|
DÖNEM: 23 CİLT: 17 YASAMA YILI: 2 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ 85’inci
Birleşim 2 Nisan 2008 Çarşamba İ Ç İ N D E K İ L
E R I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II. - GELEN KÂĞITLAR III. - YOKLAMALAR IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları 1.- Sivas
Milletvekili Osman Kılıç’ın, madenciliğin önemi ve Sivas’ın maden potansiyeline
ilişkin gündem dışı konuşması 2.- Van
Milletvekili İkram Dinçer’in, Van’ın düşman
işgalinden kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması 3.- Van
Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu’nun, Van’ın düşman işgalinden kurtuluşunun
90’ıncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması V.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) Tezkereler 1.- İsrail
Parlamentosu ve Filistin Yasama Konseyi Dışişleri Komisyonları Başkanlarının
davetine istinaden, bu ülkelere resmî ziyarette bulunacak olan Türkiye Büyük
Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu heyetini belirlemek üzere, siyasi parti
gruplarınca bildirilen isimlere ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/380) 2.- Rusya
Federasyonu Federal Meclisi Federasyon Konseyi Uluslararası Komitesi tarafından
davet edilen Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu heyetinin davete
icabet etmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/381) 3.- NATO
Parlamenter Asamblesi Türk Delegasyonu Başkanı ve Kırıkkale Milletvekili Vahit
Erdem’in, Bükreş’te gerçekleştirilecek olan “NATO Devlet ve Hükümet Başkanları
Zirvesi”ne katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/382) B) Önergeler 1.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir’in (6/499) esas numaralı sözlü sorusunu geri
aldığına ilişkin önergesi (4/39) VI.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER A) Kanun Tasarı ve Teklifleri 1.- Tütün, Tütün
Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması
ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046
Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Adıyaman Milletvekili
Ahmet Aydın ve 12 milletvekilinin; 4733 Sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve
Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve
Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda
ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Adıyaman Milletvekili Şevket
Köse’nin; 4733 Sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel
Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin
Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/538, 2/155, 2/186)
(S. Sayısı: 125) 2.- Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Türkiye Cumhuriyeti
Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Devlet Memurları
Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın;
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün;
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve
19 milletvekilinin; 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa
Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun; Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen
5434 Sayılı Kanunun 39 uncu Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın;
3201 Sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen
Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı
ve 24 milletvekilinin; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 milletvekilinin;
Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi ile
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı:
119) VII.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 1.- Aydın
Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Oturum Başkanı ve TBMM
Başkan Vekili Eyyüp Cenap Gülpınar’ın
şahsına sataşması nedeniyle konuşması 2.- Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun konuşmasında
şahsına sataşması nedeniyle konuşması 3.- Kırıkkale
Milletvekili Osman Durmuş’un, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in konuşmasında 57’nci Hükûmete
sataşması nedeniyle konuşması VIII.-
DÜZELTİŞLER 1.- Aydın
Milletvekili Ali Uzunırmak’a söylenen bir sözün
tutanaktan çıkarılmasına ilişkin IX.-
KİT KOMİSYONU RAPORU 1.- Kamu iktisadi
teşebbüslerinin 2005 yılı denetimine ilişkin komisyon raporu (I. II.Cilt) X.-
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 1.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, MTA’nın tespit ettiği bir rezervin
ruhsatlandırılmasıyla ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler’in cevabı
(7/2133) 2.- Mersin
Milletvekili İsa Gök’ün, Akkuyu’da nükleer enerji
santrali kurulmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet
Hilmi Güler’in cevabı (7/2135) 3.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Yağız’ın, Madımak Otelinin müze yapılmasına ilişkin
sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı
(7/2148) 4.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, şans oyunlarına
ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın
cevabı (7/2160) 5.- Muş
Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Alparslan 1 Barajı kamulaştırma bedellerine ve
köylülerin iskânına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/2161) 6.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, hizmete açılmayan yatırımlara ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in cevabı (7/2182) 7.- Hatay
Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, TMSF’nin
yaptığı tahsilata ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in cevabı (7/2183) 8.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, BOTAŞ soruşturmasıyla ilgili bir iddiaya ilişkin
sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler’in
cevabı (7/2191) 9.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut’un, Adana’da konutlarda
doğalgaz kullanımına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet
Hilmi Güler’in cevabı (7/2193) 10.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Mavi Hat Operasyonu
soruşturma safhasıyla ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler’in cevabı
(7/2258) 11.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, TPAO’ya yapılan bir
bürokrat atamasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet
Hilmi Güler’in cevabı (7/2320) 12.- Hatay
Milletvekili Gökhan Durgun’un, Antakya Huzurevinde kalanların emanetteki
paralarına, - Balıkesir
Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, kadına yönelik şiddete, - Muğla
Milletvekili Fevzi Topuz’un, kadın istihdamına ve kadınlara karşı ayrımcı
uygulamalar yapıldığı iddiasına, İlişkin soruları
ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/2325,
2328, 2329) 13.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, Devlet Halk Dansları Topluluğu genel sanat
yönetmeni hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı
Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/2349) 14.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin sorusu ve
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı
(7/2353) 15.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin sorusu ve
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı
(7/2354) 16.- Bursa
Milletvekili Abdullah Özer’in, Ziraat Bankası şubelerinin dış cephe ve iç tadilat
yenileme işine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in cevabı (7/2378) I.-
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ TBMM Genel Kurulu
saat 15.00’te açılarak üç oturum yaptı. Kayseri
Milletvekili Yaşar Karayel’in, Kayseri’de gerçekleştirilen ve
gerçekleştirilmesi planlanan yatırımlar ile Sultan Sazlığı’na ilişkin gündem
dışı konuşmasına, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, Muhsin Ertuğrul Tiyatrosunun yıkımına ilişkin
gündem dışı konuşmasına, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Cevap verdi. Karabük
Milletvekili Cumhur Ünal, Karabük Demir-Çelik İşletmelerinin kuruluşunun
71’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı bir konuşma yaptı. Genel Kurulun 1/4/2008 Salı ve 2/4/2008 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü
sorular ile denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin
görüşülmesine ve Genel Kurulun 1/4/2008 Salı günkü birleşiminde 15.00-21.00,
2/4/2008 Çarşamba ve 3/4/2008 Perşembe günkü birleşimlerinde ise 13.00-21.00
saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi, Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/116) İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan
gündeme alınmasına ilişkin önergesi, Yapılan
görüşmelerden sonra kabul edildi. Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının: 1’inci sırasında bulunan, Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol
İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün
Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Adıyaman Milletvekili Ahmet
Aydın ve 12 Milletvekilinin, 4733 Sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol
İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün
Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Adıyaman Milletvekili Şevket
Köse’nin, 4733 Sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel
Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin
Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi’nin (1/538, 2/155, 2/186) (S. Sayısı: 125) görüşmeleri,
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından, ertelendi. 2’nci sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında
değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kararlaştırılmış
olan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Türkiye Cumhuriyeti
Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Devlet Memurları
Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün,
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve
19 Milletvekilinin, 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa
Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen
5434 Sayılı Kanunun 39 uncu Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
3201 Sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen
Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı
ve 24 Milletvekilinin, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 Milletvekilinin,
Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi’nin
(1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı:
119) birinci bölümü üzerindeki görüşmelerine devam edildi. 2 Nisan 2008
Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00’te toplanmak üzere birleşime
21.02’de son verildi.
No.: 119 II.- GELEN KÂĞITLAR 2 Nisan 2008 Çarşamba Tezkereler 1.- Mardin
Milletvekili Emine Ayna’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/376) (Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi:
1.4.2008) 2.- Diyarbakır
Milletvekili Aysel Tuğluk’un Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/377) (Anayasa ve Adalet
Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi:
1.4.2008) 3.- Mardin Milletvekili
Emine Ayna’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/378) (Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.4.2008) 4.- Diyarbakır
Milletvekili Aysel Tuğluk’un Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/379) (Anayasa ve Adalet
Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi:
1.4.2008) Raporlar 1.- Türkiye Büyük
Millet Meclisi Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunun, Kamu İktisadi
Teşebbüslerinin 2005 Yılına Ait Bilanço ve Netice Hesapları ile Faaliyet
Raporlarından Denetimleri Tamamlananlara Dair Raporu (Sayı 150) (Dağıtma
tarihi: 2/4/2008) (Rapor, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 2/4/2006 tarihli 85 inci Birleşim Tutanak Dergisine eklenmiştir.) 2.- İstanbul Milletvekili Hasan Kemal Yardımcı ve 2
Milletvekilinin; Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Türk Silahlı Kuvvetleri
Personel Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı; Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Uzman Jandarma Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Savunma Komisyonu Raporu
(2/187, 1/446, 1/509, 1/513) (S. Sayısı: 127) (Dağıtma tarihi: 2.4.2008)
(GÜNDEME) 3.-Askerlik
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu
Raporu (1/503) (S. Sayısı: 128) (Dağıtma tarihi: 2.4.2008) (GÜNDEME) 4.- Çavuş ve
Uzman Çavuş Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/508) (S. Sayısı: 129) (Dağıtma tarihi:
2.4.2008) (GÜNDEME) 5.-Harp
Akademileri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî
Savunma Komisyonu Raporu (1/511) (S. Sayısı: 130) (Dağıtma tarihi: 2.4.2008)
(GÜNDEME) Sözlü Soru Önergeleri 1.- Manisa
Milletvekili Mustafa Enöz’ün, bir yörenin kültür ve
turizm koruma ve gelişim bölgesi yapılmasına ilişkin Kültür ve Turizm
Bakanından sözlü soru önergesi (6/578) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 2.- Adana
Milletvekili Kürşat Atılgan’ın, OSB’lere doğalgaz işletmeciliğinde uygulanan iskonto oranına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından sözlü soru önergesi (6/579) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 3.- Karaman
Milletvekili Hasan Çalış’ın, cep telefonu
kullanımındaki vergilere ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi
(6/580) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) Yazılı Soru Önergeleri 1.- Kocaeli Milletvekili
Hikmet Erenkaya’nın, İGSAŞ’ın
özelleştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2658)
(Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 2.- Kocaeli
Milletvekili Cevdet Selvi’nin, müteahhitlerin ve
işletmelerin kamudan alacaklarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/2659) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 3.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, bir operasyonda bazı kişilerin gözaltına
alınmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2660) (Başkanlığa geliş
tarihi: 24/3/2008) 4.- İstanbul
Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın, erişimi engellenen
internet sitelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2661)
(Başkanlığa geliş tarihi: 25/3/2008) 5.- Kocaeli
Milletvekili Muzaffer Baştopçu’nun, İzmit Büyükşehir
Belediyesinin eski bir Başkanı hakkındaki davalara ilişkin Adalet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/2662) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 6.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, F tipi hapishanelerde mahkumların sohbet
etmesine imkân sağlayan genelgenin uygulanmadığı iddiasına ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2663) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 7.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, bir dava dosyasının akibetine
ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2664) (Başkanlığa geliş tarihi:
24/3/2008) 8.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, gazilere ödenen şeref
aylığına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2665) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/3/2008) 9.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Özyürek’in, İstanbul Sağlık
İşleri İl Müdürlüğü personelinin kurduğu derneğin özel sağlık kuruluşlarından
bağış topladığı iddiasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı
soru önergesi (7/2666) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 10.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, şehitlerin kanuni
mirasçılarına ve gazilere ödenen ikramiyeye ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2667) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 11.- Samsun
Milletvekili Osman Çakır’ın, SPK Başkanının bir uzmanın sicilini geçmişe
yönelik düzelttiği iddiasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından
(Nazım Ekren) yazılı soru önergesi (7/2668)
(Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 12.- Samsun
Milletvekili Osman Çakır’ın, SPK Başkanının temsil harcaması adı altında
yaptığı harcamalara ve bir lojmanın kullanımına ilişkin Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren) yazılı soru
önergesi (7/2669) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 13.- Samsun
Milletvekili Osman Çakır’ın, SPK Başkanının yaptığı bazı atamalara ilişkin
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren)
yazılı soru önergesi (7/2670) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 14.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Türkiye İstatistik Kurumu yönetimi ile
ilgili bazı iddialara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren) yazılı soru önergesi (7/2671) (Başkanlığa geliş
tarihi: 24/3/2008) 15.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, TMSF’ye
devredilen bir bankanın mudilerinin mağduriyetine ilişkin Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren) yazılı soru
önergesi (7/2672) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 16.- Mersin
Milletvekili İsa Gök’ün, Çanakkale Deniz Zaferi törenlerine ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2673) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/3/2008) 17.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, Adana Büyükşehir Belediyesinin ithal ettiği
palmiye ağaçlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2674)
(Başkanlığa geliş tarihi: 21/3/2008) 18.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait bir firmanın
ihalelerine ve faaliyetleriyle ilgili bazı iddialara ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2675) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 19.- Ankara
Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş’in, bir soruşturmaya Ergenekon adının
verilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2676)
(Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 20.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, bir gazetecinin gözaltına alınmasına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2677) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 21.- Muğla
Milletvekili Metin Ergun’un, İstanbul İl Millî Eğitim
Müdürünün oğlunun okullara güvenlik kamerası takan bir şirketin ortağı olduğu
iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2678)
(Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 22.- Aydın
Milletvekili Mehmet Fatih Atay’ın, Bolu’da yapılan bir konferansa ilişkin Millî
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2679) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 23.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, Bolu İl Millî Eğitim Müdürlüğü yöneticilerinin bir
konferansa katılmasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2680) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 24.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, gübre fiyatlarındaki artışa ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2681)
(Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 25.- Samsun
Milletvekili Osman Çakır’ın, hububat piyasasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2682)
(Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 26.- Samsun
Milletvekili Osman Çakır’ın, TMO’nun iptal edilen hububat ihalesi olup
olmadığına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/2683) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 27.- Mersin
Milletvekili Akif Akkuş’un, mısırdaki teşvik ödemesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2684)
(Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 28.- Mersin
Milletvekili Akif Akkuş’un, sertifikalı ürün destekleme ödemelerine ilişkin
Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2685) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 29.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, zeytin sineğine karşı
yapılan ilaçlama bedellerinin tahsiline ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2686) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/3/2008) 30.- Mersin
Milletvekili İsa Gök’ün, bir tiyatro oyunu ile ilgili bazı iddialara ilişkin
Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2687) (Başkanlığa geliş
tarihi: 24/3/2008) 31.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, haksız olarak yeşil kart alanların takibatına
ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2688) (Başkanlığa geliş
tarihi: 18/3/2008) 32.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Kaz Dağlarındaki
madencilik faaliyetlerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2689) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/3/2008) 33.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, yayıncı kuruluşların
ödediği telif bedeline ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın) yazılı soru
önergesi (7/2690) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/3/2008) 34.- İzmir Milletvekili
Recai Birgün’ün, Kelkit Sadak Barajı Projesine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2691) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/3/2008) 35.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Sevigen’in, İstanbul Büyükşehir
Belediyesinin ihale verdiği firmaların çalışmalarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2692) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/3/2008) 2 Nisan 2008 Çarşamba BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati: 13.04 BAŞKAN: Başkan Vekili Eyyüp Cenap
GÜLPINAR KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN
(Adana), Yusuf COŞKUN (Bingöl) BAŞKAN – Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşimini açıyorum. III. YOKLAMA BAŞKAN –
Elektronik cihazla yoklama yapacağız. Yoklama için üç
dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum. (Elektronik
cihazla yoklama yapıldı) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz. Gündeme geçmeden
önce, üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim. Gündem dışı ilk
söz, madenciliğin önemi ve Sivas ili maden potansiyeli hakkında söz isteyen
Sivas Milletvekili Osman Kılıç’a aittir. Buyurun Sayın
Kılıç. (AK Parti sıralarından alkışlar) IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR A) Milletvekillerinin Gündem Dışı
Konuşmaları 1.- Sivas Milletvekili Osman Kılıç’ın, madenciliğin önemi
ve Sivas’ın maden potansiyeline ilişkin gündem dışı konuşması OSMAN KILIÇ
(Sivas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; madenciliğin önemi ve Sivas
ili maden potansiyeli hakkında gündem dışı söz almış bulunuyorum. Konuşmama
başlarken, sizleri saygıyla selamlıyorum. Madencilik
sektörü, ülkenin kalkınmasında önemli rol üstlenen bir sektördür. Maden
ürünleri, sanayi, enerji, tarım, inşaat ve nükleer sektörlerde, yani bütün ana
yatırım alanlarının temel girdilerini oluşturmaktadır. Geçmişte olduğu gibi,
gelişen teknolojiye bağlı olarak, günümüzde de madencilik sektörü ülke
ekonomisine yön veren ve ekonominin lokomotifi durumunda olan sektör durumuna
gelmiştir. Dünyadaki maden fiyatlarının artış göstermesi ve buna bağlı olarak
ülkemizdeki madenlere olan aşırı talep, madenlerin stratejik önemini
artırmaktadır. Bugün kullandığımız bütün teknolojik cihazların ham maddesi
madenlerdir. Türkiye maden
kaynakları bakımından zengin bir ülkedir. Türkiye’de bugün elli üç farklı maden
ve mineralin üretimi yapılmaktadır. Ülkemiz, dünya madenciliğinde, yüz otuz iki
ülke arasında toplam maden üretimi açısından 28’inci sırada olup, üretilen
maden çeşitleri açısından da 10’uncu sıradadır. Petrol ve kömür dışında,
ülkemizde dört bin dört yüz maden yatağı bulunmaktadır. Tüm endüstriyel ham
maddelerde dünya rezervlerinin yaklaşık yüzde 2,5’i Türkiye’de bulunmaktadır.
Bunlardan bentonit minerallerinde dünya rezervlerinin
yüzde 20’si, bor minerallerinde dünya rezervlerinin yüzde 72’si, perlit
rezervlerinde ise dünya rezervlerinin yarısı Türkiye’de bulunmaktadır. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 28.488 kilometrekare yüz ölçümü ile Türkiye’nin ikinci
büyük ili olan Sivas, çok çeşitli maden kaynaklarına sahiptir. Sivas il
sınırları içerisinde bulunan en önemli yer altı zenginlikleri altın, bakır,
demir, krom, kurşun, çinko, manganez, nikel, manyezit, doğal taş, jips, sölestin, tuz, asbest, talk, kireç taşı ve çimento ham
maddesi yatakları, linyit yatakları, kaplıca suyu kaynakları ve çeşitli
özelliklerde maden suyu, memba suyu kaynakları şeklinde sıralanabilir. İlimizde bulunan
birçok yataktan istenilen ölçüde verim alınamamıştır. Sivas’ta bulunan büyük
rezerv ve yüksek tenörlü madenler işletme
kapasitelerinin genişletilmesiyle ilimiz ve ülkemiz ekonomisine önemli katkılar
sağlayacağı açıktır. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Sivas ilinde çıkartılan bazı madenler hakkında sizlere
kısa bilgi vermek istiyorum: Yöre, krom sahası
sayısı bakımımdan oldukça zengin olup bugüne kadar yüz yirmi yedi adet krom
sahası belirlenmiştir. En önemli doğal
taşlardan olan traverten yataklarımızın yüzde 18’i yine ilimizde bulunmaktadır.
Örneğin Sıcak Çermik yöresindeki sarı travertenler dünya markası durumuna
gelmiştir. Sivas yöresi 200
milyon tondan fazla rezerviyle jips yataklarına sahiptir. Sivas, kireç ham
maddesi bakımından da çok zengindir. Tuz potansiyeli
bakımından bölge oldukça zengin olup yirmi üç adet tuzla bulunmaktadır. Stronsiyum
yataklarımızın yüzde 90’ı yine Sivas’tadır. Türkiye’de demir
yataklarının yüzde 36’sı Sivas yöresinde bulunmaktadır. Ülkemiz demir çelik ham
madde ihtiyacının yarısını Divriği yöresindeki demir yataklarından
karşılamaktadır. Kangal ilçemizde
bulunan linyit rezervleri buradaki termik santralini beslemekte olup ülkemiz
enerji ihtiyacının bir kısmını karşılamaktadır. İmranlı,
Koyulhisar, Suşehri, Yıldızeli ve Zara bölgesinde de elverişli kurşun, çinko
yatakları bulunmaktadır. Dünya ve
ülkemizde gittikçe kullanımı artan su kaynaklarının insanların kullanımına
sunulması ve ekonomiye kazandırılması gerekmektedir. Sivas yöresinde
şişelenebilecek kalitede Yıldız Dağı, Tecer Dağı, Gürlevik Dağı, Yama Dağı, Yıldızeli ve Doğanşar bölgesinde
bol miktarda içme suyu havzası bulunmaktadır. Sivas yöresindeki
sağlık amaçlı kullanılan kaplıcalardan biri olan Balıklı Kaplıca, sedef
hastalığı ve romatizmal hastalıkların tedavisinde
ülkemizde ve dünyada ün yapmış bir kaplıcadır. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Buyurun Sayın Kılıç. OSMAN KILIÇ
(Devamla) - Sivas, maden yatakları bakımından oldukça zengin bir yapıya sahiptir.
Ancak, mevcut olan madenlerimiz çeşitli nedenlerle ülke ekonomisine istenen
ölçüde kazandırılamamıştır. AK Parti İktidarının gayretiyle kazandırıldığı
takdirde büyük ekonomik güç ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, iktidarımız ve özel
sektör tarafından yapılacak yatırımlarla Sivas’ın istihdam şehri olacağına
yürekten inanıyorum. Yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN -
Teşekkürler Sayın Kılıç. Gündem dışı
ikinci söz, Van ilinin düşman işgalinden kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümü
münasebetiyle söz isteyen Van Milletvekili İkram Dinçer’e
aittir. Buyurun Sayın Dinçer. 2.- Van Milletvekili İkram Dinçer’in,
Van’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı
konuşması İKRAM DİNÇER
(Van) – Teşekkür ederim. Sayın Başkan,
saygıdeğer milletvekilleri; Van ilimizin düşman işgalinden kurtuluşunun 90’ıncı
yılı münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Aziz Vanlıları ve bütün
Türkiye’yi kutluyorum. Kitle hâlinde Ermeni çeteleri ve Rus işgali sırasında
katliama uğrayarak hayatını kaybeden şehitlerimizi, canlarını kurtarmak üzere
Van’dan göç etmek zorunda kalan, yollarda hayatını kaybeden, geri dönemeyen
bütün Vanlı hemşehrilerimizi rahmet ve minnetle
anıyorum. Allah milletimize
ve ülkemize bir daha böyle bir felaket, acı yaşatmasın. Konuşmamda kullanacağım
“Ermeni” sıfatıyla hiçbir şekilde cumhuriyet Türkiyesi’nin
sadık evlatları olan Ermeni vatandaşlarımızı kastetmiyorum. Onlar, bu devlete
bağlı, kaderlerini bu ülkenin geleceğiyle özdeşleştirmiş, vatanlarına karşı her
türlü yükümlülüklerini yerine getiren, çok değer verdiğimiz yurttaşlarımızdır. Sayın Başkan,
saygıdeğer milletvekilleri; erkeği, kadını, çocuğu, yaşlısı bütün Vanlılar
Birinci Dünya Savaşı sırasında yiğitçe, kahramanca mücadeleler vermiş,
destanlar yazmıştır. Van’da verilen mücadele Anadolu’da emperyalizme verilen
mücadeleyle aynıdır. Bu mücadelelerde Van’dan cepheye mermi ve erzak taşıyan
Vanlı 120 kahraman çocuk, Ali Paşa, Nigar Hanım, İmam Server, Vanlı Talat ve
Süreyya Sülün, kahramanlarımızdan sadece birkaçıdır. Van, Ermeni
sorununda önemli bir kenttir. Ermeni macerası Van’da başlamış, Türkiye
düşmanları da kan dökmüş, acı yaşatmıştır. Bu nedenle, Van’ı önemsemek, daha
fazla dikkate almak gerektiği düşüncesindeyim. Tarihin tanığı Van’dır,
Vanlılardır. Yakılan bir
kentin külleri içinde kalan Vanlılar çok büyük acılar, çileler çekmişlerdir.
Vanlıların türkülerinde, mânilerinde, kilim motiflerinde 1915’in gölgesi, hüznü
ve izleri vardır. 30 binin üzerinde masum sivil -kadın, kız, yaşlı, çocuk-
Ermeni çetelerince katledilmiştir. Yolu düşenler,
Van Kalesi güneyinde bulunan ve Ermeni çetelerince yakılıp yıkılan eski Van
şehrini, 200 Müslüman’ın topluca katledildiği Zeve’yi
görerek Vanlıların yaşadığı acıları daha iyi anlayabilir. Rus işgalcileri ve
Ermeni çeteleri tarafından Rusya’ya kaçırılan masum çocukların, insanlarımızın
akıbeti ise bilinmemektedir. Değerli
arkadaşlarım, bugün de belli güç odaklarının, Türkiye’yi zayıf düşürme adına
taşeronluğunu yapan bazı kesimlerin olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu grupların
adı ve kimlikleri farklı olsa da aynı amaçları paylaştıklarının farkındayız.
Vanlılar ve bölge halkı, tarihte olduğu gibi şimdi de bunlara gereken dersi
vermiştir, verecektir; bundan da kimsenin şüphesi olmasın. Biz Türkiye olarak
Ermenilerden şunları istiyoruz: Bize iftira etmeyin. Fitne fesat yaratmayın. 4T
iddialarınızdan, yani tanıtma, tanınma, tazminat ve toprak taleplerinizden
vazgeçin. Doğu Anadolu topraklarına batı Ermenistan demeyin. Ağrı Dağı’nı
sembolünüz olarak göstermekten vazgeçin. Sınırlarımızı tanıyın. İşgal ettiğiniz
Azeri topraklarından çekilin. Sözde soykırım iddialarınıza son verin. Değerli
arkadaşlar, şehitlerimizi andığımız şu günlerde, bu toprakları vatan yapan,
başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, devlet büyüklerimizi ve aziz
şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Dinçer. İKRAM DİNÇER
(Devamla) – Mehmet Âkif Ersoy’un Birlik şiirinde
dediği gibi; “Cehennem olsa
gelen, göğsümüzde söndürürüz. Bu yol ki Hak
yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz; Düşer mi tek taşı
sandın harim-i namusun, Meğer ki harbe giden son
nefer şehid olsun. Su karsımızdaki
mahşer kudursa, çıldırsa, Denizler ordu,
bulutlar donanma yağdırsa, Bu altımızdaki
yerden bütün yanardağlar Taşıp da kaplasa âfakı bir kızıl sarsar, Değil mi
cephemizin sinesinde iman bir; Sevinme bir, acı
bir, gaye aynı, vicdan bir; Değil mi ortada
bir sine çarpıyor, yılmaz, Cihan yıkılsa
emin ol bu cephe sarsılmaz!” Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Dinçer. Gündem dışı
üçüncü söz, aynı konuda söz isteyen Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu’na
aittir. Buyurun Sayın
Türkmenoğlu. (AK Parti sıralarından alkışlar) 3.- Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu’nun, Van’ın düşman
işgalinden kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması KAYHAN
TÜRKMENOĞLU (Van) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bugün 2 Nisan,
Van’ın kurtuluşu, Van’ın mutlu günü. Bu mutlu güne, bu coşkuya, bu kutlu
günümüze bütün Türkiye gibi, burada, Mecliste ortak olan siz değerli
milletvekillerimize ve buradan bütün Van halkına saygı ve sevgilerimle, bu
mutlu günün kutlu olmasını temenni ediyorum. Değerli
milletvekilleri, bundan bir ay evvel, hepinizin bildiği gibi, kahramanlıklarla
dolu birçok kentimizin, Maraş’ın, Antep’in, Erzurum’un, tarihe tanıklık eden bu
tür kahramanlıklarıyla ün salmış illerimizin kutlamalarına şahit olduk. Bu arada, 15-18
Cihan Harbi’nde yaşanan olayları beyaz perdeye aktarmaya çalışan “ Evet, değerli
milletvekilleri, değerli ülkem; 1915 yılında, Rusların güdümüyle Ermeni
çeteleri tarafından benim kentim yerle bir olmuştur, bir çakıl taşı
kalmamıştır. Osmanlıdan, Selçukludan bize miras kalan bütün tarihî eserler
yerle bir olmuştur. Bir şehri imar etmek ne kadar zorsa bir şehri yıkmanın ne
kadar kolay olduğunu gördüm ve bu hadise sonrasında, o yöremizin insanları,
bizler, bizlerin aileleri batı şehirlerine göç eder ve dönüşünde gördüğü
manzara karşısında vatandaşımız şöyle haykırır: “Vardım ki ben
Van’a gör neler olmuş, Yıkılmış,
yakılmış, virane olmuş, Bülbül otağına
baykuş konmuş, Yanarım ana ben
Van’a yanarım.” Evet, değerli
arkadaşlarım, değerli milletvekillerim; bu ülkemizin her bir köşesi, bu
ülkemizin her bir ücra köşesi bizim için kıymetlidir. Allah bir daha bu tür
hadiseleri bize göstermesin. 2 Nisan bizim için çok önemlidir. 2 Nisan,
Vanlıların emperyalizme karşı verdikleri mücadelenin adıdır. 2 Nisan,
isyancıların tarihe gömüldüğü gündür. 2 Nisan, Van yıkılırken Çanakkale’de
savaş gemisini batıran İsmail Çavuş’un yüreğidir. 2 Nisan, hainlerin
hıyanetine, canilerin cinayetine, isyancıların kirli emellerine son verdiği
gündür. 2 Nisan, Van’ın kurtuluşunu ve destanını anlamak, anlatmak, anmak ve
unutmamak günüdür. Değerli
arkadaşlarım, Van şehrinin nüfusu o dönemlerde 100 bin iken, 1918 tarihi
itibarıyla 6 bin olmuş. Yüzde 90’ı harap olmuş ve
insanlarıyla beraber yok olmuştur ve cumhuriyet döneminin -1927 yılında- ilk
vilayetlerinden birisi olan Van’ın nüfusu ilk günlerde 6.980 iken, bugün -2008
yılındayız- tarihî güzellikleriyle, tarihî derinlikleriyle bir geçmişi geride
bırakan Van ilimiz, tarihin önemli şehirlerinden birisi olmakla beraber,
kucağını açmış, tüm ülkenin en güzel coğrafyası olduğunu haykırarak… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Türkmenoğlu. KAYHAN
TÜRKMENOĞLU (Devamla) - …Türkiye’nin en güzel coğrafyası, en mükemmel
şehirlerinden birisi olmak adına istikbal vaat ediyor. Türkiye’nin Asya’ya
açılan Van Gölü havzası sizleri bekliyor ve tüm insanlık âlemini bekliyor. Tarihî
güzellikleriyle, tarihî dokusuyla ve muhteşem manzarasıyla sizlere Van’ı,
Vanlıları anlatmaya çalıştım. Bu duygu ve düşünceyle, bu kurtuluş günümüzün
ülkemize, milletimize, Vanlılarımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum. En
derin saygı ve sevgilerimle hepinizi selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Türkmenoğlu. Sayın
milletvekilleri, biz de Başkanlık Divanı olarak Van ilimizin düşman işgalinden
kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümünü kutluyoruz. Gündeme
geçiyoruz. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup, bilgilerinize
sunacağım: V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) Tezkereler 1.- İsrail Parlamentosu ve Filistin Yasama Konseyi
Dışişleri Komisyonları Başkanlarının davetine istinaden, bu ülkelere resmî
ziyarette bulunacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu
heyetini belirlemek üzere, siyasi parti gruplarınca bildirilen isimlere ilişkin
Başkanlık tezkeresi (3/380) 31
Mart 2008 Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kuruluna İsrail
Parlamentosu ve Filistin Yasama Konseyi Dışişleri Komisyonları Başkanlarının
davetine istinaden, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu heyetinin
İsrail ve Filistin'e resmi bir ziyarette bulunması Genel Kurul 'un 17 Ocak 2008
tarihli 51. birleşiminde kabul edilmiştir. Türkiye Büyük
Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 Sayılı Kanunun
ikinci maddesi uyarınca heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının
bildirmiş olduğu isimler Genel Kurul'un bilgilerine sunulur. Köksal
Toptan Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı
BAŞKAN –
Bilgilerinize sunulmuştur. Sözlü soru
önergesinin geri alınmasına dair bir tezkere vardır, okutuyorum: B) Önergeler 1.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in (6/499) esas
numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/39) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Gündemin sözlü
sorular kısmının 165 inci sırasında yer alan (6/499) esas numaralı sözlü soru
önergemi geri alıyorum. Gereğini
saygılarımla arz ederim. Hasan
Özdemir Gaziantep BAŞKAN – Sözlü
soru önergesi geri verilmiştir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığının iki tezkeresi vardır, ayrı ayrı
okutup oylarınıza sunacağım: A) Tezkereler (Devam) 2.- Rusya Federasyonu Federal Meclisi Federasyon Konseyi
Uluslararası Komitesi tarafından davet edilen Türkiye Büyük Millet Meclisi
Dışişleri Komisyonu heyetinin davete icabet etmesine ilişkin Başkanlık
tezkeresi (3/381) 31
Mart 2008 Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kuruluna Rusya Federasyonu
Federal Meclisi Federasyon Konseyi Uluslararası Komitesi, Türkiye Büyük Millet
Meclisi Dışişleri Komisyonu heyetini Rusya Federasyonu'na davet etmektedir. Söz konusu davete
icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış ilişkilerinin
Düzenlenmesi Hakkında 3620 Sayılı Kanun'un 6 ncı
Maddesi uyarınca Genel Kurul'un tasviplerine sunulur. Köksal
Toptan Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı BAŞKAN –
Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir. Diğer tezkereyi
okutuyorum: 3.- NATO Parlamenter asamblesi Türk Delegasyonu Başkanı ve
Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem’in, Bükreş’te gerçekleştirilecek olan “NATO
Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi”ne katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi
(3/382) 27
Mart 2008 Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kuruluna NATO Parlamenter
Asamblesi Türk Delegasyonu Başkanı ve Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem’in,
2-4 Nisan 2008 tarihleri arasında Bükreş'te gerçekleştirilecek olan "NATO
Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi"ne katılması öngörülmektedir. Söz konusu
Zirve'ye, Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem'in katılması hususu, Türkiye Büyük
Millet Meclisi'nin Dış ilişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı
Kanunun 8. Maddesi uyarınca Genel Kurul'un tasviplerine sunulur. Köksal
Toptan Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı
BAŞKAN –
Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tezkere kabul
edilmiştir. Sayın
milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergeleri görüşülmüyor
bugün ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler” kısmına geçiyoruz. 1’inci sırada yer alan, Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol
İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün
Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve bu tasarıyla birleştirilen
Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve 12 milletvekilinin, Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse’nin aynı konudaki kanun teklifleri ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER A) Kanun Tasarı ve Teklifleri 1.- Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve
Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve
Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda
ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Adıyaman Milletvekili Ahmet
Aydın ve 12 Milletvekilinin; 4733 Sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol
İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün
Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Adıyaman Milletvekili Şevket
Köse’nin; 4733 Sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel
Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin
Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/538, 2/155, 2/186)
(S. Sayısı: 125) BAŞKAN –
Komisyon? Yok. Ertelenmiştir. Gündemin 2’nci sırasında yer alan, Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve bu tasarıyla birleştirilen İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Manisa Milletvekili
Şahin Mengü’nün, Zonguldak Milletvekili Ali İhsan
Köktürk ve 19 Milletvekilinin, Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun,
İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 24 Milletvekilinin ve Mersin Milletvekili
Ali Rıza Öztürk ve 12 milletvekilinin aynı konudaki
kanun teklifleri ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. 2.- Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Devlet Memurları Kanunu ile Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın;
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün;
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve
19 Milletvekilinin; 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa
Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun; Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen
5434 Sayılı Kanunun 39 uncu Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın;
3201 Sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen
Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı
ve 24 Milletvekilinin; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 Milletvekilinin;
Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi ile
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı:
119) (x)
(x)
119 S. Sayılı Basmayazı 27/3/2008
tarihli 83’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir. BAŞKAN –
Komisyon? Burada. Hükûmet? Burada. Sayın
milletvekilleri, geçen birleşimde birinci bölümde yer alan 16’ncı madde
üzerinde verilen beş önergeden ilk üç önergenin işlemleri tamamlanmıştı. Şimdi 16’ncı
madde üzerindeki son iki önergeyi tekrar okutup işleme alacağım. Önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısının çerçeve 16 ncı maddesinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“Madde 16- 5510 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci
fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin sonuna aşağıdaki cümleler eklenmiş, üçüncü
fıkrasına "yaş hadlerine" ibaresinden sonra gelmek üzere "65
yaşını geçmemek üzere" ibaresi eklenmiş, yedinci fıkrasındaki
"50" ibaresi, "55" şeklinde değiştirilmiş, sekizinci
fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dokuzuncu fıkrasındaki "prim ve
her türlü borcunun" ibaresi, "prim ve prime ilişkin her türlü
borcunun" şeklinde değiştirilmiştir. "Ancak, 4
üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için
prim gün sayısı şartı 7200 gün olarak uygulanır." "Ancak yaş
hadlerinin uygulanmasında (a) bendinde belirtilen prim gün sayısı şartının
doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri esas alınır." “Yukarıdaki fıkralarda belirtilen yaşlılık aylıklarından
yararlanabilmek için, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde
belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, (b) bendinde belirtilen
sigortalının sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan
ettikten sonra yazılı istekte bulunmaları, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının
(c) bendinde belirtilen sigortalıların ise istekleri üzerine yetkili makamdan
emekliye sevk onayı alındıktan sonra ilişiklerinin kesilmesi şarttır." BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu efendim? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) –
Takdire bırakıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılıyoruz efendim. BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Yaşlılık
sigortasında Kanunda öngörülen 9000 gün prim sayısı koşulunun hizmet akdiyle
çalışan sigortalılar yönünden 7200 gün olarak uygulanması ve sigortalıların söz
konusu gün sayısını tamamladıkları tarihte geçerli olan yaş hadlerinde emekli
olmaları amaçlanmıştır. Ayrıca, Kanunda
belirtilen yaş hadlerine 3 yıl eklenmek ve en az 5400 gün prim ödeyen
sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen yaş hadleri için Devlet
Memurları Kanununa paralel olarak kamu görevlileri için 65 yaş sınırı
gözetilmiştir. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. Sayın
milletvekilleri, biraz önce kabul edilen önergeyle 16’ncı madde tümüyle
değiştirilmiştir. Bu nedenle, aynı maddede değişiklik öngören Diyarbakır
Milletvekili Selahattin Demirtaş ve arkadaşlarının
önergesini işleme koyma imkânı kalmamıştır. Önergeyi işlemden kaldırıyorum. 16’ncı maddeyi
oylarınıza sunacağım: 16’ncı maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir. 17’nci madde
üzerinde dört önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 17 nci
maddesinin çerçevesinde yer alan "birinci ve üçüncü fıkraları"
ibaresinin “birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları" olarak değiştirilmesini
ve “dördüncü fıkrasında ‘hesaplanan gün sayısına göre’ ibaresinden sonra gelmek
üzere ‘% 50 yi geçmemek üzere’ ibaresi
eklenmiştir." düzenlemesinin madde çerçevesinden çıkarılmasını ve
değiştirilen 5510 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin üçüncü fıkrasından sonra
gelmek üzere aşağıdaki dördüncü fıkrasının eklenmesini arz ve teklif.
"28 inci maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarına göre aylığa
hak kazanan sigortalılar için hesaplanacak aylık bağlama oranı, prim ödeme gün
sayısı 9000 günden az olanlar için çalışma gücü kayıp oranının 9000 gün prim
ödeme gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakamın % 60'a bölünmesi suretiyle
hesaplanan gün sayısına göre, % 50'yi geçmemek üzere üçüncü fıkra uyarınca
tespit edilen orandır. Prim ödeme gün
sayısı 9000 günden fazla olanlar için ise toplam prim ödeme gün sayısına göre
aylık bağlama oranı belirlenir. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)
bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için bu fıkrada geçen 9000 prim gün
sayısı 7200 gün, % 50 oranı da % 40 olarak uygulanır." BAŞKAN – Diğer
önergeyi okutuyoruz: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 sıra sayılı Kanun Tasarısının 17. maddesi ile değiştirilen 5510 sayılı
Kanunun 29. maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederim. Saygılarımla.
“Aylık bağlama
oranı, sigortalının toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için % 2,6
oranının toplamıdır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak
dikkate alınır.” TBMM Başkanlığına 119 sıra sayılı
kanun tasarısının 17. maddesi ile değiştirilmek istenen 31.05.2006 tarihli ve
5510 sayılı kanunun 29. maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ediyoruz. “Aylık bağlama
oranı, sigortalının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen toplam
prim ödeme gün sayısının ilk 3600 gününün her 360 günü için % 3,5, sonraki her
360 günü için % 2,5 oranlarının toplamı olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360
günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı
% 100’ü geçemez.”
BAŞKAN – Şimdi,
maddeye en aykırı olan önergeyi okutup, işleme alacağım. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 Sıra Sayılı Tasarının çerçeve 17. maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“MADDE 17 - 5510
sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş, dördüncü fıkrasında “hesaplanan gün sayısına göre,” ibaresinden
sonra gelmek üzere “% 50’yi geçmemek üzere” ibaresi eklenmiştir. “4 üncü maddenin
birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile aynı
fıkranın (c) bendine göre bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa
sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylığı, aşağıdaki hükümlere
göre belirlenecek ortalama aylık kazancı ile aylık bağlama oranının çarpımı
sonucunda bulunan tutardır.” “Aylık bağlama
oranı, sigortalının malûllük, yaşlılık ve ölüm sigorta-larına
tabi geçen toplam prim ödeme gün sayısının her 360 gün için %2,5 olarak
uygulanır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate
alınır. Ancak aylık bağlama oranı %100’ü geçemez.” BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu önergeye? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) –
Katılamıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz. BAŞKAN – Önerge
sahibi olarak… KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Tayfur Bey konuşacak. BAŞKAN – Buyurun
Sayın Süner. (CHP sıralarından alkışlar) TAYFUR SÜNER
(Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının
17’nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. Görüşmekte
olduğumuz tasarının Plan ve Bütçe Komisyonundaki alt komisyonca hazırlanan
metni, müzakere esnasında Cumhuriyet Halk Partisinin tüm iyi niyetli uyarı ve
çabalarına rağmen, daha da ağırlaştırılmış bir şekilde halkımızın ve
işletmelerin karşısına çıkarılmıştır. Söz konusu düzenlemelerde sosyal
tarafların dile getirdiği sorunlar müzakere edilmediği gibi, aksine, işveren
kesimine yeni yükümlülükler getirilmiştir. Ayrıca, kayıt dışıyla mücadele
gerekçesiyle yapılmaya çalışılan değişikliklerin de kayıt dışını azaltmak
yerine körükleyecek şekilde olduğu açıktır. Hükûmet Programı’nda yer
alan 5 puanlık işveren prim indiriminin gündeme getirildiği bir dönemde,
görüşülen tasarıyla, bu tutumun tam aksine, işveren primlerini 2 ila 4 puan
artıracak yeni yükler getirilmesini anlamak mümkün değildir. Söz konusu
düzenlemelerde ısrar edilmesi, önce primi yükselt sonra indir gibi yanlış bir
yaklaşımı gündeme taşımaktadır. Hükûmet Programı bu
durumda gerçeklik arz etmemektedir. Halkımız AKP Hükûmeti
tarafından kandırılmaktadır. Değerli
milletvekilleri, mevcut sistemde emekli aylığı bağlama oranı SSK’lılar ve BAĞ-KUR’lularda prim ödenen her üç yüz altmış gün için yüzde
2,6, bu oran memurlarda ise yüzde 3’tür. 5510 sayılı Kanun’da primi ödenen her
üç yüz altmış gün için 2015 yılına kadar yüzde 2,5; 2016 yılı başından itibaren
yüzde 2 uygulanması öngörülmüştü. Görüştüğümüz bu maddeyle, primi ödenmiş her
üç yüz altmış günün aylık bağlama oranı doğrudan yüzde 2’ye düşürülmek
istenmektedir. Yapılmak istenen bu uygulama çok yanlış sonuçlar doğuracaktır.
Yürürlükten kaldırılan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre ortalama
dokuz bin gün prim ödeyen sigortalılara bağlanan yaşlılık aylığının oranı yüzde
65 olmakta, prim ödeme gün sayısına bağlı olarak aylık bağlama oranı yüzde
100’ü aşabilmektedir. BAĞ-KUR’da da aynı uygulama
vardır. Emekli Sandığında ise aylık bağlama oranı yüzde 75 olmasına rağmen, bu
oran yüzde 100’ü geçememektedir. Bu tasarıya göre, aylık bağlama oranı,
sigortalının prim ödeme süresinin her üç yüz altmış gün için yüzde 2 uygulanmak
suretiyle hesaplanacaktır. Buna göre, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra
ilk kez işe başlayan ve prim ödeme süresini dolduracak emekli olan sigortalının
yaşlılık aylığı bağlama oranı yüzde 50 olacaktır. Aylık bağlama oranları da
hiçbir şekilde yüzde 90’ı geçmeyecektir. Sigortalı yaşlılık aylığının prim
ödeme süreleri bu kanun yürürlüğe girdikten sonra iki şekilde
değerlendirilecektir. Yani, kanun yürürlüğe girmeden önce eski kanuna göre prim
ödeme gün sayısı hesaplanacak, kanun yürürlüğe girdikten sonra da yeni kanuna
göre prim ödeme süresi hesaplanıp yaklaşık yaşlılık aylığı bağlanacaktır.
Yürürlük tarihinden önce üç bin altı yüz günden az prim ödemiş olan SSK ve BAĞ-KUR’luların aylık bağlama oranları da yüzde 65’in altına
düşecektir. Aylık bağlama oranlarının düşürülmesi, yoksulluk sınırının altında
olan emekli aylığı tutarlarının daha da aşağı çekilmesi sonucunu doğurur, ki bu durum sosyal devlet anlayışına tamamen
aykırıdır. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; çalışanın, emeklinin ve yoksulun insanca yaşamalarının
gerektirdiği asgari koşullar, bu yasa tasarısıyla hiç kimsenin hak etmediği
kabul edilemez düzeylere çekilmeye ve vatandaşlarımızın insanca yaşama hakkı
ellerinden alınmaya çalışılmaktadır. Sosyal devletin erozyona uğramasının temel
nedenlerinden biri, bazı hizmetlerin karşılığının bireylerden alınmasıdır. Oysa, özellikle sosyal güvenlik politikalarının ve buna
bağlı yasal düzenlemelerin temelinde devletin bu alanda vereceği hizmetlerin
karşılığında bireylerden bir katkı bedeli beklememesi yatmalıdır. AKP Hükûmeti tarafından toplumla yeterince paylaşılmadan,
ilgili kesimlerin görüş ve eğilimleri istenen ve özlenen düzeyde alınmadan
hazırlanan bu tasarı, devletin Anayasa’da yer alan temel niteliklerinden biri
olan sosyal niteliğini önemli ölçüde yaralamaktadır. Anayasa’mızda yer
alan “sosyal devlet” sözcüğü, bu politikayı hiçbir kuşkuya yer vermeyecek
şekilde belirtmektedir. Ancak, AKP İktidarı bu düşünceyi hiçe sayarak
Anayasa’ya aykırı hareket etmektedir. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Süner. TAYFUR SÜNER
(Devamla) – SSK emeklilerinin yıllardır beklediği intibak kanununu
çıkarmadınız. “Adalet” diyorsunuz ama adaletsizliği yasalaştırıyorsunuz.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim verdiğimiz kanun teklifini reddettiniz. 22
Temmuzdan beri çıkardığınız her yasa ile toplumu germektesiniz. Bu gerginlik
ortamı yaratma becerisinden bir an önce vazgeçiniz. Toplumsal barışa toplumun
ihtiyacı var. Bu duygu ve
düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Süner. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: TBMM Başkanlığına 119 sıra sayılı
kanun tasarısının 17. maddesi ile değiştirilmek istenen 31.05.2006 tarihli ve
5510 sayılı kanunun 29. maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ediyoruz. “Aylık bağlama
oranı, sigortalının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen toplam
prim ödeme gün sayısının ilk 3600 gününün her 360 günü için %3,5, sonraki her
360 günü için % 2,5 oranlarının toplamı olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360
günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı
% 100’ü geçemez.” Gültan Kışanak (Diyarbakır) ve
arkadaşları BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu önergeye? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) –
Katılamıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Sayın Osman Özçelik
konuşacak. BAŞKAN – Buyurun
Sayın Özçelik, önerge sahibi. (DTP sıralarından
alkışlar) OSMAN ÖZÇELİK
(Siirt) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 119 sıra sayılı Yasa
Tasarısı’nın 17’nci maddesine ilişkin verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine
söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ancak buna
geçmeden önce “nevroz” kutlamalarında halkın karşı karşıya kaldığı devlet
şiddetine değinmek istiyorum. “Nevroz” Orta Doğu ve kimi Kafkas ülkelerinde de
kutlanan ancak 2630 yıldan beri Kürtler tarafından düzenli kutlanan, geleneksel
ve tarihsel değeri olan bir bayramdır. Kürtler, bayramı,
yeni bir yaşamın ve özgürlüklerin günü olarak görürler. Bu nedenle “nevroz”
aynı zamanda kutsal bir gün olarak değerlendirilir. “Özgürlük” denirken,
sistemler, özgürlükleri ve bunu çağrıştıran her şeyi yasaklama eğilimindeler.
Bu nedenle Kürtler, yıllarca “nevroz”u gizli kutlamak zorunda kaldılar. Son
yıllarda gelişen kısmi hoşgörü sonucu “nevroz” kitlesel ve tam bir bayram
coşkusuyla kutlandı. Ne yazık ki bu yıl kimi kentlerde “nevroz” yasaklanarak
kutlamalar engellenmek istendi, kitlelere şiddet uygulandı. Toplantı ve
toplantı yürüyüşleri bile izne bağlı olmaksızın serbest bırakılırken,
geleneksel bir bayramın izne tabi kılınmasının gerekçelerini hiç kimse
açıklayamaz. Bayramın izinle kutlandığı yerlerde -bu yıl için- bu yıl toplumun
her katmanından milyonlarca insan coşkuyla kutlamalara katılmış, en küçük bir
şiddet olayı yaşanmamıştır. Bayram vesilesiyle kitleler, demokratik taleplerini
de ifade etme olanağı bulmuşlardır. Kimilerinin hoşlanmadığı sloganların da
ifade edildiği gerçektir ve kuşkusuz bu sloganlar da atılmıştır. Şiddet içermeyen
bu talepler, demokratik yaşamın bir gereği olarak görüldüğünde ve hoşgörüyle
yaklaşıldığında hiçbir sorunun yaşanmadığı görülmüştür. Van, Hakkâri, Yüksekova
ve Siirt’te kutlamalar yasaklanmış, bir araya gelen topluluklara aşırı şiddet
uygulanmıştır. Televizyon ekranlarına da yansıyan görüntüler dehşet vericidir.
Yerde oturmuş 3-5 yaşlı kadını 8-10 güvenlik görevlisinin sopalarla, acımasızca
dövdüğünü gördük. Yine, 3 güvenlik
görevlisinin on dört yaşındaki bir çocuğun kolunu bükerek kırdığına tanıklık
ettik. Çocuk hâlâ gözaltında, ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmüyor. On dört
yaşında bir çocuk -hâlen Hacettepe Hastanesinde- gözlerini kaybetti yediği darbeler
sonrasında. Van’da komada olduğu söylenen 2 kişi var. Yüzlerce insan
darp edildi. Tutuklanma korkusuyla yüzlerce yaralı insan hastanelere
başvurmadı. Onlarca polisin arasında kalıp kafasından aldığı sopa darbeleri
nedeniyle, oraya buraya kaçıp, yeniden darbelere maruz kalan on dört yaşındaki
gencin ruhunda yaratılan travmadan haberiniz var mı?
En kötüsü 3 insan yaşamını kaybetti beyler. Bu öfke, bu şiddet nedir? Bunu kim
açıklayacak soruyorum? Yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Siirt’te 5
kişinin ateşli silahlarla yaralanmasına, aralarında güvenlik görevlilerinin de
bulunduğu yüzlerce kişinin darp edilmesine neden olan Emniyet Müdürü, herhangi
bir gerginliği önlemek, itidali sağlamak üzere girişimlerde bulunan biz 3 DTP
milletvekilinin yardım taleplerini kabul etmediği gibi, uzattığımız elimizi
tutmayacağını açıkça ifade ederek, bize hareket etme cüretini göstermiştir.
Sorumlular AKP Hükûmetinden cesaret almaktadır. Hâlâ
herhangi bir kovuşturma yapılmamıştır. Bizim üzerimizden
Türkiye Büyük Millet Meclisine yapılan hakarete de sessiz kalırsanız, yarın
iktidardan düştüğünüzde düşüncelerinizi beğenmeyen devlet görevlilerinin benzer
tutumlarına maruz kalma yolunu açmış olursunuz. Yoksa,
kadın da olsa, çocuk da olsa gereğini yapacağız tutumunuzda ısrar mı
ediyorsunuz? Rüzgâr ekenin ne biçeceğini bilmiyor musunuz? Sizi uyarıyoruz:
Derhal gereğini yapın ve sorumlular hakkında yasal işlem başlatın! Değerli
milletvekilleri, yapılmasını istediğimiz değişiklik önerisi, çok zor koşullarda
yaşamını sürdürmek zorunda kalan emeklilerin yaşam koşullarını düzeltmeye
yöneliktir. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Özçelik, buyurun. OSMAN ÖZÇELİK
(Devamla) – Bitiriyorum. Sosyal Güvenlik
Yasası’yla yaşam koşullarının düzelmesini bekleyen 10 binlerce emekli bu yasa
tasarısıyla bir kez daha hayal kırıklığına uğramıştır. Lütfen önergemizi kabul
ederek emeklilerin yaşam koşullarının düzelmesine yardımcı olunuz. Saygılar
sunuyorum. (DTP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Özçelik. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 sıra sayılı Kanun Tasarısının 17. maddesi ile değiştirilen 5510 sayılı
Kanunun 29. maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederim. Saygılarımla. Oktay
Vural (İzmir) ve arkadaşları “Aylık bağlama
oranı, sigortalının toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için % 2.6 oranının toplamıdır. Bu hesaplamada 360 günden eksik
süreler orantılı olarak dikkate alınır.” BAŞKAN – Komisyon
katıyor mu önergeye? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) –
Katılmıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz. OKTAY VURAL
(İzmir) – Sakarya Milletvekilimiz Münir Kutluata
konuşacak. BAŞKAN – Buyurun
Sayın Kutluata. (MHP sıralarından alkışlar) MÜNİR KUTLUATA
(Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 119
sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 17’nci maddesiyle değiştirilen 5510 sayılı
Kanun’un 29’uncu maddesinin üçüncü fıkrası aylık bağlama oranıyla ilgilidir.
Emekli aylıklarının hesaplanmasında esas olan bu aylık bağlama oranını düşük
gördüğümüz için bir değişiklik önergesi vermiş bulunuyoruz. Aylık bağlama
oranının yükseltilmesi yönündeki önerge hakkında Milliyetçi Hareket Partisi
adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygılarımla
selamlıyorum. Sosyal güvenlik
sistemimizin başlıca sorununun gelirleriyle giderlerini karşılayamaması ve bu
karşılayamama işinin her geçen gün daha da zorlaşmasıdır, bir başka ifadeyle
sosyal güvenlik açıklarının her geçen büyüyor olmasıdır. Görüşmekte
olduğumuz 119 sıra sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın esas gerekçesinin sürdürülebilir
bir sosyal güvenlik sisteminin oluşturulması olduğu görülmektedir. Bunun için
fiilî çalışma süresinin uzatılması ve dolayısıyla emeklilik süresinin kısaltılması,
kazanılmış bazı hakların yeni yasada ihmal edilmesi, çalışma süresi içindeki
bazı harcamalarda ve emekli maaşlarında belirli kriterlere
göre azaltmalar yapılması gibi tedbirler öngörülmektedir. Bu yasa
tasarısının gerekçesine ve bu gerekçe uyarınca getirdiği önlemlere bakınca çok
önemli bir husus göze çarpmaktadır. Sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi
oluşturmak çok önemli bir hedef olmakla birlikte, bunun kadar önemli olan bir
şartla takviye edilmesi gerektiği ortadadır. Bu da çağdaş bir sosyal devlete
yakışır, sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemidir. Bu yasaya gelen
itirazların çoğunun sözünü ettiğim olmazsa olmaz şartın ihmal edilmesinden
kaynaklandığını görüyoruz. Getirilen yasanın
çağdaş bir sosyal hukuk devletinin sorumluluğunu yerine getirmesine elverişli,
sürdürülebilir bir soysal güvenlik sistemini tesis etmesi gerekiyor. O zaman
eksiklik nerededir? Buna bakmak zorundayız. Sistemin gelir ve
giderleri arasında sağlıklı bir denge oluşturabilmenin yolu sadece giderleri
üzerinde kesinti yapan tedbirlerden ibaret olmamalıdır. Gelir boyutuyla ilgili
gelişmeleri göz ardı etmemek gerekiyor. Sosyal güvenlik
sistemimizin aktif ve pasif dengesi bir olumsuzluk örneği olarak sık sık dile getirilmektedir. Emekli sigortalıların çalışan
sigortalılara oranı anlamına gelen bu dengenin tamamen sistemin aleyhine
döndüğünü görüyoruz. Gerçekten, her 2 çalışana karşılık 1 emeklisi bulunan
sosyal güvenlik sistemimizin bir darboğaz içinde olduğu açıktır. Emekli
sayısındaki oransal fazlalığın geçmişte uygulanan bazı popülist
politikalarla izahı mümkün olabilir ancak sigortalı çalışan sayısındaki
yetersizliğin de inandırıcı şekilde izahı gerekmektedir. Çalışan sayısının
azlığı, anormal rakamlardaki işsizlik oranı iyi değerlendirilmeden, sistemin
aktiflerini artırma yollarını aramadan, sadece pasifler üzerinde oynayarak
sağlanacak dengeler sürdürülebilir görünse bile adil olmayacak, sosyal devlet
anlayışı ve sorumluluğuyla uyumlu kabul edilemeyecektir. Burada,
Türkiye'nin içinde bulunduğu duruma, uygulanan politikalarla Türkiye
ekonomisinin devamlı güç kaybediyor olmasına, cari açık ve faiz ödemeleriyle
dışa doğru sürekli kanama içinde bulunmasına bakmadan, istihdam artırıcı
tedbirleri göz ardı ederek aktiflerin neden artmadığını anlamak ve sadece
harcamaları kısmakla sonuç almak zor görünüyor. Ekonominin genel
görüntüsü ve gidişiyle ilgili çok farklı görüşlere sahip olan iktidar ve
muhalefetin, böyle bir konuda, her konuda anlaşmaya varabilmesi mümkün
değildir, bunu da doğal karşılamak gerekiyor. (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Kutluata. MÜNİR KUTLUATA
(Devamla) - Değerli milletvekilleri, tasarının 17’nci maddesiyle 5510 sayılı
Kanun’un 29’uncu maddesinin üçüncü fıkrası şu şekle getirilmektedir: “Aylık
bağlama oranı, sigortalının malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen
toplam prim ödeme gün sayısının her 360 gün için % 2 olarak…” uygulanmasını
esas alıyor yasadaki bu üçüncü fıkra. Bizim verdiğimiz
teklifte yüzde 2 oranının yüzde 2,6’ya çıkarılması, dolayısıyla, emekli maaşı
bağlama oranında, emeklilerin alacağı maaşta, mevcut hâlde memurlarda yüzde 75,
Sosyal Sigorta ve BAĞ-KUR’lularda yüzde 60’a, 65’e
düşen oranın yeni getirilen yasayla ve oranla yüzde 50’ye düşmesinin önüne
geçip tekrar belirli yükseklikte bir maaş bağlanmasının temini esasına
dayanmaktadır. Bu bakımdan bu
önerimizin dikkate alınmasını ve desteklenmesin rica ediyor, hepinize saygılar
sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Kutluata. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum efendim: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısının çerçeve 17 nci maddesinin
çerçevesinde yer alan "birinci ve üçüncü fıkraları" ibaresinin
“birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları" olarak değiştirilmesini ve 5510
sayılı Kanunun dördüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz. Nurettin
Canikli (Giresun) ve arkadaşları "28 inci maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarına göre aylığa
hak kazanan sigortalılar için hesaplanacak aylık bağlama oranı, prim ödeme gün
sayısı 9000 günden az olanlar için çalışma gücü kayıp oranının 9000 gün prim
ödeme gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakamın % 60'a bölünmesi suretiyle
hesaplanan gün sayısına göre, % 50'yi geçmemek üzere üçüncü fıkra uyarınca
tespit edilen orandır. Prim ödeme gün
sayısı 9000 günden fazla olanlar için ise toplam prim ödeme gün sayısına göre
aylık bağlama oranı belirlenir. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)
bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için bu fıkrada geçen 9000 prim gün
sayısı 7200 gün, % 50 oranı da % 40 olarak uygulanır." BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) –
Takdire bırakıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılıyoruz efendim. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Kanunun
28 inci maddesinde yapılan düzenlemeye paralel olarak maddede değişiklik
yapılmıştır. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Sayın
milletvekilleri, kabul edilen önerge doğrultusunda 17’nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 18’inci madde
üzerinde dört adet önerge vardır. Önergeleri önce
geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım. İlk önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
“Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın çerçeve
18 inci maddesi ile değişik 5510 sayılı kanunun 30 uncu maddesinin üçüncü
fıkrasının (b) bendinde yer alan % 15 oranının % 10 olarak değiştirilmesini arz
ve teklif ederim.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 Sıra Sayılı Tasarının çerçeve 18. maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde
yer alan “%15’i oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir” ibaresinin “%
10’u oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir” şeklinde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
TBMM Başkanlığına 119 sıra sayılı
kanun tasarısının 18. maddesi ile değiştirilmek istenen 31.05.2006 tarihli ve 5510
sayılı kanunun 30. maddesinin beşinci fıkrasındaki “%15 oranında sosyal destek
pirimi kesilir” ibaresinin, “% 5 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir”
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ediyoruz.
BAŞKAN – Şimdi
maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım efendim: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 sıra sayılı Kanun Tasarısının 18. maddesi ile değiştirilen 5510 sayılı
Kanunun 30. maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini ve dördüncü fıkranın madde metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederim. Saygılarımla.
“b) Bu Kanunun 4
üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 4 numaralı alt bendi hariç
olmak üzere diğer alt bentlerine tabi çalışmaya başlayanlardan aylıklarının
kesilmemesi için yazılı istekte bulunanların yaşlılık aylıklarının ödenmesine
devam edilir.” BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar)-
Katılamıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılamıyoruz. OKTAY VURAL
(İzmir) – Yılmaz Tankut, Adana Milletvekili… BAŞKAN – Buyurun
Sayın Tankut. (MHP sıralarından alkışlar) YILMAZ TANKUT
(Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 119 sıra
sayılı Kanun Tasarısı’nın 18’inci maddesiyle değiştirilen 5510 sayılı Kanun’un
30’uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin değiştirilmesi ve dördüncü
fıkranın madde metninden çıkarılması hakkında verdiğimiz önergeyle ilgili
olarak söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Milliyetçi Hareket Partisi ve şahsım
adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın
milletvekilleri, oluşturulmak istenen bu sistemle mevcut sistemdeki hakların
korunduğu iddia edilmektedir. Ancak bu iddialar tüm çalışanlar için ne yazık ki
gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü söz konusu tasarı yasalaşırsa bu yasanın yeni
düzenlemelerinin… İddiaların aksine, kesinlikle herkes bu yasadan olumsuz bir
şekilde etkilenecektir. Ayrıca, tasarı, norm ve standart birliği sağlamamakta,
aksine, var olan farklılıkları çok daha fazla bir şekilde derinleştirmektedir.
Sosyal güvenlik hakları açısından yarınları tamamıyla güvencesiz bırakan ve
amaçlanan norm ve standart birliğini çalışanlar aleyhine daha da bozan bu
düzenlemeyi mevcut hâliyle kabul etmemiz elbette ki kesinlikle mümkün değildir.
Nitekim, 5510 sayılı
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 30’uncu maddesinin
üçüncü fıkrasıyla “Yaşlılık aylığı almakta iken bu kanuna tabi sigortalı olarak
yeniden çalışmaya başlayanlardan veya 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b)
bendine tabi olarak faaliyete devam edeceğini beyan edenlerden aylıklarının
kesilmemesi için yazılı istekte bulunanların yaşlılık aylıklarının ödenmesine
devam olunur. Bunlardan 80 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançlar
üzerinden 81 inci maddenin (e) bendi gereğince sosyal güvenlik destek primi
alınır. Sosyal güvenlik destek primi ödenmiş veya bildirilmiş süreler bu kanuna
göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim ödeme gün sayısına ilave
edilemez. 31 inci ve 36 ncı madde hükümlerine göre
toptan ödeme yapılamaz.” şeklinde düzenlenmiştir. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; mevcut düzenleme çerçevesinde, yaşlılık aylığı
almaktayken yeniden çalışmaya başlayanlardan, prime esas kazançları üzerinden
yüzde 33,5 ile yüzde 39 oranında sosyal güvenlik destek primi alınması
öngörülmektedir. Bu düzenlemeye göre, 4/A kapsamındaki işçiler sigorta priminin
yüzde 14’ünü öderken, 4/B kapsamındakiler, yani BAĞ-KUR’lular
yüzde 33,5 ile yüzde 39 aralığındaki bir oranın
tekabül ettiği primi tek başına ödeyeceklerdir. Anayasa
Mahkemesi eskiden işçiler için yüzde 7,5 olan sosyal güvenlik destek primi
oranının yüzde 14’e yükseltilmesine karşılık, BAĞ-KUR’luların
eskiden yüzde 10 olan sosyal güvenlik destek prim oranının yüzde 14’e
yükseltilmesini makul ve ölçülü bulduğundan, yeni düzenlemede, BAĞ-KUR
kapsamında çalışacak emeklilerin yüzde 15 oranında sosyal güvenlik destek primi
ödemesi öngörülmektedir. Bu oranın, ilk yıl yüzde 12, sonraki her yıl
birer puan artırılarak yüzde 15’e kadar çıkartılması hesaplanmıştır. Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ancak bugün ülkemizin içinde
bulunduğu zor ekonomik şartlar göz önünde bulundurulduğunda, zaten belirli bir
yaşa gelmiş ve zor hayat şartlarında geçim kavgası veren vatandaşlarımızdan
yaşlılık aylığı almaktayken yeniden çalışmaya başlayanların, yani yeni iş
kuranların, işyeri açanların emekli aylıkları üzerinden sosyal güvenlik destek
primi alınmasının uygun olmadığı düşüncesindeyiz. Bu kesintilerden ne kadar bir kaynak bekleniyor bilemiyoruz ama
bunun, geçimini zor sağlayan emeklileri ya iş yerlerini kapatmaya ya da
işlerini bırakıp kahve köşelerine mahkûm olmaya mecbur edeceğini bizler
düşünmekteyiz. Değerli
arkadaşlar, şimdi buradan Sayın Bakanımıza sormak istiyorum: Emekli olunca
çalışmayı kim ister? Eğer çalışmak gibi bir zevki varsa zaten emekli olmaz.
Emekli olup da çalışanlar, elbette ki ihtiyaçları olduğu için çalışmaktadırlar.
Hayatlarının sonbaharında emekli maaşlarıyla geçinemedikleri için çalışmak
mecburiyetinde kalan bu insanlarımızın desteklenmesi icap etmiyor mu? Sosyal
güvenlik destek primi yüzünden iş yerlerinin kapatılmasının ülke ekonomisine
maliyeti, elde edilecek prim gelirinden çok daha fazla olmayacak mıdır?
Ekonomik maliyetin çok da ötesinde meydana gelecek olan sosyal maliyet nasıl
telafi edilecektir? Bu anlayışla üreten, vergisini veren, hatta yanında birkaç
kişiye istihdam sağlayan bir iş yerinin kapatılmasına yol açılmış olunmayacak
mıdır? Değerli
arkadaşlar, önemli olan, üretim ve buna bağlı olarak işsizliğin azaltılmasıdır.
Bunun için de bu tasarının ilgili maddesi önergemiz doğrultusunda yeniden
düzenlenmelidir diye düşünüyoruz. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Tankut. YILMAZ TANKUT (Devamla)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, anılan tasarının 18’inci
maddesinin 5510 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b)
bendinin değiştirilmesi ve dördüncü fıkranın madde metninden çıkartılması
hakkında vermiş olduğumuz önergenin kabulüyle, zaten düşük aylık alan
vatandaşlarımızın aylıklarından bir kesinti yapılmamış olacaktır. Milliyetçi
Hareket Partisi olarak, emekli aylığı alırken iş yeri açan emeklilerden sosyal
güvenlik destek primi kesilmesine karşıyız diyor; bu düşüncelerle, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Tankut. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. (MHP sıralarından “Kabul edildi” sesleri) Diğer önergeyi
okutuyorum… REŞAT DOĞRU
(Tokat) – Kabul edildi Sayın Başkan. BAŞKAN –
Anlamadım, pardon… ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, sayın… OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayıya bakın Sayın Başkan. BAŞKAN – Tek bir
kişi konuşsun efendim. Dinliyorum… MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sayın Başkanım, saydınız mı da “Kabul edilmemiştir.” dediniz? Kabul
edenlerle, etmeyenleri saydınız mı efendim? BAŞKAN – Efendim,
göz kararıyla şey yapıyorlar… MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Allah aşkına Sayın Başkan!.. BAŞKAN - Karar
yeter sayısı istenmediği için saymadık. Doğru diyorum. Karar yeter sayısı
istense sayacağız efendim. MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Yani siz Meclis Başkanısınız, AKP Grup Başkanı değil. BAŞKAN – Bundan
sonra karar yeter sayısı isterseniz sayarız efendim. Diğer önergeyi
okutuyorum efendim: TBMM Başkanlığına 119 sıra sayılı
kanun tasarısının 18. maddesi ile değiştirilmek istenen 31.05.2006 tarihli ve
5510 sayılı kanunun 30. maddesinin beşinci fıkrasındaki “%15 oranında sosyal
destek pirimi kesilir” ibaresinin, “% 5 oranında sosyal güvenlik destek primi
kesilir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ediyoruz. Selahattin
Demirtaş (Diyarbakır) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu efendim? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz efendim. SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Sayın Gültan Kışanak konuşacaklar. BAŞKAN – Önerge
üzerinde buyurun Sayın Kışanak. (DTP sıralarından
alkışlar) GÜLTAN KIŞANAK
(Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa
tasarısının 18’inci maddesine ilişkin verdiğimiz değişiklik önergesi konusunda
Demokratik Toplum Partisinin görüşlerini ifade etmek üzere söz almış
bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu yasa toplumda
var olan eşitsizliklerin giderek derinleşmesine yol açan bir yasa olduğu için
bu eşitsizliklere itirazı olan kesimler, bu taleplerini, coplar pahasına da
olsa dile getirmeye çalışıyorlar. Dün emekçiler meydandaydı bugün de kadınlar.
Kadınlar, Türkiye’nin dört bir yanından gelen kadınlar, Meclisin önünde bir
basın açıklaması yapmak üzere bir yürüyüş hâlinde Meclisin önüne gelmek
istediler. Ne yazık ki emekçilerde olduğu gibi kadınların da yürüyüş yaparak
Meclisin önüne gelmesi ve bu en demokratik haklarını kullanmaları engellendi.
Fakat kadınlar, bir şekilde yolunu bularak küçük gruplar hâlinde Meclisin önüne
geldiler ve açıklamalarını yaptılar, itirazlarını dile getirdiler. Adana’dan Eskişehir’e, Ankara’dan Diyarbakır’a, İstanbul’dan
Hakkâri’ye kadar Türkiye’nin dört bir yanından kadınların toplumun, hayatın her
alanına eşit olarak katılmalarını, aktif birer yurttaş olmaları mücadelesini
veren seksen sekiz kadın örgütünün imzaladığı basın açıklamasını sizlerle paylaşmak
istiyorum: “Şimdiye dek var olan SSK, Emekli Sandığı ve BAĞ-KUR gibi tüm sosyal
sigorta sistemleri, kadınlara karşı ayrımcı ve eşitsiz sistemlerdir. Bütün
bu sistemleri tek bir çatı altında toplayan yeni yasa tasarısı da hem
kadın-erkek herkesin kazanılmış haklarını ellerinden almakta hem de kadınlarla
erkekler arasındaki eşitsizlikleri derinleştirmektedir. Bu sistem,
kadınların ev içinde harcadıkları emeğin tümünü ev dışında harcadıkları emeğin
ise büyük bölümünü yok saymaktadır. Sosyal güvenlik sisteminin, kadın-erkek herkese işsizlik, kaza,
hastalık, malullük, yaşlılık ve ölüm hâllerinde ve tüm kadınlara analık ve
doğurganlık hâllerinde sosyal güvence sağlaması; kadınlara sosyal haklarını
babalarından ve kocalarından bağımsız olarak tanıması; kadınlara ev içinde
harcadıkları emeğin karşılığı olarak erken emeklilik, cinsiyete dayalı yıpranma
payı/fiilî hizmet zammı haklarını tanıması gerekir. Bunların
hiçbirini sağlamadığı için bu yasanın geri çekilmesini istiyoruz." İmza veren kuruluşlar: Adana Kent Konseyi Kadın Meclisi, Adana
Kadın Danışma Merkezi ve Sığınma Evi Koruma Derneği, Akıllara Zarar, AKL
Türkiye, Amargi Kadın Dayanışma Kooperatifi, Ankara
Kadın Platformu, Ankaralı Feministler, Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma
Merkezi, Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği, Antalya Kent Konseyi Kadın
Meclisi, Avcılar Ev Eksenli Çalışanlar Kooperatifi, Aydın Ev Eksenli Çalışan
Kadınlar Grubu, Aydın Kadın Haklarını Koruma Derneği, Ayvalık Bağımsız Kadın
İnisiyatifi, Bağımsız Feministler, Bağlar Kadın Kooperatifi, Bartın Kadın
Dayanışma Derneği, Buca Evka-1 Kadın Kültür ve
Dayanışma Evi, Biga Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi, Boğaziçi
Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü, Evka-2 Kadın
Kültür Evi, Çanakkale Girişimci Kadınlar Üretim ve Pazarlama Derneği, Çanakkale
Kadın El Emeği Değerlendirme Derneği Kadın Danışma Merkezi, Diyarbakır Yerel
Gündem 21 Kadın Siyaset Ana Çalışma Grubu, EKDAV, EVKAD, Eskişehir Demokratik
Kadın Platformu, Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu, Feminist Kadın Çevresi,
Filmmor, Fitne Fücur… AHMET YENİ
(Samsun) – Fücur ne demek ya? GÜLTAN KIŞANAK (Devamla) - …Girişimci Kadınların Desteklenmesi
Derneği, Gökkuşağı Kadın Derneği, Güldünya Kadın
Derneği, Günyüzü Kadın Dayanışma Derneği, Hakkâri Ev-eksenli Çalışan Kadınlar
Grubu, IRIS Eşitlik Gözlem Grubu, İğne Oyası Kadınların Düş Kollektifi,
İmece Kadın Dayanışma ve İşletme Kooperatifi, İmece Kadın Araştırmaları ve
Dayanışma Derneği, İzmir Ev-eksenli Çalışan Kadınlar Grubu, İzmir Kadın
Dayanışma Derneği, İzmir Kadın Kuruluşları Birliği, KA-DER, KA-DER Adana,
KA-DER Ankara, KA-DER Eskişehir, KADAV Yeni Adım Kadın Merkezî, Kadın Dayanışma
Vakfı, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı, Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir
Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik Elemanlar… (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Kışanak. GÜLTAN KIŞANAK
(Devamla) – …Kadın Tiyatrosu, Kadınlarla Dayanışma Vakfı, Kadının İnsan Hakları
Yeni Çözümler Derneği, KAMER Vakfı. Türkiye’nin dört
bir yanında eşitlik mücadelesi veren seksen sekiz kadın örgütünün taleplerini
dikkate almak gerektiğini düşünüyorum. Bu ülkede eğer sosyal taraflardan bir
diyalogdan bahsediliyorsa kadınlar da en önemli sosyal taraflardan biridir, bu
toplumun yarısını oluşturmaktadır. Taleplerinin dikkate alınması gerektiğini
düşünüyorum. AHMET YENİ
(Samsun) – Kadın-erkek ayrımcılığı yapmıyoruz. GÜLTAN KIŞANAK
(Devamla) - Anayasa’mızın ilgili maddesi kadınlar ile erkeklerin eşit olduğunu
ifade etmektedir ve devlete de bu eşitliği fiilî olarak sağlamak için özel
önlemler alma yükümlülüğü getirmektedir ve kadınların istediği de budur. Bu
özel yükümlülük görevinin yerine getirilmesi ve eşit olmayanların eşit
pozisyona getirilinceye kadar tanınması gereken haklarını ifade etmektedir. Bu soruyu soran
arkadaşımızın dinlemesini ve bunu anlamasını isterdim ama -ne yazık ki laf
atıp- dinleme nezaketini göstermiyor. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Kışanak. GÜLTAN KIŞANAK
(Devamla) – Ben teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (DTP sıralarından
alkışlar) Bunları ne yazık
ki öğreneceksiniz, başka şansınız yok! BAŞKAN –
Teşekkürler. Sayın
milletvekilleri, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir efendim. Sayın
milletvekilleri, şimdi okutacağım son iki önerge aynı mahiyettedir. Önergeleri
ayrı ayrı okutup birlikte işleme alacağım. İstemleri
hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim. Önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 Sıra Sayılı Tasarının çerçeve 18. maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde
yer alan “%15’i oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir” ibaresinin “%
10’u oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir” şeklinde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz. M.
Akif Hamzaçebi (Trabzon) ve arkadaşları Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
“Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın çerçeve
18 inci maddesi ile değişik 5510 sayılı kanunun 30 uncu maddesinin üçüncü
fıkrasının (b) bendinde yer alan % 15 oranının % 10 olarak değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz. Harun
Öztürk (İzmir) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu efendim önergelere? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) –
Katılamıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu efendim? SAĞLIK BAKANI
RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Değerli Başkan. BAŞKAN – Önerge
sahipleri adına konuşmak isteyen var mı? Buyurun Sayın Öztürk. HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Demokratik Sol Parti
adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Önergemizle ilgili olarak, sosyal
güvenlik destek primi hakkında yüce heyetinize bazı bilgiler sunmak istiyorum. Sosyal güvenlik
destek pirimi, emekli olup da tekrar çalışmaya devam edenleri ilgilendiriyor.
Kural olarak, emeklilikten sonra çalışılırsa emekli maaşının kesilmesi esastır.
İstisnai olan, eğer emekli maaşınızı kestirmeden çalışmak istiyor iseniz o
zaman sosyal güvenlik destek primi ödemek durumundasınız. Emekli maaşı
kesilerek devam edenler için, sigorta kolları yeniden işlemeye devam ediyor ve
bu son çalıştığı hizmetleri işi bıraktığında yeniden değerlendiriliyor ve son
hizmetine göre emekli aylığı bağlanıyor. Şimdi, tasarı
sisteme yeni girecekler için bu sözünü ettiğimiz sosyal güvenlik destek primini
kaldırıyor değerli arkadaşlar. Bunun Hükûmet
tarafından bir mantığı var, milletimizin de bilmesi için biz söyleyelim tekrar:
Kaldırılmasının en önemli nedenlerinden biri, eğer emekli olabilecek altmış beş
yaşa gelir ise arkadaşımız, zaten çalışma takati kalmayacağı için bu şekildeki
bir müesseseye de sistemde ihtiyaç olmayacaktır. O anlamda, Hükûmet
bu konuda tutarlı. Hâlen sistemde olanlar için, emekliler ve hizmeti olup da emekli
olana kadar çalışmaya devam edenler için sosyal güvenlik destek primi
uygulaması eskiden olduğu gibi aynen devam ediyor ama bir farkla: Eskiden
sosyal güvenlik destek primi olarak yüzde 30 oranında ödeme yapan emekliler, bu
kez kısa vadeli sigorta kollarından olan risk sigorta primlerinin de, yani
yüzde 1 ile 6,5 arasında değişen primlerin de ilavesi suretiyle çalışmaya devam
edebilecekler. Yani yük bu alanda artıyor. Eskiden, yüzde 30
oranı uygulanırken de hepinize şu yönde şikâyetler gelmiştir: Yüzde 30 oranı
emeklilerin tekrar çalışmasında büyük bir oran ve bu oran karşılığında
emekliler tekrar herhangi bir şekilde hizmet ihyası yoluna gitmiyorlar.
Dolayısıyla, oran yüksek olduğu için de ve bütün sıkıntılarımızın başında yer
alan kayıt dışı istihdama zorlayan bir hüküm idi. Şimdi, bu yüzde 30 oranını
bir ölçüde daha artırmak suretiyle, kayıt altına almaya çalıştığımız insanların
bir kısmını daha kayıt dışında çalışmaya zorlamış oluyoruz. Değerli
milletvekilleri, BAĞ-KUR’la ilgili olarak sosyal
güvenlik destek priminin de yüzde 10 oranından, yasal olarak öngörülen yüzde 15
oranına üç yıl içinde çekilmesi öngörülüyor. Yani ilk etapta, yasa çıkar çıkmaz
yüzde 12’den başlayacak. Dolayısıyla, 2 puanlık bir ilave var. Bu ilaveye sizin
dikkatlerinize getirmek istediğim başka bir husus daha var: Bugün basamaklara
göre ödedikleri destek primi konusu asgari ücret dikkate alınarak ödeneceği
için oradan da bir miktar ayrıca yük gelecek görünüyor. Değerli
milletvekilleri, Sayın Bakan yayımlamış olduğu bu tanıtıcı kitapçıkta, BAĞ-KUR’lularla ilgili olarak prim oranlarının yüzde 40’tan
yüzde 33,5’a indiğini yazıyor. Ancak burada, risk primlerinden 6,5 oranını
dikkate almadan sadece alt oranı belirtmiş olmasını da unutulmuş olarak dikkate
almayı ümit ediyorum eğer bir yanıltma amacı yoksa. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) HARUN ÖZTÜRK
(Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan. BAŞKAN – Buyurun
efendim. HARUN ÖZTÜRK
(Devamla) – Dolayısıyla, buradan prim oranını indiriyorum der iken aslında
sosyal güvenlik destek primi olarak BAĞ-KUR’lulara
öbür taraftan bir bindirme var. Bunu dikkatlerinize getirmek istedim. Yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Öztürk. Diğer önerge
üzerinde söz isteyen var mı efendim? KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Antalya Milletvekili Sayın Hüsnü Çöllü konuşacak. BAŞKAN – Buyurun
efendim. (CHP sıralarından alkışlar) HÜSNÜ ÇÖLLÜ
(Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının
çerçeve 18’inci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 5510 sayılı Kanun’un
30’uncu maddesiyle ilgili verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. Efendim, genel
bir uygulama vardır, bir sıkıntı oldu mu, bir kriz yaşandı mı hemen “Kemer
sıkalım, çalışanları işten çıkaralım, verilecek zamları donduralım, daha az
verelim.” diye. Hep bu politikalar uygulanmıştır bugüne kadar. Ama, bu politikaların bir sonuç vermediği ortadadır. Bunun
bilinmesine rağmen, Hükûmet, “Sosyal güvenlikte açık
var, elimizde de bir grup çalışan var, hemen onların haklarından kesinti
yapalım, onlar için yapılacak harcamaları azaltalım.” yaklaşımı içerisindedir.
Bu tasarının genel özeti budur; haklardan kesinti, verilen desteklerin de
azaltılması şeklindedir. Bu, doğru bir
yaklaşım değildir. Emek sömürüsü olan kayıt dışılık önlenemediği sürece, prim tahsilatları doğru bir şekilde yapılmadığı sürece bu
tasarıdan bir sonuç alınması maalesef mümkün değildir. Tek başına, “tasarruf
yapıyorum” diyerek haklarda kesintiye gitmek çözüm olmayacaktır. Hükûmet sosyal güvenliği
kara bir delik olarak sunmaktadır. Bu kara delik nedir? Bu bazen bir süt
parası, bazen bir özürlünün maaşı, bazen de bir hastanın protezidir.
Bunlara kara delik denemez. Maliye Bakanı da
“Bu 37 milyar lirayı başka yere harcasak daha doğru olmaz mı?” diyor. Diyor da,
bu ülkenin son beş yılda faize harcadığı para 185 milyar dolar düzeyindedir, bu
ülkenin son on-on beş yılda yolsuzluklarda kaybettiği paranın miktarı bir
hesaba göre 200 milyar dolar düzeyindedir. Ne oldu, bu alanlarda bir değişiklik
yapıldı mı? Bu kaynakları da ülkemizin gençlerine istihdam yaratacak alanlarda
kullansaydık daha doğru olmaz mıydı? Değerli
milletvekilleri, önergemize gelecek olursak; Hükûmet
diyor ki: “Emekli olduktan sonra yeniden işe başlayan olursa emekli
aylıklarından yüzde 15 mertebesinde sosyal güvenlik primi olarak kesilsin.” Biz
de önergemizde diyoruz ki: Bu kesinti yüzde 10 olsun. Şimdi arkadaşlar,
buna bir bakmak lazım. Eğer emeklimiz emekli aylığı ile geçimini
sağlayabilecekse, yaşantısını sürdürebilecek olanaklara sahip ise yeniden
çalışmak ister mi? Demek ki bir sıkıntı var. Yirmi beş-otuz yıl çalışmış,
emekli olmuş, ama geçinemiyor. Bu yaşından sonra yeniden çalışmayı kim ister?
Bir de bunun başka bir boyutu var, Bakan açıklıyor: “Kırk-kırk beş yaşında
emekli oluyorlar, sonra bir işe girip çalışıyorlar.” diyor. Ben sormak
istiyorum: Kamu kuruluşlarındaki emekçiler kırk-kırk beş yaşında; “süreniz
doldu, hadi emekli olun” diye zorunlu emekliliğe sevk ediliyor mu, edilmiyor
mu? Yani bu insanlar: “Daha gücüm var, ben çalışmak istiyorum.” diyor, ama izin
verilmiyor. Hatta emekliliğe zorlanmak için de türlü türlü
işlemler yapılıyor. Bunlar yaşanmıyor mu? Bunu, Sayın Bakana soruyorum. Bu
insanlarımız da doğal olarak ne yapsın? Lisede, üniversite okuyan çocuğu var,
eğitim harcamalarını karşılamak, geçimini sağlamak adına kırk beş-elli yaşından
sonra işe girmek çok da tercih edeceği bir şey değildir. Çalışma
ortamlarını hepimiz biliyoruz. Çalışmak zorunda kalmış insanlarımızdan bir prim
alınmak isteniyorsa biz diyoruz ki, bu daha az olsun. Belki asgari ücretle bir
işe girecek; neredeyse yarısını destek primi olarak geri almaya çalışmayalım. Ben, bir kez daha
vurgulamak istiyorum: Sadece kesinti yaparak, tasarruf yaparak bir yere
varılamaz. Tasarruf önemlidir, ama sadece emekçilere verilecek desteklerde
tasarruf yapmak bir çözüm getirmeyecektir. Bir de sosyal
güvenlik kurumlarının gelirleri vardır; tahsilatları
doğru yapıyor muyuz? Kayıt dışılık konusunda ne gibi sonuçlar elde edeceksiniz?
Elinizdeki kaynakları verimli kullanıyor musunuz? Bu sorular, bu sorunlar
ortada dururken tek başına kesinti yaparak Türkiye'nin sosyal güvenliğini bir
yere taşıyamazsınız diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Çöllü. Sayın
milletvekilleri, aynı mahiyette olan önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir. 18’inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. 19’uncu madde
üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum efendim: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısının çerçeve 19 uncu maddesi ile düzenlenen 5510 sayılı Kanunun 31
inci maddesinin ikinci fıkrasındaki “tutarını talep” ibaresinin “tutarın
ilgiliye tebliğ” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Önergeye
komisyon katılıyor mu efendim? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) –
Takdire bırakıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? SAĞLIK BAKANI
RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılıyoruz Değerli Başkanım. BAŞKAN –
Gerekçeyi mi okutayım, konuşmak isteyen var mı? MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) - Rüstem Bey konuşacak. BAŞKAN – Sayın Zeydan, buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar) RÜSTEM ZEYDAN
(Hakkâri) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Geçen hafta benim
seçim bölgemde oluşan üzücü olaylardan dolayı bütün Hakkârili hemşehrilerime geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Hayatını
kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum ve yaralanan güvenlik
kuvvetlerimize de geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Saygıdeğer Kurul,
yıllardır ertelenen bir temel meselemizden söz ederek sözlerime başlamak
istiyorum. Sosyal güvenlik
reformu, ülkemizin bugününü ve yarınlarını ilgilendiren hayati öneme sahip
konulardan biridir. Bizden önceki iktidarların sürekli konuştuğu, sürekli
tartıştığı ama çözüme bugüne kadar kimsenin yanaşmadığı temel sorunlar bugünkü
Türkiye’mizin öncelikli meselesi olmuştur. İktidarımız, daha önce attığı büyük
reform adımlarının tamamlayıcısı olarak, sosyal güvenlik şemsiyesini güvenceye
almaya kararlıdır. Bunun güçlü bir siyasi irade ve kararlılık gerektirdiğinin
farkındaydık. Türkiye’nin bu değişim ve dönüşüme ihtiyacı vardı. Türkiye sosyal
güvenlik reformunu daha fazla erteleyemezdi. Sosyal güvenlik meselesi, tıpkı
ulusal güvenlik gibi popülizme feda edilemeyecek idi. Türkiye’de sosyal
güvenlik sistemi uzun yılların hataları sonucu sürdürebilirlik vasfını giderek
kaybetme noktasına gelmiştir. Siyasette ve ekonomide uzun yılların birikimiyle
ortaya çıkan o çarpık düzen, sosyal güvenlik sisteminin insani ve iktisadi
cepheleriyle rasyonel bir şekilde ele alınmasının önünde engel teşkil etmiştir.
Son beş yılda Türkiye’nin siyasette ve ekonomide oluşturduğu rasyonel zemin,
sosyal güvenlik alanını da yeniden düşünmemize imkân vermiştir. Geleceği ucuz popülizmle değil, ancak ve ancak rasyonel hesaplarla
öngörülebilir bir şekilde planlayabiliriz. Siyaseti, içinde yaşadığımız
dünyanın gerçeklerinden bağımsız bir zeminde kuramayız. Kurmaya kalkıştığımızda
da uzun vadede milletimize ve insanımıza kötülük etmiş oluruz. Kısa vadeli
siyasi kazanımlar için toplumun geleceğini, ülkenin geleceğini riske atamayız.
Alınması gereken bir risk varsa, o riski bizler aldık. Toplumun bekasını ve
milletin geleceğini belirsizliğe bırakamazdık. Kamunun menfaatini, toplumun
uzun vadeli çıkarlarını gözetmek, hesaba katmak kamu yönetiminin öncelikli
görevidir. Milletimiz bizden imtiyaz değil adalet istiyor ve adalet bekliyor.
Biz de sosyal devletin bütün vatandaşlarının eşitlik esasında haklarını
kullanmasının zeminini ve fırsatını vermeliydik. Bu ülkede Emekli
Sandığı mensubu, BAĞ-KUR mensubu, SSK mensubu ya da yeşil kartlı vatandaşların
hepsinin ayrı bir hukuk düzeni vardı. 2007’de 2 çalışan 1 emekliye bakar
durumda iken, sürdürülebilir bir sosyal güvenlik için bu oranın en az 4
çalışana 1 emekli olması gerektiğini bütün uzmanlar ve bütün bilim adamları
ifade etmekteydiler. Saygıdeğer
milletvekilleri, aç susuz bir vatandaş bir lokantanın önünden geçerken
lokantanın camında şöyle bir yazıyı görür: “Ne yerseniz yiyin, hesabınızı
torununuz ödesin.” diye. Vatandaş içeri girer, yemeğini yer, tam kalkıp hesabı
vermeden çıkarken garson eline bir pusula tutuşturur. “Bu ne?” der, der ki: “Bu
sizin dedenizin hesabıdır.” Bizim dedelerimizin hesabını bize ödettirdiniz, ama
lütfen saygıdeğer milletvekilleri, çocuklarımızın hesabını onların çocuklarına
ödettirmeyelim. Onun içindir ki,
sosyal güvenlik reformuyla norm ve standart birliğinin sağlanmasını, sosyal
güvenlik sisteminin finansal sürdürülebilirliğinin sağlanmasını, kolay
erişilebilir, tüm vatandaşlarımızı kapsayan genel sağlık sigortasının
kurulmasını amaçlayarak bu yasayı getirdik. Kazanılmış haklar
aynen devam etmektedir ve devam edecektir. Şu an emekli olduğu hâlde 2 milyon
100 bin insanımız emeklilikten sonra çalışmak zorunda kalmıştır. Sosyal
güvenlik sistemimizle ilgili bir çelişki değil midir bu? SSK, BAĞ-KUR ve
Emekli Sandığı 5502 sayılı Kanun’la 16 Mayıs 2006 tarihinde birleşti ve tek
çatı altında toplandı. Bildiğiniz gibi, norm ve standart birliğini sağlamaya
dönük 5510 sayılı Yasa, Anayasa Mahkemesinin bazı hükümlerinin iptaliyle
yürürlüğe girememiştir. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Zeydan. RÜSTEM ZEYDAN
(Devamla) – Hangi toplumsal kesimler, ne ölçüde etkileniyor? Sosyal devlet
ilkesinin gereği olarak bu düzenlemeyle emeklilik koşulları ve maaş hesapları
işçi, memur ve esnaf için eşitleniyor. Dünden bugün
görülebilseydi, bugün, değerli arkadaşlar, aynı yanlışı devam ettiremeyecektik.
Geleceği doğru hesaplamak ve doğru planlamak zorundayız. Yaptığımız şey,
temelde çalışma hayatını, çalışma barışını esas alan bir düzenlemedir. İlk kez, tarımda
çalışanlar ve köy muhtarlarına asgari ücretin yarısı kadar beyan edebilme
imkânı getiriyoruz. Yine ilk kez,
yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinde işverenlerimizin
rekabet gücünü olumsuz etkilemeyecek şekilde, işçilerimizi de mağdur etmeyecek
şekilde sigortalılıklarını yeniden düzenliyoruz. Memur da, işçi de,
esnaf da, çiftçi de, Türkiye Cumhuriyeti’nin özgür ve hür vatandaşları olarak
bu sosyal kesimler bizden imtiyaz yerine adalet istiyordu, biz de bunu yaptık. İlk defa
memuriyete girecek olanlar bu yasanın kapsamına alınıyor. İsteğe bağlı
sigortalı olabilmek için üç yıl çalışma şartı aranıyor. Sayın Başkan, zatıalinize ve bütün arkadaşlara saygılarımı, sevgilerimi
sunuyorum. Teşekkür ederim.
(AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Zeydan. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen
önerge doğrultusunda 19’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir. 20’nci madde
üzerinde dört adet önerge vardır. Önergeleri önce
geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım. İlk önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 20 nci
maddesi çerçevesinde yer alan “eş ve kız çocuklara” ibaresinin “kız
çocuklarına” olarak değiştirilmesini, 5510 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının (a) bendinin
sonuna “veya 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında
sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri
sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi
bildirilmiş” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 Sıra Sayılı Tasarının çerçeve 20. maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun 32 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“a) En az 900 gün
malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş,” TBMM Başkanlığına 119 sıra sayılı
kanun tasarısının 20. maddesi ile değiştirilmek istenen 31.05.2006 tarihli ve
5510 sayılı kanunun 32. maddesinde birinci fıkrasının c bendine eklenmek
istenen “…kız…” ibaresinin çıkarılmasını, ikinci fıkrasının a bendinin “… En az
beş yıldan beri sigortalı bulunup toplam olarak 900 gün malullük, yaşlılık ve
ölüm sigortaları bildirilmiş…” şeklinde kalmasını arz ve teklif ediyoruz. Teklif Edenler:
BAŞKAN – Şimdi,
maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 sıra sayılı Kanun Tasarısının 20. maddesinin metinden çıkarılmasını ve
sonraki maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederim.
Saygılarımla,
BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu efendim? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) -
Katılamıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz. BAŞKAN – Önerge
sahibi… MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sayın Reşat Doğru… BAŞKAN – Sayın
Doğru, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar) REŞAT DOĞRU
(Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi saygıyla
selamlıyorum. Konuşmama
başlamadan önce, dün bölücü terör örgütüne karşı mücadele ederken şehit düşen
kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri personeline Allah’tan rahmet diliyor,
milletimize, askerlerimize ve ailelerine başsağlığı diliyorum. Hainler er geç
mutlaka cezalarını çekecektir diyorum. Değerli
milletvekilleri, önergemizle, 119 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 20’nci
maddesinin metinden çıkarılması ve sonraki maddelerin de buna göre teselsül
ettirilmesi istenmektedir. Bu önergemizle, 16 Haziran 2006 tarihinde Resmî
Gazete’de yayımlanmış olan 31/5/2006 tarihli Sosyal Sigortalar
ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda öngörülen düzenlemelerin muhafaza edilmesi
amaçlanmıştır. Önergemizde, daha önce SSK, Emekli Sandığı ve BAĞ-KUR
kapsamındaki dul ve yetimler için verilmiş olan hakların korunması
amaçlanmaktadır. Dul ve yetimlere
aylık bağlanabilmesi için gerekli olan prim ödeme gün sayısı 5510 sayılı Kanun
ile dokuz yüz güne indirilmiş idi. Bu durum, hatırlanabilirse 12/12/2006 tarihindeki Meclisimizdeki görüşmelerde şimdiki
iktidar milletvekilleri tarafından da hararetle savunulmuştur, doğrusu da oydu.
Ancak daha üzerinden bir yıl bile geçmeden acaba ne oldu da tekrar alınan
karardan vazgeçiliyor? Bin sekiz yüz gün çok uzun bir zaman süresidir. Bunun
dokuz yüz gün olmasına veyahut da daha makul bir süreye indirilmesine gerek vardır
diye düşünüyoruz, çünkü dul ve yetim olarak mahzun kalmış insanlarımıza
yapılacak olan iyileştirme çok görülmemelidir; bu, haksızlık olur, sosyal
devlet ilkesine de uymaz. Bakınız,
atalarımız yıllar önce nasıl bir sosyal devlet kurmuşlar: İstanbul’da Haseki
Sultan’ın yaptırdığı ve bugün hâlâ ayakta duran Vakıf Gureba
Hastanesinin vakfiyesine şöyle bir göz atalım. Orada şöyle deniyor: “1 kelle
soğanın 1 altın olduğu devirlerde bile bu Hastanede hastalar bedava tedavi
edilecek, ilaçları bedava verilecek ve hastaların yemeğine mutlaka ama mutlaka
belirlenen miktarda et konulacaktır. Kıtlık olursa, savaş olursa, hayvan kesimi
yasaklanırsa görevlendirilen ve maaşlarını vakıftan alan avcılar Belgrad Ormanları’na gidecek, avlanacak, ama hastaların
yemeğine mutlaka et konulacak.” Değerli
arkadaşlar, sosyal devlet işte böyle olur. Bakınız, bugün ülkemizde,
Anadolu’nun her tarafında esnafımız dükkânlarını siftah yapmadan kapatıyor,
günlük nafakalarını kazanamıyorlar. İş adamları işletmelerini kapatmamak için
mücadele veriyorlar, işçilerinin maaşlarını bile neredeyse ödeyemez
durumdadırlar. 2007 yılı sonu itibarıyla açıklanmış olan büyüme rakamlarının da
ekonomideki iflasın geldiği noktayı ortaya koyduğu da bir gerçektir. Yani
yıllar itibarıyla, yavaş yavaş, büyüme neredeyse
sıfır noktasına doğru gelmektedir. Hâl böyle iken bu insanlar BAĞ-KUR
primlerini, SSK primlerini nasıl ödeyecekler? Çiftçiler tarlalarına gübre
atamıyor -gübre fiyatları almış başını gidiyor- tarım sigortası primlerini
nasıl yatıracaklar? Bu konuların da acilen Türkiye Büyük Millet Meclisinde
görüşülmesi ve verilecek olan kararların da bir an önce verilmesi
gerekmektedir. Değerli
milletvekilleri, bu yasanın mantığında emekliliğin olmadığı görülmektedir. Bu
yasanın temel mantığında vatandaşımızı uzun süre sistem içerisinde tutarak
fazla prim ödemesinin sağlanması, elde edilen primlerin ise piyasaya tedavi ve
ilaç parası olarak dağıtılmasından ibaret olduğu görülüyor. Emeklilik eksenli
değil, tedavi etme eksenli olduğu da görülüyor. Ancak, koruyucu hekimlik
hizmetlerinin geliştirilmesi ile vatandaşın hasta olmamasının sağlanması
hedeflerimiz içerisinde olsa belki daha da kârlı duruma gelmiş olabilirdik,
çünkü tedavi masrafları çok ama çok fazladır. Ayrıca, bu kanun
hazırlanırken ve yasalaşırken meselenin sadece ekonomik ve mali yönü dikkate
alınmış, sosyal güvenlik hakları daraltılmış, sosyal devlet ilkesi ile sosyal
güvenlik hakkının temel kuralları da maalesef göz ardı edilmiştir. Ancak
Türkiye Cumhuriyeti devletinin sosyal bir devlet olduğu da unutulmamalıdır. Biz önergemizle,
işte o mahzun insanlara bin sekiz yüz gün üzerinden verilmekte olan o gün
sayısının düşürülmesini ve dokuz yüz gün olarak indirilmesini teklif ediyoruz.
Buradaki amaç sosyal devlet olma amacıdır. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Doğru. REŞAT DOĞRU
(Devamla) – Yani sosyal devlet, kendisini ve beraberindeki insanlarını da en
iyi şekilde koruyan bir devlettir. Bin sekiz yüz fazla bir gündür. Gerçi dokuz
yüz günü de az bulabilirsiniz, ama en azından bu ikisinin arasında ortalama bir
rakam bulunabilir. Bunu bulduğumuz zaman da o mahzun insanlara yardım etmiş
oluruz diye düşünüyorum. Değerli
milletvekilleri, her yönüyle görüşülse de bu kanunun ülkemize, milletimize
hayırlı olmasını temenni ediyor, yüce Meclisimizi en derin saygılarımla
selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Doğru. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı kanun tasarısının 20. maddesi ile değiştirilmek
istenen 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı kanunun 32. maddesinde birinci
fıkrasının c bendine eklenmek istenen “…kız…” ibaresinin çıkarılmasını, ikinci
fıkrasının a bendinin “…En az beş yıldan beri sigortalı bulunup toplam olarak
900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları bildirilmiş…” şeklinde kalmasını
arz ve teklif ediyoruz. Gültan Kışanak (Diyarbakır) ve
arkadaşları BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu önergeye? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) –
Katılamıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz. BAŞKAN - Önerge
üzerinde Sayın Kaplan, buyurun. (DTP sıralarından alkışlar) HASİP KAPLAN
(Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; insanlık tarihinin en eski
bayramını bugün kutlayarak başlamak istiyorum. Kadınların 1 Nisandan itibaren
papatyalardan saçlarına taçlar ördüğü, kapılarına astığı, tarihi 6756 yılına
giden insanlık tarihinin en eski bayramını, Süryanilerin kutladığı “Akuti Bayramı ve Festivali’ni buradan kutlamak istiyorum,
çünkü Mezopotamya’yı sular altında bırakan Nuh tufanıyla bağlantılı olarak bir
yaradılış efsanesine dayanmaktadır. Diğer bir konu
olarak, bugün açıklanan sosyal güvenlik bütçesinin açıklarının 60 milyon olduğu
söyleniyor. Ben, buradan, İzmir EXPO 2015’e bir atıf yapmak istiyorum. Şayet
kabul edilmiş olsaydı, sadece EXPO fuarına 60 milyon dolarlık bir yatırım
gelmiş olacaktı. Neden olmadı bu kadar güçlü olduğumuz bir anda? Yok, AKP’yi, DTP’yi kapat, siyasi istikrarsızlık, çatışma, “nevroz”
olayları değil. Bunların içinde elbette var, ama lobi yapamadık, çalışmadık.
Latin Amerika’ya gidemedik, Orta Amerika’ya, Güney Afrika’ya ve Afrika’ya
yenildik. Kongo, Gabon, Uganda dâhil on iki ülkenin oylarını Milano topluca
alırken, çevrecilik kartını oynadı ve ne yazık ki, biz Allianoi’i
sular altında bırakırken, Milano aldı bayrak yarışını. Buradan çağrımız: Bunun
sorumluluğu iktidar ve muhalefet partisine EXPO-2015 Projesi’yle aynen devam
etmeli diyoruz. Bu maddeye
gelince, doğrusu, sosyal güvenlik çok tartışmalı. En tartışmalı iki noktası
vardı. Birisi dokuz bin iş günü, diğeri emeklilikte altmış beş yaş konusu. 14
Martta emek cephesi meydanlara dayandığı zaman Hükûmetimiz
kendine geldi biraz, dokuz bin günü yumuşattı, yedi bin iki yüz güne indirdi.
Bugün geçti bir önceki maddede. Ancak, her ne kadar “Yumuşattık, 2028’de
uygulayacağız” dese de, artık, AKP İktidarının 60’ıncı Hükûmet
olarak altmış beş yaşla mezarda emekliliği halkımıza armağan ettiğini bugün
itibarıyla ilan ediyorum buradan. Evet, 2028’de uygulanırsa bu, yani bu şekilde
yumuşatmaya kalkarsanız, torunlarınıza armağan olsun derim! Ne diyeyim? Altmış
beş yaş Türkiye gerçekleriyle uyuşmuyor. Emek cephesi 14 Martta meydanlara
indikten sonra “uzlaşma” adı altında… Evet, uzlaşma olsaydı dün Kızılay
Meydanı’nda, Güven Park’ta işçilerimizin, emekçilerimizin üzerine cop ve biber
gazıyla gitmemiş olacaktık. Neden acaba Washington’da, Beyaz Saray’ın önünde her
gün gösteri oluyor da kıyamet mi kopuyor? Meclisin önünde demokratik haklarını
gösteren emekçi kesimlere, Buradan DİSK’e, KESK’e,
Türk Tabipler Birliğine, Diş Hekimleri Odasına, TMMOB’a
mücadelelerinde destek sunduğumuzu ve her zaman yanlarında olduğumuzu ifade
etmek istiyorum. Emek cephesinin
iki kanadı vardır; bir kanadı sağcı sendikalar, sarı sendikalar, sendika
ağalarından oluşur, onu tarih boyunca uzlaşmacı kişilikleriyle tanırız; onların
karşısında devrimci sendikalar vardır, sınıf mücadelesi vardır, emek
savunusunda kararsız olmayan sol demokrat, devrimci, ilerici sendika geleneği
vardır. Bu uzlaşının içinde bu yasaya imza vermemişlerdir, ortak olmamışlardır
halkımızın kazanımlarını kaybettiren bu yasaya. Ama bu
mücadelenin bugün Parlamentoya yansımasını bu maddede verdiğimiz önergede
görüyoruz ve yaşıyoruz. Evet, bu maddede dört tane önerge var. Bakıyoruz, bizim
önergemizde diyoruz ki: “Kız çocukları” ibaresini kaldırın. Çünkü Hükûmet önergesinde kız çocukları olsun diyor. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Kaplan. HASİP KAPLAN
(Devamla) – Bağlıyorum. Peki, erkek
çocuklarlının evlenme ödeneğinden yararlanma hakları yok mu? Onlar daha çok
mağdur olmuyor mu evlendiği zaman? Başlık parası da veriyor, çeyizi de veriyor…
Daha çok mağdur değil mi? Ne bu ayrımcılık? Kız-erkek diye ayırmayalım diyoruz
bizim farklılığımız bu önergede. Özellikle şunu
söylüyorum: Evet, biz de bin sekiz yüz günün beş yüz güne çekilmesi gerektiğini
önermiştik. Bu konuda AKP ile CHP’nin de önergeleri var. Bu önergelerde, bu üç
grubun ortaklaştığı bu noktadaki önergelerde bir tek farklılığımız cinsiyet
ayrımcılığı yapmayın. Hiç kimseye kazandırmaz. Bunu ifade etmek istiyoruz, buna
dikkat çekmek istiyoruz. Önergemize destek istiyoruz ve bu konudaki hatadan
dönülmesini istiyoruz. Teşekkür
ediyoruz. (DTP sıralarından alkışlar) FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Destekliyoruz. BAŞKAN
–Teşekkürler Sayın Kaplan. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 Sıra Sayılı Tasarının çerçeve 20. maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun 32 nci maddesinin ikinci
fıkrasının (a) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz. M.
Akif Hamzaçebi (Trabzon) ve arkadaşları “a) En az 900 gün
malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş,” BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, kısa bir açıklama yapmak
istiyorum müsaade ederseniz: Burada bu düzenleme
ölüm aylığıyla ilgilidir. Mevcut mevzuatımızda, SSK’lılarda ölüm aylığı için
dokuz yüz prim günü ödeme şartı var, BAĞ-KUR’lularla
ilgili bin sekiz yüz prim günü ödeme şartı var, Emekli Sandığı mensupları için
ise üç bin altı yüz prim günü ödeme şartı var. Biz, norm ve
standart birliği çerçevesinde, bin sekiz yüz günde ölüm aylığını eşitleyelim
diye bu düzenlemeyi yaptık. Fakat sosyal taraflarla yaptığımız görüşmede, 4/A
yani hizmet akdiyle çalışan SSK’lılarla ilgili şu anda dokuz yüz prim günü kazanılmış
bir hak olduğu çerçevesinde, bunun korunması şeklinde bir talep geldi. Biz de
önergemizi bu çerçevede düzenledik. Burada bir hak kaybı filan söz konusu
değil. Aksine, bugün, dün caddelerde yürüdüğü söylenen kamu çalışanlarıyla
ilgili ölüm aylığı için üç bin altı yüz gün şartı aranırken bin sekiz yüz güne
iniyor. Niçin yüründüğünü, neden yüründüğünü ben milletimizin çok iyi anladığı
inancındayım. “Sosyal
taraflarla uzlaştınız mı, uzlaşmadınız mı?” Biz, çok değerli siyasi parti
gruplarına da bir hayli uzlaştığımız maddeleri takdim ettik ve gerçekten de
yüzde 80-90 civarında bir uzlaşı sağladık ve bu açıklamayı da Türk milletine
hep birlikte yaptık. Ben kendilerinden özellikle rica ettim, dedim ki: “Buraya
katılmak istemiyorsanız, çıkınız, katılmadığınızı açık bir şekilde ifade
ediniz, biz size saygı duyarız.” Bunu açık ve net ifade
etmemize rağmen, böyle bir açıklamayı değil, bizimle birlikte, yüzde 80-90’lık
bir uzlaşı sağladıklarını yanımızda durarak açıkladıktan sonra, dört beş gün
sonra, ne olduğunu, nereden olduğunu, nasıl olduğunu bilmediğimiz tarzda eğer
birileri caddelere çıkmayı düşünüyorsa, caddelere çıkmalarını da saygıyla
karşılarız, tepkilerini de saygıyla karşılarız ama hukuk çerçevesinde olmasını
da hukuk devleti çerçevesinde isteriz. Bu bir. Diğeri: “Kız
çocuğu, erkek çocuğu” şeklinde, bu evlenme ödeneğiyle ilgili konu sık sık gündeme geliyor. Bu konuyu izah etmemize rağmen, tekrar
gündeme gelmesi de doğrusu anlaşılır gibi değil. Belki bu
yasanın bir talihsizliği bu. Şimdi, erkek
çocuğu evlendikten sonra aylık kesilmiyor. Siz bu konuşmanızda “Erkek
çocuklarından bu aylığı kesiniz.” diyorsunuz. Biz de “Bu haksızlıktır,
yanlışlıktır, bunu yapamayız.” diyoruz yani. Bu ödenek kesilmiyor zaten şu
anda. Onun için, kız ve erkek ayrımı olmuyor aslında, hak eşitliği oluyor. HASİP KAPLAN
(Şırnak) – Aylıkla ilgili değil önergemiz. ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Eğer, “Bunu bizim dediğimiz gibi bir
ayrıma tabi tutun.” derseniz, o zaman, aylığı, ödeneği kesmemiz gerekiyor erkek
çocuklarından. Onun için, bu
yasayı bir bütün olarak ele almayanların, bu yasanın bu kadar haklar temin
ettiği çerçevesinde konuyu ele alıp değerlendiremeyenlerin, bir parçasını
alarak, “Acaba bir şey çıkarabilir miyiz?” düşüncesini ben doğru bulmuyorum. Ben, yasanın,
sosyal devlet ilkelerine son derece uygun ve sosyal taraflarla birlikte çok
önemli düzenlemeleri içeren bir yasa olduğunu bir kez daha ben vurgulamak
istiyorum, hepinize teşekkür ediyorum. Önergeye
katılmıyoruz efendim. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Bakan. Önerge üzerinde
efendim… KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Önerge üzerinde Sayın Arslan
konuşacak. BAŞKAN – Buyurun
efendim. (CHP sıralarından alkışlar) ALİ ARSLAN
(Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan
119 sıra sayılı Tasarı’nın çerçeve 20’nci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 31/5/2006 tarihli -tarihe dikkatinizi çekiyorum değerli
arkadaşlar- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun
32’nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin en az dokuz yüz gün malullük,
yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirmiş olmasını öngören bir önerge bu. Cumhuriyet Halk
Partisi adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce hepinizi
saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Değerli
arkadaşlarım, biraz önce tarihe dikkat çektim: 31/5/2006.
Sayın Bakan biraz önceki konuşmasında, işte “Emekli Sandığında üç bin altı yüz
gündü, biz bin sekiz yüz güne indirdik. BAĞ-KUR’da
farklıydı.” Yeni, bir hak veriyormuşuz gibi bir açıklama yaptı. Değerli
arkadaşlarım, 5510 sayılı Kanun, geçtiğimiz dönem -22’nci Dönemde- bu
Parlamentonun çıkardığı bir kanundur. 5510 sayılı Kanun’da ölüm aylığına hak
kazanabilmek için, hem kamu çalışanlarının hem de işçi ve BAĞ-KUR’luların beş yıl sigortalı olmak ve dokuz yüz gün prim ödemek
koşulu vardı. Bu Kanun’u siz çıkardınız. Aşağı yukarı bundan iki yıl önce
çıkardığınız, verdiğiniz bu hakkı şimdi geri alıyorsunuz. Bu bir yaman çelişki
aslında. Sonra da -şimdi açıklamalarınızda- sanki bir hakkı veriyormuş gibi
açıklamalarda bulunuyorsunuz. Hayır değerli arkadaşlarım, bir hakkı geri
alıyorsunuz. Çalışanlara verdiğiniz bir hakkı, dokuz yüz günlük prim ödeme
koşulunu bin sekiz yüz güne çıkararak bir hakkı geri alıyorsunuz. Değerli
arkadaşlarım, sosyal güvenlik, sosyal devlet olma koşulunun bir aracı. Sosyal
devlet ilkesini, sosyal güvenlik kurumlarıyla hayata geçirebiliyoruz. Anayasal bir hak sosyal güvenlik, yurttaşlara Anayasa’nın tanıdığı
bir hak. Biz bu hakkı şimdi yavaş yavaş sosyal
güvenlik kurumlarında yaşadığımız, aktüeryal dengelerinde
yaşadığımız sıkıntılar nedeniyle yavaş yavaş
kısıtlıyoruz. Değerli
arkadaşlarım, aslında sosyal güvenlik sisteminde bir sorun olduğu, bütün
Türkiye'nin kabul ettiği, bütün siyasi partilerin kabul ettiği bir gerçek.
Ancak, yine hepimiz biliyoruz ki, sosyal güvenlik konusundaki bu sıkıntının
aslında asıl sebebi kayıt dışı ekonomi. Sorunu kayıt dışı ekonominin üzerine
giderek çözmek varken… Bakın, Avrupa Birliği ülkelerinde, dünyanın gelişmiş
diğer ülkelerinde kayıt dışı ekonominin kayıtlı ekonominin içindeki payı dörtte
1’lerin altındayken bizde neredeyse yarısı, yüzde 46,7. Bu büyük bir problem.
Bunu çözmemiz gerekiyor. Asıl yapılması gereken, emekçilerin, yurttaşlarımızın
haklarının kesilerek sosyal güvenlik harcamalarının azaltılması değil. Asıl yapılması gereken, sosyal güvenlik için harcamamamız gereken
parayı, sosyal güvenlik için harcamamız gereken kaynağı tabana yayarak, kayıt
içindeki ekonomiyi genişleterek kaynağı artırmak varken -ki, bunu yapmak tabii
Adalet ve Kalkınma Partisi için çok zor, o çevrelerden büyük destek
alıyorsunuz- elinize geçirdiğiniz yoksul halkı, işçilerimizin, memurlarımızın,
kamu çalışanlarımızın, BAĞ-KUR’lularımızın haklarını
kısıp sosyal güvenlikteki sorunları çözmeye çalışıyorsunuz. Ben hekimim
biliyorsunuz, tamamen yanlış bir teşhis, bu hasta ölür değerli arkadaşlar.
Çıkardığınız yasa hastayı öldürecek bir yasadır. Bakın,
sendikaların bazılarıyla anlaşmalar yaptınız, biraz önce Sayın Bakan da anlattı
uzlaştık diye. Bazı sendikalar, maalesef, kendilerini kurtarmak adına, yarın
-Allah göstermesin- ölümleri hâlinde eşlerinin ve çocuklarının düşeceği durumu
göz ardı ettiler. Sosyal güvenlikteki en önemli konulardan bir tanesi
-hepimizin yüreğini burkan- yakınımızda, eşimizde, dostumuzda bir ölüm hâlinde
asıl sosyal güvenliğin olması gerektiğidir. Şimdi, siz,
çalışanların -Allah korusun- ölümü hâlinde eşlerinin ve çocuklarının alması
gereken maaşı engellemeye çalışıyorsunuz, sosyal güvenlik harcamalarını
kısıtlamaya çalışıyorsunuz. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) ALİ ARSLAN
(Devamla) – Şimdi, bakın, Anayasa’nın 2’nci maddesi -bu konuda hep kavga ederiz
bu kürsülerden, “Laiklik diye Taktınız.” diye- laik, sosyal, hukuk devleti…
Hukukla ilgili kavganızı biliyoruz. Laiklikle ilgili kavganızı biliyoruz. Şimdi
bu Anayasa’nın 2’nci maddesindeki sosyal devlet kavramını da çürütmeye
çalışıyorsunuz. Canlılarla mücadelenizi biliyoruz. İş Kanunu’yla geçtiğimiz
dönemde çalışanları köle hâline getirdiniz. Şimdi de bu maddeyle canlıları
bıraktınız, ölülerin de haklarını almaya çalışıyorsunuz. Yazıktır değerli
arkadaşlarım! O açıdan, bu
Cumhuriyet Halk Partisinin önergesine kulak vermenizi öneriyorum. Sosyal
güvenlik konusundaki ihtiyaç bir gün hepimize lazım oluyor. Bu konuda
hepinizi duyarlı olmaya davet ediyorum ve hepinizi yeniden saygıyla, sevgiyle
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Arslan. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 20 nci
maddesi çerçevesinde yer alan “eş ve kız çocuklara” ibaresinin “kız
çocuklarına” olarak değiştirilmesini, 5510 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının (a) bendinin
sonuna “veya 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında
sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan
beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları
primi bildirilmiş” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz. Nurettin
Canikli (Giresun) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu önergeye? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılıyoruz efendim. BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Evlenme
ödeneğinin sadece kız çocuklarına verilmesine yönelik olarak 37 nci maddede yapılan düzenlemeye paralel olarak değişiklik
yapılmıştır. Ayrıca, mevcut
uygulamaya paralel olarak hizmet akdiyle çalışan sigortalıların hak
sahiplerine, borçlanma süreleri hariç 5 yıldan beri sigortalı bulunup toplam
900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak kaydıyla
ölüm aylığı bağlanması amaçlanmıştır. BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmiştir. Kabul edilen
önerge doğrultusunda 20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir. 21’inci madde
üzerinde dört adet önerge vardır; önergeleri önce geliş sırasına göre
okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım. İlk önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
kanun tasarısının 21. maddesi ile değiştirilmek istenen 31.05.2006 tarihli ve
5510 sayılı kanunun 34. maddesinin b bendinin bir nolu
alt bendinde geçen, “…Yüksek öğrenim yapması hâlinde 25 yaşını…” ibareleri
yerine “… Yüksek öğrenim (lisans, yüksek lisans ve doktora dâhil) yapması hâlinde
33 yaşını…” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ediyoruz.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 sıra sayılı Kanun Tasarısının 21. maddesi ile yeniden düzenlenen, 5510
sayılı Kanunun 34. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederim. Saygılarımla.
“a) Dul eşine %
50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise % 75’i,” Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
“Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın çerçeve
21 inci maddesi ile değişik 5510 sayılı kanunun 34 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
“a) Dul eşine
%50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise %75’i,” “b) Çocuklardan;” BAŞKAN – Şimdi,
maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım efendim. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 Sıra Sayılı Tasarının çerçeve 21. maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“Madde 21- 5510 sayılı Kanunun 34 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “a) Dul eşine
%75’i,” “b) Bu Kanunun 5
inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç çocuklardan; 1) 18 yaşını,
lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde
25 yaşını doldurmayanların veya, 2) Kurum Sağlık
Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az %60 oranında yitirip malûl olduğu
anlaşılanların veya, 3) Yaşları ne
olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan
kızlarının, her birine %25’i,” “d) Hak sahibi eş
ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde ve diğer çocuklarından hak
kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir veya aylık bağlanmamış
olması şartıyla ana ve babaya toplam %25’i oranında; ana ve babanın 65 yaşın
üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla
toplam %25’i,”” BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NECDET ÜNÜVAR (Adana) –Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım. ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar)- Karar yeter sayısı istiyoruz Sayın
Başkan. BAŞKAN –
Arayacağız efendim. Konuşmak isteyen
var mı önerge üzerinde? KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Sayın Tansel Barış. BAŞKAN – Buyurun
Sayın Barış. (CHP sıralarından alkışlar) TANSEL BARIŞ
(Kırklareli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 119
sıra sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı’nın
çerçeve 21’inci maddesinin değiştirilmesiyle ilgili önerge hakkında söz almış
bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. Sayın
milletvekilleri, konuya girmeden önce on günden beri Türk hukuk sistemine
Avrupa Birliği tarafından bir saldırı yapılmaktadır. Ben bu saldırıyı
huzurlarınızda kınıyorum. Avrupa Birliğinin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn Türk hukuk sistemine
güvenmediğini, Türk mahkemelerini eleştirerek bu duygularını dile getiriyor ve
değerli arkadaşlarım, bizler bu üzüntüyü yaşarken Türk adaletinin temsilcisi
Adalet Bakanı, maalesef, buna bir cevap vermiyor. Acaba Sayın Adalet Bakanımız Olli Rehn gibi mi düşünüyor? Ben
Adalet Bakanımızdan buradaysa cevap, değilse de Hükûmet
temsilcisi olarak burada bulunan bakanlardan bir cevap istiyorum. SIRRI SAKIK (Muş)
– Yargının darbesine ne istiyorsun? TANSEL BARIŞ
(Devamla) – Değerli milletvekilleri… LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) – Güzel bir soru geldi, ona ne diyorsun? TANSEL BARIŞ
(Devamla) – …ölüm aylığı bağlanacak olan dul eşin bir ek gelire sahip olması
hâlinde aylık bağlama oranının yüzde 50’ye düşürülmesi ilkesi elde edilen ek
gelirin miktarı ile ilişkilendirilmelidir. Örnek olarak ayda 100 YTL ek gelir
elde eden dul eş ile ayda 10 bin YTL ek gelir elde eden dul eşin aynı kapsamda
değerlendirilmesi sosyal adalet ilkesiyle uyuşmamaktadır. Bu nedenle, yüzde 50
aylık bağlama oranının belirlenmesinde gerekçe olarak sunulan ek gelir elde
etme koşuluna bir taban getirilmesi ve bu miktarın üstünde ek gelir elde
edenlere ölüm aylığının yüzde 50’sinin bağlanması sosyal adalet anlayışına da
uymaktadır ve onun gereğidir. Bunu nazarıdikkate
alacağınızı umut etmekteyiz. Sayın
milletvekilleri, Sayın Başbakanımız “Aile başına üç çocuk.” diyor. BİLGİN PAÇARIZ
(Edirne) – En az, en az… SACİD YILDIZ
(İstanbul) – En az… TANSEL BARIŞ
(Devamla) - Dört veya beş de olabilir tabii ki. Buna Sayın Başbakanımızın
itiraz edeceğini sanmıyorum. Ama Sayın
Bakanım, neden emzirme parası altı aydan bir aya indiriliyor? Burada bir
çelişki yok mu? Ve inanıyorum ki, size ilk hesabı da Sayın Başbakan soracaktır.
Başbakanın bu önerisinin altının doldurulması gerekirken yani altı aydan on iki
aya çıkarmak gerekirken, sizler altı aydan bir aya indiriyorsunuz. Burada bir
çelişki yok mu? BİLGİN PAÇARIZ
(Edirne) – Tasarruf yapıyorlar, tasarruf. TANSEL BARIŞ
(Devamla) – Bu konu gerçekten önemli bir konu. Hem annelere hem bebelere yazık
oluyor Sayın Bakanım. Bu konuyu yeniden nazarıdikkate
alacağınızı umuyorum. Getirdiğiniz bu
yasa tasarısında, özürlü vatandaşlarımıza gerçekten haksızlık ediyorsunuz. Daha
çok prim ödeme gün sayısı, daha uzun süre sigortalılık. Bu vatandaşlarımız
evlere mahkûm. Bu vatandaşlarımıza sahip çıkmamız gerekirken, böyle bir
haksızlık olmaması lazım. Yaşam kalitelerini artıralım, toplum hayatına
kazandıralım derken, böyle bir tasarıyla karşımıza çıkınca, gerçekten
özürlülerimize yazık oluyor. Toplum hayatına kazandıralım derken, aynı zamanda
iş yerlerindeki özürlü kontenjan sayısını artıralım, yüzde 3’ten yüzde 5’e
çıkaralım. Diğer taraftan,
Sayın Bakanım, toplumda yeni bir sendrom yarattınız.
“Altmış beş yaş sendromu.” Yeni bir
hastalık. Bu hastalık şu anda ülkemizde dalga dalga
yayılıyor. Tsunami olmuş vaziyette. İnsanların
kimyası bozulmuş Sayın Bakanım. Gerçekten müthiş bir psikolojik baskı… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Barış. TANSEL BARIŞ
(Devamla) – Müthiş bir psikolojik altında insanlarımız ve evet, yine
söylüyorum, mezarda emeklilik psikolojik baskısı altında vatandaşlarımız
kimyası bozulmuş bir vaziyette bu altmış beş yaşın değiştirilmesini bekliyor. Değerli
milletvekilleri, bu yasa tasarısına her kesim karşı, herkes karşı, işçiler
karşı, sendikalar karşı, emekliler, çiftçiler, hatta işverenler bile bu yasa
tasarısına karşı. Onun için, gelin diyoruz, yeniden tartışalım, yeniden çok
tartışalım; her kesimin ve herkesin, ülke koşullarına uygun ve yaşam
koşullarımıza uygun bir yasa tasarısı hazırlayalım ve emin olun ki bu birlik,
beraberlik, bütünlük içerisinde yapacağımız yeni yasa tasarısını herkes kabul
edecektir ve herkesin de arzu ettiği mutlu bir sona ulaşabiliriz. Ben yasa
tasarısının geri çekilmesini ve önerimizin desteklenmesini istiyorum. Hepinize
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Barış. Önergeyi oylarınıza
sunacağım ama Sayın Akcan, karar yeter sayısında ısrar… ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Evet Sayın Başkan. BAŞKAN – Deminki
talebiniz geçerli değildi aslında da onun için soruyorum ben. ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Karar yeter sayısını istiyorum
Sayın Başkan. BAŞKAN –
Israrlısınız yani. ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Evet. BAŞKAN – Peki,
arayacağız efendim. Önergeyi kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir
efendim. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
“Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın çerçeve
21 inci maddesi ile değişik 5510 sayılı kanunun 34 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz. Harun
Öztürk (İzmir) ve arkadaşları “a) Dul eşine %
50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise % 75’i.” “ b) Çocuklardan;” BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın
Genç, buyurun efendim. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 119 sıra sayılı kanunla
ilgili olarak arkadaşlarımızla verdiğimiz bir önerge üzerinde söz almış
bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. Ancak Başkanlık
Divanı tek partiden oluştuğu için, bana göre Başkanlık Divanının bu şekilde
oluşmaması lazım. Divan kâtiplerinden birisinin muhalefete
mensup olması lazım. Şimdi, değerli
milletvekilleri, tabii, tek, bağımsız olunca Mecliste de işimiz çok zor. Yüz
yetmiş iki maddelik bir kanunda ancak işte, sağ olsun, Demokratik Sol Partideki
arkadaşların birkaç tane önergesine ben de imzamı atmak suretiyle bu tasarı
üzerinde konuşma hakkını elde ettim. Daha da verip vermeyeceklerini bilmiyorum.
Kendilerine teşekkür ediyorum. Şimdi, o kadar
karışık bir kanun ki, kanunu getiren Hükûmet bundan
habersiz, Komisyon bundan habersiz, Meclis bundan habersiz. Bakalım, Allah bu
kanunu uygulayanlara sabır versin, bilgi versin. Şimdi, Sayın
Bakan, bakın, siz 1999’da bu kanun müzakere edilirken diyorsunuz ki: “1992'de
sistem tahrip edildi; şimdi de, siz, işçiyi, memuru, çiftçiyi, emekliyi,
vatandaşı tahrip ediyorsunuz, vatandaşın hayalini, vatandaşın geleceğini
yıkıyorsunuz. …Türkiye
gerçeklerine aykırı bir tasarıdır. Bu tasarı, bilimsel analizin ürünü değildir.
Bu tasarı, kâr ve zarar mantığına göre hazırlanmış bir tasarıdır.” Arkasından
da diyorsunuz ki: “Bu tasarıyı hazırlayan siyasî parti önümüzdeki dönem, Türk
siyasî hayatına, Parlamento dışında katkıda bulunmaya devam edecektir; buna
soyunmuş gibi görünüyor!” Şimdi, tabii, ben
aslında Türkiye Cumhuriyeti devletinin ciddi bir devlet olduğunu, bu devleti
yöneten insanların sorumluluk duygusu alması gerektiğini, dolayısıyla birçok
vesileyle sizlere söyledim. 340 milletvekili geldiniz. Bakın, şu memleketin
ekonomisi iflas etmiş, bir sürü suistimal var, devlet
çarkı dönmüyor. Bir iki sene kemer sıkma politikasını getirerek, riski de göze
alın ve bu memleketin ekonomisini düzeltmek böyle bir iktidara nasip olur.
Yoksa koalisyonlar bu işi zor yapar. Böyle kanunları getirmekte… Aslında tabii Hükûmeti de suçlamıyorum, ancak getirdiğiniz kanun, Türkiye
gerçeklerine aykırı Sayın Bakan. Şimdi, gidin mezarlara bakın, mezarlıkları
gezin, acaba Türkiye’de mezarlıklarda altmış beş yaşından sonra ölen kaç tane
emekli var? Hepsi, bakın, birçoğu altmış beş yaşından önce ölmüş. Şimdi, emeklilik
yaşını altmış beş yaşına çıkarmakla, zaten siz bu kanunun temel felsefesini
bitirdiniz. Yani, hiç olmazsa insanlar belli bir, yani yirmi yaşında, on sekiz
yaşında çalışmaya başlayan bir kişinin emekli yaşına geldiği zaman hiç olmazsa
emekli aylığından, imkânlarından yararlanması lazım. Siz altmış beş yaşını
getirmekle zaten burada işi artık bitirdiniz. Yani vatandaşın yüzde 1’i belki
altmış beş yaşını veya yüzde 2’si geçer mi geçmez mi? Bu durumda bir kanun
getirdiniz. Geçmişte sizin de, işte, 1999’da sizin sözcülerinizin söylediği
sözlerin tamamen tersini yapıyorsunuz. Arkadaşlar, kara
delikleri… Bu aslında bir kara delik değil, bu aslında “ak delik”, aslında kara
delik AKP’nin devlette, ekonomisinde yaptığı kara delik. İşte, ihalelerde en
büyük yolsuzlukları siz yapıyorsunuz. Bakın gazetenin birinde bugün… Bir
firmanın 150 trilyon liralık –size yakın- vergi alacağı kesinleşmiş, Maliye
mahsus bekletiyor. Ondan sonra bunu uzlaşmaya çağırıyorlar. Ben yarın onu takip
edeceğim. Sizin Genel Başkanınızın da iyi ahbabıdır bu. Bakalım, 150 trilyon
lirayı kaça indireceksiniz? MUSTAFA ÖZBAYRAK
(Kırıkkale) – Petrol Ofisini de söyle! KAMER GENÇ
(Devamla) - Cesaretiniz varsa indirin! Eğer o parayı indirirseniz, onda zimmet…
Yani onu indirenlerin bundan menfaat sağladığını bu kürsüden söyleyeceğim. Bunu
peşin şey edeyim. Yani diyorum ki… (AK Parti sıralarından “Önerge” sesleri)
Önerge efendim. Diyoruz ki, dul eşe yüzde 75 maaş bağlansın. Arkadaşlar, zaten
emeklilik yaşını altmış beşe çıkarıyorsunuz. Altmış beş yaşından sonra
taraflardan, eşlerden birisi ölse de kaç sene yaşayacak? Hiç olmazsa, bırakın,
altmış beş yaşından sonra üç sene mi yaşar, iki sene mi yaşar, bir sene mi
yaşar, maaşının yüzde 75’ini alsın. Burada devletin de bir kaybı yok. Hak,
adalet, sosyal adalet gereği budur. Ama, tabii çok
konuşma hakkımız da olmadığı için bu vesileyle onu da dile getirmek istiyorum.
Bakın, ihalelerde çok büyük yolsuzluklar yapıyorsunuz, ciddi bir vergi
düzenlemesini yapmıyorsunuz. Geçen gün burada sordum Maliye Bakanına, dedim ki:
Sen 44 trilyon liralık vergi aslını uzlaşmada 4 trilyon liraya indirdin mi
indirmedin mi? Diyor ki: “Vergi mahremiyeti var, ben bunu söylemem.” Niye
söylemiyorsun? Vergi mahremiyetine girmiyor ki. Ben demiyorum ki falanca
firmanın… Var böyle, inkâr ediyor. Demek ki siz… Bakın, yabancı bir bankanın
3,5 milyar dolarlık vergisini siz bir kalemde uzlaşmada sildiniz Merkezî
Uzlaşma Komisyonunda. Şimdi, değerli
milletvekilleri, bu memleketin kaynakları var. Bu memleketin kaynaklarını
sağlıklı tahsil ederseniz, bu memleketin harcamalarını da sağlıklı harcarsanız,
bu memlekette işçiye, emekliye… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Genç, buyurun efendim. KAMER GENÇ
(Devamla) – Yani bu devletin kaynaklarını iyi değerlendirirseniz, vergilerini
iyi tahsil ederseniz, millî geliri de hakça bölüşme ilkelerini düzenleyen
yasalar getirirseniz, emekliye, çalışana, yoksula, işsize devletin imkânları
yeter, bunu vermeye çok çok yeter. Ama,
şimdi mesela son zamanlarda siz bu kanunları getirince birtakım büyük
hastaneler belirdi. Bu hastaneler kimin parasıyla yapılıyor? Kim? Tarikatlar
büyük büyük hastaneler yaptılar ve yarına siz bu
kanunu çıkardıktan sonra bunlara büyük kaynak aktaracaksınız. İstanbul’a bir
gidiyorsunuz, gökdelenler hastane olmuş. Kimdir, kime yakın? Bu siyasi iktidara
yakın. Türkiye’nin her tarafına yayılmış. Bu hastaneler parayı nereden alacak?
İşte yarın sosyal güvenlik, bu kanun çıkınca bütün paralar onlara gidecek. Onlar
size güvenerek bu hastaneleri yapıyorlar. Demek ki devletin kaynaklarını siz
iyi kullanmıyorsunuz. Fakirin boğazını sıkıyorsunuz, zenginin cebine para
katıyorsunuz. İşte milyarderler, milyar dolar sahipleri sizin zamanınızda
arttı. Dolayısıyla, yani devletin kaynaklarını iyi kullanın, muhtaçlara da para
ödeyin. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Genç. KAMER GENÇ
(Devamla) – Teşekkür ederim. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 sıra sayılı Kanun Tasarısının 21. maddesi ile yeniden düzenlenen, 5510
sayılı Kanunun 34. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederim. Saygılarımla. Oktay
Vural (İzmir) ve arkadaşları “a) Dul eşine %
50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise % 75’i,” BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu efendim? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, kısa bir açıklama da
yapmak istiyorum müsaade ederseniz. BAŞKAN – Buyurun. ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Şimdi, Sayın Genç enteresan şeyler
söylüyor ve sık sık… KAMER GENÇ
(Tunceli) – Benim konuşmama müdahale edemez. BAŞKAN – Yalnız
Sayın Bakan… ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Hayır efendim, hayır… BAŞKAN – Sayın Bakan, müsaade eder misiniz. Sayın Bakan,
sataşmaya mahal vermemek kaydıyla açıklama yapın. Buyurun. ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Hayır hayır,
sataşma değil… KAMER GENÇ
(Tunceli) – Söz hakkım doğuyor. ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Kısa bir açıklama hakkımız var Sayın
Genç. OKTAY VURAL
(İzmir) – Ama önergemizle ilgili olursa… Önerge bizim önergemiz. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Önergeyle ilgili… ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Önerge, aynı mahiyette önerge. BAŞKAN – Sayın
Genç, dinler misiniz lütfen. ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Şimdi, efendim, yolsuzluk varsa
yolsuzlukların ortaya çıkarılması gerekiyor, gereğinin de yapılması gerekiyor.
Herhâlde, bunu yapan insanların da bir koltukta oturma şanslarının olmayacağını
hepiniz takdir edersiniz. Bunu konuşmak değil, gereğini yapmak gerekiyor. Varsa
bilgiler, belgeler, ortaya koymanız gerekiyor, bir. İkincisi,
hastaneler yapılıyor, güzel bir şey. Sağlıkla ilgili modernizasyon, sağlık
hizmetlerinin vatandaşımıza en kestirme yoldan, en kısa yoldan, en sağlıklı
şekilde ulaşmasına sevinmemiz gerekiyor. Sosyal güvenlik kurumunun hangi
şartlarda, hangi kurallar çerçevesinde sağlık hizmet sözleşmesi yapacağı da
yasasında bellidir, onun dışında bir şey yapma şansı yoktur. Bunu “devletin
imkânlarını aktarıyorsunuz” gibi takdim etmek çok şık değil, doğru değil.
Devletin imkânlarını vatandaşa aktarır sorumlu yetkililer. Vatandaşın sağlığı
da son derece önemlidir. Onun için genel sağlık sigortası kavramını
getiriyoruz. Şu altmış beş
yaşla ilgili, değerli arkadaşlar, 1/1/2008’de
yürürlüğe girme imkânı olan bir düzenlemeyi Hükûmet
olarak yürürlüğe koymadık ve bunu, bu kadar önemli bir yasanın bir kez daha
sosyal taraflar tarafından, siyasi partiler tarafından irdelenmesinin doğru
olacağı düşüncesiyle değerlendirdik ve altmış beş yaşı… Bütün düzenlemeler
Türkiye’nin geleceğiyle ilgili düzenlemelerdir ve zaruri düzenlemelerdir. Biz,
partilerle görüştüğümüzde de sivil toplum örgütleriyle görüştüğümüzde de herkes
bu düzenlemenin önemini bize ifade etmiştir. Hiç bu düzenleme olmasın, bu
reform olmasın diyen hiçbir sosyal tarafa biz rastlamadık, böyle bir görüş de
hiç kimse tarafından bize iletilmedi. BAŞKAN – Sayın
Bakanım, lütfen… “Kısa” dediniz, ama uzadı yani biraz .
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Altmış beş yaşla ilgili… Son olarak şunu
söyleyeyim Sayın Başkan. Altmış beş yaşla ilgili yaptığımız bu görüşmelerde bir
güzel şey oldu, o da şudur: 2028 yılına kadar bunu öteleyerek, şu anda
vatandaşlarımız kademeli bir şekilde emeklilik yaşında emekli olacaklardır.
Yani, kırk dört, kırk beş, kırk altı, altmışa kadar, 2028’e kadar rahmetli
Ecevit’in, Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Mesut Yılmaz’ın hükûmet
oldukları dönemde çıkardıkları altmış yaş emekliliği şu anda geçerlidir, 2036
yılına kadar da geçerli olacaktır. Türkiye’nin geleceğine dönük bir düzenleme
yaptıysak, bu da alkışlanması gereken bir durumdur diye düşünüyorum. Teşekkür ediyorum
ve önergeye katılmıyoruz efendim. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Bakan. KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan… BAŞKAN – Buyurun
Sayın Kılıçdaroğlu. KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Bakan açıklama yaparken “Genel
sağlık sigortası kavramını getiriyoruz.” dedi. Bu kavram bu Hükûmet
döneminde gelen bir kavram değil. Bu, Anayasa’da yer alan bir kavramdır. BAŞKAN –
Tutanaklara geçti efendim. Teşekkür ederim. Önerge üzerinde
söz isteyen var mı efendim? OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayın Hasan Çalış konuşacaklar efendim. BAŞKAN – Buyurun
Sayın Çalış. (MHP sıralarından alkışlar) HASAN ÇALIŞ
(Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken hepinizi
saygılarımla selamlıyorum. Kahraman Türk
Silahlı Kuvvetlerimizin Şırnak’ta hain teröristlere karşı verdiği mücadelede
şehit düşen askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına ve büyük Türk
milletine başsağlığı diliyorum. Görüşmekte
olduğumuz yasanın 21’inci maddesinin (a) bendiyle ilgili önergemiz üzerine söz
almış bulunuyorum. Önergemiz ile çocuğu olmayan emekli eşi dullara verilen
maaşın yeni şartlara bağlanmasını önlemek istiyoruz. Değerli
arkadaşlarım, bu yasa Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığımızdan Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna tali komisyon olarak ve Plan Bütçe Komisyonuna
da esas komisyon olarak gönderildi. Ne yazık ki Sağlık Komisyonumuzda küçük bir
usul tartışmasıyla geçiştirildi. Sağlıkla ilgili, sosyal güvenlikle ilgili
arkadaşlarımızın birikiminden niye istifade edilmek istenmedi, bunu hâlâ
anlamış değilim. Bu tasarıyla
ilgili olarak temennimiz, sosyal güvenliğin, sağlığın bir türlü halledilememiş
müzmin problemlerinin halledilmesi, topluma huzur ve mutluluk getirmesidir.
Çabamız ise bu amaca uygun olarak katkı sağlamaktır. Ümidimiz ise… Keşke ümitvar olabilsek diyoruz çünkü şu ana kadar yapıcı, samimi
katkı vermemizin yolunun kapalı olduğunu gördük. Önergelerimiz iktidar
partisince, zaman zaman da Genel Kurulda yeterli
çoğunluk olmayınca kulislerden uzanan parmaklarla ne yazık ki reddediliyor. Bu tasarı, toplumun
yüksek gelir sahibi üst kesiminin taleplerini karşılarken orta ve alt gelir
gruplarının taleplerini karşılamıyor. Hâlbuki,
önergelerimiz ile bu yanlışları düzeltmeye, katkı vermeye çalışıyoruz. 21’inci Dönem Parlamentosunda aynı sosyal güvenlik yasa
çalışmalarında bu salonda “Mezarda emeklilik”, “Topluma hakaret”, “Sivil toplum
kuruluşları sokağa dökülün.” diye bağırıp bugün aynı kesimler için çok ağır
problemleri bulunan bu yasa tasarısını getirmek veya olumlu katkı vermek
durumunda olan arkadaşların bir kısmı bugün bu sıralarda bakan veya
milletvekili, kalanları da gözümüzün önünde duruyor. Sendikalarla,
sivil toplum kuruluşlarıyla anlaşma yollarını arayan Hükûmet,
niye muhalefetle anlaşmaya ihtiyaç duymuyor? Bunu öğrenmek istiyorum değerli
arkadaşlarım. Böyle önemli bir yasada toplumsal fikir birliğine, toplumsal güç
birliğine, toplumun tamamının desteğine ihtiyacınız yok mu Sayın Hükûmet? Yüksek prim oranları, kayıt dışı istihdam,
pasif-aktif oranındaki, sigortalı oranındaki bozukluk, prim ödeme alışkanlığının
oluşturulamamış olması gibi nedenler sosyal güvenlik açığını her geçen gün
büyütmektedir. Ama kayıt dışı istihdamın altında yatan en önemli neden ise
artık, esnafın, köylünün, çiftçinin gerçekten bu primleri verecek gücü
kalmamıştır değerli arkadaşlarım. İktidar partisi temsilcilerine bakıyoruz,
Türkiye güllük gülistanlık, Türkiye çağ atlamış! Güya çağ atlamış. Lütfen,
lütfen topluma kulak verin. Bu toplum, kendisini dinlemeyenlere, kendisini
dikkate almayanlara, zamanı geldiği zaman ağır tokatlar vurmuştur değerli
arkadaşlarım. Bu tasarıyla,
gene, emekli bir kişi öldüğü zaman, çocuğu olmayan dul eşine verilecek maaşı
yüzde 75’ten, nasıl yüzde 50’ye çekebilirizin yolları
aranıyor. Başka bir gelirinin olması, aylık gelirinin olması veya yabancı bir
ülke müktesebatına göre çalışmak durumunda olduğu hâllerde, bu aylığı yüzde 50
oranına düşürme şartlarına bağlanmıştır. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Çalış. HASAN ÇALIŞ
(Devamla) – Ölen sigortalının eşini zora sokan bu uygulama, sosyal adalet,
sosyal devlet ilkelerine aykırı bir durumdur, âdeta kayıt dışını teşvik
etmektedir. Önergemiz ile kayıt dışını azaltmak, çalışmayı, tasarrufu teşvik
etmek istiyoruz değerli arkadaşlarım. Önergemize
katkınızı bekler, hepinize saygılarımı sunarım. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Çalış. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… H. TAYFUN İÇLİ
(Eskişehir) – Karar yeter sayısı… BAŞKAN – Karar
yeter sayısı mı? MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Oylamaya sundunuz Sayın Başkanım, oylamaya geçtiniz. BAŞKAN –
Arayacağım efendim. Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur. On beş dakika ara
veriyorum efendim. Kapanma Saati: 15.44 İKİNCİ OTURUM Açılma Saati: 16.05 BAŞKAN: Başkan Vekili Eyyüp Cenap
GÜLPINAR KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatoş
GÜRKAN (Adana) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum. 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet burada. 21’inci madde
üzerinde verilen Sayın Oktay Vural ve arkadaşlarının önergesinin oylanması
sırasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi oylarınıza sunacağım
ve karar yeter sayısını arayacağım. Önergeyi kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Son önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
kanun tasarısının 21. maddesi ile değiştirilmek istenen 31.05.2006 tarihli ve
5510 sayılı kanunun 34. maddesinin b bendinin bir nolu
alt bendinde geçen, “…Yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını…” ibareleri
yerine “… Yüksek öğrenim (lisans, yüksek lisans ve doktora dahil)
yapması hâlinde 33 yaşını…” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ediyoruz. Gültan Kışanak (Diyarbakır) ve
arkadaşları BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu efendim? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet ?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz. BAŞKAN – Buyurun
Sayın Demirtaş. (DTP sıralarından alkışlar) SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Sayın Divan, değerli arkadaşlar; öncelikle hepinizi
saygıyla selamlıyorum. Değerli
arkadaşlar, bu önergenin benzeri olan bir önergeyi de 1’inci maddede vermiştim
ve orada da benzer düşünceleri, görüşleri savunmuştuk. Şimdi, bu tasarının
1’inci maddesinde de yükseköğrenim görenler sadece lisans düzeyinde eğitim
yapanlar olarak ele alınmış ve yirmi beş yaş sınırı konulmuştu. Dolayısıyla,
yüksek lisans ve doktora öğrencileri hak sahibi olarak tanımlanmamıştı 1’inci
maddede. Şimdi, aylık
bağlanma mevzusunu düzenleyen 21’inci maddede de benzer bir düzenlemeye
gidilmiş. Yine burada da yirmi beş yaş sınırı konularak sadece ön lisans ve
lisans eğitimi yapanlar dikkate alınmış. Dolayısıyla, yüksek lisans ve doktora
öğrenimine devam edecek olan öğrencilerin aylık bağlamayla ilgili durumları hak
kaybına, hak gasbına uğramış durumda. Şimdi,
milletvekili olan çok sayıda öğretim görevlisi de var aramızda, onların
öğrencileri de var. Onlar çok daha iyi bilirler ki, özellikle yüksek lisans ve
doktora öğrenimi yapan öğrenciler, eğer hak sahibi olarak tanımlanmaz veya
aylık bağlamadan istifade edemezlerse, okurken, öğrenciyken çalışamayacakları
için de dolayısıyla ara bir statüde, daha doğrusu statüsüz bir şekilde
kalacaklar. Şimdi, Sayın
Bakan, iki konuda özellikle konunun anlaşılamadığını ifade ediyor. Herhâlde bu
da onlardan değildir. Bu konu da anlaşılmayan veya mutabakata varılan
konulardan değildir diye düşünüyoruz. Çok açık ve net bir şekilde yirmi beş yaş
sınırı konulmuş, yüksek lisans ve doktora yapacak öğrenciler bu şekliyle en
azından yaş sınırı konularak kapsam dışı bırakılmış bu maddede. Şimdi, sosyal
taraflarla varılan uzlaşmalar arasında bu yok. Dolayısıyla herhâlde bu da, “Sosyal
taraflarla uzlaşmıştık, anlaşmıştık, dolayısıyla muhalefetin bu konuları dile
getirmesine gerek yok.” şerhiyle karşılanmayacaktır Sayın Bakan tarafından. Yine, bu konuya
ilişkin 1’inci maddede verdiğimiz önergemize karşılık, bu kişilerin, doktora veya
yüksek lisans yapacak olan öğrencilerin statüsüne ilişkin bir açıklama
yapılmamıştı. Bunların durumları ne olacak? Öğrenciyken aynı zamanda
çalışamayacakları için, yaşları da yirmi beşi geçtiği için hak sahibi
olamayacaklar, kendilerine aylık bağlanamayacak, dolayısıyla doktorasını ve
yüksek lisansını tamamlayana kadar bu sistemin içine giremeyecekler, dâhil
olamayacaklar. Bunların bu yönlü mağduriyetlerini değerli arkadaşlar, önleme
açısından hazırlanmış bir önerge bu. Sanıyorum, Sayın Bakan bu konuda eğer bir
açıklama yaparsa -bu kişilerin durumları, statüsü ne olacak- biz, belki, hani
bugüne kadar hiçbir maddeyi anlamamıştık da, bunu da en azından bir şekilde
anlamış oluruz. Yirmi beş yaş sınırı konulmuşsa, yirmi beş yaşına kadar
insanlar nasıl hem yüksek lisansı hem doktorayı tamamlayacak, doğrusu merak
ediyoruz? Lise öğrencileri için, ortaöğretim öğrencileri için yirmi yaş sınırı
konulmuş. Burada bir makul durum var. Yirmi yaşına kadar ortaöğrenimini
tamamlaması beklenir öğrencilerin ama yirmi beş yaşına kadar yükseköğreniminin
tümünü bitirmesi elbette ki beklenemez, makul değil. En iyi ihtimalle yirmi beş
yaşına kadar lisans düzeyindeki eğitimini tamamlayacak bu öğrenciler, bu
vatandaşlarımız. Dolayısıyla, eğer yüksek lisans yapma gibi
bir tercihle veya doktorasını yapma gibi bir tercihle karşı karşıya kalırsa, bu
sosyal güvenlik şemsiyesinin dışına, bu çatının dışına itilmiş olacaklar, hem
1’inci maddede düzenlenmiş şekliyle hak sahibi olarak tanımlanmamış olacaklar
hem de burada 21’inci maddede düzenlenmiş hâliyle kendilerine aylık bağlanma
durumundan istifade edemeyeceklerdir. Dolayısıyla, bu
önergemizle bu konuya bir kez daha dikkat çekmek istedik. Desteklerinizi
verirseniz yüksek lisans ve doktora öğrencileri de en azından bu haktan
faydalanmış olacaklar diye düşünüyor, teşekkürlerimi, saygılarımı sunuyorum.
(DTP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Demirtaş. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. 21’inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 22’nci madde
üzerinde önerge yok. Oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – 22’nci maddede önerge var. BAŞKAN – Önerge
yok efendim. KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Var efendim. MEHMET ALİ SUSAM
(İzmir) – Hayır, verdik. BAŞKAN – Burada
yok. KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – 22’de var… MEHMET ALİ SUSAM
(İzmir) – 22’de az önce verdim, size verdim. BAŞKAN – Bendeki
listede yok efendim. MEHMET ALİ SUSAM
(İzmir) – Az önce verdik. BAŞKAN – Burada
yok, listede yok efendim, bu maddede yok. Maddeyi oyluyorum
efendim: Maddeyi kabul edenler… MEHMET ALİ SUSAM
(İzmir) – Başkan, bir dakika… BAŞKAN – Kabul
etmeyenler… MEHMET ALİ SUSAM
(İzmir) – Önerge verdim. Önergeyi yok ettiyseniz bizim suçumuz mu Başkan?
Önergeyi geldim az önce ben vermedim mi? BAŞKAN – Benim de
suçum değil efendim. MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Divanın suçu. Benim suçum mu? Beş kişi imza verdik. KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Önerge verildi Sayın Başkan. BAŞKAN – Evet,
23’üncü madde üzerinde dört adet önerge var. Şimdi önergeleri
önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme
alacağım. İlk önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısının çerçeve 23 üncü maddesi ile düzenlenen 5510 sayılı Kanunun 37
nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“Evlenmeleri
nedeniyle bağlanan gelir veya aylıkları kesilmesi gereken kız çocuklara,
evlenmeleri ve talepte bulunmaları halinde almakta oldukları aylık veya
gelirlerinin iki yıllık tutarı bir defaya mahsus olmak üzere evlenme ödeneği
olarak peşin ödenir. Evlenme ödeneği alan hak sahibinin aylığının kesildiği
tarihten itibaren iki yıl içerisinde yeniden hak sahibi olması halinde, iki
yıllık sürenin sonuna kadar gelir veya aylık bağlanmaz, bu durumda olanlar 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında genel
sağlık sigortalısı sayılır." "İş kazası veya meslek hastalığı sonucu veya sürekli iş
göremezlik geliri, malûllük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta iken
veya kendisi için en az 360 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi
bildirilmiş olup da ölen sigortalının hak sahiplerine Kurum Yönetim Kurulunca
belirlenip Bakan tarafından onaylanan tarife üzerinden cenaze ödeneği ödenir. Cenaze ödeneği, sırasıyla sigortalının eşine, yoksa çocuklarına, o
da yoksa ana babasına, o da yoksa kardeşlerine verilir." TBMM Başkanlığına 119 sıra sayılı kanun tasarısının 23. maddesi ile değiştirilmek
istenen 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı kanunun 37. maddesinin birinci
fıkrasının birinci cümlesine eklenmek istenen “…kız…” ibaresinin çıkarılmasını,
“…aylık veya gelirlerinin bir yıllık tutarı…” ibaresi yerine “…aylık veya
gelirlerinin iki yıllık tutarı…” ibaresinin eklenmesini, üçüncü fıkrasının
birinci cümlesinde geçen “…asgari ücret tutarında…” ibaresinin yerine “…asgari
ücretin üç katı…” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ediyoruz. Teklif Edenler:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 Sıra Sayılı Tasarının çerçeve 23. maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun 37 nci maddesinin birinci
fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve üçüncü fıkranın sonuna
aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz
“Evlenmeleri
nedeniyle 34 üncü maddeye göre bağlanan gelir veya aylıkları kesilmesi gereken
eş veya kız çocuklara, evlenmeleri ve talepte bulunmaları halinde almakta
oldukları aylık veya gelirinin iki yıllık tutarı bir defaya mahsus olmak üzere
evlenme ödeneği olarak peşin ödenir. Evlenme ödeneği alan hak sahibinin
aylığının kesildiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde yeniden hak sahibi
olması halinde, iki yıllık sürenin sonuna kadar gelir veya aylık bağlanmaz, bu
durumda olanlar 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının
(f) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılır." "Sigortalı
olarak çalışmakta iken veya sürekli iş göremezlik geliri, malullük, vazife
malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta iken ölen sigortalının hak sahiplerine,
asgari ücretin üç katı tutarında cenaze ödeneği ödenir. Cenaze ödeneği,
sırasıyla sigortalının eşine, yoksa çocuklarına, o da yoksa ana babasına, o da
yoksa kardeşlerine verilir." BAŞKAN – Şimdi,
maddeye en aykırı önergeyi okutup, işleme alacağım efendim. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 sıra sayılı Kanun Tasarısının 23. maddesi ile yeniden düzenlenen, 5510
sayılı Kanunun 37. maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederim. Saygılarımla.
"Evlenmeleri
nedeniyle 34 üncü maddeye göre bağlanan gelir veya aylıkları kesilmesi gereken
eş veya çocuklara, evlenmeleri ve talepte bulunmaları halinde almakta oldukları
aylık veya gelirlerinin iki yıllık tutarı bir defaya mahsus olmak üzere evlenme
ödeneği olarak peşin ödenir. Evlenme ödeneği alan hak sahibinin aylığının
kesildiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde yeniden hak sahibi olması
halinde, bir yıllık sürenin sonuna kadar gelir veya aylık bağlanmaz, bu durumda
olanlar 60 ıncı maddenin (f) fıkrası kapsamında genel
sağlık sigortalısı sayılır." BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu önergeye? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. Buyurun Sayın
Asil. (MHP sıralarından alkışlar) BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 119 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesiyle
değiştirilen 5510 sayılı Kanun’un 23’üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5510
sayılı Kanun’un 37’nci maddesinin birinci fıkrasında evlenme ödeneğinin 16
Haziran 2006 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış olan 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda öngörüldüğü şekilde evlenmeleri
nedeniyle 34’üncü maddeye göre bağlanan gelir veya aylıkları kesilen erkek
çocuklarına da verilmesi ve bunun aylık veya gelirlerinin iki yıllık
tutarlarının üzerinden ödenmesiyle ilgili vermiş olduğumuz değişiklik önergesi
nedeniyle söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce
heyeti saygıyla selamlarım. Değerli
milletvekilleri, görüşmelerine başladığımız, Bakanlıkça “reform” diye
adlandırılan bu düzenleme, tümüyle, emekli, dul ve yetimlere yapılan aylık ve
diğer ödemelerin azaltılması yoluyla sistemin açıklarının kapatılmasını esas
almakta, sistemin asıl sorunu olan aktif-pasif dengesinin düzelmesini
sağlayacak ana düzenlemeler içermemektedir. Böylece, fakirlik düzeyinde emekli
maaşına layık görülen memur emeklilerimiz, işçi emeklilerimiz, BAĞ-KUR
emeklilerimiz ile bunların dul ve yetimleri bugünleri de arar hâle
getirilecektir. Değerli
milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz 119 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılan
yasa tasarısının üçüncü sayfasında, 27/11/2007
tarihinde Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına sunulan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı’nın gerekçesinde aynen şöyle denilmektedir: “İstihdam yapısını
gösteren mevcut verilere göre iş gücünün ancak yarısı sosyal sigorta güvenlik
kapsamına tabi çalışırken, iş gücünün diğer yarısı yaklaşık 11 milyon kişi
kayıt altına alınamamıştır.” Değerli
milletvekilleri, o hâlde, bugün iş gücünün diğer yarısı olan, Başbakanın
ifadesiyle “kayıt altına alınamayan yaklaşık 11 milyon kişiyi kayıt altına
nasıl alabiliriz”i konuşmamız gerekmez miydi? Ancak
AKP İktidarının her zaman yaptığı gibi işin kolayına kaçılmış, 11 milyon
çalışanı kayıt altına almak suretiyle sisteme para girişini artırmak yerine,
kayıt dışı istihdamın yaygın bir seyir izlemesine göz yumulmuştur. Başbakanlığının
beşinci yılını doldurduğu o günlerde “İş gücünün diğer yarısı, yaklaşık 11
milyon kişi kayıt altına alınamamıştır.” diyerek aczini ortaya koymak ne denli
hazindir. Bu beş yıllık süreçte gerekli düzenlemelerin yapılmaması nedeniyle,
sistemdeki adaletsizliklerin ve açıkların her geçen yıl daha artmasına yol
açıldığı da bilinen bir gerçektir. Değerli
milletvekilleri, AKP iktidarını son beş altı aydır sürekli uyarıyoruz.
Ekonomideki kötü gidişe “dur” diyecek tedbirlerin alınması gerektiğini ifade
ediyoruz. Cari açıkların ekonomiyi tehdit etmeye başladığını ifade ediyoruz.
AKP İktidarı burada da aczini ortaya koymuştur. Tedbir almayarak gösterdiği
ihmale, bugün yaşadığımız ekonomik bozulmaya kılıf arama ihtiyacı anlaşılır
gibi değildir. Çiftçinin
tarlasını nadas etmesi gerektiği bugünlerde, traktörünün deposuna koyacak mazot
parası bulmakta zorlanmaktadır. Çiftçilerimiz baharda atması gereken çimen
gübresini, gübre fiyatlarındaki artış nedeniyle atamamıştır. Değerli
milletvekilleri, sonuç olarak bu tasarı, emeklilik yaşını neredeyse bugünkü
ortalama ömür olan altmış beş yaşına yükselterek, emekli dul ve yetimlerine
yapılan aylık ve diğer ödemeleri azaltarak insanımızın geleceğe umutla
bakmasının önüne geçilmiş, âdeta genç kuşakların gelecekten umutları yok
edilmiştir. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Asil. BEYTULLAH ASİL
(Devamla) - Değerli milletvekilleri, vakit çok geç değildir, maddeler üzerinde
verdiğimiz ve vereceğimiz önergelere destek olun. İnsanımızın, genç
kuşaklarımızın geleceğe umutla bakmasını sağlayalım, 11 milyon çalışanı kayıt
altına almak için gerekli yasal ve idari düzenlemeleri yapalım, işçi, memur ve
esnaf emeklilerini ve bunların dul ve yetimlerini mağdur edecek bu
düzenlemeleri bir kenara bırakalım diyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
(MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Asil. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 Sıra Sayılı Tasarının çerçeve 23. maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun 37 nci maddesinin birinci
fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve üçüncü fıkranın sonuna
aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz. M.
Akif Hamzaçebi (Trabzon) ve arkadaşları “Evlenmeleri
nedeniyle 34 üncü maddeye göre bağlanan gelir veya aylıkları kesilmesi gereken
eş veya kız çocuklara, evlenmeleri ve talepte bulunmaları halinde almakta
oldukları aylık veya gelirlerinin iki yıllık tutarı bir defaya mahsus olmak
üzere evlenme ödeneği olarak peşin ödenir. Evlenme ödeneği alan hak sahibinin
aylığının kesildiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde yeniden hak sahibi
olması halinde, iki yıllık sürenin sonuna kadar gelir veya aylık bağlanmaz, bu
durumda olanlar 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının
(f) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılır.” “Sigortalı olarak
çalışmakta iken veya sürekli iş göremezlik geliri, malûllük, vazife malûllüğü
veya yaşlılık aylığı almakta iken ölen sigortalının hak sahiplerine, asgarî
ücretin üç katı tutarında cenaze ödeneği ödenir. Cenaze ödeneği, sırasıyla
sigortalının eşine, yoksa çocuklarına, o da yoksa ana babasına, o da yoksa
kardeşlerine verilir.” BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu önergeye? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Buyurun
Sayın Akıncı. (CHP sıralarından alkışlar) ZEKERİYA AKINCI
(Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Eğer yanlış
hatırlamıyorsam değerli arkadaşlarım, son sekiz yıldır 3’üncü kez bir sosyal
paketle hükûmetler karşımıza geliyor. Bu kez gerekçe
eskilerinden çok farklı değil. Yine açıklardan söz ediliyor, yine kara
deliklerden söz ediliyor, yine kaynak yetersizliğinden söz ediliyor, yine
iyileştirmelerden söz ediliyor. Bu kez tabii, daha süslü bir tanımlama daha
var: “Reform” sözcüğü çok sık kullanıldı bu yasa tasarısı sırasında. Gerçi AKP’nin hemen hemen bugüne kadar
gündeme getirmiş olduğu çok doğal yasalarla ilgili de “reform” sözcüğünü sıkça
kullandığını biliyoruz ama artık biz şuna alıştık: AKP bir yasa tasarısı
getiriyorsa ve bunu “reform” diye günlerce anlatmak ihtiyacını duyuyorsa orada
ya bir aldatmaca vardır ya da bir yutturmaca vardır; ya toplumun geniş
kesimlerinin hak kaybı vardır ya ulusal çıkarların zedelenmesi vardır ya da çok
rutin, çok doğal bir yasa düzenlemesi topluma çok büyük bir hizmetmiş gibi
sunuluyordur. Bunun tipik örneklerini arkadaşlarımız hatırlayacaklar:
Vergi yasasında gördük, Ceza Yasası’nda gördük, teşvik yasalarında gördük, en
son da Sosyal Güvenlik Yasası’nda benzer bir tanımlamayla karşı karşıyayız.
Gariptir, AKP yapıyor “reform” oluyor, bozuyor o da “reform” oluyor. Böyle bir
tanımlamanın arkasına sığınıyor ve gerçekleri bu tanımlamanın arkasında
gizlemeye çalışıyor. Son yasa
tasarısında da bir anlamda toplumun büyük kesimine ve sendikalarına, onun
örgütlü güçlerine ölüm gösterildi ve sıtmaya razı edildi. Önce dokuz bin gün iş
günü uzun bir süre dillendirildi, sonra yedi bin iki yüz iş gününe dönüldü.
Dokuz bin iş gününden söz edilirken de AKP “büyük reform” yapıyordu -temel
direği olan yasanın- yedi bin iki yüz iş gününe dönen maddeye gedik çekildi,
burada da “reform” oldu. Bunu şunun için söylüyorum: AKP’nin uzunca bir süreden
beri topluma “Büyük bir reform gerçekleştiriyoruz.” diye sunmaya çalıştığı
yasanın aslı astarı nedir? Sayın Bakan buna daha süslü bir ifade, daha süslü
bir tanımlama da buldu, diyor ki: “Biz 21’inci yüzyılı biçimlendiriyoruz.”
Yani, 2020’leri, 2030’ları, 2040’ları falan biçimlendiriyoruz diyor ama nasıl
biçimlendirdiğini biliyoruz. Aslında biz AKP’nin kafasındaki 21’inci yüzyıl
Türkiye’sinin ne olduğunu biliyoruz. ABDULKERİM
AYDEMİR (Ağrı) – Nereden biliyorsun? ZEKERİYA AKINCI (Devamla) – Ona fırsat vermeyeceğiz ama Sosyal
Güvenlik Yasası’yla ilgili olarak da söylenmesi gereken şu galiba: Sayın Bakan,
siz 21’inci yüzyılı, yeni doğan çocuğunu emzirirken parası kesilen annelerle,
evlenmeye hazırlanan yetim kız çocuklarının çeyiz yardımını düşürmekle, vefat
etmiş birisinin cenaze yardımını azaltmakla, sonuçta insanları mezarda
emekliliğe mahkûm kılmakla, bu şekilde 21’inci yüzyılı biçimlendiriyorsunuz. Bunlar daha çoğaltılabilir ama bir şeyi bilmenizi istiyoruz: Eğer
gerçekten 21’inci yüzyılın Türkiye’sini tanımlamak istiyorsanız, 21’inci
yüzyılın Türkiye’si bu olmaz, olmamalı da. Hele hele
Sayın Başkanın bugün manşetlere çıkmış “Birinci Lig’e çıktık.” tanımına uygun
bir Türkiye için hiç bunlar olmaz. Yani, bir gecede maşallah kişi başına düşen
millî gelirini 7 bin küsurlardan 9 bin küsurlara, 10 bin dolarlara çıkarmış bir
ülkeye, Allah aşkına, şu rakamlarla oynamak ve çalışan o garip, yoksul
insanların haklarından bunları bile kısabilmek için yasa çıkarmak yakışıyor mu?
Böyle bir 21’inci yüzyıl Türkiye’si olabilir mi değerli arkadaşlarım? Hadi, her
neyse, Birinci Lig’e çıktığımızı farz edelim ama umarım kaderimiz Kasımpaşa
Spor gibi olmaz. Şimdi, bu yasanın bir başka… Lig sonuncusu da onun için
diyorum. Ayrıca, Sayın Başbakana da spordan sorumlu Devlet Bakanımızın
hatırlatmasını istiyorum: Bu “Birinci Lig” tanımı eskidi, şimdi Süper Ligler
var, Şampiyonlar Ligleri var; Türkiye’deki Birinci Lig, eski İkinci Lig
takımlarının oynadığı bir lig. Daha uygun bir ifade bulalım Türkiye'nin bu
parlak konumuna. Bir de, değerli
arkadaşlarım, lütfen, bu “IMF dayatması” deyince kızmayın. Bakın, bu IMF
dayatmasının 2004 yılında yapılan destek yardımlarla 3,5 milyar dolar verilen
paranın karşılığında bu yasanın da çıkarılmasının olduğunu aslında siz de biz
de biliyoruz. Ayrıca, Sayın Bakan “Gençtim, yeniydim, olabilir.” diyor da Sayın
Osman Aslan’ın, Sayın Mehmet Çiçek’in, Sayın İrfan Gündüz’ün benzer
değerlendirmeleri var. 1999’daki Yasa’ya muhalefet şerhi koyan Sayın Ali
Coşkun’un, Sayın Ünal’ın, Zeki Ergezen’in, Sayın Sait
Açba’nın, Sayın Altan Karapaşaoğlu’nun
da benzer yorumları var. Yani, biz bir şey söylemeye çalışınca, inanın ki biz
bunu muhalefet gayretkeşliği içinde söylemiyoruz. Sizin arkadaşlarınız da,
bugün bu sıralarda oturan birçok insan da benzer düşünceleri sıralamışlar ama
ne gariptir, iktidara gelince, iktidar koltuğuna oturunca bu düşüncelerinde… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
Sayın Akıncı. ZEKERİYA AKINCI
(Devamla) – … çok önemli değişiklikler olmuş, Sayın
Bakan, bunun veciz bir açıklamasını yaptı. Yani, burada bir
şeye dikkatinizi çekmek istiyorum değerli arkadaşlarım: Allah aşkına, şuradan 3
arkadaş çıksak, önümüze gelen 10 tane çalışana ya da emekliye sorsak, desek ki:
“Biz milletvekiliyiz, Mecliste de böyle bir yasa görüşülüyor. Sen bu yasayla
ilgili ne düşünüyorsun?” Binlerce insana sorun, bir tekinden “Ya, bir reform
var, bir umut var, bir gelecek var, bir güven var, daha çok hak elde edeceğim,
maaşım artacak, haklarım düzelecek…” diye, hiçbirinden böyle bir şey
duyamazsınız değerli arkadaşlarım, duyamazsınız. LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) - Yüzde 55… ZEKERİYA AKINCI
(Devamla) – Yani, bu insanlar haklarını korumakta ve savunmakta, haklarına
sahip çıkmakta, Allah aşkına sizden daha mı acizler? Yani siz
milletvekillerisiniz, siyaset adamlarısınız, gücünüz var, parmağınız var, bu
yasa düzenlemelerini yapıyorsunuz ama tarih sizi affetmeyecek. LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) - Gücümüz milletten geliyor, milletten! ZEKERİYA AKINCI
(Devamla) – Sadece sizi değil, çalışan emekçiler sokaklarda coplanırken sıcak
koltuklarına gömülen sendika yöneticilerini de affetmeyecek bu toplum, bu
tarih, bunu bilmenizi istiyorum. Hepinizi saygıyla
sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Akıncı, teşekkür ederim. LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) - Sizin hayaliniz yetmez. Bu ülkeye bir taş koymadınız! BAŞKAN – Lütfen,
müdahale etmeyin efendim. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) - Sayın Başkan, karar yeter sayısı… BAŞKAN – Geçti
efendim. Alışkanlık hâline geldi. Kabul etmeyenler…
ÜNAL KACIR
(İstanbul) – Kabul edilmemiştir. BAŞKAN - Lütfen
acil davranın, acil olun biraz. Önerge kabul
edilmedi. MUHARREM VARLI
(Adana) – Saydınız mı Sayın Başkan? BAŞKAN – Diğer
önergeyi okutuyorum: TBMM Başkanlığına 119 sıra sayılı kanun tasarısının 23. maddesi ile değiştirilmek
istenen 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı kanunun 37. maddesinin birinci
fıkrasının birinci cümlesine eklenmek istenen “…kız…” ibaresinin çıkarılmasını,
“…aylık veya gelirlerinin bir yıllık tutarı…” ibaresi yerine “…aylık veya
gelirlerinin iki yıllık tutarı…” ibaresinin eklenmesini, üçüncü fıkrasının
birinci cümlesinde geçen “…asgari ücret tutarında…” ibaresinin yerine “…asgari
ücretin üç katı…” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ediyoruz. Gültan Kışanak (Diyarbakır) ve
arkadaşları BAŞKAN – Komisyon
katılıyor mu önergeye? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım. SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Sayın Akın Birdal konuşacak
Sayın Başkan. BAŞKAN – Buyurun
Sayın Birdal. (DTP sıralarından alkışlar) AKIN BİRDAL
(Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 119 sıra sayılı Yasa’nın
23’üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Demokratik Toplum Partisi Grubu
adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Şimdi, gerçekten,
bu yasa maddeleri üzerinde yapılan değişikliklerin karşılığı nedir, ne
değildir, bence pek dikkate alınmıyor. Aslında, toplumun demokratikleşmesi için
emekçilerin ürettikleri üzerinde söz ve karar sahibi olabilmesi ve bunu da
birtakım demokratik kanallardan ifade etmesi demokrasinin gereği. Örneğin Sayın
Bakan diyor ki: “Bu eylem kararını alanlar, politik bir karar almaktadırlar.”
Doğru; nasıl ki bu yasa tasarısıyla uluslararası emperyalist finans ve mali
kurumların reçetelerinin buraya getirilmesi nasıl ideolojik ve politik bir
tercihse, buna karşı emekçilerin de kendi hak ve özgürlüklerini korumaları ve o
yolda eylemlilikleri ideolojik, politik bir karardır ve bu, demokrasinin bir
gereğidir. Yani, şimdi, baştan beri izliyoruz, şu yasama dönemi açıldığından
beri AKP ne zaman muhalefetin bir önerisini dikkate almıştır? Örneğin, yasa
maddeleri üzerinde birtakım öneriler getiriyoruz, arkadaşlar, bunu gerçekten bu
toplum için gerekli midir değil midir düşünmeden “Kabul edenler… Etmeyenler…”
şeklinde, “Edilmiştir.” ya da ”Edilmemiştir.” Arkadaşlar, bu nasıl
demokrasidir? Demokrasi, gerçekten çoğunluğa karşı azınlığın haklarını ve
özgürlüklerini gözeten bir rejimdir ve bu rejim üzerinde bir kültür inşasıdır.
Şimdi, örneğin nasıl ki dün EXPO 2015 gerçekten bu çatı altında dört partinin
ortak iradesiyle çıkmış, ama ne yazık ki bunu İzmir’e taşıyamamışızdır. Keşke
bu gerçekten taşınabilseydi ve bu ekonomik, sosyal ve kültürel akımı buraya
taşıyabilseydik. O nedenle, diğer
konularda da gerçekten bu yasa… Örneğin, şimdi DİSK, KESK, TTB, TMMOB ve Diş
Hekimleri Derneği dün kapıya yaklaştırılmıyor. Bugün, şu anda kadın
arkadaşlarımız var, kadın örgütlerinin temsilcileri; kendilerini ifade etmek
için bugün zar zor Meclise girebildiler. Dün “nevroz”da, gerçekten, insanların
barışçıl, demokratik, bir arada eşit ve özgür ve kardeşçe yaşama dilekleri
dikkate alınmıyor. E, şimdi bu nasıl olacak? O nedenle, bakın şimdi, örneğin,
ne diyorlar -ki, kadın arkadaşlarımızın hak arama mücadelesini burada
selamlıyoruz ve kendileriyle dayanışma içinde olduğumuzu buradan duyuruyoruz-
arkadaşlarımız? “Sosyal güvenlikte kadınlar için pozitif ayrımcılık şart.”
diyorlar. Elbette, bakın şimdi, eşitlik ama hangi koşullarda? “Ev içindeki
karşılıksız emeğimiz ortadan kaldırılıncaya dek erkeklerle eşitmişiz gibi
düzenleme yapılmasına karşıyız. Geçici önlem ve pozitif ayrımcılık istiyoruz.”
diyorlar. Şimdi, bunu kimden isteyecekler? Elbette ki bu yüce Meclisin
iradesinden isteyecekler. Nasıl isteyecekler? Demokratik
olarak, gelip buraya kendilerini ifade ederek. O nedenle, şimdi,
Avrupa'da, örneğin, meclisin öyle bilmem 500 metresine kadar yaklaştırılmaz
falan diye bir şey yok. Avrupa'nın parlamentolarında şuna
tanık olmuşuzdur: Çevreciler, ayrımcılığa karşı olanlar, insan hakları
savunucuları, emekçiler, farklı cinsel tercihte olanlar, vicdani retçiler
gelirler, kendilerini parlamentonun önünde ifade ederler ve ne istiyorlarsa
bildirilerini dağıtırlar ve mecliste grubu bulunan siyasi partilerin
temsilcileri gelir, o bildiriyi alırlar, giderler gruplarında değerlendirirler,
gerçekten ülkenin ve toplumun çıkarlarına neyse, o maddelerde anlaşırlar ve
genel kurula getirirler ve oy birliğiyle kabul ederler. Ayrılıklı, diğer
farklı düşündükleri maddeleri de -onlar “sümen altı”
diyorlar ya da “dosya altı” diyorlar- tek, tek, tek getiriyorlar ve
tartışıyorlar. Şimdi, bizim, geldiğimizden beri farklı olanların ve muhalefetin
önerilerine bir kez daha grup başkan vekilleri arkadaşlarımız -AKP’den- ve de
diğer arkadaşlarımız, “Evet, bu dikkate alınabilinir, gelin bir görüşelim.”
denilmiyor. Olmaz arkadaşlar, toplumun beklentilerine, gereksinimlerine böyle
karşılık verilmez. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun
efendim. AKIN BİRDAL
(Devamla) – Gerçekten, sosyal güvenlik neyi getiriyorsa, sağlık sigortası neyi
getiriyorsa bunların karşılığı vardır. Nerede? Uluslararası sözleşmelerde.
Örneğin, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası
Sözleşmesi’nde çalışanların haklarının nasıl korunacağı düzenlenmiştir. Ama ne
yazık ki Türkiye Büyük Millet Meclisinden hâlâ Birleşmiş Milletlerden bu çıkan
sözleşme onaylanıp iç hukukumuza geçirilmemiş, ama ne yazık ki IMF’nin, Dünya
Bankasının, Dünya Ticaret Örgütünün reçeteleri ya da programları buraya
getirilerek Türkiye halkının beklentilerine ve özlemlerine karşılık vereceği
aranmaktadır. Ve verilmez ve ne yazık ki verilmeyecek ve bu toplumu gerecek.
Hani uzlaşacaktık? O zaman, gelin,
gerçekten emekçiler ne istiyorsa onların istediklerine kulak vererek uzlaşalım
ya da hukuk dışı örgütlenmelerin açığa çıkarılması için sonuna kadar gidilmesi
için uzlaşalım. (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Birdal… AKIN BİRDAL
(Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar) ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı… BAŞKAN – Sayın Milletvekilim,
daha oylamaya geçmeden önce istiyorsunuz. Bir dakika müsaade edin. Müsaade
edin, acele etmeyin. SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Önce söylesek suç, sonra söylesek suç! BAŞKAN – Sayın
Bakanım, galiba bu önerge üzerinde kısa bir açıklama yapmak istiyorsunuz. ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Evet, kısa bir açıklama yapmak istiyorum. BAŞKAN – 60’ıncı
maddenin dördüncü fıkrasına göre size söz veriyorum. Buyurun efendim. ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, değerli hatip
arkadaşımız, milletvekili arkadaşımız ve bir önce konuşan arkadaşımız
“Emekçiler ne istiyorsa, emekçilerin talepleri doğrultusunda konular ele
alınmıyor, görüşülmüyor; bu nasıl demokrasi?” şeklinde eleştiriler yapılıyor. Şimdi, burada,
madde üzerinde, bu madde ne getiriyor, ne götürüyor, bunun üzerinde hiçbir
değerlendirme yapılmıyorsa, bu nasıl bir demokrasi? Bu bir. İki: Şimdi bakın,
bu madde üç bölümden oluşuyor, üç ana konu var burada. Birincisi, ölen kişinin
eşine evlenme ödeneğini vermeyelim diyor. Kim? Emek
Platformundaki bütün sivil toplum örgütleri. Tekrar ediyorum, ölen
kişinin eşine evlenme ödeneğini vermeyelim kararı, bizim tasarıda bu var, ama
sosyal taraflar bunun çıkmasını istiyor; bir. Hepsi… Bakın, toplantıda
ittifakla –söylüyorum- kendilerinden gelen talep bu. İki: Kız
çocukları için, bildiğiniz gibi, Emekli Sandığından evlenme ödeneği on iki ay,
SSK ve BAĞ-KUR’da yirmi dört ay, tasarıda on iki ay.
Bunu yirmi dört aya çıkaralım dedi. Kim? Emekçiler. Biz de yirmi dört aya
çıkarıyoruz. Üç: Cenaze
ödeneğini, Sosyal Güvenlik Kurumu… Çünkü, orada sivil
toplum örgütü temsilcileri var; o, yönetim kararı ve bakanın onayıyla çıksın
dediler. Yani, emekçiler
ne istiyorsa, tamamı bu yasada, bu maddede var. Onun için, konuşurken,
değerlendirirken, ne yapıldığına, önergelerde ne olup bittiğine bakmamız
gerekiyor. Ben, böyle bir
açıklamayı uygun buldum. Başkan, teşekkür
ediyorum, sağ olun. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Bakan. OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayın Başkan, biz, önergelerle yeni önerilerimizi ortaya koyduk. Bu
bir madde görüşmesi değildir. BAŞKAN – Doğru,
haklısınız. OKTAY VURAL
(İzmir) – Temel yasa konuşulmaktadır. BAŞKAN – Dün aynı
uygulama olduğu için tekrar ettim efendim, farkındayım. OKTAY VURAL
(İzmir) – Dolayısıyla, bu konuları benimsiyorlarsa desteklesinler; maddeyi
tartışmıyoruz ki. BAŞKAN – Dün aynı
uygulama olduğu için tekrar ettim, maalesef, evet, doğru haklısınız. Önergeyi
oylarınıza sunacağım: Kabul… SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) – Bir şey söyleyebilir miyim… Şu an kadınlar
burada ve evlenme yardımı istiyorlar Sayın Başkan. Kadınlar burada ve evlenme
yardımı istiyorlar. Bunlar sivil toplum örgütü olmuyor mu? Toplumun yarısı
olmuyor mu? BAŞKAN –
Anlaşıldı. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına… MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sayın Başkanım, karar yeter sayısı aramıyor musunuz? BAŞKAN – Efendim… ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Karar yeter sayısı aranmadı. BAŞKAN – Müsaade eder misiniz… Müsaade eder misiniz… SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Sayın Başkan, zamanında söyleyince kabul etmiyorsunuz,
sonrasında kabul etmiyorsunuz. Ne zaman söyleyeceğiz? BAŞKAN - Oylamaya
geçerken kesin olarak… SELAHATTİN DEMİRTAŞ
(Diyarbakır) – İstendi. BAŞKAN –
İstenmedi efendim. Bakan Bey’in açıklamasından evvel istendi. SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Oylamaya geçmeden istendi. OSMAN ÖZÇELİK
(Siirt) - Var mı böyle bir şey? BAŞKAN – Var öyle
efendim, İç Tüzük’e göre oylamaya geçerken istenir efendim. OSMAN ÖZÇELİK
(Siirt) – Kaşla göz arasında oylama yapıyorsunuz! BAŞKAN - Okur musunuz… Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısı’nın çerçeve 23’üncü maddesiyle düzenlenen… ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Sayın Başkan… BAŞKAN – Oturur
musunuz yerinize… Yerinize oturur musunuz lütfen. …5510 sayılı
Kanunun 37’nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini… ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Sayın Başkan, bundan sonra her maddede, her önergede karar yeter
sayısı isteyeceğim, hadi bakalım! BAŞKAN - El
sallama bir daha! Terbiyesiz! (x) El sallama bana! (MHP sıralarından
gürültüler) El sallama bana,
bak! El sallama bana! (MHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar) (x)
Bu İfadenin tutanaktan çıkarılmasına ilişkin “oylama”, bu Tutanak Dergisi’nin
“Düzeltişler” bölümünde yer almıştır. MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Terbiyesiz diyemezsiniz! Terbiyesiz diyemezsiniz! ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Saygısızsınız siz! MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sayın Başkan, “terbiyesiz” diyemezsiniz! Sözünüzü geri alın! BAŞKAN - El
sallama bana! Başkana parmak sallanır mı! (Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ile Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak
Başkanlık kürsüsünün önüne geldiler) OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Sayın Başkan, sözünüzü düzeltin! Milletvekiline bunu
diyemezsiniz! (MHP sıralarından
“Sayın Başkan, istifa et, istifa!” sesleri) MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Bu oturuma devam edemezsiniz. BAŞKAN –
Birleşime beş dakika ara veriyorum efendim. Kapanma Saati : 16.43 ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati: 16.59 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatoş
GÜRKAN (Adana) BAŞKAN –
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci
Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum. 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Sayın Başkanım, ben söz istiyorum. BAŞKAN - Daha
Genel Kurulu açıyorum Ali Bey, lütfen buyurun efendim, yerinize oturunuz
lütfen. Ben daha Genel Kurulu açmadım, yeni başlıyorum. Lütfen yerinize
oturunuz, sonra görüşelim. Buyurun efendim. FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Niye sinirleniyorsunuz ya? BAŞKAN – Komisyon
ve Hükûmet yerinde. 21’inci madde
üzerindeki verilen son önergeyi okutuyorum. Önergeyi… OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayın Başkan… ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Sayın Başkan, böyle bir yönetim metodu olmaz yani! Olmaz böyle bir
şey! BAŞKAN –
Arkadaşlar, bir dakika… Bir dakika… OKTAY VURAL
(İzmir) – Efendim, bir dakika ara verin… BAŞKAN - Efendim? OKTAY VURAL
(İzmir) – Biraz önceki toplantıda Sayın Milletvekiline atfedilen bir hususla
ilgili, sataşmayla ilgili, Sayın Milletvekili bununla ilgili ifadede bulunmak
istiyor. Siz, herhâlde burada, devam eden bir oturumu yönetmek üzere daha
önceden bulunmuyordunuz. Müsaade edin de milletvekili… BAŞKAN – Sayın
Vural, Milletvekiliniz huzurda, Milletvekiliniz görüşlerini ifade edebilir.
Lütfen, buyurun oturun efendim. Evet, Sayın Uzunırmak… OKTAY VURAL
(İzmir) – Edebilirse niye susturuyorsunuz o zaman! Allah! Allah! BAŞKAN - Sayın
Oktay Vural, lütfen oturunuz, buyurunuz efendim. Sayın Uzunırmak, buyurun efendim. ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Sayın Başkan, sizin buraya geliş gerekçenizi mutlaka ki siz
öğrenmişsinizdir. FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Buradan şey yapsın Sayın Başkan, ses gelmiyor! ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Sizin geliş gerekçenizi siz mutlaka öğrenmişsinizdir. BAŞKAN – Hayır,
ben bir şey öğrenmedim. ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Niçin değiştiniz Sayın Başkan? Niçin değiştiniz? (AK Parti ve MHP
sıralarından gürültüler) LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) – Bu soruş şekli ne kadar medeni? ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Siz karışmayın! Siz karışmayın! LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) – Böyle soru mu sorulur! RECEP TANER
(Aydın) – Sen avukatı mısın? ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Sana danışarak mı konuşacak
burada! İzin mi alacağız konuşurken senden! BAŞKAN –
Arkadaşlar, lütfen sakin olun… Milletvekilleri… Lütfi Bey,
lütfen… Evet, Sayın Uzunırmak, dinliyorum efendim. ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Eğer mümkünse bu Parlamento kuruluşuna, prensiplerine, İç Tüzük’üne
ve geleneğine uygun çalışacaksa, lütfen, bu önce Başkanlık Divanının
yönetiminden geçer. Dolayısıyla, doğru olmayan beyanlarla, birbirimizi
kandırarak, bu Parlamentonun işleyişine, şerefine, haysiyetine yanlış düşen
davranışlarda bulunmak edep dışıdır. Dolayısıyla, bizi karar yeter sayısı
istediğimizde terbiyesizlikle itham eden bir Meclis Başkan Vekilinin
değişmesinin neticesinde onun tutumu hakkında şahsıma “Terbiyesiz” denmesine cevap
vermek için söz istiyorum ve bunu, size, geldiğinizde, oturduğunuzda “Söz
istiyorum.” dediğimde “Vereceğim, oturun yerinize.” dediniz, ondan sonra
maddelere geçiliyor. Size de yakıştıramadım! BAŞKAN – Sayın Uzunırmak… ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Evet, buyurun. BAŞKAN – …lütfen
sükûnetle dinleyin. Meclis içerisinde
zaman zaman Başkanlık Divanının veya Genel Kurulda
bulunan milletvekili arkadaşlarımızın hatalı davranışları olabilir, iletişim
noksanlığı olabilir, böyle bir sıkıntı olabilir. Burada konuşurken her
birimize… ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – “Terbiyesiz.” deme hakkı vermez bunlar! BAŞKAN – Ben,
“Terbiyesiz” denip denmediğini bilmiyorum. Bakınız,
konuşurken… ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – O zaman zabıtları getirtin. BAŞKAN – Sayın Uzunırmak, ben şunu ifade etmek istiyorum: Daha önceden
anlaşıldığı üzere bugün nöbet benimdi ama Başkan Vekilimiz Sayın Gülpınar, bugünkü saat itibarıyla çıkmıştı. Diyelim ki bu
istenmeyen olay veya olumsuz olay… ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Başkan, ben söz istiyorum… Bana “Terbiyesiz” denmesiyle ilgili söz
istiyorum. BAŞKAN – Efendim,
sözümü tamamlayayım. Lütfen buyurunuz. ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Buyurun. BAŞKAN - … tesadüf etmişti. Dolayısıyla, bu olaydan dolayı ben buraya
gelmiş değilim. Daha önceden hesaplanmış olan bir husus vardı bundan dolayı
gelmişimdir. Bunu belirtiyorum yani. (MHP ve CHP sıralarından gürültüler) Arkadaşlar… ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Sayın Başkan, ben söz istiyorum… Ben söz istiyorum. BAŞKAN – Ben
tutanakları getirteyim, eğer böyle bir husus varsa ben size söz vereceğim,
tamam. ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Sizin tutumunuzla ilgili de söz istiyorum. BAŞKAN –
Arkadaşlar, lütfen, Genel Kurulu sükûnetle yönetelim. İstirham ediyorum ve
bakınız, burada bir söz ifade ediyorum ama siz inanıp inanmamakta serbestsiniz,
ama ben samimi duygularımla doğru olanı söylüyorum. Ama sizi, mutlaka bu
doğruya inandırmak mecburiyetim de yoktur; bir kanaatimi söylüyorum, doğru
olanı söylüyorum ama inanmıyorsunuz; ona ben bir şey diyemem. YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Doğru olmadığı belli. BAŞKAN - Evet,
tutanakları getirttireceğim, Sayın Uzunırmak hakkında
böyle bir ifade varsa ona da söz vereceğim. YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Olayın muhatabı gelsin. BAŞKAN - Buyurun
efendim: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 119 sıra sayılı
Kanun Tasarısının çerçeve 23 üncü maddesi ile düzenlenen 5510 sayılı Kanunun 37
inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz. Nurettin
Canikli (Giresun) ve arkadaşları “Evlenmeleri
nedeniyle, gelir veya aylıklarının kesilmesi gereken kız çocuklarına,
evlenmeleri ve talepte bulunmaları hâlinde almakta oldukları aylık veya
gelirlerinin iki yıllık tutarı bir defaya mahsus olmak üzere evlenme ödeneği
olarak peşin ödenir. Evlenme ödeneği alan hak sahibinin aylığının kesildiği tarihten
itibaren iki yıl içerisinde yeniden hak sahibi olması halinde, iki yıllık
sürenin sonuna kadar gelir veya aylık bağlanmaz, bu durumda olanlar 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında genel
sağlık sigortalısı sayılır. “ “İş kazası veya meslek hastalığı sonucu veya sürekli iş göremezlik
geliri, malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı almakta iken veya
kendisi için en az 360 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi
bildirilmiş olup da ölen sigortalının hak sahiplerine Kurum Yönetim Kurulunca
belirlenip Bakan tarafından onaylanan tarife üzerinden cenaze ödeneği ödenir. Cenaze ödeneği, sırasıyla sigortalının eşine, yoksa çocuklarına, o
da yoksa ana babasına, o da yoksa kardeşlerine verilir.” BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Takdire bırakıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılıyoruz. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Evlenme
yardımının sadece kız çocuklarına verilmesi ve evlendikleri tarihteki aylık
veya gelirlerinin 2 yıllık tutarında evlenme yardımı verilmesi amaçlanmış,
ayrıca cenaze ödeneğinin Kurum Yönetim Kurulunca belirlenip, Bakan tarafından
onanan tarife üzerinden verilmesi esası getirilmiştir. BAŞKAN – Hükûmetin katıldığı, Komisyonun takdire bıraktığı önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Kabul edilen
önerge istikametinde 23’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir. 24’üncü madde
üzerinde bir adet önerge vardır, önergeyi okutuyorum: TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 sıra sayılı Tasarının çerçeve 24. maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 5510
sayılı Yasanın 38. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“İkili veya çok
taraflı uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklıdır.” BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılamıyoruz. KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Sayın Susam konuşacak efendim. BAŞKAN – Önerge
sahipleri adına, İzmir Milletvekili Sayın Mehmet Ali Susam. Buyurun Sayın
Susam. (CHP sıralarından alkışlar) MEHMET ALİ SUSAM
(İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 119 sıra sayılı Kanun Tasarısı
üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Türkiye Büyük
Millet Meclisinin toplumun çok önemli, seçilmiş insanları olarak, muhakkak ki,
hem oturumların yönetilmesinde hem de kanun tasarılarının kanuna
dönüştürülmesinde uzlaşmaya, uyuma, karşılıklı birbirimizi dinlemeye çok
ihtiyacımız var. Az önce yaşanan olayı, bu anlamıyla talihsiz ve üzücü bir olay
olarak nitelendiriyoruz. MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Kaşıma! MEHMET ALİ SUSAM
(Devamla) – Öncelikle, yöneten insanların, toplumun bu anlamıyla daha uyum
içerisinde gitmesinde önderlik yapmaları ve uzlaşıcı olmaları gerekir. Az önce Sayın
Bakan, önergem kaybolduğunda 22’nci gündem maddesinde “24’üncü gündem
maddesinde konuşursun, sen uzlaşmacı bir insansın” demişti. Teşekkür ediyorum
bu nitelendirmesine. Bu anlayış hepimizde hâkim olmalı. Bu nedenle, az önceki
davranışla ilgili duygularımı sizlerle bir kez daha paylaşmak istiyorum. Bu kanunda da
böyle olmalıydı. Bu kanunda da toplumun her kesimi uzlaşabilmeliydi. Bu kanun çok önemli bir kanun. Tüm toplumun sosyal güvenlik
konusundaki ortak görüşünü saptamamıza ihtiyaç var. Diyebilirsiniz ki:
Türkiye’de sosyal güvenlik sistemi çok ciddi bir açık veriyor ve bu açığı
acilen gidermemiz gerekir ve bununla ilgili olarak bu kanunu acilen çıkarmamız
gerekir. Değerli
arkadaşlarım, muhakkak ki, sosyal güvenlik sisteminin bugün açık verdiği ve
ciddi sorunları olduğu hepimizin malumu. Ama bu sosyal güvenlik sisteminin en
doğru çözüm yöntemi sigortalı sayısını artırmaktan geçiyor. Türkiye’de sosyal
güvenlik sisteminin kapsamını, şemsiyesini ve prim ödeyen sayısını artırıp, bu
artırdığımız prim ödeyen sayısıyla da sosyal güvenlikten hizmet alanların
hizmet kalitesini ve hizmet miktarını yükseltmemiz gerekiyor. Altıncı yılına
gelen Hükûmetin, bugüne kadarki çalışmalarında bu
şemsiyenin genişlemesi için yapmış olduğu çalışma var mı? Kayıt dışılığı kayıt
içine alma doğrultusunda attığı adım var mı? Sigortalı sayısını yükseltmek için
yapmış olduğu doğru düzgün çalışma var mı? HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Var, var! MEHMET ALİ SUSAM
(Devamla) – Maalesef bu konularda çok içtenlikle ve samimiyetle “Var.”
diyemezsiniz. Türkiye her geçen gün kayıt dışı işsizliğin çoğaldığı bir ülke
hâline geldi ve bugün, başta devlet kurumlarında olmak üzere, taşeron sistemi
yaygın bir şekilde teşvik ediliyor ve teşvik edilen bu sistemle sigortasız ve
kapsam dışı çalışmalar getiriliyor. Geçen gün TRT’ye gittim. TRT’deki insanlar
diyorlar ki: “Bizim işimizi başka bir şirkete verip sanatçılık işini bile bir
şirket vasıtasıyla, taşeronla alacaklar.” Değerli arkadaşlar, bu taşeronlaşma
aynı zamanda kapsamı daraltma ve sosyal güvenlik sistemini çökertme sistemidir.
Aynı zamanda bu yasada birçok örnekler var ki bu yasanın ciddi şekilde
sıkıntılarını getiriyor. Bakın, BAĞ-KUR’lular için çok ciddi bir sıkıntı var. BAĞ-KUR’luların sosyal güvenlik destek primi yüzde 10’dan yüzde
12’ye çıktı. Sayın Başbakan ne diyor: “Kazanılmış hiçbir hakkı biz bu tasarıda
geri almayacağız.” Eskiden yüzde 10’du. O bile adaletli değildir, kesinlikle
adaletli değildir. Çünkü bir insan emekli olma hakkını elde edene kadar ödediği
primlerin karşılığında devletin tayin ettiği rakamı alıyor ve bugün altıncı
basamakla on ikinci basamak arasında, yaklaşık yüzde 98’i 415 lirayla 560 lira
arasında emekli maaşı alıyor BAĞ-KUR’luların.
Bunlardan yüzde 10 kesiyordunuz, şimdi yüzde 12’ye çıkartıyorsunuz ve
diyorsunuz ki: “Bu iş adil olmuştur.” BAĞ-KUR’lu bu
maaşla geçinebilir mi arkadaşlar? Bu insanlar aynı zamanda esnaftır zaten.
Bunları siz sigortaya alırken “Yirmi beş yıl sonra esnaflığı bırakacaksınız.”
mı dediniz? Böyle bir anlaşma mı var? Esnaflık başlar, ölümde biter. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Susam, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. MEHMET ALİ SUSAM
(Devamla) – Onun için birçok esnaf şimdi kayıt dışılığa gidecektir bu yasayı
çıkardığınız zaman. Kayıt dışılığı gene artıracaksınız. İkincisi:
Esnaflar sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor bir ay prim borcu var diye. Bu
yasada da aynı şekilde bu korunmaya çalışılıyor. Arkadaşlar, hiç prim ödememiş
insanlara milyonlarca yeşil kart dağıtırken, bugün geçim sıkıntısı çeken, iş
yerlerini kapatmak durumunda olan esnaflara neden sağlık hizmeti vermekten
imtina ediyorsunuz? Bu anlamıyla bu yasada ciddi bir adaletsizlik olduğunu,
BAĞ-KUR’luyu, esnafı, sanatkârı ciddi şekilde yok
ettiğini bir kez daha huzurlarınızda belirmek istiyorum. Huzurlarınızı
saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Susam. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Madde 24’ü
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Madde 25 üzerinde
dört adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum: TBMM Başkanlığına 119 sıra sayılı kanun tasarısının 25. maddesi ile değiştirilmek
istenen 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı kanunun 40. maddesindeki tablonun 16
numaralı bölümünün aşağıdaki gibi değiştirilmesini ve tabloya aşağıdaki 16, 17,
18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 ve 25 numaralı bölümlerin eklenmesini, üçüncü
fıkranın çıkarılmasını arz ve teklif ediyoruz.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 sıra sayılı Kanun Tasarısının 25. maddesi ile yeniden düzenlenen, 5510
sayılı Kanunun 40. maddesinde belirtilen fiili hizmet süresi zammından
yararlanacaklarla ilgili tabloya aşağıdaki numaraları belirtilen sigortalıların
eklenmesini arz ve teklif ederim. Saygılarımla.
BAŞKAN –
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, tutanakları getirttim. Tutanakları
okudum. Evet; tutanakların okunması sırasında -ümit ediyorum ki ve kanaatim,
öyle olmasını istiyorum- sehven olduğuna inandığım, iletişim noksanlığından
kaynaklanan bir şekilde, bazı uygun olmayan kelimeler… Ben o kelimeleri burada
kullanmak tekrar istemiyorum ama bu tip kelimelerin zaman zaman,
teessüfle ifade ederim ki, kullanıldığını görüyoruz. Bu konularla ilgili
olarak, Sayın Uzunırmak söz talebinde bulunmuştu.
Kendisine çok kısa bir söz vereceğim ama herhangi bir, tekrar yeni bir sataşma
olmadan, Meclisimizin sükûnetinin sağlanması, çalışmalarımızın devam etmesi
için Sayın Uzunırmak’a iki dakikalık bir süre vereyim. Ayrıca, bu,
kullanılan kelimenin daha sonra, Sayın Uzunırmak
konuştuktan sonra da sizin, Genel Kurulunuzun onayını alarak tutanaklardan
çıkarılmasını da oylarınıza arz edeceğim. Sayın Uzunırmak, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar) VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 1.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın,
Oturum Başkanı ve TBMM Başkan Vekili Eyyüp Cenap Gülpınar’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Başkanlık makamı her zaman “saygıdeğer” olarak ifade
edilir. Tabii ki bu makama olan saygıdeğerlik, yönetimin saygı uyandıran
yönetim metoduyla, davranışlarıyla mümkün olur ve perçinlenir. Biz, ihsan
istemiyoruz, lütuf istemiyoruz. Biz, bir milletvekili olarak, yasaların, İç
Tüzük’ün, kuralların bize verdiği hakları kullanıyoruz. Platon’a soruyorlar:
“Kim idare etmeli? Tüccarlar mı, entelektüeller mi, ilim adamları mı, köylüler
mi?” Diyor ki: “Kurallar idare etmeli.” İşte, demokrasi kültürü, hukuk düzeni,
hukukun üstünlüğü ve bu mantık, bu yönetim mantığı burada kendini gösterir. Bir
milletvekili ihsan istemeden karar yeter sayısı istiyor, duymazlıktan
geliniyor. İkinci önergede tekrar karar yeter sayısı isteniyor ve
geçiştiriliyor. Kıymetli milletvekilleri,
ben merak ediyorum, Sayın Bakan diyor ki: “Sosyal tarafların uzlaşısıyla
geçti.” Ben ve grubum bu yasaya muhalefet ediyoruz. Elbette ki muhalefet
edeceğiz. Eğer muhalefet edilmiyorsa, uzlaşıyla çıktıysa sabah gelirken
Meclisin önündeki polisler niye buraya kıtalar hâlinde bindirilmiş? Kimden
korunmak isteniyor Meclis? Bu insanlar polis tarafından niye coplanıyor bu
insanların hakları elinden alınmıyor ise? Ben -bir milletvekili olarak- ve
grubum bu insanlara sahip çıkmak zorundadır. Dolayısıyla bu yasanın
geciktirilmesini, mümkünse çıkmamasını istiyoruz, bunun için de muhalefet
ediyoruz. Sayın Başkana el
sallamadım. Sayın Başkana söz istemek için elimi kaldırdım. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) ALİ UZUNIRMAK
(Devamla) – Bunun da tutanaklara geçmesini istiyorum. Teşekkür
ediyorum, saygılar sunuyorum (MHP ve CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Uzunırmak. Evet, tutanaklara
geçen o kelimenin tutanaklardan çıkarılmasını Genel Kurulun… (CHP sıralarından
gürültüler) ATİLA EMEK
(Antalya) – Gelip Meclise özür dileyecek. BİLGİN PAÇARIZ
(Edirne) – Sayın Başkan, bir özür borçlu… BAŞKAN –
Saygıdeğer arkadaşlarım… KADİR URAL
(Mersin) – Muhatap teklif etsin Sayın Başkanım, muhatap teklif etsin onu.
Gelsin, çıksın, söylesin! VIII.- DÜZELTİŞLER 1.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’a
söylenen bir sözün tutanaktan çıkarılmasına ilişkin BAŞKAN –
Saygıdeğer arkadaşlarım, evet, o kelimenin tutanaklardan çıkarılmasını
oylarınıza arz ediyorum: Kabul edenler… ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Ben bu konuda hakkımı bir milletvekili olarak sizin yönetiminize
emanet ediyorum Sayın Başkan. Teşekkür ederim. BAŞKAN – Evet,
oylarınıza arz ediyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Teşekkür ediyorum
Genel Kurula, kabul edilmiştir. Evet, ümit
ediyorum ki bundan sonra karar oylamasında, yeter sayı istenmesinde daha
dikkatli oluruz diyoruz. AKİF EKİCİ
(Gaziantep) – Sayın Başkan, küfür oylanır mı? BAŞKAN –
Saygıdeğer arkadaşlarım, bir sükûneti sağlıyoruz. Ne var bunda yani? Siz
sükûnet olmamasını mı istiyorsunuz? Lütfen… AKİF EKİCİ
(Gaziantep) – Sayın Başkan, biz de alışırsak, biz de küfür edersek ne olacak? BAŞKAN – Evet,
milletvekili arkadaşımız, muhatap olan arkadaşımız konuşmuştur, konuyu izah
etmiştir. Kendisine de teşekkür ediyorum. Konu vuzuha kavuşmuştur. VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri (Devam) 2.- Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Devlet Memurları Kanunu ile Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın;
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün;
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve
19 milletvekilinin; 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa
Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun; Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen
5434 Sayılı Kanunun 39 uncu Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın;
3201 Sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen
Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı
ve 24 milletvekilinin; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 milletvekilinin;
Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi ile
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı:
119) (Devam) BAŞKAN - Evet,
buyurun. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 Sıra Sayılı Tasarının çerçeve 25. maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun 40 ıncı maddesinde yer
alan tabloya aşağıda 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 ve 25 numaralı
sıralarında belirtilen sigortalıların eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı"nın çerçeve 25 inci maddesi ile değişik 5510 sayılı
kanunun 40 ıncı maddesinin birinci ve dördüncü
fıkraları ile ekli cetvelin 10 ve 11 inci bentlerinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini söz konusu cetvele aşağıdaki 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23,
24 ve 25 numaralı bentlerin eklenmesini ve üçüncü fıkrasının madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
“Aşağıda
belirtilen işyerlerinde ve işlerde çalışan sigortalıların hizmet sürelerine, bu
işyerlerinde işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında
gösterilen prim gün sayıları, fiilî hizmet süresi zammı olarak eklenir. 360
günden eksik sürelere ait fiilî hizmet süresi zammı, 360 gün için eklenen fiilî
hizmet süresi ile orantılı olarak belirlenir.” “Yukarıdaki
hükümlere göre hesaplanan fiilî hizmet süresi zammı sekiz yılı geçmemek üzere
uzun vadeli sigorta kolları uygulamasında prim ödeme gün sayısına eklenir ve
emeklilik yaş hadlerinden üç yılı geçmemek üzere yarısı indirilir. Yukarıda yer
verilen tablonun (10) numaralı sırasında yer alan ve 180 gün fiilî hizmet zammı
süresi verilen sigortalılar için sekiz yıllık süre sınırı uygulanmaz.”
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Önergeye katılamıyoruz Sayın
Başkanım. Yalnız bir
redaksiyon talebimiz var. Tasarının çerçeve 25’inci maddesiyle değiştirilen
5510 sayılı Kanun’un 40’ıncı maddesinde yer alan, tablonun 7’nci sırasında yer
alan “işlerinde” ibaresi herhâlde yazım hatası ya da basım hatası nedeniyle
sehven yanlış yazılmış. Bu “işlerinde” ibaresi “işlerde” şeklinde
düzeltilmelidir. BAŞKAN – Gerekli
not alınmıştır. Hükûmet? ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Sayın Öztürk, buyurun. HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Demokratik Sol Parti
adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Kamuoyunda
yıpranma tazminatı olarak bilinen görüştüğümüz madde, bugüne kadar Hükûmetin “Kazanılmış haklara dokunmadık.” dediği ve
gerçekten dokunduğu maddelerden bir tanesi. Bazı meslek mensuplarını tasarıdan
çıkarılmış görüyoruz. Bir kere, Sayın Bakana bu Sosyal Güvenlik Reformunu
düzenlerken herhâlde bürokratlarının şu şekilde bir uyarısının olmuş olmasını
açıkçası ben beklerdim. Bir tasarıda yaş haddini artırırken emekliliği
zorlaştırıyorsunuz. Ona ek olarak ve bilimsel birtakım verilere dayandığınızı
söylüyorsunuz. Bazı mesleklerin emeklilikten sayılan hizmet sürelerini de
ortadan kaldırmanın ben akıllı bir davranış olduğunu düşünmüyorum yani herhâlde
bürokratlarınızdan sizi bu konuda uyaranlar olmuştur. Zaten biz emeklilik
yaşını artırıyoruz, burada da önemli bir şey yok, dolayısıyla buradan da bir
rahatsızlık vermemizin bir anlamı yok, demiş olabilirler. KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Medya patronları… HARUN ÖZTÜRK
(Devamla) - Sürekli olarak sosyal taraflarla mutabakat içinde olduğunuzu
söylüyorsunuz. İnsanlar niye sokaklarda? Millet hepimizi izliyor, sizi de
dinliyor. Değerli
arkadaşlar, şimdi, bu getirilen tasarıdan yararlanabilmek için bir kere maddede
sayılan meslek gruplarından olacaksınız ve bu meslek gruplarından sayılmış
olmak yeterli değil, o mesleği fiilen yapacaksınız. Bu da yeterli değil, o
meslekle ilgili öngörülen risklere maruz kalacaksınız. Bu da yeterli değil,
kazanılmış hakları önlemek için, ayrıca o meslekte üç bin altı yüz prim ödeme
gün sayısını tamamlayacaksınız ve bu da yeterli değil, önceden sekiz yılını
saydığınız hizmetler için bir kısım mesleklerde bu yıl sayısını sekizden beşe
indireceksiniz. Sonra da çıkıp diyeceksiniz ki: “Biz kazanılmış haklara
dokunmuyoruz.” Değerli
arkadaşlar, bu meslek gruplarından çıkarılanlardan bir tanesini dikkatlerinize
getirmek istiyorum. Değerli gazeteci arkadaşlarımızı çıkarıyorsunuz. Gazeteci
arkadaşlarımız masa başında görev yapmıyorlar. Gazeteci arkadaşlarımız askerler
ve emniyet güçleriyle birlikte gerektiğinde savaş meydanında görev yapıyorlar,
gerektiğinde terör olaylarıyla ilgili olarak, olayları izlemek için emniyet
görevlileriyle birlikte olay yerinde görevlerini yapıyorlar. Siz Genel Kurulun
huzuruna gelerek nasıl oluyor da “Ben bilimsel olarak incelettim konuyu,
dolayısıyla gazetecilerin artık burada yer almasına gerek yok.”
diyebiliyorsunuz, bunu milletin takdirine bırakıyorum. Değerli
arkadaşlar, gazetecilerin ve diğer meslek mensuplarının haklarıyla ilgili
olarak, kazanılmış haklarının yok edilip edilmediği konusunda ileride geçici
7’nci madde önünüze gelecek. Eğer inceleme fırsatı bulursanız, orada iki gruba
ayrılmış olduklarını görüyoruz. SSK’lı olup da yeni yasada listede yer
almayanlar için “Eski hizmetleri için yeni getirdiğim üç bin altı yüz prim
ödeme gün sayısını dikkate almam.” Diyorsunuz, SSK’lılar için. Dönüyorsunuz
kamu kesimine, kamu kesiminin içinde olanlar erbaşlar, Uzman Erbaşlar Kanunu
var, MİT mensupları var, Cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası var,
milletvekilleri var ve Emekli Sandığı Kanunu’nun 32’nci maddesi var ve burada
ayrım yapmaksızın, yeni listede olup olmadıklarına bakmaksızın diyorsunuz ki:
“Üç bin altı yüz günün doldurulmasında önceki sürelerini dikkate alırım.” Peki,
bu arkadaşlarımız, üç bin altı yüz gün süresini doldurmamışlar ise, mefhumu
muhalifinden, dikkate almayacağınız anlamı çıkıyor. Yani o maddede de
Plan-Bütçe’de bu eleştiriyi yaptım ama arkadaşlarım herhâlde dikkate almadılar.
Bu kazanılmış haklar yönünden… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Öztürk, tamamlayınız konuşmanızı. HARUN ÖZTÜRK
(Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan. O madde gelene
kadar arkadaşlarımızın bunun üzerinde çalışmalarının doğru olacağını
düşünüyorum. Çünkü yukarıda da söyledim, o maddenin yazılım biçimi, ileride bir
mukteza almak suretiyle milletvekillerinin de yıpranma tazminatlarının devam
ettiği noktasına kadar götürülebilir. Yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. (DSP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Öztürk. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
119 Sıra Sayılı Tasarının çerçeve 25. maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun 40 ıncı maddesinde yer
alan tabloya aşağıda 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 ve 25 numaralı
sıralarında belirtilen sigortalıların eklenmesini arz ve teklif ederiz. M.
Akif Hamzaçebi (Trabzon) ve arkadaşları
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||