DÖNEM: 22 CİLT: 157 YASAMA
YILI: 5
TÜRKİYE
BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
107’nci Birleşim
16 Mayıs 2007 Çarşamba
İ Ç İ N D E K İ L
E R
Sayfa
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
1.- İstanbul Milletvekili Bülent H. Tanla'nın, seçimlerin
temsilde adaleti, yönetimde istikrarı sağlayabilmesi için seçmen
kütüklerinin doğru tespit edilmesinin önemine ilişkin gündem dışı
konuşması
2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, desteklenmemeleri
nedeniyle şehirlere göç eden veya köylerinde kalan çiftçilerin
düştükleri duruma ilişkin gündem dışı konuşması
IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve
İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanununa
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa
Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (2/212)
(S. Sayısı: 305)
2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine
İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
3.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili
Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in, İmar Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Adalet
Komisyonları Raporları (2/820) (S. Sayısı: 1337)
4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu
ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısı ile Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının
Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Genel Kadro ve Usulü
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve
Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1343, 1/1291) (S. Sayısı:
1414)
V. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, Millî
Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in, konuşmasında, partisine sataşması
nedeniyle konuşması
2.- Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin Çelik'in, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle
konuşması
3.- İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz'ün, İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol'un, konuşmasında, Başbakana sataşması
nedeniyle konuşması
4.- Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in, Niğde
Milletvekili Orhan Eraslan'ın, konuşmasında, şahsına sataşması
nedeniyle konuşması
5.- Muş Milletvekili Sabahattin Yıldız'ın, Muş'a
Alparslan Üniversitesinin kurulması ve Alpaslan II Barajı'nın devreye
girmesi nedeniyle açıklaması
VI. - SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in, Marmara
depremi sonrasında açılan davaların zaman aşımına uğramasına
ilişkin Başbakandan sorusu ve Adalet
Bakanı Fahri KASIRGA'nın cevabı (7/20916)
2.- Adıyaman Milletvekili Mahmut GÖKSU'nun, Yargıçlar
ve Savcılar Birliği'nin Danıştay'a dava açıp açmadığına ilişkin sorusu
ve Adalet Bakanı Fahri KASIRGA'nın
cevabı (7/20999)
3.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın,
vekâleten yürütülen idari görevlere ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Fahri KASIRGA'nın cevabı
(7/21501)
4.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, cezaevlerindeki
şartlara ve infaz koruma memurlarının sorunlarına ilişkin sorusu
ve Adalet Bakanı Fahri KASIRGA'nın
cevabı (7/21794)
5.- Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Ankara
Kız Lisesindeki bazı sorunlara ilişkin Başbakandan sorusu ve
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/22006)
6.- Ordu Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU'nun,
Ordu Aybastı İmam Hatip Lisesi binasının kullanımına ilişkin sorusu
ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/22037)
7.- İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in, Bakanlık
merkez binasındaki tadilata ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı
Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/22042)
8.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, Yüksek
Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumunda barınan öğrencilere ilişkin sorusu
ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/22153)
9.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, ek ders
saatleriyle ilgili bir genelgeye ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı
Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/22200)
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak altı oturum
yaptı.
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yılmaz Ateş, yeniden
Başkan Vekili seçilmesi dolayısıyla bir konuşma yaptı.
TBMM Başkanlığınca esas komisyon olarak Plan ve
Bütçe Komisyonuna havale edilmiş olan Bursa Milletvekilleri Mehmet
Emin Tutan ve Zafer Hıdıroğlu'nun (2/1014) esas numaralı Mera Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin tarımla ilgili
olması nedeniyle esas komisyon olarak kendi komisyonlarına havale
edilmesine ilişkin Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanlığı
tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu; tezkerede belirtilen
istem, Plan ve Bütçe Komisyonunca da uygun bulunduğundan, gereğinin
yerine getirildiği açıklandı.
Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak başkanlığında
Almanya Federal Cumhuriyeti'ne yapılacak resmî ziyarete TBMM üyelerinden
oluşan bir heyetin katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi;
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in,
İran'a,
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah
Gül'ün, Makedonya'ya,
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un, Rusya Federasyonu'na,
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un, Fas'a,
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in, Ukrayna'ya,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'nun,
Bulgaristan'a,
Yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine
ilişkin Başbakanlık tezkereleri;
Kabul edildi.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler" kısmının 44'üncü sırasında bulunan 970 ve
970'e 1'inci ek sıra sayılı Kanun Teklifi'nin bu kısmın 6'ncı, 436'ncı
sırasında bulunan 1412 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 10'uncu,
420'nci sırasında bulunan 1380 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 11'inci,
435'inci sırasında bulunan 1406 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin
12'nci sırasına alınmasına; 14/05/2007 Salı günkü gelen kâğıtlarda
yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 1414, 1417 ve 1416 sıra sayılı
Kanun Tasarı ve Tekliflerinin kırk sekiz saat geçmeden, bu kısmın
5'inci, 9'uncu ve 13'üncü sıralarına alınmasına ve diğer işlerin
sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ilişkin AK Parti Grubu
önerisi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildi.
İzmir Milletvekili Yılmaz Kaya'nın, 5271 Sayılı
Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi'nin (2/819) İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre doğrudan gündeme
alınmasına ilişkin önergesi, yapılan görüşmelerden sonra kabul
edilmedi.
Muğla Milletvekili Hasan Özyer'in, Belediyelere
ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında
Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi'nin (2/265) İç Tüzük'ün
37'nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi,
yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler" kısmının:
1'inci sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa
Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi'nin (2/212) (S. Sayısı:
305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon
raporu henüz gelmediğinden;
2'nci sırasında bulunan, Bazı Kamu Alacaklarının
Tahsil ve Terkinine İlişkin (1/1030) (S. Sayısı: 904),
3'üncü sırasında bulunan, Adalet ve Kalkınma Partisi
Grup Başkanvekili Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in, İmar Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair (2/820) (S. Sayısı: 1337),
6'ncı sırasına alınan, Bursa Milletvekili Şevket
Orhan ile Balıkesir Milletvekili Ali Osman Sali'nin; 2863 Sayılı
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi
ve Geçici Madde Eklenmesi Hakkında (2/461) (S. Sayısı: 970 ve 970'e
1'inci ek),
7'nci sırasına alınan, Konut Edindirme Yardımı
Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair (1/1195) (S. Sayısı: 1216),
Kanun Tasarı ve Tekliflerinin görüşmeleri;
5'inci sırasına alınan, Yükseköğretim Kurumları
Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Yükseköğretim
Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye
Ekli Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın
(1/1343, 1/1291) (S. Sayısı: 1414) görüşmelerine başlanılarak 4'üncü
maddesine kadar kabul edildi. Verilen aradan sonra,
İlgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadığından;
Ertelendi.
4'üncü sırasında bulunan, Adana Milletvekili
Vahit Kirişci ve Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, T.C. Ziraat Bankası
A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatifleri Tarafından Kullandırılan Grup
Kredilerinden Doğan Kefaletin Sona Erdirilmesi Hakkında Kanun
Teklifi'nin (2/975) (S. Sayısı: 1411) görüşmelerine devam olunarak,
elektronik cihazla yapılan açık oylamadan sonra kabul edildi.
İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz, İzmir Milletvekili
K. Kemal Anadol'un,
İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, Niğde Milletvekili
Erdoğan Özegen'in,
Konuşmalarında, partilerine sataştıkları iddiasıyla
birer açıklamada bulundular.
16 Mayıs 2007 Çarşamba günü, alınan karar gereğince
saat 11.00'de toplanmak üzere, birleşime 23.15'te son verildi.
|
Yılmaz Ateş |
|
|
|
Başkan
Vekili |
|
|
|
|
Bayram Özçelik |
Türkân Miçooğulları |
|
|
Burdur
|
İzmir |
|
|
Kâtip
Üye |
Kâtip
Üye |
|
Harun Tüfekci |
|
|
|
|
|
|
|
Kâtip
Üye |
|
|
No.: 145
II. - GELEN KÂĞITLAR
16 Mayıs 2007 Çarşamba
Tasarı
1.-
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilât ve Görevleri Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı (1/1360)
(Plan ve Bütçe ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
10.5.2007)
Teklif
1.-
Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam'ın; Yükseköğretim
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1023)
(Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi: 10.5.2007)
Raporlar
1.-
Ağrı Milletvekili Mehmet Kerim Yıldız ve 11 Milletvekilinin; Sağlık
Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma
ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/1013) (S. Sayısı: 1418) (Dağıtma
tarihi: 16.5.2007) (GÜNDEME)
2.-
Mersin Milletvekili Ömer İnan ve Karaman Milletvekili Yüksel Çavuşoğlu'nun;
Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/1022) (S.
Sayısı: 1419) (Dağıtma tarihi: 16.5.2007) (GÜNDEME)
16 Mayıs 2007 Çarşamba
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati:
11.14
BAŞKAN : Başkan
Vekili Yılmaz ATEŞ
KÂTİP ÜYELER : Bayram
ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKCİ
(Konya)
BAŞKAN
- Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 107'nci
Birleşimini açıyorum.
Toplantı
yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.
Gündeme
geçmeden önce, gündem dışı söz isteyen sayın milletvekillerine
söz vereceğim.
Gündem
dışı ilk söz, seçmen kütükleri hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili
Sayın Bülent Tanla'ya aittir.
Buyurun
Sayın Tanla.
III. - BAŞKANLIĞIN
GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
1.- İstanbul Milletvekili
Bülent H. Tanla'nın, seçimlerin temsilde adaleti, yönetimde istikrarı
sağlayabilmesi için seçmen kütüklerinin doğru tespit edilmesinin
önemine ilişkin gündem dışı konuşması
BÜLENT H. TANLA (İstanbul) - Sayın Başkan,
değerli arkadaşlarım; çok teşekkür ediyorum.
Sözlerime başlarken, 22 Temmuzda yapacağımız
seçmen kütükleri ve nüfus sayımıyla ilgili bazı sayılar üzerinde…
BAŞKAN - Sayın Tanla, bir saniye.
Sayın milletvekilleri, Sayın Konuşmacıyı
duyamıyoruz. Lütfen, kendi aramızdaki konuşmaya bir son verelim.
Buyurun Sayın Tanla.
BÜLENT H. TANLA (Devamla) - Değerli arkadaşlar,
çok kritik bir dönemde gerçekleştireceğimiz 2007 22 Temmuz seçimleriyle
ilgili seçmen kütüklerinde ve nüfusumuzla ilgili nüfus sayımı
sonuçlarında çok önemli bazı bilgileri sizlerle paylaşmak üzere
gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bildiğiniz üzere, geçen hafta tartışmaları
başlayan ve resmî açıklama yapılmamasına rağmen tarafımdan kamuoyuna
ve sizlere açıklanmış bulunan bazı rakamlarla sözlerime başlamak
istiyorum.
Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz,
2002 genel seçimleri 41 milyon 400 bin civarında seçmen ile yapıldı.
Bunu, Yüksek Seçim Kurulu, hem Türkiye'ye hem dünyaya açıkladı. Yani,
2002 seçimleri, 41 milyon 400 bin seçmen ile yapıldı ve bu, 32 milyon
seçmenin sandığa giderek oy kullanması biçiminde gerçekleşerek
kamuoyuna açıklandı ve bugünkü Meclisimiz oluştu.
Geldik 2004 yılına. Yine, 2004 yılında
43 milyon 600 bin seçmen ile bugünkü yerel seçimler yapıldı…
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sayın
Konuşmacıyı duymakta zorluk çekiyoruz. Şu salondaki uğultuyu bir
kesebilirsek, Sayın Konuşmacı sözlerini sürdürecek.
Buyurun Sayın Tanla.
BÜLENT H. TANLA (Devamla) - Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
2004 yerel seçimleri de, yine, Yüksek
Seçim Kurulunun bütün Türkiye'ye ve dünyaya yaptığı açıklamayla,
43 milyon 600 bin seçmen ile yapıldı. Şimdi, 2007 22 Temmuz seçimleri
ise, Yüksek Seçim Kurulu tarafından, nüfus sayımı verilerine göre,
45 milyon, 46 milyon seçmen üzerinden yapılması gerekirken, Yüksek
Seçim Kurulunun bir açıklamasıyla -gayriresmî bir açıklamasıyla,
geçen akşam televizyonda açıkladı, hâlâ
resmen açıklamış değil, durumu biz tespit ettik- "Şu anda
41 milyon 200 bin seçmenimiz var." diyor Yüksek Seçim Kurulu. Yani,
4-4,5 milyon seçmen ne oldu? Evet, mükerrer. Demek ki, biz, 2002 seçimlerini
yanlış bir seçmen kütüğüyle, 4,5 milyon mükerrer yazılmış olan seçmenlerle
yapmışız. Bu, Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışmıyor; gerçekten, Atatürk,
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurmuş olduğu bu modern
cumhuriyete yakışmıyor.
Bakın, üç gün evvel, bizim TÜİK Başkanı
-Sayın Atalay'ın samimiyetine yüzde 100 katılıyorum ama- bir açıklama
yaptı, aynen şöyle, diyor ki: "Bugüne kadar adrese bağlı olarak
yapılan sayımlara göre 73 milyon 875 bin olan Türkiye nüfusunun 68
milyona düşmesi bekleniyor." Yani, burası Türkiye Cumhuriyeti
beyefendi! Beş dakikada 5 milyon seçmenin, bu yaptığınız nüfus sayımlarına
göre düşürülmesi mümkün mü? Dikkatinizi çekmek istiyorum. Yani,
önümüzdeki seçimlerin demokratik, doğru, güvenilir, anlaşılır
ve üzerinde kara bulutlar olmaması için… Sonra başka neden aramayalım
sayın, değerli arkadaşlar. Sonra, bu seçimlerin üzerindeki kara bulutlar üzerinde, antidemokratik
bazı davranışların veyahut da antidemokratik bazı nedenlerin olduğunu
anlamayalım. Esas demokratlık ve demokrasi, başkasının fikirlerine,
siz katılsanız da katılmasanız da, doğru ve dürüst, gerçek diyebilme
sanatıdır. Yani, demokrasiyi, "illaki benim dediğim doğru"
veya "benim dediğim haklıdır" şeklinde anlamamak lazım.
Önümüzdeki seçimlerin gerçekten temsilde adalet ve yönetimde istikrar
sağlayabilmesi için, bizim seçmen kütüklerimizin çok doğru tespit
edilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, bugüne kadar, bu
kürsüden, Sayın Başbakan ve diğer parti liderlerimiz ve birçok milletvekili
arkadaşımız, meydanlarda birçok arkadaşımız ve üniversitelerde
birçok profesör, bilim adamı ve öğretim üyeleri, öğrencilerine,
Türkiye'nin nüfusunun 73 milyon olduğuna dair beyanlarda bulundular.
Biz, şu anda, daha nüfusumuzu sayamayan ve nüfusumuzu bilmeyen
bir ülke konumundayız. Bu, ayrıca, bizim uluslararası alandaki
hem modern Türkiye imajına…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Tanla,
bir saniye.
Konuşmanızı tamamlar
mısınız.
Buyurun.
BÜLENT H. TANLA (Devamla)
- Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Şimdi, 2007 seçimleriyle
ilgili küçük bir değerlendirme yaptıktan sonra, 22 Temmuz seçimlerine
gelmek istiyorum.
Arkadaşlar, bu, hepimizin
ve Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik ortamının ve parlamenter
sisteminin devamı için çok dikkat edilmesi gereken bir konudur. Ben
hukukçu değilim ama hukukçu arkadaşlarımız gayet iyi bilir, 2007
seçimleri, 2004 yerel seçimleri ve belediye seçimleri mutlak butlandır,
yani tam hukuksuzluk hâli vardır. 2004 yerel seçimlerinin, bu mükerrer
oy, seçmen kütükleriyle yapılmış olan seçimlerin mutlak butlanla
sonu demokrasilerde nasıl gerçekleşmesi gerekir, artık, ben -burası
bir tiyatro sahnesi olmadığına göre- sizin değerlendirmelerinize
sunuyorum.
Şimdi 22 Temmuz seçimlerine gelirsek…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Tanla,
ek bir dakika süre verdim, ama doldu.
BÜLENT H. TANLA (Devamla)
- Çok önemli bir kısımdayım.
BAŞKAN - Sözlerinizi
tamamlar mısınız.
Buyurun.
BÜLENT H. TANLA (Devamla)
- Değerli arkadaşlarım, bakın,198 sayılı Yasa'da, kimlik dediğimiz
zaman, ismi, soyadı, ana adı, baba adı, doğum tarihi, doğum yeri ve
adresi bulunmaktadır. Şu anda Yüksek Seçim Kurulu, 1 milyon 600 bin
seçmenimizin vatandaşlık numarasını MERNİS ile üst üste çakıştıramamaktadır.
Beyler, 1 milyon 600 bin kişi seçmen olarak Türkiye Cumhuriyeti'nde
eğer adreslerinde var ise, bunların başvurmaları yerine, Yüksek Seçim
Kurulunun, yani, Hükûmetin veya bakanlığın, bunlara başvurarak,
böyle isimler var mı, yok muyu tespit etmesi gerekir. Yani, ismi var
cismi yok durumla karşı karşıyayız. 1 milyon 600 bin kişi eğer yok
ise, ama listelerde var, nasıl başvurup da kendilerini sildirsinler
veya kimlik numarası bulsunlar? Bu düşünce sisteminin tamamen değiştirilmesi
lazımdır.
Ben, buradan, bana verilen
süreye saygılı olarak kalmak için, Hükûmeti, Parlamentoyu ve yetkilileri
22 Temmuz seçimleriyle ilgili seçmen kütüklerine yönelik göreve
davet ediyorum. Bu seçmen kütüklerimiz eksiktir, bu seçmen kütüklerimiz
yanlıştır, bu seçmen kütüklerimiz hatalıdır. Eğer ki bu kütüklerle
yapılacak seçim sonuçlarına razı olacaksak, daha sonraki çıkacak
tartışmaları da şimdiden içimize sindirmemiz gerekir.
Teşekkür ederim Sayın
Başkan ve hepinize saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Tanla.
ÖNER ERGENÇ (Siirt) -
Yüksek Seçim Kurulu Başkanı size bunun doğru olduğunu ve nasıl oy
kullanacaklarını…
BÜLENT H. TANLA (İstanbul)
- Saygı duyuyorum herkese ama, biz uyarıyoruz. Daha sonra görüşürüz
efendim.
BAŞKAN - Gündem dışı
ikinci söz, Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt'e aittir.
Buyurun Sayın Öğüt.
(CHP sıralarından alkışlar)
2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, desteklenmemeleri nedeniyle
şehirlere göç eden veya köylerinde kalan çiftçilerin düştükleri
duruma ilişkin gündem dışı konuşması
ENSAR ÖĞÜT (Ardahan)
- Sayın Başkan, değerli arkadaşlar…
Sayın Başkan, salondaki
konuşmalar durursa konuşmama devam ederim.
BAŞKAN - Siz buyurun.
Sayın Tanla, siz yerinize
geçer misiniz.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
- Tarım ve göçle ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla
selamlarım.
Değerli arkadaşlar,
Türkiye'nin haritasına baktığınız zaman, korkunç bir göç yaşamış,
bölgeler boşalmış, büyük şehirlerde insanlar gecekondularda yaşamaya
mahkum edilmiş, ama köyde kalanlar daha da bir perişan duruma gelmiştir.
Şimdi, burada, tarımla
uğraşan insanların desteklenmemesi, tarımla uğraşan insanlara
yüzde 18 KDV uygulanması, tarımla uğraşan insanların mazotuna ÖTV
uygulanması maliyetleri fazlalaştırdığı için, insanlar kazanamadığı
için kendi köylerini, yurtlarını terk edip, büyük şehirlere yerleşip,
büyük şehirlerde varoşlar oluşturmuşlardır.
Ancak doğu ve güneydoğu
illerinde ağırlıklı olarak yüzde 95'i, insanlarımızın, hayvancılıkla
geçiniyor. Hayvancılık şu anda ölmüş durumdadır. İran sınırından,
maalesef, çok sayıda hâlen daha kaçak hayvanın gelmesi, yerli köylü
üreticinin hayvanının para etmemesi, insanları daha da perişan
duruma soktu.
Onun ötesinde, yem bitkilerinin
zamanında ödenmemesinden dolayı, 150 bin liralık samanı 600 bin liraya
alıp -yem bitkilerinde yüksek maliyet olarak çıktığı için de maalesef-
hayvanına yedirmiş olduğu yemin parasını, hayvanını sattığı zaman
sağlayamıyor, yani hayvan, yemden daha ucuza gidiyor.
Bu çerçevede baktığınız
zaman arkadaşlar, niçin bu insanlar göç ediyor? Yüz yıl önce, yüz elli
yıl önce toprak evlerin altında, ilkel koşullarda yaşayan köylülerimiz,
ahırlarıyla, inekleriyle birlikte yaşayan köylülerimiz, hâlen,
21'inci yüzyılda, toprak evin altında, ineğiyle ahırda birlikte yaşıyorsa,
bu, 21'inci yüzyılda Türkiye'yi yönetenlerin ayıbıdır.
Değerli arkadaşlar,
biz bir araştırma yaptık. Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal'ın talimatıyla,
Doğu Anadolu'da 16 ilde bir araştırma yaptık. Devlet İstatistiğin
vermiş olduğu rakamları da söyleyeceğim. Doğu Anadolu'da on altı
ilde 6,5 milyon insan yaşıyor. Bu 6,5 milyon insanın 2,5 milyonunun
banyosu ve tuvaleti yok. Tekrar ediyorum: 6,5 milyon insan yaşıyor,
2,5 milyon insanın banyosu ve tuvaleti yok. Şimdi, böyle bir ortam,
21'inci yüzyılda Avrupa Birliğine giren Türkiye'nin ayıbı değil
mi? İşte, dört buçuk yıldır yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi, bunu
mutlak surette çözmesi gerekiyordu. Şimdi, siz çözmediğinize göre,
inşallah, Cumhuriyet Halk Partisi gelecek ve bunları mutlak surette
çözecektir değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
Köylerde yaşayan insanların
insan onuruna yakışacak şekilde çağdaş, modern bir şekilde yaşaması,
Cumhuriyet Halk Partisinin en büyük hedefidir. İşte, projemiz burada.
Bu proje köylerde uygulandı, camilere abdesthane yaptık, okullara
banyo, tuvalet yaptık ve dört tane numune yaptık, bu sene de devamını
sağlayacağız. Temizlik imandan gelir değil mi? Siz, insanı temiz
yapmadan camiye gönderiyorsunuz, ondan sonra da, temizlik imandan
geliyor! Böyle bir şey olmaz arkadaşlar! Temizlik imandan geliyorsa,
önce, insanını sağlıklı, temiz yapacaksın kardeşim; sağlıklı olacak,
temiz olacak. Su hayattır.
İşte bizim projemiz.
Sayın Genel Başkanımızın önsözünü okuyorum, lütfen, herkes dinlesin:
"Milletin efendisi köylümüzün, çağdaş toplumlar gibi, insan
onuruna yakışacak bir yaşam sürmesi, Cumhuriyet Halk Partisi olarak
en büyük hedefimizdir. Deniz Baykal." İşte, burada, Deniz Baykal
geldiği zaman, köylünün, tarımın, hayvancının, memurun, emeklinin,
işçinin, esnafın, sanayicinin bütün dertleri bitecek ve köylerde
yaşayan 25 milyon insanın, insan gibi, insan onuruna yakışacak şekilde
yaşaması bizim en büyük hedefimiz olacaktır, bunu bilin. KÖYDES
projeleri, KÖYDES'le ilgili yollar, işte, gidin, görün…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Öğüt,
konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
FARUK ANBARCIOĞLU
(Bursa) - Projede banyo ve tuvaletler nerede gözüküyor?
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
- Burada var.
Şimdi, KÖYDES projeleri
yapıldı. Benim kendi ilimden örnek vereyim, 19 trilyon lira Ardahan'a
para gitti; maalesef, köy yollarının yüzde 80'i yine bozuldu. Yani,
yapılan yollar -yanlış anlamayın- ehline verilmediği için, yandaşlarına
verildiği için o yollar şu anda bozuk, köyler çamur içerisinden kurtulmuyor.
Şimdi, beni biraz önce
Ardahan'dan aradı arkadaşlarım. Şimdi, değerli arkadaşlar, doğrudan
gelir destek parasına Hükûmet bloke koyduğu için köylü parasını alamıyor.
Daha doğrusu şehirdeki esnaf da parasını alamıyor. Ardahan Esnaf
Odaları Birlik Başkanı Sayın Yaşar Taşdemir beni aradı, "Lütfen,
Hükûmete söyleyin, doğrudan gelir destek parasına bloke koymasın,
köylü zaten zor geçiniyor. Hiç olmazsa ona da bloke koymasın." dediler.
Ben, rica ediyorum.
İkincisi, yine, Posof
Tarım Kredi Kooperatifi Başkanı Sayın Mehmet Doğruyol aradı beni
"720 tane üyemiz var, Ziraat Bankasından kredi alamıyoruz…"
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Öğüt,
bir saniye.
Genel Kurulu selamlar
mısınız.
Buyurun.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
- "720 tane kooperatif üyemiz var, Ziraat Bankası kredi vermediği
için kooperatifimizi kapatacağız" diyorlar.
Göle Samanbeyli köyü
Muhtarı Muzaffer Avşar aradı "Valilik bir karar almış, yaylaya
çıkarken altı hayvandan fazla götürmeyeceksiniz diyor."
Böyle bir karar olabilir
mi? Yüzde 95'i hayvancılıkla geçinen insanlara kısıtlama getirilmesi
olabilir mi? Ben daha Sayın Valiyle konuşmadım, ama buradan uyarıyorum:
Lütfen, insanların yaylaya çıkarken götürdüğü hayvan sayısını
siz niçin belirliyorsunuz? Yaylaya kaç hayvan götürecekse götürsün,
adamın geçimi o. "Efendim, altı hayvandan fazla götüremezsiniz…"
Böyle saçma bir şey olabilir mi?
Şimdi, değerli arkadaşlar
-ben fazla zamanınızı almak istemiyorum- burada önemli olan şudur:
Biz, geldik gideceğiz, gelmeyebiliriz, seçilmeyebiliriz, hiç
önemli değil, ama vicdanen bir şeyde rahat olmamız lazım. "Temizlik
imandan gelir" deyip de, insanları susuz, pislik içerisinde, ilkel
koşullar içerisinde yaşamaya bırakırsak, bu bizim ayıbımızdır. Bu
ayıbı Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve Türkiye Cumhuriyeti
hükûmetinin mutlak surette düzeltmesi gerekiyor, buna inanıyorum.
Ben, Cumhuriyet Halk
Partisinin iktidarında, inşallah, köylüyle, bütün kesimlerle, bütün
kurumlarla en iyi şekilde Türkiye'yi mutluluğa taşıyacağımıza
inanıyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Öğüt.
Sayın milletvekilleri,
gündeme geçiyoruz.
Alınan karar gereğince
sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı
ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve
İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanununa
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa
Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - 1'inci sırada
yer alan kanun teklifinin geri alınan maddeleri ile ilgili komisyon
raporu gelmediğinden teklifin görüşmelerini erteliyoruz.
2'nci sırada yer alan,
Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı
ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız
yerden devam edeceğiz.
2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine
İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
BAŞKAN - İlgili komisyon?
Yok.
Erteliyoruz.
3'üncü sırada yer
alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Bursa Milletvekili
Faruk Çelik'in, İmar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Adalet Komisyonları
Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
3.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili
Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in, İmar Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Adalet
Komisyonları Raporları (2/820) (S. Sayısı: 1337)
BAŞKAN - İlgili komisyon? Yok.
Erteliyoruz.
4'üncü sırada yer alan, Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Yükseköğretim
Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye
Ekli Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve
Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporlarının
görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
4.-
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı
ile Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan
ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1343, 1/1291) (S. Sayısı: 1414)
(x)
BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.
Hükûmet? Yerinde.
4'üncü maddeyi okutmadan önce, yeni
bir madde ihdasına ve bu maddenin de 4'üncü madde olarak yer almasına
ilişkin bir önerge vardır.
Malumları olduğu üzere, görüşülmekte
olan tasarı veya teklife konu kanunun, komisyon metninde bulunmayan,
ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin
değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı
önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı İç Tüzük'ün
87'nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür. Bu nedenle, önergeyi
okutup komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, yani
21 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme
açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi
işlemden kaldıracağım.
Şimdi önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Yükseköğretim Kurumları
Teşkilâtı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısına
bir madde eklenmesini ve madde numaralarının buna göre teselsül
ettirilmesini teklif ederim.
Madde 4- 2809 sayılı Kanunun ek 63 üncü
maddesinin (a) bendinin ..sonuna "ile yeni kurulan Tıp Fakültesinden,"
ibaresi, (d) bendine "Sağlık Bilimleri Enstitüsü" ibaresi
eklenmiştir.
|
Tevhit Karakaya |
Musa Uzunkaya |
Ahmet Yeni |
|
|
|
Erzincan |
Samsun |
Samsun |
|
|
Talip Kaban |
Binali Yıldırım |
|
|
|
Erzincan |
İstanbul |
|
BAŞKAN - Sayın Komisyon,
salt çoğunlukla katılıyor musunuz?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
(x) 1414 S. Sayılı Basmayazı 15/5/2007 tarihli 106'ncı
Birleşim Tutanağı'na eklidir.
Komisyon önergeye
salt çoğunlukla katılmış olduğundan, önerge üzerinde, yeni bir madde
olarak, görüşme açıyorum.
Gruplar ve şahısları
adına söz talebi var mı? Yok.
Okuduğumuz önergeyi
4'üncü madde olarak oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür
ederim. Kabul etmeyenler...Teşekkür ederim. 4'üncü madde olarak kabul
edilmiştir, hayırlı olmasını diliyoruz. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Sayın milletvekilleri,
eski 4'üncü maddeyi yeni 5'inci madde olarak okutuyorum:
MADDE 5- 2809 sayılı
Kanunun ek 65 inci maddesinin (a) bendinin başına "Rektörlüğe
bağlı olarak yeni kurulan Tıp Fakültesi ile" ibaresi eklenmiş,
(d) bendi "Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler
Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü ve Sağlık Bilimleri Enstitüsünden,"
şeklinde değiştirilmiştir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına Sinop Milletvekili Sayın Engin Altay.
Buyurun Sayın Altay.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ENGİN
ALTAY (Sinop) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; on yedi yeni üniversitemizi kanunlaştırdığımız
bugünde ve eski 4, yeni 5'inci madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce, Erzincan
ilimize, Meclisimizin tam ittifakıyla, bir tıp fakültesi kavuşturduk.
Erzincan ilimize tıp fakültesi hayırlı olsun, uğurlu olsun.
Bu vesileyle, konu
tıp fakültesine gelmişken, gene malumunuz olduğu üzere, 12-18 Mayıs
tarihleri, bir şefkat mesleği olan Hemşirelik Haftası'nı da bu süreçte
kutluyoruz. Yüce Meclisten, bu çatıdan, bu kürsüden, Türkiye'nin
her noktasında -en ücra noktasından en merkezî noktasına- görev yapan,
elleri öpülesi, saygıdeğer hemşirelerimizin haftalarını kutluyorum.
Onların içinde bulundukları özlük sorunlarının ve diğer sorunların,
yeni Parlamentoda, yeni iktidar tarafından en kısa zamanda çözüleceğini
de Cumhuriyet Halk Partisi adına taahhüt ediyorum.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; on yedi üniversite kurduğumuz bugünlerde, dün
yapılan müzakerelerde, bazı AKP'li sözcülerin, burada demagoji
ve belagat sanatlarını güzel konuşturduklarına tanık olduk. Bunlardan
bir tanesi şu idi -ve çok enteresandır- "Birilerine rağmen, burada,
bu kanunu geçiriyoruz." dedi AKP'li sözcü bir arkadaşımız.
Biz size müteaddit
defalar söylüyoruz "Bu itişmeyi, bu didişmeyi bırakın."
diye, ama, anlaşılıyor ki, siz itişmekte ve didişmekte kararlı görünüyorsunuz.
Şimdi, bu kürsüden,
bu çatıdan daha güçlü bir müessese Türkiye'de var mı? Yok. Bu çatıda
şu anda görev yapan üç siyasi parti grubu da bu konuda ittifak mı? İttifak.
Buranın dışında kime rağmen bu kanun çıkıyor, bunu ben anlamış değilim.
Eğer, Türkiye'de, buradan çıkacak kararlara saygısı olmayacak bir
kurum, kuruluş vesair güç odakları varsa ve -ben de oy veriyorum- onlara
karşı bir kanun çıkarıyorsak, o sayın milletvekilinden rica ediyorum,
gelsin, bana da o birilerinin kim olduğunu söylesin. İtişe, didişe,
kakışa gerek yoktur.
Ama, bakıyoruz, Millî
Eğitim Bakanlığımızın, çok şükür, bir tane yönetmeliği, yönergesi,
kanunu yok ki yargıya toslamasın. Bunu da anlamak mümkün değil.
Eğer Millî Eğitim Bakanlığının hukuk müşavirleri gerekli donanıma
sahip değilse… Gerçi artık zaman doldu ama, keşke, Sayın Bakan, hukuk
konusunda daha donanımlı, tecrübeli müşavirlerle çalışsaydı. Hukukla bir kavga devam
etti, dört buçuk yıl devam etti. Millî Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim
Kurulunun tam bir uyum ve iş birliği içinde olması kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Eğer, bir ülkede, orta yerde bu Anayasa varken, Yükseköğretim Kurulu
ile Millî Eğitim Bakanlığı didişiyorsa, itişiyorsa, kakışıyorsa,
bu ülkenin eğitiminden, hem de hiçbir aşamasından, okul öncesinden,
ilköğretiminden, ortaöğretiminden, yükseköğretiminden hayır
çıkmaz.
Şimdi, dün, maalesef,
bir teğmenimizi, bir uzman onbaşımızı döşenen mayınlara gene şehit
verdik. Mekânları cennet olsun, bütün milletimize sabır diliyorum.
Türkiye'nin bir tarafında devletin üniter yapısına yönelik mayınlar
döşüyor eşkıya, dış ve iç güçlerle birlikte, bir tarafta da Millî Eğitim
Bakanlığı eğitim sistemimize mayınlar döşüyor. Bu da, kabul edilemez.
Ben bu Parlamentoya
elimden tebeşiri bırakıp gelmiş bir siyasetçiyim. Okuldan geliyorum,
alandan geliyorum. Gün geçmiyor ki, gazetelerde, okullarımızla ilgili
bir skandal habere rastlamayalım. Şiddet, küfür, hurafe, argo, bunları
geçtiğimiz dönem konuştuk. Şimdi, okullarımızda yeni ve daha tehlikeli
bir süreç yaşanıyor. Her gün, her gün bir okulda laik eğitim sistemini
dinamitleyecek faaliyetlere rastlıyoruz. Bu da kabul edilemez.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl)
- Neymiş onlar?
ENGİN ALTAY (Devamla)
- Bu da kabul edilemez. Okullarda tarikat odalarından tutun da, davetlere
kadar çeşitli etkinlikler… El sallayacağınıza gazetelere bakın.
Bunları da kabul etmek mümkün değildir.
Neyse ki, 365 kişiyle,
bir yılın günlerinin sayısı kadar geldiğiniz şu Parlamentodan,
işi krize sokarak, Cumhurbaşkanı seçemeyen bir Parlamentoya burayı
dönüştürdünüz. Şimdi millete gidiyoruz da, millet bu işi bir şekilde
çözecek, bu Parlamento yenilenecek hiç kuşkum yok ve şüphesiz iktidar
da el değiştirecek ve bu işleri kökünden çözeceğiz.
Değerli arkadaşlarım,
30/12/2005'te gene bu Parlamentoda hep beraber on beş ilde üniversite
kurduk. Çok eski değil, bir buçuk yıl geçti. Bir buçuk yıl önce kurduğu
üniversitelere rektör atamayı beceremeyen bir Hükûmet buradadır.
Bir buçuk yıl önce kurduğu üniversitelere rektör atamayı beceremeyen
bir Hükûmetle muhatabız. Şimdi, o iş orta yerde dururken, on yedi tane
daha üniversite kuruyoruz. Kuralım. Dün gene bazı arkadaşlarınız,
"E, siz bunlara karşısınız falan" diye demagoji yapıyor. Ayıp ediyor. Biz üniversite
kurulsun, hem de her ile kurulsun diyoruz. Biz biliyoruz ki, Orta Doğu
Teknik Üniversitesi, Türkiye'nin gururu, iki barakayla kurulmuştur.
Bugün geldiği noktada dünyanın sayılı üniversitelerindendir.
Sayın Başbakan, her
vesileyle YÖK'e ve üniversitelere çatmayı pek sever, ama, istatistiklere
bir baksa, aslında üniversitelerimizin Sayın Başbakanın ve Hükûmetin
iddia ettiği kadar, dünya standartlarında, kötü bir noktada olmadığını
da görecektir; ama bir takıntı olmuş, bir itiş-kakış var, bu sürecek
belli.
Şimdi, bizim üniversitelerin
fiziki kapasite, ekipman, donanım bakımından bir şekilde hâle, yola
gireceği konusunda kuşkumuz yok. Eğitim, hayatın her alanında yapılır.
Bunda bir endişemiz yok. Bizim endişemiz şudur değerli arkadaşlarım:
Üniversite demek, ne demek?.. Ne demek?.. Üniversite demek, olmazsa olmazı, önceliği
akademik kadro demektir. Akademik kadron yok, tabelayı as. Neye yarar?
Ona, öyle üniversiteye "yüksek lise" bile diyemezsiniz.
Enteresan bir durumdur, kabul edilemez bir durumdur. Bir genç, lisans
tamamlıyor, yani, dört yıllık bir fakülteyi bitiriyor, bir ay sonra,
değerli arkadaşlar, dört yıllık bir fakültede hocalık yapmaya başlıyor.
Tablo budur. "Şunu yaptık, bunu yaptık, bilmem, şu, bu…" Akademik
kadro nasıl yetişir? Bunun yolu yöntemi bellidir. Akademik kadroyu
artırmadan, akademik kadro sayısını çoğaltmadan üniversitelerimizden
başarı beklenebilir mi, mümkün müdür? Adamın eline tüfek vermemişsin
"Şu bıldırcını vur." diyorsun. Taşla mı vuracak bıldırcını?
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR
(Kütahya) - Yakalasın.
ENGİN ALTAY (Devamla)
- Şimdi, akademik kadro konusunda da dört buçuk yıldır süren bir inat
var. Akademik kadro yetişmesi için kaynak lazım. Kaynak var mı? Dün de
tartışıldı, bir buçuk yıl önce kurulan on beş üniversiteye ne kadar
bütçe ayırdık? Hadi onu geçtik, şimdi, şurada, on yedi tane üniversite
açıyoruz, 2007 yılının Mayıs ayındayız, 2007 bütçesinde bu on yedi
üniversite için kaç kuruş var? Böyle bir gayriciddiyet olabilir mi?
Bu işe bu kadar gayriciddi bakılabilir mi sayın milletvekilleri?
Olacak iş midir, doğru mudur, caiz midir, kabulü mümkün müdür? Ama,
hoş değil.
Dün de Komisyonda söyledim,
eğitimle ilgili bir konuda Parlamentonun ve Hükûmetin böyle bir didişmeye
girmesi, inatlaşmaya girmesi geleceğimiz olan çocuklarımız için
hiç hoş değil, hiç şık değil, doğru değil. Çok bilinen bir söz: "Biz
bu dünyayı atalarımızdan miras almadık, çocuklarımızdan ödünç aldık."
diyoruz, hep söylenir. "Her şey çocuklar için." diyoruz. Gençliğe
cumhuriyeti emanet etmişiz, ama onlar için de biraz doğru şeyler yapalım,
mantıklı şeyler yapalım "Evet." desin. Vatandaşlar, gençler,
çocuklar "Evet, işte doğrusu bu." desin. Kamuoyu mutabakatı
lazım.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Altay.
Konuşmanızı tamamlar
mısınız.
ENGİN ALTAY (Devamla)
- Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Biraz sonra gelecek,
seçim bölgem olan Sinop üniversitemizle ilgili de düşünce ve görüşlerimi
açıklayacağım.
Ne kadar güzel bir iş
yapıyoruz. En çok hak eden illerimizden bir tanesiydi Sinop. Çok geç kalınmıştı,
inşallah şimdi gerçekleştireceğiz değerli oylarınızla, hepimizin
oylarıyla.
ALİ TEMÜR (Giresun) -
Kadro yoktu…
ENGİN ALTAY (Devamla)
- Ama, bir çelişki görüyorum. Dün, daha önce de söyledim, Hükûmetin
bir sayın bakanı "Ben bir yer keşfettim, bir keşif yaptım" diyor.
Bunu, Almanya'da söylüyor, bunu Fransa'da söylüyor. E, Sayın Bakan
ne keşfettin? Turizm Bakanı "Sinop'u keşfettim" diyor.
"Olağanüstü, doğa harikası bir yer" diyor. Bir taraftan, bu
Parlamento, giderayak, Sinop'a hem bir üniversite hem bir nükleer
santral yapıyor. Olacak iş midir? Doğru mudur? Mantıklı mıdır? Bunları,
anlıyorum ki… Allah aşkına, daha önce de söyledim, bu koalisyon
hükûmeti mi ya? Böyle bir şey olabilir mi? İki bakanı arasında bu kadar
tezat olabilir mi? Sinop'a, Sinop Üniversitesiyle ilgili maddede
döneceğim.
Değerli arkadaşlar,
sayın milletvekilleri; üniversiteler, bulunduğu bölgenin ekonomisine
ve sosyal hayatına bir katkı sağlamıyorsa, o üniversitenin orada,
o tabelasının bir anlamı yoktur. Bu yönüyle eğitim sistemimizde
çok köklü reforma ihtiyaç vardır. Üniversite-piyasa ilişkisini
derhal tanzim etmek gerekirdi yıllar önce, edilmemiş, olmamış. E,
siz düşünseydiniz, dört buçuk yılı geçirdiniz şurada. Yani, üniversite,
bulunduğu bölgenin sosyoekonomik yaşamına bir şey katmayacaksa,
bütün üniversiteleri başkente kurun, olsun bitsin. Böyle bakmak lazım
olaya. Bunları yapacağız, bunları gerçekleştireceğiz. Bunda bir
şüphe duymuyorum ve üniversitelerin, kesinlikle, bilimsel olarak,
akademik olarak, yönetsel olarak, özerk olması zarureti vardır. Özerk…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Altay,
Genel Kurulu selamlar mısınız.
Buyurun.
ENGİN ALTAY (Devamla)
- Teşekkür ederim Sayın Başkan. Şu süreyi bir türlü ayarlayamadık. Yeni
Parlamentoda, bu süreyi biraz uzatalım hep beraber.
TEVFİK AKBAK (Çankırı)
- Çok zor gelirsiniz buralara!
ENGİN ALTAY (Devamla)
- Kimin gelip gelmeyeceğini 23 Temmuz günü göreceğiz. İddiaya giriyor
musun benimle sen? Neyse, şimdi milletin önünde şey yapmayalım.
TEVFİK AKBAK (Çankırı)
- Vallahi giriyorum.
ENGİN ALTAY (Devamla)
- Seninle, ayrıca, Akbak tesislerinde konuşuruz.
BAŞKAN - Karşılıklı
konuşmayalım.
Buyurun.
ENGİN ALTAY (Devamla)
- Evet, sayın milletvekilleri, biraz sonra, Sinop Üniversitesi ve
Çankırı Üniversitesi kuruluş kanunlarında söz alarak görüşlerimizi
açıklamaya devam edeceğiz. Ancak, bilinmesini isteriz ki, bugün
burada kurduğumuz on yedi üniversite, Cumhuriyet Halk Partisi,
Anavatan Partisi ve AKP'nin müşterek kararıdır. Bu on yedi üniversite,
bu Parlamentonun kararıdır, bu Parlamentonun ülkeye hizmetidir.
Yüce milletimize, ülkemize, bilim camiamıza hayırlı uğurlu olsun.
Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Altay.
Şahsı adına, Giresun
Milletvekili Sayın Ali Temür.
Buyurun Sayın Temür.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
ALİ TEMÜR (Giresun) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1414 sıra sayılı, on yedi
ile yeni üniversite kurulmasıyla alakalı kanunun 5'inci maddesiyle
ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
büyük bir mutluluk yaşıyoruz. Geçen yıl on beş tane ilimize yeni üniversite kurulmuştu.
On beş ilimizin halkı ve milletvekilleri büyük bir sevinç yaşamıştı.
Bugün de on yedi ilimize yeni üniversite kuruyoruz. Biz, geçen yıl
bu sevinci yaşadığımız için, gerçekten bu on yedi ilin halkını ve
milletvekillerini tebrik ediyorum. Kendilerine yeni kurulacak
üniversitelerimizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.
Geçen yıl on beş tane
üniversite kurulurken, bazı illerimize tıp fakültesi de kurulmuştu,
fakat, Giresun ilimize kurulamamıştı. Bu noktada halkımızdan gelen
büyük talepleri karşılamak için hem Millî Eğitim Komisyonunda hem
de Plan ve Bütçe Komisyonunda gerekli önergeleri vermiştik. Kurulacak
on beş üniversitenin içerisinde, nüfusu belli seviyenin üzerindeki
illerimize tıp fakültesi kurulması için, Adıyaman, Yozgat ili milletvekillerimizle
beraber Millî Eğitim Bakanımızı ziyaret etmiştik. Kendileri, ileriki
aşamada, bizlere, tıp fakültesi kurulmasıyla alakalı yardımcı
olacağı konusunda söz vermişti.
Ben, burada, sizlerin
huzurunda Sayın Millî Eğitim Bakanımıza teşekkürlerimi arz ediyorum.
Çok teşekkür ediyorum Sayın Bakanım. Gerçekten, Giresun halkı olarak,
Giresun milletvekilleri olarak çok büyük bir mutluluk yaşadık. Bugün,
bu gelen kanun tasarısında 4'üncü ve değişen şekliyle 5'inci maddenin
içerisinde Giresun Üniversitemize ilave olarak bir tıp fakültesi
ve sağlık bilimleri enstitüsü kuruluyor.
Ben, bu kuruluş aşamasında
emeği geçen Hükûmetimize, Plan Bütçe Komisyonumuza, Sayın Millî Eğitim
Bakanımıza ve diğer bakanlarımıza çok çok teşekkür ediyorum ve biraz
sonra oylayacağınız ve kabul edeceğiniz, kanunlaştıracağımız
bu tıp fakültemizin Giresun'umuza, bölgemize, halkımıza ve eğitim
camiasına hayırlı uğurlu olmasını diliyor, yüce Meclisi saygı ve
hürmetle selamlıyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Temür.
Şimdi, Hükûmet adına
Millî Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik.
Buyurun Sayın Çelik.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım;
ülkemizde on yedi yeni devlet üniversitesi kurulmasıyla ilgili
bir tasarıyı görüşüyoruz.
Değerli muhalefet
sözcüleri buraya gelerek "Bu, AK Parti ile CHP'nin ortak kararıdır,
biz bunlara taraftarız, ama bunların parası yoktur, personeli yoktur,
bunlar tabela üniversitesidir." gibi sözler sarf ediyorlar.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl)
- Boş sözler Sayın Bakan.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Asıl bunlar boş sözler!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar, bu samimiyetten uzak bir tavırdır.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Niye samimiyetsiz Sayın Bakan?
NURİ ÇİLİNGİR (Manisa)
- Niye uzak?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Önce şunu söyleyeyim: On yedi üniversitenin
getirilmesi tamamen Hükûmetin iradesiyle olmuştur.
TUNCAY ERCENK (Antalya)
- Kaç yıldır Hükûmettesiniz Sayın Bakan?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şüphesiz ki, muhalefet, Parlamentonun
önemli bir unsurudur ve muhalefetin Meclisteki müzakerelere katılması,
bazı kanunlara destek olması veya karşı olmasından daha tabii bir
şey yoktur. Ben, bundan sonraki müzakerelerde de aynı mesnetsiz iddiaların
tekrarlanmaması için, arkadaşlarıma bazı rakamlar vereceğim. Konuştuğumuz
zaman verilere dayalı konuşmalıyız, bilimsel konuşmalıyız, söz
olsun torba dolsun, Mecliste kürsüye çıkıp konuşmuş olayım diye konuşmak,
milletvekilliğine ve Parlamentoya kesinlikle uymaz, yakışmaz.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Konuşmayın!
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Niye konuşuyorsun o zaman?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, 2006 yılında… Değerli arkadaşlarım,
31 Aralık 2005 yılında on beş üniversite kurduk. Efendim, bunlarla ilgili
olarak "Para yok, pul yok, hiç bir şey yapılmadı." deniyor ya…
Sevgili arkadaşlarım, kurduğumuz on beş üniversite için 2007 yılı
bütçesinden ayrılan para ne kadar biliyor musunuz? 225 trilyon Türk
lirasıdır. 225 trilyon, küsuratı 127 milyar Türk lirası para ayrılmıştır.
NURİ ÇİLİNGİR (Manisa)
- On daire parası.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Efendim "Yok… Personel yok."
MAHFUZ GÜLER (Bingöl)
- Boş laflar!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, AK Parti iktidara geldiğinden beri
sevgili arkadaşlarım, 2003 yılıyla 2007 yılı arasında akademik personelde
olan artışları size arz ediyorum. Her madde üzerinde çıkan muhalefet
sözcüleri, tekrar, aynı hatalara düşmesin diye bu açıklamaları
yapmayı gerekli görüyorum. Bakın, profesör sayısında 2.586 artış
olmuş, doçent sayısında 749 artış olmuş, yardımcı doçent sayısında
3.223 artış olmuş -bugünün rakamlarını veriyorum- öğretim görevlisi
sayısında 2.257 artış olmuş -bunlar kayıtlara geçsin- efendim, okutman
kadrosunda 781 artış olmuş, uzman kadrosunda, bakın değerli arkadaşlarım,
5.049 artış meydana gelmiş, araştırma görevlisi sayısında 371 artış
meydana gelmiş. Yalnız, şunun özellikle altını çizmek isterim -akademisyen
arkadaşlarım bunu çok iyi bilirler- 2003 yılında araştırma görevlisi
olan insan kıyamete kadar araştırma görevlisi kalmıyor. Araştırma
görevlileri, öğretim üyesi olmak üzere yetiştirilen arkadaşlarımızdır.
Dolayısıyla, bizim verdiğimiz, 3.071 değil verdiğimiz araştırma
görevlisi, bu sayı -dediğim gibi daha önce bu Meclisin huzurunda-
14 bin küsur toplam kadro verilmiştir, profesör, doçent, yardımcı doçent
kadrosu hariç olmak üzere.
Şimdi, buraya çıkıp
sevgili arkadaşlarım "Efendim, kesinlikle kadro yoktur, öğretim
üyesi nereden getireceksiniz?" şeklinde insanların kafasını
bulandıran laflar etmenin bir anlamı yok.
Bir başka şey söyleyeyim.
Bakın sevgili arkadaşlarım, şu anda üniversitelerimizde bulunan
mevcut araştırma görevlisi sayısını söylüyorum: Türk üniversitelerinde
30.495 araştırma görevlisi vardır. Bu araştırma görevlileri, öğretim
üyesi olmak üzere yetişmiyorlar mı sevgili arkadaşlarım?
İki: TÜBİTAK, Öğretim
Üyesi Yetiştirme Programı'nda -bilim adamı, bilim insanı yetiştirme
programı çerçevesinde- şu anda 5 bin gencimize burs veriyor. Verdiği
burs ne kadar, biliyor musunuz? TÜBİTAK'ın, Hükûmetin sağladığı kaynaklarla
yüksek lisans öğrencisine verdiği burs 1.250 YTL'dir, araştırma görevlisinin
maaşından daha fazladır; doktora öğrencisine verdiği burs 1.500
YTL'dir, yani 1,5 milyar Türk lirasıdır. Bunlar, bilim adamı olarak yetişiyorlar.
Buraya, dün yine bir
CHP sözcüsü geldi, dedi ki: "Efendim, şu yılda şu kadar, 40 kişi,
50 kişi yurt dışına gönderilmiş." İyi de bakın, bizim Hükûmetimiz
büyük bir fedakârlığa ve büyük bir projeye imza attı: 50 trilyon Türk
lirası her yıl bu işe para ayrıldı. Her yıl master ve doktora yapmak
üzere dünyanın on dokuz kalkınmış ülkesine, Japonya, Çin, Hindistan,
Yeni Zelanda, Avustralya, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere,
Fransa, Almanya başta olmak üzere dünyanın on dokuz kalkınmış ülkesine,
üniversite eğitimi, master ve doktora eğitimi yapmak için her yıl
bin öğrenci gönderme kararı aldı ve ilk postayı 2006 yılında gönderdik.
Bunun engellenmesi için de birileri elinden geleni yaptı sevgili
arkadaşlarım.
Şimdi, burada, tutup
da "Efendim, siz kurumlarla çatışıyorsunuz, siz kurumlarla sürekli
kavga hâlindesiniz." ifadeleri kullanılıyor. Ben size bir şey
söyleyeyim. Hani, yine, dün bir arkadaşımız burada çıktı, dedi ki:
"Yükseköğretim Kurulunun görüşü sorulmadı." Biz, şu anda
kurmakta olduğumuz üniversiteler için Yükseköğretim Kuruluna yazıyı
ne zaman yazmışız biliyor musunuz, görüş bildirmeleri için? 2005 yılında
yazmışız arkadaşlar, 2005 yılında.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Hangisi için yazmışsınız Sayın Bakan?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Burada, bütün belgeleri burada.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- On yedi üniversite için de mi 2005 yılında?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - On yedi üniversite için de 2007 yılında
yazmışız. O zaman on üniversiteydi...
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- 2007 yılında yazmışsınız...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin.
On üniversite vardı
hesapta. Sonra, yedi üniversiteyle ilgili de tekrar yazdık. Teyit
yazdık, tekit yazdık. Bize gelen cevap şu…
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Yani, bu doğru değil Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar, ben…
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Doğru değil. Bakın, taşıdığınız sıfatla kullandığınız şeyler
doğru değil.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,
yerimizden müdahale etmeyelim.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Lütfen…
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Doğru değil. Ayıp ediyorsunuz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bir dakika, müsaade edin.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Mahcup olursunuz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Belgeler konuşuyor. Oturduğunuz yerden,
lütfen, söylemeyin.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Bak, oraya yazmış bak. Gösteriyor.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Ben, şimdi belgeyi getireceğim size.
Sevgili arkadaşlarım,
bakın, 2005 yılında on üniversite kurulması için yazılan yazının
cevabı gelmedi.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Millî Eğitim Bakanısınız. Doğru konuşmuyorsunuz. Millî Eğitim Bakanı
olarak doğru konuşmuyorsunuz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sonra, 2007 yılında tekrar teyit yazmışız,
tekit yazmışız. Gelen cevap şu…
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Yakışmaz bir bakana.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi, ben bu cevapları size okuyacağım
teker teker.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Bir bakana yakışmaz doğru konuşmamak.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl)
- Çok ayıp! Çok ağır konuşuyorsunuz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, sizi mahcup ederim oturduğunuz yerde.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,
lütfen, yerinizden müdahale etmeyin.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sizi mahcup ederim oturduğunuz yerde.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Evet, mahcup edin. Gösterin ve mahcup edin.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi, sevgili arkadaşlarım, bakın…
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Doğru değil söyledikleriniz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, bunlara cevap gelmemiş.
Gelen son cevap şu, bakın
gelen cevap şu: Efendim, komisyonlarımızda inceleme yapılmaktadır.
Bakın, sevgili arkadaşlar,
14 Kasım…
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Hangi tarih Sayın Bakan?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, okuyorum ben size arkadaşlar.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- On yedi üniversite için…
MAHFUZ GÜLER (Bingöl)
- Dinleyin.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin. Bakın, müsaade edin.
14 Kasım 2005 tarihinde
yazdığımız 25.601 sayılı yazı ve bu yazıda, bakın, sevgili arkadaşlarım,
Karaman, Ağrı, Sinop, Siirt, Nevşehir, Karabük, Kilis, Çankırı, Artvin
ve Bilecik üniversiteleri var.
Arkasından, 2007 yılında
bu yedi ilaveyle ilgili olarak tekrar bir teyit, tekit yazısı yazmışız.
Gelen cevap şu… Bak, ona da zaten tarih, sayı düşürmüşler.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- O değil, bakın. O değil. Karıştırıyorsunuz. Ayrı şeyler.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl)
- Dinle… Dinle…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar, gelen yazıyı size okuyorum,
gelen cevabı okuyorum size…
ÖNER ERGENÇ (Siirt) -
Çok ayıp! İşte orada yazılar var.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Biz de biliyoruz ne olduğunu canım. Parlamentoya yeni girmiş acemi
bir milletvekili değil ki, bakan olmuş.
BAŞKAN - Sayın Eraslan…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Diyor ki: "İlgide kayıtlı yazılarınızda
bahsi geçen hususlar…"
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Doğru bilgilendirsin kamuoyunu.
ÖNER ERGENÇ (Siirt) -
Dinlemesini öğrenin bir defa.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Ben öğrendim, siz de öğrenin.
NECATİ UZDİL (Osmaniye)
- Ayıp! Bakan konuşuyor. Niye müdahale ediyorsun? Sus bari. Senin
bakanın.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sayın Başkan, sükûneti sağlayacak mısınız,
lütfen.
BAŞKAN - Siz kürsüye
hâkimsiniz Sayın Bakan.
Buyurun siz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - "İlgide kayıtlı yazılarınızda bahsi
geçen hususlar ilgili komisyonlarımızda incelenmekte olup, inceleme
sonuçlandığında tarafınıza bilgi verilecektir."
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Evet, tamam.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bu ne zaman sonuçlanacak?
Sevgili arkadaşlarım,
bakın, bizim gönderdiğimiz teyit ve tekit yazıları, bu yedi üniversiteyi
de içine alan -bunları da okuyorum- sonra, bakın, diyoruz ki, Karaman,
Ağrı, Sinop, Siirt, Nevşehir, Karabük, Kilis, Çankırı, Artvin, Bilecik
illerinden ayrı olarak…
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Sayın Bakan, tekit yazısı eski yazıya tekit edilir, yeni olan değişik,
o incelemeyi gerektirir.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Efendim, Bitlis…
BAŞKAN - Sayın Eraslan…
Sayın Eraslan…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sayın Eraslan, sizin hukukçu diplomanızın
iptal edilmesi lazım.
BAŞKAN - Sayın Bakan,
müsaade eder misiniz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Siz nasıl hukukçusunuz ya! (AK Parti sıralarından
alkışlar)
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Öyle mi? Siz mi verdiniz?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, buna ilave…
BAŞKAN - Sayın Bakan,
bir saniye…
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Size hukuk dersi veririm!
BAŞKAN - Sayın Eraslan,
bir saniye, oturur musunuz.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Sayın Başkan, sataşma var, söz istiyorum.
BAŞKAN - Bir saniye,
oturur musunuz. Bir oturur musunuz.
Şimdi, sayın milletvekilleri,
bakın, böyle yaparsak sağlıklı bir çalışma yapamayız, sağlıklı bir
görüşme de yapamayız. Daha çok görüşülecek madde var. Elinizde belge
varsa, siz de çıkar o belgeleri Genel Kurula sunarsınız.
Teşekkür ederim.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, sevgili arkadaşlarım,
14 Şubat…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)
- Ama, Sayın Başkan, böyle bir usul yok yani!
NECATİ UZDİL (Osmaniye)
- Büyüğün konuşurken konuşma kardeşim! Görmedin mi Anadolu'da?
BAŞKAN - Sayın Uzdil…Sayın
Uzdil…
Sayın milletvekilleri,
Meclis Genel Kurulunda olduğumuzu lütfen unutmayalım.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sevgili arkadaşlarım, 14 Şubat 2007 tarihinde…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bir saniye
Sayın Bakan.
Buyurun, konuşmanızı
tamamlar mısınız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - …4260 sayılı yazıyla -şimdi ben arkadaşlarıma
bunun da fotokopilerini göndereceğim- demişiz ki: "Bu üniversitelerin
dışında, on üniversitenin dışında, Bitlis, Kırklareli, Osmaniye,
Bingöl, Muş, Mardin ve Batman illerinde de üniversite kurulması düşünülmektedir."
Ve gerekli kanun maddelerini sıralayarak demişiz ki: "Bunlara
göre otuz gün içinde cevap verilmesini, bildirilmesini rica ederiz."
Şimdi, sevgili arkadaşlarım,
bakın, bunun öncesinde, 25 Ocak 2007 tarihinde yine aynı mahiyette
bir yazı yazmışız. Bu üç yazımız, 2005 tarihli yazımız, 25 Ocak 2007
tarihli yazımız… Bakın, 2005'teki yazımıza zaten cevap gelmemiş,
ama 25 Ocak 2007 tarihli yazımız, 14 Şubat 2007 tarihli iki yazımıza
gelen cevap "Komisyonlarımızda incelenmektedir. İnceleme
bittiği zaman size bilgi vereceğiz." şeklinde bir yaklaşım.
Şimdi, biz, burada,
hepimiz şunu söylemiyor muyuz: "1 milyon 600 bin öğrenci üniversite
kapılarında yükseköğretim imkânı aramaktadır ve bu öğrencilerimizin
maalesef 200 bine yakını bir lisans programına devam edebilmektedir.
Türkiye'nin üniversite potansiyelini geliştirmemiz lazım, kontenjanları
artırmamız lazım, yeni üniversiteler kurmamız lazım." demiyor
muyuz sevgili arkadaşlarım?
Şimdi, bak, biraz önce,
Sinop Milletvekili arkadaşımız da burada yaptığı konuşmada dedi
ki: "Biz biliyoruz, üniversiteler kurulduktan sonra… ODTÜ iki
barakayla kuruldu, ama bugün ODTÜ Türkiye'nin medarıiftiharı bir
üniversite haline geldi." dedi. Şimdi, bunu söyleyeceksin.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
- Ama, hocaları vardı.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, mademki bunu söylüyorsunuz sevgili
arkadaşlarım, o zaman, biz bu üniversiteleri kurduğumuza göre… Bakın,
bu devlet… Hükûmet etme ciddi iştir. Bugüne kadar Türkiye'de, bana
bir okul gösterin, okul öncesi eğitimden, ilköğretimden, liseden,
genel lise, akademik lise, meslek lisesine kadar, devlet okulu kurmuş,
ama donanımı yok, devlet okulu kurmuş, ama öğretmeni yok. Böyle bir
şey olamaz.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bir saniye
Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bitiriyorum.
BAŞKAN - Buyurun, Genel
Kurulu selamlar mısınız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Dolayısıyla, şimdi, Yükseköğretim Kurumunun
zaten asli görevlerinden birisi -Anayasa'ya bakın sevgili arkadaşlarım-
üniversiteleri yurt sathına dengeli bir şekilde yaymaktır. Benim
Bitlisli vatandaşım, benim Muşlu vatandaşım, benim Siirtli, Batmanlı,
Mardinli vatandaşım, benim Karabüklü, Karamanlı arkadaşım, dostum,
çocuğunu kendi ilindeki bir üniversiteye göndermek istiyorsa,
ilin sosyoekonomik, sosyokültürel kalkınmasına ciddi katkısı olacak
bir yükseköğretim kurumu talebindeyse ve milletin iradesiyle buraya
gelmiş olan insanların, milletin arzularına, isteklerine uyarak
böyle bir üniversite getirmesi isteniyorsa ve bir anayasal kurum
buna direniyorsa ne denir buna, ne denir? Soruyorum size. Şimdi,
eğer siz buna "itişme, didişme, kakışma" derseniz arkadaşlar…
Ben, bizimle sizin aranızdaki temel bir farkı ifade etmek istiyorum:
Biz kimseyle kavgalı değiliz arkadaşlar. Bizim kimseyle kan, kin davamız
yoktur.
NAİL KAMACI (Antalya)-
Allah'tan değilsiniz yani!
NURİ ÇİLİNGİR (Manisa)
- Ya bir de kavgalı olsaydınız!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sevgili arkadaşlar, bakın, biz demokratik
cumhuriyetten yanayız, siz bürokratik cumhuriyetten yanasınız. Bütün
problem budur işte. (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından
gürültüler)
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
- Yok canım!
Sayın Başkan, sataşma
var.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Ne biçim konuşuyorsun sen ya, ayıp ya!
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu)-
Ayıp, ayıp!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri….
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Ne bu ya! Her çıkışında kavga çıkarıyor.
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu)
- Ayıp ya! Terbiyeye davet ediyorum sizi. Almışsın mikrofonu eline,
konuşuyorsun orada.
NAİL KAMACI (Antalya)
- Hukukla kavgalısın sen.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar, sevgili milletvekilleri,
bir arkadaşımız… Bakın, terör faaliyetleriyle, hepimizin lanetlediği
ve bu ülkenin kâbusu hâline gelmiş terör faaliyetleri ile Millî Eğitim
Bakanlığının faaliyetleri arasında benzerlik kurmak, eğitim kökenli
bir milletvekiline yakışır mı?
NURİ ÇİLİNGİR (Manisa)
- Ufacık çocukların kafasını sarmak Millî Eğitim Bakanına yakışıyor
mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Teröristler yola mayın döşüyormuş, Millî
Eğitim Bakanlığı da Türk millî eğitim sistemine mayın döşüyormuş! Arkadaşlar,
bizim döşediğimiz, Türk millî eğitim sistemine döşediğimiz mayın
100 bin küsur derslik yapmak mıdır?
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Yanlış. Resmî Gazetede 85 bin diyor. Yanlış.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - 550 bin bilgisayarı okullara göndermek
midir? Bu ülkenin çocuklarının okuması için 411 milyon ücretsiz
ders kitabı dağıtmak mıdır? 250 bin kız çocuğumuzu okula getirip onlara
eğitim imkânı hazırlamak mıdır, kızlarımızı okula getirmek midir?
TUNCAY ERCENK (Antalya)
- Siz mi yapıyorsunuz onu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - 253 bin insana Millî Eğitim Bakanlığı içerisinde
çeşitli kademelerde istihdam sağlamak mıdır? Öğretmen ataması
yapmak mıdır ve 56 yeni Anadolu öğretmen lisesi açmak mıdır? Bilim-sanat
merkezlerini yurt sathına yayarak özellikle bilime ve sanata yatkın
olan çocuklarımızın ekstra eğitim almasını sağlamak mıdır? Kırk
yıllık müfredatı çocuklarımıza, ülkemize, çağdaşlığa yakışır
şekilde düzeltmek midir, yeniden düzenlemek midir?
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
- Geriye dönüş.
NAİL KAMACI (Antalya)
- Seksen yıllık müfredatı değiştirdin.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi, 39 üniversite kurulmuş olacak, bu
üniversiteler geçtikten sonra. 7 vakıf üniversitesi, 32 devlet üniversitesini
açmak mıdır Türk millî eğitimine mayın döşemek?
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Sen önce liseleri çalıştır. Yıkılmış binaları yap. Ayıp
be!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bu üslubu yadırgıyorum sevgili arkadaşlarım.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Biz seni yadırgıyoruz asıl.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, 60 bin okul var Türkiye'de. Eğer bir
öğretmen, bir öğrenci, bir personel bir yanlış yaparsa bu memleketin
denetim mekanizmaları var. Bir yerdeki spesifik olayı alarak
"Laik eğitim örseleniyor, laik eğitim elden gidiyor." şeklinde,
aslında, beyanda bulunmak son derece yakışıksızdır.
Bir başka hususun altını
çizmek istiyorum.
BAŞKAN - Sayın Bakan,
sözlerinizi tamamlar mısınız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bitiriyorum Sevgili Başkanım.
Aslında bizi kurumlarla
kavga etmekle suçlayanlar… Anlayış farklılıkları çatışabilir
sevgili arkadaşlarım. Biz, milletin temsilcisiyiz. Millet bizim
müvekkilimizdir. Milletin sesi ve milletin vicdanı bizim için belirleyici
olandır, ama milletle kavga edenler, milletle sıkıntısı olanlar esas
burada gelip hesap vermelidir.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Millet meydanlarda konuştu, millet!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakan.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Millet meydanlarda konuştu. Sokağa çıkamadın o yüzden,
evinden çıkamadın o yüzden! Sen evinden çıkamıyorsun korkudan. 20
korumayla geziyorsun sen. Halkın arasına giremiyorsun sen!
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
- Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,
bir saniye, Sayın Grup Başkan Vekili konuşuyor.
Buyurun Sayın Anadol.
(CHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Bir saniye…
Sayın milletvekilleri, Sayın Grup Başkan Vekilini duyamıyorum.
Buyurun Sayın Anadol.
K .KEMAL ANADOL (İzmir)
- Sayın Başkan, Sayın Bakan "Biz demokratik cumhuriyetten yanayız,
siz bürokratik cumhuriyetten yanasınız." diyerek partinin… (AK
Parti sıralarından "Doğru, doğru" sesleri)
Doğruysa yanıt vermek
istiyorum.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Doğruysa meydanlara gelin.
NAİL KAMACI (Antalya)
- Nerede olduğunuz belli değil yani. Geçmişte oradaydınız, bugün
buradasınız yahu! Yönünüzü bir belirleyin kardeşim ya!
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
- …Cumhuriyet Halk Partisinin tüzel kişiliğine sataşmıştır ve Cumhuriyet
Halk Partisinin görüşlerinin dışında görüş ifade etmiştir.
BAŞKAN - Peki, teşekkür
ederim.
Buyurun Sayın Anadol.
İç Tüzük'ümüzün 69'uncu
maddesine göre size söz veriyorum. Yeni bir sataşmaya yol açmamanızı
da diliyorum.
Buyurun.
V. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, Millî
Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in, konuşmasında, partisine sataşması
nedeniyle konuşması
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
- Sayın Başkanım, söz verdiğiniz için teşekkür ederim.
Ülkemizin beklediği
üniversite kuruluşlarıyla ilgili yasanın müzakeresi sırasında
yüce Meclisin vaktini almak istemiyorum. Onun için, çok kısa cevap
vermek istiyorum Sayın Bakana.
Şimdi, Sayın Bakan burada
çok uzun tartışmalara yol açacak bir görüş ve beyanda bulundu.
HALİL ÖZYOLCU (Ağrı)
- Tespit.
K. KEMAL ANADOL (Devamla)
- Bu, tespit mi? Yani, Bakan diyor ki: "Biz demokratik cumhuriyetten
yanayız, siz de bürokratik cumhuriyetten yanasınız." Saatlerce
tartışırız. İstediği televizyon kanalında Sayın Bakanın davetine
icabet etmekten onur duyarım. Bu fırsatı da birlikte yaratalım isterse.
O ayrı, ama yüce Meclisin vaktini işgal etmeyelim.
Ben sadece şunu söylüyorum,
tartışmanın özüne girip uzatmadan: Dinime küfreden bari Müslüman
olsa.
CAHİT CAN (Sinop) - Ne
alaka şimdi bu ya?
NAİL KAMACI (Antalya)
- Sen dinle, dinle!
K. KEMAL ANADOL (Devamla)
- Alakası şu: "Demokrasi bizim için amaç değil, araçtır" diyen
bir Genel Başkanın, Başbakanın Bakanının bu konuşması sadece komiktir,
gülünecek bir ifadedir.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
CAHİT CAN (Sinop) - Ne
alaka!
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Anadol.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın Eraslan,
bir saniye, size söz vereceğim. Ancak, şahısları adına bir konuşmacımız
kaldı, ona söz verdikten sonra da size söz vereceğim.
IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu
ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısı ile Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının
Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Genel Kadro ve Usulü
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve
Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1343, 1/1291) (S. Sayısı:
1414) (Devam)
BAŞKAN - Şahsı adına
ikinci konuşmacı Batman Milletvekili Sayın Nezir Nasıroğlu.
Buyurun Sayın Nasıroğlu.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
MEHMET NEZİR NASIROĞLU
(Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilmesine Dair Tasarı'nın 4'üncü maddesi üzerinde söz almış
bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada bize bu
gururu yaşatan Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, Hükûmetimizin
üyelerine, Millî Eğitim Bakanımıza ve Meclisimizin değerli üyelerine,
Batman halkı adına teşekkürlerimi arz ediyorum. 22'nci Dönem, 2005
yılında on beş ilde, bugün de on yedi ilde üniversite kurma kararını,
mutluluğunu yaşıyoruz. Batman ilimizin yegâne beklentisi olan üniversite
müjdesi, tüm Batman kamuoyumuzu ziyadesiyle memnun etmiştir. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
MAHFUZ GÜLER (Bingöl)
- Bravo! Helal olsun!
MEHMET NEZİR NASIROĞLU
(Devamla) - Çok iyi bilinmektedir ki, en kıymetli yatırım insana ve
eğitime olan yatırımdır. Batman'da kurulacak olan Batman Üniversitesine
bağlı Fen-Edebiyat Fakültesi, Mühendislik, Mimarlık Fakültesi,
Teknik Eğitim Fakültesi, Meslek Yüksekokulu, Batman Sağlık Hizmetleri
Meslek Yüksekokulu, Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Fen Bilimleri
Enstitüsünden oluşmaktadır. Batman Üniversitesiyle beraber çehresi
değişecek, ekonomisi canlılık kazanacak, farklı şehirlerden gelecek
öğrencilerle Batman kültür yapısına katkı sağlayacaktır. Sosyal
ve iktisadi alanda Hükûmetimizin Batman'a olan desteği, Batman Üniversitesi
kazandırılmasıyla bir kere daha kamuoyumuzdan takdir görmüştür.
Bu güzel duygularla
konuşmamı tamamlarken, Batman'ın il oluşunun 18'inci yılına üniversite
müjdesinin damgasını vurması bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir.
Yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)
- Sayın Başkanım…
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Nasıroğlu.
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU
(İstanbul) - Fevkalade bir konuşma oldu, ağzına sağlık, ihya olduk!
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)
- Sayın Başkanım, demin Sayın Anadol'un sözlerinde yanlış anlamaya
meydan veren, Sayın Genel Başkanımızın ve onun şahsında AK Parti Grubunu
ilzam eden sözlerine cevap hakkımı kullanmak istiyorum.
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU
(İstanbul) - Demedi mi öyle bir şey? Ne diyeceksin? Demedi mi diyeceksin?
BAŞKAN - Bir saniye…
Sayın Başkan, buyurun
siz, bir saniye oturur musunuz.
Sayın Eraslan da İç Tüzük'ümüzün
69'uncu maddesine göre bir söz talebinde bulundu.
Sayın Eraslan, buyurun.
Yeni bir tartışmaya da yol açmamanızı diliyorum.
V. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)
2.- Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin Çelik'in, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle
konuşması
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Sayın Bakan, konuşması sırasında,
kürsüden, adımdan da bahsederek "Sizin hukukçu diplomanızı almak
gerekir." biçiminde bir açıklamada bulundu. Kusura bakmasınlar,
bizim diplomamız parayla satın alınmış diploma değildir. O hak edilerek,
alın teriyle, göz nuruyla ve hukuku yaşamımızın her alanına, sindire
sindire, özel yaşantımızda da meslek hayatımızda da her şeyde, hayatımızın
her alanında, hodri meydan, hukuka uyarak, hakka riayet ederek… Hukuk,
arkadaşlarım, hakkın çoğuludur, hakkın çoğuludur. Hukuk, hakkın
çoğuludur.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl)
- Acaba?
ORHAN ERASLAN (Devamla)
- Acaba değil. Bilirseniz, hakkın çoğuludur hukuk.
Şimdi, hakka riayet
etmeyen, hukuka riayet etmeyen insandan hiçbir şey olmaz. Bakınız
şimdi, Sayın Bakan bizim diplomamızı almaya kalkıyor, ama kendisinin
hukuk karnesi ne durumda? Bir icraatı yok ki yargıya toslamasın!
Bir icraatı yok ki yargıya toslamasın Sayın Bakanın!
İSMAİL BİLEN (Manisa)
- Sizinki gibi!
ORHAN ERASLAN (Devamla)
- Şimdi, düşünün ki, kendisinin en yüksek görevlisi, kamu görevlisi,
müsteşarı, yargı kararlarına uymamaktan, yani hakka riayet etmemekten,
hakkı yemekten mahkûmiyetleri var seri seri, dizi dizi. Kendisi de
dokunulmazlığın arkasına saklanıyor. Yani, neyi, burada… Bu ülkede
Sayın Bakan, yani zor koşullarda yaşayan öğretmenleri dama taşı
gibi oradan oraya, oradan oraya oynamış, yaptığı her şey yargıdan
dönmüş, benim hukukçu diplomamı iptal edecek. Vay canına!
Şimdi, bakınız, millî
eğitime Sayın Bakanın bir hizmeti olabilir, o hizmetini söylemek
istiyorum altını çizerek: İstifa edin Sayın Bakan. Millî eğitime
yapacağınız en büyük hizmettir, en büyük hizmettir.
İSMAİL BİLEN (Manisa)
- Siz istifa edin!
ORHAN ERASLAN (Devamla)
- Sizin o makamı boşaltmanız Türk
millî eğitimine yapabileceğiniz en büyük hizmettir, ondan daha büyük
bir hizmet yapamazsınız.
İSMAİL BİLEN (Manisa)
- Emrin olur!
ORHAN ERASLAN (Devamla)
- Siz hangi haktan bahsediyorsunuz?
AFİF DEMİRKIRAN (Batman)
- Üniversiteleri kim kuracak?
ORHAN ERASLAN (Devamla)
- Bakınız, daha dün sınav kazanmamış
insanları kadrolaşmak amacıyla idareci olarak atadınız, atamaya
kalkıştınız, Danıştaydan döndü.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl)
- Üniversiteleri kim kuracak istifa ederse?
ORHAN ERASLAN (Devamla)
- Hâlen… Hâlen… Öğretmenlerin ek ders ücretleriyle ilgili bir düzenleme
yaptınız. Bir Allah'ın kulu gidip görüştü mü bu öğretmenlerle? Bir
hafta raporlu olan, izinli olan öğretmen
bir aylık ek ders ücretini kaybediyor. Böyle bir adalet olur mu? Böyle
bir hak anlayışı olur mu? Çalışılan kısmın üzerine oturulur mu? Bu
nasıl hukuk anlayışı, bu nasıl hak anlayışı da Sayın Bakan bizim hukuk
diplomamızı iptal etmeye kalkıyor!
Şimdi, millî eğitim
programını altüst ettiniz, keşmekeş içine soktunuz. Program keşmekeşe
dönüştü, öğretmenler ne yapacağını bilemez hâle geldi. İdareciler,
tecrübeli yöneticiler oradan oraya, oradan oraya sürüldü. Millî
eğitim sizin döneminizde nitelik olarak elli yıl geriye gitti, elli
yıl geriye gitti.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl)
- Çağ atladı, çağ atladı.
CAHİT CAN (Sinop) - Ne
alakası var?
ORHAN ERASLAN (Devamla)
- Siz öyle zannedin. Anayasal kurumlarla
kavga etmeyi marifet biliyorsunuz.
CAHİT CAN (Sinop) -
Bunlar cevap değil, senin demin söylediğin…
ORHAN ERASLAN (Devamla)
- Şimdi, cevabını söylüyorum.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl)
- Millî eğitim çağ atladı, çağ.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
- Burada, siz bir Millî Eğitim Bakanısınız, çıkıyorsunuz, 2005 yılında
yazılan bir yazıyı -2005 yılındaki yazılan bir yazı, o on beş üniversiteye
ilişkin- kalkıyorsunuz, bununla ilgiliymiş de buna cevap verilmemiş
gibi -hâlbuki, 2007'de yazılan başka- bunu anlatıyorsunuz.
Daha vahimi: Bir yazının
tekit edilmesi demek, önce yapılan isteğin yinelenmesi, tekrar
edilmesi demek. Değiştirilerek tekit yazısı yazılmaz, o yeni bir
yazı olur. Değiştirdiğiniz zaman eski isteği yinelemiş olmazsınız,
o yeni bir yazı olur. Siz bir Bakansınız, bunu bile bile buradan kamuoyunu
yanıltıyorsunuz.
CAHİT CAN (Sinop) - Ne
yazdığını bilmiyor musun yani?
ORHAN ERASLAN (Devamla)
- Şimdi, Sayın Bakan, bana, hukuk fakültesi diplomasını Jet Fadıl
vermedi, bu Parlamentoya da Jet Fadıl kontenjanından gelmedim. Sizin,
ne hakkınızdır ne haddinizdir benim hukuk fakültesi diplomamı iptal
etmek.
Hepinize saygılar
sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Eraslan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, bana sataşma var, buna cevap vermem
lazım.
BAŞKAN - Sayın Bakan,
bir saniye…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Hayır, bu çok aleni bir şey Sayın Başkan.
BAŞKAN - Bir saniye…
Aleni değil demedim Sayın Bakanım. Ama, Grup Başkan Vekilimizin bir
söz talebi var, Sayın Gündüz'ün.
Buyurun Sayın Gündüz.
Ama, yeni bir sataşmaya yol açmamanızı diliyorum, çünkü, yoksa Genel
Kurul böyle sataşmayla geçecek. (AK Parti sıralarından alkışlar)
3.- İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz'ün, İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol'un, konuşmasında, Başbakana sataşması
nedeniyle konuşması
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)
- Sayın Başkanım, söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum ve değerli
arkadaşlar, hepinize saygılar sunuyorum.
Tabii, burada, Sayın
Anadol'un, Sayın Başbakanımızın söylediği sözle ilgili kullandığı
ifadeye katılmadığımı ve bunu açıklamak istediğimi özellikle de
beyan etmek istiyorum.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
- Söylememiş mi yani Sayın Başkan?
ALİ RIZA BODUR (İzmir)
- Söylememiş diyebilir misiniz?
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla)
- Şimdi, evet, öyle söylemiştir, ama, Sayın Başkanım, şunu arz etmek
istiyorum… (CHP sıralarından gürültüler)
YILMAZ KAYA (İzmir) -
Söyledi, ama, beyana katılmıyorsun yani!
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla)
- Bizde, aslında bizde… Bakın, bizim inancımızda, AK Partinin bütün
çözümleri, insanımızın refahı ve mutluluğu içindir.
TUNCAY ERCENK (Antalya)
- Allah Allah! Allah Allah!
ALİ RIZA BODUR (İzmir)
- Hakikaten, herkes refah içerisinde yaşıyor!
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla)
- Ekonomiden siyasete, sosyal devletten ekonomi politikalarına
varıncaya kadar, insanın huzur ve mutluluğu her şeyin üzerindedir.
Eğer, baktığımız zaman, laiklik de demokrasi de sosyal devlet de hukuk
devleti de aslında bu ülkede yaşayan insanımızın geleceğini daha
aydınlık bir geleceğe taşımak için konulmuş değişmez prensipler ve
ilkelerimizdir. O yüzden, burada, demokrasiyi ya da diğer meseleleri,
kavramları eğer gaye olarak koyarsanız, yanlış olur. Bir tek gaye
var. O da insanımızın teker teker, milletimizin toptan geleceğe
güvenle bakmasına yönelik, huzurlu ve mutlu bir Türkiye'ye götürmesi
için araçtır. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ALİ RIZA BODUR (İzmir)
- Ama, demokratik bir rejim içerisinde.
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla)
- Hepimiz bir aracız.
ALİ RIZA BODUR (İzmir)
- Demokratik bir rejim içerisinde.
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla)
- Cumhuriyet Halk Partisi bir araçtır, AK Parti bir araçtır, siyasi
kurumlar bir araçtır.
ALİ RIZA BODUR (İzmir)
- Demokratik bir rejim içerisinde.
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla)
- O yüzden, esas mesele, bütün bunların toplumumuzun geleceğine
ve mutluluğuna gidecek şekilde akort edilmesidir. Burada "Demokrasi
bir araçtır." anlamında söylenmiş sözün esas anlamı budur.
Bunu arz ediyor, hepinize
saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri,
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Gündüz.
Sayın milletvekilleri,
Sayın Bakan kendisine sataşıldığı gerekçisiyle söz talebinde bulunuyor.
İç Tüzük'ümüzün 60'ıncı maddesine göre kısa bir söz hakkı kullanacak
yerinden.
Buyurun Sayın Bakanım.
4.- Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in, Niğde
Milletvekili Orhan Eraslan'ın, konuşmasında, şahsına sataşması
nedeniyle konuşması
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben
iki dönemdir Türkiye Büyük Millet Meclisinde onurla ve şerefle Van
halkını temsil ediyorum.
Bakın, ben size bir
şey söyleyeyim: Buraya nasıl geldiğimi, burada neler yaptığımı
bütün kamuoyu biliyor. Ben Sayın Orhan Aslan'ın bu çirkin iftirasıyla
ilgili olarak kendisini mahkemeye vereceğim.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- İftira etmem. Mahkemeye verin, hesaplaşalım.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bundan önce, bu yakışıksız yakıştırmayı ve
yaftayı yapan insanların bazı… Özellikle, medya kuruluşları bunu
iddia ettiler. Bu, defalarca tekzip edilmiştir ve Sayın Aslan, bakın,
ben…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Eraslan, Eraslan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bakın, Sayın Eraslan, 2004 yılında son seçim yapıldı.
Benim ne olduğum ve ne olmadığıma benim seçmenim olan Van halkı karar
verir. 2004 yılında…
AFİF DEMİRKIRAN (Batman)
- O kadar.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl)
- Tüm Türkiye biliyor sizi Sayın Bakanım.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bakın, değerli arkadaşlarım, bir hususu belirtmek
istiyorum: Sayın Eraslan'ın temsil ettiği siyasi parti ve siyasi
düşünce, 2004 yılında yapılan son seçimde, 400 bin seçmeni olan Van
halkından sadece 2.600 oy almıştır. Buna başka cevap ister misiniz?
Teşekkür ederim efendim.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakan.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Sayın Başkan, haksız bir ithamla karşı karşıyayım, söz istiyorum.
(AK Parti sıralarından "Oo" sesleri, gürültüler)
Bir dakika efendim.
SERACETTİN KARAYAĞIZ
(Muş) - Allah Allah! Akşama kadar böyle mi devam edecek?
ORHAN ERASLAN (Niğde)-
Bir yanlış anlama var, yerimden düzelteyim Sayın Başkan.
BAŞKAN - Bir saniye…
Bir saniye…
Sayın milletvekilleri,
müsaade eder misiniz.
Bir saniye Sayın Eraslan,
bir saniye.
Sayın milletvekilleri,
lütfen, kendinize yapılmasını istemediğiniz bir eylemi, söylemi
bir başka milletvekiline de yapmayalım. Şimdi ben dikkat ediyorum,
kürsüye hangi kesimden gelmişse diğer kesim itiraz ediyor. Bunu değiştirelim,
hakkaniyet ölçüleri içerisinde bu görüşmeleri tamamlayalım.
Şimdi sizi dinliyorum
Sayın Eraslan, buyurun.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- İftira ettiğimi söyledi Sayın Bakan. Ben iftira etmedim. O konuda
açıklama yapmak istiyorum. (AK Parti sıralarından "Hayda"
sesleri, gürültüler)
BAŞKAN - Ya, bir saniye…
Bir saniye… Bir saniye arkadaşlar.
Evet.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Şimdi, Sayın Bakana ben hiçbir şekilde iftira etmedim. Ben, bana diplomayı
Jet Fadıl vermedi, beni buraya da Jet Fadıl göndermedi, onun kotasından
gelmedim, dedim. Burada Sayın Bakanın adını kullanmadım. (AK Parti
sıralarından "Hayda" sesleri) Sayın Bakan oradan matufiyet
yoluyla bir şey çıkartıyorsa, o kendisinin kendisine yakıştırmasıdır.
(AK Parti sıralarından "Mahkemeye, mahkemeye" sesleri)
Kendisinin kendisine yakıştırmasıdır.
BAŞKAN - Sizin öyle
bir kastınız yok.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Ben iftirayı kabul etmiyorum. "İftira" sözcüğünü Sayın
Bakanın kendisine iade ediyorum. Yargıda da hesaplaşmaya bekliyorum
kendisini.
BAŞKAN - Peki, kayıtlara
geçti Sayın Eraslan, buyurun.
IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu
ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısı ile Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının
Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Genel Kadro ve Usulü
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve
Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1343, 1/1291) (S. Sayısı:
1414) (Devam)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,
5'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
6'ncı maddeyi okutuyorum:
MADDE 6- 2809 sayılı
Kanunun ek 67 nci maddesinin (a) bendinin başına "Rektörlüğe
bağlı olarak yeni kurulan Tıp Fakültesi ile" ibaresi eklenmiş, (d) bendi "Rektörlüğe bağlı olarak
yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü
ve Sağlık Bilimleri Enstitüsünden," şeklinde değiştirilmiştir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Ali Kemal Kumkumoğlu.
Buyurun Sayın Kumkumoğlu.
CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL
KUMKUMOĞLU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlarım,
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
On yedi yeni üniversitenin
kuruluşuyla ilgili kanunun 6'ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi tekrar saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım,
AKP İktidarının son dönemlerine geldik. Görülen o ki, bundan sonra
pek fazla geleceği de görülmüyor.
CAHİT CAN (Sinop) - Muhalefetin
de sonuna gelindi yani. Muhalefetin sonu geldi gibi gözüküyor.
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU
(Devamla) - Muhalefet her hâlükârda olur. Biz oluruz, başkaları olur,
ama muhalefet olur. Sizin iktidar olmayacağınız kesin.
CAHİT CAN (Sinop) -
Yok, öyle zannet sen.
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU
(Devamla) - Şimdi on yedi yeni üniversite açıyoruz. On beş yeni üniversite
daha açıldı. Sayın Bakanımız üniversitelerin açılmasıyla ve üniversite
camiasıyla en ilgili olması gereken, yasalarımıza göre en ilgili
olan kurumları hiçe sayarak, cumhuriyet tarihi boyunca açılmış elli
üç üniversiteye otuz iki üniversite daha ekledi. Bunun mantığının
altında ne var? Yarın televizyonlara çıkıp denilecek ki: "Cumhuriyet
tarihi boyunca bu ülkede elli üç üniversite açılmıştır. Biz buna
otuz iki üniversite daha ekledik." (AK Parti sıralarından
"Doğru" sesleri) Müsaade edin efendim, müsaade edin.
Değerli arkadaşlarım,
bu üniversitelerin hepsini toplasanız… Şurada kim hoca varsa bir
lütfen elini vicdanına koyarak konuşsun. Sayın Bakan, size soruyorum:
Bu açtığınız otuz iki üniversitenin hepsini toplasanız bir Hacettepe
Üniversitesi yapar mı? Yapar mı arkadaşlar?
AHMET YENİ (Samsun) -
Karşı mısınız üniversitelere?
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU
(Devamla) - Bakın, müsaade edin. Şimdi oraya geleceğim de…
Şimdi, böyle palyatif
işlerle, böyle bakkal hesabıyla… Sizin "Bürokratik cumhuriyet"
dediğiniz, o karşı çıktığınız şeyin alternatifi olarak kendi öneriniz,
bakkal hesabı! Bakkal hesabı! Değerli arkadaşlar, bakın, bakkal hesabıyla
bu işler olmaz. Sizin hesabınızın tamamı bakkal hesabına dayanıyor.
ALİ RIZA BODUR (İzmir)
- O bile değil ya!
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU
(Devamla) - 360'tan fazla milletvekiliyle dört buçuk yıldır iktidardasınız,
Türk millî eğitiminin hangi temel problemini çözdünüz? Üniversitelerin
kapısında biriken 1,5 milyon öğrenciyi, onların ailelerini rahatlatabilecek
bir çözüm önerisi Türkiye'nin gündemine taşıyabildiniz mi? Meslek
eğitimine dönük, hepimizin yapılması gerektiğine inandığımız,
Türkiye'deki ara eleman ihtiyacını karşılamak noktasında, artık
kaçınılmaz bir gerçek olarak hepimizin karşısında duran bu dönüşümü
sağlayabilmek için, 360'dan fazla milletvekili ile bir tek girişimde
bulunabildiniz mi? 360 milletvekiliniz var, yapamadığınız işler
için muhalefeti suçluyorsunuz. Siz
ne istiyorsunuz arkadaş? Nasıl bir şey istiyorsunuz, yani nasıl
bir güç vereceğiz size? Siz, 550 milletvekili de olsa, "Sokaktaki
vatandaş, bilmem ne diyor." deyip korkup, burada istediğiniz,
o doğru olduğuna inandığınız o değişikliklerin yapılmasını sağlayamazsınız.
O zaman niye iktidar oluyorsunuz? Niye iktidar oluyorsunuz değerli
arkadaşlar?
Şimdi, on yedi yeni
üniversite açıyorsunuz. Daha önce on beş üniversite açtınız. Şimdi,
bu on beş üniversiteyle ilgili, Sayın Bakan mesela -ben, Plan ve Bütçe
Komisyonunun bir üyesiyim- Plan ve Bütçe Komisyonunda tanık olduğum
konularla ilgili, buradan, açıktan, hem Meclise hem kamuoyuna yanıltıcı,
yanlış bilgiler veriyor. Daha ilerisini söylemek istemiyorum,
çünkü bu bile bile yapılıyor. Nedir bu değerli arkadaşlarım? Millî
Eğitim Bakanlığı, on beş üniversiteyle ilgili YÖK'e başvuruda bulunmuş.
YÖK'ün belli ölçüleri var, belli standartları var. Siz, niye YÖK'e başvuruyorsunuz?
Yani, YÖK'e başvurma gerekçeniz nedir? Madem, YÖK ne söylerse söylesin,
siz bildiğinizi yapacaksınız, niye YÖK'e başvuruyorsunuz? YÖK'e
başvurmanın bir anlamı var. "Bu konuyla siz daha ilgili bir kurumsunuz,
gidin, bakın, bu üniversitelerin altyapılarını, tesislerini, öğretim
elemanı durumunu, şehrin, kentin konumunu vesairesini inceleyin.
Sizin ölçülerinize göre burada bir üniversite açılabilir mi, açılamaz
mı, bize bilgi verin. Biz, bu illerde üniversite açmak istiyoruz."
diye ona başvuruyorsun, onun bilgisine başvuruyorsun. YÖK geriye
dönüp diyor ki: "Bu üniversite açmayı düşündüğünüz illerin
dördü, Tekirdağ, Düzce, Uşak, Ordu illerindeki mevcut altyapı, buralarda
üniversite açmaya elverişlidir, buralarda üniversite açabilirsiniz.
Erzincan, Kırşehir, Burdur, Kastamonu, Çorum, Rize, Aksaray, Amasya
illerinde birtakım iyileştirmeler yapılabilirse, buralarda da
üniversite açılabilir."
Sayın Bakan, şimdi
siz buradan, Yükseköğretim Kurumu gibi bir kurumu "Biz yazdık,
onlar bize cevap vermediler." diye suçlarken hiç sıkılmadınız
mı? Yani, bunlar, sadece sizin bildiğiniz şeyler mi? Yani, bu gerçekleri
siz neyle gizleyeceksiniz, neyle saklayacaksınız? Bunları birlikte
tartışmadık mı?
Şimdi, devamında on
yedi üniversite için Yükseköğretim Kurumuna 23/1/2007, 4/2/2007 tarihlerinde
iki yazı yazmışsınız. On yedi üniversite kuracaksınız, aradan iki
ay geçmiş, iki buçuk ay geçmiş, siz düzenlemeyi Meclise getirmişsiniz,
yani, siz diyorsunuz ki -bunun, hani, bir ayını da hazırlık süreci
falan diye saysan- YÖK'e "Gidin, bakın, bir ay içerisinde, buralarda
üniversite kurulur mu kurulmaz mı, bana…" O bakkal hesabı var
ya, uymak zorunda olduğunuz kurallar var ya… "Efendim, biz oraya
yazı yazdık." Böyle bir mecburiyetiniz olduğu için yazı yazıyorsunuz.
Yoksa, sizin, bu kurumları tanıdığınız, bu kurumların düşüncelerine
değer verdiğiniz, bunları gerçekten size yardımcı olabilecek kurumlar
olarak gördüğünüz için değil; çünkü, onlar ne derlerse desinler, siz
bildiğinizi yapıyorsunuz. Niye? Çünkü, yarın seçim var, seçimlerde
gidip o illere diyeceksiniz ki: "Efendim, biz sizin ilinize üniversite
açtık."
Sayın Bakanım, burada
çiftçi olan arkadaşlarımız vardır, çiftçiliği bilen arkadaşlarımız
vardır. Sulu bir tarlada bir önceki sene arpa ektiysen, bir dahaki sene
"Hanım, bahar geldi, şu arpa ektiğimiz geçen seneki yer var ya,
şuraya bu sene bostan ekelim." dediğiniz zaman bile hanım der
ki: "Yahu bey, tamam da, bizim bununla ilgili hiçbir hazırlığımız
yok. Yani, arpa ekilen bir yeri bostan tarlasına dönüştürmek için bile
bir hazırlık gerekir. Hiç olmazsa, fidemizin olması gerekir."
Yani, siz, bir yüksekokulu üniversiteye çeviriyorsunuz, ne hazırlık
yaptınız bunun için? Bu üniversiteye çevirmeyi düşündüğünüz illerde…
Şimdi, ben buradan o illerde yaşayan vatandaşlarımıza soruyorum:
İlinizde, bizim ilimizdeki yüksekokul üniversite olacak anlayışıyla,
son iki yılda, üç yılda Millî Eğitim Bakanlığı tarafından sizin illerinize
hangi yatırımlar yapıldı, hangi binalar yapıldı? Siz, "Biz elli
üç üniversitenin üzerine otuz iki üniversite daha ekleyeceğiz."
diye düşündüğünüzde, iktidara geldiğiniz dönemden başlayarak,
bu üniversitelerde öğretim elemanı, doçent, profesör olarak görev
yapmak üzere, mevcut üniversitelere sırf bu amaçla ne kadar yeni kadro
verdiniz? Öyle ya, eğer elli üç üniversiteye otuz iki üniversite ekliyorsan,
sen, mevcut öğretim elemanı kadrosunu yüzde 80 oranında, sadece eskilerin
mevcutlarını korusa bile, artırmak durumundasın. Ne yaptın? Bu
amaçla yaptığın ne var? Hiçbir şey yok.
Hedefi ne? Arkadaşlarım,
aslında, hedefi, buraya gelip kendi illerine üniversite açılması
nedeniyle mutluluklarını ifade eden bütün arkadaşlarım açıkladılar:
"Üniversite açılması, illerimizdeki sosyoekonomik hayatı
renklendirecek, değiştirecek, geliştirecektir." Yani, üniversite
açma işi, esas itibarıyla, ülkemizde bir ekonomik olay olarak değerlendirilmektedir.
Bir kentin ekonomisine biraz canlılık, biraz hareketlilik, öğrenciler
üzerinden, öğrenci aileleri üzerinden, o öğrenci orada eğitim alsın,
doğru eğitim alsın, sağlıklı eğitim alsın, dünyanın her yerinde geçerliliği
olan bir mesleği olsun, bir meslek sahibi olsun diye değil, oraya göndereceğimiz
öğrenciler nedeniyle, öğrenciler sayesinde o kentin ekonomik yaşamına
bir canlılık gelsin diye üniversite açıyorsunuz. Buraya çıkan her
arkadaşım da, bu sayede, kendi illerinde ekonomik yaşamın gelişeceğine
dönük olarak birçok ifadelerde bulundular. Doğrudur, Hükûmetin anlayışı
da budur. Gerçektir, elbette bir üniversitenin bir kente açılmış olması,
o kentin ekonomik yaşamına bir canlılık kazandırır.
Peki, değerli arkadaşlarım,
o zaman şu soru akla geliyor: Madem biz, üniversiteleri bir kentin
ekonomik yaşamını canlandırmak için bir araç olarak kullanıyoruz. Bunun,
ekonomik olarak en zayıf olan illerden başlaması gerekmez mi?
Şimdi, nerede Bayburt'un
milletvekilleri? Her
gün buralardaydılar. Nerede bu Bayburt? Sahipsiz mi Bayburt? Nerede Gümüşhane'nin
milletvekilleri? Öyle bir şey yok. Ardahan, Tunceli, Bartın, Şırnak,
Iğdır, nerede bunlar? Hani o milletvekilleri? Niye bir tanesi kürsüye
çıkamıyor? Niye Sayın Bakan, bu illere niye üniversite açılmadığıyla
ilgili buradan bir tek şey söylemiyor? Siz buraları sahipsiz mi zannettiniz?
Yani, buradan şu anlaşılıyor: Bu illerin milletvekilleri, beceriksiz,
hiçbir şekilde…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kumkumoğlu,
konuşmanızı tamamlar mısınız.
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU
(Devamla) - …Hükûmet üzerinde, iktidar partisine mensup milletvekilleri
olmalarına rağmen, kendi illerine, sadece ekonomik bir amaca dönük
olarak oluşturulan üniversitelerle ilgili olarak, kendi illeri,
ülkenin ekonomik açısından en zorluklar içerisinde olan illeri olmasına
rağmen, kendi illerine bir üniversite götürmeyi başaramamış, becerememiş,
beceriksiz, kendi ilini sahipsiz, kimsesiz bırakmış, kendi ilini
çaresizlikle, yoksullukla kaderine terk etmiş milletvekilleri
olarak kendi illerine dönecekler.
Buradan dün bir arkadaşım
bir ilden bahsederek diyordu ki: "Artık benim ilimin insanları,
başı dik, onurlu yurttaşlar olarak gezecekler, dolaşacaklar." Ne
oldu peki, o, üniversite açmadıklarınız, başı önlerine eğik, sizin
ifadenizle onursuz insanlar, kişiler durumuna mı düştüler? O milletvekillerinin
durumu nedir? Bu ifadeyi kullanan arkadaşlarım, kendi partisinden
seçilmiş milletvekillerine, üstelik kendilerine haksızlık yapılmış,
kendi seçildikleri illere haksızlık yapılmış milletvekillerine,
bu ifadeyi, daha doğrusu bu hakareti kullanırken, bu hakaretamiz
ifadeleri kullanırken hiç sıkılmıyorlar mı, hiç utanmıyorlar mı? Bunu
benim mi söylemem lazım?
Sayın Bakan, eğer bunu
yapıyorsanız, önergelerle çoğunluğu sağlatarak burada birtakım
düzenlemeler ekliyorsunuz, o zaman, bu illerimizin de bu haktan
yararlanmasını sağlamalıyız.
Ben, bir ay önce Bayburt'ta
ve Gümüşhane'deydim; iddia ediyorum, hiçbir il, Bayburt ve Gümüşhane
kadar, bütün sivil toplum örgütleriyle, bütün siyasi partileriyle
ve orada yaşayan bütün hemşehrileriyle, yurttaşlarıyla, her ilden
daha fazla, kendisini, kendi illerinde kurulacak bir üniversiteye
hazır, böyle bir üniversiteyi talep eden bir noktadaydı. Ben,bu illerde
yaşayan yurttaşlarımızın, herhangi bir şeyi bugüne kadar, kendi
illerinde bir üniversite açılması kadar talep ettiklerini zannetmiyorum.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kumkumoğlu,
selamlar mısınız Genel Kurulu.
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU
(Devamla) - Teşekkür ederim.
Şimdi, bu insanları,
sadece ekonomiyi düzeltme adına kurulan bu üniversiteler mantığı
içerisinde böyle bir üniversite anlayışından, bu illerde bir üniversite
açılmasından mahrum etmek, bence sizin için gerçek anlamda vicdani
bir sorumluluktur. Ben, vicdanlarınıza sesleniyorum: Sadece ticari
bir kurum hâline dönüştürdüğünüz bu üniversitelerin hiç olmazsa
ekonomik olarak en zor durumda olan bu illerimizin ekonomisine de
katkı yapabilmek adına bu illerimizde sağlanmasını sağlayın.
Teşekkür ediyorum,
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kumkumoğlu.
Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına Ordu Milletvekili Sayın Eyüp Fatsa.
Buyurun Sayın Fatsa.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
on yedi ilimizde üniversite kurulmasıyla alakalı kanun tasarısının
6'ncı maddesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle,
Başkanlık makamını ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Kurulacak bu on yedi
devlet üniversitesinin öncelikle ve özellikle Türk bilim ve eğitim
hayatına hayırlı olmasını, ardından da kurulacak illerimize hayırlı
olmasını temenni ediyorum.
Değerli arkadaşlar,
belki sizlerle paylaşacağım görüşlerimi değişik vesilelerle bu
kürsüde yine gündeme getirdim, ama üniversitelerle ilgili bazı
şeylerin hâlâ politik demagojilerle veya söylemlerle ifade ediliyor,
anlatılıyor veya algılanıyor olması, üniversite gibi önemli kurumların
fonksiyonlarını, sorumluluklarını anlamamak veya küçültmek anlamına
gelir.
Şimdi, dünden beri burada
arkadaşlarımız konuşuyorlar. Diyorlar ki: Hangi altyapıyla bunları kuruyorsunuz,
hangi imkânlarla bunları kuruyorsunuz, hangi kaynaklarla bunları
kuruyorsunuz?
Değerli arkadaşlar,
Türkiye'nin bugün en büyük üniversiteleri içinde, bir asrı aşan, önceden
altyapısı oluşmuş, bugüne kadar hâlâ belki eksikliklerini giderememiş
büyük üniversitelerimiz var. Her birisinin kuruluş döneminde, ne
zaman üniversite gündeme gelse, aynı gerekçelerle, tutanaklara,
kayıtlara baktığımız zaman, itirazların yapıldığına şahit oluyoruz.
Değerli arkadaşlar,
üniversite, devasa bir kurumdur, büyük bir müessesedir; altyapısıyla,
teknik kadrosuyla, teknik elemanlarıyla, yönetici, idareci, bilim
kadrolarıyla, bir senede, beş senede, on senede, yirmi senede kurumsallaşmasını
tamamlayamayacak kadar büyük, devasa kurumlardır.
Ben, Karadeniz Teknik
Üniversitesinin -bölgemizde olduğu için- Ondokuz Mayıs Üniversitesinin
kuruluş günlerini ve sonra da yaşadığı süreci, kuruluşundaki yaşadığı
tartışmaları hatırlıyorum. O zaman da, Samsun'da Ondokuz Mayıs Üniversitesi
kurulurken aynı gerekçeler ileri sürülüyordu. Karadeniz Teknik
Üniversitesiyle ilgili aynı şeyler söyleniyordu. Dün burada ifade
edildi, Orta Doğu Teknik Üniversitesiyle alakalı da aynı iddialar
ve gerekçelerle itiraz edildiğini, kayıtlardan, arkadaşlarımız
ifade etti.
Elbette ki, bunlar,
bir gecekondu yapar gibi bir gecede yapılıp hayata geçirilebilecek
kurumlar değildir. Teknoloji değişiyor, imkânlar değişiyor, ülkenin
şartları değişiyor, dünyanın şartları değişiyor. Değişen teknoloji
ve gelişen şartlar karşısında, bilim ve eğitim kurumlarının yeni
pozisyonlar, yeni duruş ortaya koyması ve kendini buna göre yeniden
sorgulayıp geliştirmesi, elbette ki, en tabii bir netice ve sonuçtur.
Bunların yapılıyor olması, bir nakisa, bir eksiklik değildir.
Değerli arkadaşlar,
dolayısıyla, her geçen gün kayıptır. Bir gün önce başlarsan, bir gün
önce varmak istediğin hedefe ulaşırsın. Eğer bunları ertelersek,
ertelediğimiz zaman, sadece bu iller için değil, -bakın, bunlar
ikinci plandadır- bu ülke için kayıptır.
Ben, Ordu'da lisede
okurken bir üniversite görmemiştim hiç. Üniversite imtihanına gireceğiz
dediğimiz zaman, hafızamızda, kafamızda bir üniversite şablonu
oluşturmaya çalışıyor, bir yere sıkıştıramıyorduk, sığdıramıyorduk.
Nasıl bir şey bu üniversite? Bu üniversite nasıl bir şeydir? Ne vardır?
Görüntüsü nedir? İçinde ne vardır? Dershaneleri, teknolojileri,
laboratuvarları, öğretim görevlileri, profesörler nasıl insanlardır?
Doğrusunu isterseniz, ben, lisede okurken, bunları hafızama sığdıramıyordum.
O günden bugüne kadar, 70'li yılların ortasından bugüne kadar benim
ilimin bir üniversite sevdası vardı, bununla ilgili altyapısı da
vardı. Diğer illerimizle alakalı, hiçbir bir yere, hiçbir altyapısı
olmayan bir yere bir üniversite kurulması falan, böyle bir şey, kamuoyunun
önüne de, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine de getirilmemiştir.
Üniversite kurulacak yerlerle alakalı belli kıstaslar, ölçüler
konulmuş, belli sayıda fakülte, enstitü, yüksekokul şartı konulmuştur.
Bu şartları taşıyanlarda da bu adımlar atılmıştır.
Üniversiteleri ekonomik
katma değer üreten kurumlar olarak görmek, üniversitelere, bilim
yuvalarına saygısızlıktır, haksızlıktır, üniversiteleri anlamamaktır,
üniversite kavramını kavrayamamaktır, içeriğini anlamamaktır.
Elbette ki, üniversitelerin, kuruldukları bölgelere, illere
ekonomik katkıları, katma değeri olacaktır. Ama, üniversitelerin,
esas kurulduğu ülkelerde ve illerdeki katma değeri ekonomik olarak
ölçülmez. O ilin, o bölgenin ilim, kültür, sosyal hayatına, eğitim hayatına,
bilim hayatına, sanat hayatına ve topyekûn sosyal hayata sağlayabileceği
katkılarla ölçülür, sağladığı imkânlarla ölçülür. Üniversiteleri
eğer biz böyle anlamazsak, o zaman, fikri hür, vicdanı hür, irfanı
hür, ülkeyi geleceğe taşıyacak nesilleri sadece ekonomik kaygılarla
yetiştirme imkânımız olabilir mi? Böyle bir mantığa üniversite olgusunu
sığdırmamız mümkün mü?
ALİ RIZA BODUR (İzmir)
- Böyle de üniversite olur mu yani?
EYÜP FATSA (Devamla)
- Değerli arkadaşlar, bakın, herkesin konuşmasını milletimiz kare
kare takip ediyor. Biz, üniversitelerle ilgili, bir seçim sathı mailine
girildiği için böyle bir meseleyi gündeme getirmedik. AK Parti iktidar
olduğu günden beri, biz, hedef olarak dedik ki: Türkiye'nin üniversitesi
olmayan bütün illerinde üniversite açmak bizim hedefimizdir;
ikinci üniversiteye ihtiyaç varsa, üçüncüye, aynı il içerisinde,
Ankara, İstanbul gibi metropol şehirlerde daha fazla üniversiteye
ihtiyaç varsa onları da açmak bizim hedefimizdir; vakıf üniversitelerinin
önünü açmak bizim hedefimizdir.
ALİ RIZA BODUR (İzmir)
- Lafla üniversite açılır mı Başkan ya?
EYÜP FATSA (Devamla)
- Daha fazla ülke insanının -ki, üniversite yaşında, üniversitede
okuyacak yaşta yaklaşık 5,5 milyon gencimiz var- bunların bir yüksek
tahsil talebi var. Bu talepleri siyasetçilerin, bu talebi bu millet
adına, bu gençler adına konuşanların, düşünenlerin, üretenlerin
görmemesi, görmezlikten gelmesi söz konusu değildir.
Bakın, bir konu daha
yanlış anlaşılıyor. Lütfen, üniversiteleri sadece iş ve aş kapısı
olarak da görmek, üniversite gerçeğini kavramamaktır. Değerli arkadaşlar,
her üniversitede okuyan kamuda bir görev alacak diye, böyle bir icbar,
böyle bir zorunluluk dünyanın hiçbir yerinde yok. Gelişmiş ülkelerde
görüyorsunuz, Amerika misal veriliyor, Almanya misal veriliyor,
üniversiteleriyle maruf, büyük ve köklü üniversitelerin olduğu
ülkelerden misaller veriliyor. Ben de uzun yıllar yurt dışında yaşadım.
Yurt dışında yaşayan arkadaşlarımız vardır, oraları bilenler vardır.
Hiçbir öğrenci, hiçbir genç kamuda iş bulma kaygısıyla, beklentisiyle
üniversiteye gitmiyor. Ülkesine daha bilimle teçhiz edilmiş, donanımlı,
daha eğitimli, daha vasıflı bir genç olarak, insan olarak, birey olarak,
yurttaş olarak ülkenin sosyal hayatında -özel sektörde olsun, kamuda
olsun- sorumluluk almak, milletine ve ülkesine vasıflı bir insan
olarak hizmet etmek endişesiyle, düşüncesiyle bunlar oluyor.
Değerli arkadaşlar,
bakın, bu ülke hepimizin ülkesidir, Edirne'den Hakkâri'ye kadar. Edirne'deki
gencimizin kendi ilinde bir üniversitede okuma hakkı olduğu kadar,
Hakkâri'deki bir gencimizin de, bir diğer ildeki gencimizin de kendi
bölgesinde, kendi ilinde bir üniversitede okuma hakkı vardır. Üniversitelerin
bu illere, bu bölgelere sağlamış olduğu eğitim, kültür, bilim, teknoloji,
sanat ve diğer sosyal hayatın bütün renklerini ve canlılıklarını
bünyesinde barındıran özelliklerden her ilin istifade etme hakkı
vardır. Bunu lütfen yanlış anlamayalım. Böyle bir şey olabilir mi
ya! İşte, şurada olsun, şurada olmasın... Orta Doğu Teknik Üniversitesiyle
alakalı kuruluştaki tutanaklar, söylemler dün burada ifade edildi.
Aynı şeyler tekrar edildi.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
- ODTÜ'yle ilgili söylenenler doğru değil.
EYÜP FATSA (Devamla)
- Aynı şeyler tekrar ediyor Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Fatsa,
bir saniye.
Buyurun, konuşmanızı
tamamlar mısınız.
EYÜP FATSA (Devamla)
- "Efendim, üniversitelerin kaynakları yok, üniversiteleri
kuruyorsunuz, kaynak aktarmıyorsunuz…" Dün Sayın Bakan söyledi.
Kurulan üniversitelerle alakalı, ek bütçede 2 katrilyon ödenek olduğunu
herhâlde burada duymayan, bilmeyen yoktur.
"Efendim, üniversiteleri
kuruyorsunuz, bilim adamları yok, ilim adamları yok…" Değerli
arkadaşlar, ilim adamlarını, bilim adamlarını siyaset kurumları
yetiştirmez. İlim adamlarını, bilim adamlarını yetiştirecek kurum
herkes tarafından bilinmektedir. Siyasetçilerin, parti teşkilatlarında
bilim adamı, ilim adamı yetiştirecek hâli yok. Eğer bu ülkenin ilim
adamına ihtiyacı varsa -ki, vardır- bilim adamına ihtiyacı varsa
-ki, vardır- bunların nerede yetişeceği bellidir.
"Efendim, üniversiteleri
kuruyorsunuz, işte rektörlerini atayamıyorsunuz ve bunu bir gerginlik
hâline getiriyorsunuz..." Değerli arkadaşlar, bakın, bazı şeyleri
söylerken herkes elini vicdanına koyarak konuşmalıdır. Bu ülkede
ilk defa üniversite kuruluyor değil. Daha önce kurulan yeni üniversitelerin
rektörlerinin nasıl atandığı, 90'lı yıllarda yirmi iki-yirmi üç üniversitenin,
arkasından Galatasaray Üniversitesinin, İzzet Baysal Üniversitesinin
ve diğer kurulan üniversitelerin rektörlerinin nasıl atandığı hepimiz
tarafından biliniyor. Biz farklı bir yol izlemedik AK Parti olarak.
Geçmişte hangi uygulama yapılmışsa, biz de onu yaptık. Tıpkı Cumhurbaşkanlığı
seçiminde yaptığımız gibi. Daha öncekiler kabul gördü, ayakta alkışlandı,
ama AK Parti böyle bir hakkı kullanmaya kalkınca herkes itiraz etti.
Tabii, bunu aziz milletimiz anlıyor, bunu milletimiz biliyor.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Millet meydanlarda!
EYÜP FATSA (Devamla)
- Yapılanın ne manaya geldiğini, ne yapılmak istendiğini bu millet
biliyor.
Dolayısıyla, değerli
arkadaşlar, bakın, üniversite gibi çok önemli meseleleri konuşuyoruz.
Türkiye'nin geleceğini aydınlatacak, insanımızın geleceğini
hazırlayacak, gençlerimize gelecekte bir ufuk sağlayacak, donanımlı,
vasıflı, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillerin yetişeceği
üniversiteler konusunda bu kadar karamsar tablo çizmenin, doğrusunu
isterseniz, ben, bir siyasetçi, ülkeye hizmet etme gibi bir aşkı,
sevdası olan, bu noktada sorumluluk almış, siyasetçi sorumluluğu
taşıyan insanların ifade edebileceği, bu sorumluluğu taşıyan insanların
itiraz edebileceği, ifade edebileceği, sahipleneceği bir olgu
olmadığını düşünüyorum.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Fatsa...
EYÜP FATSA (Devamla)
- Bitiriyorum. Son cümlem Sayın Başkan.
Eğer böyle düşünülüyorsa,
gerçekten, ilim, bilim, teknoloji, gelecek, gençlik, nesil, ülke,
menfaat... Yani, bunlar, doğru dürüst, yerli yerinde algılanmamış,
anlaşılmamış olur ki, bu sorumluluğu taşıyan insanların böyle bir
yanlış noktada durabileceği, doğrusunu isterseniz, benim çok kafamın
aldığı bir nokta değil.
Ben, bu duygu ve düşüncelerle,
burada konuşan arkadaşlarımızın, hem bilim kurumlarımızın, ilim
kurumlarımızın yanlış anlaşılmasına hem de ülkemizin aydınlık
geleceğini hazırlayacak üniversitelerimizle ilgili bu yersiz
endişeleri ifade etmek suretiyle toplumda karamsarlık oluşturmaya
hakları olmadığını düşünüyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Fatsa.
Şahsı adına, Ağrı Milletvekili
Sayın Mehmet Kerim Yıldız.
Buyurun Sayın Yıldız.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
MEHMET KERİM YILDIZ
(Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan
kanun tasarısının 6'ncı maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım.
Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Üniversiteler, bulundukları
kentlerde, aydınlanmanın, kalkınmanın, özgür düşüncenin, dünyayla
iletişim kurmanın en önemli unsurlarıdır. Her ilde bir üniversite
kurmanın, kuşkusuz, ülkemiz açısından çok büyük yararlar sağlayacağı
açıktır. Üniversiteler, aynı zamanda, çağdaş uygarlığı aşmanın da
vazgeçilmez kurumlarıdır. Üniversiteler, kalkınma ve aydınlanmayı
sağladığı gibi, bulundukları kentlerde sosyal yaşamı da olumlu etkilemekte,
ilin ekonomisine dinamizm kazandırmaktadır.
AK Parti Hükûmeti, ülkemizdeki
sıkıntıların temel çözümünün ancak eğitim alanında atılacak adımlarla
mümkün olabileceğini düşünerek, devlet-millet iş birliğinin, duygu
ve gönül beraberliğinin oluşmasını sağladı.
Sayın Başbakanımızın
öncülüğünde ve Sayın Millî Eğitim Bakanımızın koordinasyonunda
devlet-vatandaş iş birliğini sağlamak amacıyla başlatılan Eğitime
Yüzde Yüz Destek Kampanyası kapsamında, bir kısmı devlet yatırımı,
bir kısmı da hayırsever iş adamlarımızın katkıları sonucu, ilimiz
Ağrı'da binin üzerinde derslik yapılmıştır.
2002 yılına kadar,
cumhuriyet tarihi boyunca ilimiz Ağrı'da yaklaşık 2 bin derslik yapılmışken,
dört yıllık AK Parti İktidarı döneminde 1.157 derslik yapılmıştır. Bu
dönemde 8 anaokulu, 54 ilköğretim okulu, 6 genel lise, 4 Anadolu lisesi,
1 Anadolu öğretmen lisesi, 1 fen lisesi, yaklaşık 3 bin öğrencilik
pansiyon yapılmış, YİBO sayısı 10'dan 17'ye, pansiyon sayısı 7'den
11'e, bilgi teknoloji sınıfı 24'ten 79'a çıkarılmıştır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; üniversite kurulacak on yedi ildeki yükseköğretime
olan ve her yıl artan talepler, ortaöğretimde okullaşma oranlarının
yükseltilmesi, bu illerde üniversite kurulmasını zorunlu hâle getirmiştir.
Ülkemizin eğitimi
ve dolayısıyla kalkınması açısından çok önem arz eden üniversitelerimizin
ülke genelinde yaygınlaştırılarak dengeli bir şekilde dağılımının
sağlanması zorunludur. Gençlerimize bulundukları yerde eğitim
fırsatının tanınması hepimizin haklı talepleridir.
Ağrı gibi az gelişmiş
bir ilin gençleri açısından bunun önemi açık ve büyüktür. Ağrı ilimiz
AK Parti İktidarı döneminde birçok alanda olduğu gibi tarihî değişime
tanıklık etmiştir. 530 bin Ağrılının hayali ve rüyası olan Ağrı Dağı
Üniversitesinin kuruluşu ile eğitim ve öğretim alanında yapılan
en büyük dönüşümü bu kanun tasarısı ile gerçekleştiriyoruz. Üniversitemiz,
bölgelerarası, illerarası ekonomik, sosyal ve kültürel farklılıkları
gidermeye yardımcı olacaktır.
Ağrı Dağı Üniversitesinin
kampüsünün yapımını üstlenen iş adamımız, hemşehrimiz Sayın İbrahim
Çeçen'e tüm Ağrılılar adına buradan teşekkür etmek istiyorum.
Bu kanun tasarısının,
on yedi ilmize ve Ağrılı hemşehrilerimize, Ağrı Dağı Üniversitesinin
hayırlı olmasını diliyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Yıldız.
Şahısları adına ikinci
söz, Bitlis Milletvekili Sayın Vahit Kiler'e ait.
Buyurun Sayın Kiler.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
VAHİT KİLER (Bitlis)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygılarımla
selamlıyorum.
Dün akşamdan beri on
yedi ile üniversite kurulmasıyla ilgili görüşüyoruz. Açıkçası,
ben biraz hayretle de izliyorum. Çünkü, dünden beri telefonlarımız
susmuyor, mesajlar hiç durmuyor. Özellikle, Bitlis'te ve on yedi ilde
de ben tahmin ediyorum ki, daha fazla bir yoğun ilgi vardır. Bütün vatandaşlarımız,
bütün hemşehrilerimiz büyük heyecanla bizi izliyor. Hatta, izlemiyor
-ben bazı duyumlar da alıyorum- davul-zurnayla bunu orada kutlayanlar
bile var.
Şimdi, on yedi ilin
ben gündemine bakıyorum, Mecliste bizim gündemimize bakıyorum,
bazı arkadaşların söylemlerine bakıyorum: Tamamen gündemden kopuk.
Vatandaşın heyecanına katılmaktan uzak, vatandaşın o heyecanını
paylaşmaktan uzak, bu bayramı hep beraber bayram havası olarak geçirecek
yerde burada Meclisi germek, Mecliste ortamı germekten başka, bazı
arkadaşlarımız bir şey yapmıyor.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Bakan da dahil.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Gerçi, bu ilk defa değil, bu bayramları sürekli germek, ben görüyorum
ki, CHP'nin artık sürekli yaptığı bir iş oldu. 23 Nisan Bayramı'nda dahi
bu Meclis gerildi. Yani, buradan vatandaştan hiçbir zaman prim alamıyorsunuz.
Ben şöyle bir bakıyorum: Ülkeyi sevmek, vatanı çok sevmek, Allah aşkına,
neyle ölçülür? Vatanını çok seven, en çok hizmet eden; ülkesini çok
seven, ülkesine en çok hizmet eden olması lazım.
Şimdi, Millî Eğitimin
yaptıkları eleştiriliyor, Millî Eğitimin yaptıklarıyla ilgili burada
konuşmalar yapılıyor. Ben yaşıyorum bunu, ilimde yaşıyorlar ve mesaj
gönderiyorlar. Dünden beri burada bazı arkadaşlarımız "şöyle
hesap yapalım" diyor, "bakkal hesabı yapalım" diyor. "2002
ile 2006'yı hesaplarla bir toplayalım, neler yapılmış?" Toplayalım.
Allah'a şükür bizim hesabımız kuvvetli.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Kiler hesabı, değil mi?
VAHİT KİLER (Devamla)
- Kiler hesabı da kuvvetli, AK Partinin hesabı da kuvvetli.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Ama, Kiler hesabı biraz daha kuvvetli.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Toplaması da kuvvetli, çarpması da kuvvetli…
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Çarpılması da kuvvetli.
VAHİT KİLER (Devamla)
- …bölmesi de kuvvetli.
Benim ilimde, Bitlis'te
2002'de iktidara geldiğimiz zaman 1.630 derslik vardı. Bunlar konuşarak
olmuyor, bu işleri konuşarak yapamazsınız. Bugün 2.600 derslik
var. Yüzde 55 bir iyileşme var. Vatanını sevmek, ülkesini sevmek bu
işte. İktidara geldiğimiz zaman benim ilimde bütün okullarda 700
adet bilgisayar vardı, bugün 3.100 adet bilgisayar var. Bunlar konuşarak
olmuyor. Ben, Sayın Bakanıma… Bütün illere yaptığı da aynı şekilde.
Sadece ben kendi ilimden örnek veriyorum. Bugün 81 vilayette aynı
hizmetin olduğunu, Millî Eğitimde, özellikle, sağlıkta AK Parti İktidarının
ne yaptığını herkes çok iyi biliyor. Bunu bazılarının aklı hafızası
almayabilir. Biz iktidara geldiğimiz gün Bitlis Devlet Hastanesinde
4 tane uzman hekim vardı. Bakınız, Bitlis Devlet Hastanesinde 4 tane
uzman hekim vardı. Bugün Bitlis Devlet Hastanesinde 36 tane uzman
hekim var. Bu aradaki farkı bazılarının belki hafızası almayabilir.
Ama, bu, çalışarak, koşturarak, dört buçuk senedir, bu ülkeye, aşkla,
şevkle hizmet etme yarışı içinde olan bütün bakanlarımızın yaptığı
hizmetlerle oldu.
Şimdi üniversitelere
geliyoruz. Bitlis'te doksan yıldır bir özlem bu, doksan yıldır. İşte,
hep "Atatürk" dersiniz, "Atatürk" diyoruz. Doksan
bir yıl önce, 1916'da Atatürk Bitlis'e geliyor ve bugün üniversite alanı
olarak yeni ayırdığımız Rahva Ovası'na geliyor "Burada bir üniversite
kurulmalı." diyor. Ben, Hükûmetimize, Sayın Bakanımıza teşekkür
ediyorum, bu vasiyeti bu şekilde bugün yerine getiriyoruz, ama
doksan yıl sonra getiriyoruz.
"Üniversiteye
sadece ekonomik olarak bakıyorsunuz." diyorlar. Hayır, üniversiteye
hiç kimse sadece ekonomik olarak bakmıyor. Üniversiteyi hem sosyal
hem kültürel hem sportif kalkınma olarak herkes görüyor. Biz, üniversiteyi…
Bütün illeri bu alanda kalkındıracağına inanıyoruz.
Biz iktidara geldiğimiz
zaman, 2002 senesinde, Türkiye'de 41 ilde üniversite yoktu. Bunu da
kullananlar var şimdi. Ee, şimdi 9 ilde üniversite yok. Yani, bu 9
ili gelip burada AK Parti aleyhine kışkırtmaya çalışanlar… Ben inanıyorum
ki, o 9 il çok iyi biliyor ki, yine onlara üniversiteyi AK Parti İktidarı
getirecek. (AK Parti sıralarından alkışlar)
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - İktidarınızın ömrü yetmez, yolcusunuz, siz.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Hiç boşuna bu anlamda yorulmayın. İnşallah, önümüzdeki dönemde
de, AK Parti İktidarı döneminde bu 9 ilimize üniversite gelecek
ve bunu o 9 ilimizdeki vatandaşlarımız çok iyi biliyor.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Biz kuracağız o 9 ile üniversiteyi.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Peki, siz kuracaksınız. O zaman ben size soruyorum: Bugünkü bu tasarıyla
beraber, Türkiye'de üniversite sayısı…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Sayın Başkan, bana soruyor, lütfen mikrofonunu açın da
konuşsun.
BAŞKAN - Bir saniye
Sayın Kiler.
Buyurun, konuşmanızı
tamamlayınız.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Size ve CHP'ye soruyorum.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Bana sorun.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Size soruyorum: Biz, iktidara, bugün… Bugünle beraber, bugünkü
17 üniversiteyle beraber Türkiye'de 117 üniversite var. Allah aşkına,
bunun kaçını CHP kurdu? Kaçında CHP'nin imzası var, bana söyler misiniz.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Söyleyeceğim.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Bu, konuşarak olmuyor. Bu işler, konuşarak olmaz.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Sayın Başkan, soruyor,
cevap vermemi dinlemiyor.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Bu işler konuşarak olmaz.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - 84'üncü maddede konuşacağım, ayrılmayın, dinleyin beni.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Eğer, çok…
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Ve yanıtını alacaksınız benden. Sorunuza cevap vereceğim.
BAŞKAN - Sayın Baloğlu…
VAHİT KİLER (Devamla)
- Bizim, inşallah bu yaptıklarımız…
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - 84'üncü maddede konuşacağım.
BAŞKAN - Sayın Baloğlu,
lütfen müdahale etmeyin.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Bizim yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatı olacak. Bundan
sonraki dönemde de AK Parti İktidarında, kalan diğer dokuz ilimize
biz üniversiteyi babalar gibi kuracağız inşallah. Bunu herkes biliyor.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
- Babalar gibi satıyorsunuz.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Bunu herkes biliyor. Ben bu anlamda…
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Sen ancak Kilerin yeni şubelerini kurarsın, üniversite
kuramazsın.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Neyse, siz çıkacağınız zaman cevap verirsiniz. Ben size doğruları
anlatıyorum, ben size doğruları anlatıyorum.
BAŞKAN - Siz Genel Kurula
hitap edin.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Türkiye'de, biliyorsunuz, Sayın Bakanım çok iyi bilir, çok vız vızlayanlar
bal yapmaz.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - O sizsiniz işte… Kiler balı…
VAHİT KİLER (Devamla)
- Hiç bal yapmayan, vız vız yapanlar vardır, hiç bal yapmazlar.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Sizin yaptıklarınız Kilerle sınırlı.
VAHİT KİLER (Devamla)
- Sadece vız vızlayıp insanların canını yakarlar. Ama, bir de var
ki, az vız vızlayıp çok bal yapanlar var. O da işte bizim iktidarımızdır.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Biz bu halkla cumhuriyeti kurduk, vız vızlama dediğiniz
bu mu? Demir yolları, limanları kurduk. Vız vızlama o mu? Ne vız vızlaması
ya! Ne biçim konuşuyorsun!
VAHİT KİLER (Devamla)
- Ben, Bitlis'imize, Bitlis Eren Üniversitesinin hayırlı olmasını
diliyorum. Bitlis'te bu üniversiteyi doksan yıldır bekleyen gençlerimize,
sivil toplum örgütlerimize, bütün Bitlisli vatandaşlarımıza bu
konunun takipçisi oldukları için teşekkür ediyorum. Tabii ki, Sayın
Başbakanımıza, Sayın Millî Eğitim Bakanımıza, Hükûmetimizin üyelerine,
Meclise ve komisyonlarımıza, bu işte emeği geçen herkese çok teşekkür
ediyorum. Kurulacak olan on yedi üniversitenin de Türkiye'mize hayırlar
getirmesin diliyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kiler.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Sayın Başkan, konuşmacı beni birisiyle karıştırarak
vız vız gibi şeyler söyledi.
BAŞKAN - Efendim?
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - İzin verirseniz, vız vızla ilgim olmadığını kendisine
anlatmak istiyorum. Bu vız vız lafı nereden çıktı? Soyadımın Baloğlu
olmasını bir arıyla bağdaştırarak böyle bir benzetme yaptıysa itiraz
etmiyorum; ama, başka siyasi bir benzetmeyse reddediyorum.
BAŞKAN - Peki, kayıtlara
geçti Sayın Baloğlu.
Madde üzerindeki konuşmalar
tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
saat 14.15'te toplanmak üzere birleşime ara veriyorum.
Kapanma Saati: 13.08
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.21
BAŞKAN : Başkan Vekili Yılmaz ATEŞ
KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 107'nci Birleşiminin İkinci Oturumunu
açıyorum.
1414 sıra sayılı Kanun
Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
7'nci maddeye bağlı
ek madde 72'yi okutuyorum:
MADDE 7- 2809 sayılı
Kanuna aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir.
"Karamanoğlu
Mehmetbey Üniversitesi
EK MADDE 72- Karaman'da Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi
adıyla bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Selçuk Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Edebiyat Fakültesi, Kamil Özdağ Fen Fakültesi,
İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesinden,
b) Selçuk Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulu, Beden Eğitimi ve Spor
Yüksekokulundan,
c) Selçuk Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu, Ermenek Meslek Yüksekokulu,
Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ile Kazım Karabekir Meslek
Yüksekokulundan,
ç) Rektörlüğe bağlı
olarak kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına Karaman Milletvekili Sayın Fikret Ünlü.
Buyurun Sayın Ünlü.
(Alkışlar)
CHP GRUBU ADINA FİKRET
ÜNLÜ (Karaman) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkana da yeni
görevinde üstün başarılar diliyorum, Sayın Ateş'e.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakan.
FİKRET ÜNLÜ (Devamla)
- Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, yaklaşık yirmi yıldır Karaman'da
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi adıyla bir üniversite kurdurabilmek
için uğraşıyoruz, büyük mücadeleler verdik ve bu tarihî güne geldik.
Şimdi, bu noktada, tabii katkısı olan, başta Hükûmet ve Sayın Bakan olmak
üzere tüm arkadaşlarıma, tüm milletvekillerine, komisyon üyelerine,
partimizin çok değerli grup başkan vekilleri Ali Topuz, Haluk Koç ve
Kemal Anadol'a, komisyondaki değerli arkadaşlarıma çok teşekkür
ediyorum.
Ayrıca, tabii biliyorsunuz,
bunlar, tamamen yerel sivil toplum örgütlerinin çabalarıyla da çok
canlı tutuldu. O nedenle, izninizle, bugüne kadar Karaman'da görev
yapan valilerimize, belediye başkanlarımıza -hatırlayabildiğim
kadarıyla- Halil Nimetoğlu, Hakkı Teke, Ali Akan, İsmet Metin ve şimdi,
Fatih Şahin, Hasan Basri Güzeloğlu valilerimize, yine, Yaşar Evcen'den,
Ali Kantürk Belediye Başkanımıza, bugün, onlara ve bütün Karamanlı
dernek ve vakıf başkanlarımıza, hepsine teşekkür ediyorum. Gerçekten,
yirmi yıldır, Ankara'yı yol ettiler. Biz YÖK'le çok yakın çalıştık Karamanlılar
olarak, çünkü, bu Üniversitenin kurulmasında YÖK'ün desteğinin ve
katkısının, katılımının olmasına çok duyarlılık gösterdik. O nedenle,
değerli milletvekili arkadaşlarım da bilirler, geçmişte rahmetli
Alparslan Türkeş'ten bu yana Osman Sevimli, yine aynı partiden Hasan
Çalış, Zeki Ünal ve Abdullah Özbey, bugün de tabii Yüksel Çavuşoğlu
ve Mevlüt Akgün arkadaşlarımızın büyük çabalarıyla ve kanun teklifleriyle…
Benim de bir kanun teklifim olmuştu 20'nci Dönemde... Ama bugün, tabii,
çok tarihî bir gün, eminim bütün Karamanlı hemşehrilerimiz de televizyonları
başında, bu tarihî günde, güzel bir sonuç alınmasını bekliyorlar. Ben,
izninizle -siyasi bir konuşma değil tabii- hepsine şükranlarımı,
teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Özellikle, bugün Adalet ve Kalkınma
Partisinin değerli milletvekili Mevlüt Akgün ve Sayın Yüksel Çavuşoğlu'na
ayrıca teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlarım,
izninizle Karaman'la ilgili biraz bilgi vermek istiyorum, kısa
bir bilgi vermek istiyorum. Gerçi, hepimizin, hepinizin mazisinde, sülalesinde,
atalarında, tahmin ediyorum, Karaman'la ilgili bir bağlantı vardır.
Ben bunu çok duyuyorum, hepiniz duyuyorsunuzdur. Balkanlara, Avrupa
ülkelerine varıncaya kadar, hatta dünyanın her yerinde, Karamanoğlu
Beyliği'nden bu yana böyle göç olayları yaşanmış, yerleşim yeri değişiklikleri
olmuş; o nedenle hepiniz biliyorsunuz. Şimdi, Karaman'da -il olduktan
sonra özellikle- nüfus hızla arttı. Bugün merkez nüfusu 160 bine yaklaştı,
hatta geçiyor. 300 binin üzerinde bir nüfusu ve muazzam bir sanayi
kuruluşu potansiyeliyle, tarım ürünleri, orman ürünleri, su ürünleriyle,
o zenginlikle öyle bir noktaya gelindi ki, bugün Türkiye'de tüketilen
gofret, çikolata ve bisküvinin yarıya yakını Karaman'da üretiliyor.
Tarım ürünleri yine öyle, bulgurun beşte 1'i Karaman'da üretiliyor.
Meyvecilik ve buna bağlı olarak, tarıma bağlı olarak gıda sanayi
çok gelişti, hayvancılık o oranda çok gelişti. Tabii, şimdi, tarihî
değerleri, kültür değerleri, o birikimleri bir yana, bu zenginliğiyle
Karaman, zaten Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesini çoktan hak
etmişti ve gerekiyordu, çok zorunluluk hâline gelmişti.
Bugün, bizim ilimizde
orta, büyük ve küçük ölçekli 100'ün üzerinde işletme var, büyük sanayi
kuruluşları var. Buralarda, tabii, üniversite açıldığı zaman, öğrencilerin
uygulama ve staj imkânları da çok artacak. 2.500 dönümlük tapulu arazisiyle
şehrin göbeğinde bir üniversite düşünün, öğrenci, okulundan, yurdundan
veya evinden çıktığı zaman, Karaman'ın en uç köşesine yürüyerek gidebilir.
Böyle düzenli ve planlı bir şehirleşmemiz de var. Belediye başkanlarımız
da bu konuda çok gayretliler, çok duyarlılar. Gecekondu yok Karaman'da
hiç. Yani, gelip geçmiş bütün belediye başkanlarını, hepsini bu
yönden kutlamak istiyorum.
100'e yakın sit alanı
var Karaman'da. Aşağı yukarı sekiz bin yıllık bir yerleşim yeri. Kazı
bilimlerden öğreniyoruz ki, bugün, elde edilen bilgilere göre,
dört bin beş yüzüncü yılını kutlamaya hazırlanıyoruz Karaman'ın. Hititlerden
bu yana, Likyalılardan, Perslerden bu yana, bütün uygarlıkların izleri
taşınıyor, kalıntıları var.
Daha önceden, aslında,
Karaman'da otuza yakın medrese çalışmış. Bugünkü adıyla üniversite
olan otuz medrese, bugün tespit edilmiş olanlar. Tabii, Karaman beylikleri
içerisinde, Sivas'tan Kayseri'ye kadar alırsanız, bu sayı daha da
yüksek. Buralarda büyük din alimleri yetişmiş, filozoflar yetişmiş.
Bugün, Ermenek'te hâlâ ayakta Tol Medrese'miz, yalnız gök bilimleri
üzerinde tahsil yapıyor. Yani, 12'nci-17'nci yüzyıllar arasında otuz
medrese aktif olarak çalışmış. Böyle bir tarih zenginliği var, kültür
birikimi var.
Tabii, üniversiteler
için bunlar büyük zenginlik. O açıdan, Karaman'da kurulacak olan üniversitemiz,
ben inanıyorum, çok kısa bir sürede Türkiye'nin sayılı, aktif ve etkili
üniversitelerinden biri olacaktır. Hem konumu açısından hem öğrencilerin
sosyal faaliyetler içerisinde bulunma imkânlarına sahip olabilmeleri,
Karaman'ın kendi sıcaklığı, kendi doğallığı… Bugün 9.300 kilometrekarelik
coğrafyası var, ama bunun yüzde 25'i ormanlarla kaplı. Yani, öğrenciler,
üniversiteden çıkıp, Sertavul yolunda, Ayrancı yolunda, Kâzımkarabekir'de,
işte, Karadağ'da, o dağlarda bile piknik yapabilme, gezebilme, yürüyüş
yapabilme, spor olanaklarına kavuşabilme şansına sahipler. Her
yönüyle çok güzel oldu. Hepinize ayrı ayrı, gerçekten çok teşekkür
ediyorum.
Tabii, burada, gönül
isterdi ki, bu, diğer on yedi üniversiteyle de beraber, bunu, ülkenin
bu konuda en etkili, en yetkili kurumu olan Yükseköğretim Kuruluyla
da daha sıcak bağlantılar kurarak yapılabilmiş olsaydı, çünkü
eninde sonunda bu kurumlar birbiri içerisinde, birlikte çalışacaklar.
Hükûmetle aralarında böyle bir çelişki yaşanmamış olsaydı, polemikler
yaşanmasaydı çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum, ama bu söylediklerim
Karaman için geçerli değil. Değerli milletvekili arkadaşlarım da
biliyor. Valilerimiz, belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz
kendileri, YÖK'ü yol ettik hep, yani sürekli ziyaretlerle, onların
da izniyle, onların da katılımıyla
-çok geldiler, gittiler Karaman'a, uygun raporlar verdiler,
düzenlediler ve- bu noktaya gelindi.
Ben de çok heyecanlıyım,
çok gururluyum gerçekten. Karaman Üniversitesinde okuyacak olan
öğrencilerimiz, kendilerini bir aile yuvasında hissedeceklerdir.
Bundan hiç şüphem yok. Söylediğim gibi, tarihî zenginlikler içerisinde
kendilerini çok daha mutlu, çok daha rahat hissedecekler. Bunları
da söylemeden geçemiyorum.
Yine, izninizle, bir
spor adamı olarak, bugün -dün, Sayın Genel Başkanımız da çok güzel kutladı,
sizler de kutladınız- Beşiktaşımızın ve Fenerbahçenin şampiyonluklarını
da candan kutluyoruz, ama, gönül ister ki, tabii, bu şampiyonluklara
gelinirken, hepimizin arzu ettiği gibi, Türkiye'de spor etik değerlerine
uygun olarak yapılsın. Gerçekten, bu şike söylentilerinden, tatsız
tezahüratlardan, şiddetten arınmış olarak, bizim vatandaşlarımıza,
bizim insanımıza yaraşır şekilde bu mücadeleler sürdürülsün. Yani,
dedikoduları az olan bir süreç yaşansın istiyoruz spor alanında. Geçmişte,
biliyorsunuz, çok büyük başarılar kazanıldı, yine de kazanılıyor,
daha da iyi olacağız diye düşünüyorum. Türkiye'nin geleceğini ben
her zaman çok parlak görüyorum. Hepimizin katkılarıyla, hepimizin
gayretiyle, uyum içerisinde, her konuda uzlaşarak, birbirimizi
severek, sayarak Türkiye'yi kalkındırmanın yolları herkes tarafından
biliniyor, ama o yoldan çıkmadan yürürsek, sanıyorum, memleketimize
daha çok hizmetimiz olacak diye düşünüyorum.
Hepinizi saygıyla,
sevgiyle selamlıyorum. Karaman'la beraber, bütün diğer üniversitelerin
bulunduğu illerdeki halkımıza da saygılar sunuyorum, hayırlı olsun
diyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Ünlü.
Şahsı adına, Karaman
Milletvekili Sayın Mevlüt Akgün.
Buyurun Sayın Akgün.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
MEVLÜT AKGÜN (Karaman)
- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkçenin başkenti,
tarih, kültür ve sanayi şehri Karaman'a Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi
kurulmasına karar veren başta Başbakanımız olmak üzere, tüm
Hükûmet üyelerine, Sayın Millî Eğitim Bakanımıza özellikle ve tasarıya
destek veren Meclisimizin tüm milletvekillerine teşekkür ediyorum.
Üniversite hayali,
Karaman'ımızın yıllardan beri hasretle beklediği, neredeyse millî
meselesi hâline gelmiş bir özlemdi. Bu amaçla tüm Karaman halkı, kamu
yöneticileri, sivil toplum örgütleri, sanayicilerimiz, hayırseverlerimiz
ve siyasilerimiz, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız birbirine kenetlenmek
suretiyle üniversite altyapısını kurmak için bugüne kadar mücadele
ettiler. Huzurlarınızda, üniversitenin Karaman'ımıza kazandırılması
için çaba gösteren tüm Karamanlı hemşehrilerimize ayrıca teşekkür
ediyorum.
İlimizde Selçuk Üniversitesine
bağlı üç fakülte, iki tane yüksekokul ve üç adet meslek yüksekokulu
bulunmak suretiyle, toplam 5.400 civarında öğrenci öğrenim görmektedir.
Yani, üniversite altyapısı zaten hazır durumdadır. Üniversite kanunu
çıktıktan sonra, inanıyorum ki, tüm Karamanlı hemşehrilerimiz seferber
olmak suretiyle, üniversitemizi büyütmek, geliştirmek, bölgemizi
bir ilim yuvası haline getirmek için maddi ve manevi bütün güçlerini
ortaya koyacaklardır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; üniversiteler çağdaş bilim yuvalarıdır. Dünyada,
gelişmiş ülkelerde her yarım milyon nüfusa bir üniversite düşmesi
gerektiği gibi, nüfusun yüzde 30'u da yükseköğretim görmelidir. Hâlbuki,
ülkemizde yükseköğrenim görme oranı yüzde 19'dur. Nüfusumuzun 70
milyon olduğu düşünülecek olursa, ülkemizde en az 140 üniversite
bulunması gerekmektedir. Genç nüfus oranının yüksekliğine rağmen,
yükseköğretimdeki okullaşma oranı çok düşük kalmaktadır. Yeni üniversitelerin
kurulmasına ihtiyaç duyulmasına rağmen, YÖK, bugüne kadar üzerine
düşen görevi yapmamış, yeni üniversitelerin kurulması için altyapı
oluşturmamıştır. İşte, AK Parti Hükûmeti, bütün alanlarda olduğu gibi,
Türkiye'nin ihtiyaçlarını düşünerek, on beş üniversiteden sonra
on yedi yeni üniversite daha kurmak suretiyle, siyasetin bir çözüm
aracı olduğu gerçeğini bir daha gözler önüne sermektedir.
YÖK, bırakın yeni üniversite
kurulmasını, Selçuk Üniversitesi Senatosu tarafından Karaman'a
kurulması için kararı alınan fen ve edebiyat fakültelerinin kuruluşunu
bile iki yıl geciktirmek suretiyle, işin bir anlamda gecikmesine
yol açmıştır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Karaman ili, 4.500'üncü kuruluş yıldönümünü kutlayan,
Türk tarihinin ve kültürünün önemli merkezlerinden birisidir. Bağrında
Karamanoğlu Mehmet Beylerin, Mevlânâların, Yunus Emrelerin, Pirî Reislerin,
Kâzım Karabekir Paşaların yaşadığı bir vatan toprağıdır. Karamanoğlu
Mehmet Bey 1277 yılında yayınladığı fermanla Türkçeyi resmî devlet
dili ilan etmek suretiyle, dil birliğinin, millî birliğin sağlanmasında
en önemli unsur olduğunu vurgulamıştır. 730'uncu Türk Dil Bayramı
törenlerini geçtiğimiz pazar günü Karaman'da kutladık.
Ağzımızda anamızın
ak sütü kadar helal olan Türkçe, bizim ses bayrağımızdır. Türkçeyi
ilk defa devlet dili olarak ilan eden Karamanoğlu Mehmet Bey adının
üniversitemize verilmesi hem yıllardan beri süregelen bir çabayı
ödüllendirecek hem de Türkçeye sahip çıktığımızı güçlü bir biçimde
vurgulayacaktır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yeni kurulacak üniversitelerimiz, kurulduğu
şehirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel hayatına çok büyük katkılarda
bulunacaktır. Öyle ki, Anadolu'da pek çok şehir, önceleri barakalarda
kurulan üniversiteleriyle bugün anılır hâle gelmiştir. Van Yüzüncü
Yıl Üniversitesi, Konya Selçuk Üniversitesi, Eskişehir Anadolu
Üniversitesi gibi pek çok üniversite zamanla büyümüş ve bölgesinin
ve ülkemizin önemli ilim merkezleri hâline gelmiştir. Yeni kurulacak
olan üniversitelerimizin de illerimizin mevcut potansiyellerini
harekete geçireceğine yürekten inanıyorum.
İllerimizin yıllardan
beri süregelen ama hiçbir iktidarın gerçekleştiremediği üniversite
hayalini hayata geçiren AK Parti Hükûmetine Karaman halkını temsilen
teşekkür ediyor, emeği geçenlere tekrar teşekkürü bir borç biliyor
ve hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Akgün.
Şahısları adına ikinci
söz, Karaman Milletvekili Sayın Yüksel Çavuşoğlu'nun.
Buyurun Sayın Çavuşoğlu.
YÜKSEL ÇAVUŞOĞLU (Karaman)
- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; on yedi yeni
üniversite açılmasıyla ilgili söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle
yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
1950'li yıllardan bu
yana süregelen ve Karaman'ın toplumsal bir özlemi olan üniversitenin
kurulmasının mutluluğu içerisinde olduğumu belirterek konuşmama
başlamak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
her şeyden önce, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde binlerce üniversite
bulunmaktadır. Hızla kalkınan Türkiye'de üniversitelerin sayısının
artırılması, bu gelişmeye uygun ve doğru bir politikadır. Bir öğretim
elemanı olarak, tarihin ve medeniyetlerin merkezi olan ülkemizde
her veçhesiyle sosyoekonomik ve eğitim seviyesinin yükseltilmesi
için her ilimizde bir üniversitenin açılması temel felsefemiz olmalıdır
diye düşünürüm. Üniversitelerimiz, Atatürk'ün dediği gibi, muasır
medeniyet seviyesine ulaşmak, modern ve gelişmiş üniversitelerin
eğitim seviyesini yakalamak ve aşmak gibi ulusal ve uluslararası
bilimsel rekabeti artırmak, bilim ve teknoloji atılımına hız kazandırmak,
özgür düşünmek ve düşünceyi ifade etmek, özgün bilim yapmak suretiyle
ülkemizin kalkınmasını sağlamak için kurulmalıdır. Bunun için,
tüm üniversiteler bilimsel ve kreatif güce sahip olmalıdır ve buna
sahip akademik personelle takviye edilerek bilgi ve vizyon ile donatılmalıdır.
Değerli arkadaşlarım,
Anayasa'mızın 42'nci maddesi "Kimse eğitim ve öğrenim hakkından
yoksun bırakılamaz." demektedir. Bu günümüzde üniversite kapılarına
yığılmış, üniversiteyi kazanmış, ama çeşitli nedenlerle anayasal
eğitim ve öğretim haklarından mahrum bırakılan ve her yıl sayıları
çığ gibi büyüyen öğrenci kitlesine yükseköğrenim imkânı tanımak
devletin temel görevleri arasında olmalıdır. Adaletsizliğin ortadan
kaldırılması için ilgili kurumlar gerekli tedbirleri süratle ve
behemehâl almalıdır derim. Bu vesileyle, şunu da özellikle vurgulamak
isterim ki, öğrenim hakkı bir talebe için en önemli insan haklarındandır.
Hangi sebeple, hangi niyetle, hangi gayeyle, hangi vesaireyle olursa
olsun ferdin eğitim hakkı engellenmemelidir. Hele hele, okumak arzusuyla
üniversitelerin kapılarına kadar gelmiş bir evladımızın,
"imkân yok, yer yok, şu yok, bu yok" gibi sebeplerle geri çevirmenin,
en azından Anayasa ve insan hakları ihlali olduğunu düşünüyorum.
Aynı zamanda, okullaşma
oranı bakımından, dünya ülkeleri arasında en son sıralarda yer
alan ülkemizi bu açmazdan kurtarmak için, ülke sathına dengeli bir
şekilde yayılan yeni yükseköğretim kurumlarının açılmasına ihtiyaç
vardır. Bu nedenle, her ile mutlaka, en az bir üniversite açılması gerekir,
demek gerekmektedir.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, Karaman'ımızda üniversite açılması bir hayal değil,
aksine tarihsel ve kültürel birikimiyle bir hakkın gereği idi. Bu
üniversiteye toplumsal bir mutabakatla "Karamanoğlu Mehmetbey
Üniversitesi" adının verilmesi, tarih, dil, kültür alanında
uluslararası düzeyde ve kalitede bir bilim platformunun Karaman'da
hasıl olmasına da imkân sağlamaktadır.
Karaman'da mevcut yükseköğretim
kurumlarının fiziki durumları, gelişme kapasiteleri, bölgenin
tarihî, coğrafi, ekonomik ve sosyal durumu, bu yolla bölgedeki sanayi
sektörüne kazandırılacak teknolojik dinamizmin bünyesinde üniversite
kurulmasını gerektirmekteydi. İlimizde üniversite kurabilmek
için belirlenen asgari şartların çok üzerinde fiziki şartlar mevcut
olup, millet-devlet bütünleşmesi ve Hükûmetimizin gayretleriyle bu
imkânlar sağlanmıştır.
Üniversite, Karaman
ilinin sosyokültürel ve ekonomik kalkınmasında çok önemli katkılar
sağlayacaktır. Üniversite, Türkiye'mize, Türk dünyasına, Türkçemize,
sanayimize ve tarımımıza, asgari on binlerce öğrencisiyle, büyük
bir aktivite getirecek; ayrıca geniş boyutlu perspektifte araştırma,
geliştirme potansiyeli sağlayacaktır.
Karamanoğlu Mehmetbey
Üniversitesi, Karaman'a sosyal ve kültürel değişim ve gelişim yönüyle
büyük bir ivme kazandıracaktır.
Sonuç olarak, Karaman'da
kurulacak olan Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, muasır medeniyetler
düzeyine ulaşılmasına müspet katkı sağlayacaktır.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bir saniye.
Buyurun, konuşmanızı
tamamlar mısınız Sayın Çavuşoğlu.
YÜKSEL ÇAVUŞOĞLU (Devamla)
- Değerli milletvekili arkadaşlarım ve Sayın Başkanım, izin verirseniz,
değerli öğrencilerim için de birkaç kelime söylemek istiyorum sözlerime
son vermeden önce.
Bir öğretim üyesi olarak,
gerek kurulacak olan yeni üniversitelerde gerekse diğer üniversitelerimizde
okuyacak öğrenci kardeşlerime diyorum ki, bu milletin evlatları
olarak, bu milletin geleceğini kuracak ve geliştirecek olan gençleri
olarak birbirinizi sevmeye, birbirinizle dayanışma içinde olmaya
her zamankinden daha fazla mecbur olduğunuzu hatırlatmak isterim.
Sizlerin, yüksek ahlak ve erdem, yüksek muhakeme gücü, derin ve kaliteli
bilgiyle donatılmaları, tevazu yüklü, alçak gönüllü, yüksek adalet
sahibi, yüksek şahsiyete ve onura sahip olmanızın, geleceğimiz
için çok büyük önem arz ettiğini açıkça söylemek isterim. Her zaman,
bu noktada, demokrasi, bizi muasır medeniyet seviyesine ulaştıran
en önemli araç olmalı. Öyleyse, bu hedefe götüren demokrasi için de
elimizden geleni yapmalıyız.
Biliyorum ki, basit
ve kolay problemleri çözmekten ziyade, müşküllerin çözümüne katkıda
bulunmayı, ülkemiz ve milletimizin geleceğine katma değerleri
sunmayı amaçlamaktasınız, çalışmalarınızı bu paralelde sürdürmektesiniz.
Sizler geleceksiniz, geleceğimiz de sizlersiniz.
Bu duygu ve düşüncelerimle,
başta Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi olmak üzere, bütün illerimizdeki
açılacak olan üniversitelerimizin ülkemize, milletimize hayırlı
olmasını, hayırlı çalışmalara, hayırlı gelişmelere vesile olmasını
temenni eder ve üniversitelerimizin kurulmasında emeği geçen herkese,
başta Sayın Başbakanımızın şahsında Hükûmetimize, bürokratlarımıza
ve Parlamentomuzun siz değerli üyelerine teşekkür ediyorum.
Yüce Meclisi saygılarla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Çavuşoğlu.
Sayın milletvekilleri,
madde üzerinde bir önerge var, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
1414 sıra sayılı Kanun
Tasarısı'nın çerçeve 7'nci maddesine bağlı ek madde 72'de ve madde
başlığında geçen "Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi" ibaresinin
"Karaman Üniversitesi" olarak değiştirilmesini dilerim.
Saygılarımla.
Mustafa
Gazalcı
Denizli
BAŞKAN - Komisyon katılıyor
mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükûmet?
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI
OSMAN PEPE (Kocaeli) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Peki, teşekkür
ederim.
Gerekçe mi, söz mü istiyorsunuz
Sayın Gazalcı?
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Söz istiyorum.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Gazalcı.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu altı tane
önergenin birinde ben konuşacağım.
Yalnızca Karaman
için vermedim bu önergeyi, her ilin üniversite adı o ilin adıyla olsun
diyorum özetle.
Şimdi, daha önce on
beş yeni üniversite konusunda da, komisyonlarda illerin adları
çıkarılarak kimi isimler verildi. Bu kez de, Hükûmetten gelen tasarı,
komisyonlarda değiştirilerek illerimizin kimilerinin adları
çıkarılıp başka isimler verildi. Tabii, ilki Karaman'a denk geldiği
için buradan başlanıyor. Aslında Karamanoğlu Mehmet Bey'e, Türkçeye
tutkun, Türkçenin özleşmesini isteyen bir kişi olarak ben sonsuz
saygı duyuyorum. "Divanda, dergâhta, bargâhta Türkçeden başka dil
kullanılmayacaktır." diyen bir kişiyi gerçekten saygıyla anıyorum,
onun için ne yapılsa azdır diyorum; ama, ben bir ilkeden söz etmek istiyorum:
Bir iş yaparken güzel yapalım, doğru yapalım, ilkeyi bozmayalım diyorum.
Bakın, elinizdeki tasarıda,
43'üncü sayfada Hükûmetten gelen tasarı biçimleri var, sonra komisyonda
bunlar değiştirilmiş: İşte, Karaman Üniversitesinin adı Karamanoğlu
Mehmetbey Üniversitesi olmuş, Ağrı Üniversitesinin adı Ağrı Dağı
Üniversitesi olarak değiştirilmiş, Çankırı Üniversitesi Çankırı
Karatekin Üniversitesi olmuş, Bitlis Üniversitesinin adı Eren Üniversitesi
olmuş, Muş Üniversitesinin adı Alparslan Üniversitesi olmuş, Mardin
Üniversitesinin adı da Artuklu Üniversitesi olmuş. Tabii, bu adların
her birinin anlamı var, yani bir Alparslan'ın Türk tarihi için önemini
kabul ediyorum, Artuklu'nun Mardin için taşıdığı bir değeri kabul
ediyorum. Yüz yıllardan, bin yıllardan gelip bir kültürü bugün yaşatmak
güzel, ama o ilin kendisi çok önemlidir değerli arkadaşlar. Şimdi,
özellikle üç tanesi var ki dinlemenizi istiyorum: Eren Üniversitesi
nerede diye sorsam, biraz önce okumuş olmama karşın, birçoklarınız
bilmeyecek. Sizin çocuğunuz Eren Üniversitesini kazandı, "neresi
bu?" diye soracaksınız.
Değerli arkadaşlar,
yani Eren ne yaptı bilmiyorum, belki, birtakım katkılarda bulunmuştur.
Şimdi, moda oldu bu, yani biraz katkı verildi mi, okulun adını kendi
adı olarak yazdırıyor. Üniversite kuruyoruz değerli arkadaşlar,
üniversite. Belki, bir fakülteye, bir laboratuvara, bir dersliğe
adı verilir, ama koskoca üniversiteye bir kişinin adı… Arkasından,
geçiyorum, şimdi, burada, Bitlis adı yok, yani, hiç olmazsa Bitlis
Eren Üniversitesi olmalı.
Muş Üniversitesinin
adı, Alparslan. Değerli arkadaşlar, bunu, Muşlular bilebilir ama,
hiç olmazsa -benim önerim, Muş Üniversitesi olmasıdır ama- Muş Alparslan
Üniversitesi olmalıdır. Bir daha söz almamak için bu önergede hepsini
açıklamaya çalışıyorum. Mardin için de öyle, Mardin kalkmış ortadan,
yalnız Artuklu Üniversitesi var, hiç olmazsa Mardin Artuklu olabilir.
Benim önerim, ilkeyi hiç bozmadan, Hükûmet tasarısında olduğu gibi
hiç olmazsa, yalnızca illerin adları verilmelidir. Geçen kez de burada,
Burdur Üniversitesinin adı değiştirildi, kimi üniversitelerin
adları değiştirildi, ben, gene bir konuşma yapmıştım. Tekrar ediyorum,
ne Alparslan'a ne Karamanoğlu Mehmetbey'e ne Artuklu'ya karşı değilim;
karşı olduğum, bir ilkedir, o ilin adı, üniversitenin adı olmalıdır.
Bakın, geçmişte, 21 yerde köy enstitüsü kuruldu, hiçbirinde kişi
adı yoktur, bey adı yoktur, paşa adı yoktur; yalnızca o yerin, o köyün
adı var.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bir saniye
Sayın Gazalcı.
Buyurun, konuşmanızı
tamamlar mısınız.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Onun için, bir şey yapılırken güzel yapılsın diyorum. Komisyonlarda,
bir önergeyle, birinin aklına bir şey geldi, ya şu olsun, Eren Üniversitesi
olsun, Artuklu olsun… Hayır arkadaşlar, illerin adları olsun, illerin
adları olsun, belli olsun. Bakın, bu ilke bozulduğu zaman, ileride
de olur, geçmişte yapılmışsa…
MEVLÜT AKGÜN (Karaman)
- Pamukkale Üniversitesi…
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- O hata değildir.
Kimi arkadaşlar diyor
ki: "Biz rektörü şimdi kendimiz tayin edeceğiz, 1992'de de böyle
olmuştu." Kötü örnek, örnek değildir. Bakın, geçmişte yapılmışsa,
o örnek örnek değildir. Onun için, yer olarak o ilin adı üniversitede
olmalı diyorum.
Burada kimi talihsiz
sözler edildi. Savunmasız Yükseköğretim Kurumu… İşte, her şey
Hükûmete mal edildi. Yükseköğretim Kurumu sanki üniversite kurmayı
istemiyor, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz yeni üniversite
açılmasını istemiyormuşuz gibi, kimi konuşmalarda izlenimler
yaratılıyor. Bu son derece yanlıştır. Biz, gerçek anlamda altyapısı
olan, elemanı olan, fiziki koşulları olan, bilim ortamına uygun
olan bir üniversite istiyoruz, çağdaş bir üniversite istiyoruz.
O yüzden, ben yaptım
oldu demeyelim. Hiç olmazsa adından başlayarak, gelin, bir oldubittiye
getirmeyelim, tasarıda olduğu gibi, o illerin adları üniversite
adı olarak kalsın. Bunu kabul etmeyecekseniz, hiç olmazsa, bu eklediğiniz
adların önünde il adları olsun diyorum.
Önergelerimizin
-bundan sonraki, gelecek maddelerde de var, altı tanedir, onlarda
konuşmayacağım, gerekçesi okunacak- kabul edilmesini diliyor,
hepinize saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Gazalcı.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler…Teşekkür
ederim. Önerge kabul edilmemiştir.
Ek madde 72'yi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler…Teşekkür
ederim. Kabul edilmiştir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Ek madde 73'ü okutuyorum:
Ağrı Dağı Üniversitesi
EK MADDE 73- Ağrı'da
Ağrı Dağı Üniversitesi adıyla bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Rektörlüğe bağlı
olarak kurulan Fen-Edebiyat Fakültesi, İktisadî ve İdarî Bilimler
Fakültesi ile Atatürk Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve
bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan
Eğitim Fakültesinden,
b) Atatürk Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulundan,
c) Atatürk Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu ile Sağlık Hizmetleri
Meslek Yüksekokulundan,
ç) Rektörlüğe bağlı
olarak kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına, Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt.
Buyurun Sayın Öğüt.
CHP GRUBU ADINA ENSAR
ÖĞÜT (Ardahan) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte
olan on yedi ilde üniversite kurulmasıyla ilgili kanun tasarısı
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum.
Ağrı ilinde Ağrı Dağı
Üniversitesinin kurulması, bizim için onurdur, gururdur, Ağrılı
tüm hemşehrilerimize hayırlı olsun. Ben Ağrı'ya gittim, yirmi gün
önce Ağrı'daydım. Hakikaten, Ağrı her şeye layıktır. Ağrılı insanların
duyarlı tarafları, vatanına, milletine, devletine bağlı, çağdaş,
demokratik düşüncelerine layık bir şekilde çok güzel bir üniversite
kurulacağına inanıyorum ve buradan da Cumhuriyet Halk Partisi
olarak Ağrı'ya üniversite kurulmasını canıgönülden istiyor ve
destekliyoruz. Ancak, Ağrı'ya ve on yedi ilimize kurulan üniversiteler
çok güzel, çok iyi, ama, niçin dokuz tane il daha dışarıda bırakıldı?
Bu iller çok mu kalkınmış acaba Sayın Bakanım?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sırayla.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
- Bu illerin içerisinde sınır ili olan Ardahan var, Hakkâri var, Yalova
var, Şırnak var, Iğdır var, Gümüşhane var, Tunceli var, Bartın var, Bayburt
var. Bu dokuz tane ili niçin dışarıda bıraktık?
ALİ ÖĞÜTEN (Karabük)
- Daha sonra.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
- Bakın, şimdi, dünyanın coğrafyasına baktığınızda, nereye bakarsanız
bakın arkadaşlar, kalkınmamış bölgelere üniversiteler kurarak o
bölgelerin kalkınması sağlanır. Ama, bizde tam tersi oluyor. Tabii
ki diğer illerimizde de olsun. İstanbul, Ankara, İzmir'de -vakıf
üniversiteleri dahil- yığılmış. Devletin yapacağı sadece bir şey
var: "Kardeşim, ben sana her türlü kolaylığı yaparım. Vakıf üniversitesini,
gideceksin kalkınmamış illere kuracaksın..."
Şimdi, bakın, Ardahan'da
veya Hakkâri'de veya Şırnak'ta veya Iğdır'da, o bölgede insanlar parasız
askerlik yapıyor; yaz-kış demeden, ağır koşullar altında, sekiz ay
karların altında mücadele veriyor; vatanına bağlı, devletine
bağlı, asker veriyor, şehit oluyor. Peki, o bölgenin kalkınması
için üniversitelerin kurulmasını niye engelliyoruz? O bölgelere
niye üniversite kurulmuyor?
AHMET YENİ (Samsun) -
Kuracağız, kuracağız.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
- Şimdi, burada, inşallah o bölgelere de üniversite kurulması Cumhuriyet
Halk Partisinin iktidarına nasip olacak. Ben ona inanıyorum.
AHMET YENİ (Samsun) -
Ebedi kurulmaz o zaman!
AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya)
- Ensar Bey, bunu engelliyorsunuz!
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
- Değerli arkadaşlar, burada şunu söyleyeyim: Dört buçuk yıldır
bekletiliyor, bekletiliyor da, bu Meclis seçim kararı aldıktan
sonra seçim malzemesi için mi bu illere üniversite kurulması için
kanun teklifi getirildi? Bunu niye önceden getirmediniz? Bu daha
önce getirilseydi bakın, Ağrı'da üniversite kurulmuş olsaydı Kars
Kafkas Üniversitesi diğer illere daha çok hizmet vermiş olacaktı. Ama,
hayırlı olsun. Geç de olsa destekliyoruz.
Değerli arkadaşlar,
burada bir şey anlatayım: Üniversitenin Ardahan'a kurulması gerekir.
Niçin biliyor musunuz? Ardahan kırk üç yıl Rus işgali altında kalmış.
3 Ocak 1919'da, Atatürk daha Samsun'a çıkmadan önce Ardahan'da Millî
Şûra Hükûmeti kurulmuş, 23 Temmuzda, Erzurum Kongresinde Ardahan
halkı Kâzım Karabekir Paşa'yla birlikte Erzurum'a gelerek cumhuriyetin
kurulmasına büyük destek vermiş, katkı sunmuştur. Böyle bir yeri
üniversite kurulmasından mahrum etmek Büyük Millet Meclisine yakışmıyor.
Büyük Millet Meclisine ben şu öneriyi veriyorum: Rica ediyorum, 17
ilin içerisine 9 ili ve Ardahan'ı ekleyin. Bakın, bu kalkınmamış bölgelerde
sınır illerinin kalkınmasını istiyorsanız, mutlak surette bunu
sağlamamız gerektiğine inanıyorum.
Değerli arkadaşlar,
benim, Kasım 2003 yılında Ardahan'a, Ardahan Üniversitesi kurulsun
diye bir teklifim oldu. Bu Meclise geldi, ne yazık ki, Adalet ve Kalkınma
Partisinin oylarıyla reddedildi, gündeme dahi alınmadı. Bunun hesabını
soracak Ardahanlılar tabii ki. Ama, şunu söyleyeyim: Hiç olmazsa,
şimdi Ardahan'a üniversite kurulmasa bile, İnsani Bilimler ve Edebiyat
Fakültesi Bakanlar Kurulunda bekliyor, o imzadan çıksın, İnsani
Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Ardahan'a kurulsun. Ama, Ardahan'ın
İlçelerine -Göle'ye, Posof'a, Damal'a, Hanak ve Çıldır'a da- hiç olmazsa,
birer yüksekokul kurulsun ki, o bölge göç etmesin, bölge boşalmasın
değerli arkadaşlar.
Bölgemizi biliyorsunuz,
çok hassas, çok yoksulluk, işsizlik var. Yoksulluğun ve işsizliğin
had safhada olduğu bölgede, inanın, kızlarımız, o bölgede oturan
gençlere gitmiyorlar. "Eğer İstanbul'da, Ankara'da işiniz varsa,
İstanbul'daki, Ankara'daki gençlere varırız" diyorlar. Yani,
bölgede oturan genç çocuklarımıza, o bölgede oturan kızlar bile
gitmiyor. O bölgelerin kalkınması için sanayi gitmiyor, iş adamı
gitmiyor, ya hiç olmazsa devlet gitsin, devletin üniversitesi, fakültesi
gitsin. Şu anda Ardahan esnafı, inanın, yemin ediyorum, çok sıkıntılı
günler yaşıyor. Sadece Ardahan mı? Iğdır da öyle, Kars da öyle, Ağrı
da öyle, Şırnak da öyle, Ordu da öyle Sayın Başkanım. İnsanlarımız
aç, siftah yapmadan dükkân kapatıyorlar arkadaşlar. Gidin, işte sorun,
kış aylarında beş ay, altı ay -bakın, günlük demiyorum- siftah yapmayan
esnaf var. Gidin, tüm bölgeyi bir tarayalım, bakalım. Peki, şimdi,
siftah yapmayan esnafın gelişmesi, kalkınması için ne yapmak lazım?
Nüfusun olması lazım. Nüfusun olması için… Devlet oraya yatırım
yapmıyor, "Ben özel sektöre bıraktım" diyor. Özel sektör de
gitmiyor, fabrika kurmuyor. Ne yapmak lazım? İşte, devlet, vakıf üniversitelerine
her türlü kolaylığı sağlayarak, sınır illerine, kalkınmamış illere
üniversiteler veya fakülteler kurdurursa o zaman oraya nüfus gider,
kalabalık olur, esnafın yüzü güler, alışveriş olur arkadaşlar. Şimdi,
burada bunu yapmak lazım, bize düşen görev bu, devlet düşen görev
bu. Ama, bunu, AK Parti yapmıyorsa Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında
mutlak surette yapacağız. Yani, Doğu ve Güneydoğu'yu kalkındırmamış,
Türkiye'yi kalkındıramayız değerli arkadaşlar; bu böyledir, bu
doğrudur. Sabahleyin konuşmamda da söyledim, bakın, şunu söyleyeyim:
On altı ilde araştırma yaptık 6,5 milyon insan yaşıyor, 2,5 milyon insanın
banyosu, tuvaleti yok. 21'inci yüzyılda ayıp bu. Bize yakışır mı,
devlete yakışır mı, böyle bir şey olabilir mi? "Temizlik imandan
gelir" diye din sömürüsü yaparız; arkasından, insanların köyüne
su vermeyiz, böyle bir şey olabilir mi?
Değerli arkadaşlar,
şimdi, zamanım yok ama, şunu söyleyeyim: Kars Kafkas Üniversitesinde
tıp fakültesi var, 2002 yılında kuruldu. 2002 yılında tıp fakültesi
kuruldu ama, adı var kendisi yok. Bakın, Kars Kafkas Üniversitesi Tıp
Fakültesinin doktoru yok, yardımcı sağlık personeli yok, alet edavatı
yok. İnsanlarımız, Erzurum'a veya Ankara'ya gitmek mecburiyetinde
kalıyor veya hastalarımız yolda ölüyor. Bizim bir halk ozanımız var
Mürsel Sinan, bir dörtlüğünü okuyacağım, diyor ki: "Öğretmenim
sürgün geldi/ Doktorum ilaçsız kaldı/ Hastamız kızakta öldü/ Ben köyümden
göçer miydim?" Şimdi, bizim hastamız kızakta ölmese, yolda ölmese
arkadaş, biz niye bu kadar feryat edelim? Yani, Ardahan vatan toprağı
değil mi, Hakkâri vatan toprağı değil mi, Şırnak vatan toprağı değil
mi, Iğdır vatan toprağı değil mi? Niye bunları ayırıyor, diğer illere
üniversite kuruyorsunuz da bunlara üniversite kurdurmuyorsunuz?
İşte, burada, bakın, -muhalefet yapmanın da bir edebi vardır- ben
gerçekleri konuşuyorum, karalamak için bir şey konuşmuyorum arkadaşlar.
Doğu Anadolu'da yedi sekiz ay karlar altında, toprak evin altında,
ahırda ineğiyle, hayvanıyla baş başa yaşam mücadelesi veren insanlarımıza
hizmet etmek, en büyük ibadet değil mi arkadaşlar? O zaman, niçin üniversiteleri
kurarken Ardahan'ı veya diğer illeri ayırıyorsunuz da, diğer illere,
hiç alakası olmayan illere üniversite kuruluyor? İşte, burada
çok düşündürücü bir stratejik durum var arkadaşlar.
Ardahan'ı, biliyorsunuz,
Ermenistan kendi sınırlarında gösteriyor. Peki, devlet de orayı
boşaltmak için elinden geleni yapıyor, devleti yönetenler. Yani,
oradaki insanlar insan değil mi? Parasız askerlik yapıyorsa, yaz,
kış, zemheri demeden orada mücadele verip vatan toprağını bekliyorsa,
oradaki insanlara bir üniversite kurulmasını çok görmemek lazım,
ama üniversite kurulmuyorsa, derhâl Bakanlar Kurulundan fakültenin
onaylanmasını, Ardahan'ın bütün ilçelerine birer yüksekokul kurulmasını
talep ediyor, yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Öğüt.
Şahsı adına Ağrı Milletvekili
Sayın Naci Aslan.
Buyurun Sayın Aslan.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
NACİ ASLAN (Ağrı) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 1414 sıra sayılı on yedi ilde
üniversite kurulmasıyla alakalı kanun tasarısı üzerinde şahsım
adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
bir baba, çocuğu doğduğu gün sevinir, evlendirdiği gün sevinir.
Ben de bir baba olarak, üç çocuk babası olarak şunu diyorum ki: Ben hayatımın
en sevinçli gününü yaşıyorum ve bütün Ağrılılarla beraber bu sevincimizi,
bu özlemimizi Türkiye'nin mimarı, Türkiye ve dünyaya yön veren gerçek
lider, halkın bağrında sevgisiyle, mutluluğuyla, sevdasıyla oturmuş
Başbakanımız, AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve
onunla birlikte Türkiye'yi gelecek ufuklara hızlı adımlarla taşıyan
Hükûmeti ve Parlamento grubu…
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Vay be!
NECATİ UZDİL (Osmaniye)
- Helal olsun sana!
NACİ ASLAN (Devamla)
- On yedi ille beraber, Ağrı ili halkı da, sizlere, şükranlarını,
saygılarını ve minnettarlıklarını ifade ediyor.
Değerli arkadaşlarım,
Ağrı Dağı Üniversitesinin kuruluşunda en büyük emeği de… Birkaç
gün önce Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onur ödülüne layık
görülen büyük iş adamımız, IC Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sayın
İbrahim Çeçen'in, Başbakanımıza, Ağrı Dağı Üniversitesinin kampüsünü
kendisi parasıyla yapacağını taahhüt etmesiyle gerçekleşmiştir.
Değerli arkadaşlar,
şimdi, ben, bazı politikacı arkadaşlarımın, milletvekili arkadaşlarımın
düşüncelerini anlayamıyorum, kavrayamıyorum. Elbette ki, her
partinin kendisine göre bir siyasal görüşü vardır, bir programı
vardır ve bir tüzüğü vardır ve bir de dünyaya bakış açısı vardır, ekonomik
sisteme bakış açısı vardır, ama doğrular birdir. Yani, artı artı artı,
artı eder, eksi artı bazen yanlış yollara da gidebilir. Şimdi bir
önerme ya doğrudur ya yanlıştır, bir önerme hem doğru hem yanlış olamaz.
Şimdi, siz, güzelden hoşlanmıyor musunuz? Şimdi, bir Başbakan düşünün
ki, Türkiye'yi baştan başa duble yollarla donatmış.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Niye CHP'den aday oldun?
NACİ ASLAN (Devamla)
- Gayrisafi millî hasılayı 180 milyar dolardan 400 milyar dolara taşımış,
Merkez Bankasındaki rezervimizi 26 milyar dolardan 64 milyar dolara
çıkarmış, enflasyonu 40'lardan 9'lara indirmiş, faizleri 70'lerden
17,5'lara indirmiş ve Türkiye'nin itibarını dünyada sayılır bir konuma
taşımış, ülkesinin bütün topraklarını adım adım gezmiş, Türkiye'yi
dünyayla barıştırmış, kucaklaştırmış, 63'lerden beri kapısına bile
uğrayamadığımız, bizi adam yerine koymayan Avrupa Birliğinde
söz sahibi olmuş, müzakereleri başlatmış ve bu Başbakanın kurduğu
Hükûmette de Millî Eğitim Bakanlığını yapan Sayın Hüseyin Çelik, elbette
ki beğenemezsiniz, çünkü gün geçtikçe üretkenliği artıyor ve Türkiye'nin
eğitim politikasını dünya standartlarına taşıyor.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Aynı senin gibi!
NACİ ASLAN (Devamla)
- Örnek mi vereyim sana? İşte, örnek: Bizim, Türkiye'de 550 bin tane
bilgisayar dağıtarak, benim örneğin, Doğubeyazıt'taki Telçeker
köyündeki çocuğum Amerika'yla iletişim kurabiliyor.
Diğer taraftan, cumhuriyet
tarihi boyunca yapılmayanı gerçekleştirerek dört buçuk yıl içerisinde
yüz beş bin derslik gerçekleştirmiştir.
TUNCAY ERCENK (Antalya)
- Aslanım, yürü be!
NECATİ UZDİL (Osmaniye)
- Bravo hocam!
NACİ ASLAN (Devamla)
- Bunun yanında, elbette ki bugün siz hazmedemezsiniz, çünkü milletin
karşısına nasıl çıkacaksınız? Dört buçuk yılda bir hükûmet otuz iki
tane üniversite kuruyor, kadrosuyla, ödeneğiyle, fiziki yapısıyla,
halkıyla, işvereniyle, bütün sanayici iş adamlarıyla birleşerek
bunu gerçekleştiriyor. Bu, işte bir sevdanın, bir rüyanın, bir vatanseverliğin
ve gerçekten ülkenin bütün sorunlarını kucaklamanın bir işaretidir.
[AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından "Bravo"
sesleri, alkışlar (!)]
Şimdi, Sayın Recep
Tayyip Erdoğan ne yapıyor? Bölgeler arası farklılığı ortadan kaldırıyor,
iller arasındaki farklılığı ortadan kaldırıyor…
NECATİ UZDİL (Osmaniye)
- Bravo, bravo!
NACİ ASLAN (Devamla)
- …ırk temelinde bakmıyor, düşünce temelinde bakmıyor, herkesi
Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci sınıf vatandaşı olarak sayıyor.
[AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından "Bravo"
sesleri, alkışlar (!)] İşte, Türkiye bu Başbakana muhtaç, Türkiye
bu Millî Eğitim Bakanına muhtaç, Türkiye bu kabineye muhtaç…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Aslan,
buyurun, konuşmanızı tamamlar mısınız.
NACİ ASLAN (Devamla)
- AK Parti, bitirmenin, tüketmenin partisi değil, üretmenin ve biriktirmenin
partisidir. [AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından
"Bravo" sesleri, alkışlar (!)] Ürettiği ve biriktirdiği bu
kazanımlarla yurttaşlara hizmet veren, gerçekten Türkiye'yi muasır
medeniyet seviyesine taşıyan bir partidir. [AK Parti sıralarından
alkışlar, CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar (!)] Ne mutlu! Ey Ağrılılar, ey bugün on yedi
ilde üniversitesi kurulan iller, gerek o ilde oturanlar gerekse o
ilden göç edip Türkiye'nin çeşitli metropollerinde yaşayanlar, size
sesleniyorum: Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Hükûmetinin bu ulvi icraatına
karşı çıkan böyle zihniyetleri size şikâyet ediyorum. (AK Parti sıralarından
"Bravo" sesleri, alkışlar) 22 Temmuzda, Allah'ın izniyle,
bunların hakkından geleceksiniz. Bu zihniyetler bitmiş, küllenmiş
ve çağ dışı kalmıştır. İşte halk! İşte iktidar! Hayırlı ve uğurlu olsun.
Saygılar sunuyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Aslan.
Şahsı adına ikinci
söz Ağrı Milletvekili Sayın Halil Özyolcu'nun.
Buyurun Sayın Özyolcu.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
HALİL ÖZYOLCU (Ağrı)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1414 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın
ek 73'üncü maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu
vesileyle, heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
3 Kasım 2002 seçimlerinde, seçim propagandalarında, mitinglerde
ve meydanlarda, Ağrılı hemşehrilerimizle tüm buluşmalarda, bizden
talepleri, istekleri oldu. Çünkü, hizmet açısından, Arabistan'ın
kızgın çöllerindeki kumların suya ihtiyacı kadar, Ağrı'nın ve Ağrılıların
da her alanda hizmete susamışlığı ve ihtiyacı vardı.
Değerli arkadaşlar,
Ağrılıların temel istekleri neydi derseniz, çok insani ve olması
gereken isteklerdi. Ne istediler bizden? En başta, üniversite istediler.
Çünkü Ağrı bunu hak etmişti, ama hakkını alamamıştı. Geçmişte, hiçbir
iktidar, Ağrı'ya bu hakkını teslim edememişti.
Değerli arkadaşlar,
Ağrılıların öncelikli istekleri şunlardı: Birincisi, Ağrı'nın
ekonomisi, temelde, hayvancılık ve tarıma bağlı olduğu için, Ağrı
Et Kombinasının bir an evvel faaliyet göstermesini istediler. "AK
Parti İktidarında ne oldu?" derseniz: Sağ olsunlar, hem Sayın
Başbakanın hem de Tarım Bakanının ilgileri sayesinde, şimdi,
Ağ-Et (Ağrı Et Kombinası), Et Balık Kurumuna bağlanmıştır, Ağrılı
hemşehrilerimize hayırlı olsun diyorum huzurlarınızda.
İkincisi, Ağrı Yazıcı
Barajı'nın bitirilmesi. Ağrı Ovası'nın sulanması önemliydi Ağrılılar
için; çünkü, tarımın gelişmesindeki rolü itibarıyla bu barajın
bir an evvel hizmet vermesi gerekiyordu; bu da onların istekleri
arasındaydı. Değerli arkadaşlar, hamdolsun, şu anda, AK Parti sayesinde,
Yazıcı Barajı, bu yıl, Ağrı Ovası'nı sulayacaktır; bu da Ağrılı hemşehrilerimize
hayırlı olsun.
Üçüncü olarak organize
sanayinin faaliyet göstermesini istediler; şu anda çalışmaları
devam ediyor.
Değerli arkadaşlar,
daha ne istediler derseniz; Ağrılılar bizden yol istediler, su istediler,
okul istediler, hastane istediler, doktor istediler, öğretmen istediler,
üniversite istediler. Şükürler olsun ki, bugün, çok rahatlıkla ifade
edebiliriz ki, asrın projesi KÖYDES sayesinde yolu olmayan yola
kavuştu, suyu olmayan da suya kavuştu. Vatandaşımızın, özellikle
köylülerin ayağı çamurdan kesilmiştir.
Değerli arkadaşlar,
2006 yılını ve 2007'yi de dahil edersek, 400'den fazla köyümüzün içme
suyu şebekesi bağlanmıştır.
Değerli arkadaşlar,
başka ne istediler? Okul istediler. Cumhuriyet tarihinde Ağrı ilimizdeki
toplam derslik sayısı 1.500 iken, AK Parti Hükûmeti döneminde bin derslik
daha eklenmiştir. Yani, biz, geriye gidersek, Hazreti Nuh'tan ve Hazreti
Adem'den bu yana kimsenin aklından geçmemiş birçok hizmetleri, hemşehrilerimizin
hizmetlerine ve faydalarına sunmuşuz.
Değerli arkadaşlar,
şimdi, benim -ben, üniversiteye de birazdan geleceğim- merakım şu:
Gerek Meclisin içindeki partiler, muhalefet partileri gerekse
Meclisin dışındaki muhalefet partileri bu bizim yaptığımız KÖYDES
yollarından ve duble yollardan seyahat ederken, köylüye giderken
bu yollarda köylüyle kavuşacaklar ve bizim o köye getirdiğimiz
memba sularıyla yapılan çaylar ikram edilecek ve çaylarını içecekler.
Aynı zamanda seçim propagandasını da yapacaklar ve oy isteyecekler.
Acaba, köylü, bu muhalefet partilerine şunu demez mi: Ey cumhuriyete
yaşıt muhalefet partileri, şimdiye kadar neden beni yoldan, sudan,
okuldan, üniversiteden mahrum ettin? Neden beni doktordan, öğretmenden
mahrum ettin? Acaba ne cevap verecekler?
Vatandaş demez mi: Ey
cumhuriyetle yaşıt muhalefet partileri, sizin bahsettiğiniz medeniyet
ve çağdaşlık bu muydu ki, seksen yıldan beri, ben, yolsuz, susuz, okulsuz,
öğretmensiz ve üniversitesiz kaldım? Yolu, suyu, okulu, doktoru, öğretmeni olmayan
medeniyetin senin olsun. Vatandaş der ki: Bana, yolun, suyun, okulun,
öğretmenin ve üniversitenin yer aldığı medeniyet lazım. Ben, sizin
bu medeniyetinizi, bu çağdaşlığınızı istemeyeceğim.
Değerli arkadaşlar,
"Bugün, şu dakikalar, şu kürsüde dünyanın en mutlu insanı kimdir?"
diye bir soru sorarsanız, ben derim ki, şu anda dünyanın en mutlu insanı
benim. Niye diyeceksiniz?
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, konuşmanızı
tamamlar mısınız.
HALİL ÖZYOLCU (Devamla)
- Çünkü, 2002 seçimlerinden sonra Meclise gelir gelmez, Ağrılı hemşehrilerimizin
en öncelikli talebi olan Ağrı'da bir üniversitenin kurulması çalışmasını
bir kanun teklifi olarak hazırladım, AK Parti Grubumuza da takdim
ettim. Ancak, o tarihlerde, partimiz: "Yeni üniversitenin kurulması
düşüncesi Hükûmette de var, siz teklifinizi bekletiniz, hükûmet tasarısı
olarak biz ileride getireceğiz…"
Hakikaten, bugün bu
gerçekleştirilmiştir. On yedi yeni üniversitenin kurulmasıyla
ilgili kanun tasarısını şu anda görüşüyoruz ve bu tasarının içinde
Ağrı Dağı Üniversitesi de yer almaktadır.
Bu, tüm Ağrılıların
hayaliydi ve düşleriydi. Esnafıyla, köylüsüyle, çiftçisiyle, genciyle
yaşlısıyla, erkeğiyle kadınıyla tüm Ağrılı bugün bu anı bekledi. İşte,
şimdi, bu hayallerimiz, bu düşlerimiz gerçekleşmiştir ve ben de, naçizane,
bu mutluluk müjdesini bu kürsüden millete duyuruyorum. İşte bunun
için dünyanın en mutlu kişisi de bu dakikalarda benim.
Değerli arkadaşlar,
402.155 kontenjana karşı 1 milyon 678 bin kişinin üniversite sınavına
müracaat ettiğini düşünürsek ve okuma imkânı bulamayan gençlerimizi
de hesaba katarsak, üniversitelerimizin sayısını artırmanın
da, bölümlerin sayısını çoğaltmanın da önemli olduğunu kabul etmemiz
lazım.
Yine, ülkemizin ihtiyacı,
ihtiyaç duyduğu eğitimli insan gücü ihtiyacını karşılamak ve en
önemlisi, iç göçü durdurmak için üniversite sayılarını artırmamız
lazım.
Değerli arkadaşlar,
Ağrı Dağı Üniversitesi kararında imzası bulunan Sayın Başbakana,
Millî Eğitim Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik Bey'e ve Türkiye'yi her
alanda hizmetlerle donatan, içeride ve dışarıda Türkiye'ye itibar
kazandıran, yasaklar alanını daraltıp özgürlükler alanını genişleten,
Türkiye'nin demokratik bir hukuk devleti olduğu…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özyolcu,
teşekkür eder misiniz.
Buyurun.
HALİL ÖZYOLCU (Devamla)
- Bağlıyorum.
…ve bunun savunucusu
olan, Türkiye'ye çağ atlatan ve Türkiye'yi refaha, huzura ve güvene
kavuşturan AK Parti Hükûmetine teşekkür ediyorum. AK Parti Hükûmeti
refahın, reformun ve rekorların hükûmeti oldu.
Değerli arkadaşlar,
sözlerimi bir temenni ile bağlayacağım. Temennim şu: Hepiniz biliyorsunuz
ki, Sayın Cumhurbaşkanımız, şimdiye kadar bu Meclisten kendisine
gönderilen bütün kanunların hemen hemen çoğunu geri göndermiştir,
alışkanlığı nedeniyle. İnşallah diyorum ki -bir temenni burada-
bir temenni ediyorum ki…
MUHARREM İNCE (Yalova)
- Başbakan kaç tanesini gönderdi bakanların atamalarında?
HALİL ÖZYOLCU (Devamla)
- Çoğunu göndermiştir.
… bu on yedi üniversitenin
kanun tasarısı bu Mecliste yasalaşacaktır ve…
MUHARREM İNCE (Yalova)
- Başbakan kaç tanesini göndermiştir? Başbakan dört yüz otuz iki tane
atamayı geri gönderdi kendi bakanlarına.
HALİL ÖZYOLCU (Devamla)
- … inşallah Sayın Cumhurbaşkanımız da alışkanlığını bozacaktır
ve bu kanun inşallah Meclise geri gelmeyecektir.
Bu temenni ile ve kurulan
üniversite, Ağrı Dağı Üniversitesi tüm Ağrılı hemşehrilerimize
hayırlı olsun der, hepinize saygılar sunarım.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özyolcu.
Madde üzerinde bir
önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na
1414 Sıra Sayılı Kanun
Tasarısının Çerçeve 7. Maddesine bağlı Ek Madde 73'de ve Madde başlığında
geçen "Ağrı Dağı Üniversitesi" ibaresinin "Ağrı Üniversitesi"
olarak değiştirilmesini dilerim.
Saygılarımla.
Mustafa
Gazalcı
Denizli
BAŞKAN - Komisyon katılıyor
mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Katılmıyor.
Hükûmet?
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe: Üniversite
kurulan ilin adını taşıması ve halkın anlaması için.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Teşekkür
ederim. Önerge kabul edilmemiştir.
Ek madde 73'ü oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Ağrı Dağı Üniversitemiz
hayırlı olsun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Ek madde 74'ü okutuyorum:
Sinop Üniversitesi
EK MADDE 74- Sinop'ta
Sinop Üniversitesi adıyla bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Fen-Edebiyat Fakültesi, Eğitim Fakültesi,
Su Ürünleri Fakültesi ile Boyabat İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesinden,
b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulundan,
c) Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu, Sağlık Hizmetleri Meslek
Yüksekokulu, Boyabat Meslek Yüksekokulu, Ayancık Meslek Yüksekokulu
ve Gerze Meslek Yüksekokulundan,
ç) Rektörlüğe bağlı
olarak kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce.
Buyurun Sayın İnce.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MUHARREM
İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizleri saygıyla
selamlıyorum.
Sinop Milletvekilimiz
Sayın Engin Altay şu anda Sinop Nükleer Karşıtı Platformla birlikte
Sayın Cumhurbaşkanıyla birlikte görüşme hâlinde olduğu için ben
kendisine vekâleten söz almış bulunuyorum.
CAHİT CAN (Sinop) -
Çok yanlış yapıyor.
MUHARREM İNCE (Devamla)
- Sinop'un haklarını her platformda savunan değerli arkadaşımız,
bugün, yine, nükleer santrale karşı mücadelesini bir başka platformda
sürdürüyor.
Sinop, fakülteleriyle,
meslek yüksekokullarıyla, üniversiteyi çoktan hak etmiş bir kentimiz.
Yapısı itibarıyla, turizm, kültür ve eğitim kenti. Bütün altyapısızlığına
rağmen, ihmalsizliklere ve yalnızlığına rağmen, insanının sosyal
gelişmişliğiyle bu kaderini çözmeye çalışan ender kentlerimizden
birisi. Belki de en büyük dezavantajı coğrafi yalnızlığı olan bu
kentimiz, ancak eğitim, kültür, turizm şehri olmasıyla bu coğrafi
yalnızlığını aşacaktır.
Sinop Üniversitesi
hayırlı uğurlu olsun. Tabii ki destekliyoruz, hiçbir itirazımız
yok. Fakat, bitmeyen yollarıyla, bitmeyen barajlarıyla, bitmeyen
işsizliğiyle, Sinop, üniversiteyi dört gözle bekliyor. Hayırlı
uğurlu olsun da, ben bir önerge verdim, ilerleyen saatlerde o önerge
görüşülecek. Onun için, bunu da, bu konuşmayı da bir fırsat bilerek
sizleri uyarmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
hemen hemen hepiniz, hafta sonları, yılbaşlarında, bayramlarda Yalova'ya
geliyorsunuz. Hemen hemen birçoğunuzu orada gördüm. Termal’de dinleniyorsunuz,
kaplıcalardan yararlanıyorsunuz. Fakat, bugün, Türkiye'nin 81 vilayetinden
sadece ve sadece 9 vilayetinde üniversite olmayacak. Ege Bölgesi'ndeki
bütün vilayetlerde üniversite olacak, Akdeniz Bölgesi'ndeki bütün
vilayetler, İç Anadolu Bölgesi'ndeki bütün vilayetler, Karadeniz'deki
bütün vilayetler, Marmara'daki bütün vilayetler… Bu bütün vilayetlerin
içerisinde yalnızca ve yalnızca Yalova üniversitesi yok. Bunu takdirlerinize
sunuyorum.
MEHMET SARI (Osmaniye)
- Muharrem, inşallah gelecek dönemde kuracağız.
MUHARREM İNCE (Devamla)
- Zaten sandığa gömüleceksiniz Yalova'da, bunun hesabını veremeyeceksiniz.
Bu önerge önünüze gelecek, ilerleyen saatlerde gelecek.
Şimdi, bu konuşmayı
fırsat bilerek diyorum ki: Türkiye'nin beş coğrafi bölgesinde, Ankara'nın
batısındaki üniversitesi olmayan tek il olan Yalova'yı cezalandırmayın.
Ne yaptı bu Yalova size? Atatürk'ün "benim kentim" dediği Yalova
size ne yaptı? Oy mu vermedi? 2002'de sizi birinci parti yaptı. Az kalsın
2-0 milletvekilliği alıyordunuz.
AHMET YAŞAR (Aksaray)
- Yine alacağız.
MUHARREM İNCE (Devamla)
- Göreceğiz ne alacağınızı. 3 tane olursa belki 1'ini alırsınız da,
2 tane olduğu için alamazsınız.
SONER AKSOY (Kütahya)
- Sen o 1'ini de alamazsın.
MUHARREM İNCE (Devamla)
- Göreceğiz… Göreceğiz…
Şimdi, 2 milletvekilinden
1'ini alamazsınız. Nüfus artar da 3 olursa, 1'ini alabilirsiniz.
Değerli arkadaşlarım,
bakınız, hâlâ önünüzde bir fırsat var. Bu önerge geldiğinde, lütfen
Yalova'yı cezalandırmayın. OSB'si olmayan, teşvik kapsamında olmayan,
üniversitesi olmayan yegâne il Yalova'dır. Bu konuda yapacağınız
bir yanlış için sizi şimdiden uyarıyorum. Lütfen, bu konudaki, Yalovalıların
hassasiyetini önemseyiniz.
YÖK, Millî Eğitim Bakanlığı
kriterler koyuyor üniversite kurulmasıyla ilgili: Kadrolu profesör
ve doçent sayısı, fiziki mekân ve mevcut fakülte sayısı... Değerli arkadaşlarım,
Yalova'da bir fakülte var, bir de, meslek yüksekokulu var. Bir fakülte
daha getirdiğiniz tasarının içine eklersiniz, çözersiniz. Şu anda,
adını vermeyeyim, bir başka kentimizi incitmek istemem, o kentimizde
de, sadece, meslek yüksekokulu ve bir fakülte vardı; tasarının içine
bir fakülte daha eklediniz.
Sayın Bakan, bunu yapıyorsunuz
da, bir başka vilayete… Her dört ayda, her beş ayda bir, Esenköy'e geliyorsunuz,
etkinliklere. Yemin ederim sizi Yalova'da, o Esenköy'ün önüne Yalovalıları
yığacağım, içeri giremeyeceksiniz…
SONER AKSOY (Kütahya)
- Muharrem yemin etme, çarpılırsın bak,
MUHARREM İNCE (Devamla)
- İçeri giremeyeceksiniz Sayın Bakan, Yalova'ya bunu yapamazsınız.
Beş tane coğrafi bölgede
üniversitesi olmayan tek il Yalova'dır. Bunun hesabını siz veremezsiniz.
O Esenköy'deki tesislere geldiğinizde Yalovalıları o tesislerin
önüne yığacağım. Partili partisiz herkesi, hatta AKP'lileri en öne
alacağız ve hâlâ bu önergeyi kabul etme şansınız var. Diyorsanız ki,
Cumhuriyet Halk Partisinden 5 milletvekili önerge verdi, biz iktidar
partisiyiz… Ben önergemi geri çekiyorum. Hadi siz verin önerge. Sayın
Fatsa, siz Yalova'yı yakından bilen bir milletvekilimizsiniz. AKP'nin
içerisinde Grup Başkan Vekilisiniz, Yalova'da malınız mülkünüz
var, orada öğretmenlik yaptınız. Ben önergemi geri çekiyorum, Sayın
Fatsa, 4 AKP milletvekiliyle birlikte bir önerge versinler, biz kabul
oyu verelim, Yalova üniversitesine kavuşsun diyorum.
HASAN KARA (Kilis) -
Sırasıyla…
MUHARREM İNCE (Devamla)
- Hâlâ, düşünme şansınız var diyorum, hepinize saygılar, sevgiler
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın İnce.
Şahsı adına, Sinop
Milletvekili Sayın Cahit Can.
Buyurun Sayın Can.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
CAHİT CAN (Sinop) - Sayın
Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1414 sıra sayılı yükseköğretim
kurumu kanun tasarısı hakkında söz almış bulunmaktayım. Ek 74'üncü
maddeyle belirlenen Sinop Üniversitesi hakkında söz almış bulunmaktayım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
hepinizin bildiği gibi, Hükûmetimiz geçen sene 15, bu sene 17 ve 7
tane de vakıf üniversitesiyle birlikte 39 üniversiteyi hayata geçirmiştir.
Şimdi, tabii, kolay bir durum değildir muhalefet açısından. Üniversiteler
iller içerisinde en önemli, gerçekten hayati çalışmalardır eğitim
açısından. Bunlardan bir tanesi de Sinop ilidir. Sinop, hep halk tarafından,
eğitim, kültür ve turizm şehri olarak bilinmektedir. Sinop halkı da
heyecanla üniversitesini beklemekteydi. Hatırlarsanız, geçen
sene on beş üniversite kurulurken, üniversite kuruluşuyla ilgili
kriterler aranırken, gece sabahlara kadar burada konuşmuştuk. Hatta,
şahsım itibarıyla, gece üçte bu kürsüden konuştuğumu biliyorum.
Yurt dışından Sinoplu hemşehrilerimiz ve diğer hemşehrilerimiz
hepsi bizi izliyordu. Şimdi, aynı heyecanla, aynı coşkuyla, Sinop'ta
ve dünyanın muhtelif ülkesinde, büyük şehirlerimizde on yedi ilin
bütün hemşehrileri bugün Parlamentoyu dinlemektedir. Çok önemli
bir yasayı çıkarıyoruz. Üniversitelerimiz hayırlı olsun, milletimize,
devletimize hayırlı olsun.
Şimdi, biraz önce, Yalova
Milletvekilimiz Sayın İnce buradan Sinop adına konuşmaya çalıştı,
ama konuşmanın tamamını Yalova'ya ayırdı. Ben şahsen, Sayın Altay'ın,
burada, bu güzel coşkulu günümüzde Sinop'umuzun, halkımızın böyle
güzel, önemli bir gününde bu kürsüden konuşmasını beklerdim. Ancak,
ne yazık ki, her zaman olduğu gibi, liderinden alışmış olacak ki, bir
yerlere şikâyete gidiyor. Şimdi, gerçekten çok üzülüyorum. Niçin
şikâyete gidiyor?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Nükleeri…
CAHİT CAN (Devamla) -
Dünyanın her kesiminin kullandığı, sanayide kullandığı, enerji
ihtiyacı olan nükleer güç santraliyle ilgili şikâyete gidiyor. Peki,
Sinop'a nasıl geleceksin? Ben merak ediyorum, o sandıklar ortaya
konduğu zaman halka ne diyeceksin? Yani, nükleer güç santralleri
bu memleket için hayati önem taşırken, enerji ihtiyacını karşılarken
siz ne diyeceksiniz? Zaten üniversite kurulmasaydı "Üniversite
kurmadılar." diyecektiniz. Peki, şimdi ne diyeceksiniz? Her
türlü çalışmayı yapıyoruz, gayret ediyoruz, ama maalesef, birileri
hayatında hiçbir şey yapmadan, velvele vererek ülkeyi kaosa sürüklemek
istemektedirler.
Şimdi, burada, Sayın
Altay öğleden önce konuştu, gerginlikten bahsetti, hatta, merak ettim,
tarikatlardan bahsetti eğitimde. Ben Sinop'un hiçbir okulunda tarikat
desteğinin olduğunu görmedim, bilmiyorum. Varsa bildiği böyle
bir eğitim kurumu bize de bir söylesin, biz de gerekli önlemleri alalım.
NECATİ UZDİL (Osmaniye)
- O Türkiye milletvekili.
CAHİT CAN (Devamla) -
Yani, burada kalkıyor, olmadık şeyleri, velveleye vererek, ortalığı
gererek, aynen Sayın Baykal gibi yaparak… Ben, şahsen bir milletvekili
olarak üzülüyorum. Yani, kendisiyle gerçekten çok samimi bir arkadaşız,
anlamakta güçlük çekiyorum. Seçim atmosferine girerken…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Samimi arkadaş böyle yapmaz, arkadan vurmaz, arkadan
vurmaz.
CAHİT CAN (Devamla) -
Arkadan vurmam ben. Bak, burada olması gerekirdi.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Burada olmayan insan hakkında böyle konuşamazsın, burada
olmayanın arkasından böyle konuşamazsın. Ayıp, ayıp!
CAHİT CAN (Devamla) -
Şimdi burada olması gerekirdi sayın kardeşim. Bak, velvele ediyorsun,
sen de aynı üsluptasın.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Ayıp, ayıp! Bu ne samimiyet?
BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu,
lütfen…
CAHİT CAN (Devamla) -
Şimdi ben ne anlatıyorum? Nükleer güç santralleriyle ilgili hiçbir
kimsenin endişesi yok. Ben demiştim ki geçen hafta burada, nükleer
güç santrali çıkarılırken dedim ki arkadaşıma: "Gidin, PTT misafirhanesinde
bir sürü bilgi, belge, doküman bu konularla ilgili var." dedim.
Bir gün adımını atmayacaksın, insanlarımız oraya zaten geliyorlar,
inceliyorlar, araştırıyorlar, siz gitmeyeceksiniz, hem bilgi edinmeyeceksiniz
hem bilgi eksikliğinden hem de insanlarımızı yanlış yöne yönlendireceksiniz
ve Sayın Cumhurbaşkanımızı da bugün meşgul edeceksiniz. Böyle bir
şey olabilir mi? Yani, Sayın Cumhurbaşkanımız sizden mi akıl alacak?
Yani, dünyayı bilmiyor mu Sayın Cumhurbaşkanı? Dünyanın gerçeğini
bilmiyor mu? Ama, siz gelseydiniz, bugün, gerçekten, üniversite konusunda,
hepimizin, coşkuyla, heyecanla beklediği bu çalışmaya burada katılsaydınız
da birlikte coşku yaşasaydık olmaz mıydı?
Bakınız "Avrupalı
İş Adamları Derneği" dediğimiz ASİDER iş adamları derneğimiz,
eğitim fakültesinin temelini atmıştı, binayı bitirdik.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Can,
sözlerinizi toparlar mısınız.
Buyurun.
CAHİT CAN (Devamla) -
Milletimizin katkısının olduğunu biliyorsunuz. Bir ilçemizde, Tekel
binalarını, millî eğitime katkı sağladık, oraya kattık ve Sinop Üniversitesinin
altyapısını oluşturduk. Şimdi, inşallah, beş yüz yataklı, Kredi
Yurtlar Kurumunun öğrenciyle ilgili yurdunu da, inşallah, programa
aldık, yakında ihalesi verilecektir. Şimdi, fakültelerimizle
birlikte, dört tane fakültemiz var, beş tane yüksekokulumuz var, inşallah,
üniversitemiz kurulduktan sonra, turizm işletmeciliği, otelcilik
yüksekokulunu da inşallah oluşturacağız Sinop'ta.
Şimdi "Sinop, eğitim
şehri" dedik. İşte eğitimi getiriyoruz. Turizm diyoruz, Karadeniz'in
yedi tane iline yedi tane beş yıldızlı oteli, inşallah, yapacağız.
Yani, turizmle ilgili ne eksiklik yaptık? Sinop'taki çalışmaları
biliyorsunuz. Sevgili vatandaşlarımız da çok iyi biliyor. Yıllardır
kapalı olan arkeoloji müzesini bizim dönemimizde açtık. Her türlü
çalışmayı yapıyoruz. Gerek kültürel yönden gerekse eğitim yönünden,
turizm yönünden bütün çalışmaları yapıyoruz. Milletimizin gözü
aydın. Sinop gelişiyor, Sinop büyüyor, kimse bundan rahatsız olmasın.
İnsanımıza iş, ekmek, aş, istihdam ediyoruz. Zaten, kalkınmada öncelikli
illerden birisiydik. Oraya, organize sanayiden insanlarımız, insanlarımıza
iş, ekmek götürüyor. Ama, nükleer güç santraliyle birlikte, inşallah,
insanımızın, ne kadar, diğer illere ve Avrupa'ya göç edişini de engellemiş
olacağız ve Sinop insanımızın da, Allah'ın izniyle geri dönüşünü
sağlayacağız, bundan kimse endişe etmesin.
Biz Sinop'u seviyoruz,
ülkemizi seviyoruz.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Can, teşekkür
eder misiniz Genel Kurula.
CAHİT CAN (Devamla) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
On yedi üniversitenin
oluşumunda, başta Sayın Başbakanımız olmak üzere Millî Eğitim Bakanımıza
ve Kabine üyelerine, Millî Eğitim Komisyonu, Plan ve Bütçe Komisyonu
üyelerine ve siz sayın milletvekillerimize, hepinize ayrı ayrı
teşekkür ederken… Bu ihtiyacı birinci ayın 7'sinde, 2004 yılında bir
kanun teklifi vererek gündeme getirmiştim.
NECATİ UZDİL (Osmaniye)
- Bravo sana! Tebrik ediyoruz!
CAHİT CAN (Devamla) -
Hatta, bu kürsüden zaman zaman üniversite kurulmasıyla ilgili konuşmalar
yaptığımı Sinop toplumu ve halkımız da bilmektedir.
NECATİ UZDİL (Osmaniye)
- Sayende kuruldu!
CAHİT CAN (Devamla) -
Ve ben hayırlı uğurlu olsun diyorum. Hepinize saygılarımı sevgilerimi
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Can.
Şahsı adına ikinci
söz, Sinop Milletvekili Sayın Mustafa Öztürk'ün.
Buyurun Sayın Öztürk.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
MUSTAFA ÖZTÜRK (Sinop)
- Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; bugün görüşmekte olduğumuz,
on yedi ilimiz için kurulacak üniversite yasasıyla alakalı söz almış
bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekillerimiz,
bugün on yedi ilimizde de, on yedi ilimizin halkı da büyük bir heyecanla,
coşkuyla, bugün çıkacak olan üniversite yasasını dikkatle izlemekteler.
Sinop ili hemşehrilerimiz
de, gerek il dışında yaşayan Sinoplular gerekse Sinop'taki il, ilçe
ve köyümüzde yaşayan hemşehrilerimiz de büyük bir dikkatle ve heyecanla
bugünkü görüşmeleri takip etmekte ve illerine kazandıracağımız
üniversiteyi -özlemle, heyecanla- Meclisimizin kararını beklemektedirler.
Değerli arkadaşlar,
Sinop, küçük, 30 bin nüfuslu il merkezi olan, Karadeniz'imizin ve Türkiye'mizin
en uç noktasında çok şirin bir ilimiz. Sinop'umuzun büyük bir kısmı
yurt dışında. Avrupa'da büyük bir nüfusu olan, İstanbul'da, gurbette
büyük bir nüfusu olan bir il, yani göç vermiş bir ilimiz ve yıllarca,
Sinopluların, yurt dışındaki hemşehrilerimizin, İstanbul'daki
ve il dışındaki bütün Sinopluların özlemi, Sinop'a bir üniversiteyi
sağlamak, Sinop'u bir üniversiteye kavuşturmak olmuştur. Bütün özlemleri
ve beklentileri bu olmuştur, yıllarca bu dillendirilmiştir, bu beklenti
içinde olmuşlardır, fakat bugüne kadar bu kısmet olmamıştır. Bugün,
inşallah, bu gerçekleşmiş olacak bu yasa çıktığı takdirde.
AK Parti Hükûmetleri,
iktidarları dört buçuk beş yılın içerisinde, girdiğimiz bu tarih itibarıyla,
ülkemize 32 devlet, 7 vakıf üniversitesi kazandırmıştır. AK Parti
İktidarı, Sinop ilimize de bugün, inşallah, bir üniversiteyi kazandırmış
olacak. Bütün bu on yedi ilimizle beraber Sinop ilimiz de tarihî bir
olaya, inşallah, sahip olacak ve büyük bir hizmet götürülmüş olacak.
Sinop'un geleceğiyle alakalı çok önemli bir karar olacak bugünkü yasa.
Bu çalışmalarla, tabii, Hükûmetimizin siyasi iradesi, başından beri
iktidarımızın bütün illerde üniversite kurulmasıyla alakalı
iradesi büyük ölçüde gerçekleşmiş olacak. Dokuz tane ilimiz kalıyor
geride, inşallah, onları da bundan sonraki iktidarlarımızda, altyapıları
temin edildiğinde, hazır hâle geldiğinde, inşallah diğer dokuz ilimiz
de üniversitesine kavuşmuş olacak ve Türkiye'de bütün illerimizde
üniversite olmuş olacak.
Değerli arkadaşlar,
Sinop ili, sanayiye müsait bir il değil. Dağların eteğinde, deniz
kıyısında, ülkemizin en kuzeyinde uç noktada, küçük, şirin bir il.
Deniziyle, koylarıyla ve ormanlarıyla mükemmel bir il. İnşallah
ulaşım problemlerini çözüyoruz ilimizin ve deniziyle, ormanıyla
turizme gayet müsait bir il. Sinoplunun beklentisi, Sinop'un gelişimi,
Sinop'un kalkınması, Sinop insanının refah düzeyine büyük katkı
sağlayacak olan ve bir eğitim kenti olması yolunda üniversitenin
büyük katkı sağlayacağı aşikâr. İlimiz, turizm bir, eğitim iki…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, konuşmanızı
tamamlar mısınız.
MUSTAFA ÖZTÜRK (Devamla)
- Sinop ili, Sinoplular, bir, eğitim; iki, turizm açısından, bu iki noktaya
çok önem veriyor ve tersaneleriyle, eğitimiyle, turizmiyle, inşallah
gelecekte, güzel, gelişmiş, hareketli ve halkıyla mutlu bir il olacağını
bekliyor.
Değerli arkadaşlar,
şu anda, altyapı olarak, kurulacak olan Sinop Üniversitesinin, 3
tane fakültemiz çalışmaktadır, 1 tane fakültemizin binaları,
altyapısı hazır hale gelmektedir, 4 fakülte, 6 yüksekokulu vardır.
Altyapı olarak, yurt ihalelerimiz devam etmektedir. Altyapı
olarak hazır bir hâldedir. İnşallah diğer ilçelerimizde de bu faaliyetler
devam edecek ve halkımızın katkılarıyla altyapı çalışmaları yapılacak.
Üniversitemiz kurulduğu takdirde, fakültesi olmayan ilçelerimizde,
yüksekokulu olmayan ilçelerimizde de bu okullar önümüzdeki yıllarda
açılacak, Sinop tam bir eğitim şehri hâline, inşallah, gelecektir. Onu
umut ediyoruz, temenni ediyoruz.
Ben, bütün Sinoplu
hemşehrilerimin özlemi ve beklentisi olan Sinop Üniversitesine
kavuşmuş olmalarından dolayı onları kutluyorum, hayırlı olmasını
diliyorum. Hem yurt dışında hem İstanbul'daki -ağırlıklı- hemşehrilerimiz
de bunu büyük bir özlemle bekliyorlardı, onlara da hayırlı olsun
diyorum. Diğer on yedi ilimizin halkına da hayırlı olsun diyorum.
İnşallah, kurulacak bu üniversitelerin ülkemize, ülkemizin gelişimine
büyük katkı sağlayacağını ve bu iktidarımızın, AK Parti Hükûmetinin
tarihî bir görev ifa etmiş olduğunu ifade ediyor, bu konuda Sayın
Başbakanımıza, Hükûmetimizin üyelerine, Değerli Millî Eğitim Bakanımıza,
komisyonlarımıza teşekkürlerimi hemşehrilerim adına ve şahsım
adına arz ediyorum ve tüm milletvekillerimize teşekkür ediyorum,
oylarıyla bu yasayı geçirecek oldukları için.
Hepinize saygılar,
sevgiler sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Öztürk.
Sayın milletvekilleri,
madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sinop Üniversitemiz hayırlı olsun. (Alkışlar)
Ek madde 75'i okutuyorum:
Siirt Üniversitesi
EK MADDE 75- Siirt'te Siirt Üniversitesi adıyla bir üniversite
kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Rektörlüğe bağlı
olarak kurulan Fen-Edebiyat Fakültesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
ile Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne
bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe
bağlanan Eğitim Fakültesinden,
b) Dicle Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulundan,
c) Dicle Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu
ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan,
ç) Rektörlüğe bağlı
olarak kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına, Malatya Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt
Aslanoğlu.
Buyurun Sayın Aslanoğlu.
CHP GRUBU ADINA FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, yüce Meclisin çok değerli
milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum.
On yedi üniversitenin
ve içerisinde, şu anda söz aldığım Siirt Üniversitemizin ülkemize
hayırlı olmasını diliyorum ve bu üniversiteden dolayı Siirtlileri
kutluyorum ve Siirt halkına hayırlı olsun.
Değerli milletvekilleri,
tabii, üniversiteler bir ilim, bilim yuvası. On yedi değil yüz on yedi
kuralım, ama altyapısıyla, ama sosyal tesisleriyle, ama kampüsleriyle.
Amerika'da üç bin tane üniversite var arkadaşlar, üç bin üniversite
var. Dünyanın her tarafından insanlar gidip orada eğitim görüyor. Ben
dilerim ki, Türkiye'deki üniversiteler de dünyanın her tarafından
gelen eğitim yuvaları olsun. Dünyanın her tarafından gelen ve… İngiltere
ekonomisinin, Amerikan ekonomisinin yüzde 10'luk kısmı sadece eğitimden
gelen kaynaklarla…O kaynaklar geliyor. Dünyanın her tarafından bir
sürü insan… Bugün, Türkiye'den sadece yüz bin çocuk okuyor Amerika'da.
Yani, Amerikan ekonomisinin önemli bir kısmı, dünyanın her tarafından
gelen insanların bıraktığı parayla dönüyor. Ben diliyorum ki, Türkiye'de
de bu üniversitelerimiz dünyanın her tarafından gelen, aranılan
üniversiteler olsun.
Tabii, ben, burada
gençliğimiz, geleceğimiz… Ben hâlâ bağıracağım bu konuda. Biz, bu üniversiteleri
kuruyoruz. Bizim bu üniversitelerde lisan eğitimi vermemiz çok mu
zor arkadaşlar? Ben, bunu hâlâ kavramış değilim. Ben, hâlâ kavramakta
güçlük çekiyorum. Bugüne kadar uygulanmamış. Üniversitede okuyan
her bir gencimiz, üniversite okuyan, üniversiteyi bitiren hepimizin
çocuğu var arkadaşlar. Bunlara, en az ilköğretimden liseye kadar
bir yabancı dil, liseden sonra, üniversitede ikinci yabancı dili
öğretmek çok mu zor? Bizim çocuklarımıza bu eğitimi vermek çok mu
zor? Ama, bu bir hedef meselesi, bu bir anlayış meselesi. (AK Parti
sıralarından "çok zor" sesi)
Hemen, çok zor deyip
geçiştiriyorsunuz.
Arkadaşlar, bizim çocuklarımızı
bundan mahrum kılmaya kimsenin hakkı yoktur. Dün bırakmışlarsa, çocuklarımızı
katletmişler, hâlâ bugün bırakıyorsak, katlediyoruz çocuklarımızı.
ALİM TUNÇ (Uşak) - Sokmuyorlar,
şimdi sokmuyorlar!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Değerli milletvekilleri, hepinize yalvarıyorum. Üniversiteyi
bitiren benim bir evladım, bir oğlunuz, bir kardeşiniz eğer iki lisan
bilirse, bu insan dünyanın her tarafında ekmeğini çıkarır arkadaşlar.
Dünyanın her tarafında ekmek bulur arkadaşlar. Ama, biz, her nedense,
bu yabancı dille eğitimi hep kulak ardı ediyoruz. Çok mu zor arkadaşlar?
Bir yerinden başlayalım.
Bu on yedi üniversiteyi
kuruyorsunuz veya geçen hafta, beş tane vakıf üniversitesi kurduk.
Burada, hepinize âdeta yalvardım, "Gelin, bu vakıf üniversitelerine
hazırlık sınıfını mecbur kılalım." dedim. Bu beş büyük vakıf
üniversitesi, kuranlara teşekkür ettik, ama, gelin, bundan sonra
kurulacak her üniversite, hazırlık sınıfı olmayan ve o dört yıllık
veya beş yıllık süreçte İngilizce eğitimini, çok iyi yazıp, çok iyi
okuyacak İngilizce eğitimini alan bir çocuğu biz yaşama bırakırsak,
bu çocuk her tarafta ekmeğini bulur arkadaşlar.
Değerli milletvekilleri,
hiç birbirimizi kandırmayalım. Üniversite mezunu insanlar, Adalet
Bakanlığında infaz koruma memuru sınavına giriyorsa bir avukat,
ekmek bulamıyorsa, yani birtakım gerçekleri de lütfen, popülizmle
değil, burada hepimiz görelim. Hepinizin çevresinde arkadaşlar
var. Yani, burada gençler var, üniversiteyi bitirmiş on binlerce,
yüz binlerce gencimiz hepinize geliyor arkadaşlar. Asgari ücretle,
ekmek eğer bugün bulursa dünyanın en mutlu insanı oluyor arkadaşlar.
Ya, bu gerçeği göz ardı etmeyelim.
Biz, on yedi üniversite,
on beş açtık, on yedi daha açıyoruz. Ama, bunlar, buradan mezun olacak
çocuklar, buradan mezun olacak gençlerimiz hâlâ ekmek bulmakta zorluk
çekecekse, bunlara en iyi eğitim verilmeyecekse, bunlara bir şekilde
hiçbir lisan eğitimi verilmeyecekse, biz bu gençlere yazık ediyoruz.
Lise mezunu, modern lise mezunu gençler yaratıyoruz arkadaşlar.
Elinde bir tek üniversite diploması olacak arkadaşlar. Ama, bu insanlar
nerede ekmek bulacak?
Sayın Bakanım, gelin,
belki, arkadaşlar inanmıyorsanız, bunu her yerde… Şu, başlangıçta
her üniversiteye mutlaka hazırlık sınıfları açtıralım. Etmeyin,
tutmayın, yazık ediyoruz bu çocuklara. Bir yerinden başlayın, bu size
nasip olsun o zaman. Her şeyi de…
TEVFİK AKBAK (Çankırı)
- YÖK'e söyleyin.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - YÖK ile ilgisi yok beyefendi. YÖK ile hiçbir ilgisi yoktur.
Siz, kanunu çıkarırken, burada, örneğin "Siirt Üniversitesi
mutlaka yabancı diller yüksekokuluyla başlayacak" dediğiniz
zaman, YÖK… YÖK'ü engel görmeyin. Sakın ola ki, sakın ola ona sığınmayın.
Burada, bu Meclis bir karar aldığı zaman "mutlaka her üniversite,
ilk yıl yabancı dille hazırlık sınıfında okuyacaklar" diye, nasıl
ÖDTÜ'de, nasıl Hacettepe'de, nasıl Bilkent'te, nasıl Koç'ta, nasıl Sabancı
Üniversitesinde… Yani o çocukların, benim öbür Siirt Üniversitesinde
okuyan çocuğumun ondan ne eksiği var? Ama onun parası yok, öbürünün
parası var. Etmeyin, tutmayın.
TEVFİK AKBAK (Çankırı)
- Kayısıya gel, kayısıya.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Sayın Milletvekilim, ben burada ilim anlatıyorum, bilim
anlatıyorum. Dalga geçmenin gereği yok. Ben size, âdeta, bu çocuklar
için yalvarıyorum. Âdeta, bu çocuklara… Ama, bu lisan öğrenmeyi siz
kavrayamıyorsanız, ben… (AK Parti sıralarından gürültüler ) Neyi
geç efendim? Ben, hepimizin çocuklarına İngilizce öğretmenin, yani,
bu çocukların İngilizce bilmesinin, yarın, geleceklerinde büyük
fayda olacağını söylüyorum, hâlâ siz oradan, bana "kayısıya
gel" diyorsunuz.
Ben, arkadaşlar, bunun
çok acısını çektim.
MEHMET CEYLAN (Karabük)
- Güzel, güzel. Devam et Hocam.
MUSTAFA NURİ AKBULUT
(Erzurum) - Çalış, öğren, ne var?
BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu,
siz Genel Kurula hitap edin.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Vallahi, ben sizi Yüce Allah'a havale ediyorum, çocuklarınız
adına, çocuklarınız adına! Bir şeyi çok iyi kavrıyorsunuz, içinizden
istiyorsunuz, ama her nedense, ne hikmetse, hesabınıza niye gelmiyor?
Bunu anlamakta güçlük çekiyorum ve o çocuklarınızın, gelecekteki
tüm Türk çocuklarının vebali, günahı hepinizin boynuna olsun.
Değerli arkadaşlar,
bak, tekrar özetliyorum: Gelin, bu on yedi üniversiteyi kurarken,
hiç değilse bu çocuklar şanslı olsun; hiç değilse bu çocuklar, Türkiye'deki
beş altı üniversitede okuyan çocuklar kadar bunlar şanslı olsun. Çok
mu zor? Bu kadar mı beceriksiziz? Eğer biz bu beceriyi gösteremiyorsak,
bize yazıklar olsun! O zaman, neyin hesabını görüyoruz?
ALAETTİN GÜVEN (Kütahya)
- Türkçe'yi ne zaman öğreteceğiz?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Değerli milletvekilleri, işsizler ordusu yaratıyoruz.
Eğer bu çocukları nitelikli yetiştiremezsek, eğer bu çocukları
iyi eğitemezsek, iyi lisan eğitimi veremezsek, bunlar hepsi birer
işsizler ordusu olacak. Gönderin bazı kurumlara, iş müracaatına;
okuyun gazetelerde, pazar günleri gazetelerin iş ilanı sayfalarında.
Diyor ki: "Sadece" diyor, "şu üniversitelerden alırım."
diyor; üç üniversite sayıyor, iki üniversite sayıyor. Öbür çocuklarımızın
kabahati ne? Öbür çocuklarımızın suçu ne arkadaşlar? Yani, lise
mezunu gibi üniversite mezunu işsizler ordusu yaratmayalım. Gelin,
rica ediyorum sizden, Sayın Bakan, çocuklarımızın geleceği açısından
defalarca konuşacağım arkadaşlar. Bunu hepiniz kabul edene kadar,
sonuna kadar bunu savunacağım, çocuklarımız için savunacağım,
Türkiye'deki gelecekteki çocuklarımız için savunacağım. Hatta,
ilköğretimden başlamak üzere… Defalarca gündeme getirdim. Meclis
Genel Kurulu benim bir kanun teklifimi kabul etti, ama, iki yıldır
getirmiyorsunuz arkadaşlar, iki yıldır getirmiyorsunuz.
Onun için, ben, Siirt
Üniversitesinin tüm Siirtlilere hayırlı olmasını diliyor, hepinize
saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Aslanoğlu.
Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına, Ordu Milletvekili Sayın Eyüp Fatsa.
Buyurun Sayın Fatsa.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
görüşülmekte olan 1414 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın ek 75'inci
maddesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle
Başkanlık makamını ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Ek 75'inci madde, Siirt'te
bir üniversite kurulmasını içeriyor. Ben, diğer kurulan üniversitelerle
beraber, Siirt'te kurulacak yeni üniversitenin bölgemize, ülkemize
ve Siirt ilimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Değerli arkadaşlar,
üniversitelerle ilgili ne düşündüğümü, ne anladığımı, nasıl olması
gerektiğini 6'ncı madde üzerindeki yapmış olduğum konuşmalarda
sizlerle paylaşmıştım. Bu, 6'ncı madde üzerinde yapmış olduğum konuşmadaki
görüşmelerime ilaveten bazı düşüncelerimi de bu vesileyle sizlerle
paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar,
bazı arkadaşlarımız, kurulacak üniversitelerin, yeni kurulacak
üniversitelerin altyapı ve teknik altyapısının hazır olmadığını,
kaynaklarının yetersiz olduğunu, öğretim elemanı ve fiziki yeterliliğin
bulunmadığı gibi gerekçelerle bunların siyasi bir yatırım olduğunu,
dolayısıyla, kurulacak illere çok fazla bir şey getiremeyeceği
gibi, gerçeği yansıtmayan görüş ve düşünceler ortaya koyuyorlar.
Doğrusunu isterseniz, biraz önce, benden önce konuşan arkadaşımı
da dinlediğimde tekrar üzüldüm.
Değerli arkadaşlar,
eğer üniversitelere sadece ekonomik katma değer sağlayan, ekonomik
getirisi olan kurumlar ve müesseseler olarak bakarsak, üniversite
gerçeğini anlamadığımızı, algılayamadığımızı bir kere daha
ifade etmek istiyorum. Elbette ki, ekonomik katma değer sağladığı
bir gerçektir, ama, bunun ötesindeki sağlamış olduğu katkılar ekonomik
katma değerle mukayese edilemeyecek kadar da önemli ve çok daha büyüktür.
Üniversitelerden
esas bizim kazancımız, ülkemizin kazancı, geleceğe yönelik, yetişmiş,
vasıflı, bilgiyle, ilimle, irfanla teçhiz edilmiş, donanmış nesiller
ve gençler yetiştirmektir. Bunun kazancı, ekonomik kazançla mukayese
edilmeyecek kadar önemli ve büyüktür. Bir söz var eğitimle ilgili
söylenmiş, bir atasözüdür veya bir başka ülke kaynaklı bir atasözü
de olabilir: "Eğitimi pahalı bulanlar cehaletin bedeline katlanır."
Eğitime yapılan yardımın ekonomik tarafı, parasal yönü, maddi yönü
hiçbir zaman hesap edilmez. Eğer hesapları böyle yaparsak geleceğimize
ve nesillerimize yazık etmiş oluruz.
Değerli arkadaşlar,
özellikle muhalefete mensup konuşmacı arkadaşlarımız, dokuz
ilin neden ihmal edildiğini, neden dokuz ile bu tasarıyla beraber
üniversite kurulmadığını, dolayısıyla bunun bir haksızlık olduğunu
ifade ediyorlar. Bakın, biz on beş ille ilgili üniversite kanun tasarısını
Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirdiğimizde de şöyle
söyleniyordu: "İşte, siz, bir on beş üniversite daha kuracaksınız,
bunu kamuoyuyla paylaştınız. Neden bunları da beraber getirmediniz?"
diye söylemişlerdi. Biz, o gün yapmış olduğumuz konuşmalarda, bu
kurulacak, şimdi kanununu çıkarttığımız on yedi üniversitenin
daha altyapı olarak yeterli seviyeye gelmediğini, altyapısı tamamlandığında
derhal bununla ilgili de kanun tasarısının Türkiye Büyük Millet
Meclisinin gündemine geleceğini o gün söylemiştik. Şimdi o gün
söylediğimizi yapıyoruz. Şimdi o gün söylediğimizi yapıyoruz.
Değerli arkadaşlar,
dokuz il, henüz yeterli altyapıya sahip olamayan Yalova, Ardahan,
Hakkâri, Gümüşhane, Bayburt, Şırnak, Iğdır, Tunceli ve Bartın illerimizdeki
vatandaşlarımıza da buradan seslenmek istiyorum. Hükûmetimiz,
başta Millî Eğitim Bakanlığımız olmak üzere, bu dokuz ilde üniversite
kurulmasıyla alakalı altyapı çalışmalarını hızla tamamlamak
üzeredirler. Nasıl on beş üniversite kanun tasarısı -ki, içinde benim
ilim de vardı- burada görüşülürken, şimdi görüştüğümüz on yedi üniversiteye
atıfta bulunmuşsak, on yedi üniversite kanun tasarısı şimdi Türkiye
Büyük Millet Meclisinde kanunlaşırken, buradan dokuz ilimizin milletvekillerine
ve dokuz ilde yaşayan vatandaşlarımıza, açık yüreklilikle, hiç
kimse merak etmesin, dokuz ilde üniversite açmak da üniversite kanunu
tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisine getirip kanunlaştırmak
da bizim boynumuzun borcudur. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Efendim, bunun güvencesi
nedir? Türkiye seçime gidiyor, bunun güvencesi nedir? Bunu güvencesi
şudur: Yaptıklarımız, söz verip de yerine getirdiklerimiz, gerçekleştirdiklerimiz,
yapacaklarımızın da teminatıdır ve güvencesidir. Herkes bundan
dolayı müsterih olsun, hiç kimse bundan dolayı bir vehime kapılmasın.
22 Temmuzdan sonra da inşallah yine burada olacağız, yine burada
olacağız ve bıraktığımız yerden bu hizmetleri eksiksiz tamamlamak
üzere, milletten aldığımız yetkiyle, sorumluluğumuzu ve görevimizi
icra etmeye ve bu aziz millete hizmet etmeye devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlar,
ben, özellikle, bu vesileyle, bir iki ille alakalı da arkadaşlarımız
konuştuğu için cevap vermek, eksik bilgileri tamamlamak istiyorum.
Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt burada konuştu, neden Ardahan'ın
bu kapsam içerisinde değerlendirilmediğini söyledi. Tabii, ben,
Sayın Ensar Öğüt'ün önce Hükûmetimize, sonra da hassaten Sayın Bakanımıza
teşekkür etmesini isterdim. Niye? Belki Türkiye'de ilk defa Beşerî
İlimler ve Edebiyat Fakültesi bizim Hükûmetimiz zamanında kanunlaştırılmıştır
ve Bakanlar Kurulundan geçmiştir. Maliye, Devlet Planlama, Devlet
Personelle ilgili bütün ne kadar gerçekleştirilmesi gereken çalışma
varsa bizzat da Millî Eğitim Bakanımız tarafından takip edilmek üzere
gerçekleştirilmiştir. Bu Hükûmet tarafından Ardahan'da bir Beşerî
Bilimler ve Edebiyat Fakültesi kurulmuş. İlin milletvekilinin,
biz beklerdik ki, ile yapılan bu hizmetten dolayı, en azından nezaketen
Hükûmetimize ve bu çalışmayı yürüten Millî Eğitim Bakanımıza teşekkür
etsin.
Sayın Muharrem İnce,
Yalova Milletvekilimiz. Tabii, aynı şeyi Sayın Muharrem İnce için
de söyleyebilirim, daha fazlasını söyleyeceğim. Evet, ben Yalova'yı
çok iyi biliyorum. Yalova'da çok saygıdeğer arkadaşlarım ve dostlarım
var. Siyasi kanaati, dünya görüşü, etnik kökeni ne olursa olsun,
çok sayıda Yalovalı dostum ve arkadaşım var. Yirmi-yirmi beş seneden
beri de Yalova'yla içli dışlı olan bir arkadaşınızım.
Tabii öncelikle,
isimlerini vermiyorum, ama millî eğitim il müdürlüğüne ve valiliğe
müracaat ederse… Ben, Yalova'da öğretmenlik yaptım. Elbette ki öğretmenlik
yaptığım yere karşı bir vefam vardır, bir borcum olduğuna da inanıyorum.
Başta Fatih Lisesi olmak üzere Yalova'nın…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
EYÜP FATSA (Devamla)
- Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Bir saniye
Sayın Fatsa.
EYÜP FATSA ( Devamla)
- Özür diliyorum.
BAŞKAN - Buyurun, konuşmanızı
tamamlar mısınız.
EYÜP FATSA (Devamla)
- …birçok ilk ve ortaöğretimdeki okullara gerek tadilat tamirat
gerek ödenek gerek teknoloji sınıfları gerekse inşaat konusunda
yardımcı olduğumu, olup olmadığımı Yalova Valiliğinden ve Yalova
Millî Eğitim Müdürlüğünden Sayın Muharrem İnce çok rahatlıkla öğrenebilir.
Bir diğer konu: Aynı
şeyi Sayın Muharrem İnce'den de beklerdim. Burada, çıkıp, bir ilin sorumlu
milletvekili olarak, AK Partililerin yolunu kesmek suretiyle
"Yalova'ya girmelerini engelleyeceğiz. Yalova'ya giremeyecekler."
demesini, doğrusunu isterseniz, siyasi nezaket ve üslupla hiç
bağdaştıramadım. Herkes, Türkiye'nin seksen bir vilayetinde olduğu
gibi, her siyasi görüşe mensup insan gönül rahatlığıyla Yalova'ya
gider. Yalovalılar misafirperver insanlardır. Misafirlerini
bağrına basmasını, onunla kaynaşmasını, kucaklaşmasını becerebilen
fevkalade nezih insanlardan oluşan bir ilimizdir. Bu ifadeyi, Yalovalılara
saygısızlık olarak kabul ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar,
yine, Yalova İktisadi İlimler ve İdari Bilimler Fakültesi bizim
dönemimizde gerçekleşmiş ve birinci ayın 6'sı 2007 tarihinde, 26395
sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Biz Yalova'yı ihmal etmiş değiliz.
Yalova'da da bir üniversite açılabilmesi için gerekli altyapıyı
oluşturma noktasında, bütün diğer iller gibi, azami gayret gösteriyoruz.
En azından, bu fakülteden dolayı, ilin milletvekili olarak, Sayın
Bakana ve Bakanlar Kuruluna teşekkür etmesini beklerdim.
Bir diğer konu: Yalova'yı,
AK Parti Hükûmeti unutmuş değildir. Bak, Yalova'yla ilgili, üniversite
noktasında düşündükleri ve gerçekleştirmek istedikleri ve çalıştıkları,
şu on yedi ilde kurulacak üniversitelerden daha ileri seviyededir.
Türk-Alman Üniversitesi… Türk-Alman Üniversitesi, Türkçe ve Almanca
eğitim verecek. Türk ve Alman Dışişleri Bakanlığı ve Türk, Alman Başbakanları
seviyesinde takip edilen ve Türkiye'de kurulmasına karar verilen
üniversitenin Yalova'da kurulmasıyla alakalı da Hükûmetimizin
tam bir kararlılığı vardır. Sayın Muharrem İnce'nin bunu bilmemesi
mümkün değil. Ayrıca, Yalova'daki hazine arazilerini tahsis etmek
suretiyle, Yalova'da...
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
EYÜP FATSA (Devamla)
- Sayın Başkan, son bir iki cümle… Çok özür diliyorum, zamanı aştım.
BAŞKAN - Peki, buyurun.
EYÜP FATSA (Devamla)
- Yalova'da vakıf üniversitesi kurma noktasında da çok sayıda eğitime
duyarlı vatandaşımızın Yalova için müracaat yaptığını, Hükûmetle
bu görüşmelerin devam ettiğini, yer tahsisi ve bu işin sonuçlanma
noktasına geldiğini de ben, bu vesileyle, hem Türk-Alman Üniversitesinin
hem de Yalova'da kurulacak vakıf üniversitelerinin -üniversitesinin
demiyorum, üniversitelerinin- bu arada da kurulması bitmiş olan
İktisadi İdari Bilimler Fakültesinin, Meslek Yüksekokulunun, Yalovalılara,
Yalovalı hemşehrilerime, Yalova'nın eğitim, kültür, bilim, sosyal
ve sanat hayatına hayırlı olmasını temenni ediyor, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Fatsa.
Şahsı adına Siirt Milletvekili
Sayın Öner Gülyeşil.
Buyurun Sayın Gülyeşil.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
ÖNER GÜLYEŞİL (Siirt)
- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1414 sıra sayılı
Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın
Siirt'te üniversite kurulmasıyla ilgili ek 75'inci maddesi üzerinde
şahsım adına görüşlerimi sizlerle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum.
Heyetinizi ve bizleri televizyonları başında büyük heyecanla
izleyen vatandaşlarımı saygıyla selamlıyorum.
En büyük düşmanımız
olan cehaleti ancak ve ancak eğitimle aşabileceğimizin bilinciyle,
okullaşma oranımızı her geçen yıl daha da artırmamız gerektiğinin
farkındayız. Özellikle, sosyal, ekonomik ve kültürel kalkınmayı
sürdürebilmemiz ve koyduğumuz hedeflere ulaşabilmemiz için yeni
üniversitelerin açılması zaruret hâline gelmiştir. Bu önemli ilke
ve tespit, bilindiği gibi Dokuzuncu Kalkınma Planı'nda da önemle
vurgulanmaktadır.
Söz konusu tasarıyla
Siirt'te kurulacak olan üniversite, Fen-Edebiyat, Mühendislik, Mimarlık
ve Dicle Üniversitesine bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
kurulacak olan Siirt Üniversitesi Rektörlüğüne bağlanacak Eğitim
Fakültesinden, yine aynı şekilde Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne
bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve yine
Rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulu ve Siirt Meslek Yüksekokulu
ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan ve nihayetinde, yine
Rektörlüğe bağlı olarak kurulacak olan Sosyal Bilimler Enstitüsü
ve Fen Bilimleri Enstitüsünden oluşacaktır.
Değerli milletvekilleri,
bu tasarıyla, Siirt dâhil olmak üzere 17 ilimizde kurulması öngörülen
üniversitelerle, ülkemizdeki üniversite sayısı 110'a yükselmiş
olacaktır. Üniversite bulunmayan illerimizde yükseköğretime
ilişkin veriler, yükseköğretime olan talep ve yükseköğretimde
okullaşma oranının yükseltilmesiyle ilgili hedefler göz önünde bulundurulduğunda,
kurulacak olan üniversitelerin memleketimizin, gençliğimizin
geleceği açısından taşıdığı hayati önem açıkça ortaya çıkmaktadır.
Değerli milletvekilleri,
yükseköğretim kurumlarını daha da yaygınlaştırıp farklı, çok sayıda
ülkeden öğrenci misafir ederek ülke ekonomisine de önemli oranda
ekonomik kaynak sağlamak mümkün olabilecektir. Oysa, her yıl binlerce
gencimiz yükseköğretim görmek üzere değişik ülkelere gitmekte ve
yurt dışına önemli oranda kaynak aktarılmasına neden olmaktadır.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; Siirt milletvekili olarak, ilimizde üniversite
kurulması nedeniyle hemşehrilerimin sevincini ve coşkusunu sizlerle
yürekten paylaşıyorum. Siirt'imizde yılların rüyası gerçekleşmektedir.
Siirt'te bayram var. Siirt tarihinde, bugünkü üniversitelere sahip
olmuş, üniversiteye eş değer birçok meslek kurulmuş ve çok insan yetiştirilmiştir.
Esasen, Siirt'te bu altyapı da zaten vardı, çünkü, bu üniversiteleri
kurma haberi, bir çağı kapatıp bir çağı başlatmak kadar ayrıca Siirt'e
de heyecan vermiştir. Bu üniversitenin, şüphesiz, ilimizin ekonomisine,
sosyal, kültürel hayatına çok büyük katkısı olacaktır. Bölgemizde
ve ilimizde kurulacak olan üniversiteler, ilim üretecek, bölgeye
ilim yayacak ve gençlerimizin bilimsel araştırmalara imza atmalarına
vesile olacaktır. Yetişecek gençlerimiz, bulundukları coğrafyada,
çalışacakları her yerde halka yol gösterecekler, ışık tutacaklar
ve aydınlatacaklardır, toplumsal kaynaşma sürecine liderlik edeceklerdir.
Ülkemizin değişik bölgelerinden gelen öğrenciler birbirleriyle
kaynaşarak -bunu altını çizerek ifade ediyorum- ülkenin ve bölgenin
topyekûn kalkınması için ortak bir hedefe yürüyeceklerdir, birlik
ve beraberliğin, güzel geleceğimizin teminatı olacaklardır.
Unutulmamalıdır ki,
ülkemizin başına bela olan terör, cehaletten ve yoksulluktan kaynaklanmaktadır.
Terörün kökünü kazıyabilmek amacıyla bilimsel kadrolar yetiştirmeli
ve bölgede yeni iş sahaları açılmalıdır. Kültürel seviyesi ve entelektüel
bilinci gelişmiş eğitimli gençlerimiz, toplumsal ihtiyaç ve gelişmelere
farklı refleksler geliştirebilir ve bölgeler arasındaki gelişmişlik
farkının ortadan kaldırılması için öncü olabilirler. Medeni ve
eğitim düzeyi yüksek çağdaş ülkelerde, şiddet ve cehaletten kaynaklanan
toplumsal zaaflara rastlanmamaktadır.
Ülkemizde demokrasi
kültürünü geliştirebilmek için eğitim düzeyinin yükseltilmesi,
olmazsa olmaz bir zarurettir. Demokrasi kültürü, ancak ve ancak
eğitim düzeyi yüksek toplumlarda kök salabilmekte ve farklı fikir
ve görüşlere hoşgörü zemini çok daha kolaylıkla sağlanabilmektedir.
Ülkemizin farklı bölgelerinde
kurulacak üniversitelerimiz, toplumumuzun ilim ve irfan kaynağı
olacaktır. Üniversitesi olmayan dokuz ile üniversite kurulması
da inşallah 23'üncü Dönem Meclise ve iktidarımıza nasip olacaktır.
Sayın Bakanım, Siirt
sizi Türk millî eğitimine ve kültürüne yaptığınız hizmetlerden dolayı
takdir ediyor ve çok seviyor. Bu yasayla da Siirtlilerin gönlüne taht kurdunuz
ve Siirt'in tarihine geçtiniz. Şükranlarımı sunuyorum. Bu hizmetin
Türkiye'mizin güzel geleceğine, memleketimize, kurulduğu illere
ve bu üniversitelerde okuyacak öğrencilerimize hayırlara vesile
olmasını canıgönülden diliyorum.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
ÖNER GÜLYEŞİL (Devamla)
- Başkanım, tamamlıyorum.
BAŞKAN - Buyurun, sözlerinizi
tamamlar mısınız.
ÖNER GÜLYEŞİL (Devamla)
- Bu tasarının kanunlaşmasından sonra bizlere, tüm hemşehrilerimize
büyük görev düşmektedir. Devlet-millet iş birliğiyle çalışmalarımızı
süratle tamamlayacağız.
Siirt de dâhil olmak
üzere on yedi ilimizde üniversitelerin kurulmasına ilişkin tasarıda
emeği geçen başta Sayın Başbakanımız, Hükûmetimiz, Sayın Millî Eğitim
Bakanımız, Komisyon Başkan ve üyelerine, iktidar ve muhalefet partisi
mensubu milletvekili arkadaşlarıma, tüm emeği geçen Millî Eğitim
Bakanlığı bürokratlarımıza, Siirt'te ve Siirt dışında yaşayan
hemşehrilerim, Siirt halkı ve 73 milyon vatandaşımız adına teşekkür
ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN -Teşekkür ederim
Sayın Gülyeşil.
Şahısları adına, Siirt
Milletvekili Sayın Öner Ergenç.
Buyurun Sayın Ergenç.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
ÖNER ERGENÇ (Siirt) -
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün, Türk millî eğitimine
kuracağımız on yedi üniversiteyle birlikte yeni bir ivme kazandırmanın
mutluluğu içerisinde bir hizmeti hep birlikte ifa ediyoruz.
Ben bu konuşmamda detaylara
girmeden, sadece iki hususa vurgu yaparak huzurlarınızdan ayrılmak
istiyorum.
Bunlardan birincisi
-her vesileyle konuştuğumuz bir şey var- bölgeler arası kalkınmışlık
farkını ortadan kaldırabilmek ve ülkeyi bir bütün hâlinde kalkındırıp
refah seviyesini bulmak meselesiydi ki, bugüne kadar ihmal edilmiş,
yükseköğretim düzeyinde ihmal edilmiş ve özellikle Güneydoğu ve
Doğu Anadolu Bölgesi'nin birçok ilinde bulunmayan üniversiteleri
bu kanun vesilesiyle gerçekleştiriyoruz ve dolayısıyla, bu problemi
ortadan kaldırabilmek, ülkede refahın yaygınlaşmasına vesile
olabilecek eğitim düzeyinin, fırsat eşitliğinin sağlanması yoluyla
ortadan farklılıkları kaldırabilmeye çok önemli bir adım teşkil
eden bu üniversiteleri on yedi ilde hep birlikte kuruyoruz. Hayırlı,
uğurlu olsun diyorum.
İkincisi, Siirt iline
kurulacak olan üniversiteyle alakalı ek madde itibarıyla huzurlarınızda
bulunurken birkaç cümle de bu bağlamda ifade etmek istiyorum. Esas
itibarıyla Siirt, yükseköğretime, üniversite öğrenimine yabancı
bir il değil. Daha 16'ncı, 17'nci yüzyıllarda, Siirt'te o günün eğitim
kurumları olan medreselerde, özellikle Tillo medreselerinde bir
taraftan dini ilimler tahsil ettirilirken, öte taraftan aynı medreselerde
matematik, fizik, kimya, biyoloji, tıp, astronomi, edebiyat gibi
bilimlerin de beraber okutulduğu, o günkü anlamda üniversite eğitiminin
yapıldığı bir kültür şehridir Siirt. Meşhur Marifetname müellifi
İbrahim Hakkı Hazretleri, işte bu medreselerde, o günün üniversitelerinde
eğitim görmüş, orada okumuş, daha sonra orada öğretim üyesi olarak,
hoca olarak ders vermiştir. Dolayısıyla, asırlar sonra bugün, Siirt'in
yeniden bilim dünyası itibarıyla, ilimle, üniversiteyle buluşturulması
ve kucaklaştırılması çok geç kalınmış bir olay da olsa, hepimizi,
bütün Siirtlileri büyük bir sevinç içine sokmuştur. Bu vesileyle,
ben, özellikle bu on yedi ilde -daha önceki on beş ilde de olduğu gibi-
ve Siirt'e kurulmakta olan bu üniversitenin altyapılarının oluşturulmasında
çok büyük gayretlerini yakinen bildiğim, şahit olduğum ve beraber
yaşadığım, çok değerli Millî Eğitim Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik
Bey'e, huzurlarınızda, Siirtliler adına, on yedi ilde yaşayan vatandaşlarımız
adına şükranlarımı, teşekkürlerimi arz ediyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Ayrıca, yine, bu konudaki
talimatlarını yakından bildiğim ve takiplerini yakından müşahede
ettiğim, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin Başbakanı ve Siirt Milletvekili
Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a da burada, huzurlarınızda, kendisiyle
birlikte bu tasarıda imzası olan çok değerli kabine üyelerinin tamamına
şükranlarımızı, saygılarımızı sunuyorum.
Ayrıca, komisyonlarda
tasarıların görüşülmesinde, öncesinde, Millî Eğitim bürokrasisinde,
bu çalışmaların yapılmasında ve bugün de Genel Kurulumuzda bu konunun
görüşülmesi sırasında katkı sağlayan, oylarıyla destekleyen siz
değerli milletvekili arkadaşlarıma, yine, hemşehrilerim adına
teşekkürlerimi sunuyorum.
Türkiye'nin aydınlık
geleceğine ışık tutacağına inandığım bu üniversitelerin, kurulacak
olan illere, ülkemize, illerimize hayırlı ve uğurlu olması dileğiyle
tekrar hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
"Bravo" sesleri, alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Ergenç.
Madde üzerindeki konuşmalar
tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Siirt Üniversitemizin
hayırlı olmasını diliyorum.
Ek madde 76'yı okutuyorum:
Nevşehir Üniversitesi
EK MADDE 76- Nevşehir'de
Nevşehir Üniversitesi adıyla bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Rektörlüğe bağlı
olarak kurulan Fen-Edebiyat Fakültesi ile Erciyes Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı Nevşehir Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik
Yüksekokulu iken adı ve bağlantısı değiştirilerek fakülteye dönüştürülen
ve rektörlüğe bağlanan Ticaret ve
Turizm Eğitim Fakültesi ile Erciyes
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan
İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesinden,
b) Erciyes Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Sema ve Vefa Küçük Sağlık Yüksekokulundan,
c) Erciyes Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu, İncekara Sağlık Hizmetleri
Meslek Yüksekokulu, Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken
adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan
Hacıbektaş Veli Meslek Yüksekokulu ile Hacettepe Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Ürgüp Sebahat ve Erol Toksöz Meslek Yüksekokulundan,
ç) Rektörlüğe bağlı
olarak kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan.
Buyurun Sayın Eraslan.
CHP GRUBU ADINA ORHAN
ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli
üyeleri; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nda değişiklik
yapan ve on yedi üniversite kurulmasıyla ilgili yasanın Nevşehir
Üniversitesiyle ilgili bölümünde grubum adına söz almış bulunuyorum.
Hepinizi şahsım ve grubum adına sevgiyle, saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım,
tabi ki ülkemiz koskoca bir ülke. Yani, her ilde bir üniversitenin
olması, artık Türkiye için doğal karşılanması gereken bir durum.
Hatta, bazı illerde de, daha da ihtisaslaşma yoluyla, farklı üniversitelerin
kurulması da düşünülmeli. Bunda bir tereddüt yok. Doğrusunu söylemek
gerekirse, güzel ilimiz, benim komşu ilim, öğrenimimin bir kısmını
yaptığım -ortaokul öğrenimimin bir kısmını yaptığım- Nevşehir ili
de üniversiteyi çoktan hak etmişti. Buradan Nevşehir'imize de, güzel
Nevşehir'imize de üniversitenin hayırlı olmasını diliyorum. Bunda
bir tereddüt yok. İki gündür neyi tartışıyoruz? Buna birazcık düşüncelerimizi
bu derinlikte dolaştıralım.
Şimdi, dün konuşan
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun iki değerli üyesi, üstelik isimlerinin
önünde akademik titr olan, akademik unvan olan iki değerli üyesi, konuşurlarken,
hep üniversite eğitiminden bahsettiler. Şimdi, umuyorum ki bu bir
sürçülisandır.
Değerli arkadaşlarım,
üniversitede eğitim olmaz, üniversitede öğretim olur. Çünkü, ben
hukukçuyum vakıa, ama bu kadarını bilebilecek bir hukukçuyum. Eğitim,
bir davranış alışkanlığının kazandırılmasıdır ve eğitim verilme belli
bir yaşla sınırlıdır. Onun için, temel eğitim okulları denilir. Yani,
lisede de kısmen eğitim, kısmen öğretimden söz etme olanağı vardır.
Üniversitede eğitim olmaz, öğretim olur, bilim ve bilimsel araştırma
olur; bilim yapılır, bilimsel araştırma yapılır. Bilginin, bilgi
teknolojilerinin ve bilgiye ulaşma yollarının öğretilmesine de
öğretim denilir. Eğitimden farkı bu.
Şimdi, bu ikisinin
farkını vurgulamaktaki amacımız nedir? Amacımız şu: Eğitim ortamıyla
öğretim ortamı farklıdır. Alışkanlık, davranış kazandırma ortamıyla
bilim yapma, bilimi, bilgiyi, bilgi teknolojilerine ulaşmayı öğretme
ortamı farklıdır.
Şimdi, üniversite kuracağız
tabii, ülkemiz koca bir ülke. Yani, her ilde üniversite lazım. Biz,
on yedi ile üniversite kurulmasına karşı değiliz. Tam tersine, anlamakta
zorluk çektiğimiz şey, diğerlerine neden kurulmadığı, geri kalan
dokuz ile. Onlara da kurulmalı, ama üniversite bir altyapı üzerine
kurulmalı. Yani, gerçekten üniversite kurulmalı, açılmamalı. Şimdi,
Türklerin şöyle bir alışkanlığı vardır, şimdiye kadar da böyle gelmiştir
diyebiliriz: Yani, biz, göç yolda düzelir, ne yapalım. İşte, göçer
toplumdan geldik, göçü yolda düzeltmeye alıştık. Hele bir kuralım,
temeli bir atılsın, nasıl olsa, Allah kerim, yirmi yıl sonra bu iş oturur.
Bu bir anlayış. Ama bugünün çağdaş ihtiyaçları karşısında doğru
bir anlayış mıdır derseniz, özür dilerim, çok doğru bir anlayış değil.
Çünkü o üniversite yirmi yılda oturuncaya kadar heba edilen bir kuşak
oluyor. Orada öğretim yapan, mühendislik fakültesi varsa mühendislik
öğretimi yapan, fen fakültesi varsa fen öğretimi yapan, hukuk varsa
hukuk öğretimi yapan bir kuşağı yitiriyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
bu iyi geliştirilememiş, iyi öğretim ortamları hazırlanamamış
üniversitelerden yetişip inşaat mühendisi olduğu hâlde basit statik
hesabı yapmayı bilemeyenleri biliyorum ben. Bilemeyenleri biliyorum
arkadaşlar. Meslek hayatımda rastladım.
Bendeniz, naçizane,
kısmet oldu hem Orta Doğu Teknik Üniversitesi gibi bir üniversitede
hem de Ankara Hukuk Fakültesi gibi bir üniversitede öğretim gördüm.
Şimdi, öğretim ortamı,
bilime, bilgiye ulaşma ortamı çok önemli. Doğrudur, zamanında barakalarda
üniversiteler kurularak geliştirilmiştir ama, şimdi Türkiye çok
koca da bir ülke, çok büyük de bir ülke. Yani bunun altyapısını hazırlasak,
bunu doğru bir biçimde şekillendirsek, bu kuşakları kaybetmesek
doğru olmaz mıydı?
Bakınız, burada bir
Ceza Kanunu yapıldı. Şimdi ülkemizde her yere hukuk fakültesi
açıldı kolay açılıyor diye, yani zahmeti yok diye her yere açıldı. Ceza
Kanunu taslağı -burada Adalet Komisyonu Başkanı da daha önce açıkladı-
çeşitli fakültelere gönderildi görüş sorulmaya. Bir hukuk fakültemizden
gelen cevap: "Fakültemizde ceza kürsüsü olmadığından görüş
bildiremiyoruz."
Değerli arkadaşlarım,
bu, hukuk fakültesi! Şimdi, burada çocuklarımız, evlatlarımız
okuyacaklar, bilim öğrenecekler ve bunlar diploma alacaklar.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
- Hâkim olacaklar.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
- Hâkim olacaklar belki.
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Balıkesir) - Savcı olacaklar, Yargıtay üyesi olacaklar.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
- Avukat olacaklar belki. Yani, nasıl karar verecekler, nasıl adalet
dağıtacaklar?
Her yere tıp fakülteleri
açıyoruz altyapı hazırlamadan, mühendislik fakülteleri açıyoruz.
Bunların, önce, altyapısının hazırlanması lazım.
Biliyoruz ki, Adalet
ve Kalkınma Partisi, öğretimin en temel unsurlarından olan… Biliyorsunuz,
öğretimde öğretici lazımdır, hoca, yani öğretim üyesi, öğrenci,
öğrenim mekânları, ortamı ve öğretim materyalleri lazım. Öğretim
materyallerine para lazım, bütçe lazım. Sayın Bakan açıkladılar.
Açıkladıkları bütçe çok büyük gözükebilir, ama bu kadar üniversite
için, on beş tane üniversite için, yani yeni kurulan üniversite için
bu para, takdir ederseniz ki, bir para değil.
Şimdi, öğrenim
mekânları, öğretim ortamları uygun değil. Kusura bakmayın, uzunca
bir süredir de anayasal kuruluşlarla kavga ediyorsunuz, onların
kadrolarını kısıtlıyorsunuz, yeni araştırma görevlisi almasına
engel oluyorsunuz, kadro vermiyorsunuz. Bir yanda bu, bir yanda da
bu olmaz arkadaşlar. Yani, yeni üniversite açılacaksa, o üniversiteyi
geliştirecek diğer üniversitede buna uygun yapılanmanın önceden
hazırlanması lazım. Önceden öyle bir yapılanma yoksa, yirmi yıllık
bir sürede kuşak kaybına uğrayacağız. Yani diploma verdiğimiz,
ama diplomasının olduğu alanda yeterli donanımları olmayan insanları
yetiştireceğiz. Bu yazıktır. Bunlar bizim evlatlarımız.
Yani, gönlüm arzu
ederdi ki, bu on yedi üniversiteyi yirmi altı üniversite olarak… Keşke,
seçim sathı mailine girildiğinde, seçmene selam olsun, bakın, sizin
vilayetinize de, üniversite sevdanız vardı, biz açıverdik, ekonominize
de katkı getirecek anlayışıyla yapılmasaydı.
Gönlüm isterdi ki…
Şimdi her yerde, her üniversitede aynı fakülteler var, benzeri, bunları
nerede istihdam edeceğiz? Gönlüm isterdi ki, bir iş gücü planlaması
yapılsın ve o ihtiyaca göre, o yörenin özelliklerine göre fakülteler
açılabilsin. Yani, çok klasik, bir, fen edebiyat fakültesi, iki, iktisadi
idari bilimler fakültesi, üç, bilmem ne… Bu kadarını nerede istihdam
edeceğiz arkadaşlar? Nerede istihdam edeceğiz? Gerçekçi olmayan,
"ben yaptım, oldu" mantığıyla, biraz da seçim baskısıyla,
seçmene selam amacıyla üniversite olmamasını gönlüm isterdi.
Şimdi, bütün bunları
nazara almadan bir üniversite açılması -kurulma diyemiyorum- plana
geliyor. Burada yazık edilen çocuklarımız olacak. Yazık edilen anne
ve babalar olacak. Heba olacak emekler olacak. Diplomalı işsizlerimiz
olacak. Biliyorsunuz ki hepiniz, ben de biliyorum ki, ülkemizde işsizlik
çok temel bir sorun, ama, yükseköğrenim görmüşler arasında işsizlik
oranı çok daha yüksektir.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bir saniye
Sayın Eraslan.
Buyurun, konuşmanızı
tamamlayınız.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
- Bu neden böyledir değerli arkadaşlarım? Bu, yanlış iş gücü planlandığı
için, yanlış eğitim, öğretim planlaması yapıldığı için, rastgele,
hesapsız yapıldığı için. Hem kaynak israfı hem insan israfı, yazıktır,
günahtır, bu doğru değildir. Tabii ki üniversite olacak, her ilimizde
üniversite olacak, ama, yani, ilk bildiğimiz, aklımıza gelen fakülteleri
kurmak değil, iş gücü ihtiyacına göre, ülkemizin gelişme durumuna
göre bunun bir makro planı yapılmalı, YÖK'le işbirliği içerisinde
çalışılmalı ve bu çerçevede yeni üniversiteler, seçim baskısı ve
seçim yatırımı olarak düşünülmemeli ve çeşitli illerin seçmenlerine,
aman işte, bakınız, lokantada yemek yiyen artacak, bakkaldan alışveriş
artacak, kasaptan… Bu mantıkla kurulmamalıydı; çünkü, bunun sonu
vahim, bunun sonu herkese mutsuzluk verici olacaktır. Bütün bunlara
rağmen, bunları kayda geçirttirmek için söylüyorum. Tabii ki Türkiye,
eğitimde, öğretimde ileri gidecektir, tabii ki yeni üniversitelere
de ihtiyaç duyacaktır; bu, devam etmesi gereken bir çizgidir.
Hepinizi saygıyla,
sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Eraslan.
Şahsı adına Nevşehir
Milletvekili Sayın Osman Seyfi.
Buyurun Sayın Seyfi.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
OSMAN SEYFİ (Nevşehir)
- Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; on yedi ilde üniversite kurulmasıyla
ilgili kanun tasarısı hakkında şahsen görüşlerimi bildireceğim.
Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Sözlerimin başında,
yeni kurulacak bu on yedi tane üniversitemizin illerimize, bütün
eğitim camiasına ve tüm ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını Cenabı
Allah'tan diliyorum.
Değerli arkadaşlarım,
ben aslında bir teşekkür edip inecektim, fakat bazı arkadaşlarımızın
-ki, şunu parantez içerisinde söyleyeyim: Bütün grupların bu on yedi
üniversiteye destek verdiklerini görüyorum. Mecliste istisnai
bir birliği görüyorum- üniversitelerin yapılmasına, koşullar elvermedi,
koşullar hazırlanmadı, koşullar yokken on yedi tane üniversite kuruluyor,
şeklindeki itirazlarına, görüşlerine katılmam asla söz konusu
değil.
Değerli arkadaşlarım,
hepiniz biliyorsunuz ki, bugün liseleri bitirmiş, üniversite kapısında
bekleyen 1,5 milyon gencimiz var. Bunlar, üniversitelere girmek
için dershanelere gidiyorlar, imtihanlara giriyorlar ve üniversiteye
giremiyorlar. Bunun tek çaresi vardır, üniversite sayısını artırmak,
üniversite kontenjanını artırmak. Eğer daha 1,5 milyon genç üniversiteye
girmek için beklerken, bunun 3 milyona çıkmasını mı bekleyeceğiz?
Yine aynı şekilde,
Türk vatandaşı olup yabancı ülkelerde üniversitelerde okuyan 100
bine yakın gencimiz var. Peki, bunlar yetmiyor da 200 bin olmasını
mı bekleyeceğiz?
Yine, vatandaş-devlet
iş birliğini göstermesi yönünden hemen hemen her vilayetimizde
üniversite binaları, devletimize, Hükûmete hiçbir yük olmadan, hayırsever
insanlarımız vasıtasıyla yapılmış, hazır bekliyor, senelerden
beri de bekliyor. İlla, üniversite şartları oluşması için bu binaların
çürümesini mi bekleyeceğiz? Elbette beklemeyeceğiz değerli arkadaşlarım.
Değerli arkadaşlar,
bir ülkenin kalkınmasının, insanların refahının, mutluluğunun
yolu eğitim ve öğretimden geçer. Eğitim ve öğretimde geri kalmış,
insanları mutlu olmuş ve ülkesi ileriye gitmiş, dünyanın hiçbir yerinde
hiçbir ülkeyi gösteremezsiniz. Eğitim ve öğretimdeki lokomotif
de üniversitelerdir. Üniversiteler olmadan, ihtisaslaşma olmadan,
gerekli araştırmalar yapılmadan bir ülkenin de kalkınması mümkün
değildir. Bu bakımdan, üniversiteler on yedi değil… Ki, iktidarımız
döneminde -otuz iki tane bu üniversitelerle birlikte üniversite
açılıyor, yedi tane de özel, vakıf üniversitesi açılmış- otuz dokuz
tane üniversite açılmıştır ki, bu dahi yeterli değildir. Eğer Türkiye'de
yüz on yedi tane üniversite varsa, yüz on yedi üniversite daha da
açılsa Türkiye'de ihtiyaçtır.
Bakınız, Güney Kore'nin
nüfusu Türkiye'den azdır, ama Güney Kore'de üniversite sayısı üç yüze
yakındır. Kaldı ki, Atatürk'ün gösterdiği çağdaş, muasır seviyeye
erişmek için üniversite sayımızı da artırmak zorundayız. Bugün Türkiye'de
üniversite çağındaki gençlerimiz yüzde 30'un altındaki bir rakamla
üniversitede okuyabiliyorlar. Avrupa'da bu rakam yüzde 50'nin üzerindedir,
Amerika ve Kanada'da yüzde 80'in üzerindedir. Demek ki, biz üniversiteyi
kurmak zorundayız. Aynı zamanda Anayasa'mızın 130'uncu maddesi… Ki,
her zaman hukuk devleti olmaktan
bahsediyoruz, sosyal devlet olmaktan bahsediyoruz. Ne diyor Anayasa'nın
130'uncu maddesi? Üniversitenin yurt sathında yaygınlaşmasının gerektiğini
söylüyor; amir bir hükümdür. İşte, Hükûmet üniversiteleri kurmakla
aynı zamanda Anayasa'nın bir hükmünün gereğini de yerine getirmiş
oluyor.
Değerli arkadaşlarım,
deniliyor ki: "İşte, daha şartlar oluşmadı." Biz de biliyoruz,
bunu getiren Hükûmet de biliyor, bu tasarının altında imzası olan
Sayın Bakan da biliyor. Hiçbir kurum, hiçbir kuruluş, hiçbir teşkilatlanma,
ilk başlangıçta, dört dörtlük, kâmil manada bir kuruluş, bir teşkilatlanmaya
gidemez. Herkes biliyor ki, bütün ilim âlemi de kabul eder ki, bir üniversitenin
tam olgun ve kâmil manada üniversite olabilmesi asgarî on beş-yirmi
seneyi gerektirmektedir.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bir saniye
Sayın Seyfi.
Buyurun, sözlerinizi
tamamlar mısınız.
OSMAN SEYFİ (Devamla)
- 1992'de yirmi dört tane üniversite kuruldu. Bir buçuk sene önce baktık,
bu kurulan yeni üniversitelerden, Niğde Üniversitesi bünyesinden
Aksaray Üniversitesini çıkarttı, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi
bünyesinden Burdur Üniversitesini çıkarttı, Afyon Üniversitesi
bünyesinden Uşak Üniversitesini çıkarttı. Demek ki, on beş senede
bu üniversitelerimiz büyük mesafeler almıştır. Eğer, bugün itibarıyla,
2007 itibarıyla biz bunu kurmazsak, 2017'de kurduğumuzu düşünün,
2037'de bunlar kâmil manada üniversite olacaklar. Eğer 2007'de bir an
önce kuruluyorsa bu üniversiteler, bir an önce kâmil manada üniversite
olacaklardır.
Değerli arkadaşlarım,
üniversitemize Nevşehir'de binalar hazırdır. Gerçekten 3 Temmuz
2003'te, Sayın Başbakanımız, Sayın Millî Eğitim Bakanımız Nevşehir'e
geldiler. Orada bir pankart asılıydı. Pankartta deniliyordu ki:
"Binalar bizden, üniversitemizi sizden bekliyoruz." Sayın
Başbakanımız da kürsüye çıktı, "Nevşehirliler, binalar sizden
olursa, kanun da bizden." dedi. İşte, devlet-millet sözleşmesinin
bir gereği, verilen sözün bir gereği olarak, bugün bu sözler yerine
getirilmiş oluyor ve bu üniversitemizin, ülkemize, Nevşehir'imize
hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Ama şurada birkaç
isimden bahsedeceğim. Trilyonlarca lira vererek Ürgüp'te hem yüksekokulu hem de yurdunu
yaptıran Toksöz ailesine…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
OSMAN SEYFİ (Devamla)
- Hemen bunu söyleyip bitireceğim Sayın Başkanım, bir dakika zaman
verirseniz.
BAŞKAN - Buyurun.
OSMAN SEYFİ (Devamla)
- …yine, Nevşehir'de bir fakülteyi tek başına yaptıran Sayın Vefa
Küçük ve Küçük ailesine ve katkılarıyla üniversiteye yardımlarını
hiçbir zaman esirgemeyen Eresin ailesine, Acarer ailesine ve Süreyya
ve Aynur Bektaş Hanımefendi ve Beyefendilere, Doğan Ünal Beyefendi'ye
ve Dirikoç ailesine, Mustafa Doyuran Beyefendi'ye ve emeği geçen
bizden önceki bütün milletvekillerine, Nevşehir'deki bütün bürokratlara,
emeği geçen herkese, özellikle Hükûmetimize ve Komisyondaki arkadaşlarımıza
ve bizleri şimdi oylarıyla destekleyecek, bu tasarıyı destekleyecek
iktidar ve muhalefet milletvekillerine teşekkür ediyorum.
Hayırlı uğurlu olmasını
tekrar diliyorum.
Saygılar sunuyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Seyfi.
Şahısları adına ikinci
söz, Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış'ın.
Buyurun Sayın Elkatmış.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Nevşehir'imizin, diğer
illerimizde olduğu gibi, en büyük hayali ve arzusu olan üniversiteye
kavuşmak, gerçekten de, bütün Nevşehirlileri, bütün diğer üniversite
kurulan illerimizi çok memnun etmiştir, mutlu etmiştir. Bize bu
mutluluğu yaşatan Değerli Başbakanımıza ve Hükûmetimize ve Sayın
Millî Eğitim Bakanımıza, kadrosuna çok teşekkür ediyorum. Gerçekten
de, yeni üniversite kurulan bu on yedi ilimizde bayram yapılıyor,
Nevşehir'de de büyük bir bayram yapılıyor.
Değerli milletvekilleri,
tabii ki, üniversitelerin önemini burada anlatmaya gerek yok, bu
çok konuşuldu. Bütün milletvekilleri de seçimler sırasında birçok
vaatlerde bulunmuşlardır. Bunların başında üniversiteler geliyor.
Bizler de birçok vaatte bulunduk. Allah'a şükür, AK Parti İktidarı
döneminde vaatte bulunduğumuz bütün konuları bir bir gerçekleştirdik.
Bunlar toplu konutta, Nevşehir'de, Hacıbektaş'ta yapıldı. Tuzköy'de
yapıldı. Binlerle ifade edilen konutlar yapıldı. Duble yollarımız
yapıldı. Bütün güneydoğu, batı, kuzey ve bütün her taraflarla bağlantılarımız
yapıldı. Organize sanayi bölgemiz olsun, arıtma tesisimiz olsun,
onlar da ihale safhasında. Havalimanımız işletmeye açıldı, gayet
de iyi gidiyor. Yani, bir üniversitemiz kalmıştı, o da bugün kurulmakla,
bu mutluluğu ve bütün bu hizmetler kervanını tamamlamış oluyoruz.
Tabii, bununla her şey bitmiş olmuyor, daha yeni şeyler de gerçekleşecek.
İşte, deniyor ki:
"Altyapısı oluşmadı." Bizim Nevşehir'de böyle bir problemimiz
yok değerli arkadaşlar. Çünkü, Nevşehir, hepinizin de bildiği gibi,
dünyanın en gözde kültür ve turizm merkezlerinden bir tanesidir ve
UNESCO tarafından da dünya kültür mirası olarak koruma altında
olan bir şehrimizdir.
Hacı Bektaş Veli gibi,
Türk kültürüne büyük hizmet eden büyük bir veli, bizim ilimizde metfundur,
Hacıbektaş'ımızda metfundur. Yine, Damat İbrahim Paşa'nın Türk kültürüne,
siyasetine ve kalkınmasına ne kadar büyük hizmet ettiği, matbaayı
ilk defa Türkiye'ye kendisinin getirdiği de herkes tarafından biliniyor.
Dolayısıyla, böyle bir kültür ve tarih şehrinde üniversitenin olmamasını
düşünmek de mümkün değildi; ama, geç kalan bir şeydir. Bugün, bu mutluluğu
yaşıyoruz. Teşekkür ediyorum.
Tabii, Nevşehir'de bu
üniversitenin kurulmasında halkımız çok büyük katkıda bulunmuşlardır.
Kendilerine huzurunuzda teşekkür ediyorum. Arkadaşımız da, biraz
evvel, isimlerinden bahsetti, ama ben de bir kadirşinaslık olarak ve
teşvik bakımından burada isimlerini zikretmekte fayda umuyorum. Nitekim,
Plan ve Bütçe Komisyonunda da bu üniversitelerin kurulmasına yardımda
bulunan kişilerin isimlerinin verilmesi için bir önerge de verildi
ve bu önerge karşısında da, isimleri değiştirilerek, bu kişilerin
isimleri verildi. Bu bir teşviktir ve kadirşinaslıktır. Bunlar merhum
oldu. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokuluydu, Avni İncekara Sağlık
Meslek Yüksekokulu olarak ismini değiştirdik. Bir arkadaşımızın
da ifade ettiği gibi, Ürgüp Meslek Yüksekokulunun ismini Ürgüp Sebahat
ve Erol Tokgöz Meslek Yüksekokulu olarak değiştirdik. Sağlık Yüksekokulunu,
Sema-Vefa Küçük Sağlık Meslek Yüksekokulu olarak değiştirdik. Bunlara
teşekkür ediyorum; çünkü, çok büyük fedakârlıklar yaptılar. Yine,
Ali Dirikoç müstakilen kendisi bir fakülte binası yaptırıyor; kendisine
teşekkür ediyoruz. İleride, inşallah, kurulan üniversite senatosunda
karar verilerek, onun ismi verilir.
Yine, en büyük yardımı
yapan Ali Acarer, Aynur ve Süreyya Bektaş ailesi, Eresin ailesi -ki,
Bircan, Seyit ve Murat Eresinler- Doğan Ünal, Mustafa Doyuran arkadaşlarımız
Nevşehir Üniversitesi için çok büyük yardımda bulundular. Tabii,
bütün bunların organizasyonunu yapan da Nevşehirliler Derneği
-İstanbul'daki- ve Vakıf Başkanı Dr. Doğan Birgül'dür. Huzurunuzda
kendilerine teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Tabii ki, siyasetçiler
olarak da, bütün gelmiş geçmiş siyasetçiler, valilerimiz de bu konuda
çok büyük gayret sarf etmişlerdir. Kendilerine de bu çabalarından
dolayı çok çok teşekkür ediyorum ve üniversitenin, gerek Nevşehir'de
kurulan üniversitemizin ve gerekse de diğer kurulan…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bir saniye
Sayın Elkatmış.
Buyurun.
MEHMET ELKATMIŞ (Devamla)
- …on yedi üniversitemizin, bütün milletimize, memleketimize,
Türk kültür ve eğitimine hayırlı olmasını diliyorum. Tekrar tekrar
Hükûmetimize ve Sayın Bakanımıza teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Elkatmış.
Sayın milletvekilleri,
madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Nevşehir Üniversitemizin
hayırlı olmasını diliyorum.
Ek madde 77'yi okutuyorum:
Karabük Üniversitesi
EK MADDE 77- Karabük'te
Karabük Üniversitesi adıyla bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Zonguldak Karaelmas
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Fen-Edebiyat Fakültesi, Safranbolu
Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, Teknik Eğitim Fakültesi
ile Mühendislik Fakültesinden,
b) Zonguldak Karaelmas
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu, Sağlık Yüksekokulu
ile Safranbolu Meslek Yüksekokulundan,
c) Rektörlüğe bağlı
olarak kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına, Zonguldak Milletvekili Sayın Harun Akın.
Buyurun Sayın Akın.
CHP GRUBU ADINA HARUN
AKIN (Zonguldak) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanun Tasarısı'nın 1'inci maddesinin ek
77'nci maddesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış
bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
görüşülmekte olan bu madde, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörlüğüne
bağlı olarak Karabük'te şu anda eğitim-öğretim veren dört fakülte,
üç meslek yüksekokulu ile yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü
ve Fen Bilimleri Enstitüsünün bağlandığı "Karabük Üniversitesi"
adı altında Karabük'te yeni bir üniversite kurulmasını sağlıyor.
Öncelikle, YÖK kriterlerine
baktığımızda Karabük'ün üniversiteyi hak ettiğini söylemek istiyorum.
Nedir bu YÖK kriterleri? 100 binin üzerinde şehir nüfusu, 3 binin
üzerinde öğrenci sayısı, seçim yapabilecek 7 profesör veya 50 civarında
öğretim üyesi bulundurmak. Bu kriterler Karabük'te mevcut. Mevcut,
ama mevcut olmayan iller de var. O da ayrı bir konu. Onu da belirtmek
istiyorum. On Beş Yeni Üniversite Kurulmasıyla İlgili Kanun görüşmelerinde
de söylemiştik. Karabük o gün de 15 il içinde 4'üncü sıradaydı, ama o
zaman kabul edilmedi, anlaşılmayan bir şekilde Karabük Üniversitesi
o gün kurulamadı. Bugün, geç de olsa, Karabük'ün hak ettiği üniversite
Karabük'e armağan edilecek.
Değerli arkadaşlar,
biliyorsunuz, Karabük, Zonguldak ilinden ayrılmış bir ilimiz. Biz,
Zonguldak Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev
yapsak da, Karabük'ü ve Bartın'ı büyük Zonguldak içindeki günlerdeki
gibi düşünerek bugüne kadar çalışmalarımızı sürdürdük. Bartın'ın,
Karabük'ün bütün sorunlarını Zonguldak'ın sorunları gibi gördük.
Çözümleri ortaya koyarken de büyük Zonguldak anlayışıyla hareket
ettik. Sevinçleri sevincimiz, üzüntüleri üzüntümüz oldu. Karabük'e,
bugünü, keşke bir seçim arifesinde değil daha önceleri yaşatsaydık
diye düşünüyorum. Bugüne kadar hiçbir hizmet götüremediğimiz Karabük'e,
hak ettiği bu güzelliği bir seçim avansı gibi sunmasaydınız diye
düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar,
22'nci Dönem Meclisi, 2006 yılının başında on beş üniversite kurdu. Bugün
on yedi üniversite daha kuruyoruz. Yaklaşık bir buçuk sene evvel
kurduğumuz on beş üniversitenin rektör atamalarında bir yığın problemlerle
karşı karşıya kalındığı biliniyor. AKP'nin her zaman yaptığı yanlışlar,
dayatma politikası, tartışmadan, uzlaşmadan uzak anlayışı, üniversitelerimizi
de olumsuz etkilemiş gözüküyor. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Parlamento
çalışmalarının en başında sizlere söyledik. "Doğrulara destek
olacağız, yanlışları ortaya koyacağız. Tabii ki, bu süreçte anlaşamadığımız
konular olacaktır. Karşılıklı anlayışa ve uzlaşmaya dayanan bir
yaklaşımla çalışmalara katkı sağlayacağız." dedik. Söylediklerimize
hep kulak tıkadınız. O güçlü olma duygusu var ya, her şeyi ben bilirim,
ben yaparım anlayışı, bu Parlamento çalışmalarının kırılma noktasını
ve tıkanma noktasını oluşturdu. Çok kısa bir süre önce, Cumhurbaşkanlığı
seçimlerinde, bu yanlış tutumu tüm Türkiye izledi.
Bugün toplumumuzun
en önemli meselesi, değerli arkadaşlar, eğitimdir. Eğitime destek
vermemek mümkün mü? Ama, yine yanlış davranıyorsunuz diye düşünüyorum.
Üniversitelerimizi yanlış bir şekilde yanlış zamanlarda açmak istiyorsunuz.
Tartışmadan, katkı almadan, bir oldubitti anlayışıyla, seçim arifesinde
sadece oy hesabına dayanarak açmak istiyorsunuz. Biz, Cumhuriyet
Halk Partisi olarak, ülkemizin her ilinde, hatta büyük ilçelerimizde
üniversite kurulmasını hep istedik ve destek olduk.
Üniversite kurmak
önemli olduğu kadar, asıl önemli olan, o üniversiteyi kadroları ile
destekleyip sosyal yapılarıyla ortaya çıkarabilmektir. AKP döneminde
üniversitelerimizde öğrenci sayısı yüzde 22, asistan sayısı binde
4 artmış. Üniversite öğretim üyelerinin, değerli arkadaşlar, yüzde
36'sı hiç yurt dışına çıkmamış. Böyle bir tablo eğitim sistemimize
katkı sağlar mı? İşte, AK Partinin eğitim anlayışı bu.
Üniversiteyi bir kanunla
kur, sonra rektör atamak için bin bir oyun sergile, yapılan yanlışlar
Anayasa Mahkemesinden geri dönsün. Kadro verme, mali açıdan destekleme,
sadece "yüksekokul" tabelasını indir, yerine "fakülte"
veya "üniversite" yaz, olsun bitsin. Değerli arkadaşlar,
desteğimizi yaptığımız zaman tabii ki bu yanlışları da söyleyeceğiz,
bunları dinleyeceksiniz.
YÖK'ün stratejik planı,
2025 yılına kadar öğrenci sayısını 3 milyona çıkarmak. Şimdi, böyle
bir iddianın karşısında asistan sayılarındaki artışlara baktığımız
zaman, yüzde 36'ları bulan yurt dışına çıkamamış öğretim üyelerinin
olduğu, kadro sıkıntılarının yaşandığı bir ortamda, siz, hangi kalitede
bir eğitim vereceksiniz, çok merak ediyorum.
Değerli arkadaşlar,
bütün bu olumsuz tabloya rağmen umudunuzu yitirmemenizi de söylüyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu çalışmalara biz de katkı sağlamak
istiyoruz.
Sizlere kendi ilimden bir örnekleme
yapmak istiyorum. Bugün de Karabük Üniversitesi kurulacak ve kendi
ilimdeki Karaelmas Üniversitesinden ayrılarak kurulacak. Karaelmas
Üniversitesinin 2002 yılında öğrenci sayısı 14 bin iken, bugün,
2007 yılına geldiğimizde 21 bin olduğunu görüyoruz. Beş yılda öğrenci
sayısını Karaelmas Üniversitesi yüzde 50 artırmış gözüküyor. Yani,
YÖK'ün koyduğu o stratejik hedefin çok üstünde bir artış göstermiş. Bu
bizi tabii ki mutlu ediyor. Bugün içinden de bir parçası alınıyor, Karabük
ilimize üniversite oluyor. Ama, hiç sarsılmadan yoluna emin adımlarla
devam edeceğini sanıyoruz ve öyle de gözüküyor. Karabük'ün de böyle
olacağını umut ediyorum ve inanmak istiyorum.
Tabii, hâliyle, bu güzellikleri
söylerken hakkı olanları da teslim etmek lazım. Karaelmas Üniversitesinin
Rektörü Bektaş Açıkgöz Hocamı da gerçekten iyi niyetli çalışmalarından
dolayı kutlamak istiyorum.
Karabük, bugün, üniversitesine
sahip olma noktasına geldiyse değerli arkadaşlar, bunda hiç kuşku
yok en büyük pay Karabük'ündür. Karabük insanı ile kurumları, bugüne
kadar, bugüne gelinmesinde çok büyük bir pay sahibi olmuştur. Bunu,
burada söylemek zorundayız.
KARDEMİR'i yürekten
kutlamak lazım. Mühendislik Fakültesi binasını ve kapalı spor salonunun
tamamını KARDEMİR yaptırmıştır. Yine, hayırsever bir iş adamımız,
demir tüccarı Mutullah Yolbulan Bey, Fen-Edebiyat Fakültesi binasının
tamamını yaptırmıştır. Bunları bu kayıtlara geçirip, teşekkür etmek
mecburiyeti hissediyoruz.
Yine, KARDEMİR'deki
işçilerimizin bağlı olduğu sendikamızın başkanı, yönetimi, Karaelmas
Üniversitesiyle Karabük arasında müthiş bir lobicilik sağlamıştır.
Bugün olmamıştır bu binalar. Uzun bir dönemdir bu lobicilik faaliyetleriyle,
sendika ile Zonguldak Karaelmas Üniversitesi arasında çok iyi ilişkiler
kurulup, bu hayırseverleri, kurumları, iş adamlarını işin içine
çekmişlerdir. Bugün bu kanunu… Yani, arkadaşlar, Karabük Üniversitesi,
bileğinin hakkıyla söke söke almıştır bu hakkı. Bunu, burada söylemek
gerekiyor.
Şimdi, bizlere, siyasetçilere
düşen iş bellidir. Bugün, biz bu kanunu hep beraber destekleyerek çıkaracağız.
Asıl işimiz şimdi başlıyor diye düşünüyorum. Bu üniversitelerin
arkasında, biz siyasiler, iktidarlar dimdik durmalıyız, milletvekilleri
hep birlikte hareket etmeliyiz, üniversiteliler üzerinden siyaset
yapmamalıyız. Bugün kurulacak Karabük Üniversitesinin de ayrılmış
olduğu Karaelmas Üniversitesi gibi Atatürk ve cumhuriyet değerlerine
sahip çıkarak eğitim vereceğinden hiç kuşku duymuyorum. Zonguldak
Milletvekili olarak, bu anlayışla, bölgenin önemli meselelerinin
arkasında daima mücadele edeceğimin bilinmesini istiyorum.
Değerli arkadaşlar,
bir başka önemli meseleyi de Karabük'le ve sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bugün sizlere… Değerli arkadaşlar, Karabük'e bağlı Yenice ilçemiz
-hepimizin bildiği gibi- ormancılığı ile çok önemli bir yerleşim
merkezidir. İyi tanıtılırsa, dağcılık turizmi açısından müthiş
bir potansiyel ve tanıtma desteğine çok ihtiyacı vardır. Şimdi, bugün
Karabük'te iki tane yüksekokul var, çıkaracağımız kanun üç tane
yüksekokul öngörüyor; yeni kurulacak bu yüksekokulun Yenice ilçemizde
olmasını öneriyorum. Burada Karabük milletvekili arkadaşlarım
da var.
HASAN BİLİR (Karabük)
- Şu anda fiilen üç tane var orada.
HARUN AKIN (Devamla)
- Yani, Yenice'de…
HASAN BİLİR (Karabük)
- Yani, yeni kurulacak falan yok, yanlış biliyorsun.
HARUN AKIN (Devamla)
- Neyse… Yenice'de yüksekokul kurulmasının önünde bir engel var mı?
HASAN BİLİR (Karabük)
- Hayır, öyle bir şey yok.
HARUN AKIN (Devamla)
- Yok. Yani, olabilir, olabilir. Yenice'nin dağ turizmini ve ormancılığını
çok ciddi şekilde dünyaya tanıtabilmek için, Yenice'de bir yüksekokul
kurulmasının şart olduğunu söylemek istiyorum. Hâliyle Yenice'deki,
hem göçe hem de işsizliğe büyük bir moral verecektir ve
"dur" diyecektir…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
HARUN AKIN (Devamla)
- Bitiriyorum Sayın Başkan.
ALİ ÖĞÜTEN (Karabük)
- Doğru, Yenice'ye de yüksekokul lazım.
BAŞKAN - Sayın Akın,
buyurun; konuşmanızı tamamlar mısınız.
HARUN AKIN (Devamla)
- Teşekkür ederim Başkanım.
Yani, Yenice'deki bu
durumu, sadece duygusal söylemiyorum, bir gerçeği ortaya çıkartmak
için söylüyorum. Çok ciddi ormancılığı var, çok ciddi şekilde dağ turizmi
orada mümkün. Duyarlı bir Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Akay,
bu konuyla… Birçok festivaller de yapıyor. Yani, orada bir yüksekokul
açılırsa, çok ciddi şekilde, hem Karabük'e hem bölgeye ve Zonguldak'a
da çok büyük katkısı olacak diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar,
son olarak, bugün -bu yasayı desteklediğimizi biraz evvel de söyledim,
şimdi de ifade ediyorum- Karabük ile birlikte, Ağrı, Karaman, Siirt,
Nevşehir, Kilis, Çankırı, Artvin, Bilecik, Bitlis, Kırklareli, Osmaniye,
Bingöl, Muş, Mardin, Batman, Sinop illerimizin de üniversitelerine
kavuşmalarının sevincini paylaşmak istiyorum. Üniversitesi olmayan
illerimizin de en kısa sürede üniversitelere kavuşmalarını temenni
ediyorum; ki, bunlardan bir tanesi de -yine bu da sizin bir yanlışınızdır-
Bartın ilini ayırdınız. Bakın, Teşvik Yasası çıkarken de Karabük'ü
ayırdınız, Bartın'ı teşvik kapsamına soktunuz, Zonguldak'ı sokmadınız.
Biz büyük bir bölgeyiz, biz tek bir iliz aslında; yani, bu ayrışmaları
oldu, ama, bizim anlayış açımızdan, bakış açımızdan biz büyük Zonguldak
özlemiyle konuşuyoruz. O yüzden, Bartın'ın da bir an önce, inşallah,
üniversitesine kavuşmasını, buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisi
kürsüsünden kayıtlara geçiriyorum ve sizlere de söylemek zorunda
hissediyorum kendimi.
HASAN BİLİR (Karabük)
- Bu kanuna parmak kaldıracak mısınız?
BAŞKAN - Sayın Akın,
siz buyurun, konuşmanızı tamamlayın.
HARUN AKIN (Devamla)
- Tabii ki oy vereceğiz. Yani, bu konuşmalarımdan, bu kanuna, Karabük
Üniversitesine "hayır" dediğimi mi çıkarıyorsunuz?
HASAN BİLİR (Karabük)
- Hayır, hayır... Bakacağım şimdi.
HARUN AKIN (Devamla)
- Yani, böyle bir şey yok, biz Karabük'te üniversite kurulmasını destekliyoruz.
Ama, işte buna tahammül edemiyorsunuz siz, eksikliklerinizi söylerken
hiddetleniyorsunuz. Onu bir başarabilseniz, çok önemli bir meseleyi
halledeceksiniz. Yani, grubunuzda var bu rahatsızlık, dinlemesini
beceremiyorsunuz bir türlü; ben ona üzülüyorum. Yani, ben bir eksikten
bahsediyorum, ama, Karabük Üniversitesinin de kurulmasının doğruluğunu,
desteklediğimi ifade ediyorum.
Evet, çok teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım.
Gerçekten, Zonguldak'a
bir bütünüyle baktığımız zaman, TTK, Karaelmas Üniversitesinin
arkasında olmuştur; KARDEMİR, Karabük'teki üniversitenin arkasında
olmuştur; ERDEMİR, Ereğli'deki yüksekokulların, eğitim fakültelerinin
arkasında olmuştur. Bir bütünüyle 1 milyon insanın yaşadığı bu
bölge, ülkesini -ulusal anlamda- madenleriyle yıllarca omzunda
taşımıştır. Bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki, eğitime de çok
büyük katkı verdiği ortaya çıkıyor.
Şimdi, hep birlikte,
Karabük-Zonguldak-Bartın -biz hiç ayırmıyoruz- bu bölgeye, inşallah,
daha güçlü katkılar sağlayalım, hep birlikte el ele verelim diye düşünüyorum.
Karabük Üniversitesinin,
tekrar, Karabüklülere hayırlı olmasını temenni ediyorum, yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Akın.
Sayın milletvekilleri,
şahsı adına Karabük Milletvekili Sayın Mehmet Ceylan.
Buyurun Sayın Ceylan.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
MEHMET CEYLAN (Karabük)
- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün üniversiteye
kavuşan on yedi il gibi Karabük'ümüzün de gerçekten mutlu bir günü,
âdeta bayram gününü yaşamaktadır, çünkü, bugün Karabük, yıllardır
özlemini duyduğu, arzu ettiği üniversitesine kavuşmaktadır. Bu
açıdan, sözlerimin başında, Karabük Üniversitemizin ve birlikte
kurulan on yedi üniversitemizin tüm illerimize ve ülkemize hayırlı
ve uğurlu olmasını diliyorum.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; dün Değerli Milletvekili Arkadaşım Hasan Bilir
Bey, şimdi Zonguldak Milletvekilimiz Harun Akın Bey'in de ifade ettiği
gibi, Karabük gerçekten üniversiteyi hak eden bir ilimizdir ve yaptığı
çalışmalarla üniversite kurulmasını hak etmiş bir ilimizdir. Bunları, çok kısa olarak,
değerli vakitlerinizi de almadan, izah etmeye çalışayım.
Değerli arkadaşlarım,
her şeyden önce Karabük'te yükseköğrenimle ilgili uzun yıllara dayanan
bir altyapı, bir kapasite mevcuttur. Bildiğiniz gibi, Karabük, ülkemizde
Karabük Demir Çelik İşletmelerinin kurulmasıyla birlikte sanayileşmenin
öncüsü olmuş bir cumhuriyet kentimizdir. Karabük Demir Çelik İşletmelerinin
de imkânlarını kullanarak, bundan tam elli yıl önce Karabük'te yükseköğrenim
vardı. Bildiğiniz gibi, o yıllarda tekniker okulları, lise sonrası
eğitim veren tekniker okulları ve yüksek tekniker okulları Karabük'te
mevcuttu ve yıllardır bu okullarımız yükseköğrenim açısından eğitim,
öğretim vermiş oldular.
Değerli arkadaşlarım,
diğer taraftan, Karabük halkı, üniversiteye giden yolda, gerçekten
bilinçli, planlı, programlı bir çalışmayı yürüttü. Her şeyden önce,
vakıflarını, derneklerini kurdu bu maksatla. İktisadi Kalkınma
Vakfı ve sadece Karabük Üniversitesinin kurulmasına yönelik Üniversite
Yaptırma ve Yaşatma Derneğini yıllar önce kurarak, hep birlikte,
kamuoyuyla birlikte planlı, programlı bir çalışmayı yürüttü.
Karabük halkı, iş adamıyla
bütünleşti; iş adamlarıyla, sanayicileriyle, hayırseverleriyle
bütünleşti ve devletin yanında olarak bütün fakülte binalarını,
teçhizatını tamamlayarak üniversitenin kurulmasında önayak oldu.
Bugün, Karabük Üniversitesi,
mevcut olan dört tane fakültesi, üç yüksekokulu ve iki enstitüsüyle
birlikte Türk eğitim ve öğretimine girmek üzeredir. Bu açıdan, gerçekten,
Karabük halkı, yıllardır üniversite özlemini sadece sözle değil,
ama, fiiliyatta da gerçekleştirmiş bir halktır. İfade ettiğim gibi,
Karabük'teki fakültelerin birçoğunu Karabük halkı, hayırsever
iş adamlarımız ve KARDEMİR'imiz yapmıştır. Harun Akın Bey'in de ifade
ettiği gibi, Fen Edebiyat Fakültesini hayırsever bir iş adamımız
Mutullah Yolbulan Bey, Mühendislik Fakültesini, yine KARDEMİR AŞ,
Yolbulan ailesi ve Yücel ailesi gerçekleştirmiştir. Yine, diğer
yurtları, öğrenci yurtlarını, yine KARDEMİR yönetimi karar almış
ve yeni yurtlar yapmak üzeredir. Spor salonunu yapmışlardır. Safranbolu
Belediyesi, yüksekokula kendi binasını tahsis etmiştir.
Özetle ifade etmek istediğim
husus, Karabük halkı üniversitesine kenetlenmiş ve sadece sözde
değil, ama üniversite olma yolunda gereğini de yapmıştır.
Bu açıdan, sözlerimi
tamamlarken, Karabük Üniversitemizin Karabük'ümüze ve ülkemize
hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Emeği geçen herkese, başta
Sayın Başbakanımız olmak üzere, Hükûmetimiz olmak üzere, Millî Eğitim
Bakanlığımıza, siz değerli milletvekillerimize, hayırsever iş adamlarımıza, İktisadi
Kalkınma Vakfımıza ve Üniversite Yaptırma ve Yaşatma Derneğimize
ve onun ötesinde Karabük'ün idareci ve yöneticilerine, başta Valimiz,
belediye başkanlarımız olmak üzere ve hayırsever iş adamlarımıza,
halkımıza, basınımıza teşekkür ediyorum. Dekanlarımıza ve eski
rektörlerimize, yeni Rektörümüze teşekkür ediyorum.
Karabük Üniversitesinin
ve on yedi ilin, ülkemize, milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını
diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
HÜSEYİN BAYINDIR
(Kırşehir) - CHP'nin emeğini unutma! Biz de parmak kaldıracağız.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Ceylan.
Şahsı adına ikinci
söz, Karabük Milletvekili Sayın Ali Öğüten'in.
Buyurun Sayın Öğüten.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
Karabüklüler süreye
uyuyorlar, kutluyorum sizi.
ALİ ÖĞÜTEN (Karabük)
- Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerime
başlamadan önce yüce Meclisimizi şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Arkadaşlarımızın
da ifade ettiği gibi, bugün, hakikaten mutlu bir günümüz. Hükûmetimizin
ele almış olduğu ve Türkiye'mizdeki üniversitelere ilaveten on yedi
ilde üniversite kuruluşu sebebiyle, başta Başbakanımız olmak
üzere, AK Parti İktidarını milletim adına kutluyorum.
Sayın Başkanım, değerli
milletvekili arkadaşlarım, daha önce, Karabük ilimizdeki Teknik
Eğitim Fakültemiz, Zonguldak Karaelmas Üniversitesine bağlı olarak
çalışmakta idi. Bugün burada kuruluşunu kutladığımız Karabük
Üniversitesi ile ilgili kısa bir özet bilgi vermek istiyorum:
Geriye dönüp baktığımız
zaman, 2002 yılı sonunda Karabük'ümüzdeki üniversite inşaatlarının
fiziki gerçekleşmesi yüzde 40 seviyesinde idi, hatta yüzde 35 idi.
Bu yüzde 35'lik seviyeyi ne zamana kadar yakaladık? Tam dokuz
yılda. Dokuz yılda yüzde 40'lık bir üniversite inşaatları, boş bir
tarla içerisinde yapımı devam etmekte idi. Şu anda geldiğimiz nokta
ise, söz konusu inşaatlar tamamlanmış, üniversitemizde Teknik Eğitim
Fakültesi öğrenimini sürdürmektedir, şu anda öğrencilerimiz de
öğretim görmektedir. Derslikleri, bilgi teknoloji sınıfları ve
toplantı salonları Hükûmetimiz ve Karabüklü iş adamlarımız sayesinde
tamamlanmıştır. Kampüs alanı içerisinde ve dışında 5 bin civarında
öğrencimiz öğrenim görmektedir. İki yıl içinde bu sayı, inşallah 10
binlere ulaşacaktır. Bu öğrencilerimizin yurt ve diğer sorunlarını
takip etmekteyiz. 440 öğrenci kapasiteli yurdumuza ilaveten yeni
bir yurt kazandırılması çabası içerisindeyiz. Belediyemiz ve Toplu
Konut İdaresi işbirliği ile yapılacak üniversite evleri öğrencilerimizin
barınma ihtiyaçlarını karşılayacaktır ve şu anda da ihale aşamasına
gelinmiştir.
Diğer taraftan, yine,
kampüs alanı içerisinde, 80-100 dönümlük bir arsa içerisinde üç yüz
yataklı ihtisas hastanesi projesi ileriki günlerde hayata geçirilecek
olup istimlak çalışmaları devam etmektedir şu anda.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; mevcut fakültelerimiz, Karabük Teknik Eğitim Fakültesi,
Karabük Meslek Yüksekokulu, Sağlık Yüksekokulu, Safranbolu Fethi
Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, Safranbolu Meslek Yüksekokuluna
ilaveten, 2006 yılı içerisinde, Sayın Millî Eğitim Bakanımızın, Çok
Değerli İstanbul Milletvekilimiz, bölgemizin Bakanı Sayın Mehmet
Ali Şahin sayesinde, 2006 yılı içerisinde de Fen-Edebiyat Fakültesi
ve Mühendislik Fakültesi kurulmuştur. Yeni kurulan bu iki fakültemizle
beraber, Hükûmetimizin çıkarmış olduğu Eğitime Yüzde Yüz Destek
Kampanyası sayesinde, Fen-Edebiyat Fakültesi -Karabük'ün değerli
iş adamı Mutullah Yolbulan, arkadaşımızın da ifade ettiği gibi,
Sayın, Değerli Milletvekilimizin- eğitim ve öğretime hazır hâle
getirilmiştir. Kendisine, huzurunuzda, Karabük halkı ve milletvekilleri
olarak şükranlarımızı arz ederiz.
Diğer taraftan, Mühendislik
Fakültesi de aynı şekilde, Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyası çerçevesinde,
Karabük'ümüzün gözbebeği KARDEMİR (Karabük Demir Çelik Fabrikaları)
ve ÇELSANTAŞ (Yücel ailesi) sayesinde tamamlanmak üzeredir. Kısa
süre önce Hakk’ın rahmetine kavuşan Gökşen Yücel Ağabey’imizide
rahmetle ve minnetle anıyoruz.
Sayın Başkanım, değerli
milletvekilleri; heyecanımı bağışlayın, çünkü, Karabük Üniversitesi,
Karabük halkının ve bizlerin rüyası ve bu rüyayı gerçekleştirdik
inşallah. Cumhurbaşkanımızın da imzasından sonra, inşallah hayata
geçmiş olacaktır.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, konuşmanızı
tamamlar mısınız.
ALİ ÖĞÜTEN (Devamla)
- Cumhuriyet kentimiz Karabük, artık, ileriye bakıyor. İsmini 13
haneli bir köyden alan ve şu anda 225 bin nüfusu aşan Karabük ilimiz
nihayet üniversitesine kavuşmuştur. Bu kuruluşta emeği geçen başta
AK Parti İktidarımıza, Başbakanımıza, Millî Eğitim Bakanımıza
ve bölgemize çok büyük, bu yatırımlarda destek olan Sayın Başbakan
Yardımcımız Mehmet Ali Şahin bey'e, bakanlarımız başta olmak üzere
Sanayi Ticaret Odamıza, sivil toplum örgütlerimize, iş adamlarımıza
teşekkür eder, Karabük'ümüze hayırlı olmasını diliyorum.
19 Mayıs Cumartesi
günü Atatürk'ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı'nın 88'inci yılını kutlayacağız.
Türk gençliğimizin 19 Mayıs Gençlik Spor Bayramı'nı kutluyorum.
Sözlerime son verirken
yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Öğüten.
Madde üzerindeki konuşmalar
tamamlanmıştır.
Oyunuza sunuyorum:
Kabul edenler… Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler… Teşekkür ederim.
Kabul edilmiştir.
Karabük Üniversitemizin
hayırlı olmasını diliyorum.
Ek madde 78'i okutuyorum:
Kilis Üniversitesi
EK MADDE 78- Kilis'te
Kilis Üniversitesi adıyla bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Rektörlüğe bağlı
olarak kurulan İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi ile Gaziantep
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Fen-Edebiyat Fakültesi ile Muallim
Rıfat Eğitim Fakültesinden,
b) Gaziantep Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Yusuf Şerefoğlu
Sağlık Yüksekokulundan,
c) Gaziantep Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu ile Sağlık Hizmetleri
Meslek Yüksekokulundan,
ç) Rektörlüğe bağlı
olarak kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına, Çorum Milletvekili Sayın Feridun Ayvazoğlu.
Buyurun Sayın Ayvazoğlu.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA FERİDUN
AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hiçbir
kimsenin şu anda milletvekilleri olarak karşı çıkamayacağı bir
tasarıyla karşı karşıyayız. 1414 sıra sayılı, Hükûmet tarafından
hazırlanan tasarı görüşülüyor. Bu tasarının görüşülmesinde dinlemiş
olduğumuz bütün milletvekillerimiz ve daha önce komisyon aşamasında
yapılan konuşmalarda da bu tasarıyla ilgili hiçbir kimsenin karşı
çıkmadığını görmekteyiz. Tabii, sebebine bakıldığında, iyi niyetlerle
hazırlanmış bir tasarı ve toplam on yedi ilimizde kurulacak olan
üniversitelerin bu şekilde tasarı hâline getirilerek kanunlaşması
sonucu, o illerimizde üniversitelerin faaliyete geçmesi şeklinde
bir amaca elbette hiçbir kimse karşı çıkamıyor. Elbet, bunun, eğitimin
yaygınlaştırılması, ortaöğretimden tutalım yükseköğretime kadar
eğitimin yaygınlaştırılması şeklindeki amaca dönük olarak bakıldığında,
tabii ki karşı çıkılmayacaktır.
Değerli arkadaşlar,
böyle bir tasarının temeline, temel hedefine ve amacına bakıldığında,
gerekçelerinden de anlaşıldığı gibi, eğitimin, yükseköğretim düzeyinde
ülkemizde yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Bu hedefler doğrultusunda
2006 yılında, yine, Meclisimiz tarafından hepimizin oy birliğiyle
kabul etmiş olduğu, yasalaştırdığı yasa ile de on beş ilimize üniversite
açılmasına karar verilmiş idi. Bu on beş üniversitemizden sonra, seçimlere
çok kısa bir süre kala, iki ay gibi çok az bir süre kala, on yedi ilimizin
daha üniversiteye kavuşması hepimizi mutlu edecek gibi gözüküyor.
Öncelikle illerimizin adına bakıldığında, Karaman, Ağrı, Sinop,
Siirt, Nevşehir, Karabük, Kilis, Çankırı, Artvin, Bilecik, Bitlis,
Kırklareli, Osmaniye, Bingöl, Muş, Mardin ve Batman illerinde kurulması
öngörülen bu üniversitelerle ülkemizdeki üniversite sayısı da,
vakıf üniversiteleriyle birlikte yüz ona yükselmiş oluyor. Geriye
çok az bir ilimiz kalıyor. Şimdi, buradan, elbette o ilde yaşayan,
üniversitelerin açılmadığı, açılmayacağı 9 adet ilimizde üniversitelerin
olmadığında, o illerde yaşayan vatandaşlarımız da ister istemez,
acaba bizim illerimiz böyle bir hakka sahip değil mi, bizim ilimizin
nesi eksik, diye de herhâlde siz milletvekillerine, bizlere ve başta
da iktidar milletvekilleri olarak sizlere soracaktır. Bunlara,
soruya acaba siz iktidar olarak nasıl cevap verirsiniz, onu bilemeyiz.
Ancak, değerli arkadaşlar,
bu tasarının apar topar, seçimlere iki aylık bir süre kala getirilmiş
olması, çıkartılmak istenmiş olmasının amacının, maalesef, tam anlamıyla
iyi niyet ölçülerinde ve gerçeklerle bağdaşır bir şekilde amaca
hizmet etmeyeceğini ve etmediğini görmekteyiz. Bunu göreceğiz,
yaşayacağız. Nerede yaşayacağız? Daha önce kurulması kararlaştırılan,
2006 yılında yasalaşan on beş ilde nasıl görüyor isek, on yedi ilin
de bu şekilde yasalaştırılmak suretiyle üniversitelerin açılması,
yasal açıdan açılması, ama fiiliyatta açılmayacak olması sonrası
da biz bu gerçekleri göreceğiz ve temelinde bunun altında siyasi
rantın yattığını lütfen hiçbirimiz inkâr etmeyelim.
Değerli arkadaşlar,
yükseköğretim diyoruz ve yükseköğretimin amacının bilime dayalı
eğitim olduğunu hepimiz kabul etmek zorundayız. Peki, gerçekten
bilime dayalı bir eğitim, açılacak olan bu üniversitelerde altyapı
itibarıyla mevcut olan olanaklarıyla, daha doğrusu bulunamayan
olanaklarıyla mümkün olacak mı olmayacak mı, dediğimizde, bu soruya
olumlu cevap verme imkânımız maalesef gözükmüyor.
Değerli arkadaşlar,
buralarda açılacak olan üniversitelere, üniversitelerin öğretim
üyelerinden tutunuz laboratuvarlarına kadar, bu üniversite öğretim
üyelerinin o illere ulaşım imkânlarından sosyal yaşam imkânlarına
kadar ne gibi imkânları, biz, onlara, Hükûmet olarak, iktidar olarak
siz sunacaksınız; bunlara tam manasıyla olumlu cevap verme olanağımız
yoktur, olmaz, olamaz.
Değerli arkadaşlarım,
bu gerçekleri kabul ettikten sonra, biz, elbette, buraya gelen, burada
görüşülen üniversitelerin hepsinin de il olarak, hangi il olursa
olsun, o illerin vatandaşlarına karşı bir milletvekili borcu veya
iktidar borcu, muhalefet borcu, ne olursa olsun, Parlamentonun bir
borcu gibi gözüküyor. Bu borcu yerine getirmek açısından, bizler,
şurada bütün milletvekillerimiz, iktidarıyla muhalefetiyle bütün
milletvekillerimiz, buralarda açılacak olan üniversitelere
"evet" oyu vereceğiz, bunun altını çiziyoruz. Cumhuriyet
Halk Partisi olarak, biz bunun yanındayız, biz bunun olumlu bir şekilde
değerlendirileceğini bildiriyoruz. Fakat, az önce belirtmiş olduğum
gerçekleri de kabul etmek zorundayız. Eğer bu gerçekleri kabul etmez
isek, açılacak olan üniversitelerin gerçekte fiilî olarak, eğitime
dönük olarak amaca ulaşır, bilimsel bir şekilde amacı yakalayabilecek
ölçüde o hizmetleri verebileceğine inanamıyorsak, bunun yollarının
nasıl geliştirileceğini de iktidar olarak siz bulmak zorundaydınız.
Peki, kalacak olan süre
içerisinde bu eksiklikleri yerine getirme şansımız var mı? Süre
itibarıyla yerine getirme şansımız yok ve şu andaki altyapı itibarıyla,
öğretim görevlileri sayısı itibarıyla, nitelikleri itibarıyla
bu olanakları yerine getirme şansımız olmayacaktır. Bunun altını çizelim.
Bu gerçeklerle, bu illerimize de sadece ve sadece seçimlere yakın
bir rant şeklinde göstermek zorunda kalacağımız bu üniversitelerin
açılmasının gerçekte nerelere varabileceğini de anlatabilelim,
söyleyebilelim. Cesaretle bunu
söylemek zorundayız. Buradaki saymış olduğumuz illerin, Karaman'ından
Mardin'ine, Siirt'ine, Kilis'ine kadar Çankırı'sına kadar, saydığımız
bütün illerdeki vatandaşlarımıza bunları da anlatalım. Siz hiç
endişe etmeyin, biz sizin ilinizde, illerinizde üniversitelerinizi
açıyoruz, her şey süt liman, her şey güllük gülistanlık olacak, çocuklarımız
dışarıda kalmayacak, artırdığımız, artıracağımız kontenjanlara
da gerek kalmadan ilinizde, ayağınızın dibinde, evinizin yanında
üniversite açıyoruz, hadi gözünüz aydın dersek, bu bir kandırmaca
olacaktır. Bunu yapmayalım, bunu yapmaktan kaçınalım ve gerçeklerin
ışığında bu sorunların çözümü için neler yapabileceksek, onun da
çözümlerini burada üretelim değerli arkadaşlarım. Bunu belirtmek
istiyoruz.
Şimdi, 1 milyon 600
bin civarındaki gencimiz üniversite kapılarında sınavlarda olacak,
haziranda girecekler çocuklar. Peki, yarın bir gün bu sayı 2 milyonu
bulacak. Daha da bu sistem devam ettiği sürece, sizin iktidarınız
tarafından da kabul edilen bu sistem devam ettirildiği sürece, beş
yıllık süre içerisinde belirli bir seçenek getirmediğiniz sürece,
bunun tıkanma noktasının devam edeceğini, her yerde bir üniversite
açmakla, hatta ikişer üniversite açmakla bunun çözüme kavuşmayacağını,
kavuşturulamayacağını lütfen bilelim.
Onun için, bir defa, bu
eğitim sisteminin mutlaka ve mutlaka kökten değişmesi gerekir. Bu
eğitim sisteminin özellikle yükseköğretim düzeyindeki üniversite
öğrencilerinin yolunun açılabilmesi için, lise mezunundan itibaren,
liseyi bitirdikten itibaren bu gençlerimizin üniversite kapılarında
yığılmasının önlenmesi gerekir, onların belirli noktalarda mutlaka
ve mutlaka eritilmesi gerekir. Onlara iş imkânı sağlamak açısından,
lise mezunlarının, oralarda, o kapılarda kalmaması açısından üniversitenin
yükseköğretim sisteminin mutlaka değiştirilmesi gerekir.
Bizim Cumhuriyet
Halk Partisi olarak iktidarımızda hiçbir öğrenci üniversite kapısında
kalmayacaktır. Her yere bir üniversiteyle, hatta, iki üniversiteyle
sorunun çözülemeyeceğini buradan kamuoyuna duyurmak istiyoruz,
kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Onun için, biz, önümüzde kalan dokuz
tane ilimizin üniversiteden yoksun olması, yoksun kalması, oralara
da üniversite açarak…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bir saniye
Sayın Ayvazoğlu.
Buyurun, konuşmanızı
tamamlar mısınız.
FERİDUN AYVAZOĞLU
(Devamla) - Oralara da üniversite açarak geride kalan gençlerimize
de üniversite kapısını açıyor şeklindeki çözüm önerimiz hayalden
öte gitmeyecektir. Bunu, hep, konuşmalarımızda söyledik; ben söyledim,
bu kürsüde söyledim, dile getirdim. Şimdiye kadar açılan üniversiteler,
büyük şehirlerdeki üniversitelerimiz ve altyapıya kavuşmuş olan
üniversitelerimizin, -ilk açılan üniversite olarak İstanbul Üniversitesinden
tutunuz, son açılan üniversiteye kadar- gelişen üniversite sürecindeki
sıkıntılarının çözümü için, biz, bu sistemi kökten değiştirmek zorundayız.
Artık, üniversite öğrencilerimizin, daha doğrusu üniversite kapısındaki
lise mezunu öğrencilerimizin, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında,
öyle bir sınav keşmekeşine dur diyeceğiz, ona son vereceğiz, bunun
bilinmesini istiyoruz. Bu çözümün temelli olacağını, şurada çözüme
çalıştığınız, on yedi ilimize daha üniversite açmakla gençlerimize
böyle bir olanağın sağlanamayacağını, lütfen, bilerek bu tasarıya
evet oyu verelim. Kendi kendimizi kandırmayalım. Kendi kendimizi
kandırdığımız yetmiyormuş gibi, en önemlisi de insanlarımızı ve
vatandaşlarımızı, sevgili gençlerimizi kandırmayalım. Kandırmayalım
ki, üniversite kapısına girmek ayrı bir sorun, üniversitede okumak
ayrı bir sorun, yurdundan sosyal yaşamına kadar, üniversiteyi bitirdikten
sonraki ellerine almış oldukları o diplomaların iş bulma olanağı
bulamadıklarında ayrı bir sorun olmak üzere, bu sorunları hepimiz
kabul edelim, bu gerçekleri kabul edelim. Bu gerçekler üzerinde, kendi
kendimizin dışında, vatandaşlarımızı ve o gençlerimizi kandırmayalım
diyorum.
Başında söylemiş olduğum
iyi niyetli düşünceler çerçevesinde, Cumhuriyet Halk Partisi olarak
on yedi ilde açılan üniversitemizin, o illerimizde yaşayan gençlerimize,
vatandaşlarımıza iyilikler getirmesini diliyoruz. Bu nedenle,
o üniversitelerin açılması doğrultusundaki tasarıya olumlu bakıyoruz
ve olumlu oy kullanacağız Cumhuriyet Halk Partisi olarak diyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle, yüce Meclisi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Cumartesi günü kutlayacağımız
-Ulusal Egemenlik'ten sonraki- 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nın da
bütün ülkemize ve gençlerimize iyilikler getirmesi dileğiyle,
bir kez daha saygılar, sevgiler sunuyorum. Sayın Başkana da bu hoşgörüsünden
dolayı teşekkür ediyorum. Sağ olun var olun. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Ayvazoğlu.
Şahsı adına, Kilis Milletvekili
Sayın Hasan Kara.
Buyurun Sayın Kara.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
HASAN KARA (Kilis) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1414 sayılı on yedi ilimizde
üniversite kurulmasıyla ilgili kanun tasarısı hakkında şahsım
adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri, yüce heyetinizi ve ekranları
başında bizleri dinleyen, özellikle on yedi üniversitenin kurulacağı
illerdeki halkımızı, saygı ve hürmetle selamlıyorum.
Burada, bu kanun tasarısı
görüşülürken, özellikle, muhalefet partisi milletvekilleri çıktığı
takdirde, tamamına yakını, altyapısı hazırlanmadan, herhangi
bir hazırlık yapılmadan üniversite kurulduğunu iddia ediyorlar
ve ne yazık ki, üniversite kurulacak illerden sayın milletvekilleri
çıkmıyor, alakası olmayan illerin milletvekilleri çıkıp, o illerle
ilgili söz söylemeye çalışıyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)
VEZİR AKDEMİR (İzmir)
- Türkiye milletvekili olunduğunu unutmayın ama.
HASAN KARA (Devamla)
- Bu ne yaman çelişkidir ki, hangi ilde, hangi altyapı kurulduğu belirtilmeden,
hangi altyapının oluştuğu bilinmeden… Bu konuşmaları halkımız ibretle
izliyor. Özellikle Kilis'imizde, il olduğumuzdan bu yana, bizim belirli
bazı hedeflerimiz vardı. Her
ilin, her ülkenin, her insanın hayali ve hedefleri vardır. Bizim Kilis'imizin
hayali ve hedeflerinden bir tanesi de Kilis Üniversitesini kurmaktı,
bunun için uzun yıllardan beri çalışmalar yapılıyordu. Bu ana kadar,
Gaziantep Üniversitesine bağlı olarak iki fakülte binası, iki yüksekokul,
bir kütüphane, tamamı Kilisli iş adamlarımızın kendi öz sermayeleriyle
yapılmış ve devletimize hediye edilmişti. Ben, burada, özellikle
bu fakülte binalarını, yüksekokul binalarını ve kütüphane binamızı
yapan iş adamlarımıza Kilis halkı adına şükranlarımı arz ediyorum.
Ayrıca, biz, dört yıldan beri yaptığımız
çalışmalar neticesinde, üniversite kurulabilmesi için her türlü
altyapı çalışmasını bitirdik. Belediyemiz, 1 lira bedelle, 135
bin metrekare alanı Kilis Üniversitesi kampüs alanı olarak üniversitemize
bağışladı ve verdi, tapu işlemleri bitti. Ayrıca, kampus alanı çevre
düzenlemesi tamamen bitmiş durumda. Şu anda, bizim Kilis'imizde sadece
üniversite tabelamızın asılması bekleniyordu. Bu da, yıllardan
beri, birilerinin laf ürettiği, birilerinin sadece lafta söylediği
şeyi, AK Parti Hükûmetinin Sayın Genel Başkanı ve Başbakanımız Recep
Tayyip Erdoğan, Millî Eğitim Bakanımız Hüseyin Çelik ve Bakanlar Kurulunun
üstün gayretleriyle, destekleriyle biz bugün, bu tarihî günde, bu
bayram gününde, bu sevinçli günde bu kanunu çıkarıyoruz ve başta
Kilis'imiz olmak üzere, diğer kalan on altı ilimize, ben, ufuk açacağını,
güzellikler getireceğini ve o illerin hem eğitim alanında hem diğer
alanlarında kurtuluşuna büyük bir vesile olacağına yürekten inanıyorum.
FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Millî Eğitim
Komisyonunu unuttun ya, onu da say!
HASAN KARA (Devamla)
- Millî Eğitim Komisyonunu unuttun diyor arkadaşlar.
Ayrıca, Millî Eğitim
Komisyonuna da, Plan ve Bütçe Komisyonuna da yoğun çalışmadan dolayı
illerimiz adına şükranlarımı arz ediyorum.
Biliyorsunuz, hiçbir
şey kurulduğu gün mükemmel olmaz.
BAŞKAN - Siz yine de
tahriklere kapılmayın Sayın Kara.
Buyurunuz.
HASAN KARA (Devamla)
- Tahrikler değil Sayın Başkanım. Marifet iltifata tabiymiş. İltifat
edince güzel şeyler oluyor. Başka türlü güzel şey olması mümkün değil.
Bir İngiliz atasözünden
söz etmek istiyorum. İngiliz atasözü diyor ki: "Bin millik yol
bir adımla başlar." Bugün, gerek büyük şehirlerimizdeki gerek
diğer illerimizdeki üniversiteler kurulduğu zaman belki şu anda
on yedi ilimizde kurulacak üniversiteler kadar, ne fakülte binası
ne arazisi ne müştemilatı ne kampüs alanı vardı. Ama, onlar kuruldu,
bugün mükemmel şekilde üniversite faaliyetlerini icra ediyor. Bizim
de üniversitelerimiz kurulacak. Çok yakın bir sürede Türkiye'mizin
sayılı üniversiteleri arasına gireceğine ben yürekten inanıyorum.
Kilis'imiz çok kısa
bir sürede, dört-dört buçuk yıllık gibi bir zaman dilimi içerisinde
AK Parti İktidarında çok büyük mesafeler aldı.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bir saniye
Sayın Kara.
Buyurun, konuşmanızı
tamamlar mısınız.
HASAN KARA (Devamla)
- Bitiriyorum Sayın Başkanım.
Bir taraftan, duble
yol projesiyle Gaziantep'e ve Halep'e çok kısa bir sürede ulaşım
imkânı sağlandı; diğer yandan, havaalanıyla iletişimi ve ulaşımı
sağlandı; PTT hizmet binası, yeni yapacağımız adliye binası, KÖYDES
projesi çerçevesinde 29 trilyon Kilis'e aktarıldı. Doğal gaz arzı,
toplu konutumuzla Kilis, yaşanabilir, güzel bir şehir hâline hızla
geliyor. Bir eksiğimiz vardı ve bu eksiğimiz de iş adamlarımızın
katkısı, belediyemizin desteği, Kilis halkımızın tek yumruk olması
ve özellikle Sayın Başbakanımızın net tavrı, Millî Eğitim Bakanlığımızın
ve Bakanlar Kurulumuzun kararıyla, bugün, Kilis Üniversitesini…
"7 Aralık Kilis Üniversitesi" olacak. Biraz sonra değişiklik
teklifimiz gelecek. Çünkü, 7 Aralık tarihi Kilis'in kurtuluş tarihidir;
Fransız işgalinden kurtulmasının tarihidir, Millî Mücadele tarihidir.
Aynı zamanda bu tarihi, biz, Kilis Üniversitesine ad olarak vermekle
Kilis'imizin o maddi kurtuluşunun bugün manevi kurtuluşuna da vesile
olmasını diliyorum. Bundan dolayı Kilis halkına, Bakanlar Kurulumuza
şükranlarımı arz ediyorum, yüce heyetinizi de, bu kanuna verdiğiniz
destekten dolayı, Kilis halkı adına, yürekten kutluyorum, saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kara.
Şahsı adına ikinci
söz, Kilis Milletvekili Sayın Veli Kaya'nın.
Buyurun Sayın Kaya.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
VELİ KAYA (Kilis) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1414 sıra sayılı Yükseköğretim
Kanunu ile ilgili on yedi ilimize üniversite kurulması konusunda
şahsım adına söz almış bulunuyorum, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, üniversiteler,
öğretimin en önemli yuvalarından olup ülkemizin çok önemli ihtiyacını
karşılayacak önemli öğretim yuvalarıdır. Geçtiğimiz yılda, on
beş vilayetimizde kurulmuş olan üniversitelerin, inşallah, önemli
sonuçlarını görmeye başladığımız anda… Esasen geçen sene kurulması
planlanan, ancak geçen sene yetiştiremediğimiz bu on yedi üniversitemizi
de, ilaveten ülkemize kazandırmak üzere, bugün bu üniversitelerin
kurulma çalışmalarını, bu tarihî günü beraberce yaşıyoruz.
Değerli milletvekilleri,
üniversiteler, bir şehrin, bir ülkenin beynine, kültürüne, geleceğine
yapılan yatırımlardır. Dolayısıyla, bunlara karşı çıkmanın, bunları
engellemenin çok fazla mantıkla bağdaşır bir yeri olmasa gerek. Evet,
değerli muhalefetin bu eksiklikleri karşısında muhalefet görevi
yapmalarını saygıyla karşılıyorum.
Değerli milletvekilleri,
üniversiteler kurulurken, tam tekemmül etmiş olarak kurulması hepimizin
arzusudur. Ancak, Türkiye'nin ekonomik yapısı, sosyal ve politik
yapısı bu üniversitelerin bir anda, tamamen tam teşekküllü olarak
kurulmasına müsait değildir. Önce, bu şekilde kurulacak, daha
sonra kendisini geliştirmek suretiyle dünyanın saygın üniversiteleri
arasına girecektir. Benim çocukluğumda bir baraka ile kurulan üniversiteleri
biliyorum. Bugün dünya üniversiteleri durumuna girmişlerdir.
Şimdi, kendi ilim olan
Kilis'i düşünüyorum. Yıllardan beri böyle bir özlemi var. Kimde? Öğrencisinde,
iş adamında, esnafında, köylüsünde, memurunda bir üniversite beklentisi
var. Çünkü, ilimiz, yerleşim alanı açısından Orta Doğu'nun çok önemli
bir sınır kapısını oluşturuyor. Bu üniversite kurulduğunda ben
inanıyorum ki, Suriye'den, Ürdün'den ve başka Orta Doğu devletlerinden
öğrenciler gelip burada eğitim alacaklardır.
Ayrıca, üniversitelerin
kurulmasıyla, üniversite kapısında bekleyen milyonlarca çocuğumuz
okul hayallerini gerçekleştirmiş olacaktır. "Efendim, öğretim
elemanı eksiği var" doğrudur, var. Ama, üniversitelerde kadro
bekleyen binlerce de öğretim elamanı var, onların da önü açılmış oluyor.
"Efendim, buraya 18 bin kadro veriliyor." 18 bin kadro,
KPSS'yle girecek çocuklarımıza, iş bekleyen çocuklarımıza bir istihdam
sahası oluşturuyor. Ayrıca, bu üniversite bu küçük şehirlere kurulmak
suretiyle esnafından, memurundan, ev sahibinden, mülkiyet sahibinden
bir sirkülasyonu, bir ekonomik girdiyi sağlayacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
bu üniversiteler ülkemizin geleceği açısından çok önemli yatırımlardır.
Şimdi, bakıyoruz, bizimle eş değer durumda olan, gerek dünya ülkelerine
gerek Avrupa ülkelerine göre üniversitelileşme açısından onların
fevkalade gerisinde olduğumuzu görüyoruz. Birçok konuda beraber,
hatta, birçok konuda onların önünde olmasına rağmen, üniversite
konusunda, maalesef onların gerisindeyiz. Öyle ise, 114 tane üniversite
70 küsur milyonluk bir ülke için çok değil.
Ukrayna'da sordum
ben, değerli milletvekilleri, "Kaç üniversiteniz var?" diye,
"2.500 üniversitemiz var." dediler. Ben, açıkçası istihzayla
baktım; yahu, 2.500 üniversite olur mu 50 milyon nüfuslu bir yerde? "Evet, 2.500 üniversite var." dediler.
Bizde vakıf üniversitesiyle beraber, devlet üniversitesi toplamı
114 oluyor bununla beraber.
Değerli milletvekilleri, bu rakam çok
büyük bir rakam…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kaya, konuşmanızı tamamlar
mısınız.
Buyurun.
VELİ KAYA (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın
Başkanım.
Değerli milletvekilleri, sözün kısası,
hülasası olarak bu üniversitelerin vatanımıza, milletimize, öğrencilerimize
ve tüm geleceğimize hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.
Önce, Kilis halkına uğurlu olmasını diliyorum, diğer on altı vilayetimize
de hayırlı, uğurlu olmasını dilerken, yüce heyetinizi bir kere daha
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaya.
Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1414 sıra sayılı kanun
tasarısının 7. maddesinin Ek 78. maddesindeki Kilis Üniversitesi
ibaresinin Kilis 7 Aralık Üniversitesi olarak değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz. 16.05.2007
Hasan
Kara Eyüp Fatsa Veli Kaya
Kilis Ordu Kilis
Ayhan
Sefer Üstün Halil Özyolcu Mustafa Nuri Akbulut
Sakarya
Ağrı Erzurum
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon, takdire mi bırakıyorsunuz?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Hükûmet?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)
- Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
7 Aralık tarihi Kilis'in düşman işgalinden
kurtulduğu tarih olması münasebeti ile.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir. Kilis 7 Aralık Üniversitemizin hayırlı olmasını
diliyorum.
Ek madde 79'u okutuyorum:
Karatekin Üniversitesi
EK MADDE 79- Çankırı'da Karatekin Üniversitesi
adıyla bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Rektörlüğe bağlı olarak kurulan
Fen-Edebiyat Fakültesi, ile Ankara
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Orman Fakültesinden,
b) Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne
bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan İktisadî
ve İdarî Bilimler Fakültesi ve Güzel
Sanatlar Fakültesinden,
c) Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne
bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe
bağlanan Sağlık Yüksekokulundan,
ç) Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne
bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe
bağlanan Meslek Yüksekokulu ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan,
d) Rektörlüğe bağlı olarak kurulan Sosyal
Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Kemal Anadol.
Buyurun Sayın Anadol. (CHP sıralarından
alkışlar)
CHP GRUBU ADINA K. KEMAL ANADOL (İzmir)
- Sayın Başkan, yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri; görüşmekte olduğumuz
tasarının Çankırı Karatekin Üniversitesiyle ilgili 6'ncı maddesinde
söz almış bulunuyorum. Şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum ve daha sözlerimin başında,
bu üniversitenin kuruluşuna Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak
olumlu oy vereceğimizi beyan ediyorum ve Çankırılılara ve tüm ulusumuza
hayırlı olmasını diliyorum.
Tabii, bu konuyla ilgili, yeni kurulan
üniversitelerle ilgili çeşitli arkadaşlarımızın ve özellikle
Cumhuriyet Halk Partili sözcülerin baştan bu yana sıraladıkları
noksanlıkları tekrarlamak istemiyorum. Ancak, bunların hepsi gerçektir.
Yani, bir üniversitenin kurulurken, baştaki noksanlıkları belirtmek,
hemen o üniversitenin kuruluşuna karşı çıkıyormuş gibi bir karşı
eleştiriyi hak etmiyor. Askerlikte bir kural vardır: "Yığınakta
yapılan hata savaş sonuna kadar devam eder." der askerler. Eğer
topçuyu, piyadeyi, süvariyi yanlış yerleştirdiyseniz, savaşı kazansanız
da kaybetseniz de sonuna kadar onun sıkıntısını çekersiniz.
Şimdi, hep bizim arkadaşlarımızdan bazıları
da söyledi, bir yanlışlığı düzeltmek istiyorum. Sayın Bakan da burada,
memnun oldum. Demin ayrılmışlardı. Şimdi, hep Orta Doğu Teknik Üniversitesine
arkadaşlar büyük haksızlık yapılıyor. Bizim arkadaşlardan bazıları
da söyledi. Yani âdeta böyle yerleşik bir kanaat hasıl oldu; ODTÜ,
dünya çapındaki bugün ODTÜ, gururumuz olan bir üniversite ODTÜ,
iki barakayla kuruldu…
Arkadaşlar, "baraka" lafı doğru,
gerisi yanlış. ODTÜ'ye haksızlık yapılıyor.
MEHMET BEŞİR HAMİDİ (Mardin) - Sizinkiler
söylüyor.
K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Tabii, ben
genel konuşuyorum.
Şimdi, ben anlatayım macerasını: Demokrat
Parti iktidarının şaşaalı günlerinde merhum Menderes'le merhum Bayar'ın
meşhur bir Amerika gezisi vardır, ABD gezisi. Ben de o sıralarda ortaokul
öğrencisi filanım herhalde. Bütün ülke merakla izliyor. Amerika
tabii bunları büyülemek için elinden geleni yaptı. Merhum Menderes
Başbakan olduğu için on beş gün erken döndü. Cumhurbaşkanımız Bayar
bir ay kadar Amerika'da kaldı. Hollywood'u gezdirdiler, o kovboy şapkalarıyla
resimleri çıktı filan. Sonra işte "küçük Amerika olacağız"
lafları da oradan, galattı. Bayar söyledi ve yayıldı bu. Eisenhower,
-Amerikan Başkanı- son gece ziyafet veriyor Bayar'a, âdeta dile benden
ne dilersin diyecek, o mealde bir konuşma yapıyor. Merhum Bayar da
Orta Doğu'da gerçekten ulusal değil, bölge anlamında, Orta Doğu açısından
yabancı ülkelerin çocuklarının da eğitim göreceği bir büyük üniversite
istiyor; bir de çok büyük bir metalürji tesisi, sanayileşmeyi simgeleyecek
bir tesis istiyor. İşte, Orta Doğu'nun kaynağı buradadır, ERDEMİR'in
kaynağı da oradadır. Bu Amerika gezisinde başlamıştır iş.
ODTÜ, Sayın Millî Eğitim Bakanımızın
söylediği gibi, Celal Bayar'ın bu isteği üzerine, ABD'nin de destek
vaat etmesi üzerine, 1956 yılında kurulmuştur rahmetli Tevfik İleri
tarafından, Millî Eğitim Bakanıyken. Kuruluşu 1956, ama ilk öğrenci
alımı 1957'dir; 300 öğrenciyle başlamış.
Ben hatırlıyorum arkadaşlar, eski
Harp Tarihi Dairesi olan ATASE'nin orada barakalar vardı. Baraka lafı
o kadar doğrudur. Orada iki üç baraka vardı büyük, 300 tane de öğrencisi
var imiş o zaman. Baraka var, ama Ankara Üniversitesinin büyük desteği
var, öğretim üyeleri bakımından. ABD'den, Hollanda'dan, İngiltere'den
gelen doçentler, profesörler var. Öğretim üyesi noksanı yok, hiç yok
veya çok az.
Sonra, 27 Mayıs oluyor. 1960'da iktidarlar
değişiyor. Yani zihniyet değişmesine rağmen, ODTÜ'yü geliştirmekte
hükûmetler kararlı. 1960'da -bir misal vereyim size- merhum Turhan Feyzioğlu
ODTÜ'ye rektör oluyor. Dikkatinizi çekerim, Feyzioğlu'nun maaşı 5
bin Türk lirası. ODTÜ Rektörü Feyzioğlu'nun maaşı 5 bin Türk lirası,
o sırada bir tuğgeneralin maaşı 2 bin Türk lirası. Devlet, bütün gücüyle
destek oluyor yani o üniversitenin gelişip kökleşmesi için.
Hep bu ismi unutuyoruz, hâlâ sağdır,
uzun ömürler diliyorum Tanrı'dan kendisine. İstanbul'da yaşayan Kemal
Kurdaş, 1961'den 1969'a kadar rektörlük yapıyor. Sadece ODTÜ'ye değil,
bütün Ankara'ya hayat veren, Ankara'nın akciğerleri olan bu ormanları,
Kemal Kurdaş'ın rektörlüğünde Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ankara'ya
hediye etti. Bugün rahat nefes alıyorsak, Ankara'nın hava kirliliği
bir ölçüde etkileniyorsa, Kemal Kurdaş'ın rektörlüğü dönemindeki
o cansiparane çalışma sonucunda olmuştur. Boş bozkırları verdiler,
bu hâle getirdiler. Hemen bina yapımına girişildi, 1963'te binalara
girmeye başladı, yurtlara girmeye başladı öğrenciler ve öğrenci
sayısı 3 bine yükseldi. Yani, ilk aşamada Ankara Üniversitesinden,
yurt dışından gelen öğretim üyeleri, yeni öğretim üyelerini yetiştirdiler
ve ODTÜ, aşama aşama, bugünkü durumuna geldi.
Şimdi, iki barakayla kuruldu… Yani,
şimdi biz iki barakayla kuralım; öğretim üyesi yok, kadro sıkıntısı
var. Çatışma halinde, deyince arkadaşlar, eleştirince kızıyorsunuz.
Kadro verilmiyor. Şimdi, ODTÜ'ye dünya kadar -yerli öğretim üyesi
yetişmeyince- çok kaliteli, dünya çapında bilim adamları gelip,
ders vermişler. Bizim Hükûmetimiz, yabancı doktorları -ki, onların
niteliği nedir, çok tartıştık burada- Türkiye'ye getirmek istiyor,
yabancı öğretim üyelerine Maliye izin veriyor mu, vermiyor mu; kaç
üniversitede var, belli değil.
Şimdi, elbette, üniversitelerin gelmesi,
Anadolu'nun en ücra köşelerine gitmesi, sizler gibi bizleri de memnun
ediyor, doğru, ama, sadece aşçılar biraz yemek yiyecek, ev kiraları,
işte, yeni yapılan yurtlar harekete geçecekten ibaret bir dünya görüşüyle,
bir arzuyla bu üniversiteleri istiyorsak, işte, yığınakta hata
yapıyoruz, daha baştan ölü doğan üniversitelerde, orada okuyan çocuklarımız…
Demin Orhan Eraslan doğru söyledi. Türkiye'de,
maalesef, bir gerçektir, hâkim kalitesi son derece düşük hâle gelmektedir,
bütün hukuk dünyası tartışmasız bunu kabul ediyor Türkiye'de. Yüksek
yargı organlarının temsilcilerine sorunuz, iktidar partisinin
hukukçularına, eski Bakanımız Sayın Çiçek'e soralım, bizim kanaatimiz
o, yani, ciddi… Neden? Kurmak kolay; bir bina yapıyorsun, ondan sonra,
avukatlar falan icra dersine geliyor ve böyle, yarım yamalak bir
şey yapıyoruz, hukuk fakültesi... İstediğin gibi aç, orada aç, burada
aç, orada aç; yarın bu adam adaleti temsil edecek arkadaş. Eğer, baştan,
nitelikli biçimde, evrensel ölçülere uygun yetişmezse oradan,
onun zararı tekrar memlekete geliyor. Yani, sırf, oranın ekonomisi
harekete geçsin diye bir hukuk fakültesi kurduğunuz vakit çıkan
sonuç bu. Hâlbuki, oranın sosyoekonomik durumunu araştırmak lazım,
hangi yüksekokul oraya daha iyi gelecek… Yani, bunun için bir uzlaşma
sağlamak lazım. Başta Millî Eğitim Bakanlığımız, Yükseköğretim Kurumu
ve diğer ilgili kuruluşlarla bir konsensüs sağlanmalı ve bu üniversiteleri,
tartışmalardan uzak şekilde yurdun en ücra köşelerine -doğrudur,
katılıyorum size- kurmalıyız. Yoksa, biz sadece üniversite kuruldu
diye bayram yaparsak, sadece bununla yetinirsek, o üniversiteyi
kurmak, onu ilan etmek, bu Meclisten geçirmek yeterli sayılırsa, daha
sonra bizi üzer arkadaşlar; sevinçler hayal kırıklığına dönüşür,
bu muydu derler on sene sonra, on beş sene sonra. Mesele, on beş-yirmi
sene sonra çok büyük gelişimi, çok büyük atılımı sağlamak ve ondan
sonra, hep beraber, iktidarıyla muhalefetiyle sevinmek, yurttaşlarımızı
mutlu etmek, Türkiye Cumhuriyeti'ne katkısı olacak olan oralardan
mezun pırıl pırıl gençlerimizi ülke hizmetine sokmak, mesele budur.
Bu ölçüler içinde bakıyoruz biz.
Tekrar, Çankırı'da kurulan bu Karatekin
Üniversitesinin Çankırılılara ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum
ve yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Anadol.
Şahsı adına Çankırı Milletvekili Sayın
Tevfik Akbak.
Buyurun Sayın Akbak. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Gerçekten, bugün, Meclisimiz tarihî
bir oturum gerçekleştiriyor. Hükûmetimizin bundan önce on beş ilimize
kurmuş olduğu üniversiteye ilaveten, inşallah on yedi ilimiz daha
üniversitemize kavuşacak. Bunların arasında da, yıllardır Çankırılı
hemşehrilerimizin özlemle beklediği Çankırı üniversitesi de
var. Ben, bu vesileyle, on yedi ilimizde kurulacak üniversitemizi
geleceğimize yatırım olarak, milletimizin genç neslinin bilimle
teçhiz olması noktasında çok önemli bir yatırım olarak düşünüyorum
ve emeği geçen, başta Sayın Başbakanımız, Bakanlar Kurulu üyelerimiz
ve Millî Eğitim Bakanımıza, komisyon üyelerimize çok teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar, gerçekten, özellikle
benim ilim Çankırı'da üniversite âdeta bir özlem ve sevda hâline dönüşmüştü.
3 Kasım seçimleri öncesinde ilimizi ziyaret ettiğimizde, her gittiğimiz
yerde Çankırılılar üniversite istiyordu. Zira, Çankırı, hemen Ankara'nın,
Başkent'imizin gölgesinde kalmış, maalesef, çoktan hak ettiği hâlde
bu üniversiteye bir türlü kavuşamamıştı. Ama, biz, değerli hemşehrilerimize
-her alanda verdiğimiz sözü yerine getirmenin mutluluğunu yaşadığımız
gibi- "İnşallah, bize emaneti verirseniz, Çankırı'mızı üniversiteye
kavuşturacağız." sözünü vermiştik. Bugün, doğrusu, böylesi
bir sevdaya dönüşen, Çankırı'mızın yıllardır özlemini çektiği üniversitemizin
Çankırı'da kurulması gerçekten bizleri mutlu etmekte. Bugün böylesi
bir kararın alındığı Mecliste bulunmaktan son derece mutlu, huzurlu
olduğumu, gururlu olduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, biz tabii, Çankırı
Üniversitemizin ismini de "Çankırı Karatekin Üniversitesi"
olarak değiştirmeyi öngördük. Zira, Karatekin, Çankırı'mızı Selçuklu
Döneminde fetheden kumandandır. Dolayısıyla, Müslüman-Türk insanının
Çankırı'mıza yerleşmesinde emeği olan… Dolayısıyla, gelecek neslimizi
geçmişten kopartmamak adına, geçmişle olan bağını sürdürmesi adına
bunu da önemsedik.
Değerli arkadaşlar, Çankırı'da kurulacak
üniversiteye Çankırı halkımız, sivil toplum örgütlerimiz, Çankırı'mızın
tüm bürokrasisi, yardımsever iş adamlarımız her zeminde, her zaman
destek olmuşlardır. Dolayısıyla, ben sizlerin huzurlarında Çankırılı
hemşehrilerime bu katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum.
Şu anda, Çankırı'mızda, hâlen Ankara
Üniversitesine bağlı Orman Fakültemiz, bir adet Sağlık Yüksekokulumuz
meslek yüksekokulu olarak hizmet vermekteyken, dönemimizde, Çankırı
Üniversitesi talebi doğrultusunda, Gazi Üniversitesine bağlı
bir adet İktisadi İdari Bilimler Fakültesi ve Güzel Sanatlar Fakültesi
de ilan edilmiş ve dekanları atanmıştır. Bunlara ilave olarak, Çankırı
Üniversitemiz, bu tasarımızın kanunlaşmasıyla, rektörlüğe bağlı
olarak kurulacak olan Fen-Edebiyat Fakültesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü
ve Fen Bilimleri Enstitüsü ve Üniversitemizin çatısı altında eğitime
başlayacak olan, inşallah, ileride tasarladığımız ilçelerimizde
de yüksekokullarımızı da bu bünyeye dâhil etmeyi doğrusu çok önemsiyoruz
ve inşallah, Allah kısmet eder, bir dönem daha bu çatı altında hizmetler
bize nasip olursa, ilçelerimizi de yüksek okullara kavuşturacağımızı
düşünüyoruz.
Efendim, ben, tabii, Çankırı'mıza çok teşekkür
ediyorum. Değerli muhalefet sözcülerimiz, çıktıkları zaman, bu
kürsüde, hani bir söz vardır, "Gitmek mi zor, kalmak mı zor?"
diye, ne "karşıyız" diyebiliyorlar ne de gönülden destek
olabiliyorlar. (CHP sıralarından
gürültüler)
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Oy kullanıyoruz
yaa! İnsaf et! Ayıp, ayıp! Oy kullanıyoruz yaa!
TEVFİK AKBAK (Devamla) - Çankırılı hemşehrilerim
basiret göstermişler ve Cumhuriyet Halk Partisine oy vermemekle
ne iyi etmişler diyorum. (CHP sıralarından gürültüler)
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar yeter sayısı
isteyeceğiz!
TEVFİK AKBAK (Devamla) - Değerli Vekilim...
Efendim...
BAŞKAN - Sayın Akbak... Sayın Akbak...
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Arkadaş,
siz yeni geldiniz herhâlde. Araba satışı mı yaptınız da geldiniz?
TEVFİK AKBAK (Devamla) - Değerli kardeşim,
bakın, ben ne diyorum. Ben desteklerinize başta teşekkür ettim.
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Siz Meclise
geliyor musunuz? Ben sizi ilk defa görüyorum burada. Bütün Çankırılılar
da duysun, ben sizi ilk defa görüyorum burada. Siz ticaret yapın,
milletvekilliği yapmayın.
TEVFİK AKBAK (Devamla) - Ancak... Ancak...
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Sizin
işiniz o değil. Siz ancak araba satarsınız.
TEVFİK AKBAK (Devamla) - Ancak...
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Başka
işten anlamazsınız. Üniversiteden hele hiç anlamazsınız.
TEVFİK AKBAK (Devamla) - Ancak, bahane
olsun diye "efendim, yok barakaydı, yok kadro yoktu" diye...
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Sen ne
söylersen söyle. Sen hiç anlamazsın o işten, hiç!
TEVFİK AKBAK (Devamla) - Çankırı'mız...
Bugün, Üniversitemizin kampüs alanını -iktidar olarak -Üniversitemize
verdik, oradaki kamu binalarımızdan Üniversitemize verdik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Aferin, iyi
etmişsin! Helal olsun sana!
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Üç beş
tane de makam arabası verdin herhâlde.
BAŞKAN - Sayın Akbak, buyurun, konuşmanızı
tamamlar mısınız.
TEVFİK AKBAK (Devamla) - Efendim, tamamlıyorum.
Biz, efendim, değerli arkadaşlar
"katkısı olan herkese" derken, katkınız varsa, niye rahatsız
oluyorsunuz?
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Senin
ağzından çıkanı kulağın duymuyor ya!
TEVFİK AKBAK (Devamla) - Biz, katkısı
olan bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Dolayısıyla...
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Ağzından
çıkanı kulağın duymuyor senin ya!
BAŞKAN - Sayın Akbak, siz en iyisi konuşmanızı
tamamlayın.
TEVFİK AKBAK (Devamla) - Toparlıyorum
Sayın Başkanım.
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Tabii,
sen Meclise gelmeyince, Meclis çalışmasının ne olduğunu bilmiyorsun
ki. Çıkarken kapıyı da zor bulacaksın sen.
TEVFİK AKBAK (Devamla) - Şimdi, değerli
arkadaşlar, ben yanlış anlaşıldığını düşünüyorum.
Ben, efendim, Çankırı'mıza ve diğer on
altı ilimize kurulan üniversitelerimizin hayırlı olmasını diliyorum.
Temennim odur ki, bu üniversitelerimizin, halkıyla, halkımızın değerleriyle
barışık bir üniversite olmasını temenni ediyorum. İnşallah, bilime
ve özgür düşünceye açık, milletimizin değerlerine katkıda bulunan
bir üniversite olmasını temenni ediyorum ve tekrar, bu üniversite
yasamızın çıkmasında desteği olan Çankırılı hemşehrilerimizin
katkılarına…
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Bir tek
senin desteğin yok burada, bir tek senin yok! Herkesin var ama senin
yok, bunu da bil!
TEVFİK AKBAK (Devamla) - …muhalefet
partisinin çok değerli vekillerine çok teşekkür ediyorum.
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Senin
buna desteğin hiç yok!
TEVFİK AKBAK (Devamla) - Elbette, onlar
da -eminim- Türkiye'mizde bilimin gelişmesinden yanadırlar, ancak
eksiklikleri keşke böyle ifade etmeselerdi diyorum ve bu vesileyle,
sizleri ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi ve
hemşehrilerimizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Çankırı
bunun hesabını soracak senden! Çankırılılar o kapıdan çıkıyor,
Çankırılar o kapıdan! Güle güle!
TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Rahatsız olma
ya, rahatsız olma!
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akbak.
Sayın milletvekilleri, Hükûmet adına
Millî Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik yerinden kısa bir açıklama
yapacaklar.
Buyurun Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Anadol'un konuşması
esnasında vermiş olduğu bazı bilgilerden dolayı bir açıklama yapma
gereği duydum. Böyle bir fırsatı verdiği için de teşekkür ediyorum.
Aslında, dünden beri arkadaşlarımız
sürekli olarak bu meseleyi tekrarladılar, yani "Hukuk fakültelerinin
sayısı her geçen gün artıyor ve kalitesiz hukukçular yetişiyor,
orada gerekli, yeteri kadar hoca yok." şeklinde haklı itirazları
var. Bu haklı itirazları olduğu için, değerli arkadaşlarım, biz, bu
on yedi üniversiteyi, üniversite tasarısını getirirken buraya
hiçbir hukuk fakültesi ilave etmedik ve eğer orada daha önce bir eğitim
fakültesi varsa, hukuk fakültesi varsa, zaten, o bahsimizin dışında.
Ama, yeni kurduğumuz fakültelerin hiçbirisi hukuk fakültesi değildir,
hiçbirisi eğitim fakültesi de değildir. Sebep şudur: Türkiye'de
yetmiş tane eğitim fakültesi var. Eğitim fakültesinden mezun olan
arkadaşlarımızın yüzde 99'u devlete, kamu sektörüne bağımlı olarak,
yani öğretmen olarak çalışmak durumunda olduğu için… Teknik eğitim
fakültesi de yok, yeni getirdiğimiz teknik eğitim fakültesi de
yok, çünkü o da yeteri kadar var. Dikkat edin, ziraat fakültesi, veteriner
fakültesi de yok, çünkü o da yeteri kadar var. Haddizatında Türkiye'deki
mevcut fen-edebiyat fakülteleri de, aslında, ihtiyacın üzerindedir.
Ancak, bilim dünyasında, henüz şu konuda mutabakata varmış değiliz:
Bir üniversite kurulurken, fen edebiyat fakültesi mutlaka olmazsa
olmaz fakülte olmalı mıdır? Başta, Yükseköğretim Kurulu olmak üzere
bazı bilim çevreleri "Mutlaka olmalıdır." diyor. Ben şahsen
o kanaatte değilim. Millî Eğitim Komisyonunda da bir tasarı, aslında
Komisyondan geçti, Genel Kurula inmesi gerekiyor, ama bu tartışmaların
belli bir aşamaya gelmesi, bence çok daha iyi olur. Bu açıdan onu getirmedik.
Şu anda, bakın, 115 üniversitemiz olacak.
Fen-edebiyat fakültesi ondan bir hayli fazla, 118-119 fen edebiyat fakültemiz
olacak. Bu da, fazla, aslında. Dolayısıyla, bizim kurduğumuz, şu anda,
getirdiğimiz fakültelerin, büyük bir çoğunluğu, yüzde 90'ı, aslında,
özel sektöre yönelik insan yetiştirecek olan fakültelerdir. Nedir
bunlar: İktisadi idari bilimler fakültesi, daha çok mühendislik
mimarlık fakültesi. Türkiye, özel sektör ağırlıklı olarak büyüyor.
Malumunuz ekonomimizde de, artık, devletçi ekonomiden serbest piyasa
ekonomisine bir dönüşüm gerçekleştirdiği için. Güzel sanatlar fakültesi:
Buralardan mezun olan insanlar, serbest çalışabiliyorlar, özel sektörde
çalışabiliyorlar. Dolayısıyla, istihdamı da göz önünde bulundurarak,
bu tasarı getirilmiştir.
Yani, hukuk fakültesi için arkadaşlarımın
söylediğine katılıyorum. Bakın, Türkiye'nin daha fazla doktor ihtiyacı
var. Öyle ihtiyaç var ki, yurt dışından doktor getirelim meselesini
tartışıyoruz. Bunun için…
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Öyle bir şey
yok, ama Bakan öyle diyor.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)
- Canım, şimdi, rakamlar ortada ve bunun için yeni fakültelerin kurulması
gerekiyor. Bununla ilgili, burada, yine, bu tasarıda tıp fakülteleri
var, ama diğer sözü edilen fakülteler yok. Arkadaşların eleştirileri
bu konuda haklıdır.
Teşekkür ederim efendim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Şahsı adına ikinci söz, Çankırı Milletvekili
Sayın İsmail Ericekli.
Buyurun Sayın Ericekli. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
İSMAİL ERİCEKLİ (Çankırı) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Çankırı'mız
için tarihî bir gün. Yıllardır özlemini çektiğimiz ve evlatlarımızı
okumak için dışarıya yolladığımız Çankırı'mız için, Çankırı Üniversitesine
bir ekmek kadar, bir su kadar ihtiyaç olduğunu yıllardır insanlarımız
idrak etmişlerdir. Bu vesileyle, Çankırı Üniversitesine kavuşması
için ilimizdeki mevcut sivil örgütler, Çankırı halkımız, Çankırı'mızın
dışarıda yaşayan insanları, bu gaye, bu amacı elde etmek için el
birliği yapmışlar, gönül birliği yapmışlar, el ele vermişler ve Çankırı'mızda
Çankırı Üniversitesinin kurulması için altyapı çalışmalarını
uzun yıllardır tamamlama gayreti içerisinde olmuşlar ve tamamlamışlardır.
Çankırı'mız, üniversitesine hazırdır; altyapısıyla hazırdır, mevcut
yüksekokullarıyla ve fakülteleriyle hazırdır.
Çankırı'mızda yüksekokul süreci yeni
değildir. Eğitim enstitüsüyle başlayan, sağlık meslek yüksekokuluyla devam
eden, orman fakültesiyle şu anda mevcudu devam ettiren Çankırı'daki
yüksekokul ve fakülte eğitimi, inşallah, Çankırı Üniversitesiyle
doruğa çıkmış olacak ve Çankırı'mız, üniversitesine kavuşmanın sonucunda
büyük bir gayesini ve amacını elde etmiş olacaktır.
İnsanların çoğunun istediği, ekseriyetinin
istediği ve şu anda kuruluşunu tamamlamak üzere Meclisimizde tasarı
halinde görüşülen on yedi ilimizin üniversitesindeki insanlarımızın
ekseriyeti, hangi siyasi düşüncede olursa olsun, hangi sivil örgüte
mensup olursa olsun, hepsinin tek bir gayesi var, hepsinin tek bir istediği
var: İlinde üniversite kurulması. O zaman, devlete kalan, bu illerde
üniversite kurmak. Milletin ekseriyetinin istediği, halkın ekseriyetinin
istediği illerde üniversite kurulması kadar doğal hiçbir çalışma
yoktur. Hükûmetimiz bu isteği görmüş, bu talebi görmüş ve neticede
bu illerde üniversite kurulması için işlemi başlatmış ve ortaya
koyduğu kesin iradeyle bu iller üniversitesine kavuşuyor ve inşallah,
bugün itibarıyla on yedi ilimizde daha üniversite kurulmuş olacaktır.
Bu bir iradedir, bir kesin kakarlılıktır. Her hükûmet buna cesaret
edemez. Eğer hükûmetler üniversite kurulması konusunda cesaret sahibiyse
mutlak surette bu iradenin eseri olarak ortaya çıkmıştır. Çankırı'mız
da bu iradenin neticesinde üniversitesine kavuşmuş ve bunun neticesinde
on yedi ilimizle beraber Çankırı'mız da bu mutlu günü, bu bayram gününü
hep beraber paylaşma mutluluğuna erişmiştir.
İllerimizin altyapı noksanlığı nedeniyle
üniversitelere hazır olmadığı söyleniyor. Mustafa Kemal Atatürk,
6-21 Temmuz tarihlerinde, Millî Eğitim Şûrasını topladığında ülkemizde
Kurtuluş Savaşı hâkimdi, düşman Polatlı yakınlarındaydı ve ülkemizde
savaş esnasında Millî Eğitim Şûrasının toplanması neticesinde gösteriyordu
ki, ortaya konan bir netice vardı: Bu ülke eğitime muhtaç, önceliği
eğitim olması gerekiyordu ve ödeneklerin, bütçenin yüzde 60'ı eğitime
ayrılmıştı.
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Şimdi,
delikli para bile yok ama.
İSMAİL ERİCEKLİ (Devamla) - Bu gösteriyor
ki, ülkemizin önceliği eğitimdir. Ülkenin o günkü durumu ne kadar
eğitime müsaitse şu anda ülkemizdeki kurulacak olan üniversiteler
de ve illerimizdeki kurulacak olan üniversiteler de mutlak surette
ülkemize o kadar ihtiyaçtır. 1,5 milyon öğrencimizin üniversite
kapılarında beklediği bu dönemde onları kapıda bekletmek milletimizin
ve Hükûmetimizin şanına yakışmaz. Bu ne demektir? Sosyal devlet anlayışı
içerisinde bu öğrencilerimize üniversite kapılarını açmak bizlerin
vazifesidir.
Bundan dolayı, bugünkü on yedi üniversitemizi
gerçekleştiren, başta Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, Millî
Eğitim Bakanımıza, Sayın Mehmet Ali Şahin Bey'e, Çankırı'mızda bu
üniversitemizin ...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Bir saniye Sayın Ericekli.
Buyurunuz, konuşmanızı tamamlar mısınız.
İSMAİL ERİCEKLİ (Devamla) - …kurulması
noktasında bizleri yardımını esirgemeyen, bire bir olayı takip
eden Başbakan Yardımcımız Mehmet Ali Şahin Bey'e, üniversite kampüs
alanı tahsisi noktasında Orman Bakanlığının arazisini üniversite
tahsis alanı olarak düzenleyen Sayın Osman Pepe'ye, eski Millî Eğitim
Bakanımız Nevzat Ayaz Bey'e…
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Ya, onları gazeteye
verirsin canım. Sen, oradaki Çankırılıların gayretini anlat, oradaki
altyapıyı hazırlayan derneğin çalışmalarına teşekkür et.
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Sonra,
benim hemşehrim Maliye Bakanına teşekkür et. Bak para verecek, yoksa
para vermez teşekkür etmezsen.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri… Sayın
milletvekilleri, lütfen…
Siz sözlerinizi tamamlayınız.
İSMAİL ERİCEKLİ (Devamla) - Çankırılı
hemşehrilerimiz…
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Sonra, orada
o kampüsün kuruluşunda ben de Çankırı'da görev yapmış bir kişi olarak…
İSMAİL ERİCEKLİ (Devamla) - Sağ olun
Tandoğdu Bey.
BAŞKAN - Sayın Tandoğdu…
İSMAİL ERİCEKLİ (Devamla) - Sağ olun,
teşekkür ederiz. Sizlerin de katkısı olmuştur. Sizlere de teşekkür
ederiz, sağ olun.
İş adamlarımıza, değerli hemşehrilerimize,
sivil örgütlerimize ve devlet yöneticilerimize, hepsine şükran
borçluyuz.
Çankırı'mızda kurulan üniversitemiz,
ülkemize ve Çankırı'mıza hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ericekli.
Sayın milletvekilleri, madde üzerinde
iki adet önerge vardır. Önergeleri önce geliş sıralarına göre okutacağım,
sonra, aykırılıklarına göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1414 Sıra Sayılı Kanun
Tasarısının çerçeve 7'nci maddesi ile 2809 sayılı Kanuna eklenmesi
öngörülen ek 79 uncu maddenin başlığında ve metninde geçen "Karatekin
Üniversitesi" ibaresinin "Çankırı Karatekin Üniversitesi"
olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
İrfan
Gündüz Eyüp Fatsa Alaettin Güven
İstanbul Ordu Kütahya
Tevfik
Akbak Vahit Kiler Ahmet Yeni
Çankırı Bitlis Samsun
İsmail
Ericekli
Çankırı
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
İkinci önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
1414 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının
Çerçeve 7. Maddesine bağlı Ek Madde 79'da ve Madde başlığında geçen
"Çankırı Karatekin Üniversitesi" ibaresinin "Çankırı
Üniversitesi" olarak değiştirilmesini dilerim.
Saygılarımla.
Mustafa
Gazalcı
Denizli
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Çekiyoruz.
BAŞKAN - Bu önerge çekilmiştir. O nedenle
işleme koymuyoruz.
Diğer önergeyi tekrar okutup, işleme
alacağım.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1414 Sıra Sayılı Kanun
Tasarısının çerçeve 7 nci maddesi ile 2809 sayılı Kanuna eklenmesi
öngörülen ek 79 uncu maddenin başlığında ve metninde geçen "Karatekin
Üniversitesi" ibaresinin "Çankırı Karatekin Üniversitesi"
olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Tevfik
Akbak (Çankırı) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Hükûmet?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)
- Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Üniversitenin, bulunduğu ilin adıyla
anılmasını teminen önerilmektedir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Çankırı Karatekin Üniversitesinin
hayırlı olmasını diliyorum.
Ek madde 80'i okutuyorum:
Artvin Üniversitesi
EK MADDE 80- Artvin'de Artvin Üniversitesi adıyla bir üniversite kurulmuştur.
Bu üniversite;
a) Rektörlüğe bağlı olarak kurulan
Fen-Edebiyat Fakültesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken
adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan
Eğitim Fakültesi ile Kafkas Üniversitesine bağlı iken adı ve bağlantısı
değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Orman Fakültesinden,
b) Kafkas Üniversitesi Rektörlüğüne
bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe
bağlanan Sağlık Yüksekokulundan,
c) Kafkas Üniversitesi Rektörlüğüne
bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe
bağlanan Meslek Yüksekokulu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne
bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe
bağlanan Arhavi Meslek Yüksekokulu ile Hopa Meslek Yüksekokulundan,
ç) Rektörlüğe bağlı olarak kurulan Sosyal
Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına Artvin Milletvekili Sayın Yüksel Çorbacıoğlu.
Buyurun Sayın Çorbacıoğlu.
CHP GRUBU ADINA YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
1414 sıra sayılı Kanun Tasarısı'yla ilgili
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlar, on yedi üniversitenin
kuruluşuyla ilgili Cumhuriyet Halk Partisinin ve milletvekillerinin
görüşü ve oyları olumlu yöndedir.
Artvin Üniversitesinin kuruluşuyla
ilgili daha önce YÖK Başkanıyla yaptığımız görüşmeler sırasında,
YÖK Başkanı, Anadolu'da yaptığı gezilerde, üniversitelerin olduğu
illerin, yerleşim yerlerinin diğer illere göre ekonomik, sosyal
ve kültürel açıdan ciddi bir gelişmişlik gösterdiğini ve bu nedenle,
genel olarak, üniversitelerin kuruluşuna, prensip olarak sıcak
baktıklarını söylemişti.
Artvin ise eğitimle çok özdeşleşen bir
ildir. Artvin'in geçmişine baktığımızda ve bugünkü eğitim düzeyine
baktığımızda, Artvin'in koşulları incelendiğinde, eğitimin ne kadar
önemli olduğu, ne kadar zorunlu olduğu çok net olarak ortaya çıkmaktadır.
Artvin'de okumak bir yaşama biçimi, Artvin'de okumak bir zorunluluk,
mahkûmuz okumaya, hatta müebbeten mahkûmuz, başka seçeneğimiz yok.
Artvin'in bugün gelişmişliği veya geleceğiyle ilgili değerlendirmelerde
iki seçeneği vardır: Biri turizm, biri de eğitimdir. Eğitim o kadar
önemli ki ve Artvinliler tarafından o kadar özümsenmiş ki, rahmetli
eski başbakanlarımızdan -saygıyla anıyorum- Sayın Bülent Ecevit,
bir Artvin gezisinde yaşadığı bir olayı anılarında yazmıştır; bir
çobanın Gogol ve Dostoyevski'nin kitabını okuduğunu görmüştür.
Artvin, böyle bir ildir. Örneğin, iller, ilçeler kendi illerinde,
ilçelerinde üniversite kurmak veya fakülte kurmak, yüksekokul
kurmak çabası içerisinde olurlar. Ama, ben size Artvin'in bir ilçesiyle
ilgili, Yusufeli ilçesiyle ilgili bir anekdotu hatırlatmak isterim.
Erzurum Atatürk Üniversitesi Rektörü, Artvin'in Yusufeli ilçesine
yaptığı ziyarette, oradaki sosyal yaşantıyı, kültürel yapıyı, insanların
yaşam biçimlerini gördüğünde, biz istemeden, bizzat kendisi, Artvin'in
Yusufeli ilçesinde Atatürk Üniversitesine bağlı bir meslek yüksekokulu
kurulması gerektiğine inanarak -bizim tarafımızdan değil kendi
tarafından- üniversite senatosuna teklif götürülmüş, Atatürk Üniversitesi
Senatosu bu teklifi kabul etmiş ve şu anda YÖK'ün önünde durmaktadır.
Yani, Artvin'in eğitimle ilgili görüntüsü budur.
Yine, özellikle Türkiye'nin bir dönem
aydınlanmasına en büyük hizmeti veren köy enstitülerimizle ilgili
bir anekdotu sizlerle paylaşmak isterim: Artvin'in özellikle Şavşat
ilçesi başta olmak üzere bütün ilçelerinden, Kars Cilavuz Köy Enstitüsüne
öylesine bir akın olmuştur ki 1940'lı yıllarda ve o köy enstitülerinin
yetiştirdiği o eğitimli insanlar, bugün Artvin'in eğitimli bir il
olmasına hizmet etmiş en önemli eğitimci insanlarıdır. Bunları da
burada hatırlatmakta fayda görüyorum.
Yine Artvin'in Arhavi ilçesi, bundan
tam kırk yıl önce, 1967 yılında, bölgede hiçbir ilçede, Rize'nin, Trabzon'un
ilçelerinde de Erzurum'un, Kars'ın ilçelerinde de lise yokken, özel
lise açmıştır, ve nasıl açmıştır biliyor musunuz değerli milletvekilleri:
Bölgenin önemli gelirlerinden olan çay ürününü toplayan vatandaş,
çay alım yerlerinde -fabrikalara gitmek üzere- yaptıkları satış sırasında,
atıyorum, 50 kilo çayı olan vatandaş geliyor, 5 kilo, 10 kilo çayını
okul yapımıyla ilgili sepete koyuyor ve bu şekilde, çay paralarıyla
bu okul kurulmuş; daha sonra, bu okulun eğitim kadrosu, zenginlerimiz
tarafından verilen destekle onların maaşları ödenerek, özel okul bir
yıl hizmet görmüş, daha sonra resmî olarak eğitime devam etmiştir.
Bu örnekleri çok çoğaltabiliriz. Bu,
Artvin'in eğitime ne kadar yatkın olduğunu ve de bölgenin özellikleri
dikkate alındığında ne kadar ihtiyaçlı
ve doğru olduğunu da gösteren örneklerdir.
Şimdi, değerli milletvekilleri, Artvin'in
nüfusu, nüfusu azalan iller sıralaması içerisinde 6'ncı sıradadır.
Artvin'in sorunlarını burada şimdi anlatırsak sabaha kadar sürer.
Ama, 2004 nüfusunu vereyim ben size: 176 bin ve bugün, 2007 nüfusu 162
bin. Ortalama, her yıl 5 bin Artvinli Artvin'den ayrılmak durumunda
kalıyor. Bunun gerekçeleri çeşitli, ama 2'nci sıradaki gerekçeyi
söylüyorum: O Artvin'den ayrılan insanların yüzde 29'u eğitim gerekçesiyle
ayrılıyor. Bu konuda yapılan istatistikler bunu söylüyor. Bunun
içerisinde ağırlıklı olarak üniversite eğitimi... Diğer taraftan,
lise eğitimi de mutlaka bu şeyin içerisinde pay almaktadır, ama,
önemli olan üniversite eğitimi.
Değerli arkadaşlar, Artvin'de iki fakültemiz
ve meslek yüksekokullarımız var. Eğitim Fakültemiz Karadeniz Teknik
Üniversitesine bağlı, Orman Fakültemiz Kafkas Üniversitesine
bağlı olarak faaliyet göstermektedir ve bugün Orman Fakültesine
tahsis edilmek üzere 300 dönümlük arazi üzerinde, seneye bitecek
olan bir fakülte binası inşaatımız devam etmektedir. 300 dönüm derken,
arkadaşlar dikkatinizi çekeyim, Artvin'de 300 dönüm yer demek, Artvin'in
neredeyse yarısı demektir, yani bu kadar önemlidir. Biz Artvin'de
havaalanı yapmak istedik, yani düşünüldü, havaalanı yapacak yer
bulamadık. O nedenle, 300 dönümü özellikle dikkatlerinize sunuyorum.
Ama, bu 300 dönümlük kampüs, Artvin Üniversitesinin yerleşimine müsait
büyüklükte ve yapıları, binaları bu büyüklüktedir, her türlü altyapısı
hazırdır. Kadrolarının... Tabii ki, Hükûmetin, tüm yeni kurulan üniversitelere
kadro ve maddi yardımlarında da destek olunmak üzere, mutlaka başarıya
ulaşacaktır bu yatırımlar.
Ancak, burada bir şeyi, yine hatırlatmakta
fayda görüyorum. Artvin Orman Fakültesinin Artvin'de kurulmasının
ne kadar önemli olduğu daha sonra anlaşılmıştır. Bakın, Türkiye'de
bir tek yerde biyosfer rezerv alanı vardır. Bunlar, Birleşmiş Milletlerin
çalışma anlayışı içerisinde dünyanın çok özel, çok istisnai yerlerinde
kurulan veya nitelenen veya korunan alanlardır. Bunlardan biri de
Artvin'in Borçka ilçesinin Camili bölgesidir: Biyosfer rezerv alanı
o kadar önemli ki, buradaki endemik bitki ve böcek türleri dünyada
hiç olmayan ve yeni yeni türlerin bulunduğu bölge, eğer korunuyor
ise, eğer burada ülkenin, bölgenin hizmetine buradaki olanaklar
tahsis edilebiliyorsa, bunda en önemli faktör ve oranın korunmasına
en önemli faktör, orman fakültesinin eğitimi, bilimi ve oradaki
tecrübelerinin bu alanda hâkim olmasındandır, o kadar önemlidir.
Yani, bazı illeri belki şöyle görebiliriz: Çok küçüktür, hani bir
üniversite olsun, gelir gelsin diye de bakmayalım. Üniversitelerin
kuruluşu o bölgedeki birtakım özellikleri de ortaya çıkarıyor.
Bunu da örnek olarak sizlerle paylaşmak istedim.
Değerli arkadaşlar. Artvin Üniversitesiyle
ilgili, bildiğim kadarıyla -Artvin Milletvekilimiz Sayın Orhan
Yıldız'ın da aynı görüşte olduğumuz için söylüyorum- her iki, yani,
Adalet ve Kalkınma Partisi ve CHP Grubu adına verilen bir önerge vardır.
Artvin Üniversitesi adının Artvin Çoruh Üniversitesi olarak kurulması
yönünde bir önergemiz vardır. Bunun da, neden olduğunu veya gerekçesini
ben sizlerle paylaşmak isterim.
Çoruh, bölgeyi daha geniş kucaklayan
bir isimdir. Artvin bölgesinin tarih boyunca yaşamına bakarsak, şu
anda Gürcistan sınırları içerisinde kalan Batum ilinden başlayıp
-ki, Çoruh'un Karadeniz'e döküldüğü bölge burasıdır- Çoruh Vadisi
boyunca, Bayburt, Gümüşhane'ye kadar giden -Artvin, İspir, Yusufeli,
Borçka- bu ilçeleri ve yerleşim yerlerini de kapsayan kültür, bence
çok daha önemli. Çünkü, kurulacak olan bu üniversitenin sadece Artvin'e
değil, sadece Türkiye'ye değil, Artvin'in doğusu, Türkiye'nin doğusundaki
ülkelerle, Gürcistan ve diğer ülkelerle eğitim, kültür …
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Bir saniye Sayın Çorbacıoğlu.
Buyurun, konuşmanızı tamamlar mısınız.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Teşekkür
ediyorum.
…her türlü ekonomik ilişkileri kurmak
için -zaten eğitimin, kültürün temelinde de o vardır- paylaşım için
ve ülkeler arasındaki ilişkilerin daha sıcak, daha verimli oluşması
için, üniversitemizin kuruluşunu ve amaçlarından bir bölümünü de
bu yönde düşündüğümüz için, o bölgelerde "Çoruh" isminin
daha çok tanınmasından, daha kolay kabul görecek olmasından dolayı
böyle bir önerge verdik, umarım bu önergemiz de kabul edilir.
Artvin Çoruh Üniversitemiz gibi yeni
kurulan on yedi üniversitemizin, ülke eğitimine, kültürüne, sosyal
hayatına hizmet etmesi düşüncesiyle ve en kısa sürede -en kısa süre
de artık bu yeni dönemde olacaktır sanıyorum- üniversiteleri olmayan
dokuz ilimizde de üniversitenin kurularak -mutlaka kurulması gerektiğine
inanıyorum- Türkiye'ye hizmet etmesine, Türkiye'nin aydınlanmasına
hizmet etmesine fayda vereceği duygu ve düşünceleriyle, ama -hiçbir
eleştiri de yapmadım konuşurken, dikkat ettiyseniz- mevcut Hükûmetimizin
ve ihtimal değişecek olan, seçimden sonra değişecek olan hükûmetlerin
de, bu üniversitelerin her türlü bilimsel, teknik, araştırma, geliştirme,
kadro veya yapı gibi ihtiyaçlarını sağlamak için onlara da maddi
destek sağlamaları gerektiğini söylüyorum.
Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür
ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çorbacıoğlu.
Anavatan Grubu adına, Erzurum Milletvekili
Sayın İbrahim Özdoğan.
Buyurun Sayın Özdoğan.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM
ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
1414 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78
ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısı'na ilişkin ek madde 80'de Anavatan Partisi
Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi en derin saygı ve sevgilerimle
selamlıyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım,
devamlı olarak bir ülke nasıl yönetilmez sorusunun cevabını arıyoruz
ve alıyoruz. Bir ülke nasıl olumluya doğru, sorunlara çözüm bulmaya
doğru götürülmez bunun örneklerini de sürekli olarak yaşıyoruz.
AK Parti Hükûmeti bizlere sürekli olarak sözünü ettiğim iki sorunun
cevabını gösteriyor.
Değerli arkadaşlar, biz, elbette ki,
bütün seksen bir vilayetimizde en azından birer üniversite kurulmasını
Anavatan Partisi olarak istiyoruz, ama, gerçek anlamda üniversiteden
yanayız, kaliteli üniversiteden yanayız; tabela üniversitesinden
yana değiliz. Üniversite adıyla kurup, ortaokul ayarındaki okullardan
yana değiliz.
Değerli arkadaşlar, yakın tarih sürecimizde
size bir olayı anımsatmak istiyorum: Hatırlayınız, yıl 1978 ve 79 senelerini.
Bir zaman bu ülkede eğitim enstitüleri vardı ve bir hükûmet döneminde
kırk beş günde öğretmen yetiştirildi değerli arkadaşlar. Binlerce
öğretmen, âdeta kırk beş günde değerli arkadaşlar -kavun, karpuz yetiştirilmez
affınıza sığınıyorum- bunlar, bu öğretmenler çıkarıldı, ortaokullara
ve liselere götürüldü ve ülke perperişan hâle geldi. Bunun ceremesini,
aşağı yukarı otuz senedir Türk çocukları çekiyor. Daha ne kadar sene
bunun ceremesini çekeriz bilmiyorum; elli sene mi sürer, yüz sene
mi sürer bunu da bilemiyoruz.
Bunu neden anımsatıyorum değerli arkadaşlarım?
Şimdi, yeni üniversiteler kuruyoruz, bilimsel verilere dayalı
olarak kaliteli üniversiteler kurmazsak, 1979'daki kavun, karpuz
gibi çıkardığımız öğretmenlere paralel olarak, mühendisler, doktorlar
ve diğer meslek erbaplarını da çıkarırsak, Türkiye'deki gelişmenin
önüne en büyük engelleri koymuş oluruz.
Onun için, biz, Anavatan Partisi olarak
"kaliteli üniversite" diyoruz, onun için ısrarla kalitenin
üzerinde durmak istiyoruz değerli arkadaşlarım.
Bakın, dün, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili
Sayın Profesör Doktor Mustafa Özdilek'in de belirtmiş olduğu üzere,
Aralık 2005'in sonunda bu Hükûmet, on beş adet yeni üniversite açma yönünde
bir kararı Meclis Genel Kurulundan geçirmişti. Aradan bir yıl beş ay
geçiyor ve bu on beş üniversitenin rektör atamaları hâlen daha yapılamıştır.
Bugün, bu on beş üniversiteye ek olarak, on yedi üniversitenin daha
açılması kararını Meclisten geçirmeye hazırlanıyoruz. Bu on yedi
üniversitenin de akıbeti, tıpkı bir buçuk sene önce kurulan -veya
pardon, kurulmuş gibi yapılan- on beş adet üniversitenin akıbetinden
farklı olmayacak diye endişe duyuyorum değerli arkadaşlarım.
Çünkü, biz, yönetilen değil, savrulan ve hükûmetinin iktidar savaşlarına
kurban edilen bir ülke durumundayız. Hükûmet şimdi bu duruma dair
"ne yapalım, YÖK çengel koyuyor, Anayasa Mahkemesi engelliyor"
vesaire gibi bahanelerin arkasına sığınıyor. İyi de, değerli arkadaşlarım,
bir Hükûmetin görevi, bir işi tamamlamayı becerecek ruh hâline ve yönetme
kabiliyetine sahip olmak değil midir diye sormaktan da kendimi
alıkoyamıyorum.
Hükûmetin ruh hâli, değerli arkadaşlarım,
ülkenin sorunlarını çözmeye değil de, kendi bazı hedeflerini gerçekleştirmeye
yönelik olduğu için, ne ilgili aktörlerle uzlaşı sağlayarak sorunları
bertaraf etmeye ne de profesyonel bir soğukkanlılıkla süreçleri
krizsiz yönetmeye müsaittir değerli arkadaşlarım.
Bakın, üniversiteler olayını ele alalım.
Hükûmet yeni kurulan üniversitelere rektör atama yetkisini Bakanlar
Kuruluna vermeye çalışıyor. Nitekim, dün, bu husus Eğitim Komisyonundan
da geçti. YÖK buna muhalif. Hükûmet bunun böyle olduğunu, olacağını,
on beş adet üniversiteyi kurduğu gün -bir buçuk senedir- iyi biliyor
değerli arkadaşlar. Hükûmet, eğer, hakikaten bu üniversiteleri kurma
niyetinde olsa bu yönde sonuç alma için fizibıl bir plan yapmış olmalı
değil miydi değerli arkadaşlarım? Normali budur; bir işten sonuç
almak isteyenler, o işi yapabilmek için gidilebilir bir yolu da hazırlamalıdırlar.
Ama, hayır, AK Parti Hükûmeti için, gidilecek yolun fizibıl olması
veya sonuç alınması önemli değildir. AK Partinin tek meselesi sandığa
oyun hazırlamaktır. Amaç "Yapmak istedik, bırakmadılar."
diye sızlanabilmektir. Üniversite kuruyor gibi yapmak, üniversite
kurmacılık oyunu oynamak. Bence, Hükûmet, çocukların evcilik oyunları
dağarcığına iyi bir katkıda bulunabilir, bu çalışma tarzlarıyla;
"Hadi üniversite kurmacılık oynayalım çocuklar." gibi,
"Tamam, ben Millî Eğitim Bakanı, sen YÖK Başkanı Erdoğan Teziç."
gibi. Nasıl olsa oyun, sonuç olmasa da olur. Her şey oyun değerli arkadaşlar.
Cumhurbaşkanlığı seçimi de çelik çomak
oyunu. Maksat, ülkenin bir işinin önünü açmak değil. Uygulanabilir,
fizibıl yollar üzerinden gidilsin ve gerekirse toplumsal uzlaşı
için uğraşılsın.
Değerli arkadaşlar, yeri gelmişken şunu
da belirtmek istiyorum, yüksek huzurlarınızda: Sayın Başbakan,
umarım, dün İstanbul Hilton'da gerçekleşen Uluslararası Basın Enstitüsünün
toplantısında kendisine soru soran yabancı gazetecilerin sorularını
iyi okumuş ve anlamıştır; ki, bundan hiç ümitli değilim. Yabancı gazeteciler,
Başbakana "Cumhurbaşkanlığı seçiminde neden uzlaşmadınız?"
diye sordular. Sayın Başbakan bu soru üzerine gerginleşerek, soruyu
soran gazeteciye sert bir biçimde "Sizin bilginiz yok herhâlde,
yanlış bilgi almışsınız." dedi. Sayın Başbakanın bu sert tarzını,
yabancı, ülkemizde misafir bir gazeteci nasıl değerlendirmiştir,
o, ayrı bir konu, ama, yabancı gazetecinin aldığı bilginin yanlış
olmadığını Sayın Başbakan bizden kolayca öğrenebilir.
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde değil
uzlaşıya yanaşmak "Ellerine verdim bir çelik çomak, oynuyorlar."
diyecek kadar pervasızlaştığını ve "Dediğim dedik, çaldığım
düdük." diyerek Türkiye'yi ağır bir rejim krizine sokacak noktaya
getirdiğini bizden öğrenebilir.
Garip… Yabancı bir gazeteciye…
BAŞKAN - Sayın Özdoğan, konuya da geliyorsunuz
sanırım.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - …böyle
sert davranmasını gerektirecek bir konu yoktur.
MEHMET SEKMEN (İstanbul) - İbrahim Bey,
lafını geri al. "Pervasızca" olmaz, Türkiye Cumhuriyeti
Başbakanı…
NACİ ASLAN (Ağrı) - Çok ayıp!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, müdahale
etmeyelim.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Türk Dil Kurumunun
sözlüğüne bakın, ne anlama geldiğini görürsünüz. Burada hiçbir
hakaret yoktur.
ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Ne anlama geliyor,
sen söyle.
MEHMET SEKMEN (İstanbul) - Ne diyor, sen
bize anlat.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Türk Dil Kurumunun
sözlüğüne lütfen bakın.
Değerli arkadaşlar, üniversiteler konusunda
da tutumunuz aynen Cumhurbaşkanlığı seçimindeki gibi. Amacınız,
YÖK ile iktidar kavgası ve şuna buna haddini bildirmek olduğu için
üniversite işini tabela olarak anlamlı hâle getirdiniz. Demokrasinin
ve demokrasilerde yönetim tarzının
şuna buna haddini bildirmek, dersini bildirmek olmadığını ve toplumdaki
tüm aktörleri dikkate almak olduğunu herhâlde herkesin bilmesi gerektiği konusunda bir konsensüs
olması gerekir diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, Hükûmet geçen sene
on beş üniversiteyi kurar gibi yaptıktan sonra sürpriz bir kararla
kapsamı genişletti ve on yedi ilimizde tekrar üniversite kurma kararı
verdi. İnşallah hayırlı olur. Hakikaten sevinçle karşılıyoruz. Bizim
Anavatan Partisi olarak tek kaygımız kaliteli üniversite olmasıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Demokrat Parti
oldunuz artık.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özdoğan, konuşmanızı
tamamlar mısınız.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bu maddeyle
Artvin'imizde de "Artvin Üniversitesi" adıyla bir üniversite
kuruluyor. Erzurum'un da komşu vilayetidir. Biz, Artvinlileri, hakikaten
bir Erzurumlu kadar severiz. Artvin'e yakışır ve Artvinlilerimize
hayırlı olmasını canı gönülden diliyoruz ve on yedi üniversitenin
de 75 milyonluk yüce milletimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni
ediyor, hepinize en derin saygılarımı sunuyorum. Çok sağ olun, var
olun. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özdoğan.
Şahısları adına Artvin Milletvekili
Sayın Orhan Yıldız.
Buyurun Sayın Yıldız. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
ORHAN YILDIZ (Artvin) - Sayın Başkan,
çok değerli milletvekilleri; Artvin Üniversitesinin kurulmasıyla
ilgili söz almış bulunuyorum. Öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu maddeyle,
yıllardır özlemle beklemiş olduğumuz, Artvinli hemşehrilerimizin
özlemle beklediği Artvin Üniversitesi inşallah kurulmuş olacak.
Gerçekten de Artvin sorunlarının tartışıldığı bütün platformlarda
hep iki konu gündeme gelir: Birincisi eğitimdir, ikincisi de turizmdir.
Turizmin altyapısının sağlanması yönünden gerçekten Hükûmetimiz
zamanında çok önemli icraatlara imza atıldı. Karadeniz otoyolu
bizim Hükûmetimiz zamanında tamamlandı. Batum Havaalanı'nın ortak
kullanıma açılması yine bizim Hükûmetimiz zamanında tamamlandı.
Yine, KÖYDES projeleri kapsamında ilimize yaklaşık 72 trilyon, iki
yılda, kaynak aktarıldı ve ilimizin bütün köylerinin altyapıları
tamamlanmış durumdadır.
Değerli arkadaşlarım, yine, tabii,
Artvin coğrafi yönden son derece güzel bir yer, güçlü bir toplumsal
dokusu ve eğitime vermiş olduğu çok değerli önem var. Partimizin
gerçekten de dört buçuk yıllık iktidarlarında çok önemli icraatlara
imza atıldı. Özellikle ilimizde yıllardan beri konuşulan fen lisesi,
yine Hükûmetimiz döneminde öğretime açılmıştır. En son, biliyorsunuz,
Yüksek Öğrenim Kredi Yurtlar Kurumu, Artvin'de 500 öğrenci kapasiteli
yurdu programa almıştır; inşallah, bu yıl içerisinde de bitirilecektir
ve son olarak da Artvin Üniversitesinin kurulması bu yasayla sağlanmış
olacaktır.
Değerli arkadaşlarım, Artvin Üniversitesi,
gerçekten ilimiz için tek çıkış yoludur. Başka bizim bir çıkış yolumuz
yok, çünkü, tarımsal alanlarımız bizde yok denecek kadar az, sanayi
üretimi yine yok denecek kadar az ve Artvinli hemşehrilerimiz de
gerçekten de sanayi istemiyor ilimizde, çünkü, çevreyi kirleteceği
için, Artvin'imizin bu güzel doğasını yok edeceği için istemiyor ve
bizden istediği en önemli şey üniversitedir. Tabii ki, üniversite
kurulduğu zaman birçok eksiklikleri olacaktır, biz, bunu biliyoruz,
ama, Artvin Üniversitesi de inanıyorum ki, bütün hemşehrilerimiz
tarafından sahiplenilecektir, maddi ve manevi bütün katkılar ortaya
konulacaktır ve üniversitemizin bütün eksiklikleri çok kısa bir
süre içerisinde giderilecektir.
Üniversite kurmak, tabii ki, sorunu
çözmüyor. Üniversite sayısı arttıkça, üniversiteler arası rekabet
de artıyor. Eğer iyi bir üniversite kurmazsanız, eğer öğrenciler sizi
tercih etmezse, tabii ki, kontenjanlarınız da boş kalabilir, biz,
bunu çok iyi biliyoruz. Onun için, kurulacak olan Artvin Üniversitesini,
biz Artvinliler olarak, Türkiye'mizin en saygın üniversiteleri arasında
yer alması için elimizden gelen bütün gayreti hemşehrilerimiz olarak
göstereceğiz, çünkü, buna da mecburuz. Çünkü, Artvin'imiz, malum, ülkemizin
en doğusunda. Eğer iyi bir üniversite olmazsa, tabii ki, öğrencilerimiz
de tercih etmez, bunun bilincindeyiz. O yüzden de ben bütün hemşehrilerimizin
de gereken desteği vereceğine gönülden inanıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
üniversitemizin kurulmasını sağlayan başta Sayın Başbakanımıza,
şahsım ve hemşehrilerim adına sonsuz teşekkürler ediyorum, şükranlarımı
sunuyorum. Gerçekten de Artvin'imizin en önemli sorunuydu ve bu sorun
da çözülmüş olacak.
İnşallah bu yasa Sayın Cumhurbaşkanımızdan
da dönmez, bir an evvel kanunlaşır ve ülkemize, milletimize ve Artvin'imize
hayırlı uğurlu olur diye düşünüyorum. Emeği geçen herkese
de teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Yıldız.
Sayın milletvekilleri,
madde üzerinde iki önerge vardır. İkisi aynı mahiyette olduğu için, ikisini okutacağım
ama, ortak işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
1414 Sıra Sayılı Kanun
Tasarısının çerçeve 7 nci maddesine bağlı ek madde 80 başlığında
ve metninde geçen "Artvin Üniversitesi" ibaresinin
"Artvin Çoruh Üniversitesi" olarak değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
|
İrfan Gündüz |
Orhan Yıldız |
Alaettin Güven |
|
|
|
İstanbul |
Artvin |
Kütahya |
|
|
Mehmet Beşir Hamidi |
M. Kerim Yıldız |
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
Mardin |
Ağrı |
Artvin |
|
|
Mehmet Kartal |
Yakup Kepenek |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
|
|
Van |
Ankara |
Malatya |
|
|
Halil Tiryaki |
Mehmet Siyam Kesimoğlu |
|
|
|
Kırıkkale |
Kırklareli |
|
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükûmet?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)
- Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Gerekçeleri okutuyorum:
Gerekçe:
Artvin İli coğrafyasını Çoruh Nehri şekillendirmektedir.
Ayrıca kurulacak üniversite öncelikle Çoruh Havzasına hitap edecektir.
Bu nedenlerle üniversitemizin adında Çoruh olması anlamlı olacaktır.
Gerekçe:
Kurulacak olan üniversitenin etki ve
eğitim açısından amaçlanan alanı
daha geniş bir coğrafyayı içine aldığından ve Çoruh kültürünün bu
anlamda daha geniş alanı kapsadığından bu teklif verilmiştir.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Teşekkür
ederim. Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Artvin Çoruh Üniversitemizin
hayırlı olmasını diliyorum.
Birleşime,
19.20'de toplanmak üzere ara veriyorum.
Kapanma Saati : 18.50
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati : 19.33
BAŞKAN : Başkan Vekili Yılmaz ATEŞ
KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 107'nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu
açıyorum.
1414 sıra sayılı Kanun
Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Tasarının 7'nci maddesine
bağlı ek madde 81'i okutuyorum:
Bilecik Üniversitesi
EK MADDE 81- Bilecik'te
Bilecik Üniversitesi adıyla bir
üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Rektörlüğe bağlı
olarak kurulan Fen-Edebiyat Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ile
Dumlupınar Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı
değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesinden,
b) Osmangazi Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulundan,
c) Dumlupınar Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan
ve rektörlüğe bağlanan Osmaneli Meslek Yüksekokulu, Pazaryeri
Meslek Yüksekokulu, Gölpazarı Meslek Yüksekokulu, Söğüt Meslek
Yüksekokulu ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan, Anadolu
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu ile Bozüyük
Meslek Yüksekokulundan,
ç) Rektörlüğe bağlı
olarak kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına, Bilecik Milletvekili Sayın Yaşar Tüzün.
Buyurun Sayın Tüzün.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA YAŞAR
TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım;
görüşmekte olduğumuz 1414 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları
Teşkilatı Kanunu Tasarısı'nın ek 81'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.
Evet, değerli arkadaşlarım,
bugün kurulacak on yedi üniversiteden birisi de benim memleketim,
seçim bölgem Bilecik'tedir. İlime üniversite kurulmasından dolayı
gerçekten son derece mutluyum, ancak, bir o kadar da buruğum ve kırgınım.
Değerli arkadaşlarım,
mutluyum diyorum, çünkü, üniversiteler bulundukları kentlerde aydınlanmanın,
özgür düşünmenin, kalkınmanın, dünya ile iletişim kurmanın en önemli
unsurlarıdır. Üniversiteler bulundukları kentlerde sosyal yaşamı
olumlu etkilemekte, ilin ekonomisine büyük ve önemli katkı sağlamaktadır.
İlimiz için son derece önem taşıyan üniversitesine kavuşacak olması,
başta şahsım olmak üzere, tüm bölge halkımı son derece sevindirmiş
ve bizleri son derece mutlu etmiştir, ancak, bizim, Bilecik olarak
bu mutluluğu çok önce hak ettiğimizi düşünüyorum. Bu yüzden de biraz
buruğuz, bu yüzden de biraz kırgınız diyorum.
3 Kasım 2002 seçimlerinden
hemen sonra, yani bundan dört buçuk yıl önce, ilimize üniversite kurulması
için bir kanun teklifi verdim ve gerçekten, beş yıldır verdiğim mücadelenin
sonuca ulaşmasından mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
YÖK'ten aldığım bilgiler doğrultusunda, ilimizde bulunan fakülte,
yüksekokul, akademik kadro, öğrenci sayısı ve yurt kapasitelerini
rakamlarla tespit ettim. Millî Eğitim Bakanlığımızın üniversite
kurulması için kriterlerini araştırdım. Çıkan veriler doğrultusunda,
bizim, Bilecikliler olarak, Bilecik olarak üniversitemizi çoktan
hak ettiğimizi tespit ettim. Şimdi, hak ettiğimiz üniversiteyi alabilmek
için, bu kanun teklifinin bugüne kadar bekletilmesini elbette
eleştirmeyi en doğal hakkım olarak düşünüyorum. Defalarca soru
önergesi verdim, defalarca Mecliste -yazılı ve sözlü soru önergeleriyle
birlikte- gündem dışı konuşma yapıp Bilecik'in hak ettiği bu üniversitenin
mutlaka yerine getirilmesini talep ettim. Maalesef, hak ettiğimiz
rakamları ortaya koymamıza rağmen, bugüne kadar bu hak bize verilmedi,
bu hak bize iade edilmedi.
Değerli arkadaşlarım,
biz, kimseden tavassut istemedik, kimseden hak etmediğimiz de istemedik.
Bakın, kısaca, Bilecik'te üniversitenin altyapısıyla ilgili bilgiler
aktarmak istiyorum Çok değerli bölge milletvekilimiz de burada,
elbette, o da bu konuyu biliyor.
Değerli arkadaşlarım,
bundan tam yirmi beş yıl önce, Bilecik'e üniversite kurulabilmesi
için, Bilecik'e bağlı merkez Gülümbe köyünde tam tamına 550 dönüm -bakın,
altını çizerek söylüyorum- o Gülümbe köyü insanları tarafından,
yüksekokul, üniversite kurulsun diye 550 dönüm arazi hibe edildi;
yani, sadece devletin ve bugünkü Hükûmetin katkısıyla bu altyapı
oluşmadı. Bu kampüsün içerisinde 16.500 metrekare kapalı alan bulunmaktadır
ve yine bu kampüsün içerisinde 1.200 öğrencinin kalabileceği öğrenci
yurdu mevcuttur, laboratuvarlarımız vardır. Bilecik'imizde 1 tane
fakülte, 7 tane yüksekokul, 44 tane bölüm bulunmaktadır ve 5 bine
yakın öğrencimiz şu anda Bilecik'te okumaktadır. Dolayısıyla, bugünkü
Hükûmetin lütfu gibi gözükmesi ve gösterilmesinin yanlış olduğunu,
Bilecik'in ve Bilecik halkının bunu çoktan hak ettiğini söylemeye
çalışıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
yine bu hak gündeme gelmiş iken, arkadaşlarımızın da, bir dönemin
de hakkını iade etmem gerekiyor. Özellikle 20'nci Dönemde o günkü
çok değerli iki milletvekilimiz gerek 1996 yılında "Edebali
Üniversitesi" olarak gerekse 1999 yılında, yani, 20'nci Dönemde,
1999 yılı olması nedeniyle ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunun
700'üncü yılı olması münasebetiyle "700'üncü Yıl Üniversitesi
kurulması" adı altında girişimlerde bulunmuştur. Bunlardan
bir tanesi o günkü Bilecik Milletvekilimiz Sayın Bahattin Şeker'dir.
Diğer milletvekilimiz Sayın Şerif Çim'dir. Buradan iki arkadaşıma
Bilecik halkı adına şükranlarımı ve teşekkürlerimi iletmemizde
bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Özellikle çok değerli kardeşimiz,
o günkü milletvekilimiz Şerif Çim'in de bir trafik kazasında rahmetli
olması bizi derinden üzmüştür. Kendisine, bir kez daha, bu Meclis
kürsüsünden Allah rahmet eylesin diyor, yakınlarına, ailesine ve
tüm Bilecik halkına da başsağlığı diliyorum.
Değerli arkadaşlarım,
işte Bilecik bu noktadayken, bugün geldiğimiz süre içerisinde elbette
Adalet ve Kalkınma Partisinin dört buçuk yıl içerisinde bu hakkımızın
iade edilmesi konusunda gündeme almaması, vermiş olduğumuz kanun
teklifinin… Bir seçim yılı, çok kısa bir süre içerisinde seçimlerin
yaklaşması münasebetiyle on yedi ilin üniversitesinin kurulmasının
asla karşısında değiliz. Bizim buradan söylemek istediğimiz; yani,
Bilecik'e, diğer iller gibi… İşte, bugün bakıyorum burada -isim vermeyeyim,
yanlış da anlaşılmasın- fakültesi olmayan, iki tane yüksekokulu
olan bir ile üniversite kuruluyor. Dolayısıyla, bir fakültesi olmayan,
iki tane yüksekokulu olan bir ile üniversite kurulurken Bilecik'e
de üniversite kurulması ve aynı statü içerisinde algılanmasının
yanlış olduğunu söylemeye çalışıyorum. Bakınız, bunun altını çizerek
bir kez daha söylüyorum. Bilecik ili, gerçekten üniversiteyi yıllar
önce hak etmiş ve hak ettiği bu mücadelesini de şimdi kanunlaştırıyoruz.
ADEM TATLI (Giresun)
- Bu hakkı biz veriyoruz, başka kimse vermez.
YAŞAR TÜZÜN (Devamla)
- Değerli arkadaşlarım, bakınız, Bilecik'te sadece üniversitenin
kurulmasıyla ilgili bu bahsettiğim altyapı varken, Bilecik'te Edebali
Üniversitesi kurulması konusunda bir dernek kurulmuştur. Bu dernek,
aylardır, yıllardır çok ciddi çalışmalarda bulunmuştur. Dolayısıyla,
buradan, bu derneğimize de teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Başta
dernek başkanımıza, Edebali Üniversitesinin kurulması konusunda
kurulan derneğin dernek başkanına ve derneğin çok değerli yönetim
kurulu üyelerine de şükranlarımı ve teşekkürlerimi bir kez daha
ifade ediyorum.
Değerli arkadaşlarım,
yine geçtiğimiz dönem içerisinde on beş üniversite kurulması konusunda
bir kanun teklifini görüştük. O zaman da kalktım, buradan bunları
söyledim. Dedim ki, "Arkadaşlar, siz, Millî Eğitim Bakanlığı olarak,
bu yapmış olduğunuz kriterlere Bilecik ili de giriyor, hatta Bilecik
ili ilk 15'te kalmayıp ilk 7'ye girmektedir fakülte sayısıyla, öğrenci
sayısıyla, öğretim görevlisi sayısıyla, kampüsüyle, yurduyla. Dolayısıyla,
siz, bu on beş üniversitenin içerisine mutlaka ama mutlaka Bilecik'i
de almalısınız. Bilecik'in bu bir hakkıdır, bu hakkın iade edilmesini
istiyoruz." dedim. Bu konuda kanun teklifi verdim, ancak, maalesef
o gün Parlamentoda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisinin diğer milletvekillerinin
oylarıyla o teklifimiz reddedilmiş bulundu.
Değerli arkadaşlarım,
sonuç olarak şunu söylemek istiyorum: Biz, geç kalmış adalet adalet
değildir diyoruz. Biz, Bilecik'in içinde doğmuş, büyümüş, yaşamış…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, konuşmanızı
tamamlar mısınız.
YAŞAR TÜZÜN (Devamla)
- Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Bilecik'in bu tür insanlarının,
Bilecik'te yaşayan insanların, özellikle kamudan, hükûmetlerden,
devletten, bugüne kadar, gerçekten söylüyorum ki, ilk defa, Osmanlı
İmparatorluğu'nun kurulduğu, Türk milletinin makûs talihinin yenildiği
bir il, hem kuruluşu hem de kurtuluşu yaşayan, her iki onuru bu millete
yaşatan Bilecik iline bugüne kadarki yapılan hizmetlerin en büyüğünü,
en büyük mükafatı, az sonra vereceğiniz oylarla yerine getirmiş
olacağız.
Sonuç olarak, biz, Bilecik
halkı adına, emeği geçen -bakınız, Bilecik halkı adına emeği geçen-
başta Bilecikliler olmak üzere, tüm kamu kuruluş ve bakanlık ve Parlamentoda
bulunan milletvekillerimize Bilecik halkı adına teşekkür ediyorum.
Bilecik Üniversitesinin
başta ilimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyor, yüce
Meclisi saygıyla bir kez daha selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Tüzün.
Şahsı adına, Bilecik
Milletvekili Sayın Fahrettin Poyraz.
Buyurun Sayın Poyraz.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik)
- Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1414
sıra sayılı Hükûmet tasarısı hakkında şahsi görüşlerimi belirtmek
üzere söz aldım. Sözlerime başlamadan önce hepinizi en kalbi duygularımla
selamlarım.
Biliyorum, aslında
"Sözün bittiği an" diye bir tabir vardır. Aslında şu an belki
onu yaşıyoruz. Niye? Çünkü, biz, bunu, hakikaten, gerek Bilecik olarak
gerek diğer iller olarak bu konuyu çok konuştuk, bu konuda çok şeyler
konuşuldu ve bu konuda bugüne kadar da çok şeyler yapıldı. Gerek illerimizde
görev yapan valilerimiz, belediye başkanlarımız, sivil toplum örgütlerimiz,
bu konuyu gündemde tutan, taze tutan medya, basın organlarımız altyapıyı
oluşturmak için belki yıllardır üniversite kurulması noktasında
gerekli çalışmaları yaptı.
Ama, aslında bugün
bir şeyi daha yaptık biz, yıllarca konuşulan bir şeyi bugün fiiliyata
geçirdik. Evet, çok konuşmak değil, ama, çok konuşulanları icraata
dökebilmek, bunları eyleme dökebilmek önemli.
Biz, AK Parti Hükûmeti
olarak, iktidara geldiğimiz zaman yaptığımız ilk şey, eğitim ve öğretime
önem vermek oldu ve bu anlamda da Millî Eğitim bütçesini -ki, buna bağlı
olan üniversite bütçeleri dahil olmak üzere- diğer bakanlıklar arasında
bütçede en önemli yer olan birinci sıraya oturttuk ve her türlü eğitim,
öğretimin önünü açmak için de yatırımları yaptık. O zaman bir şeyi
daha deklare ettik ve "Biz, hak eden illere gerekli olan yatırımları
yapacağız ve öncelikle altyapısı hazır olan on beş il olmak üzere,
evvelemirde bir on beş il, daha sonra da on ilde üniversite kuracağız."
dedik. Bunu yeni söylemedik, bunu iktidara geldiğimiz zaman söyledik
ve sakın ha, kimse de yanlış anlamasın, seçim geliyor diye de böyle
bir şey yapmadık, çünkü, biz biliyoruz ki, son gelişen Cumhurbaşkanlığı
olaylarına kadar, Meclis kilitlenene kadar, biz zaten seçimi 3 Kasımda
yapacaktık. Dolayısıyla, bu çalışmalarımız, bugün oturulup, bugün
kararlaştırılmış ve bugün sonuçlandırılan çalışmalar değil. Bunun
üstüne basa basa söylüyorum.
Ben lafı fazla uzatmayacağım,
çünkü biliyorum ki, Bilecik'te olduğu gibi, diğer on yedi ilimizde
de yaşayan insanlarımız, bu kanunun bir an önce yasalaşmasını istiyorlar,
bir an önce üniversitelerine kavuşmak istiyorlar. Ben, bu anlamda,
bugüne kadar, gerek kendi ilimde gerekse diğer illerde üniversitelerin
kurulması için çaba sarf eden, başta yerel yöneticiler olmak üzere,
sivil toplum kuruluşlarına, medya mensuplarına ve en önemlisi de
eğitime önem veren, başta Sayın Başbakanımız olmak üzere, Millî Eğitim
Bakanımıza, Hükûmetimize ve burada gerek iktidarıyla gerek muhalefetiyle
bu yasaya destek veren siz değerli milletvekillerime teşekkür ediyorum.
Kurulacak olan on yedi üniversitemizin de bu illerimize ve Türkiye'mize
hayırlı olmasını temenni ederek, hepinize saygılar sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Poyraz.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.