1 Mart 2007
Perşembe
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 14.06
BAŞKAN :
Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP
ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
-----0-----
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 70’inci Birleşimi’ni açıyorum.
Toplantı yeter sayısı vardır,
görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın
milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk söz, tarım sektöründe
gelinen nokta konusunda olmak üzere, Batman Milletvekili Sayın Mehmet Ali
Suçin’e aittir.
Buyurun Sayın Suçin. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
MEHMET ALİ SUÇİN (Batman) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; tarım sektöründe geldiğimiz nokta üzerinde şahsım adına gündem
dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
İnsanlığın ilk yaptığı ve belki de son yapacağı faaliyet
olan tarım, insanlık var oldukça konuşulacak ve gündemde kalacaktır. Tarım,
dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonomik ve sosyal açıdan lokomotif bir
sektör olma niteliğini devam ettirmektedir. Zenginlik üreten bir sektör olan
tarım, ülkelerin sanayileşmesinde büyük rol oynamakta, gelişmiş ülkelerin
günümüzde ulaştıkları sosyal ve ekonomik refahın da temelini oluşturmaktadır.
Küreselleşme yolunda büyük adımlar atan ülkemiz son on dokuz çeyrekte aralıksız
büyüme göstermiş ve Türkiye 2006 yılı itibariyle 85,7 milyar dolar ihracat ile
yeni bir rekor kırmıştır. 2007 yılı hedefi ise 100 milyar dolardır. Bu olumlu
gelişmeler tabii ki tarım sektörüne de yansımıştır. 2002 yılında 22 milyar
dolar olan tarımsal üretim değeri 2006 yılında yüzde 82 oranında artarak 40
milyar dolara ulaşmıştır. Yine 2002 yılında 4 milyar dolar olan tarım ürünleri
ihracatı 2006 yılında 10 milyar dolara ulaşmış. 2013 yılında ise 20 milyar
dolarlık tarımsal ürün ihracatı hedeflenmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetimiz
iktidara geldikten sonra öncelikle tarımda yapısal sorunları çözmeye
başlamıştır. Alınması gereken tedbirler önceliklerine göre uygulamaya
konmuştur. Bu bağlamda çiftçi borçları yeniden yapılandırılmıştır. 765 bin
üreticimize 2,7 milyar YTL’yi borcunun 1,5 milyar YTL’si silinmiştir. Geri
kalan borçlar da üç yılda ödenecek şekilde yapılandırılmıştır. Tarımsal kredi
faizleri düşürüldü, 2002 yılında yüzde 59 olan tarımsal kredi faiz oranları
2006 yılında yüzde 17,5’e indirilmiştir. Ayrıca, çiftçiye sübvansiyonlu kredi
kullanımı imkânı getirilmiştir. Uygulanan projelere göre yüzde 60 ile yüzde 25
arasında faiz indirimi sağlanmıştır.
2002 yılında 550 bin çiftçiye 529 milyon YTL tarımsal
kredi kullandırılmış iken, 2006 yılında toplam 1 milyon 92 bin çiftçiye 5
milyar 171 milyon YTL kredi kullandırılmıştır. Bu miktarın yüzde 92’si
sübvansiyonlu kredi olarak kullandırılmış ve 120 milyon YTL kredi sübvansiyonu
sağlanmıştır. Bu dönemde kullandırılan krediler 2002 yılına göre on kattan daha
fazla artmıştır.
Toplam tarımsal destekler içerisinde alan bazlı (doğrudan
gelir desteği, mazot, gübre) desteklerin payı yüzde 85,8’den yüzde 45’e
düşürülerek, ürün bazlı desteklerin oranı artırılmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2002 yılında 2,188
milyar YTL olan tarımsal destekleme miktarı 2006 yılında 4,744 milyar YTL’ye
çıkartılmıştır.
1999-2002 döneminde 287 kooperatif projesine 87 milyon
YTL kredi kullandırılmış, 2003-2006 döneminde genel bütçe ve Kırsal Alanda
Sosyal Destek Projesi kapsamında 895 kooperatife 591 milyon YTL kredi
verilmiştir. Bu projelerde 128 bin kişiye istihdam sağlanmıştır.
Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Projesiyle
kırsal alanda altyapı yatırımları ve ekonomik yatırım konuları
desteklenmektedir. Proje kapsamında toplam 1.256 projeye 151,4 milyon YTL hibe
desteği sağlanmıştır.
Tarım Sigortaları Kanunuyla doğal afetlere karşı sigorta
uygulaması başlatılmış, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Sözleşmeli Besicilik
Projesi bölgedeki 28 ilde uygulamaya konulmuştur.
Toprak Mahmulleri Ofisi alımları 2003 yılında 544 bin ton
iken, 2005 yılında alınan hububat miktarı 5 milyon tonu aşmıştır. Toprak
Mahsulleri Ofisi, 2005 yılında hedef fiyat ile müdahale fiyatı arasındaki fark
olarak üreticilere 367 milyon YTL hububat primi ödemesi yapmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarımsal yapıdaki
dönüşümü gerçekleştirebilmek amacıyla Hükûmetimiz döneminde dokuz adet kanun
çıkarılmıştır:
1-
Tarım Kanunu.
2-
Tarımsal Üretici
Birlikleri Kanunu.
3-
Gıda Kanunu.
4-
Tarım Sigortaları
Kanunu.
5-
Yeni Bitki
Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin
Kanun.
6-
Organik Tarım
Kanunu.
7-
Toprak Koruma ve
Arazi Kullanımı Kanunu.
8-
Tohumculuk Kanunu.
9-
Lisanslı Depoculuk
Kanunu.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
tarım sektöründe, verim, kalite ve gelir düşüklüğü, sanayi ve pazarla entegre
olmama gibi sorunların temelinde, düşük teknoloji ve eğitim düzeyi, sermaye
yetersizliği, hastalık, zararlı ve doğal afet kayıpları, doğal kaynaklara aşırı
baskı, yanlış ürün deseni, yetersiz örgütlenme gibi faktörler bulunmaktadır.
Tarım sektörünün geliştirilmesi bu
olumsuz yapıya neden olan faktörlerin giderilmesi suretiyle sağlanacaktır.
Tarım politikalarımız, orta vadede tarım strateji belgesi, uzun vadede ise
Tarım Kanunu ile kurumsal bir yapıya kavuşturulmuş bulunmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
iktidarımız döneminde tarımda yapısal değişim zihniyet değişimiyle
gerçekleştirilmiştir. Tarım sektöründe temel amacımız olarak, üretimi işleme ve
pazarlamayı birlikte geliştirmektir. Bu bakış açısı, sektörü bir sistem
bütünlüğü içerisinde ele alarak, kamu-özel tüm paydaşlarla birlikte çalışmayı
ve katılımcılığı öne çıkaran stratejileri gerektirmektedir. Bu şekilde tüm
kesimlerin ortak hareket etmesi mümkün olacak ve sürdürülebilir gelişme içinde
rekabet gücü yüksek bir tarım sektörü oluşturulacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama son
verirken, bu geçen süre içerisinde görev yapan Sayın Tarım Bakanlarımıza,
bürokratlarına ve emeği geçen tüm çalışanlara teşekkür ediyorum ve bu güzel
çalışmaların Türk çiftçisine faydalı olacağına inanıyorum.
Yüce heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Suçin.
Gündem dışı ikinci söz, mobilya sektörü ve Siteler
esnafının sorunları ve alınması gereken tedbirlerle ilgili olmak üzere, Ankara
Milletvekili Sayın Zekeriya Akıncı’ya aittir.
Sayın Akıncı, buyurun.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Ankara Mobilyacılar Sitesi’nin ve mobilyacı esnafının
sorunları üzerine yapacağım gündem dışı konuşmaya başlarken, bundan tam dört
yıl önce, 1 Mart 2003’te, ne zaman çıkacaklarını Başbakanımızın bile bilmediği,
65 bin Amerikan askerinin tankıyla, topuyla, helikopteriyle, uçağıyla,
silahıyla, bayrağıyla birlikte Türkiye’nin en sıkıntılı bölgesine yerleşmesine
imkân verecek, bugüne kadar Müslüman’ın Müslüman’ı boğazlayarak 650 bin insanın
ölümüne, milyonlarcasının perişan olmasına yol açmış bu haksız ve anlamsız
savaşın bir cephesi ve karargâhı hâline gelmemize neden olacak, sonuçta
ülkemizi Orta Doğu terör ve savaş bataklığının bir parçası yapacak o ünlü 1
Mart tezkeresini tüm baskı, propaganda ve yönlendirme çabalarına karşın
Cumhuriyet Halk Partisinin önderliğinde sürdürülen mücadeleyle reddederek
tarihine yakışan, ulusal yararları gözeten, hepimizin bugün de, yarın da
iftihar edeceği bir karar alan yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Ankara Mobilyacılar Sitesi, 1960’lı
yıllarda Marangozlar Odasının önderliğinde kurulmuş, uzun yıllar Türk
mobilyacılığının kalbi olmuş, bugün de el yapımı mobilya üretimimizde hâlâ
önemli bir yeri olan, yüz binlerce insanımızın ekmek kapısı olmaya devam eden,
ama hâlâ sınırları bile bir türlü çizilememiş, belirlenememiş, nasıl bir sanayi
bölgesi olduğu tespit edilemediği için de kimliği bile tanımlanamamış, ama
önemli bir ticaret merkezimizdir.
Ben, daha önce de bir gündem dışı konuşma yapmış,
Meclisimizin ve Hükûmetimizin Siteler’in sorunlarına ilgisini çekmeye
çalışmıştım. Ne yazık ki, yıllardır, biraz sonra değineceğim göstermelik
toplantı dışında, Siteler’e ciddî bir ilgi gösterilememiş, sorunlar çoğalarak
büyümüş, Siteler esnafını, her alanda yaşanan durgunlukla beraber, tam
anlamıyla bir umutsuzluk sarmıştır.
Değerli milletvekilleri, biz, Siteler esnafının
sorunlarının Türkiye’nin genel sorunlarından kopuk olmadığını biliyoruz. Esas
yapılması gerekenin yeni bir sanayileşme hamlesiyle üretimi artırmak, ihracatı
artırmak olduğunu biliyoruz. Ekonomi dünyasının döviz-faiz-borsa sarmalından
ibaret piyasa olmadığını, o dünyanın esas unsurunun reel sektör ve çalışanlar
olduğunu da biliyoruz.
İşte, Siteler bu dünyanın bir parçasıdır ve öyle de bir
özelliği vardır ki, orada yaşanan ekonomik durgunluk tüm çevreyi, Ankara’yı
hatta diğer illerimizdeki birçok esnafı da etkiler düzeydedir. O nedenle,
Siteler’in sorunlarına zaman yitirmeden çözümler aranmalı ve uygulamaya
konulmalıdır.
Bir rakam vererek, yaşanan sıkıntının önemine dikkatinizi
çekmek isterim. Son dört yılda Siteler’de açılan işyeri sayısı 690, kapanan ise
2.480’dir ve her alanda görülen Çin malları istilası ne yazık ki, mobilyada da
kendini ciddî bir şekilde göstermeye başlamıştır. Lütfen, bunun sonuçlarını ve
yansımalarını da iyi düşününüz.
Değerli arkadaşlarım, Siteler’de üreticimizin ucuz
hammadde temini, kredi yetersizliği ve kredi faiz oranlarının yüksekliği,
pahalı elektrik enerjisi kullanma, sigorta prim ve vergilerinin yüksekliği,
özellikle, KDV oranındaki yükseklik, üretim ve istihdamdaki kayıt dışılık,
markalaşma zorluğu, altyapı ve çevre sorunları, ara eleman yetişmesindeki
güçlükler, eğitim eksikliği, zehirli ürünler içermeyen malzeme üretimi ve
kullanımı, ambalaj ve ulaşımdaki eksiklikler yanında iç ve dış tanıtım ve
pazarlamada yaşanan sorunlar yıllardır var olmaya devam ediyor ve ne yazık,
dediğim gibi, çözüme dönük ciddî adımlar da atılamıyor.
Bu sorunların zamanla kısmî çözümler üretilerek
azaltılması elbette mümkündür; ama, eğer, köklü çözüm arıyorsak, bugünkü
koşullarda aklın yolu birdir, çare ihracatı artırmaktır.
AKP İktidarı döneminde halkımızın alım gücü büyük ölçüde
azalmış, işsizlik, yokluk ve yoksulluk artmış, milyonlarca insanımız evine
ekmek götürme derdine düşmüşken bir parça eli dönen yurttaşlarımız ise son
imkânlarını da kullanarak, on, on beş yıllık gelirlerini ipotek altına sokma
pahasına ev ve otomobil pazarına yönelmiştir. İşte, bu tablonun sergilendiği
koşullarda iç pazarımızda artık fazla bir umut görülmemektedir.
Değerli arkadaşlarım, Siteler için çare ihracatı artırmaktır.
En büyük şansımız, dünyanın bir numarası İtalya ile bile yarışacak el ürünü
mobilyalarımızdır. Esnafımız, Hükûmetimizden, bu sektörde ciddi teşvik
beklemektedir. Örneğin “Halk Bankasını satmayı bırakın da onu bir ciddi esnaf
ve KOBİ bankası yapın” demektedir. “Esnaf örgütlerinin üzerinde oynanan
oyunlara son verin” demektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ZEKERİYA AKINCI (Devamla) – KOSGEB’ten meslek odalarına,
ihracat teşvik birimlerinden Türkiye’yi tanıtan kurumlara kadar, esnafımız, dış
pazarlara açılmasını sağlayacak yolun gösterilmesini beklemektedir.
Kimi esnaflarımızın sadece kendi olanakları ve
becerileriyle dış pazarlara açılma çabalarının yetmeyeceğini biliyoruz. Kaldı
ki, bu konuda bazen küçücük destekleri bile sağlamakta da zorlanıyoruz. Daha
dün konuştuğum mobilyacı arkadaşlarımdan birinin İsviçre’de mağaza açıp Türk
mobilyası pazarlamakta olduğunu mutlulukla öğrendim. Ama, mütevazı bir kira
desteği için yaptığı başvurunun da sekiz aydır ilgili mercilerde beklediğini ve
hâlâ sonuç alamadığını görünce de gerçekten üzüldüm. İnsanımızın çabası ve
emeği böyle bir karşılık görmemelidir diye düşünüyorum.
Sevgili arkadaşlarım, biliniz ki, baştan beri anlatmaya
çalıştığım bu zorlukları aşabilirsek, eksiklerimizi giderebilirsek hem her
alanda patlayan ithalatın mobilya alanını da işgal etmesini önler hem de dış
pazarların kapısını açarak Siteler’in sorunlarını ve mobilya sektörünün
sorunlarını kökten çözebiliriz. Aksi halde, bir süre önce, Sayın Beşir
Atalay’ın, Sayın Kapusuz’un, Sayın Gökçek’in de katıldığı, bazı oda başkanı ve
tanıdık birkaç esnafın çağrıldığı, ama Siteler’in ruhunu, özünü bilen
insanların dışlandığı, davet edilmediği göstermelik toplantılarla, sözde
reçetelerle mobilya sektörünün göz bebeği Siteler’in sorunlarına çözüm
bulamazsınız.
Sevgili arkadaşlarım, basında çıktığı biçimiyle “Siteler
kurtuluyor, işte 13 maddelik reçete” diyerek “bir fikrim geldi” türünden
çıkışlar yaparak, Siteler’in yaşadığı sorunların altında yatan gerçekleri
görmeden, çözümü sadece çevre düzenlemesinden ibaret sanarak, yani işi aspirin
tedavisiyle halletmeye çalışarak sonuç alamazsınız. Kaldı ki, bunları yapın,
iyi de olur, Siteler esnafı bu hizmetlerin hepsine fazlasıyla layıktır,
teşekkür ederiz. Ama, Siteler insanından dünya kadar, deyim yerindeyse çuvalla
oy alan ve on üç yıldır Ankara’yı yönetmesi söz konusu olan Sayın Gökçek’in,
aklına tam da yine…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ZEKERİYA AKINCI (Devamla) – Bitiriyorum Başkan.
Ama, Siteler insanından dünya kadar oy alan ve on üç
yıldır Ankara’yı yöneten Sayın Gökçek’in aklına, tam da seçimlerin yaklaşmakta
olduğu bugünlerde, Sitelerin asfaltı, kaldırımı, parkları ve çevre düzenlemesi
gelmişse, bundan da üzüntü duyarız. Hizmetler gelsin, ama, yapılan işe
gülümsemeyle bakarız ve korkarız ki, bu toplantılar Siteler’i kurtarmak için
değil, AKP İktidarından ve Melih Gökçek’ten umudunu kesen Siteler esnafının,
bir kez daha gözünü boyamak için yapılan sırt sıvazlama işleridir. Ama,
inancımız odur ki, esnafımızın, artık, bu tür aldatmacalara karnı toktur ve
köklü çözüm beklemektedir. O, sorunlarına gerçekten ilgi gösterecek ve çözüm
bulacak yöneticilerin arayışı içerisindedir.
Konuşmamı tamamlarken, hem sizleri hem de
televizyonlarından bizi izleyen, başta Siteler esnafı yurttaşlarımız olmak
üzere, tümünüzü saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Akıncı.
Gündem dışı üçüncü söz isteği, Srebrenica soykırımıyla
ilgili olmak üzere, Sakarya Milletvekili Sayın Süleyman Gündüz’e aittir.
Buyurun Sayın Gündüz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bundan üç gün önce 26 Şubat 2007 tarihinde, Hollanda’nın Den
Haag kentinde, Birleşmiş Milletler Lahey Uluslararası Adalet Divanının,
Bosna-Hersek’in Srebrenica kentinde, Sırp Çetnik saldırganların
gerçekleştirdiği soykırımla ilgili kararı üzerine gündem dışı söz almış
bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
4 Nisan 1992’de savaşın başladığı andan itibaren bugüne kadar Bosna-Hersek’te
olup bitenlere tanıklık eden bir arkadaşınızım.
Lahey Uluslararası Adalet Divanı, 1948
Birleşmiş Milletler Soykırım Konvansiyonu’nun ışığında Srebrenica’da 10 binden
fazla Boşnak’ın hunharca soykırıma maruz kalmasıyla ilgili kararı üzerine ne
söyleyebilirim?
Huzurlarınıza çıkarken, nasıl bir sunuş
yapmalıyım diye çok düşündüm. Hissiyatımı dile getirmeye karar verdim.
Soykırım, nasıl uygar dünyanın gözleri
önünde yapılmışsa, karar da uygar dünyanın gözleri önünde açıklandı.
Başyargıç Rosalyn Higgins ”Mahkemenin
Srebrenica’da yapılanların, Soykırım Sözleşmesi uyarınca soykırıma girdiği
sonucuna vardığını”, “Bosnalılar, dönemin Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç
liderliğindeki Belgrad yönetiminin, Bosna Savaşı sırasında Bosnalı Sırpları
‘Büyük Sırbistan’ yaratma çabasıyla soykırım olan etnik temizlik kampanyası
yürütmesi için cesaretlendirdiğini, silahlandırdığını ve finanse ettiğini”
Başyargıç Rosalyn Higgins devamla…
“Sırbistan’ın, Bosna’da etnik gruplar
arasında çatışmanın olduğu savaşta Sırp paramiliter grupların eylemlerinden
sorumlu olmadığını, Birleşmiş Milletlerin 1948’deki Soykırım Konvansiyonunda
tanımladığı şekilde, Bosna’daki Boşnak nüfusun tamamını ya da bir bölümünü yok
etme amacı güdülmediğini” açıkladı. Yani, soykırım var, ama suçlusu yok.
Sırplar, savaş boyunca bütün dünyayı
aldatmışlardı. Belki de şöyle düşünmek gerekir: Onlar mı dünyayı aldatmayı
becerdiler, yoksa dünya mı aldatılmak istedi?
On bir yıl sonra değişenin olmadığını
görüyoruz. Tarihin küllerinden sözde soykırım yaratmaya çalışan uygar dünyanın
insan hakları savunucusu ülkeleri, gözleri önünde gerçekleşen soykırıma sessiz
kalırken, şimdi de karara karşı duyarsız davranmaktadırlar.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bosna’da, Sırp
saldırıları sonucu 312 bin insan öldürüldü, 10 binlerce insan yaralandı ve
sakat kaldı, 1 milyondan fazla insan göç etmek zorunda kaldı, 800 cami yıkıldı,
40 bine yakın kadına tecavüz edildi.
Geçen yıl 11 Temmuz 2006’da Srebrenica’da toplu mezarlardan
çıkartılmış 504 Bosnalı Müslüman’ın cenaze merasimlerine katıldım. Merasim
alanına vardığımda, önce defin edilecek 504 tabutun bulunduğu alana gittim.
Ardından, daha önce gömülen mezarların yanına varıp oturdum. Yeni mezar yerleri
açılmış yeni definler için, gelecek yıl yenileri, bir sonraki yıl yenileri
açılacak. Bu mezarlara gömülen insanları öylesine yakın buluyordum ki kendime,
bunlar benim insanlarımdı, Anadolu’nun herhangi bir kasabasının insanlarıyla
birlikteydim sanki. Orada babam mezarda son düzeltmeleri yapıyordu sanki,
annemse kardeşimin tabutu başında Kur'an’dan sureler okuyordu:
“Güneş karanlığa gömüldüğünde
Yıldızlar döküldüğünde
Dağlar kaybolup gittiğinde
(Ve suçsuz yere) Diri diri toprağa gömülen kız,
Hangi suçundan dolayı öldürüldüğünü sorduğunda…”
Komşularımız, onlar da kendi babalarının ve çocuklarının
telaşında. Ya bulunamayan akrabalarımız? Bir anne, geçen yıl gömülen çocuğunun
mezarı başında çocuğunun saçlarını okşar gibi büyüyen otları okşamaktaydı.
Lanetledim medeniyeti. Yeniden mezarlık alanına baktım, mahşer anını
anlatmaktaydı. Bütün şu mezarlara gömülen insanlar benim akrabalarım. Bu
insanların da bir zamanlar benim duygularımın aynısıyla dolu olduklarını
düşündüm.
Bu merasim, her yıl toplu mezarlardan yeni çıkartılmış ve
DNA testleriyle kimlik tespitleri yapılmış yüzlerce cenazenin defin ve
soykırıma uğrayanların anma merasimiydi. Bu yıl ve önümüzdeki yıl ve daha
sonraki yıllar… Kolay değil, bilinen 8 bin, kayıplarla birlikte 10 bin insan…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Devamla) – İnsanlık var oldukça, burada,
yeryüzünde yapılan tüm zulümleri kınamaya devam edeceğiz. Ta ki hak ve adalet
galip gelinceye kadar.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İkinci Dünya
Savaşından sonra yaşanan en büyük sivil katliam Bosnalı Müslümanlara
yapılandır. Srebrenica ile ilgili alınan karar, uygar dünyanın vicdanını
rahatlatmayacaktır. Bu günahın karanlık gölgesi, zaman ve mekânda, kıyamet
gününe kadar yayılacak.
Sözlerimi Bosna-Hersek Devleti’nin kurucusu büyük
mütefekkir ve devlet adamı merhum Aliya İzzetbegoviç’in sözleriyle bitiriyorum.
“Er ya da geç, adalet suçluları bulacaktır.” İnanıyorum ki bu aziz millet
tarihteki yerini tekrar aldığında, hak ve adalet galip gelecek.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Gündüz.
Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi
var, okutup, bilgilerinize sunacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı’nın 22 Ocak
2007 tarih ve 124 sayılı Kararı ile Danimarka Parlamentosu Başkanı Sayın
Christian Mejdahl ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun
bulunmuştur.
Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük
Millet Meclisi’nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un
7. Maddesi gereğince Genel Kurul’un bilgilerine sunulur.
Bülent
Arınç
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi
daha vardır, onu da okutacağım ve oylarınıza sunacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç’ın,
Portekiz Meclis Başkanı Jaime Gama’nın davetine icabet etmek üzere, beraberinde
Parlamento heyetiyle, Portekiz’e resmi ziyarette bulunması hususu Türkiye Büyük
Millet Meclisi’nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un
6. Maddesi uyarınca Genel Kurul’un tasviplerine sunulur.
Bülent
Arınç
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.
BAŞKAN – Türkçedeki bozulma ve
yabancılaşmanın araştırılması, Türkçenin korunması ve etkin kullanımı için
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Genel Kurulun 13/2/2007
tarihli 62’nci Birleşimi’nde kurulan (10/365) esas numaralı Meclis Araştırması
Komisyonu üyeliklerine siyasi parti gruplarınca gösterilen adayların listesi
bastırılıp, sayın üyelere dağıtılmıştır.
Şimdi, listeyi okutup oylarınıza
sunacağım.
Türkçe’deki
Bozulma ve Yabancılaşmanın Araştırılması, Türkçe’nin Korunması ve Etkin
Kullanımı İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis
Araştırması Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi (10/365)
Adı Soyadı Seçim
Çevresi
AK Parti (9)
Recep Garip Adana
Eyyüp Sanay Ankara
Hikmet Özdemir Çankırı
Ekrem Erdem İstanbul
Avni Doğan Kahramanmaraş
Mevlüt Akgün Karaman
Alaettin Güven Kütahya
Mehmet Atilla Maraş Şanlıurfa
Mehmet Çiçek Yozgat
CHP (4)
Mustafa Gazalcı Denizli
Ali Cumhur Yaka Muğla
Engin Altay Sinop
Muharrem İnce Yalova
ANAVATAN
(1)
Reyhan Balandı Afyonkarahisar
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
Meclis
araştırması komisyonuna seçilmiş bulunan sayın üyelerin, 1/3/2007 Perşembe günü
(bugün) saat 16.00'da, Halkla İlişkiler Binası B Blok 2’nci Kat 4’üncü Banko
Meclis Araştırması Komisyonları Toplantı Salonunda toplanarak, başkan, başkan
vekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmalarını rica ediyorum.
BAŞKAN
- Komisyonun toplantı yer ve saati, ayrıca plazma ekranda ilan edilecektir.
Küresel
ısınmanın neden olduğu sorunların ve oluşturduğu riskin araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Genel Kurulun 13/2/2007 tarihli ve
62’nci Birleşimi’nde kurulan (10/351 ve 399, 417) esas numaralı Meclis
Araştırması Komisyonu üyeliklerine, siyasi parti gruplarınca gösterilen
adayların listesi bastırılıp, sayın üyelere dağıtılmıştır.
Şimdi listeyi okutup oylarınıza sunacağım:
Küresel Isınmanın Neden Olduğu
Sorunların ve Oluşturduğu Riskin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin
Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Üyelikleri Aday
Listesi
(10/351, 399, 417)
Adı Soyadı Seçim
Çevresi
AK Parti (9)
Abdullah Çalışkan Adana
Fatma Şahin Gaziantep
Yahya Baş İstanbul
Gürsoy Erol İstanbul
Fatih Arıkan Kahramanmaraş
Adem Baştürk Kayseri
Muharrem Candan Konya
Hakan Taşcı Manisa
Mehmet Sarı Osmaniye
CHP (4)
Yakup Kepenek Ankara
Mehmet Boztaş Aydın
Rasim Çakır Edirne
Mehmet Nuri Saygun Tekirdağ
ANAVATAN (1)
Züheyir Amber Hatay
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Meclis Araştırması Komisyonuna seçilmiş bulunan sayın
üyelerin 1/3/2007 Perşembe günü, yani bugün, saat 17.30’da Halkla İlişkiler
Binası B Blok 2’nci Kat 4’üncü Banko Meclis Araştırması Komisyonları Toplantı
Salonunda toplanarak, Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimini
yapmalarını rica ediyorum.
Komisyon toplantısı yer ve saati ayrıca plazma ekranda
ilan edilecektir.
Sayın milletvekilleri, gündemin “Kanun Tasarı ve
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
1.
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere’nin; Gelibolu
Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN
– 1’inci sırada yer alan
Kanun Teklifi’nin geri alınan maddeleriyle ilgili Komisyon Raporu gelmediğinden
teklifin görüşmelerini erteliyoruz.
2’nci sırada yer alan, Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve
Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı İle Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun
görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
2- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun
Tasarısı İle Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030) (S. Sayısı: 904)
BAŞKAN – Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
BAŞKAN – 3’üncü sırada yer alan, Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı;
Kütahya Milletvekili Abdullah Erdem Cantimur ve 6 Milletvekilinin; Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Gaziantep Milletvekili
Fatma Şahin’in; Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi; İstanbul Milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın’ın; Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
3. X Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı; Kütahya Milletvekili Abdullah Erdem Cantimur ve 6
Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi;
Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin’in; Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Mehmet Mustafa
Açıkalın’ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1266, 2/926, 2/933, 2/934) (S. Sayısı: 1346)
------ (X)
BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.
Hükûmet? Yerinde.
20’nci maddede kalmıştık.
Şimdi, 20’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 20- 213 sayılı Kanunun
120 nci maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra, 353 üncü maddesinin (3)
numaralı bendinin ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki
cümle eklenmiş; 367 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “defterdarlığın
veya gelirler bölge müdürlüğünün” ibaresi “vergi dairesi başkanlığının
veya defterdarlığın” şeklinde, 377 nci maddesinin dördüncü ve beşinci
fıkraları ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Bu Kanunun 4 üncü maddesinde
yazılı vergi dairesinin görev ve yetkilerini haiz olarak faaliyete
geçen vergi dairesi başkanlıklarında düzeltme yetkisi vergi dairesi
başkanına ait olup, başkan bu yetkisini ilgili grup müdürlerine
ve/veya müdürlere devredebilir.”
“Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi
Başkanlığı, söz konusu tespiti vergi incelemesine yetkili olmayanlara
da yaptırmaya yetkilidir.”
“Vergi dairesi başkanlıkları
ile vergi daireleri, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca
belirlenen tutarları aşan davalarda Gelir İdaresi Başkanlığının
(İl özel idareleri ile belediyeler, valilerin) muvafakatını almadan
vergi mahkemesi kararları aleyhine temyiz yoluna gidemezler.
Gelir İdaresi Başkanlığı,
tespit edeceği hadlerle sınırlı olmak şartıyla, muvafakat verme
yetkisini vergi dairesi müdürlüklerinin taraf bulunduğu davalar
için vergi dairesi başkanlıklarına ve/veya defterdarlıklara devredebilir.”
BAŞKAN – Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına Trabzon Milletvekili Sayın Akif Hamzaçebi.
Sayın Hamzaçebi, şahsi söz talebinizi de birleştiriyorum.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 20’nci maddesi üzerinde Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına söz aldım. sözlerime başlarken hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Gelir İdaresi Başkanlığı Teşkilat Kanunu, Mayıs 2005
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş ve 5345
sayısını alarak yasalaşmıştır. O tarihten bu yana yürürlükte olan bu yasanın
uygulanması sırasında ortaya çıkan ve Gelir İdaresi Başkanlığının yetkileri
konusunda tereddüde yol açan bazı düzenlemeleri bu madde biraz daha açık hâle
getiriyor ve Gelir İdaresi Başkanlığının yetkilerini, Vergi Usul Kanunu’nun
uygulanması çerçevesindeki yetkilerini tereddüde yer vermeyecek şekilde
düzenliyor.
Değerli milletvekilleri, gelir idareleri bütün ülkelerde
önemlidir. Vergi idaresi, diğer adıyla, daha geniş kapsamlı olarak ifade edecek
olursak, gelir idaresi, sadece kamu finansmanı, yani bütçe için ihtiyaç duyulan
gelirin sağlanması açısından değil, toplanan vergiler aracılığıyla ekonomide ve
mükellefler üzerinde yaratılan etkiler bakımından da son derece önemlidir.
Gelir idaresi, kâğıt üzerinde, yani mevzuatta yer alan vergi sistemiyle, kurallarla,
uygulamada yer alan vergi uygulamalarının arasındaki farkın en büyük
belirleyicisidir. Hep söylediğimiz “bir vergi sistemi ne kadar iyi olursa olsun
önemli olan uygulamadır” cümlesinin ardında yatan gerçek, ülkelerin güçlü bir
gelir idaresine sahip olmaları gerektiğidir. Gelir İdaresinin gücü, bu
uygulamanın, gelir idaresi uygulamalarının niteliği ve kalitesi en az vergi
kuralları, vergi kanunlarının niteliği ve kalitesi kadar önemlidir. Uygulamanın
kalitesi ve niteliği arttıkça kurallara o kadar yaklaşılmış demektir. Bu
nitelik azaldıkça kurallardan o kadar uzaklaşılmış demektir. Aradaki farkın
büyüklüğü, o gelir idaresinin gücünü, kalitesini gösteren en önemli ölçüdür.
Bir ülkede toplanması gereken vergilerin, idealde toplanması gereken verginin
miktarı ile toplanan vergi geliri arasındaki fark, şüphesiz, gelir idaresinin
performansını ölçmek için tek ölçüt değildir, yeterli de değildir, ama, bu
farkın azlığı, şüphesiz, vergi sisteminin kalitesini gündeme getirir. Bu fark
ne kadar azsa, vergi sisteminde kurallar o kadar iyi demektir ve uygulama o
kadar iyi demektir ve bu çerçevede, mükellefin vergiye uyumu, uyum seviyesi de
o kadar yüksek demektir.
Bunları neden söylüyorum? Bunları söylememin gerekçesi,
gelir idaresinin, son dönemlerde, son şu bir ay, bir buçuk ay içerisinde,
kamuoyunda haksız bir şekilde, bizzat Maliye Bakanlığı ve Maliye Bakanı
tarafından bir saldırıya tabi tutulmuş olmasıdır. Sözlerim belki biraz
çelişkili gelecektir size. Hem Maliye Bakanı tarafından, Maliye Bakanlığına
bağlı olan bir kurumdan söz ediyorum hem de Maliye Bakanının eleştirilerine,
Maliye Bakanının kamuoyu tarafından yapılan eleştiriler karşısında gelir
idaresine sahip çıkmamak suretiyle, gelir idaresine yapılan haksız saldırılara
göz yummasından söz ediyorum.
Değerli arkadaşlar, bu son derece önemli bir durumdur,
üzerinde durmamız gereken, çok önemli bir sorundur. Bir gün, Maliye Bakanlığı
tarafından, Anadolu Ajansı aracılığıyla kamuoyuna yapılan açıklamada, Maliye
Bakanlığında, VEDOP soruşturması sırasında usulsüz sorgulamalar yapıldığı,
Sayın Cumhurbaşkanının, Sayın Başbakanın, Sayın Deniz Baykal’ın kişisel
bilgileri, hesapları başta olmak üzere, kamuoyunda bilinen birçok ünlünün
kişisel bilgilerine, gizli kalması gereken bilgilerine, Maliyedeki birtakım
görevlilerin girdiği, ulaştığı, bu açıklamayla kamuoyuna duyuruldu ve o günden
itibaren basında bir maliye çetesinden söz edilmeye başlandı. Sanki, Maliye
Bakanlığında birtakım görevliler gizli kalması gereken birtakım bilgileri
almışlar, usulsüz bir şekilde bu bilgileri edinmişler ve üçüncü kişilere servis
etmişler veya kamuoyuna servis etmişler; kamuoyundaki izlenim budur. Güçlü
gelir idaresinin, güçlü olduğuna inanıyorum, hiç tereddüdüm yok, güçlü olması
gerekir, ama, güçlü gelir idaresinin, bizzat Maliye Bakanlığı tarafından
yapılan bir açıklamayla, mükelleflerin gizli bilgilerinin herkesin elinde
dolaştığı, Maliye Bakanlığının içinde bir çetenin olduğu yönündeki bir
açıklamayla kamuoyuna teşhir edilmeye çalışılması gerçeğe aykırı bir şekilde,
beni son derece üzmüştür, hem o idarenin eski bir mensubu olarak hem bu ülkenin
vatandaşı olarak hem de bu Parlamentonun mensubu bir milletvekili olarak.
Değerli arkadaşlar, VEDOP dediğimiz proje iki aşamada
gerçekleşmiştir. Birinci aşaması, Sayın Zekeriya Temizel’in Bakanlığı döneminde
gerçekleşmiştir. Yaklaşık 65 milyon dolarlık bir maliyeti olmuştur. İkinci
aşaması, bu Hükûmet döneminde gerçekleşmiştir. Hazırlığı benim genel müdürlüğüm
döneminde, Sayın Sümer Oral’ın Maliye Bakanlığı döneminde gerçekleşmiş, ama,
ihalesi çeşitli nedenlerle o zaman yapılamamış, bu Hükûmet döneminde yapılmış
başarılı bir projedir. İki projeyi topladığımızda yaklaşık 150 milyon dolarlık
bir projeden söz ediyoruz demektir. Bu projenin ayaklar altına alınması, Maliye
Bakanlığının açıklamasıyla bu projenin hiçbir güvenilirliğinin olmadığının
kamuoyuna açıklanması, herkesin istediği gibi bu sisteme girip, bilgileri elde
edip başka kişilere taşıdığı yönlü bir açıklamayla bu sistemin yerden yere
vurulmasını kabul etmek mümkün değildir. O zaman sormak gerekir, 150 milyon
doları harcayan bu ülkenin sorumluları… Bunun 80 milyon doları bu Sayın Bakanın
döneminde harcanmıştır. Çöpe mi atılmıştır? Yani, bu kadar güvenlikten yoksun
bir proje mi Türk kamu yönetimine kazandırılmıştır? Sorunun cevabını ben vereyim.
Sayın Bakan vermeli, Maliye Bakanı vermeli.
Bu projenin güvenilmez hiçbir yanı yoktur değerli
milletvekilleri. Projede herkesin, gelir idaresi personeli olan, sorgulama
yapma yetkisi olan herkesin bir şifresi vardır. Sayısını Sayın Bakan açıklarsa
öğreniriz, ama, yaklaşık 35 bin, 40 bin kişi arasında personelde şifre vardır.
Her şifrenin erişim alanı farklıdır. Herkes her bilgiye erişemez. Bu şifre
piyasada görev yapmakta olan yeminli mali müşavirlerde de vardır. Neden vardır?
Onlar da belli bilgilere ulaşabilirler. “Naylon fatura” olarak
isimlendirdiğimiz sahte faturaya ulaşma imkânı yeminli müşavirlere de
verilmiştir ki, kısmen belli açılardan kamu görevi yapan bu arkadaşlarımız da
kendi düzenleyecekleri raporlarda Maliye Bakanlığının bu veri ambarından
yararlansınlar.
Bu sistemde hangi bilgiler vardır? Mükellefiyet bilgileri
vardır: Adı, soyadı, kimlik bilgileri. Hangi vergilerden mükellef olduğuna
ilişkin bilgiler vardır. Tahakkuk eden vergi vardır ve bu ödenmemişse ödenmeyen
kısmı vardır o verginin. Vergi borcu bilgileri vardır. Başka ne vardır? Motorlu
taşıt vergisine ilişkin bilgiler, yine VEDOP bağlantılı bir başka bilgi
sisteminde, gelir idaresinde vardır. 98 Mayıs ayından bu yana da alınıp satılan
taşınmazlara ilişkin olarak bilgiler vardır. Benim bildiğim bu bilgiler vardır.
Eğer bunun dışında bir bilgi varsa, Sayın Maliye Bakanının açıklamasını
bekliyorum.
Değerli arkadaşlar, ulaşılabilecek olan bilgiler
bunlardır. Eğer mükelleflerin banka hesaplarına ilişkin bir bilgi varsa VEDOP
sisteminde veya Maliye Bakanlığının herhangi bir biriminde, bunun açıklamasını
Sayın Maliye Bakanı yapmalıdır. Var mıdır, yok mudur, ben bilmiyorum. olmaması
gerekir. Neden? Türkiye’de eğer servet beyanı yoksa, nereden buldun anlamına
gelecek bir yasa yoksa, Maliye Bakanlığının hiçbir birimi, hiçbir vergi
inceleme elemanı, banka sisteminden bir kişinin mevduatına ilişkin bilgiyi
alamaz. Dolayısıyla, Maliye Bakanlığında böyle bir bilginin olmaması gerekir.
Ben, esasen, bu yönüyle, Sayın Maliye Bakanına bir soru
önergesi vermiştim 29 Ocakta. Bu bilgi var mıdır Maliye Bakanlığında? Tasarıyı
görüşüyoruz, bugün 1 Mart, henüz soru önergeme cevap alabilmiş değilim. Dün
ilgili arkadaşlarımı aradım, henüz cevabın daha bana yazılmadığını ifade
ettiler. Bunu bana vermelerini rica ettim, Genel Kurulda bir konuşma yapacağım,
o saate kadar verirseniz ona göre konuşmamı şekillendiririm dedim, ama, şu ana
kadar alabilmiş değilim. Olabilir, gecikmiş olabilir, ama, bu bilgiyi, ben,
Sayın Maliye Bakanından bekliyorum.
Şimdi, ulaşılabilecek bilgiler bunlarsa, bunların acaba
bir şifre sahibi kişi tarafından öğrenilmesi hangi anlama gelir, yani, ne işe
yarar bu bilgiler, onu merak ediyorum. Şüphesiz, görevli olmayan kişilerin,
merak saikiyle dahi olsa, bu bilgileri öğrenmemesi gerekir. Vergi mahremiyeti,
vergi gizliliği bunu gerektirir, ama, öğrenmiş olsa dahi bu sıradan dediğimiz
bilgileri üçüncü kişilerle paylaşmaması gerekir. Bunda hiç tereddüt yok. Eğer
Maliye Bakanlığının elinde böyle bir bilgi var ise, soruşturmalarda böyle bir
bilgi edinilmiş ise, bu konuda bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşan
görevlileri mutlaka cezalandırması gerekir. Burada hiçbir şekilde hoşgörü
olmaması gerekir. Eğer hukuk devleti isek, bu olmalı, ama, bütün bunlar bir
rapora, bir tespite dayanmalıdır değerli arkadaşlar.
Ve yine o soru önergemde Sayın Maliye Bakanına sordum,
ben de merak ettim, Akif Hamzaçebi’nin VEDOP sistemindeki bilgilerine hangi
tarihde, kimin tarafından girilmiştir? Eğer bir talimat varsa, bu talimatı
veren kimdir? Ben de merak ettim, benim bilgilerime girilmiş midir diye.
Gerçekte böyle bir merakım yoktu, benim bilgilerime isteyen herkes, Gelir
İdaresi girebilir, bakabilir, öğrenebilir. Hiçbir şekilde böyle bir şüphe
aklımda yer almamıştır, yani, acaba baktılar mı bakmadılar mı… İsteyen bakabilir,
hiç önemli değil, ama, mademki kamuoyuna böyle bir açıklama yapıldı, ben de
merak ediyorum ve soru önergemde sordum, benim bilgilerime acaba giren var
mıdır, hangi tarihte, Gelir İdaresinin hangi biriminden veya Maliye
Bakanlığının hangi biriminden, kim tarafından girilmiştir. Bu sorumu da, Sayın
Maliye Bakanı yanıtlarsa mutlu olurum.
Değerli arkadaşlar, gerçek olmayan bilgiler üzerine,
vehim üzerine bir açıklama yapılmıştır ve bu açıklamada, Gelir İdaresinin
saygınlığı Maliye Bakanı tarafından göz ardı edilmiştir, hiçe sayılmıştır.
Gelir İdaresinin saygınlığını korumak sadece Gelir İdaresi Başkanının görevi
değildir. Başkan, şüphesiz, kendine düşen görevini burada yerine getiriyor, o
konuda herhangi bir olumsuz değerlendirmem yok, ama, Sayın Maliye Bakanı,
basının “Maliye çetesi” olarak isimlendirdiği bir oluşuma -o şekilde bir oluşum
olduğunu ifade ediyor basın veya bazı gazeteler- buna karşı tepkisiz kalmıştır,
tepkisiz kalmak suretiyle bu iddiayı sahiplenmiştir, Gelir İdaresini olmayacak
şekilde bir kötü duruma düşürmüştür.
Benim konuşmam Gelir İdaresinin personelini korumak
kaygısından kaynaklanmıyor değerli milletvekilleri, ama, Türkiye’nin güçlü
Gelir İdaresi etrafında vatandaşın tereddüdü olursa, mükellefin tereddüdü
olursa, hiç kimse vergisini isteyerek ödemez. Eğer “bizim bilgilerimiz herkesin
elinde dolaşıyorsa” diye bir düşünceye kapılırsa mükellef, o mükellefin vergi
yasalarına uyumundan söz etmek artık mümkün değildir.
Değerli milletvekilleri, konuşacağım başka konular da var
yine bu çerçevede, ama, zamanın bu konuda yeterli olmadığına inanıyorum, ancak,
şunu son cümle olarak söylemek istiyorum: Sayın Maliye Bakanını, ben Gelir
İdaresinin saygınlığını korumaya davet ediyorum, bu konuda görevli olduğunu
kendisine hatırlatıyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.
Anavatan Partisi Grubu adına, Mersin Milletvekili Sayın
Hüseyin Özcan. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) –
Sayın Başkan, değerli milletvekili; 1346 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 20’nci maddesi üzerine Anavatan
Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu madde, bir, Maliye Bakanlığı Gelir
İdaresi Başkanlığınca, söz konusu tespiti, vergi incelemesine yetkili
olmayanlara da yetkilerin verilmesi ve dağıtılması konusuyla ilgili; diğeri
ise, Gelir İdaresi Başkanlığı, tespit edeceği hadlerle sınırlı olmak şartıyla,
muvafakat verebileceği yetkileri defterdarlıklara ve vergi dairesi
başkanlıklarına bırakabilirdir.
Değerli arkadaşlar, elbette ki, vergi, bu ülkenin
gerçekten üzerinde titizlikle durabileceği ve bu ülkedeki kurumların işlerlik
içerisinde çalışması için gerekli olan ve zorunlu olan bir gelirdir. Bu
tasarının gerekçesinde, vergi sisteminin yeniden yapılandırılması, vergi
güvenini güçlendirmek suretiyle ekonominin kayıt düzeyinin artırılması ve
tabana yayılması amacıyla vergi yasalarında her zaman değişiklik yapılmıştır…
Bugün, eğer vergilerimizin neredeyse yüzde 50’ye yakını
kayıt dışındaysa, gerçekten bu ülkenin geleceği konusunda endişeler, yönetimler
konusunda sıkıntılar olacağı görülüyor. Eğer, gelirlerimizi tabana yaydığımızda
ve özellikle tabandaki yoksul kesimin ve kayıt içerisinde olan insanların
üzerine vergi yüklediğinizde, bu insanlar elbette ki bir noktaya geldi ki
vergilerini ödeyemez duruma gelmişlerdir, ama, çıkarılan yasalarla, tabandaki
ve orta direkteki yoksul kesim, memur, işçi, emekli değil; gerçekten, bu
ülkenin kanını sömürenlerden, bu ülkenin balını, pekmezini yiyenlerden kurumlar
vergisini de düşürmekle görüldü ki, pekmezini, balını yiyenler korunuyor,
tabandaki insanlar ise her geçen gün daha yoksulluğa terk ediliyor.
Değerli arkadaşlar, evet, vergi toplanmalı, ama, verginin
de bir ölçüsü olmalı. Bugün, insanların, milyonlarca esnafımızın sıkıntılarını
görüyoruz. Sokaklara indiğimiz de bakıyoruz ki, çok esnaf kapıda gelecek
müşterisini bekliyor, alıcı yok dükkânların önünde. Herkes birbirine dert
yanıyor, adamlar “siftahsız dükkân kapatıyoruz” diyorlar. Bir tarafta da,
karşıdan elinde çantayla gelen bir vatandaşa “acaba vergi dairesinin memuru mu,
teftişe mi geliyor” diye birbirlerinin gözlerine bakıyorlar, bir korku içerisindeler.
Vergi daireleri tarafından, esnaf üzerinde özellikle baskı kurarak, zorla,
kazamadığı halde, siftah yapmadığı halde vergi ödetmeye zorlandıklarını, çok
esnaf arkadaşımız -biz de esnaflıktan geldiğimiz için- dertlerini bize
döküyorlar.
Değerli arkadaşlar, vergiyi baskıyla alamazsınız. Eğer
vergi ortamını, vergi verebilecek ortamı ve piyasayı yaratmadıysanız bu
insanlar nereden versin? Stopaj vergisini mi versin, muhtasarını mı versin,
Sosyal Sigorta primlerini mi ödesin, Bağ-Kurlarını mı ödesinler? Maalesef, bir
tarafta da bankalara olan borçlarını mı ödesinler? Haliyle, özellikle bu
vergiyi ödeyemedikleri için, yüz binlerce esnafımız kepenklerini kapattı, iflas
etti ve çoğunun malzemesi de icra depolarında duruyor. Sayın milletvekilleri,
hükûmetin yetkilileri, icra depolarının önünden hiç geçtiniz mi, hiç baktınız
mı? O icra depolarının önü tıklım tıklım, vatandaşların -ödeyemedikleri için-
mallarıyla dolu. Adliye paralarını ödeyemiyorlar ki mallarını alsınlar, eğer
borçlarını kısmen de olsa sağdan soldan topladılarsa. Milyonlarca esnaf bu
sıkıntı içerisinde.
Bu sıkıntı yetmiyor değerli arkadaşlar, bir de can
güvenliği var. “Acaba, dükkânımın önüne biri gelip beni tehdit edecek mi?”
diye, neredeyse, her gelen müşteriye, “acaba bir kapkaççı, bir vurguncu mu
gelecek?” diye… Can güvenliği yok, işte dün bir kuyumcunun İstanbul’da
öldürüldüğü gibi.
Biz, devlet olarak, insanımızın sosyal güvenliğini
sağlamak zorundayız, insanların can güvenliğini sağlamak zorundayız, esnaflara
sahip çıkmak zorundayız. Eğer, icra depolarında o mallar duruyorsa, bu ülkenin
kötü yönetildiğinin bir ifadesidir. Her ne kadar “güzel yönetiyoruz” da
deseniz, maalesef kötü yönetiliyor ki, milyonlarca esnaf, kepengini kapatmış,
aç kalmış, borcunu ödeyemiyor ve işsizler ordusuna katılıyor. Bunu görmezlikten
gelemeyiz, Parlamento olarak görmezlikten gelemeyiz. Bu insanların çığlıklarına
ses vermek zorundayız değerli milletvekilleri. Adam borcunu ödemedi diye,
devletin kurumlarından değil, artık, mafyaya sığınan bir sürü esnaf da var,
“Acaba, benim hakkımı bunlar mı alır?” diye. Esnafı bu gayrimeşru yollarla baş
başa bırakmamak için bu esnafın da sağlık güvencesini, yaşam güvencesini, daha
tedbirli davranarak gözlem altına almak zorundayız. İşte, şoförler, taksiciler
her gün bir gaspla karşı karşıya. Milyonlarca insanın… Kazançlarıyla, alın
terleriyle, yirmi dört saat uyumayan taksi şoförleri, bir taraftan vergi
kıskacı, bir taraftan terörün ve kapkaççının kurbanı oluyor. bunlar neden?
Demek ki, Türkiye’de işsizlik had safhaya varmış. Sokakta insanlar, artık, aş
ve iş peşinde koşuyor. Milyonlarca insan eğer bugün açsa, 21 milyona yakın
insan yoksulluk sınırına dayandıysa, sokakta terör de olur, anarşi de olur,
gasp da olur. Hâliyle, vergide adaletsizlik sağlandığında, vergi adaletsizliği
bu kadar boyutlara yükseldiğinde, insanların devlete olan güvenlerini de
sarsıyor. Vergi alınacaksa kaçakçılardan, bu ülkede rant peşinde koşanlardan,
spekülatörlerden ve hiç terlemeden devlet kademeleriyle ve kurumlarıyla iş
birliği yaparak, bazı kurumlarda ve devleti yönetenlerle iş birliği yaparak,
ihaleler alıp da devlete vergi ödemeyenlerin üzerine gitmediğiniz sürece
gelirimizi artıramayız.
Değerli milletvekilleri, emeklilerin durumu ha keza…
Bugün aldık gazetelere baktık, benzin 2 milyon 700… Yani, 2 milyon 780’e
çıkmış, çimentonun torbası 7 milyon 500’e çıkmış. Hani zam yapılmıyordu? Yüzde
7,5 zam geldi. Memura ne verdik yıllık? -Soruyorum- emekliye ne verdik, işçiye
ne verdik? Yüzde 7,5 bir kalemde yaptığında hâlâ bugün daha… 2’nci ay yeni bitti
3’üncü aya giriyoruz, yılın 3’üncü ayına giriyoruz. O zaman demek ki, bu
insanların gerçekten satın alma gücü, artık, tıkandı. Ev yapma gücü tıkandı,
çocuk okutma güçleri tıkandı. Sen bunların vergilerini, eğer, çoğaltır,
vergilerinin üzerine gitmeye kalkarsan, yarın bu insanlar da işsizler ordusuna
katılır, devlete karşı kin ve husumet besler. Bunların önüne geçmenin tek yolu,
istihdamı çoğaltmanın yollarını, istihdam alanları yaratmanın yollarını aramak
lazım. Eğer bugün emekli açsa… Duysun emekliler “açız” diyorlar. Bir emekli
eğer 500 bin lira alıyorsa nasıl geçinecek? Soruyorum değerli milletvekilleri,
biz çarşıya 500 lirayla çıktığımızda 500 bin lira bize yetiyor mu? Yetmiyor.
Ama, bir ay dört nüfusunu besleyecek bir emekli bu şartlarda nasıl geçinecek?
Ama, emekliden peşin kesiyorsunuz vergisini.
“Asgari ücretten vergi düşürdük.” diyorsunuz. Ee, asgari
ücretten vergi almayın, zaten bu asgari ücret geçindiremiyor ki! Bu insanlar
aç. 500 bin liraya, 600 bin liraya, 700 bin liraya çalışan insanlar aç ve
perişan, kira paralarını ödeyemiyorlar, sen bunun vergisini alsan ne
yapacaksın! Katrilyonlarca, milyarlarca para kaçıranların üzerine gitmediğiniz
sürece…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.
BAŞKAN – Buyurun.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) – Eğer, bu vergi kaçakçılarının
üzerine gitmediğiniz sürece, kaçakçıların üzerine gitmediğiniz sürece yoksul
kesimin, gerçekten namusuyla vergi ödeyen insanların üzerlerine, eğer, biz
Maliye Bakanlığı memurlarını gönderdiğimizde, bu insanlar, inan edin bir kâbus
içerisinde, bir sıkıntı içerisinde. Alınacaksa, vergi alınacak yerler belli,
onların üzerine gidin. Vergi tabana yaygınlaştırılacaksa özellikle oralardan
başlanmalı, kim vergi vermiyorsa üzerine gidilmeli, ama, bir emeklinin, bir
dulun, bir yetimin üzerine giderek, bir yoksulun, bir şoförün, bir nakliyecinin
üzerine giderek, baskı kurarak, onlara çeşitli metotlarla “yok, senin bu karnen
olacak” diye, nakliyeci üzerine gittiğinizde inan edin çoğu kamyonunu satmıştır,
taksisini satmıştır. Hâliyle sıkıntı içerisinde olan bu halkımıza kulak vermek
zorundayız. Eğer siz, Türkiye’yi tozpembe olarak görüyorsanız, hiç kimsenin
şikâyeti yok diyorsanız…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.
BAŞKAN – Sayın Özcan, ek sürenizi verdim, selamlamak için
mikrofonu açıyorum.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) – Sayın Başkan, çok teşekkür
ediyorum.
Elbette ki dert büyük, bu insanların sesini duyurmak
zorundayız. Bizi Meclise gönderdiler ki, onların, emeklilerin, dulun, yetimin,
işçinin ve esnafın durumlarını göz önüne sererek bu duygularını paylaşmak
zorundayız. Elbette ki, süremiz sınırlıdır, ama, bu insanların sabırları da
sınırlıdır, artık bu insanların sabırlarını zorlamaya gerek yok. Bir an önce
tedbir almakta yarar vardır diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan
Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özcan.
Şahsı adına Cemal Uysal.
CEMAL UYSAL (Ordu) – Vazgeçtim.
BAŞKAN – Şahsı adına, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet
Kandoğan.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Vazgeçtim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
21’inci maddeyi okutuyorum:
MADDE 21- 21/7/1953 tarihli
ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 17
nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “vergi dairesi müdürünün
yazılı isteği üzerine defterdar,” ibaresi, “vergi dairesi müdürünün
(5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan
ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürünün
ve/veya müdürün) yazılı talebi üzerine defterdar ve/veya vergi dairesi
başkanı,” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrasında yer alan “müdürü”
ibaresinden sonra gelmek üzere fıkraya “(5345 sayılı Kanun uyarınca
vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen
vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürü ve/veya müdür)”
ibaresi eklenmiş, 90 ıncı maddesinde yer alan “gayrimenkulün bulunduğu
yer tapu sicil muhafızından teşekkül eder.” ibaresi, “gayrimenkulün
bulunduğu yer tapu sicil muhafızı veya tevkil edeceği zattan teşekkül
eder” şeklinde değiştirilmiştir.
BAŞKAN – Madde üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına
Erzurum Milletvekili Sayın İbrahim Özdoğan; buyurun efendim.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) –
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1346 sıra sayılı vergi kanunu
tasarısında Anavatan Partisi Grubu adına görüşlerimi açıklamak üzere
huzurunuzda bulunmaktayım. Hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, vergi denince akla gelen en önemli
dilimlerden birisi esnafımızdır. Acaba esnafımızın durumu nedir? Bunu öncelikle
bir irdelememiz lazım.
AK Parti Hükûmeti ve Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan, Türk
halkına kendilerinin diğer siyasi partilere göre açık ara önde çıktığı anket
propagandası yapmakta ve oy verecek halkımızı tek seçeneğinin hâlâ kendileri
olduğu yönünde baskılamaya çalışmaktadır. AK Partinin anketlerinin doğru
olmadığının çok fazla kanıtı mevcuttur. Esnaf bunun en büyük örneklerinden,
kanıtlarından birisidir.
Sayın Başbakanın kendini açık ara önde çıkarttığı
anketlere esnafların katılmış olması asla düşünülemez. Çünkü, Hükûmet, iktidarı
döneminde esnafı silindir gibi ezmiş ve üstüne de bir bardak şerbet içmiştir.
Yaşadığı haksızlık ve problemler konusunda sesini duyuramayan, kıt kanaat ve
mütevazı bir şekilde var olmaya çalışan, sırtında her geçen gün daha da
ağırlaşan yüklerin altında ezilen esnaf, AK Parti tarafından kırılan orta
direğin ta kendisidir.
Esnaf ve sanatkâr, piyasadaki durgunluğun yanı sıra ağır
vergilendirme yükü altında daha da ezilmekte ve nefes alamamaktadır. Esnaf para
kazanamamakta, ama para kazanmasa da ödemek zorunda olduğu yüksek vergiler
nedeniyle varını yoğunu satma noktasına gelmiştir.
Esnaf arasında artık intiharlar da başlamıştır. Daha
geçtiğimiz haftalarda bana gelen bir haberde bir beyaz eşya bayi sahibi genç
bir esnafın vergi yükü nedeniyle intihar ettiği bildirilmiştir.
Değerli arkadaşlar, mobilyacısından berberine,
kuyumcusundan terzisine kadar her alanda hizmet veren esnaf ve sanatkâr altında
ezilmekte olduğu ekonomik yük ve risklerden dolayı bitap düşmüştür. Aile
facialarına da yol açan bu tabloyu, Maliye Bakanı, gevrek bir gülüşle
geçiştirmektedir. AK Parti Hükûmeti ve onun Maliye Bakanı, düzenlemeyi
beceremedikleri ekonominin bedelini esnaf ve sanatkârın sırtına yüklemiş,
esnafın belini bükmüştür.
Değerli arkadaşlar, esnaf öyle bir haldedir ki, 20
liralık bir işimiz olsa, alışverişimiz olsa, 50 lira versek, bunun üstünü
verecek parası yoktur, siftahsız dükkân kapatmaktadır. Hâl böyleyken, vergi
daireleri, 2007 senesinde esnafı daha da dar bir cenderede sıkıştırmanın
hazırlıklarını yapmaktadırlar. Buna göre, basit usule tabi esnaf ve
sanatkârlar, en az asgari ücretlilerin vergisi kadar vergi beyan etmek
durumundadırlar. Hükûmet tarafından, bu seviyenin altında beyanda bulunan
esnafların vergi daireleri tarafından özel bir incelemeye tabi tutulacağı
korkusu yayılmaktadır ve buna da başlanmıştır. Hâlbuki, 2006 yılında, 390 bin
YTL’ye kadar hazine bonosu geliri elde edenler, tek kuruş vergi vermek zorunda
değillerdir ve bankalardaki hisselerini milyonlarca YTL’lik kârla
satmaktadırlar. Yani, devlete esas vergi vermesi gerekenler, sömürücüler,
devlete borç vermektedirler. Bu, hazin bir tablodur.
AK Parti Hükûmeti iktidara geldiğinde köprüden geçiş
ücreti 1,5 YTL iken, bu ücret şu anda 4 milyon liradır. Benzin fiyatındaki
azami artış köprü ücretlerine yapılan bu çok yüksek oranlı zamla birleşince,
taksiciyi vergi yükü nedeniyle, berberi kredi faizi cenderesiyle, mobilyacıyı,
beyaz eşya satıcısını, artık, esnaflık yapamayacak hâle getiren bu Hükûmetin
Sayın Başbakanı, kendisine İsviçre’den yabancı yatırım otoritesi denilen bir
danışman ithal etmiştir.
Hükûmetin planı bellidir arkadaşlar. Türkiye’ye, artık,
esnaf lazım değildir, yabancı yatırımcı her şeyi Halledecektir. Hükûmetin üç
kuruşa muhtaç gözüyle baktığı Türk esnafı, AK Parti Hükûmetine, artık, bu
nedenlerden dolayı hiç mi hiç lazım değildir.
Bu Hükûmetin kendi halkına karşı sevgisiz, ilgisiz ve
yabancı olduğu her vesileyle belli olmaktadır. Hükûmetin, esnafı vergilendirme
politikası bunun en bariz örneklerinden birisidir. Türk esnafının sorunlarını
çok yakından takip ettiğimizi Türk kamuoyu çok iyi bilmektedir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, tabii ki, vergi
toplamak, bir devletin en temel hak ve ödevlerinden bir tanesidir ve vergi
vermek vatandaşlık görevlerinin en kutsallarından da birisidir. Vergi toplama
sistemi, vergi toplamanın şekli ve tüm bu sürecin ardında yatan siyasi zihniyet
ise, hem vergi toplamaktaki efektiviteyi hem de toplum içerisindeki adalet ve
devlete duyulan güveni etkileyen en temel faktörlerdendir.
AK Parti Hükûmeti ve onun Maliye Bakanının vergi
politikaları, iktidara geldikleri dönemden beri Türk toplumunda hiç tasvip ve
destek bulamamıştır. Hükûmetin vergi politikaları insanımızın adalet duygusunu
zedelemekte ve çaresizlik duygusunu körüklemektedir. Kendisine karşı çok
liberal ve yumuşak bir vergi politikası olan Maliye Bakanı, halkımızın cep
telefonundan, alacağı küçük bir aile arabasına kadar her şeyinde gırtlağına
basmaktadır.
AK Parti Hükûmeti zamanında dolaylı vergiler yüzde 73
oranına fırlamıştır. Kursağındaki her lokmanın vergisini veren halkımız ise,
bir hükûmetin topladığı vergilerle sunması gereken hizmetler konusunda çıplak
ve yoksul durumdadır, yoksun durumdadır.
Ülkemizde vergi adaletsizliğinin ve vergi oranlarının
yüksek olmasının en büyük nedeni kayıt dışı ekonominin kontrol altına
alınamamasıdır. Çünkü, Hükûmet, ancak, aciz ve çaresiz mükelleflerin üstüne
gitmektedir.
AK Parti Hükûmeti geldi ve neredeyse bitecek beş altı ay
sonra, vakit o kadar da yaklaştı ve bu sürede vergi sistemini düzeltme ve
adaletli kılma yönünde hiçbir proje ortaya koyamadı.
Günümüzde dünyadaki kayıt dışı sektörün büyüklüğü 3
trilyon dolar olarak tahmin edilmektedir. Gelişmiş ülkelerde kayıt dışı ekonomi
gayrisafi millî hasılanın yüzde 10-15’i civarındadır. Türkiye ise, kayıtdışı
ekonomide en kötü ülkeler olan Nijerya, Mısır ve Tunus'un -Ki, bunlarda yüzde
68-76 oranındadır kayıt dışı ekonomi.- hemen ardından gelmektedir. Bu, ne vahim
ve kötü bir tablodur!
Batı ülkelerinde kayıt dışı ekonomi denildiğinde daha çok
uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi yasa dışı sektörler akla gelmektedir.
Gelişmekte olan ülkelerde ise, bunlar da dâhil olmak üzere, kayıt dışı ekonomi
daha çok eşya ve hizmet akımlarının belgelendirilmemesi şeklinde ortaya
çıkmaktadır.
Ülkemizde art arda yaşanan ekonomik krizler kayıt dışı
faaliyetlerin artmasına zemin hazırlamıştır. Ekonomik kriz dönemlerinde, işsiz
kitleler, kayıtlı ekonomide bulamadıkları istihdam imkânlarını kayıt dışı
faaliyetlerde aramaktadırlar. İşletmeler de, krizin olumsuz etkilerini azaltmak
için üretimlerini kayıt dışı faaliyetlere yönelterek, istihdam ve üretim
maliyetlerini düşürmeye çalışmaktadırlar.
Özellikle sanayi sektöründe, teknolojik gelişmelerden
dolayı emeğe dayalı üretim yerini makineye dayalı üretime bırakmıştır. Bu
durum, niteliksiz iş gücünün işsiz kalmasına neden olmuştur. İşsiz kalan bu iş
gücü de, geçim kaygısıyla kayıt dışı faaliyetlere yönelmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın
Başkanım.
Yeraltı ekonomisi, illegal ekonomi, kara ekonomi, resmi
olmayan ekonomi, gizli ekonomi, düzensiz ekonomi, marjinal ekonomi, kayıp
ekonomi, karaborsa ekonomisi, gözlenemeyen ekonomi, nakit ekonomisi, paralel
ekonomi, enformal ekonomi, vergi dışı ekonomi ve benzeri anlamlara gelen kayıt
dışı ekonomi kavramı, bilinen istatistiki yöntemlere göre tahmin edilmeyen ve
gayri safi millî hasıla hesaplarını elde etmede kullanılmayan gelir oluşturucu
ekonomik faaliyetlerin tümüne denmektedir. Kayıt dışı ekonomi, kamunun denetimi
dışındaki ekonomik faaliyetler olarak da tanımlanabilir.
Batı ülkelerinde, kayıt dışı ekonomi denildiğinde daha
çok uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi yasa dışı sektörler akla gelirken,
gelişmekte olan ülkelerde ise bunlar da
-az önce dediğim gibi- dahil olmak üzere…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Efendim, son cümlenizi alabilir miyim.
Buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın
Başkanım.
…kayıt dışı ekonomi daha çok eşya ve hizmet akımlarının
belgelendirilmemesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bireylerin veya işletmelerin
ekonomik faaliyet ve işlemlerini kamunun denetimi dışında tutmasının en önemli
nedeni ise vergi kaçırma arzusudur.
Ülkemizde, özellikle
kayıtlı işletmelere getirilen
her yeni yükümlülük
kayıt dışı ekonominin
gelişmesine neden olmaktadır. Vergi
oranlarının yüksekliği, vergilendirme ortamının
belirsizliği, muhasebe ve
müşavirlik hizmetlerinin yetersizliği,
vergi idaresi ve
denetiminden kaynaklanan nedenler
kayıt dışı ekonomiyi ortaya çıkaran başlıca etmenlerdir.
Değerli arkadaşlarım, bu konudaki
görüşlerimizi ilerleyen maddelerde sürdüreceğiz.
Hepinize saygılar sunuyorum.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Özdoğan.
Madde üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
22’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE
22- Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı mükelleflerinden
tahsil edilen gelirlerden, 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir
Belediyesi Kanununun 23 üncü maddesinin (b) bendi gereğince Büyükşehir
belediyelerine ayrılması gereken payın hesaplanmasında yeni
bir düzenleme yapılıncaya kadar; bu mükelleflerin, kanuni veya
iş merkezlerinin bulunduğu Büyükşehir belediyesi, şubeleri nedeniyle
mükellefiyeti bulunanlarda, şube tarafından beyan edilen ve şube
adına ödemesi yapılan vergi gelirlerini kapsamak şartıyla, şubenin
mükellefiyetinin bulunduğu Büyükşehir belediyesi esas alınır.
Gelir İdaresi Başkanlığının kuruluşuna ilişkin 5/5/2005 tarihli
ve 5345 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi uyarınca şube mükellefiyetinin
değiştirilmesi halinde de bu madde hükmüne göre işlem yapılır. Bu
maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye
Bakanlığı yetkilidir.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği? Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
23’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE
23- 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 10 uncu maddesinin
sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Dördüncü
fıkranın (d) bendi ile ilgili olarak Kurum, Maliye Bakanlığı Gelir
İdaresi Başkanlığının uygun görüşünü alarak vergi borcu kapsamına
girecek vergileri; tür ve tutar itibariyle belirlemeye yetkilidir.”
BAŞKAN – Madde üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına,
Erzurum Milletvekili Sayın İbrahim Özdoğan.
Buyurun. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; tekrar hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, mükelleflerin kayıp ve
kaçaklar konusunda davranışlarını etkileyen en önemli nedenlerden birisi de
Hükûmete adalet konusunda duyulan güvensizliktir. AK Parti, koruduğu grupların
istekleri doğrultusunda kararlar alarak vergilendirmeden vazgeçebilmekte ve
vergi yükünü belirli kesimlere yüklemektedir.
Değerli arkadaşlar, kayıt dışı ekonominin en önemli
nedenlerinden birisi de, kaçakçılığın önemli boyutlarda olması ve AK Parti
Hükûmetinin, bunca zamandır, kaçakçılığı önleme konusunda etkin olmamış
olmasıdır.
Ülkemizde, kayıt dışı ekonominin en önemli kalemini, yasa
dışı yollardan ve kaçakçılık yoluyla elde edilen gelirler oluşturmaktadır.
Vergiler dolaylı ve dolaysız olarak, genel bir şekilde,
hepimizin bildiği gibi, ikiye ayrılmaktadır. Dolaylı vergi, kişilerin devletten
bir hizmet almaları veya bir malı satın olmaları sonucunda meydana gelir.
Bunlara örnek olarak, KDV, Tekel ve benzinden alınan Akaryakıt Tüketim Vergisi
gösterilebilir. Dolaysız vergi ise, ticaretle uğraşanların kazandıklarından
veya bir işyerinde ücretli olarak çalışan memur ve işçilerin maaşlarından
kesilen vergilerdir.
Bir ülkede, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı
incelenirken, dolaylı ve dolaysız vergilerinin toplanan vergiler içindeki
payının karşılaştırılması çok sık kullanılan bir yöntemdir.
Dolaysız vergiler, vergi adaletini sağlamada çok daha
etkilidirler. Çünkü, dolaysız vergilerde en az geçim indirimi, artan oranlı
vergi tarifeleri, indirim, istisna ve muafiyet gibi uygulamalarla, vergi ödeme
gücü arasındaki ilişki kurulabilir.
Dolaylı vergilerde ise -KDV, ÖTV gibi- bu vergilerin
uygulandığı mal ve hizmetlerin, düşük gelirlilerin bütçesindeki payı, yüksek
gelirlilere göre daha fazladır ve vergi yükü asıl olarak düşük ve sabit
gelirlilerin üzerinde kalmaktadır.
Bir ülkede, dolaylı vergilerin, toplam vergi gelirleri
içerisindeki payı, dolaysız vergilerden yüksek ise, o ülkede vergi adaletinin
varlığından söz edilemez ve AK Parti Hükûmeti döneminde Türkiye’de vergi
adaleti tamamen yok edilmiştir. Bu durum, Anayasamızın 73’üncü maddesine göre:
“Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle
yükümlüdür” maddesine aykırı düşmektedir. Gerçi AK Partiden söz ederken Anayasa
hükümlerinden söz etmek de çok fazla anlamlı olmayabilir. Çünkü, AK Parti
Hükûmetinin en büyük özelliklerinden birisi, hukuku çiğnemede eline su dökecek
birilerinin bulunmasında zorluk çektirmesidir.
Değerli arkadaşlar, Türkiye, gelir, kurumlar ve servet
vergileriyle, KDV ve sosyal güvenlik primi oranlarının toplamından oluşturulan
vergi oranları endeksinde dünya ülkeleri arasında 19’uncu sırada yer alıyor ve
Türkiye, 124,5 endeks değeriyle ABD, İsviçre, İngiltere, Almanya, Kanada,
İrlanda, Avustralya ve Danimarka gibi ülkeleri geride bırakıyor. Uluslararası
finans istatistikleri verileri, OECD ve Uluslararası Enerji Ajansı verilerine
göre hazırlanan rapora göre, Türkiye, istihdam üzerindeki vergilerde seçilmiş
26 ülke arasında yüzde 42,1 oranında vergiyle ilk sırada yer almaktadır.
Gelir vergisi oranlarında da Türkiye başı çekiyor. Yüzde
45 gelir vergisi uygulanan Türkiye’yi, yüzde 38,3 ile Danimarka, yüzde 31 ile
İsveç, yüzde 30 ile Güney Kore izliyor. En az gelir vergisi oranına sahip ülke
ise yüzde 12 ile Rusya, bu ülkeyi yüzde 15 gelir vergisi oranıyla Çin, Almanya,
Yunanistan ve Hollanda izlemektedir.
Değerli arkadaşlar, ülkemizde, vergi yükü AK Parti
zamanında dayanılmaz ölçüde artmıştır. Türkiye OECD’nin en yoksul ülkesidir,
buna karşılık vergi yükü, ABD, Japonya gibi en zengin ülkelerden daha fazladır.
Avrupa Birliği ülkelerinde dolaylı vergilerin toplam
vergi gelirleri içindeki payı ortalama yüzde 35 iken bu bizde yüzde 73’e
ulaşmış durumdadır. Bir ülkede dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri
içindeki payı dolaysız vergilerden yüksekse bu ülkede vergi adaletinden söz
etmek mümkün değildir, söz edilemez de. Vergi adaleti de, AK Parti Hükûmetinde
olduğu kadar da çiğnenemez. Bu da, işin çivisinin çıktığını göstermektedir.
Ülkemizde kayıt dışı ekonomi hangi oranlardaysa, dolaylı
vergilerdeki oranlar da aşağı yukarı bu seviyelerde bulunmaktadır. Bunun
nedeni, AK Parti Hükûmetinin, kayıt altına alamadığı kısım kadar dolaysız
vergilere başvurması ve tahsil edemediği vergileri bu yolla dengelemeye
çalışmasıdır. Yani, AK Parti Hükûmetinin Maliye Bakanının bu kadar pişkince ve
gevrek gevrek gülümsemesi için, gerçekte hiçbir neden yoktur. Milletin
vicdanını bu kadar kanattığı için, bu adaletsizlik. Hakikaten, bundan, cidden
utanmamız gerekmektedir. Elbette, şunu biliyoruz ki, çok yakın bir gelecekte
Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan’dan hoş bir seda olarak gök kubbede gevrek
gevrek gülümsemesi kalacaktır. O zaman, o zaman ne olacaktır? Milletin unları,
Sayın Kemal Unakıtan’ın çocuklarının çuvallarına akacağına milletin çuvallarına
akmaya başlayacaktır.
Kayıt dışı ekonomiyi ortaya çıkaran veya boyutlarını
genişleten unsurlar ortadan kaldırılabildiği takdirde, kayıt dışı ekonomi kayıt
altına alınmış olacaktır. Kayıt dışı ekonomiyi önlemek veya küçültmek için,
kısa vadeli tedbirler yerine orta ve uzun vadeli yapısal değişiklikler
gerekmektedir. Öncelikle, Türkiye’de, kayıt dışı ekonomiye neden olan
unsurların ortadan kaldırılması için gerekli yasal ve idari düzenlemeler
yapılmalıdır.
Toplum vicdanı için, kaldırılabilir olması için, adil bir
vergi sistemi için, alınması gereken acil önlemleri, acil önlemleri kısaca
özetlemek istiyorum: Bunun için, gelir, kurumlar ve katma değer vergilerinin
oranları düşürülerek vergi tabanının genişletilmesi acilen sağlanmalıdır. Kayıt
dışı
faaliyetlerden elde edilen gelirlerin kayıt altına
alınabilmesi için, verginin konusuna giren gelir kavramını genişleterek, bu
faaliyetlerden elde edilen gelirlerin vergilendirilebilir duruma getirilmesi
gerekmektedir.
Kayıt dışı ekonomi hacminin küçülmesine ve kayıt dışı
istihdamın kayıt altına alınmasına ilişkin olarak, OECD ülkelerindeki
uygulamalar ışığında, şu politika ve tedbirler benimsenip hayata
geçirilmelidir:
Vergi oranları, vergiden kaçınma davranışına neden
olmayacak, ödenebilir düzeye indirilmelidir.
İşletmelerin ve ekonominin üretim ve rekabet gücünü
artırmayı, istihdamı geliştirmeyi esas alan, verimlilikle bağlantılı bir ücret
politikası izlenmelidir.
Vergi, SSK primleri, kıdem ve ihbar tazminatları,
istihdam kotaları gibi mali ve yasal yükümlülükler, toplu iş sözleşmesi yapan
iş yerleri için azaltılmalıdır.
Devlet memurlarına uygulanan asgari ücret tanımına
ilişkin esaslar işçi statüsünde çalışanlar için de geçerli kılınmalı,
devamlılık arz eden tüm nakdi ödemeler asgari ücret kapsamında sayılmalıdır.
İstihdamla ilgili idari para cezaları astronomik
düzeylere çıkarılmıştır. Bu yöntem kayıt dışı istihdamı önlemeyeceği gibi,
girişimcinin istihdam oluşturmasını da engellemektedir.
İstihdama ilişkin yükümlülüklere dair bürokratik işlemler
basitleştirilmeli, azaltılmalı ve kolaylaştırılmalıdır.
Ayrıca, organize sanayi bölgelerinde SSK ve Maliye
tarafından kurulacak bürolar yoluyla, hizmet, girişimcinin ayağına
götürülmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın
Başkan.
İyi niyetli mükellefi cezalandırmayan, etkin bir vergi
idaresine ve denetim düzenine geçilmelidir.
Kaçakçılığın kontrol altına alınabilmesi için özel
birimler oluşturulmalı, devletin sınır kapıları olmak üzere, tüm birimlerinde
eş güdüm ve uyumun sağlanması için süratle otomasyona geçilmelidir.
Ayrıca, kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması için
faizlerin düşmesi ve reel faizlerin bir an önce düşürülmesi gerekmektedir.
Faizlerin ve reel faizlerin düştüğü bir ortamda kayıt dışında bulunan birikimler,
yatırım ve yeni iş yerlerinin açılması ile bir şekilde kayıt altına
alınacaktır. Yalnız, bu geçişte dolaysız vergilerin makul seviyelere
düşürülerek bu geçişin hızlandırılmasının yararlı olacağı da unutulmamalıdır.
Hükûmet, Türkiye’nin beş altın yılını her alanda olduğu
gibi vergi sistemi alanında da çalmıştır milletimizden.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Son cümlenizi alabilir miyim efendim.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın
Başkanım.
Beş yılda çok şey yapılabilirdi, beş yıl bir ülkede çok
önemli bir zamandır.
Heba edilen bu beş yılımızı önümüzdeki seneden itibaren
telafi etmeyi Allah bize nasip etsin diyerek, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdoğan.
Madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.
Şimdi, maddeyle ilgili bir önerge var, okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı “Gelir Vergisi Kanunu
ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 4734 sayılı
Kamu İhale Kanunun 10 uncu maddesinde değişiklik yapan çerçeve 23 üncü
maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Faruk
Çelik İbrahim
Köşdere Mehmet
Daniş
Bursa Çanakkale Çanakkale
Hasan
Bilir
Mehmet Ceylan
Karabük
Karabük
Madde 23- 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale
Kanununun 10 uncu maddesinin sonuna aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Kurum, dördüncü fıkranın; (c) bendi ile ilgili olarak
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının uygun görüşünü alarak sosyal güvenlik prim
borcunun kapsamı ve tutarını; (d) bendi ile ilgili olarak, Gelir İdaresi
Başkanlığının uygun görüşünü alarak vergi borcu kapsamına girecek vergileri;
tür ve tutar itibarıyla belirlemeye yetkilidir.
Bu madde kapsamında istenen belgelerden hangilerinin
taahhütname olarak sunulabileceği Kurum tarafından belirlenir. Gerçeğe aykırı
hususlar içeren taahhütname sunulması veya ihale üzerinde kalan istekli
tarafından taahhüt altına alınan durumu tevsik eden belgelerin sözleşme imzalanmadan
önce verilmemesi halinde bu durumda olanlar ihale dışı bırakılarak geçici
teminatları gelir kaydedilir.”
BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ALTAN
KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Katılıyoruz efendim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Komisyon nasıl katılıyor?..
Çoğunluğunuz falan yok.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Getirilen düzenlemeyle, ihaleye katılımda sosyal güvenlik
prim borcu ve vergi borcunun kapsamının ilgili kurumların görüşü alınarak
Kurumca tespit edilmesi hususu düzenlenmektedir. Böylece, hangi tür ve tutarda
vergi ve sigorta prim borcu olanların ihale dışı bırakılacağının düzenlenmesi
yanında, vergi ve sigorta borcu bulunmadığına ilişkin belgelerin sunulma zamanı
ve hangi tarih itibarıyla borcun varlığının ihale dışı bırakılmayı
gerektireceği gibi hususların açıklığa kavuşturulması ve uygulamada
karşılaşılan tereddütlerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.
İkinci fıkra ile getirilen düzenlemeyle ise, ihaleye
katılım aşamasında aranan belgelerden Kurum tarafından belirlenecek olanların,
ihaleye katılan her aday veya istekli tarafından ihaleye katılım aşamasında
sunulması yerine, aday veya isteklilerden bu durumlarda olmadıklarına dair bir
taahhütnamenin alınması ve buna ilişkin kanıtlayıcı belgelerin ihale üzerinde
bırakılan istekli tarafından sözleşmenin imzalanması aşamasında sunulmasına
ilişkin düzenleme yapılması konusunda Kuruma yetki verilmektedir. Böylece,
ihaleye katılım aşamasında talep edilen belge sayısının azaltılması suretiyle
bürokratik işlemlerin ve ihaleye katılım maliyetlerinin en aza indirilmesi
hedeflenmektedir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Şimdi, maddeyi, kabul edilen önerge doğrultusunda
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 23’üncü madde kabul
edilmiştir.
Birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
15.40
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 16.23
BAŞKAN :
Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP
ÜYELER : Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)
-----0-----
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 70’inci Birleşimi’nin İkinci Oturumu’nu açıyorum.
1346 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Hükûmet ve Komisyon yerinde.
Sayın milletvekilleri, tasarının 24’üncü maddesiyle aynı
kanunun farklı maddeleri üç ayrı bentle değiştirildiğinden, bentler hakkında
ayrı madde işlemi yapılacaktır.
24’üncü madde bir çerçeve madde olarak kabul ediliyor.
Şimdi, 24’üncü maddeyi ve (a) bendini okutuyorum:
MADDE
24- 29/1/2004 tarihli ve 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki
ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun;
A)
3 üncü ve 4 üncü maddelerinin birinci fıkralarının (a) bentlerinde
geçen “otuz” ibareleri, “on” olarak, (b) bentleri ise “1.4.2005 tarihinden
önce işe başlamış olan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin
iş yerlerinde fiilen çalıştırılan işçilerin” şeklinde,
BAŞKAN – Sayın Kandoğan konuşacak mısınız?
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Evet Sayın Başkan.
BAŞKAN – Madde üzerinde, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet
Kandoğan; buyurun efendim.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısı
üzerindeki şahsi görüşlerimi açıklayacağım.
Yalnız, bu kanunla ilgili olarak görüşlerimi açıklamadan
önce, Türkiye'de tarımın çok iyi olduğunu iddia eden, çiftçilerin çok iyi
durumda olduğunu iddia eden AK Parti milletvekillerine, buradan, şu anda
Meclisin kulislerinde, Tokat’ın merkez Ulaş köyünden gelmiş Söngüt Tarım Kredi
Kooperatifine yaklaşık 1 milyar lira civarında borcu olan vatandaşların bugün
borçlarının yaklaşık 20 milyar liraya kadar çıktığını anlatan köylülerimiz
kuliste bekliyor, tarımın, çiftçinin, köylünün iyi olduğunu iddia eden
milletvekillerimizi kulise davet ediyorum.
Değerli milletvekilleri, şimdi 24’üncü maddeyle ilgili
olarak, bu, 5084 sayılı Teşvik Kanunu’nda değişiklik yapan bir madde.
Şimdi, değerli milletvekilleri, biz, 5084 sayılı Kanunu
29/1/2004 tarihinde kabul ettik. Üzerinden yaklaşık iki yıl geçti, ama bu iki
yıllık süre içerisinde aynı kanunu dördüncü kez değiştiren bir madde önümüzde.
Dünyanın hiçbir parlamentosunda -altını çizerek ve iddialı bir şekilde
söylüyorum- iki yıl önce kabul edilen bir kanun, dördüncü kez değiştirilmek üzere
Meclisin huzuruna getirilen hiçbir ülke, hiçbir parlamento yoktur. Ben artık
utanıyorum. Bu kanunlarla ilgili geçmişte yapmış olduğum konuşma tutanaklarını
kürsüye getirip sizlere göstermekten hicap duymaya başladım. Bu o kadar çok
oldu ki, artık yüzlerce oldu değerli milletvekilleri. Siz, bizim sesimize,
sözümüze kulak vermiyorsunuz, kulağınızı tıkıyorsunuz. Bildiğiniz doğrultuda
tek başınıza gitmeye çalışıyorsunuz, ama ne kadar büyük yanlışlıklar
yaptığınız, işte, bugün, bir kez daha tescillenmiş oluyor. Aynı şey, Cargill
yasasında oldu. Kürsüye çıktım, dedim ki, yapmayın. Dördüncü kez getirdiniz,
dördüncü kez getirdiğiniz kanun, Anayasa Mahkemesince iptal edildi. Bir
Amerikan şirketini kurtarma uğruna, Meclisin itibarının hangi seviyelere
getirildiğinin takdirini sizlere bırakıyorum değerli milletvekilleri. Hâlâ, bu
noktada, aynı tutumu sürdürmeye devam ediyorsunuz ve yine, on beş yeni
üniversiteyle ilgili olarak bir kanun burada dört kez görüşüldü değerli
milletvekilleri; iki kez Sayın Cumhurbaşkanından, iki kez de Anayasa
Mahkemesinden… Daha yeni kabul ettiniz burada, Anayasa Mahkemesi yürütmeyi
durdurma ve iptal kararı verdi. Böyle bir Meclis çalışmasını savunabilecek bir
AK Partili milletvekili varsa, buyurun, benden sonra kürsü sizin değerli milletvekilleri.
Böyle bir çalışmayı kabul etmemiz mümkün değil.
İşte, bugün, 24’üncü madde, teşvik kanununda değişiklik.
Bakınız, ibret için; bir önerge verildi şimdi, onu da getirdim. Bir önerge
verildi, elimize de şu an ulaştı önerge. Yani, şu önergeye bakın değerli
milletvekilleri: Çizilmiş, karalanmış, ne olduğu belli değil. Böyle bir
önergeyle, biz, Meclis çalışması yapacağız. Böyle bir çalışma olabilir mi,
değerli milletvekilleri? İşte, elimde; bir tek düzgün cümlesi yok, değerli
milletvekilleri ve bu, biraz sonra burada görüşülecek, sizlerin oylarıyla kabul
edilecek ve yürürlüğe girecek. Böyle bir Meclis çalışmasını benim kabul etmem
mümkün değildir.
Teşvikle ilgili, hem ben hem diğer muhalefet
milletvekilleri çıktık, burada konuştuk, onlarca kez sizi ikaz ettik. Böyle bir
teşvik kanununun yanlış olduğunu, başlangıçtan itibaren, böyle bir teşvikin
dünyanın hiçbir ülkesinde uygulanmadığını burada geldik, söyledik. Teşvik,
sektörel veya bölgesel olur, ya sektörü teşvik edersiniz veyahut bölgeyi teşvik
edersiniz. Siz ne yapıyorsunuz? Ne sektör belli ne bölge belli, ucube bir
kanun; Türkiye’de kırk dokuz ili içine alan, birbiriyle hiçbir ortak noktası
olmayan illerin içinde bulunduğu bir teşvik kanunu. Ben, AK Parti
milletvekillerine buradan seslenmek istiyorum. Benden sonra kürsü boşalıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Geliniz, bu kanun yürürlüğe
girdiği günden beri Türkiye’de 5084 sayılı Yasa’yla getirilen, bu teşvik
kanunuyla getirilen uygulamanın neticesini, geliniz, bir AK Parti milletvekili
bu kürsüden milletimize duyursun. Bu kırk dokuz ilde hangi yatırımların
yapıldığını, orada istihdamın nasıl artırıldığını söyleyebilecek
milletvekilimiz varsa buyursun. (AK Parti sıralarından “Var.” sesleri) Üç beş
il var sayın milletvekilim, üç beş il var. Ama, ben şimdi buradan soruyorum:
Var mı Diyarbakır’da; Mardin’de, Şırnak’ta, Bitlis’te, Bingöl’de, Van’da,
Muş’ta, Hakkâri’de, Ağrı’da, Ardahan’da, Kars’ta var mı; Gümüşhane’de,
Bayburt’ta var mı? Yok, değerli milletvekilleri. O bölgelerle görüşüyoruz, o
bölgelerin sanayi odası başkanları, ticaret odası başkanları feryat ediyorlar:
“Biz böyle bir teşvik istemiyoruz, bu teşvik sizin olsun.” diyorlar.
AHMET RIZA ACAR (Aydın) – Sayın Kandoğan…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Şimdi, Sayın Aydın
Milletvekili, senin tuzun kuru. Gel bakalım şu Doğu’ya, Güneydoğu’ya; gel
bakalım bir Denizli’ye. Bu teşvikten dolayı Denizli’nin nasıl mağdur olduğunu
biraz sonra sizlere anlatacağım.
Bu duygularla yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.
Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara
veriyorum.
Kapanma
Saati: 16.31
ÜÇÜNCÜ
OTURUM
Açılma
Saati: 16.47
BAŞKAN :
Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP
ÜYELER : Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)
-----0-----
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 70’inci Birleşimi’nin Üçüncü Oturumu’nu açıyorum.
1346 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Tasarının 24’üncü maddesinin (a) fıkrası üzerinde bir
önerge var, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 5084
sayılı Kanunda değişiklik öngören çerçeve 24’üncü maddesinin (a) fıkrasında yer
alan “1/4/2005 tarihinden önce işe başlamış olan gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerinin işyerlerinde fiilen çalıştırılan işçilerin” ibaresinin
“1/4/2005 tarihinden önce işe başlamış olan gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerinden asgari on işçi çalıştıranların işyerlerinde fiilen çalışan
işçilerin” şeklinde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
Faruk Çelik Ahmet
Işık Mehmet
Emin Tutan
Bursa Konya Bursa
Fatih Arıkan Faruk
Anbarcıoğlu
Kahramanmaraş Bursa
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ
(Denizli) – Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki Hakkında
Kanunla öngörülen destek ve teşviklerden 1/4/2005 tarihinden önce işe başlamış
olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleriyle bunlara ait işyerlerinin
yararlanabilmesi için asgari on işçi çalıştırma şartı getirilmek suretiyle bu
tarihten sonra yeni işe başlayanlarla paralellik sağlanmaktadır.
BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Şimdi, çerçeve 24’üncü maddenin (a) fıkrasını kabul
edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
(b) fıkrasını okutuyorum:
B) 5 inci
maddesi “Bu Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen
illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımlara girişen gerçek veya tüzel
kişiler lehine; Hazineye, özel bütçeli kuruluşlara, il özel idarelerine veya
belediyelere ait arazi veya arsaların üzerinde kırk dokuz yıl süreli bağımsız
ve sürekli nitelikli bedelsiz irtifak hakkı tesis edilebilir. Bu taşınmazlar üzerindeki
kamuya ait ve ihtiyaç dışı bina ve müştemilat ile üzerinde henüz faaliyete
geçmemiş yatırım bulunan arazi veya arsalar da bu kapsamda değerlendirilir.
Ancak, talep edilen taşınmazın bulunduğu ilçenin mülki sınırları içinde
organize sanayi veya endüstri bölgesi bulunması halinde, bu bölgelerde yer
alabilecek yatırımlar için tahsis edilecek boş parsel bulunmaması şartı aranır.
31/8/1956
tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununa tabi alanlar hariç olmak üzere, Devletin
hüküm ve tasarrufu altında bulunması nedeniyle irtifak hakkı tesis edilemeyen
taşınmazlar üzerinde ise kırk dokuz yıl süreli bedelsiz kullanma izni
verilebilir.
İrtifak hakkı
tesis edilecek veya kullanma izni verilecek taşınmazlardan imar planı
bulunmayanların planları ile uygulama projeleri, bedelsiz olarak verilen ön
izin süresi içinde yapılır.
İstihdam edilecek işçi sayısına,
yatırım konusu işletmenin faaliyete geçtiği tarihten itibaren beş yıl süreyle
uyulması zorunludur.
Yatırımcı
tarafından, mücbir sebepler hariç öngörülen sürede yatırımın en az yüzde
ellisinin tamamlanmadığının veya
taşınmazın üzerine yatırıma başlama tarihinden itibaren bir yıl içinde herhangi
bir yatırım yapılmadığının ya da işletmeye geçtikten sonra faaliyetin sona
erdirildiğinin tespiti, irtifak hakkı ve kullanma izni sözleşmesinin ağır
şekilde ihlali sayılır ve bu durumda herhangi bir yargı kararı aranmaksızın
irtifak hakkı veya kullanma izni iptal edilerek taşınmaz üzerindeki muhdesat,
zemin maliki idareye intikal eder. Bu durumda ilgili idarenin talebi üzerine irtifak
hakkı tapu idarelerince re’sen terkin edilir ve taşınmazın cari yıl proje
maliyet bedelinin yüzde biri oranında tazminat alınır.
Yatırımcı
tarafından, mücbir sebepler hariç öngörülen sürede yatırımın en az yüzde
ellisinin gerçekleştirilmesine rağmen yatırımın tamamlanmaması veya öngörülen
istihdam sayısına yüzde onu aşan oranda uyulmaması halinde ise bedelsiz olarak
tesis edilmiş irtifak hakkı veya verilen kullanma izni, bedelliye dönüştürülür.
Bu durumda yıllık irtifak hakkı veya kullanma izni bedeli, yatırımın cari yıl
proje maliyet bedelinin binde beşidir.
Bedelsiz irtifak
hakkı veya kullanma iznine konu taşınmazların üzerinde gerçekleştirilecek
yatırımın toplam tutarı, bu taşınmazların maliki idarelerce takdir edilecek
rayiç değerinin beş katından az olamaz.
Bu maddenin
uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.”
şeklinde,
BAŞKAN – Madde üzerinde, Ümmet Kandoğan.
Buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce kabul edilen bir önergeyle bir yanlışlıktan
geri dönülmesinden dolayı mutlu olduğumu ifade ederek sözlerime başlamak
istiyorum.
Değerli milletvekilleri, bu Kanun’u, biz, 29/01/2004
tarihinde kabul ettik, 5084 sayılı Kanun. Başlangıçta 36 il bu Kanun’dan
istifade ederken, daha sonra yapılan bir değişiklikle, bu Kanun’dan istifade
eden il sayısı 49’a çıkarıldı. Buradaki kıstas şuydu: 2001 yılı, o dönemki
Devlet İstatistik Enstitüsünün gayrisafi yurt içi hasılasını 1.500 dolardan
aşağı gösterdiği illerde bu Kanun uygulanacaktı. Ancak, Türkiye gerçeklerini
göz önüne alacak olursak, bu uygulamanın geçmişten günümüze çok büyük gayretler
ve fedakârlıklar göstererek kişi başına gayrisafi yurt içi hasılasını 1.500
doların üzerinde çıkaran illere çok büyük bir haksızlık yapılmıştır.
Benim seçim bölgem Denizli. Denizli, Türkiye’ye örnek
olan bir ildir. Dün de söyledim bugün de söylüyorum. Denizli’deki ekonomik ve
kalkınma modeli, Amerika’daki üniversitelerde ders olarak okutulan, tez konusu
olarak onlarca tez hazırlanan bir kalkınma modeliyle, Denizli, bugün dünyanın
135 ülkesine ihracat yapan bir il konumuna gelmiştir ve tekstilin merkezi
konumundadır.
Ancak, Sayın Genel Başkanımızla beraber evvelki gün
Denizli’deydik. Organize sanayi bölgesinde sanayici ve tekstilcilerimizle
toplantı yaptık ve oradaki bütün sanayicilerimiz, uygulanan bu teşvik
sisteminden dolayı Denizli’ye büyük bir haksızlık yapıldığını, Denizli’deki
sanayicinin ellerinin bağlandığını, zincirlendiğini, ama, teşvik kapsamına
alınması halinde bu Kanun’un ruhuna ve amacına en uygun çalışmaların olacağı
illerin başında Denizli’nin geleceğini söylediler.
Ben daha önce de söyledim, şimdi de söylüyorum: Geliniz,
bu Teşvik Kanunu’nu sektörel ve bölgesel hâle getirelim. Geliniz, bu sektörel
hâle getirdikten sonra -ben buradan bir kez daha söylüyorum- biz Denizli olarak
bugünkü istihdamı ikiye katlarız, Denizli’nin ihracatını üçe katlarız, çünkü,
Denizli hem yurt içindeki bu haksız teşvikle ilgili haksız bir rekabet
içerisine girerken, Türkiye’nin içinde bulunduğu konjonktürden dolayı da
dünyayla rekabet edemez hâle gelmiştir.
Enerji maliyetlerindeki yükseklik, istihdam üzerindeki
vergi yükü, düşük kur-yüksek faiz uygulamasından dolayı Denizli zaten büyük bir
kıskacın içerisine girmişken, bu hatalı teşvik politikasından dolayı da artık
çevre illerle rekabet edemez, dünyayla rekabet edemez bir hâle gelmiştir.
Ben buradan iktidar partisine bir kez daha seslenmek
istiyorum: Bakınız, bu Teşvik Kanunu’nu yakın bir zamanda tekrar Meclis
gündemine getirmek mecburiyetinde kalacaksınız. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle
teşvik sistemi yok. 49 ile verilen teşvikin hiçbir ile verilmemiş bir teşvik
olduğunu gözlerden uzak tutmayın değerli milletvekilleri, çünkü, hiçbir
benzerliği, özelliği olmayan illeri bir kategori içerisine alıyorsunuz ve o
kategori içerisine almış olduğunuz illerle teşvik uygulamaları yapıyorsunuz,
yanlış yapıyorsunuz. Böyle bir teşvik sisteminin başarılı olmadığını sizler de
gördünüz ki, dördüncü kez, bu Kanun’da değişiklik yapmak ihtiyacı hissediyorsunuz.
O nedenle, geliniz, hep beraber, aceleyle verilen
önergeleri de gözden geçirerek, bu teşvik sisteminin nasıl olması gerektiği
yolunda ortak bir fikre vararak, bir konsensüs sağlayarak bu meseleyi
çözümleyelim. Sayın Başbakan “teşvik sistemi, istenilen, arzu edilen
gelişmeleri sağlamadı” diyor. Sayın Maliye Bakanı diyor ki: “teşvikle hiçbir
yere varmamız mümkün değil.” Sanayi Bakanı diyor ki: “Bu teşvik sistemi
hatalı.”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Ee, şimdi, Sayın Başbakan,
sayın bakanlar, bu işin hatalı olduğunu söylüyorlar, iktidar mensubu
milletvekilleri, dördüncü kez bu Kanun’u değiştirerek başlangıçta getirilen
sistemin yanlış olduğunu, hatalı olduğunu kabul ediyorlar. O zaman, geliniz,
yanlıştan hep beraber dönelim, köklü bir çözüm getirelim, bununla ilgili yeni
bir kanun getirelim, eksiklikleri, yanlışlıkları, hataları gözden geçirelim ve
yeni bir Teşvik Kanunu’nu, çok kısa süre içerisinde yeniden Parlamentonun önüne
getirmek mecburiyetinde kalmayalım düşüncelerimi sizlerle paylaşıyor, yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kandoğan.
Madde üzerinde iki adet önerge vardır; geliş sıralarına
göre okutup aykırılığa göre de işleme alacağım.
Buyurun:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 5084
sayılı Kanunda değişiklik öngören çerçeve 24 üncü maddesinin (B) fıkrasının
sondan bir önceki paragrafında yer alan “rayiç değerinin beş katından”
ibaresinin “rayiç değerinin üç katından” şeklinde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Faruk Çelik Mehmet Emin Tutan Ahmet Işık
Bursa Bursa Konya
Fatih Arıkan Faruk Anbarcıoğlu
Kahramanmaraş Bursa
BAŞKAN – İkinci önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarının 5084
sayılı Kanunla ilgili çerçeve 24 üncü maddesinin (B) fıkrasının ikinci
paragrafının sonuna aşağıdaki hükmün eklenmesini arz ve teklif ederiz
Köksal Toptan Faruk Çelik Mehmet Ceylan
Zonguldak Bursa Karabük
Hasan Bilir Polat Türkmen Musa Uzunkaya
Karabük Zonguldak Samsun
Vahit Erdem Ahmet Yeni Ramazan Can
Kırıkkale Samsun Kırıkkale
Cemal Yılmaz Demir Murat Yılmazer Ali Öğüten
Samsun Kırıkkale Karabük
Fazlı Erdoğan
Zonguldak
“Bu Kanunun 2’nci maddesinin (a) bendi kapsamı dışında
kalan kalkınmada öncelikli yörelerdeki diğer illerde (Gökçeada, Bozcaada hariç)
bedelsiz yatırım yeri tahsisine ilişkin olarak, 5 inci maddenin 31/12/2006
tarihinde yürürlükte olan hükümleri uygulanır.
BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ
(Denizli) – Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Kalkınmada öncelikli yöreler kapsamında olup Kanunun 2
nci maddesinin (a) bendi kapsamında yer almayan illerde bedelsiz yatırım yeri
tahsisine ilişkin düzenlemenin 31/12/2006 tarihinde yürürlükte olan şekliyle
uygulanması öngörülmektedir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarının 5084 sayılı Kanunda değişiklik öngören
çerçeve 24 üncü maddesinin (B) fıkrasının sondan bir önceki paragrafında yer
alan “rayiç değerinin beş katından” ibaresinin “rayiç değerinin üç katından”
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Faruk
Çelik (Bursa) ve arkadaşları
BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ
(Denizli) – Takdire bırakıyoruz Başkanım.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
5084
sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki Hakkında Kanunla öngörülen destek ve
teşviklerden yatırım yeri tahsisinde yatırımın toplam tutarının, bedelsiz
irtifak hakkı tesis edilecek taşınmazın rayiç değerinin üç katından az olmaması
yeterli görülmektedir.
BAŞKAN
– Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın
milletvekilleri, çerçeve 24’üncü maddenin (b) fıkrasını kabul edilen önergeler
doğrultusunda oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
(c) fıkrasını okutuyorum :
C) 6 ncı maddesinin birinci ve
ikinci fıkraları birleştirilerek, “31.12.2008 tarihine kadar uygulanmak
üzere 2 nci maddenin (a) bendi kapsamındaki illerde, 1.4.2005 tarihinden
itibaren faaliyete geçen ve asgari on işçi çalıştıran işletmeler
ile 1.4.2005 tarihinden önce faaliyete geçmiş işletmelerden; fiilen
ve sürekli olarak hayvancılık (su ürünleri yetiştiriciliği ve tavukçuluk
dahil), biyoteknolojik tarım, seracılık, sertifikalı tohumculuk
ve soğuk hava deposu ile imalât sanayi, madencilik, turizm konaklama
tesisi, eğitim veya sağlık alanlarında faaliyette bulunanların
elektrik enerjisi giderlerinin yüzde yirmisi Hazinece karşılanır.
Bu orana; 1.4.2005 tarihinden sonra faaliyete geçen işletmelerde
asgari sayıdan sonraki her bir işçi için, 1.4.2005 tarihinden önce
faaliyete geçmiş işletmelerde ise bu tarihten sonra işe başlayan
her bir işçi için 0,5 puan eklenir. Hazinece karşılanacak oran, organize
sanayi veya endüstri bölgelerinde faaliyette bulunan işletmeler
için yüzde elliyi, diğer alanlarda faaliyette bulunan işletmeler
için yüzde kırkı geçemez.” şeklinde,
değiştirilmiştir.
BAŞKAN – Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına Trabzon Milletvekili Sayın Akif Hamzaçebi.
CHP GRUBU ADINA M. AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 24’üncü madde, 2004
yılında kabul edilmiş olan 5084 sayılı Teşvik Yasası’nın çeşitli hükümlerinde
değişiklik yapılmasını düzenliyor. (a) ve (b) fıkralarını görüşmüştük, şu anda
(c) fıkrasını görüşüyoruz. 29.1.2004 tarihinde kabul edilen 5084 sayılı Teşvik
Yasası’nın yürürlüğe girmesinden bu yana bu dördüncü değişiklik. Bu değişikliği
başka hangi değişikliklerin takip edeceğini şu anda bilemiyoruz. Bu kadar kısa
zamanda dört kez değişiklik yapılan bir Teşvik Yasası’nın ihtiyaca cevap
vermediği, bu Teşvik Yasası’nın düzenlenirken iyi düzenlenmemiş olduğu burada
ortaya çıkmaktadır. Bunu çok kısaca sizlere anlatmak istiyorum. Problem
nerededir? Problem şuradadır: Bu Teşvik Yasası’na ilişkin ilk açıklamayı Sayın
Başbakan, o zaman, kamuoyuna yaptı ve kişi başına millî geliri 1.500 doların
altında olan illerin düzenlenecek olan bir teşvik yasasının kapsamına alınacağını
ifade etti ve problem bu açıklamadan itibaren başladı.
Eğer bir ülkede Sayın Başbakan -bir ülkenin Başbakanı-
iyi bilgiler almadan, kulaktan dolma bilgilerle açıklama yapıyorsa ve yapılan
açıklama, doğal olarak, topluma, millete karşı bir taahhüt haline geldikten
sonra bundan geri dönülemiyorsa ve bu çerçevede bir yasal düzenleme yapılması
gerekiyorsa, düzenlenecek olan, çıkacak olan yasanın ihtiyaca cevap
vermeyeceği, Türk ekonomisinde teşviki gereken sektörlerin, bölgelerin
teşvikini sağlamayacağı çok açıktır. 2004 yılının Ocak ayından beri yaşadığımız
budur.
Örnekleriyle sizlere anlatmak istiyorum. Yasa’nın ilk
çıktığında Sayın Başbakanın telaffuz ettiği kişi başına millî geliri 1.550
doların altında olan il sayısı 36’ydı. Sayın Başbakanın, aklında, sanıyorum, 98
yılında yine uygulanan bir başka teşvik yasasındaki ölçü kalmıştı. O zamandaki
ölçü 1.500 dolardı ancak, o zaman 1.500 doların altında kalan il sayısı 22
iken, Sayın Başbakanın açıklama yaptığı tarihte bu ölçünün altında kalan il
sayısının 36 olduğu ortaya çıktı, Yasa o şekilde çıktı.
Coğrafi olarak çok geniş bir bölgeyi teşvik alanına
aldığınız andan itibaren teşvikten beklenen etkinliği, sonucu alamazsınız.
Neden? Nedeni şu: Teşvikin amacı nedir? Coğrafi olarak bazı bölgeleri teşvik
kapsamına alıyorsanız teşvikin amacı şudur: Bu bölgelerde maliyetler yüksektir.
Ulaşım maliyetleri yüksektir, kara yolu, altyapısı iyi değildir, hava yolu
altyapısı iyi değildir, deniz ulaşımı belki o bölgelerde yoktur. Bu nedenle,
ulaşım yönünden, ulaşım maliyetleri yönünden Türkiye’nin diğer bölgelerine
kıyasla bu bölgelerde maliyetler yüksektir. Bu maliyeti siz aşağıya çekecek
şekilde yatırımcıya bir olanak sağlamazsanız yatırımcı geri kalmış bölgelere
gitmez. Birinci nedeni budur, teşvikin birinci nedeni. İkinci nedeni, bu
bölgelerde eğitimli iş gücü Türkiye’nin gelişmiş bölgelerine kıyasla fazla
değildir. Sosyal imkânları, sosyal olanakları bu yörelerin iyi değildir. Bütün
bunları bir araya getirdiğimizde, teşvik vermek suretiyle, bu bölgede yatırım
yapacak kişilerin maliyeti diğer bölgelerde yatırım yapacak kişilerin
maliyetiyle eşitlenir veya onun biraz daha altına çekilir ki bu bölgeye
yatırımcı gitsin.
Otuz altı il teşvik kapsamına alındığı anda ne görüldü?
Görüldü ki, bu otuz altı il içerisinde birbiriyle kıyaslanamayacak, aynı kefeye
konamayacak birçok il var, bir kısmı gelişmiş, orta gelişmiş, bir kısmı az
gelişmiş ve bugüne kadarki uygulama göstermiştir ki, Türkiye’nin geri kalmış
yörelerinde, örneğin bir Kars’ta, bir Ardahan’da, bir Hakkâri’de bu yasadan
sonra ciddi bir yatırım olmamıştır. Yatırımlar yine önemli ölçüde ulaşım
olanaklarının, altyapı olanaklarının nispeten diğer yörelere göre daha gelişmiş
olduğu illere, bölgelere gitmiştir. Ondan sonra otuz altı il sayısı yeterli
olmadı, muhtelif eleştiriler oldu, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz de burada
benim yaptığım bu eleştiriler, artı, başka arkadaşlarımızın başka çerçevede
yaptığı eleştirileri yine bu yasaya yöneltildi. Otuz altı il sayısı daha sonra
çıkan bir yasayla, 5350 sayılı Yasa’yla kırk dokuz ile çıkarıldı. Kırk dokuz
ile çıkarılırken bir başka değişiklik daha yapıldı, daha önce istihdamda
herhangi bir şart öngörülmezken bu sefer otuz işçi şartı öngörüldü. Bunun
gerekçesi şu aslında: Bir, Hükûmet diyebilir ki, kötüye kullanmayı önlemek. İkinci
aslında ve en önemli gerekçe, il sayısı artarken, vergi geliri kaybını
azaltmak. İl sayısı artınca, doğal olarak vergi gelirlerinde bir azalış
olacaktır, bu azalışı telafi etmek için, istihdamda en az otuz işçi şartı
getirilmiştir. Bakın, çok temel bir değişiklik. Yasanın esasında çok temel bir
değişikliği, hemen kısa bir süre sonra bir başka yasayla yapmış olduk, hükûmet
yapmış oldu.
Yine bu yetmedi, 26 Aralık 2006 tarihinde kabul edilen
5568 sayılı Yasa’yla bir başka değişiklik daha yapıldı. Ne yapıldı? Yasanın ilk
çıktığı zaman, beş yıl süreyle yapılacak yatırımlar teşvik kapsamından
yararlanıyor denmişti. Beş yıllık sürenin de temel kaygısı, hareket noktası,
vergi gelirlerindeki kaybı önlemektir. Beş yıl koyalım ki, on yıl, onbeş yıl,
daha uzun süreli olursa, vergi geliri veya sigorta prim gelirimiz çok azalır, o
nedenle bir süre koyalım. O zaman da ifade ettik, efendim, dördüncü yılda adam
yatırıma başlarsa, bir yıl teşvik verecekseniz, bu yatırımcı yatırıma hiç
başlamaz, bu doğru değil. Aralık 2006’daki değişiklikle, bu sefer yatırımcılara
biraz daha ek süre verildi. İşte, 31.12.2007 tarihine kadar tamamlanacak
yatırımlarda yatırımcılar beş yıl süreyle, 2008 sonuna kadar tamamlanacak
yatırımlarda yatırımcılar dört yıl süreyle, 2009 yılı sonuna kadar yapılacak
yatırımlarda da yatırımcılar üç yıl süreyle teşvikten yararlanacak düzenlemesi
getirildi.
Şimdi yeni bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Burada da
muhtelif değişiklikler yapılıyor, bunun esasına girmiyorum. Birtakım sorunlar
çözülmeye çalışılıyor olabilir, ama şunu görüyoruz: Dört kez yapılan bir
değişiklik, bu teşvik yasasının, Türk ekonomisinin ihtiyacı olan teşvik yasası
olmadığını ortaya koymuştur; bunu bırakmalıyız.
Değerli milletvekilleri, Türkiye ekonomisinin
ihtiyaçlarına uygun yeni bir teşvik modeli üzerinde durmalıyız. Coğrafi olarak
verilen teşvikler işe yaramamıştır. Çok sayıda il kapsama alındığı andan
itibaren doğal olarak yatırımcılar -belki bir miktar memleket bağlantısı
nedeniyle memleketine giden yatırımcımız olabilir, ama onun ötesinde yatırımcı
daima kârını düşünecektir, düşünmek zorundadır- daha iyi kâr edeceği, altyapısı
gelişmiş, ulaşım olanağı gelişmiş, pazara daha yakın olan illere gidecektir. O
nedenle, bu yasanın Türkiye ekonomisine katkı sağladığı kanaatinde değilim, gerçek
anlamda istihdamı artırdığı kanaatinde değilim. Bundan vazgeçmeliyiz. Türkiye
ekonomisinin yeni bir sanayileşme stratejisine, modeline ve teşvik modeline
ihtiyacı var. Rekabet gücü kaybımız var. Bizim ekonomimizin en büyük problemi
rekabet gücü kaybıdır. Bunun muhtelif nedenleri var: Değerli yeni Türk lirası
problemi var, Uzak Doğu ülkelerinin, Uzak Asya’nın rekabeti var, onların
maliyetlerinin düşüklüğü var. Bütün bunlar bir gerçek. Bu gerçek yanında bizim
yapmamız gereken, bu ekonominin, Türkiye ekonomisinin 21’inci yüzyılda
yarışabileceği sektörleri teşvik etmek, bu sektörleri bilimsel esasla
belirlemek. Coğrafi olarak teşvikler yine çok sınırlı bir bölgede devam
edebilir, geri kalmış bölgelerde sınırları iyi çizilmek kaydıyla devam
edebilir, ama onun ötesinde tespit edilecek olan sektörlere Türkiye’de bölge
ayırımı olmaksınız bir teşviki vermek gerekiyor. Bunlar gerçekten çok iyi
tespit edilmeli.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Efendim, kişisel söz hakkınızı da veriyorum.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bitiriyorum zaten Sayın
Başkan. Teşekkür ederim.
Türkiye’nin 21’inci yüzyılda avantajlı olacağı sektörleri
mutlaka tespit etmeliyiz. Bilişim teknolojileri olabilir, nano teknoloji
olabilir, başka sektörler olabilir. Türkiye’de teknoparklar vardır.
Teknoparklar bu çerçevede bir teşvik bölgesi olarak düşünülebilir.
Teknoparklarda bilişim teknolojilerini teşvik edecek düzenlemeler yapabiliriz.
Hindistan gibi bilişimden milyarlarca dolar gelir elde eden bir modeli bu
teknoparklarda kullanabiliriz. Bunları örnek olarak veriyorum. Böyle bir teşvik
modeline ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Mevcut sistemin sorunlarını ifade
ederek, kısaca, çözümleri sizlere sunmaya çalıştım. Dinlediğiniz için teşekkür
ediyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.
Şahsı adına, Karaman Milletvekili Sayın Mevlüt Akgün…
Yok. Teşekkür ederim.
Bir sorunuz mu var Sayın Tütüncü?
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Evet Sayın Başkan.
BAŞKAN – Buyurun efendim.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Benim bir sorum olacak aracılığınızla. Şimdi, açıkça
görülüyor ki, Hükûmetinizin, AKP İktidarının uyguladığı teşvik politikası
istenen sonucu vermiyor. Yeni bir arayış içindeyiz. Şimdi ben sorumu soruyorum:
Mevcut organize sanayi bölgeleri büyük bir potansiyel sunuyor üretimin ve
istihdamın artırılması açısından. Mevcut organize sanayi bölgelerini temel alan
ve ilçeler bazında bir teşvik politikası neden uygulanmıyor? Türkiye’nin buna
ihtiyacı var. Bundan önceki birçok yasada da ısrarla bu konuyu gündeme getirmiş
olmamıza rağmen, nedense, AKP İktidarı, bu düşünceden uzak kalıyor. Bunun temel
nedeni nedir? Bunu öğrenmek istiyorum Sayın Başkan.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.
Sayın Bakan, cevap verecek misiniz?
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Yazılı
olarak cevap vereceğiz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 5084
sayılı Kanunda değişiklik öngören çerçeve 24 üncü maddesinin (C) fıkrasında yer
alan “1.4.2005 tarihinden önce faaliyete geçmiş işletmelerden;” ibaresinin
“1.4.2005 tarihinden önce faaliyete geçmiş ve asgari on işçi çalıştıran
işletmelerden;” şeklinde, aynı fıkradaki “biyoteknolojik tarım,” ibaresinin ise
“organik ve biyoteknolojik tarım, kültür mantarı yetiştiriciliği ve kompostu,”
şeklinde değiştirilmesini ve “1.4.2005 tarihinden önce faaliyete geçmiş
işletmelerde ise bu tarihten sonra işe başlayan” ibaresinden sonra gelmek üzere
“ve asgari işçi sayısından sonraki” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif
ederiz.
Faruk Çelik Fatih
Arıkan Faruk
Anbarcıoğlu
Bursa Kahramanmaraş Bursa
Ahmet
Işık M.
Emin Tutan
Konya Bursa
BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ
(Denizli) – Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet?..
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
GEREKÇE : 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki
Hakkında Kanunla öngörülen enerji desteğinden “organik tarım ile kültür mantarı
yetiştiriciliği ve kompostu faaliyetinin de yararlanması imkanı
getirilmektedir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmiştir.
(C) fıkrasını kabul edilen önerge doğrultusunda
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, 24’üncü madde üzerinde 5084 sayılı
Kanuna bir geçici madde ilavesini öngören bir önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 5084
sayılı Kanunla ilgili çerçeve 24 üncü maddesinin (C) fıkrasından sonra gelmek
üzere aşağıdaki (D) fıkrasının eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Faruk Çelik Mehmet Daniş Recep Koral
Bursa Çanakkale İstanbul
İbrahim Köşdere Metin Kaşıkoğlu
Çanakkale Düzce
D) 5084 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
GEÇİCİ MADDE 2 – Bu kanunun 3 üncü, 4 üncü ve 6 ncı
maddelerinde yer alan destek ve teşviklerden, bu kanunun yayımı tarihinden
itibaren 5 yıl süreyle, bu maddelerdeki şartları taşımaları kaydıyla Gökçeada
ve Bozcaada’daki işletmelerde yararlanır.
BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ
(Denizli) – Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
5084 sayılı Kanundaki teşvik ve desteklerden iki
ilçemizin işletmelerinin de yararlanması amaçlanmıştır.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge, (D)
fıkrası olarak çerçeve maddeye eklenmiştir.
Sayın milletvekilleri, şimdi, kabul edilen (A), (B), (C)
ve (D) fıkralarının bağlı olduğu 24’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
25’inci maddeyi okutuyorum:
MADDE 25- 29/6/1956
tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 26 ncı maddesinin
ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri
uyarınca tahsil edilen ticaret sicili harçlarının red ve iadeler
düşüldükten sonra kalan tutarının yüzde 25’i ilgili odaya gelir kaydedilmek
üzere aktarılır.”
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
26’ncı maddeyi okutuyorum:
MADDE 26- 19/3/1969 tarihli ve
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 180 inci maddesinin ikinci fıkrasına
aşağıdaki bent eklenmiştir.
“d) Zorunlu müdafi ve vekil
görevlendirmeleri ile ilgili cari giderler.”
BAŞKAN – Madde üzerinde söz?.. Yok.
Bir önerge var, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 1136
sayılı Avukatlık Kanunu ile ilgili çerçeve 26 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Faruk Çelik Cavit
Torun Hüsnü
Ordu
Bursa Diyarbakır Kütahya
Ali Ayağ Cemal Yılmaz
Demir Ahmet
Uzer
Edirne Samsun Gaziantep
Madde 26- 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık
Kanununun 180 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde geçen “yüzde üçü”
ibareleri “yüzde ikisi” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddenin sonuna
aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Maliye Bakanlığınca iki yıl öncesine ait kesin hesap
sonuçlarına göre tespit edilen toplam tutarlar esas alınarak 492 sayılı Harçlar
Kanununa bağlı (1), (2) ve (3) sayılı tarifelere göre alınan harçların yüzde
biri ile idarî nitelikteki para cezaları hariç olmak üzere para cezalarının
yüzde biri; her yıl Mart ayının sonuna kadar Türkiye Barolar Birliği adına
açılan hesaba aktarılır ve zorunlu müdafi ve vekil görevlendirme ile ilgili
cari giderler bu hesaptan ödenir. Bu hesap, münhasıran zorunlu müdafi ve vekil
görevlendirme ile ilgili cari giderler için kullanılır ve yılı içinde
harcanmayan paralar, ertesi yıla aynen aktarılır. Bu paraların barolar
arasındaki dağıtımı, harcanması ve bu hizmet için çalıştırılacak personele
ilişkin hususlar, Maliye Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı
ile Türkiye Barolar Birliği tarafından birlikte çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜZÜ OSMAN NURİ FİLİZ
(Denizli) – Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Baroların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanununun sanık ve müşteki için getirdiği zorunlu müdafi ve
vekil görevlendirme hizmetleri ile ilgili olarak Baroların yapacağı cari
giderlerin karşılanması amacıyla, adli yardım hesabına aktarılan paraların
oranı yüzde 3’ten yüzde 2’ye indirilmekte ve kalan yüzde 1’in ise ayrı bir
hesaba aktarılmak suretiyle zorunlu müdafi ve vekil görevlendirme ile ilgili
cari giderlerin ödenebilmesi için barolara dağıtılması ve harcanmasına ilişkin
hususlar düzenlenmektedir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Şimdi, maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
27’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 27- 16/7/1997 tarihli ve
4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin
Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında
Kanunun geçici 3 üncü maddesinin (B) fıkrasının sonuna aşağıdaki
paragraf eklenmiştir.
“Elektrik piyasası mevzuatı
çerçevesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından teklif
verme toplantısı gerçekleştirilmiş olan aynı kaynak için yapılmış
çoklu başvurulardan bu maddenin yayımı tarihi itibariyle lisans
almış olanların lisansları, yargıya intikal edip etmediğine bakılmaksızın
ve herhangi bir işleme gerek bulunmaksızın geçerlidir.”
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği? Yok.
Bir önerge var, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 27 nci maddesinin
Tasarı metninden çıkarılmasını ve müteakip maddelerin buna göre teselsül
ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
Faruk Çelik İmdat Sütlüoğlu Fahrettin Poyraz
Bursa Rize Bilecik
Cavit
Torun Ahmet
Büyüakkaşlar Ahmet
Yeni
Diyarbakır Konya Samsun
İbrahim
Köşdere Zülfü
Demirbağ
Çanakkale Elazığ
BAŞKAN – Sayın Komisyon, katılıyor musunuz?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ
(Denizli) – Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet?
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe: Tasarı metninden çıkarılması öngörülmektedir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Böylece, madde metinden çıkarılmıştır.
Şimdi, 28’inci maddeyi 27’nci madde olarak okutuyorum:
MADDE
27- 15/11/2000 tarihli ve 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat
Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası
Anonim Şirketi Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ
MADDE 10- Türkiye Halk Bankası A.Ş.’nin ödenmiş sermayesini oluşturan
hisselerin 09/12/2004 tarih ve 5274 sayılı Türk Ticaret Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun kapsamında Yeni Türk Lirasına intibakını
sağlamak üzere; ödenmiş sermaye içerisinde Özelleştirme İdaresi
Başkanlığı dışındaki hissedarlara ait 100 TL itibari değerli hisse
senetleri; 1 YTL itibari değerli 1 adet, 500 TL itibari değerli hisse
senetleri; 1 YTL itibari değerli 5 adet ve 1 .000 TL itibari değerli
hisse senetleri; 1 YTL itibari değerli
10 adet hisse senedine tamamlanır. Bu tamamlama işlemi, Banka sermayesi
artırılmaksızın, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının hisselerinin
yeteri miktarda devri yoluyla bedelsiz olarak yapılır. Ayrıca,
Özelleştirme İdaresi Başkanlığının farklı itibari değerlerdeki
hisseleri 1 YTL itibari değerli hisselere çevrilir. Bu şekilde
yapılacak tamamlama işlemleri, Bankanın hisse senetleri Pay Defterine
işlenir. Türk Ticaret Kanununun nama yazılı hisse devirlerine
ilişkin hükümleri uygulanmaz.
Söz konusu işlemlere ilişkin olarak yapılacak
ana sözleşme değişikliğinde 09/12/2004 tarih ve 5274 sayılı Türk Ticaret
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır
ve anılan değişikliğin Ticaret Siciline tescil ettirilmesini takiben
eski hisse senetleri hüküm ifade etmez. Bu maddenin yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren azami iki ay içerisinde, bu madde kapsamında yapılacak
ana sözleşme değişikliği mevcut mevzuat uyarınca gerçekleştirilir.”
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği yok, ancak Komisyonun
bir düzeltme talebi var.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ
(Denizli) – Sayın Başkanım, Geçici Madde 10’un, 9 olarak düzeltilmesini
istiyoruz.
BAŞKAN – 10 yerine 9 olarak düzeltiyoruz.
Zabıtlara geçmiştir.
Maddeyi düzeltilmiş haliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
28’inci maddeyi okutuyorum:
MADDE 28- 3/1/2002 tarihli ve 4733
sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün
Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış
Alım ve Satımına, 4046 sayılı Kanunda ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE
8- (1) Kuruluş ve faaliyet izni almadan
tütün ve tütün mamulleri ile alkol ve alkollü içkiler üretmek üzere fabrika,
tesis veya imalathane kuran ve/veya işletenlere; işyerleri veya
ikametgâhlarında söz konusu maddeleri üretenlere bir yıldan üç yıla kadar hapis
ve onbin güne kadar adli para cezası verilir. Ancak, hükmolunan adli para
cezasının miktarı üretilmiş tütün ve tütün mamulleri ile alkol ve alkollü
içkilerin piyasa değerinin on katı tutarından az olamaz. Bu hüküm 6 ncı maddenin
ikinci ve üçüncü fıkrasına aykırı hareket edenler hakkında da uygulanır.
(2)
Satış belgesi almadan satış yapanların ellerindeki ürünlere elkonulmakla
birlikte, toptan satış ve dağıtım yapanlara beşyüz güne kadar, perakende satış
yapanlara ikiyüz güne kadar adli para cezası verilir. Ancak, verilecek adli
para cezasının miktarı elkonulan ürünlerin piyasa değerinin on katından az
olamaz.”
(3)
Bu Kanun hükümleri ile Kurumun genel ve düzenleyici işlem ve kararlarına,
ilgili diğer mevzuatla belirlenen idari ve teknik düzenlemelere aykırılığın
saptanması halinde Kurulca;
a) Tütün, tütün mamulleri, alkol ve
alkollü içkiler piyasasında mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve
tüzel kişilerle, bunların her türlü birliklerinin, Kurumun görev alanı ile ilgili
konularda görevlendirilen Kurum yetkililerinin talep ettikleri her türlü bilgi
ve belgeyi ve numuneleri belirlenen süre içerisinde tam ve doğru olarak
vermemeleri, gerekli tesis ve yerleri incelemeye açmamaları ve durumu tespit
eden tutanakları imzalamamaları halinde beşbin Yeni Türk Lirası idari para
cezası uygulanır. Eylemin tekrarı halinde yetkilendirme belgeleri iptal edilir.
b) Sarmalık kıyılmış tütün
mamulünü birim ambalajı içerisinde,
tütün miktarı ile orantılı miktarda yaprak sigara kağıdı veya makaron
bulundurulmadan ve Kurumca belirlenen usul ve esaslara uyulmadan piyasaya arz
edenlere ikibin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir. Eylemin tekrarı
halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
c) Tütün piyasasında ilgili
mevzuata uymayarak piyasayı bozucu faaliyetlerde bulunanlar ile yazılı sözleşme
esası veya açık artırma yöntemi ile alım-satım kapsamında, üreticiye karşı
yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmeyen alıcılara her bir eylem için
beş bin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir. Eylemin tekrarı halinde
yetkilendirme belgeleri iptal edilir.
ç) Tütün, tütün mamulleri, alkol ve
alkollü içkiler piyasasında faaliyet gösteren üretici ve ithalatçı firmaların,
Kurumca belirlenen usul ve esaslara uymadan veya izin almadan ve/veya güncelleme yapmadan
ürettikleri veya ithal ettikleri ürünlerin standardına etkisi olabilecek
girdilerde ve piyasaya arz ambalajına ilişkin herhangi bir değişiklik yapmaları
ve ürünleri piyasaya arz etmeleri halinde onbin Yeni Türk Lirası idari para
cezası verilir. Eylemin ikinci kez tekrarı halinde idari para cezası iki kat
olarak uygulanır. Üçüncü kez tekrarında bir yıla kadar faaliyetin durdurulması
kararı verilir.
d) Tütün, tütün mamulleri, alkol ve
alkollü içkiler piyasasında faaliyet gösteren üretici ve ithalatçı firmaların,
Kurumca talep edildiği halde ticari faaliyetini gösterir satış ve faaliyet
raporlarını vermemeleri halinde, onbin Yeni Türk Lirası idari para cezası
uygulanır. Eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
e) Üretici firmaların, Kurum
tarafından görevlendirilecek bir heyet marifetiyle hammadde, yarı mamul ve
mamul stokları ile Kuruma karşı yükümlülükleri saptanarak kapatma işlemi
sonuçlandırılmadan üretim faaliyetlerini sona erdirmesi halinde Kuruma bildirilen
son satış raporunda belirtilen ürün miktarının piyasa değerinden az olmamak
üzere yirmibin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.
f) Üretici firmaların, Kurumdan
izin alınmaksızın üretim tesislerinin kuruluş yerinin değiştirilmesi, kurulu
makinelerinin ülke içerisinde kısmen veya tamamen aynı firma tarafından
kurulacak yeni veya eski bir fabrikaya nakli, başka bir firmaya devri veya ülke
dışına çıkarılması halinde Kuruma bildirilen son satış raporunda belirtilen
ürün miktarının piyasa değerinden az olmamak üzere ellibin Yeni Türk Lirası
idari para cezası verilir.
g) Üretici firmalarca, Kurumdan
proje tadilat izni alınmaksızın üretim tesisinde değişiklik yapılması halinde
Kuruma bildirilen son satış raporunda belirtilen ürün miktarının piyasa değerinden
az olmamak üzere onbin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.
ğ) Toptan ve perakende satıcılar
ile açık içki satıcılarının kaçak veya sahte ürün bulundurmaları, ürünleri
Kurumdan izin ve yetki almamış kişilerden almaları veya bu kişilere satmaları
halinde her bir eylem için bin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.
h) Perakende satıcıların, yetkili
olmadığı halde açık olarak içki satışı veya sunumu yapmaları halinde beşyüz
Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.
Eylemin tekrarı halinde satış belgeleri iptal edilir.
ı) 18 yaşından küçüklere tütün
mamulleri sattıkları tespit edilenlere bin Yeni Türk Lirası idari para cezası
verilir. Tekrarı halinde satış belgeleri iptal edilir. Alkollü içki satanların
belgeleri ise derhal iptal edilir.
Yukarıda sayılan haller dışında bu
kanun kapsamında verilen izin, tescil ve uygunluk belgelerinde belirtilen
şartlara uyulmadan faaliyet gösterildiğinin tespiti halinde, ilgili gerçek ve
tüzel kişiler uyarılmakla birlikte aykırılığın giderilmesi için eylemin
niteliğine göre bir aydan altı aya kadar süre verilir. Verilen süre sonunda
aykırılığın devamı halinde izin, tescil ve uygunluk belgelerinin üç aya kadar
askıya alınmasına, ikinci kez tekrarında ise iptaline karar verilir.
3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı,
8/6/1942 tarihli ve 4250 sayılı,
10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kanunlara karşı gelmekten mahkumiyeti
olanlar ile konuya ilişkin mevzuatın ihlali nedeni ile iki defadan fazla aynı
suçtan dolayı ön ödemede bulunarak, haklarında iki defadan fazla ön ödeme
kapsamında karar verilmiş olanlara bir
daha satış ve/veya uygunluk belgesi verilmez.
Bu maddede yer alan idari para
cezaları hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
hükümleri uygulanır.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği yok.
Bir önerge var, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı kanun tasarısının 4733
sayılı Tütün Kanunu ile ilgili çerçeve 28’inci maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Eyüp Fatsa Ahmet
Yeni İmdat
Sütlüoğlu
Ordu Samsun
Rize
Abdullah Erdem Cantimur Nusret Bayraktar Murat Yıldırım
Kütahya İstanbul
Çorum
Madde 28- 3/1/2002 tarihli ve 4733
sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün
Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış
Alım ve Satımına, 4046 sayılı Kanunda ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“Madde 8- A) Kurumdan tesis kurma
izni almadan tütün işlemek ve tütün mamulleri ile alkol ve alkollü içkiler
üretmek üzere fabrika, tesis veya imalathane kuranlara, Kurumdan üretim izni
almaksızın işyerleri veya ikametgâhlarında söz konusu maddeleri işleyen ve
üretenlere bir yıldan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası
verilir. Ancak, işleme ve üretim için hükmolunacak adlî para cezasının miktarı
işlenmiş tütün veya üretilmiş tütün mamulleri ile alkol ve alkollü içkilerin
piyasa satış fiyatının on katı tutarından az olamaz. Bu hüküm 6 ncı maddenin
ikinci ve üçüncü fıkrasına aykırı hareket edenler hakkında da uygulanır.
Tütün malulleri, alkol ve alkollü
içkilerin ambalajlarına uygulanan bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya
benzeri işaretleri taklit eden, bunların taklit olduğunu bilerek kullanan,
nakleden, bulunduranlarla, bunların taklit olmayanlarını ilgili mevzuatta
belirlenen şekilde temin etmesine rağmen belirlenen ürünlerde kullanmaksızın bedelli veya bedelsiz olarak
başkalarına verenler, bu işaretleri alma ve kullanma hakkı olmadığı halde sahte
belgelerle veya herhangi bir şekilde ilgili kurum veya kuruluşları yanıltarak
temin edenler ve piyasaya bu işaretleri taşımayan ürünleri arz eden yada satmak
amacıyla elinde bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin
günden beşbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.
Dağıtım ve satış belgesi almadan
satış yapanların ellerindeki ürünlere elkonulmakla birlikte, toptan satış ve
dağıtım yapanlara 500 güne kadar, perakende satış yapanlara 200 güne kadar adli
para cezası verilir. Ancak, verilecek adli para cezasının miktarı elkonulan
ürünlerin piyasa satış fiyatının on katından az olamaz. Elkonulan ürünlerle
ilgili yapılacak işlemlerin usul ve
esasları Kurum tarafından belirlenir.
B) Bu Kanun hükümleri ile Kurumun genel ve düzenleyici
işlem ve kararlarına, ilgili diğer mezuatla belirlenen idari ve teknik
düzenlemelere aykırılığın saptanması halinde Kurulca;
a) Tütün, tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkiler
piyasasında mal veya hizmet üreten, ithal eden, pazarlayan, satan gerçek ve
tüzel kişilerle, bunların her türlü birliklerinin, Kurumun görev alanı ile
ilgili konularda görevlendirilen Kurum yetkililerinin talep ettikleri her türlü
bilgi ve belgeyi ve numuneleri belirlenen süre içerisinde tam ve doğru olarak
vermemeleri, gerekli tesis ve yerleri incelemeye açmamaları ve durumu tespit
eden tutanakları imzalamamaları halinde beşbin Yeni Türk Lirası idari para
cezası verilir.
b) Sarmalık kıyılmış tütün mamulünü birim ambalajı
içerisinde, tütün miktarı ile orantılı miktarda yaprak sigara kâğıdı veya
makaron bulundurulmadan ve Kurumca belirlenen usul ve esaslara uyulmadan
piyasaya arz edenlere ikibin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.
c) Tütün piyasasında ilgili mevzuata uymayarak piyasayı
bozucu faaliyetlerde bulunanlar ile yazılı sözleşme esası veya açık artırma
yöntemi ile yapılan alım satım kapsamındaki yükümlülüklerini süresi içinde
yerine getirmeyenlere her bir eylem için beş bin Yeni Türk Lirası idari para
cezası verilir.
d) Tütün mamulleri piyasasında faaliyet gösteren üretici
ve ithalatçı firmaların, Kurumca belirlenen usul ve esaslara uymadan veya izin
almadan ve/veya güncelleme yapmadan ürettikleri veya ithal ettikleri ürünlerin
standardına etkisi olabilecek girdilerde ve piyasaya arz ambalajına ilişkin
herhangi bir değişiklik yapmaları ve ürünleri piyasaya arz etmeleri halinde
onbin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.
e) Tütün, tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkiler
piyasasında faaliyet gösteren üretici ve ithalatçı firmaların, Kurumca talep
edildiği halde ticari faaliyetini gösterir satış ve faaliyet raporlarını
vermemeleri halinde, onbin Yeni Türk Lirası idari para cezası uygulanır.
f) İşleyici ve üretici firmaların, Kuruma karşı
yükümlülüklerini yerine getirmeden faaliyetlerini sona erdirmesi halinde
yirmibin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.
g) Kurumdan izin almaksızın işleme ve üretim tesislerinin
kuruluş yerinin değiştirilmesi, kurulu makinelerinin ülke içerisinde kısmen
veya tamamen aynı firma tarafından kurulacak yeni veya eski bir fabrikaya
nakli, başka bir firmaya devri veya ülke dışına çıkarılması halinde yirmibin
Yeni Türk Lirası idari para cezası uygulanır.
h) Kurumdan proje tadilat izni alınmaksızın işleme veya
üretim tesisinde değişiklik yapılması halinde onbin Yeni Türk Lirası idari para
cezası uygulanır.
ı) Toptan ve perakende tütün mamulü, alkol ve alkollü
içki dağıtıcı ve satıcıları ile açık içki satıcılarının kaçak veya sahte ürün
bulundurmaları, ürünleri Kurumdan ve/veya il özel idarelerinden izin ve yetki
almamış kişilerden almaları veya bu kişilere satmaları veya yetkilendirme
belgesinde belirtilen işyeri veya dağıtım alanları dışında dağıtım ve satış
yapmaları halinde her bir eylem için bin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.
i) Perakende satıcıların, yetkili olmadığı halde açık
olarak içki satışı veya sunumu yapmaları veya piyasaya arz ambalajında satışa
sunulan tütün mamulleri ile alkol ve alkollü içkileri ambalajını bozarak veya
bölerek satmaları halinde beşyüz Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.
j) 18 yaşını doldurmamış kimselere tütün mamulleri ve
alkollü içki sattıkları tespit edilenlere bin Yeni Türk lirası idari para
cezası verilir.
k) Üretici, ithalatçı, dağıtıcı, toptan ve perakende
satıcılardan, tütün mamulleri ve alkollü içkilerin satış yerlerinde raf, stand
ve benzeri teşhir ünitelerinde haksız rekabet yaratmayacak, reklam ve tanıtıma
ilişkin mevzuata aykırı olmayacak şekilde aynı konumda ve aynı ambalaj
kategorisinde yerleştirilmesini teminen Kurumca yapılan düzenlemelere uymadığı
tespit edilenlere ve otomatik satış makinesi ile satış yapanlara bin Yeni Türk
Lirası idari para cezası verilir.
l) Yukarıda sayılan haller dışında bu kanun kapsamında
verilen yetkilendirme belgelerinde belirtilen şartlara uyulmadan faaliyet
gösterildiğinin veya Kurumca yapılan düzenlemelere aykırı hareket edildiğinin
tespiti halinde, ilgili gerçek ve tüzel kişiler uyarılmakla birlikte
aykırılığın giderilmesi için altı aya kadar süre verilir. Verilen süre sonunda
aykırılığın devam etmesi veya süre verilse dahi aykırılığın giderilmesinin
mümkün olmadığı hallerde, fiilin niteliğine göre bin Yeni Türk Lirasından
beşbin Yeni Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanır.
İdari para cezasını gerektiren fiillerin tekrarlanması
hâllerinde para cezaları, her defasında bir önceki cezanın iki katı oranında
artırılarak uygulanır. Bu cezaların verildiği tarihten itibaren iki yıl içinde
idari para cezası verilmesini gerektiren aynı fiil işlenmediği takdirde önceki
cezalar tekrarda esas alınmaz. Ancak bu maddenin (f), (g) ve (h) bentlerinde
sayılan ihlaller nedeniyle verilecek para cezası Kuruma bildirilen son satış
raporunda belirtilen ürün miktarının piyasa satış fiyatından az olamaz; (a),
(c), (i), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan ihlallerin tekrarı halinde ise
fiilin ağırlığına göre idari para cezası uygulanmaksızın yetkilendirme
belgelerinin iptaline, (d) bendinde sayılan ihlallerde bir yıla kadar
faaliyetin durdurulmasına karar verilebilir. Satış belgesi iptal edilen
satıcıların kendileri adına ya da aynı işyerinde aynı ticaret unvanı ile
faaliyette bulunulması veya işyerinin aynı gerçek veya tüzel kişilerce
işletilmesi halinde, söz konusu işyerinde satıcılık yapmak üzere başkaları
adına iki yıl süreyle yeni belge başvurusunda bulunulamaz.
İdari para cezaları, bu Kanuna aykırı hareket eden
tarafların her birine ayrı ayrı uygulanır. Bu Kanun gereğince para cezasını
gerektiren fiillerin Türk Ceza Kanunu veya ceza hükmü içeren diğer kanunlarda
suç sayılması, söz konusu para cezalarının ve diğer idari yaptırımların
uygulanmasına engel olmaz.
Bu Kanundaki cezaları gerektiren fiillerin birden fazla
olması halinde ve aralarında bağlantı olması durumunda en yüksek cezayı
gerektirecek fiilin cezası; bağlantı bulunmaması halinde ise her birinin cezası
ayrı ayrı uygulanır.
3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı, 8/6/1942 tarihli ve 4250
sayılı, 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kanunlara karşı gelmekten mahkumiyeti
olanlar ile konuya ilişkin mevzuatın ihlali nedeni ile iki defadan fazla aynı
suçtan dolayı ön ödemede bulunarak, haklarında iki defadan fazla ön ödeme
kapsamında karar verilmiş olanlara bir daha satış ve/veya uygunluk belgesi
verilmez.
Bu maddede perakende satıcılar hakkında yer alan idari para cezaları ve diğer
yaptırımlar Kurumca belirlenen usul ve esaslar dahilinde il özel idarelerince
uygulanır.
İdari para cezalarının takip ve tahsilinde 30/3/2005
tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır.
BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ
(Denizli) – Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Katılıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe: Tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkilerin
ambalajlarına vergi ve piyasa güvenliğinin sağlanması amacıyla uygulanan
bandrol ve benzeri işaretlerin taklit edilmesinin önlenmesi, özellikle okul
çevrelerinde yaygın bir şekilde rastlanan ambalajın bölünerek tek sigara satışı
ile bir çeşit kumar makinesi olarak da kullanılan otomatik sigara satış
makineleriyle ilgili düzenleme eksikliğinin giderilmesi, sektör firmalarının
ürünlerinin haksız rekabet yaratmayacak, reklam ve tanıtıma ilişkin mevzuata
uygun olarak teşhiri hususlarının tamamlanması ve idari yaptırımların
sistematik hale getirilmesi amacıyla işbu değişiklik önerilmektedir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmiştir.
Şimdi, 28’inci maddeyi, kabul edilen önerge doğrultusunda
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
29’uncu maddeyi okutacağım.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Bu maddeyle ilgili sorum vardı.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, tasarının 29’uncu
maddesi, aynı kanunun farklı maddelerini üç ayrı fıkra olarak değiştirdiğinden,
fıkralar hakkında ayrı madde işlemi yapılacaktır.
Şimdi, 29’uncu maddeyi ve (a) fıkrasını okutuyorum:
MADDE 29- 10/12/2003
tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun;
A)
55 inci maddesinin ikinci fıkrası “Görev ve yetkileri çerçevesinde,
mali yönetim ve iç kontrol süreçlerine ilişkin standartlar ve yöntemler
Maliye Bakanlığınca; iç denetime ilişkin standartlar ve yöntemler
ise İç Denetim Koordinasyon Kurulunca belirlenir. Maliye Bakanlığı,
kamu iç mali kontrol sisteminin geliştirilmesi, uyumlaştırılması
ve koordinasyonunu sağlar ve kamu idarelerine bu sisteme ilişkin
rehberlik hizmeti verir.” şeklinde,
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.
29’uncu maddenin (A) fıkrası ile ilgili bir önerge var,
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 29
uncu maddesinin (A) fıkrasının Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
Faruk Çelik Ahmet
Işık Fatih
Arıkan
Bursa Konya Kahramanmaraş
Selahattin Dağ Nihat
Eri
Mardin Mardin
BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ
(Denizli) - Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Katılıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Söz konusu Kanun Tasarısının 30 uncu maddesi ile 5018
sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun ilgili maddelerinde yapılan
değişikliklerin, 1/1295 esas nolu Kanun Tasarısında düzenlenmiş olduğundan
metinden çıkarılması amacıyla söz konusu önerge hazırlanmıştır.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
(A)
fıkrası metinden
çıkarılmıştır.
Şimdi (B) fıkrasını okutuyorum:
B) 60 ıncı maddesinin son fıkrası “İdarelerin mali
hizmetler birimlerinde mali hizmetler uzman yardımcısı ve mali hizmetler uzmanı
çalıştırılabilir. Mali hizmetler uzman yardımcısı kadrolarına atanabilmek için
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde sayılan genel şartlara
ilave olarak;
a) En az dört yıllık lisans eğitimi veren hukuk, siyasal
bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden veya
bunlara denkliği yetkili makamlarca kabul edilen yurt içi veya yurt dışındaki
öğretim kurumlarından mezun olmak,
b) Yapılacak özel yarışma sınavında başarılı olmak,
c) Sınavın yapıldığı yılın başı itibarıyla 30 yaşını doldurmamış
olmak,
şartları aranır.
Özel yarışma sınavı Maliye Bakanlığı tarafından Öğrenci
Seçme ve Yerleştirme Merkezine yaptırılacak yazılı sınav ve Maliye Bakanlığınca
yapılacak sözlü sınavdan oluşur. Özel yarışma sınavında başarılı olanlar, ÖSYM
tarafından başarı sırası ve yaptıkları tercihler dikkate alınarak belirlenir ve
bunlar idarelerde mali hizmetler uzman yardımcısı kadrolarına atanırlar. Bu
kadrolara atananlar en az üç yıl çalışmak ve olumlu sicil almak şartıyla,
açılacak yeterlik sınavına girme hakkını kazanırlar. Maliye Bakanlığınca
yapılacak yeterlik sınavında başarılı olanlar mali hizmetler uzmanı kadrolarına
atanırlar. Mali hizmetler uzman yardımcılığı döneminde veya yeterlik sınavında
başarılı olamayanlar, bulundukları kamu idarelerinde durumlarına uygun
kadrolara atanırlar. Özel yarışma sınavına katılacak adayların belirlenmesi,
sınavların yapılması, atama ve yerleştirilmeleri, yetiştirilmeleri, yeterlik
sınavları ile çalışma usul ve esasları Maliye Bakanlığınca çıkarılacak
yönetmelikle düzenlenir. Mali hizmetler uzmanı kadrolarına atandıktan sonra en
az üç yıl süreyle atandıkları idarelerde söz konusu kadrolarda 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununa göre görev yapanlar, kendilerinin isteği ve
idarelerinin muvafakatı ile başka bir kamu idaresinin aynı unvanlı kadrolarına
atanabilirler.” şeklinde,
BAŞKAN – Söz isteği? Yok.
(B) fıkrasıyla ilgili bir önerge var, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 29
uncu maddesinin (B) fıkrasının Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
Faruk Çelik Ahmet
Işık Fatih
Arıkan
Bursa Konya Kahramanmaraş
Nihat Eri Selahattin
Dağ
Mardin Mardin
BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli)
– Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Katılıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Söz konusu Kanun Tasarısının 30 uncu maddesi ile 5018
sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun ilgili maddelerinde yapılan
değişikliklerin, 1/1295 esas nolu Kanun Tasarısında düzenlenmiş olduğundan
metinden çıkarılması amacıyla söz konusu önerge hazırlanmıştır.
BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir ve 29’uncu
maddenin (B) fıkrası maddeden çıkarılmıştır.
Şimdi (C) fıkrasını okutuyorum:
C) 71 inci maddesinin birinci fıkrası “Kamu zararı; kamu
görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı
karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya
eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde, aynı maddenin son fıkrası ise “Kamu
zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden
tahsiline ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar
Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” şeklinde,
değiştirilmiştir.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz yok.
Soru var.
Sayın Tütüncü, buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ben, bu maddeden yararlanarak şarap üzerindeki yüksek
ÖTV’nin ne zaman makul seviyelere çekileceğini Sayın Bakandan öğrenmek
istiyorum.
Sayın Başkan, Tekel’in son derece acele ve bilinçsizce
özelleştirilmesi sonucunda geçen yıl, yani 2006 yılında şaraplık üzüm
üreticileri çok ağır bir ekonomik darbe yemiş durumdadırlar. 2005 yılında
örneğin 1 yeni TL’nin üzerinde satılan kaliteli şaraplık üzümleri, geçen yıl 40
kuruş, 50 kuruş, en fazla 60-70 yeni kuruşa alıcı bulabildi. Ben üzümcü
köylerini dolaştım, sanki cenaze çıkmış gibi. Sayın Bakanımıza biz bunu
defalarca iletmiş olmamıza rağmen, yani yüksek ÖTV’nin indirileceği sözü de
verilmiş olmasına rağmen bu konuda hareket edilmedi.
Ben, özür diliyorum, böyle bir açıklama yapma durumunda
kaldım ve size de bana bu açıklama yapma fırsatını verdiğiniz için teşekkür
ediyorum. Yüksek ÖTV şaraplık üzüm üreticilerinin üzerinde, dolayısıyla olumsuz
bir etki yapmıştır.
Bu konuda sorumu yineliyorum: Sayın Bakanımız, geçmiş
yıllarda da söz verdiniz, geçen yıl da söz verdiniz, bu şaraplık üzüm
üreticilerinin rahatlatılması için, şarap üzerindeki bu yüksek ÖTV’yi hangi
oranda ve ne zaman makul bir düzeye indireceksiniz?
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.
Sayın Bakan, buyurun.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Sayın Başkan,
çok teşekkür ediyorum. Sayın Tütüncü’ye de teşekkür ediyorum bir konunun
açıklanmasına vesile oluyorlar sorularıyla.
Şimdi, takdir ederler ki, bu konuda bizim bir sıkıntımız
vardı maliye olarak, alkollü içkilerde, şarapta ve diğerlerinde kayıt dışı
maalesef çok fazlaydı. Tabii, bu kayıt dışılığı önlemek için, maliye olarak
biz, çok radikal tedbirler alıyoruz şimdi. Bununla ilgili de çalışmalarımız
aşağı yukarı yakında da sonuçlanıyor ve onunla birlikte de bu ÖTV konusu
üzerindeki çalışmalarımız devam ediyor. Tahmin ediyorum, bu sene de bir netice
alacağız ve tatbike de koyacağız.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri, fıkra üzerinde bir önerge var,
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 29
uncu maddesinin (C) fıkrasının Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
Faruk
Çelik Ahmet
Işık Fatih
Arıkan
Bursa Konya Kahramanmaraş
Nihat
Eri Selahattin
Dağ
Mardin Mardin
BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ
(Denizli) – Takdire bırakıyoruz Başkan.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Katılıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe: Söz konusu Kanun Tasarısının 30 uncu maddesi ile
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun ilgili maddelerinde yapılan
değişikliklerin, 1/1295 esas nolu Kanun Tasarısında düzenlenmiş olduğundan
metinden çıkarılması amacıyla söz konusu önerge hazırlanmıştır.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, biraz önce kabul edilen önergelerle
(a), (b) ve (c) fıkraları metinden çıkarıldığından, tasarının metninden
çıkarıldığından, şimdi bu fıkraların bağlı olduğu 29’uncu maddenin de tasarı
metninden çıkarılmasını oylarınıza sunacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir ve 29’nucu madde metinden çıkarılmıştır.
31’inci maddeyi 29’uncu madde olarak okutuyorum:
MADDE 29- 17/9/2004 tarihli ve 5234 sayılı Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Aylık gayrisafi hasılattan irat kaydedilecek oranı,
döner sermayeler itibariyle %1’e kadar indirmeye Maliye Bakanı yetkilidir.”
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
30’uncu maddeyi okutuyorum:
MADDE 30- 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve
Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 69 uncu maddesinin birinci fıkrasının
ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Alınan bu harcın red ve iadeler düşüldükten sonra kalan
tutarının yüzde 25’i ilgili birliğe gelir kaydedilmek üzere aktarılır.”
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
31’inci maddeyi okutuyorum:
MADDE 31- 2/9/1983 tarihli ve 78
sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin ek 8 inci
maddesine birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.
“Meslek yüksekokullarının
Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenecek uzmanlık alanlarına açıktan ya da
naklen atanacak öğretim görevlileri merkezi sınavdan muaftır. Bu statüde meslek
yüksekokullarına atananlar, meslek yüksekokullarının uzmanlık alanları
dışındaki üniversitelerin ya da yüksek teknoloji enstitülerinin bir birimine
görevlendirilemez ve atanamazlar.”
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Şimdi, 32’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 32- 193 sayılı Kanunun
mükerrer 121 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
BAŞKAN – 32’nci madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına, Balıkesir Milletvekili Ali Kemal Deveciler.
Kişisel söz isteği var, birleştiriyorum.
Buyurun.
CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı’nın 32’nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi ve
şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Tasarının 32’nci maddesi, ücretlilere vergi iadesini
kaldıran maddedir. Hepimizin bildiği gibi bu tasarının kanunlaşması halinde,
Hükûmet, çalışanların, toplam 10,6 milyon çalışanın, ücretlinin 3,4 katrilyon
tutan 2007 yılında hak edecekleri geliri, vergi iadelerini ne yazık ki 2008
yılında vermeyecektir. Tasarının 2’nci maddesine ilişkin yaptığım dünkü
konuşmada söylediğim gibi, tasarının yasalaşması hâlinde çalışanlara ciddi
miktarlarda bir ödemenin yapılmayacak olması söz konusudur.
2006 yılında ödenen vergi iadeleri tutarının 2,5 milyar
YTL düzeyinde olduğu görülmektedir. 2006 yılında bu seviyelere ulaşmış olan
vergi iadesi tutarlarının, uzmanlarca, 2007 yılındaki harcamalar nedeniyle 2008
yılında 3,4 milyar YTL’lik bir tutara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu
çerçevede, tasarının yasalaşması hâlinde mükelleflerin hak ettikleri hâlde
devletten alamayacakları gelir -ücretlilerin, memurların- toplam 3,4 milyar YTL
olacaktır.
Şimdi, Hükûmet, 2007 yılında kazanılan 3,5 milyar YTL’yi
çalışanlardan esirgemektedir. Oysa, tasarının kanunlaşması hâlinde, asgari
geçim indirimi nedeniyle ödenecek miktarın -o da 2008’de yürürlüğe giriyor- 3
milyar YTL olduğu görülmektedir. Yani, 2008’de, ücretlilerin 0,5 milyar YTL’si,
yani, 500 trilyon lirası, bir de yasanın, asgari geçim indiriminin 2008’de
faaliyete geçmesinden dolayı 2007 yılında herhangi bir vergi iadesi
alamayacaklarından dolayı da 3,5 katrilyon lirayı koyduğumuz takdirde, toplam 4
katrilyon lirası, resmen, AKP Hükûmeti tarafından, ücretlilerden, verilmeyerek
âdeta gasp edilmektedir, Hazineye irat kaydedilmektedir.
Çalışan kesimlerden bu kadar bir ödemeyi esirgeyen, bu
kadar kaynağı milyonlarca insandan, 10 milyon 600 bin insandan sakınan AKP
Hükûmeti, büyük sermayeli şirketlere aynı biçimde davranmamaktadır ne yazık ki.
Nitekim, Meclis tarafından, kurumlar vergisini yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşüren
bir yasa yaptık ve 10 puanlık bir indirim sonucu -bu indirim sonunda faydalanan
kesim, bankacılık kesimi ve finans kesimi- elde ettiği net kazanç da burada tam
2 milyar YTL, yani, 2 katrilyon lira, bu finans kesimine, bankacılık kesimine, yüksek
sermayeli şirketlere devlet tarafından bir ikramdır.
Peki, büyük şirketlere böyle bir yaklaşım var da
yabancılara yok mu? Yabancılara da var. 6,5 katrilyon liraya özelleştirilen,
bugün Türkiye’deki alt yapı kablolarını bile döşeyemeyeceğimiz, üç dört misli
fiyata döşeyeceğimiz Türk Telekom gibi özelliği olan, stratejik ve altın
yumurtlayan tavuk benzeri bir şirketin Lübnanlı Hariri ailesine de satışını
hatırlayalım.
Sayın milletvekilleri, o satılırken, acaba, sözleşmede
kurumlar vergisinden indirim var mıydı? O sözleşmede, şartnamede ve ihale
safhasında kurumlar vergisi yüzde 30’du ve sözleşme, ihale gerçekleştikten
sonra bu kurumlar vergisini yüzde 20’ye düşürerek -üçte 1- Hariri’nin cebine
toplam, aşağı yukarı 400 trilyon lira vergiden dolayı bir para koymuş olduk,
yani 400 trilyon lira ucuza o ihaleyi vermiş oldunuz. Eğer 400 trilyon lira
ucuz olduğunu bilselerdi, verginin üçte 1’nin düşeceğini bilselerdi belki başka
firmalar da bu avantajı kullanıp ona göre ihale şartnamesinde teklif
verebilirlerdi.
Değerli milletvekilleri, maalesef, AKP İktidarı döneminde
Türk vatandaşı olmak, hele hele ücretle çalışan bir Türk vatandaşı olmak, her
zamankinden daha da zor hale gelmiştir.
Değerli milletvekilleri, çalışanlardan 4 milyar YTL
sakınan Hükûmetin geçtiğimiz mayıs ve haziran aylarında yaşanan mini krizin
oluştuğu anda ilk yaptığı icraat, stopaj oranlarının yabancılar için
sıfırlanması ve yerliler için de düşürülmesi olmuştur. Çalışanlara bu denli
şahin olan Hükûmet, resmî enflasyon rakamı göz önüne alındığında, parası olana,
rantiyeciye, bu yılın sonunda yüzde 15 oranında bir reel faiz ödemesi taahhüt
etmektedir. 2007 yılı bütçesine koymuş olduğumuz ödenecek faiz tutarı 52 milyar
YTL’dir, tam 52 katrilyon liradır. Bakınız, bütçenin 204 katrilyon lira gider
bütçesi olduğunu düşündüğümüzde, sadece rantiyeciye ödenecek olan, bu Hükûmet
tarafından ödenecek olan faiz miktarı, bütçenin yüzde 26’sını teşkil
etmektedir; ama, bir de bakıyoruz, geriye dönüyoruz, tüm Hükûmet sözcüleri,
Başbakan ve bakanlar, özellikle Tarım Bakanı, tarım desteklemelerini 2007
yılında artıracaklarını söylüyorlar. Tarım desteklemelerine bakıyoruz 2007 yılı
bütçesinde, 5,2 katrilyon lira. Evet, faize ödenen rakam nedir? 52 katrilyon
lira. Şimdi, bir yandan, AKP Hükûmeti rantiyeciye 52 katrilyon lira öderken,
bir yandan da Türkiye’nin yüzde 30’unu, 35’ini teşkil eden Türk çiftçisine,
Türk köylüsüne 5,2 katrilyon lira destekleme vaat ediyor, faiz ödemesinin onda
1’i kadar, bütçenin yüzde 2,5’i kadar; ondan sonra da “biz desteklemeleri artırdık”
diye övünüyorsunuz.
Yine, çalışanlara bu denli şahin olan Hükûmetin 2002
yılında 221,7 milyar dolar olarak devraldığı, iktidara geldiğinizde devralmış
olduğunuz iç ve dış borç stokunuzu 155,5 milyar dolar artırarak, güncel veriler
ışığında, 2006 yıl sonunda tam 372,2 milyar dolara ulaştırmış bulunuyorsunuz.
Sayın Başbakan, “Biz, IMF’nin 19 milyar dolarlık borcunu
ödedik.” diyor. Sanki Hükûmet bütçesinden bu borcu ödemiş gibisiniz!
CAVİT TORUN (Diyarbakır) – Nereden ödemiş?
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Siz, borcu borç alarak,
iç borçlanma ve dış borçlanma yaparak, borçlarımızı 155,5 milyar dolar
artırarak bu borçları ödediniz.
CAVİT TORUN (Diyarbakır) – Merkez Bankasında ne kadar
para var şu anda?
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - 18 milyar dolarlık özelleştirme
yaparak, Türkiye Cumhuriyetinin, cumhuriyetin kazanımlarını satarak bu borcu
ödediniz. Bunlardan niye bahsetmiyorsunuz arkadaşlar?
Yine, görüşmekte olduğumuz tasarı, sermaye ve rantiye
kesimlerine verilenlerin çok altında bir miktarı geniş kitlelerden esirgemenin
yanı sıra, zaten ülkemizde ciddi oranlarda var olan kayıt dışılığın artmasına
da zemin hazırlamaktadır. Tasarı, aksak da olsa, bugüne kadar fiş ve fatura
toplamak yoluyla işlemekte olan bir otokontrol mekanizmasını tamamen ortadan
kaldırmıştır. Fakat, bunun yerine de hiçbir şey ortaya koymamaktadır. Her ne
kadar Sayın Maliye Bakanımız 2007 bütçe sunuş konuşmasında “Kayıt dışı
ekonominin kayıt altına alınması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi
gerekmektedir. Bu ise, ancak anlaşılabilir ve saydam bir vergi mevzuatı,
öngörülebilir bir vergi yükü, düşük oranlı-geniş tabanlı bir vergi sistemi ve
etkin bir vergi idaresiyle sağlanacaktır.” demekteyse de, “Bu amaca yönelik
olarak Hükûmetimiz döneminde önemli adımlar atılmıştır.” diyor olsa da, üzerinde
bulunduğumuz görüşmelerde, vergi iadesi sisteminin kaldırılması uygulaması
tamamen bu politikanın tersi bir gelişmedir.
Öte yandan, yine, Sayın Maliye Bakanımız aynı
konuşmalarında kayıt dışı alanda önemli adımlar atıldığını söylemektedir. Oysa,
geçtiğimiz kasım ayında yapılan Dünya Ekonomik Forumunda, diğer ekonomiden
sorumlu Bakanımız Sayın Ali Babacan kayıt dışıyla ilgili bu konuda herhangi bir
gelişme kaydedilmediğini itiraf etmiştir. Maliye Bakanı “Kayıt dışılığı
düşürüyoruz.” diyor, diğer yandan, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı bununla
ilgili bir gelişme olmadığını söylüyor. Her ne kadar bu itiraf Sayın Bakan
tarafından yabancıların önünde yapılmış olsa da, biz Türk vatandaşları, zaten
bildiğimiz bu gerçeği yabancılar sayesinde teyit etmiş olduk.
Evet, Sayın Babacan’ın da söylediği gibi, Türk
ekonomisinde ciddi oranda bir kayıt dışılık bulunmaktadır. Bu sadece üretim
açısından değil, aynı zamanda çalışanlar açısından da böyledir.
2006 Kasım ayı verilerine göre 22,6 milyon toplam
istihdamın 10,9 milyonu herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi değildir.
Yani, 10,9-11 milyon dolayında ücretiyle çalışanımız, emeğiyle çalışanımız,
kesinlikle herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmadığı için kayıt
dışındadır. Çünkü, OECD ülkeleri içerisinde vergi ve sigorta primleri en yüksek
olan ülke Türkiye’dir. Yani, kayıt dışı istihdam neredeyse kayıtlı istihdam
rakamına ulaşmak üzeredir. Emin olalım ki AKP’nin iktidarında bir süresi daha
kalmış olsaydı, bu da gerçekleşmiş olurdu; yani, kayıt dışındaki çalışan
sayısı, kayıt içindeki çalışanın üzerine çıkmış olurdu.
Bu şartlar altında tasarı, AKP İktidarı döneminde artan
kayıt dışılığın her alanda artması için bir vesile olacaktır. Aslında bu
yaklaşımla Hükûmet kayıt dışılığın üzerine gidemeyeceğini gizli de olsa bu
yasalarla vergi iadesini kaldırarak itiraf etmektedir. Örneğin, devlet, gerçek
kira bedellerini, ilgili belgeleri maliyeye ibraz eden kiracıların yardımıyla
takip etmekte ve ev sahiplerinin doğru vergi ödemesini kontrol edebilmekteydi.
Peki, şimdi sistem bunu nasıl sağlayacak? Vatandaşlar, ücretliler daha evvelden
oturmuş oldukları meskendeki kira bedelinin yüzde 20’sini, tamamını, gerçek
değerini kontrat yaparak vergi iadesinde kullanıyorlardı. Şimdi ne olacak?
Şimdi vergi iadesinde kullanamadıkları için bu kira giderleri de, kira
bedelleri de tamamen kayıt dışına itilecektir.
Bir başka husus da, yine özel sektörde sözleşmelerin net
ücret üzerinden yapılmam pratiği olduğundan, bu uygulama nedeniyle işveren,
vergi indirimi farkını ücrete yansıtabilecek midir arkadaşlar? Çünkü, o, net
ücret üzerinden anlaşılıyor, tüm vergiler ve sigorta primleri, sosyal güvenlik
primleri işverene ait. Şimdi, ne olacak? Bu yaptığımız uygulamayla, bu geçim
indirimi burada çalışan işçilere, ücretlilere yansıyacak mı, yoksa patronlara
mı yansıyacak? Bunu da burada sormak istiyorum, bu da bir soru işareti.
Bunun çözümü sadece kişilerin hassasiyetine güvenmekle
olmaz. Gelişmiş bir toplum, ancak düzgün işlev kurallarıyla vardır. Ama tasarı,
hep dediğim gibi, bu yönde bir düzenlemeyi içermemekte ve yetkililer de, sadece
“bunun vergi kaybına neden olmayacağını” söylemekle yetinmektedirler. Yapılan
bir şey yok. Bilboardlara reklam, ilan vererek bu işin önüne geçilemez, bu
vergi kaybı önlenemez. Neticede bu vergi kaybı ne olacak? Dolaylı vergilere
kayacak, tüm vatandaşımıza, ÖTV, KDV gibi girdileri olacaktır, bunlar
yükselecektir.
AKP Hükûmeti, 2007 yılı bütçesini, zaten vergi
gelirlerinin üretimi açısından dar gelirliyi, ücretliyi, yoksulu daha da
zorlayacak ve daha da yoksul kılacak biçimde hazırlamıştı. Buna bir de, tam
2007 yılının içinde, bu kazanılan vergi iadesi hakkını ortadan kaldırmak gibi,
3,5 katrilyon liralık bir haklarını gasp etmek gibi çalışanların, ücretlilerin
aleyhine bir uygulamayı da bu yasayla eklemektedir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayın Başbakan ve
bakanlar, devamlı suretle “ihracatın arttığını, patladığını” söylemektedir,
“85,1 milyar dolara çıktığını” söylemektedir. Tabii ki çıktı, ama neden, acaba,
ithalatın 137 milyar dolara çıktığını söylememektesiniz? Âdeta, ithalat
patladı. İhracat patladı, ama ithalat iki misli patladı, bunu niye
söylemiyorsunuz? Yine, 2006 sonunda, dış ticaret açığının 51,9 milyar dolara
geldiğinden niye bahsetmiyorsunuz? Yine, 1,5 milyar dolar olarak almış olduğunuz
cari işlemler açığının 2006 yılı sonunda 31,5 milyar dolar seviyesine geldiğine
niye değinmiyorsunuz?
Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla, kendisinden diğer
kesimlere verilenin çok altında bir kaynak esirgenen sabit gelirli çalışanlar,
tüm bu kayıt dışılıktan, ithalat artışından, cari işlemlerin neden olabileceği
risklerden ilk anda ve en fazla zarar gören ve görmeye devam eden kesimlerdir.
Ne kadar yalancı cennetlerle yaşatmaya çalışsanız da çalışın, neyi ne kadar
saklamaya çalışırsanız çalışın, yanlışlarınızı ne kadar başarıymış gibi
göstermeye çabalıyorsanız çabalamaya devam ediniz. Bu milletin doğruyu
görmesine hiçbir sanal politikanın mâni olmayacağını göreceksiniz ve sandığın
başında AKP kendi sanal dünyasından çıkarak, beş yıl boyunca yaptıklarının
hesabının halkımız tarafından sorulacağını hep birlikte göreceğiz.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bizim bu konuyla
ilgili vermiş olduğumuz bir önergemiz var bu maddede. Bu maddedeki önergemiz,
ücretlilerin 2007 yılında uğrayacakları hak kaybını önlemek için vergi
iadesinin kaldırılmasının 1/1/2008 yılından itibaren değil de…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) – Sayın Başkan,
bitiriyorum.
BAŞKAN – Buyurun.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) – …Vergi iadesinin 1/1/2007
yılından değil de 1/1/2008 yılından itibaren uygulanmasını yani, 2007 yılında
da vergi iadesinin geçerli olmasını ve 2008 yılında da bu vergi iadesinden
doğacak olan 3,5 katrilyon liralık -mahrumiyetlerinin- kayıplarının önlenmesi
yönündedir, buna destek vereceğinize inanıyorum.
Hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Deveciler.
Sayın Tütüncü, buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ücret ve maaşlarda vergi iadesi uygulamasının
kaldırılmasını vergi oranlarındaki yeni düzenlemelerle dengelemeye çalışıyor
Sayın Maliye Bakanımız.
Benim, bu bağlamda şöyle bir soru sorma ihtiyacı ortaya
çıktı. Asgari net ücret 403 YTL. Türk-İş’in son belirlemelerine göre, 2 çocuklu
4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 650 YTL. Bu belirlemeden sonra şöyle bir
soru yöneltiyorum: Asgari ücretteki vergi ve sigorta yükü acaba hangi oranlarda
yeniden düzenlenmeli ki, asgari net ücret en azından açlık sınırını karşılasın?
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.
Sayın Bakan, cevaplayacak mısınız?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Sayın Başkan,
teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, Sayın Tütüncü’nün sormuş olduğu soruyu
cevaplandırıyorum. “Asgari ücret Türk-İş’in belirlediği açlık sınırının
altında, bununla ilgili bir şey düşünüyor musunuz?” diyor.
Şimdi, TÜİK’in yapmış olduğu, tabii, çalışmalar bizim
için önemli oluyor ve Hükûmetimiz zamanında, yani, 2002’de iktidar olarak AK
Parti Hükûmeti geldikten sonra açlık sınırının altında olan veya yoksulluk
sınırının altında olan insan sayısı yüz binlerle aşağı inmiştir ve herkesin de
bildiği gibi, biz geldiğimiz zaman asgari ücret fevkalade düşüktü, 184 YTL
civarındaydı. Şimdi, Sayın Başbakanımız da zaman zaman söylüyor, aynı şeyi ben
de söyleyeceğim: 184 nere, 403 nere? Yani, o bakımdan, giderek milletimizin
refah seviyesini artırmanın peşindeyiz ve buna da devam edeceğiz.
Saygılarımla.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.
Madde üzerinde önerge yok.
32’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici 1’inci maddeyi okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 1-
23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük
ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı
Kanunun 30 uncu maddesi ile değişmeden önceki 13 üncü maddesine
göre, 19/12/2006 tarihine kadar Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince
Baro tarafından müdafi ve vekil olarak görevlendirilen avukatlara
ödenmesi gereken ücret karşılığı tutarın kalan kısmı, ilgililere
ödenmek üzere Adalet Bakanlığı bütçesine aktarılacak ödenekten
tahakkuk ettirilmek suretiyle ödenir. Ödemelere ilişkin usul ve esaslar Adalet ve Maliye
Bakanlıkları ile Türkiye Barolar Birliğince birlikte belirlenir.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği? Yok.
Madde üzerinde soru-cevap işlemine geçiyoruz.
Buyurun Sayın Tütüncü.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bundan önceki maddede sormuş olduğum soruya Sayın
Bakanımız ne yazık ki cevap vermediler, ama verilmiş kabul ediyorum.
Sayın Bakanımızın, “asgari ücret biz geldiğimizde neydi,
şimdi ne oldu” sözünden esinlenerek yeni bir soru sormak istiyorum kendisine.
TÜİK’ten söz ettiler Sayın Maliye Bakanımız, TÜİK’in,
açlık sınırının tespitinde kullandığı varsayım şudur: Günde bir kişi 2.100
kalorilik bir gıda alması için üç öğün yapması gereken masraf 1 lira 70 kuruş.
1 lira 70 kuruşluk bir açlık sınırını Türkiye için kabul etmek mümkün müdür?
Mümkün değilse, Bangladeş’te, Zimbabve’de ya da Kongo’da böylesine düşük,
Türkiye’deki gibi düşük bir açlık sınırı ölçütü var mıdır?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.
Sayın Bakan…
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Yazılı
olarak cevaplayacağız Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Geçici madde 1’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici madde 2’yi okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 2-
Ücretlilerin 2006 yılına ilişkin
olarak 2007 yılında ödeyecekleri gelir vergisinden mahsup edilecek
vergi indirimiyle ilgili işlemler, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
bu Kanunla yürürlükten kaldırılan mükerrer 121 inci maddesi hükümlerine
göre sonuçlandırılır.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği? Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici madde 3’ü okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 3- 16/5/2006
tarihli ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile Sosyal Güvenlik
Kurumuna devredilen Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü, Sosyal Sigortalar
Kurumu Başkanlığı ve Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ile 18/6/1992 tarihli
ve 3816 sayılı Kanun kapsamında bulunanlar için Sağlık Bakanlığına
bağlı tüm sağlık kurum ve kuruluşlarından 31/12/2006 tarihine kadar
alınan tedavi hizmetleri karşılığı tutarlar ile 2006 yılında Sağlık
Bakanlığına bağlı döner sermaye işletmelerinin aylık gayrisafi
hasılatından genel bütçeye ödenmesi gereken tutarlara ilişkin olarak
mahsuplaşmaya, alacaktan vazgeçmeye ve gerektiğinde terkin suretiyle
uzlaşmaya Maliye Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve Sağlık
Bakanı müştereken yetkilidir. Bu konuda gerekli her türlü düzenleyici
işlemleri yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.
Yukarıda
sayılan kurumlar ile 3816 sayılı Kanun kapsamında bulunanlara
ilişkin olarak Sağlık Bakanlığına bağlı tüm sağlık kurum ve kuruluşlarınca
1/1/2007 tarihinden önce düzenlenen faturalar ve ekleri, birinci
fıkradaki usule göre uzlaşma gerçekleştikten sonra kontrol edilip
edilmediğine bakılmaksızın imha edilir.”
BAŞKAN – Madde üzerinde, şahsı adına, Denizli
Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan…
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Hükûmetlerin en iddialı oldukları alanların başında
bütçeleri gelmektedir. 2006 yılı bütçe gerçekleştirme rakamlarını, Türkiye’de,
ilk defa, bir Sayın Başbakan, Sayın Maliye Bakanını yanına alarak bir basın
toplantısıyla açıkladılar ve bütçenin otuz yıldan beri, ilk defa, binde 7’ler
seviyesinde açık verdiğini Türk milletine Sayın Başbakanımız açıkladı.
Tabii, bu bütçenin içerisindeki harcamaların, gelirlerin
iyi bir tahlilini yapacak olursak, ortaya konan tablonun, Sayın Başbakanın
söylediği şekilde olmadığı çok açık bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.
2006 yılı bütçe giderleri içerisinde görülmeyen kalemler olmuştur. Devlet
hastanelerine olan borçlar, KİT görev zararları, yerel yönetimlere aktarılan
miktarlar, yaklaşık 7 milyar YTL’lik bölüm bu giderler içerisinde
görülmemektedir ve 2006 yılı bütçesinde, bir kez elde edilen gelirler de
vardır. İşte, onlardan, prim affı, TMSF’nin elindeki varlık satışları ve
özelleştirme gelirleri. Bütün bunlar bu şekilde uygulandığında, 2006 yılı bütçe
rakamları o şekilde karşımıza çıkmaktadır. Ancak, bugün gelinen noktada ocak
ayının gerçekleşme rakamlarını ben size vermek istiyorum. Sayın Maliye
Bakanımız biraz önce buradaydı, maalesef, ayrılmışlar. Şimdi, 2006 yılı Ocak
ayında bütçe 4.3 milyar YTL fazla vermişken, 2007 yılının Ocak ayında açık 6,1
milyar YTL. Ne oldu ki 2006 yılının Ocak ayı ile 2007 yılının Ocak aylarını
karşılaştırınca bu kadar bariz bir fark ortaya çıkmıştır? 2006 yılında denk
bütçeyi Sayın Başbakana sunduran Sayın Maliye Bakanı, 2007 yılının Ocak ayının
gerçekleşme rakamlarını da, keşke, bu kürsüden gelip bizlere anlatabilseydi.
Şimdi, 2007 yılı bütçesinde daha başlangıçta ortaya
konulan hedef açık 16,8 milyar YTL. Yani, 2006 yılında denk bütçe vermeyle
ilgili olarak Sayın Başbakanı kürsülere çıkartan bütçe… Ne oluyor ki, 2007
yılında, daha başlangıçta -sizin öngörülerinizle- 16,8 milyar YTL açık
öngörüyorsunuz. Kaldı ki, 2007 yılı seçim yılı. Bu 16,8 milyar YTL’lik açığın
çok daha büyük rakamlara ulaşacağı daha ocak ayının ilk gerçekleşme rakamlarıyla
ortaya çıkmıştır.
Geçmişte hiç olmamış şekliyle bütçe açıklarının binde
0’larla ifade edilme meselesi karşısında, geçmişte Türkiye’de bütçelerin fazla
verdiği yıllar da olmuştur. Lütfen, bunun da altını çizerek bu hususu Sayın
Başbakanın da belirtmesinde fayda mülahaza ediyordum.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hangi yıllar?
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Mesela 1970 yılında bütçe
fazla vermiş Türkiye’de. 1975, 1976, 1977, 1978’de bugünkü verilen açıklar
kadar açık olmuş Türkiye’de. 1985 yılında, evvelki seneki rakamlar ortada.
Evvelki sene, 2005 yılındaki rakam 1985 yılındaki rakamlarla hemen hemen aynı
rakamlar. Yani, bu seneki bu rakamların…
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Bütçenin hepsi ne kadardı? Hepsini
söyler misin?
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bu rakamların ortaya
çıkmasının altında yatan sebepleri söyledim Öksüz: 10 milyar YTL’lik
özelleştirme gelirleri, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun elindeki varlık
satışları, bir sefere mahsus prim afları ve bunun yanında, harcamalar
içerisinde görülmeyen birçok kalemler…
O bakımdan, milletin önüne çıktığınızda rakamları gerçek
olarak ortaya koyun. Millet o gerçek rakamlarla sizleri takdir edecekse o
gerçek rakamlarla sizleri takdir etsin diyor, yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.
Sayın Tütüncü’nün sorusu var.
Buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Aracılığınızla Sayın Bakana, Hükûmete bir soru yöneltmek
istiyorum: AKP’nin en önde gelen vaatlerinden bir tanesi vergide adaletin
sağlanması idi.
Dört yılı aşkın zamandır iktidarda olan AKP vergide
adaleti sağlayacak kapsamlı bir vergi reformunu niçin gerçekleştirememiştir?
Söz verilmiş olmasına rağmen, AKP İktidarında, az kazanan daha çok vergi, çok
kazanan daha az vergi vermek konumunda kalmıştır. Neden garip gureba, yoksul
daha fazla vergi altında ezilmiştir?
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.
Buyurun Sayın Bakan.
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Yazılı
olarak cevap vereceğim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Madde üzerinde bir önerge var.
Okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının
geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki
fıkranın eklenmesini, son fıkrada yer alan “…Sağlık Bakanlığına…” ibaresinin
“…üniversiteler ile Sağlık Bakanlığına…”, “…1.1.2007 tarihinden önce”
ibaresinin de “31.12.2006 tarihine kadar alınan tedavi hizmetleri karşılığı”
şeklinde değiştirilmesini ve fıkraların buna göre teselsül ettirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Faruk Çelik Abdullah Erdem
Cantimur Recep
Koral
Bursa Kütahya İstanbul
Mehmet Ceylan Agah Kafkas
Karabük Çorum
“Üniversite hastanelerinin Sosyal
Güvenlik Kurumuna devredilen kurumlara 31.12.2006 tarihine kadar verilen tedavi
hizmetleri karşılığı düzenledikleri fatura bedellerinden mahsuben yapılan
ödemelerden sonra kalan tutarın % 80’i, incelemesi devam eden veya incelemesi
tamamlanmış ancak mutabakatı sağlanamamış fatura bedellerinin % 6’sı ve varsa
yapılan diğer ödemeler düşüldükten sonra kalan tutarın tamamı ödenir. Bu
ödemeler yapıldıktan sonra kalan tutarlar terkin edilir ve terkin edilen kısım
için herhangi bir alacak ve hak talebinde bulunulamaz. Bu konuda gerekli her
türlü düzenleyici işlemleri yapmaya Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
yetkilidir.”
BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA
(Afyonkarahisar) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Sağlık hizmeti sunan kurum ve işletmelerden sosyal
güvenlik kurumlarına düzenlenen ve iş yükü nedeniyle incelemesi tamamlanamamış
faturaların incelenmesinin beklenmesi hem hizmet üreten kurumları finansman
sıkıntısına sokmakta hem geri ödeme kurumlarının da incelenmesi gereken
belgelerini katlayarak artırmaktadır. Bu durumda da bu kurumlar cari döneme
ilişkin inceleme yapma fırsatı zorlaşmaktadır. Yapılan düzenleme ile Devlet
Hastanelerine olan borçların yanı sıra üniversite hastanelerine olan borçlar da
yeniden yapılandırma ve terkin kapsamına alınmaktadır.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmiştir.
Geçici madde 3’ü kabul edilen önerge doğrultusunda
oyunuza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Geçici madde 3 kabul
edilmiştir.
33’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 33-
Bu Kanunun;
a) 3, 4, 5, 8 ve 9 uncu maddeleri; 10 uncu
maddesinin, 193 sayılı Kanunun geçici
67 nci maddesinin (14) numaralı fıkrasına ilişkin değişiklik hükmü,
11, 25, 26, 31, 32, 33, ve 34 üncü maddeleri ile geçici 2 nci ve geçici
3 üncü maddeleri 1/1/2007 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
b) 2 nci maddesi,
1/1/2008 tarihinden itibaren elde edilecek gelirlere uygulanmak
üzere yayımı tarihinde,
c) 13 üncü maddesi
ile 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının
(b) bendinde yapılan değişiklik hükmü, 17 nci maddesinin 6802 sayılı
Kanunun 31 inci maddesinde değişiklik yapılmasına ilişkin hükümleri
ve 24 üncü maddesi yayımını izleyen aybaşında,
ç) 16 ncı maddesi ile
492 sayılı Kanuna ekli (8) sayılı tarifenin “XI-Finansal Faaliyet
Harçları” başlıklı bölümünün (7) numaralı fıkrasına ilişkin hükümleri 1/1/2008 tarihinde,
d) diğer maddeleri
yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Sayın Tütüncü, buyurun, sorunuzu sorun efendim.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Üniversite hastanelerinin devletten alacakları hızla
artmaktadır ve üniversite hastaneleri, alacaklarını alamadıkları için, temel bazı
görevlerini yapamaz durumdadırlar, kilitlenme noktasına gelmiştir hizmet üretme
açısından.
Ben, Hükûmetten, üniversite hastanelerinin bu darboğazdan
kurtarılması için alacaklarının ne zaman ödenebileceği konusunda net bir yanıt,
mesaj verilmesini istiyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Yazılı
olarak cevaplayacağız Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Madde üzerinde iki önerge vardır, geliş sırasına göre
okutacağım, aykırılığına göre de işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 Sıra Sayılı Tasarının 33 üncü
maddesinde yer alan “1/1/2008” ibaresinin “1/1/2007” olarak değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
M.
Akif Hamzaçebi Kemal
Kılıçdaroğlu A.Kemal
Kumkumoğlu
Trabzon İstanbul İstanbul
Bülent
Baratalı Ali Kemal Deveciler Mustafa Özyurt
İzmir Balıkesir Mersin
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Sayın
Başkan, Özyürek olacak efendim.
BAŞKAN – İkinci önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı
Kanun Tasarısının yürürlük ile ilgili çerçeve 33 üncü maddesinin 1 inci
fıkrasının (a) bendinde yer alan “31, 32, 33 ve 34 üncü maddeleri” ibaresinin
“29, 30, 31 ve 32 nci maddeleri” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Ayhan
Sefer Üstün Abdullah
Erdem Cantimur Ahmet
Yeni
Sakarya Kütahya Samsun
Faruk
Çelik Recep
Koral
Bursa İstanbul
BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT
AÇBA (Afyon) – Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE
(Kocaeli) – Katılıyoruz.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
GEREKÇE: Genel Kurul görüşmeleri
sırasında Kanun Tasarısından çıkarılan maddeler bulunması nedeniyle yürürlük
maddesinde düzeltme yapılmaktadır.
BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1346 Sıra Sayılı
Tasarının 33 üncü maddesinde yer alan ”1/1/2008” ibaresinin “1/1/2007” olarak
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mustafa Özyürek (Mersin) ve
arkadaşları
BAŞKAN – Gerekçesini izah edecek
misiniz Sayın Özyürek?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Evet.
BAŞKAN – Evet. Bir dakika, Komisyona
bir sorayım.
Sayın Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT
AÇBA (Afyon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet?
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE
(Kocaeli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Özyürek,
gerekçeyi açıklayacak.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Sayın
Başkan, değerli arkadaşlarım; Mustafa Özyurt ile Mustafa Özyürek’in
karıştırılmasına sık sık tanık oluruz. Sayın Divan Kâtibimiz de karıştırdı.
Benim bir itirazım yok da, Sayın Özyurt’un zaman zaman itirazı oluyor.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, tasarının sonuna geldik,
yoğun bir mesai harcadık. Bu tasarının bize göre en önemli eksikliği, 2007
yılında ücretlilere hiçbir imkân tanınmamış olması. “Ücretlilere vergi
iadesi”ni yürürlükten kaldırıyoruz, onun yerine, “asgari geçim indirimi”ni
getiriyoruz. Asgari geçim indirimini 2008 yılının başından itibaren
uyguladığımız zaman, 2007 yılında, hem vergi iadesi alınamıyor hem de asgari
geçim indiriminden yararlanılamıyor. Doğrusu, bunun hiçbir mantığı yok.
Şimdi bir sistemi bırakıyorsunuz, ücretlerde vergi
iadesini. Onun yerine getirdiğiniz sistemi, öbürünü bitirdiğiniz tarihten
başlatmanız gerekir. O nedenle, burada işin gereği, işin doğrusu, işin mantığı,
asgari geçim indiriminin 2006 yılından itibaren başlaması ihtiyacıdır.
Önergemiz bunu önermektedir. Bu konuda, her ne kadar komisyon ve Hükûmet
katılmasa da, bu, işin doğasıdır. Niçin, biz, 2007 yılında ücretliler için bir
boşluk yaratalım? Geliniz, asgari geçim indirimine de 2007’den başlayalım,
ücretlilerin, zaten çok düşük paralarla çalışan insanların üç kuruşluk
avantajlarını gözetelim, kollayalım.
Değerli arkadaşlarım, bu tasarıda bizim kabul ettiğimiz,
destek olduğumuz önemli maddeler de var. Onlardan birisi de, vergi
beyannamesini verme sürelerinin artırılmış olması. Daha önce gene bu Meclisten
çıkan bir kanunla vergi beyannamesi verme süreleri geriye alınmıştı. Mesela,
gelir vergisi beyan süresi 1950 yılından beri mart ayı sonuna kadardı, bunu,
getirilen bir tasarıyla, burada da kabul edilen bir kanunla geriye almıştık.
Şimdi, tam ay sonuna, mart ayı sonuna çekmesek de ayın yirmi beşine çekilmiş
olmasını biz memnuniyetle karşılıyoruz. Bu noktada anlayış gösteren Maliye
Bakanlığı yetkililerine huzurunuzda teşekkür ediyorum. Sizlerin desteğiyle,
oylarıyla bu konu kabul edilecek.
Gene bir konuyu özellikle grup başkan vekillerimizin
dikkatine sunmak istiyorum. Mali tatille ilgili kanun teklifi de Plan ve Bütçe
Komisyonunda kabul edildi, Meclisin gündeminde bekliyor. Bu, Sayın Recep Tayyip
Erdoğan ve Sayın Deniz Baykal’ın birlikte söz verdikleri bir tasarıydı. Artık
bir an önce çıkaralım, dönem sonuna kalmasın diyorum. Grup başkan
vekillerimizin özellikle bu konuda yardımını, desteğini beklediğimizi ifade
ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özyürek.
Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
33’üncü maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
34 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE
34- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
ENİS TÜTÜNCÜ
(Tekirdağ) – Sayın Başkan, sorum vardı.
BAŞKAN - Affedersin, göremedim.
Sayın milletvekilleri, tasarının
tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın
elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için iki
dakikalık süre veriyorum. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik
personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen
üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen iki dakikalık süre içerisinde
Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca,
vekâleten oy kullanacak sayın bakan var ise, hangi bakana vekâleten oy
kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin adı ve soyadı ile imzasını taşıyan
oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen iki dakikalık süre içerisinde
Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum ve oylamayı başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Gelir Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Kütahya Milletvekili Abdullah Erdem
Cantimur ve 6 Milletvekilinin, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi; Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin'in, Gelir Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Mehmet Mustafa
Açıkalın'ın, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin
yapılan açık oylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı :
222
Kabul :
217
Ret :
5 (X)
Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı
olmasını diliyorum.
Sayın Bakan, kısa bir teşekkür konuşması yapacaklardır.
Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Değerli Başkan,
değerli milletvekilleri; önce, bu Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısını kabul ettiğiniz için, hepinize
ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısıyla, milletimizin
birçok problemlerini çözmüş bulunuyorsunuz ve birçok da yeniliklere imza atmış
bulunuyorsunuz. Bunları ben, kısaca, sizlere arz edip, huzurunuzu fazla işgal
etmeyeceğim. Bunları, kısaca, milletimizle de paylaşmak istiyorum. Bu geçen
tasarıda, bir defa, ev hanımları için fevkalade güzel bir karar verdiniz, bu
kabul etmekle. Evinde oturan, el işleri yapan, birtakım ürünler yapan ev
hanımlarının vergi problemlerini halletmiş bulunuyorsunuz. Onların yapıp da,
“el işi, göz nuru” dediğimiz ürünlerinin satışından elde ettikleri gelirleri
tamamen vergi dışına bıraktık, vergiden istisna ettik, bunu sağladınız. Hele
hele, yaklaşan 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla, böylece, Türk kadınlarına,
Türk hanımlarına en büyük hediyeyi vermiş oldunuz şimdiden; bundan dolayı,
sizleri kutlamak istiyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) Tabii, burada,
hanım milletvekillerimizin gayretleri çok oldu, onları da ayrıca burada anmak
istiyorum ve kendilerine teşekkür etmek istiyorum.
İkincisi, şimdi, fiş toplama, fiş almak hepimizin görevi.
Vatandaş olarak, eğer, bu milletimizi, memleketimizi seviyorsak, iyi olmasını,
her şeyden önce kendimizin iyi olmasını istiyorsak, bu fiş ve fatura alma
meselesine fevkalade riayet etmemiz lazım. “Bana ne” dememek lazım. “Bana ne”
diyen, fiş almak, fatura
almak için... “Ya bana ne, niye alayım, bana ne getiriyor” diyen kimsenin, şu
memlekette hiçbir şeyden şikâyet etmeye hakkı yoktur. O zaman,
fişini-faturasını alacak ki, hesabını da soracak. Vergisini ödeyecek ki,
hesabını da soracak: Nereye gitti benim param, nereye harcadınız benim paramı?
Artık, sorgulama döneminin çok daha iyi bir şekilde işler hâlde olması lazım
Türkiye’de. Ama bu fiş ve faturayı isteme... Lütfen, herkes kendi görevini
yerine getirsin.
Şimdi, biz, daha önce
emeklilerimizi... Fişleri topla, biriktir, onları tek tek ayır, bir zarfa yaz,
tekrar ver, onun karşılığında para al gibi eziyetten ücretlilerimizi de artık
kurtarıyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yani, böyle bir zahmete
girmeyecekler. Ama bu, fiş almama manasında değildir. Herkes fişlerini alsın.
Burada en önemli yeniliklerden bir
tanesi de, artık bundan sonra, asgari ücretli olup da, 4 çocuklu olan, hanımı
çalışmayan bir kimse vergi dışı kalıyor, vergi vermiyor. (AK Parti sıralarından
alkışlar) Türkiye’de ilk defa, 4 çocuklu asgari ücretli vergi dışı kalmış
oluyor. İnşallah, elimiz, imkânımız elverdikçe, bunları daha da genişletmek
istiyoruz.
MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) – Asgari
ücretliler mi Sayın Bakan?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN
(Devamla) – Asgari ücretli, evet.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bakınız,
yatırımlardaki teşvik meselesinde de, eskiden 30 işçi şartı vardı, şimdi onu 10
işçiye düşürüyoruz.
Tabii, grup başkan vekilimiz de, daha
başka kanunlar çıkacak diye beni uyarıyor. Ama, yaptıklarımızda çok önemli
şeyler var. (AK Parti sıralarından alkışlar) Onları da söyleyeceğim yani.
Bakınız şimdi, menşe şahadetnameleri,
özel sektör tahvilleri, ikinci araç satışlarında, damga vergisini -yeniden-
birçoklarında kaldırıyoruz, bazılarının ikinci el satışlarında düşürüyoruz.
Bunlar fevkalade önemli kolaylıklar getiriyor.
Yine, değerli arkadaşlar, kısaca söyleyeceğim. Barolarda müdafi vekil olarak
görevlendirilen avukatlar da böylece bekleyen alacaklarını bu Kanunla almış
olacaklar. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Aynı şekilde, üniversite hastanelerimizin de problemleri
çözülüyor. Onların da birçok alacaklarına, birikmiş olan alacaklarına burada
bir çözüm getirmiş oldunuz.
Tekrar, hepinizi tebrik ediyor, hepinize saygılar
sunuyorum.
Sağ olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.
Yasamız hayırlı olsun.
Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara
veriyorum.
Kapanma
Saati: 19.01
DÖRDÜNCÜ
OTURUM
Açılma
Saati: 19.03
BAŞKAN :
Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP
ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir),
Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
-----0-----
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 70’inci Birleşimi’nin Dördüncü Oturumu’nu açıyorum.
4’üncü sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkan Vekili Bursa Milletvekili Faruk Çelik ve 3 Milletvekilinin; Büyükşehir
Belediyesi Kanunu, Belediye Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu ve Mahallî İdare
Birlikleri Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile
İçişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.
4. Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Bursa Milletvekili Faruk Çelik ve 3 Milletvekilinin; Büyükşehir
Belediyesi Kanunu, Belediye Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu ve Mahallî İdare
Birlikleri Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile
İçişleri Komisyonu Raporu (2/911) (S. Sayısı: 1317) ------ (X)
BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.
Hükûmet? Yerinde.
Komisyon Raporu 1317 sıra sayısıyla bastırılıp
dağıtılmıştır.
Teklifin tümü üzerinde söz talebi yok.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
KANUNU, BELEDİYE KANUNU, İL ÖZEL İDARESİ KANUNU VE MAHALLİ İDARE
BİRLİKLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
MADDE 1- 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı
Büyükşehir Belediyesi Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“EK MADDE
2- Birleşme, katılma veya geçici 2 nci madde gereğince büyükşehir
belediyesi sınırlarına giren belediyelerin yürütmekte olduğu
su, kanalizasyon, katı atık, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri,
toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin
olmak üzere bina, tesis, araç, gereç, taşınır ve taşınmaz malları ve
bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve
borçları ile münhasıran bu hizmet alanlarında çalışmakta olan personel,
norm kadro sınırlarına bağlı olmaksızın, çalışmakta oldukları
mevcut özlük hakları ile birlikte, büyükşehir belediyesine devredilir.
Bu personelin aylık, ücret ve diğer sosyal hakları, büyükşehir belediyesinin
aynı statüdeki personelinin aylık, ücret ve diğer sosyal haklarına
yapılan artış oranında düzenlenir.
Büyükşehir
belediyesi sınırlarına giren belediyelerin, kanunların verdiği
yetkiye dayanarak yürütmekte oldukları toplu taşıma ve ulaşım
hizmetlerinin, gerçek ve tüzel kişilere yaptırılması amacıyla verilen
ruhsat, imtiyaz sözleşmesi ve ulaşım araçları kira sözleşmesi, ruhsatta
öngörülen süre ve sahip oldukları hat güzergahı ile sınırlı olmak
şartıyla, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın, büyükşehir belediyesi
toplu taşım ve ulaşım sistemine dahil edilir.
Devredilen
personelden norm kadro fazlası olanların kadroları büyükşehir belediyesinin
norm kadrosuna eklenir.
Bu madde kapsamında yapılacak devir işlemleri,
söz konusu belediyelerin temsiline imkân verecek şekilde valiliklerce
teşekkül ettirilecek komisyonlarca yürütülür.
Daha önce yapılan devirler hariç olmak üzere, devir
işlemleri bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde
tamamlanır. Devir işlemleri kesinleşinceye kadar söz konusu hizmetler,
ilgili belediyesince yürütülmeye devam olunur.”
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği yok.
Bir önerge var; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1317 sıra sayılı Kanun Teklifinin 1
inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Ali Küçükaydın Zülfü Demirbağ A.Erdem
Cantimur
Adana Elâzığ Kütahya
Ömer Özyılmaz Asım Kulak Alaettin
Güven
Erzurum Bartın Kütahya
Madde 1- 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir
Belediyesi Kanununa Ek Madde 1’den sonra gelmek üzere aşağıdaki Ek Madde 2
eklenmiştir.
“Ek Madde 2- Birleşme, katılma veya Geçici 2’nci madde
gereğince büyükşehir belediyesi sınırlarına giren belediyelerin yürütmekte
olduğu su, kanalizasyon, katı atık, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük
terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine
ilişkin olmak üzere bina, tesis, araç, gereç, taşınır ve taşınmaz malları ve bu
hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım alacak ve borçları büyükşehir
belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşuna devredilir.
Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hizmet
alanlarında Devlet memuru olarak çalışmakta olanlar kadrolarıyla birlikte, 5393
sayılı Belediye Kanununun 49’uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre sözleşmeli
personel statüsünde çalışmakta olanlar ise bu şekilde çalışmalarına esas teşkil
eden kadrolar ile birlikte büyükşehir belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşa
devredilir. Devredilen personelin aylık, ek gösterge, her türlü zam ve
tazminatları ile diğer mali haklarının ödenmeye devam olunması, atanma ve kadro
unvanlarının yeniden düzenlenmesinde 5393 sayılı Kanunun 50’nci maddesi
hükümleri uygulanır.
Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hizmet
alanlarında ilgili mevzuatı uyarınca ihdası ya da vizesi yapılmış sürekli işçi
kadrolarında veya geçici iş pozisyonlarında 4857 sayılı İş Kanununa göre
çalışmakta olanlar ise mevcut kadro ve pozisyonları ile birlikte büyükşehir
belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşuna devredilir. Devredilen işçilerin
ücret ile diğer mali ve sosyal hakları, devir işleminden önce haklarında
uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi veya bireysel iş sözleşmesi hükümlerine
göre belirlenmeye devam olunur. Pozisyon değişikliği hali dâhil yapılacak bu
devir işlemi, ücret ile diğer mali ve sosyal haklarda değişiklik yapılmasına
hak kazandırmaz ve başka bir toplu iş sözleşmesinin uygulanmasını isteme
hakkını vermez. Devir işleminden sonra yapılacak toplu iş sözleşmelerine ise, bu
işçilerin mevcut ücret ile diğer mali haklarında diğer işçiler için
kararlaştırılacak artış oranı veya miktarını geçecek şekilde artış öngören ya
da diğer işçilerden farklı yeni mali ve sosyal haklar verilmesini sağlayacak
hükümler konulamaz.
Bu madde uyarınca personel devri yapılan büyükşehir
belediyesinin talebi üzerine, büyükşehir belediyesinin veya bağlı kuruluşunun
norm kadro alt grubunu veya bulunduğu alt grup itibariyle ihdas edilebilecek
kadro sayılarını, devir işlemini takip eden bir yıl içerisinde tekrar
belirlemeye İçişleri Bakanlığı yetkilidir.
Bu madde kapsamında yapılacak devir işlemleri, söz konusu
belediyelerin temsiline imkân verecek şekilde valiliklerce teşekkül ettirilecek
komisyonlarca yürütülür.
Daha önce yapılan devirler hariç olmak üzere, devir
işlemleri bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlanır.
Devir işlemleri kesinleşene kadar söz konusu hizmetler, ilgili belediyesince
yürütülmeye devam olunur.
Büyükşehir belediyesi sınırlarına giren belediyelerin,
kanunların verdiği yetkiye dayanarak yürütmekte oldukları toplu taşıma ve
ulaşım hizmetlerinin, gerçek ve tüzel kişilere yaptırılması amacıyla verilen
ruhsat, imtiyaz sözleşmesi ve ulaşım araçları kira sözleşmesi, ruhsatta
öngörülen süre ve sahip oldukları hat güzergahı ile sınırlı olmak şartıyla
herhangi bir işleme gerek kalmaksızın büyükşehir belediyesi toplu ve taşım
ulaşım sistemine dâhil edilir.”
BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor musunuz?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT
(Tekirdağ) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor musunuz?
MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Katılıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.
Gerekçe: Maddenin;
Devredilen memurların aylık, ek gösterge, her türlü zam
ve tazminatları ile diğer mali haklarının, uygulamada herhangi bir tereddüde
meydan vermeyecek şekilde daha açık bir şekilde belirlenmesine,
Ayrıca, devredilecek işçilerin ücret ile diğer mali ve
sosyal haklarının mevcut haliyle korunmasına imkân verecek şekilde maddenin
yeniden düzenlenmesi amaçlanmıştır.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmiştir.
1’inci maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- 3/7/2005
tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 12 nci maddesine ikinci fıkrasından
sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Birleşme,
katılma veya tüzel kişiliğin kaldırılması sonucu tüzel kişiliği ilk mahalli
idare seçimlerine kadar devam edecek olan belediye ve köylerde, birleşme ve
katılma işleminin gerçekleşmesi veya müşterek kararnamenin yayımlandığı
tarihten itibaren yeni nazım ve uygulama planı yapılmaz; mevcut planlarda
yapılması gereken zorunlu değişiklik ve her türlü imar uygulaması katılınacak
belediyenin uygun görüşü alınarak yapılır. Uygun görüş verilmeyen plan
değişiklikleri yapılamaz.
Tüzel
kişiliği sona erecek belediye ve köylerin taşınmazlarının satılması ile vadesi
tüzel kişiliğin sona ereceği tarihi aşan borçlanma yapılması İçişleri
Bakanlığının onayına tabidir.”
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara
veriyorum.
Kapanma
Saati: 19.13
BEŞİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 19.18
BAŞKAN :
Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP
ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir),
Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
-----0-----
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 70’inci Birleşimi’nin Beşinci Oturumu’nu açıyorum.
1317 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
2’nci madde
üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1317 sıra sayılı Kanun Teklifinin 2’nci
maddesinin sonuna aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Köksal Toptan Faruk
Çelik İmdat
Sütlüoğlu
Zonguldak Bursa Rize
Nihat Eri Yahya
Baş Mehmet
Sekmen
Mardin İstanbul İstanbul
Mehmet Beşir Hamidi Selahattin Dağ Osman
Kılıç
Mardin Mardin Sivas
Recep Yıldırım Ali
Küçükaydın Muzaffer
Baştopçu
Sakarya Adana Kocaeli
Nusret Bayraktar Polat Türkmen
İstanbul Zonguldak
“Belediye
ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmesi konusunda 68’inci maddenin (d) bendinde
öngörülen sınırlamaya bağlı olmaksızın İçişleri Bakanlığının onayı ile
borçlanma yapabilir. Bu amaçla yapılan borçlanmalar ihbar ve kıdem tazminatı
dışında hiçbir gider için kullanılamaz.”
BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT
(Tekirdağ) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Katılıyoruz
efendim.
BAŞKAN –Gerekçeyi okutuyorum:
GEREKÇE : Borçlanma günümüzde belediyelerin önemli gelir
kaynaklarından biri haline gelmiştir. Demokratik gelişmeler ve refah artışı
belediyelerin yapmakla görevli oldukları hizmetlerin miktar, nitelik ve
niceliğinde önemli değişikliklere yol açmıştır.
Belediyeler artan hizmet taleplerini ve giderlerini vergi
ve benzeri malî yükümlülükler koyarak karşılayamadığından dolayı yasal olarak
personelin görevine son verilmesi durumunda ödemesi gereken ihbar ve kıdem
tazminatları, mali imkanların yetersizliği nedeniyle belediyeleri zor duruma
sokmakta, bundan doğan hukuki uyuşmazlıklar meydana gelmekte ve çalışanlar
mağdur olmaktadır.
Getirilen bu fıkra hükmü ile, belediyelere ihbar ve kıdem
tazminatlarının ödenmesi konusunda borçlanma imkanı sağlanarak; bir taraftan
çalışanların mağduriyeti giderilirken diğer taraftan da hukuki uyuşmazlıkların
önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmiştir.
2’nci maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3- 26/5/2005 tarihli ve 5355 sayılı Mahalli
İdare Birlikleri Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“Ceza ve yasaklama
EK MADDE 1- Bu Kanun
kapsamındaki mahalli idare birlikleri tarafından yapılan ihalelerdeki
yasak fiil veya davranışlar ile cezalara ilişkin hususlarda 4/1/2002
tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 4/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı
Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu
ve 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununda belirtilen
hükümler uygulanır.”
BAŞKAN – Madde üzerinde bir önerge var; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1317 sıra sayılı Kanun Teklifinin 3
üncü maddesi ile 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununa eklenmesi
öngörülen “Ek Madde 1”in “Ek Madde 2” olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Ali Küçükaydın Abdullah Erdem
Cantimur Ömer
Özyılmaz
Adana Kütahya Erzurum
Alaettin
Güven Zülfü
Demirbağ
Kütahya Elâzığ
BAŞKAN – Sayın Komisyon, katılıyor musunuz?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT
(Tekirdağ) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet, katılıyor musunuz?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Katılıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
5571 sayılı Fikir Sanat Eserleri Kanunu, Seyahat
Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu ile Turizmi Teşvik Kanunu ve
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5355 sayılı Mahalli İdare
Birlikleri Kanununa “Ek Madde 1” eklendiğinden söz konusu madde numarasının
değişikliğine gerek duyulmuştur.
BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara
veriyorum.
Kapanma
Saati: 19.24
ALTINCI
OTURUM
Açılma
Saati: 19.30
BAŞKAN :
Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP
ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir),
Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
-----0-----
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 70’inci Birleşimi’nin Altıncı Oturumu’nu açıyorum.
1317 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
5’inci sırada yer alan, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Savunma Komisyonu
raporunun görüşmelerine başlıyoruz.
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Savunma Komisyonu
Raporu (1/1228) (S. Sayısı: 1264) (x)
BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.
Hükûmet? Yerinde.
Komisyon raporu 1264 sıra sayısıyla bastırılıp
dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde, şahsı adına, Bartın Milletvekili
Sayın Asım Kulak…
Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Kulak, süreyi iyi kullanmanızı da rica ediyorum.
MEHMET ASIM KULAK (Bartın) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 1264 sıra sayısıyla bastırılan Türk Silahlı Kuvvetleri
Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde
şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz tasarı ile subaylık sınavını kazanan
astsubayların nasıplarının subaylık nosyonu kazandırma eğitimi şartına
bağlanması ve bu kapsamda tüm kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı
ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelinin eğitim ve bekleme sürelerinin
standartlaştırılması ve çocuk için aile yardımı ödeneği verilmeyecek haller
kapsamında belirtilen yaş şartının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na
paralel bir şekilde düzenlenmesi öngörülmektedir.
Değerli arkadaşlarım, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri
Personel Kanunu’nun 109’uncu maddesiyle, astsubaylıktan subay olma sınavını
kazanan personelin teğmenliğe nasbedilmeleri, okul ve kurslardaki öğrenim ve
eğitimi başarıyla bitirme şartına bağlanmış ve okul ve kurslardaki öğrenim ve
eğitimi başarıyla bitirenlerin bitirdikleri tarihten geçerli olarak teğmen
nasbedileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, bu uygulamanın, astsubayların
subaylık statüsüne uyum sağlamasını zorlaştırdığı, subaylık sınavını kazanan
astsubaylara uygulanan eğitim süresinin kuvvetler arasında farklılık arz
etmesinden dolayı, astsubaylık nasıpları aynı olan personelin teğmenlik
nasıplarının farklı olmasına sebep olduğu tespit edilmiştir.
Tasarının yasalaşmasıyla, subaylık sınavını kazanan
astsubaylardan, subaylık nosyonu kazandırma eğitimini başarıyla bitirenlerin
teğmenliğe nasbedilmelerine olanak sağlanacak ve söz konusu personelin sınıf
okullarındaki eğitim ve öğrenimlerini diğer subay kaynaklarında Harp Okulu,
sözleşmeli subay, dış kaynaktan muvazzaf subay, vesaire olduğu gibi, teğmen
rütbesiyle icra edebilmeleri imkânı getirilmiş olacaktır.
Değerli arkadaşlarım, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanunu’nun 157’nci maddesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli subay ve
astsubayların çocukları için aile yardımı ödeneği verilmeyecek halleri
düzenlemektedir. Bu kanunun paraleli bir düzenleme de 657 Sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nun 206’ncı maddesinde bulunmaktadır.
Her iki kanunun ilgili maddeleri hükümleri aynıyken, 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 206’ncı maddesi 27/04/2005 tarihinde
değiştirilmiş ve yapılan değişiklikle çocuk için aile yardımı ödeneği yaş
sınırı 19’dan 25’e yükseltilmiş ve evlenmemiş kız çocukları için 25 olan yaş
sınırı kaldırılarak evleninceye kadar çocuk yardımı ödenmesi hükmü getirilmiştir.
Ayrıca, yükseköğrenime devam etmekte olan erkek çocukları
için 25 yaşını geçmemek üzere öğrenimlerini bitirinceye kadar ödenmesine devam
edilen aile yardımı ödeneğinin herhangi bir şarta bağlı olmadan 25 yaşına kadar
ödenmesine de imkân sağlanmıştır.
Tasarıya vereceğiniz destekten ötürü hepinize şimdiden
teşekkür ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kulak.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
TÜRK
SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
DAİR KANUN TASARISI
MADDE
1- 27/7/1967
tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun
109 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile üçüncü fıkrası
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“d) Yapılacak seçme sınavlarında ve
subaylık nosyonu kazandırma eğitiminde başarılı olmak.”
“Bunlardan; kuvvet komutanlıkları,
Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca belirlenen
esaslar dahilinde yapılacak subaylık nosyonu kazandırma eğitimini
başarı ile bitirenler bitirdikleri tarihten geçerli olarak teğmen
nasbedilirler. Bu personelin subaylık nasıpları hangi tarihte olursa
olsun, kademe ilerlemesi veya üst rütbeye yükselmelerine esas olacak
nasıplarında kararname takvim yılının 30 Ağustos tarihi esas alınır.
Ancak, 30 Ağustos tarihinden sonra subay nasbedilenlere bu işlemden
dolayı geriye doğru maaş, maaş farkı ve diğer özlük hakları verilmez.”
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2
- 926
sayılı Kanunun 157 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 157- Aşağıdaki hallerde çocuklar
için aile yardımı ödeneği verilmez:
a) Evlenen çocuklar,
b) 25 yaşını dolduran çocuklar (25 yaşını
bitirdiği halde evlenmemiş kız çocukları ile çalışamayacak derecede
malûllükleri resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilenler için süresiz
olarak ödeneğin verilmesine devam olunur.),
c) Kendileri hesabına ticaret yapan
veya gerçek veya tüzel kişiler yanında her ne şekilde olursa olsun
menfaat karşılığı çalışan çocuklar (öğrenim yapmakta iken tatil
devresinde çalışanlar hariç),
ç) Burs alan veya Devletçe okutulan çocuklar.”
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE
3- 926
sayılı Kanuna aşağıdaki ek geçici madde eklenmiştir.
“EK GEÇİCİ MADDE 84- Bu maddenin yürürlüğe
girdiği tarihten önce 109 uncu madde hükmüne göre astsubaylıktan
subaylığa geçiş için yapılan seçme sınavını kazananlara, bu Kanun
ile yapılan değişikliklerden önceki 109 uncu madde hükümleri uygulanmaya
devam eder.”
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
4’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE
4- Bu
Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
5’inci maddeyi okutuyorum:
MADDE 5- Bu Kanun hükümlerini
Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir ve kanunlaşmıştır. Hayırlı olmasını
diliyorum.
6’ncı sırada yer alan, Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç
ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminatı Kanunu ve 926 Sayılı Türk Silahlı
Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Savunma Komisyonu Raporu’nun
görüşmelerine başlıyoruz.
6.- Uçuş, Paraşüt, Denizaltı,
Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminatı Kanunu ve 926 Sayılı Türk Silahlı
Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Savunma Komisyonu Raporu (1/1097) (S.
Sayısı: 1134) (X)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon raporu 1134 sıra sayısıyla bastırılıp
dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz isteği? Yok.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
UÇUŞ, PARAŞÜT, DENİZALTI, DALGIÇ VE KURBAĞA ADAM
HİZMETLERİ TAZMİNAT KANUNU VE 926 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL
KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
MADDE
1.- 28/2/1982 tarihli ve 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve
Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanunu ve 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri
Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun adı "Uçuş,
Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanunu"
olarak değiştirilmiştir ve aynı Kanunun;
a) 3
üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "kuvvet
komutanlıklarınca" ibaresi "kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel
Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca",
b) 5
inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "kuvvet komutanının"
ibaresi "kuvvet komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik
Komutanının",
c) 6
ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "kuvvet komutanlarının"
ibaresi "kuvvet komutanlarının, Jandarma Genel Komutanının veya Sahil
Güvenlik Komutanının",
ç) 7
nci maddesinin (d) bendinde yer alan "kuvvet komutanlıklarınca"
ibaresi "kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil
Güvenlik Komutanlığınca",
d) 11
inci maddesinde yer alan "kuvvet komutanlıklarınca" ibaresi
"kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik
Komutanlığınca",
e) 12
nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "kuvvet
komutanlıklarınca" ibaresi "kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı
veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca",
f) 15
inci maddesinde yer alan "kuvvet komutanlıklarınca" ibaresi
"kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik
Komutanlığınca",
olarak
değiştirilmiştir.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği? Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini
Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.
Hayırlı olmasını diliyorum.
Yedinci sırada yer alan, Askerlik Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporunun
görüşmelerine başlıyoruz.
7.- Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/985) (S. Sayısı:925)x
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.
Komisyon raporu 925 sıra sayı ile bastırılıp,
dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına, İzmir Milletvekili Sayın Yılmaz Kaya.
CHP GRUBU ADINA YILMAZ KAYA (İzmir) – Sayın Başkan,
değerli milletvekili arkadaşlarım; bu kanun üzerinde, Grubum adına, 20
dakikalık söz almıştım ve gündüz yaptığım hesaplara göre saat dört buçuk gibi
konuşmayı düşünüyordum, planlıyordum, ancak bundan sonra aynı mahiyette iki
kanun da olduğu için ben konuşmamı bir dakika içinde falan bitirmeyi
düşünüyorum.
Bu kanunla, Bulgaristan’da, daha doğrusu yurt dışında
askerlik yapıp gelen vatandaşlarımızın, Türk soydaşlarımızın, Türkiye’de bir
kez daha askere çağrılmasının önüne geçmiş olacağız. Verdiğiniz katkılar için
hepinize teşekkür ediyorum. Bütün soydaşlarımıza ve ulusumuza hayırlı ve uğurlu
olmasını diliyorum.
Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kaya.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
ASKERLİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1.- 21.6.1927 tarihli ve
1111 sayılı Askerlik Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 39.- Bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihe kadar göçmen statüsünde Türk vatandaşlığına geçmiş
olanlardan, Türkiye’ye geldikten sonraki bir tarihte, gelmiş oldukları ülkede
askerlik yaptıklarını belgeleyenler askerlik hizmetinden muaf tutulur.”
BAŞKAN
– Madde üzerinde söz isteği? Yok.
Komisyonun
bir açıklaması ve düzeltmesi var.
Buyurun.
MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YÜKSEL ÇAVUŞOĞLU
(Karaman) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
5380 sayılı Askerlik Kanunu çerçevesinde 39’uncu ve
40’ıncı maddeler ilave edilmiş olmasından dolayı, bu 39’uncu maddenin 41’inci
madde olarak telaki edilmesi ve buna göre değerlendirilmesini talep ediyorum.
BAŞKAN – Geçici madde 39 değil, 41 olacak, öyle mi?
MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YÜKSEL ÇAVUŞOĞLU
(Karaman) – Evet, geçici madde 41 olarak okunacak.
BAŞKAN – Geçici madde 41 olarak düzeltilmiştir.
MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YÜKSEL ÇAVUŞOĞLU
(Karaman) – Teşekkür ederim, sağ olun.
BAŞKAN – Bu hâliyle 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2.- Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini
Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı olmasını
diliyorum.
Sayın milletvekilleri, 8’inci sırada yer alan, Er ve
Erbaş Harçlıkları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî
Savunma Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.
1.
Er ve Erbaş Harçlıkları
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Savunma Komisyonu
Raporu (1/998) (S. Sayısı: 926) ---(x)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.
Komisyon Raporu, 926 sıra sayıyla bastırılıp
dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz isteği? Yok.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
ER VE ERBAŞ HARÇLIKLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
TASARISI
MADDE 1.- 23.2.1961 tarihli ve 257
sayılı Er ve Erbaş Harçlıkları Kanununun 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Madde 9.- Er ve erbaş
harçlıkları maaş tertiplerinden ve ay sonunda ödenir. Harçlıkların ödenmesi
bankacılık sistemi aracılığıyla yapılabilir."
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği? Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2.- Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, tasarının tümünü oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tasarı kabul edilmiş ve
kanunlaşmıştır, hayırlı olmasını diliyorum.
9’uncu sırada yer alan, İstiklal Madalyası Verilmiş
Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun’da
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Hatay Milletvekili Züheyir Amber ve
35 Milletvekilinin; İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet
Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun’un 1 ve 2’nci Maddelerinin
Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi; Adana Milletvekili Atilla Başoğlu’nun;
5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi; Şırnak Milletvekili Mehmet Tatar ve Denizli Milletvekili
Ümmet Kandoğan’ın; 24/2/1968 tarih ve 1005 Sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş
Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkındaki
Kanun’un 1’inci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.
9. İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet
Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı; Hatay Milletvekili Züheyir Amber ve 35 Milletvekilinin;
İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı
Bağlanması Hakkında Kanunun 1 ve 2 nci Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun
Teklifi; Adana Milletvekili Atilla Başoğlu’nun; 5434 Sayılı Emekli Sandığı
Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Şırnak
Milletvekili Mehmet Tatar ve Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan’ın; 24.2.1968
Tarih ve 1005 Sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet
Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunun 1 nci Maddesinde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/714, 2/95, 2/161, 2/625) (S. Sayısı: 1350)x
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon raporu 1350 sıra sayıyla bastırılıp
dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz isteği var.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili
Sayın Bülent Baratalı.
BÜLENT BARATALI (İzmir) – Konuşmayacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN – Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Birleşime iki dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 19.50
YEDİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 19.55
BAŞKAN :
Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP
ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
-----0-----
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 70’inci Birleşimi’nin Yedinci Oturumu’nu açıyorum.
1350 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
10’uncu sırada
yer alan, Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Erzurum Milletvekili
Muzaffer Gülyurt’un; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine
başlıyoruz.
2. Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Erzurum
Milletvekili Muzaffer Gülyurt’un; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu
(2/942) (S. Sayısı: 1345) -----(x)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon Raporu 1345 sıra sayıyla bastırılıp
dağıtılmıştır.
Teklifin tümü üzerinde söz isteği? Yok.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
Sanayi ve Ticaret Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi
MADDE
1- 8/1/1985 tarihli ve 3143 sayılı
Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 10 uncu
maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı
maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“h) Sınai alandaki teknolojik gelişmeleri
takip ve teşvik etmek amacıyla, ülkemizdeki sanayi kuruluşlarının yükseköğretim
kurumları ve vakıf üniversiteleri ile iş birliği yaparak teknolojik araştırma
ve geliştirmeye aktif katılımını sağlayacak programlar yapmak, araştırma ve
geliştirme projeleri sonucunda ortaya çıkan teknolojik ürünün patenti, yatırımı
ve pazarlaması konusunda gerçek ve tüzel kişilere destek vermek ve bu
programların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile yönetmelikleri
hazırlamak,”
“Bakanlık bütçesinden birinci fıkranın (h)
bendine göre, yükseköğretim kurumlarına araştırma ve geliştirme projeleri
karşılığı aktarılan hibe niteliğindeki tutarlar, ilgili idarelerin bütçelerine
gelir kaydedilmeksizin proje adına açılacak özel hesaplarda izlenir.
Yükseköğretim kurumları ve vakıf üniversitelerine aktarılan tutarların
harcanmasına ve muhasebeleştirilmesine ilişkin hususlar Maliye Bakanlığının
uygun görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte belirlenir.
Bu kapsamda yapılan harcamalar 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında denetlenir. Hazırlanan programlara
ilişkin hizmetlerde görev alan memurlar ile diğer kamu görevlileri ve
hizmetinden yararlanılacak diğer kişiler için yapılacak harcamalar Bakanlık
bütçesinden gerçekleştirilir. Desteklenen projelerde, proje süresiyle sınırlı
olmak kaydıyla proje kapsamında görev yapan öğretim elemanlarına 15.000 gösterge
rakamının, yükseköğretim kurumlarının teknik hizmetler sınıfında görev yapan
personele ise 8.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile
çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere proje sözleşmesinde belirlenen
tutarlar üzerinden aylık ödeme yapılabilir. Memur ve diğer kamu görevlisi
olmamak kaydıyla projede görev yapan diğer proje personeline proje
sözleşmesinde belirlenen tutarlar üzerinden aylık ücret ödenir.”
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum; Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
Madde 2.- Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3-
Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Teklifin tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı olmasını
diliyorum.
Sayın milletvekilleri, sözlü soru önergeleri ile diğer
denetim konularını sırasıyla görüşmek için, 6 Mart 2007 Salı günü saat 15.00’te
toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.
İyi akşamlar diliyorum.
Kapanma Saati:
20.00
(X) 1346 S. Sayılı Basmayazı 28/02/2007 tarihli 69’uncu Birleşim tutanağına eklidir.
(X) ) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.
(X) 1317 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
(x) 1264 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.
(X) 1134 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.
x 925 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
(x) -926 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
x 1350 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.
(x) 1345 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.