1 Mart 2007 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.06

BAŞKAN : Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 70’inci Birleşimi’ni açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, tarım sektöründe gelinen nokta konusunda olmak üzere, Batman Milletvekili Sayın Mehmet Ali Suçin’e aittir.

Buyurun Sayın Suçin. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

 

 

MEHMET ALİ SUÇİN (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarım sektöründe geldiğimiz nokta üzerinde şahsım adına gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

İnsanlığın ilk yaptığı ve belki de son yapacağı faaliyet olan tarım, insanlık var oldukça konuşulacak ve gündemde kalacaktır. Tarım, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonomik ve sosyal açıdan lokomotif bir sektör olma niteliğini devam ettirmektedir. Zenginlik üreten bir sektör olan tarım, ülkelerin sanayileşmesinde büyük rol oynamakta, gelişmiş ülkelerin günümüzde ulaştıkları sosyal ve ekonomik refahın da temelini oluşturmaktadır. Küreselleşme yolunda büyük adımlar atan ülkemiz son on dokuz çeyrekte aralıksız büyüme göstermiş ve Türkiye 2006 yılı itibariyle 85,7 milyar dolar ihracat ile yeni bir rekor kırmıştır. 2007 yılı hedefi ise 100 milyar dolardır. Bu olumlu gelişmeler tabii ki tarım sektörüne de yansımıştır. 2002 yılında 22 milyar dolar olan tarımsal üretim değeri 2006 yılında yüzde 82 oranında artarak 40 milyar dolara ulaşmıştır. Yine 2002 yılında 4 milyar dolar olan tarım ürünleri ihracatı 2006 yılında 10 milyar dolara ulaşmış. 2013 yılında ise 20 milyar dolarlık tarımsal ürün ihracatı hedeflenmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetimiz iktidara geldikten sonra öncelikle tarımda yapısal sorunları çözmeye başlamıştır. Alınması gereken tedbirler önceliklerine göre uygulamaya konmuştur. Bu bağlamda çiftçi borçları yeniden yapılandırılmıştır. 765 bin üreticimize 2,7 milyar YTL’yi borcunun 1,5 milyar YTL’si silinmiştir. Geri kalan borçlar da üç yılda ödenecek şekilde yapılandırılmıştır. Tarımsal kredi faizleri düşürüldü, 2002 yılında yüzde 59 olan tarımsal kredi faiz oranları 2006 yılında yüzde 17,5’e indirilmiştir. Ayrıca, çiftçiye sübvansiyonlu kredi kullanımı imkânı getirilmiştir. Uygulanan projelere göre yüzde 60 ile yüzde 25 arasında faiz indirimi sağlanmıştır.

2002 yılında 550 bin çiftçiye 529 milyon YTL tarımsal kredi kullandırılmış iken, 2006 yılında toplam 1 milyon 92 bin çiftçiye 5 milyar 171 milyon YTL kredi kullandırılmıştır. Bu miktarın yüzde 92’si sübvansiyonlu kredi olarak kullandırılmış ve 120 milyon YTL kredi sübvansiyonu sağlanmıştır. Bu dönemde kullandırılan krediler 2002 yılına göre on kattan daha fazla artmıştır.

Toplam tarımsal destekler içerisinde alan bazlı (doğrudan gelir desteği, mazot, gübre) desteklerin payı yüzde 85,8’den yüzde 45’e düşürülerek, ürün bazlı desteklerin oranı artırılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2002 yılında 2,188 milyar YTL olan tarımsal destekleme miktarı 2006 yılında 4,744 milyar YTL’ye çıkartılmıştır.

1999-2002 döneminde 287 kooperatif projesine 87 milyon YTL kredi kullandırılmış, 2003-2006 döneminde genel bütçe ve Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi kapsamında 895 kooperatife 591 milyon YTL kredi verilmiştir. Bu projelerde 128 bin kişiye istihdam sağlanmıştır.

Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Projesiyle kırsal alanda altyapı yatırımları ve ekonomik yatırım konuları desteklenmektedir. Proje kapsamında toplam 1.256 projeye 151,4 milyon YTL hibe desteği sağlanmıştır.

Tarım Sigortaları Kanunuyla doğal afetlere karşı sigorta uygulaması başlatılmış, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Sözleşmeli Besicilik Projesi bölgedeki 28 ilde uygulamaya konulmuştur.

Toprak Mahmulleri Ofisi alımları 2003 yılında 544 bin ton iken, 2005 yılında alınan hububat miktarı 5 milyon tonu aşmıştır. Toprak Mahsulleri Ofisi, 2005 yılında hedef fiyat ile müdahale fiyatı arasındaki fark olarak üreticilere 367 milyon YTL hububat primi ödemesi yapmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarımsal yapıdaki dönüşümü gerçekleştirebilmek amacıyla Hükûmetimiz döneminde dokuz adet kanun çıkarılmıştır:

1-   Tarım Kanunu.

2-   Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu.

3-   Gıda Kanunu.

4-   Tarım Sigortaları Kanunu.

5-   Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin

Kanun.

6-   Organik Tarım Kanunu.

7-   Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu.

8-   Tohumculuk Kanunu.

9-   Lisanslı Depoculuk Kanunu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarım sektöründe, verim, kalite ve gelir düşüklüğü, sanayi ve pazarla entegre olmama gibi sorunların temelinde, düşük teknoloji ve eğitim düzeyi, sermaye yetersizliği, hastalık, zararlı ve doğal afet kayıpları, doğal kaynaklara aşırı baskı, yanlış ürün deseni, yetersiz örgütlenme gibi faktörler bulunmaktadır.

Tarım sektörünün geliştirilmesi bu olumsuz yapıya neden olan faktörlerin giderilmesi suretiyle sağlanacaktır. Tarım politikalarımız, orta vadede tarım strateji belgesi, uzun vadede ise Tarım Kanunu ile kurumsal bir yapıya kavuşturulmuş bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidarımız döneminde tarımda yapısal değişim zihniyet değişimiyle gerçekleştirilmiştir. Tarım sektöründe temel amacımız olarak, üretimi işleme ve pazarlamayı birlikte geliştirmektir. Bu bakış açısı, sektörü bir sistem bütünlüğü içerisinde ele alarak, kamu-özel tüm paydaşlarla birlikte çalışmayı ve katılımcılığı öne çıkaran stratejileri gerektirmektedir. Bu şekilde tüm kesimlerin ortak hareket etmesi mümkün olacak ve sürdürülebilir gelişme içinde rekabet gücü yüksek bir tarım sektörü oluşturulacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama son verirken, bu geçen süre içerisinde görev yapan Sayın Tarım Bakanlarımıza, bürokratlarına ve emeği geçen tüm çalışanlara teşekkür ediyorum ve bu güzel çalışmaların Türk çiftçisine faydalı olacağına inanıyorum.

Yüce heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Suçin.

Gündem dışı ikinci söz, mobilya sektörü ve Siteler esnafının sorunları ve alınması gereken tedbirlerle ilgili olmak üzere, Ankara Milletvekili Sayın Zekeriya Akıncı’ya aittir.

Sayın Akıncı, buyurun.

 

 

 

 

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara Mobilyacılar Sitesi’nin ve mobilyacı esnafının sorunları üzerine yapacağım gündem dışı konuşmaya­ başlarken, bundan tam dört yıl önce, 1 Mart 2003’te, ne zaman çıkacaklarını Başbakanımızın bile bilmediği, 65 bin Amerikan askerinin tankıyla, topuyla, helikopteriyle, uçağıyla, silahıyla, bayrağıyla birlikte Türkiye’nin en sıkıntılı bölgesine yerleşmesine imkân verecek, bugüne kadar Müslüman’ın Müslüman’ı boğazlayarak 650 bin insanın ölümüne, milyonlarcasının perişan olmasına yol açmış bu haksız ve anlamsız savaşın bir cephesi ve karargâhı hâline gelmemize neden olacak, sonuçta ülkemizi Orta Doğu terör ve savaş bataklığının bir parçası yapacak o ünlü 1 Mart tezkeresini tüm baskı, propaganda ve yönlendirme çabalarına karşın Cumhuriyet Halk Partisinin önderliğinde sürdürülen mücadeleyle reddederek tarihine yakışan, ulusal yararları gözeten, hepimizin bugün de, yarın da iftihar edeceği bir karar alan yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Ankara Mobilyacılar Sitesi, 1960’lı yıllarda Marangozlar Odasının önderliğinde kurulmuş, uzun yıllar Türk mobilyacılığının kalbi olmuş, bugün de el yapımı mobilya üretimimizde hâlâ önemli bir yeri olan, yüz binlerce insanımızın ekmek kapısı olmaya devam eden, ama hâlâ sınırları bile bir türlü çizilememiş, belirlenememiş, nasıl bir sanayi bölgesi olduğu tespit edilemediği için de kimliği bile tanımlanamamış, ama önemli bir ticaret merkezimizdir.

Ben, daha önce de bir gündem dışı konuşma yapmış, Meclisimizin ve Hükûmetimizin Siteler’in sorunlarına ilgisini çekmeye çalışmıştım. Ne yazık ki, yıllardır, biraz sonra değineceğim göstermelik toplantı dışında, Siteler’e ciddî bir ilgi gösterilememiş, sorunlar çoğalarak büyümüş, Siteler esnafını, her alanda yaşanan durgunlukla beraber, tam anlamıyla bir umutsuzluk sarmıştır.

Değerli milletvekilleri, biz, Siteler esnafının sorunlarının Türkiye’nin genel sorunlarından kopuk olmadığını biliyoruz. Esas yapılması gerekenin yeni bir sanayileşme hamlesiyle üretimi artırmak, ihracatı artırmak olduğunu biliyoruz. Ekonomi dünyasının döviz-faiz-borsa sarmalından ibaret piyasa olmadığını, o dünyanın esas unsurunun reel sektör ve çalışanlar olduğunu da biliyoruz.

İşte, Siteler bu dünyanın bir parçasıdır ve öyle de bir özelliği vardır ki, orada yaşanan ekonomik durgunluk tüm çevreyi, Ankara’yı hatta diğer illerimizdeki birçok esnafı da etkiler düzeydedir. O nedenle, Siteler’in sorunlarına zaman yitirmeden çözümler aranmalı ve uygulamaya konulmalıdır.

Bir rakam vererek, yaşanan sıkıntının önemine dikkatinizi çekmek isterim. Son dört yılda Siteler’de açılan işyeri sayısı 690, kapanan ise 2.480’dir ve her alanda görülen Çin malları istilası ne yazık ki, mobilyada da kendini ciddî bir şekilde göstermeye başlamıştır. Lütfen, bunun sonuçlarını ve yansımalarını da iyi düşününüz.

Değerli arkadaşlarım, Siteler’de üreticimizin ucuz hammadde temini, kredi yetersizliği ve kredi faiz oranlarının yüksekliği, pahalı elektrik enerjisi kullanma, sigorta prim ve vergilerinin yüksekliği, özellikle, KDV oranındaki yükseklik, üretim ve istihdamdaki kayıt dışılık, markalaşma zorluğu, altyapı ve çevre sorunları, ara eleman yetişmesindeki güçlükler, eğitim eksikliği, zehirli ürünler içermeyen malzeme üretimi ve kullanımı, ambalaj ve ulaşımdaki eksiklikler yanında iç ve dış tanıtım ve pazarlamada yaşanan sorunlar yıllardır var olmaya devam ediyor ve ne yazık, dediğim gibi, çözüme dönük ciddî adımlar da atılamıyor.

Bu sorunların zamanla kısmî çözümler üretilerek azaltılması elbette mümkündür; ama, eğer, köklü çözüm arıyorsak, bugünkü koşullarda aklın yolu birdir, çare ihracatı artırmaktır.

AKP İktidarı döneminde halkımızın alım gücü büyük ölçüde azalmış, işsizlik, yokluk ve yoksulluk artmış, milyonlarca insanımız evine ekmek götürme derdine düşmüşken bir parça eli dönen yurttaşlarımız ise son imkânlarını da kullanarak, on, on beş yıllık gelirlerini ipotek altına sokma pahasına ev ve otomobil pazarına yönelmiştir. İşte, bu tablonun sergilendiği koşullarda iç pazarımızda artık fazla bir umut görülmemektedir.

Değerli arkadaşlarım, Siteler için çare ihracatı artırmaktır. En büyük şansımız, dünyanın bir numarası İtalya ile bile yarışacak el ürünü mobilyalarımızdır. Esnafımız, Hükûmetimizden, bu sektörde ciddi teşvik beklemektedir. Örneğin “Halk Bankasını satmayı bırakın da onu bir ciddi esnaf ve KOBİ bankası yapın” demektedir. “Esnaf örgütlerinin üzerinde oynanan oyunlara son verin” demektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) – KOSGEB’ten meslek odalarına, ihracat teşvik birimlerinden Türkiye’yi tanıtan kurumlara kadar, esnafımız, dış pazarlara açılmasını sağlayacak yolun gösterilmesini beklemektedir.

Kimi esnaflarımızın sadece kendi olanakları ve becerileriyle dış pazarlara açılma çabalarının yetmeyeceğini biliyoruz. Kaldı ki, bu konuda bazen küçücük destekleri bile sağlamakta da zorlanıyoruz. Daha dün konuştuğum mobilyacı arkadaşlarımdan birinin İsviçre’de mağaza açıp Türk mobilyası pazarlamakta olduğunu mutlulukla öğrendim. Ama, mütevazı bir kira desteği için yaptığı başvurunun da sekiz aydır ilgili mercilerde beklediğini ve hâlâ sonuç alamadığını görünce de gerçekten üzüldüm. İnsanımızın çabası ve emeği böyle bir karşılık görmemelidir diye düşünüyorum.

Sevgili arkadaşlarım, biliniz ki, baştan beri anlatmaya çalıştığım bu zorlukları aşabilirsek, eksiklerimizi giderebilirsek hem her alanda patlayan ithalatın mobilya alanını da işgal etmesini önler hem de dış pazarların kapısını açarak Siteler’in sorunlarını ve mobilya sektörünün sorunlarını kökten çözebiliriz. Aksi halde, bir süre önce, Sayın Beşir Atalay’ın, Sayın Kapusuz’un, Sayın Gökçek’in de katıldığı, bazı oda başkanı ve tanıdık birkaç esnafın çağrıldığı, ama Siteler’in ruhunu, özünü bilen insanların dışlandığı, davet edilmediği göstermelik toplantılarla, sözde reçetelerle mobilya sektörünün göz bebeği Siteler’in sorunlarına çözüm bulamazsınız.

Sevgili arkadaşlarım, basında çıktığı biçimiyle “Siteler kurtuluyor, işte 13 maddelik reçete” diyerek “bir fikrim geldi” türünden çıkışlar yaparak, Siteler’in yaşadığı sorunların altında yatan gerçekleri görmeden, çözümü sadece çevre düzenlemesinden ibaret sanarak, yani işi aspirin tedavisiyle halletmeye çalışarak sonuç alamazsınız. Kaldı ki, bunları yapın, iyi de olur, Siteler esnafı bu hizmetlerin hepsine fazlasıyla layıktır, teşekkür ederiz. Ama, Siteler insanından dünya kadar, deyim yerindeyse çuvalla oy alan ve on üç yıldır Ankara’yı yönetmesi söz konusu olan Sayın Gökçek’in, aklına tam da yine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) – Bitiriyorum Başkan.

Ama, Siteler insanından dünya kadar oy alan ve on üç yıldır Ankara’yı yöneten Sayın Gökçek’in aklına, tam da seçimlerin yaklaşmakta olduğu bugünlerde, Sitelerin asfaltı, kaldırımı, parkları ve çevre düzenlemesi gelmişse, bundan da üzüntü duyarız. Hizmetler gelsin, ama, yapılan işe gülümsemeyle bakarız ve korkarız ki, bu toplantılar Siteler’i kurtarmak için değil, AKP İktidarından ve Melih Gökçek’ten umudunu kesen Siteler esnafının, bir kez daha gözünü boyamak için yapılan sırt sıvazlama işleridir. Ama, inancımız odur ki, esnafımızın, artık, bu tür aldatmacalara karnı toktur ve köklü çözüm beklemektedir. O, sorunlarına gerçekten ilgi gösterecek ve çözüm bulacak yöneticilerin arayışı içerisindedir.

Konuşmamı tamamlarken, hem sizleri hem de televizyonlarından bizi izleyen, başta Siteler esnafı yurttaşlarımız olmak üzere, tümünüzü saygı ve sevgiyle selamlıyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Akıncı.

Gündem dışı üçüncü söz isteği, Srebrenica soykırımıyla ilgili olmak üzere, Sakarya Milletvekili Sayın Süleyman Gündüz’e aittir.

Buyurun Sayın Gündüz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan üç gün önce 26 Şubat 2007 tarihinde, Hollanda’nın Den Haag kentinde, Birleşmiş Milletler Lahey Uluslararası Adalet Divanının, Bosna-Hersek’in Srebrenica kentinde, Sırp Çetnik saldırganların gerçekleştirdiği soykırımla ilgili kararı üzerine gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4 Nisan 1992’de savaşın başladığı andan itibaren bugüne kadar Bosna-Hersek’te olup bitenlere tanıklık eden bir arkadaşınızım.

Lahey Uluslararası Adalet Divanı, 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Konvansiyonu’nun ışığında Srebrenica’da 10 binden fazla Boşnak’ın hunharca soykırıma maruz kalmasıyla ilgili kararı üzerine ne söyleyebilirim?

Huzurlarınıza çıkarken, nasıl bir sunuş yapmalıyım diye çok düşündüm. Hissiyatımı dile getirmeye karar verdim.

Soykırım, nasıl uygar dünyanın gözleri önünde yapılmışsa, karar da uygar dünyanın gözleri önünde açıklandı.

Başyargıç Rosalyn Higgins ”Mahkemenin Srebrenica’da yapılanların, Soykırım Sözleşmesi uyarınca soykırıma girdiği sonucuna vardığını”, “Bosnalılar, dönemin Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç liderliğindeki Belgrad yönetiminin, Bosna Savaşı sırasında Bosnalı Sırpları ‘Büyük Sırbistan’ yaratma çabasıyla soykırım olan etnik temizlik kampanyası yürütmesi için cesaretlendirdiğini, silahlandırdığını ve finanse ettiğini”

Başyargıç Rosalyn Higgins devamla…

“Sırbistan’ın, Bosna’da etnik gruplar arasında çatışmanın olduğu savaşta Sırp paramiliter grupların eylemlerinden sorumlu olmadığını, Birleşmiş Milletlerin 1948’deki Soykırım Konvansiyonunda tanımladığı şekilde, Bosna’daki Boşnak nüfusun tamamını ya da bir bölümünü yok etme amacı güdülmediğini” açıkladı. Yani, soykırım var, ama suçlusu yok.

Sırplar, savaş boyunca bütün dünyayı aldatmışlardı. Belki de şöyle düşünmek gerekir: Onlar mı dünyayı aldatmayı becerdiler, yoksa dünya mı aldatılmak istedi?

On bir yıl sonra değişenin olmadığını görüyoruz. Tarihin küllerinden sözde soykırım yaratmaya çalışan uygar dünyanın insan hakları savunucusu ülkeleri, gözleri önünde gerçekleşen soykırıma sessiz kalırken, şimdi de karara karşı duyarsız davranmaktadırlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bosna’da, Sırp saldırıları sonucu 312 bin insan öldürüldü, 10 binlerce insan yaralandı ve sakat kaldı, 1 milyondan fazla insan göç etmek zorunda kaldı, 800 cami yıkıldı, 40 bine yakın kadına tecavüz edildi.

Geçen yıl 11 Temmuz 2006’da Srebrenica’da toplu mezarlardan çıkartılmış 504 Bosnalı Müslüman’ın cenaze merasimlerine katıldım. Merasim alanına vardığımda, önce defin edilecek 504 tabutun bulunduğu alana gittim. Ardından, daha önce gömülen mezarların yanına varıp oturdum. Yeni mezar yerleri açılmış yeni definler için, gelecek yıl yenileri, bir sonraki yıl yenileri açılacak. Bu mezarlara gömülen insanları öylesine yakın buluyordum ki kendime, bunlar benim insanlarımdı, Anadolu’nun herhangi bir kasabasının insanlarıyla birlikteydim sanki. Orada babam mezarda son düzeltmeleri yapıyordu sanki, annemse kardeşimin tabutu başında Kur'an’dan sureler okuyordu:

“Güneş karanlığa gömüldüğünde

Yıldızlar döküldüğünde

Dağlar kaybolup gittiğinde

(Ve suçsuz yere) Diri diri toprağa gömülen kız,

Hangi suçundan dolayı öldürüldüğünü sorduğunda…”

Komşularımız, onlar da kendi babalarının ve çocuklarının telaşında. Ya bulunamayan akrabalarımız? Bir anne, geçen yıl gömülen çocuğunun mezarı başında çocuğunun saçlarını okşar gibi büyüyen otları okşamaktaydı. Lanetledim medeniyeti. Yeniden mezarlık alanına baktım, mahşer anını anlatmaktaydı. Bütün şu mezarlara gömülen insanlar benim akrabalarım. Bu insanların da bir zamanlar benim duygularımın aynısıyla dolu olduklarını düşündüm.

Bu merasim, her yıl toplu mezarlardan yeni çıkartılmış ve DNA testleriyle kimlik tespitleri yapılmış yüzlerce cenazenin defin ve soykırıma uğrayanların anma merasimiydi. Bu yıl ve önümüzdeki yıl ve daha sonraki yıllar… Kolay değil, bilinen 8 bin, kayıplarla birlikte 10 bin insan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Devamla) – İnsanlık var oldukça, burada, yeryüzünde yapılan tüm zulümleri kınamaya devam edeceğiz. Ta ki hak ve adalet galip gelinceye kadar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İkinci Dünya Savaşından sonra yaşanan en büyük sivil katliam Bosnalı Müslümanlara yapılandır. Srebrenica ile ilgili alınan karar, uygar dünyanın vicdanını rahatlatmayacaktır. Bu günahın karanlık gölgesi, zaman ve mekânda, kıyamet gününe kadar yayılacak.

Sözlerimi Bosna-Hersek Devleti’nin kurucusu büyük mütefekkir ve devlet adamı merhum Aliya İzzetbegoviç’in sözleriyle bitiriyorum. “Er ya da geç, adalet suçluları bulacaktır.” İnanıyorum ki bu aziz millet tarihteki yerini tekrar aldığında, hak ve adalet galip gelecek.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Gündüz.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi var, okutup, bilgilerinize sunacağım:

 

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı’nın 22 Ocak 2007 tarih ve 124 sayılı Kararı ile Danimarka Parlamentosu Başkanı Sayın Christian Mejdahl ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 7. Maddesi gereğince Genel Kurul’un bilgilerine sunulur.

                                                                                                                                    Bülent Arınç

                                                                                                                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                       Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi daha vardır, onu da okutacağım ve oylarınıza sunacağım:

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç’ın, Portekiz Meclis Başkanı Jaime Gama’nın davetine icabet etmek üzere, beraberinde Parlamento heyetiyle, Portekiz’e resmi ziyarette bulunması hususu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 6. Maddesi uyarınca Genel Kurul’un tasviplerine sunulur.

                                                                                                                                    Bülent Arınç

                                                                                                                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                       Başkanı

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

 

 

 

BAŞKAN – Türkçedeki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılması, Türkçenin korunması ve etkin kullanımı için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Genel Kurulun 13/2/2007 tarihli 62’nci Birleşimi’nde kurulan (10/365) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine siyasi parti gruplarınca gösterilen adayların listesi bastırılıp, sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi, listeyi okutup oylarınıza sunacağım.

Türkçe’deki Bozulma ve Yabancılaşmanın Araştırılması, Türkçe’nin Korunması ve Etkin Kullanımı İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi (10/365)

Adı Soyadı                                                                                  Seçim Çevresi                                

                                           AK Parti (9)

Recep Garip                                                                               Adana

Eyyüp Sanay                                                                               Ankara

Hikmet Özdemir                                                                         Çankırı                

Ekrem Erdem                                                                             İstanbul

Avni Doğan                                                                                 Kahramanmaraş

Mevlüt Akgün                                                                              Karaman

Alaettin Güven                                                                            Kütahya

Mehmet Atilla Maraş                                      Şanlıurfa

Mehmet Çiçek                                                                            Yozgat

 

CHP (4)

Mustafa Gazalcı                                                                          Denizli

Ali Cumhur Yaka                                                                        Muğla

Engin Altay                                                                                 Sinop

Muharrem İnce                                                                           Yalova

 

ANAVATAN (1)

Reyhan Balandı                                                                          Afyonkarahisar

 

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Meclis araştırması komisyonuna seçilmiş bulunan sayın üyelerin, 1/3/2007 Perşembe günü (bugün) saat 16.00'da, Halkla İlişkiler Binası B Blok 2’nci Kat 4’üncü Banko Meclis Araştırması Komisyonları Toplantı Salonunda toplanarak, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmalarını rica ediyorum.

 

 

 

BAŞKAN - Komisyonun toplantı yer ve saati, ayrıca plazma ekranda ilan edilecektir.

Küresel ısınmanın neden olduğu sorunların ve oluşturduğu riskin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Genel Kurulun 13/2/2007 tarihli ve 62’nci Birleşimi’nde kurulan (10/351 ve 399, 417) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine, siyasi parti gruplarınca gösterilen adayların listesi bastırılıp, sayın üyelere dağıtılmıştır.

 

Şimdi listeyi okutup oylarınıza sunacağım:

Küresel Isınmanın Neden Olduğu Sorunların ve Oluşturduğu Riskin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

(10/351, 399, 417)

Adı Soyadı                                                                Seçim Çevresi

AK Parti (9)

Abdullah Çalışkan                                                    Adana

Fatma Şahin                                                             Gaziantep

Yahya Baş                                                                İstanbul

Gürsoy Erol                                                              İstanbul

Fatih Arıkan                                                             Kahramanmaraş

Adem Baştürk                                                           Kayseri

Muharrem Candan                                                    Konya

Hakan Taşcı                                                             Manisa

Mehmet Sarı                                                             Osmaniye

CHP (4)

Yakup Kepenek                                                         Ankara

Mehmet Boztaş                                                         Aydın

Rasim Çakır                                                             Edirne

Mehmet Nuri Saygun                          Tekirdağ

ANAVATAN (1)

Züheyir Amber                                                          Hatay

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Meclis Araştırması Komisyonuna seçilmiş bulunan sayın üyelerin 1/3/2007 Perşembe günü, yani bugün, saat 17.30’da Halkla İlişkiler Binası B Blok 2’nci Kat 4’üncü Banko Meclis Araştırması Komisyonları Toplantı Salonunda toplanarak, Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimini yapmalarını rica ediyorum.

Komisyon toplantısı yer ve saati ayrıca plazma ekranda ilan edilecektir.

Sayın milletvekilleri, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz. 

 

 

 

1. Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere’nin; Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

BAŞKAN – 1’inci sırada yer alan Kanun Teklifi’nin geri alınan maddeleriyle ilgili Komisyon Raporu gelmediğinden teklifin görüşmelerini erteliyoruz.

2’nci sırada yer alan, Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı İle Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı İle Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030) (S. Sayısı: 904)

BAŞKAN – Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

BAŞKAN – 3’üncü sırada yer alan, Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Kütahya Milletvekili Abdullah Erdem Cantimur ve 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin’in; Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın’ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3. X Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Kütahya Milletvekili Abdullah Erdem Cantimur ve 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin’in; Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın’ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1266, 2/926, 2/933, 2/934) (S. Sayısı: 1346) ------ (X)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

20’nci maddede kalmıştık.

Şimdi, 20’nci maddeyi okutuyorum:

 

MAD­DE 20- 213 sa­yı­lı Ka­nu­nun 120 nci mad­de­si­nin so­nu­na aşa­ğı­da­ki fık­ra, 353 ün­cü mad­de­si­nin (3) nu­ma­ra­lı ben­di­nin ikin­ci cüm­le­sin­den son­ra gel­mek üze­re aşa­ğı­da­ki cüm­le ek­len­miş; 367 nci mad­de­si­nin bi­rin­ci fık­ra­sın­da yer alan “def­ter­dar­lı­ğın ve­ya ge­lir­ler böl­ge mü­dür­lü­ğü­nün” iba­re­si “ver­gi da­ire­si baş­kan­lı­ğı­nın ve­ya def­ter­dar­lı­ğın” şek­lin­de, 377 nci mad­de­si­nin dör­dün­cü ve be­şin­ci fık­ra­la­rı ise aşa­ğı­da­ki şe­kil­de de­ğiş­ti­ril­miş­tir.

“Bu Ka­nu­nun 4 ün­cü mad­de­sin­de ya­zı­lı ver­gi da­ire­si­nin gö­rev ve yet­ki­le­ri­ni ha­iz ola­rak fa­ali­ye­te ge­çen ver­gi da­ire­si baş­kan­lık­la­rın­da dü­zelt­me yet­ki­si ver­gi da­ire­si baş­ka­nı­na ait olup, baş­kan bu yet­ki­si­ni il­gi­li grup mü­dür­le­ri­ne ve/ve­ya mü­dür­le­re dev­re­de­bi­lir.”

“Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı Ge­lir İda­re­si Baş­kan­lı­ğı, söz ko­nu­su tes­pi­ti ver­gi in­ce­le­me­si­ne yet­ki­li ol­ma­yan­la­ra da yap­tır­ma­ya yet­ki­li­dir.”  

“Ver­gi da­ire­si baş­kan­lık­la­rı ile ver­gi da­ire­le­ri, Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı Ge­lir İda­re­si Baş­kan­lı­ğın­ca be­lir­le­nen tu­tar­la­rı aşan da­va­lar­da Ge­lir İda­re­si Baş­kan­lı­ğı­nın (İl özel ida­re­le­ri ile be­le­di­ye­ler, va­li­le­rin) mu­va­fa­ka­tı­nı al­ma­dan ver­gi mah­ke­me­si ka­rar­la­rı aley­hi­ne tem­yiz yo­lu­na gi­de­mez­ler.

Ge­lir İda­re­si Baş­kan­lı­ğı, tes­pit ede­ce­ği had­ler­le sı­nır­lı ol­mak şar­tıy­la, mu­va­fa­kat ver­me yet­ki­si­ni ver­gi da­ire­si mü­dür­lük­le­ri­nin ta­raf bu­lun­du­ğu da­va­lar için ver­gi da­ire­si baş­kan­lık­la­rı­na ve/ve­ya def­ter­dar­lık­la­ra dev­re­de­bi­lir.”

BAŞKAN – Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Sayın Akif Hamzaçebi.

Sayın Hamzaçebi, şahsi söz talebinizi de birleştiriyorum.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 20’nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gelir İdaresi Başkanlığı Teşkilat Kanunu, Mayıs 2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş ve 5345 sayısını alarak yasalaşmıştır. O tarihten bu yana yürürlükte olan bu yasanın uygulanması sırasında ortaya çıkan ve Gelir İdaresi Başkanlığının yetkileri konusunda tereddüde yol açan bazı düzenlemeleri bu madde biraz daha açık hâle getiriyor ve Gelir İdaresi Başkanlığının yetkilerini, Vergi Usul Kanunu’nun uygulanması çerçevesindeki yetkilerini tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenliyor.

Değerli milletvekilleri, gelir idareleri bütün ülkelerde önemlidir. Vergi idaresi, diğer adıyla, daha geniş kapsamlı olarak ifade edecek olursak, gelir idaresi, sadece kamu finansmanı, yani bütçe için ihtiyaç duyulan gelirin sağlanması açısından değil, toplanan vergiler aracılığıyla ekonomide ve mükellefler üzerinde yaratılan etkiler bakımından da son derece önemlidir. Gelir idaresi, kâğıt üzerinde, yani mevzuatta yer alan vergi sistemiyle, kurallarla, uygulamada yer alan vergi uygulamalarının arasındaki farkın en büyük belirleyicisidir. Hep söylediğimiz “bir vergi sistemi ne kadar iyi olursa olsun önemli olan uygulamadır” cümlesinin ardında yatan gerçek, ülkelerin güçlü bir gelir idaresine sahip olmaları gerektiğidir. Gelir İdaresinin gücü, bu uygulamanın, gelir idaresi uygulamalarının niteliği ve kalitesi en az vergi kuralları, vergi kanunlarının niteliği ve kalitesi kadar önemlidir. Uygulamanın kalitesi ve niteliği arttıkça kurallara o kadar yaklaşılmış demektir. Bu nitelik azaldıkça kurallardan o kadar uzaklaşılmış demektir. Aradaki farkın büyüklüğü, o gelir idaresinin gücünü, kalitesini gösteren en önemli ölçüdür. Bir ülkede toplanması gereken vergilerin, idealde toplanması gereken verginin miktarı ile toplanan vergi geliri arasındaki fark, şüphesiz, gelir idaresinin performansını ölçmek için tek ölçüt değildir, yeterli de değildir, ama, bu farkın azlığı, şüphesiz, vergi sisteminin kalitesini gündeme getirir. Bu fark ne kadar azsa, vergi sisteminde kurallar o kadar iyi demektir ve uygulama o kadar iyi demektir ve bu çerçevede, mükellefin vergiye uyumu, uyum seviyesi de o kadar yüksek demektir.

Bunları neden söylüyorum? Bunları söylememin gerekçesi, gelir idaresinin, son dönemlerde, son şu bir ay, bir buçuk ay içerisinde, kamuoyunda haksız bir şekilde, bizzat Maliye Bakanlığı ve Maliye Bakanı tarafından bir saldırıya tabi tutulmuş olmasıdır. Sözlerim belki biraz çelişkili gelecektir size. Hem Maliye Bakanı tarafından, Maliye Bakanlığına bağlı olan bir kurumdan söz ediyorum hem de Maliye Bakanının eleştirilerine, Maliye Bakanının kamuoyu tarafından yapılan eleştiriler karşısında gelir idaresine sahip çıkmamak suretiyle, gelir idaresine yapılan haksız saldırılara göz yummasından söz ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bu son derece önemli bir durumdur, üzerinde durmamız gereken, çok önemli bir sorundur. Bir gün, Maliye Bakanlığı tarafından, Anadolu Ajansı aracılığıyla kamuoyuna yapılan açıklamada, Maliye Bakanlığında, VEDOP soruşturması sırasında usulsüz sorgulamalar yapıldığı, Sayın Cumhurbaşkanının, Sayın Başbakanın, Sayın Deniz Baykal’ın kişisel bilgileri, hesapları başta olmak üzere, kamuoyunda bilinen birçok ünlünün kişisel bilgilerine, gizli kalması gereken bilgilerine, Maliyedeki birtakım görevlilerin girdiği, ulaştığı, bu açıklamayla kamuoyuna duyuruldu ve o günden itibaren basında bir maliye çetesinden söz edilmeye başlandı. Sanki, Maliye Bakanlığında birtakım görevliler gizli kalması gereken birtakım bilgileri almışlar, usulsüz bir şekilde bu bilgileri edinmişler ve üçüncü kişilere servis etmişler veya kamuoyuna servis etmişler; kamuoyundaki izlenim budur. Güçlü gelir idaresinin, güçlü olduğuna inanıyorum, hiç tereddüdüm yok, güçlü olması gerekir, ama, güçlü gelir idaresinin, bizzat Maliye Bakanlığı tarafından yapılan bir açıklamayla, mükelleflerin gizli bilgilerinin herkesin elinde dolaştığı, Maliye Bakanlığının içinde bir çetenin olduğu yönündeki bir açıklamayla kamuoyuna teşhir edilmeye çalışılması gerçeğe aykırı bir şekilde, beni son derece üzmüştür, hem o idarenin eski bir mensubu olarak hem bu ülkenin vatandaşı olarak hem de bu Parlamentonun mensubu bir milletvekili olarak.

Değerli arkadaşlar, VEDOP dediğimiz proje iki aşamada gerçekleşmiştir. Birinci aşaması, Sayın Zekeriya Temizel’in Bakanlığı döneminde gerçekleşmiştir. Yaklaşık 65 milyon dolarlık bir maliyeti olmuştur. İkinci aşaması, bu Hükûmet döneminde gerçekleşmiştir. Hazırlığı benim genel müdürlüğüm döneminde, Sayın Sümer Oral’ın Maliye Bakanlığı döneminde gerçekleşmiş, ama, ihalesi çeşitli nedenlerle o zaman yapılamamış, bu Hükûmet döneminde yapılmış başarılı bir projedir. İki projeyi topladığımızda yaklaşık 150 milyon dolarlık bir projeden söz ediyoruz demektir. Bu projenin ayaklar altına alınması, Maliye Bakanlığının açıklamasıyla bu projenin hiçbir güvenilirliğinin olmadığının kamuoyuna açıklanması, herkesin istediği gibi bu sisteme girip, bilgileri elde edip başka kişilere taşıdığı yönlü bir açıklamayla bu sistemin yerden yere vurulmasını kabul etmek mümkün değildir. O zaman sormak gerekir, 150 milyon doları harcayan bu ülkenin sorumluları… Bunun 80 milyon doları bu Sayın Bakanın döneminde harcanmıştır. Çöpe mi atılmıştır? Yani, bu kadar güvenlikten yoksun bir proje mi Türk kamu yönetimine kazandırılmıştır? Sorunun cevabını ben vereyim. Sayın Bakan vermeli, Maliye Bakanı vermeli.

Bu projenin güvenilmez hiçbir yanı yoktur değerli milletvekilleri. Projede herkesin, gelir idaresi personeli olan, sorgulama yapma yetkisi olan herkesin bir şifresi vardır. Sayısını Sayın Bakan açıklarsa öğreniriz, ama, yaklaşık 35 bin, 40 bin kişi arasında personelde şifre vardır. Her şifrenin erişim alanı farklıdır. Herkes her bilgiye erişemez. Bu şifre piyasada görev yapmakta olan yeminli mali müşavirlerde de vardır. Neden vardır? Onlar da belli bilgilere ulaşabilirler. “Naylon fatura” olarak isimlendirdiğimiz sahte faturaya ulaşma imkânı yeminli müşavirlere de verilmiştir ki, kısmen belli açılardan kamu görevi yapan bu arkadaşlarımız da kendi düzenleyecekleri raporlarda Maliye Bakanlığının bu veri ambarından yararlansınlar.

Bu sistemde hangi bilgiler vardır? Mükellefiyet bilgileri vardır: Adı, soyadı, kimlik bilgileri. Hangi vergilerden mükellef olduğuna ilişkin bilgiler vardır. Tahakkuk eden vergi vardır ve bu ödenmemişse ödenmeyen kısmı vardır o verginin. Vergi borcu bilgileri vardır. Başka ne vardır? Motorlu taşıt vergisine ilişkin bilgiler, yine VEDOP bağlantılı bir başka bilgi sisteminde, gelir idaresinde vardır. 98 Mayıs ayından bu yana da alınıp satılan taşınmazlara ilişkin olarak bilgiler vardır. Benim bildiğim bu bilgiler vardır. Eğer bunun dışında bir bilgi varsa, Sayın Maliye Bakanının açıklamasını bekliyorum.

Değerli arkadaşlar, ulaşılabilecek olan bilgiler bunlardır. Eğer mükelleflerin banka hesaplarına ilişkin bir bilgi varsa VEDOP sisteminde veya Maliye Bakanlığının herhangi bir biriminde, bunun açıklamasını Sayın Maliye Bakanı yapmalıdır. Var mıdır, yok mudur, ben bilmiyorum. olmaması gerekir. Neden? Türkiye’de eğer servet beyanı yoksa, nereden buldun anlamına gelecek bir yasa yoksa, Maliye Bakanlığının hiçbir birimi, hiçbir vergi inceleme elemanı, banka sisteminden bir kişinin mevduatına ilişkin bilgiyi alamaz. Dolayısıyla, Maliye Bakanlığında böyle bir bilginin olmaması gerekir.

Ben, esasen, bu yönüyle, Sayın Maliye Bakanına bir soru önergesi vermiştim 29 Ocakta. Bu bilgi var mıdır Maliye Bakanlığında? Tasarıyı görüşüyoruz, bugün 1 Mart, henüz soru önergeme cevap alabilmiş değilim. Dün ilgili arkadaşlarımı aradım, henüz cevabın daha bana yazılmadığını ifade ettiler. Bunu bana vermelerini rica ettim, Genel Kurulda bir konuşma yapacağım, o saate kadar verirseniz ona göre konuşmamı şekillendiririm dedim, ama, şu ana kadar alabilmiş değilim. Olabilir, gecikmiş olabilir, ama, bu bilgiyi, ben, Sayın Maliye Bakanından bekliyorum.

Şimdi, ulaşılabilecek bilgiler bunlarsa, bunların acaba bir şifre sahibi kişi tarafından öğrenilmesi hangi anlama gelir, yani, ne işe yarar bu bilgiler, onu merak ediyorum. Şüphesiz, görevli olmayan kişilerin, merak saikiyle dahi olsa, bu bilgileri öğrenmemesi gerekir. Vergi mahremiyeti, vergi gizliliği bunu gerektirir, ama, öğrenmiş olsa dahi bu sıradan dediğimiz bilgileri üçüncü kişilerle paylaşmaması gerekir. Bunda hiç tereddüt yok. Eğer Maliye Bakanlığının elinde böyle bir bilgi var ise, soruşturmalarda böyle bir bilgi edinilmiş ise, bu konuda bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşan görevlileri mutlaka cezalandırması gerekir. Burada hiçbir şekilde hoşgörü olmaması gerekir. Eğer hukuk devleti isek, bu olmalı, ama, bütün bunlar bir rapora, bir tespite dayanmalıdır değerli arkadaşlar.

Ve yine o soru önergemde Sayın Maliye Bakanına sordum, ben de merak ettim, Akif Hamzaçebi’nin VEDOP sistemindeki bilgilerine hangi tarihde, kimin tarafından girilmiştir? Eğer bir talimat varsa, bu talimatı veren kimdir? Ben de merak ettim, benim bilgilerime girilmiş midir diye. Gerçekte böyle bir merakım yoktu, benim bilgilerime isteyen herkes, Gelir İdaresi girebilir, bakabilir, öğrenebilir. Hiçbir şekilde böyle bir şüphe aklımda yer almamıştır, yani, acaba baktılar mı bakmadılar mı… İsteyen bakabilir, hiç önemli değil, ama, mademki kamuoyuna böyle bir açıklama yapıldı, ben de merak ediyorum ve soru önergemde sordum, benim bilgilerime acaba giren var mıdır, hangi tarihte, Gelir İdaresinin hangi biriminden veya Maliye Bakanlığının hangi biriminden, kim tarafından girilmiştir. Bu sorumu da, Sayın Maliye Bakanı yanıtlarsa mutlu olurum.

Değerli arkadaşlar, gerçek olmayan bilgiler üzerine, vehim üzerine bir açıklama yapılmıştır ve bu açıklamada, Gelir İdaresinin saygınlığı Maliye Bakanı tarafından göz ardı edilmiştir, hiçe sayılmıştır. Gelir İdaresinin saygınlığını korumak sadece Gelir İdaresi Başkanının görevi değildir. Başkan, şüphesiz, kendine düşen görevini burada yerine getiriyor, o konuda herhangi bir olumsuz değerlendirmem yok, ama, Sayın Maliye Bakanı, basının “Maliye çetesi” olarak isimlendirdiği bir oluşuma -o şekilde bir oluşum olduğunu ifade ediyor basın veya bazı gazeteler- buna karşı tepkisiz kalmıştır, tepkisiz kalmak suretiyle bu iddiayı sahiplenmiştir, Gelir İdaresini olmayacak şekilde bir kötü duruma düşürmüştür.

Benim konuşmam Gelir İdaresinin personelini korumak kaygısından kaynaklanmıyor değerli milletvekilleri, ama, Türkiye’nin güçlü Gelir İdaresi etrafında vatandaşın tereddüdü olursa, mükellefin tereddüdü olursa, hiç kimse vergisini isteyerek ödemez. Eğer “bizim bilgilerimiz herkesin elinde dolaşıyorsa” diye bir düşünceye kapılırsa mükellef, o mükellefin vergi yasalarına uyumundan söz etmek artık mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, konuşacağım başka konular da var yine bu çerçevede, ama, zamanın bu konuda yeterli olmadığına inanıyorum, ancak, şunu son cümle olarak söylemek istiyorum: Sayın Maliye Bakanını, ben Gelir İdaresinin saygınlığını korumaya davet ediyorum, bu konuda görevli olduğunu kendisine hatırlatıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

Anavatan Partisi Grubu adına, Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Özcan. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekili; 1346 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 20’nci maddesi üzerine Anavatan Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu madde, bir, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca, söz konusu tespiti, vergi incelemesine yetkili olmayanlara da yetkilerin verilmesi ve dağıtılması konusuyla ilgili; diğeri ise, Gelir İdaresi Başkanlığı, tespit edeceği hadlerle sınırlı olmak şartıyla, muvafakat verebileceği yetkileri defterdarlıklara ve vergi dairesi başkanlıklarına bırakabilirdir.

Değerli arkadaşlar, elbette ki, vergi, bu ülkenin gerçekten üzerinde titizlikle durabileceği ve bu ülkedeki kurumların işlerlik içerisinde çalışması için gerekli olan ve zorunlu olan bir gelirdir. Bu tasarının gerekçesinde, vergi sisteminin yeniden yapılandırılması, vergi güvenini güçlendirmek suretiyle ekonominin kayıt düzeyinin artırılması ve tabana yayılması amacıyla vergi yasalarında her zaman değişiklik yapılmıştır…

Bugün, eğer vergilerimizin neredeyse yüzde 50’ye yakını kayıt dışındaysa, gerçekten bu ülkenin geleceği konusunda endişeler, yönetimler konusunda sıkıntılar olacağı görülüyor. Eğer, gelirlerimizi tabana yaydığımızda ve özellikle tabandaki yoksul kesimin ve kayıt içerisinde olan insanların üzerine vergi yüklediğinizde, bu insanlar elbette ki bir noktaya geldi ki vergilerini ödeyemez duruma gelmişlerdir, ama, çıkarılan yasalarla, tabandaki ve orta direkteki yoksul kesim, memur, işçi, emekli değil; gerçekten, bu ülkenin kanını sömürenlerden, bu ülkenin balını, pekmezini yiyenlerden kurumlar vergisini de düşürmekle görüldü ki, pekmezini, balını yiyenler korunuyor, tabandaki insanlar ise her geçen gün daha yoksulluğa terk ediliyor.

Değerli arkadaşlar, evet, vergi toplanmalı, ama, verginin de bir ölçüsü olmalı. Bugün, insanların, milyonlarca esnafımızın sıkıntılarını görüyoruz. Sokaklara indiğimiz de bakıyoruz ki, çok esnaf kapıda gelecek müşterisini bekliyor, alıcı yok dükkânların önünde. Herkes birbirine dert yanıyor, adamlar “siftahsız dükkân kapatıyoruz” diyorlar. Bir tarafta da, karşıdan elinde çantayla gelen bir vatandaşa “acaba vergi dairesinin memuru mu, teftişe mi geliyor” diye birbirlerinin gözlerine bakıyorlar, bir korku içerisindeler. Vergi daireleri tarafından, esnaf üzerinde özellikle baskı kurarak, zorla, kazamadığı halde, siftah yapmadığı halde vergi ödetmeye zorlandıklarını, çok esnaf arkadaşımız -biz de esnaflıktan geldiğimiz için- dertlerini bize döküyorlar.

Değerli arkadaşlar, vergiyi baskıyla alamazsınız. Eğer vergi ortamını, vergi verebilecek ortamı ve piyasayı yaratmadıysanız bu insanlar nereden versin? Stopaj vergisini mi versin, muhtasarını mı versin, Sosyal Sigorta primlerini mi ödesin, Bağ-Kurlarını mı ödesinler? Maalesef, bir tarafta da bankalara olan borçlarını mı ödesinler? Haliyle, özellikle bu vergiyi ödeyemedikleri için, yüz binlerce esnafımız kepenklerini kapattı, iflas etti ve çoğunun malzemesi de icra depolarında duruyor. Sayın milletvekilleri, hükûmetin yetkilileri, icra depolarının önünden hiç geçtiniz mi, hiç baktınız mı? O icra depolarının önü tıklım tıklım, vatandaşların -ödeyemedikleri için- mallarıyla dolu. Adliye paralarını ödeyemiyorlar ki mallarını alsınlar, eğer borçlarını kısmen de olsa sağdan soldan topladılarsa. Milyonlarca esnaf bu sıkıntı içerisinde.

Bu sıkıntı yetmiyor değerli arkadaşlar, bir de can güvenliği var. “Acaba, dükkânımın önüne biri gelip beni tehdit edecek mi?” diye, neredeyse, her gelen müşteriye, “acaba bir kapkaççı, bir vurguncu mu gelecek?” diye… Can güvenliği yok, işte dün bir kuyumcunun İstanbul’da öldürüldüğü gibi.

Biz, devlet olarak, insanımızın sosyal güvenliğini sağlamak zorundayız, insanların can güvenliğini sağlamak zorundayız, esnaflara sahip çıkmak zorundayız. Eğer, icra depolarında o mallar duruyorsa, bu ülkenin kötü yönetildiğinin bir ifadesidir. Her ne kadar “güzel yönetiyoruz” da deseniz, maalesef kötü yönetiliyor ki, milyonlarca esnaf, kepengini kapatmış, aç kalmış, borcunu ödeyemiyor ve işsizler ordusuna katılıyor. Bunu görmezlikten gelemeyiz, Parlamento olarak görmezlikten gelemeyiz. Bu insanların çığlıklarına ses vermek zorundayız değerli milletvekilleri. Adam borcunu ödemedi diye, devletin kurumlarından değil, artık, mafyaya sığınan bir sürü esnaf da var, “Acaba, benim hakkımı bunlar mı alır?” diye. Esnafı bu gayrimeşru yollarla baş başa bırakmamak için bu esnafın da sağlık güvencesini, yaşam güvencesini, daha tedbirli davranarak gözlem altına almak zorundayız. İşte, şoförler, taksiciler her gün bir gaspla karşı karşıya. Milyonlarca insanın… Kazançlarıyla, alın terleriyle, yirmi dört saat uyumayan taksi şoförleri, bir taraftan vergi kıskacı, bir taraftan terörün ve kapkaççının kurbanı oluyor. bunlar neden? Demek ki, Türkiye’de işsizlik had safhaya varmış. Sokakta insanlar, artık, aş ve iş peşinde koşuyor. Milyonlarca insan eğer bugün açsa, 21 milyona yakın insan yoksulluk sınırına dayandıysa, sokakta terör de olur, anarşi de olur, gasp da olur. Hâliyle, vergide adaletsizlik sağlandığında, vergi adaletsizliği bu kadar boyutlara yükseldiğinde, insanların devlete olan güvenlerini de sarsıyor. Vergi alınacaksa kaçakçılardan, bu ülkede rant peşinde koşanlardan, spekülatörlerden ve hiç terlemeden devlet kademeleriyle ve kurumlarıyla iş birliği yaparak, bazı kurumlarda ve devleti yönetenlerle iş birliği yaparak, ihaleler alıp da devlete vergi ödemeyenlerin üzerine gitmediğiniz sürece gelirimizi artıramayız.

Değerli milletvekilleri, emeklilerin durumu ha keza… Bugün aldık gazetelere baktık, benzin 2 milyon 700… Yani, 2 milyon 780’e çıkmış, çimentonun torbası 7 milyon 500’e çıkmış. Hani zam yapılmıyordu? Yüzde 7,5 zam geldi. Memura ne verdik yıllık? -Soruyorum- emekliye ne verdik, işçiye ne verdik? Yüzde 7,5 bir kalemde yaptığında hâlâ bugün daha… 2’nci ay yeni bitti 3’üncü aya giriyoruz, yılın 3’üncü ayına giriyoruz. O zaman demek ki, bu insanların gerçekten satın alma gücü, artık, tıkandı. Ev yapma gücü tıkandı, çocuk okutma güçleri tıkandı. Sen bunların vergilerini, eğer, çoğaltır, vergilerinin üzerine gitmeye kalkarsan, yarın bu insanlar da işsizler ordusuna katılır, devlete karşı kin ve husumet besler. Bunların önüne geçmenin tek yolu, istihdamı çoğaltmanın yollarını, istihdam alanları yaratmanın yollarını aramak lazım. Eğer bugün emekli açsa… Duysun emekliler “açız” diyorlar. Bir emekli eğer 500 bin lira alıyorsa nasıl geçinecek? Soruyorum değerli milletvekilleri, biz çarşıya 500 lirayla çıktığımızda 500 bin lira bize yetiyor mu? Yetmiyor. Ama, bir ay dört nüfusunu besleyecek bir emekli bu şartlarda nasıl geçinecek? Ama, emekliden peşin kesiyorsunuz vergisini.

“Asgari ücretten vergi düşürdük.” diyorsunuz. Ee, asgari ücretten vergi almayın, zaten bu asgari ücret geçindiremiyor ki! Bu insanlar aç. 500 bin liraya, 600 bin liraya, 700 bin liraya çalışan insanlar aç ve perişan, kira paralarını ödeyemiyorlar, sen bunun vergisini alsan ne yapacaksın! Katrilyonlarca, milyarlarca para kaçıranların üzerine gitmediğiniz sürece…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) – Eğer, bu vergi kaçakçılarının üzerine gitmediğiniz sürece, kaçakçıların üzerine gitmediğiniz sürece yoksul kesimin, gerçekten namusuyla vergi ödeyen insanların üzerlerine, eğer, biz Maliye Bakanlığı memurlarını gönderdiğimizde, bu insanlar, inan edin bir kâbus içerisinde, bir sıkıntı içerisinde. Alınacaksa, vergi alınacak yerler belli, onların üzerine gidin. Vergi tabana yaygınlaştırılacaksa özellikle oralardan başlanmalı, kim vergi vermiyorsa üzerine gidilmeli, ama, bir emeklinin, bir dulun, bir yetimin üzerine giderek, bir yoksulun, bir şoförün, bir nakliyecinin üzerine giderek, baskı kurarak, onlara çeşitli metotlarla “yok, senin bu karnen olacak” diye, nakliyeci üzerine gittiğinizde inan edin çoğu kamyonunu satmıştır, taksisini satmıştır. Hâliyle sıkıntı içerisinde olan bu halkımıza kulak vermek zorundayız. Eğer siz, Türkiye’yi tozpembe olarak görüyorsanız, hiç kimsenin şikâyeti yok diyorsanız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN – Sayın Özcan, ek sürenizi verdim, selamlamak için mikrofonu açıyorum.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Elbette ki dert büyük, bu insanların sesini duyurmak zorundayız. Bizi Meclise gönderdiler ki, onların, emeklilerin, dulun, yetimin, işçinin ve esnafın durumlarını göz önüne sererek bu duygularını paylaşmak zorundayız. Elbette ki, süremiz sınırlıdır, ama, bu insanların sabırları da sınırlıdır, artık bu insanların sabırlarını zorlamaya gerek yok. Bir an önce tedbir almakta yarar vardır diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özcan.

Şahsı adına Cemal Uysal.

CEMAL UYSAL (Ordu) – Vazgeçtim.

BAŞKAN – Şahsı adına, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Vazgeçtim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

21’inci maddeyi okutuyorum:

 

MAD­DE 21- 21/7/1953 ta­rih­li ve 6183 sa­yı­lı Am­me Ala­cak­la­rı­nın Tah­sil Usu­lü Hak­kın­da Ka­nu­nun 17 nci mad­de­si­nin bi­rin­ci fık­ra­sın­da yer alan “ver­gi da­ire­si mü­dü­rü­nün ya­zı­lı is­te­ği üze­ri­ne def­ter­dar,” iba­re­si, “ver­gi da­ire­si mü­dü­rü­nün (5345 sa­yı­lı Ka­nun uya­rın­ca ver­gi da­ire­si yet­ki­si­ni ha­iz ola­rak ku­ru­lan ve fa­ali­ye­te ge­çen ver­gi da­ire­si baş­kan­lık­la­rın­da, il­gi­li grup mü­dü­rü­nün ve/ve­ya mü­dü­rün) ya­zı­lı ta­le­bi üze­ri­ne def­ter­dar ve/ve­ya ver­gi da­ire­si baş­ka­nı,” şek­lin­de de­ğiş­ti­ril­miş, ikin­ci fık­ra­sın­da yer alan “mü­dü­rü” iba­re­sin­den son­ra gel­mek üze­re fık­ra­ya “(5345 sa­yı­lı Ka­nun uya­rın­ca ver­gi da­ire­si yet­ki­si­ni ha­iz ola­rak ku­ru­lan ve fa­ali­ye­te ge­çen ver­gi da­ire­si baş­kan­lık­la­rın­da, il­gi­li grup mü­dü­rü ve/ve­ya mü­dür)” iba­re­si ek­len­miş, 90 ın­cı mad­de­sin­de yer alan “gay­ri­men­ku­lün bu­lun­du­ğu yer ta­pu si­cil mu­ha­fı­zın­dan te­şek­kül eder.” iba­re­si, “gay­ri­men­ku­lün bu­lun­du­ğu yer ta­pu si­cil mu­ha­fı­zı ve­ya tev­kil ede­ce­ği zat­tan te­şek­kül eder” şek­lin­de de­ğiş­ti­ril­miş­tir.

 

BAŞKAN – Madde üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına Erzurum Milletvekili Sayın İbrahim Özdoğan; buyurun efendim.

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1346 sıra sayılı vergi kanunu tasarısında Anavatan Partisi Grubu adına görüşlerimi açıklamak üzere huzurunuzda bulunmaktayım. Hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, vergi denince akla gelen en önemli dilimlerden birisi esnafımızdır. Acaba esnafımızın durumu nedir? Bunu öncelikle bir irdelememiz lazım.

AK Parti Hükûmeti ve Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan, Türk halkına kendilerinin diğer siyasi partilere göre açık ara önde çıktığı anket propagandası yapmakta ve oy verecek halkımızı tek seçeneğinin hâlâ kendileri olduğu yönünde baskılamaya çalışmaktadır. AK Partinin anketlerinin doğru olmadığının çok fazla kanıtı mevcuttur. Esnaf bunun en büyük örneklerinden, kanıtlarından birisidir.

Sayın Başbakanın kendini açık ara önde çıkarttığı anketlere esnafların katılmış olması asla düşünülemez. Çünkü, Hükûmet, iktidarı döneminde esnafı silindir gibi ezmiş ve üstüne de bir bardak şerbet içmiştir. Yaşadığı haksızlık ve problemler konusunda sesini duyuramayan, kıt kanaat ve mütevazı bir şekilde var olmaya çalışan, sırtında her geçen gün daha da ağırlaşan yüklerin altında ezilen esnaf, AK Parti tarafından kırılan orta direğin ta kendisidir.

Esnaf ve sanatkâr, piyasadaki durgunluğun yanı sıra ağır vergilendirme yükü altında daha da ezilmekte ve nefes alamamaktadır. Esnaf para kazanamamakta, ama para kazanmasa da ödemek zorunda olduğu yüksek vergiler nedeniyle varını yoğunu satma noktasına gelmiştir.

Esnaf arasında artık intiharlar da başlamıştır. Daha geçtiğimiz haftalarda bana gelen bir haberde bir beyaz eşya bayi sahibi genç bir esnafın vergi yükü nedeniyle intihar ettiği bildirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, mobilyacısından berberine, kuyumcusundan terzisine kadar her alanda hizmet veren esnaf ve sanatkâr altında ezilmekte olduğu ekonomik yük ve risklerden dolayı bitap düşmüştür. Aile facialarına da yol açan bu tabloyu, Maliye Bakanı, gevrek bir gülüşle geçiştirmektedir. AK Parti Hükûmeti ve onun Maliye Bakanı, düzenlemeyi beceremedikleri ekonominin bedelini esnaf ve sanatkârın sırtına yüklemiş, esnafın belini bükmüştür.

Değerli arkadaşlar, esnaf öyle bir haldedir ki, 20 liralık bir işimiz olsa, alışverişimiz olsa, 50 lira versek, bunun üstünü verecek parası yoktur, siftahsız dükkân kapatmaktadır. Hâl böyleyken, vergi daireleri, 2007 senesinde esnafı daha da dar bir cenderede sıkıştırmanın hazırlıklarını yapmaktadırlar. Buna göre, basit usule tabi esnaf ve sanatkârlar, en az asgari ücretlilerin vergisi kadar vergi beyan etmek durumundadırlar. Hükûmet tarafından, bu seviyenin altında beyanda bulunan esnafların vergi daireleri tarafından özel bir incelemeye tabi tutulacağı korkusu yayılmaktadır ve buna da başlanmıştır. Hâlbuki, 2006 yılında, 390 bin YTL’ye kadar hazine bonosu geliri elde edenler, tek kuruş vergi vermek zorunda değillerdir ve bankalardaki hisselerini milyonlarca YTL’lik kârla satmaktadırlar. Yani, devlete esas vergi vermesi gerekenler, sömürücüler, devlete borç vermektedirler. Bu, hazin bir tablodur.

AK Parti Hükûmeti iktidara geldiğinde köprüden geçiş ücreti 1,5 YTL iken, bu ücret şu anda 4 milyon liradır. Benzin fiyatındaki azami artış köprü ücretlerine yapılan bu çok yüksek oranlı zamla birleşince, taksiciyi vergi yükü nedeniyle, berberi kredi faizi cenderesiyle, mobilyacıyı, beyaz eşya satıcısını, artık, esnaflık yapamayacak hâle getiren bu Hükûmetin Sayın Başbakanı, kendisine İsviçre’den yabancı yatırım otoritesi denilen bir danışman ithal etmiştir.

Hükûmetin planı bellidir arkadaşlar. Türkiye’ye, artık, esnaf lazım değildir, yabancı yatırımcı her şeyi Halledecektir. Hükûmetin üç kuruşa muhtaç gözüyle baktığı Türk esnafı, AK Parti Hükûmetine, artık, bu nedenlerden dolayı hiç mi hiç lazım değildir.

Bu Hükûmetin kendi halkına karşı sevgisiz, ilgisiz ve yabancı olduğu her vesileyle belli olmaktadır. Hükûmetin, esnafı vergilendirme politikası bunun en bariz örneklerinden birisidir. Türk esnafının sorunlarını çok yakından takip ettiğimizi Türk kamuoyu çok iyi bilmektedir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, tabii ki, vergi toplamak, bir devletin en temel hak ve ödevlerinden bir tanesidir ve vergi vermek vatandaşlık görevlerinin en kutsallarından da birisidir. Vergi toplama sistemi, vergi toplamanın şekli ve tüm bu sürecin ardında yatan siyasi zihniyet ise, hem vergi toplamaktaki efektiviteyi hem de toplum içerisindeki adalet ve devlete duyulan güveni etkileyen en temel faktörlerdendir.

AK Parti Hükûmeti ve onun Maliye Bakanının vergi politikaları, iktidara geldikleri dönemden beri Türk toplumunda hiç tasvip ve destek bulamamıştır. Hükûmetin vergi politikaları insanımızın adalet duygusunu zedelemekte ve çaresizlik duygusunu körüklemektedir. Kendisine karşı çok liberal ve yumuşak bir vergi politikası olan Maliye Bakanı, halkımızın cep telefonundan, alacağı küçük bir aile arabasına kadar her şeyinde gırtlağına basmaktadır.

AK Parti Hükûmeti zamanında dolaylı vergiler yüzde 73 oranına fırlamıştır. Kursağındaki her lokmanın vergisini veren halkımız ise, bir hükûmetin topladığı vergilerle sunması gereken hizmetler konusunda çıplak ve yoksul durumdadır, yoksun durumdadır.

Ülkemizde vergi adaletsizliğinin ve vergi oranlarının yüksek olmasının en büyük nedeni kayıt dışı ekonominin kontrol altına alınamamasıdır. Çünkü, Hükûmet, ancak, aciz ve çaresiz mükelleflerin üstüne gitmektedir.

AK Parti Hükûmeti geldi ve neredeyse bitecek beş altı ay sonra, vakit o kadar da yaklaştı ve bu sürede vergi sistemini düzeltme ve adaletli kılma yönünde hiçbir proje ortaya koyamadı.

Günümüzde dünyadaki kayıt dışı sektörün büyüklüğü 3 trilyon dolar olarak tahmin edilmektedir. Gelişmiş ülkelerde kayıt dışı ekonomi gayrisafi millî hasılanın yüzde 10-15’i civarındadır. Türkiye ise, kayıtdışı ekonomide en kötü ülkeler olan Nijerya, Mısır ve Tunus'un -Ki, bunlarda yüzde 68-76 oranındadır kayıt dışı ekonomi.- hemen ardından gelmektedir. Bu, ne vahim ve kötü bir tablodur!

Batı ülkelerinde kayıt dışı ekonomi denildiğinde daha çok uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi yasa dışı sektörler akla gelmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde ise, bunlar da dâhil olmak üzere, kayıt dışı ekonomi daha çok eşya ve hizmet akımlarının belgelendirilmemesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde art arda yaşanan ekonomik krizler kayıt dışı faaliyetlerin artmasına zemin hazırlamıştır. Ekonomik kriz dönemlerinde, işsiz kitleler, kayıtlı ekonomide bulamadıkları istihdam imkânlarını kayıt dışı faaliyetlerde aramaktadırlar. İşletmeler de, krizin olumsuz etkilerini azaltmak için üretimlerini kayıt dışı faaliyetlere yönelterek, istihdam ve üretim maliyetlerini düşürmeye çalışmaktadırlar.

Özellikle sanayi sektöründe, teknolojik gelişmelerden dolayı emeğe dayalı üretim yerini makineye dayalı üretime bırakmıştır. Bu durum, niteliksiz iş gücünün işsiz kalmasına neden olmuştur. İşsiz kalan bu iş gücü de, geçim kaygısıyla kayıt dışı faaliyetlere yönelmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Yeraltı ekonomisi, illegal ekonomi, kara ekonomi, resmi olmayan ekonomi, gizli ekonomi, düzensiz ekonomi, marjinal ekonomi, kayıp ekonomi, karaborsa ekonomisi, gözlenemeyen ekonomi, nakit ekonomisi, paralel ekonomi, enformal ekonomi, vergi dışı ekonomi ve benzeri anlamlara gelen kayıt dışı ekonomi kavramı, bilinen istatistiki yöntemlere göre tahmin edilmeyen ve gayri safi millî hasıla hesaplarını elde etmede kullanılmayan gelir oluşturucu ekonomik faaliyetlerin tümüne denmektedir. Kayıt dışı ekonomi, kamunun denetimi dışındaki ekonomik faaliyetler olarak da tanımlanabilir.

Batı ülkelerinde, kayıt dışı ekonomi denildiğinde daha çok uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi yasa dışı sektörler akla gelirken, gelişmekte olan ülkelerde ise bunlar da  -az önce dediğim gibi- dahil olmak üzere…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Efendim, son cümlenizi alabilir miyim.

Buyurun.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

…kayıt dışı ekonomi daha çok eşya ve hizmet akımlarının belgelendirilmemesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bireylerin veya işletmelerin ekonomik faaliyet ve işlemlerini kamunun denetimi dışında tutmasının en önemli nedeni ise vergi kaçırma arzusudur.

 Ülkemizde,  özellikle  kayıtlı  işletmelere   getirilen  her  yeni  yükümlülük  kayıt  dışı   ekonominin  gelişmesine  neden  olmaktadır. Vergi  oranlarının  yüksekliği,   vergilendirme  ortamının  belirsizliği,   muhasebe  ve  müşavirlik   hizmetlerinin  yetersizliği,  vergi  idaresi  ve  denetiminden  kaynaklanan  nedenler  kayıt dışı ekonomiyi ortaya çıkaran başlıca etmenlerdir.

Değerli arkadaşlarım, bu konudaki görüşlerimizi ilerleyen maddelerde sürdüreceğiz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdoğan.

Madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

 

 

22’nci maddeyi okutuyorum:

 

MAD­DE 22- Bü­yük Mü­kel­lef­ler Ver­gi Da­ire­si Baş­kan­lı­ğı mü­kel­lef­le­rin­den tah­sil edi­len ge­lir­ler­den, 10/7/2004 ta­rih­li ve 5216 sa­yı­lı Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si Ka­nu­nu­nun 23 ün­cü mad­de­si­nin (b) ben­di ge­re­ğin­ce Bü­yük­şe­hir be­le­di­ye­le­ri­ne ay­rıl­ma­sı ge­re­ken pa­yın he­sap­lan­ma­sın­da ye­ni bir dü­zen­le­me ya­pı­lın­ca­ya ka­dar; bu mü­kel­lef­le­rin, ka­nu­ni ve­ya iş mer­kez­le­ri­nin bu­lun­du­ğu Bü­yük­şe­hir be­le­di­ye­si, şu­be­le­ri ne­de­niy­le mü­kel­le­fi­ye­ti bu­lu­nan­lar­da, şu­be ta­ra­fın­dan be­yan edi­len ve şu­be adı­na öde­me­si ya­pı­lan ver­gi ge­lir­le­ri­ni kap­sa­mak şar­tıy­la, şu­be­nin mü­kel­le­fi­ye­ti­nin bu­lun­du­ğu Bü­yük­şe­hir be­le­di­ye­si esas alı­nır. Ge­lir İda­re­si Baş­kan­lı­ğı­nın ku­ru­lu­şu­na iliş­kin 5/5/2005 ta­rih­li ve 5345 sa­yı­lı Ka­nu­nun 23 ün­cü mad­de­si uya­rın­ca şu­be mü­kel­le­fi­ye­ti­nin de­ğiş­ti­ril­me­si ha­lin­de de bu mad­de hük­mü­ne gö­re iş­lem ya­pı­lır. Bu mad­de­nin uy­gu­lan­ma­sı­na iliş­kin usul ve esas­la­rı be­lir­le­me­ye Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı yet­ki­li­dir.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği? Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

23’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MAD­DE 23- 4/1/2002 ta­rih­li ve 4734 sa­yı­lı Ka­mu İha­le Ka­nu­nu­nun 10 un­cu mad­de­si­nin so­nu­na aşa­ğı­da­ki fık­ra ek­len­miş­tir.

“Dör­dün­cü fık­ra­nın (d) ben­di ile il­gi­li ola­rak Ku­rum, Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı Ge­lir İda­re­si Baş­kan­lı­ğı­nın uy­gun gö­rü­şü­nü ala­rak ver­gi bor­cu kap­sa­mı­na gi­re­cek ver­gi­le­ri; tür ve tu­tar iti­ba­riy­le be­lir­le­me­ye yet­ki­li­dir.”

BAŞKAN – Madde üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili Sayın İbrahim Özdoğan.

Buyurun. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

 

 

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, mükelleflerin kayıp ve kaçaklar konusunda davranışlarını etkileyen en önemli nedenlerden birisi de Hükûmete adalet konusunda duyulan güvensizliktir. AK Parti, koruduğu grupların istekleri doğrultusunda kararlar alarak vergilendirmeden vazgeçebilmekte ve vergi yükünü belirli kesimlere yüklemektedir.

Değerli arkadaşlar, kayıt dışı ekonominin en önemli nedenlerinden birisi de, kaçakçılığın önemli boyutlarda olması ve AK Parti Hükûmetinin, bunca zamandır, kaçakçılığı önleme konusunda etkin olmamış olmasıdır.

Ülkemizde, kayıt dışı ekonominin en önemli kalemini, yasa dışı yollardan ve kaçakçılık yoluyla elde edilen gelirler oluşturmaktadır.

Vergiler dolaylı ve dolaysız olarak, genel bir şekilde, hepimizin bildiği gibi, ikiye ayrılmaktadır. Dolaylı vergi, kişilerin devletten bir hizmet almaları veya bir malı satın olmaları sonucunda meydana gelir. Bunlara örnek olarak, KDV, Tekel ve benzinden alınan Akaryakıt Tüketim Vergisi gösterilebilir. Dolaysız vergi ise, ticaretle uğraşanların kazandıklarından veya bir işyerinde ücretli olarak çalışan memur ve işçilerin maaşlarından kesilen vergilerdir.

Bir ülkede, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı incelenirken, dolaylı ve dolaysız vergilerinin toplanan vergiler içindeki payının karşılaştırılması çok sık kullanılan bir yöntemdir.

Dolaysız vergiler, vergi adaletini sağlamada çok daha etkilidirler. Çünkü, dolaysız vergilerde en az geçim indirimi, artan oranlı vergi tarifeleri, indirim, istisna ve muafiyet gibi uygulamalarla, vergi ödeme gücü arasındaki ilişki kurulabilir.

Dolaylı vergilerde ise -KDV, ÖTV gibi- bu vergilerin uygulandığı mal ve hizmetlerin, düşük gelirlilerin bütçesindeki payı, yüksek gelirlilere göre daha fazladır ve vergi yükü asıl olarak düşük ve sabit gelirlilerin üzerinde kalmaktadır.

Bir ülkede, dolaylı vergilerin, toplam vergi gelirleri içerisindeki payı, dolaysız vergilerden yüksek ise, o ülkede vergi adaletinin varlığından söz edilemez ve AK Parti Hükûmeti döneminde Türkiye’de vergi adaleti tamamen yok edilmiştir. Bu durum, Anayasamızın 73’üncü maddesine göre: “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür” maddesine aykırı düşmektedir. Gerçi AK Partiden söz ederken Anayasa hükümlerinden söz etmek de çok fazla anlamlı olmayabilir. Çünkü, AK Parti Hükûmetinin en büyük özelliklerinden birisi, hukuku çiğnemede eline su dökecek birilerinin bulunmasında zorluk çektirmesidir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye, gelir, kurumlar ve servet vergileriyle, KDV ve sosyal güvenlik primi oranlarının toplamından oluşturulan vergi oranları endeksinde dünya ülkeleri arasında 19’uncu sırada yer alıyor ve Türkiye, 124,5 endeks değeriyle ABD, İsviçre, İngiltere, Almanya, Kanada, İrlanda, Avustralya ve Danimarka gibi ülkeleri geride bırakıyor. Uluslararası finans istatistikleri verileri, OECD ve Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre hazırlanan rapora göre, Türkiye, istihdam üzerindeki vergilerde seçilmiş 26 ülke arasında yüzde 42,1 oranında vergiyle ilk sırada yer almaktadır.

Gelir vergisi oranlarında da Türkiye başı çekiyor. Yüzde 45 gelir vergisi uygulanan Türkiye’yi, yüzde 38,3 ile Danimarka, yüzde 31 ile İsveç, yüzde 30 ile Güney Kore izliyor. En az gelir vergisi oranına sahip ülke ise yüzde 12 ile Rusya, bu ülkeyi yüzde 15 gelir vergisi oranıyla Çin, Almanya, Yunanistan ve Hollanda izlemektedir.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde, vergi yükü AK Parti zamanında dayanılmaz ölçüde artmıştır. Türkiye OECD’nin en yoksul ülkesidir, buna karşılık vergi yükü, ABD, Japonya gibi en zengin ülkelerden daha fazladır.

Avrupa Birliği ülkelerinde dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı ortalama yüzde 35 iken bu bizde yüzde 73’e ulaşmış durumdadır. Bir ülkede dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı dolaysız vergilerden yüksekse bu ülkede vergi adaletinden söz etmek mümkün değildir, söz edilemez de. Vergi adaleti de, AK Parti Hükûmetinde olduğu kadar da çiğnenemez. Bu da, işin çivisinin çıktığını göstermektedir.

Ülkemizde kayıt dışı ekonomi hangi oranlardaysa, dolaylı vergilerdeki oranlar da aşağı yukarı bu seviyelerde bulunmaktadır. Bunun nedeni, AK Parti Hükûmetinin, kayıt altına alamadığı kısım kadar dolaysız vergilere başvurması ve tahsil edemediği vergileri bu yolla dengelemeye çalışmasıdır. Yani, AK Parti Hükûmetinin Maliye Bakanının bu kadar pişkince ve gevrek gevrek gülümsemesi için, gerçekte hiçbir neden yoktur. Milletin vicdanını bu kadar kanattığı için, bu adaletsizlik. Hakikaten, bundan, cidden utanmamız gerekmektedir. Elbette, şunu biliyoruz ki, çok yakın bir gelecekte Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan’dan hoş bir seda olarak gök kubbede gevrek gevrek gülümsemesi kalacaktır. O zaman, o zaman ne olacaktır? Milletin unları, Sayın Kemal Unakıtan’ın çocuklarının çuvallarına akacağına milletin çuvallarına akmaya başlayacaktır.

Kayıt dışı ekonomiyi ortaya çıkaran veya boyutlarını genişleten unsurlar ortadan kaldırılabildiği takdirde, kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmış olacaktır. Kayıt dışı ekonomiyi önlemek veya küçültmek için, kısa vadeli tedbirler yerine orta ve uzun vadeli yapısal değişiklikler gerekmektedir. Öncelikle, Türkiye’de, kayıt dışı ekonomiye neden olan unsurların ortadan kaldırılması için gerekli yasal ve idari düzenlemeler yapılmalıdır.

Toplum vicdanı için, kaldırılabilir olması için, adil bir vergi sistemi için, alınması gereken acil önlemleri, acil önlemleri kısaca özetlemek istiyorum: Bunun için, gelir, kurumlar ve katma değer vergilerinin oranları düşürülerek vergi tabanının genişletilmesi acilen sağlanmalıdır. Kayıt dışı

faaliyetlerden elde edilen gelirlerin kayıt altına alınabilmesi için, verginin konusuna giren gelir kavramını genişleterek, bu faaliyetlerden elde edilen gelirlerin vergilendirilebilir duruma getirilmesi gerekmektedir.

Kayıt dışı ekonomi hacminin küçülmesine ve kayıt dışı istihdamın kayıt altına alınmasına ilişkin olarak, OECD ülkelerindeki uygulamalar ışığında, şu politika ve tedbirler benimsenip hayata geçirilmelidir:

Vergi oranları, vergiden kaçınma davranışına neden olmayacak, ödenebilir düzeye indirilmelidir.

İşletmelerin ve ekonominin üretim ve rekabet gücünü artırmayı, istihdamı geliştirmeyi esas alan, verimlilikle bağlantılı bir ücret politikası izlenmelidir.

Vergi, SSK primleri, kıdem ve ihbar tazminatları, istihdam kotaları gibi mali ve yasal yükümlülükler, toplu iş sözleşmesi yapan iş yerleri için azaltılmalıdır.

Devlet memurlarına uygulanan asgari ücret tanımına ilişkin esaslar işçi statüsünde çalışanlar için de geçerli kılınmalı, devamlılık arz eden tüm nakdi ödemeler asgari ücret kapsamında sayılmalıdır.

İstihdamla ilgili idari para cezaları astronomik düzeylere çıkarılmıştır. Bu yöntem kayıt dışı istihdamı önlemeyeceği gibi, girişimcinin istihdam oluşturmasını da engellemektedir.

İstihdama ilişkin yükümlülüklere dair bürokratik işlemler basitleştirilmeli, azaltılmalı ve kolaylaştırılmalıdır.

Ayrıca, organize sanayi bölgelerinde SSK ve Maliye tarafından kurulacak bürolar yoluyla, hizmet, girişimcinin ayağına götürülmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İyi niyetli mükellefi cezalandırmayan, etkin bir vergi idaresine ve denetim düzenine geçilmelidir.

Kaçakçılığın kontrol altına alınabilmesi için özel birimler oluşturulmalı, devletin sınır kapıları olmak üzere, tüm birimlerinde eş güdüm ve uyumun sağlanması için süratle otomasyona geçilmelidir.

Ayrıca, kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması için faizlerin düşmesi ve reel faizlerin bir an önce düşürülmesi gerekmektedir. Faizlerin ve reel faizlerin düştüğü bir ortamda kayıt dışında bulunan birikimler, yatırım ve yeni iş yerlerinin açılması ile bir şekilde kayıt altına alınacaktır. Yalnız, bu geçişte dolaysız vergilerin makul seviyelere düşürülerek bu geçişin hızlandırılmasının yararlı olacağı da unutulmamalıdır.

Hükûmet, Türkiye’nin beş altın yılını her alanda olduğu gibi vergi sistemi alanında da çalmıştır milletimizden.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son cümlenizi alabilir miyim efendim.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Beş yılda çok şey yapılabilirdi, beş yıl bir ülkede çok önemli bir zamandır.

Heba edilen bu beş yılımızı önümüzdeki seneden itibaren telafi etmeyi Allah bize nasip etsin diyerek, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdoğan.

Madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, maddeyle ilgili bir önerge var, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı “Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 4734 sayılı Kamu İhale Kanunun 10 uncu maddesinde değişiklik yapan çerçeve 23 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Faruk Çelik                                  İbrahim Köşdere                                Mehmet Daniş

                       Bursa                                            Çanakkale                                        Çanakkale

                                               Hasan Bilir                                   Mehmet Ceylan

                                                  Karabük                                            Karabük

Madde 23- 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 10 uncu maddesinin sonuna aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Kurum, dördüncü fıkranın; (c) bendi ile ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının uygun görüşünü alarak sosyal güvenlik prim borcunun kapsamı ve tutarını; (d) bendi ile ilgili olarak, Gelir İdaresi Başkanlığının uygun görüşünü alarak vergi borcu kapsamına girecek vergileri; tür ve tutar itibarıyla belirlemeye yetkilidir.

Bu madde kapsamında istenen belgelerden hangilerinin taahhütname olarak sunulabileceği Kurum tarafından belirlenir. Gerçeğe aykırı hususlar içeren taahhütname sunulması veya ihale üzerinde kalan istekli tarafından taahhüt altına alınan durumu tevsik eden belgelerin sözleşme imzalanmadan önce verilmemesi halinde bu durumda olanlar ihale dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Katılıyoruz efendim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Komisyon nasıl katılıyor?.. Çoğunluğunuz falan yok.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Getirilen düzenlemeyle, ihaleye katılımda sosyal güvenlik prim borcu ve vergi borcunun kapsamının ilgili kurumların görüşü alınarak Kurumca tespit edilmesi hususu düzenlenmektedir. Böylece, hangi tür ve tutarda vergi ve sigorta prim borcu olanların ihale dışı bırakılacağının düzenlenmesi yanında, vergi ve sigorta borcu bulunmadığına ilişkin belgelerin sunulma zamanı ve hangi tarih itibarıyla borcun varlığının ihale dışı bırakılmayı gerektireceği gibi hususların açıklığa kavuşturulması ve uygulamada karşılaşılan tereddütlerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.

İkinci fıkra ile getirilen düzenlemeyle ise, ihaleye katılım aşamasında aranan belgelerden Kurum tarafından belirlenecek olanların, ihaleye katılan her aday veya istekli tarafından ihaleye katılım aşamasında sunulması yerine, aday veya isteklilerden bu durumlarda olmadıklarına dair bir taahhütnamenin alınması ve buna ilişkin kanıtlayıcı belgelerin ihale üzerinde bırakılan istekli tarafından sözleşmenin imzalanması aşamasında sunulmasına ilişkin düzenleme yapılması konusunda Kuruma yetki verilmektedir. Böylece, ihaleye katılım aşamasında talep edilen belge sayısının azaltılması suretiyle bürokratik işlemlerin ve ihaleye katılım maliyetlerinin en aza indirilmesi hedeflenmektedir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, maddeyi, kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 23’üncü madde kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.40

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.23

BAŞKAN : Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir) 

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 70’inci Birleşimi’nin İkinci Oturumu’nu açıyorum.

1346 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Hükûmet ve Komisyon yerinde.

Sayın milletvekilleri, tasarının 24’üncü maddesiyle aynı kanunun farklı maddeleri üç ayrı bentle değiştirildiğinden, bentler hakkında ayrı madde işlemi yapılacaktır.

24’üncü madde bir çerçeve madde olarak kabul ediliyor.

Şimdi, 24’üncü maddeyi ve (a) bendini okutuyorum:

MAD­DE 24- 29/1/2004 ta­rih­li ve 5084 sa­yı­lı Ya­tı­rım­la­rın ve İs­tih­da­mın Teş­vi­ki ile Ba­zı Ka­nun­lar­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nu­nun;

A) 3 ün­cü ve 4 ün­cü mad­de­le­ri­nin bi­rin­ci fık­ra­la­rı­nın (a) bent­le­rin­de ge­çen “otuz” iba­re­le­ri, “on” ola­rak, (b) bent­le­ri ise “1.4.2005 ta­ri­hin­den ön­ce işe baş­la­mış olan ge­lir ve ku­rum­lar ver­gi­si mü­kel­lef­le­ri­nin iş yer­le­rin­de fii­len ça­lış­tı­rı­lan iş­çi­le­rin” şek­lin­de,

BAŞKAN – Sayın Kandoğan konuşacak mısınız?

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN – Madde üzerinde, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan; buyurun efendim.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerindeki şahsi görüşlerimi açıklayacağım.

Yalnız, bu kanunla ilgili olarak görüşlerimi açıklamadan önce, Türkiye'de tarımın çok iyi olduğunu iddia eden, çiftçilerin çok iyi durumda olduğunu iddia eden AK Parti milletvekillerine, buradan, şu anda Meclisin kulislerinde, Tokat’ın merkez Ulaş köyünden gelmiş Söngüt Tarım Kredi Kooperatifine yaklaşık 1 milyar lira civarında borcu olan vatandaşların bugün borçlarının yaklaşık 20 milyar liraya kadar çıktığını anlatan köylülerimiz kuliste bekliyor, tarımın, çiftçinin, köylünün iyi olduğunu iddia eden milletvekillerimizi kulise davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, şimdi 24’üncü maddeyle ilgili olarak, bu, 5084 sayılı Teşvik Kanunu’nda değişiklik yapan bir madde.

Şimdi, değerli milletvekilleri, biz, 5084 sayılı Kanunu 29/1/2004 tarihinde kabul ettik. Üzerinden yaklaşık iki yıl geçti, ama bu iki yıllık süre içerisinde aynı kanunu dördüncü kez değiştiren bir madde önümüzde. Dünyanın hiçbir parlamentosunda -altını çizerek ve iddialı bir şekilde söylüyorum- iki yıl önce kabul edilen bir kanun, dördüncü kez değiştirilmek üzere Meclisin huzuruna getirilen hiçbir ülke, hiçbir parlamento yoktur. Ben artık utanıyorum. Bu kanunlarla ilgili geçmişte yapmış olduğum konuşma tutanaklarını kürsüye getirip sizlere göstermekten hicap duymaya başladım. Bu o kadar çok oldu ki, artık yüzlerce oldu değerli milletvekilleri. Siz, bizim sesimize, sözümüze kulak vermiyorsunuz, kulağınızı tıkıyorsunuz. Bildiğiniz doğrultuda tek başınıza gitmeye çalışıyorsunuz, ama ne kadar büyük yanlışlıklar yaptığınız, işte, bugün, bir kez daha tescillenmiş oluyor. Aynı şey, Cargill yasasında oldu. Kürsüye çıktım, dedim ki, yapmayın. Dördüncü kez getirdiniz, dördüncü kez getirdiğiniz kanun, Anayasa Mahkemesince iptal edildi. Bir Amerikan şirketini kurtarma uğruna, Meclisin itibarının hangi seviyelere getirildiğinin takdirini sizlere bırakıyorum değerli milletvekilleri. Hâlâ, bu noktada, aynı tutumu sürdürmeye devam ediyorsunuz ve yine, on beş yeni üniversiteyle ilgili olarak bir kanun burada dört kez görüşüldü değerli milletvekilleri; iki kez Sayın Cumhurbaşkanından, iki kez de Anayasa Mahkemesinden… Daha yeni kabul ettiniz burada, Anayasa Mahkemesi yürütmeyi durdurma ve iptal kararı verdi. Böyle bir Meclis çalışmasını savunabilecek bir AK Partili milletvekili varsa, buyurun, benden sonra kürsü sizin değerli milletvekilleri. Böyle bir çalışmayı kabul etmemiz mümkün değil.

İşte, bugün, 24’üncü madde, teşvik kanununda değişiklik. Bakınız, ibret için; bir önerge verildi şimdi, onu da getirdim. Bir önerge verildi, elimize de şu an ulaştı önerge. Yani, şu önergeye bakın değerli milletvekilleri: Çizilmiş, karalanmış, ne olduğu belli değil. Böyle bir önergeyle, biz, Meclis çalışması yapacağız. Böyle bir çalışma olabilir mi, değerli milletvekilleri? İşte, elimde; bir tek düzgün cümlesi yok, değerli milletvekilleri ve bu, biraz sonra burada görüşülecek, sizlerin oylarıyla kabul edilecek ve yürürlüğe girecek. Böyle bir Meclis çalışmasını benim kabul etmem mümkün değildir.

Teşvikle ilgili, hem ben hem diğer muhalefet milletvekilleri çıktık, burada konuştuk, onlarca kez sizi ikaz ettik. Böyle bir teşvik kanununun yanlış olduğunu, başlangıçtan itibaren, böyle bir teşvikin dünyanın hiçbir ülkesinde uygulanmadığını burada geldik, söyledik. Teşvik, sektörel veya bölgesel olur, ya sektörü teşvik edersiniz veyahut bölgeyi teşvik edersiniz. Siz ne yapıyorsunuz? Ne sektör belli ne bölge belli, ucube bir kanun; Türkiye’de kırk dokuz ili içine alan, birbiriyle hiçbir ortak noktası olmayan illerin içinde bulunduğu bir teşvik kanunu. Ben, AK Parti milletvekillerine buradan seslenmek istiyorum. Benden sonra kürsü boşalıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Geliniz, bu kanun yürürlüğe girdiği günden beri Türkiye’de 5084 sayılı Yasa’yla getirilen, bu teşvik kanunuyla getirilen uygulamanın neticesini, geliniz, bir AK Parti milletvekili bu kürsüden milletimize duyursun. Bu kırk dokuz ilde hangi yatırımların yapıldığını, orada istihdamın nasıl artırıldığını söyleyebilecek milletvekilimiz varsa buyursun. (AK Parti sıralarından “Var.” sesleri) Üç beş il var sayın milletvekilim, üç beş il var. Ama, ben şimdi buradan soruyorum: Var mı Diyarbakır’da; Mardin’de, Şırnak’ta, Bitlis’te, Bingöl’de, Van’da, Muş’ta, Hakkâri’de, Ağrı’da, Ardahan’da, Kars’ta var mı; Gümüşhane’de, Bayburt’ta var mı? Yok, değerli milletvekilleri. O bölgelerle görüşüyoruz, o bölgelerin sanayi odası başkanları, ticaret odası başkanları feryat ediyorlar: “Biz böyle bir teşvik istemiyoruz, bu teşvik sizin olsun.” diyorlar.

AHMET RIZA ACAR (Aydın) – Sayın Kandoğan…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Şimdi, Sayın Aydın Milletvekili, senin tuzun kuru. Gel bakalım şu Doğu’ya, Güneydoğu’ya; gel bakalım bir Denizli’ye. Bu teşvikten dolayı Denizli’nin nasıl mağdur olduğunu biraz sonra sizlere anlatacağım.

Bu duygularla yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 16.31

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.47

BAŞKAN : Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir) 

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 70’inci Birleşimi’nin Üçüncü Oturumu’nu açıyorum.

1346 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Tasarının 24’üncü maddesinin (a) fıkrası üzerinde bir önerge var, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 5084 sayılı Kanunda değişiklik öngören çerçeve 24’üncü maddesinin (a) fıkrasında yer alan “1/4/2005 tarihinden önce işe başlamış olan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin işyerlerinde fiilen çalıştırılan işçilerin” ibaresinin “1/4/2005 tarihinden önce işe başlamış olan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden asgari on işçi çalıştıranların işyerlerinde fiilen çalışan işçilerin” şeklinde  değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Faruk Çelik                                       Ahmet Işık                                 Mehmet Emin Tutan

                       Bursa                                               Konya                                               Bursa

 

                  Fatih Arıkan                                 Faruk Anbarcıoğlu

              Kahramanmaraş                                       Bursa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki Hakkında Kanunla öngörülen destek ve teşviklerden 1/4/2005 tarihinden önce işe başlamış olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleriyle bunlara ait işyerlerinin yararlanabilmesi için asgari on işçi çalıştırma şartı getirilmek suretiyle bu tarihten sonra yeni işe başlayanlarla paralellik sağlanmaktadır.

BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Şimdi, çerçeve 24’üncü maddenin (a) fıkrasını kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(b) fıkrasını okutuyorum:

 

B) 5 inci maddesi “Bu Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımlara girişen gerçek veya tüzel kişiler lehine; Hazineye, özel bütçeli kuruluşlara, il özel idarelerine veya belediyelere ait arazi veya arsaların üzerinde kırk dokuz yıl süreli bağımsız ve sürekli nitelikli bedelsiz irtifak hakkı tesis edilebilir. Bu taşınmazlar üzerindeki kamuya ait ve ihtiyaç dışı bina ve müştemilat ile üzerinde henüz faaliyete geçmemiş yatırım bulunan arazi veya arsalar da bu kapsamda değerlendirilir. Ancak, talep edilen taşınmazın bulunduğu ilçenin mülki sınırları içinde organize sanayi veya endüstri bölgesi bulunması halinde, bu bölgelerde yer alabilecek yatırımlar için tahsis edilecek boş parsel bulunmaması şartı aranır.

31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununa tabi alanlar hariç olmak üzere, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması nedeniyle irtifak hakkı tesis edilemeyen taşınmazlar üzerinde ise kırk dokuz yıl süreli bedelsiz kullanma izni verilebilir.

İrtifak hakkı tesis edilecek veya kullanma izni verilecek taşınmazlardan imar planı bulunmayanların planları ile uygulama projeleri, bedelsiz olarak verilen ön izin süresi içinde yapılır.

           İstihdam edilecek işçi sayısına, yatırım konusu işletmenin faaliyete geçtiği tarihten itibaren beş yıl süreyle uyulması zorunludur.

Yatırımcı tarafından, mücbir sebepler hariç öngörülen sürede yatırımın en az yüzde ellisinin  tamamlanmadığının veya taşınmazın üzerine yatırıma başlama tarihinden itibaren bir yıl içinde herhangi bir yatırım yapılmadığının ya da işletmeye geçtikten sonra faaliyetin sona erdirildiğinin tespiti, irtifak hakkı ve kullanma izni sözleşmesinin ağır şekilde ihlali sayılır ve bu durumda herhangi bir yargı kararı aranmaksızın irtifak hakkı veya kullanma izni iptal edilerek taşınmaz üzerindeki muhdesat, zemin maliki idareye intikal eder. Bu durumda ilgili idarenin talebi üzerine irtifak hakkı tapu idarelerince re’sen terkin edilir ve taşınmazın cari yıl proje maliyet bedelinin yüzde biri oranında tazminat alınır.

Yatırımcı tarafından, mücbir sebepler hariç öngörülen sürede yatırımın en az yüzde ellisinin gerçekleştirilmesine rağmen yatırımın tamamlanmaması veya öngörülen istihdam sayısına yüzde onu aşan oranda uyulmaması halinde ise bedelsiz olarak tesis edilmiş irtifak hakkı veya verilen kullanma izni, bedelliye dönüştürülür. Bu durumda yıllık irtifak hakkı veya kullanma izni bedeli, yatırımın cari yıl proje maliyet bedelinin binde beşidir.

Bedelsiz irtifak hakkı veya kullanma iznine konu taşınmazların üzerinde gerçekleştirilecek yatırımın toplam tutarı, bu taşınmazların maliki idarelerce takdir edilecek rayiç değerinin beş katından az olamaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.” şeklinde,

BAŞKAN – Madde üzerinde, Ümmet Kandoğan.

Buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce kabul edilen bir önergeyle bir yanlışlıktan geri dönülmesinden dolayı mutlu olduğumu ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu Kanun’u, biz, 29/01/2004 tarihinde kabul ettik, 5084 sayılı Kanun. Başlangıçta 36 il bu Kanun’dan istifade ederken, daha sonra yapılan bir değişiklikle, bu Kanun’dan istifade eden il sayısı 49’a çıkarıldı. Buradaki kıstas şuydu: 2001 yılı, o dönemki Devlet İstatistik Enstitüsünün gayrisafi yurt içi hasılasını 1.500 dolardan aşağı gösterdiği illerde bu Kanun uygulanacaktı. Ancak, Türkiye gerçeklerini göz önüne alacak olursak, bu uygulamanın geçmişten günümüze çok büyük gayretler ve fedakârlıklar göstererek kişi başına gayrisafi yurt içi hasılasını 1.500 doların üzerinde çıkaran illere çok büyük bir haksızlık yapılmıştır.

Benim seçim bölgem Denizli. Denizli, Türkiye’ye örnek olan bir ildir. Dün de söyledim bugün de söylüyorum. Denizli’deki ekonomik ve kalkınma modeli, Amerika’daki üniversitelerde ders olarak okutulan, tez konusu olarak onlarca tez hazırlanan bir kalkınma modeliyle, Denizli, bugün dünyanın 135 ülkesine ihracat yapan bir il konumuna gelmiştir ve tekstilin merkezi konumundadır.

Ancak, Sayın Genel Başkanımızla beraber evvelki gün Denizli’deydik. Organize sanayi bölgesinde sanayici ve tekstilcilerimizle toplantı yaptık ve oradaki bütün sanayicilerimiz, uygulanan bu teşvik sisteminden dolayı Denizli’ye büyük bir haksızlık yapıldığını, Denizli’deki sanayicinin ellerinin bağlandığını, zincirlendiğini, ama, teşvik kapsamına alınması halinde bu Kanun’un ruhuna ve amacına en uygun çalışmaların olacağı illerin başında Denizli’nin geleceğini söylediler.

Ben daha önce de söyledim, şimdi de söylüyorum: Geliniz, bu Teşvik Kanunu’nu sektörel ve bölgesel hâle getirelim. Geliniz, bu sektörel hâle getirdikten sonra -ben buradan bir kez daha söylüyorum- biz Denizli olarak bugünkü istihdamı ikiye katlarız, Denizli’nin ihracatını üçe katlarız, çünkü, Denizli hem yurt içindeki bu haksız teşvikle ilgili haksız bir rekabet içerisine girerken, Türkiye’nin içinde bulunduğu konjonktürden dolayı da dünyayla rekabet edemez hâle gelmiştir.

Enerji maliyetlerindeki yükseklik, istihdam üzerindeki vergi yükü, düşük kur-yüksek faiz uygulamasından dolayı Denizli zaten büyük bir kıskacın içerisine girmişken, bu hatalı teşvik politikasından dolayı da artık çevre illerle rekabet edemez, dünyayla rekabet edemez bir hâle gelmiştir.

Ben buradan iktidar partisine bir kez daha seslenmek istiyorum: Bakınız, bu Teşvik Kanunu’nu yakın bir zamanda tekrar Meclis gündemine getirmek mecburiyetinde kalacaksınız. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle teşvik sistemi yok. 49 ile verilen teşvikin hiçbir ile verilmemiş bir teşvik olduğunu gözlerden uzak tutmayın değerli milletvekilleri, çünkü, hiçbir benzerliği, özelliği olmayan illeri bir kategori içerisine alıyorsunuz ve o kategori içerisine almış olduğunuz illerle teşvik uygulamaları yapıyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz. Böyle bir teşvik sisteminin başarılı olmadığını sizler de gördünüz ki, dördüncü kez, bu Kanun’da değişiklik yapmak ihtiyacı hissediyorsunuz.

O nedenle, geliniz, hep beraber, aceleyle verilen önergeleri de gözden geçirerek, bu teşvik sisteminin nasıl olması gerektiği yolunda ortak bir fikre vararak, bir konsensüs sağlayarak bu meseleyi çözümleyelim. Sayın Başbakan “teşvik sistemi, istenilen, arzu edilen gelişmeleri sağlamadı” diyor. Sayın Maliye Bakanı diyor ki: “teşvikle hiçbir yere varmamız mümkün değil.” Sanayi Bakanı diyor ki: “Bu teşvik sistemi hatalı.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Ee, şimdi, Sayın Başbakan, sayın bakanlar, bu işin hatalı olduğunu söylüyorlar, iktidar mensubu milletvekilleri, dördüncü kez bu Kanun’u değiştirerek başlangıçta getirilen sistemin yanlış olduğunu, hatalı olduğunu kabul ediyorlar. O zaman, geliniz, yanlıştan hep beraber dönelim, köklü bir çözüm getirelim, bununla ilgili yeni bir kanun getirelim, eksiklikleri, yanlışlıkları, hataları gözden geçirelim ve yeni bir Teşvik Kanunu’nu, çok kısa süre içerisinde yeniden Parlamentonun önüne getirmek mecburiyetinde kalmayalım düşüncelerimi sizlerle paylaşıyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kandoğan.

Madde üzerinde iki adet önerge vardır; geliş sıralarına göre okutup aykırılığa göre de işleme alacağım.

Buyurun:

                      Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 5084 sayılı Kanunda değişiklik öngören çerçeve 24 üncü maddesinin (B) fıkrasının sondan bir önceki paragrafında yer alan “rayiç değerinin beş katından” ibaresinin “rayiç değerinin üç katından” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

       Faruk Çelik               Mehmet Emin Tutan                Ahmet Işık

           Bursa                             Bursa                             Konya

      Fatih Arıkan                Faruk Anbarcıoğlu

   Kahramanmaraş                      Bursa

BAŞKAN – İkinci önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarının 5084 sayılı Kanunla ilgili çerçeve 24 üncü maddesinin (B) fıkrasının ikinci paragrafının sonuna aşağıdaki hükmün eklenmesini arz ve teklif ederiz

Köksal Toptan                           Faruk Çelik                          Mehmet Ceylan

  Zonguldak                                   Bursa                                   Karabük

Hasan Bilir                            Polat Türkmen                        Musa Uzunkaya

   Karabük                                  Zonguldak                                Samsun

Vahit Erdem                              Ahmet Yeni                           Ramazan Can

   Kırıkkale                                   Samsun                                 Kırıkkale

Cemal Yılmaz Demir                Murat Yılmazer                           Ali Öğüten

    Samsun                                   Kırıkkale                                 Karabük

Fazlı Erdoğan

  Zonguldak

“Bu Kanunun 2’nci maddesinin (a) bendi kapsamı dışında kalan kalkınmada öncelikli yörelerdeki diğer illerde (Gökçeada, Bozcaada hariç) bedelsiz yatırım yeri tahsisine ilişkin olarak, 5 inci maddenin 31/12/2006 tarihinde yürürlükte olan hükümleri uygulanır.

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kalkınmada öncelikli yöreler kapsamında olup Kanunun 2 nci maddesinin (a) bendi kapsamında yer almayan illerde bedelsiz yatırım yeri tahsisine ilişkin düzenlemenin 31/12/2006 tarihinde yürürlükte olan şekliyle uygulanması öngörülmektedir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                                      Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarının 5084 sayılı Kanunda değişiklik öngören çerçeve 24 üncü maddesinin (B) fıkrasının sondan bir önceki paragrafında yer alan “rayiç değerinin beş katından” ibaresinin “rayiç değerinin üç katından” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                     Faruk Çelik (Bursa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli) – Takdire bırakıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki Hakkında Kanunla öngörülen destek ve teşviklerden yatırım yeri tahsisinde yatırımın toplam tutarının, bedelsiz irtifak hakkı tesis edilecek taşınmazın rayiç değerinin üç katından az olmaması yeterli görülmektedir.

BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, çerçeve 24’üncü maddenin (b) fıkrasını kabul edilen önergeler doğrultusunda oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(c) fıkrasını okutuyorum :

 

 

C) 6 ncı mad­de­si­nin bi­rin­ci ve ikin­ci fık­ra­la­rı bir­leş­ti­ri­le­rek, “31.12.2008 ta­ri­hi­ne ka­dar uy­gu­lan­mak üze­re 2 nci mad­de­nin (a) ben­di kap­sa­mın­da­ki il­ler­de, 1.4.2005 ta­ri­hin­den iti­ba­ren fa­ali­ye­te ge­çen ve as­ga­ri on iş­çi ça­lış­tı­ran iş­let­me­ler ile 1.4.2005 ta­ri­hin­den ön­ce fa­ali­ye­te geç­miş iş­let­me­ler­den; fii­len ve sü­rek­li ola­rak hay­van­cı­lık (su ürün­le­ri ye­tiş­ti­ri­ci­li­ği ve ta­vuk­çu­luk da­hil), bi­yo­tek­no­lo­jik ta­rım, se­ra­cı­lık, ser­ti­fi­ka­lı to­hum­cu­luk ve so­ğuk ha­va de­po­su ile imalât sa­na­yi, ma­den­ci­lik, tu­rizm ko­nak­la­ma te­si­si, eği­tim ve­ya sağ­lık alan­la­rın­da fa­ali­yet­te bu­lu­nan­la­rın elek­trik ener­ji­si gi­der­le­ri­nin yüz­de yir­mi­si Ha­zi­ne­ce kar­şı­la­nır. Bu ora­na; 1.4.2005 ta­ri­hin­den son­ra fa­ali­ye­te ge­çen iş­let­me­ler­de as­ga­ri sa­yı­dan son­ra­ki her bir iş­çi için, 1.4.2005 ta­ri­hin­den ön­ce fa­ali­ye­te geç­miş iş­let­me­ler­de ise bu ta­rih­ten son­ra işe baş­la­yan her bir iş­çi için 0,5 pu­an ek­le­nir. Ha­zi­ne­ce kar­şı­la­na­cak oran, or­ga­ni­ze sa­na­yi ve­ya en­düs­tri böl­ge­le­rin­de fa­ali­yet­te bu­lu­nan iş­let­me­ler için yüz­de el­li­yi, di­ğer alan­lar­da fa­ali­yet­te bu­lu­nan iş­let­me­ler için yüz­de kır­kı ge­çe­mez.” şek­lin­de,

de­ğiş­ti­ril­miş­tir.

 

BAŞKAN – Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Sayın Akif Hamzaçebi.

CHP GRUBU ADINA M. AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 24’üncü madde, 2004 yılında kabul edilmiş olan 5084 sayılı Teşvik Yasası’nın çeşitli hükümlerinde değişiklik yapılmasını düzenliyor. (a) ve (b) fıkralarını görüşmüştük, şu anda (c) fıkrasını görüşüyoruz. 29.1.2004 tarihinde kabul edilen 5084 sayılı Teşvik Yasası’nın yürürlüğe girmesinden bu yana bu dördüncü değişiklik. Bu değişikliği başka hangi değişikliklerin takip edeceğini şu anda bilemiyoruz. Bu kadar kısa zamanda dört kez değişiklik yapılan bir Teşvik Yasası’nın ihtiyaca cevap vermediği, bu Teşvik Yasası’nın düzenlenirken iyi düzenlenmemiş olduğu burada ortaya çıkmaktadır. Bunu çok kısaca sizlere anlatmak istiyorum. Problem nerededir? Problem şuradadır: Bu Teşvik Yasası’na ilişkin ilk açıklamayı Sayın Başbakan, o zaman, kamuoyuna yaptı ve kişi başına millî geliri 1.500 doların altında olan illerin düzenlenecek olan bir teşvik yasasının kapsamına alınacağını ifade etti ve problem bu açıklamadan itibaren başladı.

Eğer bir ülkede Sayın Başbakan -bir ülkenin Başbakanı- iyi bilgiler almadan, kulaktan dolma bilgilerle açıklama yapıyorsa ve yapılan açıklama, doğal olarak, topluma, millete karşı bir taahhüt haline geldikten sonra bundan geri dönülemiyorsa ve bu çerçevede bir yasal düzenleme yapılması gerekiyorsa, düzenlenecek olan, çıkacak olan yasanın ihtiyaca cevap vermeyeceği, Türk ekonomisinde teşviki gereken sektörlerin, bölgelerin teşvikini sağlamayacağı çok açıktır. 2004 yılının Ocak ayından beri yaşadığımız budur.

Örnekleriyle sizlere anlatmak istiyorum. Yasa’nın ilk çıktığında Sayın Başbakanın telaffuz ettiği kişi başına millî geliri 1.550 doların altında olan il sayısı 36’ydı. Sayın Başbakanın, aklında, sanıyorum, 98 yılında yine uygulanan bir başka teşvik yasasındaki ölçü kalmıştı. O zamandaki ölçü 1.500 dolardı ancak, o zaman 1.500 doların altında kalan il sayısı 22 iken, Sayın Başbakanın açıklama yaptığı tarihte bu ölçünün altında kalan il sayısının 36 olduğu ortaya çıktı, Yasa o şekilde çıktı.

Coğrafi olarak çok geniş bir bölgeyi teşvik alanına aldığınız andan itibaren teşvikten beklenen etkinliği, sonucu alamazsınız. Neden? Nedeni şu: Teşvikin amacı nedir? Coğrafi olarak bazı bölgeleri teşvik kapsamına alıyorsanız teşvikin amacı şudur: Bu bölgelerde maliyetler yüksektir. Ulaşım maliyetleri yüksektir, kara yolu, altyapısı iyi değildir, hava yolu altyapısı iyi değildir, deniz ulaşımı belki o bölgelerde yoktur. Bu nedenle, ulaşım yönünden, ulaşım maliyetleri yönünden Türkiye’nin diğer bölgelerine kıyasla bu bölgelerde maliyetler yüksektir. Bu maliyeti siz aşağıya çekecek şekilde yatırımcıya bir olanak sağlamazsanız yatırımcı geri kalmış bölgelere gitmez. Birinci nedeni budur, teşvikin birinci nedeni. İkinci nedeni, bu bölgelerde eğitimli iş gücü Türkiye’nin gelişmiş bölgelerine kıyasla fazla değildir. Sosyal imkânları, sosyal olanakları bu yörelerin iyi değildir. Bütün bunları bir araya getirdiğimizde, teşvik vermek suretiyle, bu bölgede yatırım yapacak kişilerin maliyeti diğer bölgelerde yatırım yapacak kişilerin maliyetiyle eşitlenir veya onun biraz daha altına çekilir ki bu bölgeye yatırımcı gitsin.

Otuz altı il teşvik kapsamına alındığı anda ne görüldü? Görüldü ki, bu otuz altı il içerisinde birbiriyle kıyaslanamayacak, aynı kefeye konamayacak birçok il var, bir kısmı gelişmiş, orta gelişmiş, bir kısmı az gelişmiş ve bugüne kadarki uygulama göstermiştir ki, Türkiye’nin geri kalmış yörelerinde, örneğin bir Kars’ta, bir Ardahan’da, bir Hakkâri’de bu yasadan sonra ciddi bir yatırım olmamıştır. Yatırımlar yine önemli ölçüde ulaşım olanaklarının, altyapı olanaklarının nispeten diğer yörelere göre daha gelişmiş olduğu illere, bölgelere gitmiştir. Ondan sonra otuz altı il sayısı yeterli olmadı, muhtelif eleştiriler oldu, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz de burada benim yaptığım bu eleştiriler, artı, başka arkadaşlarımızın başka çerçevede yaptığı eleştirileri yine bu yasaya yöneltildi. Otuz altı il sayısı daha sonra çıkan bir yasayla, 5350 sayılı Yasa’yla kırk dokuz ile çıkarıldı. Kırk dokuz ile çıkarılırken bir başka değişiklik daha yapıldı, daha önce istihdamda herhangi bir şart öngörülmezken bu sefer otuz işçi şartı öngörüldü. Bunun gerekçesi şu aslında: Bir, Hükûmet diyebilir ki, kötüye kullanmayı önlemek. İkinci aslında ve en önemli gerekçe, il sayısı artarken, vergi geliri kaybını azaltmak. İl sayısı artınca, doğal olarak vergi gelirlerinde bir azalış olacaktır, bu azalışı telafi etmek için, istihdamda en az otuz işçi şartı getirilmiştir. Bakın, çok temel bir değişiklik. Yasanın esasında çok temel bir değişikliği, hemen kısa bir süre sonra bir başka yasayla yapmış olduk, hükûmet yapmış oldu.

Yine bu yetmedi, 26 Aralık 2006 tarihinde kabul edilen 5568 sayılı Yasa’yla bir başka değişiklik daha yapıldı. Ne yapıldı? Yasanın ilk çıktığı zaman, beş yıl süreyle yapılacak yatırımlar teşvik kapsamından yararlanıyor denmişti. Beş yıllık sürenin de temel kaygısı, hareket noktası, vergi gelirlerindeki kaybı önlemektir. Beş yıl koyalım ki, on yıl, onbeş yıl, daha uzun süreli olursa, vergi geliri veya sigorta prim gelirimiz çok azalır, o nedenle bir süre koyalım. O zaman da ifade ettik, efendim, dördüncü yılda adam yatırıma başlarsa, bir yıl teşvik verecekseniz, bu yatırımcı yatırıma hiç başlamaz, bu doğru değil. Aralık 2006’daki değişiklikle, bu sefer yatırımcılara biraz daha ek süre verildi. İşte, 31.12.2007 tarihine kadar tamamlanacak yatırımlarda yatırımcılar beş yıl süreyle, 2008 sonuna kadar tamamlanacak yatırımlarda yatırımcılar dört yıl süreyle, 2009 yılı sonuna kadar yapılacak yatırımlarda da yatırımcılar üç yıl süreyle teşvikten yararlanacak düzenlemesi getirildi.

Şimdi yeni bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Burada da muhtelif değişiklikler yapılıyor, bunun esasına girmiyorum. Birtakım sorunlar çözülmeye çalışılıyor olabilir, ama şunu görüyoruz: Dört kez yapılan bir değişiklik, bu teşvik yasasının, Türk ekonomisinin ihtiyacı olan teşvik yasası olmadığını ortaya koymuştur; bunu bırakmalıyız.

Değerli milletvekilleri, Türkiye ekonomisinin ihtiyaçlarına uygun yeni bir teşvik modeli üzerinde durmalıyız. Coğrafi olarak verilen teşvikler işe yaramamıştır. Çok sayıda il kapsama alındığı andan itibaren doğal olarak yatırımcılar -belki bir miktar memleket bağlantısı nedeniyle memleketine giden yatırımcımız olabilir, ama onun ötesinde yatırımcı daima kârını düşünecektir, düşünmek zorundadır- daha iyi kâr edeceği, altyapısı gelişmiş, ulaşım olanağı gelişmiş, pazara daha yakın olan illere gidecektir. O nedenle, bu yasanın Türkiye ekonomisine katkı sağladığı kanaatinde değilim, gerçek anlamda istihdamı artırdığı kanaatinde değilim. Bundan vazgeçmeliyiz. Türkiye ekonomisinin yeni bir sanayileşme stratejisine, modeline ve teşvik modeline ihtiyacı var. Rekabet gücü kaybımız var. Bizim ekonomimizin en büyük problemi rekabet gücü kaybıdır. Bunun muhtelif nedenleri var: Değerli yeni Türk lirası problemi var, Uzak Doğu ülkelerinin, Uzak Asya’nın rekabeti var, onların maliyetlerinin düşüklüğü var. Bütün bunlar bir gerçek. Bu gerçek yanında bizim yapmamız gereken, bu ekonominin, Türkiye ekonomisinin 21’inci yüzyılda yarışabileceği sektörleri teşvik etmek, bu sektörleri bilimsel esasla belirlemek. Coğrafi olarak teşvikler yine çok sınırlı bir bölgede devam edebilir, geri kalmış bölgelerde sınırları iyi çizilmek kaydıyla devam edebilir, ama onun ötesinde tespit edilecek olan sektörlere Türkiye’de bölge ayırımı olmaksınız bir teşviki vermek gerekiyor. Bunlar gerçekten çok iyi tespit edilmeli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Efendim, kişisel söz hakkınızı da veriyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bitiriyorum zaten Sayın Başkan. Teşekkür ederim.

Türkiye’nin 21’inci yüzyılda avantajlı olacağı sektörleri mutlaka tespit etmeliyiz. Bilişim teknolojileri olabilir, nano teknoloji olabilir, başka sektörler olabilir. Türkiye’de teknoparklar vardır. Teknoparklar bu çerçevede bir teşvik bölgesi olarak düşünülebilir. Teknoparklarda bilişim teknolojilerini teşvik edecek düzenlemeler yapabiliriz. Hindistan gibi bilişimden milyarlarca dolar gelir elde eden bir modeli bu teknoparklarda kullanabiliriz. Bunları örnek olarak veriyorum. Böyle bir teşvik modeline ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Mevcut sistemin sorunlarını ifade ederek, kısaca, çözümleri sizlere sunmaya çalıştım. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

Şahsı adına, Karaman Milletvekili Sayın Mevlüt Akgün… Yok. Teşekkür ederim.

Bir sorunuz mu var Sayın Tütüncü?

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Benim bir sorum olacak aracılığınızla. Şimdi, açıkça görülüyor ki, Hükûmetinizin, AKP İktidarının uyguladığı teşvik politikası istenen sonucu vermiyor. Yeni bir arayış içindeyiz. Şimdi ben sorumu soruyorum: Mevcut organize sanayi bölgeleri büyük bir potansiyel sunuyor üretimin ve istihdamın artırılması açısından. Mevcut organize sanayi bölgelerini temel alan ve ilçeler bazında bir teşvik politikası neden uygulanmıyor? Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Bundan önceki birçok yasada da ısrarla bu konuyu gündeme getirmiş olmamıza rağmen, nedense, AKP İktidarı, bu düşünceden uzak kalıyor. Bunun temel nedeni nedir? Bunu öğrenmek istiyorum Sayın Başkan.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Sayın Bakan, cevap verecek misiniz?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Yazılı olarak cevap vereceğiz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 5084 sayılı Kanunda değişiklik öngören çerçeve 24 üncü maddesinin (C) fıkrasında yer alan “1.4.2005 tarihinden önce faaliyete geçmiş işletmelerden;” ibaresinin “1.4.2005 tarihinden önce faaliyete geçmiş ve asgari on işçi çalıştıran işletmelerden;” şeklinde, aynı fıkradaki “biyoteknolojik tarım,” ibaresinin ise “organik ve biyoteknolojik tarım, kültür mantarı yetiştiriciliği ve kompostu,” şeklinde değiştirilmesini ve “1.4.2005 tarihinden önce faaliyete geçmiş işletmelerde ise bu tarihten sonra işe başlayan” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve asgari işçi sayısından sonraki” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                   Faruk Çelik                                      Fatih Arıkan                                 Faruk Anbarcıoğlu

                       Bursa                                       Kahramanmaraş                                       Bursa

                                             Ahmet Işık                                          M. Emin Tutan

                                                 Konya                                                    Bursa

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?..

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

GEREKÇE : 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki Hakkında Kanunla öngörülen enerji desteğinden “organik tarım ile kültür mantarı yetiştiriciliği ve kompostu faaliyetinin de yararlanması imkanı getirilmektedir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

(C) fıkrasını kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 24’üncü madde üzerinde 5084 sayılı Kanuna bir geçici madde ilavesini öngören bir önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 5084 sayılı Kanunla ilgili çerçeve 24 üncü maddesinin (C) fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki (D) fıkrasının eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                   Faruk Çelik                                    Mehmet Daniş                                    Recep Koral

                       Bursa                                            Çanakkale                                          İstanbul

              İbrahim Köşdere                               Metin Kaşıkoğlu

                   Çanakkale                                            Düzce

D) 5084 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 2 – Bu kanunun 3 üncü, 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yer alan destek ve teşviklerden, bu kanunun yayımı tarihinden itibaren 5 yıl süreyle, bu maddelerdeki şartları taşımaları kaydıyla Gökçeada ve Bozcaada’daki işletmelerde yararlanır.

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

5084 sayılı Kanundaki teşvik ve desteklerden iki ilçemizin işletmelerinin de yararlanması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge, (D) fıkrası olarak çerçeve maddeye eklenmiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi, kabul edilen (A), (B), (C) ve (D) fıkralarının bağlı olduğu 24’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

25’inci maddeyi okutuyorum:

 

MAD­DE 25- 29/6/1956 ta­rih­li ve 6762 sa­yı­lı Türk Ti­ca­ret Ka­nu­nu­nun 26 ncı mad­de­si­nin ikin­ci fık­ra­sı  aşa­ğı­da­ki şe­kil­de de­ğiş­ti­ril­miş­tir.

 “492 sa­yı­lı Harç­lar Ka­nu­nu hü­küm­le­ri uya­rın­ca tah­sil edi­len ti­ca­ret si­ci­li harç­la­rı­nın red ve ia­de­ler dü­şül­dük­ten son­ra kalan tu­ta­rı­nın yüz­de 25’i il­gi­li oda­ya ge­lir kay­de­dil­mek üze­re ak­ta­rı­lır.”

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

26’ncı maddeyi okutuyorum:

 

MAD­DE 26- 19/3/1969 ta­rih­li ve 1136 sa­yı­lı Avu­kat­lık Ka­nu­nu­nun 180 in­ci mad­de­si­nin ikin­ci fık­ra­sı­na aşa­ğı­da­ki bent eklenmiş­tir.

“d) Zo­run­lu mü­da­fi ve vekil gö­rev­len­dir­me­le­ri ile il­gi­li ca­ri gi­der­ler.”

BAŞKAN – Madde üzerinde söz?.. Yok.

Bir önerge var, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile ilgili çerçeve 26 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Faruk Çelik                                       Cavit Torun                                      Hüsnü Ordu

                       Bursa                                            Diyarbakır                                           Kütahya

                     Ali Ayağ                                  Cemal Yılmaz Demir                                Ahmet Uzer

                      Edirne                                             Samsun                                          Gaziantep

Madde 26- 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 180 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde geçen “yüzde üçü” ibareleri “yüzde ikisi” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Maliye Bakanlığınca iki yıl öncesine ait kesin hesap sonuçlarına göre tespit edilen toplam tutarlar esas alınarak 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (1), (2) ve (3) sayılı tarifelere göre alınan harçların yüzde biri ile idarî nitelikteki para cezaları hariç olmak üzere para cezalarının yüzde biri; her yıl Mart ayının sonuna kadar Türkiye Barolar Birliği adına açılan hesaba aktarılır ve zorunlu müdafi ve vekil görevlendirme ile ilgili cari giderler bu hesaptan ödenir. Bu hesap, münhasıran zorunlu müdafi ve vekil görevlendirme ile ilgili cari giderler için kullanılır ve yılı içinde harcanmayan paralar, ertesi yıla aynen aktarılır. Bu paraların barolar arasındaki dağıtımı, harcanması ve bu hizmet için çalıştırılacak personele ilişkin hususlar, Maliye Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği tarafından birlikte çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜZÜ OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

 

 

 

Gerekçe:

Baroların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun sanık ve müşteki için getirdiği zorunlu müdafi ve vekil görevlendirme hizmetleri ile ilgili olarak Baroların yapacağı cari giderlerin karşılanması amacıyla, adli yardım hesabına aktarılan paraların oranı yüzde 3’ten yüzde 2’ye indirilmekte ve kalan yüzde 1’in ise ayrı bir hesaba aktarılmak suretiyle zorunlu müdafi ve vekil görevlendirme ile ilgili cari giderlerin ödenebilmesi için barolara dağıtılması ve harcanmasına ilişkin hususlar düzenlenmektedir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

27’nci maddeyi okutuyorum:

 

MAD­DE 27- 16/7/1997 ta­rih­li ve 4283 sa­yı­lı Yap-İş­let Mo­de­li ile Elek­trik Ener­ji­si Üre­tim Te­sis­le­ri­nin Ku­rul­ma­sı ve İş­le­til­me­si ile Ener­ji Sa­tı­şı­nın Dü­zen­len­me­si Hak­kın­da Ka­nu­nun ge­çi­ci 3 ün­cü mad­de­si­nin (B) fık­ra­sı­nın so­nu­na aşa­ğı­da­ki pa­rag­raf ek­len­miş­tir.

“Elek­trik pi­ya­sa­sı mev­zu­atı çer­çe­ve­sin­de Ener­ji Pi­ya­sa­sı Dü­zen­le­me Ku­ru­lu ta­ra­fın­dan tek­lif ver­me top­lan­tı­sı ger­çek­leş­ti­ril­miş olan ay­nı kay­nak için ya­pıl­mış çok­lu baş­vu­ru­lar­dan bu mad­de­nin ya­yı­mı ta­ri­hi iti­ba­riy­le li­sans al­mış olan­la­rın li­sans­la­rı, yar­gı­ya in­ti­kal edip et­me­di­ği­ne ba­kıl­mak­sı­zın ve her­han­gi bir iş­le­me ge­rek bu­lun­mak­sı­zın ge­çer­li­dir.”

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği? Yok.

Bir önerge var, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 27 nci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını ve müteakip maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Faruk Çelik                                   İmdat Sütlüoğlu                                Fahrettin Poyraz

                       Bursa                                                 Rize                                                Bilecik

                   Cavit Torun                               Ahmet Büyüakkaşlar                                Ahmet Yeni

                    Diyarbakır                                            Konya                                              Samsun

              İbrahim Köşdere                               Zülfü Demirbağ

                   Çanakkale                                            Elazığ

BAŞKAN – Sayın Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Tasarı metninden çıkarılması öngörülmektedir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Böylece, madde metinden çıkarılmıştır.

Şimdi, 28’inci maddeyi 27’nci madde olarak okutuyorum:

 

MAD­DE 27- 15/11/2000 ta­rih­li ve 4603 sa­yı­lı Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Zi­ra­at Ban­ka­sı, Tür­ki­ye Halk Ban­ka­sı Ano­nim Şir­ke­ti ve Tür­ki­ye Em­lak Ban­ka­sı Ano­nim Şir­ke­ti Hak­kın­da Ka­nu­na aşa­ğı­da­ki ge­çi­ci mad­de ek­len­miş­tir.

“GEÇİCİ MADDE 10- Tür­ki­ye Halk Ban­ka­sı A.Ş.’nin öden­miş ser­ma­ye­si­ni oluş­tu­ran his­se­le­rin 09/12/2004 ta­rih ve 5274 sa­yı­lı Türk Ti­ca­ret Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun kap­sa­mın­da Ye­ni Türk Li­ra­sı­na in­ti­ba­kı­nı sağ­la­mak üze­re; öden­miş ser­ma­ye içe­ri­sin­de Özel­leş­tir­me İda­re­si Baş­kan­lı­ğı dı­şın­da­ki his­se­dar­la­ra ait 100 TL iti­ba­ri de­ğer­li his­se se­net­le­ri; 1 YTL iti­ba­ri de­ğer­li 1 adet, 500 TL iti­ba­ri de­ğer­li his­se se­net­le­ri; 1 YTL iti­ba­ri de­ğer­li 5 adet ve 1 .000 TL iti­ba­ri de­ğer­li his­se se­net­le­ri;  1 YTL iti­ba­ri de­ğer­li 10 adet his­se se­ne­di­ne ta­mam­la­nır. Bu ta­mam­la­ma iş­le­mi, Ban­ka ser­ma­ye­si ar­tı­rıl­mak­sı­zın, Özel­leş­tir­me İda­re­si Baş­kan­lı­ğı­nın his­se­le­ri­nin ye­te­ri mik­tar­da dev­ri yo­luy­la be­del­siz ola­rak ya­pı­lır. Ay­rı­ca, Özel­leş­tir­me İda­re­si Baş­kan­lı­ğı­nın fark­lı iti­ba­ri de­ğer­ler­de­ki his­se­le­ri 1 YTL iti­ba­ri de­ğer­li his­se­le­re çev­ri­lir. Bu şe­kil­de ya­pı­la­cak ta­mam­la­ma iş­lem­le­ri, Ban­ka­nın his­se se­net­le­ri Pay Def­te­ri­ne iş­le­nir. Türk Ti­ca­ret Ka­nu­nu­nun na­ma ya­zı­lı his­se de­vir­le­ri­ne iliş­kin hü­küm­le­ri uy­gu­lan­maz.

Söz ko­nu­su iş­lem­le­re iliş­kin ola­rak ya­pı­la­cak ana söz­leş­me de­ği­şik­li­ğin­de 09/12/2004 ta­rih ve 5274 sa­yı­lı Türk Ti­ca­ret Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun hü­küm­le­ri uy­gu­la­nır ve anı­lan de­ği­şik­li­ğin Ti­ca­ret Si­ci­li­ne tes­cil et­ti­ril­me­si­ni ta­ki­ben es­ki his­se se­net­le­ri hü­küm ifa­de et­mez. Bu mad­de­nin yü­rür­lü­ğe gir­di­ği ta­rih­ten iti­ba­ren aza­mi iki ay içe­ri­sin­de, bu mad­de kap­sa­mın­da ya­pı­la­cak ana söz­leş­me de­ği­şik­li­ği mev­cut mev­zu­at uya­rın­ca ger­çek­leş­ti­ri­lir.”

 

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği yok, ancak Komisyonun bir düzeltme talebi var.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli) – Sayın Başkanım, Geçici Madde 10’un, 9 olarak düzeltilmesini istiyoruz.

BAŞKAN – 10 yerine 9 olarak düzeltiyoruz.

Zabıtlara geçmiştir.

Maddeyi düzeltilmiş haliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

28’inci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 28- 3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 sayılı Kanunda ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 8-  (1) Kuruluş ve faaliyet izni almadan tütün ve tütün mamulleri ile alkol ve alkollü içkiler üretmek üzere fabrika, tesis veya imalathane kuran ve/veya işletenlere; işyerleri veya ikametgâhlarında söz konusu maddeleri üretenlere bir yıldan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası verilir. Ancak, hükmolunan adli para cezasının miktarı üretilmiş tütün ve tütün mamulleri ile alkol ve alkollü içkilerin piyasa değerinin on katı tutarından az olamaz. Bu hüküm 6 ncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkrasına aykırı hareket edenler hakkında da uygulanır.

(2) Satış belgesi almadan satış yapanların ellerindeki ürünlere elkonulmakla birlikte, toptan satış ve dağıtım yapanlara beşyüz güne kadar, perakende satış yapanlara ikiyüz güne kadar adli para cezası verilir. Ancak, verilecek adli para cezasının miktarı elkonulan ürünlerin piyasa değerinin on katından az olamaz.”

(3) Bu Kanun hükümleri ile Kurumun genel ve düzenleyici işlem ve kararlarına, ilgili diğer mevzuatla belirlenen idari ve teknik düzenlemelere aykırılığın saptanması halinde Kurulca;

a) Tütün, tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkiler piyasasında mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bunların her türlü birliklerinin, Kurumun görev alanı ile ilgili konularda görevlendirilen Kurum yetkililerinin talep ettikleri her türlü bilgi ve belgeyi ve numuneleri belirlenen süre içerisinde tam ve doğru olarak vermemeleri, gerekli tesis ve yerleri incelemeye açmamaları ve durumu tespit eden tutanakları imzalamamaları halinde beşbin Yeni Türk Lirası idari para cezası uygulanır. Eylemin tekrarı halinde yetkilendirme belgeleri iptal edilir.

b) Sarmalık kıyılmış tütün mamulünü  birim ambalajı içerisinde, tütün miktarı ile orantılı miktarda yaprak sigara kağıdı veya makaron bulundurulmadan ve Kurumca belirlenen usul ve esaslara uyulmadan piyasaya arz edenlere ikibin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir. Eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.

c) Tütün piyasasında ilgili mevzuata uymayarak piyasayı bozucu faaliyetlerde bulunanlar ile yazılı sözleşme esası veya açık artırma yöntemi ile alım-satım kapsamında, üreticiye karşı yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmeyen alıcılara her bir eylem için beş bin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir. Eylemin tekrarı halinde yetkilendirme belgeleri iptal edilir.

ç) Tütün, tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkiler piyasasında faaliyet gösteren üretici ve ithalatçı firmaların, Kurumca belirlenen usul ve esaslara uymadan veya  izin almadan ve/veya güncelleme yapmadan ürettikleri veya ithal ettikleri ürünlerin standardına etkisi olabilecek girdilerde ve piyasaya arz ambalajına ilişkin herhangi bir değişiklik yapmaları ve ürünleri piyasaya arz etmeleri halinde onbin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir. Eylemin ikinci kez tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır. Üçüncü kez tekrarında bir yıla kadar faaliyetin durdurulması kararı verilir.

d) Tütün, tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkiler piyasasında faaliyet gösteren üretici ve ithalatçı firmaların, Kurumca talep edildiği halde ticari faaliyetini gösterir satış ve faaliyet raporlarını vermemeleri halinde, onbin Yeni Türk Lirası idari para cezası uygulanır. Eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.

e) Üretici firmaların, Kurum tarafından görevlendirilecek bir heyet marifetiyle hammadde, yarı mamul ve mamul stokları ile Kuruma karşı yükümlülükleri saptanarak kapatma işlemi sonuçlandırılmadan üretim faaliyetlerini sona erdirmesi halinde Kuruma bildirilen son satış raporunda belirtilen ürün miktarının piyasa değerinden az olmamak üzere yirmibin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.

f) Üretici firmaların, Kurumdan izin alınmaksızın üretim tesislerinin kuruluş yerinin değiştirilmesi, kurulu makinelerinin ülke içerisinde kısmen veya tamamen aynı firma tarafından kurulacak yeni veya eski bir fabrikaya nakli, başka bir firmaya devri veya ülke dışına çıkarılması halinde Kuruma bildirilen son satış raporunda belirtilen ürün miktarının piyasa değerinden az olmamak üzere ellibin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.

g) Üretici firmalarca, Kurumdan proje tadilat izni alınmaksızın üretim tesisinde değişiklik yapılması halinde Kuruma bildirilen son satış raporunda belirtilen ürün miktarının piyasa değerinden az olmamak üzere onbin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.

ğ) Toptan ve perakende satıcılar ile açık içki satıcılarının kaçak veya sahte ürün bulundurmaları, ürünleri Kurumdan izin ve yetki almamış kişilerden almaları veya bu kişilere satmaları halinde her bir eylem için bin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir. 

h) Perakende satıcıların, yetkili olmadığı halde açık olarak içki satışı veya sunumu yapmaları halinde beşyüz Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.  Eylemin tekrarı halinde satış belgeleri iptal edilir.

ı) 18 yaşından küçüklere tütün mamulleri sattıkları tespit edilenlere bin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir. Tekrarı halinde satış belgeleri iptal edilir. Alkollü içki satanların belgeleri ise derhal iptal edilir.

Yukarıda sayılan haller dışında bu kanun kapsamında verilen izin, tescil ve uygunluk belgelerinde belirtilen şartlara uyulmadan faaliyet gösterildiğinin tespiti halinde, ilgili gerçek ve tüzel kişiler uyarılmakla birlikte aykırılığın giderilmesi için eylemin niteliğine göre bir aydan altı aya kadar süre verilir. Verilen süre sonunda aykırılığın devamı halinde izin, tescil ve uygunluk belgelerinin üç aya kadar askıya alınmasına, ikinci kez tekrarında ise iptaline karar verilir.

3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı, 8/6/1942 tarihli ve 4250 sayılı,  10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kanunlara karşı gelmekten mahkumiyeti olanlar ile konuya ilişkin mevzuatın ihlali nedeni ile iki defadan fazla aynı suçtan dolayı ön ödemede bulunarak, haklarında iki defadan fazla ön ödeme kapsamında  karar verilmiş olanlara bir daha satış ve/veya uygunluk belgesi verilmez.

Bu maddede yer alan idari para cezaları hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

 

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği yok.

Bir önerge var, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı kanun tasarısının 4733 sayılı Tütün Kanunu ile ilgili çerçeve 28’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Eyüp Fatsa                                        Ahmet Yeni                                     İmdat Sütlüoğlu

                        Ordu                                                Samsun                                                Rize

         Abdullah Erdem Cantimur                          Nusret Bayraktar                                  Murat Yıldırım

                      Kütahya                                             İstanbul                                              Çorum

Madde 28- 3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 sayılı Kanunda ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 8- A) Kurumdan tesis kurma izni almadan tütün işlemek ve tütün mamulleri ile alkol ve alkollü içkiler üretmek üzere fabrika, tesis veya imalathane kuranlara, Kurumdan üretim izni almaksızın işyerleri veya ikametgâhlarında söz konusu maddeleri işleyen ve üretenlere bir yıldan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası verilir. Ancak, işleme ve üretim için hükmolunacak adlî para cezasının miktarı işlenmiş tütün veya üretilmiş tütün mamulleri ile alkol ve alkollü içkilerin piyasa satış fiyatının on katı tutarından az olamaz. Bu hüküm 6 ncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkrasına aykırı hareket edenler hakkında da uygulanır.

Tütün malulleri, alkol ve alkollü içkilerin ambalajlarına uygulanan bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taklit eden, bunların taklit olduğunu bilerek kullanan, nakleden, bulunduranlarla, bunların taklit olmayanlarını ilgili mevzuatta belirlenen şekilde temin etmesine rağmen belirlenen ürünlerde  kullanmaksızın bedelli veya bedelsiz olarak başkalarına verenler, bu işaretleri alma ve kullanma hakkı olmadığı halde sahte belgelerle veya herhangi bir şekilde ilgili kurum veya kuruluşları yanıltarak temin edenler ve piyasaya bu işaretleri taşımayan ürünleri arz eden yada satmak amacıyla elinde bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin günden beşbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

Dağıtım ve satış belgesi almadan satış yapanların ellerindeki ürünlere elkonulmakla birlikte, toptan satış ve dağıtım yapanlara 500 güne kadar, perakende satış yapanlara 200 güne kadar adli para cezası verilir. Ancak, verilecek adli para cezasının miktarı elkonulan ürünlerin piyasa satış fiyatının on katından az olamaz. Elkonulan ürünlerle ilgili  yapılacak işlemlerin usul ve esasları Kurum tarafından belirlenir.

B) Bu Kanun hükümleri ile Kurumun genel ve düzenleyici işlem ve kararlarına, ilgili diğer mezuatla belirlenen idari ve teknik düzenlemelere aykırılığın saptanması halinde Kurulca;

a) Tütün, tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkiler piyasasında mal veya hizmet üreten, ithal eden, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bunların her türlü birliklerinin, Kurumun görev alanı ile ilgili konularda görevlendirilen Kurum yetkililerinin talep ettikleri her türlü bilgi ve belgeyi ve numuneleri belirlenen süre içerisinde tam ve doğru olarak vermemeleri, gerekli tesis ve yerleri incelemeye açmamaları ve durumu tespit eden tutanakları imzalamamaları halinde beşbin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.

b) Sarmalık kıyılmış tütün mamulünü birim ambalajı içerisinde, tütün miktarı ile orantılı miktarda yaprak sigara kâğıdı veya makaron bulundurulmadan ve Kurumca belirlenen usul ve esaslara uyulmadan piyasaya arz edenlere ikibin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.

c) Tütün piyasasında ilgili mevzuata uymayarak piyasayı bozucu faaliyetlerde bulunanlar ile yazılı sözleşme esası veya açık artırma yöntemi ile yapılan alım satım kapsamındaki yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmeyenlere her bir eylem için beş bin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.

d) Tütün mamulleri piyasasında faaliyet gösteren üretici ve ithalatçı firmaların, Kurumca belirlenen usul ve esaslara uymadan veya izin almadan ve/veya güncelleme yapmadan ürettikleri veya ithal ettikleri ürünlerin standardına etkisi olabilecek girdilerde ve piyasaya arz ambalajına ilişkin herhangi bir değişiklik yapmaları ve ürünleri piyasaya arz etmeleri halinde onbin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.

e) Tütün, tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkiler piyasasında faaliyet gösteren üretici ve ithalatçı firmaların, Kurumca talep edildiği halde ticari faaliyetini gösterir satış ve faaliyet raporlarını vermemeleri halinde, onbin Yeni Türk Lirası idari para cezası uygulanır.

f) İşleyici ve üretici firmaların, Kuruma karşı yükümlülüklerini yerine getirmeden faaliyetlerini sona erdirmesi halinde yirmibin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.

g) Kurumdan izin almaksızın işleme ve üretim tesislerinin kuruluş yerinin değiştirilmesi, kurulu makinelerinin ülke içerisinde kısmen veya tamamen aynı firma tarafından kurulacak yeni veya eski bir fabrikaya nakli, başka bir firmaya devri veya ülke dışına çıkarılması halinde yirmibin Yeni Türk Lirası idari para cezası uygulanır.

h) Kurumdan proje tadilat izni alınmaksızın işleme veya üretim tesisinde değişiklik yapılması halinde onbin Yeni Türk Lirası idari para cezası uygulanır.

ı) Toptan ve perakende tütün mamulü, alkol ve alkollü içki dağıtıcı ve satıcıları ile açık içki satıcılarının kaçak veya sahte ürün bulundurmaları, ürünleri Kurumdan ve/veya il özel idarelerinden izin ve yetki almamış kişilerden almaları veya bu kişilere satmaları veya yetkilendirme belgesinde belirtilen işyeri veya dağıtım alanları dışında dağıtım ve satış yapmaları halinde her bir eylem için bin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.

i) Perakende satıcıların, yetkili olmadığı halde açık olarak içki satışı veya sunumu yapmaları veya piyasaya arz ambalajında satışa sunulan tütün mamulleri ile alkol ve alkollü içkileri ambalajını bozarak veya bölerek satmaları halinde beşyüz Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.

j) 18 yaşını doldurmamış kimselere tütün mamulleri ve alkollü içki sattıkları tespit edilenlere bin Yeni Türk lirası idari para cezası verilir.

k) Üretici, ithalatçı, dağıtıcı, toptan ve perakende satıcılardan, tütün mamulleri ve alkollü içkilerin satış yerlerinde raf, stand ve benzeri teşhir ünitelerinde haksız rekabet yaratmayacak, reklam ve tanıtıma ilişkin mevzuata aykırı olmayacak şekilde aynı konumda ve aynı ambalaj kategorisinde yerleştirilmesini teminen Kurumca yapılan düzenlemelere uymadığı tespit edilenlere ve otomatik satış makinesi ile satış yapanlara bin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.

l) Yukarıda sayılan haller dışında bu kanun kapsamında verilen yetkilendirme belgelerinde belirtilen şartlara uyulmadan faaliyet gösterildiğinin veya Kurumca yapılan düzenlemelere aykırı hareket edildiğinin tespiti halinde, ilgili gerçek ve tüzel kişiler uyarılmakla birlikte aykırılığın giderilmesi için altı aya kadar süre verilir. Verilen süre sonunda aykırılığın devam etmesi veya süre verilse dahi aykırılığın giderilmesinin mümkün olmadığı hallerde, fiilin niteliğine göre bin Yeni Türk Lirasından beşbin Yeni Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanır.

İdari para cezasını gerektiren fiillerin tekrarlanması hâllerinde para cezaları, her defasında bir önceki cezanın iki katı oranında artırılarak uygulanır. Bu cezaların verildiği tarihten itibaren iki yıl içinde idari para cezası verilmesini gerektiren aynı fiil işlenmediği takdirde önceki cezalar tekrarda esas alınmaz. Ancak bu maddenin (f), (g) ve (h) bentlerinde sayılan ihlaller nedeniyle verilecek para cezası Kuruma bildirilen son satış raporunda belirtilen ürün miktarının piyasa satış fiyatından az olamaz; (a), (c), (i), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan ihlallerin tekrarı halinde ise fiilin ağırlığına göre idari para cezası uygulanmaksızın yetkilendirme belgelerinin iptaline, (d) bendinde sayılan ihlallerde bir yıla kadar faaliyetin durdurulmasına karar verilebilir. Satış belgesi iptal edilen satıcıların kendileri adına ya da aynı işyerinde aynı ticaret unvanı ile faaliyette bulunulması veya işyerinin aynı gerçek veya tüzel kişilerce işletilmesi halinde, söz konusu işyerinde satıcılık yapmak üzere başkaları adına iki yıl süreyle yeni belge başvurusunda bulunulamaz.

İdari para cezaları, bu Kanuna aykırı hareket eden tarafların her birine ayrı ayrı uygulanır. Bu Kanun gereğince para cezasını gerektiren fiillerin Türk Ceza Kanunu veya ceza hükmü içeren diğer kanunlarda suç sayılması, söz konusu para cezalarının ve diğer idari yaptırımların uygulanmasına engel olmaz.

Bu Kanundaki cezaları gerektiren fiillerin birden fazla olması halinde ve aralarında bağlantı olması durumunda en yüksek cezayı gerektirecek fiilin cezası; bağlantı bulunmaması halinde ise her birinin cezası ayrı ayrı uygulanır.

3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı, 8/6/1942 tarihli ve 4250 sayılı, 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kanunlara karşı gelmekten mahkumiyeti olanlar ile konuya ilişkin mevzuatın ihlali nedeni ile iki defadan fazla aynı suçtan dolayı ön ödemede bulunarak, haklarında iki defadan fazla ön ödeme kapsamında karar verilmiş olanlara bir daha satış ve/veya uygunluk belgesi verilmez.

Bu maddede perakende satıcılar hakkında  yer alan idari para cezaları ve diğer yaptırımlar Kurumca belirlenen usul ve esaslar dahilinde il özel idarelerince uygulanır.

İdari para cezalarının takip ve tahsilinde 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır.

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe: Tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkilerin ambalajlarına vergi ve piyasa güvenliğinin sağlanması amacıyla uygulanan bandrol ve benzeri işaretlerin taklit edilmesinin önlenmesi, özellikle okul çevrelerinde yaygın bir şekilde rastlanan ambalajın bölünerek tek sigara satışı ile bir çeşit kumar makinesi olarak da kullanılan otomatik sigara satış makineleriyle ilgili düzenleme eksikliğinin giderilmesi, sektör firmalarının ürünlerinin haksız rekabet yaratmayacak, reklam ve tanıtıma ilişkin mevzuata uygun olarak teşhiri hususlarının tamamlanması ve idari yaptırımların sistematik hale getirilmesi amacıyla işbu değişiklik önerilmektedir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Şimdi, 28’inci maddeyi, kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

29’uncu maddeyi okutacağım.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Bu maddeyle ilgili sorum vardı.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, tasarının 29’uncu maddesi, aynı kanunun farklı maddelerini üç ayrı fıkra olarak değiştirdiğinden, fıkralar hakkında ayrı madde işlemi yapılacaktır.

Şimdi, 29’uncu maddeyi ve (a) fıkrasını okutuyorum:

 

MAD­DE 29- 10/12/2003 ta­rih­li ve 5018 sa­yı­lı Ka­mu Ma­li Yö­ne­ti­mi ve Kon­trol Ka­nu­nu­nun;

A) 55 in­ci mad­de­si­nin ikin­ci fık­ra­sı “Gö­rev ve yet­ki­le­ri çer­çe­ve­sin­de, ma­li yö­ne­tim ve iç kon­trol sü­reç­le­ri­ne iliş­kin stan­dart­lar ve yön­tem­ler Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğın­ca; iç de­ne­ti­me iliş­kin stan­dart­lar ve yön­tem­ler ise İç De­ne­tim Ko­or­di­nas­yon Ku­ru­lun­ca be­lir­le­nir. Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı, ka­mu iç ma­li kon­trol sis­te­mi­nin ge­liş­ti­ril­me­si, uyum­laş­tı­rıl­ma­sı ve ko­or­di­nas­yo­nu­nu sağ­lar ve ka­mu ida­re­le­ri­ne bu sis­te­me iliş­kin reh­ber­lik hiz­me­ti ve­rir.” şek­lin­de,

 

 

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

29’uncu maddenin (A) fıkrası ile ilgili bir önerge var, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 29 uncu maddesinin (A) fıkrasının Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Faruk Çelik                                        Ahmet Işık                                        Fatih Arıkan

                        Bursa                                                Konya                                         Kahramanmaraş

                 Selahattin Dağ                                        Nihat Eri

                      Mardin                                              Mardin

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Söz konusu Kanun Tasarısının 30 uncu maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun ilgili maddelerinde yapılan değişikliklerin, 1/1295 esas nolu Kanun Tasarısında düzenlenmiş olduğundan metinden çıkarılması amacıyla söz konusu önerge hazırlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

(A)       fıkrası metinden çıkarılmıştır.

Şimdi (B) fıkrasını okutuyorum:

 

B) 60 ıncı maddesinin son fıkrası “İdarelerin mali hizmetler birimlerinde mali hizmetler uzman yardımcısı ve mali hizmetler uzmanı çalıştırılabilir. Mali hizmetler uzman yardımcısı kadrolarına atanabilmek için 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde sayılan genel şartlara ilave olarak;

a) En az dört yıllık lisans eğitimi veren hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden veya bunlara denkliği yetkili makamlarca kabul edilen yurt içi veya yurt dışındaki öğretim kurumlarından mezun olmak,

b) Yapılacak özel yarışma sınavında başarılı olmak,

c) Sınavın yapıldığı yılın başı itibarıyla 30 yaşını doldurmamış olmak,

şartları aranır.

Özel yarışma sınavı Maliye Bakanlığı tarafından Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezine yaptırılacak yazılı sınav ve Maliye Bakanlığınca yapılacak sözlü sınavdan oluşur. Özel yarışma sınavında başarılı olanlar, ÖSYM tarafından başarı sırası ve yaptıkları tercihler dikkate alınarak belirlenir ve bunlar idarelerde mali hizmetler uzman yardımcısı kadrolarına atanırlar. Bu kadrolara atananlar en az üç yıl çalışmak ve olumlu sicil almak şartıyla, açılacak yeterlik sınavına girme hakkını kazanırlar. Maliye Bakanlığınca yapılacak yeterlik sınavında başarılı olanlar mali hizmetler uzmanı kadrolarına atanırlar. Mali hizmetler uzman yardımcılığı döneminde veya yeterlik sınavında başarılı olamayanlar, bulundukları kamu idarelerinde durumlarına uygun kadrolara atanırlar. Özel yarışma sınavına katılacak adayların belirlenmesi, sınavların yapılması, atama ve yerleştirilmeleri, yetiştirilmeleri, yeterlik sınavları ile çalışma usul ve esasları Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Mali hizmetler uzmanı kadrolarına atandıktan sonra en az üç yıl süreyle atandıkları idarelerde söz konusu kadrolarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre görev yapanlar, kendilerinin isteği ve idarelerinin muvafakatı ile başka bir kamu idaresinin aynı unvanlı kadrolarına atanabilirler.” şeklinde,

BAŞKAN – Söz isteği? Yok.

(B) fıkrasıyla ilgili bir önerge var, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 29 uncu maddesinin (B) fıkrasının Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Faruk Çelik                                        Ahmet Işık                                        Fatih Arıkan

                        Bursa                                                Konya                                         Kahramanmaraş

                     Nihat Eri                                        Selahattin Dağ

                      Mardin                                              Mardin

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Söz konusu Kanun Tasarısının 30 uncu maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun ilgili maddelerinde yapılan değişikliklerin, 1/1295 esas nolu Kanun Tasarısında düzenlenmiş olduğundan metinden çıkarılması amacıyla söz konusu önerge hazırlanmıştır.

BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir ve 29’uncu maddenin (B) fıkrası maddeden çıkarılmıştır.

Şimdi (C) fıkrasını okutuyorum:

C) 71 inci maddesinin birinci fıkrası “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde, aynı maddenin son fıkrası ise “Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” şeklinde,

değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz yok.

Soru var.

Sayın Tütüncü, buyurun.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben, bu maddeden yararlanarak şarap üzerindeki yüksek ÖTV’nin ne zaman makul seviyelere çekileceğini Sayın Bakandan öğrenmek istiyorum.

Sayın Başkan, Tekel’in son derece acele ve bilinçsizce özelleştirilmesi sonucunda geçen yıl, yani 2006 yılında şaraplık üzüm üreticileri çok ağır bir ekonomik darbe yemiş durumdadırlar. 2005 yılında örneğin 1 yeni TL’nin üzerinde satılan kaliteli şaraplık üzümleri, geçen yıl 40 kuruş, 50 kuruş, en fazla 60-70 yeni kuruşa alıcı bulabildi. Ben üzümcü köylerini dolaştım, sanki cenaze çıkmış gibi. Sayın Bakanımıza biz bunu defalarca iletmiş olmamıza rağmen, yani yüksek ÖTV’nin indirileceği sözü de verilmiş olmasına rağmen bu konuda hareket edilmedi.

Ben, özür diliyorum, böyle bir açıklama yapma durumunda kaldım ve size de bana bu açıklama yapma fırsatını verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Yüksek ÖTV şaraplık üzüm üreticilerinin üzerinde, dolayısıyla olumsuz bir etki yapmıştır.

Bu konuda sorumu yineliyorum: Sayın Bakanımız, geçmiş yıllarda da söz verdiniz, geçen yıl da söz verdiniz, bu şaraplık üzüm üreticilerinin rahatlatılması için, şarap üzerindeki bu yüksek ÖTV’yi hangi oranda ve ne zaman makul bir düzeye indireceksiniz?

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.

Sayın Bakan, buyurun.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum. Sayın Tütüncü’ye de teşekkür ediyorum bir konunun açıklanmasına vesile oluyorlar sorularıyla.

Şimdi, takdir ederler ki, bu konuda bizim bir sıkıntımız vardı maliye olarak, alkollü içkilerde, şarapta ve diğerlerinde kayıt dışı maalesef çok fazlaydı. Tabii, bu kayıt dışılığı önlemek için, maliye olarak biz, çok radikal tedbirler alıyoruz şimdi. Bununla ilgili de çalışmalarımız aşağı yukarı yakında da sonuçlanıyor ve onunla birlikte de bu ÖTV konusu üzerindeki çalışmalarımız devam ediyor. Tahmin ediyorum, bu sene de bir netice alacağız ve tatbike de koyacağız.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, fıkra üzerinde bir önerge var, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının 29 uncu maddesinin (C) fıkrasının Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Faruk Çelik                                       Ahmet Işık                                       Fatih Arıkan

                       Bursa                                               Konya                                       Kahramanmaraş

                     Nihat Eri                                      Selahattin Dağ

                      Mardin                                              Mardin

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli) – Takdire bırakıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Katılıyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Söz konusu Kanun Tasarısının 30 uncu maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun ilgili maddelerinde yapılan değişikliklerin, 1/1295 esas nolu Kanun Tasarısında düzenlenmiş olduğundan metinden çıkarılması amacıyla söz konusu önerge hazırlanmıştır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…  Önerge kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, biraz önce kabul edilen önergelerle (a), (b) ve (c) fıkraları metinden çıkarıldığından, tasarının metninden çıkarıldığından, şimdi bu fıkraların bağlı olduğu 29’uncu maddenin de tasarı metninden çıkarılmasını oylarınıza sunacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir ve 29’nucu madde metinden çıkarılmıştır.

31’inci maddeyi 29’uncu madde olarak okutuyorum:

 

MADDE 29- 17/9/2004 tarihli ve 5234 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Aylık gayrisafi hasılattan irat kaydedilecek oranı, döner sermayeler itibariyle %1’e kadar indirmeye Maliye Bakanı yetkilidir.”

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

 

30’uncu maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 30- 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 69 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Alınan bu harcın red ve iadeler düşüldükten sonra kalan tutarının yüzde 25’i ilgili birliğe gelir kaydedilmek üzere aktarılır.”

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

31’inci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 31- 2/9/1983 tarihli ve 78 sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde  Kararnamenin ek 8 inci maddesine birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.

“Meslek yüksekokullarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenecek uzmanlık alanlarına açıktan ya da naklen atanacak öğretim görevlileri merkezi sınavdan muaftır. Bu statüde meslek yüksekokullarına atananlar, meslek yüksekokullarının uzmanlık alanları dışındaki üniversitelerin ya da yüksek teknoloji enstitülerinin bir birimine görevlendirilemez ve atanamazlar.”

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, 32’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 32- 193 sayılı Kanunun mükerrer 121 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

BAŞKAN – 32’nci madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Balıkesir Milletvekili Ali Kemal Deveciler.

Kişisel söz isteği var, birleştiriyorum.

Buyurun.

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 32’nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tasarının 32’nci maddesi, ücretlilere vergi iadesini kaldıran maddedir. Hepimizin bildiği gibi bu tasarının kanunlaşması halinde, Hükûmet, çalışanların, toplam 10,6 milyon çalışanın, ücretlinin 3,4 katrilyon tutan 2007 yılında hak edecekleri geliri, vergi iadelerini ne yazık ki 2008 yılında vermeyecektir. Tasarının 2’nci maddesine ilişkin yaptığım dünkü konuşmada söylediğim gibi, tasarının yasalaşması hâlinde çalışanlara ciddi miktarlarda bir ödemenin yapılmayacak olması söz konusudur.

2006 yılında ödenen vergi iadeleri tutarının 2,5 milyar YTL düzeyinde olduğu görülmektedir. 2006 yılında bu seviyelere ulaşmış olan vergi iadesi tutarlarının, uzmanlarca, 2007 yılındaki harcamalar nedeniyle 2008 yılında 3,4 milyar YTL’lik bir tutara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu çerçevede, tasarının yasalaşması hâlinde mükelleflerin hak ettikleri hâlde devletten alamayacakları gelir -ücretlilerin, memurların- toplam 3,4 milyar YTL olacaktır.

Şimdi, Hükûmet, 2007 yılında kazanılan 3,5 milyar YTL’yi çalışanlardan esirgemektedir. Oysa, tasarının kanunlaşması hâlinde, asgari geçim indirimi nedeniyle ödenecek miktarın -o da 2008’de yürürlüğe giriyor- 3 milyar YTL olduğu görülmektedir. Yani, 2008’de, ücretlilerin 0,5 milyar YTL’si, yani, 500 trilyon lirası, bir de yasanın, asgari geçim indiriminin 2008’de faaliyete geçmesinden dolayı 2007 yılında herhangi bir vergi iadesi alamayacaklarından dolayı da 3,5 katrilyon lirayı koyduğumuz takdirde, toplam 4 katrilyon lirası, resmen, AKP Hükûmeti tarafından, ücretlilerden, verilmeyerek âdeta gasp edilmektedir, Hazineye irat kaydedilmektedir.

Çalışan kesimlerden bu kadar bir ödemeyi esirgeyen, bu kadar kaynağı milyonlarca insandan, 10 milyon 600 bin insandan sakınan AKP Hükûmeti, büyük sermayeli şirketlere aynı biçimde davranmamaktadır ne yazık ki. Nitekim, Meclis tarafından, kurumlar vergisini yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşüren bir yasa yaptık ve 10 puanlık bir indirim sonucu -bu indirim sonunda faydalanan kesim, bankacılık kesimi ve finans kesimi- elde ettiği net kazanç da burada tam 2 milyar YTL, yani, 2 katrilyon lira, bu finans kesimine, bankacılık kesimine, yüksek sermayeli şirketlere devlet tarafından bir ikramdır.

Peki, büyük şirketlere böyle bir yaklaşım var da yabancılara yok mu? Yabancılara da var. 6,5 katrilyon liraya özelleştirilen, bugün Türkiye’deki alt yapı kablolarını bile döşeyemeyeceğimiz, üç dört misli fiyata döşeyeceğimiz Türk Telekom gibi özelliği olan, stratejik ve altın yumurtlayan tavuk benzeri bir şirketin Lübnanlı Hariri ailesine de satışını hatırlayalım.

Sayın milletvekilleri, o satılırken, acaba, sözleşmede kurumlar vergisinden indirim var mıydı? O sözleşmede, şartnamede ve ihale safhasında kurumlar vergisi yüzde 30’du ve sözleşme, ihale gerçekleştikten sonra bu kurumlar vergisini yüzde 20’ye düşürerek -üçte 1- Hariri’nin cebine toplam, aşağı yukarı 400 trilyon lira vergiden dolayı bir para koymuş olduk, yani 400 trilyon lira ucuza o ihaleyi vermiş oldunuz. Eğer 400 trilyon lira ucuz olduğunu bilselerdi, verginin üçte 1’nin düşeceğini bilselerdi belki başka firmalar da bu avantajı kullanıp ona göre ihale şartnamesinde teklif verebilirlerdi.

Değerli milletvekilleri, maalesef, AKP İktidarı döneminde Türk vatandaşı olmak, hele hele ücretle çalışan bir Türk vatandaşı olmak, her zamankinden daha da zor hale gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, çalışanlardan 4 milyar YTL sakınan Hükûmetin geçtiğimiz mayıs ve haziran aylarında yaşanan mini krizin oluştuğu anda ilk yaptığı icraat, stopaj oranlarının yabancılar için sıfırlanması ve yerliler için de düşürülmesi olmuştur. Çalışanlara bu denli şahin olan Hükûmet, resmî enflasyon rakamı göz önüne alındığında, parası olana, rantiyeciye, bu yılın sonunda yüzde 15 oranında bir reel faiz ödemesi taahhüt etmektedir. 2007 yılı bütçesine koymuş olduğumuz ödenecek faiz tutarı 52 milyar YTL’dir, tam 52 katrilyon liradır. Bakınız, bütçenin 204 katrilyon lira gider bütçesi olduğunu düşündüğümüzde, sadece rantiyeciye ödenecek olan, bu Hükûmet tarafından ödenecek olan faiz miktarı, bütçenin yüzde 26’sını teşkil etmektedir; ama, bir de bakıyoruz, geriye dönüyoruz, tüm Hükûmet sözcüleri, Başbakan ve bakanlar, özellikle Tarım Bakanı, tarım desteklemelerini 2007 yılında artıracaklarını söylüyorlar. Tarım desteklemelerine bakıyoruz 2007 yılı bütçesinde, 5,2 katrilyon lira. Evet, faize ödenen rakam nedir? 52 katrilyon lira. Şimdi, bir yandan, AKP Hükûmeti rantiyeciye 52 katrilyon lira öderken, bir yandan da Türkiye’nin yüzde 30’unu, 35’ini teşkil eden Türk çiftçisine, Türk köylüsüne 5,2 katrilyon lira destekleme vaat ediyor, faiz ödemesinin onda 1’i kadar, bütçenin yüzde 2,5’i kadar; ondan sonra da “biz desteklemeleri artırdık” diye övünüyorsunuz.

Yine, çalışanlara bu denli şahin olan Hükûmetin 2002 yılında 221,7 milyar dolar olarak devraldığı, iktidara geldiğinizde devralmış olduğunuz iç ve dış borç stokunuzu 155,5 milyar dolar artırarak, güncel veriler ışığında, 2006 yıl sonunda tam 372,2 milyar dolara ulaştırmış bulunuyorsunuz.

Sayın Başbakan, “Biz, IMF’nin 19 milyar dolarlık borcunu ödedik.” diyor. Sanki Hükûmet bütçesinden bu borcu ödemiş gibisiniz!

CAVİT TORUN (Diyarbakır) – Nereden ödemiş?

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Siz, borcu borç alarak, iç borçlanma ve dış borçlanma yaparak, borçlarımızı 155,5 milyar dolar artırarak bu borçları ödediniz.

CAVİT TORUN (Diyarbakır) – Merkez Bankasında ne kadar para var şu anda?

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - 18 milyar dolarlık özelleştirme yaparak, Türkiye Cumhuriyetinin, cumhuriyetin kazanımlarını satarak bu borcu ödediniz. Bunlardan niye bahsetmiyorsunuz arkadaşlar?

Yine, görüşmekte olduğumuz tasarı, sermaye ve rantiye kesimlerine verilenlerin çok altında bir miktarı geniş kitlelerden esirgemenin yanı sıra, zaten ülkemizde ciddi oranlarda var olan kayıt dışılığın artmasına da zemin hazırlamaktadır. Tasarı, aksak da olsa, bugüne kadar fiş ve fatura toplamak yoluyla işlemekte olan bir otokontrol mekanizmasını tamamen ortadan kaldırmıştır. Fakat, bunun yerine de hiçbir şey ortaya koymamaktadır. Her ne kadar Sayın Maliye Bakanımız 2007 bütçe sunuş konuşmasında “Kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu ise, ancak anlaşılabilir ve saydam bir vergi mevzuatı, öngörülebilir bir vergi yükü, düşük oranlı-geniş tabanlı bir vergi sistemi ve etkin bir vergi idaresiyle sağlanacaktır.” demekteyse de, “Bu amaca yönelik olarak Hükûmetimiz döneminde önemli adımlar atılmıştır.” diyor olsa da, üzerinde bulunduğumuz görüşmelerde, vergi iadesi sisteminin kaldırılması uygulaması tamamen bu politikanın tersi bir gelişmedir.

Öte yandan, yine, Sayın Maliye Bakanımız aynı konuşmalarında kayıt dışı alanda önemli adımlar atıldığını söylemektedir. Oysa, geçtiğimiz kasım ayında yapılan Dünya Ekonomik Forumunda, diğer ekonomiden sorumlu Bakanımız Sayın Ali Babacan kayıt dışıyla ilgili bu konuda herhangi bir gelişme kaydedilmediğini itiraf etmiştir. Maliye Bakanı “Kayıt dışılığı düşürüyoruz.” diyor, diğer yandan, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı bununla ilgili bir gelişme olmadığını söylüyor. Her ne kadar bu itiraf Sayın Bakan tarafından yabancıların önünde yapılmış olsa da, biz Türk vatandaşları, zaten bildiğimiz bu gerçeği yabancılar sayesinde teyit etmiş olduk.

Evet, Sayın Babacan’ın da söylediği gibi, Türk ekonomisinde ciddi oranda bir kayıt dışılık bulunmaktadır. Bu sadece üretim açısından değil, aynı zamanda çalışanlar açısından da böyledir.

2006 Kasım ayı verilerine göre 22,6 milyon toplam istihdamın 10,9 milyonu herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi değildir. Yani, 10,9-11 milyon dolayında ücretiyle çalışanımız, emeğiyle çalışanımız, kesinlikle herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmadığı için kayıt dışındadır. Çünkü, OECD ülkeleri içerisinde vergi ve sigorta primleri en yüksek olan ülke Türkiye’dir. Yani, kayıt dışı istihdam neredeyse kayıtlı istihdam rakamına ulaşmak üzeredir. Emin olalım ki AKP’nin iktidarında bir süresi daha kalmış olsaydı, bu da gerçekleşmiş olurdu; yani, kayıt dışındaki çalışan sayısı, kayıt içindeki çalışanın üzerine çıkmış olurdu.

Bu şartlar altında tasarı, AKP İktidarı döneminde artan kayıt dışılığın her alanda artması için bir vesile olacaktır. Aslında bu yaklaşımla Hükûmet kayıt dışılığın üzerine gidemeyeceğini gizli de olsa bu yasalarla vergi iadesini kaldırarak itiraf etmektedir. Örneğin, devlet, gerçek kira bedellerini, ilgili belgeleri maliyeye ibraz eden kiracıların yardımıyla takip etmekte ve ev sahiplerinin doğru vergi ödemesini kontrol edebilmekteydi. Peki, şimdi sistem bunu nasıl sağlayacak? Vatandaşlar, ücretliler daha evvelden oturmuş oldukları meskendeki kira bedelinin yüzde 20’sini, tamamını, gerçek değerini kontrat yaparak vergi iadesinde kullanıyorlardı. Şimdi ne olacak? Şimdi vergi iadesinde kullanamadıkları için bu kira giderleri de, kira bedelleri de tamamen kayıt dışına itilecektir.

Bir başka husus da, yine özel sektörde sözleşmelerin net ücret üzerinden yapılmam pratiği olduğundan, bu uygulama nedeniyle işveren, vergi indirimi farkını ücrete yansıtabilecek midir arkadaşlar? Çünkü, o, net ücret üzerinden anlaşılıyor, tüm vergiler ve sigorta primleri, sosyal güvenlik primleri işverene ait. Şimdi, ne olacak? Bu yaptığımız uygulamayla, bu geçim indirimi burada çalışan işçilere, ücretlilere yansıyacak mı, yoksa patronlara mı yansıyacak? Bunu da burada sormak istiyorum, bu da bir soru işareti.

Bunun çözümü sadece kişilerin hassasiyetine güvenmekle olmaz. Gelişmiş bir toplum, ancak düzgün işlev kurallarıyla vardır. Ama tasarı, hep dediğim gibi, bu yönde bir düzenlemeyi içermemekte ve yetkililer de, sadece “bunun vergi kaybına neden olmayacağını” söylemekle yetinmektedirler. Yapılan bir şey yok. Bilboardlara reklam, ilan vererek bu işin önüne geçilemez, bu vergi kaybı önlenemez. Neticede bu vergi kaybı ne olacak? Dolaylı vergilere kayacak, tüm vatandaşımıza, ÖTV, KDV gibi girdileri olacaktır, bunlar yükselecektir.

AKP Hükûmeti, 2007 yılı bütçesini, zaten vergi gelirlerinin üretimi açısından dar gelirliyi, ücretliyi, yoksulu daha da zorlayacak ve daha da yoksul kılacak biçimde hazırlamıştı. Buna bir de, tam 2007 yılının içinde, bu kazanılan vergi iadesi hakkını ortadan kaldırmak gibi, 3,5 katrilyon liralık bir haklarını gasp etmek gibi çalışanların, ücretlilerin aleyhine bir uygulamayı da bu yasayla eklemektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayın Başbakan ve bakanlar, devamlı suretle “ihracatın arttığını, patladığını” söylemektedir, “85,1 milyar dolara çıktığını” söylemektedir. Tabii ki çıktı, ama neden, acaba, ithalatın 137 milyar dolara çıktığını söylememektesiniz? Âdeta, ithalat patladı. İhracat patladı, ama ithalat iki misli patladı, bunu niye söylemiyorsunuz? Yine, 2006 sonunda, dış ticaret açığının 51,9 milyar dolara geldiğinden niye bahsetmiyorsunuz? Yine, 1,5 milyar dolar olarak almış olduğunuz cari işlemler açığının 2006 yılı sonunda 31,5 milyar dolar seviyesine geldiğine niye değinmiyorsunuz?

Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla, kendisinden diğer kesimlere verilenin çok altında bir kaynak esirgenen sabit gelirli çalışanlar, tüm bu kayıt dışılıktan, ithalat artışından, cari işlemlerin neden olabileceği risklerden ilk anda ve en fazla zarar gören ve görmeye devam eden kesimlerdir. Ne kadar yalancı cennetlerle yaşatmaya çalışsanız da çalışın, neyi ne kadar saklamaya çalışırsanız çalışın, yanlışlarınızı ne kadar başarıymış gibi göstermeye çabalıyorsanız çabalamaya devam ediniz. Bu milletin doğruyu görmesine hiçbir sanal politikanın mâni olmayacağını göreceksiniz ve sandığın başında AKP kendi sanal dünyasından çıkarak, beş yıl boyunca yaptıklarının hesabının halkımız tarafından sorulacağını hep birlikte göreceğiz.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bizim bu konuyla ilgili vermiş olduğumuz bir önergemiz var bu maddede. Bu maddedeki önergemiz, ücretlilerin 2007 yılında uğrayacakları hak kaybını önlemek için vergi iadesinin kaldırılmasının 1/1/2008 yılından itibaren değil de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) – …Vergi iadesinin 1/1/2007 yılından değil de 1/1/2008 yılından itibaren uygulanmasını yani, 2007 yılında da vergi iadesinin geçerli olmasını ve 2008 yılında da bu vergi iadesinden doğacak olan 3,5 katrilyon liralık -mahrumiyetlerinin- kayıplarının önlenmesi yönündedir, buna destek vereceğinize inanıyorum.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Deveciler.

Sayın Tütüncü, buyurun.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ücret ve maaşlarda vergi iadesi uygulamasının kaldırılmasını vergi oranlarındaki yeni düzenlemelerle dengelemeye çalışıyor Sayın Maliye Bakanımız.

Benim, bu bağlamda şöyle bir soru sorma ihtiyacı ortaya çıktı. Asgari net ücret 403 YTL. Türk-İş’in son belirlemelerine göre, 2 çocuklu 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 650 YTL. Bu belirlemeden sonra şöyle bir soru yöneltiyorum: Asgari ücretteki vergi ve sigorta yükü acaba hangi oranlarda yeniden düzenlenmeli ki, asgari net ücret en azından açlık sınırını karşılasın?

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.

Sayın Bakan, cevaplayacak mısınız?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, Sayın Tütüncü’nün sormuş olduğu soruyu cevaplandırıyorum. “Asgari ücret Türk-İş’in belirlediği açlık sınırının altında, bununla ilgili bir şey düşünüyor musunuz?” diyor.

Şimdi, TÜİK’in yapmış olduğu, tabii, çalışmalar bizim için önemli oluyor ve Hükûmetimiz zamanında, yani, 2002’de iktidar olarak AK Parti Hükûmeti geldikten sonra açlık sınırının altında olan veya yoksulluk sınırının altında olan insan sayısı yüz binlerle aşağı inmiştir ve herkesin de bildiği gibi, biz geldiğimiz zaman asgari ücret fevkalade düşüktü, 184 YTL civarındaydı. Şimdi, Sayın Başbakanımız da zaman zaman söylüyor, aynı şeyi ben de söyleyeceğim: 184 nere, 403 nere? Yani, o bakımdan, giderek milletimizin refah seviyesini artırmanın peşindeyiz ve buna da devam edeceğiz.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

Madde üzerinde önerge yok.

32’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici 1’inci maddeyi okutuyorum:

 

GE­Çİ­Cİ MAD­DE 1- 23/3/2005 ta­rih­li ve 5320 sa­yı­lı Ce­za Mu­ha­ke­me­si Ka­nu­nu­nun Yü­rür­lük ve Uy­gu­la­ma Şek­li Hak­kın­da Ka­nu­nun 6/12/2006 ta­rih­li ve 5560 sa­yı­lı Ka­nu­nun 30 un­cu mad­de­si ile de­ğiş­me­den ön­ce­ki 13 ün­cü mad­de­si­ne gö­re, 19/12/2006 ta­ri­hi­ne ka­dar Ce­za Mu­ha­ke­me­si Ka­nu­nu ge­re­ğin­ce Ba­ro ta­ra­fın­dan mü­da­fi ve ve­kil ola­rak gö­rev­len­di­ri­len avu­kat­la­ra öden­me­si ge­re­ken üc­ret kar­şı­lı­ğı tu­ta­rın ka­lan kıs­mı, il­gi­li­le­re öden­mek üze­re Ada­let Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si­ne ak­ta­rı­la­cak öde­nek­ten ta­hak­kuk et­ti­ril­mek su­re­tiy­le öde­nir. Öde­me­le­re iliş­kin usul ve esas­lar Ada­let ve Ma­li­ye Ba­kan­lık­la­rı ile Tür­ki­ye Ba­ro­lar Bir­li­ğin­ce bir­lik­te be­lir­le­nir.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği? Yok.

Madde üzerinde soru-cevap işlemine geçiyoruz.

Buyurun Sayın Tütüncü.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bundan önceki maddede sormuş olduğum soruya Sayın Bakanımız ne yazık ki cevap vermediler, ama verilmiş kabul ediyorum.

Sayın Bakanımızın, “asgari ücret biz geldiğimizde neydi, şimdi ne oldu” sözünden esinlenerek yeni bir soru sormak istiyorum kendisine.

TÜİK’ten söz ettiler Sayın Maliye Bakanımız, TÜİK’in, açlık sınırının tespitinde kullandığı varsayım şudur: Günde bir kişi 2.100 kalorilik bir gıda alması için üç öğün yapması gereken masraf 1 lira 70 kuruş. 1 lira 70 kuruşluk bir açlık sınırını Türkiye için kabul etmek mümkün müdür? Mümkün değilse, Bangladeş’te, Zimbabve’de ya da Kongo’da böylesine düşük, Türkiye’deki gibi düşük bir açlık sınırı ölçütü var mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.

Sayın Bakan…

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Yazılı olarak cevaplayacağız Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Geçici madde 1’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Geçici madde 2’yi okutuyorum:

 

GE­Çİ­Cİ MAD­DE 2- Üc­ret­li­le­rin  2006 yı­lı­na iliş­kin ola­rak 2007 yı­lın­da öde­ye­cek­le­ri ge­lir ver­gi­sin­den mah­sup edi­le­cek ver­gi indiri­miy­le il­gi­li iş­lem­ler, 193 sa­yı­lı Ge­lir Ver­gi­si Ka­nu­nu­nun bu Ka­nun­la yü­rür­lük­ten kal­dı­rı­lan mü­ker­rer 121 in­ci mad­de­si hü­küm­le­ri­ne gö­re so­nuç­lan­dı­rı­lır.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği? Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Geçici madde 3’ü okutuyorum:

 

GE­Çİ­Cİ MAD­DE 3- 16/5/2006 ta­rih­li ve 5502 sa­yı­lı Sos­yal Gü­ven­lik Ku­ru­mu Ka­nu­nu ile Sos­yal Gü­ven­lik Ku­ru­mu­na dev­re­di­len Emek­li San­dı­ğı Ge­nel Mü­dür­lü­ğü, Sos­yal Si­gor­ta­lar Ku­ru­mu Baş­kan­lı­ğı ve Bağ-Kur Ge­nel Mü­dür­lü­ğü ile 18/6/1992 ta­rih­li ve 3816 sa­yı­lı Ka­nun kap­sa­mın­da bu­lu­nan­lar için Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı­na bağ­lı tüm sağ­lık ku­rum ve ku­ru­luş­la­rın­dan 31/12/2006 ta­ri­hi­ne ka­dar alı­nan te­da­vi hiz­met­le­ri kar­şı­lı­ğı tu­tar­lar ile 2006 yı­lın­da Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı­na bağ­lı dö­ner ser­ma­ye iş­let­me­le­ri­nin ay­lık gay­ri­sa­fi ha­sı­la­tın­dan ge­nel bütçeye öden­me­si ge­re­ken tu­tar­la­ra iliş­kin ola­rak mah­sup­laş­ma­ya, ala­cak­tan vaz­geç­me­ye ve ge­rek­ti­ğin­de ter­kin su­re­tiy­le uz­laş­ma­ya Maliye Ba­ka­nı, Ça­lış­ma ve Sos­yal Gü­ven­lik Ba­ka­nı ve Sağ­lık Ba­ka­nı müş­te­re­ken yet­ki­li­dir. Bu ko­nu­da ge­rek­li her tür­lü dü­zen­le­yi­ci işlem­le­ri yap­ma­ya Ma­li­ye Ba­ka­nı yet­ki­li­dir.

Yu­ka­rı­da sa­yı­lan ku­rum­lar ile 3816 sa­yı­lı Ka­nun kap­sa­mın­da bu­lu­nan­la­ra iliş­kin ola­rak Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı­na bağ­lı tüm sağ­lık ku­rum ve ku­ru­luş­la­rın­ca 1/1/2007 ta­ri­hin­den ön­ce dü­zen­le­nen fa­tu­ra­lar ve ek­le­ri, bi­rin­ci fık­ra­da­ki usu­le gö­re uz­laş­ma ger­çek­leş­tik­ten son­ra kon­trol edi­lip edil­me­di­ği­ne ba­kıl­mak­sı­zın im­ha edi­lir.”

BAŞKAN – Madde üzerinde, şahsı adına, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Hükûmetlerin en iddialı oldukları alanların başında bütçeleri gelmektedir. 2006 yılı bütçe gerçekleştirme rakamlarını, Türkiye’de, ilk defa, bir Sayın Başbakan, Sayın Maliye Bakanını yanına alarak bir basın toplantısıyla açıkladılar ve bütçenin otuz yıldan beri, ilk defa, binde 7’ler seviyesinde açık verdiğini Türk milletine Sayın Başbakanımız açıkladı.

Tabii, bu bütçenin içerisindeki harcamaların, gelirlerin iyi bir tahlilini yapacak olursak, ortaya konan tablonun, Sayın Başbakanın söylediği şekilde olmadığı çok açık bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. 2006 yılı bütçe giderleri içerisinde görülmeyen kalemler olmuştur. Devlet hastanelerine olan borçlar, KİT görev zararları, yerel yönetimlere aktarılan miktarlar, yaklaşık 7 milyar YTL’lik bölüm bu giderler içerisinde görülmemektedir ve 2006 yılı bütçesinde, bir kez elde edilen gelirler de vardır. İşte, onlardan, prim affı, TMSF’nin elindeki varlık satışları ve özelleştirme gelirleri. Bütün bunlar bu şekilde uygulandığında, 2006 yılı bütçe rakamları o şekilde karşımıza çıkmaktadır. Ancak, bugün gelinen noktada ocak ayının gerçekleşme rakamlarını ben size vermek istiyorum. Sayın Maliye Bakanımız biraz önce buradaydı, maalesef, ayrılmışlar. Şimdi, 2006 yılı Ocak ayında bütçe 4.3 milyar YTL fazla vermişken, 2007 yılının Ocak ayında açık 6,1 milyar YTL. Ne oldu ki 2006 yılının Ocak ayı ile 2007 yılının Ocak aylarını karşılaştırınca bu kadar bariz bir fark ortaya çıkmıştır? 2006 yılında denk bütçeyi Sayın Başbakana sunduran Sayın Maliye Bakanı, 2007 yılının Ocak ayının gerçekleşme rakamlarını da, keşke, bu kürsüden gelip bizlere anlatabilseydi.

Şimdi, 2007 yılı bütçesinde daha başlangıçta ortaya konulan hedef açık 16,8 milyar YTL. Yani, 2006 yılında denk bütçe vermeyle ilgili olarak Sayın Başbakanı kürsülere çıkartan bütçe… Ne oluyor ki, 2007 yılında, daha başlangıçta -sizin öngörülerinizle- 16,8 milyar YTL açık öngörüyorsunuz. Kaldı ki, 2007 yılı seçim yılı. Bu 16,8 milyar YTL’lik açığın çok daha büyük rakamlara ulaşacağı daha ocak ayının ilk gerçekleşme rakamlarıyla ortaya çıkmıştır.

Geçmişte hiç olmamış şekliyle bütçe açıklarının binde 0’larla ifade edilme meselesi karşısında, geçmişte Türkiye’de bütçelerin fazla verdiği yıllar da olmuştur. Lütfen, bunun da altını çizerek bu hususu Sayın Başbakanın da belirtmesinde fayda mülahaza ediyordum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hangi yıllar?

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Mesela 1970 yılında bütçe fazla vermiş Türkiye’de. 1975, 1976, 1977, 1978’de bugünkü verilen açıklar kadar açık olmuş Türkiye’de. 1985 yılında, evvelki seneki rakamlar ortada. Evvelki sene, 2005 yılındaki rakam 1985 yılındaki rakamlarla hemen hemen aynı rakamlar. Yani, bu seneki bu rakamların…

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Bütçenin hepsi ne kadardı? Hepsini söyler misin?

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bu rakamların ortaya çıkmasının altında yatan sebepleri söyledim Öksüz: 10 milyar YTL’lik özelleştirme gelirleri, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun elindeki varlık satışları, bir sefere mahsus prim afları ve bunun yanında, harcamalar içerisinde görülmeyen birçok kalemler…

O bakımdan, milletin önüne çıktığınızda rakamları gerçek olarak ortaya koyun. Millet o gerçek rakamlarla sizleri takdir edecekse o gerçek rakamlarla sizleri takdir etsin diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.

Sayın Tütüncü’nün sorusu var.

Buyurun.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aracılığınızla Sayın Bakana, Hükûmete bir soru yöneltmek istiyorum: AKP’nin en önde gelen vaatlerinden bir tanesi vergide adaletin sağlanması idi.

Dört yılı aşkın zamandır iktidarda olan AKP vergide adaleti sağlayacak kapsamlı bir vergi reformunu niçin gerçekleştirememiştir? Söz verilmiş olmasına rağmen, AKP İktidarında, az kazanan daha çok vergi, çok kazanan daha az vergi vermek konumunda kalmıştır. Neden garip gureba, yoksul daha fazla vergi altında ezilmiştir?

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.

Buyurun Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Yazılı olarak cevap vereceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Madde üzerinde bir önerge var.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini, son fıkrada yer alan “…Sağlık Bakanlığına…” ibaresinin “…üniversiteler ile Sağlık Bakanlığına…”, “…1.1.2007 tarihinden önce” ibaresinin de “31.12.2006 tarihine kadar alınan tedavi hizmetleri karşılığı” şeklinde değiştirilmesini ve fıkraların buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Faruk Çelik                              Abdullah Erdem Cantimur                              Recep Koral

                        Bursa                                               Kütahya                                             İstanbul

                Mehmet Ceylan                                    Agah Kafkas

                      Karabük                                              Çorum

“Üniversite hastanelerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilen kurumlara 31.12.2006 tarihine kadar verilen tedavi hizmetleri karşılığı düzenledikleri fatura bedellerinden mahsuben yapılan ödemelerden sonra kalan tutarın % 80’i, incelemesi devam eden veya incelemesi tamamlanmış ancak mutabakatı sağlanamamış fatura bedellerinin % 6’sı ve varsa yapılan diğer ödemeler düşüldükten sonra kalan tutarın tamamı ödenir. Bu ödemeler yapıldıktan sonra kalan tutarlar terkin edilir ve terkin edilen kısım için herhangi bir alacak ve hak talebinde bulunulamaz. Bu konuda gerekli her türlü düzenleyici işlemleri yapmaya Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yetkilidir.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

 

Gerekçe:

Sağlık hizmeti sunan kurum ve işletmelerden sosyal güvenlik kurumlarına düzenlenen ve iş yükü nedeniyle incelemesi tamamlanamamış faturaların incelenmesinin beklenmesi hem hizmet üreten kurumları finansman sıkıntısına sokmakta hem geri ödeme kurumlarının da incelenmesi gereken belgelerini katlayarak artırmaktadır. Bu durumda da bu kurumlar cari döneme ilişkin inceleme yapma fırsatı zorlaşmaktadır. Yapılan düzenleme ile Devlet Hastanelerine olan borçların yanı sıra üniversite hastanelerine olan borçlar da yeniden yapılandırma ve terkin kapsamına alınmaktadır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Geçici madde 3’ü kabul edilen önerge doğrultusunda oyunuza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Geçici madde 3 kabul edilmiştir.

33’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MAD­DE 33- Bu Ka­nu­nun;

a) 3, 4, 5, 8 ve 9 un­cu mad­de­le­ri; 10 un­cu mad­de­si­nin, 193 sa­yı­lı Ka­nu­nun  ge­çi­ci 67 nci mad­de­si­nin (14) nu­ma­ra­lı fık­ra­sı­na iliş­kin de­ği­şik­lik hük­mü, 11, 25, 26, 31, 32, 33, ve 34 ün­cü mad­de­le­ri ile ge­çi­ci 2 nci ve ge­çi­ci 3 ün­cü mad­de­le­ri 1/1/2007 ta­ri­hin­den ge­çer­li ol­mak üze­re ya­yı­mı ta­ri­hin­de,

b) 2 nci mad­de­si, 1/1/2008 ta­ri­hin­den iti­ba­ren el­de edi­le­cek ge­lir­le­re uy­gu­lan­mak üze­re ya­yı­mı ta­ri­hin­de,

c) 13 ün­cü mad­de­si ile 3065 sa­yı­lı Ka­nu­nun 17 nci mad­de­si­nin (2) nu­ma­ra­lı fık­ra­sı­nın (b) ben­din­de ya­pı­lan de­ği­şik­lik hük­mü, 17 nci mad­de­si­nin 6802 sa­yı­lı Ka­nu­nun 31 in­ci mad­de­sin­de de­ği­şik­lik ya­pıl­ma­sı­na iliş­kin hü­küm­le­ri ve 24 ün­cü mad­de­si ya­yı­mı­nı iz­le­yen ay­ba­şın­da,

ç) 16 ncı mad­de­si ile 492 sa­yı­lı Ka­nu­na ek­li (8) sa­yı­lı ta­ri­fe­nin “XI-Fi­nan­sal Fa­ali­yet Harç­la­rı” baş­lık­lı bö­lü­mü­nün (7) nu­ma­ra­lı fık­ra­sı­na iliş­kin hü­küm­le­ri  1/1/2008 ta­ri­hin­de,

d) di­ğer mad­de­le­ri ya­yı­mı ta­ri­hin­de,

yü­rür­lü­ğe gi­rer.

BAŞKAN – Sayın Tütüncü, buyurun, sorunuzu sorun efendim.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Üniversite hastanelerinin devletten alacakları hızla artmaktadır ve üniversite hastaneleri, alacaklarını alamadıkları için, temel bazı görevlerini yapamaz durumdadırlar, kilitlenme noktasına gelmiştir hizmet üretme açısından.

Ben, Hükûmetten, üniversite hastanelerinin bu darboğazdan kurtarılması için alacaklarının ne zaman ödenebileceği konusunda net bir yanıt, mesaj verilmesini istiyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Yazılı olarak cevaplayacağız Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Madde üzerinde iki önerge vardır, geliş sırasına göre okutacağım, aykırılığına göre de işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 Sıra Sayılı Tasarının 33 üncü maddesinde yer alan “1/1/2008” ibaresinin “1/1/2007” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

M. Akif Hamzaçebi                                          Kemal Kılıçdaroğlu                           A.Kemal Kumkumoğlu

Trabzon                                                                   İstanbul                                             İstanbul

 

Bülent Baratalı Ali Kemal Deveciler                      Mustafa Özyurt

İzmir                                                                      Balıkesir                                              Mersin

 

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Sayın Başkan, Özyürek olacak efendim.

BAŞKAN – İkinci önergeyi okutuyorum:

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 sıra sayılı Kanun Tasarısının yürürlük ile ilgili çerçeve 33 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinde yer alan “31, 32, 33 ve 34 üncü maddeleri” ibaresinin “29, 30, 31 ve 32 nci maddeleri” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

 

Ayhan Sefer Üstün                                      Abdullah Erdem Cantimur                              Ahmet Yeni

Sakarya                                                                   Kütahya                                              Samsun

 

Faruk Çelik                                                           Recep Koral

Bursa                                                                      İstanbul

 

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

GEREKÇE: Genel Kurul görüşmeleri sırasında Kanun Tasarısından çıkarılan maddeler bulunması nedeniyle yürürlük maddesinde düzeltme yapılmaktadır.

BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1346 Sıra Sayılı Tasarının 33 üncü maddesinde yer alan ”1/1/2008” ibaresinin “1/1/2007” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Özyürek (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Gerekçesini izah edecek misiniz Sayın Özyürek?

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Evet.

BAŞKAN – Evet. Bir dakika, Komisyona bir sorayım.

Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özyürek, gerekçeyi açıklayacak.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Mustafa Özyurt ile Mustafa Özyürek’in karıştırılmasına sık sık tanık oluruz. Sayın Divan Kâtibimiz de karıştırdı. Benim bir itirazım yok da, Sayın Özyurt’un zaman zaman itirazı oluyor.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, tasarının sonuna geldik, yoğun bir mesai harcadık. Bu tasarının bize göre en önemli eksikliği, 2007 yılında ücretlilere hiçbir imkân tanınmamış olması. “Ücretlilere vergi iadesi”ni yürürlükten kaldırıyoruz, onun yerine, “asgari geçim indirimi”ni getiriyoruz. Asgari geçim indirimini 2008 yılının başından itibaren uyguladığımız zaman, 2007 yılında, hem vergi iadesi alınamıyor hem de asgari geçim indiriminden yararlanılamıyor. Doğrusu, bunun hiçbir mantığı yok.

Şimdi bir sistemi bırakıyorsunuz, ücretlerde vergi iadesini. Onun yerine getirdiğiniz sistemi, öbürünü bitirdiğiniz tarihten başlatmanız gerekir. O nedenle, burada işin gereği, işin doğrusu, işin mantığı, asgari geçim indiriminin 2006 yılından itibaren başlaması ihtiyacıdır. Önergemiz bunu önermektedir. Bu konuda, her ne kadar komisyon ve Hükûmet katılmasa da, bu, işin doğasıdır. Niçin, biz, 2007 yılında ücretliler için bir boşluk yaratalım? Geliniz, asgari geçim indirimine de 2007’den başlayalım, ücretlilerin, zaten çok düşük paralarla çalışan insanların üç kuruşluk avantajlarını gözetelim, kollayalım.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarıda bizim kabul ettiğimiz, destek olduğumuz önemli maddeler de var. Onlardan birisi de, vergi beyannamesini verme sürelerinin artırılmış olması. Daha önce gene bu Meclisten çıkan bir kanunla vergi beyannamesi verme süreleri geriye alınmıştı. Mesela, gelir vergisi beyan süresi 1950 yılından beri mart ayı sonuna kadardı, bunu, getirilen bir tasarıyla, burada da kabul edilen bir kanunla geriye almıştık. Şimdi, tam ay sonuna, mart ayı sonuna çekmesek de ayın yirmi beşine çekilmiş olmasını biz memnuniyetle karşılıyoruz. Bu noktada anlayış gösteren Maliye Bakanlığı yetkililerine huzurunuzda teşekkür ediyorum. Sizlerin desteğiyle, oylarıyla bu konu kabul edilecek.

Gene bir konuyu özellikle grup başkan vekillerimizin dikkatine sunmak istiyorum. Mali tatille ilgili kanun teklifi de Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi, Meclisin gündeminde bekliyor. Bu, Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Deniz Baykal’ın birlikte söz verdikleri bir tasarıydı. Artık bir an önce çıkaralım, dönem sonuna kalmasın diyorum. Grup başkan vekillerimizin özellikle bu konuda yardımını, desteğini beklediğimizi ifade ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özyürek.

Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

33’üncü maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

34 üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 34- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Sayın Başkan, sorum vardı.

 

BAŞKAN - Affedersin, göremedim.

Sayın milletvekilleri,  tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakikalık süre veriyorum. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen iki dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakan var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin adı ve soyadı ile imzasını taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen iki dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum ve oylamayı başlatıyorum.

          

 

 (Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Kütahya Milletvekili Abdullah Erdem Cantimur ve 6 Milletvekilinin, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin'in, Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın'ın, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin yapılan açık oylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı   : 222

Kabul                          : 217

Ret                             : 5 (X)

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın Bakan, kısa bir teşekkür konuşması yapacaklardır.

Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

 

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; önce, bu Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısını kabul ettiğiniz için, hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısıyla, milletimizin birçok problemlerini çözmüş bulunuyorsunuz ve birçok da yeniliklere imza atmış bulunuyorsunuz. Bunları ben, kısaca, sizlere arz edip, huzurunuzu fazla işgal etmeyeceğim. Bunları, kısaca, milletimizle de paylaşmak istiyorum. Bu geçen tasarıda, bir defa, ev hanımları için fevkalade güzel bir karar verdiniz, bu kabul etmekle. Evinde oturan, el işleri yapan, birtakım ürünler yapan ev hanımlarının vergi problemlerini halletmiş bulunuyorsunuz. Onların yapıp da, “el işi, göz nuru” dediğimiz ürünlerinin satışından elde ettikleri gelirleri tamamen vergi dışına bıraktık, vergiden istisna ettik, bunu sağladınız. Hele hele, yaklaşan 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla, böylece, Türk kadınlarına, Türk hanımlarına en büyük hediyeyi vermiş oldunuz şimdiden; bundan dolayı, sizleri kutlamak istiyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) Tabii, burada, hanım milletvekillerimizin gayretleri çok oldu, onları da ayrıca burada anmak istiyorum ve kendilerine teşekkür etmek istiyorum.

İkincisi, şimdi, fiş toplama, fiş almak hepimizin görevi. Vatandaş olarak, eğer, bu milletimizi, memleketimizi seviyorsak, iyi olmasını, her şeyden önce kendimizin iyi olmasını istiyorsak, bu fiş ve fatura alma meselesine fevkalade riayet etmemiz lazım. “Bana ne” dememek lazım. “Bana ne” diyen, fiş almak, fatura almak için... “Ya bana ne, niye alayım, bana ne getiriyor” diyen kimsenin, şu memlekette hiçbir şeyden şikâyet etmeye hakkı yoktur. O zaman, fişini-faturasını alacak ki, hesabını da soracak. Vergisini ödeyecek ki, hesabını da soracak: Nereye gitti benim param, nereye harcadınız benim paramı? Artık, sorgulama döneminin çok daha iyi bir şekilde işler hâlde olması lazım Türkiye’de. Ama bu fiş ve faturayı isteme... Lütfen, herkes kendi görevini yerine getirsin.

Şimdi, biz, daha önce emeklilerimizi... Fişleri topla, biriktir, onları tek tek ayır, bir zarfa yaz, tekrar ver, onun karşılığında para al gibi eziyetten ücretlilerimizi de artık kurtarıyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yani, böyle bir zahmete girmeyecekler. Ama bu, fiş almama manasında değildir. Herkes fişlerini alsın.

Burada en önemli yeniliklerden bir tanesi de, artık bundan sonra, asgari ücretli olup da, 4 çocuklu olan, hanımı çalışmayan bir kimse vergi dışı kalıyor, vergi vermiyor. (AK Parti sıralarından alkışlar) Türkiye’de ilk defa, 4 çocuklu asgari ücretli vergi dışı kalmış oluyor. İnşallah, elimiz, imkânımız elverdikçe, bunları daha da genişletmek istiyoruz.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) – Asgari ücretliler mi Sayın Bakan?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) – Asgari ücretli, evet.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bakınız, yatırımlardaki teşvik meselesinde de, eskiden 30 işçi şartı vardı, şimdi onu 10 işçiye düşürüyoruz.

Tabii, grup başkan vekilimiz de, daha başka kanunlar çıkacak diye beni uyarıyor. Ama, yaptıklarımızda çok önemli şeyler var. (AK Parti sıralarından alkışlar) Onları da söyleyeceğim yani.

Bakınız şimdi, menşe şahadetnameleri, özel sektör tahvilleri, ikinci araç satışlarında, damga vergisini -yeniden- birçoklarında kaldırıyoruz, bazılarının ikinci el satışlarında düşürüyoruz. Bunlar fevkalade önemli kolaylıklar getiriyor.

Yine, değerli arkadaşlar, kısaca söyleyeceğim. Barolarda müdafi vekil olarak görevlendirilen avukatlar da böylece bekleyen alacaklarını bu Kanunla almış olacaklar. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Aynı şekilde, üniversite hastanelerimizin de problemleri çözülüyor. Onların da birçok alacaklarına, birikmiş olan alacaklarına burada bir çözüm getirmiş oldunuz.

Tekrar, hepinizi tebrik ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Sağ olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Yasamız hayırlı olsun.

Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                        Kapanma Saati: 19.01

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.03

BAŞKAN : Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir),  Mehmet DANİŞ (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 70’inci Birleşimi’nin Dördüncü Oturumu’nu açıyorum.

4’üncü sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Bursa Milletvekili Faruk Çelik ve 3 Milletvekilinin; Büyükşehir Belediyesi Kanunu, Belediye Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu ve Mahallî İdare Birlikleri Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

 

 

 

4. Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Bursa Milletvekili Faruk Çelik ve 3 Milletvekilinin; Büyükşehir Belediyesi Kanunu, Belediye Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu ve Mahallî İdare Birlikleri Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu (2/911) (S. Sayısı: 1317) ------ (X)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 1317 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Teklifin tümü üzerinde söz talebi yok.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

 

BÜ­YÜK­ŞE­HİR BE­LE­Dİ­YE­Sİ KA­NU­NU, BE­LE­Dİ­YE KA­NU­NU, İL ÖZEL İDA­RE­Sİ KA­NU­NU VE MA­HAL­Lİ İDA­RE BİRLİK­LE­Rİ KA­NUN­UN­DA DE­Ğİ­ŞİK­LİK YA­PIL­MA­SI HAK­KIN­DA KA­NUN TEK­Lİ­Fİ

MAD­DE 1- 10/7/2004 ta­rih­li ve 5216 sa­yı­lı Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si Ka­nu­nu­na aşa­ğı­da­ki ek mad­de ek­len­miş­tir.

“EK MAD­DE 2- Bir­leş­me, ka­tıl­ma ve­ya ge­çi­ci 2 nci mad­de ge­re­ğin­ce bü­yük­şe­hir be­le­di­ye­si sı­nır­la­rı­na gi­ren be­le­di­ye­le­rin yü­rüt­mek­te ol­du­ğu su, ka­na­li­zas­yon, ka­tı atık, ula­şım, her çe­şit yol­cu ve yük ter­mi­nal­le­ri, top­tan­cı hal­le­ri, mez­ba­ha, me­zar­lık ve it­fa­iye hiz­met­le­ri­ne iliş­kin ol­mak üze­re bi­na, te­sis, araç, ge­reç, ta­şı­nır ve ta­şın­maz mal­la­rı ve bu hiz­met­le­rin ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si­ne yö­ne­lik ya­tı­rım, ala­cak ve borç­la­rı ile mün­ha­sı­ran bu hiz­met alan­la­rın­da ça­lış­mak­ta olan per­so­nel, norm kad­ro sı­nır­la­rı­na bağ­lı ol­mak­sı­zın, ça­lış­mak­ta ol­duk­la­rı mev­cut öz­lük hak­la­rı ile bir­lik­te, bü­yük­şe­hir be­le­di­ye­si­ne dev­re­di­lir. Bu per­so­ne­lin ay­lık, üc­ret ve di­ğer sos­yal hak­la­rı, bü­yük­şe­hir be­le­di­ye­si­nin ay­nı sta­tü­de­ki per­so­ne­li­nin ay­lık, üc­ret ve di­ğer sos­yal hak­la­rı­na ya­pı­lan ar­tış ora­nın­da dü­zen­le­nir.

Bü­yük­şe­hir be­le­di­ye­si sı­nır­la­rı­na gi­ren be­le­di­ye­le­rin, ka­nun­la­rın ver­di­ği yet­ki­ye da­ya­na­rak yü­rüt­mek­te ol­duk­la­rı top­lu ta­şı­ma ve ula­şım hiz­met­le­ri­nin, ger­çek ve tü­zel ki­şi­le­re yap­tı­rıl­ma­sı ama­cıy­la ve­ri­len ruh­sat, im­ti­yaz söz­leş­me­si ve ula­şım araç­la­rı ki­ra söz­leş­me­si, ruh­sat­ta ön­gö­rü­len sü­re ve sa­hip ol­duk­la­rı hat gü­zer­ga­hı ile sı­nır­lı ol­mak şar­tıy­la, her­han­gi bir iş­le­me ge­rek kal­mak­sı­zın, bü­yük­şe­hir be­le­di­ye­si top­lu ta­şım ve ula­şım sis­te­mi­ne da­hil edi­lir.

Dev­re­di­len per­so­nel­den norm kad­ro faz­la­sı olan­la­rın kad­ro­la­rı bü­yük­şe­hir be­le­di­ye­si­nin norm kad­ro­su­na ek­le­nir.

Bu mad­de kap­sa­mın­da ya­pı­la­cak de­vir iş­lem­le­ri, söz ko­nu­su be­le­di­ye­le­rin tem­si­li­ne imkân ve­re­cek şe­kil­de va­li­lik­ler­ce te­şek­kül et­ti­ri­le­cek ko­mis­yon­lar­ca yü­rü­tü­lür.

Da­ha ön­ce ya­pı­lan de­vir­ler ha­riç ol­mak üze­re, de­vir iş­lem­le­ri bu Ka­nu­nu­n ya­yı­mı ta­ri­hin­den iti­ba­ren al­tı ay için­de ta­mam­la­nır. De­vir iş­lem­le­ri ke­sin­le­şin­ce­ye ka­dar söz ko­nu­su hiz­met­ler, il­gi­li be­le­di­ye­sin­ce yü­rü­tül­me­ye de­vam olu­nur.”

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği yok.

Bir önerge var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1317 sıra sayılı Kanun Teklifinin 1 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                    

                Ali Küçükaydın                                  Zülfü Demirbağ                                 A.Erdem Cantimur

                       Adana                                                Elâzığ                                               Kütahya

                Ömer Özyılmaz                                     Asım Kulak                                      Alaettin Güven

                      Erzurum                                              Bartın                                               Kütahya

Madde 1- 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa Ek Madde 1’den sonra gelmek üzere aşağıdaki Ek Madde 2 eklenmiştir.

“Ek Madde 2- Birleşme, katılma veya Geçici 2’nci madde gereğince büyükşehir belediyesi sınırlarına giren belediyelerin yürütmekte olduğu su, kanalizasyon, katı atık, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin olmak üzere bina, tesis, araç, gereç, taşınır ve taşınmaz malları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım alacak ve borçları büyükşehir belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşuna devredilir.

Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hizmet alanlarında Devlet memuru olarak çalışmakta olanlar kadrolarıyla birlikte, 5393 sayılı Belediye Kanununun 49’uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta olanlar ise bu şekilde çalışmalarına esas teşkil eden kadrolar ile birlikte büyükşehir belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşa devredilir. Devredilen personelin aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer mali haklarının ödenmeye devam olunması, atanma ve kadro unvanlarının yeniden düzenlenmesinde 5393 sayılı Kanunun 50’nci maddesi hükümleri uygulanır.

Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hizmet alanlarında ilgili mevzuatı uyarınca ihdası ya da vizesi yapılmış sürekli işçi kadrolarında veya geçici iş pozisyonlarında 4857 sayılı İş Kanununa göre çalışmakta olanlar ise mevcut kadro ve pozisyonları ile birlikte büyükşehir belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşuna devredilir. Devredilen işçilerin ücret ile diğer mali ve sosyal hakları, devir işleminden önce haklarında uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi veya bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenmeye devam olunur. Pozisyon değişikliği hali dâhil yapılacak bu devir işlemi, ücret ile diğer mali ve sosyal haklarda değişiklik yapılmasına hak kazandırmaz ve başka bir toplu iş sözleşmesinin uygulanmasını isteme hakkını vermez. Devir işleminden sonra yapılacak toplu iş sözleşmelerine ise, bu işçilerin mevcut ücret ile diğer mali haklarında diğer işçiler için kararlaştırılacak artış oranı veya miktarını geçecek şekilde artış öngören ya da diğer işçilerden farklı yeni mali ve sosyal haklar verilmesini sağlayacak hükümler konulamaz.

Bu madde uyarınca personel devri yapılan büyükşehir belediyesinin talebi üzerine, büyükşehir belediyesinin veya bağlı kuruluşunun norm kadro alt grubunu veya bulunduğu alt grup itibariyle ihdas edilebilecek kadro sayılarını, devir işlemini takip eden bir yıl içerisinde tekrar belirlemeye İçişleri Bakanlığı yetkilidir.

Bu madde kapsamında yapılacak devir işlemleri, söz konusu belediyelerin temsiline imkân verecek şekilde valiliklerce teşekkül ettirilecek komisyonlarca yürütülür.

Daha önce yapılan devirler hariç olmak üzere, devir işlemleri bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlanır. Devir işlemleri kesinleşene kadar söz konusu hizmetler, ilgili belediyesince yürütülmeye devam olunur.

Büyükşehir belediyesi sınırlarına giren belediyelerin, kanunların verdiği yetkiye dayanarak yürütmekte oldukları toplu taşıma ve ulaşım hizmetlerinin, gerçek ve tüzel kişilere yaptırılması amacıyla verilen ruhsat, imtiyaz sözleşmesi ve ulaşım araçları kira sözleşmesi, ruhsatta öngörülen süre ve sahip oldukları hat güzergahı ile sınırlı olmak şartıyla herhangi bir işleme gerek kalmaksızın büyükşehir belediyesi toplu ve taşım ulaşım sistemine dâhil edilir.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor musunuz?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe: Maddenin;

Devredilen memurların aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer mali haklarının, uygulamada herhangi bir tereddüde meydan vermeyecek şekilde daha açık bir şekilde belirlenmesine,

Ayrıca, devredilecek işçilerin ücret ile diğer mali ve sosyal haklarının mevcut haliyle korunmasına imkân verecek şekilde maddenin yeniden düzenlenmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 12 nci maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Birleşme, katılma veya tüzel kişiliğin kaldırılması sonucu tüzel kişiliği ilk mahalli idare seçimlerine kadar devam edecek olan belediye ve köylerde, birleşme ve katılma işleminin gerçekleşmesi veya müşterek kararnamenin yayımlandığı tarihten itibaren yeni nazım ve uygulama planı yapılmaz; mevcut planlarda yapılması gereken zorunlu değişiklik ve her türlü imar uygulaması katılınacak belediyenin uygun görüşü alınarak yapılır. Uygun görüş verilmeyen plan değişiklikleri yapılamaz.

Tüzel kişiliği sona erecek belediye ve köylerin taşınmazlarının satılması ile vadesi tüzel kişiliğin sona ereceği tarihi aşan borçlanma yapılması İçişleri Bakanlığının onayına tabidir.”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                      Kapanma Saati: 19.13

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.18

BAŞKAN : Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir),  Mehmet DANİŞ (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 70’inci Birleşimi’nin Beşinci Oturumu’nu açıyorum.

1317 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

2’nci madde  üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1317 sıra sayılı Kanun Teklifinin 2’nci maddesinin sonuna aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                           

                 Köksal Toptan                                      Faruk Çelik                                     İmdat Sütlüoğlu

                    Zonguldak                                             Bursa                                                  Rize

                     Nihat Eri                                           Yahya Baş                                      Mehmet Sekmen

                      Mardin                                              İstanbul                                             İstanbul

            Mehmet Beşir Hamidi                               Selahattin Dağ                                      Osman Kılıç

                      Mardin                                              Mardin                                                Sivas

                 Recep Yıldırım                                   Ali Küçükaydın                                Muzaffer Baştopçu

                      Sakarya                                               Adana                                               Kocaeli

               Nusret Bayraktar                                  Polat Türkmen

                      İstanbul                                           Zonguldak

“Belediye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmesi konusunda 68’inci maddenin (d) bendinde öngörülen sınırlamaya bağlı olmaksızın İçişleri Bakanlığının onayı ile borçlanma yapabilir. Bu amaçla yapılan borçlanmalar ihbar ve kıdem tazminatı dışında hiçbir gider için kullanılamaz.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN –Gerekçeyi okutuyorum:

GEREKÇE : Borçlanma günümüzde belediyelerin önemli gelir kaynaklarından biri haline gelmiştir. Demokratik gelişmeler ve refah artışı belediyelerin yapmakla görevli oldukları hizmetlerin miktar, nitelik ve niceliğinde önemli değişikliklere yol açmıştır.

Belediyeler artan hizmet taleplerini ve giderlerini vergi ve benzeri malî yükümlülükler koyarak karşılayamadığından dolayı yasal olarak personelin görevine son verilmesi durumunda ödemesi gereken ihbar ve kıdem tazminatları, mali imkanların yetersizliği nedeniyle belediyeleri zor duruma sokmakta, bundan doğan hukuki uyuşmazlıklar meydana gelmekte ve çalışanlar mağdur olmaktadır.

Getirilen bu fıkra hükmü ile, belediyelere ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmesi konusunda borçlanma imkanı sağlanarak; bir taraftan çalışanların mağduriyeti giderilirken diğer taraftan da hukuki uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MAD­DE 3- 26/5/2005 ta­rih­li ve 5355 sa­yı­lı Ma­hal­li İda­re Bir­lik­le­ri Ka­nu­nu­na aşa­ğı­da­ki ek mad­de ek­len­miş­tir.

 

“Ce­za ve ya­sak­la­ma

EK MAD­DE 1- Bu Ka­nun kap­sa­mın­da­ki ma­hal­li ida­re bir­lik­le­ri ta­ra­fın­dan ya­pı­lan iha­le­ler­de­ki ya­sak fi­il ve­ya dav­ra­nış­lar ile cezalara iliş­kin hu­sus­lar­da 4/1/2002 ta­rih­li ve 4734 sa­yı­lı Ka­mu İha­le Ka­nu­nu, 4/1/2002 ta­rih­li ve 4735 sa­yı­lı Ka­mu İha­le Söz­leş­me­le­ri Ka­nu­nu  ve 8/9/1983 ta­rih­li ve 2886 sa­yı­lı Dev­let İha­le Ka­nu­nun­da be­lir­ti­len hü­küm­ler uy­gu­la­nır.”

BAŞKAN – Madde üzerinde bir önerge var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1317 sıra sayılı Kanun Teklifinin 3 üncü maddesi ile 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununa eklenmesi öngörülen “Ek Madde 1”in “Ek Madde 2” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Ali Küçükaydın                           Abdullah Erdem Cantimur                           Ömer Özyılmaz

                       Adana                                              Kütahya                                             Erzurum

                                        Alaettin Güven                                          Zülfü Demirbağ

                                             Kütahya                                                     Elâzığ

BAŞKAN – Sayın Komisyon, katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet, katılıyor musunuz?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

5571 sayılı Fikir Sanat Eserleri Kanunu, Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu ile Turizmi Teşvik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununa “Ek Madde 1” eklendiğinden söz konusu madde numarasının değişikliğine gerek duyulmuştur.

BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                                 Kapanma Saati: 19.24

 

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 19.30

BAŞKAN : Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir),  Mehmet DANİŞ (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 70’inci Birleşimi’nin Altıncı Oturumu’nu açıyorum.

1317 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

5’inci sırada yer alan, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Savunma Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.

 

 

Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Savunma Komisyonu Raporu (1/1228) (S. Sayısı: 1264) (x)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 1264 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, şahsı adına, Bartın Milletvekili Sayın Asım Kulak…

Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Kulak, süreyi iyi kullanmanızı da rica ediyorum.

MEHMET ASIM KULAK (Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1264 sıra sayısıyla bastırılan Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz tasarı ile subaylık sınavını kazanan astsubayların nasıplarının subaylık nosyonu kazandırma eğitimi şartına bağlanması ve bu kapsamda tüm kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelinin eğitim ve bekleme sürelerinin standartlaştırılması ve çocuk için aile yardımı ödeneği verilmeyecek haller kapsamında belirtilen yaş şartının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na paralel bir şekilde düzenlenmesi öngörülmektedir.

Değerli arkadaşlarım, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 109’uncu maddesiyle, astsubaylıktan subay olma sınavını kazanan personelin teğmenliğe nasbedilmeleri, okul ve kurslardaki öğrenim ve eğitimi başarıyla bitirme şartına bağlanmış ve okul ve kurslardaki öğrenim ve eğitimi başarıyla bitirenlerin bitirdikleri tarihten geçerli olarak teğmen nasbedileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, bu uygulamanın, astsubayların subaylık statüsüne uyum sağlamasını zorlaştırdığı, subaylık sınavını kazanan astsubaylara uygulanan eğitim süresinin kuvvetler arasında farklılık arz etmesinden dolayı, astsubaylık nasıpları aynı olan personelin teğmenlik nasıplarının farklı olmasına sebep olduğu tespit edilmiştir.

Tasarının yasalaşmasıyla, subaylık sınavını kazanan astsubaylardan, subaylık nosyonu kazandırma eğitimini başarıyla bitirenlerin teğmenliğe nasbedilmelerine olanak sağlanacak ve söz konusu personelin sınıf okullarındaki eğitim ve öğrenimlerini diğer subay kaynaklarında Harp Okulu, sözleşmeli subay, dış kaynaktan muvazzaf subay, vesaire olduğu gibi, teğmen rütbesiyle icra edebilmeleri imkânı getirilmiş olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 157’nci maddesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli subay ve astsubayların çocukları için aile yardımı ödeneği verilmeyecek halleri düzenlemektedir. Bu kanunun paraleli bir düzenleme de 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 206’ncı maddesinde bulunmaktadır.

Her iki kanunun ilgili maddeleri hükümleri aynıyken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 206’ncı maddesi 27/04/2005 tarihinde değiştirilmiş ve yapılan değişiklikle çocuk için aile yardımı ödeneği yaş sınırı 19’dan 25’e yükseltilmiş ve evlenmemiş kız çocukları için 25 olan yaş sınırı kaldırılarak evleninceye kadar çocuk yardımı ödenmesi hükmü getirilmiştir.

Ayrıca, yükseköğrenime devam etmekte olan erkek çocukları için 25 yaşını geçmemek üzere öğrenimlerini bitirinceye kadar ödenmesine devam edilen aile yardımı ödeneğinin herhangi bir şarta bağlı olmadan 25 yaşına kadar ödenmesine de imkân sağlanmıştır.

Tasarıya vereceğiniz destekten ötürü hepinize şimdiden teşekkür ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kulak.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRK SİLÂHLI KUV­VET­LE­Rİ PER­SO­NEL KA­NU­NUN­DA DE­Ğİ­ŞİK­LİK YA­PIL­MA­SI­NA

DA­İR KA­NUN TA­SA­RI­SI

MAD­DE 1- 27/7/1967 ta­rih­li ve 926 sa­yı­lı Türk Silâhlı Kuv­vet­le­ri Per­so­nel Ka­nu­nu­nun 109 un­cu mad­de­si­nin bi­rin­ci fıkra­sı­nın (d) ben­di ile üçün­cü fık­ra­sı aşa­ğı­da­ki şe­kil­de de­ğiş­ti­ril­miş­tir.

“d) Ya­pı­la­cak seç­me sı­nav­la­rın­da ve su­bay­lık nos­yo­nu ka­zan­dır­ma eği­ti­min­de ba­şa­rı­lı ol­mak.”

“Bun­lar­dan; kuv­vet ko­mu­tan­lık­la­rı, Jan­dar­ma Ge­nel Ko­mu­tan­lı­ğı ve Sa­hil Gü­ven­lik Ko­mu­tan­lı­ğın­ca be­lir­le­nen esas­lar da­hi­lin­de ya­pı­la­cak su­bay­lık nos­yo­nu ka­zan­dır­ma eği­ti­mi­ni ba­şa­rı ile bi­ti­ren­ler bi­tir­dik­le­ri ta­rih­ten ge­çer­li ola­rak teğ­men nasbedilirler. Bu per­so­ne­lin su­bay­lık na­sıp­la­rı han­gi ta­rih­te olur­sa ol­sun, ka­de­me iler­le­me­si ve­ya üst rüt­be­ye yük­sel­me­le­ri­ne esas olacak na­sıp­la­rın­da ka­rar­na­me tak­vim yı­lı­nın 30 Ağus­tos ta­ri­hi esas alı­nır. An­cak, 30 Ağus­tos ta­ri­hin­den son­ra su­bay nas­be­di­len­le­re bu iş­lem­den do­la­yı ge­ri­ye doğ­ru ma­aş, ma­aş far­kı ve di­ğer öz­lük hak­la­rı ve­ril­mez.”

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MAD­DE 2 - 926 sa­yı­lı Ka­nu­nu­n 157 nci mad­de­si aşa­ğı­da­ki şe­kil­de de­ğiş­ti­ril­miş­tir.

“MAD­DE 157- Aşa­ğı­da­ki hal­ler­de ço­cuk­lar için ai­le yar­dı­mı öde­ne­ği ve­ril­mez:

a) Ev­le­nen ço­cuk­lar,

b) 25 ya­şı­nı dol­du­ran ço­cuk­lar (25 ya­şı­nı bi­tir­di­ği hal­de ev­len­me­miş kız ço­cuk­la­rı ile ça­lı­şa­ma­ya­cak de­re­ce­de malûllük­le­ri res­mi sağ­lık ku­ru­lu ra­po­ruy­la tes­pit edi­len­ler için sü­re­siz ola­rak öde­ne­ğin ve­ril­me­si­ne de­vam olu­nur.),

c) Ken­di­le­ri he­sa­bı­na ti­ca­ret ya­pan ve­ya ger­çek ve­ya tü­zel ki­şi­ler ya­nın­da her ne şe­kil­de olur­sa ol­sun men­fa­at kar­şı­lı­ğı ça­lı­şan ço­cuk­lar (öğ­re­nim yap­mak­ta iken ta­til dev­re­sin­de ça­lı­şan­lar ha­riç),

ç) Burs alan ve­ya Dev­let­çe oku­tu­lan ço­cuk­lar.”

 

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MAD­DE 3- 926 sa­yı­lı Ka­nu­na aşa­ğı­da­ki ek ge­çi­ci mad­de ek­len­miş­tir.

“EK GE­Çİ­Cİ MAD­DE 84- Bu mad­de­nin yü­rür­lü­ğe gir­di­ği ta­rih­ten ön­ce 109 un­cu mad­de hük­mü­ne gö­re ast­su­bay­lık­tan su­bay­lı­ğa ge­çiş için ya­pı­lan seç­me sı­na­vı­nı ka­za­nan­la­ra, bu Ka­nun ile ya­pı­lan de­ği­şik­lik­ler­den ön­ce­ki 109 un­cu mad­de hü­küm­le­ri uy­gu­lan­ma­ya de­vam eder.”

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

4’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MAD­DE 4- Bu Ka­nun ya­yı­mı ta­ri­hin­de yü­rür­lü­ğe gi­rer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

5’inci maddeyi okutuyorum:

 

MAD­DE 5- Bu Ka­nun hü­küm­le­ri­ni Ba­kan­lar Ku­ru­lu yü­rü­tür.

 

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir ve kanunlaşmıştır. Hayırlı olmasını diliyorum.

6’ncı sırada yer alan, Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminatı Kanunu ve 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Savunma Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

 

6.- Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminatı Kanunu ve 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Savunma Komisyonu Raporu (1/1097) (S. Sayısı: 1134)                                                                            (X)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 1134 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteği? Yok.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

UÇUŞ, PARAŞÜT, DENİZALTI, DALGIÇ VE KURBAĞA ADAM HİZMETLERİ TAZMİNAT KANUNU VE 926 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK  YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1.- 28/2/1982 tarihli ve 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanunu ve 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun adı "Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanunu" olarak değiştirilmiştir ve aynı Kanunun;

a) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "kuvvet komutanlıklarınca" ibaresi "kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca",

b) 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "kuvvet komutanının" ibaresi "kuvvet komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının",

c) 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "kuvvet komutanlarının" ibaresi "kuvvet komutanlarının, Jandarma Genel Komutanının veya Sahil Güvenlik Komutanının",

ç) 7 nci maddesinin (d) bendinde yer alan "kuvvet komutanlıklarınca" ibaresi "kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca",

d) 11 inci maddesinde yer alan "kuvvet komutanlıklarınca" ibaresi "kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca",

e) 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "kuvvet komutanlıklarınca" ibaresi "kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca",

f) 15 inci maddesinde yer alan "kuvvet komutanlıklarınca" ibaresi "kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca",

olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği? Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Hayırlı olmasını diliyorum.

Yedinci sırada yer alan, Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporunun görüşmelerine başlıyoruz.

 

7.- Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/985) (S. Sayısı:925)x

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 925 sıra sayı ile bastırılıp, dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Yılmaz Kaya.

CHP GRUBU ADINA YILMAZ KAYA (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu kanun üzerinde, Grubum adına, 20 dakikalık söz almıştım ve gündüz yaptığım hesaplara göre saat dört buçuk gibi konuşmayı düşünüyordum, planlıyordum, ancak bundan sonra aynı mahiyette iki kanun da olduğu için ben konuşmamı bir dakika içinde falan bitirmeyi düşünüyorum.

Bu kanunla, Bulgaristan’da, daha doğrusu yurt dışında askerlik yapıp gelen vatandaşlarımızın, Türk soydaşlarımızın, Türkiye’de bir kez daha askere çağrılmasının önüne geçmiş olacağız. Verdiğiniz katkılar için hepinize teşekkür ediyorum. Bütün soydaşlarımıza ve ulusumuza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kaya.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

ASKERLİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1.- 21.6.1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 39.- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar göçmen statüsünde Türk vatandaşlığına geçmiş olanlardan, Türkiye’ye geldikten sonraki bir tarihte, gelmiş oldukları ülkede askerlik yaptıklarını belgeleyenler askerlik hizmetinden muaf tutulur.”

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği? Yok.

Komisyonun bir açıklaması ve düzeltmesi var.

Buyurun.

MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YÜKSEL ÇAVUŞOĞLU (Karaman) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

5380 sayılı Askerlik Kanunu çerçevesinde 39’uncu ve 40’ıncı maddeler ilave edilmiş olmasından dolayı, bu 39’uncu maddenin 41’inci madde olarak telaki edilmesi ve buna göre değerlendirilmesini talep ediyorum.

BAŞKAN – Geçici madde 39 değil, 41 olacak, öyle mi?

MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YÜKSEL ÇAVUŞOĞLU (Karaman) – Evet, geçici madde 41 olarak okunacak.

BAŞKAN – Geçici madde 41 olarak düzeltilmiştir.

MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YÜKSEL ÇAVUŞOĞLU (Karaman) – Teşekkür ederim, sağ olun.

BAŞKAN – Bu hâliyle 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın milletvekilleri, 8’inci sırada yer alan, Er ve Erbaş Harçlıkları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

 

1.      Er ve Erbaş Harçlıkları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Savunma Komisyonu Raporu (1/998) (S. Sayısı: 926) ---(x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu, 926 sıra sayıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteği? Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

ER VE ERBAŞ HARÇLIKLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1.- 23.2.1961 tarihli ve 257 sayılı Er ve Erbaş Harçlıkları Kanununun 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 9.- Er ve erbaş harçlıkları maaş tertiplerinden ve ay sonunda ödenir. Harçlıkların ödenmesi bankacılık sistemi aracılığıyla yapılabilir."

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği? Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2.-  Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı olmasını diliyorum.

9’uncu sırada yer alan, İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun’da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Hatay Milletvekili Züheyir Amber ve 35 Milletvekilinin; İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun’un 1 ve 2’nci Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi; Adana Milletvekili Atilla Başoğlu’nun; 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Şırnak Milletvekili Mehmet Tatar ve Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan’ın; 24/2/1968 tarih ve 1005 Sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkındaki Kanun’un 1’inci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

9. İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Hatay Milletvekili Züheyir Amber ve 35 Milletvekilinin; İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunun 1 ve 2 nci Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi; Adana Milletvekili Atilla Başoğlu’nun; 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Şırnak Milletvekili Mehmet Tatar ve Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan’ın; 24.2.1968 Tarih ve 1005 Sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunun 1 nci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/714, 2/95, 2/161, 2/625) (S. Sayısı: 1350)x

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 1350 sıra sayıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteği var.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Bülent Baratalı.

BÜLENT BARATALI (İzmir) – Konuşmayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime iki dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 19.50

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.55

BAŞKAN : Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 70’inci Birleşimi’nin Yedinci Oturumu’nu açıyorum.

1350 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

10’uncu sırada yer alan, Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt’un; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

 

 

2.      Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt’un; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (2/942) (S. Sayısı: 1345) -----(x)

 

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 1345 sıra sayıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Teklifin tümü üzerinde söz isteği? Yok.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

 

MADDE 1- 8/1/1985 tarihli ve 3143 sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“h) Sınai alandaki teknolojik gelişmeleri takip ve teşvik etmek amacıyla, ülkemizdeki sanayi kuruluşlarının yükseköğretim kurumları ve vakıf üniversiteleri ile iş birliği yaparak teknolojik araştırma ve geliştirmeye aktif katılımını sağlayacak programlar yapmak, araştırma ve geliştirme projeleri sonucunda ortaya çıkan teknolojik ürünün patenti, yatırımı ve pazarlaması konusunda gerçek ve tüzel kişilere destek vermek ve bu programların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile yönetmelikleri hazırlamak,”

“Bakanlık bütçesinden birinci fıkranın (h) bendine göre, yükseköğretim kurumlarına araştırma ve geliştirme projeleri karşılığı aktarılan hibe niteliğindeki tutarlar, ilgili idarelerin bütçelerine gelir kaydedilmeksizin proje adına açılacak özel hesaplarda izlenir. Yükseköğretim kurumları ve vakıf üniversitelerine aktarılan tutarların harcanmasına ve muhasebeleştirilmesine ilişkin hususlar Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte belirlenir. Bu kapsamda yapılan harcamalar 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında denetlenir. Hazırlanan programlara ilişkin hizmetlerde görev alan memurlar ile diğer kamu görevlileri ve hizmetinden yararlanılacak diğer kişiler için yapılacak harcamalar Bakanlık bütçesinden gerçekleştirilir. Desteklenen projelerde, proje süresiyle sınırlı olmak kaydıyla proje kapsamında görev yapan öğretim elemanlarına 15.000 gösterge rakamının, yükseköğretim kurumlarının teknik hizmetler sınıfında görev yapan personele ise 8.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere proje sözleşmesinde belirlenen tutarlar üzerinden aylık ödeme yapılabilir. Memur ve diğer kamu görevlisi olmamak kaydıyla projede görev yapan diğer proje personeline proje sözleşmesinde belirlenen tutarlar üzerinden aylık ücret ödenir.”

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum; Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

Madde 2.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MAD­DE 3- Bu Ka­nun hü­küm­le­ri­ni Bakan­lar Ku­ru­lu yü­rü­tür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Teklifin tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın milletvekilleri, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını sırasıyla görüşmek için, 6 Mart 2007 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

İyi akşamlar diliyorum.

Kapanma Saati: 20.00



(X) 1346 S. Sayılı Basmayazı 28/02/2007 tarihli 69’uncu Birleşim tutanağına eklidir.

(X) ) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

 

(X) 1317 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) 1264 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.

(X) 1134 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.

x 925 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) -926 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

x 1350 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.

(x) 1345 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.