|
DÖNEM: 23 CİLT: 5 YASAMA YILI: 2 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ 22’nci
Birleşim 20 Kasım 2007 Salı İ Ç İ N D E K İ L
E R I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II.-
GELEN KÂĞITLAR III.-
YOKLAMA IV.-
GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR A)
MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 1.- İzmir Milletvekili
Şenol Bal’ın, şehit ve gazi ailelerinin sorunlarına ilişkin gündem
dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in
cevabı 2.- İstanbul Milletvekili
Halide İncekara’nın, Dünya Çocuk Hakları Günü
ve 24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle, çocukların güvenli
eğitim hakkının gözetilmesine ve öğretmenlerin yetişme ve tayin
şartları ile çocuklarımızın yetişmesinde öğretmenlerin ve öğretmenlik
mesleğinin önemine ilişkin gündem dışı konuşması 3.- Balıkesir
Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, terörle
mücadele için askerî önlemler dışında ekonomik, toplumsal ve kültürel
önlemlerin de alınmasına ilişkin gündem dışı konuşması V.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR VE AÇIKLAMALAR 1.- Edirne Milletvekili
Cemaleddin Uslu ve Tekirdağ Milletvekili
Enis Tütüncü’nün, Edirne ve Tekirdağ’da meydana
gelen su taşkını ve sel felaketine ilişkin açıklamaları 2.- Tunceli Milletvekili
Kamer Genç’in, Manisa Milletvekili Bülent Arınç’ın,
konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 3.- İstanbul Milletvekili
Ömer Dinçer’in, Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle konuşması VI.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A)
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 1.- Manisa Milletvekili
Mustafa Enöz ve 20 milletvekilinin, pamuk üretimindeki
sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/48) 2.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık ve 38 milletvekilinin, Türkçedeki
bozulma ve yabancılaşmanın araştırılarak Türk dilinin korunması
ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/49) 3.- Van Milletvekili
Kayhan Türkmenoğlu ve 28 milletvekilinin, bölgesel gelişmişlik
farklarının araştırılarak dengeli gelişme için alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/50) B)
TEZKERELER 1.- Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanı Köksal Toptan’ın, Azerbaycan Millî Meclisi
Başkanı Oktay Asadov’un davetine icabet etmek
üzere, beraberinde Parlamento heyetiyle Azerbaycan Cumhuriyetine
resmî ziyarette bulunmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/223) VII.-
ÖNERİLER A)
DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ 1.- Gündemdeki
sıralama ve çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi ile
20/11/2007 ve 27/11/2007 Salı günkü birleşimlerde sözlü sorulardan
sonra, diğer denetim konularının görüşülmeyerek, kanun tasarı
ve tekliflerinin görüşülmesine ve 21/11/2007 ve 28/11/2007 Çarşamba
günleri sözlü soruların görüşülmemesine; 33, 34 ve 47 sıra sayılı
Kanun Tasarılarının İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun
olarak ve bölümler halinde görüşülmesine ilişkin Danışma Kurulu
önerisi VIII.-
SORULAR VE CEVAPLAR A)
SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI 1.- Antalya Milletvekili
Tayfur Süner’in, Gökçeler Barajı yapımının
2008 yılı programına alınıp alınmayacağına ilişkin Çevre ve Orman
Bakanından sözlü soru önergesi (6/14) ve yazılı soruya çevrilmesi
nedeniyle konuşması 2- Antalya Milletvekili
Tayfur Süner’in, Antalya-Alara
Çayından kullanılan içme suyuna ve Alaca Çayının çevresindeki
arıtma tesislerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru
önergesi (6/15) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması 3.- Tunceli Milletvekili
Kamer Genç’in, Türk Tarih Kurumu Başkanının bazı açıklamalarına
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/17) ve yazılı soruya çevrilmesi
nedeniyle konuşması 4.- Tunceli Milletvekili
Kamer Genç’in, bir televizyon programında yaptığı konuşmaya ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/18) ve yazılı soruya çevrilmesi
nedeniyle konuşması 5.- Tunceli Milletvekili
Kamer Genç’in, terörle mücadelede zarara uğrayan vatandaşların
başvurularına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/21) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın
cevabı 6.- Antalya Milletvekili
Tayfur Süner’in, Antalya Büyükşehir Belediyesinin
100. Yıl Spor Kompleksi ihalesine ilişkin Başbakandan sözlü soru
önergesi (6/136) ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı 7.- Antalya Milletvekili
Tayfur Süner’in, Antalya-Serik çöp depolama
alanına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/144) ve İçişleri
Bakanı Beşir Atalay’ın
cevabı 8.- Tunceli Milletvekili
Kamer Genç’in, Emniyet Genel Müdürlüğünde polislere oruç tutup
tutmadığı sorulduğu iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü
soru önergesi (6/145) ve İçişleri Bakanı Beşir
Atalay’ın cevabı 9.- Antalya Milletvekili
Hüsnü Çöllü’nün, Kepez Belediyesinin beceri
ve meslek kazandırma kurslarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü
soru önergesi (6/173) ve İçişleri Bakanı Beşir
Atalay’ın cevabı 10.- Kastamonu
Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, Sinop’taki
bir kaynak suyu projesine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru
önergesi (6/178) ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı B)
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 1.- Konya Milletvekili
Atilla Kart’ın, kamu personel rejimine yönelik çalışmalara ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun
cevabı (7/239) 2.- İzmir Milletvekili
Ahmet Ersin’in, türbanlı öğrencilerle ilgili
basında yer alan bir habere ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/242) 3.- Burdur Milletvekili
Ramazan Kerim Özkan’ın, çiftçilere verilecek teşvik ve destekleme
primlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/246) 4.- İstanbul Milletvekili
Kemal Kılıçdaroğlu’nun, TMSF’ye
devredilen bir gazeteye ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Nazım Ekren’in
cevabı (7/253) 5.- İzmir Milletvekili
Mehmet Ali Susam’ın, İzmir’deki işsizlik sorununa ve özel sektörün
durumuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanı Faruk Çelik’in cevabı
(7/259) 6.- İstanbul Milletvekili
Mustafa Özyürek’in, halka açık şirketlerdeki
yöneticilerin özlük haklarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Nazım Ekren’in cevabı (7/261) 7.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Kamu İhale Kanunu’na
ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı (7/270) 8.- Bursa Milletvekili
Abdullah Özer’in, Bursa’daki su sorununa
ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı
Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/275) 9.- Karaman Milletvekili
Hasan Çalış’ın, Batı Trakya’da yaşayan Türklerin
işsizlik sorununa ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın
cevabı (7/284) 10.- Adana Milletvekili
Tacidar Seyhan’ın, 5620 sayılı Kanun’un uygulaması
ve Gölbaşı Jeofizik Operasyonlar Müdürlüğünde çalışan personelin
durumuna ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet
Hilmi Güler’in cevabı (7/289) 11.- Adana Milletvekili
Tacidar Seyhan’ın, usulsüz maden ruhsatı verildiği
iddiasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet
Hilmi Güler’in cevabı (7/294) 12.- Yalova Milletvekili
Muharrem İnce’nin, Şemdinli’deki eğitim imkânlarına ilişkin sorusu
ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/314) 13.- Bartın Milletvekili
Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, AB katılım öncesi
mali yardım fonlarından bazı illerin yararlanamadığı iddiasına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in cevabı
(7/346) 14.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, su havzalarının
ve sulak alanların korunmasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı
Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/348) 15.- Sinop Milletvekili
Engin Altay’ın, kuraklıkla ilgili kararnamenin Kastamonu’daki
uygulamasına, Kuraklıkla ilgili
kararnamenin uygulamasına, Kuraklıkla ilgili
kararnamenin kapsamına alınmayan ürünlere, Kuraklıkla ilgili
kararnamenin Sinop’taki uygulamasına, İlişkin Başbakandan
soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet
Mehdi Eker’in cevabı (7/355, 356, 357, 358) 16.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Özyürek’in, TMSF bünyesindeki
bir televizyon kanalının bir programına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Nazım Ekren’in cevabı (7/364) 17.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın,
Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabında
10. Yıl Nutku’nun yer almamasına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/367) 18.- Hatay Milletvekili
Süleyman Turan Çirkin’in, TÜİK’in işsizlik
verilerine ilişkin Başbakandan sorusu
ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in cevabı (7/369) 19.- Bursa Milletvekili
Onur Öymen’in, bazı AB ülkelerinde kabul edilen
göç yasalarına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın
cevabı (7/387) 20.- Aydın Milletvekili
Ali Uzunırmak’ın, Aydın şehir içi doğalgaz dağıtım
ihalesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet
Hilmi Güler’in cevabı (7/390) 21.- Bursa Milletvekili
Kemal Demirel’in, Bursa Mustafakemalpaşa’da taşımalı eğitimden
yararlanan öğrencilerin yatılı bölge okuluna nakillerine ilişkin
sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/396) 22.- İzmir Milletvekili
Bülent Baratalı’nın, yardımcı kitaplara
ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı
(7/398) 23.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, Tekelin alkollü
içkiler bölümünün satışına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal
Unakıtan’ın cevabı (7/413) 24.- Muğla Milletvekili
Fevzi Topuz’un, Yeşil Bağcılar beldesinin naklinde yaşanan sorunlara
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Cemil Çiçek’in cevabı (7/430) 25.- Şırnak Milletvekili Sevahir
Bayındır’ın, Şırnak’ta sel mağdurlarına yapılacak
yardıma, - Bursa Milletvekili
Kemal Demirel’in, Bursa Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğü personelinin
lojman ihtiyacına ve özlük haklarına, Bursa’daki Tapu
Kadastro Müdürlüklerinin hizmet binaları ve personel ihtiyaçlarına,
İlişkin soruları
ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı (7/431, 432, 433) 26.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, Antalya’daki bir özel kız öğrenci
yurdu ile ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı
Hüseyin Çelik’in cevabı (7/460) 27.- Sinop Milletvekili
Engin Altay’ın, öğretmen istihdamına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/462) 28.- Sinop Milletvekili
Engin Altay’ın, özel öğrenci yurtlarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/463) 29.- Yalova Milletvekili
Muharrem İnce’nin, yürürlüğü durdurulan yönetmeliğe göre atanan
yöneticilere ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in
cevabı (7/466) 30.- İzmir Milletvekili
Bülent Baratalı’nın, İzmir Hasan Sağlam Öğretmenevinde verilen bir iftar yemeğine ilişkin
sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in cevabı (7/467) 31.- Adana Milletvekili
N. Gaye Erbatur’un, narenciye üretimi ve pazarlamasındaki
bazı sorunlara, - Kırklareli
Milletvekili Tansel Barış’ın, hayvancılıkla
geçinenlere ödenmesi gereken primlere, - Tekirdağ Milletvekili
Faik Öztrak’ın, tarımsal amaçlı transfer kapsamındaki
ödemelere, - Yalova Milletvekili
Muharrem İnce’nin, süt üreticilerine prim ve destekleme ödemelerine, - Bursa Milletvekili
Abdullah Özer’in, kuraklıktan etkilenen siyah
incir üreticilerinin desteklenmesine, İlişkin soruları
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/475, 476, 477, 478, 479) 32.- Tekirdağ
Milletvekili Faik Öztrak’ın, TÜİK’in istihdam verilerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Nazım Ekren’in cevabı (7/485) 33.- Tekirdağ
Milletvekili Enis Tütüncü’nün, sözleşmeli
ve geçici personele ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı
Murat Başesgioğlu’nun cevabı (7/488) 34.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, Bağ-Kur sigortalılarının basamak
yükseltmesine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/499) 35.- İzmir Milletvekili
Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, İzmir’de kurulması
planlanan otomotiv ve dökümcüler ihtisas sanayi bölgelerine ilişkin
sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı
(7/506) 36.- İzmir Milletvekili
Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, İzmir’deki organize
sanayi bölgelerinin sorunlarına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret
Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/507) 37.- Çankırı
Milletvekili Ahmet Bukan’ın, Çankırı’daki
sertifikalı tohumluk destekleme ödemelerine ve çeltik tarımına,
- Aydın Milletvekili
Mehmet Fatih Atay’ın, ikinci el tarım makineleri
ithalatının durdurulacağı iddiasına, İlişkin soruları
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/508, 509) 38.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Altıntaş Bölgesel Havalimanı projesine
ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali
Yıldırım’ın cevabı (7/511) 39.- İzmir Milletvekili
Ahmet Ersin’in, Hakkâri’deki terör saldırısına
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/525) 40.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe’nin, Diyanet İşleri Başkanlığından diğer
kurumlara geçen personele ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa
Said Yazıcıoğlu’nun
cevabı (7/556) 41.- Adana Milletvekili
Nevin Gaye Erbatur’un, BM CEDAW Komitesi
tavsiye kararlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/557) 42.- Kastamonu
Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, Bağ-Kur’a
sonradan kayıt ve tescil edilen çiftçilerin geriye dönük borçlanma
şartlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk
Çelik’in cevabı (7/561) IX.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER A)
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 1.- Ceza İnfaz
Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanununda Değişiklik
Yapılmasına ilişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/268) (S. Sayısı:46) 2.- Askerlik Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili
Hasan Kemal Yardımcı’nın; Askerlik Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Millî Savunma Komisyonu
Raporu (1/441, 2/26) (S. Sayısı: 52) 3.- Gülhane Askeri
Tıp Akademisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/438) (S. Sayısı: 50) I- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ TBMM Genel Kurulu
saat 14.00’te açılarak beş oturum yaptı. Oturum Başkanı ve
TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, İzmir Milletvekili
ve TBMM Başkan Vekili Şükran Güldal Mumcu’nun vefat eden babasına Allah’tan rahmet, Sayın Mumcu’ya, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileyen bir
konuşma yaptı. Antalya
Milletvekili Osman Kaptan’ın, Konyaaltı Plajı’nın Konyaaltı Belediyesinden alınarak Antalya Büyükşehir
Belediyesine bağlanmak istenmesi ile Belek Ormanları’ndaki ağaç katliamına ve
Finike’deki mermer ocağının çevreye verdiği zararlara ilişkin gündem dışı
konuşmasına, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Düzce
Milletvekili Celal Erbay’ın, Ahıska
Türklerinin ana yurtlarından sürgün edilişinin 63’üncü yıl dönümüne ilişkin
gündem dışı konuşmasına, Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu, Sivas
Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in,
Sivas’ta kurulu bulunan 4 no.lu Askerî Dikimevinin
İstanbul’a taşınmasına ilişkin gündem dışı konuşmasına, Millî Savunma Bakanı
Mehmet Vecdi Gönül, Cevap verdi. Aksaray Milleletvekili Ali Rıza Alaboyun’un,
Dışişleri, Konya
Milletvekili Abdullah Çetinkaya’nın, Çevre, Komisyonu
üyeliklerinden çekildiklerine ilişkin önergeleri, Genel Kurulun bilgisine
sunuldu. İzmir
Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu ve 27
milletvekilinin, tarım satış kooperatifleri ve birlikleri ile ürün
piyasalarındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin (10/45), Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay
Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, şehit
yakınları ve gazilerin sorunlarının araştırılarak çözüm yollarının (10/46), Çanakkale
Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz ve 27
milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetlerinin araştırılarak
çevrenin korunması için alınması gereken önlemlerin (10/47), Belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun
bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön
görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı. Avrupa Uyuşturucu
ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi’nin (EMCDDA) 21 Kasım 2007 tarihinde
Brüksel’de Avrupa Parlamentosu Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri
Komitesi’ne, “Avrupa Uyuşturucu Sorunu Hakkındaki Yıllık Raporu”nu sunacağı
toplantıya ismen davet edilen Tekirdağ Milletvekili, TBMM İçişleri Komisyonu
Başkanı Tevfik Ziyaeddin Akbulut’un katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi kabul
edildi. Çevre
Komisyonunda açık bulunan üyeliğe, AK Parti Grubunca aday gösterilen Aksaray
Milletvekili Ali Rıza Alaboyun, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda açık bulunan üyeliğe, AK Parti
Grubunca aday gösterilen Konya Milletvekili Abdullah Çetinkaya, Dilekçe
Komisyonunda açık bulunan üyeliğe, AK Parti Grubunca aday gösterilen İstanbul
Milletvekili Hüseyin Besli, İçişleri
Komisyonunda açık bulunan üyeliğe, AK Parti Grubunca aday gösterilen Kırşehir
Milletvekili Abdullah Çalışkan, Dışişleri
Komisyonunda açık bulunan üyeliğe, AK Parti Grubunca aday gösterilen Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda, Seçildiler. Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının: 1’inci sırasında
bulunan, Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı’nın (1/268) (S. Sayısı: 46)
görüşmelerine devam edilerek 4’üncü maddesine kadar kabul edildi. Manisa
Milletvekili Şahin Mengü, Ordu Milletvekili Rıdvan
Yalçın’ın, konuşmasında şahsına sataştığı iddiasıyla bir konuşma yaptı. 20 Kasım 2007
Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 19.03’te son verildi.
No.: 32 II.- GELEN KÂĞITLAR 16 Kasım 2007 Cuma Raporlar 1.- Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar
Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/437) (S.
Sayısı: 54) (Dağıtma tarihi: 16.11.2007) (GÜNDEME) No.: 33 19 Kasım 2007 Pazartesi Teklifler 1.- Bartın Milletvekili
Yılmaz Tunç’un; 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/63) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa
geliş tarihi: 15.11.2007) Raporlar 1.- Trabzon Milletvekili
Cevdet Erdöl’ün; Tütün Mamullerinin Zararlarının
Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/9) (S. Sayısı: 55) (Dağıtma
tarihi: 19.11.2007) (GÜNDEME) Tezkereler 1.- Mardin Milletvekili
Ahmet Türk’ün; Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/219) (Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2007) 2.- Hakkari Milletvekili
Hamit Geylani’nin; Yasama
Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/220) (Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2007) 3.- Hatay Milletvekili
Gökhan Durgun’un; Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/221) (Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2007) Sözlü Soru Önergeleri 1.- Bursa Milletvekili
İsmet Büyükataman’ın, bir beldenin sağlık
ocağı ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi
(6/186) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 2.- Bursa Milletvekili
İsmet Büyükataman’ın, bir sulama projesi
ihalesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi
(6/187) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 3.- Ordu Milletvekili
Rıdvan Yalçın’ın, fındık üreticilerine don afeti hasar paralarının
ödenmesine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/188)
(Başkanlığa geliş tarihi: 8/11/2007) 4.- Ordu Milletvekili
Rıdvan Yalçın’ın, öğrencilerin belli faaliyetlere katılımının
yasaklanmasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi
(6/189) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/11/2007) 5.- Ordu Milletvekili
Rıdvan Yalçın’ın, Ordu’nun bazı ilçelerini birbirine bağlayacak
olan yol projesine ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi
(6/190) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/11/2007) 6.- Ordu Milletvekili
Rıdvan Yalçın’ın, belediyelerin sosyal yardımlarına ilişkin İçişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/191) (Başkanlığa geliş tarihi:
8/11/2007) 7.- Ordu Milletvekili
Rıdvan Yalçın’ın, belediyelerin sosyal yardım yaptığı kişilere
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/192) (Başkanlığa
geliş tarihi: 8/11/2007) 8.- Tokat Milletvekili
Reşat Doğru’nun, bir köy ilköğretim okulunun yapım ihalesine ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/193) (Başkanlığa geliş
tarihi: 8/11/2007) 9.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, bir köy okulunun tamirat ve lojman
ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi
(6/194) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 10.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Türk Telekom’daki greve ilişkin Başbakandan sözlü soru
önergesi (6/195) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 11.- Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun,
teşvik kapsamında yatırımcılara verilmesi gereken enerji desteklerine
ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/196) (Başkanlığa
geliş tarihi: 7/11/2007) Yazılı Soru Önergeleri 1.- Antalya Milletvekili
Hüsnü Çöllü’nün, depreme karşı hazırlık çalışmalarına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/710) (Başkanlığa geliş
tarihi: 7/11/2007) 2.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli Valisinin ziraat mühendislerini
sınava tabi tutmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/711) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 3.- İstanbul Milletvekili
Mustafa Özyürek’in, bir şirketler grubuna
ve bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/712) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 4.- İzmir Milletvekili
Ahmet Ersin’in, Cumhurbaşkanlığı ve Dışişleri
konutlarındaki tadilat ve tefrişata ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/713) (Başkanlığa geliş tarihi:
7/11/2007) 5.- Adana Milletvekili
Tacidar Seyhan’ın, Adana Yüreğir’de
yapılan arıtma tesisine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/714) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 6.- Ankara Milletvekili
Yıldırım Tuğrul Türkeş’in, milletvekillerinin etnik kökenlerine
yönelik açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/715) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/11/2007) 7.- Hatay Milletvekili
Süleyman Turan Çirkin’in, Mersin Limanı güvenlik otomasyonu işinin
verildiği şirkete ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/716) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 8.- İzmir Milletvekili
Oktay Vural’ın, terörle mücadelede ele geçirilen silahların menşeine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/717) (Başkanlığa geliş
tarihi: 8/11/2007) 9.- İstanbul Milletvekili
Çetin Soysal’ın, İstanbul-Sulukule’de uygulanacak
olan kentsel dönüşüm projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/718) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/11/2007) 10.- Samsun Milletvekili
Suat Binici’nin, Duruçay
ve Vezirköprü barajları ile sulama kanallarının yapımına ilişkin
Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/719) (Başkanlığa
geliş tarihi: 7/11/2007) 11.- Aydın Milletvekili
Özlem Çerçioğlu’nun, Büyük Menderes Nehrindeki
kirliliğe ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi
(7/720) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 12.- Bursa Milletvekili
Onur Öymen’in, Bursa’daki su kaynaklarının
korunmasına ve su projelerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından
yazılı soru önergesi (7/721) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/11/2007) 13.- İzmir Milletvekili
Bülent Baratalı’nın, maden-altın arama faaliyetlerine
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/722) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 14.- İzmir Milletvekili
Bülent Baratalı’nın, Kaz Dağlarındaki maden
arama faaliyetlerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/723) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 15.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, arazi
toplulaştırılması ve toplu sulama projelerine ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/724) (Başkanlığa geliş tarihi:
7/11/2007) 16.- Sivas Milletvekili
Malik Ecder Özdemir’in,
bir köyde terör tazminatı olarak arazi bazında yapılan ödemelere
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/725) (Başkanlığa
geliş tarihi: 7/11/2007) 17.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın,
Balıkesir’deki çeşitli projelere ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/726) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 18.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın, İl Genel Meclisi üyelerinin
emeklilik haklarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/727) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 19.- Bursa Milletvekili
Onur Öymen’in, Umurbey
Belediyesine aktarılması gereken bir ödeneğe ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/728) (Başkanlığa geliş tarihi:
8/11/2007) 20.- Aydın Milletvekili
Özlem Çerçioğlu’nun, Kuşadası’nda turistlerin
alışveriş için belli yerlere yönlendirilmesine ilişkin Kültür ve
Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/729) (Başkanlığa geliş
tarihi: 7/11/2007) 21.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, İstanbul-Sulukule’de
uygulanacak olan kentsel dönüşüm projesine ilişkin Kültür ve Turizm
Bakanından yazılı soru önergesi (7/730) (Başkanlığa geliş tarihi:
8/11/2007) 22.- Edirne Milletvekili
Bilgin Paçarız’ın, Edirne Sarayının değerlendirilmesine
ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/731)
(Başkanlığa geliş tarihi: 8/11/2007) 23.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Belek ormanlarının
turizm amaçlı tahsisine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı
soru önergesi (7/732) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/11/2007) 24.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın, Mersin Vergi Dairesinin
bazı kooperatiflere yaptığı uygulamalara ilişkin Maliye Bakanından
yazılı soru önergesi (7/733) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 25.- Amasya Milletvekili
Hüseyin Ünsal’ın, Mersin Limanının güvenlik
otomasyon işini alan şirkete ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru
önergesi (7/734) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/11/2007) 26.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Sütçü İmam Üniversitesinin kadro ihtiyacına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/735) (Başkanlığa
geliş tarihi: 7/11/2007) 27.- Yalova Milletvekili
Muharrem İnce’nin, sözleşmeli yabancı dil öğretmenlerine ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/736) (Başkanlığa geliş
tarihi: 7/11/2007) 28.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın,
OKS yerleştirmelerine ve öğretmen atamalarına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/737) (Başkanlığa geliş tarihi:
7/11/2007) 29.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, ücretsiz ders
kitabı dağıtımına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/738) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/11/2007) 30.- Aydın Milletvekili
Ali Uzunırmak’ın, dondurulan TÜRKVET Kayıt
sisteminin açılmasına ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/739) (Başkanlığa geliş tarihi:
7/11/2007) 31.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Kahramanmaraş’ta
ödenmeyi bekleyen tarım ve hayvancılık desteklemelerine ilişkin
Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/740) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 32.- Bursa Milletvekili
İsmet Büyükataman’ın, zeytin üretiminin desteklenmesine
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/741) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 33.- Mersin Milletvekili
Ali Rıza Öztürk’ün, Mersin’de doludan zarar
gören çiftçilere ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/742) (Başkanlığa geliş tarihi:
7/11/2007) 34.- Adana Milletvekili
Hulusi Güvel’in, suni tohumlama destekleme
primine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/743) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 35.- Adana Milletvekili
Hulusi Güvel’in, buzağı destekleme primlerine
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/744) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 36.- Adana Milletvekili
Hulusi Güvel’in, programlı aşılama destek
primlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/745) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 37.- Adana Milletvekili
Hulusi Güvel’in, süt destekleme ödemelerine
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/746) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 38.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın,
hayvancılıktaki destekleme ödemelerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/747) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 39.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın, Mersin-Adana arasındaki
ulaşıma ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/748)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 40.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Göksun-Kahramanmaraş bölünmüş yol projesine ilişkin
Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/749) (Başkanlığa geliş
tarihi: 7/11/2007) 41.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Bigadiç-İskele Beldesi arasındaki
yolun asfaltlanmasına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/750) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 42.- İzmir Milletvekili
Mehmet Ali Susam’ın, İzmir-Aydın otoyoluna bir bağlantı yolu yapılmasına
ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/751) (Başkanlığa
geliş tarihi: 7/11/2007) 43.- Bursa Milletvekili
İsmet Büyükataman’ın, zeytin ihracatının
geliştirilmesine ilişkin Devlet Bakanından (Kürşad
Tüzmen) yazılı soru önergesi (7/752) (Başkanlığa
geliş tarihi: 7/11/2007) 44.- Antalya
Milletvekili Tayfur Süner’in, Danimarka’da
batan bir geminin kayıp Türk mürettebatına ilişkin Dışişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/753) (Başkanlığa geliş tarihi: 7/11/2007) 45.- Isparta
Milletvekili Mevlüt Coşkuner’in,
Şarkikaraağaç Devlet Hastanesinin uzman doktor ihtiyacına ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/754) (Başkanlığa geliş
tarihi: 7/11/2007) 46.- İzmir Milletvekili
Kamil Erdal Sipahi’nin, belediye zabıta memurlarına fiili hizmet
zammı verilip verilmeyeceğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/755) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/11/2007) 47.- Isparta
Milletvekili Mevlüt Coşkuner’in,
Sümer Halı Isparta Fabrikası çalışanlarının mağduriyetine ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/756) (Başkanlığa geliş
tarihi: 8/11/2007) Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru
Önergeleri 1.- Antalya Milletvekili
Tayfur SÜNER’in, Antalya Büyükşehir Belediyesince
kabul edilen nazım imar planına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/237) 2.- Balıkesir
Milletvekili Ergün AYDOĞAN’ın,
Kaz Dağlarındaki maden arama çalışmalarına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/238) 3.- İstanbul Milletvekili
Mustafa ÖZYÜREK’in, Washington’da Türk Amerikan
Toplum Merkezinde verilen iftar yemeğine ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/240) 4.- Ankara Milletvekili
Yılmaz ATEŞ’in, trafik kazalarına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/243) 5.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan KÖKTÜRK’ün, tamamlanmamış
kamu yatırımlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/245) 6.- İstanbul Milletvekili
Çetin SOYSAL’ın, Süleymaniye’de
yapılması planlanan bir projeye ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/247) 7.- İstanbul Milletvekili
Kemal KILIÇDAROĞLU’nun, TCDD’nin belediyelere
hurda satışına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/249) 8.- İstanbul Milletvekili
Kemal KILIÇDAROĞLU’nun, TCDD Genel Müdürlüğüne
ait bazı lojmanlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/250) 9.- İstanbul Milletvekili
Kemal KILIÇDAROĞLU’nun, Rize’deki sahil
dolgu alanı ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/251) 10.- İstanbul
Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU’nun, akaryakıt
kaçakçılığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/252) 11.- Bursa Milletvekili
Kemal DEMİREL’in, oyuncak ithalatına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/254) 12.- Şırnak Milletvekili Hasip KAPLAN’ın, Genelkurmay Başkanlığının AB süreci
konusundaki bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/256) 13.- Kastamonu
Milletvekili Mehmet SERDAROĞLU’nun, Kuzey
Irak’a düzenlenmesi planlanan sınır ötesi harekata ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/257) 14.- İstanbul
Milletvekili Mustafa ÖZYÜREK’in, AB üyeliği
ile ilgili çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/260) 15.- İstanbul
Milletvekili Mustafa ÖZYÜREK’in, Euro’nun arka yüzündeki Türkiye haritasının çıkarılması
ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/262) 16.- İzmir Milletvekili
Oktay VURAL’un, Mescid-i
Aksa çevresindeki inşaatı incelemekle görevlendirildiği iddia
edilen bir heyete ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/263) 17.- İstanbul
Milletvekili Sacid YILDIZ’ın,
muhtemel bir depreme karşı alınan önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/264) 18.- İzmir Milletvekili
Kemal ANADOL’un, İzmir’de yapılan depreme
karşı güçlendirme ihalesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından
yazılı soru önergesi (7/271) 19.- İzmir Milletvekili
Ahmet ERSİN’in, çevre mevzuatına aykırı
olarak kurulmuş olan balık çiftliklerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından
yazılı soru önergesi (7/273) 20.- Bursa Milletvekili
Abdullah ÖZER’in, Hollanda’daki bazı parti
liderlerinin islamı hedef alan açıklamalarına
ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/283) 21.- Samsun Milletvekili
Suat BİNİCİ’nin, Samsun-Ceyhan Boru Hattının
güzergahının değiştirilmesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/285) 22.- Antalya
Milletvekili Hüsnü ÇÖLLÜ’nün, Antalya doğalgaz
bağlantı hattına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı
soru önergesi (7/286) 23.- Adana Milletvekili
Tacidar SEYHAN’ın, doğalgaz
depolama tesislerine ve doğalgaz ithalatına ilişkin Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/287) 24.- Adana Milletvekili
Tacidar SEYHAN’ın,
elektrik üretim santrallerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/288) 25.- Muğla Milletvekili
Ali ARSLAN’ın, TEİAŞ’nin
Ramazan ayındaki yemek uygulamasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/290) 26.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran BULUT’un, Balıkesir-Havran-Büyükdere Beldesindeki bir taşocağına ilişkin
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/291) 27.- Çanakkale
Milletvekili Ahmet KÜÇÜK’ün, Kaz Dağları
bölgesinde yapılan sondaj ve maden arama çalışmalarına ilişkin
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/292) 28.- Bursa Milletvekili
Kemal DEMİREL’in, wolfram
rezervine ve Uludağ’daki wolfram madeninin
durumuna ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru
önergesi (7/293) 29.- Antalya
Milletvekili Hüsnü ÇÖLLÜ’nün, Antalya Organize
Sanayi bölgesine talep edilen bir araziye ve bu bölgede traverten rezervi bulunduğu iddiasına ilişkin
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/295) 30.- Konya Milletvekili
Mustafa KALAYCI’nın, Polis Meslek Yüksekokulu
Sınavı ile ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/296) 31.- Bursa Milletvekili
Onur ÖYMEN’in, Bursa Büyükşehir Belediyesinin
röfüj sulama projesi uygulamasına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/297) 32.- Ankara Milletvekili
Yılmaz ATEŞ’in, Maltepe Havagazı Fabrikası
ve Elektrik Santralinin yıkılmasına ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/298) 33.- Ankara Milletvekili
Yılmaz ATEŞ’in, Ankara Büyükşehir Belediyesinin
mali durumuna ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/299) 34.- Aydın Milletvekili
Özlem ÇERÇİOĞLU’nun, pasaportların yenilenmesi
çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/300) 35.- Şırnak Milletvekili Hasip KAPLAN’ın, Beytüşşebap İlçesi Beşağaç
Köyünde meydana gelen olaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/301) 36.- Tunceli
Milletvekili Şerafettin HALİS’in,
güvenlik güçlerinin sivil vatandaşlara ateş açtığı iddiasına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/302) 37.- İstanbul
Milletvekili Çetin SOYSAL’ın, Hrant Dink cinayetine ve bazı
iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/303) 38.- Adana Milletvekili
Tacidar SEYHAN’ın, Adana’daki
Celal Bayar Köprülü Kavşağına ve hafif raylı sistem projesine ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/304) 39.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar AĞYÜZ’ün, bir belediyeye
ait spor kulübüne haksız bağış toplandığı iddiasına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/305) 40.- Yalova Milletvekili
Muharrem İNCE’nin, İstanbul İl Kültür Müdürlüğünce
kiralamalarda usulsüzlükler yapıldığı iddialarına ilişkin Kültür
ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/308) 41.- Bursa Milletvekili
Kemal DEMİREL’in, Bursa’nın 2023 strateji
planı kapsamına alınıp alınmayacağına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından
yazılı soru önergesi (7/309) 42.- Kırklareli
Milletvekili Tansel BARIŞ’ın,
Kırklareli’nde bulunan tarihi ahşap evlere ilişkin Kültür ve Turizm
Bakanından yazılı soru önergesi (7/310) 43.- Yalova Milletvekili
Muharrem İNCE’nin, OKS yerleştirme sonuçlarına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/313) 44.- İzmir Milletvekili
Ahmet ERSİN’in, Buca Seyfi
Demirsoy Devlet Hastanesi Başhekiminin görevden
alınmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/323) 45.- Çanakkale
Milletvekili Ahmet KÜÇÜK’ün, yeşil kart uygulamasına
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/324) 46.- Kastamonu
Milletvekili Mehmet SERDAROĞLU’nun, yeşil
kartların iptaline ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/325) 47.- İstanbul
Milletvekili Ayşe Jale AĞIRBAŞ’ın, İstanbul’daki
hastanelerin depreme karşı güçlendirilmesine ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/326) 48.- Muğla Milletvekili
Ali ARSLAN’ın, Ortaca Devlet Hastanesine
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/327) 49.- Muğla Milletvekili
Ali ARSLAN’ın, Dalaman Devlet Hastanesine
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/328) 50.- Aydın Milletvekili
Ali UZUNIRMAK’ın, yeşil kart uygulamasına
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/329) 51.- Mersin Milletvekili
Mehmet ŞANDIR’ın, Silifke-Anamur arasındaki
yol genişletme çalışmalarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı
soru önergesi (7/344) No.: 34 20
Kasım 2007 Salı Tasarı 1.- Türkiye Futbol
Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı (1/452) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2007) Meclis Araştırması Önergeleri 1.- Manisa Milletvekili
Mustafa Enöz ve 20 Milletvekilinin, pamuk üretimindeki
sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/48)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2007) 2.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık ve 38 Milletvekilinin, Türkçe’deki bozulma ve yabancılaşmanın
araştırılarak Türk dilinin korunması ve geliştirilmesi için alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci,
İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/49) (Başkanlığa geliş tarihi:
14/11/2007) 3.- Van Milletvekili
Kayhan Türkmenoğlu ve 28 Milletvekilinin, bölgesel gelişmişlik
farklarının araştırılarak dengeli gelişme için alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün
104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/50) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/11/2007) 20 Kasım 2007 Salı BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati: 15.00 BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Fatoş
GÜRKAN (Adana) BAŞKAN – Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 22’nci Birleşimini açıyorum. III.- YOKLAMA BAŞKAN – Elektronik
cihazla yoklama yapacağız. Yoklama için
beş dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin
oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini,
bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin
salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna
rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, görevli
personel aracılığıyla, beş dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN – Toplantı
yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz. Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı
söz vereceğim. Gündem dışı ilk
söz, şehit ve gazi ailelerinin yaşadıkları problemler hakkında söz
isteyen İzmir Milletvekili Şenol Bal’a aittir. Buyurun Sayın
Bal. Süreniz beş dakika. IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 1.- İzmir Milletvekili Şenol Bal’ın, şehit ve gazi
ailelerinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı ŞENOL BAL (İzmir)
– Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi sevgi ve saygılarımla
selamlıyorum. Şehit yakınları
ve gazilerimizin sorunları hakkında gündem dışı söz almış bulunmaktayım.
Türk milleti olarak varlığımızı, birliğimizi, dirliğimizi borçlu
olduğumuz; asker, polis, öğretmen, kamu görevlisi, tüm şehitlerimizi
rahmetle ve saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun. Kederli ailelerine
baş sağlığı ve sabır diliyorum. Gazilerimize minnet ve şükranlarımı
sunuyorum ve terörü de buradan lanetliyorum. Sözlerime, bu
vatan evlatlarının haklarını nasıl ödeyeceğiz diye bir soruyla
başlamak istiyorum. Sayın milletvekilleri,
Anayasa’nın 61’inci maddesi “Devlet, harp ve vazife şehitlerinin
dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri korur ve toplumda kendilerine
yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.” diyor. Biz, bize emanet edilenlere,
kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlayabildik mi? Kültürümüzde
vatanla yüceltilmiş, ulvi görev olmasından dolayı şehitlik ve gazilik
kutsaldır, ama hâlen, devletimizin kurumları arasında bile, şehitlik
ve gazilik tanımlarında bir mutabakat sağlanamamıştır. Millî Savunma
Bakanlığı Şehitlik Yönergesine göre şehit sayılanlar, nakdî tazminat
ve aylık bağlanması hakkındaki kanun ve yönetmeliklerde bir kısmı
şehit sayılmıyor. Bu durum, şehitlerin kanuni mirasçılarının birçok
haktan yararlanamamasına ve adaletsizliğe yol açıyor. Belirsizlik
yüzünden, şehit aileleri mahkeme kapılarında, evlatlarının şehit
olup olmadığının ispatı için hem manen hem de maddeten sıkıntı yaşıyor.
Bu, ailelere reva mı? Geniş kesimlerce
benimsenilebilecek şehitlik ve gazilik tanımı
en kısa zamanda ortaya konmalıdır. Teknolojinin bugünkü seviyesinde,
şehit ve gazilerimizle ilgili detaylı bir envanterin çıkarılması
mümkün değil midir? Şehit, gazi, harp ve vazife malulleriyle ilgili
mevzuatın dağınıklığı ve birbiriyle çelişen ifadeler içermesinin
sıkıntıları yaşanırken, niye bir an önce bu konu ele alınmıyor? Bu
konunun kamu sosyal güvenlik sistemi içinde değerlendirilmesinin
doğurduğu sakıncalar niye göz ardı ediliyor? Şehit yakınları ve gazilerimize
muhtelif kamu kurum ve kuruluşlarından sağlanan hizmetlerin standart
olarak her hak edene verilmeyişi hangi hakkaniyetle bağdaşır? Şehidin
anne babasına ödenen komik rakam 167 YTL’nin
artırılması gerekmiyor mu? Vatan hizmeti sırasında cesurca öne
atılanlara ve bu uğurda yaralananlara, sadece yaranın yüzdesine
göre “gazisin” veya “gazi değilsin” denilmesi uygun mudur? Şehit yakınları
ile gazilerin işe yerleştirilme işlemlerinin hızlandırılması
için hangi önlemler alınmıştır? Malul gazilerin iş yerlerinde fiziksel
durumlarına ve gazilik onurlarına uygun şartların kriterleri ortaya
konmuş mudur? Bu sorunlar ve buna bağlı sorular artarak devam eder. Değerli milletvekilleri,
şehit ve gazi sayısı arttıkça, şehit aileleri ve gazi derneklerinin
sayısı da her geçen gün artıyor. Bu kuruluşlar bir ihtiyaçtan doğuyor.
Bu derneklerin aileler için önemi büyük. Aynı acıyı paylaşan insanların
bir araya geldiği, dertlerini paylaştıkları, sorunlarına çözüm
aradıkları bu kuruluşların bir rehabilite
özelliği var. Bu kuruluşların iyi bir denetimden sonra daha iyi şartlara
erişebilmeleri sağlanmalıdır. Kira, su, elektrik, yakıt gibi masrafları
karşılanmalıdır. Bu konuyla ilgili İçişleri Bakanlığının İller
İdaresi Genel Müdürlüğünün görevlendirildiğini biliyoruz. Kurumun İnternet sitesine girildiğinde, 178 dernek ve 10
vakıf ismiyle karşılaşıyoruz. Benim bu kuruluşlar dışında bildiğim
ve şehit ailelerinin kurduğu onlarca dernek var. Niye bu listenin
içinde değiller, anlam veremiyorum. Yine, bazı kişi
ve kuruluşların şehit aileleri için dağınık bir şekilde yardım kampanyaları
düzenlemeleri, fakir ailelere yapıldığı gibi gıda paketlerini
şehit ve gazi yakınlarına dağıtmaları, hepimizi düşündürmelidir.
Devletimiz, bu vatandaşlarımızı bu tür yardım kampanyalarına muhtaç
etmemelidir. Kadirşinas milletimizin yapacağı sosyal yardımlar,
sosyal tesisler, rehabilitasyon merkezlerinin çoğaltılması,
şehitlerimizin adının yaşatılmasını sağlayacak yayınlar, anıtlar
ve okullar için olmalıdır. Yüce Meclisin
değerli vekilleri, şehit yakınları ve gazilerimiz için neler yapılabileceği,
sadece vefa ve minnet duygularımızın çok ötesinde öncelikli bir
millî görevdir ve… (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Bir dakika
ek süre veriyorum Sayın Bal. ŞENOL BAL (Devamla)
– Teşekkür ediyorum. …bu sıkıntıların
düzeltilmesinin merkezi de yüce Meclistir. Milliyetçi Hareket
Partisi Grubu olarak, şehit yakınları ve gazilerin sorunları ve çözüm
yollarını tespit etmek amacıyla geçen hafta bir Meclis araştırması
yapılmasını teklif ettik. Bu konunun bir an önce gündeme alınarak
bir Meclis araştırmasının açılması dileğiyle, hepinizi saygılarımla
selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Bal. Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek cevap verecek. Buyurun Sayın
Çiçek. (AK Parti sıralarından alkışlar) Süreniz yirmi
dakika. DEVLET BAKANI
VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın
Başkan. Değerli milletvekilleri,
hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sözlerimin başında,
böylesine önemli bir konuyu gündeme getirdiği için İzmir Milletvekilimiz
Sayın Şenol Bal’a huzurunuzda teşekkür ediyorum. Gerçekten de
inancımızda, kültürümüzde şehitliğin ve gaziliğin ayrı bir yeri
vardır. Onlar bizim rahmetle ve şükranla her zaman hatırlamamız, anmamız
gereken insanlardır ve bugün sahip olduğumuz ne varsa bunları onlara
borçlu olduğumuzun bilinci içerisinde olmalıyız ve hiçbir zaman
da haklarını ne yaparsak yapalım ödememiz mümkün değildir. Onun
içindir ki, bütün cumhuriyet tarihi boyunca cumhuriyet hükûmetleri bu insanlar için devletin bütçe imkânları
içerisinde olabildiğince ihtiyaçlarını gidermek, problemlerini
çözmek noktasında belki yeterli değil ama her hükûmet
olumlu bir yaklaşım içerisinde bulunmuştur. Öyle olduğu içindir
ki, muhtelif tarihlerde, muhtelif hükûmetler
döneminde 2330, 3713, 3453, 3497 sayılı yasalar çıkarılmıştır. Ayrıca,
özel yasalarda da ya da idari bir kısım kararlarla
da bu insanlarımızın kendilerinin ve çocuklarının, vârislerinin
ihtiyaçlarının karşılanmasıyla ilgili önemli adımlar atmışlardır.
İfade etmeye
çalıştığım gibi, bunlar hiçbir zaman yeterli değildir. Ancak, kamuoyu
açısından da bilinmesi bakımından bazı hususları sizin de bilgilerinize
sunmak istiyorum. Şimdi, şehit
vârislerine sağlanan çok değişik yasalarla, çok değişik kaynaklardan,
yeterli olmamakla birlikte -ifade ediyorum- bazı imkânlar sağlanmaktadır. Bunlardan bir
tanesi nakdî tazminattır. Bu belirttiğim Kanun kapsamına giren
şehit olan personelin kanuni mirasçılarına en yüksek devlet memuru
brüt aylığının 100 katı tutarında nakdî tazminat ödenmektedir, bu
yaklaşık 45 milyar 932 milyon YTL’dir. İkincisi, “tütün
beyiyye ikramiyesi” adı altında, bu kaynaktan
bir defaya mahsus, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce, Emekli Sandığı
Kanunu’na göre, tütün ve alkol ürünlerinin satış bedellerinden
bir defaya mahsus, yılda ödeme yapılmaktadır. Ayrıca, 2985 sayılı
Toplu Konut Kanunu’na göre ödenen bir faizsiz konut kredisi söz konusudur.
Yukarıda zikrettiğim Kanun kapsamındaki görevler nedeniyle
şehit olanların dul ve yetimlerine Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca
faizsiz konut kredisi verilmektedir; yaklaşık 45 bin YTL’dir. Ayrıca, Emekli
Sandığınca yapılan öğrenim yardımı var. Şehit olan personelin ilköğretim,
lise ve yüksekokulda öğrenim görmekte olan çocuklarına Emekli Sandığınca
öğrenim yardımı yapılır. Yardım yılda bir kez yapılmaktadır. 5434 sayılı Kanun’a
göre otuz yıldan az hizmet süresi olan şehit personelin eşi ve çocukları,
baba ve annesine otuz yıl üzerinden; hizmeti otuz yıldan fazla olanlara
da fiilî ve itibari hizmet süreleri toplamı üzerinden maaş bağlanmaktadır
ve her yıl kademe ilerlemesi, her üç yılda bir derece yükselmesi yapılacak
şekilde bu emekli maaşı artırılmaktadır. Ayrıca, 3713 sayılı
Kanun gereğince -sonradan 4131 sayılı Kanun’la ilaveler yapıldı-
terörle mücadele sırasında, çalışabilir şekilde malul olanların
kendisi, şehit ve çalışamayacak derece malul olan kamu görevlileri
ile erbaş ve erlerin, varsa eşleri, yoksa çocuklarından birisi, çocukları
da yoksa kardeşlerinden birisi kamuya ait işyerlerinde istihdam
edilmektedir. Şu an benim elimdeki rakam: 8.100 kişi bu Kanun kapsamı
çerçevesinde işe yerleştirilmiş bulunmaktadır. Ayrıca, Türk Silahlı
Kuvvetleri dayanışma vakıflarınca, değişik kalemlerde, değişik
miktarlarda yardım yapılmaktadır. Vakfa üye olan subay, astsubay,
uzman erbaşların şehadeti hâlinde, ailelerine,
o yıl belirlenen miktar üzerinden hizmet yılına göre yardım yapılmaktadır.
Bu da, 13.296 YTL ile 31.427 YTL arasında bir rakam ödenmektedir. Ayrıca, birlik
komutanlığınca, şehit olan subay, astsubay, uzman erbaşın hak sahibi
vârislerine orgeneral aylığının 2 katı tutarında ölüm yardımı yapılmaktadır.
Keza, Emekli
Sandığınca -erbaş ve erler hariç- emekli ikramiyesi ödemesi yapılmaktadır.
205 sayılı Kanun’a
göre ödenen “Ordu Yardımlaşma Kurumu yardımı” adı altında, buraya
üye olanlar bakımından, albay ve daha aşağıdaki rütbeler için albay
maaşının 20 katı tutarı ödeme yapılmaktadır. Yine, “kamu konutlarından
yararlanma ve kira yardımı” adı altında bir başka imkân daha sağlanmaktadır.
3713 sayılı Kanun’un 21’inci maddesi gereğince, kamu konutlarında
oturmakta iken ölenlerin dul ve yetimleri ile sakat kalanlar bir yıl
süreyle kamu konutlarından yararlanmaya devam eder. Bu süre sonunda
çıkacak olanlar ile kamu konutlarından yararlanmayanların istekleri
hâlinde, ikametgâh olarak kullanacakları yurt içindeki taşınmazın
belediyeden alınacak rayice göre belirlenecek kira bedeli on
yıl süreyle devlet tarafından karşılanmaktadır. Yine, “kuvvet
komutanlığı ilk destek yardımı” adı altında bir başka yardım söz konusu.
Türk Silahlı
Kuvvetleri Mehmetçik Vakfının da yapmış olduğu aylık veya bir defaya
mahsus yardımlar var. Aynı şekilde,
şehit vârislerine sağlanan diğer bir kısım… Ulaşım araçlarından ücretsiz
yararlanma, şehit vârislerinin -eğer bir sosyal güvenlik kuruluşuyla
irtibatı yoksa- askerî hastanelerden yararlanması, 2684 sayılı
Kanun’a göre ilköğretim ve ortaöğretimde parasız yatılı veya
burslu öğrenci okutma ve bunlara sosyal yardım yapılması mümkün olmaktadır.
Şehit ve malul çocuklarıyla öz kardeşlerinin askerî okullar ve polis
kolejlerine öncelikle alınması, Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarından
ve öğrenci kredisinden şehit ve malul çocuklarının öncelikle yararlanması,
yükseköğrenime katkı payının alınmaması, şehit, dul ve yetimleriyle
muharip ve malul gazilerin dul eşlerinin meskenlerinde tükettikleri
elektrikten yüzde 40 oranında indirim yapılması dahil çok değişik
kalemlerle, arz etmeye çalıştığım gibi, bu insanlarımıza imkânlar
sağlanmaya çalışılmaktadır. Emniyet Genel
Müdürlüğünce… Terörle mücadelede şehit olanlar bakımından ifade
etmeye çalışıyorum: Emniyet Genel Müdürlüğünce verilen nakdî tazminat
45.933 YTL, Başbakanlık Toplu Konut İdaresince verilen faizsiz konut
kredisi 44.118 YTL, Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı ve Sosyal Yardım
Fonu’ndan 10.000 YTL, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce, en yüksek
devlet memurunun almış olduğu maaşın 30 katı tazminat, 69.479 YTL,
Polis Sandığına üye olanlara, üyelik süresine bakılmaksızın, Ankara
Sigorta tarafından verilen 20.000 YTL, Emekli Sandığınca belirlenen
miktarda her yıl bir kez verilen tütün ikramiyesi 1.706 YTL, Türk Polis
Teşkilatını Güçlendirme Vakfınca karşılıksız olarak verilen çek
10.000 YTL olmak üzere 201.236 YTL imkân sağlanmaya çalışılmaktadır.
Vazife malullerine ise, toplam, yukarıda saydığım kaynaklardan
129.257 YTL imkân sağlanmaya çalışılmaktadır. Söylemek istediğim
şey şudur: Bunlar, şüphesiz, şu ana kadar değişik hükûmetler
döneminde ve bizim de sağlamaya çalıştığımız imkânlardır. Gönlümüz arzu eder ki bunların çok daha
ötesinde ve üstünde bu insanlara daha fazla imkân sağlayalım, sağlamanın
birlikte çabası ve gayreti içerisinde olalım. Şundan hepimiz
eminiz ve inanıyoruz ki bu insanların üzerimizde hakları vardır.
Bunlara ne yapsak haklarını ödeme imkânımız da yoktur. Hepimiz -ve
her hükûmet- bu şartları daha da iyileştirmenin
çabası içerisinde inşallah birlikte olacağız düşüncesini burada
ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Bakan. Gündem dışı
ikinci söz, Öğretmenler Günü münasebetiyle söz isteyen, İstanbul
Milletvekili Halide İncekara’ya aittir. Buyurun Sayın İncekara. (AK Parti sıralarından alkışlar) 2.- İstanbul Milletvekili Halide İncekara’nın,
Dünya Çocuk Hakları Günü ve 24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle,
çocukların güvenli eğitim hakkının gözetilmesine ve öğretmenlerin
yetişme ve tayin şartları ile çocuklarımızın yetişmesinde öğretmenlerin
ve öğretmenlik mesleğinin önemine ilişkin gündem dışı konuşması HALİDE İNCEKARA
(İstanbul) – Sayın Başkan, değerli meslektaşlarım; aslında, bugün,
çok erken verildi hafta başında konuşma diye biraz serzenişte bulunmuştum.
Çünkü, hafta sonuna rast geliyordu. Lakin, bugün, başka güzel bir günün
de kutlama günü olunca pek de hoş oldu diye düşündüm. Çünkü, bugün,
Dünya Çocuk Hakları Günü. Ben öğretmenlik mesleğine ve öğretmenlere
bakarken, bir veli olarak, bir vatandaş olarak, öğrencinin olduğu
yerden bakmayı arzu ediyorum. Başöğretmen
Mustafa Kemal Atatürk “Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
Öğretmenden, eğitimciden yoksun bir millet henüz millet adını almak
yeteneğini kazanmamıştır. Ona sıradan bir topluluk denir, millet
denemez. Bir topluluğun millet olabilmek için mutlaka eğitimcilere
ve öğretmenlere ihtiyacı vardır.” Lakin, ben, burada, hamasetle,
öğretmenlik mesleğinin ne kadar iyi, öğretmenlerin ne kadar kıymetli
olduğunu -zaten biliyoruz- tekrarlayacak değilim. Ben, burada,
çok kutsadığımız ve kutsal gördüğümüz öğretmenlerimizin yetişme
şartları, tayin şartları ve çocuklarımızla olan ilişkilerinde hayata
kattığı değerleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Amerikalı Yazar
Henry Adams da diyor ki: “Bir öğretmen ebediyete
hükmeden insandır. Tesirlerinin nerede biteceği asla bilinmez.”
Demek ki, çocuklarımızla muhatap olan 25 milyonluk eğitim camiasının
içinde, önümüzdeki nesli inşa eden öğretmenlerin nasıl eğitildiği,
hangi kurumlarda hangi şartlarda eğitildiği ve o öğretmenlerimizin,
okullara gittikten sonra gerçekten çocuklarımıza layık olup olmadığıdır. Sözlerimin yanlış
anlaşılmasını istemiyorum, ama eğitime bakarken, eğer çocuğu endekslemediğiniz,
eğer Dünya Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde madde 27, madde 28, madde
31, çocuğun güvenli bir şekilde eğitim hakkını gözlemediğiniz zaman,
kürsüden konuşmak çok kolay olur. Bizim, buradan, bazılarının hoşuna
gitsin diye yaptığımız konuşmalar alkışlanabilir, ama ben, buradan,
70 milyona aynı anda aktarılacak şeyleri konuşmanın daha değerli
olduğunu düşünüyorum. Bin tane kötü
sonucun sebebinin bir kötü sebep olduğunu hepimiz biliyoruz.
Eğer, o bir tek kötü sebebi ortadan kaldıramazsanız, bin tane kötü
sonuç için yatırım yapmak zorundasınız. Eğer, öğretmenlerinizle,
eğitiminizle ilgili bugün bütçelerde kısmaya çalıştığınız, kadrolarınızla
sınırlı bıraktığınız alanları yarın cezaevi olarak yapmak, suçlularınızı
rehabilite merkezlerinde eğitmek zorunda
kalabilirsiniz. Şiddet araştırma
komisyonunuzda yaptığımız çalışmalarda, Sayın Bakanımız da burada…
300 kişilik bir çocuk ıslahevinde, 1 çocuğa aylık 800 milyon lira bakım
ücreti verecek ve o binayı yapmak için de 22 trilyon para harcayacaksınız;
bu, tam 10 bin tane çocuğun eğitimini sağlayabilmeniz demektir. Onun için, iktidar
ve muhalefet meselesi yapmadan, eğitim mesleğinin, eğitimciliğin
önemi üzerinde ısrarla durmamız gerektiğini, yarının suçlularının,
dağlarda eşkıyalarının ve ardından gözyaşı döktüğümüz şehitlerimizin
olmaması için, sanıyorum uzun yıllardır çok ihmal edilen öğretmenlik
mesleğini hak ettiği ve çağın misyonuna uygun hâle getirmemiz lazım.
Öğretmenler sınavla
alınıyorlar mesleğe. Ne kadar matematik sorusu yaptığıyla çok ilgileniyoruz
ama değerlerini öğrensin istediğimiz öğrencilerimizin karşısında,
değerlerini taşımayan öğretmenlerin bulunmasını da arzu etmiyoruz.
Evet, öğretmenlik mesleği çok zor, emek ister, alın teri ister, duygu
ister, fedakârlık ister. Sadece bir meslek olarak ve işsizliğinizi
gidermek olarak göreceğiniz bir meslek değildir öğretmenlik, kahrını
da çekeceğiniz bir meslektir. Lakin, bazen çok
üzülürüm öğretmenlerimin yerine koyduğumda. Hem anne olmayı bekleriz
onlardan hem baba olmayı, zaman zaman hemşire
olmalarını bekleriz. Ailesinde eksik olan birtakım eksiklerini
öğretmeninde gidermesini isteriz. Onlar da isyan ederler. Bu isyanlarında
çok da haksız değiller. Karnelerine yüklediğimiz on-on iki derslik
uzun ve çok dersler sonucunda bunaltırız öğretmenlerimizi. Hızlı
bir şekilde öğretmenlerin ve çocukların karnelerinde ağır yükleri
alıp, biraz Kültür Bakanlığının biraz diğer bakanlıkların bu sorumluluğun
altına ellerini uzatmalarını çok önemsediğimi söylemek istiyorum.
Teknoloji ve
çocukların davranışları çok hızla gelişiyor. (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Bir dakika
ek süre veriyorum Sayın İncekara. HALİDE İNCEKARA
(Devamla) – “Öğrencilerin bilmeleri gerektiğinden daha çok şey
bilmeyen bir öğretmenden daha korkunç hiçbir şey olamaz.” diyor Goethe.
Öğretmenlerimizi bu korkunç duruma maruz bırakmayacak şekilde
eğitmemiz gerekmektedir. Üniversitelerin,
öğretmen yetiştiren üniversitelerin eğitim konusunda büyük bir
sorumluluk sahibi olduğunu düşünüyorum. Yetiştirilen öğretmenlerimizin
bir yıllık aldıkları sadece eğitimlerle öğretmen olmalarının yetemeyeceğini,
staj sürelerinin çok iyi irdelenmesi gerekeceğini yine bir sözle
kapamak istiyorum: “Kötüleri hoş gördüğüm süre içinde iyilere verecek
çok şeyim kalmaz.” diyor. Ben, alın teriyle yıllarını öğrencilerinin
önünde tüketen ama bugün eğer bir şeyden şikâyet ediyorsak o bütün kötülerin
ve kötülüklerin o öğretmenlerin önünden, ama bugün bir şeylerden
övünüyorsak, bunların yine o öğretmenlerin önünden geçtiğini unutmamamız gerektiğini, eğitimi yükseltirken,
yüceltirken mesleği yüceltmemiz gerektiğini, öğretmenlerimizin
hem yetişme aşamasında hem mesleklerini icra ederken de onları göz
ardı etmememiz gerektiğini… Eğer bugün öğretmenlerimiz için ayırmadığımız bütçeleri, eğitim için ayırmadığımız bütçeleri yarın silahlanma için ayırmak zorunda kalabiliriz. (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın İncekara, teşekkür ederim. HALİDE İNCEKARA
(Devamla) - Çok teşekkür ediyorum. Sayın Başkan
bir şeyi paylaşmak istiyorum: Sadece matematik öğretmeni… BAŞKAN - Sayın İncekara… HALİDE İNCEKARA
(Devamla) – …sahte ilaç ve doktorlar, bir profesör, bir eczacı… BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın İncekara. HALİDE İNCEKARA
(Devamla) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (AK Parti sıralarından
alkışlar) BAŞKAN – Gündem
dışı üçüncü söz, terör konusunda söz isteyen Balıkesir Milletvekili
Hüseyin Pazarcı’ya aittir. Buyurun Sayın
Pazarcı. (DSP sıralarından alkışlar) Süreniz beş dakika. 3.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, terörle mücadele için askerî önlemler
dışında ekonomik, toplumsal ve kültürel önlemlerin de alınmasına
ilişkin gündem dışı konuşması HÜSEYİN PAZARCI
(Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündem dışı
olarak PKK’yla mücadelede, terörle mücadelede bir söz aldım. Biliyorsunuz,
Meclisimiz bundan bir süre önce bir sınır ötesi harekât için tezkere
kabul etti, oy çokluğuyla, çok büyük bir oy çokluğuyla ve bu çok önemli
bir caydırıcı etki yaptı. Bunun, hâlen bu kararlılığının Türkiye’nin
sürdürülmesi büyük önem arz etmektedir. Şimdilik, sadece işin bu
kısmının altını çizmekle bırakmak istiyorum. Ancak, terörle
mücadele olayı sadece askerî önlemler olayı değildir. Terörle mücadelenin
ekonomik, toplumsal, kültürel, tarım, hayvancılık konuları, bölgenin
ihtiyaçlarına göre gibi bir çok yanı vardır. Dolayısıyla, bu konuda
da yavaş yavaş basında bazı söylemler ortaya
çıkmakla birlikte, hâlâ, Hükûmetimizin henüz
bir program, bir proje sunduğunu görememekteyiz. Önlemlerimizin
etkili olabilmesi için işin bu yanının da bir an önce Hükûmetimiz tarafından Meclisimize sunulması,
toplumumuzun önüne çıkarılması ve gereklerinin yapılmasının uygun
olacağını takdirlerinize sunmak istiyorum. Bu çerçevede,
Demokratik Sol Parti olarak biz, üzerimize düşen bazı hazırlıkları,
çalışmaları yapmaktayız. Zamanı geldiği an, Genel Başkanımız Sayın
Zeki Sezer daha ayrıntılı bilgileri de verecektir. Ancak, bugün
bu ekonomik toplumsal önlemlere yönelik olarak işin aciliyetini, önemini ve bir an önce bu konuda önlem
alınmasının çok dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini bilgilerinize
ve takdirinize sunmak istiyorum bir yandan. Öte yandan da bu bölgede
terörle mücadele konusunda -alınacak önlemler konusunda- gençlerimize
yönelik acil ve etkili önlemlerin alınmasının uygun olacağını hükûmetimize görüş olarak ifade etmek istiyorum.
Çünkü, devletimizin yetkililerinin verdiği bilgilere göre, PKK
terör örgütüne katılmaların yüzde 75’i yirmi-otuz yaş arasındaki
gençler tarafından oluyor ve bunların büyük bir bölümü işsiz gençler.
Dolayısıyla, bu gençlere, kendilerini bu toplumun bir vatandaşı
olduklarını, onların hiçbir şekilde kendilerini “öteki” hissetmemeleri
gerektiğini, onlara alternatif olanaklar ve bir yaşam biçimi sunmak
suretiyle gerçekleştirmek zorundayız. Bu çerçevede,
özellikle bu gençlerin eğitim aşamasında olanlarının eğitimine belirli
bir özen gösterilmesi, öte yandan da ülkemizin gereksinmeleri çerçevesinde
ve iş dünyasının gereksinmeleri çerçevesinde kendilerine mesleki
eğitim konusunda bazı çalışmaların yapılmasının çok önemli olduğunu
düşünmekteyiz ve bunu hükûmetimizin ele alacağını
umut ediyoruz. Bu çerçevede,
tabii ki ek kaynaklar gerekecektir. Diğer bölgelerimizden bazı
–belki- kesintilere gitmesi söz konusu olabilir ama bunu daha ziyade
bizi terörle mücadelede desteklediklerini ifade eden Batılı devletlere
-Amerika Birleşik Devletleri ve AB ülkeleri başta olmak üzere- bunun
finansmanına -tabii işin yürütülmesine- onların katılmasını sağlamadan,
kendilerinden yararlanılması değerlendirilmelidir, Avrupa Birliği
ve Dünya Bankası gibi uluslararası örgütlerden de ek kaynak sağlanması
değerlendirilmelidir diye düşünüyoruz. Bunun dışında, bizim meslek
kuruluşlarımız, iş örgütlerimiz bu konuda ülkemizde yardımcı
olacaklardır diye düşünüyoruz. Hepinizi saygılarımla
selamlıyorum. (DSP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Pazarcı. Sayın Bakan, cevap
verecek misiniz? İÇİŞLERİ BAKANI
BEŞİR ATALAY (Ankara) – Hayır efendim. CEMALEDDİN USLU
(Edirne) – Sayın Başkanım, Edirne’de yaşanan sel felaketiyle ilgili,
Sayın Genel Kurula çok kısaca… İç Tüzük’ün 60’ncı maddesine göre
söz istiyorum efendim. BAŞKAN – Pek kısa
söz... Buyurun, mikrofon
sizde. V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR VE AÇIKLAMALAR 1.- Edirne Milletvekili Cemaleddin
Uslu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün,
Edirne ve Tekirdağ’da meydana gelen su taşkını ve sel felaketine
ilişkin açıklamaları CEMALEDDİN USLU
(Edirne) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. Sayın milletvekilleri,
Edirne’yi mutlaka hepiniz çok iyi biliyorsunuz. Edirne, üç memleketin,
üç ülkenin birleştiği yerde ve yine üç nehrin birleştiği yerde, çok
önemli bir şehrimiz. Ama Edirne maalesef, kültür ve sanat şehri olarak
bilinmesine rağmen, Edirne’miz son birkaç yıldan beri, maalesef,
sel felaketleriyle anılır hâle geldi. Bugün de ülkemizde bu aşırı
yağışlar neticesi ve bunun devamında Bulgaristan’dan açılan kapaklar,
baraj kapaklarının açılması neticesinde ciddi bir tehlikeyle karşı
karşıya. Şu an Edirne’de Meriç Nehri’nden -geçen su- yaklaşık 1.400
metreküp/saniyede su geçiyor ve taşkın tehlikesiyle
karşı karşıya. Şu an Kapıkule Sınır Kapısı faaliyette değil. Yine,
bildiğiniz gibi, tarihî Sarayiçi bugün sular altında. Şu an yine Edirne’nin
Tunca ve Meriç köprülerinden geçerek ulaşıldığı
Karaağaç Semti yine ulaşım… (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Uslu. 60’ncı maddeye
göre, Sayın Enis Tütüncü, buyurun. ENİS TÜTÜNCÜ
(Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Ben, hem Edirne’yle
ilgili hem de Tekirdağ’la ilgili yaşanan sel felaketi konusunda
kısa da olsa sizleri bilgilendirmek istiyorum. Söz vermiş olmanızdan
dolayı teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Tekirdağ’dan
bu sabaha karşı geldik. Çok büyük bir sel felaketiyle karşı karşıya
kaldı Tekirdağ’ımız. Ayrıntıya girmek istemiyorum, ama satır başlarıyla
söyleyeyim: Şu anda 108 bin dönüm tarım arazisi sularla kaplıdır.
Suların çekilmesinden sonra 50 bin dolayındaki tarım arazisinin
çok ciddi zarar göreceği tahmin ediliyor ve bitkisel üretimin bu zararının
ötesinde, şu anda tespitlerimize göre 288… (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Tütüncü. ENİS TÜTÜNCÜ
(Devamla) – Sayın Başkan, bir dakikanızı rica ediyorum. BAŞKAN – Gündeme
geçiyoruz. Sayın milletvekilleri,
İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay,
gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 5, 12, 19, 20, 41 ve 46’ncı sıralarındaki
soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın Bakanın
bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim. Başkanlığın Genel
Kurula sunuşları vardır. Meclis Araştırması
açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum: VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 1.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz
ve 20 milletvekilinin, pamuk üretimindeki sorunların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/48) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Gerekçesini
ekte sunduğumuz stratejik öneme sahip Pamuk Ürününün Sorunları ve
Çözüm Önerilerinin Araştırılması ve bunun için yapılacak yasal düzenlemeler
dahil olmak üzere alınacak önlemlerin tespiti için Anayasanın
98'inci İç Tüzüğün 104 ve 105 'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması
açılmasını arz ederiz. 1) Mustafa Enöz (Manisa)
2) Beytullah
Asil (Eskişehir) 3) Alim Işık (Kütahya) 4) Cemaleddin
Uslu (Edirne) 5) Ahmet Bukan (Çankırı)
6) Mümin İnan (Niğde) 7) Necati Özensoy (Bursa)
8) İsmet Büyükataman (Bursa)
9) Hasan Çalış (Karaman) 10) Ahmet Orhan (Manisa) 11) Erkan Akçay (Manisa)
12) Muharrem Varlı (Adana) 13) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir) 14) Rıdvan Yalçın (Ordu) 15) Recep Taner (Aydın) 16) Osman Durmuş (Kırıkkale) 17) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)
18) Hüseyin Yıldız (Antalya) 19) Reşat Doğru (Tokat) 20) Yılmaz Tankut (Adana)
21) Osman Çakır (Samsun) Gerekçe: Dünya'da pamuk
ekimi daha çok Asya kıtasında toplanmıştır. Bunu izleyen kıtalar
ise sırasıyla, Amerika ve Afrika'dır. Dünyada yaklaşık 25 milyon
tonluk pamuk üretiminin %26'sı Çin tarafından gerçekleştirilmektedir.
Dünyanın ikinci pamuk üretici ülkesi ise ABD'dir. ABD'nin dünya pamuk
üretiminden aldığı pay % 18'dir. Bu ülkeleri sırasıyla Hindistan,
Pakistan, Brezilya ve Özbekistan izlemektedir. Ülkemiz ise
%3,5'lik payla dünyanın sekizinci büyük pamuk üreticisidir. Pamuk, tekstilden
barut ve film malzemesi yapımına kadar 50 çeşit sanayi kolunun hammaddesini
oluşturan en önemli tarımsal ürünlerden birisidir. Bilindiği üzere,
Türk tekstil sanayi, sağladığı katma değer, tekstil ihracatının ülke
ekonomisine kazandırdığı döviz miktarı, emek yoğun işgücü olmasıyla
yaratılan istihdam hacmi ile vazgeçilemez bir sektördür. Ülkemizin lokomotif
sektörü olan tekstil sanayimizin stratejik hammaddesi pamuktur.
Pamuk, tekstil sanayimizde olduğu kadar harp sanayinin de önemli
bir hammaddesidir. Pamuk ayrıca bir yağ bitkisi olup tohumu, gıda
sanayinde bitkisel yağ üretiminde kullanılmaktadır. Arta kalan
küspesi ise, proteini yüksek bir hayvan yemi olarak büyük önem taşımaktadır.
Pamuk sahip olduğu
özellikleri nedeni ile stratejik bir ürün olup uluslararası ticarette
yeri büyüktür. Sentetik elyaf üretimi karşısında dahi öneminden
bir şey kaybetmemiştir. Ülke ekonomisine sağladığı katma değerle
yaklaşık 6 milyon kişinin geçimini sağlayan bir endüstri bitkisidir.
Özellikle Akdeniz
Bölgesinde pamuk üretimi artık yok denecek kadar azalmıştır. Son
iki yıldır Ege Bölgesinde de pamuk ekim alanlarında belirgin düşüşler
gözlenmektedir. Çukurova'da da durum çok farklı görünmemektedir.
Özellikle Ege Bölgesinde pamuk ekim alanları yerini hububata (mısır)
ve meyve bahçelerine bırakmaktadır. 2002 yılında
721.077 ha (hektar) olan üretim alanı daha sonraki yıllarda düşmüş,
2005 yılında 579.940 ha kadar gerilemiştir. Ülkemizde 2002/2003 döneminde
1.365 bin ton olan pamuk tüketimi yıllar itibariyle artmış, 2006/2007
döneminde 1.479 bin tona ulaşmıştır. 2002 yılında
540,6 bin ton ithalat yapılarak 493.233.500 dolar ödenmiş ithalat miktarı
yıllar itibariyle giderek artmış 2006 yılına gelindiğinde 750,7
bin ton pamuk ithalatı gerçekleştirilmiş ve bunun karşılığında
965.420.000 dolar ödeme yapılmıştır. Pamuk ithalatı
%54,6 oranında Amerika Birleşik Devletlerinden, %25,3 oranında Yunanistan'dan
yapılmakta olup, az miktarlarda Suriye, Türkmenistan, Özbekistan,
Azerbaycan gibi ülkelerden yapılmaktadır. Pamukta Ulusal
bir politika oluşturulamazsa ekim alanları daha da daralacak dolayısıyla
üretim azalacak ve ülkemiz pamuk ihtiyacının çok büyük bir kısmı ithalatla
giderilmeye mecbur bırakılacaktır. Lif uzunluğu sebebiyle
diğer bölgelere göre daha kaliteli olan, Ege Bölgesi pamuğu üretim
alanlarında 2006 ve 2007 yılları mukayese edildiğinde 2006 yılında
150.820 ha olarak gerçekleşen pamuk ekili alanı 2007 yılında % 20.14
ha düşerek, 120.440 ha olarak tespit edilmiştir. Ülkemizde 2007
yılı ekim sezonunda iklim koşulları genel olarak pamuk tarımı için
uygun gitmemiştir. Pamuk fiyatları ve ulusal tarım politikasına
bağlı olarak çiftçilerin son üç yıldır pamuk üretimini azaltmayı
sürdürdükleri, yerine alternatif ürün olarak mısır, daha düşük
oranlarda ise domates, ayçiçeği ve susam ürün desenini benimsedikleri
görülmüştür. Tekstil sanayinin
ham maddesi olan pamuğun üretimindeki girdi kalemlerinde maliyetlerin
çok yüksek oluşu üretimin her yıl daha da azalmasına sebep olmaktadır.
Ülkemizde hızla gelişen tekstil ve konfeksiyon sektörüne paralel
olarak tüketimin hızla artması, üretimin artırılmasını zorunluluk
olarak ortaya koymaktadır. Açıklanan bu nedenlerle;
Meclis Araştırması
açılması gerekmektedir. BAŞKAN – Diğerini
okutuyorum: 2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık ve 38 milletvekilinin,
Türkçedeki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılarak
Türk dilinin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/49) Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına "Türkçenin Kullanımı, Korunması ve Alınması Gereken
Önlemler" konusunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle Anayasamızın
98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci
maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif
ederiz. 1) Alim Işık (Kütahya) 2) Mehmet Şandır (Mersin) 3) Akif Akkuş (Mersin) 4) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir) 5) Ali Uzunırmak (Aydın) 6) Mithat Melen (İstanbul) 7) Cumali Durmuş (Kocaeli) 8) Mehmet Ekici (Yozgat) 9) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir) 10) Behiç Çelik (Mersin) 11) Reşat Doğru (Tokat)
12) Hasan Çalış (Karaman) 13) Ümit Şafak (İstanbul)
14) Süleyman Turan Çirkin (Hatay) 15) Gürcan Dağdaş (Kars) 16)Recai Yıldırım (Adana)
17) Kürşat Atılgan (Adana) 18) Yılmaz Tankut (Adana) 19) Beytullah Asil (Eskişehir) 20. Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri) 21. Ahmet Orhan (Manisa)
22. Gündüz Suphi Aktan (İstanbul)
23. Oktay Vural (İzmir) 24. Murat Özkan (Giresun)
25. Hüseyin Yıldız (Antalya)
26. Cemaleddin Uslu (Edirne) 27. İsmet Büyükataman (Bursa) 28. Ahmet Bukan (Çankırı) 29. Osman Ertuğrul (Aksaray)
30. Mümin İnan (Niğde)
31. Recep Taner (Aydın)
32. Durmuşali Torlak (İstanbul) 33. Mehmet Serdaroğlu (Kastamonu) 34. Rıdvan Yalçın (Ordu)
35. Hakan Çoşkun (Osmaniye) 36. Abdülkadir Akcan (Afyonkarahisar)
37. Kemalettin Nalcı (Tekirdağ) 38. Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş) 39. Kadir Ural (Mersin)
Gerekçe: Bilindiği gibi
Türkçe, yeryüzünde yaygın konuşulan diller arasında Çince, İngilizce,
İspanyolca ve Hintçe'den sonra, 5. sırada yer almakta ve değişik lehçeleriyle
200 milyondan fazla insan tarafından konuşulmaktadır. Ülkemizde,
özellikle ticari hayatta işyerlerinin isimlerinde yabancı diller
kullanılmakta, internet ve bilgisayar dilinde
birçok Türkçe sözcüğün yerini İngilizce karşılıkları almaktadır.
Türkçeye en uygun klavye türü olan F klavyenin
kullanımı giderek azalmakta ve yerini farklı harf yerleşimine sahip
Q klavye almaktadır. Ancak, günümüzde
gerek yazılı gerekse sözlü yayın organlarında dilimizin kullanımında
sorunlar yaşanmakta, gençlerimiz Türkçenin
güzelliklerini ve zenginliklerini öğrenememektedirler. Dil; bir milleti
meydana getiren unsurların başında gelir ve milli kültürün en önemli
unsurudur. Dolayısıyla, dili bozulan milletlerin fikir, edebiyat
ve sanat alanlarında çöküntülerin yaşanması ve kültürlerinin bozulması
kaçınılmazdır. TBMM 22. döneminde
"Türkçedeki Bozulma ve Yabancılaşmanın
Nedenleri ile Toplumsal Birlik ve Beraberliğimiz Üzerindeki Etkilerinin
Araştırılarak, Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi"
amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tarafından
13.02.2007 tarih ve 886 sayılı kararıyla İstanbul Milletvekili Ekrem
Erdem başkanlığında bir Komisyon kurulması kararlaştırılmıştır.
Adı geçen komisyon çalışmalarını tamamlayarak raporunu
28.05.2007 tarihinde TBMM başkanlığına sunmuş, ancak rapor görüşmeye
açılamadan yasama dönemi sona ermiştir. Bu çalışmanın da üzerinden
fazla zaman geçmeden değerlendirilmesi gerekir.
Belirtilen nedenlerle,
ülkemizde giderek tehlikeli boyutlara ulaşan yozlaşmanın önüne geçilmesi, Türkçe'nin kullanımının incelenerek
korunmasının sağlanması ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla
bir Meclis Araştırmasının açılmasında yarar görülmektedir. BAŞKAN – Diğer
önergeyi okutuyorum: 3.- Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu ve 28 milletvekilinin,
bölgesel gelişmişlik farklarının araştırılarak dengeli gelişme
için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/50) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Ulusal kalkınmanın
çeşitli toplum kesimleri ve mekanda bölgeler arasında dengeli bir
işbölümü ile gerçekleştirilmesi ve buna paralel olarak kalkınmanın
getirilerinin de kesimler ve bölgeler arasında dengeli dağılımı
hükümet programları ve kalkınma planlarının en öncelikli konuları
arasında yer almıştır. Nitekim 2007-2013 dönemi için hazırlanan Dokuzuncu
Kalkınma Planında Bölgesel Gelişme başlığı altında "Bölgesel
gelişme politikaları, bir taraftan bölgelerin verimliliğini
yükseltmek suretiyle ulusal kalkınmaya, rekabet gücüne ve istihdama
katkıyı artırırken, diğer taraftan da bölgeler ve kır-kent arası gelişmişlik
farklarını azaltma temel amacına hizmet edecektir." (madde 650)
ifadesi yer almaktadır. Ancak, bugüne
kadar uygulanan politikalar sonucunda yeterli başarı sağlanamamış,
özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri olmak üzere geri
kalmış bölgelerimizle gelişmiş bölgeler arası gelişmişlik farkı
azaltılamamıştır. Sonuçta geri kalmış bölgelerimizde yaşanan sosyo-ekonomik sorunlar ağırlaştığı gibi gelişmiş
bölgelerimiz de yoğun göç nedeniyle önemli sosyo-ekonomik
ve kültürel uyum sorunları yaşamaktadır. Bu nedenle; 1) Bölgeler arası gelişmişlik farklarının
geldiği aşamanın tespiti ve bu sonucu ortaya çıkaran faktörlerin
analizi, 2) Bölgesel gelişmişlik farklarının geri
kalmış bölgelerde ortaya çıkardığı sosyal ve ekonomik problemlerin
belirlenmesi, 3) Bölgesel gelişmişlik farkının göç üzerine
ve göçün yoğunlaştığı yörelere etkilerinin tespiti, 4) Bölgeler arası gelişmişlik farkının
giderilmesi için alınması gereken idari ve yasal tedbirlerin belirlenmesi, için Anayasamızın
98, İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince "Bölgeler Arası
Gelişmişlik Farklarının Nedenleri ve Çözüm Yollarının Tespiti"
konusunda bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif
ederiz. 1) Kayhan Türkmenoğlu
(Van) 2) Bayram Özçelik (Burdur)
3) Ali Güner (Iğdır) 4) Faruk Septioğlu (Elâzığ)
5) Gülşen Orhan (Van)
6) Sadık Badak (Antalya)
7) Mehmet Erdoğan
(Gaziantep) 8) Kemalettin Göktaş (Trabzon) 9) Kerem Altun (Van)
10) Mahmut Esat
Güven (Kars)
11) Mehmet Nil Hıdır (Muğla) 12) Fatih Öztürk (Samsun)
13) Yaşar Eryılmaz (Ağrı)
14) Ahmet Aydın
(Adıyaman) 15) Kudbettin Arzu (Diyarbakır)
16) Cemal Taşar
(Bitlis) 17) Tahir Öztürk (Elâzığ) 18) Bayram Ali Bayramoğlu (Rize)
19) Hasan Ali Çelik
(Sakarya) 20) İbrahim Halil
Mazıcıoğlu (Gaziantep)
21) Mahmut Mücahit
Fındıklı (Malatya) 22) Osman Coşkun
(Yozgat) 23) Afif Demirkıran (Siirt) 24) Abdullah Çetinkaya (Konya)
25) Lütfi Elvan (Karaman)
26) Kâzım Ataoğlu (Bingöl)
27) Cemal Kaya (Ağrı) 28) İkram Dinçer (Van) 29) Fatoş Gürkan (Adana) BAŞKAN – Bilgilerinize
sunulmuştur. Önergeler gündemdeki
yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki
ön görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza
sunacağım: B) TEZKERELER 1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Köksal
Toptan’ın, Azerbaycan Millî Meclisi Başkanı Oktay Asadov’un
davetine icabet etmek üzere, beraberinde Parlamento heyetiyle
Azerbaycan Cumhuriyetine resmî ziyarette bulunmasına ilişkin Başkanlık
tezkeresi (3/223) 15
Kasım 2007 Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kuruluna Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanı Köksal Toptan’ın, Azerbaycan Milli Meclisi
Başkanı Oktay Asadov’un davetine icabet etmek
üzere, beraberinde Parlamento heyetiyle, Azerbaycan Cumhuriyeti’ne
resmi ziyarette bulunması hususu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 6.
Maddesi uyarınca Genel Kurul’un tasviplerine sunulur. Köksal
Toptan Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı BAŞKAN – Kabul
edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir. Danışma Kurulunun
bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım: VII.- ÖNERİLER A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ 1.- Gündemdeki sıralama ve çalışma saatlerinin
yeniden düzenlenmesi ile 20/11/2007 ve 27/11/2007 Salı günkü birleşimlerde
sözlü sorulardan sonra, diğer denetim konularının görüşülmeyerek,
kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine ve 21/11/2007 ve
28/11/2007 Çarşamba günleri sözlü soruların görüşülmemesine; 33,
34 ve 47 sıra sayılı Kanun Tasarılarının İç Tüzük’ün 91’inci maddesine
göre temel kanun olarak ve bölümler halinde görüşülmesine ilişkin
Danışma Kurulu önerisi Danışma Kurulu
Önerisi No:16 Tarihi:
20.11.2007 Danışma Kurulunun
20.11.2007 Salı günü yaptığı toplantıda; Gündemin “Kanun Tasarı ve
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 18, 26,
19 ve 29 uncu sıralarında yer alan 33, 47, 34 ve 54 sıra sayılı kanun
tasarılarının sırasıyla bu kısmın 6, 7, 8 ve 9 uncu sıralarına
alınması ve diğer kanun tasarı ve tekliflerinin sırasının buna göre
teselsül ettirilmesi, Genel Kurulun 20.11.2007 ve 27.11.2007 Salı günleri
15.00-23.00; 21.11.2007 ve 28.11.2007 Çarşamba ile 22.11.2007 ve 29.11.2007
Perşembe günleri 14.00-20.00 saatleri arasında çalışması,
20.11.2007 ve 27.11.2007 Salı günkü Birleşimlerde sözlü sorulardan
sonra, diğer denetim konularının görüşülmeyerek, kanun tasarı
ve tekliflerinin görüşülmesi ve 21.11.2007 ve 28.11.2007 Çarşamba günleri
sözlü soruların görüşülmemesi, 33 sıra sayılı Uluslararası Çocuk
Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Kanun Tasarısı, 47 sıra sayılı
Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hakkında Kanun Tasarısı ve 34 sıra
sayılı Tanık Koruma Kanunu Tasarısının İç Tüzük’ün 91 inci maddesine
göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki
şekliyle olmasının Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.
33 Sıra Sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Kanun Tasarısı (1/315)
47 Sıra Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul
Hukuku Hakkında Kanun Tasarısı (1/337)
34 Sıra Sayılı Tanık Koruma Kanunu Tasarısı
(1/346)
KAMER GENÇ (Tunceli)
– Sayın Başkan, aleyhte söz istiyorum, lütfen. BAŞKAN – Sayın
Genç, aleyhte söz istediniz, buyurun. On dakika süreniz
var. KAMER GENÇ (Tunceli)
– Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüyorum ki salonda hükûmet diye bir bakan da yok. Şimdi, Türkiye
Büyük Millet Meclisini halk niye seçti buraya gönderdi sayın milletvekilleri?
Burada kanunları yapmak için, denetim konularını dile getirmek
için yaptı. Şimdi, bugün
önümüze gelen Danışma Kurulu önerisiyle üç tane temel kanun kabul
ediliyor. Şimdi, muhalefet partilerine de ben hayret ediyorum, neden
bu Danışma Kuruluna katıldınız da bu AKP Hükûmetine…
Kanunları burada müzakere etmeden buraya gönderme hakkını millet
size verdi mi ki arkadaşlar? Biz buraya niye geldik? Millet adına yasa
yapmak için geldik. Şimdi, getirmişler
“91’inci madde, temel kanun…” Temel kanunun felsefesi bu değil. Çok
önemli, mesela Türk Ceza Kanunu gibi, Türk Ticaret Kanunu gibi,
Türk Medenî Kanunu gibi -veya bunun gibi birçok- uzun zaman kamuoyunda
tartışılır, sivil toplum örgütlerinde tartışılır, enine boyuna
incelenir, ondan sonra da bunlar Meclisin alt komisyonlarında uzun
uzun tartışılır ve öyle mamul bir hâle gelir
ki, artık, insanlar bunun üzerine “Hakikaten bu çok mükemmel bir yasa
olmuş.” der ve gider, onu buraya getirir. Yine eksiklikleri olabilir,
böyle belli birtakım maddelerini birleştirmek suretiyle bunu müzakere
edebilirsiniz. Ama, şimdi, 341
milletvekiliyle gelen AKP kanunların Mecliste müzakeresinden kaçınıyor,
komisyonlarda müzakere edilmiyor. E o zaman Meclisi de kaldıralım
arkadaşlar. Yani, biz niye gelmişiz burada maaş alıyoruz ki! Meclis
de kalksın. İşte, zaten Hükûmetiniz de Genel Kurul
salonuna gelmiyor, sizi kale almıyor. Bakın, burada biz saat on
ikilere kadar oturuyoruz, çalışıyoruz, Bakanlar Kurulu üyeleri
yok. Tayyip Erdoğan -bir keyfine geldi mi, Amerika’ya
dolduruyor yandaşlarını- gitti, on iki gün Amerika’da kaldı. On
iki günden sonra geldi, beş gün sonra da Bush’la
da randevusu vardı. Değerli milletvekilleri,
bu memleket bu kadar zengin mi? Bu memleketin parası bu kadar çok mudur?
Oradan geldi İtalya’ya gitti, oradan geldi Brüksel’e gitti, oradan
geldi Avrupa’da Slovakya’ya galiba gitti.
FEVZİ ŞANVERDİ
(Hatay) – Sen anlamazsın o işten! KAMER GENÇ (Devamla)
- Neyse… Çek’e gitti. Bakın, her gittiğinde de en azından 15-20 tane
koruma polisi götürüyor. Burada, bu arkadaşlara da, tabii ki, haklı
olarak harcırah ödeniyor. Şimdi, değerli
milletvekilleri, devleti iflas ettirmişsiniz. Yani, sizin gayrisafi millî hasılanızın katbekat
üstünde iç ve dış borcunuz varken devlet bu kadar hor kullanılamaz,
ekonomisi bu kadar yok edilemez. Şimdi, burada
getirmişsiniz üç tane temel kanun. Peki, Meclisin görevi ne arkadaşlar?
Gelelim buraya, kanunları tek tek okuyalım,
müzakere edelim, ondan sonra, bu kanunları ülke yararına, millet
yararına en uygun şekilde çıkaralım. Bakın, bugün
Trakya’da sel felaketi var. Yahu, şimdi, o sel felaketinde malını,
canını, mülkünü kaybeden vatandaşların Türkiye Büyük Millet Meclisinde
-bunların- derdine bir çare bulunması için, en azından acılarının
dile getirilmesi için burası bir mekân değil mi? Mekân. Nerede Hükûmetiniz? Nereye kaçmış bunlar? (AK Parti sıralarından
gürültüler) FEVZİ ŞANVERDİ
(Hatay) – Gereken yapılacaktır. KAMER GENÇ (Devamla)
- Nereye kaçmış, nereye? Bir söyleyin bakalım. Çıkıp da -bir
sel felaketi olmuş, gelmeliler- burada gündem dışı bir konuşma yapmalılar.
Ondan sonra, muhalefet partisi milletvekilleri gelmeli, bu vatandaşların
acılarının nasıl giderileceğini Parlamentoda Hükûmetten
dinlemeleri lazım. Hükûmet yok. Meclis de “Efendim,
ben kanunları toplu incelerim…” 20 tane maddeyi, 25 tane maddeyi,
efendim, bir madde diye inceleyeceksiniz. Bizim zaten konuşma hakkımız
yok. İşte, grup, zaten AKP’liler de gitmiş konuşmaları
kapatmış. Önerge verme hakkımız da yok. Ondan sonra ne olacak? Böyle
bir meclis çalışması olmaz sayın milletvekilleri. Böyle bir yasama
faaliyeti olmaz. Yani, bakın, bunu
en azından siz de benim kadar bilirsiniz. Eğer, sizler de şuralarda olmasaydınız
da şurada olsaydınız, inanınız ki bunların hepsine karşı çıkardınız.
Parlamentonun görevi, böyle, kendisinin görevini çeşitli tuzak…
İç Tüzük’te çıkarılmış bir tuzak hükümdür bu. İç Tüzük’ün bu 91’inci
maddesi çok tuzak bir maddedir. Ve bu maddeyi, Meclisin iktidar grubu
özellikle muhalefeti susturmak için getirmiş, Meclisin önüne koymuş.
Çok büyük bir tuzaktır. Böyle, kanunlar müzakere edilmeyecekse, bürokratlar
şey edecekse, o zaman Meclisin çalışmasına da gerek yok, burada bu
kadar 550 milletvekilinin de maaş almasına gerek yok. Şimdi, dün Avrupa’dan,
bu yeşil sermayeden mağdur olmuş vatandaşlar geldi. Zamanında, ben
1990’larda, 1995’lerde, 1989’larda falan bazen böyle havaalanına gidiyordum.
Bir bakıyordum ki, o zamanki Fazilet Partili, Refah Partili arkadaşlar
böyle her gün Avrupa’ya gidiyorlar. “Allah Allah,
bunlar nereye gidiyorlar ki böyle her gün.” diyordum. Sonradan anladım
ki, oralardan para toplamaya gidiyorlarmış. O paraları gitmişler… KEMALETTİN GÖKTAŞ
(Trabzon) – Kamer, palavra atma, palavra. KAMER GENÇ (Devamla)
– Palavra atanlar belli. Ondan sonra… Şimdi arkadaşlar geldiler,
bana dün konuşuyorlar, diyorlar ki: “Yahu, geldiler, bizim paralarımızı
camilerde topladılar, dediler ki…” BAŞKAN – Sayın
Genç, lütfen, söz aldığınız konuya dönün. KAMER GENÇ (Devamla)
– Sayın Başkanım, bakın, bu Parlamentonun çalışma usulüdür. Bakın… KEMALETTİN GÖKTAŞ
(Trabzon) – Sayın Başkan, madde üzerinde konuşmuyor. BAŞKAN – Siz de
lütfen müdahil olmayın. Lütfen Sayın
Genç… KAMER GENÇ (Devamla)
– Rica ediyorum Sayın Başkanım. Burası Danışma Kurulu… BAŞKAN – Lütfen
Sayın Genç. KAMER GENÇ (Devamla)
– Efendim, müsaade ederseniz ben size fikrimi söyleyeyim… KEMALETTİN GÖKTAŞ
(Trabzon) – Sayın Başkan, gündem dışı konuşuyor… BAŞKAN – Lütfen,
müdahil olmayın… KAMER GENÇ (Devamla)
– Danışma Kurulunun görevi Meclisin çalışma usullerini belirlemektir.
Dolayısıyla, burada gündem söz konusu değil, yani oradaki vatandaşlar
gelmiş diyor ki: “30 milyar dolar paramızı götürdüler.” BAŞKAN – Sayın
Genç, lütfen söz aldığınız konuya dönün. KAMER GENÇ (Devamla)
– Efendim, söz aldığımız konu, Danışma Kurulunun kararıdır… BAŞKAN – Söz aldığınız
konuya… Evet. Lütfen ona dönün. KAMER GENÇ (Devamla)
– Danışma Kurulunun kararı Meclisin çalışması… BAŞKAN – Lütfen
ona dönün. KAMER GENÇ (Devamla)
- Meclisin çalışmasında da… Şimdi diyorlar ki, bu kanunları görüşeceğiz…
Ben diyorum ki, bu kanunlarla vatandaşın sıkıntılarını dile getirelim…
Yani bunlar almışlar, o zaman yeşil sermayenin önündeki adamlar gelmiş,
Türkiye’de mahkûm olmuş, ceza almış, hapse giremiyorlar. Niye? Çünkü,
Hükûmet bunları koruyor. Niye koruyor? Vatandaş… BAŞKAN – Sayın
Genç, lütfen… KAMER GENÇ (Devamla)
– Efendim, rica ederim Sayın Başkan… BAŞKAN – Lütfen
konuya dönün… KAMER GENÇ (Devamla)
- Yani ben gündem dışı bir şey konuşmuyorum ki, gündemden konuşuyorum
tamamen… BAŞKAN – Lütfen
konuya dönün, lütfen. KAMER GENÇ (Devamla)
– Peki, ben bu konuları ne zaman dile getireceğim Sayın Başkan? Yani,
ben, Almanya’da paralarını, haksız olarak, alın terlerini, otuz
yıllık, kırk yıllık emeklerini kaybeden vatandaşlar bana milletvekili
olarak gelip de dertlerini anlatıyorlar ve ben bunları Parlamentoda
ne zaman dile getireceğim? BAŞKAN – Gündem
dışı söz alın Sayın Genç. KAMER GENÇ (Devamla)
– Efendim, gündem dışı konuşma sırası gelmiyor ki… Hayır, burada
geliyor. Efendim, bütün
mesele, o arkadaşlara da… Yani gitmişler… Efendim, bakın, Almanya’ya
gittiler, Alman hükûmetini… BAŞKAN – Sayın
Genç… Sayın Genç… Sayın Genç, lütfen konuya dönün! KAMER GENÇ (Devamla)
– Sayın Başkanım, yani, ben konunun dışında değilim ki! Yani, ben
hayret ediyorum. (AK Parti sıralarından gürültüler) BAŞKAN – Bakın,
lütfen… KAMER GENÇ (Devamla)
– Efendim, konunun üzerinde konuşuyorum. BAŞKAN – Sözünüzü
kesme mecburiyetinde bırakmayın! KAMER GENÇ (Devamla)
– Ben, başımdan geçen bir olayı anlatıyorum. BAŞKAN – Danışma
Kurulunun önerisiyle ilgili konuşun lütfen. AHMET AYDOĞMUŞ
(Çorum) – Konuyla ilgili konuş! KAMER GENÇ (Devamla)
– Sayın Başkanım, Danışma Kurulunun önerisi diyor ki: “Türkiye Büyük
Millet Meclisi bu hafta bunları görüşecek.” Ben de diyorum ki… BAŞKAN – Evet,
siz de aleyhte söz aldınız… KAMER GENÇ (Devamla)
– …Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu hafta bunları görüşmemesi
lazım, şu şu konuları da görüşmesi lazım. Bu,
tamamen gündeme bağlı bir şey. Lütfen, rica ediyorum yani. Böyle bir
şey olmaz ki! (CHP sıralarından alkışlar) Yani, diyoruz ki, sıkıntı
içinde olan vatandaşların sıkıntılarını burada görüşelim. Her konuyu
getirelim. Yani, burada bu kanunları böyle getirip de işte askerlikle
ilgili kanunları, sağlıkla ilgili kanunları, 30-40 maddeyi birden
değil de, tek tek madde olarak görüşelim diyorum.
Ha, bunları görüşürken diğer vatandaşların sıkıntılarını… İşte, Türkiye
Cumhuriyeti devletinin Başbakanı Almanya’ya gidiyor, Alman Başbakanı
karşısında vatandaşlarımızı oradaki polisler alıyor dayaktan geçiriyor.
Orada o manzaralar Türkiye Cumhuriyeti devletinin kişiliğini,
görüntüsünü zayıflatıyor mu, zayıflatmıyor mu? Niye zayıflatıyor:
Çünkü, o adamlar yıllarca alın terlerini dökerek, çalışarak, yememişler,
içmemişler; birileri gitmiş bunların dinî duygularını istismar
etmiş, paralarını toplamış ve bu paraları vermiyorlar. Vermeyenleri
destekleyenler de bugünkü Hükûmetin bazı adamları.
Boy boy resimleri var. Bana dün getirdiler,
gösterdiler. İşte “Sayın Kamer Genç, bunlar geldiler, şu bakanlar,
bizi kandırdılar, paralarımızı topladılar.” diyorlar. Burada attıkları
fabrika temellerinde bunların işte yan yana şeyleri var. Bunların
üzerine gidelim. Bu vatandaşlarımız sıkıntı içinde, intihar eden
insanlarımız var. Çünkü, yıllarca çalışmış, çalışmış, parasını
gelmiş birileri almış götürmüş! Getirelim, bu insanların dertlerine
bir çare bulalım. Nasıl bulacağız?
Parlamento buna çare bulacak. Parlamento geçen dönem bir Meclis
araştırması komisyonu kurmuş, ama Meclis araştırması komisyonunun
kararı… Komisyonun kurduğu… Komisyonluk dışında her şey var. İşte,
şimdi, bu Parlamentonun göreve başlamasından bugüne kadar dört ay
geçti sayın milletvekilleri, bir Meclis araştırmasını kabul ettiniz
mi? Etmediniz. Burada gündemde otuz-otuz beş tane Meclis araştırması
isteği var. Bu Meclis araştırması ve genel görüşme isteklerini ne
zaman kabul edeceksiniz? OSMAN GAZİ YAĞMURDERELİ
(İstanbul) – Zaman doldu, zaman. KAMER GENÇ (Devamla)-
Bunları ne zaman kabul edeceksiniz? (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) OSMAN GAZİ YAĞMURDERELİ
(İstanbul) – Zaman bitti. ÖZKAN ÖKSÜZ
(Konya) – Sekiz dokuz tanesi kabul edildi. KAMER GENÇ (Devamla)-
Efendim, hayır. ÖZKAN ÖKSÜZ
(Konya) – Küresel ısınma kabul edildi. (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) KAMER GENÇ (Devamla)
– Efendim, bir tane, bir tane… ÖZKAN ÖKSÜZ
(Konya) – Sekiz dokuz tanesi gündemde. KAMER GENÇ (Devamla)
– Sayın Başkanım, bir dakikalık bir sürem var. BAŞKAN – Bir dakika
ek süre verdim, tamamlayın lütfen. KAMER GENÇ (Devamla)
– Şimdi, bu Hükûmet zamanında… Bakın, bir şey
daha söyleyeyim. Evvelsi gün Millî Piyangoda bir Genel Müdür makamında
bir müfettiş tarafından öldürüldü. Allah rahmet etsin arkadaşımıza,
ben bir şey demiyorum. Ama, biz Türkiye Büyük Millet Meclisiyiz, acaba
otuz beş senelik bir müfettiş nasıl gitti bu Genel Müdürü öldürdü,
bizim görevimiz değil mi? Gidip… Ne vardı burada? Bizim bunu araştırmamız
lazım. Bu iktidar zaten denetimi kaldırdı. Birtakım müfettişler
gidip de oradaki o idareyle ilgili suistimalleri
buldukları zaman, hemen bir yolunu bulmuşlar, müfettişi değiştiriyorlar,
ikinci bir müfettiş! O ikinci müfettiş de, tabii -hepsi böyle değil
ama- makamını, mevkisini düşününce lehe bir rapor düzenliyor, suistimaller örtülüyor. Bunların üzerinde duralım,
bu memleket talan ediliyor. Bu millet en büyük soygunla karşı karşıya.
Hangi iktidar zamanında? Sizin iktidarınız zamanında en büyük
soygunla karşı karşıya. Bunları araştıralım, tespit edelim ve bundan
sonra da millete bunları söyleyelim sayın milletvekilleri. Bizi tabii burada
konuşturmak istemiyorsunuz. Ama, bence böyle bir Danışma Kurulu
raporu geçerli değildir. Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Genç. Aleyhte söz isteyen,
İstanbul Milletvekili Hasan Macit. Buyurun Sayın Macit. Süreniz on dakika.
HASAN MACİT
(İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Demokratik Sol
Parti ve şahsım adına yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Çok değerli arkadaşlar,
gene bir salı, haftanın Meclis çalışmasının ilk günü ve bir Danışma
Kurulu önerisi. Meclis açıldığından
bu tarafa her hafta salı günleri bir Danışma Kurulu önerisiyle karşı
karşıya geliyoruz ve o haftanın Meclisin çalışma gündemini belirleyen
bu Danışma Kurulu önerisi, ne yazık ki, geçmişte olduğu gibi bu hafta
da Türkiye’nin, Türk halkının gündemini ilgilendirmeyen konuların
getirildiği ve tartışıldığı bir hafta yaşıyoruz. Değerli arkadaşlar,
cuma, cumartesi ve pazar günleri Türkiye’de ne oldu? Türkiye’nin
Trakya’sında, İstanbul’unda, Ege’sinde, her tarafı sel bastı, sular
bastı; buralarda, özellikle yoksul kesim insanlarımızın yaşadığı
bodrum katlarını yaşanılamaz hâle getirdi, eşyaları kullanılamaz
hâle getirdi ve bu su baskınlarına neden olan görevlilerin, ne yazık
ki, bugün, Mecliste veyahut da yerel yönetimlerde yetkili olduklarını
görüyoruz. Bunlarla ilgili konuları konuşmayacağız, bunlarla
ilgili tartışmayı yapmayacağız da nelerle ilgili tartışma yapacağız?
Değerli arkadaşlar,
Tekirdağ’daydık hafta sonu, Edirne’deydik, Silivri’deydik. Oralarda,
zemin etüdü sağlam olmayan yerlere on dört-on beş katlı apartman yapılmasıyla
ilgili ruhsat verilmiş. Dereler doldurularak yol yapılmış, iskâna
açılmış. Peki, bu dereleri doldurarak iskâna açan ve ruhsat veren o
zamanın yöneticilerinin cezai müeyyideleri konuşulmayacak,
onlarla ilgili yaptırımlar konuşulmayacak da neleri konuşacağız? Değerli arkadaşlar,
yapanın yanına kâr kaldığı bir dönemde yaşıyoruz; eğer böyle olursa,
bundan sonraki süreçte de ne yolsuzlukların önü alınabilir ne su
baskınlarının önü alınabilir ve devamlı felaketle karşı karşıya
yaşarız. Çok değerli arkadaşlar,
geçen yıl, 2006 yılında, Sayın Başbakan Alibeyköy’de
bir açılış yaptı. Neydi bu açılış? Oradaki sel baskınlarıyla ilgili,
o bölgedeki insanlarımızın bir daha maruz kalmaması için altyapı
tesislerinin açılışıydı ve o açılışta Alibeyköy
halkına ne denildi? “Bir daha su baskınına maruz kalmayacaksınız.”
denildi. Peki, Alibeyköy halkı su baskınına
maruz kalmadı mı? Peki, bu altyapıyı yaparken bilim ve teknoloji
kullanıldı mı? Kullanıldı ise, acaba sel baskınları konusunda altyapı
düzenlemesiyle ilgili bilim ve teknik iflas mı etti? Yoksa, bilim
ve teknik hiçe sayılarak altyapı yatırımları mı yapıldı? Değerli arkadaşlar,
böyle bir açılışta Sayın Başbakanın bulunması ve “Bir daha siz su
baskını yaşamayacaksınız.” sözlerinin söylendiği bir açılıştan
sonra, yöre halkının tekrar su baskınına maruz kalması gerçekten
kaygı vericidir, düşündürücüdür diye düşünüyorum. Değerli arkadaşlar,
gündemimizde terör var. Gündemimizde esnafların sıkıntısı var.
Halkın gündemi ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminin farklı
farklı olması düşünülemez. Gündemimizde,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim konularının ele alınması
veya alınmaması var. Ben, geçen salı günü, burada, sizlerle, denetim
anlamında sorduğumuz sorularla ilgili düşüncelerimi paylaştıktan
sonra, Sayın Bakan çıktı yanıt verdi: “Efendim, size yanıt verdik,
gönderdik.” dedi. Evet, yanıt benim konuşmamdan sonra geldi. Ben o
hafta bir şeyi dile getirmiştim. Bu konuları devamlı dile getireceğim.
Her platformda dile getireceğim. Ben o sorumda şunu sormuştum: Demiştim
ki, dâhilde işleme rejimi kapsamında, hangi firmalara, ucuz olarak,
dâhilde işleme rejimi kapsamındaki ürünler verildi ve bu firmalar
dahilde işleme rejimi kapsamı dışında işlem yaptı? Hangi firmalara
hangi cezalar kesildi, diye soru sormuştum. Değerli arkadaşlar,
bana verilen yanıt işte burada. Bana verilen yanıtta diyor ki:
“Efendim, işte, dâhilde işleme rejimi kapsamında firmalara şu kadar
ton buğday verilmiştir, mısır verilmiştir. İşlemini yapmayanlar
için -işte şu maddenin şu kapsamı dâhilinde- cezai müeyyide uygulanmıştır.” Peki arkadaşlar,
cezai müeyyide uygulanan firmalar hangileri? Ve uygulanmayan
firmalar hangileri? Soygunu yapan firmalar hangileri? Ben bir milletvekili
olarak bunu öğrenmek istiyorum. Bu hakkım değil mi? Türk milletinin,
Türk milletinin vergileriyle oluşan bu bütçeden, soygun düzenine
dayalı olarak verilen paraların, kaybedilen paraların hesabını
sormak, bilmek hakkı değil mi? Niçin sorulan sorulara doğru dürüst
yanıt verilmiyor? Niçin yanıltılıyoruz? Değerli arkadaşlar,
biz hangileri diyoruz, hangileri bölümü atlanıyor. Lütfen, yürütme,
yani Hükûmet, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin
verdiği soru önergelerine doğru yanıt versin, doğru bilgilendirsin.
Doğru bilgilendirsinler ki, biz de, burada, yanılgıya düşmeden bu
konuları savunabilelim, bu konular üzerinde konuşabilelim, ne
yapacağımıza veya ne yapmayacağımıza karar verelim. Ama, bize
bilgilendirme yanlış gelirse, biz burada yanlış şeyleri söylersek,
hem zaman anlamında yanlış yapmış oluruz hem de doğruyu yapmamış oluruz.
Değerli arkadaşlar,
Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında, dâhilde işleme
rejimi kapsamında yasalara uymayan firmalar hakkında kovuşturma
açıldığını yazıyor. Peki, Sayın Bakan, Başbakanlık Yüksek Denetleme
Kurulu raporunda olan bu ibareyi görmüyor mu? Yoksa, bazı firmaları
kaçırma, bazı firmaları kollama, bazı firmaların ismini gündeme
getirmeme, taşımama gerçeğini mi, düşüncesini mi güdüyor? Açıkçası,
böyle bir soru karşısında beni yanıltan veyahut da doğru yanıt gelmediği
zaman şüphelerim fazlalaşıyor, kaygılarım fazlalaşıyor. Belki
yanlış düşüncelere, yanlış mecralara doğru gidiyorum ve belki haddimi
aşan sözler söylüyorum. Biz doğru bilgilendirilmek durumundayız, Hükûmet de bizi doğru bilgilendirmek mecburiyetindedir.
Değerli arkadaşlar,
biz, burada kendi adımıza görev yapmıyoruz. Biz, burada, temsil ettiğimiz
il ve halkımız adına, denetleme görevi anlamında bazı konuları
dile getiriyoruz ve ne yazık ki, bu konularla ilgili bize doğru
bilgi verilmiyor. Evet, Meclisin gündemi bu olmalı. Meclis gündeminde
denetleme konularına daha fazla ağırlık verilmesi gerekir diye
düşünüyorum. Değerli arkadaşlar,
biraz önce, su baskınlarıyla ilgili konuşmamda Alibeyköy’ü
dile getirmiştim. Gaziosmanpaşa’da da küçük sanayi sitesiyle
ilgili bir altyapı yapılırken, bir teknik eleman, bir mühendisimiz,
o yöre halkının, su baskını olabileceğini, bunun doğru planlanması
gerektiğini söylediğinde, “Ben mühendisim, ben sizden iyi bilirim.”
diyerek söyleyen bir arkadaşımız, belediye başkanı ve milletvekili
konumuna geldi ve bugün, küçük sanayi sitesinde, hâlâ, esnaf su altında.
Bunlar konuşulmayacak da ne konuşulacak? Lütfen, değerli
milletvekilleri, oyumuz çok, sayımız çok, biz istediğimiz gibi Meclisi
yönlendiririz, biz istediğimiz konuları görüşürüz, istediğimiz
konuları görüşmeyiz anlayışından, lütfen vazgeçin. Lütfen, Meclisin
ileriki haftalar içerisinde neler görüşeceği, neler görüşmeyeceği
bir sabitlensin ve biz de ona göre hazırlıklarımızı yapalım. Ona göre,
burada ne konuşacağımızın, ne konuşmayacağımızın kararını verelim.
Her hafta bir gündem değişikliği, her hafta bir değişiklik yaşamayalım
diye düşünüyorum. Değerli arkadaşlar,
gerçekten, halkımızın sıkıntıları çok büyük. Biraz önce Sayın Bakana
sorduğum dâhilde işleme rejimi sorusunun yanında, bir de kredi faizleriyle
ilgili bir soru yöneltmiştim. Hiçbir dönemde, ne esnaf kefaleti ne
esnafın kredileri ne de zirai krediler… BAŞKAN – Sayın Macit, konuya gelin lütfen. HASAN MACİT (Devamla)
– Efendim, bu, konumuzdur Sayın Başkan. Sayın Başkan, halkımızın sorunları,
esnafımızın sorunları, günlük yaşanan bu sıkıntılar, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin gündeminde olması gerekir diye düşünüyorum ve
bunları konuşmamız gerekir diye düşünüyorum ve bu nedenle de bu
konuları, biz, burada dile getiremeyeceğiz de nerede dile getireceğiz?
Değerli arkadaşlar,
hiçbir dönemde, zirai kredi faizleri ile esnaf kredi faizleri enflasyon
oranında olmamıştır, enflasyonun devamlı altında olmuştur. Eğer,
enflasyon oranında kredi faizleri olursa… (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Bir dakika
ek süre veriyorum, lütfen toparlayın. HASAN MACİT (Devamla)
– Teşekkür ederim Sayın Başkan. …o esnaf da o
çiftçi de batar, batar! Sayın Bakanın bana verdiği, zirai kredilerle
ilgili faizin yüzde 17 olduğunu yazıyor. Değerli arkadaşlar,
seçim bölgelerinize gittiğinizde övünüyorsunuz, “Enflasyonu
yüzde 8’e indirdik.” diye. Peki, zirai kredi faizleri, yüzde 8 ise
enflasyon yüzde 5 ise, kaç katı oluyor? Bu çiftçiyi batırmak için mi
politika uyguluyorsunuz? Çiftçiyi yok etme anlayışı içerisinde
mi uygulama yapıyorsunuz? Değerli arkadaşlar,
lütfen, bu konuları konuşalım; lütfen, halkın gündeminde olan konuları
konuşalım. Hepinize saygılar
sunarım. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Macit. Lehte bir söz talebi
olmuştur… KAMER GENÇ (Tunceli)
– Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyorum oylarken. BAŞKAN – Henüz
konuşmalar sürüyor Sayın Genç. Lehte bir söz talebi
olmuştur, Sayın Bülent Arınç, Manisa Milletvekili. Buyurun Sayın
Başkan. (AK Parti sıralarından alkışlar) On dakika süreniz
var. KAMER GENÇ (Tunceli)
– Geçmiş konuşmaları getirip burada konuşacağız! BÜLENT ARINÇ (Manisa)
– Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Danışma Kurulu
önerisi lehinde söz almış bulunuyorum. Bundan birkaç hafta önce,
bir vesileyle yaptığım konuşmada, Danışma Kurulu önerisinin ne
anlama geldiğini kısaca izah etmiştim. Zaten, bütün arkadaşlarımız
da biliyorlar ama her ne hikmetse bir arkadaşımız -pek çok arkadaşımızı
tenzih ederek söylüyorum- her vesileyle kürsüye çıkmakta, Danışma
Kurulu önerisiyle ilgili-ilgisiz, gündemle ilgili-ilgisiz pek
çok şeyler söylemekte, Genel Kurulun çalışma ahengini bozmakta ve
maalesef, üzücü tartışmalara yol açmaktadır. (AK Parti sıralarından
alkışlar) KAMER GENÇ (Tunceli)
– Sayın Başkan, müdahale edin, bana cevap veriyor. BÜLENT ARINÇ (Devamla)
– Değerli arkadaşlarım, ben, Sayın Genç’le birkaç dönem Mecliste
çalışma imkânı buldum, bu talihsizliğe uğrayanlardan birisiyim.
(AK Parti sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Kendisiyle tartışma
iddiasında da değilim, çünkü geçmişte, kendisine ağır sözler söyletmeye
çalışarak bundan yüklüce bir servet edindiğini de biliyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar) Açtığı tazminat davalarının mağdurlarından
bir tanesiyim. Grup Başkan Vekili olduğum sırada, kendisinin de
Başkan Vekilliği yaptığı sırada, bir tartışmaya mahal vermişti.
Grup Başkan Vekili olarak arkadaşlarımı teskin etmeye çalıştım. O
sırada “Saygısızlık yapma.” dediğim için aleyhimde tazminat davası
açmıştı. HÜSEYİN TAYFUN
İÇLİ (Eskişehir) – Sataşma var Sayın Başkan, konuyla ilgili konuşmuyor. BAŞKAN – Sayın Arınç, konuya dönün lütfen. BÜLENT ARINÇ (Devamla)
– Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, sizi zor durumda bırakmak istemiyorum. Ondan 1 milyar
tazminata mahkûm oldum, sadece “Saygısızlık yapma.” dediğim için.
Bu konuda dersliyim, kendisiyle tartışmaya girmeyeceğim, ama, sayın
başkan vekillerimizin de görevlerini daha iyi yapabilmeleri konusunda
bir önerim olacak. Şimdi, Danışma
Kurulunun önerisinin lehinde konuşuyorum, çünkü, grup başkan vekili
arkadaşlarımdan bildiğim kadarıyla, haftanın çalışma programı
düşünülürken, bir arkadaşımız, kendi yaptıkları çalışmayı, grubu
olan diğer partilerimizin de grup başkan vekillerine iletmektedirler.
Mümkünse oy birliğiyle, yani anlaşma yaparak, değilse de grup önerisiyle
bu konu Genel Kurulun gündemine gelmektedir. Değerli arkadaşlarım,
bizim parlamenter sistemimizde ve mevcut İç Tüzük’ümüzde Parlamentoyu
iktidar çalıştırır. İktidar ya tek başına bir
iktidar olur ya koalisyonlar olur. Burada başbakanlık
yapmış, grup başkan vekilliği yapmış pek çok arkadaşımız var. İstesek
de istemesek de böyledir. İktidar grubu parlamento çalışmalarına
yön verir. Kızarız, çağırırız bağırırız. Ben de muhalefette uzun
yıllar milletvekilliği yaptım, ama bir gerçek var ki, sonunda bir öneri
gelirse, Sayın Başkanımızın yapacağı şey, tartışmalardan sonra
“Kabul edenler… Etmeyenler…” demekten ibarettir. Burada çalışma
barışının iyi bir şekilde kurulabilmesi için gruplar arasındaki
ilişkilerin de sağlıklı olması gerekir. Yani, spontane, kendiliğinden,
de facto, “Biz istersek yaparız.” anlayışı
her zaman yanlıştır. Ben, partilerimizin grup başkan vekillerinin,
hem deneyimli hem de Parlamentonun çalışması konusunda birbirleriyle
yardımlaşma içinde olduklarına inanıyorum. Bunun aksi olabilir,
herhangi bir parti grubu kendi önerisinde ısrarlı olursa, o da Genel
Kurulda tartışılır ve nihayet sizlerin oylarıyla buna karar verilir.
KAMER GENÇ (Tunceli)
– Bağımsızların söz hakkı yok mu? BAŞKAN – Sayın
Genç, müdahale etmeyin lütfen. BÜLENT ARINÇ (Devamla)
– Değerli arkadaşlarım, bizim parlamenter sistemimizde, ne yazık
ki, bağımsız milletvekillerimizin ve grubu
olmayan partilerin milletvekillerinin çok fazla söz hakkı yoktur. KAMER GENÇ (Tunceli)
– Olması gerek. BÜLENT ARINÇ (Devamla)
– Bu da İç Tüzük’ümüzde böyle düzenlenmiştir. Bunun için de herkesin
oturduğu yerden bağırıp çağırmasına gerek yoktur. En azından, Sayın
Hasan Macit arkadaşımız gibi, gelir, gayet
güzel, Genel Kurula saygıyla hitap eder ve bu hitabın arkasından da
görevini yapmış olarak yerine döner. Yoksa, 550 kişilik Parlamentoda,
bir sayın milletvekilinin, ikide bir sesini yükselterek, kendi egosunu
tatmin amacıyla Genel Kurulun havasını bozmaya da hakkı yoktur.
(AK Parti sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlar,
ben sayın başkan vekillerimizin, özellikle Sayın Akşener’in
biraz evvelki tutumunun da çok yerinde olduğunu düşünüyorum. Bakınız,
bütün çalışmalarımızı yirmi dört saat Meclis televizyonu yayınlıyor
ve bütün Türkiye, hatta, İnternet’ten de yayın
yapıldığı için bütün dünya bizi izliyor. Burada milletvekillerimizin
konuşmaları, konuşmalarının yanında kıyafetleri, el kol hareketleri,
cep telefonlarıyla konuşmaları, birbirlerine yüksek sesle hitap
etmeleri, kahkaha atmaları da izleniyor. Meclis Başkanlığı
yaptım, grup başkan vekilliği yaptım, bütün bunları çok yakından yaşadım.
Burası Türkiye’nin aynası olmalıdır. Buraya gelen herkes bir saygıyı,
bir nezaketi, bir vakarı muhafaza etmelidir. Burada kim konuşuyorsa
kürsüde, 70 milyonun kendisini izlediğini bilmelidir. Biz Türk
milletinin temsilcisiyiz. Bu milletin geleneklerine, örf ve âdetine
saygı duymalı ve düşünce kurallarına uygun konuşmalıyız. Herkes her istediğini söyleyemez, herkes
her istediğini yapamaz. Herkes birbirine hitap ederken azami nezaket
içerisinde olmalıdır. Bizim kurallarımız da bunu gerektirir. “Sayın
Başkan” deriz, “sayın milletvekilleri” deriz, “Sayın Kamer Genç” deriz,
“Sayın Ahmet Korkmaz” deriz. Neyse… Bunu söyleriz, söylemek de zorundayız.
HÜSEYİN TAYFUN
İÇLİ (Eskişehir) – Sayın Başkan, ne ilgisi var? BÜLENT ARINÇ (Devamla)
– Ben eminim ki, Sayın Kamer Genç beni hiç sevmez. Çok doğrudur, ben de
onu hiç sevmem. (AK Parti sıralarından gülüşmeler, alkışlar) KAMER GENÇ (Tunceli)
– Sayın Başkan, böyle olur mu? BÜLENT ARINÇ (Devamla)
– Ama, ben her zaman “Sayın Kamer Genç” diye hitap ederim. “Sayın” kelimesini
kullanmadan, ne kürsüden ne buradan ne oradan hiçbir zaman kendisine
hitap etmem. İki şeyden dolayı: Bir, milletvekilidir, milletvekilleri
toplumun en saygın insanlarıdır, kim olursa, kim seçmiş olursa olsun
milletimizin temsilcisidir. KAMER GENÇ (Tunceli)
– Sayın Başkan, bunları ben söylesem beni konuşturmazdınız. BÜLENT ARINÇ (Devamla)
– Hem kendisine hem de onu seçen millete saygımdan dolayı “sayın” demek
mecburiyetini hissederim ve bunu seve seve
yaparım. Bunu Türkiye’nin Cumhurbaşkanı için de yaparım, bunu Türkiye’nin
Başbakanı için de yaparım. Türkiye’nin
Cumhurbaşkanından ikide bir “Abdullah Gül”, Türkiye’nin Başbakanından
ikide bir “Tayyip Erdoğan” gibi bahsetmek, çok
saygısız bir hitap tarzıdır. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bu
çok yanlış bir şeydir. Bu hitap tarzı, Sayın Kamer Genç’in, zaman zaman içki sofralarında kadeh arkadaşlarına seslendiğinin
bir benzeri olarak karşımıza çıkıyor. (Gürültüler) KAMER GENÇ (Tunceli)
– Bana sataşma yapıyor Sayın Başkan. HÜSEYİN TAYFUN
İÇLİ (Eskişehir) – Ne alakası var Sayın Başkan. BAŞKAN – Sayın Arınç, lütfen konuya dönün. BÜLENT ARINÇ (Devamla)
– Bu çok yanlış bir şeydir. BAŞKAN – Sayın Arınç, lütfen konuya dönün. BÜLENT ARINÇ (Devamla)
– Lütfen arkadaşlar, burada saygımızı muhafaza edeceğiz, sevgimizi
muhafaza edeceğiz, seviyeyi muhafaza edeceğiz. Bakın, İç Tüzük’ümüzün
67’nci maddesi: “Genel Kurulda kaba ve yaralayıcı sözler söyleyen
kimseyi Başkan derhal, temiz bir dille konuşmaya, buna rağmen temiz
bir dille konuşmamakta ısrar ederse kürsüden ayrılmaya davet eder.” KAMER GENÇ (Tunceli)
– Bu konuşma da kaba ve yaralayıcı değil mi? HÜSEYİN TAYFUN
İÇLİ (Eskişehir) – Danışma Kuruluyla ne alakası var bunun? BÜLENT ARINÇ (Devamla)
– 66’ncı madde Başkanın söz kesmesidir, 68’inci madde gürültü ve kavgaya
yol açan olaylardır. Siz saygılı olmazsanız,
kendinize saygı bekleyemezsiniz. Biz bütün milletvekilleri, geçmiş
on dönem öncesinden yirmi dönem sonrasına kadar, bu Parlamentoda
görev yapmış, halkın tercih ettiği her insana saygı göstermek mecburiyetindeyiz.
Siz soygundan, hırsızlıktan, her geldiğinizde burada bazı insanları
hedef göstererek bahsederseniz çok yanlış yaparsınız. Bu Meclisin gündemini
günlük gazeteler belirlemez, yani, her gün gazeteleri açıp bugün
ne olmuş diye Genel Kurulun gündemine bunu gündem dışı konuşmalarla
getirebilirsiniz veya birkaç noktada söz söyleyerek getirebilirsiniz.
Türkiye’nin gündemi bellidir. Bu gündemle ilgili olan Meclisimiz
vardır, Hükûmet vardır, ilgili kurum ve kuruluşlar
vardır. Bakınız,
1999’un Ağustos ayında Kocaeli depremini yaşadık, arkasından Sakarya
depremini yaşadık ve siz o gün Başkan Vekili olarak da, biz de Parlamentoda
bulunan insanlar olarak da, Çalışma Bakanlığında -Sosyal Güvenlik
Kanunu görüşülüyordu- Sayın Yaşar Okuyan, depremin olduğu tüm günlerde,
“Birkaç gün ara verelim, Türkiye’nin her tarafında bu acı yaşanıyor,
bu kanunu birkaç gün sonra görüşsek olmaz mı?” dediğimizde, “İstiklal
Harbinde bile Meclis açık kaldı, kanunlar görüşüldü.” demişti. Yani,
depremde binlerce insanımızın can verdiği bir zamanda bile bu Meclis
bu çalışmaları yapıyordu ve o çalışmalar sırasında, yine bu Sayın
Arkadaşımızın buna benzer konuşmalarıyla -bir gece vaktiydi, hiç
unutmuyorum- gülüşmeler yaşandı. Arkadan cep telefonlarımıza gelen
şuydu: “Utanmıyor musunuz? Allah’tan korkmuyor musunuz? Depremde
ölen insanların acısı yüreğimizdeyken siz Mecliste gülüşüyorsunuz!”
demişlerdi. Bu Meclisten Türkiye’ye iyi mesajlar, iyi görüntüler,
iyi örnekler vermeye mecburuz. Her fırsatta buraya çıkarak birbirimizi
tahrik etmenin, birbirimize saygısızlık yapmanın âlemi yok ki! Danışma Kurulu
önerisi dört tane partinin imzasıyla geliyor. Sözlü sorularsa görüşülecek.
Burada, bağımsız milletvekillerimize düşen
görevin İç Tüzük’ün kendilerine tanıdığı hakları kullanmaktan
ibaret olduğunu söylemeliyiz. Elbette, Danışma Kurulu önerisi üzerinde
görüşülebilir. Elbette, şahsı adına bir söz talebi olabilir kanun
teklif ve tasarılarında. İmkân buluyorsanız bazı komisyonlarda
temsil edilebilirsiniz. (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BÜLENT ARINÇ (Devamla)
– Ama “Ben her defasında konuşacağım. Her şeye rağmen konuşacağım.
Herkesi dinlemeye mecbur bırakacağım ve ağzıma geleni söyleyeceğim…”
Bu, hiçbir zaman olmamalı arkadaşlar. Biz, arkamızda
iyi izler bırakan ve milletin çaresini, derdini, çalışmalarını,
çabalarını iyi ortaya koyan örnek insanlar olmalıyız. Sayın Kamer
Genç’in buna, bundan sonra da riayet edeceğini ümit ediyorum. Hatalarımız,
yanlışlarımız olabilir. Eleştirilecek yönler de olabilir. Sorularınız
-yazılı, sözlü- elbette denetleme konusunda kullanılabilir. 20
kişi bulursunuz Meclis araştırması verirsiniz, 55 kişi bulursunuz
Meclis soruşturması verirsiniz. Şu İç Tüzük’ün içerisinde bütün
imkânları, her arkadaşımız kendi statüsü gereği kullanabilir, ama
“Her defasında ben konuşacağım, ben yapacağım, ben eleştireceğim…”
Böyle bir şeye hakkımız olmadığını düşünüyorum. Meclisimizin, en
azından Danışma Kurulu önerisiyle, bir çalışma gününe başlayacağı
yerde, bu lüzumsuz tartışmalara girmek hepimizi üzmektedir. (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BÜLENT ARINÇ (Devamla)
– Evet, önerinin lehinde konuşmak için söz aldım, ama, epeydir Meclisimizi
meşgul eden bir konuda, biraz da haddimi aşarak, konuşma ihtiyacını
duydum. Hepinizden özür diliyorum ve saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Başkan. KAMER GENÇ (Tunceli)
– Sayın Başkan… BAŞKAN – Buyurun
Sayın Genç. KAMER GENÇ (Tunceli)
– Konuşmacı bana sataştı. Sataşmadan dolayı söz istiyorum efendim.
TANSEL BARIŞ
(Kırklareli) – Haklı. BAŞKAN – Yerinizden
olur mu? KAMER GENÇ (Tunceli)
– Hayır efendim. BAŞKAN – O zaman,
çok kısa, iki dakikalık bir söz hakkı tanıyorum size. KAMER GENÇ (Tunceli)
– İki dakika yetmez Sayın Başkan. BAŞKAN – İki dakikalık
söz hakkı tanıyorum Sayın Genç. Yeni bir sataşmaya
mahal vermemek kaydıyla açıklamanızı yapın lütfen. V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR VE AÇIKLAMALAR
(Devam) 2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Manisa
Milletvekili Bülent Arınç’ın, konuşmasında,
şahsına sataşması nedeniyle konuşması KAMER GENÇ (Tunceli)
– Sayın Başkan, biraz önce burada konuşma yapan konuşmacı on dakika
sırf bana sataştı. On dakika! Yani, hepiniz kulaklarınızla duydunuz.
Bana dedi ki: “Benden tazminat aldı.” Ben kendisinden tazminat almadım.
Söylesin. Ben Erbakan’a ödedim, Refah Partisine ödedim, Fazilet
Partisinden en azından 15 tane milletvekiline tazminat ödedim, Tayyip Erdoğan’a ödedim, Mehmet Ali Şahin’e ödedim.
Tazminatları ödeyen benim. Ben kimseden tazminat almamışım. Yani,
“Epeyce de yüklü tazminat aldı.” diyor. Şimdi bakın, bu
kürsüye çıkan insanların dürüst konuşması lazım. Ben bir gün burada
konuşurken, Bülent Arınç da burada… BAŞKAN – Bir saniye
Sayın Genç… KAMER GENÇ (Devamla)
– Efendim, bir dakika… BAŞKAN – Sayın
Genç, lütfen siyasilerle ilgili konuşurken… KAMER GENÇ (Devamla)
– Bir dakika, bir şey söyleyeyim Sayın Başkan… O zaman konuşturmayın
bizi canım! BAŞKAN – …“sayın”
sıfatını kullanın lütfen. KAMER GENÇ (Devamla)
– Yani, olur mu, sabahtan beri şeref ve haysiyetimizle oynanıyor burada,
karşı çıkmıyorsunuz! (AK Parti sıralarından sıra kapaklarına vurmalar) BAŞKAN – “Sayın”
sıfatını kullanın lütfen. KAMER GENÇ (Devamla)
– Ondan sonra, ben bir gün burada konuşurken dedim ki: “Bu hükûmet nerede?”
Bülent Arınç da, Refah Partisi mi, Fazilet Partisi
mi, Grup Başkan Vekili. Tutanakları getirteceğim. Dedi ki: “Sayın Başkan haklıdır, hükûmetin
burada oturması lazım.” Ben Bülent Arınç’ın
burada yaptığı konuşmaları getirip, şey edersem… BAŞKAN – “Sayın
Arınç” demelisiniz. KAMER GENÇ (Devamla)
– Efendim, “sayın” demiyorum ben. Ben kişinin nüfus cüzdanındaki ismiyle
hitap ediyorum. BAŞKAN – Lütfen
Sayın Genç… Lütfen Sayın Genç… KAMER GENÇ (Devamla)
– Demiyorum isim, demiyorum! MEHMET EMREHAN
HALICI (Ankara) – Taraflı davranıyorsunuz, Sayın Başkan, yakışıyor
mu size? KAMER GENÇ (Devamla)
– Şimdi, bakın, Bülent Arınç’ın yaptığı konuşmaları
getirip burada okursam… BAŞKAN – Müdahalede
bulunmayın lütfen. KAMER GENÇ (Devamla)
– …kendisi bir daha bu salona gelmez. Basının karşısına
çıkmıştır demiştir ki: “On sekiz göbek, bir tane akrabamı ben Meclise
almadım.” Basın getirmiştir kendisinin en yakın adamları… (AK Parti
sıralarından gürültüler) Benim oğlum da çalışıyor canım. Oğlum da
çalışıyor. Yalan söylemek yanlış. BAŞKAN – Lütfen
Sayın Genç… KAMER GENÇ (Devamla)
– Yalan söylemek yanlış. BAŞKAN – Sayın
Genç… KAMER GENÇ (Devamla)
– Şimdi, ama derseniz ki, on sekiz göbek ben kimseyi almadım… BAŞKAN – Sataşmaya
mahal vermeyin lütfen. KAMER GENÇ (Devamla)
– Arkadan iki tane akrabanız çıkarsa, bu kötü. Herkesin çocukları
çalışıyor burada. OSMAN GAZİ YAĞMURDERELİ
(İstanbul) – Yalan söylüyorsunuz! KAMER GENÇ (Devamla)
– Şimdi, Sayın Başkan, ben, burada ne konuştuğumu bilen bir insanım.
Ben, 1980’den beri Parlamento hizmetini yapan bir insanım. BAŞKAN – Çok tecrübeli
bir milletvekilisiniz, sataşmaya mahal vermeyin lütfen. KAMER GENÇ (Devamla)
– Ben burada parlamenterlik yaparken burada, birileri daha kısa
donla geziyorlardı. Onun için, lütfen… Ama, bizi de yani bakın… Bir dakika o zaman
verin de efendim, konuşmamı bitireyim. BAŞKAN – Yok, hayır…
Tamamlayın lütfen… KAMER GENÇ (Devamla)
– Ama, Sayın Başkan… Lütfen, rica ediyorum.. (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Çok teşekkür
ederim Sayın Genç. KAMER GENÇ (Devamla)
– On dakika bana sataşıldı! Neyse… VII.- ÖNERİLER (Devam) A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ (Devam) 1.- Gündemdeki sıralama ve çalışma saatlerinin
yeniden düzenlenmesi ile 20/11/2007 ve 27/11/2007 Salı günkü birleşimlerde
sözlü sorulardan sonra, diğer denetim konularının görüşülmeyerek,
kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine ve 21/11/2007 ve
28/11/2007 Çarşamba günleri sözlü soruların görüşülmemesine; 33,
34 ve 47 sıra sayılı Kanun Tasarılarının İç Tüzük’ün 91’inci maddesine
göre temel kanun olarak ve bölümler halinde görüşülmesine ilişkin
Danışma Kurulu önerisi (Devam) BAŞKAN – Danışma
Kurulunun önerisini oylarınıza sunuyorum… KAMER GENÇ (Tunceli)
– Karar yeter sayısı istiyorum. OSMAN GAZİ YAĞMURDERELİ
(İstanbul) – Hadi güle güle! BAŞKAN – Karar
yeter sayısı arayacağım. Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… OSMAN GAZİ YAĞMURDERELİ
(İstanbul) – Kamer Bey, elini kaldır! BAŞKAN – Kabul
edilmiştir, karar yeter sayısı vardır. OSMAN GAZİ YAĞMURDERELİ
(İstanbul) – Bravo Kamer Bey! BAŞKAN - Gündemin
“Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz. VIII.- SORULAR VE CEVAPLAR A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI 1.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in,
Gökçeler Barajı yapımının 2008 yılı programına alınıp alınmayacağına
ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/14) ve yazılı
soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması BAŞKAN – Soruyu
cevaplandıracak Sayın Bakan? Yok. Bu önerge üç birleşim
içinde cevaplandırılmadığından, İç Tüzük’ün 98’inci maddesinin
son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilmiştir. Önerge gündemden
çıkarılmıştır. RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, Tayfur Bey konuşmak istiyor. BAŞKAN – Önerge
sahibi, söz mü istiyorsunuz? TAYFUR SÜNER
(Antalya) – Evet. BAŞKAN - Buyurun.
Sayın Süner, beş dakika süreniz var. (CHP sıralarından
alkışlar) TAYFUR SÜNER
(Antalya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Antalya’daki Gazipaşa
ilçesi, ülkemizin muz üretiminin büyük bir kısmını gerçekleştirmektedir.
İlçemizde aynı zamanda seracılıkla da uğraşılmaktadır. Ülke tarımına
çok önemli katkılar sağlayan bu ilçemizde kuraklık ve deniz sularının
yer altı sularına karışmasından dolayı bitkilerde kurumalar meydana
gelmektedir. Planlaması yapılmış olan Gökçeler Barajı Gazipaşa
ilçemiz için çok büyük önem arz etmektedir. “Şu anda barajın projesi
yapım aşamasındadır. Projenin bitmesinden sonra maliyet hesaplanarak
yatırım programına alınmaya çalışılacak. Bunların gerçekleşmesi
sonucu da baraj yapımı en erken 2009 bütçesinde alınabilir.” denmektedir.
Bu baraj gerçekten bölgemiz ve ülkemiz için çok büyük önem arz etmektedir.
Üstünde önemle durulması gerekmektedir. Yazılı olarak da cevap verilse,
sözlü olarak da cevap verilse, demek ki 2009 bütçesine ancak alınabilecektir.
Bu kadar önemli bir barajın savsaklayarak 2009 senesine alınması
demek, Antalya’nın muz üretiminin, yani Gazipaşa ilçesinin muz
üretiminin sabote edilmesi demektir. Lütfen, Sayın
Bakanımız ve Hükûmetimizin, Gökçeler Barajı’yla
ilgili yapım çalışmalarını hızlandırmasını talep ediyorum. Bu
vesileyle saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Süner. 2- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in,
Antalya-Alara Çayından kullanılan içme suyuna
ve Alaca Çayının çevresindeki arıtma tesislerine ilişkin Çevre ve
Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/15) ve yazılı soruya çevrilmesi
nedeniyle konuşması BAŞKAN – Soruyu
cevaplandıracak Sayın Bakan? Yok. Bu önerge üç birleşim
içinde cevaplandırılmadığından, İç Tüzük'ün 98'inci maddesinin
son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilmiştir. Önerge gündemden
çıkarılmıştır. Önerge sahibi
söz istemektedir. Buyurun Sayın Süner. TAYFUR SÜNER
(Antalya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Antalya’nın Gündoğmuş
ilçesinden doğan Alara Çayı Manavgat’ın Boztepe köyü yakınlarından denize dökülmektedir.
Yaklaşık 70 kilometre uzunluğu olan bu çay Manavgat ile Alanya ilçelerinin
sınırını ayırmaktadır. Dört belde, dokuz köye
içme suyu pompalanmakta olan Alara Çayı son
iki yıldır bir çevre felaketiyle karşı karşıyadır. Çayın etrafında
yer alan tesislerin kanalizasyonlarının buraya bırakılması sonucunda
çevre, belde ve köylerdeki vatandaşlarımızın sağlıkları ciddi anlamda
tehlikeye girmektedir. Alara Çayı’nın üzerinde
bulunan Manavgat ile Okurcalar beldesinin sınırını belirleyen
köprünün altındaki sazlıklarda yer alan iki büz kirliliğe neden olmaktadır.
Her iki büzün de görüntüsü resimde… Üç gün önce aldım. İki tane kanalizasyon
sağlıksız bir şekilde çaya akmaktadır ve buradan da içme suyu elde
edilmektedir. Sayın bakanlarıma bırakacağım çayın görüntüsünü.
Bu büzlerin kısa zamanda kapatılarak arıtma sistemine bağlanmasını
diliyorum. Sorunlar gerçekten
vahimdir. İnsanlık ve turizm adına ayıptır. En kısa zamanda çözülmesi
dileğiyle, Genel Kurula ve Sayın Başkanıma saygılar sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Süner. 3.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Türk Tarih
Kurumu Başkanının bazı açıklamalarına ilişkin Başbakandan sözlü
soru önergesi (6/17) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması BAŞKAN – Soruyu
cevaplandıracak Sayın Bakan? Yok. Sayın Genç? KAMER GENÇ (Tunceli)
– Konuşacağım efendim. BAŞKAN – Bu önerge
üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, İç Tüzük’ün 98’inci
maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilmiştir. Önerge
gündemden çıkarılmıştır. Buyurun Sayın
Genç. Beş dakika süreniz
var. KAMER GENÇ (Tunceli)
– Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ama, Sayın Başkanın bugünkü bana karşı tavrını da halka şikâyet ediyorum.
Benden önceki
konuşmacı tam on dakika benim içkimden bahsetti, servetimden bahsetti.
Yani, ne kadar olmayan şeyleri iftiralar yoluyla bana iftira attı.
Ama bana iki dakika söz verdi, o iki dakikayı da yarısını kendisi
müdahale etti Sayın Başkan. Biz burada parlamenteriz.
Bu Parlamentoda halkın hakkını savunmak zorundayız. İktidar partisinin
kölesi değiliz. İktidar partisinin de paraleli doğrultusunda hareket
edemeyiz. Lütfen, rica ediyorum, diyorsanız ki… Siz de bizim buradaki
konuşmamızdan da rahatsız oluyorsanız, o da, rahatsız olmayın efendim. Şimdi, sayın milletvekilleri,
soru önergemde Türk Tarih Kurumu Başkanı, Türkiye’deki Alevilerin
Ermeni dönmesi olduğunu söyledi. Bunu bir televizyon programında
söyledi. Şimdi, insanlar Ermeni olur, Türk olur, Kürt olur, Laz olur,
Çerkez olur, Amerikalı olur; bunlar önemli değil. Ben Aleviyim. Aleviliğin
özünde tasavvuf felsefesi vardır. Yüce Allah der ki: “Ben, bütün insanları
kendimden yarattım, kendime alıyorum, hatta insanları değil, bütün
canlıları.” demiş. Onun için, Alevi inancında insanlar vefat ettiği
zaman “Hakk’a yürüdü.” derler. Biz, değil insanları,
bütün canlıları Alevi inancındaki insanlar hoşgörüyle karşılar,
saygı duyar. Ama, bu Türk Tarih Kurumu Başkanının “Aleviler, dönme
Ermeni’dir.” demesinin altında bir hakaret var. “Dönme” kelimesi
hakareti ihtiva eder. Yani, yoksa… “Dönme” biliyorsunuz, işte, erkekten
kadına, kadından erkeğe… Yani, bunda gülünecek şey yok. Bunun anlamı
bu. Ama sizler kendinize… Yahu anlamıyorum, öyle şeylere gülüyorsunuz
ki! Yani, bunlara “dönme” denir. Şimdi, Aleviler
yıllarca bu memlekette ezilmiş kişilerdi. İnançlarını yerine getirmemişlerdir.
Devletin bütçesine, Diyanet İşleri bütçesine muazzam miktarda
vergi verirler, ama, kendi ibadetleri, inançları doğrultusunda kendisine
bir ibadethane yapılması konusunda, kendi inançlarını yayacak,
kendi inançlarına uygun din adamlarını yetiştirmek konusunda,
ders kitaplarında bunların inançlarına uygun herhangi bir hoşgörüyle
bakılmıyor, herhangi bir sarfiyat yapılmıyor. Diyanet İşleri Başkanlığının
bütçesinde… Mesela, aşağı yukarı 100 binin üzerinde personel çalışmaktadır.
Maalesef, Alevi inancındaki insanlar buraya alınmamaktadır. Hele
hele şu son Hükûmet zamanında,
zannedersem 2.500 küsur, Diyanet İşlerine alınan personel diğer devlet
dairelerine yatay geçişle geçiyor. Geçen gün, Tunceli’nin
Ovacık ilçesinde bir vatandaş bana telefon ediyor, diyor: “Yahu, Kamer
Bey, burada bir tane cami var” diyor, “sekiz tane imam var” diyor. Bu Hükûmetin yaptığı en önemli… FATİH ÖZTÜRK
(Samsun) – Nerede? KAMER GENÇ (Devamla)
– Ovacık’ta dedim. FATİH ÖZTÜRK
(Samsun) – Nerede? Hangi cami? KAMER GENÇ (Devamla)
– Ovacık’ta dedim kardeşim! FATİH ÖZTÜRK
(Samsun) – İsmi ne caminin? KAMER GENÇ (Devamla)
– Efendim, aç, sor! Aç, sor işte. Tunceli’nin Ovacık ilçesinde diyorum. ALİ KOYUNCU
(Bursa) – Yalan! BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen… Lütfen müdahil olmayın. FATİH ÖZTÜRK
(Samsun) – Hangi cami? KAMER GENÇ (Devamla)
– Yahu, tek cami var! “Hangi cami” var mı! Ovacık’ta tek cami var. BAŞKAN – Sayın
Genç, siz de konuya geçin lütfen. KAMER GENÇ (Devamla)
– Neyse…(AK Parti sıralarından gürültüler) Yahu, ayıbı mayıbı yok kardeşim! İmam da ata, ama bilim adamı da
ata. ORHAN KARASAYAR
(Hatay) – Bir camiye sekiz imam olur mu? Belge göster. KAMER GENÇ (Devamla)
- Yahu, işte, yapıyorsunuz. Şimdi… BAŞKAN – Sayın
Genç… KAMER GENÇ (Devamla)
– Neyse… Sayın Başkan,
bana müdahale edeceğinize bunlara müdahale edin. BAŞKAN – Onlara
da müdahale ettik Sayın Genç. KAMER GENÇ (Devamla)
– Şimdi, Alevi inancında hoşgörü vardır. Alevinin inancının temeli
bilimdir. İslam dini çok yüce bir dindir. Bu yüce dini dünyada saygıdeğer
hale getirmek için, bunun, ilim yoluyla, çağdaş yorum yoluyla insanların
yaşamasına kolaylıklar sağlayacak, bilime önem verecek bir düzeyde
uygulanması bizim temel ilkemizdir. Dolayısıyla, Alevi inançlı
insanları her vesileyle çıkıp da, şurada burada kötülemek… Geçen gün bir
milletvekiliniz diyor ki: “Alevilerle satanistler
birbirlerine yakın.” diyor. Böyle bir şey olur mu? Eğer buna siz de iştirak
etmiyorsanız, o milletvekilinize bir tane disiplin cezasını verin. Yani, birileri
çıkacak, bu kitleyi kötüleyecek, ondan sonra, Diyanet İşleri Başkanlığı
bütçesinde, bu Alevi inançlı insanların ibadetlerini yerine getirmesi
için hiçbir ödenek ayırmayacaksınız… (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Genç, bir dakika ek süreniz var. KAMER GENÇ (Devamla)
- …onlara gerekli hoşgörüyü göstermeyeceksiniz, ama, Türk Dil Kurumu
Başkanı çıkıp da “Aleviler dönme Ermenilerdir” dediği zaman da…
Hatta, içinizde gülenler de var; ben, o gülenlere, dönme onlardır diyorum.
Öyle diyorum, başka ne diyeyim? O gülerse, ben de onlara, dönme sizsiniz
derim. Dolayısıyla,
bakın, hepimiz insanız. BAŞKAN – Sayın
Genç… KAMER GENÇ (Devamla)
– Her insanın haysiyeti var, onuru var. Sizin nasıl haysiyetiniz,
onurunuz varsa, bir Hristiyanın da aynı derece
onuru ve haysiyeti vardır, bir Alevinin de onuru ve haysiyeti vardır,
hatta dinsizin de haysiyeti, onuru vardır. Biz, sizlerden,
yani kendini çok fazla dindar kabul edenlerden, en az onlar kadar
İslam dininin yüceliğine inanan ve onun yücelmesi için her zeminde
çalışan insanlarız. Bunu bilmeniz gerekiyor, ama birtakım sapık
düşünceli insanların düşünceleri karşısında da, maalesef, işte,
gerçekleri söylediğimiz zaman, bu sapık düşünceli insanlar çıkıp
bizi kötülüyor. Bizim inancımız budur. Saygılar sunuyorum
efendim. BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Genç. 4.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, bir televizyon
programında yaptığı konuşmaya ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi
(6/18) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması BAŞKAN – Sayın
Bakan? Yok. Bu önerge üç birleşim
içinde cevaplandırılmadığından, İç Tüzük’ün 98’inci maddesinin
son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilmiştir. Önerge gündemden
çıkarılmıştır. KAMER GENÇ (Tunceli)
– Söz istiyorum Sayın Başkan. BAŞKAN – Buyurun
Sayın Genç. KAMER GENÇ (Tunceli)
– Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; efendim, bu önergemin mahiyeti
şudur: Tayyip Erdoğan, Bekir Coşkun’un bir konuşmasında...
(AK Parti sıralarından gürültüler) AHMET AYDOĞMUŞ
(Çorum) – “Sayın Başbakan” diyeceksin! BAŞKAN – Sayın
Genç… Sayın Genç… KAMER GENÇ (Devamla)
– Demem! BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri… AHMET AYDOĞMUŞ
(Çorum) – “Sayın” diyeceksin! BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri… KAMER GENÇ (Devamla)
– Yahu, ben sizden nezaketi öğrenmem! Ben nezaketi kendim şey ediyorum. AHMET AYDOĞMUŞ
(Çorum) – Bu ülkenin Başbakanı! KAMER GENÇ (Devamla)
– Şimdi, Sayın Başkan, benim kendime göre bir hitap tarzım var, nezaketi
kimse bana öğretmesin efendim! Allah Allah!
Ben kendi nezaketimi kendim bilirim. (AK Parti sıralarından gürültüler) Efendim, Bekir
Coşkun “Abdullah Gül benim Cumhurbaşkanım değildir.” diye bir ifade
kullandıktan sonra… AHMET AYDOĞMUŞ
(Çorum) – “Abdullah Gül” değil, “Sayın Cumhurbaşkanı!” KAMER GENÇ (Devamla)
– …diyor ki Tayyip Erdoğan, aynen söylediği
lafı söylüyorum: “Bazıları ar ve edep bilmez.” Edep ve ar bilmez. Ne
demek edep bilmemek? Edepsiz demektir. Adap bilmemek, adapsızlık demektir.
Şimdi, diyor
ki: “Bunlar Türkiye Cumhuriyeti devletini terk etsinler.” Bunu, sizin…
İşte “sayın” niye demiyorum, biliyor musunuz? İşte, o makama layık
olmayan insanlara “sayın” demiyorum ben. Tamam mı! Ha, başka unvanları
da söylemek isterseniz, ben söylerim onu. Bak, çok güzel unvanlar bende.
Şimdi, ondan
sonra diyor ki: “Bekir Coşkun Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşlığından
çıksın.” YAŞAR KARAYEL
(Kayseri) – Öyle bir şey yok. KAMER GENÇ (Devamla)
– Onu… YAŞAR KARAYEL
(Kayseri) – Lütfen… KAMER GENÇ (Devamla)
- Neyse, ondan sonra, ben de soru önergesini verdim. Bir; bir vatandaş,
Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşı… Düşünce özgürlüğünden
bahsediyorsunuz, her gün düşünce özgürlüğünden bahsediyorsunuz.
Yahu, bırakın da herkes sizin gibi düşünmesin. Birileri de kendine
göre düşünsün. Şimdi, kendi gibi düşünmeyen insanları “ben Türkiye
Cumhuriyeti devleti vatandaşlığından çıkaracağım” diyor. Ee, ben de Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı olarak kabul
etmiyorum. Bugünkü Anayasa’ya uygun hâle gelsin, kabul edeyim. Bugünkü
Anayasa’da “Cumhurbaşkanını halk seçer” diyor ve bu Cumhurbaşkanlığı
makamına seçilen kişi AKP Grubu tarafından seçilmiştir ve bu Cumhurbaşkanı
orada oturamaz. Çünkü, Anayasa’ya eğer saygımız varsa, eğer Anayasa’ya
saygı denilen bir kavram varsa, Anayasa’ya uygun, Cumhurbaşkanını,
o makamı, Cumhurbaşkanlığını Anayasa’ya uygun bir makam hâline
getirelim. BAŞKAN – Sayın
Genç, önergenize dönün lütfen. KAMER GENÇ (Devamla)
– Efendim, önergemde bu var işte! Abdullah Gül’e
Cumhurbaşkanı demeyen insana “Türkiye vatandaşlığından çıksın”
diyor Sayın Başkan! Yani, ben anlamıyorum ki, siz nasıl… Bana ne konuşacağımı
söyleyin o zaman! Şimdi, ben de Abdullah
Gül’ü Cumhurbaşkanı kabul etmiyorum. Daha dün geldi, Cumhurbaşkanlığı
bütçesini 25 trilyon artırdı. 20 trilyonu Çankaya Köşkünde yeni yapı
yapmak için, inşaat yapmak için, 11 trilyonu da yeni mobilya almak
için. YAŞAR KARAYEL
(Kayseri) – Helal olsun. KAMER GENÇ (Devamla)
– Helal olsun tabii! Türkiye’de insanlar
açlıktan kırılırken, Türkiye’de insanlar çöplüklerden ekmek toplarken,
Türkiye’de milyonlarca insan işsiz dururken, ondan sonra geleceğim
ben sefahat içinde yaşayacağım. Uçaklara basını dolduracağım, bazı
basın organlarının önde gelenlerini, oradan Avrupa’ya götüreceğim.
Benim devlete verdiğim paraları da orada harcayacaksınız. Ee, tabii, yani, ondan sonra Çankaya Köşkü’nü hep
yandaşlarınıza ziyafet alanı hâline çevireceksiniz. Bu memleketin…
Arkadaşlar, bakın, gerçek din adamı, dindar olan adamın evvela… YAŞAR KARAYEL
(Kayseri) – Şehit aileleri onlar. Şehit anaları var. Şehit anaları gidiyor
oraya. KAMER GENÇ (Devamla)
– Efendim, şehit annelerine versin. Bence de versin, ama onun dışında,
İstanbul’daki sanayi odalarına verdiler. YAŞAR KARAYEL
(Kayseri) – Şehit anaları gidiyor oraya. KAMER GENÇ (Devamla)
– Efendim, şehit anasına saygıyı ben senden daha fazla görüyorum.
Bir şehidin… Bak, benim ağabeyim Kore gazisidir. Sizler, benim kadar
bu ülkenin birliği, bütünlüğü için savaşan hiçbiriniz yok içinizde.
Ben de sizin gibi eğer şey etsem, gitsem hırsızlara, soygunculara
yağ çeksem, ben de şimdi bir makamdaydım. (AK Parti sıralarından gürültüler) ABDÜLHADİ KAHYA
(Hatay) – Yazıklar olsun sana! KAMER GENÇ (Devamla)
– Ben, yirmi yedi senedir politikadayım. Bakın, sade bir milletvekili
olarak gelmişim burada halkın menfaatlerini savunuyorum. FATİH ÖZTÜRK
(Samsun) – Otuz sene boşa gelmişsin boşa. KAMER GENÇ (Devamla)
– Ben de menfaatimi düşünseydim, ben de bugün bir yerlerdeydim. Haa, ben o bir yerlerdeyim. Bu millet beni sıfırdan
bu makama getirmiş, bu milletin hakkını burada savunacağım. Haa, sizin hangi makama getirdiğiniz adam olursa
olsun, eğer bu milletin hakkına el uzatırsa, onları burada çıkıp
söyleyeceğim. Haa, 340 milletvekiliniz
var. 340 milletvekilinizle beni burada konuşturmayabilirsiniz,
ama sokağa nasıl çıkacaksınız, onu da göreceğiz! YAŞAR KARAYEL
(Kayseri) – Sandıkta gördük. KAMER GENÇ (Devamla)
– O zaman sokak da var. Yani, burada
çıkmış Bülent Arınç diyor ki: “Efendim, burada
çıkıp konuşmasın.” Ee, peki, nasıl konuşmayacağım?
Burada bağımsız milletvekilleri var. Bunlar da milletvekili, sen
de milletvekilisin. Nasıl beni konuşturmayacaksın? 341 kişiye güvenirseniz,
bu halk sizi sokağa çıkarmaz. Onu da bilesiniz. Ben… Türkiye Cumhuriyeti’nin
hangi makamında olursa olsun laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin
gösterdiği nitelikleri taşıması lazım. Sizler… (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) (AK Parti sıralarından
“Süre doldu” sesleri) KAMER GENÇ (Devamla)
– Bir dakikam var. Her vesileyle
söylüyorum sayın milletvekilleri, diyorum ki: Sizler, özel hayatınızda
her istediğinizi yapabilirsiniz, ama Türkiye Cumhuriyeti devletinin
bir makamına ve mevkisine geldiğiniz zaman, şanlı ve şerefli Türkiye
Cumhuriyeti devletinin şanına, şerefine uygun hareket etmek zorundasınız.
Suudi Arabistan Kralını getirip, ondan sonra, Atatürk’ün fotoğraflarını
kaldıracaksınız, onun o fotoğrafının altına oturacaksınız ve o
zihniyetinizle ondan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin şanını ve
şerefini korumuş olacaksınız! Hele, o gelen
yedi uçaktan da yedi tane de tır boşaldı, o da nereye gitti, ben de
bilmiyorum. O tırlar nereye gitti? Ne getirmişti, ne? O hediyeler
nerede? Para mı vardı, mücevherat mı vardı? Onlar da nereye gitti,
bilmiyorum. İşte, iktidar sizsiniz, araştıralım. O tırlarla ne geldi? Gümrük kaçakçılığı var mıydı, içinde
gümrüğe tabi olan eşyalar var mıydı? FATİH ÖZTÜRK
(Samsun) – Şov yapıyorsun, şov… KAMER GENÇ (Devamla)
– İşte bu düşünceyle hareket eden insanlara, ben de Bekir Coşkun gibi,
saygı duymuyorum. (AK Parti sıralarından “Biz de sana saygı duymuyoruz”
sesleri) Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Genç. 5.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, terörle
mücadelede zarara uğrayan vatandaşların başvurularına ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/21) ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı 6.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in,
Antalya Büyükşehir Belediyesinin 100. Yıl Spor Kompleksi ihalesine
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/136) ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı 7.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in,
Antalya-Serik çöp depolama alanına ilişkin Başbakandan sözlü soru
önergesi (6/144) ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı 8.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Emniyet
Genel Müdürlüğünde polislere oruç tutup tutmadığı sorulduğu iddiasına
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/145) ve İçişleri
Bakanı Beşir Atalay’ın
cevabı 9.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün,
Kepez Belediyesinin beceri ve meslek kazandırma kurslarına ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/173) ve İçişleri Bakanı
Beşir Atalay’ın cevabı 10.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, Sinop’taki bir kaynak suyu projesine
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/178) ve İçişleri
Bakanı Beşir Atalay’ın
cevabı BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, İçişleri Bakanı Sayın Beşir
Atalay, gündemin “Sözlü Sorular” kısmının, 5,
12, 19, 20, 41 ve 46’ncı sıralarındaki soruları birlikte cevaplandırmak
istemişlerdi. Şimdi, bu soruları
sırasıyla okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki sorularımın
aracılığınızla Sayın Başbakan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını
saygılarımla arz ederim. 27.08.2007 Kamer
Genç Tunceli 27.07.2004 tarihinde
yürürlüğe giren, terör ve terörle mücadele esnasında yürütülen
faaliyetler nedeniyle zarara uğrayan vatandaşlarımızın zararlarının
karşılanmasına ilişkin 5233 Sayılı Kanun uyarınca: 1- Tunceli ili
ve ilçelerinde bu Yasa uyarınca zarara uğrayıp da zararlarının
karşılanmasını isteyen kaç kişi var? 2- Bu kişilerden
kaçının istekleri yerine getirilmiştir? 3- Başvuruları
sonuçlandırılmayan kaç kişi vardır? Bunların başvuruları ne zamana
kadar sonuçlandırılacaktır? 4- Yasanın yürürlüğe
girmesinden bugüne kadar üç yıl geçmesine
rağmen yapılan başvuruların sürüncemede bırakılması bu kişileri
büyük bir mağduriyet ve yoksulluğa sevk ettiğini düşünüyor musunuz? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki sorularımın
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim. Tayfur
Süner Antalya Antalya’da
06.09.2007 tarihinde 100. Yıl Spor Kompleksi ihalesi yapılmıştır. 11
firmanın şartname aldığı Büyükşehir Belediyesi’nin bu ihalesine
sadece, Fettah Tamince
ve Aytekin Göltekin’in
ortağı olduğu Sembol İnşaat katılmıştır. 500 bin YTL artı KDV teklifiyle
ihaleyi kazanan Sembol İnşaat, sahip olduğu 246 bin metrekarelik
alandan 164 bin metrekareye stadyum ve kapalı spor salonu yapacak.
40 bin metrekarelik alana da ticaret merkezi yapılması düşünülmektedir. Soru 1: İhale
şartnamesi hazırlanma aşamasında, ihaleye katılan firma işaret
mi edilmiştir? Soru 2: Bu ihale,
Lara Kent Parkı’nı alması yargıdan dönen Fettah Tamince’ye verilen
bir diyet midir? Soru 3: Bu arazi,
tapulara dayalı hukuksal sorunlar nedeniyle yargıdadır. Başkalarının
hak sahibi olduğu bir alanda ihale açılması ne derece doğrudur? Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına Aşağıdaki sorularımın
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim. Tayfur
Süner Antalya Antalya’nın
Serik İlçesinde 25 sene önce kurulan çöplük, bugün yerleşim birimlerinin
içinde kalmıştır. Çöplüğe 50 metre mesafede Serik Endüstri Meslek
ve Anadolu Endüstri Meslek Lisesi eğitim ve öğrenimine devam etmektedir.
Temmuz ayında çöplüğe 200 metre mesafedeki Serik Devlet Hastanesi,
inşaatı tamamlanarak hizmete açılmıştır. Çöplükte oluşan metan
gazından dolayı sürekli ateş yanmaktadır. Oluşan duman, hastaları
ve bölgede oturan vatandaşların sağlığını ciddi bir şekilde tehdit
etmektedir. Soru 1: Çöplüğün
uygun bir yere taşınması için gerekli çalışmalar yapılmakta mıdır? Soru 2: Son 5
yıldır Akbaş Köyü sınırları içinde kurulması planlanan katı atık
tesisinin inşasına bir türlü başlanamamasının sebebi nedir? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki sorularımın
aracılığınızla İçişleri Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını
saygılarımla arz ederim. 25.09.2007 Kamer
Genç Tunceli
Ramazan Ayının
başlaması nedeniyle Emniyet Genel Müdürlüğünün polislere yazı
göndererek veya çeşitli araçlarla oruç tutup tutmadıkları sorulduğu
bazı basın organlarında yazılmaktadır. 1- Bu olay doğru
mudur? 2- Doğru ise böyle
bir uygulama kamu görevlileri üzerinde din baskısı kurmak anlamına
gelmez mi? 3- Bu suretle
yapılan uygulamada kaç polise soru sorulmuş ve kaçı oruç tuttuğunu
ve kaçı tutmadığını bildirmiştir? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki sorularımın
İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay
tarafından sözlü olarak yanıtlanması için gereğini saygılarımla
arz ederim. 17.10.2007 Hüsnü
Çöllü Antalya
Antalya’da
bir belde belediye başkanının, açtıkları iş garantili kurslarla
4 yıllık bir sürede 2.400 kişiye, 2 bin 500 YTL ücretle iş sağladıkları
yönündeki açıklaması kamuoyuna yansımıştır. Bu kapsamda; 1- Kepez Belediyesi,
Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile protokol yaparak hangi tarihte
beceri ve meslek kazandırma kursları açmıştır? 2- Bu kurslar
hangi alanlarda açılmış ve hangi dönemlerde kaç öğrenci eğitim görmüştür? 3- Bu kurslardan
kaç öğrenci mezun olmuş ve hangi alanlarda istihdam olanağı bulmuştur? 4- Ülkemizde
işsizlik ciddi bir sorun olarak karşımızda dururken, yaklaşık 4 yılda
2.400 kişiye, iyi ücretlerle iş olanağı sağladığı iddia edilen bu
kursları, Hükûmet olarak da örnek alarak, ulusal
düzeyde yaygınlaştırmak için girişimde bulunacak mısınız? Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki sorularımın
İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay
tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 25/10/2007 Mehmet
Serdaroğlu Kastamonu Sinop İli Ayancık
İlçesinde bulunan Büyükpınar Kaynak Suyu, aynı
ilçeye bağlı Gürsökü Köyü için köy suyu olarak
projelendirilmiştir. Ancak Büyükpınar Kaynak
Suyu’nun köylerine daha yakın olduğunu ifade eden Sansar Köyü Muhtar
ve azaları adı geçen kaynak suyuna Gürsökü köyünden
daha fazla ihtiyaçları olduğundan hareketle yapılan projenin iptalini
istemektedirler. Sorular: 1- Sansar Köyü
Sakinlerinin Sinop Valiliği ve Ayancık Kaymakamlığına verdikleri
dilekçelere neden cevap verilmemiştir? 2- Büyükpınar Kaynak Suyu’nun Gürsökü
Köyü’ne projelendirilmesi neye dayanarak yapılmıştır? BAŞKAN – Soru
önergelerini cevaplandırmak üzere İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay. Buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar) İÇİŞLERİ BAKANI
BEŞİR ATALAY (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; biraz önce okunan altı sözlü sorunun cevabını
sunmak üzere huzurunuzdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Tunceli bağımsız
milletvekili Sayın Kamer Genç’in –her şeye rağmen “Sayın” diyoruz-
Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri
adına tarafımdan cevaplandırılmasını tensip ettikleri, Tunceli
ilinde terör ve terörle mücadele esnasında yürütülen faaliyetler
nedeniyle zarara uğrayan vatandaşlarımızın zararlarının karşılanmasına
ilişkin sözlü soru önergesinin cevabını sunuyorum. Tabii bu, diğer
birçok ilimizi de ilgilendiren bir konudur, terörden zarar görenlerin
zararlarının ödenmesi. Bu vesileyle sayın milletvekillerimizi
ve vatandaşlarımızı da bilgilendirmiş olacağım. 2004 yılında çıkardığımız
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması
Hakkında Kanun ve uygulama yönetmeliğiyle, terör nedeniyle zarara
uğrayan kişilerin zararlarının, ulusal ve uluslararası yargı mercilerine
gitmeksizin, hızlı, etkin ve adaletli bir şekilde sulhen
karşılanması amaçlanmıştır. Yani, 2004 yılında bizim Hükûmetimizin tasarısı olarak Meclisimize gelmiş
ve bu yasalaşmıştır. Bu kapsamda, yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde
uğranılan zararları, tedavi ve cenaze giderleri, her türlü taşınır-taşınmaz
mallar ile ürünlere verilen zararlar, kişilerin mal varlıklarına
ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlar karşılanabilmektedir.
Başvuruların
yoğun olduğu on iki ilimizde -Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkâri,
Kars, Mardin, Muş, Siirt, Tunceli, Van, Batman ve Şırnak-
birden fazla komisyon oluşturulmuş olup, hâlen ülke genelinde 106
adet komisyon çalışmalarına devam etmektedir. Talep yoğunluğuna
ve kadro imkânına göre bu sayılar artırılabilmektedir. Kanun’un yürürlük
tarihinden sonra oluşan zararlar için, zarar konusu olayın öğrenilmesinden
itibaren altmış gün içinde ve herhâlde bir yıl içinde başvurulması gerekmektedir.
Bu başvuruların sonuçlandırılma süresi altı ay olup, zorunlu hallerde
vali tarafından üç ay daha uzatılabilmektedir. 1987-2004 tarihleri
arasında oluşan zararlar için öngörülen bir yıllık başvuru süresi,
Kanun’dan haberdar olmayan ya da diğer nedenlerle
bu süre zarfında başvuruda bulunamayan vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin
önlenmesi amacıyla 2006 yılında bir yıl daha uzatılmış, 2007 Ocak
ayında biten sürenin tekrar bir yıl uzatılması için hazırlanan kanun
teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edilmiştir. Zararlar, adli,
idari ve askerî mercilerdeki tüm bilgi ve belgeler ile başvuru sahibinin
beyan edeceği her türlü bilgi ve belgelerin göz önünde bulundurulması
suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde,
komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığıyla
tespit edilmektedir. Kanun’un yürürlüğü
girdiği tarihten Eylül 2007 sonu itibarıyla zarar tespit komisyonlarına
yapılan toplam 276.634 başvurudan 97.579 adedi sonuçlandırılmıştır.
Bunlardan 66.563 adedi için olumlu, 31.016 adedi için olumsuz karar alınmıştır.
Bunlar, komisyonların kararlarıdır. Bugüne kadar
zarar görenlere Hükûmetimizce 371 milyon 219
bin YTL ödeme yapılmıştır ve bu devam etmektedir. Kararlar sonuçlandıkça,
her ay peyderpey Maliye Bakanlığımızın bu konuda ödenek tahsisi
olmakta ve belli bir denge içinde, vatandaşlarımıza, il dağılımı
da göz önüne alınarak yapılmaktadır. 2008 yılı bütçesine de bu konuda
yeterli, gerekli ödenek konmaktadır. Ayrıca bütçe dışı da ek tahsislerle
bu karşılanmaktadır, karşılanacaktır. Kanun’un yürürlüğe
konulması ve uygulanması, ulusal ve uluslararası kamuoyu ve sivil
uluslararası toplum kuruluşları tarafından yakından izlenilmiş
ve gelinen nokta genel olarak başarılı bulunmuştur, bulunmaktadır;
çünkü, bunun, biliyorsunuz, bir uluslararası boyutu vardır, onun
için de, biz, bu konuda, olanca hassasiyeti gösteriyoruz. Kanunun uygulanması
Dışişleri Bakanlığınca da yakinen takip
edilmekte olup, veriler aylık olarak Bakanlığımızdan temin edilerek,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve diğer uluslararası platformlarla
paylaşılmaktadır. Ülkemiz aleyhine,
bu kapsamda 1.500’ün üzerinde başvurunun yapıldığı, Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi, sunulan çalışmalar ve tazminat kararları üzerine
17/1/2006 tarihinde açıkladığı içyer kararında,
daha önce ülkemiz aleyhine olan içtihadını değiştirerek başvuruyu
kabul edilemez bulmuş ve zarar tespit komisyonuna yönlendirmiştir.
Yani, başvurular, yurt dışı başvurular da, uluslararası başvurular
da bu zarar tespit komisyonlarına yönlendirilmektedir. Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi, bundan sonra açıkladığı birçok kararında da
benzer kararlar almış, 5233 sayılı Kanun’un hem teoride hem de uygulamada
etkili bir iç hukuk yolu olduğunu vurgulamıştır. Ülkemiz için
uluslararası arenada ciddi bir diplomatik ve hukuksal kazanım
olan bu karar, ülkemizi hem çok yüksek miktarlarda tazminat ödeme yükümlülüğünden
hem de mahkeme nezdinde sürekli mahkûm olan ülke
konumundan kurtarmıştır. Bunun yanında,
anılan uygulama, Birleşmiş Milletlerce ülkemizin yaşadığı terör
sorunu benzeri sorunları yaşayan ülkelere örnek gösterilmekte,
benzeri tazmin sistemi oluşturulmaya çalışılmaktadır. Son örneği
de Irak’tır. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; şimdi de, Tunceli ilimizde, terör ve terörden
doğan zararların karşılanmasıyla ilgili olarak yaptığımız çalışmalardan
kısaca bahsetmek istiyorum. 5233 sayılı Kanun
kapsamında Tunceli ili ve ilçelerinden zarar tespit komisyonlarına
toplam 16.404 adet başvuru yapılmıştır. Bu başvurulardan 3.477 adedi
sonuçlandırılmıştır yani komisyonlar bir karar vermiştir. İl tarafından
istenen ödenekten 14 milyon 102 bin 020 YTL’si
gönderilmiştir –ki, toplam zaten bugüne kadar sonuçlananlarla ilgili
talep 19-20 milyon YTL civarındadır, 14 küsuru gönderilmiştir- Tunceli
ilimiz ödeme oranı en yüksek olan illerimiz arasındadır. 5233 sayılı Kanun’a göre Zarar Tespit Komisyonuna yapılan başvuruların büyük bir çoğunluğu geçmiş dönemde yaşanan olaylar nedeniyle uğranılan zararlar ile ilgilidir. Takdir edileceği gibi bu Kanun’un uygulama tarihi, 1987 yılından bugüne kadar olan dönemi kapsamaktadır ve başvuruların bir kısmı, hatta büyük bir kısmı, on, on beş, yirmi yıl önceye aittir. Dolayısıyla, bazı yerlerin, tabii, kadastro çalışmaları henüz tamamlanmamış, bazı yerlerde bilgi ve belge temininde güçlük çekiliyor, bazı yerlerde çok eskilerde kalmış, şartlar değişmiş, ispatı, belgelenmesi zorlaşıyor ve bu hassas bir değerlendirme gerekiyor. Komisyonlarımızın sayısını artırdık, bunlar yoğun şekilde çalışıyor ama bu ifade ettiğim sebeplerle, tabii, yine de büyük zaman alıyor. On beş-yirmi yıl önceye ait olaylar ve onların belgelenmesi, ispatı tabii zorluklar taşıyor. Ben, pazar günü Diyarbakır’da -hemen hemen burada saydığım illerin tamamı vardı, Doğu, Güneydoğu illerimizin bazılarının- on bir ilin valileriyle de toplantı yaptım. Yani, bu toplantımızda, bu illerimizdeki bütün kamu hizmetlerini ve kamu yatırımlarını da değerlendirdik. Tabii, özellikle, Bakanlığım faaliyet alanında olan KÖYDES, BELDES ve bunun son durumu, uygulamaların son durumu -sosyal destek faaliyetleri valilerimizin, kaymakamlarımızın sorumluluğunda yürüyor- ve bir de -önemlilerinden birisi- terörden zarar görenl | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||