriler dönemini geçirdik ama netice
itibarıyla, inanıyorum ki kamuoyu da, buradaki değerlendirmeler de, kamuoyu
bilgilendirme çalışmalarımız da düne göre, geçmişe göre bu Yasa’ya bakışın,
Türkiye’nin geleceğini düzenleyen, Türkiye’nin geleceğine imza koyan ve
Türkiye’nin sürdürülebilir bir sosyal güvenlik anlayışını oturtması açısından, popülizmden uzak, günübirlik, mevsimlik, seçimlik
değerlendirmelerden uzak ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik konusunda atılmış
bir adım olduğunu kamuoyu da kavramaya iyiden iyiye başlamış bulunuyor. Bundan sonra da, bu Yasa’nın ne getirip ne götürdüğüyle ilgili,
başta milletvekili arkadaşlarımız olmak üzere tüm kurum çalışanlarının sizleri
ve 70 milyon vatandaşımızı bilgilendirme çalışmalarını sürdüreceğini ifade
etmek istiyorum ve bu konularla ilgili gerekli bilgi ve belgelerle Türkiye’nin
dört bir tarafına bu Yasa’nın ne getirdiği bir tanıtım kampanyası çerçevesinde
duyurulacaktır. Son olarak şunu
ifade etmek istiyorum: Değerli milletvekilleri, tabii bu yasama faaliyetleri ve
Türkiye’deki tüm toplumsal sorunları, sosyal kesimlerin sorunlarını çözen bu
yüce çatıdır. Bu yüce çatı altında bulunan milletvekili arkadaşlarımız
gerçekten, geçen dönem itibarıyla söylüyorum, dokuz yüz altmış yasa tasarısını
bu Meclisten geçirdi. Bu dönem tam rakam olarak bilemiyorum ama çok önemli
yasalara imza atmaya başladığımızı hep beraber müşahede ediyoruz. Bu kadar
önemli düzenlemeleri yapan milletvekillerimizle ilgili, kamuoyunda yersiz ve gerekçesiz
birçok haksız değerlendirmelerin olduğunu da bu vesileyle ifade etmek
istiyorum. Bu Parlamento, bu milletvekilleri, bu değerlendirmeleri, bu haksız
yakıştırmaları hak etmiyor arkadaşlar, bunu özellikle vurgulamak istiyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar) Ve milletvekilleriyle ilgili ne zaman bir konu
gündeme gelse bu haksız ithamlar ve haksız değerlendirmeler maalesef gündeme
gelmektedir. Son dönemlerde,
Anayasa Mahkemesinin sosyal güvenlik reformunu iptali çerçevesinde, bu Yasa’nın
yeniden ele alınması bazı hususiyetleri, bazı yeni düzenlemeleri de gündeme
getirdi. Bunların başında, mevcut kamu görevlileri, dolayısıyla bütün
milletvekilleri mevcut statüye tabidir, şu anda yürürlükteki mevzuat neyse ona
tabidir. Bu bilinmesine rağmen, bununla ilgili çok farklı yorumlar ve
değerlendirmeler maalesef kamuoyunda ve ilgili çevrelerde yapılıp kafalar
bulandırılmaya çalışıldı ama bunların doğru olmadığını ifade ediyorum. Ama şunu
da bütün açık yüreklilikle ifade etmek istiyorum: Türkiye'nin geleceğine imza
koyan, bu kadar önemli düzenlemeler yapan, Türkiye’ye yön veren yüce
Parlamentoda görev yapan milletvekillerinin özlük haklarını da mertçe, yiğitçe
hep beraber buraya getirip, birilerinin konuşmasına, birilerine alet etmeyerek
buradan geçirmemiz gerekiyor arkadaşlar. Bunu da bu vesileyle burada ifade
ediyorum, tekrar bu önemli reforma katkılarınızdan dolayı bütün muhalefet
partilerimize, iktidar partisi mensuplarımıza, bütün milletvekillerimize, bütün
sivil toplum kuruluşu mensuplarımıza teşekkür ediyorum. FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Kurum çalışanlarına da Sayın Bakanım, çalışanlara da… ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Kanun tasarısının milletimize hayırlı,
uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan. Sayın
milletvekilleri, şimdi, 2’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş
Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız. 2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti
Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/443) (S. Sayısı: 84) (x) BAŞKAN – Komisyon
ve Hükûmet? Yerinde. Komisyon raporu
84 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır. Tasarının tümü
üzerinde gruplar adına söz isteyen? Yok. Şahıslar adına?
Yok. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Daha önce söz talebim vardı. BAŞKAN – Sayın
Genç, konuşmak istiyor musunuz? KAMER GENÇ
(Tunceli) – Evet Sayın Başkan. BAŞKAN – Şimdi,
şahıslar adına, Van Milletvekili Gülşen Orhan, Bursa Milletvekili Mehmet Emin
Tutan, Kütahya Milletvekili Alim Işık söz istemiştir. Onlar
konuşmadığına göre, buyurunuz Sayın Genç. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz bu Başkanlık Divanının
tarafsız hareket etmesini istiyoruz. Bakın, siz, şimdi orada “Tasarının tümü
hakkında söz isteyen yok.” dediniz. Ben daha önce burada söz talebinde bulundum
ama benim söz talebinde bulunduğumu kale almadınız. FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Gruplar adına… Gruplar adına… Gruplar istemedi. KAMER GENÇ
(Devamla) – Bir dakika… Kimsenin avukatlığını yapmayın. Arkadaşlar, bırakın
yani şimdi ya! Ben şurada yıllarca bu Parlamentoda görev yapan bir insanım. BAŞKAN – Sayın
Genç… KAMER GENÇ
(Devamla) – Efendim, ben sözlerimi söyleyeyim. BAŞKAN –
“Tasarının tümü üzerinde gruplar adına söz var mı?” dedim. Lütfen… Düzelteyim… KAMER GENÇ
(Devamla) – Hayır Sayın Başkanım, şimdi… BAŞKAN – “Yok.”
dediler. “Şahıslar adına var mı?” dedim. Sonra da şahısları teker teker okudum. Buyurunuz. KAMER GENÇ
(Devamla) – Şimdi, bakın, şu Meclis Başkanlık Divanı maalesef bizim burada
konuşma hakkımızı elimizden almak için her türlü tertibin içinde. FARUK KOCA
(Ankara) – Senden çok konuşan var mı? KAMER GENÇ
(Devamla) – Şimdi, orada… Ben şimdi burada olmasaydım, “Bu tasarı üzerinde söz
isteyen yok.” denilecekti, maddelere geçilmesi oylanacaktı. Bunun doğrusunu
konuşalım. Şimdi, böyle bir
Başkanlık Divanı ve böyle bir davranış biçimi olmaz. Bu Türkiye Büyük Millet
Meclisi Parlamentosunda yönetimin tarafsız olması lazım. Şimdi, AKP bizim
konuşmamızdan nedense çok büyük rahatsızlık duyuyor. E, tabii ki rahatsızlık
duyacaksınız. MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Millet sana geveze diyor, geveze! KAMER GENÇ
(Devamla) – Çünkü siz bu memleketi en büyük hile, en büyük gayrimeşru yollarla
idare ediyorsunuz. Burada kendi Grup Başkan Vekiliniz diyor ki: “Yahu,
bildiğiniz suistimalleri söyleyin.” E, ben bin tane,
yüz tane suistimal söyledim. (x)
84 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir. LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) – Yalan söyleme, yalan söyleme! KAMER GENÇ
(Devamla) – Yani, şimdi, siz… Bu suistimaller nasıl
ortaya çıkarılacak? Ben size diyorum ki, şu olayda suistimal
var. Sizin Maliye Bakanının oğlunun çalıştığı firmaya… MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – At, at, daha at! KAMER GENÇ
(Devamla) – …Tekel makinelerinin mukavelesinin onaylanmasından iki gün sonra 30
bin dolar gitmiş mi gitmemiş mi? MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Gitmemiş. KAMER GENÇ
(Devamla) – Eğer gitmemişse araştıralım. MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – İşimiz gücümüz yok da kişiyi mi araştıracağız burada? KAMER GENÇ
(Devamla) – Burada bir Meclis araştırmasını kuralım. Gitmemişse ben o zaman
özür dilerim, derim ki: “Ben bu kişiye iftira atmışım.” veya “Basın bu kişiye
iftira atmış.” Ben yine size
Kütahya Şeker Fabrikasında sizin… MUSTAFA CUMUR
(Trabzon) – Katar’a gel, Katar’a. KAMER GENÇ
(Devamla) – Daha geleceğim, daha gıcık alacaksınız,
siz onu… Durun. MUSTAFA CUMUR
(Trabzon) – Sayın Başkan, bu gıcıklık yapmak için mi
buraya geliyor? KAMER GENÇ
(Devamla) – Kütahya Şeker Fabrikasında, Kütahya Şeker Fabrikasını alan sizin
milletvekili 2003 yılında bu fabrikayı satın aldıktan bir sene sonra tapuda bir
tahrifat yaparak 112 dönüm araziyi kendi üzerine geçirdi mi geçirmedi mi?
Ayrıca tapu kayıtları ortada. MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Geçirmedi. KAMER GENÇ (Devamla)
– Geçirmedi diyorsanız, buyurun, gidip inceleyelim. Ayrıca, bununla
ilgili lojmanları üzerine geçirdi mi geçirmedi mi? Gidelim, inceleyelim. YAŞAR KARAYEL
(Kayseri) – Şeker fabrikası nerede, Katar’da mı? KAMER GENÇ
(Devamla) – Ayrıca, Bursa’da kamu kurumuna ait olan 150 dönümü siz imarsız
olarak kendi yandaşlarınıza verdiniz, o alan adam 12 milyon dolara aldı, sonra
orada yaptığı dükkânlardan ayda 15 milyon dolar alıyor mu almıyor mu? MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Yok öyle bir şey! HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Konuyla ilgili konuş. MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Yanlış söylüyorsun, yanlış! KAMER GENÇ
(Devamla) – Yine, şimdi sizin Başkanınız olan Tayyip Erdoğan bu memlekette
Başbakan olmadan önce, siyasete atılmadan önce İstanbul’da bir gecekonduda oturuyor
muydu? Bugün dünyanın sayılı zenginleri arasında mıdır değil midir? Bu
kaynaklar nereden geldi size? (AK Parti sıralarından “Yalan” sesleri,
gürültüler) MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Nereden? KAMER GENÇ
(Devamla) – Bu kaynakları şey ediyorum. FARUK KOCA
(Ankara) – Yalan, yalan! Yalan! KAMER GENÇ
(Devamla) – Şimdi, Katar’la ilgili anlaşmayı imzalıyoruz. Ya, bu Katar niye
sizin bu kadar sevgiliniz oldu, ben anlamıyorum. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, konuyla ilgili konuşsun. KAMER GENÇ (Devamla)
– Şimdi, bugünkü gazetelerde yazılıyor, 11 tane Türkiye Cumhuriyeti bakanı
Katar’a gitmiş. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, konuyla ilgili konuşsun. KAMER GENÇ
(Devamla) – Allah Allah, bu Katar’da ne var yahu! MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Para var, para… KAMER GENÇ
(Devamla) – Katar’da ne madenler var? Bu madenleri mi ihraç edeceğiz? (AK Parti
sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, müdahale etsenize! KAMER GENÇ
(Devamla) – Neye müdahale edecek efendim? Burada kendi fikirlerimizi
söylüyoruz. Bu Katar’da ne
var arkadaşlar? Bu Katar’a giden kişiler, bakanlar, başbakanlar ne hediyeler
aldılar? MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Hangi hediyeyi almışlar Katar’dan bakalım? LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) – Bir defa da doğruyu konuş! KAMER GENÇ
(Devamla) – Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir, hukuk devletinde
her şey açıktır ve şeffaftır. Şeffaf olan şeyleri açıklayın. Yani, şimdi, baş örtüsü yerine herhâlde bundan sonra, aldığınız hediyelerdeki
mücevheratı örteceksiniz, öyle görünüyor. Abdullah Gül’ün karısının
parmağındaki 65 milyarlık yüzüğü örteceği… Yani, başını örteceğine o yüzüğü
örtsün. (AK Parti sıralarından gürültüler) Yani, bakın…
Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, şu memlekette niye bu Katar’la ilgili…
Şimdi, kaç kişi gitti oraya, kaç kişi geldi? Ben diyorum ki, siz burada ne
hediyeler aldınız? HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katar’la ilgili konuş, Katar’la. KAMER GENÇ
(Devamla) – Türkiye Cumhuriyeti devleti eğer bir hukuk devleti ise, bu devleti
yöneten insanlar eğer birileriyle özel ilişki kuruyorlarsa, o özel ilişkinin
neticesini bir açıklasınlar. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’tan bahset. KAMER GENÇ
(Devamla) – Yani, neden dolayı son zamanlarda Katar’la, Araplarla bu kadar
yakın ilişki kurduk? HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’tan bahset. KAMER GENÇ
(Devamla) – Tamam, Araplar dostlarımız, onlarla ilişkiler kuracağız ama, değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti devletinin
şeffaf bir devlet olması lazım. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu? KAMER GENÇ
(Devamla) - Bir hukuk devleti olan bir devlette herkesin her şeyi bilmesi lazım
ama her şeyi gizliyorsunuz. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)
– Halikarnas’tan bahset! KAMER GENÇ (Devamla)
- Her şeyi gizlediğinize göre, demek ki bunun içinde hesabını vermediğiniz
birtakım olaylar var. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’tan bahset, Halikarnas’ta ne
oldu? KAMER GENÇ
(Devamla) - Bu hesapları bugün örtebilirsiniz, 340 milletvekiline dayanarak
örtebilirsiniz ama yarına bu millet sizden o kadar öyle ağır bir hesap sorar
ki… HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu? KAMER GENÇ
(Devamla) - Şimdi, Başkanınız Tayyip Erdoğan çıktı, gitti Katar’a, geldi, şimdi
ortada yok. Nerede ya, dünden beri yok! MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Çok mu lazım nerede olduğu? KAMER GENÇ
(Devamla) – Bugün bir yerde çıkmış mı çıkmamış mı ben şey etmiyorum. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu? KAMER GENÇ
(Devamla) - Şimdi, değerli milletvekilleri, bu Türkiye sizin yöneteceğiniz bir
devlet değil çünkü siz tarafsız bir yönetim göstermiyorsunuz. Dolayısıyla, bu
tarafsız… Getirdiğiniz kanunlar ortada, Türkiye’deki soygun ortada,
vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik kriz ortada, işsizliğin uğradığı
boyutlar ortada. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu? KAMER GENÇ
(Devamla) - Sizin belediye başkanlarınız, ana kent belediye başkanlarınız
Türkiye'nin kaynaklarını o kadar keyfî… HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu? KAMER GENÇ
(Devamla) - …o kadar vicdansızca, o kadar adaletsiz şey ediyorlar ki... HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu? KAMER GENÇ
(Devamla) - Şimdi, İstanbul Belediyesinin o kadar borcu var, gidiyor 5,5
trilyon liralık lale getiriyor. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu? KAMER GENÇ
(Devamla) - Bu lalelerin ömrü ne kadar? Bu lalelerin ömrü on beş gün. LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) – Bak “Halikarnas’ta ne olmuş?” diyor! KAMER GENÇ
(Devamla) - Değerli milletvekilleri, bu memlekette insanlar aç, aç… Bu insanlar
bu memleketlerde açken siz sefahat içinde yürüyemezsiniz. Sizin Başkanınız,
Çankaya’ya çıkardığınız kişi yeni yeni uçaklar
alarak, bu devleti bu kadar sefahat içinde, israf içinde yönetemez. AHMET YENİ
(Samsun) – Doğru konuş, doğru! KAMER GENÇ
(Devamla) - Yönetebilirsiniz ama ne kadar bir süre gideceksiniz? Efendim, sizin
hakkınızda kapatma davası açıldıktan sonra birdenbire Avrupa’nın sevgilisi
durumuna düştünüz. Avrupalılar diyor ki… Efendim, gidiyorsunuz –bugün
gazetelerde var- sizin komisyon başkanınız gidiyor Avrupalılara diyor ki:
“Efendim, şu açılan kapatma davasını kına.” HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu, Halikarnas’ta? KAMER GENÇ
(Devamla) - Bu, sevgili milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti devletine
yakışmayan bir davranış biçimidir. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu? KAMER GENÇ
(Devamla) - Eğer siz Türk halkından menfaat bekleyeceğinize, Türk halkının
merhametine ve şefkatine sığınacağınıza gidip de Avrupa’nın, Amerika’nın
merhamet ve şefkatine sığınmayın çünkü Avrupa ve Amerika’nın şefkati size yarar
getirmez, size felaket getirir. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu? KAMER GENÇ
(Devamla) – Bizler yıllarca bu insanlara çok büyük özveride bulunduk, istekleri
doğrultusunda hareket ettik. Ne ettiler? Bir güne bir gün bizim menfaatimize davrandılar
mı? İşte, uluslararası meseleleri görüşüyoruz. İşte, İtalya’da, İzmir gibi çok
mükemmel bir ilimize bir EXPO 15’i vermediler. Sizin hediyeler aldığınız, o
düğünlerinize davet ettiğiniz, düğünlerde nikâh şahidi tayin ettiğiniz, o
İtalya’nın en güçlü insanları geldi, dedi ki: “Ey Avrupalılar, siz EXPO 18’de
bu Türkiye’ye oy verdiğiniz zaman.. Orada kadın ikinci
sınıftır.” Dediler ki: “Orada kadına değer vermiyorlar. Böyle bir topluma mı
şey vereceksiniz?” Beyler, insanlar
gerçekleri kavramaktan acizse, geri zekâlı ise o toplum batmaya mahkûm bir
toplumdur. Biz diyoruz ki, burada toplumumuzun gerçeklerini dile getirirken
burada bazı gerçekleri kavrayın ve bunları anlayın. Eğer kavrayıp da
anlamıyorsanız, bilmem, ondan sonra sizi yönetenler… İşte, buyurun, Hükûmet sıralarında kimse yok. DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI (İstanbul) – Ne demek kimse yok! KAMER GENÇ
(Devamla) – Yahu sen 1 kişisin kardeşim, 1 kişi. Nerede bu Bakanlar Kurulu
yahu? Nerede bu Bakanlar Kurulu? (AK Parti sıralarından gürültüler) Hepsi
keyiflerine, gidip, bakıyorlar. “Efendim, bizim çocuklar çalışıyor orada.”
diyor. Bizim çocuklar her zaman çalışmaz ki. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu? KAMER GENÇ
(Devamla) – Bugün emeklilikle ilgili bir mesele oldu, akşama kadar
anlaşmadınız. Bu kanunun şimdiye çoktan bitmesi lazımdı ama ne oldu? İşte,
burada bir anlaşamadınız. Şimdi, bakın,
siyaset böyle yapılmaz, milletvekililiği böyle
yönetilmez. Milletvekilliği onurlu ve şerefli bir görevdir. Birileri sizi
seçebilir buraya ama bu kürsüye geldiğiniz zaman vicdanınıza, şerefinize,
aklınıza ve mantığınıza uyarak oy vereceksiniz. Memleketimizin ve milletimizin
menfaati neyi gerektiriyorsa ona göre oy verelim. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu ya? Onu bir anlat. KAMER GENÇ
(Devamla) – Şimdi, değerli milletvekilleri, memleket, bakın, çok ciddi
sıkıntılara gidiyor, inanmanızı istiyorum. Sokaktaki insanlar kuşku içinde,
yarının ne olduğunun sıkıntısı içinde, dünyada bir ekonomik krizin patlak
vereceğinin sıkıntısı içinde. Bakın, bugünkü
gazetelerde okumuşsunuz. 2008 bütçesi ne kadar açık vermiş? Geçen sene 4,8
katrilyon fazlalık vermiş, bu sene 4,9 açık vermiş. Geçen seneki 4,8 fazlalık
vermesinin nedeni nedir? Sizin Telekom’u verdiğiniz kişi size 5,5 milyar doları
beş yılda vermesi lazımken hemen getirmiş vermiş. Bu da çok şaibeli bir tahsilattır, bunun arkasını araştırmak lazım. YAŞAR KARAYEL
(Kayseri) – Niye? Kim neyi biliyor? KAMER GENÇ
(Devamla) – Onu ben gelin size özel izah edeyim. YAŞAR KARAYEL
(Kayseri) – Aklın eriyor mu? KAMER GENÇ (Devamla)
– Gelin onu özel izah edeyim. Zamanım yok çünkü. Çünkü, eğer bir yabancı
şirket getirip de size… HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu? KAMER GENÇ
(Devamla) – Halikarnas’a geliyorsan sen gelip… (AK Parti sıralarından
gürültüler) (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, konuyla ilgili olmayan şeyler söylüyor. (AK Parti
sıralarından gürültüler) BAŞKAN – Sayın
Genç, lütfen sözünüzü bağlayınız ve teşekkür ediniz, Genel Kurula saygılarınızı… KAMER GENÇ
(Devamla) – Sayın Başkan, şimdi bakın, o kadar zavallıca bana laflar atıyorlar
ki… Şimdi, bu kişiye
bir görev vermişler, demişler ki: “Kamer Genç kürsüye çıkınca sen git ona laf
at.” Yahu, senin gibi kaç kişiyi Kamer Genç burada silmiş! Sen benim muhatabım
olmayacaksın, Tayyip gelsin, benim karşımda konuşsun. (AK Parti sıralarından
gürültüler) Tamam mı? Benim muhatabım Tayyip. Ben Tayyip’i istiyorum, Tayyip’i!
Tayyip gelsin, benim karşımda… Ben Tayyip’le televizyonlara çıkayım, ben ona
gerekli dersi her yerde veririm. (AK Parti sıralarından gürültüler) BAŞKAN – Sayın
Genç… KAMER GENÇ
(Devamla) – Şimdi, kaç gündür niye ortada yoktur? Her gün uçaklara biniyor,
dünyayı geziyor. BAŞKAN – Sayın
Genç… KAMER GENÇ
(Devamla) – Türkiye Cumhuriyeti devleti böyle mi idare edilir? Gelsin şu
Meclise, bizim düşüncelerimizi anlasın. (AK Parti sıralarından gürültüler)
Evet, değerli milletvekilleri… BAŞKAN – Sayın
Genç, lütfen sözlerinizi bitiriniz. MURAT YILDIRIM
(Çorum) – Hâlâ konuşuyor. Haddini bil! KAMER GENÇ
(Devamla) – Bakın, bu kadar sinirlenmenize gerek yok. BAŞKAN – Sayın
Genç, lütfen teşekkür ediniz. KAMER GENÇ
(Devamla) - Ben burada size nasihat ediyorum, size bir büyüğün vermesi gereken
bilgileri veriyorum ama siz bunları anlamayacak… (AK Parti sıralarından sıra
kapaklarına vurmalar) (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Genç… MEHMET EMİN TUTAN
(Bursa) – Yazık sana yazık! Senin işin gücün provokatörlük…
(Gürültüler) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen sakin olunuz. Sayın milletvekilleri... (Gürültüler) Lütfen… Sizi
sükûnete davet ediyorum sayın milletvekilleri. (Trabzon
Milletvekili Mustafa Cumur ayağa kalkarak Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in bulunduğu sıralara yöneldi) (AK Parti ve CHP
sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı) BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olup, yerlerinize
oturur musunuz. Sayın
milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum. Kapanma Saati: 19.33 ALTINCI OTURUM Açılma Saati: 19.59 BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Fatma SALMAN KOTAN
(Ağrı) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92’nci Birleşiminin Altıncı
Oturumunu açıyorum. 84 sıra sayılı
Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. Sayın
milletvekilleri, lütfen, bundan sonra gerek kürsüde gerek bulunduğunuz yerde
Genel Kurulun çalışmalarını engelleyecek biçimde konuşmamanızı ve dikkat
etmenizi rica edeceğim. Bunu sizin anlayışınıza ve dikkatinize sunuyorum. (AK
Parti sıralarından gürültüler) LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) – Siz sebep oldunuz! ALİ RIZA ALABOYUN
(Aksaray) – Gereksiz yere üç kere söz verdin! BAŞKAN – Şimdi
tasarının tümü üzerinde soru-cevap işlemine geçiyoruz. Sayın Kaptan ve
Sayın Yeni söz istemişlerdir. Buyurunuz Sayın
Kaptan. OSMAN KAPTAN
(Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Bakana iki
sorum var. Sayın Bakan, Hükûmetin bu kadar önem verdiği, bakanın birinin gidip
birinin geldiği Katar, Paris’te İzmir EXPO 2015 için yapılan oylamada Türkiye’ye
neden oy vermemiştir? İki: Katar’a
yapılan bu ziyaretlerin bir faydası olmuş mudur? Yoksa bu gidiş gelişler boşa
mıdır? Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Kaptan. Sayın Yeni… AHMET YENİ
(Samsun) – Sayın Başkan, bugün, Sekizinci Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın
vefatının yıl dönümü. Turgut Özal’ı rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum. Onun
döneminde reformlar yapılıyordu. Yine aynı reformlar da Başbakanımız Recep
Tayyip Erdoğan döneminde de hızlı bir şekilde devam ediyor. Bütün dünyayı
fellik fellik dolaştığı gibi Katar’ı da ziyaret
ediyor. İşte, Atatürk’ün ifade ettiği gibi, muasır medeniyet böyle yakalanır ve
ben yine soruyorum, Sayın Bakanımıza soruyorum: Başbakanımız dünyayı fellik fellik neden dolaşıyor? (CHP ve MHP sıralarından
gülüşmeler) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Yeni. Buyurunuz Sayın
Bakan. DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Değerli
milletvekilleri, İç Tüzük’ümüze göre soru-cevap işleminin konusu, doğrudan
doğruya, müzakeresini yaptığımız kanun tasarısı ve teklifleriyle ilgili olması
gerekir. Sorunun her ikisine de cevap vermek mümkündür. Ancak, İç Tüzük’ün bu
amir hükmü karşısında, doğrusu, cevap vermiş olmam, biraz da İç Tüzük’ün bu
hükümlerinin dışında bir cevap anlamına gelecek. Çünkü görüşülmekte olan
tasarıya ve teklife katkı sağlamak, ileride bunu uygulayıcı olanların… Bu,
neden dolayı gündeme geldi böyle bir tasarı, böyle bir teklif, böyle bir madde?
Onun için İç Tüzük’e aykırı buluyorum. OSMAN KAPTAN
(Antalya) – Sayın Bakan, denetim hakkımızı kullanıyoruz. DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Cevabım budur Sayın Başkan. Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan. OSMAN KAPTAN
(Antalya) – Sayın Başkan, denetim hakkımız yok mu? BAŞKAN –
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Maddelerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir. 1’inci maddeyi
okutuyorum: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KATAR DEVLETİ HÜKÜMETİ
ARASINDA ASKERİ ALANDA EĞİTİM, TEKNİK VE BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASININ
ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI MADDE 1- (1) 23
Mayıs 2007 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş
Birliği Anlaşması’nın onaylanması uygun bulunmuştur. BAŞKAN – Maddenin
tümü üzerine gruplar adına söz isteği var mı? Yok. Şahıslar adına
Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Avni Doğan. Buyurunuz Sayın
Doğan. (AK Parti sıralarından alkışlar) AVNİ DOĞAN
(Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstiklal Savaşı’nı
başarıyla yürütmüş, başarıyla kazanmış, cumhuriyeti kurmuş bir Meclisin çatısı
altında bulunuyoruz. ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Kim kurmuş cumhuriyeti? AVNİ DOĞAN
(Devamla) – Burada bulunmak demek asgari ahlak şartlarına uymak demek, burada
bulunmak demek burayı düzenleyen hukuk kurallarına uymak demek, burada bulunmak
demek rakibimizi bile asgari nezaket kuralları içerisinde eleştirmek demek.
Burada bulunmak sınırsız iftira atmak, sınırsız hakaret etmek özgürlüğü
anlamına gelmez. TURGUT DİBEK
(Kırklareli) – Maddeye gel. AVNİ DOĞAN
(Devamla) – Ona da geleceğim. Bu Meclisi yönetmek demek Atatürk’ün oturduğu kürsüde oturduğunu
bilmek demek. Bu Meclisi yönetmek demek burada hepimizin hukukunu savunmak
demek. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bir Türkçe özürlü
hatip çıkacak, Başbakana hakaret edecek, Cumhurbaşkanına hakaret edecek, tek
kelime konuyla ilgili konuşmayacak, siyasi parti gruplarının bazıları mutlu
olacak, Başkan hiç müdahale etmeyecek, iki defa sözünü uzatacak. OKTAY VURAL
(İzmir) – Bazıları dediğin kim ya? AVNİ DOĞAN
(Devamla) – Bu çok hoş değil. Bu çok yakışık alır bir şey değil. OKTAY VURAL
(İzmir) – Parti gruplarının adını… AVNİ DOĞAN (Devamla)
– Eğer Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanına, Cumhurbaşkanına hakaret ediyorsa,
onu savunmak yalnız AK Partiye düşmez, bütün partilere düşer, Meclisi yöneten
Başkana daha fazla düşer. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Şimdi tartışmaya yol açacaksın! OKTAY VURAL
(İzmir) – Sana? AVNİ DOĞAN
(Devamla) – Adam çıkmış gelmiş, efendim “Tayyip gelsin, Tayyip!” diyor. EŞREF KARAİBRAHİM
(Giresun) – Sen de aynısını yapıyorsun! AVNİ DOĞAN
(Devamla) – Tayyip’in çukurlarda dolaştığını gören var mı? Tayyip yükseklerde
gezer, çukurlara inmez. Bunu herkes bilsin. (AK Parti sıralarından alkışlar) OKTAY VURAL
(İzmir) – Ne demek çukur! AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Sayın Başkan, burayı çukur olarak nitelendiremez! AVNİ DOĞAN
(Devamla) – Bu Sayın Genç, ne zaman biz konunun dışına bir cümle çıkmışsak,
orayı yönetirken mikrofonu kesti. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Konuya gel, konuya! AVNİ DOĞAN
(Devamla) – Ne hikmetse, bir yıldır ilgili konuda hiç konuşulmadı, ama hiç sözü
kesilmedi. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Yani burası çukur mu? Lafına bak! AVNİ DOĞAN
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, burası çukur değil, burası yüce Meclis, başta
söyledim, polemik yapma, benimle polemik yapamazsın!
Benim işaret ettiğim çukur başkadır, burası yüce Meclistir. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Sakinleştirmek gerekirken gerginleştiriyorsun! AVNİ DOĞAN
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, burada konuşan o Türkçe özürlü hatibin
ağzı Başbakanın, Cumhurbaşkanının pantolonunun paçasında dolaşırken şey
yapacaktınız, müdahale edecektiniz. MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sen çok güzel konuştun! AVNİ DOĞAN
(Devamla) – Size yakışan bu, çünkü burası İsmet Paşa’nın oturduğu yer,
Atatürk’ün oturduğu yer, Kazım Karabekir’in oturduğu yer. Bu kürsüde Osman
Bölükbaşı konuşmuştur, Hakkı Süha Edip konuşmuştur, Fuat Köprülü konuşmuştur;
en haşin eleştirileri Türkçeye yakışır bir üslupla yapmıştır. Birilerine
“hırsız”, “arsız” iftirası atılırken, orada mutlu olmak size hiçbir şey
kazandırmaz… K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Ne münasebet! Ne münasebet ya! AVNİ DOĞAN
(Devamla) - Altmış senedir de kazandırmadı. Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar; CHP sıralarından sıra kapaklarına
vurmalar ve gürültüler) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Doğan. Sayın
milletvekilleri, lütfen sakin olunuz. TURGUT DİBEK
(Kırklareli) – Bu ayıp değil mi? İBRAHİM HASGÜR
(İzmir) – Demin hiç sesiniz çıkmadı. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler) BAŞKAN – Lütfen
sakin olunuz sayın milletvekilleri. Kürsüde
konuşurken, lütfen, üslubunuza dikkat ediniz. Şimdi, 1’nci
madde üzerine, şahsı adına Çorum Milletvekili Agâh Kafkas söz istemiştir. Buyurunuz Sayın
Kafkas. (AK Parti sıralarından alkışlar) AGÂH KAFKAS
(Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti
ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş
Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce
heyetinizi saygıyla selamlarım. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Sayın Elitaş, hani hiç kimse konuşmayacaktı?
OKTAY VURAL
(İzmir) – Böyle Meclis çalışması olur mu ya! Kalkın gidelim. (AK Parti
sıralarından “Uğurlar olsun” sesleri, alkışlar[!]) TURGUT DİBEK
(Kırklareli) – Kendinizi alkışlayın, kendinizi! (MHP ve CHP
milletvekilleri Genel Kurul salonunu terk ettiler) AGÂH KAFKAS
(Devamla) - Değerli milletvekilleri,
Parlamentonun mehabetine, Parlamentonun duyarlılığına ve Parlamentonun
düzeyine uygun olmayan fotoğraflar görüyoruz. Bence, Sayın Avni Doğan’ın
söylediği üslubun… Hiç bu Parlamentonun içerisinde kendisinin dışında o üslubu
onaylayan, o üslubun yanından geçen ne muhalefet ne iktidar milletvekilinin
olabileceğini ben düşünmüyorum. Kendisiyle kavgalı bir arkadaşımıza… Burada
hepimiz sabır testinden geçiyoruz, sekiz aydır sabır testinden geçiyoruz. Burada
muhalefet milletvekillerini onun yanına koyuyor olmak, diğer milletvekili
arkadaşlarımızı, bu yüce çatının altındakileri onunla eşdeğer tutuyor olmak
bence bu Meclise de hakaret olur. O nedenle ben, arkadaşımın bu sözlerinin
yanlış anlaşılmamasını, partilerimizin şahsiyetleriyle alakasının olmadığının
altını çizmek istiyorum. Şimdi, bu Parlamento hepimizin. Yüce milletin gözü bu Parlamentoda ve Parlamentodan bu yüce
milletin yarınına dair neler çıkacak, neler konuşulacak diye hassasiyetle takip
ettiği bu yerde bize bu milletin asaletine, bu milletin onuruna, bu milletin
şahsiyetine yakışır tavırları sergilemek düşer. Bu Parlamentonun mehabetinde
yıllardır bir şey vardır, yıllardır biz takip ederiz. Bu Parlamentoda geçmişte
milletvekilleri genel başkanları konuşmazdı, genel başkanlar genel başkanları
konuşurdu. Şimdi önüne gelenin önüne geldiğini konuşmaya başladığı bir düzleme
geçtik. Herkes ağzıyla kulağı arasındaki mesafeyi ayarlamak durumundadır,
ağzından çıkanları kulağının duyması lazım. Çünkü,
sadece söylediğiniz söz sizi bağlamıyor, bu Parlamentonun kürsüsünden
söylüyorsunuz. Sayın Başkanım,
Meclis Başkan Vekilimiz olarak gerçekten, yani bir bayanın Meclis Başkan Vekili
olmasına, Sayın Akşener’in de, sizin de Meclis Başkan
Vekili olmanız samimiyetle ve içtenlikle bizi heyecanlandırdı. Kadının statüsü
ve kadının yeri anlamında heyecanlandırdı. Allah aşkına, ne olursunuz, siz de
bu Parlamentonun mehabeti adına daha tarafsız olmayı, burada konuşmakla hakaret
etmek arasındaki o kaba çizgiyi en azından ayırt etmenin gerekliliğinin ortada
olduğunu söylüyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ve buna dikkat etmenizi
yani. Ben… Hakaret ve burada küfür ve hakaretin hiç kimsenin kimseye yapmaması
gereken bir davranış biçimi olduğunu anlamak için milletvekili falan olmaya
gerek yok. Her akıl sahibinin anlayabileceği kadar kaba bir nokta bu nokta.
Onun için, hepimiz, hem milletvekilleri olarak duyarlılıklarımızı sürdürmemiz
lazım, hem de bu İç Tüzük bunun önlemini almış. Hem sizin şahsınızda hem de
bütün Meclis Başkan Vekillerimize söylüyorum. Yani, bir insanın sabrı bu kadar
ancak test edilebilir; adam her fırsatta… Şimdi, bugün ben konuşma, söz
almayacaktım, sırf yine çıkacak ve Meclisi gerecek diye söz aldım. Bu tür suni
tedbirlere bizi niye zorluyorsunuz? Buradaki, çıkan adam… İç Tüzük’ün 67’nci
maddesi açık. Yani, biz sadece İç Tüzük’ü uygularsak kimsenin kimseye hakaret
etme hakkının olmadığını ortaya koyarız ve herkes de bir başkasını test etmek
zorunda kalmaz. Bizim sekiz aydır, Meclis açıldığı günden beri her hafta,
haftada en az beş defa kimyamız bozuluyor. Adam çıkıyor buradan sadece
küfrediyor, çıkıyor buradan aklına geleni söylüyor. Yani, böyle bir özgürlük,
sonuna kadar kürsüde herkesin en aykırı sözü söylemesinin hepimiz teminatı
olmalıyız, farklılıkları zenginlik olarak görmeliyiz ve bunu anlamalıyız ama
birbirimize hakaret etme hakkımızın olmadığını da bilmek durumundayız diye
düşünüyorum. Umuyorum ki bu
kürsü bundan sonra sevginin daha yeşereceği, muhabbetin daha kurumsallaşacağı
bir yapıya katkı verir diye düşünüyor ve saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Kafkas. Madde üzerinde
soru-cevap işlemi yok. Önerge yok. 1’inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 2’nci maddeyi
okutuyorum: MADDE 2- (1) Bu
Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. BAŞKAN – 2’nci
madde üzerinde söz isteyen yok. Soru-cevap işlemi
yok. 2’nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul
edilmiştir. 3’üncü maddeyi
okutuyorum: MADDE 3- (1) Bu
Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. BAŞKAN – 3’üncü
madde üzerinde söz isteyen yok. Soru-cevap işlemi
yok. Önerge yok. 3’üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Tasarının tümü
açık oylamaya tabidir. Açık oylamanın
elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Üç dakika süre
veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum. (Elektronik
cihazla oylama yapıldı) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti
Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucunu
açıklıyorum: Katılım : 204 Kabul : 204 (x) Böylece, tasarı
kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır. (x)
Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir. Sayın
milletvekilleri, Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup oylarınıza
sunacağım. VI.- ÖNERİLER (Devam) A) Danışma
Kurulu Önerileri (Devam) 3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 18/04/2008 Cuma günü çalışmamasına ilişkin Danışma Kurulu
önerisi Danışma Kurulu
Önerisi No:33 Tarih:
17.4.2008 Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulunun 18.04.2008 Cuma günü çalışmamasının Genel
Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca önerilmiştir.
BAŞKAN – Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Danışma Kurulu önerisi Kabul edilmiştir. Şimdi, 3’üncü
sırada yer alan, İstanbul Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve
Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz. VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam) 3.- İstanbul Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve
Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/512) (S. Sayısı: 115) (x) BAŞKAN –
Komisyon? Yerinde. Hükûmet? Yerinde. Komisyon raporu
115 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır. Tasarının tümü
üzerinde gruplar adına söz isteyen yok. Şahsı adına; Van
Milletvekili Gülşen Orhan… Yok. Bursa
Milletvekili Mehmet Emin Tutan… Yok. Hatay
Milletvekili Süleyman Turan… Yok. Adana
Milletvekili Muharrem Varlı… Yok. Tunceli
Milletvekili Kamer Genç… Yok. (x)
115 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir. Soru-cevap işlemi
yok. Tasarının tümü
üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Tasarının
maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. 1’inci maddeyi
okutuyorum: İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİNİN
KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİNDE EĞİTİM-ARAŞTIRMA YERLEŞKELERİ KURMASINA
İLİŞKİN ÇERÇEVE PROTOKOLÜNÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN
TASARISI MADDE 1- (1) 19
Ocak 2008 tarihinde imzalanan ‘İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri (İTÜ-KKTC) Kurmasına İlişkin
Çerçeve Protokolü”nün onaylanması uygun bulunmuştur. BAŞKAN – 1’inci
madde üzerinde gruplar adına söz isteyen yok. Şahıslar adına
yok. Soru-cevap işlemi
yok. Önerge yok. 1’inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 2’nci maddeyi
okutuyorum: MADDE 2- (1) Bu
Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. BAŞKAN – 2’nci
madde üzerinde gruplar ve şahıslar adına söz isteyen yok. Soru-cevap işlemi
yok. Önerge yok. 2’nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 3’üncü maddeyi
okutuyorum: MADDE 3- (1) Bu
Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. BAŞKAN – 3’üncü
madde üzerinde de gruplar adına ve şahıslar adına söz isteyen yok. Soru-cevap işlemi
yok. Önerge yok. 3’üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Tasarının tümü
açık oylamaya tabidir. Açık oylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir. Üç dakika süre
veriyorum; buyurunuz. (Elektronik
cihazla oylama yapıldı) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, İstanbul Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve
Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu’nun açık oylama sonucu: Katılım sayısı: 194 Kabul : 194(x) (x)
Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir. Böylece, tasarı
kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır. Şimdi, 4’üncü
sırada yer alan, Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli
Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ile Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü
Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz. 4.-Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli
Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ile Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü
Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/480) (S: Sayısı: 94) BAŞKAN –
Komisyon? Yok. Ertelenmiştir. 5’inci sırada yer alan, Manisa Milletvekili İsmail Bilen’in; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi
Kaynak’ın; Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet
Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Şanlıurfa
Milletvekili Yahya Akman’ın; Çarşı ve Mahalle
Bekçilerinin Hizmet Sınıfının Değiştirilmesine İlişkin Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 13
Milletvekilinin; Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile
Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Plan ve
Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz. 5.- Manisa Milletvekili İsmail Bilen’in; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi
Kaynak’ın; Genel Kadro ve Usûlü Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi; Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın;
Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Hizmet Sınıfının Değiştirilmesine İlişkin Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve
13 Milletvekilinin; Genel Kadro ve Usûlü Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/132, 2/143, 2/144,
2/157) (S. Sayısı: 120) BAŞKAN –
Komisyon? Yok. Ertelenmiştir. Sayın
milletvekilleri, komisyonların bundan sonra da olmayacağı anlaşıldığından,
alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını
sırasıyla görüşmek için, 22 Nisan 2008 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere
birleşimi kapatıyorum. Kapanma Saati: 20.30 IX.- KOMİSYONLAR BÜLTENİ 1.- 22.7.2007 tarihinden 31.12.2007 tarihine kadar
komisyonlara gelen, neticelenen ve kalan işler (x) (x) Komisyonlar
Bülteni tutanağa eklidir. |
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||