DÖNEM: 22                                      YASAMA YILI: 5

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 160

 

116 ncı Birleşim

29 Mayıs 2007 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. - GE­ÇEN TU­TA­NAK ÖZE­Tİ

 II. - GE­LEN KÂĞIT­LAR

III. - BAŞ­KAN­LI­ĞIN GE­NEL KU­RU­LA SU­NUŞ­LA­RI

A) TEZ­KE­RE­LER VE ÖNER­GE­LER

1.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li En­ver Ök­tem hak­kın­da tan­zim edi­len so­ruş­tur­ma dos­ya­sı­nın ge­ri gön­de­ril­me­si­ne iliş­kin Baş­ba­kan­lık tez­ke­re­si (3/1296)

2.- Bir­leş­miş Mil­let­ler Ge­çi­ci Gö­rev Gü­cü bün­ye­sin­de Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri­nin 5 Ey­lül 2007 ta­ri­hin­den iti­ba­ren bir yıl da­ha UNI­FIL Ha­rekâtı'na iş­ti­rak et­me­si­ne izin ve­ril­me­si­ne iliş­kin Baş­ba­kan­lık tez­ke­re­si (3/1282)

IV. - AÇIK­LA­MA­LAR VE SA­TAŞ­MA­LA­RA İLİŞ­KİN KO­NUŞ­MA­LAR

1.- Er­zu­rum Mil­let­ve­ki­li İb­ra­him Öz­do­ğan'ın, Sa­kar­ya Mil­let­ve­ki­li Erol As­lan Ce­be­ci'nin, ko­nuş­ma­sın­da, şah­sı­na sa­taş­ma­sı ne­de­niy­le ko­nuş­ma­sı

2.- Sa­kar­ya Mil­let­ve­ki­li Erol As­lan Ce­be­ci'nin, Er­zu­rum Mil­let­ve­ki­li İb­ra­him Öz­do­ğan ve Sam­sun Mil­let­ve­ki­li Ha­luk Koç'un, ko­nuş­ma­la­rın­da, şah­sı­na sa­taş­ma­la­rı ne­de­niy­le ko­nuş­ma­sı

3.- İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Ali Ke­mal Kum­ku­moğ­lu'nun, Sa­kar­ya Mil­let­ve­ki­li Erol As­lan Ce­be­ci'nin, ko­nuş­ma­sın­da, par­ti­si­ne sa­taş­ma­sı ne­de­niy­le ko­nuş­ma­sı

4.- Or­du Mil­let­ve­ki­li Eyüp Fat­sa'nın, İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Ali Ke­mal Kum­ku­moğ­lu'nun, ko­nuş­ma­sın­da, par­ti­si­ne sa­taş­ma­sı ne­de­niy­le ko­nuş­ma­sı

5.- Ya­lo­va Mil­let­ve­ki­li Mu­har­rem İn­ce'nin, İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Ha­li­de İn­ce­ka­ra'nın, ko­nuş­ma­sın­da, şah­sı­na sa­taş­ma­sı ne­de­niy­le ko­nuş­ma­sı

V. - KA­NUN TA­SA­RI VE TEK­LİF­LE­Rİ İLE KO­MİS­YON­LAR­DAN GE­LEN Dİ­ĞER İŞ­LER

1.- İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Ömer Zül­fü Li­va­ne­li ve 19 Mil­let­ve­ki­li, Ço­rum Mil­let­ve­ki­li Mu­zaf­fer Kül­cü ve 19 Mil­let­ve­ki­li, De­niz­li Mil­let­ve­ki­li Mus­ta­fa Ga­zal­cı ve 54 Mil­let­ve­ki­li ile Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu Adı­na Grup Baş­kan­ve­kil­le­ri Ga­zi­an­tep Mil­let­ve­ki­li Ömer Abu­şoğ­lu ve Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Sü­ley­man Sa­rı­baş'ın, ço­cuk­lar­da ve genç­ler­de ar­tan şid­det eği­li­mi ile okul­lar­da mey­da­na ge­len olay­la­rın araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­le­ri ve Mec­lis Araş­tır­ma­sı Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (10/337, 343, 356, 357) (S. Sa­yı­sı: 1413)

2.- Ça­nak­ka­le Mil­let­ve­kil­le­ri Meh­met Da­niş ve İb­ra­him Köş­de­re'nin, Ge­li­bo­lu Ya­rı­ma­da­sı Ta­ri­hi Mil­li Par­kı Ka­nu­nu­na Ge­çi­ci Bir Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir Ka­nun Tek­li­fi (Ka­mu İha­le Ka­nu­nu­na Ge­çi­ci Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir Ka­nun Tek­li­fi) ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (2/212) (S. Sa­yı­sı: 305)

3.- Ba­zı Ka­mu Ala­cak­la­rı­nın Tah­sil ve Ter­ki­ni­ne İliş­kin Ka­nun Ta­sa­rı­sı ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1030) (S. Sa­yı­sı: 904)

4.- Ada­let ve Kal­kın­ma Par­ti­si Grup Baş­kan­ve­ki­li Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Fa­ruk Çe­lik'in, İmar Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Tek­li­fi ve Ba­yın­dır­lık, İmar, Ulaş­tır­ma ve Tu­rizm ile Ada­let Ko­mis­yon­la­rı Ra­por­la­rı (2/820) (S. Sa­yı­sı: 1337)

5.- Af­yon­ka­ra­hi­sar Mil­let­ve­ki­li Ha­lil Ay­do­ğan'ın; Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si Ka­nu­nu, İl Özel İda­re­si Ka­nu­nu ve Be­le­di­ye Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Tek­li­fi ve İçiş­le­ri Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (2/968) (S.Sa­yı­sı: 1416)

VI. - SE­ÇİM­LER

1.- Rad­yo ve Te­le­viz­yon Üst Ku­ru­lun­da bo­şa­la­cak üye­lik­le­re se­çim

VII. - SO­RU­LAR VE CE­VAP­LAR

A) YA­ZI­LI SO­RU­LAR VE CE­VAP­LA­RI

1.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li En­ver ÖK­TEM'in, TBMM Kre­şi­ne iliş­kin so­ru­su ve Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­kan Ve­ki­li İs­ma­il ALP­TE­KİN'in ce­va­bı (7/22944)

2.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li Ca­nan ARIT­MAN'ın, TBMM Kre­şi­ne iliş­kin so­ru­su ve Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­kan Ve­ki­li İs­ma­il ALP­TE­KİN'in ce­va­bı (7/22945)

3.- Af­yon­ka­ra­hi­sar Mil­let­ve­ki­li Ha­lil ÜN­LÜ­TE­PE'nin, TBMM Kre­şi­ne iliş­kin so­ru­su ve Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­kan Ve­ki­li İs­ma­il ALP­TE­KİN'in ce­va­bı (7/22946)

I. - GE­ÇEN TU­TA­NAK ÖZE­Tİ

TBMM Ge­nel Ku­ru­lu sa­at 11.14'te açı­la­rak dört otu­rum yap­tı.

Gün­de­min "Ka­nun Ta­sa­rı ve Tek­lif­le­ri ile Ko­mis­yon­lar­dan Ge­len Di­ğer İş­ler" kıs­mı­nın 439'un­cu sı­ra­sın­da bu­lu­nan 1432 sı­ra sa­yı­lı Ka­nun Tek­li­fi'nin bu kıs­mın 8'in­ci, 65'in­ci sı­ra­sın­da bu­lu­nan 201 sı­ra sa­yı­lı Ka­nun Ta­sa­rı­sı'nın 16'ncı, ge­len kâğıt­lar lis­te­sin­de ya­yım­la­nan ve bas­tı­rı­la­rak da­ğı­tı­lan 1433 sı­ra sa­yı­lı Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Ana­ya­sa­sı­nın Ba­zı Mad­de­le­rin­de De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun ve Ana­ya­sa'nın 89'un­cu ve 104'ün­cü mad­de­le­ri ge­re­ğin­ce Cum­hur­baş­ka­nın­ca bir kez da­ha gö­rü­şül­mek üze­re ge­ri gön­der­me tez­ke­re­si ve 1434 sı­ra sa­yı­lı Ka­nun Tek­li­fi'nin kırk se­kiz sa­at geç­me­den bu kıs­mın sı­ra­sıy­la 5'in­ci ve 7'nci sı­ra­la­rı­na alın­ma­sı­na ve di­ğer iş­le­rin sı­ra­sı­nın bu­na gö­re te­sel­sül et­ti­ril­me­si­ne; ge­len kâğıt­lar­da ya­yım­la­nan ve bas­tı­rı­la­rak da­ğı­tı­lan (10/337, 343, 356, 357) esas nu­ma­ra­lı Mec­lis Araş­tır­ma­sı Ko­mis­yo­nu­nun 1413 sı­ra sa­yı­lı ra­po­ru­nun gün­de­min "Özel Gün­dem­de Yer Ala­cak İş­ler" kıs­mı­nın 1'in­ci sı­ra­sı­na alın­ma­sı­na ve gö­rüş­me­le­ri­nin 29 Ma­yıs 2007 Sa­lı gün­kü bir­le­şim­de ya­pıl­ma­sı­na ve son­ra­sın­da ka­nun ta­sa­rı ve tek­lif­le­ri­nin gö­rü­şül­me­si­ne de­vam edil­me­si­ne; 28 Ma­yıs 2007 Pa­zar­te­si gün­kü bir­le­şim­de ça­lış­ma sü­re­si­nin 1433 sı­ra sa­yı­lı Ana­ya­sa De­ği­şik­lik Tek­li­fi'nin 1'in­ci tur oy­la­ma­sı­nın ta­mam­lan­ma­sı­na ka­dar, 29 Ma­yıs 2007 Sa­lı gün­kü bir­le­şim­de ise, Ge­nel Ku­ru­lun sa­at 15.00'te top­lan­ma­sı­na iliş­kin AK Par­ti Gru­bu öne­ri­si, ya­pı­lan gö­rüş­me­ler­den son­ra, ka­bul edil­di.

Gün­de­min "Ka­nun Ta­sa­rı ve Tek­lif­le­ri ile Ko­mis­yon­lar­dan Ge­len Di­ğer İş­ler" kıs­mı­nın:

1'in­ci sı­ra­sın­da bu­lu­nan, Ka­mu İha­le Ka­nu­nu­na Ge­çi­ci Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir Ka­nun Tek­li­fi'nin (2/212) (S. Sa­yı­sı: 305) gö­rüş­me­le­ri, da­ha ön­ce ge­ri alı­nan mad­de­le­re iliş­kin ko­mis­yon ra­po­ru he­nüz gel­me­di­ğin­den;

2'nci sı­ra­sın­da bu­lu­nan, Ba­zı Ka­mu Ala­cak­la­rı­nın Tah­sil ve Ter­ki­ni­ne İliş­kin (1/1030) (S. Sa­yı­sı: 904),

3'ün­cü sı­ra­sın­da bu­lu­nan, Ada­let ve Kal­kın­ma Par­ti­si Grup Baş­kan­ve­ki­li Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Fa­ruk Çe­lik'in, İmar Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir (2/820) (S. Sa­yı­sı: 1337),

4'ün­cü sı­ra­sı­na alı­nan, -Af­yon­ka­ra­hi­sar Mil­let­ve­ki­li Ha­lil Ay­do­ğan'ın, Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si Ka­nu­nu, İl Özel İda­re­si Ka­nu­nu ve Be­le­di­ye Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir (2/968) (S. Sa­yı­sı: 1416),

Ka­nun Ta­sa­rı ve Tek­lif­le­ri, il­gi­li ko­mis­yon yet­ki­li­le­ri Ge­nel Ku­rul­da ha­zır bu­lun­ma­dık­la­rın­dan;

Er­te­len­di.

5'in­ci sı­ra­sı­na alı­nan ve Cum­hur­baş­ka­nın­ca bir kez da­ha gö­rü­şül­mek üze­re ge­ri gön­de­ri­len Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Ana­ya­sa­sı­nın Ba­zı Mad­de­le­rin­de De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da 10/5/2007 Ta­rih­li ve 5660 Sa­yı­lı Ka­nun'un (1/1368) (S.Sa­yı­sı: 1433) bi­rin­ci gö­rüş­me­si ta­mam­lan­dı; ikin­ci gö­rüş­me­si­ne en az kırk se­kiz sa­at geç­tik­ten son­ra baş­la­na­bi­le­ce­ği açık­lan­dı.

De­niz­li Mil­let­ve­ki­li Üm­met Kan­do­ğan'a, Cum­hur­baş­ka­nıy­la il­gi­li ba­zı ifa­de­le­rin­den do­la­yı ge­rek­li uya­rı­yı yap­ma­dı­ğı id­di­asıy­la Baş­ka­nın tu­tu­mu hak­kın­da açı­lan usul gö­rüş­me­sin­den son­ra, Otu­rum Baş­ka­nın­ca, ya­pı­lan uy­gu­la­ma­nın İç Tü­zük hü­küm­le­ri­ne uy­gun ol­du­ğu ifa­de edil­di.

An­ka­ra Mil­let­ve­ki­li Oya Aras­lı, Kas­ta­mo­nu Mil­let­ve­ki­li Mu­sa Sı­va­cı­oğ­lu'nun, ko­nuş­ma­sın­da, şah­sı­na sa­taş­tı­ğı id­di­asıy­la bir açık­la­ma­da bu­lun­du.

Ge­nel Ku­ru­lu zi­ya­ret eden Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri Tem­sil­ci­ler Mec­li­si Or­tak He­ye­ti Baş­ka­nı Ed­ward With­fi­eld ve be­ra­be­rin­de­ki he­ye­te Baş­kan­lık­ça "Hoş gel­di­niz" de­nil­di.

29 Ma­yıs 2007 Sa­lı gü­nü sa­at 15.00'te top­lan­mak üze­re, bir­le­şi­me 22.57'de son ve­ril­di.

İs­ma­il Alp­te­kin

 

 

Baş­kan Ve­ki­li

 

 

 

Ah­met Gök­han Sa­rı­çam

Türkân Mi­ço­oğul­la­rı

 

Kırk­la­re­li

İz­mir

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

Ah­met Kü­çük

 

 

Ça­nak­ka­le

 

 

Kâtip Üye

 

 

No.: 156

II. - GE­LEN KÂĞIT­LAR

29 Ma­yıs 2007 Sa­lı

Ra­por­lar

1.- 8.5.2007 Ta­rih­li ve 5464 Sa­yı­lı Nük­le­er Güç San­tral­la­rı­nın Ku­rul­ma­sı ve İş­le­til­me­si ile Ener­ji Sa­tı­şı­na İliş­kin Ka­nun ve Ana­ya­sa­nın 89 un­cu ve 104 ün­cü Mad­de­le­ri Ge­re­ğin­ce Cum­hur­baş­ka­nın­ca Bir Da­ha Gö­rü­şül­mek Üze­re Ge­ri Gön­der­me Tez­ke­re­si ile Sa­na­yi, Ti­ca­ret, Ener­ji, Ta­biî Kay­nak­lar, Bil­gi ve Tek­no­lo­ji Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1365) (S. Sa­yı­sı: 1436) (Da­ğıt­ma Ta­ri­hi: 29.5.2007) (GÜN­DE­ME)

2.- Si­vas Mil­let­ve­ki­li Se­la­mi Uzun ve 3 Mil­let­ve­ki­li­nin; Po­lis Va­zi­fe ve Sa­la­hi­yet Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Tek­li­fi ve Ada­let Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (2/1037) (S. Sa­yı­sı: 1437) (Da­ğıt­ma Ta­ri­hi: 29.5.2007) (GÜN­DE­ME)

 

 

 

29 Ma­yıs 2007 Sa­lı

Bİ­RİN­Cİ OTU­RUM

Açıl­ma Sa­ati: 15.14

BAŞ­KAN : Baş­kan Ve­ki­li İs­ma­il ALP­TE­KİN

KÂTİP ÜYE­LER : Ah­met Gök­han SA­RI­ÇAM (Kırk­la­re­li), Türkân Mİ­ÇO­OĞUL­LA­RI (İz­mir)

BAŞ­KAN - Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin 116'ncı Bir­le­şi­mi­ni açı­yo­rum.

Top­lan­tı ye­ter sa­yı­sı var­dır, gün­de­me ge­çi­yo­ruz.

Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, Baş­kan­lı­ğın Ge­nel Ku­ru­la su­nuş­la­rı var­dır.

Baş­kan­lı­ğın bir tez­ke­re­si var; oku­tu­yo­rum:

III. - BAŞ­KAN­LI­ĞIN GE­NEL KU­RU­LA SU­NUŞ­LA­RI

A) TEZ­KE­RE­LER VE ÖNER­GE­LER

1.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li En­ver Ök­tem hak­kın­da tan­zim edi­len so­ruş­tur­ma dos­ya­sı­nın ge­ri gön­de­ril­me­si­ne iliş­kin Baş­ba­kan­lık tez­ke­re­si (3/1296)

Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­kan­lı­ğı­na

3167 sa­yı­lı Çek­le Öde­me­le­rin Dü­zen­len­me­si ve Çek Ha­mil­le­ri­nin Ko­run­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun'a ay­kı­rı­lık su­çu­nu iş­le­di­ği id­dia olu­nan İz­mir Mil­let­ve­ki­li En­ver Ök­tem hak­kın­da Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Ana­ya­sa­sı'nın 83'ün­cü mad­de­si uya­rın­ca ya­sa­ma do­ku­nul­maz­lı­ğı­nın kal­dı­rı­lıp kal­dı­rıl­ma­ma­sı hu­su­sun­da il­gi (a) ya­zı­mız ile Baş­kan­lı­ğı­nı­za gön­de­ri­len so­ruş­tur­ma dos­ya­sı­nın ia­de­si ile il­gi­li Ada­let Ba­kan­lı­ğın­dan alı­nan il­gi (b) ya­zı su­re­ti ve ek­le­ri ili­şik­te gön­de­ril­miş­tir.

Ge­re­ği­ni arz ede­rim.

                                                                                                   Re­cep Tay­yip Er­do­ğan

                                                                                                              Baş­ba­kan

BAŞ­KAN - Ana­ya­sa ve Ada­let Ko­mis­yon­la­rı Üye­le­rin­den Ku­ru­lu Kar­ma Ko­mis­yon­da bu­lu­nan dos­ya Hükûme­te ge­ri ve­ril­miş­tir.

Baş­ba­kan­lı­ğın, Ana­ya­sa'nın 92'nci mad­de­si­ne gö­re ve­ril­miş bir tez­ke­re­si var­dır, ön­ce oku­tup iş­le­me ala­ca­ğım son­ra da oy­la­rı­nı­za su­na­ca­ğım.

Baş­ba­kan­lık tez­ke­re­si­ni oku­tu­yo­rum:

2.- Bir­leş­miş Mil­let­ler Ge­çi­ci Gö­rev Gü­cü bün­ye­sin­de Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri­nin 5 Ey­lül 2007 ta­ri­hin­den iti­ba­ren bir yıl da­ha UNI­FIL Ha­rekâtı'na iş­ti­rak et­me­si­ne izin ve­ril­me­si­ne iliş­kin Baş­ba­kan­lık tez­ke­re­si (3/1282)

Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­kan­lı­ğı­na

Bir­leş­miş Mil­let­ler Gü­ven­lik Kon­se­yi'nin 11 Ağus­tos 2006 ta­ri­hin­de ka­bul et­ti­ği 1701 (2006) sa­yı­lı Ka­rar ve Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin 5/9/2006 ta­rih­li ve 880 sa­yı­lı Ka­ra­rı ile bir yıl için ver­di­ği izin çer­çe­ve­sin­de, Tür­ki­ye ge­rek Bir­leş­miş Mil­let­ler Ge­çi­ci Gö­rev Gü­cü (UNI­FIL) ka­ra ha­re­ka­tı­na, ge­rek UNI­FIL-De­niz Gö­rev Gü­cü'ne yap­tı­ğı kat­kı­lar­la, ba­rı­şı ko­ru­ma ha­re­ka­tı­nın et­kin bi­çim­de ic­ra­sın­da önem­li bir iş­lev üst­len­miş, böy­le­ce, ge­rek BM sis­te­mi için­de, ge­rek böl­ge­sel ve kü­re­sel öl­çek­te gö­rü­nür­lü­ğü­nün art­ma­sı­nı ve Dün­ya­nın di­ğer böl­ge­le­rin­de bun­dan ön­ce ka­tıl­dı­ğı ba­rı­şı ko­ru­ma ope­ras­yon­la­rın­da­ki ba­şa­rı­lı per­for­man­sıy­la sa­hip ol­du­ğu ko­nu­mu­nun pe­kiş­me­si­ni sağ­la­mış­tır. UNI­FIL'in gö­rev sü­re­si 31 Ağus­tos 2007 ta­ri­hin­de so­na ere­cek olup, gö­rev sü­re­si­nin 31 Ağus­tos 2007 ta­ri­hin­den son­ra­ki dö­nem için ye­ni­len­me­si yö­nün­de BM bün­ye­sin­de ha­zır­lık­lar baş­la­tıl­mış­tır. Bu ha­zır­lık­lar ta­mam­lan­dık­tan son­ra ye­ni bir BM Gü­ven­lik Kon­se­yi ka­ra­rı ka­bul edi­le­rek UNI­FIL'in gö­rev sü­re­si­nin uza­tıl­ma­sı bek­len­mek­te­dir.

Bu çer­çe­ve­de, BM Gü­ven­lik Kon­se­yi'nin UNI­FIL'in gö­rev sü­re­si­nin uza­tıl­ma­sı yö­nün­de ka­rar al­ma­sı du­ru­mun­da; hu­dut, şü­mul ve mik­ta­rı Hü­kü­met­çe be­lir­le­ne­cek Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri un­sur­la­rı­nın, 1701 sa­yı­lı BM Gü­ven­lik Kon­se­yi Ka­ra­rı ve 880 sa­yı­lı TBMM Ka­ra­rı ile tes­pit edi­len il­ke­ler kap­sa­mın­da 5 Ey­lül 2007 ta­ri­hin­den iti­ba­ren bir yıl da­ha UNI­FIL Ha­re­ka­tı­na iş­ti­rak et­me­si ve bu­nun­la il­gi­li ge­rek­li dü­zen­le­me­le­rin Hü­kü­met ta­ra­fın­dan ya­pıl­ma­sı için Ana­ya­sa'nın 92 nci mad­de­si uya­rın­ca izin ve­ril­me­si­ni say­gı­la­rım­la arz ede­rim.

                                                                                                   Re­cep Tay­yip Er­do­ğan

                                                                                                              Baş­ba­kan

BAŞ­KAN - Baş­ba­kan­lık tez­ke­re­si üze­rin­de, İç Tü­zük'ün 72'nci mad­de­si­ne gö­re gö­rüş­me aça­ca­ğım.

Grup­la­ra ve Hükûme­te ve şah­sı adı­na iki üye­ye söz ve­re­ce­ğim.

Ko­nuş­ma sü­re­le­ri, grup­lar ve Hükûmet için yir­mi­şer da­ki­ka, şa­hıs­lar için­se on da­ki­ka­dır.

Şim­di, Tez­ke­re üze­rin­de söz alan sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri­nin isim­le­ri­ni oku­yo­rum: Grup­lar adı­na; Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Sa­yın Sü­ley­man Sa­rı­baş, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Sa­yın Onur Öy­men, AK Par­ti Gru­bu adı­na Sa­kar­ya Mil­let­ve­ki­li Sa­yın Erol As­lan Ce­be­ci. Şa­hıs­la­rı adı­na, İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Sa­yın Onur Öy­men ve yi­ne İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Şük­rü Mus­ta­fa Elek­dağ söz is­te­miş­ler­dir.

İlk söz, Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Sa­yın Sü­ley­man Sa­rı­baş'a ait­tir.

Efen­dim, sü­re­niz yir­mi da­ki­ka.

Bu­yu­run.

ANA­VA­TAN PAR­Tİ­Sİ GRU­BU ADI­NA SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Baş­kan.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, UNI­FIL mü­ni­fil bil­mem, Lüb­nan'a as­ker gön­der­me tez­ke­re­si­nin de­va­mı. Ge­çen se­ne, do­ku­zun­cu ay­da, bu Mec­lis­te Lüb­nan'a as­ker gön­der­me tez­ke­re­si­ni çı­kar­mış ve bir yıl sü­rey­le Hükûme­te yet­ki ver­miş­tik. Hükûmet ge­rek gör­dü ki, bir yıl da­ha uza­tıl­ma­sı için böy­le bir tez­ke­re gön­der­di.

Ben, söz­le­ri­me baş­lar­ken, yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

O gün de söy­le­dik, Türk as­ke­ri­ni gön­de­ri­yo­ruz çok şü­kür. Lüb­nan'a gön­de­ri­yo­ruz, Ko­so­va'da var, Af­ga­nis­tan'da var, ama gön­de­re­me­di­ği­miz yer var. Gön­de­re­me­di­ği­miz yer, esa­sın­da, Tür­ki­ye'nin ka­na­yan ya­ra­sı, Ku­zey Irak'a gön­de­re­mi­yo­ruz. Gön­de­re­me­di­ği­miz gi­bi, da­ha dün, Irak'ı iş­gal et­miş bir "dost" ve "müt­te­fik" ül­ke say­dı­ğı­mız Ame­ri­ka'nın uçak­la­rı Türk ha­va sa­ha­sı­nı ih­lal edi­yor­lar dört da­ki­ka. Ne ül­ke­nin Baş­ba­ka­nın­dan ne ül­ke­nin Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nın­dan bu ko­nu­da hiç­bir açık­la­ma yok, hiç­bir tep­ki yok.

Şim­di, mil­let Ana­do­lu'da çık­tı "Efen­dim, bu­nu Cum­hur­baş­ka­nı ni­ye seç­me­di­niz, bu Ab­dul­lah Gül'ü?" İş­te, bu­nun için seç­me­dik. Ame­ri­ka uçak­la­rı Türk ha­va sa­ha­sı­nı ih­lal edi­yor ve ül­ke­nin bu Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı tek bir tep­ki gös­ter­mi­yor üç gün­dür! Bu­nu mu se­çe­cek­tik? Bu­nu mu seç­me­liy­dik? Türk hal­kı, ey Türk hal­kı: Ame­ri­ka'ya her şe­yi tes­lim et­miş, Ku­zey Irak po­li­ti­ka­la­rı­nı tes­lim et­miş, Tür­ki­ye'nin gü­ven­li­ği­ni tes­lim et­miş bir Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­nı mı Cum­hur­baş­ka­nı se­çe­cek­tik? Tür­ki­ye'nin ta­ma­mı­nı mı tes­lim et­tir­sey­dik baş­ka­la­rı­na? Böy­le bir şey var mı? Böy­le bir şey var mı?

Lüb­nan'a gi­der­ken söy­le­dim: "Lüb­nan'a bu as­ker­le­ri İs­ra­il'in gü­ven­li­ği için gön­de­ri­yo­ruz." O gün söy­le­miş­tim, bu­gün de tek­rar edi­yo­rum: "Ha­yat­la­rı bo­yun­ca 'Ya­hu­di te­lin mi­tin­gi' dü­zen­le­yen­ler, kırk ya­şın­dan son­ra Ya­hu­di­le­rin des­tek­çi­si ol­du­lar da onun için vic­da­nım ka­nı­yor." de­miş­tim, tek­rar edi­yo­rum.

Ne yap­tı bir yıl­dır Lüb­nan'a gön­der­di­ği­miz as­ker­ler? Hiz­bul­lah'ın si­lah­lan­dı­rıl­ma­sı­nı sağ­la­dı, ya­ni, "Hiz­bul­lah'ın elin­den si­lah­la­rı al­ma­dı." di­ye­cek­si­niz, ama, Hiz­bul­lah'a dı­şa­rı­dan ge­len des­tek­le­ri ön­le­di. Ki­min adı­na? İs­ra­il'in gü­ven­li­ği adı­na. Tür­ki­ye'ye de bu ya­kı­şır­dı, bu Hükûme­te de bu ya­kı­şır­dı. Mü­ba­rek ol­sun! Mü­ba­rek ol­sun!

Ya­ni, de­ğer­li ar­ka­daş­lar, de­ni­le­cek ki: "As­ker­le­ri­miz, iş­te, dı­şa­rı­da ne ya­pı­yor? Te­rör olan ül­ke­ler­de Bir­leş­miş Mil­let­ler ka­rar­la­rı da­hi­lin­de, te­rö­rün ya­yıl­ma­sı­na en­gel ol­mak için, te­rör­le mü­ca­de­le için, Bir­leş­miş Mil­let­ler kap­sa­mın­da iş bir­li­ği için gön­de­ri­yo­ruz." Bir ta­raf­tan te­rör­le iş bir­li­ği için as­ker­le­ri­mi­zi dı­şa­rı gön­de­ri­yo­ruz, bir ta­raf­ta te­rö­re des­tek olan El Ka­dı'ya ke­fil olu­yo­ruz. Şim­di bu­nun ne­re­si ne bu­nun? Bir ta­raf­ta te­rö­re mad­di kay­nak­lar sağ­la­dı­ğı açık, net olan El Ka­dı'ya Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nin Baş­ba­ka­nı ke­fil, bir ta­raf­tan Af­ga­nis­tan'a, Lüb­nan'a te­rör ön­len­sin di­ye, ulus­la­ra­ra­sı alan­da te­rör ön­len­sin di­ye as­ker gön­de­ri­yo­ruz, esas as­ker gön­der­me­miz ge­re­ken yer, Baş­ba­kan­lık. Baş­ba­kan­lı­ğa as­ker gön­de­rir­sek te­rö­rü ön­le­riz. Te­rö­rü ön­le­riz… Çün­kü ora­sı üre­ti­yor bu­nu, El Ka­dı'ya ke­fil olan yer ora­sı.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, ne ola­cak bu Ku­zey Irak'ın du­ru­mu? Bak, bu­gün sa­bah ha­ber­ler­de gör­düm: "Da­ho'nun, Er­bil'in, Sü­ley­ma­ni­ye'nin gü­ven­li­ği böl­ge­sel güç­le­re tes­lim edil­di." Bir müd­det son­ra herhâlde, re­fe­ran­dum­dan son­ra Ker­kük'ün, Mu­sul'un da gü­ven­li­ği böl­ge­sel güç­le­re tes­lim edi­le­cek. O böl­ge­de ya­yın ya­pan te­le­viz­yon­lar var. Ora­da­ki yö­ne­ti­min ya­yın yap­tır­dı­ğı 10'a ya­kın te­le­viz­yon­lar var. Bir din­le­yin ar­ka­daş­lar, uy­du­lar­dan bir açın da o te­le­viz­yon­la­rı din­le­yin; Tür­ki­ye'ye han­gi ha­ka­ret­ler yağ­dı­rı­lı­yor, her gün han­gi iha­net­ler yağ­dı­rı­lı­yor bir din­le­yin. On­dan son­ra gi­din, Bağ­dat'ta Ta­la­ba­ni'yle sa­rı­lı­yor mu­su­nuz, öpü­şü­yor mu­su­nuz, ba­rı­şı­yor mu­su­nuz, kar­deş­lik me­saj­la­rı mı ve­ri­yor­su­nuz, on­la­rı din­le­dik­ten son­ra bir ko­nu­şun. Ya­ni yap­mak is­te­di­ği­niz şey ne­dir dört bu­çuk se­ne­lik ik­ti­da­rı­nız­da? Te­rör­le il­gi­li mü­ca­de­le­niz­de ge­le ge­le, ge­le ge­le gel­di­niz, An­ka­ra'nın gö­be­ğin­de, te­rö­rün bom­ba­la­rı pat­la­ma­ya baş­la­dı. Bu Mec­lis­te söy­le­dik, ge­çen de, dün de söy­le­dim. (19 Ey­lül 2005, Mec­lis ola­ğa­nüs­tü top­lan­tı­ya ça­ğı­rıl­dı.) Ge­lin, şu te­rö­rü bir ko­nu­şa­lım, şu Mec­lis­te bir tar­tı­şa­lım, ön­lem­le­ri­ni ala­lım, Hükûme­te tav­si­ye­ler­de bu­lu­na­lım di­ye. AK Par­ti Gru­bu ku­lis­ten bu sa­lo­na gir­me­di ve ilk de­fa Mec­li­sin ge­le­ne­ğin­de Mec­lis­ten kaç­ma, AK Par­ti Gru­bu­nun ey­le­miy­le or­ta­ya çık­tı. Şim­di, mey­dan­lar­da ca­ka sa­ta­rak, "Mec­li­se gir­me­den mil­let­ve­ki­li ol­maz." de­ni­len­ler, te­rör ko­nu­su bu Mec­lis­te gö­rü­şü­lür­ken, o ku­lis­ler­den bu sa­lon­la­ra kim­se­yi koy­ma­dı­lar. Bu mil­let, bu aziz mil­let, bu bü­yük mil­let bun­la­rı gör­me­ye­cek, bun­la­rı ya­şa­ma­ya­cak, on­dan son­ra dö­nüp di­ye­cek ki: Ku­zey Irak'ta kır­mı­zı çiz­gi­le­ri­mi­zi sil­di­ren, Av­ru­pa Bir­li­ğin­de Tür­ki­ye'ye en ga­liz ha­ka­ret­le­ri yap­tı­ran, Kıb­rıs'ta Kıb­rıs­lı Rum­la­ra peş­keş çek­me adı­na pro­to­kol­le­rin al­tı­na im­za at­mak­tan ken­di kork­tu­ğu için baş­ka­la­rı­na at­tı­ran bi­ri­ni, Cum­hur­baş­ka­nı seç­me­di­niz di­ye... Ki­mi seç­me­di­ği­mi­zi an­la­sın bu mil­let. Ki­mi seç­me­di­ği­mi­zi bu mil­let an­la­sın di­ye söy­lü­yo­rum bun­la­rı. Biz, Ku­zey Kıb­rıs'ı pro­to­kol­le Rum­la­ra tes­lim et­me­ye kal­kan ve Rum­la­rın Kıb­rıs'ın tek tem­sil­ci­si ol­ma­sı­nı ka­bul et­me­ye doğ­ru adım­lar atan bir Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­nı seç­me­dik. Biz, Ku­zey Irak'ta as­ke­ri­nin ba­şı­na çu­val ge­çirt­ti­ren ve Ku­zey Irak'ta­ki bü­tün kır­mı­zı çiz­gi­le­ri­mi­zi yok eden bir Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­nı, evet, Cum­hur­baş­ka­nı seç­me­dik. Biz, Ame­ri­ka'nın her de­di­ği­ni ya­pan, ama Ame­ri­ka uçak­la­rı Tür­ki­ye'nin ha­va sa­ha­sı­nı ih­lal et­ti­ği için üç gün­dür se­si­ni çı­kart­ma­yan bir Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­nı seç­me­dik. Çün­kü, Tür­ki­ye'nin bun­la­ra ema­net edi­le­me­ye­ce­ği­ni dü­şün­dük ve doğ­ru dü­şün­dük. Ne için se­çi­lir? İyi yö­ne­ti­ci seç­mek­tir, bü­tün mil­le­tin ama­cı bu­dur, iyi yö­ne­ti­ci seç­mek. Bi­zi iyi yö­ne­ten­ler yö­net­sin di­ye se­çim­ler ya­pı­lır. Bir Cum­hur­baş­kan­lı­ğı sü­re­ci­ni kö­tü yö­ne­te­ne, tek­rar prim ve­re­ce­ğiz ve se­çe­ce­ğiz; ya­ni, yö­ne­te­me­miş, sü­re­ci yö­ne­te­me­miş, kö­tü yö­net­miş, bu kriz­le­re ve­si­le ol­muş, ama kö­tü yö­ne­tim bir prim ala­cak. Böy­le bir şey yok. Kö­tü yö­ne­ten­ler dün­ya­nın her ta­ra­fın­da gi­der­ler, iyi yö­ne­ten­ler ge­lir­ler ve bu mil­let in­şal­lah bu se­çim­de ken­di ge­le­ce­ği­ni iyi yö­ne­te­cek, ken­di ge­le­ce­ği­ni iyi yer­le­re ta­şı­ya­cak, Tür­ki­ye'nin millî çı­kar­la­rı­nı, Tür­ki­ye'nin de­ğer­le­ri­ni, Tür­ki­ye'nin ta­rih­ten ge­len gü­cü­nü bu böl­ge­de ka­im kı­la­cak­la­rı ik­ti­dar ede­cek.

Dö­ne­mi­niz­de ne ol­du ar­ka­daş­lar? Tür­ki­ye, ita­at eden, bo­yun bü­ken bir ül­ke hâli­ne gel­di. Oy­sa ta­ri­hin her dö­ne­min­de bu ül­ke, söz söy­le­yen, buy­ruk ve­ren bir ül­key­di. Şim­di ne ya­pı­yor bu ül­ke? Baş­ka­la­rı­nın iş­te… Bu, bun­lar­dan bi­ri, ita­at et­me tez­ke­re­si­dir bu. Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri'nin Bir­leş­miş Mil­let­ler­den çı­kart­tı­ğı, ora­da ma­hallî güç­ler, ken­di ha­yat­la­rı­nı kur­tar­mak için di­re­nen Hiz­bul­lah güç­le­ri­nin İs­ra­il'e kar­şı bi­raz üs­tün­lü­ğü­nü gö­rün­ce, İs­ra­il'in gü­ven­li­ği­ni ko­ru­mak için, Hiz­bul­lah'ın si­lah­lan­ma­sı­nı ön­le­mek için on­lar ta­ra­fın­dan ta­li­mat­lan­dı­rıl­mış, be­nim Hükûme­tim ta­ra­fın­dan da bi­hak­kın uy­gu­la­ma­ya ge­çil­miş bir tez­ke­re­dir. İşin özü bu. Af­ga­nis­tan'da as­ker­le­ri­miz var, Ko­so­va'da var, Lüb­nan'da var; ama, Ku­zey Irak'ta… "Ku­zey Irak'a gi­re­mez­si­niz." di­yor Ame­ri­ka söz­cü­sü. Ni­ye gi­re­mem? Ora­da te­rö­rü bes­li­yor­sun da on­dan gi­re­mem. Su­çüs­tü ya­ka­la­na­cak­sın, çün­kü, be­nim as­ke­rim ora­ya gir­di­ği za­man, ora­da­ki te­rö­rist­le­rin kim­ler ta­ra­fın­dan des­tek­len­di­ği­ni, o bom­ba­la­rın, o A-4'le­rin, C-4'le­rin kim­ler ta­ra­fın­dan on­la­ra ema­net edil­di­ği­ni, ve­ril­di­ği­ni ve o bom­ba­la­rın Tür­ki­ye'nin ne­re­le­rin­de pat­la­ya­ca­ğı­nı su­çüs­tü ya­ka­la­ya­ca­ğı için "Gi­re­mez­sin." di­yor.

Ve bu Hükûmet, te­rör­le il­gi­li, bun­dan da­ha bir­kaç ay ev­vel bu Mec­lis­te giz­li otu­rum yap­tı. Ne yap­tık? O giz­li otu­rum­dan ha­fı­za­la­rı­nız­da ka­lan ve­ya o giz­li otu­rum so­nu­cun­da Hükûme­tin te­rör­le il­gi­li al­dı­ğı bir ted­bir, bu­ra­da 550 mil­let­ve­ki­li­nin ha­fı­za­sın­da hiç­bir şey var mı? Ne ko­nuş­tuk? Ne ko­nuş­tuk? O ko­nuş­ma­dan son­ra Tür­ki­ye'de ne­ler ol­du? Tür­ki­ye'de yüz­ler­ce gü­ven­lik gö­rev­li­miz şe­hit ol­du, on­lar­ca si­vil va­tan­da­şı­mız ma­ale­sef te­rö­re kur­ban git­ti. De­mek ki, bu Hükûme­tin gö­re­vi sa­de­ce ko­nuş­mak.

Şim­di, Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı, te­rör­le il­gi­li bi­rim­ler di­yor­lar ki: "Ku­zey ırak'a mü­da­ha­le et­me­miz la­zım." Hükûmet di­yor ki: "Bi­ze bir ta­lep­le­ri gel­me­di, bi­ze bir ta­lep­le­ri gel­sin, bi­ze bir tez­ke­re ta­lep­le­ri ge­lir­se, Hükûmet ola­rak ar­ka­sın­da du­ru­ruz, ye­ri­ne ge­ti­ri­riz." Ay­nı Hükûmet, bir baş­ka alan­da di­yor ki: "Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı ba­na bağ­lı, si­ya­si so­rum­lu­luk ba­na ait."

Şim­di, Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı si­ze bağ­lı, doğ­ru­dur, Baş­ba­kan­lı­ğa bağ­lı, si­ya­si so­rum­lu­luk da si­ze ait. Ni­ye pe­ki, si­ze bağ­lı bir ku­ru­mun siz­den bir ta­lep et­me­sin­den me­det umu­yor­su­nuz da, siz, bir si­ya­si so­rum­lu­luk­la… Ya­ni, bu ül­ke­nin gü­ven­li­ğin­den, bu ül­ke­nin te­rör­le mü­ca­de­le­sin­den si­zin hiç­bir so­rum­lu­lu­ğu­nuz yok mu? Ya­ni, sa­ha­da bu­lu­nan, te­rör­le mü­ca­de­le eden Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri, po­li­si­miz, gü­ven­lik kuv­vet­le­ri­miz, on­lar an­cak bu ko­nu­da bir şey ge­liş­ti­rir­ler­se siz ona des­tek olur­su­nuz, ama, siz, hiç­bir şey ge­liş­tir­me nok­ta­sın­da, te­rör­le mü­ca­de­le nok­ta­sın­da adım at­maz­sı­nız, öy­le mi? Si­ya­si so­rum­lu­lu­ğu­nuz bu­nu ge­rek­ti­ri­yor! O za­man ni­ye Hükûmet­si­niz? O za­man Hükûmet ol­ma­nı­zın es­ba­bı­mu­ci­be­si ne­dir? Ül­ke­nin gü­ven­li­ğin­den so­rum­lu ol­ma­ya­cak­sı­nız! ül­ke­nin yok­lu­ğun­dan, fa­kir­li­ğin­den, aç­lı­ğın­dan, se­fil­li­ğin­den so­rum­lu ol­ma­ya­cak­sı­nız. Siz din iş­le­ri hükûme­ti mi­si­niz? Sa­de­ce, mil­le­tin din iş­le­rin­den mi so­rum­lu­su­nuz?

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bu tez­ke­re fu­zu­li bir tez­ke­re­dir. Be­nim as­ke­ri­min, ne Lüb­nan'da ne Af­ga­nis­tan'da işi yok­tur. Be­nim as­ke­ri­min bir yer­de işi ol­ma­sı ge­re­ki­yor­sa, ül­ke­min ulu­sal gü­ven­li­ği­ni, ül­ke­min millî çı­kar­la­rı­nı ge­rek­ti­ren Ku­zey Irak'ta işi var­dır ve Tür­ki­ye'ye iha­net ku­san Ku­zey Irak'ta gö­rev yap­ma­lı­dır.

Ge­ti­rin, öy­le bir tez­ke­re al­nı­nız­dan öpe­lim si­zi. Ora­ya ge­lin­ce, ne­den­se, ken­di ül­ke­mi­zin ulu­sal gü­ven­li­ği­ne, millî çı­kar­la­rı­na ge­lin­ce tek bir adım at­ma­ya­cak­sı­nız, ama, baş­ka­la­rı­nın eli­ni­ze si­pa­riş ola­rak ya­zıp ver­di­ği tez­ke­re­le­ri, bir al­tı­na im­za ata­rak Mec­li­se gön­de­re­cek­si­niz, on­dan son­ra da biz­den des­tek bek­le­ye­cek­si­niz.

Bu mil­le­tin, siz gel­dik­ten son­ra te­rö­re kur­ban ver­di­ği bin­ler­ce in­sa­nı­nın ka­nı si­zi tu­ta­cak in­şal­lah. Bin­ler­ce in­sa­nın ka­nı si­zi tu­ta­cak, çün­kü siz, bu mil­le­tin vic­da­nı­nı ka­nat­tı­nız, bu mil­le­tin ir­fa­nı­nı ka­nat­tı­nız, bu mil­le­tin ru­hu­nu ka­rart­tı­nız; te­rör ko­nu­sun­da hiç­bir ted­bir al­ma­ya­rak, her gün kö­tü­le­di­ği­niz, her gün ça­tış­ma ya­rat­tı­ğı­nız dev­le­tin ku­rum­la­rı­nı, bu iş­ler­de san­ki so­rum­lu­lar sa­de­ce on­lar­mış gi­bi, hiç­bir si­ya­si so­rum­lu­luk al­ma­ya­rak. Bu­nun ve­ba­li­ni, in­şal­lah bu mil­let gö­re­cek. İç Ana­do­lu'nun, Do­ğu Ana­do­lu'nun, Ka­ra­de­niz'in, Mar­ma­ra'nın, Ege'nin in­san­la­rı, be­ni din­le­yen in­san­la­rı, eğer bu ül­ke­de te­rör­den kur­tul­mak is­ti­yor­lar­sa, eğer bu ül­ke­de kar­deş kav­ga­sın­dan kur­tul­mak is­ti­yor­lar­sa, eğer bu ül­ke­de kamp­laş­mak­tan kur­tul­mak is­ti­yor­lar­sa, kur­tul­mak is­te­dik­le­ri tek şey, kur­tul­ma­la­rı ge­re­ken tek şey bu Hükûmet­tir. Çün­kü, bu Hükûmet, bi­za­ti­hi bun­la­rın ey­lem­ci­si, bun­la­rın için­de bu­lu­nan, ger­çek­ten bun­la­ra des­tek olan, teş­vik eden bir Hükûmet­tir.

CA­HİT CAN (Si­nop) - Ayıp, ayıp! Ne teş­vik edi­yor ya­hu?

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (De­vam­la) - Ben, bu duy­gu­lar­la, Ana­va­tan Par­ti­si ola­rak bu tez­ke­re­ye des­tek ver­me­di­ği­mi­zi ilan edi­yo­rum. Be­nim as­ke­ri­min Lüb­nan'da işi yok. Eğer si­zin ih­ti­ya­cı­nız var­sa -siz na­sıl ol­sa 22 Tem­muz­dan son­ra boş ka­la­cak­sı­nız- he­pi­niz si­lah­la­nır, gi­der­si­niz ora­ya.

Say­gı­lar su­nu­yo­rum. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

İB­RA­HİM ÖZ­DO­ĞAN (Er­zu­rum) - Ken­di­le­ri git­sin­ler, ken­di­le­ri!

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Sa­rı­baş.

Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na, İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Sa­yın Onur Öy­men.

Şah­sı adı­na da söz is­te­ği var, bu iki is­te­ği bir­leş­ti­ri­yo­rum.

Bu­yu­run. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

CHP GRU­BU ADI­NA ONUR ÖY­MEN (İs­tan­bul) - Sa­yın Baş­kan, çok de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Lüb­nan'da gö­rev ya­pan Bir­leş­miş Mil­let­ler Ge­çi­ci Gö­rev Gü­cü UNI­FIL'in bün­ye­sin­de Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri­nin gö­rev sü­re­si­nin uza­tıl­ma­sı­na iliş­kin Baş­ba­kan­lık Tez­ke­re­si hak­kın­da Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Mec­lis Gru­bu­nun gö­rüş­le­ri­ni arz et­mek üze­re söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Bu ve­si­ley­le, yü­ce Mec­li­si say­gı­la­rım­la se­lam­lı­yo­rum.

Sa­yın Baş­kan, bu me­se­le­nin özü­ne gir­me­den ön­ce bir hu­su­sa dik­ka­ti­ni­zi çek­mek is­ti­yo­rum: Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si se­çim ka­ra­rı al­mış­tır. Se­çim ka­ra­rı al­mış mec­lis­ler ve o dö­nem­de gö­rev ya­pan hükûmet­ler, ulus­la­ra­ra­sı te­amü­le gö­re, an­cak ca­ri iş­ler­le uğ­ra­şır­lar. Gün­lük, dev­le­tin gün­lük iş­le­riy­le uğ­ra­şır­lar, ola­ğa­nüs­tü bir du­rum, bir sa­vaş du­ru­mu gi­bi bir ola­ğa­nüs­tü, bek­len­me­dik bir du­rum or­ta­ya çık­ma­dık­ça.

Şim­di, ba­kı­yo­ruz, Hükûmet, san­ki se­çim ka­ra­rı alın­ma­mış gi­bi, san­ki Ana­ya­sa'mı­zın 102'nci mad­de­si­ne gö­re Cum­hur­baş­ka­nı se­çi­le­me­di­ği için der­hal se­çi­me gi­dil­me­si zo­run­lu olan bir du­rum or­ta­ya çık­ma­mış gi­bi, tu­tu­yor uzun sü­re iş ba­şın­da ka­la­cak bir hükûmet­miş gi­bi, bir mec­lis­miş gi­bi ka­rar­lar alı­yor ve bu Mec­li­se bu yön­de öne­ri­ler ge­ti­ri­li­yor. Bun­la­rın en önem­li­si, bil­di­ği­niz gi­bi Ana­ya­sa de­ği­şik­li­ği öne­ri­si­dir.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ge­çen gün de baş­ka ve­si­ley­le söy­le­dim, bu­ra­da bir ke­re da­ha tek­rar­la­ya­yım. Biz in­ce­le­dik ve dün­ya ta­ri­hin­de bu­nun bir ör­ne­ği­ni bu­la­ma­dık. Se­çim ka­ra­rı al­mış bir hükûme­tin bir ana­ya­sa de­ği­şik­li­ği­ne git­ti­ği­nin ör­ne­ği­ni gö­re­me­dik. Se­çim ka­ra­rı al­mış hükûmet­ler, yal­nız ana­ya­sa de­ği­şik­li­ği gi­bi böy­le önem­li, öz­lü ko­nu­lar­da de­ğil, baş­ka ko­nu­lar­da da ka­rar al­mak­tan çe­ki­ni­yor­lar, önem­li iha­le­ler yap­ma­mak gi­bi, uzun va­de­li ka­rar­lar al­ma­mak gi­bi, bir son­ra­ki mec­li­sin, bir son­ra­ki hükûme­tin gö­rev sa­ha­sı­na gi­ren ko­nu­lar­da ka­rar al­ma­mak gi­bi. Bu­na bü­tün ül­ke­ler özen gös­te­ri­yor­lar, bi­zim Hükûme­ti­miz ha­riç. Şim­di, Hükûme­tin Mec­li­se bu de­fa sun­du­ğu Lüb­nan'la il­gi­li öne­ri de tam bu çer­çe­ve­ye gi­ri­yor.

Şim­di, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Bir­leş­miş Mil­let­le­rin Lüb­nan'da­ki as­kerî bir­li­ği­nin gö­rev sü­re­si ne za­man so­na eri­yor? 31 Ağus­tos 2007 ta­ri­hin­de. Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si, Hükûme­te ora­da as­kerî bir­lik bu­lun­dur­mak için han­gi ta­ri­he ka­dar yet­ki ver­di? 5 Ey­lül 2007. Pe­ki, si­zin şim­di ace­le­niz ne? Ni­çin Mec­li­se bu ko­nu­yu şu an­da ge­ti­ri­yor­su­nuz da ge­le­cek hükûme­tin, ge­le­cek mec­li­sin bir de­ğer­len­dir­me yap­ma­sı­na fır­sat bı­rak­ma­dan Tür­ki­ye'nin eli­ni ko­lu­nu bağ­lı­yor­su­nuz? Bu­na hak­kı­nız var mı? Bu­na yet­ki­niz var mı? Bı­ra­kı­nız, siz­den son­ra­ki mec­lis ka­rar ver­sin. Bı­ra­kı­nız, siz­den son­ra­ki hükûmet ka­rar ver­sin. Siz­den son­ra­ki hükûmet bü­tün ko­nu­la­rı, bü­tün ge­liş­me­le­ri bir­lik­te gör­sün, bir­lik­te de­ğer­len­dir­sin. Lüb­nan'da ne­ler olu­yor, Or­ta Do­ğu'da ne­ler olu­yor, ora­da as­kerî bir­lik bu­lun­dur­mak Tür­ki­ye'nin le­hi­ne mi­dir de­ğil mi­dir, böl­ge­ye kat­kı sağ­lar mı sağ­la­maz mı, bı­ra­kın siz­den son­ra­ki­ler ka­rar ver­sin. Bu ne te­laş­tır, bu ne ace­le­dir, ya­ni bu­nu an­la­mak ka­bil de­ğil. Hükûmet, baş­ka ko­nu­lar­da yap­tı­ğı gi­bi, bu ko­nu­da da âde­ta yan­gın­dan mal ka­çı­rır gi­bi, ne ka­dar ka­rar müm­kün­se o ka­dar ka­rar çı­ka­ra­lım, Mec­li­si ge­ce ya­rı­la­rı­na ka­dar ça­lış­tı­ra­lım...

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bu, ulus­la­ra­ra­sı tea­mül­le­re hiç uy­gun ol­ma­yan, Par­la­men­to alış­kan­lık­la­rı­na, Par­la­men­to ça­lış­ma usul­le­ri­ne hiç uy­gun ol­ma­yan bir yak­la­şım­dır.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bu ve­si­ley­le bir iki hu­su­sa dik­ka­ti­ni­zi çek­mek is­ti­yo­rum Lüb­nan'la il­gi­li ola­rak. Ge­çen yıl 12 Tem­muz­da baş­la­yan ve İs­ra­il'in Lüb­nan'a sal­dı­rı­sıy­la ge­li­şen olay­lar­da yüz­ler­ce si­vil ha­ya­tı­nı kay­bet­ti, 975 bin Lüb­nan­lı ile 500 bin İs­ra­il­li ev­siz kal­dı ve ne ya­zık ki, Bir­leş­miş Mil­let­ler, bu bü­yük in­san­lık dra­mı kar­şı­sın­da çok uzun sü­re ses­siz kal­dı, tep­ki gös­te­re­me­di. Ora­da İs­ra­il uçak­la­rı Bir­leş­miş Mil­let­ler göz­lem pos­ta­la­rı­nı vur­du­lar, Bir­leş­miş Mil­let­ler as­ker­le­ri­ni öl­dür­dü­ler, onu bi­le kı­na­ma­ya ce­sa­ret ede­me­di­ler, hiç­bir Ba­tı­lı ül­ke cid­di bir tep­ki or­ta­ya ko­ya­ma­dı. Biz Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si ola­rak, o za­man bu sal­dı­rı­la­rı çok açık bi­çim­de kı­na­dık ve İs­ra­il bom­bar­dı­ma­nı­nın he­men dur­du­rul­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni söy­le­dik. Ça­tış­ma­lar 14 Ağus­tos 2006 ta­ri­hin­de dur­du ve o ta­ri­he ka­dar Lüb­nan'da tam 3,6 mil­yar do­lar­lık tah­ri­ba­tın ol­du­ğu tes­pit edil­di.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, biz, Sa­yın Ge­nel Baş­ka­nı­mız­la bir­lik­te Lüb­nan'ı zi­ya­ret et­tik, Gü­ney Lüb­nan'a git­tik, as­ker­le­ri­mi­zin du­ru­mu­nu ye­rin­de gör­dük, bir­li­ği­mi­zi zi­ya­ret et­tik, ora­da­ki as­ker­le­ri­mi­zin, su­bay­la­rı­mı­zın, ast­su­bay­la­rı­mı­zın gö­rev­le­ri­ni bü­yük bir so­rum­lu­luk duy­gu­suy­la ye­ri­ne ge­tir­dik­le­ri­ni if­ti­har­la gör­dük. Bu, işin bir ta­ra­fı­dır ama işin bir de baş­ka ta­ra­fı var. Bi­zim ora­da­ki as­kerî mev­cu­di­ye­ti­mi­zin da­yan­dı­ğı ku­ral­la­rı dik­ka­te al­mak zo­run­da­yız. Ge­çen de­fa bu ko­nu gün­de­me gel­di­ğin­de, biz, bu Mec­lis­te bun­la­rı si­ze açık­la­mış­tık. Mec­li­se, ma­ale­sef, Hükûmet­çe ye­te­rin­ce bil­gi ve­ril­me­miş­ti, ama biz, Bir­leş­miş Mil­let­le­rin 1701 sa­yı­lı Gü­ven­lik Kon­se­yi Ka­ra­rı'nın içe­ri­ği­ni bu­ra­da an­lat­mış­tık, UNI­FIL'in bi­rin­ci ve ikin­ci bö­lü­mü­nün han­gi ko­şul­lar al­tın­da gö­rev yap­tı­ğı­nı an­lat­mış­tık.

Şim­di, o ta­rih­ten son­ra ne ol­du? Du­rum Lüb­nan'da sükûne­te ka­vuş­tu mu? Biz Lüb­nan'a git­ti­ği­miz­de son de­re­ce pe­ri­şan bir man­za­ray­la kar­şı­laş­tık. Sos­ya­list En­ter­nas­yo­nal Baş­ka­nı Sa­yın Pa­pan­dreu'nun da­ve­ti üze­ri­ne Sa­yın Ge­nel Baş­ka­nı­mız Lüb­nan'a git­ti ve ora­da Cum­hur­baş­ka­nıy­la, Baş­ba­kan­la, Mec­lis Baş­ka­nıy­la, si­ya­si par­ti­le­rin baş­kan­la­rıy­la, ön­de ge­len tem­sil­ci­le­riy­le gö­rüş­me­ler yap­tı ve bu te­mas­lar sı­ra­sın­da Lüb­nan'da­ki du­ru­mun ne ka­dar pe­ri­şan ol­du­ğu­nu gör­dük.

Baş­ba­ka­nın da­ve­ti­ne gir­dik. Baş­ba­kan­lık bi­na­sı­na di­ken­li tel­ler ara­sın­da, tank­la­rın ko­ru­du­ğu kü­çü­cük ka­pı­lar­dan gi­re­bi­li­yor­su­nuz. Gü­ven­lik yok. Hiç­bir kim­se Lüb­nan'da gü­ven­li­ğin­den emin de­ğil. Biz Baş­ba­kan­lı­ğa git­me­ye ha­zır­la­nır­ken ote­li­miz­de, bü­yük böy­le si­lah ses­le­ri duy­duk, çok mik­tar­da ateş açan bir­lik­le­rin ses­le­ri­ni duy­duk, kim ki­me sal­dı­rı­yor bel­li de­ğil.

Şim­di, böy­le bir kar­ga­şa or­ta­mın­da Türk as­ker­le­ri gö­rev ya­pı­yor ve Türk De­niz Kuv­vet­le­ri gö­rev ya­pı­yor. Bu ara­da ne olu­yor? Bu ara­da Lüb­nan or­du­su, ül­ke­nin ku­ze­yin­de Fe­tih El İs­lam ör­gü­tü­nün üs­len­di­ği Nahr el Be­rid mül­te­ci kam­pı­nı ab­lu­ka­ya alı­yor. Ora­da ye­ni bir ör­güt çı­kı­yor or­ta­ya, şid­de­te baş­vu­ran bir ör­güt çı­kı­yor or­ta­ya ve iki gün için­de 61 ki­şi öl­dü­rü­lü­yor. Fe­tih El İs­lam, El Ka­ide ile bağ­lan­tı­lı ol­du­ğu id­dia edi­len bir ör­güt­tür. Ya­ni, Lüb­nan'da böy­le bir ça­tış­ma or­ta­mı var ve Lüb­nan'ın ne­re­si­ne bu ça­tış­ma or­ta­mı­nın si­ra­yet ede­ce­ği­ni, Hiz­bul­lah'ın han­gi aşa­ma­da ne öl­çü­de dev­re­ye gi­re­ce­ği­ni bu­gün­den tes­pit et­mek müm­kün de­ğil.

Şim­di, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bu­nun dı­şın­da da Or­ta Do­ğu'da ge­ne Fi­lis­tin ile İs­ra­il ara­sın­da ay­nı böl­ge­de çok cid­di ça­tış­ma­lar olu­yor. İs­ra­il da­ha bir­kaç gün ön­ce bir Fi­lis­tin­li Ba­ka­nı tev­kif et­ti. Ora­da bir ta­raf­tan Ha­mas ör­gü­tü İs­ra­il'e fü­ze sal­dı­rı­la­rın­da bu­lu­nu­yor, bir ta­raf­tan İs­ra­il uçak­la­rı Fi­lis­tin­li­le­ri bom­bar­dı­man edi­yor­lar, ya­ni ora­da da gü­ven­lik or­ta­mı hiç­bir şe­kil­de sağ­lan­mış de­ğil­dir ve bu or­tam için­de ma­ale­sef Türk as­ker­le­ri bu sı­nı­ra çok ya­kın bir yer­de gö­rev yap­mak­ta­dır­lar.

Şim­di de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ga­yet ta­bii ki "ba­rış gü­cü" in­sa­ni bir gö­rev­dir. Tür­ki­ye de Ko­re Sa­va­şı'ndan bu ya­na Bir­leş­miş Mil­let­ler Ba­rış Gü­cü çer­çe­ve­sin­de çe­şit­li ül­ke­ler­de gö­rev yap­mış­tır ve bu ko­nu­da­ki ta­lep­le­ri eli­nin ter­siy­le ge­ri çe­vir­me­miş­tir. Ama, bü­tün hü­kü­met­ler böy­le bir ta­lep­le kar­şı kar­şı­ya kal­dık­la­rı za­man in­ce­le­miş­ler­dir. Bi­zi da­vet eden ül­ke kim­dir? Biz ora­da ne ya­pa­ca­ğız? Ki­mi ki­me kar­şı ko­ru­ya­ca­ğız?

Şim­di, Lüb­nan'da­ki du­rum hak­kın­da si­ze iki ta­ne bil­gi ver­mek is­ti­yo­rum: Şim­di, bi­zim ko­ru­ma için, Lüb­nan or­du­su­na des­tek ol­mak için as­ker gön­der­di­ği­miz ül­ke ne yap­mış­tır? En son yap­tı­ğı iş­ler­den bi­ri, Gü­ney Kıb­rıs Rum Yö­ne­ti­miy­le bir an­laş­ma im­za­la­mış­tır. Ne di­yor bu an­laş­ma? Kıb­rıs ile Lüb­nan ara­sın­da­ki de­niz sa­ha­sı­nın al­tın­da­ki kı­ta sa­han­lı­ğı­nı pay­la­şı­yor­lar, ora­da­ki pet­rol re­zerv­le­ri­ni pay­la­şı­yor­lar ulus­la­ra­ra­sı hu­ku­ka ay­kı­rı bi­çim­de. Dü­şü­ne­bi­li­yor mu­su­nuz, bir Çin ve bir Nor­veç fir­ma­sı araş­tır­ma ya­pı­yor ve ora­da 8 mil­yar va­ril de­ğe­rin­de, 450 mil­yar do­lar­lık pet­rol re­zer­vi bu­lun­du­ğu­nu tes­pit edi­yor ve bu pet­ro­lü pay­laş­mak için, gi­di­yor Kıb­rıs­lı Rum­lar, bir ta­raf­tan Mı­sır'la an­laş­ma ya­pı­yor, bir ta­raf­tan Lüb­nan'la an­laş­ma ya­pı­yor ve Lüb­nan bu an­laş­ma­nın al­tı­na im­za atı­yor; eli­miz­de met­ni var, ta­ri­hi var, ay­rın­tı­la­rı var. Hükûme­ti­miz bu­na aca­ba ye­ter­li tep­ki gös­ter­di mi? Bu im­za­yı ip­tal et­tir­di­niz mi? Siz ora­da as­ker bu­lun­du­ru­yor­su­nuz, siz o ül­ke­yi ko­ru­yor­su­nuz ve si­zin ko­ru­du­ğu­nuz ül­ke, si­zin için can alı­cı bir ko­nu­da, si­zi ha­sım sa­yan bir dev­let­çik­le -Gü­ney Kıb­rıs Rum yö­ne­ti­miy­le- böy­le bir an­laş­ma im­za­lı­yor. Şim­di, bu­nu siz içi­ni­ze sin­di­re­bi­li­yor mu­su­nuz? Şim­di, bu so­ru­yu bir ke­na­ra ko­yu­yo­ruz.

Mad­de iki… Baş­ka ne ya­pı­yor? Lüb­nan Par­la­men­to­su bir ka­rar alı­yor ve bu ka­rar­la Er­me­ni soy­kı­rı­mı id­di­ası­nı ka­bul edi­yor, üs­te­lik "1915 ile 1923 yıl­la­rı ara­sın­da­ki soy­kı­rım." di­yor. Ya­ni, bi­zim 19 Ma­yıs 1919'dan son­ra­ki dö­ne­mi de kap­sa­yan, Cum­hu­ri­ye­tin ila­nı­na ka­dar olan dö­ne­mi kap­sa­yan bir soy­kı­rım id­di­ası­nı Lüb­nan Mec­li­si ka­bul edi­yor.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, şu­nu dü­şü­ne­bi­lir­si­niz: "Efen­dim, iş­te Mec­lis­te ka­rar­lar ço­ğun­luk­la alı­nır. Ne ya­pa­lım? Ora­da, bi­zim­le bu­gün mu­ha­tap olan Lüb­nan­lı dev­let adam­la­rı herhâlde bu­nun dı­şın­da kal­mış­lar­dır, bu ka­ra­rı be­nim­se­mi­yor­lar­dır." di­ye dü­şü­nen­ler ola­bi­lir ara­nız­da. Böy­le dü­şü­nen­le­ri ra­hat­la­ta­yım, he­men ce­va­bı­nı ve­re­yim. Bu ka­rar, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Lüb­nan Par­la­men­to­sun­da oy bir­li­ğiy­le alın­mış­tır, oy bir­li­ğiy­le. Bu­gün, si­zin otur­du­ğu­nuz, el sı­kış­tı­ğı­nız, as­kerî bir­lik gön­de­ril­me­si ve­si­le­siy­le gö­rüş­me yap­tı­ğı­nız in­san­lar, bu soy­kı­rım id­di­ası­nı im­za­la­yan in­san­lar­dır. Bu­nu bi­li­yor mu­su­nuz? Ve bu ül­ke­de as­ker bu­lun­du­ra­cak­sı­nız! Ne ni­çin? Ne ni­çin? Tür­ki­ye'nin han­gi çı­kar­la­rı bu­nu ge­rek­ti­ri­yor? Efen­dim, Hükûmet men­sup­la­rı "Biz ora­ya as­ker gön­der­mez­sek böl­ge­de iti­ba­rı­mız kal­maz." di­yor­lar­dı.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, yıl­lar­dan be­ri, UNI­FIL Lüb­nan'da gö­rev ya­pı­yor ve bi­zim as­ke­ri­miz yok­tu ora­da, iti­ba­rı­mız mı sar­sıl­dı? Or­ta Do­ğu'nun en önem­li ül­ke­le­rin­de Mı­sır'ın UNI­FIL'de as­ke­ri yok. Mı­sır'ın iti­ba­rı mı sar­sı­lı­yor? Bu id­di­alar, ger­çek­ten, cid­di­ye alı­na­cak id­di­alar de­ğil­dir. Şim­di, as­ke­ri­ni­zin bu­lun­ma­sı zo­run­lu ol­ma­yan bir yer­de, üs­te­lik da­ha uzun sü­re­si var­ken mev­cut yet­ki­ni­zin, siz ge­li­yor­su­nuz, ale­la­ce­le, bu Mec­lis­ten ka­rar al­ma­ya ça­lı­şı­yor­su­nuz. Bu­nu bi­zim an­la­ma­mız ka­bil de­ğil­dir, tas­vip et­me­miz ka­bil de­ğil­dir, oy ver­me­miz ka­bil de­ğil­dir.

Şim­di, me­se­le­nin baş­ka ta­ra­fı­na ge­çe­lim. De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, siz, as­ker bu­lun­dur­ma­mı­zın çe­şit­li sa­kın­ca­la­rı olan, ama fay­da­sı ol­ma­sı ol­ma­dı­ğı aşikâr olan bir böl­ge­de as­ker bu­lun­du­ra­cak­sı­nız, ama as­ker bu­lun­dur­ma­mı­zın zo­run­lu ol­du­ğu ye­re as­ker gön­der­mek için ge­lip Mec­lis­ten yet­ki is­te­me­ye­cek­si­niz! İş­te bu­nu an­la­mak ka­bil de­ğil­dir. Ku­zey Irak'tan bah­se­di­yo­rum an­la­ya­ca­ğı­nız gi­bi, ga­yet iyi an­la­ya­ca­ğı­nız gi­bi.

Ku­zey Irak'ta­ki du­rum, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, si­ze çok açık­ça söy­lü­yo­rum, dün­ya yü­zün­de hiç­bir ör­ne­ği ol­ma­yan bir du­rum­dur. Dün­ya­nın üze­rin­de hiç­bir yer­de, bir te­rör ör­gü­tü ola­cak, ama o te­rör ör­gü­tü­nü et­ki­siz kıl­mak­la gö­rev­li bir gü­ven­lik gü­cü ol­ma­ya­cak, böy­le bir du­rum dün­ya­nın hiç­bir ye­rin­de yok. Ne­re­de bir te­rör ör­gü­tü var­sa, o ül­ke­de, o te­rör ör­gü­tü­nü ber­ta­raf et­mek için gö­rev­li bir gü­ven­lik gü­cü var. Tek is­tis­na­sı Irak'tır. Böy­le bir şey ola­maz. Siz bu­nu içi­ni­ze sin­di­re­mez­si­niz. Lüb­nan me­se­le­si­ni ge­ti­re­ce­ği­ni­ze, bu­nu ge­ti­rin Mec­li­se.

Ba­kı­nız, da­ha bir­kaç gün ön­ce, An­ka­ra'nın gö­be­ğin­de, çok sa­yı­da va­tan­da­şı­mız, ma­sum in­sa­nı­mız ha­ya­tı­nı kay­bet­ti, bir­çok va­tan­da­şı­mız ya­ra­lan­dı. Tür­ki­ye'nin her kö­şe­sin­de ben­ze­ri sal­dı­rı­la­rı yap­mak için ha­zır­la­nan can­lı bom­ba­lar, pat­la­yı­cı­lar­la bir­lik­te ya­ka­la­nı­yor. Al­lah ko­ru­sun, ya­rın, baş­ka bir yer­de ben­ze­ri olay­la­rın ol­ma­ya­ca­ğı­nı kim­se te­min ede­mez bi­ze.

Pe­ki, bu olay­la­rın kay­na­ğı ne­re­si? Ku­zey Irak. Ku­zey Irak'ta­ki te­rör ör­gü­tü­nü et­ki­siz kıl­mak için kim ne ya­pı­yor? Hiç kim­se, hiç­bir şey yap­mı­yor, Türk Hükûme­ti da­hil. Biz bu­na is­yan edi­yo­ruz. Biz, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­li­ler ola­rak bu­na is­yan edi­yo­ruz. Türk dev­le­ti, cum­hu­ri­yet ta­ri­hin­de hiç­bir za­man bu du­ru­ma dü­şü­rül­me­miş­ti. Siz ne yap­mak is­ti­yor­su­nuz? "Efen­dim, ya­ban­cı ül­ke­le­ri ik­na ede­me­dik. Irak'la te­mas­lar­da bu­lun­duk, git­tik gel­dik; Irak Baş­ba­ka­nıy­la ko­nuş­tuk, yet­ki­li­le­riy­le ko­nuş­tuk, Irak Hükûme­ti­nin o te­rö­rist­le­ri et­ki­siz kıl­ma­sı­nı sağ­la­ya­ma­dık." Ma­şal­lah! Siz oku­mu­yor mu­su­nuz, ga­ze­te­le­ri bil­mi­yor mu­su­nuz? Irak Hükûme­ti şu sı­ra­da ken­di­ni ko­ru­ya­cak du­rum­da de­ğil, Bağ­dat'ı ko­ru­ya­cak du­rum­da de­ğil. Ame­ri­kan as­ker­le­ri ge­li­yor, Ame­ri­kan as­ker­le­ri­nin gü­cü bi­le Bağ­dat'ı ko­ru­ma­ya yet­mi­yor. Böy­le bir du­rum­da Irak han­gi güç­le, han­gi bir­lik­le ge­lip si­zin sı­nı­rı­nız­da üç yüz ki­lo­met­re­yi aş­kın bir böl­ge­yi ko­ru­ya­cak? Müm­kün de­ğil. İs­te­se de ya­pa­cak du­rum­da de­ğil.

O za­man kim ya­pa­cak? Ame­ri­ka ya­pa­cak. Ora­da 150 bin ci­va­rın­da as­ke­ri var. Ame­ri­ka'ya söy­lü­yor­su­nuz, Ame­ri­ka da yap­mı­yor. Di­yor ki: "Be­nim ora­ya tah­sis ede­cek as­ke­rim yok." Biz Ame­ri­ka­lı­la­ra de­dik ki: "As­ke­ri­niz yok­sa, uça­ğı­nız da mı yok? Ya­ni, bir ha­va ope­ras­yo­nu da­hi mi ya­pa­maz­sı­nız so­rum­lu ol­du­ğu­nuz bir böl­ge­de­ki bir te­rör ör­gü­tü­ne? Si­zin de te­rö­rist ör­güt say­dı­ğı­nız bir ör­gü­te kar­şı bir ha­va ope­ras­yo­nu da­hi mi ya­pa­maz­sı­nız?" "Efen­di­ler, uçak­la­rı­mı­zın baş­ka gö­re­vi var." Şim­di an­lı­yo­ruz ne gö­re­vi ol­du­ğu­nu. De­mek ki Hakkâri böl­ge­si­nin üze­rin­den uç­mak gö­re­vi var­mış! Te­rö­rist­le­re tah­sis ede­mi­yor­lar, ama Tür­ki­ye'nin üze­rin­den uç­ma­ya tah­sis edi­yor­lar uçak­la­rı. Eğer ora­lar­da uçu­ra­cak uça­ğı­nız var­sa, ön­ce te­rö­rist he­def­le­re yö­ne­lik kul­la­na­cak­sı­nız bu uçak­la­rı, bir müt­te­fik ül­ke­nin top­rak­la­rı­nı de­net­le­mek için de­ğil. Efen­dim, ka­za ol­muş! Böy­le, bu de­vir­de, bu tek­no­lo­ji­nin ol­du­ğu de­vir­de, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, böy­le ka­za­la­rın ol­ma­sı­nı biz hay­ret­le kar­şı­la­rız.

Çok dik­kat­li ol­ma­mız ge­re­ken gün­ler­den ge­çi­yo­ruz ve Hükûmet­ten ma­ale­sef tep­ki gö­re­mi­yo­ruz. Sa­yın Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı de­meç ve­ri­yor: "Efen­dim, bu ko­nu­da bil­gi ala­ma­dık as­ker­ler­den." di­yor. As­ker ni­ye bil­dir­me­sin? Böy­le bir olay ol­du­ğun­da, he­pi­miz tec­rü­bey­le bi­li­yo­ruz ki, as­ker­ler anın­da Hükûme­te bil­gi ve­rir­ler, anın­da Dı­şiş­le­ri­ne bil­gi ve­rir­ler. "Ba­ka­lım, kaç da­ki­ka kal­mış?" di­yor. Ya­ni, üç da­ki­ka kal­ma­sı ile dört da­ki­ka kal­ma­sı­nın si­zin açı­nız­dan, Hükûmet açı­sın­dan aca­ba ne gi­bi bir far­kı var? Bun­lar ola­cak şey­ler de­ğil ve siz bun­la­ra kar­şı hiç­bir tep­ki gös­te­re­mi­yor­su­nuz, as­ker gön­de­re­mi­yor­su­nuz, siz­den ön­ce­ki hükûmet­le­rin yap­tı­ğı­nı ya­pa­mı­yor­su­nuz de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım. Bu, ola­cak iş de­ğil.

Siz, as­ker gön­der­mek ye­ri­ne, efen­dim, "otu­ra­lım, bek­le­ye­lim" di­yor­su­nuz, "özel tem­sil­ci­ler ça­re bul­sun." Bu özel tem­sil­ci­ler yo­luy­la, aca­ba, ne­re­de te­rör­le mü­ca­de­le edi­li­yor? Ame­ri­ka, ni­çin Irak'ta­ki te­rö­rist fa­ali­yet­ler­le özel tem­sil­ci va­sı­ta­sıy­la mü­ca­de­le et­mi­yor? Ni­çin Af­ga­nis­tan'a özel tem­sil­ci gön­der­mi­yor da, Tür­ki­ye'yle özel tem­sil­ci va­sı­ta­sıy­la, PKK'yı en­gel­le­me­ye ça­lı­şı­yor? Bun­lar ola­cak şey­ler de­ğil. Ya­ni, ger­çek­ten ken­di­si­ne say­gı­sı olan hiç­bir ül­ke bu­nu ka­bul ede­mez.

Şim­di, işin öze­ti şu: Ara­mız­da an­laş­ma var, 1926 An­laş­ma­sı. Bu An­laş­ma çer­çe­ve­sin­de, Irak, sı­nı­rı ko­ru­mak du­ru­mun­da, te­rör­le mü­ca­de­le et­mek zo­run­da. Ya­pa­mı­yor, Ame­ri­ka da yap­mı­yor. "Biz ya­pa­lım." di­yo­ruz, "Ha­yır, siz de yap­ma­yın." di­yor­lar. Bu ne de­mek­tir? Ya­ni, bu, te­rö­rist­le­re na­sıl bir me­saj­dır? Bu, Tür­ki­ye'ye na­sıl bir me­saj­dır?

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ben, si­ze şu­nu söy­le­ye­yim: Ben, böy­le bir şe­yin ör­ne­ği­ni hiç gör­me­dim. Tür­ki­ye de Ame­ri­ka da NA­TO ül­ke­si­dir. NA­TO'ya, Tür­ki­ye 1952 yı­lın­dan be­ri üye­dir. Ya­rım yüz­yıl­dan faz­la bir sü­re­dir biz NA­TO ül­ke­si­yiz. NA­TO ni­çin ku­rul­muş? Dev­let­le­rin müş­te­rek gü­ven­lik ih­ti­yaç­la­rı­nı, müş­te­rek sa­vun­ma ih­ti­yaç­la­rı­nı ko­ru­mak için ku­rul­muş. Şim­di, Tür­ki­ye ile Ame­ri­ka, NA­TO için­de müt­te­fik ül­ke­ler­dir, ya­ni bir­bir­le­ri­nin gü­ven­li­ği­ni ko­ru­mak­la mü­kel­lef ül­ke­ler­dir.

1949 ta­rih­li Was­hing­ton An­laş­ma­sı­nı açıp ba­ka­cak­sı­nız. Bu An­laş­ma, ül­ke­le­rin bir­bir­le­ri­nin gü­ven­li­ği­ni ko­ru­mak için ne ka­dar ile­ri ta­ah­hüt­ler üst­len­dik­le­ri­ni or­ta­ya ko­yu­yor. Şim­di, 11 Ey­lül sal­dı­rı­la­rın­dan son­ra, Ame­ri­ka bir te­rö­rist sal­dı­rı­ya uğ­ra­dık­tan son­ra, biz bü­tün NA­TO ül­ke­le­ri ola­rak Ame­ri­ka'ya des­tek ver­dik. Bi­rin­ci sı­ra­da han­gi ül­ke var­dı? Ben, o sı­ra­da NA­TO'da da­imi tem­sil­ciy­dim, bi­rin­ci sı­ra­da Tür­ki­ye var­dı ve Ame­ri­ka­lı­lar NA­TO'da de­di­ler ki: Hiç­bir ül­ke bi­zi Tür­ki­ye ka­dar des­tek­le­me­di" ve ben, bu­ra­da, çok üzü­le­rek, de­rin bir üzün­tüy­le söy­lü­yo­rum ki, Ku­zey Irak'ta­ki mü­ca­de­le­miz­de hiç­bir ül­ke bi­zi Ame­ri­ka ka­dar yal­nız bı­rak­ma­mış­tır. Bu­nu üzün­tüy­le kar­şı­lı­yo­ruz. Bu na­sıl bir it­ti­fak­tır? Bu na­sıl bir it­ti­fak­tır ki, bir­bi­ri­nin gü­ven­li­ği­ni ko­ru­mak­la, bir­bi­ri­ni des­tek­le­mek­le gö­rev­li ül­ke­ler ola­cak, ama o ül­ke­ler­den bi­ri öbü­rü­ne yö­ne­lik te­rö­rist fa­ali­yet­le­ri en­gel­le­mek için hiç­bir şey yap­ma­ya­cak ve te­rö­rist sal­dı­rı­ya mu­ha­tap olan ül­ke­nin ken­di­ni ko­ru­ma­sı­na en­gel ola­cak!

Biz Ame­ri­ka'ya git­tik ge­çen­ler­de, bu­nu sor­duk "Bu­nun iza­hı ne­dir? Ya­ni, bu­nu, bi­ze na­sıl izah ede­cek­si­niz, na­sıl açık­la­ya­cak­sı­nız?" de­dik. Bu­la­bil­dik­le­ri tek izah tar­zı şu: "Efen­dim, biz, Ku­zey Irak'ta is­tik­ra­rın ko­run­ma­sı­na önem ve­ri­yo­ruz. Tür­ki­ye ora­ya bir as­kerî mü­da­ha­le­de bu­lu­nur­sa Ku­zey Irak'ın is­tik­ra­rı­nı ko­ru­ya­ma­yız." Biz de­dik ki: "Ku­zey Irak'ın is­tik­ra­rı­nın bo­zul­ma­sı­nın be­de­li eğer Tür­ki­ye'nin is­tik­ra­rı­nın bo­zul­ma­sı ise, ya­ni Ku­zey Irak'ta is­tik­ra­rın ko­run­ma­sı­nın be­de­li Tür­ki­ye'de is­tik­ra­rın bo­zul­ma­sıy­sa, siz, bu­nu, ka­bul ede­mez­si­niz. Siz, Tür­ki­ye'nin müt­te­fi­ki ola­rak, bir müt­te­fik ül­ke­nin is­tik­ra­rı­nın bo­zul­ma­sı­nı içi­ni­ze sin­di­re­mez­si­niz, böy­le bir du­rum ola­maz." Aman efen­dim, do­kun­ma­yın Irak'a ora­da is­tik­rar bo­zul­ma­sın, ama Tür­ki­ye'de bo­zul­sun. Böy­le şey olur mu? Bu­nu na­sıl ya­par­sı­nız?

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, biz Ame­ri­ka'nın düş­ma­nı de­ği­liz. Biz, Ame­ri­ka'yla, de­di­ğim gi­bi, ya­rım yüz­yı­lı aş­kın za­man­dan be­ri it­ti­fak iliş­ki­si için­de­yiz; bir­bi­ri­mi­ze bü­yük kat­kı­la­rı­mız ol­du, bü­yük des­te­ği­miz ol­du. Ame­ri­ka'yla iyi iliş­ki­ler kur­ma­yı biz de is­te­riz, ama bu ül­ke­nin ma­sum in­san­la­rı­nın ka­nı­nı akı­tan, bu ül­ke­nin as­ker­le­ri­nin ka­nı­nı akı­tan bir te­rör ör­gü­tü, Ame­ri­ka'nın et­ki ala­nın­da­ki bir ül­ke­de ser­best­çe fa­ali­yet gös­te­ri­yor­sa bu­na ses­siz ka­la­ma­yız. Ger­çek­ten, biz Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­li­ler, Tür­ki­ye'nin, Türk Hükûme­ti­nin bu ko­nu­da­ki yet­ki­siz, aciz, be­ce­rik­siz ve ce­sa­ret­siz tu­tu­mu­nu kı­nı­yo­ruz. Bu­nu ya­pa­maz­sı­nız, bu ül­ke he­pi­mi­zin, bu in­san­lar he­pi­mi­zin, ölen in­san­lar he­pi­mi­zin kar­de­şi, yal­nız bi­zim de­ğil, si­zin de kar­de­şi­niz, bu mem­le­ke­tin ço­cuk­la­rı. Kan akı­yor Tür­ki­ye'de, her gün ma­yın dö­şü­yor­lar, as­ker­le­ri­miz ma­yı­na çar­pıp, ölü­yor; bom­ba­lı sal­dı­rı­lar ya­pı­yor­lar, ma­sum in­san­la­rı­mız ölü­yor. Biz ne­re­de­yiz, biz ne ya­pı­yo­ruz bu­na kar­şı? Biz, Lüb­nan'da, iki ay son­ra, üç ay son­ra gö­re­vi bi­te­cek bir bir­li­ği­mi­zin gö­re­vi­ni uzat­mak için bu­ra­da tar­tı­şı­yo­ruz. Böy­le şey ola­bi­lir mi?

De­ğer­li ar­ka­da­şım bi­raz ön­ce söy­le­di, ya­ni, biz "Bu ko­nu­la­rı ge­lin Mec­lis­te gö­rü­şe­lim." di­yo­ruz, ge­nel gö­rüş­me öner­ge­si ve­ri­yo­ruz, red­de­di­yor­su­nuz; ya­ni Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si bu ko­nu­la­rı gö­rü­şe­me­ye­cek. Ne­yi gö­rü­şe­cek? Lüb­nan'da­ki as­kerî bir­li­ği­mi­zin sü­re­si­nin uza­tıl­ma­sı­nı gö­rü­şe­cek. İş­te, bun­la­rı ka­bul et­mi­yo­ruz.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bun­la­rı ka­bul et­mi­yo­ruz ve Hükûme­tin bu ko­nu­da ta­vır al­ma­sı­nı bek­li­yo­ruz. Mec­lis­ten alın­mış yet­ki­niz yok, al­mış­sı­nız yet­ki­yi, bi­tir­miş­si­niz. 20 Mart ta­ri­hin­de bir tez­ke­re ge­tir­miş­si­niz Mec­li­se "Ora­da ben te­rö­rist­ler­le mü­ca­de­le et­mek için as­ker gön­der­mek zo­run­da­yım." de­miş­si­niz ve bu Mec­lis­ten al­tı ay sü­rey­le yet­ki al­mış­sı­nız. Son­ra ay­nı çer­çe­ve­de bir yet­ki da­ha al­mış­sı­nız. Ne­dir o? Tür­ki­ye'nin üze­rin­den ha­va uçu­şu, ya­ban­cı ül­ke­le­rin uçak­la­rı için, Tür­ki­ye'nin ha­va sa­ha­sı­nı kul­lan­mak için Mec­lis­ten yet­ki al­mış­sı­nız. Biz iti­raz et­tik. Biz, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si ola­rak de­dik ki: "Bu tez­ke­re­yi iki­ye bö­lün, Ku­zey Irak'a as­ker gön­der­me­ye biz de oy ve­re­ce­ğiz. İki­si­ni bir­leş­tir­me­yin, çün­kü Tür­ki­ye üze­rin­den ha­va ope­ras­yo­nu­na, da­ha doğ­ru­su uçak­la­rın geç­me­si­ne izin ve­ril­me­si­ni son de­re­ce sa­kın­ca­lı bu­lu­ruz, Bir­leş­miş Mil­let­ler Ya­sa­sı'na ay­kı­rı bu­lu­ruz, Türk Ana­ya­sa­sı'nın 92'nci mad­de­si­ne ay­kı­rı bu­lu­ruz, Tür­ki­ye'nin böl­ge­de­ki çı­kar­la­rı­na ay­kı­rı bu­lu­ruz."

Şim­di, bir de­ğer­li dip­lo­ma­tı­mız -emek­li ol­muş- te­le­viz­yon­lar­da açık­lı­yor: "Efen­dim, yal­nız Tür­ki­ye'nin ha­va sa­ha­sın­dan geç­mek­le kal­ma­dı­lar, Tür­ki­ye'nin üze­rin­den ge­çen uçak­lar, git­ti­ler Irak'ı bom­bar­dı­man et­ti­ler." di­yor. Siz bu­na yet­ki ver­di­niz mi ar­ka­daş­lar? Ada­let ve Kal­kın­ma Par­ti­si­ne men­sup mil­let­ve­kil­le­ri, Türk ha­va sa­ha­sın­dan ge­çen ya­ban­cı uçak­la­rın Irak'a bom­bar­dı­man­da bu­lun­ma­sı için yet­ki ver­di­ler mi aca­ba? Biz ver­me­dik. Böy­le bir ta­lep­te de Hükûme­tin bu­lun­du­ğu­nu duy­ma­dık. Böy­le bir bil­gi de ver­me­di­ler. Ne Mec­lis­te ver­di­ler ne Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yo­nun­da ver­di­ler ve şim­di öğ­re­ni­yo­ruz ki, böy­le bir ha­va ope­ras­yo­nun­da, ora­da, Ku­zey Irak'ı bom­bar­dı­man et­miş ya­ban­cı uçak­lar Tür­ki­ye üze­rin­den. Ya­ni, on­lar bu­nu ya­pa­bi­li­yor ama siz ken­di­ni­ze yö­ne­lik te­rö­rist­le­rin üs­le­ri­ni ken­di top­rak­la­rı­nız­dan kal­kan Türk uçak­la­rıy­la vu­ra­mı­yor­su­nuz. Bu­na yet­ki­niz yok. Da­ha kö­tü­sü, vur­ma­ya­ca­ğı­nı­za da­ir an­laş­ma im­za­lı­yor­su­nuz. 22 Ey­lül 2003 ta­rih­li Du­bai An­laş­ma­sı'nın met­ni­ni ben is­te­dim Sa­yın Dev­let Ba­ka­nı Ali Ba­ba­can'dan, bi­ze gön­der­mek zo­run­da­lar, gön­der­me­di. Ba­sı­na sız­dı ve ora­da di­yor ki: "1 mil­yar do­lar­lık hi­be kar­şı­lı­ğın­da Tür­ki­ye Ku­zey Irak'a as­ker gön­der­me­me­yi ka­bul ede­cek­tir, et­miş­tir." Biz bu­na o ka­dar kuv­vet­li tep­ki gös­ter­dik ki Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si ola­rak, ge­lip de Mec­li­se bu­nun ona­yı­nı tek­lif bi­le ede­me­di Hükûmet. Tek­lif bi­le ede­me­di ve on­dan son­ra an­laş­ma yü­rür­lü­ğe gi­re­me­di, Mec­lis­te onay­lan­ma­mış­tı ama im­za­lan­dı. Ne­yi im­za­lı­yor­su­nuz? Ku­zey Irak'a as­ker gön­der­me­me­yi im­za­lı­yor­su­nuz. Şu Tür­ki­ye'nin düş­tü­ğü du­ru­ma ba­kın! Lüb­nan'a as­ker gön­de­re­cek­si­niz, ama ül­ke­ni­ze yö­ne­lik sal­dı­rı­la­rın kay­na­ğın­da­ki Irak'a as­ker gön­der­me­me­yi ya­zı­lı ola­rak ta­ah­hüt ede­cek­si­niz. Tür­ki­ye'nin gel­di­ği du­rum, bu du­rum­dur. Bi­zim bun­la­rı an­la­ma­mız ka­bil de­ğil, ma­kul kar­şı­la­ma­mız ka­bil de­ğil.

Şim­di, biz ik­ti­da­ra ge­lin­ce gö­re­cek­si­niz ne­le­rin de­ğiş­ti­ği­ni. Biz bu ül­ke­yi sa­hip­siz bı­rak­ma­ya­ca­ğız. Biz bu ül­ke­nin ço­cuk­la­rı­nı o te­rö­rist sal­dı­rı­lar kar­şı­sın­da ko­ru­ma­sız bı­rak­ma­ya­ca­ğız. Sa­yın Ge­nel Baş­ka­nı­mız açık­la­dı, bu ül­ke­yi böl­dür­me­ye­ce­ğiz, bu dev­le­ti böl­dür­me­ye­ce­ğiz. Bu dev­le­tin bö­lün­me­si için ha­ri­ta­lar ha­zır­la­yan­la­rın he­ves­le­ri­ni kur­sak­la­rın­da bı­ra­ka­ca­ğız. Biz, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­li­ler ola­rak böy­le bir ge­liş­me­yi, ger­çek­ten, Tür­ki­ye'ye o böl­ge­de ya­pı­lan­la­rı son de­re­ce hak­sız ve in­saf­sız bu­lu­yo­ruz. Kim­den ge­lir­se gel­sin. Bu ka­dar ce­sa­ret­siz po­li­ti­ka­lar Tür­ki­ye'yi ger­çek­ten ken­di çı­kar­la­rı­nı ko­ru­ya­ma­yan bir ül­ke hâli­ne ge­tir­miş­tir.

İş­te, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, için­de bu­lun­du­ğu­muz du­rum bu­dur ve bu du­ru­mu de­rin bir üzün­tüy­le kar­şı­lı­yo­ruz.

Son ola­rak şu­nu söy­le­ye­yim: Yi­ne, o de­ğer­li dip­lo­ma­tı­mı­zın açık­la­dı­ğı­na gö­re, me­ğer­se, Ame­ri­ka­lı­lar, Tür­ki­ye üze­rin­den as­kerî amaç­la kul­la­nıl­mak üze­re, cip­ler­le, bir­ta­kım mu­ha­rip un­sur­la­rı Irak'a ge­çir­miş­ler. Han­gi yet­kiy­le? Hükûmet bun­la­ra izin ver­diy­se kim­den al­dı­ğı yet­kiy­le ver­di? Eğer yan­lış ha­tır­la­mı­yor­sam, biz, bu yü­ce Mec­lis­te 1 Mart tez­ke­re­si­ni red­det­miş­tik. Pe­ki, 1 Mart tez­ke­re­si red­de­dil­miş­ken, siz bu top­rak­lar üze­rin­den bir as­kerî ope­ras­yo­na han­gi hak­la, han­gi yet­kiy­le izin ver­di­niz? Ar­ka­da­şı­mı­zın yan­lış bil­gi ver­di­ği­ni tah­min et­mi­yo­rum? Lüt­fen, Hükûmet, gel­sin, Mec­lis bu­ra­da, kür­sü bu­ra­da, bi­ze iza­hat ver­sin. Han­gi yet­kiy­le bu­nu yap­tı­nız? De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, iş­te, bu du­rum, ger­çek­ten, bü­tün bu an­lat­tık­la­rım, son de­re­ce üzün­tü ve­ri­ci bir tab­lo­yu or­ta­ya ko­yu­yor ve ben si­ze şu­nu bir ke­re da­ha bü­yük bir üzün­tüy­le ifa­de et­mek is­ti­yo­rum ki, biz, cum­hu­ri­yet ta­ri­hi­miz­de böy­le bir du­ru­ma hiç düş­me­dik. Sı­nı­rı­mı­zı ko­ru­mak için baş­ka­sın­dan ica­zet bek­le­yen bir ül­ke du­ru­mu­na hiç düş­me­dik. Ken­di sı­nı­rı­mı­zı biz ken­di­miz ko­ru­ruz, kim­se­den izin ala­cak hâli­miz yok­tur.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Bi­ti­ri­yo­rum Sa­yın Baş­kan, son cüm­le­mi söy­le­ye­ce­ğim.

BAŞ­KAN - Bu­yu­run efen­dim, ko­nuş­ma­nı­zı lüt­fen ta­mam­la­yı­nız.

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Ken­di ül­ke­mi­ze yö­ne­lik te­rö­rist sal­dı­rı­lar­la ken­di­miz mü­ca­de­le ede­riz. Ha, Tür­ki­ye te­rö­rist­le mü­ca­de­le et­me­sin di­ye bi­ze fi­zi­ki en­gel koy­mak is­te­yen­ler çı­kar­sa, o za­man, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, si­ze İs­met Pa­şa'nın sö­zün­den ce­vap ve­re­yim: "O za­man, bu dün­ya yı­kı­lır, ye­ni bir dün­ya ku­ru­lur ve Tür­ki­ye de o dün­ya­da ye­ri­ni bu­lur."

Çok te­şek­kür ede­rim. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)