DÖNEM: 22 CİLT: 156 YASAMA YILI: 5
TÜRKİYE
BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK
DERGİSİ
103’üncü
Birleşim
8 Mayıs 2007 Salı
İ Ç İ N D E K İ L E R
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - YOKLAMA
IV. - BAŞKANLIĞIN
GENEL KURU
A) TEZKERELER VE
ÖNERGELER
1.-
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın, Almanya'ya yaptığı resmî ziyarete,
Ankara Milletvekili Mustafa Tuna'nın da iştirak etmesinin uygun
görüldüğüne ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1262)
V. - KANUN TASARI
VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.-
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine
Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine
Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (
2.-
Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı
ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030) (
3.-
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Bursa Milletvekili
Faruk Çelik'in, İmar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Adalet Komisyonları
Raporları (2/820) (
4.-
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Bursa Milletvekili
Faruk Çelik, Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Ordu Milletvekili
Eyüp Fatsa, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, İstanbul Milletvekili
İrfan Gündüz ve 194 Milletvekilinin; 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasına Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ve
Anayasa Komisyonu Raporu (2/1011) (S. Sayısı: 1408 ve 1408'e 1 Ek)
5.-
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı Siirt Milletvekili Recep
Tayyip Erdoğan, Grup Başkanvekilleri Hatay Milletvekili Sadullah
Ergin, Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili Faruk
Çelik, Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa, İstanbul Milletvekili İrfan
Gündüz ve Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili
Muzaffer Remzi Kurtulmuşoğlu ile 354 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/1015) (S. Sayısı:
1409)
6.-
Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına
İlişkin Kanun Tasarısı ve Çevre ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/1260) (S.
Sayısı: 1360)
7.-
Bazı Kanunların Sağlık Kurulu Raporlarına İlişkin Hükümlerinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma
ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/1350) (
8.-
Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Kanununda Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kanun Tasarıları ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1269, 1/1248) (
VI. - AÇIKLAMALAR
VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.-
Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Mehmet Hilmi Güler'in, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle
konuşması
2.-
Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Sinop Milletvekili Cahit
Can'ın, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle konuşması
VII. - OYLAMALAR
1.-
Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına
İlişkin Kanun Tasarısı'nın oylaması
TBMM
Genel Kurulu saat 11.10'da açılarak dört oturum yaptı.
Gündemin
"Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"
kısmının 14'üncü sırasında bulunan 1360 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın
bu kısmın 6'ncı, 439'uncu sırasında bulunan 1405 sıra sayılı Kanun
Tasarısı'nın 7'nci, 43'üncü sırasında bulunan 1322 sıra sayılı Kanun
Tasarısı'nın 8'inci, gelen kâğıtlarda yayımlanan ve bastırılarak
dağıtılan 1409 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin ise kırk sekiz saat geçmeden
bu kısmın 5'inci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının
buna göre teselsül ettirilmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi,
yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildi.
Gündemin
"Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"
kısmının:
1'inci
sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine
Dair Kanun Teklifi'nin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce
geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden;
2'nci
sırasında bulunan, Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine
İlişkin (1/1030) (
3'üncü
sırasında bulunan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili
4'üncü
sırasında bulunan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri
Bursa Milletvekili Faruk Çelik, Ankara Milletvekili Salih Kapusuz,
Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin,
İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz ve 194 Milletvekilinin; 2709 Sayılı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına Geçici Bir Madde Eklenmesine
Dair (2/1011) (S. Sayısı: 1408 ve 1408'e 1'inci ek),
6'ncı
sırasına alınan, Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi
ile Enerji Satışına İlişkin (1/1260) (
Kanun
Tasarı ve Teklifleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda
hazır bulunmadığından;
Ertelendi.
5'inci
sırasına alınan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı Siirt Milletvekili
Recep Tayyip Erdoğan, Grup Başkanvekilleri Hatay Milletvekili Sadullah
Ergin, Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili Faruk
Çelik, Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa, İstanbul Milletvekili İrfan
Gündüz ve Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili
Muzaffer Remzi Kurtulmuşoğlu ile 354 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi'nin (2/1015) (S. Sayısı: 1409) birinci görüşmesi tamamlandı,
ikinci görüşmesine, en az kırk sekiz saat geçtikten sonra başlanabileceği
açıklandı.
İstanbul
Milletvekili İrfan Gündüz, İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un,
Ankara
Milletvekili Oya Araslı, Samsun Milletvekili Suat Kılıç'ın,
Artvin
Milletvekili Yüksel Çorbacıoğlu, Samsun Milletvekili Suat Kılıç'ın
Karaman
Milletvekili Mevlüt Akgün,
Konuşmasında
şahsına;
İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol, İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz'ün,
Mersin
Milletvekili Mustafa Özyürek, Samsun Milletvekili Suat Kılıç'ın,
Bitlis
Milletvekili Edip Safder Gaydalı, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın,
Konuşmasında
partilerine;
Sataştığı
iddiasıyla birer açıklamada bulundular.
8
Mayıs 2007 Salı günü, alınan karar gereğince saat 11.00'de toplanmak
üzere, birleşime 23.06'da son verildi.
Nevzat Pakdil
Başkan
Vekili
Harun Tüfekci Bayram Özçelik
Kâtip
Üye Kâtip
Üye
Yaşar Tüzün Ahmet Gökhan Sarıçam
Bilecik
Kırklareli
Kâtip
Üye Kâtip
Üye
Türkân Miçooğulları
İzmir
Kâtip
Üye
No.: 139
II. - GELEN KÂĞITLAR
8 Mayıs 2007 Salı
Teklif
1.-
Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda ve 9 Milletvekilinin; Terör
ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1021) (Plan
ve Bütçe ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
8.5.2007)
8 Mayıs 2007 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati:
11.05
BAŞKAN: Başkan Vekili
Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Ahmet
Gökhan SARIÇAM (Kırklareli),Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)
BAŞKAN
- Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 103'üncü
Birleşimini açıyorum.
Toplantı
yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.
Başbakanlığın,
Anayasa'nın 82'nci maddesine göre verilmiş bir tezkeresi vardır, okutup
oylarınıza sunacağım.
Buyurun:
IV. - BAŞKANLIĞIN
GENEL KURU
A) TEZKERELER VE
ÖNERGELER
1.- Ulaştırma Bakanı
Binali Yıldırım'ın, Almanya'ya yaptığı resmî ziyarete,
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın,
CeBIT 2007 Fuarı'na katılmak üzere 16-18 Mart 2007 tarihlerinde Almanya'ya
yaptığı resmi ziyarete, Ankara Milletvekili Mustafa Tuna'nın da
iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu Kararının
sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini
arz ederim.
Recep
Tayyip Erdoğan
Başbakan
BAŞKAN -
Sayın milletvekilleri, alınan karar
gereğince, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını görüşmüyor
ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
V. - KANUN TASARI
VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.-
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine
Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine
Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (
BAŞKAN - 1'inci sırada yer alan kanun
teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu gelmediğinden
teklifin görüşmelerini erteliyoruz.
2'nci sırada yer alan, Bazı Kamu Alacaklarının
Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
2.-
Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı
ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030) (S. Sayısı: 904)
BAŞKAN - Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
3'üncü sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma
Partisi Grup Başkanvekili Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in, İmar
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Bayındırlık,
İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Adalet Komisyonları Raporlarının görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
3.-
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Bursa Milletvekili
Faruk Çelik'in, İmar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Adalet Komisyonları
Raporları (2/820) (S. Sayısı: 1337)
BAŞKAN - Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
4'üncü sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma
Partisi Grup Başkanvekilleri Bursa Milletvekili Faruk Çelik, Ankara
Milletvekili Salih Kapusuz, Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa, Hatay
Milletvekili Sadullah Ergin, İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz
ve 194 Milletvekilinin; 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu
Raporu'nun ikinci görüşmelerine başlayacağız.
4.-
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Bursa Milletvekili
Faruk Çelik, Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Ordu Milletvekili
Eyüp Fatsa, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, İstanbul Milletvekili
İrfan Gündüz ve 194 Milletvekilinin; 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasına Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ve
Anayasa Komisyonu Raporu (2/1011) (S. Sayısı: 1408 ve 1408'e 1 Ek)
BAŞKAN - Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
5.-
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı Siirt Milletvekili Recep
Tayyip Erdoğan, Grup Başkanvekilleri Hatay Milletvekili Sadullah
Ergin, Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili Faruk
Çelik, Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa, İstanbul Milletvekili İrfan
Gündüz ve Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili
Muzaffer Remzi Kurtulmuşoğlu ile 354 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/1015) (S. Sayısı:
1409)
BAŞKAN - 5'inci sırada yer alan, Adalet
ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı Siirt Milletvekili Recep Tayyip
Erdoğan, Grup Başkanvekilleri Hatay Milletvekili Sadullah Ergin,
Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili Faruk Çelik,
Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa, İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz
ve Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Muzaffer
Remzi Kurtulmuşoğlu ile 354 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun ikinci tur görüşmelerine,
kırk sekiz saat geçmediği için, başlayamıyoruz.
6'ncı sırada yer alan, Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi
ile Enerji Satışına İlişkin Kanun Tasarısı ve Çevre ile Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporlarının
görüşmelerine başlayacağız.
6.-
Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına
İlişkin Kanun Tasarısı ve Çevre ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/1260) (S.
Sayısı: 1360) (x)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon raporu 1360 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Tacidar Seyhan.
Sayın Seyhan, buyurun efendim. (CHP sıralarından
alkışlar)
(x)
1360
CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (
Tabii, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
gündemi biraz farklılaştı, herhâlde arkadaşlarımız rahat edecek.
Ben, bir aydır meşgul olunan gündemle pek meşgul olmayacağım, ama,
zannediyorum, Enerji Bakanlığının nükleer güç santralleri üzerinde
görüşmeler yapılırken, dört buçuk yıllık faaliyet üzerinde de kısa
kısa bir değerlendirme yapmayı arzu ediyorum. Umut ediyorum ki, önümüzdeki
döneme, bu çalışmalarımız, Değerli Bakanın çalışmaları ışık tutar.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, iki önemli
yanlış var: Birinci yanlış şurada: Nükleer güç santrallerinin kurulması
meselesi Türkiye'de çok uzun dönemlerdir tartışılıyor. Bugüne getirilip
sıkıştırılmış olması, hem planlama açısından doğru değil. Çünkü,
bir icra dönemi bitiyor, Sayın Bakanın görev süresinin sona erdiği
döneme denk geliyor. Tabii ki, devlette süreklilik esastır.
"Ben bu kanunu çıkarayım, ama, yeni gelen arkadaşlarımız da,
bu kanundan esinlenerek, bu işi götürsünler" diye yapıyor. Siyasette,
mutlaka kendi icra edecek diye bir şey yapılmaz. Ancak, şunu söylemek
istiyorum burada: Sayın Bakan, daha öncelerden başlamak üzere -buradaki
değerli milletvekili arkadaşlarım da- nükleer güç santrallerinin
kurulmasını, sürekli kamuoyuna "nükleer teknolojiye Türkiye'nin
sahip olması" diye anlattılar ve bu konuda çekince gösteren
herkese de "Nükleer güç santralleri ve bunun dışında nükleer
teknolojinin Türkiye'ye gelmesine karşı mısınız?" diye bir
atıfta bulundular.
Birincisi -şurada, lütfen, Adalet ve
Kalkınma Partisinden konuşma yapacak arkadaşlardan da rica ediyorum-
bu görüştüğümüz kanun, bir nükleer teknoloji geliştirme kanunu
değildir. Görüştüğümüz kanunun nükleer teknolojinin var edilmesi
ya da geliştirilmesiyle uzaktan yakından bir alakası yoktur. Sadece, bu, nükleer
santral kurulması kanunudur, onu kapsamaktadır. Bu nedenle, karşı
çıkışı da nükleer teknolojinin geliştirilmesine bir karşı çıkış
olarak değerlendirmemek lazım.
İkinci terslik şurada: Nükleer teknolojinin
araştırılması, geliştirilmesiyle ilgili kanun olmayan bir ülkede,
Sayın Bakan, siz, nükleer santrallerin kurulması kanununu getiriyorsunuz.
Bu da Türkiye açısından çok üzüntü vericidir. Siz, önce, eğer arzu
ediyorsanız, tarımda, tıp alanında, sanayide nükleer teknolojinin
varlığına inanıyorsanız, getirin nükleer teknolojinin geliştirilmesiyle
ilgili kanunu, hep birlikte, onun, nasıl daha yararlı kullanılacağı
konusunda çalışalım ve altına imza atalım. Ama, bu kanun o kanun değildir.
Şimdi, değerli arkadaşlar, nereden
çıktı bu Nükleer Enerji Kanunu? Biraz da zamanımı doğru kullanarak…
Türkiye'de her şey yarım kaldı. Bu Hükûmetin geldiği dönemden bu yana,
Türkiye'de, kamu adına doğru dürüst tek bir çivi çakılmadı. Bu bir iddia
değil, bu bir gerçek. Çünkü, zaten, bu Hükûmetten önceki yasalarda
da, kamunun elektrik üretim alanında yatırım yapmasının önünde yasal
olarak bir engel konulmuştu. Bu yatırımları yapma yönünde, dört buçuk
yıldır, bu Hükûmet bir proje geliştiremedi.
İkincisi: Yine, Adalet ve Kalkınma Partisi
Hükûmeti, enerji alanında özel sektörün rahat yatırım yapmasını sağlayacak
alternatif yatırım ve finansman modelleri de geliştiremedi, yok
böyle bir model. Dört buçuk yıllık Türkiye'nin haritasına bakıyorsunuz,
bütçede Sayın Başbakan söylemişti "İki Atatürk Barajı kadar yenilenebilir
enerji yatırımımız var." diye. Sayın Bakan 15 bin megavatlarda
rüzgârdan bahsediyor kısa sürede olacak diye. Linyit santrallerinin
performansından ve rehabilitasyondan gelen kârdan bahsediyorlar.
Ama, bugün görüyoruz ki, Sayın Bakan da arkadaşları da Türkiye'de,
enerji konusunda, enerji arz güvenliği konusunda ciddi sıkıntı olduğunu
Önce bir karar verin Sayın Bakanım, Türkiye'de
bir enerji fazlanız mı var, enerji sıkıntınız mı var? Gelin, bu kürsüden,
kaç yıllık dönemde Türkiye'nin enerji arzında sıkıntı olduğunu bize
beyan edin, deftere kitaba bakmadan beyan edin.
Ama, bakın, Türkiye'de, değerli arkadaşlar,
her şey yarım kaldı. Bir iddiayla çıkılıyor. Sayın Bakan, önce doğal
gaz özelleştirmesini yapalım diye gelmişti, ondan daha sonra çok
ters bir işle geldi bize. Bize dedi ki: "Kontrat devri yapalım."
"Türkiye sınırına kadar doğal gaz gelsin, orada devlet dağıtsın."
dedik. "Miktar devri yapın." dedik. "Hayır" dedi Bakan,
"Biz, o ülkelerle ilgili sözleşmeleri yenilemek suretiyle
devir yapacağız, bir kontrat devrini oluşturacağız." Ne kadar
olduğunu gördük. Onun dışında "Doğal gaz özelleştirmesi
şart." dedi. "Bu böyle olmuyor, serbest piyasada rekabet gücü
artmadı, fiyatlar düşmüyor." dedi. Orada bir yarım oldu. Daha
sonra, değerli arkadaşlar, "doğal gazda depolama sıkıntımız
var" dedik. Sayın Bakan, bu kürsüden, dört yıldır Tuz Gölü'nün altına
depo yapılacağını beyan ediyor. Türkiye'de yapılan tek depo benzin
deposu oldu. Bir tek Silivri'de 33 milyar metreküp alanda bir depo ihtiyacımız
varken, 1,6 milyar metreküplük bir depo yapılıyor. Sayın Bakan, neredeyse
bir şiarla, bir heyecan içerisinde "Bu depoyu bitirdik, Türkiye'nin
artık belli bir miktarda depolama hacmi var." diye bize sunuyor,
ama, bu depo hâlâ bitmedi, faaliyete geçmedi; bakın, yarım.
Afşin-Elbistan'da -Sayın Bakan, enerji
sıkıntısına nasıl getirdiğinizi anlatıyorum, bu ülkeyi- B Santralini
açtınız, kömür ihalesini yapamadınız. İki üniteye, Afşin-Elbistan
A Santralinin ikisini kapatarak raylarla ödünç kömür taşıdınız,
böyle üretim yaptınız, hem A'yı hem B'yi yarım kapasiteyle çalıştırıyorsunuz.
Bu da ülkenin yarım kalan işlerinden biridir. Önce, siz, enerji açığınızı
giderebilmek için yerli kaynaklarınıza yönelin. Elbistan A'nın
iki ünitesini rehabilitasyona aldınız; onu bitirin, Türkiye'ye o
enerjiyi kazandırın. Elbistan B'nin, bir an önce, kömür ihalesini
yapıp, kaç yıl içerisinde kendi kömürünü kullanabileceğini bizlere
anlatın. Bunlar da yarım.
Geldiniz elektrik dağıtımına… Değerli
arkadaşlar, hatırlayacaksınız, elektrik dağıtımının, burada, kanununu
çıkarabilmek için, Sayın Bakan kendini kürsüde mahvetti. "Bu
çok gerekli Türkiye için, liberalleşmenin, özelleştirmenin önünü
açın." dedi. Aynı Bakan, şimdi, elektrik dağıtımının bir yıl ertelenmesinin
doğru olduğunu söyleyerek, kendi çıkardığı kanunun arkasında duramadı.
Bu, sakın, bizim elektrik dağıtımının özelleştirmesine taraf olduğumuz
anlamına gelmesin; dağıtım da iletim de kamu tekelidir. Bizim böyle
bir talebimiz kesinlikle yok. Bu da yarım.
"Türkiye'de kömür santralleri
-Enerji Bakanlığı yetkililerine söylüyorum- rehabilite edilecek" dediniz.
Akışkan yatak teknolojisini getirmediniz. Ülkenin, belki 1,5 milyar
dolar bir rehabilitasyon bütçesine ihtiyacı var; kömür santrallerinin
teknolojik değişimi ve bacadaki gazların kontrolü için 1,5 milyar
dolara ihtiyacı var. Ama bu, üretimde ciddi bir performans artışı
sağlayacaktır. Bunu da önünüze bir hedef olarak koymadınız.
Bu, bize neye patladı biliyor musunuz
değerli arkadaşlar? Dünya Çevre Kirliliği "ozon tabakası gitti"
diye yırtınıyor, Elektrik Üretim AŞ Çevre Koruma Daire Başkanlığının
elimde bir raporu var. Afşin-Elbistan ve Soma'ya bakıyoruz arkadaşlar,
burada baca gazı emisyonları normal değerlerin 50 kat, 70 kat üstünde,
ama, baca gazı konusunda gerekli tedbirler alınan yerler normal değerlerin
altına inmiş. Bu, şu anlama geliyor: Türkiye'deki baca gazı emisyonlarından
havaya karışan tüm karbondioksit emisyonlarının nedeni sadece
teknoloji değil, ihmal. Eğer öyle olmasaydı, raporda göründüğü gibi,
linyit santrallerinin, kömür santrallerinin yarısı normal değerlerin
altında, diğer yarısı 50 kat, 70 kat üstünde olmazdı. Bu, sizin ihmaliniz
demektir. Bu kadar duyarsız devlet yönetirseniz, her şeyi tozpembe
görürseniz, biz, burada, iktidara nasıl yardımcı olacağız, biz nasıl
Türkiye'nin önüne vizyon koyacağız?
Bakın, Sayın Bakan şimdi not alıyordur
ama, çok da kızdırmak istemiyorum; kızınca, çünkü kürsüye geliyor.
SALİH GÜN (Kocaeli) - Sohbet ediyor.
TACİDAR SEYHAN (Devamla) - Evet. Anlaşılan
cevap vermeyecek, Sayın Bakan sohbet ediyor.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Öyle bir ihtiyaç
hissetmiyor.
TACİDAR SEYHAN (Devamla) - Zaten, çok
yüklendiğimiz zaman kürsüye gelip "bilgisizler, cahiller, sizi
kara cahiller" diye bir ritim tutturuyor; cevap vermese daha
iyi olur! Seçime giderken olumsuz bir şey söylemesi, hiç, kendi açısından
da iyi olmaz.
Pekâlâ, şimdi yine dinliyorsa, beş yıllık
icraatını Sayın Bakan araştırmadıysa ben söyleyeyim: Devlet Su İşlerinde,
özellikle enerji karnesine şöyle bir göz atıyoruz. Bu, Bakanın değil
Hükûmetin de karnesi.
Beş yıl içinde, çalışan 4.500 idari ve teknik
personelin yüzde 74'ü görevden alınmış, sürgün edilmiş ya da emekliliğe
zorlanmış. Karnenin birinci notu. Siz verin. Beş yılda, sadece 513,5
megavatlık hidroelektrik santrali tamamlanabilmiştir. Beş yılın
karnesi bu. Sulamaya açılan alanlar için, beş yıllık döneme göre, sadece
yüzde 13 artış gösterilmiştir. GAP'ta sadece 45.500 hektar alan sulamaya
açılabilmiştir. Maalesef, 2004 yılında tamamlanması gereken birçok
iş, malen, 2008-2010 yıllarına ötelenmiştir ve maalesef, şunu görüyoruz
ki, mali sistem projesinde, beş yıl içerisinde, sadece yüzde 30 oranında
ilerleme sağlanmıştır.
Değerli arkadaşlar, ne yapılamamıştır?
Doğru söylüyor Sayın Bakan, Yenilenebilir Enerji Kanunu'nu burada
çıkardık. Bakın, Yenilenebilir Enerji Kanunu da, birlikte çıkarmamıza
rağmen, yarım. Bir yandan, Hazineden sorumlu Bakanımız Sayın Babacan
engel oldu. Önce dediler ki: "Ya, bu 5,5 euro sentten yüzde 20 yukarı/aşağı
olabilir." Rüzgâr ve hidrolikte kredi bulunamadı. Sayın Bakan
"Bunu bir daha ele alalım." dedi. Cumhurbaşkanlığından döndü
geçen hafta. Enerji Verimliği Kanunu içerisinde bir maddemiz vardı.
O maddede diyor ki: "Yenilenebilir enerjide 5,5 euro sentten
az olamaz." Bu sefer de ne yapmadı, biliyor musunuz? "Yukarı
satamaz" diye bir ibare koydu, en üst limit. Yine, bağladı. Sektörün
sorunu çözülmedi arkadaşlar, yarım, Türkiye'de her şey yarım.
Şu önümdeki notların hepsi Türkiye'de
yarım kalan, yarım yapılan işlerin listesi. Bunu bir kitap hâline
getirdim. Kitaba bir isim vermeye çalıştım. Sayın Bakanın önüne
"Yarım" koydum, "Ya, olmaz, bununla tartıştırmayalım."
dedi. "Daha, böyle, iyimser bir hâle getirelim bu ismi." dedim.
İnanıyorum, inançlar da umutlar da yarına kaldı, ama felaket yarında;
2008'i, 2009'u, 2010'u, bu ülke ciddi bir arz güvenliği tehdidi altında
geçirecektir, geçirmeye devam edecektir. Gelen iktidarın başının
belası enerji sorunu olacaktır. Bunu kimse inkâr edemez.
Dört buçuk yıl yatın, ondan sonra gelin
Türkiye Büyük Millet Meclisine, "Enerjide çeşitlilik. Doğal
gazda fazla bağımlı olduk. Yenilenebilir enerji projeleri yetişmiyor,
nükleer enerjiyi de alternatif olarak buraya monte edelim…"
Böyle bir şey olmaz arkadaşlar. Bu projenin bitiş süresi on yılın altında
değil. Siz, acil önlem paketi olarak nükleer enerji santrallerinin
yapılmasını Türkiye'nin gündemine getiremezsiniz, birincisi
bu.
İkincisi -Komisyonda da söylediler-
"Bu ucuz bir enerji yatırımıdır." Hayır, değil. Nerden ucuz
bir enerji yatırımı? Dünyanın en pahalı enerji yatırımlarından biri.
Nereden bakarsanız bakın, 1.000 megavatlık bir tesisi, Sayın Bakan
"2-2,5 milyar dolara bitiririz." diyor. Ben iddia ediyorum,
4 milyar doların altına düşüremeyeceksiniz. Gelsin, burada, Sayın
Bakan, bitiş süresini ve maliyetini Türkiye kamuoyuna buradan
beyan etsin. Ama, dikkat etsin, utanacağı bir şey söylemesin, çünkü,
eğer yaşarsam, on yıl sonra da onun peşinde olacağım, bunun hesabını
soracağım.
Bakın, şimdi diyorlar ki -bir rapor var
elimde, Atom Enerjisi Kurumu Başkanımız da fizikçi, bunu hazırlayanlar
da fizikçi- "Bu nükleer işine karşı çıkıyorsunuz, aslında bu
karşı çıkışın nedeni siz değilsiniz. Dünyada nükleer enerji aleyhinde
bir psikolojik harekât var. Siz de bunun bir parçası oluyorsunuz."
Bana söyler misiniz: Şimdi -nükleer enerjiyi, bu dönemde santralinin
kurulmasını en gereksiz olarak gören kişi benim- ben, hangi psikolojik
hareketin bir parçasıyım? Sen fizik mühendisisin, eline bir dosya
almışsın, Türkiye Büyük Millet Meclisinde geziyorsun. "Bu ülkeye
nükleer enerji yapılmalı." diyorsun. Bunu yaptırmaya çalışan
nükleer enerji lobisinin bir harekât gücü olmayacak, ona makul nedenlerle
karşı çıkanları psikolojik hareketin bir parçası olarak suçlayacaksın.
Bunun akılla, mantıkla, çağdaşlıkla, reformist anlayışla, ilericilikle
uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur.
Efendim "Radyasyon konusunu biliyor
musunuz, niye karşısınız?" Radyasyonu hepimiz biliyoruz, ne
olduğunu. Radyasyon, yaşamınızın alanı içinde, her alanda var. Yıllık
radyasyon miktarının 20 bin katını birden almadığınız sürece tehdit
oluşturmaz. Herkes biliyor, nükleer enerji santrallerinin radyasyon
tehdidi, çalışması anında yoktur, günlük aldığınız radyasyon oranının
çok altındadır. Buna da amenna. Bizim
karşı çıktığımız şu: Bir, yatırım dönemi; iki, yatırım süresi; üç,
yatırım maliyeti; dört, bu teknolojiye Türkiye'nin sahip olmaması;
beş, eski bir teknolojiyi Türkiye'ye getirme konusunda bu Hükûmetin
ısrarlı olması.
"Üçüncü kuşak teknoloji" diyorlar,
dünya dördüncü kuşak teknolojiye çalışıyor. En geç on yıl sonra
uranyum ve toryumu birlikte işleyerek nükleer enerjinin daha güvenli
elde edilmesi sağlanacak. Kendi yerli kaynaklarınızı rehabilite
etmek varken, hidroliğin performansını artırmak varken, onun kapasitesini
artırmak varken, Türkiye'deki kömür havzalarını temiz, daha verimli
hâlde kullanmak varken ve Türkiye'de diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının
üretim kapasitelerini artırmak varken ve görünen o ki, Türkiye'deki
bu kaynaklar yirmi yıl bu ülkeyi enerji sorunu olmadan, arz güvenliği
tehdidi olmadan götürebileceği kesin ve netken, sizin, on yılda
bitecek bir projeyi Türkiye'ye çare olarak sunmanızın altındaki
mantığı anlamak mümkün değil. Kaldı ki, bunu, efendim nasıl yapacaksınız?
"Özel sektörle yapacağız." Yapamazsınız, yapamayacaksınız,
bir hayalin peşindesiniz. Bu işi özel sektör yapmaz. Kamu olmadığı
sürece, ne siz Afşin-Elbistan'daki bin megavatın üstündeki tesisleri
yapabileceksiniz ne de burada, nükleer santrali yapabileceksiniz.
Bunu yapacaksa yine kamu yapar. Onu yapacak finansman gücün varsa,
dört buçuk yıldır ihmal ettiğin rehabilitasyonları yap bu ülkede,
yenilenmeleri yap; git deponu yap, Türkiye'deki arz güvenliğini
durdur; insanlarını, o ülkede bu ülkede enerji arama yolunda görevde
seferber edeceğine, Türkiye'deki kaynakları değerlendirme konusunda
seferber et. Böyle bir yönetim anlayışı olabilir m? Bir ileri, bir
geri. Kanunu çıkarırken "Allah Allah" diyeceksin, ondan
sonra, "bırak kalsın." Dağıtımda öyle, doğal gaz özelleştirmesinde
öyle.
Türkiye'de trafolar eskidi, iletim hatlarımız
artık kaldırmıyor arkadaşlar. Bu hatları, zamanında, 2 katı kapasiteyle
yapsalardı, Türkiye'nin hiçbir sorunu yoktu. Şimdi, kapasite artırımına
ihtiyaç var. Türkiye'nin bu kadar sorunu varken, acil ihtiyacımız
nedense nükleer enerji oldu. Peki, atığını ne yapacaksınız? Arkadaşlarım
diyor ki: "Sizinki de cehaletin bin parası." Nedir? "Bu
atıklar yeniden işleniyor, kazandırılıyor." Bu iş sonsuz mu?
Madem bu iş sonsuzdu da, dünya atık konusunda niye kara kara düşünüyor?
Niye çölün ortasında, Arizona Çölü'nün ortasında, 5 bin metre derinlikte,
Yucca Dağı'nın altında bir nükleer atık mezarlığı…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Seyhan, konuşmanızı
tamamlayınız.
TACİDAR SEYHAN (Devamla) - Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Madem bu atık sorunu çözülmüştü, ben soruyorum:
Yucca Dağı'na o kadar yatırım yaptı Amerika,
Burada diyorlar ki: "Ya kardeşim,
öyle söylüyorsunuz ama, dünyada dört yüz küsur nükleer santral çalışıyor,
denizlerimizde de binlerce denizaltı var nükleer santralle çalışan
ve giden." Değerli arkadaşlar, dünya, nükleer santralde atılım
yaptığı dönemlerde bu felaketleri yaşamamıştı. Ne zaman nükleer
felaketler yaşanmaya başladı, bütün ülkeler temkinli davranmaya
başladı. Alternatif üretebilen ülkelerin hepsi, şimdi, diğer kaynaklara
paralel olarak dönüş yapıyorlar. Hatta, enerji ihtiyacının yüzde
78'ini nükleerden sağlayan Fransa bile, bugün, artık, nükleer santraller
yerine alternatif güç santralleri yapma konusunda bir hazırlık
içerisindedir. Tabii, Türkiye de sanayileşmesini tamamladı. Türkiye'de
bir sanayi altyapısının oluşabilmesi için yapmanız gereken doğru
şey, nükleer araştırma merkezlerini kurmanız, nükleer teknolojiyi
geliştirmeniz. Önce santral kurayım, sonra teknolojiyi geliştireyim
mantığı son derece zararlıdır.
Ben teşekkür ediyorum. Konuşmamın ikinci
bölümünde devam edeceğim. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Seyhan.
AK Parti Grubu adına, Sinop Milletvekili
Mustafa Öztürk.
Sayın Öztürk, buyurun efendim. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZTÜRK (Sinop)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün görüşmekte olduğumuz
bu yasa, hayati önemde bir yasadır. Otuz-otuz beş yıldır ülkemizin
gündemini işgal eden, bir türlü gerçekleştirilemeyen bu yasayı bugün
görüşmek üzere Genel Kurulumuza getirmiş bulunuyoruz, AK Parti
İktidarı olarak.
Bu görüşülmekte olan yasa, nükleer güç
santrallerinin kurulması, işletilmesi ve enerji satışına ilişkin
bunları düzenleyen bir yasadır ve bu yasanın, esas itibarıyla özü,
özel sektörü buna katmaktır, buna kolaylık sağlamaktır.
Değerli arkadaşlar, özel sektörün kurması
amaçlanan nükleer santraller, her şeyden önce, nükleer teknolojinin
bir ürünüdür. Ülkemizde altmış yıllık bir geçmişi vardır. Nükleer
enerji, hiç kuşkusuz, 20'nci yüzyıla damgasını vurmuş enerji türlerinden
biridir. Günümüzdeki gelişmeler göstermektedir ki, nükleer enerji
21'inci yüzyılda önemli bir enerji üretim teknolojisi olmaya devam
etmektedir. Sanayide gereksinim duyulan ısıl işlem uygulamalarında,
hidrojen üretiminde, tuzlu sudan içme suyu sağlamada ve nükleer
reaktörler ve nükleer santraller önemini korumaya devam etmektedir.
Ülkemizin bu gelişmelerden uzak kalması,
tabii ki, düşünülemez. Nükleer santrallerin kurulmasının, ülkemizde
aynı zamanda güvenilir baz yük elektrik sağlamada ve kaynak çeşitliliğine
gitmemizde önemli bir işlevi olmasının yanında, nükleer teknolojinin
edinilmesinde önemli bir rolü olacağı muhakkaktır.
Nükleer santraller, nükleer teknolojinin
insanlık hizmetine sunduğu ileri teknoloji ürünü sistemlerdir.
Bu teknolojinin kullanılması, yüksek kalite ve güvenlik anlayışını
gerektirdiğinden, nükleer santrallerin ülkemizde sanayide, sektörel
bazda ciddi ilerlemeler sağlayacak ve öncü bir işlevi olacaktır.
Bu amaca ulaşmak için, nükleer santral teknolojisinin edinilmesi,
bir plan ve program kapsamında yürütülmesi ve ülke sanayisinin bu
teknolojiye entegre edilmesi gerekmektedir.
Kanun tasarısı ile sağlanmış olan kolaylıklardan
yararlanacak özel girişimcilerimizin, sadece elektrik üretimine
yönelik olan bir santral kurmayacaklarını, aynı zamanda ülkemizin
belki de gelecek yüzyılını etkileyecek bir teknolojinin kullanılmasında
öncü olacaklarını ve bu itibarla, ülkemiz sanayisinin gelişmesinde
çok önemli bir katkı sağlayacaklarını söyleyebiliriz.
Pek çok ülkede nükleer santral ve yakıt
teknolojisinin endüstriyel gelişmelerde öncü olduğu açıktır.
Özel girişimcilerimizin bu gerçeği düşünerek konuya değişik bir
perspektiften bakmalarında yarar vardır. Konu, elektrik üretmenin
çok ötesinde bir yaklaşım ve sorumluluk getirmektedir. Özel sektör
kuruluşları, nükleer güç santralleri kurarak nükleer teknoloji
kapsamında uzun vadeli ve uzun soluklu bir sürece gireceklerini
unutmamalıdır.
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de nükleer
santral kurulmasında ve özellikle teknolojinin edinilmesinde devletin
üzerine önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluklar kanun
tasarısında göz önüne alınmıştır. Bu durum memnuniyet vericidir.
Ülkemiz nükleer teknolojide deneyimlidir. Elli yıldır kamu kesiminde
nükleer teknolojinin pek çok alanıyla ilgili olarak bilgi ve deneyim
oluşmuştur. Bu itibarla, özel sektörün, kamu kesimiyle ve bu teknolojide
uzmanlaşmış kuruluşlarımızla iş birliği içinde olmaları gerekliliğini
bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Nükleer enerji, birçok gelişmiş ve gelişmekte
olan ülkede elektrik üretim yelpazesinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.
2006 sonu tarihi itibarıyla 31 ülkede 435 nükleer güç santrali işletme
hâlinde bulunmaktadır. Aynı zamanda, dünyada değişik ülkelerde
şu anda devam eden 29 adet nükleer santral inşaatı vardır. Dünyada
nükleer elektrik üretiminin payı yüzde 17'dir. Dünya ülkeleri ortalaması
nükleer santralden elde edilen elektrik yüzde 17 nispetindedir. Avrupa
Birliği ülkelerindeki nükleer enerji oranı, nispeti ise yüzde
34'tür.
Değerli arkadaşlar, ülkemizde güç santralleri
problemine ilişkin çalışmalar, yaklaşık otuz beş yıl öncesine dayanmaktadır.
Henüz işletmede ya da inşaat hâlinde bir santralimiz bulunmamaktadır.
Ülkemizde 1970'li yılların başlarında nükleer santral sahası için
yapılan etüt ve yer araştırmaları sonucunda, nükleer santralin maliyet
ve fayda açısından kurulabileceği en uygun yerler olarak Mersin-Akkuyu,
Sinop-İnceburun ve Kırklareli-İğneada tespit edilmiş; bu sahalar
arasında ilk nükleer enerji santralinin yeri olarak seçilen Akkuyu
için Haziran 1976'da Türkiye Atom Enerjisi Kurumundan yer lisansı
alınmış; nükleer santral yerlerinin tespiti ve ilgili araştırmalar
çok uzun zaman aldığından, 1980 yılı başlarında ikinci santral yeri
olarak Sinop'un 20-25 kilometre batısındaki İnceburun mevkisi düşünülmüş;
bu mevkiyle ilgili oldukça sınırlı sayıda ön araştırmalar yapılmış,
ancak, yer lisansı alınması için gerekli diğer detaylı çalışmalar
tamamlanamamıştır.
Nükleer santral konusunun yeniden gündeme
gelmesi sonucunda, nükleer santral yeri olarak önerilen sekiz yer
arasında Sinop uygun görülmüş ve kurulacak ilk nükleer santral yeri
olarak Nisan 2006'da ilan edilmiştir. Hâlihazırda TAEK tarafından seçilen
yer ile ilgili etüt çalışmaları sürdürülmektedir. 1976 yılında ve
1983 yıllarında açılan ihaleler çeşitli sebeplerle iptal edilmiştir.
1996 yılında açılan son ihale de yürütülmekte olan ekonomik istikrar
programı gerekçe gösterilerek Bakanlar Kurulu tarafından sonlandırılmıştır,
ancak, bu başarısızlıklar ülkemizin nükleer enerjiye olan ihtiyacını
azaltmamış, tam tersine, ülkemiz enerji sektörü, hızlı bir şekilde
ithal doğal gaz ve kömüre bağımlı olması dolayısıyla, dış kaynaklı
kriz ve etkilere karşı duyarlı hâle gelmiştir.
Ülkemizin nükleer enerjiyle ilgili
izleyeceği stratejinin sağlıklı temellere oturmasını sağlamak
ve daha önceki teşebbüsler sırasında yaşanmış olumsuzlukların
tekrarlanmasının önlenmesi gerekmektedir.
Nükleer enerji programının başarısı
için, sürecin başlamasından önce ulusal düzeyde net ve kesin bir kararlılığa
sahip olunması hayati önem taşımaktadır.
Nükleer enerji programı başlatmış ve
sürdürmekte olan ülkelerin tecrübelerinden, uzman kuruluşların
tavsiyelerinden azami ölçüde faydalanılarak, ülkemize nükleer
enerjiyi kazandırmamız gerekmektedir.
Ülkemizde elektrik üretim kaynak yelpazesine,
nükleer enerjinin mutlaka dâhil edilmesi gerekmektedir.
Nükleer santrallerin işletmesinde ihtiyaç
duyulacak nükleer yakıtı depolamak göreceli olarak kolay ve ekonomik
olduğundan, nükleer santraller enerji arz güvenliğinin sağlanmasına
önemli katkı sağlayacaktır.
Nükleer santrallerin elektrik sistemine
entegre edilmesiyle elektrik üretiminde kullanılacak ithal kaynaklarda
çeşitlilik sağlanacaktır.
Nükleer santraller, başta karbondioksit
olmak üzere iklim değişikliklerine neden olan sera gazı emisyonlarına
neden olmazlar. Bu itibarla, nükleer santraller, artan elektrik talebinin
olumsuz çevresel etkilere neden olmayacak şekilde karşılanmasında
önemli bir seçenektir.
Nükleer santraller, fosil yakıtlı santrallere
oranla göreceli olarak daha yüksek inşaat ve yatırım maliyeti gerektirmektedir.
Nükleer enerji programının ilk aşamalarında ihtiyaç duyulan organizasyonların
kurulması için ilave yatırımlar ve ekstra maliyetler söz konusu olacaktır. Bununla beraber,
nükleer enerji santralleri, uzun vadede elektrik üretim fiyatlarının
kararlılığının korunmasına katkıda bulunacaktır.
Nükleer santral gibi ileri teknolojiye
yatırım yapılması suretiyle ülkemiz tarafından başka yüksek teknolojilere
nüfuz edilmesi de mümkün hâle gelecektir.
Nükleer santraller, normal çalışma koşullarında
ve olabilecek en kötü kaza durumunda insan sağlığı ve çevre üzerinde
olumsuz bir etki yaratmayacak şekilde tasarlanır, lisanslanır ve
işletilirler.
Nükleer santraller, fosil yakıtlarla
elektrik üretiminin yol açtığı ve son yıllarda global ısınma sorunu
kapsamında sera etkisi yapıcı gaz emisyonlarına neden olmazlar.
Nükleer santraller, birim elektrik üretim
maliyeti, kömür ve doğal gaz santralleri gibi diğer büyük çaplı
elektrik üretim teknolojileriyle rekabet edebilir düzeydedir.
Değişen maliyetlerin birim elektrik
üretim maliyeti içerisindeki payının az oluşu, nükleer santraller
ile elektrik üretim maliyetinde uzun vadeli istikrar anlamına da
gelmektedir. Bir nükleer santralin tesis edilmesi için, dört ila beş
yıllık bir inşaat süresi gerekli olup, ön hazırlıklarıyla bu süre
sekiz ile on yılı bulmaktadır. Nükleer santrallerin ardı ardına
devreye alınarak millî iletim hatlarına bağlanmasıyla, ithal fosil
kaynaklara olan bağımlılık azaltılacaktır. Uzun dönemde, enerji
projeksiyonuna göre, 2020 yılına kadar Türkiye, 5 bin megavatlık
bir nükleer kapasiteyi ihdas edecektir. Başlangıç olarak, nükleer
enerji, 2020 yılı itibarıyla, yüksek senaryoya göre, 96.348 megavata
ulaşacak olan kurulu gücüyle, Türkiye'nin toplam elektrik üretimindeki
payı yüzde 5'ler seviyesine gelecektir.
Ülkemizin, 2020 yıllarında artan enerji
talebine cevap verebilmesi için, makul bir enerji çeşitliliğine
ihtiyaç vardır. Bu nedenle, nükleer enerji, bizim enerji stratejimizin
ana bileşenlerinden birisi olarak düşünülmektedir. Geçmişte, teşebbüslerin
her birinde sürecin olumsuzlukla sonuçlanması neticesinde, yetişmiş
kalifiye insan kaynakları potansiyeli korunamamış ve bu nedenle
de ticari nükleer santral programını başarıyla yürütebilecek
bir uzman kadro ve bir kurumsal hafıza sürekliliği sağlanamamıştır.
Bir nükleer santral programının başarıyla gerçekleştirilebilmesi
yönünde, kalifiye insan kaynaklarının doğru değerlendirilmesi
gerekliliği gözden kaçırılmamalıdır. Hukuksal ve kurumsal altyapı
gereksinimlerinin yerine getirilmesi, dünyadaki teknolojik gelişmeler
ve yeniliklerin yakından izlenmesi ve kamuoyunun şeffaf bir yol izlenerek
doğru bilgilendirilmesi, bir nükleer enerji programına ilişkin öncelikle
ele alınması gereken diğer hususlardır.
Sağlıklı bir nükleer enerji programıyla,
ilk nükleer santralin, 2010'lu yılların ortalarında ticari işletmeye
geçebileceği ve ülkenin elektrik üretimine ve kaynak çeşitlendirilmesine
önemli katkı sağlayabileceği değerlendirilmektedir, düşünülmektedir.
Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar;
nükleer enerji santralleri, nükleer güç santralleri cidden bir ülkenin
prestijidir, bir ülkenin gücünü yansıtır, bir ülkenin çıtasını
gösterir. Bu itibarla, biz, kırk yıl geç kaldığımız bu konuda, Türkiye
olarak, bu yüksek teknolojiyi ülkemize kazandırma başarısını
göstermek zorundayız. Bu, aynı zamanda, ülkenin gücünün bir ifadesi
olacaktır. Kaldı ki, Türkiye'nin bu konuda otuz kırk yıl gecikmiş olduğunu
dikkate alırsak, geç kaldığımız bir konudur. Eğer, ülkenin hakikaten
geleceğini düşünüyorsak, ülkenin kalkınması, ülkenin refahı ve
ülkenin karanlığa düşmemesi için, inanın, nükleer enerji santrallerine
büyük zaruret vardır. 2015 yılında, eğer bir ihmal gösterilirse, yöneticiler,
idareciler bu işin peşine düşmezse, bu ülkeye bu teknolojiyi kazandırmazsak,
ülkenin karanlık günlerini de hazırlamış oluruz hep beraber. O bakımdan,
büyük bir sorumluluk içerisinde, ülke yöneticilerinin geç kaldığı,
bu teknolojiyi elde etmede büyük ihmal gösterilmiş olan nükleer
enerji santrallerine süratle, vakit geçirmeden, bir an evvel -bir
tane değil, beş tane, on tane ihtiyacı vardır bu Türkiye'nin, o bakımdan-
2015'leri, 2020'leri ve 2030'ları dikkate alarak, nükleer enerji santrallerinin
hemen bugünden, yarından hazırlıklarını ve teşebbüslerini yapıp,
bir an evvel ülkenin geleceğine önemli bir hazırlık ve yatırım yapmamız
lazım ve buna mutlaka özel sektörümüzü katmaya çalışmamız lazım.
İşte bu yasa da, özel sektörü teşvik hususlarını ihtiva eden bir yasadır.
Gerek özel sektör gerekse özel sektör-devlet iş birliğiyle, özel sektör-yabancı
sermaye ya da özel sektör yapamıyorsa mutlaka devletimizin bunu
tek başına yapması lazım, yapma zorunluluğu vardır.
Bunları ifade ediyor, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Öztürk, teşekkür ediyorum.
Şahsı adına, Sinop Milletvekili Cahit
Can.
Buyurun Sayın Can. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
CAHİT CAN (Sinop) - Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; 1360 sıra sayılı, Nükleer Güç Santrallerinin
Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun Tasarısı'nın
tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle,
yüce heyetinizi ve televizyonları başlarında bizleri izleyen
sevgili milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan
ülkelerde kullanılan, dünyanın gerçeği ve Türkiye'mizin de ihtiyacı
olan nükleer teknoloji hakkında sizlere kısaca bilgi vermek istiyorum.
Nükleer santraller konusunu, ülkemizde
otuz beş-kırk yıldır çokça konuşulan bir konuyu, maalesef, toplum katmanları
üzerinde açıkça ifade eden çok kimse çıkmadı, sadece, karşı olmakla
gündeme getirilen bir konuyu, bugün Parlamentomuz, Türkiye'mizin
geleceği açısından çok önemli bir kanun tasarısıyla gündeme getirmiş
bulunuyor. Ben, şimdiden, Türkiye'mize, milletimize hayırlı olsun
diyerek sözlerime devam ediyorum.
Nükleer santraller, nükleer reaktör
yardımıyla ortaya çıkan ısıdan elektrik üreten tesislere verilen
isimdir. Su, kömür, petrol ve gaz kullanarak elektrik elde ettiğimiz
ana enerjilere 1955'li yıllardan sonra bir de atom çekirdeklerinden
elde edilen nükleer enerji de ilave olmuştur.
Nükleer veya çekirdek santraller, aynen
bir termik santral gibidir. Termik santral olarak anılan kömür, petrol
ve doğal gaz santrallerinde ise, yakılan kömür, petrol veya gazın
oluşturduğu ısı vasıtasıyla kazanlarda kaynatılan suyun verdiği
buharla jeneratörler çevrilip elektrik elde edilmektedir. Kazanlardaki
su, kömür veya gaz yerine çekirdekleri yanan uranyumla ısıtılarak
buhar elde edilip jeneratör çevrilmektedir. Kısacası, kazanda kömür
yerine uranyum yakılmaktadır. Bunu özellikle ifade etmek istiyorum.
Nükleer santral de aynen bir kömür santrali gibi termik santralidir.
Farkı ise, kömür yerine kullanılan uranyum metalidir. Uranyumun
atom çekirdeğinin hızla çarpan bir nötron tarafından ikiye bölünmesi
neticesi ortaya çıkardığı muazzam enerji işin temelidir.
Ülkemizde MTA tarafından bulunmuş
9.200 ton uranyum ve 380 bin ton toryum rezervimiz vardır.
Güvenlik amacıyla üstü kapalı bir kubbeyle
koruma altına alınan santrallere kapalı sistem nükleer santraller
denir. Böyle bir kubbesi olmayan, etrafı basit tuğla ve üzeri fabrika
çatısı gibi kapatılan, yani, betondan koruma kabuğu olmayan santrallere
açık sistem nükleer santral denilmektedir.
Nükleer santralle ilgili tasarının
kanunlaşmasından sonra bir yarışma düzenlenecek. Bazılarının dediği
gibi, eski teknoloji satın alınmayacak. Bunu sıkça, bazı arkadaşlarımız
-gerek Sinop ilimizde gerekse çeşitli mahfillerde- böyle ifade ediyorlar,
eski teknoloji alacak diyorlar. Bu böyle asla olmayacak. Bir yarışmayla,
proje yarışmasıyla bu tespit edilecek ve bu tespitten sonra, iyi bir
projeden sonra yapım ihalesi verilecek. Bu yapım ihalesi, gerek
özel sektör vasıtasıyla gerekse devlet eliyle mutlaka yapılacaktır.
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu -TAEK dediğimiz-
1956 yılında kurulmuş, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumundan bir
yıl önce kurulmuştur. TAEK, 1957 yılında kurulan Uluslararası Atom
Enerjisinden bir yıl önce kurulmuş, ama orada da kurucu üye olarak
biz görev almışız. Atom Enerjisi Kurumunun kurucu üye olması, ülkemiz
için de bir iftihar vesilesi olmuştur aslında. TAEK'in, ülkemizde,
gerek çevre açısından gerekse teknik açıdan var olan nükleer bilincin
-nükleer konsey- yatırımların incelenmesini sağladığı, lisanslama
ve denetim faaliyetlerini yürüttüğü ve dolayısıyla nükleer atık
konusunda yılların getirdiği bir deneyime de sahip olduğunu söylemek
istiyorum.