|
DÖNEM: 23 CİLT: 15 YASAMA YILI: 2 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ 72’nci
Birleşim 4 Mart 2008 Salı İ Ç İ N D E K İ L
E R I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ II. - GELEN
KÂĞITLAR III. - YOKLAMALAR IV. - GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 1.- Mardin
Milletvekili Mehmet Halit Demir’in, Mardin Ovası’ndaki sulama kanalları ve
Mardin Artuklu Üniversitesinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması 2.- Ankara
Milletvekili Zekeriya Akıncı’nın, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bazı uygulama
ve etkinliklerine ilişkin gündem dışı konuşması 3.- Samsun
Milletvekili Fatih Öztürk’ün, Samsun’un sorunlarına ilişkin gündem dışı
konuşması V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) Önergeler 1.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve
190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi’nin (2/24) İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme
alınmasına ilişkin önergesi (4/32) 2.- İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol ve 22 milletvekilinin İç Tüzük’ün 70’inci
maddesine göre görüşmelerin kapalı oturumda yapılmasına ilişkin önergesi VI.- ÖNERİLER A) Siyasi Parti Grubu Önerileri 1.- (10/53) esas
numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 4/3/2008 tarihli 72’nci Birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP
Grubu önerisi 2.- (10/126) esas
numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 4/3/2008 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP
Grubu önerisi 3.- Gündemin
“Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının
1’inci sırasında yer alan kanun tasarısının yarım kalan görüşmelerine 4/3/2008 günkü birleşimde devam edilmesine ve Genel Kurulun
çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin DTP Grubu önerisi 4.- Gündemdeki
sıralama ve çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi ile Genel Kurulun 4/3/2008 Salı günkü birleşiminde sözlü sorular ve diğer
denetim konularının görüşülmeyerek kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine;
5/3/2008 Çarşamba günkü birleşiminde de sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin
AK Parti Grubu önerisi VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 1.- Diyarbakır
Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın, Eskişehir Milletvekili H. Tayfun İçli’nin
konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması 2.- İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol’un, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, ileri sürmüş
olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması 3.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi’nin,
kendisi tarafından verilen bir kanun tasarısı hakkında eksik ve yanıltıcı
beyanlarda bulunduğu gerekçesiyle konuşması VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER A) Kanun Tasarı ve Teklifleri 1.- Seçimlerin
Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/498) (S. Sayısı: 110) 2.- Trabzon
Milletvekili Cevdet Erdöl ve Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın; Sağlık
Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/65) (S. Sayısı: 72) 3.- Büyükşehir
Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S.
Sayısı:117) IX.- AÇIKLAMALAR 1.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, kırk üç fıkralık metnin bir madde hâlinde
görüşülmesinin sağlıklı olamayacağına ilişkin açıklaması 2.- İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol, kırk üç fıkralık metnin bir madde hâlinde
görüşülmesinin sağlıklı olamayacağına ilişkin açıklaması 3.- İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol’un, Genel Kurulun bir günde on dört saat
çalışmasının gayriinsani olduğu, bunun bütün
mevzuatlara, ILO standartlarına, kanunlara ve Anayasa’ya aykırı olduğuna
ilişkin açıklaması X.- SORULAR VE CEVAPLAR A) Yazılı Sorular ve Cevapları 1.- Hatay
Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla yaptığı
görüşmelere ve adıyla yayınlanan kitaplara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı
Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/1294) 2.- İstanbul
Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın, kadın istihdamında bakım hizmetlerinin
yerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
(7/1349) 3.- Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan’ın, TÜBİTAK ve Aselsan’ın bazı elemanlarının ölüm
olaylarına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/1354) 4.- Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan’ın, askeri yargıdaki bazı davalara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı
Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/1355) 5.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, Emniyet Teşkilatı personeli gazilerinin elektrik
indiriminden yararlanabilmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal
Unakıtan’ın cevabı (7/1426) 6.- İstanbul
Milletvekili Hüseyin Mert’in, bazı sözleşmeli personelin askerlik sonrası
göreve başlatılmadığı iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı
Murat Başesgioğlu’nun cevabı (7/1537) 7.- İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, İzmir’de yaşanan elektrik kesintilerine ilişkin
sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1677) 8.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Yusufeli Barajı Projesi çerçevesinde alınacak
sosyal ve ekonomik önlemlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Orman
Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/1720) 9.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, yapıldığı iddia edilen bazı atamalara ilişkin
Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1723) 10.- Artvin
Milletvekili Metin Arifağaoğlu’nun, Borçka şehir içi geçişi nehir yatağına ve
Borçka-Muratlı yolu korkuluklarının yapımına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman
Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/1740) 11.- Mersin
Milletvekili Behiç Çelik’in, Genel İdare Hizmetleri sınıfındaki memurların
aylıklarının iyileştirilmesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir
Atalay’ın cevabı (7/1756) 12.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, özelleştirme politikalarına ilişkin sorusu ve
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1761) 13.- Sivas
Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun, DMO’nun bazı bölge müdürlüklerinin kapatılıp
kapatılmayacağına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı
(7/1763) 14.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, tarımsal sulama amaçlı elektrik kullanan
abonelerin borçlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı
(7/1765) 15.- Mersin
Milletvekili İsa Gök’ün, Hatay’daki bir lisede öğrencilerden katkı payı adı
altında para alındığı iddiasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin
Çelik’in cevabı (7/1767) 16.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, eğitim kurumları müdür yardımcılığı sınavındaki
bazı soruların iptal edilmesine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin
Çelik’in cevabı (7/1768) 17.- Giresun
Milletvekili Eşref Karaibrahim’in, Giresun Fen Lisesinin ÖSS’deki
başarısızlığına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı
(7/1771) 18.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, Talim ve Terbiye Kurulundaki uygulamalara
ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/1774) 19.- İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız’ın, okullarda katkı payı adı altında para
toplanmasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı
(7/1775) 20.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, korsan yayınla mücadeleye ilişkin sorusu ve Kültür
ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/1812) 21.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Yağız’ın, şehit aileleri tarafından hakkında tazminat
davası açılıp açılmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet
Ali Şahin’in cevabı (7/1817) 22.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin Osmaniye Valiliğince güvenlik sistemi kurulması
amacıyla personelden para toplandığı iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri
Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/1833) 23.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, kaçakçılık olaylarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir
Atalay’ın cevabı (7/1834) 24.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, korsan taksilere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir
Atalay’ın cevabı (7/1836) 25.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, tarımsal sulamada kullanılan elektrik borçlarına
ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1838) 26.- Eskişehir
Milletvekili Fehmi Murat Sönmez’in, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine
ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1842) 27.- İzmir
Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, Organize Sanayi Bölgeleri Yer Seçim
Yönetmeliğindeki değişikliğe ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet
Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/1857) 28.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’da yanan ormanlık alanların
ağaçlandırılmasına, - İzmir Milletvekili
Mehmet Ali Susam’ın, Çamlı Barajı projesine, İlişkin soruları
ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/1881, 1943) 29.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, İstanbul’daki tarihi bir yerin plan tadilatına
ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/1860) 30.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’daki vergi incelemelerine ilişkin sorusu ve
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/1896) 31.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, Besni Organize Sanayi Bölgesinin yapımına ilişkin
sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/1917) 32.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, Diyanet İşleri Başkanlığından başka kurumlara
personel geçişine ve ibadet yerlerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa
Said Yazıcıoğlu’nun cevabı (7/1918) 33.- İzmir
Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, serbest bölgelerde üretim malı
girişinin durdurulmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/1922) 34.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, bazı personel atamalarına ilişkin sorusu ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in cevabı (7/2057) 35.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, TBMM Genel Sekreteri ile ilgili bazı iddialara
ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in
cevabı (7/2115) 36.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, üyelikle bağdaşmayan bir göreve sahip milletvekili
olup olmadığına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili
Nevzat Pakdil’in cevabı (7/2159) GEÇEN TUTANAK ÖZETİ TBMM Genel Kurulu
saat 14.00’te açılarak beş oturum yaptı. Muğla
Milletvekili Fevzi Topuz’un, esnaf ve sanatkârların sorunlarına ilişkin gündem
dışı konuşmasına, Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan cevap verdi. Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır, Mersin ilinin sorunlarına, Zonguldak
Milletvekili Ali Koçal, Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulunun işlevine
ve önemine, İlişkin gündem
dışı birer konuşma yaptılar. İzmir
Milletvekili Mehmet Ali Susam, Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer
Çağlayan’ın konuşmasında şahsına sataştığı iddiasıyla bir konuşma yaptı. Mısır Halk
Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanının davetine istinaden, Mısır’a resmî bir
ziyarette bulunacak olan TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan heyeti
belirlemek üzere, siyasi parti gruplarınca bildirilen isimlere ilişkin
Başkanlık Tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu. Kosova
Cumhuriyeti ve Birleşik Arap Emirlikleri Parlamentoları ile TBMM arasında
parlamentolararası dostluk grubu kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi, Genel Kurulun 28/2/2008 Perşembe günkü birleşiminde gündemin “Kanun Tasarı
ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 3’üncü sırasındaki
72 sıra sayılı Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Adana Milletvekili Necdet
Ünüvar’ın, Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin
uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi, Kabul edildi. Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının: 1’inci sırasında
bulunan, Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun
Tasarısı’nın (1/483) (S. Sayısı: 95) görüşmeleri tamamlanarak, yapılan açık
oylamadan sonra, kabul edilip kanunlaştığı açıklandı. 2’nci sırasında
bulunan, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın (1/498) (S. Sayısı: 110)
görüşmeleri, 3’üncü sırasında
bulunan, Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Adana Milletvekili Necdet
Ünüvar’ın, Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi’nin (2/65) (S. Sayısı: 72) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı,
1’inci maddesi üzerinde bir süre görüşüldü. Verilen aradan sonra, Komisyon
yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi. 4 Mart 2008 Salı
günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşime 21.45’te son verildi.
No.: 100 II.- GELEN KÂĞITLAR 29 Şubat 2008 Cuma Teklifler 1.- Mersin
Milletvekili Behiç Çelik ve 22 Milletvekilinin; Mersin İli, Merkez İlçesine
Bağlı Mezitli Beldesinde Mezitli Adı Altında Bir İlçe Kurulmasına İlişkin Kanun
Teklifi (2/164) (İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 20.2.2008) 2.- Mersin
Milletvekili Kadir Ural ve 23 Milletvekilinin; Mersin İli, Tarsus İlçesine
Bağlı Huzurkent Beldesinde Huzurkent Adı Altında Bir İlçe Kurulmasına İlişkin
Kanun Teklifi (2/165) (İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 21.2.2008) 3.- Aksaray
Milletvekili Osman Ertuğrul ve 15 Milletvekilinin; Aksaray İli, Merkez İlçesine
Bağlı Sultanhanı Beldesinde, Sultanhanı Adı Altında Bir İlçe Kurulmasına
İlişkin Kanun Teklifi (2/166) (İçişleri
ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.2.2008) Geri Alınan Yazılı Soru Önergesi 1.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı, SPK Başkanı hakkındaki iddialara ilişkin Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren) yazılı soru önergesini
29.2.2008 tarihinde geri almıştır. (7/2009) No.: 101 3 Mart 2008 Pazartesi Rapor 1.- Büyükşehir
Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S.
Sayısı:117) (Dağıtma tarihi: 3.3.2008)
(GÜNDEME) Sözlü Soru Önergeleri 1.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, İşsizlik
Sigortası Fonundan yararlananlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
sözlü soru önergesi (6/488) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 2.- Karaman
Milletvekili Hasan Çalış’ın, Sarıveliler İlçesindeki öğretmen açığına ilişkin
Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/489) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 3.- Kastamonu
Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, gübredeki KDV oranına ilişkin Maliye
Bakanından sözlü soru önergesi (6/490) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 4.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, 5582 sayılı Kanun kapsamında konut kredisi
kullananlara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren)
sözlü soru önergesi (6/491) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 5.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Gaziantep’te kent içi ulaşım sözleşmesi kapsamında
mağdur olan işçilere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru
önergesi (6/492) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 6.- Diyarbakır
Milletvekili Gültan Kışanak’ın, kendisinden haber alınamayan bir üsteğmene
ilişkin Millî Savunma Bakanından sözlü soru önergesi (6/493) (Başkanlığa geliş
tarihi: 21/2/2008) Yazılı Soru Önergeleri 1.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, TBMM Genel Sekreteriyle ilgili bazı iddialara
ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazlı soru önergesi (7/2115)
(Başkanlığa geliş tarihi: 31/1/2008) 2.- Yozgat
Milletvekili Mehmet Ekici’nin, Yunanistan Başbakanının Türkiye ziyaretine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2116) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 3.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Yağız’ın, açtığı ceza ve tazminat davalarına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/2117) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 4.- Tunceli
Milletvekili Şerafettin Halis’in, Tunceli’nin bazı köylerine imam atanmasına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2118) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 5.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Yağız’ın, ekonomiyle ilgili bazı değerlendirmelere
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2119) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008) 6.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, belediye başkanlarının belediye hizmetlerinin
reklamlarını yapmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2120)
(Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008) 7.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, rahim ağzı kanserine yönelik çalışmalara
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2121) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008) 8.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, ruhsatsız çalışan işyerlerinin denetimine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2122) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008) 9.- Balıkesir
Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, adli personelin ücret ve çalışma koşullarına
ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2123) (Başkanlığa geliş
tarihi: 21/2/2008) 10.- Muğla
Milletvekili Fevzi Topuz’un, Datça Hükümet Konağı ve Adliye Binasının depreme
karşı güçlendirilmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2124)
(Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008) 11.- Edirne
Milletvekili Bilgin Paçarız’ın, Trakya’da su taşkınlarını önleme çalışmalarına
ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2125) (Başkanlığa
geliş tarihi: 21/2/2008) 12.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, Bodrum’da yanan bir ormanlık alanla ilgili
iddialara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2126)
(Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2008) 13.- İzmir
Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, İzmir’de iş akitleri askıya alınan özürlü
çalışanlara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2127)
(Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2008) 14.- Diyarbakır
Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın, cenaze namazı kılınmayan kişilere ilişkin
Devlet Bakanından (Mustafa Said Yazıcıoğlu) yazılı soru önergesi (7/2128)
(Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 15.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Balıkesir Müftüsünün cuma vaazına ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Said Yazıcıoğlu) yazılı soru önergesi (7/2129) (Başkanlığa
geliş tarihi: 21/2/2008) 16.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, Başbakanın Almanya’da düzenlediği bir
toplantının finansmanına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2130) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 17.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, emekli büyükelçilere Cumhurbaşkanınca davet
yapılıp yapılmadığına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2131) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 18.- İzmir
Milletvekili Oğuz Oyan’ın, Afganistan’da verilen bir idam cezasına karşı
diplomatik girişimde bulunulmasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2132) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 19.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, MTA’nın tespit ettiği bir rezervin
ruhsatlandırılmasıyla ilgili iddialara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2133) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 20.- Muğla
Milletvekili Ali Arslan’ın, TKİ’deki nitelikli işgücü kaybına ilişkin Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2134) (Başkanlığa geliş
tarihi: 20/2/2008) 21.- Mersin
Milletvekili İsa Gök’ün, Akkuyu’da nükleer enerji santrali kurulmasına ilişkin
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2135) (Başkanlığa
geliş tarihi: 21/2/2008) 22.- Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan’ın, protestocu TEKEL işçilerine polis müdahalesine
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2136) (Başkanlığa geliş
tarihi: 20/2/2008) 23.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, motorlu taşıtların teknik muayenesine
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2137) (Başkanlığa geliş
tarihi: 20/2/2008) 24.- Trabzon
Milletvekili Süleyman
Latif Yunusoğlu’nun, nüfus
verilerine göre gelirleri azalan belediyelere ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/2138) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 25.- Muğla
Milletvekili Metin Ergun’un, Turunç Belediyesinin kapatılmasına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2139) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 26.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, 1981’de idam edilen bir kişinin mezarına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2140) (Başkanlığa geliş
tarihi: 20/2/2008) 27.- İzmir
Milletvekili Recai Birgün’ün, Polis Meslek Eğitimi Ön Lisans Programından
ilişiği kesilenlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2141)
(Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008) 28.- Mersin
Milletvekili İsa Gök’ün, Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda yapılan
değişikliğin sonuçlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2142)
(Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008) 29.- Ankara
Milletvekili Tekin Bingöl’ün, radar kontrol uyarı levhalarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2143) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008) 30.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Yüreğir Belediyesine tahsis edilen taşınmazlara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2144) (Başkanlığa geliş
tarihi: 21/2/2008) 31.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Seyhan Belediyesine tahsis edilen taşınmazlara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2145) (Başkanlığa geliş
tarihi: 21/2/2008) 32.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, Iğdır’da yaylaların küçükbaş hayvancılığa
kapatılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2146)
(Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2008) 33.- İstanbul
Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Haliç Tersanesindeki yıkımlara ilişkin Kültür
ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2147) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 34.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Yağız’ın, Madımak Otelinin müze yapılmasına ilişkin
Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2148) (Başkanlığa geliş
tarihi: 21/2/2008) 35.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, sözleşmeli öğretmenlerin pedagojik formasyon programına katılmasına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2149) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 36.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli’de yapılan bir atamaya ilişkin Millî
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2150) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 37.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, kadın öğretmen ve yönetici sayılarına ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2151) (Başkanlığa geliş tarihi:
21/2/2008) 38.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, Adıyaman’daki derslik ihtiyacına ve ÖSS’deki
başarı seviyesinin yükseltilmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2152) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008) 39.- İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız’ın, mikrobik bir hastalığa karşı alınan önlemlere
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2153) (Başkanlığa geliş
tarihi: 20/2/2008) 40.- İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız’ın, sağlık kuruluşlarında fotoğraf ve kamera
çekiminin yasaklanmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2154) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 41.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, bazı sağlık verilerine ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/2155) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008) 42.- Muğla
Milletvekili Metin Ergun’un, Milas’ta zeytin ağaçlarında görülen bir hastalığa
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2156) (Başkanlığa
geliş tarihi: 20/2/2008) 43.- Giresun
Milletvekili Eşref Karaibrahim’in, fındığın kuraklıkta tarım sigortası
kapsamına alınmasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2157) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/2/2008) 44.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Balıkesir’de bölünmüş yol kamulaştırma
bedellerinin ödenmesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2158) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/2/2008) 45.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, üyelikle bağdaşmayan bir göreve sahip milletvekili
olup olmadığına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru
önergesi (7/2159) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/2/2008) Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri 1.- İzmir
Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, SSK primlerindeki işveren payına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1640) 2.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Özyürek’in, Dünya Bankasındaki bir yetkilinin öğretmen
maaşlarına yönelik açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/1641) 3.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, Dışişleri konutuna yaptırılan tadilat ve
değiştirilen mobilyalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1642) 4.- Balıkesir
Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, Fransa ve Almanya ile yapılacak zirve
toplantısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1644) 5.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, hastanelerde yatan hastaların ilaç ve tıbbi
malzemelerinin hastane tarafından karşılanmasına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/1645) 6.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir’in, Gaziantep’teki işsizlik sorununa ilişkin Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren) yazılı soru önergesi (7/1663) 7.- Gaziantep
Milletvekili Akif Ekici’nin, doğalgaz sorununa ilişkin Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1671) 8.- Muğla
Milletvekili Metin Ergun’un, bomba imha uzmanlarına ek ödeme yapılıp
yapılmayacağına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1673) 9.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Bursa-Kütahya arasındaki bir köy yolunun
yapımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1674) 10.- Ankara
Milletvekili Nesrin Baytok’un, 115 yaş üzerindeki kişilerin nüfus kayıtlarının
kapatılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1675) 11.- Antalya
Milletvekili Atila Emek’in, Antalya’da toplu taşıma araçlarında kullanılan
Antkart uygulamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1676) 12.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, ilköğretim ve liselerde mevzuata aykırı mescit
bulunup bulunmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1682) 13.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, yurtdışında burslu eğitim alan ve alacak olan
öğrencilere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1683) 14.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir’in, Gaziantep’teki okulların başarı durumuna ve İl
sanayisinin ara eleman ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1688) 15.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, bazı ilköğretim ve liselerde ibadethanelerin
bulunduğu iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1690) 16.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, yatan hastaların ilaç ve tıbbi malzemelerinin
hastanelerce karşılanmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1692) 17.- Aydın
Milletvekili Özlem Çerçioğlu’nun, müsteşarlık makam aracı ile yapılan bir
kazaya ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1693) 18.- Muğla
Milletvekili Ali Arslan’ın, özel hastanelere ve personellerine ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1694) 19.- Kırklareli
Milletvekili Tansel Barış’ın, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa
Tasarısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1695) 20.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, bazı ilaçların satış fiyatlarına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1696) 21.- İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız’ın, eğitim hastanelerindeki doktorların ücretsiz izinlerini
kullanamadığı iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1697)
22.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, mısır üretimine ve teşvik primlerine ilişkin
Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1698) 23.- Muğla
Milletvekili Ali Arslan’ın, çam balı üreticilerinin kuraklık destek projesine dahil edilmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1699) 24.- Muğla
Milletvekili Metin Ergun’un, Muğla-Milas-Güllük Körfezinde meydana gelen balık
ölümlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1700) 25.- Bursa
Milletvekili Abdullah Özer’in, fosforik asit ithalatı ve gübre fiyatlarına
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1701) 26.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Denizli’deki yem bitkileri desteklemelerine
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1702) 27.- Ordu
Milletvekili Rahmi Güner’in, Ordu Yağ Sanayi A.Ş.’den işçi çıkarılmasına
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1703) 28.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, yem bitkileri destekleme ödemelerine ilişkin Tarım
ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1704) 29.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, kırmızı palmiye böceği zararlısına ve hurma ağacı
ithalatına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1705) 30.- Çanakkale
Milletvekili Ahmet Küçük’ün, gübre ve mazot fiyatlarına ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1706) 31.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, Çelikhan-Adıyaman-Yeşilyurt-Malatya karayolu
projesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1707) 32.- Aydın
Milletvekili Özlem Çerçioğlu’nun, uçaklardaki teknik arızalara ilişkin
Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1708) 33.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin, uçak
kazalarına ve alınan önlemlere ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1709) 34.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Rize-Erzurum arasındaki yola ilişkin Ulaştırma
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1710) 35.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Bilecik-Osmaneli-Bursa-Bandırma demiryolu
yapımına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1711) 36.- İzmir
Milletvekili Kemal Anadol’un, Cumhurbaşkanının ABD gezisinde gidilen bir yemeğe
ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1713) No.: 102 4 Mart 2008
Salı Tezkereler 1.- Niğde Milletvekili Mümin
İnan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/289) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 2.- Sivas Milletvekilleri
Selami Uzun ve Mehmet Mustafa Açıkalın ile İstanbul Milletvekili İdris Naim
Şahin’in Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (2/290) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 3.- İstanbul Milletvekili
Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/291) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 4.- İstanbul Milletvekili
Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/292) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 5.- İstanbul Milletvekili
Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/293) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 6.- İstanbul Milletvekili
Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/294) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 7.- İstanbul Milletvekili
Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/295) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 8.- İstanbul Milletvekili
Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/296) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 9.- Muş Milletvekili Sırrı
Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/297) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 10.- Muş Milletvekili Sırrı
Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/298)
(Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa
geliş tarihi: 26.2.2008) 11.- Muş Milletvekili Sırrı
Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/299) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 12.- Muş Milletvekili Sırrı
Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/300) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 13.- Mardin Milletvekili
Ahmet Türk’ün Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/301) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 14.- Bitlis Milletvekili
Mehmet Nezir Karabaş’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/302) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 15.- Muş Milletvekili Sırrı
Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/303) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 16.- Tunceli Milletvekili
Şerafettin Halis’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/304) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 17.- Muş Milletvekili Sırrı
Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/305) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 18.- Ağrı Milletvekilleri
Fatma Salman Kotan ve Mehmet Hanifi Alır’ın Yasama Dokunulmazlıklarının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/306) (Anayasa ve Adalet
Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi:
26.2.2008) 19.- Van Milletvekili Fatma
Kurtulan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/307) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 20.- Siirt Milletvekili Osman
Özçelik’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/308) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 21.- Bitlis Milletvekili
Mehmet Nezir Karabaş’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/309) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 22.- Bartın Milletvekili
Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/310) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 23.- Muş Milletvekili Sırrı
Sakık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/311) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 24.- Siirt Milletvekili Osman
Özçelik’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/312) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 25.- Diyarbakır Milletvekili
Selahattin Demirtaş’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/313) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 26.- Muş Milletvekili M. Nuri
Yaman’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/314) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 27.- Balıkesir Milletvekili
Mehmet Cemal Öztaylan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/315) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 28.- İstanbul Milletvekili
Sebahat Tuncel’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/316) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 29.- Şanlıurfa Milletvekili
İbrahim Binici’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/317) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 30.- Siirt Milletvekili Osman
Özçelik, Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, Van Milletvekili Fatma Kurtulan
ve Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması
Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/318) (Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 31.- Mardin Milletvekili
Emine Ayna’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/319) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 32.- Siirt Milletvekili Osman
Özçelik’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/320) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 33.- Bitlis Milletvekili
Mehmet Nezir Karabaş’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/321) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 34.- Bitlis Milletvekili
Mehmet Nezir Karabaş’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/322) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 35.- Van Milletvekili Özdal
Üçer’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/323) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 36.- Adana Milletvekili
Necdet Ünüvar’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/324) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 37.- İstanbul Milletvekili
Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/325) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 38.- Muş Milletvekili Sırrı
Sakık ve Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın Yasama
Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/326)
(Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa
geliş tarihi: 26.2.2008) 39.- Mardin Milletvekili
Ahmet Türk’ün Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/327) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 40.- Siirt Milletvekili Osman
Özçelik’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/328) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 41.- Diyarbakır Milletvekili
Gültan Kışanak’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/329) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 42.- İstanbul Milletvekili
Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/330) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 43.- İstanbul Milletvekili
Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/331) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 44.- İstanbul Milletvekili
Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/332) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 45.- İstanbul Milletvekili
Necat Birinci’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/333) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.2.2008) 4 Mart 2008 Salı BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati: 15.00 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar TÜZÜN (Bilecik) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşimini açıyorum. Toplantı yeter sayısı vardır,
görüşmelere başlıyoruz. Gündeme geçmeden önce üç
sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim. Konuşma süreleri beşer
dakikadır. Hükûmet bu konuşmalara cevap verebilir. Hükûmetin konuşma süresi
yirmi dakikadır. Gündem dışı ilk söz, Mardin
Ovası’ndaki sulama kanalları ve Mardin Artuklu Üniversitesinin sorunları
hakkında söz isteyen Mardin Milletvekili Mehmet Halit Demir’e aittir. Sayın Demir buyurun efendim.
(AK Parti sıralarından alkışlar) IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları 1.- Mardin Milletvekili Mehmet Halit Demir’in, Mardin Ovası’ndaki
sulama kanalları ve Mardin Artuklu Üniversitesinin sorunlarına ilişkin gündem
dışı konuşması MEHMET HALİT DEMİR (Mardin) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mardin Ovası’ndaki sulama kanalları ve
Mardin Üniversitesiyle ilgili gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle
Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. Bu arada, Filistin Dostluk
Grubu Yönetim Kurulu Üyesi olarak da Filistin’de sivillere yönelik yapılan saldırıları
-kendi şahsım adına- buradan kınadığımı da ifade etmek istiyorum. Değerli milletvekilleri,
Mardin, bildiğiniz gibi ülkemizin güneydoğusunda, 840 bin kişilik nüfusuyla
Suriye’ye sınır bir kenttir. Bugün, ülkemizde sulanabilir arazilerin yüzde 20’sini
kendi içinde barındıran Güneydoğu Anadolu’nun sulanabilir arazilerinin büyük
bir bölümü -Konya Ovası’ndan sonraki en büyük ovamız olan- Mardin Ovası’nda
bulunmaktadır. Bu ovadaki çiftçilerimiz ve
bu ovadaki bereketli topraklarımız, bugüne kadar hasretle suya kavuşacakları
günü beklemiş değerli milletvekilleri. Bu amaçla, bildiğiniz gibi, “GAP” adı
altında bir proje uygulamaya kondu. Bu projeye, geçmiş hükûmetler çeşitli
zamanlarda, çeşitli miktarlarda kaynaklar aktardılar. Bu projenin bir an önce bitmesini
sağlamak için de 59’uncu AK Parti Hükûmeti bu projeye çok önemli oranda bir
kaynak aktardı ve bu kaynak önceki hükûmetlerin aktardığı kaynaklardan daha
büyük bir kaynaktı. Değerli milletvekilleri, öyle
sanıyorum ki bu proje, içinde bulunduğumuz bu yeni süreçte büyük oranda veya
tamamı bitirilecek ve bu sayede, Mardin Ovası’nda hasretle suyu bekleyen
çiftçilerimiz ve Mardin Ovası’nda hasretle suya kavuşmayı bekleyen bereketli
topraklarımız bu suya kavuşacak. Bu su sayesinde Mardin Ovası’ndan elde ettiğimiz
ürünler artacak, bu ovadan elde ettiğimiz ürünlerin kalitesi ve çeşitliliği
yine aynı şekilde artacak ve bunlara bağlı olarak tabii ki sanayimiz gelişecek,
bütün bunlara dayalı olarak da istihdam alanlarımız artacaktır. Yapılan hesaplamalar sonucu,
bu projenin bitirilmesi durumunda, 3 milyona yakın insanımızın istihdam alanına
kavuşacağı hesaplanıyor. Değerli milletvekilleri,
Mardin, diğer illerimiz gibi, derin bir tarihe, derin bir kültüre sahip bir il
ve bugün de Mardin’de değişik diller, değişik inançlar, değişik kültürler bir
arada ve kardeşçe yaşıyor. 840 bin kişilik nüfusuna rağmen ve bütün bu
saydığımız verilere rağmen, maalesef, geçmiş hükûmetler Mardin’de sosyal,
siyasal, ekonomik, kültürel ya da eğitimsel alanda herhangi bir açılım yapamadılar. İşte, bu boşluğu doldurma
adına, 2007 yılında AK Parti Hükûmeti Mardin’de bir üniversite kurma kararı
aldı. Kararı alınmış olan bu üniversitenin bir an önce
bitirilmesi durumunda Mardin’e, bölgemize ve ülkemize ekonomiksel katkısının
büyük olacağını biliyoruz, ama bizim asıl önemsediğimiz tarafı, bu
üniversitenin, bitirilmesi durumunda sağlayacağı kültürel açılımlarla bugün
ilimizde, bölgemizde ve ülkemizde yaşamış olduğumuz sosyal sıkıntıları, sosyal
ve siyasal sorunları ve almış olduğumuz sosyal yaraları restore edecek çok ama
çok önemli bir yapı olmasıdır. Değerli
milletvekilleri, 2002 tarihlerini şöyle bir hatırlayalım: O tarihlerde
ülkemizde kişi başına düşen millî gelir, maalesef, 2.300 dolar seviyesindeydi
ve bu oran, Mardin’de ise -üzülerek belirtiyorum- 980 dolarlar seviyesindeydi
ve eğer Mardin’de o en üst tabakadaki birkaç kişiyi bu ortalamanın dışında
tutup bir hesap yapacak olsaydık o tarihlerde, kişi başına düşen millî gelirin
Mardin’de 500 ila 600 dolarlara kadar gerilediğini hepimiz görebilirdik. İşte bu
ekonomik yetersizlik ve bu ekonomik imkânsızlıktan dolayı Mardin’deki
hemşehrilerimiz diğer illerle ve diğer bölgelerle, maalesef, ilişki kurma
şansını elde edemediler. Diğer bir yandan,
Mardin’imizin bir cazibe merkezi hâline getirilememesinden dolayı diğer
illerimizdeki ve diğer bölgelerimizdeki insanlarımızın da Mardin’e gelme ve gitme şansı maalesef
oluşturulamadı. İşte arada görünmeyen sınırlar, arada görünmeyen duvarlardı
bunlar değerli milletvekilleri. Mardin Üniversitesinin bitirilmesi
durumunda buraya gelecek olan öğrencilerimizin ve bu öğrencilerimizi ziyarete
gelecek olan ailelerin Mardin’i daha yakından tanıması, Mardin’deki kültürü
daha yakından tanıması, Mardin’deki hemşehrilerimizle daha yakından ilişkiye
girmesi ve bu sayede sağlanacak olan iletişim ve etkileşimle bugüne kadar
yaşamış olduğumuz o sosyal problemleri, sosyal ve siyasal sorunları restore
etmekte çok ama çok önemli bir fonksiyonu böylece Mardin Üniversitesi icra
edecektir. Değerli milletvekilleri,
geçmiş hükûmetler, uygulamış oldukları politikalarla, bilerek ya da bilmeyerek,
doğru ya da yanlış uygulamaları sonucu ilimizde, bölgemizde büyük boşluklar
bırakmış ve bu boşluklardan ötürü bugüne kadar… (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Demir,
konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. MEHMET HALİT DEMİR (Devamla)
– Teşekkür ediyorum Başkan. …uygulanmış olan bu
politikalardan dolayı, büyük eksikliklerden dolayı bir sürü insanımız mağdur
oldu, büyük acılar yaşadık ve büyük bedeller ödedik. İşte, bugün, Hükûmetimiz,
artık bütün bu anlayışları bir kenara bırakıp ülkemizde yaşayan bütün
inançlara, bütün dillere, bütün kültürlere ve topluluklara aynı açıdan, aynı
mesafeden yaklaşma anlayışıyla açılımlar yapmaya çalışıyor ve bu anlayışla
Mardin’imizi en kısa sürede Türkiye standartlarına kavuşturacağına inanıyorum.
Mardinli hemşehrilerimiz, Hükûmetimizin bu anlayışıyla, Mardin’imizin Türkiye
standartlarına bu içinde bulunduğumuz süreçte kavuşturulacağına inanıyor, bu
duygularla ben tekrar Genel Kurula saygılarımı sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Demir. Gündem dışı ikinci söz,
Ankara Büyükşehir Belediyesinin bazı uygulama ve etkinlikleriyle ilgili söz
isteyen Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı’ya aittir. Sayın Akıncı, buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar) 2.- Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı’nın, Ankara Büyükşehir
Belediyesinin bazı uygulama ve etkinliklerine ilişkin gündem dışı konuşması ZEKERİYA AKINCI (Ankara) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla
selamlıyorum. Türkiye’nin bu yoğun
gündeminde, bine yakın belediyenin de kaderini tartıştığımız bugünlerde, vermiş
olduğum bir önergenin de karşılığını değerlendirerek Büyükşehir Belediyemizin
kimi uygulamalarıyla ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Hiç kuşkusuz, yıllardır
burada, hem ülkenin temel sorunları hem de milletvekili olduğumuz ilin
sorunlarıyla ilgili değerlendirmelerimiz, çalışmalarımız, çözüm arayışlarımız
oldu. Bunu, kimi zaman yasa düzenlemeleriyle yaptık, kimi zaman verdiğimiz
çeşitli önergelerle kamuoyunu bilgilendirmeyi, Ankaralıları bilgilendirmeyi
amaçladık. Ama çok açık bir şeyi ifade etmeliyim ki son dönemde bu sorunlarla
ilgili vermiş olduğum önergeye aldığım yanıt ne yazık ki beni tam bir hayal kırıklığına
uğrattı. Onu yanıt diye bana yazan Büyükşehir Belediye
Başkanını ya da yetkililerini, aracılık edip işte Büyükşehir Belediyesinin
verdiğiniz sorulara cevabı diye yollayan İçişleri Bakanını da huzurunuzda
kınıyorum ve bu önergeme verilmiş olan düzeysiz, niteliksiz, kaba, ilkel
cevabın sadece bana değil, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve bütün
milletvekillerine yapılmış olduğunu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Sorun nedir değerli
arkadaşlarım? Sorun, Ankara’nın on beş yıla yakın süredir kötü yönetiliyor
olması ve Cumhuriyet Halk Partililerin de bu kötü yönetim karşısında göstermiş
olduğu duyarlılıktır. Bakınız, önergemde çok açık,
berrak, hepinizin yaşadığı bir olayın, tanıklık ettiği bir olayın yanıtını
aramışız: Susuzluk sorunu. Tek bir cümle: “Ankara yazın susuz bırakılmamıştır,
Zekeriya Akıncı acemice polemik yapmasın.” Yani ben polemik
yapmayı çok beceremiyor olabilirim. Biz Sayın Başkanın ne kadar polemiksever
olduğunu biliyoruz, polemik yapmaktan sorunlara çözüm
bulamadığını da biliyoruz ama Allah aşkına bu yaz Ankara’da borular patlamadı
mı değerli milletvekilleri? Günlerce, haftalarca susuz kalan sizler, bizler
değil miydik? Yani tamirat yapıldıktan sonra da boruların patladığına hepimiz
hep birlikte tanık olmadık mı? Hâlâ Türkiye’nin, Ankara’nın gündeminde
Ankara’nın susuzluğu tartışılmıyor mu? Hâlâ dip suyu tartışmaları yok mu? Hâlâ
Gerede Projesi tartışılmıyor mu? Hâlâ Kızılırmak suyunun niteliği tartışılmıyor
mu? Biz rüya mı görüyoruz, hayal mi görüyoruz? Daha kısa bir süre önce Çevre ve
Orman Bakanı çıkıp “Ben bu Kızılırmak suyunu içerim.” demedi mi? “Kızılırmak
suyunu Ankara’ya getireceğiz, karıştıracağız, harmanlayacağız.” diyen Belediye
Başkanı Ankara’nın barajlarında dip suyu kaldığını, harmanlayacak suyun bile
kalmadığını bilmiyor mu? Burada Sayın Çevre ve Orman
Bakanımıza bir şeyi hatırlatmak isterim sevgili arkadaşlarım: Çernobil
patlamasından sonra da bazı bakanlarımız radyasyonlu çayları halkın gözünün
önünde içerek onlara güven telkin etmeye çalıştılar ama sonraki yıllar
içerisinde Karadeniz’in kanserden kırılıp geçtiğini gördük. Veysel Eroğlu’nun
içeceği sular da korkarım ki ileride Ankaralıların kanserden kırılıp geçmesine
neden olmasın. O yüzden, biz Ankaralılar, bilmenizi istiyoruz, bakanların
içtiği çaylara, sulara fazlaca da güvenmiyoruz. Sayın Çevre ve Orman Bakanını
da bu noktada daha dikkatli olmaya davet ediyorum. Ne demişiz? “Metro” demişiz.
Yalan mı arkadaşlar? Burada üç dönem milletvekilliği yapan arkadaşlarımız var.
Siz geldiğiniz günden bugüne kadar, Melih Gökçek Ankara’da Şimdi ”Metroyu merkezi
hükûmet yapsın.” demeye başladı. Belli, beceriksiz, kaynaklar çarçur edilmiş.
Zaten bizim sorunumuz bu, bizim sorunumuz işin başındaki değil. Ankaralıların
ödediği vergiler gerçekten Ankaralılara hizmet olarak dönüyor mu, yoksa çarçur
ediliyor, çalınıp çırpılıyor mu? Biz bunun hesabını görmek istiyoruz, biz bunun
hesabının verilmesini istiyoruz değerli arkadaşlarım. Bakınız, borçlar açıklanıyor.
Türkiye’nin en borçlu belediyesi Ankara Büyükşehir
Belediyesi, en borçlu belediyesi. Kapatmak istediğiniz belediyelerin
toplam borcunun 200 trilyon olduğu söyleniyor. Bu büyük belediyelerin
şölenlerde düzenlediği, attığı havai fişeklerin parasını verseniz o
belediyeleri kurtarırsınız, havai fişek parasını verseniz. Bunları söylemeyecek
miyiz? Ankara’yı batırdın demeyecek miyiz? “Ankaralıya doğal gazı peşin para
alarak sattın ama BOTAŞ’a borcunu ödemediğin için BOTAŞ’ı bile batırdın Sayın
Gökçek.” demeyecek miyiz sevgili arkadaşlarım, demeyelim mi, bunu mu bekliyorsunuz?
Biz bu paraların nereye gittiğini bilmek istiyoruz arkadaşlar. Ankaralıların
harcadığı, emek verdiği, ödediği vergiler nereye gidiyor Ankara’da? (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Akıncı,
konuşmanızı tamamlayınız lütfen. Buyurun. ZEKERİYA AKINCI (Devamla) -
Gazetelerde bir sürü haberler çıkıyor, arkadaşlarımız önergeler veriyor,
önümüzdeki günlerde yoğun tartışılacak ama hepinizin bilmesini istediğimiz bir
şey var: Biz, kimsenin aşkıyla meşkiyle meşgul değiliz. Biz, kimsenin aşkıyla
meşkiyle meşgul değiliz. Biz, sadece Sanayi Bakanından, Sayın Bakanımızdan,
önümüzdeki günlerde bu Büyükşehir Belediye şirketlerinin denetlenmesini talep
ediyoruz. Eğer siz BELPA’da olup bitenlere sessiz kalırsanız, BELBETON’da,
BELYA’da, başka şirketlerde olup bitenlere sessiz kalırsanız, Ankaralıların
hakkını ve hukukunu koruyamazsınız Sayın Bakan. İşsizliğin diz boyu olduğu bu
ülkede, bu memlekette, üstelik Ankara’da Türkiye ortalamasının yüzde 50 fazlası
olduğu hâlde, Sanayi Odasının yemeğinde sizin gözünüze baka baka “Sanayi
sitelerine tek bir çivi çakmam.” diyen Belediye Başkanının genel müdürlerinin
ne halt ettiğini araştırmayacaksınız, niye Bakanlık
yapıyorsunuz o zaman Sayın Bakan? Üstelik siz Ankaralısınız. Ankara’da olup
bitenleri en iyi siz biliyorsunuz. Bunların üstüne gitmeyecek misiniz?
Sormayacak mısınız o fakir fukaranın hakkını, garip gurebanın hakkını? Bunu
bekliyoruz, bunu rica ediyoruz. Eskişehir Yoluyla ilgili
Danıştayın inceleme kararı var, uygulanmıyor… (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Akıncı,
teşekkür ederim. ZEKERİYA AKINCI (Devamla) –
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Sağ olun. Gündem dışı üçüncü söz,
Samsun ilinin sorunları hakkında söz isteyen Samsun Milletvekili Fatih Öztürk’e
aittir. Sayın Öztürk, buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar) 3.- Samsun Milletvekili Fatih Öztürk’ün, Samsun’un sorunlarına ilişkin
gündem dışı konuşması FATİH ÖZTÜRK (Samsun) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, sizlere, kurtuluş meşalesinin
yakıldığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı 19 Mayıs şehri
Samsun’dan bahsetmek istiyorum. Bu vesileyle de yüce Meclisi saygı ve
sevgilerimle selamlıyorum. Değerli milletvekilleri,
Karadeniz Bölgesi’nin en büyük metropol kenti ve
bölgenin ticaret merkezi konumunda olan Samsun, limanı, iskeleleri, kargo
üniteleri, uluslararası havaalanının yanı sıra, Anadolu’nun Karadeniz ve kuzey
ülkelerine açılan kapısı noktasındadır; kültürel yapısı, sosyoekonomik
potansiyeliyle de bölgenin merkezi pozisyonundadır. Şehrimiz, kendi ekip ve
kaynakları ve de tüm kurumlarının katılım ve katkılarıyla gelişme stratejisini,
planını yapmış ülkemizin tek ilidir. Değerli arkadaşlar, son
yıllarda hızla büyüyen ve gelişim sürecine giren şehrimiz, gayrisafi millî hasıladan aldığı 1,41’lik rakamı yükseltmek adına büyük çaba
göstermektedir. Kişi başına millî gelir birkaç yıl öncesine kadar 1.500 dolar
civarındayken bugün 4 bin, 4.500 dolar civarına gelmiştir. Ticaret hacmi gün
geçtikçe artmakta ve bu nedenle de yeni yatırımcıların gözdesi konumundadır. Türkiye’nin en önemli iki
ovası şehrimizde bulunmaktadır. Bafra ve Çarşamba ovaları bizim göz nurumuzdur.
Bu iki delta ovasının sulama projelerini tamamladığımızda sulanabilir alanımız
yüzde 50’ye çıkacak, endüstriyel tarım ürünleri imalatı ve tarıma dayalı
sanayinin kurulması istenen düzeye gelecektir. Türkiye’nin tek özel kargo
üniteleri şehrimizde kurulmuş olup inşaatı da bitmiştir. Bu da tarım alanında
önemli konuma gelen Samsun çiftçisinin ürettiği tarım ürünlerinin yurt dışı
pazarında söz sahibi olacağı anlamına gelmektedir. 25 bin öğrenci sayısı, 12
fakülte, 15 yüksekokul ve 2 bin civarında akademisyeniyle Türkiye’nin en önemli
üniversitelerinden olan Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Karadeniz’in en büyüğüdür
ve bölgenin de ekonomik lokomotifidir. İkinci üniversite hazırlığı da hızla
devam etmektedir. Kurulacak olan yeni üniversite özel olup bölgenin de tek özel
üniversitesi olacaktır, Karadeniz’in tek nüfusu düşmeyen ve hızla büyüyen
şehrimizin hem ekonomisine hem de kültürüne önemli bir katkı sağlayacaktır.
Buna paralel olarak sağlık yatırımlarımız da hızla büyümektedir. Kamunun
bölgesel hastanelerinin yanı sıra özel hastaneler de hızla açılmakta, yeni
planlamaya çalıştığımız sağlık kompleksi de yine Karadeniz’de
ilk olacaktır. Şehrimizin acil ihtiyacı durumunda olan -uluslararası
ihtisaslaşmış olan- fuar alanı ve kongre merkezi ihtiyacı da hızla
büyümektedir. Bu konuyla alakalı da proje çalışmaları devam etmektedir,
önümüzdeki günlerde de projeyle alakalı yeni hareketlilik meydana gelecektir. Ticari yapımızın yanı sıra
organize sanayimize de önem verilmiş, hâlen faal olan merkezdeki organizenin
yanı sıra Bafra ve Kavak organizelerinin altyapıları tamamlanmıştır. Bu konuda
her türlü altyapı çalışmalarına destek olunmakta, sanayicilerimize ve
girişimcilerimize kapımız sonuna kadar açıktır. Yatırım yapacak tüm
yatırımcılarımızın işlemleri Samsun Valiliği Yatırım Koordinasyon Merkezince
yürütülmektedir. Kamu bürokrasisinin olmadığı bir yerde yatırım düşünüyorsanız
Samsun sizin için tek ve en önemli adrestir. Ülkemizin ve Hükûmetimizin en
önemli çalışma alanlarından olan gemi inşa sanayisi de şehrimizde hızla
gelişmektedir. Merkez ve Terme ilçemizde olmak üzere inşaatı devam eden iki
tersanenin çalışmaları devam ederken merkezin mendirek inşaatı başlamak üzere
olup, dört ayrı müteşebbise bedelsiz arsa tahsisi yapılmıştır. Terme’de de
kısmi üretim başlamıştır. Her iki bölge de genişleyerek devam edecek olup,
istihdam sorunumuzun kalmayacağı günler çok yakındır. Değerli arkadaşlar,
ticaretimizin yanı sıra turizmimize de önem verilmektedir. Bu sektörde önemli
cazibe merkezlerine sahip durumdayız. Ladik-Akdağ ve
Vezirköprü-Kunduz yaylaları yayla turizmi, Ladik ve Havza kaplıcaları termal
turizm ve de endemik kuş türleriyle de Bafra kuş cenneti, Yakakent Çamgölü,
Kızılırmak ve Yeşilırmak Deltası doğal turizmin merkezi durumundadır. Kayak
turizmi için de önemli adımlar atılmış, Ladik-Akdağ
yol projesi tamamlanmış, yeni beş yıldızlı otel çalışmamız da hızla devam
etmektedir. Değerli milletvekilleri,
şehir olarak stratejimiz, Samsun ilinde gelişmeyi destekleyen bir ortam
oluşturmak ve de yüksek katma değer üreten istihdam alanını desteklemektir. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Öztürk,
konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. FATİH ÖZTÜRK (Devamla) –
Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Vizyonumuz, “Türkiye'nin
Karadeniz kıyısındaki ülkelerle, Avrupa Birliği ve Türk cumhuriyetleriyle olan
ilişkilerinde önemli bir rol oynayan, üreten, ticaret ve hizmet merkezi”
şeklindedir. Bu vesileyle, Samsun’a
yatırım yapacak olan, Samsun’u değer bilip Samsun’a gelecek olan bütün
yatırımcılarımızı Samsun’a bekliyor ve de siz değerli Genel Kurula saygılarımı
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim
Sayın Öztürk. Sayın milletvekilleri,
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır. İç Tüzük’ün 37’nci maddesine
göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme
alacağım ve oylarınıza sunacağım. Buyurun: V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) Önergeler 1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Yüksek
Öğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/24) İç
Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi
(4/32) Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 2/24 Esas
Numaralı Kanun Teklifim 45 gün içinde Komisyonda görüşülmediğinden İç Tüzüğün
37. Maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması konusunda gereğinin yapılmasını
saygılarımla arz ederim. 08.01.2008 Ensar
Öğüt Ardahan BAŞKAN –
Önerge sahibi olarak Sayın Ensar Öğüt, buyurun efendim. (CHP sıralarından
alkışlar) ENSAR
ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Ardahan iline “Ardahan”
isimli üniversite kurulmasıyla ilgili vermiş olduğum kanun teklifi üzerine söz
almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım. Değerli
arkadaşlar, Ardahan, Gürcistan ve Ermenistan’a sınır, kuzeydoğuda, ağır iklim
şartlarında yaşam mücadelesi veren bir ilimiz. Bu ilimizde görev yapan çeşitli
arkadaşlarımız var, görenler vardır. 1.800 rakımlı bölgede en şiddetli kış
ayları sekiz ay sürer. Bölgemiz
korkunç derecede göç verdi. Bölge boşaldı, şu anda Ardahan’ın nüfusu 112 bine
indi. Göç zorladı, Ardahan boşaldı, Ardahan’ın köylüsü perişan, Ardahan’ın
ilinde ve ilçelerinde yaşayan esnaf çok perişan. Esnaf çekini ödeyemiyor,
senedini ödeyemiyor, vergisini ödeyemiyor, siftah yapmadan dükkânını kapatıp
açıyor. Siz de biliyorsunuz, televizyonda izlediniz, son yılların en ağır kış
şartlarını Ardahan yaşadı. Şimdi,
böyle bir bölgenin kalkınması, o bölgeye yatırım yapılması sanayiciler
tarafından yapılmıyor. Bölgeye yatırım da gitmiyor. Ama bölgeye yatırım ve
kalkınmayla ilgili gitmeyen devlet, vatandaşını da göçe zorluyor. Böyle bir
konumda kırk üç yıl Rus işgali altında kalan Ardahan halkı vatanına, devletine,
milletine bağlı bir toplum. Esnaf perişan, köylü esnaftan da perişan. Köylünün
tek geçim kaynağı hayvancılık. Hayvanı para etmiyor insanlarımızın, malı, mülkü
para etmiyor. Köyden şehre gelerek hastanede tedavi olamıyorlar, yol kapalı.
Çocuğunu okutamıyor. Perişan bir durumda. Bölge âdeta
kaderine terk edilmiş durumda. Yatırım da gitmediğine göre, bu tip bölgelerin
kalkınabilmesi için, gelişebilmesi için hiç olmazsa sınır kapıları çalışsın
diyoruz, sınır kapıları da çalışmıyor; Posof Sınır Kapısı çalışmıyor, Çıldır da
kapalı. Sanki, devlet, bölgeyi boşaltmak için bir
politika izliyor. Böyle bir devlet olabilir mi, böyle bir hükûmet olabilir mi?
Nüfus 112 bine düşmüş, insanlar perişan bir durumda. Şimdi ben
sizden rica ediyorum sayın milletvekilleri: Ardahan için tarihî bir kader
günüdür. Ardahan’a üniversite kurulursa Ardahan’ın kaderi değişecektir,
sizlerin sayesinde. Parti gözetmeden, herkese saygı duyuyorum. Bakın,
1990 yılında, Kars için “50 Milyara Satılık Şehir” diye Milliyet gazetesi bir
başlık atmıştı. O zaman Kars’a hepimiz sahip çıktık. Kars’a Kafkas Üniversitesi
kuruldu, Kars’ta göç durdu, bölgenin nüfusu, hakikaten belli bir oranda
potansiyel oldu, çünkü Kars’ta nereden baksanız 15 bin tane talebe var. Şimdi,
Ardahan’da ve Ardahan gibi gelişmemiş bölgelerde de üniversiteler olursa insan
potansiyeli gider. İnsan potansiyeli giderse esnaf iş yapacak, köylü iş
yapacak, o bölge kalkınacak, gelişecek. Sanayici gitmiyor, ticaretçi gitmiyor,
sınır ticareti açılmıyor. Böyle bir ortamda ben sizden istirham ediyorum sayın
milletvekilleri, AK Parti Grubundan da rica ediyorum, MHP Grubundan da, CHP
zaten tamam, DTP Grubundan da rica ediyorum: Bu kanun teklifimize “evet” deyin,
Ardahan’a üniversite kurulmasını çok görmeyin. Bunu, lütfen, sizden istirham
ediyorum. Millî
Eğitim Bakanımız açıklama yaptı “Dokuz ile daha üniversite kurulacak.” diye.
Ben teşekkür ederim Millî Eğitim Bakanımıza. Gelsin şimdi, burada grubu “evet”
desin, Ardahan’a üniversite kurulsun. Ardahan’a üniversite kurulması, değil
Ardahan’ın, Doğu Anadolu’nun kalkınması demektir değerli arkadaşlar. Böyle bir
konumda Millî Eğitim Bakanını şimdi samimi olmaya davet ediyorum. Şu anda,
Çıldır’da, Çıldır Lisesinde matematik öğretmeni yok, fizik öğretmeni yok, kimya
öğretmeni yok, biyoloji öğretmeni yok, felsefe öğretmeni yok. 431 tane öğrenci
var, öğretmen yok. Van’da, Sayın Bakanın bölgesinde -dün Van İlçe Başkanımız
aradı- Erciş’te yine 1.500 kişilik Atatürk Lisesinde öğretmen yok, matematik
öğretmeni yok. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Sayın Öğüt, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. ENSAR
ÖĞÜT (Devamla) – Değerli arkadaşlar, burada parti gözetmeden herkesten istirham
ediyorum, rica ediyorum. Doğu Anadolu’nun, Güneydoğu’nun kalkınmasını
istiyorsak oraya biraz ilgi gösterelim. Oraya mutlak surette yatırım gitmesi
lazım. Yatırım gitmiyorsa, sanayi gitmiyorsa eğitimi götürelim, üniversiteyi
kuralım, fakülte kuralım, o bölgeleri kalkındıralım. Doğu ve Güneydoğu
kalkınmazsa Türkiye kalkınmaz, ben bunu iddia ediyorum. Doğu ve Güneydoğu’ya
hizmet etmek en büyük ibadettir diyor, hepinize saygılar sunuyorum. Kanun
teklifimin kabulünü rica ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Öğüt. ADALET
BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Yerimden bir açıklama yapabilir miyim? BAŞKAN -
Sayın Bakanım, bu konuda bir milletvekili arkadaşımızın söz talebi var, ona da
söz vereyim, sonrasında… ADALET
BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Peki, ondan sonra efendim. BAŞKAN -
İstanbul Milletvekilimiz Sayın Esfender Korkmaz’ın önerge üzerinde söz talebi
vardır. Buyurun
Sayın Korkmaz. (CHP sıralarından alkışlar) ESFENDER
KORKMAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Değerli
milletvekilleri, ben bu kanun teklifiyle ilgili iki başlık altında konuşmak
istiyorum. Birisi üniversitelerin bölgelere getirdiği fayda ve sosyal yararlar,
ikincisi de Ardahan’a neden böyle bir üniversite kurmak gereği var; bu iki
başlık altında konuşmak istiyorum. Değerli
arkadaşlar, üniversitenin bölge kalkınmasına önemli etkileri var. Bir defa,
üniversitenin kurulduğu illerde ekonomi canlanıyor, konut talebi artıyor, gıda
talebi artıyor, ulaşım, haberleşme, konaklama hizmetleri artıyor ve turizm
potansiyeli değerlendirilmiş oluyor. İkincisi, ilin üretim ve hizmet
altyapısına katkı yapıyor. Özellikle üniversite-sanayi iş birliği o bölgede, o
ilde sanayinin ve hizmet sektörünün gelişmesine etkili oluyor. Üçüncüsü,
ekonomide verimlilik artıyor, o bölgede vasıflı, kaliteli iş gücü oluşuyor,
eğitilmiş insan gücü oluşuyor ve dolayısıyla, üretimde ve hizmet sektöründe
verimlilik artışı sağlanmış oluyor. Ayrıca, eğitim toplumda kastlaşmayı
önlüyor, sosyal mobilite sağlıyor, sosyal hareketlilik sağlıyor. Dolayısıyla,
eğitilmiş insan hem gelir açısından hem statü açısından farklı noktalara
geliyor ve dolayısıyla, toplumda hareketlilik sağlanıyor, sosyal sınıflar
arasında hareketlilik sağlanıyor ve sosyal kastlaşma önleniyor. Değerli
arkadaşlar, Ardahan’a böyle bir üniversitenin yapılmasına çok ihtiyaç var.
Bakın, bir örnek vereyim: Çıldır, Ardahan’ın bir ilçesi ve önemli tarihî
imkânları olan, kültürel açıdan araştırılması gereken bir bölge. O bölgede bu
tarihî kazıların yapılması lazım ama bu bizzat benim teşebbüs ettiğim ve
neticede Erzurum Üniversitesinin yaptığı bir altyapı çalışması olabildi, bir
kazı çalışması olabildi. Oysaki, Ardahan’da bir
üniversite kurulmuş olsaydı, o bölgenin tarihî imkânları, kazıları daha kolayca
ve daha yakından takip edilmiş, yapılmış olurdu. Şimdi,
değerli arkadaşlar, Ardahan 1992’de il oldu ama bugün aradan on beş yıl geçmiş
Ardahan’ın henüz vilayet binası yok, Ardahan’ın henüz emniyet binası yok. Var
ama bunlar geçici olarak kalıyorlar. Şimdi, düşünebiliyor musunuz, 92’de il
olmuş bir ilin bugün yeni emniyet binası tamamlanmamış ve yeni vilayet binası
tamamlanmamış. Arkadaşlar, burada, Ardahan’a kaynak ayrılmamış bugüne kadar.
Geçmiş hükûmetler ayırmadı ama bugünkü Hükûmet hiçbir şekilde ayırmıyor.
Ardahan ve ilçelerinde ancak biz sağdan soldan arkadaşlarımızı, dernekleri
toparlayarak birtakım okullar, yatırımlar yaptırıyoruz. Bazı arkadaşlar
Ardahan’ın içine yurt yapıyor, yatırım yapıyor. Bunlara teşekkür ediyoruz ama
devletin kaynak ayırması gerekiyor. Madem Ardahan il oldu, Ardahan’a kaynak
ayırması gerekiyor; kaldı ki, il olmasa da aynı kaynağı ayırması gerekiyor ama
kaynaklar bütün dünyada, bütün ekonomilerde kıttır. Ama önemli olan Hükûmetin
öncelikleridir, Hükûmetin Ardahan’a öncelik vererek bu kaynakları ayırması gerekiyor.
Şimdi,
değerli arkadaşlar, bu kaynaklar Türkiye’de maalesef ihtiyaca göre ayrılmıyor. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Sayın Korkmaz, buyurun, konuşmanızı tamamlayınız. ESFENDER
KORKMAZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum. Neye göre
ayrılıyor? Kıt kaynaklar oy hesabına göre ayrılıyor değerli arkadaşlar. Yani oy
hesabına göre kaynak ayrılırsa bir ekonomide o kaynak rasyonel kullanılamaz.
Bugün, önünüzdeki, büyükşehir belediyesi sınırları içinde ilçe kurulması
tasarısı da aynı oy hesabıyla gelen bir tasarıdır. Ardahan’a kaynak ayrılmaması
da oy hesabıyladır, çünkü Ardahan’da nüfus yeterli değil. Dolayısıyla, kaynak
ayırmakta da oy hesabı itibarıyla çok fayda görmüyor bu Hükûmet. Dolayısıyla,
bu tavrın değiştirilmesi lazım, Ardahan’a kaynak ayrılması lazım, bunun için de
önce üniversite kurulması lazım. Teşekkür
ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Korkmaz. Sayın
Bakanım, çok kısa bir açıklama mı yapacaksınız, yoksa… Söz hakkınız var, kürsüden
de konuşabilirsiniz beş dakika. ADALET
BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Kürsüden de konuşabilirim. BAŞKAN -
Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) ADALET
BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili
arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum. İç
Tüzük’ümüzün 37’nci maddesi gereğince doğrudan gündeme alınma tezkeresini
görüşüyoruz. Ardahan Milletvekili arkadaşımız Sayın Öğüt Ardahan ilimize bir
üniversite kurulmasıyla ilgili bir teklifin ilgili komisyonda süresi içerisinde
görüşülemediği için doğrudan gündeme alınması talebiyle huzurumuza geldiler. Şunu
hemen ifade edeyim ki hükûmetlerimiz döneminde çok büyük bir çoğunluğu devlet
üniversitesi olmak üzere vakıf üniversiteleriyle birlikte kırk civarında yeni
üniversite kurulmuştur. Bu, AK Parti İktidarlarının eğitime ve özellikle
yüksekokul eğitimine vermiş olduğu önemi gösterir. Şu anda ülkemizde
üniversitesi olmayan dokuz tane ilimiz kalmıştır. 60’ıncı Cumhuriyet Hükûmeti
olarak kararlıyız, dönemimizde üniversitesi olmayan, Türkiye’de, il
kalmayacaktır. (AK Parti sıralarından alkışlar) Geriye kalan dokuz
üniversitenin kuruluşuyla ilgili, başta Millî Eğitim Bakanlığımız olmak üzere,
Hükûmetimiz gerekli çalışmaları yapmaktadır ve huzurunuza bu dokuz ilimizde
üniversite kuruluşuyla ilgili tasarı gelecektir. (AK Parti sıralarından
alkışlar) Ardahan’a
üniversite kuruluşuyla ilgili Ardahan Milletvekili arkadaşımız Sayın Saffet
Kaya da bir kanun teklifi vermişlerdi ancak kendisi Hükûmetimizin bu konudaki
kararlılığını bildiği için bu teklifin doğrudan gündeme alınması teşebbüsünde
bulunmadı. Tabii, Sayın Öğüt de haklıdır bir il milletvekili olarak böyle bir
öneriyi vermekte ve doğrudan gündeme alınması talebinde bulunmakta, kendi
takdiridir. Önümüze geldi. Şimdi,
bir üniversitenin kurulabilmesi için fakülte sayıları önemlidir, yüksekokul
sayıları önemlidir, bu üniversiteye ihtiyaç duyulacak, bu üniversitede ihtiyaç
olarak karşımıza çıkacak kadro sayıları önemlidir. Bununla ilgili Yükseköğretim
Kurumunun, Maliye Bakanlığının, Devlet Personel Başkanlığının ve tabii ki Millî
Eğitim Bakanlığının bu kurulacak, kurulması düşünülen üniversitelerle ilgili
bir çalışma yapması gerekiyor. Tabii ki, bu teklif, bütün bu çalışmalar
yapılmadan ve ilgili komisyonda da görüşülmeden, İç Tüzük’ün 37’nci maddesi
gereğince gündeme gelmiştir. Şu hâliyle gündeme alınarak yasalaşmasında biz
Hükûmet olarak isabet görmüyoruz. Birçok eksiklerle maluldür. O
bakımdan, demin ifade ettiğim gibi, dokuz üniversite kuruluşuyla ilgili,
önümüzdeki dönemde, yani 60’ıncı İktidar döneminde, mutlaka bir teklif
huzurunuza gelecek ve Ardahan da bu arada inşallah bir üniversiteye
kavuşacaktır. Bunu
huzurunuzda belirtmeyi gerekli gördüm. Arkadaşıma cevap vermek için değil,
Hükûmet adına bu konudaki kararlılığımızı vurgulamak için çıkmıştım. Hepinize
saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Evet, İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre, Ardahan Milletvekili Sayın Saffet
Kaya’nın yerinden çok kısa bir söz talebi vardır. Onu yerine getireceğim. Sayın
Kaya, buyurun. SAFFET
KAYA (Ardahan) – Evet, Değerli Başkanım, delaletinizle, arz edeyim: Ardahan
iliyle ilgili, Sayın Bakanımın da yüksek huzurunuzda ifade ettiği gibi, bir
kanun teklifimiz var. Sayın Başbakanımızın seksen bir ilde üniversite kurulması
konusunda zaten AK Parti Hükûmetleri noktasında çok ciddi bir duruşu var. Dokuz
ilimiz üniversiteye kavuşmamıştı. Dokuz ilin de kavuşması anlamında Millî
Eğitim Bakanımız ve Sayın Başbakanımızın, bizatihi Sayın Bakanımızın Ardahan’a
gelerek Ardahan’da üniversitenin müjdesini verdiğini herkes çok çok iyi bilir. Ben de
geçmişte muhalefet sıralarında oturduğumda bu konuyla ilgili kanun teklifi
vermiştim. Biliyordum ki iktidar olmadan Ardahan’ın üniversiteye kavuşması
mümkün değildi. Elbette ki muhalefet olarak arkadaşlarımızın bu konudaki
gayretleri doğrudur. Ancak şurası çok çok kesin bir gerçektir ki, seksen bir
ilin de insana yatırım, eğitime yatırım bağlamında üniversiteye kavuşması ilk
defa cumhuriyet hükûmetleri döneminde 60’ıncı Hükûmet, Adalet ve Kalkınma
Partisine nasip olacaktır. Bu da bir gerçektir. (AK Parti sıralarından
alkışlar) Onun
dışında, özellikle ben Saffet Kaya olarak kendi ilimde 400 öğrencilik bir yurt
ve yine kendi imkânlarımla bir yüksekokul yapmış, oradaki eğitime ve insana
yatırım anlamında naçizane katkımı sunmuştum bölgeme. Onun
dışında, üniversitenin mutlaka ve mutlaka Ardahan’ın gündemine kampus şehir olarak gelmesi, hiç şüphesiz ki bölgede
istihdamın, kültürün, sosyal dokunun, ekonomik dokunun yeniden yapılanması
anlamına gelecektir. İktidar olarak destekliyoruz. İktidarın onayıyla gelecek
olan bu teklif, inşallah yasamadan geçtikten sonra Ardahan’ımızın tarihine bir
üniversite olarak geçmiş olacaktır. Ben
özellikle Sayın Başbakanımıza, Hükûmetimize ve AK Parti Grubuna bu anlamda
teşekkürlerimi borç biliyorum. Ardahan’a Sayın Başbakanımızın fakülteyi bir
şekilde sunması ve Ardahan’ımızın fakülteye sahip olması da Sayın
Başbakanımızın gerçekten himmetleriyle olmuştur. Ben çok
teşekkür ediyorum. İnşallah üniversite de bu sene yasamadan geçecektir. Çok
teşekkür ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Kaya. ENSAR
ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Bakanım, bir üniversiteyi bir ile kurmak için sekiz on
yıl gerekiyor, parası alınacak, binaları yapılacak… Yani ne zaman yapacaksınız?
(AK Parti sıralarından gürültüler) ADALET
BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz kurduk, kırk tane kurduk. BAŞKAN –
Sayın milletvekilleri, Sayın Ensar Öğüt’ün İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre
verilmiş bu önergesini şimdi oylarınıza sunacağım. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Sayın
milletvekilleri, kâtip üyelerimiz arasında sayım konusunda ihtilaf çıkmıştır.
Şimdi, elektronik oylama neticesinde durumu tespit edeceğim. Oylama
için üç dakikalık süre veriyorum. Oylamayı
başlatıyorum. (Elektronik
cihazla oylama yapıldı) BAŞKAN –
Sayın milletvekilleri, önerge kabul edilmemiştir. Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün
19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup oylarınıza
sunacağım. Talep hâlinde ikişer üyeye lehte ve aleyhte söz vereceğim. Buyurun. VI.- ÖNERİLER A) Siyasi Parti Grubu
Önerileri 1.- (10/53) esas numaralı Meclis araştırması
önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 4/3/2008
tarihli 72’nci Birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Danışma
Kurulunun 4 Mart 2008 salı günü yaptığı toplantıda oy birliği temin
edilememiştir. MHP TBMM Grubu olarak “Genel Görüşme ve Meclis
Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmının 31 inci sırasında yer alan
10/53 esas nolu “Belediyelerin altyapı, katı atık ve atık su yönetimindeki
sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi”ne ilişkin
Meclis Araştırması önergesinin görüşmelerinin Genel Kurulun 04 Mart 2008
tarihli 72 nci birleşiminde yapılmasını Genel Kurulun tasviplerine arz ederiz. Oktay
Vural İzmir MHP
Grup Başkan Vekili BAŞKAN –
Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde, Tekirdağ Milletvekili Sayın
Kemalettin Nalcı ve Ankara Milletvekili Sayın Hakkı Suha Okay; aleyhinde,
Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın’ın söz talepleri vardır. Buyurun
Sayın Nalcı. KEMALETTİN
NALCI (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket
Partisinin, belediyelerin çevre ve altyapı problemleriyle ilgili verilmiş olan
Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesine dair verdiği öneri lehinde söz
almış bulunmaktayım. Sayın
milletvekilleri, ülkemizde 3.225 belediye bulunmaktadır; bunların 16 tanesi
büyükşehir belediyesi, 65’i il belediyesi, 850’si ilçe belediyesi ve 2.011’i de
belde belediyesidir. Bu belediyelerin yaklaşık olarak yüzde 67’sinin içme suyu,
yüzde 81’inin kanalizasyonu, yüzde 92’sinin arıtması ve yüzde 93’ünün de katı
atık bertaraf tesisleri bulunmamaktadır. Sayın
milletvekilleri, Çevre ve Orman Bakanlığının 2872 no.lu Çevre Kanunu’nun
işlemeyen hükümlerinin geçici 4’üncü maddesinde “Atık su arıtma ve evsel
nitelikli katı atık bertaraf tesisini kurmamış belediyeler ile,
halihazırda faaliyette olup, atık su arıtma tesisini kurmamış organize sanayi
bölgeleri, diğer sanayi kuruluşları ile yerleşim birimleri, bu tesislerin
kurulmasına ilişkin iş termin planlarını bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren bir yıl içinde Bakanlığa sunmak ve aşağıda belirtilen sürelerde
işletmeye almak zorundadır.”denmiştir. Sayın
milletvekilleri, bu belirttiğimiz konular 2006 yılında belediyelere bildirilmiş
bulunmaktadır. Bu gönderilen tebliğde belediyelere, 100 binin üzerinde bulunan
nüfuslarda üç yıl, 100 binle 50 bin nüfus arasında beş yıl, 50 binle 10 bin
nüfus aralığında olan belediyelere yedi yıl, 10 binle 2 bin aralığında bulunan
belediyelere de on yıl süreç verilmiştir. Şimdi
sayın milletvekilleri, burada da belediyeleri kapatmaya çalışıyoruz. Ben
buradan şunu belirtmek istiyorum: Bu süreç dâhilinde hiçbir belediye… Belediye
Kanunu çıkmış fakat gelirler kanunu çıkmamıştır. Bunu yapacak en yakın kuruluş
yani parayı temin edebileceği kuruluş İller Bankası olmasına rağmen -biz daha
önce de burada, bütçede de belirttiğimiz gibi- İller Bankasının bu yıl, 2008
yılında bu iş için hazırlamış olduğu para sadece 40 milyon YTL’dir. 2007
yılında bu para 120 milyon YTL idi, 2006 yılında ise 180 milyon YTL idi. Ben
şimdi buradan sizlerin takdirine bırakıyorum. 40 milyon YTL’yle bu hizmetlerin
yapılmasının imkânı var mı? Bana göre yok. Bunun için kabataslak bir tahminle
6-7 milyar YTL para gerekmektedir. Sayın
milletvekilleri, şimdi bunlarla birlikte bizim bundan sonraki konuşacağımız
belediyelerin kapatılması konusuna da değinmek istiyorum. Mevcut belediyeler bu
imkânlarla, altyapı imkânlarını, mevcut arıtmalarını, kanalizasyonlarını, katı
atık bertaraf tesislerini zaten yapamamış bulunmaktadırlar. Şimdi, bunlar ya
yan belediyelere devredilecek veya özel idarelere verilecektir. Ben,
burada şunu belirtmek istiyorum. Aynı zamanda, küresel ısınma ve bunun etkileri
konusundaki su komisyonunda, gezerken her tarafta görmüş olduğumuz konu şu:
Şimdi, köylerde BELDES tarafından yapılan kanalizasyonlar var, inanın ki bunlar
yapılmasa daha iyi. Yapılıp bir yerde toplanıyor, bir yerde toplandığı zaman,
bu ya bir dereye veya bir nehre, denize verilmektedir. Bugün yapılacak olan
uygulamalar dâhilinde, ben size şunu kesinlikle söyleyebilirim: Bu
belediyelerin hiçbirisinin altyapı ihtiyaçları karşılanamayacak. 863 tane
belediyenin kapatılması söz konusu ki, bize bununla ilgili, çok yerlerde
kapatılmaması için ve gerekçeleriyle ilgili yazılar gelmektedir. Sayın
milletvekilleri, şimdi, ben size bazı rakamlar vermek istiyorum: Türkiye’de
3.225 belediyemiz var. Fransa’da 36 bin belediye var ki -nüfusumuz hemen hemen
aynı- 1.700 kişiye bir belediye düşüyor. İspanya ve İtalya’da 8 binin üzerinde
belediye var. Şimdi, demokrasinin ve gelişmişliğin simgesi belediyelerimizi
kapatmaya çalışıyoruz ve bugüne kadar, 2008 yılının başlarına kadar da, biz
yüzde 90 mertebesinde bu belediyelerimizin altyapı problemlerini çözemedik.
Bunları çözmek için de ayrılan kaynaklar yetersizdir. Ben buradan, yüce
Mecliste bu konuyla ilgili bir araştırma önergesi verilmesini talep ediyorum.
Nedeni şu: Bugün, bu kanun teklifinde, yani 2006’da verilen, belediyelere
gönderilen, yaptırımlarda para cezaları çok komik. Bugün organize sanayilerin,
bulunduğum bölgeden söyleyeyim, Çerkezköy, Çorlu, Muratlı bölgesinde hiçbir
sanayi bölgesinin daha bugüne kadar hiçbir arıtma tesisinin ne çalışmalarına
başlanmıştır ne de yapımına başlanmıştır. Sayın
milletvekilleri, burada dikkat etmemiz gereken husus şu: Bütçeler açıklandığı
zaman ne Çevre Orman Bakanlığı ne de İller Bankası bu belediyelerin altyapılarıyla
ilgili bir fon, bir bütçe belirtmemiştir. Peki, bu süreçler dolduğu zaman yani
100 bini geçen belediyeler tamam doğru, fakat diğer belediyelerin bu altyapı,
katı atık arıtma tesisleri, kanalizasyon şebekeleri nasıl yapılacak? Kendi
imkânları dâhilinde yapmasının imkânı yok. Bugün Tekirdağ’da… Ki, iki belediye
de Tekirdağ’a bağlanıyor. Bunlardan teki Kumbağ -ki, Kumbağ yazın nüfusu 25
bine, 30 bine çıkan bir beldemiz- ve bunu kapatıyoruz, getirip Tekirdağ’a
bağlıyoruz. Tekirdağ’ın merkezinin şu anda arıtma tesisi ve kanalizasyon
tesisatları yok. Biz ekstra, o belediyeleri, kendi işlevlerini yerine
getiremeyecek diye başka bir belediyeye katmaya çalışıyoruz. Saygıdeğer
milletvekilleri, ben bu konuyla ilgili daha fazla bütçe… Çünkü çevre, su, su kaynakları…
Hepimizin bildiği gibi, küresel ısınma ve mevcut su kaynaklarımızın korunması
için çevreye fazlasıyla duyarlı olmamız gerekiyor. Bununla ilgili yapılacak
olan çalışmaların hem partimize hem de yüce Meclise bildirilmesini talep
ediyoruz. Ben sözlerime
kapanacak belediyelerle ilgili birkaç kelime eklemek istiyorum. Bugün sabah
geldiğimiz zaman mevcut belediyelerden bize bir ton faks geldi. Sayın
milletvekilleri, biz belediyeleri kapatıyoruz. Peki, bu belediyeleri
kapattığımız zaman… Ki, birbirine yakın olan belediyelerin kapanmasına bir şey
diyeceğimiz yok, arada Değerli
milletvekilleri, sekiz yüz altmış üç tane belde belediyesini kapatacağız. Peki,
bu belediyeleri kapattığımız zaman buradaki mevcut bulunan çalışanları,
valilikler kanalıyla ya oradaki resmî kurumlara dağıtacağız veya çevre
belediyelere vereceğiz. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Sayın Nalcı, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. KEMALETTİN
NALCI (Devamla) – Ekipmanlarını, burada çalışan işçileri de dağıtmak zorunda
kalacağız. Sadece, bir belediye başkanı ve bununla birlikte meclis üyelerinin
dışında, belediyelerin ek yükü -ki sadece bir belediye başkanı maaşının
dışındaki yükler- aynı şekilde kalacak. Değerli
milletvekilleri, buradan, ben şunu kesinlikle söylemek istiyorum: İl
meclisleri, il genel meclisleri, bağlanan beldelerin veya köylerin altyapı
ihtiyaçlarını yerine getiremeyecektir ki bugüne kadar getirememiş olmaları da
bunun en büyük göstergesidir. Bunun için hem altyapı konularında yapılacak
çalışmalarda hem de belediyelerin kapatılması konusunda daha duyarlı
davranarak, önümüze gelecek yasalarda bunlara dikkat ederek ret oyu vermeniz
dileğiyle teşekkür ediyorum; herkese iyi günler. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Nalcı. Grup
önerisinin aleyhinde, Gümüşhane Milletvekili Sayın Kemalettin Aydın. Sayın
Aydın, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Meclisimizin gündeminde olan grup önerisinin ana konularına baktığımız zaman,
il, ilçe, belde ve hatta köylerin çağdaş, gelişmiş Batı toplumlarında olması
gerekli olan atık su, kanalizasyon, içme suyu gibi bütün konularına
canıgönülden katılmak ve Meclis olarak elde edilecek kanun hükmünde
kararnameler, kanunlar, yönetmelikler, yönergelerle bunların yerine getirilmesi
ana unsurdur. Hükûmetimiz de 2002’den itibaren başlatmış
olduğu çalışmalarda önemli bir yol almaktadır, KÖYDES, arkasından BELDES, daha
sonra gelecek enerji yatırımlarıyla ülkemizin her metrekaresindeki bu
hizmetlerin yerine getirilmesi adına elinden gelen bütün çalışmayı yapmaktadır.
Bu
çalışmaların Meclis gündeminde araştırma komisyonu olarak ele alınmasına
gelecek olursak: Şu anda Meclisin beş araştırma komisyonu vardır ve bu beş
araştırma komisyonunda 16’dan olmak üzere 80 civarında milletvekili arkadaşımız
çalışmaktadır. Bunun haricinde ihtisas komisyonları vardır ve bunun haricinde
de Meclis Genel Kurulunun yürüme zorunluluğu vardır. Bu yüke bakıldığında,
sağlıklı bir süreç yaşanamayacağı düşüncesiyle, önergenin ana fikrine
katılmakla beraber Meclisin işlevsel bütünlüğünün sağlanması ve Meclisin daha
yüksek performansta bir iş üretmesi açısından, ardışık gelecek zaman içerisinde
yeni komisyonlar oluşturulabileceğini, ama şu anki Meclisin gündeminde bu
komisyonun lehinde olmadığımı, aleyhinde olduğumu bildirir, hepinizi saygıyla
selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Aydın. Grup
önerisinin lehinde, Ankara Milletvekili Sayın Hakkı Suha Okay. Sayın
Okay, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar) HAKKI
SUHA OKAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket
Partisi tarafından verilen, belediyelerin altyapısı, katı atık ve atık su
yönetimi sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesine
ilişkin grup önerisi lehinde söz aldım. Biraz
evvel dinlediğim Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu Sözcüsü, bu önergenin önemsendiğini,
ancak bu önergenin bu aşamada görüşülmesinin Meclis çalışma düzeni bakımından
çok sağlıklı olmayacağını, beş tane araştırma önergesiyle ilgili komisyonun
çalışmakta olduğunu ve Meclisin Genel Kurul çalışması, komisyon çalışması ve
araştırma komisyonlarının çalışmalarıyla birlikte ele alındığında, sağlıklı bir
sonuca ulaşılamayacağını söyledi. Şimdi, bu
önerge bugün için önemli. Niçin önemli? Çünkü, biraz
sonra, AKP’nin getirmiş olduğu grup önerisiyle, Büyükşehir Belediyesi Sınırları
İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Tasarısı’nı görüşeceğiz. Bu tasarının gerekçesinde ne var? Bu tasarının gerekçesinde, küçük yerleşim birimlerindeki
belediyelerin kaynak oluşturma kapasitesi bulunmadığından küçük belediyelerin
genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan paylara bağımlı hâle geldiği, nüfusu
küçük belediyelerin kaynak sıkıntısı nedeniyle mali yapılarının bozulduğu,
ileri teknoloji gerektiren katı atık ve su arıtma gibi yatırımları
gerçekleştiremeyecekleri, teknik kapasite yetersizliği nedeniyle imar ve ruhsat
işlemlerinin yeterli kalitede elemanı olmadığı ileri sürülmektedir. Şimdi,
böyle bir mücerret iddia var, deniliyor ki: “Katı atık ve su arıtma gibi
yatırımları gerçekleştiremeyeceği…” Ve bu nedenle de toplam 1.147 belediyenin
belediyelik statüsü kaldırılacak, yerine 43 tane, bundan ayrı 43 belediye
kurulacak. Şimdi, bu mücerret iddia doğru mu değil mi, Meclis bunu tespit
edecek, Meclis bunu araştıracak ve aynı yasanın gerekçesinde yani AKP
tarafından önerilen ve birazdan grup önerisi olarak görüşeceğimiz yasa tasarısı
içerisinde bir başka iddia var: “Bu kapatılması düşünülen, nüfusu 2 binin altındaki 863
belediyenin toplam 200 trilyon borcu var.” deniliyor. Bunların sorunları ve
çözüm önerileri için perşembe günü gene bir grup önerisi gelmişti, bu da AKP
çoğunluğunun oylarıyla reddedilmişti. Şimdi,
siyasal iktidarın mücerret iddialarının doğru kabulü mümkün değil ama kimi
doğrular var. Şimdi, sadece Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının kamuya
olan borçlarını söyleyeceğim: 2 katrilyon 542 trilyon Ankara Büyükşehir
Belediyesinin borcu var. ASKİ’nin (Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi) 439
trilyon borcu var. EGO Genel Müdürlüğünün 1 katrilyon 342 trilyon kamuya borcu
var ve bunların toplamı alt alta olunca 4 katrilyon 323 trilyona ulaşıyor ve
Ankara Büyükşehir Belediyesi bunları kamu borcu olduğu için saklayamıyor. Diğer
borçları hariç, sadece kamuya olan borçları ve Belediyenin yan kuruluşları da
bunun içinde yok. Şimdi
böylesine reel gerçeklerin burada konuşulup, gerçekten, Türkiye’de
belediyelerin kapatılmasına ihtiyaç var mı yok mu, bunları konuşacağız ama
bunları konuşurken zannetmeyin ki 29 Marta kadar bu yasayı çıkartmamız şart,
eğer çıkartamazsak, 2009 seçimlerinde bu yasa bizim için… Bu belediyeleri
küçültmüş olacağız, yeni belediyeler oluşturacağız, onlarla seçime gireceğiz.
Bunlarla ilgili açıklamada bulunacağım ama şimdi yapılmak istenen şu: Ankara
özelinde, nüfusu 10 bini aşkın, 70 sanayi kuruluşu olan ve katı atık sorunu
olmayan Hasanoğlan Belediyesini de kapatıyorsunuz. Yine
Ankara ili içerisinde Türkiye'nin ikinci büyük organize sanayisi olan
Temelli’yi Sincan’a bağlıyorsunuz ve on yıllık perspektifte 650 bin nüfus hesap
edilen Temelli ilçesini kuş uçuşu Şimdi,
öylesine belediyeler kapatılıyor ki, 7 bin yatak kapasiteli, Marmaris’in hemen
yanındaki Turunç beldesinin Belediyesi kapatılıyor, turizmde öncelikli olan
Çorum’un Alacahöyük Belediyesi kapatılıyor ve dünya miras listesinde yer alan
ve yılda 2 milyon turist gelen Göreme Belediyesi kapatılıyor. Değerli
arkadaşlarım, bunlar bir tarafa, bir de burada hüküm veriliyor, burada hüküm
veriliyor. Erzurum Ilıca ilçesi feryat ediyor, ismini değiştiriyorsunuz “Aziziye”
diyorsunuz. Diyorlar ki: “Aziziye Sultan Aziz’den geliyor.” O da önemli bir
isim ama Erzurum’un doğu tarafı Aziziye’dir. HÜSEYİN
TANRIVERDİ (Manisa) – Sultan Aziz’den gelmiyor. HAKKI
SUHA OKAY (Devamla) – Bana gelen bilgi öyle. “O doğu
tarafı Aziziye’dir. Biz Ilıca’yız ve biz bu ‘Ilıca’ ismini Hazreti Muhammed’in
sahabelerinden Halid bin Velid’den beri taşıyoruz…” diyorlar ve devam
ediyorlar: “…ve bu ismimiz öyle kaldı ki, Rus işgalinde, Ermeni işgalinde dahi
bu ismimiz değişmedi ve de Mustafa Kemal’in Erzurum’a geldiğinde Ilıca ona ev
sahipliği yaptı.” diyorlar. “Ilıca” isminden ne istiyorsunuz? Onu niye
değiştiriyorsunuz? Değerli
arkadaşlarım, bunların hepsini götürü olarak ceffelkalem bir araya getirip
listeler oluşturup “ek liste” deyip bütün belediyeleri kapatmak yerine, gelin,
hangi belediyeyi niye kapatıyorsunuz, hangi haklı gerekçesi var, sadece bir
nüfus kriterine bağlı olarak böylesine nitelikli
belediyeleri kapatmak kimin yararına, bunları tartışalım. Onun
için, bu grup önerisi, belediyelerin ciddi anlamda katı atık ve su arıtmayla
ilgili sorunları nedir, bunların tespitine yöneliktir. Onun için, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu olarak bu grup önerisine destek vereceğiz. Dilerim, perşembe
günü olduğu gibi, belediyelerin sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin grup
önerisinin reddedildiği gibi, AKP çoğunluğuyla bu öneri de reddedilmez. Yüce
heyetinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde Sayın Bekir Bozdağ… BEKİR
BOZDAĞ (Yozgat) – Konuşmayacağım Sayın Başkan. BAŞKAN –
Konuşmayacaksınız. Milliyetçi
Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Arkadaşlar,
sayalım lütfen. SIRRI
SAKIK (Muş) – Kapıları kapatın Başkan! K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Arkadaşlar, ne görüşülüyor ne? Kapıdan girenler: Ne
görüşülüyor, ne oylanıyor? Neyi oyluyoruz? BAŞKAN –
Arkadaşlar lütfen. Kabul
etmeyenler… K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Niye geldiniz arkadaşlar? SIRRI
SAKIK (Muş) – Başkan, bir sor bakayım neyi kabul etmiyorlar? AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Başkan, yakışıyor mu! Böyle mi
idare edilir Meclis! BAŞKAN –
Sayın Milletvekilim, lütfen yerinizde milletvekilliği görevinizi yapınız. Ben
görevimi yapıyorum. AKİF
EKİCİ (Gaziantep) – Sen de görevini yap o zaman! Meclis Başkanlığı görevini
yap! BAŞKAN –
Sayın Anadol, lütfen, istirham ediyorum, arkadaşımızın hitap tarzını bir Grup
Başkan Vekili olarak… AKİF
EKİCİ (Gaziantep) – Benim ismim Akif Ekici! BAŞKAN –
Öneri kabul edilmemiştir. AKİF
EKİCİ (Gaziantep) – Kepazelik ya! BAŞKAN –
Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş
bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım. Okutuyorum: 2.- (10/126) esas numaralı Meclis araştırması
önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 4/3/2008
Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Danışma
Kurulunun 04/03/2008 Salı günü (Bugün) yaptığı
toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından,
Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel
Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim. Hakkı
Suha Okay Ankara
Grup
Başkan Vekili Öneri: Türkiye
Büyük Millet Meclisi gündeminin Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına
Dair Öngörüşmeler kısmının 100’üncü sırasında yer alan (10/126) esas numaralı
Meclis araştırma önergesinin görüşmelerinin Genel Kurulun 04/03/2008
Salı günü (Bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir. BAŞKAN –
Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin lehinde Bursa Milletvekili Sayın Onur Öymen, Konya Milletvekili
Sayın Faruk Bal; aleyhinde Bursa Milletvekili Sayın Mehmet Emin Tutan… Evet,
grup önerisinin lehinde Bursa Milletvekili Sayın Onur Öymen. Sayın
Öymen, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar) ONUR
ÖYMEN (Bursa) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan
önce, birkaç gün önce Kuzey Irak’ta gerçekleştirilen sınır ötesi operasyonda
kahramanca mücadele eden, çok çetin şartlarda başarılı sonuçlar alan Türk
Silahlı Kuvvetlerini kutlamak istiyorum. Bu operasyonda şehit düşen
askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına, milletimize başsağlığı
diliyorum. Değerli
arkadaşlar, bu operasyon askerî açıdan gerçekten övünç verici bir başarıyla
sonuçlanmıştır. Ama, meselenin siyasi boyutunu, biz
Cumhuriyet Halk Partisi olarak yakında yüce Meclisin huzuruna getireceğiz. Çünkü, burada Hükûmete yetki verdik, Hükûmete yetki verdik.
Yapılacak operasyonun sınırı, kapsamı, şümulü, zamanı konusunda Hükûmet Büyük
Millet Meclisine izahat verme durumundadır. Kuzey Irak’tan bütün teröristlerin
tasfiye edilmesi için Hükûmet bir direktif vermiştir de bu direktife itiraz
eden mi olmuştur? Hiç tahmin etmiyoruz. Türkiye’nin böyle bir operasyonu
başarıyla sonuçlandıracak çok yüksek bir gücü ve kabiliyeti vardır. O zaman, sınırlı
bir operasyon için Hükûmetin talimat verdiği anlaşılıyor. Niçin böyle olmuştur?
Sebepleri nelerdir? Hangi dış faktörler bunu etkilemiştir? Bu konuda yüce
Mecliste kapsamlı olarak Hükûmetten bilgi alma ihtiyacımız var ve bu konuyu çok
yakında yüce Meclise getireceğiz ve milletvekili olarak halkın bize verdiği
görevi eksiksiz yerine getireceğiz. Çok
değerli arkadaşlarım, birkaç dakika sonra, önümüzdeki saatlerde belediyelerle
ilgili düzenlemeleri bu Mecliste görüşeceğiz. Fakat bu görüşmenin esasını
teşkil eden, Türkiye Ulusal İstatistik Kurumunun yaptığı son sayımlardır. Öyle
anlaşılıyor ki Hükûmet bu sayımları esas alarak devletin bütün idari yapısını
baştan aşağı değiştirecek bir düzenleme yapmayı kararlaştırmıştır, Meclise
böyle bir öneride bulunmuştur. Şimdi,
değerli arkadaşlarım, bu, son derece ciddi bir konudur. Bu konuyu yüce Meclisin
dikkatine getirmek istiyorum, çünkü bir devlet bir konuda iki ayrı veri
tabanına dayanarak işlem yapamaz. İşte size somut önerim… Sayın Başbakana bir
yazılı soru önergesi verdim. O önergede şunu sordum, dedim ki: “22 Temmuz 2007
tarihinde Yüksek Seçim Kurulu Türkiye'de, on sekiz yaşını bitirmiş, seçmen
olmaya hak kazanmış 42 milyon 533 bin 41 kişi bulunduğunu hesaba katarak
seçimleri düzenlemiştir. Şimdi, Belediyecilik Kanunu’na da esas teşkil eden,
Türkiye Ulusal İstatistik Kurumunun rakamları nedir?” diye sordum Sayın
Başbakana. Türkiye'de on sekiz yaşından büyük, seçmen olma hakkını kazanmış kaç
vatandaşımız var? Biraz önce cevabı geldi. Sayın Başbakan adına bir Değerli
Devlet Bakanımızın imzasıyla gelen cevapta aynen şu yazılı: Türkiye'de on sekiz
yaşından büyük, yani seçmen olma hakkını kazanmış tam 48 milyon 286 bin 261
kişi bulunmaktadır. Devletin resmî rakamı budur. Şimdi size soruyorum: Bu
devletin resmî rakamı hangisidir? Türkiye Ulusal İstatistik Kurumunun rakamıysa
seçimlerde çok büyük bir hata yapılmıştır, yaklaşık 5,5 milyon on sekiz
yaşından büyük vatandaşımız oy verme hakkından mahrum bırakılmıştır. Şimdi,
bunun sebebini sordum, ona cevap yok. Türkiye
Ulusal İstatistik Kurumunun rakamlarını esas alırsanız birçok ilimizin
çıkaracağı milletvekili sayısı değişiyor. Mesela, İstanbul’da son seçimlerde
çıkan milletvekiline nazaran 14 milletvekilinin daha fazla çıkması lazım. Yani
bu seçimlere katılmış, aday olmuş 14 arkadaşımız, eğer eski adıyla Devlet
İstatistik Kurumu, onun rakamları esas alınsaydı, şimdi Belediye Kanunu’nda
esas alacağımız gibi o rakamlar esas alınsaydı şu anda Mecliste olacaktı.
İzmir’den 3 milletvekili fazla çıkacaktı. Bu arkadaşlar çıkamadılar, sırf bu
rakamlar dikkate alınmadığı için. Bursa’dan 1 milletvekili fazla çıkacaktı.
Birçok ilimizden daha fazla milletvekili çıkacaktı, bazı illerimizden daha az
milletvekili çıkacaktı. Yani eğer, şimdi devletin esas aldığı ve bana resmen
Sayın Devlet Bakanının gönderdiği rakamlar gerçeği yansıtıyorsa, o zaman bu
Mecliste oturma hakkına sahip bazı arkadaşlarımız, bundan mahrum kaldılar;
bulundukları illerin, seçmen oldukları illerin çıkaracağı milletvekili sayısı
düştüğü için seçilmemesi gereken bazı arkadaşlarımız bu Mecliste görev
yapıyorlar. Şimdi bunu, adil, demokratik bir seçim olarak vasıflandırabilir
misiniz? Bunun sebebini sordum, “Nasıl çözeceksiniz bunu?” dedim. Cevap yok.
Cevap bir cümle, o cümlede de şu yazılı: “Türkiye’de on sekiz yaşını bitirmiş,
yani seçmen konumuna gelmiş 48 milyon 286 bin 261 kişi var.” Değerli
arkadaşlarım, ciddi bir devlette böyle bir iş olabilir mi? Ciddi bir
demokraside böyle bir durum olabilir mi? Bunu nasıl izah edeceksiniz? Ya biri
doğrudur ya öbürü doğrudur. İkisi birden doğrudur diyebilecek bir aklı başında
adam çıkar mı? Şimdi anlıyoruz ki, devlet, Türkiye Ulusal İstatistik Kurumunun
rakamını esas almış, bütün devlet işlemleri ona göre yapılacak, belediyelerle
ilgili düzenlemeler dâhil. O zaman seçimler yanlış. “Yok
efendim, Yüksek Seçim Kurulunun rakamları doğruydu.” diyorsanız, o zaman demek
ki Türkiye'nin nüfusu yaklaşık 64 milyondur ve Türkiye Ulusal İstatistik
Kurumunun rakamlarına göre biz burada, Mecliste, devletin başka kurumlarında
hiçbir işlem yapamayız. Hangisi doğru? Lütfen, cevap bekliyorum. Hükümet
burada, Hükûmetten cevap bekliyorum. Hangisi doğrudur? Şimdi,
bunun cevabını veremediğiniz sürece burada yapacağımız bütün işlemler kuşkulu
olacaktır, son seçimler de dâhil olmak üzere bütün işlemler kuşkulu olacaktır.
Bir devlette bu kadar büyük gayriciddilik olamaz.
Nedir doğrusu? Şimdi,
değerli arkadaşlar, bu konunun üzerine gideceğiz ve bu konunun, mutlaka,
açıklığa kavuşmasını isteyeceğiz. Onun için diyoruz ki: Bunları araştıralım.
Araştırma önergemizin esası bu. Bunu araştıralım, gelin birlikte araştıralım;
gerçek nerede? İçinizde bir arkadaş çıkıp da “şu iş makuldür” diyorsa kürsü
burada, buyursun izahat versin memlekete. Millet izliyor bizi, vatandaş
izliyor, birisi gelsin izahat versin. Şimdi,
değerli arkadaşlarım, Belediyeler Kanunu’yla ilgili olarak söylenecek çok şey
var ama, ben sadece bir iki önemli noktaya
değineceğim, kısa bir süremiz kaldığı için. Değerli
arkadaşlarım, Türkiye 1988 yılında bir uluslararası sözleşme imzaladı ve bu
Sözleşme’yi Türkiye Büyük Millet Meclisi 1991 yılında 3723 sayılı Yasa’yla
onayladı ve bu Yasa 1 Nisan 1993’te yürürlüğe girdi. Ne diyor bu Anlaşma’nın
5’inci maddesi? Anlaşma’nın tam adı: Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik
Şartnamesi. Yani bir milletlerarası anlaşma niteliğinde. 5’inci madde şunu
söylüyor: Başlık: “Yerel Yönetim Sınırlarının Korunması.” Metinde şu yazıyor:
“Yerel yönetimlerin sınırlarında, mevzuatın elverdiği durumlarda ve mümkünse
bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan değişiklik
yapılamaz.” Şimdi soruyorum size: Şu yaptığınız değişiklik için yerel
topluluklara danıştınız mı, referandum yaptınız mı? Yapmadınız. Peki, bir
uluslararası anlaşmayı bir kanunla değiştirme yetkimiz var mı? Yok. Çünkü, anlaşmalar hukukuna göre bir uluslararası anlaşma
ancak başka bir anlaşmayla değiştirebilir, bir kanunla bir anlaşmayı
değiştiremezsiniz. Anlaşma açık, “halka soracaksın” diyor. Biz halka sormadan,
Hükûmetin kararıyla, Meclise onaylatarak deprem niteliğinde bir idari yapı
değişikliğine gidiyoruz; hakkımız var mı? Yok. Anayasa’mız çok açık bu konuda,
“Uluslararası anlaşmalara aykırı kanun yapılamaz.” diyor, biz yapıyoruz. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Buyurun Sayın Öymen, konuşmanızı tamamlayınız. ONUR
ÖYMEN (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum. Vakıflar
Yasası’nda aynı şeyi yaptınız. Bizim bütün ısrarımıza rağmen, Lozan’a aykırı,
Lozan’ı aşan hükümler içeren bir Kanun’u kabul ettiniz. Lozan’a aykırı. Yani,
bir anlaşmayı bir kanunla değiştirmeye kalktınız. Şimdi Anayasa Mahkemesine
gideceğiz. Orada göreceksiniz, ümit ediyoruz ki orada hukuk galip gelecek.
Burada da hukuka aykırı bir işlem yapmayınız, sizi uyarıyoruz, bir anlaşmayı
bir kanunla değiştirmeye kalkışmayınız. Bunun gerçekten izah edilir tarafı yoktur,
ne Türkiye’de ne yurt dışında, kimseye anlatamazsınız. Şu kanunun gereğini
yerine getirin. Referandum yapın, bakalım, bu sizin iptal etmek istediğiniz
belde belediyeleri sizin gibi mi düşünüyor? Bakalım, Bursa’da Celal Bayar’ın
Umurbey Belediyesi –Celal Bayar’ın doğduğu, tarihî önem taşıyan- halkı sizin
gibi mi düşünüyor? Cumhuriyet Halk Partisine yüzde 54 oy verdiği için
cezalandırmaya çalıştığınız İstanbul’da Bahçeşehir Belediyesi acaba sizin gibi
mi düşünüyor? Ürgüp sizin gibi mi düşünüyor? Değerli arkadaşlar,
bu işleri ciddi bir anlayışla gerçekleştirmek zorundayız. Yüce
heyetinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Sayın Öymen, teşekkür ediyorum. SIRRI
SAKIK (Muş) – Başkan, Bahçeşehir ANAP’ın. ONUR
ÖYMEN (Bursa) – Biliyorum, bugün bize geçti. BAŞKAN -
Grup önerisinin aleyhinde, Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan. Sayın
Tutan, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) MEHMET
EMİN TUTAN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk
Partisi grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. Cumhuriyet
Halk Partisinin önergesinde ne isteniyor, önce onu kısaca açıklamak istiyorum.
CHP, önergesinde, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, MERNİS ve seçmen
kütüklerinde nüfus sayısının farklı rakamlar içerdiğini öne sürerek Meclis
araştırması açılmasını istiyor. Değerli
arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, ülkemizde nüfus sayımları, AK Parti gelene
kadar, bizim iktidarımıza kadar, milletin, evlerinde pazar günü kapatılması
suretiyle yapılıyordu. YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – O daha sağlam oluyordu. MEHMET
EMİN TUTAN (Devamla) – Yine, hatırlayın, bu eve kapatılmalarda -bazı belde
belediyeleri Ankara’da, İstanbul’da, Bursa’da bunu yaparlardı- otobüsler
kaldırılırdı. Samsun’a, Yozgat’a otobüsler kaldırılırdı. Neydi burada amaç?
İşte, beldemizin nüfusu artsın, İller Bankasından alacağımız paylar artsın.
Bunlar Bursa’da da yapıldı, İstanbul’da da yapıldı, Ankara’da da yapıldı;
hepimiz bunları yaşadık. EŞREF
KARAİBRAHİM (Giresun) – Onlar orada oturmuyor mu? Yazın orada oturuyor. MEHMET
EMİN TUTAN (Devamla) - Devlet dedi ki: “Bu işler böyle olmaz. Herkes oturduğu
yerde, adresinde sayılsın.” Dolayısıyla, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne
geçildi. Değerli
arkadaşlar, hepimiz evlerimizde sayıldık ve işin ne kadar doğru olduğu da işte
bu sayımlarda belli oldu. 2 binin üzerinde zannettiğimiz belediyelerin bin
kişinin bile altına indiğini gördük. Değerli
arkadaşlar, şimdi, öneride söylenenin ne kadar tutarsız olduğunu ben size izah
etmeye çalışacağım. Şimdi, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne geçildi ve
askıya çıkarıldı bu listeler biliyorsunuz. Daha sonra itiraz süreleri var.
İtirazlar yapıldı ve bu itirazlar değerlendirildikten sonra listeler
kesinleşti. Şu anda 2 binin altında bulunan belde belediyelerinden birçoğu
itiraz etti. Bu itirazlar değerlendirildi ve neticede bu nüfus doğru çıktı,
bildiğiniz gibi. Şu anda şunu da iddia ediyor arkadaşlarımız, diyorlar ki:
“Türkiye’nin nüfusu azaldı.” Hayır, Türkiye’nin nüfusu azalmadı; abartılıyordu
daha önceki nüfuslar, şu anda gerçek sayıya ulaşıldı. Değerli
arkadaşlarım, itirazlar yapılmış, itirazlar reddedilmiş, değerlendirilmiş ve
sonuçta bir nüfus ortaya çıkmış. Eğer her konuda, yani itiraz süresi,
itirazların değerlendirilmesi, bu konularda sürekli böyle araştırma önergesi
verirsek Türkiye’de iş yapmanın mümkün olmadığını elbette ki sizler takdir
edeceksiniz. Değerli
arkadaşlar, buraya çıkan konuşmacılar, önerilerinden daha çok, biraz sonra
bizim grup önerimizde de ortaya getireceğimiz, biraz sonra tartışacağımız,
belediyelerle ilgili yasayı konuşuyorlar. Değerli
arkadaşlarım, bu konuda kısaca bir iki şey söyleyecek ve kürsüyü terk edeceğim
daha sonra. Değerli
arkadaşlar, şimdiye kadar Türkiye’de şu uygulama yapıldı: Köyler belde yapıldı,
beldeler ilçe yapıldı, ilçeler şehir yapıldı, şehirler büyükşehir yapıldı.
Neden? Oy almak için. Peki, bu beldeleri ilçe yapanlar, ilçeleri il yapanlar
bugün nerede değerli arkadaşlarım? Hepsi Meclisin dışında. Popülizmle
Türkiye hiçbir yere gelmez. AK Parti popülizm yapmadı
bugüne kadar, 22 Temmuzda, bu popülizm yapmamanın mükafatını gördü. Hiç şüphe
etmesin muhalefet partili arkadaşlarım, yine biz popülizm
yapmayacağız ve gerçekten inanıyorum ki, bugün inşallah oylarımızla
çıkaracağımız kanunla göreceğiz ki, bu önümüzdeki seçimlerde, bu
beldelerimizde, bu ilçelerimizde, bu illerimizde AK Parti yine birinci parti
olacaktır diyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim. Grup
önerisinin lehinde Konya Milletvekili Sayın Faruk Bal. (MHP sıralarından
alkışlar) FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
ben de sözlerime, Kuzey Irak’ta zor coğrafi şartlara ve iklim şartlarına rağmen
bölücü terör örgütüne karşı kahramanca mücadele verirken hayatını kaybetmiş
olan aziz şehitlerimizin bu mücadelesini Türkiye Büyük Millet Meclisinin
huzurunda bir kez daha takdir ve tebrik ederken, Hakk’ın rahmetine kavuşan
şehitlerimize Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimize acil şifalar
temenni ediyorum. Değerli
arkadaşlarım, adrese dayalı nüfus kayıt sistemi, MERNİS ve seçmen kütükleri
rakamları arasında oluşan farklılıkların incelenmesi ve bu farklılıkların 22
Temmuz 2007 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimlerine etkisinin
araştırılması için verilmiş olan araştırma önergesinin lehine söz almış
bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Değerli
arkadaşlarım, devlet ciddi bir kurumdur. Ciddi bir kurumun -seçim gibi, nüfus
gibi- vatandaşlarının temel bilgilerinin kaydedildiği rakamlarının da o
ciddiyet ile bağdaşır bir doğrulukta olması gerekmektedir. Şimdi, ortaya çıkan
rakamları sizlerle paylaştığım takdirde, Türkiye Cumhuriyeti devletinin 2004
yılında yapmış olduğu mahallî idareler genel seçimi ile 2007 yılında yapmış
olduğu milletvekili genel seçimlerinde oy kullanan seçmenlerimizin rakamsal
açıdan değerlendirilmesinde arada ciddi bir rakamın fark olarak ortaya
çıktığını görmekteyiz. Gerçekten,
28 Mart 2004 tarihinde yapılan mahallî idareler seçiminde seçmen adedi 43
milyon 552 bin 931’dir. Aradan üç yıl geçtikten sonra -ki bu üç yılda
Türkiye’nin nüfusu yaklaşık yüzde 4 civarında artmaktadır- bu rakamın ortalama
bir 44 milyonu geçmesi, 45 milyona ulaşması gerekmektedir ancak 2007 yılı
temmuz ayında yapmış olduğumuz seçimlerde her ne hikmetse bu rakam 42 milyon
799 bin 303’e düşmüştür. Arada 793.627 seçmen kayıptır. Bazı illerimizde 6 bin
seçmenin oyu ile 1 milletvekilliği seçilebildiğini hesaba katar isek, 793.627
seçmenin kayıp olması, arkamızda kayıtsız şartsız milletin egemenliğinin bu
Meclise ait olduğuna dair vecizedeki sıkıntıyı birlikte müşahede etmiş oluruz. Değerli
arkadaşlarım, bu kayıp bununla bitmiyor. Yüksek Seçim Kurulunun seçim öncesi
yaptığı çalışmalarda sisteme aktarılan 31 milyon seçmenin yüzde 7’sinin Türkiye
Cumhuriyeti kimlik numarasının tespit edilebildiğini, bunlardan 1 milyon 400
bin adedinin ise Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının tespit edilemediğini
Yüksek Seçim Kurulu Başkanı açıklamıştır. Bu açıklamaya göre, 1 milyon 400 bin
civarındaki seçmenin önemli bir kısmı oyunu kullanamamıştır. Bunların niçin
oyunu kullanamadıklarının ve niçin kimlik numarası alamadıklarının
araştırılması gerekmektedir. Yani seçmen kütükleri ile MERNİS Projesi
arasındaki bu uyuşmazlık nedeninin belirlenmesi gerekmektedir ki, ortaya çıkacak
olan millî irade sağlam temeller üzerine oturabilsin. Diğer
taraftan, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre, Türkiye’nin
nüfusu 70 milyon 586 bin 256’dır. Bu nüfustan, nüfusun 18 yaştan üzerini
hesapladığımız takdirde, 48 milyon vatandaşımızın seçmen olması gerekmektedir.
Oysa Yüksek Seçim Kurulunun ilan ettiği rakama göre, 42 milyon 500 bin
civarında bir seçmenimiz vardır. Aradaki 5,5 milyon seçmen kayıptır. Değerli
arkadaşlarım, bu iki -ciddi devlet anlayışı açısından değerlendirdiğimizde-
kaybın araştırılmaması, ciddi devlet açısından bir ayıp teşkil etmektedir.
Dolayısıyla bu ayıbın ortadan kaldırılması ve millî iradenin oluşmasında
üzerinde bulunan gölgenin, lekenin ortadan kaldırılabilmesi için araştırma
önergesinin lehinde oy kullanacağız. Diğer
taraftan, bundan sonraki gündemde, tabii ki, yine, seçimlerle ilgili bir kanun
tasarısı vardır. Bu tasarıda, herkes Mersin’e giderken, Hükûmet, maalesef,
tersine gitmeye devam etmektedir. Her zaman Avrupa Birliğini ve onun
müktesebatını ön plana almış olan iktidar grubu, bu defa, her nedense, Avrupa
Birliğinin yerelleşme, yerel yönetimlerle ilgili ilkeler ve hesap verebilirlik
ilkesinin tam tersini gerçekleştirmek suretiyle, 831 tane beldede, yaklaşık
üçte 1’inden fazlasını teşkil etmektedir, belde hükmi şahsiyeti ortadan
kaldırılmaktadır. Önemli bir kısmı diğer büyük ilçelerle birleştirilmekte ve 42
tane de yeni ilçe teşkil edilmektedir. Değerli
arkadaşlarım, 831 tane belediyenin hükmi şahsiyeti ortadan kaldırılırken,
gerekçe olarak, tasarruf ilkesi ön plana çıkarılmaktadır. Ancak kanun
tasarısının gerekçesine baktığımızda tasarrufla ilgili bir tek konu doğrudur
ki, o da, seçilecek belediye başkanlarının maaşıdır. Onun dışında, belediyede
çalışan geçici ve daimi personel, olduğu gibi, devletin
bir başka kurumu olan özel idarelerin üzerine bindirilmektedir. Belediyelerin
hak ve mükellefiyetleri, taşınır ve taşınmaz malları yine özel idarelerin
üzerine bindirilmektedir. O zaman “tasarruf” dediğimiz hadisenin ne gibi bir
anlamı vardır? Neyin tasarrufu yapılabilmektedir? Hiçbir tasarruf gerekçesi, bu
kanunun, bu şekilde, yüce Meclisin önüne getirilmesini haklı kılmamaktadır.
Aksine, beldelerin hizmetinden yararlanacak olan insanların kilometrelerce uzak
özel idarelerin inisiyatifine terk edilmesi, hatta,
özel idare çalışanlarının insafına terk edilmesi, hizmet sunulur iken “hesap
verebilirlik” dediğimiz kavramı bire bir yaşadığımız yerel yönetimlerde ortadan
kaldırmak amacını gütmektedir ve bu amacın bu şekilde tahakkuk ettirilmesi,
Adalet ve Kalkınma Partisinin yeni geliştirmiş olduğu parmak demokrasisiyle
mümkün olacaktır. Biz, bu parmak demokrasisinin hak ve adaleti, nefaseti
ortadan kaldırmaması çerçevesi içerisinde sonuna kadar bu kanuna karşı
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak İç Tüzük’ün vermiş olduğu imkânları
kullanacağız ve bu kanun tasarısının kanunlaşmaması için elimizden gelen tüm
gayreti göstereceğiz. Değerli
arkadaşlarım, bu kanun ile sadece benim seçim bölgem olan Konya’da yüz on tane
belediye hükmi şahsiyeti ortadan kaldırılmaktadır. Konya, 13 tane milletvekili
vermiştir Adalet ve Kalkınma Partisine. Konyalı seçmen, 13 tane milletvekilini
size armağan ederken yüz on tane belediyesinin hükmi şahsiyetinin ortadan
kaldırılmasını mı istemiştir? Böyle bir taahhüdünüz mü olmuştur? O zaman, böyle
bir taahhüdünüz yoksa bu iş nereden çıkmıştır? Nereden gelmektedir bu iş? Değerli
arkadaşlarım, aklıselimi ortaya koymanız gerekmektedir. Bu kanun tasarısının
bir tek anlamı vardır: Nasıl devletin genel yapısını bir silkelemeyle çarnaçar
bir hâle bırakıyor iseniz, yerel yönetimi de şimdi silkelemek suretiyle
telafisi mümkün olmayacak bir şekilde yapıyı bozmaktasınız. Bozulan bu yapının
altında kalacaksınız. Vakit erkenken aklıselime dönün ve belediyelerin -yüz
yıldan fazla belde halkına hizmet etmiş olanlar da dâhil olmak üzere-
kapatılmasıyla ilgili bu kanunu tekrar görüşülebilecek ve adalete, nefasete
uygun hâle getirilebilecek bir şekle getirmek için bu kanun tasarısını geri
çekmenizi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak talep etmekteyiz. (Mikrofon
otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Buyurun Sayın Bal, konuşmanızı tamamlayınız. FARUK BAL (Devamla) – Bu kanun tasarısı geri çekilmediği takdirde yerel
yönetimlerde oluşacak olan bozulma, yerel hizmetlerin sunulmasında meydana
gelecek aksamalar sadece sizin halk indindeki itibarınızı sıfırın altına
indirmek gibi bir sonuç doğurmayacaktır, bunun yanı sıra asayişin bozulması,
kente göçün artması, beldelerdeki ekonomik sıkıntıların artması, işsizliğin
artması gibi sosyal sorunların da doğumuna sebebiyet verecektir. Bu gibi
sıkıntıların altında kalmak yerine, bu sıkıntılara çözüm aramakla görevli olan
yüce Meclisin ortak akılda buluşmasına imkân verin diyor, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ediyorum Sayın Bal. Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir. Demokratik
Toplum Partisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş olan önerisini
okutup oylarınıza sunacağım. Buyurun: 3.- Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasında yer alan kanun
tasarısının yarım kalan görüşmelerine 4/3/2008 günkü
birleşimde devam edilmesine ve Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine
ilişkin DTP Grubu önerisi 4/3/2008 Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Danışma
Kurulunun 04.03.2008 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasi parti
grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, İçtüzüğün 19 uncu maddesi
gereğince, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel kurulun onayına sunulmasını
arz ederim. Selahattin
Demirtaş Diyarbakır
Grup
Başkan Vekili Öneri: Gündemin
“Kanun Tasarı ve Teklifi ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler Kısmının 1.
Sırasında yer alan Kanun tasarısının yarım kalan görüşmelerine 04.03.2008 günkü
birleşimde devam edilmesine, Genel
kurul çalışma sürelerinin 04.03.2008 günü 15:00-22:00
05.03.2008 günü 14:00-22:00 06.03.2008 günü 15:00-19:00 saatleri arasında
olması önerilmiştir. BAŞKAN –
Grup önerisinin lehinde, Diyarbakır Milletvekili Sayın Demirtaş. Buyurun
efendim. (DTP sıralarından alkışlar) SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan. Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla, sevgiyle
selamlıyorum. Doğrusu,
bugün, alışılageldiği üzere bir Danışma Kurulu önerisiyle huzurlarınıza
gelemedi grup başkan vekilleri, gruplar. (Gürültüler) BAŞKAN –
Sayın milletvekilleri, lütfen sükûneti sağlayalım. Buyurun. SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Devamla) – Biz, ilk günden bu yana, Demokratik
Toplum Partisi olarak -hatta diğer muhalefet partileri de- Hükûmetin, iktidar
grubunun önceliklerini biraz dikkate alan, işte, kamuoyunun beklentisi olan,
kamuoyunun acil olarak beklediği yasal değişiklikleri, Hükûmetin de bu konudaki
en azından takdir hakkının bulunduğunu dikkate alan bir tarzla mümkün olduğunca
desteklemeye çalıştık ve bu konuda mutabakat sağlayarak Danışma Kurulu
önerisiyle siz saygıdeğer milletvekillerinin huzuruna gelme gayreti içerisinde
olduk. Ancak bugün yapılan Danışma Kurulunda, maalesef ki
bir mutabakat gerçekleşmediği için her grup kendi önerisiyle Genel Kurulun
huzurlarına çıkmış durumda. Biz, Danışma Kurulunda AK Parti Grubunun gündeme
ilişkin önerilerine desteklerimizi sunarken, öncelikle “Kamuoyunun söz konusu gündemle
yakın ilişkisi, beklentisi nedir, durum acil midir, önerilen gündem genel kamu
yararını gözetiyor mu, çıkarılmak istenen yasalar bunu gözetiyor mu?” bütün
bunlara bakarak desteğimizi sunuyorduk. Ancak, sözlü olarak tarafımıza iletilen
belediyelerle ilgili şu yasal değişikliğin bugün Danışma Kurulu önerisiyle
getirilmesi kararında doğrusu mutabakat sağlanamadı. Biz de Demokratik Toplum
Partisi olarak kendi grup önerimizle sizlere gündem önerisi sunmayı uygun
gördük. Değerli
arkadaşlar, şimdi, Danışma Kurulunda gündem oluşturulurken, az önce de ifade
ettiğim gibi, öncelikler, aciliyetler, kamuoyunun beklentisi, iktidar
partisinin beklentisi, bütün bunlar değerlendiriliyordu ve buna göre
belirleniyordu. Şimdi, önceki haftalarda bu kriterler
çerçevesinde belirlenmiş gündemler vardı. Bunlardan, işte, seçimlerin temel
hükümlerine ilişkin yasa tasarısı vardı, sağlıkta şef, şeflik ataması vesaire
vardı. Bütün bunlar da tartışılırken, yine Hükûmetin bu konuda acil ihtiyacının
olduğu, bu yasaların hızlı bir şekilde Genel Kuruldan çıkması gerektiği
beklentisi vardı ve bizler de Danışma Kuruluna bu çerçevede destek vererek o
gündemi oluşturmuştuk. Şimdi, her iki yasa tasarısı veya teklifi yarıda
bırakılarak görüşmeleri tamamlanmadan, o teklifler, tasarılar bir kenara
itilerek yeni bir tasarı alelacele Meclis gündemine getirilmek isteniyor.
Dolayısıyla gündemin bu kadar hızlı değiştirilmesi, tasarı ve teklifler dahi
sonuçlandırılmadan -ki bu tasarı ve teklifler son derece az maddelerden oluşan
tasarı ve teklifler- gündemin bu kadar hızlı değiştirilmesi, doğrusu bizim
Danışma Kuruluna verdiğimiz desteğin de anlamını bir derece de yitirmesine
neden oluyor. Bu nedenle, değerli arkadaşlar, biz bu grup önerimizle önceki
hafta görüşmeleri yarım kalan, seçimlerin temel hükümleri hakkındaki kanun
tasarısının bugün mutlaka görüşülmeye devam edilmesi, yine yarım kalan diğer,
sağlıkta şeflik atamaları yasasının tamamlanmadan, yeni yasaların, Danışma
Kurulu önerisiyle veya grup önerisiyle Meclis gündemine alınmasının doğru olmayacağını
düşünüyoruz. Bu nedenle, değerli arkadaşlar, bu grup
önerimizle… (Gürültüler) SIRRI
SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, lütfen Hatip’i dinlesinler. BAŞKAN –
Sayın milletvekilleri, saygıdeğer arkadaşlarım; lütfen, istirham ediyorum… Arka
sırada bulunan arkadaşlar, lütfen efendim… Milletvekili arkadaşlarımız
tarafından ikaz alıyoruz. Buyurun. SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan. Bu
nedenle, değerli arkadaşlar, eğer bugün bahsettiğimiz ve grup önerimizde de
ifade ettiğimiz kanun tasarıları ve teklifleri gündeme alınır, tamamlanırsa, bu
bir iki günlük süre zarfında bunlar tamamlandıktan sonra, belki Hükûmetin,
iktidar grubunun önerisi Danışma Kurulu önerisi olarak mutabakat hâlinde de
Genel Kurula getirilebilir, bunun sağlanma imkânı da olabilir. Bu nedenle,
muhalefetin bu konuda vermiş olduğu gündem önerileri maalesef ki kabul
edilmedi. Görünen o ki, bizimki de kabul görmeyecek. En nihayetinde, iktidar
grubunun sunacağı önergeyle birlikte oluşacak gündem çerçevesinde bugünkü
tartışmamızı sürdüreceğiz. Bizim,
değerli arkadaşlar, bir de önergemizde Genel Kurulun çalışma saatlerinin
düzenlenmesine ilişkin öneriler vardı. Takdir edersiniz ki, Genel Kurulun
sabahlara kadar çalışması değerli milletvekili arkadaşlarımızın performansını
düşürüyor. Çok önemli bir yasayı görüşeceğiz -belediyelerin tasfiyesi,
birleştirilmesi, ilçe kurulması ile ilgili bir yasa- bitime kadar sürenin
alınması, belirlenmesi sıkıntı yaratabilir. Bu nedenle görüşmelerin bugün saat
22.00’ye kadar, yarın yine 22.00’ye kadar, perşembe günü de -milletvekili
arkadaşlarımızın seçim bölgesine gitme ihtimalini de düşünerek- saat 19.00’a
kadar yeniden düzenlenmesinin faydalı olacağı kanaatindeyiz. Dolayısıyla, bu
önergemiz, değerli arkadaşlar, hem gündemin yeniden oluşturulmasına hem de
çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkindir. Yine,
gündeme alınmak istenen tasarı, değerli arkadaşlar, kamuoyunda yeterince
tartışılıp olgunlaştırılmış, bu konuda yeterince görüş alınmış veya kamuoyunun
bu konudaki haklı eleştirileri, kaygıları dikkate alınarak yeniden tartışılmış
bir tasarı değil. Geçen hafta itibarıyla gruplara Sayın Bakan ve değerli
arkadaşlarımız tarafından iletildikten sonra, çok hızlı bir şekilde komisyonda
görüşülmüş, komisyonda değişiklik önergelerinin verilmesi dahi engellenmeye
çalışılmış ve arkadaşlarımız, muhalefet partilerinin hiçbiri en küçük bir
değişikliği dahi orada gerçekleştiremeden komisyon görüşmeleri tamamlanmış ve
muhalefet partilerinin üçü de komisyon görüşmelerinden çekilmiştir. Hükûmet
Partisi tek başına komisyonda çalışmayı tamamlamış ve tasarıyı bu şekilde Genel
Kurula indirmiş durumda. Dolayısıyla, komisyonda bile sağlıklı tartışılmamış ve
olduğu gibi geçmiş; muhalefetin görüşleri, en küçük değişiklik önergesi dahi
dikkate alınmamış bir haliyle buraya gelmiş bir tasarının buradan da aynı
şekilde geçeceğinden şüphe duymuyoruz. Bu da kaygı uyandırıyor bizde. Bir diğer
önemli konu değerli arkadaşlar, kanunun tekniği açısından çok önemli sıkıntılar
var. Bu kadar önemli bir kanun üç madde hâlinde düzenlenmiş. Diğer geçici
maddeler ve yürürlük maddesi hariç üç madde hâlinde düzenlenmiş. Bir tek
maddede kırk üç ilçe kuruluyor. Yani, her ili ilgilendiren, kırk üç değişik ili
ilgilendiren, şehri ilgilendiren öneriler yapılacak, değişiklikler yapılacak ve
bu bir maddede görüşülecek. Hiçbir milletvekili arkadaşımız kendi seçim
bölgesiyle ilgili burada Genel Kurula bilgi sunamayacak, detaylı aktarım
yapamayacak, tartışamayacak ve biz orada ne olup bittiğini anlamadan dahi,
belki bir kısmına olumlu görüş belirteceğimiz halde, küçük bir kısmına belki
itiraz etmemiz gerektiği hâlde, maalesef ki madde tümüyle oylanacak ve çok…
Yasanın bu tekniği nedeniyle, aslında her birinin ayrı maddede düzenlenmesi
ihtiyacı gözetilmeden, kırk üçünün de tek maddede düzenlenmiş olması
vesilesiyle değerli arkadaşlar, maalesef ki “katılımcılık ilkesi” görüşmelerde
ihlal edilmiş olacak. İnanıyorum ki, milletvekillerinin tamamı, ne olup
bittiğini anlamadan, oradaki sıkıntılar ne, sorunlar ne… Yani, ben Diyarbakır’ı
anlatacağım, bir arkadaşım İzmir’i anlatacak, bir arkadaşım belki başka bir
şehir, ama dört veya beş şehir burada ifade edilebilecek en fazla, ama kırk üç
şehirde biz değişiklik yapmış olacağız. Oradaki sıkıntılar buradaki değerli
arkadaşların, milletvekillerinin takdirine sunulmadan, ne olup bittiğini
anlamadan maalesef ki arkadaşlarımız oylarını kullanmak zorunda kalacaklar. Bu
açıdan da sakıncalıdır diye düşünüyoruz. Bu nedenle, değerli arkadaşlar, eğer
gündeme ilişkin önerimiz kabul görürse, en azından bir haftalık bir zaman daha
kazanmış olacak Genel Kurul. Milletvekilleri bu süre zarfında, süreden
yararlanarak belki tasarıyı yeniden detaylı inceleme şansına sahip olacak.
Herkes kendi seçim bölgesi dışında diğer seçim bölgelerinde oluşacak
değişiklikleri de dikkate alacak şekilde bir görüş oluşturacak ve bununla
birlikte Genel Kurula geldiğinde daha sağlıklı bir karar vermiş olacak. Adrese
dayalı nüfus sisteminin sıkıntılarıyla ilgili değerli arkadaşlarımız
görüşlerini belirttiler, tümüyle katılıyoruz. Son derece sağlıksız bir çalışma
sonucunda oluşmuş bir veri tabanı üzerine yeni bir idari yapılanma, yeni bir
idari sistem oluşturuluyor. Dolayısıyla sağlıksız taban üzerine oluşturulacak
idari sistem de sonucu itibarıyla, hani düz mantık yürütmek istemiyorum ama, çok sağlıksız sonuçlar doğuracaktır. Evet,
değerli arkadaşlar, bu belirttiğim gerekçe ve kaygılarla, sizlerin de bu
kaygılarımızı paylaşarak grup önerimiz hakkında olumlu oy kullanacağınıza olan
inancımla hepinizi en içten duygularımla sevgiyle, saygıyla selamlıyor, teşekkürlerimi
sunuyorum. (DTP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim. Grup
önerisinin aleyhinde Eskişehir Milletvekili Sayın Tayfun İçli. Buyurun
Sayın İçli. H. TAYFUN
İÇLİ (Eskişehir) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım;
Demokratik Toplum Partisi grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Hepinizin
bildiği gibi, Demokratik Sol Partinin grubu yok. Bizim de Türkiye Büyük Millet
Meclisinin çalışma usulleri hakkında, gündem belirleme hakkında ne yazık ki bir
grup önerisi sunma hakkımız da yok. Değerli
arkadaşlarım, bugüne kadar, Demokratik Toplum Partisi, AKP ile birlikte,
AKP’nin getirdiği hemen hemen bütün önerilere destek veriyordu. Biraz evvel,
Sayın Grup Başkan Vekili neden bu konuda ayrı düştüklerini sizlere ifade etti. Değerli arkadaşlarım, İç Tüzük’ün bana verdiği yetkiye dayanarak da
aslında, AKP’nin grup önerisinin ne kadar sağlıksız olduğunu sizlere
gerekçeleriyle ifade etmek istiyorum: Grup önerileri ve Danışma Kurulu
kararları, aslında, Parlamento hukukunda bir istisnadır, çok acil durumlar için
işleme konulan bir usuldür ama 23’üncü Dönem Parlamento çalışmaya başladığından
bu yana, hemen hemen her hafta, ya AKP diğer gruplarla uzlaşarak bir Danışma
Kurulu önerisi olarak gündemi belirledi ya da uzlaşamadığı zamanlarda AKP grup
önerisi olarak Parlamentonun çalışma takvimini, çalışma usullerini belirledi. Değerli
arkadaşlarım, bu, aslında, AKP’nin ne kadar plansız olduğunu, ne kadar
programsız olduğunu, aslında icraatının hiçbir plan ve programa dayalı
olmadığını kanıtlayan çok somut bir göstergedir. AKP yeni kurulmuş bir parti
değil, AKP’nin 60’ıncı Hükûmeti yeni bir hükûmet değil. Hepinizin bildiği gibi,
58’inci, 59’uncu ve 60’ıncı Hükûmet Programlarını burada okuyan ve yol
haritasını, hatta seçimden önce seçim bildirgeleriyle Türk halkına, neleri
yapacağını, nelerin acil olduğunu, Acil Eylem Planlarını ortaya koyan ve
Hükûmet Programı’yla da halka, ulusa, neleri öncelikli olarak yerine
getireceğine söz veren bir partidir. Anlaşılan o ki, 22 Temmuz seçimlerinden
sonra her hafta yapılanla, aslında AKP’nin halkı aldattığı, hiçbir programının
olmadığı, hiçbir önceliğinin olmadığı, akşam düşünüp sabah birtakım kararlar
verdiğini net olarak görüyoruz. Şimdi, AKP, grup önerisinde, 117’nci sıradaki
belediyelerle ilgili bir yasanın öncelikle ele alınmasını istiyor ve 111’inci
sıradaki yine kanun teklifinin hemen bu kanun tasarısından sonra gündeme
alınmasını istiyor. Değerli
arkadaşlarım, AKP ne yaptığını bilmiyor; bütün samimiyetimle söylüyorum ve
AKP’yi burada yüce Türk ulusuna da şikâyet ediyorum. Bu bir iddia
diyebilirsiniz. Aslında AKP ne yaptığını da biliyor tersinden bakarsanız.
AKP’nin bugüne kadar izlediği tüm politika, ülkede bir çatışma ve gerginlik
politikası yaratmak suretiyle, bir kriz politikası yaratmak suretiyle,
yapamadıklarını ya da kötü yaptıklarını gündem değiştirmek suretiyle halkın
gözünden saklamaya çalışıyor. Altını çizerek söylüyorum: Aslında ne yaptığını
çok iyi biliyor. Türkiye’nin gündeminde hiçbir şey yokken türban meselesini
ortaya attı, Türkiye türbanı tartıştı. Vakıflar Yasası -Türkiye’nin hiç,
öncelikli meselesi Vakıflar Yasası değil- bakıyoruz Avrupa Birliğinden belirli
diğer yasaları -Türk Ceza Kanunu 301’de gelecek, bakın iddia ediyorum, çok
yakın zamanda getirecek AKP- Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği istedi diye
Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne getiriyor. Acıdır ki, biz muhalefet
olarak bilmiyoruz, halk olarak bilmiyoruz ama AKP sıralarında oturan çok
değerli AKP’li milletvekili arkadaşlarımız dahi yol haritasının ne olduğunu,
yarın bir gün genel merkezlerinin, önlerine ne gibi bir kanun tasarısın veyahut
teklifini koyacağını da bilmiyor. Bilmediği için de hazırlıklı değil.
Önlerindeki belgeleri bilmiyorlar, kanun tasarı ve teklifinin ne getirdiğini
bilmiyorlar. RECEP
KORAL (İstanbul) – Çok yakışıksız o ifadeler, iade ediyorum. H. TAYFUN
İÇLİ (Devamla) – Bunlar hiç, hiç… Saygıdeğer milletvekilim, dinleyin. RECEP
KORAL (İstanbul) – Dünyadan haberiniz yok. H. TAYFUN
İÇLİ (Devamla) – Bakın… Burada, burada… Dost acı söyler, biz bu Parlamentoda bu
ülkenin çıkarları için kanun çıkartmaya çalışıyoruz, birilerinin keyfi için
değil; onun için sabırlı olun. Siz, burada, bakın… Bizim grubumuz yok öyle
yirmişer dakikalar filan konuşmuyoruz. Bakın, bakın… RECEP
KORAL (İstanbul) – Ne dediğini bilmiyorsun. BAŞKAN –
Sayın milletvekilleri müdahale etmeyelim lütfen. Buyurun
Sayın İçli. H. TAYFUN
İÇLİ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Lütfen…Şimdi, alt kimlik üst kimlik… RECEP
KORAL (İstanbul) – Sayın Başkan, hitaba bakın. H. TAYFUN
İÇLİ (Devamla) – Değerli arkadaşım, ben ne konuştuğumu biliyorum siz ağzınızdan
çıkanı duyun, ona göre bana sataşmaktan vazgeçin. BAŞKAN –
Arkadaşlar, lütfen hatibe müdahale etmeyelim. Buyurun. H. TAYFUN
İÇLİ (Devamla) – Şimdi, bakın, kendi itirafınız var. Ben kanundan bir şey…
Ülkeyi ne hâle getirdiğiniz kendi kanununuzun, bakın Hükûmet gerekçesinde:
“Nitekim 2007 yılında yapılan adrese dayalı nüfus sayımında bazı
belediyelerimizin nüfusu dramatik şekilde düşmüştür.” Bunu ben mi düşürdüm?
2002’den 2008’e kadar iktidarda olan siz değil misiniz? Köylerden göçü
zorlayan, köylüyü açlığa mahkûm eden -gübre fiyatlarını, işte, almış gitmiş-
siz değil misiniz? Kendi itirafınız... Bu köylerin, beldelerin, belediyelerin
nüfusunun 2 binin altına düşmesine sebep muhalefet mi, iktidar mı? Kendi
itirafınız… AVNİ
DOĞAN (Kahramanmaraş) – Sizin zamanınızda… H. TAYFUN
İÇLİ (Devamla) – 2002, 2002 Sayın Milletvekili. Açın, kanun… Bakın, tekrar
okuyayım, dinlemediniz: “Dramatik şekilde düşmüştür.” diyorsunuz. Sizin
meseleniz… (AK Parti sıralarından gürültüler) Geç… Tarım bitti. Köyde oturacak
vatandaş bulamayacaksınız. Bakın, belediyeleri köy yapıyorsunuz, köyde oturacak
vatandaş yok. MUSA
SIVACIOĞLU (Kastamonu) – Belediye olunca çiftçilik yapmayacak mı? H. TAYFUN
İÇLİ (Devamla) - Gübre fiyatlarından haberiniz var mı? Buğday fiyatlarının ne
olduğundan haberiniz var mı sayın milletvekili? Yaa… İşte, bizi dinleyen
vatandaşlarımız bunları biliyor. Geçin... Enflasyon…
Dün açıklandı. Ne oldu? Ekonomik kriz… Bankaların yüzde 50’sinden fazlasını
yabancılara ben mi sattım? Borsaların yüzde 70’inden fazlasını yabancıların
eline ben mi sattım? Kaç yıldır iktidardasınız? 2002-2008, altı yıl. Geç…
İşsizlik… TEVFİK
ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) – Düşüyor… H. TAYFUN
İÇLİ (Devamla) – Her gün vatandaş,
ana-baba “Sayın Milletvekilim, bana iş bul.” diye geliyor. Üniversite mezunu,
üniversite… Biraz
evvel Sayın Bakanım, bir arkadaşımızın üniversite kurulmasıyla ilgili “Her ile
üniversite açacağız.” dediniz. Açın… Üniversite mezunu gençlerimize iş bulamadıktan
sonra hükûmet olmanın ne anlamı var? Üniversite mezunu işsizler… (AK Parti
sıralarından gürültüler) Sabır göstereceksiniz, siz iktidarsınız. Ben sizi
eleştiriyorum, iyisini yapın. İyisini yaptığınız zaman ülke kazanacak, ülke. MUSA
SIVACIOĞLU (Kastamonu) – Enflasyon düşerken “düştü” demiyordunuz. H. TAYFUN
İÇLİ (Devamla) - Bakın, bu yasada bir şey, düzenleme yaptığınızı söylüyorsunuz.
Borcu nereye atıyorsunuz? Sildiniz mi borcu? Nereye gitti bu belediyelerin
borcu? Öbür tarafa, yine devlete. Kadrolarını nereye
attırıyorsunuz? İl özel idaresine. Peki, ne yapıyorsunuz, ne yaptığınızın
farkında mısınız? Toplumu yine geriyorsunuz. Ne kadar belediye? 863. Oranı,
seçmeni var. Şimdi onları geriyor musunuz, germiyor musunuz? Onları ne olduk,
bize bunlar geldi de, biz ne kötülük ettik de bu AKP İktidarı, bizi,
belediyemizi alıyor köy yapıyor… Hatta köyde oturacak iş yaratmamışsınız,
yatırım yok. Bir tane yatırımla ilgili, bu ülkenin gerçek gündemiyle ilgili ne
zaman bir grup önerisi getirdiniz Allah için söyleyin? Şu 22 Temmuzdan bugüne
kadar, halkın cebine para koyan, işsizliği ortadan kaldıran, ekonomik krizi
çözen ne gibi bir öneri getirdiniz de biz muhalefet olarak sizin bu talebinize
hayır dedik? Getiremediniz. Sizin
yaptığınız, bir tabirle, illüzyon, sihirbazlık yapmaya
çalışıyorsunuz. Halkın gözünü kabadayılıkla, bağırmakla çağırmakla
korkutacağınızı sanarak ve kriz politikası yaparak gerçekleri gizleyeceğinizi
zannediyorsunuz. Değerli
milletvekilleri, Hükûmet aldanıyor. Bir söz vardır, yalancının mumu yatsıya
kadar yanar. Neyi, ne kadar saklamaya çalışırsanız saklayın gerçeği
saklayamayacaksınız diyorum ve DTP’nin aslında vermiş bulunduğu bu grup
önerisinden dolayı bana da bir konuşma fırsatı sağladı çünkü İç Tüzük…
Hatırlarsınız, birkaç ay önce burada beş dakika konuşabilmek için nasıl bir
mücadele verdiğimi de hepiniz biliyorsunuz. Teşekkür
ediyorum, sözlerime son veriyorum. (DSP sıralarından alkışlar) MUSA
SIVACIOĞLU (Kastamonu) - Kendi adınızla niye girmediniz seçime? BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın İçli. SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Sayın Başkanım, kısa bir açıklama yapma ihtiyacımız var
çünkü DTP olarak AKP’nin getirdiği her şeyi destekledik, diye bir söz sarf
ettiğimi ifade etti kendileri. Lütfen, birkaç dakikada, hemen, kısaca bir
açıklama… BAŞKAN –
Buyurun. Sayın
Demirtaş, iki dakika içinde konuşmanızı tamamlayınız. VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin
Demirtaş’ın, Eskişehir Milletvekili H. Tayfun İçli’nin konuşmasında şahsına
sataşması nedeniyle konuşması SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Değerli
arkadaşlar, az önceki hatip arkadaşımız konuşmasına başlarken, DTP olarak biz
bugüne kadar AKP’nin getirdiği her şeyi destekledik ama işte bugünkü Danışma
Kurulunu desteklemedik gibi bir cümlesinden yanlış anlamlar çıkabilir. Bizim
burada ifade ettiğimiz, biz, Danışma Kurulunda, DTP olarak diğer muhalefet
partileriyle birlikte mümkün olduğunca mutabakat sağlamaya çalıştık. Mümkün
olduğunca Danışma Kurulu kararı hâlinde Genel Kurula bir gündem önerisi
getirmeye çalıştık. Yoksa “Biz AKP’nin bugüne kadar yaptığı her şeyi veya Genel
Kurula getirdiği her şeyi destekledik veya böylesi bir tavır içerisinde olduk”
şeklinde gibi bir cümle kullanmadığım gibi bu anlama
gelebilecek herhangi bir ifadede de bulunmadım. Dolayısıyla değerli
arkadaşımızın ifade etmeye çalıştığı, belki kastı aşan, niyeti bu olmasa dahi
tutanaklara bu şekilde geçen cümlenin düzeltilmesi açısından İç Tüzük’ün
69’uncu maddesi gereğince grubumuz adına bir düzeltme hakkını kullandım. Tutanakların
bu şekilde düzeltilmesi grubumuz açısından sağlıklı olacaktır. Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN -
Teşekkür ediyorum Sayın Demirtaş. VI.- ÖNERİLER (Devam) A) Siyasi Parti Grubu
Önerileri (Devam) 3.- Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasında yer alan kanun
tasarısının yarım kalan görüşmelerine 4/3/2008 günkü
birleşimde devam edilmesine ve Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden
düzenlenmesine ilişkin DTP Grubu önerisi (Devam) BAŞKAN -
Demokratik Toplum Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir. Adalet ve
Kalkınma Partisi grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir
önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım. Buyurun
efendim: 4.- Gündemdeki sıralama ve çalışma saatlerinin
yeniden düzenlenmesi ile Genel Kurulun 4/3/2008 Salı
günkü birleşiminde sözlü sorular ve diğer denetim konularının görüşülmeyerek
kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; 5/3/2008 Çarşamba günkü
birleşiminde de sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Danışma
Kurulunun 4/3/2008 Salı günkü (Bugün) toplantısında oy
birliği sağlanamadığından, TBMM İç Tüzüğünün 19’uncu maddesi gereğince,
Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim. Nurettin
Canikli Giresun Grup
Başkan Vekili Öneri: Gelen Kâğıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 117 sıra
sayılı Kanun Tasarısının, 48 saat geçmeden Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 3’üncü sırasına, Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 53’üncü
sırasında yer alan 111 sıra sayılı Kanun Teklifinin bu kısmın 4’üncü sıralarına
alınması ve diğer kanun tasarı ve tekliflerinin sırasının buna göre teselsül
ettirilmesi, Genel
Kurulun 4 Mart 2008 Salı günkü birleşiminde sözlü sorular ve diğer denetim
konularının görüşülmeyerek Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesi, 5 Mart
2008 Çarşamba günkü birleşiminde de sözlü soruların görüşülmemesi, Genel
Kurulun 4/3/208 Salı günkü (bugün) birleşiminde 117
sıra sayılı Kanun Tasarısı, 5/3/2008 Çarşamba günkü birleşiminde 72 sıra sayılı
Kanun Teklifinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 6/3/2008 Perşembe günkü
birleşiminde ise saat 14.00’te toplanarak 111 sıra sayılı Kanun Teklifinin
görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi, Önerilmiştir. BAŞKAN –
AK Parti Grup önerisinin lehinde Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili; Recai
Birgün, İzmir Milletvekili; aleyhinde Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili; Hakkı
Suha Okay, Ankara Milletvekili. Lehinde
Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili. Sayın
Canikli, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) NURETTİN
CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. AK Parti Grubunun grup önerisinin lehinde söz almış bulunuyorum. Değerli
arkadaşlar, bugün ve müteakip çarşamba ve perşembe günü Meclisimizin çalışma
programının dizayn edilmesiyle ilgili diğer parti
gruplarıyla bir mutabakata varamadık. Grup temsilcisi arkadaşlarımızla
görüşmeler yaptık. Biz, bu hafta öncelikle, önemli olduğunu düşündüğümüz, acil
olduğuna inandığımız ve bir an önce gecikmeden, sürüncemede kalmadan ve
birileri tarafından kamuoyunun çok daha fazla yanlış yönlendirilmesine fırsat
vermeden belediyelerle ilgili kanun tasarısının Genel Kurulda bu hafta
görüşülmesini ve sonuçlandırılmasını düşünüyoruz. Bunun doğru olduğuna
inanıyoruz. YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – Bir de 28 Mart gelmeden tabii! NURETTİN
CANİKLİ (Devamla) – Tabii, biraz sonra grup önerimiz kabul edildiği takdirde bu
tasarıyla ilgili görüşmeleri yapacağız. Arkadaşlarımız da, elbette ki muhalefet
de kendi kanaatini, görüşünü ortaya koyacak; bütün bunları enine boyuna
tartışacağız. Tabii,
benim öncelikle sizlerle paylaşmam gereken birkaç husus var, onları arz etmek
istiyorum. Biz, bir mutabakat sağlanması hâlinde, muhalefete, bugün 19.00’a
kadar Meclisin denetim görevini yapmasını önerdik yani sözlü sorulardan sonra
yine muhalefetimizin önereceği araştırma önergelerinin görüşülmesinin mümkün
olduğunu ifade ettik. Ama akabinde, doğal olarak
Hükûmetimizin de kendi açısından öncelikleri var ve yasalaşmasını istediği
önemli bir düzenleme var, akabinde bunun görüşülmesi halinde eğer böyle bir
irade ortaya çıkarsa muhalefet tarafından, muhalefete mensup partilerimizin
grupları tarafından, saat 19.00’a kadar bu denetim konularını görüşürüz, 19.00’dan
sonra da bitime kadar, şu anda aktarmaya çalıştığım belediyelerle ilgili kanun
tasarısının görüşmelerini yapmış oluruz. Böylelikle hem muhalefetin bu
konudaki talebi yerine gelmiş olur hem de Hükûmetimizin görüşülmesini talep
ettiği ve önemli gördüğü bu tasarı Meclis gündemine gelir ve görüşülmüş olurdu.
Ancak muhalefete mensup arkadaşlarımız, özellikle bu belediyelerle ilgili kanun
tasarısının Meclisin gündemine gelmemesini talep ettiler. Tabii, saygıyla
karşılıyoruz elbette böyle düşüncelerini, hiç kimseye herhangi bir şey söyleme
imkânımız yok ama doğal olarak da Meclisin çalışma biçiminin bu şekilde
yönlendirilmesi ya da reddedilmesinin de açıkçası çok uygun olmadığını
düşünüyoruz. Burada
biz, hem muhalefetin bu önerisinin kabul edilmesi ama diğer taraftan da
Hükûmetimizin bu kanunun görüşülmesi talebinin uygun
görülmesini veya bu konuda bir mutabakata varılmasının açıkçası makul, uygun
olduğunu düşünmüştük. Ama biraz önce söylediğim gibi, muhalefete mensup
arkadaşlarımız bunu kabul etmediler. Aslında
biz sonuna kadar zorluyoruz yani bir mutabakat sağlansın ve Meclis çalışmaları,
Meclisin gündemi bu şekilde oluşsun, diğer parti gruplarımızın da katılım ve
iştirakleri çerçevesinde oluşsun. Buna arkadaşlarımız da şahit. Samimiyetle
zorluyoruz. Elbette diğer partilerimiz de -bunu çoğu zaman, bugüne kadar
Danışma Kurulu kararı olarak getirdik- bu mutabakatın sağlanması noktasında
ellerinden geleni yapıyorlar. Ancak bugün bu olmadı. Her zaman olmayabilir,
bunu da doğal karşılamak gerekir. Biz bir
şey daha yaptık: Yani aslında çok açık olmayan bir konu. Bugün dört tane grup
önerisi getirildi. Biraz önce üç tanesini oyladık ve Meclis Genel Kurulu
reddetti. Tabii, hangisinin öncelik alacağı konusunda da aslında çok netlik
yok, en azından bir tartışma var. Ama biz, o konuda da önce muhalefetimizin
grup önerileri okunsun, onlar kanaatlerini ortaya koysunlar, en son AK Parti
Grubunun önerisi gelsin, dedik çünkü AK Parti Grubunun önerisi ilk olarak
gelirse ve oylanıp kabul edildiği takdirde diğer önerilerin, muhalefete mensup
grup önerilerinin kabul edilmesi, görüşülmesi mümkün değildi. Ama biz,
özellikle muhalefetimiz önerilerini Meclise sunsun, arkadaşlarımızla
kanaatlerini paylaşsın ve konuşsun gerekçesiyle, düşüncesiyle diğer muhalefete
mensup gruplarımızın önerilerinin öne alınmasını kabul ettik. Bunu da sizlerle
paylaşmak istiyorum. Şunu
söylemek istiyorum: Yani bizim, kesinlikle, bu konuda AK Parti Grubu olarak
muhalefetin az konuşması ya da konuşmaması ya da işte onların yönlendirilmesi
gibi en ufak bir düşüncemiz, kanaatimiz veya adımımız, tavrımız olamaz.
Özellikle dikkat ediyoruz, muhalefetin bu hassasiyetine saygı da duyuyoruz
ancak elbette ki Meclisin de çalışması gerekiyor ve Hükûmetimizin yarın hesap
vermeden önce, aktif bir şekilde, milletimizin beklediği icraatları ve bunlarla
bağlantılı yasal düzenlemeler varsa bunları tamamlaması gerekiyor. Bu da son derece doğal. Dolayısıyla, muhalefetin bu
talepleri ve bu istekleri ne kadar doğalsa, en az onların bu düşünceleri kadar,
Hükûmetimizin de, Grubumuzun da Meclisi çalıştırma ve milletin verdiği desteği
hizmete dönüştürme arzusunun, düşüncelerinin buraya yansıtılmasını istemesi son
derece doğaldır. Olayın bu şekilde değerlendirilmesi gerekir. Biz
önerimizle bugün –tabii, biraz da zaman da kaybettik bu tartışmalar nedeniyle,
zaman da geçti dolayısıyla- denetim yapılmaması ve sadece, şu anda
tartışmalarına kısmen de başladığımız 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın
görüşmelerinin yapılmasının uygun olduğunu düşünüyoruz AK Parti Grubu olarak ve
bunun da bitimine kadar olmasını arzu ediyoruz. Ancak o şekilde tamamlanabilir.
Çünkü muhalefet, “engelleme” demeyelim ama sonuna kadar bütün kanaatlerini,
düşüncelerini ve bütün imkânlarını kullanacak, öyle anlaşılıyor. Dolayısıyla,
ancak biz belki sabaha kadar çalışmak durumunda kalacağız. Bir an önce bunun,
bu gereksiz veya yanlış tartışmaların, yanlış yönlendirmelerin de ortadan
kalkması için bu tasarının bir an önce kanunlaşmasını istiyoruz,
kanunlaşmasının uygun olduğunu düşünüyoruz. Elbette
kanunla ilgili çok şey söylenir, söylenecek de ancak ben onlara girmeyeceğim.
Yalnız biraz önce bir sayın konuşmacının burada ifade ettiği birkaç cümleyle
ilgili kanaatlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabii,
işsizlikten, bu oranlardan bahsedildi, işsizlik oranlarından bahsedildi. Bir de
köyden kente göçün devam ettiği, köydeki nüfusun azaldığı gerekçesiyle
grubumuzu ve partimizi hedef alan ifadeler kullanıldı. Tabii, burada çok
mantıksal bir eksiklik ve yanlışlık var bu konuşmada. Çünkü muasır medeniyet
seviyesinin önemli göstergelerinden bir tanesi de kentleşme oranıdır. Yani kırsal kesimde yaşayan insanların oranı-kentlerde yaşayan
insanların oranı. Muasır medeniyet seviyesine ulaşmış olarak kabul
ettiğimiz OECD ülkelerinin oranlarına baktığımızda bu oran yüzde 4 ile 14 arasındadır;
en az yüzde 4, en fazla yüzde 14 civarındadır. 2002 yılında bu oran yüzde 35
seviyesindeydi Türkiye’de. Yani kırsal kesimde, köylerimizde yaşayan nüfusun
toplam nüfusa oranı yaklaşık yüzde 35 civarındaydı ve aynı paralelde de
istihdam içindeki payı da yaklaşık olarak bu seviyelerdeydi ve şu anda hızlı
bir şekilde AK Parti döneminde azalıyor. Azalması da gerekiyor. Önemli
ölçülerden bir tanesi budur. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Üretimin düşmesi pahasına değil. NURETTİN
CANİKLİ (Devamla) – Şimdi bakın, tabii, çok ayrıntılarına girmeyeceğim; konumuz
da bu değil ama konuşulduğu için söylüyorum. Şimdi,
tabii, bunun için, kentlerde, köylerdeki gizli işsizlerin, istihdam içinde
gözüken, yani tarımsal nüfusun tarımsal istihdamın içinde gözüken, çalışıyor gözüken,
esasında çalışmayan ve ekonomide “gizli işsiz” olarak tanımladığımız bu
insanların köyden şehre geçebilmesi için şehirde, kentte iş imkânlarının ortaya
çıkması gerekiyor. İşte 2002 ile 2007 yılları arasında bu iş imkânları ortaya
çıktığı için… HİKMET
ERENKAYA (Kocaeli) – Yapma ya! Yapma ya! NURETTİN
CANİKLİ (Devamla) - …bakın, tarımda beş yılda 2 milyon 400 bin kişi, tarımda
çalışıyor gözüken 2 milyon 400 bin kişi kopmuş gelmiş bu tarım istihdamından
kent istihdamına aktarılmış ve bunların büyük çoğunluğu da iş bulmuş. (CHP ve
MHP sıralarından gürültüler) K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Tarımsal üretim ne oldu, tarımsal üretim? NURETTİN
CANİKLİ (Devamla) - Arkadaşlar, rakamları söylüyorum ben size. Bundan rahatsız
olmayın. İşin bir
başka garip tarafı ne biliyor musunuz: Bunu söyleyen arkadaşımızın partisi
iktidar olduğunda işsizlik oranı yüzde 7’ydi. Yüzde 7 olarak devraldıkları
işsizlik oranını yüzde 10,3 olarak devrettiler ve bizim 2,4 milyon gizli işsize
iş bulma rakamlarımızı da dâhil etmemize rağmen 10,3’ün halen altındadır. Eğer
bunu hesap ederseniz, bu rakamları dikkate alırsanız, işsizlik oranı -yani
tarımdaki istihdam kapasitesi hiç değişmemiş olarak kabul etseniz, yani
2002’deki 7,6 milyon istihdam kapasitesini aynen kabul edin, hiç değişmemiş kabul
edin- bugün yüzde 4’ün altına düşmüş olacaktı değerli arkadaşlarım. RECAİ
BİRGÜN (İzmir) – Rakamlar öyle söylemiyor. NURETTİN
CANİKLİ (Devamla) – Bunu kiminle konuşursanız konuşun, rakamlar böyle söylüyor. Dolayısıyla, buraya gelip konuşurken, lütfen, gerçekçi olmak lazım. Elbette
eleştiriye bir şey demiyoruz, bu son derece doğal ama hamaset nutukları
atılmaması gerekir. Yani
insanlar bu rakamları söylerken, işte, tarımda yatırım yapmıyorsunuz, şunu
yapıyorsunuz, bunu yapıyorsunuz… Tarım rakamları da var. Ama hiç kimse, muasır
medeniyet seviyesine erişme hedefi olan bu milletin insanlarını köye
hapsetmeye… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – Belediye kapatarak olmaz beyefendi. İşsizlik var, yoksulluk
var. BAŞKAN –
Sayın Canikli, konuşmanızı tamamlayınız efendim. Buyurun. NURETTİN
CANİKLİ (Devamla) – … köyde gizli işsiz olarak
yaşamaya mahkûm edemez. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Varoşlar aç, varoşlar da işsiz. NURETTİN
CANİKLİ (Devamla) – Buna hiç kimsenin hakkı yoktur ve bütün arkadaşlarımızın da
konuşurken bu gerçekleri her zaman göz önünde bulundurmaları gerekir. YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – Komisyondan niye kaçırdınız? NURETTİN
CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, grup önerisinin lehinde söz aldım ve AK
Parti Grubu olarak lehinde oy kullanacağımızı belirtiyor, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – Komisyonda niye tartıştırmadınız yasayı? BAŞKAN –
Grup önerisinin aleyhinde, Mersin Milletvekili Sayın Mehmet Şandır. Sayın
Şandır, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar) MEHMET
ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubunun verdiği Danışma Kurulu, grup önerisi üzerine Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle, yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. Değerli
milletvekilleri, gerçekten, üzerine titrememiz gereken, önem vermemiz gereken
ortak çalışma şartlarını zorluyoruz. Bunun ülkemize, milletimize, Türkiye Büyük
Millet Meclisine ve gruplarımıza faydası olmayacağı kanaatindeyim. Bugün ilk
defa, 23’üncü Dönemde, dört parti grubu ayrı ayrı Danışma Kurulu, grup önerisi
getirdi. Bu, ilk defa oluyor. Böylelikle, biz bir ortak mutabakat oluşturmak,
ortak zemin oluşturmak, gündemi birlikte tespit etmek gibi bir zorunluluktan
bugün ilk defa bu çapta bir sapma yaşıyoruz. Bunu yasama kalitesi açısından,
Meclisin çalışmaları açısından çok sıkıntılı bir gelişme olarak görüyorum ve
Türkiye Büyük Millet Meclisini çalıştırmak sorumlusu olan iktidar partisi
grubunun yöneticilerinin dikkatine sunuyorum. Değerli
milletvekilleri, demin bir arkadaşımız “Devlet ciddi bir kurumdur.” demişti.
Ben inanıyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi de çok çok ciddi bir kurumdur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu millet adına milletin geleceğini belirleyen
kanunları burada, birlikte görüşüp bir hukuki statü oluşturuyor, buna göre
devlet yönetimi şekilleniyor. Şimdi
siz, ikide birde Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usulleriyle
oynarsanız, İç Tüzük’ün mutabakat oluşturulan hükümlerinde değişiklik yapmaya
kalkarsanız bunun bir faydası yok, milletin kafasını karıştırırsınız;
birbirimize olan güveni, saygıyı kaybederiz. Salı günü denetim günü olacaktı.
Böyle kararlaştırmıştık, bu noktada mutabakat sağlamıştık. Salı gününde
denetimin kısıtlanmasını, çok özel hâller dışında bir genel kabul, kural hâline
getirmiştik, İç Tüzük’ümüz de böyle hükmetmektedir. Şimdi, her fırsatta,
iktidar grubu sayısal çoğunluğunun da gücünü kullanarak oluşturulan
mutabakatları bu şekilde bozmayı usul hâline getirirse güven, güvene dayalı
saygı ve ortak çalışma zemininin, işte, verimli, olumlu havasını dinamitlemiş
oluruz. Öncelikle bunu tenkit ediyorum. Bir başka
husus: Tabii, bu grup önerisi konusunda Sayın AKP Grubunun Sözcüsünün ifade
ettiği nezaket, eyvallah! Ama bir de onu yapsaydınız! Yani diğer grupların
önerilerini, imkânınız vardı… Anlaşılıyor ki bu gelişme oraya kadar sizi
götürecek. Sizi, kendi kendinizi bir otokontrole davet ediyorum. Değerli
milletvekilleri, görüşülmesini istediğiniz gündem değişikliği, gerçekten sosyal
yönleri ve sonuçları itibarıyla çok önemli bir konu. Mahallî idareler yapısını
çok derinden sorgulayan, sonuçları itibarıyla uzun müddet tartışılacak bir
kanun tasarısını Meclisimizin gündemine getiriyorsunuz. Getirebilirsiniz,
iktidarsınız, bu ülkeyi Türk milleti adına yönetme sorumluluğu size tevdi
edilmiştir, gerekli görüyor olabilirsiniz ve bunu getirirsiniz. Ama insaf
ediniz, bunu önce toplumla paylaşmanız lazım, sonra bu Meclisle paylaşmanız
lazım. Şimdi, Türkiye yerel yönetiminin üçte 1’ini çok doğrudan ilgilendiren,
çok köklü bir değişikliği komisyonda bir gün tartışarak, hem de hiçbir sağlıklı
zemini hazırlanmadan… HİKMET
ERENKAYA (Kocaeli) – On beş dakika… MEHMET
ŞANDIR (Devamla) – On beş dakika veya neyse işte… Ama yeterince tartışıldığını
söyleyebilmek mümkün değil. Bu kanun tasarısı, burada bulunan her
milletvekilini doğrudan, bizatihi ilgilendirmektedir; 1.200’e yakın belediyeyi
ilgilendirmekte, kapatılan belediyeler açısından yapılan hesaba göre 4 milyon
insanı ilgilendirmektedir; zannediyorum, toplumun yarıya yakınını ilgilendiren
bir değişiklik yapıyorsunuz. Bu değişiklikle Türk mahallî idaresini yeniden
yapılandırıyorsunuz. Bunu yeterince tartışmadığınız, öncelikle Türkiye Büyük
Millet Meclisinde gruplarla paylaşmadığınız için, bunun yanlış olduğunu,
yanlışın faturasının çok ağır olacağını kendi ifadelerinizle size hatırlatmak
istiyorum. Bu bir risktir diyorsunuz, acil ve önemlidir diye tanımlıyorsunuz,
“Siyasi risk olacaktır.” diyorsunuz ama bu riskin paylaşılmasını talep eden
Türkiye Büyük Millet Meclisinin grubu bulunan partilerinin teklifini ciddiye
almıyorsunuz. Milliyetçi
Hareket Partisi olarak daha önce verdiğimiz araştırma önergesine, araştırma
komisyonu kurulsun, belediyelerimizle ilgili sorunların araştırılarak alınması
gereken tedbirlerin belirlenmesi açısından bir komisyon kurulsun önerimizi
maalesef geçen hafta reddettiniz. Hâlbuki, bugün,
işte, kanunu yeterince görüşülmeden, yeterince paylaşılmadan Türkiye Büyük
Millet Meclisine getiriyorsunuz, grup önerisiyle de bir anlamda -bağışlayın-
dayatıyorsunuz ki görüşelim ve sabaha kadar görüşelim, bitinceye kadar. Böyle
bir hak yok sayın milletvekilleri. Değerli
milletvekilleri, getirdiğiniz değişikliğin veya görüşülmesini istediğiniz,
dikte ettirdiğiniz kanun tasarısının kapsamını zannediyorum ki biliyorsunuz,
bilmeniz gerekir çünkü bugün bir sayın sözcünün de ifade ettiğine göre -ki ben
de biliyorum- belediye başkanlarını, bu konuda şikâyeti olan, sızlanması olan
belediye başkanlarını kabul etmediğiniz söyleniyor. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Doğru. MEHMET
ŞANDIR (Devamla) – Kapatılması düşünülen veya işte birleştirilmesiyle,
ayrılmasıyla statüsü değişen belediye başkanlarının görüşme taleplerini kabul
etmediğiniz söyleniyor. Ee, şimdi
sekiz yüz altmış üç belediyeyi kapatıyorsunuz. Şimdi, Kayseri
milletvekillerine: Erkilet Belediyesini niye kapatıyorsunuz arkadaşlar? Yani
hangi kritere dayalı olarak, hangi haklı gerekçeye
dayalı olarak Göreme Belediyesini niye kapatıyorsunuz? Öyle kapattığınız
belediyeler veya birleştirmelerle statüsünü değiştirdiğiniz öyle belediyeler
var ki bu insanları resmen cezalandırıyorsunuz. Buna hakkınız var mı? Bakınız,
çok önem verdiğiniz Avrupa Birliğinin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na
dayalı olarak yapacağınız değişiklikleri kamuoyuna sormak gibi bir sorumluluğu
kabul ettiniz, böyle bir sorumluluğunuz var. Kapatacağınız belediyelerin
halkına sordunuz mu: “Sizi kapatıyoruz.” veya “Sizi buradan alıyoruz, buraya
bağlıyoruz.” Böyle bir şey yaptınız mı? Sayın
milletvekilleri, hitabım sizedir, Hükûmetinizin öncelikleri sizin
takdirinizdedir, siz kararlaştıracaksınız ama yarın vatandaş da size soracak
yani “Arkadaş, benim 1912 yılında kurulan Erkilet Belediyemi niye kapattınız?”
diye sormayacak mı vatandaş? Hangi gerekçeyle izah edeceksiniz? Değerli
arkadaşlar, eğer bu kanun çok acil ve çok önemliyse Türkiye’yi beş yıldan bu
yana yönettiğinizi unutuyor musunuz? Bu kadar acil ve önemliydi de bugüne kadar
niye gündeme almadınız? Niye yeterince tartıştırmadınız? Niye vatandaşla
paylaşmadınız? Bu belediye başkanlarını vatandaşlar seçti, bu belediyeleri
vatandaşlar oylarıyla kabul ettiler, kurumsallaştırdılar, azından çoğundan
hizmet ürettiler. Siz, hangi hakla burada parmak kaldırıp indirerek insanların
iradesine, geleceğine hükmediyorsunuz, onların kazanılmış haklarını
gasbediyorsunuz? Bu doğru mu, bu akıllıca mı, bu siyaseten akıllıca mı? Değerli
dostlar “Başbakanımız böyle istiyor, biz AKP Grubu olarak bu isteğin arkasında
duracağız.” demenizin, vatandaş nezdinde, insanımız nezdinde hiçbir geçerliliği
yoktur. Onun için, düzenlediğiniz bu Danışma Kurulu, grup önerisinin size hayır
getirmeyeceğini düşünüyorum, ülkemize hayır getirmeyeceğini düşünüyorum.
1.200’e yakın belediyenin statüsüyle oynamanın ülkemize bir hayır
getirmeyeceğini düşünüyorum. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Sayın Şandır, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. MEHMET
ŞANDIR (Devamla) – Bakın, millet size bir güç verdi, bu gücün istikrarıyla
ülkeyi yönetiyorsunuz. Milletin verdiği bu güçle milletin düzenini bozmaya
hakkınız yok. Bunu durun, düşünün. (MHP sıralarından alkışlar) Milletin verdiği
güçle devletin düzenini bozmaya hakkınız yok. Bu doğru olmuyor. Doğru
olmadığına siz değerli milletvekillerinin de inandığını biliyorum. Birçok
milletvekili, AKP milletvekili, bu noktada yapılanın çok ciddi bir risk
olduğunu, yanlış olduğunu, eksik olduğunu biliyor, konuşuyor; ama grup
disiplini, grup kararıyla, yapılan yanlışa ortak olmak durumunda kalıyor. Sizleri
tekrar düşünmeye davet ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Şandır. Grup
önerisinin lehinde, İzmir Milletvekili Sayın Recai Birgün. Sayın
Birgün, buyurun. NİHAT
ERGÜN (Kocaeli) – Recai Bey, lehinde konuş. RECAİ
BİRGÜN (İzmir) – Efendim, AKP Grubunun önerisinin lehinde, evet. Gelirken
herkes ikaz ediyor “Lehinde mi konuşacaksınız?” diye, evet, lehinde
konuşacağım. Efendim,
şimdi, bugün Samsun’dan, Ordu’dan ve İzmir’den bazı muhtar arkadaşlar bizleri
ziyarete geldiler. Ziyaret gerekçeleri, malum, bugün Mecliste görüşülmesi
düşünülen belediyelerle ilgili değişiklikti. Onlara “Siz bu ülkenin
Başbakanından daha mı iyi biliyorsunuz? Ne talep ediyorsunuz? Ülkenin Başbakanı
karar vermiş, bu kanun buradan çıkacak. Öyle de çıkacak, böyle de çıkacak,
boşuna buralara kadar yorulmasaydınız.” dedim. “Ama,
bize seçim sırasında böyle söylemediler, biz de bunun cevabını almaya geldik.”
dediler. Muhtar arkadaşlara “O zaman, şu an iktidar olan AKP’li milletvekili
arkadaşlarımıza gidin onlara bu derdinizi anlatın.” dedim. Ben hafta sonunda da
Samsun ve Ordu illerini ziyaret etmiştim, orada da söyledim. “Maalesef, biz
Ankara’ya kadar geldik, bizi kabul dahi etmediler bunları görüşmek için.”
dediler. Yani, buraya gelen bazı konuşmacılar “Efendim, Avrupa’yla bir anlaşma
imzaladık, burada halka sormak gerekiyor.” gibi laflar ettiler. Bırakın halka sormayı, ayaklarına kadar gelen
halkın en birinci temsilcisi olan muhtarları dinlemeyi bile maalesef iktidar
kabullenemiyor anlaşılan. Yine bu
getirilen kanunda, malum, belde belediye başkanı, itibar ve güven olmadığından
olsa gerek… Yürürlüğe girdiği andan itibaren halkın verdiği oyları gasbetmiş
olacak yine bu kanun çıktığı zaman. Çünkü, çıktığı
andan itibaren belde belediyelerinin sahip olduğu bütün yetkileri donduruyor bu
kanun. Yani, o insanların, orada yaşayan insanların bu belediye başkanına,
meclis üyelerine, belediye meclisi üyelerine verdiği yetkiyi bir yasayla almış
oluyoruz. Alabilir miyiz? Alırız, öyle görünüyor, çünkü Başbakan öyle istiyor! Yine
buraya gelen arkadaşlar sosyolojik araştırmalardan bahsettiler, masa başında bu
hesabın yapılmayacağından bahsettiler, “Çünkü, iki
kere iki her zaman dört olmuyor sosyolojik araştırmalarda.” dediler. Ama ben
sanıyorum ki, bu ülkenin Başbakanı bunları da tek tek düşünmüştür ve muhakkak o
sosyolojik araştırmaları yaptırmıştır. Aldığı karar da herhâlde kendisini
tatmin etmiş olsa gerek ki, buraya bu kanun tasarısı alelacele geldi. Onun
için, “sosyolojik araştırma” falan diye de bence boşuna konuşuyorsunuz. Evet,
doğru, popülist politikalar buraya kadar getirmiş
olabilir. Daha önce halk belde olmak için ayağa kalkardı, ilçe olmak için ayağa
kalkardı ve maalesef, daha çok sağ siyasi partiler de “Sizi il yapacağız, ilçe
yapacağız, belde yapacağız.” diye oy topladı, buraya kadar geldiler. Şimdi,
anlaşılan, artık sağ partiler halkın sesine kulaklarını tıkadılar, masa başında
“İki kere iki dört mü? Dört.” Bu hesaptan gidiyorlar. Yine bir
arkadaşımız popülist politikadan bahsetti. Doğrudur,
sağ partiler bu ülkenin popülist politikasının bayraktarlığını
yapmışlardır. Tabii, popülist politikadan ne
anladığınıza bağlı. Yine bu ülkenin Başbakanın, seçimlere gitmeden önce
özellikle 500 bin oya hitap eden emniyet teşkilatına “seçimden önce zam
verirsem yanlış anlaşılır, onun için seçimden sonra söz, size zam
vereceğim.”
demesi mi popülist yaklaşım yoksa zammı
seçimden önce vermesi miydi? Tabii seçimden sonra da vermedi bu zammı. Hangisi popülist yaklaşım, takdirlerinize sunuyorum. Devletin
birinci görevi kâr amacı gütmek değildir, hizmettir. Buraya gelen arkadaşlar
hesap kitap yapmışlar herhâlde, belde belediyelerini kapatırsak “kâr edeceğiz.”
diyorlar. Diğer bir gelen de diyor ki: “Hayır kâr etmeyeceksiniz, sadece
belediye başkanının maaşından kâr edeceksiniz. Çünkü belde belediyelerinde veya
bazı ilçelerde hâlihazırda görev yapan kişiler il özel idarelerine aktarılacak.
Buradan kâr etmeniz söz konusu değil.”
Ülkenin Başbakanı düşünmüş karar vermiş, kâr-zarar hesabı yapmış ve
“Ben, bu beldeler kalırsa zarar ediyorum.” demiş, kapatmış. Kapatır, kime ne! Buraya
gelen bütün arkadaşlarımız, hep AKP Grubunu, AKP’li milletvekili arkadaşları
suçladılar. Ben katılmıyorum. Keşke onları suçlayabilsek. Ancak
ben, Hükûmeti de AKP’li milletvekili arkadaşlarımı da asla suçlamıyorum, çünkü… KEMALETTİN
GÖKTAŞ (Trabzon) – “AK Parti” diyeceksin! RECAİ
BİRGÜN (Devamla) – “AKP” efendim. KEMALETTİN
GÖKTAŞ (Trabzon) – AK Parti! RECAİ
BİRGÜN (Devamla) – Peki, siz öyle bilin. Öyle demekle ak olunsaydı keşke,
mümkün olmuyor maalesef. KEMALETTİN
GÖKTAŞ (Trabzon) – Öğren, öğren! RECAİ
BİRGÜN (Devamla) – Fakat ben, hem AKP Grubundaki milletvekili arkadaşlarımı hem
de Hükûmeti suçlamıyorum, çünkü ben ve herkes biliyor ki, bütün Türkiye biliyor
ki ülkeyi yöneten Hükûmet
ve AKP’li milletvekillerinin desteği değil, Başbakanın bizatihi
kendisidir. Akşam karar veriyor, sabah da onun verdiği kararlar bu Meclisten
olduğu gibi geçiyor. ASIM
AYKAN (Trabzon) – DSP’de öyleydi, Ecevit zamanında öyleydi. RECAİ
BİRGÜN (Devamla) – Görüyoruz efendim, görüyoruz. Şimdi
efendim, benim partimin mensubu olduğu Sayın Tayfun İçli Beyefendi burada bir
açıklama yaptı, ekonomiyle ilgili küçük bir şey söyledi. AKP Grup Başkan Vekili
arkadaşımız çıktı izahatlarda bulundu ve “Rakamlar böyle söylüyor.” dedi.
Tabii, köyleri şehre taşıyarak ülkenin gelişmişliğini yükseltemezsiniz. O
zaman, şehirlere, şehir merkezlerine binalar yapalım, köyden insanları
getirelim şehir merkezlerine oturtalım; ee olduk, gelişmiş ülke mi olduk? Hayır, bu mantık da çok ters bir mantık. Felsefede
bir şey vardır: “Kör at nadirdir, nadir at kıymetlidir, o zaman kör at
kıymetlidir.” Bu örnek, sanıyorum, onunla bir oldu. Rakamlar tabii konu dışı,
ben de katılıyorum ama rakamlar, tamamen TÜİK’in rakamlarıdır ve Maliye
Bakanlığının, hazinenin ve Merkez Bankasının rakamlarıdır. Burada işsizlik
oranlarının ne kadar arttığı, ülkedeki işe katılma oranlarının ne kadar
düştüğü, hepsi çok net ortada. Bu arada,
İzmir’deki bazı muhtarlar, bir işgüzarlık yapmışlar; İzmir’in Karşıyaka
ilçesinde bazı mahallelere, tutmuşlar, sandık koymuşlar. Akılları sıra,
referandum yapacaklar! Tabii, oranın yerel kuvvetleri buna pek müsaade
etmemişler ama bütün zorluklara rağmen de bir referandum sonucu çıkmış. Hayır:
31.691; evet: 23. Bu işgüzar muhtarlar, tutmuş, bir de bu sonucu
Cumhurbaşkanlığındaki referandumla kıyaslamışlar! Sanki başka işleri yok! Ve bu
çıkan sonuçta da yüzde 54 iken, bu ayaküstü yapılan, sokaklarda gayet iptidai
usullerle yapılan referandumda yüzde 54 iken, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde,
aynı bölgede, yüzde 50 katılma oranı ve hayır: 31.691. Bu da oradaki bazı
muhtar arkadaşların işgüzarlığı! KEMALETTİN
GÖKTAŞ (Trabzon) – Onlarla avunun işte! RECAİ
BİRGÜN (Devamla) - Yine, bu iş yapılırken masa başı işi yapılır, olur, Başbakan
istemiştir, yapılabilir ama bu iş yapılırken biraz da nizam konur, biraz mesafe
gözetilir, biraz rant hesabı yapılmaz diye
düşünüyorum. Her şey para değil, her şeyin dini imanı para değil Sayın
Başbakan. Saygılar
sunuyorum. (DSP, CHP ve MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim. Grup
önerisinin aleyhinde, Ankara Milletvekili Sayın Hakkı Suha Okay. Sayın
Okay, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar) HAKKI
SUHA OKAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP Grubu
tarafından verilen grup önerisinin aleyhine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. Değerli
arkadaşlarım, tabii, değişik yönetim biçimleri var ama demokrasilerin olmazsa
olmazı muhalefettir. Muhalefet, çok önemli iş yapar, çok ciddi görev yapar ve
demokrasilerde parlamentonun da yasama meclisinin de yürütmenin de aynı
şekilde, görevini yaparken o ciddiyet içerisinde olmak zorunluluğu var. Kimi
düzenlemeler burada oylanırken bazı arkadaşlarım hemen sol taraftaki -bana göre
sol taraftaki- kapıdan geliyorlar, “kabul” veya “ret” oyu veriyorlar. Ama neyi
oyladıklarını paylaşmak istiyorum. Elimde
Hükûmetin gönderdiği tasarı var. Eğer bu tasarı arkadaşlarımın elindeyse rica
edeceğim 52’nci sayfayı açsınlar. “Samsun İli Canik İlçesine Bağlanan Köyler”
diye başlıyor, “Devgeriş Köyü” ile başlıyor: “İlçesi Merkez, Bucağı Merkez.” 40
tane köy. Hemen 53’üncü sayfayı çeviriyoruz. “Samsun İli İlkadım İlçesine
Bağlanan Köyler” 12’nci köy yine Devgeriş. Canik ilçesine bağlanan köylerin
hepsi bir sayfa sonra dönüyor İlkadım’a bağlanıyor. K.KEMAL ANADOL (İzmir) – İki ilçeli köy, fena mı! HAKKI
SUHA OKAY (Devamla) – Şimdi, ilçeler arasında kura mı çekeceğiz, yoksa köyleri
birer birer dağıtacak mı? Değerli
arkadaşlarım, çok ciddi, hiç gülümsemeyin! Bunun altında Başbakanın imzası var,
Bakanlar Kurulunun imzası var, Hükûmetinizin imzası var. Bunu böyle
önemseyeceksiniz. Ama buraya gelip: Kabul mü, ret mi? Kabul edenler, etmeyenler
el kaldırsın... Buna bakacaksınız. Samsun’a hesap vereceksiniz, Samsun’a hesap
vereceksiniz. Şimdi, bu işin bu tarafı. Bir başka tarafı: Değerli
Grup Başkan Vekili Sayın Canikli burada çok güzel, çok munis, çok olumlu, çok
böyle içten konuşmalar yaptı. İki gün evvel, geçen hafta İçişleri Komisyonunda
böyle değildi. Muhalefeti susturmak için ne mümkünse yapıldı, ne mümkünse yapıldı.
İç Tüzük’te olmadığı hâlde konuşma süreleri kısıtlandı ve Komisyon üyelerine
bir önerge verilme hakkı tanındı. Değerli
arkadaşlarım, İç Tüzük’ü
okuyanlar bilirler. Bir değişiklik önergesi gerekçesiyle beraber
en fazla beş yüz kelime olacak. Yani, öyle maddeler var ki ve o maddelerin öyle
eki listeler var ki bunun neresini düzelteceksiniz, neresini toparlayacaksınız
ve nasıl beş yüz kelimenin içine sokuşturacaksınız? Ve sonunda muhalefete söz
hakkı AKP Komisyon üyelerinin oylarıyla kısıtlanınca on dakikada bütün yasa
geçti, bütün yasa, ama geçerken nasıl geçti? Biraz evvel hükûmet
tasarısında okuduğum gibi şimdi sıra sayıya bakın: Sayfa 36 ve 37, yine Samsun
Canik, yine Samsun İlkadım. Belki bunu söylemesem aynen oylayacaktınız, hem
Canik’e bağlayacaktınız Devgeriş ve altındaki kırk köyü hem İlkadım’a
bağlayacaktınız Devgeriş ve altındaki kırk köyü. Şimdi,
değerli arkadaşlarım, söylenen şu: “Efendim, acelemiz var.” Niçin aceleniz var?
“Yerel seçim.” Yerel seçim 28 Mart 2004’te oldu. Şimdi, 2009’un yerel seçimi ne
zaman olacak? 30 Mart 2009’da. “Böylece, oy verme yönünden -oy verme yönüne-
bir yıllık süreden önce biz bu değişiklikleri yapalım, belediyeleri kapatalım,
yeni belediyeler açalım, cımbızla kimi mahalleleri ayıralım, öbür belediyelere
ekleyelim ve kendimize göre bir siyasi fotoğraf çıkaralım.” Ama önce Mahallî
İdareler Kanunu’nun 8’inci maddesini okuyacaksınız. Ne diyor? 8’inci madde
diyor ki: “Mahallî idareler seçimleri beş yılda bir yapılır. Her seçim
döneminin beşinci yılındaki 1 Ocak günü seçimin başlangıç tarihidir. Aynı yılın
mart ayının son pazar günü oy verme günüdür.” Seçim 1 Ocak 2009’da başlıyor.
“Kanunu değiştiririz.” diyorsun. Anayasa 127’de bunu söylüyor, Anayasa 127 ve
Anayasa’nın 67’nci maddesi var. O da ne diyor, 67’nci maddesi? Son fıkrasını
okuyorum: “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.” Peki,
seçim ne? Seçim, sadece oy verme mi? Seçim, sadece oy verme mi? Seçimin bölgesi
belirleniyor, seçmen kütükleri belirleniyor, askıya çıkıyor, listeler
hazırlanıyor, adaylar belirleniyor ve seçim süreci 1 Ocak 2009’da başlayacak. Şimdi, oy
verme nedir? Seçimin sonlandığı, noktalandığı gündür. Burada “Oy verme günü”
demiyor hiçbir yasada. Anayasa’da da “Oy verme günü” demiyor. “Oy verme
gününden itibaren bir yıl içerisinde olan uygulanmaz” demiyor. “Seçimlerde
uygulanmaz” diyor ve seçimlere, bugün 4 Mart, 1 Mart deseniz on ay kaldı. Şimdi,
hiçbir aceleniz yok. Hiç paniğe de gerek yok. Heyecana da gerek yok. Gelin, şu
araştırma önergelerimizi önemseyin. Gelin, neresinin yeniden belediye olması
gerekiyor, neresinin kapatılması gerekiyor, neresinin birleştirilmesi
gerekiyor… Böyle, iki ilçeye birden bütün köyleri bağlamak yerine, gelin bunu
bir ciddiye alalım, birlikte değerlendirelim, katkı verelim, yanlıştan
döndürelim sizi. Değerli
arkadaşlarım, işiniz zor, işiniz zor. Öylesine, sadece 29 veya 30 Marta
endeksli belediyeleri kapatırsanız yazık edersiniz, yazık edersiniz. Çünkü, kapatsanız dahi, mahallelerin yerini değiştirseniz
dahi o seçimi gerçekleştiremeyeceksiniz. Anayasa engel. Eğer bu seferki Anayasa
engelinize bir destek bulamazsanız, bunu gerçekleştirme şansınız da yok, bunu
gerçekleştirme şansınız da yok. Onun için, bu Parlamento faaliyetini oldubittilere
getirmeyin ve ondan sonra da “Önceliklerimiz var.” demeyin. Geçen hafta
görüşülüyor, “önceliğimiz var…” Ne? Şef ve şef muavinleri… Yahu, Anayasa
Mahkemesinden yürürlüğün durdurulması kararı verilmiş, 3 kez geri gitmiş.
Hayır, bir daha çıkaracağım… Faydası yok! Danıştayın kararları var. Yeniden
iptal edilecek. Eğer
Parlamentoyu böylesine zaman israfı içerisinde kullanmaya kalkarsanız sonuç
alamazsınız. Bu yasayla ilgili, yarın öğlen saatlerini bulacak çalışmamız,
yarın öğlen saatlerini bulacak ve bu yasadan beklediğiniz sonucu
alamayacaksınız. Onun için, bu yasanın bir önceliği yok, bir faydası da yok ve
bir sürü mağduru geride bırakıp yeniden Türkiye'de yerel birimlerde kaos yaratacaksınız. Onun için, gelin, bu inattan, bu kuru
inattan vazgeçin ve gerçekten Türkiye'nin ihtiyaçlarına göre bir yasal
düzenleme çalışması getirin, bunları komisyonlarda tartışalım. O, komisyonda on
dakikada geçirdiğiniz tüm yasayı bugün nasıl düzelteceğinizi bilemeyeceksiniz,
bilemeyeceksiniz, o listeleri dahi okuyamayacaksınız bugün belki. Parlamento
ciddi iş yapıyor. Böylesine önemli bir sorumluluğu olan Parlamentoyu
çalıştıracağız derken zaman israfı yaratmayın ve bu yanlış gidişattan vazgeçin
diyorum ve AKP önerisinin aleyhine oy kullanacağımızı biliyor, saygılar sunuyorum.
(CHP ve MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Okay. Grup
önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul
edilmiştir. 18.00’de
toplanmak üzere birleşime ara veriyorum. Kapanma Saati: 17.49 İKİNCİ OTURUM Açılma Saati:18.04 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar
TÜZÜN (Bilecik) BAŞKAN –
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci
Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum. Alınan
karar gereğince, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını görüşmüyor
ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler”
kısmına geçiyoruz. 1’inci
sırada yer alan, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu
Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri 1.- Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen
Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve
Anayasa Komisyonu Raporu (1/498) (S. Sayısı: 110) BAŞKAN –
Komisyon? Yok. Ertelenmiştir. 2’nci
sırada yer alan, Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Adana Milletvekili Necdet
Ünüvar’ın; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu’nun
görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. 2.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Adana
Milletvekili Necdet Ünüvar’ın; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
Komisyonu Raporu (2/65) (S. Sayısı: 72) BAŞKAN -
Komisyon? Yok. Ertelenmiştir.
3’üncü
sıraya alınan Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu
Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız. 3.- Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde
İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı
ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S. Sayısı:117) (x) BAŞKAN –
Komisyon? Burada. Hükûmet?
Burada. Komisyon
raporu 117 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır. (x) 117 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir. Tasarının
tümü üzerinde, gruplar adına Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir
Milletvekili Sayın Kemal Anadol’un söz talebi vardır ve şahsı adına da Sayın
Anadol’un söz talebi vardır. Diğer gruplardan herhangi bir bilgi Başkanlığımıza
ulaşmamıştır. MEHMET
ŞANDIR (Mersin) – Sayın Metin Çobanoğlu Milliyetçi Hareket Partisi adına
konuşacak. BAŞKAN –
Sayın Anadol’un şahsı adına da söz talebi var. Diğer grup başkan vekili
arkadaşlarımız da buradalar. Görüşürken Sayın Anadol’u en son konuşturursam
ikisini birleştirme durumu doğacak, yoksa 2 defa kürsüye çıkma durumu olacak. Sizce
de uygunsa… Sayın Ergün, uygun mu efendim Sayın Anadol’un son konuşmacı olması
gruplar adına? NİHAT
ERGÜN (Kocaeli) – En son biz konuşmak isteriz. Eleştirilere cevap vereceğiz. BAŞKAN –
Hükûmet Sayın Anadol’dan sonra konuşacak. Ben size
sunuyorum yani fark etmez. NİHAT
ERGÜN (Kocaeli) – Efendim, şahsı adına bir kere daha konuşsun. BAŞKAN –
“Tekrar konuşsun.” diyorsunuz, peki. O zaman,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Kemal Anadol, İzmir Milletvekili. Sayın
Anadol, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar) Ben, size
ayrıca şahsınız adına da söz vereceğim. Süreniz
yirmi dakika. CHP GRUBU
ADINA K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri
ve ekranları başında bu tarihî oturumu izleyen sevgili yurttaşlarımız,
mahallesi değiştirilen muhtarlar, belediyesi kapatılan belediye başkanları;
hepinizi şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sevgiyle, saygıyla
selamlıyorum. Sözlerime
başlamadan evvel, dün vefat eden ve yarın da toprağa vereceğimiz İzmir’in koca
başkanı merhum İhsan Alyanak’a Tanrı’dan rahmet diliyorum, kederli ailesine
başsağlığı diliyorum, tüm İzmir halkına ve milletimize başsağlığı diliyorum. Değerli
arkadaşlar, önce konuşmamın esprisinden başlamak istiyorum. Ben, 14 Mayıs 1950
seçimlerinde ilkokulda idim, 27 Mayısta üniversite öğrencisi idim, 12 Martta
ilçe başkanı idim, 12 Eylülde ikinci dönemini, görevini yapmakta olan bir
milletvekili idim, şu anda da sizlerle beraber 23’üncü Dönemde yasama görevimi
yerine getirmeye çalışıyorum. İsterim ki 14 Mayısı demokrasinin miladı olarak
ele alırsak -hilesiz hurdasız, hâkim denetiminde bir seçim olarak,
ki tarihçiler ve siyasetçiler öyle kabul ediyorlar- 14 Mayısı bir milat olarak
kabul edersek -aşağı yukarı elli sekiz sene geçmiş- elli sekiz sene içinde
demokrasimizin her geçen gün erginliğe ulaşması lazım, olgunluğa ulaşması
lazım, güncel tartışmaları aşarak çağdaş demokratik ölçülere Türkiye demokrasinin,
Türkiye Cumhuriyeti demokrasinin varması, ulaşması lazım. Benim öncelikle
amacım budur. Bu gerçekleştiği vakit seviniyorum -iktidarda olalım muhalefette
olalım- ama bu gölgelenirse üzüntü duyuyorum. Nedir bunlar? Arkadaşlar,
demokrasinin çocukluk hastalıkları vardır, her ülkede görülmüştür. 14 Mayıs
1950’de Demokrat Parti, bir çoğunluk sisteminden de yararlanarak, kahir bir
ekseriyet sağlamıştır eski deyimle, mutlak çoğunluk sağlamıştır 1950’de. 53’te,
aradan üç sene geçmiş, Kastamonu’nun Abana ilçesi Cumhuriyet Halk Partisine rey
veriyor, Bozkurt köyü Demokrat Partiye oy veriyor ve 1953’te, arkadaşlar, Abana
ilçesinin ilçe tüzel kişiliği kaldırılmış, ilçe merkezi Demokrat Partiye oy
veren köye nakledilmiş, Bozkurt’a. Taa, sonradan, 1967’de Anayasa Mahkemesi
bozmuş, kararı burada emsal. 1954’te Demokrat Parti çok daha fazla bir oyla gelmiş, 2-3 puan
Cumhuriyet Halk Partisinin oyu düşmüş -34’lere, 35’lere düşmüş- 2 Mayısta, bu
ezici çoğunluğu sağlayan Demokrat Parti, ayağının tozuyla, daha mayıs ayı
bitmeden, Cumhuriyet Halk Partisine ve onun Genel Başkanı merhum İsmet İnönü’ye
oy verdiği için Malatya’yı cezalandırmış, içinden bir ilçeyi çıkarmış
-Adıyaman’ı- vilayet yapmış. Malatya ucuz kurtarmış, bir
ilçesi vilayet olmuş. Ama, 30 Haziran 1954’te -2 Mayısta seçim var, 30 Haziran
1954’te- Cumhuriyetçi Millet Partisine ve Osman Bölükbaşı’na oy verdi diye
Kırşehir ilçe yapılmış -il merkezi- ve cezalandırılmış, aradan üç sene geçmiş, 57 seçimlerine
giderken, 12 Haziran 1957’de, üç sene sonra Kırşehir’i tekrar il yapmışlar bize
rey versin diye, ama 24 Haziranda Bölükbaşı’nın dokunulmazlığını kaldırmışlar,
2 Temmuzda hapse atmışlar, 27 Ekim 1957’de seçim olmuş, hapisten çıkan
Bölükbaşı tekrar milletvekili olmuş. Bunları
niye söylüyorum, hatırlatıyorum? Hep bunlar demokrasinin çocukluk hastalıkları.
Bartın’da seçim var, Bartınlılar “İl olalım.” diye yıllarca bağırmışlar,
zamanın başbakanı gelmiş seçim kampanyasında “Verin oyunuzu, sizi vilayet
yapacağım” demiş. Bartın Milletvekili burada, tanığım. Bartınlıların eski
feryatlarını duymayanlar, seçimde oy alabilmek için Bartın’ı il yaptılar. 5
Nisan kararlarını açıkladı bir başka Sayın Başbakan, bu kararların içinde
Karabük Demir Çelik’in kapatılması vardı. Karabük Demir Çelik’i kapatıyorlar,
seçmene sus payı olsun diye de “Sizi il yapacağız.” diyorlar. Karabük’ü
kapattıktan sonra, fabrikayı, orayı başkent yapsan ne olacak? Hep siyasi endişe. Arkadaşlar,
samimi olarak soruyorum, Düzce milletvekilleri var aramızda: Deprem olmasaydı
Düzce’yi vilayet yapacaklar mıydı? Oysa Anayasa ne diyor, 126’ncı madde? 61
Anayasası’nın ona tekabül eden maddesi de aynıdır, üç kıstas arıyor. Yani bu üç
kıstas… Tekrar okuyayım isterseniz 126’ncı maddeyi, faydası var: “Türkiye,
merkezî idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu
hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere
ayrılır.” 61 Anayasası’nda aynı metin var. Oradaki numara 115. 61 Anayasası’nın
115, hâlen yürürlükte olan Anayasa’nın 126’ncı maddesi. Şimdi, bu
kıstasları bir yana atacağız, biz nereden, nasıl rey alacağız diye illerin,
ilçelerin sınırlarını oynayacağız! Şimdi maalesef bu önümüze getirdiğiniz
tasarı da böyle. Sekiz yüz altmış üç belediye köye dönüşüyor. Sebep? Sebepleri
okuduk gerekçeye göre. 200 milyon YTL borçluymuş. Hangi belediyeler? Tam sekiz
yüz altmış üç belediye. Toplam 200 milyon YTL borçluymuş. Arkadaşlar,
arkadaşlarım söyledi, Sayın Grup Başkan Vekilimiz, global
söylüyorum, tek başına Ankara Belediyesinin borcu 3,5 milyar dolar. Bu mantığa
göre Ankara Belediyesini kapatalım. Biraz
daha ileri gidelim bu mantıkla: Bu Hükûmet, şu anda işbaşında bulunan Hükûmet,
cumhuriyet hükûmetlerinin en fazla borçlanan hükûmeti. Bu mantığa göre,
Bakanlar Kurulunu ihtiyar heyeti yapalım, Başbakanı da muhtar yapalım. (AK
Parti sıralarından gürültüler) Olur diyeceğinize… Bu mantık bu! Arkadaşlar,
bir de, sekiz yüz altmış üçü hiç ayırmadan, acaba, bu belediye nasıl bir
belediye, ne zaman kurulmuş, işlevi ne, borcu var mı, harcı var mı demeden… Senede 2
milyon turistin geldiği Alacahöyük’ü kapatıyorsunuz. Hitit uygarlığının…
Japonların geldiği, Japon turistlerinin dünyanın ta öbür tarafından geldiği… Ankara’nın
Hasanoğlan’ını kapatıyorsunuz. Arkadaşlarım Temelli’yi söylediler, uzun uzun
söylemiyorum. Göreme’yi
kapatıyorsunuz, her konuşmacı söyledi. Neymiş? Hizmet veremiyormuş Göreme, bu belediyeler. Nevşehir Valisine bir sorun Allah
aşkına: Yurt dışından ve Ankara’dan resmî ve gayriresmî heyet geldiği vakit,
onları Nevşehir’de mi ağırlıyor Nevşehir Valisi yoksa Göreme’ye mi götürüyor?
En az yüz elli dükkânı var Göreme Belediyesinin. Para
içinde yüzüyor, hizmet yapıyor ve tamamı birinci derecede sit alanı. Turunç’u
siz kapatıyorsunuz, 2 binden az, 1.900 nüfuslu diye. 7 bin turist yatağı var ve
bunların 5 bini belgeli, uluslararası standartta yatak. Ege’nin
tek kar yağan ve uluslararası standartlara göre kayak yapılan Bozdağ
Belediyesini kapatıyorsunuz. Daha
evvel Genel Başkanımız da sabah söyledi, Sayın Onur Öymen de söyledi: Celal
Bayar’ın doğduğu, şu anda mezarının bulunduğu ve Bursa’nın en gözde
köşelerinden biri, -başta zeytincilik- ekonomik değeri olan belediyeyi
kapatıyorsunuz. Ne yapacaksınız? “Efendim, onu il özel idaresine bağlarız,
belediyeyi şube yaparız…” Bunların hepsi boş laf. Belediye
reisleri orada saat beşten sonra mesaiye başlarlar; kavga eden karı kocayı
barıştırırlar; gece iki buçukta ölen, cenazeyi mezara ulaştırmak için arabayı
temin etmeye çalışırlar. Her şeye o belediye reisleri koştururlar, hepsine.
Onlar gidecek, asık suratlı, sizin partizan kadrolarınızla oraya tayin edilen,
sabah dokuz, akşam beş, ondan sonra, orada bile oturmayan, ilçeye yatmaya giden
bir memur gelecek oraya ve işi bitireceksiniz. Daha da
önemlisi, bu sekiz yüz altmış üç yerde, yurt köşesinde, 23 Nisan, 19 Mayıs, 29
Ekim ulusal bayramları kutlanmayacak, tören yapılmayacak, onlar da kapanıyor. İki yüz
otuz dokuz ilk kademe belediyesini muhtarlığa dönüştürüyorsunuz. Ne zararını
gördünüz bunların? Ne için kapatıyorsunuz? Bir örnek vereyim, teker teker
sayarsam zaman yetmez: 1879’da belediye teşkilatı kurulan Yeni Foça
Belediyesini kapatıyorsunuz, İzmir’de, orayı mahalle yapıyorsunuz. Peki, neden
sekiz tane belediyeyi ilk kademe sınırlarından çıkarıp, anakent sınırlarından
çıkarıp ilçe ve belediye yapıyorsunuz da, Yeni Foça’yı mahalleye
çeviriyorsunuz? Çünkü Yeni Foça’nın kabahati büyük: 11 belediye meclisi üyesi
var Yeni Foça Belediyesinin, 10 tanesi CHP’li, 1’i Doğru Yolcu, günahı büyük.
Hâlâ “Biz partizanlık yapmıyoruz, bunlara dikkat etmedik.” filan deyip durun. ASIM
AYKAN (Trabzon) – İstisna… K. KEMAL
ANADOL (Devamla) – Ne istismarı, 11 belediye meclisi üyesi var, 10 tanesi
CHP’li. ASIM
AYKAN (Trabzon) – İstisna bu ya. K. KEMAL
ANADOL (Devamla) – 1879’da açılmış bu belediye beyefendi, rica ederim. Yaz
nüfusu 60 bin. Hiçbir kriterinize uymuyor. Peki,
bunları geçtik. Ya Eminönü? On beş senedir İstanbul’da iktidardasınız. Nüfusu
50 binden 30 bine düşmüş. Türkiye’deki belediyelerin yüzde 51’i 10 binden düşük
nüfuslu belediyeler, 10 binin altında. On beş yıldır elinizde, hizmet verseydiniz
de o nüfusu 50 binin üzerine çıkarsaydınız. Bakın,
Yerebatan Sarayı, muhteşem Ayasofya -Bizans’tan geliyor- padişahların içinden
üç kıtayı yönettiği Topkapı orada, Osmanlı idaresinin kalbi, beyni Babıali orada, muhteşem Sultan Ahmet orada, Kapalıçarşı,
Mısır Çarşısı, Mahmutpaşa, hatta Tahtakale, cumhuriyetin ilk millî mimarisinin
örnekleri Birinci Vakıf Han, İkinci Vakıf Han -mimar Vedat Tek’i de rahmetle
anıyorum- bunların hepsi orada, 700 otel var, 240 bin vergi mükellefi var ve
Karadeniz’in hırçın dalgalarının çırpınarak çarptıkları Sarayburnu orada; bu
dünya kültür başkentini mahalle yapıyorsunuz, muhtarlığa çeviriyorsunuz. Hiç
kuşkumuz yok, hiç kuşkunuz da olmasın sizin, tarihe geçeceksiniz, böyle bir
yeri muhtarlığa çevirdiğiniz için tarihe geçeceksiniz. Yine hiç kuşkunuz
olmasın bu şeref size ait olacak, kutluyorum. Arkadaşlar,
yeni ilçeler ihdas ediyorsunuz. İzmir’de Bayraklı ilçe olsun diye kanun teklifi
verdi arkadaşlarımız geçen dönem -on dört mahalleden oluşan- reddettiniz,
sizlerin oylarıyla reddedildi. Karabağlar ilçe olsun diye Cumhuriyet Halk
Partili milletvekilleri kanun teklifi verdiler 2 defa, onu da reddettiniz.
Şimdi, başınıza taş mı düştü buraları tekrar ilçe yapıyorsunuz? Haa, ilçe
yaparken de bizim kanun teklifi verdiğimiz gibi değil, biraz sonra
söyleyeceğim... Bakın,
çevirin yine (23) no.lu ek listeyi: “İzmir İli Bayraklı İlçesine Bağlanan
Mahalleler.” Yirmi üç tane mahalle sayılıyor. “İzmir İli Bayraklı İlçesine
Bağlanan Mahalleler, Karşıyaka İlçe Belediyesine bağlı” yazıyor başında. Yalan!
Üç tanesi -Manavkuyu, Mansuroğlu ve Osman Gazi- Bornova ilçesine bağlı. Arkadaşlar,
Bornova ilçesinde bu üç mahallenin toplam oyu, Cumhuriyet Halk Partisinin
aldığı oyların yüzde 25’i. Cumhuriyet Halk Partisinin oylarının yüzde 25’ini
yekûn olarak toplayan üç mahalleyi Bayraklı’ya dâhil ediyorsunuz ve 22
Temmuzda, Bornova’da Cumhuriyet Halk Partisi sizi 3.500 oy geçiyor. Bu oyların
yüzde 25’ini alıp yeni kurduğunuz ilçeye koyuyorsunuz ve ondan sonra diyorsunuz
ki: “Biz, herhangi bir siyasi menfaat için bunu yapmadık.” Arkadaşlar,
bu yasa çıkarsa… 22 Temmuz seçimleri, bu oylamaya göre, CHP’nin belediye sayısı
7, AKP’nin belediye sayısı 2. Bu kanun çıkarsa Cumhuriyet Halk Partisinin
belediye sayısı 6, AKP’nin belediye sayısı 5 olacak. Buna yalan diyen varsa,
aslı yok diyen varsa, her platformda tartışmaya hazırım. ADALET
BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Daha seçim yapılmadı ki. K. KEMAL
ANADOL (Devamla) - Burada, 22 Temmuz oylarına göre söylüyorum. 22 Temmuz
oyları… ADALET
BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Kemal Bey, daha seçim yapılmadı. K. KEMAL
ANADOL (Devamla) – Yapılacak, işte böyle yapılacak Sayın Bakanım. Bu…Bu… ADALET
BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Ne biliyorsunuz milletin nasıl oy
vereceğini? K. KEMAL
ANADOL (Devamla) – Bırakın… Bırakın… Bu, 22
Temmuzda alamadığınız oyları bu şekilde elde etme teşebbüsünden başka bir şey
değildir. Bu, seçim sandığını Zati Sungur kutusuna
döndürmekten başka bir şey değildir. (CHP sıralarından alkışlar) Bu,
“Hasan almaz, basan alır.” mantığıdır… “Hasan almaz, basan alır.” mantığıdır.
Bu, ahlaki bir şey değildir. (AK Parti
sıralarından gürültüler) Oylar
belli kardeşim, hiç itiraz etmeyin. MEHMET
NİL HIDIR (Muğla) – İzmir zaten bize verecek Kemal Ağabey. K. KEMAL
ANADOL (Devamla) – İzmir size… MEHMET
NİL HIDIR (Muğla) – İzmir zaten bize verecek, hiç merak etmeyin. K. KEMAL
ANADOL (Devamla) – Haa, ben size söyleyeyim: Bütün bunlar para etmeyecek,
İzmir’den havanızı alacaksınız! İzmir’den havanızı alacaksınız! (CHP
sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından gürültüler) Göreceğiz, göreceğiz,
göreceğiz… ALİ İHSAN
MERDANOĞLU (Diyarbakır) - İzmir’den hava değil belediye alacağız. K. KEMAL
ANADOL (Devamla) - Göreceğiz, göreceğiz, göreceğiz… Peki, bir
şey söyleyeceğim size. Diyor ki Sayın Başbakan, sizin sözcüleriniz de burada
söylüyor: “Bu kapatılan belediyeler 2 binin altına düştüğü için, bunların yüzde
50’si, 56’sı Adalet ve Kalkınma Partili.” RÜSTEM
ZEYDAN (Hakkâri) – Yüzde 57’si… K. KEMAL
ANADOL (Devamla) - 57’si, doğru... Bir teklifim var arkadaşlar: 22 Temmuzda
size oy veren -yüzde 57’si size oy vermiş- belediyeden mi korkuyorsunuz,
seçmenlerden mi? Hadi bir referandum yapın, hadi bir referandum yapın! Var mı
cesaretiniz? RECEP KORAL (İstanbul) – Vakit yok, vakit. K. KEMAL
ANADOL (Devamla) – Haa, vakit yok değil… OKTAY
VURAL (İzmir) – İşine geldiği zaman… K. KEMAL
ANADOL (Devamla) – Hani Sayın Başbakan “Referandum kültürüne bu millet
alışsın.” diyordu, “Her kanunu ona soracağız.” diyordu. Referandum Abdullah
Gül’ün Çankaya’ya çıkması için mi lazım sadece? (CHP sıralarından alkışlar) Bu
belediyeler için, yani… Vatandaş Eminönü’nde yatacak, sabah gazeteye bakacak ki
Fatih’te, vatandaş Bornova’da oturacak, yatacak, sabah bir bakacak ki
Bayraklı’da olmuş. Yani, bu halk sizin paryanız mı, tebaanız mı? Yani, bu
memlekette bir sürü yerel yönetimle ilgili kürsüler var, üniversiteler var,
bilim adamları var, kamuoyu var, başında sizin belediye başkanlarınızın
bulunduğu belediyeler dernekleri var, bir de Avrupa Şartı var, özerklik şartı
var… Hepsi bir tarafa, Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından çıkan, dudağından çıkan
fermana göre yurttaşların kaderi belirlenecek. Bunlar yanlış arkadaşlar. Bunlar
size hayır getirmez. Nasıl, demin söylediğim, demokrasinin
çocukluk hastalıklarını bu memlekete yaşatan, Malatya’yı bölen, Kırşehir’i kaza
yapan, tekrar vilayet yapan, Abana’yı, Bozkurt’u, ilçe merkezini ilçeden alıp
köye taşıyan anlayış nasıl başarılı olamadıysa, size de bunlar hayır
getirmeyecektir ve şuna üzülüyorum sizin hesabınıza, ister kabul edin ister
kabul etmeyin ve böyle bir çelişkiden üzüntü duyuyorum: Daha altı ay evvel
yüzde 47 gibi büyük bir seçim… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN
–Sayın Anadol, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun
efendim. K. KEMAL
ANADOL (Devamla) – Daha altı ay evvel yüzde 47 gibi çok büyük bir seçim
başarısı kazanmış bir iktidarın, altı ay içinde bu tür ucuz işlere tevessül
etmesine ve sandıktan korkmasına sizin hesabınıza hayıflanıyorum. Hepinize
saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Anadol. Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına Kırşehir Milletvekili Sayın Metin Çobanoğlu,
buyurun. (MHP sıralarından alkışlar) MHP GRUBU
ADINA METİN ÇOBANOĞLU (Kırşehir) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri;
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Büyükşehir Belediyesi Sınırları
İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum. Çok
değerli milletvekilleri, gerçekten bu tasarı hakkında söz almış bulunuyorum ama, bir burukluk yaşıyorum. Eski bir
belediye başkanı olarak, bu tasarıyla kapatılacak sekiz yüz altmış üç belde,
iki yüz kırk bir ilk kademe belediyesinin kapatılmasının sıkıntısını,
üzüntüsünü, bu konularda bu sıkıntılarını bizlere ifade etmek üzere gelen,
zaman zaman da birlikte yaptığımız toplantılarda bu sıkıntıları bizlere aktaran
belediye başkanlarının bu üzüntülerini paylaşarak bu burukluğu yaşıyorum. Tabii,
demokrasi gazisi bir şehrin, Kırşehir Milletvekili olarak da bu sıkıntıları
evimde de şehrimde de yani ili ilçe yapılmış bir şehrin milletvekili olarak da
bu kapatılan belediyelerdeki belediye başkanlarının ruh hâlini, sıkıntılarını
çok yakından bilen bir insan olarak bu sıkıntıyı ben de huzurunuzda yaşıyorum. Değerli
milletvekilleri, geçtiğimiz perşembe günü, Antalya’da, kapatılan üç yüz elli
belediyenin başkanıyla bir araya geldik. Tabii, bu toplantıda iktidar partisine
mensup milletvekili ve yönetici arkadaşlarımız da davet edilmişti, ama
maalesef, büyük çoğunluğu AKP’den seçilmiş belediye başkanlarının bulunduğu bu
toplantıda, iktidar partisine mensup hiçbir arkadaşımız bu toplantıya
katılmadı. Keşke katılsaydınız ve oralarda yaşanan dramatik konuşmalara sizler
de şahit olsaydınız! Değerli
arkadaşlarım, yüzleşmek zorundayız. Bu yasayla ve -bu tasarı eğer kanunlaşırsa-
bunun sonuçlarıyla sizler de yüzleşeceksiniz, bizler de yüzleşeceğiz. Bakın,
bugün bütün partilerin, grubu olan partilerin grup toplantıları vardı. Bizim
grup toplantılarımıza yüzlerce belediye başkanı iştirak etti. Ama, hepsinin bize dile getirdiği, iktidar partisinin grup
toplantılarına alınmadıklarıdır. Yine,
değerli arkadaşlarım, bakın, bugün, burada, bu tasarıyı çok yakından takip eden
belediye başkanları Genel Kuruldaki görüşmeleri takip etmek istemişler.
Dinleyici localarına bakıyorum, bir tek belediye başkanı yok. Sebebi:
Alınmamışlar. Yüzlercesi şehrinden, beldesinden kopup gelmiş ve o beldede
yaşayan vatandaşlara da şunu söylemiş: “Biz bu mücadeleyi veriyoruz, işte
Ankara’ya gidiyoruz, iktidar partisine mensup milletvekilleriyle de
görüşeceğiz.” Belki bu tasarı geri
çekilebilir umuduyla Ankara’ya gelmişler. MEHMET
ŞANDIR (Mersin) – Meclise bile giremiyorlar. METİN
ÇOBANOĞLU (Devamla) - Ama maalesef değerli arkadaşlarım, sizlerle de
görüşemediler, bugün burada localarda gelip dinleyeceklerdi ama buna da müsaade
edilmedi. Değerli
milletvekilleri, ben Antalya’daki toplantıdan sonra, kendi ilimde bulunan ve bu
tasarıyla kapatılacak on dokuz beldede ayrı ayrı toplantılar düzenledim,
hepsini tek tek ziyaret ettim. Vatandaşlarla bir araya geldik. Emin olun, o
toplantılara şahit olmanızı da özellikle isterdim. Ama,
zaten bu kapatılan belediyelerin çok büyük bir bölümü partinize mensup. Lütfen,
o belediye başkanlarıyla –hepsine gittim- görüşüp oralardaki vatandaşların ruh
halini, ne noktaya geldiklerini görürseniz, tespit ederseniz bu tasarının
kanunlaşması halinde ne sonuçlarla karşılaşacağınızı da daha iyi anlarsınız. Değerli
milletvekilleri, gerçekten, eski bir belediye başkanı olarak, bu tasarının
gerekçelerinde de haklı hiçbir sebep yoktur. Onun için, Milliyetçi Hareket
Partisi olarak bu tasarının özüne de, ruhuna da, bütün maddelerine de karşıyız.
Bakın, “Geliştireceğiz.” diyoruz, “Ülkemizi dengeli kalkındıracağız.” diyoruz,
“Gelişmişliği bütün yörelere yayacağız.” diyoruz ama ne yapıyoruz? Biz, mevcut
3.225 belediyenin 1.100 küsurunu bugün burada iktidar partisinin Hükûmet
tasarısıyla kapatıyoruz, yok sayıyoruz; bu belediyeleri toza, çamura, çöpe
mahkûm hâle getiriyoruz değerli milletvekilleri. Bakın, bu
tasarının gerekçeleri dört temel esasa dayanıyor. Diyorsunuz ki: “Bu
belediyelerin çoğu kırsalda yer almaktadır. Dolayısıyla da mahallî kaynak
oluşturma konusunda yetersizdirler. Genel bütçeden aldıkları paylarla da kendi işlerini görme noktasında sıkıntılar vardır.” Yine, bu
tasarının bir maddesinde, gerekçe olarak şunu söylüyorsunuz: “sekiz yüz altmış
üç belediyenin 200 milyon YTL borcu vardır.” Büyükşehirlerdeki ilk kademe
belediyelerinin de 325 milyon YTL civarında borçlarının olduğunu söylüyorsunuz.
“Nüfusun da azalmasıyla bu belediyeler borçları ödeme kabiliyetlerinden mahrum
kalmaktadırlar ve bu gelirlerle de hizmetlerini yapamayacak hale gelmişlerdir.”
diyorsunuz. Yine, bu
belediyelerin, çevre koruma noktasında, temiz su üretme noktasında, katı atık
ve atık su arıtma noktasında, kendi imkânlarıyla bu tesisleri yapabilme imkânı
olmadığından bahsediyorsunuz. Yine, bu
belediyelerin, teknik ve personel yetersizliği noktasında, özellikle ruhsat ve
imar konularında yetersiz kaldıklarını ifade ediyorsunuz. Yine, bu
belediyelerin gelişme süreci içerisinde, bu belediyelere daha fazla kaynak ve
yetki aktarılması gerektiğini, ama bu belediyelerin yetersizliğinden dolayı
yapmak istediğiniz yerel yönetimler reformunu gerçekleştiremediğinizi bu
gerekçede söylüyorsunuz. Ayrıca
diyorsunuz ki: “Bu belediyeler, kapanan belediyeler, o yöredeki halka hizmet
edemez duruma gelmiştir.” diyorsunuz. Değerli
arkadaşlarım, bu gerekçeleri siz yazdınız, ben söylemiyorum ama bu gerekçelerin
hiçbirine dayanarak bu belediyeleri kapatmak doğru değildir. Bakın, kaynak
yaratamıyorlar, nüfusları azalmış, borçlanmışlar… Ne kadar? Sekiz yüz altmış üç
belediye 200 milyon YTL borçlanmış. Biraz önceki çok değerli konuşmacılar da
ifade ettiler, bir tek Ankara Büyükşehir Belediyesinin borçları sekiz yüz altmış
üç belediyenin 25 katıdır değerli milletvekilleri. O zaman buyurun kapatalım,
buyurun kapatalım. Şimdi, eğer mesele borçsa bunun da çözümü var değerli
milletvekilleri. Şimdi, bu kadar belediyeyi kapatacaksınız, sebebi 200 milyon
YTL’lik bir borç. Çok açık, net söylüyorum: Büyükşehir belediyelerinin bir
yılda yaktıkları, havaya attıkları havai fişek parasıyla memleketimizin bazı
sanatçılarına ödedikleri paraları toplayın, bu sekiz yüz altmış üç belediyenin
borcundan fazla edecektir. Ama, biz, şimdi, bu belediyelerin
borçları var diye kapatıyoruz ve diyoruz ki: Bu belediyeler imar ve ruhsat
konularında yetersizdir. Değerli
arkadaşlarım, bu belediyeleri dolaşmanızı tavsiye ederim. İstanbul Büyükşehir
Belediyesi on beş yıldır aynı görüşte, aynı istikamette devam ediyor. İstanbul
Büyükşehir Belediyesindeki imarla ilgili sıkıntılar bugün hiçbir belde
belediyesinde yoktur. İstanbul’daki konutların çok büyük bir bölümü ya
ruhsatsız ya kaçaktır. İşte, takriben bir ay önce İstanbul’da ruhsatsız bir
havai fişek fabrikasının patlamasının neticelerini hep beraber, üzüntüyle
yaşadık. Ama gidin bu küçük belde belediyelerine, yolunu yapmış, kaldırımını
yapmış, suyunu akıtıyor, çöpünü topluyor… Ama, biz,
şimdi, iktidar partisinin gayretleriyle bu belediyeleri kapatıyoruz. Değerli
arkadaşlarım, mevcut kapatılan belediye başkanlarıyla yaptığımız görüşmelerde
şunu özellikle sordum: Kendi bölgenizdeki kendi milletvekillerinize bu
sıkıntıyı götürmediniz mi? Hepsi dedi ki: “Götürdük.” Peki, ne dediler?
“Kişisel olarak biz de böyle bir yasanın çıkmasını istemiyoruz ama Sayın
Başbakanımızın talimatı, biz bu yasayı geçireceğiz.” Evet,
bugün burada da gördüğümüz tablo bu. Sayın Başbakan talimat vermiş -maalesef
hiç kimse bu konuda itirazını ifade etmeden, edemeden- grup kararıyla bu yasayı geçirmek için. İşte
komisyondaki görüşmeleri de takip ettik. Orada da muhalefetin sesi kısıldı,
burada da alışılagelenin, anlaşmalardan farklı olarak bugün burada denetleme
yapacağımız bir gün, yapılan bir değişiklikle de bu tasarıyı görüşüyoruz. Değerli
arkadaşlarım, bu doğru değildir. Şunu ifade etmek istiyorum: 2002 yılında AKP
iktidar olduktan sonra yerel yönetimlerle ilgili yapacaklarını hem 58’inci
Hükûmette hem 59’uncu Hükûmette ifade etmişti. Yerel yönetimlerle ilgili ilk
söylediğiniz “Biz yerinden yönetim ilkesini benimsiyoruz. Şeffaflık,
katılımcılık, hesap verebilir, denetlenebilir bir belediye anlayışı getirmek
istiyoruz. Ayrıca, bu yerel yönetimler reformlarını yaparken Avrupa yerel
yönetimler özerklik şartı standartlarına uygun bu düzenlemeleri yapacağız.”
dediniz. Bu, Hükûmet Programı’nızda var ve ne yaptınız değerli milletvekilleri:
Önce, bir reform paketi içerisinde 5393 sayılı Belediye Yasası’nı, 5216 sayılı
Büyükşehir Belediyesi Yasası’nı, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Yasası’nı çıkardınız.
Değerli
arkadaşlarım, orada aslında şunu da yaptınız: İşte, 5393’ten önce çıkan 5272
sayılı Yasa’nın 11’inci maddesinde belediyelerin nasıl kapatılacağını orada
söylediniz. Dediniz ki: “Nüfusu 2 binin altında olan belediyeler Danıştayın
görüşü, İçişleri Bakanlığının teklifiyle üçlü kararnameyle tüzel kişilikleri
ortadan kaldırılır.” dediniz. Değerli
arkadaşlarım, bunu 2004’te çıkardığınız yasada var ve o yasanın geçici bir
maddesinde de 2 binin altındaki belediyeler 2000 yılında yapılan nüfus tespitine
göre bu belediyelerin tüzel kişilikleri kaldırılır dediniz. Bu yasada 31/12/2005 yılına kadar da süre verdiniz. Bu yasanın yerine
kaim olan 5393 sayılı Yasa’da da aynı madde korundu ama belediyelerin tüzel
kişiliğinin kaldırılması 31/12/2006 yılına kadar
uzatıldı. Peki,
soruyorum: Bu yasaları 2004’te çıkardınız, aradan bu kadar süre geçti, niye
işletmediniz? Şimdi, bir kül hâlinde bin yüz civarındaki belediyenin tüzel
kişiliğini birdenbire kaldırıyorsunuz ve seçimlere bir sene gibi kısa bir süre
kala bu düzenlemeyi yapmaktasınız. Biraz önce çok değerli bir iktidar partisine
mensup milletvekili şunu dedi: “Acelemiz var.” Neyin acelesi? İşte, 2009
yılında yapılacak mahallî idareler seçimlerinden bir sene önce bunu çıkaralım
ve Anayasa’nın 127’nci maddesindeki engele takılmayalım diye böyle bir
alelacele bu kanunu getiriyorsunuz. Her kanunda, her acele getirilen kanunda
olduğu gibi bu kanun da ayaklarınıza takılacaktır. Şunu
söylüyorum: Belki kapatmayı hak eden çok cüzi de olsa belediyeler olabilir
-kaynakları, imkânları- ama çok büyük bir bölümü bu kapatılmayı hak etmiyor.
Keşke Danıştay bir inceleme yapsaydı, hepsiyle ayrı ayrı incelenseydi ve
akabinde bizler de bu konuda bilgilendirsek, bizler de inceleme yapsak bu
itirazlarımız olmazdı ama siz, Sayın Başbakanın bir talimatıyla bütün
belediyelerimizin üçte 1’ini bir günde çıkaracağınız yasayla köye
dönüştürüyorsunuz veya mahalleye dönüştürüyorsunuz. O köylerdeki, o
belediyelerdeki insanlarla önümüzdeki günlerde yüzleşeceksiniz. Sayın Başbakan
bugün diyor ki: “Merak etmesinler, daha fazla kaynak aktaracağız, daha fazla
yatırım yapacağız.” Değerli
arkadaşlarım, madem öyleydi, demokrasinin ilk kademesi olan bu belediyelerin
başkanları mı size çok geldi? O zaman daha fazla kaynak aktarsaydık, daha fazla
imkân sağlasaydık da bu belediye başkanlarımız istediğimiz anlamda
faaliyetlerini sürdürebilselerdi. Değerli
arkadaşlarım, şunu söylüyorum, imkân sınırlı olabilir ama şunu yapabiliriz: 2
binin altındaki nüfustaki belediyelere, illere bir gönderiyorsak bunlara iki gönderelim.
Bu bütçelerle mümkün, bu sıkıntıları da çözeriz. Bakın, benim kendi şehrimdeki
bazı belediyelerde, kapatılan belediyelerde, çok samimi söylüyorum, yüzme
havuzları var. Bugün birçok ilde olmayan, o küçük dediğimiz, yetersiz
dediğimiz, hizmet yapamıyor dediğimiz belediyelerimizde var. Avrupa’da emekli
olmuş “Hayatımın son kısmını gideyim, kendi bölgemde, kendi beldemde geçireyim,
nasıl olsa belediye de var, hizmetler de var, orada yaşayayım.” demiş. Şimdi
insanlar kan ağlıyor. Villasını yaptırmış, yüzme havuzu yapılmış, Avrupa’dan
gelecek, o beldedeki yaşayan insanlar için bunu gerçekleştirmiş belediye, şimdi
bunlardan vazgeçeceğiz. “Tasarruf” diyorsunuz. Belediye başkanının maaşı
dışında burada bir tasarruf yok. Ayrıca belediyelerin diğer sosyal görevlerini
yok sayıyorsunuz. Belediye başkanları bir tek yol, kaldırım, imar, ruhsat
işleriyle uğraşmıyor. Değerli
arkadaşlarım, gece birde, ikide, üçte, o belde de kim hasta olsa belediye
başkanının kapısını çalar, belediye başkanı gerekirse kendi gider, gerekirse
memurlarını gönderir, aracını verir, takip eder ve o hastanın acil durumuna
çözüm üretir. Değerli
milletvekilleri, bakın, bazı beldelerde şunu ifade ettiler. Diyorlar ki: “Biz
çocuğumuzu belediyenin araçlarıyla şehre çok cüzi miktarlarda servis ücretiyle
gönderiyoruz. Bu belediyeler kapatıldığı zaman piyasa fiyatlarıyla
çocuklarımızı okutmaya gönderme şansımız yok.” Şimdi biz bu tasarıyla
çocukların eğitimini de engellemiş bulunuyoruz. Değerli
milletvekilleri, şunu da buradan söylemek istiyorum: Büyükşehirlerde bazı
belediyeleri, bakın Temelli’yi kaldırıyoruz Sincan’a bağlıyoruz, Hasanoğlan’ı
kaldırıyoruz Elmadağ’a bağlıyoruz, Erzurum’un tarihî belediyesi Ilıca’yı,
tarihî ismini siliyoruz ve bir başka belediye altında diğer beldelerle bir
araya getiriyoruz. Değerli
milletvekilleri, şunu da ifade etmek istiyorum: İstanbul Gürpınar Belediyesini
ortadan ikiye böldünüz, bir kısmı Büyükçekmece’de bir kısmı Beylikdüzü’nde. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Sayın Çobanoğlu, lütfen konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. METİN
ÇOBANOĞLU (Devamla) - Belediye başkanı feryat ediyor, diyor ki: “Bizi madem
kapatıyorsunuz. Verecekseniz, benim beldemi bir bütün hâlinde nereye verirseniz
verin.” Bunu da mı çok görüyorsunuz? Değerli
milletvekilleri, bakın, şurada, hemen yanımızda Kırıkkale var. Üç tane belde çok önemli. Ne bunlar: Hasanoğlan, Koçubaba,
Hamzalı. Bunların önemi nereden? OSMAN
DURMUŞ (Kırıkkale) – Hasandede… METİN ÇOBANOĞLU (Devamla) – Hasandede, pardon. Hasandede,
Koçubaba, Hamzalı. Bunların önemi şuradan: Nüfusları küçük
ama bunların tesir sahaları çok büyük. Bunlar Bektaşi kültürünün çok
önemli merkezleridir. Gönlüm Hasandede’nin ilçe yapılması gerekir derken, şimdi
siz bu belediyeyi kapatıyorsunuz. Bakın,
Bektaşilik Anadolu’nun Türk yurdu olmasında çok önemli bir felsefe. İşte,
diğer, Anadolu’nun alperenleri gibi, onlar da Anadolu’nun Türk yurdu olmasında,
bu kültürün buralara yayılmasında müthiş bir görev görmüşler. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) METİN
ÇOBANOĞLU (Devamla) - Şimdi biz buraları köreltiyoruz. Keşke
bu tasarıyla oraları ilçe yapabilsek. BAŞKAN –
Sayın Çobanoğlu, teşekkür ediyorum. METİN
ÇOBANOĞLU (Devamla) – Ben teşekkür ediyorum. Hepinize
saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Demokratik
Toplum Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Selahattin Demirtaş. Buyurun
Sayın Demirtaş. (DTP sıralarından alkışlar) DTP GRUBU
ADINA SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Sayın
Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümü
üzerinde DTP Grubu adına görüşlerimizi belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli
arkadaşlar, çok değerli konuşmacıların da altını çizerek ifade ettikleri gibi
toplumun çok önemli bir kesimini, milyonlarca insanı doğrudan etkileyecek
önemli bir kanun tasarısı üzerinde bugün Genel Kurul kendi iradesini ortaya
koyacak. Dolayısıyla bu kanun tasarısının, toplumun büyük bir kısmını bu kadar
yakından ilgilendiren sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel yaşamını, günlük
yaşamını değiştirebilecek, doğrudan etkileyebilecek bir kanun tasarısı üzerinde
elbette ki öncelikli olarak toplumun genelinin düşüncelerinin alınması çok
önemlidir. Şimdi, kanun tasarısının Genel Kurula geliş süreci göz önünde
bulundurulduğunda, bu sürecin yeterince işletilmediği, demokrasi adına,
katılımcılık adına bir değişiklik yapılacağı iddiasıyla, tam tersine,
katılımcılık, şeffaflık, demokratiklik ilkesinin katledildiğini görüyoruz. Bu
tasarı yaklaşık bir hafta önce gruplara iletildi. Gruplar bunun üzerinde daha
sağlıklı bir şekilde tartışmasını yürütemedi, çünkü yüzlerce belediyenin
kapatılması veya birbirine bağlanması söz konusu. Bürokratların belki uzun süre
üzerinde çalışıp hazırladığı, aylarca, belki yıllarca üzerinde çalışıp
hazırladığı kanun tasarısının Mecliste tartışmaları için Komisyonda sadece bir
gün verilmiş, Genel Kurulda da bir günde milletvekillerinin bunu tartışarak
onaylaması isteniyor. Bu da demokrasi adına yapılıyor. Doğrusu kendi içinde tutarsız
olan, anlayış itibarıyla çelişkili olan bir yaklaşım daha başından itibaren
hissedilir durumda. Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısının bu kadar alelacele, hızlı bir
şekilde Genel Kurula indirilmesiyle birlikte, aslında bu belediyelerle ilgili,
belediyelerin ahalisiyle ilgili çalışmalar yapan, imza toplayan, bu konuda
kamuoyu yaratmaya çalışan, bu çaba içerisine giren sivil toplum örgütleri,
muhtarlıklar, belediyeler, bir bütün olarak toplumun kendisinin bütün çabaları
boşa çıkarılmış oldu. Aslında bu konuda toplumda
hararetli bir tartışma var. Fakat bu tartışmaların önü Genel Kurula hızla
indirilen bu tasarıyla kesilmiş oldu. Dolayısıyla, halkın görüşleri gruplara
yansımadan, Meclise yansımadan tartışmayı yürütmek durumunda kaldık. Yine,
değerli arkadaşlar, kanunun tekniği, bir kez daha altını çizmek istiyorum ki
demokratiklik, katılımcılık ve şeffaflığı bertaraf edecek şekilde düzenlenmiş.
Bir tek maddede kırk üç belediyenin kurulmasına karar vereceğiz. Kırk üç ayrı
şehirle ilgili bir tek maddede konuşacağız, bir tek maddede analiz yapacağız,
değerlendireceğiz ve bir tek maddede oylamayla bunun kararını almış olacağız. Oysa yapılması gereken, her bir belediyenin ayrı bir maddede
düzenlenmesi ve o maddeyle ilgili tartışmalar yürütülürken o belediyenin özgün
koşulları, öznel koşulları dikkate alınarak gerçekten bu düzenleme o bölge
halkına, o yöre halkına faydalı olacak mı, kamusal amacı yerine getirecek mi,
getirmeyecek mi; her maddenin tartışmasında ayrı ayrı ortaya çıkacaktı, ama
kanunun tekniği, düzenleniş şekli buna da imkân vermiyor. Şimdi,
genel gerekçelerde üç dört tane genel gerekçe ifade edilmiş, ama bunların
tamamı, dördü de -örneğin, dört genel gerekçe var ama- dört genel gerekçenin
tamamı da sekiz yüz yirmi belediye için geçerlidir diyemeyiz. Bunlardan biri
birkaçı için geçerlidir, ikisi birkaçı için geçerlidir, ama dördünün tamamı
için geçerli olduğunu ifade etmek mümkün değil. Dolayısıyla her belediyenin
ayrı ayrı tartışılıp, gerçekten de kanunun amacına hizmet edecek bir düzenleme
yapılıyor mu, yapılmıyor mu sonucunun ortaya çıkarılabilmesi açısından her
birinin ayrı maddede düzenlenmesi gerekirdi. Dolayısıyla kanunun 1’inci maddesi
özellikle bu yönüyle derinlemesine bir tartışmayı, analizi milletvekillerinin
bilgisine sunmaya, buna göre de milletvekillerinin karar vermesine imkân
verecek şekilde düzenlenmemiş. Birazdan
maddelere geçilecek ve belki yarım saatlik bir konuşmadan sonra kırk üç tane
belediyenin kurulmasına, ilçenin kurulmasına karar vermiş olacağız. Sadece
yarım saat tartışma fırsatımız olacak. Oysa ben biliyorum ki
milletvekillerimizin birçoğunun, işte Diyarbakır’da yapılacak düzenleme neyi
getiriyor neyi götürüyor, çok bilme şansı olmayacak. Benim, Bursa’daki
düzenlemeden, gelen giden ne olacak, bilme şansım olmayacak. Her bir
milletvekili için bu geçerlidir. Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bu hâliyle
yasalaşırsa kanaatim odur ki bir müddet sonra tekrar ele alınmak durumunda
kalınacak. Çünkü, çok alelacele hazırlanmış, her
belediye için, her ilçe için farklı bir gerekçe sunulmamış, Komisyonda da zaten
yeterince tartışılmamış, tartışılmasına imkân da verilmemiş, muhalefet
partileri bu konuda değişiklik önergeleri sunmak istemişler ama buna da imkân
verilmemiş. Komisyon zaten her maddeyi olduğu gibi onaylayarak Genel Kurula sevk
etmiş. Dolayısıyla, tartışmalar son derece yetersiz. Bu sıra sayıdan da,
yapılan tartışmalardan da, gerekçelerden de, karşı oy yazılarından da, bu
kanunun değiştireceği sosyal yaşantıyı, ekonomik yaşantıyı, kültürel yaşantıyı
anlayabilmek, gerçeği ortaya çıkarabilmek maalesef ki mümkün değil. Yani
aylarca üzerinde çalışılan, belki onlarca, yüzlerce bürokratın aylarca üzerinde
çalıştığı bir kanun tasarısını burada birkaç saat içerisinde hep birlikte
oylamış, onaylamış olacağız. Yine,
adrese dayalı nüfus sistemini esas alarak, bunu taban kabul ederek bu veri
tabanı üzerinde düzenlemeler yapılmaya çalışılıyor ama,
Sayın Bakan bu yapılan nüfus sayımına çok güvendiğini, bugüne kadar Türkiye
Cumhuriyeti’nde yapılan en sağlıklı nüfus sayımının bu şekilde gerçekleştiğini
ifade etse de bizler biliyoruz ki neredeyse anket yapılır gibi yapılan bu
uygulama nüfusun önemli bir kısmını ya dışarıda tutmuş ya da farklı yerlerde
yazılmasına yol açarak en azından sağlıklı bir veri tabanı oluşmasını
engellemiş durumda. Dolayısıyla, ortada, önceki nüfus sayımları ve şu anda
yapılmış olan bizce sağlıksız, adrese dayalı veri tabanı üzerinde
gerçekleştirilen bu düzenlemenin yine bir müddet sonra ihtiyaca cevap vermediği
anlaşılacak. Aslında veri tabanının yanlış olmasından kaynaklı olarak da
sonuçlarının da yanlış bir şekilde ortaya çıktığını bariz bir şekilde ortaya
koyacaktır değerli arkadaşlar. Şimdi,
değerli arkadaşlar, bir belediye başına düşen nüfus oranı itibarıyla Türkiye
zaten yetersizken, bu hâliyle belediye başına düşen nüfus oranı artırılarak
yerel katılımcılık, yerel demokrasi de büyük oranda zayıflatılacak. Şimdi,
aslolan şudur: Mümkün olan en az nüfusun, yerelde, hizmetlerle ilgili olarak
tartışma süreçlerine katılabilmesi, yerel yönetimlere önerilerini sunabilmesi,
denetleyebilmesi ve mümkün olan en az nüfusun o birimde, belediye çatısı
altında örgütlenerek kendi hizmetlerini kendi belediyesi aracılığıyla
görebilmesidir. Bunu, demokratik devletlerin, tartışırken en mikro düzeyde,
yapabileceği en küçük birimlere ayırarak yapması demokrasinin gereğidir.
Demokrasi artık yerelden işliyor. Ademi merkezi sistem
ne kadar güçlüyse bir ülkenin demokrasisi o kadar güçlüdür. Şimdi, eğer
demokrasi adına bu yapılıyorsa bu da yanlış bir anlayış. Ülkemizdeki
belediye sayısı sanki çok çok fazlaymış, emsallerine göre sanki çok fazlaymış
gibi bir de belediyeleri büyüterek, hem fizikî olarak, coğrafi olarak büyüterek
hem de belediyelerin nüfus sayısını artırarak maalesef ki katılımcılığı
zorlaştırıyoruz. Orada yaşayan, o belediye sınırları içerisinde yaşayan halkın
kendi düşüncelerini, önerilerini, kendi seçtikleri belediyelerine aktarmalarını
ve denetlemelerini giderek zorlaştırıyoruz. Dolayısıyla, eğer demokrasi adına
bu yapılıyorsa bu gerekçe de mantıklı değil değerli arkadaşlar. Bir başka
önemli husus bu tasarıyla ilgili: Şimdi, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı
var değerli arkadaşlar. Onun 5’inci maddesinde, bu gibi durumlarda, yani
belediye sınırları değiştirilecekse eğer, mümkünse o yörenin halkının
düşüncelerine başvurmak gerekir diye bir prensip belirlemiş. Şimdi, burada
mümkünse derken, çok olağanüstü koşullar olur ve bu bu değişikliği yapan siyasi
irade referandumu yapabilecek koşullara sahip olmaz, deprem olur, savaş hâli
olur, afet olur, bilmem ne olur ama bu yasa değişikliği de o anda gereklidir,
dolayısıyla referandum yapmak mümkün değildir. Bu “mümkünse” kısmına sığınarak
referandum yapmayabilir ama onun ötesinde, mümkün olan her hâlde referandum
yapmak zorundadır. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı bunu şart koşmaktadır.
Nedir
peki bunun önemi bizim için? Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereğince usulüne
uygun bir şekilde yürürlüğe girmiş uluslararası bir sözleşmedir bu ve kanun
hükmündedir; uygulanmadığı zaman, siz, yasayı ihlal etmiş olursunuz. Herhangi
bir iç hukuk mevzuatımızın bir hükmü hâline gelmiştir. Dolayısıyla, bu
yörelerde referandum yapmak hükûmetin inisiyatifinde
değildir, zorunludur, yapılması zorunludur. Aksi takdirde, uluslararası
sözleşmelerin de hiçbir anlamı kalmaz, Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin de hiçbir
anlamı kalmaz. Şimdi,
değiştirilen, sınırları değiştirilen veya işte birleştirilen belediyelerin
hangi birinde referandum yapıldı? Hiçbirinde. O yöre halkının hiçbirinin bu
konudaki düşüncesi resmî olarak ya da gayriresmî olarak alınmadı, alınmak istenmedi
ama bu düzenleme, onlar adına, onlar için Meclis tarafından yapılıyor, onlara
rağmen yapılıyor ama. Dolayısıyla, bunun bu şekilde yasalaşması, Anayasa’nın
90’ıncı maddesine aykırı olacak değerli arkadaşlar. Belki, Anayasa Mahkemesi,
ilerideki itirazlarda bunu göz önünde bulunduracaktır. Neden o yörelerde
referandum yapmadınız, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın 5’inci
maddesine göre neden o yörelerde referandum yapmadınız, neden bu referandumun
sonuçlarını dikkate alarak bu değişiklikleri, sınırları değiştirmeyi ondan
sonra yapmadınız, diye belki de bir iptal durumu söz konusu olacak. Bu nedenle, bu konu da çok hassas. Bu da doğrudan demokrasiyle
ilgili, halkın iradesiyle, milletin iradesiyle doğrudan ilgilidir ama burada
yapılan, o yöre halkının iradesine rağmen, onlar istemediği hâlde, onlar uygun
bulmadığı hâlde “Kanun koyucu olarak bizler sizin için bunu uygun gördük,
dolayısıyla bundan sonra böyle yaşayacaksınız, siz uygun görmeseniz de biz
sizin için uygun gördük.” diyerek yasalaştırmış olacağız. Şimdi,
evet, referandum yapılamadı ama -birçok arkadaşımız ifade etti, bundan sonra da
ifade edilecek- Meclise ulaşabilen bütün bölgeler, belediye başkanları, meclis
üyeleri, o bölgede yaşayan halk bir şekilde sesini buraya ulaştırmaya da çalışıyor.
Basın açıklamalarıyla, faks etkinlikleriyle, hazırladıkları raporlarla,
aldıkları meclis kararlarıyla düşüncelerini aktarmaya çalışıyorlar. Yani
neredeyse bu belediyeler içerisinde, durumu değişecek belediyeler içerisinde
hâlinden memnun olan, değişiklikten, tasarıdan memnun olan belediye yok gibi. MEHMET
NİL HIDIR (Muğla) – İnsaf edin, insaf! SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Devamla) – Bu konuda, değerli arkadaşlar, bütün gruplara elbette ki
iletilmiştir, eminim ki iktidar partisine mensup milletvekili arkadaşlarımız da
bu konuda değişik önerileri almıştır. AHMET
YENİ (Samsun) – Samsun memnun! Herkes memnun kardeşim! SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Devamla) – Yüzde 100 olmak zorunda değil tabii ki. Yani bunlardan bir
tanesi bile itiraz ediyorsa değerli arkadaşlar, demokrasi ilkesi, katılımcılık
ilkesi çiğnenmiş demektir. Burada,
değerli arkadaşlar, Eminönü’nden gelen dosya var. Sadece
Eminönü’nün dosyası bu. On beş bin imza var -zannedersem diğer gruplara
da iletmişlerdir- on beş bin imza. İşte referandum. MEHMET
NİL HIDIR (Muğla) – Sosyal demokratlar organize etmişler. SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Devamla) – Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na göre referandum.
On beş bin kişi “Biz bunu istemiyoruz.” diyor. Diğer gruplara da iletmişlerdir.
Eminönü Belediyesi DTP’li de değildir. MUHYETTİN
AKSAK (Erzurum) – İmzalar sahtedir. MEHMET
NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Dinle, dinle! Başkan,
müdahale eder misiniz? SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Devamla) – Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bu referandumu
yapmazsanız, halk bu şekilde, taleplerini, ihtiyaçlarını, beklentilerini
Meclise ulaştırmaya çalışır. Bizim dediğimiz şu: Yani, doğru olan ve bu insanların hakkı olan şey
referandumu gerçekleştirmek. Buradan çıkan resmî sonuçlar üzerinden bakanlığın
bir kanun tasarısı hazırlaması, komisyonun da buna uygun bir şekilde görüş
belirterek Genel Kurula indirmesiydi. Bizler de burada milletvekilleri olarak
eğer o bölge halkı için, o belediye halkı için konuşacaksak, referandum
sonuçlarına bakarak, oradakiler istemiş mi istememiş mi ona göre belki görüş
belirtme şansına sahip olurduk. Ama maalesef her birimiz, diğer belediyeden hiç
haberdar olmadan, oradaki halkın isteği, beklentisi nedir bunu çok dikkate
almadan, bilmeden zaten oy kullanmak zorunda kalacağız. Lehe oy kullanırken de
böyle yapacağız, aleyhe oy kullanırken de. Yani, belki aleyhe oy kullanırken, o
yöre halkı, arkadaşlarımızın belirttiği gibi, bunu arzulayan belediyeler var
ama biz durumu bilmediğimiz için aleyhe oy kullanacağız. İşte, keşke referandum
yapılabilse ve keşke her biri ayrı maddelerde düzenlenmiş ve o şekilde o kanun
tekniğiyle Genel Kurula indirilmiş olsaydı o zaman her biriyle ilgili lehe veya
aleyhe konuşma, oy kullanma şansımız olabilirdi. İşte,
örnekleri var değerli arkadaşlar: Ümraniye’de muhtarlar bir araya gelmiş,
durumdan şikâyetçi: “Bu yapılan düzenleme bizim ihtiyaçlarımızı karşılamıyor.”
Bu konuda çeşitli girişimlerde bulunmuşlar. Gümüşhane Tekke Belediyesi, işte,
veryansın ediyor, bütün gruplara ulaşmaya çalışıyorlar. “Yapılan düzenleme bizi
mutlu etmeyecek, bizim düşüncelerimizi yansıtmıyor. Dolayısıyla, Meclisin bu konuyu dikkate
alması, milletvekillerinin bu konuyu dikkate alması gerekir.” diyorlar. İşte,
Eminönü’nden göndermişler, değerli arkadaşlar, Diyarbakır’dan göndermişler. Bakın,
çok ilginç bir durum var. Sur Belediyesi, değerli arkadaşlar, biliyorsunuz AK
Parti Hükûmetinin çok dilli belediyecilik kararı aldığı için görevden aldığı
belediye başkanı ve meclis üyelerinin olduğu Sur Belediyesi, onunla ilgili
ilginç bir değişiklik var bu tasarıda. Şimdi, bu belde ile Sur beldesi ilçe
hâline getiriliyor. Bu ilçeyle fiziki olarak hiçbir şekilde yakınlığı uzaklığı
olmayan bir beldeyi bu ilçeye bağlıyorlar. O beldeden Sur Belediyesine gitmek
için iki ayrı ilçeden geçmek zorundasınız. Yani ben, Sur Belediyesinden yeni
bağlanacak olan Çarıklı beldesine gitmek için Yenişehir ilçesi sınırlarından
bir de Bağlar ilçesi sınırlarından geçtikten sonra ancak oraya ulaşabilirim.
Yani, fiziki olarak bu kadar bağımsız, ayrı, coğrafi olarak, ekonomik olarak,
sosyal olarak hiçbir ilişkisi olmayan bir belde Sur beldesine bağlanıyor.
Neden? Tahmin etmek zor değil değerli arkadaşlar herhâlde. Niye Yenişehir’e
bağlanmıyor, niye Bağlar’a bağlanmıyor? Çünkü Sur Belediyesinde oya ihtiyaç
var, o oyun da bir miktarı Çarıklı’da var, onu alıp Sur Belediyesine bağlama
ihtiyacı hissedilmiş. Yani, diğerlerinde durum nedir bilmiyorum ama diğer
illerde. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Seçim sonuçlarına bir bakın, ona göre. SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Devamla) – Tabii ki ona göre söylüyorum. Oradaki
birkaç yüz oy -600,700 AK Parti oyu- Sur Belediyesine lazım, başka türlü
alamayacak, makarna kömür de yetmiyor. AHMET
YENİ (Samsun) – Biz o işlere bakmıyoruz! SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Devamla) – Dolayısıyla o Çarıklı’daki oyları oraya bağlamak
gerekecek. (DTP sıralarından alkışlar) Şimdi, korkumuz ve kaygımız o ki, eğer
diğer yerlerde de bu tür şeyler dikkate alınarak veya benzer şeyler dikkate
alınarak yapılmışsa, bunun önemli bir kısmının siyasi saiklerle, siyasi
amaçlarla yapıldığı gibi bir hisse kapılıyoruz. Arkadaşlar herhâlde ifade
edecekler, herkes yakından bildiği bölgeyi bu şekilde tanımlamaya, tariflemeye
çalışacak. Şimdi,
Çarıklı beldesi Sur’a bağlanınca, orada yaşayan işte 2-3 bin insan için
işkenceye dönüştüreceksiniz. Bağlar’a bağlansa çok rahat bir şekilde işlemlerini
yapacak, görecek ya da Yenişehir’e bağlansa çok daha rahat edecek ama, kilometrelerce uzaktaki Sur’a bağlayarak o vatandaşlara
iyilik yapmış olmuyoruz. Biz şunu diyoruz: AK Partinin oradaki 600 oya ihtiyacı
varsa biz verelim, Çarıklı halkına o işkenceyi çektirmeyin. (DTP sıralarından
alkışlar) MUHYETTİN
AKSAK (Erzurum) – İşine bak sen ya! MEHMET
NİL HIDIR (Muğla) – Çantada keklik gördün milletin oylarını! Oradan aldınız,
buraya verdiniz. SIRRI
SAKIK (Muş) – Kasımpaşa’yı da bağlasanız sonuç alamazsınız. SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Diyarbakır’la ilgili ciddi siyasi
kaygılarımız yok. Yani, şu Çarıklı meselesini oradaki yurttaşlarımızı
düşündüğümüz için ifade ediyorum. O konuda sıkıntımız yok. Yani, Diyarbakır
2’ye katlansa 4’e bölünse, birleştirilse ayrılsa, orada ciddi bir siyasi
kaygımız yok, ondan emin olun. Dolayısıyla, bizim de itirazlarımız siyasi
kaygılarla değil. Çarıklı beldesi gibi küçük bir belde niye oraya bağlanıyor?
Bağıvar bağlanıyor örneğin. Orada da AK Parti belediyesi var. İtirazımız yok. Çünkü, fiziki olarak da gerçekten Bağıvar’ın olması gereken
durum, Sur Belediyesine, Sur ilçesine bağlı olması durumudur. Oradaki insanlar
Sur’a bağlanınca ancak rahat edecekler, itirazımız yok ona. Ama,
Çarıklı’nın şeyini anlayamadık doğrusu. Değişiklik önergesiyle de bunu tekrar
gündeme getirip takdirlerinize sunacağız ama, yani
umut ediyorum ki, tartışmalar yürütülürken değerli arkadaşlarımla bu yaptığımız
uyarılar, siyasi kaygılardan öte, oradaki vatandaşların hassasiyetlerini, beklentilerini
dikkate alan itirazlardır. Bizim de yaklaşımımız bu noktadadır. Umut ediyorum
ki, iktidar partisinin de yaklaşımı bu noktada olacaktır. Dolayısıyla,
bu düşüncelerle, biz, tasarının tümü hakkında aleyhte oy kullanacağımızı,
desteklemeyeceğimizi DTP Grubu olarak ifade etmek istiyorum, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Demirtaş. AK Parti
Grubu adına, Kocaeli Milletvekili Sayın Nihat Ergün. Sayın
Ergün, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) AK PARTİ
GRUBU ADINA NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117
sıra sayılı Kanun Tasarısı hakkında AK Parti Grubu adına söz aldım. Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarının iki önemli unsuru var. Bunlardan
bir tanesi, küçük ölçekli belediyeler sorununa bir çözüm getirmek. İkincisi,
büyükşehir belediyelerinde ölçek sorununu ve idari düzenlemeyi yeniden ele
almaktır. Tasarının amaçları ve sonuçları itibarıyla baktığımızda son yılların
en kapsamlı idari reformlarından bir tanesi olduğu çok açık bir şekilde
görülecektir. Gerçekten bu tasarı, AK Parti Hükûmetlerinin baştan beri reformcu
yanını bir kere daha öne çıkaran önemli tasarılardan bir tanesidir. Elbette
bütün reformlar kendi içerisinde bazı önemli fırsatları ve riskleri bir arada
barındırırlar. Bu tasarının içerisinde de çok önemli fırsatlar vardır, halkın
hizmete daha kolay ulaşımını sağlayacak fırsatlar vardır. Sayın muhalefet
sözcülerinin sözünü ettiği bazı risklerden de söz edilebilir. Siyasi riskler
varsa bu tasarı içerisinde, en önemli siyasi riski AK Parti üstleniyor
olmalıdır; çünkü eğer sizin sözünü ettiğiniz şeyler doğruysa bu tasarıdan
dolayı vatandaş bize gücenecek demektir, belki de oy vermeyecek demektir. Bu
açıdan baktığımızda bu tasarının siyasi riskini bizim üstlendiğimiz doğrudur.
Ama biz siyasi risk hesabı yapmadan, biz, yerel nitelikli kamu hizmetlerinin
vatandaşlara daha hızlı, daha ucuz, daha kaliteli bir şekilde nasıl
ulaşacağının hesabını yaparak bu reformu hayata geçiriyoruz. Tasarının amacı
özü itibarıyla budur. Her zaman reformlar haklı haksız birtakım eleştirilere
maruz kalmıştır. Dünyadaki bütün reformlar eleştiriye maruz kalmıştır. Biz de
bu reformlar sebebiyle elbette muhalefetin eleştirilerine maruz kalacağız. O
eleştirileri de dikkatle takip ediyoruz. Ama sonunda, eleştiriler olur, günü
gelmiş hiçbir şey gecikmez. Bir şeyin günü geldi mi yapılır, tartışılır
tartışılır, günü gelmişse olur; bunun günü gelmiştir. Türkiye belirli bir
dönemde, belediye dağıtma, ilçe dağıtma, il dağıtma gibi bir dağıtma dönemi
yaşamıştır. Bu dönem AK Partiyle birlikte sona ermiştir. Şimdi, Türkiye bir
toparlanma dönemindedir. İdari açıdan da bir toparlanmanın içerisinde
olduğumuzu bu tasarıyla görüyoruz. OKTAY
VURAL (İzmir) – Kırk üç yeni ilçe kuruyorsunuz. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Hiç kimseye popülist amaçla bugüne
kadar bir şey dağıtmadık. Şimdi, toparlıyoruz, Türkiye'nin idari yapısını da
toparlıyoruz. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) - Mahalleleri dağıtıyorsunuz, mahalleleri dağıtıyorsunuz! NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bazı tarihî reformlardan size örnek
vermek isterim. Mesela, Osmanlıya matbaanın gelişi de o dönem itibarıyla bir
reformdur. Bazı direnişler yüzünden herhâlde otuz sene kadar geç gelebilmiştir.
MEHMET
ŞANDIR (Mersin) – Gericiler karşı gelmiştir. MUHARREM
İNCE (Yalova) - İki yüz elli sene geç kaldı. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Hattatlar, matbaanın kurulmasına kendilerince haklı olarak
eleştiri getirmişler ve karşı çıkmışlardır. Hatta dönemin hattatları, İstanbul’da
Beyazıt Camisi’nde bir cenaze namazı kılmışlar, tabutun içerisine okka ve
diviti koymuşlar. Matbaa sebebiyle mesleklerinin öldüğünü orada gıyabi cenaze
namazı, temsilî cenaze namazıyla göstermişler. Beyazıt Meydanı’nından Topkapı
Sarayı’na kadar da yürüyüş yapmışlardır. Ama, matbaa
gelmiştir ve olmuştur. MUHARREM
VARLI (Adana) – Aynı Viyana Bozgunu’nu da siz önlemiştiniz Sayın Ergün! OKTAY
VURAL (İzmir) – Tüm itirazınıza rağmen geldi. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Şimdi, hattatlık bir meslek olmaktan çıkmış ama bir sanat
olarak varlığını devam ettirmektedir, bir sanat. Bugün, hattatlık bir sanattır. MUHARREM
VARLI (Adana) – Aynı Viyana Bozgunu’nu da siz örnek vermiştiniz. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Bunun gibi, özelleştirme politikaları karşısında da çok
eleştiriler olabilir. Özelleştirmeye karşı çıkanlar da olabilir. Hatta, aynen az önceki örnekte olduğu gibi mutlaka temsilî
cenaze namazları kılınıp, işte fabrikanın öldüğüne dair, sektörün öldüğüne dair
nümayişler de yapılmıştır. Ama özelleştirme bugünün iktisat politikaları
açısından geçerli ve gerekli bir politikaysa yoluna devam edecektir ve
etmektedir. AKİF
AKKUŞ (Mersin) – Geçerli mi acaba? NİHAT
ERGÜN (Devamla) - 141, 142 ve 163’üncü maddeler Türkiye'de tartışılırken, 141
ve 142 kalkınca ertesi gün komünizmin geleceği, 163’üncü madde kalkınca da
ertesi gün Türkiye'nin bir din devletine dönüşeceği kaygıları çokça dile
getirilmiştir. 141, 142 kalkalı çok oldu, 163 kalkalı çok oldu, Türkiye'ye o
gün bugündür ne komünizm geldi ne Türkiye bir din devleti oldu. (AK Parti
sıralarından alkışlar) SIRRI
SAKIK (Muş) – Yüreğiniz yetiyorsa 301’i kaldırın, 301’i. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Avrupa Birliği reformları en çok tartışılan reformlar
olmuştur. OKTAY
VURAL (İzmir) – Belediyelere anlat, belediyelere. NİHAT
ERGÜN (Devamla) - Bu reformlarla, Türkiye'nin hukuktaki, demokrasideki ve
ekonomideki standartları adım adım yükselmektedir. OKTAY
VURAL (İzmir) – Belediye başkanları televizyondan izliyorlar, onlara söyle. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Hatırlıyor musunuz değerli arkadaşlar, hatırlıyor musunuz,
hastanelerin birleştirilmesi sırasında ne tartışmalar oldu? Hastaneler
birleştirilirken niye itirazlar oldu? “İşçinin malı şuraya gidiyor, işçinin
malı buraya gidiyor…” İşçi, şimdi yeni hastanesine gittiği zaman… Eskiden
başhekim torpiliyle, politikacı torpiliyle özel oda ayırmak zorunda kalıyordu
insanlar, şimdi bütün odalar özel oda oldu, bütün odalarda beş yıldızlı otel
odası gibi tek kişilik, iki kişilik yataklar var, tuvaleti banyosu içinde,
kimsenin torpiline hacet kalmadı. (AK Parti sıralarından alkışlar) OKTAY
VURAL (İzmir) – Demek daha önce yoktu öyle mi? K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Hadi beraber gidelim hastanelere, bir bakalım. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Köy Hizmetlerinin özel idareye bağlanması
sırasında da çok tartışmalar oldu. Ne tartışmalar… AKİF
AKKUŞ (Mersin) – Sadede gel, sadede. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – “Türkiye bölünüyor, Türkiye'nin üniter yapısı tahrip
ediliyor, Türkiye federal bir rejime gidiyor” falan diye endişeler dile
getirildi. Ben de açıkçası, bu idari reformu ya hakikaten böyle mi yapıyoruz
diye bir baktım, meğer öyle değilmiş. Meğer, sendika
işveren değiştiriyormuş, bütün problem buymuş. OKTAY
VURAL (İzmir) – Nerede kamu yönetimi temel kanunu? Niye getirmiyorsunuz? Hadi… NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Sendika işveren değiştiriyormuş, bütün problem buymuş. Değerli
arkadaşlar, ama Köy Hizmetleri özel idareye bağlandıktan sonra, İstanbul ve
Kocaeli’de büyükşehir belediyelerine bağlandıktan sonra köyler çok süratli ve
kaliteli hizmet almaya başlamışlardır. Buna da ne kadar itiraz edildi, ama ne
kadar hayırlı bir iş olmuştur. Büyükşehir
belediyelerinin sınırlarını genişleten düzenlemeler yapıldığı zaman da aynı
şeyler oldu. “İstanbul, il mülki sınırlarıyla büyükşehir olur mu? Kocaeli, il
mülki sınırlarıyla büyükşehir olur mu?” Oldu. Ne oldu? Her yer hizmet gördü.
Köylere kadar doğal gaz gitti, köylere kadar. AKİF
AKKUŞ (Mersin) – Doğal gaz cep yakıyor. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Yüz sene sonra bile gitmezdi, ama bugün gitti. Gidin görün bu
yapılan işlerin ne manaya geldiğini. Belediye
kanunlarında, diğer yerel yönetim reformlarında da benzer tartışmalar oldu.
Şimdi bu kanunda da benzer itirazlar ve tartışmalar olmaktadır. Değerli
arkadaşlar, 2003 yılında bu ölçek sorununa biz burada el attık, üç yüz kırk
belediyenin tüzel kişiliğini kaldıran bir kanun teklifi geldi ve buradan geçti.
Sayın Cumhurbaşkanımıza gitti. Sayın Cumhurbaşkanımız –geri gönderme gerekçesi
önümde- diyor ki, “Ya, seçimlere üç ay var. Bu, seçim sonuçlarını etkileyecek
mahiyette bir değişiklik sayılır. O nedenle, siz bu konuyu bir daha görüşün.
Aslında, bunda kamu yararı var.” diyor. “Kamu yararı var ama seçimlere çok
yakın olduğu için siz bunu yapmayın.” Kamu yararı olan bir şey yapıyoruz biz
aslında. Neden kamu yararı olan bir şeyi yapıyoruz? Değerli
arkadaşlar, bir şey gereğinden küçükse gerçekten fonksiyonel olmuyor,
gereğinden büyükse de fonksiyonel olmuyor, optimum
ölçekler oluşturmamız lazım. Şimdi, yeni kanunda optimum
ölçek ne? ALİ
UZUNIRMAK (Aydın) – Köy yapıyorsunuz “gelişiyor” diyorsunuz, nasıl bir gelişme
bu? NİHAT
ERGÜN (Devamla) - Yeni bir belediye olması için en az 5 bin nüfus lazım ve Şimdi
sırada Köy Kanunu var, Bakanlık çalışıyor, çok süratli bir şekilde getirecek.
Köy Kanunu 1920’li yıllardan kalma. OKTAY
VURAL (İzmir) – Eyvah, köyleri de kapatacaklar! Mecburi iskân konacak. Mecburi
iskâna tabi tutacaklar. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – …Bu Kanun’a göre, eğer bu Kanun’un gereklerinin yerine
getirilip getirilmediğine bakılsa köylünün hepsi mahpushaneye girer. O kadar
ağır bir Kanun, o kadar ağır. Şimdi Köy Kanunu’nu da getiriyoruz ve köylerin de
dünyanın en modern ülkelerindeki köylerde olan hizmetlere ulaşacak bir
performansa ulaşmasını bu kanunla elbette getireceğiz. OKTAY
VURAL (İzmir) – Bugüne kadar niye yapmadınız ya? NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Şimdi, ölçek sorunu ne? Nüfus gereğinden az, gelir gereğinden
az, maliyetler son derece yüksek, masraflar çok, cari giderler bütün harcamaları,
bütün gelirleri yutan bir özellikte… OKTAY
VURAL (İzmir) – Ankara’yı da kapat, Ankara’yı da. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – …bu nedenle de aşırı borç yükü, arzu edilen hizmetlerin
üretilememesi, kamu yararının olmaması; seçilmiş olmanın özellikleri bile kalmıyor
burada, seçilmiş olmanın. Başkanlar bakanlıkların kapısında, memurların önünde
ceket ilikleyip 3 milyar, 5 milyarlık yardımlarla beldelerinde hizmet üretmeye
çalışıyorlar. Bu mu seçilmişliğin itibarı, bu mu? Böyle seçilmişlik itibarı
olmaz. İşte, yıllardır devam eden bu köhne düzeni bu yapıyla değiştirmiş
oluyoruz. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Şu Ankara’nın borcuna hiç cevap vermiyorsunuz. Nedense Ankara
Belediyesinin borcunu hiç duymuyorsunuz. Ankara’nın borcu… Ankara’nın borcunu
bir deyiver yahu! ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – Ankara’nın borcu, Ankara’nın. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, demokratik sistem de bu açıdan sorunlu
küçük yerlerde. “Katılım” dediğimiz şey, gerçek manada seçmen iradesinin
tezahürüyle gerçekleşmiyor. Manipülasyonlar kolay; akraba çatışmalarının,
küskünlüklerin küçük yerleşim birimlerinde had safhada olduğunu biliyoruz. Bir
belediye başkanlığını kazanmak demek oradaki bütçeye hükmetmek demek olduğu
için, hangi sülalenin, hangi ailenin bu bütçeye hükmedeceği doğrultusunda çok
ciddi çatışmaların olduğu Anadolu kasabalarının var olduğunu biliyoruz. Bu
açıdan, değerli arkadaşlar, demokratikleşmede de, demokratik katılımın
sağlanmasında da ölçeğin önemli bir şey olduğunu görmemiz lazım. Ölçek bu
açıdan da önemlidir. HÜSEYİN
YILDIZ (Antalya) – Bu anlayışınızı doğru bulmuyorum Sayın Başkan. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Elbette bazı sosyal faydalardan söz edilebilir, ama
fayda-maliyet analizi yaptığımızda, faydasının maliyetinden çok olmadığını
görüyoruz bu küçük yerleşim birimlerinde. Küçük yerleşim birimlerinde, ayrıca
diğer popülist baskılar rasyonel karar almayı da
engellemekte. Belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri, bütçe idare eden,
borçlanan, karar alan, plan yapan kişiler olduğu için, çoğu yerde bu baskı
gruplarının baskısı altında popülist kararlar almak
mecburiyetinde kalmaktadırlar. Burada
yaptığımız şey şudur: Etkinliği ve verimliliği sağlamak için nasıl tarımda
toplulaştırma dediğimiz bir hadise varsa, yerel yönetimlerde, idarede de bir
toplulaştırma çalışması, bir yeniden yapılanma çalışması zarureti vardır. Az
sonra geleceğim, büyükşehir belediyelerinde de bu toplulaştırma çalışmasını
yapıyoruz. “Buralar
köye dönüştürülüyor.” eleştirisi bence haksızdır. Çünkü köy de bir yerel
yönetim birimidir. Köyü, bir yerel yönetim birimi olarak ilk defa biz bu
dönemde ele aldık. ERGÜN
AYDOĞAN (Balıkesir) – Köylerin sorunları çözülmedi ki! NİHAT
ERGÜN (Devamla) – KÖYDES projesi ile köylerin yıllarca yapılamayan hizmetleri
çok kısa zaman içerisinde yapılmaya başlandı. Köye Hizmet Götürme Birlikleri
son derece aktif bir şekilde bu hizmetlerin götürülmesinde -kaymakamlar, il
genel meclisi üyeleri, muhtarlar iş birliği içerisinde- bu hizmetleri götürmeye
başladılar. Şimdi Köy Kanunu’yla köylere daha etkili bir yerel yönetim biçimi kurmanın
çalışmalarını da beraberinde getiriyoruz değerli arkadaşlar. “Efendim,
göçü hızlandıran bir karar bu.” Hayır, değerli arkadaşlar, esas göçü
hızlandıran şey, insanların bulundukları yerde hizmet görememiş olmalarıdır.
Niye o zaman bu belediyelerin nüfusları 2000’e göre bugün yarı yarıya düştü?
Niye düştü? O kadar güzel hizmetler üretiliyordu da, altyapı vardı da, kanal
vardı da, yol vardı da, imar vardı, plan vardı da nereye gitti bu insanlar o
zaman? Niye göç ettiler? K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Açlıktan… NİHAT
ERGÜN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, hizmet meselesiyle bu çok yakın alakalı
bir konudur, dolayısıyla kentleşme… “Kentleşmeyi önlüyorsunuz…” Kentleşme olmuş
mu burada? K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Kentleşmiş olan belediyeleri muhtarlık yapıyorsunuz, köy
yapıyorsunuz. NİHAT
ERGÜN (Devamla) - Şimdi bu tasarıyla beraber getireceğimiz önlemler kentleşmeyi
de sağlayacak olan önlemler niteliğindedir. Değerli
arkadaşlar, Avrupa ülkelerinde de benzer bir trend
yaşanmıştır. Geçen konuşmamda örnek verdim, hemen hemen bütün Avrupa Birliği
ülkeleri belediyelerini rasyonel ölçeklere getirdiler ve sayılarını optimum bir sayıya ulaştırdılar. Fransa örneği çokça
veriliyor. Fransa’da 37 bin civarında yerel yönetim birimi var, bunlardan 21
bin tanesi köy. 21 bin tanesi köy belediye başkanı, köy muhtarı. Burada
özellikleri de var, vakit olmadığı için saymıyorum. Geri kalanları küçük
ölçekli belediyeler. Ama 1999’da ve 2004’te bir karar aldılar. YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – Bize yanlış bilgi verme, onlar Kırsal Belediyeler Birliğini
kurdular. NİHAT
ERGÜN (Devamla) - Bazı orta noktalar belirlediler, 37 bin tane yerel yönetime
2.500 tane koordinatör yönetim tayin ettiler. Yerel yönetim birimine 2.500 tane
koordinatör yönetim tayin ederek bir toplulaştırma çalışması yaptılar ve bunu
daha da güçlendiriyorlar. Eğer biz
de, bütün yerel yönetim birimlerimizi, 36 bin köyümüzü, 3 bin belediyemizi, 81
tane il özel idaremizi yerel yönetim diye sayarsak, bizde de 40 bin tane var
arkadaşlar, 40 bin yerel yönetim unsuru var, 40 bin. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Yok yok, insaf! Onlar belediye. NİHAT
ERGÜN (Devamla) - Böyle bakmayacaksınız. Ülkeler… Bu açıdan baktığımızda,
Fransa, bizimle mukayese edilecek noktada değildir. Kaldı ki son yıllarda o da
bu düzenlemelerini doğru bir şekilde yapmıştır. Değerli
arkadaşlar, biz, bu tasarıyla, köy tüzel kişiliğine dönüşen yerlerde hizmet
güvenliklerini de sağlıyoruz. Hizmet güvencelerini… Kırk yıldır belediye olduğu
hâlde alamadığı hizmetleri dört yılda alabilecekleri güvence getiriyoruz biz bu
tasarıyla, göreceksiniz. ZEKERİYA
AKINCI (Ankara) – Üç yılda ne oldu, üç yılda? Ne yaptınız üç yılda? NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Göreceksiniz, bu güvenceler… “Kırk yıldır belediye” falan
deniliyor ya, kırk yıldır belediye de, ne hizmet var ne hizmet? Bu önemli.
Şimdi getirilen güvencelerle, burada, son derece önemli hizmetleri de görmüş
olacaktır. ERGÜN
AYDOĞAN (Balıkesir) – Hangi güvence? NİHAT
ERGÜN (Devamla) - Bu yöre halkının memnuniyeti maksimum düzeyde sağlanmış
olacaktır, maksimum düzeyde. Göreceksiniz, sizin bu yaptığınız bütün itirazlar,
birkaç yıl içerisinde o bölgelerdeki hizmetler yükseldikçe boşa çıkmış
olacaktır. ZEKERİYA
AKINCI (Ankara) – İnanmıyorsun, zorla söylüyorsun. NİHAT
ERGÜN (Devamla) - Hiç kimse de mağdur edilmemektedir, ne halk ne belediye ne
bölge ne de o belediyede çalışan personel. Hepsinin güvence mekanizmaları bu
kanun tasarısı içerisine konulmuştur. ZEKERİYA
AKINCI (Ankara) – İnanmıyorsun, zorla söylüyorsun. NİHAT
ERGÜN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, şunları da ifade ederek sözlerimi
toparlamak istiyorum: Büyükşehir bölümünde ise bu kanunun, büyükşehirlerde kırk
üç tane yeni ilçe oluşturulmaktadır. Büyükşehir belediyelerinin sınırları
genişledikten sonra, çok sayıda ilk kademe belediyesi oldu. Belde belediyesi,
ilk kademe belediyesi, ilçe belediyesi adı altında değişik statüler oluştu, ama
gördük ki büyükşehir belediyeleri bu belediyelerin temel hizmetlerini zaten
görmektedirler. Bir belediye başkanı için optimum
büyüklük değişmiştir, artık büyükşehirlerde bir belediye başkanı çok daha geniş
alana -çok daha büyük bir nüfusa hitap edebilmekte- hizmet edebilme imkânına
kavuşmuştur. Dolayısıyla biz, şu anda büyükşehir belediyelerinde 1 kişiyle
yapacağımız işi 10 kişiyle, 1 binada göreceğimiz işi 10 binada, 1 arabayla
gideceğimiz yere 10 arabayla gidecek lükse sahip değiliz. Türkiye, kaynakları
kıt, ihtiyaçları nihayetsiz bir ülkedir. Burada gerçekten iktisadi bir idari
reform yapmak mecburiyetindesiniz. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Anlaşıldı, Recep Bey’e göre kanun çıkarıyorsunuz! Onun tarifi
bu! NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Eğer kaynaklarınız kıt, ihtiyaçlarınız sonsuzsa organizasyonu
yeniden kurmak zorundasınız, kaynakları etkin ve verimli kullanmak
zorundasınız, öncelikleri iyi belirlenmiş bir plan yapmak zorundasınız, az
zamanda az imkânla çok hizmet üretmek ve çok insana hizmet götürmek
zorundasınız. İşte bu tasarı bunu yapmaktadır. “E,
politik davranıyorsunuz siz…” Politik molitik davranmıyoruz. İşte, İzmir’in
Karabağlar ilçesinde siz de kanun teklifi vermişsiniz, demişsiniz ki: “Karabağlar
ilçe olsun.” K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Fahrettin Altay’ın orada ne işi var? Poligon’un ne işi var
orada? Üçkuyular’ın ne işi var? Sırf seçim kazanılsın... NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Ama nasıl bir teklif vermişsiniz? Demişsiniz ki: “On altı
mahalle.” Siz, on altı mahalleden oluşan bir Karabağlar ilçesi teklif
etmişsiniz. Biz, elli beş mahalleden oluşan bir Karabağlar ilçesi teklif
ediyoruz, elli beş. On altıyla elli beş arasında bir fark var, söyleyeceğim az
sonra. Bayraklı’da
kanun teklifi vermişsiniz, on bir mahalleden oluşan bir Bayraklı kanunu; biz
yirmi üç mahalleden oluşan bir Bayraklı teklifi vermişiz. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Mansuroğlu’nun ne işi var orada? Manavkuyu’nun ne işi var
orada? NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Peki, ne fark var? On birle yirmi üç arasındaki fark kadar mı
fark var? Hayır, küçük düşünenlerle büyük düşünenler arasındaki fark kadar. (AK
Parti sıralarından alkışlar) K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Hep oy hesabı! Hep oy hesabı! NİHAT
ERGÜN (Devamla) - Bu iki ilçedeki fark, iki teklif arasındaki fark, küçük
düşünenlerle büyük düşünenler arasındaki fark kadar bir farktır. Dolayısıyla
seçimi kim alacak? Kim alırsa alsın, çok çalışın siz alın, çok çalışalım biz
alalım, alanın olsun. (AK Parti sıralarından alkışlar) K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Siz alamayacaksınız yine! NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Ben, bu çalışmaların son bölümlerinde, Genel Başkanımızın,
Başbakanımızın şöyle bir gözden geçirdiği bölümlerinde Grup Başkan Vekili
olarak bulunma imkânım oldu. Sizin söyledikleriniz, basında işte “Politik davranıyorlar,
şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar.” diye söyledikleriniz ona da ulaştı. Genel
Başkanımızın, Başbakanımızın tutumunu söylüyorum: “Hayır arkadaş, bu amaçla bir
düzenleme yapamayız, çalışan kazansın.” K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Yapmayın o zaman, Başbakanı dinleyin! NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Çalışan kazansın. Hiç kimsenin de oyu… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Başbakanı dinleyin! BAŞKAN –
Sayın Ergün, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. NİHAT
ERGÜN (Devamla) – Oylar, kimsenin cebinde mühürlü olarak bulunmuyor. Oy,
hizmete gidiyor, halka yakın olmaya gidiyor. Halka yakın olun, oyu alın. Hizmet
götürün, oyu alın. Halka tepeden bakarak oyu kimse alamaz. (AK Parti
sıralarından alkışlar) K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Dalavere yapmayın! Dalavere yapmayın! NİHAT
ERGÜN (Devamla) - Siz “Niye alamıyoruz?” diye düşünüyorsanız, aslında, belki de
bu sebeple alamıyorsunuz da bu gerçeği görmek hoşunuza gitmiyor olabilir. Size,
hoşunuza gitmeyen bu gerçeği göstermek istedim. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Hayır, o mahalleleri biz aldık, siz çalıyorsunuz. NİHAT
ERGÜN (Devamla) - Bu tasarının hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bütün
ülkemize, bütün bölge halkımıza, büyükşehirlerimize ve beldelerimize hayırlı
olsun diyor, saygılar, sevgiler sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Ergün. Tasarının
tümü üzerinde şahsı adına Amasya Milletvekili Sayın Hüseyin Ünsal. Buyurun
Sayın Ünsal. (CHP sıralarından alkışlar) HÜSEYİN
ÜNSAL (Amasya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 117 sıra sayılı
kanun üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Şimdi ben
buraya gelirken, bir bakayım diye Hükûmet Programı’nı da yanıma aldım geldim.
Şurada gördüm ki, Hükûmet Programı’nda… Bu, reformu düşünen, “reformcu Hükûmet”
olarak iddia edilen arkadaşlarımızın, iktidarımızın hiçbir şekilde Hükûmet
Programı’nda böyle bir çalışması olduğunu görmedim. Böyle bir çalışmanız yok.
Sayın Ergün konuşmasında “Reformdan yanayız.” dedi. Ama,
reformunuz 60’ıncı Hükûmet Programı’nda hiç yer almıyor. Bu belediyelerin,
yerel yönetimlerin düzelmesiyle ilgili hiçbir konu yok. Dolayısıyla, kanunu
çıkarırken acele ettiniz. Kanunu çıkarırken, ilgili valilere, belediye
başkanlarına, kaymakamlara hiç danışmadınız, alelacele getirdiniz ve bir TÜİK
çalışmasını ön plana alarak… Sayın İçişleri Bakanımıza da, ben, İçişleri
Komisyonu toplantısında “Sayın Bakanım, bu konuda bir yanlışlık var, onu bir
arz edeyim.” dedim ve arz ettim. Şimdi,
konuşmama özel bir konuyla başlamak istiyorum: Bakın, bugün sizin grup
toplantınıza giremeyen ve yine sizin partinize bağlı Sivas’ın Yıldızeli
ilçesinin Kalın Belediye Başkanı nüfus sayım sonuçlarını getirdi bana. İçişleri
Bakanlığının, sizin web sayfanızdan elde ettiği nüfus sayımlarını getirdi; bunu
size takdim edeceğim efendim şimdi. Bakın, burada, 2.100 kişi, 2.099 kişi var. Ama, siz bu listeye bu Kalın Belediyesini almışsınız. TÜİK’in
yapmış olduğu çalışmalarda -değerli arkadaşlarım, o gün de söyledim, bugün de
söylüyorum- TÜİK, nüfus kâğıdı olanın “Adreste var mı yok mu?” diye kapısını
çaldı. Bu bir nüfus sayımı değildi. Bu yapılan, tamamen bir nüfus tespitiydi,
durum tespitiydi. Türkiye nüfusunun zaten yüzde 30’u hareketli, yerinde
durmuyor; büyük şehirlere göç var, her gün bir değişiklik var. Dolayısıyla, şu optimum ölçek anlayışınızı nüfusa dayandırarak belde
kapatmanızın, ilk kademe belediyelerini de kapatmanızın anlamı da bu anlamda
ortadan kalkıyor. Bakın,
nüfusla ilgili bir şeyler söyleyeceğim: Nüfus sayım sonuçlarında
-üniversitelere gidin, bilim adamlarıyla konuşun bu konuyla ilgili- bebek
sayısının azaldığı bu TÜİK sonuçlarında ortaya çıktı. Yaşlı nüfus fazlalaşmış,
hiç olmayacak iş. Biliyorsunuz nüfusumuz azaldı. Doğru bir sayım yapılmadı ve
TÜİK yöneticileri de üniversitelere gidip “Biz bu sayımı doğru mu yaptık acaba?
Beraber bu sayımın bir çalışmasını yapalım.” diye teklifte bulundular. Değerli
arkadaşlarım, Sayın Başbakan’ın 60’ncı Hükûmetle ilgili yaptığı programdan bir
pasaj okumak istiyorum, tamamı nasıl olsa hepimizde olduğu için, kısaca: “İl
özel idareleri, belediyeler ve köylerden oluşan yerel yönetimlerimizin hizmet
kapasitesini geliştirmek ve finansman imkânlarını kuvvetlendirmek yeni
hükûmetimizin temel öncelikleri arasında yer alacaktır. Bu
çerçevede, geçen dönem hazırlıklarını tamamlamış olduğumuz İl Özel İdareleri ve
Belediye Gelirleri Kanun Tasarısı bu dönemde çıkarılarak yerel yönetimlerimiz
mali yönden de güçlendirilecek, Köy Kanunu da yenilenecektir.” Değerli
arkadaşlarım, sizin yerel yönetimleri güçlendirme anlayışınız, 1.147 tane
belediyeyi kapatmakla mı bitecek? 863 tanesi belde belediyesi, geri kalanı ilk
kademe belediyesini kapatmaya kalktınız. Konuşmacı
arkadaşımız optimal değerlerden bahsetti, kriterlerden
bahsetti. Kriter, küçük ölçek kriteri, büyük ölçek
kriteri… Bir beldenin hizmet anlayışını ortaya koymadan kriter
koyabilir misiniz, o ölçeğe koyabilir misiniz sadece nüfusla? O beldenin
işlevleri farklıdır. Değerli arkadaşlarım, beldeyi kapatmak için nüfus kriteri ön plana alınmaz. Beldeyi kapatmak için o beldenin
kamuya olan borcu da ön plana alınmaz. Arkadaşlarımızın
hepsi söylediler, bin yüz kırk yedi tane belediyenin borcunun 24 misli, Ankara
Büyükşehir Belediyesinin borcu olarak duruyor. Siz eğer bu mantıkla hareket
edecekseniz, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanına el çektirin, el çektirdikten
sonra da Hükûmet olarak şu belediyenin başına oturun, şu yolsuzlukların,
huzursuzluğun önüne geçin Ankara’daki. (CHP sıralarından alkışlar) Bakın,
sadece Ankara’da değil, İstanbul’da bir belediye işçisinde -bunu ben söylemiyorum,
bunu hesap uzmanlarıyla İstanbul Emniyetinin Kaçakçılık Şubesi söylüyor- 1
milyon dolar para çıkıyor. Hesapları inceleniyor, yolsuzluklar çıkıyor. Bakın,
Ankara Belediyesinde tefrika hâline geldi. Bir genel müdürün özel yaşamından
bahsetmek istemiyorum, ama tefrika hâline geldi. Evler almış, arsalar almış
hanımlarına, sırayla. ERGÜN
AYDOĞAN (Balıkesir) – Aileden zenginler! K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Oğlunun sünnetinden gelmiştir, altın gelmiştir! HÜSEYİN
ÜNSAL (Devamla) – İlk önce yapacağınız iş, büyükşehirlerdeki yolsuzlukların
önüne geçme, usulsüzlüğün önüne geçme. Anadolu’ya
bu tür şeyler yaparak, Anadolu beldelerini kapatarak, oradaki sosyal yaşama
tesir ederek, oradaki sosyal yaşamı aşağı çekmek suretiyle hiçbir şey
yapamazsınız. Buradaki amacınızı üç aşağı beş yukarı tahmin ediyoruz. Bunları
da söylemek zorundayız. Değerli
arkadaşlarım, şimdi, oradaki beldelere birer müdür atayacaksınız, vali oraya
bir müdür atayacak. O müdür de saat 17.00 oldu mu evine gidecek. O 17.00’den
sonra o beldede yaşanan sıkıntıları kim izleyecek? Ben belediye başkanlığı
yaptım, on sene, uzun süre. Gece üç buçukta ben telefonla kaldırıldım evimden.
“Kalk Başkan, benim oğlumla kızım, gelinim kavga etti, bunları barıştır.” dedi.
Belediye başkanlarının böyle bir özel önemleri vardır. O belde belediye
başkanları -2 bin nüfuslu, 3 bin nüfuslu, beğenmezsiniz- giderler, Almanya’dan,
Hollanda’dan para toplayıp memleketine, beldelerine para getirirler, imkân
getirirler, kamunun açığını bir şekilde kapatmaya çalışırlar. Onlar birlik
kurarlar, mezbaha kurarlar, soğuk hava deposu kurarlar, beldelerinde bir iş
imkânı sağlarlar. Değerli
arkadaşlarım, çok basit şeyler değil. Kapattığınız belediyeler… Kapattığınız
belediye başkanlarını dinledik biz. 130 tane belediye başkanını dinledik.
Bakın, bir tanesi ne dedi; Göreme örneği, Alacahöyük örneği, Turunç örneği çok
verildiği için söylüyorum: “Benim beldemin hiçbir özelliği yok. Yalnız, benim
beldemin… Ben Ankara’da daire müdürüydüm, gittim, beldeme belediye başkanı
oldum. Orada kent yaşamını öğrettim, kentli gibi yaşamayı öğrettim.” dedi. Bakın,
dünyada en temel insan haklarından bir tanesi de kentsel yaşamı özendirmektir.
Sizler, bu çıkardığınız kanunla kentsel yaşamı köy yaşamına dönüştürmeye
çalışıyorsunuz. Bakın,
bir kolaylık da çıktı. Bir göç sorunu var bu ülkede. Artık, nüfus yer
değiştirdi, el değiştirdi; yüzde 70 kentlerde, yüzde 30 kırsal kesimde. Şimdi
imkânımız daha iyi var. Şimdi kırsal kesimde bu belde belediyelerini
özendirerek, geliştirerek, kentsel yaşamı özendirerek göçün önüne geçebiliriz.
Bu fırsat bizim elimizde. Siz şimdi bu fırsatı da bir kenara itiyorsunuz. Değerli
arkadaşlarım, uygar ülkelerde insanın sivil ve siyasal yaşama katılımını
geliştirmek, üretkenliğini ve örgütlenme düzeyini yükseltmek, kendini yöneten ve
kendine yeten bireyler haline getirmek kamu yönetiminin temel hedefidir. Ölçek
işte budur, değerli arkadaşlarım. Yoksa “Küçük ölçek, burası bize pahalıya mal
oluyor…” Bir ticarethane değil, kamu yararı söz konusu olduğu zaman, beldedeki
toplumun yararı söz konusu olduğu zaman orada bir ticari anlaşmaymış gibi,
ticari bir işletmeymiş gibi düşünemezsiniz. “Oraya hizmeti ben işte mahalli
idareler hizmet birliğiyle götüreceğim, orada da, işte, ihalesiz götüreceğim,
BELDES müteahhitlerinden canım sıkılıyor, KÖYDES
müteahhitleriyle bu işi götüreceğim.” diyorsanız bu yanlış bir gidişattır. Değerli
arkadaşlarım, bu beldelerin kapatılması, ilk kademe belediyelerinin kapatılması
ve büyük şehirlerde yapmış olduğunuz siyasal uygulamaların hiçbir sonucu
gelmez. Ben 89 yılında 50 bin nüfuslu beldenin, belediyenin başkanlığına aday
olduğumda rahmetli Turgut Özal “Merzifon’u il yapacağım.” diye telgraf çekti. O
telgraf da ev ev dolaştırıldı, o tarihteki partililer tarafından. Hatta “Elleri
kolları bağlı belediye başkanı mı istiyorsunuz?” diye karikatürler yayınlandı.
Ama o seçimlerden sonra, o iktidar, Anavatan Partisi, sanırım bir veya iki tane
il, çok ufak tefek ilçeler aldı. Türkiye’nin çoğunu hep muhalefet partileri
aldı. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Bir tane, bir tane…
Gümüşhane… HÜSEYİN
ÜNSAL (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, belediyelerle, belediye yasalarıyla
oynayarak, idari bölüşümlerle oynayarak siyaseten hiçbir yere varamazsınız. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Sayın Ünsal, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. HÜSEYİN
ÜNSAL (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu çıkardığımız yasa Anadolu’yu
birbirine karıştıracak, birbirine götürecek bir yasa olacak. Bakın, perşembe
günü akşamı çıkın, gidin memleketinize, illerinize, kent merkezlerine; o beldelere
gidecek yüzünüz kalmayacak. KEMALETTİN
GÖKTAŞ (Trabzon) – Oradan geliyoruz. HÜSEYİN
ÜNSAL (Devamla) – Yanlış geliyorsunuz, size yanlış bilgi veriyorlar. Bakın,
oralara gidecek, hiçbir şekilde yüzünüz kalmayacak. Zaten, sizin iktidarınızın
bir çuval geçirme alışkanlığı var. Sizin iktidarınızda Türk askerinin başına
çuval geçirildi. Şimdi, bin yüz kırk yedi tane de belediye başkanına, kendi
başkanlarınıza çuval geçirmeye çalışıyorsunuz ama o çuval bir gün sizin
başınıza geçecektir. Saygılarımla.
(CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim. Hükûmet
adına, İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay. Sayın
Bakanım, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı hakkında Hükûmetimiz adına söz
almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyor, düzenlemenin ülkemiz için
hayırlı ve güzel hizmetlere vesile olmasını diliyorum. Sözlerime
başlarken, bu tasarıyla ilgili burada söz alan bütün grup temsilcilerine,
milletvekillerimize, katkıları için, eleştirileri için, değerlendirmeleri için
peşinen teşekkür ediyorum. Biz,
değerli arkadaşlar, AK Parti olarak yerel yönetimlere ne kadar önem verdiğimizi
herkes bilir. Bizim en belirgin özelliğimiz, Parti ve Hükûmet olarak, yerel
yönetimleri güçlendirmektir. Kurulduğumuz günden beri, 2002’nin kasım ayından
beri, AK Parti Hükûmetlerinin gündeminde, yerel yönetimlere daha fazla yetki vermek,
yerel yönetimlere daha fazla imkân vermek, onların işlerini daha kolaylaştırmak
ve çalışmalarını desteklemek şeklinde olmuştur. Belki cumhuriyet hükûmetleri
içinde yerel yönetimlere en fazla destek veren hükûmetlerden birisiyiz diye
ifade edebilirim. Yani, uluslararası alanda bile Hükûmetimizin yerel yönetim
reformu övülmüş, kayıtlara geçmiştir. Yerelleşmeye verdiğimiz önem kayıtlara
geçmiştir ve özellikle de şunu, tabii, hepimiz biliyoruz, biz Hükûmet olarak
buna çok özen gösterdik: Vatandaşımıza en yakın idari hizmet birimleri yerel
yönetimlerdir, onun için de vatandaş memnuniyeti açısından da daima yerel
yönetimleri biz el üstünde tuttuk, tutmaya da devam edeceğiz. Ayrıca,
demokratikleşmenin de yerel yönetimlerle başladığını ve bu mekanizmalar içinde
güçlendiğini gayet iyi biliyoruz. Bunların farkındayız ve bunun da gereğini
yapma yönünde elimizden gelen bütün gayreti gösterdik. Şöyle, Hükûmetimizin ilk
kurulduğu döneme bir göz atarsak, Türkiye’de yerel yönetimler adına,
belediyeler adına, il özel idareleri adına yaptığımız çalışmaları kısaca bir
hatırlatmak istiyorum. Biliyorsunuz,
çok eskimiş veya çok sorunları olan yasalarımız vardı bu alanda; Belediye
Kanunu bunların başında. Büyükşehir Belediyesi Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu
ve Mahallî İdare Birlikleri Kanunu 2004 ve 2005 yıllarında yasalaştırılmıştır.
Şöyle, biraz, madde madde okumak istiyorum, bu kanunlarla ana hatlarıyla neler
getirdik biz: Çıkarılan bu yasalar genel olarak, müşterek mahallî nitelikli her
tür hizmeti halka en yakın birimler olan il özel idaresi ve belediyelere
devretmeyi hedeflemiştir. Yerel yönetimler özerkliğini kısıtlayan ve sadece
bürokratik işlem şeklindeki izin, onay, bildirimde bulunma gibi birçok vesayet
uygulaması belediyelerimiz üzerinden kaldırılmıştır. Yerel yönetimlerde
personel istihdamı kolaylaştırılmıştır. Kentsel
dönüşüm projelerinin uygulanmasına imkân sağlanmıştır. Kent
konseyleri kurulmuş ve sivil toplum kuruluşlarının belediye yönetimine aktif
olarak katılması sağlanmıştır. Büyükşehir
belediyesi kurulması için 750 bin, belediye kurulması için ise 5 bin nüfus
şartı öngörülerek, yerel yönetimlerin kuruluşunda optimal
alan ve nüfus büyüklüğü kriterleri getirilmiştir. Biz bu
düzenlemeyi -biraz önce ifade edildi burada- aslında 2005 yılında yaptık
değerli arkadaşlar. 2005 yılında çıkardığımız Belediye Kanunu’muzda, optimal nüfus büyüklüğünü 5 bin olarak zaten bu yüce Meclis
belirlemiştir ve şu anda yürürlükteki Kanun’da bu mevcuttur ve aynı Yasa’da
-biraz sonra geleceğim- nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerle ilgili
düzenlemeyi de yapmıştık. Belediye
meclislerinin her ay toplanması öngörülerek katılım ve denetim mekanizmaları
artırılmıştır. Yerel
yönetimlerin görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye elverişli, kendi
meclislerinin kararıyla kurulabilen, esnek ve ihtiyaca göre değiştirilebilen
teşkilat yapılarına sahip olması imkânı sağlanmıştır. Meclis ve
komisyon kararlarının kamuoyuna duyurulması öngörülmüştür. Uzun
dönemli planlama ve stratejik yönetim anlayışı benimsenmiştir. Yerel
yönetimlerle diğer kamu kurum ve kuruluşları arasında daha etkin bir iş birliği
mekanizması kurulmuştur. Yerel
yönetimlerin idari ve mali özerklikleri güçlendirilmiştir. Aslında,
2005 yılında, en önemlilerinden olan Belediye Yasası burada, yüce Mecliste
görüşülürken değerli arkadaşlar, nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerimizle
ilgili de değerlendirme yapılmıştır, çünkü bundan sonra yeni belediye kurulması
için optimal nüfus 5 bindir ve ilk nüfus sayımında
nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerin hükmi şahsiyetinin kaldırılması da
Belediyeler Kanunu’nun 11’inci maddesinde hükme bağlanmıştır. Yani biz, bunu
bugün karara bağlamıyoruz. Bunu bir defa daha ifade etmek istiyorum. Peki,
niçin bu gecikmiştir? Biliyorsunuz, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi bizim
Acil Eylem Planı’mızda mevcuttu, bunun çalışması yapılıyordu ve zaten o zamanki
kanunda da yer almıştır, Türkiye İstatistik Kurumu Kanunu’nda. Bunun uygulaması nüfus sayımının sonucuna bırakılmıştır ve hatta
2006 yılı sonuna kadar bu belediyeler arasında birleşme, birbirine katılma gibi
gelişmelere de imkân sağlanmıştır ve neticede, geçen ocak ayı içinde Adrese
Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’nin sonucu açıklanmış ve biz de bu sebeple, kanunda
da öngörüldüğü gibi, bu şarta bağlandığı için, bu tasarrufumuzu şu anda tasarı
olarak huzurlarınıza getiriyoruz. İzin verirseniz, bu Adrese Dayalı
Nüfus Kayıt Sistemi’yle ilgili… Tabii, burada değerlendirmelerde bulunuluyor. Bakın,
değerli arkadaşlar, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, gerçekten,
muhalefet partilerimizden, en azından, bu ülke için yapılan çok önemli, çok
olumlu, çok güzel şeylerde “Hükûmet bunu da yaptı, teşekkür ederiz.” demelerini
beklerdim. Bakın, bu
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, Türkiye’yi çağdaş yeni bir sisteme
kavuşturmuştur. Hatırlayalım şöyle: Nüfus sayımı bizde nasıl yapılıyordu? Sonu
sıfırla biten on yılda bir yani on yılda bir nüfus sayımımız yapılıyordu, on
yıl… On yıl ne demek bu çağda, bu kadar hareketliliğin ve değişimin olduğu bir
çağda? On yıl, biz, nüfus verilerimizi öğrenmek için bekliyorduk ve on yılda
bir gün herkes evine kapanıyor ve bir günde bir sayım yapılıyordu. Biliyoruz,
otobüslerle taşımaları, bindirilmiş kıtaları, bütün köylerimizin,
beldelerimizin, ilçelerimizin nüfusunu fazla çıkarma yönündeki gayretlerini.
Bunun sonucunda da çok da güvenilmeyen, bazı yerlerde gerçekten problemleri
kısa sürede ortaya çıkan nüfus sonuçları görüyorduk. Şimdi,
bakın, bugünkü dünyada –bazen bilmeden, iyice araştırmadan konuşuluyor burada
değerli arkadaşlar- artık on yılda falan nüfus sayımı yok. Her an nüfusunuzu
biliyorsunuz, her an izliyorsunuz. Çünkü çok dinamik bir çağı yaşıyoruz. Biz,
şimdi, o gerçekten ülkemize yakışmayan bir sistemi terk ettik. Vatandaşlık
numarasıyla, adresiyle her an nerede, ne kadar vatandaşımız yaşıyor, bunu
biliyoruz. Bakın,
bizde nüfus iyi bilinemediği için pek çok hizmet planlaması doğru dürüst
yapılamıyordu. Millî Eğitim Bakanlığımız neredeyse yeniden nüfus sayımı
çalışmaları yapıyordu, Sağlık Bakanlığımız öyle. Şimdi artık nüfusumuz
biliniyor -belediye başkanlarımız da dâhil bütün kamu kurumları- ve nerede, ne
kadar vatandaşımız var, hangi yaşta bunlar ve bunlara hangi hizmet götürülecek,
işte bu sistem bunu getiriyor. Onun için, burada bu sistemle ilgili, gerçekten,
değerlendirme yapmadan önce üzerinde biraz inceleme yapılsa, bilgilenilse çok
iyi olur diye düşünüyorum. Değerli
arkadaşlar, bu tasarının amacıyla ilgili burada değişik açıklamalar yapıldı.
Bizim temel amacımız, yerel yönetimlerimizi daha da güçlü kılmak, imkânlarını
daha da artırmak ve vatandaşımıza daha fazla hizmet götürmek. Tek amacımız bu.
Yerel kamu hizmetlerinin daha kaliteli sunulmasını istiyoruz. Alan ve nüfus
bakımından optimal ölçekte birimleri oluşturarak bu
hizmetlerin daha iyi yürümesini hedefliyoruz. Burada,
küçük ölçekli belediyelerde yaşanan sorunları aslında bütün milletvekillerimiz
biliyor. Kendi yörelerinde bunların durumunu biliyorlar. Tabii, belediyelerle
ilgili bir konu, hele bir miktar belediyemizin hükmi şahsiyeti kaldırılıyorsa
siyaseten muhalefet olarak bunun kullanılması kaçınılmaz bir şey. Ama ben şuna
inanıyorum: Muhalefet partisi de dâhil, bütün milletvekillerimiz, kendi
yörelerine gittiğinde çok küçük nüfuslu belediyelerde yaşanan sorunları gayet
yakından görüyorlar. Biz bunları çözmek istiyoruz, amacımız o ve burada hem fonksiyonları
kaybolan ilk kademe belediyelerinin kaldırılmasıyla büyükşehirlerimizde
derleyip toparlama, çok parçalı görüntüyü ve hizmetlerin dağınıklığını
gerçekten önlemek istiyoruz hem de daha planlı kentlerimizin gelişmesini
öngörüyoruz. Şimdi,
önümüzde iki tane daha önemli yerel yönetim reformunun parçası olan tasarımız
var. Özellikle
bunlardan bir nebze bahsetmek istiyorum. Bakın bunlardan birisi
Belediye Gelirleri Kanunu’dur, İl Özel İdaresi ve Belediye Gelirleri Kanunu. YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – Şimdiye kadar niye çıkarmadınız? İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Yani bizim reform paketimizin parçası bunlar.
Bir diğeri de Köy Kanunu’dur. İl Özel İdaresi ve Belediye Gelirleri Kanunu şu
anda tasarı olarak Meclise sunulmuştur. Esasen geçen ilkbaharda bu, Meclise
geldi ama kadük oldu, şu anda yeniledik ve komisyonda
görüşülmeyi bekliyor. Kısa sürede huzurunuza getireceğimizi umuyoruz, o yönde
planlamalar yapıyoruz. İkincisi ise Köy Kanunu. Köy Kanunu gerçekten
sanıldığından daha önemli ve bizim çok değer verdiğimiz ve şu anda düzenlemesi
üzerinde yeniden çalıştığımız bir kanun. Değerli
arkadaşlar, bizim 34.475 köyümüz var. Bu Köy Kanunu’yla aslında biz şu anda
beldeden köye dönüştü diye değerlendirdiğimiz yerleşim yerlerimizde değil
sadece, bütün köylerimizde yeni bir bakışı getirmek istiyoruz. Fransa örneği
tartışılıyor. O iyi incelenirse aslında bizdeki köy yapısına çok benzer. Yani
biz dünyadaki gelişmeleri, yerel yönetimlerde nasıl derlenme, toparlanma oldu,
ölçek büyütmenin ne demek olduğunu, optimal büyüklüğün
ne olduğunu oralarda da iyi inceledik, değerlendirdik bu tasarıyı çalışırken.
Bu Köy Kanunu’yla şunu getireceğiz: Muhtarlığa yeni bir bakış, ihtiyar heyetine
yeni bir bakış ve köylerimizi beldeyle, belediye ile bugünkü köy yapısı
arasında yeniden bir düzenlemeye tabi tutmak istiyoruz. Bunu epey bir
tartışmaya da açacağız. Onun süresiyle ilgili büyük bir sorunumuz yok, daha
geniş tartışılacak. Ve cumhuriyetin ilk yıllarının önemli
kanunlarından biri Köy Kanunu. Umuyorum, Köy Kanunu’ndaki yeni
düzenlemeyle, bugün kaygı ettiğimiz pek çok, endişe ettiğimiz pek çok husus
daha burada, Mecliste giderilmiş olacaktır. Biz, köylerimizi,
muhtarlıklarımızı, ihtiyar heyetlerimizi, yeni oluşacak köy düzenlememizi
hizmet birimleri olarak düşünüyoruz. BAŞKAN –
Sayın Bakanım, izin verirseniz… Sizin konuşmanızı tamamlamanıza dört buçuk
dakika var, bizim süremiz de dolmak üzere. Sayın
Bakanın konuşmasını tamamlayıncaya kadar… K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Bugün bitimine kadar değil mi? BAŞKAN –
Pardon. Arayı 20.00’de vereceğim için ona şartlandım ben. Affedersiniz
Sayın Bakanım, buyurun. İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; esasen, AK Parti olarak biz hiçbir yeri
köyleştirmiyoruz, biz köylerimizi şehir yapma çabasındayız. Bakın, geçtiğimiz
döneme bakın; Türkiye’de köyler nereden nereye geldi, bunu hepimiz görüyoruz.
Yani KÖYDES’le köylerimize ne getirdiğimizi herkes biliyor. Evin içinde
musluğundan su akıyor köylerimizin. Biz köyleri şehirleştireceğiz. Köy
Kanunu’nu getirdiğimizde bu daha da bir görülecek. Biz şehrimizde ne varsa
köyümüzde de onun olmasını istiyoruz. Çabamız bunun için. Dolayısıyla, Köy
Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanunu bizim bu paketimizin önemli parçası olacak.
Şimdi,
burada, değerli muhalefet sözcüleri bazı ifadelerde bulundular. Biz, bakın… Sayın
Anadol ifade ettiler “rey vermediği için cezalandırma” falan. AK Partinin
kitabında böyle bir şey yok. Hiç böyle bir şey yapmadık biz, hiç ve şuna da…
(AK Parti sıralarından alkışlar) K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Ortada Sayın Bakanım. İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Bu tür düzenlemelerle, bu tür yasalarla, bu tür
kararlarla ne oy kazanıldığını ne de oy kaybedildiğini düşünmüyoruz. Hizmet
götürüyorsanız oy alırsınız. Biz, inanın… K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Sayın Bakanım örnek veriyorum. İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Bak, sizin elinizde biliyorum -Komisyonda da
gösterdiniz- bazı mahallelerdeki oy dağılımları falan var. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Üç tane. İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Biz, onlarla bu büyükşehirlerimizdeki ilçeleri
falan belirlerken hiç hareket etmedik. Biz, tabi sınırları -bir yol geçiyorsa
yol, bir otoban varsa otoban- daha çok burada değerlendirdik ve şimdi,
İzmirlilerin hepsi biliyor. Karabağlar ve Bayraklı’nın ilçe olması yıllardır
İzmirlilerin gündemindedir. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Biz istedik, siz reddettiniz. İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Biz bunu yapıyoruz. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Hayır, biz verdik. İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Biz bu bütün çalışmanın içinde onu getiriyoruz.
Sizin de daha önce tasarınız, ne güzel, o da gerçekleşiyor yani siz de buna
destek verin. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – İlçeye karşı değiliz. İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Ama yani inanın, eğer birileri oy hesabı
yaparak bu tür kararları veriyorsa hiçbir şey kazanmamıştır. Türk siyasi
hayatına bakın, bunlar hiç kimseye bir şey kazandırmamıştır. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Bunu yapmayın efendim, yapmayın. İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Biz ne yapıyoruz? Bakın, bugün, Başbakanımız da
söyledi grup konuşmasında. Aslında, siyasi risk denilebilecek bir çalışmayı
yapıyoruz çünkü AK Parti kurulduğundan beri riskler alıyor ülkem için,
şehirlerimizin geleceği için, daha fazla hizmet için risk alıyoruz biz ve bu
düzenlemeler bittiğinde, o hizmetler götürüldüğünde görülecektir. O sekiz yüz
altmış üç beldemiz kısa sürede daha fazla hizmet aldığını görecek. Biz bunu
göstereceğiz. Köy Kanunu’yla ve buralara on yıl süreyle kendi ödeneklerini
göndererek, şu anda çalışan personelin hiçbir hakkını zayi etmeyerek, özlük
haklarını koruyarak biz onları memnun edeceğiz ve onlar, belediye olduklarından
daha fazla hizmet alacaklar. Biz buna söz veriyoruz. ERGÜN
AYDOĞAN (Balıkesir) – Verdiğiniz hangi sözü tuttunuz? İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Bu tasarıyı getirirken bu bilinçle getiriyoruz
ve arkadaşlarımız bundan emin olsunlar. Şimdi,
Diyarbakır’la ilgili bir şeyler söylendi. Ben şuna hayret ediyorum:
Diyarbakır’da, bakın, 800 bin civarında nüfus vardır, 1 milyon civarındadır.
Hiç merkez ilçesi yoktur büyükşehir alanında. Diyarbakır, Mersin, Eskişehir
gibi illerimiz böyledir. Biz, Diyarbakır’a dört tane güzel ilçe kuruyoruz. SELAHATTİN
DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Çarıklı… Sayın Bakan. İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Ben oraların oy dağılımını bile bilmem.
Diyarbakır’a, Diyarbakırlıların çok sevineceği yeni hizmet mekanizmaları
getiriyoruz. Bir sürü hizmet veremeyen belde belediyesi var, birleştiriyoruz;
dört tane merkezde ilçe kuruyoruz. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Sayın Bakanım, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Sağ olun. Kaymakamıyla,
diğer bütün mekanizmalarıyla daha fazla kamu hizmeti sunacak birimler getiriyoruz.
Aslında, sizin teşekkür etmeniz lazım. Bir tane bir küçük mahallenin oy oranına
takılarak, Diyarbakır’la ilgili eleştiride bulunulmasını doğrusu ben
yadırgıyorum. Darlıklara düşmeyelim. Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; burada biz küçük hesaplar yaparak yola
çıkmadık. İnanın, hiç öyle darlıklar içinde değiliz. Bu konularda sizler de
bilirsiniz siyasi tarihimize bakarsanız, hele Sayın Anadol gibi buradaki en
eski siyasi profiller bunları daha iyi bilirler. Bu
tür konularda darlıklara düşenler hiçbir şey kazanmadı. Geniş bakacağız, geniş.
Ufkumuzu geniş tutacağız. Ama vaat ediyoruz, o köylerimize, sadece o
köylerimize değil, 35 bin civarındaki köyümüze biz farklı bir kanun
getireceğiz, farklı bir hizmet akışını zaten başlattık, devam ettireceğiz.
Köylerimiz şehir gibi olacak biz ona inanıyoruz. Ben, bu
tasarımıza destek vermenizi diliyorum. Başında vermiyorsunuz ama destek verin,
birlikte çıkaralım diyorum. Hepinize
teşekkür ediyorum. Saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Bakanım. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Sayın Başkanım, İç Tüzük’ün 69’uncu maddesine göre -Sayın
Bakanın bana sataştığını iddia etmiyorum- “…ileri sürmüş olduğu görüşten farklı
bir görüş kendisine atfolunan Hükümet, komisyon, siyasî parti grubu veya
milletvekilleri, açıklama yapabilir ve cevap verebilir.” İki dakika istirham
ediyorum. BAŞKAN –
Açıklama yapacaksınız. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Evet. İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) – Ben size iltifat ettim Sayın Anadol, sataşmadım. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Sataşma demedim… BAŞKAN –
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar) VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam) 2.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol’un, İçişleri Bakanı
Beşir Atalay’ın, ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine
atfetmesi nedeniyle konuşması K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan. Önce şunu
söyleyeyim: Sayın Bakanın bana sataştığını filan iddia etmiyorum. İlişkilerimiz
gayet medenidir ve saygıya dayanır. O konuda bir tereddüt yok. Ben
şimdi, şunu söylüyorum arkadaşlar, çok basit: Bornova’da 22 Temmuz 2007’de
252.530 geçerli oy var. Cumhuriyet Halk Partisi 87.884 oy almış, yüzde 34,80;
Adalet ve Kalkınma Partisi de 83.408 oy almış, yüzde 33,03. Yani 3.500
civarında Cumhuriyet Halk Partisi ileri. Buna başa baş denilebilir. Başa baş…
AKP ile CHP Bornova’da eşite yakın oy almışlar. Şimdi, bu
kanunla, Bornova’dan Manavkuyu, Mansuroğlu, Osmangazi… Üç mahalle… Arkadaşlar,
bu üç mahallenin seçim sonuçlarını söylüyorum hepinize: Geçerli oy sayısı
46.502 -büyük mahalleler- Cumhuriyet Halk Partisi 22.132 rey almış bu üç
mahalleden. AHMET
YENİ (Samsun) – İzmir’in tamamını alacağız, tamamını! K. KEMAL
ANADOL (Devamla) – Adalet ve Kalkınma Partisi 11.567 rey almış. CHP yüzde
47,59; AKP yüzde 24,87. Şimdi, bu
üç mahalleyi… AHMET
YENİ (Samsun) – Mahalleyi bırakın, İzmir’in tamamını alacağız! K. KEMAL
ANADOL (Devamla) – Bu yasa tasarısı gerçekleşirse geçerli oy sayısı
-Bornova’daki durum- şu hâle geliyor: 206.028, Cumhuriyet Halk Partisi 65.752,
Adalet ve Kalkınma Partisi 71.841. Şimdi, bu, Sayın Başbakanın size verdiği
talimata ters düşüyor. Eğer Sayın Başbakan samimiyse bunu resen düzeltir, yok
siz samimiyseniz hemen Sayın Başbakana “Bir yanlışlık olmuş, biz hak
etmediğimiz oylarla, oylar değişmediği hâlde, sandık yerlerini, mahalleleri
değiştirerek sonuç almaya çalışıyoruz. Bu etik değildir, siyasi ahlaka sığmaz.”
deyin, düzeltelim, ben de bu sözlerimi geri alayım. Teşekkür
ederim. (CHP sıralarından alkışlar) AHMET
YENİ (Samsun) – İzmir’in tamamını alacağız! K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Göreceğiz. BAŞKAN –
Sayın Anadol, teşekkür ederim. Tabii,
Türk siyasi hayatında sadece iki siyasi parti yok, başka siyasi partilerimiz de
var, seçmenin oyları da değişkendir, kime nasıl gideceğini, onu da bilmiyoruz. Saygıdeğer
arkadaşlarım, bir milletvekili arkadaşımızın şahsı adına söz talebi var, ayrıca
soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz, vakit de ilerledi. Birleşime
bir saat ara veriyorum. Kapanma Saati: 20.09 ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati:21.12 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar
TÜZÜN (Bilecik) BAŞKAN –
Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşiminin
Üçüncü Oturumunu açıyorum. 117 sıra
sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri (Devam) 3.- Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde
İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı
ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S. Sayısı:117) (Devam) BAŞKAN -
Komisyon ve Hükûmet yerinde. Tasarının
tümü üzerinde söz sırası, şahsı adına, Trabzon Milletvekili Sayın Asım
Aykan’da. Sayın
Aykan, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) Süreniz
on dakika. ASIM
AYKAN (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 117 sıra sayılı Yasa
Tasarısı hakkında şahsım adına görüşlerimi arz etmek için söz aldım. Bu
vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli
milletvekili arkadaşlarım, yerel yönetimler, insanımızın doğumundan ölümüne
kadar yirmi dört saatinde olmazsa olmaz mahallî müşterek ihtiyaçlarını
karşılamak için hizmet üreten birimlerdir, asli fonksiyonları da hizmettir;
vatandaşımızın bu birimlerden beklediği temel mesele de hizmettir. Eğer hizmeti
yerine getiremiyorlarsa fonksiyonlarını kaybetmişler demektir. Belediyelerimizin hizmet alanlarıyla ilgili olarak kısaca şunları arz
edebiliriz: İmar, altyapı yani su ve kanalizasyon başta olmak üzere diğer
hizmetler, ulaşım, temizlik, çevre, şehir içi trafik, defin hizmetleri, nikâh,
sosyal faaliyetler, konut, kültür, spor, ekonomik gelişmeyi teşvik etmek,
sağlık hizmetleri; ayrıca 1580 sayılı Yasa’da olmayan daha sonra 5393’le
beraber verilmiş eğitim kurumu açmak ve fiziki olarak eğitim kurumlarına destek
sağlamak. Şimdi,
Hükûmetimizin getirmiş olduğu yasa tasarısını bu fonksiyonlar açısından yani bu
hizmetler açısından şöyle bir değerlendirecek olursak yasada iki tane temel
planlama yapıldığını görüyoruz. Bunlardan
bir tanesi, birinci düzenleme: Büyükşehirlerin bünyesindeki düzenlemelerdir.
Burada bu düzenlemenin de özü kırk üç tane yeni ilçenin kurulmasıdır. Bu işlem
yapılırken iki tane temel parametreye dikkat edilmiş. Birincisi: Nüfusu aşırı
büyümüş ilçelerde daha verimli ve yönetilebilir bir düzenlemenin yapılması.
Diğer düzenlemeyle ise küçük yerleşim birimlerinde birleştirme işlemleri
yapılarak idari yönden, ekonomik yönden, teknik altyapı yönünden ve imar
yönünden güçlendirme esas alınmıştır. İkinci
ana düzenleme ise nüfusu 2 binin altında olan belediyelerin tüzelkişiliklerinin
sona erdirilmesidir. Burada 5393 sayılı Yasa’nın 11’inci maddesi uygulanmıştır.
Sadece, bakanlığın teklifi ve Danıştayın onaylamasıyla yapılan düzenleme
kaldırılarak resen 2 binin altına düşenler, önce 2006 yılının sonuna kadar
ertelenmişti, daha sonra adrese dayalı nüfus kayıt sisteminden sonra bu
düzenlemeyle beraber bu belediyelerimizin tüzel kişilikleri sona
erdirilmektedir. Yani 5393 sayılı Yasa’nın 11’inci maddesi şimdi
uygulanmaktadır. Kapatılan
veya köye dönüştürülen bu belediyelerimizin 493 tanesi AK Partiye mensup
belediye başkanlarımızdır, 133 tanesi Cumhuriyet Halk Partisine mensup
arkadaşlarımızdır, 73 tanesi Milliyetçi Hareket Partisine, 95 tanesi Doğru Yol
Partisine, 19 tanesi Anavatan Partisine, 16 tanesi bağımsız, 34 tanesi de diğer
partilerimize mensup arkadaşlarımızdır. Değerli
arkadaşlarım, bu uygulamayı neden yapıyoruz konusunda, müsaade ederseniz,
birkaç cümle arz etmek istiyorum. Bir kere şunu çok iyi bilmemiz gerekir: Bu
belediyelerimizin önemli bir kısmı kurulurken şehircilik ilkelerine, bilimsel
gerçeklere dayalı olarak kurulmadılar, daha çok siyasi yarışla, siyasi
gayretlerle beraber kuruldular ve kurulurken de nüfusları biraz zorlamayla bu
şimdiki nüfus sayımının öncesine dönüştürülmüş oldu. Bunu yakından bilen bir
insan olarak söylüyorum. Suni müdahaleler yapıldı, “sizin orada kuruldu, bizim
orada da kurulsun” diye böyle bir yarış da oluştu ve anlamsız yerler belediye
hâline getirildi. Bu belediyelerin büyük bir kesimi kırsal bölgelerimizdedir ve
-2380 sayılı- İller Bankasından hazineye toplanan paralardan yüzde 6’lık payla
beslenmektedirler, herhangi bir kaynak oluşturmaları da mümkün değildir. Ne
kadar zorlarsanız zorlayın, istisnalar vardır ama çoğunluğu böyledir. Ayrıca,
gelirlerinin büyük bir kısmını personel, araç ve gereç harcamalarında
kullanmaktadırlar, hizmete kaynak ayıramamaktadırlar. Belediye yapılırken
nüfusu 2 binin üzerine çıkarmak için… Mesela Karadeniz gibi -bizim oradaki
bölgeler için söylüyorum- yerleşim bölgelerinin dağınık olduğu alanlarda çok
geniş alanlar belediye içerisine alınmış. Mesela, bir beldemizin yol ağı 300
kilometredir. Siz bu beldemize hangi kaynağı aktarırsanız aktarın 300
kilometrelik yol ağının altından kalkması mümkün değildir. KÖYDES
uygulamasından sonra yandaki köyler hizmet alıp belediyeler alamayınca
vatandaşlarımızın talebi başlamıştır. “Biz de vatandaşız, bizim belediyemizin
durumu iyi değildir. Oraya madem hizmet getiriyorsunuz, bize de hizmet
getirin.” diye talep oluşmuştur. Ayrıca,
çoğunda yeterli seviyede teknik eleman yoktur, nitelikli eleman yoktur. Böyle,
işin ehline verilmiş olduğu yerler bayağı azdır. Yani bu hâliyle
belediyelerimizin önemli bir kısmı istihdam oluşturan kuruluşlara dönüşmüştür
ve kurulurken bazı beldelerimizde öyle büyük hatalar yapılmış ki -yakından
bildiğim yerler var- siz hangi kaynağı aktarırsanız aktarın o borç yükünden
kurtulması mümkün değildir. Nüfusu 2 bin olmayan yerin borcu 1 trilyonu
bulmuştur. İller Bankasına yanlış işler verilmiş benzer işlerle beraber ve bu noktaya
gelmiştir ve vatandaşlarımız buralarda çok sıkıntılı durumdadır. Gittiğimiz her
yerde her zaman “Allah aşkına buna bir çare bulun ya bize hizmet getirin veya
bizi kapatın.” aynen böyle söylenmektedir. Durup dururken bu işler ortaya
çıkmamıştır. Uygulamada
da ne yapacağız arkadaşlar? Diğer arkadaşlarımız, Sayın Bakanımız da ifade ettiler. On yıl
süreyle buraya parayı göndereceğiz. İl özel idareleri veya köylere hizmet
getirme birlikleri, içme suyu, kanalizasyon, temizlik, çöp toplama, ulaşım,
itfaiye ve diğer hizmetler için gerekli tedbirleri alacaklar ve gerekirse
hizmet birimleri kurabilecekler. İmar hizmetleri özel idare tarafından
getirilecektir. Köye
dönüşen beldelerde başka işleme gerek kalmaksızın, vali beyin uygun görüşü,
İçişleri Bakanının onayıyla, aynı beldede birden fazla yeni köy kurma imkânımız
olacaktır. Alacak, borç ve mülkiyetler, araç gereçler özel idareye
devredilecektir. Bu kanunun yayımından itibaren altı ay içerisinde değerli
arkadaşlar, 5393 sayılı Yasa’nın 8’inci maddesine bağlı kalmaksızın -belediye
meclisinin kararı- arada başka köy ve belde olmamak şartıyla, meskûn mahallerin
arasında Değerli
arkadaşlar, katılma işleminin karşıki belediyenin onayıyla olduğunu ifade etmek
istiyorum. Kanun
tasarısının özüne bakacak olursak arkadaşlar, sonuç itibarıyla: Siyasi amaç
güdüldü zannediliyor. Ama iyi incelenirse, objektif bakılırsa siyasi amaçtan
ziyade daha çok bölgenin ihtiyaçları, bu bölgelerdeki belediye hizmetlerinin,
talep edilen hizmetlerin daha optimum yerine gelmesi
için lazım gelen düzenlemelerin yapıldığını görüyoruz. Zaten siyaset yapsak,
bunların yüzde 57’si AK Partili, belediyelerdeki, yani büyükşehirlerdeki alt
kademelerin de yüzde 59’u AK Partili. Eğer buradan bir zayiat göreceksek o
zaman bizim bunu göğüslememiz gerekiyor. Herhâlde her siyasi parti de bunu
düşünmesi gerekir. Olaya biraz daha dikkatli bakmak lazım. Tamamen
hizmeti öne alan bir düzenleme peşinde olduğumuzu özellikle vurgulamak
istiyorum. Kaynak israfını ve diğer hususları ortadan kaldırmaya çalışıyoruz;
İmar ve altyapı bütünlüğünü sağlamayı hedefliyoruz; coğrafi şartları da nazarı
itibara alıyoruz. Değerli
arkadaşlar, şimdi, burada konuşan hatip arkadaşlarımızın bazı değindiği konular
için bir iki görüşümü arz etmek istiyorum. CHP’li arkadaşlarımız, buralarda
referandum yapılmadığını, millî iradeye saygı gösterilmediğini ifade ettiler.
Bu, çok sevindirici bir gelişme. Ama aynı arkadaşlarımızdan Cumhurbaşkanlığı
seçiminde o millî iradeyi çok iyi unuttuklarını da hatırlatmak istiyorum. YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – Ne alakası var? ASIM
AYKAN (Devamla) - O gün unuttukları millî iradeyi şimdi hatırlamışlar. YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – O gün referandum istiyordunuz… ASIM
AYKAN (Devamla) – “Günaydın!” diyoruz biz. Yani o zaman da millî irade vardı,
ona “hayır” diyordunuz, şimdi millî iradeyi hatırlıyorsunuz. Bu, çok güzel bir
gelişmedir CHP açısından, hayra alamet sayılabilir. Bir diğer
mesele değerli arkadaşlar… K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – O zaman istiyordunuz, şimdi istemiyorsunuz. ASIM
AYKAN (Devamla) - Yani siz o gün millî iradeye karşı çıkıyordunuz, şimdi millî
iradeyi de hatırladınız. Çok güzel bir gelişme diyorum yani sizi alkışlıyorum
ben, problem yok. BAŞKAN –
Sayın Akyan, lütfen Genel Kurula hitap ediniz. Sayın
milletvekilleri, karşılıklı konuşmayalım. ASIM
AYKAN (Devamla) – Genel Başkanımızın bugün yapmış olduğu konuşmada ortaya
koyduğu vizyonu çok iyi irdelemeden -onun ıstırabını-
belediye başkanlığı yapmış bir insan olarak bakmadan arkadaşlarımızın yaptığı
değerlendirmenin çok doğru olduğunu düşünmüyorum. YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – “İstanbul’a vize uygulansın” diyordu. ASIM
AYKAN (Devamla) - Bu işin içinden gelen bir insanın, Başbakanlık makamında
Türkiye’nin diğer birikimlerini de bünyesinde toplamış olduğu bir hâlde bu
mevzuya yaklaşımını biraz daha dikkatli… K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Ondan başka bilen yok zaten. ASIM
AYKAN (Devamla) - Yani Sayın Başbakanımız bu işte şampiyonlar liginde oynuyor,
siz lige çıkmaya çalışıyorsunuz. Buna dikkat edin, iyi bakın bu meseleye. (AK
Parti sıralarından alkışlar) YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – Onun için “İstanbul’a vize uygulansın.” diyor. ASIM
AYKAN (Devamla) - Bir diğer mesele değerli arkadaşlar, bitiyorum, Ankara
Belediyesiyle ilgili, buraya her çıkan arkadaşımız bazı sözler söyledi. Değerli
arkadaşlar, uzun yıllardan beri Ankara’da yaşayan arkadaşlarımız var, biz de
epey zamandan bu yana, beş yılı aşkın zamandır Ankara’da yaşıyoruz. Ankara’daki
hizmetlerin nasıl değiştiğini hep beraber görüyoruz, Ankara’nın nasıl
değiştiğini görüyoruz. Yani barajlarıyla, çevre yatırımlarıyla, kentsel
dönüşümle, alt geçitleriyle, üst geçitleriyle, diğer düzenlemelerle beraber
Ankara muhteşem bir seviyeye gidiyor. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Müdürler, metresleri, eşleri, sevgilileri, apartmanlar,
şirketler… ASIM
AYKAN (Devamla) - Ankara Belediyesi iş yaptığı için borçlandı. Bana, Allah
aşkına, 200 milyon dolara ihale etmiş olduğunuz İzmit Yuvacık’taki barajı
devlete 4,5 milyar dolara nasıl mal ettiğinizi bir açıklayın da ondan sonra
Ankara için konuşun lütfen. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Gazetelerde okudun mu sen? Magazin basını, magazin! Magazin basını! Eşleri, metresleri gazetede! ASIM
AYKAN (Devamla) - Önce şu 200 milyon dolarlık bir barajı 4,5 milyar dolarla
devletin hazinesine mal ettikten sonra çıkıp da Ankara Belediyesini… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – Su bulamayan Melih Gökçek’i savunuyorsun sen! BAŞKAN –
Sayın Aykan, konuşmanızı tamamlayınız efendim. Buyurun. ASIM
AYKAN (Devamla) – Bu kadar hizmeti veren Ankara Belediyesinin 3,5 milyar dolar
borcunu konuşurken, oradaki harcamayı da… Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – Önce Akbilin hesabını ver! BAŞKAN –
Teşekkür ederim. Sayın
milletvekilleri, tasarının tümü üzerinde soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz. Sayın
Coşkun, buyurun efendim. HAKAN COŞKUN
(Osmaniye) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Bakanıma
sormak istiyorum: Adrese dayalı nüfus kayıt sistemiyle elde edilen nüfus
değerlerinin doğruluğunu kontrol etmek amacıyla Bakanlığınızca bir çalışma
yapıldı mı? Yapıldıysa yüzde kaç oranında bir sapma olduğu belirtilmiştir,
saptanmıştır? Bir soru
daha sormak istiyorum: Kırsal kesimdeki belde belediyelerinin sekiz yüz altmış
üçü nüfus ölçütü bazı alınarak kapatılmaktadır. Bu belediyelerinin kendi
şartları göz önüne alınarak başka kriterlerinin de göz
önünde tutulması bir değerlendirme yapılması açısından uygun mudur? Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Coşkun. Sayın
Işık… ALİM AŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın
Başkanım. Aracılığınızla
Sayın Bakanımıza sormak istiyorum: 31/12/2007 tarihi
itibarıyla yayınlanan adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına göre nüfusu 2
binin altında kalan beldelerin belediyelerinin kapatılması kararının
verilmesinde sadece nüfus kriterinin yanında bu beldelerin coğrafi konumu, borç
ve alacak dökümleri, tarihî ve kültürel varlıkları ile valilik görüşü gibi
kriterler niçin dikkate alınmamaktadır? İkinci
sorum: Bugün itibarıyla -yani 4/3/2008 tarihi
itibarıyla- nüfuslar bilgisayar sistemiyle güncelleştirildiğinde, nüfusu 2
binin altında olduğu gerekçesiyle kapatılmak durumunda olan kaç adet belde
belediyesinin nüfusu 2 binin üzerine çıkmaktadır? Yani bugün güncellenmiş
nüfuslar dikkate alınsa kaç belediye kapatılmaktan kurtulabilecektir? Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN –
Teşekkür ederim. Sayın
Paksoy… MEHMET
AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın
Bakanım, iki soru soracağım: Hükûmet
tarafından hazırlanan tasarının oluşturulması sürecinde, muhalefet
partilerinin, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin ve kamuoyunun görüşü
neden alınmamıştır? İkinci
sorum: Sekiz yüz altmış üç belediyenin kapatılma gerekçelerinden birisi de
buralarda yaşayanların önemli bir katkısının bulunmadığı ve kaynak sıkıntısı
sebep olarak gösterilmektedir. Ancak örnek aldığımız Avrupa Birliğinde,
Fransa’da 1.700 kişiye, İtalya’da 7.300 kişiye, İspanya’da 6.800 kişiye 1
belediye düşmektedir. Biz de ise 21.850 kişiye 1 belediye düşmektedir. Buradan
hareketle, Avrupa Birliği ülkelerinde belediyelerin olduğu yerlerde ayrı bir
kaynak temini mi var yoksa buralarda kaynak sıkıntısını nasıl çözümlemişlerdir? Teşekkür
ederim. BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Paksoy. Sayın
Tankut… YILMAZ
TANKUT (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın
Bakanımıza sormak istiyorum: İnatla çıkartmaya çalıştığınız bu yasa
çerçevesinde seksen küsur yıl önce kurulan belediyeler başta olmak üzere söz
konusu beldelerin kazandığı müktesep haklarını, manevi şahsiyetini ve tüzel
kimliğini hangi demokrasi ilkeleri çerçevesinde ellerinden alıyorsunuz? Bu
belediyelerin kapatılması adalet anlayışınızın hangi kriteriyle
örtüşmektedir? Yine,
belediyelik sıfatını ellerinden aldığınız belde halkını bu anlayışınızla
aşağılamış olmuyor musunuz? Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Tankut. Sayın
Ertugay… ZEKİ
ERTUGAY (Erzurum) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın
Bakana sorumu soruyorum: Milletin hayrına görmediğimiz bu yasayla, Erzurum
ilimizde iki alt kademe belediyesi ve dokuz belde belediyemiz kapatılmaktadır.
Bunların içerisinde -bu belde belediyeleri içerisinde- Osmanlı’dan beri nahiye
olan ve hatta teröre hedef olmuş beldelerimiz vardır. Bu yasa hazırlanırken bu
uygulamanın özellikle bölgemizde ve Türkiye genelinde sosyal maliyeti
hesaplandı mı? Bir diğer
sorum: Bu yasayla bir ilçemizin ismi değiştirilmektedir. Halkın benimsediği bu
ismin -Ilıca ilçemizin ismi değiştirilmektedir- yüzyıllardan beri kullanılan bu
ismin değiştirilmesinin gerçek gerekçesi nedir? Antrparantez ifade edeyim: Yeni
konulmak istenen isme bir itirazımız olamaz yani Türk tarihinde önemli yeri
olan bir isimdir ve nitekim Erzurum’da da birçok yöremizde “Aziziye” ismi
kullanılmaktadır. Bu sadece, yöre halkının isyanına, öfkesine, talebine
tercüman olmak için, katıldığım bir soruyu Sayın Bakanın cevaplamasını
istiyorum. BAŞKAN –
Teşekkür ediyorum. Sayın
Korkmaz… S. NEVZAT
KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum:
Optimal hizmet büyüklüğü göreceli ve soyut bir kavram olup bu tasarıda son
derece keyfî neticelere yol açmaktadır. Isparta ili Yalvaç ilçesi Körküler
Belediyesinin nüfusu 1.995. Diğer taraftan, diğer il ve ilçeler de 2.001, 2.002
ve benzeri nüfusa sahip belediyeler. Körküler’i kaldırıyorsun, diğerinin tüzel
kişiliği devam ediyor. Bu durum adalet anlayışına uygun mudur? Öte
yandan, bazı ilçeler var nüfusu 2 binin altına düşmüş, optimal
büyüklük statüsünden uzaklaşmış, küçük belediyelerden daha çok rantabl olmayan
kaynaklar kullanılıyor. Bu ilçelerin tüzel kişiliğini de gereksiz mi
buluyorsunuz? Merak ediyorum, bundan sonraki süreçte bu ilçelerin tüzel
kişiliğini de kaldıracak mısınız? Teşekkür
ederim. BAŞKAN –
Teşekkür ederim. Sayın
Enöz… MUSTAFA
ENÖZ (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın
Bakanım, belediyesi kapatılan beldeler, belediyesini kaybeden vatandaşlarımız
-ki bunların sayısı çevresinde yaşayanlarla beraber 4 milyonu bulmaktadır-
doğumdan ölüme kadar her türlü hizmetini kesintisiz yirmi dört saat
belediyesinden alan vatandaşlarımız, saatleri sınırlı il özel idare memurlarına
mahkûm edilmeyecek midir? Bu hizmetlerin sağlıklı sunulabilmesini nasıl garanti
ediyorsunuz? Teşekkür
ederim. BAŞKAN –
Teşekkür ederim. Sayın
Cengiz... MUSTAFA
KEMAL CENGİZ (Çanakkale) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. Beş
yıldan beri mevcut iktidar, Avrupa Birliğine giden süreçte, özellikle kayıtsız
şartsız bu yolun takipçisi olduğunu ve her zaman da olacağını ifade etmiştir.
Özellikle, 2000 yılında Avrupa Birliğine katılan ülkelere daha önce gelen kriterlere baktığımızda, işte ekonomik kriterler açısından
baktığımızda enflasyonun yüzde 3, işsizliğin yüzde 4 ve köy nüfuslarının da
yüzde 9 civarında olması gerektiği, özellikle Polonya’nın yüzde 40 civarında
olan köy nüfusuna da atıfta bulunarak “Yüzde 40 olamaz, Avrupa Birliği bir
şehir toplumudur, kent kültürüdür. Dolayısıyla, köy nüfuslarınızı
azaltacaksınız.” denmiştir Avrupa Birliğince. Bugün
bizim köy nüfusumuzu ve köy hinterlandımızı genişlettiğimiz noktada, Avrupa
Birliğine giden yolla mevcut iktidar ters düşmüyor mu acaba? Sayın Bakanımızdan
rica etsek… BAŞKAN –
Teşekkür ediyorum Sayın Cengiz. Sayın
Yalçın… RIDVAN
YALÇIN (Ordu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Sayın
Bakanım, on sekiz beldesi, belediyesi kapatılan Ordu adına konuşuyorum. Sayın
Bakanım, bu kapattığınız belediyelerin birçok ekipmanı,
iş makinesi, ambulansı, itfaiyesi ve hatta birçok belediyenin belediye binası
bile vatandaşlarımız tarafından imece usulüyle yapılıyor ve bağışlar suretiyle
belediyeler bu taşınır malları kazanıyorlar. Siz şimdi, bu taşınır, taşınmaz
mallara, belediyelere bağışlayanların rızası dışında, el koymuş olmuyor
musunuz? Bağışta bulunan bu vatandaşlarımız “Biz belediyeye bağışlamıştık,
bağışlama irademizden rücu ediyoruz.” derler ise bu malları bağışlayanlara iade
edecek misiniz? Bir de
efendim, turizm bölgelerindeki belediyeler bakımından, asayiş ve güvenlik
bakımından diğer belediyelerimizdeki değerlendirmeleri ilgili kurumlarla
değerlendirmiş oldunuz mu daha önce? Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Yalçın. Sayın
Özkan… RAMAZAN
KERİM ÖZKAN (Burdur) – Burdur ilinin on beş beldesinde yaşayan binlerin
feryadını sizlere duyurmak istiyorum. Onlar şöyle diyorlar: “Doğduğumuz
topraklarda doymak istiyoruz. Beldemizde üreterek, kentli gibi yaşamak
istiyoruz. Kentlerin varoşlarında sorun olmak istemiyoruz.” Emekliliğini
beldesinde yaşamak isteyenlere, üretenlere, çoğaltanlara kulak vermeden, bu
yasayı geri çekmeyi düşünüyor musunuz? Burdur
ilinde on beş belde sizleri izlemektedir. Burdur’umuzun Büğdüz’ünden
Kozluca’sına, Salda’sına, Hasanpaşa’sına, Beyköy’üne, Çavdır’ına, Kozağacı’na,
Bayır’ına, Yusufça’sına, İbecik’ine, Yeşilbaş köyüne, Çanaklı’sına,
Ürkütlü’süne, Kızılkaya’sına, Gündoğdu’suna, Çamlık’ına aşığım, beldelerin
kapanmasına karşıyım. Teşekkür
ederim. BAŞKAN –
Evet saygıdeğer arkadaşlarım, soru süremiz doldu. Sayın
Bakanım, buyurun efendim. İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
arkadaşlarımızın sorduğu sorulara kısa kısa cevap vermeye çalışacağım. Sayın
Coşkun’un adrese dayalı nüfus kayıt sisteminin karşılaştırılmasıyla ilgili bir
sorusu var. Biliyorsunuz,
değerli arkadaşlar, yine Hükûmetimiz döneminde,
2003 yılında, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel
Müdürlüğü bünyesinde MERNİS sistemi hizmete açılmıştı. Yani, vatandaşlık
numarasına dayalı, ama adresle karşılaştırması olmayan bir sistemdi. Şimdi,
yeni çalışmayla ki, Türkiye için -biraz önce konuşmamda da ifade ettim-
gerçekten çok çağdaş bir sistem kurduk. Bu vatandaşlık numaraları, adresle
karşılaştırarak sistem oluşturuldu. Bunu Türkiye İstatistik Kurumu yaptı, alan
çalışmasını. Ama, Bakanlığımız MERNİS sistemiyle karşılaştırılarak,
MERNİS kayıtlarıyla, şu anda Bakanlığımız bünyesinde tamamlanmış oldu. Bütün,
tabii, kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz bu sistemden faydalanacaklar. Sadece
nüfus kriteriyle sekiz yüz altmış üç belediyenin hükmi
şahsiyetinin kaldırılması yönündeki soru... Burada ifade ettiğimiz gibi,
değerli arkadaşlar, 2005 yılında Belediye Kanunu’nda bir kriter
getirildi. Yüce Mecliste kabul edilmiş Kanun’da yeni belediye kurulması 5 bin
nüfus kriterine bağlandı. Diğer kriterler
de olacak, ama nüfus olarak, nüfus büyüklüğü olarak bundan sonra belediye
kurulması 5 bin nüfus esasına dayalı. O zaman bir hüküm daha getirildi: 2 binin
altında nüfusu olan belediyelerin de, işte bugün getirdiğimiz teklifte olduğu
gibi, hükmi şahsiyetinin kaldırılması. Yani, neticede Kanun’da kabul edilmiş
bir kriter ve biz de şu anda onu uygulamış oluyoruz. Bu
tarihte güncellemeyle kaç belediye kurtuluyor, gibi bir soru var. Tabii, o
soruyu tam anlayamıyorum ama nüfus yılın başında açıklanmış oldu ve bizim
tasarı da o açıklamaya dayalı. Bundan sonra -zaten Kanun’da da var- sistem
şöyle yürüyecek: Nüfus sayımı yapılmayacak ülkemizde, ama her sene yıl başında, ocak ayının başında güncellenmiş şekliyle nüfus
açıklaması resmî şekilde İstatistik Kurumu tarafından yapılacak ve bütün resmî
işlemler de, diğer kararlar da yılın başında açıklanan o nüfusa göre yapılmış
olacak. Yani dolayısıyla şu tarihten sonra, o, ocağın başındaki açıklamadan
sonra güncellemeyle ilgili yeni bir işlem yapılmayacak. Tabii,
“kapatılan belediyelerle ilgili kaynak sorunu” ifadesi… Burada öyle bir soru
var. Biz, biraz önce konuşmamızda da ifade ettiğimiz gibi, Köy Kanunu’muzu da
değiştirerek, bütün köylerimizle ilgili yeni bir sistemi getirmek istiyoruz.
Burada Fransa tartışması da oldu bir nebze. Yani bu ülkelerde olduğu gibi, en
küçük birimimize kadar hizmeti yöneten, hizmeti getiren, hizmeti talep eden,
hizmeti organize eden bir yapıyı öngöreceğiz. Köy Kanunu’muzda bu sistemi
getireceğiz ama şu anda, bu belediyelerimizle ilgili de, zaten, 2009 yılında
yapılan seçimlere kadar bütün bu belediyelerimiz çalışmalarına devam edecek,
başkanlarımız başkanlıklarını devam ettirecek. 2009 Mart ayında yapılacak yerel
yönetimler seçiminde zaten yeni adaylar olacak veya yeni seçimler olacak. O
zamana kadar gelirlerinde falan da bir problem olmayacak. O tarihten sonra da,
tasarıda olduğu gibi, on yıl süreyle, zaten bu beldelerimizin ödenekleri
gönderilmiş olacak. Burada
tabii, soru gibi sorulan ama aslında ifade ve hüküm taşıyan ifadeler var, yani
yargı taşıyan. Burada biz ciddi bir iş yapıyoruz. Ne o belde halkıyla ne o
belediye başkanlarıyla, bu manada “aşağılama” gibi falan ifadelere katılmamız
mümkün değil. Aksine, biz, o vatandaşlarımıza daha fazla hizmet götüreceğiz,
bunun çabası içindeyiz. Ciddi bir yerel yönetim organizasyonu yapılanması
yapıyoruz. Onun için, öyle bir soruya ve soru şeklindeki ifadeye katılmamız
mümkün değil. Erzurum’la
ilgili: Tabii, Erzurum’da yeni ilçeler kuruluyor. Erzurum, biliyorsunuz
büyükşehir ama ilk kademe belediyelerinden oluşuyordu, merkezde ilçesi yoktu
veya biraz uzakta bir ilçesi vardı, yeni bir planlamayla daha çerçeveli, güzel
ilçelerin kurulduğu bir ilimiz hâline geliyor. “Optimal
hizmet büyüklüğü izafi” deniliyor. Tabii, optimal
hizmet büyüklüğü veya nüfus kriteri değerlendirilebilir, değişik nüfus
kriterleri alınabilir. İfade ettiğimiz gibi, bizim Belediye Kanunu’muzda -bu
alandaki en temel kanunumuz- optimal nüfus büyüklüğü 5
bin olarak alınmış. Eski kanunumuzda belediye kurulması 2 bin nüfus kriterine bağlıydı. Dolayısıyla şu anda Kanunumuzda olan -o
zaman Meclisin takdir ettiği, 2005 yılında- 5 bindir, bundan sonra da yeni
belediye kurulmasında bu esas alınacaktır. Tabii, ilçeler de var, 2 binin
altına nüfusu düşen. Yani ilçelerle ilgili herhangi bir tasarrufumuz söz konusu
değil, ne ilçelerin kaldırılması ne de ilçe belediyeleriyle ilgili herhangi bir
tasarruf söz konusu değil, olmayacak da;onu ifade
edeyim. “Kapatılan
belediyelerin vatandaşları il özel idarelerinin memurlarına emanet edilecek…”
Hiç öyle olmayacak. Görecekler, siz de göreceksiniz inşallah. Oralara
hizmetleri biz daha iyi götüreceğiz. Belediyelerimizin bugün çok zorlandığı
alanlarda da vatandaşlarımız daha iyi hizmet alacak. Biz Hükûmet olarak bunun
kararlılığı içindeyiz, bunu taahhüt ediyoruz. İl özel idarelerimiz bünyesinde,
daha dinamik mekanizmalarla, bu köylerimiz iyi hizmet alacaklar, ondan eminiz. Tabii,
burada önemli bir soru var. Bu belediyelerin mal varlıkları, araç gereci,
binaları -biliyorsunuz tasarının getirdiği hüküm- il özel idarelerine bunların
devredilmesidir. Ama tabii komisyonlar kurulacak valilikler bünyesinde, il özel
idareleri bünyesinde, valilerin koordinasyonunda bunlar çalışacak. Bizim orada
öngördüğümüz, bütün araç gereç, hele bağış olanlar, iş makineleri -varsa- hepsi
o beldelerde, o köylerde kalacak, oraya hizmet üretecek ve oraya daha fazlası
verilecek, ekstrası verilecek. İl özel
idarelerine, on yıl süreyle, kendi nüfuslarına göre alacakları pay yine
gönderilecek ve bu sadece o köyün, o beldenin ihtiyaçları için harcanacak ve
bunun denetimi de yapılacak. Şu andaki aldıkları hizmetten daha fazla hizmet
alacaklar, bunu ifade ediyorum. Cevaplandırmadığım
bir iki soru var burada, turizm beldeleriyle ilgili falan. Sadece şunu ifade
edeyim… Fırsat düştüğünde ifade edeyim, şimdi süre bitmiş oldu. Teşekkür
ediyorum, saygılar sunuyorum. BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Bakanım. Saygıdeğer
milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Maddelerine
geçilmesini… III.- YOKLAMA (CHP
sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı) K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Yoklama istiyoruz efendim. BAŞKAN – Evet, yoklama isteyen sayın milletvekili arkadaşların
isimlerini tespit edeyim: Sayın Kemal Anadol, Sayın Ensar Öğüt, Sayın Ferit
Mevlüt Aslanoğlu, Sayın Önder Sav, Sayın Ali Oksal, Sayın Hüseyin Ünsal, Sayın
Enis Tütüncü, Sayın Atila Emek, Sayın Ramazan Kerim Özkan, Sayın Birgen Keleş,
Sayın Nesrin Baytok, Sayın Yaşar Ağyüz, Sayın Akif Ekici, Sayın Ahmet Ersin,
Sayın Rıza Yalçınkaya, Sayın Bayram Ali Meral, Sayın Rahmi Güner, Sayın Ali
Koçal, Sayın Eşref Karaibrahim, Sayın Ergün Aydoğan, Sayın Yaşar Tüzün, Sayın
Suha Okay. Evet,
saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, ismini kaydettiğim arkadaşlarımız lütfen
yoklamaya katılmasınlar. Yoklama
için üç dakika süre vereceğim ve yoklama işlemini başlatıyorum. (Elektronik
cihazla yoklama yapıldı) BAŞKAN –
Sayın Milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır. VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri (Devam) 3.- Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde
İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı
ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S. Sayısı:117) (Devam) BAŞKAN -
Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir. 1’inci
maddeyi okutuyorum: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE
İLÇE KURULMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI İlçe
kurulması MADDE 1-
(1) Aşağıda belirtilen esaslar çerçevesinde; 1.
Sofulu, Buruk, Kürkçüler, Baklalı, İncirlik ve Suluca ilk kademe
belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak, ekli (1) sayılı listede
belirtilen mahalleler merkez olmak, aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak
ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere Adana İlinde Sarıçam, 2. Salbaş
İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak, ekli (2) sayılı listede
belirtilen mahalleler merkez olmak, aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak
ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere Adana İlinde Çukurova, 3.
Altınova, Sarayköy ve Sirkeli ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri
kaldırılmıştır. Altınova İlk Kademe Belediyesinin Yıldırım Beyazıt ve Peçenek
mahalleleri ile Sarayköy ve Sirkeli belediyeleri Pursaklar İlk Kademe
Belediyesine katılmıştır. Pursaklar merkez olmak üzere Ankara İlinde Pursaklar, 4. Aksu,
Pınarlı ve Yurtpınar ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak
mahalleleri ile birlikte Çalkaya İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Çalkaya
merkez olmak, ekli (3) sayılı listede adları yazılı belediye ile köyler
bağlanmak ve Çalkaya Belediyesinin adı Aksu olarak değiştirilmek üzere Antalya
İlinde Aksu, 5.
Düzlerçamı, Yeşilbayır ve Çığlık ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri
kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Döşemealtı İlk Kademe Belediyesine
katılmıştır. Döşemealtı merkez olmak ve ekli (4) sayılı listede adları yazılı
köyler bağlanmak üzere Antalya İlinde Döşemealtı, 6. Varsak
İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile birlikte
Kepez İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Kepez merkez olmak ve ekli (5)
sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Antalya İlinde Kepez, 7.
Beldibi ve Doyran ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak
mahalleleri ile birlikte Konyaaltı İlk Kademe Belediyesine katılmıştır.
Konyaaltı merkez olmak ve ekli (6) sayılı listede adları yazılı köyler
bağlanmak üzere Antalya İlinde Konyaaltı, 8.
Muratpaşa İlk Kademe Belediyesi merkez olmak üzere Antalya İlinde Muratpaşa, 9. Bağlar
İlk Kademe Belediyesi merkez olmak ve ekli (7) sayılı listede adları yazılı
köyler bağlanmak üzere Diyarbakır İlinde Bağlar, 10.
Kayapınar İlk Kademe Belediyesi merkez olmak ve ekli (8) sayılı listede adları
yazılı köyler bağlanmak üzere Diyarbakır İlinde Kayapınar, 11.
Bağıvar ve Çarıklı ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak
mahalleleri ile birlikte Sur İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Sur merkez
olmak, ekli (9) sayılı listede adları yazılı belediye ve köyler bağlanmak üzere
Diyarbakır İlinde Sur, 12.
Yenişehir İlk Kademe Belediyesi merkez olmak ve ekli (10) sayılı listede adları
yazılı köyler bağlanmak üzere Diyarbakır İlinde Yenişehir, 13. Kazım
Karabekir İlk Kademe Beledi-yesinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye
dönüştürülmüştür. Palandöken Belediyesi ve ekli (11) sayılı listede adları
yazılı mahalleler merkez olmak ve aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak
üzere Erzurum İlinde Palandöken, 14.
Dadaşköy ve Dumlu ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak
mahalleleri ile birlikte Yakutiye İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Yakutiye
Belediyesi ve ekli (12) sayılı listede adları yazılı mahalleler merkez olmak ve
aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Erzurum İlinde Yakutiye, 15.
Odunpazarı İlk Kademe Belediyesi merkez olmak ve ekli (13) sayılı listede
adları yazılı köyler bağlanmak üzere Eskişehir İlinde Odunpazarı, 16.
Çukurhisar ve Muttalip ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri
kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Tepebaşı İlk Kademe Belediyesine
katılmıştır. Tepebaşı merkez olmak ve ekli (14) sayılı listede adları yazılı
köyler bağlanmak üzere Eskişehir İlinde Tepebaşı, 17. Boğazköy, Bolluca, Durusu, Hadımköy,
Haraççı ve Taşoluk ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak ve
ekli (15) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları
Arnavutköy İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Ekli (15) sayılı listede adları
yazılı mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak ve aynı listede adları
yazılı köyler bağlanmak üzere İstanbul İlinde Arnavutköy, 18. Ekli
(16) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak
ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere İstanbul İlinde Ataşehir, 19.
Bahçeşehir İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak ekli (17)
sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak,
aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak ve aynı adla bir belediye kurulmak
üzere İstanbul İlinde Başakşehir, 20.
Gürpınar ve Yakuplu ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak
ekli (18) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları
Beylikdüzü İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Ekli (18) sayılı listede adları
yazılı mahalleler merkez olmak üzere İstanbul İlinde Beylikdüzü, 21.
Alemdağ, Ömerli ve Taşdelen ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri
kaldırılarak ekli (19) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle
kısımları Çekmeköy İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Ekli (19) sayılı
listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak ve aynı
listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere İstanbul İlinde Çekmeköy, 22. Kıraç
İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak Esenyurt İlk Kademe
Belediyesine katılmıştır. Ekli (20) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile
mahalle kısımları merkez olmak üzere İstanbul İlinde Esenyurt, 23.
Samandıra, Sarıgazi ve Yenidoğan ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri
kaldırılarak, ekli (21) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle
kısımları merkez olmak, aynı listede adları yazılı köyler bağlanmak ve aynı
adla bir belediye kurulmak üzere İstanbul İlinde Sancaktepe, 24. Ekli (22) sayılı listede adları yazılı
mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak ve aynı adla bir belediye
kurulmak üzere İstanbul İlinde Sultangazi, 25. Ekli (23) sayılı listede adları yazılı
mahalleler merkez olmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere İzmir İlinde
Bayraklı, 26. Ekli
(24) sayılı listede adları yazılı mahalleler merkez olmak, aynı listede adları
yazılı köyler bağlanmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere İzmir İlinde
Karabağlar, 27.
Yeniköy, Bahçecik, Yuvacık ve Kullar ilk kademe belediyelerinin tüzel
kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Karşıyaka İlk Kademe
Belediyesine katılmıştır. Karşıyaka Belediyesi ile ekli (25) sayılı listede
adları yazılı mahalle kısımları merkez olmak, aynı listede adları yazılı köyler
bağlanmak ve Karşıyaka Belediyesinin adı Başiskele olarak değiştirilmek üzere
Kocaeli İlinde Başiskele, 28.
Şekerpınar İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile
birlikte Çayırova İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Çayırova Belediyesi ve
ekli (26) sayılı listede adları yazılı mahalleler merkez olmak üzere Kocaeli
İlinde Çayırova, 29.
Darıca İlk Kademe Belediyesi ve ekli (27) sayılı listede adları yazılı mahalleler
merkez olmak üzere Kocaeli İlinde Darıca, 30. Tavşancıl İlk Kademe Belediyesinin tüzel
kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Dilovası İlk Kademe Belediyesine
katılmıştır. Dilovası merkez olmak ve ekli (28) sayılı listede adları yazılı
köyler bağlanmak üzere Kocaeli İlinde Dilovası, 31. Kuruçeşme, Bekirpaşa, Alikahya ve Akmeşe
ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile
birlikte Saraybahçe İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Saraybahçe merkez
olmak, ekli (29) sayılı listede adları yazılı mahalle kısımları ile köyler
bağlanmak ve Saraybahçe Belediyesinin adı İzmit olarak değiştirilmek üzere
Kocaeli İlinde İzmit, 32.
Uzunçiftlik, Uzuntarla, Eşme, Acısu, Maşukiye, Büyükderbent, Arslanbey,
Sarımeşe ve Suadiye ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak
mahalleleri ile birlikte Köseköy İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Köseköy
Belediyesi merkez olmak, ekli (30) sayılı listede adları yazılı köyler
bağlanmak ve Köseköy Belediyesinin adı Kartepe olarak değiştirilmek üzere
Kocaeli İlinde Kartepe, 33.
Adanalıoğlu, Arpaçsakarlar, Bahçeli, Dikilitaş, Karacailyas, Kazanlı,
Yalınayak, Yenitaşkent, Bağcılar ve Huzurkent ilk kademe belediyelerinin tüzel
kişilikleri kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Akdeniz İlk Kademe
Belediyesine katılmıştır. Akdeniz merkez olmak ve ekli (31) sayılı listede
adları yazılı köyler bağlanmak üzere Mersin İlinde Akdeniz, 34.
Davultepe, Tece ve Kuyuluk ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri
kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Mezitli İlk Kademe Belediyesine
katılmıştır. Mezitli merkez olmak ve ekli (32) sayılı listede adları yazılı
belediyeler ve köyler bağlanmak üzere Mersin İlinde Mezitli, 35. Dorukkent
İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile birlikte
Toroslar İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Toroslar merkez olmak ve ekli
(33) sayılı listede adları yazılı belediyeler ve köyler bağlanmak üzere Mersin
İlinde Toroslar, 36. Çiftlikköy İlk Kademe Belediyesinin tüzel
kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Yenişehir İlk Kademe
Belediyesine katılmıştır. Yenişehir merkez olmak ve ekli (34) sayılı listede
adları yazılı köyler bağlanmak üzere Mersin İlinde Yenişehir, 37.
Güneşler İlk Kademe Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile
birlikte Adapazarı İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Adapazarı merkez olmak
ve ekli (35) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Sakarya İlinde
Adapazarı, 38.
Nehirkent ve Hanlı ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak
mahalleleri ile birlikte Arifiye İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Arifiye
merkez olmak ve ekli (36) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere
Sakarya İlinde Arifiye, 39.
Bekirpaşa ve Çaybaşıyeniköy ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri
kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Erenler İlk Kademe Belediyesine
katılmıştır. Erenler merkez olmak ve ekli (37) sayılı listede adları yazılı
köyler bağlanmak üzere Sakarya İlinde Erenler, 40. Kazımpaşa ve Yazlık ilk kademe
belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleleri ile birlikte Serdivan
İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Serdivan merkez olmak ve ekli (38) sayılı
listede adları yazılı mahalle ve kısımlar ile köyler bağlanmak üzere Sakarya
İlinde Serdivan, 41. Atakent, Kurupelit, Altınkum, Çatalçam ve
Taflan ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleleri
ile birlikte Atakum İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. Atakum merkez olmak ve
ekli (39) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Samsun İlinde
Atakum, 42. Canik İlk Kademe Belediyesi merkez olmak ve
ekli (40) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere Samsun İlinde
Canik, 43. Gazi
ve Yeşilkent ilk kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak
mahalleleri ile birlikte İlkadım İlk Kademe Belediyesine katılmıştır. İlkadım
merkez olmak ve ekli (41) sayılı listede adları yazılı köyler bağlanmak üzere
Samsun İlinde İlkadım, adlarıyla kırküç ilçe kurulmuştur. İÇİŞLERİ
KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) – Sayın Başkanım,
düzeltme talebimiz var. BAŞKAN –
Buyurun. İÇİŞLERİ
KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) – 18 sayılı listede bir
sıralama, teselsül hatası var. Onlar, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 olarak… 21
sayılı listede Paşaköy’ün… Orada “Paşaköy Köyün” olmuş, “Paşaköy’ün”, bir “ün”
eklenecek. Bir de 34 sayılı listede yine bir teselsül, sıralama hatası var. O
da yine 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 şeklinde düzeltilecek Başkanım. Bir de 43 sayılı
liste de yine aynı şekilde sıralama hatası var. BAŞKAN –
Teşekkür ederim. FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, Komisyonda yarım saatte geçerse,
arkadan burada düzeltirsiniz! BAŞKAN –
Arkadaşlar, sakin olalım, sabaha kadar buradayız, çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Onun için, heyecana gerek yok. Evet, İç
Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili
Sayın Mehmet Şandır’ın bir söz talebi vardır. Sayın
Şandır, buyurun. IX.- AÇIKLAMALAR 1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, kırk
üç fıkralık metnin bir madde hâlinde görüşülmesinin sağlıklı olamayacağına
ilişkin açıklaması MEHMET
ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. Tabii bu
kanunun görüşmelerinin tüm devreleri, tüm aşamalarında bir farklılık var;
hazırlanmasında, görüşmelerin yapılmasında. 1’inci maddede kırk üç tane fıkra
var, kırk üç tane. Şimdi bunları bir madde kapsamında görüşüyoruz,
bunlarla kırk üç tane ilçe kuruyoruz. Her ilçe birçok milletvekilini
ilgilendirmektedir. Konuyla ilgili, işte Sayın Komisyon Başkanımızın da
düzeltme, redakte yaptığı gibi değişiklik önergeleri var. Yani gerçeğe uymayan,
fiziki yapıya uymayan durumlar var, bunların düzeltilmesi gerekiyor. Bu konuda
ilçelerden gelen, çevreden gelen, illerden gelen şikâyetler var, bunların
dillendirilmesi gerekiyor. Ama bir madde kapsamında yedi önerge vereceğiz.
İşte, gruplar adına birer kişi konuşacak, şahıslar adına da birer kişi
konuşacak. Dolayısıyla görüşme sağlıklı ve tamam olamayacak. Biz bir
usul tartışması açmayı çok gerekli görmedik, yani bir gerginlik yaşanmasın
diye. Ama bu durum yanlış olmuştur. Sayın Komisyonun, Sayın Hükûmetin ve
iktidar partisi grubu yöneticilerinin dikkatine sunmak için söz istemiştik,
teşekkür ediyorum size, söz verdiniz. Bu madde kırk üç fıkralık bir madde. Bu
maddenin bir kanun maddesi kapsamında görüşmeye açılması yanlış olmaktadır.
Yeterli bir görüşme yapılamayacağı kanaatindeyiz. Bunu kamuoyunun ve Genel
Kurulun dikkatine sunmak için söz aldım. Teşekkür
ederim. BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Şandır. Sayın
Anadol, buyurun. 2.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, kırk
üç fıkralık metnin bir madde hâlinde görüşülmesinin sağlıklı olamayacağına
ilişkin açıklaması K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Sayın Başkanım, söz verdiğiniz için teşekkür ederim. Şunu
ifade etmek istiyorum: Şu anda konuştuğumuz, tartıştığımız konu Komisyonu da
akamete uğrattı. Komisyonda aynı şeyler tartışıldı. Derdimizi anlatamadığımız
için üç muhalefet partisi olarak ayrı ayrı Komisyonu terk ettik. Neden terk
ettik? Geçmiş uygulamalar Komisyon Başkanını veya Meclis Başkanlık Divanını
haklı gösterebilir. Vaktiyle bir listeyle, bir oylamayla yüz ilçe birden
yasalaşmış olabilir, yüz ilçenin kurulması birden yasalaşmış olabilir. Beş
ilçe, on ilçe, elli ilçe… Ama kötü misal emsal olmaz, akla mantığa ters bir
hukuk kuralı olmaz. Şimdi,
burada kırk üç tane ilçe ihdas ediliyor, çok önemli bir olay. Şimdi, ben İzmir
Milletvekili olarak Bayraklı’da ilçe kurulmasına karşı değilim. Ama birtakım
hesaplarla Karşıyaka’daki Doğançay, Emek, Gümüş Pala, Onur, Nafiz Gürman,
Postacılar, Soğukkuyu, Yamanlar, Turan mahallelerinin bu yeni kurulan Bayraklı
ilçesine dâhil edilmesine karşıyım. Ne yapacağım? Bir önerge vereceğim bir
milletvekili olarak. Bunun başka çaresi var mı? Hayır, bana bu imkân tanınmıyor.
Kırk üç tane ilçeye ya “evet” diyeceksin ya “hayır” diyeceksin, başka olanak
tanınmıyor. Bu, hukuka aykırıdır, mantığa aykırıdır ve vicdana aykırı bir
şeydir. Yani bu mantık geçen dönem de yürüdü. Bir Anayasa değişikliği geldi
önümüze, yirmi beş yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının seçilme hakkı
ve 2/B… Ya ikisine birden “evet” diyeceksin ya ikisine birden “hayır”
diyeceksin. Biri seçilmeyle ilgili, öbürü ormanla ilgili. Şimdi,
bizi öyle bir durumda bırakıyor bu uygulama. Milletvekilleri, özgürce, temsil
ettiği vilayetin ve halkın, milletin sözcülüğünü yapamıyor, öneride
bulunamıyor. Bakın, İç Tüzük 87’nin altıncı fıkrası: “Değişiklik önergeleri
gerekçeli olarak verilir. Değişiklik önergeleri ve gerekçeleri beş yüz
kelimeden fazla ise, önerge sahibi önergesini beş yüz kelimeyi geçmeyen
açıklama yapmak zorundadır.” Peki, nasıl önerge verilemeyeceğini söylemiş de
nasıl kanun maddesi düzenlenmeyeceğini söylememiş İç Tüzük. Şimdi, şu 1’inci
maddeye bakın. Vicdanınıza, insafınıza bırakıyorum. Böyle madde olur mu? O
zaman, mesela bin maddelik, bin küsur maddelik Ticaret Kanununa… “Madde Teşekkür
ederim. BAŞKAN –
Teşekkür ederim. Sayın
Anadol’a ve Sayın Şandır’a teşekkür ediyorum. Bu
hususta Genel Kurulu bilgilendirmek istiyorum. Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, tasarının 1’inci maddesi ile kırk üç ilçe
kurulmaktadır, doğrudur. Bunu zaten bütün milletvekili arkadaşlarımız da takip
etmişlerdi. 2 Grup Başkan Vekili arkadaşımız bu husustaki görüşlerini ifade
ettiler. Burada arkadaşlarımızla bu hususu müzakere ettik ve elimdeki bir kısım
dokümanlar arkadaşlarım tarafından getirildi. Sayın Anadol da kısmi olarak buna
değindi. Örnek olarak, 19/6/1987 tarihinde kabul
edilen 3392 sayılı Kanun’un 1’inci maddesiyle yüz üç ilçe kurulmuştur. 15/6/1989 tarihinde kabul edilen 3578 sayılı Kanun’un 1’inci
maddesiyle beş ilçe, 2’nci maddesiyle dört il kurulmuştur. 9/5/1990
tarihinde kabul edilen 3644 sayılı Kanun’un 1’inci maddesiyle yüz otuz bir ilçe
kurulmuştur. Bu kanunların görüşme tutanaklarına bakıldığında, tek madde olarak
görüşülüp Genel Kurul tarafından kabul edildiği görülür. Başkanlığın
tutumu, mevcut tasarının 1’inci maddesinin tek madde olarak görüştürülmesi
şeklindedir. Bu hususta muhalefet partisi milletvekili arkadaşlarımıza,
Başkanlık, elinden geldiğince -İç Tüzük’ün imkânlarını da kullanacak-
görüşlerini açıklamak için gerekli toleransı gösterecektir. Bunu
bilgilerinize arz ediyorum. VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri (Devam) 3.- Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde
İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı
ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S. Sayısı:117) (Devam) BAŞKAN -
Şimdi, 1’inci madde üzerinde ilk konuşmacı olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına, Bilecik Milletvekili Sayın Yaşar Tüzün’e söz veriyorum. Sayın
Tüzün, buyurun efendim. (CHP sıralarından
alkışlar) CHP GRUBU
ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
117 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerine, grubum olan
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Değerli
arkadaşlarım, bildiğiniz gibi 1’inci madde… Benim de konuşmamda üzerine
değineceğim önemli konuları az önce 2 Grup Başkan Vekilimiz detaylı bir şekilde
anlattılar. 1’inci madde, gerçekten, kanun yapma tekniğine uygun olmayan bir
madde. Bildiğiniz gibi bu maddede, kırk üç tane yeni ilçe kuruyoruz ve -her
ilçe, ilk kademe ilçesi kendi ili ayrı ilde olduğu için- her bir
milletvekilinin de kendi seçim bölgesinde kendi iliyle ilgili görüşlerini
burada geniş bir şekilde belirtmesi gerekiyordu. Ancak az önce Sayın Kâtip Üye
arkadaşımızın da okuduğu gibi, bize verilen süreden daha fazla orada maddenin
okunması ve yine kısa bir süre sonra Komisyon Başkanın bu konuda değişiklik
düşüncesini söylemesi, bu kanunun ne kadar aceleye geldiğini ve bir oldubitti
mantığıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine geldiğini görüyoruz. Değerli
arkadaşlarım, bu kanunu özet olarak tarif edecek olursak, bir mizah
kültürümüzde yer almış olan -hepinizin de hatırladığı gibi- hani, bir zamanlar
Millî Eğitim Bakanımızın “Şu okullar olmasa Millî Eğitim Bakanlığı ne güzel
idare edilir.” dediği ile sizin yaptıklarınız maalesef örtüşmektedir. Şimdi bu
cümleyi dikkate aldığımızda bunun espri olarak çıkıp hayata geçtiğini de
düşünürsek, şimdi de sizler, iktidar partisi nerede sorun var, bu sorunların
çözüme girmesi konusunda yasa çıkarması gerekirken “Kapatalım, yok sayalım,
terk edelim…” Geçtiğimiz
22’nci Dönem Parlamentosunda da, birçok ilçemizde bulunan adliye binalarını
kapatarak, ilçenin kendine özgü özelliklerini yok sayarak bu ilçelerimizde bunları
kapattınız, şimdi ise yine sekiz yüz altmış üç tane belediyemizi maalesef
kapatıyorsunuz. Değerli
arkadaşlarım, burada şunun altını çizerek bu konuya özellikle değinmek
istiyorum. Bildiğiniz gibi, ülkemizde bulunan üç bin iki yüz yirmi beş belediyenin
temsil edildiği bir Türk Belediyeler Birliği var. Bu Belediyeler Birliğinin
Başkanı, Adalet ve Kalkınma Partisinden seçilen, aynı zamanda, Adana Büyükşehir
Belediye Başkanının, maalesef, kendi belediyeleri kapatılırken, bugüne kadar,
bu saate kadar hiçbir açıklama yapmaması tüm belediyeler adına üzüntü
vericidir. Yine,
bölge belediyelerine baktığınızda, Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliği,
Ege Belediyeler Birliği, Akdeniz Belediyeler Birliği gibi, ülkemizde birçok
belediyeler birliğinin olduğunu düşündüğümüzde ve bunların da yönetim kurulları
ve başkanlarının siyasi iktidardan tarafa olduğundan dolayı, yine hiçbir
açıklama yapmamaları gerçekten büyük üzüntü vericidir. Değerli arkadaşlarım, bu kapanan sekiz yüz altmış üç belediye, aşağı
yukarı, beş yıldır kendine gelen paylardan -İller Bankasından kesinti yaparak-
belediyelerin varlığını hissettirebilmek için, hemen yanı başımızda, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin yanında bir gayrimenkul alarak, tabelasını da oraya
takarak, Türk Belediyeler Birliği binasını belediyelerin hizmetine
kazandıracağım derken, maalesef, hizmet binası olarak orada ışıklı levhalarıyla
gününü gün etmekte olan başta Birlik Başkanı ve yönetim kurulu üyelerini bu
yüce Meclisten kınadığımı belirtmek istiyorum. Değerli
arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, 2 bin nüfusun altındaki belediyelerin kapanması
bu bölgede yaşayan 1 milyon 200 bine yakın insanımızı belediyesiz
bırakmaktadır. Belediye başkanını sadece maaş mekanizmasıyla geçinen bir
yurttaş olarak düşünürseniz bunda büyük yanılgı hissedeceğinizi tahmin
ediyorum. Belediye başkanı, o kentin, o beldenin, o yörenin her şeyi, annesi,
babası, büyüğü, aile reisi, dolayısıyla orada olan biten her şeyden kendisinin
sorumlu olduğunun farkındadır. Kuşkusuz, o bölgede yaşayan, o kentte, o beldede
yaşayan vatandaşımız da benim verdiğim her türlü vergi, benim ödediğim su
parası, benim ödediğim vergi beyannamesi, emlak vergisi bana hizmet olarak
dönüyor diyerek daha fazla belediyesine sahip çıkmaktadır. Şimdi, bu
yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisine geliş şeklini hepimiz biliyoruz.
Anlayamadığım bir şey var: Burada geçmişte belediye başkanlığı yapmış çok
değerli arkadaşlarım var, yani değerli arkadaşlar, özellikle belediye
başkanlığı yapmış arkadaşlarım bu kanunu, bu tasarıyı nasıl savunurlar, nasıl
gelip de burada sekiz yüz altmış üç belediyenin kapanmasına oy verirler, bunu
anlamak mümkün değil, gerçekten değil. Yani burada yapılan uygulamaların
detayına girmek istemiyorum ancak bildiğiniz gibi 2000 nüfus sayımına göre 2
bin nüfusun altında olan o geçmişteki üç yüz kırk üç belediyeye bir şans
tanınmıştı. Özellikle TÜİK’in yapmış olduğu bu adrese dayalı
sayımdan sonra nüfusu 1.500’ün üstünde olan bu belde belediyelerimize belirli
bir süre tanıyıp -yani üç ay, altı ay süre içerisinde- Değerli
arkadaşlarım, yine özellikle iktidar partisinin temsilcileri ısrarla gelip
“Sekiz yüz altmış üç belediyenin işte beş yüze yakını, dört yüz doksan üç
tanesi bizim partili belediyemiz, biz kendi ayağımıza kurşun sıkar mıyız.”
söylemiyle -bir takiye sözcüğü içerisiyle- karşı karşıya kalmışlardır. Değerli
arkadaşlarım, siz yüzde 57’sine sahip olduğunuz belediyelerin şimdi bu kanunla
yüzde 100’üne sahip olmak istiyorsunuz. Çünkü yerel yönetimi yok sayarak, orada
belediye başkanlarını ikinci plana iterek, kendi atadığınız kaymakamların ve
kendi atadığınız il özel idaresi genel sekreterlerinin emrine sokacaksınız bu
beldeleri. Dolayısıyla yüzde 57’sine değil, bu beldelerin yüzde 100 yönetim
şansını elinize geçirmiş olacaksınız. Yani burada “Efendim, çoğunluk bizde, biz
kendi partili belediyelerimizi kapatıyoruz.” anlayışı, bana göre bir takiye
anlayışıdır. Dolayısıyla sizin buradaki beyninizin altında yatan gerçek, bu
belediyelerin yüzde 100’üne sahip olmanız düşüncesidir. Değerli
arkadaşlarım, çağdaş dünya yerel yönetimlerinin şöyle genel sayılarına
baktığımızda, bildiğiniz gibi, Türkiye’de 22 bine yakın kişiye 1 belediye
düşerken, bildiğiniz gibi, yine, Fransa’da 1.700, İtalya’da 7.800, İspanya’da
da 7 bine yakın kişiye 1 belediye düşüyor. Peki, bu
örnek nereden çıktı? Özellikle Genel Başkanınızın, geçmişte belediye başkanlığı
yapmış, birlikte belediye başkanlığı yaptığımız bir arkadaşın, belediye kökenli
bir genel başkanın ve başbakanın, bu modeli hangi gerekçelerle Türkiye Büyük
Millet Meclisine getirdiğini anlamak, kabul etmek mümkün değil. Ben, bu
tasarı gündeme geldikten sonra, kamuoyunda konuşulduktan sonra, yapmış olduğum
araştırmada, sadece ve sadece dünyada işte Malezya örneğini ve sizin herhâlde
kafanızın arkasındaki bu örneği Türkiye’ye model olarak sokmak istediğinizin en
somut anlayışı ve kanunu budur değerli arkadaşlar. Şimdi,
bakınız, Malezya’da 9 şehir konseyi var, 34 tane belediye var, 101 tane de
bölgesel konsey var. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Sayın Tüzün, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. YAŞAR
TÜZÜN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Şimdi,
şehirleri başkanlar, belediyeleri ve bölgeleri başbakan yönetiyor. Yani şimdi
sizin Türkiye’de uygulamak istediğiniz model, anlayış, tüm Türkiye’ye
Başbakanın iki dudağının arasında hizmet götürmesi anlayışıysa, bu anlayışın
yanlış olduğunu, bu anlayışın Türkiye’de olamayacağını, buna başta muhalefet
partileri bizler ve Anayasa Mahkememizin karşı olacağını belirtiyor, Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Sayın Tüzün, teşekkür ederim. Madde
üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Mustafa
Enöz. Sayın
Enöz, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar) MHP GRUBU
ADINA MUSTAFA ENÖZ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Büyükşehir
Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerine söz almış
bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyeti Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına
saygıyla selamlıyorum. Sayın
milletvekilleri, devletler, verdikleri kamu hizmetleri kapsamında kendilerini
gözden geçirerek yeniden yapılanma fikirlerini ortaya koymalı ve bu rekabette
geri kalmamaları gerekmektedir. Sayın
milletvekilleri, kamu yönetiminde yeniden yapılanma, sürdürülebilir gelişme ve
vatandaş odaklı hizmet anlayışının uygulamaya konulması son derece önemlidir.
Bilgi çağı toplumunun katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik gibi ilkelere
sahip olan yönetim anlayışı, kendisini her alanda olduğu gibi her türlü hizmet
alımında da göstermektedir. Son yıllarda gelişen teknoloji ile birlikte yerel
yönetimlerde de değişimler meydana gelmiş, yerel halkın istek ve ihtiyaçlarını
yerine getirmek amacıyla yeni hizmet anlayışı geliştirilmeye başlanmıştır.
Hizmetlerin yerine getirilmesinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan
birisi, bu hizmetlerin yerine getirilmesinde insanlarımızın memnuniyetinin ne
derece sağlanabildiğini ölçmek, hizmet yerine getirilirken yapılan hataları
görmek ve bu hataları düzeltici faaliyetlerde bulunmaktır. Yaşadığımız çağda
dünyanın bir ucundan öbür ucuna kadar, insanlar birbirinin yaşam standartlarını
çok çabuk öğrenebilmektedirler. Özellikle kalkınmış ülke insanlarının kamu ve
yerel hizmetlerden nasıl etkili ve sürekli olarak faydalandıkları diğer
insanlar tarafından görülmektedir. Bu yüzden, küreselleşme sürecini yaşayan
çağımızda halkın beklenti ve ihtiyaçlarına cevap verme görevinde olan kamu ve
yerel yönetimler, giderek yeniden yapılanma ve etkinliğin arttırılması
çalışmalarına ihtiyaç duymaktadırlar. Küreselleşmeyle birlikte yönetim
anlayışları değişmekte ve bu değişim beraberinde yeni değerleri ortaya
çıkarmaktadır. Sayın milletvekilleri, geçmiş yıllarda merkezden yönetim sistemi daha
yararlı görülerek, ekonomik gelişme üzerindeki denetimin daha hızlı ve etkili
yapılması savunulmakta idi. Bugün dünyada ve ülkemizde “zamanla merkezden
yönetimin birtakım savurganlıklara yol açtığı, haksız kayırmacılığa neden
olduğu” tecrübesi yaşanarak, bu durumun dünyadaki örnekleri de dikkate alınmış,
dolayısıyla, yerinden yönetim ilkesi benimsenmiştir. Vatandaşlar
yerel yönetimleri, kendilerine daha yakın ve sorunlarına daha çabuk ve etkili
çözümler üretebilecek kuruluşlar olarak görmektedirler. Bilindiği
gibi belediyeler, sorumluluk alanları içerisinde insanlarımızın ihtiyaç duyduğu
her konuda çözüm arayışı içinde olmaktadırlar. Tarımsal sulama, çöp toplamak,
park, bahçe, çevre düzenlemeleri yapmak, kanalizasyon ve içme suyu gibi altyapı
sorunlarını çözmek, sağlık ve spor tesisleri kurmak, afetlerden etkilenen
ailelere yardım etmek, çocuk, yaşlı, engellilerin bakılıp korunması gibi
hizmetleri yerine getirmek ve buna benzer birçok sorunun çözümünde ilk akla
gelen belediyelerdir. Şimdi, kapattığınız belediyelerin yerine ikame edilen ve
yapılacak olan bu işleri özel idarelerin tam ve zamanında yapacağını
zannediyorsanız yanıldığınızı çok yakında anlayacaksınız. Sayın
milletvekilleri, bunlar yapılırken, hiçbir ekonomik, sosyal ve psikolojik etki
analizleri yapılmamış, yöre halkının görüş ve düşünceleri, ihtiyaçları ve
talepleri sorulmamış, kaldırılan, kurulan veya birleştirilen belediyelerle
ilgili değişikliklerin neden yapılması gerektiği açıklıkla ifade edilmemiştir.
Bu düzenlemeler o yörede yaşayan insanlarımızın yaşam şartlarında asla bir
iyileşme sağlamayacaktır. Sadece “Bütçeye yük getiriyor.” diye böyle bir
düzenlemeye gitmenin hakkaniyetle bağdaşır bir yönü bulunmamaktadır. Sayın milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz 117 sıra sayılı yasanın
1’inci maddesinde otuz beş ilk kademe belediyesinin ilçe belediyesine
dönüşmesi, mahallelerin birleştirilmesi suretiyle sekiz ilçe belediyesiyle
beraber toplam kırk üç yeni ilçenin kurulması, iki yüz otuz dokuz ilk kademe
belediyesinin tüzel kişiliğinin sona erdirilerek en yakın ilçe belediyesine
mahalle olarak bağlanması, dokuz ilk kademe belediyesinin büyükşehir belediye
sınırları dışarısına çıkarılarak sekizinin belde belediyesi ve birinin ise köye
dönüştürülmesi, Eminönü ilçesinin kaldırılarak da Fatih ilçesine dâhil edilmesi
öngörülmektedir. Değerli
milletvekilleri, madde üzerinde yeterince tartışmaların Komisyonda
yapılmadığını, yapılamadığını da ifade ederek tasarıyla planlaması yapılan yeni
ilçe kurulumlarını destekliyoruz. Ancak, daha önce milletvekillerimiz
tarafından yeni ilçeler kurulmasıyla ilgili verilen kanun tekliflerinin neden
tasarıyla beraber ele alınmadığını ve AKP tarafından Mecliste reddedildiğini
anlamakta zorluk çekiyoruz. Sayın
milletvekilleri, sonuç olarak daha iyi hizmetlerin verilebilmesini teminen,
büyükşehir belediyelerinde ilk kademe belediyelerinin ilçe hâline getirilmesini
olumlu buluyor ve destekliyoruz. Ancak, nüfusu 2 binin altına düşen
belediyelerin kapatılmasının kentleşme merhalesi üzerindeki ve vatandaşlarımızın
yaşam biçimine etkilerini, bu beldelerin kendini yönetme kültüründen
uzaklaştırılmasının demokrasi ile bağdaşıklığını sorguluyoruz. Kentlerin,
beldelerin geri götürülmesine asla rıza göstermiyoruz ve kapatılmasını da doğru
bulmuyoruz. Bu duygu
ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Enöz. Demokratik
Toplum Partisi Grubu adına Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Binici. (DTP
sıralarından alkışlar) DTP GRUBU
ADINA İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117
sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’yla ilgili Demokratik
Toplum Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurunuza çıkmış bulunmaktayım. Değerli
milletvekilleri, kanunu şöyle bir incelediğimizde, gerçekten önemi büyük olan
sekiz yüz altmış üç belediyenin kapatılması ve o belediyelerin o yöre halkına
götürdüğü hizmetlerin ne denli etkileneceği göz ardı edilemez. Burada Sayın
Bakanım biraz önce söylemişlerdi: “Evet, biz belediyeleri kapatıyoruz, ama
köylerimize daha fazla hizmet götüreceğiz KÖYDES sayesinde.” Sayın Bakan,
doğrudur, götürebilirsiniz. Ama, şu anda sekiz yüz
altmış üç beldenin belediyesinin kapatılması sizce ne kadar doğrudur? Bu
belediyelerin bütçeye maliyeti 200 milyon YTL imiş. 200 milyon YTL için
belediyelerin kapatılması ne kadar doğrudur? Yine bakıyoruz, kapanan
belediyelerin personelleri il özel idarelerine transfer edileceklerdir. Sadece
ve sadece belediye başkanlarının maaşı açıkta kalıyor. Bunun altında başka
şeyler aramak gerekiyor arkadaşlar. Bunun alelacele Meclise getirilmesinden de
anlaşılıyor, gündeme alelacele alınıyor, bunun çok iyi niyetli olmadığı açıktır. Değerli
milletvekilleri, AKP Hükûmeti Avrupa Birliği üyeliği için çalışmalar yapıyor.
İşte, bu yasanın içeriğiyle Avrupa’ya ne kadar uzaklaştırıldığı da göz ardı
edilemez. Avrupa Birliği ülkelerinden bazılarının durumunu size arz etmek
istiyorum. Değerli
arkadaşlar, her zaman Avrupa Birliğini örnek veriyorsunuz, özellikle AKP
İktidarı. Avrupa Birliğine girmeyi arzuluyorsunuz, katılıyoruz buna. Ama, bu durumda şeffaf olmalısınız, Avrupa Birliği
normlarını yakalamalısınız. İşte, bu kanunla Avrupa Birliği normlarından biraz
daha uzaklaşmış olacaksınız. Örneklersek Türkiye’de yaklaşık 21.850 kişiye bir
belediye düşerken Fransa’da bu rakam 1.700 kişidir; İtalya’da 7.300 kişiye bir
belediye düşmekte, İspanya’daysa 6.800 kişiye bir belediye düşmektedir. Yani,
bu gibi tasarılarla
halkımızın belediyelerini neden kapattığınız açıktır, seçime dönük
yatırımlardır, açıktır bunlar, bunlar inkâr edilemez. Onun için, bu kanun
kanunlaşmadan önce bir an önce geri çekilmesinde fayda vardır. Yine,
değerli arkadaşlar, mevcut belediyelerimizin sorunlar içerisinde ne kadar
zorlandığını hepiniz biliyorsunuz. Şimdi, ilime bağlı Ceylanpınar Belediyesinin
yıllardır çözülmeyen sorunları bugüne değin de çözülmemiştir. Ceylanpınar
ilçesi 1960 yılında belediyelik olmuş, 1976’da kadastro görmüş, 1982 yılında
ilçe olan şehrimiz yıllarca ihmal edilmiştir. 1976 yılında yapılan kadastro
çalışmalarında ilçemizde 3.432 kadastro parseli bulunmaktaydı. Bu parsellerden
735 tanesi ki bunların çoğu çarşı merkezinde bulunan, alanı küçük olan yerlere
tapu verilmiştir. 24/2/1984 yılında çıkarılan 2981
sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler
adlı Yasa gereğince, 1.170 adet parsele tapu tahsis belgesi verilmişti. Ancak,
ilçenin, hepinizce malum, TİGEM gibi devasa bir tarım işletmesinin bulunması da
gözden kaçırılmamalıdır. İşte, çevre il ve ilçelerden yoğun göç almış, bu da
hem nüfusa hem de bina sayısının artışına neden olmuştur. Hâl böyle olunca,
şehrimiz hızla gecekondulaşmaya ve imar kirliliğine maruz kalmıştır. Belediye
olarak tapu veya tapu tahsisi olmadığından, yeni yapılan inşaatlara ruhsatları
bile verilememektedir. Kaldı ki 20/7/1966 yılında
kabul edilen 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18’inci maddesi de “Bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihten sonra belediye sınırları içinde veya dışında
belediyelere, hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve
arsalarda veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak
daimi veya geçici izinsiz yapılar inşaat sırasında olsun veya iskân edilmiş bulunsun,
hiçbir karar alınmaya lüzum kalmaksızın belediye veya devlet zabıtası
tarafından yıktırılır.” denilmektedir. 775 sayılı Yasa’nın 18’inci maddesi
Ceylanpınar’a uygulandığında, başta Hükûmet Konağı olmak üzere –arkadaşlar,
Hükûmet Konağı bile tapusuzdur Ceylanpınar ilçesinde- bütün resmî kurumlar,
vatandaşlar tarafından yaptırılan yaklaşık 7 bin konut ve hatta halen devam
eden TOKİ inşaatlarının hepsinin yıktırılması gerekmektedir. İşte,
belediyeler kendi içinde bu zorluklarla, bu sıkıntılarla, yasal açmazlarla
boğuşurken bugün alelacele sekiz yüz altmış üç belediyenin kapatılmasıyla
ilgili kanun tasarısı kanunlaşmak için Meclis gündemine alınmaktadır. Değerli
arkadaşlar, yine, sıra sayısına baktığımızda, mevcut, İçişleri Komisyonunun bir
tek görüşüne rastlamamaktayız. İki kelimeyle geçiştirilmekte: “Tasarının 1 inci
maddesi, Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.” Değerli arkadaşlar, komisyonun
fikri yok muydu? Komisyon burada bir fikir belirtemez miydi? Komisyonun
sorumlulukları yok muydu? Hükûmetten gelen her teklif kanunlaşacak diye bir şey
var mı? En azından muhalefet şerhi konulamaz mıydı? Ancak, muhalefet şerhini,
biz, mevcut muhalefet partilerinin koyduğunu gördük. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Sayın Binici, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. İBRAHİM
BİNİCİ (Devamla) – Ben, bu yaklaşımla, bu kanunun -sekiz yüz altmış üç
belediyenin kapatılması- Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatine olmadığını
düşünüyor, bu kanunda aleyhte oy kullanacağımızı bildirir, yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Binici. AK Parti
Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Hüseyin Tanrıverdi. Buyurun
Sayın Tanrıverdi. (AK Parti sıralarından alkışlar) AK PARTİ
GRUBU ADINA HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi
üzerinde grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. Değerli
arkadaşlarım, dünyada yerelleşmenin ve yerel yönetimlerin önemi bu yüzyılda
daha da artmıştır. Özellikle büyük kentlerde yaşanan göç ve nüfus artışı sonucu
hizmetlerin aksaması ve gecikmesi, bu alanda yaşanan sorunların yerinde çözümü
için yeni bir perspektif gerektiğini ortaya koymuştur. Değişimi fark eden,
değişimin gereklerini yerine getiren toplumlar çağa uyum sağlamada güçlük
çekmemektedirler, çünkü yeni sorunları klasik yöntemlerle değil, yeni sorunlara
yeni çözümler getirecek teknikleri geliştirip uygulayarak sorunları aşmak
mümkündür. Gelişmiş toplumlar, ekonomik, sosyal, hukuki yapıda toplumun
ihtiyaçlarını ön planda tutarak faaliyetlerini sürekli iyileştirmektedirler.
Partimiz de bu bilinçle hareket ederek, iktidarımızın ilk döneminde yerel
yönetim reformuna start vermiş, gerekli yasal
düzenlemeleri yapmıştır. Yıllardır birçok iktidarın seçim meydanlarında, seçim
beyannamelerinde, hatta hükûmet programlarında ve koalisyon protokollerinde yer
alan ama bir türlü gerçekleştirilemeyen yerel yönetimler reformu, AK Parti
döneminde hayata geçirilmektedir. Geçtiğimiz AK Parti dönemimizde, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu,
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5173
sayılı İller Bankası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 5355 sayılı
Mahalli İdare Birlikleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve diğer
mevzuat değişiklikleriyle yerel yönetim mevzuatımızın daha çağdaş ve
anlaşılabilir olması sağlanmıştır. Bu
dönemde de, değerli arkadaşlarım, hedefimiz, sosyal restorasyon
projelerimizle birlikte yerel yönetimler reformunu tamamlamaktır. AK Partinin misyonu, değişimin ve dönüşümün arkasından gitmek değil,
değişimi ve dönüşümü bizzat gerçekleştirmektir. Demokrasimiz ve ülkemiz, yerel
yönetimleri kendi kaderlerine terk ederek değil, orada yaşayan herkesin sağlık,
eğitim, güvenlik ve diğer kamu hizmetlerinden aynı oranda ve eşitçe
yararlanmasını sağlamakla gelişecektir. Değerli
arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, Türkiye İstatistik Kurumu, Adrese Dayalı Nüfus
Kayıt Sistemi’nin sonuçlarını ocak ayı içinde Sayın Bakanımız tarafından
açıkladı. Buna göre, 863 belde belediyesi, 30 ilk kademe belediyesi ve 50 ilçe
belediyesinin nüfusları 2 bin rakamının altına düşmüştür. Bildiğiniz
gibi, 1980 sonrası, ülkemizdeki belediye sayılarında önemli artışlar olmuştur
değerli arkadaşlarım. 1984 yılında belediye sayısı 1.702 iken 1999 yılına
gelindiğinde bu rakam yüzde 189, yani 1.523 adet belediye kurularak belediye
sayısı 3.225’e ulaşmıştır. Geçmişin malum siyaset anlayışı ve popülist yaklaşımıyla belediye yapılmış olan birçok
beldemiz, bugün hem borç batağında hem yöre halkının istediği ve beklediği
hizmetleri yerine getirememektedir. Bilindiği
gibi, değerli arkadaşlarım, Antalya, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, İzmit,
Mersin, Samsun ve Sakarya’da büyükşehir belediyeleri kurulurken -ki sekiz
büyükşehir belediyemizdir- merkezî idare bakımından ilçe teşkilatı ihdas
edilmeden ilk kademe belediyeleri kurulmuştur. Öte
yandan, 5216 sayılı Kanun’la, kent bütünlüğünün sağlanması ve büyük kentlerin
gelişme alanlarının daha disiplinli bir yapıya kavuşması için büyükşehir
belediyelerinin sınırları genişletilmiştir. Genişleme sırasında irili ufaklı
çok sayıda belde belediyesi, ilk kademe belediyesi olarak büyükşehire dâhil
edilmiştir. Büyükşehir kapsamındaki küçük ölçekli belediyelerin yeni bir ölçek
ve alan düzenlemesine tabi tutulması önemli bir ihtiyaç olarak ortaya
çıkmıştır. Bu çerçevede, büyük şehirlerde yaşanan nüfus artışı ve sınır
genişlemeleri nedeniyle, merkezî idare hizmetlerinin sağlıklı biçimde
yürütülmesini temin etmek üzere buralarda da bazı yeni ilçelerin de kurulması
zorunlu hâle gelmiştir. Bu konuda
daha önceki dönemlerde de çok değerli milletvekili arkadaşlarımız Meclisimize
kanun tekliflerinde bulunmuşlardır. Mesela geçtiğimiz 22’nci Dönemde Sayın
Vezir Akdemir’in ve Kemal Vatan’ın daha önceki dönemde, Bayraklı’nın ve
Karabağlar’ın ilçe olması yönünde önerileri, kanun teklifleri vardır. Aynı
zamanda, Sayın Ersin -buradalar, İzmir Milletvekilimiz- Karabağlar’ın ilçe
olması için iki kanun teklifi vermiş, Yeşilyurt için de bir kanun teklifi
vermiş. Şimdi,
burada, baktığımız zaman, çok değerli arkadaşımız, gerçekten önemini vurgulayan
bir güzel gerekçe de koymuş. Bu gerekçeye baktığınız zaman,
örneğin Karabağlar ilçesinin oluşması için, vakti fazla israf etmemek adına
sadece bir iki paragrafını okumak istiyorum: “Karabağlar, içinde barındırdığı
iş yerleri nedeniyle, hem İzmir için ve hem de Türkiye için önemli bir vergi
kaynağı olduğu hâlde, çok geniş bir fiziki alana yayılmış olması nedeniyle,
gerek belediye hizmetlerinden ve gerekse diğer idari hizmetlerden hak ettiği
kadar yararlanamamaktadır. Hükûmet
başkanları, bakanlar, milletvekilleri, bölgede yaşayan vatandaşlarımızın ilçe
olma özlemini bildiklerinden, seçim dönemlerinde hep söz vermişler, ancak
sözlerini tutmamışlardır. Bu durum doğal olarak, siyasetçiye olan güveni
erozyona uğratmıştır.” Sayın
Ersin, buradalar. Gayet güzel bir gerekçeyle bu kanun teklifini vermişler. Ben
teşekkür ediyorum. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Siz de reddettiniz ama. FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Komisyonda niye dinlemediniz o zaman? HÜSEYİN
TANRIVERDİ (Devamla) – Ben teşekkür ediyorum Sayın Anadol. Şimdi,
burada altını çizmemiz gereken bir konu var. Burada “Bu durum doğal olarak
siyasetçiye olan güveni erozyona uğratmıştır.” Görülüyor ki biz AK Parti adına
bir siyasi rant elde etme değil… K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Niye reddettiniz? HÜSEYİN
TANRIVERDİ (Devamla) - …siyasetin onurunu koruma adına bir düzenleme yapıyoruz,
ancak… K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Niye reddettiniz Sayın Tanrıverdi? HÜSEYİN
TANRIVERDİ (Devamla) - …Sayın Anadol, teşekkür etmeniz gerekir, takdir etmeniz
gerekirken burada doğrusu hâlâ anlayamadığım bir üslup ve lisanla buna tepki
göstermeye çalışıyorsunuz. Mesela burada oylamalardan söz ettiniz… K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Soru soruyorum, tepki göstermiyorum! HÜSEYİN
TANRIVERDİ (Devamla) - …oylamalardan söz ettiniz… K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Niye reddettiniz? HÜSEYİN
TANRIVERDİ (Devamla) - …oylamalardan söz ettiniz. Aynı şekilde Bayraklı’ya
ilişkin de yine burada kanun teklifleri var. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) - Biz verdik, niye reddettiniz? HÜSEYİN
TANRIVERDİ (Devamla) - Bu kanun tekliflerine baktığınız zaman, bu kanunlarda,
bu kanun tekliflerinde milletvekili arkadaşlarımız ifade ediyorlar, toplantılar
yapmışlar muhtarlarla, belediye meclis üyeleriyle, il genel meclis üyeleriyle
ve o yörede bulunan sivil toplum örgütleriyle toplantı yapmışlar, Bayraklı’nın
ilçe olmasını istemişler. Şimdi, burada,
biz AK Parti olarak yerel yönetimlerde, daha doğrusu kamu yönetiminin yeniden
yapılandırılmasına önem veren ve bu yönde düzenleme yapan bir parti olarak, bir
hükûmet olarak özellikle bu kamu yönetimi içerisinde yerel yönetimlerin daha da
öncelikli düzenlenmesini istiyoruz. Daha
önceden Bayraklı için, Karabağlar için, Yeşilyurt için bu önerileri vermişsiniz
ama bakıyorum Meclis zabıtlarına, başka biri yok. O hâlde şimdi, değerli
dostlarım, bir bütün olarak on altı büyükşehir belediyesini ilgilendiren ve
kanunun zorunluluğu nedeniyle de nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerin
tüzel kişiliklerinin sona erdirilmesine yönelik bir düzenleme yapılmaktadır. Bu
konuda doğrusu biz yerinden yönetimi önemseyen, halkımızın bire bir kamu
hizmetlerinden faydalanmalarını sağlayacak bir düzenlemeyi ortaya koyuyoruz.
Buradan halkımız bizi izliyor. Merak etmesin, bu konuda hizmet aksaması diye
bir şey yok ve şu günkünden daha fazla, daha verimli, daha kaliteli hizmeti
halkımız alacaktır. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Sayın Tanrıverdi, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. HÜSEYİN
TANRIVERDİ (Devamla) – Şimdi, bu konuda biliyorsunuz ki yıllardır köylerimiz
ihmal edilmiş, bu tür maddi imkânı olmayan belediyelerimiz, belde
belediyelerimiz halkına hizmet verememenin sıkıntısını çekmişler… YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – Yerel yönetimlerle ilgili kanunu niye çıkarmadınız? HÜSEYİN
TANRIVERDİ (Devamla) – …ve KÖYDES, BELDES adı altında iki proje uygulamışız ve
“Köylü milletin efendisidir.” sözünün içini doldurmak için böylesi bir projeyi
uyguluyoruz. Bu konuda
doğrusu ben bu Mecliste bulunan herkesin bu güzel hizmette ortak olmasını
bekliyorum. Hayırlı olmasını diliyorum ve ilerleyen saatlerde, birkaç konu var
cevap vermemiz gereken, eğer fırsat bulursak onları da cevaplandırırız. Sayın
Başkan, teşekkür ediyorum. Değerli
arkadaşlarım, sizlere saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Tanrıverdi. FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, sataştı! BAŞKAN –
Sayın Aslanoğlu, sakin olalım. AHMET
ERSİN (İzmir) – Sayın Başkan, adımı kullanarak, verdiğim bir kanun tasarısını
eksik anlatarak yanıltıcı beyanlarda bulundu. İzin verirseniz bir açıklama
yapacağım. AHMET
YENİ (Samsun) – Yok, yanıltıcı bir şey demedi şimdi. RAMAZAN
KERİM ÖZKAN (Burdur) – Ağır tahrik var! İthamda bulundu! BAŞKAN –
Arkadaşlar, sakin olursanız Sayın Ersin’i dinleyeyim ben. Buyurun
Sayın Ersin. AHMET
ERSİN (İzmir) – Benim verdiğim iki kanun… BAŞKAN –
Sizin verdiğiniz bir kanun teklifinden bahsetti Sayın Tanrıverdi ve oradan
paragraflar okudu, doğru. AHMET
ERSİN (İzmir) – Eksik ve yanıltıcı beyanda bulundu efendim. İzin verirseniz
açıklayayım. BAŞKAN –
Hayır, ben size söz vermekten çekinmem, söz veririm de sadece bir paragrafı
okudu, takdirini belirtti, yoksa o hususta bir şey söylemedi. AHMET
ERSİN (İzmir) – İzin verirseniz birkaç cümleyle açıklayayım. FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ama yanlış bilgi veriyor efendim. Açıklasın. BAŞKAN –
Sayın Aslanoğlu, Sayın Ersin kendisini müdafaa eder, sen endişe etme. Buyurun
Sayın Ersin, eğer Sayın Tanrıverdi aksine bir görüş beyan ettiyse onu
açıklayın. Buyurun
efendim. VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam) 3.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Manisa
Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi’nin, kendisi tarafından verilen bir kanun
tasarısı hakkında eksik ve yanıltıcı beyanlarda bulunduğu gerekçesiyle
konuşması AHMET
ERSİN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Sayın Tanrıverdi’nin
söylediklerini biraz önce Sayın Bakan da benzer şekilde anlattı. Aynı zamanda
AKP’nin Grup Başkan Vekili de sözcü olarak buraya geldiğinde benzer sözlerle
Karabağlar’ın ilçe olmasına ilişkin verdiğim iki kanun teklifinden söz ettiler.
Değerli
arkadaşlarım, doğrudur, 22’nci Dönemde Karabağlar’ın eski İzmir’le birlikte
-İzmir’i bilenler belki daha iyi anımsayacaklardır- kendi coğrafi sınırları
içinde ilçe olması için iki tane kanun teklifi verdim. Birisi 28 Ocak 2003
tarihli kanun teklifi, onun gündeme alınmasını bile reddettiniz. Daha sonra 20
Mayıs 2005 tarihinde biraz daha genişleterek sınırları yeni bir kanun teklifi
verdim, onu da reddettiniz. Şimdi,
burada gerek Sayın Bakanın gerekse diğer konuşmacıların yanıldıkları nokta şu:
Siz, şimdi, Karabağlar’ın ilçe olmasını istiyorsunuz, ben de istiyorum. Yani,
Karabağlar’ın eski İzmir’le birlikte, kendi coğrafi sınırları içinde ilçe
olmasına hiç kimsenin itirazı yokken… Ama siz “Karabağlar’ı ilçe yapacağız.”
diye Konak’ı kesip biçerek kuşa çevirdiniz, itirazımız bunadır. On iki yıl
öncesinde bağımsız belediye olan Yeşilyurt’u tümüyle Karabağlar’a bağlayarak
Türkiye'nin önemli büyük ilçelerinden birini oluşturuyorsunuz, İzmir’in en
büyük ikinci ilçesini oluşturuyorsunuz. Oysa Karabağlar’ın coğrafi ve
sosyolojik sınırları içinde -Karabağlar’ın hatta Bayraklı’nın- ilçe olmasına
kimsenin itirazı yok, itirazımız sınırlarının olağanüstü genişletilmesinedir. Şimdi,
Sayın Bakan burada söyledi. Ben şimdi sorayım mesela Sayın Bakan’a. Fahrettin
Altay ile Karabağlar’ın ilgisi nedir diye sorsam bilmez. MUHARREM İNCE (Yalova) – Başkan, iki dakika daha. BAŞKAN –
Hayır, iki dakika verdim. Sayın
Ersin… AHMET
ERSİN (Devamla) – Tamamlayayım, son cümlemi söyleyeyim izin verirseniz. K. KEMAL
ANADOL (İzmir) – Poligonu da sor, Poligon’u! AHMET
ERSİN (Devamla) – Son cümlemi söyleyeyim, bitireyim efendim. BAŞKAN –
Evet, lütfen konuşmanızı tamamlayınız. AHMET
ERSİN (Devamla) – Evet, efendim. Poligon’un
nerede olduğunu, Karabağlar’la ne ilgisinin olduğunu nasıl söyleyebilirsiniz? Değerli arkadaşlarım, tekraren söylüyorum: Karabağlar’ın ve
Bayraklı’nın kendi coğrafi sınırları içinde ilçe olmasına hiçbir itirazımız yok
ama Bayraklı için bir miktar Bornova’dan bir miktar Karşıyaka’dan mahalleleri
dâhil ederseniz, Karabağlar için de Konak’ı kuşa çevirecek bir şekilde büyük
bir ilçe yaratmaya kalkışırsanız ve coğrafi sınırlarını aşacak şekilde bir ilçe
yaratmaya kalkışırsanız işte itirazımız bunadır. Değerli
arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ediyorum Sayın Ersin. Evet,
Sayın Ersin, siz de Karabağlar’ın ilçe olmasını istiyorsunuz teklif olarak.
Tasarıda da Karabağlar’ın ilçe olması var. Sınırlarında değişiklikler var,
evet. O hususu Genel Kurulun takdirine sunarım. VIII.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam) A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri (Devam) 3.- Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde
İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı
ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/529) (S. Sayısı:117) (Devam) BAŞKAN -
Saygıdeğer arkadaşlarım, şahsı adına, Batman Milletvekili Sayın Bengi Yıldız. Buyurun.
(DTP sıralarından alkışlar) BENGİ
YILDIZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Yasa
Tasarısı’nın 1’inci maddesi hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Tabii,
gecenin bu vaktinde halkımız televizyonun başında bizleri izlemektedir. Yüce
Meclisin dikkate alacağı bazı olgular var. Özellikle, siyaset
kurumunun yıpratılması meselesi. Şimdi, bu
kapatılacak belde belediye başkanları ve oranın sakinleri şu soruyu soruyorlar:
Yüce Meclis ve onun hükûmetleri beş yıl önce, on yıl önce bize geldiler, oy
istediler, dediler ki: “Oyunuzu bize verirseniz, biz sizi belde yapacağız.
Kendinizi daha güzel yöneteceksiniz.” Ve biz de oy verdik, bizi belde yaptılar;
belediye başkanı olduk, meclis üyesi olduk. Şimdi, aradan beş yıl, on yıl
geçtikten sonra yüce Meclisimizin çatısı altındaki iktidar, bu sefer o
kesimlere sormadan, onların oyunu almadan “Ben sizleri kapatıyorum, belde
statüsünden köy statüsüne geçtiniz.” diyor ve “Sizin oyunuzu alma gereğini de
duymuyorum.” Tabii,
bu, sayın milletvekili, bu bir aç-kapa politikasıdır. Bunu kısalttığın zaman
AKP çıkıyor: Aç-kapa-politikası, AKP. (DTP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla
on beş – yirmi gün önce bu Meclisteki o torba yasalara “biz yaptık oldu
yasaları” demiştik, şimdi buna da “aç –
kapa yasası” diyoruz. LÜTFİ
ÇIRAKOĞLU (Rize) – Size de “derin terör partisi” diyebilir miyiz? BENGİ
YILDIZ (Devamla) – Muhalefete zaten tahammülünüz yok, yani size de “diktatörlük
partisi” dememiz lazım o zaman. BAŞKAN –
Sayın Yıldız, siz Genel Kurula hitap edin. Arkadaşlar,
lütfen Hatibe müdahale etmeyelim. BENGİ
YILDIZ (Devamla) – Laf atıyorlar Sayın Başkan. BAŞKAN –
Siz de atıyorsunuz. Karşılıklı olmasın. BENGİ
YILDIZ (Devamla) – Peki, Türkiye’deki belediyelerin ve kapattığınız
belediyelerin temel sorunu nedir? Bu belediyeleri bir rant
kapısı ve aynı zamanda bir istihdam kapısı olarak değerlendiren zihniyettir.
Bunu geçmişten beri yapageldik, bu süreç devam ediyor. Problem şu: O
belediyeleri kapatacağımıza, Avrupa Birliğinin birçok ülkesinde olduğu gibi
kaynakların yüzde 60’ını, yüzde 70’ini yerele aktaracağız, o halk kendi kendini
yönetecek ve biz bu rejimin adına “demokrasi” diyeceğiz. Yoksa hem “demokrasi” deyip
hem de “Ankara’dan ben sizi yöneteceğim.” veyahut “Benim istediğim şekilde
olursanız ancak ayakta kalabilirsiniz, belde olursunuz.” politikası
demokrasiyle bağdaşan bir politika değil. Bu
kanunla belediyelerin gelirlerini artırıyor muyuz? Hayır, böyle bir çalışma da
yok. Şimdi,
değerli arkadaşlar, bu beldeler köy olursa ne olur? Bir konuşmacı arkadaşımız
belirtti, dedi ki: O zaman KÖYDES devreye girer. Evet, KÖYDES devreye girer ve
Sayın Başbakanın dediği gibi, vali, muavin gibi arabanın şeyine atlayacak,
kömür nasıl dağıtıyorduysa şehirde, orada da AKP’nin valisi, ilçede AKP’nin
kaymakamı olarak -devlet olarak değil ama, devletin
valisi ve kaymakamı olarak değil- “Ben size su getirdim, asfalt getirdim.” o
zaman da “Oyunuzu bize verin.” noktasına geliriz. Bu politikaya çok aşinayız,
siz de aşinasınız herhâlde. Biliyorsunuz, onun için buna itirazınız da olamaz. NURETTİN
AKMAN (Çankırı) – Vali devletin valisi… BENGİ
YILDIZ (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar… Evet, devletin valisi ama siz
devletin valisi olmasına izin vermiyorsunuz, mesele o. AKP, bazı
belediyeleri… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Sayın Yıldız, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. BENGİ
YILDIZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, sadece büyükşehir belediyeleri değil,
ilçe belediyeleri, Batman’ın Kozluk ilçesinin Bekirhan beldesi daha beldeyi
sürdürecek olanaklara sahip değilken “Bu dönemde sizi ilçe yapacağız.” adı
altında, AKP’li yetkili arkadaşlar gidiyor ve onlara müjde veriyor. Tabii,
şurada, Batman’da 2006 yılında bir sel felaketi oldu. İller İdaresi ve
Bakanlık, belediyeye 8 trilyon vereceğini söylüyor. Aradan bir buçuk yıl
geçmiş, bir kuruş para gönderilmemiş. Bir buçuk yıl geçmiş aradan,
kanalizasyon, altyapı yatırımları olduğu gibi duruyor. Yarın bir sel gelse, yine
o dönemdeki gibi, onlarca insan yaşamını yitirecek, ama,
belediyeleri açıyorsunuz, kapatıyorsunuz, ama mevcut belediyeleri de
görmezlikten geliyorsunuz. Bu politika, çıkmaz bir sokaktır. Yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ediyorum Sayın Yıldız. Şahsı
adına, Sakarya Milletvekili Sayın Münir Kutluata. Buyurun
Sayın Kutluata. (MHP sıralarından alkışlar) MÜNİR
KUTLUATA (Sakarya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 117 sıra sayılı
büyükşehir belediyesi sınırları içinde ilçe kurulmasıyla ilgili Kanun
Tasarısı’nın 1’inci maddesi hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi
saygılarımla selamlıyorum. Bu kanun
tasarısıyla, Belediye Kanunu’yla ve Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Sakarya’da
da birçok belde belediyesi kapanmaktadır. Ama onların hepsinin ayrı sıkıntıları
var diğer belediyelerimiz gibi. Ama benim üzerinde durmak istediğim husus,
Sakarya’da kurulmakta olan ilçeler konusunda gösterilen dikkatsizliktir. Yeni
ilçeler ihdas edilirken, Sakarya’nın, özellikle Adapazarı şehrinin büyük
Marmara depreminde yaşadığı afet hiç dikkate alınmamıştır. Adapazarı’nda
“Adapazarı”, “Erenler”, “Serdivan” ve “Arifiye” adlarıyla dört ilçe
kurulmaktadır. Bu dört ilçe de şehrin eski merkezi ve depremin yoğun hasara
sebep olduğu, büyük ölümlere sebep olduğu yerlerdir. Adapazarı’nda
bir başka yerleşim alanı var ki depremden sonra devletin büyük gayretleriyle
tespit edilen, Bayındırlık Bakanlığının büyük çabalarıyla tespit edilen,
bölgenin tek sağlam zemini üzerine kurulmuş olan yeni yerleşim bölgesidir.
Bunlar “Camili”, “Karaman” ve “Korucuk” adlarıyla bilinen, şimdi bölgede
“Yenikent” adıyla genel olarak ifade edilen bu yerleşim bölgesinde 70 binin
üzerinde insanımız yaşamaktadır. 18 okulu vardır sadece oradaki saydığım bu üç
mahallenin, 18 camisi olmuştur, 1 spor salonu vardır. Yıkılan Hükûmet konağı
bile, valilik binası bile oraya inşa edilmiştir. 2 tane hastanesi vardır. Yani
büyük yatırımların da yapıldığı bir yerdir. Bunun sebebi, bunların yapılmasının
sebebi, Adapazarı’nın bundan böyle buraya kayması arzusu idi. Şimdi, böyle bir
bölgenin ilçe yapılmadan, mademki ilçe yapılıyor, buranın atlanarak eski
yerleşim bölgelerinin üzerinde durulması, nüfusun tekrar buralarda
yoğunlaşacağını ve yeni depremlerle büyük afetlerin yeni baştan yaşanacağını
göstermektedir. Bu bakımdan bu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Bunun
gözden kaçmış bir husus olabileceğini ümit ediyor ve bunun düzeltilmesini arzu
ediyorum. Bu,
Türkiye için ve Sakarya için çok önemli bir husustur. Ayrıca bölgede yaşayan insanların,
burayı yeni yerleşim bölgesi ve yeni gelişim alanı olarak kabul etmeleri sonucu
yerleşen insanların beklentileri açısından bakarsak, şehre Diğer
taraftan, Sapanca Gölü kenarında, başta İstanbul olmak üzere, geniş bir iç
turizm hinterlandına sahip olan Kırkpınar ve Kurtköy Belediyeleri de ortadan
kalkmak üzeredir. Ülkemizin bu cennet köşesini her türlü arsa rantı yağmasından korumayı başarmış, modern şehirciliğe
azami dikkat göstermiş, borç batağına batmamış bu belediyelerimizin sakinleri,
farklı bir belediyecilik anlayışına terk edilmek üzeredir. Bugüne kadar
gösterdikleri hassasiyet, ödüllendirilmek yerine cezalandırılmaktadır. Bu
beldelerimizin özelliklerinin, çevre koruma hassasiyetlerinin sürdürülebilmesi
için bunların belediye olarak muhafaza edilmesi gerekiyor. Ancak, bu, bu
görüntü altında mümkün olmadığına göre, Kurtköy ve Kırkpınar’ın ikisinden
birinin adıyla -bizim teklifimizde “Kırkpınar” adıyla- ilçe yapılması hususu da
önemli bir noktadır. Sakarya’nın bir şanssızlığı olan Marmara Bölgesi’nin
sanayi kirliliğinin ve kirli sanayilerinin bölgeye kayma riski yaşanırken ve
gözlenirken, bölgenin tabii özelliklerinin korunmasına fayda sağlayacak bu
tedbirlerin alınmasında büyük zaruret görüyoruz. Önergemizde… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Sayın Kutluata, konuşmanızı tamamlayınız. Buyurun. MÜNİR
KUTLUATA (Devamla) – Sağ olun Sayın Başkanım. Müşterek
önergemizde “Yenikent” ve “Kırkpınar” adlarıyla iki ilçe oluşturulması, kanuna
bunun eklenmesi konusunda teklifimiz var. Eğer bu hususta yüce heyetinizin
ilgisi olursa Hükûmetin gözden kaçırdığını tahmin ettiğimiz çok ciddi bir
eksikliğin giderileceğini ümit ediyor, ileride daha büyük felaketlere kapı
açacak bir umursamazlığın da ortadan kaldırılabileceğini tahmin ediyorum. Hepinize
bu duygularla ve bu ricalarla saygılarımı sunuyorum efendim. (MHP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkür ederim. Saygıdeğer
milletvekilleri, on dakika süreyle soru-cevap işlemi yapacağız. Sayın
Ağyüz, buyurun efendim. YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim. Sayın
Bakan, pergel yasasıyla kırk elli yıllık belde belediyelerini büyükşehir ilk
kademe belediyesi yaptınız, bugün kapatıyorsunuz. Acaba bu, kapatmalarına bir
gerekçe hazırlamak için ön çalışma mıydı? Seçim
bölgem Gaziantep’te Şahinbey-Şehitkâmil ikiye bölünüp iki ayrı ilçe olması
gerekirken, kırk elli yıllık Burç Belediyesinin, Aktoprak, Büyükşahinbey, Arıl
Belediyelerinin günahı ilk kademe belediyeleri olmaları mıdır? Bunların 3 bin,
4 bin, 2.500 nüfusları var Sayın Bakanım. Ayrıca da duyumlarımıza göre “Bu yasa
İçişleri Bakanlığında değil AK Parti Genel Merkezinde siyasi gözlemciler
vasıtasıyla yapılmış.” diye bir duyumumuz var. Bu doğru mudur? Deminki
konuşmanızda “Kapatma eski Yasa’da da var.” dediniz. Eski Yasa’da Danıştay
görüşü alınarak var. Bu yasanın amacı Danıştayı baypas etmeniz. Yanlış bilgi
verdiğiniz için de size hatırlatmak gereği hissediyorum. Teşekkür
ederim. BAŞKAN –
Teşekkür ederim. Sayın
Uslu… CEMALLEDDİN
USLU (Edirne) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Sayın
Bakanım, Edirne ili genelinde 17 belde belediyesinden 11 adedi bu yasa
çerçevesinde kapanacaktır. Bu belediyelerin nüfusları genelde 1.500-2 bin
arasında olup bir kısmı elli yıllık belediyelerdir. Bu beldelerde yaşayan
insanlarımız son derece üzülmektedir. Hatta bugün bir vatandaşımız beni
arayarak özellikle “Artık, millî marşımızı da dinleyemeyeceğiz.” diye ifade
ettiler. Yani, hafta sonu başlangıcında belediye bandosundan dinledikleri millî
marşımızı da dinleyemeyeceklerinden dolayı son derece üzüntülüler. Sayın
Bakanım, diğer taraftan Erikli sahili ile yazın yaz nüfusu 25-30 bine ulaşan
Mecidiye Belediyesi kapatıldığında, zaten sizin partinizden olmadığı için
destek alamadığı ifade edilen Keşan Belediyesi, bu kıt imkânlarla ve bu nüfusa
göre alacağı ilave katkıyla bu beldeye ve kendisine bağlanan diğer beldelere
yeterli hizmeti verebilecek midir? Buna inanıyor musunuz? BAŞKAN –
Teşekkür ediyorum. Sayın
Asil... BEYTULLAH
ASİL (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın
Bakanım, Eskişehir ili Çukurhisar ve Muttalip ilk kademe belediyelerinin tüzel
kişilikleri kaldırılarak Tepebaşı Belediyesine katılmıştır. Gerek Çukurhisar
gerekse Muttalip Belediyelerinin arazileri çok geniş, birinci sınıf tarım
arazisi olup bu muhitte sulanamayan toprak yoktur. Bu yerleşim alanları Büyükşehir
Belediyesine bağlandığında bu birinci sınıf tarım alanlarının konut hâline
getirilmesini önlemek için bir tedbir düşünüyor musunuz? Halkın verdiği yetkiyi
halka rağmen, halka karşı kullandığınızın farkında mısınız? Teşekkür
ederim. BAŞKAN –
Teşekkür ediyorum Sayın Asil. Sayın
Özensoy… NECATİ
ÖZENSOY (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın
Bakanım, bu yeni ilçelerin kurulma genel gerekçelerine baktığımızda
“Büyükşehirlerde yaşanan nüfus artışı ve sınır genişlemeleri nedeniyle merkezî
idare hizmetlerinin sağlıklı biçimde yürütülmesini temin etmek üzere buralarda
bazı yeni ilçelerin kurulması zorunla hâle gelmiştir. Ayrıca, büyükşehirlerde
nüfusları bakımından çok büyük olan ilçe belediyelerinden bazı mahalle ve
kısımlar ayrılarak yeni ilçeler ve dolayısıyla belediyeler kurulmaktadır.”
deniyor. Buradan hareketle, Bursa’ya bağlı merkez ilçelerden Nilüfer ilçesinin
son sayımlara göre 251.344, Osmangazi ilçesinin 736.034, Yıldırım ilçesinin 575
bin nüfusa sahip olmasına rağmen ve İçişleri Bakanlığının talimatıyla Valiliğin
yaptığı bir öneri olmasına rağmen -dört yeni ilçenin kurulmasıyla alakalı- niye
Bursa’yı dikkate almadınız? Bu büyüklükleri yeterli bulmadınız mı? Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN –
Teşekkür ederim. Sayın
Özkan… RAMAZAN
KERİM ÖZKAN (Burdur) – Burdur ili Çaldır ilçesinin havası sert, insanı mert
Kozağaç beldesinden yirmi yaşında Osman Özkır’ın sorusunu sizlerle paylaşmak
istiyorum: “Sayın
iktidar vekilleri, belediye olarak doğduğum yerde köy olarak yaşamamı
istiyorsunuz. Bizlere sormadan kırk yıllık belediyemizi kapatıyorsunuz. Bizim
beldemiz küçük, ama her vatandaşın doğumunda, ölümünde, cenazesinde, kazasında
belasında belediye başkanını, belediye personelini hep yanımızda gördük. Her
konuda belediyemizden bilgi alarak yola çıktık. Yeşil kartlının, yaşlının,
hastanın, yoksulun yanında hep belediye oldu. Doyurulduk, taşındık,
eğlendirildik. Sayın
iktidar vekilleri, bizim kaderimizle oynamayın. Belediye kurulurken vatandaşa
soruluyor da kapatılırken niçin referandumla vatandaşa sorulmuyor? Hani
egemenlik kayıtsız şartsız milletindi? Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bu
sözüne sadık kalmayı düşünüyor musunuz?” Teşekkür
ederim. BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Özkan. Sayın
Bakanım, buyurun. İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekillerimizin
sorularıyla ilgili kısa kısa cevap vermeye çalışacağım. İlk
kademe belediyelerinin kapatılması, ilçelerin kurulması… Bunun gerekçesiyle
ilgili Sayın Ağyüz’ün sorusu. Tabii, bu, aslında, hem yazılı gerekçemizde yer
alıyor hem değişik konuşmalarda da ifade edildi. Büyükşehirlerimizde büyük bir
dağınıklık var. Yani, on altı büyükşehrimizde biliyorsunuz… Büyükşehirlerin
belediye sınırları da epeyce geniş. Yani, bu, 2005 yılında yapılan
düzenlemeyle de ciddi şekilde genişletildi. Ankara ve İzmir’de Şimdi,
bazı illerimizde hiç ilçe yok. İlçelerin kurulması, özellikle yeni ilçelerin
kurulması, mesela burada Eskişehir, bir soruda da vardı, Sayın Asil’in
sorusunda, hiç ilçe yok, beş tane ilk kademe belediyesi var. Biz orayı kamu
hizmetlerinin de daha iyi gitmesi için topluyoruz -beş ilk kademe belediyesini-
ve merkezde zaten iki büyük belediye olan ilk kademe belediyemizi ilçe
yapıyoruz. Buna tabii şöyle de bakılabilir: Bir dağınıklık gidiyor, ayrıca
belediyelerin karşılığı ilçe yönetimi de kurulmuş oluyor. Yani bu,
büyükşehirlerimize daha ciddi bir görünüm, hem de hizmetlerin daha iyi gitmesi
için yeni bir idari yapılanma getiriyor. Burada
tabii Eskişehir’le ilgili, işte topraklarla ilgili değerlendirme var. Aslında
buralar zaten büyükşehrin alanındadır, yani büyükşehir sınırının içindedir.
Sadece ilçe değil de ilk kademe belediyesiydi, yine büyükşehrin planlaması
içindeydi, şu anda ilk kademe belediyesi değil, ilçe belediyesi şekline
getiriliyor. Bursa’yla
ilgili, herhangi ilçe kurulmasıyla ilgili vilayetin bir teklifi olmamıştır.
Tamamen Bursa ilimizin kendi şartları içinde ilk kademe belediyelerinin nereye
bağlanacağı yönünden değerlendirmeler olmuştur. Onu o şekilde ifade etmek
isterim. Tabii,
bizim söyleyeceğimiz şu, özellikle son sorusuna Sayın Özkan’ın: Bu
beldelerimizde bunların tüzel kişiliğini kaybetmesiyle vatandaşlarımız hiçbir
eksiklik duymayacak, daha fazla hizmet alacaklar ve belediyelerimizin
yürütmekte zorluk çektikleri hizmetleri bile biz oraya götüreceğiz. Onlar,
bugüne kadar görmedikleri daha fazla hizmetleri görecekler, biz onu ifade
ediyoruz. O soruya benim cevabım da bu şekildedir. Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım. Hepinizi
saygılarla selamlıyorum. BAŞKAN –
Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım. RAMAZAN
KERİM ÖZKAN (Burdur) – Biz, atanmışlardan değil, seçilmişlerden istiyoruz
hizmeti. BAŞKAN –
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, madde üzerinde yedi adet önerge vardır. Önergeleri,
önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık durumuna göre işleme
alacağım. İlk
önergeyi okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte
olan “Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı”nın 1 inci maddesinde
belirtilen Samsun İli İlkadım İlçesine bağlanan (41) sayılı köyler Listesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
(41) SAYILI
LİSTE SAMSUN
İLİ İLKADIM İLÇESİNE BAĞLANAN KÖYLER No BİRİMİN ADI İLÇESİ BUCAĞI
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte
olan “Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı”nın 1 inci maddesinde
belirtilen (2) sayılı Listede Adana İli Çukurova ilçesine bağlanan köylerden
Kabasakal ve Karahan köylerinin bağlılık durumunun aşağıdaki şekilde
düzeltilmesini arz ve
teklif ederiz.
ADANA İLİ
ÇUKUROVA İLÇESİNE BAĞLANAN KÖYLER No BİRİMİN ADI İLÇESİ BUCAĞI
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte
olan 117 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1. maddesinin 33. fıkrasında geçen
“Arpaçsakarlar” ve “Yalınayak” ibarelerinin bu fıkradan çıkarılmasını ve 35.
fıkrasına, “Dorukkent” ibaresinden sonra gelmek üzere “Arpaçsakarlar ve
Yalınayak” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte
olan 117 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı’nın 1. maddesinin 11. fıkrasındaki
“Çarıklı” ibaresinin çıkarılarak fıkranın dilinin buna uygun olarak yeniden
düzenlenmesini öneriyoruz.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte
olan Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının “İlçe Kurulması”
başlıklı 1. Maddesine (26), Nolu fıkrasından sonra aşağıdaki fıkraların
eklenmesini ve numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif
ederiz.
“27.
Gümüldür İlk Kademe Belediyesi merkez olmak üzere İzmir ilinde Gümüldür, 28.
Yenifoça İlk Kademe Belediyesi merkez olmak üzere İzmir ilinde Yenifoça, 29.
Ürkmez İlk Kademe Belediyesi merkez olmak üzere İzmir ilinde Ürkmez, 30.
Doğanbey İlk Kademe Belediyesi merkez olmak üzere İzmir ilinde Doğanbey,” BAŞKAN –
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, birleşime on dakika ara veriyorum. Kapanma Saati: 23.24 DÖRDÜNCÜ OTURUM Açılma Saati:23.39 BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN (Adana), Yusuf
COŞKUN (Bingöl) BAŞKAN –
Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşiminin
Dördüncü Oturumunu açıyorum. 117 sıra
sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Komisyon
ve Hükûmet yerinde. Tasarının
1’inci maddesi üzerinde verilmiş olan yedi önergeden ilk beş önerge okunmuştu,
şimdi altıncı önergeyi okutuyorum. Buyurun: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte
olan 117 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1. Maddesi 43. fıkrasından sonra gelmek
üzere aşağıda yazılı 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52. ve 53. fıkraların
eklenmesini arz ederiz.
44. Ekli
(1) Sayılı listede adları yazılı mahalleler merkez olmak, ekli (2) sayılı
listede adları yazılı köyler bağlanmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere
İzmir ilinde Pınarkent, 45. Ekli
(3) listede bağlı belde ve köyleri gösterilen Mersin İli Büyükşehir Belediyesi
ve Tarsus ilçe belediyesi sınırları arasında Huzurkent. 46. Ekli
(4), (5), (6), (7) listede bağlı belde ve köyleri gösterilen, Bursa İli
merkezinde ve yine Büyükşehir kapsamında Osmangazi ilçesinden ayrılacak Emek ve
Demirtaş, Nilüfer İlçesinden ayrılacak Görükle ve Çalı, 47. Ekli
(8) listede bağlı belde ve köyleri gösterilen, Sakarya Büyükşehir sınırları
içerisinde, Camili, Karaman, Korucu mahalleleri merkez olmak üzere Yenikent,
Kırkpınar Beldesi merkez olmak üzere Kırkpınar, 48. Ekli
(9) listede bağlı belde ve köyleri gösterilen Nevşehir ili, Avanos ilçesi,
Kalaba beldesinde, belde merkezi ilçe merkezi olmak üzere Kalaba, 49.
İstanbul ili, Büyükşehir kapsamında, Bahçeşehir belediyesi sınırları esas
alınmak, Ömerli köyünün de bu merkeze bağlanmak suretiyle Bahçeşehir, 50. Ekli
(10) listede bağlı mahalle ve köyleri gösterilen İstanbul ili, Büyükşehir
kapsamında Hadımköy Beldesi ilçe merkezi olmak suretiyle Hadımköy, 51. Ekli
(11) listede bağlı köyleri gösterilen, Eskişehir ili Seyitgazi ilçesi, Kırka
beldesinde, belde merkezi ilçe merkezi olmak üzere Kırka, 52. Ekli
(12) listede bağlı köyleri gösterilen, Aksaray ili, Sultanhanı beldesinde,
belde merkezi ilçe merkezi olmak üzere Sultanhanı, 53. Ekli
(13) listede bağlı belde ve köyleri gösterilen, Gaziantep ili, Büyükşehir
kapsamında, Karataş mahallesi ilçe merkezi olmak üzere Karataş, Gazikent
mahallesi ilçe merkezi olmak üzere Gazikent, Adıyla
ilçeler ihdas edilmiştir. Ek (1)
Sayılı Liste PINARKENT
İLÇESİNE BAĞLI MAHALLELER Sıra No Mahalle Adı 1 Gürpınar Mahallesi 2 Kemalpaşa Mahallesi 3 Ümit Mahallesi 4 Yeşilçam Mahallesi 5 Yunus Emre Mahallesi 6 Işıklar Mahallesi 7 Egemenlik Mahallesi 8 Karacaoğlan Mahallesi Ek (2)
Sayılı Liste PINARKENT
İLÇESİNE BAĞLI KÖYLER Sıra No Mahalle Adı 1 Gökdere Köyü 2 Kavaklıdere Köyü MERSİN
MERKEZ HUZURKENT İLÇESİNE BAĞLANACAK BELEDİYELER:
MERSİN
MERKEZ HUZURKENT İLÇESİNE BAĞLANACAK KÖYLER:
BURSA İLİ
EMEK İLÇESİNE BAĞLANACAK BELDE MAHALLE VE KÖYLER İl İlçe Yerleşim
Yeri Adı Nüfus Bursa Osmangazi Emek Belediyesi 41.373 İl İlçe Alt Kademe Mahalle
Adı Nüfus Adı
İl İlçe Köy Adı Nüfus
BURSA İLİ
DEMİRTAŞ İLÇESİNE BAĞLANACAK BELDE
MAHALLE VE KÖYLER Yerleşim Adı Şu Andaki İdari Konumu Nüfus
|