|
DÖNEM: 23 CİLT: 16 YASAMA YILI: 2 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ 80’inci
Birleşim 20 Mart 2008 Perşembe İ Ç İ N D E K İ L
E R I. -
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II. - GELEN KÂĞITLAR III.
- YOKLAMA IV. - GENEL GÖRÜŞME A)
ÖN GÖRÜŞMELER 1.- CHP Grubu
adına Grup Başkan Vekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha
Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu
ve İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol’un, Türk
Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Irak Operasyonu konusunda genel görüşme açılmasına
ilişkin önergesi (8/4) V.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) Önergeler 1.- Samsun
Milletvekili Suat Kılıç ve 19 milletvekilinin, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin
Kuzey Irak Operasyonu” ile ilgili genel görüşme önergesinin ön görüşmelerinin,
İç Tüzük’ün 70’inci maddesine göre, kapalı oturumda yapılmasına ilişkin
önergesi B) Tezkereler 1.- Dışişleri
Bakanı Ali Babacan’ın, Dışişleri Bakanlığını temsilen listede adları bildirilen
görevlilerin de kapalı oturuma katılmasına ilişkin tezkeresi VI.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER A) Kanun Tasarı ve Teklifleri 1.- Bursa
Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu ve 3
milletvekilinin; Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları
Raporları (2/146) (S. Sayısı: 111) VII.-
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 1.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, arazi ve arsa üretimine
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek’in cevabı (7/1976) 2.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Yağız’ın, açtığı ceza ve tazminat davalarına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/2117) 3.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, hizmete açılmayan yatırımlara ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/2225) 4.- Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan’ın, gündem dışı söz
uygulamasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili
Nevzat Pakdil’in cevabı (7/2382) I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ TBMM Genel Kurulu
saat 14.00’te açılarak dört oturum yaptı. Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan, sendikal örgütlenmenin
önündeki engellere, Çanakkale
Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale
Deniz Zaferi’nin 93’üncü yıl dönümüne, İlişkin gündem
dışı birer konuşma yaptılar. İstanbul
Milletvekili Esfender Korkmaz’ın
millî gelir hesaplamasına ilişkin gündem dışı konuşmasına, Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren cevap verdi. Avrupa
Parlamentosu milletvekillerinden oluşan bir heyetin ülkemize davet edilmesine
ilişkin Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu. Van Milletvekili
Kayhan Türkmenoğlu ve 19 milletvekilinin, seracılığın geliştirilmesi (10/156), Artvin
Milletvekili Ertekin Çolak ve 19 milletvekilinin,
Artvin ili ve Çoruh Vadisi’ndeki bitki örtüsünün korunması (10/157), İçin alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini
alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı. Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının: 1’inci sırasında
bulunan; Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu
ve 3 milletvekilinin, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi’nin (2/146) (S. Sayısı: 111) görüşmelerine başlanılarak 2’nci maddesine
kadar kabul edildi. Verilen aradan sonra, komisyon yetkilileri Genel Kurulda
hazır bulunmadığından ertelendi. 2’nci sırasında bulunan; İzmir Milletvekili Mehmet Tekelioğlu’nun, EXPO 2015 İzmir Yönlendirme Kurulunun Her
Türlü Mali Faaliyetleri ve Bunların Denetimine Dair Usul ve Esaslar Hakkında
Kanun Teklifi ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili
Oktay Vural ve 2 milletvekilinin, EXPO 2015 İzmir Yönlendirme ve Yürütme
Kurullarının Her Türlü Mali Faaliyetleri ve Bunların Denetimine Dair Usul ve
Esaslar Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/60, 2/99) (S. Sayısı: 118) yapılan
görüşmelerden sonra kabul edilip kanunlaştığı açıklandı. 20 Mart 2008
Perşembe günü, alınan karar gereğince, saat 14.00’te toplanmak üzere birleşime
19.56’da son verildi.
No.: 113 II.- GELEN KÂĞITLAR 20 Mart 2008 Perşembe Tasarılar 1.- Organize
Sanayi Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/544)
(Tarım, Orman ve Köyişleri; Plan ve Bütçe ile Sanayi,
Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.3.2008) 2.- Zirai
Mücadele ve Zirai Karantina Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı (1/545) (Tarım, Orman ve Köyişleri
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.3.2008) 3.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkmenistan Hükümeti Arasında Ekonomik İşbirliğine
Dair Hükümetlerarası Türk-Türkmen Komisyonu Hakkında
Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna İlişkin Kanun Tasarısı (1/546)
(Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.3.2008) 4.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kadının, Ailenin
ve Çocukların Statülerinin Geliştirilmesi Üzerine İşbirliği Protokolünün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/547) (Sağlık, Aile, Çalışma
ve Sosyal İşler ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.3.2008) Teklifler 1.- Şanlıurfa
Milletvekili Yahya Akman’ın; Belediye Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/188) (İçişleri Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 11.3.2008) 2.- Elazığ
Milletvekili Faruk Septioğlu’nun; Belediye Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/189) (İçişleri Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 11.3.2008) 3.- Demokratik
Toplum Partisi Grup Başkanvekili Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın;
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılması Hakkında İçtüzük
Teklifi (2/190) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.3.2008) Tezkereler 1.- İstanbul
Milletvekili Sebahat Tuncel’in Yasama
Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/364) (Anayasa
ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonu) (Başkanlığa geliş
tarihi: 18.3.2008) 2.- Diyarbakır
Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın Yasama
Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (Anayasa ve
Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonu) (3/365) (Başkanlığa geliş
tarihi: 18.3.2008) 3.- Mardin
Milletvekili Emine Ayna’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/366) (Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyonu) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.3.2008) 20 Mart 2008 Perşembe BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati: 14.00 BAŞKAN: Köksal TOPTAN KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN
(Adana), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı) BAŞKAN – Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 80’inci Birleşimini açıyorum. Toplantı yeter
sayımız vardır, gündeme geçiyorum. Sayın
milletvekilleri, alınan karar gereğince gündemin “Genel Görüşme ve Meclis
Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmına
geçiyoruz. Bu kısmın
115’inci sırasında yer alan, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup
Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu
ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un, Türk Silahlı
Kuvvetlerinin Kuzey Irak operasyonu konusundaki genel görüşme önergesinin ön
görüşmesine başlıyoruz. IV.- GENEL GÖRÜŞME A) Ön Görüşmeler 1.- CHP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Ankara
Milletvekili Hakkı Suha Okay,
İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol’un, Türk Silahlı
Kuvvetlerinin Kuzey Irak Operasyonu konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin
önergesi (8/4) BAŞKAN – Hükûmet? Burada. Genel görüşme
önergesi, Genel Kurulun 11/3/2008 tarihli 75’inci
Birleşiminde okunduğundan tekrar okutmuyorum. Genel görüşme
önergesinin ön görüşmesinin kapalı oturumda görüşülmesine dair İç Tüzük’ün
70’inci maddesine göre verilmiş bir önerge vardır. Kapalı oturum istemine dair
önergeyi okutuyorum: V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) Önergeler 1.- Samsun Milletvekili Suat Kılıç ve 19 milletvekilinin,
“Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Irak Operasyonu” ile ilgili genel görüşme
önergesinin ön görüşmelerinin, İç Tüzük’ün 70’inci maddesine göre, kapalı
oturumda yapılmasına ilişkin önergesi Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülecek olan “Türk Silahlı Kuvvetlerinin
Kuzey Irak Operasyonu” ile ilgili Genel Görüşme Önergesinin görüşmeleri için
İçtüzüğün 70 inci maddesine göre kapalı oturum yapılmasını arz ve teklif
ederiz.
BAŞKAN - Gerekli şartları taşıyan kapalı oturum
önergesinin gereğini yerine getireceğiz. Sayın
milletvekilleri, kapalı oturumda Genel Kurul salonunda bulunabilecek sayın
üyeler dışındaki dinleyicilerin ve görevlilerin dışarıya çıkmaları
gerekmektedir. Sayın idare amirlerinden salonun boşaltılmasını temin etmelerini
rica ediyorum. Yeminli
stenograflar ve yeminli görevlilerin salonda kalmalarını oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Dışişleri Bakanı
Sayın Ali Babacan’ın bazı görevlilerin kapalı oturum süresince salonda
bulunmalarına dair bir tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım: B) Tezkereler 1.- Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın, Dışişleri Bakanlığını
temsilen listede adları bildirilen görevlilerin de kapalı oturuma katılmasına
ilişkin tezkeresi Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 20 Mart 2008
tarihinde TBMM’de gerçekleştirilmesi öngörülen kapalı Genel Görüşme’de
Bakanlığımızı temsilen ilişikte sunulan listede yer alan görevlilerin
katılımının temin edilmesini yüksek müsaadelerine ve tensiplerine saygılarımla
arz ederim. Ali
Babacan Dışişleri
Bakanı Liste: - Ertuğrul Apakan, Büyükelçi, Müsteşar - Feridun Hadi Sinirlioğlu, Büyükelçi, Müsteşar Yardımcısı - Hayati Güven,
Büyükelçi, Güvenlik İşleri Genel Müdürü - Aydın Selcen, Irak Özel Temsilciliği’nde Daire Başkanı - Ceren Yazgan Etiz, Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü’nde Şube
Müdürü BAŞKAN –
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir. İdare amiri
arkadaşlarımızdan salonun boşaltılmasını rica ediyorum. Grup başkan
vekili arkadaşlarımızda bulunan telsiz telefonları da lütfen dışarıya göndermelerini
kendilerinden rica ediyorum. Bu hazırlıkların
yapılması için birleşime kısa bir süre ara veriyorum. Kapanma Saati: 14.06 İKİNCİ OTURUM (Kapalıdır) ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati: 16.54 BAŞKAN: Köksal TOPTAN KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN
(Adana), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 80’inci Birleşiminin kapalı
oturumundan sonraki Üçüncü Oturumunu açıyorum. Gündemin
"Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"
kısmına geçiyoruz. 1'inci sırada yer
alan, Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu ve
3 Milletvekilinin; Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri
Komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri 1.- Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu
ve 3 milletvekilinin; Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları
Raporları (2/146) (S. Sayısı: 111) (x) BAŞKAN –
Komisyon? Yerinde Hükûmet? Yerinde. Şimdi 2’nci
maddeyi okutuyorum: MADDE 2- 5403
sayılı Kanunun, 31/01/2007 tarihli ve 5578 sayılı
Kanunla eklenen Geçici 3 üncü Maddesi yürürlükten kaldırılmış ve 5403 sayılı
Kanuna aşağıdaki Geçici Madde eklenmiştir. “GEÇİCİ MADDE 4- 11/10/2004 tarihinden önce, gerekli izinler alınmadan tarım
dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin tarımsal bütünlüğü bozmuyor
ise istenilen amaçla kullanımı için, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir
yıl içerisinde Bakanlığa başvurulması, hazırlanacak toprak koruma projesine
uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beş
Yeni Türk Lirası ödenmesi şartıyla izin verilir. Söz konusu arazi
ve tesislerin istenilen amaçla kullanımı için çeşitli kurumlardan alınması
gerekli ruhsat, izin gibi işlemler, Bakanlığa başvuru tarihinden itibaren 2 yıl
içerisinde tamamlanıncaya kadar başvuru sahipleri faaliyetlerine devam ederler.
Bu süreler içerisinde gerekli izinleri alamayanların üretim faaliyetleri ilgili
idarelerce durdurulur. Tarım arazisi vasfından
çıkarılan araziler, ilgili kuruluşlarca başvuru sahibinin isteği doğrultusunda
vasfını değiştirir.” BAŞKAN – Madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Bursa Milletvekili Sayın Onur Öymen. Sayın Öymen, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar) Konuşma süreniz
on dakikadır. CHP GRUBU ADINA
ONUR ÖYMEN (Bursa) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; toprak koruma
ve arazi kullanımı ile ilgili Kanun’un 2’nci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk
Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce
Meclise saygılar sunuyorum. Şimdi, bu
Kanun’un 2’nci maddesini şu anda görüşüyoruz. Dikkatlice okuyacak olursanız, bu
Kanun’un esası zaten 2’nci madde. Belli ki 1’inci ve 3’üncü maddeler sonradan
monte edilmiş ve bunların 2’nci maddeyle hiçbir alakası yoktur. Kanun’un
getiriliş sebebi 2’nci maddedir doğrudan doğruya ve 2’nci maddede, adı sanı
belli bir Amerikan şirketinin, Cargill’in, yasalara
aykırı biçimde yaptığı bir faaliyetin, bir inşaatın yasaklanmasına ilişkin
mahkeme kararlarını geçersiz kılmaktır. Bu son derece önemli bir tekliftir.
Dikkatinize sunmak istiyorum: Bu herhangi bir kanun tasarısı gibi görüşülemez.
Bunun hem hukuki hem siyasi hem de ekonomik boyutları vardır. Öncelikle şunu
belirteyim: Biz, yabancı firmaların gelip Türkiye’ye yatırım yapmasına karşı
değiliz. Hele Bursa’ya, bir Bursa Milletvekili olarak yabancı bir firmanın
gelip yatırım yapmasına karşı çıkmamız düşünülemez. Efendim, bunlar ülkede
üretimi arttırırlar, istihdamı arttırırlar. O bakımdan, biz, bu gibi
yatırımları ilke olarak destekleriz. Bir şartla: Kanunlarımıza uyacaklar.
Kanunlarımıza uyulmadığı takdirde, o zaman kanunun gereği neyse o yapılır. Şimdi bizim en
yapmamamız gereken şey, Meclisten çıkaracağımız bir yasayla mahkeme kararlarını
geçersiz kılmaktır. İşte, bu kanunun getiriliş sebebi budur, sadece budur.
Anayasa Mahkemesi de dâhil olmak üzere mahkemelerin, Danıştayın,
bölge idare mahkemesinin, usullere, kanunlarımıza uymadığı için bu yatırımı
durdurma veya yürütmeyi durdurma kararlarını geçersiz kılmak için getirilen bir
kanun tasarısıdır ve bunu çok derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. Şimdi, bu konunun
çok evveliyatı var, yani Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinden
çok önceye gidiyor. Onun için, bu işin bütün sorumluluğunu Adalet ve Kalkınma
Partisi Hükûmetine yüklersek haksızlık yapmış oluruz.
Ama bu dönemde cereyan eden olaylar, AKP Hükûmetinden
önceki dönemden çok farklıdır. Bu dönemin özelliği, doğrudan doğruya yasalara
aykırı faaliyetlerin korunmasıdır. İşte, işin bizi rahatsız eden, bizi tedirgin
eden tarafı budur. Başından itibaren
size ayrıntılarını vermeyeceğim, ama bu konuda o kadar çok mahkeme kararı var
ki isterseniz hepsinin teker teker sayısını, tarihini
verebilirim. Barolar birliği müracaat etmiş, sivil toplum örgütleri müracaat
etmiş, hepsi teker teker müracaat etmişler, yasalara
aykırı bu uygulamanın iptal edilmesi için ve sonunda, gene burada bir yasa
çıkarılmış ve o yasayı, o zamanki Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer
Meclise geri gönderiyor. Meclis ısrar ediyor “Hayır, illa bu böyle olacaktır.”
diye. Onun üzerine, Sayın Cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesine gidiyor. Anayasa
Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Şimdi, bizim
Anayasa’mıza göre, mahkemelerin verdiği karar herkes için bağlayıcıdır, idare
için de Hükûmet için de Meclis için de. Hiç kimse
mahkemelerin verdiği kararı uygulamamazlık edemez. Şimdi, Anayasa
Mahkemesinden bu karar çıkıyor, yerel bölge mahkemesinden -iki tane bölge
mahkemesinden- yürütmeyi durdurma kararı çıkıyor, valilik emir veriyor “Hayır,
devam edebilirsiniz.” diyor. Valiliğin bu emri üzerine bir dava daha açılıyor,
ona da durdurma kararı veriyor mahkeme, gene devam ediyor. Şimdi bu, hukuka
başkaldırmaktır. Türkiye, ya bir hukuk devletidir ya bir hukuk devleti
değildir, buna bir karar vermemiz lazım. Hukuk devletiysek, mahkeme kararına
uyacaksınız. Bir kanunla mahkeme kararlarını geçersiz kılamazsınız. Şu anda
yapılan odur. Değerli
arkadaşlarım, bu konuda, geçmişte çok büyük duyarlılık gösteren
milletvekillerimiz olmuştur, kendilerini kutluyorum. Mesela
bu milletvekillerimizden bir tanesi, 23 Temmuz 1998 tarihinde bu konunun görüşüldüğü
oturumda Meclis kürsüsüne çıkıyor, şunları söylüyor, birkaç cümlesini
söyleyeceğim: “Amerikan Cargill firmasının,
Anayasanın ilgili maddeleri dışında, 2683 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kanununa aykırı hareket etmesi de ayrıca yatırımın durdurulması için en
önemli sebeplerdendir.” filan dedikten sonra, “Bu projenin uygulandığı bu arazi
içinde ve en önemli noktasında Cargill firmasına
Yüksek Planlama Kurulu özel izniyle verilen yatırım izninin derhâl durdurulması
gerekir.” Tebrik ediyoruz bu arkadaşımızı ve en sonra da konuşmasının
sonunda diyor ki: “Bu yatırımın bir an önce durdurulması ve daha makul bir
bölgeye sevk edilmesini teklif ediyoruz.” Kim bunu diyen?
Bunu diyen kim? Şu anda Adalet ve Kalkınma Partisinin üyesi olan ve
huzurunuzdaki kanun teklifini Meclise sunan arkadaşımız, AKP Bursa Milletvekili
Altan Karapaşaoğlu. Yani birkaç sene önce aynı konuda
çıkıyor Meclis kürsüsünde “Derhâl bu yatırımı durdurun.” diyor, şimdi “Kanunsuz
olarak yapılan yatırımı affedin.” diye kanun tasarısı veriyor. Arkadaşlar, bu
kadar hukuksuzluk olabilir mi? Burada denildi ki
daha önceki konuşmalarda: “Efendim, böyle kişiye özel kanun çıkmaz, bir firmaya
özel kanun çıkmaz.” Ve çok değerli arkadaşlarımız, Sayın Bakan, Komisyon
Başkanı dediler ki: “Efendim, böyle şey olur mu, söz konusu değil. Kim demiş bu
kanun özel bir firmaya yöneliktir?” Değil mi, bunu demediler mi burada? Hepimiz
duyduk. Şimdi, değerli
arkadaşlar, size bir belge gösteriyorum. Bu belge Başbakanlıktan Tarım ve Köyişleri Bakanlığına gönderilmiştir, 28 Nisan 2006 tarihli
ve 3020 sayılıdır bu yazı, resmî yazı. Yazıda diyor ki: “Bir toplantı yaptık
Başbakanlıkta, ilgili kuruluşlar katıldı, Cargill firmasının
yetkilileri de katıldı.” Ve diyor ki: “Sivil toplum örgütlerinin de içinde
bulunduğu Toprak Kurulunun yetkisinin kaldırılması ve bu yetkinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığına devredilmesi gerekmektedir.” Ve aynen
okuyorum: “Sivil toplum örgütlerinin bu konudaki olumsuz tutumlarının bu
şekilde bertaraf edileceği düşünülmektedir.” Yani sivil
toplum örgütlerini ağzından düşürmeyen bu Hükûmet, sivil toplum örgütlerini bertaraf etmek için
resmen Köyişleri Bakanlığına yazı yazıyor -dahası
var- ve bu yazıda diyor ki bu firmayla ilgili olarak af niteliği taşıyan
hükümde, esası bu: “Altı aylık başvuru süresinin altı ay daha uzatılması,
dolayısıyla Cargill için yeni bir af yasasının
çıkarılması yolunda kanun değişikliği yapın.” diyor. Başbakanlık, Tarım
ve Köyişleri Bakanlığına talimat veriyor: “Bu
firmayla ilgili kanun çıkarın.” diyor. Daha ne diyelim arkadaşlar? Daha ne
diyelim? (CHP sıralarından alkışlar) CANAN ARITMAN
(İzmir) – Yazıklar olsun! ONUR ÖYMEN
(Devamla) – Yani, şimdi, siz kalkacaksınız, burada diyeceksiniz ki: “Bu kanunun
bu firmayla hiçbir alakası yoktur. O bakımdan, efendim, bunu genel bir kanun
olarak kabul etsin, Meclis onaylasın.” Burada zapta geçiriyoruz, tarihin
huzurunda not düşürüyoruz: Bunu tek bir firma için yapıyorsunuz. Başbakanlığın
talimatı üzerine yapıyorsunuz ve bu yaptığınız iş hukuksuzdur. Anayasa
Mahkemesinin emirlerinin arkasından dolaşıyorsunuz, hiçe sayıyorsunuz. Çok
ayıplıyoruz, yalnız kınamıyoruz, ayıplıyoruz bu yaptığınızı. Bu yapılamaz.
Türkiye ya hukuk devleti ya değil. “Efendim, işte
bir yabancı yatırım yapmış, fena mı olmuş?” Değerli arkadaşlar, Stephan Kinzer diye bir Amerikalı
yazarın bir kitabı çıktı geçenlerde, Overthrow diye.
Açın görün bakalım, bazı büyük Amerikan tarım firmalarının menfaatlerini
korumak için Amerikan Hükûmeti kaç ülkede hükûmet devirmiştir. Açın bakın, kitapta yazıyor. Bütün
Latin Amerika ülkeleri tarumar edilmiştir bir Amerikan tarım firmasının
menfaatini korumak için. Biz ne diyoruz “Firma kapansın” mı? Hayır, sulak tarım
arazisinin ötesine çekilsin, başka bir yere taşınsın. “Hayır, firma ne
istiyorsa o olacak, gerekiyorsa kanun çıkarılacak.” İşte bu
yanlış. Türkiye bir
sömürge değil arkadaşlar, Türkiye bağımsız bir cumhuriyettir, Türkiye bir hukuk
devletidir. Bize sömürge muamelesi yapamazsınız. Her dönemde bu baskıyı
yapmışlardır. Bir dönemde ben Müsteşarken Amerikan Büyükelçisi geldi “Burada
bir Amerikan firması var çok sayıda satış noktası olan. Bu firmanın ihtiyacı
olan hazır kıymanın ithalini istiyoruz.” dedi. Dedik ki: “Mevzuatımıza aykırı.
Hazır kıyma ithal edilemez.” “O zaman, Amerikan Kongresi Türkiye’ye vermek için
müzakere ettiği askerî malzemenin, teçhizatın, yedek parçanın Türkiye’ye
verilmesini durdurabilir, haberiniz olsun.” dedi. Baskı bu
işte. Bazıları “Baskı nedir?” diyor, baskı bu. Biz öyle bir tepki
gösterdik ki “Aman bunu söylememiş olayım.” diye çekti gitti. Şimdi,
düşünebiliyor musunuz, bu iş böyle, yani ya hukuk devletisiniz ya bağımsız bir
cumhuriyetsiniz… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Bir
dakika ek süre veriyorum Sayın Öymen. Buyurunuz. ONUR ÖYMEN
(Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan. … ya bağımsız bir cumhuriyetsiniz, bir hukuk devletisiniz, ki
biz öyle olduğumuza inanıyoruz. O zaman böyle kanunları bu Meclisin huzuruna
getirmezsiniz. Hele hele, kendinizin kalkıp da bu
Meclisin kürsüsünde şiddetle karşı çıktığınız bir konuya sahip çıkıp, gelip
onun tam tersini burada söyleyemezsiniz, bu kadar olmaz. Yani biraz tutarlı
olalım. Bu firmaya biz
karşı mıyız? Hayır. Bu firma bize de geldi, size geldiği gibi bize de geldi.
Biz onlara dedik ki: “Türkiye bir hukuk devleti, kanunun dediği olur, hukukun
dediği olur. Türkiye’de çok tepki var bu projeye. Pancar üreticilerinin durumu
var.” Her şeyi anlattık. Yani, bize de müracaat ettiler, “Aman siz de
destekleyin.” filan ve şimdi bütün bu ayrıntıları görünce dehşete kapılıyoruz. Peki, nereden
biliyoruz biz bu yazıyı, Başbakanlığın Tarım ve Köyişleri
Bakanlığına gönderdiği yazıyı? İnternet’te var. Merak ederseniz siz de açın,
okuyun. Değerli arkadaşlar, biz uydurmuyoruz bunları. İnternet’e kadar düşmüştür
bu. Yani, bu kanunun kabul edilmesi Yüce Mecliste, Türkiye hesabına bir skandal
olacaktır. Size bu kadarını söylüyorum. Yüce Meclise
saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Öymen. Söz sırası,
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Bursa Milletvekili Sayın İsmet Büyükataman’ın. Buyurunuz
efendim. (MHP sıralarından alkışlar) Süreniz on
dakikadır Sayın Büyükataman. MHP GRUBU ADINA
İSMET BÜYÜKATAMAN (Bursa) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 111 sıra
sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına
söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Küresel ısınma,
iklim değişiklikleri ve kuraklıkların ülkemizde ve dünyamızda ne kadar etkili
olduğunu hepimiz görüyoruz ve bilfiil yaşıyoruz. Önceki yıllarda kendi kendine
yeten tarımsal üretimi olan ülkemiz, son yıllarda özellikle tarımsal ürünlerde
ithalatçı duruma düşürülmüştür. Maalesef, ülkemizde gerek sanayi kuruluşları
gerek yerleşim birimleri düzensiz, çarpık bir şekilde oluşmuş, tarım
arazilerimiz neredeyse hiç korunmamıştır. Buna ülkemizin çok değişik
yerlerinden örnekler verebiliriz. Özellikle Marmara Bölgemizde yoğunlaşan
sanayi bunun çok açık örneğidir. Ancak, bu böyle gitmemelidir. Gelecek
kuşaklara iyi bir ülke bırakmak istiyorsak bu duruma hepimiz “dur” demeliyiz. Saygıdeğer
milletvekilleri, Anayasa’mızın 63’üncü maddesi “Devlet, tabiat varlıklarının ve
değerlerinin korunmasını sağlar.” hükmünü ihtiva etmektedir. Yine,
Anayasa’mızın 125’inci maddesi; yapılan yatırımın, işlemin uygulanması hâlinde
telafisi güç veya imkânsız zararların doğması hâli zuhur ederse idari yargılama
konusu olabilir ve idare mahkemesi bunu durdurabilir, demektedir. Buna paralel
olarak, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27’nci maddesinin ikinci bendinde:
“Yürütmenin durdurulması: …idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya
imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması
şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin
durdurulmasına karar verebilir.” hükmü yer almaktadır. Saygıdeğer milletvekilleri,
kamuoyunda “Cargill yasası” olarak bilinen ve verimli
tarım arazilerinin izinsiz ve hukuka aykırı biçimde işgal edilmesi eylemlerine
af getiren 5578 sayılı Kanun 9 Şubat 2007 tarihinde yasalaşmıştır. ÖZKAN ÖKSÜZ
(Konya) – Kaç tarihinde? İSMET BÜYÜKATAMAN
(Devamla) - Cargill firması bu Kanun’un sağladığı
imkânlardan yararlanmak amacıyla aynı gün başvuruda bulunmuş ve Bursa Valiliği
tarafından verilen 20 Şubat 2007 tarihli izinle, firmanın hukuk dışı yatırımına
meşruiyet kazandırılmak istenmiştir. ÖZKAN ÖKSÜZ
(Konya) – İzni siz verdiniz, siz. BAŞKAN – Sayın
Özkan, lütfen… İSMET BÜYÜKATAMAN
(Devamla) – Valilik işleminin iptali için Bursa idare mahkemelerinde iptal
davaları açılmıştır. Bu davalar devam ederken, Sayın Cumhurbaşkanının anılan
Kanun’un iptaline ilişkin olarak açtığı dava ilk sonucunu vermiş ve 19 Şubat
2007 tarihli Anayasa Mahkemesi kararıyla, Kanun’la ilgili olarak yürürlüğün
durdurulması kararı verilmiş ve bu karar Resmî Gazete’de 22 Şubat 2007
tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesi
tarafından verilen bu karar değerlendirilerek, artık yasal dayanağı kalmamış
bulunan Valilik işlemi hakkında, Bursa 1. İdare Mahkemesince 23 Mart 2007 ve 3.
İdare Mahkemesince de 8 Kasım 2007 tarihlerinde iki ayrı yürütmeyi durdurma
kararları verilmiştir. Anayasa Mahkemesi ve idare mahkemesi kararlarıyla hukuka
aykırılığı belgelenen Valilik izin işleminin ortadan kalkması üzerine, firmanın
verilmiş mahkeme kararlarına aykırı yatırımının kurtarılması amacıyla bu kez,
14 Şubat 2008 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunca kabul edilen kanun teklifi
hazırlanmıştır. Bu kanun teklifi ile tarım arazisinde izinsiz gerçekleştirilmiş
yatırımlara hukuksallık kazandırılmak amacıyla bir yıllık yeni bir af süresi
getirilmiştir. Bu düzenleme açıkça hukuka aykırı olduğu gibi, ülke ve milletin
geleceğinin güvencesi olan verimli tarım arazilerinin talanına yol açacak
özelliği ile ülke ve millet yararlarına da aykırıdır. Türkiye Büyük Millet
Meclisini, kamuoyunu ve medyayı, hukukun üstünlüğünün egemen kılınması ve millî
varlıklarımızla bağımsızlığımızın korunması yolundaki çabalarımıza omuz vermeye
ve destek olmaya çağırıyoruz. Kanun teklifine
konu 2’nci madde ile Bursa ili Orhangazi ilçesinde 212 bin metrekare birinci
sınıf tarım arazisi üzerinde kurulu bulunan -Bursa idare mahkemeleri ve Danıştayın ilgili dairelerinin defalarca yürütmenin
durdurulması ve iptali kararı verdiği, en son Anayasa Mahkemesi tarafından
yürütmenin durdurulması kararı verilen- fabrika hukuk şemsiyesi içine çekilmeye
çalışılmaktadır. Sözü edilen fabrika 1989 yılından beri değişik adlarla
yürürlükte bulunan Tarım Alanlarının Amacı Dışında Kullanılmasının Önlenmesine
Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak inşa edilmiştir. 3 Temmuz 2005 tarihinde
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun Türkiye Büyük Millet
Meclisinden geçmesinden yalnızca iki gün sonra, 5 Temmuz 2005 tarihinde,
2005/8944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Cargill
arazisi özel endüstri bölgesi ilan edilmiştir. 19 Temmuz 2005 tarihli Resmî
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5403 sayılı Yasa’nın, metrekaresine 5
YTL ödenmesi şartıyla tarım alanlarını amacı dışında kullananlara af getiren
geçici 1’inci madde hükmüne rağmen, Cargill, Özel
Endüstri Bölgesi ilan edilmesi sebebiyle ilgili hükümden yararlanmak için
başvuru yapmamıştır. Yasa’nın altı ay olarak öngördüğü sürenin 19 Ocak 2006’da
dolmasından sonra 8 Şubat 2006 tarihinde, Danıştay 10. Dairesi, Özel Endüstri
Bölgesi ilanını öngören Bakanlar Kurulu Kararı’nın yürütmesini durdurmuştur.
Bundan yalnızca on beş gün sonra Bursa Milletvekili Sayın Karapaşaoğlu’nun
verdiği kanun teklifiyle Cargill bir kez daha
kurtarılmaya çalışılmış, bu çerçevede Toprak Koruma Yasası’nda değişiklik yapan
5578 sayılı Yasa çıkarılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanının veto ettiği, Türkiye
Büyük Millet Meclisinden aynen geri gönderilen Yasa’nın ilgili hükmünün
yürütülmesi ise Anayasa Mahkemesi tarafından durdurulmuştur. Bu kez yine aynı
Sayın Milletvekili, yine aynı amaçla Cargill’i hukuk
içine çekebilmek için yasa teklifi vermiştir. Kanun teklifi,
Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idare mahkemelerince verilmiş olan yargı
kararlarına uymayan ve onları geçersiz kılan niteliğiyle Anayasa’nın 138’inci
maddesinde yer alan “Yasama ve yürütme mahkeme kararlarına uymak zorundadır.”
hükmüyle hiçbir biçimde bağdaşmayan özelliğinden ötürü hukuk dışıdır. Teklif, özünde
bir tüzel kişiliğe özel ayrıcalık tanıyan niteliğinden dolayı, Anayasa’nın
10’uncu maddesinde yer alan “Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz
tanınamaz.” hükmüyle de bağdaşmamakta ve bu nedenle de hukuka aykırı
bulunmaktadır. Teklif, esasen
son derece yetersiz olan verimli tarım arazilerinin talanını hızlandıracak
özelliğinden ötürü ülke ve millet yararlarına da açıkça aykırıdır. Hukuka ve
toplum yararlarına aykırı olan bu teklif, bir yabancı firma yararlarını gözeten
özü ve niteliği ile millî bağımsızlığımızla da bağdaşmamaktadır. Saygıdeğer
milletvekilleri, Ekim 1994’te özelleştirme işlerini yürütmek üzere kurulmuş
Kamu Ortaklığı İdaresinin Başkanı, Anayasa Mahkemesinin oy birliğiyle verdiği
iptal kararını hiçe sayarak, Ereğli Demir Çelik Fabrikalarının hisselerinin
yüzde 51,66’sını “Kaça satarsanız satın, kabul ediyoruz.” kaydıyla bir İngiliz
firmasına devretti. Bu yasa dışı satışı gerçekleştirmek üzere hisse senetleri
çantasında İngiltere’ye uçmadan önce, havaalanında gazetecilere konuşan
Özelleştirme İdaresi Başkanı “Anayasa Mahkemesi kararları bizi bağlamaz.”
diyerek açıktan meydan okuyordu. Özelleştirmenin öncülüğünü yapmış İngiltere’de
bile böyle bir kanunsuzluğun olması mümkün değildi ancak aynı İngiltere, 20
Nisan 1996 tarihinde İstanbul’da büyük bir törenle, aynı Başkana, İngiltere’nin
en önemli unvanlarından birini, Britanya İmparatorluğu’nun Şeref Kumandanı
unvanını vererek bir de madalya taktı. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Büyükataman, bir dakika ek süre veriyorum. Buyurun. İSMET BÜYÜKATAMAN
(Devamla) – Komisyon toplantısında kanun teklifi sahibi AKP’li Sayın Karapaşaoğlu “Cargill’in çalışma
ruhsatı iptal edilmedi, devlet izinleri iptal edildi. Cargill’in
çalışması yasal. Kaldı ki, mahkemelerin verdiği her kararın yasal olduğunu da
düşünmüyorum.” şeklinde konuşmuştur. Hâlbuki aynı Sayın Karapaşaoğlu
9 Ocak 1999 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda bu konuyla
ilgili yaptığı bir konuşmasında “Bakınız, ülkemizde birtakım değerler artık
yozlaşmaya başlamıştır. Hukuka saygı kalmamıştır.” demektedir. O tarihten bu
tarihe ne değişmiştir de, dün hukuka saygının kalmadığını ifade eden Sayın Karapaşaoğlu, bugün mahkemelerin verdiği her kararın yasal
olmadığını savunmaktadır. Hukuka saygı, kendisinin yaptığı mıdır? Cargill firmasıyla alakalı, siz de, yoksa,
Anayasa Mahkemesi kararlarını hiçe sayarak Amerika Birleşik Devletleri’nden mi
madalya bekliyorsunuz? (MHP sıralarından alkışlar) Saygıdeğer
milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, millî bağımsızlık ve toprak
varlığımızın korunması adına yüce Meclisimizde halkın huzurunda ant içmiş
milletvekillerimizi bu kanun teklifine hayır demeye davet ediyor, saygılar
sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Büyükataman. Gruplar adına
başka söz isteyen yok. Şahısları adına,
Kocaeli Milletvekili Sayın Azize Sibel Gönül. Buyurunuz
efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar) Süreniz beş
dakikadır. AZİZE SİBEL GÖNÜL
(Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 111 sıra
sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci
maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi hızlı nüfus artışı, çok sayıda
sosyoekonomik ve politik sorunlara neden olmasının yanında yanlış arazi
kullanımına ve toprak kayıpları nedeniyle ekonomimize ve kalkınmamıza önemli
etkileri olan sorunlar da ortaya koymuştur. Ülkemizde
toprakların korunmasıyla ilgili tedbirlerin yetersizliği ve arazilerin
kullanımı konusunda yanlışlıkların olması nedeniyle toprağın korunmasını,
geliştirilmesini ve çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak
arazi kullanımını hedefleyen, kısaca tüm unsurlarıyla kapsayan Toprak Koruma ve
Arazi Kullanımı Kanunu çıkarılmıştır. Amaç, toprağın doğal ve yapay yollarla
kaybını, niteliklerini yitirmesini engelleyerek, korumasını, geliştirilmesini,
sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı arazi kullanımını
sağlayacak usul ve esasları belirlemektir. Bu yasa ile üç
planlama getirilmiş: Bir, arazi kullanım planlaması; iki, tarımsal amaçlı arazi
kullanım plan ve projeleri; üç, toprak koruma projelerinin hazırlanması. Arazi
kullanımında genellikle uyuşmazlıklar ortaya çıktığından ve birbiriyle rekabete
giren arazi kullanımlarını uyumlaştırma olanakları çok çeşitli nedenlere bağlı
olarak gitgide azaldığından kapsamlı ve bütümcül
planlama, başka bir deyişle yüksek düzey bakış açısı, stratejik planlama, yani
bu kanun yaşamsal bir önem taşımaktadır. Bu tür çalışmalarda sosyal, ekonomik,
kültürel ve çevresel amaçları geliştirebilmek üzere strateji belirlemek,
belirsizlikleri ve riskleri kabul eden ve bunlara cevap veren esnek bir
yaklaşım sergilemek, çıkarların uyumlaştırılması sürecini temel almak gerekir. Şimdi, bu kanuna
baktığımız zaman, şu anda konuştuğumuz 2’nci maddeye ek olarak “11/10/2004 tarihinden önce, gerekli izinler alınmadan tarım
dışı amaçlı kullanıma açılmış ve tarımsal bütünlüğü bozulmuyor ise…” ibaresi
eklenerek yeniden düzenlenmiştir. Değerli
arkadaşlar, bu kanunla ilgili, sadece bir düzenlemeyle ilgili, bir ilimizde
yapılan bir fabrikayla ilgili kanunu oraya endekslemek çok yanlış. Bakın, elimde
bir Bakanlar Kurulu prensip kararı var “…yerin işletilmesiyle ilgili (…)
şirketine ait…” oraya izin veren. Yani, bizim 2002 döneminde verilmiş bir şey
var. Şimdi şunu
söylemek istiyorum: Sadece bir alandaki yere endekslemek doğru değil. Bununla
ilgili, sanayi yapılarının yoğun olduğu Trakya bölgesinden tutun, benim kendi
seçim bölgem olan Kocaeli’den tutun Türkiye’nin çok
çeşitli bölgelerinde bu tür ruhsat ve izinle ilgili sıkıntıları olan yerler
var. Bunların bir çözüme ulaşmasına, 11/10/2004
tarihinden öncesiyle ilgili olarak çözüme ulaştırılmasına ve bundan sonraki
kanunda da bu şekilde devam etmesine inanıyoruz. Ama bir de şuna inanıyoruz
değil mi: Dünya gittikçe küçülüyor. Canlıların yaşayabileceği başka bir gezegen
de yok, keşfedilmedi. Çok uzun yıllar boyunca belki bu dünyada yaşayacağız.
Toprağın tahribinin, ekolojik değerlerin bozulmasının
sadece bir ülkeyi değil, tüm dünyayı tehdit ettiğine de hepimiz inanıyoruz. Bu
tür toprak tahribi tehditlerini önlemek amacıyla bu kanuna ihtiyaç duyulmuştur.
Bu kanunun
milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Ben, bu
duygularla yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Gönül. Şahısları adına
ikinci ve son söz, Kocaeli Milletvekili Sayın Fikri Işık… Buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar) Sayın Işık,
süreniz beş dakikadır. FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 111 sıra sayılı Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu ve 3 Milletvekilinin; Toprak Koruma ve Arazi
Kullanımı Kanunu’nda değişiklik yapılmasına yönelik kanun teklifinin 2’nci
maddesi üzerinde şahsım adına
söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. Değerli
arkadaşlar, Türkiye’de yaşayan bir insan olarak herhâlde hepimiz şunu çok iyi
biliyoruz: Türkiye’nin bir dönemi, maalesef, pratiğin teorinin çok önünde
gittiği bir dönem oldu. Uygulamalar, planlamaların çok önünde gitti hatta bu
“işgal” diyebileceğimiz, işte gecekondulaşma, sanayinin çarpık şekilde
yapılması, sanayi bölgelerinin planlanmadan birtakım pıtrak gibi sanayi
kuruluşlarının kurulması dönemlerini Türkiye yaşadı. Bu acı gerçeği en
fazla yaşayan illerden biri de Kocaeli. Şimdi, bu kanun teklifi üzerinde sanki
olay sadece Bursa’da bir firmayı ilgilendiren bir kanun teklifiymiş de, bir
yere statü kazandırılmaya çalışılıyormuş, bir yere işte efendim hakkı olmayan
bir imkân ve imtiyaz tanınıyormuş gibi bir yaklaşım burada muhalefet partisi
sözcüleri tarafından sürekli dile getirildi. RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Cargill de aynı şeyi söylüyor. Ucuz arsa… FİKRİ IŞIK
(Devamla) - Değerli arkadaşlar, şuna dikkatinizi çekeyim: Özellikle, 1990’ların
sonuna kadar Türkiye’de tarım depo ruhsatıyla kurulan yüzlerce, binlerce sanayi
kuruluşu var. Bunların önemli bir kısmı da benim kentim Kocaeli’de.
Evet, bunlara zamanın hükûmetleri, maalesef göz
yummuş. “Siz tarım arazisine gidin, bir ‘tarım deposu’ adı altında bir hangar
yapın, ondan sonra içinde hangi faaliyeti gösterirseniz gösterin, biz buna göz
yumarız.” denmiş ve insanlar gitmişler tarım alanları içerisinde “tarım deposu”
diye sanayi tesislerini kurmuşlar. Buna o dönemin iktidarları hiç müdahale
etmemiş. Hatta Cargill örneğinde, biraz önce
arkadaşlar söylediler, Bakanlar Kurulu özel karar çıkarmış. Merhum Ecevit
tahsis yapmış, ondan sonraki iktidar bunların üretimi için Bakanlar Kurulu
kararı çıkarmış ve çok acıdır ki, bazı kamu görevlileri, işi kılıfına uydurma
konusunda çok mahirane metotlar, yöntemler geliştirmiş ve bu sanayi tesisleri,
maalesef, organize sanayi bölgelerinin dışında bugün bir vakıa olarak
duruyorlar. Bu tesislerin sayıları, sadece Kocaeli için söylüyorum, yüzlerin
üzerinde. Tarım Bakanlığına müracaat edenlerin sayısını dün sordum, dört bine
yakın. Şimdi bunlar var, ama bunların ruhsatı yok. Bu arkadaşlarımız, bu
sanayiciler üretim yapmak için şu anda resmen kanuna karşı hile yapmak
durumundalar. Bakın, ihracat yapmak istiyorlar, ama ihracat yapmak için gerekli
belge ve sertifikaları, ruhsatları olmadığı için alamıyorlar. Bu bölgelerde
binlerce, on binlerce insanımız istihdam edilmiş durumda. Şimdi bu bir problem
değil mi? Sadece Cumhuriyet Halk Partisini ilgilendiren Cargill
mi? Bu, bu ülkenin bir problemi değil mi? Bu soruna bu Meclis bir çözüm bulmak
durumunda değil mi? K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Cargill’i çıkaralım, tamam. FİKRİ IŞIK
(Devamla) - İş, bir tek Cargill firmasına gelip kilitleniyor. Öte tarafta binlerce
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, bu sıkıntıyı çekmeye devam ediyor. Burada sizin
de sorumluluğunuz var. RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Yasa dışı fabrika yapanların sorumluluğu yok mu? Kim yapmış? FİKRİ IŞIK
(Devamla) - Geçmiş iktidar dönemlerinin hepsinde buna göz yumulmuş. Şimdi burada bir
noktayı daha ifade etmek istiyorum: Şimdi, bizim organize sanayi
bölgelerimizde, maalesef, bazı bölgelerde arsa spekülasyonları
organize sanayi bölgelerinin fiyatlarını ciddi derecede yükseltti. Bu da
sanayicinin organize sanayi bölgelerinde yatırım yapmasını gittikçe
zorlaştırdı. Böyle bir tarım depolama ruhsatı, nasıl olsa böyle bir yol var
deyince, herkes organize sanayi bölgelerinin dışına çıktı. Değerli
arkadaşlar, bugün için bu, Türkiye’nin bir sorunudur, sadece Cargill’in sorunu değildir, sadece Bursa’nın sorunu
değildir. Bugün için bu, Türkiye’nin bir sorunudur. RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Küresel ısınma da Türkiye’nin sorunu. FİKRİ IŞIK
(Devamla) - Kanun teklifi, eğer sizlerin
teveccühüyle yasalaşırsa ne getirecek? Bunlara ruhsat verin demiyor kanun; bir
yıl içerisinde müracaat etsin, tarım topraklarının bütünlüğünü bozmayacak
tarzda bütün kanuni müeyyideleri yerine getirmek kaydıyla ruhsatlandırılabilir.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Işık, bir dakika ek süre veriyorum, lütfen bitirin. RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Bütünlüğün ölçüsü ne? Bütünlüğü bozmamanın kıstası ne, ölçüsü ne?
Kim bozdu, kim bozmadı bütünlüğü? FİKRİ IŞIK
(Devamla) – Bakın, kimin bozduğu, kimin bozmadığı konusunda… RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Ölçüsü var mı onun? Bir ölçüsünü söyleyin. Neye göre? FİKRİ IŞIK
(Devamla) - …tarihte bütün belgeler de kimin bozduğunu çok iyi gösteriyor. RASİM ÇAKIR (Edirne)
– Ya ya ya! FİKRİ IŞIK
(Devamla) - Çok iyi gösteriyor. Bu da, o dönemde, 1980’lerden 2002’ye kadar
iktidar olan bütün partilerin burada sorumluluğu var. RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Ya, tabii! FİKRİ IŞIK
(Devamla) - Göz yummayacaklardı. Bugün yukarıya tükürseniz bıyık, aşağı
tükürseniz sakal noktasında bir pozisyonla karşı karşıyayız. RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Başbakanın yok muydu sorumluluğu gecekondulaşmada, gecekondulara af
getirmede, İstanbul’u katletmede? BAŞKAN –
Arkadaşlar, laf atmayın. FİKRİ IŞIK (Devamla)
- Bu kanun Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesini de karşılayacak şekilde
tekrar düzenleniyor. Ve istiyoruz ki, iki yıl içerisinde kendi müesseselerini
hukuki noktada yasal noktaya getirebilen getirsin, getiremeyen de karşılığına
katlansın diyorum. Kanun teklifinin
kabulünü bekliyor, bu vesileyle Meclise saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum. Madde üzerinde
konuşmalar sona ermiştir. Şimdi soru-cevap
kısmına geçiyoruz. Beş dakika soru, beş dakika cevap. 5 arkadaşımızın soru
sorabilmesini temin bakımından birer dakika süre verelim. O nedenle, hemen
otomatik kesileceği için bir dakikaya soruların sığdırılmasını rica ediyorum
arkadaşlardan. Sayın Gök… Yok. Sayın Genç,
buyurun. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Efendim, bu
kanunun getirilmesinin amacı, tamamen Amerikan Cargill
firmasını kurtarmaya yöneliktir. Zaten, bir defa bu kanunu devamlı takip eden
Bursa Milletvekili Altan Karapaşaoğlu bu kanunun
çıkması için gösterdiği gayreti Bursa’ya hizmet için gösterseydi Bursalılara
daha iyi hizmet edeceğine inanıyorum. RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Yoruldu artık, Genel Kurula bile gelmiyor! KAMER GENÇ
(Tunceli) - Efendim, bu konuda Danıştay iptal kararı vermiş, İdare Mahkemesi
iptal kararı vermiş, Anayasa Mahkemesi yürütmeyi durdurmuş. Kanun bir defa
Meclise geliyor bir firmayı korumak için. Bir defa Meclise geliyor,
Cumhurbaşkanı tarafından veto ediliyor, geliyor Hükûmet
tekrar virgülüne dokunmadan çıkarıyor. Arkasından 5578 sayılı Kanun’u
çıkarıyor. Yani bu Parlamento bir yabancı firmanın itibarını kazanmak için,
Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırı hareket etmesine meşruluk kazandırmak
için, bu kadar, Türkiye makamları işgal… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Genç. Sayın Tankut, buyurun. YILMAZ TANKUT
(Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Sayın Bakanım, bu
kanun teklifinden yirmi iki bin civarında tesisin faydalanacağını ve toplam 45
milyon metrekare tarım arazisinin bu kapsama girdiğini ifade etmektesiniz ve
zaten bunların da yeniden tarıma kazandırılmasının mümkün olmadığı, AKP Grubu
adına konuşma yapan milletvekili arkadaşlarımız tarafından ifade edilmiştir. Peki, şimdi sormak
istiyorum: Haksız ve hukuksuz olarak, birinci sınıf tarım arazilerini işgal
eden yerli ve yabancı firmaları, bu kanun teklifinizle, bu suçlarından dolayı
mükâfatlandırmış olmuyor musunuz? Öbür yandan, bundan sonra bu tip işgalleri
yapma niyetinde olan kişi ve kurumları da “nasıl olsa ileride yine bu ve
benzeri yasa teklifleriyle affediliriz” düşüncesine sevk ederek, bundan sonra,
haksız ve yasa dışı, birinci sınıf tarım arazilerini işgal etmeye teşvik etmiş
olmuyor musunuz? Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Tankut. Sayın Öztürk, buyurun. HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Aracılığınızla
sormak istiyorum: Yüce Mecliste yapılan görüşmelerde, maalesef, bu yasanın bir
şirket için özel olarak çıkarıldığı şeklinde ifadelerde bulunuldu. Bu yanlış
izlenimi ortadan kaldırmak için, bu yasada geçen 11/10/2004
tarihini bir gün önceye çekme şansı var mıdır, yok mudur? Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Öztürk. Sayın Birgün, buyurun. RECAİ BİRGÜN
(İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Teklifin
görüşmeleri sırasında açıkça ortaya çıktığı gibi, sadece bir Amerikan firması Cargill için düzenlenen bu kanun teklifini savunan
arkadaşlar, daha önceki hükûmetler dönemlerinde buna
göz yumulduğu bahanesinin arkasına sığınarak hep bunu savundular; genelde
iktidarın yaptığı da hep bu. Daha önce vardı diye bu yanlışı devam ettirmek
doğru mudur? Bu yanlış mı doğru mu? Sadece bu konuda Sayın Bakana sormak
istiyorum. Çünkü bu kanunun gündeme gelmesi, Bush’un Türkiye’ye gelmesinden
sonra Tayyip Erdoğan’ın böyle bir talebi basına yansımıştı. Bu doğru mu değil
mi? Bunu sormak istiyorum Sayın Bakana. BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum. Sayın Doğru… REŞAT DOĞRU
(Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Aracılığınızla
Sayın Bakana sormak istiyorum: Genetiğine müdahale edilerek bozulan mısır gibi
çeşitli ürünlerden elde edilen tatlandırıcılarla ilgili olarak son zamanlarda
dünyanın çeşitli üniversite ve ARGE merkezlerinde araştırmalar yapılmaktadır.
Bu ürünlerin kullanılmasının kanser, alerjik cilt hastalıkları gibi çeşitli
hastalıkların tetikleyicisi ve uyarıcısı olduğuna dair iddialar ortaya
konmaktadır. Bu hususta Bakanlığımızın tüketiciler için bir çalışması,
araştırması var mıdır? Bu konuda bilgi almak istiyorum. Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum. Sayın Işık… ALİM IŞIK (Kütahya) –
Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın Bakanım,
kanun teklifinin gerekçesinde de yer aldığı gibi yaklaşık yirmi iki bin
tesisten bahsediliyor. Bu yirmi iki bin tesis midir, yirmi iki bin işletme
midir? Bunlardan en fazla alana sahip olan 50 tesis kimlere aittir? Bu tesisler
içinde Cargill’den daha fazla alana sahip olan bir
firma ya da firmalar var mıdır? Varsa bunlar hangileridir? Bu firmalardan kaç
adedi yerli, kaç adedi de yabancı veya yabancı ortaklı firmadır? Söz konusu
tarım arazilerinin ne kadarı birinci sınıf, ne kadarı diğer sınıflardadır? Bu
alanlar çoğunlukla hangi illerimize aittir? Çünkü, bu
sorularım bundan sonraki tartışmaları yönlendirecek sorulardır. Teşekkür ediyorum. BAŞKAN – Sayın
Bakan, buyurunuz. Süreniz beş
dakika. ÇEVRE VE ORMAN
BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Teşekkür
ediyorum. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; evvela şunu açıklıkla ifade edeyim: Bu kanun sadece
bir firma için çıkarılmıyor. Özellikle elinizde kayıtlar var; yaklaşık 45 bin
dekar ve 20 ile 22 bin kişiyi veya şirketi, firmayı alakadar eden bir durum söz
konusu. Cargill firması sadece bunlardan birisidir
-onu özellikle belirteyim- ve bunun alanı da yaklaşık olarak 212 dekardır. RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Sayın Bakanım, siz Çevre Bakanısınız ama! ÇEVRE VE ORMAN
BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Dolayısıyla,
45 bin dekar yanında 212 dekardır. Tabii, bununla ilgili de şunu açıklıkla ifade edeyim: Bunlar,
geçmişte, yani 1997 yılında müracaat edilmiş, Yüksek Planlama Kurulu kararıyla
da izin alınmış -o zamanki Sayın Başbakanın ve koalisyon ortağı 10 tane de
bakanın imzası var- daha sonra 1/1000’lik mevzi imar planları hazırlanmış,
bunlar onaylanmış ve 1998’de yapı ruhsatı alınmış, firma 1998 yılında inşaata
başlamış. Yani, bunlar tamamen geçmişte yapılmış
işler. Tabii, bu kadar,
20 ila 22 bin kişiyi ilgilendiren bir konuda… Artık, bunlar tamamen tarım dışı,
tarım sahası olarak kullanılması mümkün değil, yani elden çıkmış. Ancak, bunlar
hiçbir şekilde ruhsat alamıyorlar, üretim ve ihracatın önünde engeller oluyor,
yasal statüye kavuşmadıkları için birtakım engeller var. Dolayısıyla, fiilen
tarım dışına çıkmış olan bu alanlarla ilgili, ihracat ve üretimin önündeki
birtakım engellerin kaldırılmasına matuf bir işlem. Dolayısıyla, bu bizden önce
yapılmış. Bir de, bununla
ilgili şunu ifade edeyim: Bazı arkadaşlar diyorlar ki, bu teşvik… Sayın Tankut’un, ifade ettiği gibi “Bunlar bazılarını yasa dışı
yollara teşvik etmiyor mu?” şeklinde suali vardı. Bildiğiniz gibi, 11 Ekim 2004
tarihi esas alınmış, ondan önce yapılanlar için geçerli, ondan sonra yapılanlar
için herhangi bir teşvik vesaire de yok diye düşünüyorum. Sayın Öztürk’ün “Bir gün önceye alınamaz mı?” teklifi var. Bu
konuda da, tabii ki, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 12/10/2004
tarihinde yürürlüğe girmiştir; dolayısıyla, bu tarih dikkate alındığından
11/10/2004 tarihi esas alınmıştır, sebep budur diye düşünüyoruz. Bunun dışında,
Bush’un Türkiye’ye gelmesiyle bir alakası olmadığına inanıyorum. Ayrıca, bir sayın
milletvekilimiz, bu tür birtakım üretimlerin kanserojen olduğu şeklinde
birtakım iddialar olduğunu söyledi. Bu konuda yazılı olarak -tabii, Sağlık Bakanlığımızı alakadar ediyor-
zatıalinize cevap verilecektir. Ayrıca, Sayın
Işık, özellikle “Bunlar kimdir? İlk beşe giren firmalar hangileridir?” diye
sordu. Tabii, bunlar çok tafsilatlı olduğu için, müsaade ederseniz onlara da
yazılı olarak Bakanlığımız sizlere cevap verecektir. Hepinize
saygılarımı sunuyorum efendim. Teşekkür ediyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan. Değerli
arkadaşlarım, 2’nci madde üzerinde on bir adet önerge verilmiştir. İç Tüzük’ün
87’nci maddesi gereğince her madde için en fazla yedi önerge, bildiğiniz gibi,
işleme alınabilmektedir. Her siyasi parti grubuna mensup milletvekilleri
tarafından bir önerge verme hakkı, bildiğiniz gibi, saklıdır. O nedenle, CHP,
MHP ve DTP gruplarına mensup milletvekilleri tarafından verilmiş önergeleri işleme
alabilmek için, veriliş tarihine göre en son verilmiş üç önergeyi işlemden
kaldırıyorum. Şimdi, yedi
önergeyi sırasıyla okutup işleme alacağım. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz, burada ben bir şey söyleyeyim.
87’nci maddede diyor ki: “Milletvekilleri yedi önerge verir. Ayrıca, her siyasi
parti grubunun da önerge verme hakkı saklıdır.” Buna göre, şimdi burada eğer
yedi tane siyasi parti olursa, o zaman sizin bu uygulamanızda hiçbir
milletvekilinin önerge hakkı kalmaz. MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – İç Tüzük’te öyle yazıyor, ne yapalım! KAMER GENÇ
(Tunceli) – Efendim, müsaade ederseniz, zatıaliniz
Meclisi yönetirken, bu şansı yakalamışken, bu uygulamayı değiştirin lütfen.
Milletvekillerinin önerge verme… Verecekleri önerge yedi tane. Burada zaten ilk
defa Anayasa Mahkemesine bu gittiği zaman milletvekillerinin önerge verme
sayısı üçtü. Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti. “Üç tane önerge az.” dedi.
Şimdi dört tane grup var, yarına on tane grup var. Yani, böyle bir şey olur mu
Sayın Başkanım? Şimdi, milletvekillerinin her halükârda yedi önergesini işleme
koyun, gruplar da bir tane koysun. Sonra, gruplarımıza bu kadar imtiyaz
verilemez ki, yani son anda geliyor, önergeyi veriyor, bizim önergelerimizi
hükümsüz kılıyor. BAŞKAN – Sayın
Genç, bu uygulama, bildiğiniz gibi, müstakar hâl aldı, bu uygulamayı
sürdüreceğiz. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Ama efendim, bu konudaki uygulama hatalı bir uygulama, yani siz
bunu düzeltebilirsiniz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Buyurun
efendim. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 111 sıra sayılı
kanun teklifinin çerçeve ikinci maddesi ile 5403 sayılı kanuna eklenen geçici
dördüncü maddenin ikinci fıkrasında geçen “2 yıl” ibaresinin madde metninden
çıkarılarak “üç yıl” ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederiz. Turan
Kıratlı Kırıkkale Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 111 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve ikinci maddesi ile 5403
sayılı kanuna eklenen geçici dördüncü maddenin birinci fıkrasında geçen “bir
yıl” ibaresinin madde metninden çıkarılarak “iki yıl” ibaresinin madde metnine
eklenmesini arz ve teklif ederiz. Mustafa
Ataş İstanbul Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 111 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve ikinci maddesi ile 5403
sayılı kanuna eklenen geçici dördüncü maddenin birinci fıkrasında geçen “beş
Yeni Türk Lirası” ibaresinin madde metninden çıkarılarak “on Yeni Türk Lirası”
ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederiz. Ramazan
Başak Şanlıurfa Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 111 sıra sayılı
kanun teklifinin çerçeve ikinci maddesi ile 5403 sayılı kanuna eklenen geçici
dördüncü maddenin birinci fıkrasında geçen “bulunan” ifadesinin madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz. Mehmet
Müezzinoğlu İstanbul Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
111 sıra sayılı Yasa Teklifinin 2. Maddesinde yer alan “her metrekaresi için
beş Yeni Türk Lirası” ifadesinin “her metrekaresi için yirmi beş Yeni Türk
Lirası” olarak değiştirilmesini arz ederiz.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 2. maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Madde 2- 5403
sayılı Kanunun, 31/01/2007 tarihli ve 5578 sayılı
Kanunla eklenen Geçici 3 üncü Maddesi yürürlükten kaldırılmış ve 5403 sayılı
Kanuna aşağıdaki Geçici Madde eklenmiştir. “Geçici Madde 4-
‘11/10/2004 tarihinden önce, gerekli izinler alınmadan
tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin tarımsal bütünlüğü
bozmuyor’ kelimesinden sonra ‘ve ilgili meslek odası ile İl Toprak Koruma
Kurulu’nun olumlu görüşünün alınması kaydıyla,’ cümlesinin eklenmesini
‘istenilen amaçla kullanımı için, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl
içerisinde Bakanlığa başvurulması, hazırlanacak toprak koruma projesine
uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metrekaresi için’den sonra beş bin Yeni Türk Lirası olarak ödenmesi
şartıyla izin verilir. ‘Söz konusu arazi
ve tesislerin istenilen amaçla kullanımı için çeşitli kurumlardan alınması
gerekli ruhsat, izin gibi işlemler’den sonra
‘Bakanlığa başvuru tarihinde tamamlanmış olması şarttır.’ cümlesinin
eklenmesini, bu süreler içerisinde gerekli izinleri alamayanların üretim
faaliyetleri ilgili idarelerce durdurulur. Tarım arazisi
vasfından çıkarılan araziler, ilgili kuruluşlarca başvuru sahibinin isteğinden
sonra ve İl Toprak Koruma Kurulu kararı doğrultusunda vasfını değiştirir.” TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan
111 sıra sayılı Yasa Teklifinin 2. maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını ve
diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, şimdi en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
111 sıra sayılı Yasa Teklifinin 2. maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını ve
diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz. Atilla Kart (Konya) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? TARIM, ORMAN VE
KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI VAHİT KİRİŞCİ (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL
EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. ATİLLA KART
(Konya) – Söz istiyorum. BAŞKAN – Sayın
Kart, buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar) Süreniz beş
dakikadır. ATİLLA KART
(Konya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; vermiş olduğumuz önerge üzerinde
söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Değerli
arkadaşlarım, 22’nci Yasama Döneminde Bursa Milletvekili Sayın Ertuğrul Yalçınbayır’ın 16 Kasım 2006 tarihinde yaptığı konuşmayı
aynen bilgilerinize aktarmak, sizlerle değerlendirmek ve sizlerin sorgulamasına
sunmak istiyorum. Aynen okuyorum: “Değerli
milletvekilleri, bunu Cargill’e indirmek haksızlık
olur, ama Cargill bu işin içinde vardır. 21'inci
Dönemde, Tekstil Komisyonu olarak -ki, o Komisyonun Başkanıydım- Türkiye'nin
çeşitli yerlerini gezdik. Birinci sınıf tarım alanları üzerinde kurulan
tesisleri gördük. O tesislerin sayısı gerçekten 20 bine yaklaşıyor. O tesisleri
yıkmak, o tarım alanlarını kazanmak mümkün olmayabilirdi, fakat onların
çevreyle uyumunu gözetmek suretiyle ıslahını sağlamak mümkündü ve Komisyon
Raporu olarak biz bu hususu Komisyon Raporu'na da dercettik.
Ama, öyle sanayi tesisleri var ki -örneğin, boya
fabrikaları- bunların atıkları arazilere giriyor. Örneğin, Cargill
aynı şekilde. Bunların korunması mümkün değildir. Bunları yasayla koruyabilmek
de mümkün değildir. Anayasa'ya aykırılık iddiam var. O hususta bunları ayrıca
arz edeceğim. Konu gündeme
geldiğinde, o dönemde Bursa Milletvekili olan çeşitli partilere mensup tüm
milletvekilleri hazırladığımız metni imzaladılar ve Başbakana, başbakan
yardımcılarına, Çevre Bakanına, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına, Tarım ve Köyişleri Bakanına, Bayındırlık Bakanına bir yazı takdim
ettiler ve orada yapılacak yatırımın yerine itiraz ettiler, gerekçelerini
sıraladılar. Eğer 29 Nisan 1998 günlü bu talebimiz dikkate alınıp Yüksek
Planlama Kurulu kararıyla Cargill’e ait arazilerin
tarımsal amaçlı bir araziye kullanılmasına izin verilmeseydi bunlar hiç
başımıza gelmeyecekti. Bu hususu Meclis
kürsüsünden defalarca ifade ettik, bu dönemde de geçen dönemde de 20'nci
Dönemde de. Aynı hususları tekrarlamaktan insan zaman zaman
bıkıyor, ama hatalardaki ısrar, insanın azmini, insanın gücünü daha da
artırıyor. Geçen dönem, buna sebebiyet veren Başbakan ve yetkililer, devletin
uğraması muhtemel olan, Cargill’in maliyet gideri
olan 90 milyon dolar artı muhtemel kâr kayıpları da dikkate alınarak 200 milyon
dolar Türkiye ödemek durumunda kalırsa bunları kendi ceplerinden ödemelidir,
dedik. Bu konudaki sözümüzü, kim olursa olsun, hangi zamanda olursa olsun, hiç
esirgemedik.” Devam ediyor
Sayın Ertuğrul Yalçınbayır: “Bu kararı değiştirdiler,
Yüksek Planlama Kurulu kararına imarı uygun hâle getirdiler. Ondan bir sene
önce, on altı firma başvurmuştu, hepsi hukuka uygun bir şekilde reddedilmişti,
ama zorladılar. Fakat, şüphesiz ki, yürütmenin gücü
var, ‘zorladılar’ mazeret değil. Biz, bu nedenle size zarar verdiysek bu zararı
tazmin etmek borcu altındayız.” diyor. Hemen şunu ifade
edeyim: Burada Sayın Ertuğrul Yalçınbayır’ı, Bursa
Barosunu ve Bursa’daki meslek odalarını huzurunuzda saygıyla bir kez daha anmak
ihtiyacını duyuyorum, anmak gereğini duyuyorum, hakşinaslık adına,
milletvekilliği sorumluluğu adına buna ihtiyaç duyuyorum. Bakın, değerli
arkadaşlarım, çok açık bir şekilde Anayasa’nın 137’nci maddesinin ihlali var,
Anayasa’nın 138’inci maddesinin ihlali var, İç Tüzük’ün 38’inci maddesinin
ihlali var. Peki, bütün bunlara rağmen, bunlar ortada iken -bunları, inanıyorum
ki, en az bizim kadar sizler de biliyorsunuz.- neden ısrar ediyorsunuz? Sayın Faruk
Çelik’in ifadesiyle, Bursa Milletvekilinin ifadesiyle, bunları temin eden unsur
nedir? Bunları temin eden unsur nedir, biliyor musunuz? Üzülerek ifade
ediyorum, biraz evvel iktidar sözcüleri konuştular “Peki, çözüm nedir?”
dediler. Çözüm, bakın, Sayın Ertuğrul Yalçınbayır’ın
anlattığı şu metnin içinde var. Yeter ki çözüm iradesi içinde olun, yeter ki
çözüm amacı içinde olun. Ama bu amacın içinde olamazsınız. Niye? Başbakandan
başlayarak, Maliye Bakanından başlayarak, çıkar ilişkileri söz konusu. VEYSİ KAYNAK
(Kahramanmaraş) – Çok ayıp! ATİLLA KART
(Devamla) – Çıkar ilişkileri söz konusu. Bunları 4’üncü maddedeki konuşmamda,
yine belgeleriyle ifade edeceğim, yine anlatacağım. Bütün
mesele bu. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Kart, ek bir dakika… ATİLLA KART
(Devamla) – Bağlıyorum Sayın Başkanım. Bakın, burada,
çok açık olarak ifade ediyorum: 55’inci Hükûmetten
başlayarak, Üçüncü Yılmaz Hükûmetinden başlayarak,
55, 56, 57’nci Hükûmetlerin hizmet kusuruna dayalı
sorumluluğu var. Ama 58, 59, 60’ıncı Hükûmetlerin ise
çıkar ilişkileri söz konusu. VEYSİ KAYNAK
(Kahramanmaraş) – İspat etmeyen müfteri olur. ATİLLA KART
(Devamla) – Bunu görmeniz gerekiyor. Utanç verici ilişkiler söz konusu. Bunu,
biraz sonra 4’üncü maddede daha ayrıntılı olarak ifade edeceğiz. Onun için
diyoruz ki -bir kez daha sizleri uyarıyoruz- bu çıkar ilişkilerine, devlet
yönetimi adına utanç verici nitelik gösteren bu ilişkilere alet olmayın;
milletvekili sorumluluğunun gereğini yapın, sağduyulu bir şekilde, sorumluluk
duygusu içinde değerlendirmenizi yapın ve kararınızı verin, diyoruz değerli
arkadaşlarım. Bu
değerlendirmelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar) KAMER GENÇ
(Tunceli) – Önergenin oylamasında karar yeter sayısı istiyorum. BAŞKAN – Karar
yeter sayısı arayacağım. Hükûmetin ve Komisyonun
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Karar
yeter sayısı yoktur. Birleşime beş
dakika ara veriyorum. Kapanma Saati: 17.54 DÖRDÜNCÜ OTURUM Açılma Saati: 18.01 BAŞKAN: Köksal TOPTAN KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN
(Adana), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 80’inci Birleşiminin Dördüncü
Oturumunu açıyorum. 111 sıra sayılı
Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerlerinde. Teklifin 2’nci
maddesi üzerinde Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart ve arkadaşları tarafından
verilen önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, önergeyi
tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım. Önergeyi kabul
edenler… TURGUT DİBEK
(Kırklareli) – Yine yok Sayın Başkan. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Asıl şimdi yok karar yeter sayısı. BAŞKAN –
Etmeyenler… MUHARREM İNCE
(Yalova) – Elini vicdanına koy Sayın Başkan. K.KEMAL ANADOL
(İzmir) – Yok… 139 oy yok. MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul)
– Bekleyelim, gelsinler! BAŞKAN – Değerli
arkadaşlarım, karar yeter sayısı hakkında tereddüde düşülmüştür; o nedenle, beş
dakika daha ikinci bir ara vereceğim. OKTAY VURAL
(İzmir) – Elektronik oylama yapın Sayın Başkan. BAŞKAN – Karar
yeter sayısı yok gibi gözüküyor, o nedenle beş dakika ara veriyorum. Kapanma Saati: 18.03 BEŞİNCİ OTURUM Açılma Saati: 18.09 BAŞKAN: Köksal TOPTAN KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN
(Adana), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı) BAŞKAN – Değerli
arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 80’inci Birleşiminin Beşinci
Oturumunu açıyorum. 111 sıra sayılı
Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. Teklifin 2’nci
maddesi üzerinde Konya Milletvekili Atilla Kart ve arkadaşları tarafından
verilen önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. III.- YOKLAMA (CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı) K.KEMAL ANADOL
(İzmir) – Yoklama istiyoruz efendim. BAŞKAN – Şimdi,
önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım, ancak önergenin oylamasından önce bir
yoklama talebi var. Şimdi bu talebi yerine getireceğim, ancak yoklama talebini
işleme koyabilmem için ayakta olup yoklama talep eden milletvekilleri sayısının
20 olup olmadığını tespit edeceğim. İsimler tutanağa
geçeceğinden, ayaktaki arkadaşlarımızın sırasıyla isimlerini söylemelerini rica
ediyorum. Sayın Anadol, Sayın Özyürek, Sayın Tamaylıgil, Sayın Korkmaz, Sayın Öztürk,
Sayın Özer, Sayın Bingöl, Sayın Aslanoğlu, Sayın
Ateş, Sayın Baytok, Sayın Aydoğan,
Sayın Serter, Sayın Güner,
Sayın Dibek, Sayın Köktürk, Sayın İnce, Sayın Susam, Sayın Özkan, Sayın Çakır,
Sayın Arifağaoğlu. Evet, yoklama
için 3 dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum. (Elektronik
cihazla yoklama yapıldı) BAŞKAN – Değerli
arkadaşlarım, toplantı yeter sayısı vardır. VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri (Devam) 1.- Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu
ve 3 milletvekilinin; Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları
Raporları (2/146) (S. Sayısı: 111) (Devam) BAŞKAN – Şimdi,
önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Önergeyi kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır; önerge kabul
edilmemiştir. İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 2. maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Hasip Kaplan (Şırnak) ve Arkadaşları Madde 2 – 5403
sayılı Kanunun, 31/01/2007 tarihli ve 5578 sayılı
Kanunla eklenen Geçici 3 üncü Maddesi yürürlükten kaldırılmış ve 5403 sayılı
Kanuna aşağıdaki Geçici Madde eklenmiştir. “Geçici Madde 4 –
‘11/10/2004 tarihinden önce, gerekli izinler alınmadan
tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulanan arazilerin tarımsal bütünlüğü
bozmuyor’ kelimesinden sonra ‘ve ilgili meslek odası ile İl Toprak Koruma
Kurulu’nun olumlu görüşünün alınması kaydıyla,’ cümlesinin eklenmesini
istenilen amaçla kullanımı için, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl
içerisinde Bakanlığa başvurulması, hazırlanacak toprak koruma projesine
uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için –den
sonra beşbin Yeni Türk lirası olarak ödenmesi
şartıyla izin verilir. ‘Söz konusu arazi
ve tesislerin istenilen amaçla kullanımı için çeşitli kurumlardan alınması
gerekli ruhsat, izin gibi işlemler’ den sonra ‘Bakanlığa başvuru tarihinde
tamamlanmış olması şarttır.’ cümlesinin eklenmesini, bu süreler içerisinde
gerekli izinleri alamayanların üretim faaliyetleri ilgili idarelerce
durdurulur. Tarım arazisi
vasfından çıkarılan araziler, ilgili kuruluşlarca başvuru sahibinin isteğinden
sonra ve İl Toprak Koruma Kurulu kararı doğrultusunda vasfını değiştirir.” BAŞKAN –
Komisyon? TARIM, ORMAN VE
KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI VAHİT KİRİŞCİ (Adana) – Katılmıyoruz Sayın
Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? MİLLÎ SAVUNMA
BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (İzmir) – Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın
Uras, buyurunuz. Sayın Uras,
süreniz beş dakikadır. MEHMET UFUK URAS
(İstanbul) – Sayın Başkan, değerli vekiller; bu konuda olduğu gibi her konuda
söylediğimizle yaptığımızın tutarlı olmasında fayda var. Değişik konular
tartışıyoruz. Mesela uzun bir süre Türk dilinin yozlaşması burada tartışıldı.
Parlamenterlerin kaldığı Parlamenter Konukevi’ne gidiniz, girişinde “Parlament Business Hotel” yazılı. Bazen mum dibine ışık vermiyor. Burada uzun süre
nükleer santraller tartışıldı. Dedik ki: Pahalıdır. Dedik ki: Risklidir. Dedik
ki: Atık sorunu vardır. Hadi, anlayasınız diye, dedik ki: Yahu, Tanrı’nın
yarattığı maddenin atomunu parçalamaktan daha şeytani ne olabilir? Yine de
kabul ettiremedik. Şimdi burada
yenilenebilir enerjinin ne kadar önemli olduğunun altı çiziliyor. Şimdi doğrusu
reddeden heyete bakıyorum, şimdi, tarımsal bütünlüğün bozulup bozulmadığını kim
belirleyecek? Takdir kimin olacak? birilerinin lütfu mu olacak bu iş? Bir öneri getiriyoruz, heyet
reddediyor. Tersten okursanız “Bu işler keyfî olsun.” demektir. Yasa
delinmesin, takiye yapılmasın diye önerilerde
bulunuyoruz. “Meslek örgütlerinin, Toprak Koruma Kurulunun görüşü alınsın.”
diyoruz, heyet kabul etmiyor. Tersi ne demek? “Kimsenin görüşü alınmasın.”
Meslek örgütlerinin, bölge halkının görüşünü baypas etmek zaten ortada bir
problem olduğunu göstermiyor mu? Bir filtre koymak istiyoruz taslağa ki suistimaller kapansın ve burada daha derli toplu bir yasa
çıksın. Değişik vekil arkadaşlarımız
bu konuda izlenen zikzaklardan bahsetti, hani “Bir zaman şöyle denmiş, bugün
böyle denmiş.” diye. Araya menfaat girince zikzak olması doğal, o yüzden
dünyanın bütün dillerinde, İngilizcede, Fransızcada, İtalyancada, Türkçede
zikzağa “zikzak” derler. Şimdi, bu zikzağın yasalarda karşılığının olmaması
gerek. Arkadaşımız soruyor: Ruhsatı yok, üretim yapmayacak mı? Peki, niye
ruhsatı olamıyor? Ruhsat şartı olmadan nasıl bu iş oluyor sorusunu kendimize
sormuyoruz. Biz ruhsat almadan buraya geliyor muyuz? Biz, mazbatayı sonra
alalım gelelim, mazbata arkadan gelsin diyor muyuz? Meclisin bir tek
pusulası vardır: Kamusal çıkar, kamusal faaliyet. Dolayısıyla, yasal noktaya
gelmeden, yasa dışı bir iş, olmazın tertibini alıyoruz. Sayın heyet buna da
“olmaz” diyor. Bir de yani, yanlış misal misal olmaz
ki. Komşunuz çocuğunu dövüyorsa ben de mi döverim diyeceksin? Komşum da
dövmesin ben de dövmeyeyim diyeceksin. Yani işin pusulası karışınca, mantık
hatalarını da giderek çok daha fazla yapmaya başlıyoruz. Bir firma için
yasa çıkmaz tabii ki, ama, o firmayı içerir. Üstelik o
firma eğer hukuk dışı işler yapıyorsa, yasayı çıkardığınızda, örneğin Cargill’in bölgeye verdiği zararı önleyeceğinizi mi
zannediyorsunuz? Yoksa, isterseniz depreme karşı da
yasa çıkarırsınız, “İkinci bir emre kadar deprem yasaktır.” dersiniz. Ama
çıkardığınız yasa Cargill’in bölgedeki zararını
ortadan kaldırıyor değil ki. O yüzden, bu Amerikan şirketi için ya özel imar
planı yapılıyor ya Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıyor ya endüstri bölgesi ilan
ediliyor ya da özel yasalar hazırlanıyor, ama Cargill’i
bölgede yasalaştırmaya yönelik bütün çabalar, ya Danıştay tarafından ya idare
mahkemesi tarafından, hukuki bulunmayarak reddediliyor. Bakın, on yılda, toplam
8 iptal davası açılmış, 4’ü iptal olmuş, 7’sinde yürütmeyi durdurma kararı
alınmış. Bir özel yasa hazırlanmış, yasa Cumhurbaşkanınca veto edilmiş yedi
kelimelik bir şey koyuyorsunuz “tarımsal bütünlük” diye. Demin dediğim gibi kim
karar verecek belli değil. Hem Anayasa Mahkemesine taşınıyor, Anayasa Mahkemesi
yürütmeyi durdurma kararı alıyor, bu telaşı, bu enerjiyi takdir etmemek mümkün
değil. Devlet merkezli siyaset vardır, din merkezli siyaset vardır, emek
merkezli siyaset vardır. Ama firma merkezli siyaset söz konusu olmamalıdır.
Yine en son Cargill’e tarım il müdürlüğü tarafından
verilen işletme izni… Yürütmeyi durdurma kararı veriliyor ve Cargill, Cargill diyoruz…
Arkadaşlar vurguladılar, genetiği değiştirilmiş mısırdan nişasta bazlı şeker üreten ve Avrupa Birliğinde yüzde 2 olan nişasta
bazlı şekerin bizim ülkemizde neden yüzde 10 olduğu ve her yıl Bakanlar
Kurulunun kararı ile yüzde 50 neden artırıldığını birisi çıkıp halka
açıklamıyor. Cargill gibi bir tesise, imar
planlarına, hukuka aykırı olarak birinci derecede tarım arazisi olan, “kara
elmas” denilen zeytinliklerimiz içinde, genetiği değiştirilmeye uğramış
mısırdan şeker üretimini rahat rahat yaptıran güç
nedir? Bunun açığa çıkarılması gerekiyor. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Uras, bir dakika ek süre veriyorum. MEHMET UFUK URAS
(Devamla) – Toparlıyorum. Neden Cargill’in işgal ettiği alana yeniden tarım vasfı
kazandıracak girişimlerde bulunmuyor? Şirketin verdiği zararlar, tükettiği
sular, kirlettiği toprakların bedeli neden ödettirilmiyor? Bunun da dünyada
benzer bir örneği yok. Dolayısıyla bizim yapmamız gereken, zararın neresinden
dönersek o kadar Bursa halkınadır, toplum yararınadır deyip, toplumsal çıkarı
esas almaktır. Ben, Meclisin manevi şahsiyetinin ancak böyle ayakta
tutulacağına inanıyorum. Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Uras. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
111 sıra sayılı Yasa Teklifinin 2. Maddesinde yer alan “her metrekaresi için
beş Yeni Türk Lirası” ifadesinin “her metrekaresi için yirmi beş Yeni Türk
Lirası” olarak değiştirilmesini arz ederiz. Oktay Vural (İzmir) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon
önergeyi katılıyor mu? TARIM, ORMAN VE
KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI VAHİT KİRİŞCİ (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? MİLLÎ SAVUNMA
BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (İzmir) – Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın
Işık, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar) Süreniz beş
dakikadır Sayın Işık. ALİM IŞIK (Kütahya) –
Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygılarımla
selamlıyorum. Görüşülmekte olan 111 sıra sayılı Toprak Koruma ve Arazi
Kullanımı Kanunu ile Mera Kanunu’nda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifinin
2’nci maddesinde yer alan ve 11/10/2004 tarihinden
önce gerekli izinler alınmadan tarım dışı kullanıma açılmış tarım arazilerinin
her metrekaresi için 5 YTL ödenmesi şartıyla izin verilmesini öngören ifadenin
değiştirilmesine yönelik bir değişiklik önergesi üzerine söz almış
bulunmaktayım. Önergemiz kısaca,
metrekare başına 5 yeni Türk lirası yerine, 25 yeni Türk lirasının ceza olarak
ödenmesini öngörmektedir. Çünkü, 2005 yılı değerlerine
göre hangi bilimsel kriterlerin kullanılarak belirlendiği bilinmeyen bu 5
YTL/metrekare değerinin aradan geçen üç yıl sonunda aynı kalmasının anlaşılır
bir yanı olmadığı gibi, teklifin, birilerinin düşük bir ceza ödemesiyle
alelacele kurtarılma girişiminin bariz bir göstergesi olduğu kaçınılmazdır. Aradan geçen üç
yıllık TÜFE değerleri dikkate alındığında bile değerin hiç olmazsa en azından
yüzde 25 oranında artırılması beklenirdi. Bu değerlendirme eksikliği dahi,
teklifin amaçlı bir teklif olduğunun kesin delilidir. Diğer yandan, çok
büyük bir bölümünün Bursa, Kocaeli, Sakarya ve benzeri gibi büyük ve sanayi
şehirlerimizde olduğu tahmin edilen bu tarım arazileri, bu yasa teklifiyle,
âdeta sanayi arazisi konumuna dönüştürülmektedir. Bu illerimizin değerli
milletvekillerine açık yüreklilikle soruyorum: İlinizin en kırsal alandaki
sanayi bölgesinde arsanın metrekaresi kaç paradır acaba? Bu illerde metrekaresi
150-200 YTL’den daha düşük olan bir sanayi arsasını gösterebilir misiniz? ALİ KOYUNCU
(Bursa) – Var. ALİM IŞIK (Devamla) –
Nerede var? ALİ KOYUNCU
(Bursa) – Mustafakemalpaşa Organize Sanayi Bölgesinde… BAŞKAN –
Karşılıklı konuşmayalım arkadaşlar. ALİM IŞIK (Devamla) –
Ayrıca, tarla iken sanayi arsası olan yerlerde en az 10 kat bedel artışının
olduğu da bir gerçektir. Ülke gerçekleri göz önünde dururken 5 YTL/metrekare
ceza ile bu birinci sınıf tarım alanlarının tarım dışı kullanımının
yasallaştırılması mümkün müdür? Diğer yandan,
Anadolu’nun herhangi küçük bir ilinde veya ilçesinde ya da beldesinde başını
sokacak bir gecekondu yapan garip gurebanın evini bir
gecede başına yıkmaktan çekinmeyen anlayış, nasıl olur da böyle bir uygulamayı
kabul etmektedir? Bu bir çelişki değil midir değerli milletvekilleri? Suç,
fakir olmakta mıdır yoksa zengin olup da yasa dışı yaşamakta mıdır? Bunu
sizlerin vicdanına bırakıyorum. Değerli
milletvekilleri, tarım arazilerinin 1 metrekaresinin bile tarım dışı amaçlarla
kullanılmasına hiçbir aklıselim vatandaşımızın razı olması mümkün değildir.
Anlaşılan odur ki bu teklif, değerli AKP milletvekillerinin kalkacak
parmaklarıyla kabul edileceğe benziyor. Hiç olmazsa milyonlarca tarım
camiasının vicdanına biraz olsun su serpmek için 5 YTL/metrekare ceza yerine bu
tesislerin bulunduğu yörelerde belirlenen resmî emlak değerleri üzerinden bir
ceza verilmesi daha doğru olacaktır. Ülkemiz şartlarında ortalama 25 yeni Türk
liralık bir ceza değeri günümüz koşullarına biraz daha uygun bir değerdir. Bu nedenle,
önergemizin siz değerli milletvekilleri tarafından kabul edilmesini arz ediyor,
hepinize saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Işık. Komisyonun ve Hükûmetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 111 sıra sayılı
kanun teklifinin çerçeve ikinci maddesi ile 5403 sayılı kanuna eklenen geçici
dördüncü maddenin birinci fıkrasında geçen “bulunan” ifadesinin madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz. Mehmet
Müezzinoğlu İstanbul BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? TARIM, ORMAN VE
KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI VAHİT KİRİŞCİ (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? MİLLÎ SAVUNMA
BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (İzmir) – Katılmıyoruz. MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Gerekçeyi… BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum. Gerekçe: Kanunun tekniğine
uygun olacağı düşüncesiyle mütalaa olunur. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 111 sıra sayılı
kanun teklifinin çerçeve ikinci maddesi ile 5403 sayılı kanuna eklenen geçici
dördüncü maddenin birinci fıkrasında geçen “beş Yeni Türk Lirası” ibaresinin
madde metninden çıkarılarak “on Yeni Türk Lirası” ibaresinin madde metnine
eklenmesini arz ve teklif ederiz. Ramazan
Başak Şanlıurfa BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? TARIM ORMAN VE
KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI VAHİT KİRİŞCİ (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? MİLLÎ SAVUNMA
BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 111 sıra sayılı
kanun teklifinin çerçeve ikinci maddesi ile 5403 sayılı kanuna eklenen geçici
dördüncü maddenin birinci fıkrasında geçen “bir yıl” ibaresinin madde metninden
çıkarılarak “iki yıl” ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif
ederiz. Mustafa
Ataş İstanbul BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? TARIM ORMAN VE
KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI VAHİT KİRİŞCİ (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? MİLLÎ SAVUNMA
BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (İzmir) – Katılmıyoruz. BAŞKAN – Sayın Elitaş… MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Gerekçe… BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Kanun metninde
geçen bir yıllık sürenin kısa olacağı düşüncesiyle mütalaa olunur. BAŞKAN –
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 111 sıra sayılı
kanun teklifinin çerçeve ikinci maddesi ile 5403 sayılı kanuna eklenen geçici
dördüncü maddenin ikinci fıkrasında geçen “2 yıl” ibaresinin madde metninden
çıkarılarak “üç yıl” ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederiz. Turan
Kıratlı Kırıkkale BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? TARIM ORMAN VE
KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI VAHİT KİRİŞCİ (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? MİLLÎ SAVUNMA
BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (İzmir) – Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Kanunun amacına
uygun olacağı düşüncesiyle mütalaa olunur. BAŞKAN –
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Madde üzerindeki
müzakereler bitmiştir. 2’nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir. 3’üncü maddeyi
okutuyorum: MADDE 3- 25/02/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanununun 14 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinden sonra gelmek üzere (ğ) ve (h)
bentleri eklenmiş olup, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “ğ) Enerji
Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 4628 sayılı Elektrik Piyasası
Kanunu hükümlerine göre elektrik faaliyetleri için ihtiyaç duyulan, h) Jeotermal
kaynaklı teknolojik seralar için ihtiyaç duyulan” “Durumu ve sınıfı
çok iyi veya iyi olan mera, yaylak ve kışlaklarda birinci fıkranın (a), (f),
(g), (ğ) ve (h) bentleri hariç, tahsis amacı değişikliği yapılamaz.” BAŞKAN – Madde
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Nesrin Baytok. Sayın Baytok, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Süreniz on
dakikadır Sayın Baytok. CHP GRUBU ADINA
NESRİN BAYTOK (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2008 yılı Cargill yasası üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin
görüşlerini ifade etmek üzere yüce Meclisimizin kürsüsündeyim. Söze “Cargill yasası” diye girdim çünkü bu görüştüğümüz yasa
“Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu ve 3
Milletvekilinin; Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Mera Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” diye takdim edilmiş olsa da, hepimiz
biliyoruz ki, aslında Cargill yasası. Belki de Başkan
Bush yasası diyebiliriz. Yine söze
girerken “2008 yılı” diye girdim. Çünkü her yıl Meclisimiz bir kez Cargill yasası çıkarıyor. Bu şimdiki yasa 2008 yasası. Sayın
milletvekilleri, şu anda bu yüce kürsüde 70 milyon vatandaşımız adına bir
konuşma yaparken, içinde bulunduğum sıkıntıyı, boğulma duygusunu anlatmam mümkün
değil. Öyle bir yasayı görüşüyoruz ki aslına bakarsanız bu bir utanç verici
yasa. Vicdanı olan hiç kimse, on yıllık bu serüvene bugün gelinen noktada böyle
bir onayı veremez, hele böyle bir kanun teklifiyle şu yüce Meclisin önüne hiç
gelemez. Sayın milletvekilleri,
ancak olmaması gereken oldu ve Cargill yasası yüce
Meclisimizin bir kez daha huzurunda. Türkiye’de zaten geleceği tahmin edebilmek
için falcı olmaya hiç gerek yok. Sadece yapılmaması gereken, olmaması gereken
işleri alt alta yazıp tam tersine de olacaklar diye yazıp liste yaparsanız
geleceği bilebilirsiniz. Bu da öyle bir konu işte. Yapılmaya
çalışılan iş, yasaları nasıl olur da atlatabiliriz işi; nasıl olur da Ziraat
Mühendisleri Odası başta olmak üzere, Bursa Barosu avukatlarını, TEMA Vakfını,
Türkiye Toprak Bilimi Derneğini, KESK’i yani Kamu
Emekçileri Sendikaları Konfederasyonunu, Tekgıda-İş
Sendikasını, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğini, Tarım Ekonomisi
Derneğini, Türk Tabipler Birliğini, Veteriner Hekimler Derneğini, Köy-Koop Merkez Birliğini, Türkiye Tarımcılar Vakfını, Çiftçi
Sendikaları Girişim Komitesini ve Tüketici Hakları Derneğini atlatabiliriz
işidir; olmaması gereken bir iştir. Daha önce defalarca denenmiş, her
seferinde yargıya takılmış bir girişimden bahsediyoruz. Uğrunda Anayasa’ya
aykırı yasalar çıkarılmış olan, Bakanlar Kurulu kararıyla çeşitli ayrıcalıklar
getirilmiş bulunan, her aşamada yargının iptal ettiği, bir önceki Cumhurbaşkanı
Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilmiş bulunan bir girişimden
bahsediyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin ortalama yılda bir kez Cargill için toplanıp yasa çıkarmasından bahsediyoruz. On yıllık bir
hikâye bu. Biz şimdi on yıl önceki dönemden başlayan yanlışlıkların on yıl
boyunca nasıl devam edebildiğinin, nasıl bir tutarlılıkla sürdürüldüğünün
filmini izliyor gibiyiz. Önceki hükûmetlerin
yanlışlarını bu Hükûmetin de nasıl tutarlılıkla
sahiplendiğini ibretle görüyoruz. Elbette şaşırmadan izliyoruz. Her konuşmada,
Sayın Başbakan başta olmak üzere, iktidar partisinin hemen hemen
bütün mensupları Kasım 2002 yılını milat alarak konuşurlar. Geçmişi reddeden, o
dönemleri eleştiren, beğenmeyen bir tutum izlerler. Ancak Cargill
örneği gibi durumlarda bir bakıyoruz ki aslında hiç de birbirinden farkı
olmayan uygulamalarla karşı karşıyayız. Halkımız bu şekilde uyutuluyor, gerçek
halka başka sunuluyor. Yani yok aslında geçmiş hükûmetlerden
bir farkı. AKP’nin,
geçmişteki yanlışları ısrarla nasıl takip edip sonuçlandırmak istediğine
tanıklık ede ede geliyoruz. Her seferinde, halkımızın
gece uyurken Meclisin sabahlara kadar çalıştırılarak nasıl da gece yarısı
yasaları geçirildiğini sıkıntılar içinde yaşıyor, görüyoruz. Sayın
milletvekilleri, bu yüce Meclisten 22 Haziran 2004 yılında birinci Cargill affı çıktı. İkinci Cargill
affı 3 Temmuz 2005 tarihinde çıktı. Üçüncü Cargill
affı 23 Kasım 2006 tarihinde çıktı. Dördüncü Cargill
affı 31 Ocak 2007’de çıktı. Şimdi beşincisini görüşüyoruz. 1998 yılında
yapımı için ruhsat verilmiş bir tarımsal sanayi kuruluşu olan Cargill birinci sınıf tarım arazisi üzerinde kurulunca
yasal sorunlar da başladı. Cargill, iki yönlü bir
sorun kaynağı olarak ortaya çıktı. Birincisi: Fabrikanın yasalara aykırı
biçimde tarım arazisinde kurulmuş olması. 195 bin metrekarelik birinci sınıf
tarım arazisinden bahsediyoruz. Ayrıca, bir de fabrikanın İznik Gölü üzerinde
kirletici etkisinden bahsediyoruz. Daha şirket
Bursa’da faaliyetine başlamadan önce, 1997’nin Haziranında Çevre Bakanlığının
tarımsal sanayi kuruluşları için ÇED raporu diye bilinen Çevresel Etki
Değerlendirme raporu zorunluluğu kaldırılmıştır, yani çevre duyarlılığı bir
yana bırakılmış bir projedir. Arkasından, sürekli olarak yasalara aykırılığı
her düzeyde mahkemelerde karara bağlanmış bir konudur. Her seferinde Meclisten
yasalar çıkarılmış, hep iptal olmuş, bugüne gelinmiştir ve şimdi 2008 yılı Cargill yasasını görüşüyoruz. Cargill’in yarattığı ikinci
sorun ise nişasta bazlı şeker üretimi ile piyasadaki
şeker üretimine dönük yaratılan sorunlardır. Sayın
milletvekilleri, şeker sektörü Türkiye’de tarıma dayalı sanayinin en önemli ve
başarılı örneğidir. Türkiye dünyanın önemli şeker üreticileri arasında
gelmektedir. Pancar tarımı Türkiye’nin en önemli tarım konularındandır. 2003
yılında, yani AKP İktidarının başlangıcında pancar tarımıyla geçimini sağlayan
500 bin aile vardı. Bilin bakalım şimdi bu sayı kaç? 300 bin. 2002 yılında 16,5
milyon ton olan şeker üretimi bugün 12,8 milyon tona inmiştir. Nişasta bazlı şeker üretiminde kullanılan mısırda ise Türkiye
dışarıya bağımlıdır. Yani bu yıl için 600-700 ton civarında ithalat yapılması
gereği vardır. Bakınız,
“endüstri üretimi” denilen mısır, tütün, ayçiçeği gibi ürünler için bizi
bekleyen bir tehlike daha var: Devlet Su İşleri bu yıl tarım alanlarına su bile
veremeyecek durumda. Geçen yıl da ikinci ürüne verememişti. Şimdi, bir yandan
kendi üretimimiz olan pancara kotalar getireceğiz, öte yandan mısır ithal
ederek cari açığımızı, dış ticaret açığımızı artıracağız, beri yandan da Cargill’in yasalara aykırı biçimde çalışmasını sağlayacak
girişimleri burada gerçekleştireceğiz. Sayın
milletvekilleri, bu açıklaması güç konunun çeşitli boyutları var. İnsan mısır
konuşurken Bakan mahdumlarını hatırlamadan geçemiyor. Hani, şu hasat döneminde
mısırdaki gümrük vergisi oranını 2003 Nisanında yüzde 20’ye indiriveren Maliye
Bakanlığı kararı vardı ya, hani aynı Bakanın oğlu o dönemde 4 bin tonluk dış
alım gerçekleştirmişti ya! Sayın
milletvekilleri, hatırlamaya başlayınca, insan, duymak, görmek istemediği
konuları bir bir önünde buluyor. Bakınız, bugün bu
yasa teklifiyle karşımızda bulunan Sayın Karapaşaoğlu,
1999 yılı Şubat ayındaki Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminde
ne demiş: “Sanki hukuki mercilerden bu firmaya ‘siz merak etmeyin, siz
yatırımınızı yapın, biz bu işleri düzeltiriz’ dercesine büyük bir cesaretle
yatırımlar yapılmaya devam edilmektedir.” Yine Sayın Karapaşaoğlu
şöyle devam ediyor: “Bakınız, ülkemizde bazı değerler artık yozlaşmaya
başlamıştır, hukuka saygı kalmamıştır. Evet, ülkemizin yatırıma ihtiyacı
vardır, yatırımlar yapılmalıdır ama çevre tahrip edilmeden, insanların
özgürlüklerine set vurulmadan bu yatırımlar yapılmalıdır.” Biz, sizin hangi
zamanda söylediklerinizi doğru kabul etmeliyiz acaba? Sayın Başbakan’ın
gömleğini çıkardığını söylediği birinci iktidar döneminizle, “Aslında
değişmedim.” dediği ikinci iktidar döneminizden hangisini dikkate almalıyız? Sayın
milletvekilleri, hiçbir açıdan savunulamaz bir yasayı görüşüyoruz. Bu düzenleme
açıkça hukuka aykırı olduğu gibi ülke yararlarına da aykırıdır. Bu 2008 yılı Cargill yasası, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idare
mahkemelerince verilmiş olan yargı kararlarına uymayan, onları geçersiz kılan
bir niteliğe sahiptir. Bu yönüyle, Anayasa’nın 138’inci maddesine aykırıdır.
Maddeye göre, yasama ve yürütme mahkeme kararlarına uymak zorundadır. İkincisi: Teklif,
bir tüzel kişiye özel ayrıcalık tanıma niteliğinden dolayı Anayasa’nın 10’uncu
maddesine aykırıdır. Yani hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz
tanınamaz. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Baytok, bir dakika ek süre veriyorum. NESRİN BAYTOK
(Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Üçüncüsü: Teklif,
verimli tarım arazilerinin talanını hızlandıracağı için ülke yararına açıkça
aykırıdır. Son olarak, en
önemlisi de budur ki: Dışarılardan alınmış talimatlarla özel olarak izlenen bir
konu olması yanıyla da ulusal bağımsızlığımızla bağdaşmamaktadır. Bir tarihte
birilerinin “kullanın” sözünü hatırlatması bakımından, çok ilginç özelliği olan
bir yasa tasarısıdır. Bu 2008 yılı Cargill yasasına, diğer bir deyişle Başkan Bush yasasına
hayır diyoruz. Bütün bu
nitelikleriyle bu yasaya karşı olduğumuzu bir kez daha belirtir, yüce Meclisi
saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Baytok. Söz sırası,
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık’ta. Buyurun Sayın
Işık. (MHP sıralarından alkışlar) Sayın Işık,
süreniz on dakikadır. MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, çok değerli
milletvekilleri; hepinize saygılarımı sunuyorum. Görüşülmekte olan
111 sıra sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Mera Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerinde
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerimin
başında yüce Meclisi saygılarımla tekrar selamlıyorum. Milletçe iki gün
önce idrak ettiğimiz Çanakkale Zaferi’nin 93’üncü yıl dönümü ve Şehitler Günü
nedeniyle büyük komutan ve askerî deha öncülüğünde tüm dünyaya “Çanakkale
geçilmez.” dedirten ve vatan için canlarını vererek bu kutsal toprakları
bizlere emanet eden 250 bini aşkın şehidimizi rahmetle anıyor, ruhları şad
olsun diyorum. Ayrıca, bu
kahramanlık mücadelesinin nasıl kazanıldığını, “Dur yolcu!
Bilmeden gelip bastığın Bu toprak, bir
devrin battığı yerdir. Eğil de kulak
ver, bu sessiz yığın, Bir vatan
kalbinin attığı yerdir.” diyerek gelecek nesillere aktaran millî şair Necmettin
Halil Onan’ı, “Bayrakları
bayrak yapan üstündeki kandır; Toprak, eğer
uğrunda ölen varsa vatandır!” dizeleriyle vatan topraklarının önemini en güzel
şekilde dile getiren Mithat Cemal Kuntay’ı ve “Benim sadık yarim
kara topraktır.” diyen Âşık Veysel’i de bütün şehitlerimizle birlikte rahmetle
anıyorum. Ayrıca, örnek
insan Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in doğum yıl dönümü olan Mevlit Kandili’nizi de -bir gece önce idrak ettiğimiz kandili- en
içten duygularımla kutluyor, yüce milletimize nice kandiller temennisiyle
saygılarımı sunuyorum. Değerli
milletvekilleri, hepinizin de bildiği gibi toprak bir millet için en kutsal
varlık olup vatan kurmanın olmazsa olmazlarındandır. Ancak atalarımızın
Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Kafkasya’da ve Balkanlar’da yüz binlerce şehit
vererek elde edebildiği vatan topraklarının nasıl kullanıldığını tartıştığımız
talihsiz bir yasa teklifiyle ilgili konuşuyoruz. MUHARREM VARLI
(Adana) – Cargill’e feda olsun! ALİM IŞIK (Devamla) -
Her karışında şehit kanı bulunan, hele hele
Çanakkale’de metrekaresi başına altı bin merminin düştüğü vatan topraklarının
da içinde bulunduğu tarım arazilerinin bugün metrekaresini sadece ve sadece 5
YTL karşılığında tarım dışı kullanıma izin verdiğimiz bir kanun teklifiyle
karşı karşıyayız. Bu konunun değerlendirmesini sizlere ve yüce milletimize
bırakıyorum. Bilindiği gibi
tarım, ülkemizin en temel sektörlerinden birisidir. Ülkemiz gayrisafi millî hasılasının yaklaşık yüzde 10’u-15’ini; istihdamın ise yüzde
30’unu tarım sektörü karşılamaktadır. Ülkemiz için büyük önem arz eden bu
sektörün geleceği, temel kaynaklarımızdan birisi ve en önemlisi olan tarım
topraklarının korunmasına ve amacına uygun olarak kullanılmasına bağlıdır. Türkiye
İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’de işlenen tarım alanları toplamı
1980 yılında 24,560 milyon hektardan 1990 yılında 24,192 milyon hektara, 2000
yılında 23,033 milyon hektara, 2006 yılında da 22,233 milyon hektara
gerilemiştir. Yani tarım alanları, son yirmi beş yılda, değişik nedenlerle
giderek azalmış ve yüzde 10 oranında daralmıştır. Buna karşın ülkemiz nüfusu
1980 yılında 44 milyon 737 bin kişi iken, yaklaşık yüzde 60 oranında artmış ve
2006 yılında hepimizin bildiği gibi 71 milyon kişiye çıkmıştır. Aynı dönemde 1
kilometrekare vatan toprağı başına düşen nüfusu gösteren nüfus yoğunluğu değeri
ise 1980 yılında 58 kişi iken, yine yüzde 60 oranında yükselerek 2006 yılında
91 kişiye yükselmiştir. Ancak birim tarım alanı başına düşen nüfus yoğunluğu
yüzde 75 oranında artmıştır. Bu, bir gerçeği bize gösteriyor: Her geçen gün
tarım toprakları değerleniyor, tarım topraklarının beslemek zorunda kaldığı
insan sayısı dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artıyor. Yani biz “ Bu değerler de
göstermektedir ki tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gelecekte toprak çok
daha değerli olacak ve belki de dünyamız bugünkünden daha yoğun savaşlara sahne
olmaya devam edecektir. Mevcut artış hızıyla, cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş
yılında ülkemiz nüfusunun yaklaşık 100 milyona dayanacağı beklenmektedir. İşte,
yüce Meclisin değerli üyeleri olan biz siyasetçilerin temel görevi, geleceğin
lider ülkesi Türkiye için, mevcut doğal kaynakları, yani kıt kaynaklar
konumunda olan toprak, su ve çevre ile gelişen teknolojiyi kullanarak toplumun
taleplerinin karşılanmasını sağlayacak yasal düzenlemeleri gerçekleştirmektir.
Diğer bir ifadeyle, Meclisimizin temel görevi, bir yanda kaynak potansiyeli,
diğer yanda da talep ve kısıtları olan bir yönetim probleminin gerçekçi ve bilimsel
yöntemlerle en uygun şekilde çözümünü sağlamaktır. Halbuki,
bu yasa teklifi, kıt kaynak konumundaki tarım arazilerinin haksız yollarla ve
tarım dışı kullanıma sunulmasının önünü açarak problemin çözümünü daha da
zorlaştırmaktadır. Hâlen birçok tarım ürünü ithal eden ülkemiz, eğer doğal
kaynaklarımız doğru kullanılmaz ve korunmaz ise gelecekte artan ülke nüfusunun
beslenme, giyinme, barınma ve benzeri gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasında
içinden çıkılamayacak kadar büyük sorunlarla karşılaşılması kaçınılmaz
olacaktır. Bu temel problemlerin çözümü için toprak kaynaklarının korunması,
kaliteli tohumluk, sulama, gübreleme, ilaçlama, ürün işleme, mekanizasyon
araçlarının kullanımı ve benzeri gibi modern tarım teknolojilerini kullanarak
birim alandan elde edilecek verimin artırılması gerekmektedir. Tarım
alanlarının değişik nedenlerle giderek daraldığı ülkemizde bu olumsuzlukların
önüne yasal yollarla geçilmez ise birim alandan elde edilecek ürün veriminin
daha da fazla artırılması zorunluluğu kaçınılmazdır. Görüşülmekte olan
yasa teklifiyle, benden önceki değerli hatiplerin de belirttiği gibi, 11/10/2004 tarihinden önce tarım dışı amaçlarla kullanıma
açılmış tarım arazilerinin istenilen amaç doğrultusunda kullanılabilmesi
sağlanmaktadır. Dolayısıyla bu teklif bir af niteliğinde olup 70 milyon
insanımızın hakkını gasbetmektedir. Tekliften
yaklaşık 22 bin tesisin faydalanacağı ifade edilmekte ancak kaçak olarak
devletin tarım arazilerine yapılan bu tesislerin, bir değerli milletvekilinin
sorusuna cevaben Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanımızın
ifadesiyle, yaklaşık 45 milyon metrekare alana yayıldığı, bu alanın sadece 220
bin metrekaresinin, yani binde 5’inin Cargill
firmasına ait olduğu belirtilmiştir. Bu vesileyle
Sayın Bakanımıza, cevaplandırılması talebiyle birkaç soru da bu oturumun
başında ben sormuştum. Bunlardan bazılarını tekrarlamak istiyorum: Bu tesisler
içerisinde Cargill’den daha fazla alana sahip kaç
adet firma bulunmaktadır? Bu firmaların kaç adedi yerli, kaç adedi yabancı ya
da yabancı ortaklıdır? Bu alanlar çoğunlukla hangi illerimizde bulunmaktadır?
Bunun mutlaka cevaplanması gerekiyor. Eğer Sayın Bakanımız hemen
bürokratlarından bu soruların cevabını alıp da kanun teklifinin oylanmasından
önce bu kürsüden açıklama yapabilirse, eminim ki, yüce Meclisimizin değerli
milletvekilleri oylarını daha rahat kullanacaklar ve teklife kabul oyu verenler
de millî iradeye mi yoksa yabancı iradeye mi hizmet ettiklerini daha rahat
anlayabileceklerdir. Tarım dışı
amaçlarla kullanılan bu alanın küçümsenemeyecek bir tarım alanı olmadığı
açıktır. Bu yasa teklifinin, kamuoyunda yaygın olan, hatırı sayılır birkaç
firmanın kaçak tesislerinin yasallaştırılmasına yönelik bir yasa olduğu
endişesi mutlaka giderilmelidir. Bu konuyla ilgili
olarak, 21 Şubat 2008 tarihli Bugün gazetesinin “İmajımızı düzeltiyoruz.
Türkiye’yi mısır ülkesi yaptık.” başlıklı haber yazısında Cargill’in
Türkiye tarım ve gıda sanayisi Başkanı Murat Tarakçıoğlu’nun,
ABD Başkanı Bush tarafından konunun Sayın Başbakanımıza iletilmesi ve Türkiye
Büyük Millet Meclisinde Cargill yasası adıyla bilinen
kanunun çıkarılması hakkındaki değerlendirmesinde “Bunlar doğal gelişmelerdir.”
demesi aşikârdır ve maalesef manidardır. Bağımsızlığından
hiç kimsenin şüphe edemeyeceği yüce Meclisimizin, bu kanun teklifini, bu
görüşleri de dikkate alarak değerlendireceğini beklemekteyiz çünkü bu Meclis,
adından da anlaşılabileceği gibi, sadece ve sadece Türkiye’nin Büyük Millet
Meclisidir. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Işık, bir dakika ek süre veriyorum. ALİM IŞIK (Devamla) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Görüşülmekte olan
yasa teklifinin 3’üncü maddesi, Mera Kanunu’nun 14’üncü maddesine iki yeni bent
ilavesiyle bir fıkranın değiştirilmesini öngörmektedir. Bu fıkralara benden
önceki değerli hatipler değindiği için, zamanı da kazanmak amacıyla
değinmeyeceğim. Kanun’un beşinci
fıkrasında yapılacak değişikliğe de… Yeni eklenen bir değişiklik önergesi de,
değişiklik maddesi de (a), (f) ve (g) bentleri dışında tahsis amacı değişikliği
yapılamayacağı hükmünü bağlamaktadır; yani Petrol Kanunu hükümlerine, ülke güvenliğine
ve doğal afet bölgelerine yerleşim yeri için ihtiyaç duyulan alanların
açılabileceğine hükmetmektedir. Bu değişiklikler, ilk bakışta, eğer tahsis
amacı değişikliği sadece yerli sermaye sahibi olan Türk firmalarını kapsayacak
şekilde bir düzenleme yapılırsa makul gibi görünse de kabul edilemez. Yakında
Meclisimizin gündemine gelecek olan Petrol ve Maden Kanunu gibi değişiklikler
de dikkate alındığında bu yasa teklifine olumsuz oy verileceğini bekliyor,
hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Işık. Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına, Grup Başkan Vekili Sayın Mustafa Elitaş, Kayseri. Buyurun Sayın Elitaş. (AK Parti sıralarından alkışlar) Sayın Elitaş, süreniz on dakikadır. AK PARTİ GRUBU
ADINA MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Dün öğleden sonra
başlayıp 1’inci maddesini görüştüğümüz, bugün de 2’nci maddeden itibaren devam
ettiğimiz toprak reformu yasa teklifiyle ilgili görüşmeleri, inşallah, bugün
neticelendirmeye gayret ediyoruz. MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Toprak reformu değil. MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, bugün, özellikle bugünden itibaren buraya çıkan
muhalefet sözcüsü arkadaşların yasa tasarısı hakkında kamuoyunu tamamen
yanıltıcı bilgiler verdiklerini ifade etmek istiyorum. Bir kere, 19/6/2006 tarihinde bu kanun teklifi -yine o zaman Bursa
Milletvekili olan, yine Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili olan Sayın
Altan Karapaşaoğlu tarafından verildiğinde- tarım
komisyonunda konuşuluyor. Tarım komisyonunda… Sivil toplum örgütlerinin
temsilcileri de buraya çağırılıyor. Onların görüşleri nelerdir? Bu kanun
teklifi görüşülürken onların görüşlerini almaya da ihtiyaç hissediliyor. Bakın, Gebze
Aktif Sanayici ve İş Adamları Derneği Başkanı Sayın Yaşar Çetinkaya’nın
19/10/2006 tarihli komisyon tutanaklarından bu kanun
teklifiyle ilgili görüşlerini ifade ediyorum: “Bölgemiz, bildiğiniz gibi,
sanayiyle yüklü bir şekilde olan sanayi kenti hâline gelmiş, on üç tane organize
sanayi bölgesi olan bölgemizde geri kalan alanlar olduğu gibi daha önce
tarımsal gibi görünen ama tarım işlevini zaten yitirmiş alanlardan ibarettir.
Tabii, kamuoyunda -aynen okuyorum- ‘Cargel’ falan
dendi ama aslında bizlerin talebiydi. Daha önceki 5403 de bizlerin talebiydi,
fakat bunlar problemlerimizi çözmede yeterli olmadı.” Yine komisyonda 19/10/2006 tarihinde Tarımsal Kalkınma Vakfı Başkanı Sayın
Yaşar Dostbil konuşuyor. Konuşma metninden,
tutanaklardan aynen okuyorum bir kısmını: “Dolayısıyla biz, getirilen bu 1’inci
maddeyle maddenin lehinde olduğumuzu ve böyle bir değişikliğin olması gerektiği
kanaatindeyiz. Ancak 5 yeni Türk lirası değil de rayiç bedele göre
fiyatlandırılmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz.” diye… Sivil toplum
örgütlerinin de bu konuda katkıları, istekleri, talepleri var. Şimdi, buraya
çıkan muhalefet milletvekili arkadaşlarımız, kendilerine hazırlanmış, verilmiş
metinleri buraya geliyorlar, okuyorlar ama… K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – İstirham ederim… Olmaz! MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sayın ilim adamına hakaret ediyorsunuz siz. MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Müsaade edin… Bir dakika… MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Lütfen düzeltin ifadenizi. MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Müsaade edin… BAŞKAN – Bir
dakika arkadaşlar… Tabii, yani öyle de olabilir. Bir dakika… MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Bir dakika Sayın Şandır, şimdi kime söyleyeceğimi ifade edeceğim. Bakın, biraz önce
gelen muhalefetten bir milletvekili arkadaşımız… MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sayın Başkanım, ifadesini düzeltsin Sayın Hatip, milletvekiline
hakaret olur. BAŞKAN – Hayır
efendim. Yani bir şey yok… MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Sayın Şandır… BAŞKAN – Sayın
Şandır, bir dakika… MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Sayın Şandır, biraz önce sizi de çok ilgilendiren bir konuda… BAŞKAN – Sayın Elitaş… Sayın Elitaş… MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – …burada yolsuzluk, hırsızlık var diye ifade eden bir
milletvekilinin sözüne itiraz etmediniz. BAŞKAN – Sayın Elitaş… MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Hâlbuki burada Sayın Genel Başkanınızın da imzası var. Müsaade edin, bir
dakika… BAŞKAN – Sayın Elitaş, bir dakika rica ediyorum. Şimdi,
arkadaşlar… MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Meclis müzakerelerine gölge düşürür bu sözünüz. BAŞKAN – Sayın
Şandır… Sayın Şandır, yani… MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Efendim, kim olduğu muhalefet milletvekilinin… BAŞKAN – Sayın Elitaş, müsaade eder misiniz…
Müsaade eder misiniz… Şimdi, bir parti
grubu adına konuşan bir sözcü arkadaşımızın konuşmasının o partinin ilgilileri
tarafından, yetkilileri tarafından hazırlanıp eline verilmesinde bir sakınca
yok ki. MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Çok sakınca var efendim. Olur mu efendim? O
zaman Meclisin meşruiyetine gölge düşürürsünüz böyle söyleyerek. BAŞKAN – Hayır,
hayır… Niye olsun? Yani grupların… MEHMET ŞANDIR
(Mersin) - Milletvekilleri bizim emrimizde değil, kendi özgür... BAŞKAN – Sayın Elitaş onu kastetmemiştir. MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Kastetmediğini ifade etsin. Haksızlık sayarım... K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Düzeltmiyor… Düzeltmiyor efendim… MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Sayın Başkanım… BAŞKAN – Buyurun
Sayın Elitaş. MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Sayın Başkanım, gruplar milletvekillerine muhakkak ki fikrî yönden
destek vereceklerdir. Biraz önce burada şekerle ilgili, pancarla ilgili konuşan
sayın milletvekilim, Türkiye’de 2002 yılından bu tarafa pancar üretiminin
azaldığını ifade etmiş. Ben onu bilgi eksikliğini… 16 milyon 500 bin ton olan
şeker üretimi, şimdi 12 milyon tona düşmüştür diye ifade etti ama aslında bunun
doğrusu, 16 milyon 500 bin ton olan pancar üretiminin 12 milyon 500 bin tona
düştüğünü ifade etme anlamında bunu söylediğini algılıyorum. Ama eğer o sayın
milletvekili yeterli incelemeyi yapsaydı veya danışmanlarına, partisine yeterli
inceleme yapma imkânını bulmuş olsaydı, aslında Türkiye’nin 2002 yılından bu
tarafa pancar üretiminin hiç eksilmediğini görürdü, görme imkânını bulurdu. ABDULLAH ÖZER
(Bursa) – Kota koydunuz, kota… Kota koydunuz… MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Kotayı biz koymadık, komşunuz koydu. BAŞKAN – Bir
dakika arkadaşlar… Lütfen dinleyin, lütfen… MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar… MEHMET ALİ SUSAM
(İzmir) – Siz devam ettirmediniz mi? BAŞKAN – Lütfen
dinleyin arkadaşlar. MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Bakınız, yine yanlış bilgiyle oradan değerli arkadaşlarım kalkıp
bize itiraz ediyorlar. Lütfen benim açıklamalarımı dinleyin, ondan sonra, bir
madde sonra grup başkan vekiliniz veya ilgili olan arkadaşlarınız, bu konuyu
çok iyi bildiğini iddia eden arkadaşlarınız varsa gelirler beni düzeltirler.
Ben o sayın milletvekilinin yanlış bilgilendiğini ve kamuoyunu yanlış
bilgilendirdiğini ifade etmek için burada söylüyorum. Şu anda Türk Şeker Fabrikasının -Türk Şeker diyorum- kamu
ortaklığı olan, özel sektöre devredilmemiş, Özelleştirme İdaresi nezdinde
bulunan Türk Şekerin 12 milyon ton pancar üretimi vardır; 5,5 milyon ton da
Kayseri Şeker Fabrikası, özel sektöre aittir; Konya Şeker Fabrikası, Çumrayla beraber, özel sektöre aittir; Amasya Şeker
Fabrikası, özel sektöre aittir. Amasya Şeker
Fabrikası, özel sektöre aittir. Kütahya Şeker Fabrikası, Adapazarı Şeker
Fabrikası, özel sektöre aittir. Bunlarla birlikte toplam imalatları, toplam pancar
ekilme miktarları 17 milyon tona ulaşmıştır. Bu bilgileri
düzeltmek için söylüyorum. Yani buradan kalkıp da Türkiye Büyük Millet
Meclisini çiftçilerimiz izliyorlar, bunu söylerken de pancar çiftçisinin
gönlünü alayım diye bir ifadeyi kullanmak ve onlara da yanlış bilgi vermek
milletvekilliğine sığmaz diye düşünüyorum. Ben, düzeltmek amacıyla bunu
söylüyorum. Değerli
arkadaşlar, yine muhalefet partisinden bir milletvekili arkadaşımız, buradan
Sayın Altan Karapaşaoğlu’nu eleştirdi. Yine 22’nci
Dönem Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili olan Bursa Milletvekili Sayın
Ertuğrul Yalçınbayır’ın, 2006 yılında, konuştuğumuz
yasayla ilgili olan süreçteki söylemlerini dile getirdi. Bakın, ben, size
ifade ettiğimiz, kamuoyunda “Carge” diye söylenen
aslı “Kargil” diye ifade edilen şirketin tarihçesi
hakkında bilgi vermek istiyorum. Kuruluş izni 9 Aralık 1997 tarihinde verilmiş.
Kim vermiş bunu? Sayın Mesut Yılmaz’ın Başbakan olduğu dönemde bu izin
verilmiş. Bu izinde Başbakan Yardımcısı olarak kimin imzası var? Sayın Bülent
Ecevit’in imzası var. Biraz önce en arka taraftan konuşan bir arkadaşımız
“Başkalarının yanlış yaptığı yasayı siz niye devam ettiriyorsunuz, o yanlışları
niye devam ettiriyorsunuz?” diye söylüyor. Eğer bunu Hanımefendi izliyorsa,
herhâlde yarın veya bir gün onun kulaklarını çekecektir diye düşünüyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar) Şimdi, değerli
arkadaşlar, Sayın Altan Karapaşaoğlu ne zaman bu
Yasa’yla ilgili itirazlarını gündeme getirmiş? 1998 yılında. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) - Hanımefendi’nin milletvekili değil onu söyleyen. BAŞKAN – Laf
atmayın arkadaşlar. MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) - 1998 yılında itirazlarını dile getirmiş. Bu itirazlarını dile
getirirken… RECAİ BİRGÜN
(İzmir) – Sayın Başkan, niye müdahale etmiyorsunuz? BAŞKAN – Sayın Birgün, o ilgili arkadaş, yanlış bir şey ifade ediliyorsa
onu düzeltir. K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Hanımefendi’nin milletvekili değil onu söyleyen Nesrin Hanım,
Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili. BAŞKAN – O da
öyle bir şey demedi zaten. MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – O anladı, arkadan itiraz eden anladı. MUSTAFA VURAL
(Adana) – Sen de mutlu ol! Sen de keyiflendin değil mi! MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Değerli Başkan, Sayın Altan Karapaşaoğlu
ne zaman itiraz etmiş? Gerçekten büyük mücadele vermiş. Bu şirkete izin
verilmemesi konusunda hakikaten önemli mücadele vermiş. Bu mücadeleyi verirken
-1998 yılında vermiş- şirkete 9 Aralık 1997 tarihinde izin verilmiş. Altı ay
sonra, Sayın Karapaşaoğlu, henüz daha çivi çakılmadan
“Gelin, bu işi yanlış yapıyorsunuz, düzeltelim bunu.” diye ifade etmiş, ama
maalesef hiç kimse dinlememiş. O zaman, biraz önce yine muhalefetten konuşan
bir milletvekili arkadaşımız, Altan Bey’in 1998 yılındaki konuşmasından buraya
ifade ediyor. Sizin grubunuzdan, Allah aşkına, hiç mi milletvekili yoktu, Sayın
Karapaşaoğlu’nun duyarlılığını gösteren hiç mi
milletvekili yoktu da itiraz etmedi bu konuyla ilgili? ATİLLA KART
(Konya) – Mecliste değildik o zaman, Mecliste yoktuk. MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – O zaman Bursa’dan milletvekiliniz yok muydu? Siz 1999 yılına kadar
Parlamentoda temsil edilen… K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Mecliste yoktuk. MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) –Cumhuriyet Halk Partisi 1999 yılına kadar vardı Sayın Başkan. 98
yılında Sayın Karapaşaoğlu itiraz etmiş. Biraz önceki
konuşmacınızı dinlememişsiniz. Sayın Karapaşaoğlu’nun
1998 yılındaki konuşmalarını burada, geldi, tutanaklardan okudu. O zaman bu
cesareti gösteren, Bursa gibi bir yerde böyle bir fabrikanın kurulmasının
yanlış olduğunu eleştiren, söyleyen bir milletvekiliniz yok muydu? (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) MEHMET ALİ SUSAM
(İzmir) – Vardı, hepsi söyledi. MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Niye kimse konuşmamış? Niye tutanaklardan… ABDULLAH ÖZER
(Bursa) – Vardı, konuşuldu onların hepsi. BAŞKAN – Sayın Elitaş, bir dakika ek süre veriyorum. MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Sayın Başkan, üç dakikamı siz kullandınız. Lütfen, rica ediyorum.
Üç dakikamı siz kullandınız. BAŞKAN – Buyurun.
MEHMET ALİ SUSAM
(İzmir) – Eleştirmediğini ispat et! MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Şimdi, Altan Karapaşaoğlu’nun gösterdiği
cesareti… K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Başkan… BAŞKAN –
Arkadaşlar, lütfen… Sayın Anadol, lütfen… MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) - …Altan Karapaşaoğlu’nun gösterdiği
milletvekili duyarlılığını, 1998 yılında, burada o parti adına bulanan
arkadaşlarımızın muhakkak göstermelerini arzu ederdim. Yine, biraz önce
konuşan son konuşmacı, inanın, hakikaten kendi grubunu çok üzecek bir ifade de
kullandı. “Değerli arkadaşlar, kanunun sonunun oylanmasında sizin hepinizi
millî iradeye davet ediyorum. Millî irade mi egemen olacak, yabancı güçlerin
iradesi mi egemen olacak? Milletvekilleri Türk milletine hizmet etmek amacıyla
seçilmiştir.” diye bir söylem kullandı, ama o değerli milletvekiline diyorum
ki: Siz 24/7/2002 tarihinde Sayın Bülent Ecevit’in
Başbakan olduğu, Sayın Devlet Bahçeli’nin Başbakan Yardımcısı olduğu Bakanlar
Kurulu prensip kararının alındığı süreçte… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan, son cümlem. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Yanlış yapıldıysa, sen düzelt. MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – …Bakanlar Kurulunun tavsiye kararı aldığı günde, millî iradenin
millete mi hizmet ettiğini, yoksa yabancıya mı hizmet ettiğini sormanız gereken
zaman o zamandı. Geç kaldınız diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Elitaş. Gruplar adına
konuşmalar sona ermiştir. Şahısları adına 2
arkadaşıma söz vereceğim. İlk söz, Malatya
Milletvekili Sayın Öznur Çalık’a aittir. Buyurun Sayın
Çalık. (AK Parti sıralarından alkışlar) Süreniz beş
dakikadır. ÖZNUR ÇALIK
(Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce,
milletin iradesiyle tecelli etmiş yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Toprak Koruma ve
Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve Diğer
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerine
şahsım adına söz almış bulunmaktayım. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu hükümleri gereğince
hidroelektrik üretim tesislerinin rezervuar alanında bulunan hazinenin özel
mülkiyetindeki ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz mallar için,
bedelsiz olarak kullanma izni verilebilmesini teminen,
elektrik yatırımlarının kesintiye yol açmadan kısa sürede
gerçekleştirilebilmesi için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu
ile 4342 sayılı Mera Kanunu’nda değişiklik yapılması ihtiyacı doğmuştur. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bu nedenle hazırlanan kanun teklifinin 3’üncü maddesi
yaşanan sorunları çözmeye yöneliktir. Ülkemizde enerji arzının az olması,
ihtiyacı karşılayamaması nedeniyle enerji ithalatı yapılmaktadır. Toplam
ithalatımızın yüzde 20’sini enerji ithalatı oluşturmaktadır. Enerjide dışa
bağlılığı azaltmak için yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına ve
hâlihazırdakilerin yönetilebilirliğine acil ihtiyaç vardır. Daha önce konuşan
muhalefet milletvekillerinden bir arkadaşımız geçmişi hatırlattı. Evet, hafızai beşer nisyan ile maluldür, biz de hatırlatalım,
bunca senedir Meclistesiniz sizler neler yaptınız? Lütfen hafızanızı tekrar bir
yenileyin ve aynen söylüyorum: Su akarken siz bakıyordunuz, rüzgâr eserken siz
es geçiyordunuz ama bizim İktidarımız döneminde artık suların enerjiye
dönüştüğü, rüzgârın enerjiye dönüştüğü bir atmosferin içerisindeyiz. (AK Parti
sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Nerede, nerede? Altı yıl geçmiş nerede! ÖZNUR ÇALIK
(Devamla) - Küresel ısınmayla birlikte… BAŞKAN – Şimdi, Öznur Hanım, bir dakika. Arkadaşlar,
arkadaşlar, niye bağırıyorsunuz! Yani, hatip konuşmayacak mı? HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Altı yıl geçti, altı yıl! Ne oldu göstersin, yapmış gibi
gösteriyorlar! ÖZNUR ÇALIK
(Devamla) – Arkadaşlar… Arkadaşlar… BAŞKAN – Rica
ediyorum arkadaşlar, sükûnetle dinleyin. Sayın Çalık,
buyurunuz. ÖZNUR ÇALIK
(Devamla) - Küresel ısınmayla birlikte… ERTUĞRUL
KUMCUOĞLU (Aydın) – Sayın Başkan, hakaret ediyor.. BAŞKAN – Hayır, hakaret
edemez. ERTUĞRUL
KUMCUOĞLU (Aydın) – Hakaret ediyor! Hanımlara yakışmıyor. BAŞKAN - Bir
milletvekili başka bir milletvekiline hakaret edemez. ERTUĞRUL
KUMCUOĞLU (Aydın) – Ne yaptığını çok iyi biliyor; kendine yakışmıyor. BAŞKAN – Sayın Kumcuoğlu, hayır. Hele bir hanımefendi öyle bir şey düşünür
mü? ÖZNUR ÇALIK
(Devamla) – Küresel ısınmayla birlikte su, rüzgâr gibi yenilenebilir enerji
kaynaklarından istifade etmek büyük öneme haiz olmuştur. Getirilen düzenlemeyle
bilimin ve modern ülkelerin yaklaşımlarına uygun olarak yenilenebilir enerji
yatırımlarının önündeki sınırlamalar kaldırılmakta ve ülkemizin kalkınmasının
önündeki bir engel de bu şekilde kaldırılmaktadır. Jeotermal
enerjiye dayalı seracılık faaliyetleri, gerek üretim kalitesi gerekse çevreye
uyumlu olması nedeniyle desteklenmesi gereken faaliyetlerdir. Uygulamada bu tür
işletmeler için gerekli tesislerin kurulmasında yapılacak tesisin sanayi tesisi
mi, yoksa tarım tesisi mi olduğu konusunda tereddütler yaşanmakta, gerekli
izinlerin verilmesi konusunda idareler arasındaki ihtilaflardan kaynaklanan
gereksiz kırtasiyecilikle karşılaşılmaktadır. Getirilen düzenleme ile bu tür
sıkıntılar giderilmekte, yaşanan belirsizlik ve karışıklık sona
erdirilmektedir. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; düzenlemeyle mahkemeler bağlanmamaktadır. Mahkemelerin
yargısal fonksiyonlarına bir müdahale mahiyetinde değildir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, toprak koruma projesini dikkate alma
şartının aranması, çeşitli spekülasyonları ortadan
kaldırmaktadır. Tekliften sadece bir şirket değil, yirmi iki bin tesis
faydalanacaktır. Düzenleme herhangi bir özel amaç taşımamaktadır, bu geneldir.
Dolayısıyla bu düzenlemenin sadece bir firmaya yönelik yapıldığını söylemek
hakkaniyetle bağdaşmamaktadır. Sözlerime son
verirken yüce Meclisi saygıyla selamlıyor, yasanın vatanımıza, milletimize
hayırlı olmasını temenni ediyor, saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (CHP
sıralarından “Bravo!” sesleri, AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Çalık. Şahısları adına
son söz, Sayın Ertekin Çolak, Artvin Milletvekili. Sayın Çolak,
buyurunuz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Süreniz beş
dakikadır. ERTEKİN ÇOLAK
(Artvin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Toprak Koruma ve Arazi
Kullanımı Kanunu ile 4342 sayılı Mera Kanunu’nda değişiklik yapılması hakkında
Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle
yüce Meclisi ve yüce milletimizi saygıyla selamlıyorum. Kanunun 3’üncü
maddesi, Mera Kanunu’nun 14’üncü maddesindeki birtakım değişiklikleri
kapsamaktadır. Bu nedenle biraz Mera Kanunu’ndan bahsetmek istiyorum. Mera Kanunu’nun
amacı, kadimden beri kullanılmakta olan mera, yayla, kışlak ve kamuya ait olan
çayır ve otlakların tespit, tahdit ve tahsisiyle
ilgili konuları düzenlemek ve bunların sürdürülebilir olmasını sağlamaktır. Hiç
şüphesiz ki sağlıklı olabilmemiz için, sağlıklı beslenebilmemiz için, sağlıklı
et, süt, peynir ve benzeri temel gıda maddelerine ihtiyaç duymaktayız. Bu
bahsettiğimiz et, süt, peynir ve benzeri temel gıda maddelerinin sağlıklı
olabilmesi için de sağlıklı hayvanlara ihtiyacımız vardır. Sağlıklı hayvanların
olabilmesi için de hiç şüphesiz ki hayvanlarımızın da sağlıklı beslenmesi
gerekir. Dolayısıyla meralarımızın, çayır ve otlaklarımızın kaliteli ve vasıflı
olması gerekmektedir. AK Parti İktidarlarıyla birlikte, ülkemiz meralarımızın farkına
vardı, meralarımızdaki ıslah çalışmalarının farkına vardı ve Tarım Bakanlığımız
tarafından meraların ıslahı için, ıslah projeleri için kaynak ayrıldı ve bugün
Anadolu’nun her tarafında, özellikle mayıs ve haziran aylarında ıslah edilmiş
mera projeleri hayata geçirilmekte, artık, üreticilerimiz, çiftçilerimiz, ıslah
edilmiş meraların açılışını, bayram ve düğünlerde yapmış olduğu açılışlar gibi
yapmaktadır. Meralarımızda
ıslah yapılırken neler yapılmakta? Eğer meralarımızın vasfı bozulmuşsa tohum
atılmakta, meralarımıza gübre atılmakta, eğer meralarımızda ihtiyaç varsa,
meralarımıza su getirilmektedir. Ben, Tarım
Bakanlığında yaklaşık on yedi-on sekiz yıl çalıştım ve ilk defa AK Parti
İktidarları döneminde mera ıslah projelerine katıldım. Burada, aramızda Tarım
Bakanlığında çalışmış milletvekillerimiz var, üniversitelerde hocalık yapmış
milletvekillerimiz var, hodri meydan! Eğer önceden yaptıkları mera ıslah
projeleri varsa, gelir burada söylerler, biz de öğreniriz nerede yaptılar. NECATİ ÖZENSOY
(Bursa) – 2002’den önce çadırlarda yaşıyorduk zaten! ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, söz hakkı doğuyor!
Böyle bir üslup yok! ERTEKİN ÇOLAK
(Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlarımız, Kanun’un 14’üncü maddesi meraların
tahsis amacının değiştirilmesiyle ilgili. Yani neler yapılıyor bu 14’üncü
maddede? ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Sayın Vekilim, Mera Fonu 1998’de
oluşturuldu. BAŞKAN –
Arkadaşlar, lütfen… ERTEKİN ÇOLAK (Devamla) – Yani siz, şimdi
burada konuşacaksınız, herhâlde biz konuşmayacak değiliz! ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Sayın Vekilim, dün Sayın Bakan
söyledi, 2001 yılında 880 bin dönüm arazinin ıslah edildiğini! BAŞKAN – Bir dakika, müsaade eder misiniz… ERTEKİN ÇOLAK
(Devamla) – Sayın Milletvekilim, yani burada söylersiniz ne söyleyecekseniz… ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Sataşıyorsunuz. BAŞKAN – Sayın Akcan, müsaade eder misiniz… Yani böyle bir şey olabilir mi? ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, sataşarak
konuşmasın, sözünü söylesin. BAŞKAN – Efendim,
sözünü söylüyor, siz dinlemiyorsunuz ki. ERTEKİN ÇOLAK
(Devamla) – 14’üncü maddede, maden ve petrol faaliyetlerinde, turizm yatırımlarında,
kamu yararı görülen faaliyetlerde meraların tahsis amacı değiştirilebilir. 3’üncü maddede
buna ilave olarak, elektrik enerji üretiminde ve jeotermal kaynaklı teknolojik
seraların yapımında da tahsis amacı değişikliğine gidebilir. Bundan gayet normal,
doğal bir şey olamaz değerli arkadaşlarım. Elbette ki meralar korunacak, ama
sizin eğer meralarda enerji üretmeniz gerekiyorsa üreteceksiniz. Ben bu mantığı
anlamakta zorlanıyorum. Her şeye karşı çıkıyoruz. Üretim yapma, enerji üretme,
petrol üretme, maden üretme. Arkadaşlar, bu memlekette ne üreteceğiz o zaman? Bir de şimdi,
gelen bütün arkadaşlarımın söylediği bir şey var, özellikle muhalefete ait
milletvekillerimizin söylediği bir şey var: “Bu kanun çıkarsa millî iradeye
aykırı olur.” deniliyor. Peki, şimdi, ben
buradan sormak istiyorum: Buradaki birçok milletvekili arkadaşımızın
özgeçmişini okuduğumuz zaman, bazılarının Amerika’da eğitim yaptığını görüyoruz
ve gururlanarak da bunu özgeçmişlerine koymuşlar. Kariyer yaparken Amerika iyi,
referans, eğitim yaparken millî iradeye aykırı değil… ERTUĞRUL
KUMCUOĞLU (Aydın) – Ne alakası var? ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – 100 bin dolar para harcıyor devlet
orada. ERTEKİN ÇOLAK
(Devamla) - …ama burada kanun çıkarken
ve yabancıların da bu kanundan… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Çolak, bir dakika ek süre verdim. Buyurun. ATİLLA KART
(Konya) – Grubuna söyle, Başbakana söyle!.. BAŞKAN – Sayın
Kart… Sayın Kart… Lütfen arkadaşlar… ERTEKİN ÇOLAK
(Devamla) – Şimdi, yabancıların bu çıkacak olan kanundan faydalanarak burada
yatırım yapmalarının millî iradeye bunun neresi aykırı, bunu anlamakta
zorlanıyorum. Bu kafalar 69’da kaldı. ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Sizin millî irade anlayışınız o! ERTEKİN ÇOLAK
(Devamla) - Siz hâlen oralara takılmış durumdasınız. Yüce Meclisi
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım… BAŞKAN – Şimdi,
sevgili arkadaşlarım, yani bir Artvinlinin mera hakkında konuşması çok zor
şeydir. Sayın Çolak… ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, 69’a göre, 69’a
göre… BAŞKAN – Müsaade eder misiniz… ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) –
Söz istiyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Ne sözü
istiyorsunuz? ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Bakın, Sayın Başkanım, Sayın Hatip, Sayın Vekil… BAŞKAN – Hayır,
bir dakika…. Bir dakika… Şimdi bir dakika;
yani böyle her isteyen kalkıp konuşursa bu Meclisin İç Tüzüğü, bu Meclisin
gelenekleri ne olacak? ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, İç Tüzük’ün
69’uncu maddesine göre söz istiyorum; nedenini izah edeceğim. BAŞKAN – Hayır,
nedenini izah edecek bir şey yok; bir sataşma çünkü söz konusu değil. MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sataşma yok. ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Var, sataşma var Sayın Başkanım. BAŞKAN -
Soru-cevap işlemine başlıyoruz. Beş dakika soru, beş dakika cevap. (MHP sıralarından
gürültüler) İlk soru Sayın Öztürk’ün. Buyurunuz
efendim. HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Teklifin
düzenlediği konuda daha önce kabul edilmiş Yasa’nın ilgili maddesinin yürürlüğü
Anayasa Mahkemesinin 19/2/2007 tarihli kararıyla
durdurulmuştur. Bu Kanun’un Anayasa Mahkemesinin kesin kararı beklenmeden,
yeniden yasa konusu yapılması Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü
fıkrasına aykırılık teşkil etmiyor mu? Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığının yasama organına Anayasa’yı ihlal etme suçu işletmesini nasıl
karşılıyorsunuz? Teşekkür ediyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ederim. Sayın Özensoy… NECATİ ÖZENSOY
(Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Bakanım, bu
yasayla, ifade edildiği gibi yirmi iki bin gecekondu sanayi binasına af
çıkartıyoruz. Buradan hareketle Türkiye'de yüz binlerce insan, yolları
yapılmış, sokak isimleri verilmiş, kapı numaraları verilmiş, elektriği suyu
bağlanmış binalarda mağdur ediliyor. Gerçi buralarda yabancı uyruklular
yaşamıyor ama buna rağmen, bunlara da af çıkarmayı düşünüyor musunuz? BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Özensoy. Sayın Enöz… MUSTAFA ENÖZ
(Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın Bakan,
birinci sınıf tarım arazilerinin bazı şirketlere işletme ve fabrika arazisi
olarak tahsis edilmesi ve bu tip uygulamaların bugünkü gibi yasal zemine
oturtulmaya çalışılması Türk tarım ekonomisine vurulabilecek en önemli
darbelerden biridir. Hâlbuki, bugün üreticilerimizin
çok önemli sorunları vardır ve çözüm beklemektedirler. Bu bağlamda: 1) Temel tarım
girdilerinden olan gübre fiyatları geçen yıldan bu yana yüzde 150 artmıştır. Bu
konuda üreticiye destek vermeyi düşünüyor musunuz? 2) Tane mısır
destekleme fiyatları hâlâ açıklanmamıştır. Geçen yıla oranla prim
desteklemelerinin bu yıl yüzde 60 oranında düşürüleceği söylentisi ne kadar
doğrudur? Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Enöz. Sayın Genç… KAMER GENÇ
(Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Efendim, bu Mera
Kanunu aslında bizim zamanımızda çıkarıldı, 1998’de çıkarıldı. Ben de o zaman
Meclis Başkan Vekiliydim, Meclisi yönetiyordum. Hakikaten Türkiye için faydalı
olan bir yasaydı. Şimdi, bu AKP’lilerin buna sahip çıkmasını kınıyorum. Böyle
bir şey yok. Bir de meraları
da ıslah etmediler. Bizim bölgede, Tunceli bölgesinde çok ciddi bir koyun var,
1 milyon 200 bin civarında, o koyunların meralara, yaylalara çıkması konusunda
ciddi sıkıntılar var, hiç ıslah da yapılmadı. Ayrıca Sayın
Başkanım, bu Cargill ile ilgili olarak öyle bir
düzenleme yapılmış ki, mesela, 10/4/2006 tarihinde,
Başbakanlıkta, müsteşar yardımcısının başkanlığı altında bazı kamu kurumları
toplantı yapıyorlar. “Acaba, Cargill’i biz, işte,
faaliyete geçirdik ama, bununla ilgili olarak eğer bir
hukuki sorun çıkarsa nasıl hallederim?” diyorlar. İşte, müsteşar yardımcısının
başkanlığında, Bayındırlık İskân Bakanlığı… BAŞKAN – Sayın Akcan… ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. Sayın Başkanım,
aracılığınızla Sayın Bakana, 1998 yılında çıkan Mera Kanunu’nda oluşturulan,
Mera Fonu’nda toplanan paralarla yapılan mera ıslahının, 2000, 2001, 2002
yıllarına isabet eden kısmında kaç bin dekar mera alanı ıslah edilmiştir onu
istiyorum. Bu söz, aynı zamanda biraz önceki konuşmacıya da cevap olacaktır,
var mı yok mu görsün. BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum. Sayın Uzunırmak… ALİ UZUNIRMAK
(Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Yirmi iki bin
tesisten söz ediliyor. Öncelikli olarak, bu yirmi iki bin tesis kaç özel ve
tüzel kişiliğe aittir? Yani bir özel ve tüzel kişinin birden çok sahip olduğu
tesis var mıdır? İki: En önemlisi,
hangi yıllarda, kaç tesis böyle izinsiz şekilde yapılmıştır? Bilhassa son altı
yılda yapılan tesis sayısı kaçtır, AKP İktidarında? Üç: her alana 5 YTL olarak tahakkuk ettirilen ceza, düşünün ki
birisi sanayi alanının içerisinde ve şehrin kenarında kalmış, birisi de dağ
başında; bu bir adaletsizlik değil mi ve alelacele hazırlanmış bir şey değil
mi? Şimdi, Cargill’in arazisiyle dağ başında olan bir
tesise aynı 5 YTL’yi ben adaletsiz bir tercih olarak buluyorum. Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN – Sayın
Bakan… MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın
Akcan’ın sorusuna özellikle cevap vermek istiyorum. Diğer sorulara yazılı
olarak cevap vereceğiz. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, Millî Eğitimle ilgisi yok ki Sayın Bakan ne anlar,
ilgili bakan gelsin! MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) - Sayın Başkan, yine korsan yayın yayına geçti, asalak, parazit… BAŞKAN – Hükûmet adına Sayın Genç. MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Değerli arkadaşlar, bakın, yıllara göre yapılan
mera ıslahları ne kadardır, bunu açıklıyorum: 2000 yılında 6.608 dekar mera
ıslahı yapılmış, 2001 yılında 8.811 dekar mera ıslahı yapılmış; sadece 2000,
2001 yılını veriyorum. Hükûmetimiz döneminde… MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Hektar mı, dekar mı Sayın Bakan? MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Dekar. 2003 yılında
97.713 dekar mera ıslahı yapılmış, 2004 yılında 703.790 dekar mera ıslahı
yapılmış, 2005 yılında 900.112 dekar mera ıslahı yapılmış, 2006 yılında 531.812
dekar mera ıslahı yapılmış ve 2007 yılında 540.271 dekar mera ıslahı yapılmış.
Dolayısıyla 2003’ten önceki dönemle 2003 ve daha sonrasını mukayese ettiğiniz
zaman arada uçurumlar var. Netice itibarıyla, Hükûmetimizin
yaptıkları ortadadır. Değerli
arkadaşlarımızın sordukları detaylı sorular var, gerekli notlar alındı,
kendilerine yazılı olarak cevap verilecek. Arz ederim Sayın
Başkanım. BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, Hükûmet yerine gelsin
otursun! BAŞKAN – Bir
dakikanızı rica edeyim. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Milletvekillerinin bundan sonraki sorularına cevap versin. BAŞKAN –
Soru-cevap süremiz bitmedi, Sayın Özer’e soru sorması için söz veriyorum. Sayın Özer,
buyurun. ABDULLAH ÖZER
(Bursa) – Sayın Başkan, teşekkür ederim. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Böyle Hükûmet olur mu? (TBMM İdare Amiri
ve Adıyaman Milletvekili Fehmi Hüsrev Kutlu, Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in yanına gitti.) KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkanım, bu niye geliyor buraya? ALİ KOYUNCU
(Bursa) – İdare Amiri! KAMER GENÇ
(Tunceli) – Niye geliyor buraya? BAŞKAN – Sayın
Kutlu, bildiğiniz gibi İdare Amiri. MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Ama sizin görev vermeniz lazım Sayın Başkanım. BAŞKAN – Sayın
Genç… Sayın Kutlu… MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sayın Başkanım, sizin göreve davet etmemeniz hâlinde İdare Amirine
bir görev düşmez. BAŞKAN – Tamam,
sorun yok arkadaşlar. MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Ama bunu her defasında yapıyor arkadaşlarımız. BAŞKAN – Sayın
Kutlu, rica ediyorum. AHMET YENİ
(Samsun) – Kamer Genç’i müdafaa etmeyin! MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Efendim, Kamer Genç’in müdafaası değil, buranın hukukuna riayet
etmek. BAŞKAN – Sayın
Genç, Sayın Kutlu İdare Amiri; görevini yapıyor. Lütfen… Lütfen… MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Kamer Genç meselesi değil! BAŞKAN – Sayın
Özer, buyurun efendim. ABDULLAH ÖZER
(Bursa ) – Sayın Başkan, teşekkür ederim. Sayın Bakandan şu
sorunun cevaplandırılmasını rica ediyorum: Bugün Avrupa ülkelerinde sağlığa
zararlı olduğu için tüketimlerine yüzde 2-3 oranında müsaade edilen nişasta
esaslı şeker, ülkemizde tüketimimizin yüzde 15’ini teşkil etmektedir.
Çocuklarımızın şeker hastası olmaması için bu yüzde 15 oranını Avrupa’daki gibi
yüzde 2-3 oranına çekmeyi düşünüyor musunuz? Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Özer. Sayın Bakanım, bu
son soruya cevap verir misiniz? MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Yazılı cevap vereceğim. BAŞKAN – Yazılı
cevap vereceksiniz. Teşekkür
ediyorum. Soru-cevap işlemi
sona ermiştir. Sayın
milletvekilleri, madde üzerinde verilmiş… (Gürültüler) Arkadaşlarım,
lütfen… Sevgili arkadaşlarım, bakın beş buçuk saattir çalışıyoruz, yoruldunuz
biliyorum, ama yarım saatimiz daha var. Lütfen… Madde üzerinde
verilmiş dokuz adet önerge vardır, yedi önergeyi işleme alıyorum. HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Naylon önergeleri niye işleme alıyorsunuz? BAŞKAN – Lütfen
arkadaşlar, rica ediyorum. HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Meclisin ciddiyetiyle bağdaşmıyor. BAŞKAN – Lütfen…
Rica ediyorum arkadaşlar. Önergeleri
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 111 sıra sayı
kanun teklifinin çerçeve üçüncü maddesi ile düzenlenen 4342 sayılı kanunun ondördüncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinden
sonra gelmek üzere eklenen (h) bendinde geçen “ihtiyaç duyulan” ibaresinin
madde metninden çıkarılarak “zorunlu olan” ibaresinin madde metnine eklenmesini
arz ve teklif ederiz. Kerim
Özkul Konya Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 111 sıra sayı kanun teklifinin çerçeve üçüncü maddesi ile
düzenlenen 4342 sayılı kanunun ondördüncü maddesinin
birinci fıkrasının (g) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (ğ) bendinde geçen
“ihtiyaç duyulan” ibaresinin madde metninden çıkarılarak “zorunlu olan”
ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederiz. Turan
Kıratlı Kırıkkale Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 111 sıra sayı kanun teklifinin çerçeve üçüncü maddesi ile
düzenlenen 4342 sayılı kanunun ondördüncü maddesinin
birinci fıkrasının (g) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (ğ) bendinde geçen
“üzerine” ibaresinin madde metninden çıkarılarak “gereğince” ibaresinin madde
metnine eklenmesini arz ve teklif ederiz. Mustafa
Ataş İstanbul Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 111 sıra sayı kanun teklifinin çerçeve üçüncü maddesi ile
düzenlenen 4342 sayılı kanunun ondördüncü maddesinin
birinci fıkrasının (g) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (ğ) bendinde geçen “hükümlerine”
ibaresinin madde metninden çıkarılarak “kurallarına” ibaresinin madde metnine
eklenmesini arz ve teklif ederiz. Mehmet
Müezzinoğlu İstanbul Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına 111 sıra sayılı
kanun teklifinin çerçeve üçüncü maddesi ile düzenlenen 4342 sayılı kanunun ondördüncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinden
sonra gelmek üzere eklenen (ğ) bendinde geçen “talebi” ibaresinin madde
metninden çıkarılarak “müracaatı” ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve
teklif ederiz. Veysi Kaynak Kahramanmaraş Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
111 sıra sayılı yasa teklifinin 3. maddesinin sonuna gelmek kaydıyla aşağıdaki
ifadenin eklenmesini arz ederiz. Saygılarımızla.
Enerji Piyasası
Kurulu tarafından izin verilen rüzgar enerjisi
sahaları için tahsis amacı değişikliği yapılabilir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 3. maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Madde 3- 25/02/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanununun 14 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinden sonra gelmek üzere (ğ) ve (h)
bentleri eklenmiş olup, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “ğ) Enerji
Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 4628 sayılı Elektrik Piyasası
Kanunu hükümlerine göre, den sonra Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ve yatırımın
yapılacağı bölge halkının uygun görüşünün alınması ile yenilenebilir ve temiz
enerji kaynakları cümlesinin eklenmesini için ihtiyaç duyulan, h) Jeotermal
kaynaklı teknolojik seralar için ihtiyaç duyulan” “Durumu ve sınıfı
çok iyi veya iyi olan mera, yaylak ve kışlaklarda birinci fıkranın (a), (f),
(g), (ğ) ve (h) bentleri hariç, tahsis amacı değişikliği yapılamaz.”
BAŞKAN – Dinlediğiniz önergeleri aykırılık sırasına göre işleme
alacağız. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, bu konuda bizim de önergelerimizin olduğunu fakat
işleme konulmadığını ifade edin efendim. BAŞKAN – Sayın
Genç, onu biraz evvel konuştuk, açıkladık. Siz de düşüncenizi söylediniz. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, iktidar partisi bizi engellemek için, bu yüz karası
yasada bizi konuşturmamak için önergelerimizin işleme alınmadığını ifade
ediniz. BAŞKAN – Tabii, çok doğru. Yani uygulanması kolay olmayan bir İç Tüzük’ümüz var. İnşallah,
hep beraber iş birliği yapmak suretiyle bu İç Tüzük’ü değiştiririz. Herkes
şikâyetçi İç Tüzük’ten ama biz mecburuz mevcut olan İç Tüzük hükümlerine göre
Genel Kurul çalışmalarını yürütmeye. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 3. maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Madde 3- 25/02/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanununun 14 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinden sonra gelmek üzere (ğ) ve (h)
bentleri eklenmiş olup, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “ğ) Enerji
Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 4628 sayılı Elektrik Piyasası
Kanunu hükümlerine göre, den sonra Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ve yatırımın
yapılacağı bölge halkının uygun görüşünün alınması ile yenilenebilir ve temiz
enerji kaynakları cümlesinin eklenmesini için ihtiyaç duyulan. h) Jeotermal
kaynaklı teknolojik seralar için ihtiyaç duyulan” “Durumu ve sınıfı
çok iyi veya iyi olan mera, yaylak ve kışlaklarda birinci fıkranın (a), (f),
(g), (ğ), ve (h) bentleri hariç, tahsis amacı değişikliği yapılamaz. Ufuk
Uras (İstanbul) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? TARIM ORMAN VE
KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI VAHİT KİRİŞCİ (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Sayın
Uras, buyurunuz. Süreniz beş
dakikadır Sayın Uras. MEHMET UFUK URAS
(İstanbul) – Sayın Başkan, değerli vekiller; burada sık sık
Çanakkale Zaferi’nden bahsedildi. 1915’te Çanakkale’nin geçilmediğini biliyoruz
ama aynı İngiltere sonunda savaşmadan, elini kolunu sallayarak Çanakkale’yi
geçti ve donanmasıyla İstanbul’a geldi. Neden? Çünkü,
ruhunu emperyalizme teslim etmiş olan Osmanlı yöneticileri nedeniyle. Şimdi biz bu konu
konuşulurken Türkiye’de katılımcı demokrasiden bahsediyoruz, öneride diyoruz
ki: Gelin -katılımcı demokrasiyse- yöre halkının, meslek örgütlerinin, ilgili
kurumların, Bakanlığın filtresi olsun, suistimali
olmasın diye. Bu reddediliyor. Hayatın her
alanında halkın olmadığı yerde, demokrasinin olmadığı yerde problem oluyor.
Daha dün Maltepe’de Başıbüyük’te kentsel dönüşüm
projesi nedeniyle bu yüzden güvenlik güçleriyle yurttaşlarımız karşı karşıya
geliyor. Şimdi, Tütün
Yasası, Şeker Yasası, bizim “Derviş yasaları” dediğimiz yasalar, değişik
partilerden dolaştı, geldi -Sayın Derviş yurt dışında, ruhu şimdi Adalet ve
Kalkınma Partisinde- bununla uğraşıyoruz aslında. Enerji Piyasası
Düzenleme Kuruluna bakıyorsunuz, kamu enerji yatırımı yapmıyor. Enerji
özelleştiriliyor, lisanslar dağıtılıyor dün çantacılar dediğim kesime, ama özel
sektör yatırım yapmıyor. Şimdi, burada bir kontrol olsun diye öneride
bulunuyoruz, heyet burada onay vermiyor. Şimdi, burada çok
tuhaf konuşmalar olduğunu fark ettim. Mesela kulak çekilmekten bahsetti. Kimin
kulağının çekildiğini bilmiyorum ama, birilerinin
kulağını çeken elin Cargill olduğunu çok açık
görüyoruz. Şimdi “Elinize
geleni gelip burada okuyorsunuz.” diyorsunuz. Efendim, bakın Cargill’in gazetelere verdiği ilanlara, o ilanlardaki
cümleleri aynen tekrar etmek neyi okumak oluyor? Bir beyefendi
burada “Efendim, mera mı ürettiniz bu konuda konuşuyorsunuz.” diyor. Yumurtayı
bayatından tazesini ayırmak için yumurtlamak mı gerekiyor. Böyle bir mantık
olabilir mi? “Görüşleri aldık
değişik kesimlerin.” deniyor. Bütün Bursa’daki toplumsal muhalefet örgütleri,
odaları görüşlerini ortaya koymuş. Diyelim görüşlerini aldınız, ama görüşlerini
alıp yine bildiğinizi okuyorsunuz. Dolayısıyla o görüşlerin alınması… Sivil
toplum örgütlerinin bir konu malzemesi hâline getirilmesi doğru değildir. Sevgili
arkadaşlar, Orta Doğu’da birçok ülke çölden vaha yapıyor. Bizim “tarım işlevini
yitirmiş alan” deyip kolaylıkla memleketin toprağını gözden çıkarmamamız
gerekiyor. Bunu, üretime
karşı olarak ele almak doğru değil. Bu ülkede kumarhane kapitalizminin kimler
tarafından savunulduğu, üretim ekonomisinin kimler tarafından savunulduğu
ortada. Biz yalan üretmeye karşıyız. Bu memleketin yüzde 54’üne madenlerle
ilgili arama ruhsatı verip tam bir keyfîlikle -köstebek yuvasına- memleketin,
ormanların, her alanın açılmasına karşı çıkmak gerekiyor. Dolayısıyla içinde
bulunduğumuz bu konjonktürde neoliberal
politikaların çok açık sonuçlarıyla karşılaşıyoruz. “Ekonominin ayrı kuralları
vardır, ekonomi ile siyaseti ayrıştırmak gerekir.” deniyor. Ekonomi ile
siyaseti ayrıştırdığınızda, ekonomi kendi kurallarıyla, yani uluslararası
kapitalizmin dinamikleriyle hareket ettiğinde o zaman siyasete ne gerek
kalıyor, siyaset kurumunun işlevi anlamlı olmuyor. O yüzden birinci derecedeki
tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı bu kadar kolay lütfa
bırakılmamalı. Bizim önerdiğimiz
bir mekanizma kurulsun. Heyet bu mekanizmayı reddediyor ve
tamamıyla, başından beri bu işin keyfîliğine açık bir ortam yaratıyor ve
hukuksuz işleyen bir yapıya bu kadar müsamaha gösterilmemesi gerektiği hâlde,
şirkete yönelik özel hukuk oluşturulmaması gerektiği hâlde, yasal dayanağı
olmayan, ruhsatı olmayan, imar planına aykırı, hukuka, bilime aykırı bir yapıya
yol verilmemesi gerektiği hâlde, aksi bir tutumla karşı karşıyayız. O
yüzden diyorum ki: Gelin ortak değerlerimize sahip çıkalım. Gelin kapkaç
siyasetinden her alanda vazgeçelim, bu işin çivisini çıkarmayalım. Yasanın öyle
vatanla, milletle alakası yoktur, doğrudan Cargill’i
ilgilendirdiğini bizi izleyen yurttaşlar fark ediyorlar. Ben, bu yüzden,
Anayasa Mahkemesinin, esas hakkında karar verilinceye kadar yürütmenin
durdurulmasına ilişkin kararına gönderme yaparak, İçişleri Bakanlığına “Yargı
kararlarını niye uygulayamıyorsunuz?” diye sormuştum Sayın Atalay’a. Bana
yazılı cevabında, kazanılmış bir haktan bahsederek, kararın içeriğini
sorguladı. “Kanuna uygun olmayan bir eylem için kazanılmış bir haktan
bahsedilemez” demesini bekliyordum. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Uras, bir dakika ek süre veriyorum. MEHMET UFUK URAS
(Devamla) – Yürütmenin hukuk kararlarını tartışmaya açma yetkisinin olmadığının
ortaya çıkması gerekiyordu. Dolayısıyla Cargill
konusunda idarenin keyfî tutumu hukuk devletini yok ederek, hukuku parçalayarak
bir zemine taşımış olmaktadır, tam da bugün hepimizin hukuka ihtiyacımız olduğu
bir dönemde. Biraz önce
“pancar, şeker” lafı edildi. Pancardan şeker olur ama şekerden pancar olmaz. O
yüzden, geriye dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkmamamızı öneririm. Teşekkür ederim. BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Uras. KAMER GENÇ
(Tunceli) – Karar yeter sayısının aranmasını istiyorum. BAŞKAN – Karar
yeter sayısını arayacağım. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur. Uygulamalarımızı
ve çalışma süremizin bitimine çok az bir zaman kaldığını da dikkate alarak,
sözlü soru önergeleriyle diğer denetim konularını sırasıyla görüşmek için, 25
Mart 2008 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyor,
arkadaşlarıma iyi hafta sonları diliyorum. Kapanma Saati: 19.41 |
|