DÖNEM: 23                            CİLT: 15                    YASAMA YILI: 2

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

72’nci Birleşim

4 Mart 2008 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

   I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMALAR

IV. - GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Mardin Milletvekili Mehmet Halit Demir’in, Mardin Ovası’ndaki sulama kanalları ve Mardin Artuklu Üniversitesinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı’nın, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bazı uygulama ve etkinliklerine ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Samsun Milletvekili Fatih Öztürk’ün, Samsun’un sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/24) İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/32)

2.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol ve 22 milletvekilinin İç Tüzük’ün 70’inci maddesine göre görüşmelerin kapalı oturumda yapılmasına ilişkin önergesi

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- (10/53) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 4/3/2008 tarihli 72’nci Birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

2.- (10/126) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 4/3/2008 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi

3.- Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasında yer alan kanun tasarısının yarım kalan görüşmelerine 4/3/2008 günkü birleşimde devam edilmesine ve Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin DTP Grubu önerisi

4.- Gündemdeki sıralama ve çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi ile Genel Kurulun 4/3/2008 Salı günkü birleşiminde sözlü sorular ve diğer denetim konularının görüşülmeyerek kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; 5/3/2008 Çarşamba günkü birleşiminde de sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın, Eskişehir Milletvekili H. Tayfun İçli’nin konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol’un, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması

3.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi’nin, kendisi tarafından verilen bir kanun tasarısı hakkında eksik ve yanıltıcı beyanlarda bulunduğu gerekçesiyle konuşması

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

 

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

1.- Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/498) (S. Sayısı: 110)

2.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/65) (S. Sayısı: 72)

3.- Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S. Sayısı:117)

 

IX.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, kırk üç fıkralık metnin bir madde hâlinde görüşülmesinin sağlıklı olamayacağına ilişkin açıklaması

2.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, kırk üç fıkralık metnin bir madde hâlinde görüşülmesinin sağlıklı olamayacağına ilişkin açıklaması

3.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol’un, Genel Kurulun bir günde on dört saat çalışmasının gayriinsani olduğu, bunun bütün mevzuatlara, ILO standartlarına, kanunlara ve Anayasa’ya aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

 

X.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) Yazılı Sorular ve Cevapları

1.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla yaptığı görüşmelere ve adıyla yayınlanan kitaplara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/1294)

2.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın, kadın istihdamında bakım hizmetlerinin yerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/1349)

3.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, TÜBİTAK ve Aselsan’ın bazı elemanlarının ölüm olaylarına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/1354)

4.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, askeri yargıdaki bazı davalara ilişkin sorusu ve  Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/1355)

5.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, Emniyet Teşkilatı personeli gazilerinin elektrik indiriminden yararlanabilmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1426)

6.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Mert’in, bazı sözleşmeli personelin askerlik sonrası göreve başlatılmadığı iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı (7/1537)

7.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, İzmir’de yaşanan elektrik kesintilerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1677)

8.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Yusufeli Barajı Projesi çerçevesinde alınacak sosyal ve ekonomik önlemlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/1720)

9.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, yapıldığı iddia edilen bazı atamalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1723)

10.- Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu’nun, Borçka şehir içi geçişi nehir yatağına ve Borçka-Muratlı yolu korkuluklarının yapımına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/1740)

11.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in, Genel İdare Hizmetleri sınıfındaki memurların aylıklarının iyileştirilmesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/1756)

12.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, özelleştirme politikalarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1761)

13.- Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun, DMO’nun bazı bölge müdürlüklerinin kapatılıp kapatılmayacağına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1763)

14.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, tarımsal sulama amaçlı elektrik kullanan abonelerin borçlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1765)

15.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, Hatay’daki bir lisede öğrencilerden katkı payı adı altında para alındığı iddiasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/1767)

16.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, eğitim kurumları müdür yardımcılığı sınavındaki bazı soruların iptal edilmesine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/1768)

17.- Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in, Giresun Fen Lisesinin ÖSS’deki başarısızlığına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/1771)

18.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Talim ve Terbiye Kurulundaki uygulamalara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/1774)

19.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, okullarda katkı payı adı altında para toplanmasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/1775)

20.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, korsan yayınla mücadeleye ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/1812)

21.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, şehit aileleri tarafından hakkında tazminat davası açılıp açılmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/1817)

22.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin Osmaniye Valiliğince güvenlik sistemi kurulması amacıyla personelden para toplandığı iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/1833)

23.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, kaçakçılık olaylarına ilişkin sorusu ve İçişleri  Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/1834)

24.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, korsan taksilere ilişkin sorusu ve İçişleri  Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/1836)

25.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, tarımsal sulamada kullanılan elektrik borçlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1838)

26.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez’in, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1842)

27.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, Organize Sanayi Bölgeleri Yer Seçim Yönetmeliğindeki değişikliğe ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/1857)

28.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’da yanan ormanlık alanların ağaçlandırılmasına,

- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, Çamlı Barajı projesine,

İlişkin soruları ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/1881, 1943)

29.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, İstanbul’daki tarihi bir yerin plan tadilatına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/1860)

30.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’daki vergi incelemelerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1896)

31.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Besni Organize Sanayi Bölgesinin yapımına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/1917)

32.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Diyanet İşleri Başkanlığından başka kurumlara personel geçişine ve ibadet yerlerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun cevabı (7/1918)

33.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, serbest bölgelerde üretim malı girişinin durdurulmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/1922)

34.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, bazı personel atamalarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in cevabı (7/2057)

35.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, TBMM Genel Sekreteri ile ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in cevabı (7/2115)

36.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, üyelikle bağdaşmayan bir göreve sahip milletvekili olup olmadığına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in cevabı (7/2159)

 

GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak beş oturum yaptı.

 

Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, esnaf ve sanatkârların sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşmasına, Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan cevap verdi.

 

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, Mersin ilinin sorunlarına,

Zonguldak Milletvekili Ali Koçal, Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulunun işlevine ve önemine,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

 

İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam, Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın konuşmasında şahsına sataştığı iddiasıyla bir konuşma yaptı.

 

Mısır Halk Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanının davetine istinaden, Mısır’a resmî bir ziyarette bulunacak olan TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan heyeti belirlemek üzere, siyasi parti gruplarınca bildirilen isimlere ilişkin Başkanlık Tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

 

Kosova Cumhuriyeti ve Birleşik Arap Emirlikleri Parlamentoları ile TBMM arasında parlamentolararası dostluk grubu kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi,

Genel Kurulun 28/2/2008 Perşembe günkü birleşiminde gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 3’üncü sırasındaki 72 sıra sayılı Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın, Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi,

Kabul edildi.

 

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında bulunan, Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın (1/483) (S. Sayısı: 95) görüşmeleri tamamlanarak, yapılan açık oylamadan sonra, kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.

 

2’nci sırasında bulunan, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın (1/498) (S. Sayısı: 110) görüşmeleri,

3’üncü sırasında bulunan, Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın, Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/65) (S. Sayısı: 72) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı, 1’inci maddesi üzerinde bir süre görüşüldü. Verilen aradan sonra,

Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi.

 

4 Mart 2008 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşime 21.45’te son verildi.

 

 

 

Şükran Güldal MUMCU

 

 

 

Başkan Vekili

 

 

 

 

 

 

Canan CANDEMİR ÇELİK

 

Fatoş GÜRKAN

 

Bursa

 

Adana

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

                                                                                                                                                 No.: 100

II.- GELEN KÂĞITLAR

29 Şubat 2008 Cuma

Teklifler

1.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik ve 22 Milletvekilinin; Mersin İli, Merkez İlçesine Bağlı Mezitli Beldesinde Mezitli Adı Altında Bir İlçe Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/164) (İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.2.2008)

2.- Mersin Milletvekili Kadir Ural ve 23 Milletvekilinin; Mersin İli, Tarsus İlçesine Bağlı Huzurkent Beldesinde Huzurkent Adı Altında Bir İlçe Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/165) (İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.2.2008)

3.- Aksaray Milletvekili Osman Ertuğrul ve 15 Milletvekilinin; Aksaray İli, Merkez İlçesine Bağlı Sultanhanı Beldesinde, Sultanhanı Adı Altında Bir İlçe Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/166)  (İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.2.2008)

 

Geri Alınan Yazılı Soru Önergesi

1.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı, SPK Başkanı hakkındaki iddialara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren) yazılı soru önergesini 29.2.2008 tarihinde geri almıştır. (7/2009)

 

 

                                                                                                                                                 No.: 101

3 Mart 2008 Pazartesi

Rapor

1.- Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S. Sayısı:117) (Dağıtma tarihi: 3.3.2008)  (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1.-  Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, İşsizlik Sigortası Fonundan yararlananlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/488) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

2.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, Sarıveliler İlçesindeki öğretmen açığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/489) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

3.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, gübredeki KDV oranına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/490) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 5582 sayılı Kanun kapsamında konut kredisi kullananlara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren) sözlü soru önergesi (6/491) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

5.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Gaziantep’te kent içi ulaşım sözleşmesi kapsamında mağdur olan işçilere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/492) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

6.- Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak’ın, kendisinden haber alınamayan bir üsteğmene ilişkin Millî Savunma Bakanından sözlü soru önergesi (6/493) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, TBMM Genel Sekreteriyle ilgili bazı iddialara ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazlı soru önergesi (7/2115) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/1/2008)

2.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici’nin, Yunanistan Başbakanının Türkiye ziyaretine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2116) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

3.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, açtığı ceza ve tazminat davalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2117) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

4.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, Tunceli’nin bazı köylerine imam atanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2118) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

5.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, ekonomiyle ilgili bazı değerlendirmelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2119) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

6.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, belediye başkanlarının belediye hizmetlerinin reklamlarını yapmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2120) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

7.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, rahim ağzı kanserine yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2121) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

8.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, ruhsatsız çalışan işyerlerinin denetimine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2122) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

9.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, adli personelin ücret ve çalışma koşullarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2123) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

10.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, Datça Hükümet Konağı ve Adliye Binasının depreme karşı güçlendirilmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2124) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

11.- Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız’ın, Trakya’da su taşkınlarını önleme çalışmalarına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2125) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

12.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Bodrum’da yanan bir ormanlık alanla ilgili iddialara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2126) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2008)

13.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, İzmir’de iş akitleri askıya alınan özürlü çalışanlara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2127) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2008)

14.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın, cenaze namazı kılınmayan kişilere ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Said Yazıcıoğlu) yazılı soru önergesi (7/2128) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

15.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Balıkesir Müftüsünün cuma vaazına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Said Yazıcıoğlu) yazılı soru önergesi (7/2129) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

16.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Başbakanın Almanya’da düzenlediği bir toplantının finansmanına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2130) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

17.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, emekli büyükelçilere Cumhurbaşkanınca davet yapılıp yapılmadığına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2131) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

18.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, Afganistan’da verilen bir idam cezasına karşı diplomatik girişimde bulunulmasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2132) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

19.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, MTA’nın tespit ettiği bir rezervin ruhsatlandırılmasıyla ilgili iddialara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2133) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

20.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, TKİ’deki nitelikli işgücü kaybına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2134) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

21.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, Akkuyu’da nükleer enerji santrali kurulmasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2135) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

22.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, protestocu TEKEL işçilerine polis müdahalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2136) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

23.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, motorlu taşıtların teknik muayenesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2137) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

24.- Trabzon Milletvekili Süleyman  Latif  Yunusoğlu’nun, nüfus verilerine göre gelirleri azalan belediyelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2138) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

25.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, Turunç Belediyesinin kapatılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2139) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

26.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, 1981’de idam edilen bir kişinin mezarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2140) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

27.- İzmir Milletvekili Recai Birgün’ün, Polis Meslek Eğitimi Ön Lisans Programından ilişiği kesilenlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2141) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

28.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda yapılan değişikliğin sonuçlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2142) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

29.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün, radar kontrol uyarı levhalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2143) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

30.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Yüreğir Belediyesine tahsis edilen taşınmazlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2144) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

31.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Seyhan Belediyesine tahsis edilen taşınmazlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2145) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

32.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Iğdır’da yaylaların küçükbaş hayvancılığa kapatılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2146) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2008)

33.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Haliç Tersanesindeki yıkımlara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2147) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

34.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, Madımak Otelinin müze yapılmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2148) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

35.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, sözleşmeli öğretmenlerin pedagojik formasyon programına katılmasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2149) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

36.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli’de yapılan bir atamaya ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2150) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

37.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, kadın öğretmen ve yönetici sayılarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2151) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

38.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Adıyaman’daki derslik ihtiyacına ve ÖSS’deki başarı seviyesinin yükseltilmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2152) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

39.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, mikrobik bir hastalığa karşı alınan önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2153) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

40.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, sağlık kuruluşlarında fotoğraf ve kamera çekiminin yasaklanmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2154) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

41.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, bazı sağlık verilerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2155) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

42.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, Milas’ta zeytin ağaçlarında görülen bir hastalığa ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2156) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

43.- Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in, fındığın kuraklıkta tarım sigortası kapsamına alınmasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2157) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008)

44.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Balıkesir’de bölünmüş yol kamulaştırma bedellerinin ödenmesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2158) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008)

45.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, üyelikle bağdaşmayan bir göreve sahip milletvekili olup olmadığına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/2159) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/2/2008)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, SSK primlerindeki işveren payına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1640)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek’in, Dünya Bankasındaki bir yetkilinin öğretmen maaşlarına yönelik açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1641)

3.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Dışişleri konutuna yaptırılan tadilat ve değiştirilen mobilyalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1642)

4.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, Fransa ve Almanya ile yapılacak zirve toplantısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1644)

5.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, hastanelerde yatan hastaların ilaç ve tıbbi malzemelerinin hastane tarafından karşılanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1645)

6.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, Gaziantep’teki işsizlik sorununa ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren) yazılı soru önergesi (7/1663)

7.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin, doğalgaz sorununa ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1671)

8.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, bomba imha uzmanlarına ek ödeme yapılıp yapılmayacağına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1673)

9.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Bursa-Kütahya arasındaki bir köy yolunun yapımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1674)

10.- Ankara Milletvekili Nesrin Baytok’un, 115 yaş üzerindeki kişilerin nüfus kayıtlarının kapatılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1675)

11.- Antalya Milletvekili Atila Emek’in, Antalya’da toplu taşıma araçlarında kullanılan Antkart uygulamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1676)

12.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, ilköğretim ve liselerde mevzuata aykırı mescit bulunup bulunmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1682)

13.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, yurtdışında burslu eğitim alan ve alacak olan öğrencilere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1683)

14.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, Gaziantep’teki okulların başarı durumuna ve İl sanayisinin ara eleman ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1688)

15.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, bazı ilköğretim ve liselerde ibadethanelerin bulunduğu iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1690)

16.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, yatan hastaların ilaç ve tıbbi malzemelerinin hastanelerce karşılanmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1692)

17.- Aydın Milletvekili Özlem Çerçioğlu’nun, müsteşarlık makam aracı ile yapılan bir kazaya ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1693)

18.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, özel hastanelere ve personellerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1694)

19.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1695)

20.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, bazı ilaçların satış fiyatlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1696)

21.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, eğitim hastanelerindeki doktorların ücretsiz izinlerini kullanamadığı iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1697)

22.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, mısır üretimine ve teşvik primlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1698)

23.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, çam balı üreticilerinin kuraklık destek projesine dahil edilmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1699)

24.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, Muğla-Milas-Güllük Körfezinde meydana gelen balık ölümlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1700)

25.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, fosforik asit ithalatı ve gübre fiyatlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1701)

26.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Denizli’deki yem bitkileri desteklemelerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1702)

27.- Ordu Milletvekili Rahmi Güner’in, Ordu Yağ Sanayi A.Ş.’den işçi çıkarılmasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1703)

28.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, yem bitkileri destekleme ödemelerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1704)

29.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, kırmızı palmiye böceği zararlısına ve hurma ağacı ithalatına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1705)

30.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük’ün, gübre ve mazot fiyatlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1706)

31.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Çelikhan-Adıyaman-Yeşilyurt-Malatya karayolu projesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1707)

32.- Aydın Milletvekili Özlem Çerçioğlu’nun, uçaklardaki teknik arızalara ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1708)

33.-  Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin, uçak kazalarına ve alınan önlemlere ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1709)

34.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Rize-Erzurum arasındaki yola ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1710)

35.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Bilecik-Osmaneli-Bursa-Bandırma demiryolu yapımına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1711)

36.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un, Cumhurbaşkanının ABD gezisinde gidilen bir yemeğe ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1713)

                                                                                                                                                    

                                                                                                                                       No.: 102

4 Mart 2008 Salı

Tezkereler

1.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/289) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

2.- Sivas Milletvekilleri Selami Uzun ve Mehmet Mustafa Açıkalın ile İstanbul Milletvekili İdris Naim Şahin’in Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (2/290) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

3.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/291) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

4.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/292) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

5.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/293) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

6.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/294) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

7.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/295) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

8.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/296) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

9.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/297) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

10.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/298) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

11.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/299) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

12.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/300) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

13.- Mardin Milletvekili Ahmet Türk’ün Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/301) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

14.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/302) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

15.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/303) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

16.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/304) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

17.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/305) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

18.- Ağrı Milletvekilleri Fatma Salman Kotan ve Mehmet Hanifi Alır’ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/306) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

19.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/307) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

20.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/308) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

21.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/309) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

22.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/310) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

23.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/311) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

24.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/312) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

25.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/313) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

26.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/314) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

27.- Balıkesir Milletvekili Mehmet Cemal Öztaylan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/315) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

28.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/316) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

29.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/317) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

30.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik, Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/318) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

31.- Mardin Milletvekili Emine Ayna’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/319) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

32.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/320) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

33.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/321) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

34.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/322) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

35.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/323) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

36.- Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/324) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

37.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/325) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

38.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık ve Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/326) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

39.- Mardin Milletvekili Ahmet Türk’ün Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/327) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

40.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/328) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

41.- Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/329) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

42.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/330) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

43.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/331) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

44.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/332) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

45.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/333) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008)

 

4 Mart 2008 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri beşer dakikadır. Hükûmet bu konuşmalara cevap verebilir. Hükûmetin konuşma süresi yirmi dakikadır.

Gündem dışı ilk söz, Mardin Ovası’ndaki sulama kanalları ve Mardin Artuklu Üniversitesinin sorunları hakkında söz isteyen Mardin Milletvekili Mehmet Halit Demir’e aittir.

Sayın Demir buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Mardin Milletvekili Mehmet Halit Demir’in, Mardin Ovası’ndaki sulama kanalları ve Mardin Artuklu Üniversitesinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET HALİT DEMİR (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mardin Ovası’ndaki sulama kanalları ve Mardin Üniversitesiyle ilgili gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Bu arada, Filistin Dostluk Grubu Yönetim Kurulu Üyesi olarak da Filistin’de sivillere yönelik yapılan saldırıları -kendi şahsım adına- buradan kınadığımı da ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Mardin, bildiğiniz gibi ülkemizin güneydoğusunda, 840 bin kişilik nüfusuyla Suriye’ye sınır bir kenttir. Bugün, ülkemizde sulanabilir arazilerin yüzde 20’sini kendi içinde barındıran Güneydoğu Anadolu’nun sulanabilir arazilerinin büyük bir bölümü -Konya Ovası’ndan sonraki en büyük ovamız olan- Mardin Ovası’nda bulunmaktadır.

Bu ovadaki çiftçilerimiz ve bu ovadaki bereketli topraklarımız, bugüne kadar hasretle suya kavuşacakları günü beklemiş değerli milletvekilleri. Bu amaçla, bildiğiniz gibi, “GAP” adı altında bir proje uygulamaya kondu. Bu projeye, geçmiş hükûmetler çeşitli zamanlarda, çeşitli miktarlarda kaynaklar aktardılar. Bu projenin bir an önce bitmesini sağlamak için de 59’uncu AK Parti Hükûmeti bu projeye çok önemli oranda bir kaynak aktardı ve bu kaynak önceki hükûmetlerin aktardığı kaynaklardan daha büyük bir kaynaktı.

Değerli milletvekilleri, öyle sanıyorum ki bu proje, içinde bulunduğumuz bu yeni süreçte büyük oranda veya tamamı bitirilecek ve bu sayede, Mardin Ovası’nda hasretle suyu bekleyen çiftçilerimiz ve Mardin Ovası’nda hasretle suya kavuşmayı bekleyen bereketli topraklarımız bu suya kavuşacak. Bu su sayesinde Mardin Ovası’ndan elde ettiğimiz ürünler artacak, bu ovadan elde ettiğimiz ürünlerin kalitesi ve çeşitliliği yine aynı şekilde artacak ve bunlara bağlı olarak tabii ki sanayimiz gelişecek, bütün bunlara dayalı olarak da istihdam alanlarımız artacaktır.

Yapılan hesaplamalar sonucu, bu projenin bitirilmesi durumunda, 3 milyona yakın insanımızın istihdam alanına kavuşacağı hesaplanıyor.

Değerli milletvekilleri, Mardin, diğer illerimiz gibi, derin bir tarihe, derin bir kültüre sahip bir il ve bugün de Mardin’de değişik diller, değişik inançlar, değişik kültürler bir arada ve kardeşçe yaşıyor. 840 bin kişilik nüfusuna rağmen ve bütün bu saydığımız verilere rağmen, maalesef, geçmiş hükûmetler Mardin’de sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel ya da eğitimsel alanda herhangi bir açılım yapamadılar.

İşte, bu boşluğu doldurma adına, 2007 yılında AK Parti Hükûmeti Mardin’de bir üniversite kurma kararı aldı. Kararı alınmış olan bu üniversitenin bir an önce bitirilmesi durumunda Mardin’e, bölgemize ve ülkemize ekonomiksel katkısının büyük olacağını biliyoruz, ama bizim asıl önemsediğimiz tarafı, bu üniversitenin, bitirilmesi durumunda sağlayacağı kültürel açılımlarla bugün ilimizde, bölgemizde ve ülkemizde yaşamış olduğumuz sosyal sıkıntıları, sosyal ve siyasal sorunları ve almış olduğumuz sosyal yaraları restore edecek çok ama çok önemli bir yapı olmasıdır.

Değerli milletvekilleri, 2002 tarihlerini şöyle bir hatırlayalım: O tarihlerde ülkemizde kişi başına düşen millî gelir, maalesef, 2.300 dolar seviyesindeydi ve bu oran, Mardin’de ise -üzülerek belirtiyorum- 980 dolarlar seviyesindeydi ve eğer Mardin’de o en üst tabakadaki birkaç kişiyi bu ortalamanın dışında tutup bir hesap yapacak olsaydık o tarihlerde, kişi başına düşen millî gelirin Mardin’de 500 ila 600 dolarlara kadar gerilediğini hepimiz görebilirdik. İşte bu ekonomik yetersizlik ve bu ekonomik imkânsızlıktan dolayı Mardin’deki hemşehrilerimiz diğer illerle ve diğer bölgelerle, maalesef, ilişki kurma şansını elde edemediler.

Diğer bir yandan, Mardin’imizin bir cazibe merkezi hâline getirilememesinden dolayı diğer illerimizdeki ve diğer bölgelerimizdeki insanlarımızın da  Mardin’e gelme ve gitme şansı maalesef oluşturulamadı. İşte arada görünmeyen sınırlar, arada görünmeyen duvarlardı bunlar değerli milletvekilleri. Mardin Üniversitesinin bitirilmesi durumunda buraya gelecek olan öğrencilerimizin ve bu öğrencilerimizi ziyarete gelecek olan ailelerin Mardin’i daha yakından tanıması, Mardin’deki kültürü daha yakından tanıması, Mardin’deki hemşehrilerimizle daha yakından ilişkiye girmesi ve bu sayede sağlanacak olan iletişim ve etkileşimle bugüne kadar yaşamış olduğumuz o sosyal problemleri, sosyal ve siyasal sorunları restore etmekte çok ama çok önemli bir fonksiyonu böylece Mardin Üniversitesi icra edecektir.

Değerli milletvekilleri, geçmiş hükûmetler, uygulamış oldukları politikalarla, bilerek ya da bilmeyerek, doğru ya da yanlış uygulamaları sonucu ilimizde, bölgemizde büyük boşluklar bırakmış ve bu boşluklardan ötürü bugüne kadar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Demir, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

MEHMET HALİT DEMİR (Devamla) – Teşekkür ediyorum Başkan.

…uygulanmış olan bu politikalardan dolayı, büyük eksikliklerden dolayı bir sürü insanımız mağdur oldu, büyük acılar yaşadık ve büyük bedeller ödedik. İşte, bugün, Hükûmetimiz, artık bütün bu anlayışları bir kenara bırakıp ülkemizde yaşayan bütün inançlara, bütün dillere, bütün kültürlere ve topluluklara aynı açıdan, aynı mesafeden yaklaşma anlayışıyla açılımlar yapmaya çalışıyor ve bu anlayışla Mardin’imizi en kısa sürede Türkiye standartlarına kavuşturacağına inanıyorum. Mardinli hemşehrilerimiz, Hükûmetimizin bu anlayışıyla, Mardin’imizin Türkiye standartlarına bu içinde bulunduğumuz süreçte kavuşturulacağına inanıyor, bu duygularla ben tekrar Genel Kurula saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Demir.

Gündem dışı ikinci söz, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bazı uygulama ve etkinlikleriyle ilgili söz isteyen Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı’ya aittir.

Sayın Akıncı, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı’nın, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bazı uygulama ve etkinliklerine ilişkin gündem dışı konuşması

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Türkiye’nin bu yoğun gündeminde, bine yakın belediyenin de kaderini tartıştığımız bugünlerde, vermiş olduğum bir önergenin de karşılığını değerlendirerek Büyükşehir Belediyemizin kimi uygulamalarıyla ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Hiç kuşkusuz, yıllardır burada, hem ülkenin temel sorunları hem de milletvekili olduğumuz ilin sorunlarıyla ilgili değerlendirmelerimiz, çalışmalarımız, çözüm arayışlarımız oldu. Bunu, kimi zaman yasa düzenlemeleriyle yaptık, kimi zaman verdiğimiz çeşitli önergelerle kamuoyunu bilgilendirmeyi, Ankaralıları bilgilendirmeyi amaçladık. Ama çok açık bir şeyi ifade etmeliyim ki son dönemde bu sorunlarla ilgili vermiş olduğum önergeye aldığım yanıt ne yazık ki beni tam bir hayal kırıklığına uğrattı. Onu yanıt diye bana yazan Büyükşehir Belediye Başkanını ya da yetkililerini, aracılık edip işte Büyükşehir Belediyesinin verdiğiniz sorulara cevabı diye yollayan İçişleri Bakanını da huzurunuzda kınıyorum ve bu önergeme verilmiş olan düzeysiz, niteliksiz, kaba, ilkel cevabın sadece bana değil, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve bütün milletvekillerine yapılmış olduğunu da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sorun nedir değerli arkadaşlarım? Sorun, Ankara’nın on beş yıla yakın süredir kötü yönetiliyor olması ve Cumhuriyet Halk Partililerin de bu kötü yönetim karşısında göstermiş olduğu duyarlılıktır.

Bakınız, önergemde çok açık, berrak, hepinizin yaşadığı bir olayın, tanıklık ettiği bir olayın yanıtını aramışız: Susuzluk sorunu. Tek bir cümle: “Ankara yazın susuz bırakılmamıştır, Zekeriya Akıncı acemice polemik yapmasın.”

Yani ben polemik yapmayı çok beceremiyor olabilirim. Biz Sayın Başkanın ne kadar polemiksever olduğunu biliyoruz, polemik yapmaktan sorunlara çözüm bulamadığını da biliyoruz ama Allah aşkına bu yaz Ankara’da borular patlamadı mı değerli milletvekilleri? Günlerce, haftalarca susuz kalan sizler, bizler değil miydik? Yani tamirat yapıldıktan sonra da boruların patladığına hepimiz hep birlikte tanık olmadık mı? Hâlâ Türkiye’nin, Ankara’nın gündeminde Ankara’nın susuzluğu tartışılmıyor mu? Hâlâ dip suyu tartışmaları yok mu? Hâlâ Gerede Projesi tartışılmıyor mu? Hâlâ Kızılırmak suyunun niteliği tartışılmıyor mu? Biz rüya mı görüyoruz, hayal mi görüyoruz? Daha kısa bir süre önce Çevre ve Orman Bakanı çıkıp “Ben bu Kızılırmak suyunu içerim.” demedi mi? “Kızılırmak suyunu Ankara’ya getireceğiz, karıştıracağız, harmanlayacağız.” diyen Belediye Başkanı Ankara’nın barajlarında dip suyu kaldığını, harmanlayacak suyun bile kalmadığını bilmiyor mu?

Burada Sayın Çevre ve Orman Bakanımıza bir şeyi hatırlatmak isterim sevgili arkadaşlarım: Çernobil patlamasından sonra da bazı bakanlarımız radyasyonlu çayları halkın gözünün önünde içerek onlara güven telkin etmeye çalıştılar ama sonraki yıllar içerisinde Karadeniz’in kanserden kırılıp geçtiğini gördük. Veysel Eroğlu’nun içeceği sular da korkarım ki ileride Ankaralıların kanserden kırılıp geçmesine neden olmasın. O yüzden, biz Ankaralılar, bilmenizi istiyoruz, bakanların içtiği çaylara, sulara fazlaca da güvenmiyoruz. Sayın Çevre ve Orman Bakanını da bu noktada daha dikkatli olmaya davet ediyorum.

Ne demişiz? “Metro” demişiz. Yalan mı arkadaşlar? Burada üç dönem milletvekilliği yapan arkadaşlarımız var. Siz geldiğiniz günden bugüne kadar, Melih Gökçek Ankara’da 1 metre metro yürüttü mü sevgili arkadaşlarım? Bunu sorgulamayacak mıyız? Yandaşlar zengin edilecek diye Ankara’nın dört bir yanına ucube alt geçitler, üst geçitler yapılmadı mı? Bunları söylemeyelim mi? Ankara’nın en güzel meydanlarının, bulvarlarının katledildiğini anlatmayalım mı halka, söylemeyelim mi? ASKİ’nin kaynaklarıyla üst geçit, alt geçit yapıldığı için ASKİ’nin batırıldığını söylemeyelim mi? Taşeronlara teslim edildiğini söylemeyelim mi, anlatmayalım mı halka, uyarmayalım mı? Bunları söylemeye devam edeceğiz sevgili arkadaşlarım.

Şimdi ”Metroyu merkezi hükûmet yapsın.” demeye başladı. Belli, beceriksiz, kaynaklar çarçur edilmiş. Zaten bizim sorunumuz bu, bizim sorunumuz işin başındaki değil. Ankaralıların ödediği vergiler gerçekten Ankaralılara hizmet olarak dönüyor mu, yoksa çarçur ediliyor, çalınıp çırpılıyor mu? Biz bunun hesabını görmek istiyoruz, biz bunun hesabının verilmesini istiyoruz değerli arkadaşlarım.

Bakınız, borçlar açıklanıyor. Türkiye’nin en borçlu belediyesi Ankara Büyükşehir Belediyesi, en borçlu belediyesi. Kapatmak istediğiniz belediyelerin toplam borcunun 200 trilyon olduğu söyleniyor. Bu büyük belediyelerin şölenlerde düzenlediği, attığı havai fişeklerin parasını verseniz o belediyeleri kurtarırsınız, havai fişek parasını verseniz. Bunları söylemeyecek miyiz? Ankara’yı batırdın demeyecek miyiz? “Ankaralıya doğal gazı peşin para alarak sattın ama BOTAŞ’a borcunu ödemediğin için BOTAŞ’ı bile batırdın Sayın Gökçek.” demeyecek miyiz sevgili arkadaşlarım, demeyelim mi, bunu mu bekliyorsunuz? Biz bu paraların nereye gittiğini bilmek istiyoruz arkadaşlar. Ankaralıların harcadığı, emek verdiği, ödediği vergiler nereye gidiyor Ankara’da?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Akıncı, konuşmanızı tamamlayınız lütfen.

Buyurun.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Gazetelerde bir sürü haberler çıkıyor, arkadaşlarımız önergeler veriyor, önümüzdeki günlerde yoğun tartışılacak ama hepinizin bilmesini istediğimiz bir şey var: Biz, kimsenin aşkıyla meşkiyle meşgul değiliz. Biz, kimsenin aşkıyla meşkiyle meşgul değiliz. Biz, sadece Sanayi Bakanından, Sayın Bakanımızdan, önümüzdeki günlerde bu Büyükşehir Belediye şirketlerinin denetlenmesini talep ediyoruz. Eğer siz BELPA’da olup bitenlere sessiz kalırsanız, BELBETON’da, BELYA’da, başka şirketlerde olup bitenlere sessiz kalırsanız, Ankaralıların hakkını ve hukukunu koruyamazsınız Sayın Bakan. İşsizliğin diz boyu olduğu bu ülkede, bu memlekette, üstelik Ankara’da Türkiye ortalamasının yüzde 50 fazlası olduğu hâlde, Sanayi Odasının yemeğinde sizin gözünüze baka baka “Sanayi sitelerine tek bir çivi çakmam.” diyen Belediye Başkanının genel müdürlerinin ne halt ettiğini araştırmayacaksınız, niye Bakanlık yapıyorsunuz o zaman Sayın Bakan? Üstelik siz Ankaralısınız. Ankara’da olup bitenleri en iyi siz biliyorsunuz. Bunların üstüne gitmeyecek misiniz? Sormayacak mısınız o fakir fukaranın hakkını, garip gurebanın hakkını? Bunu bekliyoruz, bunu rica ediyoruz.

Eskişehir Yoluyla ilgili Danıştayın inceleme kararı var, uygulanmıyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Akıncı, teşekkür ederim.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) – Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sağ olun.

Gündem dışı üçüncü söz, Samsun ilinin sorunları hakkında söz isteyen Samsun Milletvekili Fatih Öztürk’e aittir.

Sayın Öztürk, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3.- Samsun Milletvekili Fatih Öztürk’ün, Samsun’un sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

FATİH ÖZTÜRK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, sizlere, kurtuluş meşalesinin yakıldığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı 19 Mayıs şehri Samsun’dan bahsetmek istiyorum. Bu vesileyle de yüce Meclisi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Karadeniz Bölgesi’nin en büyük metropol kenti ve bölgenin ticaret merkezi konumunda olan Samsun, limanı, iskeleleri, kargo üniteleri, uluslararası havaalanının yanı sıra, Anadolu’nun Karadeniz ve kuzey ülkelerine açılan kapısı noktasındadır; kültürel yapısı, sosyoekonomik potansiyeliyle de bölgenin merkezi pozisyonundadır. Şehrimiz, kendi ekip ve kaynakları ve de tüm kurumlarının katılım ve katkılarıyla gelişme stratejisini, planını yapmış ülkemizin tek ilidir.

Değerli arkadaşlar, son yıllarda hızla büyüyen ve gelişim sürecine giren şehrimiz, gayrisafi millî hasıladan aldığı 1,41’lik rakamı yükseltmek adına büyük çaba göstermektedir. Kişi başına millî gelir birkaç yıl öncesine kadar 1.500 dolar civarındayken bugün 4 bin, 4.500 dolar civarına gelmiştir. Ticaret hacmi gün geçtikçe artmakta ve bu nedenle de yeni yatırımcıların gözdesi konumundadır.

Türkiye’nin en önemli iki ovası şehrimizde bulunmaktadır. Bafra ve Çarşamba ovaları bizim göz nurumuzdur. Bu iki delta ovasının sulama projelerini tamamladığımızda sulanabilir alanımız yüzde 50’ye çıkacak, endüstriyel tarım ürünleri imalatı ve tarıma dayalı sanayinin kurulması istenen düzeye gelecektir. Türkiye’nin tek özel kargo üniteleri şehrimizde kurulmuş olup inşaatı da bitmiştir. Bu da tarım alanında önemli konuma gelen Samsun çiftçisinin ürettiği tarım ürünlerinin yurt dışı pazarında söz sahibi olacağı anlamına gelmektedir.

25 bin öğrenci sayısı, 12 fakülte, 15 yüksekokul ve 2 bin civarında akademisyeniyle Türkiye’nin en önemli üniversitelerinden olan Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Karadeniz’in en büyüğüdür ve bölgenin de ekonomik lokomotifidir. İkinci üniversite hazırlığı da hızla devam etmektedir. Kurulacak olan yeni üniversite özel olup bölgenin de tek özel üniversitesi olacaktır, Karadeniz’in tek nüfusu düşmeyen ve hızla büyüyen şehrimizin hem ekonomisine hem de kültürüne önemli bir katkı sağlayacaktır. Buna paralel olarak sağlık yatırımlarımız da hızla büyümektedir. Kamunun bölgesel hastanelerinin yanı sıra özel hastaneler de hızla açılmakta, yeni planlamaya çalıştığımız sağlık kompleksi de yine Karadeniz’de ilk olacaktır. Şehrimizin acil ihtiyacı durumunda olan -uluslararası ihtisaslaşmış olan- fuar alanı ve kongre merkezi ihtiyacı da hızla büyümektedir. Bu konuyla alakalı da proje çalışmaları devam etmektedir, önümüzdeki günlerde de projeyle alakalı yeni hareketlilik meydana gelecektir.

Ticari yapımızın yanı sıra organize sanayimize de önem verilmiş, hâlen faal olan merkezdeki organizenin yanı sıra Bafra ve Kavak organizelerinin altyapıları tamamlanmıştır. Bu konuda her türlü altyapı çalışmalarına destek olunmakta, sanayicilerimize ve girişimcilerimize kapımız sonuna kadar açıktır. Yatırım yapacak tüm yatırımcılarımızın işlemleri Samsun Valiliği Yatırım Koordinasyon Merkezince yürütülmektedir. Kamu bürokrasisinin olmadığı bir yerde yatırım düşünüyorsanız Samsun sizin için tek ve en önemli adrestir.

Ülkemizin ve Hükûmetimizin en önemli çalışma alanlarından olan gemi inşa sanayisi de şehrimizde hızla gelişmektedir. Merkez ve Terme ilçemizde olmak üzere inşaatı devam eden iki tersanenin çalışmaları devam ederken merkezin mendirek inşaatı başlamak üzere olup, dört ayrı müteşebbise bedelsiz arsa tahsisi yapılmıştır. Terme’de de kısmi üretim başlamıştır. Her iki bölge de genişleyerek devam edecek olup, istihdam sorunumuzun kalmayacağı günler çok yakındır.

Değerli arkadaşlar, ticaretimizin yanı sıra turizmimize de önem verilmektedir. Bu sektörde önemli cazibe merkezlerine sahip durumdayız. Ladik-Akdağ ve Vezirköprü-Kunduz yaylaları yayla turizmi, Ladik ve Havza kaplıcaları termal turizm ve de endemik kuş türleriyle de Bafra kuş cenneti, Yakakent Çamgölü, Kızılırmak ve Yeşilırmak Deltası doğal turizmin merkezi durumundadır. Kayak turizmi için de önemli adımlar atılmış, Ladik-Akdağ yol projesi tamamlanmış, yeni beş yıldızlı otel çalışmamız da hızla devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, şehir olarak stratejimiz, Samsun ilinde gelişmeyi destekleyen bir ortam oluşturmak ve de yüksek katma değer üreten istihdam alanını desteklemektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öztürk, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

FATİH ÖZTÜRK (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Vizyonumuz, “Türkiye'nin Karadeniz kıyısındaki ülkelerle, Avrupa Birliği ve Türk cumhuriyetleriyle olan ilişkilerinde önemli bir rol oynayan, üreten, ticaret ve hizmet merkezi” şeklindedir.

Bu vesileyle, Samsun’a yatırım yapacak olan, Samsun’u değer bilip Samsun’a gelecek olan bütün yatırımcılarımızı Samsun’a bekliyor ve de siz değerli Genel Kurula saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öztürk.

Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Buyurun:

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/24) İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/32)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/24 Esas Numaralı Kanun Teklifim 45 gün içinde Komisyonda görüşülmediğinden İç Tüzüğün 37. Maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.                                                                      08.01.2008

                                                                                                                    Ensar Öğüt

                                                                                                                      Ardahan

BAŞKAN – Önerge sahibi olarak Sayın Ensar Öğüt, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Ardahan iline “Ardahan” isimli üniversite kurulmasıyla ilgili vermiş olduğum kanun teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, Ardahan, Gürcistan ve Ermenistan’a sınır, kuzeydoğuda, ağır iklim şartlarında yaşam mücadelesi veren bir ilimiz. Bu ilimizde görev yapan çeşitli arkadaşlarımız var, görenler vardır. 1.800 rakımlı bölgede en şiddetli kış ayları sekiz ay sürer.

Bölgemiz korkunç derecede göç verdi. Bölge boşaldı, şu anda Ardahan’ın nüfusu 112 bine indi. Göç zorladı, Ardahan boşaldı, Ardahan’ın köylüsü perişan, Ardahan’ın ilinde ve ilçelerinde yaşayan esnaf çok perişan. Esnaf çekini ödeyemiyor, senedini ödeyemiyor, vergisini ödeyemiyor, siftah yapmadan dükkânını kapatıp açıyor. Siz de biliyorsunuz, televizyonda izlediniz, son yılların en ağır kış şartlarını Ardahan yaşadı.

Şimdi, böyle bir bölgenin kalkınması, o bölgeye yatırım yapılması sanayiciler tarafından yapılmıyor. Bölgeye yatırım da gitmiyor. Ama bölgeye yatırım ve kalkınmayla ilgili gitmeyen devlet, vatandaşını da göçe zorluyor. Böyle bir konumda kırk üç yıl Rus işgali altında kalan Ardahan halkı vatanına, devletine, milletine bağlı bir toplum.

Esnaf perişan, köylü esnaftan da perişan. Köylünün tek geçim kaynağı hayvancılık. Hayvanı para etmiyor insanlarımızın, malı, mülkü para etmiyor. Köyden şehre gelerek hastanede tedavi olamıyorlar, yol kapalı. Çocuğunu okutamıyor. Perişan bir durumda. Bölge âdeta kaderine terk edilmiş durumda. Yatırım da gitmediğine göre, bu tip bölgelerin kalkınabilmesi için, gelişebilmesi için hiç olmazsa sınır kapıları çalışsın diyoruz, sınır kapıları da çalışmıyor; Posof Sınır Kapısı çalışmıyor, Çıldır da kapalı. Sanki, devlet, bölgeyi boşaltmak için bir politika izliyor. Böyle bir devlet olabilir mi, böyle bir hükûmet olabilir mi? Nüfus 112 bine düşmüş, insanlar perişan bir durumda.

Şimdi ben sizden rica ediyorum sayın milletvekilleri: Ardahan için tarihî bir kader günüdür. Ardahan’a üniversite kurulursa Ardahan’ın kaderi değişecektir, sizlerin sayesinde. Parti gözetmeden, herkese saygı duyuyorum.

Bakın, 1990 yılında, Kars için “50 Milyara Satılık Şehir” diye Milliyet gazetesi bir başlık atmıştı. O zaman Kars’a hepimiz sahip çıktık. Kars’a Kafkas Üniversitesi kuruldu, Kars’ta göç durdu, bölgenin nüfusu, hakikaten belli bir oranda potansiyel oldu, çünkü Kars’ta nereden baksanız 15 bin tane talebe var.

Şimdi, Ardahan’da ve Ardahan gibi gelişmemiş bölgelerde de üniversiteler olursa insan potansiyeli gider. İnsan potansiyeli giderse esnaf iş yapacak, köylü iş yapacak, o bölge kalkınacak, gelişecek. Sanayici gitmiyor, ticaretçi gitmiyor, sınır ticareti açılmıyor. Böyle bir ortamda ben sizden istirham ediyorum sayın milletvekilleri, AK Parti Grubundan da rica ediyorum, MHP Grubundan da, CHP zaten tamam, DTP Grubundan da rica ediyorum: Bu kanun teklifimize “evet” deyin, Ardahan’a üniversite kurulmasını çok görmeyin. Bunu, lütfen, sizden istirham ediyorum.

Millî Eğitim Bakanımız açıklama yaptı “Dokuz ile daha üniversite kurulacak.” diye. Ben teşekkür ederim Millî Eğitim Bakanımıza. Gelsin şimdi, burada grubu “evet” desin, Ardahan’a üniversite kurulsun. Ardahan’a üniversite kurulması, değil Ardahan’ın, Doğu Anadolu’nun kalkınması demektir değerli arkadaşlar. Böyle bir konumda Millî Eğitim Bakanını şimdi samimi olmaya davet ediyorum. Şu anda, Çıldır’da, Çıldır Lisesinde matematik öğretmeni yok, fizik öğretmeni yok, kimya öğretmeni yok, biyoloji öğretmeni yok, felsefe öğretmeni yok. 431 tane öğrenci var, öğretmen yok. Van’da, Sayın Bakanın bölgesinde -dün Van İlçe Başkanımız aradı- Erciş’te yine 1.500 kişilik Atatürk Lisesinde öğretmen yok, matematik öğretmeni yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öğüt, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Değerli arkadaşlar, burada parti gözetmeden herkesten istirham ediyorum, rica ediyorum. Doğu Anadolu’nun, Güneydoğu’nun kalkınmasını istiyorsak oraya biraz ilgi gösterelim. Oraya mutlak surette yatırım gitmesi lazım. Yatırım gitmiyorsa, sanayi gitmiyorsa eğitimi götürelim, üniversiteyi kuralım, fakülte kuralım, o bölgeleri kalkındıralım. Doğu ve Güneydoğu kalkınmazsa Türkiye kalkınmaz, ben bunu iddia ediyorum. Doğu ve Güneydoğu’ya hizmet etmek en büyük ibadettir diyor, hepinize saygılar sunuyorum. Kanun teklifimin kabulünü rica ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öğüt.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Yerimden bir açıklama yapabilir miyim?

BAŞKAN - Sayın Bakanım, bu konuda bir milletvekili arkadaşımızın söz talebi var, ona da söz vereyim, sonrasında…

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Peki, ondan sonra efendim.

BAŞKAN - İstanbul Milletvekilimiz Sayın Esfender Korkmaz’ın önerge üzerinde söz talebi vardır.

Buyurun Sayın Korkmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ben bu kanun teklifiyle ilgili iki başlık altında konuşmak istiyorum. Birisi üniversitelerin bölgelere getirdiği fayda ve sosyal yararlar, ikincisi de Ardahan’a neden böyle bir üniversite kurmak gereği var; bu iki başlık altında konuşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, üniversitenin bölge kalkınmasına önemli etkileri var. Bir defa, üniversitenin kurulduğu illerde ekonomi canlanıyor, konut talebi artıyor, gıda talebi artıyor, ulaşım, haberleşme, konaklama hizmetleri artıyor ve turizm potansiyeli değerlendirilmiş oluyor. İkincisi, ilin üretim ve hizmet altyapısına katkı yapıyor. Özellikle üniversite-sanayi iş birliği o bölgede, o ilde sanayinin ve hizmet sektörünün gelişmesine etkili oluyor. Üçüncüsü, ekonomide verimlilik artıyor, o bölgede vasıflı, kaliteli iş gücü oluşuyor, eğitilmiş insan gücü oluşuyor ve dolayısıyla, üretimde ve hizmet sektöründe verimlilik artışı sağlanmış oluyor. Ayrıca, eğitim toplumda kastlaşmayı önlüyor, sosyal mobilite sağlıyor, sosyal hareketlilik sağlıyor. Dolayısıyla, eğitilmiş insan hem gelir açısından hem statü açısından farklı noktalara geliyor ve dolayısıyla, toplumda hareketlilik sağlanıyor, sosyal sınıflar arasında hareketlilik sağlanıyor ve sosyal kastlaşma önleniyor.

Değerli arkadaşlar, Ardahan’a böyle bir üniversitenin yapılmasına çok ihtiyaç var. Bakın, bir örnek vereyim: Çıldır, Ardahan’ın bir ilçesi ve önemli tarihî imkânları olan, kültürel açıdan araştırılması gereken bir bölge. O bölgede bu tarihî kazıların yapılması lazım ama bu bizzat benim teşebbüs ettiğim ve neticede Erzurum Üniversitesinin yaptığı bir altyapı çalışması olabildi, bir kazı çalışması olabildi. Oysaki, Ardahan’da bir üniversite kurulmuş olsaydı, o bölgenin tarihî imkânları, kazıları daha kolayca ve daha yakından takip edilmiş, yapılmış olurdu.

Şimdi, değerli arkadaşlar, Ardahan 1992’de il oldu ama bugün aradan on beş yıl geçmiş Ardahan’ın henüz vilayet binası yok, Ardahan’ın henüz emniyet binası yok. Var ama bunlar geçici olarak kalıyorlar. Şimdi, düşünebiliyor musunuz, 92’de il olmuş bir ilin bugün yeni emniyet binası tamamlanmamış ve yeni vilayet binası tamamlanmamış. Arkadaşlar, burada, Ardahan’a kaynak ayrılmamış bugüne kadar. Geçmiş hükûmetler ayırmadı ama bugünkü Hükûmet hiçbir şekilde ayırmıyor. Ardahan ve ilçelerinde ancak biz sağdan soldan arkadaşlarımızı, dernekleri toparlayarak birtakım okullar, yatırımlar yaptırıyoruz. Bazı arkadaşlar Ardahan’ın içine yurt yapıyor, yatırım yapıyor. Bunlara teşekkür ediyoruz ama devletin kaynak ayırması gerekiyor. Madem Ardahan il oldu, Ardahan’a kaynak ayırması gerekiyor; kaldı ki, il olmasa da aynı kaynağı ayırması gerekiyor ama kaynaklar bütün dünyada, bütün ekonomilerde kıttır. Ama önemli olan Hükûmetin öncelikleridir, Hükûmetin Ardahan’a öncelik vererek bu kaynakları ayırması gerekiyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu kaynaklar Türkiye’de maalesef ihtiyaca göre ayrılmıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, buyurun, konuşmanızı tamamlayınız.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Neye göre ayrılıyor? Kıt kaynaklar oy hesabına göre ayrılıyor değerli arkadaşlar. Yani oy hesabına göre kaynak ayrılırsa bir ekonomide o kaynak rasyonel kullanılamaz. Bugün, önünüzdeki, büyükşehir belediyesi sınırları içinde ilçe kurulması tasarısı da aynı oy hesabıyla gelen bir tasarıdır. Ardahan’a kaynak ayrılmaması da oy hesabıyladır, çünkü Ardahan’da nüfus yeterli değil. Dolayısıyla, kaynak ayırmakta da oy hesabı itibarıyla çok fayda görmüyor bu Hükûmet. Dolayısıyla, bu tavrın değiştirilmesi lazım, Ardahan’a kaynak ayrılması lazım, bunun için de önce üniversite kurulması lazım.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.

Sayın Bakanım, çok kısa bir açıklama mı yapacaksınız, yoksa… Söz hakkınız var, kürsüden de konuşabilirsiniz beş dakika.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Kürsüden de konuşabilirim.

BAŞKAN - Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum.

İç Tüzük’ümüzün 37’nci maddesi gereğince doğrudan gündeme alınma tezkeresini görüşüyoruz. Ardahan Milletvekili arkadaşımız Sayın Öğüt Ardahan ilimize bir üniversite kurulmasıyla ilgili bir teklifin ilgili komisyonda süresi içerisinde görüşülemediği için doğrudan gündeme alınması talebiyle huzurumuza geldiler.

Şunu hemen ifade edeyim ki hükûmetlerimiz döneminde çok büyük bir çoğunluğu devlet üniversitesi olmak üzere vakıf üniversiteleriyle birlikte kırk civarında yeni üniversite kurulmuştur. Bu, AK Parti İktidarlarının eğitime ve özellikle yüksekokul eğitimine vermiş olduğu önemi gösterir. Şu anda ülkemizde üniversitesi olmayan dokuz tane ilimiz kalmıştır. 60’ıncı Cumhuriyet Hükûmeti olarak kararlıyız, dönemimizde üniversitesi olmayan, Türkiye’de, il kalmayacaktır. (AK Parti sıralarından alkışlar) Geriye kalan dokuz üniversitenin kuruluşuyla ilgili, başta Millî Eğitim Bakanlığımız olmak üzere, Hükûmetimiz gerekli çalışmaları yapmaktadır ve huzurunuza bu dokuz ilimizde üniversite kuruluşuyla ilgili tasarı gelecektir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Ardahan’a üniversite kuruluşuyla ilgili Ardahan Milletvekili arkadaşımız Sayın Saffet Kaya da bir kanun teklifi vermişlerdi ancak kendisi Hükûmetimizin bu konudaki kararlılığını bildiği için bu teklifin doğrudan gündeme alınması teşebbüsünde bulunmadı. Tabii, Sayın Öğüt de haklıdır bir il milletvekili olarak böyle bir öneriyi vermekte ve doğrudan gündeme alınması talebinde bulunmakta, kendi takdiridir. Önümüze geldi.

Şimdi, bir üniversitenin kurulabilmesi için fakülte sayıları önemlidir, yüksekokul sayıları önemlidir, bu üniversiteye ihtiyaç duyulacak, bu üniversitede ihtiyaç olarak karşımıza çıkacak kadro sayıları önemlidir. Bununla ilgili Yükseköğretim Kurumunun, Maliye Bakanlığının, Devlet Personel Başkanlığının ve tabii ki Millî Eğitim Bakanlığının bu kurulacak, kurulması düşünülen üniversitelerle ilgili bir çalışma yapması gerekiyor. Tabii ki, bu teklif, bütün bu çalışmalar yapılmadan ve ilgili komisyonda da görüşülmeden, İç Tüzük’ün 37’nci maddesi gereğince gündeme gelmiştir. Şu hâliyle gündeme alınarak yasalaşmasında biz Hükûmet olarak isabet görmüyoruz. Birçok eksiklerle maluldür.

O bakımdan, demin ifade ettiğim gibi, dokuz üniversite kuruluşuyla ilgili, önümüzdeki dönemde, yani 60’ıncı İktidar döneminde, mutlaka bir teklif huzurunuza gelecek ve Ardahan da bu arada inşallah bir üniversiteye kavuşacaktır.

Bunu huzurunuzda belirtmeyi gerekli gördüm. Arkadaşıma cevap vermek için değil, Hükûmet adına bu konudaki kararlılığımızı vurgulamak için çıkmıştım.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre, Ardahan Milletvekili Sayın Saffet Kaya’nın yerinden çok kısa bir söz talebi vardır. Onu yerine getireceğim.

Sayın Kaya, buyurun.

SAFFET KAYA (Ardahan) – Evet, Değerli Başkanım, delaletinizle, arz edeyim: Ardahan iliyle ilgili, Sayın Bakanımın da yüksek huzurunuzda ifade ettiği gibi, bir kanun teklifimiz var. Sayın Başbakanımızın seksen bir ilde üniversite kurulması konusunda zaten AK Parti Hükûmetleri noktasında çok ciddi bir duruşu var. Dokuz ilimiz üniversiteye kavuşmamıştı. Dokuz ilin de kavuşması anlamında Millî Eğitim Bakanımız ve Sayın Başbakanımızın, bizatihi Sayın Bakanımızın Ardahan’a gelerek Ardahan’da üniversitenin müjdesini verdiğini herkes çok çok iyi bilir.

Ben de geçmişte muhalefet sıralarında oturduğumda bu konuyla ilgili kanun teklifi vermiştim. Biliyordum ki iktidar olmadan Ardahan’ın üniversiteye kavuşması mümkün değildi. Elbette ki muhalefet olarak arkadaşlarımızın bu konudaki gayretleri doğrudur. Ancak şurası çok çok kesin bir gerçektir ki, seksen bir ilin de insana yatırım, eğitime yatırım bağlamında üniversiteye kavuşması ilk defa cumhuriyet hükûmetleri döneminde 60’ıncı Hükûmet, Adalet ve Kalkınma Partisine nasip olacaktır. Bu da bir gerçektir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Onun dışında, özellikle ben Saffet Kaya olarak kendi ilimde 400 öğrencilik bir yurt ve yine kendi imkânlarımla bir yüksekokul yapmış, oradaki eğitime ve insana yatırım anlamında naçizane katkımı sunmuştum bölgeme.

Onun dışında, üniversitenin mutlaka ve mutlaka Ardahan’ın gündemine kampus şehir olarak gelmesi, hiç şüphesiz ki bölgede istihdamın, kültürün, sosyal dokunun, ekonomik dokunun yeniden yapılanması anlamına gelecektir. İktidar olarak destekliyoruz. İktidarın onayıyla gelecek olan bu teklif, inşallah yasamadan geçtikten sonra Ardahan’ımızın tarihine bir üniversite olarak geçmiş olacaktır.

Ben özellikle Sayın Başbakanımıza, Hükûmetimize ve AK Parti Grubuna bu anlamda teşekkürlerimi borç biliyorum. Ardahan’a Sayın Başbakanımızın fakülteyi bir şekilde sunması ve Ardahan’ımızın fakülteye sahip olması da Sayın Başbakanımızın gerçekten himmetleriyle olmuştur.

Ben çok teşekkür ediyorum. İnşallah üniversite de bu sene yasamadan geçecektir.

Çok teşekkür ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaya.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Bakanım, bir üniversiteyi bir ile kurmak için sekiz on yıl gerekiyor, parası alınacak, binaları yapılacak… Yani ne zaman yapacaksınız? (AK Parti sıralarından gürültüler)

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz kurduk, kırk tane kurduk.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Ensar Öğüt’ün İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bu önergesini şimdi oylarınıza sunacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Sayın milletvekilleri, kâtip üyelerimiz arasında sayım konusunda ihtilaf çıkmıştır. Şimdi, elektronik oylama neticesinde durumu tespit edeceğim.

Oylama için üç dakikalık süre veriyorum.

Oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerge kabul edilmemiştir.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup oylarınıza sunacağım. Talep hâlinde ikişer üyeye lehte ve aleyhte söz vereceğim.

Buyurun.

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- (10/53) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 4/3/2008 tarihli 72’nci Birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 4 Mart 2008 salı günü yaptığı toplantıda oy birliği temin edilememiştir. MHP TBMM Grubu olarak “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmının 31 inci sırasında yer alan 10/53 esas nolu “Belediyelerin altyapı, katı atık ve atık su yönetimindeki sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi”ne ilişkin Meclis Araştırması önergesinin görüşmelerinin Genel Kurulun 04 Mart 2008 tarihli 72 nci birleşiminde yapılmasını Genel Kurulun tasviplerine arz ederiz.

                                                                                                                   Oktay Vural

                                                                                                                         İzmir

                                                                                                        MHP Grup Başkan Vekili

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde, Tekirdağ Milletvekili Sayın Kemalettin Nalcı ve Ankara Milletvekili Sayın Hakkı Suha Okay; aleyhinde, Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın’ın söz talepleri vardır.

Buyurun Sayın Nalcı.

KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin, belediyelerin çevre ve altyapı problemleriyle ilgili verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesine dair verdiği öneri lehinde söz almış bulunmaktayım.

Sayın milletvekilleri, ülkemizde 3.225 belediye bulunmaktadır; bunların 16 tanesi büyükşehir belediyesi, 65’i il belediyesi, 850’si ilçe belediyesi ve 2.011’i de belde belediyesidir. Bu belediyelerin yaklaşık olarak yüzde 67’sinin içme suyu, yüzde 81’inin kanalizasyonu, yüzde 92’sinin arıtması ve yüzde 93’ünün de katı atık bertaraf tesisleri bulunmamaktadır.

Sayın milletvekilleri, Çevre ve Orman Bakanlığının 2872 no.lu Çevre Kanunu’nun işlemeyen hükümlerinin geçici 4’üncü maddesinde “Atık su arıtma ve evsel nitelikli katı atık bertaraf tesisini kurmamış belediyeler ile, halihazırda faaliyette olup, atık su arıtma tesisini kurmamış organize sanayi bölgeleri, diğer sanayi kuruluşları ile yerleşim birimleri, bu tesislerin kurulmasına ilişkin iş termin planlarını bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Bakanlığa sunmak ve aşağıda belirtilen sürelerde işletmeye almak zorundadır.”denmiştir.

Sayın milletvekilleri, bu belirttiğimiz konular 2006 yılında belediyelere bildirilmiş bulunmaktadır. Bu gönderilen tebliğde belediyelere, 100 binin üzerinde bulunan nüfuslarda üç yıl, 100 binle 50 bin nüfus arasında beş yıl, 50 binle 10 bin nüfus aralığında olan belediyelere yedi yıl, 10 binle 2 bin aralığında bulunan belediyelere de on yıl süreç verilmiştir.

Şimdi sayın milletvekilleri, burada da belediyeleri kapatmaya çalışıyoruz. Ben buradan şunu belirtmek istiyorum: Bu süreç dâhilinde hiçbir belediye… Belediye Kanunu çıkmış fakat gelirler kanunu çıkmamıştır. Bunu yapacak en yakın kuruluş yani parayı temin edebileceği kuruluş İller Bankası olmasına rağmen -biz daha önce de burada, bütçede de belirttiğimiz gibi- İller Bankasının bu yıl, 2008 yılında bu iş için hazırlamış olduğu para sadece 40 milyon YTL’dir. 2007 yılında bu para 120 milyon YTL idi, 2006 yılında ise 180 milyon YTL idi. Ben şimdi buradan sizlerin takdirine bırakıyorum. 40 milyon YTL’yle bu hizmetlerin yapılmasının imkânı var mı? Bana göre yok. Bunun için kabataslak bir tahminle 6-7 milyar YTL para gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, şimdi bunlarla birlikte bizim bundan sonraki konuşacağımız belediyelerin kapatılması konusuna da değinmek istiyorum. Mevcut belediyeler bu imkânlarla, altyapı imkânlarını, mevcut arıtmalarını, kanalizasyonlarını, katı atık bertaraf tesislerini zaten yapamamış bulunmaktadırlar. Şimdi, bunlar ya yan belediyelere devredilecek veya özel idarelere verilecektir.

Ben, burada şunu belirtmek istiyorum. Aynı zamanda, küresel ısınma ve bunun etkileri konusundaki su komisyonunda, gezerken her tarafta görmüş olduğumuz konu şu: Şimdi, köylerde BELDES tarafından yapılan kanalizasyonlar var, inanın ki bunlar yapılmasa daha iyi. Yapılıp bir yerde toplanıyor, bir yerde toplandığı zaman, bu ya bir dereye veya bir nehre, denize verilmektedir. Bugün yapılacak olan uygulamalar dâhilinde, ben size şunu kesinlikle söyleyebilirim: Bu belediyelerin hiçbirisinin altyapı ihtiyaçları karşılanamayacak. 863 tane belediyenin kapatılması söz konusu ki, bize bununla ilgili, çok yerlerde kapatılmaması için ve gerekçeleriyle ilgili yazılar gelmektedir.

Sayın milletvekilleri, şimdi, ben size bazı rakamlar vermek istiyorum: Türkiye’de 3.225 belediyemiz var. Fransa’da 36 bin belediye var ki -nüfusumuz hemen hemen aynı- 1.700 kişiye bir belediye düşüyor. İspanya ve İtalya’da 8 binin üzerinde belediye var. Şimdi, demokrasinin ve gelişmişliğin simgesi belediyelerimizi kapatmaya çalışıyoruz ve bugüne kadar, 2008 yılının başlarına kadar da, biz yüzde 90 mertebesinde bu belediyelerimizin altyapı problemlerini çözemedik. Bunları çözmek için de ayrılan kaynaklar yetersizdir. Ben buradan, yüce Mecliste bu konuyla ilgili bir araştırma önergesi verilmesini talep ediyorum. Nedeni şu: Bugün, bu kanun teklifinde, yani 2006’da verilen, belediyelere gönderilen, yaptırımlarda para cezaları çok komik. Bugün organize sanayilerin, bulunduğum bölgeden söyleyeyim, Çerkezköy, Çorlu, Muratlı bölgesinde hiçbir sanayi bölgesinin daha bugüne kadar hiçbir arıtma tesisinin ne çalışmalarına başlanmıştır ne de yapımına başlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, burada dikkat etmemiz gereken husus şu: Bütçeler açıklandığı zaman ne Çevre Orman Bakanlığı ne de İller Bankası bu belediyelerin altyapılarıyla ilgili bir fon, bir bütçe belirtmemiştir. Peki, bu süreçler dolduğu zaman yani 100 bini geçen belediyeler tamam doğru, fakat diğer belediyelerin bu altyapı, katı atık arıtma tesisleri, kanalizasyon şebekeleri nasıl yapılacak? Kendi imkânları dâhilinde yapmasının imkânı yok. Bugün Tekirdağ’da… Ki, iki belediye de Tekirdağ’a bağlanıyor. Bunlardan teki Kumbağ -ki, Kumbağ yazın nüfusu 25 bine, 30 bine çıkan bir beldemiz- ve bunu kapatıyoruz, getirip Tekirdağ’a bağlıyoruz. Tekirdağ’ın merkezinin şu anda arıtma tesisi ve kanalizasyon tesisatları yok. Biz ekstra, o belediyeleri, kendi işlevlerini yerine getiremeyecek diye başka bir belediyeye katmaya çalışıyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, ben bu konuyla ilgili daha fazla bütçe… Çünkü çevre, su, su kaynakları… Hepimizin bildiği gibi, küresel ısınma ve mevcut su kaynaklarımızın korunması için çevreye fazlasıyla duyarlı olmamız gerekiyor. Bununla ilgili yapılacak olan çalışmaların hem partimize hem de yüce Meclise bildirilmesini talep ediyoruz.

Ben sözlerime kapanacak belediyelerle ilgili birkaç kelime eklemek istiyorum. Bugün sabah geldiğimiz zaman mevcut belediyelerden bize bir ton faks geldi.

Sayın milletvekilleri, biz belediyeleri kapatıyoruz. Peki, bu belediyeleri kapattığımız zaman… Ki, birbirine yakın olan belediyelerin kapanmasına bir şey diyeceğimiz yok, arada 2 kilometre, 3 kilometre. Hizmeti verilebilecek belediyeler kapansın, buna ben şahsım olarak karşı çıkmayabilirim fakat şunu söyleyeyim: Arada 25 kilometre, örnek vereyim ben, bulunduğum bölgede Büyükçavuşlu. Büyükçavuşlu kapatılıyor, Silivri’ye bağlanıyor, aradaki mesafe 27 kilometre. Silivri Belediyesi kendi problemlerini çözememiş ki oradan kalkıp gelecek, Büyükçavuşlu Belediyesine, hem altyapı konularında hem diğer, çöp konusunda, çevre konusunda, imar planları konusunda, çevresel konuda hizmet vermesinin imkânı yok. Aynı şekilde, Tekirdağ’da bulunan, Malkara’ya bağlanmak istenen Kozyörük Belediyesi. Kozyörük Belediyesi ki Türkiye’nin her tarafında bu sistem hemen hemen aynıdır, 25 kilometre, 30 kilometre, 40 kilometre mesafedeki belediyeleri kalkıp başka bir belediyeye bağlamak, o belediyenin hizmetlerinin aksatılmasından ve hiçbir hizmet yapılmamasından öteye gitmeyecektir.

Değerli milletvekilleri, sekiz yüz altmış üç tane belde belediyesini kapatacağız. Peki, bu belediyeleri kapattığımız zaman buradaki mevcut bulunan çalışanları, valilikler kanalıyla ya oradaki resmî kurumlara dağıtacağız veya çevre belediyelere vereceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Nalcı, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

KEMALETTİN NALCI (Devamla) – Ekipmanlarını, burada çalışan işçileri de dağıtmak zorunda kalacağız. Sadece, bir belediye başkanı ve bununla birlikte meclis üyelerinin dışında, belediyelerin ek yükü -ki sadece bir belediye başkanı maaşının dışındaki yükler- aynı şekilde kalacak.

Değerli milletvekilleri, buradan, ben şunu kesinlikle söylemek istiyorum: İl meclisleri, il genel meclisleri, bağlanan beldelerin veya köylerin altyapı ihtiyaçlarını yerine getiremeyecektir ki bugüne kadar getirememiş olmaları da bunun en büyük göstergesidir. Bunun için hem altyapı konularında yapılacak çalışmalarda hem de belediyelerin kapatılması konusunda daha duyarlı davranarak, önümüze gelecek yasalarda bunlara dikkat ederek ret oyu vermeniz dileğiyle teşekkür ediyorum; herkese iyi günler. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Nalcı.

Grup önerisinin aleyhinde, Gümüşhane Milletvekili Sayın Kemalettin Aydın.

Sayın Aydın, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclisimizin gündeminde olan grup önerisinin ana konularına baktığımız zaman, il, ilçe, belde ve hatta köylerin çağdaş, gelişmiş Batı toplumlarında olması gerekli olan atık su, kanalizasyon, içme suyu gibi bütün konularına canıgönülden katılmak ve Meclis olarak elde edilecek kanun hükmünde kararnameler, kanunlar, yönetmelikler, yönergelerle bunların yerine getirilmesi ana unsurdur. Hükûmetimiz de 2002’den itibaren başlatmış olduğu çalışmalarda önemli bir yol almaktadır, KÖYDES, arkasından BELDES, daha sonra gelecek enerji yatırımlarıyla ülkemizin her metrekaresindeki bu hizmetlerin yerine getirilmesi adına elinden gelen bütün çalışmayı yapmaktadır.

Bu çalışmaların Meclis gündeminde araştırma komisyonu olarak ele alınmasına gelecek olursak: Şu anda Meclisin beş araştırma komisyonu vardır ve bu beş araştırma komisyonunda 16’dan olmak üzere 80 civarında milletvekili arkadaşımız çalışmaktadır. Bunun haricinde ihtisas komisyonları vardır ve bunun haricinde de Meclis Genel Kurulunun yürüme zorunluluğu vardır. Bu yüke bakıldığında, sağlıklı bir süreç yaşanamayacağı düşüncesiyle, önergenin ana fikrine katılmakla beraber Meclisin işlevsel bütünlüğünün sağlanması ve Meclisin daha yüksek performansta bir iş üretmesi açısından, ardışık gelecek zaman içerisinde yeni komisyonlar oluşturulabileceğini, ama şu anki Meclisin gündeminde bu komisyonun lehinde olmadığımı, aleyhinde olduğumu bildirir, hepinizi saygıyla selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.

Grup önerisinin lehinde, Ankara Milletvekili Sayın Hakkı Suha Okay.

Sayın Okay, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi tarafından verilen, belediyelerin altyapısı, katı atık ve atık su yönetimi sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesine ilişkin grup önerisi lehinde söz aldım.

Biraz evvel dinlediğim Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu Sözcüsü, bu önergenin  önemsendiğini, ancak bu önergenin bu aşamada görüşülmesinin Meclis çalışma düzeni bakımından çok sağlıklı olmayacağını, beş tane araştırma önergesiyle ilgili komisyonun çalışmakta olduğunu ve Meclisin Genel Kurul çalışması, komisyon çalışması ve araştırma komisyonlarının çalışmalarıyla birlikte ele alındığında, sağlıklı bir sonuca ulaşılamayacağını söyledi. 

Şimdi, bu önerge bugün için önemli. Niçin önemli? Çünkü, biraz sonra, AKP’nin getirmiş olduğu grup önerisiyle, Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nı görüşeceğiz. Bu tasarının gerekçesinde ne var? Bu tasarının gerekçesinde, küçük yerleşim birimlerindeki belediyelerin kaynak oluşturma kapasitesi bulunmadığından küçük belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan paylara bağımlı hâle geldiği, nüfusu küçük belediyelerin kaynak sıkıntısı nedeniyle mali yapılarının bozulduğu, ileri teknoloji gerektiren katı atık ve su arıtma gibi yatırımları gerçekleştiremeyecekleri, teknik kapasite yetersizliği nedeniyle imar ve ruhsat işlemlerinin yeterli kalitede elemanı olmadığı ileri sürülmektedir.

Şimdi, böyle bir mücerret iddia var, deniliyor ki: “Katı atık ve su arıtma gibi yatırımları gerçekleştiremeyeceği…” Ve bu nedenle de toplam 1.147 belediyenin belediyelik statüsü kaldırılacak, yerine 43 tane, bundan ayrı 43 belediye kurulacak. Şimdi, bu mücerret iddia doğru mu değil mi, Meclis bunu tespit edecek, Meclis bunu araştıracak ve aynı yasanın gerekçesinde yani AKP tarafından önerilen ve birazdan grup önerisi olarak görüşeceğimiz yasa tasarısı içerisinde bir başka iddia var: “Bu kapatılması düşünülen, nüfusu 2 binin altındaki  863 belediyenin toplam 200 trilyon borcu var.” deniliyor. Bunların sorunları ve çözüm önerileri için perşembe günü gene bir grup  önerisi gelmişti, bu da AKP çoğunluğunun oylarıyla reddedilmişti.

Şimdi, siyasal iktidarın mücerret iddialarının doğru kabulü mümkün değil ama kimi doğrular var. Şimdi, sadece Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının kamuya olan borçlarını söyleyeceğim: 2 katrilyon 542 trilyon Ankara Büyükşehir Belediyesinin borcu var. ASKİ’nin (Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi) 439 trilyon borcu var. EGO Genel Müdürlüğünün 1 katrilyon 342 trilyon kamuya borcu var ve bunların toplamı alt alta olunca 4 katrilyon 323 trilyona ulaşıyor ve Ankara Büyükşehir Belediyesi bunları kamu borcu olduğu için saklayamıyor. Diğer borçları hariç, sadece kamuya olan borçları ve Belediyenin yan kuruluşları da bunun içinde yok.

Şimdi böylesine reel gerçeklerin burada konuşulup, gerçekten, Türkiye’de belediyelerin kapatılmasına ihtiyaç var mı yok mu, bunları konuşacağız ama bunları konuşurken zannetmeyin ki 29 Marta kadar bu yasayı çıkartmamız şart, eğer çıkartamazsak, 2009 seçimlerinde bu yasa bizim için… Bu belediyeleri küçültmüş olacağız, yeni belediyeler oluşturacağız, onlarla seçime gireceğiz. Bunlarla ilgili açıklamada bulunacağım ama şimdi yapılmak istenen şu: Ankara özelinde, nüfusu 10 bini aşkın, 70 sanayi kuruluşu olan ve katı atık sorunu olmayan Hasanoğlan Belediyesini de kapatıyorsunuz. Yine Ankara ili içerisinde Türkiye'nin ikinci büyük organize sanayisi olan Temelli’yi Sincan’a bağlıyorsunuz ve on yıllık perspektifte 650 bin nüfus hesap edilen Temelli ilçesini kuş uçuşu 50 kilometre mesafe uzaklıktaki Sincan’a bağlamak istiyorsunuz ve bu konuda belediye başkanları, yerel yöneticiler, muhalefet partilerinin kapısını çalıyor ve bunların büyük bir kısmı da iktidar partisine mensup belediye başkanı arkadaşlarımız ve maalesef, iktidar partisinin grubuna dahi giremiyorlar, grup toplantılarına dahi alınmıyorlar.

Şimdi, öylesine belediyeler kapatılıyor ki, 7 bin yatak kapasiteli, Marmaris’in hemen yanındaki Turunç beldesinin Belediyesi kapatılıyor, turizmde öncelikli olan Çorum’un Alacahöyük Belediyesi kapatılıyor ve dünya miras listesinde yer alan ve yılda 2 milyon turist gelen Göreme Belediyesi kapatılıyor.

Değerli arkadaşlarım, bunlar bir tarafa, bir de burada hüküm veriliyor, burada hüküm veriliyor. Erzurum Ilıca ilçesi feryat ediyor, ismini değiştiriyorsunuz “Aziziye” diyorsunuz. Diyorlar ki: “Aziziye Sultan Aziz’den geliyor.” O da önemli bir isim ama Erzurum’un doğu tarafı Aziziye’dir.

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa) – Sultan Aziz’den gelmiyor.

HAKKI SUHA OKAY (Devamla) – Bana gelen bilgi öyle.

“O doğu tarafı Aziziye’dir. Biz Ilıca’yız ve biz bu ‘Ilıca’ ismini Hazreti Muhammed’in sahabelerinden Halid bin Velid’den beri taşıyoruz…” diyorlar ve devam ediyorlar: “…ve bu ismimiz öyle kaldı ki, Rus işgalinde, Ermeni işgalinde dahi bu ismimiz değişmedi ve de Mustafa Kemal’in Erzurum’a geldiğinde Ilıca ona ev sahipliği yaptı.” diyorlar. “Ilıca” isminden ne istiyorsunuz? Onu niye değiştiriyorsunuz?

Değerli arkadaşlarım, bunların hepsini götürü olarak ceffelkalem bir araya getirip listeler oluşturup “ek liste” deyip bütün belediyeleri kapatmak yerine, gelin, hangi belediyeyi niye kapatıyorsunuz, hangi haklı gerekçesi var, sadece bir nüfus kriterine bağlı olarak böylesine nitelikli belediyeleri kapatmak kimin yararına, bunları tartışalım.

Onun için, bu grup önerisi, belediyelerin ciddi anlamda katı atık ve su arıtmayla ilgili sorunları nedir, bunların tespitine yöneliktir. Onun için, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu grup önerisine destek vereceğiz. Dilerim, perşembe günü olduğu gibi, belediyelerin sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin grup önerisinin reddedildiği gibi, AKP çoğunluğuyla bu öneri de reddedilmez.

Yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde Sayın Bekir Bozdağ…

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Konuşmayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Konuşmayacaksınız.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

Arkadaşlar, sayalım lütfen.

SIRRI SAKIK (Muş) – Kapıları kapatın Başkan!

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Arkadaşlar, ne görüşülüyor ne? Kapıdan girenler: Ne görüşülüyor, ne oylanıyor? Neyi oyluyoruz?

BAŞKAN – Arkadaşlar lütfen.

Kabul etmeyenler…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Niye geldiniz arkadaşlar?

SIRRI SAKIK (Muş) – Başkan, bir sor bakayım neyi kabul etmiyorlar?

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Başkan, yakışıyor mu! Böyle mi idare edilir Meclis!

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, lütfen yerinizde milletvekilliği görevinizi yapınız. Ben görevimi yapıyorum.

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Sen de görevini yap o zaman! Meclis Başkanlığı görevini yap!

BAŞKAN – Sayın Anadol, lütfen, istirham ediyorum, arkadaşımızın hitap tarzını bir Grup Başkan Vekili olarak…

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Benim ismim Akif Ekici!

BAŞKAN – Öneri kabul edilmemiştir.

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Kepazelik ya!

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

2.- (10/126) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 4/3/2008 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 04/03/2008 Salı günü (Bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                               Hakkı Suha Okay

                                                                                                                       Ankara

                                                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler kısmının 100’üncü sırasında yer alan (10/126) esas numaralı Meclis araştırma önergesinin görüşmelerinin Genel Kurulun 04/03/2008 Salı günü (Bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin lehinde Bursa Milletvekili  Sayın Onur Öymen, Konya Milletvekili Sayın Faruk Bal; aleyhinde Bursa Milletvekili Sayın Mehmet Emin Tutan…

Evet, grup önerisinin lehinde Bursa Milletvekili Sayın Onur Öymen.

Sayın Öymen, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ONUR ÖYMEN (Bursa) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, birkaç gün önce Kuzey Irak’ta gerçekleştirilen sınır ötesi operasyonda kahramanca mücadele eden, çok çetin şartlarda başarılı sonuçlar alan Türk Silahlı Kuvvetlerini kutlamak istiyorum. Bu operasyonda şehit düşen askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına, milletimize başsağlığı diliyorum.

Değerli arkadaşlar, bu operasyon askerî açıdan gerçekten övünç verici bir başarıyla sonuçlanmıştır. Ama, meselenin siyasi boyutunu, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak yakında yüce Meclisin huzuruna getireceğiz. Çünkü, burada Hükûmete yetki verdik, Hükûmete yetki verdik. Yapılacak operasyonun sınırı, kapsamı, şümulü, zamanı konusunda Hükûmet Büyük Millet Meclisine izahat verme durumundadır. Kuzey Irak’tan bütün teröristlerin tasfiye edilmesi için Hükûmet bir direktif vermiştir de bu direktife itiraz eden mi olmuştur? Hiç tahmin etmiyoruz. Türkiye’nin böyle bir operasyonu başarıyla sonuçlandıracak çok yüksek bir gücü ve kabiliyeti vardır. O zaman, sınırlı bir operasyon için Hükûmetin talimat verdiği anlaşılıyor. Niçin böyle olmuştur? Sebepleri nelerdir? Hangi dış faktörler bunu etkilemiştir? Bu konuda yüce Mecliste kapsamlı olarak Hükûmetten bilgi alma ihtiyacımız var ve bu konuyu çok yakında yüce Meclise getireceğiz ve milletvekili olarak halkın bize verdiği görevi eksiksiz yerine getireceğiz.

Çok değerli arkadaşlarım, birkaç dakika sonra, önümüzdeki saatlerde belediyelerle ilgili düzenlemeleri bu Mecliste görüşeceğiz. Fakat bu görüşmenin esasını teşkil eden, Türkiye Ulusal İstatistik Kurumunun yaptığı son sayımlardır. Öyle anlaşılıyor ki Hükûmet bu sayımları esas alarak devletin bütün idari yapısını baştan aşağı değiştirecek bir düzenleme yapmayı kararlaştırmıştır, Meclise böyle bir öneride bulunmuştur.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu, son derece ciddi bir konudur. Bu konuyu yüce Meclisin dikkatine getirmek istiyorum, çünkü bir devlet bir konuda iki ayrı veri tabanına dayanarak işlem yapamaz. İşte size somut önerim… Sayın Başbakana bir yazılı soru önergesi verdim. O önergede şunu sordum, dedim ki: “22 Temmuz 2007 tarihinde Yüksek Seçim Kurulu Türkiye'de, on sekiz yaşını bitirmiş, seçmen olmaya hak kazanmış 42 milyon 533 bin 41 kişi bulunduğunu hesaba katarak seçimleri düzenlemiştir. Şimdi, Belediyecilik Kanunu’na da esas teşkil eden, Türkiye Ulusal İstatistik Kurumunun rakamları nedir?” diye sordum Sayın Başbakana. Türkiye'de on sekiz yaşından büyük, seçmen olma hakkını kazanmış kaç vatandaşımız var? Biraz önce cevabı geldi. Sayın Başbakan adına bir Değerli Devlet Bakanımızın imzasıyla gelen cevapta aynen şu yazılı: Türkiye'de on sekiz yaşından büyük, yani seçmen olma hakkını kazanmış tam 48 milyon 286 bin 261 kişi bulunmaktadır. Devletin resmî rakamı budur. Şimdi size soruyorum: Bu devletin resmî rakamı hangisidir? Türkiye Ulusal İstatistik Kurumunun rakamıysa seçimlerde çok büyük bir hata yapılmıştır, yaklaşık 5,5 milyon on sekiz yaşından büyük vatandaşımız oy verme hakkından mahrum bırakılmıştır. Şimdi, bunun sebebini sordum, ona cevap yok.

Türkiye Ulusal İstatistik Kurumunun rakamlarını esas alırsanız birçok ilimizin çıkaracağı milletvekili sayısı değişiyor. Mesela, İstanbul’da son seçimlerde çıkan milletvekiline nazaran 14 milletvekilinin daha fazla çıkması lazım. Yani bu seçimlere katılmış, aday olmuş 14 arkadaşımız, eğer eski adıyla Devlet İstatistik Kurumu, onun rakamları esas alınsaydı, şimdi Belediye Kanunu’nda esas alacağımız gibi o rakamlar esas alınsaydı şu anda Mecliste olacaktı. İzmir’den 3 milletvekili fazla çıkacaktı. Bu arkadaşlar çıkamadılar, sırf bu rakamlar dikkate alınmadığı için. Bursa’dan 1 milletvekili fazla çıkacaktı. Birçok ilimizden daha fazla milletvekili çıkacaktı, bazı illerimizden daha az milletvekili çıkacaktı. Yani eğer, şimdi devletin esas aldığı ve bana resmen Sayın Devlet Bakanının gönderdiği rakamlar gerçeği yansıtıyorsa, o zaman bu Mecliste oturma hakkına sahip bazı arkadaşlarımız, bundan mahrum kaldılar; bulundukları illerin, seçmen oldukları illerin çıkaracağı milletvekili sayısı düştüğü için seçilmemesi gereken bazı arkadaşlarımız bu Mecliste görev yapıyorlar. Şimdi bunu, adil, demokratik bir seçim olarak vasıflandırabilir misiniz? Bunun sebebini sordum, “Nasıl çözeceksiniz bunu?” dedim. Cevap yok. Cevap bir cümle, o cümlede de şu yazılı: “Türkiye’de on sekiz yaşını bitirmiş, yani seçmen konumuna gelmiş 48 milyon 286 bin 261 kişi var.”

Değerli arkadaşlarım, ciddi bir devlette böyle bir iş olabilir mi? Ciddi bir demokraside böyle bir durum olabilir mi? Bunu nasıl izah edeceksiniz? Ya biri doğrudur ya öbürü doğrudur. İkisi birden doğrudur diyebilecek bir aklı başında adam çıkar mı? Şimdi anlıyoruz ki, devlet, Türkiye Ulusal İstatistik Kurumunun rakamını esas almış, bütün devlet işlemleri ona göre yapılacak, belediyelerle ilgili düzenlemeler dâhil. O zaman seçimler yanlış. “Yok efendim, Yüksek Seçim Kurulunun rakamları doğruydu.” diyorsanız, o zaman demek ki Türkiye'nin nüfusu yaklaşık 64 milyondur ve Türkiye Ulusal İstatistik Kurumunun rakamlarına göre biz burada, Mecliste, devletin başka kurumlarında hiçbir işlem yapamayız. Hangisi doğru? Lütfen, cevap bekliyorum. Hükümet burada, Hükûmetten cevap bekliyorum. Hangisi doğrudur?

Şimdi, bunun cevabını veremediğiniz sürece burada yapacağımız bütün işlemler kuşkulu olacaktır, son seçimler de dâhil olmak üzere bütün işlemler kuşkulu olacaktır. Bir devlette bu kadar büyük gayriciddilik olamaz. Nedir doğrusu?

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu konunun üzerine gideceğiz ve bu konunun, mutlaka, açıklığa kavuşmasını isteyeceğiz. Onun için diyoruz ki: Bunları araştıralım. Araştırma önergemizin esası bu. Bunu araştıralım, gelin birlikte araştıralım; gerçek nerede? İçinizde bir arkadaş çıkıp da “şu iş makuldür” diyorsa kürsü burada, buyursun izahat versin memlekete. Millet izliyor bizi, vatandaş izliyor, birisi gelsin izahat versin.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Belediyeler Kanunu’yla ilgili olarak söylenecek çok şey var ama, ben sadece bir iki önemli noktaya değineceğim, kısa bir süremiz kaldığı için.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye 1988 yılında bir uluslararası sözleşme imzaladı ve bu Sözleşme’yi Türkiye Büyük Millet Meclisi 1991 yılında 3723 sayılı Yasa’yla onayladı ve bu Yasa 1 Nisan 1993’te yürürlüğe girdi. Ne diyor bu Anlaşma’nın 5’inci maddesi? Anlaşma’nın tam adı: Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartnamesi. Yani bir milletlerarası anlaşma niteliğinde. 5’inci madde şunu söylüyor: Başlık: “Yerel Yönetim Sınırlarının Korunması.” Metinde şu yazıyor: “Yerel yönetimlerin sınırlarında, mevzuatın elverdiği durumlarda ve mümkünse bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz.” Şimdi soruyorum size: Şu yaptığınız değişiklik için yerel topluluklara danıştınız mı, referandum yaptınız mı? Yapmadınız. Peki, bir uluslararası anlaşmayı bir kanunla değiştirme yetkimiz var mı? Yok. Çünkü, anlaşmalar hukukuna göre bir uluslararası anlaşma ancak başka bir anlaşmayla değiştirebilir, bir kanunla bir anlaşmayı değiştiremezsiniz. Anlaşma açık, “halka soracaksın” diyor. Biz halka sormadan, Hükûmetin kararıyla, Meclise onaylatarak deprem niteliğinde bir idari yapı değişikliğine gidiyoruz; hakkımız var mı? Yok. Anayasa’mız çok açık bu konuda, “Uluslararası anlaşmalara aykırı kanun yapılamaz.” diyor, biz yapıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Öymen, konuşmanızı tamamlayınız.

ONUR ÖYMEN (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

Vakıflar Yasası’nda aynı şeyi yaptınız. Bizim bütün ısrarımıza rağmen, Lozan’a aykırı, Lozan’ı aşan hükümler içeren bir Kanun’u kabul ettiniz. Lozan’a aykırı. Yani, bir anlaşmayı bir kanunla değiştirmeye kalktınız. Şimdi Anayasa Mahkemesine gideceğiz. Orada göreceksiniz, ümit ediyoruz ki orada hukuk galip gelecek. Burada da hukuka aykırı bir işlem yapmayınız, sizi uyarıyoruz, bir anlaşmayı bir kanunla değiştirmeye kalkışmayınız. Bunun gerçekten izah edilir tarafı yoktur, ne Türkiye’de ne yurt dışında, kimseye anlatamazsınız. Şu kanunun gereğini yerine getirin. Referandum yapın, bakalım, bu sizin iptal etmek istediğiniz belde belediyeleri sizin gibi mi düşünüyor? Bakalım, Bursa’da Celal Bayar’ın Umurbey Belediyesi –Celal Bayar’ın doğduğu, tarihî önem taşıyan- halkı sizin gibi mi düşünüyor? Cumhuriyet Halk Partisine yüzde 54 oy verdiği için cezalandırmaya çalıştığınız İstanbul’da Bahçeşehir Belediyesi acaba sizin gibi mi düşünüyor? Ürgüp sizin gibi mi düşünüyor?

Değerli arkadaşlar, bu işleri ciddi bir anlayışla gerçekleştirmek zorundayız.

Yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Öymen, teşekkür ediyorum.

SIRRI SAKIK (Muş) – Başkan, Bahçeşehir ANAP’ın.

ONUR ÖYMEN (Bursa) – Biliyorum, bugün bize geçti.

BAŞKAN - Grup önerisinin aleyhinde, Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan.

Sayın Tutan, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin önergesinde ne isteniyor, önce onu kısaca açıklamak istiyorum. CHP, önergesinde, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, MERNİS ve seçmen kütüklerinde nüfus sayısının farklı rakamlar içerdiğini öne sürerek Meclis araştırması açılmasını istiyor.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, ülkemizde nüfus sayımları, AK Parti gelene kadar, bizim iktidarımıza kadar, milletin, evlerinde pazar günü kapatılması suretiyle yapılıyordu.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – O daha sağlam oluyordu.

MEHMET EMİN TUTAN (Devamla) – Yine, hatırlayın, bu eve kapatılmalarda -bazı belde belediyeleri Ankara’da, İstanbul’da, Bursa’da bunu yaparlardı- otobüsler kaldırılırdı. Samsun’a, Yozgat’a otobüsler kaldırılırdı. Neydi burada amaç? İşte, beldemizin nüfusu artsın, İller Bankasından alacağımız paylar artsın. Bunlar Bursa’da da yapıldı, İstanbul’da da yapıldı, Ankara’da da yapıldı; hepimiz bunları yaşadık.

EŞREF KARAİBRAHİM (Giresun) – Onlar orada oturmuyor mu? Yazın orada oturuyor.

MEHMET EMİN TUTAN (Devamla) - Devlet dedi ki: “Bu işler böyle olmaz. Herkes oturduğu yerde, adresinde sayılsın.” Dolayısıyla, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne geçildi.

Değerli arkadaşlar, hepimiz evlerimizde sayıldık ve işin ne kadar doğru olduğu da işte bu sayımlarda belli oldu. 2 binin üzerinde zannettiğimiz belediyelerin bin kişinin bile altına indiğini gördük.

Değerli arkadaşlar, şimdi, öneride söylenenin ne kadar tutarsız olduğunu ben size izah etmeye çalışacağım. Şimdi, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne geçildi ve askıya çıkarıldı bu listeler biliyorsunuz. Daha sonra itiraz süreleri var. İtirazlar yapıldı ve bu itirazlar değerlendirildikten sonra listeler kesinleşti. Şu anda 2 binin altında bulunan belde belediyelerinden birçoğu itiraz etti. Bu itirazlar değerlendirildi ve neticede bu nüfus doğru çıktı, bildiğiniz gibi. Şu anda şunu da iddia ediyor arkadaşlarımız, diyorlar ki: “Türkiye’nin nüfusu azaldı.” Hayır, Türkiye’nin nüfusu azalmadı; abartılıyordu daha önceki nüfuslar, şu anda gerçek sayıya ulaşıldı.

Değerli arkadaşlarım, itirazlar yapılmış, itirazlar reddedilmiş, değerlendirilmiş ve sonuçta bir nüfus ortaya çıkmış. Eğer her konuda, yani itiraz süresi, itirazların değerlendirilmesi, bu konularda sürekli böyle araştırma önergesi verirsek Türkiye’de iş yapmanın mümkün olmadığını elbette ki sizler takdir edeceksiniz.

Değerli arkadaşlar, buraya çıkan konuşmacılar, önerilerinden daha çok, biraz sonra bizim grup önerimizde de ortaya getireceğimiz, biraz sonra tartışacağımız, belediyelerle ilgili yasayı konuşuyorlar.

Değerli arkadaşlarım, bu konuda kısaca bir iki şey söyleyecek ve kürsüyü terk edeceğim daha sonra.

Değerli arkadaşlar, şimdiye kadar Türkiye’de şu uygulama yapıldı: Köyler belde yapıldı, beldeler ilçe yapıldı, ilçeler şehir yapıldı, şehirler büyükşehir yapıldı. Neden? Oy almak için. Peki, bu beldeleri ilçe yapanlar, ilçeleri il yapanlar bugün nerede değerli arkadaşlarım? Hepsi Meclisin dışında. Popülizmle Türkiye hiçbir yere gelmez. AK Parti popülizm yapmadı bugüne kadar, 22 Temmuzda, bu popülizm yapmamanın mükafatını gördü. Hiç şüphe etmesin muhalefet partili arkadaşlarım, yine biz popülizm yapmayacağız ve gerçekten inanıyorum ki, bugün inşallah oylarımızla çıkaracağımız kanunla göreceğiz ki, bu önümüzdeki seçimlerde, bu beldelerimizde, bu ilçelerimizde, bu illerimizde AK Parti yine birinci parti olacaktır diyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Grup önerisinin lehinde Konya Milletvekili Sayın Faruk Bal. (MHP sıralarından alkışlar)

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben de sözlerime, Kuzey Irak’ta zor coğrafi şartlara ve iklim şartlarına rağmen bölücü terör örgütüne karşı kahramanca mücadele verirken hayatını kaybetmiş olan aziz şehitlerimizin bu mücadelesini Türkiye Büyük Millet Meclisinin huzurunda bir kez daha takdir ve tebrik ederken, Hakk’ın rahmetine kavuşan şehitlerimize Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimize acil şifalar temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, adrese dayalı nüfus kayıt sistemi, MERNİS ve seçmen kütükleri rakamları arasında oluşan farklılıkların incelenmesi ve bu farklılıkların 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimlerine etkisinin araştırılması için verilmiş olan araştırma önergesinin lehine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, devlet ciddi bir kurumdur. Ciddi bir kurumun -seçim gibi, nüfus gibi- vatandaşlarının temel bilgilerinin kaydedildiği rakamlarının da o ciddiyet ile bağdaşır bir doğrulukta olması gerekmektedir. Şimdi, ortaya çıkan rakamları sizlerle paylaştığım takdirde, Türkiye Cumhuriyeti devletinin 2004 yılında yapmış olduğu mahallî idareler genel seçimi ile 2007 yılında yapmış olduğu milletvekili genel seçimlerinde oy kullanan seçmenlerimizin rakamsal açıdan değerlendirilmesinde arada ciddi bir rakamın fark olarak ortaya çıktığını görmekteyiz.

Gerçekten, 28 Mart 2004 tarihinde yapılan mahallî idareler seçiminde seçmen adedi 43 milyon 552 bin 931’dir. Aradan üç yıl geçtikten sonra -ki bu üç yılda Türkiye’nin nüfusu yaklaşık yüzde 4 civarında artmaktadır- bu rakamın ortalama bir 44 milyonu geçmesi, 45 milyona ulaşması gerekmektedir ancak 2007 yılı temmuz ayında yapmış olduğumuz seçimlerde her ne hikmetse bu rakam 42 milyon 799 bin 303’e düşmüştür. Arada 793.627 seçmen kayıptır. Bazı illerimizde 6 bin seçmenin oyu ile 1 milletvekilliği seçilebildiğini hesaba katar isek, 793.627 seçmenin kayıp olması, arkamızda kayıtsız şartsız milletin egemenliğinin bu Meclise ait olduğuna dair vecizedeki sıkıntıyı birlikte müşahede etmiş oluruz.

Değerli arkadaşlarım, bu kayıp bununla bitmiyor. Yüksek Seçim Kurulunun seçim öncesi yaptığı çalışmalarda sisteme aktarılan 31 milyon seçmenin yüzde 7’sinin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının tespit edilebildiğini, bunlardan 1 milyon 400 bin adedinin ise Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının tespit edilemediğini Yüksek Seçim Kurulu Başkanı açıklamıştır. Bu açıklamaya göre, 1 milyon 400 bin civarındaki seçmenin önemli bir kısmı oyunu kullanamamıştır. Bunların niçin oyunu kullanamadıklarının ve niçin kimlik numarası alamadıklarının araştırılması gerekmektedir. Yani seçmen kütükleri ile MERNİS Projesi arasındaki bu uyuşmazlık nedeninin belirlenmesi gerekmektedir ki, ortaya çıkacak olan millî irade sağlam temeller üzerine oturabilsin.

Diğer taraftan, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre, Türkiye’nin nüfusu 70 milyon 586 bin 256’dır. Bu nüfustan, nüfusun 18 yaştan üzerini hesapladığımız takdirde, 48 milyon vatandaşımızın seçmen olması gerekmektedir. Oysa Yüksek Seçim Kurulunun ilan ettiği rakama göre, 42 milyon 500 bin civarında bir seçmenimiz vardır. Aradaki 5,5 milyon seçmen kayıptır.

Değerli arkadaşlarım, bu iki -ciddi devlet anlayışı açısından değerlendirdiğimizde- kaybın araştırılmaması, ciddi devlet açısından bir ayıp teşkil etmektedir. Dolayısıyla bu ayıbın ortadan kaldırılması ve millî iradenin oluşmasında üzerinde bulunan gölgenin, lekenin ortadan kaldırılabilmesi için araştırma önergesinin lehinde oy kullanacağız.

Diğer taraftan, bundan sonraki gündemde, tabii ki, yine, seçimlerle ilgili bir kanun tasarısı vardır. Bu tasarıda, herkes Mersin’e giderken, Hükûmet, maalesef, tersine gitmeye devam etmektedir. Her zaman Avrupa Birliğini ve onun müktesebatını ön plana almış olan iktidar grubu, bu defa, her nedense, Avrupa Birliğinin yerelleşme, yerel yönetimlerle ilgili ilkeler ve hesap verebilirlik ilkesinin tam tersini gerçekleştirmek suretiyle, 831 tane beldede, yaklaşık üçte 1’inden fazlasını teşkil etmektedir, belde hükmi şahsiyeti ortadan kaldırılmaktadır. Önemli bir kısmı diğer büyük ilçelerle birleştirilmekte ve 42 tane de yeni ilçe teşkil edilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, 831 tane belediyenin hükmi şahsiyeti ortadan kaldırılırken, gerekçe olarak, tasarruf ilkesi ön plana çıkarılmaktadır. Ancak kanun tasarısının gerekçesine baktığımızda tasarrufla ilgili bir tek konu doğrudur ki, o da, seçilecek belediye başkanlarının maaşıdır. Onun dışında, belediyede çalışan geçici ve daimi personel, olduğu gibi, devletin bir başka kurumu olan özel idarelerin üzerine bindirilmektedir. Belediyelerin hak ve mükellefiyetleri, taşınır ve taşınmaz malları yine özel idarelerin üzerine bindirilmektedir. O zaman “tasarruf” dediğimiz hadisenin ne gibi bir anlamı vardır? Neyin tasarrufu yapılabilmektedir? Hiçbir tasarruf gerekçesi, bu kanunun, bu şekilde, yüce Meclisin önüne getirilmesini haklı kılmamaktadır. Aksine, beldelerin hizmetinden yararlanacak olan insanların kilometrelerce uzak özel idarelerin inisiyatifine terk edilmesi, hatta, özel idare çalışanlarının insafına terk edilmesi, hizmet sunulur iken “hesap verebilirlik” dediğimiz kavramı bire bir yaşadığımız yerel yönetimlerde ortadan kaldırmak amacını gütmektedir ve bu amacın bu şekilde tahakkuk ettirilmesi, Adalet ve Kalkınma Partisinin yeni geliştirmiş olduğu parmak demokrasisiyle mümkün olacaktır. Biz, bu parmak demokrasisinin hak ve adaleti, nefaseti ortadan kaldırmaması çerçevesi içerisinde sonuna kadar bu kanuna karşı Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak İç Tüzük’ün vermiş olduğu imkânları kullanacağız ve bu kanun tasarısının kanunlaşmaması için elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz.

Değerli arkadaşlarım, bu kanun ile sadece benim seçim bölgem olan Konya’da yüz on tane belediye hükmi şahsiyeti ortadan kaldırılmaktadır. Konya, 13 tane milletvekili vermiştir Adalet ve Kalkınma Partisine. Konyalı seçmen, 13 tane milletvekilini size armağan ederken yüz on tane belediyesinin hükmi şahsiyetinin ortadan kaldırılmasını mı istemiştir? Böyle bir taahhüdünüz mü olmuştur? O zaman, böyle bir taahhüdünüz yoksa bu iş nereden çıkmıştır? Nereden gelmektedir bu iş?

Değerli arkadaşlarım, aklıselimi ortaya koymanız gerekmektedir. Bu kanun tasarısının bir tek anlamı vardır: Nasıl devletin genel yapısını bir silkelemeyle çarnaçar bir hâle bırakıyor iseniz, yerel yönetimi de şimdi silkelemek suretiyle telafisi mümkün olmayacak bir şekilde yapıyı bozmaktasınız. Bozulan bu yapının altında kalacaksınız. Vakit erkenken aklıselime dönün ve belediyelerin -yüz yıldan fazla belde halkına hizmet etmiş olanlar da dâhil olmak üzere- kapatılmasıyla ilgili bu kanunu tekrar görüşülebilecek ve adalete, nefasete uygun hâle getirilebilecek bir şekle getirmek için bu kanun tasarısını geri çekmenizi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak talep etmekteyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz  tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bal, konuşmanızı tamamlayınız.

FARUK BAL (Devamla) – Bu kanun tasarısı geri çekilmediği takdirde yerel yönetimlerde oluşacak olan bozulma, yerel hizmetlerin sunulmasında meydana gelecek aksamalar sadece sizin halk indindeki itibarınızı sıfırın altına indirmek gibi bir sonuç doğurmayacaktır, bunun yanı sıra asayişin bozulması, kente göçün artması, beldelerdeki ekonomik sıkıntıların artması, işsizliğin artması gibi sosyal sorunların da doğumuna sebebiyet verecektir.

Bu gibi sıkıntıların altında kalmak yerine, bu sıkıntılara çözüm aramakla görevli olan yüce Meclisin ortak akılda buluşmasına imkân verin diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bal.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Demokratik Toplum Partisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş olan önerisini okutup oylarınıza sunacağım.

Buyurun:

3.- Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasında yer alan kanun tasarısının yarım kalan görüşmelerine 4/3/2008 günkü birleşimde devam edilmesine ve Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin DTP Grubu önerisi

                                                                                                                      4/3/2008

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 04.03.2008 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasi parti grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                             Selahattin Demirtaş

                                                                                                                    Diyarbakır

                                                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifi ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler Kısmının 1. Sırasında yer alan Kanun tasarısının yarım kalan görüşmelerine 04.03.2008 günkü birleşimde devam edilmesine,

Genel kurul çalışma sürelerinin 04.03.2008 günü 15:00-22:00 05.03.2008 günü 14:00-22:00 06.03.2008 günü 15:00-19:00 saatleri arasında olması önerilmiştir.

BAŞKAN – Grup önerisinin lehinde, Diyarbakır Milletvekili Sayın Demirtaş.

Buyurun efendim. (DTP sıralarından alkışlar)

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Doğrusu, bugün, alışılageldiği üzere bir Danışma Kurulu önerisiyle huzurlarınıza gelemedi grup başkan vekilleri, gruplar. (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sükûneti sağlayalım.

Buyurun.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Devamla) – Biz, ilk günden bu yana, Demokratik Toplum Partisi olarak -hatta diğer muhalefet partileri de- Hükûmetin, iktidar grubunun önceliklerini biraz dikkate alan, işte, kamuoyunun beklentisi olan, kamuoyunun acil olarak beklediği yasal değişiklikleri, Hükûmetin de bu konudaki en azından takdir hakkının bulunduğunu dikkate alan bir tarzla mümkün olduğunca desteklemeye çalıştık ve bu konuda mutabakat sağlayarak Danışma Kurulu önerisiyle siz saygıdeğer milletvekillerinin huzuruna gelme gayreti içerisinde olduk. Ancak bugün yapılan Danışma Kurulunda, maalesef ki bir mutabakat gerçekleşmediği için her grup kendi önerisiyle Genel Kurulun huzurlarına çıkmış durumda. Biz, Danışma Kurulunda AK Parti Grubunun gündeme ilişkin önerilerine desteklerimizi sunarken, öncelikle “Kamuoyunun söz konusu gündemle yakın ilişkisi, beklentisi nedir, durum acil midir, önerilen gündem genel kamu yararını gözetiyor mu, çıkarılmak istenen yasalar bunu gözetiyor mu?” bütün bunlara bakarak desteğimizi sunuyorduk. Ancak, sözlü olarak tarafımıza iletilen belediyelerle ilgili şu yasal değişikliğin bugün Danışma Kurulu önerisiyle getirilmesi kararında doğrusu mutabakat sağlanamadı. Biz de Demokratik Toplum Partisi olarak kendi grup önerimizle sizlere gündem önerisi sunmayı uygun gördük.

Değerli arkadaşlar, şimdi, Danışma Kurulunda gündem oluşturulurken, az önce de ifade ettiğim gibi, öncelikler, aciliyetler, kamuoyunun beklentisi, iktidar partisinin beklentisi, bütün bunlar değerlendiriliyordu ve buna göre belirleniyordu. Şimdi, önceki haftalarda bu kriterler çerçevesinde belirlenmiş gündemler vardı. Bunlardan, işte, seçimlerin temel hükümlerine ilişkin yasa tasarısı vardı, sağlıkta şef, şeflik ataması vesaire vardı. Bütün bunlar da tartışılırken, yine Hükûmetin bu konuda acil ihtiyacının olduğu, bu yasaların hızlı bir şekilde Genel Kuruldan çıkması gerektiği beklentisi vardı ve bizler de Danışma Kuruluna bu çerçevede destek vererek o gündemi oluşturmuştuk. Şimdi, her iki yasa tasarısı veya teklifi yarıda bırakılarak görüşmeleri tamamlanmadan, o teklifler, tasarılar bir kenara itilerek yeni bir tasarı alelacele Meclis gündemine getirilmek isteniyor. Dolayısıyla gündemin bu kadar hızlı değiştirilmesi, tasarı ve teklifler dahi sonuçlandırılmadan -ki bu tasarı ve teklifler son derece az maddelerden oluşan tasarı ve teklifler- gündemin bu kadar hızlı değiştirilmesi, doğrusu bizim Danışma Kuruluna verdiğimiz desteğin de anlamını bir derece de yitirmesine neden oluyor. Bu nedenle, değerli arkadaşlar, biz bu grup önerimizle önceki hafta görüşmeleri yarım kalan, seçimlerin temel hükümleri hakkındaki kanun tasarısının bugün mutlaka görüşülmeye devam edilmesi, yine yarım kalan diğer, sağlıkta şeflik atamaları yasasının tamamlanmadan, yeni yasaların, Danışma Kurulu önerisiyle veya grup önerisiyle Meclis gündemine alınmasının doğru olmayacağını düşünüyoruz. Bu nedenle, değerli arkadaşlar, bu grup önerimizle… (Gürültüler)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, lütfen Hatip’i dinlesinler.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, saygıdeğer arkadaşlarım; lütfen, istirham ediyorum… Arka sırada bulunan arkadaşlar, lütfen efendim… Milletvekili arkadaşlarımız tarafından ikaz alıyoruz.

Buyurun.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bu nedenle, değerli arkadaşlar, eğer bugün bahsettiğimiz ve grup önerimizde de ifade ettiğimiz kanun tasarıları ve teklifleri gündeme alınır, tamamlanırsa, bu bir iki günlük süre zarfında bunlar tamamlandıktan sonra, belki Hükûmetin, iktidar grubunun önerisi Danışma Kurulu önerisi olarak mutabakat hâlinde de Genel Kurula getirilebilir, bunun sağlanma imkânı da olabilir. Bu nedenle, muhalefetin bu konuda vermiş olduğu gündem önerileri maalesef ki kabul edilmedi. Görünen o ki, bizimki de kabul görmeyecek. En nihayetinde, iktidar grubunun sunacağı önergeyle birlikte oluşacak gündem çerçevesinde bugünkü tartışmamızı sürdüreceğiz.

Bizim, değerli arkadaşlar, bir de önergemizde Genel Kurulun çalışma saatlerinin düzenlenmesine ilişkin öneriler vardı. Takdir edersiniz ki, Genel Kurulun sabahlara kadar çalışması değerli milletvekili arkadaşlarımızın performansını düşürüyor. Çok önemli bir yasayı görüşeceğiz -belediyelerin tasfiyesi, birleştirilmesi, ilçe kurulması ile ilgili bir yasa- bitime kadar sürenin alınması, belirlenmesi sıkıntı yaratabilir. Bu nedenle görüşmelerin bugün saat 22.00’ye kadar, yarın yine 22.00’ye kadar, perşembe günü de -milletvekili arkadaşlarımızın seçim bölgesine gitme ihtimalini de düşünerek- saat 19.00’a kadar yeniden düzenlenmesinin faydalı olacağı kanaatindeyiz. Dolayısıyla, bu önergemiz, değerli arkadaşlar, hem gündemin yeniden oluşturulmasına hem de çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkindir.

Yine, gündeme alınmak istenen tasarı, değerli arkadaşlar, kamuoyunda yeterince tartışılıp olgunlaştırılmış, bu konuda yeterince görüş alınmış veya kamuoyunun bu konudaki haklı eleştirileri, kaygıları dikkate alınarak yeniden tartışılmış bir tasarı değil. Geçen hafta itibarıyla gruplara Sayın Bakan ve değerli arkadaşlarımız tarafından iletildikten sonra, çok hızlı bir şekilde komisyonda görüşülmüş, komisyonda değişiklik önergelerinin verilmesi dahi engellenmeye çalışılmış ve arkadaşlarımız, muhalefet partilerinin hiçbiri en küçük bir değişikliği dahi orada gerçekleştiremeden komisyon görüşmeleri tamamlanmış ve muhalefet partilerinin üçü de komisyon görüşmelerinden çekilmiştir. Hükûmet Partisi tek başına komisyonda çalışmayı tamamlamış ve tasarıyı bu şekilde Genel Kurula indirmiş durumda. Dolayısıyla, komisyonda bile sağlıklı tartışılmamış ve olduğu gibi geçmiş; muhalefetin görüşleri, en küçük değişiklik önergesi dahi dikkate alınmamış bir haliyle buraya gelmiş bir tasarının buradan da aynı şekilde geçeceğinden şüphe duymuyoruz. Bu da kaygı uyandırıyor bizde.

Bir diğer önemli konu değerli arkadaşlar, kanunun tekniği açısından çok önemli sıkıntılar var. Bu kadar önemli bir kanun üç madde hâlinde düzenlenmiş. Diğer geçici maddeler ve yürürlük maddesi hariç üç madde hâlinde düzenlenmiş. Bir tek maddede kırk üç ilçe kuruluyor. Yani, her ili ilgilendiren, kırk üç değişik ili ilgilendiren, şehri ilgilendiren öneriler yapılacak, değişiklikler yapılacak ve bu bir maddede görüşülecek. Hiçbir milletvekili arkadaşımız kendi seçim bölgesiyle ilgili burada Genel Kurula bilgi sunamayacak, detaylı aktarım yapamayacak, tartışamayacak ve biz orada ne olup bittiğini anlamadan dahi, belki bir kısmına olumlu görüş belirteceğimiz halde, küçük bir kısmına belki itiraz etmemiz gerektiği hâlde, maalesef ki madde tümüyle oylanacak ve çok… Yasanın bu tekniği nedeniyle, aslında her birinin ayrı maddede düzenlenmesi ihtiyacı gözetilmeden, kırk üçünün de tek maddede düzenlenmiş olması vesilesiyle değerli arkadaşlar, maalesef ki “katılımcılık ilkesi” görüşmelerde ihlal edilmiş olacak. İnanıyorum ki, milletvekillerinin tamamı, ne olup bittiğini anlamadan, oradaki sıkıntılar ne, sorunlar ne… Yani, ben Diyarbakır’ı anlatacağım, bir arkadaşım İzmir’i anlatacak, bir arkadaşım belki başka bir şehir, ama dört veya beş şehir burada ifade edilebilecek en fazla, ama kırk üç şehirde biz değişiklik yapmış olacağız. Oradaki sıkıntılar buradaki değerli arkadaşların, milletvekillerinin takdirine sunulmadan, ne olup bittiğini anlamadan maalesef ki arkadaşlarımız oylarını kullanmak zorunda kalacaklar. Bu açıdan da sakıncalıdır diye düşünüyoruz. Bu nedenle, değerli arkadaşlar, eğer gündeme ilişkin önerimiz kabul görürse, en azından bir haftalık bir zaman daha kazanmış olacak Genel Kurul. Milletvekilleri bu süre zarfında, süreden yararlanarak belki tasarıyı yeniden detaylı inceleme şansına sahip olacak. Herkes kendi seçim bölgesi dışında diğer seçim bölgelerinde oluşacak değişiklikleri de dikkate alacak şekilde bir görüş oluşturacak ve bununla birlikte Genel Kurula geldiğinde daha sağlıklı bir karar vermiş olacak.

Adrese dayalı nüfus sisteminin sıkıntılarıyla ilgili değerli arkadaşlarımız görüşlerini belirttiler, tümüyle katılıyoruz. Son derece sağlıksız bir çalışma sonucunda oluşmuş bir veri tabanı üzerine yeni bir idari yapılanma, yeni bir idari sistem oluşturuluyor. Dolayısıyla sağlıksız taban üzerine oluşturulacak idari sistem de sonucu itibarıyla, hani düz mantık yürütmek istemiyorum ama, çok sağlıksız sonuçlar doğuracaktır.

Evet, değerli arkadaşlar, bu belirttiğim gerekçe ve kaygılarla, sizlerin de bu kaygılarımızı paylaşarak grup önerimiz hakkında olumlu oy kullanacağınıza olan inancımla hepinizi en içten duygularımla sevgiyle, saygıyla selamlıyor, teşekkürlerimi sunuyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Grup önerisinin aleyhinde Eskişehir Milletvekili Sayın Tayfun İçli.

Buyurun Sayın İçli.

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Demokratik Toplum Partisi grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Hepinizin bildiği gibi, Demokratik Sol Partinin grubu yok. Bizim de Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usulleri hakkında, gündem belirleme hakkında ne yazık ki bir grup önerisi sunma hakkımız da yok.

Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar, Demokratik Toplum Partisi, AKP ile birlikte, AKP’nin getirdiği hemen hemen bütün önerilere destek veriyordu. Biraz evvel, Sayın Grup Başkan Vekili neden bu konuda ayrı düştüklerini sizlere ifade etti.

Değerli arkadaşlarım, İç Tüzük’ün bana verdiği yetkiye dayanarak da aslında, AKP’nin grup önerisinin ne kadar sağlıksız olduğunu sizlere gerekçeleriyle ifade etmek istiyorum: Grup önerileri ve Danışma Kurulu kararları, aslında, Parlamento hukukunda bir istisnadır, çok acil durumlar için işleme konulan bir usuldür ama 23’üncü Dönem Parlamento çalışmaya başladığından bu yana, hemen hemen her hafta, ya AKP diğer gruplarla uzlaşarak bir Danışma Kurulu önerisi olarak gündemi belirledi ya da uzlaşamadığı zamanlarda AKP grup önerisi olarak Parlamentonun çalışma takvimini, çalışma usullerini belirledi.

Değerli arkadaşlarım, bu, aslında, AKP’nin ne kadar plansız olduğunu, ne kadar programsız olduğunu, aslında icraatının hiçbir plan ve programa dayalı olmadığını kanıtlayan çok somut bir göstergedir. AKP yeni kurulmuş bir parti değil, AKP’nin 60’ıncı Hükûmeti yeni bir hükûmet değil. Hepinizin bildiği gibi, 58’inci, 59’uncu ve 60’ıncı Hükûmet Programlarını burada okuyan ve yol haritasını, hatta seçimden önce seçim bildirgeleriyle Türk halkına, neleri yapacağını, nelerin acil olduğunu, Acil Eylem Planlarını ortaya koyan ve Hükûmet Programı’yla da halka, ulusa, neleri öncelikli olarak yerine getireceğine söz veren bir partidir. Anlaşılan o ki, 22 Temmuz seçimlerinden sonra her hafta yapılanla, aslında AKP’nin halkı aldattığı, hiçbir programının olmadığı, hiçbir önceliğinin olmadığı, akşam düşünüp sabah birtakım kararlar verdiğini net olarak görüyoruz. Şimdi, AKP, grup önerisinde, 117’nci sıradaki belediyelerle ilgili bir yasanın öncelikle ele alınmasını istiyor ve 111’inci sıradaki yine kanun teklifinin hemen bu kanun tasarısından sonra gündeme alınmasını istiyor.

Değerli arkadaşlarım, AKP ne yaptığını bilmiyor; bütün samimiyetimle söylüyorum ve AKP’yi burada yüce Türk ulusuna da şikâyet ediyorum. Bu bir iddia diyebilirsiniz. Aslında AKP ne yaptığını da biliyor tersinden bakarsanız. AKP’nin bugüne kadar izlediği tüm politika, ülkede bir çatışma ve gerginlik politikası yaratmak suretiyle, bir kriz politikası yaratmak suretiyle, yapamadıklarını ya da kötü yaptıklarını gündem değiştirmek suretiyle halkın gözünden saklamaya çalışıyor. Altını çizerek söylüyorum: Aslında ne yaptığını çok iyi biliyor. Türkiye’nin gündeminde hiçbir şey yokken türban meselesini ortaya attı, Türkiye türbanı tartıştı. Vakıflar Yasası -Türkiye’nin hiç, öncelikli meselesi Vakıflar Yasası değil- bakıyoruz Avrupa Birliğinden belirli diğer yasaları -Türk Ceza Kanunu 301’de gelecek, bakın iddia ediyorum, çok yakın zamanda getirecek AKP- Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği istedi diye Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne getiriyor. Acıdır ki, biz muhalefet olarak bilmiyoruz, halk olarak bilmiyoruz ama AKP sıralarında oturan çok değerli AKP’li milletvekili arkadaşlarımız dahi yol haritasının ne olduğunu, yarın bir gün genel merkezlerinin, önlerine ne gibi bir kanun tasarısın veyahut teklifini koyacağını da bilmiyor. Bilmediği için de hazırlıklı değil. Önlerindeki belgeleri bilmiyorlar, kanun tasarı ve teklifinin ne getirdiğini bilmiyorlar.

RECEP KORAL (İstanbul) – Çok yakışıksız o ifadeler, iade ediyorum.

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Bunlar hiç, hiç… Saygıdeğer milletvekilim, dinleyin.

RECEP KORAL (İstanbul) – Dünyadan haberiniz yok.

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Bakın… Burada, burada… Dost acı söyler, biz bu Parlamentoda bu ülkenin çıkarları için kanun çıkartmaya çalışıyoruz, birilerinin keyfi için değil; onun için sabırlı olun. Siz, burada, bakın… Bizim grubumuz yok öyle yirmişer dakikalar filan konuşmuyoruz. Bakın, bakın…

RECEP KORAL (İstanbul) – Ne dediğini bilmiyorsun.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri müdahale etmeyelim lütfen.

Buyurun Sayın İçli.

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Lütfen…Şimdi, alt kimlik üst kimlik…

RECEP KORAL (İstanbul) – Sayın Başkan, hitaba bakın.

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Değerli arkadaşım, ben ne konuştuğumu biliyorum siz ağzınızdan çıkanı duyun, ona göre bana sataşmaktan vazgeçin.

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen hatibe müdahale etmeyelim.

Buyurun.

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Şimdi, bakın, kendi itirafınız var. Ben kanundan bir şey… Ülkeyi ne hâle getirdiğiniz kendi kanununuzun, bakın Hükûmet gerekçesinde: “Nitekim 2007 yılında yapılan adrese dayalı nüfus sayımında bazı belediyelerimizin nüfusu dramatik şekilde düşmüştür.” Bunu ben mi düşürdüm? 2002’den 2008’e kadar iktidarda olan siz değil misiniz? Köylerden göçü zorlayan, köylüyü açlığa mahkûm eden -gübre fiyatlarını, işte, almış gitmiş- siz değil misiniz? Kendi itirafınız... Bu köylerin, beldelerin, belediyelerin nüfusunun 2 binin altına düşmesine sebep muhalefet mi, iktidar mı? Kendi itirafınız…

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) – Sizin zamanınızda…

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – 2002, 2002 Sayın Milletvekili. Açın, kanun… Bakın, tekrar okuyayım, dinlemediniz: “Dramatik şekilde düşmüştür.” diyorsunuz. Sizin meseleniz… (AK Parti sıralarından gürültüler) Geç… Tarım bitti. Köyde oturacak vatandaş bulamayacaksınız. Bakın, belediyeleri köy yapıyorsunuz, köyde oturacak vatandaş yok.

MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu) – Belediye olunca çiftçilik yapmayacak mı?

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Gübre fiyatlarından haberiniz var mı? Buğday fiyatlarının ne olduğundan haberiniz var mı sayın milletvekili? Yaa… İşte, bizi dinleyen vatandaşlarımız bunları biliyor. Geçin...

Enflasyon… Dün açıklandı. Ne oldu? Ekonomik kriz… Bankaların yüzde 50’sinden fazlasını yabancılara ben mi sattım? Borsaların yüzde 70’inden fazlasını yabancıların eline ben mi sattım? Kaç yıldır iktidardasınız? 2002-2008, altı yıl. Geç… İşsizlik…

TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) – Düşüyor…

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) –  Her gün vatandaş, ana-baba “Sayın Milletvekilim, bana iş bul.” diye geliyor. Üniversite mezunu, üniversite… 

Biraz evvel Sayın Bakanım, bir arkadaşımızın üniversite kurulmasıyla ilgili “Her ile üniversite açacağız.” dediniz. Açın… Üniversite mezunu gençlerimize iş bulamadıktan sonra hükûmet olmanın ne anlamı var? Üniversite mezunu işsizler… (AK Parti sıralarından gürültüler) Sabır göstereceksiniz, siz iktidarsınız. Ben sizi eleştiriyorum, iyisini yapın. İyisini yaptığınız zaman ülke kazanacak, ülke.

MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu) – Enflasyon düşerken “düştü” demiyordunuz.

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Bakın, bu yasada bir şey, düzenleme yaptığınızı söylüyorsunuz. Borcu nereye atıyorsunuz? Sildiniz mi borcu? Nereye gitti bu belediyelerin borcu? Öbür tarafa, yine devlete. Kadrolarını nereye attırıyorsunuz? İl özel idaresine. Peki, ne yapıyorsunuz, ne yaptığınızın farkında mısınız? Toplumu yine geriyorsunuz. Ne kadar belediye? 863. Oranı, seçmeni var. Şimdi onları geriyor musunuz, germiyor musunuz? Onları ne olduk, bize bunlar geldi de, biz ne kötülük ettik de bu AKP İktidarı, bizi, belediyemizi alıyor köy yapıyor… Hatta köyde oturacak iş yaratmamışsınız, yatırım yok. Bir tane yatırımla ilgili, bu ülkenin gerçek gündemiyle ilgili ne zaman bir grup önerisi getirdiniz Allah için söyleyin? Şu 22 Temmuzdan bugüne kadar, halkın cebine para koyan, işsizliği ortadan kaldıran, ekonomik krizi çözen ne gibi bir öneri getirdiniz de biz muhalefet olarak sizin bu talebinize hayır dedik? Getiremediniz.

Sizin yaptığınız, bir tabirle, illüzyon, sihirbazlık yapmaya çalışıyorsunuz. Halkın gözünü kabadayılıkla, bağırmakla çağırmakla korkutacağınızı sanarak ve kriz politikası yaparak gerçekleri gizleyeceğinizi zannediyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, Hükûmet aldanıyor. Bir söz vardır, yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Neyi, ne kadar saklamaya çalışırsanız saklayın gerçeği saklayamayacaksınız diyorum ve DTP’nin aslında vermiş bulunduğu bu grup önerisinden dolayı bana da bir konuşma fırsatı sağladı çünkü İç Tüzük… Hatırlarsınız, birkaç ay önce burada beş dakika konuşabilmek için nasıl bir mücadele verdiğimi de hepiniz biliyorsunuz.

Teşekkür ediyorum, sözlerime son veriyorum. (DSP sıralarından alkışlar)

MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu) - Kendi adınızla niye girmediniz seçime?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İçli.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Sayın Başkanım, kısa bir açıklama yapma ihtiyacımız var çünkü DTP olarak AKP’nin getirdiği her şeyi destekledik, diye bir söz sarf ettiğimi ifade etti kendileri. Lütfen, birkaç dakikada, hemen, kısaca bir açıklama…

BAŞKAN – Buyurun.

Sayın Demirtaş, iki dakika içinde konuşmanızı tamamlayınız.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın, Eskişehir Milletvekili H. Tayfun İçli’nin konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, az önceki hatip arkadaşımız konuşmasına başlarken, DTP olarak biz bugüne kadar AKP’nin getirdiği her şeyi destekledik ama işte bugünkü Danışma Kurulunu desteklemedik gibi bir cümlesinden yanlış anlamlar çıkabilir.

Bizim burada ifade ettiğimiz, biz, Danışma Kurulunda, DTP olarak diğer muhalefet partileriyle birlikte mümkün olduğunca mutabakat sağlamaya çalıştık. Mümkün olduğunca Danışma Kurulu kararı hâlinde Genel Kurula bir gündem önerisi getirmeye çalıştık. Yoksa “Biz AKP’nin bugüne kadar yaptığı her şeyi veya Genel Kurula getirdiği her şeyi destekledik veya böylesi bir tavır içerisinde olduk” şeklinde gibi bir cümle kullanmadığım gibi bu anlama gelebilecek herhangi bir ifadede de bulunmadım. Dolayısıyla değerli arkadaşımızın ifade etmeye çalıştığı, belki kastı aşan, niyeti bu olmasa dahi tutanaklara bu şekilde geçen cümlenin düzeltilmesi açısından İç Tüzük’ün 69’uncu maddesi gereğince grubumuz adına bir düzeltme hakkını kullandım.

Tutanakların bu şekilde düzeltilmesi grubumuz açısından sağlıklı olacaktır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Demirtaş.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasında yer alan kanun tasarısının yarım kalan görüşmelerine 4/3/2008 günkü birleşimde devam edilmesine ve Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin DTP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN - Demokratik Toplum Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

Buyurun efendim:

4.- Gündemdeki sıralama ve çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi ile Genel Kurulun 4/3/2008 Salı günkü birleşiminde sözlü sorular ve diğer denetim konularının görüşülmeyerek kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; 5/3/2008 Çarşamba günkü birleşiminde de sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 4/3/2008 Salı günkü (Bugün) toplantısında oy birliği sağlanamadığından, TBMM İç Tüzüğünün 19’uncu maddesi gereğince, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                                Nurettin Canikli

                                                                                                                      Giresun

                                                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gelen Kâğıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısının, 48 saat geçmeden Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 3’üncü sırasına, Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 53’üncü sırasında yer alan 111 sıra sayılı Kanun Teklifinin bu kısmın 4’üncü sıralarına alınması ve diğer kanun tasarı ve tekliflerinin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun 4 Mart 2008 Salı günkü birleşiminde sözlü sorular ve diğer denetim konularının görüşülmeyerek Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesi, 5 Mart 2008 Çarşamba günkü birleşiminde de sözlü soruların görüşülmemesi,

Genel Kurulun 4/3/208 Salı günkü (bugün) birleşiminde 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı, 5/3/2008 Çarşamba günkü birleşiminde 72 sıra sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 6/3/2008 Perşembe günkü birleşiminde ise saat 14.00’te toplanarak 111 sıra sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi,

Önerilmiştir.

BAŞKAN – AK Parti Grup önerisinin lehinde Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili; Recai Birgün, İzmir Milletvekili; aleyhinde Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili; Hakkı Suha Okay, Ankara Milletvekili.

Lehinde Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili.

Sayın Canikli, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum. AK Parti Grubunun grup önerisinin lehinde söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün ve müteakip çarşamba ve perşembe günü Meclisimizin çalışma programının dizayn edilmesiyle ilgili diğer parti gruplarıyla bir mutabakata varamadık. Grup temsilcisi arkadaşlarımızla görüşmeler yaptık. Biz, bu hafta öncelikle, önemli olduğunu düşündüğümüz, acil olduğuna inandığımız ve bir an önce gecikmeden, sürüncemede kalmadan ve birileri tarafından kamuoyunun çok daha fazla yanlış yönlendirilmesine fırsat vermeden belediyelerle ilgili kanun tasarısının Genel Kurulda bu hafta görüşülmesini ve sonuçlandırılmasını düşünüyoruz. Bunun doğru olduğuna inanıyoruz.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Bir de 28 Mart gelmeden tabii!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Tabii, biraz sonra grup önerimiz kabul edildiği takdirde bu tasarıyla ilgili görüşmeleri yapacağız. Arkadaşlarımız da, elbette ki muhalefet de kendi kanaatini, görüşünü ortaya koyacak; bütün bunları enine boyuna tartışacağız.

Tabii, benim öncelikle sizlerle paylaşmam gereken birkaç husus var, onları arz etmek istiyorum. Biz, bir mutabakat sağlanması hâlinde, muhalefete, bugün 19.00’a kadar Meclisin denetim görevini yapmasını önerdik yani sözlü sorulardan sonra yine muhalefetimizin önereceği araştırma önergelerinin görüşülmesinin mümkün olduğunu ifade ettik. Ama akabinde, doğal olarak Hükûmetimizin de kendi açısından öncelikleri var ve yasalaşmasını istediği önemli bir düzenleme var, akabinde bunun görüşülmesi halinde eğer böyle bir irade ortaya çıkarsa muhalefet tarafından, muhalefete mensup partilerimizin grupları tarafından, saat 19.00’a kadar bu denetim konularını görüşürüz, 19.00’dan sonra da bitime kadar, şu anda aktarmaya çalıştığım belediyelerle ilgili kanun tasarısının görüşmelerini yapmış oluruz. Böylelikle hem muhalefetin bu konudaki talebi yerine gelmiş olur hem de Hükûmetimizin görüşülmesini talep ettiği ve önemli gördüğü bu tasarı Meclis gündemine gelir ve görüşülmüş olurdu. Ancak muhalefete mensup arkadaşlarımız, özellikle bu belediyelerle ilgili kanun tasarısının Meclisin gündemine gelmemesini talep ettiler. Tabii, saygıyla karşılıyoruz elbette böyle düşüncelerini, hiç kimseye herhangi bir şey söyleme imkânımız yok ama doğal olarak da Meclisin çalışma biçiminin bu şekilde yönlendirilmesi ya da reddedilmesinin de açıkçası çok uygun olmadığını düşünüyoruz.

Burada biz, hem muhalefetin bu önerisinin kabul edilmesi ama diğer taraftan da Hükûmetimizin bu kanunun görüşülmesi talebinin uygun görülmesini veya bu konuda bir mutabakata varılmasının açıkçası makul, uygun olduğunu düşünmüştük. Ama biraz önce söylediğim gibi, muhalefete mensup arkadaşlarımız bunu kabul etmediler.

Aslında biz sonuna kadar zorluyoruz yani bir mutabakat sağlansın ve Meclis çalışmaları, Meclisin gündemi bu şekilde oluşsun, diğer parti gruplarımızın da katılım ve iştirakleri çerçevesinde oluşsun. Buna arkadaşlarımız da şahit. Samimiyetle zorluyoruz. Elbette diğer partilerimiz de -bunu çoğu zaman, bugüne kadar Danışma Kurulu kararı olarak getirdik- bu mutabakatın sağlanması noktasında ellerinden geleni yapıyorlar. Ancak bugün bu olmadı. Her zaman olmayabilir, bunu da doğal karşılamak gerekir.

Biz bir şey daha yaptık: Yani aslında çok açık olmayan bir konu. Bugün dört tane grup önerisi getirildi. Biraz önce üç tanesini oyladık ve Meclis Genel Kurulu reddetti. Tabii, hangisinin öncelik alacağı konusunda da aslında çok netlik yok, en azından bir tartışma var. Ama biz, o konuda da önce muhalefetimizin grup önerileri okunsun, onlar kanaatlerini ortaya koysunlar, en son AK Parti Grubunun önerisi gelsin, dedik çünkü AK Parti Grubunun önerisi ilk olarak gelirse ve oylanıp kabul edildiği takdirde diğer önerilerin, muhalefete mensup grup önerilerinin kabul edilmesi, görüşülmesi mümkün değildi. Ama biz, özellikle muhalefetimiz önerilerini Meclise sunsun, arkadaşlarımızla kanaatlerini paylaşsın ve konuşsun gerekçesiyle, düşüncesiyle diğer muhalefete mensup gruplarımızın önerilerinin öne alınmasını kabul ettik. Bunu da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Şunu söylemek istiyorum: Yani bizim, kesinlikle, bu konuda AK Parti Grubu olarak muhalefetin az konuşması ya da konuşmaması ya da işte onların yönlendirilmesi gibi en ufak bir düşüncemiz, kanaatimiz veya adımımız, tavrımız olamaz. Özellikle dikkat ediyoruz, muhalefetin bu hassasiyetine saygı da duyuyoruz ancak elbette ki Meclisin de çalışması gerekiyor ve Hükûmetimizin yarın hesap vermeden önce, aktif bir şekilde, milletimizin beklediği icraatları ve bunlarla bağlantılı yasal düzenlemeler varsa bunları tamamlaması gerekiyor. Bu da son derece doğal. Dolayısıyla, muhalefetin bu talepleri ve bu istekleri ne kadar doğalsa, en az onların bu düşünceleri kadar, Hükûmetimizin de, Grubumuzun da Meclisi çalıştırma ve milletin verdiği desteği hizmete dönüştürme arzusunun, düşüncelerinin buraya yansıtılmasını istemesi son derece doğaldır. Olayın bu şekilde değerlendirilmesi gerekir.

Biz önerimizle bugün –tabii, biraz da zaman da kaybettik bu tartışmalar nedeniyle, zaman da geçti dolayısıyla- denetim yapılmaması ve sadece, şu anda tartışmalarına kısmen de başladığımız 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin yapılmasının uygun olduğunu düşünüyoruz AK Parti Grubu olarak ve bunun da bitimine kadar olmasını arzu ediyoruz. Ancak o şekilde tamamlanabilir. Çünkü muhalefet, “engelleme” demeyelim ama sonuna kadar bütün kanaatlerini, düşüncelerini ve bütün imkânlarını kullanacak, öyle anlaşılıyor. Dolayısıyla, ancak biz belki sabaha kadar çalışmak durumunda kalacağız. Bir an önce bunun, bu gereksiz veya yanlış tartışmaların, yanlış yönlendirmelerin de ortadan kalkması için bu tasarının bir an önce kanunlaşmasını istiyoruz, kanunlaşmasının uygun olduğunu düşünüyoruz.

Elbette kanunla ilgili çok şey söylenir, söylenecek de ancak ben onlara girmeyeceğim. Yalnız biraz önce bir sayın konuşmacının burada ifade ettiği birkaç cümleyle ilgili kanaatlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Tabii, işsizlikten, bu oranlardan bahsedildi, işsizlik oranlarından bahsedildi. Bir de köyden kente göçün devam ettiği, köydeki nüfusun azaldığı gerekçesiyle grubumuzu ve partimizi hedef alan ifadeler kullanıldı. Tabii, burada çok mantıksal bir eksiklik ve yanlışlık var bu konuşmada. Çünkü muasır medeniyet seviyesinin önemli göstergelerinden bir tanesi de kentleşme oranıdır. Yani kırsal kesimde yaşayan insanların oranı-kentlerde yaşayan insanların oranı. Muasır medeniyet seviyesine ulaşmış olarak kabul ettiğimiz OECD ülkelerinin oranlarına baktığımızda bu oran yüzde 4 ile 14 arasındadır; en az yüzde 4, en fazla yüzde 14 civarındadır. 2002 yılında bu oran yüzde 35 seviyesindeydi Türkiye’de. Yani kırsal kesimde, köylerimizde yaşayan nüfusun toplam nüfusa oranı yaklaşık yüzde 35 civarındaydı ve aynı paralelde de istihdam içindeki payı da yaklaşık olarak bu seviyelerdeydi ve şu anda hızlı bir şekilde AK Parti döneminde azalıyor. Azalması da gerekiyor. Önemli ölçülerden bir tanesi budur.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Üretimin düşmesi pahasına değil.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Şimdi bakın, tabii, çok ayrıntılarına girmeyeceğim; konumuz da bu değil ama konuşulduğu için söylüyorum.

Şimdi, tabii, bunun için, kentlerde, köylerdeki gizli işsizlerin, istihdam içinde gözüken, yani tarımsal nüfusun tarımsal istihdamın içinde gözüken, çalışıyor gözüken, esasında çalışmayan ve ekonomide “gizli işsiz” olarak tanımladığımız bu insanların köyden şehre geçebilmesi için şehirde, kentte iş imkânlarının ortaya çıkması gerekiyor. İşte 2002 ile 2007 yılları arasında bu iş imkânları ortaya çıktığı için…

HİKMET ERENKAYA (Kocaeli) – Yapma ya! Yapma ya!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …bakın, tarımda beş yılda 2 milyon 400 bin kişi, tarımda çalışıyor gözüken 2 milyon 400 bin kişi kopmuş gelmiş bu tarım istihdamından kent istihdamına aktarılmış ve bunların büyük çoğunluğu da iş bulmuş. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Tarımsal üretim ne oldu, tarımsal üretim?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Arkadaşlar, rakamları söylüyorum ben size. Bundan rahatsız olmayın.

İşin bir başka garip tarafı ne biliyor musunuz: Bunu söyleyen arkadaşımızın partisi iktidar olduğunda işsizlik oranı yüzde 7’ydi. Yüzde 7 olarak devraldıkları işsizlik oranını yüzde 10,3 olarak devrettiler ve bizim 2,4 milyon gizli işsize iş bulma rakamlarımızı da dâhil etmemize rağmen 10,3’ün halen altındadır. Eğer bunu hesap ederseniz, bu rakamları dikkate alırsanız, işsizlik oranı -yani tarımdaki istihdam kapasitesi hiç değişmemiş olarak kabul etseniz, yani 2002’deki 7,6 milyon istihdam kapasitesini aynen kabul edin, hiç değişmemiş kabul edin- bugün yüzde 4’ün altına düşmüş olacaktı değerli arkadaşlarım.

RECAİ BİRGÜN (İzmir) – Rakamlar öyle söylemiyor.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bunu kiminle konuşursanız konuşun, rakamlar böyle söylüyor.

Dolayısıyla, buraya gelip konuşurken, lütfen, gerçekçi olmak lazım. Elbette eleştiriye bir şey demiyoruz, bu son derece doğal ama hamaset nutukları atılmaması gerekir.

Yani insanlar bu rakamları söylerken, işte, tarımda yatırım yapmıyorsunuz, şunu yapıyorsunuz, bunu yapıyorsunuz… Tarım rakamları da var. Ama hiç kimse, muasır medeniyet seviyesine erişme hedefi olan bu milletin insanlarını köye hapsetmeye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Belediye kapatarak olmaz beyefendi. İşsizlik var, yoksulluk var.

BAŞKAN – Sayın Canikli, konuşmanızı tamamlayınız efendim.

Buyurun.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – … köyde gizli işsiz olarak yaşamaya mahkûm edemez.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Varoşlar aç, varoşlar da işsiz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Buna hiç kimsenin hakkı yoktur ve bütün arkadaşlarımızın da konuşurken bu gerçekleri her zaman göz önünde bulundurmaları gerekir.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Komisyondan niye kaçırdınız?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, grup önerisinin lehinde söz aldım ve AK Parti Grubu olarak lehinde oy kullanacağımızı belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Komisyonda niye tartıştırmadınız yasayı?

BAŞKAN – Grup önerisinin aleyhinde, Mersin Milletvekili Sayın Mehmet Şandır.

Sayın Şandır, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun verdiği Danışma Kurulu, grup önerisi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, gerçekten, üzerine titrememiz gereken, önem vermemiz gereken ortak çalışma şartlarını zorluyoruz. Bunun ülkemize, milletimize, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve gruplarımıza faydası olmayacağı kanaatindeyim. Bugün ilk defa, 23’üncü Dönemde, dört parti grubu ayrı ayrı Danışma Kurulu, grup önerisi getirdi. Bu, ilk defa oluyor. Böylelikle, biz bir ortak mutabakat oluşturmak, ortak zemin oluşturmak, gündemi birlikte tespit etmek gibi bir zorunluluktan bugün ilk defa bu çapta bir sapma yaşıyoruz. Bunu yasama kalitesi açısından, Meclisin çalışmaları açısından çok sıkıntılı bir gelişme olarak görüyorum ve Türkiye Büyük Millet Meclisini çalıştırmak sorumlusu olan iktidar partisi grubunun yöneticilerinin dikkatine sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, demin bir arkadaşımız “Devlet ciddi bir kurumdur.” demişti. Ben inanıyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi de çok çok ciddi bir kurumdur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu millet adına milletin geleceğini belirleyen kanunları burada, birlikte görüşüp bir hukuki statü oluşturuyor, buna göre devlet yönetimi şekilleniyor.

Şimdi siz, ikide birde Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usulleriyle oynarsanız, İç Tüzük’ün mutabakat oluşturulan hükümlerinde değişiklik yapmaya kalkarsanız bunun bir faydası yok, milletin kafasını karıştırırsınız; birbirimize olan güveni, saygıyı kaybederiz. Salı günü denetim günü olacaktı. Böyle kararlaştırmıştık, bu noktada mutabakat sağlamıştık. Salı gününde denetimin kısıtlanmasını, çok özel hâller dışında bir genel kabul, kural hâline getirmiştik, İç Tüzük’ümüz de böyle hükmetmektedir. Şimdi, her fırsatta, iktidar grubu sayısal çoğunluğunun da gücünü kullanarak oluşturulan mutabakatları bu şekilde bozmayı usul hâline getirirse güven, güvene dayalı saygı ve ortak çalışma zemininin, işte, verimli, olumlu havasını dinamitlemiş oluruz. Öncelikle bunu tenkit ediyorum.

Bir başka husus: Tabii, bu grup önerisi konusunda Sayın AKP Grubunun Sözcüsünün ifade ettiği nezaket, eyvallah! Ama bir de onu yapsaydınız! Yani diğer grupların önerilerini, imkânınız vardı… Anlaşılıyor ki bu gelişme oraya kadar sizi götürecek. Sizi, kendi kendinizi bir otokontrole davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşülmesini istediğiniz gündem değişikliği, gerçekten sosyal yönleri ve sonuçları itibarıyla çok önemli bir konu. Mahallî idareler yapısını çok derinden sorgulayan, sonuçları itibarıyla uzun müddet tartışılacak bir kanun tasarısını Meclisimizin gündemine getiriyorsunuz. Getirebilirsiniz, iktidarsınız, bu ülkeyi Türk milleti adına yönetme sorumluluğu size tevdi edilmiştir, gerekli görüyor olabilirsiniz ve bunu getirirsiniz. Ama insaf ediniz, bunu önce toplumla paylaşmanız lazım, sonra bu Meclisle paylaşmanız lazım. Şimdi, Türkiye yerel yönetiminin üçte 1’ini çok doğrudan ilgilendiren, çok köklü bir değişikliği komisyonda bir gün tartışarak, hem de hiçbir sağlıklı zemini hazırlanmadan…

HİKMET ERENKAYA (Kocaeli) – On beş dakika…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – On beş dakika veya neyse işte… Ama yeterince tartışıldığını söyleyebilmek mümkün değil. Bu kanun tasarısı, burada bulunan her milletvekilini doğrudan, bizatihi ilgilendirmektedir; 1.200’e yakın belediyeyi ilgilendirmekte, kapatılan belediyeler açısından yapılan hesaba göre 4 milyon insanı ilgilendirmektedir; zannediyorum, toplumun yarıya yakınını ilgilendiren bir değişiklik yapıyorsunuz. Bu değişiklikle Türk mahallî idaresini yeniden yapılandırıyorsunuz. Bunu yeterince tartışmadığınız, öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisinde gruplarla paylaşmadığınız için, bunun yanlış olduğunu, yanlışın faturasının çok ağır olacağını kendi ifadelerinizle size hatırlatmak istiyorum. Bu bir risktir diyorsunuz, acil ve önemlidir diye tanımlıyorsunuz, “Siyasi risk olacaktır.” diyorsunuz ama bu riskin paylaşılmasını talep eden Türkiye Büyük Millet Meclisinin grubu bulunan partilerinin teklifini ciddiye almıyorsunuz.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak daha önce verdiğimiz araştırma önergesine, araştırma komisyonu kurulsun, belediyelerimizle ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi açısından bir komisyon kurulsun önerimizi maalesef geçen hafta reddettiniz. Hâlbuki, bugün, işte, kanunu yeterince görüşülmeden, yeterince paylaşılmadan Türkiye Büyük Millet Meclisine getiriyorsunuz, grup önerisiyle de bir anlamda -bağışlayın- dayatıyorsunuz ki görüşelim ve sabaha kadar görüşelim, bitinceye kadar. Böyle bir hak yok sayın milletvekilleri.

Değerli milletvekilleri, getirdiğiniz değişikliğin veya görüşülmesini istediğiniz, dikte ettirdiğiniz kanun tasarısının kapsamını zannediyorum ki biliyorsunuz, bilmeniz gerekir çünkü bugün bir sayın sözcünün de ifade ettiğine göre -ki ben de biliyorum- belediye başkanlarını, bu konuda şikâyeti olan, sızlanması olan belediye başkanlarını kabul etmediğiniz söyleniyor.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Doğru.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Kapatılması düşünülen veya işte birleştirilmesiyle, ayrılmasıyla statüsü değişen belediye başkanlarının görüşme taleplerini kabul etmediğiniz söyleniyor.

Ee, şimdi sekiz yüz altmış üç belediyeyi kapatıyorsunuz. Şimdi, Kayseri milletvekillerine: Erkilet Belediyesini niye kapatıyorsunuz arkadaşlar? Yani hangi kritere dayalı olarak, hangi haklı gerekçeye dayalı olarak Göreme Belediyesini niye kapatıyorsunuz? Öyle kapattığınız belediyeler veya birleştirmelerle statüsünü değiştirdiğiniz öyle belediyeler var ki bu insanları resmen cezalandırıyorsunuz. Buna hakkınız var mı? Bakınız, çok önem verdiğiniz Avrupa Birliğinin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na dayalı olarak yapacağınız değişiklikleri kamuoyuna sormak gibi bir sorumluluğu kabul ettiniz, böyle bir sorumluluğunuz var. Kapatacağınız belediyelerin halkına sordunuz mu: “Sizi kapatıyoruz.” veya “Sizi buradan alıyoruz, buraya bağlıyoruz.” Böyle bir şey yaptınız mı?

Sayın milletvekilleri, hitabım sizedir, Hükûmetinizin öncelikleri sizin takdirinizdedir, siz kararlaştıracaksınız ama yarın vatandaş da size soracak yani “Arkadaş, benim 1912 yılında kurulan Erkilet Belediyemi niye kapattınız?” diye sormayacak mı vatandaş? Hangi gerekçeyle izah edeceksiniz?

Değerli arkadaşlar, eğer bu kanun çok acil ve çok önemliyse Türkiye’yi beş yıldan bu yana yönettiğinizi unutuyor musunuz? Bu kadar acil ve önemliydi de bugüne kadar niye gündeme almadınız? Niye yeterince tartıştırmadınız? Niye vatandaşla paylaşmadınız? Bu belediye başkanlarını vatandaşlar seçti, bu belediyeleri vatandaşlar oylarıyla kabul ettiler, kurumsallaştırdılar, azından çoğundan hizmet ürettiler. Siz, hangi hakla burada parmak kaldırıp indirerek insanların iradesine, geleceğine hükmediyorsunuz, onların kazanılmış haklarını gasbediyorsunuz? Bu doğru mu, bu akıllıca mı, bu siyaseten akıllıca mı?

Değerli dostlar “Başbakanımız böyle istiyor, biz AKP Grubu olarak bu isteğin arkasında duracağız.” demenizin, vatandaş nezdinde, insanımız nezdinde hiçbir geçerliliği yoktur. Onun için, düzenlediğiniz bu Danışma Kurulu, grup önerisinin size hayır getirmeyeceğini düşünüyorum, ülkemize hayır getirmeyeceğini düşünüyorum. 1.200’e yakın belediyenin statüsüyle oynamanın ülkemize bir hayır getirmeyeceğini düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şandır, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Bakın, millet size bir güç verdi, bu gücün istikrarıyla ülkeyi yönetiyorsunuz. Milletin verdiği bu güçle milletin düzenini bozmaya hakkınız yok. Bunu durun, düşünün. (MHP sıralarından alkışlar) Milletin verdiği güçle devletin düzenini bozmaya hakkınız yok. Bu doğru olmuyor. Doğru olmadığına siz değerli milletvekillerinin de inandığını biliyorum. Birçok milletvekili, AKP milletvekili, bu noktada yapılanın çok ciddi bir risk olduğunu, yanlış olduğunu, eksik olduğunu biliyor, konuşuyor; ama grup disiplini, grup kararıyla, yapılan yanlışa ortak olmak durumunda kalıyor.

Sizleri tekrar düşünmeye davet ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şandır.

Grup önerisinin lehinde, İzmir Milletvekili Sayın Recai Birgün.

Sayın Birgün, buyurun.

NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Recai Bey, lehinde konuş.

RECAİ BİRGÜN (İzmir) – Efendim, AKP Grubunun önerisinin lehinde, evet. Gelirken herkes ikaz ediyor “Lehinde mi konuşacaksınız?” diye, evet, lehinde konuşacağım.

Efendim, şimdi, bugün Samsun’dan, Ordu’dan ve İzmir’den bazı muhtar arkadaşlar bizleri ziyarete geldiler. Ziyaret gerekçeleri, malum, bugün Mecliste görüşülmesi düşünülen belediyelerle ilgili değişiklikti. Onlara “Siz bu ülkenin Başbakanından daha mı iyi biliyorsunuz? Ne talep ediyorsunuz? Ülkenin Başbakanı karar vermiş, bu kanun buradan çıkacak. Öyle de çıkacak, böyle de çıkacak, boşuna buralara kadar yorulmasaydınız.” dedim. “Ama, bize seçim sırasında böyle söylemediler, biz de bunun cevabını almaya geldik.” dediler. Muhtar arkadaşlara “O zaman, şu an iktidar olan AKP’li milletvekili arkadaşlarımıza gidin onlara bu derdinizi anlatın.” dedim. Ben hafta sonunda da Samsun ve Ordu illerini ziyaret etmiştim, orada da söyledim. “Maalesef, biz Ankara’ya kadar geldik, bizi kabul dahi etmediler bunları görüşmek için.” dediler. Yani, buraya gelen bazı konuşmacılar “Efendim, Avrupa’yla bir anlaşma imzaladık, burada halka sormak gerekiyor.” gibi laflar ettiler.  Bırakın halka sormayı, ayaklarına kadar gelen halkın en birinci temsilcisi olan muhtarları dinlemeyi bile maalesef iktidar kabullenemiyor anlaşılan.

Yine bu getirilen kanunda, malum, belde belediye başkanı, itibar ve güven olmadığından olsa gerek… Yürürlüğe girdiği andan itibaren halkın verdiği oyları gasbetmiş olacak yine bu kanun çıktığı zaman. Çünkü, çıktığı andan itibaren belde belediyelerinin sahip olduğu bütün yetkileri donduruyor bu kanun. Yani, o insanların, orada yaşayan insanların bu belediye başkanına, meclis üyelerine, belediye meclisi üyelerine verdiği yetkiyi bir yasayla almış oluyoruz. Alabilir miyiz? Alırız, öyle görünüyor, çünkü Başbakan öyle istiyor!

Yine buraya gelen arkadaşlar sosyolojik araştırmalardan bahsettiler, masa başında bu hesabın yapılmayacağından bahsettiler, “Çünkü, iki kere iki her zaman dört olmuyor sosyolojik araştırmalarda.” dediler. Ama ben sanıyorum ki, bu ülkenin Başbakanı bunları da tek tek düşünmüştür ve muhakkak o sosyolojik araştırmaları yaptırmıştır. Aldığı karar da herhâlde kendisini tatmin etmiş olsa gerek ki, buraya bu kanun tasarısı alelacele geldi. Onun için, “sosyolojik araştırma” falan diye de bence boşuna konuşuyorsunuz.

Evet, doğru, popülist politikalar buraya kadar getirmiş olabilir. Daha önce halk belde olmak için ayağa kalkardı, ilçe olmak için ayağa kalkardı ve maalesef, daha çok sağ siyasi partiler de “Sizi il yapacağız, ilçe yapacağız, belde yapacağız.” diye oy topladı, buraya kadar geldiler. Şimdi, anlaşılan, artık sağ partiler halkın sesine kulaklarını tıkadılar, masa başında “İki kere iki dört mü? Dört.” Bu hesaptan gidiyorlar.

Yine bir arkadaşımız popülist politikadan bahsetti. Doğrudur, sağ partiler bu ülkenin popülist politikasının bayraktarlığını yapmışlardır. Tabii, popülist politikadan ne anladığınıza bağlı. Yine bu ülkenin Başbakanın, seçimlere gitmeden önce özellikle 500 bin oya hitap eden emniyet teşkilatına “seçimden önce zam verirsem yanlış anlaşılır, onun için seçimden sonra söz, size zam vereceğim.”                                                           demesi mi popülist yaklaşım yoksa zammı seçimden önce vermesi miydi? Tabii seçimden sonra da vermedi bu zammı. Hangisi popülist yaklaşım, takdirlerinize sunuyorum.

Devletin birinci görevi kâr amacı gütmek değildir, hizmettir. Buraya gelen arkadaşlar hesap kitap yapmışlar herhâlde, belde belediyelerini kapatırsak “kâr edeceğiz.” diyorlar. Diğer bir gelen de diyor ki: “Hayır kâr etmeyeceksiniz, sadece belediye başkanının maaşından kâr edeceksiniz. Çünkü belde belediyelerinde veya bazı ilçelerde hâlihazırda görev yapan kişiler il özel idarelerine aktarılacak. Buradan kâr etmeniz söz konusu değil.”  Ülkenin Başbakanı düşünmüş karar vermiş, kâr-zarar hesabı yapmış ve “Ben, bu beldeler kalırsa zarar ediyorum.” demiş, kapatmış. Kapatır, kime ne!

Buraya gelen bütün arkadaşlarımız, hep AKP Grubunu, AKP’li milletvekili arkadaşları suçladılar. Ben katılmıyorum. Keşke onları suçlayabilsek. Ancak ben, Hükûmeti de AKP’li milletvekili arkadaşlarımı da asla suçlamıyorum, çünkü…

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – “AK Parti” diyeceksin!

RECAİ BİRGÜN (Devamla) – “AKP” efendim.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – AK Parti!

RECAİ BİRGÜN (Devamla) – Peki, siz öyle bilin. Öyle demekle ak olunsaydı keşke, mümkün olmuyor maalesef.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Öğren, öğren!

RECAİ BİRGÜN (Devamla) – Fakat ben, hem AKP Grubundaki milletvekili arkadaşlarımı hem de Hükûmeti suçlamıyorum, çünkü ben ve herkes biliyor ki, bütün Türkiye biliyor ki ülkeyi yöneten Hükûmet  ve AKP’li milletvekillerinin desteği değil, Başbakanın bizatihi kendisidir. Akşam karar veriyor, sabah da onun verdiği kararlar bu Meclisten olduğu gibi geçiyor.

ASIM AYKAN (Trabzon) – DSP’de öyleydi, Ecevit zamanında öyleydi.

RECAİ BİRGÜN (Devamla) – Görüyoruz efendim, görüyoruz.

Şimdi efendim, benim partimin mensubu olduğu Sayın Tayfun İçli Beyefendi burada bir açıklama yaptı, ekonomiyle ilgili küçük bir şey söyledi. AKP Grup Başkan Vekili arkadaşımız çıktı izahatlarda bulundu ve “Rakamlar böyle söylüyor.” dedi. Tabii, köyleri şehre taşıyarak ülkenin gelişmişliğini yükseltemezsiniz. O zaman, şehirlere, şehir merkezlerine binalar yapalım, köyden insanları getirelim şehir merkezlerine oturtalım; ee olduk, gelişmiş ülke mi olduk? Hayır, bu mantık da çok ters bir mantık.

Felsefede bir şey vardır: “Kör at nadirdir, nadir at kıymetlidir, o zaman kör at kıymetlidir.” Bu örnek, sanıyorum, onunla bir oldu. Rakamlar tabii konu dışı, ben de katılıyorum ama rakamlar, tamamen TÜİK’in rakamlarıdır ve Maliye Bakanlığının, hazinenin ve Merkez Bankasının rakamlarıdır. Burada işsizlik oranlarının ne kadar arttığı, ülkedeki işe katılma oranlarının ne kadar düştüğü, hepsi çok net ortada.

Bu arada, İzmir’deki bazı muhtarlar, bir işgüzarlık yapmışlar; İzmir’in Karşıyaka ilçesinde bazı mahallelere, tutmuşlar, sandık koymuşlar. Akılları sıra, referandum yapacaklar! Tabii, oranın yerel kuvvetleri buna pek müsaade etmemişler ama bütün zorluklara rağmen de bir referandum sonucu çıkmış. Hayır: 31.691; evet: 23. Bu işgüzar muhtarlar, tutmuş, bir de bu sonucu Cumhurbaşkanlığındaki referandumla kıyaslamışlar! Sanki başka işleri yok! Ve bu çıkan sonuçta da yüzde 54 iken, bu ayaküstü yapılan, sokaklarda gayet iptidai usullerle yapılan referandumda yüzde 54 iken, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, aynı bölgede, yüzde 50 katılma oranı ve hayır: 31.691. Bu da oradaki bazı muhtar arkadaşların işgüzarlığı!

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Onlarla avunun işte!

RECAİ BİRGÜN (Devamla) - Yine, bu iş yapılırken masa başı işi yapılır, olur, Başbakan istemiştir, yapılabilir ama bu iş yapılırken biraz da nizam konur, biraz mesafe gözetilir, biraz rant hesabı yapılmaz diye düşünüyorum. Her şey para değil, her şeyin dini imanı para değil Sayın Başbakan.

Saygılar sunuyorum. (DSP, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Grup önerisinin aleyhinde, Ankara Milletvekili Sayın Hakkı Suha Okay.

Sayın Okay, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP Grubu tarafından verilen grup önerisinin aleyhine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabii, değişik yönetim biçimleri var ama demokrasilerin olmazsa olmazı muhalefettir. Muhalefet, çok önemli iş yapar, çok ciddi görev yapar ve demokrasilerde parlamentonun da yasama meclisinin de yürütmenin de aynı şekilde, görevini yaparken o ciddiyet içerisinde olmak zorunluluğu var. Kimi düzenlemeler burada oylanırken bazı arkadaşlarım hemen sol taraftaki -bana göre sol taraftaki- kapıdan geliyorlar, “kabul” veya “ret” oyu veriyorlar. Ama neyi oyladıklarını paylaşmak istiyorum.

Elimde Hükûmetin gönderdiği tasarı var. Eğer bu tasarı arkadaşlarımın elindeyse rica edeceğim 52’nci sayfayı açsınlar. “Samsun İli Canik İlçesine Bağlanan Köyler” diye başlıyor, “Devgeriş Köyü” ile başlıyor: “İlçesi Merkez, Bucağı Merkez.” 40 tane köy. Hemen 53’üncü sayfayı çeviriyoruz. “Samsun İli İlkadım İlçesine Bağlanan Köyler” 12’nci köy yine Devgeriş. Canik ilçesine bağlanan köylerin hepsi bir sayfa sonra dönüyor İlkadım’a bağlanıyor.

K.KEMAL ANADOL (İzmir) – İki ilçeli köy, fena mı!

HAKKI SUHA OKAY (Devamla) – Şimdi, ilçeler arasında kura mı çekeceğiz, yoksa köyleri birer birer dağıtacak mı?

Değerli arkadaşlarım, çok ciddi, hiç gülümsemeyin! Bunun altında Başbakanın imzası var, Bakanlar Kurulunun imzası var, Hükûmetinizin imzası var. Bunu böyle önemseyeceksiniz. Ama buraya gelip: Kabul mü, ret mi? Kabul edenler, etmeyenler el kaldırsın... Buna bakacaksınız. Samsun’a hesap vereceksiniz, Samsun’a hesap vereceksiniz.

Şimdi, bu işin bu tarafı. Bir başka tarafı: Değerli Grup Başkan Vekili Sayın Canikli burada çok güzel, çok munis, çok olumlu, çok böyle içten konuşmalar yaptı. İki gün evvel, geçen hafta İçişleri Komisyonunda böyle değildi. Muhalefeti susturmak için ne mümkünse yapıldı, ne mümkünse yapıldı. İç Tüzük’te olmadığı hâlde konuşma süreleri kısıtlandı ve Komisyon üyelerine bir önerge verilme hakkı tanındı.

Değerli arkadaşlarım, İç Tüzük’ü  okuyanlar bilirler. Bir değişiklik önergesi gerekçesiyle beraber en fazla beş yüz kelime olacak. Yani, öyle maddeler var ki ve o maddelerin öyle eki listeler var ki bunun neresini düzelteceksiniz, neresini toparlayacaksınız ve nasıl beş yüz kelimenin içine sokuşturacaksınız? Ve sonunda muhalefete söz hakkı AKP Komisyon üyelerinin oylarıyla kısıtlanınca on dakikada bütün yasa geçti, bütün yasa, ama geçerken  nasıl geçti? Biraz evvel hükûmet tasarısında okuduğum gibi şimdi sıra sayıya bakın: Sayfa 36 ve 37, yine Samsun Canik, yine Samsun İlkadım. Belki bunu söylemesem aynen oylayacaktınız, hem Canik’e bağlayacaktınız Devgeriş ve altındaki kırk köyü hem İlkadım’a bağlayacaktınız Devgeriş ve altındaki kırk köyü.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, söylenen şu: “Efendim, acelemiz var.” Niçin aceleniz var? “Yerel seçim.” Yerel seçim 28 Mart 2004’te oldu. Şimdi, 2009’un yerel seçimi ne zaman olacak? 30 Mart 2009’da. “Böylece, oy verme yönünden -oy verme yönüne- bir yıllık süreden önce biz bu değişiklikleri yapalım, belediyeleri kapatalım, yeni belediyeler açalım, cımbızla kimi mahalleleri ayıralım, öbür belediyelere ekleyelim ve kendimize göre bir siyasi fotoğraf çıkaralım.” Ama önce Mahallî İdareler Kanunu’nun 8’inci maddesini okuyacaksınız. Ne diyor? 8’inci madde diyor ki: “Mahallî idareler seçimleri beş yılda bir yapılır. Her seçim döneminin beşinci yılındaki 1 Ocak günü seçimin başlangıç tarihidir. Aynı yılın mart ayının son pazar günü oy verme günüdür.” Seçim 1 Ocak 2009’da başlıyor. “Kanunu değiştiririz.” diyorsun. Anayasa 127’de bunu söylüyor, Anayasa 127 ve Anayasa’nın 67’nci maddesi var. O da ne diyor, 67’nci maddesi? Son fıkrasını okuyorum: “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.”

Peki, seçim ne? Seçim, sadece oy verme mi? Seçim, sadece oy verme mi? Seçimin bölgesi belirleniyor, seçmen kütükleri belirleniyor, askıya çıkıyor, listeler hazırlanıyor, adaylar belirleniyor ve seçim süreci 1 Ocak 2009’da başlayacak.

Şimdi, oy verme nedir? Seçimin sonlandığı, noktalandığı gündür. Burada “Oy verme günü” demiyor hiçbir yasada. Anayasa’da da “Oy verme günü” demiyor. “Oy verme gününden itibaren bir yıl içerisinde olan uygulanmaz” demiyor. “Seçimlerde uygulanmaz” diyor ve seçimlere, bugün 4 Mart, 1 Mart deseniz on ay kaldı.

Şimdi, hiçbir aceleniz yok. Hiç paniğe de gerek yok. Heyecana da gerek yok. Gelin, şu araştırma önergelerimizi önemseyin. Gelin, neresinin yeniden belediye olması gerekiyor, neresinin kapatılması gerekiyor, neresinin birleştirilmesi gerekiyor… Böyle, iki ilçeye birden bütün köyleri bağlamak yerine, gelin bunu bir ciddiye alalım, birlikte değerlendirelim, katkı verelim, yanlıştan döndürelim sizi.

Değerli arkadaşlarım, işiniz zor, işiniz zor. Öylesine, sadece 29 veya 30 Marta endeksli belediyeleri kapatırsanız yazık edersiniz, yazık edersiniz. Çünkü, kapatsanız dahi, mahallelerin yerini değiştirseniz dahi o seçimi gerçekleştiremeyeceksiniz. Anayasa engel. Eğer bu seferki Anayasa engelinize bir destek bulamazsanız, bunu gerçekleştirme şansınız da yok, bunu gerçekleştirme şansınız da yok. Onun için, bu Parlamento faaliyetini oldubittilere getirmeyin ve ondan sonra da “Önceliklerimiz var.” demeyin. Geçen hafta görüşülüyor, “önceliğimiz var…” Ne? Şef ve şef muavinleri… Yahu, Anayasa Mahkemesinden yürürlüğün durdurulması kararı verilmiş, 3 kez geri gitmiş. Hayır, bir daha çıkaracağım… Faydası yok! Danıştayın kararları var. Yeniden iptal edilecek.

Eğer Parlamentoyu böylesine zaman israfı içerisinde kullanmaya kalkarsanız sonuç alamazsınız. Bu yasayla ilgili, yarın öğlen saatlerini bulacak çalışmamız, yarın öğlen saatlerini bulacak ve bu yasadan beklediğiniz sonucu alamayacaksınız. Onun için, bu yasanın bir önceliği yok, bir faydası da yok ve bir sürü mağduru geride bırakıp yeniden Türkiye'de yerel birimlerde kaos yaratacaksınız. Onun için, gelin, bu inattan, bu kuru inattan vazgeçin ve gerçekten Türkiye'nin ihtiyaçlarına göre bir yasal düzenleme çalışması getirin, bunları komisyonlarda tartışalım. O, komisyonda on dakikada geçirdiğiniz tüm yasayı bugün nasıl düzelteceğinizi bilemeyeceksiniz, bilemeyeceksiniz, o listeleri dahi okuyamayacaksınız bugün belki.

Parlamento ciddi iş yapıyor. Böylesine önemli bir sorumluluğu olan Parlamentoyu çalıştıracağız derken zaman israfı yaratmayın ve bu yanlış gidişattan vazgeçin diyorum ve AKP önerisinin aleyhine oy kullanacağımızı biliyor, saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Okay.

Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir.

18.00’de toplanmak üzere birleşime ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 17.49

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati:18.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

 

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/498) (S. Sayısı: 110)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/65) (S. Sayısı: 72)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sıraya alınan Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

3.- Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S. Sayısı:117) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Komisyon raporu 117 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

                                

(x) 117 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Tasarının tümü üzerinde, gruplar adına Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Kemal Anadol’un söz talebi vardır ve şahsı adına da Sayın Anadol’un söz talebi vardır. Diğer gruplardan herhangi bir bilgi Başkanlığımıza ulaşmamıştır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Metin Çobanoğlu Milliyetçi Hareket Partisi adına konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Anadol’un şahsı adına da söz talebi var. Diğer grup başkan vekili arkadaşlarımız da buradalar. Görüşürken Sayın Anadol’u en son konuşturursam ikisini birleştirme durumu doğacak, yoksa 2 defa kürsüye çıkma durumu  olacak. Sizce de uygunsa… Sayın Ergün, uygun mu efendim Sayın Anadol’un son konuşmacı olması gruplar adına?

NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – En son biz konuşmak isteriz. Eleştirilere cevap vereceğiz.

BAŞKAN – Hükûmet Sayın Anadol’dan sonra konuşacak.

Ben size sunuyorum yani fark etmez.

NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Efendim, şahsı adına bir kere daha konuşsun.

BAŞKAN – “Tekrar konuşsun.” diyorsunuz, peki.

O zaman, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Kemal Anadol, İzmir Milletvekili.

Sayın Anadol, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Ben, size ayrıca şahsınız adına da söz vereceğim.

Süreniz yirmi dakika.

CHP GRUBU ADINA K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri ve ekranları başında bu tarihî oturumu izleyen sevgili yurttaşlarımız, mahallesi değiştirilen muhtarlar, belediyesi kapatılan belediye başkanları; hepinizi şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan evvel, dün vefat eden ve yarın da toprağa vereceğimiz İzmir’in koca başkanı merhum İhsan Alyanak’a Tanrı’dan rahmet diliyorum, kederli ailesine başsağlığı diliyorum, tüm İzmir halkına ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Değerli arkadaşlar, önce konuşmamın esprisinden başlamak istiyorum. Ben, 14 Mayıs 1950 seçimlerinde ilkokulda idim, 27 Mayısta üniversite öğrencisi idim, 12 Martta ilçe başkanı idim, 12 Eylülde ikinci dönemini, görevini yapmakta olan bir milletvekili idim, şu anda da sizlerle beraber 23’üncü Dönemde yasama görevimi yerine getirmeye çalışıyorum. İsterim ki 14 Mayısı demokrasinin miladı olarak ele alırsak -hilesiz hurdasız, hâkim denetiminde bir seçim olarak, ki tarihçiler ve siyasetçiler öyle kabul ediyorlar- 14 Mayısı bir milat olarak kabul edersek -aşağı yukarı elli sekiz sene geçmiş- elli sekiz sene içinde demokrasimizin her geçen gün erginliğe ulaşması lazım, olgunluğa ulaşması lazım, güncel tartışmaları aşarak çağdaş demokratik ölçülere Türkiye demokrasinin, Türkiye Cumhuriyeti demokrasinin varması, ulaşması lazım. Benim öncelikle amacım budur. Bu gerçekleştiği vakit seviniyorum -iktidarda olalım muhalefette olalım- ama bu gölgelenirse üzüntü duyuyorum. Nedir bunlar?

Arkadaşlar, demokrasinin çocukluk hastalıkları vardır, her ülkede görülmüştür. 14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti, bir çoğunluk sisteminden de yararlanarak, kahir bir ekseriyet sağlamıştır eski deyimle, mutlak çoğunluk sağlamıştır 1950’de. 53’te, aradan üç sene geçmiş, Kastamonu’nun Abana ilçesi Cumhuriyet Halk Partisine rey veriyor, Bozkurt köyü Demokrat Partiye oy veriyor ve 1953’te, arkadaşlar, Abana ilçesinin ilçe tüzel kişiliği kaldırılmış, ilçe merkezi Demokrat Partiye oy veren köye nakledilmiş, Bozkurt’a. Taa, sonradan, 1967’de Anayasa Mahkemesi bozmuş, kararı burada emsal.

1954’te Demokrat Parti çok daha fazla bir oyla gelmiş, 2-3 puan Cumhuriyet Halk Partisinin oyu düşmüş -34’lere, 35’lere düşmüş- 2 Mayısta, bu ezici çoğunluğu sağlayan Demokrat Parti, ayağının tozuyla, daha mayıs ayı bitmeden, Cumhuriyet Halk Partisine ve onun Genel Başkanı merhum İsmet İnönü’ye oy verdiği için Malatya’yı cezalandırmış, içinden bir ilçeyi çıkarmış -Adıyaman’ı- vilayet yapmış. Malatya ucuz kurtarmış, bir ilçesi vilayet olmuş. Ama, 30 Haziran 1954’te -2 Mayısta seçim var, 30 Haziran 1954’te- Cumhuriyetçi Millet Partisine ve Osman Bölükbaşı’na oy verdi diye Kırşehir ilçe yapılmış -il merkezi- ve cezalandırılmış, aradan  üç sene geçmiş, 57 seçimlerine giderken, 12 Haziran 1957’de, üç sene sonra Kırşehir’i tekrar il yapmışlar bize rey versin diye, ama 24 Haziranda Bölükbaşı’nın dokunulmazlığını kaldırmışlar, 2 Temmuzda hapse atmışlar, 27 Ekim 1957’de seçim olmuş, hapisten çıkan Bölükbaşı tekrar milletvekili olmuş.

Bunları niye söylüyorum, hatırlatıyorum? Hep bunlar demokrasinin çocukluk hastalıkları. Bartın’da seçim var, Bartınlılar “İl olalım.” diye yıllarca bağırmışlar, zamanın başbakanı gelmiş seçim kampanyasında “Verin oyunuzu, sizi vilayet yapacağım” demiş. Bartın Milletvekili burada, tanığım. Bartınlıların eski feryatlarını duymayanlar, seçimde oy alabilmek için Bartın’ı il yaptılar. 5 Nisan kararlarını açıkladı bir başka Sayın Başbakan, bu kararların içinde Karabük Demir Çelik’in kapatılması vardı. Karabük Demir Çelik’i kapatıyorlar, seçmene sus payı olsun diye de “Sizi il yapacağız.” diyorlar. Karabük’ü kapattıktan sonra, fabrikayı, orayı başkent yapsan ne olacak? Hep siyasi endişe.

Arkadaşlar, samimi olarak soruyorum, Düzce milletvekilleri var aramızda: Deprem olmasaydı Düzce’yi vilayet yapacaklar mıydı? Oysa Anayasa ne diyor, 126’ncı madde? 61 Anayasası’nın ona tekabül eden maddesi de aynıdır, üç kıstas arıyor. Yani bu üç kıstas… Tekrar okuyayım isterseniz 126’ncı maddeyi, faydası var: “Türkiye, merkezî idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır.” 61 Anayasası’nda aynı metin var. Oradaki numara 115. 61 Anayasası’nın 115, hâlen yürürlükte olan Anayasa’nın 126’ncı maddesi.

Şimdi, bu kıstasları bir yana atacağız, biz nereden, nasıl rey alacağız diye illerin, ilçelerin sınırlarını oynayacağız! Şimdi maalesef bu önümüze getirdiğiniz tasarı da böyle. Sekiz yüz altmış üç belediye köye dönüşüyor. Sebep? Sebepleri okuduk gerekçeye göre. 200 milyon YTL borçluymuş. Hangi belediyeler? Tam sekiz yüz altmış üç belediye. Toplam 200 milyon YTL borçluymuş.

Arkadaşlar, arkadaşlarım söyledi, Sayın Grup Başkan Vekilimiz, global söylüyorum, tek başına Ankara Belediyesinin borcu 3,5 milyar dolar. Bu mantığa göre Ankara Belediyesini kapatalım.

Biraz daha ileri gidelim bu mantıkla: Bu Hükûmet, şu anda işbaşında bulunan Hükûmet, cumhuriyet hükûmetlerinin en fazla borçlanan hükûmeti. Bu mantığa göre, Bakanlar Kurulunu ihtiyar heyeti yapalım, Başbakanı da muhtar yapalım. (AK Parti sıralarından gürültüler) Olur diyeceğinize… Bu mantık bu!

Arkadaşlar, bir de, sekiz yüz altmış üçü hiç ayırmadan, acaba, bu belediye nasıl bir belediye, ne zaman kurulmuş, işlevi ne, borcu var mı, harcı var mı demeden…

Senede 2 milyon turistin geldiği Alacahöyük’ü kapatıyorsunuz. Hitit uygarlığının… Japonların geldiği, Japon turistlerinin dünyanın ta öbür tarafından geldiği…

Ankara’nın Hasanoğlan’ını kapatıyorsunuz. Arkadaşlarım Temelli’yi söylediler, uzun uzun söylemiyorum.

Göreme’yi kapatıyorsunuz, her konuşmacı söyledi. Neymiş? Hizmet veremiyormuş Göreme, bu belediyeler. Nevşehir Valisine bir sorun Allah aşkına: Yurt dışından ve Ankara’dan resmî ve gayriresmî heyet geldiği vakit, onları Nevşehir’de mi ağırlıyor Nevşehir Valisi yoksa Göreme’ye mi götürüyor? En az yüz elli dükkânı var Göreme Belediyesinin. Para içinde yüzüyor, hizmet yapıyor ve tamamı birinci derecede sit alanı.

Turunç’u siz kapatıyorsunuz, 2 binden az, 1.900 nüfuslu diye. 7 bin turist yatağı var ve bunların 5 bini belgeli, uluslararası standartta yatak.

Ege’nin tek kar yağan ve uluslararası standartlara göre kayak yapılan Bozdağ Belediyesini kapatıyorsunuz.

Daha evvel Genel Başkanımız da sabah söyledi, Sayın Onur Öymen de söyledi: Celal Bayar’ın doğduğu, şu anda mezarının bulunduğu ve Bursa’nın en gözde köşelerinden biri, -başta zeytincilik- ekonomik değeri olan belediyeyi kapatıyorsunuz. Ne yapacaksınız? “Efendim, onu il özel idaresine bağlarız, belediyeyi şube yaparız…” Bunların hepsi boş laf. Belediye reisleri orada saat beşten sonra mesaiye başlarlar; kavga eden karı kocayı barıştırırlar; gece iki buçukta ölen, cenazeyi mezara ulaştırmak için arabayı temin etmeye çalışırlar. Her şeye o belediye reisleri koştururlar, hepsine. Onlar gidecek, asık suratlı, sizin partizan kadrolarınızla oraya tayin edilen, sabah dokuz, akşam beş, ondan sonra, orada bile oturmayan, ilçeye yatmaya giden bir memur gelecek oraya ve işi bitireceksiniz.

Daha da önemlisi, bu sekiz yüz altmış üç yerde, yurt köşesinde, 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim ulusal bayramları kutlanmayacak, tören yapılmayacak, onlar da kapanıyor.

İki yüz otuz dokuz ilk kademe belediyesini muhtarlığa dönüştürüyorsunuz. Ne zararını gördünüz bunların? Ne için kapatıyorsunuz? Bir örnek vereyim, teker teker sayarsam zaman yetmez: 1879’da belediye teşkilatı kurulan Yeni Foça Belediyesini kapatıyorsunuz, İzmir’de, orayı mahalle yapıyorsunuz. Peki, neden sekiz tane belediyeyi ilk kademe sınırlarından çıkarıp, anakent sınırlarından çıkarıp ilçe ve belediye yapıyorsunuz da, Yeni Foça’yı mahalleye çeviriyorsunuz? Çünkü Yeni Foça’nın kabahati büyük: 11 belediye meclisi üyesi var Yeni Foça Belediyesinin, 10 tanesi CHP’li, 1’i Doğru Yolcu, günahı büyük. Hâlâ “Biz partizanlık yapmıyoruz, bunlara dikkat etmedik.” filan deyip durun.

ASIM AYKAN (Trabzon) – İstisna…

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Ne istismarı, 11 belediye meclisi üyesi var, 10 tanesi CHP’li.

ASIM AYKAN (Trabzon) – İstisna bu ya.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – 1879’da açılmış bu belediye beyefendi, rica ederim. Yaz nüfusu 60 bin. Hiçbir kriterinize uymuyor. Peki, bunları geçtik. Ya Eminönü? On beş senedir İstanbul’da iktidardasınız. Nüfusu 50 binden 30 bine düşmüş. Türkiye’deki belediyelerin yüzde 51’i 10 binden düşük nüfuslu belediyeler, 10 binin altında. On beş yıldır elinizde, hizmet verseydiniz de o nüfusu 50 binin üzerine çıkarsaydınız.

Bakın, Yerebatan Sarayı, muhteşem Ayasofya -Bizans’tan geliyor- padişahların içinden üç kıtayı yönettiği Topkapı orada, Osmanlı idaresinin kalbi, beyni Babıali orada, muhteşem Sultan Ahmet orada, Kapalıçarşı, Mısır Çarşısı, Mahmutpaşa, hatta Tahtakale, cumhuriyetin ilk millî mimarisinin örnekleri Birinci Vakıf Han, İkinci Vakıf Han -mimar Vedat Tek’i de rahmetle anıyorum- bunların hepsi orada, 700 otel var, 240 bin vergi mükellefi var ve Karadeniz’in hırçın dalgalarının çırpınarak çarptıkları Sarayburnu orada; bu dünya kültür başkentini mahalle yapıyorsunuz, muhtarlığa çeviriyorsunuz. Hiç kuşkumuz yok, hiç kuşkunuz da olmasın sizin, tarihe geçeceksiniz, böyle bir yeri muhtarlığa çevirdiğiniz için tarihe geçeceksiniz. Yine hiç kuşkunuz olmasın bu şeref size ait olacak, kutluyorum.

Arkadaşlar, yeni ilçeler ihdas ediyorsunuz. İzmir’de Bayraklı ilçe olsun diye kanun teklifi verdi arkadaşlarımız geçen dönem -on dört mahalleden oluşan- reddettiniz, sizlerin oylarıyla reddedildi. Karabağlar ilçe olsun diye Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri kanun teklifi verdiler 2 defa, onu da reddettiniz. Şimdi, başınıza taş mı düştü buraları tekrar ilçe yapıyorsunuz? Haa, ilçe yaparken de bizim kanun teklifi verdiğimiz gibi değil, biraz sonra söyleyeceğim...

Bakın, çevirin yine (23) no.lu ek listeyi: “İzmir İli Bayraklı İlçesine Bağlanan Mahalleler.” Yirmi üç tane mahalle sayılıyor. “İzmir İli Bayraklı İlçesine Bağlanan Mahalleler, Karşıyaka İlçe Belediyesine bağlı” yazıyor başında. Yalan! Üç tanesi -Manavkuyu, Mansuroğlu ve Osman Gazi- Bornova ilçesine bağlı.

Arkadaşlar, Bornova ilçesinde bu üç mahallenin toplam oyu, Cumhuriyet Halk Partisinin aldığı oyların yüzde 25’i. Cumhuriyet Halk Partisinin oylarının yüzde 25’ini yekûn olarak toplayan üç mahalleyi Bayraklı’ya dâhil ediyorsunuz ve 22 Temmuzda, Bornova’da Cumhuriyet Halk Partisi sizi 3.500 oy geçiyor. Bu oyların yüzde 25’ini alıp yeni kurduğunuz ilçeye koyuyorsunuz ve ondan sonra diyorsunuz ki: “Biz, herhangi bir siyasi menfaat için bunu yapmadık.”

Arkadaşlar, bu yasa çıkarsa… 22 Temmuz seçimleri, bu oylamaya göre, CHP’nin belediye sayısı 7, AKP’nin belediye sayısı 2. Bu kanun çıkarsa Cumhuriyet Halk Partisinin belediye sayısı 6, AKP’nin belediye sayısı 5 olacak. Buna yalan diyen varsa, aslı yok diyen varsa, her platformda tartışmaya hazırım.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Daha seçim yapılmadı ki.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Burada, 22 Temmuz oylarına göre söylüyorum. 22 Temmuz oyları…

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Kemal Bey, daha seçim yapılmadı.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Yapılacak, işte böyle yapılacak Sayın Bakanım.

Bu…Bu

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Ne biliyorsunuz milletin nasıl oy vereceğini?

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Bırakın… Bırakın…

Bu, 22 Temmuzda alamadığınız oyları bu şekilde elde etme teşebbüsünden başka bir şey değildir.

 Bu, seçim sandığını Zati Sungur kutusuna döndürmekten başka bir şey değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu, “Hasan almaz, basan alır.” mantığıdır… “Hasan almaz, basan alır.” mantığıdır. Bu, ahlaki bir şey değildir.  (AK Parti sıralarından gürültüler)

Oylar belli kardeşim, hiç itiraz etmeyin.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – İzmir zaten bize verecek Kemal Ağabey.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – İzmir size…

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – İzmir zaten bize verecek, hiç merak etmeyin.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Haa, ben size söyleyeyim: Bütün bunlar para etmeyecek, İzmir’den havanızı alacaksınız! İzmir’den havanızı alacaksınız! (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından gürültüler) Göreceğiz, göreceğiz, göreceğiz…

ALİ İHSAN MERDANOĞLU (Diyarbakır) - İzmir’den hava değil belediye alacağız.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Göreceğiz, göreceğiz, göreceğiz…

Peki, bir şey söyleyeceğim size. Diyor ki Sayın Başbakan, sizin sözcüleriniz de burada söylüyor: “Bu kapatılan belediyeler 2 binin altına düştüğü için, bunların yüzde 50’si, 56’sı Adalet ve Kalkınma Partili.”

RÜSTEM ZEYDAN (Hakkâri) – Yüzde 57’si…

K. KEMAL ANADOL (Devamla) - 57’si, doğru... Bir teklifim var arkadaşlar: 22 Temmuzda size oy veren -yüzde 57’si size oy vermiş- belediyeden mi korkuyorsunuz, seçmenlerden mi? Hadi bir referandum yapın, hadi bir referandum yapın! Var mı cesaretiniz?

 RECEP KORAL (İstanbul) – Vakit yok, vakit.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Haa, vakit yok değil…

OKTAY VURAL (İzmir) – İşine geldiği zaman…

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Hani Sayın Başbakan “Referandum kültürüne bu millet alışsın.” diyordu, “Her kanunu ona soracağız.” diyordu. Referandum Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkması için mi lazım sadece? (CHP sıralarından alkışlar) Bu belediyeler için, yani… Vatandaş Eminönü’nde yatacak, sabah gazeteye bakacak ki Fatih’te, vatandaş Bornova’da oturacak, yatacak, sabah bir bakacak ki Bayraklı’da olmuş. Yani, bu halk sizin paryanız mı, tebaanız mı? Yani, bu memlekette bir sürü yerel yönetimle ilgili kürsüler var, üniversiteler var, bilim adamları var, kamuoyu var, başında sizin belediye başkanlarınızın bulunduğu belediyeler dernekleri var, bir de Avrupa Şartı var, özerklik şartı var… Hepsi bir tarafa, Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından çıkan, dudağından çıkan fermana göre yurttaşların kaderi belirlenecek. Bunlar yanlış arkadaşlar. Bunlar size hayır getirmez. Nasıl, demin söylediğim, demokrasinin çocukluk hastalıklarını bu memlekete yaşatan, Malatya’yı bölen, Kırşehir’i kaza yapan, tekrar vilayet yapan, Abana’yı, Bozkurt’u, ilçe merkezini ilçeden alıp köye taşıyan anlayış nasıl başarılı olamadıysa, size de bunlar hayır getirmeyecektir ve şuna üzülüyorum sizin hesabınıza, ister kabul edin ister kabul etmeyin ve böyle bir çelişkiden üzüntü duyuyorum: Daha altı ay evvel yüzde 47 gibi büyük bir seçim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN –Sayın Anadol, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun efendim.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Daha altı ay evvel yüzde 47 gibi çok büyük bir seçim başarısı kazanmış bir iktidarın, altı ay içinde bu tür ucuz işlere tevessül etmesine ve sandıktan korkmasına sizin hesabınıza hayıflanıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Anadol.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kırşehir Milletvekili Sayın Metin Çobanoğlu, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA METİN ÇOBANOĞLU (Kırşehir) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum.

Çok değerli milletvekilleri, gerçekten bu tasarı hakkında söz almış bulunuyorum ama, bir burukluk yaşıyorum. Eski bir belediye başkanı olarak, bu tasarıyla kapatılacak sekiz yüz altmış üç belde, iki yüz kırk bir ilk kademe belediyesinin kapatılmasının sıkıntısını, üzüntüsünü, bu konularda bu sıkıntılarını bizlere ifade etmek üzere gelen, zaman zaman da birlikte yaptığımız toplantılarda bu sıkıntıları bizlere aktaran belediye başkanlarının bu üzüntülerini paylaşarak bu burukluğu yaşıyorum. Tabii, demokrasi gazisi bir şehrin, Kırşehir Milletvekili olarak da bu sıkıntıları evimde de şehrimde de yani ili ilçe yapılmış bir şehrin milletvekili olarak da bu kapatılan belediyelerdeki belediye başkanlarının ruh hâlini, sıkıntılarını çok yakından bilen bir insan olarak bu sıkıntıyı ben de huzurunuzda yaşıyorum.

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz perşembe günü, Antalya’da, kapatılan üç yüz elli belediyenin başkanıyla bir araya geldik. Tabii, bu toplantıda iktidar partisine mensup milletvekili ve yönetici arkadaşlarımız da davet edilmişti, ama maalesef, büyük çoğunluğu AKP’den seçilmiş belediye başkanlarının bulunduğu bu toplantıda, iktidar partisine mensup hiçbir arkadaşımız bu toplantıya katılmadı. Keşke katılsaydınız ve oralarda yaşanan dramatik konuşmalara sizler de şahit olsaydınız!

Değerli arkadaşlarım, yüzleşmek zorundayız. Bu yasayla ve -bu tasarı eğer kanunlaşırsa- bunun sonuçlarıyla sizler de yüzleşeceksiniz, bizler de yüzleşeceğiz.

Bakın, bugün bütün partilerin, grubu olan partilerin grup toplantıları vardı. Bizim grup toplantılarımıza yüzlerce belediye başkanı iştirak etti. Ama, hepsinin bize dile getirdiği, iktidar partisinin grup toplantılarına alınmadıklarıdır.

Yine, değerli arkadaşlarım, bakın, bugün, burada, bu tasarıyı çok yakından takip eden belediye başkanları Genel Kuruldaki görüşmeleri takip etmek istemişler. Dinleyici localarına bakıyorum, bir tek belediye başkanı yok. Sebebi: Alınmamışlar. Yüzlercesi şehrinden, beldesinden kopup gelmiş ve o beldede yaşayan vatandaşlara da şunu söylemiş: “Biz bu mücadeleyi veriyoruz, işte Ankara’ya gidiyoruz, iktidar partisine mensup milletvekilleriyle de görüşeceğiz.”  Belki bu tasarı geri çekilebilir umuduyla Ankara’ya gelmişler.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Meclise bile giremiyorlar.

METİN ÇOBANOĞLU (Devamla) - Ama maalesef değerli arkadaşlarım, sizlerle de görüşemediler, bugün burada localarda gelip dinleyeceklerdi ama buna da müsaade edilmedi.

Değerli milletvekilleri, ben Antalya’daki toplantıdan sonra, kendi ilimde bulunan ve bu tasarıyla kapatılacak on dokuz beldede ayrı ayrı toplantılar düzenledim, hepsini tek tek ziyaret ettim. Vatandaşlarla bir araya geldik. Emin olun, o toplantılara şahit olmanızı da özellikle isterdim. Ama, zaten bu kapatılan belediyelerin çok büyük bir bölümü partinize mensup. Lütfen, o belediye başkanlarıyla –hepsine gittim- görüşüp oralardaki vatandaşların ruh halini, ne noktaya geldiklerini görürseniz, tespit ederseniz bu tasarının kanunlaşması halinde ne sonuçlarla karşılaşacağınızı da daha iyi anlarsınız.

Değerli milletvekilleri, gerçekten, eski bir belediye başkanı olarak, bu tasarının gerekçelerinde de haklı hiçbir sebep yoktur. Onun için, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu tasarının özüne de, ruhuna da, bütün maddelerine de karşıyız. Bakın, “Geliştireceğiz.” diyoruz, “Ülkemizi dengeli kalkındıracağız.” diyoruz, “Gelişmişliği bütün yörelere yayacağız.” diyoruz ama ne yapıyoruz? Biz, mevcut 3.225 belediyenin 1.100 küsurunu bugün burada iktidar partisinin Hükûmet tasarısıyla kapatıyoruz, yok sayıyoruz; bu belediyeleri toza, çamura, çöpe mahkûm hâle getiriyoruz değerli milletvekilleri.

Bakın, bu tasarının gerekçeleri dört temel esasa dayanıyor. Diyorsunuz ki: “Bu belediyelerin çoğu kırsalda yer almaktadır. Dolayısıyla da mahallî kaynak oluşturma konusunda yetersizdirler. Genel bütçeden aldıkları paylarla da kendi işlerini görme noktasında sıkıntılar vardır.”

Yine, bu tasarının bir maddesinde, gerekçe olarak şunu söylüyorsunuz: “sekiz yüz altmış üç belediyenin 200 milyon YTL borcu vardır.” Büyükşehirlerdeki ilk kademe belediyelerinin de 325 milyon YTL civarında borçlarının olduğunu söylüyorsunuz. “Nüfusun da azalmasıyla bu belediyeler borçları ödeme kabiliyetlerinden mahrum kalmaktadırlar ve bu gelirlerle de hizmetlerini yapamayacak hale gelmişlerdir.” diyorsunuz.

Yine, bu belediyelerin, çevre koruma noktasında, temiz su üretme noktasında, katı atık ve atık su arıtma noktasında, kendi imkânlarıyla bu tesisleri yapabilme imkânı olmadığından bahsediyorsunuz.

Yine, bu belediyelerin, teknik ve personel yetersizliği noktasında, özellikle ruhsat ve imar konularında yetersiz kaldıklarını ifade ediyorsunuz.

Yine, bu belediyelerin gelişme süreci içerisinde, bu belediyelere daha fazla kaynak ve yetki aktarılması gerektiğini, ama bu belediyelerin yetersizliğinden dolayı yapmak istediğiniz yerel yönetimler reformunu gerçekleştiremediğinizi bu gerekçede söylüyorsunuz.

Ayrıca diyorsunuz ki: “Bu belediyeler, kapanan belediyeler, o yöredeki halka hizmet edemez duruma gelmiştir.” diyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, bu gerekçeleri siz yazdınız, ben söylemiyorum ama bu gerekçelerin hiçbirine dayanarak bu belediyeleri kapatmak doğru değildir. Bakın, kaynak yaratamıyorlar, nüfusları azalmış, borçlanmışlar… Ne kadar? Sekiz yüz altmış üç belediye 200 milyon YTL borçlanmış. Biraz önceki çok değerli konuşmacılar da ifade ettiler, bir tek Ankara Büyükşehir Belediyesinin borçları sekiz yüz altmış üç belediyenin 25 katıdır değerli milletvekilleri. O zaman buyurun kapatalım, buyurun kapatalım. Şimdi, eğer mesele borçsa bunun da çözümü var değerli milletvekilleri. Şimdi, bu kadar belediyeyi kapatacaksınız, sebebi 200 milyon YTL’lik bir borç. Çok açık, net söylüyorum: Büyükşehir belediyelerinin bir yılda yaktıkları, havaya attıkları havai fişek parasıyla memleketimizin bazı sanatçılarına ödedikleri paraları toplayın, bu sekiz yüz altmış üç belediyenin borcundan fazla edecektir. Ama, biz, şimdi, bu belediyelerin borçları var diye kapatıyoruz ve diyoruz ki: Bu belediyeler imar ve ruhsat konularında yetersizdir.

Değerli arkadaşlarım, bu belediyeleri dolaşmanızı tavsiye ederim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi on beş yıldır aynı görüşte, aynı istikamette devam ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesindeki imarla ilgili sıkıntılar bugün hiçbir belde belediyesinde yoktur. İstanbul’daki konutların çok büyük bir bölümü ya ruhsatsız ya kaçaktır. İşte, takriben bir ay önce İstanbul’da ruhsatsız bir havai fişek fabrikasının patlamasının neticelerini hep beraber, üzüntüyle yaşadık. Ama gidin bu küçük belde belediyelerine, yolunu yapmış, kaldırımını yapmış, suyunu akıtıyor, çöpünü topluyor… Ama, biz, şimdi, iktidar partisinin gayretleriyle bu belediyeleri kapatıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, mevcut kapatılan belediye başkanlarıyla yaptığımız görüşmelerde şunu özellikle sordum: Kendi bölgenizdeki kendi milletvekillerinize bu sıkıntıyı götürmediniz mi? Hepsi dedi ki: “Götürdük.” Peki, ne dediler? “Kişisel olarak biz de böyle bir yasanın çıkmasını istemiyoruz ama Sayın Başbakanımızın talimatı, biz bu yasayı geçireceğiz.”

Evet, bugün burada da gördüğümüz tablo bu. Sayın Başbakan talimat vermiş -maalesef hiç kimse bu konuda itirazını ifade etmeden, edemeden- grup kararıyla  bu yasayı geçirmek için. İşte komisyondaki görüşmeleri de takip ettik. Orada da muhalefetin sesi kısıldı, burada da alışılagelenin, anlaşmalardan farklı olarak bugün burada denetleme yapacağımız bir gün, yapılan bir değişiklikle de bu tasarıyı görüşüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu doğru değildir. Şunu ifade etmek istiyorum: 2002 yılında AKP iktidar olduktan sonra yerel yönetimlerle ilgili yapacaklarını hem 58’inci Hükûmette hem 59’uncu Hükûmette ifade etmişti. Yerel yönetimlerle ilgili ilk söylediğiniz “Biz yerinden yönetim ilkesini benimsiyoruz. Şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilir, denetlenebilir bir belediye anlayışı getirmek istiyoruz. Ayrıca, bu yerel yönetimler reformlarını yaparken Avrupa yerel yönetimler özerklik şartı standartlarına uygun bu düzenlemeleri yapacağız.” dediniz. Bu, Hükûmet Programı’nızda var ve ne yaptınız değerli milletvekilleri: Önce, bir reform paketi içerisinde 5393 sayılı Belediye Yasası’nı, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Yasası’nı, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Yasası’nı çıkardınız.

Değerli arkadaşlarım, orada aslında şunu da yaptınız: İşte, 5393’ten önce çıkan 5272 sayılı Yasa’nın 11’inci maddesinde belediyelerin nasıl kapatılacağını orada söylediniz. Dediniz ki: “Nüfusu 2 binin altında olan belediyeler Danıştayın görüşü, İçişleri Bakanlığının teklifiyle üçlü kararnameyle tüzel kişilikleri ortadan kaldırılır.” dediniz.

Değerli arkadaşlarım, bunu 2004’te çıkardığınız yasada var ve o yasanın geçici bir maddesinde de 2 binin altındaki belediyeler 2000 yılında yapılan nüfus tespitine göre bu belediyelerin tüzel kişilikleri kaldırılır dediniz. Bu yasada 31/12/2005 yılına kadar da süre verdiniz. Bu yasanın yerine kaim olan 5393 sayılı Yasa’da da aynı madde korundu ama belediyelerin tüzel kişiliğinin kaldırılması 31/12/2006 yılına kadar uzatıldı.

Peki, soruyorum: Bu yasaları 2004’te çıkardınız, aradan bu kadar süre geçti, niye işletmediniz? Şimdi, bir kül hâlinde bin yüz civarındaki belediyenin tüzel kişiliğini birdenbire kaldırıyorsunuz ve seçimlere bir sene gibi kısa bir süre kala bu düzenlemeyi yapmaktasınız. Biraz önce çok değerli bir iktidar partisine mensup milletvekili şunu dedi: “Acelemiz var.” Neyin acelesi? İşte, 2009 yılında yapılacak mahallî idareler seçimlerinden bir sene önce bunu çıkaralım ve Anayasa’nın 127’nci maddesindeki engele takılmayalım diye böyle bir alelacele bu kanunu getiriyorsunuz. Her kanunda, her acele getirilen kanunda olduğu gibi bu kanun da ayaklarınıza takılacaktır.

Şunu söylüyorum: Belki kapatmayı hak eden çok cüzi de olsa belediyeler olabilir -kaynakları, imkânları- ama çok büyük bir bölümü bu kapatılmayı hak etmiyor. Keşke Danıştay bir inceleme yapsaydı, hepsiyle ayrı ayrı incelenseydi ve akabinde bizler de bu konuda bilgilendirsek, bizler de inceleme yapsak bu itirazlarımız olmazdı ama siz, Sayın Başbakanın bir talimatıyla bütün belediyelerimizin üçte 1’ini bir günde çıkaracağınız yasayla köye dönüştürüyorsunuz veya mahalleye dönüştürüyorsunuz. O köylerdeki, o belediyelerdeki insanlarla önümüzdeki günlerde yüzleşeceksiniz. Sayın Başbakan bugün diyor ki: “Merak etmesinler, daha fazla kaynak aktaracağız, daha fazla yatırım yapacağız.”

Değerli arkadaşlarım, madem öyleydi, demokrasinin ilk kademesi olan bu belediyelerin başkanları mı size çok geldi? O zaman daha fazla kaynak aktarsaydık, daha fazla imkân sağlasaydık da bu belediye başkanlarımız istediğimiz anlamda faaliyetlerini sürdürebilselerdi.

Değerli arkadaşlarım, şunu söylüyorum, imkân sınırlı olabilir ama şunu yapabiliriz: 2 binin altındaki nüfustaki belediyelere, illere bir gönderiyorsak bunlara iki gönderelim. Bu bütçelerle mümkün, bu sıkıntıları da çözeriz. Bakın, benim kendi şehrimdeki bazı belediyelerde, kapatılan belediyelerde, çok samimi söylüyorum, yüzme havuzları var. Bugün birçok ilde olmayan, o küçük dediğimiz, yetersiz dediğimiz, hizmet yapamıyor dediğimiz belediyelerimizde var. Avrupa’da emekli olmuş “Hayatımın son kısmını gideyim, kendi bölgemde, kendi beldemde geçireyim, nasıl olsa belediye de var, hizmetler de var, orada yaşayayım.” demiş. Şimdi insanlar kan ağlıyor. Villasını yaptırmış, yüzme havuzu yapılmış, Avrupa’dan gelecek, o beldedeki yaşayan insanlar için bunu gerçekleştirmiş belediye, şimdi bunlardan vazgeçeceğiz. “Tasarruf” diyorsunuz. Belediye başkanının maaşı dışında burada bir tasarruf yok. Ayrıca belediyelerin diğer sosyal görevlerini yok sayıyorsunuz. Belediye başkanları bir tek yol, kaldırım, imar, ruhsat işleriyle uğraşmıyor.

Değerli arkadaşlarım, gece birde, ikide, üçte, o belde de kim hasta olsa belediye başkanının kapısını çalar, belediye başkanı gerekirse kendi gider, gerekirse memurlarını gönderir, aracını verir, takip eder ve o hastanın acil durumuna çözüm üretir.

Değerli milletvekilleri, bakın, bazı beldelerde şunu ifade ettiler. Diyorlar ki: “Biz çocuğumuzu belediyenin araçlarıyla şehre çok cüzi miktarlarda servis ücretiyle gönderiyoruz. Bu belediyeler kapatıldığı zaman piyasa fiyatlarıyla çocuklarımızı okutmaya gönderme şansımız yok.” Şimdi biz bu tasarıyla çocukların eğitimini de engellemiş bulunuyoruz.

Değerli milletvekilleri, şunu da buradan söylemek istiyorum: Büyükşehirlerde bazı belediyeleri, bakın Temelli’yi kaldırıyoruz Sincan’a bağlıyoruz, Hasanoğlan’ı kaldırıyoruz Elmadağ’a bağlıyoruz, Erzurum’un tarihî belediyesi Ilıca’yı, tarihî ismini siliyoruz ve bir başka belediye altında diğer beldelerle bir araya getiriyoruz.

Değerli milletvekilleri, şunu da ifade etmek istiyorum: İstanbul Gürpınar Belediyesini ortadan ikiye böldünüz, bir kısmı Büyükçekmece’de bir kısmı Beylikdüzü’nde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çobanoğlu, lütfen konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

METİN ÇOBANOĞLU (Devamla) - Belediye başkanı feryat ediyor, diyor ki: “Bizi madem kapatıyorsunuz. Verecekseniz, benim beldemi bir bütün hâlinde nereye verirseniz verin.” Bunu da mı çok görüyorsunuz?

Değerli milletvekilleri, bakın, şurada, hemen yanımızda Kırıkkale var. Üç tane belde çok önemli. Ne bunlar: Hasanoğlan, Koçubaba, Hamzalı. Bunların önemi nereden?

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Hasandede…

METİN ÇOBANOĞLU (Devamla) – Hasandede, pardon. Hasandede, Koçubaba, Hamzalı. Bunların önemi şuradan: Nüfusları küçük ama bunların tesir sahaları çok büyük. Bunlar Bektaşi kültürünün çok önemli merkezleridir. Gönlüm Hasandede’nin ilçe yapılması gerekir derken, şimdi siz bu belediyeyi kapatıyorsunuz.

Bakın, Bektaşilik Anadolu’nun Türk yurdu olmasında çok önemli bir felsefe. İşte, diğer, Anadolu’nun alperenleri gibi, onlar da Anadolu’nun Türk yurdu olmasında, bu kültürün buralara yayılmasında müthiş bir görev görmüşler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

METİN ÇOBANOĞLU (Devamla) - Şimdi biz buraları köreltiyoruz. Keşke bu tasarıyla oraları ilçe yapabilsek.

BAŞKAN – Sayın Çobanoğlu, teşekkür ediyorum.

METİN ÇOBANOĞLU (Devamla) – Ben teşekkür ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Demokratik Toplum Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Selahattin Demirtaş.

Buyurun Sayın Demirtaş. (DTP sıralarından alkışlar)

DTP GRUBU ADINA SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde DTP Grubu adına görüşlerimizi belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, çok değerli konuşmacıların da altını çizerek ifade ettikleri gibi toplumun çok önemli bir kesimini, milyonlarca insanı doğrudan etkileyecek önemli bir kanun tasarısı üzerinde bugün Genel Kurul kendi iradesini ortaya koyacak. Dolayısıyla bu kanun tasarısının, toplumun büyük bir kısmını bu kadar yakından ilgilendiren sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel yaşamını, günlük yaşamını değiştirebilecek, doğrudan etkileyebilecek bir kanun tasarısı üzerinde elbette ki öncelikli olarak toplumun genelinin düşüncelerinin alınması çok önemlidir. Şimdi, kanun tasarısının Genel Kurula geliş süreci göz önünde bulundurulduğunda, bu sürecin yeterince işletilmediği, demokrasi adına, katılımcılık adına bir değişiklik yapılacağı iddiasıyla, tam tersine, katılımcılık, şeffaflık, demokratiklik ilkesinin katledildiğini görüyoruz. Bu tasarı yaklaşık bir hafta önce gruplara iletildi. Gruplar bunun üzerinde daha sağlıklı bir şekilde tartışmasını yürütemedi, çünkü yüzlerce belediyenin kapatılması veya birbirine bağlanması söz konusu. Bürokratların belki uzun süre üzerinde çalışıp hazırladığı, aylarca, belki yıllarca üzerinde çalışıp hazırladığı kanun tasarısının Mecliste tartışmaları için Komisyonda sadece bir gün verilmiş, Genel Kurulda da bir günde milletvekillerinin bunu tartışarak onaylaması isteniyor. Bu da demokrasi adına yapılıyor. Doğrusu kendi içinde tutarsız olan, anlayış itibarıyla çelişkili olan bir yaklaşım daha başından itibaren hissedilir durumda.

Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısının bu kadar alelacele, hızlı bir şekilde Genel Kurula indirilmesiyle birlikte, aslında bu belediyelerle ilgili, belediyelerin ahalisiyle ilgili çalışmalar yapan, imza toplayan, bu konuda kamuoyu yaratmaya çalışan, bu çaba içerisine giren sivil toplum örgütleri, muhtarlıklar, belediyeler, bir bütün olarak toplumun kendisinin bütün çabaları boşa çıkarılmış oldu. Aslında bu konuda toplumda hararetli bir tartışma var. Fakat bu tartışmaların önü Genel Kurula hızla indirilen bu tasarıyla kesilmiş oldu. Dolayısıyla, halkın görüşleri gruplara yansımadan, Meclise yansımadan tartışmayı yürütmek durumunda kaldık.

Yine, değerli arkadaşlar, kanunun tekniği, bir kez daha altını çizmek istiyorum ki demokratiklik, katılımcılık ve şeffaflığı bertaraf edecek şekilde düzenlenmiş. Bir tek maddede kırk üç belediyenin kurulmasına karar vereceğiz. Kırk üç ayrı şehirle ilgili bir tek maddede konuşacağız, bir tek maddede analiz yapacağız, değerlendireceğiz ve bir tek maddede oylamayla bunun kararını almış olacağız. Oysa yapılması gereken, her bir belediyenin ayrı bir maddede düzenlenmesi ve o maddeyle ilgili tartışmalar yürütülürken o belediyenin özgün koşulları, öznel koşulları dikkate alınarak gerçekten bu düzenleme o bölge halkına, o yöre halkına faydalı olacak mı, kamusal amacı yerine getirecek mi, getirmeyecek mi; her maddenin tartışmasında ayrı ayrı ortaya çıkacaktı, ama kanunun tekniği, düzenleniş şekli buna da imkân vermiyor.

Şimdi, genel gerekçelerde üç dört tane genel gerekçe ifade edilmiş, ama bunların tamamı, dördü de -örneğin, dört genel gerekçe var ama- dört genel gerekçenin tamamı da sekiz yüz yirmi belediye için geçerlidir diyemeyiz. Bunlardan biri birkaçı için geçerlidir, ikisi birkaçı için geçerlidir, ama dördünün tamamı için geçerli olduğunu ifade etmek mümkün değil. Dolayısıyla her belediyenin ayrı ayrı tartışılıp, gerçekten de kanunun amacına hizmet edecek bir düzenleme yapılıyor mu, yapılmıyor mu sonucunun ortaya çıkarılabilmesi açısından her birinin ayrı maddede düzenlenmesi gerekirdi. Dolayısıyla kanunun 1’inci maddesi özellikle bu yönüyle derinlemesine bir tartışmayı, analizi milletvekillerinin bilgisine sunmaya, buna göre de milletvekillerinin karar vermesine imkân verecek şekilde düzenlenmemiş.

Birazdan maddelere geçilecek ve belki yarım saatlik bir konuşmadan sonra kırk üç tane belediyenin kurulmasına, ilçenin kurulmasına karar vermiş olacağız. Sadece yarım saat tartışma fırsatımız olacak. Oysa ben biliyorum ki milletvekillerimizin birçoğunun, işte Diyarbakır’da yapılacak düzenleme neyi getiriyor neyi götürüyor, çok bilme şansı olmayacak. Benim, Bursa’daki düzenlemeden, gelen giden ne olacak, bilme şansım olmayacak. Her bir milletvekili için bu geçerlidir. Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bu hâliyle yasalaşırsa kanaatim odur ki bir müddet sonra tekrar ele alınmak durumunda kalınacak. Çünkü, çok alelacele hazırlanmış, her belediye için, her ilçe için farklı bir gerekçe sunulmamış, Komisyonda da zaten yeterince tartışılmamış, tartışılmasına imkân da verilmemiş, muhalefet partileri bu konuda değişiklik önergeleri sunmak istemişler ama buna da imkân verilmemiş. Komisyon zaten her maddeyi olduğu gibi onaylayarak Genel Kurula sevk etmiş. Dolayısıyla, tartışmalar son derece yetersiz. Bu sıra sayıdan da, yapılan tartışmalardan da, gerekçelerden de, karşı oy yazılarından da, bu kanunun değiştireceği sosyal yaşantıyı, ekonomik yaşantıyı, kültürel yaşantıyı anlayabilmek, gerçeği ortaya çıkarabilmek maalesef ki mümkün değil. Yani aylarca üzerinde çalışılan, belki onlarca, yüzlerce bürokratın aylarca üzerinde çalıştığı bir kanun tasarısını burada birkaç saat içerisinde hep birlikte oylamış, onaylamış olacağız.

Yine, adrese dayalı nüfus sistemini esas alarak, bunu taban kabul ederek bu veri tabanı üzerinde düzenlemeler yapılmaya çalışılıyor ama, Sayın Bakan bu yapılan nüfus sayımına çok güvendiğini, bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti’nde yapılan en sağlıklı nüfus sayımının bu şekilde gerçekleştiğini ifade etse de bizler biliyoruz ki neredeyse anket yapılır gibi yapılan bu uygulama nüfusun önemli bir kısmını ya dışarıda tutmuş ya da farklı yerlerde yazılmasına yol açarak en azından sağlıklı bir veri tabanı oluşmasını engellemiş durumda. Dolayısıyla, ortada, önceki nüfus sayımları ve şu anda yapılmış olan bizce sağlıksız, adrese dayalı veri tabanı üzerinde gerçekleştirilen bu düzenlemenin yine bir müddet sonra ihtiyaca cevap vermediği anlaşılacak. Aslında veri tabanının yanlış olmasından kaynaklı olarak da sonuçlarının da yanlış bir şekilde ortaya çıktığını bariz bir şekilde ortaya koyacaktır değerli arkadaşlar.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bir belediye başına düşen nüfus oranı itibarıyla Türkiye zaten yetersizken, bu hâliyle belediye başına düşen nüfus oranı artırılarak yerel katılımcılık, yerel demokrasi de büyük oranda zayıflatılacak. Şimdi, aslolan şudur: Mümkün olan en az nüfusun, yerelde, hizmetlerle ilgili olarak tartışma süreçlerine katılabilmesi, yerel yönetimlere önerilerini sunabilmesi, denetleyebilmesi ve mümkün olan en az nüfusun o birimde, belediye çatısı altında örgütlenerek kendi hizmetlerini kendi belediyesi aracılığıyla görebilmesidir. Bunu, demokratik devletlerin, tartışırken en mikro düzeyde, yapabileceği en küçük birimlere ayırarak yapması demokrasinin gereğidir. Demokrasi artık yerelden işliyor. Ademi merkezi sistem ne kadar güçlüyse bir ülkenin demokrasisi o kadar güçlüdür. Şimdi, eğer demokrasi adına bu yapılıyorsa bu da yanlış bir anlayış.

Ülkemizdeki belediye sayısı sanki çok çok fazlaymış, emsallerine göre sanki çok fazlaymış gibi bir de belediyeleri büyüterek, hem fizikî olarak, coğrafi olarak büyüterek hem de belediyelerin nüfus sayısını artırarak maalesef ki katılımcılığı zorlaştırıyoruz. Orada yaşayan, o belediye sınırları içerisinde yaşayan halkın kendi düşüncelerini, önerilerini, kendi seçtikleri belediyelerine aktarmalarını ve denetlemelerini giderek zorlaştırıyoruz. Dolayısıyla, eğer demokrasi adına bu yapılıyorsa bu gerekçe de mantıklı değil değerli arkadaşlar.

Bir başka önemli husus bu tasarıyla ilgili: Şimdi, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı var değerli arkadaşlar. Onun 5’inci maddesinde, bu gibi durumlarda, yani belediye sınırları değiştirilecekse eğer, mümkünse o yörenin halkının düşüncelerine başvurmak gerekir diye bir prensip belirlemiş. Şimdi, burada mümkünse derken, çok olağanüstü koşullar olur ve bu bu değişikliği yapan siyasi irade referandumu yapabilecek koşullara sahip olmaz, deprem olur, savaş hâli olur, afet olur, bilmem ne olur ama bu yasa değişikliği de o anda gereklidir, dolayısıyla referandum yapmak mümkün değildir. Bu “mümkünse” kısmına sığınarak referandum yapmayabilir ama onun ötesinde, mümkün olan her hâlde referandum yapmak zorundadır. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı bunu şart koşmaktadır.

Nedir peki bunun önemi bizim için? Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereğince usulüne uygun bir şekilde yürürlüğe girmiş uluslararası bir sözleşmedir bu ve kanun hükmündedir; uygulanmadığı zaman, siz, yasayı ihlal etmiş olursunuz. Herhangi bir iç hukuk mevzuatımızın bir hükmü hâline gelmiştir. Dolayısıyla, bu yörelerde referandum yapmak hükûmetin inisiyatifinde değildir, zorunludur, yapılması zorunludur. Aksi takdirde, uluslararası sözleşmelerin de hiçbir anlamı kalmaz, Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin de hiçbir anlamı kalmaz.

Şimdi, değiştirilen, sınırları değiştirilen veya işte birleştirilen belediyelerin hangi birinde referandum yapıldı? Hiçbirinde. O yöre halkının hiçbirinin bu konudaki düşüncesi resmî olarak ya da gayriresmî olarak alınmadı, alınmak istenmedi ama bu düzenleme, onlar adına, onlar için Meclis tarafından yapılıyor, onlara rağmen yapılıyor ama. Dolayısıyla, bunun bu şekilde yasalaşması, Anayasa’nın 90’ıncı maddesine aykırı olacak değerli arkadaşlar. Belki, Anayasa Mahkemesi, ilerideki itirazlarda bunu göz önünde bulunduracaktır. Neden o yörelerde referandum yapmadınız, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın 5’inci maddesine göre neden o yörelerde referandum yapmadınız, neden bu referandumun sonuçlarını dikkate alarak bu değişiklikleri, sınırları değiştirmeyi ondan sonra yapmadınız, diye belki de bir iptal durumu söz konusu olacak. Bu nedenle, bu konu da çok hassas. Bu da doğrudan demokrasiyle ilgili, halkın iradesiyle, milletin iradesiyle doğrudan ilgilidir ama burada yapılan, o yöre halkının iradesine rağmen, onlar istemediği hâlde, onlar uygun bulmadığı hâlde “Kanun koyucu olarak bizler sizin için bunu uygun gördük, dolayısıyla bundan sonra böyle yaşayacaksınız, siz uygun görmeseniz de biz sizin için uygun gördük.” diyerek yasalaştırmış olacağız.

Şimdi, evet, referandum yapılamadı ama -birçok arkadaşımız ifade etti, bundan sonra da ifade edilecek- Meclise ulaşabilen bütün bölgeler, belediye başkanları, meclis üyeleri, o bölgede yaşayan halk bir şekilde sesini buraya ulaştırmaya da çalışıyor. Basın açıklamalarıyla, faks etkinlikleriyle, hazırladıkları raporlarla, aldıkları meclis kararlarıyla düşüncelerini aktarmaya çalışıyorlar. Yani neredeyse bu belediyeler içerisinde, durumu değişecek belediyeler içerisinde hâlinden memnun olan, değişiklikten, tasarıdan memnun olan belediye yok gibi.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – İnsaf edin, insaf!

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Devamla) – Bu konuda, değerli arkadaşlar, bütün gruplara elbette ki iletilmiştir, eminim ki iktidar partisine mensup milletvekili arkadaşlarımız da bu konuda değişik önerileri almıştır.

AHMET YENİ (Samsun) – Samsun memnun! Herkes memnun kardeşim!

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Devamla) – Yüzde 100 olmak zorunda değil tabii ki. Yani bunlardan bir tanesi bile itiraz ediyorsa değerli arkadaşlar, demokrasi ilkesi, katılımcılık ilkesi çiğnenmiş demektir.

Burada, değerli arkadaşlar, Eminönü’nden gelen dosya var. Sadece Eminönü’nün dosyası bu. On beş bin imza var -zannedersem diğer gruplara da iletmişlerdir- on beş bin imza. İşte referandum.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Sosyal demokratlar organize etmişler.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Devamla) – Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na göre referandum. On beş bin kişi “Biz bunu istemiyoruz.” diyor. Diğer gruplara da iletmişlerdir. Eminönü Belediyesi DTP’li de değildir.

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – İmzalar sahtedir.

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Dinle, dinle!

Başkan, müdahale eder misiniz?

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Devamla) – Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bu referandumu yapmazsanız, halk bu şekilde, taleplerini, ihtiyaçlarını, beklentilerini Meclise ulaştırmaya çalışır. Bizim dediğimiz şu: Yani, doğru olan  ve bu insanların hakkı olan şey referandumu gerçekleştirmek. Buradan çıkan resmî sonuçlar üzerinden bakanlığın bir kanun tasarısı hazırlaması, komisyonun da buna uygun bir şekilde görüş belirterek Genel Kurula indirmesiydi. Bizler de burada milletvekilleri olarak eğer o bölge halkı için, o belediye halkı için konuşacaksak, referandum sonuçlarına bakarak, oradakiler istemiş mi istememiş mi ona göre belki görüş belirtme şansına sahip olurduk. Ama maalesef her birimiz, diğer belediyeden hiç haberdar olmadan, oradaki halkın isteği, beklentisi nedir bunu çok dikkate almadan, bilmeden zaten oy kullanmak zorunda kalacağız. Lehe oy kullanırken de böyle yapacağız, aleyhe oy kullanırken de. Yani, belki aleyhe oy kullanırken, o yöre halkı, arkadaşlarımızın belirttiği gibi, bunu arzulayan belediyeler var ama biz durumu bilmediğimiz için aleyhe oy kullanacağız. İşte, keşke referandum yapılabilse ve keşke her biri ayrı maddelerde düzenlenmiş ve o şekilde o kanun tekniğiyle Genel Kurula indirilmiş olsaydı o zaman her biriyle ilgili lehe veya aleyhe konuşma, oy kullanma şansımız olabilirdi.

İşte, örnekleri var değerli arkadaşlar: Ümraniye’de muhtarlar bir araya gelmiş, durumdan şikâyetçi: “Bu yapılan düzenleme bizim ihtiyaçlarımızı karşılamıyor.” Bu konuda çeşitli girişimlerde bulunmuşlar. Gümüşhane Tekke Belediyesi, işte, veryansın ediyor, bütün gruplara ulaşmaya çalışıyorlar. “Yapılan düzenleme bizi mutlu etmeyecek, bizim düşüncelerimizi yansıtmıyor. Dolayısıyla, Meclisin bu  konuyu dikkate alması, milletvekillerinin bu konuyu dikkate alması gerekir.” diyorlar. İşte, Eminönü’nden göndermişler, değerli arkadaşlar, Diyarbakır’dan göndermişler.

Bakın, çok ilginç bir durum var. Sur Belediyesi, değerli arkadaşlar, biliyorsunuz AK Parti Hükûmetinin çok dilli belediyecilik kararı aldığı için görevden aldığı belediye başkanı ve meclis üyelerinin olduğu Sur Belediyesi, onunla ilgili ilginç bir değişiklik var bu tasarıda. Şimdi, bu belde ile Sur beldesi ilçe hâline getiriliyor. Bu ilçeyle fiziki olarak hiçbir şekilde yakınlığı uzaklığı olmayan bir beldeyi bu ilçeye bağlıyorlar. O beldeden Sur Belediyesine gitmek için iki ayrı ilçeden geçmek zorundasınız. Yani ben, Sur Belediyesinden yeni bağlanacak olan Çarıklı beldesine gitmek için Yenişehir ilçesi sınırlarından bir de Bağlar ilçesi sınırlarından geçtikten sonra ancak oraya ulaşabilirim. Yani, fiziki olarak bu kadar bağımsız, ayrı, coğrafi olarak, ekonomik olarak, sosyal olarak hiçbir ilişkisi olmayan bir belde Sur beldesine bağlanıyor. Neden? Tahmin etmek zor değil değerli arkadaşlar herhâlde. Niye Yenişehir’e bağlanmıyor, niye Bağlar’a bağlanmıyor? Çünkü Sur Belediyesinde oya ihtiyaç var, o oyun da bir miktarı Çarıklı’da var, onu alıp Sur Belediyesine bağlama ihtiyacı hissedilmiş. Yani, diğerlerinde durum nedir bilmiyorum ama diğer illerde.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Seçim sonuçlarına bir bakın, ona göre.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Devamla) – Tabii ki ona göre söylüyorum.

Oradaki birkaç yüz oy -600,700 AK Parti oyu- Sur Belediyesine lazım, başka türlü alamayacak, makarna kömür de yetmiyor.

AHMET YENİ (Samsun) – Biz o işlere bakmıyoruz!

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Devamla) – Dolayısıyla o Çarıklı’daki oyları oraya bağlamak gerekecek. (DTP sıralarından alkışlar) Şimdi, korkumuz ve kaygımız o ki, eğer diğer yerlerde de bu tür şeyler dikkate alınarak veya benzer şeyler dikkate alınarak yapılmışsa, bunun önemli bir kısmının siyasi saiklerle, siyasi amaçlarla yapıldığı gibi bir hisse kapılıyoruz. Arkadaşlar herhâlde ifade edecekler, herkes yakından bildiği bölgeyi bu şekilde tanımlamaya, tariflemeye çalışacak.

Şimdi, Çarıklı beldesi Sur’a bağlanınca, orada yaşayan işte 2-3 bin insan için işkenceye dönüştüreceksiniz. Bağlar’a bağlansa çok rahat bir şekilde işlemlerini yapacak, görecek ya da Yenişehir’e bağlansa çok daha rahat edecek ama, kilometrelerce uzaktaki Sur’a bağlayarak o vatandaşlara iyilik yapmış olmuyoruz. Biz şunu diyoruz: AK Partinin oradaki 600 oya ihtiyacı varsa biz verelim, Çarıklı halkına o işkenceyi çektirmeyin. (DTP sıralarından alkışlar)

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – İşine bak sen ya!

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Çantada keklik gördün milletin oylarını! Oradan aldınız, buraya verdiniz.

SIRRI SAKIK (Muş) – Kasımpaşa’yı da bağlasanız sonuç alamazsınız.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Diyarbakır’la ilgili ciddi siyasi kaygılarımız yok. Yani, şu Çarıklı meselesini oradaki yurttaşlarımızı düşündüğümüz için ifade ediyorum. O konuda sıkıntımız yok. Yani, Diyarbakır 2’ye katlansa 4’e bölünse, birleştirilse ayrılsa, orada ciddi bir siyasi kaygımız yok, ondan emin olun. Dolayısıyla, bizim de itirazlarımız siyasi kaygılarla değil. Çarıklı beldesi gibi küçük bir belde niye oraya bağlanıyor? Bağıvar bağlanıyor örneğin. Orada da AK Parti belediyesi var. İtirazımız yok. Çünkü, fiziki olarak da gerçekten Bağıvar’ın olması gereken durum, Sur Belediyesine, Sur ilçesine bağlı olması durumudur. Oradaki insanlar Sur’a bağlanınca ancak rahat edecekler, itirazımız yok ona. Ama, Çarıklı’nın şeyini anlayamadık doğrusu. Değişiklik önergesiyle de bunu tekrar gündeme getirip takdirlerinize sunacağız ama, yani umut ediyorum ki, tartışmalar yürütülürken değerli arkadaşlarımla bu yaptığımız uyarılar, siyasi kaygılardan öte, oradaki vatandaşların hassasiyetlerini, beklentilerini dikkate alan itirazlardır. Bizim de yaklaşımımız bu noktadadır. Umut ediyorum ki, iktidar partisinin de yaklaşımı bu noktada olacaktır.

Dolayısıyla, bu düşüncelerle, biz, tasarının tümü hakkında aleyhte oy kullanacağımızı, desteklemeyeceğimizi DTP Grubu olarak ifade etmek istiyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demirtaş.

AK Parti Grubu adına, Kocaeli Milletvekili Sayın Nihat Ergün.

Sayın Ergün, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı hakkında AK Parti Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarının iki önemli unsuru var. Bunlardan bir tanesi, küçük ölçekli belediyeler sorununa bir çözüm getirmek. İkincisi, büyükşehir belediyelerinde ölçek sorununu ve idari düzenlemeyi yeniden ele almaktır. Tasarının amaçları ve sonuçları itibarıyla baktığımızda son yılların en kapsamlı idari reformlarından bir tanesi olduğu çok açık bir şekilde görülecektir. Gerçekten bu tasarı, AK Parti Hükûmetlerinin baştan beri reformcu yanını bir kere daha öne çıkaran önemli tasarılardan bir tanesidir.

Elbette bütün reformlar kendi içerisinde bazı önemli fırsatları ve riskleri bir arada barındırırlar. Bu tasarının içerisinde de çok önemli fırsatlar vardır, halkın hizmete daha kolay ulaşımını sağlayacak fırsatlar vardır. Sayın muhalefet sözcülerinin sözünü ettiği bazı risklerden de söz edilebilir. Siyasi riskler varsa bu tasarı içerisinde, en önemli siyasi riski AK Parti üstleniyor olmalıdır; çünkü eğer sizin sözünü ettiğiniz şeyler doğruysa bu tasarıdan dolayı vatandaş bize gücenecek demektir, belki de oy vermeyecek demektir. Bu açıdan baktığımızda bu tasarının siyasi riskini bizim üstlendiğimiz doğrudur. Ama biz siyasi risk hesabı yapmadan, biz, yerel nitelikli kamu hizmetlerinin vatandaşlara daha hızlı, daha ucuz, daha kaliteli bir şekilde nasıl ulaşacağının hesabını yaparak bu reformu hayata geçiriyoruz. Tasarının amacı özü itibarıyla budur. Her zaman reformlar haklı haksız birtakım eleştirilere maruz kalmıştır. Dünyadaki bütün reformlar eleştiriye maruz kalmıştır. Biz de bu reformlar sebebiyle elbette muhalefetin eleştirilerine maruz kalacağız. O eleştirileri de dikkatle takip ediyoruz. Ama sonunda, eleştiriler olur, günü gelmiş hiçbir şey gecikmez. Bir şeyin günü geldi mi yapılır, tartışılır tartışılır, günü gelmişse olur; bunun günü gelmiştir. Türkiye belirli bir dönemde, belediye dağıtma, ilçe dağıtma, il dağıtma gibi bir dağıtma dönemi yaşamıştır. Bu dönem AK Partiyle birlikte sona ermiştir. Şimdi, Türkiye bir toparlanma dönemindedir. İdari açıdan da bir toparlanmanın içerisinde olduğumuzu bu tasarıyla görüyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kırk üç yeni ilçe kuruyorsunuz.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Hiç kimseye popülist amaçla bugüne kadar bir şey dağıtmadık. Şimdi, toparlıyoruz, Türkiye'nin idari yapısını da toparlıyoruz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Mahalleleri dağıtıyorsunuz, mahalleleri dağıtıyorsunuz!

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bazı tarihî reformlardan size örnek vermek isterim. Mesela, Osmanlıya matbaanın gelişi de o dönem itibarıyla bir reformdur. Bazı direnişler yüzünden herhâlde otuz sene kadar geç gelebilmiştir.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gericiler karşı gelmiştir.

MUHARREM İNCE (Yalova) - İki yüz elli sene geç kaldı.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Hattatlar, matbaanın kurulmasına kendilerince haklı olarak eleştiri getirmişler ve karşı çıkmışlardır. Hatta dönemin hattatları, İstanbul’da Beyazıt Camisi’nde bir cenaze namazı kılmışlar, tabutun içerisine okka ve diviti koymuşlar. Matbaa sebebiyle mesleklerinin öldüğünü orada gıyabi cenaze namazı, temsilî cenaze namazıyla göstermişler. Beyazıt Meydanı’nından Topkapı Sarayı’na kadar da yürüyüş yapmışlardır. Ama, matbaa gelmiştir ve olmuştur.

MUHARREM VARLI (Adana) – Aynı Viyana Bozgunu’nu da siz önlemiştiniz Sayın Ergün!

OKTAY VURAL (İzmir) – Tüm itirazınıza rağmen geldi.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Şimdi, hattatlık bir meslek olmaktan çıkmış ama bir sanat olarak varlığını devam ettirmektedir, bir sanat. Bugün, hattatlık bir sanattır.

MUHARREM VARLI (Adana) – Aynı Viyana Bozgunu’nu da siz örnek vermiştiniz.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Bunun gibi, özelleştirme politikaları karşısında da çok eleştiriler olabilir. Özelleştirmeye karşı çıkanlar da olabilir. Hatta, aynen az önceki örnekte olduğu gibi mutlaka temsilî cenaze namazları kılınıp, işte fabrikanın öldüğüne dair, sektörün öldüğüne dair nümayişler de yapılmıştır. Ama özelleştirme bugünün iktisat politikaları açısından geçerli ve gerekli bir politikaysa yoluna devam edecektir ve etmektedir.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Geçerli mi acaba?

NİHAT ERGÜN (Devamla) - 141, 142 ve 163’üncü maddeler Türkiye'de tartışılırken, 141 ve 142 kalkınca ertesi gün komünizmin geleceği, 163’üncü madde kalkınca da ertesi gün Türkiye'nin bir din devletine dönüşeceği kaygıları çokça dile getirilmiştir. 141, 142 kalkalı çok oldu, 163 kalkalı çok oldu, Türkiye'ye o gün bugündür ne komünizm geldi ne Türkiye bir din devleti oldu. (AK Parti sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Yüreğiniz yetiyorsa 301’i kaldırın, 301’i.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Avrupa Birliği reformları en çok tartışılan reformlar olmuştur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Belediyelere anlat, belediyelere.

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Bu reformlarla, Türkiye'nin hukuktaki, demokrasideki ve ekonomideki standartları adım adım yükselmektedir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Belediye başkanları televizyondan izliyorlar, onlara söyle.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Hatırlıyor musunuz değerli arkadaşlar, hatırlıyor musunuz, hastanelerin birleştirilmesi sırasında ne tartışmalar oldu? Hastaneler birleştirilirken niye itirazlar oldu? “İşçinin malı şuraya gidiyor, işçinin malı buraya gidiyor…” İşçi, şimdi yeni hastanesine gittiği zaman… Eskiden başhekim torpiliyle, politikacı torpiliyle özel oda ayırmak zorunda kalıyordu insanlar, şimdi bütün odalar özel oda oldu, bütün odalarda beş yıldızlı otel odası gibi tek kişilik, iki kişilik yataklar var, tuvaleti banyosu içinde, kimsenin torpiline hacet kalmadı. (AK Parti sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Demek daha önce yoktu öyle mi?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hadi beraber gidelim hastanelere, bir bakalım.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Köy Hizmetlerinin özel idareye bağlanması sırasında da çok tartışmalar oldu. Ne tartışmalar…

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sadede gel, sadede.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – “Türkiye bölünüyor, Türkiye'nin üniter yapısı tahrip ediliyor, Türkiye federal bir rejime gidiyor” falan diye endişeler dile getirildi. Ben de açıkçası, bu idari reformu ya hakikaten böyle mi yapıyoruz diye bir baktım, meğer öyle değilmiş. Meğer, sendika işveren değiştiriyormuş, bütün problem buymuş.

OKTAY VURAL (İzmir) – Nerede kamu yönetimi temel kanunu? Niye getirmiyorsunuz? Hadi…

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Sendika işveren değiştiriyormuş, bütün problem buymuş.

Değerli arkadaşlar, ama Köy Hizmetleri özel idareye bağlandıktan sonra, İstanbul ve Kocaeli’de büyükşehir belediyelerine bağlandıktan sonra köyler çok süratli ve kaliteli hizmet almaya başlamışlardır. Buna da ne kadar itiraz edildi, ama ne kadar hayırlı bir iş olmuştur.

Büyükşehir belediyelerinin sınırlarını genişleten düzenlemeler yapıldığı zaman da aynı şeyler oldu. “İstanbul, il mülki sınırlarıyla büyükşehir olur mu? Kocaeli, il mülki sınırlarıyla büyükşehir olur mu?” Oldu. Ne oldu? Her yer hizmet gördü. Köylere kadar doğal gaz gitti, köylere kadar.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Doğal gaz cep yakıyor.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Yüz sene sonra bile gitmezdi, ama bugün gitti. Gidin görün bu yapılan işlerin ne manaya geldiğini.

Belediye kanunlarında, diğer yerel yönetim reformlarında da benzer tartışmalar oldu. Şimdi bu kanunda da benzer itirazlar ve tartışmalar olmaktadır.

Değerli arkadaşlar, 2003 yılında bu ölçek sorununa biz burada el attık, üç yüz kırk belediyenin tüzel kişiliğini kaldıran bir kanun teklifi geldi ve buradan geçti. Sayın Cumhurbaşkanımıza gitti. Sayın Cumhurbaşkanımız –geri gönderme gerekçesi önümde- diyor ki, “Ya, seçimlere üç ay var. Bu, seçim sonuçlarını etkileyecek mahiyette bir değişiklik sayılır. O nedenle, siz bu konuyu bir daha görüşün. Aslında, bunda kamu yararı var.” diyor. “Kamu yararı var ama seçimlere çok yakın olduğu için siz bunu yapmayın.” Kamu yararı olan bir şey yapıyoruz biz aslında. Neden kamu yararı olan bir şeyi yapıyoruz?

Değerli arkadaşlar, bir şey gereğinden küçükse gerçekten fonksiyonel olmuyor, gereğinden büyükse de fonksiyonel olmuyor, optimum ölçekler oluşturmamız lazım. Şimdi, yeni kanunda optimum ölçek ne?

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Köy yapıyorsunuz “gelişiyor” diyorsunuz, nasıl bir gelişme bu?

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Yeni bir belediye olması için en az 5 bin nüfus lazım ve 5 kilometre yakınında da bir belediye bulunmaması lazım. Demek ki optimum belediye ölçeğinden bunu kastediyoruz. Ama bizim yerel yönetimlerimiz sadece belediyelerden oluşmuyor. Yerel yönetim deyince herkesin aklına sadece belediye geliyor. Türkiye’de yerel yönetimler üçe ayrılıyor: Bir, köy tüzel kişilikleri; iki, belediyeler; üç, il özel idareleri.

Şimdi sırada Köy Kanunu var, Bakanlık çalışıyor, çok süratli bir şekilde getirecek. Köy Kanunu 1920’li yıllardan kalma.

OKTAY VURAL (İzmir) – Eyvah, köyleri de kapatacaklar! Mecburi iskân konacak. Mecburi iskâna tabi tutacaklar.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – …Bu Kanun’a göre, eğer bu Kanun’un gereklerinin yerine getirilip getirilmediğine bakılsa köylünün hepsi mahpushaneye girer. O kadar ağır bir Kanun, o kadar ağır. Şimdi Köy Kanunu’nu da getiriyoruz ve köylerin de dünyanın en modern ülkelerindeki köylerde olan hizmetlere ulaşacak bir performansa ulaşmasını bu kanunla elbette getireceğiz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bugüne kadar niye yapmadınız ya?

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Şimdi, ölçek sorunu ne? Nüfus gereğinden az, gelir gereğinden az, maliyetler son derece yüksek, masraflar çok, cari giderler bütün harcamaları, bütün gelirleri yutan bir özellikte…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ankara’yı da kapat, Ankara’yı da.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – …bu nedenle de aşırı borç yükü, arzu edilen hizmetlerin üretilememesi, kamu yararının olmaması; seçilmiş olmanın özellikleri bile kalmıyor burada, seçilmiş olmanın. Başkanlar bakanlıkların kapısında, memurların önünde ceket ilikleyip 3 milyar, 5 milyarlık yardımlarla beldelerinde hizmet üretmeye çalışıyorlar. Bu mu seçilmişliğin itibarı, bu mu? Böyle seçilmişlik itibarı olmaz. İşte, yıllardır devam eden bu köhne düzeni bu yapıyla değiştirmiş oluyoruz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Şu Ankara’nın borcuna hiç cevap vermiyorsunuz. Nedense Ankara Belediyesinin borcunu hiç duymuyorsunuz. Ankara’nın borcu… Ankara’nın borcunu bir deyiver yahu!

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – Ankara’nın borcu, Ankara’nın.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, demokratik sistem de bu açıdan sorunlu küçük yerlerde. “Katılım” dediğimiz şey, gerçek manada seçmen iradesinin tezahürüyle gerçekleşmiyor. Manipülasyonlar kolay; akraba çatışmalarının, küskünlüklerin küçük yerleşim birimlerinde had safhada olduğunu biliyoruz. Bir belediye başkanlığını kazanmak demek oradaki bütçeye hükmetmek demek olduğu için, hangi sülalenin, hangi ailenin bu bütçeye hükmedeceği doğrultusunda çok ciddi çatışmaların olduğu Anadolu kasabalarının var olduğunu biliyoruz. Bu açıdan, değerli arkadaşlar, demokratikleşmede de, demokratik katılımın sağlanmasında da ölçeğin önemli bir şey olduğunu görmemiz lazım. Ölçek bu açıdan da önemlidir.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Bu anlayışınızı doğru bulmuyorum Sayın Başkan.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Elbette bazı sosyal faydalardan söz edilebilir, ama fayda-maliyet analizi yaptığımızda, faydasının maliyetinden çok olmadığını görüyoruz bu küçük yerleşim birimlerinde. Küçük yerleşim birimlerinde, ayrıca diğer popülist baskılar rasyonel karar almayı da engellemekte. Belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri, bütçe idare eden, borçlanan, karar alan, plan yapan kişiler olduğu için, çoğu yerde bu baskı gruplarının baskısı altında popülist kararlar almak mecburiyetinde kalmaktadırlar.

Burada yaptığımız şey şudur: Etkinliği ve verimliliği sağlamak için nasıl tarımda toplulaştırma dediğimiz bir hadise varsa, yerel yönetimlerde, idarede de bir toplulaştırma çalışması, bir yeniden yapılanma çalışması zarureti vardır. Az sonra geleceğim, büyükşehir belediyelerinde de bu toplulaştırma çalışmasını yapıyoruz.

“Buralar köye dönüştürülüyor.” eleştirisi bence haksızdır. Çünkü köy de bir yerel yönetim birimidir. Köyü, bir yerel yönetim birimi olarak ilk defa biz bu dönemde ele aldık.

ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Köylerin sorunları çözülmedi ki!

NİHAT ERGÜN (Devamla) – KÖYDES projesi ile köylerin yıllarca yapılamayan hizmetleri çok kısa zaman içerisinde yapılmaya başlandı. Köye Hizmet Götürme Birlikleri son derece aktif bir şekilde bu hizmetlerin götürülmesinde -kaymakamlar, il genel meclisi üyeleri, muhtarlar iş birliği içerisinde- bu hizmetleri götürmeye başladılar. Şimdi Köy Kanunu’yla köylere daha etkili bir yerel yönetim biçimi kurmanın çalışmalarını da beraberinde getiriyoruz değerli arkadaşlar.

“Efendim, göçü hızlandıran bir karar bu.” Hayır, değerli arkadaşlar, esas göçü hızlandıran şey, insanların bulundukları yerde hizmet görememiş olmalarıdır. Niye o zaman bu belediyelerin nüfusları 2000’e göre bugün yarı yarıya düştü? Niye düştü? O kadar güzel hizmetler üretiliyordu da, altyapı vardı da, kanal vardı da, yol vardı da, imar vardı, plan vardı da nereye gitti bu insanlar o zaman? Niye göç ettiler?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Açlıktan…

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, hizmet meselesiyle bu çok yakın alakalı bir konudur, dolayısıyla kentleşme… “Kentleşmeyi önlüyorsunuz…” Kentleşme olmuş mu burada?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Kentleşmiş olan belediyeleri muhtarlık yapıyorsunuz, köy yapıyorsunuz.

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Şimdi bu tasarıyla beraber getireceğimiz önlemler kentleşmeyi de sağlayacak olan önlemler niteliğindedir.

Değerli arkadaşlar, Avrupa ülkelerinde de benzer bir trend yaşanmıştır. Geçen konuşmamda örnek verdim, hemen hemen bütün Avrupa Birliği ülkeleri belediyelerini rasyonel ölçeklere getirdiler ve sayılarını optimum bir sayıya ulaştırdılar. Fransa örneği çokça veriliyor. Fransa’da 37 bin civarında yerel yönetim birimi var, bunlardan 21 bin tanesi köy. 21 bin tanesi köy belediye başkanı, köy muhtarı. Burada özellikleri de var, vakit olmadığı için saymıyorum. Geri kalanları küçük ölçekli belediyeler. Ama 1999’da ve 2004’te bir karar aldılar.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Bize yanlış bilgi verme, onlar Kırsal Belediyeler Birliğini kurdular.

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Bazı orta noktalar belirlediler, 37 bin tane yerel yönetime 2.500 tane koordinatör yönetim tayin ettiler. Yerel yönetim birimine 2.500 tane koordinatör yönetim tayin ederek bir toplulaştırma çalışması yaptılar ve bunu daha da güçlendiriyorlar.

Eğer biz de, bütün yerel yönetim birimlerimizi, 36 bin köyümüzü, 3 bin belediyemizi, 81 tane il özel idaremizi yerel yönetim diye sayarsak, bizde de 40 bin tane var arkadaşlar, 40 bin yerel yönetim unsuru var, 40 bin.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yok yok, insaf! Onlar belediye.

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Böyle bakmayacaksınız. Ülkeler… Bu açıdan baktığımızda, Fransa, bizimle mukayese edilecek noktada değildir. Kaldı ki son yıllarda o da bu düzenlemelerini doğru bir şekilde yapmıştır.

Değerli arkadaşlar, biz, bu tasarıyla, köy tüzel kişiliğine dönüşen yerlerde hizmet güvenliklerini de sağlıyoruz. Hizmet güvencelerini… Kırk yıldır belediye olduğu hâlde alamadığı hizmetleri dört yılda alabilecekleri güvence getiriyoruz biz bu tasarıyla, göreceksiniz.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – Üç yılda ne oldu, üç yılda? Ne yaptınız üç yılda?

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Göreceksiniz, bu güvenceler… “Kırk yıldır belediye” falan deniliyor ya, kırk yıldır belediye de, ne hizmet var ne hizmet? Bu önemli. Şimdi getirilen güvencelerle, burada, son derece önemli hizmetleri de görmüş olacaktır.

ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Hangi güvence?

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Bu yöre halkının memnuniyeti maksimum düzeyde sağlanmış olacaktır, maksimum düzeyde. Göreceksiniz, sizin bu yaptığınız bütün itirazlar, birkaç yıl içerisinde o bölgelerdeki hizmetler yükseldikçe boşa çıkmış olacaktır.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – İnanmıyorsun, zorla söylüyorsun.

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Hiç kimse de mağdur edilmemektedir, ne halk ne belediye ne bölge ne de o belediyede çalışan personel. Hepsinin güvence mekanizmaları bu kanun tasarısı içerisine konulmuştur.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – İnanmıyorsun, zorla söylüyorsun.

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, şunları da ifade ederek sözlerimi toparlamak istiyorum: Büyükşehir bölümünde ise bu kanunun, büyükşehirlerde kırk üç tane yeni ilçe oluşturulmaktadır. Büyükşehir belediyelerinin sınırları genişledikten sonra, çok sayıda ilk kademe belediyesi oldu. Belde belediyesi, ilk kademe belediyesi, ilçe belediyesi adı altında değişik statüler oluştu, ama gördük ki büyükşehir belediyeleri bu belediyelerin temel hizmetlerini zaten görmektedirler. Bir belediye başkanı için optimum büyüklük değişmiştir, artık büyükşehirlerde bir belediye başkanı çok daha geniş alana -çok daha büyük bir nüfusa hitap edebilmekte- hizmet edebilme imkânına kavuşmuştur. Dolayısıyla biz, şu anda büyükşehir belediyelerinde 1 kişiyle yapacağımız işi 10 kişiyle, 1 binada göreceğimiz işi 10 binada, 1 arabayla gideceğimiz yere 10 arabayla gidecek lükse sahip değiliz. Türkiye, kaynakları kıt, ihtiyaçları nihayetsiz bir ülkedir. Burada gerçekten iktisadi bir idari reform yapmak mecburiyetindesiniz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Anlaşıldı, Recep Bey’e göre kanun çıkarıyorsunuz! Onun tarifi bu!

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Eğer kaynaklarınız kıt, ihtiyaçlarınız sonsuzsa organizasyonu yeniden kurmak zorundasınız, kaynakları etkin ve verimli kullanmak zorundasınız, öncelikleri iyi belirlenmiş bir plan yapmak zorundasınız, az zamanda az imkânla çok hizmet üretmek ve çok insana hizmet götürmek zorundasınız. İşte bu tasarı bunu yapmaktadır.

“E, politik davranıyorsunuz siz…” Politik molitik davranmıyoruz. İşte, İzmir’in Karabağlar ilçesinde siz de kanun teklifi vermişsiniz, demişsiniz ki: “Karabağlar ilçe olsun.”

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Fahrettin Altay’ın orada ne işi var? Poligon’un ne işi var orada? Üçkuyular’ın ne işi var? Sırf seçim kazanılsın...

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Ama nasıl bir teklif vermişsiniz? Demişsiniz ki: “On altı mahalle.” Siz, on altı mahalleden oluşan bir Karabağlar ilçesi teklif etmişsiniz. Biz, elli beş mahalleden oluşan bir Karabağlar ilçesi teklif ediyoruz, elli beş. On altıyla elli beş arasında bir fark var, söyleyeceğim az sonra.

Bayraklı’da kanun teklifi vermişsiniz, on bir mahalleden oluşan bir Bayraklı kanunu; biz yirmi üç mahalleden oluşan bir Bayraklı teklifi vermişiz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Mansuroğlu’nun ne işi var orada? Manavkuyu’nun ne işi var orada?

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Peki, ne fark var? On birle yirmi üç arasındaki fark kadar mı fark var? Hayır, küçük düşünenlerle büyük düşünenler arasındaki fark kadar. (AK Parti sıralarından alkışlar)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hep oy hesabı! Hep oy hesabı!

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Bu iki ilçedeki fark, iki teklif arasındaki fark, küçük düşünenlerle büyük düşünenler arasındaki fark kadar bir farktır. Dolayısıyla seçimi kim alacak? Kim alırsa alsın, çok çalışın siz alın, çok çalışalım biz alalım, alanın olsun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Siz alamayacaksınız yine!

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Ben, bu çalışmaların son bölümlerinde, Genel Başkanımızın, Başbakanımızın şöyle bir gözden geçirdiği bölümlerinde Grup Başkan Vekili olarak bulunma imkânım oldu. Sizin söyledikleriniz, basında işte “Politik davranıyorlar, şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar.” diye söyledikleriniz ona da ulaştı. Genel Başkanımızın, Başbakanımızın tutumunu söylüyorum: “Hayır arkadaş, bu amaçla bir düzenleme yapamayız, çalışan kazansın.”

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yapmayın o zaman, Başbakanı dinleyin!

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Çalışan kazansın. Hiç kimsenin de oyu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Başbakanı dinleyin!

BAŞKAN – Sayın Ergün, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Oylar, kimsenin cebinde mühürlü olarak bulunmuyor. Oy, hizmete gidiyor, halka yakın olmaya gidiyor. Halka yakın olun, oyu alın. Hizmet götürün, oyu alın. Halka tepeden bakarak oyu kimse alamaz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Dalavere yapmayın! Dalavere yapmayın!

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Siz “Niye alamıyoruz?” diye düşünüyorsanız, aslında, belki de bu sebeple alamıyorsunuz da bu gerçeği görmek hoşunuza gitmiyor olabilir. Size, hoşunuza gitmeyen bu gerçeği göstermek istedim.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hayır, o mahalleleri biz aldık, siz çalıyorsunuz.

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Bu tasarının hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bütün ülkemize, bütün bölge halkımıza, büyükşehirlerimize ve beldelerimize hayırlı olsun diyor, saygılar, sevgiler sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ergün.

Tasarının tümü üzerinde şahsı adına Amasya Milletvekili Sayın Hüseyin Ünsal.

Buyurun Sayın Ünsal. (CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÜNSAL (Amasya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 117 sıra sayılı kanun üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi ben buraya gelirken, bir bakayım diye Hükûmet Programı’nı da yanıma aldım geldim. Şurada gördüm ki, Hükûmet Programı’nda… Bu, reformu düşünen, “reformcu Hükûmet” olarak iddia edilen arkadaşlarımızın, iktidarımızın hiçbir şekilde Hükûmet Programı’nda böyle bir çalışması olduğunu görmedim. Böyle bir çalışmanız yok. Sayın Ergün konuşmasında “Reformdan yanayız.” dedi. Ama, reformunuz 60’ıncı Hükûmet Programı’nda hiç yer almıyor. Bu belediyelerin, yerel yönetimlerin düzelmesiyle ilgili hiçbir konu yok. Dolayısıyla, kanunu çıkarırken acele ettiniz. Kanunu çıkarırken, ilgili valilere, belediye başkanlarına, kaymakamlara hiç danışmadınız, alelacele getirdiniz ve bir TÜİK çalışmasını ön plana alarak… Sayın İçişleri Bakanımıza da, ben, İçişleri Komisyonu toplantısında “Sayın Bakanım, bu konuda bir yanlışlık var, onu bir arz edeyim.” dedim ve arz ettim.

Şimdi, konuşmama özel bir konuyla başlamak istiyorum: Bakın, bugün sizin grup toplantınıza giremeyen ve yine sizin partinize bağlı Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Kalın Belediye Başkanı nüfus sayım sonuçlarını getirdi bana. İçişleri Bakanlığının, sizin web sayfanızdan elde ettiği nüfus sayımlarını getirdi; bunu size takdim edeceğim efendim şimdi. Bakın, burada, 2.100 kişi, 2.099 kişi var. Ama, siz bu listeye bu Kalın Belediyesini almışsınız.

TÜİK’in yapmış olduğu çalışmalarda -değerli arkadaşlarım, o gün de söyledim, bugün de söylüyorum- TÜİK, nüfus kâğıdı olanın “Adreste var mı yok mu?” diye kapısını çaldı. Bu bir nüfus sayımı değildi. Bu yapılan, tamamen bir nüfus tespitiydi, durum tespitiydi. Türkiye nüfusunun zaten yüzde 30’u hareketli, yerinde durmuyor; büyük şehirlere göç var, her gün bir değişiklik var. Dolayısıyla, şu optimum ölçek anlayışınızı nüfusa dayandırarak belde kapatmanızın, ilk kademe belediyelerini de kapatmanızın anlamı da bu anlamda ortadan kalkıyor.

Bakın, nüfusla ilgili bir şeyler söyleyeceğim: Nüfus sayım sonuçlarında -üniversitelere gidin, bilim adamlarıyla konuşun bu konuyla ilgili- bebek sayısının azaldığı bu TÜİK sonuçlarında ortaya çıktı. Yaşlı nüfus fazlalaşmış, hiç olmayacak iş. Biliyorsunuz nüfusumuz azaldı. Doğru bir sayım yapılmadı ve TÜİK yöneticileri de üniversitelere gidip “Biz bu sayımı doğru mu yaptık acaba? Beraber bu sayımın bir çalışmasını yapalım.” diye teklifte bulundular.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakan’ın 60’ncı Hükûmetle ilgili yaptığı programdan bir pasaj okumak istiyorum, tamamı nasıl olsa hepimizde olduğu için, kısaca: “İl özel idareleri, belediyeler ve köylerden oluşan yerel yönetimlerimizin hizmet kapasitesini geliştirmek ve finansman imkânlarını kuvvetlendirmek yeni hükûmetimizin temel öncelikleri arasında yer alacaktır.

Bu çerçevede, geçen dönem hazırlıklarını tamamlamış olduğumuz İl Özel İdareleri ve Belediye Gelirleri Kanun Tasarısı bu dönemde çıkarılarak yerel yönetimlerimiz mali yönden de güçlendirilecek, Köy Kanunu da yenilenecektir.”

Değerli arkadaşlarım, sizin yerel yönetimleri güçlendirme anlayışınız, 1.147 tane belediyeyi kapatmakla mı bitecek? 863 tanesi belde belediyesi, geri kalanı ilk kademe belediyesini kapatmaya kalktınız.

Konuşmacı arkadaşımız optimal değerlerden bahsetti, kriterlerden bahsetti. Kriter, küçük ölçek kriteri, büyük ölçek kriteri… Bir beldenin hizmet anlayışını ortaya koymadan kriter koyabilir misiniz, o ölçeğe koyabilir misiniz sadece nüfusla? O beldenin işlevleri farklıdır. Değerli arkadaşlarım, beldeyi kapatmak için nüfus kriteri ön plana alınmaz. Beldeyi kapatmak için o beldenin kamuya olan borcu da ön plana alınmaz.

Arkadaşlarımızın hepsi söylediler, bin yüz kırk yedi tane belediyenin borcunun 24 misli, Ankara Büyükşehir Belediyesinin borcu olarak duruyor. Siz eğer bu mantıkla hareket edecekseniz, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanına el çektirin, el çektirdikten sonra da Hükûmet olarak şu belediyenin başına oturun, şu yolsuzlukların, huzursuzluğun önüne geçin Ankara’daki. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, sadece Ankara’da değil, İstanbul’da bir belediye işçisinde -bunu ben söylemiyorum, bunu hesap uzmanlarıyla İstanbul Emniyetinin Kaçakçılık Şubesi söylüyor- 1 milyon dolar para çıkıyor. Hesapları inceleniyor, yolsuzluklar çıkıyor. Bakın, Ankara Belediyesinde tefrika hâline geldi. Bir genel müdürün özel yaşamından bahsetmek istemiyorum, ama tefrika hâline geldi. Evler almış, arsalar almış hanımlarına, sırayla.

ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Aileden zenginler!

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Oğlunun sünnetinden gelmiştir, altın gelmiştir!

HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla) – İlk önce yapacağınız iş, büyükşehirlerdeki yolsuzlukların önüne geçme, usulsüzlüğün önüne geçme.

Anadolu’ya bu tür şeyler yaparak, Anadolu beldelerini kapatarak, oradaki sosyal yaşama tesir ederek, oradaki sosyal yaşamı aşağı çekmek suretiyle hiçbir şey yapamazsınız. Buradaki amacınızı üç aşağı beş yukarı tahmin ediyoruz. Bunları da söylemek zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, oradaki beldelere birer müdür atayacaksınız, vali oraya bir müdür atayacak. O müdür de saat 17.00 oldu mu evine gidecek. O 17.00’den sonra o beldede yaşanan sıkıntıları kim izleyecek? Ben belediye başkanlığı yaptım, on sene, uzun süre. Gece üç buçukta ben telefonla kaldırıldım evimden. “Kalk Başkan, benim oğlumla kızım, gelinim kavga etti, bunları barıştır.” dedi. Belediye başkanlarının böyle bir özel önemleri vardır. O belde belediye başkanları -2 bin nüfuslu, 3 bin nüfuslu, beğenmezsiniz- giderler, Almanya’dan, Hollanda’dan para toplayıp memleketine, beldelerine para getirirler, imkân getirirler, kamunun açığını bir şekilde kapatmaya çalışırlar. Onlar birlik kurarlar, mezbaha kurarlar, soğuk hava deposu kurarlar, beldelerinde bir iş imkânı sağlarlar.

Değerli arkadaşlarım, çok basit şeyler değil. Kapattığınız belediyeler… Kapattığınız belediye başkanlarını dinledik biz. 130 tane belediye başkanını dinledik. Bakın, bir tanesi ne dedi; Göreme örneği, Alacahöyük örneği, Turunç örneği çok verildiği için söylüyorum: “Benim beldemin hiçbir özelliği yok. Yalnız, benim beldemin… Ben Ankara’da daire müdürüydüm, gittim, beldeme belediye başkanı oldum. Orada kent yaşamını öğrettim, kentli gibi yaşamayı öğrettim.” dedi.

Bakın, dünyada en temel insan haklarından bir tanesi de kentsel yaşamı özendirmektir. Sizler, bu çıkardığınız kanunla kentsel yaşamı köy yaşamına dönüştürmeye çalışıyorsunuz.

Bakın, bir kolaylık da çıktı. Bir göç sorunu var bu ülkede. Artık, nüfus yer değiştirdi, el değiştirdi; yüzde 70 kentlerde, yüzde 30 kırsal kesimde. Şimdi imkânımız daha iyi var. Şimdi kırsal kesimde bu belde belediyelerini özendirerek, geliştirerek, kentsel yaşamı özendirerek göçün önüne geçebiliriz. Bu fırsat bizim elimizde. Siz şimdi bu fırsatı da bir kenara itiyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, uygar ülkelerde insanın sivil ve siyasal yaşama katılımını geliştirmek, üretkenliğini ve örgütlenme düzeyini yükseltmek, kendini yöneten ve kendine yeten bireyler haline getirmek kamu yönetiminin temel hedefidir. Ölçek işte budur, değerli arkadaşlarım. Yoksa “Küçük ölçek, burası bize pahalıya mal oluyor…” Bir ticarethane değil, kamu yararı söz konusu olduğu zaman, beldedeki toplumun yararı söz konusu olduğu zaman orada bir ticari anlaşmaymış gibi, ticari bir işletmeymiş gibi düşünemezsiniz. “Oraya hizmeti ben işte mahalli idareler hizmet birliğiyle götüreceğim, orada da, işte, ihalesiz götüreceğim, BELDES müteahhitlerinden canım sıkılıyor, KÖYDES müteahhitleriyle bu işi götüreceğim.” diyorsanız bu yanlış bir gidişattır.

Değerli arkadaşlarım, bu beldelerin kapatılması, ilk kademe belediyelerinin kapatılması ve büyük şehirlerde yapmış olduğunuz siyasal uygulamaların hiçbir sonucu gelmez. Ben 89 yılında 50 bin nüfuslu beldenin, belediyenin başkanlığına aday olduğumda rahmetli Turgut Özal “Merzifon’u il yapacağım.” diye telgraf çekti. O telgraf da ev ev dolaştırıldı, o tarihteki partililer tarafından. Hatta “Elleri kolları bağlı belediye başkanı mı istiyorsunuz?” diye karikatürler yayınlandı. Ama o seçimlerden sonra, o iktidar, Anavatan Partisi, sanırım bir veya iki tane il, çok ufak tefek ilçeler aldı. Türkiye’nin çoğunu hep muhalefet partileri aldı.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bir tane, bir tane…  Gümüşhane…

HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, belediyelerle, belediye yasalarıyla oynayarak, idari bölüşümlerle oynayarak siyaseten hiçbir yere varamazsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ünsal, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu çıkardığımız yasa Anadolu’yu birbirine karıştıracak, birbirine götürecek bir yasa olacak. Bakın, perşembe günü akşamı çıkın, gidin memleketinize, illerinize, kent merkezlerine; o beldelere gidecek yüzünüz kalmayacak.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Oradan geliyoruz.

HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla) – Yanlış geliyorsunuz, size yanlış bilgi veriyorlar.

Bakın, oralara gidecek, hiçbir şekilde yüzünüz kalmayacak. Zaten, sizin iktidarınızın bir çuval geçirme alışkanlığı var. Sizin iktidarınızda Türk askerinin başına çuval geçirildi. Şimdi, bin yüz kırk yedi tane de belediye başkanına, kendi başkanlarınıza çuval geçirmeye çalışıyorsunuz ama o çuval bir gün sizin başınıza geçecektir.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Hükûmet adına, İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay.

Sayın Bakanım, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı hakkında Hükûmetimiz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyor, düzenlemenin ülkemiz için hayırlı ve güzel hizmetlere vesile olmasını diliyorum.

Sözlerime başlarken, bu tasarıyla ilgili burada söz alan bütün grup temsilcilerine, milletvekillerimize, katkıları için, eleştirileri için, değerlendirmeleri için peşinen teşekkür ediyorum.

Biz, değerli arkadaşlar, AK Parti olarak yerel yönetimlere ne kadar önem verdiğimizi herkes bilir. Bizim en belirgin özelliğimiz, Parti ve Hükûmet olarak, yerel yönetimleri güçlendirmektir. Kurulduğumuz günden beri, 2002’nin kasım ayından beri, AK Parti Hükûmetlerinin gündeminde, yerel yönetimlere daha fazla yetki vermek, yerel yönetimlere daha fazla imkân vermek, onların işlerini daha kolaylaştırmak ve çalışmalarını desteklemek şeklinde olmuştur. Belki cumhuriyet hükûmetleri içinde yerel yönetimlere en fazla destek veren hükûmetlerden birisiyiz diye ifade edebilirim. Yani, uluslararası alanda bile Hükûmetimizin yerel yönetim reformu övülmüş, kayıtlara geçmiştir. Yerelleşmeye verdiğimiz önem kayıtlara geçmiştir ve özellikle de şunu, tabii, hepimiz biliyoruz, biz Hükûmet olarak buna çok özen gösterdik: Vatandaşımıza en yakın idari hizmet birimleri yerel yönetimlerdir, onun için de vatandaş memnuniyeti açısından da daima yerel yönetimleri biz el üstünde tuttuk, tutmaya da devam edeceğiz.

Ayrıca, demokratikleşmenin de yerel yönetimlerle başladığını ve bu mekanizmalar içinde güçlendiğini gayet iyi biliyoruz. Bunların farkındayız ve bunun da gereğini yapma yönünde elimizden gelen bütün gayreti gösterdik. Şöyle, Hükûmetimizin ilk kurulduğu döneme bir göz atarsak, Türkiye’de yerel yönetimler adına, belediyeler adına, il özel idareleri adına yaptığımız çalışmaları kısaca bir hatırlatmak istiyorum.

Biliyorsunuz, çok eskimiş veya çok sorunları olan yasalarımız vardı bu alanda; Belediye Kanunu bunların başında. Büyükşehir Belediyesi Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu ve Mahallî İdare Birlikleri Kanunu 2004 ve 2005 yıllarında yasalaştırılmıştır. Şöyle, biraz, madde madde okumak istiyorum, bu kanunlarla ana hatlarıyla neler getirdik biz: Çıkarılan bu yasalar genel olarak, müşterek mahallî nitelikli her tür hizmeti halka en yakın birimler olan il özel idaresi ve belediyelere devretmeyi hedeflemiştir. Yerel yönetimler özerkliğini kısıtlayan ve sadece bürokratik işlem şeklindeki izin, onay, bildirimde bulunma gibi birçok vesayet uygulaması belediyelerimiz üzerinden kaldırılmıştır.

Yerel yönetimlerde personel istihdamı kolaylaştırılmıştır.

Kentsel dönüşüm projelerinin uygulanmasına imkân sağlanmıştır.

Kent konseyleri kurulmuş ve sivil toplum kuruluşlarının belediye yönetimine aktif olarak katılması sağlanmıştır.

Büyükşehir belediyesi kurulması için 750 bin, belediye kurulması için ise 5 bin nüfus şartı öngörülerek, yerel yönetimlerin kuruluşunda optimal alan ve nüfus büyüklüğü kriterleri getirilmiştir.

Biz bu düzenlemeyi -biraz önce ifade edildi burada- aslında 2005 yılında yaptık değerli arkadaşlar. 2005 yılında çıkardığımız Belediye Kanunu’muzda, optimal nüfus büyüklüğünü 5 bin olarak zaten bu yüce Meclis belirlemiştir ve şu anda yürürlükteki Kanun’da bu mevcuttur ve aynı Yasa’da -biraz sonra geleceğim- nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerle ilgili düzenlemeyi de yapmıştık.

Belediye meclislerinin her ay toplanması öngörülerek katılım ve denetim mekanizmaları artırılmıştır.

Yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye elverişli, kendi meclislerinin kararıyla kurulabilen, esnek ve ihtiyaca göre değiştirilebilen teşkilat yapılarına sahip olması imkânı sağlanmıştır.

Meclis ve komisyon kararlarının kamuoyuna duyurulması öngörülmüştür.

Uzun dönemli planlama ve stratejik yönetim anlayışı benimsenmiştir.

Yerel yönetimlerle diğer kamu kurum ve kuruluşları arasında daha etkin bir iş birliği mekanizması kurulmuştur.

Yerel yönetimlerin idari ve mali özerklikleri güçlendirilmiştir.

Aslında, 2005 yılında, en önemlilerinden olan Belediye Yasası burada, yüce Mecliste görüşülürken değerli arkadaşlar, nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerimizle ilgili de değerlendirme yapılmıştır, çünkü bundan sonra yeni belediye kurulması için optimal nüfus 5 bindir ve ilk nüfus sayımında nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerin hükmi şahsiyetinin kaldırılması da Belediyeler Kanunu’nun 11’inci maddesinde hükme bağlanmıştır. Yani biz, bunu bugün karara bağlamıyoruz. Bunu bir defa daha ifade etmek istiyorum.

Peki, niçin bu gecikmiştir? Biliyorsunuz, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi bizim Acil Eylem Planı’mızda mevcuttu, bunun çalışması yapılıyordu ve zaten o zamanki kanunda da yer almıştır, Türkiye İstatistik Kurumu Kanunu’nda. Bunun uygulaması nüfus sayımının sonucuna bırakılmıştır ve hatta 2006 yılı sonuna kadar bu belediyeler arasında birleşme, birbirine katılma gibi gelişmelere de imkân sağlanmıştır ve neticede, geçen ocak ayı içinde Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’nin sonucu açıklanmış ve biz de bu sebeple, kanunda da öngörüldüğü gibi, bu şarta bağlandığı için, bu tasarrufumuzu şu anda tasarı olarak huzurlarınıza getiriyoruz. İzin verirseniz, bu Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’yle ilgili… Tabii, burada değerlendirmelerde bulunuluyor.

Bakın, değerli arkadaşlar, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, gerçekten, muhalefet partilerimizden, en azından, bu ülke için yapılan çok önemli, çok olumlu, çok güzel şeylerde “Hükûmet bunu da yaptı, teşekkür ederiz.” demelerini beklerdim.

Bakın, bu Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, Türkiye’yi çağdaş yeni bir sisteme kavuşturmuştur. Hatırlayalım şöyle: Nüfus sayımı bizde nasıl yapılıyordu? Sonu sıfırla biten on yılda bir yani on yılda bir nüfus sayımımız yapılıyordu, on yıl… On yıl ne demek bu çağda, bu kadar hareketliliğin ve değişimin olduğu bir çağda? On yıl, biz, nüfus verilerimizi öğrenmek için bekliyorduk ve on yılda bir gün herkes evine kapanıyor ve bir günde bir sayım yapılıyordu. Biliyoruz, otobüslerle taşımaları, bindirilmiş kıtaları, bütün köylerimizin, beldelerimizin, ilçelerimizin nüfusunu fazla çıkarma yönündeki gayretlerini. Bunun sonucunda da çok da güvenilmeyen, bazı yerlerde gerçekten problemleri kısa sürede ortaya çıkan nüfus sonuçları görüyorduk.

Şimdi, bakın, bugünkü dünyada –bazen bilmeden, iyice araştırmadan konuşuluyor burada değerli arkadaşlar- artık on yılda falan nüfus sayımı yok. Her an nüfusunuzu biliyorsunuz, her an izliyorsunuz. Çünkü çok dinamik bir çağı yaşıyoruz. Biz, şimdi, o gerçekten ülkemize yakışmayan bir sistemi terk ettik. Vatandaşlık numarasıyla, adresiyle her an nerede, ne kadar vatandaşımız yaşıyor, bunu biliyoruz.

Bakın, bizde nüfus iyi bilinemediği için pek çok hizmet planlaması doğru dürüst yapılamıyordu. Millî Eğitim Bakanlığımız neredeyse yeniden nüfus sayımı çalışmaları yapıyordu, Sağlık Bakanlığımız öyle. Şimdi artık nüfusumuz biliniyor -belediye başkanlarımız da dâhil bütün kamu kurumları- ve nerede, ne kadar vatandaşımız var, hangi yaşta bunlar ve bunlara hangi hizmet götürülecek, işte bu sistem bunu getiriyor. Onun için, burada bu sistemle ilgili, gerçekten, değerlendirme yapmadan önce üzerinde biraz inceleme yapılsa, bilgilenilse çok iyi olur diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, bu tasarının amacıyla ilgili burada değişik açıklamalar yapıldı. Bizim temel amacımız, yerel yönetimlerimizi daha da güçlü kılmak, imkânlarını daha da artırmak ve vatandaşımıza daha fazla hizmet götürmek. Tek amacımız bu. Yerel kamu hizmetlerinin daha kaliteli sunulmasını istiyoruz. Alan ve nüfus bakımından optimal ölçekte birimleri oluşturarak bu hizmetlerin daha iyi yürümesini hedefliyoruz.

Burada, küçük ölçekli belediyelerde yaşanan sorunları aslında bütün milletvekillerimiz biliyor. Kendi yörelerinde bunların durumunu biliyorlar. Tabii, belediyelerle ilgili bir konu, hele bir miktar belediyemizin hükmi şahsiyeti kaldırılıyorsa siyaseten muhalefet olarak bunun kullanılması kaçınılmaz bir şey. Ama ben şuna inanıyorum: Muhalefet partisi de dâhil, bütün milletvekillerimiz, kendi yörelerine gittiğinde çok küçük nüfuslu belediyelerde yaşanan sorunları gayet yakından görüyorlar. Biz bunları çözmek istiyoruz, amacımız o ve burada hem fonksiyonları kaybolan ilk kademe belediyelerinin kaldırılmasıyla büyükşehirlerimizde derleyip toparlama, çok parçalı görüntüyü ve hizmetlerin dağınıklığını gerçekten önlemek istiyoruz hem de daha planlı kentlerimizin gelişmesini öngörüyoruz.

Şimdi, önümüzde iki tane daha önemli yerel yönetim reformunun parçası olan tasarımız var. Özellikle  bunlardan bir nebze bahsetmek istiyorum. Bakın bunlardan birisi Belediye Gelirleri Kanunu’dur, İl Özel İdaresi ve Belediye Gelirleri Kanunu.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Şimdiye kadar niye çıkarmadınız?

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Yani bizim reform paketimizin parçası bunlar. Bir diğeri de Köy Kanunu’dur. İl Özel İdaresi ve Belediye Gelirleri Kanunu şu anda tasarı olarak Meclise sunulmuştur. Esasen geçen ilkbaharda bu, Meclise geldi ama kadük oldu, şu anda yeniledik ve komisyonda görüşülmeyi bekliyor. Kısa sürede huzurunuza getireceğimizi umuyoruz, o yönde planlamalar yapıyoruz.

İkincisi ise Köy Kanunu. Köy Kanunu gerçekten sanıldığından daha önemli ve bizim çok değer verdiğimiz ve şu anda düzenlemesi üzerinde yeniden çalıştığımız bir kanun.

Değerli arkadaşlar, bizim 34.475 köyümüz var. Bu Köy Kanunu’yla aslında biz şu anda beldeden köye dönüştü diye değerlendirdiğimiz yerleşim yerlerimizde değil sadece, bütün köylerimizde yeni bir bakışı getirmek istiyoruz. Fransa örneği tartışılıyor. O iyi incelenirse aslında bizdeki köy yapısına çok benzer. Yani biz dünyadaki gelişmeleri, yerel yönetimlerde nasıl derlenme, toparlanma oldu, ölçek büyütmenin ne demek olduğunu, optimal büyüklüğün ne olduğunu oralarda da iyi inceledik, değerlendirdik bu tasarıyı çalışırken. Bu Köy Kanunu’yla şunu getireceğiz: Muhtarlığa yeni bir bakış, ihtiyar heyetine yeni bir bakış ve köylerimizi beldeyle, belediye ile bugünkü köy yapısı arasında yeniden bir düzenlemeye tabi tutmak istiyoruz. Bunu epey bir tartışmaya da açacağız. Onun süresiyle ilgili büyük bir sorunumuz yok, daha geniş tartışılacak. Ve cumhuriyetin ilk yıllarının önemli kanunlarından biri Köy Kanunu. Umuyorum, Köy Kanunu’ndaki yeni düzenlemeyle, bugün kaygı ettiğimiz pek çok, endişe ettiğimiz pek çok husus daha burada, Mecliste giderilmiş olacaktır. Biz, köylerimizi, muhtarlıklarımızı, ihtiyar heyetlerimizi, yeni oluşacak köy düzenlememizi hizmet birimleri olarak düşünüyoruz.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, izin verirseniz… Sizin konuşmanızı tamamlamanıza dört buçuk dakika var, bizim süremiz de dolmak üzere.

Sayın Bakanın konuşmasını tamamlayıncaya kadar…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bugün bitimine kadar değil mi?

BAŞKAN – Pardon. Arayı 20.00’de vereceğim için ona şartlandım ben.

Affedersiniz Sayın Bakanım, buyurun.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; esasen, AK Parti olarak biz hiçbir yeri köyleştirmiyoruz, biz köylerimizi şehir yapma çabasındayız. Bakın, geçtiğimiz döneme bakın; Türkiye’de köyler nereden nereye geldi, bunu hepimiz görüyoruz. Yani KÖYDES’le köylerimize ne getirdiğimizi herkes biliyor. Evin içinde musluğundan su akıyor köylerimizin. Biz köyleri şehirleştireceğiz. Köy Kanunu’nu getirdiğimizde bu daha da bir görülecek. Biz şehrimizde ne varsa köyümüzde de onun olmasını istiyoruz. Çabamız bunun için. Dolayısıyla, Köy Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanunu bizim bu paketimizin önemli parçası olacak.

Şimdi, burada, değerli muhalefet sözcüleri bazı ifadelerde bulundular. Biz, bakın…

Sayın Anadol ifade ettiler “rey vermediği için cezalandırma” falan. AK Partinin kitabında böyle bir şey yok. Hiç böyle bir şey yapmadık biz, hiç ve şuna da… (AK Parti sıralarından alkışlar)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Ortada Sayın Bakanım.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Bu tür düzenlemelerle, bu tür yasalarla, bu tür kararlarla ne oy kazanıldığını ne de oy kaybedildiğini düşünmüyoruz. Hizmet götürüyorsanız oy alırsınız. Biz, inanın…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Bakanım örnek veriyorum.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Bak, sizin elinizde biliyorum -Komisyonda da gösterdiniz- bazı mahallelerdeki oy dağılımları falan var.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Üç tane.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Biz, onlarla bu büyükşehirlerimizdeki ilçeleri falan belirlerken hiç hareket etmedik. Biz, tabi sınırları -bir yol geçiyorsa yol, bir otoban varsa otoban- daha çok burada değerlendirdik ve şimdi, İzmirlilerin hepsi biliyor. Karabağlar ve Bayraklı’nın ilçe olması yıllardır İzmirlilerin gündemindedir.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Biz istedik, siz reddettiniz.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Biz bunu yapıyoruz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hayır, biz verdik.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Biz bu bütün çalışmanın içinde onu getiriyoruz. Sizin de daha önce tasarınız, ne güzel, o da gerçekleşiyor yani siz de buna destek verin.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – İlçeye karşı değiliz.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Ama yani inanın, eğer birileri oy hesabı yaparak bu tür kararları veriyorsa hiçbir şey kazanmamıştır. Türk siyasi hayatına bakın, bunlar hiç kimseye bir şey kazandırmamıştır.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bunu yapmayın efendim, yapmayın.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Biz ne yapıyoruz? Bakın, bugün, Başbakanımız da söyledi grup konuşmasında. Aslında, siyasi risk denilebilecek bir çalışmayı yapıyoruz çünkü AK Parti kurulduğundan beri riskler alıyor ülkem için, şehirlerimizin geleceği için, daha fazla hizmet için risk alıyoruz biz ve bu düzenlemeler bittiğinde, o hizmetler götürüldüğünde görülecektir. O sekiz yüz altmış üç beldemiz kısa sürede daha fazla hizmet aldığını görecek. Biz bunu göstereceğiz. Köy Kanunu’yla ve buralara on yıl süreyle kendi ödeneklerini göndererek, şu anda çalışan personelin hiçbir hakkını zayi etmeyerek, özlük haklarını koruyarak biz onları memnun edeceğiz ve onlar, belediye olduklarından daha fazla hizmet alacaklar. Biz buna söz veriyoruz.

ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Verdiğiniz hangi sözü tuttunuz?

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Bu tasarıyı getirirken bu bilinçle getiriyoruz ve arkadaşlarımız bundan emin olsunlar.

Şimdi, Diyarbakır’la ilgili bir şeyler söylendi. Ben şuna hayret ediyorum: Diyarbakır’da, bakın, 800 bin civarında nüfus vardır, 1 milyon civarındadır. Hiç merkez ilçesi yoktur büyükşehir alanında. Diyarbakır, Mersin, Eskişehir gibi illerimiz böyledir. Biz, Diyarbakır’a dört tane güzel ilçe kuruyoruz.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Çarıklı… Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Ben oraların oy dağılımını bile bilmem. Diyarbakır’a, Diyarbakırlıların çok sevineceği yeni hizmet mekanizmaları getiriyoruz. Bir sürü hizmet veremeyen belde belediyesi var, birleştiriyoruz; dört tane merkezde ilçe kuruyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakanım, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Sağ olun.

Kaymakamıyla, diğer bütün mekanizmalarıyla daha fazla kamu hizmeti sunacak birimler getiriyoruz. Aslında, sizin teşekkür etmeniz lazım. Bir tane bir küçük mahallenin oy oranına takılarak, Diyarbakır’la ilgili eleştiride bulunulmasını doğrusu ben yadırgıyorum. Darlıklara düşmeyelim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada biz küçük hesaplar yaparak yola çıkmadık. İnanın, hiç öyle darlıklar içinde değiliz. Bu konularda sizler de bilirsiniz siyasi tarihimize bakarsanız, hele Sayın Anadol gibi buradaki en eski siyasi profiller bunları daha iyi bilirler. Bu tür konularda darlıklara düşenler hiçbir şey kazanmadı. Geniş bakacağız, geniş. Ufkumuzu geniş tutacağız. Ama vaat ediyoruz, o köylerimize, sadece o köylerimize değil, 35 bin civarındaki köyümüze biz farklı bir kanun getireceğiz, farklı bir hizmet akışını zaten başlattık, devam ettireceğiz. Köylerimiz şehir gibi olacak biz ona inanıyoruz.

Ben, bu tasarımıza destek vermenizi diliyorum. Başında vermiyorsunuz ama destek verin, birlikte çıkaralım diyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. Saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkanım, İç Tüzük’ün 69’uncu maddesine göre -Sayın Bakanın bana sataştığını iddia etmiyorum- “…ileri sürmüş olduğu görüşten farklı bir görüş kendisine atfolunan Hükümet, komisyon, siyasî parti grubu veya milletvekilleri, açıklama yapabilir ve cevap verebilir.” İki dakika istirham ediyorum.

BAŞKAN – Açıklama yapacaksınız.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Evet.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) – Ben size iltifat ettim Sayın Anadol, sataşmadım.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sataşma demedim…

BAŞKAN – Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol’un, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Önce şunu söyleyeyim: Sayın Bakanın bana sataştığını filan iddia etmiyorum. İlişkilerimiz gayet medenidir ve saygıya dayanır. O konuda bir tereddüt yok.

Ben şimdi, şunu söylüyorum arkadaşlar, çok basit: Bornova’da 22 Temmuz 2007’de 252.530 geçerli oy var. Cumhuriyet Halk Partisi 87.884 oy almış, yüzde 34,80; Adalet ve Kalkınma Partisi de 83.408 oy almış, yüzde 33,03. Yani 3.500 civarında Cumhuriyet Halk Partisi ileri. Buna başa baş denilebilir. Başa baş… AKP ile CHP Bornova’da eşite yakın oy almışlar.

Şimdi, bu kanunla, Bornova’dan Manavkuyu, Mansuroğlu, Osmangazi… Üç mahalle… Arkadaşlar, bu üç mahallenin seçim sonuçlarını söylüyorum hepinize: Geçerli oy sayısı 46.502 -büyük mahalleler- Cumhuriyet Halk Partisi 22.132 rey almış bu üç mahalleden.

AHMET YENİ (Samsun) – İzmir’in tamamını alacağız, tamamını!

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Adalet ve Kalkınma Partisi 11.567 rey almış. CHP yüzde 47,59; AKP yüzde 24,87.

Şimdi, bu üç mahalleyi…

AHMET YENİ (Samsun) – Mahalleyi bırakın, İzmir’in tamamını alacağız!

K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Bu yasa tasarısı gerçekleşirse geçerli oy sayısı -Bornova’daki durum- şu hâle geliyor: 206.028, Cumhuriyet Halk Partisi 65.752, Adalet ve Kalkınma Partisi 71.841. Şimdi, bu, Sayın Başbakanın size verdiği talimata ters düşüyor. Eğer Sayın Başbakan samimiyse bunu resen düzeltir, yok siz samimiyseniz hemen Sayın Başbakana “Bir yanlışlık olmuş, biz hak etmediğimiz oylarla, oylar değişmediği hâlde, sandık yerlerini, mahalleleri değiştirerek sonuç almaya çalışıyoruz. Bu etik değildir, siyasi ahlaka sığmaz.” deyin, düzeltelim, ben de bu sözlerimi geri alayım.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun) – İzmir’in tamamını alacağız!

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Göreceğiz.

BAŞKAN – Sayın Anadol, teşekkür ederim.

Tabii, Türk siyasi hayatında sadece iki siyasi parti yok, başka siyasi partilerimiz de var, seçmenin oyları da değişkendir, kime nasıl gideceğini, onu da bilmiyoruz.

Saygıdeğer arkadaşlarım, bir milletvekili arkadaşımızın şahsı adına söz talebi var, ayrıca soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz, vakit de ilerledi.

Birleşime bir saat ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 20.09

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati:21.12

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

117 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S. Sayısı:117) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Tasarının tümü üzerinde söz sırası, şahsı adına, Trabzon Milletvekili Sayın Asım Aykan’da.

Sayın Aykan, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

ASIM AYKAN (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 117 sıra sayılı Yasa Tasarısı hakkında şahsım adına görüşlerimi arz etmek için söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, yerel yönetimler, insanımızın doğumundan ölümüne kadar yirmi dört saatinde olmazsa olmaz mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak için hizmet üreten birimlerdir, asli fonksiyonları da hizmettir; vatandaşımızın bu birimlerden beklediği temel mesele de hizmettir. Eğer hizmeti yerine getiremiyorlarsa fonksiyonlarını kaybetmişler demektir.

Belediyelerimizin hizmet alanlarıyla ilgili olarak kısaca şunları arz edebiliriz: İmar, altyapı yani su ve kanalizasyon başta olmak üzere diğer hizmetler, ulaşım, temizlik, çevre, şehir içi trafik, defin hizmetleri, nikâh, sosyal faaliyetler, konut, kültür, spor, ekonomik gelişmeyi teşvik etmek, sağlık hizmetleri; ayrıca 1580 sayılı Yasa’da olmayan daha sonra 5393’le beraber verilmiş eğitim kurumu açmak ve fiziki olarak eğitim kurumlarına destek sağlamak.

Şimdi, Hükûmetimizin getirmiş olduğu yasa tasarısını bu fonksiyonlar açısından yani bu hizmetler açısından şöyle bir değerlendirecek olursak yasada iki tane temel planlama yapıldığını görüyoruz.

Bunlardan bir tanesi, birinci düzenleme: Büyükşehirlerin bünyesindeki düzenlemelerdir. Burada bu düzenlemenin de özü kırk üç tane yeni ilçenin kurulmasıdır. Bu işlem yapılırken iki tane temel parametreye dikkat edilmiş. Birincisi: Nüfusu aşırı büyümüş ilçelerde daha verimli ve yönetilebilir bir düzenlemenin yapılması. Diğer düzenlemeyle ise küçük yerleşim birimlerinde birleştirme işlemleri yapılarak idari yönden, ekonomik yönden, teknik altyapı yönünden ve imar yönünden güçlendirme esas alınmıştır.

İkinci ana düzenleme ise nüfusu 2 binin altında olan belediyelerin tüzelkişiliklerinin sona erdirilmesidir. Burada 5393 sayılı Yasa’nın 11’inci maddesi uygulanmıştır. Sadece, bakanlığın teklifi ve Danıştayın onaylamasıyla yapılan düzenleme kaldırılarak resen 2 binin altına düşenler, önce 2006 yılının sonuna kadar ertelenmişti, daha sonra adrese dayalı nüfus kayıt sisteminden sonra bu düzenlemeyle beraber bu belediyelerimizin tüzel kişilikleri sona erdirilmektedir. Yani 5393 sayılı Yasa’nın 11’inci maddesi şimdi uygulanmaktadır.

Kapatılan veya köye dönüştürülen bu belediyelerimizin 493 tanesi AK Partiye mensup belediye başkanlarımızdır, 133 tanesi Cumhuriyet Halk Partisine mensup arkadaşlarımızdır, 73 tanesi Milliyetçi Hareket Partisine, 95 tanesi Doğru Yol Partisine, 19 tanesi Anavatan Partisine, 16 tanesi bağımsız, 34 tanesi de diğer partilerimize mensup arkadaşlarımızdır.

Değerli arkadaşlarım, bu uygulamayı neden yapıyoruz konusunda, müsaade ederseniz, birkaç cümle arz etmek istiyorum. Bir kere şunu çok iyi bilmemiz gerekir: Bu belediyelerimizin önemli bir kısmı kurulurken şehircilik ilkelerine, bilimsel gerçeklere dayalı olarak kurulmadılar, daha çok siyasi yarışla, siyasi gayretlerle beraber kuruldular ve kurulurken de nüfusları biraz zorlamayla bu şimdiki nüfus sayımının öncesine dönüştürülmüş oldu. Bunu yakından bilen bir insan olarak söylüyorum. Suni müdahaleler yapıldı, “sizin orada kuruldu, bizim orada da kurulsun” diye böyle bir yarış da oluştu ve anlamsız yerler belediye hâline getirildi. Bu belediyelerin büyük bir kesimi kırsal bölgelerimizdedir ve -2380 sayılı- İller Bankasından hazineye toplanan paralardan yüzde 6’lık payla beslenmektedirler, herhangi bir kaynak oluşturmaları da mümkün değildir. Ne kadar zorlarsanız zorlayın, istisnalar vardır ama çoğunluğu böyledir.

Ayrıca, gelirlerinin büyük bir kısmını personel, araç ve gereç harcamalarında kullanmaktadırlar, hizmete kaynak ayıramamaktadırlar. Belediye yapılırken nüfusu 2 binin üzerine çıkarmak için… Mesela Karadeniz gibi -bizim oradaki bölgeler için söylüyorum- yerleşim bölgelerinin dağınık olduğu alanlarda çok geniş alanlar belediye içerisine alınmış. Mesela, bir beldemizin yol ağı 300 kilometredir. Siz bu beldemize hangi kaynağı aktarırsanız aktarın 300 kilometrelik yol ağının altından kalkması mümkün değildir. KÖYDES uygulamasından sonra yandaki köyler hizmet alıp belediyeler alamayınca vatandaşlarımızın talebi başlamıştır. “Biz de vatandaşız, bizim belediyemizin durumu iyi değildir. Oraya madem hizmet getiriyorsunuz, bize de hizmet getirin.” diye talep oluşmuştur. 

Ayrıca, çoğunda yeterli seviyede teknik eleman yoktur, nitelikli eleman yoktur. Böyle, işin ehline verilmiş olduğu yerler bayağı azdır. Yani bu hâliyle belediyelerimizin önemli bir kısmı istihdam oluşturan kuruluşlara dönüşmüştür ve kurulurken bazı beldelerimizde öyle büyük hatalar yapılmış ki -yakından bildiğim yerler var- siz hangi kaynağı aktarırsanız aktarın o borç yükünden kurtulması mümkün değildir. Nüfusu 2 bin olmayan yerin borcu 1 trilyonu bulmuştur. İller Bankasına yanlış işler verilmiş benzer işlerle beraber ve bu noktaya gelmiştir ve vatandaşlarımız buralarda çok sıkıntılı durumdadır. Gittiğimiz her yerde her zaman “Allah aşkına buna bir çare bulun ya bize hizmet getirin veya bizi kapatın.” aynen böyle söylenmektedir. Durup dururken bu işler ortaya çıkmamıştır.

Uygulamada da ne yapacağız arkadaşlar? Diğer arkadaşlarımız,  Sayın Bakanımız da ifade ettiler. On yıl süreyle buraya parayı göndereceğiz. İl özel idareleri veya köylere hizmet getirme birlikleri, içme suyu, kanalizasyon, temizlik, çöp toplama, ulaşım, itfaiye ve diğer hizmetler için gerekli tedbirleri alacaklar ve gerekirse hizmet birimleri kurabilecekler. İmar hizmetleri özel idare tarafından getirilecektir.

Köye dönüşen beldelerde başka işleme gerek kalmaksızın, vali beyin uygun görüşü, İçişleri Bakanının onayıyla, aynı beldede birden fazla yeni köy kurma imkânımız olacaktır. Alacak, borç ve mülkiyetler, araç gereçler özel idareye devredilecektir. Bu kanunun yayımından itibaren altı ay içerisinde değerli arkadaşlar, 5393 sayılı Yasa’nın 8’inci maddesine bağlı kalmaksızın -belediye meclisinin kararı- arada başka köy ve belde olmamak şartıyla, meskûn mahallerin arasında 10 kilometre varsa bağlı olacak olduğu yani talep etmiş olduğu ilçeye veya ile bağlanabilecek karşıki belediyenin belediye meclisi kararıyla. Yani bu şartı da, daha doğrusu bu imkânı da getiriyoruz.

Değerli arkadaşlar, katılma işleminin karşıki belediyenin onayıyla olduğunu ifade etmek istiyorum.

Kanun tasarısının özüne bakacak olursak arkadaşlar, sonuç itibarıyla: Siyasi amaç güdüldü zannediliyor. Ama iyi incelenirse, objektif bakılırsa siyasi amaçtan ziyade daha çok bölgenin ihtiyaçları, bu bölgelerdeki belediye hizmetlerinin, talep edilen hizmetlerin daha optimum yerine gelmesi için lazım gelen düzenlemelerin yapıldığını görüyoruz. Zaten siyaset yapsak, bunların yüzde 57’si AK Partili, belediyelerdeki, yani büyükşehirlerdeki alt kademelerin de yüzde 59’u AK Partili. Eğer buradan bir zayiat göreceksek o zaman bizim bunu göğüslememiz gerekiyor. Herhâlde her siyasi parti de bunu düşünmesi gerekir. Olaya biraz daha dikkatli bakmak lazım.

Tamamen hizmeti öne alan bir düzenleme peşinde olduğumuzu özellikle vurgulamak istiyorum. Kaynak israfını ve diğer hususları ortadan kaldırmaya çalışıyoruz; İmar ve altyapı bütünlüğünü sağlamayı hedefliyoruz; coğrafi şartları da nazarı itibara alıyoruz.

Değerli arkadaşlar, şimdi, burada konuşan hatip arkadaşlarımızın bazı değindiği konular için bir iki görüşümü arz etmek istiyorum. CHP’li arkadaşlarımız, buralarda referandum yapılmadığını, millî iradeye saygı gösterilmediğini ifade ettiler. Bu, çok sevindirici bir gelişme. Ama aynı arkadaşlarımızdan Cumhurbaşkanlığı seçiminde o millî iradeyi çok iyi unuttuklarını da hatırlatmak istiyorum.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Ne alakası var?

ASIM AYKAN (Devamla) - O gün unuttukları millî iradeyi şimdi hatırlamışlar.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – O gün referandum istiyordunuz…

ASIM AYKAN (Devamla) – “Günaydın!” diyoruz biz. Yani o zaman da millî irade vardı, ona “hayır” diyordunuz, şimdi millî iradeyi hatırlıyorsunuz. Bu, çok güzel bir gelişmedir CHP açısından, hayra alamet sayılabilir.

Bir diğer mesele değerli arkadaşlar…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – O zaman istiyordunuz, şimdi istemiyorsunuz.

ASIM AYKAN (Devamla) - Yani siz o gün millî iradeye karşı çıkıyordunuz, şimdi millî iradeyi de hatırladınız. Çok güzel bir gelişme diyorum yani sizi alkışlıyorum ben, problem yok.

BAŞKAN – Sayın Akyan, lütfen Genel Kurula hitap ediniz.

Sayın milletvekilleri, karşılıklı konuşmayalım.

ASIM AYKAN (Devamla) – Genel Başkanımızın bugün yapmış olduğu konuşmada ortaya koyduğu vizyonu çok iyi irdelemeden -onun ıstırabını- belediye başkanlığı yapmış bir insan olarak bakmadan arkadaşlarımızın yaptığı değerlendirmenin çok doğru olduğunu düşünmüyorum.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – “İstanbul’a vize uygulansın” diyordu.

ASIM AYKAN (Devamla) - Bu işin içinden gelen bir insanın, Başbakanlık makamında Türkiye’nin diğer birikimlerini de bünyesinde toplamış olduğu bir hâlde bu mevzuya yaklaşımını biraz daha dikkatli…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Ondan başka bilen yok zaten.

ASIM AYKAN (Devamla) - Yani Sayın Başbakanımız bu işte şampiyonlar liginde oynuyor, siz lige çıkmaya çalışıyorsunuz. Buna dikkat edin, iyi bakın bu meseleye. (AK Parti sıralarından alkışlar)

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Onun için “İstanbul’a vize uygulansın.” diyor.

ASIM AYKAN (Devamla) - Bir diğer mesele değerli arkadaşlar, bitiyorum, Ankara Belediyesiyle ilgili, buraya her çıkan arkadaşımız bazı sözler söyledi.

Değerli arkadaşlar, uzun yıllardan beri Ankara’da yaşayan arkadaşlarımız var, biz de epey zamandan bu yana, beş yılı aşkın zamandır Ankara’da yaşıyoruz. Ankara’daki hizmetlerin nasıl değiştiğini hep beraber görüyoruz, Ankara’nın nasıl değiştiğini görüyoruz. Yani barajlarıyla, çevre yatırımlarıyla, kentsel dönüşümle, alt geçitleriyle, üst geçitleriyle, diğer düzenlemelerle beraber Ankara muhteşem bir seviyeye gidiyor.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Müdürler, metresleri, eşleri, sevgilileri, apartmanlar, şirketler…

ASIM AYKAN (Devamla) - Ankara Belediyesi iş yaptığı için borçlandı. Bana, Allah aşkına, 200 milyon dolara ihale etmiş olduğunuz İzmit Yuvacık’taki barajı devlete 4,5 milyar dolara nasıl mal ettiğinizi bir açıklayın da ondan sonra Ankara için konuşun lütfen.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Gazetelerde okudun mu sen? Magazin basını, magazin!  Magazin basını!  Eşleri, metresleri gazetede!

ASIM AYKAN (Devamla) - Önce şu 200 milyon dolarlık bir barajı 4,5 milyar dolarla devletin hazinesine mal ettikten sonra çıkıp da Ankara Belediyesini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Su bulamayan Melih Gökçek’i savunuyorsun sen!

BAŞKAN – Sayın Aykan, konuşmanızı tamamlayınız efendim.

Buyurun.

ASIM AYKAN (Devamla) – Bu kadar hizmeti veren Ankara Belediyesinin 3,5 milyar dolar borcunu konuşurken, oradaki harcamayı da…

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Önce Akbilin hesabını ver!

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerinde soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.

Sayın Coşkun, buyurun efendim.

HAKAN COŞKUN (Osmaniye) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bakanıma sormak istiyorum: Adrese dayalı nüfus kayıt sistemiyle elde edilen nüfus değerlerinin doğruluğunu kontrol etmek amacıyla Bakanlığınızca bir çalışma yapıldı mı? Yapıldıysa yüzde kaç oranında bir sapma olduğu belirtilmiştir, saptanmıştır?

Bir soru daha sormak istiyorum: Kırsal kesimdeki belde belediyelerinin sekiz yüz altmış üçü nüfus ölçütü bazı alınarak kapatılmaktadır. Bu belediyelerinin kendi şartları göz önüne alınarak başka kriterlerinin de göz önünde tutulması bir değerlendirme yapılması açısından uygun mudur?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Coşkun.

Sayın Işık…

ALİM AŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Aracılığınızla Sayın Bakanımıza sormak istiyorum: 31/12/2007 tarihi itibarıyla yayınlanan adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına göre nüfusu 2 binin altında kalan beldelerin belediyelerinin kapatılması kararının verilmesinde sadece nüfus kriterinin yanında bu beldelerin coğrafi konumu, borç ve alacak dökümleri, tarihî ve kültürel varlıkları ile valilik görüşü gibi kriterler niçin dikkate alınmamaktadır?

İkinci sorum: Bugün itibarıyla -yani 4/3/2008 tarihi itibarıyla- nüfuslar bilgisayar sistemiyle güncelleştirildiğinde, nüfusu 2 binin altında olduğu gerekçesiyle kapatılmak durumunda olan kaç adet belde belediyesinin nüfusu 2 binin üzerine çıkmaktadır? Yani bugün güncellenmiş nüfuslar dikkate alınsa kaç belediye kapatılmaktan kurtulabilecektir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Paksoy…

MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, iki soru soracağım:

Hükûmet tarafından hazırlanan tasarının oluşturulması sürecinde, muhalefet partilerinin, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin ve kamuoyunun görüşü neden alınmamıştır?

İkinci sorum: Sekiz yüz altmış üç belediyenin kapatılma gerekçelerinden birisi de buralarda yaşayanların önemli bir katkısının bulunmadığı ve kaynak sıkıntısı sebep olarak gösterilmektedir. Ancak örnek aldığımız Avrupa Birliğinde, Fransa’da 1.700 kişiye, İtalya’da 7.300 kişiye, İspanya’da 6.800 kişiye 1 belediye düşmektedir. Biz de ise 21.850 kişiye 1 belediye düşmektedir.

Buradan hareketle, Avrupa Birliği ülkelerinde belediyelerin olduğu yerlerde ayrı bir kaynak temini mi var yoksa buralarda kaynak sıkıntısını nasıl çözümlemişlerdir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Paksoy.

Sayın Tankut…

YILMAZ TANKUT (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanımıza sormak istiyorum: İnatla çıkartmaya çalıştığınız bu yasa çerçevesinde seksen küsur yıl önce kurulan belediyeler başta olmak üzere söz konusu beldelerin kazandığı müktesep haklarını, manevi şahsiyetini ve tüzel kimliğini hangi demokrasi ilkeleri çerçevesinde ellerinden alıyorsunuz?

Bu belediyelerin kapatılması adalet anlayışınızın hangi kriteriyle örtüşmektedir?

Yine, belediyelik sıfatını ellerinden aldığınız belde halkını bu anlayışınızla aşağılamış olmuyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tankut.

Sayın Ertugay…

ZEKİ ERTUGAY (Erzurum) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakana sorumu soruyorum: Milletin hayrına görmediğimiz bu yasayla, Erzurum ilimizde iki alt kademe belediyesi ve dokuz belde belediyemiz kapatılmaktadır. Bunların içerisinde -bu belde belediyeleri içerisinde- Osmanlı’dan beri nahiye olan ve hatta teröre hedef olmuş beldelerimiz vardır. Bu yasa hazırlanırken bu uygulamanın özellikle bölgemizde ve Türkiye genelinde sosyal maliyeti hesaplandı mı?

Bir diğer sorum: Bu yasayla bir ilçemizin ismi değiştirilmektedir. Halkın benimsediği bu ismin -Ilıca ilçemizin ismi değiştirilmektedir- yüzyıllardan beri kullanılan bu ismin değiştirilmesinin gerçek gerekçesi nedir? Antrparantez ifade edeyim: Yeni konulmak istenen isme bir itirazımız olamaz yani Türk tarihinde önemli yeri olan bir isimdir ve nitekim Erzurum’da da birçok yöremizde “Aziziye” ismi kullanılmaktadır. Bu sadece, yöre halkının isyanına, öfkesine, talebine tercüman olmak için, katıldığım bir soruyu Sayın Bakanın cevaplamasını istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Korkmaz…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum: Optimal hizmet büyüklüğü göreceli ve soyut bir kavram olup bu tasarıda son derece keyfî neticelere yol açmaktadır. Isparta ili Yalvaç ilçesi Körküler Belediyesinin nüfusu 1.995. Diğer taraftan, diğer il ve ilçeler de 2.001, 2.002 ve benzeri nüfusa sahip belediyeler. Körküler’i kaldırıyorsun, diğerinin tüzel kişiliği devam ediyor. Bu durum adalet anlayışına uygun mudur?

Öte yandan, bazı ilçeler var nüfusu 2 binin altına düşmüş, optimal büyüklük statüsünden uzaklaşmış, küçük belediyelerden daha çok rantabl olmayan kaynaklar kullanılıyor. Bu ilçelerin tüzel kişiliğini de gereksiz mi buluyorsunuz? Merak ediyorum, bundan sonraki süreçte bu ilçelerin tüzel kişiliğini de kaldıracak mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Enöz…

MUSTAFA ENÖZ (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, belediyesi kapatılan beldeler, belediyesini kaybeden vatandaşlarımız -ki bunların sayısı çevresinde yaşayanlarla beraber 4 milyonu bulmaktadır- doğumdan ölüme kadar her türlü hizmetini kesintisiz yirmi dört saat belediyesinden alan vatandaşlarımız, saatleri sınırlı il özel idare memurlarına mahkûm edilmeyecek midir? Bu hizmetlerin sağlıklı sunulabilmesini nasıl garanti ediyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Cengiz...

MUSTAFA KEMAL CENGİZ (Çanakkale) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Beş yıldan beri mevcut iktidar, Avrupa Birliğine giden süreçte, özellikle kayıtsız şartsız bu yolun takipçisi olduğunu ve her zaman da olacağını ifade etmiştir. Özellikle, 2000 yılında Avrupa Birliğine katılan ülkelere daha önce gelen kriterlere baktığımızda, işte ekonomik kriterler açısından baktığımızda enflasyonun yüzde 3, işsizliğin yüzde 4 ve köy nüfuslarının da yüzde 9 civarında olması gerektiği, özellikle Polonya’nın yüzde 40 civarında olan köy nüfusuna da atıfta bulunarak “Yüzde 40 olamaz, Avrupa Birliği bir şehir toplumudur, kent kültürüdür. Dolayısıyla, köy nüfuslarınızı azaltacaksınız.” denmiştir Avrupa Birliğince.

Bugün bizim köy nüfusumuzu ve köy hinterlandımızı genişlettiğimiz noktada, Avrupa Birliğine giden yolla mevcut iktidar ters düşmüyor mu acaba? Sayın Bakanımızdan rica etsek…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Cengiz.

Sayın Yalçın…

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, on sekiz beldesi, belediyesi kapatılan Ordu adına konuşuyorum.

Sayın Bakanım, bu kapattığınız belediyelerin birçok ekipmanı, iş makinesi, ambulansı, itfaiyesi ve hatta birçok belediyenin belediye binası bile vatandaşlarımız tarafından imece usulüyle yapılıyor ve bağışlar suretiyle belediyeler bu taşınır malları kazanıyorlar. Siz şimdi, bu taşınır, taşınmaz mallara, belediyelere bağışlayanların rızası dışında, el koymuş olmuyor musunuz? Bağışta bulunan bu vatandaşlarımız “Biz belediyeye bağışlamıştık, bağışlama irademizden rücu ediyoruz.” derler ise bu malları bağışlayanlara iade edecek misiniz?

Bir de efendim, turizm bölgelerindeki belediyeler bakımından, asayiş ve güvenlik bakımından diğer belediyelerimizdeki değerlendirmeleri ilgili kurumlarla değerlendirmiş oldunuz mu daha önce?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yalçın.

Sayın Özkan…

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Burdur ilinin on beş beldesinde yaşayan binlerin feryadını sizlere duyurmak istiyorum. Onlar şöyle diyorlar: “Doğduğumuz topraklarda doymak istiyoruz. Beldemizde üreterek, kentli gibi yaşamak istiyoruz. Kentlerin varoşlarında sorun olmak istemiyoruz.”

Emekliliğini beldesinde yaşamak isteyenlere, üretenlere, çoğaltanlara kulak vermeden, bu yasayı geri çekmeyi düşünüyor musunuz?

Burdur ilinde on beş belde sizleri izlemektedir. Burdur’umuzun Büğdüz’ünden Kozluca’sına, Salda’sına, Hasanpaşa’sına, Beyköy’üne, Çavdır’ına, Kozağacı’na, Bayır’ına, Yusufça’sına, İbecik’ine, Yeşilbaş köyüne, Çanaklı’sına, Ürkütlü’süne, Kızılkaya’sına, Gündoğdu’suna, Çamlık’ına aşığım, beldelerin kapanmasına karşıyım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Evet saygıdeğer arkadaşlarım, soru süremiz doldu.

Sayın Bakanım, buyurun efendim.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; arkadaşlarımızın sorduğu sorulara kısa kısa cevap vermeye çalışacağım.

Sayın Coşkun’un adrese dayalı nüfus kayıt sisteminin karşılaştırılmasıyla ilgili bir sorusu var.

Biliyorsunuz, değerli arkadaşlar, yine Hükûmetimiz döneminde,  2003 yılında, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde MERNİS sistemi hizmete açılmıştı. Yani, vatandaşlık numarasına dayalı, ama adresle karşılaştırması olmayan bir sistemdi. Şimdi, yeni çalışmayla ki, Türkiye için -biraz önce konuşmamda da ifade ettim- gerçekten çok çağdaş bir sistem kurduk. Bu vatandaşlık numaraları, adresle karşılaştırarak sistem oluşturuldu. Bunu Türkiye İstatistik Kurumu yaptı, alan çalışmasını. Ama, Bakanlığımız MERNİS sistemiyle karşılaştırılarak, MERNİS kayıtlarıyla, şu anda Bakanlığımız bünyesinde tamamlanmış oldu. Bütün, tabii, kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz bu sistemden faydalanacaklar.

Sadece nüfus kriteriyle sekiz yüz altmış üç belediyenin hükmi şahsiyetinin kaldırılması yönündeki soru... Burada ifade ettiğimiz gibi, değerli arkadaşlar, 2005 yılında Belediye Kanunu’nda bir kriter getirildi. Yüce Mecliste kabul edilmiş Kanun’da yeni belediye kurulması 5 bin nüfus kriterine bağlandı. Diğer kriterler de olacak, ama nüfus olarak, nüfus büyüklüğü olarak bundan sonra belediye kurulması 5 bin nüfus esasına dayalı. O zaman bir hüküm daha getirildi: 2 binin altında nüfusu olan belediyelerin de, işte bugün getirdiğimiz teklifte olduğu gibi, hükmi şahsiyetinin kaldırılması. Yani, neticede Kanun’da kabul edilmiş bir kriter ve biz de şu anda onu uygulamış oluyoruz.

Bu tarihte güncellemeyle kaç belediye kurtuluyor, gibi bir soru var. Tabii, o soruyu tam anlayamıyorum ama nüfus yılın başında açıklanmış oldu ve bizim tasarı da o açıklamaya dayalı. Bundan sonra -zaten Kanun’da da var- sistem şöyle yürüyecek: Nüfus sayımı yapılmayacak ülkemizde, ama her sene yıl başında, ocak ayının başında güncellenmiş şekliyle nüfus açıklaması resmî şekilde İstatistik Kurumu tarafından yapılacak ve bütün resmî işlemler de, diğer kararlar da yılın başında açıklanan o nüfusa göre yapılmış olacak. Yani dolayısıyla şu tarihten sonra, o, ocağın başındaki açıklamadan sonra güncellemeyle ilgili yeni bir işlem yapılmayacak.

Tabii, “kapatılan belediyelerle ilgili kaynak sorunu” ifadesi… Burada öyle bir soru var. Biz, biraz önce konuşmamızda da ifade ettiğimiz gibi, Köy Kanunu’muzu da değiştirerek, bütün köylerimizle ilgili yeni bir sistemi getirmek istiyoruz. Burada Fransa tartışması da oldu bir nebze. Yani bu ülkelerde olduğu gibi, en küçük birimimize kadar hizmeti yöneten, hizmeti getiren, hizmeti talep eden, hizmeti organize eden bir yapıyı öngöreceğiz. Köy Kanunu’muzda bu sistemi getireceğiz ama şu anda, bu belediyelerimizle ilgili de, zaten, 2009 yılında yapılan seçimlere kadar bütün bu belediyelerimiz çalışmalarına devam edecek, başkanlarımız başkanlıklarını devam ettirecek. 2009 Mart ayında yapılacak yerel yönetimler seçiminde zaten yeni adaylar olacak veya yeni seçimler olacak. O zamana kadar gelirlerinde falan da bir problem olmayacak. O tarihten sonra da, tasarıda olduğu gibi, on yıl süreyle, zaten bu beldelerimizin ödenekleri gönderilmiş olacak.

Burada tabii, soru gibi sorulan ama aslında ifade ve hüküm taşıyan ifadeler var, yani yargı taşıyan. Burada biz ciddi bir iş yapıyoruz. Ne o belde halkıyla ne o belediye başkanlarıyla, bu manada “aşağılama” gibi falan ifadelere katılmamız mümkün değil. Aksine, biz, o vatandaşlarımıza daha fazla hizmet götüreceğiz, bunun çabası içindeyiz. Ciddi bir yerel yönetim organizasyonu yapılanması yapıyoruz. Onun için, öyle bir soruya ve soru şeklindeki ifadeye katılmamız mümkün değil.

Erzurum’la ilgili: Tabii, Erzurum’da yeni ilçeler kuruluyor. Erzurum, biliyorsunuz büyükşehir ama ilk kademe belediyelerinden oluşuyordu, merkezde ilçesi yoktu veya biraz uzakta bir ilçesi vardı, yeni bir planlamayla daha çerçeveli, güzel ilçelerin kurulduğu bir ilimiz hâline geliyor.

“Optimal hizmet büyüklüğü izafi” deniliyor. Tabii, optimal hizmet büyüklüğü veya nüfus kriteri değerlendirilebilir, değişik nüfus kriterleri alınabilir. İfade ettiğimiz gibi, bizim Belediye Kanunu’muzda -bu alandaki en temel kanunumuz- optimal nüfus büyüklüğü 5 bin olarak alınmış. Eski kanunumuzda belediye kurulması 2 bin nüfus kriterine bağlıydı. Dolayısıyla şu anda Kanunumuzda olan -o zaman Meclisin takdir ettiği, 2005 yılında- 5 bindir, bundan sonra da yeni belediye kurulmasında bu esas alınacaktır. Tabii, ilçeler de var, 2 binin altına nüfusu düşen. Yani ilçelerle ilgili herhangi bir tasarrufumuz söz konusu değil, ne ilçelerin kaldırılması ne de ilçe belediyeleriyle ilgili herhangi bir tasarruf söz konusu değil, olmayacak da;onu ifade edeyim.

“Kapatılan belediyelerin vatandaşları il özel idarelerinin memurlarına emanet edilecek…” Hiç öyle olmayacak. Görecekler, siz de göreceksiniz inşallah. Oralara hizmetleri biz daha iyi götüreceğiz. Belediyelerimizin bugün çok zorlandığı alanlarda da vatandaşlarımız daha iyi hizmet alacak. Biz Hükûmet olarak bunun kararlılığı içindeyiz, bunu taahhüt ediyoruz. İl özel idarelerimiz bünyesinde, daha dinamik mekanizmalarla, bu köylerimiz iyi hizmet alacaklar, ondan eminiz.

Tabii, burada önemli bir soru var. Bu belediyelerin mal varlıkları, araç gereci, binaları -biliyorsunuz tasarının getirdiği hüküm- il özel idarelerine bunların devredilmesidir. Ama tabii komisyonlar kurulacak valilikler bünyesinde, il özel idareleri bünyesinde, valilerin koordinasyonunda bunlar çalışacak. Bizim orada öngördüğümüz, bütün araç gereç, hele bağış olanlar, iş makineleri -varsa- hepsi o beldelerde, o köylerde kalacak, oraya hizmet üretecek ve oraya daha fazlası verilecek, ekstrası verilecek.

İl özel idarelerine, on yıl süreyle, kendi nüfuslarına göre alacakları pay yine gönderilecek ve bu sadece o köyün, o beldenin ihtiyaçları için harcanacak ve bunun denetimi de yapılacak. Şu andaki aldıkları hizmetten daha fazla hizmet alacaklar, bunu ifade ediyorum.

Cevaplandırmadığım bir iki soru var burada, turizm beldeleriyle ilgili falan. Sadece şunu ifade edeyim… Fırsat düştüğünde ifade edeyim, şimdi süre bitmiş oldu.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yoklama istiyoruz efendim.

BAŞKAN – Evet, yoklama isteyen sayın milletvekili arkadaşların isimlerini tespit edeyim: Sayın Kemal Anadol, Sayın Ensar Öğüt, Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Sayın Önder Sav, Sayın Ali Oksal, Sayın Hüseyin Ünsal, Sayın Enis Tütüncü, Sayın Atila Emek, Sayın Ramazan Kerim Özkan, Sayın Birgen Keleş, Sayın Nesrin Baytok, Sayın Yaşar Ağyüz, Sayın Akif Ekici, Sayın Ahmet Ersin, Sayın Rıza Yalçınkaya, Sayın Bayram Ali Meral, Sayın Rahmi Güner, Sayın Ali Koçal, Sayın Eşref Karaibrahim, Sayın Ergün Aydoğan, Sayın Yaşar Tüzün, Sayın Suha Okay.

Evet, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, ismini kaydettiğim arkadaşlarımız lütfen yoklamaya katılmasınlar.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın Milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S. Sayısı:117) (Devam)

BAŞKAN - Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İLÇE KURULMASI VE

BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA

KANUN TASARISI

İlçe kurulması

MADDE 1- (1) Aşağıda belirtilen esaslar çerçevesinde;

1. Sofulu, Buruk, Kürkçüler, Baklalı, İncirlik ve Suluca ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak, ekli (1) sayılı listede belirtilen mahalleler merkez olmak, aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere Adana İlinde Sarıçam,

2. Salbaş İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak, ekli (2) sayılı listede belirtilen mahalleler merkez olmak, aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere Adana İlinde Çukurova,

3. Altınova, Sarayköy ve Sirkeli ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılmıştır. Altınova İlk Kademe Belediyesinin Yıldırım Beyazıt ve Peçenek mahalleleri ile Sarayköy ve Sirkeli belediyeleri Pursaklar İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Pursaklar merkez olmak üzere Ankara İlinde Pursaklar,

4. Aksu, Pınarlı ve Yurtpınar ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Çalkaya İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Çalkaya merkez olmak, ekli (3) sayılı listede adları yazılı belediye ile köyler bağlanmak ve Çalkaya Belediyesinin adı Aksu olarak değiştirilmek üzere Antalya İlinde Aksu,

5. Düzlerçamı, Yeşilbayır ve Çığlık ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Döşemealtı İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Döşemealtı merkez olmak ve ekli (4) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Antalya İlinde Döşemealtı,

6. Varsak İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Kepez İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Kepez merkez olmak ve ekli (5) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Antalya İlinde Kepez,

7. Beldibi ve Doyran ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Konyaaltı İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Konyaaltı merkez olmak ve ekli (6) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Antalya İlinde Konyaaltı,

8. Muratpaşa İlk Kademe Belediyesi merkez olmak üzere Antalya İlinde Muratpaşa,

9. Bağlar İlk Kademe Belediyesi merkez olmak ve ekli (7) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Diyarbakır İlinde Bağlar,

10. Kayapınar İlk Kademe Belediyesi merkez olmak ve ekli (8) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Diyarbakır İlinde Kayapınar,

11. Bağıvar ve Çarıklı ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Sur İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Sur merkez olmak, ekli (9) sayılı listede adları yazılı belediye ve köyler bağlanmak üzere Diyarbakır İlinde Sur,

12. Yenişehir İlk Kademe Belediyesi merkez olmak ve ekli (10) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Diyarbakır İlinde Yenişehir,

13. Kazım Karabekir İlk Kademe Beledi-yesinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülmüştür. Palandöken Belediyesi ve ekli (11) sayılı listede adları yazılı mahalleler merkez olmak ve aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Erzurum İlinde Palandöken,

14. Dadaşköy ve Dumlu ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Yakutiye İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Yakutiye Belediyesi ve ekli (12) sayılı listede adları yazılı mahalleler merkez olmak ve aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Erzurum İlinde Yakutiye,

15. Odunpazarı İlk Kademe Belediyesi merkez olmak ve ekli (13) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Eskişehir İlinde Odunpazarı,

16. Çukurhisar ve Muttalip ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Tepebaşı İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Tepebaşı merkez olmak ve ekli (14) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Eskişehir İlinde Tepebaşı,

17. Boğazköy, Bolluca, Durusu, Hadımköy, Haraççı ve Taşoluk ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak ve ekli (15) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları Arnavutköy İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Ekli (15) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak ve aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere İstanbul İlinde Arnavutköy,

18. Ekli (16) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere İstanbul İlinde Ataşehir,

19. Bahçeşehir İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak ekli (17) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak, aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere İstanbul İlinde Başakşehir,

20. Gürpınar ve Yakuplu ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak ekli (18) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları Beylikdüzü İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Ekli (18) sayılı listede adları yazılı mahalleler merkez olmak üzere İstanbul İlinde Beylikdüzü,

21. Alemdağ, Ömerli ve Taşdelen ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak ekli (19) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları Çekmeköy İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Ekli (19) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak ve aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere İstanbul İlinde Çekmeköy,

22. Kıraç İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak Esenyurt İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Ekli (20) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak üzere İstanbul İlinde Esenyurt,

23. Samandıra, Sarıgazi ve Yenidoğan ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak, ekli (21) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak, aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere İstanbul İlinde Sancaktepe,

24. Ekli (22) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere İstanbul İlinde Sultangazi,

25. Ekli (23) sayılı listede adları yazılı mahalleler merkez olmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere İzmir İlinde Bayraklı,

26. Ekli (24) sayılı listede adları yazılı mahalleler merkez olmak, aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere İzmir İlinde Karabağlar,

27. Yeniköy, Bahçecik, Yuvacık ve Kullar ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Karşıyaka İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Karşıyaka Belediyesi ile ekli (25) sayılı listede adları yazılı mahalle kısımları merkez olmak, aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak ve Karşıyaka Belediyesinin adı Başiskele olarak değiştirilmek üzere Kocaeli İlinde Başiskele,

28. Şekerpınar İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Çayırova İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Çayırova Belediyesi ve ekli (26) sayılı listede adları yazılı mahalleler merkez olmak üzere Kocaeli İlinde Çayırova,

29. Darıca İlk Kademe Belediyesi ve ekli (27) sayılı listede adları yazılı mahalleler merkez olmak üzere Kocaeli İlinde Darıca,

30. Tavşancıl İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Dilovası İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Dilovası merkez olmak ve ekli (28) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Kocaeli İlinde Dilovası,

31. Kuruçeşme, Bekirpaşa, Alikahya ve Akmeşe ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Saraybahçe İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Saraybahçe merkez olmak, ekli (29) sayılı listede adları yazılı mahalle kısımları ile köyler bağlanmak ve Saraybahçe Belediyesinin adı İzmit olarak değiştirilmek üzere Kocaeli İlinde İzmit,

32. Uzunçiftlik, Uzuntarla, Eşme, Acısu, Maşukiye, Büyükderbent, Arslanbey, Sarımeşe ve Suadiye ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Köseköy İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Köseköy Belediyesi merkez olmak, ekli (30) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak ve Köseköy Belediyesinin adı Kartepe olarak değiştirilmek üzere Kocaeli İlinde Kartepe,

33. Adanalıoğlu, Arpaçsakarlar, Bahçeli, Dikilitaş, Karacailyas, Kazanlı, Yalınayak, Yenitaşkent, Bağcılar ve Huzurkent ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Akdeniz İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Akdeniz merkez olmak ve ekli (31) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Mersin İlinde Akdeniz,

34. Davultepe, Tece ve Kuyuluk ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Mezitli İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Mezitli merkez olmak ve ekli (32) sayılı listede adları yazılı belediyeler ve köyler bağlanmak üzere Mersin İlinde Mezitli,

35. Dorukkent İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Toroslar İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Toroslar merkez olmak ve ekli (33) sayılı listede adları yazılı belediyeler ve köyler bağlanmak üzere Mersin İlinde Toroslar,

36. Çiftlikköy İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Yenişehir İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Yenişehir merkez olmak ve ekli (34) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Mersin İlinde Yenişehir,

37. Güneşler İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Adapazarı İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Adapazarı merkez olmak ve ekli (35) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Sakarya İlinde Adapazarı,

38. Nehirkent ve Hanlı ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Arifiye İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Arifiye merkez olmak ve ekli (36) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Sakarya İlinde Arifiye,

39. Bekirpaşa ve Çaybaşıyeniköy ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Erenler İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Erenler merkez olmak ve ekli (37) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Sakarya İlinde Erenler,

40. Kazımpaşa ve Yazlık ilk kademe belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Serdivan İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Serdivan merkez olmak ve ekli (38) sayılı listede adları yazılı mahalle ve kısımlar ile köyler bağlanmak üzere Sakarya İlinde Serdivan,

41. Atakent, Kurupelit, Altınkum, Çatalçam ve Taflan ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Atakum İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Atakum merkez olmak ve ekli (39) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Samsun İlinde Atakum,

42. Canik İlk Kademe Belediyesi merkez olmak ve ekli (40) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Samsun İlinde Canik,

43. Gazi ve Yeşilkent ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte İlkadım İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. İlkadım merkez olmak ve ekli (41) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Samsun İlinde İlkadım,

adlarıyla kırküç ilçe kurulmuştur.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) – Sayın Başkanım, düzeltme talebimiz var.

BAŞKAN – Buyurun.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) – 18 sayılı listede bir sıralama, teselsül hatası var. Onlar, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 olarak… 21 sayılı listede Paşaköy’ün… Orada “Paşaköy Köyün” olmuş, “Paşaköy’ün”, bir “ün” eklenecek. Bir de 34 sayılı listede yine bir teselsül, sıralama hatası var. O da yine 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 şeklinde düzeltilecek Başkanım. Bir de 43 sayılı liste de yine aynı şekilde sıralama hatası var.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, Komisyonda yarım saatte geçerse, arkadan burada düzeltirsiniz!

BAŞKAN – Arkadaşlar, sakin olalım, sabaha kadar buradayız, çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Onun için, heyecana gerek yok.

Evet, İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Mehmet Şandır’ın bir söz talebi vardır.

Sayın Şandır, buyurun.

IX.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, kırk üç fıkralık metnin bir madde hâlinde görüşülmesinin sağlıklı olamayacağına ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Tabii bu kanunun görüşmelerinin tüm devreleri, tüm aşamalarında bir farklılık var; hazırlanmasında, görüşmelerin yapılmasında. 1’inci maddede kırk üç tane fıkra var, kırk üç tane. Şimdi bunları  bir madde kapsamında görüşüyoruz, bunlarla kırk üç tane ilçe kuruyoruz. Her ilçe birçok milletvekilini ilgilendirmektedir. Konuyla ilgili, işte Sayın Komisyon Başkanımızın da düzeltme, redakte yaptığı gibi değişiklik önergeleri var. Yani gerçeğe uymayan, fiziki yapıya uymayan durumlar var, bunların düzeltilmesi gerekiyor. Bu konuda ilçelerden gelen, çevreden gelen, illerden gelen şikâyetler var, bunların dillendirilmesi gerekiyor. Ama bir madde kapsamında yedi önerge vereceğiz. İşte, gruplar adına birer kişi konuşacak, şahıslar adına da birer kişi konuşacak. Dolayısıyla görüşme sağlıklı ve tamam olamayacak.

Biz bir usul tartışması açmayı çok gerekli görmedik, yani bir gerginlik yaşanmasın diye. Ama bu durum yanlış olmuştur. Sayın Komisyonun, Sayın Hükûmetin ve iktidar partisi grubu yöneticilerinin dikkatine sunmak için söz istemiştik, teşekkür ediyorum size, söz verdiniz. Bu madde kırk üç fıkralık bir madde. Bu maddenin bir kanun maddesi kapsamında görüşmeye açılması yanlış olmaktadır. Yeterli bir görüşme yapılamayacağı kanaatindeyiz. Bunu kamuoyunun ve Genel Kurulun dikkatine sunmak için söz aldım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şandır.

Sayın Anadol, buyurun.

2.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, kırk üç fıkralık metnin bir madde hâlinde görüşülmesinin sağlıklı olamayacağına ilişkin açıklaması

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkanım, söz verdiğiniz için teşekkür ederim.

Şunu ifade etmek istiyorum: Şu anda konuştuğumuz, tartıştığımız konu Komisyonu da akamete uğrattı. Komisyonda aynı şeyler tartışıldı. Derdimizi anlatamadığımız için üç muhalefet partisi olarak ayrı ayrı Komisyonu terk ettik. Neden terk ettik? Geçmiş uygulamalar Komisyon Başkanını veya Meclis Başkanlık Divanını haklı gösterebilir. Vaktiyle bir listeyle, bir oylamayla yüz ilçe birden yasalaşmış olabilir, yüz ilçenin kurulması birden yasalaşmış olabilir. Beş ilçe, on ilçe, elli ilçe… Ama kötü misal emsal olmaz, akla mantığa ters bir hukuk kuralı olmaz.

Şimdi, burada kırk üç tane ilçe ihdas ediliyor, çok önemli bir olay. Şimdi, ben İzmir Milletvekili olarak Bayraklı’da ilçe kurulmasına karşı değilim. Ama birtakım hesaplarla Karşıyaka’daki Doğançay, Emek, Gümüş Pala, Onur, Nafiz Gürman, Postacılar, Soğukkuyu, Yamanlar, Turan mahallelerinin bu yeni kurulan Bayraklı ilçesine dâhil edilmesine karşıyım. Ne yapacağım? Bir önerge vereceğim bir milletvekili olarak. Bunun başka çaresi var mı? Hayır, bana bu imkân tanınmıyor. Kırk üç tane ilçeye ya “evet” diyeceksin ya “hayır” diyeceksin, başka olanak tanınmıyor. Bu, hukuka aykırıdır, mantığa aykırıdır ve vicdana aykırı bir şeydir. Yani bu mantık geçen dönem de yürüdü. Bir Anayasa değişikliği geldi önümüze, yirmi beş yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının seçilme hakkı ve 2/B… Ya ikisine birden “evet” diyeceksin ya ikisine birden “hayır” diyeceksin. Biri seçilmeyle ilgili, öbürü ormanla ilgili.

Şimdi, bizi öyle bir durumda bırakıyor bu uygulama. Milletvekilleri, özgürce, temsil ettiği vilayetin ve halkın, milletin sözcülüğünü yapamıyor, öneride bulunamıyor. Bakın, İç Tüzük 87’nin altıncı fıkrası: “Değişiklik önergeleri gerekçeli olarak verilir. Değişiklik önergeleri ve gerekçeleri beş yüz kelimeden fazla ise, önerge sahibi önergesini beş yüz kelimeyi geçmeyen açıklama yapmak zorundadır.” Peki, nasıl önerge verilemeyeceğini söylemiş de nasıl kanun maddesi düzenlenmeyeceğini söylememiş İç Tüzük. Şimdi, şu 1’inci maddeye bakın. Vicdanınıza, insafınıza bırakıyorum. Böyle madde olur mu? O zaman, mesela bin maddelik, bin küsur maddelik Ticaret Kanununa… “Madde 1” diyelim, altına fıkra fıkra, bin maddeden ibaret olsun; 2’nci madde yürürlük, 3’üncü madde yürütme… Ne yapacak vatandaş o zaman? Farkı yok bunun Sayın Başkan. E, o zaman… Akıllarına düşürmek… O zaman bu uygulamayı bir sorgulamak gerekir. “Evet-hayır” yoluyla bunu yaparsak ülkemizin esenliği için, demokrasisi için, hukuk için büyük bir yanlış yapmış oluyoruz. Onu arz etmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Anadol’a ve Sayın Şandır’a teşekkür ediyorum.

Bu hususta Genel Kurulu bilgilendirmek istiyorum.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, tasarının 1’inci maddesi ile kırk üç ilçe kurulmaktadır, doğrudur. Bunu zaten bütün milletvekili arkadaşlarımız da takip etmişlerdi. 2 Grup Başkan Vekili arkadaşımız bu husustaki görüşlerini ifade ettiler. Burada arkadaşlarımızla bu hususu müzakere ettik ve elimdeki bir kısım dokümanlar arkadaşlarım tarafından getirildi. Sayın Anadol da kısmi olarak buna değindi. Örnek olarak, 19/6/1987 tarihinde kabul edilen 3392 sayılı Kanun’un 1’inci maddesiyle yüz üç ilçe kurulmuştur. 15/6/1989 tarihinde kabul edilen 3578 sayılı Kanun’un 1’inci maddesiyle beş ilçe, 2’nci maddesiyle dört il kurulmuştur. 9/5/1990 tarihinde kabul edilen 3644 sayılı Kanun’un 1’inci maddesiyle yüz otuz bir ilçe kurulmuştur. Bu kanunların görüşme tutanaklarına bakıldığında, tek madde olarak görüşülüp Genel Kurul tarafından kabul edildiği görülür.

Başkanlığın tutumu, mevcut tasarının 1’inci maddesinin tek madde olarak görüştürülmesi şeklindedir. Bu hususta muhalefet partisi milletvekili arkadaşlarımıza, Başkanlık, elinden geldiğince -İç Tüzük’ün imkânlarını da kullanacak- görüşlerini açıklamak için gerekli toleransı gösterecektir.

Bunu bilgilerinize arz ediyorum.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S. Sayısı:117) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi, 1’inci madde üzerinde ilk konuşmacı olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Bilecik Milletvekili Sayın Yaşar Tüzün’e söz veriyorum.

Sayın Tüzün, buyurun efendim.  (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerine, grubum olan Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi 1’inci madde… Benim de konuşmamda üzerine değineceğim önemli konuları az önce 2 Grup Başkan Vekilimiz detaylı bir şekilde anlattılar. 1’inci madde, gerçekten, kanun yapma tekniğine uygun olmayan bir madde. Bildiğiniz gibi bu maddede, kırk üç tane yeni ilçe kuruyoruz ve -her ilçe, ilk kademe ilçesi kendi ili ayrı ilde olduğu için- her bir milletvekilinin de kendi seçim bölgesinde kendi iliyle ilgili görüşlerini burada geniş bir şekilde belirtmesi gerekiyordu. Ancak az önce Sayın Kâtip Üye arkadaşımızın da okuduğu gibi, bize verilen süreden daha fazla orada maddenin okunması ve yine kısa bir süre sonra Komisyon Başkanın bu konuda değişiklik düşüncesini söylemesi, bu kanunun ne kadar aceleye geldiğini ve bir oldubitti mantığıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine geldiğini görüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu kanunu özet olarak tarif edecek olursak, bir mizah kültürümüzde yer almış olan -hepinizin de hatırladığı gibi- hani, bir zamanlar Millî Eğitim Bakanımızın “Şu okullar olmasa Millî Eğitim Bakanlığı ne güzel idare edilir.” dediği ile sizin yaptıklarınız maalesef örtüşmektedir. Şimdi bu cümleyi dikkate aldığımızda bunun espri olarak çıkıp hayata geçtiğini de düşünürsek, şimdi de sizler, iktidar partisi nerede sorun var, bu sorunların çözüme girmesi konusunda yasa çıkarması gerekirken “Kapatalım, yok sayalım, terk edelim…”

Geçtiğimiz 22’nci Dönem Parlamentosunda da, birçok ilçemizde bulunan adliye binalarını kapatarak, ilçenin kendine özgü özelliklerini yok sayarak bu ilçelerimizde bunları kapattınız, şimdi ise yine sekiz yüz altmış üç tane belediyemizi maalesef kapatıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, burada şunun altını çizerek bu konuya özellikle değinmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, ülkemizde bulunan üç bin iki yüz yirmi beş belediyenin temsil edildiği bir Türk Belediyeler Birliği var. Bu Belediyeler Birliğinin Başkanı, Adalet ve Kalkınma Partisinden seçilen, aynı zamanda, Adana Büyükşehir Belediye Başkanının, maalesef, kendi belediyeleri kapatılırken, bugüne kadar, bu saate kadar hiçbir açıklama yapmaması tüm belediyeler adına üzüntü vericidir.

Yine, bölge belediyelerine baktığınızda, Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliği, Ege Belediyeler Birliği, Akdeniz Belediyeler Birliği gibi, ülkemizde birçok belediyeler birliğinin olduğunu düşündüğümüzde ve bunların da yönetim kurulları ve başkanlarının siyasi iktidardan tarafa olduğundan dolayı, yine hiçbir açıklama yapmamaları gerçekten büyük üzüntü vericidir.

Değerli arkadaşlarım, bu kapanan sekiz yüz altmış üç belediye, aşağı yukarı, beş yıldır kendine gelen paylardan -İller Bankasından kesinti yaparak- belediyelerin varlığını hissettirebilmek için, hemen yanı başımızda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yanında bir gayrimenkul alarak, tabelasını da oraya takarak, Türk Belediyeler Birliği binasını belediyelerin hizmetine kazandıracağım derken, maalesef, hizmet binası olarak orada ışıklı levhalarıyla gününü gün etmekte olan başta Birlik Başkanı ve yönetim kurulu üyelerini bu yüce Meclisten kınadığımı belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, 2 bin nüfusun altındaki belediyelerin kapanması bu bölgede yaşayan 1 milyon 200 bine yakın insanımızı belediyesiz bırakmaktadır. Belediye başkanını sadece maaş mekanizmasıyla geçinen bir yurttaş olarak düşünürseniz bunda büyük yanılgı hissedeceğinizi tahmin ediyorum. Belediye başkanı, o kentin, o beldenin, o yörenin her şeyi, annesi, babası, büyüğü, aile reisi, dolayısıyla orada olan biten her şeyden kendisinin sorumlu olduğunun farkındadır. Kuşkusuz, o bölgede yaşayan, o kentte, o beldede yaşayan vatandaşımız da benim verdiğim her türlü vergi, benim ödediğim su parası, benim ödediğim vergi beyannamesi, emlak vergisi bana hizmet olarak dönüyor diyerek daha fazla belediyesine sahip çıkmaktadır.

Şimdi, bu yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisine geliş şeklini hepimiz biliyoruz. Anlayamadığım bir şey var: Burada geçmişte belediye başkanlığı yapmış çok değerli arkadaşlarım var, yani değerli arkadaşlar, özellikle belediye başkanlığı yapmış arkadaşlarım bu kanunu, bu tasarıyı nasıl savunurlar, nasıl gelip de burada sekiz yüz altmış üç belediyenin kapanmasına oy verirler, bunu anlamak mümkün değil, gerçekten değil. Yani burada yapılan uygulamaların detayına girmek istemiyorum ancak bildiğiniz gibi 2000 nüfus sayımına göre 2 bin nüfusun altında olan o geçmişteki üç yüz kırk üç belediyeye bir şans tanınmıştı. Özellikle TÜİK’in yapmış olduğu bu adrese dayalı sayımdan sonra nüfusu 1.500’ün üstünde olan bu belde belediyelerimize belirli bir süre tanıyıp -yani üç ay, altı ay süre içerisinde- 6 kilometre, 10 kilometre veya 5 kilometre paralelinde bulunan köylerde referandum yaparak nüfuslarını 2 bine çıkarmaları için bir zaman tanımış olsaydık, gerçekten bu kadar zayiat verilmeyecekti. Ama bu kadar oldubittiye gelmesinin sebebini iktidar partisinin yetkililerinden şu ana kadar duyduk, bundan sonra da duymaya devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlarım, yine özellikle iktidar partisinin temsilcileri ısrarla gelip “Sekiz yüz altmış üç belediyenin işte beş yüze yakını, dört yüz doksan üç tanesi bizim partili belediyemiz, biz kendi ayağımıza kurşun sıkar mıyız.” söylemiyle -bir takiye sözcüğü içerisiyle- karşı karşıya kalmışlardır.

Değerli arkadaşlarım, siz yüzde 57’sine sahip olduğunuz belediyelerin şimdi bu kanunla yüzde 100’üne sahip olmak istiyorsunuz. Çünkü yerel yönetimi yok sayarak, orada belediye başkanlarını ikinci plana iterek, kendi atadığınız kaymakamların ve kendi atadığınız il özel idaresi genel sekreterlerinin emrine sokacaksınız bu beldeleri. Dolayısıyla yüzde 57’sine değil, bu beldelerin yüzde 100 yönetim şansını elinize geçirmiş olacaksınız. Yani burada “Efendim, çoğunluk bizde, biz kendi partili belediyelerimizi kapatıyoruz.” anlayışı, bana göre bir takiye anlayışıdır. Dolayısıyla sizin buradaki beyninizin altında yatan gerçek, bu belediyelerin yüzde 100’üne sahip olmanız düşüncesidir.

Değerli arkadaşlarım, çağdaş dünya yerel yönetimlerinin şöyle genel sayılarına baktığımızda, bildiğiniz gibi, Türkiye’de 22 bine yakın kişiye 1 belediye düşerken, bildiğiniz gibi, yine, Fransa’da 1.700, İtalya’da 7.800, İspanya’da da 7 bine yakın kişiye 1 belediye düşüyor.

Peki, bu örnek nereden çıktı? Özellikle Genel Başkanınızın, geçmişte belediye başkanlığı yapmış, birlikte belediye başkanlığı yaptığımız bir arkadaşın, belediye kökenli bir genel başkanın ve başbakanın, bu modeli hangi gerekçelerle Türkiye Büyük Millet Meclisine getirdiğini anlamak, kabul etmek mümkün değil.

Ben, bu tasarı gündeme geldikten sonra, kamuoyunda konuşulduktan sonra, yapmış olduğum araştırmada, sadece ve sadece dünyada işte Malezya örneğini ve sizin herhâlde kafanızın arkasındaki bu örneği Türkiye’ye model olarak sokmak istediğinizin en somut anlayışı ve kanunu budur değerli arkadaşlar.

Şimdi, bakınız, Malezya’da 9 şehir konseyi var, 34 tane belediye var, 101 tane de bölgesel konsey var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Tüzün, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

YAŞAR TÜZÜN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, şehirleri başkanlar, belediyeleri ve bölgeleri başbakan yönetiyor. Yani şimdi sizin Türkiye’de uygulamak istediğiniz model, anlayış, tüm Türkiye’ye Başbakanın iki dudağının arasında hizmet götürmesi anlayışıysa, bu anlayışın yanlış olduğunu, bu anlayışın Türkiye’de olamayacağını, buna başta muhalefet partileri bizler ve Anayasa Mahkememizin karşı olacağını belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Tüzün, teşekkür ederim.

Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Mustafa Enöz.

Sayın Enöz, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA ENÖZ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyeti Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, devletler, verdikleri kamu hizmetleri kapsamında kendilerini gözden geçirerek yeniden yapılanma fikirlerini ortaya koymalı ve bu rekabette geri kalmamaları gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, kamu yönetiminde yeniden yapılanma, sürdürülebilir gelişme ve vatandaş odaklı hizmet anlayışının uygulamaya konulması son derece önemlidir. Bilgi çağı toplumunun katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik gibi ilkelere sahip olan yönetim anlayışı, kendisini her alanda olduğu gibi her türlü hizmet alımında da göstermektedir. Son yıllarda gelişen teknoloji ile birlikte yerel yönetimlerde de değişimler meydana gelmiş, yerel halkın istek ve ihtiyaçlarını yerine getirmek amacıyla yeni hizmet anlayışı geliştirilmeye başlanmıştır. Hizmetlerin yerine getirilmesinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan birisi, bu hizmetlerin yerine getirilmesinde insanlarımızın memnuniyetinin ne derece sağlanabildiğini ölçmek, hizmet yerine getirilirken yapılan hataları görmek ve bu hataları düzeltici faaliyetlerde bulunmaktır. Yaşadığımız çağda dünyanın bir ucundan öbür ucuna kadar, insanlar birbirinin yaşam standartlarını çok çabuk öğrenebilmektedirler. Özellikle kalkınmış ülke insanlarının kamu ve yerel hizmetlerden nasıl etkili ve sürekli olarak faydalandıkları diğer insanlar tarafından görülmektedir. Bu yüzden, küreselleşme sürecini yaşayan çağımızda halkın beklenti ve ihtiyaçlarına cevap verme görevinde olan kamu ve yerel yönetimler, giderek yeniden yapılanma ve etkinliğin arttırılması çalışmalarına ihtiyaç duymaktadırlar. Küreselleşmeyle birlikte yönetim anlayışları değişmekte ve bu değişim beraberinde yeni değerleri ortaya çıkarmaktadır.

Sayın milletvekilleri, geçmiş yıllarda merkezden yönetim sistemi daha yararlı görülerek, ekonomik gelişme üzerindeki denetimin daha hızlı ve etkili yapılması savunulmakta idi. Bugün dünyada ve ülkemizde “zamanla merkezden yönetimin birtakım savurganlıklara yol açtığı, haksız kayırmacılığa neden olduğu” tecrübesi yaşanarak, bu durumun dünyadaki örnekleri de dikkate alınmış, dolayısıyla, yerinden yönetim ilkesi benimsenmiştir. Vatandaşlar yerel yönetimleri, kendilerine daha yakın ve sorunlarına daha çabuk ve etkili çözümler üretebilecek kuruluşlar olarak görmektedirler.

Bilindiği gibi belediyeler, sorumluluk alanları içerisinde insanlarımızın ihtiyaç duyduğu her konuda çözüm arayışı içinde olmaktadırlar. Tarımsal sulama, çöp toplamak, park, bahçe, çevre düzenlemeleri yapmak, kanalizasyon ve içme suyu gibi altyapı sorunlarını çözmek, sağlık ve spor tesisleri kurmak, afetlerden etkilenen ailelere yardım etmek, çocuk, yaşlı, engellilerin bakılıp korunması gibi hizmetleri yerine getirmek ve buna benzer birçok sorunun çözümünde ilk akla gelen belediyelerdir. Şimdi, kapattığınız belediyelerin yerine ikame edilen ve yapılacak olan bu işleri özel idarelerin tam ve zamanında yapacağını zannediyorsanız yanıldığınızı çok yakında anlayacaksınız.

Sayın milletvekilleri, bunlar yapılırken, hiçbir ekonomik, sosyal ve psikolojik etki analizleri yapılmamış, yöre halkının görüş ve düşünceleri, ihtiyaçları ve talepleri sorulmamış, kaldırılan, kurulan veya birleştirilen belediyelerle ilgili değişikliklerin neden yapılması gerektiği açıklıkla ifade edilmemiştir. Bu düzenlemeler o yörede yaşayan insanlarımızın yaşam şartlarında asla bir iyileşme sağlamayacaktır. Sadece “Bütçeye yük getiriyor.” diye böyle bir düzenlemeye gitmenin hakkaniyetle bağdaşır bir yönü bulunmamaktadır.

Sayın milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz 117 sıra sayılı yasanın 1’inci maddesinde otuz beş ilk kademe belediyesinin ilçe belediyesine dönüşmesi, mahallelerin birleştirilmesi suretiyle sekiz ilçe belediyesiyle beraber toplam kırk üç yeni ilçenin kurulması, iki yüz otuz dokuz ilk kademe belediyesinin tüzel kişiliğinin sona erdirilerek en yakın ilçe belediyesine mahalle olarak bağlanması, dokuz ilk kademe belediyesinin büyükşehir belediye sınırları dışarısına çıkarılarak sekizinin belde belediyesi ve birinin ise köye dönüştürülmesi, Eminönü ilçesinin kaldırılarak da Fatih ilçesine dâhil edilmesi öngörülmektedir.

Değerli milletvekilleri, madde üzerinde yeterince tartışmaların Komisyonda yapılmadığını, yapılamadığını da ifade ederek tasarıyla planlaması yapılan yeni ilçe kurulumlarını destekliyoruz. Ancak, daha önce milletvekillerimiz tarafından yeni ilçeler kurulmasıyla ilgili verilen kanun tekliflerinin neden tasarıyla beraber ele alınmadığını ve AKP tarafından Mecliste reddedildiğini anlamakta zorluk çekiyoruz.

Sayın milletvekilleri, sonuç olarak daha iyi hizmetlerin verilebilmesini teminen, büyükşehir belediyelerinde ilk kademe belediyelerinin ilçe hâline getirilmesini olumlu buluyor ve destekliyoruz. Ancak, nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerin kapatılmasının kentleşme merhalesi üzerindeki ve vatandaşlarımızın yaşam biçimine etkilerini, bu beldelerin kendini yönetme kültüründen uzaklaştırılmasının demokrasi ile bağdaşıklığını sorguluyoruz. Kentlerin, beldelerin geri götürülmesine asla rıza göstermiyoruz ve kapatılmasını da doğru bulmuyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Enöz.

Demokratik Toplum Partisi Grubu adına Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Binici. (DTP sıralarından alkışlar)

DTP GRUBU ADINA İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’yla ilgili Demokratik Toplum Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurunuza çıkmış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, kanunu şöyle bir incelediğimizde, gerçekten önemi büyük olan sekiz yüz altmış üç belediyenin kapatılması ve o belediyelerin o yöre halkına götürdüğü hizmetlerin ne denli etkileneceği göz ardı edilemez. Burada Sayın Bakanım biraz önce söylemişlerdi: “Evet, biz belediyeleri kapatıyoruz, ama köylerimize daha fazla hizmet götüreceğiz KÖYDES sayesinde.” Sayın Bakan, doğrudur, götürebilirsiniz. Ama, şu anda sekiz yüz altmış üç beldenin belediyesinin kapatılması sizce ne kadar doğrudur? Bu belediyelerin bütçeye maliyeti 200 milyon YTL imiş. 200 milyon YTL için belediyelerin kapatılması ne kadar doğrudur? Yine bakıyoruz, kapanan belediyelerin personelleri il özel idarelerine transfer edileceklerdir. Sadece ve sadece belediye başkanlarının maaşı açıkta kalıyor. Bunun altında başka şeyler aramak gerekiyor arkadaşlar. Bunun alelacele Meclise getirilmesinden de anlaşılıyor, gündeme alelacele alınıyor, bunun  çok iyi niyetli olmadığı açıktır.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmeti Avrupa Birliği üyeliği için çalışmalar yapıyor. İşte, bu yasanın içeriğiyle Avrupa’ya ne kadar uzaklaştırıldığı da göz ardı edilemez. Avrupa Birliği ülkelerinden bazılarının durumunu size arz etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, her zaman Avrupa Birliğini örnek veriyorsunuz, özellikle AKP İktidarı. Avrupa Birliğine girmeyi arzuluyorsunuz, katılıyoruz buna. Ama, bu durumda şeffaf olmalısınız, Avrupa Birliği normlarını yakalamalısınız. İşte, bu kanunla Avrupa Birliği normlarından biraz daha uzaklaşmış olacaksınız. Örneklersek Türkiye’de yaklaşık 21.850 kişiye bir belediye düşerken Fransa’da bu rakam 1.700 kişidir; İtalya’da 7.300 kişiye bir belediye düşmekte, İspanya’daysa 6.800 kişiye bir belediye düşmektedir. Yani, bu gibi  tasarılarla halkımızın belediyelerini neden kapattığınız açıktır, seçime dönük yatırımlardır, açıktır bunlar, bunlar inkâr edilemez. Onun için, bu kanun kanunlaşmadan önce bir an önce geri çekilmesinde fayda vardır.

Yine, değerli arkadaşlar, mevcut belediyelerimizin sorunlar içerisinde ne kadar zorlandığını hepiniz biliyorsunuz. Şimdi, ilime bağlı Ceylanpınar Belediyesinin yıllardır çözülmeyen sorunları bugüne değin de çözülmemiştir. Ceylanpınar ilçesi 1960 yılında belediyelik olmuş, 1976’da kadastro görmüş, 1982 yılında ilçe olan şehrimiz yıllarca ihmal edilmiştir. 1976 yılında yapılan kadastro çalışmalarında ilçemizde 3.432 kadastro parseli bulunmaktaydı. Bu parsellerden 735 tanesi ki bunların çoğu çarşı merkezinde bulunan, alanı küçük olan yerlere tapu verilmiştir. 24/2/1984 yılında çıkarılan 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler adlı Yasa gereğince, 1.170 adet parsele tapu tahsis belgesi verilmişti. Ancak, ilçenin, hepinizce malum, TİGEM gibi devasa bir tarım işletmesinin bulunması da gözden kaçırılmamalıdır. İşte, çevre il ve ilçelerden yoğun göç almış, bu da hem nüfusa hem de bina sayısının artışına neden olmuştur. Hâl böyle olunca, şehrimiz hızla gecekondulaşmaya ve imar kirliliğine maruz kalmıştır. Belediye olarak tapu veya tapu tahsisi olmadığından, yeni yapılan inşaatlara ruhsatları bile verilememektedir. Kaldı ki 20/7/1966 yılında kabul edilen 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18’inci maddesi de “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra belediye sınırları içinde veya dışında belediyelere, hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak daimi veya geçici izinsiz yapılar inşaat sırasında olsun veya iskân edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmaya lüzum kalmaksızın belediye veya devlet zabıtası tarafından yıktırılır.” denilmektedir. 775 sayılı Yasa’nın 18’inci maddesi Ceylanpınar’a uygulandığında, başta Hükûmet Konağı olmak üzere –arkadaşlar, Hükûmet Konağı bile tapusuzdur Ceylanpınar ilçesinde- bütün resmî kurumlar, vatandaşlar tarafından yaptırılan yaklaşık 7 bin konut ve hatta halen devam eden TOKİ inşaatlarının hepsinin yıktırılması gerekmektedir.

İşte, belediyeler kendi içinde bu zorluklarla, bu sıkıntılarla, yasal açmazlarla boğuşurken bugün alelacele sekiz yüz altmış üç belediyenin kapatılmasıyla ilgili kanun tasarısı kanunlaşmak için Meclis gündemine alınmaktadır.

Değerli arkadaşlar, yine, sıra sayısına baktığımızda, mevcut, İçişleri Komisyonunun bir tek görüşüne rastlamamaktayız. İki kelimeyle geçiştirilmekte: “Tasarının 1 inci maddesi, Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.” Değerli arkadaşlar, komisyonun fikri yok muydu? Komisyon burada bir fikir belirtemez miydi? Komisyonun sorumlulukları yok muydu? Hükûmetten gelen her teklif kanunlaşacak diye bir şey var mı? En azından muhalefet şerhi konulamaz mıydı? Ancak, muhalefet şerhini, biz, mevcut muhalefet partilerinin koyduğunu gördük.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Binici, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

İBRAHİM BİNİCİ (Devamla) – Ben, bu yaklaşımla, bu kanunun -sekiz yüz altmış üç belediyenin kapatılması- Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatine olmadığını düşünüyor, bu kanunda aleyhte oy kullanacağımızı bildirir, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Binici.

AK Parti Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Hüseyin Tanrıverdi.

Buyurun Sayın Tanrıverdi. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, dünyada yerelleşmenin ve yerel yönetimlerin önemi bu yüzyılda daha da artmıştır. Özellikle büyük kentlerde yaşanan göç ve nüfus artışı sonucu hizmetlerin aksaması ve gecikmesi, bu alanda yaşanan sorunların yerinde çözümü için yeni bir perspektif gerektiğini ortaya koymuştur. Değişimi fark eden, değişimin gereklerini yerine getiren toplumlar çağa uyum sağlamada güçlük çekmemektedirler, çünkü yeni sorunları klasik yöntemlerle değil, yeni sorunlara yeni çözümler getirecek teknikleri geliştirip uygulayarak sorunları aşmak mümkündür. Gelişmiş toplumlar, ekonomik, sosyal, hukuki yapıda toplumun ihtiyaçlarını ön planda tutarak faaliyetlerini sürekli iyileştirmektedirler. Partimiz de bu bilinçle hareket ederek, iktidarımızın ilk döneminde yerel yönetim reformuna start vermiş, gerekli yasal düzenlemeleri yapmıştır. Yıllardır birçok iktidarın seçim meydanlarında, seçim beyannamelerinde, hatta hükûmet programlarında ve koalisyon protokollerinde yer alan ama bir türlü gerçekleştirilemeyen yerel yönetimler reformu, AK Parti döneminde hayata geçirilmektedir.

Geçtiğimiz AK Parti dönemimizde, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5173 sayılı İller Bankası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve diğer mevzuat değişiklikleriyle yerel yönetim mevzuatımızın daha çağdaş ve anlaşılabilir olması sağlanmıştır.

Bu dönemde de, değerli arkadaşlarım, hedefimiz, sosyal restorasyon projelerimizle birlikte yerel yönetimler reformunu tamamlamaktır. AK Partinin misyonu, değişimin ve dönüşümün arkasından gitmek değil, değişimi ve dönüşümü bizzat gerçekleştirmektir. Demokrasimiz ve ülkemiz, yerel yönetimleri kendi kaderlerine terk ederek değil, orada yaşayan herkesin sağlık, eğitim, güvenlik ve diğer kamu hizmetlerinden aynı oranda ve eşitçe yararlanmasını sağlamakla gelişecektir.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, Türkiye İstatistik Kurumu, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’nin sonuçlarını ocak ayı içinde Sayın Bakanımız tarafından açıkladı. Buna göre, 863 belde belediyesi, 30 ilk kademe belediyesi ve 50 ilçe belediyesinin nüfusları 2 bin rakamının altına düşmüştür.

Bildiğiniz gibi, 1980 sonrası, ülkemizdeki belediye sayılarında önemli artışlar olmuştur değerli arkadaşlarım. 1984 yılında belediye sayısı 1.702 iken 1999 yılına gelindiğinde bu rakam yüzde 189, yani 1.523 adet belediye kurularak belediye sayısı 3.225’e ulaşmıştır. Geçmişin malum siyaset anlayışı ve popülist yaklaşımıyla belediye yapılmış olan birçok beldemiz, bugün hem borç batağında hem yöre halkının istediği ve beklediği hizmetleri yerine getirememektedir.

Bilindiği gibi, değerli arkadaşlarım, Antalya, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, İzmit, Mersin, Samsun ve Sakarya’da büyükşehir belediyeleri kurulurken -ki sekiz büyükşehir belediyemizdir- merkezî idare bakımından ilçe teşkilatı ihdas edilmeden ilk kademe belediyeleri kurulmuştur.

Öte yandan, 5216 sayılı Kanun’la, kent bütünlüğünün sağlanması ve büyük kentlerin gelişme alanlarının daha disiplinli bir yapıya kavuşması için büyükşehir belediyelerinin sınırları genişletilmiştir. Genişleme sırasında irili ufaklı çok sayıda belde belediyesi, ilk kademe belediyesi olarak büyükşehire dâhil edilmiştir. Büyükşehir kapsamındaki küçük ölçekli belediyelerin yeni bir ölçek ve alan düzenlemesine tabi tutulması önemli bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede, büyük şehirlerde yaşanan nüfus artışı ve sınır genişlemeleri nedeniyle, merkezî idare hizmetlerinin sağlıklı biçimde yürütülmesini temin etmek üzere buralarda da bazı yeni ilçelerin de kurulması zorunlu hâle gelmiştir.

Bu konuda daha önceki dönemlerde de çok değerli milletvekili arkadaşlarımız Meclisimize kanun tekliflerinde bulunmuşlardır. Mesela geçtiğimiz 22’nci Dönemde Sayın Vezir Akdemir’in ve Kemal Vatan’ın daha önceki dönemde, Bayraklı’nın ve Karabağlar’ın ilçe olması yönünde önerileri, kanun teklifleri vardır. Aynı zamanda, Sayın Ersin -buradalar, İzmir Milletvekilimiz- Karabağlar’ın ilçe olması için iki kanun teklifi vermiş, Yeşilyurt için de bir kanun teklifi vermiş.

Şimdi, burada, baktığımız zaman, çok değerli arkadaşımız, gerçekten önemini vurgulayan bir güzel gerekçe de koymuş. Bu gerekçeye baktığınız zaman, örneğin Karabağlar ilçesinin oluşması için, vakti fazla israf etmemek adına sadece bir iki paragrafını okumak istiyorum: “Karabağlar, içinde barındırdığı iş yerleri nedeniyle, hem İzmir için ve hem de Türkiye için önemli bir vergi kaynağı olduğu hâlde, çok geniş bir fiziki alana yayılmış olması nedeniyle, gerek belediye hizmetlerinden ve gerekse diğer idari hizmetlerden hak ettiği kadar yararlanamamaktadır.

Hükûmet başkanları, bakanlar, milletvekilleri, bölgede yaşayan vatandaşlarımızın ilçe olma özlemini bildiklerinden, seçim dönemlerinde hep söz vermişler, ancak sözlerini tutmamışlardır. Bu durum doğal olarak, siyasetçiye olan güveni erozyona uğratmıştır.”

Sayın Ersin, buradalar. Gayet güzel bir gerekçeyle bu kanun teklifini vermişler. Ben teşekkür ediyorum.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Siz de reddettiniz ama.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Komisyonda niye dinlemediniz o zaman?

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) – Ben teşekkür ediyorum Sayın Anadol.

Şimdi, burada altını çizmemiz gereken bir konu var. Burada “Bu durum doğal olarak siyasetçiye olan güveni erozyona uğratmıştır.” Görülüyor ki biz AK Parti adına bir siyasi rant elde etme değil…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Niye reddettiniz?

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - …siyasetin onurunu koruma adına bir düzenleme yapıyoruz, ancak…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Niye reddettiniz Sayın Tanrıverdi?

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - …Sayın Anadol, teşekkür etmeniz gerekir, takdir etmeniz gerekirken burada doğrusu hâlâ anlayamadığım bir üslup ve lisanla buna tepki göstermeye çalışıyorsunuz. Mesela burada oylamalardan söz ettiniz…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Soru soruyorum, tepki göstermiyorum!

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - …oylamalardan söz ettiniz…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Niye reddettiniz?

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - …oylamalardan söz ettiniz. Aynı şekilde Bayraklı’ya ilişkin de yine burada kanun teklifleri var.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Biz verdik, niye reddettiniz?

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Bu kanun tekliflerine baktığınız zaman, bu kanunlarda, bu kanun tekliflerinde milletvekili arkadaşlarımız ifade ediyorlar, toplantılar yapmışlar muhtarlarla, belediye meclis üyeleriyle, il genel meclis üyeleriyle ve o yörede bulunan sivil toplum örgütleriyle toplantı yapmışlar, Bayraklı’nın ilçe olmasını istemişler.

Şimdi, burada, biz AK Parti olarak yerel yönetimlerde, daha doğrusu kamu yönetiminin yeniden yapılandırılmasına önem veren ve bu yönde düzenleme yapan bir parti olarak, bir hükûmet olarak özellikle bu kamu yönetimi içerisinde yerel yönetimlerin daha da öncelikli düzenlenmesini istiyoruz.

Daha önceden Bayraklı için, Karabağlar için, Yeşilyurt için bu önerileri vermişsiniz ama bakıyorum Meclis zabıtlarına, başka biri yok. O hâlde şimdi, değerli dostlarım, bir bütün olarak on altı büyükşehir belediyesini ilgilendiren ve kanunun zorunluluğu nedeniyle de nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerin tüzel kişiliklerinin sona erdirilmesine yönelik bir düzenleme yapılmaktadır. Bu konuda doğrusu biz yerinden yönetimi önemseyen, halkımızın bire bir kamu hizmetlerinden faydalanmalarını sağlayacak bir düzenlemeyi ortaya koyuyoruz. Buradan halkımız bizi izliyor. Merak etmesin, bu konuda hizmet aksaması diye bir şey yok ve şu günkünden daha fazla, daha verimli, daha kaliteli hizmeti halkımız alacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Tanrıverdi, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) – Şimdi, bu konuda biliyorsunuz ki yıllardır köylerimiz ihmal edilmiş, bu tür maddi imkânı olmayan belediyelerimiz, belde belediyelerimiz halkına hizmet verememenin sıkıntısını çekmişler…

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Yerel yönetimlerle ilgili kanunu niye çıkarmadınız?

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) – …ve KÖYDES, BELDES adı altında iki proje uygulamışız ve “Köylü milletin efendisidir.” sözünün içini doldurmak için böylesi bir projeyi uyguluyoruz.

Bu konuda doğrusu ben bu Mecliste bulunan herkesin bu güzel hizmette ortak olmasını bekliyorum. Hayırlı olmasını diliyorum ve ilerleyen saatlerde, birkaç konu var cevap vermemiz gereken, eğer fırsat bulursak onları da cevaplandırırız.

Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, sizlere saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanrıverdi.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, sataştı!

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, sakin olalım.

AHMET ERSİN (İzmir) – Sayın Başkan, adımı kullanarak, verdiğim bir kanun tasarısını eksik anlatarak yanıltıcı beyanlarda bulundu. İzin verirseniz bir açıklama yapacağım.

AHMET YENİ (Samsun) – Yok, yanıltıcı bir şey demedi şimdi.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Ağır tahrik var! İthamda bulundu!

BAŞKAN – Arkadaşlar, sakin olursanız Sayın Ersin’i dinleyeyim ben.

Buyurun Sayın Ersin.

AHMET ERSİN (İzmir) – Benim verdiğim iki kanun…

BAŞKAN – Sizin verdiğiniz bir kanun teklifinden bahsetti Sayın Tanrıverdi ve oradan paragraflar okudu, doğru.

AHMET ERSİN (İzmir) – Eksik ve yanıltıcı beyanda bulundu efendim. İzin verirseniz açıklayayım.

BAŞKAN – Hayır, ben size söz vermekten çekinmem, söz veririm de sadece bir paragrafı okudu, takdirini belirtti, yoksa o hususta bir şey söylemedi.

AHMET ERSİN (İzmir) – İzin verirseniz birkaç cümleyle açıklayayım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ama yanlış bilgi veriyor efendim. Açıklasın.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, Sayın Ersin kendisini müdafaa eder, sen endişe etme.

Buyurun Sayın Ersin, eğer Sayın Tanrıverdi aksine bir görüş beyan ettiyse onu açıklayın.

Buyurun efendim.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi’nin, kendisi tarafından verilen bir kanun tasarısı hakkında eksik ve yanıltıcı beyanlarda bulunduğu gerekçesiyle konuşması

AHMET ERSİN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Sayın Tanrıverdi’nin söylediklerini biraz önce Sayın Bakan da benzer şekilde anlattı. Aynı zamanda AKP’nin Grup Başkan Vekili de sözcü olarak buraya geldiğinde benzer sözlerle Karabağlar’ın ilçe olmasına ilişkin verdiğim iki kanun teklifinden söz ettiler.

Değerli arkadaşlarım, doğrudur, 22’nci Dönemde Karabağlar’ın eski İzmir’le birlikte -İzmir’i bilenler belki daha iyi anımsayacaklardır- kendi coğrafi sınırları içinde ilçe olması için iki tane kanun teklifi verdim. Birisi 28 Ocak 2003 tarihli kanun teklifi, onun gündeme alınmasını bile reddettiniz. Daha sonra 20 Mayıs 2005 tarihinde biraz daha genişleterek sınırları yeni bir kanun teklifi verdim, onu da reddettiniz.

Şimdi, burada gerek Sayın Bakanın gerekse diğer konuşmacıların yanıldıkları nokta şu: Siz, şimdi, Karabağlar’ın ilçe olmasını istiyorsunuz, ben de istiyorum. Yani, Karabağlar’ın eski İzmir’le birlikte, kendi coğrafi sınırları içinde ilçe olmasına hiç kimsenin itirazı yokken… Ama siz “Karabağlar’ı ilçe yapacağız.” diye Konak’ı kesip biçerek kuşa çevirdiniz, itirazımız bunadır. On iki yıl öncesinde bağımsız belediye olan Yeşilyurt’u tümüyle Karabağlar’a bağlayarak Türkiye'nin önemli büyük ilçelerinden birini oluşturuyorsunuz, İzmir’in en büyük ikinci ilçesini oluşturuyorsunuz. Oysa Karabağlar’ın coğrafi ve sosyolojik sınırları içinde -Karabağlar’ın hatta Bayraklı’nın- ilçe olmasına kimsenin itirazı yok, itirazımız sınırlarının olağanüstü genişletilmesinedir.

Şimdi, Sayın Bakan burada söyledi. Ben şimdi sorayım mesela Sayın Bakan’a. Fahrettin Altay ile Karabağlar’ın ilgisi nedir diye sorsam bilmez.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Başkan, iki dakika daha.

BAŞKAN – Hayır, iki dakika verdim.

Sayın Ersin…

AHMET ERSİN (Devamla) – Tamamlayayım, son cümlemi söyleyeyim izin verirseniz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Poligonu da sor, Poligon’u!

AHMET ERSİN (Devamla) – Son cümlemi söyleyeyim, bitireyim efendim.

BAŞKAN – Evet, lütfen konuşmanızı tamamlayınız.

AHMET ERSİN (Devamla) – Evet, efendim.

Poligon’un nerede olduğunu, Karabağlar’la ne ilgisinin olduğunu nasıl söyleyebilirsiniz? Değerli arkadaşlarım, tekraren söylüyorum: Karabağlar’ın ve Bayraklı’nın kendi coğrafi sınırları içinde ilçe olmasına hiçbir itirazımız yok ama Bayraklı için bir miktar Bornova’dan bir miktar Karşıyaka’dan mahalleleri dâhil ederseniz, Karabağlar için de Konak’ı kuşa çevirecek bir şekilde büyük bir ilçe yaratmaya kalkışırsanız ve coğrafi sınırlarını aşacak şekilde bir ilçe yaratmaya kalkışırsanız işte itirazımız bunadır.

Değerli arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ersin.

Evet, Sayın Ersin, siz de Karabağlar’ın ilçe olmasını istiyorsunuz teklif olarak. Tasarıda da Karabağlar’ın ilçe olması var. Sınırlarında değişiklikler var, evet. O hususu Genel Kurulun takdirine sunarım.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S. Sayısı:117) (Devam)

BAŞKAN - Saygıdeğer arkadaşlarım, şahsı adına, Batman Milletvekili Sayın Bengi Yıldız.

Buyurun. (DTP sıralarından alkışlar)

BENGİ YILDIZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 1’inci maddesi hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, gecenin bu vaktinde halkımız televizyonun başında bizleri izlemektedir. Yüce Meclisin dikkate alacağı bazı olgular var. Özellikle, siyaset kurumunun yıpratılması meselesi.

Şimdi, bu kapatılacak belde belediye başkanları ve oranın sakinleri şu soruyu soruyorlar: Yüce Meclis ve onun hükûmetleri beş yıl önce, on yıl önce bize geldiler, oy istediler, dediler ki: “Oyunuzu bize verirseniz, biz sizi belde yapacağız. Kendinizi daha güzel yöneteceksiniz.” Ve biz de oy verdik, bizi belde yaptılar; belediye başkanı olduk, meclis üyesi olduk. Şimdi, aradan beş yıl, on yıl geçtikten sonra yüce Meclisimizin çatısı altındaki iktidar, bu sefer o kesimlere sormadan, onların oyunu almadan “Ben sizleri kapatıyorum, belde statüsünden köy statüsüne geçtiniz.” diyor ve “Sizin oyunuzu alma gereğini de duymuyorum.”

Tabii, bu, sayın milletvekili, bu bir aç-kapa politikasıdır. Bunu kısalttığın zaman AKP çıkıyor: Aç-kapa-politikası, AKP. (DTP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla on beş – yirmi gün önce bu Meclisteki o torba yasalara “biz yaptık oldu yasaları” demiştik, şimdi buna da  “aç – kapa yasası” diyoruz.

LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) – Size de “derin terör partisi” diyebilir miyiz?

BENGİ YILDIZ (Devamla) – Muhalefete zaten tahammülünüz yok, yani size de “diktatörlük partisi” dememiz lazım o zaman.

BAŞKAN – Sayın Yıldız, siz Genel Kurula hitap edin.

Arkadaşlar, lütfen Hatibe müdahale etmeyelim.

BENGİ YILDIZ (Devamla) – Laf atıyorlar Sayın Başkan.

BAŞKAN – Siz de atıyorsunuz. Karşılıklı olmasın.

BENGİ YILDIZ (Devamla) – Peki, Türkiye’deki belediyelerin ve kapattığınız belediyelerin temel sorunu nedir? Bu belediyeleri bir rant kapısı ve aynı zamanda bir istihdam kapısı olarak değerlendiren zihniyettir. Bunu geçmişten beri yapageldik, bu süreç devam ediyor. Problem şu: O belediyeleri kapatacağımıza, Avrupa Birliğinin birçok ülkesinde olduğu gibi kaynakların yüzde 60’ını, yüzde 70’ini yerele aktaracağız, o halk kendi kendini yönetecek ve biz bu rejimin adına “demokrasi” diyeceğiz. Yoksa hem “demokrasi” deyip hem de “Ankara’dan ben sizi yöneteceğim.” veyahut “Benim istediğim şekilde olursanız ancak ayakta kalabilirsiniz, belde olursunuz.” politikası demokrasiyle bağdaşan bir politika değil.

Bu kanunla belediyelerin gelirlerini artırıyor muyuz? Hayır, böyle bir çalışma da yok.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu beldeler köy olursa ne olur? Bir konuşmacı arkadaşımız belirtti, dedi ki: O zaman KÖYDES devreye girer. Evet, KÖYDES devreye girer ve Sayın Başbakanın dediği gibi, vali, muavin gibi arabanın şeyine atlayacak, kömür nasıl dağıtıyorduysa şehirde, orada da AKP’nin valisi, ilçede AKP’nin kaymakamı olarak -devlet olarak değil ama, devletin valisi ve kaymakamı olarak değil- “Ben size su getirdim, asfalt getirdim.” o zaman da “Oyunuzu bize verin.” noktasına geliriz. Bu politikaya çok aşinayız, siz de aşinasınız herhâlde. Biliyorsunuz, onun için buna itirazınız da olamaz.

NURETTİN AKMAN (Çankırı) – Vali devletin valisi…

BENGİ YILDIZ (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar… Evet, devletin valisi ama siz devletin valisi olmasına izin vermiyorsunuz, mesele o.

AKP, bazı belediyeleri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yıldız, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

BENGİ YILDIZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, sadece büyükşehir belediyeleri değil, ilçe belediyeleri, Batman’ın Kozluk ilçesinin Bekirhan beldesi daha beldeyi sürdürecek olanaklara sahip değilken “Bu dönemde sizi ilçe yapacağız.” adı altında, AKP’li yetkili arkadaşlar gidiyor ve onlara müjde veriyor.

Tabii, şurada, Batman’da 2006 yılında bir sel felaketi oldu. İller İdaresi ve Bakanlık, belediyeye 8 trilyon vereceğini söylüyor. Aradan bir buçuk yıl geçmiş, bir kuruş para gönderilmemiş. Bir buçuk yıl geçmiş aradan, kanalizasyon, altyapı yatırımları olduğu gibi duruyor. Yarın bir sel gelse, yine o dönemdeki gibi, onlarca insan yaşamını yitirecek, ama, belediyeleri açıyorsunuz, kapatıyorsunuz, ama mevcut belediyeleri de görmezlikten geliyorsunuz. Bu politika, çıkmaz bir sokaktır.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yıldız.

Şahsı adına, Sakarya Milletvekili Sayın Münir Kutluata.

Buyurun Sayın Kutluata. (MHP sıralarından alkışlar)

MÜNİR KUTLUATA (Sakarya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 117 sıra sayılı büyükşehir belediyesi sınırları içinde ilçe kurulmasıyla ilgili Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bu kanun tasarısıyla, Belediye Kanunu’yla ve Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Sakarya’da da birçok belde belediyesi kapanmaktadır. Ama onların hepsinin ayrı sıkıntıları var diğer belediyelerimiz gibi. Ama benim üzerinde durmak istediğim husus, Sakarya’da kurulmakta olan ilçeler konusunda gösterilen dikkatsizliktir. Yeni ilçeler ihdas edilirken, Sakarya’nın, özellikle Adapazarı şehrinin büyük Marmara depreminde yaşadığı afet hiç dikkate alınmamıştır. Adapazarı’nda “Adapazarı”, “Erenler”, “Serdivan” ve “Arifiye” adlarıyla dört ilçe kurulmaktadır. Bu dört ilçe de şehrin eski merkezi ve depremin yoğun hasara sebep olduğu, büyük ölümlere sebep olduğu yerlerdir.

Adapazarı’nda bir başka yerleşim alanı var ki depremden sonra devletin büyük gayretleriyle tespit edilen, Bayındırlık Bakanlığının büyük çabalarıyla tespit edilen, bölgenin tek sağlam zemini üzerine kurulmuş olan yeni yerleşim bölgesidir. Bunlar “Camili”, “Karaman” ve “Korucuk” adlarıyla bilinen, şimdi bölgede “Yenikent” adıyla genel olarak ifade edilen bu yerleşim bölgesinde 70 binin üzerinde insanımız yaşamaktadır. 18 okulu vardır sadece oradaki saydığım bu üç mahallenin, 18 camisi olmuştur, 1 spor salonu vardır. Yıkılan Hükûmet konağı bile, valilik binası bile oraya inşa edilmiştir. 2 tane hastanesi vardır. Yani büyük yatırımların da yapıldığı bir yerdir. Bunun sebebi, bunların yapılmasının sebebi, Adapazarı’nın bundan böyle buraya kayması arzusu idi. Şimdi, böyle bir bölgenin ilçe yapılmadan, mademki ilçe yapılıyor, buranın atlanarak eski yerleşim bölgelerinin üzerinde durulması, nüfusun tekrar buralarda yoğunlaşacağını ve yeni depremlerle büyük afetlerin yeni baştan yaşanacağını göstermektedir. Bu bakımdan bu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Bunun gözden kaçmış bir husus olabileceğini ümit ediyor ve bunun düzeltilmesini arzu ediyorum.

Bu, Türkiye için ve Sakarya için çok önemli bir husustur. Ayrıca bölgede yaşayan insanların, burayı yeni yerleşim bölgesi ve yeni gelişim alanı olarak kabul etmeleri sonucu yerleşen insanların beklentileri açısından bakarsak, şehre 15 kilometre mesafede ve bütün ihtiyaçlarını belirli bir mesafeyi giderek karşılamak durumunda olan insanlar… Ama esas önemlisi yeni depremlerdir, yeni afetlerdir; ki burası afet bölgesidir. 1967 yılında yaşanan depremden sonra Adapazarı bunu unutmuş, devamlı yeni kat ilaveleri yapılmıştır. Şimdi, yine şehirde ilave kat talepleri başlamıştır. Dolayısıyla, bu hususun, bir vesileyle düzeltilmesini, önergemiz vasıtasıyla düzeltilmesini, önergemiz vesilesiyle düzeltilmesini arzu ediyoruz.

Diğer taraftan, Sapanca Gölü kenarında, başta İstanbul olmak üzere, geniş bir iç turizm hinterlandına sahip olan Kırkpınar ve Kurtköy Belediyeleri de ortadan kalkmak üzeredir. Ülkemizin bu cennet köşesini her türlü arsa rantı yağmasından korumayı başarmış, modern şehirciliğe azami dikkat göstermiş, borç batağına batmamış bu belediyelerimizin sakinleri, farklı bir belediyecilik anlayışına terk edilmek üzeredir. Bugüne kadar gösterdikleri hassasiyet, ödüllendirilmek yerine cezalandırılmaktadır. Bu beldelerimizin özelliklerinin, çevre koruma hassasiyetlerinin sürdürülebilmesi için bunların belediye olarak muhafaza edilmesi gerekiyor. Ancak, bu, bu görüntü altında mümkün olmadığına göre, Kurtköy ve Kırkpınar’ın ikisinden birinin adıyla -bizim teklifimizde “Kırkpınar” adıyla- ilçe yapılması hususu da önemli bir noktadır. Sakarya’nın bir şanssızlığı olan Marmara Bölgesi’nin sanayi kirliliğinin ve kirli sanayilerinin bölgeye kayma riski yaşanırken ve gözlenirken, bölgenin tabii özelliklerinin korunmasına fayda sağlayacak bu tedbirlerin alınmasında büyük zaruret görüyoruz. Önergemizde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kutluata, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

MÜNİR KUTLUATA (Devamla) – Sağ olun Sayın Başkanım.

Müşterek önergemizde “Yenikent” ve “Kırkpınar” adlarıyla iki ilçe oluşturulması, kanuna bunun eklenmesi konusunda teklifimiz var. Eğer bu hususta yüce heyetinizin ilgisi olursa Hükûmetin gözden kaçırdığını tahmin ettiğimiz çok ciddi bir eksikliğin giderileceğini ümit ediyor, ileride daha büyük felaketlere kapı açacak bir umursamazlığın da ortadan kaldırılabileceğini tahmin ediyorum.

Hepinize bu duygularla ve bu ricalarla saygılarımı sunuyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Saygıdeğer milletvekilleri, on dakika süreyle soru-cevap işlemi yapacağız.

Sayın Ağyüz, buyurun efendim.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, pergel yasasıyla kırk elli yıllık belde belediyelerini büyükşehir ilk kademe belediyesi yaptınız, bugün kapatıyorsunuz. Acaba bu, kapatmalarına bir gerekçe hazırlamak için ön çalışma mıydı?

Seçim bölgem Gaziantep’te Şahinbey-Şehitkâmil  ikiye bölünüp iki ayrı ilçe olması gerekirken, kırk elli yıllık Burç Belediyesinin, Aktoprak, Büyükşahinbey, Arıl Belediyelerinin günahı ilk kademe belediyeleri olmaları mıdır? Bunların 3 bin, 4 bin, 2.500 nüfusları var Sayın Bakanım. Ayrıca da duyumlarımıza göre “Bu yasa İçişleri Bakanlığında değil AK Parti Genel Merkezinde siyasi gözlemciler vasıtasıyla yapılmış.” diye bir duyumumuz var. Bu doğru mudur?

Deminki konuşmanızda “Kapatma eski Yasa’da da var.” dediniz. Eski Yasa’da Danıştay görüşü alınarak var. Bu yasanın amacı Danıştayı baypas etmeniz. Yanlış bilgi verdiğiniz için de size hatırlatmak gereği hissediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Uslu…

CEMALLEDDİN USLU (Edirne) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, Edirne ili genelinde 17 belde belediyesinden 11 adedi bu yasa çerçevesinde kapanacaktır. Bu belediyelerin nüfusları genelde 1.500-2 bin arasında olup bir kısmı elli yıllık belediyelerdir. Bu beldelerde yaşayan insanlarımız son derece üzülmektedir. Hatta bugün bir vatandaşımız beni arayarak özellikle “Artık, millî marşımızı da dinleyemeyeceğiz.” diye ifade ettiler. Yani, hafta sonu başlangıcında belediye bandosundan dinledikleri millî marşımızı da dinleyemeyeceklerinden dolayı son derece üzüntülüler.

Sayın Bakanım, diğer taraftan Erikli sahili ile yazın yaz nüfusu 25-30 bine ulaşan Mecidiye Belediyesi kapatıldığında, zaten sizin partinizden olmadığı için destek alamadığı ifade edilen Keşan Belediyesi, bu kıt imkânlarla ve bu nüfusa göre alacağı ilave katkıyla bu beldeye ve kendisine bağlanan diğer beldelere yeterli hizmeti verebilecek midir? Buna inanıyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Asil...

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, Eskişehir ili Çukurhisar ve Muttalip ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak Tepebaşı Belediyesine katılmıştır. Gerek Çukurhisar gerekse Muttalip Belediyelerinin arazileri çok geniş, birinci sınıf tarım arazisi olup bu muhitte sulanamayan toprak yoktur. Bu yerleşim alanları Büyükşehir Belediyesine bağlandığında bu birinci sınıf tarım alanlarının konut hâline getirilmesini önlemek için bir tedbir düşünüyor musunuz? Halkın verdiği yetkiyi halka rağmen, halka karşı kullandığınızın farkında mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Asil.

Sayın Özensoy…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, bu yeni ilçelerin kurulma genel gerekçelerine baktığımızda “Büyükşehirlerde yaşanan nüfus artışı ve sınır genişlemeleri nedeniyle merkezî idare hizmetlerinin sağlıklı biçimde yürütülmesini temin etmek üzere buralarda bazı yeni ilçelerin kurulması zorunla hâle gelmiştir. Ayrıca, büyükşehirlerde nüfusları bakımından çok büyük olan ilçe belediyelerinden bazı mahalle ve kısımlar ayrılarak yeni ilçeler ve dolayısıyla belediyeler kurulmaktadır.” deniyor. Buradan hareketle, Bursa’ya bağlı merkez ilçelerden Nilüfer ilçesinin son sayımlara göre 251.344, Osmangazi ilçesinin 736.034, Yıldırım ilçesinin 575 bin nüfusa sahip olmasına rağmen ve İçişleri Bakanlığının talimatıyla Valiliğin yaptığı bir öneri olmasına rağmen -dört yeni ilçenin kurulmasıyla alakalı- niye Bursa’yı dikkate almadınız? Bu büyüklükleri yeterli bulmadınız mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Özkan…

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Burdur ili Çaldır ilçesinin havası sert, insanı mert Kozağaç beldesinden yirmi yaşında Osman Özkır’ın sorusunu sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Sayın iktidar vekilleri, belediye olarak doğduğum yerde köy olarak yaşamamı istiyorsunuz. Bizlere sormadan kırk yıllık belediyemizi kapatıyorsunuz. Bizim beldemiz küçük, ama her vatandaşın doğumunda, ölümünde, cenazesinde, kazasında belasında belediye başkanını, belediye personelini hep yanımızda gördük. Her konuda belediyemizden bilgi alarak yola çıktık. Yeşil kartlının, yaşlının, hastanın, yoksulun yanında hep belediye oldu. Doyurulduk, taşındık, eğlendirildik.

Sayın iktidar vekilleri, bizim kaderimizle oynamayın. Belediye kurulurken vatandaşa soruluyor da kapatılırken niçin referandumla vatandaşa sorulmuyor? Hani egemenlik kayıtsız şartsız milletindi? Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözüne sadık kalmayı düşünüyor musunuz?”

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkan.

Sayın Bakanım, buyurun.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekillerimizin sorularıyla ilgili kısa kısa cevap vermeye çalışacağım.

İlk kademe belediyelerinin kapatılması, ilçelerin kurulması… Bunun gerekçesiyle ilgili Sayın Ağyüz’ün sorusu. Tabii, bu, aslında, hem yazılı gerekçemizde yer alıyor hem değişik konuşmalarda da ifade edildi. Büyükşehirlerimizde büyük bir dağınıklık var. Yani, on altı büyükşehrimizde biliyorsunuz… Büyükşehirlerin belediye sınırları da epeyce geniş. Yani, bu, 2005 yılında yapılan düzenlemeyle de ciddi şekilde genişletildi. Ankara ve İzmir’de 50 kilometre, birkaç ilimizde 30, çoğunluğunda da 20 kilometredir. Şimdi, bu 20 kilometrenin bir kısmında hiç ilçe yok, ama çok sayıda ilk kademe belediyesi var. Tabi, bu büyük bir dağınıklık getiriyor. Yani, büyükşehrin toplu bir planlama yapması bile, derli toplu bir şehircilik planlaması bile kolay olmuyor. Yani büyükşehirlerle ilgili düzenlemenin temel amacı, değerli milletvekilleri, gerçekten büyükşehirlerimize toplu bakışın sağlanması, planlamanın daha ciddi şekilde ve iyi bir şehircilik doğrultusunda yapılabilmesi.

Şimdi, bazı illerimizde hiç ilçe yok. İlçelerin kurulması, özellikle yeni ilçelerin kurulması, mesela burada Eskişehir, bir soruda da vardı, Sayın Asil’in sorusunda, hiç ilçe yok, beş tane ilk kademe belediyesi var. Biz orayı kamu hizmetlerinin de daha iyi gitmesi için topluyoruz -beş ilk kademe belediyesini- ve merkezde zaten iki büyük belediye olan ilk kademe belediyemizi ilçe yapıyoruz. Buna tabii şöyle de bakılabilir: Bir dağınıklık gidiyor, ayrıca belediyelerin karşılığı ilçe yönetimi de kurulmuş oluyor. Yani bu, büyükşehirlerimize daha ciddi bir görünüm, hem de hizmetlerin daha iyi gitmesi için yeni bir idari yapılanma getiriyor.

Burada tabii Eskişehir’le ilgili, işte topraklarla ilgili değerlendirme var. Aslında buralar zaten büyükşehrin alanındadır, yani büyükşehir sınırının içindedir. Sadece ilçe değil de ilk kademe belediyesiydi, yine büyükşehrin planlaması içindeydi, şu anda ilk kademe belediyesi değil, ilçe belediyesi şekline getiriliyor.

Bursa’yla ilgili, herhangi ilçe kurulmasıyla ilgili vilayetin bir teklifi olmamıştır. Tamamen Bursa ilimizin kendi şartları içinde ilk kademe belediyelerinin nereye bağlanacağı yönünden değerlendirmeler olmuştur. Onu o şekilde ifade etmek isterim.

Tabii, bizim söyleyeceğimiz şu, özellikle son sorusuna Sayın Özkan’ın: Bu beldelerimizde bunların tüzel kişiliğini kaybetmesiyle vatandaşlarımız hiçbir eksiklik duymayacak, daha fazla hizmet alacaklar ve belediyelerimizin yürütmekte zorluk çektikleri hizmetleri bile biz oraya götüreceğiz. Onlar, bugüne kadar görmedikleri daha fazla hizmetleri görecekler, biz onu ifade ediyoruz. O soruya benim cevabım da bu şekildedir.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Hepinizi saygılarla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Biz, atanmışlardan değil, seçilmişlerden istiyoruz hizmeti.

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, madde üzerinde yedi adet önerge vardır.

Önergeleri, önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık durumuna göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı”nın 1 inci maddesinde belirtilen Samsun İli İlkadım İlçesine bağlanan (41) sayılı köyler Listesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Nihat Ergün

Hüseyin Tanrıverdi

Nurettin Canikli

 

Kocaeli

Manisa

Giresun

 

Mustafa Elitaş

Ahmet Yeni

 

 

Kayseri

Samsun

 

(41) SAYILI LİSTE

SAMSUN İLİ İLKADIM İLÇESİNE BAĞLANAN KÖYLER

     No             BİRİMİN ADI          İLÇESİ              BUCAĞI

 

1

Çandır

Merkez

Merkez

 

2

Aşağıavdan

Merkez

Merkez

 

3

Avdan

Merkez

Merkez

 

4

Çelikalan

Merkez

Merkez

 

5

Bilmece

Merkez

Merkez

 

6

Çivril

Merkez

Merkez

 

7

Çatkaya

Merkez

Merkez

 

8

Kapaklı

Merkez

Merkez

 

9

Gürgendağ

Merkez

Merkez

 

10

Akgöl

Merkez

Merkez

 

11

Çanakçı

Merkez

Merkez

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı”nın 1 inci maddesinde belirtilen (2) sayılı Listede Adana İli Çukurova ilçesine bağlanan köylerden Kabasakal ve Karahan köylerinin bağlılık durumunun aşağıdaki şekilde düzeltilmesini arz  ve teklif ederiz.

 

Nihat Ergün

Hüseyin Tanrıverdi

Nurettin Canikli

 

Kocaeli

Manisa

Giresun

 

Mustafa Elitaş

Ahmet Yeni

Vahit Kirişci

 

Kayseri

Samsun

Adana

 

 

Fatoş Gürkan

 

 

 

Adana

 

ADANA İLİ ÇUKUROVA İLÇESİNE BAĞLANAN KÖYLER

     No             BİRİMİN ADI          İLÇESİ              BUCAĞI

 

1

Kabasakal

Seyhan

Merkez

 

2

Karahan

Seyhan

Merkez

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1. maddesinin 33. fıkrasında geçen “Arpaçsakarlar” ve “Yalınayak” ibarelerinin bu fıkradan çıkarılmasını ve 35. fıkrasına, “Dorukkent” ibaresinden sonra gelmek üzere “Arpaçsakarlar ve Yalınayak” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Bekir Bozdağ

Hüseyin Tanrıverdi

Kadir Ural

 

Yozgat

Manisa

Mersin

 

Behiç Çelik

Mehmet Şandır

Ömer İnan

 

Mersin

Mersin

Mersin

 

Ali Oksal

Yılmaz Tankut

Şenol Bal

 

Mersin

Adana

İzmir

 

Necati Özensoy

Nevzat Korkmaz

Hasan Çalış

 

Bursa

Isparta

Karaman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı’nın 1. maddesinin 11. fıkrasındaki “Çarıklı” ibaresinin çıkarılarak fıkranın dilinin buna uygun olarak yeniden düzenlenmesini öneriyoruz.

 

Selahattin Demirtaş

Sırrı Sakık

Bengi Yıldız

 

Diyarbakır

Muş

Batman

 

Özdal Üçer

Osman Özçelik

Nezir Karabaş

 

Van

Siirt

Bitlis

 

 

İbrahim Binici

 

 

 

Şanlıurfa

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının “İlçe Kurulması” başlıklı 1. Maddesine (26), Nolu fıkrasından sonra aşağıdaki fıkraların eklenmesini ve numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ali Oksal

Suat Binici

Bayram Meral

 

Mersin

Samsun

İstanbul

“27. Gümüldür İlk Kademe Belediyesi merkez olmak üzere İzmir ilinde Gümüldür,

28. Yenifoça İlk Kademe Belediyesi merkez olmak üzere İzmir ilinde Yenifoça,

29. Ürkmez İlk Kademe Belediyesi merkez olmak üzere İzmir ilinde Ürkmez,

30. Doğanbey İlk Kademe Belediyesi merkez olmak üzere İzmir ilinde Doğanbey,”

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 23.24

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati:23.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN (Adana), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

117 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Tasarının 1’inci maddesi üzerinde verilmiş olan yedi önergeden ilk beş önerge okunmuştu, şimdi altıncı önergeyi okutuyorum.

Buyurun:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1. Maddesi 43. fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıda yazılı 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52. ve 53. fıkraların eklenmesini arz ederiz.

 

Oktay Vural

A. Kenan Tanrıkulu

Şenol Bal

 

İzmir

İzmir

İzmir

 

Kamil Erdal Sipahi

Mehmet Şandır

Behiç Çelik

 

İzmir

Mersin

Mersin

 

Hasan Özdemir

Akif Akkuş

Kadir Ural

 

Gaziantep

Mersin

Mersin

 

Necati Özensoy

Hamit Homriş

İsmet Büyükataman

 

Bursa

Bursa

Bursa

 

Münir Kutluata

Meral Akşener

Nevzat Korkmaz

 

Sakarya

İstanbul

Isparta

 

Gündüz S. Aktan

Atilla Kaya

Mithat Melen

 

İstanbul

İstanbul

İstanbul

 

Ümit Şafak

D. Ali Torlak

Metin Çobanoğlu

 

İstanbul

İstanbul

Kırşehir

 

Osman Ertuğrul

Zeki Ertugay

Beytullah Asil

 

Aksaray

Erzurum

Eskişehir

44. Ekli (1) Sayılı listede adları yazılı mahalleler merkez olmak, ekli (2) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere İzmir ilinde Pınarkent,

45. Ekli (3) listede bağlı belde ve köyleri gösterilen Mersin İli Büyükşehir Belediyesi ve Tarsus ilçe belediyesi sınırları arasında Huzurkent.

46. Ekli (4), (5), (6), (7) listede bağlı belde ve köyleri gösterilen, Bursa İli merkezinde ve yine Büyükşehir kapsamında Osmangazi ilçesinden ayrılacak Emek ve Demirtaş, Nilüfer İlçesinden ayrılacak Görükle ve Çalı,

47. Ekli (8) listede bağlı belde ve köyleri gösterilen, Sakarya Büyükşehir sınırları içerisinde, Camili, Karaman, Korucu mahalleleri merkez olmak üzere Yenikent, Kırkpınar Beldesi merkez olmak üzere Kırkpınar,

48. Ekli (9) listede bağlı belde ve köyleri gösterilen Nevşehir ili, Avanos ilçesi, Kalaba beldesinde, belde merkezi ilçe  merkezi olmak üzere Kalaba,

49. İstanbul ili, Büyükşehir kapsamında, Bahçeşehir belediyesi sınırları esas alınmak, Ömerli köyünün de bu merkeze bağlanmak suretiyle Bahçeşehir,

50. Ekli (10) listede bağlı mahalle ve köyleri gösterilen İstanbul ili, Büyükşehir kapsamında Hadımköy Beldesi ilçe merkezi olmak suretiyle Hadımköy,

51. Ekli (11) listede bağlı köyleri gösterilen, Eskişehir ili Seyitgazi ilçesi, Kırka beldesinde, belde merkezi ilçe merkezi olmak üzere Kırka,

52. Ekli (12) listede bağlı köyleri gösterilen, Aksaray ili, Sultanhanı beldesinde, belde merkezi ilçe merkezi olmak üzere Sultanhanı,

53. Ekli (13) listede bağlı belde ve köyleri gösterilen, Gaziantep ili, Büyükşehir kapsamında, Karataş mahallesi ilçe merkezi olmak üzere Karataş, Gazikent mahallesi ilçe merkezi olmak üzere Gazikent,

Adıyla ilçeler ihdas edilmiştir.

Ek (1) Sayılı Liste

PINARKENT İLÇESİNE BAĞLI MAHALLELER

Sıra No              Mahalle Adı

1                  Gürpınar Mahallesi

2                  Kemalpaşa Mahallesi

3                  Ümit Mahallesi

4                  Yeşilçam Mahallesi

5                  Yunus Emre Mahallesi

6                  Işıklar Mahallesi

7                  Egemenlik Mahallesi

8                  Karacaoğlan Mahallesi

Ek (2) Sayılı Liste

PINARKENT İLÇESİNE BAĞLI KÖYLER

Sıra No              Mahalle Adı

1                  Gökdere Köyü

2                  Kavaklıdere Köyü

MERSİN MERKEZ HUZURKENT İLÇESİNE BAĞLANACAK BELEDİYELER:

Mersin

Merkez

Yenitaşkent Belediyesi

5.487

Mersin

Merkez

Bahçeli Belediyesi

3.201

Mersin

Merkez

Adanalıoğlu Belediyesi

6.704

Tarsus

İlçesi

Bahşiş Belediyesi

2.445

Tarsus

İlçesi

Atalar Belediyesi

2.151

Tarsus

İlçesi

Bağcılar Belediyesi

2.578

Tarsus

İlçesi

Huzurkent Belediyesi

12.553

 

 

Toplam:

35.119

 

MERSİN MERKEZ HUZURKENT İLÇESİNE BAĞLANACAK KÖYLER:

Tarsus

İlçesi

Kerimler Köyü

270

Tarsus

İlçesi

Sayköy Köyü

439

Tarsus

İlçesi

Çiriştepe Köyü

209

Tarsus

İlçesi

Sarıveli Köyü

495

Tarsus

İlçesi

Cinköy Köyü

763

Tarsus

İlçesi

Tepeköy Köyü

195

Tarsus

İlçesi

Karadiken Köyü

576

Tarsus

İlçesi

Taşçılı Köyü

769

Tarsus

İlçesi

Kaklıktaşı Köyü

361

Tarsus

İlçesi

Dorak Köyü

243

Tarsus

İlçesi

Pirömerli Köyü

330

Tarsus

İlçesi

Belen Köyü

721

Tarsus

İlçesi

Boztepe Köyü

287

Tarsus

İlçesi

Böğrüeğri Köyü

523

Tarsus

İlçesi

Köselerli Köyü

181

Tarsus

İlçesi

Kulak Köyü

747

Tarsus

İlçesi

Nacarlı Köyü

1.200

Tarsus

 

Bağlarbaşı Köyü

1.100

 

 

TOPLAM:

9.413

 

 

GENEL TOPLAM:

44.532

 

BURSA İLİ EMEK İLÇESİNE BAĞLANACAK BELDE MAHALLE VE KÖYLER

    İl                    İlçe                           Yerleşim Yeri Adı                  Nüfus

   Bursa          Osmangazi                 Emek Belediyesi                      41.373

İl                  İlçe                         Alt Kademe                 Mahalle Adı                      Nüfus

                                                          Adı                                                                                

Bursa

Osmangazi

Merkez

Adalet

4.715

Bursa

Osmangazi

Merkez

Akpınar

11.657

Bursa

Osmangazi

Merkez

Bağlarbaşı

33.078

Bursa

Osmangazi

Merkez

Dereçavuşköy

562

Bursa

Osmangazi

Merkez

Geçit

7.813

Bursa

Osmangazi

Merkez

Hamitler

38.844

Bursa

Osmangazi

Merkez

Hürriyet

4.352

Bursa

Osmangazi

Merkez

İstiklal

9.178

Bursa

Osmangazi

Merkez

Soğukkuyu

8.459

Bursa

Osmangazi

Merkez

Yenikaraman

10.826

Bursa

Osmangazi

Merkez

Yunuseli

18.094

 

 

 

 

 

İl                       İlçe                    Köy Adı              Nüfus

Bursa

Osmangazi

Ahmetbey

430

Bursa

Osmangazi

Nilüfer

1.225

Bursa

Osmangazi

Aksungur

369

 

    TOPLAM NÜFUS:

190.975

 

 

BURSA İLİ DEMİRTAŞ İLÇESİNE BAĞLANACAK

BELDE MAHALLE VE KÖYLER

Yerleşim Adı            Şu Andaki İdari Konumu            Nüfus

Demirtaş

Belde Merkezi

16.547

Ovaakça

Belediye

6.581

Doğanevler

Mahalle

2.500

İsmetiye

Mahalle

2.500

Alaşar

Mahalle

1.200

Dürdane

Köy

1.800

Selçukgazi

Köy

1.100

Seçköy

Köy

1.300

Avdancık

Köy

950