DÖNEM: 22 CİLT: 142 YASAMA
YILI: 5
TÜRKİYE
BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
42’nci Birleşim
24 Aralık 2006 Pazar
İ Ç İ N D E K İ L
E R
Sayfa
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı
ile 2005 Mali Yılı Genel ve Katma Bütçeye Dahil Daireler ve İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarıları
(1/1252; 1/1236, 3/1139; 1/1237, 3/1140) (S.Sayısı: 1269, 1270, 1271)
A) MALİYE BAKANLIĞI
1.- Maliye Bakanlığı 2007 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2.- Maliye Bakanlığı
2005 Mali Yılı Kesinhesabı
B) KAMU İHALE KURUMU
1.- Kamu İhale Kurumu
2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
C) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.- Gelir İdaresi Başkanlığı 2007 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
D) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.- Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
E) GELİR BÜTÇESİ
III. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA
İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Bitlis Milletvekili Vahit Kiler'in, Erzurum
Milletvekili İbrahim Özdoğan'ın, konuşmasında, şahsına sataşması
nedeniyle konuşması
2.- Bitlis Milletvekili Vahit Kiler'in, yapmış olduğu
konuşmada, bazı sözlerinin yanlış anlaşıldığı gerekçesiyle açıklaması
3.- Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, Bitlis
Milletvekili Vahit Kiler'in, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle
konuşması
4.- Malatya Milletvekili Süleyman Sarıbaş'ın,
Ordu Milletvekili Cemal Uysal'ın, konuşmasında, partisine sataşması
nedeniyle konuşması
IV. - ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin
yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
V. - SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Malatya Milletvekili Süleyman SARIBAŞ'ın,
Abdullah Öcalan'ın ziyaretçilerine ve sağlanan imkânlara ilişkin
sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/18559)
2.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan'da
İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesinin kurulması için konulacak
ödeneğe ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı
(7/18808)
3.- Ordu Milletvekili İ. Sami TANDOĞDU'nun, yeni
il kurulup kurulmayacağına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir
AKSU'nun cevabı (7/18828)
4.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Bilişim
Çıraklığı Projesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in
cevabı (7/18893)
5.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun,
Türk işçilerin Kazakistan'da saldırıya uğramasıyla ilgili açıklamasına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/18895)
6.- Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI’nın, sözleşmeli
öğretmenlerin statüsüne ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin
ÇELİK'in cevabı (718981)
7.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun,
Antalya Öğretmenevinin kullanımına yönelik bir iddiaya ilişkin
sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (718982)
8.- Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın, görevde
yükselme sınavına yapılan başvurulara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (718984)
9.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, idari
kadrolara yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nimet
ÇUBUKÇU'nun cevabı (7/19249)
10.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, statülerine
göre personel sayısına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nimet ÇUBUKÇU'nun
cevabı (7/19250)
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 11.00'de açılarak altı oturum
yaptı.
Bir ila Üçüncü Oturumlar
Türkmenistan Cumhurbaşkanı Saparmurat Niyazov'un
cenaze törenine katılmak üzere, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül
başkanlığında TBMM üyelerinden oluşan heyetin Türkmenistan'a yapacakları
resmî ziyarete ilişkin Başkanlık tezkeresi kabul edildi.
2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı
ile 2005 Mali Yılı Genel ve Katma Bütçeli Daireler ve İdareler Kesinhesap
Kanunu Tasarılarının (1/1252; 1/1236, 3/1139; 1/1237, 3/1140) (S. Sayısı:
1269, 1270, 1271) görüşmelerine devam olunarak;
Millî Eğitim Bakanlığı,
Yükseköğretim Kurulu,
Üniversiteler (53 adet),
2007 yılı bütçeleri ve 2005 mali yılı kesinhasapları
ile;
Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü,
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi,
Üniversiteler (15 adet),
2007 yılı bütçeleri;
Üzerinde bir süre görüşüldü.
Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa, Yalova Milletvekili
Muharrem İnce'nin, konuşmasında, Grubuna sataştığı iddiasıyla
bir açıklamada bulundu.
Saat 17.00'de toplanmak üzere, birleşime 16.46'da
ara verildi.
|
Nevzat Pakdil |
|
|
|
Başkan
Vekili |
|
|
|
|
Mehmet Daniş |
Bayram Özçelik |
|
|
Çanakkale |
Burdur |
|
|
Kâtip
Üye |
Kâtip
Üye |
Dört ila Altıncı
Oturumlar
2007
Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2005 Mali Yılı Genel
ve Katma Bütçeli Daireler ve İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarılarının
(1/1252; 1/1236, 3/1139; 1/1237, 3/1140) (S. Sayısı: 1269, 1270, 1271) görüşmelerine
devam olunarak;
Millî
Eğitim Bakanlığı,
Yükseköğretim
Kurulu,
Üniversiteler (53 Adet),
2007 yılı bütçeleri ve 2005 mali yılı kesinhasapları
ile;
Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü,
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi,
Üniversiteler (15 adet),
2007 yılı bütçeleri;
Kabul edildi.
Alınan karar gereğince, 24 Aralık 2006 Pazar günü
saat 11.00'de toplanmak üzere, birleşime 20.18'de son verildi.
|
Sadık Yakut |
|
|
|
Başkan
Vekili |
|
|
|
|
Bayram Özçelik |
Ahmet Küçük |
|
|
Burdur |
Çanakkale |
|
|
Kâtip
Üye |
Kâtip
Üye |
|
Mehmet Daniş |
|
|
|
Çanakkale |
|
|
|
Kâtip
Üye |
|
|
24 Aralık 2006 Pazar
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati:
11.06
BAŞKAN: Başkan Vekili
Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yaşar
TÜZÜN (Bilecik), Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli)
BAŞKAN
- Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
42'nci Birleşimi'ni açıyorum.
Toplantı
yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Sayın
milletvekilleri, 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı
ile 2005 Mali Yılı Genel ve Katma Bütçe Kesinhesap Kanunu Tasarıları
üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.
Program uyarınca, bugün, on beşinci tur görüşmelerini
yapacağız. On beşinci turda, Maliye Bakanlığı, Kamu İhale Kurumu,
Gelir İdaresi Başkanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bütçeleriyle
Gelir Bütçesi yer almaktadır.
II. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.- 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2005 Mali
Yılı Genel ve Katma Bütçeye Dahil Daireler ve İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarıları
(1/1252; 1/1236, 3/1139; 1/1237, 3/1140) (S.Sayısı: 1269, 1270, 1271) (x)
A) MALİYE BAKANLIĞI
1.- Maliye Bakanlığı 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Maliye Bakanlığı 2005 Mali
Yılı Kesinhesabı
B) KAMU İHALE KURUMU
1.- Kamu İhale Kurumu 2007 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
C) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.- Gelir İdaresi Başkanlığı 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
D) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.- Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
E) GELİR BÜTÇESİ
BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Saygıdeğer milletvekilleri, turda yer alan bütçelerle
ilgili olarak soru sormak isteyen milletvekillerinin, görüşmelerin
bitimine kadar sorularını sorabilmeleri için şifrelerini yazıp
parmak izlerini tanıttıktan sonra ekrandaki söz isteme butonuna
basmaları gerekmektedir. Mikrofonlarındaki kırmızı ışıkları yanıp
sönmeye başlayan milletvekillerinin söz talepleri kabul edilmiş
olacaktır.
Tur üzerinde görüşmeler bittikten sonra soru sahipleri
ekrandaki sıraya göre sorularını yerinden soracaklardır. Soru sorma işlemi on
dakika içerisinde tamamlanacaktır. Cevap verme işlemi için de on
dakika süre verilecektir. Cevap işlemi on dakikadan önce bitirildiği
takdirde, geri kalan süre için sıradaki soru sahiplerine söz verilecektir.
Bilgilerinize sunulur.
(x) 1269, 1270, 1271 S.
Sayılı Basmayazılar ve Ödenek
Cetvelleri 15/12/2006 tarihli 33'üncü
Birleşim Tutanağına eklidir.
Şimdi, gelir ve finansman ile ilgili 2'nci maddeyi
okutuyorum:
Gelir ve finansman
MADDE 2- (1) Gelirler:
Bu Kanuna ekli (B) işaretli cetvellerde gösterildiği
üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;
a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri
184.242.515.000 Yeni Türk Lirası,
b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin
gelirleri 3.263.692.290 Yeni Türk Lirası öz gelir, 9.288.386.401 Yeni
Türk Lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 12.552.078.691 Yeni
Türk Lirası,
c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve
denetleyici kurumların gelirleri 1.435.179.058 Yeni Türk Lirası,
olarak tahmin edilmiştir.
(2) Finansman:
Bu Kanuna ekli (F) işaretli cetvellerde gösterildiği
üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;
a) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin
net finansmanı 222.734.309 Yeni Türk Lirası,
b) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve
denetleyici kurumların net finansmanı 2.000.000 Yeni Türk Lirası,
olarak tahmin edilmiştir.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, on beşinci turda,
grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum:
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu: Mustafa Özyürek,
Mersin Milletvekili; Algan Hacaloğlu, İstanbul Milletvekili;
Oğuz Oyan, İzmir Milletvekili; Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Milletvekili;
Ali Kemal Deveciler, Balıkesir Milletvekili.
AK Parti Grubu: Abdullah Erdem Cantimur, Kütahya
Milletvekili; Fahrettin Poyraz, Bilecik Milletvekili; İlhan Albayrak,
İstanbul Milletvekili; Şemsettin Murat, Elazığ Milletvekili; Gülseren
Topuz, İstanbul Milletvekili.
Anavatan Partisi Grubu: Muhsin Koçyiğit, Diyarbakır
Milletvekili; İbrahim Özdoğan, Erzurum Milletvekili.
Şahısları adına lehinde: Recep Garip, Adana Milletvekili;
Ahmet Yeni, Samsun Milletvekili. Tabii, burada, sadece bir kişiye
söz verilecektir.
Aleyhinde: Ümmet Kandoğan, Denizli Milletvekili.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, bugün
çok yoğun bir çalışma olacağı için, diğer günlerde yaptığımız uygulamalara
devam edeceğiz. Onun için, arkadaşlarımın sürelerini zamanında
bitirmelerini istirham ediyorum. Lütfen, sadece bir dakika dışında
ek süre talebinde bulunmasınlar.
İlk konuşmacı, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına,
Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Özyürek, buyurun efendim.
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın
Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlarım.
Sayın Başkanın pek fazla müsamaha etmeyeceği
açıklamasını da dikkate alarak, hızlı bir şekilde belli konulara
değinmeye çalışacağım. Tabii, Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde
söylenecek çok fazla söz var, ama on dakikada neler söylenebilir diye
şöyle bir baktığımızda, öncelikle bir iki konunun altını çizmek istiyorum.
Bunlardan birincisi: Bütçe, hepinizin bildiği
gibi, bir yıllık hesapların görüldüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin
vatandaşlarımız adına iktidardan hesap sorduğu bir dokümandır. Onun için, biz de muhalefet
olarak, burada, iktidardan bir anlamda hesap soruyoruz. Yani, bizim
buradaki konuşmalarımızı vatandaş adına, milletimiz adına bir
hesap sorma olarak değerlendirmenizi rica ediyorum. Şimdi, tabii hesap sorulabilmesi
için, hesapların düzgün, tutarlı bir şekilde ortaya konulması gerekir.
Değerli arkadaşlarım, bütçenin yapılmasıyla
ilgili ve bütçenin diğer konularıyla ilgili 5018 sayılı bir Kanun'u,
bu dönemde, hep beraber çıkardık. Bu Kanun'a göre, bütün harcamaların
ve gelirlerin bütçe içinde gösterilmesi gerekir; ama, ne yazık ki
iktidar, önemli harcamaları bütçe dışına çıkarmaktadır ve böylece,
bütçeye baktığımız zaman, bir yıllık dönemi, hem önümüzdeki dönem
olarak hem geçmiş dönem olarak tam olarak göremiyoruz. Örneğin, çıkarılan
bazı torba yasalarla, önemli harcamalar bütçe dışına çıkarılmaktadır
ve böylece, mali saydamlık bir kenara itilmektedir. Örneğin mahalli
idarelere aktarılan paylar giderler içinde gösterilmemek suretiyle,
her yıl 1,3-1,5 katrilyon civarında harcama bütçe dışına çıkarılmakta
ve böylece, her ay, Sayın Maliye Bakanımız yaptığı basın toplantılarında
"gördünüz mü, bütçemiz fazla veriyor" diyebilmektedir. Oysa,
bütün harcamalar bütçede yer almış olsaydı, bir fazladan bahsetmek
mümkün değildi. Bütçe hesaplarında gösterilmeyen harcamaların
bazıları da, eczanelere ve tedavi kurumlarına olan borçlar ödenmeyerek,
ertesi yıla aktarılmaktadır. Bu, hem bütçe tekniği açısından önemli
sorunlar yaratıyor hem de devletten alacağı olan kuruluşların, kişilerin,
firmaların alacaklarını ertelemiş, onları güç durumda bırakmış
oluyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bu anlamda müteahhitlerin
büyük meblağlara ulaşan alacakları ödenmiyor, ödenmemek suretiyle
de bütçe hesaplarına girmiyor. Eğer,
Sayın Maliye Bakanı buraya geldiğinde, ödenmeyen ve kamu hesaplarında
gösterilmeyen ne kadar hazine borcu, devlet borcu olduğunu söyleyebilirse,
memnun oluruz. Gene bu çerçevede, emeklilere yapılan vergi iadesi
2006 yılından itibaren bütçe dışına çıkarılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, bu ve buna benzer pek çok
uygulamayla mali saydamlık ortadan kaldırılmaktadır. Oysa 5018
sayılı Kanun'u, biz, daha saydam, daha hesap verilebilir, bütün harcamaların
ve gelirlerin yer aldığı bir bütçe yapmak için çıkarmıştık.
Gene Hükûmetin çok övündüğü, üç yıllık bütçe yapıyoruz
anlayışıyla gündeme getirdiği, üç yıllık Orta Vadeli Program ve
Orta Vadeli Mali Plan hazırlanmıştır. Ama ne yazık ki, burada öngörülen,
burada yer alan rakamların 2007 bütçesiyle tutarlı olmadığını görüyoruz.
2007 yılı için Orta Vadeli Mali Plan'da öngörülen bütçe açığı 8,7 katrilyon
iken, 2007 yılı bütçesinde, görüştüğümüz bütçede 16,7 katrilyona
çıkmıştır. Yani, üç yıllık bütçe yapıyoruz, artık önümüzü görüyoruz
diye yola çıktınız, ama daha başlarken, bütçe açığı gibi çok önemli
bir kalemi yüzde 100 artırmış oluyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, Hükûmetin, her bakanın,
her bakanlığın bütçesinde övündüğü ve Maliye Bakanının da çeşitli
konuşmalarında yer alan KÖYDES ve BELDES harcamaları var. Elbette
biz köylere hizmet götürülmesinden yanayız. O nedenle Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğünün kaldırılmasına hep karşı çıktık. Şimdi, köylere
daha kolay harcama yapmak suretiyle hizmet götürmeye çalışıyor
Hükûmet. Hizmet götürülmesini takdirle, teşekkürle karşılarız.
Ama, bizim burada üzerinde durduğumuz, bu harcamaların şeffaf bir
şekilde yapılmadığıdır, KÖYDES ve BELDES ihalelerinin eşe dosta,
özellikle AKP yöneticilerine keyfî bir şekilde dağıtıldığıdır. Bizim
itirazımız harcama yönteminedir, bizim itirazımız yolsuzluğadır,
bizim itirazımız usulsüzlüğedir, yoksa hizmet yapılmasına hiç kimse
itiraz etmez, biz de itiraz etmiyoruz.
Değerli arkadaşlarım, önemli konulardan biri
de AKP'nin kadrolaşmasıdır. Normal memurların sınavla alınması nedeniyle
öyle bir uygulama geliştirildi ki, geçici işçiler, sözleşmeli
personel alınmasına büyük bir ağırlık veriliyor ve burada, ne yazık
ki ciddi şekilde eş dost istihdamı yoluna gidiliyor.
Bu çerçevede, Maliye Bakanlığı gibi önemli bir
bakanlığın, vaktiyle hizmet etmekten onur duyduğum bir bakanlığın
atamalarında belli bir ciddiyetin olmasını hepimiz bekleriz, isteriz,
ama basına da yansıyan bir atama haberi, hepimizi gerçekten üzmüştür.
Dört yıllık hizmeti olan, Bakanın bir özel danışmanı, önce Demir Çelik
İşletmeleri Genel Müdürlüğüne atanmış, daha sonra orada yeterli
hizmeti olmadığı için alınmış, Denizcilik İşletmesine genel müdür
yapılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, dört yıllık hizmeti olan,
Maliye Bakanlığında daha önce bir hizmeti olan bir kişiyi Bakan
çok sevebilir, Bakan çok takdir edebilir, ama keyfîlik, hele Maliye
Bakanlığında keyfîlik kesinlikle olmamalıdır, çünkü Basın Müşaviri
bir açıklamasında "Bakanımızın tarzı budur. Tanıdığı, kimyasını
bildiği adamları bir yere genel müdür yapar. Bakan Beyin tarzı, çalışma
üslubu bu." diyor. Ee, şimdi, Sayın Başbakan da vücut dilinden
anlayanlarla çalışıyor. Maliye Bakanımız kimyasıyla uyuşandan
anlıyor. Ee, peki, normal vatandaşlara Sayın Bakanımız ve Sayın
Başbakanımızla kimyası uzlaşmayan kimselere Türkiye Cumhuriyeti'nde
çalışma olanağı tanınmayacak mıdır? Bunlar doğru değildir.
Değerli arkadaşlarım, bir de memurlarla ilgili
bir konuya izninizle değinmek istiyorum.
Şimdi, memurlara çok önemli artışlar yapıldığı
hep söylenegeldi. Ama rakamlara baktığımızda, bugün geldiğimiz
noktada 1999 yılındaki düzeyi bile tutturamadığımızı söyleyebilirim.
Değerli arkadaşlarım, 1999 yılında net ele geçen
fiyatlarla baktığımızda, 123 puanlık bir ödeme yapılıyordu. 2005
yılında 115 puanlık ödeme yapılıyor. Yani, reel, net ele geçen ücretlerin
1999 yılıyla 2005, 2006'yı kıyasladığınızda ciddi şekilde düştüğünü
görürsünüz.
Şimdi, Hükûmet, işine geldiği zaman…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özyürek, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın
Başkan.
Hükûmet, işine geldiği zaman 2002 yılıyla kıyaslıyor.
İşine geldiği zaman başka yıllarla kıyaslıyor. Ama, kıyas yapılacak
yıl normal dönemlerin kıyaslanmasıdır. Çünkü, 2002 yılı 2001 yılı
krizinin etkisinde olan bir yıldır. 1999 yılını, 98 yılını aldığınız
zaman işçilerin, memurların eline geçen ücret bugün o yılların düzeyini
henüz tutmamıştır. O nedenle, burada rakam oyunlarıyla meseleye
bakmak son derece yanlıştır.
Bir diğer önemli noktaya da değinmek istiyorum:
Kamu yatırımları değerli arkadaşlarım, AKP İktidarında ciddi şekilde
düşmüştür. Elbette, enflasyon olan bir ülkede mutlak rakam olarak
her harcama artar, ama, bunun millî gelire oranına baktığınız zaman,
2002'de kamu yatırımlarının millî gelire oranı yüzde 5,8'ken, 2006'da
yüzde 4,5'a, 2007'de de 4,6'ya düşmüştür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özyürek, teşekkür cümlenizi alayım.
Buyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Bu da gösteriyor ki,
AKP İktidarı, durmadan vergi alınan, durmadan borç yapılan, buna
karşılık yatırım yapılmayan, cari harcamalarla günlerin geçirildiği,
saydamlıktan uzak bir bütçenin görüşüldüğü bir dönem olmuştur.
Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
İkinci konuşmacı, İstanbul Milletvekili Algan
Hacaloğlu.
Sayın Hacaloğlu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın
Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşımın bıraktığı yerden devam etmek
istiyorum.
Sayın Bakan, AKP İktidarı olarak, son dört yılda,
her kademede yolsuzluklarla, çıkar ve ihale lobileriyle kuşatıldınız.
Özelleştirme vurgunlarına kucak açtınız. İşsizliği bunalım noktalarına
taşıdınız. İşçi, memur ve emeklileri, sürünme ücretlerine mahkûm
ettiniz. Tarımı çökerttiniz, üretimi, reel sektörü, esnaf ve sanatkârları,
KOBİ'leri dışladınız. Yoksulluk ve eşitsizlikleri derinleştirdiniz,
sosyal devleti gerilettiniz. IMF'ye, kent ve faiz rantlarından beslenenlere
âdeta teslim oldunuz. Bu politikalarınızla, yurttaşlarımızı âdeta
ikiye böldünüz; bir yanda bir avuç zengin mutlu azınlık, diğer yanda
giderek sayısı daha da kabaran bir yoksul, mutsuz çoğunluk yarattınız.
Ülkemizin ekonomisinin temel istikrar unsuru olan orta sınıfı
ise âdeta sildiniz, erittiniz, tükettiniz. Bunun sonuçları olarak
bugün 20 milyon yurttaşımız yoksulluk sınırı altında yaşama tutunmaya
çalışırken 1 milyon yurttaşımız ise açlık sınırları altında yok olmama
savaşı vermektedir.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Sayın Başbakan
geçenlerde "Satın alma gücünüz düştüyse partime sakın oy vermeyin."
diye âdeta siyasi bir şov yapmaya kalktı. Değerli AKP'li milletvekili
arkadaşlarım, dört yıllık iktidarınızda, ekonomi büyürken bundan
sadece rantiyeci ve varlıklı kesimler, üretmeden paradan para kazananlar,
yüksek reel faiz ve düşük kur politikaları ile beslenenler yararlandı.
Buna karşın, işçiler, çiftçiler, memur ve emekliler her geçen gün daha
çok yoksullaştılar. Sağlanan ekonomik büyüme istihdama ve halkın
refahına yansımadı, işsizliğe çare olmadı.
Sayın Başbakana buradan seslenmek istiyorum,
kendisine hatırlatmak istiyorum: Dört yıllık iktidarınızda ücretlilerin
millî gelirden aldığı pay artmadı, aksine, yüzde 2,6 puan geriledi.
İktidarınızdan önceki dört yıllık dönemde ücretlilerin millî gelirden
aldığı pay yılda ortalama yüzde 28,6 iken, iktidar olduğunuz dört
yıllık dönemde yıllık ortalama yüzde 26'ya geriledi. Diğer yandan,
İstatistik Enstitüsünün, TÜİK'in resmî rakamlarına göre imalat sanayisi
işçilerinin ücreti sabit fiyatlarla 1997 yılında 100 iken, -kamu
kesiminde- 2002 yılında 123,3'e çıktı. Sizin iktidarınızda ise artış
durdu ve 2006'da 122,2'ye geriledi. Keza, özel kesimde yoksullaşma daha
da derinleşti, derin oldu. Özel sektör imalat sanayisi işçilerinin
ücreti, sabit fiyatlarla, 1997 yılında 100 iken, iktidarınız öncesi
dört yıllık dönemde, yani, 1999-2002 döneminde ortalama 95,5'a, sizin
döneminizde, yani 2003-2006 döneminde ise 84,4'e büyüdü.
Değerli arkadaşlarım, bu mudur toplumun ezilen
kesimlerin, emekçilerin refahtan pay alması? Yani, bunun tek bir yanıtı
var. IMF'nin emeği bastıran, emeğin üzerine, emek gelirlerini kısmaya
yönelik politikaları dayatan emekçiler ödedi bu dönemde uygulanan
politikaların, IMF ile imzaladığınız niyet mektuplarının... Dört
yıllık iktidar döneminde emekçilerin yoksullaştığını, emek sömürüsünün
daha da derinleştiğini ortaya koyan bu tabloyu, bence, Sayın Başbakan
çok derinden incelemeli, ondan sonra konuşmalıdır.
Bu tablo, esasında, büyük sermayenin neden sizin
iktidarınızdan memnun olduğunu; halkımızı inim inim inleten, ulusal
çıkarlarımıza sırtını dönen iktidarınızdan halkımızın kurtulmasını
sağlayacak, erken seçime büyük sermayenin neden karşı çıktığını
çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır değerli arkadaşlarım.
Değerli arkadaşlarım, işsizlik, bugün toplumumuzun
en önemli sorunudur. İktidarınızda işsizler ordusu yılda ortalama
500 bin, dört yılda ise toplam 2 milyon kişi arttı. İktidarınızın ilk
gününden beri işsizlik rakamlarını çarpıtmaktasınız. Zamanım olmadığı
için ayrıntılara inmiyorum. Fakat, bugün, ülkemizde işbaşı yapmaya
hazır olup da iş aramayanlar da dâhil edildiği zaman, en son iki gün evvel
yayınlanan rakamlara göre ülkemizde genelde işsizlik oranı yüzde
16,2; toplam işsiz sayısı ise 4 milyon 460 bindir. Gençler arasındaki
işsizlik oranı Türkiye genelinde bunun asgari 2 katı. Diyarbakır,
Bitlis, Muş, Bayburt, Kastamonu'daki gençler arasında işsizlik oranı
ise yüzde 50'ye yakındır. Bu işsizlik oranları, sadece gelişmiş ülkelerin
değil, tüm gelişmekte olan ülkeler arasında da rekor rakamlardır.
İşsizliğin bu kadar yaygın ve yüksek olduğu bir
ülkede huzurdan, geleceğe umutla bakmaktan, refahtan söz edebilmek
mümkün mü? Ama, nedense, Sayın Başbakan söz edebiliyor. Neoliberal
iç ve dış destekli tarikatlar dayanışmasıyla bugüne kadar sürdürdüğü
iktidarını, bundan sonra da boş laflarla, kandırmacayla yürütebileceğini
zannediyor.
Yağma yok Sayın Başbakan, testiyi kırdınız, yükünüzü
aldınız, ya çekip gidiniz ya da erken seçim kararı alınız; halkımızı
ve laik, demokratik cumhuriyetimizi rahatlatınız. Aksi hâlde,
başta gençlerimiz ve emekçilerimiz olmak üzere, ezdiğiniz, umutlarını
tükettiğiniz, üretme, iş kurma, yatırım yapma şevklerini kırdığınız
tüm insanlarımız, sizi hayretle ve ibretle izlemekte olan cumhuriyet
kadınlarımız, yani Anadolu kadınlarımız, bunun hesabını sizden
sandıkta elbet soracaktır.
İBRAHİM KÖŞDERE (Çanakkale) - Bütçe mi konuşuyoruz…
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım,
2007 yılı bütçesi küçük bir bütçedir. Bu bütçe, Türkiye'nin bedenine
dar olan bir bütçedir. Bu bütçe, ülkemizin yaralarını sarmak için,
ülkemizin ekonomisini düzlüğe taşımak için, yarınların çağdaş
sosyoekonomik altyapısını kurmak için, sosyal devlet sorumluluklarını
yerine getirebilmek için yetersiz büyüklükte olan bir bütçedir.
2007 yılı bütçesi, halka hizmet anlayışı kısır olan, sosyal devleti
gerileten bir bütçedir. 2007 yılı bütçesi, bundan evvelki dört bütçenizde
olduğu gibi, öncelikle halkımızı memnun etmek için değil, IMF'yi
memnun etmek için düzenlenmiş, belirli iç ve dış odakların beklentilerini
yerine getirme hedeflerine kilitlenmiş bir bütçedir.
İktidarınızda, toplam devlet harcamaları küçülmüştür,
yani, bütçe kavramı, en geniş tanımıyla, küçülmüştür. Devlet harcamalarının
gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2002 yılında, tüm harcamalar
dâhil edildiği zaman, yüzde 53,5 idi, 2007 bütçesinde ise yüzde
46,9'dur. Oysa, bu oran, Fransa'da yüzde 52,8; İsveç'te yüzde 56,5; Danimarka'da
yüzde 53'tür. Üstelik bu ülkeler Türkiye gibi ağır faiz yükü altında
değillerdir.
MUHARREM KARSLI (İstanbul) - Oralarda enflasyonla
mücadele var mı?
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım…
MUHARREM KARSLI (İstanbul) - Enflasyonla mücadele…
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Oralarda yolsuzluk
da yok.
BAŞKAN - Sayın Karslı, lütfen…
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Ali Dibolar da yok
oralarda.
Değerli arkadaşlarım, CHP olarak hedefimiz ve
politikamız daha çok yatırım, daha çok kamusal hizmettir. Daha çok
kamu yatırımı yapılmadan, daha çok kamu kesimi sabit sermaye yatırımları
için gerekli ekonomik koşullar yaratılmadan, bunun için gerekli siyasi
irade ortaya konulmadan, 21'inci yüzyılın ileri kilit sektörlerinde
teknolojik yapılanmada atılım sağlanamaz, çağdaş, sosyoekonomik
altyapı kurulamaz, ülkemizin kalkınmada geri kalmış yöreleri
ayağa kaldırılamaz. Bu amaçla, bu nedenle, her yıl gayrisafi millî
hasılanın yüzde 6'sı oranında bir kaynağın, bir kamu kaynağının ekonomik
ve sosyal ve kentsel altyapı ve çevre yatırımları ve teknolojik yapılanma
amacıyla…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Hacaloğlu, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - …yatırımlara, bu yöne
tahsis edilmesi gereklidir.
Değerli arkadaşlarım, son dört yıldır Ali Dibolar,
vurguncular, kapkaççılar, üçkâğıtçılar, çıkar amaçlı örgütler ve tarikatlar
ülkesine dönüştük. Dört yıldır kamu ihalelerinde bir vurgun rüzgârı
esmekte. Bir bölüm AKP'liler ile müteahhitlerin Ali Dibolar olarak
tanımlanan vurgun iş birliği dalga dalga ülkemize yayılmaktadır.
Başbakan Tayyip Erdoğan geçen hafta bu kürsüde
bir gazete gösterdi, "İşte Ali Dibo." dedi. Ancak belli ki
bu sözleriyle Tayyip Bey, Ali Dibo yok diyemiyor, aksine, bir anlamda
Ali Diboları ikrar ediyor, kabul ediyor.
MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Evet, sizde olduğu gibi.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Mecliste var.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım,
zamanım bitti. Ancak er geç, iktidarımızda,
Kasım 2007'de dokunulmazlıkların kaldırılmasının sözünü bir kez
daha buradan ben veriyorum.
Hepinize saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından
alkışlar)
İBRAHİM KÖŞDERE (Çanakkale) - Bir daha burada
olmayacaksınız ki.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına üçüncü konuşmacı,
İzmir Milletvekili Oğuz Oyan.
Buyurun Sayın Oyan. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Efendim, Gelir İdaresi bütçesini görüşüyoruz. Gelir
İdaresi Başkanlığımızın performansını herhâlde önümüzdeki yıl daha
iyi değerlendireceğiz, ama bu yıldan bazı değerlendirmeler yapma
imkânımız var.
Şimdi, ilk önce, bir kere şuna bakalım: Türkiye'de
bir bütçe hazırlanıyor, bu bütçe halkın hangi ihtiyaçlarına yanıt
veriyor? Birinci bakacağımız şey bu. Yani, biz bu bütçelerle gerçekten
toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilecek durumda mıyız? Toplumun
ihtiyacı ne, bütçenin sunduğu ne? Bakmamız gereken birinci pencere
budur. Buradan baktığımız zaman
görüyoruz ki, bu bütçelerin, IMF bütçesi olmaya devam eden bu bütçelerin
halkın talepleriyle örtüşmesi mümkün değildir. Burada, beşinci
yıldır, beşinci kezdir IMF bütçeleri görüşüyoruz. Bunlar Türkiye
Cumhuriyeti'nin ihtiyaçlarına göre hazırlanmış bütçeler değillerdir.
Türkiye, AKP İktidarında, geçici bütçeyi de ilk
sayarsak altıncı IMF bütçesini görüşüyor, ilk üç aylık bütçeyi de
sayarsak. Peki…
MUHARREM KARSLI (İstanbul) - On beşinci …
OĞUZ OYAN (Devamla) - Efendim?
MUHARREM KARSLI (İstanbul) - On beşinci, yirmi beşinci
IMF bütçesi oluyor, beşinci filan değil.
BAŞKAN - Sayın Karslı, lütfen…
OĞUZ OYAN (Devamla) - Ha, tamam, biz döneminizdeki
sırayı sayıyoruz.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karşılıklı konuşmayalım.
MUHARREM KARSLI (İstanbul) - En az yirmi beşinci
bütçe.
BAŞKAN - Sayın Karslı, lütfen efendim.
OĞUZ OYAN (Devamla) - Yani, bununla iftihar ediyorsanız
onu da söyleyeyim, IMF bütçeleri
sizinle başlamadı, çok hoşunuza gidecekse onu söyleyeyim. Sizden
önce başladı.
MUHARREM KARSLI (İstanbul) - Tabii.
OĞUZ OYAN (Devamla) - Sizden önce başladı, 98 yılında…
MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Siz de vardınız.
OĞUZ OYAN (Devamla) - Biz yoktuk tabii. Lütfen…
MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu) - Sayın Kemal Derviş
vardı.
OĞUZ OYAN (Devamla) - Lütfen, siz sıranız gelince
konuşun.
98 yılında yakından izleme anlaşmasıyla IMF'yle
ilişkiler başlamıştır. Siz iktidara geldiğinizde bunlar 2004 yılında
bitecek idi, bunu 2008 yılına uzatma başarısını gösterdiniz, sizi
kutluyorum.
Türkiye 2000 yılından itibaren IMF cenderesi
içinde bütçeler yapmaktadır. Bu bütçelerde kamu yatırımı yoktur,
en çok kısıtlanan kalem kamu yatırımıdır.
Bu bütçelerde tarıma destek yoktur. Bakınız, bir
yasa çıkardınız, dediniz ki bu yasada geçen sene: "Tarıma destek
yüzde 1'in altına olmayacak." Yani, gayrisafi millî hasıla yüzde
1'in altına bir tarımsal destek olmayacak diye kendi kendinizi de
bağlayan bir düzenleme çıkardınız. Peki ne görüyoruz? Devri iktidarınızda
tarıma olan destekler millî gelirin ortalama binde 7,5'u, yani, yüzde
0,75'i; yani, yüzde 1 olmamıştır. Hazırladığınız 2007 bütçesinde
yüzde 1'i gene tutturamıyorsunuz kendi yasa hükmünüze rağmen, yüzde
0,83'tesiniz. Yani, değerli arkadaşlarım, yüzde 1'i yasa hükmü hâline
getiriyorsunuz, kendi çıkardığınız yasa size dar geliyor, giremiyorsunuz
içine. Böylesine bir anlayışla bir ülke yönetilebilir mi?
"Faizleri azaltıyoruz" dediniz. Geçen
yılın, yani bu içinde bulunduğumuz yılın birtakım uygun koşullarıyla
belli bir noktaya gelindi, fakat, mayıs ve hazirandan sonraki o dış
dünyada olan küçük dalgalanmanın bizde tsunami gibi bir kriz etkisi
yaratmasıyla hâlâ Hazine şu an ortalama yüzde 22-23'lerden borçlanıyor.
Yani, nisan ayında biz yüzde 14 ile borçlanırken, Hazine borçlanırken,
şimdi bunun yüzde 50-55 fazlasıyla yüzde 22-23'ten borçlanıyor. Nominal
faiz bunlar. Reel faiz olarak baktığımızda çok yüksek reel faizler
var. Şu anki borçlanmaların, şu an, bu yılın son aylarındaki borçlanmaların,
önümüzdeki yılın enflasyon beklentilerine göre baktığınızda yüzde
17'lik reel faizlerle borçlanıyorsunuz. Yüzde 17 reel, yani, enflasyon
etkisinden arındırılmış yüzde 17'lik reel faizlerle borçlanıyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye'yi yıllardır IMF
bütçeleriyle sıktınız ve dediniz ki: "Biz bununla faizleri düşüreceğiz,
enflasyonu düşüreceğiz." Peki, ne oldu? Nisan ayında enflasyon
belli bir noktadayken, yüzde 7'lerdeyken, birdenbire bunu yüzde
10'lara getirdiniz. Nisan ayında faizler yüzde 14 iken, yüzde
22-23'lere getirdiniz. Yani, şimdi, soruyorum: Bu bütçeyle, eğer bu
bütçelerle, enflasyon, sıkı mali politika enflasyonu düşürecekti
ise niye düşmüyor? Bu bütçelerle daha düşük faizler ve daha az faiz
ödeneği bütçelere konacaksa niye bu gerçekleşmiyor? İlk kez bu
yıl, yıllardır bu cendere içinde faizler azalmıştı bütçede ve şimdi
ilk kez, beşinci yılınızda, faizlerin tekrar arttığı bir döneme giriyoruz,
hem nominal olarak hem nispi olarak, oransal olarak. Yani, sizin bütçenizde,
46 katrilyonluk faiz ödeneği, bu yıl, 2006 için, 2007'de 53 katrilyon
olarak açıklanıyor. Üstelik de 2007 için yüzde 18-19 nominal faizlerle
borçlanacağınız hesabıyla. Eğer bu hesap tutmaz da şu anki trend sürer,
yani, yüzde 22-23 trendi sürerse, sizin faiz hesabınız, 2007'de 60
katrilyonu bulacaktır. Şimdi, siz, bu bütçeyle nasıl iftihar ediyorsunuz?
Nasıl böyle bir bütçeyi, çok fazla sıkıntı duymadan, sıkılmadan diyeyim
isterseniz, buraya getirip savunabiliyorsunuz?
Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu bütçede, yatırım
gene en az pay alan kalemlerden biri. Türkiye'nin… Bir makine nasıl
yağ olmadan çalışmaz, nasıl bisiklet pedalı döndürmeden gitmezse,
bir ülke de, bir şirket gibi, yatırım olmadan hayat bulamaz, kendini
geliştiremez. Siz, Türkiye'de, bir otoyol, bir konut dışında sanki
başka yatırım talebi yokmuş gibi, bütün yatırımları durdurup, görünür,
halkın gözüne sokabileceğiniz bir iki şeyi öne çıkardınız. Onun dışındaki
bütün yatırımları durduruyorsunuz. Böyle, ülke yönetilmez. Eğer
IMF'ye emanet ediyorsanız ülkeyi, bu ülkeyi IMF'nin programıyla yönetecekseniz,
siz niye seçiliyorsunuz ve iktidara talip oluyorsunuz? Bunu sormak
hakkımızdır. Eğer Türkiye IMF tarafından, Washington üzerinden yönetilecekse,
Ankara Hükûmetinin işi nedir değerli arkadaşlar, işi nedir?
Şimdi, dolayısıyla, burada, bir bütçenin gelir
ve gider rakamlarına baktığımız zaman, burada, bu bütçenin 2006 yılı
bütçesine kıyasla 4 kat fazla açık veren bütçe olduğunu görüyoruz.
Yani, açıkları azalttık diye sevindiğiniz 2006 yılında 4 katrilyona
düşürdük diyorsunuz. Şimdi, 16 katrilyon küsurluk açık ilan ederek
bir bütçe önümüze getiriyorsunuz. Yani, her bakımından, dört yılın,
beşinci yılında başarısızlığın tescilini yapıyorsunuz; bu başarısızlığın,
bu politikaların yeniden çökmesinin, 2001'de çökmüştü, sizin elinizde
bir kez daha çökmesinin tescil edilmesidir.
Gelir bütçesine baktığımız zaman, 188 katrilyonluk
gelirin, işte, 184 genel bütçe gelirleri, bunun 158 katrilyonunun
da vergi gelirleri olduğunu görüyoruz. Burada vergi gelirinde
ciddi bir artış olacağı hesabı var. Üstelik de, özellikle gelir vergisinde
yüzde 27'lik bir artış öngörüyorsunuz. Bunu nasıl yapacaksınız, soruyoruz.
Yani, bunun arkasında, yurttaşa, vatandaşa hangi yeni vergi yükleri
geliyor? Dolaylı vergilerde hangi yükler geliyor? Bakınız, 2006 yılı
bütçesinde sizin bütçe açığınızın düşmesinde iki önemli neden vardı:
Bunlardan bir tanesi Türkiye'deki büyüme ve ithalat temposu; ithalatın
da büyümesi dolayısıyla tahsil ettiğiniz vergiler beklediğinizin
üzerinde oldu, özellikle ithalat üzerinden. İkincisi, bütçede vergi
dışı birtakım gelirler beklentinin dışında oldu; gerek Telekomdan
nakit girişleri gerekse de GSM satışlarından, özelleştirme girişleri
nedeniyle. Bu iki nedenle 13 milyar yeni Türk lirası civarında bir
açık beklentisi 4 milyar yeni Türk lirası dolayına düştü. Ama, şimdi,
buna sevinebilir miyiz? Bunlar bir kerelik gelir artışları. Bundan
sonra ne olacak? 2007'de vatandaşa öngördüğünüz daha iyi bir vergi
politikası değil. Yani, Türkiye'de eğer vergiler ithalat arttığı
için artıyorsa, ben soruyorum, Gelir İdaresi Başkanının bunda başarısı
nerede? Eğer, Türkiye'de dolaylı vergiler yüzde 70'lere ulaşmışsa,
yani şirketler bir anlamda mültezim gibi vergi toplar duruma gelmişse,
diğer yüzde 30'luk doğrudan gelirlerin de önemli bölümü zaten gene
şirketler üzerinden geliyor, yani doğrudan beyanname üzerinden
elinize geçmiyorsa, doğrudan beyannameyle tahsil ettikleriniz
yüzde 5'in altına düşmüşse, soruyorum, bu Gelir İdaresi Başkanlığının
Türkiye'de düzgün bir vergi ve gelir politikası uygulamak açısından
katkıları nerededir? Yani, eğer ülke böyle yönetilecek ise, hani
daha önce söylendiği gibi, Gelir İdaresi Başkanlığına ne gerek
vardır?
Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de çok ciddi bir
vergi adaletsizliği vardır. Bu vergi adaletsizliğini artıran uygulamalar
yapılmaktadır; çünkü, tüketim üzerinden alınan vergiler, evine tüp
alan vatandaşı, bakkaldan ciklet alan, gofret alan çocuğu vergilendirmektedir.
Gücünüz yetiyorsa, herkesi mali gücüne göre vergilendirin. Gücünüz
yetiyorsa, ödeme gücü olanlardan, artan oranlı gelir vergisini almaya
gayret edin. Kurumlar vergisinde yeni bir oran indirimi yaptınız;
bunun matrahı genişleteceği varsayılıyordu. Peki, geliştirdi
mi? Bakıyorsunuz, kurumlar vergisinde önemli azalışlar gündeme geliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Oyan, buyurun, konuşmanızı tamamlayınız.
OĞUZ OYAN (Devamla) - Demek ki, burada da bir önemli
başarısızlık söz konusu. Yani, dolaylı dediğimiz, tüketim üzerinden
alınan ve en gayriadil vergi türü olan vergilerle, yüzde 70'lere ulaşmış
bu tür vergilerle yola devam edeceksiniz ve bir Gelir İdaresi Başkanlığının
da burada bir bütçesinden ve başarısından söz edeceğiz. Bu, gerçekten,
Türkiye Cumhuriyeti'nin, önemli maliye birikimine, ta Osmanlı'dan
devraldığımız ve cumhuriyet döneminde getirdiğimiz önemli bütçeleme
ve maliye birikimine yakışmayan bir bütçe ve ödenek teklifidir. Dolayısıyla,
buna "hayır" oyu vereceğimizi buradan bir kez daha belirtiyorum.
Halkımızın yararına olacak bütçeleri yapmak
üzere, umarım, önümüzdeki yıl iktidarda biz olacağız değerli arkadaşlarım.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Dördüncü konuşmacı, İstanbul Milletvekili Kemal
Kılıçdaroğlu.
Sayın Kılıçdaroğlu, buyurun. (CHP sıralarından
alkışlar)
CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Oyan Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi bütçesiyle
ilgili konuşmasını yaparken, Gelir İdaresinin performansından
söz etti. Gelir İdaresinin performansını ölçen tek bir ölçü var değerli
arkadaşlar. Zarar eden mükellefler beyanname verdiği zaman,
"Niçin zarar ediyorsun?" diye vergi dairesine çağrılıp,
"Götür bu beyannameyi düzelt, beyanını artır, ondan sonra tekrar
yeni beyannameyle gel." diyen kişi sayısı arttıkça Gelir İdaresinin
performansı da artmış oluyor. Acaba -ben merak ediyorum- Adalet ve
Kalkınma Partisi milletvekillerine bu yönde bir şikâyet gelmiyor
mu? Eğer bu ülkede demokrasi varsa, yasalar uygulanıyorsa -benim
beyanım hazır, veriyorum zaten- istediğiniz zaman inceleme yapabilirsiniz.
Ama, niçin beni çağırıp da, "Bu beyanı götür. Yoksa seni inceleyeceğiz.
Eğer bunu artırmazsan başına gelecekleri düşün…" Böyle bir maliye
yönetimi olabilir mi, böyle bir anlayış olabilir mi? Ama, Türkiye'de
maalesef bu yapılıyor.
İkinci önemli nokta, sıcak paraya teslim olan bir
idare ekonomi yönetiminde başarılı olamaz. Sizler Telekomu özelleştirdiniz.
Ben merak ediyorum, acaba bir Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilimiz…
Telekom özelleştirildi, belli bir para geldi, sonra bir mini kriz
çıktı, faizler yükseldi, Telekomdan gelen para misliyle tekrar dışarı
gitti. Ne yaptınız siz, ne yaptı Maliye Bakanlığımız? Bu Parlamentoya
bir kanun getirdi, "Ben sıcak paranın aldığı faizleri vergilemeyeceğim."
diye. Bu ne demektir? Sıcak paranın önünde diz çöken bir hükûmet demektir.
Bu anlayış olduğu sürece ekonomide başarılı olamayız. Ekonomide
ipler hep dışarının elinde olacaktır. Şimdi bakın, hem Telekom gitti
hem dünyanın parası gitti ve siz özelleştirme yapıyorsunuz.
Şimdi, bakın değerli arkadaşlar, İstanbul'da bir
denetim elemanı İstanbul Büyükşehir Belediyesinin -Park ve Bahçeler-
yaptığı ihalelerle ilgili bir inceleme başlatıyor. İstanbul Büyükşehir
Belediyesinden bilgiler geliyor. Tam incelemeye başlayacak, kendisinin
önüne bir yazı geliyor: "Bu incelemeyi teslim et, geri
ver." Böyle bir anlayış olabilir mi? Kimi kimden koruyorsunuz?
Yani, İstanbul Belediyesinin yaptığı vergi kaçakçılığı iddialarını
niçin bir denetim elemanına inceletmiyorsunuz? Bunu yapmaya, acaba
kimin ne hakkı vardır? Bana, çıkıp "şu yasaya dayanarak biz bunu
geri istiyoruz" desinler veya "istedik" desinler. Bir
film yapımcısı, televizyondaki dizileri reyting rekorları kıran
bir dizi, bir yapımcı, bunun hesaplarını inceliyorlar, milyarlarca
liralık naylon fatura tespit ediliyor, yine bir yazı: "İncelemeyi
şuraya teslim et." Bu arkadaşımız yazı yazıyor: "Ben daha
işin başındayım, milyarlarca liralık
naylon fatura var -2 katrilyon lira- benim bu incelemeyi sürdürmem
lazım." Yazı geliyor: "Hayır, sen bu incelemeyi iade edeceksin."
Değerli arkadaşlar, ben merak ediyorum: Acaba,
Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri bunları bilmiyor mu? Bunun
hesabını sormuyor musunuz? Bakın, ben, burada söylüyorum, Sayın
Bakan isterse belgeleri kendisine de verebilirim: Nasıl oluyor
da kimler, niçin, hangi gerekçeyle korunuyor? Gelir İdaresinin başarısından
söz ediyoruz, Maliye Bakanlığının başarısından söz ediyoruz; bu
olayların olduğu bir ülkede başarıdan söz edilemez, mümkün değil. Saydamlıktan
söz ediyoruz…
Bakın değerli arkadaşlar, özelleştirmeden söz
ettik. Özelleştirme Kanunu'nda bir madde var, aynen okuyorum:
"Değer tespit sonuçları -yani, özelleştirme sonuçları- özelleştirmeden
önce yapılan değer tespit sonuçları, kuruluşun özelleştirilmesine
ilişkin ihale sonuçlarının onaylanmasını müteakip kamuoyuna duyurulur."
Özelleştirme ihalesi onaylanınca değer tespit sonuçları kamuoyuna
açıklanacak. Kanun böyle. Ben merak ediyorum: Acaba içinizden bir kişi,
özelleştirilen bir kuruluşun değer tespit sonuçlarının ilanını
gördü mü, duydu mu? Böyle bir şey yok, böyle bir şey yapılmadı bile.
Ama, ne yaptınız biliyor musunuz? Bakanlık buraya bir kanun getirdi,
buraya getirdi ve sizlerin oylarıyla geçti. Ne diyor orada:
"Değer tespit sonuçları kuruluşun özelleştirme işlemi tamamlanarak,
devir sözleşmesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesinden
sonra kamuoyuna açıklanır." Bu ne demektir? Ben bunu kamuoyuna
hiç açıklamayacağım. Hani, siz, şeffaflıktan söz ediyordunuz arkadaşlar,
dürüstlükten söz ediyordunuz? Bunun neresi dürüstlük, neresi şeffaflık
değerli arkadaşlar? Siz değer tespit sonuçlarını kamuoyuna açıklamaktan
âciz bir Hükûmetle çalışıyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti böyle bir
Hükûmete muhataptır şu anda. (CHP sıralarından alkışlar)
Bakın, Tekelin özelleştirilmesini yaptınız.
Bir kanun var değerli arkadaşlar, 2531 sayılı Kanun. Diyor ki:
"Kamuda görev yapan bir kişi, aynı işi yapan bir kuruluşa üç yıl
geçmedikçe geçemez." İçinizde saygıdeğer denetim elemanları
var ve bunlar bu ayrıntıyı çok iyi bilirler. Tekelin özelleştirilmesi
sırasında, Alkollü İçkiler Genel Müdürü özelleştirmeden hemen önce
özelleştirmeyi alacak kuruma genel müdür olarak geçti. Bu ülkede
savcılar var mı? Var. Bunu soruşturan bir savcı var mı? Yok. Niçin? Yargı
bağımsız değil de onun için.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ne demek ya?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Peki, bu kanun niye
çıktı, niye bu kanunu uygulamıyor kimse? Bu kanunu uygulayabilecek
yüreklilikte bir savcı yok mu bu ülkede? Yok.
HALİL ÖZYOLCU (Ağrı) - Yargıya hakaret ediyorsun.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Geliyorum başka
bir şeye. Tekelin içki bölümünü 292 milyon dolara…
Değerli arkadaşlar, ben burada söylüyorum. Eğer
bir savcı arkadaşımız soruşturma açarsa, bir milletvekili, bir parlamenter
olarak bundan ancak şeref duyarım. Dolayısıyla, biz yargıyı eleştireceğiz,
görevini yerine getirmeyen herkesi eleştireceğiz. Hükûmeti eleştiriyorsak,
görevini yerine getirmeyen kişiye de eleştireceğiz.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Eleştirmek başka,
hakaret başka şey. (CHP sıralarından "Ne hakareti?" sesleri)
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hakaret değil arkadaşlar,
eleştiriyoruz. Hakaret ayrı… Ne benim terbiyem ona yeter ne de benim
gücüm yeter.
Bakın, değerli arkadaşlar, Tekelin alkollü içkiler
bölümünü 292 milyon dolara özelleştirdi, 292 milyon dolar. Kısa bir
süre sonra özelleştirilen bölümün yüzde 90'ı 800 milyon dolara satıldı.
600 milyon dolar arkadaşlar, 600 milyon dolar, ne diyebiliriz biz buna?
Elimizi vicdanımıza koyup düşünmemiz lazım, doğru mu yapıyoruz
biz acaba? TÜPRAŞ…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür
ediyorum, ama bu bütçede bunları söyleyemezsek nerede söyleyeceğiz.
Gemlik Gübre Fabrikası özelleştirildi. Hiçbir
şey okumuyorum, Sayın Turhan Çömez'in açıklamasını okuyorum, sizin
milletvekiliniz: "Önce Sayın Başbakana çok kapsamlı bir rapor
hazırladım. Ne yazık ki, yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen hiçbir geri
dönüş alamadım ne Başbakanlık danışmanlarından ne de ilgili bakanlıktan.
Daha sonra bu dosyayı bir genel başkan yardımcımıza takdim ettim. Aradan
üç ay geçti, sonradan öğrendim ki dosya Genel Merkezde kaybolmuş. En
sonunda kafamda beliren şüpheleri ilgili sayın bakana soru önergesi
olarak sordum, ama bugüne kadar ondan da cevap alamadım."
Yolsuzlukların üzerine inşa edilen bir özelleştirme
politikası olabilir mi arkadaşlar? Kapalı kapılar ardında bir
özelleştirme politikası olabilir mi? Tüyü bitmemiş yetimin hakkını
bu Parlamento korumayacaksa kim koruyacak arkadaşlar? Şuraya geliyoruz,
elimizde dünya kadar belge var, doküman var, yedi buçuk dakikada anlat
diyorlar. Neyi, nasıl anlatacaksınız? Halk, nasıl, neyi bilgilenecek?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Tek başınıza siz konuşun!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Balıkesir Milletvekili Ali Kemal Deveciler.
Sayın Deveciler, buyurun efendim. (CHP sıralarından
alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)
- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Artık, bir bütçe maratonunun sonuna geldik. Bu,
AKP'nin son bütçesi. İnşallah bundan sonra Türkiye Cumhuriyeti, insanlarımız,
AKP'ye bir daha iktidar nasip etmez, böyle bütçeleri de AKP'nin hazırlamasına
da zaman yetmez.
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - Güldürme Allah
aşkına, güldürme!
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Plan ve Bütçe Komisyonundan
bugüne kadar aşağı yukarı iki aya yakın bir zaman geçti ve büyük umutlarla
ve yoksullaşmakta olan geniş halk kesimlerinin derdine derman olabilir
ümidiyle başladığımız bütçe çalışmalarının bu yönde hiçbir gelişme
göstermediği bugün artık açık ve net olarak görülmektedir.
Bu bütçede dul ve yetim yok, bu bütçede emekli yok,
işçi yok, memur yok, köylü yok, esnaf yok, çiftçi yok, bu bütçede yatırım
hiç yok. Peki ne var arkadaşlar? Bu bütçede, rantiyecinin faiz ödemelerinin
garantisi var, rantiyeye kaynak aktarımı var, gelir dağılımının
devlet eliyle biraz daha bozulması var, dar gelirlinin yerine rantiyenin
kayırılması var. Bu bütçe bu hâliyle IMF tarafından test edilmiş,
onaylanmış ve Türk halkına sunulmasına izin verilmiş bir bütçedir. Bu
bütçe, rantiyenin faiz ödemelerini garanti altına alan, Türk halkına
vergiden başka bir şey getirmeyen bir bütçedir.
2007 yılı genel bütçe gelirleri, 184,2 milyar YTL
ile merkezî yönetim bütçe gelirlerinin yüzde 97,9'unu oluşturmaktadır.
Buna göre, 26,1 milyar lira olan vergi dışı gelirler, genel bütçe gelirlerinin
yüzde 14,2'sini oluştururken, 158,2 milyar YTL olan vergi gelirlerinin
payı yüzde 85,8'dir. Gelirler içinde bu denli önemli payı olan vergi
gelirlerinin 2007 yılındaki artışı, 2006 gerçekleşme hedeflerine
göre yüzde 14,9 seviyesindedir. Bu artışın, yüzde 4 olan yıl sonu TÜFE
enflasyon değeri, yüzde 5 olan gayrisafi millî hasıla büyümesi düşünüldüğünde,
yüzde 5,2 reel bir artışa tekabül ettiği görülmektedir. Vergi gelirlerinde
hedeflenen bu reel artış oranı, çok kazanandan çok, az kazanandan
az vergi tahsil edilebilme ilkesine göre olsaydı, bu artışı hepimiz
beraberce desteklerdik. Oysa, maalesef, vergiler detaylı olarak
incelendiğinde durum böyle değildir.
Sayın Bakan, Hükûmetiniz, 2007 yılındaki enflasyon
hedefini yüzde 4 olarak tahmin ederken, bütçeye konan 2007 yılı vergilerini
neden 14,9 oranında artırdınız? Neden, hedeflenen enflasyon oranının
4 katı oranında, bu insanlarımıza, bu halkımızın sırtına vergi salıyorsunuz?
2007 yılı vergi gelirleri içinde yüzde 28,7 oranında bir paya sahip
olması beklenen gelir ve kazançlar üzerinden alınan vergiler içinde,
maalesef, kurumlar vergisinde bir düşüş olacağını bize göstermektedir.
Nitekim, 2006 yılı bütçe hedefinde 12,9 milyar YTL olarak belirtilen
bu miktar, 2007 yılı bütçesinde 11,9 milyar YTL olarak öngörülmektedir.
Bu durum, bize, kurumlar vergisi oranlarının yüzde 10 düşürülürken
bundan murat edilen vergi matrahının genişlemesi amacının gerçekleşmediğini
de açık ve net olarak göstermektedir.
Bu artışın gerçekleşmemiş olmasına karşın kurumlar
vergisi oranlarının düşürülmesi nedeniyle bankacılık gibi finans
kesiminin elde ettiği net vergi kazancı tam 2 milyar YTL'dir. Yani,
kurumlar vergisinde yapılan bu indirimden kimler faydalanmıştır,
biliyor musunuz? Hükûmetinizce yapılan özelleştirmenin neticesi
yabancılara peşkeş çekilen kurumlar, başta Telekom, Tekel, Petrol
Ofisi, finans sektörü ve bankalar faydalanmıştır. Yani, Haririler,
Oferler, yabancı finans kuruluşları, Yunan Alfa Grubu ve Türk holdingi
Doğan Holding faydalanmıştır. O sizi sonuna kadar destekleyen var
ya, medya grubu, işte o faydalanmıştır.
Öte yandan, geçtiğimiz mayıs ve haziran aylarında
yaşanan mini krizin önüne geçilebilmesi için stopaj oranlarının
yapancılar için sıfırlanmasının ve yerliler için de düşürülmesinin
faiz kazançlarından tahsil edilecek vergi gelirlerinde sınırlı
kalınacağı hatırlatıldığında, gelir vergisinde öngörülen yüksek
oranlı artışın, yine, orta gelirli memur, çiftçi, köylü, dul ve yetim,
esnaf ve rantiyeci olmayan kesimler tarafından üstlenileceği burada
gözükmektedir.
Yine, gelirler ve kazançlar üzerinden alınan vergiler
gayriadil biçimde bir gelişme gösterecek şekilde ayarlanarak buradan
tahsil edilmesi öngörülen miktarlara ait hedef üst limitler tespit
edilince, gelirleri artırmanın hükûmet tarafından en iyi yollarından
bir tanesi de toplam gelirler içinde payı yüksek, 43,5 olan dâhilde
alınan mal ve hizmet vergilerini reel olarak artırmak olmuştur.
Nitekim, 2007 yılına ait artış oranı 2006 gerçekleşme
hedefine göre 12,7; 2006 bütçe hedefine göre de yüzde 15,8'dir. Bu
başlık adı altında yer alan en önemli kalemlerin katma değer vergisi
ve özel tüketim vergisi olduğu hatırlandığında, 2007 yılında da
vergide adaletin çarpıtılması anlayışlarına tarafınızdan devam
edileceği görülmektedir.
Nitekim, bu tür anlayışla, 2002 yılında yüzde 66
olan dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki oranı 2007 yılı
bütçesinde yüzde 69 seviyesine çıkmış olacaktır. İşte, Hükûmetinizin
vergideki adaleti ve kalkınma anlayışı da budur.
En önemli vergilerden biri de, dâhilde alınan mal
ve hizmet vergisinin kalemlerinden biri olan özel iletişim vergisidir.
Söz konusu verginin adı geçen başlık içinde 2007 yılı payının yüzde
5,8 olması öngörülmektedir. Buna göre, bu vergideki artış oranının,
2006 gerçekleşme tahminine göre yüzde 9,9; 2006 bütçe hedefine göre
ise yüzde 10,2 artış olması hedeflenmektedir.
Şu hâlde, bir yandan Hükûmetinizin 2007 yılı programında
aynen şöyle diyor: "Bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaştırılması
ve etkin kullanımıyla bilgi toplumuna dönüşüm sürecinin hızlandırılması
ve bu yolla ülkemizin rekabet gücünün ve refah düzeyinin artırılmasına
katkı sağlanması temel amaçtır." Özel tüketim vergileriyle ilgili.
Derken, diğer yandan da, özel iletişim vergisinde reel bir artış yapma
çelişkisini yaşayan bir AKP politikaları demetiyle karşı karşıyayız.
Ama, daha da dikkat çeken bir husus, Plan ve Bütçe Komisyonunun Ulaştırma
Bakanlığının bütçe görüşmelerinde, Sayın Bakan, 20/11/2006 tarihinde
aynen şunu diyor: "İletişimdeki vergiler 1999 depreminden sonra
artırıldı ve o süreç devam ediyor. Geçen günlerde, Sayın Başbakanımız,
bizim yaptığımız bir çalışmayı Bakanlar Kuruluna da takdim ettik.
Önümüzdeki 2007'den itibaren iletişimdeki vergi yükünü azaltacak
çalışmalara fiilen başlayacağız." şeklinde ifadenin 2007 yılı
bütçesinde, şu anda görüşmekte olduğumuz 2007 yılı bütçesindeki
hedefleri yalanlamakta olduğu açık ve net olarak gözükmektedir. Programınızda
ve Ulaştırma Bakanının konuşmalarında "artış yok" diyorsunuz,
ama 2007 yılı bütçesine iletişim vergilerinde yüzde 10,2 civarında
bir artış olduğunu görüyoruz. Bu tezat değil midir arkadaşlar?
Programınızda başka şey, Bakanın söylediği başka şey, ama 2007 yılı
bütçesinde farklı şeyler.
2007 yılında vergi gelirlerinin üretimi açısından
dar gelirliyi, emekliyi, ücretliyi, çiftçiyi, esnafı, yoksulu daha
da zorlayacak ve daha da yoksul kılacak biçimde hazırlanan 2007 yılı
bütçesinde vergi dışı gelirlerin 2006 gerçekleşme tahminlerine
göre yüzde 14,3 oranında bir düşüşe işaret etmektedir. Bu düşüşte
en önemli neden, 2006 yılında bir defaya mahsus olmak üzere özelleştirilen
kurumlardan sağlanan gelirlerin 2007 yılı için tahsil edilemeyecek
olmasıdır, vergi dışı gelirlerin düşüşü.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın Deveciler, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Çünkü, özelleştirme
uygulamalarınızı 2006 yılında bitirdiniz, 2007'de tahsil edemeyeceksiniz.
Tüm bu düşünce ve saptamaların ışığı altında,
2007 yılı bütçesi, gelirleri açısından, ya samimi olmayan ya da geniş
dar gelirli toplum kesimlerine çok ciddi vergi yükümlülükleri getirmeye
yönelik bir bütçedir.
59'uncu AKP Hükûmetinin son bütçesi olan 2007 yılı
bütçesi arkasında ciddi bir gelir dağılımı ihtiyacı bırakacak
olan bütçeler dizisinin sonuncusu olacaktır ve olmalıdır. Yani,
bu bütçe, emeğiyle geçinen işçiye, emekliye, çiftçiye, köylüye, esnafa,
dul ve yetime, yoksula hiçbir şey vermediği gibi, tüm bu kesimlere
yük getiren, vergiyle elindekini avucundakini emen, bu kesimleri
daha da yoksullaştıran, sadece ve sadece -bu bütçe- rantiyeciye
refah getiren son bütçe olma özelliğiyle tarihteki yerini alan bir
bütçe olacaktır.
2007 yılı bütçesine oyum rettir, çünkü, bu bütçede
hiçbir toplumun katmanlarına yer verilmemiştir, aleyhine düzenlemeler
vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Sayın Başkan, hemen
teşekkür edip bitiriyorum.
BAŞKAN - Buyurun, teşekkürünüzü alayım.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Sadece ve sadece
faiz ödeme bütçesidir. IMF'nin istediği tarzda bir bütçedir. Onun
için, oyum ret olacaktır.
Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşmalar
tamamlanmıştır.
AK Parti Grubu adına ilk konuşmacı, Kütahya Milletvekili
Abdullah Erdem Cantimur.
Sayın Cantimur, buyurun.
AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti Grubu adına Maliye
Bakanlığının 2007 yılı bütçesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Hepinizi
saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bütçesini görüşmekte olduğumuz
Maliye Bakanlığı, ülkemizde, maliye politikasının hazırlanması
ve uygulanmasında çok önemli bir rol oynamaktadır. Söz konusu Bakanlığın
gerek maliye politikasının belirlenmesinde gerekse uygulamasında
göstereceği performans, sağlam bir mali yapıya sahip olabilmek açısından
hayati önem taşımaktadır.
Bu kapsamda, Maliye Bakanlığı merkezî yönetim
bütçesinin hazırlanması ve uygulanması, harcama ve gelir politikalarının
oluşturulması, devlete ait malların yönetimi, genel bütçe kapsamındaki
kamu idarelerinin muhasebe hizmetlerinin yürütülmesi, devletin
hukuk danışmanlığı ve muhakemat hizmetlerinin yürütülmesi, kara
para ve yoksullukla mücadele, vergi incelemeleri, iç kontrol ve
muhasebe standartlarının belirlenmesi gibi kamu sektöründe çok
önemli görevleri yerine getirmektedir.
Maliye Bakanlığı, Türkiye'nin yıllardır içinde
bulunduğu yüksek enflasyon ve reel faiz oranı sorunundan kurtarılması
ve kamu borç stokunun makul düzeylere çekilmesi, makro ekonomik ve
bütçe performansının istenen yüzeye çıkarılması amacıyla son yıllarda
çok önemli çabalar göstermektedir. Gelinen noktada, ekonomik istikrarın
sağlanması ve makro ekonomik göstergelerin iyileştirilmesinde
Maliye Bakanlığının uyguladığı politikalar önemli rol oynamıştır.
Bu çerçevede, mali disiplinin sağlanması amacıyla gereken bütün
tedbirleri almış ve kaynak harcama dengesinin kurulması yönünde
önemli ilerleme kaydetmiştir.
Nitekim, merkezî yönetim bütçe açığının düşürülmesi
ve etkin bir borç yönetimi yürütebilmesi için, gerekli faiz dışı
fazlanın sağlanması konusunda Türkiye, tarihinin en başarılı dönemlerinden
birini geçirmiştir. 2003 yılından bu yana, faiz dışı fazla performansı
istikrarlı bir seyir izlemiş ve program hedefleriyle uyumlu faiz
dışı fazla elde edilmiştir.
Aynı başarı, bütçe açığının azaltılmasında da
gerçekleştirilmiştir. 2003 yılında bütçe açığı 45,2 milyar YTL olarak
hedeflenmişken, gerçekleşme 40,2 milyar YTL olmuş, 2004 yılında 45,8
milyar YTL olarak hedeflenen bütçe açığı, 30,3 milyar YTL olarak gerçekleşmiştir.
2005 yılında ise, bütçe açığı 29,1 milyar YTL olarak hedeflenmişken,
gerçekleşme 8,1 milyar YTL olmuştur.
Bütçe açığının düşürülmesi konusunda gösterilen
olumlu performans 2006 yılında da artarak devam etmiştir. Ocak-Kasım
dönemi itibarıyla merkezî yönetim bütçesi, yirmi üç yıl aradan sonra
ilk defa fazla vermiştir. 2006 yılında 14 milyar YTL olarak hedeflenen
bütçe açığının, yaklaşık 3 milyar YTL olarak gerçekleşmesi beklenmektedir.
Aynı şekilde, 2006 yılında kamu gelirlerinin kamu
harcamalarından daha hızlı artması ve mali disiplin ilkesine sıkı
sıkıya bağlı kalınması sonucunda, faiz dışı fazla gerçekleşmesinin
hedefin oldukça üzerine çıkarak 32,3 milyar YTL yerine, yaklaşık
43,2 milyar YTL olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maliye
Bakanlığının 2007 yılı gelir bütçesi, gider bütçesi için teklif edilen
ödenek tutarı 46 milyar YTL'dir. Bu ödeneğin yaklaşık yüzde 2'si, söz
konusu Bakanlığın kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere kullanılacaktır.
2007 yılı ödenek teklifinin yaklaşık yüzde 98'i, diğer kamu hizmetlerinin
karşılanması amacıyla konulmuştur. Bu ödeneklerin önemli bir kısmı
malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına devlet katkısı, genel sağlık
sigortasına devlet katkısı ve faturalı ödemelerin karşılanması,
kaldırılan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü personelinden il özel
idarelerine devredilen ücret ödemeleri, köylerin içme suyu ve
yol sorununun giderilmesi amacıyla başlatılan KÖYDES projesine,
yine belediyelerin altyapısının desteklenmesi amacıyla başlatılan
BELDES projesi, mahallî idare ve fonların, fon paylarının ödenmesi,
siyasi partilere yardım ve yıl içinde ortaya çıkacak beklenmedik
ihtiyaçların karşılanması amacıyla kullanılacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi de
2007 gelir bütçesiyle ilgili değerlendirmeler yapmak istiyorum.
Ülkelerin sağlıklı bir kamu mali yapısına sahip
olabilmeleri için kamu harcamalarını sağlam gelir kaynaklarıyla
finanse etmeleri zorunludur. Geçmişte, kamu gelirlerinin, kopuk
bir şekilde izlenen kamu harcama politikalarının Türkiye'yi hangi
noktalara getirdiği hepimizce malumdur.
Ülkemiz, vergileme alanında kapsamlı bir yeniden
yapılanma süreci içerisinde bulunmaktadır. Bu süreç içerisinde,
Maliye Bakanlığı, kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınıp vergi
tabanının genişletilmesi, vergi sisteminin basitleştirilmesi,
adaletli, ekonomik ve sosyal dengeleri gözeten, özellikle yatırımcılar
için belirsizlikleri ortadan kaldıran düşük oranlı bir vergi sistemine
sahip olunması yolunda gerekli çalışmaları büyük bir hızla gerçekleştirmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2007 yılı
merkezî yönetim bütçe gelirleri, vergi iadeleri hariç, 188,2 milyar
YTL olarak tahmin edilmektedir. Bunun 158,2 milyar YTL'si vergi gelirlerinden
oluşmaktadır. Bu durumda, 2006 yılı gerçekleşme tahminine göre,
2007 yılında merkezî yönetim bütçe gelirleri yaklaşık yüzde 9,3;
vergi gelirleri ise yaklaşık yüzde 15 oranında artış göstermektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın
bu bölümünde, AK Parti hükûmete geldikten sonra Maliye Bakanlığınca
gerçekleştirilen bazı önemli faaliyetleri sizlere sunmak istiyorum.
2004 yılından itibaren, merkezî yönetim kapsamındaki
idarelerde, uluslararası standartlarla uyumlu analitik bütçe sınıflandırılmasına
geçildi. Yeni bütçe sınıflandırılması, devlet faaliyetlerinin
ekonomi içerisindeki etkisinin analizine ve uluslararası verilerle
karşılaştırma yapılmasına imkân sağlamaktadır. Yeni bütçe sınıflandırması
ve tahakkuk esaslı muhasebe sistemi, 2006 yılından itibaren mahallî
idareleri de kapsayacak bir şekilde uygulamaya başlandı.
14 Temmuz 2004 tarihli ve 5217 sayılı Kanun'la, bütçe
disiplininin ve bütçe hakkının güçlendirilmesi amacıyla özel gelir,
özel ödenek uygulamalarına son verildi. Kamu mali yönetim sistemimizi
uluslararası standartlara uygun bir şekilde yapılandıran 5018 sayılı
Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu, 2006 yılından itibaren bütün
maddeleriyle yürürlüğe girdi.
Bütçe politikasının tasarlanması ve uygulanmasında
öngörülebilirliği artıracak ve mali disiplini güçlendirecek
çok yıllı bütçe sistemi 2006 yılından itibaren uygulamaya konuldu.
OECD örnekleri dikkate alınarak gelir politikalarının
oluşturulması ve belirlenen politikaların uygulanması, fonksiyonların
ayrı birimler tarafından yerine getirilmesi, uygulama fonksiyonunun
yerine getirilmesinde daha fazla esneklik sağlanması amacıyla
Gelir İdaresi Başkanlığı ve Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü
kuruldu ve yapılanmaları büyük oranda tamamlandı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Cantimur, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Devamla) - Vergi denetiminin
daha etkin bir şekilde yürütülmesi amacıyla, vergi inceleme birimlerinin
teknolojik altyapısı güçlendirildi ve sektörel incelemelere
ağırlık verildi. Vergi mevzuatının modern bir yapıya kavuşturulması,
vergi sisteminin kalkınmayı ve istihdamı destekleyici fonksiyonunun
güçlendirilmesi amacıyla vergi kanunlarında birçok değişiklik
yapıldı.
Gerek harcama ve gerek vergi sisteminin etkinliğinin
artırılması gerekse görev ve yetki alanına giren politikaların
başarılı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla göstermiş oldukları
özverili çalışmalardan dolayı Maliye Bakanlığı çalışanlarına
ve onların şahsında Sayın Maliye Bakanımıza teşekkür eder, bütçemizin
hayırlara vesile olmasını diler, hepinizi saygılarımla selamlarım.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
AK Parti Grubu adına ikinci konuşmacı, Bilecik
Milletvekili Fahrettin Poyraz.
Sayın Poyraz, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) -
Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekilleri; Kamu İhale Kurumunun
2007 yılı bütçesi hakkında AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum.
Yüce Meclisi, şahsım ve Grubum adına saygılarımla selamlıyorum.
Bilindiği gibi, kamu alımları konusunda saydamlık,
verimlilik ve rekabeti artıran, aynı zamanda hesap verilebilirliği
sağlayan yeni kamu alımları sistemi 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nda
düzenlenmiş ve 2003 yılı başından beri de uygulamaya geçilmiş, başlanmıştır.
Ben, bu konuşmamda, Kamu İhale Kurumu'nun işleyişiyle
ilgili genel bir bilgi vermeyi düşünüyordum. Fakat, yine, beklediğimiz
gibi, yine, Kamu İhale Kurumu dendiği zaman veya burada bir konu
konuşulduğu zaman muhalefetteki arkadaşlarımız, konuyu gene
döndürüp dolaştırıp "Ali Dibo" meselesine getirdiler. Artık,
buna bir nokta koymamız gerektiği kanaatindeyim. Bütün konuları
da gerçekliğiyle tartışmak gerektiği kanaatindeyim. Bunu niçin
söylüyorum? Çünkü, hakikaten, bu işten artık, hiçbir suçu olmadığı
hâlde üzülen, mağdur olan insanlarımız var. Bu, siyasi istismar aracı
hâline gelmiş, getirilmiştir.
Bilindiği gibi, Kamu İhale Kanunu'nun 53'üncü
maddesinde, Kamu İhale Kurumunun nasıl işleyeceği açıkça ortaya
konmuş. Orada, Kamu İhale Kurumunun şikâyet üzere itirazen başvuruları
karara bağlayacağı, fakat, bu itirazların sözleşme tarihinden,
sözleşme imzalanmasından sonra dikkate alınmayacağı hükmü ortaya
konmuş. Her ne hikmetse, Kamu İhale Kurumu, kendisine yapılan itirazları,
süresi geçtiği hâlde, sözleşme tarihinden sonra olduğu hâlde, biraz
genişletici bir içtihatla incelemeye almış ve sonuçta da, kamuoyunda
malum olduğu üzere, 145 konu hakkında da, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına
bildirilmek üzere birtakım hususlar tespit etmiş. Fakat, bu 145 konu
gündeme geldiği zaman kamuoyunda öyle bir tartışma yapıldı ki, muhalefet
milletvekilleri bu kürsüye gelip, bu 145 konuyu öyle suistimal ettiler
ki, zannedersiniz ki, 145 konunun 145'inde de, hakikaten atı alan Üsküdar'ı
geçmiş, milletin, garip gurebanın hakkı hukuku çiğnenmiş.
Ben size birkaç tane örnek vereceğim. Bu 145 tane
konu nedir, Kamu İhale Kurumunun aldığı karar kapsamında, isterseniz,
en ilgincinden başlayayım.
Konu şu, diyor ki: "Kamu İhale Bülteni'nde ihale
tarihi 11/1/2006 iken, idari şartnamede 16/1/2006 olarak belirtilmiş.
Bu çelişki giderilmeden ihalenin sonuçlandırılması mevzuata aykırıdır."
Ne demek bu? Şu demek arkadaşlar, kısa ve öz söylüyorum, vaktimiz
az: 11/1 tarihi daha önce çalışma günüyken, Kurban Bayramı'na denk
geldiği için, resmî tatil ilan edildiği için de takip eden ilk iş günü,
ihale, mecburen, yönetmelik maddesi gereği yapılmış. Buna demişiz
ki: Bu mevzuata aykırı. Başka? İhale Yönetmeliği'nin 6'ncı bölümünde…
Veya onu geçeyim, daha enteresan bir hususu söyleyeyim.
4734 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesinde istenen
birtakım belgeler var. Bu belgeler nedir? Hepimiz biliyoruz. Yani,
ihaleyi kazanan firma, SSK'ya borcu olmadığını, vergi dairesine
borcu olmadığını, meslekten men edilmediğini, meslek odalarından
birtakım bilgi ve belgelerle ispat etmek durumunda. Arkadaşlar,
burada sırf tarih yanlışlığından veya tarihin farklı yorumlanmasından
dolayı, 145 konunun 101 tanesi için denmiş ki: "Bunlar, usule aykırı."
Hâlbuki…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Peki, ihaleleri kimler
kazanmış?
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Söyleyeceğim, onu
da söyleyeceğim.
Hâlbuki, Kamu İhale Kurumu bu 145 konuyla ilgili
olarak karar aldıktan bir hafta sonra, Danıştayın bir kararı var. Kamu
İhale Kurumunun, Ankara Deniz İkmal Komutanlığında SSK primiyle
ilgili olarak borcu olmadığı belgesini getirmediği için ihaleyi
vermediği, sözleşmeyi iptal ettiği ve bir yıl yasaklı hâle getirdiği
firmayla ilgili Danıştay "hayır, bunu bir yıl yasaklı hâle de getiremezsin,
sözleşmeyi de imzalaman gerekir" diyor. Yani, bırakın tarihi,
borcu olan firmayı… Danıştay "hayır, bu, ihalenin asli unsuru
değildir" diyor. Bakın, 101 tane konunun neyle bağlantılı olduğunu
söylüyoruz size.
Peki, başka? Adli sicil belgesinin sözleşme tarihinde
olması gerekiyormuş, beş gün önce hazırlanmış, yani muhtemelen
beş gün içinde bu arkadaşlarımız, ihaleyi alanlar suç işlemiş, ceza
almış olabilirler diye.
Başka? Başka bir örnek de, o kadar küçük rakamlara
girilmiş ki: "155,25 YTL" olması gerekirken, "155,22
YTL" olarak belirlenmiş. Son maddesini okuyorum: "Söz konusu
eksikliğin miktarı itibarıyla azlığı düzeltilmiş hâliyle de ihalenin
sonucunu etkileyen bir aykırılık olmadığı belirlendiğinden, bu
hususun bundan sonraki uygulamalarda daha dikkatli davranılmasını
teminen bildirilmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir."
Yani, birkaç YTL'lik rakam için, biz, koskoca Kamu İhale Kurumu ve kurumları
çalıştırıyoruz.
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Bu belge sizin elinize
nereden geçti?
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Hangisi?
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Kamu İhale Kurumunun...
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Eğer, Kamu İhale Kurumunun
web sayfasına girerseniz, Kamu İhale Kurumu kararlarının hepsinin
orada, açık olduğunu görürsünüz, hepsi orada var, oradan temin etmeniz
mümkün, adres orası.
Sonuçta, arkadaşlar, şu tablo çıktı ortaya. Kamu
İhale Kurumunu suçlamayalım burada, çünkü dışarıdan herhangi
bir etkiye, baskıya açık değil, bağımsız bir kurum. Kamuoyunda bu kadar
suistimal edilince, Kamu İhale Kurumu bir açıklama yapmak zorunda
kaldı. Dedi ki arkadaşlar, yani…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Yönetim kuruluna rağmen
mi?
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Efendim?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Yönetim kurulu kararıyla
mı yapmış o açıklamayı?
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - İşte, bakın, burada.
Kamu İhale Kurumunun resmî açıklamasıdır bu.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karşılıklı konuşmayalım.
Sayın Poyraz, Genel Kurula hitap ediniz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Yönetim kurulunun kararı
yok.
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Sonuçta, Kamu İhale
Kurumu şunu diyor: "Basın organlarında inceleme konusu yapılan
bazı hususlarda, ihalenin iptaline ve kararların veriliş şeklinde
birtakım haberler yayılmıştır ve ayrıca, bu işlerle ilgili olarak,
Kamu İhale Kurumunun, cumhuriyet savcılıklarına bildirilmesine
gerek gördüğü herhangi bir suç tespiti olmamıştır." diyor.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Zaten o öyle olmuyor,
ilgili Bakanlıklar…
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Şimdi, sizin az önce
söylediğiniz noktaya geleceğim. "Buradaki hususlar, bu kadar
mevzuata aykırı tespit edilmeyen, belge eksikliğinden hareketle
tespit edilen bu hususlar da, yeterli ve mesnet olmaksızın belirli
kişileri zan altında bırakabilecek yanlış bir değerlendirmedir."
diyor. Şunu söylüyor: "Ne kadar, kaç kişi almıştır?" diyor.
Kamu İhale Kurumu diyor ki, rakamları da veriyor:
"1/1/2003-17/2/2006 tarihleri arasında 292 milyon 309 bin 141
YTL'lik alım yapılmış, söz konusu firmaların aldıkları tutar 11 milyon
655 bin 855 YTL." Ki, bu rakamın da toplam alımlar içindeki oranı
sadece ve sadece yüzde 4'tür arkadaşlar…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Zaten örnekleme yapmışlar.
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - …kişi olarak baktığınız
zaman. Firma olarak baktığınız zaman ise…
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Gerisini incelemedi
ki zaten.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Hepsini incelemedi
ki.
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Zaten eksiklik orada, biz de onu söylüyoruz.
Eğer bu ihale komisyonları böyle yanlışlıklar yapıyorlarsa, böyle
hatalar yapıyorlarsa, zaten geri kalan bütün işlerde de hata yapması
lazım. Nitekim, az önce bahsettiğim o SSK'yla ilgili hususlar, vergi
prim borcuyla ilgili hususlar, sadece Hatay'da değil, tüm Türkiye'deki
komisyonların yaptığı genel hatalar.
Şimdi onu da geçtik. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
Plan Bütçe Komisyonunda, bir firma -ismini vermeyeceğim- esas alarak
Sayıştay Başkanlığına soru soruyor, diyor ki: "Bu firmayla ilgili
olarak herhangi bir yolsuzluk, usulsüzlük var mıdır?" Sayıştay
Başkanının Kemal Beye verdiği cevap burada, teferruatı okumayacağım,
son cümleyi okuyacağım: "Bizim denetimiz alanımız olan hususlarla
ilgili olarak yapılan bu denetimler sonucunda, anılan konu çerçevesinde
değerlendirilmesinde, söz konusu bu işlerle ilgili sorgu ve yargı
raporu konusu yapılmış, tazmin hükmedilmiş veya suç duyurusunda
bulunulmuş herhangi bir işleme rastlanılmamıştır."
Geçiyoruz. Bu bir firmaydı. Daha sonra, Grup Başkan
Vekilimiz Sadullah Bey, söz konusu bütün firmalar ve kişilerle ilgili
olarak, yirmiye yakın ismi Sayıştay Başkanlığına soruyor, diyor
ki: "Bu konularda siz ne yaptınız, herhangi bir suç unsuruna
rastladınız mı? " Niye Sayıştaya soruyor? Çünkü, Kamu İhale Kurumu
sürecin belli kısmını inceliyor, Sayıştay hesapların tümünü, yıl
itibarıyla, yıllar itibarıyla ve bütün şahıslar itibarıyla, firmalar
itibarıyla inceliyor. Burada "Hatay Defterdarlık Muhasebe
Müdürlüğü 2004-2005, Merkez Belediye Saymanlığı 2003-2004-2005, İl
Özel İdaresi 2003-2004-2005..."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Poyraz, konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - “...Sağlık Kurumları
Saymanlığı 2004-2005, Mustafa Kemal Üniversitesi Döner Sermaye,
Gümrük Saymanlığı, İskenderun, Kırıkhan Belediye Başkanlıkları,
Kırıkhan Mal Müdürlüğü, Payas Belediye Başkanlığı 2003-2004-2005
yıllarıyla ilgili olarak herhangi bir suç unsuruna rastlanmış mıdır?”
diyor, soruyor. El cevap, Genel Sekreter: "Aşağıda isimleri ve
yılları yazılı sayman hesaplarının genel denetim programı kapsamında
denetçilerimiz tarafından yapılan denetimleri sonuçlarının ilgi
yazı ekindeki önergede sözü edilen hususlar çerçevesinde değerlendirilmesi
neticesinde, adı geçen bu kişi ve firmalarla ilgili olarak tazmin
hükmedilmemiş veya suç duyurusunda bulunulmuş herhangi bir karara
rastlanılmamıştır." Buyurun, Sayıştayın üzerine lafınız varsa,
konuşun!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Peki, bu ihaleleri nasıl
paylaşıyorlar, şunu bir anlatsana.
BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen...
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Benim oğlum bina
okur, döner döner gene okur! Siz konuşun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Esas o...
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Bakın bu da mahkeme
kararı. Anavatan Partisi Grup Başkan Vekili suç duyurusunda bulunmuş…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Hataylılar kararını
verdi o konuda, halk kararını verdi.
BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen efendim...
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Sayın Başkanım, bu
kadar sataşmaya…
BAŞKAN - Buyurun Sayın Poyraz.
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Suç duyurusunda bulunulmuş
ve Süleyman Sarıbaş'ın suç duyurusunda, cumhuriyet savcılığı kovuşturmaya
yer olmadığına dair karar vermiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Poyraz, teşekkür cümlenizi alayım.
Buyurun.
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Arkadaşlar, netice
itibarıyla, siz gelip burada istediğiniz kadar…
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sonuç ne olmuş?
FARUK ÇELİK (Bursa) - Ne olmuş? Efendim, anlamadık
Süleyman Sarıbaş'ı.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Söyledi, söyledi.
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Arkadaşlar, cumhuriyet
savcılığı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veriyor. Hatta
ve hatta diyor ki: "Toplanan delillerin değerlendirilmesi, ceza
hukuku anlamında fesat karıştırılmış bir ihale bulunmaması, hiç
kimse hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına
ve tebliğ edilecek kimse olmadığı için bunun da tebliğine yer olmadığına."
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ali Dibo ölmüş, başları
sağ olsun!
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Ben şunu söyleyeyim
arkadaşlar: Siz, çıkın, burada konuşun. Siz çıkın konuşun, bazı sağduyulu
basın organlarının da yazdığı gibi, biz size bunun cevabını, burada,
hukuk çerçevesinde, kanun çerçevesinde tek tek vereceğiz ve Ali Dibo
da aynen bu haberde olduğu gibi de fos çıkmaya mahkûmdur.
Son cümlem şudur Başkanım, müsamahanız için teşekkür
ediyorum.
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Kuralsızlık burada
da ortaya çıktı!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, bizim konuşmaları
hemen kesiyorsunuz!
FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Hakikaten ortada
yanlışlar yapan varsa, usulsüzlük yapan varsa, hep birlikte bunun peşine
düşelim diyorum.
Teşekkür ediyorum ve saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, çok taraflı
davranıyorsunuz.
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Kuralsızlık burada
ortaya çıktı, bir dakika fazla konuştu! Sayın Başkan, ayıp ettiniz,
ayıp!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, konuşan arkadaşlarımızın
hepsi burada, Genel Kurulun içinde, öbür arkadaşlar da burada. Lütfen
arkadaşlar, kulislere çıkın veya arka tarafa geçin, elde belgeler
var, birbirinizle konuşun. Niye böyle birbirimize laf atıyoruz
ki! Buyurun, konuşun. Bizim yapacağımız bir şey yok, herkes konuşsun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, biz birbirimizle
konuşmuyoruz ki, herkese aynı süreyi verin diyoruz, o kadar.
BAŞKAN - Sayın Özyürek, bakınız, ben teşekkür cümlesi
için açtım, bazı arkadaşlar teşekkür cümlesindeki o süreyi tamamen
kullandı, bazıları kullanmadı. Adaletli davrandığıma vicdanen
de müsterihim, bütün Genel Kurul da buna şahittir. Ama, siz, sürekli
olarak çıkan arkadaşlara laf atıyorsunuz, o da sizin takdiriniz.
AK Parti adına üçüncü konuşmacı, Sayın İlhan Albayrak.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
Buyurun efendim.
AK PARTİ GRUBU ADINA İLHAN ALBAYRAK (İstanbul) -
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Gelir İdaresi Başkanlığının
2007 yılı bütçesiyle ilgili olarak Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu
adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti
olarak, iktidara gelişimizin ilk günlerinden bu yana siyasette
ve özellikle ekonomide yurt içinde ve yurt dışında sağlam bir istikrar
programı yürütme azim, irade, yetenek ve kararlılığında olduğumuzu
yaptığımız icraatlarla ortaya koymuş bulunmaktayız.
Bizden önce alışılmış bir durum hâline gelen belirsizlik
ortamı, bizim iktidarımız döneminde yerini güven, istikrar ve
umuda bırakmıştır. Toplumda ve piyasalarda sağlanan güven ortamı
ekonomik göstergelere de yansımıştır. Hükûmetimizin bilinçli politika
ve tercihleri, kararlı icraatları ülkemizin genel bütçe performansını
olumlu bir şekilde etkilemiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı bütçesine geçmeden önce,
2006 yılı merkezî yönetim bütçesinin ocak-ekim dönemini kapsayan on
aylık uygulama sonuçlarına kısaca değinmek istiyorum:
2005 yılının ilk on ayı ile 2006 yılının ilk on ayını
mukayese edersek, merkezî yönetim bütçe açığı geçen seneye göre
yüzde 52,1 oranında azalarak 3,7 milyar YTL olmuştur. Ocak-ekim dönemi
itibarıyla konsolide bütçe açığının 2003'te 32,6; 2004'te 24,8;
2005'te ise 7,9 milyar YTL olduğu dikkate alındığında, 2006 yılında
gösterilen bütçe performansındaki iyileşme çok daha net olarak görülecektir.
Ocak-ekim dönemi bütçe açığının yıl sonu gerçekleşme oranı açısından
2006 yılı, 1984 yılından bu yana en iyi performansın gösterildiği
yıl olmuştur. Faiz dışı fazla performansındaki iyileşme de devam
etmiştir. Ocak-ekim 2005 dönemindeki 30,8 milyar YTL olan faiz dışı
fazla tutarı bu yılın aynı döneminde yüzde 19,9 oranında bir artışla
37,1 milyar YTL olarak gerçekleşmiştir.
Söz konusu dönemde merkezî yönetim bütçe giderleri
geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,2, merkezî yönetim bütçe gelirleri
ise yüzde 18,7 oranında artış göstermiştir. Bu durum, Hükûmetimizce
kamu harcamalarında kalite ve mali disiplin ilkeleri ve belirlenen
bütçe hedeflerinin esas alınarak bütçe faaliyetlerinin gerçekleştirildiğinin
kanıtıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 yılının
ilk on ayına ait merkezî yönetim bütçe giderlerini de kısaca incelersek,
en yüksek üç kalemin cari transferler, faiz giderleri ve personel
giderleri olduğu görülmektedir. Yine, aynı dönemin alt düzey harcamalarına
bakarsak, iç borç faiz ödemeleri 34,7 milyar YTL, sosyal güvenlik kurumlarına
yapılan transferler 20,7 milyar YTL, mahallî idareler ve fon payları
11,2 milyar YTL olarak gerçekleşmiştir.
Merkezî yönetim bütçe giderlerinin gerçekleşme
oranında geçen yıla göre ortaya çıkan artış, büyük oranda, yeşil
kart giderleri, SSK'ya yapılan transferler, tarımsal destekleme ödemeleri
ve sermaye transferleri ile Bütçe Kanununun 11 inci maddesi çerçevesinde
tahsil edilen kamu gelirleri karşılığında yapılan harcamalardan
kaynaklanmıştır; ancak, bu gelişmeler ek ödenek ihtiyacı doğurmayacak
ve toplam bütçe ödenekleri içinde kalınacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değinmek
istediğim diğer bir konu ise merkezî yönetim bütçe gelirleridir. Yine,
aynı dönemde 140,5 milyar YTL olarak gerçekleşen merkezî yönetim bütçe
gelirlerinin en yüksek üç kalemi ise, 112,5 milyar YTL'si vergi gelirlerinden,
23,1 YTL'si vergi dışı gelirlerden, 2,7 milyar YTL'si de özel bütçe idarelerinin
öz gelirlerinden oluşmaktadır. Ekim sonu itibarıyla merkezî yönetim
bütçe gelirlerine bakıldığında, yıl sonu bütçe hedefinin yüzde
87,7'sinin bu dönemde tahsil edildiği görülmektedir. Geçen yılın aynı
döneminde söz konusu oranın yüzde 77,6 olduğu dikkate alındığında,
gelir performansında dikkate değer bir artış kaydedildiği ortaya
çıkmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vergi gelirlerinden
bahsederken, elli yıldır herkesçe konuşulan, fakat, yeniden yapılandırılması
hususunda kimsenin cesaretle üstüne gidemediği etkin bir vergi
idaresi hakkında da konuşmak istiyorum; çünkü, etkin vergi toplama
işi, modern, mükellefleriyle barışık, kısacası etkin bir vergi idaresinin
işidir.
Gelir İdaresi Başkanlığı, gelir politikasını
adalet ve tarafsızlık içinde uygulamak, vergi ve diğer gelirleri
en az maliyetle toplamak, mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunu
sağlamak, mükellef haklarının korunması ve mükellef ile Başkanlık
ilişkilerinin karşılıklı güven esasına dayanması konusunda gerekli
tedbirleri almak, saydamlık, katılımcılık, verimlilik ve mükellef
odaklılık temel ilkelerine göre görev yapmak üzere 5345 sayılı Kanun'la
16/5/2005 tarihinde kurulmuştur.
Vergi gelirlerini artırmanın en önemli araçlarından
birisi de kayıt dışı ekonomiyle mücadeledir. Bununla ilgili, sadece
içinde bulunduğumuz bu dönem değil, Hükûmetimizce, görev başına
geldiğimizden bu yana önemli çalışmalar yapılmış ve yaptırılmıştır.
Biz, vergi barışı uygulamasını getirmek, enflasyon muhasebesini
yürürlüğe koymak ve vergi oranlarındaki önemli indirimleri yapmak
suretiyle mükelleflerimize kayıt altına girme konusunda gerekli
ortamı hazırlamış bulunmaktayız. Artık, kimsenin kayıt dışı işlem
yapmak için hiçbir mazereti kalmamıştır.
Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede yaptığımız
reformlardan birisi de TC kimlik numarasının aynı zamanda vergi
numarası olarak kullanılmasıdır. Bu yıl Kasım 2006'dan itibaren, TC
kimlik numarası, aynı zamanda vergi numarası olarak da kullanılmaya
başlanmıştır. Geçtiğimiz dört yıl içerisinde, Hükûmetimiz, mükellefine
etkin ve verimli çalışabilen bir gelir idaresinin yasal altyapısını
oluşturmuştur. Gelir İdaresinin bilgi teknolojilerinden yararlanmak,
mükellefe daha iyi hizmet edebilme ve mükellefini daha iyi takip
edebilmek için, denetleyebilmesi için her türlü imkân sağlanmaktadır.
Mükelleflere elektronik beyanname verme imkânı sağlanmıştır. Mükellefe,
vergisini, vergi dairesine gitmeden kendi bankası aracılıyla ödeme
imkânı sağlanmıştır. Şu anda beyannamelerin yüzde 70'i elektronik
olarak alınmakta. Bu durum, birçok gelişmiş ülkelerin de ilerisindedir.
Mükellef odaklı bir anlayışla yeniden yapılanan
Gelir İdaresi Başkanlığı "mükellef hizmetleri" kavramını
Türk vergi sistemine getirmek, bunu hayata geçirmek suretiyle,
geçtiğimiz bir yıl içerisinde önemli faaliyetlerde bulunmuştur. Bu
faaliyetlerden bazıları şunlardır: Mükellef haklarını garanti
altına almak amacıyla Mükellef Hakları Bildirgesi yayınlanmış,
mükelleflerin bilgi ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla İnternet
sitesi mükellefe bilgi aktarım kanalı hâline gelmiş, en çok bilgi
talep edilen ya da uygulamada en çok tereddüt edilen konularda broşürler hazırlanmış, e-posta bilgilendirme
sistemiyle vergisel değişiklikler sisteme abone olan mükelleflerin
e-posta adreslerine gönderilmeye başlanmıştır; beyanname döneminde
özürlüler ve altmış beş yaş üstü kişilerin evlerinde beyannamelerinin
doldurulması ve alınması konusunda yardım edilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gelir
İdaresi mükellefe hizmet kapasitesinin artırılması yanı sıra,
mükellefini tanıma ve takip etme, denetleme kapasitesinin de artırılması
gerekmektedir. Bunun en basit örneği, mükelleflerden kimden mal aldığı,
kime mal sattığıyla ilgili olarak alınan Ba, Bs formları sayesinde,
naylon fatura düzenleyen ve kullanan mükelleflerin tespit edilmesidir.
Bu çerçevede 5.800 satıcı, 22.500 alıcı incelemeye alınmış, 1.750 inceleme
sonuçlanmış, 1.300 mükellefin sahte belge düzenlediği, 6.359 mükellefin
bu belgeleri kullanarak vergi kaçırdığı tespit edilmiştir. Bu şekilde
düzenlenip kullanılan sahte fatura toplamı 1,7 milyar YTL civarındadır.
Özetle şunları söyleyebilirim ki Ocak-Ekim 2006
döneminde…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Albayrak, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
İLHAN ALBAYRAK (Devamla) - Ocak-Ekim 2006 döneminde
bütçe giderlerindeki artış oranının bütçe gelirlerindeki artış
oranının altında kalması, bütçe açığındaki düşüş eğiliminin sürmesi
ve faiz dışı fazlada önemli bir performans artışı sağlanması,
Hükûmetimizce hazırlanan bütçe yapısındaki iyileşmenin devam ettiğini
göstermektedir. Tüm bu gerçekleşmelerin temelinde güçlü ve etkin
bir Gelir İdaresi Başkanlığının yer aldığını göz ardı etmemek gerekir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2007 yılı
Gelir İdaresi Başkanlığı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı
olması dileğiyle sözlerimi burada noktalarken, hepinizi saygıyla
selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
AK Parti Grubu adına dördüncü konuşmacı, Elâzığ
Milletvekili Şemsettin Murat.
Buyurun Sayın Murat. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA ŞEMSETTİN MURAT (Elâzığ) - Sayın
Başkan, sayın milletvekilleri; Özelleştirme İdaresi Başkanlığının
2007 mali yılı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım.
Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Özelleştirme düşüncesi ilk gündeme geldiğinde,
önemli tartışmalara yol açmış ve bu tartışmalar, o günden beri azalarak
da olsa devam etmektedir. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında özel teşebbüsün
sermaye birikiminin oldukça yetersiz olması, o gün için devletin
sanayide aktif rol almasını mecburi kılmaktaydı. Bundan dolayı
da o yıllarda önemli sanayi kuruluşları devlet tarafından kurulmuş
ve işletilmiştir. Ancak, ilerleyen tarihlerde, bu işletmelerin
önemli bir kısmı, gelişen teknolojiye ayak uyduramamış, ayrıca iktidarların
siyasi çıkarlarına alet edilmiş, dolayısıyla, ekonomimiz üzerinde
önemli yük oluşturmaya başlamıştır. Gelişen dünya şartlarında devletin
ekonomik ve sınai faaliyetlerden çekilerek, kaynaklarını asli
fonksiyonu olan adalet, savunma, sağlık ve eğitim hizmetlerine kanalize
etmesi gerekmektedir. İşte bu düşünceden hareketle oluşan özelleştirme
fikri, ülkemizde ilk defa 1983 yılından sonra gündeme gelmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özelleştirmeye
ilişkin ilk hukuki düzenleme, 29/2/1984 tarih ve 2983 sayılı Kanun
ile yapılmıştır. Bu Kanun, özelleştirme uygulamalarına ait bir hareket
alanı belirlemiş ve özelleştirmenin kurumsal mekanizmasını oluşturmuştur.
Özelleştirmenin ana gayesini şöyle izah edebiliriz: Devletin ekonomideki
sınai ve ticari rolünün en aza indirilmesi, rekabete dayalı piyasa
ekonomisinin oluşturulması, devlet bütçesi üzerindeki KİT finansman
yükünün azaltılması, sermaye piyasasının geliştirilmesi ve atıl
tasarrufların ekonomiye kazandırılması, dolayısıyla bu yolla
elde edilecek kaynakların altyapı yatırımlarına kanalize edilmesi
olarak belirlenmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1984 yılından
bugüne kadar özelleştirmeyle ilgili birçok kanun ve kanun hükmünde
kararnameler çıkarılmış, zaman zaman Anayasa Mahkemesinin iptal
kararlarının gerekçeleri doğrultusunda yeniden düzenlemeler
yapılmıştır. Ayrıca özelleştirme konusu kapsamında değerlendirilebilecek
8/6/1994 tarih ve 3996 sayılı Kanun ile de yap-işlet-devret modelinin
uygulanabilmesine imkân oluşturulmuştur. 1986 yılından itibaren
hız kazanan ve tamamı kamuya ait veya kamu iştiraki olan kuruluşlardaki
kamu paylarının özelleştirme kapsamına alınması yoluyla, idare
tarafından bugüne kadar 195 kuruluşta hisse senedi veya varlık satış
işlemi yapılmış ve bu kuruluşlardan 186'sında hiç kamu payı kalmamıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir hususu
dikkatlerinize sunmak istiyorum. 2002 yılı sonuna kadar yapılan
özelleştirmelerden elde edilen toplam gelir 7 milyar 996 milyon dolar
olmuştur. AK Partinin iktidara gelmesiyle özelleştirme hız kazanmış,
özellikle oluşan güven ve istikrar ortamı nedeniyle de özelleştirilen
varlıklar çok iyi fiyatlarla değerlendirilmiştir. Son dört yılda elde
edilen özelleştirme geliri 18 milyar dolar olmuştur. Özelleştirme
uygulamaları sonucunda elde edilen gelirlerden 2005 yılında 2
milyar 660 milyon dolar, 2006 yılında ise 6 milyar 751 milyon dolar hazine
hesaplarına intikal ettirilmiştir. Özelleştirme programında
olup, ancak, uzun yıllar özelleştirilemeyen Türk Telekom, TÜPRAŞ, Erdemir
gibi önemli kuruluşların özelleştirilmesi de 2005 yılında, yani
AK Parti İktidarında gerçekleştirilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti
İktidarı, özelleştirilen kuruluşlarda çalışan personelin ve ailelerinin
mağdur edilmemesine ve özelleştirmelerin toplumun sosyal dengesi
üzerinde olumsuz etkiler oluşturmamasına dikkat etmiştir. Bu amaçla
iktidarımız döneminde Bakanlar Kurulunca yapılan bir düzenlemeyle,
1992 yılından sonra özelleştirme sonucu işine son verilen yaklaşık
21 bin işçi işe yerleştirilerek mağduriyetleri giderilmiştir.
Burada şunu belirtmek
isterim ki, bu 21 bin işçi, şu anda muhalefette bulunan partilerin
iktidarları döneminde özelleştirme sonucu işlerine son verilip
kapıya konulan işçilerdir. Ayrıca, özelleştirmenin istihdam ve
sosyal boyutuna ilişkin çalışmalar çerçevesinde Özelleştirme Sosyal
Destek Projesi oluşturulmuştur. Bu kapsamda İŞKUR ile birlikte uygulanan
program sayesinde 25.634 kişiye eğitim sağlanmış ve 11.710 kişi ayrıca
işe yerleştirilmiştir ve yine bu proje kapsamında KOSGEB ile birlikte
yürütülen program sayesinde İş Geliştirme Merkezi kurulmuş, 414
işletme faaliyete geçmiş ve 1.175 kişiye istihdam imkânı sağlanmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada
her vesileyle özelleştirmeyle alakalı çok şeyler konuşuldu, konuşuluyor.
Hatta, özelleştirme için burada ifade etmekte zorlandığım "peşkeş"
ifadesi kullanılıyor.
Değerli arkadaşlar, 1992-1997 yılları arasında
-ki, bu dönemde hem Cumhuriyet Halk Partisi hem de Anavatan Partisi
iktidar ortağı olmuşlardır- ÇİTOSAN'a ait sekiz çimento fabrikası
toplam 417 milyon 900 bin dolara satılmıştır. Aynı fabrikaların
Uzan grubundan TMSF'ye intikal etmesi sonucu, TMSF tarafından 2005
yılında 862 milyon 250 bin dolara satılmıştır. İşte, AK Parti farkı
buradadır. Bunu aziz milletimizin dikkatine sunuyorum.
Değerli arkadaşlar, burada bütçe üzerinde konuşan
sayın muhalefet milletvekilleri, 2002 yılında AK Parti İktidarına
bırakmış olduklarını unutmuş gözüküyorlar.
Değerli arkadaşlar, bakın, 50'nci Hükûmet, DYP-SHP-CHP
koalisyonu ve ülke ekonomik krizde, herkes o yıllarda ne yapacağını
şaşırmış vaziyette. 57'nci Hükûmet, DSP-MHP-ANAP koalisyonu, yine ekonomik
kriz. Bugün gelinen noktada, Allah'a çok şükür, iftiharla her ekonomik
göstergede farklı üstünlükler sağladığımızı belirtmek istiyorum.
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Refah ve Doğru
Yol'dan da bahset, madem SHP- DYP diyorsun.
ŞEMSETTİN MURAT (Devamla) - Ondan da bahsedeceğim.
Siz bu Hükûmette bakandınız Sayın Hacaloğlu.
ALGAN
HACALOĞLU (İstanbul) - Evet, ama…
ŞEMSETTİN
MURAT (Devamla) - Siz bu Hükûmette bakandınız.
ALGAN
HACALOĞLU (İstanbul) - Siz Refah'tan bahsedin. Evet, evet…
ŞEMSETTİN
MURAT (Devamla) - Evveliyatı daha kötü, onları söylemiyorum.
ALGAN
HACALOĞLU (İstanbul) - Söyle!
ŞEMSETTİN
MURAT (Devamla) - Ancak, 2002 yılında bütçe açığının millî gelirin
yüzde 17'sini oluşturduğunu, kamu borç stokunun millî gelirin yüzde
100'ünü aştığını, sadece faiz ödemelerinin millî gelirin yüzde
20'si olduğunu, enflasyonun yüzde 70'lerde, faizlerin yüzde 100'lerde
olduğunu insanımız yaşadı. Bunlar sizlerin iktidar olduğunuz dönemlerdi
ve…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
- Sayın Murat, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ŞEMSETTİN MURAT (Devamla) - Teşekkür ediyorum.
İnsanımızın akşam yatıp, sabah servetinin yarısını
kaybettiği dönemleri milletimiz unutmadı.
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - 57'nci Hükûmetin
bakanları, şu anda sizin bakanlarınız.
ŞEMSETTİN MURAT (Devamla) - Sizler unutturmaya
çalışıyorsunuz, ancak, milletimiz bunları unutmadı.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha konuşacak
çok husus var, ama, zamanım dolduğu için fazla konuşamıyorum. O bakımdan,
bu bütçemizin hazırlanmasında emeği geçen değerli bakanlarımız
ve bürokratlar, emeği geçen herkes, Plan Bütçe Komisyonu üyeleri,
herkese teşekkür ediyorum.
Bütçemizin milletimize, ülkemize hayırlı olması
diliyor, yüce heyetinizi tekrar sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - 57'nci Hükûmetin
bakanları sizin bakanlarınız, birisi şimdi burada oturuyor işte!
57'nci Hükûmetin Bakanı Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu… Onları niye
söylemiyorsun?
BAŞKAN - AK Parti Grubu adına beşinci konuşmacı,
İstanbul Milletvekili Gülseren Topuz.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Murat Başesgioğlu,
hepsi… Onları söyleyeceksin.
BAŞKAN - Sayın Topuz, buyurun efendim. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - İçişleri Bakanınız,
Adalet Bakanınız, Çalışma Bakanınız…
AK PARTİ GRUBU ADINA GÜLSEREN TOPUZ (İstanbul) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2007…
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Refahyol'u söyle!
Refahyol'un bakanları sizde yine…
BAŞKAN - Sayın Topuz, devam ediniz siz.
Sayın Deveciler, lütfen…
GÜLSEREN TOPUZ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 2007 yılı gelir bütçesine ilişkin, AK Parti Grubu
adına konuşma yapmak üzere huzurlarınızdayım.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Abdullah Gül
yok muydu o zaman, bakan değil miydi Refahyol'da? Niye söylemiyorsunuz?
GÜLSEREN TOPUZ (Devamla) - Yüce heyeti saygıyla
selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle,
makro ekonomik istikrar ve kamu maliyesi alanında yaşanan gelişmelere
ilişkin kısa bir değerlendirme yapıp ardından da 2007 gelir bütçesi
bağlamında vergi politikaları ve vergi uygulamaları hakkındaki
görüşlerimi sizlere aktaracağım.
AK Parti hükûmetlerinden önce ve özellikle de 2000
ve 2001 yıllarında, ülkemizde siyasi istikrarın sağlanamaması,
ekonomik istikrar programlarının uygulanmasındaki aksaklıklar
ve kamu mali yapısındaki bozukluklar gibi nedenlerle, ülkemizde
makro ekonomik istikrarda belirgin bir bozulma olmuş ve bu şekilde,
bütçe açıkları, enflasyon, büyüme, tasarruf açığı, dış ödemeler dengesi
açığı gibi ekonomik göstergelerde önemli kötüleşmeler görülmüştür.
2001 yılında, gayrisafi yurt içi hasıla yüzde 7,5 oranında küçülmüş,
enflasyon yüzde 68,5'a yükselmiş, bütçe açığı sürdürülebilir olmaktan
çıkmıştır.
İşte böyle bir ekonomi devralan AK Parti hükûmetlerinin
iktidarda olduğu son dört yıla ilişkin olarak özet bir değerlendirme
yaptığımızda, geçmiş dört yıl içerisinde uygulanmış olan ekonomik
programları sayesinde, kamu sektöründe mali disiplinin sağlanmış,
enflasyon tek haneli rakamlara indirilmiş, sürdürülebilir bir büyüme
ortamı oluşturulmuş ve diğer ekonomik göstergelerde de belirgin
bir iyileşmenin sağlanmış olduğu görülmektedir.
Bu bağlamda, bazı makroekonomik göstergelerdeki
gelişmelere değinecek olursak, gayrisafi millî hasıladaki büyüme
2003 yılından itibaren istikrarlı bir şekilde artarak 2005 yılında
hedeflenen büyüme rakamını da aşmış ve yüzde 7,5 düzeyine çıkmıştır.
Bunun sonucunda, gayrisafi millî hasıla 2001 yılında 176,5 milyar
YTL iken, 2005 yılında 2001 yılına göre yaklaşık 3 kat artarak 486,4
milyar YTL'ye ulaşmıştır. Söz konusu makroekonomik istikrarın sağlanmasında
AK Parti hükûmetlerinin sağladığı siyasi istikrardan doğru ekonomik
politikaların hayata geçirilmesine kadar çok sayıda faktör etken
olmuştur. Burada, kamu maliyesi alanında gösterilen performansın
bu makroekonomik istikrarın sağlanmasındaki rolünü özellikle
vurgulamak istiyorum. AK Parti hükûmetleri döneminde titizlikle
uygulanan mali disiplin sayesinde, 2001 yılında yüzde 16,5 olan bütçe
açığının gayrisafi millî hasılaya oranı 2005 yılında, yüzde 3 olarak
belirlenen Maastricht kriterinin çok altında, yüzde 1,7 olarak gerçekleşmiştir.
Kuşkusuz, bu gelişmenin altında yatan en önemli unsurlardan birisi
vergi politikalarına ilişkin alınan kararlardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi de
size 2007 gelir bütçesi kapsamında, AK Parti hükûmetleri döneminde
ortaya konulan vergi politikaları ve vergi uygulamaları hakkında
bilgi vermek istiyorum. Bildiğiniz üzere bütçeler, devletin bir
yıl içerisinde toplayacağı gelirler ve yapacağı harcamalar aracılığıyla
nasıl bir yeniden dağıtım planlandığını ortaya koyan metinlerdir.
Devletlerin temel fonksiyonlarını yerine getirmek için gelire ihtiyaç
duymaları vergi toplama gerekliliğini doğurmuştur. Vergileme,
zaman içinde, kamu hizmetleri için gerekli kaynağı sağlama yanında,
tasarruf, ekonomik büyümeyi teşvik, gelir dağılımını düzeltme
şeklinde, fiskal olmayan diğer sosyal ve ekonomik amaçlar için de kullanılmaya
başlanmıştır. Dolayısıyla, verginin önemi her dönemde yerini muhafaza
etmiştir. Vergilemeye ilişkin uluslararası gelişmelere bir göz
attığımızda, çoğunlukla vergi rekabeti kaynaklı olmak üzere, vergi
oranlarında bir azalma eğilimi gözlemlenmektedir; ancak, söz konusu
azalmaya rağmen, vergi gelirlerinde bir düşme görülmemektedir. Bu
durum, vergi sisteminin basit, öngörülebilir ve vergi tabanlarını
genişletecek şekilde yapılandırılmasından kaynaklanmaktadır.
Dünyada yaşanan bu gelişmelere paralel olarak,
AK Parti hükûmetleri döneminde vergi sisteminin yapılandırılması
çalışmaları belirli bir strateji çerçevesinde sürdürülerek vergi
mevzuatı ile ilgili önemli politika değişikliklerinde bulunulmuştur.
Bunlardan birincisi, ekonomide güven ortamını sağlayacak vergisel
düzenlemelerin yapılmış olmasıdır. Bu çerçevede, öncelikle, hepinizin
bildiği gibi, 1998 yılında yasalaşmasına rağmen, bugüne kadar ekonomik
gerekçelerle uygulama imkânı bulamayan ve uygulanması da uygun
görülmeyen gelirin tanımıyla ilgili düzenlemeler, ekonomiye
olan olumsuz etkileri, kamuoyunda düzenlemeye olan güvensizlik ve
düzenlemeden beklenen olumlu sonuçların sağlanamayacağı konusunda
varılan genel anlayış çerçevesinde değiştirilmiştir.
Öte yandan, uzlaşma ortamının oluşturulması
için, mükellefler ile idare arasındaki ihtilafları çözmek ve yıllardan
beri birikmiş borç tutarını tahsil edilebilir hâle getirmek için
vergi barışı uygulaması hayata geçirilmiştir. İşte bu yolla, güven
ve istikrar ortamının oluşması sağlanmış ve kamunun da finansmanı
açısından önemli gelir elde edilmiştir.
Ayrıca, Kurumlar Vergisi Kanunu sadeleştirilerek
yeniden yazılmış ve kurumlar vergisi oranı yüzde 30'dan yüzde 20'ye
indirilmiştir. Böylece, tüzel kişiler üzerindeki vergi yükü, yüzde
65'ler seviyesinden, yüzde 35'lere indirilmiş ve Kurumlar Vergisi
Kanunu'na, vergi kayıp ve kaçaklarında daha etkin mücadele için
transfer fiyatlandırması, kontrol edilen yabancı şirket, gibi hükümler
eklenmiştir.
Gelir Vergisi Kanunu'nda, gelir vergisi oranları
ve tarife yapısı yeniden düzenlenmiş; böylece, gelir vergisindeki
dilim sayısı azaltılmış ve üst dilime ilişkin oran yüzde 40'tan yüzde
35'e indirilerek gelir vergisi mükellefleri üzerindeki vergi yükü
önemli ölçüde azaltılmıştır. Burada dikkati çeken husus, dolaysız
vergiler açısından, sistemin sadeleştirilmesi ve basitleştirilmesi
ve yatırımcılar açısından, düşük ve katlanılabilir bir vergi yükünün
sağlanmasıdır.
Enflasyon muhasebesine geçilmesi, gelişmişlik
düzeyi göreceli olarak düşük illerimizde faaliyette bulunan mükelleflere,
gelir vergisi indirimi, sigorta primi desteği, bedelsiz yatırım
arazisi tahsisi, enerji desteği gibi teşvikler sağlanması, katma
değer vergisiyle ilgili olarak, tekstil, sağlık, eğitim ve gıda sektörlerinde
oran indirimine gidilmesi gibi.
Sürdürülebilir bir büyüme ve istihdam artışı
için yatırım ortamının iyileştirilmesini sağlayacak düzenlemeler
de dönemimizde hayata geçirilmiştir. Devlet gelirleri politikasının
plan, program, genel ekonomik politika ve stratejiler çerçevesinde
oluşturulmasına ilişkin çalışmalar yapmak üzere Maliye Bakanlığı
bünyesinde ana hizmet birimi olarak Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü
kurulmuştur. Böylece, devlet gelirleriyle ilgili olarak uygulama
ve politika birimleri birbirinden ayrılmak suretiyle gelir politikalarına
ilişkin kararların alınmasında uzmanlaşmış bir yapı oluşturulmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önceki
dört yılda olduğu gibi, 2007 yılı gelir bütçesiyle ilgili vergi gelirlerinin
tahmin edilmesi sırasında bir yandan uygulanmakta olan ekonomik
program doğrultusunda ihtiyaç duyulan faiz dışı fazla hedefinin,
diğer yandan da yukarıda vurguladığım vergi tabanlarının genişletildiği
adil ve öngörülebilir bir vergi sistemine ilişkin yaklaşımın dikkate
alındığı görülmektedir.
2007 gelir bütçesi kalemlerine detaylı olarak
bakacak olursak, genel bütçe gelirleri, iadeler dahil 200,1 milyar
YTL olarak tahmin edilmiştir. 2006 yılında ise bu miktarın 182,4 milyar
YTL olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. 2006 yılında gerçekleşmesi
beklenilen bu tutar, 149,9 milyar YTL olan 2005 yılı gerçekleşme rakamına
göre yüzde 21,72 oranında bir artışı ifade etmektedir. 2007 yılı gelir
bütçesinde tahmin edilen genel bütçe gelirleri ise, 2006 yılı gerçekleşme
beklentilerine göre yüzde 9,7'lik bir artışa tekabül etmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Topuz, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
GÜLSEREN TOPUZ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
Genel bütçe gelirlerinin en önemli kısmını oluşturan,
iadeler dâhil vergi gelirlerine baktığımızda, 2006 yılında 151,2
milyar YTL seviyelerinde gerçekleşeceği beklenmekte olan bu rakam,
132 milyar YTL olan 2005 yılı gerçekleşme rakamlarına göre yüzde
14,6 oranında bir artışa tekabül etmektedir. Görüşmekte olduğumuz
2007 yılı gelir bütçesi içerisinde ise, vergi gelirlerinin, iadeler
dâhil 173,8 milyar YTL olarak öngörüldüğü dikkate alındığında, vergi
gelirlerinin 2006 yılına göre 2006 yılına göre artış oranının yüzde
14,97 olduğu anlaşılmaktadır. 2006 yılında gerçekleşmesi beklenilen
bazı önemli vergi kalemlerine göz attığımızda, gelir vergisinin
31,2 milyar YTL, kurumlar vergisinin 12,6 milyar YTL, dâhilde alınan
KDV'nin 25,5 milyar YTL, ithalde alınan KDV'nin 25,3 milyar YTL ve özel tüketim
vergisinin de 37 milyar YTL olduğu; 2007 yılı için tahmin edilen vergi
gelirleri kalemleri arasında ise gelir vergisinin 36,9 milyar YTL,
kurumlar vergisinin 14,4 milyar YTL…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Topuz, Genel Kurula teşekkürle konuşmanızı
tamamlar mısınız.
Buyurun.
GÜLSEREN TOPUZ (Devamla) -…dâhilide alınan
KDV'nin 29,6 milyar YTL, ithalde alınan KDV'nin de 29,5 milyar YTL ve özel
tüketim vergisinin 41,1 milyar YTL hesaplandığı görülmüştür.
Sonuç olarak, kamu alanında yapılan doğru harcamaların
sağlam kaynaklarla finanse edildiğini ülkemiz AK Parti hükûmetleri
sayesinde görmüş ve alınan yapısal tedbirler ve kamu maliyesi alanında
sağlanan disiplin sayesinde ekonomimizin kırılganlığı önemli ölçüde
azalmıştır.
Konuşmama burada son verirken, gelir bütçesinin
devletimize ve milletimize hayırlı olmasını temenni eder, saygılarımı
sunarım.
Teşekkür ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Topuz.
Sayın milletvekilleri, saat 14.00'te toplanmak
üzere birleşime ara veriyorum.
Kapanma Saati: 13.01
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.03
BAŞKAN: Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli),Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 42'nci Birleşimi'nin İkinci Oturumu'nu açıyorum.
On beşinci tur üzerindeki görüşmelere kaldığımız
yerden devam edeceğiz.
Hükûmet yerinde.
Komisyon? Yok.
Birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 14.04
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 14.14
BAŞKAN: Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli),Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 42'nci Birleşimi'nin Üçüncü Oturumu'nu açıyorum.
On beşinci tur üzerindeki görüşmelere kaldığımız
yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
On beşinci tur üzerinde şimdi söz sırası, Anavatan
Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Muhsin Koçyiğit'e
aittir.
Buyurun Sayın Koçyiğit. (Anavatan Partisi sıralarından
alkışlar)
Süreniz yirmi iki buçuk dakika. Efendim, ben, yirmi
üçe göre ayarlıyorum, siz, lütfen konuşmanızı ona göre değerlendirin.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlarken, bir
duruma dikkati çekmek istiyorum: Bugün burada, Maliye Bakanlığının,
devletin bütçesi görüşülüyor, maalesef, Meclis çoğunluğunu elinde
bulunduran AKP'nin şu anda salonda 10 tane üyesi bulunuyor.
NİYAZİ PAKYÜREK (Bursa) - Hepsi burada, yan tarafta.
ALAETTİN GÜVEN (Kütahya) - Dolu, dolu…
MUHSİN KOÇYİĞİT (Devamla) - Bu da gösteriyor ki,
artık milletvekilleri ve halk da bu bütçelerden bir şey beklemiyor;
gerçekten de öyle. Ben hatırlıyorum, eskiden bütçeler görüşüldüğü
zaman kahveler tıklım tıklım dolardı. Herkes evlerinde televizyon
başında olurdu, milletvekilleri Mecliste olurdu. Çünkü, bu bütçeler
vasıtasıyla, gayrisafi millî hasılanın en az yüzde 35'inin dağıtımı
toplumun çeşitli kesimleri arasında dağıtılırdı ve toplumun çeşitli
kesimleri de bu pastadan pay alabilmek için mücadele içinde olurlardı.
Şu anda bu mücadeleyi veren de yok. Çünkü, bu bütçeler IMF bütçeleri,
toplanan gelirlerin tümü IMF'e gidiyor, halka dağıtılacak bir şey
kalmıyor.
Bunu belirttikten sonra, değerli arkadaşlarım,
Maliye Bakanlığı bütçesi üzerine, Gelir İdaresi Başkanlığı bütçesi
üzerine Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere
sözlerime başlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, hepimizin bildiği gibi,
bütçeler, parlamentolar tarafından bakanlar kuruluna bir yıl süreyle,
gelirlerin toplanılmasına izin, giderlerin yapılmasına yetki veren
kanunlardır. Bu kanunlar bir yıllık süreli olup, bu kanunlara göre
harcamalar yapılır, giderler yapılır.
Tabii, bütçe kanunları, ekonomik ve sosyal belge
olarak, içeriğinde birtakım temel ilkeleri de içerirler. Bunlar,
öncelikle bütçelerin doğru olması, inanılır olması, açık, saydam
ve güvenilir olması lazım, ama AKP bütçelerine baktığımız zaman
bunları söyleyemeyiz. Çünkü, AKP'nin bugün beşinci bütçesi yapılıyor,
bugüne kadarki tüm bütçelerinde, başlangıçtaki ödenek rakamlarıyla
bütçe sonundaki gerçekleşme rakamları arasında bazen binde
3.000'leri bulan sapmalar olmuştur. Örneğin, en fazla sapma da, son
dört yılda, cari işlemler açığında olmuştur. Cari işlemler açığı konusunda,
AKP, istikrarsızlığın istikrarını yakalamıştır. Şöyle ki: Cari
işlemler açığında 2003 yılında yüzde 29 sapma, 2004'te yüzde 103,
2005'te yüzde 101 sapma olmuştur. 2006 yılında da 22 milyar dolar olarak
öngörülen cari işlemler açığının şu anda 33 milyar dolara çıkacağı
kesinleşmiş olup, bu sene için de yüzde 51 sapma olacağı kesin durumdadır.
Değerli arkadaşlarım, sapma, sadece cari işlemler
açığında, diğer kalemlerde değil. Geçen yıl, Sayın Maliye Bakanımız,
2006 yılı bütçesi görüşülürken "Bundan böyle işverenler, kurumlar,
herkes önünü görecek." dedi. Çünkü, bundan böyle üç yıllık orta
vadeli mali plana geçildiğini açıkladı, yani 2006, 2007 ve 2008 yıllarını
içeren üç yıllık orta vadeli mali plan. Ama, ne görüyoruz? Üç yıllık
mali planın daha birinci yılı dolmadan bu planda sapmalar oldu. Örneğin,
bu planda, 2007 yılındaki giderlerin, bütçenin gider kalemlerinin
152 milyar YTL olacağı açıklanmıştı. Oysa, önümüze gelen bütçede
yüzde 35 sapmayla, yani 42 milyar YTL artarak, gider bölümü 204,9 milyar
dolar YTL'ye çıkmıştır.
Sapma, sadece orta vadeli mali planın gider bölümünde
değil, gelir bölümünde de olmuştur. Şöyle ki: 2007 yılı için öngörülen
giderler başlangıçta 156 milyar YTL idi, ama, 17 Ekimde bütçe geldiği
zaman Meclis gündemine, baktık ki, 17 milyar artışla, yüzde 20 artışla,
gelir bölümü 156 milyar YTL'den 173 milyar YTL'ye çıkmış bulunmaktadır.
Demek ki, Maliye Bakanımız, her ne kadar "bu
sene vergi artışı olmayacak" dese de, daha bütçe uygulamasına
geçilmeden 17 katrilyon liralık bir artış geldi.
Bu artış nereden olacak? Başta harçlar, damga vergisi,
motorlu taşıtlar vergisi, dolaylı vergiler… Bunların hepsinde sırayla
olacak. En başta da, AKP'nin halkı ÖTV üzerinden sömürdüğünü söyleyelim
ve ÖTV'nin hem matrahında, kapsamında artış olacak hem de ÖTV kapsamındaki
ürünlerin vergi oranları artacaktır. Bu bakımdan, bu bütçe de vergi
artışlarına gebedir, vergi artışları olacaktır.
Değerli arkadaşlarım, sapmalar konusunda bir
diğer örneği de, 2006 ve 2007 enflasyon hedeflerinde gösterebiliriz.
Hepimizin bildiği gibi, 2006 yılında, Hükûmet, övünerek, bundan böyle
enflasyon hedeflemesine geçileceğini açıklamıştı ve 2006 yılında
enflasyon hedeflemesine geçildi ve Hükûmetin öngördüğü enflasyon
miktarı da yüzde 5'ti; ama, şu anda gelinen nokta o ki, daha bir yıl dolmadan
Hükûmetin enflasyon hedeflemesi sapmış, şaşmış, yüzde 150, yüzde 100
artmayla, yüzde 5 yerine yüzde 10 olarak çıkacağı kesinleşmiş bulunmaktadır.
Zaten, bunu da Hükûmet kabul ettiği için, 2006 yılında kamu çalışanlarına
enflasyon farkı olarak yüzde 2,18 oranında zam yapmayı kabul etti;
çünkü, maaşlarda erime olmuştu, memurların, kamu çalışanlarının
refah durumunda gerileme olmuştu; en azından bu erimenin durdurulabilmesi
için bunlara yüzde 2,18'lik bir zam gelmesi gündeme geldi.
Değerli arkadaşlarım, sapma 2007 yılında da olacak.
2007 yılında Hükûmetin bu bütçeyle önümüze getirdiği enflasyon hedefi
yüzde 4 ve iddia ediyorum ki, ilk dört ayın sonunda bu yüzde 4 enflasyon
hedefi şaşacaktır ve beşinci aydan sonra tekrar telafi edici ek
zamlar gündeme gelecektir. Zaten Hükûmet ne kadar "yüzde 4"
de dese, IMF kendi hedefinde 2007'nin enflasyonunu yüzde 7,1 olarak
açıklamış bulunacaktır.
Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri;
2007 yılına ilişkin olarak bu bütçeye baktığımız zaman, Hükûmetin
bütçe yönetebilme ve yönettiği bütçeyle ekonomiyi etkilemesi
mümkün değildir; çünkü, bu bütçe esnek bir bütçe değildir. Şöyle ki:
Bu bütçede yüzde 6,5 faiz dışı fazla var, 36 katrilyon lira. Faiz giderleri
için 53 katrilyon, personel giderleri için 43 katrilyon, sosyal güvenlik
açıklarının kapatılması için de 31 katrilyon, toplam 165 katrilyonluk
bir gider yapılması gündemde. Bunların hiçbirinde azaltma yapamazsın,
aktarma yapamazsın, bunları yapmak zorundasın. O zaman ne kalıyor?
Geriye yatırım harcamaları kalıyor. Demek ki, Hükûmet, tasarrufu,
yapsa yapsa, sadece yatırım harcamalarında -kamu sabit sermaye
yatırımlarında bir azaltma- yapacaktır. Bunun da anlamı, ülkemizin
geleceğinden fedakârlık yapmak, yatırımların durması demek, işsizliğin
artması demektir. Bu bakımdan, bu bütçenin esnek olmaması ekonomiyi
etkileme bakımından bir zaaf olarak ortaya çıkmaktadır.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 2007 yılı
bütçesinde personel giderlerindeki artış yüzde 26 oranındadır. Personel
giderlerinde artış olmasına rağmen personel giderlerinin gayrisafi
millî hasılaya oranı düşmektedir. Bu ne demektir? Personel giderleri
artıyor ama, kamu çalışanlarının gelirleri azalıyor, refahlarında
azalma var. O hâlde bu artış neden kaynaklanıyor? Daha önce Bakanımızın
da belirttiği gibi, önümüzdeki günlerde 208 bin kişi -geçici kadroda
çalışan, sözleşmeli kadroda çalışanlar- asıl kadroya, devletin temel
kadrosuna geçirileceklerdir. İşte, personel giderlerindeki artış
bundan. Çünkü, personel giderlerinde artış olmasına rağmen personel
giderlerinin gayrisafi millî hasılaya oranında düşme vardır, bu
düşme de kamu çalışanlarının refahında gerilemeye neden olacaktır.
KESK'in yaptığı araştırmaya göre, yirmi beş Avrupa
Birliği ülkesinde kamu çalışanlarının gayrisafi millî hasıladan
aldığı pay 2005'te yüzde 10,84 iken, bu oran Türkiye'de yüzde 6,5'tur, yani,
Avrupa'dakinin yarısı kadar.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yatırımlarda
da azalmalar devam ediyor. 2006 yılına göre 2007 yılında mal ve hizmet
alımları yüzde 10,2'den 7,6'ya, kamu sabit sermaye yatırımları da
yüzde 7,1'den 5,9'a düşmektedir.
Değerli arkadaşlarım, bundan önceki bütçeler
gibi, bu bütçe de, IMF'nin gözetim, denetim ve yönlendirmesi sonucu
hazırlanarak yüce Genel Kurulun önüne getirilmiştir. Yani, bu bütçe
de IMF'nin damgasını taşımaktadır.
IMF'nin damgasını taşıdığı bu bütçenin temel
özellikleri: Gittikçe yoksullaşan, halka yüklenen haksız ve adaletsiz
dolaylı vergiler, sosyal güvenlik kurumlarının açıklarının kapatılmasına
ayrılan devasa rakamlar, yüzde 6,5'luk faiz dışı fazla, rantiyeye
ödenen faiz giderleri, azalan eğitim, sağlık ve kamu sabit sermaye
yatırımları ve hepsinden de öte, IMF'nin garantörlüğünde iç borçların
çevrilebilmesi, dış borçların anapara ve faizleriyle birlikte
hızlı ve güvenilir bir şekilde tahsiline yönelik bir bütçedir. Yani,
bütçede amaç, iç ve dış borçların en iyi şekilde ödenebilmesi, bunun
için bütçede fazlalıklar yaratılması ve bu fazlalıklarla bu borçların
gediğinin kapatılması.
Bize diyorlar ki: 1999'dan beri IMF programları uygulanıyor.
Bu programları uygulayın, bunun sonunda borçlarımız azalacaktır.
Bakalım, gerçekten de son yedi yılda IMF programları uygulanmasına
rağmen, borçlarımız artmış mı azalmış mı, ona bakalım. Çünkü, bu dönemde
borçların ana parasının ödenebilmesi için bütçede bir yüzde 6,5'luk
faiz dışı fazla yaratılıyor.
İkincisi, borçların faiz giderinin ödenebilmesi
için de yine bütçede "faiz ödeneği" adı altında, örneğin bu
sene 53 katrilyon lira para bırakılmıştır. Aynı şekilde, son dört
yılda, özelleştirme gelirleri 18 milyar doları bulmuştur ki, bu geçen
yirmi yıldan daha fazladır. Geçen yirmi yılda özelleştirmeden 8 milyar
gelir elde edilmesine rağmen, dört yıllık AKP'li dönemde, 18 milyar
dolarlık bir özelleştirme geliri elde edilmiştir. Bu gelirler de
borçların geriye kapatılmasında kullanılmıştır. Buna rağmen, bakalım,
borçlar arttı mı azaldı mı, onlara bir bakalım:
Hepimizin bildiği gibi, 2002 yılında iç borç stoku
149 katrilyon, dış borç stokumuz ise 130 milyar dolardır. Gelinen süreç
içerisinde, toplam borç stokunun -iç ve dış borçları birlikte telaffuz
ettiğimiz zaman- 148 milyar dolar arttığını görüyoruz, iç borçlarla
beraber. Demek ki, IMF programlarını uygulamasına rağmen, bütçede
faiz dışı fazla yaratılmasına rağmen, faiz ödenekleri konmasına
rağmen, özelleştirme gelirlerinin tümü borçların ödenmesinde kullanılmasına
rağmen, borçlar azalmamış, aksine artmıştır. Çünkü, bu yapıyla, bu
IMF programlarıyla borçların azalması mümkün değildir. O hâlde, artık,
IMF programlarının sorgulanmasının zamanı gelmiş, geçiyor bile.
Değerli arkadaşlarım, bilindiği üzere, bugün
IMF, Dünya Ticaret Örgütüyle birlikte, gelişmiş Batı ekonomilerinin
dış politikalarını uygulama aracı hâline gelmiştir. IMF, değişik
yapısal sorunları bulunan ülkelerin aynı kuramsal programı uygulamakla,
asıl amacının sorunları çözmek olmadığını, aksine, gelişmekte
olan ülkelerden gelişmiş ülkelere doğru kaynak aktarması olduğunu
göstermektedir.
Değerli arkadaşlarım, IMF politikasını uygulayan
Türk ekonomisinin başlıca ikilemi, büyümenin sürdürülebilmesi,
yurt dışından sürekli sıcak para akımlarının gelmesine bağlı. Bu
da yüksek faiz sunma gerekliliğini doğurmaktadır. Yüksek faizler
de kamunun borç yükünü ağırlaştırmaktadır. Bu bakımdan, istediğimiz
kadar bütçenin tümünü borçların ödenmesinde kullanalım, bu yüksek
reel faizlerden dolayı devamlı borçlarımız artmakta ve bütçe,
borçlara tutsak olmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, ithalatımız artıyor, ihracatımız
artıyor, Hükûmet, devamlı, ihracattaki artışla övünüyor. Ama, ithalattaki
artış ihracattaki artıştan daha fazla olduğundan, cari işlemler
açığı da giderek fazlalaşmakta ve kriz sinyalleri vermektedir ve
son dört yılda ekonomide büyüme olduğunu söylemesine rağmen
Hükûmet, bu büyüme, halkın yaşam gücüne yansımamıştır. Halk, haklı olarak soruyor:
"Evet, ekonomi büyüyor da ben neden büyümüyorum, benim refah düzeyim
neden gelişmiyor?" Çünkü, Türkiye'deki büyüme fakirleştiren
büyümedir; çünkü, bu büyüme ithalata dayalı bir büyümedir, dış
mallara talep yaratan büyümedir,
dış ülkelerdeki fabrikaların çalışmasını sağlayan, dış ülkelerdeki
işsizlerin iş bulmasını sağlayan bir büyümedir, içerideki üretimi,
istihdamı, yatırımı, ihracatı artırmayan bir büyümedir, yani fakirleştiren
büyümedir. Adı üzerinde, büyüme "fakirleştirme" olunca
bundan da kimseye bir şey kalmaz, bölüşecek bir şey olmaz. Bu bakımdan,
işsizlik, her ne kadar, TÜİK "9-10" dese de bugün gerçek işsizlik
oranı genel olarak yüzde 15 civarında. Eğitimli işsizlik yüzde
26'da, bölgesel işsizlik de yüzde 40'lar civarında bulunmaktadır.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bugün ekonominin
yönetimi dış dinamiklere bırakılmıştır. Çünkü, borsanın yüzde
65'i, hazine bonosu, devlet tahvillerinin yüzde 35'i, bankacılık
sektörünün yüzde 35'i dış dinamiklerin elindedir. Yani, dış dinamikler
istediği zaman Türkiye'de yirmi dört saat içerisinde kriz çıkarabilir.
Türkiye'den 10 milyar dolar parayı çektiği zaman bu kırılgan ekonomi
buna dayanamaz her an krize girme durumuna gelir. Bu bakımdan, önemli
olan dış dinamikler değil ülkeyi iç dinamiklerin yönetmesi, iç dinamiklerin
ekonomiye fayda sağlamasıdır, ona egemen olmasıdır.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; enflasyon
farkı memurlara henüz verilmedi, herhâlde önümüzdeki sene verilecek.
Sayın Maliye Bakanımız, 2007 yılında, memurlara yüzde 4+4 ve 3+3
oranında zam yapılacağını söyledi, yani yüzde 7. Ama, açıklamasında,
bu zam oranını yüzde 7 değil de yüzde 13 olarak deklare etti. Matematik
olarak, ben, bir türlü, 4+4'ün nasıl 12 ettiği yahut da 3+3'ün nasıl 12
ettiğini bilemedim. Sayın Maliye Bakanımız bunu açıklarsa sevinirim.
Herhâlde, Sayın Maliye Bakanımız, 2006 yılında memurlara verilecek
2,18'lik telafi edici zammı, yani 2006'ya ilişkin maaşlardaki, telafi
etmek için, getirilecek zammı da bir sonraki yıl, 2007 ücret artışı
olarak, maaş artışı olarak öngörüyor, bundan dolayı böyle yüksek
çıkıyor. Bunun nedenini öğrenmek istiyoruz?
Sayın Bakanım, emeklilerin, işçi ve Emekli Sandığı
emeklilerinin 2002 yılından kalan maaş farkları vardı. Bunlar mahkemelere
gittiler, bunları kazandılar. Bugüne kadar emekli işçilerin bu maaş
farkları ödenmedi. İnşallah, bu bütçeyle bunun ödemesini bulursunuz.
Maaşlardaki azalma 1999 yılına göre yüzde 22'yi bulmuştur. Bu sene
yüzde 7 zam yapsak bile, asgari yüzde 15 yıpranma vardır, yeniden
bir yüzde 15 zam yapmak gerekiyor.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; AKP iktidar
olduktan sonra, Sayın Başbakanımız üç yıl bir şey beklemeyin, üç yıldan
sonra durumumuz düzelecek… Ama, şu anda dördüncü yıla geçtik. Maalesef
hiçbir şey olmadı. Sayın Başbakanın sevdiği çay ve simit hesabını
versek bile, bunun böyle olduğunu göreceğiz. Çünkü, 2002 yılından
2006 yılına göre simit fiyatları yüzde 133, çaya da yüzde 105 zam geldi.
Yani, ikisi de zamlandı. Oysa, öngörülen enflasyon, bu dört yılda,
gerçekleşen 58, Hükûmetin hedeflediği enflasyonsa yüzde 8'di. Demek
ki, çay ve simide göre de bu zam gelmiştir. Bu, refah artışı olmamıştır.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; halk, şunu
söylüyor: Hükûmet, enflasyon düştü diyor. Fakat, bu düşük enflasyondan
ben bir türlü faydalanamıyorum, benim satın alma gücüme yansımıyor.
Yani, çarşı pazara yansımıyor. Elbette yansımaz, çünkü, enflasyon
hesaplama yöntemi yanlıştır. İlgili ilgisiz 762 tane kalem enflasyon
hesaplamasında dikkate alınıyor. Oysa, o kadar fazla kalemi bir
araya getirmeye gerek yok. Sadece akaryakıt giderleri, temel gıda,
enerji giderleri, ulaşım giderleri, giyim ve kira giderleri gibi
temel kıstasları esas alırsak, çarşı pazar enflasyonu doğru çıkar. Ama,
siz, bu enflasyon hesaplamasına halkın hayatında bir kez dahi kullanmadığı
tel örgü, at nalı, kontak lens, keçiboynuzu, pinpon topu, sönmüş kireç
gibi unsurları eklerseniz, halkın enflasyonu ile hükûmetin enflasyonu
birbirini tutmaz. Bugün Türkiye'de iki tane enflasyon vardır: Bir,
halkın gerçek enflasyonu, ikincisi, Hükûmetin cici enflasyonu. Hükûmetin
cici enflasyonu, keçiboynuzu ve sönmüş kireç enflasyonudur. Halkın
gerçek enflasyonu ise, çarşı pazara yansıyan, temel gıdaya yansıyan,
kiralara yansıyan, mazota, gübreye yansıyan, ekmeğe, süte yansıyan
enflasyon oranıdır. Bu bakımdan, inanıyoruz ki, bu gerçek enflasyon
hesaplamaları yapılarak, maaşlardaki, temel gıdalardaki erimeler
giderilir ve halkın yaşam gücü esaslı bir şekilde artış yapılarak
iyileştirilir.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; tabii, gelir
bölümüne fazla süre kalmadı. Sadece gelirle ilgili olarak şunu
söyleyeceğim şu aşamada: Maliye Bakanımız, geçen sene "Ben yabancı-yerli
tanımam. Bütün menkul sermaye iratlarından, faiz gelirlerinden
yüzde 15 vergi alacağım." dedi. Kendisini kutladık, tebrik ettik,
gerçekten de olması gereken buydu. Ama, Maliye Bakanımızın erkekliği
ancak altı ay devam edebildi. Altı ay sonra, maalesef, bu sözünden
vazgeçti. Çünkü, yabancılara uygulanan faiz oranlarını sıfıra
indirdi, yerlilerden ise yüzde 10 almaya devam ediyor. Yani, altı
ay içerisinde geri dönüş olmuştur. İnanıyoruz ki, yerli-yabancı demeden
herkesten aynı oranda alınsın yahut da hiç kimseden alınmasın.
Bugün yıllık 4 milyar asgari ücret alan asgari ücretliden
yüzde 15 oranında vergi alıyoruz, ama, 2005 yılında 304 milyar, 2006
yılında 407 milyarlık faiz gelirlerinden vergi almıyoruz. Adalet
bunun neresinde, size sormak istiyorum. Yani, asgari ücretin yıllık
4 milyarından yüzde 15 vergi al, ama, bir faiz geliri elde eden kişinin
407 milyar lirasını vergi dışında tut. Bunun düzeltilmesi gerekiyor
ve asgari ücretten vergi alınmaması gerekiyor. Aslında, öyle bir
vaadiniz de vardı, maalesef, o vaadinizi yerine getiremediniz,
asgari ücretten vergi almaya devam ediyorsunuz.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; esnaflarımız
zor durumdadır. Özellikle istihdam üzerindeki yüzde 75'lere varan
aşırı yükler onları canından bezdirmiştir. Bunları ödeyemeyen esnafın
çoğu kepenklerini kapatmakta, geçen sene 2 milyon kişi, esnafımız
dükkânını kapatarak işine son vermiştir. Devam edenler de senet protestolarıyla
uğraşmaktadır. Örnek aldığınız 2002 yılında ayda 43.500 senet protesto
edilirken, bugün ayda 93 bin senet protesto edilmektedir. Yani, protesto
edilen senet sayısında yüzde 90, yüzde 100'ün üzerinde bir artış vardır.
Çiftçilerimizin durumu da iyi değildir. "Çiftçiler
vergi ödemiyor" diyenler yalan söylüyorlar, çünkü çiftçi kullandığı
mazotun üzerinden yüzde 70, gübrenin üzerinden yüzde 70, ilacın üzerinden
yüzde 70 vergi ödüyor. Ondan sonra, çiftçilere diyoruz ki: "Sen,
gel, Avrupa Birliği çiftçisiyle rekabet et." Nasıl rekabet edecek?
Avrupa Birliği ülkeleri, kendi çiftçilerine vergisiz temel ihtiyaç
maddelerini veriyor, gübresini veriyor, ilacını veriyor ve bir
de, ona, telafi edici "garanti fiyat" adı altında belli bir
fiyat veriyor. Türkiye'de ne bir garanti edici fiyat var… Üstüne üstlük,
çiftçiden bir de yüzde 70 oranında vergi alınıyor, bunun iadesi de
yapılmıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
MUHSİN KOÇYİĞİT (Devamla) - Sayın Başkanım,
herhâlde sürem yetmedi. İnşallah bundan sonraki bölümlerde, gerekirse
maddeler üzerinde açıklarız.
Sözlerime son verirken, 2007 yılı merkezî yönetim
bütçesinin başta Maliye Bakanlığı, ülkemiz ve tüm ulusumuza hayırlar
getirmesini diliyor, yüce Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Koçyiğit.
Anavatan Partisi Grubu adına ikinci konuşmacı,
Erzurum Milletvekili Sayın İbrahim Özdoğan. (Anavatan Partisi sıralarından
alkışlar)
Buyurun efendim.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN
(Erzurum) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım;
2007 yılı bütçesi Kamu İhale Kurumu ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
üzerinde Anavatan Partisi Grubunun fikirlerini, görüşlerini
açıklamak üzere huzurlarınızda buluyorum. Hepinize en derin saygılarımı
sunuyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, hükûmetler
ve hükûmettikleri dönemler, toplumlar üzerinde iz bırakırlar. Değerli
milletvekilleri, bir soru sorulsa ve denilse ki: "58'inci ve
59'uncu Cumhuriyet Hükûmetlerinin icraatlarına damgasını vuran
iz hangisi olmuştur?" Bu soruya verilecek cevaplar içinde en
vurucu olanı şu olacaktır ki, AK Parti Hükûmeti, cumhuriyet tarihimizin
en pervasız, en kontrolsüz, gözlerden uzak ve gizli kapaklı özelleştirmelerine
imza atmıştır.
Değerli arkadaşlar, özelleştirme öylesine
bir siyasi meseledir ki, bu konuda
istismar yapan ve kendini çok akıllı zannederek toplumu ve onun kurumlarını
baypas eden hiç kimse ve hiçbir parti, bunun sonuçlarından dolayı hesap
vermekten kaçamamıştır ve bundan sonra da kaçamayacaktır. Özelleştirme,
çünkü, bir ulusun ekonomik millî varlığının, doğru, açık, hesap verebilir
ve millî varlıkta stratejik kayıplara yol açmaktan şiddetle imtina
eden bir sorumluluk duygusunu gerektirmektedir. Ülke ekonomisini yönetmek
ticaret değildir. Ülke ekonomisi, şirketlerin el değiştirmesi değildir.
Ülke ekonomisi "babalar gibi satarım" bezirgânlığı ve devlet
terbiyesi görmemişliği de hiç değildir.
Kamuya ait birtakım varlıklarda özelleştirme olması
veya bazı alanların yabancı sermayeye açılması, üyesi olmaya çalıştığımız
Avrupa Birliğinin de serbest piyasa ekonomisi prensibi çerçevesinde,
elbette ki, iyi seçilmek ve anlamlı olmak kaydıyla mümkündür. Ancak,
yüce Meclisin değerli üyeleri, sizleri temin ederim ki, Avrupa Birliği
ülkelerinde, Türk Telekomun muadilleri olan ulusal telekomünikasyon
şirketlerini özelleştiren pek kimseyi bulamazsınız. Alman devleti
Alman telekomünikasyonunu asla satmaz, zarar etse de satmaz; zarar
ediyorsa ehlileştirir, reforme eder, yeni ekonomi yöntemleriyle
akılcılaştırır, yönetimi revize eder, yeni yönetimler bulur, ama
asla satmaz. Fransa, Fransa'nın millî telekomünikasyonunu da asla
satmaz. Telekomünikasyon alanında mevcut ulusal bir sistemi elden
çıkarmak ancak ve ancak bezirgân ve devlet olmak nedir, ülke olmak nedir
bilmeyenlere mahsus bir özelliktir, bu nedenle, çağımızda.
Değerli arkadaşlar, bezirgânlıkla devlet ve millet
olmanın arasındaki sınırı başka emsallerden izlemek isteyenlere
şimdi bir örnek vermek istiyorum: 2005 senesinde, Amerikan Pepsi Co
firması Fransız Danone şirketine talip oldu. Ermeni Soykırım Yasası'ndan
sonra çocuklarımıza veya torunlarımıza hâlâ bir Danone pudingi
alıyor muyuz bunu bilmem ama, Danone, birçok dünya ülkelerinde tüketicinin
tanıdığı bir süt mamulleri şirketidir.
Amerikan Pepsi Co firmasının Fransa'nın Danonesine
talip olması üzerine, Fransız Hükûmeti 2005'in Eylül ayında toplandı
ve belli stratejik Fransız markalarının korumaya alınması yönünde
siyasi bir adım atılmasına karar verdi.
Amerikan Pepsi Co firması Fransa'nın Danonesini
alsaydı, Fransız halkı fakirleşecek miydi? Asla. Amerikan Pepsi Co
firması Fransa'yı istila mı edecekti? Yine asla.
Ama, yüce Türk Meclisinin üyeleri, şunu demek istiyorum:
Bir ülkenin millî ekonomik varlıklarına sadece parasal faktörlerin
gözlüğüyle bakılamaz. Milletlerin ekonomik varlıkları, hem stratejik
olarak toplumsallığın maddi temeli ama hem de bir milletin duygu bütünlüğünün
özelliğinin temelidir. Milletinin ve devletinin adına saygı duyan
siyasetçiler, ekonomik varlıklarını her şeyden önce bu anlayışla
ele alır ve buna uygun davranırlar.
Yoksa, her şeyi satabiliriz. İstiyorsanız İstanbul
Boğazı köprülerini de satabiliriz, alanlar da işletmeyi bilir. Devlet
Demiryollarını da satabiliriz, bunları da alanlar elbette ki çok
iyi işletir, ama, o zaman, bir Türk milleti ve devletinden değil, başka
bir şeyden bahsetmek zorunda kalırsınız bir gün. Her hükûmet için, ekonomide
özelleştirmelerde verilecek veya verilmeyecek vizenin kıstası,
yukarıda anlatmaya çalıştığım duyguyu taşıyor olması veya olmamasında
gizlidir.
Değerli arkadaşlar, dünyadaki bütün özelleştirmeler
incelenmiştir. Şu inkâr edilemez bir şekilde görülmektedir ki, önce
serbestleşme olmadan özelleştirme olmaz. Serbestleşme de piyasada
rekabetin olması için yeterli değildir. Piyasa düzenini koruyabilecek
güçte düzenleyici bir kuruluş gereklidir. Türkiye'de serbestleşme
henüz tamamlanmamıştır. Serbest piyasa ekonomisinin işlerliğinin
önünü açmakta beceri gösteremeyen bu Hükûmet ise, özelleştirme adına
ülkenin temel stratejik kurumlarını elden çıkarmak yolunu seçmiştir
maalesef. Yabancı sermaye çekmekle meşgul olan Hükûmet, yabancı sermayeyi
yeni yatırım alanlarına değil, oluşmuş, birikmiş millî servet kaynaklarına
çekmeyi bir marifet saymıştır.
Bugün Türkiye'de, Türk Telekom gibi yeni bir sistemin
oluşması için lazım olan para en azından 25 milyar dolar civarındadır
değerli arkadaşlar. Oysa, Türk Telekom, stratejik bir varlıktı ve
iletişim ağları bir ülke ekonomisinin de sinir ağlarıdır. Bir ülkenin
bilgi toplumu stratejisinin ilk maddelerinden biri Telekom sektörü
hakkında olmak zorundadır. Bir ülke tüm yurttaşlarına, sadece büyük
şehirlere değil, ücra köylerine de kolay, ucuz iletişim imkânı sunmak
zorundadır. Telekom, doğal tekel tanımına uyan bir sektördür. Düzenleyici
yapı, doğal tekel olan kaynaklara rakiplerin kolay ve makul ücretle
erişimini sağlayarak, rekabetin yaşamasına şans vermelidir. Telekom
sektöründe yapılması gereken bu özelleştirme değil, serbestleşmenin
sağlanmasıydı oysaki. Serbest piyasa ekonomisini kamu mallarını
bezirgân gibi satmak gibi zanneden AK Parti Hükûmetinin bu toplumda
bıraktığı sadece bu bezirgânlık politikası değildir değerli arkadaşlarım.
Bakınız, örnek vermek istiyorum: Balıkesir'de
SEKA'dan başlayalım. Balıkesir SEKA kâğıt fabrikasının bu Hükûmet
tarafından açılan ihalesine bir tek firma katıldı. Bu bir tek firma
neydi, kimdi değerli arkadaşlar? Sayın Başbakanın dünürü Sadık Albayrak'ın
akrabası bir başka Albayrak.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, optiğe dikkatle
bakar mısınız lütfen. Türkiye adına istirham ediyorum, mutlaka bunu
beyninizde bir kontrol edin. Bir ülkede bir kamu malı ihaleye açılıyor,
bu ihalede bir tek talip var ve o talip, Sayın Başbakanın, dünürü tarafından
yakını.
ASIM AYKAN (Trabzon) - Hiç ilgisi yok.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bunda, hukuken bir
suç olması mı gerekli illa?
ASIM AYKAN (Trabzon) - Yanlış efendim, yanlış bilgi
veriyorsunuz.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bu, her türlü kanun
maddesinin ötesinde, siyasi etik açısından yeterince berbat bir optik
değil midir?
ASIM AYKAN (Trabzon) - İbrahim Bey, yanlış bilgi veriyorsunuz.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Ve değerli arkadaşlar,
bu ihale, Danıştay tarafından iptal edilmiştir.
ASIM AYKAN (Trabzon) - Yanlış bilgi veriyorsun İbrahim
Bey, yanlış.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Özelleştirme İdaresi
Başkanı, bu ihale nedeniyle, Hükûmetin vize vermemesine rağmen, Danıştay
Cumhuriyet Başsavcısının ısrarlı talebi üzerine yargılanmaktadır
ve başka bir pencere açıyorum, 59'uncu Cumhuriyet Hükûmetinden ve AK
Parti Bitlis Milletvekili Sayın Vahit Kiler'e ve Kiler Şirketler
Grubuna geliyorum.
AK Parti Bitlis Milletvekili Sayın Vahit Kiler'in
ve kardeşlerinin şirketi Atlas Alışveriş Hizmetler ve Gıda Sanayii
Ticaret Limitet Şirketi, özelleştirilmesinin üzerinden sekiz gün
geçtikten sonra Kütahya Şeker Fabrikasına ortak oldu. İhaleye girerek,
Kütahya Şeker Fabrikasının yüzde 56'sını 21,4 milyon dolara satın
alan Torunlar Gıda, Özelleştirme İdaresiyle sözleşme imzalandıktan
sekiz gün sonra hisselerinin yüzde 28'ini Kiler Grubuna ait şirkete
devretti. Bu bir Ali cambaz oyunu değil midir?
ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Yok…
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım,
AK Partili Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara'da yaşayan 370
bin aileye yardım paketleri dağıtmak için bir ihale açtı. İhaleyi kim
aldı? 28 trilyon 300 milyar liraya, AK Parti Bitlis Milletvekili Vahit
Kiler'in şirketi olan Kiler Grubu aldı.
Değerli arkadaşlar, hâlihazırda, TCK'da kanun
maddelerinin alanına girmese de, siyaset mevkisi ve gücünün para
ile bu kirli karışımına geçit verecek bir toplum ahlakı var mıdır? Bu
tablo bir gün sorgulanmayacak mıdır? AK Parti Hükûmeti, mensuplarının
kirli optiğinin yanı sıra, Türk yargısını çok meşgul eden hükûmet olarak
da anılacaktır hep.
Bugün 24 Aralık Pazar ve bu Hükûmet son yargı kararını
22 Aralık Cuma günü aldı. Danıştay, 22 Aralık Cuma günü TCDD'ye ait İskenderun
Limanı'nın otuz altı yıl özelleştirilmesi amacıyla ihaleye çıkarılmasına
ilişkin karar ve ihaleyi sonuçlandıran ihale komisyonu kararını
iptal etti. Bu Hükûmetin aldığı ihale kararları yargının çeperine
bu kadar sıklıkla çarpıyorsa, o Hükûmetin siyasi kararlarının da
çarpması gereken toplumsal ve siyasi bir çeperin de olmaması asla
ve katiyetle düşünülemez, değerli arkadaşlarım.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, özelleştirmelerden
ve AK Parti Hükûmetinden söz edip de, Sayın Recep Erdoğan 3 Kasım 2002
seçimlerine katılamayınca, yerine koyduğu ve bunun üzerine yıllardır
yüzünden eksik olmayan sakalını bir gecede kesen Maliye Bakanı
Kemal Unakıtan'dan bahsetmemek asla olmaz.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Ayıp değil mi yani?
ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Nelerle uğraşıyorsun
ya!
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Uğraşacak başka bir
şey bulamadın, bunlara mı taktın?
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - "Babalar gibi
satarım." sözünün şerefini alnında taşımakta olan Maliye Bakanımızın
oğlu Abdullah Unakıtan adına kurduğu AB Gıda Şirketi, babası Bakan
olduktan sonra hızla para kazanmaya başladı. Birinci hamle 2003 yılında
gerçekleşti. Oğul Unakıtan 4.400 ton mısır getirtti dışarıdan. Bu sırada
gümrük vergisi yüzde 20'ydi. Oğul Unakıtan mısır aldıktan dört gün sonra
gümrük vergisi önce yüzde 45'e, sonra yüzde 70'e yükseltildi. Böylece,
gümrük vergisinde Abdullah Unakıtan yüzde 50 dolayında bir avantaj
sağlamış oldu. Ne güzel bir tesadüf değil mi? Diyelim ki, bu iş tesadüf,
fakat, başkaları da var. Abdullah Unakıtan, sıvı yumurta diye bir
yumurta icat etti ve işe bakın ki, bu yumurtaların reklamı televizyonlara
girince, daha önce yüzde 18 olan katma değer vergisi yüzde 8'e düşürüldü.
Her şeyin sıvısı yüzde 18'de kaldı, ama, Unakıtan'ın oğlu Abdullah
Bey'in imal ettiği sıvı yumurta yüzde 8'e indi. Toplumda bunlardan
bahsedilmeye başlanınca da Kemal Bey'in koruyucusu Sayın Başbakan
Erdoğan öfkeleniyor ve bunu ele alanlara "edepsizler" diye
konuşuyor. AK Partili milletvekillerine de "Kemal Bey'e sahip
çıkın." diye emir veriyor.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Kemal Abi, Kemal Abi'si o!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Galataport ihalesini
alan ve bu Hükûmet zamanında Türk kamuoyunun en çok tanıdığı simalar
arasına giren Sami Ofer'le olan hikâyesi ise hiç silinmeyecek izler
hanesinde bulunuyor Sayın Maliye Bakanının. Eski bir başbakanı
ihaleye katılacak kişilerle ihaleden bir gün önce görüşmesi sebebiyle
Yüce Divana yollayan AK Parti Hükûmetine mensup Sayın Maliye Bakanı,
Galataport ihalesini alan Sami Ofer'le ihaleden altı ay önce görüşüyor.
Sizce ne görüşüyorlardı sayın milletvekili arkadaşlarım? Geyik
muhabbeti mi yapıyorlardı? Mesela, birlikte İstanbul'un mehtaplı
bir gecesinde gökyüzündeki kutup yıldızlarına bakıp "ah azizim,
şu şehrin güzelliğine bak" mı diyorlardı birbirlerine?
BAYRAM
ALİ MERAL (Ankara) - Aslan hemşehrim.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bu mesele, derinlikli
bir siyasi hesaplaşmanın meselesi olmaya bu oturumdan sonra da elbette
devam edecektir.
Bu anlattıklarım, değerli arkadaşlarım, sadece
örnektir.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Erzurum seninle gurur
duyuyor, Erzurum.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bu Hükûmetin icracı
bakanlarının çoğu, yakın gelecekte elbette ki millet namına Yüce
Divanda yargılanacaklardır. Hatta, bu mesele öyle bir meseledir ki Hükûmetin
neredeyse…
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Biraz yüzünüz kızarsın,
Allah aşkına! Niye gülüyorsunuz!
ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Aynaya bak, sen kendine
bak!
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Siz kendinize bakın!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Hatta, arkadaşlar,
bu mesele öyle bir meselesidir ki Hükûmetin neredeyse resmî yayın
organı konumunda olan bir gazetenin köşe yazarlarından Sayın Fehmi
Koru, bakın, bu Hükûmeti özelleştirmeler konusunda nasıl uyarmıştır?
Bakın, Fehmi Koru'dan alıntılar yapıyorum. Fehmi Koru şöyle anlatıyor:
"Özelleştirmeye bütünüyle karşı, ya da satılan malla çıkar
ilişkisi bulunan kişilerin konuya olumsuz yaklaşımları işitmezden
gelinebilir. Ancak, bazı görüşleri ön yargıyla geçersiz saymak,
ya da her eleştiriye bir kulp takmak da doğru değildir." Devam ediyor
Sayın Fehmi Koru: "Galataport ihalesine bu açıdan yaklaştığımızda,
toplumu rahatsız edecek pek çok özellikle karşılaşabiliyoruz. Rahmi
Koç'a, 'Ödeme planının bu kadar uzun vadeli olduğunu bilseydik, grup
olarak biz de katılırdık' dedirten ihale şartlarındaki belirsizlik
olağanüstü dikkat çekici." diyor Fehmi Koru ve Fehmi Koru devam
ediyor değerli arkadaşlar: "Kamu malının üzerine titremek ve
yapılan tasarrufların 'şaibesiz' olmasına titizlenmek çoktandır
hasret kaldığımız özellikler. Geçen dönemlerde yapılan ihalelere
fesat karıştırdıkları iddiasıyla şu anda Yüce Divanda bir başbakan
ve birkaç bakan yargılanmıyor mu?" diyor Sayın Fehmi Koru.
Değerli arkadaşlar, içinden alıntılar yaptığım
Sayın Fehmi Koru'nun bu yazısı, bu Hükûmete en yakınları eliyle yapılmış
bir Yüce Divan uyarısından başka bir şey değildir. En yakınlarından
Yüce Divan uyarısı alan bu Hükûmetin, uğraştığı kurumlardan birisi
de Kamu İhale Kurumudur. Kamu İhale Kurumunu ihaleleri zorlaştırıcı
mekanizmalar oluşturmakla ve hakikate hiç uymayan bir şekilde,
ihalelerde sadece fiyatı dikkate almak, kaliteye önem atfetmemekle
suçlayan bu Hükûmetin Hatay'daki yolsuzlukları aklayan organlarının
yüzünü kızartan Kamu İhale Kurumu olmuştur.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Bak bak, burada yazıyor…
Ezbere konuşma!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Hatay'da gerçekleşmiş
ihalelerin ağırlıklı kısmında usulsüzlük saptayan Kamu İhale Kurumu,
aynı zamanda, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından açılan okul ihalelerindeki
usulsüzlükleri 2005'in Kasım ayında belgeleyen kuruluşumuz, bir
önemli kuruluşumuz olmuştur. Kamu İhale Kurumunun bu tespiti ve
Başbakanlığa gönderdiği rapor, Hükûmet tarafından sümen altı edilmiş
ve 2005'in Kasım ayından beri bu konuda hiçbir netice alınmamıştır.
Değerli arkadaşlarım, sözlerimi birazdan bitireceğim.
Yalnız, şunun altını çizmek isterim ki, bir hükûmetin özelleştirmeler
konusunda doğru bir çizgiye sahip olması için, önce bir damarının
olması gerekir. Bu Hükûmette olmayan işte bu damardır. Bu Hükûmetin
ar damarı çatlamıştır. Ülke damarı, ülke için akan damardır. Yani, buna
ne denir? Millî damar denir.
MEHMET CEYLAN (Karabük) - Yazıklar olsun!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Yazıklar olsun yetimin
hakkını yiyene! (Anavatan Partisi ve CHP sıralarından alkışlar)
Yazıklar olsun yetimin hakkını yiyerek cehennem ateşine gidecek
olanlara! Ben bunun için uğraşıyorum.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Cayır cayır yanacaklar.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bu Hükûmet yetmiş dokuz
ülkeden et ithalatı yapan bir hükûmettir.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Hepsi cehennemde yanacak.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Avrupalı ülke halkları
bırakın yetmiş dokuz ülkeden et ithal etmeyi, komşu ülkelerden gelen
domuz etini dahi yemezler.
MEHMET
CEYLAN (Karabük) - Yazıklar olsun! Yazıklar olsun!
İBRAHİM
ÖZDOĞAN (Devamla) - O nedenle, Almanya, Fransa gibi ülkelerdeki
marketler et satışı promosyonlarında bu Fransa'nın domuz eti veya
bu Almanya'nın domuz eti şeklinde reklam yaparlar arkadaşlar, çünkü,
et aynı zamanda ulusal bir tadın adıdır, çünkü, yemek yemek ve et yemek
de bir ülkeye ait olmanın adı ve duygusudur aynı zamanda değerli arkadaşlar.
Allah bu duyguyu bizdeki Hükûmete de nasip etsin diyerek, sözlerimi
tamamlamadan önce birkaç hususa daha değinmek istiyorum değerli
arkadaşlarım.
Maalesef
dördüncü seneyi geçtik bu Hükûmet döneminde, hâlâ Sayın Maliye Bakanı
yerinde oturmaktadır.
MEDENİ YILMAZ (Muş) - Nereye gidecek?
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Sebebi nedir? Sebebi
Sayın Başbakandır. Çünkü, atalarımız bir şey demişlerdir: "Söyle
arkadaşını ne olduğunu söyleyeyim." değerli arkadaşlar.
MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Niye sen AK Partiden geldin?
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Ey aziz milletim, ey
aziz milletimin fertleri…
RECEP GARİP (Adana) - Erzurum'a nasıl gidiyorsun,
Erzurum'a?
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - …Sayın Kemal Unakıtan
siyasete sakalını keserek adım attı.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Ayıp, ayıp!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Kestiği naylon faturaların
hesabı kapanmadan Maliye Bakanı oldu. Bakanlığını ilgilendiren
her kanuna kendisi veya yakınlarıyla ilgili bir madde sıkıştırmayla
ünlendi. "Her şeyi satarım.", "Sattıysam ben sattım. Ne
var bunda?", "Bizim çocuklar ne yesin?" gibi veciz sözleri
ve özel aflarıyla kısa zamanda AK Partinin sembolü hâline geldi.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Çocukları mısır yiyor, mısır.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Patlamış mısır
yiyor.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Ofer görüşmelerindeki
hüneriyle ününe ün kattı. Sayın Başbakanın "Kemal Abi'si"
tam da namına uygun olarak korunup kollandı.
Sayın Kemal Unakıtan, kaçak villaları, oğluna
kurdurduğu şirketler ve bu şirketlere sağlanan özel vergi indirimleri
bu koruma ve kollamanın doğal tezahürleri sayıldı, çok ciddi sözleri
bile espri sayılıp gülüşmelere neden oldu. Bakanlık göreviyle ilgili
ülke ve millet faydasına tek bir kelamı duyulmamış, tek bir icraatına
rastlanmamıştır, ama muhterem eşleri hanımefendiyle diyalogları,
duygusal anları ve romantik görüntüleri çok takdir topladı.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Ayıp ediyorsun ya!
MEHMET CEYLAN (Karabük) - Karıştırma… Yakışmıyor
sana, yakışmıyor!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Ne yapalım, kabahat
Sayın Başbakandadır değerli arkadaşlar.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Utan, utan! Hanımları
da soktun…
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Asıl sen utan ve Allah'tan
kork.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Sen utan!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Asıl sen utan ve Allah'tan
kork.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Sen utan!
BAŞKAN - Sayın Özdoğan…
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Çünkü, yetimin hakkının
yenilmesine, orada oturduğun için sebep oluyorsun.
BAŞKAN - Sayın Özdoğan, siz Genel Kurula hitap
edin.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Hanımlar üzerinden
siyaset yapıyorsun, ayıp sana ayıp!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Ben seni hiç kale bile
almıyorum.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Ayıp, ayıp!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Ayıptır. Bir de Sayıştaydan
geliyorsun.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Ayıp! Utanmaz!
BAŞKAN - Sayın Poyraz, lütfen müdahale etmeyin.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bilmiyor musun, bu
ülkede usulsüzlük ve yolsuzluk olduğunu sen bilmiyor musun?
BAŞKAN - Sayın Özdoğan…
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Hayır, konuşma! Bak,
bak, bak…
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Sayıştaycı değil misin
sen?
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Al bak. Al, al, al!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Utan! Allah'tan kork.
BAŞKAN - Sayın Özdoğan, Genel Kurula hitap edin.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Al, al, al, al, al.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bir de namazını kılıyorsun.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Al, al.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Yazıklar olsun, yetimin
malını korumayan namaz kalanlara!
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Dava burada!
BAŞKAN - Sayın Poyraz, lütfen oturun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Yazıklar olsun!
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Burada, al, al.
BAŞKAN - Lütfen oturun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Utanın ve Allah'tan
korkun.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Bak, Süleyman Sarıbaş…
Dava açan Süleyman Sarıbaş, bak!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Çılgın ateşe gireceksiniz
yetim hakkını yediğiniz için.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Al…
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Dinle… Dinle…
Cehenneme… Cehenneme… Cehennem ateşine!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (Anavatan Partisi ve CHP sıralarından alkışlar, AK
Parti sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Özdoğan.
Gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.
Şimdi, şahıslar adına konuşma talebi var.
Lehte olmak üzere, Adana milletvekili Sayın Recep
Garip. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz on dakika.
RECEP GARİP (Adana) - Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım;
Maliye Bakanlığının 2007 yılı bütçesinin geneli üzerinde konuşma
yapmak üzere söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime, Türk dünyasının önemli isimlerinden
Türkmenbaşı'nın vefatı dolayısıyla bütün Türk dünyasına başsağlığı
dileyerek başlamak istiyorum.
Benden önceki konuşmacının üslubunu tasvip etmediğimi,
cevap vermeye bile gerek duymadığımı belirtiyorum. Kervan yola
devam ediyor değerli arkadaşlar. (AK Parti sıralarından alkışlar)
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Yazıklar olsun sana!
RECEP GARİP (Devamla) - Kervan yola devam ediyor.
Hizmetleri, er ya da geç öğrenecek ve göreceksiniz. Anadolu Türkiye'si
yapılan hizmetleri görüyor.
Öncelikle belirtmek isterim ki, mali ve ekonomik
politikalarda başarılı olmak için gerekli olan en önemli unsur güven
ve istikrardır. 3 Kasım 2002'den bu yana Hükûmetimiz, halkımız nezdinde
bu güven ve istikrarı sağlamış, ülkemizi bugüne taşımıştır, aynı
anlayışla aydınlık yarınlara taşımaya da devam etmektedir. Sosyal,
ekonomik ve hukuksal alanlarda gerçekleştirilen yapısal değişiklikler
de bu sürecin bir sonucudur. Yine, bu istikrar sayesindedir ki, ülkemizin
dünya üzerindeki nüfuzu ve stratejik önemi, bir kez daha, güçlü bir
şekilde ortaya konmuştur.
Bütçesini görüşmekte olduğumuz Maliye Bakanlığı,
maliye politikasının hazırlanmasında ve uygulanmasında çok
önemli görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Maliye Bakanlığımızın
bu alanda göstermiş olduğu performans ve yakaladığı başarı, ekonomik
verilerin pozitif bir görüntüye kavuşmasında çok önemli roller
üstlenmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidarımızın
dört yıl boyunca ekonomik göstergelerinin olumluya gidişine hepimiz
şahit olduk. Enflasyondan cari açığa, büyüme hızına, faizlerin
düşmesinden iç ve dış borçlanmanın azalmasına kadar birçok alanda
pozitif gelişmeler yaşanmıştır. Tüm bunları görmezden gelmek, siyasi
bir zaaftır. Ama, halkımız, iktidarımız döneminde yapılan çalışmaları
yakından görmekte ve takdir etmektedir. Mali disiplinin taviz verilmeksizin
uygulanması sonucunda ise, bütçe açıklarında elde edilen başarılar
ortaya konulmuştur.
Bütçe açıkları, tüm ekonomik felaketlerin sebebi
olan enflasyonun en önemli nedenidir. Eğer, bir ülkenin bütçesi uluslararası
standartların ötesinde açık veriyorsa, bu ülkenin ekonomisinin düzelmesi
mümkün değildir. Bu bilinçle hareket eden Hükûmetimiz, 2002 yılında
-gayrisafi millî hasıla- yüzde 14,6 oranlarında aldığı bütçe açığını,
2005 yılında yüzde 1,7'ye düşürmüştür. 2006 yılında ise, elimizdeki
son veriler olan kasım ayına, göre bütçe fazla vermiştir.
Çok değerli arkadaşlar, 2006 yılı bütçesinde bütçe
açığının gayrisafi millî hasılaya oranı yüzde 2,6 olarak hedeflenmişken,
gerçekleşmenin, yaklaşık, yüzde 0,5 olması beklenmektedir. Bunları
görmenizde, bunları bilmenizde yarar görmekteyim.
Biz, bizden öncekiler gibi, milletimizin bizlere
emaneti olan bütçeyi hayalî yatırımlarda kullanmadık; emanetlere
sahip çıktık, doğru yatırımlarla verimli sonuçları kısa sürede
aldık, yatırımlarda sürekli özelleştirmeyi özendirdik. Bakınız,
bu sayede, önümüzdeki üç beş yıl içerisinde kurulacak olan yüzlerce
yeni baraj, sanayimize ve ülke ekonomimize çok ciddi noktada güç
katacaktır.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Adana'daki Tekel ne
olacak?
RECEP GARİP (Devamla) - Bu, ülkemiz ve milletimiz
adına, son derece memnuniyet verici bir durumdur.
Değerli arkadaşlar, bu, çok önemli ve altı çizilmesi
gereken bir başarıdır. Ekonomi çevreleri çok iyi bilirler ki, bu gelinen
nokta… Dört sene önce, belki, hayal bile edilemeyen bir noktaya Türkiye
geldiği için, şu anda, TÜSİAD gibi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
gibi önemli kuruluşlar, seçimlerin zamanında yapılması konusunda
ısrarla açıklamalar yapmaktadır. Bunun, dikkatle kayıtlara düşülmesini
arz ediyorum.
Bütçe politikalarında başarıya ulaşılması,
makroekonomik göstergelerde dikkate değer iyileşmelerin gerçekleşmesini
de sağlamış, ekonomi, düşük enflasyon-yüksek büyüme ortamına girmiş,
kamu borç stoğunun azaltılması ve faiz oranlarının düşürülmesi yönünde,
dört yıllık süreçte, önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu başarının
arkasında, bugün bütçesini görüştüğümüz Maliye Bakanlığının
çok önemli fonksiyonları olduğunu, konuşmamın başında söylemiştim.
Maliye Bakanlığının bu alandaki uygulamalarına baktığımız zaman,
bir taraftan harcama disiplininin, diğer taraftan da gelir artışının
sağlandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kamu idarelerinin yaptığı
harcamaları kontrol altında tutmak için, harcama programlarından
taviz vermeksizin yaptığı etkili mücadeleyi hepimiz biliyor ve
takdir ediyoruz. Bu kapsamda, devletin istihdam edeceği, yani açıktan
atama yapacağı kadrolu personel sayısının da bütçe kanunlarında
sınırlandırılması olumlu bir gelişmedir. Hükûmetimiz döneminde,
asla, ihtiyaç fazlası personel istihdamı yoluna gidilmemiş ve popülizm
yapılmamıştır.
Bütçe açığını etkileyen diğer unsur, gelirlerdir.
Konsolide bütçe gelirleri 2002 yılında 70 milyar yeni Türk lirası
iken, 2007 yılı bütçesinde bu rakam 172 milyar yeni Türk lirasıdır. Bu
açıdan bakıldığı zaman da, gelirlerin, 2002-2007 yılları arasında
2,5 kat arttığı açıkça görülmektedir. Bu artışta, kayıt dışı ekonomiyle
yapılan mücadele, veri ambarı uygulamasıyla yapılan çapraz kontroller
ve gelir idaresinin daha etkin bir yapıya kavuşturulmasının da etkisi
olmuştur. Aynı zamanda, vergi mevzuatında yapılan gerek oran düzenlemeleri
gerekse sadeleştirme çalışmaları da bu başarının ardındaki önemli
sebeplerdendir. Bakınız, bu sayede, Türkiye ekonomisi, 2003-2005
döneminde, yılda, ortalama 7,8 oranında büyümüştür.
Çok değerli arkadaşlar, kamu mali yönetiminde
2006 yılı özel bir öneme sahiptir. Seksen yıldır uygulanmakta olan eski
mali sistem kaldırılmış, 2006 yılı başından itibaren yeni mali sistem
yürürlüğe girmiştir. Yeni mali sistem, stratejik planlama, performans
esaslı bütçeleme, çok yıllı bütçeleme, iç kontrol ve iç denetim gibi
modern mali sistem uygulamalarını sistemimize dâhil etmiştir. Bunun
yanında, bütçenin kapsamı genişletilmiş, harcama yetkililiği müessesesi
oluşturulmuştur. Maliye Bakanlığının diğer kamu kurumlarından
biri olan bütçe daire başkanlıkları kaldırılarak, yerine, idarelere
bağlı olarak strateji geliştirme birimleri kurulmuştur.
Kısaca ana hatlarını çizdiğim yeni mali sistemin
tam olarak uygulanabilmesi için, Maliye Bakanlığı, binlerce kamu
görevlisine eğitim vermiş ve bu alanda oluşabilecek sıkıntıları
derhâl çözmek üzere gerekli tedbirleri aldığını, 2006 yılını da başarılı
bir şekilde tamamladığını görmekteyiz.
Burada, Saygıdeğer Bakanımızın şahsında, emeği
geçen tüm Maliye personeline, katkılarından ve başarılı çalışmalarından
dolayı kalbî teşekkürlerimi arz ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığın
bir diğer önemli çalışması da, kendi hesabını bilen bir devlet olma
yolunda yaptığı ve mahalli idareleri de kapsayan bir veri sistemini,
Say2000'i sürekli geliştirmesidir. Bu kapsamda, önümüzdeki yıl, tüm
kamuyu kapsayan raporlara ulaşma imkânını elde etmiş olacağız. E-devlet
kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığının uyguladığı e-beyanname
de, vatandaşımızı fevkalade rahatlatan, vatandaş odaklı devletin
en iyi uygulamalarından birisidir. Bu sayede, vatandaş, vergi dairelerinde
kuyrukta beklemekten kurtarılmış, İnternet ortamında, istediği
yerden beyanname verme imkânına kavuşturulmuştur.
Çok değerli arkadaşlar, bir diğer e-devlet uygulaması
olan e-bütçe sayesinde, merkezî yönetim kapsamında yer alan idareler
ile Bakanlık arasında kesintisiz iletişim sağlanarak, birçok yazışmanın
yerini elektronik haberleşme almış ve bu sayede önemli tasarruflar
sağlanmıştır.
Diğer taraftan, Maliye Bakanlığının görevlerinden
birisi de, devlet hukuk danışmanlığı ile muhakemat hizmetlerini
yerine getirmektir. Gerçekten, bu konuda, Bakanlığın merkez birimlerinden
biri olan Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü, hukuki
alanda devletimizin haklarını muhafaza etmekte daha aktif roller
üstlenmiştir, Bakanlığın bu yöndeki çalışmalarına da rehberlik
ettiğini görmekteyiz.
Çok değerli arkadaşlar, sözlerimi burada tamamlarken,
Maliye Bakanlığının yapmış olduğu başarılı çalışmalara bundan
sonraki yıllarda da devam etmesi dileğiyle, Bakanlık bütçesinin
lehinde oy kullanacağımı ve bütçenin, ülkemize ve milletimize
hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinize sevgiler ve saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Garip.
Sayın milletvekilleri, Hükûmetin söz isteği var.
Ancak, Sayın Hükûmete söz vermeden önce, Bitlis Milletvekili Sayın
Vahit Kiler, Başkanlığa yazılı müracaatta bulunarak, biraz önce
Anavatan Partisi Grubu adına konuşan Erzurum Milletvekili Sayın
İbrahim Özdoğan'ın, isminden açıkça bahsetmek suretiyle kendisine
sataştığı ve doğru olmayan beyanlarda bulunduğu, bu nedenle,
69'uncu maddeye göre açıklama yapmak istediğini bildirmiştir. Kendisine,
69'a göre söz vereceğim, kısa ve öz bir şekilde açıklamasını yapması
için. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Buyurun efendim.
III. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Bitlis Milletvekili Vahit Kiler'in, Erzurum Milletvekili
İbrahim Özdoğan'ın, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle
konuşması
VAHİT KİLER (Bitlis) - Sayın Başkanım, teşekkür
ediyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, öncelikle
hepinizi, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce, dışarıda olduğum bir anda, bir milletvekilimizin,
şahsım hakkında ve aile şirketimiz hakkında, çok çirkin, ağza alınmayacak
şekilde, -hele hele, o şahıs, milletvekiliyle ilgili baktığımız
zaman, hiçbir zaman onun konuşmaması gereken konuları konuşan milletvekilimiz
hakkında- şirketimiz hakkında konuşmalarından dolayı söz aldım.
Şimdi, üç sene önceki bir özelleştirmeyle ilgili,
şirketimiz hakkında konuşuyor. Evet, üç sene önce Kütahya Şeker
Fabrikası özelleşti. Kiler AŞ de -bir aile şirketimiz- en doğal hakkı
olarak bu özelleştirmeye katılan bir şirketti. Ali Cengiz oyunuyla
burası alınmadı. Bugün, Kiler AŞ, Türkiye genelinde 130 mağazasıyla,
5 bin kişinin üzerinde çalışanıyla, Türkiye…
HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, reklama giriyor
bu, Sayın Başkan.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Ayıp olmuyor mu!
VAHİT KİLER (Devamla) - Hayır, Kiler AŞ'nin reklama
ihtiyacı yok. Bir saniye dinlerseniz…(CHP sıralarından gürültüler)
Daha önce de çünkü…
BAŞKAN - Siz Genel Kurula hitap edin efendim.
VAHİT KİLER (Devamla) - Daha önce de aslı astarı
olmayan konularla ilgili bu kürsüye getirdiniz. Ben de açıklama
yapacağım. Daha önce de başkaları konuştu.
BAŞKAN - Efendim, sürenizi kaybetmeyin siz, açıklayın.
VAHİT KİLER (Devamla) - Ben cevap vermedim. Ama,
bugün, bu cevap hakkım, artık, şart olmuştur. Üç sene önceki bir özelleştirme
ihalesiyle ilgili Meclis kürsüsüne getiriliyor.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Milletvekili olarak senin
özelleştirmeye girmen…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Bakan cevap versin
buna.
VAHİT KİLER (Devamla) - Bu yüce Meclisin çatısı
altında, bu konuları gündeme getirmeyi çok doğru bulmuyorum, ama,
bugün, artık, hele hele dışarıda olduğum bir saatte bunun gündeme
gelmesi beni çok üzdü.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Bakan cevap verir
buna.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - İçeride olman lazımdı.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - İçeride olman lazım, niye
dışarıdaydın?
VAHİT KİLER (Devamla) - Bir susarsanız… Bir dinlerseniz…
BAŞKAN - Efendim, siz Genel Kurula hitap edin.
VAHİT KİLER (Devamla) - Kütahya Şeker Fabrikasının
ihalesi, bütün Türkiye'nin gözü önünde yapılan bir ihale. Buna Kiler
AŞ de katılmıştı, bağlı şirketiyle katılmıştı. Bugün… (CHP sıralarından
"İhalenin şartları nasıldı?" sesleri) Şartları… Kiler AŞ
kazanamamış, Torunlar AŞ kazanmıştır ihaleyi. Daha sonra, yirmi
beş yıllık bir tanışıklığın sonunda, gelmiş, aynı gıda işi yapan iki
firma olduğu için, bizim şirketimize de, benim kardeşlerime teklif
etmiştir ve birliktelik sağlanmıştır.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Bu kadar parayı nereden
buldunuz? Kaç yaşından beri çalışıyorsun sen?
VAHİT KİLER (Devamla) - Şuraya tekrar gelmek istiyorum.
Eğer, Kiler AŞ… Torunlar Gıda bu ihaleyi almasaydı, Kütahya Şeker
Fabrikası 6 milyon dolar daha ucuza satılacaktı.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Ne kadar vergi ödüyorsunuz,
onu da söyle.
VAHİT KİLER (Devamla) - Ama, sizin…
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Bu şirket, ne zaman bu kadar
büyüdü?
VAHİT KİLER (Devamla) - Yahu, bir susun, dinleyin!
Bir dinlemesini öğrenin! (CHP sıralarından gürültüler)
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Hikâye anlatıyorsun, ne
dinlemesi.
VAHİT KİLER (Devamla) - Konuyu gündeme getiren,
hele hele bu konuyu gündeme getiren milletvekili dört sene içinde
üç parti gezip üç partiyi dolaşan milletvekili ise, ben bunu çok ahlaklı
bulmuyorum. (CHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Sayın Kiler, siz kendi konunuzu anlatın,
lütfen.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Senin yüzün kızaracağına,
çıkıp reklam yapıyorsunuz.
ATİLA EMEK (Antalya) - Milletvekili bu işlerle
uğraşmaz.
VAHİT KİLER (Devamla) - Sermaye düşmanlığını bırakın.
Bugün, yirmi beş yıllık bir şirket…
ATİLA EMEK (Antalya) - Olmaz böyle bir şey!
VAHİT KİLER (Devamla) - …aileden birisi milletvekili
oldu diye, herhâlde, 5 bin kişiyi kapı dışarı yapıp bütün ticaretini
bitiremez. Sermaye düşmanlığına… (CHP sıralarından gürültüler)
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Milletvekili bunu
yapabilir mi?
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Ayıp, ayıp, yüzün kızarmıyor!
VAHİT KİLER (Devamla) - Ayıp size…
BAŞKAN - Sayın Eraslan, yani, sizin yaptığınız da
çok hoş bir şey değil, ayağa kalkarak…
VAHİT KİLER (Devamla) - Benim yaptığım ayıpsa, senin
yaptığın terbiyesizlik. Dinlemesini öğren önce. (CHP sıralarından
gürültüler)
BAŞKAN - Lütfen, Sayın Kiler… Lütfen anlatın.
VAHİT KİLER (Devamla) - Sayın Başkanım, bir müdahale
ederseniz, ben…
BAŞKAN - Efendim, siz de Genel Kurula hitap edin Sayın
Kiler.
VAHİT KİLER (Devamla) - Hayır, ama…
Bugün yirmi beş yıllık… Bakınız, yirmi beş yıllık
ticari hayatımız boyunca en ufak bir kamu işiyle hiçbir zaman işimiz
olmamıştır.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Yirmi beş yılda, ne kadar
vergi ödedin?
VAHİT KİLER (Devamla) - Hele hele dört yılda üç
parti gezen bir milletvekilinin bizim aile şirketimizi ağzına alması
hiçbir zaman mümkün değildir. Gelip laf etmesi… (CHP sıralarından
gürültüler) Laf da edemez.
RASİM ÇAKIR (Edirne) - Sade o değil, bütün Türkiye
bunu konuşuyor, bütün Türkiye!
VAHİT KİLER (Devamla) - Ben, 5 bin kişi çalışan
bir şirkete laf edenin de alnını karışlarım. Bulsunlar, herhangi
bir… Herhangi bir… (CHP sıralarından gürültüler)
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Hisselerinizi kayyuma
devrettiniz mi? Kayyuma devrettiniz mi hisseleri?
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Ne kadar vergi verdin sen,
onu söyle.
VAHİT KİLER (Devamla) - Bırakın şimdi. (CHP sıralarından gürültüler)
Bakınız, hele hele…
BAŞKAN - Sayın Kiler, siz açıklamanızı yaptınız…
VAHİT KİLER (Devamla) - Hayır, Sayın Başkanım, bakınız,
şimdi…
BAŞKAN - Süreniz doldu zaten. Bakın efendim, siz
açıklamanızı yaptınız. Anlattığının yanlış olduğunu, şeffaf bir
şekilde, yasalar içerisinde gereğinin yapıldığını söylediniz.
Ben, teşekkür ediyorum efendim size.
VAHİT KİLER (Devamla) - Sayın Başkanım, müsaade
ederseniz…
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
VAHİT KİLER (Devamla) - Sayın Başkanım, bir dakika
müsaade ederseniz.
BAŞKAN - Efendim, gereği kadar süre verdim zaten.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Bakana düşer bu
açıklama, milletvekiline düşmez.
VAHİT KİLER (Devamla) - Şimdi, burada, zamanımın
yarısını…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, "terbiyesiz"
diye hakaretamiz sözler söyledi.
BAŞKAN - Sayın Eraslan, lütfen, siz oturun.
ORHAN
ERASLAN (Niğde) - 69'a göre söz istiyorum.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - "Terbiyesiz"
dedi adama ya!
BAŞKAN - Sizi ne ilgilendiriyor efendim? (CHP sıralarından
gürültüler)
Oturun efendim lütfen yerinize.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - "Terbiyesiz"
dedi adama yahu!
BAŞKAN - Efendim, son teşekkür cümlenizi söyler
misiniz.
VAHİT KİLER (Devamla) - Sayın Başkanım, bakınız…
BAŞKAN - Efendim, son teşekkür cümlenizi söyler
misiniz.
VAHİT KİLER (Devamla) - Sayın Başkanım, ayrılıyorum,
son bir cümle söyleyeceğim.
Hele hele buraya gelip konuşan zatın, Sayın Başbakanın
adını ağzına alması, şirketimizin adını ağzına alması için, önce
gidip ağzını çok iyi çalkalayıp yıkayıp öyle gelmesi lazım.
Hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun. (AK Parti
sıralarından alkışlar CHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kiler.
Sayın milletvekilleri…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan…
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - "Terbiyesiz"
dedi.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, 69'a göre söz
istiyorum efendim.
BAŞKAN - Efendim?
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Hakaretamiz söz sarf etti.
NAİL KAMACI (Antalya) - "Ağzını çalkala"
ne demek yahu!
BAŞKAN - Kime söz sarf etti?
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Bana efendim.
BAŞKAN - Zabıtlar gelsin karar veririm.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Olur mu Başkan!
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Hep beraber dinledik efendim.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Ankara) - Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Hükûmetin söz isteği
var.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Ne demek ağzını
çalkala!
NAİL KAMACI (Antalya) - Sayın Başkan, siz
"terbiyesiz" kelimesini duydunuz! (AK Parti ve CHP sıralarından
karşılıklı laf atmalar)
II. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
1.- 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2005 Mali
Yılı Genel ve Katma Bütçeye Dahil Daireler ve İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarıları
(1/1252; 1/1236, 3/1139; 1/1237, 3/1140) (S.Sayısı: 1269, 1270, 1271) (Devam)
A) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)
1.- Maliye Bakanlığı 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Maliye Bakanlığı 2005 Mali
Yılı Kesinhesabı
B) KAMU İHALE KURUMU (Devam)
1.- Kamu İhale Kurumu 2007 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
C) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1.- Gelir İdaresi Başkanlığı 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
D) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1.- Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
E) GELİR BÜTÇESİ (Devam)
BAŞKAN - Sayın Bakan, süreniz kırk beş dakika. Bu
sürede konuşmanızı tamamlamanızı rica ediyorum.
Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - "Abi"niz geldi,
"Abi"niz geldi!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Maliye Bakanlığının 2005 yılı
kesin hesabı, 2007 yılı gider bütçesi, Gelir İdaresi Başkanlığı,
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Kamu İhale Kurumu bütçeleriyle,
2007 yılı gelir bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan
önce, sizleri, şahsım ve bakanlığım adına saygıyla selamlıyorum.
2007 yılı bütçesinin görüşme süreci, yarın yapılacak
bütçenin tümü üzerindeki görüşmelerle birlikte tamamlanmış olacaktır.
Bütçe görüşmelerine yaptıkları katkılardan dolayı, tüm milletvekili
arkadaşlarıma, şahsım ve Hükûmetim adına teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamı
sizlere bir kitapçık hâlinde dağıttığım için, zamandan dolayı, bazılarını
atlayarak sizlere sunmaya gayret edeceğim, onun için anlayışınıza
teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sağlam
bütçeler -daha önceki konuşmamda da bütçenin sunuş konuşmasında
da arz etmiştim- güçlü ülkelerin sahip olduğu bütçelerdir. Bütçe,
ne kadar sağlam, öngörülebilir ve güvenilir ise, ülkenin küresel
ekonomideki yeri de o derece sağlam ve güçlü olur. Bu nedenle, bütçelerin
iyi idare edilmesi zorunluluğu vardır. İyi idare edilemezse bütçeler,
o ülkelerin ekonomik durumu, o ülkelerin geleceği maalesef parlak
değildir. Bu, fevkalade önemlidir.
Değerli arkadaşlar, bütçe açıkları ekonominin
temel hastalıklarıdır. Eğer, bir ülkede altından kalkılamayan derecede
bütçe açıkları varsa, o ülkenin ekonomisinde büyük bir hastalık
var demektir. Bunu, ülkemiz, geçmiş dönemlerde yaşadı ve çok büyük
miktardaki bütçe açıkları, ülkenin yıllardır çektiği enflasyonun
temel nedeni oldu ve yine, bütçe açıkları, o ülkelerde, ekonomik
istikrarın, ekonomik güvenilirliliğin olmadığını gösterdi. Ondan
dolayı da ekonomimiz, sürekli olarak, iyi bir büyüme gösterdi, arkasından
hemen o büyümeler küçüldü ve istikrarsız volatilitesi çok fazla
olan bir ekonomik seyir izlememize sebep oldu ve bundan dolayıdır,
bakınız, son yirmi yılın büyümesi yüzde 2,5'lar civarında kaldı.
Değerli arkadaşlar, ekonomi tarihine baktığımız
zaman, şöyle otuz yıl, kırk yıl, elli yıl öncelerine gittiğimiz zaman,
eskiden, elli yıl önce, aynı durumda olduğumuz ülkeler vardı bizim.
Mesela, bunlardan Güney Kore. Güney Kore, 60'lı yıllarda öyle bir durumda
idi ki, bizim ülkemizden daha bile kötü durumdaydı. Yıllardır Güney
Kore'de bakanlık yapmış, çeşitli bakanlıklar yapmış… Bizzat, geçenlerde
beni ziyaret etti, "Ben 1960'lı yıllarda üniversite öğrencisiydim,
o zaman, bazı günler okula aç gitmek mecburiyetinde kalıyordum."
dedi. Şimdi, bir Güney Kore'yi alın, bir de Türkiye'yi alın. Güney Kore'nin
gayrisafi millî hasılası 15 bin doların üzerine geçmiş. Bizimki,
daha, hâlâ 5 bin doları zor buldu. O da, son dört yılda yaptığımız büyük
atılımlardan. 2.500 dolardı biz geldiğimizde, 2.590 dolar. 5 bin doları,
yani 2 misli katlayanı bizim Hükûmetimiz zamanında gördü. Demek
ki, Türkiye'nin ekonomi tarihinde bu bütçe açıkları, fevkalade,
Türkiye'nin geri kalmasına yahut yeteri derecede ilerleyememesinin
ana sebebidir değerli arkadaşlar. Bunlar, o kadar önemlidir.
Şimdi, bu bütçe açığı… "Ne olacak bütçe açığı?"
diyoruz. Bütçe açığı olduğu zaman bunlar oluyor işte başımıza. Bütün
bütçeler… Bende listesi var. 1983 yılından beri bütün bütçelerin gelirleri,
giderleri, bütçe ödenekleri ne olmuş, gerçekleşmeleri ne olmuş
elimde var. Bütün bütçeler, biz şu kadar masraf yapacağız, demişler,
onu arşınla geçmişler. Bütçe açığımız şu kadar olacak, demişler, daha
temmuz, ağustos olmadan onu geçmişler ve ek bütçeler yapmak için de
Meclise tekrar gelmişler. Bu nedir? Bunun manası, bütçeyi iyi idare
edememek demektir. Bunun neticesi ne demektir? Bunun neticesi,
Türk milletinin refah seviyesinin düşük kalmasına sebep olmak demektir.
Bu, bu kadar açık. Yani, bütçe açığı bu.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - 2004 yılında ek
bütçe getirdiniz Sayın Bakanım.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
değerli arkadaşlar, bakınız, bu Maliye Bakanlığı ve bu Hükûmet ne
yaptı? Biz geldiğimiz zaman bütçe açığı 40 katrilyon liraydı eski
parayla, yani, 40 milyar YTL'ydi. Şimdi, 2006 yılına geldiğimizde,
elimizde kasım sonucu var, kasım sonucuna göre bütçe denk. Yani,
fazlası var, ama, hadi onu söylemiyorum. Bütçe denk. (AK Parti sıralarından
alkışlar) Kim yaptı bunu? Bu Hükûmet yaptı. Yani, ne yaptı bu Hükûmet?
Bu milletin iki yakasını bir araya getirdi. Yani, ne yaptı bu
Hükûmet? Bu milletin parasına sahip çıktı arkadaş. Bu, bu kadar açık.
ATİLA EMEK (Antalya) - Acaba öyle mi Sayın Bakan?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bu milletten,
bu fakir fukaradan topladığı paralara sahip çıktı. Yani, bunu çarçur
ettirmedi.
Şimdi, bize geliyorlar… (CHP sıralarından
"Allah Allah"' sesleri) Evet… Yani, fakirin fukaranın hakkını
bu Hükûmet korudu ilk defa. bu Hükûmet korudu.
ALİ ARSLAN (Muğla) - Millet inliyor, parası pulu
kalmadı.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Eskiden,
oraya harca, buraya harca, har vurup harman savur, çarçur et, ondan
sonra çık milletin karşısına "ey millet, ben, senin için şunu yaptım,
bunu yaptım…" Ne yaptın? Milletin parasına sahip çıkmadın. Bu,
bu. Şimdi, bu Hükûmet, bu milletin parasına sahip çıktı.
GÖKHAN
DURGUN (Hatay) - Allah Allah! İşte bu IMF bütçesi.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bu mu
IMF bütçesi? Ha, buna "IMF bütçesi" diyorlar devamlı. Bu mu,
milletin parasına sahip çıkmak mı IMF bütçesi? (AK Parti sıralarından
alkışlar)
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Bu, IMF bütçesi tabii.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Milletin parasını Ofer'e
vermek!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Ha, gel
de bakayım, verirsen bu bütçe denk tutar mı? Öyle lafla peynir gemisi
yürümüyor. Lafla, konuş konuş konuş, bu milleti senelerdir böyle
avuttular işte. (CHP sıralarından gürültüler)
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Bu bütçe ne kadar açık veriyor
Sayın Bakan?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Rakam
var burada, rakam. Şimdi, oradan laf at, buradan laf at; gel kürsüye
-ilkokul çocuklarının- yani, bayram günleri nutuk çeker gibi konuşmalar
yap, bilmem neler yap, ondan sonra bütçe açık versin. Ee, ne oldu bu iş?
Yok böyle numara! Burada rakamlara bakacaksınız. Rakamlar burada.
(CHP sıralarından gürültüler)
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Ofer'le ilişkiniz ne Sayın
Bakan?
ALİ ARSLAN (Muğla) - Hastanelerin parası ne oldu?
ATİLA EMEK (Antalya) - Zeytinburnu kime verildi
Sayın Bakan?
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Halep orada, arşın burada!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Değerli
arkadaşlar, bakınız, şimdi, 2005 yılı kesin hesap kanununu görüşüyoruz
burada. Bundan önceki bütün kesin hesap kanunlarında, yani bizim
Hükûmetimizden önce, ne kadar gider denilmişse, onun çok fazlasını
yapmışlar; ne kadar açık demişlerse, onun çok fazlasını yapmışlar. (AK
Parti sıralarından "örnek ver" sesleri) Bakın, şimdi, 1995
bütçesini söylüyorum. Örnek… Vaktimiz kısa, onun için az vereceğim.
Demiş ki: Giderimiz 1 milyar 330 milyon TL olacak.
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Hangi hükûmet zamanında?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Hâlbuki,
sonra, sene sonu gelmiş, yahu, kusura bakma, 1 milyar 724 oldu gider,
demişler. Nereye bunlar? Hem böyle diyorsun, nereye harcıyorsun bu
milletin parasını?
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Popülizm!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bu milletin
parasını nasıl harcarsın arkadaş? "Kim ne verirse ben 5 kuruş
fazla veririm, 5 lira fazla veririm." Verirsin de, bu milletin
parasını verirsin.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Bu milletin malını satıyorsun,
malını! Fakir fukaranın malını satıyorsun babalar gibi!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Sonra,
bu milletten vergi toplayacaksın. Vergi alma. Vergi almadığınız
zaman, gidiyor, borç alıyor, o borçların faizlerini ödüyor bu sefer
bu millet. Başkası ödemiyor, başka millet ödemiyor, Türk milleti ödüyor
bunları.
Onun için, değerli arkadaşlar, milletin menfaati,
bu bütçeye sahip çıkmaktan geçer.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Senin menfaatin?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bakın,
şimdi, bizden önce… Hani "Sizden önce başladı bu iş." diyorlar.
Bizden bir sene önce, 2002 yılında 98 milyar demişler harcayacağımız
para, sonunda bir bakmışlar, 115,5 milyar harcamışlar. Hani sahip çıkılıyordu,
bizden önce başlamıştı? Demek ki, bizden önce de bu bozukluk devam
ediyordu.
Şimdi 2003 yılına gelmişiz. 2003 yılında demişiz
ki, 145 milyar harcayacağız, 140 milyar harcamışız. Bak, tasarruf
yapmışız.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - 2007 yılında?
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Kaç paralık iş yaptınız
Sayın Bakan?
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Tuncay, rakamlar ortada.
Tuncay rakamları dinle.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Demişiz
ki, 149 milyar harcayacağız, 141 milyar harcamışız. 155 milyar harcanacak
demişiz, 146 milyar harcanacak demiş… Şimdi, bu kesin hesap kanununda,
ben size söyleyeyim, 2005 yılının kesin hesabında 29 milyar açık verecek
diye hesaplamışız normalde, biz bunu, gelirlerimizi fazlalaştırmışız,
giderlerimizi azaltmışız 8 milyar açık vermişiz. (AK Parti sıralarından
"Bravo" sesleri, alkışlar)
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Sattığınız fabrikalar nereye
gitti?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Kesin
hesap kanununun özeti bu. Onun için, burası Maliye Bakanlığının
bütçesi… Bütçe demek rakam demek, bütçe demek rakam. Bütçe demek laf
demek değil, bütçe demek rakam demek.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Somali heyetiyle ilgili
ne söyleyeceksiniz?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Gizlenen harcamalardan
da bahsetsenize Sayın Bakan.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Haa, bu
böyle işte.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Rakamlar verdim gizlenen
harcamalarla ilgili, onları da söyleseniz.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
değerli arkadaşlar, biz buna Hükûmet olarak ne diyoruz biliyor musunuz?
Türkiye'nin normalleşmesi diyoruz. Öyle, çok fazla, Türkiye şöyle
atladı, böyle zıpladı falan değil. Öyle atılımlar yaptık ki, artık,
Türkiye şirazesinden çıkmıştı, Türkiye'yi normalleştirdik. Bunun
adı bu.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Belli oluyor!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Yani,
çok fazla böbürlenmiyoruz. Türkiye'yi normalleştiriyoruz.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Vallahi, yavuz hırsız ev
sahibini bastırırmış derler, ancak bu kadar olur ha!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
Türkiye'yi normalleştirmek ne demek? Türkiye'nin güvenilir olması
sağlandı, istikrarlı olması sağlandı.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Somali heyeti?..
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - İstikrarlı
oldu da ne oldu? Haa...
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Nerede o istikrar Sayın
Bakan, nerede? Kim güvenmeye çalışıyor? Kim güveniyor Türkiye'ye?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
içeride ve dışarıda, artık, Türkiye'nin prestiji arttı.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Bakanları bile kapıda
bekletiyorlar. (AK Parti sıralarından "Dinleyelim beyler, dinleyelim!"
sesleri)
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bunun
rakamsal manası nedir biliyor musunuz değerli arkadaşlar? Eskiden,
Türkiye'ye, 1 milyar dolar civarında yabancı sermaye gelirdi...
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Şimdi mısır gibi 15!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - ...o da
doğru dürüst gelmezdi bile.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Şimdi mısır
gibi, mısır!
ALİ CUMHUR YAKA (Muğla) - Kaç ton mısır geldi?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Kaç ton mısır
geldi?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
gazetelerin ekonomi sayfaları değil, artık, manşetlerine kadar
çıkıyordu. Türkiye'ye neden yabancı sermaye gelmiyor? Bütün memleketler,
gelişmekte olan memleketler, kendilerine yabancı sermaye çekebilmek
için âdeta büyük bir yarış ve rekabetin içerisine girmiş durumdalar
ve herkes de çekiyor, Türkiye bakıyordu. Neden? Türkiye'nin kendi
evi düzgün değildi, kendi evi berbat bir durumdaydı....
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yüzde 15 reel
faiz veriyorsun, ondan!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Senin
evin berbat durumda olursa kim gelir sana Allah aşkına? Kimse bakmaz
bile, yüzüne bile bakmaz. Haa, şimdi, Türkiye oradan bu duruma geldi.
Şimdi oradan bu duruma gelince ne oldu? (CHP sıralarından gürültüler)
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Kâr eden tesisleri sattınız,
Tekeli sattınız!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - 1 milyardan,
şimdi, bu sene, onuncu ay itibarıyla, 15,8 milyar dolar şu anda bilfiil
yabancı sermaye geldi. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri,
alkışlar; CHP sıralarından gürültüler)
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Kaç kişiyi istihdam ettiniz?
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Nereye yatırım yaptınız,
nereye? Kim yatırım yaptı?
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Parsel parsel satıyorsunuz!
Nereye yatırım yaptınız, söyler misiniz? Hangi fabrikayı kurdunuz?
Hangi fabrika?
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Hangi fabrikayı kurdunuz?
Kime iş buldunuz?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bu ekimden
ekime, yani, bir yıllık alırsak bu...
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen müdahale
etmeyelim, rica ediyorum.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Hangi fabrikayı kurduklarını
söylesin!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - ...21
milyara tekabül ediyor bu. Yani, 1 milyar nerede, 20 milyar nerede?
Aradaki fark bu kadar açık. (AK Parti sıralarından "Bravo"
sesleri, alkışlar)
MEHMET KARTAL (Van) - Tekelin özelleşmesinden belli!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Aradaki
fark bu kadar açık.
Şimdi, değerli arkadaşlar, işte, AK Parti Hükûmetinin
farkı bu. Bunu, artık, kabul edelim.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Sizin villalar ne oldu Sayın
Bakan, sizin villalar?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Haa,
şimdi burada diyorlar ki: "Efendim, acaba, biz, beyazı nasıl siyah
gösteririz?" Biraz önce konuşmaları ben dinledim.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - O konuyu en iyi sen yaparsın
Sayın Bakan! En iyi sen yaparsın!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Beyazı
nasıl siyah göstermenin türlü ustalıkları burada dile getirilmeye
çalışıldı, ama millet, bunları, her şeyi biliyor, görüyor
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Yapalım bir seçim de, görüyor
mu görmüyor mu…
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Görüyor,
hiç lüzum yok.
SALİH GÜN (Kocaeli) - Millet işsizlikten kırılıyor.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bana
laf atmaya da gerek yok değerli arkadaşlar. Sakin olalım, yavaş yavaş
bunlara bakalım.
SALİH GÜN (Kocaeli) - Millet aç, hâlâ "millet
biliyor" diyor!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) -
"Efendim, evet, şu arttı bu arttı, ama, reel olarak ücretler düştü."
diyor. Allah Allah!
Şimdi, burada anlattık. Yine de ben anlatayım.
Sayın Başbakanımız anlattı, ben anlattım.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Hikâye anlatıyorsun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Burada, sizin 2007
programınızda yazmışsınız.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Değerli
arkadaşlar, bakın, dört yıllık TÜFE yüzde 53,1.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - İşçileri anlat.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bizim,
şimdi, en düşük memur maaşı 2002'de 392 liraymış, 2006 Kasım ayında 765
lira. Yahu, 392 lira mı büyük, 765 lira mı? Yani, yapmayın… (AK Parti
sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
ALİ ARSLAN (Muğla) - Mazot ne kadar?
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Mazot ne kadar, mazot?
SALİH GÜN (Kocaeli) - Mazot 800 binden 3 milyona
çıktı.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
burada, çıkmış, 765 lira 392 liradan nasıl küçük, onu göstermeye çalışıyor.
Olmaz bu ya, olmaz!
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Senin villa ne oldu, villa?
SALİH GÜN (Kocaeli) - Mazot 800 binden 3 milyona
çıktı, 3 milyona…
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bakın,
şimdi, değerli arkadaşlar, çok kıymetli muhalefet, beni dinleyin.
SALİH GÜN (Kocaeli) - Ne dinleyeceğiz?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
2002 Aralık ayında asgari ücret 184 liraydı, 2006 yılında 380 lira.
ALİ ARSLAN (Muğla) - Mazot kaç para, mazot?
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Mazot, mazot… Mazotu söyle…
MALİYE BAKANI
KEMAL UNAKITAN (Devamla) - 184 lira mı büyük, 380 lira mı büyük? Ya,
bunu bir söyleyin ya, hangisi büyük?
SALİH GÜN (Kocaeli) - 800 bin mi büyük, 3 milyon mu
büyük?
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın Bakan, açlık sınırı
nedir?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Böyle
şey numaraları olmasın, yani, böyle, o mu büyük…
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - 200 gram ekmek kaç
para Sayın Bakan?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - 380 lira
184 liradan daha küçüğü nasıl ispat edecek, böyle gayretlere girmeyin.
Olmaz bu. Millet bunu biliyor.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın Bakan, açlık sınırı
nedir?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Millet
matematik biliyor, millet rakamları biliyor, millet geçmişi biliyor.
Millet sizi de biliyor, bizi de biliyor. (AK Parti sıralarından
"Bravo" sesleri, alkışlar)
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - 200 gram ekmek kaç
lira Sayın Bakan? 200 gram ekmek kaç para, onu söyleyin.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Sen git
fırına, oradan bir öğreniver. Hiç
fırına uğramıyorsun.
GÖKHAN
DURGUN (Hatay) - Senin haberin var mı?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Hep sosyete
yerlerinde dolaşıyorsunuz, ondan sonra, geliyorsunuz, halktan
bahsediyorsunuz. Olmaz böyle şey! Gidin… Gidin, biraz dolaşın. Pazar
mazar dolaşın, girin. Korkmayın, bir şey yapmaz millet. Seçim zamanı
zor girersiniz, ama, şimdi gidin, bir şey demezler. Bir şey demezler.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Sen kendinden kork Sayın Bakan,
bizim bir korkumuz yok halkla!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Değerli
arkadaşlar, şimdi, bakınız, yaptığımız, tabii, bir sürü şeyler var.
Geçen sefer de Sayın Başkan beni uyarmıştı, "Geçmiş hükümetler
bir saatte anlatıyor, siz de onun kadar anlatın." dedi. Ben de
söyledim, geçmiş hükûmetler az iş yapmışlar, çok bile onların bir saat
konuşmaları. Bizimki yap yap bitmiyor.
Şimdi, bakın, bir KÖYDES projesinden bahsedeyim
size, pek hoşlanmıyorsunuz; ama, yine de bahsedeyim.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Tabii çünkü, bütün hortumcular
orada.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
KÖYDES projesi, değerli arkadaşlar, bizim Hükûmetimiz zamanında
tatbike konmuş, köylümüzün en önemli, rahata kavuşturan, refah seviyesini
artıran, yolunu, suyunu, artık, benim suyum yok, yolum yok dedirtmeyecek
bir proje tatbike koyduk. Öyle mi? Şimdi, köy köy dolaşın, ilçe ilçe
dolaşın, kaymakamlara sorun, valilere sorun, bakın bakalım, cumhuriyet
tarihinde nasıl bir proje bu proje. Köylülere gidin sorun, nasıl
bir proje bu proje. Bu proje ile binlerce kilometre yol yapıldı, yüzlerce
yere, binlerce köye su getirildi, hâlâ da götürülmeye devam ediyor.
Geçen sene biz koyduk 2 milyar YTL ödenek, 2007 yılında, şimdi kabul
edeceğiniz bütçede de aynı ödeneği koyduk. Bunun üzerine bir de, 10
binin altında kalan belediyelerimizin köy ve içme suyu ihtiyacını
görmek için BELDES projesi getirdik. 300 milyon YTL de buna koyduk. Şimdi
göreceksiniz. Milletin yüzü gülüyor yüzü...
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sana gülüyorlar
sana.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Sizin
yüzünüz gülmüyor; ama, milletin yüzü gülüyor. Buradaki şu Grubun
da yüzü gülüyor. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bu millete hizmet
etmek güzel bir şey değerli arkadaşlar.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Senin ve oğlunun yüzünün
güldüğü kesin, halkın yüzü gülmüyor.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
bu projelere bir kulp takacaklar ya, bir şey diyecekler ya, efendim,
bunu akrabaya verdiniz, tanıdıklara verdiniz ihaleleri, eşe dosta
tanıdığa yoldan çağırıp çağırıp verdiniz. Değil mi?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Ali Dibo yöntemiyle
verdiniz.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
değerli arkadaşlar, KÖYDES'in paralarını, ben, kaymakamlara gönderdim,
ilçe başkanlarına göndermedim. (AK Parti sıralarından "Bravo"
sesleri, alkışlar)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - İhaleleri kim aldı,
ihaleleri?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - O kaymakamlar
paraları harcarken de…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - İhaleleri kim aldı?
RASİM ÇAKIR (Edirne) - Talimatları dinlemeyen
kaymakamı sürgün ettiniz ama.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - …valilerin
denetimi altında yaptılar onu. Öyle mi? (CHP sıralarından gürültüler)
RASİM ÇAKIR (Edirne) - Kaymakama gönderdiğin parayı,
Keşan Kaymakamı talimatı dinlemedi diye sürgün ettiniz. (AK Parti
sıralarından "Otur yerine!" sesleri)
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
değerli arkadaşlar, bu kaymakamlar, bu valiler, hep bunlar katakulli
mi yaptılar yani, hep şey mi oldular ha?
(CHP sıralarından gürültüler)
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sen yaptın!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bunlara
laf mı ediliyor? Bunların başkanlığında harcandı bu paralar. KÖYDES'lere
gönderdik, kaymakamların başkanlığında yapıldı bunlar. Paraları
onlara verdik ve ihaleleri de onlar yaptılar, onların başkanlığında
yaptılar.
HALİL AKYÜZ (İstanbul) - Orada istemediğin kadar
Ali Dibolar var Sayın Bakan.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Belediye meclis üyeleri
yapıyor Sayın Bakan, Allah'tan kork!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bu ülkenin
mülki amirlerine kimsenin laf etmeye hakkı yok, kimsenin öyle laf
etmeye hakkı yok. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri,
alkışlar) Eğer, varsa elinde bir belge, getirirsin, sonuna kadar takip
ederiz. Öyle laf etmenin âlemi yok. (CHP sıralarından gürültüler)
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Bir sürü belge var. Belgeleri
verdik, ne yaptınız belgeleri?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Ha, şimdi,
ihaleyi o da alıyor, o da alıyor… Muğla'da bir parke ihalesini Cumhuriyet
Halk Parti Belediyesi almış, şey mi olmuş orada yani? Ha? Orada da yolsuzluk
mu var?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Kırk yılda bir denk gelmiş.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - CHP
alınca yolsuzluk yok, bilmem ne alınca yolsuzluk var… Bu zihniyeti bırakın
artık, Allah aşkına bırakın, millet bunu biliyor ya! Tamam, bırakın!
(AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Aman iptal edin Sayın
Bakan onu; yanlışlık olmuş, iptal edin!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Neyi
iptal edeceğiz?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - CHP'li belediye almış
ya, iptal edin, yanlışlık olmuş.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Millete
hizmeti mi iptal edeceğiz?
RASİM ÇAKIR (Edirne) - Azıcık da belediyelere
gönderin.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Değerli
arkadaşlar, Maliye Bakanlığının bütçesini konuşuyor olmamız hasebiyle,
Maliye Bakanlığına bağlı olan Millî Emlak, hazineye ait taşınmazlar
da bu dönemde etkin ve verimli olarak kullanıldı, işsizlik, konut
açığı, çarpık kentleşme, bölgeler arası ekonomik ve sosyal dengesizlik
gibi, ülkemizin kangren hâline gelmiş sorunlarının çözümünde önemli
rol oynadı.
ATİLA EMEK (Antalya) - Unuttun, yine atladın Sayın
Bakan.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Zeytinburnu Marinası…
ATİLA EMEK (Antalya) - Ne olur bir açıklayıver.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Biz danaburnu biliyoruz.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Evet,
sorun, açıklayalım her şeyi, sorun, açıklayalım.
ATİLA EMEK (Antalya) - Bekliyoruz.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Hiç kimseden bizim korkumuz yok, bunu
bilin.
ATİLA EMEK (Antalya) - Ne var bu Zeytinburnu'nda?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Değerli
arkadaşlar, bir de bizim MASAK Başkanlığımız var. MASAK Başkanlığı
olarak, biz, temel görevi, biliyorsunuz kara paranın aklanmasıyla
ilgili her türlü suçları incelemektir. Bu kapsamda, bir defa, MASAK,
yeni bir kanunu çıktı sizlerin gayretleriyle ve bu manada birçok
eğitim faaliyetleri gerçekleşti. 2005, 2006 yılında ülke genelinde
22 eğitim faaliyeti gerçekleştirdi, 1.453 banka personeli eğitildi.
Ayrıca, duyarlılığın artırılması ve yükümlü gruplarıyla iş birliğinin
azami düzeyde gerçekleştirilmesi amacıyla şüpheli işlem bildirim
rehberi hazırlandı.
Bu faaliyetler sonucunda 2006 yılının ilk on bir
ayında şüpheli işlem bildirim sayısı 868'e ulaşırken, aynı ayda yüzde
136'lık bir artış sağlanmış oldu. Yine, yükümlülük denetimi faaliyetleri
çerçevesinde 2005, 2006 yıllarında 30 banka, 11 sigorta şirketi,
257 yetkili müessese, 104 aracı kurum olmak üzere, toplam 402 yükümlü
denetlenmiş oldu. Ayrıca, cumhuriyet savcılığına 26 adet suç duyurusunda
bulunuldu.
Değerli arkadaşlar, ülkemiz, vergileme alanında
kapsamlı bir yeniden yapılanma süreci içerisinde bulunuyor. Türkiye'de,
biliyorsunuz en önemli husus -bizden önce- vergileri toplayamamaktı.
Şimdi, Gelir İdaresiyle ilgili… Gelir İdaresi Başkanlığımız var
bizim. Bu Gelir İdaresi Başkanlığı bizim Hükûmetimiz zamanında kuruldu.
Yıllardan beri söyleniyordu: "Gelir idaresi başkanlığı ne zaman
kurulacak, ne zaman reform yapılacak?" Çünkü, vergilerin toplanması
için üç sacayağı var. Bunlardan bir tanesi mevzuattır. İyi bir mevzuat
olmadıktan sonra vergi toplayamazsınız. İkincisi, iyi bir vergi
idaresi olmadıktan sonra etkin bir vergi denetimi, etkin bir vergi
toplama işini yapamazsınız. Üç, iyi bir vergi denetimi olmadıktan
sonra, yine vergideki etkinliği sağlayamazsınız. O bakımdan, biz
bunu üç ayak hâlinde bütün reformlarımızı yapmaya gayret ettik.
Bir defa, geldiğimiz zaman, memleketimiz ağır
bir ekonomik krizden geçmişti. Herkesin vergi borcu vardı. Vergi idaresiyle
herkes mahkemelik duruma düşmüştü. Çünkü, ödeyecek hâlleri kalmamıştı.
Biz geldiğimizde, bir defa, o nereden buldun falan
o kanunları tamamen kaldırdık, vergi barışı getirdik. Vergi barışıyla
binlerle dosya, raflarda olan binlerle dosya, bir defa, tamamen, karşılıklı
olarak devletin uzattığı ele vatandaşlarımız da el verdiler ve vergi
barışı suretiyle, hem onlar dertlerden, sıkıntılardan, mahkemelerden,
ihtilaflardan kurtuldular -binlerce vatandaşımız, binlerce mükellefimiz-
hem de devletimiz onları boşu boşuna takip etme işleminden kurtuldu
ve devletin kasasına da, 4,7 milyar YTL para girdi. Bundan dolayı,
ben, bütün vatandaşlarımıza ve mükelleflerimize, buradan bir kere
daha teşekkür ediyorum. Yani, bu millet isterse, değerli arkadaşlar,
bu millet isterse, vergisini de tam olarak öder, isterse, bu bütçesini
de, bu milleti başka yerlere muhtaç etmeyecek bir hâlde tutar. Şimdi,
devletle milletin kaynaşmasının önemli neticesi budur.
Ben, şimdi Maliye Bakanı olarak bakıyorum, Maliye
Bakanı olarak bizim hiç kimseye ihtiyacımız yok. Bu milletin en büyük
dostu kendisi. Kendinden başka da hakiki dostu yoktur. Bunu böyle bilmek lazım.
O zaman, bu milletin kendi ayağı üstünde durabilmesi için bu vergilerini
tam olarak ödeyip, bizi, bu milleti, bu devleti kimseye muhtaç etmemesi
lazım. İşte, bu Hükûmet bunu becerdi, bu Hükûmet, bunu sağladı.
ALİ ARSLAN (Muğla) - Kayıt dışı ne kadar Sayın Bakan?
Kayıt dışı rekor kırdı döneminizde.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
değerli arkadaşlar, biz, ayrıca bir iş daha yaptık. Bu gelirler artarken
bizde, toplam gelirler artarken, biz vergilerin nispetlerini düşürdük,
vatandaşın üzerindeki yükü düşürdük. Mesela, kurumlar vergisi
ilk geldiğimizde yüzde 33'lerdi hatırlarsınız, yüzde 20'lere düşürdük
bunu. Kurumlar vergisi ve dağıtılan vergiler toplamı yüzde 65'ti
vergiler ve OECD'nin en yüksek vergi alan ülkeleri içindeydik biz. Şimdi,
bunları biz yüzde 35'lere düşürdük. 65 nerede, 35 nerede? Biz bunları
indirdik, bizim vergilerimiz arttı, topladığımız vergiler arttı.
"At binenin, kılıç kuşananın" demişler, böyle… (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Biz, Hükûmet olarak vergileri düşürüyoruz, bizim
vergi gelirlerimiz artıyor. (CHP sıralarından gürültüler) Ama, ne
olmuş? Bakın, ben size söyleyeyim: OECD ülkeleri arasında en düşük
beş ülkenin arasına girdik. Yani, vergisi en düşük beş ülkenin arasına
girdik.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Rüyanı anlatmıyorsun değil
mi Sayın Bakan? Bu gördüklerin, anlattıkların rüya değil!
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Sen Türkiye'yi mi anlatıyorsun,
başka yeri mi anlatıyorsun?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Tabii,
siz, Türkiye'de dolaşmıyorsunuz ki, sizin kafanız başka yerlerde,
başka yerlerde sizin.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Biz buradayız da, siz burada
değilsiniz. Başbakanın da, sizin de Türkiye'ye uğradığınız yok.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Sizin
şeyiniz, sizin kafanız başka yerde, sineyimillet mi, başka yer mi,
bilmiyorum ki, anlayamadım ben yani, onu da pek kafam şey etmez. (AK
Parti sıralarından gülüşmeler)
Şimdi, değerli arkadaşlar, ama, biz bu tarihte ne
yaptık? Şimdi, kayıt dışı, evet, kayıt dışı fevkalade önemli. Şimdi,
bizim zamanımızda, biz geldik, o da mükellef, bu da mükellef. Bir baktık,
bazıları ölmüş, hiç alaka kalmamış, şu olmuş, bu olmuş, bir defa onları
temizledik.
Ondan sonra, bizim zamanımızda, 330 bin kişi yeniden
mükellef oldu. Taban artıyor, vergi tabanı tabana yayılıyor.
HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - 189.301 iş yeri kapatıldı!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bunların
içerisinden 170 bin tanesini, bizim elemanlarımız… Vergi dairesinin
yolunu falan bilmiyor adam, 170 bin çalışıyor ama hiç kaydı kuydu
yok. "Gel bakalım" dedik, onları bulduk tek tek. 170 bin kişiyi,
biz, tespitlerimiz ve kontrollerimiz sayesinde yeni vergi mükellefi
yaptık.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Bravo.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Yeni
vergi mükellefi yaptık, vergi tabana yayıldı ve dolayısıyla, bakınız,
şimdi, hem bunları yaptık hem mali disipline riayet ettik, bu milletin
parasına sahip çıktık hem de hizmetlerimizi artırdık, halka olan
hizmetlerimizi artırdık. Nasıl hizmetlerimizi artırdık? Bir defa
bir örnek vereceğim: Bizden önceki 2002 yılının bütçesi 98 milyar
YTL'ydi, bizim şimdi bu 2007 bütçesi 204 milyar YTL. Yani, millete hizmetin
bedeli. Sadece sağlıkta, sadece sağlıkta, biz geldiğimizde 9,9
milyar YTL sağlık masrafı yapılıyordu, biz, şimdi 25 milyar YTL yapıyoruz.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Eczanelerin alacağı ne
kadar Sayın Bakan?
ALİ ARSLAN (Muğla) - Hastane paralarına el koydunuz!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Herkes
şimdi eczanelerden paşa paşa, güzel güzel, rahat rahat, gidip ilaçlarını
alıyor. Eskiden milleti sokuyordunuz kuyruklara, kuyruklarda bekle
Allah… Adam hasta ya; hasta adam, bir de kuyrukta bekle.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Şimdi, beklemiyor mu kuyrukta?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - İki gün
kuyruk, sonunda da "Yok senin ilacın."
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Hastaneleri sen görmedin
galiba Sayın Bakan?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bu millete
böyle eziyet çektiriliyordu. Bizim Hükûmetimiz zamanında, bu millet,
artık rahat gördü, rahat yüzü gördü, insan gibi muamele görüyor insan.
(AK Parti sıralarından alkışlar) Bunu bilin, bu Hükûmetin kıymetini
bilin. Burada, çıkıp, beyazı nasıl kara göstereceğiz, onu yapmaya
gayret edeceğinize, yani bu millet adına şu Hükûmete bir teşekkür
edin ya! Ama, siz etmeseniz de millet ediyor.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Millet başka bir şey ediyor,
başka bir şey!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Göreceğiz.
Değerli arkadaşlar, âdet yerini bulsun diye bir
de bazı rakamlar vereyim size. Biz, 2007 bütçemizi 204 milyar olarak
tahmin ettik. Buradan, gelirler olarak da, 173,9 milyar vergi gelirleri,
26,3 milyar YTL vergi dışı gelirler alacağız. Özel bütçeli idarelerin
öz gelirleri 3,3; düzenleyici, denetleyici kurumların vergileri
de 0,7 milyar YTL olacak. Toplam net genel bütçe geliri 184,3 milyar
YTL.
Şimdi, bir de değerli arkadaşlar, bu sefer pek olmadı,
ama, yukarıda, Plan ve Bütçede olmuştu, belki bundan sonraki konuşmalarda
olur; dolaylı vergiler, dolaysız vergiler, ikide bir gelirler, derler
ki: Dolaylı vergiler çok arttı, Avrupa'da şöyle, işte, OECD'de böyle.
Değerli arkadaşlar, oradaki dolaylı vergilerin hesaplanmasıyla,
dolaysız vergilerin, bizdekiler ayrı. Onlar, sosyal sigorta primlerini
de dolaysız vergilerin içine koyuyorlar, dolayısıyla, oranlar değişik
çıkıyor. Şimdi, ben de dedim ki: Koyun onları da içine, bakalım bizimki
ne çıkıyor? Bizimki de, koyduğunuz zaman, dolaysız vergilerin payı
yüzde 49 oluyor…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Eskiden nasıl hesaplanıyorsa
o yöntemle hesaplayın Sayın Bakan.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Efendime
söyleyeyim, dolaylı vergilerin de yüzde 51 çıkıyor. Şimdi, hiç öyle
değil yani, göründüğü gibi değil. Ayrıca, yüzde 30'du şeyde de, OECD
ülkeleri içerisindeki vergiler de 31,6; onlar da 33'e doğru çıkıyor.
Şimdi, dolayısıyla, bütün maliye literatüründe veyahut da dünya
maliye tarihinde, artık, bir değişim söz konusu. Gelirler arttıkça
ve gelir dağılımı içerisindeki dağılım daha adaletli hâle geldikçe
dolaylı vergilere daha önem veriyorlar. Bütün ülkelerde, bakınız,
bütün ülkelerde kurumlar vergisini düşürüyorlar, gelir vergisini
düşürüyorlar. Neden? Yabancı sermayeyi daha fazla çekmek için, bir
de yatırım yapacak olan müteşebbisin önündeki vergi engellerini
kaldırmak için.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Siz yatırım indirimini
kaldırdınız; kurumlar vergisini indirdiniz, yatırım indirimini
kaldırdınız; nasıl oluyor bu?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Onun
için, harcamalarda mesela, bizim şimdi indirdiğimiz bazı KDV oranları,
Avrupa'da çok daha yüksek, çok daha fazla. Şimdi Bulgaristan Maliye
Bakanı geldi, dedi ki: Biz her şeyde yüzde 15 yapıyoruz. Suda da mı
yüzde 15? Evet. Ekmekte de mi yüzde 15? Evet. İlaçta da mı? Evet. Hepsinde
yüzde 15 yapıyoruz, dedi.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Eyvah, bunu duyunca
ekmeğin KDV'sini artırmayın Sayın Bakan.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
bizde öyle değil tabii, bizde öyle değil. Ama, bizde bir şey var, ona
dikkat etmemiz lazım.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Ekmeğin KDV'sini artırmayın
da.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
bu bütçe var ya, elimizdeki bütçe, konuştuğumuz, günlerden beri konuştuğumuz
ve yarın da inşallah son konuşmalar yapılıp da oylayacağımız bütçe,
işte o bütçenin açık vermemesine çok dikkat etmemiz lazım. O faiz
dışı fazla fevkalade önemli. Şimdi, buna dikkat etmezsen ne oluyor?
İşte son, yüzde 10'un üzerinde bütçe açıkları çıktı Macaristan'da,
getirmedik vergi bırakmadılar; mecbur, başka çareleri yok. Koskoca
Almanya bile, bütçe açığını önleyebilmek için, KDV oranlarını orada
3 puan daha artırdı. Biz indiriyoruz... Bakınız şimdi, Hükûmetimizin
durumunu takdirlerinize arz ediyorum. Biz vergilerimizi indiriyoruz.
Tekstilde indirdik mi? İndirdik. Deri eşyalarında indirdik mi?
İndirdik. Sağlıkta indirdik mi? İndirdik. İlaçta indirdik mi? İndirdik.
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Niyet mektubunda
ne yazıyor?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Gıdada
indirdik mi? İndirdik. Millî eğitimde indirdik mi? İndirdik. Hepsinde
indirdik. (AK Parti sıralarından alkışlar)
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Senin adın indirene çıktı
zaten!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - İndirdik
mi bindirdik mi?
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Sen indirensin zaten!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - İndi
mi bindi mi? O kadar. (AK Parti sıralarından alkışlar) İndi, indi...
Uzun lafın kısası, vergi yükünü indiriyoruz.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Senin adın "indiren Kemal"
olacak!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Zaten
bu topladığımız paraların da turşusunu kurmayacağız. Ne kadar fazla kayıt
dışından da gelince, indirmeye de devam edeceğiz, bunu herkes de
bilsin, vatandaşa dağıtacağız. Biz vatandaşa hizmet için gelmişiz, niyetimiz
bu, bunun için gelmişiz.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Keseni doldurmak daha önemli
gibi geliyor bana, pastörize yumurtadan.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Herkes
kendini kendi gibi biliyor! Ne yapalım? Aynaya bakın, aynaya!
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Ben hiç ticaretle uğraşmadım,
yumurta ticareti yapmadım.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Aynaya,
aynaya, aynaya! Sayın Başbakanımız öyle dedi "Aynaya bak aynaya!"
O kadar.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Aynaya bak aynaya! Neyi göreceksin? Herkes bir baksın aynaya!
MALİYE
BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, bakınız,
Maliye olarak yaptığımız, vatandaşımız daha önce gidiyordu -yahu,
para ödeyecek, para- diyor ki: "Ey devlet, ben para kazandım, ondan
da vergi ödeyeceğim, bu vergimi de buyur al." Onu vermek için kuyrukta
bekliyor adam ya!
MAHFUZ
GÜLER (Bingöl) - Üç gün gidip geliyor!
MALİYE
BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Üç gün gidip geliyor, doğru. Üç gün
gidip geliyor.
MEHMET
AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Ne zaman bekliyordu Sayın Bakan?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Kuyruk,
kuyruk, kuyruk. Ondan sonra ter içerisinde…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Ne zaman bu?
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Şimdi, siz ayağına kadar
götürüyorsunuz!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Ben o
kuyrukta bayılanları biliyorum. Vakti zamanında ben de o kuyrukta
bekleyenlerdendim.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Fırsat kolluyordun sen o
zaman, ne kuyruğu?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
biz, bir şey getirdik…
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Naylon faturadan dolayı
mı?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Bakan patron olmadan
önceki dönem. Çok eski yani!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
biz öyle bir sistem getirdik ki…
Yalnız bir şey var, onu da söyleyeyim: Bu sistemin
başlangıcı da, VEDOP projesinin başlangıcı, VEDOP-1 bizden önce
başladı, onlara da teşekkür ediyorum ha. Neyse, hakkını verelim.
Şimdi, biz bunu geliştirdik, VEDOP-2 kurduk, şimdi VEDOP-3 oluyor. Şimdi,
vatandaşımız oturduğu yerden düğmeye basıyor, pıt, beyanname gitti.
Oturduğu yerden… Şimdi, vergi dairesine gitmiyor, zaman harcamıyor,
para harcamıyor, efendim, trafiği sıkıştırmıyor.
AHMET IŞIK (Konya) - Zaman ekonomisi.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Efendime
söyleyeyim, kâğıt bilmem ne harcama şeyleri yok, düğmeye bastı, beyanname
gitti. Böyle, 18 Aralık tarihi itibarıyla 44 milyon 402 bin beyanname
bu yolla alınmış. Bu büyük bir şey. Ben, doğrusu hizmeti geçen bütün
arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar. Bu fevkalade önemli.
Şimdi, beyannameyi veriyor, parayı ödeyemiyordu
eskiden. İşte, parayı, yok bankada gözüküyor… Şimdi, onda da bütün
işlemler yapıldı, yine düğmeye basıyor, para da gitti.
Şimdi, bir şey daha getirdik "e-mükellef"
diye. Mükellef gidiyor, bazıları, tam yurt dışına çıkacak, "senin
yasağın var" diyorlar. Allah Allah, adam, şimdi, bu kadar gittiğine
mi yazık olsun, bir de yanında arkadaşları var, onlara ayıp oluyor,
dışarıdakilere ayıp oluyor filan. Şimdi artık, herkes düğmeye basıyor,
kendi durumunu öğreniyor. Borcu mu var, alacağı mı var, yurt dışına
çıkış yasağı mı var, başka işi mi var; şimdi, herkes tak diye hemen bu
şeyden line'a giriyor; tak diye öğreniyor. Bu derece önemli oldu.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Ne kadar büyük bir iş, ne
önemli bir iş!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
bu derece çok şeyler getirdik mükelleflere ama, şimdi, yine, biz de
düğmeye basıyoruz, o mükellef ne yapmış ayna gibi çıkıyor karşımıza.
TUNCAY
ERCENK (Antalya) - Basıyorsun düğmeye af geliyor.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bas düğmeye
al neticeyi. Tabii, bu kadar basit.
Bak, öğrendiniz değil mi? Tamam, çok güzel.
TUNCAY
ERCENK (Antalya) - Bas düğmeye af gelsin. Kaçakçılık affı da gelsin.
MALİYE
BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi, böyle düğmelerle, o zaman
da yanlış yapan binlerce de mükellef karşımıza çıkıyor tabii. Onların da denetimi
ona göre yapılıyor artık.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Böyle düğmelerle iş gidecek!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Denetim,
hani dedik ya, bir ayağı da güçlü bir denetimden geçer. O güçlü denetim
de artık kuruldu. Şimdiye kadar bir veri tabanı yoktu. O veri tabanı
buraya gerçekleşti. Bütün artık, mükelleflerin nüfus kâğıdı numarası,
hüviyet numarası mükellef numarası oldu. Hiç, tekrar, gidip de mükellef
numarası alayım da, uğraşayım da, üç gün bekleyeyim yok.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Mükellef mi kaldı?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bak nüfus
kâğıdına, o senin mükellef numaran kardeşim.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Kepenk kapatıyorlar.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bu kadar
basitleşti.
TUNCAY
ERCENK (Antalya) - Çiftçi iflas etti. Esnaf iflas etti. Mükellef kalmış, ne mükellefi?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
ben size yapılan incelemelerin neticelerini fazla vaktinizi almamak
için söylemiyorum.
Maliye olarak, değerli arkadaşlar, bir emanet aldık
üstümüze. O emaneti layıkıyla yerine getirmenin gururuyla karşınızda
bulunuyorum. Alnımız ak, başımız diktir. Milletimize hizmetimiz
tamdır arkadaşlar. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ve bu hislerle,
bu duygularla 2007 yılının bütçesini size arz ediyorum.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Şu dokunulmazlığı da
bir kaldırıverin Sayın Bakanım.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
kısaca Özelleştirme Başkanlığının da bütçesine geleyim.
Değerli arkadaşlar, özelleştirme, en büyük reformlardan
bir tanesidir ülkelerin ekonomik hayatında. Yapısal reformlar dediğimiz
reformlardan bir tanesidir. Ülkede birçok başarılar elde edebilirsiniz,
fakat yapısal reformlar yapmazsanız, o başarıları kalıcı hâle getiremezsiniz.
Vergi reformu yapacaksınız, bankacılık reformu yapacaksınız,
adalet reformu yapacaksınız, özelleştirme yapacaksınız, bunlar
fevkalade önemlidir.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Sosyal güvenlik…
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Sosyal
güvenlik reformu yapacaksınız. Diyorum ya, say say bitmiyor. Onun
için, kusuruma bakmayın, yani, bazılarını söyleyemiyoruz, onun
için kusuruma bakmayın.
Şimdi, bu özelleştirme, 1980 yıllarından beri Türkiye
literatürüne girdi, ekonomi literatürüne girdi. Özelleştirme
yapmamız lazım. Daha o zamandan, birçok millet başladı ve onlar bitirdiler
özelleştirmelerini ve maalesef, eskiden demirperde gerisi ülkeler
derdik, onlar bile bitirdiler.
Şimdi, biz, söyle, konuş, konuş… Özelleştirme şöyle
özelleştirme böyle, falan, yirmi seneyi aşkın bir zaman yahut yirmi
seneye yakın bir zaman, yapıla yapıla 8 milyar özelleştirme yapıldı.
Bizim ekonomi politikalarının önemli bir ayağı özelleştirme. Bunu,
daha Parti Programı'nda anlattık. Partiyi kurarken dedik ki, biz bunları
yapacağız. Hükûmet olduk, Hükûmet Programı'nda da söyledik ve işe başladık,
hızlı bir özelleştirme yapma mecburiyetimiz vardı.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Ofer ne demişti, Ofer?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - O azmimizi
belirtebilmek için, o kararlılığımızı belirtebilmek için, biraz
da halktan gelen tarafımız da olduğu için, babalar gibi satarız dedik
yani, kötü mü ettik ya. Yani, şimdi…
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Ofer ne demişti?
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Kendi babanın malı değil
ki satasın, milletin malı.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
arkadaş, biz dört yılda 18 milyar dolar özelleştirme yaptık; bu milletin
kasasına girdi. Bu para, bu devletin kasasına girdi.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Yani, milletin malını
sattınız Sayın Bakan.
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Sayın Bakan, nerede o para?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi,
bir sürü, tabii, laflar ediliyor. Ben size bir şey soracağım.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Milletin malını sattınız.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - O kadar
açık ve şeffaf yaptık ki, özelleştirme ihalelerine girip de, benim
hakkım yendi diyen bir kişi duydunuz mu arkadaşlar ya, bir kişi duydunuz
mu?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - 14,76'lar ne oldu?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bu muhalefetten
başka bir kişi duydunuz mu? (AK Parti sıralarından alkışlar)
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Balıkesir SEKA'yı kime
verdin, kaça verdin?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - 14,76 ne oldu?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - İhaleye
giriyor adam, "ya, benim hakkım yendi ya, bu ihalede" desin
bir kişi, çıksın. Yok.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Anlat, anlat, TÜPRAŞ'ı da
anlat.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Televizyonlarla
bütün milletin huzurunda yapıyoruz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Yüzde 14,76 TÜPRAŞ hissesi
nasıl satıldı Sayın Bakan? Duyan yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın
Bakan, konuşmanızı tamamlayın lütfen.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Tamam
Sayın Başkanım.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Ofer'le, Oger'le nasıl görüştünüz?
Kimin uçağıyla gittiniz?
GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Kimin uçağına bindin?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Ne derler?
İşte, eremediği üzüme koruk derlermiş yani. Derler işte, diyorlar
ne yapalım? Ama, o şunu desin, bu bunu, kim ne derse desin, bizim alnımız
açık.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Biz demiyoruz, mahkeme
diyor, mahkeme.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bu özelleştirmeyi
de hakikaten babalar gibi yaptık. Yaptık yani, ne yapalım, yapıyoruz.
Değerli arkadaşlar, bir de ilgili Bakanlık olduğumuz
için Kamu İhale Kurumu bütçesini de size kısaca anlatacağım. Ondan
sonra da huzurlarınızdan ayrılacağım.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Hatay kararından da
bahsedin Sayın Bakan.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Değerli
arkadaşlar, Kamu İhale Kurumu, biliyorsunuz, idari ve mali özerkliğe
sahip kamu tüzel kişiliğini haiz olan bir kurum. Şimdi, bunun görevleri;
ihale sürecinde ilgili idarece yapılan işlemlere ilişkin şikâyetleri
inceleyerek sonuçlandırma; Kamu ihale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri
Kanunu'na ilişkin bütün mevzuatı, standart ihale dokümanlarını,
tip sözleşmeleri hazırlamak; ihale ilanlarıyla ilgili esas ve usulleri
düzenlemek ve bunları yayımlamak ve diğer bazı görevleri var. Şimdi,
bu görevlerini şimdiye kadar layıkıyla yapmış olan bir kurumumuz.
Bu Kurum, 2006 yılının ilk on bir ayında 3.039 tane şikâyet incelemiş
ve sonuçlandırmış. 43.900 adet ihale ilanı yayımlamış. 7.677 adet elektronik,
basılı ve ticari bülten abonesi de yapılmış.
Kurumun teklif edilen ödeneği, ödenek ve aynı zamanda
elde edeceği gelir 66,3 milyon YTL olarak tahmin edilmiştir. Cari transferler
harcama kalemi içindeki 5018 sayılı Kanun'un 78'inci hükmü gereği
genel bütçeye gelir-gider farkı olarak aktarılacak olan 8,5 milyon
YTL yer almaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidarımızın
dördüncü yılını bitirip beşinci yılına girdiğimiz bu dönemde, mali
disiplin ve güçlü bütçe yönetimi konusunda elde ettiğimiz başarı
açık bir şekilde ortadadır. Bütçe açığının gayrisafi millî hasılaya
oranı dört yıl gibi kısa bir sürede hayal edilmeyecek noktalara gelmiştir.
Geçtiğimiz dört yıla baktığımız zaman, sadece
güçlü ve güvenilir bütçeler yapılmadı; aynı zamanda bu bütçelerin
işleyişine ve uygulamasına yönelik olarak önemli reformlar geliştirildi.
Uluslararası standartlara uygun bir kamu mali yönetim sistemi
oluşturularak tüm kamu idarelerinin, bütçe hakkı kapsamında, Meclise
hesap verme imkânı sağlandı.
Hükûmetimiz, tüm sorunların üzerine cesaretle
giderek diğer birçok alanda olduğu gibi bu alanda da başarıyı yakaladı.
Mali yönetim sistemimizin yapısallaşmasına ve performansına
çok büyük önem veriyoruz. Çünkü, biliyoruz ki cumhuriyetimizin kurucusu
Atatürk'ün de ifade ettiği gibi, millî egemenlik ancak mali egemenlikle
mümkün olabilecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2007 yılı
bütçesi ülkemiz ve milletimize hayırlı olsun. Yaptığınız yoğun
ve yorucu çalışmalar için Hükûmetim ve şahsım adına sizlere tekrar
teşekkür ediyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Sağ
olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.
Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan, Hükûmet adına
görüşlerini açıkladı.
Şimdi, aleyhte söz isteği var.
Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan.
Sayın Kandoğan, süreniz on dakika.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sizleri saygı ile selamlıyorum.
Farklı bir konuşma yapmak düşüncesindeydim. Ancak,
Sayın Maliye Bakanımızı dinledikten sonra konuşmamın muhtevasını
değiştirmek ihtiyacı hissettim. Öncelikle, Sayın Bakan "geçmiş
hükûmetler ne yaptı, bu bütçedeki paraları nerelere harcadılar"
şeklinde bütün geçmiş hükûmetleri itham altında bırakan açıklamalar
yaptı.
Şimdi, Sayın Bakan, ben, size söylemek istiyorum:
Geçmiş dönemlerde, bu fakir fukaranın parasıyla, GAP'a 16 milyar dolar
para harcandı. Türkiye'nin yedi küpeli gelinine 16 milyar dolar,
bu ülkenin insanları para harcadılar, ama, dört yıllık AK Parti İktidarı
döneminde GAP'a bir tek çivi bile çakmadınız.
Geçen akşam, Sayın Başbakan "Teke Tek"
programında "GAP'a yetiştirecek paramız yoktur" diye, 70
milyonun önünde bu sözleri söyledi. Hani bütçenizde çok para vardı,
hani her şey boldu, bütçeniz açık vermiyordu? GAP'a bir tek çivi çakamadınız
Sayın Bakan.
Şimdi, geçmişte neler yapılmış? Ereğli yapılmış,
TÜPRAŞ yapılmış, Petkim yapılmış, İskenderun Demir-Çelik yapılmış,
Karabük Demir-Çelik yapılmış, Seydişehir Alüminyum yapılmış, SEKA'da,
çalıştığınız SEKA Kâğıt Fabrikası yapılmış, çimento fabrikaları
yapılmış, otobanlar yapılmış, limanlar, havaalanı, üniversiteler,
hastaneler ve 35 bin köye yol, su, okul, elektrik, telefon, sağlıkevi,
sağlık ocağı gibi çok büyük hizmetlere bu memleketin evlatları imza
atmış.
Gelip, bugün, 2006 Türkiye'sinde bütün geçmiş
hükûmetleri yok sayan böyle bir anlayışı, Türkiye Büyük Millet Meclisi
kürsüsünden şiddetle reddediyorum Sayın Bakan. (CHP sıralarından
alkışlar)
Şimdi, Sayın Bakan KÖYDES projesinden bahsetti,
sanki Türkiye'de köylere ilk defa hizmet götürülüyor, sanki köylere
geçmişte hiç hizmet gitmemiş gibi KÖYDES projesinden bahsediyor. Şimdi,
geçmişte, bu hizmeti Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü yapıyordu, il
özel idareleri kendi bütçelerinden ayırdığı kaynaklarla yapıyorlardı
Sayın Bakan.
Bakınız, sizlere rakamlar vereceğim: Türkiye'de
35 bin köy var…
Sayın Bakan… Sayın Bakanım, dinleyiniz lütfen. Türkiye'de
35 bin köy var. Siz, iktidarı devraldığınız güne kadar, Türkiye'de
31.299 köye içme suyu götürülmüş, 31.299 köye içme suyu gitmiş ve sadece
-bu rakam sizin rakamlarınızdır, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından
aldım bu rakamları- iktidara geldiğiniz 2003 yılının 1 Ocağında
Türkiye'de susuz olan köy sayısı 875 Sayın Bakanım.
Sayın Bakanım, dikkatinizi bu tarafa… Diğer yerlere
bakmayınız. Türkiye'de susuz köy sayısı 875 sadece, 875. Şimdi, Tarım
Bakanı buraya geldi, "On binlerce köye su götürdük." diyor.
Tarım Bakanı ya köy sayısını bilmiyor ya götürülen hizmetlerden
haberi yok değerli milletvekilleri.
Şimdi, yollara da geliyorum. Şimdi, bakınız, Türkiye'de
siz iktidara gelinceye kadar -yine, bu rakam da Tarım ve Köyişlerinin
rakamıdır, resmî rakamdır- Türkiye'de 291 bin kilometre yol yapılmış
değerli arkadaşlar.
CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Diyarbakır'da 1.100
yerleşim yerine su geldi.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - 291 bin kilometre yol
yapılmış.
CAVİT
TORUN (Diyarbakır) - Ümmet Bey… Ümmet Bey…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bakınız, bunların
90.460 kilometresi asfalt, 1.742 kilometresi beton.
Geleceğim Sayın Torun, geleceğim…
CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Diyarbakır'da 1.100
yerleşim yerine su geldi.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Stabilize 129 bin…
Bakın, Sayın Maliye Bakanı gidiyor arkadaşlar.
Bakınız, bakınız, Sayın Maliye Bakanı gidiyor.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bakınız, geçen sene
bu kürsüde Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde ben konuştum. Bakınız,
orada ne demişim Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde? "Ben çıkınca
-yani, ben kürsüye çıkınca- Maliye Bakanı gidiyor buradan ve ben
bugün iddiaya girdim. Bakınız, ben kürsüye çıktığımda -onlarca milletvekiline
söyledim ki- Sayın Maliye Bakanı burayı terk edecek dedim, terk etti.
Kaç kezdir aynı şey oluyor."
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Kaçtı…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bakınız, geçen sene
de kuliste söyledim milletvekillerine, tutanaklara geçirdim. Ben
konuşurken geçen sene çıktı, şimdi de çıktı Sayın Maliye Bakanı.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Kaçıyor…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Eğer, siz bizleri dinleme
zahmetine katlanmıyorsanız, o söylediğiniz sözlerin arkasında
durmanız lazım.
Şimdi, diyor ki: "Bütçe rakam işidir." Sayın
Maliye Bakanı, ben de rakamları çok seviyorum. Gittiniz, ama, bürokratlarınız
burada. Ben rakamları çok seviyorum. O rakamlarla ilgili sizlere
bazı rakamlar vereyim ki, Türkiye nereden nereye gelmiş.
Cari açık, 3 kez revize ettiniz bu sene, nasıl bir
maliye bakanıdır, nasıl bir hükûmet ki, cari açık tahmininde bulunuyor,
daha yıl içerisinde 3 kez revize ediyor ve yıl sonunda o hedefe ulaşamıyor.
22 dediniz önce, 26'ya revize ettiniz, 30'a çıkardınız, yıl sonunda
34. Bu nasıl siyasi istikrardır? Bu nasıl öngörülebilirliktir ki
cari açıkta yüzde 50 oranında yanılıyorsunuz? Dış ticaret açığı, 38 milyar dolar olarak
ilan ettiniz, rakam 54 milyar dolar. Bu nasıl öngörülebilirliktir
ki, yüzde 50 oranında yanılıyorsunuz? Enflasyon, dediniz ki yüzde
5, şimdi yüzde 10. Yüzde 100, enflasyon tahmininde yanılan tüm dünyada
bir başka maliye bakanı ve hükûmet var mıdır arkadaşlar size soruyorum?
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Ayıp be, ayıp!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yüzde 100, yüzde 100 yanılıyorsunuz.
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Utanmadan konuşuyorsun!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yüzde 5 diyorsunuz,
yüzde 10 çıkıyor. Yüzde 100 yanılıyorsunuz.
Şimdi, reel faiz… Reel faiz, dediniz ki "yüzde
8-9 reel faiz." Şimdi 13. Yüzde 50 yanılıyorsunuz. Reel faizde
yüzde 50 yanılmışsınız. Şimdi siz, siyasi ve ekonomik istikrardan
bahsediyorsunuz. Peki, sizlere bu vatandaşlar nasıl güvenecekler?
Nasıl inanacaklar? Sanayici, iş adamı "yüzde 5 enflasyon, yüzde
8-9 reel faiz" dedikten sonra, yüzde 100 ve yüzde 50 yanılmadan
sonra nasıl yatırım yapacak? Sizlere nasıl güvenecek? Nasıl inanacak?
E, siyasi ve ekonomik istikrar, değerli arkadaşlarım, böyle olur!
Şimdi, Maliye Bakanı dedi ki: "Biz özelleştirdik,
ihalelere giren bir tek müteahhit
var mı? Benim hakkım yendi diyen bir müteahhit var mı?" diye sordu. Müteahhit
olmayabilir, ama, 70 milyon insan diyor ki: "Bu özelleştirmelerde
benim hakkım yendi. Fakirin fukaranın, garip gurebanın hakkı yendi."
diyor 70 milyon insan. Bakınız, elimde belgelerle geldim, belgelerle
geldim. İşte belgeler.
TÜPRAŞ'ın 14,76'sını sattınız. Değerli milletvekilleri,
dikkat ediniz. Bu belgeleri isteyen varsa gelsin vereceğim. Bunlar
ibret vesikasıdır ve sizin dönemden sonra hesap sorulacak vesikalardır
bunlar, göreceksiniz. Şimdi, 28 Şubatta bir aracı kurum, Özelleştirme
İdaresi Başkanlığına yazı yazıyor, 28 Şubat, "Biz" diyor
"TÜPRAŞ'ın 14,76'sını 15,40 YTL'den almak istiyoruz." Bir aracı
kurum yazıyor Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığına. Başbakanlık
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aynı gün -arkadaşlar, dikkatinizi
çekiyorum, aynı gün- olur veriyor satılmasıyla ilgili. İşte, burada.
Olur, burada. Özelleştirme İdaresi Başkanı aynı gün TÜPRAŞ'ın
14,76'sının satılmasıyla ilgili onay veriyor ve yine aynı gün -bu hıza
bakın arkadaşlar, Türkiye'de işlerin nasıl hızlı gittiğinin çok
açık bir delili- Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bir başka yazı yazıyor
bir aracı kuruma "bizim adımıza bu 14,76'sını satın" diyor.
Şimdi, bakınız, bir günde bir aracı kurum talepte
bulunuyor, bir günde onay çıkıyor, bir günde yazısı gönderiliyor,
satın… Şimdi, bu ihale mi arkadaşlar? Bu, peşkeş çekmedir bunun adı. Niye
peşkeş çekmedir? Çünkü, o gün TÜPRAŞ'ın borsadaki hisse değeri 17
YTL, siz 15,4 YTL'ye, yüzde 10 iskontoyla verdiniz.
Niye verdiniz? Hangi hakla verdiniz? Niçin ihaleye
çıkarmadınız? Niçin halka arz etmediniz? Gelin, burada bunun hesabını
verin değerli milletvekilleri. AK Parti milletvekillerine sesleniyorum:
İçinize siniyorsa, içinize siniyorsa Sayın Maliye Bakanını alkışlamaya
devam edin, ama, bu 70 milyon insanın, Maliye Bakanını alkışlama
noktasında sizinle aynı kanıda olmadığını çok yakından bilen birisi
olarak diyorum ki, aklınızı başınıza toplayın ne olur.
Ve, yine, TÜPRAŞ'ın yüzde 65,76'sını 1 milyar 304
milyon dolara sattınız ve ben çıktım dedim ki, ertesi gün basın toplantısı
yaptım: Bu fiyat olmaz, TÜPRAŞ'ı yok pahasına sattınız dedim. Sayın
Maliye Bakanı açıklama yaptı, dedi ki: "TÜPRAŞ'ı çok iyi fiyata
sattık." Var evrakları, bütün basın ve televizyonda yer aldı.
"TÜPRAŞ'ı çok iyi fiyata sattık." dedi. Sonra ne oldu? İhale
iptal edildi. 3 değerli hâkim bu noktada çok duyarlı davrandı, ihale
iptal edildi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Sosyal güvenlikten
de bahset.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Geleceğim…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Tekel, Tekel…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Oraya da geleceğim…
Ve ihale yenilendi. İhale yenilendi -dikkatinizi
çekiyorum- yüzde 65,76'sı değil, yüzde 51'i, on ay sonra, 3 milyar 140
milyon dolara gitti.
BAYRAM
ALİ MERAL (Ankara) - 4 milyar…
ALİ ARSLAN (Muğla) - 4 milyar…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - İşte, 4 milyar 140 milyon
dolara gitti. Devletin buradan kazancı, 2 milyar 800 milyon dolar
değerli milletvekilleri. Eğer Sayın Unakıtan'ın dediği gibi olmuş
olsaydı, değerinde gitmiş olsaydı ve o ihale iptal edilmemiş olsaydı,
devletin kaybı 2 milyar 800 milyon dolardı. İşte o 2 milyar 800 milyon
dolarla Sayın Torun, sizin bahsettiğiniz, ilinizin bütün altyapı
hizmetleri bitirilmiş olurdu.
Telekom, 6,5 milyar dolara gitti. Sonra, kurumlar
vergisini yüzde 30'dan 20'ye indirdiniz. Eğer ihaleden önce kurumlar
vergisinin yüzde 30'dan 20'ye ineceği bilinmiş olsaydı, Telekom, 10
milyar dolara giderdi arkadaşlar, 10 milyar dolara giderdi. Evet,
devletin milyar dolarları işte böyle uçup gitti havaya değerli milletvekilleri.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Son cümlelerim…
BAŞKAN - Sayın Kandoğan, ek sürenizi verdim, sizin,
selamlama için mikrofonu açıyorum.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Tamam.
Sayın Maliye Bakanı, işsizlikten bahsetti, düşmeye
başladı diye. Kendi kitabı burada, açın, sayfa 41, işsizlik oranlarının
düşmediği, kendi rakamlarıyla ortada, sayfa 41. İhracatın ithalatı
karşılama oranı, yüzde 69,9 devraldığınızda -sayfa 133- şimdi, istikrarlı
bir şekilde yüzde 60'lara kadar düşürmüşsünüz! İşte, istikrar, gelir
dağılımında, vatandaşların gelir dağılımının bozulmasında iyi
istikrar sağlamışsınız! İhracatın ithalatı karşılama oranında
iyi istikrar sağlamışsınız! İşsizliğin düşmemesinde iyi istikrar
sağlamışsınız ve Türkiye'nin çok önemli meselelerinin yapılmasında,
yatırımlarda…
BAŞKAN - Sayın Kandoğan, lütfen, son cümlenizi
alayım.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - …maalesef, yapılan
hiçbir şeyin olmadığını çok açık ve net bir şekilde görüyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle, yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP ve Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.
Sayın milletvekilleri, konuşmalar tamamlanmıştır.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - 69'uncu maddeye göre söz
istiyorum.
BAŞKAN - Biraz önce, kendisine sataşıldığından
bahisle söz alan Sayın Kiler'in konuşmasında, Sayın Orhan Eraslan,
Niğde Milletvekili, kendisine hakaret edildiğinden bahisle, 69'a
göre söz istemiştir.
Şimdi, zabıtları getirttim. Aşağı yukarı tümüne
yakınını getirttim. İlk sataşma, daha doğrusu ilk müdahale, sataşma
demeyeyim; Sayın Eraslan "Senin yüzün kızaracağına, çıkıp reklam
yapıyorsun." diyor. Yine, Sayın Kiler de "Aileden birisi
milletvekili oldu diye, herhâlde 5 bin kişiyi kapı dışarı atmayız,
ticaretimizi bitiremeyiz." vesaire diyor ve ilaveten, Sayın
Eraslan "Ayıp, ayıp, yüzün kızarmıyor mu?" diyor. Ben müdahale
ediyorum. Daha sonra, Sayın Kiler "Benim yaptığım ayıpsa, senin
yaptığın terbiyesizlik. Dinlemesini öğren önce." diyor.
Şimdi, öncelikle, değerli arkadaşlar, hiçbir zaman,
Sayın Eraslan'ın hitabı da, Sayın Kiler'in karşı hitabı da bu Parlamentonun
içerisinde konuşulması gereken şeyler değil. Bunu bir defa hepimiz
biliyoruz. Ancak, burada, Sayın Kiler…
CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Meşru müdafaa yapıyor.
BAŞKAN - Sayın Eraslan, bir dakika müsaade eder misiniz.
Sayın Kiler, bu zabıtları açıkladım -size hitap
ediyorum- bu son cümle olarak, "Benim yaptığım ayıpsa, senin yaptığın
terbiyesizlik. Dinlemesini öğren..." cümlesini -burada, birbirimiz,
muhalefet oluruz, iktidar oluruz, beraber hizmet ediyoruz- açıklamak,
tavzih etmek ister misiniz? Böyle bir hakkınız var.
VAHİT KİLER (Bitlis) - Evet
BAŞKAN - Yerinizden. Sadece bu cümlenizi ya tavzih
eder ya da geri alırsınız, o sizin takdiriniz.
Buyurun.
III. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)
2.- Bitlis Milletvekili Vahit Kiler'in, yapmış olduğu konuşmada,
bazı sözlerinin yanlış anlaşıldığı gerekçesiyle açıklaması
VAHİT KİLER (Bitlis) - Sayın Başkanım, özellikle,
yapmış olduğum açıklamada, tabii ki, bana yapılan müdahalelere
cevap vermem gerekiyordu. Ama, burada, direkt, hiç kimsenin ismini
kullanarak, ben "terbiyesiz" kelimesi kullanmadım.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Bize mi söyledin!
VAHİT KİLER (Bitlis) - Dolayısıyla, hele hele,
bana karşıdan "yüzün kızarmıyor mu" gibi kelimeler gelince,
belki, o anda kastımı aşmış olabilirim, dolayısıyla düzeltiyorum.
BAŞKAN - Düzeltiyorsunuz, geri alıyorsunuz sözünüzü.
VAHİT KİLER (Bitlis) - Evet. Ama, ben de yapmış olduğum
açıklamayı, Meclisin doğru algılaması açısından yapıyordum. Tabii,
karşıdan gelen müdahaleler karşısında…
BAŞKAN - Tamam, o sizin hakkınız, ama, bu sözü düzeltmiş
oluyorsunuz.
VAHİT KİLER (Bitlis) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Eraslan, arkadaşımız düzeltti. Söz
istiyor musunuz?
ORHAN ERASLAN (Niğde) - İstiyorum.
BAŞKAN - Buyurun, ama çok kısa. Bu düzeltmeden sonraki
konuşmanızın çok kısa olmasını rica ediyorum, çünkü, sizin ifadelerinizi
de burada okudum.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Söz düzeldikten sonra bu
söz ne oluyor Sayın Başkan?
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Biraz eğri kaldı da, onu
düzeltecek.
ÜNAL
KACIR (İstanbul) - Hayret bir şey ya!
3.- Niğde Milletvekili
Orhan Eraslan'ın, Bitlis Milletvekili Vahit Kiler'in, konuşmasında,
şahsına sataşması nedeniyle konuşması
ORHAN
ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; 69'uncu maddeye
göre söz almış bulunuyorum. Şimdi…
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Söz düzeltildikten sonra
hükmü kalmadı ki.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Sayın Kacır, müsaade
ederseniz, neyi düzelteceğimize de biz karar verelim.
Şimdi, değerli arkadaşlar, iktidar partisinin
milletvekili, bir tarafta gücü var, iktidar kullanma gücü var. İktidar
grubundan dürüst bir sürü arkadaşımız var, onlara hiçbir sözümüz
var mı?
NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Hepsi dürüst.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Sizi kastetmedim.
TANER YILDIZ (Kayseri) - Hepsi dürüst, o da dürüst.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Şimdi…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkanım
"bir sürü" diye ifade etti.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar,
bir ihale oluyor, bir tarafta devlet var, devlet. Devletin yaptığı
ihaleye…
BAŞKAN - Sayın Eraslan, o konuda size söz veremem.
Sadece, bu çümleyle ilgili, sizin söyleyeceğiniz.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Efendim, müsaade edin.
BAŞKAN - Efendim, o sizin yapacağınız iş değil. Burada,
biz Kiler'in ihalesini tartışmıyoruz.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Efendim, ben niye o açıklamayı
yaptığımı…
BAŞKAN - Bakın, benim iyi niyetimi, lütfen, iyi niyetle
kullanın.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Ben niye söylediğimi
açıklamak durumundayım.
BAŞKAN - Başka bir açıklamaya izin veremem.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Bir dakika efendim.
BAŞKAN - Lütfen, 69'dan istediğiniz, bu cümleyle
ilgili.
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Giriş yapıyor,
giriş.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Lütfen, Sayın Başkan… Sayın Başkan… Burada
bir sürü…
BAŞKAN - İstediğiniz, bu cümleyle ilgili…
HALUK KOÇ (Samsun) - Müsaade edin de konuşsun Sayın
Başkan.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Müsaade eder misiniz…
Müsaade eder misiniz… Sayın Başkan…
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Bir dakika
gitti Sayın Başkan.
BAŞKAN - Başka konuları anlatamayız burada.
TANER YILDIZ (Kayseri) - Var mı öyle şey ya!
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Efendim, konuşturmuyorsunuz,
konuşturmuyorsunuz…
BAŞKAN - Elbette konuşturmam…
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Böyle şey olabilir mi?
BAŞKAN - Çünkü, sizin konuşmak istediğiniz, İç
Tüzük'e uygun değil.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Uygun efendim.
BAŞKAN - Nasıl uygun?
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Dinlediniz mi? Daha
açıklamadım bir şey. Lütfen… Lütfen, efendim…
Şimdi, değerli arkadaşlar, içinizde bir sürü hekim
arkadaşımız var, bir sürü avukat arkadaşımız var. Bu arkadaşlarımız,
milletvekilliği süresi içerisinde görevlerini yapıyorlar mı?
Mesleklerini yapıyorlar mı? Yapamıyorlar. Yapmamaları da gerekir.
Doğrusu bu.
Şimdi, ticarete biz… Elbette haktır ticaret.
TANER YILDIZ (Kayseri) - Ya, kendisi çalışıyor
mu?.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Dinler misiniz.
TANER YILDIZ (Kayseri) - Kendisi uğraşıyor mu?
BAŞKAN - Lütfen müdahale etmeyin efendim.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Ticaret elbette haktır,
elbette ticaretini yapacak vatandaş. Ama, iktidar milletvekili
buradan, çıkıp, "Benim aile şirketim." diye, Meclis kürsüsünü,
yani, konuşmalardan sonra reklam alınmış gibi, reklam amaçlı kullanması
ve bir tarafta devlet ihalesine kendisinin "Aile şirketim."
dediği şirketin hak olduğunu, kendi gücünün burada yer almasının
yanlış olmadığını söylemesi fevkalade şaşırtıcı. Bu elbette
ayıptır arkadaşlar. Buna benim değil, hepinizin karşı çıkması lazım.
En önce iktidar milletvekillerinin demesi lazım ki: "Bu doğru
değildir. Bizi yük altına koyma; şahsi kazançlarınız için, ailevi
kazançlarınız için bizi yük altına koyma." demeniz gerekir. Bunu
bir muhalefet milletvekili söyledi diye…
TANER YILDIZ (Kayseri) - Ama, itham yapmayacaksın.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Efendim, dinler misiniz.
BAŞKAN - Sayın Yıldız, lütfen müdahale etmeyin.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Şimdi, siyasi etik diye
bir şey var. Değerli arkadaşlar, siyasi etik şudur: Yaptırım gücü
olan, kendisinin akitte etkisi olabilecek adam, akitte etkisi olabilecek
kişi, akdin diğer tarafında da olmaz. Burada devlet-burada iktidar
milletvekili; masanın hem bu başında iktidar hem bu başında iktidar!
Ne âlâ memleket! Bunu eleştirince de, hemen "Terbiyesizlik"
deniliyor.
TANER YILDIZ (Kayseri) - Sözünü geri alman lazım.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Arkadaşlar, asıl, milletin
varlıklarını talan etmek, soymak yanlıştır; asıl, milletin varlıkları
soyulurken ses çıkarmamak terbiyesizliktir. (AK Parti sıralarından
gürültüler)
BAŞKAN - Sayın Eraslan, lütfen…
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Asıl, milletin varlıkları
yağmalanırken ses çıkarmamak terbiyesizliktir. Size hatırlatıyorum.
Bakınız…
ZEYİD ASLAN (Tokat) - En büyük terbiyesiz sensin.
BAŞKAN - Sayın Eraslan, lütfen…
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Namdar Rahmi Karatay'ın
bir şiiri var…
MEHMET SOYDAN (Hatay) - Sayın Başkan, on dakika konuşacak
mı burada?
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Namdar Rahmi Karatay'ın
bir şiiri var. Diyor ki: "Soğan bile soyulurken yaşarıyor da gözler
/ Bu millet soyulurken aldırmıyor öküzler." diyor. Öküz durumuna
düşmemek için biz de ses çıkarıyoruz.
Hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından
alkışlar, AK Parti sıralarından gürültüler)
ZEYİD
ASLAN (Tokat) - Sensin en büyük saygısız, en büyük terbiyesiz sensin.
BAŞKAN - Sayın Eraslan…
VAHİT KİLER (Bitlis) - Sayın Başkanım…
BAŞKAN - Bir dakika efendim.
Bu, böyle… Bakın, monolog şeklinde, diyalog şeklinde
bu iş yürümez.
Sayın Eraslan'ın konuşmasının ne derece doğru olduğunu
tartışabiliriz. Yalnız, Eraslan, iyi bir avukat. Kendisine şunu Meclis
Başkanlığı olarak ifade ediyorum ki, yasaların açık ve net bir şekilde
yasak etmediği bir hususu, Meclis kürsüsünden, yorumlarla, değişik
şekilde ifade etmek yanlıştır. O konuda sözlerine kimsenin katılması
mümkün değildir. Öyle, Anayasa'da, İç Tüzük'te, yasada, milletvekillerinin
neleri yapabileceği neleri yapamayacağı açık. Bu şartlarda buradaki
ifadeleri yanlış yorumlara meydan verebilir. Ama, bakın, ben, Parlamentoda
milletvekilinin taleplerini kürsüde ifade edebilmeleri imkânını
sağladım. O beyan kendilerinindir.
VAHİT KİLER (Bitlis) - Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın Kiler, bunun sonu gelmez.
MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Sayın Başkan, sözünü geri
alsın.
BAŞKAN - Yanlış söyleyebilir, başka bir şartlarda
siz durumunuzu açıklarsınız, basın toplantısı yaparsınız, başka
bir şey yaparsınız. (AK Parti ve CHP sıralarından gürültüler)
VAHİT KİLER (Bitlis) - Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Erzurum Milletvekili
Sayın İbrahim Özdoğan, yine konuşması sırasında Sayın Kiler'in,
kendisi hakkında hakarette bulunduğundan bahisle söz istemiştir.
Ne demiş Sayın Kiler? "Tayyip Erdoğan ve benim ismimi ağzına
alırken önce ağzını çalkala" demiş, böyle bir ifade kullanmış.
İç Tüzük'ümüz açık…
ZEYİD ASLAN (Tokat) - Çok doğru demiş.
VAHİT KİLER (Bitlis) - Sayın Başkan… Sayın Başkan…
BAŞKAN - Bir dakika efendim, bana müdahale etmeyin.
Oturun yerinize… Oturun yerinize… Sayın Kiler, yerinize oturun.
Sayın Özdoğan, İç Tüzük'ün 69'uncu maddesi ve geçmiş
tatbikatlar ve içtihatlar çerçevesinde bu cümlenin size bir hakaret
mahiyetinde olmadığını, konuşmanızın üslubu çerçevesinde, sizin
konuşmanızın üslup ve ifadeleriniz çerçevesinde bir hakaret konusu
olmadığını Başkanlık olarak düşünüyoruz.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Ben kendilerine hakaret
etmedim.
BAŞKAN - Talebinizi kabul etmiyorum, 69'a göre
söz hakkı vermiyorum. Yalnız…
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Adaletli davranın
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Ben çok adaletli olduğum kanaatindeyim.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Millet sizi seyrediyor,
kendinize yazık etmeyin.
BAŞKAN - Sayın Kiler'in bana bir şifahi talebi
var.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Yazık size!
BAŞKAN - Diyor ki: "Sayın Eraslan benim ihaleye
girdiğimi ifade etti burada" öyle mi?
VAHİT KİLER (Bitlis) - Evet.
BAŞKAN - Yerinizden "ben ihaleye girmedim"
diyorsunuz, onu zabıtlara geçirin, tamam, başka söz vermem.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Efendim, niye yerinden?
VAHİT KİLER (Bitlis) - Sayın Başkan, kürsüden açıklamak
istiyorum.
BAŞKAN - Efendim, yerinizden.
VAHİT KİLER (Bitlis) - Oradan efendim.
BAŞKAN - Yerinizden efendim.
Efendim, zabıtlara geçmesi bakımından size söz
veriyorum. Böyle bir usulümüz yok.
VAHİT KİLER (Bitlis) - Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın Kiler, aksi takdirde o sözü de vermem.
Yerinizden... Zabıtlara geçsin. Ne dedi, ne doğru, onu açıklayın
o kadar.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, aile şirketi
dedim.
VAHİT KİLER (Bitlis) - Sayın Başkanım, Sayın Eraslan
kürsüdeki konuşmasında, bizim açık açık ihaleye girdiğimizi ve bunu
savunduğumuzu söylüyor.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, aile şirketi
dedim Sayın Başkan.
VAHİT KİLER (Bitlis) - Asla ve kata… Ticari kurallara,
ticari etiğe, ticari ahlaka uygun bir şekilde ticaret yapan her
şirketin hakkı olan ihale alındıktan sonra, başka bir şirket tarafından
alınan ihaleyi bir ay sonra bizim şirketimize yapılan teklif sonrasında
yapılan bir ortaklık var, iş birliği var.
ALİ ARSLAN (Muğla) - Paravan şirket, paravan.
VAHİT KİLER (Bitlis) - Bu, tamamen… İhalenin yapımı
aşamasında Kiler AŞ ihaleye girmemiştir. İhale bittikten bir ay sonra,
bakınız…
BAŞKAN - Şimdi, Sayın Kiler, ihaleye girmediniz...
VAHİT KİLER (Bitlis) - Girmedik Başkanım.
BAŞKAN - Tamam, zabıtlara geçmiştir.
Teşekkür ederim.
Birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.34
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.53
BAŞKAN: Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli),Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 42'nci Birleşimi'nin Dördüncü Oturumu'nu açıyorum.
On beşinci tur üzerindeki görüşmelere kaldığımız
yerden devam edeceğiz.
II. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
1.- 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2005 Mali
Yılı Genel ve Katma Bütçeye Dahil Daireler ve İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarıları
(1/1252; 1/1236, 3/1139; 1/1237, 3/1140) (S.Sayısı: 1269, 1270, 1271) (Devam)
A) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)
1.- Maliye Bakanlığı 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Maliye Bakanlığı 2005 Mali
Yılı Kesinhesabı
B) KAMU İHALE KURUMU (Devam)
1.- Kamu İhale Kurumu 2007 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
C) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1.- Gelir İdaresi Başkanlığı 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
D) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1.- Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
E) GELİR BÜTÇESİ (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Şimdi, sorulara geçiyoruz.
Sayın milletvekilleri, 18 sayın milletvekilimiz
söz istemiş durumda. Aşağı yukarı her milletvekiline, asgari, mümkün
olduğu kadar en az 10 milletvekiline söz verme imkânını sağlamak
için, daha önceki oturumlarda da birleşimlerde de ifade ettiğimiz
gibi, her sayın milletvekilimize bir dakika süre vereceğiz. Bu süre
içerisinde sorularını kısa ve öz bir şekilde sormalarını rica
ediyorum. Süreyi uzatmayacağız.
Sayın Aslanoğlu, buyurun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Bakanım,
özellikle, özel idarelere ve belediye paylarına verilen paralarda,
özellikle yerel belediyelerde, kaynağı az belediyelere büyük
haksızlıklar yapılıyor. Yani, nüfusa göre veriyorsunuz, ama bu belediyelerimizin
altyapı sorunları… Bu belediyelerimizin kışın nüfusu 2 bin, yazın
10 bin. Onun için, bu belediyelerimizle ilgili herhangi bir yasa değişikliği
düşünüyor musunuz? En azından bunlara bir sosyal pay vermeyi düşünüyor
musunuz?
İkinci sorum özelleştirmeyle ilgili. Malatya Sigara
Fabrikasındaki insanlarımız "biz çalışmadan para almak istemiyoruz"
diyorlar. Bu insanlar vicdanen rahatsız. Lütfen, Malatya Sigara
Fabrikasının sonunda ne olacağını bize net bir şekilde bildirin.
Üçüncüsüyse, Malatya'da sosyal barışı bozdunuz,
en başarılı şeker fabrikasının arazisini belediyeye vererek,
ama yasa durdurdu. Lütfen, Malatya'da sosyal barışı yeniden…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Kılıç…
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Bakan, Malatya
Sümerbank Fabrikası, sizden önce, 2002 yılında 11 milyon dolara
özelleştirmede ihale edilmişti. İhale bedeli düşük bulunduğundan
ihale iptal edilmişti. Aynı fabrika, Şubat 2004'te, üzerindeki binaları
ve makineleri, şehir merkezindeki 144 bin metre kare arsasıyla
birlikte 6,4 milyon dolara ihale edilmiştir.
Birinci
sorum Sayın Bakan: Siz hesaptan anlarsınız. 11 milyon dolar mı büyük,
6,4 milyon dolar mı büyük? Bunu öğrenmek istiyorum.
İkinci
sorum Sayın Bakan: Fabrika olarak çalıştıracağını açıklayan alıcı
grup, Malatya'da basın açıklaması yaparak, bu alana lüks konut ve ticaret
merkezi yapacağını belirterek, imar planı değişikliği yapacağını
açıklamıştır. İmar değişikliği yapılırsa, bu arsanın değeri 100
milyon doların üzerine çıkacaktır. Halktan toplanan vergilerle yaratılan
bu ülke kaynaklarının bazı gruplara aktarılmasını ahlaki buluyor
musunuz?
Üçüncü
sorum: Sayın Bakan, şu anda da Malatya Tekel Fabrikasını çalıştırmayarak
kapatılmasının zeminini hazırlamaya çalışmaktasınız. Niyetiniz
Tekel Fabrikasında…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
- Teşekkür ediyorum Sayın Kılıç.
Sayın
Osman Özcan…
OSMAN
ÖZCAN (Antalya) - Sayın Bakan, zarar beyan etti diye vergi dairesine
davet edilip, beyanı artır diye tehdit edilen mükellef sayısı kaçtır?
İki:
Balıkesir SEKA işletmesinin piyasa değeri 51,2 milyon dolar iken,
bu fabrikayı 1,1 milyon dolara satarken vicdanınız sızlamadı mı?
Bu fabrikanın alıcısı, partinizi destekleyen Albayraklar olduğu
için mi satışı yaptınız?
Üç:
Sadece esnaf ve sanatkârları kapsayan bir vergi indirimi düşünüyor
musunuz?
Teşekkür
ederim.
BAŞKAN
- Teşekkür ediyorum Sayın Özcan.
Sayın Osman Kaptan…
OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
Sayın Bakan, Sayın Başbakan, kasım ayının başında
cep telefonundan özel iletişim vergisinin yüzde 25'ten yüzde 20'ye
indirileceğini, yani yüzde 20 indirim yapılacağını açıklamıştı.
Aynı yönde Ulaştırma Bakanı da açıklama yapmıştı. 20 Aralık 2006 tarihli
Resmî Gazete'de yayımlanan tebliğde cep telefonunda ilk kez abone
olanlardan alınan vergiyi 2007 için yüzde 7,8 artırdınız. Vergiyi
azaltacağız diyorsunuz, vergiyi artırıyorsunuz.
Sayın Bakan, Başbakanın ve bakanlarının dediklerinin
tersi mi doğrudur?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kaptan.
Sayın Işık…
AHMET IŞIK (Konya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakanım, Başbakanımızın talimatıyla kamudaki
200 bin geçici işçinin kadroya alınmasına yönelik çalışmalar devam
etmektedir. Bu çalışmalar hangi aşamadadır?
Ayrıca, 1992 yılından itibaren özelleştirme nedeniyle
işsiz kalan 13.500 insanımızı 657'ye 4/C kapsamında kamu kuruluşlarında
işe başlattınız. Bunlar içerisinde Konya Seydişehir işçileri de
mevcuttur, size müteşekkiriz. Fakat 4/C kapsamındaki söz konusu
işçilerimize yönelik ise Başbakanımız durum tespiti yapılması
talimatı vermiştir. Bu çalışmaların da hangi aşamada olduğunu öğrenmek
istiyorum.
Diğer sorum: Dört yıllık süreçte bütçe açıklarının
geldiği nokta nedir?
Bir diğeri ise 2006 yılında petrol ürünleri ve doğal
gaz başta olmak üzere makine ve ara mal ithalatı ne kadar olmuştur? Bunların
cari açığa yansıması nedir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Işık.
Sayın Alaettin Güven'in, biz cihazda yanlışlıkla
kapatmış olduk mikrofonunu açıyoruz.
Buyurun Sayın Güven.
ALAETTİN GÜVEN (Kütahya) - Sayın Başkanım, teşekkür
ediyorum.
Sayın Bakanım, Kütahya ilimizin 3 Kasım 2002'den
sonra ekonomik olarak yüzde 30 büyümesinde katkılarınız, Kütahya'mıza
ikinci organize sanayi bölgemizin kazandırılmasında yer temini
katkılarınız; Cavdarhisar Hükûmet Konağı, Altıntaş Bölge Havaalanı,
Beşkarış Barajı ve bölünmez yollarımıza ödenek katkılarınız ve
Kütahya'mızın 2002 yatırım proje tutarının 300 milyondan 700 milyona
artırılmasındaki katkınız için teşekkür ederken iki sorum var:
Sayın Bakanım, sizin Bakanlığınız döneminde ülkemiz
ekonomisi istikrarı yakalayarak üst üste dört yıl büyümüştür. Gelinen
bu nokta ile istihdam artışı arasında bir ilişki kurulabilir mi?
İkincisi, sağlanan 2 milyon istihdam artışında,
ekonomik istikrar…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Güven.
Sayın Tunç, buyurun.
ALİM TUNÇ (Uşak) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Bakanım, on yıldır çözümü bekleyen ve
Uşak'ta 2.500 konutu ilgilendiren kooperatifler sorununu çözdüğünüz
için, büyük oranda çözüldüğü için sizlere öncelikle teşekkür etmek
istiyorum. Yalnız, bu kooperatiflerden sadece bir tanesi, Yunus Emre Kooperatifi
şu anda yine çözüm beklemekte. Bununla ilgili de çözümü sağlamanızı
bekliyorum Sayın Bakanım.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tunç.
Sayın Sıvacıoğlu, buyurun.
MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu) - Sayın Başkanım,
delaletinizle, Sayın Maliye Bakanımıza birkaç tane soru sormak
istiyorum.
Sayın Bakanım "Kastamonu Şeker Fabrikası
özelleştirildi." bazen de "Özelleştirilmeden vazgeçiliyor."
diye mahallî basında sık sık haberler çıkıyor. Bu fabrikanın durumu
nedir?
İkinci sorum: İnebolu Tersanesi için Teşvik Kanunu
kapsamında yer tahsis çalışmaları var. Hangi aşamadayız ve ne zaman
sonuçlanacak? Bunu öğrenmek istiyorum.
Bir de, bazı köylerdeki muhtarlar hem kamu işçisi
hem de köy muhtarı olarak görevlerini devam ettiriyorlar. Kaç tane
muhtara kaç lira para ödeniyor? Bunu öğrenmek istiyorum.
Bir de, hangi vergi çeşitlerinde, ne oranlarda
vergi indirimleri yaptık?
Ahmet Bey'in sorduğu soruya ilaveten, kamu işçilerinin
kadroya geçmelerinin kapsamı nedir? Kimler işçi olarak…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sıvacıoğlu.
Sayın Zülfü Demirbağ, buyurun.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Sayın Başkanım, aracılığınızla,
Sayın Bakanıma iki soru sormak istiyorum.
Birincisi: 2002 öncesi dönemde yapılan özelleştirme
ile AK Parti İktidarımız döneminde yapılan özelleştirmeyi kıyaslar
mısınız?
İkincisi: Hep, konuşmacılar tarafından, borcumuzun
arttığı ifade ediliyor. Bunu, teknik bir şekilde ortaya koyar mısınız?
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Demirbağ.
Sayın Cavit Torun…
CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, Sayın Bakanım;
GAP olarak bilinen Güneydoğu Anadolu Projesi'ne bugüne kadar toplamda
ne oranda yatırım yapılmış ve karşılığında ne kadar gelir elde edilmiştir?
Bölgem olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi ülkemizin
en büyük su havzasıdır. Bu bölgede yer alan Keban, Karakaya, Atatürk,
Dicle, Kralkızı Barajlarından ülkemizin enerji ihtiyacının önemli
bir kısmı sağlanmaktadır. Sulama yatırımlarımızın aynı hızla
ilerlemesi için neler yapmayı düşünüyorsunuz?
2007 yılı bütçesinde sulama yatırımlarımıza
ayırdığınız kaynak ne kadardır?
Yıllardan beri planlanan, ancak kaynak yetersizliği
gerekçe gösterilerek geriye bırakılan Çermik-Kale, Ergani ve Çüngüş-Oyuklu
Barajlarının yapımıyla ilgili finansman temini için ne tür çalışmalar
yapmayı düşünüyorsunuz?
Sayın Bakanım, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin
kalkınması sulama harcamalarına ayrılan yatırım miktarlarının
yüksekliğiyle doğru orantılıdır. Silvan Projesi büyük dış kaynak
gerektiriyor…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
- Teşekkür ederim Sayın Torun.
Sayın
milletvekilleri, soru sorma süremiz tamamlanmıştır.
Sayın
Bakan şimdi cevap verecekler.
Buyurun
efendim.
MALİYE
BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.
Sayın Aslanoğlu "Nüfusa göre belediyelere
yardım yapıyorsunuz. Bu, zaman zaman adaletsiz bir durum meydana getiriyor.
Yeni kanun düşünüyor musunuz?" diyor. Bununla ilgili kanun
Meclise sevk edildi, yakında da Genel Kurula gelir, öyle tahmin ediyorum.
Şimdi, Tekel… Malatya'ya yine soruyorsunuz, Malatya
Milletvekili olmanız hasebiyle. Malatya Sigara Fabrikası üretimine
devam ediyor, ama, zaman zaman da siparişe bağlı olarak geçici duruşlar
olabiliyor.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Bakan,
hiç etmiyor.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Şimdi,
eğer bu siparişler devam ettiği müddetçe de biz üretime şu anda devam
ediyoruz.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Bakan, sizi yanıltıyorlar.
Etmiyor şu anda, çalışmıyor.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - İşte,
söylediğim gibi, siparişe bağlı olarak zaman zaman durabilir.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - İşçileri de dağıtıyorlar
diğer fabrikalara.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Satacağız orayı, satacağız!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Ve şunu
da… Tekel, biliyorsunuz, özelleştirme programında özelleştirilecek…
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Yani, endişemiz, onun
arsasını da birilerine acaba devretmeyi mi düşünüyorsunuz Sayın
Bakan?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Ama,
onu bizim hemen kapatmak gibi bir düşüncemiz de yok, onu da açıklıkla
belirtmek istiyorum.
Yine, Sayın Kılıç, Malatya Sümerbank Fabrikasıyla
ilgili olarak soru sordu. Orası da, işte, daha önce 11 milyon dolara
satıldı, bu iptal edildi. Tabii, bizim dönemimizden önceki dönemde
satılıp iptal edilen bir şey söz konusu. Ondan sonra "11 milyona
satılanı 6 milyon dolara sattınız." diyor. Orası iki parçadır,
bir parçası 6 milyon dolara satıldı.
Onu belirteyim.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - İmar değişikliğiyle
ilgili…
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Şimdi,
"Fabrika olarak çalıştıracak olan grup bunda imar değişikliği
yapmak istiyor." diyor. Burada, tabii, özelleştirmeyle ilgili
Kanun söz konusu ve imar değişikliğini yapacak da belediyedir. Belediye
ne yapacak, onu biz tabii bilemiyoruz, imarda ne yapar ne yapmaz. Ama,
herkesin kanunlar çerçevesine göre hareket etme mecburiyeti vardır
bildiğiniz gibi.
Yine, Malatya Tekel Fabrikasıyla ilgili olarak
sorunuza biraz önceki cevabımı size de aynen tekrarlamak istiyorum.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Yine, Sümerbankta olduğu
gibi arsası birilerine mi devredilecek? O sorum yetişmemişti Sayın
Bakan.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, izin verirseniz...
Sayın Bakan cevaplandırsın Sayın Kılıç.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Şimdi,
bizim satışımız belli, satış şartlarımız belli, Özelleştirme Kanunu
belli. Her şeyin bu şartlar ve kanunlara uygun olması icap eder; uygun
olmazsa da, kanunlar gereği neyse o yerine getirilir, yapılır.
Yine, Sayın Osman Özcan, "Beyanını artır dediğiniz
mükellef sayısı kaçtır?" diyor.
Değerli arkadaşlar, şimdi, kayıt dışıyla ilgili
şikâyet ederken, hepimiz şikâyetlerimizi yere göğe sığdıramıyoruz.
O kadar şikâyet... Yani, benden fazla sizler şikâyet ediyorsunuz o konuda.
Kayıt dışı demek, sadece vergi dairesine mükellefiyetini tesis
ettirmemiş insanlar değil, kayıt dışı demek, ödemesi gereken vergiyi
daha az ödeyenler de kayıt dışı hareket ediyor demektir. Evet, mükellefiyeti
var ama, mükellefiyetinin gereği olan, ödemesi gereken vergiden
çok daha düşük vergi ödeniyor. Bazen öyle durumlar meydana geliyor
ki, beyannameye baktığınız zaman, bir adam, bir sene zarar edebilir,
iki sene zarar edebilir, ama sürekli zarar ederse, bunda bir yanlışlık
var demektir veyahut da bir adam sürekli olarak, yanında çalıştırdığı
kadar vergi ödemiyorsa, burada bir yanlışlık var demektir veyahut
da bir insan, evi var, arabası var, yazlığı var, efendim, çocuklarını
özel okula gönderiyor, fakat beyan ettiği vergi asgari ücretlinin
vergisi kadar, bunda bir yanlışlık var demektir. Ee, tabii, vergi dairesi,
beyannameyi aldığı zaman bir ön incelemesi de söz konusu; yani,
burada bir yanlışlık varsa, "Burada bir yanlışlık var, buradaki
yanlışlığa bir bakıyor musunuz?" demesi, vergi dairesinin en
tabii hakkı. Yani "Git vergini düzelt de gel de, şöyle yap da gel
de..." Böyle bir şey söz konusu
değil ama, bugün trafik bile radarlar koyuyor yollara, radarlar; diyor
ki: "Bu yolda radar var, dikkat edin, hızınızı ona göre ayarlayın,
yanlış işler yapmayın, trafik kurallarına aykırı hareket etmeyin."
diyorsa, o diyor da, vergi dairesi müdürü olarak, vergi dairesi olarak
biz niye "Bazı kurallara dikkat edin arkadaş, verginizi doğru
dürüst ödeyin, mükellefiyetinizi yerine getirin." demeyelim
yani? Bunda ne bir suç var ne bir kanunsuzluk var. Böyle şeyleri… Hem
gelip, burada, bu kürsülerde çatır çatır kayıt dışından şikâyet edeceksiniz
hem de… Bir adam, her şeyiyle, bütün, geliyor, yanındaki işçisi kadar
vergi ödemiyor veyahut da bir günlük taksisi kadar, bir günlük taksi
masrafı kadar vergi ödemiyor, biz bunu uyarmayacağız! Böyle iş mi
var yani! Elinizi vicdanınıza koyun. Bu konuda, bırakın şikâyet etmeyi,
lütfen, Maliye Bakanına ve Maliye Bakanlığına yardımcı olun yani.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - İnceleme yapın Sayın
Bakan.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - İnceleme
de yapıyoruz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Öyle korkutarak olmaz
o işler. Hakkınızı kullanın, inceleme yapın.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Esnafla uğraşmayın,
patronlarla uğraşın da görelim gücünüzü. Emekle uğraşıyorsunuz,
sermayeyle uğraşın da görelim.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Şimdi,
değerli arkadaşlar, önemli bir konuya daha temas etmek istiyorum.
Sayın Osman Kaptan "Özel iletişim vergisi ineceği yerde bindi."
dedi.
Değerli arkadaşlar, bizden önce hazırlanmış bir
kanun var. O Kanunda da maktu vergiler -maktu, yani lira olarak belirlenmiş-
her sene belli bir değerleme ölçüsünde enflasyona adapte edilir. Yoksa,
aynı para kalır ve enflasyon karşısında erir, erir, erir, bir zaman gelir
de, hiçbir şeye benzemez.
Şimdi, bütün vergiler, motorlu taşıt vergileri
olsun, özel iletişim vergileri olsun, maktu vergilerdir. Maktu vergiler
belli bir değerlenme ölçüsünde artırılır. Bu eskidendi. Enflasyonlar
çok yüksek olduğu için, yüksek artırılıyordu. Şimdi, bu seneki değerleme
ölçüsü yüzde 7,8'dir. Yüzde 7,8 bütün vergilere değerleme farkı olarak…
Yani, geçen seneki değerini koruması dolayısıyla böyle bir artırım
söz konusu oluyor. Bu değerlemeden meydana gelir. Bu bir vergi artışı,
vergi nispetlerinin artışı manasında değildir. Bu, yıllardan beri
-bizden önce de- yapılagelen bir usuldür. Bunu özellikle belirtmek
istiyorum.
Sayın Işık, kamudaki 200 bin kişinin kadroya alınmasıyla
ilgili çalışmalar Sayın Çalışma Bakanlığımızın koordinasyonunda
yürütülüyor. Bununla ilgili bir tasarı çalışmaları var ve bununla
ilgili olarak Bakanlar Kuruluna iki defa da sunum yapıldı. Son şekli
herhâlde hazırlanıp, Başbakanlığa yakında sunulacak diye ben biliyorum;
ama, daha detay noktasını Sayın Çalışma Bakanımızdan alabilirsiniz,
bilgilerini alabilirsiniz.
Yeni, özelleştirme ile özelleştirmeden doğan personelin
4/C kapsamında çalıştırılması için yeni bize müracaatlar olur, o
Kanun kapsamında ise, onun da gereği hiç şüphesiz ki, yapılacaktır.
Şimdi, Sayın Güven, cari açıklarla ilgili bir sorunuz
vardı ama, onu tam alamadım, onu yazılı olarak bildirelim isterseniz.
Gelinen ekonomik gelişme-istihdam artışı arasındaki
oran; bu fevkalade önemli. Şimdi, Sayın Alaettin Güven önemli de bir
soru sordu. Muhakkak surette ekonomik gelişme aynı zamanda istihdamdaki
artışı sağlar. Türkiye'mizde yalnız kendine özgü olan bir durum var
değerli arkadaşlar. O
da şu: Türkiye'de büyük bir nüfus artışı var. Nüfus artışına bir iş,
artan nüfusa iş bulacaksınız. Ondan sonra bir de Türkiye'de tarım
nüfusu, tarımda çalışan nüfus fevkalade fazla. Şimdi, bu nüfustan
da sürekli olarak tarım dışı alanlara, sektörlere büyük bir kayış
var, bir de onlara iş bulacaksınız. Ondan sonra bir de ilaveten iş bulacaksınız,
işsizliği azaltacaksınız. Bizim Hükûmetimiz zamanında bu üçü de olmuştur
ve olmaya da devam etmektedir. Yalnız hem tarım dışındakine hem artan
nüfusa iş bulma sağlanmıştır, 35'lerden 28,5'lara inmiştir tarım
içindeki çalışma istihdamı. Dolayısıyla, aradaki 6,5 puanlık tarımdan
tarım dışına bir kayış olmuştur, tarım dışındaki sanayi ve hizmet
sektörü bunları absorbe etmiştir, yani bunlara iş bulmuştur. Ayrıca,
yeni…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
- Şimdi, konuşmanızı tamamlar mısınız Sayın Bakan.
MALİYE
BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Tamam Sayın Başkanım.
Ve
ilaveten de bu işsizlerde azalış olmuştur ve bizim zamanımızda, 2
milyon kişiye yakın istihdam sağlanmıştır, ilave istihdam sağlanmıştır.
Sayın
Alim Tunç'un, Yunus Emre Kooperatifinin bu probleminin çözümü için
çalışmalarımız son aşamaya gelmiştir. Onu da memnuniyetle belirtmek
istiyorum.
Musa
Sıvacıoğlu Bey'in, İnebolu Tersanesi'yle ilgili olarak: Dosyasındaki
eksiklerin giderilmesi için Kastamonu Valiliğinden bilgi istenmiş,
on beş gün içerisinde de işlem tamamlanacaktır. İlgililer de benimle
özel olarak gelip görüştüler ve bu işlemleri de kısa zamanda tamamlanmış
olacak.
Kastamonu
Şekerde özelleştirme yapılmadı. Malatya Şeker… O ayrı… "Kastamonu
Şekerde de özelleştirme yapılmadı." diye not geldi.
Sayın
Demirbağ'ın özelleştirmeyle ilgili sorusu, bir de "Borçlar arttı
mı?" diye. Şimdi, borçlar, değerli arkadaşlar, bir defa, gayrisafi
millî hasılaya oranıyla ölçülür borçlar. Bütün ülkelerde, dünyada
böyledir. Şimdi, bizden önce, hatta 2001 yılında -aklımda kalan şeye
göre- borçların gayrisafi millî hasılaya oranı yüzde 90,5'tu. Şimdi,
bu oran 2006'nın sonunda yüzde 49,6'ya geriliyor.
FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yüzde 60, Sayın Bakan.
ALİ
CUMHUR YAKA (Muğla) - Arttı mı artmadı mı?
MALİYE
BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Borçlar, nominal olarak arttı mı
artmadı mı? İlk defa, 2006 yılında azalmaya başladı. (AK Parti sıralarından
"Bravo" sesleri, alkışlar) Kamu kesimi borçlanma gereği
eksiye düştü, bu borçlar 2006 yılında azalmaya başladı. Yani, 2006
yılında hem nominal hem de oransal olarak büyük miktarda borçlarımız
düşmeye başladı.
Bunu
da belirtmek istiyorum ve saygılar sunuyorum.
BAŞKAN
- Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gerekirse
yazılı cevap verirsiniz.
Soru-cevap
bölümü de tamamlanmıştır.
Sayın
milletvekilleri, şimdi sırasıyla, on beşinci turda yer alan bütçelerin
bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup
oylarınıza sunacağım.
Maliye
Bakanlığı 2007 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri
okutuyorum:
12 - MALİYE BAKANLIĞI
1.- Maliye Bakanlığı
2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
A
- C E T V E L İ
Kodu Açıklama
(YTL)
01 Genel Kamu Hizmetleri 26.006.211.171
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
02 Savunma Hizmetleri 801.220
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
03 Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 59.467.960
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
06 İskan ve Toplum Refahı Hizmetleri 3.700.000.000
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
09 Eğitim Hizmetleri 3.496.050
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir
10 Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım
Hizmetleri 16.230.700.000
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir
TOPLAM 46.000.676.401
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
Maliye Bakanlığı 2007 yılı merkezî yönetim
bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
Maliye Bakanlığı 2005 mali yılı kesinhesabının
bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2.-
Maliye Bakanlığı 2005 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN - (A) cetvelinin genel toplamını
okutuyorum:
Maliye Bakanlığı 2005 Malî Yılı Kesinhesabı
A
- C E T V E L İ
Lira
- Genel Ödenek Toplamı : 26.489.560.678,95
- Toplam Harcama : 25.490.540.130,01
- Ödenek Dışı Harcama : 170.885.030,18
- İptal Edilen Ödenek : 1.169.832.779,12
- Ertesi Yıla Devredilen Ödenek : 72.800,00
BAŞKAN - (A) cetvelini kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Maliye Bakanlığı 2005 mali yılı kesinhesabının
bölümleri kabul edilmiştir.
Kamu İhale Kurumu 2007 yılı merkezî yönetim
bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri okutuyorum:
42.06
- KAMU İHALE KURUMU
1.-
Kamu İhale Kurumu 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
A - C E T V E L İ
Kodu Açıklama
(YTL)
01 Genel Kamu Hizmetleri 13.814.335
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
02 Savunma Hizmetleri 138.100
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
04 Ekonomik İşler ve Hizmetler 52.360.565
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
TOPLAM 66.313.000
BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
(B) cetvelini okutuyorum:
B - C E T V E L İ
Kodu Açıklama
(YTL)
03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 43.363.000
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
05 Diğer Gelirler 22.950.000
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
TOPLAM 66.313.000
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
Kamu İhale Kurumu 2007 yılı merkezî yönetim
bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı 2007 yılı merkezî
yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri okutuyorum:
12.76
- GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.-
Gelir İdaresi Başkanlığı 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
A - C E T V E L İ
Kodu Açıklama
(YTL)
01 Genel Kamu Hizmetleri 1.298.950.000
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
TOPLAM 1.298.950.000
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı 2007 yılı merkezî
yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2007
yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri okutuyorum:
40.35
- ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.-
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
A - C E T V E L İ
Kodu Açıklama
(YTL)
01 Genel Kamu Hizmetleri 9.355.425
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
04 Ekonomik İşler ve Hizmetler 9.640.575
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
TOPLAM 18.996.000
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
(B) cetvelini okutuyorum:
B - C E T V E L İ
Kodu Açıklama
(YTL)
03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 276.000
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
05 Diğer Gelirler 18.720.000
BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
TOPLAM 18.996.000
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığının
2007 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
Böylece, Maliye Bakanlığı, Kamu İhale
Kurumu, Gelir İdaresi Başkanlığı ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığının
2007 yılı bütçeleri ile Maliye Bakanlığının 2005 yılı kesinhesabı
kabul edilmiştir. Hayırlı olmasını diliyorum.
On beşinci turdaki görüşmeler tamamlanmıştır.
Sayın milletvekilleri, 2007 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2005 Mali Yılı Genel ve Katma Kesinhesap
Kanunu Tasarılarının 1'inci maddeleri kapsamına giren bakanlık
ve ilgili kuruluşların bütçeleri ve kesinhesapları ile gelir ve
finansman ile ilgili 2'nci maddelerinin görüşmeleri tamamlanmış
bulunmaktadır.
Şimdi, program uyarınca sırasıyla,
2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2005 Yılı Kesinhesap
Kanunu Tasarılarının maddelerini okutup oylarınıza sunacağım.
Şimdi, 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe
Kanunu Tasarısı'nın gider bütçesiyle ilgili 1'inci maddesini
okuttuktan sonra oylarınıza sunacağım.
2007
YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Gider, Gelir, Finansman ve Denge
Gider
MADDE 1- (1) Bu Kanuna bağlı (A) işaretli
cetvellerde gösterildiği üzere, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli;
a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel
bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 200.902.066.401 Yeni Türk Lirası,
b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli
idarelere 12.720.119.000 Yeni Türk Lirası,
c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici
ve denetleyici kurumlara 1.437.179.058 Yeni Türk Lirası,
ödenek verilmiştir.
BAŞKAN - 1'inci maddeyi daha evvel kabul
edilmiş bulunan cetvelleriyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Gelir bütçesine ilişkin 2'nci maddeyi
tekrar okutuyorum:
Gelir ve finansman
MADDE 2- (1) Gelirler:
Bu Kanuna ekli (B) işaretli cetvellerde
gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;
a) (I) sayılı cetvelde
yer alan genel bütçenin gelirleri 184.242.515.000 Yeni Türk Lirası,
b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli
idarelerin gelirleri 3.263.692.290 Yeni Türk Lirası öz gelir,
9.288.386.401 Yeni Türk Lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam
12.552.078.691 Yeni Türk Lirası,
c) (III) sayılı cetvelde
yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri
1.435.179.058 Yeni Türk Lirası,
olarak tahmin edilmiştir.
(2) Finansman:
Bu Kanuna ekli (F)
işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;
a) (II) sayılı cetvelde
yer alan özel bütçeli idarelerin net finansmanı 222.734.309 Yeni Türk
Lirası,
b) (III) sayılı cetvelde
yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların net finansmanı
2.000.000 Yeni Türk Lirası,
olarak tahmin edilmiştir.
BAŞKAN - Şimdi, 2'nci
maddeye bağlı cetvelin bölümlerini okutup ayrı ayrı oylarınıza
sunacağım:
GENEL BÜTÇENİN GELİRLERİ
(2007 Yılı Genel Bütçeli
İdarelerin İlgili Mevzuata Göre Tahsiline Devam Olunacak Gelirler)
B - C E T V E L İ
2007
YILI BÜTÇE
|
KODLAR |
AÇIKLAMA
|
GELİRLERİ (YTL) |
|
|
|
01 |
Vergi Gelirleri |
173.861.616.000 |
|
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir. |
|
|
|
|
|
03 |
Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri |
7.826.459.000 |
|
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir. |
|
|
|
|
|
04 |
Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler |
480.118.000 |
|
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir. |
|
|
|
|
|
05 |
Diğer Gelirler |
15.394.039.000 |
|
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir. |
|
|
|
|
|
06 |
Sermaye Gelirleri |
2.569.283.000 |
|
BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir. |
|
|
|
|
|
|
GENEL TOPLAM |
200.131.515.000 |
BAŞKAN - Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Red ve İadeler
( - ) 15.889.000.000
BAŞKAN - Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
NET BÜTÇE GELİRİ 184.242.515.000
BAŞKAN - Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2'nci maddeyi, kabul
edilen ekli cetveliyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3'üncü maddeyi okutuyorum:
Denge
MADDE 3- (1) Bu Kanunun
1 inci maddesinin (a) bendinde belirtilen ödenekler toplamı ile 2
nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan tahmini gelirler
toplamı arasındaki fark, net borçlanma hasılatı ile karşılanır.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsı adına, Tekirdağ Milletvekili
Sayın Enis Tütüncü.
Sayın Tütüncü, sürenizi
birleştiriyorum.
CHP GRUBU ADINA ENİS
TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
2007 bütçe tasarısının "denge" maddesi üzerinde söz almış
bulunuyorum. Sözlerime başlarken, hepinizi sevgiyle, saygıyla
selamlıyorum.
Bütçe dengesiyle ilgili
ana kalemlere şöyle kısaca bir göz attığımızda, şöyle bir manzarayla
karşılaşıyoruz: Merkezî yönetim bütçe giderleri 2007 hedefi olarak
205 milyar YTL, merkezî yönetim bütçe gelirleri 188 milyar YTL ve bütçe
açığı da 2007 yılı olarak 16,8 milyar YTL olarak programlanmış, yaklaşık
17 milyar YTL. Bu durumda, 2007'de bütçe açığının, 2006 yılına göre
yaklaşık 5 kat daha fazla olacağı öngörülmektedir.
Bu bütçe açığı ne anlama
geliyor? Devletin iki yakasının yine açılmaya başlayabileceği
anlamına geliyor. Devletin iki yakasının yine -yineliyorum- açılmaya
başlayabileceğini ifade ediyor. Devletin iki yakasını bir araya
getirebilmek amacıyla, bu yüce milletten, yıllardır özveri istendi.
Millet buna katlandı, ama gerçekten çok ezildi, perişan edildi. İşte
bunun sonunda, bütçe açığı 3 milyar YTL'ye kadar geriletildi 2006 yılında
-biz 2007 yılı bütçesiyle ilgili konuşuyoruz- ve bu gelişmeyi tüm
AKP'liler, koro hâlinde, Hükûmetin başarılarından biri olarak sürekli
olarak takdim ediyorlar. Ama, bir de bu gelişmenin altında yatan gerçeğe
bakmalısınız değerli milletvekilleri. Buraya neden bakmıyorsunuz?
İşinize gelmiyor, ondan bakmıyorsunuz. Övündüğünüz bu tabloyu,
dar ve sabit gelirli halkımızın ümüğünü sıkarak yarattınız. Bu tabloya
başarı madalyası verilecekse, bu size değil, yüce milletin sabrına,
direncine ve efendiliğine verilmelidir. Hâlâ görmüyor musunuz,
milletin büyük bölümü aç, sefil, perişan hâle geldi. Şu anda borçla
ayakta kalmaya çalışıyorlar. Örneğin, kullanılan tüketici kredisi
artı banka kartı borcu toplam olarak, 2002 yılında kişi başına 64 dolar
idi, Eylül 2006'da bu 648 dolara çıktı. Buna göre 9 kat artış olmuş. Bu
olumsuz tablo size hiçbir anlam ifade etmiyor mu değerli milletvekilleri?
Bakınız, açlık sorunu
en fazla kırsal kesimi vurmaya başladı. Tarım, hayvancılık ve ormancılık
artık insanını besleyemiyor, kentlere doğru tarım insanını sürmeye
başladı.
2006 yıl sonunda 46
milyar YTL faiz ödemesi yapmış olacaksınız. 2007'de ise faiz ödemesi
yaklaşık 53 milyar YTL'ye çıkacak. Bu faiz ödemesini kimlere yapıyorsunuz?
Yurt içi ve yurt dışı varlıklı kesimlere yapıyorsunuz.
Şimdi, bu acı gerçekler
burada duracak, sonra, siz, kürsülere çıkıp "Efendim, tarıma
verdiğimiz desteği 2007 yılında 5,3 milyar YTL'ye çıkardık." diye
övüneceksiniz. Hem de bu miktarın, tarımda ayakta kalma mücadelesi
veren üretici çiftçimize bir can suyu bile olmadığını bile bile
övüneceksiniz. Bir avuç insana 53 milyar YTL faiz ödemesi, ama, çiftçiye,
gerçek üreticiye, aileleriyle birlikte en az 25 milyon insana 5
milyar YTL destek. Bravo(!) Vallahi bravo(!) Sormazlar mı insana, adaletin
bu mu ey AKP? Sorarlar. Ve nitekim soracaklar. Neden böyle oluyor sayın
milletvekilleri?
İktidarınızın ikinci
yılında IMF ile yaptığınız üç yıllık yeni stand-by anlaşması var ya,
burada IMF'cileri ikna edemediniz ve IMF'ye tam anlamıyla teslim oldunuz.
Size soruyoruz: IMF ile anlaşma yapmış hangi ülkede Türkiye'deki
gibi ağır bir ekonomik program uygulandı? Sahi, söyler misiniz, hangi
ülkenin hükûmeti halkının böylesine acımasızca ezilmesine razı
oldu? Sadece bizim halkımız, o da AKP sayesinde ezildi.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yine, bu bütçe dengesinde bütçe gelirleri 188
milyar YTL olarak programlanmış. Bu meblağ içinde vergi gelirleri hedefi
158 milyar YTL. Vergi gelirlerinin ayrıntısına bakıyoruz, aslan
payının yine garibanlardan toplanacağı açıkça görülüyor. KDV ve ÖTV,
toplanan dolaylı vergilerin oranı yüzde 69. Bu, ne anlam ifade ediyor?
Vergideki sosyal adaletsizlik, çarpıklık artarak devam ediyor AKP
İktidarında.
Bakınız, 2006'nın ilk
on aylık sonuçlarına göre, toplanan gelir vergisinin yüzde 90'ı
stopaj yoluyla alınmış. Burada asıl yük hâlâ bordro mahkûmları olarak
bilinen işçi ve memurun üzerinde. İş yeri kira, serbest meslek, faiz,
repo gibi ödemelerin payı oldukça düşük. Evet, repo gibi ödemelerin
stopajda oranı oldukça düşük. Bu tablonun 2007'de de devam edeceği
anlaşılmaktadır.
Şimdi size soruyoruz:
Vergideki bu çarpıklığı ve adaletsizliği dört yıldır neden düzeltmediniz,
düzeltemediniz? Herhâlde, bu tablonun, bu sorunun ezikliği altında
olsa gerek, Sayın Maliye Bakanımız çıkıyor diyor ki: "Mevcut
vergiler artmayacak." Hemen söyleyelim; bu, tamamen gerçek dışı
bir beyandır. Size bir temel iktisat kuralını anımsatmak istiyorum:
Bakınız, belli bir millî gelir büyüklüğünde, belli bir harcama ve
belli bir tasarruf gücü vardır. 2007 yılı millî gelir artışını yüzde
5 olarak hedeflediniz. Buna göre, 2007 için öngördüğünüz 158 milyar
YTL'lik vergi gelirini nasıl toplayacaksınız? Şöyle toplayacaksınız:
Örneğin, sigaradan alınacak ÖTV yaklaşık yüzde 24 artacak. Alkollü
içkilerde de benzer bir artış söz konusu. Hayır efendim, ÖTV artmayacak
diyorsanız, o zaman, sigara ve içki içenlerin sayısı mı artacak veya
sayısı artmayacaksa, sigara ve içki tiryakileri kendilerini sigara
ve içkiye daha fazla mı vuracaklar? Evet, öyle anlaşılıyor, daha fazla
vuracaklar. Hatırlıyor musunuz Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bir ara, çok sevilen bir şarkı vardı: "Kimi dertten içermiş, kimi
neşeden." Öyle anlaşılıyor ki, devri iktidarınızda, neşeden
içenler neredeyse yok oldu, ama ekonomik sıkıntının derdinden içenlerin
sayısı da çığ gibi arttı.
Yine, 2007'de motorlu
taşıt vergilerinde yüzde 15'lik bir artış, buzdolabı, çamaşır makinesi,
fırın gibi mallarda yüzde 26'lık ÖTV artışları öngörüyorsunuz. Liste
uzayıp gidiyor. Örneğin, damga vergisi, harçlar, emlak vergisi, trafik
para cezaları, idare para cezaları gibi gelir kalemlerinde kesinlikle
artışlar olacak. Yani, şu ortaya çıkıyor: AKP iktidara gelmeden önce
de vergide anlayış "vur abalıya, vur garibana" idi, otomatik,
biliyorum. Siz bunu eleştirerek iktidara geldiniz, ama bu anlayışı
daha da katı uyguluyorsunuz: Vur abalıya!..
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bir atasözü var: "Bir koyundan bir post çıkar."
Siz, bir koyundan iki postu çıkardınız, üçüncüyü de çıkarmaya çalışıyorsunuz.
Ne diyelim? El insaf, el insaf değerli AKP'liler, el insaf!
Bakınız, bu ülkede
açlık sınırı -ki, iki çocuklu dört kişilik bir ailenin zorunlu gıda
harcamalarını karşılayacak para miktarıdır- Türk-İş'in hesaplamalarına
göre 605 YTL dolayında. Asgari net ücret ne kadar? 380 YTL. Buna göre,
asgari ücretten başka geliri olmayan ne kadar çalışan insan varsa,
aile reisi varsa, bunların aile fertleriyle birlikte tümü açlık sınırının
altında yaşam mücadelesi veriyorlar demektir. Kaldı ki, asgari ücret,
bugün Türkiye'de neredeyse ortalama ücret düzeyine gelmiş durumda.
Öyle kabul ediliyor. Hatta, birçok yörelerde asgari ücretin altında,
yani, 380 YTL'nin altında iş bulabilmek için insanlar uzun işsiz kuyrukları
oluşturuyorlar. Öte yandan, ücret ve gelirleri 380 YTL'nin üstünde,
ancak 605 YTL'nin altında olan ne kadar çiftçi, işçi, memur, küçük esnaf
ve sanatkâr varsa ve ayrıca ne kadar emekli, dul ve yetim varsa, bunların
da tümü açlık sınırlarının altında yaşamaya çalışıyorlar demektir.
Bakınız, elimde bir tablo var: Emekli aylığı
alanlar… Şimdi, buraya bakıyorum: Temmuz 2006 itibarıyla SSK emeklilerinde
en az aylık 477 YTL. SSK emeklilerinin yüzde 40'ı en az aylık kategorisinde
bulunuyor. Ortalama aylık ise 522 YTL. 605 YTL eğer açlık sınırıysa,
demek ki, SSK emeklilerinin çok önemli bir bölümü, Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi yapıyorlar
demektir. Emekli Sandığının en az aylıklarına bakıyoruz; bunun da
606 YTL'ye Temmuz 2006 itibarıyla ulaştığını görüyoruz, yani, Emekli
Sandığında, ki, diğer sosyal sigorta programlarına göre oldukça
yüksek maaş veren Emekli Sandığında da demek ki en az aylık açlık sınırı
düzeyine düşmüş. Bağ-Kur'a bakıyorsunuz, Bağ-Kur'da en az aylık 349
YTL, ortalama aylık 461 YTL. Bir de Bağ-Kur'da tarım kesiminden emekli
olanlar var. Bunların durumuna baktığımızda yürekler acısı. 231
YTL en az aylık, Bağ-Kur'a bağlı çiftçilerde ve ortalama aylık 313
YTL.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
önceleri, biz, Türkiye'de kimsesizlerin, işsizlerin, garibanların
ya da bakıma ve korunmaya muhtaç kimselerin açlığından, yoksulluğundan
söz ediyorduk; ama, zamanınızda, iktidarınızda, ne yazık ki üretim
sürecinde olanların, çalışanların ya da sosyal güvenlik şemsiyesi
altında olanların açlık ve yoksulluğundan söz eder duruma geldik.
Bu durum karşısında, AKP olarak acaba
biz nerede yanlış yaptık diye hâlâ düşünemiyorsunuz. Size bir daha
söyleyelim: Yanlışınızın temelinde dışa bağımlı ve bu nedenle de
bir avuç yabancıya ve yurt dışındaki az sayıda varlıklıya çalışan,
onların değirmenine su taşıyan ekonomik büyüme modeli yatıyor.
Bunu değiştirmeliydiniz. Bu modelde çiftçi yok. Bu modelde işçi
yok. Bu modelde küçük esnaf ve sanatkâr yok. Emekli, dul, yetim yok. İşsizlerle
açlık ve yoksulluk çekenler hiç yok. Yok, yok, yok. Halk yok bu modelde.
Özellikle son iki yıldır sürekli olarak buna işaret ediyoruz: Yok,
yok, yok! Ee, bundan sonra ne diyelim, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri,
herhâlde siz de sandıkta yok olacaksınız. Bunu hep birlikte göreceğiz.
Bu duygu ve düşüncelerle bu maddenin,
denge maddesinin, bütçe denge maddesinin hayırlı uğurlu olmasını
diliyorum, hepinizi tekrar en derin sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Tütüncü.
Şahsı adına ikinci konuşmacı, İstanbul
Milletvekili Sayın Alaattin Büyükkaya. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul) - Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri;
önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum. 2007 Merkezî Yönetim Bütçe
Kanunu Tasarısı'nın 3'üncü maddesi üzerine şahsım adına söz almış
bulunuyorum.
Evet, bu madde, denge maddesi, "gelir
ve gider arasındaki fark borçlanarak karşılanacak" diyor. Ancak,
şöyle bir, 2002'de neydi, bugün hangi noktadayız, nasıl borçlanıyoruz,
borçlanma ihtiyacımız ne durumda? Türkiye'nin zaten bütün problemi
de kamu kesiminin borçlanma ihtiyacından doğmuş. 2002'lerde, yani
biz iktidar olduğumuz dönemlerde, kamu kesiminin borçlanma ihtiyacı
millî gelirin yüzde 16'sı seviyesinde. Şimdi ne kadar? Artık yüzde
1'in bile altına düşmüş, 0,5 noktasında 2006 sonu itibarıyla. Nereden nereye gelinmiş
ve Türkiye, bu sayede borç tuzağını kırmış.
Dolayısıyla, bence,
iktidarımızın bu millete yaptığı en önemli iyiliklerden biri, mali
disiplini sağlamış ve borçlanma ihtiyacını ortadan kaldırmış ve
denk bir bütçeye gelmiş olmasıdır.
Dolayısıyla, bu noktada,
inşallah, inanıyorum ki, artık fazla veren bütçeleri bu Meclis yapacaktır
ve böylece, ülkemizin bu makûs talihini de kıracaktır ve bunu yapmakla
da bu ülkenin geleceğini teminat altına alacaktır.
Hepinize saygılar
sunuyorum, hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum
Sayın Büyükkaya.
Sayın milletvekilleri,
madde üzerinde soru-cevap işlemine başlayacağım.
Beş dakika soru, beş
dakika da cevap.
Yine, daha önceki
Başkanlık Divanı kararı gereğince, soruların bir dakika süre içerisinde
sorulmasını da rica ediyorum.
Soru sormak isteyen
arkadaşları önce okuyorum, herkes sırasını bilsin: Sayın Tütüncü,
Sayın Ekmekcioğlu, Sayın Emek, Sayın Aslanoğlu, beşinci sırada Sayın
Çetin, altıncı sırada Sayın Kılıç, yedinci sırada Sayın Baloğlu,
sekizinci sırada Koç, dokuzuncu sırada Sayın Gazalcı, onuncu sırada
Sayın Kaptan.
Buna göre, Sayın Tütüncü,
buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)
- Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Benim, Sayın Bakanımıza iki sorum olacak.
Bir tanesi, az önce konuşmamda da belirttiğim gibi, Türkiye'de özellikle
dar ve sabit gelirli halkımız çok ağır bir borç yükü altına girmiştir.
Tüketici kredileri ve kredi kartlarına borç düzeyi 2002 yılına göre
2006'nın ortasında, Eylülünde daha doğrusu, yaklaşık 9 kat artmıştır.
Sayın Bakanımız, acaba halkımızın böylesine
ağır, hızlı bir borçlanması karşısında…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Süre bitti, ama cümle bitmedi.
Sayın
Tütüncü, cümlenizi tamamlamanız için açıyorum. Daha, ikinci
bir soruya imkân yok.
HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, arada
çok zaman geçiyor.
BAŞKAN - Ben, diğer sayın
milletvekilimize…
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)
- Tamam, tamam efendim, mikrofon açıldı.
BAŞKAN - Buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)
- Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Aslında bir dakika
dolmamıştı, kesildi, ama, takdirinize bırakıyorum.
BAŞKAN - Cihaz…
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)
- Tamam efendim.
Şimdi, tamam, yani bu
borcun artmasının altında yatan gerçek nedir, neden nedir? Sayın Bakanımızdan
bunun yanıtını istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum
Sayın Tütüncü.
Sayın Ekmekcioğlu,
buyurun.
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Antalya) - Sayın Başkan teşekkür ediyorum. Sayın Bakanımıza bir
sorum var.
2006 Yılı Bütçe Kanunu'yla
bütçe açığı yaklaşık 13,5 milyar YTL olarak öngörülmüşken, 2007 mali
yılında bu miktar yaklaşık 17 milyar YTL olarak öngörülmüştür. 2007
yılı bütçe açığı, bir yıl önceki bütçe açığından 3,5 milyar YTL fazlasıyla,
yaklaşık yüzde 30 daha fazladır. Bütçe açığını kapatmak için vergi
oranlarında artış olacak mıdır? Vatandaşlarımızı yeni vergiler
beklemekte midir? Bütçe açığını kapatmak amacıyla 2007 yılında vergi
oranlarında artış olmayacağına ve yeni vergiler getirilmeyeceğine
söz verebilir misiniz?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum
Sayın Ekmekcioğlu.
Sayın Emek, buyurun.
ATİLA EMEK (Antalya)
- Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan, bu tasarının
3'üncü maddesinin 4749 sayılı Kanun'un, Kamu Finansman ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 5'inci maddesine, öngörülen bütçe
dengesi tanımına uygun olduğunu düşünüyor musunuz? Birinci sorum
bu.
İkinci sorum Sayın Bakan:
Bugün genel basına yansıyan İstanbul Zeytinburnu marina ihalesiyle
ilgili çok çarpıcı ve kamuoyunu etkileyen açıklamalar yapılmıştır.
Biraz önce konuşmanızda bu konuyu açıklayacağınızı ve konuşmanızın
sonunda bu konuda bilgi vereceğinizi söylemiştiniz. Kamuoyunu
aydınlatıcı bir bilgi verebilir misiniz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum
Sayın Emek.
Sayın Aslanoğlu, buyurun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Sayın Bakanım, eczanelerin alacaklarını ödeyecek misiniz?
Malatya'da 10 trilyon alacak var, eczaneler iflas etmek üzere.
İkinci sorum: Teşvik
Yasası çıkalı yaklaşık üç yıl oldu. Üç yılda bu Teşvik Yasası bu ülkeye
ne getirdi? Acaba bu ülkeye bir katkı sağladı mı? Özellikle ulusal
sanayici açısından, millî ekonomi açısından -yabancılar açısından
değil- ne getirdi? Kalkınma öncelikli hangi ilimize bir tek çivi çakıldı?
Üçüncü sorum: Yatırım
indirimini kaldırdınız. Ulusal sanayici büyük zarar gördü.
Zamanım varsa, dördüncü
soru: Kurumlar vergisi indiriminden daha çok acaba yabancı şirketler
mi yoksa yerli şirketler mi, hangi oranda daha fazla yararlandı?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum
Sayın Aslanoğlu.
Sayın Çetin…
İZZET ÇETİN (Kocaeli)
- Sayın Bakan "ücretlilerin fiş ve fatura toplama zulmüne 2007
yılında son vereceğiz" demiştiniz. 20 Aralık 2006 tarihli Resmî
Gazete'de yayımlanan 259 nolu genel tebliğle, yeni tarifeleri koymuşsunuz.
Yani, 2007 yılında ücretlilerin vergi iade fiş toplama işi devam
edecek mi etmeyecek mi? Bu bir.
İkinci sorum: Kasım
ayının ilk haftasında Başbakan özel iletişim vergisi oranının yüzde
25'ten yüzde 20'ye düşeceğini söylemişti. Oysa, bu cep telefonunun
vergisinde indirim beklenirken, yüzde 7,8'lik bir bindirim var. Bu
indirim midir bindirim midir vergiye, açıklamanızı rica ediyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum
Sayın Çetin.
Soru sorma süremiz
tamamlandı.
Sayın Bakan, cevap süresini
beş dakika olarak belirledim.
Buyurun Sayın Bakan.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Tütüncü, dar ve
sabit gelirli halkın borçlarının arttığını, tüketici kredilerinin
borçlarının 9 kat arttığını, bu borcun nedenini sordu.
Değerli arkadaşlar,
bu tüketici kredilerindeki borçların artması, bizi çok fazla endişeye
kaptırmasın, kapılmayalım. Neden derseniz, tüketici kredileri,
Türkiye'de, yakın tarihe kadar çok gelişmemiş kredilerdi. Sebebi
de Türkiye'deki istikrar olmadığı için, ileride ne ödeyeceği, faizlere
ne ödeyeceği belli değildi. Faizlerin gecelik yüzde 5 binlere vardığı
yerde tüketicinin kredi kullanması mümkün değildir, hayal bile
edilemez. Eğer tüketici önünü görürse bir krediyi alabilir. Mesela,
nerede kullanıyor bunu? Ev almada kullanıyor tüketici, araba almada
kullanıyor veyahut da bazı dayanıklı tüketim maddelerini almakta
kullanıyor. Ama, bunu alırken de "kaç senede, ne ödeyeceğim"
planını yapıyor. Eğer bu "kaç senede, ne ödeyeceğim" planını
yapamazsa, yani, tüketici önünü göremezse, bu krediyi hiçbir zaman
almaz. Ayrıca, bankalar da vermez zaten bu krediyi. Yani, ileride
alamayacağı bir krediyi bankalar kolay kolay vermezler.
Dolayısıyla, tüketici
kredilerinin artmaya başlamış olması, Türkiye'de güven ve istikrarın
geldiğinin ve tüketicinin de kredi verenin de önünü görmeye başladığının
bir işaretidir ve bunu yabancı memleketlerle kıyasladığımız zaman,
yurt dışında, Avrupa'yla, Amerika'yla, diğer gelişmiş ülkelerle kıyasladığımız
zaman, bu, çok daha düşük seviyelerde, bizim ülkemiz çok düşük seviyelerde.
Bu, daha da artacaktır, bundan hiç kuşkunuz olmasın. Türkiye'deki
güven ve istikrar geldiği oranda, fiyat istikrarı yerleştiği oranda
ve Türkiye ekonomisi gelişip de halkın gelir seviyesi, geleceğe
doğru gelir umutları arttığı müddetçe bu artacaktır. Bu yabancı
memleketlerle, gelişmiş ülkelerle kıyasladığımızda, biz çok düşük
seviyelerdeyiz. Bu daha da artacaktır. Bunun böyle bilinmesi gerekiyor.
Sayın Ekmekcioğlu,
2006 yılında 13,5 milyar hesaplanan, bütçe hazırlanırken hesaplanan
bütçe açığı 2007 yılında 17 milyar oldu, aradaki farkı neyle, nasıl
karşılayacaksınız indirirseniz eğer, diyor. Şimdi, ben, konuşmamda
da arz ettim, bizim Hükûmetimizin diğer hükûmetlerden bir farkı var; o
nedir? Bütçe açığı ne hesaplanmışsa, biz onun çok altında, performans
sergiledik. Yani, mesela, bütçe açığını 45 milyar dedik, 30 milyarla
kapattık; 29,5 milyar dedik, 8 milyarla kapattık; 13,5 milyar diyoruz, 3 milyar veya daha altında olacak bu seneki
bütçe açığı. Yani, ilk geldiğimizde bütçe açıklarının gayrisafi
millî hasılaya oranı yüzde 14,6'ydı, şimdi yüzde yarıma düştü bu
oran, 1-2 değil. Maastricht kriteri yüzde 3'tür, dikkatinizi çekmek
isterim. 3'tür Maastricht kriteri, 3'ün içerisinde olanlar "biz
yerine getirdik" diyorlar. Bizimki yüzde yarıma düştü, belki
daha bile aşağı düşecek. Şimdi, bu derece bizim performansımız başarılı
ve bunu da yaparken, dediğimiz masraflardan daha az masraf yapıyoruz,
düşündüğümüz gelirlerden daha fazla gelir toplayabiliyoruz.
2007 yılında da 17 milyar olarak hesapladık, bütçenin dengesi budur,
fakat, geçmiş performanslarımıza bakarak, dört yıllık performansımıza
bakarak, bunun çok daha düşük olacağını şimdiden tahmin etmek çok
güç olmasa gerek.
Bunun için yeni bir
vergi geliyor mu? Biz, yeni isimle bir vergi getirmiyoruz, getirmeyeceğiz
de. Buna da ihtiyacımız yok. Onu açıkça söyleyeyim. (AK Parti sıralarından
alkışlar) İlk geldiğimiz günler gibi değiliz biz.
Haa, şimdi "yüzde
7,8 oranında maktu vergilere bir yeniden değerleme geliyor..."
Bu yıllardan beri yapılıyor. Bizim işimiz değil bu. Yıllardan beri,
maktu vergilere bir değerleme yapılır. Eskiden bunlar, 35-40'lardı,
50'lerdi; şimdi 7,8. Bu, daha önce, bizden önce hazırlanmış bir kanunun
gereğidir.
Ayrıca, Sayın Emek
"bütçe kanunu kamu finansmanına uyuyor mu?" diyor. Evet, kamu
finansmanının o ilgili maddesine aynen uyuyor, hiç şeyimiz yok.
Şimdi, Zeytinburnu'yla
ilgili olarak bir, efendim, her yerde ilgi uyandırmış falan. Bu, yaptığımız
ihalelerden bir ihale, böyle ihale çok yapıyoruz biz, yeni değil bunlar.
Yine, Zeytinburnu'nda ihale, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine
göre yapılmış ve çıkarılan yönetmelik ve tebliğ hükümlerine göre
yapılmıştır.
TUNCAY ERCENK (Antalya)
- Kesin gece yapılmıştır.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Efendim?
TUNCAY ERCENK (Antalya)
- Gece yapılmıştır.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Gece mi? Haa… Valla, zamanı da şaşırdınız ama,
Allah hayır eylesin.
TUNCAY ERCENK (Antalya)
- Siz şaşırdınız.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum
Sayın Bakan. Süreniz doldu.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,
3'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyoruz.
BAŞKAN - Karar yeter
sayısı arayacağım.
Kabul edenler…
Gelen arkadaşlar oturursa,
sayma kolaylığı olur. Arkadaşlar, ayakta sayamıyoruz, oturun, oturalım
lütfen, gelen herkes yerine otursun.
TUNCAY ERCENK (Antalya)
- Gelenleri niye bekliyorsunuz, burayı sayacaksınız Sayın Başkan.
BAŞKAN - Arkadaşlar
oturalım.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
- Karar yeter sayısında kulistekileri de mi bekliyoruz?
BAŞKAN - Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir ve karar yeter sayısı vardır.
4'üncü maddeyi okutuyorum:
İKİNCİ BÖLÜM
Bütçe Düzenine İlişkin
Hükümler
Bölüm düzeni ve deyimler
MADDE 4- (1) Gider cetvelinin
bölümleri, analitik bütçe sınıflandırmasına uygun olarak fonksiyonlar
şeklinde düzenlenir. Fonksiyonlar; birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü
düzeyde alt fonksiyonlara ayrılır.
(2) Bu Kanunda ve diğer
kanunlarda giderlere ilişkin yer alan;
a) "Fasıl ve bölüm"
deyimleri, fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyini,
b) "Kesim" deyimi,
fonksiyonel sınıflandırmanın ikinci düzeyini,
c) "Madde" deyimi,
fonksiyonel sınıflandırmanın üçüncü düzeyini,
ç) "Tertip"
deyimi, kurumsal, fonksiyonel ve finansman tipi kodların bütün düzeyleri
ile ekonomik sınıflandırmanın ilk iki düzeyini,
d) Borç ödemeleri yönünden
"ilgili hizmet tertibi" deyimi, borç konusu hizmetlerin
yürütüldüğü ilgili tertipleri,
ifade eder.
(3) Tahakkuk ettirilecek
giderler Devlet muhasebesi kayıtlarında ekonomik sınıflandırmanın
dördüncü düzeyini de kapsayacak şekilde gösterilir; kesinhesap
kanunu tasarısı ise ikinci düzeyde hazırlanır.
(4) İlgili mevzuat
hükümleriyle analitik bütçe sınıflandırması arasında gerekli
uyumu sağlamaya ve ortaya çıkabilecek sorunları gidermeye yönelik
düzenlemeler yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.
BAŞKAN - Madde üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına Mersin Milletvekili
Sayın Mustafa Özyürek. (CHP sıralarından alkışlar)
Efendim, birleştirdim
konuşmanızı Sayın Özyürek.
Buyurun.
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA
ÖZYÜREK (Mersin) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, yüce
Meclisin saygıdeğer üyeleri; hepinizi Cumhuriyet Halk Partisi ve
şahsım adına saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Maliye Bakanı burada özellikle muhalefete cevap verirken dedi ki: "İlkokul öğrencileri gibi konuşuyorsunuz." Şimdi, tabii, ilkokul öğrencilerine benzemek bir nakisa değil, bir eks