DÖ­NEM: 22                         CİLT: 141       YA­SA­MA YI­LI: 5

 

 

 

TÜR­Kİ­YE BÜ­YÜK MİL­LET MEC­Lİ­Sİ

TU­TA­NAK DER­Gİ­Sİ

 

 

39’un­cu Bir­le­şim

21 Ara­lık 2006 Per­şem­be

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

                                                                                                                                                Say­fa    

  I. - GE­ÇEN TU­TA­NAK ÖZE­Tİ

 II. - GE­LEN KÂĞIT­LAR

III. - BAŞ­KAN­LI­ĞIN GE­NEL KU­RU­LA SU­NUŞ­LA­RI

A) OTU­RUM BAŞ­KAN­LA­RI­NIN KO­NUŞ­MA­LA­RI

1.- TBMM Baş­kan Ve­ki­li Nev­zat Pak­dil'in, Türk­me­nis­tan Dev­let Baş­ka­nı Türk­men­ba­şı Sa­par­mu­rat Ni­ya­zov'un ve­fa­tı ne­de­niy­le ai­le­si­ne, Türk­me­nis­tan hal­kı­na ve Türk dün­ya­sı­na baş­sağ­lı­ğı di­le­yen ko­nuş­ma­sı

IV. - KA­NUN TA­SA­RI VE TEK­LİF­LE­Rİ İLE KO­MİS­YON­LAR­DAN GE­LEN Dİ­ĞER İŞ­LER

l.- 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe Ka­nu­nu Ta­sa­rı­sı ile 2005 Ma­li Yı­lı Ge­nel ve Kat­ma Büt­çe­ye Da­hil Da­ire­ler ve  İda­re­ler Ke­sin­he­sap Ka­nu­nu Ta­sa­rı­la­rı (1/1252; 1/1236, 3/1139; 1/1237, 3/1140) (S.Sa­yı­sı: 1269, 1270, 1271)

A) DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KAN­LI­ĞI

1.- Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

B) SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KAN­LI­ĞI

1.- Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı  2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

C) RE­KA­BET KU­RU­MU

1.- Re­ka­bet Ku­ru­mu  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

D) MİLLÎ PRO­DÜK­Tİ­Vİ­TE KU­RU­MU

1.- Millî Pro­dük­ti­vi­te Ku­ru­mu  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

E) KÜ­ÇÜK VE OR­TA ÖL­ÇEK­Lİ SA­NA­Yİİ GE­LİŞ­TİR­ME VE DES­TEK­LE­ME İDA­RE­Sİ BAŞ­KAN­LI­ĞI

1.- Kü­çük ve Or­ta Öl­çek­li Sa­na­yii Ge­liş­tir­me ve Des­tek­le­me İda­re­si Baş­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

F) TÜRK AK­RE­Dİ­TAS­YON KU­RU­MU

1.- Türk Ak­re­di­tas­yon Ku­ru­mu  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

G) TÜRK STAN­DART­LA­RI ENS­Tİ­TÜ­SÜ BAŞ­KAN­LI­ĞI

1.- Türk Stan­dart­la­rı Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

H) TÜRK PA­TENT ENS­Tİ­TÜ­SÜ BAŞ­KAN­LI­ĞI

1.- Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

İ) TA­RIM VE KÖ­YİŞ­LE­Rİ BA­KAN­LI­ĞI

1.- Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

J) TA­RIM RE­FOR­MU GE­NEL MÜ­DÜR­LÜ­ĞÜ

1.- Ta­rım Re­for­mu Ge­nel Mü­dür­lü­ğü  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Ta­rım Re­for­mu Ge­nel Mü­dür­lü­ğü 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

K) KÖY HİZ­MET­LE­Rİ GE­NEL MÜ­DÜR­LÜ­ĞÜ

1.- Köy Hiz­met­le­ri Ge­nel Mü­dür­lü­ğü 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

L) ÇEV­RE VE OR­MAN BA­KAN­LI­ĞI

1.- Çev­re ve  Or­man Ba­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Çev­re ve Or­man Ba­kan­lı­ğı 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

M) OR­MAN  GE­NEL MÜ­DÜR­LÜ­ĞÜ

1.- Or­man Ge­nel Mü­dür­lü­ğü  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Or­man Ge­nel Mü­dür­lü­ğü 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

N) DEV­LET ME­TE­ORO­LO­Jİ İŞ­LE­Rİ GE­NEL MÜ­DÜR­LÜ­ĞÜ

1.- Dev­let Me­te­oro­lo­ji İş­le­ri Ge­nel Mü­dür­lü­ğü  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Dev­let Me­te­oro­lo­ji İş­le­ri Ge­nel Mü­dür­lü­ğü  2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

O) ÖZEL ÇEV­RE KO­RU­MA KU­RU­MU BAŞ­KAN­LI­ĞI

1.- Özel Çev­re Ko­ru­ma Ku­ru­mu Baş­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

V. - AÇIK­LA­MA­LAR VE SA­TAŞ­MA­LA­RA İLİŞ­KİN KO­NUŞ­MA­LAR

1.- İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Onur Öy­men'in, Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si üze­rin­de yap­mış ol­du­ğu ko­nuş­ma sı­ra­sın­da ba­zı ifa­de­le­ri­nin yan­lış an­la­ma­la­ra ne­den ol­du­ğu­na iliş­kin açık­la­ma­sı

VI. - SO­RU­LAR VE CE­VAP­LAR

A) YA­ZI­LI SO­RU­LAR VE CE­VAP­LA­RI

1.- Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Sü­ley­man SA­RI­BAŞ'ın, ya­ban­cı ül­ke­ler­de­ki ce­za ve tu­tu­kev­le­rin­de bu­lu­nan Türk va­tan­daş­la­rı­na iliş­kin so­ru­su ve Ada­let Ba­ka­nı Ce­mil Çİ­ÇEK'in ce­va­bı (7/18560)

2.- Bur­dur Mil­let­ve­ki­li Ra­ma­zan Ke­rim ÖZ­KAN'ın, Düz­ce'de hay­van­cı­lık­la uğ­ra­şan bir ko­ope­ra­ti­fin so­run­la­rı­na iliş­kin so­ru­su ve Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­ka­nı Meh­met Meh­di EKER'in ce­va­bı (7/19005)

3.- Ha­tay Mil­let­ve­ki­li Meh­met ERAS­LAN'ın, ba­zı ürün­le­rin fi­yat­la­rı­na ve çift­çi­le­rin alım gü­cü­ne iliş­kin so­ru­su ve Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­ka­nı Meh­met Meh­di EKER'in ce­va­bı (7/19006)

4.- Ha­tay Mil­let­ve­ki­li Meh­met ERAS­LAN'ın, ta­rım­sal des­tek­le­me­le­re iliş­kin so­ru­su ve Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­ka­nı Meh­met Meh­di EKER'in ce­va­bı (7/19007)

5.- Edir­ne Mil­let­ve­ki­li Ne­jat GEN­CAN'ın, çel­tik it­ha­la­tı­na iliş­kin so­ru­su ve Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­ka­nı Meh­met Meh­di EKER'in ce­va­bı (7/19008)

6.- De­niz­li Mil­let­ve­ki­li Üm­met KAN­DO­ĞAN'ın, Ta­rım­sal ve Kır­sal Kal­kın­ma Öde­me Ku­ru­lu ku­rul­ma­sı­na iliş­kin so­ru­su ve Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­ka­nı Meh­met Meh­di EKER'in ce­va­bı (7/19009)

7.- Niğ­de Mil­let­ve­ki­li Or­han ERAS­LAN'ın, Niğ­de-Çift­lik'te don afe­ti mağ­du­ru pa­ta­tes üre­ti­ci­le­ri­ne iliş­kin so­ru­su ve Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­ka­nı Meh­met Meh­di EKER'in ce­va­bı (7/19010)

8.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li En­ver ÖK­TEM'in, ku­ru mey­ve kok­tey­li üre­ti­mi ve ih­ra­ca­tı­na iliş­kin so­ru­su ve Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­ka­nı Meh­met Meh­di EKER'in ce­va­bı (7/19011)

9.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li Mu­har­rem TOP­RAK'ın, küt­lü pa­muk üre­ti­min­de­ki ka­li­te ve ve­rim kay­bı­nın te­la­fi­si­ne iliş­kin so­ru­su ve Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­ka­nı Meh­met Meh­di EKER'in ce­va­bı (7/19012)

10.- Kon­ya Mil­let­ve­ki­li Atil­la KART'ın, ba­zı va­kıf eser­le­ri­nin ona­rım ve res­to­ras­yon ça­lış­ma­la­rı­na iliş­kin so­ru­su ve Dev­let Ba­ka­nı ve Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı Meh­met Ali ŞA­HİN'in ce­va­bı (7/19048)

11.- Ar­da­han Mil­let­ve­ki­li En­sar ÖĞÜT'ün, dış tem­sil­ci­lik­ler­de­ki per­so­nel sa­yı­sı­na iliş­kin so­ru­su ve Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı ve Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı Ab­dul­lah GÜL'ün ce­va­bı (7/19230)

12.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Ke­mal DE­Mİ­REL'in, ida­ri kad­ro­la­ra ya­pı­lan ata­ma­la­ra iliş­kin so­ru­su ve Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı ve Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı Ab­dul­lah GÜL'ün ce­va­bı (7/19231)

13.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Ke­mal DE­Mİ­REL'in, sta­tü­le­ri­ne gö­re per­so­nel sa­yı­sı­na iliş­kin so­ru­su ve Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı ve Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı Ab­dul­lah GÜL'ün ce­va­bı (7/19232)

14.- Ha­tay Mil­let­ve­ki­li Sa­dul­lah ER­GİN'in, Sa­yış­tay'ın Ha­tay ilin­de yap­tı­ğı ba­zı de­ne­tim­le­re iliş­kin so­ru­su ve Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­kan Ve­ki­li İs­ma­il ALP­TE­KİN'in ce­va­bı (7/19648)

 

 

I. - GE­ÇEN TU­TA­NAK ÖZE­Tİ

TBMM Ge­nel Ku­ru­lu sa­at 11.00'de açı­la­rak al­tı otu­rum yap­tı.

Ge­nel Ku­ru­lu zi­ya­ret eden Gür­cis­tan Dev­let Baş­ka­nı Mi­ha­il Saa­kaş­vi­li'ye Baş­kan­lık­ça "hoş gel­di­niz" de­nil­di.

2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe Ka­nu­nu Ta­sa­rı­sı ile 2005 Ma­li Yı­lı Ge­nel ve Kat­ma Büt­çe­li Da­ire­ler ve İda­re­ler Ke­sin­he­sap Ka­nu­nu Ta­sa­rı­la­rı­nın (1/1252; 1/1236, 3/1139; 1/1237, 3/1140) (S. Sa­yı­sı: 1269, 1270, 1271) gö­rüş­me­le­ri­ne de­vam olu­na­rak;

Millî Sa­vun­ma Ba­kan­lı­ğı,

Ulaş­tır­ma Ba­kan­lı­ğı,

De­niz­ci­lik Müs­te­şar­lı­ğı,

Ener­ji ve Ta­biî Kay­nak­lar Ba­kan­lı­ğı,

Pet­rol İş­le­ri Ge­nel Mü­dür­lü­ğü,

Dev­let Su İş­le­ri Ge­nel Mü­dür­lü­ğü,

2007 yı­lı büt­çe­le­ri ve 2005 ma­li yı­lı ke­sin­he­sap­la­rı ile;

Sa­vun­ma Sa­na­yii Müs­te­şar­lı­ğı,

Te­le­ko­mü­ni­kas­yon Ku­ru­mu,

Si­vil Ha­va­cı­lık Ge­nel Mü­dür­lü­ğü,

Ener­ji Pi­ya­sa­sı Dü­zen­le­me Ku­ru­mu,

Ulu­sal Bor Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü,

Elek­trik İş­le­ri Etüt İda­re­si Ge­nel Mü­dür­lü­ğü,

Tür­ki­ye Atom Ener­ji­si Ku­ru­mu,

Ma­den Tet­kik ve Ara­ma Ge­nel Mü­dür­lü­ğü,

2007 yı­lı büt­çe­le­ri;

Ka­bul edil­di.

İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Cen­giz Kap­ta­noğ­lu, An­tal­ya Mil­let­ve­ki­li Na­il Ka­ma­cı'nın, ko­nuş­ma­sın­da, ile­ri sür­müş ol­du­ğu gö­rüş­ler­den fark­lı gö­rüş­le­ri ken­di­si­ne at­fet­me­si ne­de­niy­le,

İz­mir Mil­let­ve­ki­li K. Ke­mal Ana­dol, Ada­na Mil­let­ve­ki­li Ay­han Zey­nep Te­kin Bö­rü'nün, ko­nuş­ma­sın­da, Gru­bu­na sa­taş­tı­ğı id­di­asıy­la,

Bi­rer açık­la­ma­da bu­lun­du­lar.

21 Ara­lık 2006 Per­şem­be gü­nü, alı­nan ka­rar ge­re­ğin­ce sa­at 11.00'de top­lan­mak üze­re, bir­le­şi­me 23.50'de son ve­ril­di.

İs­ma­il Alptekin

 

 

Baş­kan Ve­ki­li

 

 

 

Bay­ram Özçelik

Türkân Miçooğulları

 

Bur­dur

İz­mir

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

 

No.:  52

II. - GE­LEN KÂĞIT­LAR

21 Ara­lık 2006 Per­şem­be

Ta­sa­rı

1.- Şans Oyun­la­rı Ha­sı­la­tın­dan Alı­nan Ver­gi, Fon ve Pay­la­rın Dü­zen­len­me­si Hak­kın­da Ka­nun Ta­sa­rı­sı (1/1284) (Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nu­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi : 20.12.2006)

Tek­lif

1.- Mer­sin Mil­let­ve­ki­li Mus­ta­fa Öz­yü­rek ve 40 Mil­let­ve­ki­li­nin; 2499 Sa­yı­lı Ser­ma­ye Pi­ya­sa­sı Ka­nu­nu ile 6762 Sa­yı­lı Türk Ti­ca­ret Ka­nu­nu­nun Ba­zı Mad­de­le­rin­de De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun Tek­li­fi (2/913) (Ada­let; Sa­na­yi, Ti­ca­ret, Ener­ji, Ta­biî Kay­nak­lar, Bil­gi ve Tek­no­lo­ji ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yon­la­rı­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 15.12.2006)

Ra­por

1.- Fi­kir ve Sa­nat Eser­le­ri Ka­nu­nu, Se­ya­hat Acen­ta­la­rı ve Se­ya­hat Acen­ta­la­rı Bir­li­ği Ka­nu­nu ile Tu­riz­mi Teş­vik Ka­nu­nu ve Ba­zı Ka­nun­lar­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ile Millî Eği­tim, Kül­tür, Genç­lik ve Spor Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­kan­lı­ğı Tez­ke­re­si ve Ba­yın­dır­lık, İmar, Ulaş­tır­ma ve Tu­rizm Ko­mis­yo­nu Ra­por­la­rı (1/1257) (S. Sa­yı­sı: 1305) (Da­ğıt­ma ta­ri­hi: 21.12.2006) (GÜN­DE­ME)

 

 

21 Ara­lık 2006 Per­şem­be

Bİ­RİN­Cİ OTU­RUM

Açıl­ma Sa­ati: 11.03

BAŞ­KAN: Baş­kan Ve­ki­li Nev­zat PAK­DİL

KÂTİP ÜYE­LER: Ah­met Gök­han SA­RI­ÇAM (Kırk­la­re­li), Ah­met KÜ­ÇÜK (Ça­nak­ka­le)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin 39'un­cu Bir­le­şi­mi'ni açı­yo­rum.

Top­lan­tı ye­ter sa­yı­sı var­dır, gö­rüş­me­le­re baş­lı­yo­ruz.

III. - BAŞ­KAN­LI­ĞIN GE­NEL KU­RU­LA SU­NUŞ­LA­RI

A) OTU­RUM BAŞ­KAN­LA­RI­NIN KO­NUŞ­MA­LA­RI

1.- TBMM Baş­kan Ve­ki­li Nev­zat Pak­dil'in, Türk­me­nis­tan Dev­let Baş­ka­nı Türk­men­ba­şı Sa­par­mu­rat Ni­ya­zov'un ve­fa­tı ne­de­niy­le ai­le­si­ne, Türk­me­nis­tan hal­kı­na ve Türk dün­ya­sı­na baş­sağ­lı­ğı di­le­yen ko­nuş­ma­sı

BAŞ­KAN - Say­gı­de­ğer mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, ko­nuş­ma­la­ra baş­la­ma­dan ön­ce, Türk­me­nis­tan Dev­let Baş­ka­nı Türk­men­ba­şı Sa­par­mu­rat Ni­ya­zov, bu sa­bah, ya­ni, ge­ce sa­at­le­rin­de, 01.00 sı­ra­la­rın­da Hakk'ın rah­me­ti­ne ka­vuş­muş­tur. Ai­le­si­ne, tüm Türk­me­nis­tan hal­kı­na ve Türk dün­ya­sı­na baş­sağ­lı­ğı di­li­yo­rum, ba­şı­mız sağ ol­sun.

Say­gı­de­ğer mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe Ka­nu­nu Ta­sa­rı­sı ile 2005 Ma­li Yı­lı Ge­nel ve Kat­ma Büt­çe Ke­sin­he­sap Ka­nu­nu Ta­sa­rı­la­rı üze­rin­de­ki gö­rüş­me­le­re de­vam ede­ce­ğiz.

Prog­ram uya­rın­ca, bu­gün, iki tur g ö­rüş­me ya­pa­ca­ğız.

On bi­rin­ci tur­da, Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı, Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı, Re­ka­bet Ku­ru­mu, Millî Pro­dük­ti­vi­te Mer­ke­zi, Kü­çük ve Or­ta Öl­çek­li Sa­na­yii Ge­liş­tir­me ve Des­tek­le­me İda­re­si Baş­kan­lı­ğı, Türk Ak­re­di­tas­yon Ku­ru­mu, Türk Stan­dart­la­rı Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı, Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı büt­çe­le­ri yer al­mak­ta­dır.

IV. - KA­NUN TA­SA­RI VE TEK­LİF­LE­Rİ İLE KO­MİS­YON­LAR­DAN

GE­LEN Dİ­ĞER İŞ­LER

1.- 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe Ka­nu­nu Ta­sa­rı­sı ile 2005 Ma­li Yı­lı Ge­nel ve Kat­ma Büt­çe­ye Da­hil Da­ire­ler ve  İda­re­ler Ke­sin­he­sap Ka­nu­nu Ta­sa­rı­la­rı (1/1252; 1/1236, 3/1139; 1/1237, 3/1140) (S.Sa­yı­sı: 1269, 1270, 1271) (x)

A) DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KAN­LI­ĞI

1.- Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

B) SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KAN­LI­ĞI

1.- Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı  2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

C) RE­KA­BET KU­RU­MU

1.- Re­ka­bet Ku­ru­mu  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

D) MİLLÎ PRO­DÜK­Tİ­Vİ­TE KU­RU­MU

1.- Millî Pro­dük­ti­vi­te Ku­ru­mu  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

(x) 1269, 1270, 1271 S. Sayılı Basmayazılar ve Ödenek Cetvelleri 15/12/2006 tarihli 33'üncü Birleşim Tutanağına eklidir.

E) KÜ­ÇÜK VE OR­TA ÖL­ÇEK­Lİ SA­NA­Yİİ GE­LİŞ­TİR­ME VE DES­TEK­LE­ME İDA­RE­Sİ BAŞ­KAN­LI­ĞI

1.- Kü­çük ve Or­ta Öl­çek­li Sa­na­yii Ge­liş­tir­me ve Des­tek­le­me İda­re­si Baş­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

F) TÜRK AK­RE­Dİ­TAS­YON KU­RU­MU

1.- Türk Ak­re­di­tas­yon Ku­ru­mu  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

G) TÜRK STAN­DART­LA­RI ENS­Tİ­TÜ­SÜ BAŞ­KAN­LI­ĞI

1.- Türk Stan­dart­la­rı Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

H) TÜRK PA­TENT ENS­Tİ­TÜ­SÜ BAŞ­KAN­LI­ĞI

1.- Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

BAŞ­KAN - Ko­mis­yon ve Hükûmet ye­rin­de.

Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, tur­da yer alan büt­çe­ler­le il­gi­li so­ru sor­mak is­te­yen mil­let­ve­kil­le­ri­nin, gö­rüş­me­le­rin bi­ti­mi­ne ka­dar so­ru­la­rı­nı so­ra­bil­me­le­ri için şif­re­le­ri­ni ya­zıp par­mak iz­le­ri­ni ta­nıt­tık­tan son­ra ek­ran­da­ki söz is­te­me bu­to­nu­na bas­ma­la­rı ge­rek­mek­te­dir. Mik­ro­fon­la­rın­da­ki kır­mı­zı ışık­lar ya­nıp sön­me­ye baş­la­yan mil­let­ve­kil­le­ri­nin söz ta­lep­le­ri ka­bul edil­miş ola­cak­tır.

Tur üze­rin­de­ki gö­rüş­me­ler bit­tik­ten son­ra so­ru sa­hip­le­ri ek­ran­da­ki sı­ra­ya gö­re so­ru­la­rı­nı yer­le­rin­den so­ra­cak­lar­dır. So­ru sor­ma iş­le­mi on da­ki­ka için­de ta­mam­la­na­cak­tır, ce­vap iş­le­mi için de on da­ki­ka sü­re ve­ri­le­cek­tir. Ce­vap iş­le­mi on da­ki­ka­dan ön­ce bi­ti­ril­di­ği tak­dir­de ge­ri ka­lan sü­re için sı­ra­da­ki so­ru sa­hip­le­ri­ne söz ve­ri­le­cek­tir.

So­ru sor­ma için, di­ğer gün­ler­de ol­du­ğu gi­bi, ar­ka­daş­la­rı­mı­za bir da­ki­ka­lık sü­re ve­ri­le­cek­tir, bir da­ki­ka içe­ri­sin­de mik­ro­fon ken­di­li­ğin­den ka­pa­na­cak­tır.

Bil­gi­le­ri­ni­ze arz ede­rim.

On bi­rin­ci tur­da grup­la­rı ve şa­hıs­la­rı adı­na söz alan sa­yın üye­le­rin isim­le­ri­ni oku­yo­rum:

Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu: Zü­he­yir Am­ber, Ha­tay Mil­let­ve­ki­li; Se­la­mi Yi­ğit, Kars Mil­let­ve­ki­li.

Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu: Onur Öy­men, İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li; Meh­met Ve­dat Yü­ce­san, Es­ki­şe­hir Mil­let­ve­ki­li; Va­hit Çek­mez, Mer­sin Mil­let­ve­ki­li; Öz­lem Çer­çi­oğ­lu, Ay­dın Mil­let­ve­ki­li; Ka­zım Türk­men, Or­du Mil­let­ve­ki­li; Ati­la Emek, An­tal­ya Mil­let­ve­ki­li.

AK Par­ti Gru­bu: Ya­şar Ya­kış, Düz­ce Mil­let­ve­ki­li; Ha­san Mu­rat Mer­can, Es­ki­şe­hir Mil­let­ve­ki­li; Ah­met Edip Uğur, Ba­lı­ke­sir Mil­let­ve­ki­li; Ah­met Rı­za Acar, Ay­dın Mil­let­ve­ki­li; Za­fer Hı­dı­roğ­lu, Bur­sa Mil­let­ve­ki­li; Ha­san An­ğı, Kon­ya Mil­let­ve­ki­li.

Şa­hıs­la­rı adı­na: Büt­çe­nin le­hin­de, Hü­se­yin Kan­su, İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li; aley­hin­de, Meh­met Eras­lan, Ha­tay Mil­let­ve­ki­li.

Say­gı­de­ğer mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, ar­ka­daş­la­rı­mı­zın ko­nuş­ma da­ki­ka­la­rı­na gö­re he­sap­la­na­rak -çün­kü, ba­zen çok bö­lü­yor par­ti­ler ko­nuş­ma sa­hi­bi ola­cak mil­let­ve­kil­le­ri­ni- du­ru­ma gö­re ar­ka­daş­la­ra, ko­nuş­ma da­ki­ka­la­rı­na gö­re ek sü­re­ler ve­re­ce­ğim. Bu sü­re­le­ri ar­ka­daş­la­rı­mı­zın çok olum­lu kul­lan­ma­la­rı­nı ve ıs­rar et­me­me­le­ri­ni is­tir­ham edi­yo­rum. Çün­kü, ar­ka­daş­lar ko­nuş­ma­la­rı­nı ken­di sü­re­le­ri içe­ri­sin­de ta­mam­la­sın­lar ve ek bir sü­re ve­ril­me­ye­ce­ği­ni bil­gi­le­ri­ni­ze arz edi­yo­rum. Bu hu­sus­ta her­han­gi bir tar­tış­ma fa­lan ya­şan­ma­ma­sı­nı da is­tir­ham edi­yo­rum.

İlk ko­nuş­ma­cı, Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na Ha­tay Mil­let­ve­ki­li Zü­he­yir Am­ber. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) - Sa­yın Baş­kan, Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı yok.

BAŞ­KAN - Say­gı­de­ğer ar­ka­daş­la­rım, Hükûme­ti tem­si­len Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­ka­nı Sa­yın Ali Coş­kun Bey bu­ra­da­lar.

Sa­yın Am­ber, yir­mi da­ki­ka mı ko­nu­şa­cak­sı­nız efen­dim?

ZÜ­HE­YİR AM­BER (Ha­tay) - Evet.

BAŞ­KAN - Evet, Sa­yın Se­la­mi Yi­ğit de yir­mi beş da­ki­ka.

Sa­yın Am­ber bu­yu­run.

ANA­VA­TAN PAR­Tİ­Sİ GRU­BU ADI­NA ZÜ­HE­YİR AM­BER (Ha­tay) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım; 2007 yı­lı Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si üze­ri­ne Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. He­pi­ni­zi Gru­bum ve şah­sım adı­na say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ik­ti­dar, dış po­li­ti­ka­nın her ala­nın­da da­ha ak­tif bir tu­tum iz­le­me­ye baş­la­mış bu­lun­duk­la­rı­nı ifa­de et­se bi­le, ben ve Gru­bum bu gö­rü­şe ka­tıl­ma­mak­ta­yız. Hükûme­tin bu so­rum­lu­luk bi­lin­ciy­le dış po­li­ti­ka ko­nu­la­rın­da sü­rek­li bir atı­lım için­de ol­du­ğu doğ­ru­dur; an­cak, win win, ya­ni "ka­zan ka­zan" po­li­ti­ka­sı yü­rü­tül­dü­ğü id­dia edi­len alan­lar­da, ar­tık, ka­zı ka­zan po­li­ti­ka­sı göz­lem­len­mek­te­dir.

Av­ru­pa Bir­li­ği­nin tüm di­rek­tif­le­ri ye­ri­ne ge­ti­ril­mek­te, an­cak, Hükûme­tin işi­ne ve çı­ka­rı­na gel­me­yen yer­le­re çe­kin­ce kon­mak­ta­dır. Tıp­kı tüm sen­di­ka­la­rın kar­şı çık­tı­ğı Av­ru­pa Sos­yal Şar­tı­na koy­duk­la­rı çe­kin­ce­ler gi­bi.

Av­ru­pa Bir­li­ği­nin da­yat­ma­la­rı­nı, ül­ke­miz­de de­mok­ra­si ge­li­şe­cek di­ye har­fi­yen ye­ri­ne ge­ti­re­cek­si­niz, an­cak, Hükûmet ola­rak si­zi zor­da bı­ra­ka­cak şart­la­ra, ül­ke­nin şart­la­rı­nı ge­rek­çe gös­te­re­rek, çağ­daş top­lum­la­rın sa­hip ol­du­ğu bu de­ğer­le­re çe­kin­ce ko­ya­cak­sı­nız. Av­ru­pa Bir­li­ği İler­le­me Ra­po­ru'nda "Av­ru­pa Bir­li­ği ile uyum sağ­la­ya­lım" di­ye on­la­rın is­te­di­ği bü­tün de­ği­şik­lik­le­ri he­men he­men ya­pı­yor­su­nuz; an­cak, bu de­ği­şik­lik­ler on­la­rın tüm ta­lep­le­ri bağ­la­mın­da gel­mi­yor, ik­ti­da­rı­nız ta­ra­fın­dan se­çi­le­rek Par­la­men­to­ya ge­ti­ri­li­yor. Ken­di fel­se­fe­ni­ze uy­gun olan­la­rı Par­la­men­to­ya ta­şı­yor, uy­gun gör­me­di­ği­ni­zi Par­la­men­to­ya ta­şı­mı­yor­su­nuz.

Yol­suz­luk­lar bağ­la­mın­da, Av­ru­pa Bir­li­ği İler­le­me Ra­po­ru'nun bir­kaç ye­rin­de çok açık bir şe­kil­de mil­let­ve­ki­li do­ku­nul­maz­lı­ğı­na de­ği­ni­li­yor, bu­nun, yol­suz­luk­lar­da çok önem­li bir un­sur ol­du­ğu ifa­de edi­li­yor, bu­nun ar­ka­sın­da sağ­lık­lı bir si­ya­sal ira­de­nin var ol­ma­dı­ğı da ifa­de edi­li­yor, an­cak, Sa­yın Ba­kan, bu­nun­la il­gi­li bir ça­lış­ma bu­gü­ne ka­dar yap­mış mı­dır? Ma­ale­sef, bu­nun­la il­gi­li her­han­gi bir ça­lış­ma söz ko­nu­su de­ğil­dir. Bu ko­nuy­la il­gi­li dört yıl­dan be­ri mey­dan­lar­da söy­le­di­ği­niz gi­bi, ya­sal bir dü­zen­le­me ger­çek­leş­miş de­ğil­dir ar­ka­daş­lar. Tıp­kı, Av­ru­pa Sos­yal Şar­tı'nda ol­du­ğu gi­bi, Hükûme­tin ön­ce­li­ği bu ol­ma­dı­ğı için, yok. Ül­ke ola­rak, yol­suz­luk bağ­la­mın­da, Av­ru­pa Bir­li­ğiy­le ne tür ve na­sıl bir iliş­ki ku­ra­ca­ğız? Av­ru­pa Bir­li­ği İler­le­me Ra­po­ru'nda ıs­rar­la vur­gu­la­nan bu ko­nu­da ive­di­lik­le bir ça­lış­ma ya­pıl­ma­sı ke­sin­lik­le ge­rek­mek­te­dir.

De­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, 25 Ma­yıs 2006 ta­ri­hin­de mey­da­na ge­len va­him bir ola­yı bir kez da­ha ha­tır­lat­ma­dan ge­çe­me­ye­ce­ğim. Sa­yın Baş­ba­ka­nın, Al­man­ya zi­ya­re­ti sı­ra­sın­da, Bü­yü­kel­çi­miz, es­ki Dev­let Ba­ka­nı­mız Sa­yın Meh­met Ali İr­tem­çe­lik'i, tür­ban kri­zi ne­de­niy­le hal­kın önün­de azar­la­ma­sı son de­re­ce çir­kin bir olay­dı. Bu ola­yı bü­yük bir me­ta­net ve ol­gun­luk­la kar­şı­la­yan Sa­yın İr­tem­çe­lik'in, 18/8/2000 ta­rih­li ge­nel­ge­ye gö­re ha­re­ket edil­di­ği­ni, bu­nun tam ter­si bir uy­gu­la­ma­nın müm­kün ol­ma­dı­ğı yö­nün­de­ki açık­la­ma­sı, as­lın­da, ki­min, dev­le­ti­ni ve yö­ne­ti­li­şi­ni da­ha iyi an­la­dı­ğı­nı or­ta­ya koy­muş ol­du. Ya­şa­nan bu üzü­cü olay son­ra­sın­da bek­ler­dik ki, Sa­yın Ba­kan bü­rok­ra­tı­na sa­hip çı­ka­bil­sin.

Yi­ne geç­ti­ği­miz ey­lül ayın­da, Hol­lan­da'da ya­şa­nan ve mil­let­ve­ki­li ol­mak is­te­yen Türk va­tan­daş­la­rı­mız­dan Er­me­ni soy­kı­rı­mı­nı ka­bul et­me­le­ri is­ten­miş, bu­nu ye­ri­ne ge­tir­me­dik­le­ri için, mil­let­ve­ki­li ada­yı ola­ma­mış­lar­dır. Çok me­rak edi­yo­rum, Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı bu ko­nu­da ne yap­mış­tır?

Yi­ne bir in­şa­at fir­ma­sı­nın Ka­za­kis­tan'da­ki şan­ti­ye­sin­de, yüz­ler­ce va­tan­da­şı­mız, iş­çi­miz, Ka­zak­lar ta­ra­fın­dan kat­le­di­li­yor. So­rum­lu­la­rı hâlen or­ta­da yok. Bu­nun kar­şı­lı­ğın­da, Ba­kan­lık, üzün­tü­le­ri­ni be­lir­ti­yor. Kar­şı­mız­da, sü­rek­li üzün­tü­le­ri­ni be­lir­ten bir Ba­kan­lık bu­lun­mak­ta­dır. Evet, ye­ri gel­di­ği za­man üzün­tü­le­ri­mi­zi ifa­de ede­bi­li­riz, ama, bir­çok ko­nu­da güç­lü bir ül­ke­nin yap­ma­sı ge­re­ken­le­ri yap­ma­lı­yız. Dış top­lum­la­ra şi­rin gö­zük­mek için, ül­ke­mi­zi bu ka­dar pa­sif kıl­mak, sa­nı­rım hal­kı­mı­za ya­pı­lan hak­sız­lık olur. Bu ko­nu­da ge­li­nen son nok­ta ise pa­zar­te­si gün­kü İn­gi­liz Gu­ar­di­an ga­ze­te­si­ne açık­la­ma ya­pan Fran­sız dip­lo­ma­tın ül­ke­mi­zi Av­ru­pa Bir­li­ği­nin bir met­re­si ola­rak ifa­de et­me­si­dir de­ğer­li ar­ka­daş­lar.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; ül­ke­miz üze­rin­de­ki bas­kı­la­rın son za­man­lar­da gi­de­rek yo­ğun­laş­tı­ğı aşikârdır. Özel­lik­le Kıb­rıs ko­nu­sun­da, âde­ta bir ül­ti­ma­tom ha­va­sın­da, Tür­ki­ye'den bek­le­nen ta­viz­le­ri ye­ri­ne ge­tir­me­miz bek­le­ni­yor. Bi­lin­di­ği üze­re, dış po­li­ti­ka­da eğer bir ta­le­bi­ni­zin, bir bek­len­ti­ni­zin ya­nı­na bir de za­man tah­di­di ko­nu­lur­sa bu­nun adı ül­ti­ma­tom­dur. Bu ül­ti­ma­tom­la­rın içe­ri­ği­ne ba­ka­cak olur­sak, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin Fin­lan­di­ya­lı ye­ni Dö­nem Baş­ka­nı Mat­ti Van­ha­nen, Tür­ki­ye'ye 2006 yı­lı­nın Ma­yıs ayın­da yap­tı­ğı zi­ya­ret sı­ra­sın­da, Baş­ba­kan Sa­yın Re­cep Tay­yip Er­do­ğan'la yap­tı­ğı gö­rüş­me­de, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin resmî yak­la­şı­mı­nı açık­la­ya­rak "Tür­ki­ye'nin tam üye­li­ği­nin ger­çek­leş­me­si için, Tür­ki­ye'nin, güm­rük bir­li­ği­nin ge­tir­di­ği so­rum­lu­luk­la­rı bü­tün Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­ri için ge­çer­li hâle ge­tir­me­si ge­re­kir; Gü­ney Kıb­rıs da bu­na dâhil­dir" de­miş­tir.

2006 Ma­yıs ayın­dan bu ya­na ge­li­şen olay­la­ra bak­tı­ğı­mız­da, ül­ke­mi­zin dış po­li­ti­ka­sı­nın ne ka­dar tes­li­mi­yet­çi bir du­ru­ma ge­ti­ril­di­ği­ni ve bu di­ret­me­ler­de en­gel teş­kil eden tüm aşa­ma­la­rın or­ta­dan kal­dı­rıl­dı­ğı­nı üzü­le­rek gör­mek­te­yiz. Fin­lan­di­ya Dö­nem Baş­ka­nı­nın, Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı Sa­yın Ab­dul­lah Gül'e Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti için me­saj gön­de­re­rek öner­di­ği:

1) Ma­raş'ın Bir­leş­miş Mil­let­le­re dev­ri,

2) Ma­go­sa Li­ma­nı'nın Av­ru­pa Bir­li­ği gö­ze­ti­mi­ne ve­ril­me­si

3) Di­rekt Ti­ca­ret Tü­zü­ğü'nün uy­gu­la­ma­ya kon­ma­sı

4) Tür­ki­ye Güm­rük Bir­li­ği Pro­to­ko­lü'nün de­va­mı.

Biz­den is­te­nen bu ta­viz­le­rin bir kıs­mı Ko­fi An­nan Pla­nı'nın bi­le ile­ri­sin­de­dir, Ko­fi An­nan Pla­nı'nda bi­le bu ka­dar ağır şart­lar yok­tur.

Pe­ki, bu ta­viz­ler biz­den ne­den is­ten­mek­te­dir? Av­ru­pa Bir­li­ği­nin, 26 Ni­san 2004 ta­ri­hin­de, hiç­bir baş­ka ko­şul ara­ma­dan, ti­ca­ri am­bar­go­la­rın kal­dı­rıl­ma­sı ka­ra­rı­nın ha­ya­ta ge­çi­ril­me­si için­di.

28 Ey­lül 2006'da Resmî Ga­ze­te'de ya­yım­la­na­rak yü­rür­lü­ğe gi­ren, Tür­ki­ye ile Av­ru­pa Top­lu­lu­ğu ara­sın­da oluş­tu­ru­lan Güm­rük Bir­li­ği­nin Uy­gu­lan­ma­sı­na İliş­kin Esas­lar Hak­kın­da Ka­rar'ın 3'ün­cü mad­de­si­nin (a) fık­ra­sın­da Gü­ney Kıb­rıs Rum ke­si­mi "Kıb­rıs" ola­rak ka­bul edil­miş, (c) fık­ra­sın­da da, Tür­ki­ye Güm­rük Böl­ge­si, "Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti top­rak­la­rı­nı, ka­ra su­la­rı­nı, iç su­la­rı­nı ve ha­va sa­ha­sı­nı kap­sa­yan Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Güm­rük Böl­ge­si" ola­rak ta­nım­lan­mış­tır. Ya­ni, Tür­ki­ye'nin ha­va­dan, ka­ra­dan, de­niz­den tüm güm­rük­le­ri Rum­la­ra açıl­mış olu­yor. Bu ko­nu­da ge­li­nen son nok­ta ise, Gü­ney Kıb­rıs'a bir li­ma­nı­mı­zı ve ha­va­ala­nı­mı­zı aç­mak ol­muş­tur.

Bu iç acı­tan tek­lif, dört ka­pı­sı olan bir evin bir ka­pı­sı­nı hır­sı­za aç­mak gi­bi bir şey­dir. Bir li­man, bir ha­va­ala­nı açı­lın­ca, Gü­ney Kıb­rıs Rum ke­si­mi­ni ta­nı­ma­mış mı olu­yo­ruz? Bu tek­lif abes­le iş­ti­gal olup, hal­kı­mız­dan da ge­re­ken tep­ki­yi gör­müş­tür.

Yu­ka­rı­da bah­set­ti­ğim Ba­kan­lar Ku­ru­lu ka­ra­rın­dan son­ra, Gü­ney Kıb­rıs Rum ban­dı­ra­lı bir ge­mi ül­ke­miz­de is­te­di­ği li­ma­na ra­hat­lık­la ya­na­şa­bi­le­cek­tir. Ha­ni Gü­ney Kıb­rıs Rum ke­si­mi­ne li­man­la­rı­mız, ha­va sa­ha­mız ka­pa­lıy­dı? Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Resmî Ga­ze­te'sin­de "Kıb­rıs" adı ge­çi­yor. Bir Rum ke­si­mi­ni ta­nı­mak de­ğil mi­dir?

Ana­va­tan Par­ti­si ola­rak, ulus­la­ra­ra­sı bir söz­leş­me­nin Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­sin­de onay­lan­ma­sı­nı bek­li­yor­duk. An­cak, gö­rü­nen o ki, Hükûmet, böy­le­si­ne önem­li bir ko­nu­yu, Mec­li­si bay­pas ede­rek, Ba­kan­lar Ku­ru­lu ka­ra­rıy­la, yan­gın­dan mal ka­çı­rır­ca­sı­na hal­let­miş­tir. Par­la­men­ter de­mok­ra­si­nin tüm ku­ral­la­rı ta­ma­men göz ar­dı edi­le­rek, bu ka­dar önem­li bir ola­yın millî ira­de­den ka­çı­rıl­ma­sı­nın önü­müz­de­ki dö­nem­de bi­zi ül­ke ola­rak ne ka­dar sı­kın­tı­ya so­ka­ca­ğı aşikârdır. Bu ko­nu­da, hem Ana­va­tan Par­ti­si ola­rak hem ulus ola­rak hem de KKTC ya­şa­yan­la­rı adı­na "izo­las­yon­lar kalk­ma­dan hiç­bir adım at­ma­yız" de­yip de sö­zü­nün ar­ka­sın­da du­ra­ma­yan ik­ti­dar­dan, ger­çek­çi, tu­tar­lı bir açık­la­ma bek­li­yo­ruz.

Şan­lı bir ta­ri­hi olan Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti, as­la bu tip si­ya­si en­tri­ka­la­ra alet edi­le­mez ve Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'nden, baş­ka ko­nu­lar­da çı­kar ka­zan­mak için ta­viz ve­ri­le­mez.

Güm­rük Bir­li­ği Ant­laş­ma­sı'nın ya­yım­lan­dı­ğı Resmî Ga­ze­te'ye ba­kar­sa­nız, da­ha ön­ce ka­bul edi­len an­laş­ma­lar­da, ül­ke­le­rin yö­ne­tim bi­çim­le­ri, ör­ne­ğin, Fran­sa Cum­hu­ri­ye­ti, İn­gil­te­re Bir­le­şik Kral­lı­ğı ola­rak yer alır­ken, son ka­bul edi­len an­laş­ma­da, bu yö­ne­tim bi­çim­le­ri çı­ka­rı­la­rak, sa­de­ce Fran­sa, İn­gil­te­re ve Kıb­rıs ola­rak ya­zıl­mış­tır. Sa­nı­rım, bu­nun iza­hı­nı Sa­yın Ba­kan biz­le­re ya­pa­cak­tır.

De­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, da­ha ön­ce Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'ne ko­nan am­bar­go­lar, hak­sız am­bar­go­lar­dı. Kıb­rıs­lı Türk­le­ri ce­za­lan­dır­ma­nın hiç­bir ge­rek­çe­si yok­tu. Fa­kat, Türk ta­ra­fı, bi­zim ba­zı iti­raz­la­rı­mı­za rağ­men, Ko­fi An­nan Pla­nı'nı ka­bul et­ti. Ne­ti­ce ola­rak, Türk­ler "evet" de­di, Rum­lar "ha­yır" de­di. Hükûmet de bu­nun kar­şı­lı­ğın­da, bu ti­ca­ri am­bar­go­la­rı kal­dır­mak için bir tü­zük ka­bul et­ti. Ar­dın­dan, Rum­lar, çe­şit­li oyun­lar­la, bu tü­zü­ğün ha­ya­ta ge­çi­ril­me­si­ni en­gel­le­di­ler.

Sa­yın Baş­ba­kan, geç­ti­ği­miz gün­ler­de, "Am­bar­go­lar kal­dı­rıl­ma­dan li­man­la­rı ve ha­va­alan­la­rı­nı aç­ma­yız" di­yor. An­cak, Hükûmet üye­le­ri­nin söz­le­ri da­ha fark­lı­dır. Biz­den is­te­nen ne­dir? Ma­go­sa Li­ma­nı'nı aç­ma­mız. Bu Ma­go­sa Li­ma­nı ni­çin önem­li? Çün­kü, Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'nin ege­men­lik hak­kı ve bu­nun ya­nı sı­ra, bi­zim Kıb­rıs'ta­ki si­lah­lı kuv­vet­le­ri­mi­zin lo­jis­tik ik­mal mer­ke­zi­dir Ma­go­sa Li­ma­nı. Bu me­se­le­nin bir as­kerî bo­yu­tu var, bir de stra­te­jik bo­yu­tu var, bir de stra­te­jik bo­yu­tu var. Bu ka­dar bü­yük ta­viz­le­ri biz­den is­te­me­le­ri­nin ne­de­ni, ken­di ka­rar­la­rı­nı ha­ya­ta ge­çir­mek için­dir. Bu is­te­ğin so­nu­cun­da, Türk ta­ra­fı­nın ka­za­na­ca­ğı, se­ne­de 10 mil­yon do­lar­dan iba­ret­tir. Bu ra­kam için, biz­den bu ka­dar bü­yük bir ta­viz is­ten­mek­te­dir. Onur­lu bir du­ruş ser­gi­le­yip bu is­te­ği ye­ri­ne ge­tir­me­sey­dik, Av­ru­pa Bir­li­ği çev­re­le­rin­ce ül­ke­miz hak­kın­da alı­nan ka­rar­lar bu­gün alın­ma­mış ola­cak­tı. Ana­va­tan Par­ti­si ola­rak, bu gi­bi suç­la­ma­la­rı, teh­ditkâr ifa­de­le­ri, biz çok bü­yük bir tep­kiy­le kar­şı­lı­yor ve kı­nı­yo­ruz. Tür­ki­ye, dış bas­kı­lar­la, teh­dit­ler­le po­li­ti­ka ya­pa­cak bir ül­ke de­ğil­dir. Bun­dan ön­ce­ki dö­nem­le­rin dış iş­le­ri po­li­ti­ka­sı hiç bu ka­dar ta­vizkâr ve üzün­tü­lü ol­ma­mış­tı. Bu gi­bi söz­le­re ve açık­la­ma­la­ra Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı­nın ve Hükûme­tin güç­lü bir tep­ki gös­ter­me­si­ni, mil­le­ti­miz ka­dar biz­ler de bü­yük bir sa­bır­la bek­li­yo­ruz.

Ana­va­tan Par­ti­si ola­rak, Kıb­rıs'ta kap­sam­lı bir çö­zü­mün, iki ta­ra­fın ege­men eşit­li­ği­ne da­ya­nan bir çö­züm ol­ma­sı­na inan­mak­ta­yız. Bu bi­zim millî da­va­mız­dır. 29 Tem­muz­da Ek Pro­to­kol'ü im­za­la­yan­lar, ya­zı­lı ola­rak ta­ah­hüt eden­ler, bu­nun be­de­li­ni öde­me­li­dir. Şu an için var olan sı­kın­tı­lar da bu­ra­dan kay­nak­lan­mak­ta­dır.

De­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin son İler­le­me Ra­po­ru'nda Türk or­du­suy­la il­gi­li gö­rüş­ler var. Bu gö­rüş­le­re bak­tı­ğı­mız­da, Türk or­du­su si­ya­se­te hâkim­miş, Türk or­du­su si­ya­se­te yön ver­mek­tey­miş... Bu açık­la­ma­la­ra kar­şı­lık ne Ba­kan­lık­tan ne de Hükûmet­ten tep­ki gel­me­di. Dı­şiş­le­ri­nin açık­la­ma­sı­na bak­tı­ğı­mız­da, bu ra­po­run ob­jek­tif bir ra­por ol­du­ğu ifa­de edi­li­yor, ya­ni olum­lu bu­lun­du­ğu ima edi­li­yor. Tür­ki­ye'nin en yük­sek si­ya­si or­ga­nı Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­dir. Bir mil­let­ve­ki­li ola­rak hiç­bir oy­la­ma­da, böy­le bir bas­kıy­la, ben şah­sen oy kul­lan­ma­dım. Böy­le bir du­rum yok. O za­man, bun­lar hak­sız id­di­alar­dır ve bu­na tep­ki gös­te­ril­me­li­dir. Siz bu ka­dar hak­sız id­di­alar içe­ren bir ra­poru olum­lu bu­lur­sa­nız, si­zin de bu id­di­ayı pay­laş­tı­ğı­nız an­la­şı­lır ve öy­le yo­rum ya­pı­lır.

Ay­nı Ra­por'da, Ale­vi va­tan­daş­la­rı­mı­zın hak­la­rı­nın ta­nın­ma­sı is­te­ni­yor. Pe­ki, bu ko­nu­da Av­ru­pa İn­san Hak­la­rı Mah­ke­me­sin­den ka­rar çık­ma­sı­nı mı bek­li­yor­su­nuz? Ale­vi va­tan­daş­la­rı­mı­zın iba­det et­tik­le­ri, dua et­tik­le­ri, ce­na­ze­le­ri­ni kal­dır­dık­la­rı ce­mev­le­ri ne­den hâlâ ta­nın­ma­mak­ta­dır? Ne­den, Di­ya­net İş­le­ri Baş­kan­lı­ğın­da bu iş­le­re ba­kan bö­lüm hâlen oluş­tu­rul­ma­mış­tır? İn­san Hak­la­rı Ev­ren­sel Be­yan­na­me­si ve Av­ru­pa İn­san Hak­la­rı Söz­leş­me­si açı­sın­dan mil­yon­lar­ca Ale­vi va­tan­da­şı­mı­zın hak­la­rı­nı ta­nı­mak biz­le­rin yü­küm­lü­lü­ğü ol­ma­sı ge­re­kir.

De­ğer­li Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım; Er­me­ni lo­bi­si ko­nu­sun­da Fran­sa Mec­li­si­nin "Er­me­ni soy­kı­rı­mı yok­tur de­mek suç­tur" ka­ra­rı al­ma­sın­dan bir haf­ta ön­ce Fran­sız Cum­hur­baş­ka­nı Er­me­nis­tan'ı zi­ya­ret edi­yor ve ora­da "ben­ce, Tür­ki­ye, Av­ru­pa Bir­li­ği­ne üye ol­ma­dan Er­me­ni soy­kı­rı­mı­nı mut­la­ka ta­nı­ma­lı­dır" di­yor. Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı­mız bu ko­nu­da yi­ne çok üzün­tü du­yu­yor. Sa­yın Baş­ba­kan­dan hiç­bir açık­la­ma yok! Er­me­ni di­as­po­ra­sı­nın tüm dün­ya­da sür­dür­dü­ğü lo­bi fa­ali­yet­le­ri­ne kar­şın ses­siz ka­lan Dı­şiş­le­ri, ma­ale­sef, Fran­sa'da bu oy­la­ma­nın red­di­ni sağ­la­ya­ma­mış, şim­di ne­re­den, na­sıl hak­lı çı­ka­bi­li­riz mü­ca­de­le­si­ne gir­miş­tir. Bi­raz geç de­ğil mi Sa­yın Ba­kan? Er­me­ni soy­kı­rı­mı ko­nu­sun­da Tür­ki­ye'nin ola­ğa­nüs­tü ça­ba sarf et­me­si ge­re­kir.

Ba­kı­nız de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, geç­ti­ği­miz gün­ler­de, si­ne­ma dün­ya­sın­da "Ram­bo" ve­ya "Rocky" ola­rak bi­li­nen Sylves­ter Stal­lo­ne -her­ke­sin bil­di­ği, ta­nı­dı­ğı- Den­ver Post ga­ze­te­si­ne ver­di­ği de­meç­te, ama­cı­nın, Er­me­ni­le­rin top­lu hâlde Türk­ler ta­ra­fın­dan öl­dü­rül­me­si­ni ve ba­zı­la­rı­nın da Fran­sız ge­mi­le­rin­ce kur­ta­rıl­ma­sı­nı an­la­tan "Mu­sa Da­ğı'nda Kırk Gün" ad­lı ro­ma­nı si­ne­ma­ya uyar­la­mak ol­du­ğu­nu açık­la­mış­tır. Ro­ma­nı bir uy­gar­lı­ğın ta­ma­men yok edil­me­si­ne iliş­kin bir des­tan ola­rak özet­le­yen Stal­lo­ne, pro­je­nin önün­de­ki si­ya­si zor­luk­la­ra de­ği­ne­rek "Türk­ler bu ko­nu­yu sek­sen beş yıl­dır en­gel­li­yor" di­ye açık­la­ma yap­mış­tır. "Ge­ce Ya­rı­sı Eks­pre­si" ad­lı fil­min do­ğur­du­ğu so­nuç­la­rı he­pi­miz bi­li­yo­ruz, lüt­fen onu unut­ma­ya­lım. Eğer bu film çev­ri­lir­se da­ha da kö­tü so­nuç­lar do­ğu­ra­cak­tır ar­ka­daş­lar. Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı­nın, bu ve bu ve bu­nun gi­bi ko­nu­lar­da han­gi ön­lem­le­ri ve ça­lış­ma­la­rı yü­rüt­tü­ğü­nü öğ­ren­mek is­ti­yo­rum. Bu­nun için, de­ğer­li ar­ka­daş­lar, Tür­ki­ye, soy­kı­rı­mı­na iliş­kin tar­tış­ma­yı güç­lü ol­du­ğu ala­na, ya­ni hu­ku­ki pla­na mu­hak­kak, geç de ol­sa, çe­ke­bil­me­li­dir. Bu bağ­lam­da, Tür­ki­ye, 1915 olay­la­rı­nın, Bir­leş­miş Mil­let­ler Soy­kı­rı­mı­nı Ön­le­me ve Ce­za­lan­dır­ma hü­küm­le­ri uya­rın­ca de­ğer­len­di­ril­me­si­ni ka­bul ede­ce­ği­ni açık­la­ya­bil­me­li ve bu amaç­la ulus­la­ra­ra­sı tah­kim yo­lu­na baş­vu­ra­bi­le­ce­ği­ni ive­di­lik­le öner­me­li­dir.

Ku­zey Irak'ta en çok va­tan­da­şı re­hin alı­nan, öl­dü­rü­len ül­ke­le­rin ba­şın­da ge­li­yo­ruz ar­ka­daş­lar. Ge­lin gö­rün ki, ora­da ölen va­tan­daş­la­rı­mı­zın ce­na­ze­si­ne ar­tık bir Hükûmet yet­ki­li­si da­hi ka­tıl­mı­yor. Bu ko­nu­da alı­nan ted­bir­le­rin hâlen ye­ter­li ol­ma­dı­ğı göz­lem­len­mek­te­dir. Ku­zey Irak'ta­ki PKK te­rö­rü­nü ber­ta­raf et­mek için, Ame­ri­ka, bu­gü­ne ka­dar en kü­çük bir adım at­ma­mış­tır. Hâlen, ata­ca­ğı vaa­diy­le bi­ze za­man ve can kay­bı ver­dir­mek­te­dir. Ame­ri­ka adım ata­cak di­ye bek­ler­ken her gün şe­hit ce­na­ze­le­ri­miz kal­kı­yor, üs­te­lik Sa­yın Baş­ba­kan ta­ra­fın­dan da te­laf­fuz ede­me­ye­ce­ğim bir üs­lup­la bu du­rum eleş­ti­ri­li­yor.

Özel tem­sil­ci atan­ma­sı bir çö­züm ge­tir­me­di. Üç ay olu­yor, bir tek te­rö­ris­ti ya­ka­la­yıp ia­de et­ti­ler mi? En ba­şın­dan bu ya­na söy­le­di­ği­miz, da­ha ön­ce eşi­ne rast­la­nıl­ma­mış bu ko­or­di­na­tör­lük ola­yı, ül­ke­mi­ze za­man kay­bın­dan baş­ka çö­züm ol­ma­mış­tır. De­mek ki, bu tek ba­şı­na ça­re de­ğil, bu­na ive­di­lik­le ça­re bul­mak bu ik­ti­da­rın boy­nu­nun bor­cu­dur.

De­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, Ba­kan­lı­ğın büt­çe­si ih­ti­ya­ca gö­re be­lir­le­ni­yor­sa, ger­çe­ği pek yan­sıt­ma­dı­ğı ka­na­atin­de­yim, çün­kü göz­lem­le­nen, Ba­kan­lı­ğın ih­ti­yaç­la­rı­nın çok da­ha faz­la ol­du­ğu­dur. Sa­yın Ba­ka­nın, ko­mis­yon­da­ki "Mer­kez­de­ki me­mur­la­rın ma­aşı­nı ar­tı­ra­ca­ğız." açık­la­ma­sı­nı mem­nu­ni­yet­le kar­şı­la­dım. Uma­rım bu açık­la­ma as­kı­da kal­maz ve di­ğer ba­kan­lık­lar­da gö­rev ya­pan me­mur­la­rı da kap­sa­ya­cak şe­kil­de olur. Yok­sa, ha­ma­si bir söy­lem­den öte­ye git­me­ye­cek­tir. La­kin, bu üc­ret ar­tı­şı­nın yurt dı­şın­da­ki me­mur­la­rı da kap­sa­ma­sı ge­re­kir. Hiç de­ğil­se, eği­tim, öğ­re­tim, sağ­lık gi­bi ko­nu­lar­da ge­rek­li yar­dı­mı ya­pı­nız.

Yurt dı­şın­da ça­lı­şan dip­lo­mat­lar ara­sın­da, ço­cuk­la­rı­na eği­tim yar­dı­mı al­ma­yan pek na­dir ül­ke­ler­den bi­ri Tür­ki­ye'dir. An­cak yurt dı­şın­da gö­rev ya­pan dip­lo­mat­la­rı­mı­zın ço­ğu, ne­re­dey­se bü­tün ma­aş­la­rı­nı ço­cuk­la­rı­nın eği­ti­mi için har­ca­mak­ta­dır­lar.

Ba­kan­lık hiz­met­le­ri ola­rak bir baş­ka ko­nu ise, yurt dı­şın­da­ki tem­sil­ci­lik­le­ri­mi­zin bir­ço­ğu­nun hâlen İn­ter­net eri­şim say­fa­la­rı yok­tur. Ül­ke­mi­zin ta­nı­tı­mı, ve­ri­len hiz­met­ler ba­kı­mın­dan il­la­ki o ül­ke­ye te­le­fon et­mek ge­rek­mek­te­dir.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Bu­yu­run Sa­yın Am­ber.

ZÜ­HE­YİR AM­BER (De­vam­la) - Bi­tir­mek üze­re­yim Sa­yın Baş­kan.

Bir di­ğer dik­kat edil­me­si ge­re­ken ko­nu­yu da özel­lik­le bu­ra­dan ri­ca edi­yo­rum. Ba­zı ül­ke­le­rin, ül­ke­mi­ze yö­ne­lik İn­ter­net say­fa­la­rın­da ka­ra­la­ma kam­pan­ya­la­rı­nı ya­kın­dan ta­kip ede­rek, ge­rek­li gi­ri­şim­le­ri, cid­di yap­tı­rım­la­rı gös­te­re­lim. Eğer gös­ter­mez­sek, Dev­let Ba­ka­nı­mız Sa­yın Ali Ba­ba­can'ın ge­çen ay Da­ni­mar­ka'da düş­müş ol­du­ğu kö­tü du­rum­la­ra, ül­ke­mi­zin bir bü­yük baş­ka ma­ka­mı düş­me­sin.

Ko­nuş­ma­mın so­nun­da, Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si­nin ha­yır­lı ol­ma­sı di­lek­le­rim­le say­gı­la­rı­mı su­nu­yo­rum. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Am­ber.

Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na ikin­ci ko­nuş­ma­cı, Kars Mil­let­ve­ki­li Se­la­mi Yi­ğit.

Sa­yın Yi­ğit, bu­yu­run efen­dim. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

ANA­VA­TAN PAR­Tİ­Sİ GRU­BU ADI­NA SE­LA­Mİ Yİ­ĞİT (Kars) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı­nın 2007 büt­çe­siy­le il­gi­li Ana­va­tan Gru­bu adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. He­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, sa­na­yi, ül­ke eko­no­mi­si­nin ge­liş­me­si ve ulus­la­ra­ra­sı re­ka­bet gü­cü­ne ka­vuş­ma­sın­da en te­mel di­na­mik­tir. Ül­ke eko­no­mi­si­nin ge­liş­miş ül­ke eko­no­mi­le­ri dü­ze­yi­ne ulaş­ma­sı açı­sın­dan, Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı­mız çok ha­ya­ti gö­rev­ler üst­len­mek du­ru­mun­da­dır, an­cak büt­çe ra­kam­la­rı­na bak­tı­ğı­mız­da, sa­na­yi­nin ge­liş­me­sin­de kri­tik rol oy­na­ya­cak olan or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­ri, kü­çük ve or­ta öl­çek­li sa­na­yi si­te­le­ri, es­naf ve ko­ope­ra­tif bir­lik­le­ri­ne ar­tan öl­çü­ler­de des­tek ve­ril­me­si bek­le­nen Ba­kan­lı­ğı­mı­za 2007 yı­lı için ay­rı­lan pay büt­çe­nin bin­de 15'i ka­dar­dır, ya­ni, 316 mil­yon 299 bin YTL'dir.

2006 yı­lın­da ge­nel büt­çe­nin bin­de 18'i ka­dar olan Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı­nın büt­çe­si, 2007 yı­lın­da da­ha da kı­sı­la­cak ve kü­çü­le­cek­tir. Sa­yın Ba­ka­nın tüm gay­ret­le­ri­ne rağ­men, ül­ke eko­no­mi­mi­zin ge­li­şi­mi için ha­ya­ti öne­mi bu­lu­nan Sa­na­yi Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si­nin kı­sıl­ma­sı, Hükûme­tin eko­no­mi­ye, sa­na­yi ve ti­ca­ret ha­ya­tı­na ba­kış açı­sı­nın bir gös­ter­ge­si­dir. Bu ka­dar kı­sıt­lı bir öde­nek­le, Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı­nın bü­yük kay­nak­lar ge­rek­ti­ren atı­lım­la­rı­nın ger­çek­leş­me­si müm­kün de­ğil­dir.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, 2007 ül­ke eko­no­mi­miz açı­sın­dan kri­tik bir yıl ola­cak­tır. Av­ru­pa Bir­li­ği me­se­le­si, Hükûme­tin ka­pa­lı dev­re po­li­ti­ka­la­rı ile be­lir­siz bir nok­ta­ya gel­miş­tir. Ma­ale­sef, Hükûmet, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­sin­den giz­le­ye­rek al­dı­ğı ka­rar­lar­la, hem Av­ru­pa Bir­li­ğiy­le iliş­ki­le­ri iyi yö­ne­te­me­di­ği­ni or­ta­ya koy­muş hem de dev­let yö­ne­ti­mi­miz­de cid­di gü­ven­siz­lik ve ko­puk­luk­la­rın te­me­li­ni at­mış­tır. Tüm dev­let me­ka­niz­ma­la­rın­dan sak­lı tu­tu­lan Hükûme­tin (B) pla­nı ola­rak Av­ru­pa'ya sun­du­ğu te­zin, dış po­li­ti­ka­mız açı­sın­dan or­ta ve uzun va­de­de aça­ca­ğı ona­rıl­maz ya­ra­lar var­dır. Av­ru­pa Bir­li­ğiy­le il­gi­li iliş­ki­ler­de­ki tı­ka­nık­lı­ğın ge­le­ce­ği­mi­zi ipo­tek al­tı­na ala­bi­le­cek ta­viz­le­re rağ­men aşı­la­ma­dı­ğı gö­rül­müş­tür ve bu du­rum, 2007'de za­ten kı­rıl­gan olan ül­ke eko­no­mi­si için de cid­di bir risk­tir. Hükûmet her ne ka­dar "se­çim eko­no­mi­si uy­gu­la­ma­ya­ca­ğız" de­se de, Cum­hur­baş­kan­lı­ğı ve ge­nel se­çim­ler, si­ya­si ve eko­no­mik den­ge­le­ri ye­ni baş­tan ya­pı­lan­dı­ra­cak­tır.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; ca­ri açı­ğın ön­le­ne­mez bir bi­çim­de bü­yü­dü­ğü­nü, ar­tık, ba­kan­la­rı­mız da açık­ça iti­raf et­mek­te­dir­ler. Sa­yın Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı Ab­dül­la­tif Şe­ner, Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nun­da, 2006 yı­lı için 22 mil­yar do­lar ola­rak he­def­le­nen ca­ri açı­ğın 30 mil­yar do­la­rı aşa­bi­le­ce­ği­ni söy­le­mek­te­dir. Ocak-Ey­lül 2006 ara­sın­da­ki ca­ri iş­lem­ler açı­ğı, ge­çen yı­lın ay­nı dö­ne­mi­ne gö­re yak­la­şık yüz­de 60, dış ti­ca­ret açı­ğı, yi­ne ay­nı dö­nem içe­ri­sin­de yüz­de 32… Son açık­la­nan ra­kam­la­ra gö­re, ca­ri açık bu yı­lın ilk on ayın­da 28 mil­yar do­la­ra çık­mış­tır. Şu an­da ya­pı­lan he­sap­la­ma­la­ra gö­re, bu yıl so­nu­na ka­dar ca­ri açık 33 mil­yar do­la­rı ya da 35 mil­yar do­la­rı aşa­cak­tır. Bu den­li bü­yük bir ca­ri açık, bek­le­nen 390 mil­yar do­lar­lık millî ge­li­rin yüz­de 9'unu aş­mak­ta­dır.

He­pi­mi­zin dü­şün­me­si ge­re­ken bir baş­ka ge­liş­me, ca­ri açı­ğın ön­le­ne­mez bir bi­çim­de art­ma­sı kar­şı­sın­da, ay­nı dö­nem­de bü­yü­me­nin hız kes­me­si­dir. Bu yı­lın ilk on ay­lık dö­ne­min­de, bü­yü­me hı­zı, ma­ale­sef, tah­min­le­rin öte­sin­de dü­şük çık­mış­tır. Mer­kez Ban­ka­sı bek­len­ti­le­ri­ne gö­re yüz­de 5'le­re çık­ma­sı bek­le­nen gay­ri sa­fi millî ha­sı­la ar­tı­şı yüz­de 3 ol­muş­tur. Sek­tör­ler içe­ri­sin­de en faz­la bü­yü­yen, yüz­de 20'yle in­şa­at sek­tö­rü­dür. Sa­na­yi bü­yü­me­si yüz­de 6,4 ile sı­nır­lı ka­lır­ken, ulaş­tır­ma ve ha­ber­leş­me sek­tö­rü yüz­de 0,9 bü­yü­müş­tür. Uzun yıl­lar­dır ih­mal edi­len ta­rım sek­tö­rü, IMF mü­da­ha­le­le­riy­le il­gi­li sı­kın­tı içi­ne gir­miş­tir. Bu yı­lın ilk on ay­lık dö­ne­min­de ta­rım sek­tö­rü yüz­de 2 ora­nın­da kü­çül­müş­tür. Bu kü­çül­me­nin önü­müz­de­ki yıl­da da sü­re­ce­ği bir ger­çek­tir. Ta­rım ala­nın­da­ki kü­çül­me­yi üre­ti­ci­nin du­ru­mu da or­ta­ya koy­mak­ta­dır. Buğ­day, ar­pa, mı­sır, ay­çi­çe­ği, pa­muk gi­bi te­mel ürün­le­re ne ka­dar fi­yat ve­ril­miş, çift­çi­nin ce­bi­ne ne gir­miş­tir? Ne ya­zık ki, bu ürün­le­rin fi­yat­la­rı da bir ön­ce­ki yı­la oran­la art­ma­mış ya da çok dü­şük oran­lar­da kal­mış­tır. Ak­de­niz Böl­ge­si'nde na­ren­ci­ye ağaç­lar­da kal­mış, Ka­ra­de­niz'de fın­dık el­de kal­mış, se­çim böl­gem Kars'ta dâhil ol­mak üze­re, pek çok yer­de şe­ker pan­ca­rı eki­mi azal­mış, çift­çi tar­la­sı­nı eke­mez du­ru­ma düş­müş­tür. Av­ru­pa Bir­li­ğiy­le uyum adı­na, ta­rım ala­nın­da ya­pı­lan, çift­çi­le­ri­mi­ze ma­li­ye­ti yük­sek olan bir­çok dü­zen­le­me­ye rağ­men, as­kı­ya alı­nan se­kiz baş­lık için­de ta­rı­mın da bu­lun­ma­sı olum­suz bir ge­liş­me­dir. Ta­rım baş­lı­ğı­nın as­kı­ya alın­ma­sı her ne ka­dar Av­ru­pa Bir­li­ği­nin Tür­ki­ye'nin üye­li­ği­ne yak­la­şı­mı­nın iyi ni­yet­ten uzak ol­du­ğu­nu bir kez or­ta­ya koy­sa da, ta­rım ala­nın­da­ki bu as­kı­ya al­ma sü­re­ci­nin ta­rım ve hay­van­cı­lı­ğa da­ya­lı ge­liş­me­mi­zi bek­le­di­ği­miz sa­na­yi ala­nı­nı da olum­suz et­ki­le­ye­ce­ği bir ger­çek­tir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; 2005 yı­lı­nın ay­nı dö­ne­min­de yüz­de 8 olan bü­yü­me­nin bu yıl yüz­de 3'e düş­me­si kar­şı­sın­da, ca­ri açı­ğın yük­sel­me­si, eko­no­mi­nin ne ka­dar kri­tik bir eşi­ğe gel­di­ği­mi­zin açık bir gös­ter­ge­si­dir. Ca­ri açık ve dış ti­ca­ret açı­ğı­nın bü­yü­me­si kar­şı­sın­da, Hükûme­tin tek çı­kış nok­ta­sı, ge­len ya­ban­cı ser­ma­ye ile bu açı­ğın fi­nan­se edi­le­bi­lir ol­du­ğu­dur. Oy­sa, bu, eko­no­mi­mi­zin ge­le­ce­ği açı­sın­dan cid­di bir teh­dit­tir.

Ya­şa­nan dö­viz bol­lu­ğu­nun ne­de­ni, bü­yü­me ra­kam­la­rı­na ba­kıl­dı­ğın­da gö­rü­le­cek­tir ki, içe­ri­de­ki üre­tim ar­tı­şı de­ğil­dir. İçe­ri­de üre­tim ar­tı­şı ol­ma­dı­ğı­na gö­re, Hükûmet de baş­ka­la­rı­nın, ya­ni, ya­ban­cı­la­rın dö­vi­zi­ni çe­ke­rek eko­no­mi­yi sür­dür­me ça­re­si­nin içe­ri­si­ne düş­müş­tür. Bu kı­sır dön­gü­nün ma­li­ye­ti­ni bu yı­lın ma­yıs ayı içe­ri­sin­de­ki dal­ga­lan­ma­lar sı­ra­sın­da ya­şa­dık. Tür­ki­ye'de 30 Ni­san 2006'da 63 mil­yar do­lar ola­rak sı­cak pa­ra, ya­ni ya­ban­cı ser­ma­ye, ma­yıs dal­ga­lan­ma­sı so­nu­cun­da 48 mil­yar do­la­ra in­miş­tir. Ya­ni, bir ay içe­ri­sin­de 15 mil­yar do­lar ül­ke­miz­den çık­mış­tır. Bi­lin­di­ği gi­bi, bu ka­çış, fa­iz­le­rin yük­sel­til­me­si ve ya­ban­cı ser­ma­ye­ye ver­gi teş­vik­le­ri gi­bi dü­zen­le­me­ler­le aşıl­ma­ya ça­lı­şıl­mış­tır. Tüm ya­tı­rım­cı­lar için yüz­de 15 olan sto­paj yer­li ya­tı­rım­cı­lar için yüz­de 10'a in­di­ril­miş, ya­ban­cı ya­tı­rım­cı­lar için ise sı­fır­lan­mış­tır.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, bu ara­da, üc­ret­le ça­lı­şan, ka­zan­cı­nın yüz­de 20'si­ni ver­gi ola­rak öde­ye­cek va­tan­daş, yüz­de 70'i ge­çen do­lay­lı ver­gi­ler al­tın­da ezi­le­cek, yer­li ya­tı­rım­cı dün­ya­nın en pa­ha­lı elek­tri­ği­ni ve do­ğal­ga­zı­nı kul­la­na­cak, kü­çük ta­sar­ruf sa­hip­le­ri­nin ban­ka­da­ki bi­ri­kim­le­rin­den yüz­de 15 fa­iz ke­sin­ti­si ya­pıl­ma­ya de­vam edi­le­cek, bi­ri­kim­le­ri­ni ha­zi­ne­ye borç ve­ren­den yüz­de 10 fa­iz alı­na­cak, ya­ban­cı­la­rın fai­zin­den ise yüz­de sı­fır ver­gi alı­na­cak. İş­te, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Ada­let ve Kal­kın­ma Par­ti­si­nin ada­le­ti bu­dur.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ban­ka­cı­lık sek­tö­rün­de ül­ke eko­no­mi­si­ni ile­ri­ki yıl­lar­da de­rin­den et­ki­le­ye­cek ya­ban­cı ser­ma­ye pa­yı ne­re­dey­se yüz­de 33'le­rin üze­ri­ne çık­mış­tır. Sa­na­yi­yi ayak­ta tu­tan ta­rım ke­si­mi­ne, es­naf ve sa­natkârla­ra kre­di ve­ren ka­mu ban­ka­la­rı­nın his­se­le­ri­nin ya­rı­dan faz­la­sı­nın ya­ban­cı­la­rın eli­ne geç­me­si söz ko­nu­su­dur. Bu du­rum­da, ban­ka­cı­lık sek­tö­rün­de­ki ya­ban­cı ser­ma­ye pa­yı­nın yüz­de 60'la­rın üze­ri­ne çık­ma­sı muh­te­mel­dir. Böy­le bir ola­sı­lık, ya­ban­cı ser­ma­ye­nin hal­kı­mı­zın tril­yon­lar­ca li­ra­lık ak­ti­fi­nin kon­tro­lü­nü ele ge­çir­me­si de­mek­tir. Ban­ka­cı­lık sek­tö­rü­mü­ze ya­ban­cı ser­ma­ye gi­ri­şi Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­rin­de­ki tab­lo­nun çok üs­tün­de­dir. Bu du­rum, bir si­ya­si ya da eko­no­mik kriz ola­sı­lı­ğın­da ya­ban­cı ser­ma­ye eli­ne çok güç­lü bir si­lah ver­mek­te­dir. Bu ge­liş­me, ban­ka­cı­lık sek­tö­rün­de te­kel­leş­me­ye yol aça­cak­tır ve ban­ka­cı­lık sek­tö­rü­ne hâkim olan ya­ban­cı ser­ma­ye, uy­gun bul­du­ğu nok­ta­da ül­ke­yi terk et­me ko­nu­mu­na ge­le­bi­le­cek­tir. Bu da, eko­no­mik kriz­le­ri et­ki­le­ye­cek­tir, sek­tör­de­ki yer­li ser­ma­ye üze­rin­de bü­yük risk oluş­tu­ra­cak­tır ve kü­çük ve or­ta öl­çek­li ge­liş­me­ler ta­ma­men göz ar­dı edi­le­cek­tir.

Bu nok­ta­da baş­ka bir olum­suz ge­liş­me de şu­dur: Geç­miş yıl­lar­da ca­ri açı­ğı, bi­li­yor­su­nuz, yurt dı­şın­da­ki iş­çi­le­ri­mi­zin ge­lir­le­riy­le ya da tu­rizm ge­lir­le­riy­le fi­nan­se ede­bi­li­yor­duk, an­cak, 2002'den bu ya­na iş­çi ge­lir­le­rin­de de bü­yük dü­şüş­ler ol­muş­tur. 2002'de 2 mil­yar do­la­ra yak­la­şan iş­çi ge­lir­le­ri 2005 yı­lın­da 851 mil­yon do­la­ra in­miş­tir. Ar­tık, ca­ri açı­ğın bir bö­lü­mü­nü iş­çi ge­lir­le­riy­le kar­şı­la­ma imkânı or­ta­dan kalk­mış­tır. Tu­rizm ge­lir­le­rin­de­ki dü­şü­şü de ek­ler­sek ül­ke­miz ca­ri açı­ğı ken­di imkânla­rıy­la fi­nan­se et­me ola­nak­la­rın­dan gi­de­rek yok­sun kal­mış­tır. Ne ya­zık ki, Hükûmet, bu tab­lo­ya iyim­ser­lik­le yak­laş­mak­ta­dır. Hükûmet, geç­miş yıl­lar­da pi­ya­sa­la­ra yo­ğun bi­çim­de gi­ren sı­cak pa­ra ile ca­ri açı­ğın fi­nan­se edi­le­bi­le­ce­ği­ni he­sap­la­mak­ta ve "fi­nan­se edi­len ca­ri açık so­run de­ğil­dir" te­zi ar­ka­sın­dan da âde­ta uyu­mak­ta­dır. Bu uy­ku hâli, 2007 he­def­le­ri­ne de yan­sı­mış­tır. 2007 yı­lı­na yö­ne­lik ha­zır­la­nan yıl­lık prog­ra­ma gö­re bu yıl ca­ri iş­lem­ler açı­ğı­nın 30,7 mil­yar do­lar, 2007 yı­lın­da da 30,4 mil­yar do­lar ola­ca­ğı he­def­len­miş­tir. Şim­di­den, an­la­şı­lan, bu he­def­ler ger­çe­ği yan­sıt­ma­mak­ta­dır.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, bu­gü­ne ka­dar bü­yük öl­çek­ler­de­ki sı­cak pa­ra­yı ül­ke­ye çek­mek­te ba­şa­rı­lı ol­duk. Bu yıl iti­ba­rıy­la ya­ban­cı ya­tı­rım­cı­nın ül­ke­miz­de­ki ya­tı­rım­la­rı­nın bo­yu­tu 60 mil­yar do­la­rı bul­mak­ta­dır. Bu, bir re­kor­dur. Bu öl­çek­te sı­cak pa­ra akı­şı­nın kar­şı­lı­ğı, ya­ban­cı ser­ma­ye­nin, yüz­de 200'le­re va­ran yük­sek re­el fa­izi, ka­zan­cı­dır. Or­ta ve uzun va­de­de bu ka­dar yük­sek ca­ri açık­la eko­no­mik bü­yü­me­yi sür­dür­mek müm­kün de­ğil­dir. Hükûmet de bu­nun far­kın­da ol­ma­lı ki, önü­müz­de­ki bir yıl için­de ulus­la­ra­ra­sı ma­li ser­ma­ye­yi Tür­ki­ye'ye çe­ke­ce­ği­ni um­mak­ta­dır. Bu­nun için, IMF ve Av­ru­pa ile iliş­ki­le­rin ya­ban­cı ya­tı­rım­cı­yı özen­di­re­cek dü­zey­de sür­dü­rül­me­si ka­çı­nıl­maz­dır. Za­ten Hükûme­tin yap­tı­ğı da bu­dur. Bu eko­no­mik gös­ter­ge­ler kar­şı­sın­da ve­ri­len ta­viz­le­re rağ­men, Hükûmet, IMF ve Av­ru­pa Bir­li­ğiy­le iliş­ki­le­rin sek­te­ye uğ­ra­ma­sı ola­sı­lı­ğı­nı dü­şün­mek bi­le is­te­me­mek­te, de­va­sa ca­ri açık so­ru­nu­na, âde­ta "ben­den son­ra­sı tu­fan" an­la­yı­şıy­la yak­laş­mak­ta­dır. Ca­ri açı­ğın ya­ban­cı ser­ma­ye­nin sağ­la­dı­ğı sı­cak pa­ray­la fi­nans­ma­nı­nın ül­ke­miz eko­no­mi­si üze­rin­de­ki yan et­ki­le­ri son de­re­ce olum­suz­dur. Sa­na­yi­leş­me­de önem­li bir ro­lü olan ima­lat sek­tö­rü­mü­zün re­ka­bet gü­cü azal­mış, sek­tör ta­ma­men it­ha­la­ta bağ­lı hâle gel­miş­tir. İma­lat sa­na­yi­nin ih­ti­ya­cı olan ara mal­lar, it­ha­lat yo­luy­la kar­şı­lan­ma­ya baş­lan­mış­tır. Ara mal­la­rın it­ha­lat için­de­ki pa­yı, bu Hükûme­tin iş ba­şın­da bu­lun­du­ğu dört yıl içe­ri­sin­de her yıl art­mış ve 2002'de 37 mil­yar do­lar olan ara mal­lar it­ha­la­tı, 2006'da 72 mil­yar do­la­ra çık­mış­tır. Eko­no­mi bü­yür­ken iş­siz­li­ğin art­ma­sı­nın, ya­tı­rım­la­rın azal­ma­sı­nın ne­de­ni bu­dur. An­la­şı­lan o ki, 2007 yı­lın­da kro­nik­le­şen iş­siz­lik so­ru­nu­na çö­züm ge­ti­ri­le­me­ye­cek­tir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; eko­no­mik ge­liş­me­ler­le il­gi­li bir baş­ka kay­gı­mı da siz­ler­le pay­laş­mak is­ti­yo­rum. Özel ke­sim, dö­viz cin­sin­den açık po­zis­yon­da­dır. Bu yı­lın Ocak-Ey­lül dö­ne­mi­ne gö­re özel ke­si­min açık po­zis­yo­nu, ne­re­dey­se yüz­de 50'ye va­ran bir ar­tış­la, 28 mil­yar do­lar­dan 43 mil­yar do­la­ra çık­mış­tır. Bü­yük özel ku­ru­luş­lar, bir­çok ra­kam­lar­da dö­viz­le borç­lan­mış­lar­dır. Bun­la­rın, YTL'yle dö­viz sa­tın ala­rak borç­la­rı­nı ka­pa­ta­cak güç­le­ri yok­tur.

Özel sek­tör ne­den dö­viz­le borç­la­nır? Mer­kez Ban­ka­sı­nın be­lir­le­di­ği fa­iz po­li­ti­ka­sı ne­de­niy­le dö­viz­le borç­lan­ma­nın ma­li­ye­ti YTL'yle borç­lan­ma ma­li­ye­tin­den dü­şük ol­du­ğun­dan, özel sek­tör, dö­viz­le borç­lan­ma­yı ter­cih et­mek­te­dir. Özel sek­tö­rün dö­viz­le borç­lan­ma­sı, YTL yük­sek de­ğe­ri­ni ko­rur­ken so­run de­ğil­dir; an­cak, dö­viz yük­sel­di­ği tak­dir­de, özel ke­sim bor­cu­nu öde­ye­mez du­ru­ma dü­şer. Bu du­rum da ban­ka­la­rın dı­şa­rı­ya olan öde­me­le­rin­de çok cid­di risk­ler oluş­tu­rur ve fa­tu­ra enin­de so­nun­da hal­kı­mı­zın boy­nu­na ka­lır.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ca­ri iş­lem­ler açı­ğı­nın ön­le­ne­mez bir bi­çim­de yük­sel­me­si­nin ya­nı sı­ra, enf­las­yon ko­nu­sun­da da eko­no­mi alarm ver­mek­te­dir. 2006 yı­lı ba­şın­da enf­las­yon he­de­fi yüz­de 5'ti, ma­yıs, ha­zi­ran dal­ga­lan­ma­la­rı­nın ar­dın­dan enf­las­yon bek­len­ti­si yüz­de 10'la­rın üze­ri­ne çık­tı. Şim­di, bu yıl so­nu için, enf­las­yo­nun yüz­de 9,84 ola­ca­ğı tah­min edi­li­yor. 2007 he­de­fi ise yüz­de 4, ama, bo­zu­lan ka­mu den­ge­si, enf­las­yon­da yüz­de 4'lük he­de­fin tut­tu­rul­ma­sı­na cid­di bir en­gel­dir.

Özet­le­mek ge­re­kir­se, pek çok ya­pı­sal so­run ya­şa­yan sa­na­yi ve ti­ca­ret ha­ya­tı­mız, bu yıl so­nun­da 50 mil­yar do­la­rı bu­la­cak dış ti­ca­ret açı­ğı, 35 mil­yar do­la­ra çı­ka­cak ca­ri açık, 80 mil­yar do­lar ar­tan borç sto­ku, he­def­ten yüz­de 100 sap­mış bir enf­las­yon ve kü­çü­len bir eko­no­mi tab­lo­suy­la kar­şı kar­şı­ya­dır.

Bu ür­kü­tü­cü tab­lo kar­şı­sın­da, büt­çe­si da­ha da kı­sı­lan Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı­mı­zın 2007 yı­lı büt­çe­si­ni de­ğer­len­dir­me­ye ça­lı­şa­ca­ğım. Ül­ke kal­kın­ma­sı­nın sür­dü­rül­me­si için en bü­yük so­run­la­rı­mız­dan bi­ri de böl­ge­ler ara­sın­da­ki ge­liş­miş­lik far­kı­dır.

Sa­yın Ba­kan, her büt­çe ko­nuş­ma­sın­da, son de­re­ce iyi ni­yet­le, ge­ri kal­mış böl­ge­le­rin kal­kın­ma­la­rı­nı teş­vik için bir di­zi ça­lış­ma­lar yap­tık­la­rın­dan söz et­mek­te, or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­ri ile kü­çük sa­na­yi si­te­le­ri­nin ge­li­şi­mi­ne iliş­kin bir di­zi ra­kam­lar ver­mek­te­dir. 5084 sa­yı­lı Ya­sa çer­çe­ve­sin­de kal­kın­ma­da ön­ce­lik­li il ilan edi­len 49 il ara­sın­da ge­rek ge­lir da­ğı­lı­mı ge­rek ula­şım ve do­ğa şart­la­rı açı­sın­dan bü­yük uçu­rum­lar var­dır. Ga­zi­an­tep'ten Sam­sun'a doğ­ru bir hat çi­ze­cek olur­sak, bu hat­tın do­ğu­sun­da ka­lan il­le­rin hiç­bi­rin­de sa­na­yi yok­tur. Ki­şi ba­şı­na dü­şen yıl­lık ge­lir, Şır­nak'ta 700, Ağ­rı'da 600, Iğ­dır'da 850, se­çim böl­gem Kars'ta 800, Muş'ta 700 do­lar ci­va­rın­da­dır, ama, kal­kın­ma­da ön­ce­lik­li il ilan edi­len Af­yon'da ki­şi ba­şı­na dü­şen yıl­lık millî ge­lir 1.300, To­kat'ta 1.400, Çan­kı­rı'da 1.200 do­lar dü­ze­yin­de­dir.

Ta­bi­idir ki, ya­ban­cı ya­tı­rım­cı, ge­lir da­ğı­lı­mı­nın dü­şük ol­du­ğu, ula­şım imkânla­rı­nın son de­re­ce kı­sıt­lı bu­lun­du­ğu ve do­ğa şart­la­rı­nın çok sert ol­du­ğu, ta­şın­maz­la­rın ban­ka­lar ta­ra­fın­dan ipo­tek ola­rak da­hi ka­bul edil­me­di­ği do­ğu ve gü­ney­do­ğu ye­ri­ne, ay­nı teş­vik­ler­den ya­rar­la­na­ca­ğı ge­liş­miş şe­hir­le­re ya­kın me­sa­fe­de­ki kal­kın­ma­da ön­ce­lik­li il­ler­de ya­tı­rım yap­ma­yı ter­cih et­mek­te­dir. Bu du­rum­da, ya­tı­rım­lar, Düz­ce'ye, Os­ma­ni­ye'ye git­mek­te­dir. Do­ğu ve gü­ney­do­ğu il­le­ri, teş­vik­ler­den ye­te­rin­ce ya­rar­la­na­ma­mak­ta­dır.

Bu nok­ta­da, Sa­yın Ba­kan, biz­le­re kal­kın­ma­da ön­ce­lik­li il kap­sa­mın­da ve­ri­len teş­vik­le­rin il il dö­kü­mü­nü ver­me­si­ni ri­ca edi­yo­rum ki, bir kar­şı­laş­tır­ma yap­ma imkânı­nı bu­la­bi­le­lim. Do­ğu ve Gü­ney­do­ğu Ana­do­lu'da mil­yar­lar­ca li­ra­lık kay­nak ak­ta­rı­la­rak ku­ru­lan or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­ri, kü­çük sa­na­yi si­te­le­ri bir tür­lü ta­mam­la­na­ma­mak­ta, ta­mam­la­nan­lar ise boş kal­mak­ta­dır.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, böl­ge­le­ri­miz ara­sın­da­ki uçu­rum gi­de­rek de­rin­leş­mek­te­dir. Ver­gi ge­lir­le­ri­nin yüz­de 70'ini sa­na­yi­leş­me­si ge­liş­miş böl­ge­ler­den top­la­nan ver­gi­ler oluş­tu­rur­ken, Do­ğu ve Gü­ney­do­ğu Ana­do­lu Böl­ge­si'nde­ki 30 il­den top­la­nan ver­gi­ler, top­lam ver­gi ge­lir­le­ri­nin yüz­de 2'si­ni bi­le bu­la­ma­mak­ta­dır.

Bil­di­ği­miz gi­bi, Av­ru­pa Bir­li­ği, böl­ge­ler ara­sın­da­ki eşit­siz­li­ğin gi­de­ril­me­si­ne bü­yük önem ver­mek­te­dir. Av­ru­pa Bir­li­ği­nin böl­ge­sel kal­kın­ma stra­te­ji­si, ye­rel gi­ri­şim­ci­le­rin des­tek­len­me­si­ni, ye­rel baz­da alt­ya­pı hiz­met­le­ri­nin su­nul­ma­sı­nı; böl­ge­sel baz­da, iş­let­me­le­re reh­ber­lik ve des­tek hiz­met­le­ri ve­ril­me­si­ni ve bu iş­let­me­le­rin ih­ra­ca­ta yö­ne­lik ya­pı­lan­dı­rıl­ma­sı­nı ön­gör­mek­te­dir. Geç­ti­ği­miz yıl şu­bat ayı ba­şın­da ya­sa­la­şan Böl­ge­sel Kal­kın­ma Ajans­la­rı Ya­sa­sı, bu an­lam­da ba­kıl­dı­ğın­da, böl­ge­ler ara­sı eşit­siz­li­ğin gi­de­ril­me­si açı­sın­dan önem­li­dir. Kal­kın­ma ajans­la­rıy­la il­gi­li ya­pıl­ma­sı ge­re­ken­ler iyi an­la­şı­la­ma­dı­ğı gi­bi, bu ko­nu­da dev­le­tin il­gi­li ku­rum­la­rı ara­sın­da ko­or­di­nas­yon ek­sik­li­ği bu­lun­mak­ta­dır. Bu an­lam­da tek uy­gu­la­ma, Mer­sin böl­ge­sin­de baş­la­tıl­mış­tır. Ge­rek teş­vik uy­gu­la­ma­la­rın­da ge­rek çe­şit­li böl­ge­ler­de­ki alt­ya­pı ya­tı­rım­la­rı­na öde­nek ay­rı­lır­ken, kü­çük ve or­ta öl­çek­li sa­na­yi si­te­le­ri­ne des­tek­ler ve­ri­lir­ken, sa­na­yi ve ta­rım ala­nın­da baz ya­tı­rım­lar de­ğer­len­di­ri­lir­ken, hat­ta KÖY­DES ve BEL­DES pro­je­le­rin­de kal­kın­ma ajans­la­rı pro­jek­si­yo­nu unu­tul­muş­tur. Bu ba­kış açı­sı­nı de­ğiş­tir­me­di­ği­miz tak­dir­de, kal­kın­ma ajans­la­rı­nın akı­be­ti de, Do­ğu ve Gü­ney­do­ğu Ana­do­lu kal­kın­ma pro­je­le­ri­ne ben­ze­ye­cek­tir.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, Hükûme­tin her fır­sat­ta öv­güy­le söz et­ti­ği KÖY­DES ve önü­müz­de­ki yıl baş­la­tı­la­cak olan BEL­DES pro­je­le­riy­le il­gi­li bir­çok cid­di sı­kın­tı­la­ra dik­ka­ti­ni­zi çek­mek is­ti­yo­rum. Ne ya­zık ki, bu pro­je­ler ik­ti­dar par­ti­siy­le bağ­lan­tı­lı ye­rel yö­ne­ti­ci­le­rin rant ka­pı­sı hâli­ne dö­nüş­tü­rül­müş­tür. Ye­rel yö­ne­tim­ler üze­rin­de de­ne­tim za­fi­ye­ti ve sağ­lam bir si­ya­si ah­la­ki ya­pı­nın ya­sal ze­mi­nin he­nüz oluş­tu­ru­la­ma­ma­sı ne­de­niy­le, bı­ra­kın ba­raj, yol gi­bi bü­yük ya­tı­rım­la­rı ge­rek­ti­ren iş­ler bir ke­na­ra, okul ta­mi­rat­la­rı, has­ta­ne te­miz­li­ği gi­bi sı­ra­dan iş­ler bi­le AKP İk­ti­da­rı dö­ne­min­de rant pa­za­rı­na dö­nüş­tü­rül­müş­tür. İs­tan­bul'da, Ha­tay'da, Ço­rum'da çı­kan pis ko­ku­lar, Tür­ki­ye ge­ne­lin­de yay­gın­laş­ma­ya baş­la­mış, ma­ale­sef, se­çim böl­gem Kars'ta da bu utanç ve­ri­ci tab­lo­nun dı­şı­na çı­kıl­ma­mış­tır.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, kü­çük ve or­ta öl­çek­li sa­na­yi­yi teş­vik için bü­tün hükûmet­ler bü­yük gay­ret­ler gös­ter­miş­ler­dir; dar imkânla­ra rağ­men, iyi ni­yet­li kü­çük ve or­ta öl­çek­li sa­na­yi ya­tı­rım­la­rı teş­vik edil­miş­tir. Bun­la­rın bir bö­lü­mü, ger­çek­ten, tüm risk­le­ri üst­le­ne­rek üre­ti­me geç­miş­ler, iş­çi ça­lış­tır­ma­ya baş­la­mış­lar; an­cak, kü­çük iş­let­me­le­rin dü­şüş tren­di­ne gi­ren bü­yü­me ra­kam­la­rı kar­şı­sın­da po­zis­yo­nu hiç de iç açı­cı de­ğil­dir. Bü­yü­me, his­se se­net­le­ri bor­sa­da iş­lem gö­ren 220 bü­yük sa­na­yi ku­ru­lu­şu için söz ko­nu­su­dur. Bü­yük sa­na­yi ku­ru­luş­la­rı, net kârla­rı­nı yüz­de 19 ora­nın­da ar­tır­mış­lar­dır. Kü­çük iş­let­me­ler ise, âde­ta var ol­ma kav­ga­sı ver­mek­te­dir­ler. Kü­çük iş­let­me­le­rin üre­tim­le­ri düş­mek­te, pa­zar kay­bet­mek­te, re­ka­bet ede­bil­mek için fi­yat­la­rı aşa­ğı­ya çek­mek­te ve iş­çi çı­kar­mak­ta­dır­lar. El­bet­te, kü­çük ve or­ta öl­çek­li sa­na­yi ya­tı­rım­la­rı önem­li­dir; an­cak, da­ha da önem­li­si, bü­yük sa­na­yi ku­ru­luş­la­rı kar­şı­sın­da eko­no­mi­nin di­na­mo­su­nu oluş­tu­ran kü­çük iş­let­me­le­rin re­ka­bet gü­cü­nü ko­ru­ya­cak ön­lem­le­ri al­ma­mız ge­rek­mek­te­dir.

Sa­yın Ba­ka­nın Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nun­da­ki açık­la­ma­la­rın­dan da an­la­şı­la­ca­ğı üze­re, kal­kın­ma­da ön­ce­lik­li il­ler­den, or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­ri için 4.000'in üze­rin­de baş­vu­ru ol­muş, bun­lar­dan an­cak 1.394'üne tah­sis ya­pı­la­bil­miş­tir, üre­ti­me ge­çen­le­rin sa­yı­sı ise 359'dur. Sa­yın Ba­ka­nı­mı­zın ka­ram­sar­lı­ğı­na ka­tıl­ma­mak müm­kün de­ğil. Bu ka­dar kıt kay­nak­lar­la, bu bü­yük­lük­te­ki ta­lep­le­ri kar­şı­la­mak, bun­la­rın alt­ya­pı­la­rı­nı ta­mam­la­ya­rak hiz­me­te sun­mak müm­kün de­ğil­dir. An­la­şı­lan o ki, or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­riy­le il­gi­li ge­çen yıl sö­zü edi­len ya­sa ta­sa­rı­sı­nın hâlen Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­ne su­nu­la­ma­ma­sın­da da, kay­nak kıt­lı­ğı­nın et­ki­si bü­yük­tür. Bu­nun en önem­li so­mut ör­ne­ği­ni se­çim böl­gem Kars'ta ya­şı­yo­ruz. Kars'ta­ki or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­sin­de alt­ya­pı ça­lış­ma­la­rı son de­re­ce ya­vaş iler­le­mek­te­dir. Bu nok­ta­da, Sa­yın Ba­ka­nı­mı­za ve bü­rok­rat­la­rı­na te­şek­kü­rü bir borç bi­li­yo­rum; çün­kü, se­çim böl­gem Kars'ta ya­pı­lan hiz­met­le­re, ya­pı­la­bi­le­cek ya­tı­rı­ma­ra iliş­kin Araş­tır­ma ve Ge­liş­tir­me Ge­nel Mü­dür­lü­ğü ta­ra­fın­dan ha­zır­la­nan do­kü­man­la­rı ta­ra­fı­mı­za ilet­miş­tir. Bu­na gö­re, böl­ge­miz­de 69 adet sa­na­yi par­se­lin­den, 62'si­nin tah­si­si ya­pıl­mış, 32'si­nin de üre­ti­mi­ne ge­çi­le­bil­miş­tir. Kars mer­ke­zin­de, Sa­na­yi Ba­kan­lı­ğı­mı­zın kre­di des­te­ğiy­le 408 iş­ye­ri bu­lu­nan kü­çük sa­na­yi si­te­sin­den 247'si bi­ti­ril­miş, ne ya­zık ki, bu iş­let­me­ler­den an­cak 161'i do­lu­dur. 2006 ya­tı­rım yı­lı prog­ra­mın­da yer alan Kars Be­si Or­ga­ni­ze Böl­ge­si­nin ta­mam­la­na­rak hiz­me­te gir­me­si, böl­ge­miz açı­sın­dan ha­ya­ti önem ta­şı­mak­ta­dır. An­cak, ay­rı­lan 6 bin YTL'lik bir öde­nek­le bu ya­tı­rı­mın ger­çek­leş­me­ye­ce­ği­ni, üzü­le­rek be­lirt­mek is­te­rim.

Eko­no­mi­mi­zin bir dar­bo­ğaz­dan geç­ti­ği 2007 yı­lı­nın kri­tik bir yıl ol­du­ğu­nu, kay­nak sı­kın­tı­sı­nı bi­li­yo­ruz. An­cak, böl­ge­ler ara­sı ge­liş­miş­lik far­kı­nın gi­de­ril­me­si açı­sın­dan önü­müz­de­ki yı­lı da fe­da et­mek is­te­mi­yor­sak, kal­kın­ma ön­ce­lik­li il­le­re iliş­kin 5084 sa­yı­lı Ya­sa'nın ye­ni­den göz­den ge­çi­ri­le­rek, Kal­kın­ma Ajans­la­rı Ya­sa­sı çer­çe­ve­sin­de, il, il­çe ve böl­ge­sel ola­rak ön­ce­lik­li sek­tör­le­rin be­lir­le­ne­rek, bun­la­rın teş­vik edil­me­si­ne yö­ne­lik pro­je­le­rin ge­ti­ril­me­si ge­rek­mek­te­dir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Kars'ta bir şe­ker fab­ri­ka­mı­zın da bu­lun­ma­sı ne­de­niy­le, şe­ker so­ru­nu­na de­ğin­me­den ge­çe­me­ye­ce­ğim. Bi­li­yor­su­nuz, son yıl­lar­da ni­şas­ta baz­lı şe­ker ko­ta­sı ar­tı­rı­la­rak, şe­ker fab­ri­ka­la­rı­na pan­car iş­le­me ka­pa­si­te­le­ri­nin al­tın­da ko­ta­lar ve­ri­le­rek, ye­ter­siz ta­ban fi­yat­la­rı po­li­ti­ka­la­rıy­la, pan­car üre­ti­ci­si, çift­çi­si, şe­ker pan­ca­rı üre­ti­min­den uzak­laş­ma nok­ta­sı­na gel­miş­tir. Kars'tan ör­nek ver­mem ge­re­kir­se: 2003 yı­lın­da 1.967 olan pan­car eki­ci sa­yı­sı, 2006 yı­lın­da 953'e düş­müş­tür, 2003'te 100 bin ton olan pan­car üre­ti­mi ko­ta­sı, 2006'da 80 bin to­na in­di­ril­miş­tir. Kars Şe­ker Fab­ri­ka­sı­nın 2006 yı­lı ko­ta­la­rı, üç ye­ni şe­ker fab­ri­ka­sı­nın hiz­me­te gir­me­si ne­de­niy­le, 2005 yı­lı­na gö­re yüz­de 6 düş­müş­tür. Üs­te­lik, şe­ker pan­ca­rı­nın 99 bin li­ra olan fi­ya­tı, ma­li­yet un­sur­la­rın­da düş­me ol­du­ğu gi­bi, hiç de inan­dı­rı­cı ol­ma­yan bir ge­rek­çey­le, 89 bin li­ra­ya dü­şü­rül­müş­tür.

Ko­ta uy­gu­la­ma­la­rı­na kar­şı, ne ya­zık ki, ih­raç imkânı bu­la­ma­yan (A) ko­ta­sın­da­ki stok mik­ta­rı da bu yıl içe­ri­sin­de 361 ton stok oluş­muş­tur. Asıl üzü­cü olan, yurt dı­şı­na sa­tıl­ma­sı müm­kün gö­rül­me­yen bu stok­la­ra kar­şın, 2005 ve 2006 yıl­la­rın­da tat­lan­dı­rı­cı it­hal et­me­miz­dir. Stok­lar­da şe­ker bu­lu­nur­ken tat­lan­dı­rı­cı it­hal yo­lu­na git­me­miz, şe­ker ko­nu­sun­da doğ­ru bir po­li­ti­ka iz­le­me­di­ği­nin gös­ter­ge­si­dir.

Bir de uzun za­man­dır gün­dem­de olan şe­ker fab­ri­ka­la­rı­nın özel­leş­ti­ril­me­si ko­nu­su var­dır. Şe­ker fab­ri­ka­la­rı­nın özel­leş­ti­ril­me­si ve ba­zı fab­ri­ka­la­rın ka­pa­tıl­ma­sı geç­miş hükûmet­ler dö­ne­min­de de gün­de­me gel­di. Şim­di, Do­ku­zun­cu Kal­kın­ma Pla­nın­da da yer al­mak­ta­dır.

Bu ko­nu­da Sa­yın Ba­ka­na şun­la­rı sor­mak is­ti­yo­rum: Kal­kın­ma Pla­nı'nda yer alan bi­çi­miy­le, bü­tün şe­ker fab­ri­ka­la­rı­nın özel­leş­ti­ril­me­si ko­nu­sun­da bir tak­vi­mi­niz var mı­dır? Ka­pat­ma­yı dü­şün­dü­ğü­nüz şe­ker fab­ri­ka­la­rı var mı­dır, var­sa han­gi­le­ri­dir? Kars Şe­ker Fab­ri­ka­sı han­gi kap­sam­da yer al­mak­ta­dır?

Bir so­rum da şe­ker ka­çak­çı­lı­ğı ko­nu­sun­da ola­cak. Ta­ma­men ih­raç ama­cıy­la alı­nıp üre­til­me­si ge­re­ken, (C) ko­ta­sın­dan üre­ti­lip yurt dı­şın­da sa­tı­şa su­nu­lan 100 bin ton ci­va­rın­da­ki ka­çak şe­ke­rin ya­ka­lan­dı­ğın­dan ve il­gi­li fir­ma­la­rın ta­ki­be alın­dı­ğın­dan söz et­ti­niz. An­cak, ka­mu­oyu­na yan­sı­yan ra­kam­la­ra gö­re, ka­çak şe­ker mik­ta­rı­nın 1 mil­yon ton ci­va­rın­da ol­du­ğu söy­le­ni­yor. Bu­ra­da ka­çak­çı­lı­ğın çift ta­raf­lı bir ka­zan­cı söz ko­nu­su­dur. (C) ko­ta­sı şe­ke­rin her­han­gi bir yer­den fab­ri­ka tes­lim fi­ya­tı ge­çen se­ne 55 bin li­ra ol­du­ğu­na gö­re, ser­vet ka­zan­dı­ra­cak far­kı he­sap­la­mak zor gö­zük­me­mek­te­dir.

Ya­ni, ka­çak­çı, hem ih­raç amaç­lı üret­ti­ği ürü­nü ucu­za alıp yurt için­de pa­zar­la­mak­ta­dır hem de ih­raç et­miş gi­bi gös­te­re­rek dev­let­ten teş­vik al­mak­ta­dır.

Şe­ker ka­çak­çı­lı­ğı­nın ön­len­me­si ko­nu­sun­da ko­ta ti­ca­re­ti­nin önü­ne ge­çil­me­si ge­rek­mek­te­dir. Şe­ker ka­çak­çı­lı­ğı­nın ön­len­me­si ko­nu­sun­da Ba­kan­lı­ğı­nı­zın her­han­gi bir ça­lış­ma­sı var mı­dır?

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ül­ke­mi­zin bir baş­ka önem­li kay­nak kay­bı da akar­ya­kıt ka­çak­çı­lı­ğı­dır. Ver­gi­le­rin yük­sek­li­ği ne­de­niy­le, akar­ya­kıt ka­çak­çı­lı­ğı her yıl 2,5 mil­yar do­lar­lık ge­lir kay­bı­na yol aç­mak­ta­dır. Akar­ya­kıt ka­çak­çı­lı­ğıy­la il­gi­li mü­ca­de­le ko­nu­sun­da Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı yet­ki­li kı­lın­mış du­rum­da­dır. Sa­yın Ba­kan da bu ko­nu­da yap­tı­ğı ça­lış­ma­la­rı Plan Büt­çe Ko­mis­yo­nun­da an­lat­mış, de­ne­tim­le­rin sür­dü­rü­le­ce­ği­ni söy­le­miş­tir. Bu ko­nu yıl­lar­dır, ma­ale­sef, ih­mal edil­miş­tir. An­cak, be­nim, akar­ya­kıt ka­çak­çı­lı­ğı­nın ön­len­me­si ko­nu­sun­da me­rak et­ti­ğim bir­kaç so­ru var­dır.

Bi­li­yor­su­nuz, akar­ya­kıt ka­çak­çı­lı­ğı ile en et­ki­li mü­ca­de­le yo­lu ola­rak de­ğer­len­di­ri­len ulu­sal mar­ker için da­ha ön­ce ya­pı­lan iha­le ip­tal edil­miş, son ola­rak 2005 yı­lın­da ya­pı­lan iha­le­yi Se­rem-Pet­sel kon­sor­si­yu­mu ka­zan­mış…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Yi­ğit, bu­yu­run, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız, üç da­ki­ka­lık ek sü­re ve­ri­yo­rum si­ze.

SE­LA­Mİ Yİ­ĞİT (De­vam­la) - …an­cak, yük­le­ni­ci fir­ma­nın yü­küm­lü­lük­le­ri­ni ye­ri­ne ge­tir­me­me­si ne­de­niy­le bu iha­le de EPDK ta­ra­fın­dan ip­tal edil­miş­tir. TÜ­Bİ­TAK, EPDK'nın ge­rek­li kay­na­ğı sağ­la­ma­sı ko­şu­luy­la, ci­haz­la­rın üre­ti­mi­ni sağ­la­ya­cak­tı. TÜ­Bİ­TAK, 15 Ara­lık 2006'ya ka­dar bir yıl­lık ulu­sal mar­ker üre­ti­mi­ni ta­mam­la­mış ola­cak­tı. 1 Ocak 2007 ta­ri­hi iti­ba­rıy­la ulu­sal mar­ker uy­gu­la­ma­sı baş­la­ya­cak­tır. Uy­gu­la­ma­ya ge­çil­me­si­ne gün­ler ka­la akar­ya­kıt ka­çak­çı­lı­ğı­nın ön­len­me­sin­de en et­kin rol ala­cak ola­rak dü­şü­nü­len ulu­sal mar­ker üre­ti­mi ve da­ğı­tı­mın­da cid­di be­lir­siz­lik­ler ya­şan­mak­ta­dır.

Şim­di, Sa­yın Ba­ka­nım­dan şun­la­rı öğ­ren­mek is­ti­yo­rum: TÜ­Bİ­TAK'ın ulu­sal mar­ker üre­ti­mi han­gi aşa­ma­da­dır? Üre­tim ka­pa­si­te­siy­le il­gi­li yıl­lık ih­ti­yaç kar­şı­la­na­bi­le­cek mi­dir? Bu ci­haz­la­rın sağ­lık­lı iş­le­yip iş­le­me­di­ği­nin kon­tro­lü na­sıl ve kim ta­ra­fın­dan ya­pı­la­cak­tır? Ci­haz­la­rın fir­ma­la­ra da­ğı­tı­mı ve kon­trol­le­ri na­sıl ya­pı­la­cak­tır, ma­li­yet­le­ri na­sıl kar­şı­la­na­cak­tır? Bu ci­haz­la­rın kul­la­nı­mı ve kul­la­na­cak per­so­ne­lin eği­ti­mi na­sıl sağ­la­na­cak­tır? Ba­yi­le­rin elin­de­ki stok­la­rın kon­tro­lü na­sıl sağ­la­na­cak­tır? Sa­yın Ba­ka­nı­mı­zın bu ko­nu­la­ra açık­lık ge­tir­me­si­ni ri­ca edi­yo­rum.

Bu ko­nu­da bir baş­ka be­lir­siz­lik de Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si gün­de­min­de bu­lu­nan 5015 sa­yı­lı Pet­rol Ya­sa­sı'nda ya­pıl­ma­sı dü­şü­nü­len de­ği­şik­lik­tir. Bu de­ği­şik­lik ta­sa­rı­sı ya­sa­laş­tı­ğın­da ulu­sal mar­ker uy­gu­la­ma­sı dı­şın­da ka­lan akar­ya­kı­tı sa­tan, bu­lun­du­ran, sa­tın alan, ta­şı­yan ve sak­la­yan­lar iki yıl­dan beş yı­la ka­dar ha­pis ve yük­sek mik­tar­lar­da pa­ra ce­za­la­rıy­la ce­za­lan­dı­rı­la­cak­lar­dır. Ağır ce­za­lar akar­ya­kıt ka­çak­çı­lı­ğı­nın ön­len­me­sin­de önem­li bir yol ola­rak gö­rül­se de uy­gu­la­ma­da ba­zı sı­kın­tı­lar ya­ra­ta­cak­tır. Ör­ne­ğin, bu ta­sa­rı yü­rür­lü­ğe gir­di­ğin­de ulu­sal mar­ker'ı çal­dı­ran ya da tek­nik ne­den­ler­le ye­ter­li akar­ya­kı­ta ye­ter­li dü­zey­de mar­ker en­jek­te ede­me­yen şir­ket­le­rin sa­hip­le­ri ve so­rum­lu­la­rı ağır ha­pis ve pa­ra ce­za­la­rıy­la kar­şı kar­şı­ya ka­la­bi­le­cek­ler­dir. Bu şir­ket­ler, şim­di, ulu­sal mar­ker'ın tes­lim alı­na­ca­ğı nok­ta­dan en­jek­si­yon de­po­la­rı­na ka­dar Ener­ji Pi­ya­sa­sı Dü­zen­le­me Ku­ru­lu­nun so­rum­lu­luk üst­len­me­si ve bir ge­çiş sü­re­ci ko­nul­ma­sı­nı is­te­mek­te­dir­ler. Akar­ya­kıt ka­çak­çı­lı­ğı­nın ön­len­me­sin­de önem­li bir adım olan ve 1 Ocak 2007'de uy­gu­la­ma­ya baş­la­ya­cak olan ulu­sal mar­ker'dan bek­le­nen ya­ra­rın sağ­lan­ma­sı için bu be­lir­siz­lik­le­rin gi­de­ril­me­si ko­nu­sun­da Sa­yın Ba­ka­nın dü­şün­ce­le­ri­ni öğ­ren­mek is­ti­yo­rum.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; top­lu­mu­mu­zun en önem­li ya­pı taş­la­rın­dan olan es­naf ger­çek­ten zor gün­ler ya­şa­mak­ta­dır; an­cak, bu ko­nu­da za­ma­nım yet­me­di­ği için üze­rin­de du­ra­ma­ya­ca­ğım.

 Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı­nın büt­çe­si­nin ül­ke­mi­ze ha­yır­lı ol­ma­sı­nı di­li­yor he­pi­ni­ze say­gı­lar su­nu­yo­rum. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Yi­ğit.

Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na ilk ko­nuş­ma­cı İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Onur Öy­men.

Sa­yın Öy­men, bu­yu­run. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

CHP GRU­BU ADI­NA ONUR ÖY­MEN (İs­tan­bul) - Sa­yın Baş­kan, çok de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si hak­kın­da Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si­nin gö­rüş­le­ri­ni açık­la­mak üze­re söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gı­lar­la se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, 11 Ara­lık ta­ri­hin­de Av­ru­pa Bir­li­ği Dı­şiş­le­ri Ba­kan­la­rı Kon­se­yi­nin al­dı­ğı ka­rar, ma­ale­sef, Tür­ki­ye-Av­ru­pa Bir­li­ği iliş­ki­le­ri­ne ağır bir dar­be in­dir­miş­tir. Üye­lik mü­za­ke­re­le­ri sü­re­cin­de se­kiz baş­lı­ğın gö­rü­şül­me­si res­men don­du­rul­muş ge­ri ka­lan tüm mad­de­ler­de de da­ha ge­çi­ci so­nuç­lan­ma aşa­ma­sı­na gel­me­den ön­ce, Tür­ki­ye'nin, Kıb­rıs ko­nu­sun­da Av­ru­pa Bir­li­ği­nin bek­le­di­ği ta­viz­le­ri ver­me­si şart ko­şul­muş­tur. Ay­rı­ca, 21 Ey­lül 2005 ta­rih­li kar­şı dek­la­ras­yo­na da atıf­ta bu­lu­na­rak, Tür­ki­ye'nin, Gü­ney Kıb­rıs'ı Kıb­rıs dev­le­ti ola­rak ta­nı­ma­sı ta­lep edil­miş­tir. 2007, 2008 ve 2009 yıl­la­rın­da ve­ri­le­cek ko­mis­yon ra­por­la­rı­nın de­ğer­len­di­ri­le­rek Tür­ki­ye'nin bu ko­nu­lar­da ta­viz ve­rip ver­me­di­ği­nin tes­pit edi­le­ce­ği ifa­de edil­miş, ya­ni önü­mü­ze bir de tak­vim ko­nul­muş­tur.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bu ka­ra­rın an­la­mı şu­dur: Hiç ken­di­mi­zi al­dat­ma­ya­lım. Tür­ki­ye ya Kıb­rıs'ı fe­da ede­cek­tir ve­ya Av­ru­pa Bir­li­ği­ni fe­da ede­cek­tir. Tür­ki­ye'nin üye­lik sü­re­ci Kıb­rıs ko­nu­sun­da ver­me­miz bek­le­nen ta­viz­le­re sı­kı sı­kı bağ­lan­mış­tır. Tür­ki­ye, Kıb­rıs'ta, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin bek­le­di­ği ta­viz­le­ri ver­me­dik­çe hiç­bir ko­nu­da üye­lik sü­re­ci­mi­zi ne­ti­ce­ye gö­tü­re­cek bir adım at­ma­ya­cak­la­rı­nı açık­ça ifa­de et­miş­ler­dir.

Bu nok­ta­ya na­sıl gel­dik? Da­ha ön­ce de açık­la­mış­tık. Ma­ale­sef, Hükûme­tin ba­şın­dan be­ri Kıb­rıs ko­nu­sun­da iz­le­di­ği ta­viz­ci tu­tum bu ha­zin du­ru­mun or­ta­ya çık­ma­sı­na yol aç­mış­tır. Ge­nel Baş­ka­nı­mı­zın, ha­tır­la­ya­cak­sı­nız, 17 Ara­lık 2004 ta­ri­hin­de yap­tı­ğı uya­rı­ya rağ­men, ma­ale­sef, Hükûmet, Ek Pro­to­kol'ü Kıb­rıs'a da teş­mil edi­le­cek şe­kil­de onay­la­ma­yı ya­zı­lı ola­rak ta­ah­hüt et­miş­tir. Sa­yın Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­mız da, 29 Tem­muz 2005 ta­ri­hin­de bu Ek Pro­to­kol'ü onay­la­mış­tır, im­za­la­mış­tır da­ha doğ­ru­su. O ta­rih­ten be­ri Av­ru­pa Bir­li­ği bi­ze di­yor ki: "İş­te söz ver­di­niz, ta­ah­hüt­te bu­lun­du­nuz. Ha­di ge­lin, bu­nu uy­gu­la­yın. Yok­sa, si­ze, şu şu kı­sıt­la­ma­la­rı, en­gel­le­me­le­ri ge­ti­ri­riz."

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, o ta­rih­te Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­mız bir dek­la­ras­yon ya­yın­la­dı: "Bi­zim Kıb­rıs po­li­ti­ka­mız de­ğiş­me­di." di­yor. O za­man biz uyar­dık, de­dik ki: "Böy­le bir dek­la­ras­yo­nun hu­ku­ken hiç­bir bağ­la­yı­cı­lı­ğı yok­tur." Ni­te­kim, Av­ru­pa Bir­li­ği de yap­tı­ğı açık­la­ma­da, bu dek­la­ras­yo­nun hiç­bir ge­çer­li­li­ği ol­ma­dı­ğı­nı söy­le­di, hiç kim­se­yi bağ­la­ma­ya­ca­ğı­nı söy­le­di. Bir re­zerv koy­ma­yı dü­şü­ne­me­dik, dü­şün­düy­se de ya­pa­ma­dı Hükûmet. Eğer bir re­zerv koy­say­dı, bu­nun hu­ku­ki bağ­la­yı­cı­lı­ğı ola­bi­lir­di; ama, bir re­zerv bi­le koy­ma­mış­tır, ko­ya­ma­mış­tır.

Şim­di, di­yo­ruz ki, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin bu tav­rı­na kar­şı söy­le­ye­bil­di­ği­miz tek şey, Hükûme­tin söy­le­ye­bil­di­ği tek şey şu­dur: "Si­zin de ye­ri­ne ge­tir­me­di­ği­niz bir sö­zü­nüz var. O sö­zü­nü­zü ye­ri­ne ge­ti­rir­se­niz, li­man­la­rı­mı­zı, ha­va­alan­la­rı­mı­zı Rum­la­ra aça­rız." Ger­çek­ten, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin ye­ri­ne ge­tir­me­di­ği bir ta­ah­hüt var. 26 Ni­san 2004 ta­ri­hin­de, Ko­fi An­nan öne­ri­siy­le il­gi­li, pla­nıy­la il­gi­li re­fe­ran­dum­lar so­nuç­lan­dık­tan son­ra, Av­ru­pa Bir­li­ği Kon­se­yi, Ku­zey Kıb­rıs'a yö­ne­lik am­bar­go­la­rın kal­dı­rıl­ma­sı­nı ka­rar­laş­tır­dı ve Ko­mis­yo­na da bu­nun için gö­rev ver­di. Bun­dan bir­kaç gün son­ra üye olan Rum­lar bu­na uy­mak zo­run­day­dı­lar, ama, uy­ma­dı­lar ve çe­şit­li en­tri­ka­lar­la bu ka­ra­rın uy­gu­lan­ma­sı­nı bu­gü­ne ka­dar en­gel­le­di­ler. Şim­di, siz bu ka­ra­rı uy­gu­lat­mak için ne yap­tı­nız, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin al­dı­ğı bu ka­ra­rı uy­gu­lat­mak için ne yap­tı­nız? Ma­ale­sef, tek bir şey yap­tı­nız, onu da yan­lış yap­tı­nız. Av­ru­pa Bir­li­ği, bu ka­ra­rı alır­ken, Tür­ki­ye'ye bir ko­şul koy­mu­yor, ya­ni "Tür­ki­ye şu şu ko­şul­la­rı ye­ri­ne ge­ti­rir­se, am­bar­go­la­rı kal­dı­rı­rım" de­mi­yor. Siz ken­di ken­di­ni­zi bağ­la­dı­nız, de­di­niz ki: "Siz ken­di ka­ra­rı­nı­zı uy­gu­lar­sa­nız, biz de ha­va­alan­la­rı­nı ve li­man­la­rı aça­ca­ğız." Siz­den böy­le bir şey is­te­yen var mı? Ya­ni, o ka­rar­da siz­den böy­le bir ta­lep­te bu­lu­nan var mı? Yok. Siz, ken­di ken­di­ni­ze ta­viz ve­ri­yor­su­nuz. Üs­te­lik bu ka­ra­rı, bu ta­vi­zi ver­me yet­ki­niz var mı? Mec­lis­ten bu­nun için bir yet­ki al­dı­nız mı? İm­za­la­dı­ğı­nız 29 Tem­muz ta­rih­li Ek Pro­to­kol'ü onay için Mec­li­se ge­tir­di­niz mi? Mec­lis­ten onay al­dı­nız mı? Mec­lis­ten onay al­ma­dan bu ta­ah­hüt­te na­sıl bu­lu­nu­yor­su­nuz? Mec­li­sin yet­ki­si­ni ne ce­sa­ret­le kul­la­nı­yor­su­nuz?

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ger­çek­ten hay­ret ve­ri­ci bir du­rum­dur kar­şı­laş­tı­ğı­mız du­rum. Ne ya­zık ki, Hükûmet, Tür­ki­ye'yi adım adım Kıb­rıs Dev­le­ti­ni ta­nı­ma yo­lu­na doğ­ru sü­rük­lü­yor. Ba­kı­nız, 28 Ey­lül 2006 ta­rih­li Resmî Ga­ze­te'de ya­yın­la­nan 2006/10895 sa­yı­lı ka­rar­da, Gü­ney Kıb­rıs'tan "Kıb­rıs" ola­rak bah­se­di­yor­su­nuz. Han­gi Türk hükûme­ti şim­di­ye ka­dar Gü­ney Kıb­rıs Rum yö­ne­ti­min­den "Kıb­rıs" di­ye bah­set­ti? "Kıb­rıs" de­mek, bü­tün Kıb­rıs Ada­sı'na şa­mil bir hükûmet de­mek. Siz, Gü­ney Kıb­rıs Rum yö­ne­ti­mi­ni bü­tün Kıb­rıs'ın hükûme­ti ola­rak mı ta­nı­yor­su­nuz? Ta­nı­mı­yor­sa­nız, ni­çin "Kıb­rıs" di­ye bah­se­di­yor­su­nuz met­ni­niz­de bun­dan? İş­te, bun­lar, adım adım, Tür­ki­ye'yi, ta­nı­ma­ya gö­tü­ren hu­sus­lar­dır.

Şim­di, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­mız ve di­ğer yet­ki­li­le­ri­miz ne di­yor­lar? "Kıb­rıs me­se­le­si çö­zül­me­den Kıb­rıs'ı ta­nı­ma­yız" di­yor­lar. Gü­zel, biz de ay­nı şe­yi söy­lü­yo­ruz. Ama, ba­kın, Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı ne di­yor 9 Ara­lık 2004 ta­ri­hin­de: "Çö­züm ol­ma­dan Rum yö­ne­ti­mi­ni ta­nı­mak söz ko­nu­su ol­maz." Bel­li ki di­li sürç­müş. Ya­ni, kas­tet­ti­ği Rum yö­ne­ti­mi­ni ta­nı­mak de­ğil. Kıb­rıs me­se­le­si çö­zü­lür­se, Rum yö­ne­ti­mi ol­ma­ya­cak. Bir Türk-Rum or­tak yö­ne­ti­mi ola­cak. Onu ta­nı­mak­tan bah­se­di­yor. Bu­nu an­lı­yo­ruz. Ya­ni, her in­sa­nın di­li sür­çe­bi­lir. Bu­nu an­la­yış­la kar­şı­lı­yo­ruz. Ama, Sa­yın Baş­ba­ka­nın ko­nuş­ma­sı­na bak­tı­ğı­mız za­man baş­ka bir şey gö­rü­yo­ruz. Sa­yın Baş­ba­kan, 21 Ha­zi­ran 2006 ta­rih­li ba­sın­da yer alan ko­nuş­ma­sın­da, Mec­lis gru­bun­da yap­tı­ğı ko­nuş­ma­da "Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti üze­rin­de­ki izo­las­yon­lar kal­dı­rıl­ma­dık­ça ta­nı­ma bek­le­me­yin" di­yor. Ay­nen oku­yo­rum Baş­ba­ka­nın söy­le­di­ği­ni: "Si­ya­si ta­nı­ma nok­ta­sın­da, tüm izo­las­yon­la­rın kalk­ma­sı ger­çek­leş­me­dik­çe, tüm izo­las­yon­lar kal­dı­rıl­ma­dık­ça bu bek­len­me­sin. Bir de­fa, tüm izo­las­yon­la­rın kalk­ma­sı la­zım. Kalk­tı­ğı an­da ge­re­ği­ni ya­pa­rız, ver­di­ği­miz sö­zü tu­ta­rız." Bu ne de­mek? İzo­las­yon­lar kal­kın­ca Rum yö­ne­ti­mi so­na mı eri­yor? Ki­mi ta­nı­ya­cak­sı­nız? İzo­las­yon­lar kal­kın­ca Rum yö­ne­ti­mi­ni mi ta­nı­ya­cak­sı­nız? İzo­las­yon­lar kal­kar kalk­maz Türk-Rum yö­ne­ti­mi mi ku­rul­muş ola­cak? Ki­me söz ver­di­niz, ne sö­zü ver­di­niz, bil­mi­yo­ruz. Siz bi­li­yor mu­su­nuz bil­mi­yo­rum. Sa­yın Baş­ba­ka­nın bu ko­nu­da ver­di­ği söz­den si­zin ha­be­ri­niz var mı bil­mi­yo­ruz, ama, bi­zim ha­be­ri­miz yok ve bu, ger­çek­ten son de­re­ce en­di­şe ve­ri­ci bir yak­la­şım­dır. Ya­ni, bu­nun ma­na­sı şu: Siz bu izo­las­yon­la­rı kal­dı­rın, biz­den ne is­ter­se­niz is­te­yin, Rum­la­rı ta­nı­mak dâhil, ta­nı­rız. Bu­nu bel­ki kas­tet­me­miş­tir, ama, söy­le­di­ği söz bu. Ya­ni, Baş­ba­kan­la­rın, Dı­şiş­le­ri Ba­kan­la­rı­nın çok dik­kat­li ko­nuş­ma­la­rı ge­re­ki­yor. Her sö­zü­nü­zü bü­tün dün­ya dik­kat­le de­ğer­len­di­ri­yor, biz de dik­kat­le de­ğer­len­di­ri­yo­ruz.

Şim­di, de­ğer­li ar­ka­daş­lar, ta­viz­ler bu­nun­la kal­mı­yor. Fin­lan­di­ya Dö­nem Baş­kan­lı­ğı bir öne­ri­de bu­lun­muş Tür­ki­ye'ye. Öne­ri­nin esa­sı şu, di­yor ki: Bu am­bar­go­la­rın kal­dı­rıl­ma­sı için siz Ma­raş'ı iki yıl­lı­ğı­na Bir­leş­miş Mil­let­le­re ve­rin, Ma­go­sa Li­ma­nı'nı da iki yıl­lı­ğı­na Av­ru­pa Bir­li­ği­nin yö­ne­ti­mi­ne ve­rin.

Şim­di, bu öne­ri­yi si­ze çok açık­ça ifa­de ede­yim: Fin­lan­di­ya Dö­nem Baş­ka­nın­dan, ay­lar­ca ön­ce, bir bü­yük Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­si­nin dip­lo­mat­la­rı bi­ze söy­le­di. "Sa­kın bu­nu ağ­zı­nı­za al­ma­yın, iliş­ki­le­ri­miz bo­zu­lur. Siz, bir ko­yun­dan iki post çı­kart­ma­ya ça­lı­şı­yor­su­nuz" de­dik, "Ken­di al­dı­ğı­nız ko­şul­suz ka­ra­rın uy­gu­lan­ma­sı için, biz­den bir ta­viz da­ha is­ti­yor­su­nuz." Dükkâna gi­di­yor­su­nuz, bir mal alı­yor­su­nuz, pa­ra­sı­nı ve­ri­yor­su­nuz, dükkânın ka­pı­sın­dan çı­kar­ken bir pa­ra da­ha is­ti­yor­lar. Böy­le şey olur mu? Bu­nun ma­na­sı bu. Ya­ni, Fin­lan­di­ya öne­ri­le­ri gel­di­ği za­man eli­ni­zin ter­siy­le ite­cek­si­niz. Siz ne yap­tı­nız? He­men giz­li gö­rüş­me­ler. Tür­ki­ye ve KKTC ola­rak Fin­lan­di­ya ile giz­li gö­rüş­me­ler ya­pıp, aca­ba bu ko­nu­da bir an­laş­ma­ya va­ra­bi­lir mi­yiz, bir uz­laş­ma­ya va­ra­bi­lir mi­yiz… Ney­miş uz­laş­ma? "Siz, Er­can Ha­va­ala­nı'ndan doğ­ru­dan ula­şı­ma imkân ta­nır­sa­nız, biz de bu si­zin öne­ri­le­ri­ni­zi ka­bul ede­bi­li­riz, hiç de­ğil­se bir kıs­mı­nı."

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, siz bu­nu söy­le­di­ği­niz an­dan haf­ta­lar­ca ön­ce, Kıb­rıs Rum Cum­hur­baş­ka­nı Pa­pa­do­pu­los açık­la­mış, di­yor ki: "Ke­sin­lik­le, biz Ma­raş'ı mü­za­ke­re bi­le et­me­yiz, bi­zim için ege­men­lik so­ru­nu" di­yor. Siz far­kın­da de­ğil mi­si­niz bu­nu de­di­ğin­den? Bu­nu de­di­ği­ni bil­mi­yor mu­su­nuz? Ya­ni, Türk ke­si­min­de­ki Er­can Ha­va­ala­nı Rum­lar için ege­men­lik so­ru­nu, ama Ma­go­sa Li­ma­nı Kıb­rıs­lı Türk­ler için ege­men­lik so­ru­nu de­ğil, biz onu mü­za­ke­re ede­bi­li­riz. Böy­le mi, böy­le mi dü­şü­nü­yor­su­nuz? Ya­ni, bi­raz, ger­çek­ten dü­şün­dü­rü­cü bir du­rum­dur.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, şim­di, ni­çin böy­le ya­pı­yor­su­nuz? "Efen­dim, ma­sa­dan ka­çan ta­raf biz ol­ma­ya­lım, efen­dim biz uyum­lu ta­raf ola­lım, biz uz­la­şır ta­raf ola­lım." İş­te, so­nu­cu gör­dü­nüz, 11 Ara­lık­ta gör­dü­nüz. Bu alt­tan al­ma po­li­ti­ka­sı­nın Tür­ki­ye'ye ne­ye mal ol­du­ğu­nu şim­di gör­me­diy­se­niz, bir da­ha hiç gö­re­mez­si­niz. Bu po­li­ti­ka­lar if­las et­miş­tir. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

Şim­di, bu­nun­la da ye­tin­mi­yo­ruz. Tam Ba­kan­lar top­lan­tı­sın­dan bir­kaç gün ön­ce ye­ni bir Türk öne­ri­si çı­ka­rı­yo­ruz or­ta­ya. Bü­tün Av­ru­pa al­lak bul­lak olu­yor. Ba­sın­da, te­le­viz­yon­lar­da ha­ber­ler, de­meç­ler ya­yın­la­nı­yor: “Türk­ler ye­ni bir öne­ri­de bu­lun­du." Ney­miş bu öne­ri? Fin­lan­di­ya Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­na ba­kar­sa­nız -Tu­omi­oja'ya- açık­la­ma yap­tı. Di­yor ki: “Efen­dim, Türk­ler de­miş ki: Biz, bir ha­va­ala­nı­mı­zı, bir li­ma­nı­mı­zı aça­rız Rum­la­ra, ama, kar­şı ta­ra­fın da Er­can Ha­va­ala­nı'nı ve Ma­go­sa Li­ma­nı'ndan di­rekt uçuş­la­rı ser­best bı­rak­ma­sı­nı ümit ede­riz." Si­zin ver­di­ği­niz ta­viz pe­şin, ala­ca­ğı­nız ve­re­si­ye. Üs­te­lik, kar­şı ta­raf bu­nu aç­ma­ya­ca­ğı­nı baş­tan söy­le­miş. Şim­di, ya­ni, bu­nun adı dip­lo­ma­si­de "tek ta­raf­lı ta­viz"dir. Bi­zim gö­rüş­tü­ğü­müz ya­ban­cı dip­lo­mat­lar da ay­nen böy­le an­la­dık­la­rı­nı, ya­ni, Tür­ki­ye'nin ko­şul­suz bir ta­viz ver­di­ği­ni bi­ze söy­le­di­ler.

Şim­di, bir de ba­kı­yo­ruz Sa­yın Baş­ba­ka­nın yap­tı­ğı ko­nuş­ma­ya Mec­lis­te, 12 Ara­lık gü­nü "Yok" di­yor, "böy­le bir şey söz ko­nu­su de­ğil" di­yor. Ne de­miş? "Hiç­bir za­man tek ta­raf­lı adım at­mak gün­de­mi­miz­de ol­ma­dı." De­mek ki öy­le ol­ma­mış. Ne ol­muş ya­ni? Kar­şı­lık­lı bir tek­lif sun­mu­şuz. Bu tek­lif­te ne de­mi­şiz ya­ni? "Siz, am­bar­go­la­rı kal­dı­rır­sa­nız, biz bir li­ma­nı­mı­zı ve bir ha­va­ala­nı­mı­zı aça­rız." De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bun­da bir man­tık var mı? Da­ha ön­ce di­yor­su­nuz ki: "Siz am­bar­go­la­rı kal­dı­rır­sa­nız, biz bü­tün ha­va­alan­la­rı­mı­zı, bü­tün li­man­la­rı­mı­zı aça­rız." Şim­di di­yor­su­nuz ki: "Siz am­bar­go­la­rı kal­dı­rır­sa­nız bir li­ma­nı­mı­zı, bir ha­va­ala­nı­mı­zı aça­rız." Ya­ni, ge­ri adım atı­yor­su­nuz ve siz ge­ri adım atı­yor­su­nuz, Av­ru­pa­lı­lar da bay­ram edi­yor. "Çok ile­ri bir adım­dır, teb­rik ede­riz, ama ek­sik­tir" fi­lan di­yor­lar. On­lar, hiç kim­se an­la­ma­mış de­mek ki si­zin ne de­mek is­te­di­ği­ni­zi. Öy­le bir tek­lif sun­muş­su­nuz ki, hiç kim­se an­la­ma­mış si­zin ne de­di­ği­ni­zi. Ya­ni, böy­le bir çe­liş­ki ola­bi­lir mi! İş­te, var­dı­ğı­mız nok­ta bu­ra­sı.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, şim­di, ne ya­zık ki, bir millî da­va­yı bu gi­bi yan­lış­lar­la -çok üzü­le­rek söy­lü­yo­rum- adım adım fe­da edi­yo­ruz. Şim­di şu so­ru­yu so­ra­lım ken­di­mi­ze: Al­lah gös­ter­me­sin, ama Kıb­rıs'ı fe­da et­ti­ği­mi­zi dü­şü­nün. Kıb­rıs'ı fe­da et­sek Av­ru­pa'nın ka­pı­sı açı­la­cak mı? Si­ze çok açık söy­lü­yo­rum: Açıl­ma­ya­cak­tır. Ni­çin? Çün­kü, bu­gün, Tür­ki­ye'nin Av­ru­pa Bir­li­ği üye­li­ği­ne kar­şı çı­kan dev­let adam­la­rı­nın, Av­ru­pa'da­ki po­li­ti­ka­cı­la­rın, si­ya­si par­ti­le­rin, hükûmet­le­rin hiç­bi­ri, hiç­bi­ri, bu­gü­ne ka­dar bir ke­re bi­le "eğer Kıb­rıs me­se­le­sin­de Tür­ki­ye şu ta­vi­zi ve­rir­se ve­ya Kıb­rıs me­se­le­si çö­zü­lür­se biz de po­li­ti­ka­mı­zı de­ğiş­ti­ri­riz, Tür­ki­ye'nin üye­li­ği­ni des­tek­le­riz" de­me­miş­tir. De­di mi? Du­ya­nı­nız var mı? An­ge­la Mer­kel bir ke­re de­di mi "Kıb­rıs me­se­le­si çö­zü­lür­se ben de po­li­ti­ka­mı de­ğiş­ti­ri­rim", Sar­kozy bir ke­re de­di mi, Avus­tur­ya Baş­ba­ka­nı Schüs­sel de­di mi? Bun­la­rın hiç­bi­ri böy­le bir şey söy­le­me­di. Ya­ni, siz, Kıb­rıs me­se­le­si­ni çöz­se­niz, önü­nü­ze baş­ka en­gel çı­ka­ra­cak­lar. Ne di­yor Fran­sa Cum­hur­baş­ka­nı Chi­rac? "Ben­ce, Tür­ki­ye, Er­me­ni soy­kı­rı­mı­nı ka­bul et­me­den Av­ru­pa Bir­li­ği­ne gi­re­mez." di­yor. Dü­şü­ne­bi­li­yor mu­su­nuz? Hay­di Kıb­rıs'ı fe­da et­ti­niz, Er­me­ni soy­kı­rı­mı çı­ka­cak kar­şı­nı­za. Chi­rac bu sö­zü söy­lü­yor, Sa­yın Baş­ba­kan ne ce­vap ve­ri­yor ken­di­si­ne? Hiç­bir ce­vap ver­mi­yor. Sa­yın Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı ne ce­vap ve­ri­yor? Hiç­bir ce­vap ver­mi­yor. Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı­mız sa­de­ce üzün­tü­le­ri­ni ifa­de edi­yor.

Şim­di, de­ğer­li ar­ka­daş­lar, ba­kı­nız, işin acı ger­çe­ği­ni ara­mız­da pay­la­şa­lım. Avus­tur­ya Baş­ba­ka­nı, bu­gün Baş­ba­kan olan Schüs­sel, 12 Ara­lık gü­nü, bir­kaç gün ön­ce ver­di­ği de­meç­te ay­nen şu­nu söy­lü­yor: "Tür­ki­ye'yle ya­pı­lan mü­za­ke­re­le­rin so­nu­cu üye­lik­ten baş­ka bir şey ola­cak­tır, hiç­bir za­man tam üye­lik ol­ma­ya­cak­tır." Schüs­sel'in sö­zü bun­lar. "Avus­tur­ya iş pi­ya­sa­sı hiç­bir za­man Türk iş­çi­le­ri­ne açıl­ma­ya­cak­tır. Mü­za­ke­re­ler Tür­ki­ye'nin üye­li­ğiy­le so­nuç­la­na­cak olur­sa, derhâl Avus­tur­ya re­fe­ran­du­ma gi­de­cek­tir." Son ka­mu­oyu yok­la­ma­sın­da, Avus­tur­ya'da Tür­ki­ye'nin üye­li­ği­ni is­te­me­yen­ler yüz­de 80. Ya­ni, "hal­kın oyuy­la si­zi red­de­de­ce­ğim" di­yor, yü­zü­nü­ze söy­lü­yor bu­nu. Siz ne ya­pı­yor­su­nuz? Avus­tur­ya fir­ma­la­rı­na mil­yar­lar­ca do­lar­lık iha­le­ler ve­ri­yor­su­nuz, pro­je­ler ve­ri­yor­su­nuz, şir­ket­ler sa­tı­yor­su­nuz. Far­kın­da de­ğil mi­si­niz? Sağ eli­ni­zin yap­tı­ğın­dan sol eli­ni­zin ha­be­ri yok! İki işi bir­den ya­pan in­san da ay­nı in­san: Baş­mü­za­ke­re­ci, ay­nı za­man­da Ha­zi­ne­den so­rum­lu Dev­let Ba­ka­nı­mız. Siz, si­ze bu kö­tü­lük­le­ri ya­pan­la­ra dev­le­tin bü­tün ka­pı­la­rı­nı aç­mış­sı­nız. Yu­na­nis­tan si­ze bu en­gel­le­me­le­ri ya­pı­yor, Yu­nan ban­ka­la­rı­na ban­ka­la­rı­nı­zı sa­tı­yor­su­nuz. Son­ra da, BDDK üye­le­ri kal­kı­yor­lar, ka­lem­le­ri­ni kı­rı­yor­lar. Man­za­ra­ya ba­kın! Se­dat Si­ma­vi'nin me­sa­jı­nı yan­lış an­la­mış­lar. Se­dat Si­ma­vi, ta­viz ve­rin de son­ra ka­le­mi­ni­zi kı­rın, de­mi­yor ga­ze­te­ci­le­re, "ta­viz ver­me­mek için kı­rın" di­yor. Ka­le­mi­ni­zi kı­ra­cak­sa­nız, im­za­la­ma­dan kı­ra­cak­sı­nız. Siz, hem atı­yor­su­nuz im­za­yı hem son­ra ka­le­mi­ni­zi kı­rı­yor­su­nuz. Geç­miş ol­sun! Atı alan da Üs­kü­dar'ı geç­miş olu­yor.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, siz, bü­tün bun­la­rı ni­çin ya­pı­yor­su­nuz, Kıb­rıs'ta bu ka­dar ta­vi­zi ni­çin ve­ri­yor­su­nuz? Eğer, si­zin ama­cı­nız şuy­sa, ya­ni, biz bu ta­viz­le­ri ve­rir­sek du­rum dü­ze­lir, di­yor­sa­nız ya­nı­lı­yor­su­nuz. Bir­çok in­san Tür­ki­ye'de di­yor ki: "Bun­la­rın ama­cı baş­ka, Tür­ki­ye'yi üye yap­mak is­te­mi­yor­lar, Tür­ki­ye'nin üye­li­ği­ni en­gel­le­mek is­ti­yor­lar, hep­si de­ğil­se bi­le bir kıs­mı en­gel­le­mek is­ti­yor."

Me­se­la, çok de­ğer­li Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­mız ne di­yor­du bu ko­nu­da? Onun söz­le­ri­ni ay­nen söy­lü­yo­rum. 8 Mart 1995, Mec­lis kür­sü­sün­de söy­lü­yor­du, di­yor­du ki: "Tür­ki­ye'nin Av­ru­pa Bir­li­ği­ne gi­re­me­ye­ce­ği ke­sin­dir. Bu­nu, Av­ru­pa­lı­lar söy­le­mek­te­dir, Av­ru­pa'nın ön­de ge­len bü­tün po­li­ti­ka­cı­la­rı söy­le­mek­te­dir. Çün­kü, Av­ru­pa Bir­li­ği bir Hris­ti­yan bir­li­ği­dir. Bu­nu, biz söy­le­mi­yo­ruz, Av­ru­pa'da her­kes söy­lü­yor, her­kes bi­li­yor." Sa­yın Ba­kan, bun­lar si­zin söz­le­ri­niz. Şim­di "biz de­ğiş­tik" di­yor­su­nuz, Av­ru­pa­lı­lar da mı de­ğiş­ti, ya­ni hi­da­ye­te mi er­di­ler bir an­da, bun­lar Hris­ti­yan­lık­tan vaz mı geç­ti­ler? (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) İş­te, si­ya­set­çiy­se­niz, ik­ti­dar­day­ken de mu­ha­le­fet­tey­ken de söz­le­ri­ni­zi iyi dü­şü­ne­rek söy­le­ye­cek­si­niz, ya­rın ken­di ken­di­niz­le çe­liş­ki­ye düş­me­ye­cek­si­niz.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, dost­la­rı­mız­dan bah­se­di­yo­ruz, Sa­yın Ba­kan da sık sık söy­lü­yor: "Evet, aley­hi­miz­de ça­lı­şan­lar var, ama dost­la­rı­mız da var, bi­ze ya­kın olan­lar da var. O ba­kım­dan çok da ümit­siz ol­ma­ya­lım." Doğ­ru­dur, dost­la­rı­mız var; ama, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, biz, dip­lo­ma­si­de düş­man­la­rı­mız­dan kork­ma­yız, dost­la­rı­mız­dan kor­ka­rız. Dost­la­rı­mız­dan bir ta­ne­si şu 11 Ara­lık ta­ri­hi­ni en­gel­le­ye­bil­di mi? Oy­sa en­gel­le­ye­bi­lir­di. Bir tek oy ye­ter­liy­di, çün­kü, oy bir­li­ğiy­le alı­nı­yor bu ka­rar. Bir dev­let de­se ki "ben ka­tıl­mı­yo­rum", böy­le bir ka­rar çık­maz­dı. Hiç­bi­ri bu­nu de­me­miş­tir. Geç­miş­te, baş­ka ko­nu­lar­da de­di­ler mi? De­di­ler. Pek çok de­fa, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin ka­rar­la­rı en­gel­len­di bir ül­ke­nin iti­ra­zı yü­zün­den, iki ül­ke­nin iti­ra­zı yü­zün­den. Şim­di, hiç kim­se, biz­den ya­na çı­kıp da bu­nu en­gel­le­me­di. Kal­kıp da ken­di­mi­zi al­dat­ma­ya­lım, bi­zim dost­la­rı­mız var fi­lan di­ye. Tony Bla­ir bu­ra­ya gel­di, İn­gi­liz Baş­ba­ka­nı. Ne di­yor? "Efen­dim, ben, hu­ku­ki bir en­gel yok­sa, Er­can'a uçuş­la­rın baş­la­ma­sı­na ta­raf­ta­rım." Sa­yın Ba­kan çok se­vi­ni­yor "aman" di­yor, "İş­te bu, am­bar­go­la­rın kal­dı­rıl­ma­sı ka­dar se­vin­di­ri­ci bir ha­ber­dir." Sa­yın Ba­kan, dip­lo­ma­tik li­sa­nı çok iyi oku­ya­cak ka­dar tec­rü­be sa­hi­bi ol­du­ğu­nu­za ina­nı­yo­ruz. Tony Bla­ir'in bu laf­la­rı, şu: "Biz, is­ter­dik uçak uçur­ma­yı, ama hu­kuk mü­sa­ade et­mi­yor." di­yor. Bu­nu an­la­mı­yor mu­su­nuz? Eğer öy­le ol­ma­say­dı, bu­gü­ne ka­dar uçur­maz mıy­dı? ICAO izin ver­sey­di uçuş­la­ra, İn­gi­liz­ler ve­ya baş­ka­la­rı, Türk Ha­va Yol­la­rı uç­maz mıy­dı? Siz ni­ye uçur­mu­yor­su­nuz? Siz ken­di­niz uçur… Bı­ra­kın İn­gi­liz­le­ri, ni­çin Türk Ha­va Yol­la­rı uçak­la­rı­nı uçur­mu­yor­su­nuz? Çün­kü, ICAO izin ver­mi­yor. Bu ka­dar ba­sit ve siz bu­nu, bay­ram ha­va­sı için­de, mil­le­te ilan edi­yor­su­nuz. Lüt­fen, bu aşı­rı iyim­ser­lik­ten vaz­ge­çe­lim. Bun­lar Tür­ki­ye'ye hiç­bir şey ka­zan­dır­mı­yor de­ğer­li ar­ka­daş­lar, çok şey kay­bet­ti­ri­yor.

Şim­di "ka­mu­oyu" di­yor­lar. Av­ru­pa'da, bu an­da, Tür­ki­ye'nin üye­li­ği­ni is­te­me­yen­le­rin ora­nı yüz­de 60, is­te­yen­ler yüz­de 29. Fran­sa, Ana­ya­sa­sı­nı de­ğiş­tir­di, Tür­ki­ye'nin üye­li­ği­ni ka­mu­oyu­na gö­tür­mek için, re­fe­ran­du­ma gö­tür­mek için. Bu­nu gör­mü­yor mu­su­nuz? Avus­tur­ya ay­nı şe­yi söy­lü­yor, "Eğer, Tür­ki­ye üye ola­cak gi­bi olur­sa he­men re­fe­ran­du­ma gi­de­rim." di­yor. Bu­nu gör­mü­yor mu­su­nuz? Şim­di, bun­la­ra kar­şı ted­bir ala­cak­sı­nız, tep­ki gös­te­re­cek­si­niz. Böy­le, alt­tan ala­rak, yu­mu­şak dav­ra­na­rak, efen­dim, o ta­vi­zi ve­rir­sem, bu ta­vi­zi ve­rir­sem bu iş çö­zü­lür di­ye­rek hiç­bir ye­re va­ra­maz­sı­nız. Ya­ni, Tür­ki­ye'ye ya­pı­lan bu mu­ame­le, bü­yük bir hak­sız­lık. Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­rin­de­ki ya­ban­cı ba­sın, ga­ze­te­ler di­yor­lar ki: "Efen­dim, Tür­ki­ye'ye kar­şı iki yüz­lü dav­ran­mış­tır Av­ru­pa Bir­li­ği." İki yüz­lü… Siz bu­nu söy­le­ye­bi­li­yor mu­su­nuz? Siz, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin gös­ter­di­ği tep­ki­yi gös­te­re­mi­yor­su­nuz. Sa­yın Ba­kan "viz­yon ek­sik­li­ği" di­yor, Sa­yın Baş­ba­kan "hak­sız­lık­tır" di­yor. Söy­le­ye­bil­di­ği­niz bü­tün tep­ki bun­dan iba­ret. Av­ru­pa ba­sı­nı ka­dar olun hiç de­ğil­se! Hiç de­ğil­se on­la­rın kul­lan­dı­ğı ke­li­me­le­ri kul­la­nın. Şu mil­le­tin hiç de­ğil­se tep­ki­si­ni di­le ge­ti­rin. Ana­do­lu'yu ka­rış ka­rış do­la­şı­yo­ruz, her yer­de, halk­ta ola­ğa­nüs­tü bir tep­ki var. İs­ti­yor­lar ki, Hükûmet de bu tep­ki­yi gös­ter­sin. Siz­den çıt çık­mı­yor. Açı­nız, ba­kı­nız ko­nuş­ma­sı­nı Sa­yın Ba­ka­nın, ge­çen gün Mec­lis­te yap­tı­ğı ko­nuş­ma: Bu hak­sız öne­ri­de bu­lu­nan Fin­lan­di­ya'ya, tak­dir­le­ri­mi­zi su­nu­yo­ruz." Böy­le şey olur mu ar­ka­daş­lar? Bu ka­dar olur mu?

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Öy­men, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız lüt­fen.

Bu­yu­run.

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Şim­di, ne­ti­ce iti­ba­rıy­la, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, du­ru­mu­muz son de­re­ce kö­tü­dür. Şim­di, bu du­rum­dan siz, Tür­ki­ye'de­ki mu­ha­le­fe­ti suç­la­ya­rak, Sa­yın Denk­taş'ı suç­la­ya­rak kur­tu­la­maz­sı­nız. Üs­te­lik, bir kah­ra­man­dır Sa­yın Denk­taş. Bu­ra­da, bu kür­sü­de ko­nuş­muş­tur. He­pi­miz ayak­ta al­kış­la­dık, söz­le­ri­ni ka­bul eden, des­tek­le­yen bir bil­di­ri ya­yın­la­dık bu­ra­da. Siz di­yor­su­nuz ki: "Sen bu­ra­da ko­nuş­ma, git evi­ne, Kıb­rıs'ta ko­nuş." di­yor­su­nuz. Bi­raz ayıp ol­mu­yor mu? Siz bil­mi­yor mu­su­nuz ki Denk­taş'ın ata­sı Tür­ki­ye­li­dir, Ka­ra­man­lı­dır. Denk­taş'ı Tür­ki­ye'de ko­nuş­mak­tan men ede­cek bir si­ya­si güç da­ha Tür­ki­ye'de iş­ba­şı­na gel­me­di. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

SA­LİH KA­PU­SUZ (An­ka­ra) - Sa­yın Öy­men, siz bun­la­ra sa­hip çık­maz­ken, biz Tür­ki­ye'de ka­pı ka­pı do­laş­tı­rıp…

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Mü­sa­ade bu­yu­run, mü­sa­ade bu­yu­run.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) - Ba­kan ce­vap ver­sin!

SA­LİH KA­PU­SUZ (An­ka­ra) - Denk­taş'ı şim­di si­ya­set yap­ma­ma ko­nu­sun­da uya­rı­yo­ruz.

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Mü­sa­ade bu­yu­run.

SA­LİH KA­PU­SUZ (An­ka­ra) - Yok­sa, baş­ka bir şey…

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Mü­sa­ade bu­yu­run.

SA­LİH KA­PU­SUZ (An­ka­ra) - Ka­fa­la­rı ka­rış­tır­ma­yın lüt­fen!

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Siz de kal­kın ko­nu­şun!

SA­LİH KA­PU­SUZ (An­ka­ra) - Biz, si­zi çok iyi ta­nı­yo­ruz.

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Siz de kal­kın, ce­va­bı­nı­zı bu kür­sü­de ve­rin.

SA­LİH KA­PU­SUZ (An­ka­ra) - O dö­nem­de…

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Siz, kal­kın ce­va­bı­nı­zı bu kür­sü­de ve­rin!

SA­LİH KA­PU­SUZ (An­ka­ra) - ...kim di­yen­ler­den bir ta­ne­si de siz­di­niz, sol­cu­lar­dır.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) - Sa­yın Ba­kan ce­vap ve­rir.

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Son­ra di­yor­su­nuz ki, bi­zim dö­ne­mi­miz­de, bi­zim dö­ne­mi­miz­de…

SA­LİH KA­PU­SUZ (An­ka­ra) - Çok iyi ta­nı­yo­ruz, çok iyi ta­nı­yo­ruz.

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Bi­zim dö­ne­mi­miz­de, Ku­zey Kıb­rıs Cum­hur­baş­ka­nı… (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan gü­rül­tü­ler)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, lüt­fen…

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Bi­zim dö­ne­mi­miz­de Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti Cum­hur­baş­ka­nı­nı, ya­ban­cı…

AB­DUL­LAH ER­DEM CAN­Tİ­MUR (Kü­tah­ya) - …baş­ka bir şey.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) - Sen grup baş­kan ve­ki­li mi­sin?..

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Ya­ban­cı dı­şiş­le­ri…

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) - Ben onun­la ko­nu­şu­yo­rum. Sen kim­sin!

BAŞ­KAN - Sa­yın Koç, lüt­fen…

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Di­yor­su­nuz ki, bi­zim dö­ne­mi­miz­de, ilk de­fa ola­rak, Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hur­baş­ka­nı­nı ya­ban­cı dev­let adam­la­rı ka­bul et­ti, ya­ban­cı dış iş­le­ri ba­kan­la­rı ka­bul et­ti. Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı­nın dos­ya­sı bu­ra­da. Bi­zim za­ma­nı­mız­da, siz­den ön­ce­ki dö­nem­de, baş­ka ba­kan­lık, baş­ka hükûmet­le­rin dö­ne­min­de Sa­yın Denk­taş, pek çok dev­le­tin en üst dü­zey­de­ki dev­let adam­la­rı ta­ra­fın­dan ka­bul edil­miş­tir. Si­zin ha­be­ri­niz yok mu? Al­man Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­nın Denk­taş'ı ye­me­ğe da­vet et­ti­ği­ni bil­mi­yor mu­su­nuz, Josc­hka Fisc­her'in? Pek çok dev­let ada­mı, be­nim bü­yü­kel­çi ol­du­ğum dö­nem­de, Tür­ki­ye Bü­yü­kel­çi­li­ğin­de, Al­man ba­kan ge­lip Denk­taş'ı aya­ğın­da zi­ya­ret et­ti. Ha­be­ri­niz yok mu bun­dan? "Kıb­rıs'ın kal­kın­ma­sı­nı biz sağ­la­dık..." İn­saf edin, in­saf edin! Siz da­ha si­ya­se­te gir­me­den, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti hükûmet­le­ri Kıb­rıs'ta iki ta­ne ha­va­ala­nı yap­tı, bü­tün yol­la­rı yap­tı, gö­let­le­ri yap­tı, elek­trik san­tral­le­ri yap­tı, Gir­ne Li­ma­nı'nı yap­tı. Bü­tün bun­lar, siz ik­ti­da­ra gel­me­den ya­pıl­dı. Siz ik­ti­da­ra gel­di­ği­niz gün, Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'nde 2 ki­şi­ye 1 oto­mo­bil dü­şü­yor­du. Ha­be­ri­niz var mı? Kal­kıp da, "her şe­yin iyi­si­ni biz yap­tık, biz­den ön­ce kim­se bir şey yap­ma­dı..." Çok ayıp olu­yor! Dos­ya­la­rı­nı­zı açın... De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bun­lar ger­çek­ten üzün­tü ve­ri­ci şey­ler.

Söz­le­ri­mi ta­mam­lı­yo­rum. Bun­la­rı, biz, bü­yük bir üzün­tüy­le söy­lü­yo­ruz, emin olu­nuz bü­yük bir üzün­tüy­le söy­lü­yo­ruz. Şu­nun için: Çün­kü, Hükûme­tin ba­şa­rı­sız­lı­ğı Tür­ki­ye'nin ba­şa­rı­sız­lı­ğı­dır, he­pi­mi­zin ba­şa­rı­sız­lı­ğı, he­pi­miz bun­dan üzün­tü du­yu­yo­ruz. Ger­çek­ten,Tür­ki­ye bu­na müs­ta­hak de­ğil, hiç­bir Türk va­tan­da­şı bun­dan mut­lu­luk duy­maz.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Öy­men, te­şek­kür cüm­le­ni­zi ala­yım lüt­fen.

Bu­yu­run.

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Ben si­ze son ola­rak şu­nu söy­lü­yo­rum ki: Bu kö­tü du­rum Tür­ki­ye'nin ka­de­ri de­ğil­dir. Bu mut­la­ka de­ği­şe­cek­tir, en ya­kın za­man­da de­ği­şe­cek­tir. Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si ik­ti­da­rın­da, Tür­ki­ye'nin hak­la­rı­nın, hay­si­ye­ti­nin na­sıl ko­run­du­ğu­nu, Tür­ki­ye'nin na­sıl yü­cel­til­di­ği­ni gö­re­cek­si­niz.

ÜNAL KA­CIR (İs­tan­bul) - El ha­re­ke­ti­niz ül­kü­cü ha­re­ke­ti­ne ben­zi­yor.

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Yü­ce Mec­li­se say­gı­lar su­nu­yo­rum. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

MEH­MET SEK­MEN (İs­tan­bul) - Bü­yü­kel­çim, öne­ri­ni­zi din­le­me­dik.

ONUR ÖY­MEN (De­vam­la) - Va­kit ve­rir­se­niz...

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, lüt­fen...

Te­şek­kür ede­rim.

ÜNAL KA­CIR (İs­tan­bul) - Sa­yın Öy­men, el ha­re­ke­ti­niz, tam...

BAŞ­KAN - Ar­ka­daş­lar lüt­fen...

Sa­yın Öy­men, bu­yu­run efen­dim.

ZE­KE­Rİ­YA AKIN­CI (An­ka­ra) - O ha­re­ke­ti ya­pan o ta­raf­ta çok­tu bir za­man­lar da, bu­ra­da hiç yok­tu.

BAŞ­KAN - Sa­yın Akın­cı... Say­gı­de­ğer ar­ka­daş­la­rım, lüt­fen kar­şı­lık­lı ko­nuş­ma­ya­lım.

Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na ikin­ci ko­nuş­ma­cı, Es­ki­şe­hir Mil­let­ve­ki­li Meh­met Ve­dat Yü­ce­san.

Sa­yın Yü­ce­san, bu­yu­run. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

CHP GRU­BU ADI­NA MEH­MET VE­DAT YÜ­CE­SAN (Es­ki­şe­hir) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; on bi­rin­ci tur­da yer alan ku­ru­luş­la­rın büt­çe­si üze­ri­ne, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu­nun gö­rüş­le­ri­ni be­lirt­mek üze­re söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, 2007 büt­çe­si, me­mu­ru, iş­çi­yi, sa­na­yi­ci­yi, çift­çi­yi kıs­ka­cı al­tı­na alan, top­lu­mun tüm ke­sim­le­ri­ni ver­gi­le­rin kıs­ka­cı­na alan, va­tan­daş­la­rın sı­kın­tı­la­rı­nın ar­ta­rak de­vam ede­ce­ği işa­ret­le­ri ve­ren, ül­ke­nin so­run­la­rı­na hiç­bir şe­kil­de çö­züm ge­tir­me­yen, çe­liş­ki­ler­le do­lu bir büt­çe­dir. De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, baş­ka bir de­yiş­le, 2007 büt­çe­si, so­run­lar­la ya­şa­ma mec­bu­ri­ye­ti­ni içi­ne sin­dir­miş, iş­siz­lik­le, üre­tim­siz­lik­le, ya­tı­rım­sız­lık­la Tür­ki­ye'yi yö­ne­ten, yö­net­me id­di­asın­da olan, gü­nü kur­tar­ma büt­çe­si­dir.

Bu an­la­yış­la ha­zır­la­nan büt­çe ve onun do­ğal uzan­tı­sı ola­rak iz­le­nen po­li­ti­ka­lar, Türk eko­no­mi­si­ni ve sa­na­yi­si­ni, ar­tık dı­şa­rı­ya ba­ğım­lı bir hâle ge­tir­miş­tir. Sa­na­yi­miz, hem ma­li­yet­te hem de sa­tış­lar­da hem de üre­tim­de it­ha­la­ta bağ­lı bir nok­ta­ya ta­şın­mış­tır.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, siz­le­re bir ör­nek ver­mek is­ti­yo­rum: 1950-2002 ara­sın­da el­li iki yıl­da top­lam 655 mil­yar do­lar­lık it­ha­lat ya­pıl­mış­ken, AKP dö­ne­min­de bu tu­tar 600 mil­yar do­la­ra ulaş­mış­tır. AKP'nin uy­gu­la­dı­ğı po­li­ti­ka­lar, mev­cut ku­ru­lu ulu­sal üre­tim ka­pa­si­te­mi­zi ge­niş­let­me­mek­te, re­el eko­no­mi­yi gi­de­rek kü­çült­mek­te­dir­ler. Türk sa­na­yi­si, ar­tık it­ha­lat gir­di­le­ri­ne ufak te­fek ek­le­me­ler ya­pa­rak iç ve dış pa­za­ra sa­tım ya­par du­ru­ma gel­miş­ler­dir. Bu du­rum, it­hal edi­len ara ma­lı­nı yurt için­de üre­ten iş­let­me­le­ri de teh­dit et­mek­te, sa­na­yi­miz, üre­ten de­ğil, baş­ka ül­ke­nin ma­lı­nı pa­zar­la­yan ku­rum­lar hâli­ne gel­miş­ler­dir.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, eko­no­mi­nin du­ru­mu or­ta­day­ken, iş­let­me­ler iş gü­cü üze­ri­ne, ver­gi­ler ol­duk­ça yük­sek dü­zey­de­dir. Re­ka­bet gü­cü­mü­zü et­ki­le­yen önem­li ka­lem­ler­den olan ener­ji­yi ra­kip­le­ri­mi­ze gö­re kat ve kat pa­ha­lı kul­lan­mak­ta­yız. Ka­yıt dı­şı eko­no­mi bü­yük bo­yut­la­ra ulaş­mış­tır. Dü­rüst ça­lı­şan iş adam­la­rı, ka­yıt­lı ça­lı­şan iş­çi­ler çok cid­di şe­kil­de hak­sız re­ka­bet­le kar­şı kar­şı­ya­dır­lar. Eko­no­mi­mi­zi üre­ten ve re­ka­bet ede­bi­len bir hâle ge­ti­re­bi­le­cek, sa­na­yi­mi­zi de ye­ni ya­tı­rım­la­rın ola­nak­la­rı­nı ve­re­cek ge­liş­me­ler­den uzak bir ya­pı­ya bü­rün­müş du­rum­da­yız. Sa­na­yi sek­tö­rün­de re­ka­bet gü­cü­nün ar­tı­rı­la­bil­me­si için ge­rek­li ya­pı­sal dö­nü­şü­mü sağ­la­ya­cak adım­lar bir an ön­ce atıl­ma­lı­dır. İle­ri tek­no­lo­ji­le­re da­ya­lı sek­tör­ler ve ya­tı­rım ko­nu­la­rı­na ehem­mi­yet ve­ri­le­rek, üni­ver­si­te­ler ile sa­na­yi iş bir­li­ğiy­le en üst dü­ze­ye çı­ka­rıl­ma­lı, tek­no­lo­ji böl­ge­le­ri­nin sa­yı­la­rı­nın ar­tı­rıl­ma­sı ge­rek­mek­te­dir de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım.

Mal­la­rın AB bün­ye­sin­de­ki ül­ke­ler­de hiç­bir en­gel­le kar­şı­laş­mak­sı­zın do­la­şı­mı­nı sağ­la­yan (CE) bel­ge­si­nin yurt için­de ve­ril­me­si için ge­rek­li ça­lış­ma­la­rı bir an ön­ce ta­mam­la­ma­lı­yız. Yurt dı­şı­na gi­den mil­yar­lar­ca do­lar ve eu­ro yurt için­de kal­ma­lı­dır. Di­ğer ta­raf­tan, şir­ket­le­ri­mi­zin ar-ge ça­lış­ma­la­rı des­tek­le­ne­rek, pa­tent baş­vu­ru sa­yı­la­rı­nın ar­tı­rıl­ma­sı sağ­lan­ma­lı­dır.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Türk eko­no­mi­si­nin te­mel prob­lem­le­ri ya­tı­rım ya­pa­ma­mak iken, sa­na­yi ala­nın­da­ki ya­tı­rım­la­ra da ay­rı­lan tu­tar önem­li oran­lar­da azal­mış­tır. Oy­sa, ara ma­lı ve ya­tı­rım ma­lı it­ha­la­tın­da önem­li yer tu­tan ürün­le­ri sap­ta­ya­rak, bun­la­rın yurt için­de­ki üre­ti­mi­ni özel ola­rak teş­vik et­me­miz, ge­liş­miş ül­ke­ler­le re­ka­bet ede­cek ni­te­lik­te ve ma­li­yet­te mal üret­me­miz la­zım­dır.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, 10 mil­yon ki­şi­yi il­gi­len­di­ren şe­ker pan­ca­rın­da­ki AKP Hükûme­ti­nin iz­le­di­ği sı­kı ko­ta po­li­ti­ka­la­rı biz­le­ri şe­ker­de ba­ğım­lı ve dı­şa ba­ğım­lı hâle ge­ti­re­cek­tir. Pan­car ta­rı­mı ya­pı­lan ül­ke­ler ara­sın­da, pan­car ta­rı­mı­nı ve pan­car şe­ke­ri üre­ti­mi­ni des­tek­le­me­yen tek ama tek ül­ke Tür­ki­ye'dir de­ğer­li ar­ka­daş­la­rı­mız.

Ül­ke­miz­de, bu­gün stok faz­la­lı­ğı de­ğil, şe­ker üre­ti­mi ye­ter­siz­li­ği bu­lun­mak­ta­dır. An­cak, ni­şas­ta baz­lı üre­tim­de­ki ar­tış, ka­çak şe­ker, şe­ker ih­raç ola­nak­la­rı­nın kı­sıt­lan­ma­sı ne­de­niy­le şe­ker stok­la­rı ye­ni­den oluş­muş­tur.

Ül­ke­miz­de şe­ker ma­li­yet­le­ri ve fi­yat­la­rı AB ile ay­nı dü­zey­de­dir, yak­la­şık 700 do­lar­dır. AB ül­ke­le­ri, şe­ke­ri ton ba­şı­na 450 do­lar des­tek­le­dik­le­ri için, dün­ya pi­ya­sa­la­rı­na 200 do­lar­dan sa­tış yap­mak­ta­dır. An­cak, Tür­ki­ye'nin güç­lü ol­du­ğu şe­ker sek­tö­rün­de­ki çe­kil­me­siy­le dün­ya şe­ker fi­yat­la­rı yük­se­le­cek, şe­ker­de dı­şa­rı ba­ğım­lı ol­ma­mız do­la­yı­sıy­la yük­sek ma­li­yet­ler­le kar­şı kar­şı­ya ka­la­ca­ğız. Bu şe­kil­de, ken­di çift­çi­mi­zi, sa­na­yi­ci­mi­zi de­ğil, Av­ru­pa­lı­nın, Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri'nin çift­çi­si­ni ve sa­na­yi­ci­si­ni des­tek­le­miş ola­ca­ğız.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Yü­ce­san, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız.

Bu­yu­run efen­dim.

MEH­MET VE­DAT YÜ­CE­SAN (De­vam­la) - Te­şek­kür ede­rim Baş­ka­nım.

Bi­li­yor­su­nuz, Car­gill fir­ma­sı­nın men­fa­at­le­ri için ABD Baş­ka­nı Bush dev­re­ye gir­miş, AKP var gü­cüy­le Car­gill'i kur­tar­mak için ge­rek­li gi­ri­şim­ler­de bu­lun­muş­tur.

Bu­ra­da sor­mak is­ti­yo­rum de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım: AKP, ül­ke­nin han­gi so­ru­nu­nu Car­gill ka­dar acil ele al­dı ve çöz­dü? Ül­ke­mi­zin, va­tan­daş­la­rı­mı­zın ali men­fa­at­le­ri mi önem­li, Car­gill fir­ma­sı­nın men­fa­at­le­ri mi önem­li de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım?

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ül­ke­miz şe­ker sa­na­yi­si­nin ge­le­ce­ği­nin Car­gill ta­ra­fın­dan şe­kil­len­di­ril­me­si ka­bul edi­le­bi­lir de­ğil­dir de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım. Tür­ki­ye'nin men­fa­at­le­ri­ni ABD Baş­ka­nı Bush de­ğil, Hükûmet ko­ru­ya­cak­tır de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım. Ül­ke­mi­zi Bush de­ğil, Hükûmet yö­ne­te­cek­tir.

Ya­ban­cı ya­tı­rım­la­ra ta­nı­nan fır­sat­la­rı ve ko­lay­lık­la­rı ken­di iş adam­la­rı­mı­za, sa­na­yi­ci­mi­ze gös­ter­me­li­yiz. Tür­ki­ye'nin sa­na­yi­leş­me­si ve kal­kın­ma­sı açı­sın­dan ulu­sal sa­na­yi­mi­zi des­tek­le­me­li ve ön­le­ri­ni aç­ma­lı­yız.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Yü­ce­san, te­şek­kür ede­rim.

MEH­MET VE­DAT YÜ­CE­SAN (De­vam­la) - Ta­mam­lı­yo­rum Sa­yın Baş­kan.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür cüm­le­ni­zi ala­yım.

Bu­yu­run efen­dim.

MEH­MET VE­DAT YÜ­CE­SAN (De­vam­la) - Uya­rı­la­rı­mı­zın dik­ka­te alın­ma­sı ve re­el sek­tör ile ulu­sal sa­na­yi­mi­zi âde­ta ce­za­lan­dı­ran po­li­ti­ka­la­ra son ve­ril­me­si te­men­ni­siy­le he­pi­ni­ze say­gı­lar su­nu­yo­rum. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Yü­ce­san.

Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na üçün­cü ko­nuş­ma­cı, Mer­sin Mil­let­ve­ki­li Va­hit Çek­mez.

Sa­yın Çek­mez, bu­yu­run. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

Sü­re­niz beş da­ki­ka.

CHP GRU­BU ADI­NA VA­HİT ÇEK­MEZ (Mer­sin) - Te­şek­kür­ler Sa­yın Baş­kan.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Sa­na­yi Ba­kan­lı­ğı­nın 2007 yı­lı büt­çe­si üze­rin­de Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na söz al­mış bu­lun­mak­ta­yım. Bu ve­si­ley­le yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Ben, eko­no­mik ve sos­yal ya­pı­mı­zın is­tik­rar un­su­ru olan es­naf ve sa­natkârı­mı­zın sı­kın­tı­la­rı­na de­ğin­mek is­ti­yo­rum. Ana­ya­sa'mı­zın 173'ün­cü mad­de­si "Dev­let, es­naf ve sa­natkârı ko­ru­yu­cu ve des­tek­le­yi­ci ted­bir­ler alır." de­mek­te­dir. An­cak, son yıl­lar­da dev­le­ti­mi­zin bu gö­re­vi­ni ye­ri­ne ge­ti­re­me­di­ği­ne şa­hit olu­yo­ruz. Es­naf ve sa­natkârla­rı göz­den çı­kar­mış­sı­nız. Uy­gu­la­dı­ğı­nız po­li­ti­ka­lar on­la­rı bü­yük mar­ket­le­re ez­di­ri­yor, yir­mi al­tı çe­şit ver­gi ve harç öde­te­rek bu­nal­tı­yor, es­naf ta­nı­mın­dan çı­ka­ra­rak dış­lı­yor.

İlk ola­rak, 70 mil­yar do­lar­lık bir pa­za­ra sa­hip olan hi­per­mar­ket­ler sek­tö­rü­ne ba­ka­lım. Çok bü­yük bir pa­zar ol­ma­sı ser­ma­ye grup­la­rı­nın iş­ta­hı­nı ka­bar­tı­yor. Bu iş­tah, bin­ler­ce es­naf ve sa­natkârın da ke­penk in­dir­me­si­ne se­bep olu­yor. Bun­lar iğ­ne­den ip­li­ğe her şe­yi sat­tı­ğı için, alt­mış beş mes­lek ala­nın­da fa­ali­yet­te bu­lu­nan es­naf ve sa­natkârı bi­tir­di. Es­na­fı, iş ye­ri­ni ka­pat­tır­mak su­re­tiy­le, ver­gi­si­ni öde­yen, üre­ten, onur­lu bir iş­let­me­ci sta­tü­sün­den çı­ka­rıp kah­ve­ha­ne kö­şe­le­rin­de ka­de­ri­ne terk et­ti. Eği­tim­de­ki çar­pık­lık, es­naf ve sa­natkâr nes­li­nin tü­ken­me­si­ne yol aç­tı; çı­rak­lık, kal­fa­lık ve us­ta­lık gi­bi va­sıf­lar­da ni­te­lik­li iş gü­cü bul­ma­yı imkânsız hâle ge­tir­di.

Bu gi­di­şa­tın so­nu­nu tes­pit et­me­miz ge­re­kir­se, bu­gün ser­ma­ye­si­nin gü­cüy­le kü­çük es­naf ve sa­natkârı­mı­zı ve üre­ti­ci­mi­zi yu­tan bu dev mar­ket­ler, çok de­ğil, ya­kın bir ta­rih­te uy­gu­la­ya­cak­la­rı fi­yat­lar­la tü­ke­ti­ci­le­ri de yu­ta­cak. Za­ten, uy­gu­la­nan IMF po­li­ti­ka­la­rı so­nu­cu sos­yal ha­ya­tı­mız bo­zul­du.

Di­ğer bir ko­nu da, emek­li es­naf ve sa­natkârı­mız­dan 1 Ocak 2007'den iti­ba­ren alın­ma­sı plan­la­nan, an­cak, eme­ğin ve emek­çi­nin her za­man ya­nın­da olan Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si­nin gi­ri­şi­miy­le Ana­ya­sa Mah­ke­me­mi­zin ip­tal et­ti­ği sos­yal gü­ven­lik des­tek pri­mi­ne ge­le­lim. Bu uy­gu­la­ma, za­ten aç­lık sı­nı­rı­nın çok al­tın­da ay­lık alan emek­li­le­rin aç­lık­tan öl­me­mek, Ana­do­lu'da­ki de­yim­le "na­mer­de muh­taç ol­ma­mak" için ikin­ci bir iş­te ça­lış­ma­la­rı­nın ce­za­lan­dı­rıl­ma­sıy­dı. Siz­ler, za­ten on­la­rı ver­di­ği­niz ay­lık­la aç­lı­ğa mahkûm et­ti­niz. Aç olan bu in­san­la­rı da 5510 sa­yı­lı Ya­sa'da­ki bu hü­küm­le se­fa­le­te mahkûm et­ti­niz. Siz, to­ru­nu­na harç­lık bi­le ve­re­me­yen emek­li­den da­ha ne is­ti­yor­su­nuz? Bu ip­tal ka­ra­rı çık­tı, ra­hat­la­dı­ğı­nı­zı zan­net­me­yin. As­lın­da, son gün­ler­de­ki yo­ğun tep­ki­le­ri gö­rüp, ge­ri adım at­ma ma­nev­ra­sı­na gir­miş­ti­niz. Emek­li­yi ni­ye si­ya­se­te alet edi­yor­su­nuz? Gö­rü­yo­ruz ki, yi­ne her za­man yap­tı­ğı­nız gi­bi, ha­va­yı kok­la­yıp tep­ki­yi gö­rün­ce ge­ri adım atı­yor­su­nuz.

Şim­di bir­ço­ğu­nuz di­yor ki: "Se­çi­me gi­der­ken bu dü­zen­le­me uy­gun de­ğil­di." Ek­me­ğiy­le oy­na­dı­ğı­nız emek­li­le­rin si­zi de san­dı­ğa gö­me­ce­ği­ni an­la­dı­nız. Şim­di ne ka­dar çır­pı­nır­sa­nız çır­pı­nın ni­ye­ti­niz an­la­şıl­dı.

Ge­le­lim es­na­fın fi­nans­man so­ru­nu­na. Bu­gün es­naf ve sa­natkârı­mı­za kre­di ke­fa­let ko­ope­ra­tif­le­ri ara­cı­lı­ğıy­la kul­lan­dı­rı­lan kre­di­le­rin fa­iz ora­nı yüz­de 13 ola­rak te­laf­fuz edil­mek­te­dir. Ko­nu­yu ya­kın­dan bi­len bi­ri ola­rak, hem bu ora­nın faz­la ol­du­ğu­nu ve bu­nun sa­de­ce yüz­de 13 ol­ma­dı­ğı­nı be­lirt­mek is­ti­yo­rum, şöy­le ki: Es­naf ve sa­natkârın Halk Ban­ka­sın­dan al­dı­ğı kre­di­le­re ke­fil olan ko­ope­ra­tif­ler bu­nun kar­şı­lı­ğın­da es­naf­tan çe­şit­li ad­lar al­tın­da top­lam yüz­de 8 ke­sin­ti ve mas­raf kar­şı­lı­ğı tah­sil et­mek­te­dir. Söz ko­nu­su yüz­de 13 fa­iz ora­nı da­hi, enf­las­yo­nun tek ra­kam­lar­la ifa­de edil­di­ği ül­ke­miz­de es­na­fa ve­ri­len de­ğe­rin bir ifa­de­si­dir. Aci­len bu fa­iz oran­la­rı yüz­de 5'in al­tı­na dü­şü­rül­me­li ve şart­la­rı da­ha da iyi­leş­me­li, da­ha da önem­li­si, es­na­fın al­dı­ğı bu kre­di­le­ri ra­hat­ça öde­ye­bi­le­cek eko­no­mik iyi­leş­me sağ­lan­ma­lı­dır.

Es­naf ve sa­natkâr, pi­ya­sa­da­ki dur­gun­lu­ğun ya­nı sı­ra, ken­di­ne yük­le­nen ağır ver­gi yü­kü al­tın­da da ezil­mek­te­dir. Za­ten gü­nü kur­tar­ma te­la­şın­da olan bu ke­sim, bı­ra­kın kâr et­me­yi, za­rar et­me­den işi­ni na­sıl de­vam et­ti­re­ce­ği­nin he­sa­bı için­de­dir. Ver­gi­si­ni öde­ye­bil­mek için elin­de­ki­ni ve avu­cun­da­ki­ni sa­tar du­ru­ma gel­miş­tir. Bo­şa­lan raf­la­rı­nı dol­du­ra­ma­mak­ta, ve­re­si­ye def­te­ri her ge­çen gün ka­bar­mak­ta­dır.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Çek­mez, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­lar mı­sı­nız.

Bu­yu­run.

VA­HİT ÇEK­MEZ (De­vam­la) - Bu­gü­ne ka­dar hiç­bir par­ti, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si ka­dar so­run­la­ra cid­di ve çö­ze­cek dü­zey­de eğil­me­miş­tir. Par­ti­miz, so­run­lar çö­zü­lün­ce­ye ka­dar bu işin pe­şi­ni bı­rak­ma­ya­cak, es­naf ve sa­natkârı hak et­ti­ği ye­re mut­la­ka ge­ti­re­cek­tir.

Bu kı­sa sü­re için­de an­lat­ma­ya ça­lış­tı­ğım, be­nim de için­de ol­du­ğum sif­tah­sız ke­penk ka­pa­tan, çek­le­ri­ni ve se­net­le­ri­ni öde­ye­me­yen, ya­rın­la­rı­na ümit­siz ba­kan es­naf kit­le­si­nin se­si­dir. Bu­ra­da si­ze ik­ti­dar ola­rak dü­şen, -sa­yı­la­rı is­ter 2 mil­yon ol­sun is­ter 5 mil­yon ol­sun, bu­nun hiç öne­mi yok- ai­le­siy­le bir­lik­te top­lu­mun üç­te 1'ini oluş­tu­ran es­na­fın fer­ya­dı­na ku­lak ve­rin. Sa­yın Baş­ba­ka­nın mey­dan­lar­da söy­le­di­ği "Der­di­ni­zi dert edin­dik." laf­la­rı, sa­de­ce o mey­dan­da­ki bir­kaç al­kı­şı al­mak­tan öte­ye geç­sin. Es­naf ve sa­natkâr bu­nu bek­li­yor, ama, açık söy­le­ye­yim, siz­den umu­du­nu kes­ti. Önü­müz­de­ki ik­ti­dar CHP ik­ti­da­rı ola­cak ve tüm ke­sim­le­rin sı­kın­tı­la­rı bi­te­cek­tir.

Büt­çe­nin ha­yır­lı ol­ma­sı­nı di­li­yor, he­pi­ni­zi say­gı­la­rım­la se­lam­lı­yo­rum. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Çek­mez.

Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na dör­dün­cü ko­nuş­ma­cı, Ay­dın Mil­let­ve­ki­li Öz­lem Çer­çi­oğ­lu…

Sa­yın Çer­çi­oğ­lu, bu­yu­run. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

CHP GRU­BU ADI­NA ÖZ­LEM ÇER­Çİ­OĞ­LU (Ay­dın) - Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı­nın 2007 ma­li yı­lı büt­çe­si üze­ri­ne Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Ül­ke­miz­de top­lam iş­let­me­le­rin yüz­de 95'i KO­Bİ'dir. Top­lam is­tih­da­mın yüz­de 78'ini sağ­la­mak­ta­dır­lar. Top­lam ya­tı­rı­mın yüz­de 38'i, oluş­tu­ru­lan kat­ma de­ğe­rin yüz­de 28'i KO­Bİ'ler ta­ra­fın­dan sağ­lan­mak­ta­dır. Üzü­le­rek söy­lü­yo­rum ki, ih­ra­ca­tın sa­de­ce yüz­de 10'unu KO­Bİ'ler yap­mak­ta­dır. Bu dü­şük ih­ra­ca­tın se­be­bi de, gir­di ma­li­yet­le­ri­nin yük­sek­li­ği­dir. Bun­dan do­la­yı, KO­Bİ'ler, dün­ya­da re­ka­bet ya­rı­şı­na her za­man ge­ri­de baş­la­mak­ta­dır­lar. Oy­sa, KO­Bİ'le­rin ken­di­le­ri­ni tek­no­lo­jik ola­rak ye­ni­le­me­le­ri, ih­ra­cat ya­pa­bil­me nok­ta­sı­na gel­me­le­ri, hat­ta ya­ban­cı ev­li­lik­ler­le güç­len­di­ril­me­si teş­vik edil­me­li­dir ve it­ha­la­tın mut­la­ka aşa­ğı çe­kil­me­si ge­re­ki­yor. Ma­ale­sef, bun­la­rın hiç­bi­ri ger­çek­le­şe­me­miş­tir. Önü­müz­de­ki Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si ik­ti­da­rı, Sa­yın Ge­nel Baş­ka­nı­mı­zın söy­le­di­ği gi­bi, lo­bi­le­rin de­ğil, KO­Bİ'le­rin ik­ti­da­rı ola­cak­tır.

Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; AKP Hükûme­ti, elin­de­ki en önem­li ens­trü­man­la­rı, ya­tı­rım in­di­ri­mi ve teş­vik po­li­ti­ka­la­rı­nı yan­lış kul­la­na­rak, Türk sa­na­yi­ci­si­nin dört yı­lı­nı, üzü­le­rek söy­lü­yo­rum ki, bo­şa har­ca­mış­tır. Sa­na­yi­ci­yi ya­tı­rı­ma sevk eden en önem­li araç olan ya­tı­rım in­di­ri­mi, IMF'nin bas­kı­sıy­la kal­dı­rıl­mış, ya­tı­rım ya­pan, is­tih­dam ar­tı­ran, ih­ra­cat ya­pan, da­ha faz­la ver­gi öde­yen sa­na­yi­ci­nin ödü­lü elin­den alın­mış­tır. En acı­sı da, bu­nun, IMF'nin is­te­ği doğ­rul­tu­sun­da ya­pıl­mış ol­ma­sı­dır. IMF Türk sa­na­yi­si­nin ge­liş­me­si­ne kat­kı­da bu­lu­nan ya­tı­rım in­di­rim­le­ri­nin kal­dı­rıl­ma­sı­nı is­ter­ken, ni­çin, ar­tan Uzak Do­ğu it­ha­la­tı­na ön­lem is­te­me­miş­tir. Bun­lar, Tür­ki­ye'yi, üre­ten de­ğil, tü­ke­ten bir top­lum hâli­ne ge­tir­mek is­te­yen pla­nın bir par­ça­sı­dır. Ma­ale­sef, AKP Hü­kü­me­ti bu bas­kı­la­ra kar­şı ko­ya­ma­mış, bu da KO­Bİ'le­ri olum­suz yön­de et­ki­le­miş­tir.

Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; uy­gu­la­dı­ğı­nız böl­ge­sel teş­vik­ler, Ana­do­lu'nun or­ta ve ba­tı­sın­da­ki al­tı­ye­di il­de yo­ğun­laş­mış, ger­çek he­def olan Do­ğu ve Gü­ney­do­ğu Ana­do­lu'nun kal­kın­ma­sı­na et­ki­si sı­fır ol­muş­tur. Hâlbu­ki teş­vik­ler sek­tö­rel baz­da ya­pıl­say­dı, bu­gün KO­Bİ'le­ri­miz da­ha ba­şa­rı­lı bir du­rum­da ola­cak­lar­dı.

Se­çim böl­gem olan Ay­dın ili­nin sa­na­yi­si ta­rı­ma da­ya­lı­dır. Teş­vik­ler sek­tö­rel baz­da ol­say­dı, Ay­dın'ın ta­rı­mı ge­li­şe­cek, bu­gün, Ay­dın'ın in­ci­ri, pa­mu­ğu, zey­ti­ni de­ğer­le­ne­cek ve Ay­dın çift­çi­si­nin yü­zü gü­le­cek­ti. An­la­ya­ca­ğı­nız, AKP'nin yan­lış po­li­ti­ka­la­rı Türk çift­çi­si­ni de, sa­na­yi­ci­si­ni de pe­ri­şan et­miş­tir. Gö­rü­lü­yor ki, AKP Hükûme­ti­nin ulu­sal bir sa­na­yi stra­te­ji­si yok­tur. Si­ze bir ör­nek: Türk sa­na­yi­ci­si­nin bü­yük fe­dakârlık­lar­la ve emek­ler­le par­lat­tı­ğı yıl­dı­zı teks­til sek­tö­rü, sa­ye­niz­de dün­ya pi­ya­sa­la­rın­dan kuy­ruk­lu yıl­dız mi­sa­li ka­yıp geç­miş­tir. Hükûme­tin sa­na­yi­ye du­yar­sız­lı­ğı so­nu­cu, oto­mo­tiv sek­tö­rü­nün de so­nu teks­ti­le ben­ze­ye­cek gi­bi gö­zü­kü­yor. Hyun­dai Tür­ki­ye'ye ya­tı­rım yap­mak is­te­miş, AKP Hükûme­tiy­le gö­rüş­müş; an­cak, AKP Hükûme­ti­nin ya­tı­rım in­di­ri­mi­nin kal­dı­rıl­ma­sı gi­bi tu­tar­sız sa­na­yi po­li­ti­ka­la­rın­dan do­la­yı, ya­tı­rı­mı­nı Çek Cum­hu­ri­ye­ti'ne kay­dır­mış­tır. AKP'nin ya­ban­cı ser­ma­ye­ye ba­kış açı­sı­nın öy­kü­sü de bu­dur.

Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; AKP ola­rak, Se­çim Be­yan­na­me­niz­de "Ser­best böl­ge­le­rin da­ha et­kin bir şe­kil­de kul­la­nıl­ma­sı ve ya­ban­cı ya­tı­rım­cı­la­ra da­ha iyi ta­nı­tıl­ma­sı­nı sağ­la­ya­cak ver­gi mu­afi­yet­le­ri de­vam et­ti­ri­le­cek." de­me­ni­ze rağ­men, iki yıl geç­me­den, 6 Şu­bat 2004 ta­rih­li 5084 sa­yı­lı Ya­sa'yla, sa­de­ce Ege Ser­best Böl­ge­si'ni terk eden fir­ma sa­yı­sı 62'ye ulaş­mış­tır; bu­na kar­şı­lık, sa­de­ce 26 ye­ni fir­ma fa­ali­ye­te geç­miş­tir. Üre­ti­me son ve­ren fir­ma­lar ile üre­ti­me baş­la­yan fir­ma­la­rın sa­yı­sı kar­şı­laş­tı­rıl­dı­ğın­da, söz ko­nu­su ka­yıp ora­nı yüz­de 70'dir. Si­zin se­çim be­yan­na­me­ni­ze gü­ve­ne­rek ser­best böl­ge­le­re ya­tı­rım ya­pan yer­li ve ya­ban­cı ser­ma­ye­yi or­ta­da bı­rak­tı­nız. Ba­si­ret­li dev­let yö­ne­ti­mi bu de­mek de­ğil­dir.

Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; dün­ya­da yük­sek it­ha­lat ra­kam­la­rıy­la kal­kın­ma­sı­nı ger­çek­leş­ti­re­bil­miş bir ül­ke yok­tur. Ül­ke­miz it­ha­la­ta ba­ğım­lı ve da­ha çok tü­ke­ten, bu­na bağ­lı ola­rak eko­no­mi­si...

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Çer­çi­oğ­lu, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız.

Bu­yu­run.

ÖZ­LEM ÇER­Çİ­OĞ­LU (De­vam­la) - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Baş­kan.

...dış ti­ca­ret açı­ğı ve ca­ri açık ve­ren bir ül­ke du­ru­mu­na gel­miş­tir. Bu gi­di­şe "dur" de­nil­mez­se, üzü­le­rek söy­lü­yo­rum ki, ül­ke eko­no­mi­miz çık­ma­za gi­re­cek­tir.

Siz­le­re ba­zı ra­kam­la­rı ha­tır­lat­mak is­ti­yo­rum: Pro­tes­to­lu se­net sa­yı­sı 2002'de 498 bin adet iken, bu­gün 1 mil­yon 65 bin ade­de ulaş­mış­tır. 2002'de dış bor­cu­muz 130 mil­yar do­lar iken, bu­gün 170 mil­yar do­la­ra ulaş­mış­tır. 2002'de iç bor­cu­muz 90 mil­yar do­lar iken, bu­gün 173 mil­yar do­lar ol­muş­tur. 2002'de dış ti­ca­ret açı­ğı­mız 15,5 mil­yar do­lar iken, bu­gün 52 mil­yar do­la­ra ulaş­mış­tır. 2006'da ka­pa­nan şir­ket sa­yı­sı 31.097'dir.

AKP Hükûme­ti Türk eko­no­mi­si­nin bü­yü­dü­ğü­nü söy­le­mek­te­dir. Oy­sa bü­yü­yen, sa­de­ce borç­lar­dır. İş­te bu da, AKP'nin 2007 büt­çe­si­nin ay­na­da­ki gö­rün­tü­sü­dür.

Yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Çer­çi­oğ­lu.

Ko­nuş­ma sı­ra­sı, Or­du Mil­let­ve­ki­li Kâzım Türk­men'de.

Sa­yın Türk­men, bu­yu­run efen­dim. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

CHP GRU­BU ADI­NA KÂZIM TÜRK­MEN (Or­du) - Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; bu­gün bu­ra­da Sa­na­yi Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si­ni gö­rü­şür­ken, fın­dık­tan söz et­me­mek müm­kün de­ğil. Ne­den; yi­ne ak­lı­nız­dan "fın­dık mı" di­ye ge­çi­re­cek­si­niz! Çün­kü, Ka­ra­de­niz'de her üre­ti­ci fın­dık­la il­gi­li­dir. Köy­lü­de pa­ra yok­sa es­naf­ta pa­ra yok­tur, es­naf­ta pa­ra yok­sa sa­na­yi­ci­de pa­ra yok­tur.

Şöy­le bir göz ata­lım: Ne ol­du Ka­ra­de­niz'de? De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Tür­ki­ye'de bir Baş­ba­kan dü­şü­nü­nüz ki, 8 mil­yon in­sa­nın ge­le­ce­ği­ni, ek­me­ği­ni aşı­nı ve onu­ru­nu Av­ru­pa­lı alı­cı­la­ra jur­nal edi­yor. Ne di­yor, yi­ne sı­ra ge­li­yor, Baş­ba­kan: "Bi­zim fın­dık­la hiç­bir il­gi­miz yok." Fis­ko­bir­lik di­yor: "Ki­me ver­miş­se­niz fın­dı­ğı­nı­zı, fi­ya­tı­nı on­dan alın." di­yor. Fın­dık fi­yat­la­rı 4,5 mil­yon li­ra, Baş­ba­kan ko­nu­şu­yor, fın­dık fi­yat­la­rı 2 mil­yon 900 bin li­ra­ya dü­şü­yor. Ay­nı ko­nuş­ma­yı, Or­du'ya ge­li­yor, ken­di­sin­den fın­dık­la il­gi­li bek­len­ti­si olan in­san­la­ra kar­şı, bun­dan son­ra Fis­ko­bir­lik'le il­gi­li hiç­bir des­te­ği­nin ol­ma­ya­ca­ğı­nı ilan edi­yor, fın­dık fi­yat­la­rı 2 mil­yon Türk li­ra­sı­na dü­şü­yor. Böy­le­si­ne gü­zel ko­nuş­ma, Av­ru­pa­lı için ola­ğa­nüs­tü gü­zel ko­nuş­ma. Baş­ta Hol­lan­da fir­ma­sı ol­mak üze­re tüm alı­cı­la­ra di­yor ki: "Baş­ba­kan ve AKP Hükûme­ti fın­dı­ğa fi­yat ver­me­ye­ce­ği an­la­şıl­mış­tır. Do­la­yı­sıy­la, ken­di­ni­zin eko­no­mik du­ru­mu­nu, fın­dı­ğa kar­şı tav­rı­nı­zı ye­ni­den be­lir­le­yin." di­yor. De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, di­yor ki Baş­ba­kan Gi­re­sun'da: "Ben stok­çu­la­rı sev­mem." di­yor. "Fis­ko­bir­lik tüc­car gi­bi dav­ran­ma­lı, ne­den al­dı­ğı fın­dı­ğı sat­mı­yor?" di­ye­rek Baş­ba­kan, stok­çu­la­rı, ya­ni Ka­ra­de­niz hal­kı­nı ka­ra pa­ra ak­la­yan­lar­la, özel stok­çu­luk ya­pan­lar­la ka­rış­tı­rı­yor. Ka­ra­de­niz'de stok­çu­luk de­mek, ül­ke­ye pa­ra de­mek­tir, gir­di de­mek­tir. Şim­di, bu­ra­da so­ru­yo­ruz Sa­yın Baş­ba­ka­na: Siz, Ka­ra­de­niz'de stok­çu­luk ya­pan tüc­ca­rı, ma­na­vı, es­na­fı iha­net­le suç­la­dı­nız; şu an­da siz TMO'ya fın­dık al­dı­ra­rak stok­çu­luk yap­mı­yor mu­su­nuz? He­men al­dı­ğı­nız fın­dı­ğı sat­tı­nız mı? Doğ­ru­su sat­ma­mak­tır, ama, bu­nu ya­pan in­san­la­rı, siz, iha­net­le suç­la­dı­nız. Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nin Baş­ba­ka­nı bu kür­sü­den 8 mil­yon in­sa­nın ge­le­ce­ği için na­sıl olu­yor doğ­ru­la­rı söy­le­mi­yor? Sa­yın Sa­na­yi Ba­ka­nı bu­ra­da, di­yor ki: "Biz, Fis­ko­bir­lik'in 2 kat­ril­yon bor­cu­nu sil­dik."

FİK­RET BA­DAZ­LI (An­tal­ya) - Doğ­ru.

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Doğ­ru de­ğil. Bu pa­ra, geç­miş dö­nem­de -Sa­yın Ba­kan bu­ra­da- ha­zi­ne adı­na alı­nan gö­rev za­rar­la­rı­nın si­lin­di­ği pa­ra­dır, ka­nun ge­re­ği si­li­nen pa­ra­dır. Na­sıl olu­yor da bu­nu sil­dik?

OR­HAN SEY­Fİ TER­Zİ­BA­ŞI­OĞ­LU (Muğ­la) - Ay­nı şey.

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Bu­nun­la bu­nun hiç il­gi­si yok­tur. Pe­ki, bu­nun so­nu­cun­da ne ol­du şöy­le bir din­le­yin ba­ka­lım.

OR­HAN SEY­Fİ TER­Zİ­BA­ŞI­OĞ­LU (Muğ­la) - Kaç de­fa din­le­dik, kaç de­fa.

MUS­TA­FA CU­MUR (Trab­zon) - Sen de o bi­na­la­ra or­tak mıy­dın? O bi­na­lar kaç tril­yon? O pa­ra­la­rı kim ba­tır­dı?

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Ben bi­na­la­ra or­tak de­ği­lim, ama, siz herhâlde Av­ru­pa'da­ki fın­dık­çı­lar­la or­tak­sı­nız. Bel­li ki siz or­tak­sı­nız, on­lar fın­dık alı­yor, or­tak­sı­nız ki bu sö­zü söy­lü­yor­su­nuz. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, kar­şı­lık­lı ko­nuş­ma­ya­lım.

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Bu söz hak­kı­mı ila­ve is­ti­yo­rum.

MUS­TA­FA CU­MUR (Trab­zon) - O pa­ra­lar ki­min pa­ra­sı?

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, şim­di ne ol­du bu­nun so­nu­cu ola­rak? Ge­çen se­ne bu­gün­ler­de 232 bin ton ka­buk­lu ih­raç ol­du, 1 mil­yar do­la­rın üze­rin­de Tür­ki­ye ge­lir sağ­la­dı. Bu se­ne ne ol­du?

MUS­TA­FA CU­MUR (Trab­zon) - Ge­nel Mü­dür­ken fın­dık kaç li­ray­dı?

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Bu se­ne ne ol­du? Ay­nı fın­dık sa­tıl­dı, 550 mil­yon do­lar ge­lir el­de edil­di.

Ya­ni, yan­lış po­li­ti­ka­lar yü­zün­den, Hükûme­tin yan­lış po­li­ti­ka­la­rı yü­zün­den 450 mil­yon do­lar Tür­ki­ye ha­zi­ne­si kay­bet­ti.

HA­SAN AN­ĞI (Kon­ya) - 96 yı­lın­da kaç pa­ray­dı?

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Bu pa­ra­nın sa­de­ce 100 mil­yo­nu­nu, bı­rak borç ola­rak de­ğil, kre­di ola­rak siz üre­ti­ci­ye ver­miş ol­say­dı­nız, üre­ti­ci bu du­ru­ma düş­me­ye­cek, mağ­dur ol­ma­ya­cak­tı, ay­rı­ca dev­let de 450 mil­yon do­lar gi­bi ha­zi­ne­de­ki pa­ra­dan yok­sun ol­ma­ya­cak­tı. Şim­di siz…

MUS­TA­FA CU­MUR (Trab­zon) - O za­man fın­dık kaç li­ray­dı, şim­di kaç li­ra?

BAŞ­KAN - Sa­yın Cu­mur…

ME­TİN KA­ŞI­KOĞ­LU (Düz­ce) - Ka­ça sat­tı­nız fın­dı­ğı? Kaç li­ray­dı?

GÜ­ROL ER­GİN (Muğ­la) - Ber­bat et­ti­niz, ba­ri su­sun.

BAŞ­KAN - Ge­nel Ku­ru­la hi­tap edin Sa­yın Türk­men, bu­yu­run efen­dim.

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Ta­bii, AKP'li mil­let­ve­kil­le­ri­nin ya­ra­sı var, siz va­tan­da­şın fın­dı­ğı­na, ek­me­ği­ne göz dik­ti­niz, çal­dı­nız, üç beş ki­şi be­ra­ber yi­yor­su­nuz. Onun için si­zin tep­ki­ni­zi o ka­dar çok do­ğal kar­şı­lı­yo­rum ki, si­zin için fa­kir fu­ka­ra, gu­re­ba ede­bi­ya­tı üç beş ta­ne in­sa­nı zen­gin et­mek­ten baş­ka amaç ta­şı­ma­dı­ğı için, bun­la­rı çok do­ğal ola­rak biz kar­şı­lı­yo­ruz. Ama bi­li­niz ki, bun­la­rı Türk hal­kı do­ğal kar­şı­la­mı­yor. Na­sıl bir zih­ni­yet ki, yan­lış po­li­ti­ka­lar yü­zün­den, ha­zi­ne, tam, bu se­ne, şu ana ka­dar 450 mil­yon do­lar… Bu­nun he­sa­bı­nı ver­mek ye­ri­ne…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Türk­men, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız.

Bu­yu­run efen­dim.

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Sa­yın Baş­ka­nım, te­şek­kür edi­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ik­ti­dar par­ti­si­nin bu tep­ki­le­ri­ni ben çok do­ğal kar­şı­lı­yo­rum. Çün­kü, bun­lar için halk yok, üç beş çı­kar­cı var. On­lar için ha­zi­ne­ye pa­ra gir­mek yok, ta­nı­dık­la­rı in­sa­nın ce­bi­ne pa­ra gir­mek gi­bi ola­nak­lar var. Siz bun­la­rı bi­li­yor­su­nuz, onun için böy­le tep­ki­ni­zi söy­lü­yor­su­nuz.

ME­TİN KA­ŞI­KOĞ­LU (Düz­ce) - Ya siz ki­min hak­kı­nı ko­ru­yor­su­nuz, pa­ra ki­min ce­bi­ne gi­di­yor? Ona ce­vap ve­rin siz. Ge­nel Mü­dür­ken ki­me ve­ri­yor­du­nuz pa­ra­yı?

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Ama bi­li­niz ki, o Ka­ra­de­niz'in ez­di­ği­niz onur­lu in­san­la­rı be­nim ye­ri­me se­nin ce­va­bı­nı san­dık­ta ve­re­cek­tir. Bu­na yü­rek­ten ina­nı­yo­rum.

ME­TİN KA­ŞI­KOĞ­LU (Düz­ce) - Ki­me ver­di­niz bu pa­ra­la­rı?

OR­HAN SEY­Fİ TER­Zİ­BA­ŞI­OĞ­LU (Muğ­la) - Ben söz­le­ri­ni­zi ia­de edi­yo­rum si­ze.

BAŞ­KAN - Sa­yın Ka­şı­koğ­lu, lüt­fen…

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Şim­di baş­ka bir oyun oy­nu­yor­su­nuz. Baş­ka bir oyun oy­nu­yor­su­nuz şu an­da.

OR­HAN SEY­Fİ TER­Zİ­BA­ŞI­OĞ­LU (Muğ­la) - Za­ten de­vam­lı ko­nu­şu­yor­su­nuz.

NA­İL KA­MA­CI (An­tal­ya) - Muğ­la Mil­let­ve­ki­li ne an­lar fın­dık­tan!

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Zi­ra­at oda­la­rı­nın de­le­ge se­çi­mi­ni en­gel­le­ye­rek üre­ti­ci­den de ay­rı­ca in­ti­kam al­ma­nın pe­şin­de­si­niz. Yan­lış yol­da­sı­nız; yan­lış yol­da­sı­nız, doğ­ru­la­rı yap­mı­yor­su­nuz. Bu­nu hiç­bir vic­da­ni bir doğ­ru­nun içe­ri­sin­de mü­ta­laa et­mek müm­kün de­ğil­dir.

MUS­TA­FA CU­MUR (Trab­zon) - Hal­ka bu­nu an­la­tın böl­ge­ye git­ti­ği­niz za­man.

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Biz, böl­ge­nin du­ru­mu­nu da bi­li­yo­ruz, her şe­yin du­ru­mu­nu da bi­li­yo­ruz. Siz asıl so­ru­nu o in­sa­nı so­ka­ğa dö­ker­ken ne yap­tı bi­li­yor­sun…

MUS­TA­FA CU­MUR (Trab­zon) - Va­tan­da­şı na­sıl kan­dır­dı­ğı­nı­zı an­la­tın.

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Ne­den bu işi dev­re­ye sok­ma­nın ge­re­ği­ni his­set­ti­niz? 2 mil­yon li­ra­ya fın­dık…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

ME­TİN KA­ŞI­KOĞ­LU (Düz­ce) - Üre­ti­ci mağ­dur ol­ma­sın di­ye.

BAŞ­KAN - Sa­yın Türk­men, te­şek­kür cüm­le­ni­zi ala­yım efen­dim.

Bu­yu­run.

NA­İL KA­MA­CI (An­tal­ya) - Ko­nuş­tur­ma­dı­lar ki Sa­yın Baş­kan.

BAŞ­KAN - İs­tir­ham ede­rim.

Bu­yu­run, te­şek­kür edi­niz efen­dim.

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Sa­yın Baş­kan, ba­na ya­rım da­ki­ka da­ha sü­re ve­rir­se­niz çok se­vi­ni­rim.

Ta­bii, in­san­lar aç kal­mış, su­suz kal­mış, ek­mek­siz kal­mış, se­nin ne­yi­ne ge­rek! Sen bu­ra­da gü­le­rek o in­san­la­ra bir de oyun oy­nu­yor­sun. Sen aç­lık ne­dir, yok­luk ne­dir bil­me­di­ğin için, sa­na bun­la­rı an­lat­mak çok ko­lay ge­lir.

ME­TİN KA­ŞI­KOĞ­LU (Düz­ce) - Biz on­la­rın hep­si­ni iyi bi­li­yo­ruz.

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - Siz ora­dan gel­miş ol­say­dı­nız…

FAT­MA ŞA­HİN (Ga­zi­an­tep) - Siz ken­di­ni­ze ba­kın.

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - …şu ana ka­dar 8 mil­yon in­sa­nın hak­kıy­la, ek­me­ğiy­le oyun oy­na­ya­cak po­li­ti­ka­la­rı ha­ya­ta koy­maz­dı­nız. Si­ze ge­re­ken ce­va­bı halk ve­re­cek­tir.

ME­TİN KA­ŞI­KOĞ­LU (Düz­ce) - Gö­rev­dey­ken 1 do­la­rın üze­rin­de fın­dık mı sat­tı­nız?

KÂZIM TÜRK­MEN (De­vam­la) - He­pi­ni­ze te­şek­kür edi­yor, say­gı­lar su­nu­yo­rum. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

ME­TİN KA­ŞI­KOĞ­LU (Düz­ce) - Ge­nel Mü­dür­ken fın­dık 1 do­lar­dı, ni­ye söy­le­mi­yor­sun? Ko­nu­şu­yor­sun ora­da!

HA­SAN AN­ĞI (Kon­ya) - Ge­nel Mü­dür­lü­ğe gel­di­ği­niz­de ne yap­tı­nız?

ME­TİN KA­ŞI­KOĞ­LU (Düz­ce) - Gö­rev­dey­ken 1 do­la­rın üze­rin­de fın­dık mı sat­tı­nız?

BAŞ­KAN - Say­gı­de­ğer mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, lüt­fen…

ME­TİN KA­ŞI­KOĞ­LU (Düz­ce) - 1 do­la­ra sa­ta­ma­dı­nız fın­dı­ğı.

NA­İL KA­MA­CI (An­tal­ya) - Ka­ra­de­niz'de ko­nu­şun!

BAŞ­KAN - Sa­yın Ka­şı­koğ­lu, lüt­fen…

Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na An­tal­ya Mil­let­ve­ki­li Ati­la Emek.

Sa­yın Emek, bu­yu­run efen­dim. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

CHP GRU­BU ADI­NA ATİ­LA EMEK (An­tal­ya) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Kü­çük ve Or­ta Öl­çek­li Sa­na­yii Ge­liş­tir­me ve Des­tek­le­me İda­re­si Baş­kan­lı­ğı 2007 ma­li yı­lı büt­çe­si üze­rin­de Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Yü­ce Mec­li­si say­gıy­la se­lam­la­rım.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, KOS­GEB, kü­çük ve or­ta öl­çek­li sa­na­yi iş­let­me­le­ri­nin tek­no­lo­jik ye­ni­lik­le­re sü­rat­le uyum­la­rı­nı sağ­la­mak, re­ka­bet güç­le­ri­ni yük­selt­mek ve eko­no­mi­ye kat­kı­la­rı­nı ve et­kin­lik­le­ri­ni ar­tır­mak ama­cıy­la ku­rul­muş­tur. Ül­ke­miz­de iş­let­me­le­rin yüz­de 99'unu ve top­lam is­tih­da­mı­mı­zın da yüz­de 77'si­ni KO­Bİ'ler oluş­tur­mak­ta­dır. AKP'nin dört yıl­lık uy­gu­la­ma­la­rı ve eko­no­mik po­li­ti­ka­la­rı, ül­ke­nin re­ka­bet gü­cü­nün azal­ma­sı­na ve sa­na­yi üre­ti­mi­nin ara ve gir­di mal­la­rı kul­la­nı­mı yö­nün­den dı­şa­rı­ya ba­ğım­lı­lı­ğı­nın art­ma­sı­na yol aç­mış­tır. Top­lam it­ha­lat için­de ara mal­la­rı­nın tu­ta­rı 2002 yı­lın­da 37,4 mil­yar do­lar dü­ze­yin­de iken, bu tu­ta­rın, AKP İk­ti­da­rın­da ve 2006 Ekim ayı so­nu iti­ba­rıy­la 81,9 mil­yar do­lar dü­ze­yi­ne çık­tı­ğı gö­rül­mek­te­dir. 2006 yı­lı so­nu iti­ba­rıy­la bu tu­ta­rın yak­la­şık 100 mil­yar do­lar dü­ze­yin­de ola­ca­ğı­nı söy­le­ye­bi­li­riz. Bu­nun an­la­mı, AKP dö­ne­min­de ara ma­lı it­ha­la­tı­nın yüz­de 170 gi­bi ina­nıl­ma­sı güç bir oran­da art­ma­sı­dır. Bu du­rum, ül­ke için­de ara ma­lı üre­ti­mi­ni ta­lep ye­ri­ne, kay­nak­la­rın yurt dı­şı üre­tim alan­la­rı­na kay­ma­sın­dan baş­ka bir şey de­ğil­dir. Bu yüz­den, eko­no­mi bü­yür­ken is­tih­dam art­ma­mak­ta, tüm giz­le­me­le­re kar­şın iş­siz­lik ço­ğal­mak­ta ve KO­Bİ'ler de iş­lev­le­ri­ni sür­dü­re­mez hâle gel­mek­te­dir. Böy­le­ce AKP, KO­Bİ'le­rin de­ğil lo­bi­le­rin ik­ti­da­rı ol­du­ğu­nu gös­ter­mek­te­dir.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, Tür­ki­ye'miz is­tih­da­mın ve yurt içi sa­na­yi­leş­me­nin en di­na­mik un­su­ru olan kü­çük ve or­ta öl­çek­li iş­let­me­le­rin güç­len­di­ril­me­si ve bu­na yö­ne­lik sek­tö­rel ge­li­şim stra­te­ji­le­ri­ni çi­zen bir prog­ram içe­ri­sin­de ol­ma­sı ge­re­kir­ken, AKP po­li­ti­ka­la­rıy­la eko­no­mi­miz dı­şa ba­ğım­lı bir ko­nu­ma ge­ti­ril­miş­tir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, AKP'nin uy­gu­la­dı­ğı yan­lış eko­no­mik po­li­ti­ka­nın di­ğer bir so­nu­cu da, ser­ma­ye ya­pı­sı ye­te­rin­ce güç­lü ol­ma­yan kü­çük ve or­ta öl­çek­li iş­let­me­le­rin bü­yük öl­çek­li sa­na­yi ku­ru­luş­la­rı kar­şı­sın­da re­ka­bet ede­mez hâle ge­ti­ril­miş ol­ma­la­rı­dır. Bu­nun so­nu­cu, KO­Bİ'le­rin bir kıs­mı if­las et­miş, bir kıs­mı da ke­penk ka­pat­mış­tır. AKP İk­ti­da­rın­da 2013 yı­lın­da 13.229 olan ka­pa­nan ti­ca­ret un­van­lı iş ye­ri sa­yı­sı, 2006 Ka­sım ayı so­nu iti­ba­rıy­la yüz­de 60,5 ar­ta­rak 21.230'a çık­mış­tır.

Es­naf ke­si­mi açı­sın­dan du­ru­ma bak­tı­ğı­mız­da, 2002 yı­lın­da ke­penk ka­pa­tan es­naf sa­yı­sı 23.700 iken, dev­ri ik­ti­da­rı­nız­da bu ra­kam yüz­de 315 ar­ta­rak 98.400'e ulaş­mış­tır. Bu da gös­te­ri­yor ki, top­lu­mun di­ğer ke­sim­le­rin­de ol­du­ğu gi­bi, es­naf ke­si­mi de AKP İk­ti­da­rın­da yok­lu­ğa ve ça­re­siz­li­ğe terk edil­miş­tir.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, böy­le bir tab­lo kar­şı­sın­da, si­ya­si ik­ti­dar, büt­çe­den bu ku­rum­la­rı des­tek­le­me­ye yö­ne­lik da­ha çok kay­nak ak­tar­ma­sı ge­re­kir­ken, AKP İk­ti­da­rı, tam ter­si bir an­la­yış­la, büt­çe kay­na­ğı­nı kı­san ve azal­tan bir po­li­ti­ka uy­gu­la­mış­tır. Ku­ru­mun büt­çe­si, 2006 yı­lı top­lam büt­çe ger­çek­leş­me tah­mi­ni­nin on bin­de 12'si dü­ze­yin­de­dir. Mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin 2007 yı­lın­da yüz­de 16,9 art­tı­ğı bir or­tam­da, ku­ru­mun büt­çe­si 2006 yı­lı­na gö­re an­cak yüz­de 5,7 ora­nın­da art­mak­ta­dır.

Yi­ne çok önem­li, dik­kat çe­ki­ci bir nok­ta, ku­ru­mun büt­çe kay­nak­la­rı­nı ön­gö­rü­len dü­zey­de kul­la­na­ma­ma­sı­dır. 2006 yı­lı için ön­gö­rü­len büt­çe öde­ne­ği­nin, ekim so­nu iti­ba­rıy­la an­cak yüz­de 22'si kul­la­nı­la­bil­miş­tir.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ge­rek KOS­GEB büt­çe­siy­le ön­gö­rü­len kay­na­ğın bü­yük­lü­ğü ve ya­pı­sı ge­rek­se yi­ne bu büt­çey­le Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı için ol­duk­ça dü­şük dü­zey­de ön­gö­rü­len büt­çe kay­nak­la­rıy­la he­def­le­nen amaç­la­rın ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si müm­kün de­ğil­dir. Ül­ke­nin, uy­gu­la­nan kur po­li­ti­ka­sı ne­de­niy­le re­ka­bet gü­cü­nün azal­dı­ğı bir dö­nem­de, AKP İk­ti­da­rı­nın büt­çe kay­nak­la­rı­nı ve…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Emek, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız.

Bu­yu­run.

ATİ­LA EMEK (De­vam­la) - …büt­çe dı­şı ka­lan di­ğer ola­sı kay­nak­la­rı bu olum­suz ge­liş­me­yi gi­de­re­cek yön­de so­mut po­li­ti­ka­lar­la uy­gu­la­ma­ya koy­ma­ma­sı son de­re­ce teh­li­ke­li bir za­fi­yet ola­rak gö­rül­mek­te­dir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; AKP İk­ti­da­rı­nın dört yıl­lık uy­gu­la­ma­la­rı, top­lu­mun bü­tün ke­sim­le­rin­de sı­kın­tı, mut­suz­luk, umut­suz­luk ve ça­re­siz­lik ya­rat­mış­tır. AKP dö­ne­min­de, çift­çi ve köy­lü yok­sul­lu­ğa, kü­çük ve or­ta öl­çek­li sa­na­yi­ci ve es­naf if­la­sa, ül­ke­nin ge­le­ce­ği ve en di­na­mik gü­cü genç­le­ri­miz iş­siz­li­ğe, kü­çük yav­ru­la­rı­mız millî eği­tim­siz­li­ğe, çağ­daş Türk ka­dı­nı ve ana­sı ka­ram­sar­lı­ğa dü­şü­rül­müş­tür.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, bu büt­çe, AKP İk­ti­da­rı­nın son büt­çe­si ola­cak­tır. Mil­le­ti­miz, se­çim­de, AKP dö­ne­mi­ne son ve­re­cek ve Tür­ki­ye'mi­zi AKP yö­ne­ti­min­den kur­ta­ra­cak­tır.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Emek, te­şek­kür cüm­le­ni­zi ala­yım.

Bu­yu­run.

ATİ­LA EMEK (De­vam­la) - Top­lu­mun bü­tün ke­sim­le­ri, ül­ke­mi­zin ay­dın­lık ge­le­ce­ği­ni Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­siy­le bir­lik­te bü­tün­le­şe­rek ku­ra­cak­tır.

Bu dü­şün­ce­ler­le, Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si­nin ha­yır­lı ol­ma­sı­nı di­ler, mil­le­ti­mi­zin ve siz­le­rin Kur­ban Bay­ra­mı'nı, ye­ni yı­lı­nı en iyi di­lek­le­rim­le kut­lar, yü­ce Mec­li­se say­gı­lar su­na­rım. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim.

Say­gı­de­ğer mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, sa­at 14.00'te top­lan­mak üze­re bir­le­şi­me ara ve­ri­yo­rum.

Ka­pan­ma Sa­ati : 12.59

İKİN­Cİ OTU­RUM

Açıl­ma Sa­ati: 14.04

BAŞ­KAN: Baş­kan Ve­ki­li Nev­zat PAK­DİL

KÂTİP ÜYE­LER: Ah­met KÜ­ÇÜK (Ça­nak­ka­le), Ah­met Gök­han SA­RI­ÇAM (Kırk­la­re­li)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin 39'un­cu Bir­le­şi­mi'nin İkin­ci Otu­ru­mu'nu açı­yo­rum.

On bi­rin­ci tur gö­rüş­me­le­re kal­dı­ğı­mız yer­den de­vam ede­ce­ğiz.

Ko­mis­yon ve Hükûmet ye­rin­de.

Şim­di, söz sı­ra­sı AK Par­ti Gru­bu adı­na Düz­ce Mil­let­ve­ki­li Ya­şar Ya­kış'a ait­tir.

Sa­yın Ya­kış, bu­yu­run efen­dim. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

AK PAR­Tİ GRU­BU ADI­NA YA­ŞAR YA­KIŞ (Düz­ce) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; AK Par­ti Mec­lis Gru­bu­nun dış po­li­ti­ka­mız ko­nu­sun­da­ki gö­rüş­le­ri­ni siz­ler­le pay­laş­mak için hu­zu­ru­nuz­da­yım. He­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Tür­ki­ye'nin dış po­li­ti­ka­sı­na yö­ne­lik eleş­ti­ri­le­ri, ya­pı­lan eleş­ti­ri­le­ri, şim­di­ye ka­dar ya­pı­lan eleş­ti­ri­le­ri, ben­den son­ra Sa­yın Mu­rat Mer­can ce­vap­lan­dı­ra­cak­tır. Ben, ko­nuş­ma­ma, şu sı­ra­lar­da gün­cel olan Av­ru­pa Bir­li­ği ko­nu­sun­da­ki ge­liş­me­le­ri de­ğer­len­dir­mek su­re­tiy­le baş­la­mak is­ti­yo­rum.

Şu an­da, bu­lun­du­ğu­muz nok­ta­da, bi­li­yor­su­nuz, Av­ru­pa Bir­li­ği zir­ve­si bir ka­rar al­dı; da­ha doğ­ru­su, ba­kan­lar dü­ze­yin­de alı­nan bir ka­ra­rı onay­la­dı ken­di­si tar­tış­ma aç­ma­dan. O ka­ra­ra gö­re de, Av­ru­pa Bir­li­ğiy­le olan mü­za­ke­re­ler­de, se­kiz baş­lık­ta mü­za­ke­re­ler as­kı­ya alın­dı, ge­ri ka­lan baş­lık­lar­da­ki mü­za­ke­re­le­rin ka­pa­tıl­ma­sı için de, Tür­ki­ye'nin, Kıb­rıs Rum ke­si­mi­ne Türk li­man­la­rı­nı ve ha­va­alan­la­rı­nı aç­ma­sı ko­şu­lu ge­ti­ril­di. Bu ka­rar, pek ta­bii ki bi­zi üz­dü ve -bu­nun yan­lış bir ka­rar ol­du­ğu­nu he­pi­miz bi­li­yo­ruz- Hükûme­ti­miz de ken­di­si­ne ya­kı­şan va­kur için­de bu­nu açık­la­dı; do­la­yı­sıy­la, bu ko­nu­ya tek­rar dön­me­ye ge­rek yok; an­cak, göz ar­dı et­me­me­miz ge­re­ken bir hu­sus da, bu ka­rar, Tür­ki­ye'nin tem­sil edil­me­di­ği ve mev­cut ol­ma­dı­ğı bir fo­rum­da alın­mış­tır. O fo­rum­da da, Tür­ki­ye'ye şu ve­ya bu öl­çü­de des­tek ve­ren ül­ke­ler var, Tür­ki­ye'yle mü­za­ke­re­le­rin arı­za­sız iler­le­me­si­ne kar­şı olan­lar var; on­la­rın ara­sın­da­ki tar­tış­ma so­nu­cun­da, bir uz­laş­ma for­mü­lü ola­rak bu for­mül üze­rin­de mu­ta­bık ka­lın­dı.

Dün de baş­ka bir ge­liş­me ol­du: Yir­mi beş ül­ke­nin Av­ru­pa Bir­li­ği nez­din­de­ki da­imi tem­sil­ci­le­rin­den olu­şan, "CO­RE­PER" adı ve­ri­len fo­rum­da, mü­za­ke­re­ye baş­lan­ma­sı­na ha­zır dört baş­lık var­dı, ko­mis­yon bu baş­lık­lar­da mü­za­ke­re­le­re baş­la­na­bi­le­ce­ği­ni söy­le­miş­ti, CO­RE­PER, bun­lar­dan sa­de­ce bir ta­ne­sin­de mü­za­ke­re­le­re baş­la­nıl­ma­sı gö­rü­şü­nü be­nim­se­di.

Şim­di, bu­gün­kü ge­li­nen nok­ta­da tab­lo bu. Pe­ki, bu tab­lo kar­şı­sın­da Tür­ki­ye'nin ne yap­ma­sı ge­re­kir? Tür­ki­ye, ha­yal kı­rık­lı­ğı­nı ve olum­suz tep­ki­si­ni or­ta­ya koy­du. Bun­dan son­ra da ar­tık ağıt ku­rup "şu ol­du, bu ol­du" di­ye bu­nun tar­tış­ma­sı­nı yap­mak­tan­sa, biz AB'ye ka­tı­lım sü­re­ci­mi­zi müm­kün ol­du­ğu ka­dar da­ha faz­la ile­ri­ye gö­tür­mek için ça­ba­la­rı­mı­za, es­ki­den ol­du­ğu gi­bi, ka­rar­lı­lık­la de­vam et­mek zo­run­da­yız ve Hükûme­ti­miz de bu gö­rü­şü, bu yak­la­şı­mı be­nim­se­miş bu­lu­nu­yor.

Bel­ki si­ze mü­ba­la­ğa­lı bir de­ğer­len­dir­me gi­bi gö­rü­ne­cek ama, bu söy­le­di­ğim hu­sus­lar, ya­ni, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin ka­ra­rı, Tür­ki­ye'nin AB yo­lun­da­ki sü­re­ci­ni da­ha ile­ri­ye gö­tür­me­si­ne her­han­gi bir en­gel teş­kil et­me­mek­te­dir. Ne­den et­me­mek­te­dir? Çün­kü, as­kı­ya alı­nan se­kiz baş­lık­tan baş­ka yir­mi ye­di baş­lık da­ha var. Bun­lar­dan iki ta­ne­si, içe­ri­ği ol­ma­yan baş­lık; yir­mi be­şe in­di. Bir ta­ne­si­nin mü­za­ke­re­le­ri za­ten ta­mam­lan­mış­tı, yir­mi dört baş­lık… Ya­ni, yir­mi dört baş­lık­ta mü­za­ke­re­ler de­vam ede­cek. Ama, di­ye­cek­si­niz ki: "Baş­la­ya­cak ama, mü­za­ke­re­ler ka­pa­tı­la­ma­ya­cak." Ne de­mek mü­za­ke­re­le­rin ka­pa­tıl­ma­ma­sı? Mü­za­ke­re­ler­de Tür­ki­ye'nin Av­ru­pa Bir­li­ği mük­te­se­ba­tı­nı yüz­de 100 ora­nın­da be­nim­se­miş ol­du­ğu be­lir­le­ne­cek. Ar­tık bun­dan son­ra "bu baş­lık­ta mü­za­ke­re­ler ka­pan­mış­tır" di­ye bir ka­rar alın­ma­sıy­la alın­ma­ma­sı ara­sın­da Tür­ki­ye'nin ya­pa­cak­la­rı açı­sın­dan her­han­gi bir fark yok­tur. O yir­mi dört baş­lık, son­ra­dan se­kiz baş­lık üze­rin­de­ki er­te­le­me ka­ra­rı da kal­kar­sa, ek­le­ne­cek olan öte­ki baş­lık­lar­la be­ra­ber otuz üç baş­lık ede­cek. Bu otuz üç baş­lık­ta "mü­za­ke­re­ler ka­pan­mış­tır" di­ye ka­rar alın­ma­sı bir­kaç sa­at­lik bir iş­tir. Bi­zim önü­müz­de şim­di çe­şit­li tah­min­ler var. "2014'e ka­dar büt­çe ne­de­niy­le, on­dan son­ra baş­ka en­gel­ler ne­de­niy­le Tür­ki­ye'nin üye­li­ği za­ten dü­şü­nü­le­mez" de­ni­yor. Eğer se­kiz se­ne­lik ve­ya onay­la­ma sü­re­si­ni çı­ka­rır­sak al­tı se­ne­lik bir va­kit var­sa önü­müz­de, bu yir­mi dört baş­lık­ta­ki ve­ya otuz üç baş­lık­ta­ki mü­za­ke­re­le­ri bu sü­re için­de bi­tir­mek Tür­ki­ye için o ka­dar zor bir şey de­ğil­dir. Tür­ki­ye, bu­nu, bu sü­re için­de ta­mam­lar, üye ol­ma­nın eşi­ği­ne gel­di­ği za­man her şe­yi ta­mam­la­mış olur ve o za­ma­na ka­dar şim­di alın­mış olan ka­ra­rın her­han­gi bir et­ki­si ol­maz. Onun için, Tür­ki­ye'nin şu an­da yap­ma­sı ge­re­ken şey, ile­ri­ye bak­mak­tır, tam üye­lik he­de­fi­ne bak­mak­tır. Yok­sa, Kıb­rıs so­ru­nu gi­bi ve­ya ile­ri­de önü­mü­ze çı­ka­cak baş­ka so­run­lar gi­bi so­run­la­ra dik­ka­ti­mi­zi yo­ğun­laş­tı­rıp asıl he­def­ten sap­ma­ma­mız la­zım.

Kıb­rıs ko­nu­sun­da bir hu­su­sun da­ha al­tı­nı çiz­mek is­ti­yo­rum: Eğer mü­za­ke­re­ler sek­te­ye uğ­rar­sa ve bu­nu, Kıb­rıs ko­nu­sun­da­ki ge­liş­me­le­rin Av­ru­pa Bir­li­ği­nin te­men­ni et­ti­ği şe­kil­de ol­ma­yı­şı­na bağ­lar­sak, bu an­cak za­hi­ri bir ne­den­dir, ger­çek ne­den Kıb­rıs de­ğil­dir. Bel­ki, Kıb­rıs Rum ke­si­mi için Kıb­rıs so­ru­nu­dur ger­çek ne­den, ama bi­zim açı­mız­dan ger­çek ne­den, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin bel­li baş­lı ül­ke­le­rin­de, Tür­ki­ye ile mü­za­ke­re­le­ri arı­za­sız yü­rüt­me yo­lun­da si­ya­si ira­de­nin oluş­ma­mış ol­ma­sı­dır. Bu si­ya­si ira­de oluş­ma­dı­ğı sü­re­ce, Kıb­rıs ko­nu­sun­da bü­tün en­gel­ler aşıl­mış ol­sa da­hi, yi­ne baş­ka en­gel­ler çı­ka­cak­tır. Öğ­le­den ön­ce Sa­yın Onur Öy­men de ay­nı şe­yi söy­le­di: "Kıb­rıs me­se­le­si çö­züm­len­se da­hi, Tür­ki­ye'ye, he­men Av­ru­pa Bir­li­ği­ne alı­na­cak­sı­nız den­mi­yor" di­yor. Evet, den­mi­yor, ama Sa­yın Öy­men'den be­nim de­ğer­len­dir­me­min far­kı şu­dur: Kıb­rıs ger­çek ne­den de­ğil­dir. Kıb­rıs'ta­ki bü­tün ta­viz­le­ri ver­sek de Av­ru­pa Bir­li­ği­ne ka­tıl­ma­mız ga­ran­ti de­ğil­dir. Ama, bu, AK Par­ti­nin iz­le­di­ği po­li­ti­ka­nın bir so­nu­cu de­ğil­dir; bu, za­ten var­dı. Kıb­rıs so­ru­nu hiç mev­cut ol­ma­sıy­dı, Tür­ki­ye'nin Av­ru­pa Bir­li­ği­ne gi­riş sü­re­ci hiç­bir arı­za­sı ol­ma­yan di­ken­siz bir gül bah­çe­si mi ola­cak­tı? Ha­yır. Şim­di kar­şı­laş­tı­ğı­mız so­run­lar­la o za­man da kar­şı­la­şa­cak­tık. Do­la­yı­sıy­la, bu ko­nu­yu Hükûme­tin po­li­ti­ka­sıy­la ir­ti­bat­lan­dır­ma­nın doğ­ru ol­ma­dı­ğı ka­na­atin­de­yim. Şim­di önü­müz­de yir­mi beş baş­lık var, ora­da­ki mü­za­ke­re­le­ri ba­şa­rıy­la sür­dür­me­miz la­zım ve bi­ze dü­şen­le­ri yap­ma­mız la­zım. Sa­yın Gül'le bu par­ti­yi kur­du­ğu­muz za­man­dan be­ri sık sık bir­bi­ri­mi­ze söy­le­di­ği­miz bir hu­sus var: Tür­ki­ye, Av­ru­pa Bir­li­ği­ne ka­tı­lım sü­re­cin­de ken­di­si­ne dü­şe­ni so­nu­na ka­dar yap­ma­lı ve gün­de­min sa­nal ko­nu­lar­la, ala­ka­sız ko­nu­lar­la…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Ya­kış, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız.

Bu­yu­run.

YA­ŞAR YA­KIŞ (De­vam­la) - Bi­tir­mek üze­re­yim Sa­yın Baş­ka­nım.

Tür­ki­ye, gün­de­min, sa­nal ko­nu­lar­la ve­ya esas­la il­gi­li ol­ma­yan ko­nu­lar­la iş­gal edil­me­si­ne mey­dan ver­me­me­li­dir.

ER­DAL KA­RA­DE­MİR (İz­mir) - Kıb­rıs git­ti.

YA­ŞAR YA­KIŞ (De­vam­la) - Av­ru­pa Bir­li­ği kap­sa­mın­da söy­le­ye­cek­le­rim bun­lar.

Bir iki ke­li­mey­le de öte­ki önem­li ko­nu­la­ra de­ğin­mek is­ti­yo­rum. Za­man za­man "Av­ru­pa Bir­li­ğin­den vaz­ge­çip de, iş­te, Rus­ya'ya mı, İran'a mı dö­ne­lim" di­yen­ler var ve­ya bu­nu olum­lu şek­liy­le "Av­ru­pa Bir­li­ğin­de umut yok, bu ta­ra­fa dö­ne­lim" di­yen­ler var. Bu ko­nu­da Hükûme­ti­mi­zin po­li­ti­ka­sı­nı biz de Grup ola­rak des­tek­li­yo­ruz. O po­li­ti­ka da şu­dur: Bu ül­ke­ler­le olan iliş­ki­ler, İran'la, Rus­ya'yla, Or­ta As­ya ül­ke­le­riy­le, Kaf­kas­ya ül­ke­le­riy­le, Or­ta Do­ğu ül­ke­le­riy­le, İs­lam âle­miy­le Tür­ki­ye'nin iliş­ki­le­ri Av­ru­pa Bir­li­ğiy­le iliş­ki­le­ri­nin bir al­ter­na­ti­fi de­ğil­dir. Biz İran'la dos­tuz ve dost kal­ma­ya de­vam ede­ce­ğiz. Rus­ya Fe­de­ras­yo­nu ile dost bir ül­ke­yiz, dost­lu­ğu­mu­zu sür­dü­re­ce­ğiz. İs­lam ül­ke­le­riy­le de ay­nı şe­kil­de­yiz. Ya­ni, hiç, Av­ru­pa Bir­li­ği…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Ya­kış, te­şek­kü­rü­nü­zü ala­yım.

Bu­yu­run efen­dim.

YA­ŞAR YA­KIŞ (De­vam­la) - O za­man ben de te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Baş­kan.

Say­gı­lar su­nu­yo­rum yü­ce ku­ru­la. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim ne­za­ke­ti­niz için.

AK Par­ti Gru­bu adı­na ikin­ci ko­nuş­ma­cı, Es­ki­şe­hir Mil­let­ve­ki­li Ha­san Mu­rat Mer­can.

Sa­yın Mer­can, bu­yu­run efen­dim. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

AK PAR­Tİ GRU­BU ADI­NA HA­SAN MU­RAT MER­CAN (Es­ki­şe­hir) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım; Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si hak­kın­da Gru­bu­muz adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. He­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Gön­lüm ar­zu eder­di ki, bu­ra­da Tür­ki­ye'nin dış po­li­ti­ka­sı­nı ko­nu­şa­lım, Tür­ki­ye'nin dış po­li­ti­ka­sın­da­ki uzun va­de­li viz­yo­nu hep be­ra­ber tar­tı­şa­lım. Çün­kü, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti ta­ri­hin­de dış po­li­ti­ka hiç­bir za­man iç si­ya­set mal­ze­me­si ol­ma­mış­tır. Fa­kat, ne ya­zık ki, ben­den ön­ce Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si adı­na ko­nu­şan Sa­yın Öy­men'in ba­zı söz­le­ri­ne ce­vap ver­mek zo­run­da­yım. Gö­nül ar­zu eder­di ki, Sa­yın Öy­men de o bil­gi ve tec­rü­be­siy­le Türk dış po­li­ti­ka­sı hak­kın­da bi­ze bir viz­yon çiz­sin.

NA­İL KA­MA­CI (An­tal­ya) - Si­zin gön­lü­nü­ze gö­re ol­mu­yor Sa­yın Mer­can bu iş­ler!

ER­DAL KA­RA­DE­MİR (İz­mir) - Çiz­me­di mi?

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Ama, ne ya­zık ki, ba­zı cüm­le­le­ri, ba­zı söz­le­ri be­ni hay­re­te dü­şür­dü. Me­se­la, Sa­yın Öy­men, bu­ra­da de­di ki: "Baş­ba­kan, Grup ko­nuş­ma­sın­da 'KKTC'de izo­las­yon­lar kal­kar­sa Kıb­rıs'ı ta­nı­rız' de­miş." Son de­re­ce yan­lış. Bu­ra­da Hükûme­tin po­li­ti­ka­sı çok açık ve net. Bu­nu sa­ğır sul­tan duy­du, Av­ru­pa Bir­li­ği üye­si ül­ke­ler duy­du, bü­tün dün­ya duy­du, herhâlde Sa­yın Öy­men duy­ma­dı. Biz ne di­yo­ruz: "İzo­las­yon­lar kalk­ma­dık­ça li­man­la­rı­mı­zı ve ha­va­alan­la­rı­mı­zı aç­ma­yız." Bu, net. Bir yıl­dır söy­le­nen söz bu­dur. Her plat­form­da, her ko­nuş­ma­da, ka­pa­lı ka­pı­lar ar­dın­da söy­le­nen söz bu­dur. Bun­dan da en ufak bir şe­kil­de bu­gü­ne ka­dar ta­viz ve­ril­me­miş­tir. Sa­yın Öy­men'in bu­nu çok iyi bil­me­si la­zım­dı.

"Kıb­rıs'ta ta­viz ve­ril­di" di­yor. So­ra­rım ar­ka­daş­lar: Ne ta­vi­zi ve­ril­di şim­di­ye ka­dar? Kıb­rıs'ta şim­di­ye ka­dar ne ta­vi­zi ve­ril­di?

Bir baş­ka so­ru­yu da­ha si­ze so­ra­ca­ğım.

FE­Rİ­DUN FİK­RET BA­LOĞ­LU (An­tal­ya) - Hükûmet ora­da, ona sor.

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Gü­ney Kıb­rıs Rum Cum­hu­ri­ye­ti'ni ta­nı­ma­ya­ca­ğı­mı­zı ilk de­fa resmî bel­ge­le­re ge­çi­ren hükûmet han­gi hükûmet­tir?

AH­MET IŞIK (Kon­ya) - AK Par­ti.

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - AK Par­ti Hükûme­ti­dir. Resmî bel­ge­le­re ya­zı­lı ola­rak ge­çi­ren -ilk de­fa- hükûmet AK Par­ti Hükûme­ti­dir.

Pe­ki, bir şey da­ha so­ra­ca­ğım si­ze: 1995 yı­lın­da Güm­rük Bir­li­ği An­laş­ma­sı im­za­lan­dı. Bu an­laş­ma im­za­lan­dı­ğı za­man, o za­man SHP, bu­gün­kü CHP, için­de Sa­yın Ka­ra­yal­çın'ın, Sa­yın İnö­nü'nün ol­du­ğu Hükûmet Güm­rük Bir­li­ği An­laş­ma­sı im­za­la­dı. O an­laş­ma­nın met­nin­de, ekin­de, güm­rük bir­li­ği an­laş­ma­sı ya­pı­la­cak, im­za­la­na­cak ül­ke­ler ara­sın­da Kıb­rıs Cum­hu­ri­ye­ti ge­çi­yor­du, bi­li­yor mu­su­nuz? Ya­ni, bu­gün, siz­ler, bu Hükûme­ti, bu Ba­ka­nı, bu Baş­ba­ka­nı suç­lar­ken, as­lın­da, za­ma­nın­da bu me­tin­le­re im­za­yı atan, yi­ne Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti hükûmet­le­riy­di ve o gün, çok iyi bi­li­yo­ruz ki, Güm­rük Bir­li­ği An­laş­ma­sı'nın en sı­kı sa­vu­nu­cu­la­rın­dan bir ta­ne­si de Sa­yın Öy­men'di.

MEH­MET DÜL­GER (An­tal­ya) - Müs­te­şar­dı.

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Ha­yır de­ğil­di; Sa­yın Öy­men'di, Ber­lin Bü­yü­kel­çi­siy­di.

"Kıb­rıs'ta ta­viz ve­ril­di" de­ni­yor, "li­man­la­rı­mı­zı ve ha­va­alan­la­rı­mı­zı kar­şı­lık­lı açar­sak, Kıb­rıs'ı ta­nı­mış an­la­mı­na ge­li­riz" de­ni­yor. Şu so­ru­yu da sor­mak la­zım: Ma­go­sa Li­ma­nı açıl­mış ol­say­dı, bu kar­şı­lık­lı ça­lış­ma­lar so­nu­cun­da, Ma­go­sa Li­ma­nı'ndan kal­kan bir ge­mi Yu­na­nis­tan'ın Pi­re Li­ma­nı'na de­mir­le­sey­di, Yu­na­nis­tan KKTC'yi ta­nı­mış mı ola­cak­tı? Şim­di, bu so­ru­la­rı so­rar­ken, dış po­li­ti­ka, iç po­li­ti­ka mal­ze­me­si ya­par­ken, bü­tün bun­la­rı dü­şün­mek la­zım. Tay­van'ı bu­gün kaç ta­ne ül­ke ta­nı­yor? Dış po­li­ti­ka, ak, ka­ra ve ha­ma­set nu­tuk­la­rıy­la yü­rü­tü­le­cek bir şey de­ğil­dir. Bu­nu en iyi Sa­yın Öy­men bil­mek­te­dir. Dış po­li­ti­ka­da ka­rar­lı tu­tum iz­le­mek la­zım. Doğ­ru­dur, Kıb­rıs, bu­gün Av­ru­pa Bir­li­ği sü­re­cin­de bir en­gel­dir, 1999 yı­lın­da da bir en­gel­di. Da­ha ön­ce, eğer biz, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti hükûmet­le­ri akıl­lı po­li­ti­ka­lar iz­le­miş ol­say­dı ve Kıb­rıs Rum ke­si­mi­nin Av­ru­pa Bir­li­ği­ne üye­li­ği en­gel­len­miş ol­say­dı, bu­gün Kıb­rıs bir en­gel olur muy­du?

Bu ne­den­le, dış po­li­ti­ka viz­yo­ner­lik is­ter, uzun va­de­li­lik is­ter. "Küs­tüm, da­rıl­dım, ben se­nin­le oy­na­ma­ya­ca­ğım" ko­lay­cı­lı­ğı ola­maz dış po­li­ti­ka­da.

ER­DAL KA­RA­DE­MİR (İz­mir) - Tes­li­mi­yet is­ter mi?

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Şim­di, o so­ru­yu so­ra­lım: Bu­gün Av­ru­pa Bir­li­ği sü­re­cin­de, Tür­ki­ye, aday ol­du­ğu o gün­den bu­gü­ne ka­dar Av­ru­pa Bir­li­ği­ne ne ta­viz ver­miş­tir, fi­ilî ola­rak, re­el ola­rak? Ve ilk de­fa bu­gün Av­ru­pa Bir­li­ği şu­nu ar­tık an­la­mış­tır: KKTC'de izo­las­yon­lar kalk­ma­dık­ça, biz de li­man ve ha­va­alan­la­rı­mı­zı aç­ma­ya­ca­ğız. Bu­nu ilk de­fa an­la­mış­tır ve bu­na rağ­men mü­za­ke­re­le­re de­vam ka­ra­rı ver­miş­tir. Doğ­ru, ka­rar, is­te­di­ği­miz bir ka­rar de­ğil­dir. Doğ­ru, ka­rar, çok ar­zu edi­len bir ka­rar de­ğil­dir. He­pi­mi­zi üz­müş­tür. Ama bu­gün mü­za­ke­re­ler de­vam et­mek­te­dir.

Bu­gün ya­vaş olur, beş se­ne son­ra, on se­ne son­ra Av­ru­pa Bir­li­ğin­de si­ya­si ha­va de­ği­şir ve bu Kıb­rıs ba­ha­ne ol­mak­tan çı­kar.

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) - Siz gi­der­si­niz…

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Onun için, bu­gün ya­pı­lan iş­le­ri çok dik­kat­li ta­kip et­mek la­zım. Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nin iti­ba­rı, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nin ulus­la­ra­ra­sı are­na­da­ki gö­rü­nür­lü­lü­ğü han­gi hükûmet­te bu ka­dar faz­la ol­muş­tur? Han­gi hükûmet dö­ne­min­de bu ka­dar faz­la ol­muş­tur?

Gi­din, bu­gün, Av­ru­pa İn­san Hak­la­rı Mah­ke­me­sin­de Kıb­rıs'la il­gi­li da­va­lar­da iz­le­nen adım­la­rın na­sıl Tür­ki­ye le­hi­ne so­nuç­lar ver­di­ği­ni ken­di ar­ka­daş­la­rı­nı­za so­run, o ar­ka­daş­la­rı­nız ga­yet açık­lık­lık­la söy­le­ye­cek­tir.

MEH­MET IŞIK (Gi­re­sun) - Ule­ma­ya so­ra­lım (!)

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Av­ru­pa Bir­li­ği üye­lik sü­re­cin­de hâlâ, ba­na, hiç­bir za­man hiç­bir plat­form­da Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nin ne ta­viz ver­di­ği­ni söy­le­yen bir Al­lah'ın ku­lu çık­ma­mış­tır. Haa, ve­re­cek, ve­re­bi­lir, ver­me ih­ti­ma­li var… Ar­ka­daş­lar, Tür­ki­ye kor­ku­lar­la yö­ne­til­mez. Tür­ki­ye içi­ne ka­pa­tı­la­maz. Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti içi­ne ka­pa­tı­la­maz.

ER­DAL KA­RA­DE­MİR (İz­mir) - Ka­rar­lı bir şe­kil­de sa­ta­şı­yor­sun!

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Eğer bu­gün, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti ku­rul­du­ğun­dan be­ri dış po­li­ti­ka­mı­zın te­me­li­ni oluş­tu­ran "yurt­ta sulh ci­han­da sulh" il­ke­si hâlâ dış po­li­ti­ka­nın ana un­su­ruy­sa, ana çiz­gi­siy­se, o za­man hiç­bi­ri­miz "yurt­ta sulh ci­han­dan ba­na ne" di­ye­me­yiz.

Dün­ya­da olup bi­ten­le­re en hız­lı tep­ki­yi ve­ren hü­kü­met, bu Hükûmet­tir. Av­ru­pa Bir­li­ği sü­re­cin­de, her­ke­sin söy­le­di­ği, aday ül­ke ol­ma­nın avan­taj­la­rı, her­ke­sin ka­bul et­ti­ği avan­taj­la­rı siz­ler de ka­bul et­me­li­si­niz. Evet, zor­luk­lar var. Çün­kü Tür­ki­ye, Pa­ta­gon­ya de­ğil. Çün­kü Tür­ki­ye, kü­çük bir ül­ke de­ğil. Tür­ki­ye'nin önü­müz­de­ki dö­nem­ler­de bu sü­re­ci de­vam ede­cek­tir.

"Av­ru­pa Bir­li­ği sü­re­ci tı­kan­mış­tır" di­yen bir mu­ha­le­fe­tin bu­na al­ter­na­tif de ge­tir­me­si la­zım.

NA­İL KA­MA­CI (An­tal­ya) - Ge­ti­ri­yor, ge­ti­ri­yor.

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) - Var al­ter­na­ti­fi, var; siz gi­der­se­niz ola­cak.

FE­Rİ­DUN FİK­RET BA­LOĞ­LU (An­tal­ya) - Doğ­ru dü­rüst bir hükûmet ge­lir, çö­zer.

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Bu­nu açık ve net söy­lü­yo­rum…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Mer­can, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız.

Bu­yu­run.

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nin ku­rul­du­ğu ilk gün­den bu­gü­ne ka­dar dış po­li­ti­ka he­def­le­ri ve stra­te­ji­le­ri ney­se, bu Hükûmet de, da­ha ön­ce­ki hükûmet­le­rin be­ce­rik­siz­lik­le­ri­ne rağ­men, bu stra­te­ji­yi ve he­de­fi akıl­lı­ca uy­gu­la­mak­ta­dır.

HA­LİL AK­YÜZ (İs­tan­bul) - İnan­ma­dı­ğı­nız şey­le­ri söy­lü­yor­su­nuz.

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Bu­gün ilk de­fa İs­lam Kon­fe­ran­sı Ör­gü­tü Ge­nel Sek­re­te­ri Türk'tür.

HA­LİL AK­YÜZ (İs­tan­bul) - 1 Mart tez­ke­re­si­ne dua edin; yok­sa, İs­lam Kon­fe­ran­sı Ge­nel Sek­re­te­ri Türk ol­maz­dı.

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Bu­gün ilk de­fa Bir­leş­miş Mil­let­ler Gü­ven­lik Kon­se­yi ada­yı Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'dir.

Bu­gün, Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'nde, eğer, millî ge­lir 5 bin do­lar­dan 10 bin do­la­ra çık­tıy­sa…

EN­GİN AL­TAY (Si­nop) - Ku­mar­ha­ne­le­re dua edin.

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - …bu­gün, eğer, ya­ban­cı ya­tı­rım­cı­lar ya­tı­rım yap­mak için Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nde ya­rı­şı­yor­lar­sa, bu, bu Hükûme­tin iz­le­di­ği dış po­li­ti­ka sa­ye­sin­de­dir.

NA­İL KA­MA­CI (An­tal­ya) - Ne ya­tı­rı­mı ya­pı­yor ya!

ER­DAL KA­RA­DE­MİR (İz­mir) - Ya­pı­lan bir ta­ne ya­tı­rım söy­le ba­ka­yım!

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Bu Gru­bun…

ER­DAL KA­RA­DE­MİR (İz­mir) - Bak, siz an­cak pa­zar­lık ya­par­sa­nız.

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Siz da­ha ön­ce o özel­leş­tir­me­le­ri ya­pa­ma­dı­nız. He­pi­ni­zin bu ko­nu­da ne ka­dar be­ce­rik­li ol­du­ğu­nu­zu gör­dük.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) - Hiç ders ça­lış­ma­mış­sı­nız, çok tem­bel çık­tı­nız.

EN­GİN AL­TAY (Si­nop) - Özel­leş­tir­me­den kaç li­ra ge­lir ak­tar­dı­nız bey­tül­ma­le?

HA­LİL AK­YÜZ (İs­tan­bul) - Böy­le bir id­di­amız yok bi­zim.

MEH­MET Zİ­YA YER­GÖK (Ada­na) - Peş­keş çek­ti­niz.

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Bir da­ki­ka din­ler mi­si­niz…

BAŞ­KAN - Sa­yın Mer­can, te­şek­kür cüm­le­ni­zi ala­yım.

Bu­yu­run.

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Bu­gün, ak­tif dış po­li­ti­ka­sıy­la, bu Hükûmet, he­pi­mi­zin al­nı­nı ak, ba­şı­nı dik hâle ge­tir­miş­tir.

EN­GİN AL­TAY (Si­nop) - Yer­ler­de sü­rü­nü­yo­ruz, yer­ler­de; ne­re­de ba­şı­mız dik?

HA­SAN MU­RAT MER­CAN (De­vam­la) - Büt­çe­yi so­nu­na ka­dar des­tek­li­yo­ruz, ha­yır­lı, uğur­lu ol­ma­sı­nı di­li­yo­ruz. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

EN­GİN AL­TAY (Si­nop) - Yer­ler­de sü­rü­nü­yo­ruz, ne­re­de ba­şı­mız dik?

BAŞ­KAN - Sa­yın Mer­can, te­şek­kür edi­yo­rum.

AK Par­ti Gru­bu adı­na üçün­cü ko­nuş­ma­cı, Ba­lı­ke­sir Mil­let­ve­ki­li Ah­met Edip Uğur.

Sa­yın Uğur, bu­yu­run. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

AK PAR­Tİ GRU­BU ADI­NA A. EDİP UĞUR (Ba­lı­ke­sir) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı­mı­zın 2007 yı­lı büt­çe­si üze­rin­de AK Par­ti Gru­bu adı­na gö­rüş­le­ri­mi sun­mak üze­re söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Söz­le­ri­me baş­la­ma­dan ön­ce, yü­ce he­ye­ti say­gıy­la se­lam­la­rım.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı, sa­na­yi­ci­mi­ze, es­naf ve sa­natkârı­mı­za uy­gun şart­lar­da iş ye­ri ha­zır­la­mak­tan tü­ke­ti­ci­le­rin hak­la­rı­nın ko­run­ma­sı­na, iş­let­me­le­rin re­ka­bet or­ta­mı içe­ri­sin­de fa­ali­yet gös­ter­me­le­ri­ni sağ­la­mak­tan alım ve sa­tım­la­rın­da hak ih­lal­le­ri­nin ön­len­me­si için doğ­ru öl­çü ve tar­tı­lar­la alış­ve­riş ya­pıl­ma­sı­na, fir­ma­la­rı­mı­zın baş­ka ül­ke­ler­de­ki ra­kip­le­riy­le ya­rı­şa­bil­me­le­ri için tek­no­lo­jik araş­tır­ma ve ge­liş­tir­me fa­ali­yet­le­ri­nin sa­na­yi­ye uy­gu­lan­ma­sın­dan eko­no­mik fa­ali­yet­ler­de çok önem­li ak­tör­ler olan şir­ket ve ko­ope­ra­tif­le­re ka­dar çok ge­niş bir alan­da hiz­met ver­mek­te­dir.

Eko­no­mik kal­kın­ma­nın lo­ko­mo­ti­fi olan ve ço­ğun­luk­la or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­ri ve kü­çük sa­na­yi si­te­le­rin­de yer alan ima­lat sa­na­yi­si­nin, ül­ke­miz sa­na­yi­si­nin ge­liş­me­si­ne bü­yük kat­kı sağ­la­dı­ğı, bu­gün el­de et­miş ol­du­ğu­muz so­nuç­la­ra ba­kıl­dı­ğın­da ra­hat­lık­la gö­rül­mek­te­dir.

2005 yı­lı so­nu iti­ba­rıy­la 87 or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­si ile 393 kü­çük sa­na­yi si­te­si, Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı­nın kre­di imkânla­rı kul­la­nı­la­rak ta­mam­lan­mış ve hiz­me­te su­nul­muş­tur.

Hükûme­ti­mi­zin bu böl­ge­le­re ver­di­ği des­tek­ler sa­ye­sin­de iş­let­me­ler bir ara­ya gel­mek­te ve yap­mış ol­duk­la­rı ya­tı­rım­lar de­vam­lı­lık ka­zan­mak­ta­dır.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Ba­kan­lık, mer­kez ve taş­ra teş­ki­la­tıy­la, ku­ru­luş ve de­ne­ti­mi­ni yap­tı­ğı 46 bin fa­al ko­ope­ra­ti­fe hiz­met sun­mak­ta­dır.

Ta­rım­sal ürün­le­rin iş­len­me­si ve pa­zar­lan­ma­sıy­la il­gi­li so­run­lar nok­ta­sın­da pi­ya­sa­nın üre­ti­ci­ler le­hi­ne dü­zen­len­me­sin­de önem­li bir ak­tör olan ta­rım sa­tış ko­ope­ra­tif­le­ri ve bir­lik­le­ri­nin ye­ni­den ya­pı­lan­ma­sı­na iliş­kin fa­ali­yet­le­re de­ğin­mek is­ti­yo­rum. Ta­rım sa­tış ko­ope­ra­tif­le­ri, bi­lin­di­ği gi­bi, 1935 yı­lın­da ku­rul­muş­tur. 1937 yı­lın­dan iti­ba­ren de, özel sek­tö­rün ya­pa­ma­dı­ğı gi­ri­şi­mi, dev­let, o yıl­lar­da bir­lik­ler ara­cı­lı­ğıy­la yap­ma­ya ça­lış­mış­tır. Amaç­la­nan, dar ge­lir­li üre­ti­ci­nin bir ça­tı al­tın­da ör­güt­len­me­si­ni sağ­la­mak, üre­ti­ci­le­re de­vam­lı ola­rak alı­cı bul­mak, yurt içi, yurt dı­şın­da re­ka­bet şart­la­rı­nı iyi­leş­tir­mek, fi­yat dal­ga­lan­ma­la­rı­nın önü­ne ge­çe­rek pi­ya­sa­la­rı dü­zen­le­mek ve üre­tim gir­di­le­ri­ni ucu­za te­da­rik et­mek su­re­tiy­le ma­li­ye­ti dü­şür­mek idi.

1960'tan son­ra de­ği­şen eko­no­mik şart­lar kar­şı­sın­da ta­rım­sal des­te­ğin ara­cı ola­rak gö­rü­len bir­lik­ler, des­tek­le­me alım­la­rın­da bü­yük mik­tar­da ürü­nü pi­ya­sa fi­yat­la­rı­nın üze­rin­de alın­ca, bu de­fa stok ma­li­ye­ti ve za­rar­la kar­şı­la­şıl­dı. Do­la­yı­sıy­la, 1994 yı­lı­na ge­lin­di­ğin­de des­tek­le­me alım­la­rı kal­dı­rıl­dı. An­cak, ya­pı­sal so­run­lar de­vam et­ti. Üre­ti­ci­ye sür­dü­rü­le­bi­lir hiz­met imkânı da gi­de­rek da­ral­dı. Ne­ti­ce­de, ye­ni­den ya­pı­lan­ma ge­re­ği or­ta­ya çık­tı. 2000 yı­lı Ha­zi­ran ayı­na ge­lin­di­ğin­de mev­cut ka­nun­la ye­ni­den ya­pı­lan­ma sü­re­ci baş­la­tıl­dı. Bu kap­sam­da, 769 tril­yon li­ra tu­ta­rın­da­ki borç­lar si­lin­mek su­re­tiy­le yük ha­zi­ne­nin sır­tı­na bin­di­ril­di.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; bir­lik­le­rin borç­la­rı­nı sil­me iş­le­mi de­vam edi­yor. Bir ör­nek ve­rir­sem, çok tar­tı­şıl­dı­ğı için söy­lü­yo­rum, Fis­ko­bir­lik'çe alı­nan ve sa­tı­la­ma­yan ürün dev­let­çe yağ­lı­ğa ay­rıl­mış ve olu­şan za­rar­la­rı yi­ne dev­let üst­len­miş­tir ki, özel ban­ka­lar dâhil, ka­lan borç, ya­ni Bir­lik'in si­li­nen borç top­la­mı 1,8 kat­ril­yon li­ra­yı aş­mak­ta­dır. Bu dö­nem­de bir­lik­le­rin per­so­nel ya­pı­sın­da­ki dü­zen­le­me­ler­le or­ta­ya çı­kan yak­la­şık 156 tril­yon li­ra tu­ta­rın­da­ki kı­dem ve ih­bar taz­mi­nat­la­rı da ha­zi­ne kay­nak­la­rın­dan kar­şı­lan­mış­tır. Bir­lik­le­rin ye­ni­den ya­pı­lan­dır­ma prog­ra­mı­na uyum per­for­mans­la­rı, Dev­let Fi­yat İs­tik­rar Fo­nu (DFİF)'ndan imkânlar öl­çü­sün­de kre­di tah­si­si ya­pıl­sa da pek iç açı­cı de­ğil­dir. 2006-2007 ürün dö­ne­min­de bir­lik­le­rin fa­ali­yet­le­ri­ni sür­dü­re­bil­me­le­ri ve ürün­le­ri­ni en iyi şe­kil­de de­ğer­len­di­re­bil­me­le­ri için ge­re­ken fi­nans­man des­tek­le­ri sağ­lan­mış­tır. Bir­lik­le­re bu yıl kul­lan­dı­rı­lan ve va­de­si uza­tı­lan kre­di­ler­le bir­lik­te yak­la­şık 600 tril­yon li­ra tu­ta­rın­da des­tek­le­me, bir­lik­le­rin fa­ali­yet­le­rin­de ve ürün alım fi­nans­man­la­rı­na önem­li öl­çü­de kat­kı sağ­la­mış­tır. Bir­lik­le­rin ürün alım be­del­le­ri­nin yüz­de 65'i DFİF kay­nak­lı kre­di­ler­le fi­nan­se edil­miş­tir.

MEH­MET IŞIK (Gi­re­sun) - Fis­ko­bir­lik'e ne ka­dar ver­di­niz?

A. EDİP UĞUR (De­vam­la) - An­cak, yu­ka­rı­da ifa­de edi­len ye­ni­den ya­pı­lan­ma­yı bir­lik­ler, ma­ale­sef, ger­çek­leş­ti­re­me­miş­ler­dir, es­ki ha­ta­la­rı­nı tek­rar­la­mış­lar­dır. Ne­dir es­ki ha­ta­lar? DFİF'ten al­dık­la­rı kre­di­ler de dâhil bü­tün kay­nak­la­rı ye­ni te­sis­ler, ye­ni fab­ri­ka­lar kur­mak için kul­lan­mış­lar­dır.

MEH­MET IŞIK (Gi­re­sun) - Fis­ko­bir­lik'e ne ka­dar ver­di­niz? Onu açık­la­yın.

A. EDİP UĞUR (De­vam­la) - Bu ra­kam­lar alt al­ta ko­nu­lup top­lan­dı­ğın­da, 2000 yı­lı iti­ba­rıy­la -dik­ka­ti­ni­zi çe­ke­rim- 3,5 kat­ril­yo­nu bul­mak­ta­dır. Bu bir fa­sit da­ire­dir. Kat­ma de­ğe­ri dü­şük ta­rı­ma da­ya­lı sa­na­yi­de fab­ri­ka iş­let­mek, pa­zar­la­ma fa­ali­ye­tin­de bu­lun­mak, bir­lik­ler eliy­le kal­kın­ma­yı de­ğil, za­rar üs­tü­ne za­rar et­me­yi sür­dü­rü­le­bi­lir kıl­mak­ta­dır, o ka­dar. Çün­kü, ko­ope­ra­tif ola­rak gi­ri­len sa­na­yi te­sis­le­ri­nin hiç­bi­ri yü­rü­me­miş­tir, ser­best pi­ya­sa şart­la­rın­da ba­şa­rı­lı ol­ma şan­sı yok­tur. Özel sek­tö­rün bi­le bu ma­na­da çok zor­lan­dı­ğı şart­lar­da kı­sa va­de­de ba­zı bir­lik­ler kâr edi­yor gi­bi gö­zük­se­ler de, bu kârlar spe­kü­la­tif ka­zanç­lar­dır ve sa­na­yi ve ti­ca­ri fa­ali­ye­ti ne­ti­ce­sin­de el­de edil­me­miş­tir. Uzun va­de­de sa­na­yi ve ti­ca­ri fa­ali­yet­le­rin­den za­rar ede­cek­le­ri ve ha­zi­ne­ye ye­ni­den yük ola­cak­la­rı mu­hak­kak­tır. Ta­rım sa­tış ko­ope­ra­tif­le­ri bir­lik­le­ri­nin geç­miş­ten ders al­ma­dan yap­tık­la­rı ya­tı­rım­lar­la, or­tak­la­rı­na, ta­rı­mı­mı­za, üre­ti­ci­le­re, çift­çi­le­re hiç­bir fay­da­sı ol­ma­ya­cak­tır. Bu­gün ül­ke­miz yıl­da 1 mil­yon 400 bin ton bit­ki­sel yağ tü­ket­mek­te, ih­ti­ya­cı­mı­zın yüz­de 65'i it­hal yo­luy­la kar­şı­lan­mak­ta­dır. 2005 yı­lı, yağ, yağ­lı to­hum, küs­pe it­ha­la­tı­na öde­di­ği­miz dö­viz 1 mil­yar 400 mil­yon do­lar­dır. On yıl ön­ce, 1996 yı­lın­da bu fa­tu­ra­mız 769 mil­yon do­lar­dı. On yıl­lık pers­pek­tif­te, bir­lik­ler, söz­de ye­ni­den ya­pı­la­nır­ken bi­zim ne üre­ti­mi­miz art­mış ne de dı­şa­rı­ya öde­di­ği­miz dö­viz­de azal­ma sağ­la­na­bil­miş­tir. Öde­nen dö­viz art­ma­ya de­vam et­mek­te­dir. On ye­di ta­rım sa­tış ko­ope­ra­ti­fi bir­li­ğin­den se­ki­zi bu sek­tör­de fa­ali­yet gös­ter­mek­te­dir. Ta­riş-Zey­tin­ya­ğı, Ta­riş-Pa­muk, Çu­ko­bir­lik, Ant­bir­lik, Fis­ko­bir­lik, Trak­ya­bir­lik, Ka­ra­de­niz­bir­lik, Mar­ma­ra­bir­lik; bu bir­lik­le­rin ürün iş­le­me ka­pa­si­te­le­ri, son beş yıl için­de 3 kat ar­tar­ken, ta­rım­sal üre­tim­de ay­nı oran­da ar­tış, ma­ale­sef, sağ­la­na­ma­mış­tır.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Uğur, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız.

Bu­yu­run.

A. EDİP UĞUR (De­vam­la) - Ta­mam­lı­yo­rum Sa­yın Baş­ka­nım.

Kal­dı ki, bu bir­lik­le­rin iş­le­me ka­pa­si­te­le­ri Tür­ki­ye ih­ti­ya­cı­nın ta­ma­mı­nı kar­şı­la­ya­cak bü­yük­lük­te­dir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li ar­ka­daş­lar; bir­lik­le­rin en çok dört yıl­da ye­ni­den ya­pı­lan­ma­la­rı ka­nun­da ön­gö­rül­müş­tür. An­cak, beş bu­çuk yıl geç­ti, ama ta­mam­la­na­ma­dı. En kı­sa za­man­da ta­mam­lan­ma­sı bir za­ru­ret­tir.

Mem­nu­ni­yet ve­ri­ci olan Hükûme­ti­mi­zin, pa­muk, ay­çi­çe­ği, so­ya, ka­no­la ürün­le­ri­ne ve­ri­len yük­sek prim uy­gu­la­ma­la­rı­dır. Bu uy­gu­la­ma­nın de­vam et­me­si, yağ­lı to­hum ve yağ açı­ğı­mı­zın ka­pan­ma­sın­da önem­li rol oy­na­ya­cak­tır.

Bu dü­şün­ce­ler­le Ba­kan­lı­ğı­mı­zın 2007 büt­çe­si­nin ül­ke­mi­ze ha­yır­lı ol­ma­sı­nı di­li­yor ve yü­ce he­ye­ti say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Uğur.

AK Par­ti Gru­bu adı­na, Ay­dın Mil­let­ve­ki­li Ah­met Rı­za Acar.

Sa­yın Acar, bu­yu­run. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

AK PAR­Tİ GRU­BU ADI­NA AH­MET RI­ZA ACAR (Ay­dın) - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Baş­kan.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; ta­ri­hi ve­rim­li­lik­ler­le do­lu olan, dün­ya mil­let­ler ca­mi­asın­da re­ka­bet­te zir­ve­le­re çık­mış, ka­ra­da ge­mi­ler yüz­dür­müş yü­ce mil­le­ti­mi­zi ve onun tem­sil­ci­le­ri olan siz de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri­ni say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Efen­dim, bu­gün, Sa­na­yi Ba­kan­lı­ğı­mı­zın büt­çe­si do­la­yı­sıy­la bu­ra­ya çı­kan bir­çok ar­ka­da­şı­mı­zın şun­la­rı söy­le­di­ği­ni ha­tır­lı­yo­rum: "Efen­dim, 2007 Ka­sım ayın­da ya­pı­la­cak olan se­çim­ler­de ik­ti­dar ola­ca­ğız, bu iş­le­ri biz dü­zel­te­ce­ğiz." di­ye ifa­de edi­yor­lar. Ben bu­ra­ya gel­me­den ön­ce ka­sım ayı büt­çe per­for­man­sı­na bak­tım da, 3,850 kat­ril­yon­luk bir faz­la­lık ver­miş. On bir ay­lık büt­çe ge­lir­le­ri­ne gi­der­le­ri­ne bak­tı­ğım­da 63-64 tril­yon­luk da faz­la­sı var. Fa­iz dı­şı faz­la­da tah­min­ler­le ger­çek­leş­ti­ri­len­ler ara­sın­da ül­ke­nin le­hi­ne, mil­le­tin le­hi­ne bir­çok de­ği­şik­lik­ler, fark­lı­lık­lar var. Ben bu­nu arz et­mek is­ti­yo­rum.

EN­GİN AL­TAY (Si­nop) - Mem­le­ke­tin borç­la­rı­nı da söy­le.

AH­MET RI­ZA ACAR (De­vam­la) - Bir de şu­nu söy­le­mek is­ti­yo­rum: Türk de­mok­ra­si ta­ri­hin­de tek ba­şı­na ik­ti­dar olup da ikin­ci dö­ne­min­de de­vam et­tir­me­yen bir si­ya­si par­ti yok. Bu­nu da bil­me­ni­zi is­ti­yo­rum.

HA­LİL AK­YÜZ (İs­tan­bul) - Umu­du yan­lış ye­re bağ­la­mış­sı­nız.

AH­MET RI­ZA ACAR (De­vam­la) - Mil­le­ti­miz, 3 Ka­sım 2002'de "Ye­ter, bık­tım bu ve­rim­siz po­li­ti­ka­lar­dan, tat­lı ve hak­lı re­ka­be­ti ol­ma­yan, da­ya­na­ğı bu­lun­ma­yan si­ya­si an­la­yış­lar­dan, ve­rim­siz­li­ğin be­ra­be­rin­de ge­tir­di­ği dar alan de­mok­ra­si­sin­den, hür­ri­yet­siz­lik­ten, kı­sır çe­kiş­me­ler­den; ge­ri­ci­lik, ir­ti­ca, bö­lü­cü­lük ve ben­ze­ri an­la­yış­lar üze­rin­den si­ya­set ya­pıl­ma­sın­dan; cum­hu­ri­yet­çi olan, ol­ma­yan; la­ik, an­ti­la­ik tar­tış­ma­la­rın­dan." di­ye­rek bu Mec­li­si oluş­tur­du. "Vaz­geç­tim ben bun­lar­dan." di­ye­rek, "Bun­lar be­nim dik­kat na­zar­la­rım­da de­ğil­dir" di­ye bu Mec­li­si oluş­tur­du. Şim­di, biz­ler­den hem ve­rim­li hem de tat­lı bir re­ka­be­te da­ya­lı po­li­ti­ka is­ti­yor, si­ya­set is­ti­yor. Bu­nun ne­ti­ce­le­ri­ni ve mey­ve­le­ri­ni to­par­la­mak is­ti­yor.

Bu an­la­yış içe­ri­sin­de, ül­ke­miz­de, ha­re­ket hâlin­de, ça­lış­ma hâlin­de önem­li iki ku­ru­lu­şu­muz var. Bun­lar­dan bir ta­ne­si Re­ka­bet Ku­ru­lu, bir di­ğe­ri de Millî Pro­dük­ti­vi­te Mer­ke­zi, ki, dün­ya­da iv­me ka­za­nan önem­li un­sur­lar­dır ve­rim­li­lik ve re­ka­bet. He­le, bel­ki de Na­pol­yon bu­gün ya­şa­say­dı "pa­ra, pa­ra, pa­ra" ye­ri­ne "ve­rim­li­lik, ve­rim­li­lik, ve­rim­li­lik" di­ye­bi­lir­di.

EN­GİN AL­TAY (Si­nop) - Doğ­ru.

AH­MET RI­ZA ACAR (De­vam­la) - Çün­kü, ve­rim­li­lik ta­rım­da, ti­ca­ret­te, sa­na­yi­de, şir­ket­le­rin tüm ya­tı­rım­la­rın­da, üre­tim­le­rin­de ol­ma­sı ge­re­ken, bun­dan da öte­ye gi­der­ken, de­mok­ra­si­de, hür­ri­yet­ler­de de önem­li ve­rim­li­lik­le­ri ya­ka­la­ma­mız la­zım. Bun­la­rı ge­niş­let­mek için, bun­la­rın alan­la­rı­nı da­ral­tan­la­ra, da­ralt­mak is­te­yen­le­re kar­şı mü­ca­de­le ver­me­le­ri ge­re­ken baş­ta si­ya­si par­ti­ler­dir. Bu Mec­lis ve bu de­mok­ra­si, bu si­ya­si par­ti­le­rin en önem­li or­tak nok­ta­la­rı­dır. Mil­let­ve­kil­le­ri­nin de or­tak nok­ta­la­rı bun­lar­dır. Yap­ma­mız ge­re­ken, ça­lış­ma­mız ge­re­ken, dün­ya mil­let­ler ca­mi­asın­da tek­rar o es­ki, o muh­te­şem yer­le­ri­mi­ze otur­mak ve dün­ya­nın da­nı­şı­lan ül­ke­si ol­mak is­ti­yor­sak… Her ge­çen gün de ol­du­ğu­mu­zu, ya­pı­lan dört yıl­lık ça­lış­ma­lar da gös­te­ri­yor. Dört yıl­dan be­ri o ve­rim­li te­mas­lar, o tat­lı re­ka­be­te da­ya­lı olan te­mas­lar bi­ze bir­çok ku­rum­lar­da, iş­te İs­lam ül­ke­le­riy­le olan ku­ru­luş­lar­da, iş­te Bir­leş­miş Mil­let­ler­de, iş­te dün­ya­nın tüm dev­let­le­riy­le olan iliş­ki­ler­de ge­tir­di­ği ve gel­di­ği­miz nok­ta­yı gös­ter­mek­te­dir di­ye dü­şü­nü­yo­rum.

Ame­ri­ka'da yüz-yüz on yıl, Av­ru­pa'da el­li yıl ön­ce oluş­tu­ru­lan re­ka­bet hu­ku­ku, Tür­ki­ye'de 1994'ler­de oluş­tu­rul­muş, 1997'de de fa­ali­ye­te ge­çe­bil­miş­tir. Ne ka­dar geç ka­lın­dı­ğı­nı bu ta­rih­le­rin söy­le­di­ği­ni dü­şü­nü­yo­rum.

Re­ka­bet Ku­ru­mu, bu kı­sa sü­re­si içe­ri­sin­de bir­çok ba­şa­rı­la­ra da im­za at­mış­tır. Me­se­la, OECD çer­çe­ve­sin­de dü­zen­le­nen bir­çok top­lan­tı­lar­da, bir­çok ça­lış­ma­lar­da, re­form ça­lış­ma­sın­da gös­ter­di­ği per­for­mans ve sa­hip ol­du­ğu ka­pa­si­tey­le öv­gü­ler top­la­yan Re­ka­bet Ku­ru­mu, uy­gu­la­ma­la­rı­nın ulus­la­ra­ra­sı bir ku­ru­luş ta­ra­fın­dan in­ce­len­me­si­ni ta­lep et­miş, ha­zır­la­nan ra­po­ru yüz el­li­den faz­la ül­ke önün­de sa­vun­muş­tur. Bu sü­reç, ay­nı za­man­da Re­ka­bet Ku­ru­mu­nun ba­şa­rı­sı­nı tes­cil­le­yen bir sü­reç­tir.

Yi­ne, Re­ka­bet Ku­ru­mu, mis­yo­nu­nu, ener­jiy­le, ta­hay­yül gü­cüy­le, bü­tün­lü­ğü­nü ko­ru­ya­rak ta­kip et­miş ve iş top­lu­mun­da­ki bil­has­sa özel sek­tö­rün li­der­le­ri­nin say­gı­sı­nı ve des­te­ği­ni ka­zan­mış­tır. En önem­li­si, Türk eko­no­mi­si­ni, re­ka­be­te da­ya­lı ve tü­ke­ti­ci re­fa­hı­na yö­nel­miş, pi­ya­sa me­ka­niz­ma­la­rı­na da­ha faz­la da­yan­ma yö­nün­de ile­ri­ye gö­tür­me­de kri­tik bir öne­me sa­hip ol­muş­tur ve rol oy­na­mış­tır. Dört yıl­lık uy­gu­la­nan eko­no­mi po­li­ti­ka­la­rı, dört yıl­lık uy­gu­la­nan sos­yal po­li­ti­ka­lar, dört yıl­lık uy­gu­la­nan iç ve dış po­li­ti­ka­lar bun­la­rın ar­tık per­çin­len­di­ği­ni, Tür­ki­ye'de bun­dan böy­le hiç­bir şe­kil­de kriz­le­rin ya­şan­ma­ya­ca­ğı­nın işa­ret­le­ri­ni de ver­mek­te­dir.

Yi­ne, Re­ka­bet Ku­ru­mu­muz, 2002 yı­lın­dan bu ya­na mü­kem­mel ve ve­rim­li bir iler­le­me kay­det­mek­te olup, her ge­çen gün Tür­ki­ye'nin en et­ki­li ve en iyi ida­re edi­len ku­rum­la­rın­dan bi­ri ola­rak ün­len­mek­te­dir. Bu­na Millî Pro­dük­ti­vi­te Mer­ke­zi­ni de dâhil ede­bi­li­riz.

Bü­tün ku­rum­la­rı­mız­da bil­has­sa son dört beş yıl­dan be­ri iv­me­ler ka­za­nıl­mak­la bir­lik­te, bu­gün büt­çe­si­ni gö­rüş­tü­ğü­müz Re­ka­bet Ku­ru­mu ve Millî Pro­dük­ti­vi­te Ku­ru­mu­na çok ama çok önem­li gö­rev­ler düş­mek­te­dir ve bu gö­rev­le­ri­ni de ye­ri­ne ge­tir­dik­le­ri­ne ve ge­ti­re­cek­le­ri­ne olan inan­cı­mı bu­ra­da bil­has­sa be­lirt­mek is­ti­yo­rum. İti­ba­rı­nı, mis­yo­nu­nu, ener­jiy­le, ta­hay­yül gü­cüy­le ve bü­tün­lü­ğüy­le ko­ru­ya­rak ta­kip et­me­si­ne, ve­rim­li­li­ği­ne uy­ma­sı­na da borç­lu bu ba­şa­rı­la­rı­nı.

Da­ha da önem­li­si, 1980 yı­lın­da, Bir­leş­miş Mil­let­ler ta­ra­fın­dan re­ka­bet ku­ral­la­rı se­ti ka­bul edil­miş­tir. Bir di­ğer Bir­leş­miş Mil­let­ler ku­ru­lu­şu olan UNC­TAD söz ko­nu­su set kap­sa­mın­da­ki ku­ral­la­rın uy­gu­lan­ma­sı için her beş yıl­da bir yap­tı­ğı top­lan­tı­la­rı ilk de­fa Ce­nev­re dı­şın­da, 2005 yı­lın­da, Tür­ki­ye'de ya­pıl­mış­tır. Siz de bi­li­yor­su­nuz ki, 2003 yı­lın­dan be­ri Tür­ki­ye'de­ki ya­pı­lan top­lan­tı­lar, son otuz, kırk, el­li yı­lın top­la­mın­dan da­ha da faz­la­dır.

Yi­ne, OECD yet­ki­li­le­ri, Şu­bat 2006'da, Pa­ris'te ya­pı­lan Kü­re­sel Re­ka­bet Fo­ru­mu'nda, Re­ka­bet Ku­ru­mu­muz­dan bir ki­şi­nin baş tar­tış­ma­cı ola­rak yer al­ma­sı­nı ta­lep et­miş­ler ve yüz el­li al­tı ül­ke­nin tem­sil­ci­le­ri ül­ke­mi­zin de­ne­yim­le­ri­ni ve öne­ri­le­ri­ni dik­kat­le iz­le­miş­ler­dir.

Efen­dim, Millî Pro­dük­ti­vi­te Mer­ke­zi­ne de ge­lin­ce… Vak­ti­mi­zin dar­lı­ğın­dan do­la­yı bir­kaç cüm­le de ora­dan söy­le­mek is­ti­yo­rum. Millî Pro­dük­ti­vi­te Mer­ke­zi 1965 yı­lın­da 580 sa­yı­lı özel ya­say­la ku­rul­muş. Bu Ya­sa ge­re­ği de, Tür­ki­ye'de­ki Oda­lar Bir­li­ği­nin bün­ye­sin­de­ki bü­tün oda­lar bu­ra­ya prim ve ai­dat­lar öde­miş­ler­dir ve bu sa­ye­de güç­le­ne­rek bu­gün­le­re gel­miş. 580 sa­yı­lı özel ya­say­la ku­ru­lan bu Millî Pro­dük­ti­vi­te Mer­ke­zi de, 2005 yı­lın­da Tür­ki­ye Oda­lar ve Bor­sa­lar Bir­li­ğiy­le ya­pı­lan iş­bir­li­ği pro­to­ko­lü çer­çe­ve­sin­de il ve­rim­li­lik ar­tır­ma…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Acar, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız.

Bu­yu­run.

AH­MET RI­ZA ACAR (De­vam­la) - …il ve­rim­li­lik pro­je­le­ri­ni gü­nü­müz iti­ba­rıy­la otuz il­de ta­mam­la­mış­tır. Bu­gü­ne ka­dar otuz il­de ta­mam­la­nan bu VAP pro­je­le­rin­de 950 eği­tim prog­ra­mı­na 10 bin­den faz­la il­gi­li ka­tıl­mış­tır. Ay­rı­ca, ve­rim­li­lik ko­nu­sun­da, öne­mi doğ­rul­tu­sun­da Millî Pro­dük­ti­vi­te ta­ra­fın­dan dü­zen­le­nen ta­nı­tım ve bi­linç­len­dir­me top­lan­tı­la­rı­na da 50 bin­den faz­la ka­tı­lım sağ­lan­mış­tır. Ay­rı­ca, 2004 yı­lın­da Ve­rim­li­lik Mer­kez­le­ri Bir­li­ği­ne üye ol­muş, bir yıl­lık sü­re için­de adı ge­çen bir­li­ğin yö­ne­tim ku­ru­lun­da tem­sil hak­kı­nı ka­zan­mış­tır. Hâlen, Dün­ya Ve­rim­li­lik Mer­kez­le­ri Fe­de­ras­yo­nu Yö­ne­tim Ku­ru­lu üye­si­dir.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bu şe­kil­de ça­lış­ma ser­gi­le­yen bu ku­rum­la­rın il­gi­li­le­ri­ni, yet­ki­li­le­ri­ni ve per­so­ne­li­ni de dü­şün­me­nin yü­ce Mec­li­sin gö­re­vi ol­du­ğu­nu dü­şü­nü­yo­rum. On­la­rın bu ba­şa­rı­la­rı­na ba­şa­rı kat­mak için de, on­lar­la il­gi­li öz­lük hak­la­rı­nı ye­ni­den de­ğer­len­dir­me­nin fay­da­lı ola­ca­ğı ka­na­ati­mi bil­has­sa ifa­de et­mek is­ti­yo­rum.

Ben bu duy­gu ve dü­şün­ce­ler içe­ri­sin­de, ge­rek, önü­müz­de­ki gün­ler­de tar­tı­şa­ca­ğı­mız, gö­rü­şe­ce­ği­miz ka­nu­nuy­la ye­ni adı "Tür­ki­ye ve­rim­li­lik mer­ke­zi" ola­cak bu ku­ru­mu­mu­zu ve Re­ka­bet Ku­ru­mu­mu­zun il­gi­li­le­ri­ni, yet­ki­li­le­ri­ni teb­rik edi­yor, da­ha ni­ce ni­ce ba­şa­rı­la­rın on­lar­la bir­lik­te ol­ma­sı­nı di­li­yor, he­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (Al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim.

AK Par­ti Gru­bu adı­na, Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Za­fer Hı­dı­roğ­lu.

Sa­yın Hı­dı­roğ­lu, bu­yu­run. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

AK PAR­Tİ GRU­BU ADI­NA ZA­FER HI­DI­ROĞ­LU (Bur­sa) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım; KOS­GEB ve Türk Ak­re­di­tas­yon Ku­ru­mu büt­çe­le­riy­le il­gi­li AK Par­ti Gru­bu adı­na söz al­dım, bu ve­si­ley­le he­pi­ni­zi say­gı­la­rım­la se­lam­lı­yo­rum.

KOS­GEB 1990 yı­lın­da ku­rul­muş, ama­cı kü­çük ve or­ta öl­çek­li sa­na­yi­ci­le­re yar­dım­cı ol­mak, ya­tı­rım­la­rın art­ma­sı, iş­siz­li­ğin azal­ma­sı, is­tih­da­mın art­ma­sı için, des­tek için ku­rul­muş. Fa­kat, 1990 yı­lın­dan 2002 yı­lı­na ka­dar top­lam 20,5 mil­yon YTL des­tek sağ­lan­mış on iki yıl­da, ama, AK Par­ti ik­ti­da­ra gel­dik­ten bu ya­na, her ku­rum­da, her ku­ru­luş­ta ol­du­ğu gi­bi bü­yük ar­tış­lar sağ­la­mış ve üç yıl­da 233 mil­yon YTL'ye çık­mış bu ve önü­müz­de­ki üç yıl­da da 600 mil­yon YTL ola­rak kü­çük ve or­ta öl­çek­li sa­na­yi iş­let­me­le­ri­mi­ze des­tek ver­me­ye ça­lı­şı­yor.

38 ana baş­lık­ta, bun­la­rın hep­si­ni say­ma­ya za­ma­nı­mız yok, ama, baş­lı­ca, ih­ra­ca­tı ge­liş­tir­me, is­tih­da­mı ar­tır­ma, fu­ar des­tek­le­ri, ta­nı­tım des­tek­le­ri, ar-ge ça­lış­ma­la­rı, bil­gi­sa­yar des­tek­le­ri gi­bi bir­çok des­tek­le­ri var. Bu ko­nu­da, ta­bii, bir he­def kit­le be­lir­len­me­si de ya­pıl­mış, 4.400 ki­şi, sa­de­ce 4.400 fir­ma he­def kit­le­ye dâhil edil­miş on iki yıl­da, ama, biz ik­ti­da­ra gel­di­ği­miz­de, yi­ne bu 55 bi­ne çık­mış. Sa­de­ce üç se­ne­de, 55 bin, he­def kit­le­ye dâhil edil­miş. Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­ri ara­sın­da bu oran yüz­de 15'tir, ya­ni, he­def kit­le­ye ulaş­ma yüz­de 15'tir, biz­de ise oran yüz­de 23'tür. Bu ko­nu­da, biz, Av­ru­pa ül­ke­le­ri­nin de ile­ri­sin­de bir se­yir ta­kip edi­yo­ruz.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, çok şey söy­le­nir, ama, ih­ra­ca­tı des­tek­le­me kre­di­si adı al­tın­da, 6.669 KO­Bİ'ye, 607 mil­yon do­lar kre­di kul­lan­dı­rıl­mış, bu kre­di­nin, bı­ra­kın fai­zin dü­şük­lü­ğü­nü, 13,5 mil­yon do­la­rı­nı da KOS­GEB ken­di imkânla­rıy­la kar­şı­la­mış­tır ve yi­ne is­tih­dam kre­di­si, 708 fir­ma­ya ve­ri­len is­tih­dam kre­di­siy­le, 55 mil­yon YTL kre­di ve­ril­miş ve bu­nun­la, 2.300-2.400 ki­şi ci­va­rın­da iş­çi de tek ta­raf­lı ola­rak, sa­de­ce bu kre­diy­le be­ra­ber ül­ke­de is­tih­da­ma ka­vuş­tu­rul­muş. Ay­rı­ca, 2005 yı­lın­da da sı­fır fa­iz­li, 2005 yı­lın­da baş­la­yan sı­fır fa­iz­li kre­di­ler de ay­nı şe­kil­de de­vam et­mek­te­dir.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, ül­ke­miz­de, 2000 ve 2001 yıl­la­rın­da çok bü­yük bir ta­rihî kriz ya­şan­dı bi­li­yor­su­nuz. Ek­si 9 bü­yü­me, ya­ni, bu­nun ne­re­si bü­yü­me, ya­ni, ek­si 9 kü­çül­dü bu ül­ke. Her ek­si 1 kü­çül­me­nin kar­şı­lı­ğın­da 100 bin ki­şi iş­siz kal­dı. Ya­ni, yüz­de 9 kü­çül­me, 900 bin ki­şi­nin iş­siz kal­ma­sı­na ne­den ol­du ve 485 bin iş ye­ri, bu ül­ke­de, ay­nı an­da ka­pan­dı ve AK Par­ti­nin ik­ti­da­ra gel­di­ği za­man­ki sağ­la­dı­ğı oran­tı­lı bü­yü­me­ler ne­ti­ce­sin­de bu 485 bin iş ye­ri açıl­dı, da­ha­sı da açıl­dı. Ta­bii, ar­ka­daş­la­rım bu­ra­da ka­pa­nan iş yer­le­ri­ni söy­lü­yor­lar, ama, açı­lan iş yer­le­riy­le mu­ka­ye­se et­mek bel­ki ar­ka­daş­la­rın işi­ne gel­me­ye­bi­lir. Be­yan­la­rı ek­sik ver­di­ği­niz za­man, o be­yan, yan­lış doğ­rul­tu­da hal­kı­mı­zın yön­len­me­si­ne ne­den olu­yor. Açı­lan ve ka­pa­nan iş yer­le­ri de bu­ra­da, hep­si lis­te­le­ri­miz­de var.

Şim­di, vak­ti ta­sar­ruf­lu kul­la­na­ca­ğız de­dik. Top­lam 2 mil­yon ki­şi­ye iş bu­lun­du ve bu­gün, yi­ne ga­ze­te­ler­de var; yüz­de 10,5-11'ler­de al­dı­ğı­mız iş­siz­lik yüz­de 9,1'e düş­tü. Ya­ni, iş­siz­lik aza­lı­yor, ama, ta­bii ki, kök­ten, hep­si­nin çö­zü­mü bu­lun­mu­yor. OECD ül­ke­le­ri ara­sın­da en kö­tü yö­ne­ti­len ül­key­dik biz. Şim­di, hiç ol­maz­sa, bu ko­nu­da or­ta nok­ta­la­ra ka­dar çık­mı­şız. Ted­ri­cen bu iş­lem de­vam ede­cek ve çok il­ginç, 181 bin ki­şi ta­rım sek­tö­rün­den sa­na­yi sek­tö­rü­ne kay­mış. Bu ne de­mek? Ta­rım ke­si­min­den ge­len 181 bin iş­çi de ab­sor­be edil­miş, ama, ta­rım ke­si­mi­nin gay­ri­sa­fi millî ha­sı­la­sı 23 mil­yar do­lar­dan 38 mil­yar do­la­ra çık­mış. Ya­ni, iş­çi azal­ma­sı­na rağ­men, tek­no­lo­ji ağır­lık­lı kul­la­nıl­dı­ğı için, ar­tık, af­fe­der­si­niz, Ana­do­lu'da in­sa­nı­mız, çift­çi, hay­van­cı­lık ya­pan, iki ta­ne hay­van­la "hay­van­cı­yım" de­mi­yor. Av­ru­pa ül­ke­le­ri stan­dart­la­rı­na yak­la­şı­lı­yor ve KO­Bİ'ler oluş­tu­ru­la­rak ko­ope­ra­tif­le­re ve­ri­len des­tek­ler­den do­la­yı, ar­tık, doğ­ru dü­rüst bir çift­çi sı­nı­fı­na da Tür­ki­ye gi­ri­yor.

Şim­di, de­ğer­li ar­ka­daş­lar, ben, ka­pa­nan ve açı­lan… Bir sü­rü ra­kam­lar var bu­ra­da, bun­la­rın de­ta­yı­na gir­mek is­te­mi­yo­rum, ama, sa­de­ce bir­kaç ta­ne, bir­kaç ili­miz­den ör­nek ve­re­ce­ğim. Han­gi ili­miz­den is­ter­se­niz, ora­lar­dan ör­nek ve­ri­riz, ama, teş­vik­li kırk do­kuz il­de­ki teş­vik uy­gu­la­ma­sın­dan son­ra, Sa­yın Dev­let Ba­ka­nı­mız Ab­dül­la­tif Şe­ner'le bir­lik­te kırk se­kiz ta­ne fab­ri­ka­nın te­me­li­ni at­tık Düz­ce'de.

MEH­MET IŞIK (Gi­re­sun) - Gi­re­sun'da kaç ta­ne?

ZA­FER HI­DI­ROĞ­LU (De­vam­la) - Bu te­me­li atı­lan fab­ri­ka­la­rın şu an­da 3.500 ta­ne iş­çi is­tih­dam et­ti­ği­ni bil­me­niz la­zım ve o, 60'a çık­mış­tır, 70'e, 80'e çı­ka­cak­tır ve 2007 yı­lı so­nu­na ka­dar da 7-8 bin hat­ta 10 bi­ne ya­kın iş­çi sa­de­ce ora­da is­tih­dam edi­le­cek­tir. Ge­çen pa­zar gü­nü Sa­yın Baş­ba­ka­nı­mız Kon­ya'da ba­zı KO­Bİ'le­rin açı­lış­la­rı­nı yap­tı, 111 ta­ne. Bun­la­rın bir­ço­ğu, ida­me, ye­ni­le­me, ye­ni te­sis ak­ta­rı­mı, iki se­ne­de bu fab­ri­ka­lar ya­pıl­dı ve 7.500 ki­şi bu­ra­da is­tih­dam edi­li­yor.

Şim­di ak­lı­ma bir şey gel­di. "Bi­zim ya­tı­rı­mı­mız Mı­sır'a ka­çı­yor" fi­lan gi­bi, mu­ha­le­fet­ten ar­ka­daş­la­rı­mız söy­le­di­ler. Mı­sır'dan, şu an­da, bir fir­ma, kon­fek­si­yon fir­ma­sı -iş­te, Kon­ya mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım var bu­ra­da, ken­di­le­ri de bi­li­yor­lar- Mı­sır'dan, dün­ya­nın en bü­yük fir­ma­la­rın­dan bi­ri­si olan, kon­fek­si­yon ima­la­tı ya­pan bir fir­ma Tür­ki­ye'ye ge­li­yor ve Kon­ya'da ya­tı­rım yap­mak için 100 dö­nüm ara­zi arı­yor. Şim­di, ta­bii, ar­ka­daş­la­rı­mız bu­ra­da ko­nu­şur­ken, ge­nel­lik­le iş­siz­lik­ten bah­se­di­yor­lar. İş­siz­lik azal­dı. Ha, iş­siz­lik hal­lol­ma­dı, ama azal­dı, ya­ni çok önem­li öl­çü­de azal­dı.

UFUK ÖZ­KAN (Ma­ni­sa) - Kim di­yor azal­dı di­ye? Ne­re­de azal­dı?

OS­MAN ÖZ­CAN (An­tal­ya) - Ma­sal, ma­sal!

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) - Bir ta­ne iş bu­lan adam yok. Ki­me iş bul­du­nuz?

ZA­FER HI­DI­ROĞ­LU (De­vam­la) - Sa­rı­baş bu­ra­da, Sa­yın Sa­rı­baş di­yor ki: "Ki­me iş bul­du­nuz? Bu Ana­do­lu in­sa­nı ni­ye ba­ğı­rı­yor" fi­lan di­yor. Siz ba­ğı­rı­yor­su­nuz as­lın­da, Ana­do­lu in­sa­nı ba­ğır­mı­yor.

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) - Sa­yın Baş­kan, söz hak­kı­mız do­ğu­yor.

UFUK ÖZ­KAN (Ma­ni­sa) - Ki­me iş bul­du­nuz?

ZA­FER HI­DI­ROĞ­LU (De­vam­la) - Ya­ni, iş­siz­lik…

2 mil­yon ki­şi­ye iş bul­duk. Ki­me de­me­yin. Ba­kın, hal­kı­mı­zı yan­lış bil­gi­len­dir­me­yin. Mut­la­ka, ta­bii ki bu du­rum tam çö­zül­me­di.

UFUK ÖZ­KAN (Ma­ni­sa) - Ha­di ca­nım sen­de!

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) - Ya­rın sa­bah 10 ki­şi da­ha ge­li­yor.

FE­RA­MUS ŞA­HİN (To­kat) - Özel­leş­tir­me­den mağ­dur olan kaç ki­şi var?

ZA­FER HI­DI­ROĞ­LU (De­vam­la) - Şim­di, Ati­la Emek ar­ka­da­şı­mız, Sa­yın Ati­la Emek, Öz­lem Çer­çi­oğ­lu, İn­san Hak­la­rı Ko­mis­yo­nun­da be­ra­ber ça­lış­tı­ğı­mız ar­ka­daş­lar. İn­san hak­la­rı şu­nu ge­rek­ti­rir: Bir bil­gi ve­ri­lir­ken, bu bil­gi­nin ya­rı­sı­nı söy­ler, vir­gül­den son­ra­sı­nı söy­le­mez­se­niz, bu bil­gi ek­sik ka­lır. Tür­ki­ye'de borç­la­rın art­tı­ğı­nı söy­lü­yor. Tür­ki­ye'de borç­lar art­mış. Ne ka­dar? 127'den 227'ye çık­mış dış borç­lar, iç borç­lar azal­mış; fa­kat, gay­ri­sa­fi millî ha­sı­la ne ol­muş?

BAY­RAM ALİ ME­RAL (An­ka­ra) - 407 mil­yar do­lar iç-dış borç. Okur- ya­zar­lı­ğın yok­sa, öğ­ren!

ZA­FER HI­DI­ROĞ­LU (De­vam­la) - Sa­yın Çer­çi­oğ­lu sa­na­yi­ci, ken­di­si çok iyi bi­lir. 275'ten 486'ya çık­mış. Şim­di, ya­ni, bu şu de­mek­tir: 2 mil­yar ma­aş alan bir ki­şi, 1 mil­yar ay­da tak­sit ve­re­mez, ama 20 mil­yar ay­da ka­za­nan…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Hı­dı­roğ­lu, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­lar mı­sı­nız.

Bu­yu­run.

ZA­FER HI­DI­ROĞ­LU (De­vam­la) - Ay­da 20 mil­yar ka­za­nan ise, ra­hat­lık­la ay­da 5 mil­yar tak­sit öde­ye­bi­lir.

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) - Ne mil­ya­rı kar­de­şim! Mil­yar ne­re­de? Ku­ruş yok, ku­ruş!

ZA­FER HI­DI­ROĞ­LU (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­lar, son cüm­le­mi şöy­le to­par­la­mak is­ti­yo­rum. "Es­naf iş ya­pa­mı­yor, ke­penk ka­pa­tı­yor, iş­te, pi­ya­sa­da pa­ra yok..." Ba­kın, öl­çü­le­ri iyi koy­mak la­zım. Bu ül­ke­de ya­pı­lan bu mak­ro­eko­no­mi­nin te­mel­le­ri otur­duk­tan son­ra, ya­ni, enf­las­yo­nun, fai­zin, dö­vi­zin, ar­tık dö­viz­den pa­ra ka­zan­ma, fa­iz­den pa­ra ka­zan­ma, enf­las­yon­dan pa­ra ka­zan­ma dev­ri bit­miş­tir. Bu­nun için, pa­ra­sı olan­lar ya­tı­rım ya­pı­yor­lar, pa­ra­sı az olan­lar da… TO­Kİ ta­ra­fın­dan ya­pı­lan 167 bin ko­nut halk ta­ra­fın­dan alın­dı. Bu 1 mil­yon ki­şi­ye te­ka­bül eder. Ay­rı­ca, 2004…

BAY­RAM ALİ ME­RAL (An­ka­ra) - İki, iki!

ZA­FER HI­DI­ROĞ­LU (De­vam­la) - Sa­yın Bay­ram Me­ral, siz da­ha iyi bi­lir­si­niz bun­la­rı. Ya­ni, oto sa­tış­la­rı 2004-2005 yıl­la­rın­da iki­ye kat­la­dı. Ya­ni, hal­kı­mız bu gü­zel­lik­ten ter­ci­hi­ni oto alım­la­rı­na kul­lan­mış, TO­Kİ'den ev al­mış; bu­na rağ­men es­na­fın, şir­ket­le­rin açıl­ma ora­nı Tür­ki­ye'de yük­sel­miş.

UFUK ÖZ­KAN (Ma­ni­sa) - Yan­daş­la­rı­nı­zı zen­gin et­ti­niz, va­tan­da­şı fa­kir­leş­tir­di­niz.

ZA­FER HI­DI­ROĞ­LU (De­vam­la) - Şim­di, de­ğer­li ar­ka­daş­lar, si­zin­le za­man har­ca­mak is­te­mi­yo­rum, vak­tim dol­du.

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) - Saç dö­kül­dü, kel gö­rün­dü!

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Hı­dı­roğ­lu, te­şek­kür için mik­ro­fo­nu­nu­zu aça­yım. Lüt­fen te­şek­kür edi­niz.

Bu­yu­run.

ZA­FER HI­DI­ROĞ­LU (De­vam­la) - Evet, Türk Ak­re­di­tas­yon Ku­ru­mu da -ma­ale­sef- 1999 yı­lın­da ku­rul­muş, ama, bi­zim ik­ti­da­rı­mız dö­ne­mi­ne ka­dar hiç­bir şey yap­ma­mış. 139 ta­ne fir­ma ak­re­di­te edil­miş. Ar­tık, ka­li­te­le­riy­le dün­ya­da ken­di­ni du­yu­ran Türk mar­ka­la­rı, yer­li fir­ma mar­ka­la­rı­nın alt­ya­pı­la­rı­nı oluş­tu­ran bir ku­rum­dur.

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) - Bu se­nin son ko­nuş­tu­ğun büt­çe. Bir da­ha ko­nu­şa­ma­ya­cak­sın.

ZA­FER HI­DI­ROĞ­LU (De­vam­la) - Bu ge­liş­me­ler­den do­la­yı, ge­rek Ak­re­di­tas­yon Ku­ru­mu­na ge­rek KOS­GEB ida­re­ci­le­ri­ne ge­rek Sa­yın Ba­ka­nı­ma, Hükûme­te, bu ba­şa­rı­la­rın­dan do­la­yı te­şek­kür edi­yor, 2007'de da­ha bü­yük ba­şa­rı­lar için hal­kı­mı­zın kar­şı­sın­da­yız di­yor, he­pi­ni­ze say­gı­lar su­nu­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim.

AK Par­ti Gru­bu adı­na son ko­nuş­ma­cı, Kon­ya Mil­let­ve­ki­li Ha­san An­ğı.

Sa­yın An­ğı, bu­yu­run efen­dim. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

AK PAR­Tİ GRU­BU ADI­NA HA­SAN AN­ĞI (Kon­ya) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Türk Stan­dart­la­rı Ens­ti­tü­sü ve Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü­nün 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­siy­le il­gi­li ola­rak Ada­let ve Kal­kın­ma Par­ti­si Gru­bu adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ül­ke­miz­de hem üre­ti­ci­nin hem de tü­ke­ti­ci­nin, kü­re­sel­le­şen dün­ya­nın hız­la de­ği­şen mal ve hiz­met üre­ti­mi ko­şul­la­rı­na uyu­mu­nu sağ­la­mak gö­re­vi­ni Türk Stan­dart­la­rı Ens­ti­tü­sü üst­len­miş­tir. 1954 yı­lın­da Tür­ki­ye Oda­lar ve Bor­sa­lar Bir­li­ği bün­ye­sin­de ku­ru­lan bu gü­zi­de ku­ru­luş, ya­rım as­rı aş­kın bir sü­re­dir bu amaç doğ­rul­tu­sun­da ça­lış­mak­ta­dır. Ulus­la­ra­ra­sı Stan­dar­di­zas­yon Teş­ki­la­tı ISO'nun et­kin üye­si, ulus­la­ra­ra­sı stan­dart ve ka­li­te ku­ru­luş­la­rı­nın ak­tif ka­tı­lım­cı­sı TSE, bir yan­dan Tür­ki­ye'nin AB'ye uyu­mu­na yö­ne­lik ça­lış­ma­lar yap­mak­ta, bir yan­dan Türk sa­na­yi­ci­si­ni ve tü­ke­ti­ci­si­ni stan­dart­lar ve ka­li­te­si ko­nu­sun­da dün­ya­da­ki ge­liş­me­ler­den ha­ber­dar et­mek­te, di­ğer yan­dan da iç pi­ya­sa­ya yö­ne­lik hiz­met­le­ri­ni bü­yük bir öz­ve­riy­le sür­dür­mek­te­dir.

TSE, bi­rin­cil gö­rev­le­ri ara­sın­da olan stan­dart ha­zır­la­ma fa­ali­yet­le­rin­de Av­ru­pa Bir­li­ği­ne uyu­mu sağ­la­mış­tır. Av­ru­pa stan­dart­la­rı­nın Türk stan­dar­dı­na dö­nü­şü­mü yüz­de 92 se­vi­ye­sin­de­dir. Ge­ri­ye ka­lan yüz­de 8'lik kı­sım, stan­dart­la­rın de­vam­lı de­ği­şen ya­pı­sı ne­de­niy­le yüz­de 100 uyu­mun sağ­la­na­ma­ya­ca­ğı kı­sım­dır. Do­la­yı­sıy­la, stan­dart­lar ko­nu­sun­da Av­ru­pa Bir­li­ği­ne tam uyu­mun sağ­lan­dı­ğı­nı mem­nu­ni­yet­le gör­mek­te­yiz.

TSE Ku­ru­luş Ka­nu­nu'nda ya­pı­la­cak kü­çük ba­zı ta­di­lat­lar­la, Av­ru­pa Stan­dar­di­zas­yon Ku­ru­luş­la­rı CEN ve CE­NE­LEC'e tam üye­lik ko­nu­sun­da da ha­zır hâle gel­miş­tir. Tür­ki­ye'de­ki mev­cut ka­li­te alt­ya­pı­sı­nın ve ka­li­te bi­lin­ci­nin mi­ma­rı TSE, da­ha faz­la­sı­nı yap­mak için can­la baş­la ça­lış­mak­ta­dır.

Ens­ti­tü, ku­rul­du­ğu gün­den bu ya­na yak­la­şık 32 bin fir­ma­ya, baş­ta ISO-9000 ka­li­te yö­ne­tim sis­tem bel­ge­si ol­mak üze­re ürün ya da hiz­met ye­ri bel­ge­si ver­miş, bir yıl­da yak­la­şık 140 bin it­ha­la­ta uy­gun­luk bel­ge­si ha­zır­la­mış, ka­bul et­ti­ği mes­lek stan­dart­la­rı doğ­rul­tu­sun­da 3 bi­nin üze­rin­de per­so­ne­li de bel­ge­len­dir­miş­tir.

Türk sa­na­yi ürün­le­ri­nin ve hiz­met sek­tö­rü­nün dün­ya pi­ya­sa­la­rın­da­ki re­ka­bet gü­cü­nü ar­tı­ra­rak ül­ke eko­no­mi­si­ne kat­kı­da bu­lun­ma­nın ya­nı sı­ra, yö­ne­tim sis­tem­le­ri ile ka­mu­nun va­tan­daş­la­rı­mı­za da­ha ka­li­te­li hiz­met ver­me­si­ni sağ­la­ma­yı amaç edin­miş­tir.

Av­ru­pa Bir­li­ği Mük­te­se­bat Bel­ge­si'nde yer alan "Mal­la­rın ser­best do­la­şı­mı" bö­lü­mün­den de an­la­şı­la­ca­ğı üze­re, pi­ya­sa de­ne­ti­mi do­la­yı­sıy­la stan­dar­di­zas­yon ko­nu­su mü­za­ke­re­le­rin en önem­li kı­sım­la­rı ara­sın­da­dır. Bu çer­çe­ve­de, TSE'nin özerk ha­re­ket ka­bi­li­ye­ti yük­sek, kla­sik ka­mu ku­ru­luş­la­rı­nın ta­bi ol­du­ğu kı­sıt­la­ma­lar­dan, ya­ni, 4734 sa­yı­lı Ka­mu İha­le, 4735 sa­yı­lı Ka­mu İha­le Söz­leş­me­le­ri, 5018 sa­yı­lı Ka­mu Ma­li Yö­ne­ti­mi ve 6245 sa­yı­lı Har­cı­rah Ka­nun­la­rı ile 631 sa­yı­lı Ka­nun Hük­mün­de Ka­rar­na­me­ler­den mu­af, re­ka­bet ede­bi­lir bir ya­pı­da ol­ma­sı ge­rek­mek­te­dir.

Millî ku­ru­lu­şu­muz TSE'nin, en azın­dan, Av­ru­pa üye­si ül­ke­le­rin TSE ile ay­nı gö­rev­le­ri ya­pan ve Tür­ki­ye'de fa­ali­yet­te bu­lu­nan ve ne­re­dey­se hiç­bir mev­zu­at kı­sı­tı­na sa­hip ol­ma­yan ku­ru­lu­şuy­la re­ka­bet ede­bil­me­si için, ta­bi ol­du­ğu bu mev­zu­at­lar­dan ive­di­lik­le mu­afi­ye­ti sağ­lan­ma­lı­dır. Dün­ya­da­ki sa­yı­lı stan­dar­di­zas­yon bel­ge­len­dir­me ve la­bo­ra­tu­var ku­ru­luş­la­rın­dan bi­ri olan TSE'nin, Av­ru­pa Bir­li­ğin­de­ki mua­dil ku­ru­luş­la­rı gi­bi, yurt dı­şın­da tem­sil­ci­lik aça­bil­me­si­ne, baş­ta İs­lam ül­ke­le­ri ve Türk cum­hu­ri­yet­le­ri ol­mak üze­re, Av­ru­pa, Çin ve Uzak Do­ğu'da teş­ki­lat­lan­ma­sı­na sağ­la­ya­ca­ğı ko­lay­lık­la­ra da ka­vuş­tu­rul­ma­lı­dır­lar.

Bu ara­da, ürün­le­rin as­ga­ri gü­ven­lik ko­şul­la­rı­na sa­hip ol­du­ğu­nu gös­ter­me­si­nin ya­nı sı­ra, ti­ca­ri açı­dan da ürün­le­rin üye ül­ke­ler ara­sın­da do­la­şı­mın­da bir çe­şit pa­sa­port iş­le­vi gö­ren (CE) işa­re­tiy­le il­gi­li ola­rak Tür­ki­ye'nin ilk onay­lan­mış ku­ru­lu­şu­nun TSE ol­du­ğu­nun da al­tı­nı çiz­mek is­ti­yo­rum. Av­ru­pa Bir­li­ğin­de, ül­ke­miz­de ve böl­ge­miz­de, et­kin ve güç­lü, dün­ya­da stan­dart­la­rın oluş­tu­rul­ma­sın­da yön­len­di­ri­ci ve ağır­lı­ğı olan bir ku­ru­luş ol­ma­sı için TSE'nin, her za­man­kin­den da­ha çok si­ya­si ve ya­sal des­te­ğe ih­ti­ya­cı ol­du­ğu­nu bir kez da­ha ve al­tı­nı çi­ze­rek ifa­de et­mek is­ti­yo­rum.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; şim­di de Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü hak­kın­da gö­rüş­le­ri­mi ifa­de et­mek is­ti­yo­rum. Ko­nuş­mam­da, kü­re­sel­leş­me sü­re­cin­de bü­yük önem ka­za­nan sa­na­yi ve tek­no­lo­ji­nin ge­liş­me­si ve ino­vas­yon için anah­tar ro­le sa­hip olan, ma­ale­sef, ül­ke­miz­de son bir­kaç yıl­dır gün­de­me ge­len sı­nai mül­ki­yet hak­la­rı üze­rin­de dur­mak is­ti­yo­rum. Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı­mı­za bağ­lı olan ve ül­ke­miz­de sı­nai mül­ki­yet hak­la­rı­nın yü­rü­tül­me­sin­den so­rum­lu Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü­nün son dö­nem­de ger­çek­leş­tir­di­ği fa­ali­yet­le­ri ve atı­lım­la­rı ya­kın­dan ta­kip et­mek­te­yiz.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ül­ke­miz, dün­ya­da sı­nai mül­ki­yet hak­la­rı­nın ilk uy­gu­la­yı­cı­la­rın­dan bi­ri­dir. Hat­ta, Av­ru­pa'da ikin­ci mar­ka ka­nu­nu 1871 ta­rih­li Ala­me­ti Fa­ri­ka Ni­zam­na­me­si'dir. Bu yıl, sı­nai mül­ki­yet ko­ru­ma­sı­nın 135'in­ci yıl­dö­nü­mü ol­ma­sı mü­na­se­be­tiy­le ulus­la­ra­ra­sı ka­tı­lım­lı bir di­zi et­kin­lik dü­zen­len­miş, ilk de­fa, pa­tent, mar­ka ve ta­sa­rım dal­la­rın­da, Baş­ba­ka­nı­mı­zın elin­den, Türk pa­tent ödül­le­ri ve­ril­miş­tir.

Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü, bir­kaç yıl ön­ce­si­ne ka­dar he­pi­mi­zin ma­lu­mu olan ve ka­mu­oyun­da bü­yük şikâyet­le­re yol açan dos­ya bi­ri­ki­mi ve baş­vu­ru­la­rın so­nuç­lan­dı­rıl­ma­sın­da ya­şa­nan ge­cik­me­ler gi­bi so­run­lar­la bo­ğu­şan ve ulus­la­ra­ra­sı pro­je­ler­de tı­kan­ma ya­şa­yan bir ku­rum hâlin­dey­di. Bu du­rum, Ku­ru­ma ve sis­te­me olan gü­ve­ni bü­yük öl­çü­de ze­de­le­mek­tey­di. Ya­şa­nan so­run­la­rın çö­zül­me­si için, geç­ti­ği­miz üç yıl içe­ri­sin­de, pek çok fa­ali­yet ger­çek­leş­ti­ril­di­ği­ni, hep bir­lik­te, mem­nu­ni­yet­le iz­li­yo­ruz.

Bu ça­lış­ma­lar ne­ti­ce­sin­de bir mar­ka baş­vu­ru­su­na iliş­kin ka­rar sü­re­si, or­ta­la­ma se­kiz ay­dan dört aya, tes­cil sü­re­si ise on al­tı ay­dan do­kuz aya çe­kil­miş­tir. Da­ha ön­ce dört beş ay­da so­nuç­lan­dı­rı­lan bir­çok iş­lem gün­lük hâle ge­ti­ril­miş­tir. Böy­le­ce, geç­miş­te olu­şan bi­ri­kim eri­ti­le­rek nor­mal se­vi­ye­ye in­di­ril­miş­tir. Ay­rı­ca, en­düs­tri­yel ta­sa­rım, baş­vu­ru ve iti­raz­la­rın­da olu­şan bi­ri­kim kı­sa sü­re içe­ri­sin­de eri­til­miş­tir. Tüm bun­lar, ay­nı za­man­da hiz­met ka­li­te­si ar­tı­rı­la­rak ger­çek­leş­ti­ril­miş­tir. Böy­le­ce, sa­na­yi­ci­mi­zin ve gi­ri­şim­ci­le­ri­mi­zin şikâye­ti­ne ko­nu olan pek çok so­run or­ta­dan kalk­mış­tır.

Pa­tent ala­nın­da, 2004'ten ön­ce ku­ru­mun uzun dö­nem he­def­le­ri ara­sın­da da­hi yer al­ma­yan önem­li atı­lım­lar ger­çek­leş­ti­ril­miş­tir. Da­ha ön­ce sa­de­ce an­laş­ma­lı ofis­le­re yap­tı­rı­lan araş­tır­ma ve in­ce­le­me iş­lem­le­ri­nin Ens­ti­tü bün­ye­sin­de de ya­pıl­ma­sı­na baş­lan­mış­tır. Ül­ke­miz açı­sın­dan stra­te­jik önem ta­şı­yan bu uy­gu­la­may­la, yurt dı­şı ku­ru­luş­lar­da üç dört yı­lı aşan araş­tır­ma ve in­ce­le­me sü­re­si bü­yük öl­çü­de kı­sal­mış, ter­cü­me ve pos­ta mas­raf­la­rı or­ta­dan kal­dı­rıl­mış­tır. Dev­rim ni­te­li­ğin­de­ki bu uy­gu­la­may­la, ül­ke­mi­zin, pa­tent ala­nın­da, önü­müz­de­ki yıl­lar­da bü­yük bir atı­lım ya­pa­ca­ğı­na ina­nı­yo­ruz.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın An­ğı, lüt­fen ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız.

Bu­yu­run.

HA­SAN AN­ĞI (De­vam­la) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; sı­nai mül­ki­yet ala­nın­da ül­ke­miz­de­ki en önem­li ek­sik­lik, bu alan­da­ki bi­lin­cin ye­te­rin­ce yer­leş­me­miş ol­ma­sı­dır. Bu ne­den­le, ta­nı­tım ve bi­linç­len­dir­me, son dö­nem­de, Ku­ru­mun en faz­la ağır­lık ver­di­ği fa­ali­yet ala­nı hâli­ne gel­miş­tir.

Bil­gi­ye eri­şi­mi ko­lay­laş­tır­mak için, ül­ke sat­hın­da bil­gi ve do­kü­man­tas­yon bi­rim sa­yı­sı 5'ten 28'e yük­sel­ti­le­rek, Av­ru­pa'da en üst se­vi­ye­le­ri ya­ka­la­mış­tır.

Baş­vu­ru sa­hip­le­ri­ne, hız­lı, ka­li­te­li ve et­kin hiz­met sun­mak ga­ye­siy­le, Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü­nün tek­nik alt­ya­pı­sı ge­liş­ti­ril­miş, kâğıt­sız ofis alt­ya­pı­sı ta­mam­lan­mış­tır. e-dev­let uy­gu­la­ma­la­rı kap­sa­mın­da pa­tent, mar­ka, ta­sa­rım, araş­tır­ma ve dos­ya ta­ki­bi hiz­met­le­ri İn­ter­net üze­rin­den ve­ril­me­ye baş­lan­mış­tır. Bu uy­gu­la­ma­lar­la ay­da 1 mil­yon pa­tent, mar­ka ve ta­sa­rım araş­tır­ma­sı on­li­ne ola­rak ger­çek­leş­ti­ril­mek­te­dir.

Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü, ka­mu ku­ru­luş­la­rı ara­sın­da Te­le­ko­mü­ni­kas­yon Ku­ru­mun­ca e-im­za alt­ya­pı­sı ha­zır hâlde gö­rü­len onaltı ku­rum­dan bi­ri­dir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; tüm ça­lış­ma­lar ve ge­liş­me­ler ne­ti­ce­sin­de, top­lum­da sı­nai mül­ki­yet bi­lin­ci art­mış, tüm sı­nai hak tür­le­rin­de­ki baş­vu­ru sa­yı­la­rın­da bü­yük ar­tış­lar mey­da­na gel­miş­tir.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın An­ğı, Ge­nel Ku­ru­la te­şek­kür eder mi­si­niz.

Bu­yu­run.

HA­SAN AN­ĞI (De­vam­la) - Hay hay.

Son cüm­le­mi ifa­de et­mek is­ti­yo­rum Sa­yın Baş­ka­nım.

2005 yı­lın­da yak­la­şık 60 bin mar­ka baş­vu­ru­su ile Av­ru­pa'da ilk 5'e gi­ren ül­ke­miz, bu yıl, bek­le­nen 70 bin ci­va­rın­da mar­ka baş­vu­ru­su ile ilk 3'te yer ala­cak­tır.

Bu ba­şa­rı­lı ça­lış­ma­la­rın 2007 yı­lın­da da ar­ta­rak de­va­mı­nı di­li­yor, 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin, dev­le­ti­mi­ze, mil­le­ti­mi­ze ha­yır­lı ol­ma­sı­nı, yak­la­şan Kur­ban Bay­ra­mı'nın ve 2007 yı­lı­nın mil­le­ti­mi­ze ve in­san­lı­ğa ha­yır­lar ge­tir­me­si di­lek­le­rim­le he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın An­ğı.

Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, bir­le­şi­me beş da­ki­ka ara ve­ri­yo­rum.

Ka­pan­ma Sa­ati: 15.05

ÜÇÜN­CÜ OTU­RUM

Açıl­ma Sa­ati: 15.13

BAŞ­KAN: Baş­kan Ve­ki­li Nev­zat PAK­DİL

KÂTİP ÜYE­LER: Ah­met KÜ­ÇÜK (Ça­nak­ka­le), Ah­met Gök­han SA­RI­ÇAM (Kırk­la­re­li)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin 39'un­cu Bir­le­şi­mi'nin Üçün­cü Otu­ru­mu'nu açı­yo­rum.

On bi­rin­ci tur­da­ki gö­rüş­me­le­re de­vam edi­yo­ruz.

Ko­mis­yon ve Hükûmet ye­rin­de.

Şim­di, söz sı­ra­sı, şah­sı adı­na, büt­çe­nin le­hin­de, İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Hü­se­yin Kan­su'ya ait­tir.

Sa­yın Kan­su, bu­yu­run. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

HÜ­SE­YİN KAN­SU (İs­tan­bul) - Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; 2007 yı­lı Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si üze­rin­de şah­sım adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Ge­nel Ku­ru­lu say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Tür­ki­ye, AK Par­ti Hükûme­ti dö­ne­min­de ta­kip et­ti­ği ak­tif ve di­na­mik dış po­li­ti­ka­sı ile ulus­la­ra­ra­sı say­gın­lı­ğı art­mış, ulu­sal çı­kar­lar is­ti­ka­me­tin­de böl­ge­sel ve kü­re­sel mer­kez ül­ke ko­nu­mu­nu güç­len­dir­miş­tir. Kla­sik, alı­şı­la­ge­len, du­ra­ğan si­ya­set an­la­yı­şın­dan uzak­la­şa­rak, dış si­ya­set­te risk alan ve ken­di­ne ye­ni ma­nev­ra alan­la­rı oluş­tu­ran ulus­la­ra­ra­sı bir ak­tör sı­fa­tı­na ka­vuş­muş­tur. Ya­kın za­ma­na ka­dar Tür­ki­ye'nin ayak ba­ğı olan ve ha­re­ket ka­bi­li­ye­ti­ni da­ral­tan bir­çok me­se­le, bu­gün, ar­tık, tez­le­ri­mi­zi dün­ya­ya ak­ta­ra­bil­di­ği­miz önem­li fır­sat­la­ra dö­nüş­müş­tür.

Tür­ki­ye ola­rak önem­li bir ta­rihî aşa­ma­dan geç­ti­ği­miz kuş­ku­suz­dur. Ge­li­nen nok­ta­da dış po­li­ti­ka­mız açı­sın­dan ba­zı önem­li ge­liş­me­le­re göz at­tı­ğı­mız­da, her şey­den ön­ce, Av­ru­pa Bir­li­ğiy­le iliş­ki­le­ri­miz­de önem­li bir me­sa­fe kat et­ti­ği­miz gö­rül­mek­te­dir. An­cak, Tür­ki­ye'nin uyum sü­re­ci bo­yun­ca olan­ca iyi ni­yet ve gi­ri­şim­le­ri­ne rağ­men Av­ru­pa Bir­li­ği­nin se­kiz baş­lık­ta mü­za­ke­re­le­rin don­du­rul­ma­sı ka­ra­rı kar­şı­lık­lı iliş­ki­ler açı­sın­dan hak­ka­ni­ye­te uy­ma­yan bir ka­rar ol­muş­tur.

Bir sü­re­dir Rum ke­si­mi­nin iti­raz­la­rı ne­de­niy­le za­ten ya­vaş­la­yan mü­za­ke­re sü­re­cin­de or­ta­ya çı­kan son ge­liş­me­le­ri şu şe­kil­de de­ğer­len­di­re­bi­li­riz:

1) Her şey­den ön­ce alı­nan ka­rar Av­ru­pa Bir­li­ğin­de cid­di bir viz­yon ek­sik­li­ği­ne işa­ret et­mek­te­dir. Tür­ki­ye'nin tam üye­li­ği kar­şı­sın­da Av­ru­pa, dı­şa dö­nük kü­re­sel bir güç ol­mak­la, içe dö­nük ka­pa­lı böl­ge­sel bir iş­bir­li­ği ör­gü­tü ol­mak ara­sın­da esas­lı bir ter­cih­le kar­şı kar­şı­ya­dır. Son alı­nan ka­rar, risk al­mak­tan hoş­lan­ma­yan pa­sif bir tav­rın gös­ter­ge­si­dir. Ya­şa­nan ger­çek­ler, kü­re­sel bir viz­yo­nu ge­rek­li kı­lar­ken, ba­zı Av­ru­pa ül­ke­le­ri ve li­der­lik­le­ri kı­sa ref­leks­le­ri ser­gi­le­mek­ten ka­çın­ma­mak­ta­dır. Fran­sa, Al­man­ya ve Hol­lan­da'nın, ka­rar sü­re­cin­de ta­kın­dık­la­rı ta­vır bu­nun bir ör­ne­ği­dir. Bu ko­nu­nun Av­ru­pa Bir­li­ği içe­ri­sin­de tar­tı­şıl­ma­sı ve bir an ön­ce gö­rüş bir­li­ği­ne va­rıl­ma­sı, hem Av­ru­pa'nın ve hem de dış dün­ya­nın le­hi­ne ola­cak­tır.

2) Sık­ça tek­rar­la­dı­ğı­mız gi­bi, Av­ru­pa ile Av­ru­pa Bir­li­ği­nin ay­nı şey ol­ma­dı­ğı, son olan­lar­la bir­lik­te, bir kez da­ha or­ta­ya çık­mış­tır. Ulus dev­let­le­rin te­kil me­se­le­le­re iliş­kin ref­leks­le­ri ile Av­ru­pa Bir­li­ği­nin ku­rum­sal du­ru­mu ara­sın­da, ba­zen, önem­li bir ma­kas or­ta­ya çık­mak­ta­dır. Av­ru­pa Bir­li­ği için bel­ki kul­la­nı­la­cak en gü­zel ta­nım, onun ulus dev­let­le­rin çı­kar­la­rı­nın bir bi­leş­ke­si ol­du­ğu­dur. Bu açı­dan ferdî ba­zı çı­kış­la­rın Av­ru­pa Bir­li­ğiy­le sü­ren iliş­ki­le­ri­mi­zin ana ya­pı­sı­nı be­lir­le­yi­ci ol­ma­dı­ğı son ka­rar­la tes­cil edil­miş­tir. Ba­zı üye­le­rin ak­si tu­tum­la­rı ile Gü­ney Kıb­rıs Rum ke­si­mi­ne li­man­la­rın ve ha­va­alan­la­rı­nın açıl­ma­sı yö­nün­de Tür­ki­ye aley­hi­ne sı­nır­la­yı­cı za­man be­lir­le­me gay­re­ti ka­ra­ra ak­set­me­miş­tir.

3) Se­kiz mü­za­ke­re baş­lı­ğı­nın as­kı­ya alın­ma­sı, Tür­ki­ye hu­su­sun­da, Av­ru­pa Bir­li­ği için­de bü­tün­cül bir yak­la­şı­mın he­nüz oluş­ma­dı­ğı­nı gös­ter­mek­te­dir. Bir yö­nüy­le Av­ru­pa Bir­li­ği üye­lik sü­re­cin­de Tür­ki­ye'nin Av­ru­pa şart­la­rı­nı haz­met­me­si­ni bek­ler­ken, ba­zı Av­ru­pa ül­ke­le­ri Tür­ki­ye'nin üye­li­ği­ni he­nüz ye­te­rin­ce haz­met­miş gö­rün­me­mek­te­dir­ler. Bu ka­rar­la, zi­hin­le­rin çok ber­rak ol­ma­dı­ğı da­ha be­lir­gin bir şe­kil­de or­ta­ya çık­mış olup iliş­ki­nin otur­ma­sı­nın za­man ala­ca­ğı­nı gös­ter­mek­te­dir.

An­cak, gö­rü­nen odur ki, di­ğer ko­nu­lar­da mü­za­ke­re­le­rin sür­dü­rül­me­si ka­ra­rı, Av­ru­pa Bir­li­ği içe­ri­sin­de Tür­ki­ye kar­şı­tı tez­le­rin cid­di ma­na­da inan­dı­rı­cı­lı­ğı­nı da yi­tir­di­ği­ni bel­ge­le­mek­te­dir.

4) Tür­ki­ye'nin Av­ru­pa Bir­li­ği­ne üye­lik mü­za­ke­re­le­rin­de po­li­tik ve eko­no­mik kri­ter­ler öne çık­sa da ba­zı ül­ke­ler için Tür­ki­ye'nin kül­tü­rel ko­nu­mu kü­çüm­sen­me­ye­cek bir bi­çim­de be­lir­le­yi­ci ol­mak­ta­dır. Bu da, Tür­ki­ye ola­rak jeo­kül­tü­rel zen­gin­li­ği­mi­zi da­ha ak­tif ola­rak kul­lan­ma­mı­zın ve ye­rin­de, bu­nu stra­te­ji­ye dö­nüş­tür­me­mi­zin an­lam­lı ol­du­ğu­nu ima et­mek­te­dir. Ül­ke­mi­zin kül­tü­re da­ya­nan stra­te­jik de­rin­li­ği vaz­ge­çil­mez bir ulus­la­ra­ra­sı iliş­ki­ler ara­cı­dır. Bu ma­na­da, Hükûme­ti­mi­zin için­de bu­lun­du­ğu "me­de­ni­yet­ler it­ti­fa­kı" gi­ri­şi­mi­nin sür­dü­rül­me­si önem arz et­mek­te­dir.

5) Bu ka­rar­da, Av­ru­pa Bir­li­ği, Tür­ki­ye'nin sos­yal, si­ya­sal ve eko­no­mik alan­lar­da hal­kı­mı­zın çı­ka­rı­na olan re­form ya­sa­la­rı­nı uy­gu­la­mak­ta­ki ba­şa­rı­la­rı­nı göz ar­dı et­miş­tir. As­kı­ya alı­nan güm­rük bir­li­ği ve ser­best do­la­şım gi­bi baş­lık­lar ko­nu­sun­da, Tür­ki­ye, Av­ru­pa Bir­li­ği ya­sa­la­rıy­la uyum içe­ri­sin­de­dir. Tür­ki­ye'nin gün­den gü­ne ge­li­şen güç­lü sa­na­yi ya­pı­sı, Bal­kan­lar, Ka­ra­de­niz ve Kaf­kas­lar ile iliş­ki­ler­de­ki ki­lit ro­lü, Av­ru­pa Bir­li­ği­ne ka­ta­ca­ğı önem­li de­ğer­ler­dir.

Mü­za­ke­re­ler sü­re­sin­ce Hükûme­ti­mi­zin ve il­gi­li dev­let or­gan­la­rı­mı­zın per­for­man­sı bek­le­nin üze­rin­de ol­muş­tur. Bu­nun­la bir­lik­te, çı­kan uyum ya­sa­la­rı­nın top­lu­mu­muz ta­ra­fın­dan da ge­nel ka­bul gör­dü­ğü ve uy­gu­la­ma­da umu­mi­yet­le ba­şa­rı sağ­lan­ma­sı­na rağ­men, hiç­bir resmî şart­ta ol­ma­yan li­man­la­rın ve ha­va sa­ha­sı­nın açıl­ma­sı ko­nu­su gö­rüş­me­le­ri öz­den yok­sun bir hâle ge­tir­miş ve ha­di­se­yi ta­ma­mıy­la si­ya­si bir mec­ra­ya doğ­ru sü­rük­le­miş­tir.

Mec­li­si­mi­zin kür­sü­sün­den Av­ru­pa­lı dost­la­rı­mı­za ba­zı hu­sus­la­rı ha­tır­lat­mak is­ti­yo­rum: Gü­ney Kıb­rıs Rum yö­ne­ti­mi, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin il­ke­le­ri­ne ve yer­le­şik tea­mül­le­re ay­kı­rı ola­rak tam üye­li­ğe ka­bul edil­miş ve o gün­den, bu me­se­le, Av­ru­pa Bir­li­ği ta­ra­fın­dan çö­züm­süz­lü­ğe sü­rük­len­miş­tir. Tür­ki­ye'nin mü­te­ad­dit uya­rı­la­rı­na rağ­men, Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'yle so­run­la­rı­nı çöz­me­den Bir­li­ğe ka­bul edi­len Gü­ney Kıb­rıs Rum yö­ne­ti­mi, her aşa­ma­da Av­ru­pa Bir­li­ği ve Tür­ki­ye iliş­ki­le­rin­de so­run teş­kil et­me­ye de­vam et­mek­te­dir. Böy­le­ce, Türk ve Rum ta­raf­lar ara­sın­da kal­ma­sı müm­kün olan bir an­laş­maz­lık, Tür­ki­ye ve Av­ru­pa Bir­li­ği ara­sın­da bir so­ru­na dö­nüş­tü­rül­müş­tür.

Rum­lar, el­de et­tik­le­ri avan­taj­la, Tür­ki­ye ve Av­ru­pa Bir­li­ği ara­sın­da­ki mü­na­se­bet­le­ri yön­len­dir­mek­te­dir­ler. Kor­ka­rım, bu me­se­le, Tür­ki­ye'nin Av­ru­pa Bir­li­ği­ne gir­me­si­ne kar­şı olan ba­zı ke­sim­ler­ce is­tis­mar edil­me­ye de­vam edi­le­cek­tir. Bu iti­bar­la, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin Rum ka­pa­nın­dan sıy­rıl­ma­sı zo­run­lu­lu­ğu var­dır.

Ya­pıl­ma­sı ge­re­ken, mü­za­ke­re­ler sü­re­cin­de Kıb­rıs me­se­le­si­ni iki ke­sim­li­lik ve si­ya­si eşit­lik te­me­lin­de kap­sam­lı, adil ve ka­lı­cı bir şe­kil­de çö­zül­me­si­dir. Bu­nun plat­for­mu da Bir­leş­miş Mil­let­ler ol­ma­lı­dır. Tür­ki­ye'nin bu ko­nu­da­ki gi­ri­şim­le­ri, de­vam­lı çö­züm­den ya­na ol­muş­tur. Ay­nı gi­ri­şi­mi Av­ru­pa Bir­li­ği­nin des­tek­le­me­si, Ada'da­ki çö­zü­mü çok ko­lay­laş­tı­ra­cak­tır. Çö­züm ara­yış­la­rı ve gö­rüş­me­ler sür­me­li, so­mut adım­lar atıl­ma­lı­dır.

An­nan Pla­nı son­ra­sın­da, Av­ru­pa Bir­li­ği, 26 Ni­san 2004 ta­ri­hin­de al­dı­ğı ka­rar­la, Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'ne uy­gu­la­nan izo­las­yon­la­rı kal­dır­ma yö­nün­de­ki ta­ah­hü­dü­nü ye­ri­ne ge­tir­me­miş­tir. Bu, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin gü­ve­nir­li­ği­ne bü­yük za­rar ver­mek­te­dir.

Re­fe­ran­dum­da "evet" oyu kul­la­nan KKTC, iyi ni­ye­ti­nin kar­şı­lı­ğı­nı he­nüz ala­ma­mış, Rum ke­si­mi ise, her şe­ye rağ­men, çö­züm­süz tu­tu­muy­la ce­sa­ret­len­di­ril­miş­tir. Kal­dı ki, Ge­niş­le­me Söz­leş­me­si'nin 10'un­cu Pro­to­kol'ü "Kıb­rıs'ın tüm halk­la­rı­nın Bir­lik üye­li­ği­nin fay­da­la­rın­dan ya­rar­lan­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni" ifa­de eder. İki bu­çuk yıl­dır, bu ko­nu­da hiç­bir şey ya­pıl­ma­mış­tır. Bu ne­den­le, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin Kıb­rıs­lı Rum­la­ra bü­yük eko­no­mik avan­taj sağ­la­ya­cak ta­le­bi­ni Tür­ki­ye'nin red­det­me­si son de­re­ce an­la­şı­lır bir du­rum­dur.

An­ka­ra'nın gün­de­me ge­tir­di­ği, Tür­ki­ye'nin, bir li­ma­nı ile Er­can Ha­va­ala­nı'na kar­şı­lık bir ha­va­ala­nı­nı Kıb­rıs­lı Rum­la­ra aç­ma­sı, bu­nun kar­şı­lı­ğın­da da Ku­zey Kıb­rıs'a yö­ne­lik izo­las­yon­la­rın kal­dı­rıl­ma­sı ve doğ­ru­dan ti­ca­re­te baş­la­ma­sı tek­li­fi­ne, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin "ye­ter­siz ol­du­ğu" yö­nün­de­ki ver­di­ği kar­şı­lık inan­dı­rı­cı de­ğil­dir. Tür­ki­ye'nin bü­tün iyi ni­yet gi­ri­şim­le­ri­ne rağ­men Av­ru­pa Bir­li­ği­nin çe­kin­gen tav­rı an­la­şı­lır ol­mak­tan uzak­tır. Şa­yet, Av­ru­pa Bir­li­ği, Kıb­rıs'ta çö­züm ko­nu­sun­da sa­mi­mi ise, hiç de­ğil­se, Tür­ki­ye'nin bu tav­rı­na so­mut bir kar­şı­lık ver­me­li­dir.

Tüm olan­la­ra rağ­men, akıl­cı ve ya­pı­cı yak­la­şım­lar­la bir­bi­ri­mi­zi an­la­ya­rak an­cak sağ­lam bir iş bir­li­ği ya­pa­bi­li­riz. Tür­ki­ye ile Av­ru­pa Bir­li­ği özün­de bir­bi­ri­ne muh­taç­tır. Me­se­le, çok yön­lü özel­li­ğiy­le böl­ge­sel bir iş bir­li­ği­ni çok­tan aş­mış, kü­re­sel bir fır­sat hâli­ne dö­nüş­müş­tür. Ta­ri­hin bu fır­sat anı­nı ka­çır­dı­ğı­mız tak­dir­de, hiç kim­se, bu­nu ge­le­cek ne­sil­le­re açık­la­ya­ma­ya­cak­tır. Sü­re­cin de­vam et­me­si bir­bi­ri­mi­zi an­la­ma­mı­zı ve al­gı fark­lı­lık­la­rı­nı aş­ma­mı­zı ko­lay­laş­tı­ra­cak­tır.

Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; böl­ge­miz­de mey­da­na ge­len bir baş­ka önem­li ge­liş­me de, böl­ge için do­ğur­du­ğu so­nuç­la­rı ve çok yön­lü et­ki­le­ri için, hiç şüp­he­siz Irak me­se­le­si­dir. Irak so­ru­nu, bu­gün, ar­tık coğ­ra­fi sı­nır­la­rın öte­sin­de uzun dö­nem­li so­nuç­lar do­ğur­ma­ya ge­be bir me­se­le hâli­ne gel­miş­tir. Ül­ke­de he­nüz is­tik­rar sağ­la­na­ma­mış, yö­ne­tim­de bek­len­ti­ler ise ger­çek­leş­me­miş­tir. Irak'ta­ki tra­je­di her ge­çen gün bü­yü­mek­te, du­rum her ba­kım­dan kö­tü­ye git­mek­te­dir. Mart 2003'ten Ara­lık 2006'ya ka­dar 655 bin Irak­lı­nın de­ği­şik se­bep­ler­le öl­müş ol­ma­sı, tra­je­di­nin bo­yu­tu­nu an­lat­ma­ya yet­mek­te­dir. Tür­ki­ye ola­rak, kom­şu­muz Irak'ın için­de bu­lun­du­ğu kar­ma­şık du­rum­da şim­di­ye ka­dar sür­dür­dü­ğü­müz ak­tif ve ön alı­cı po­li­ti­ka­mı­zın ne ka­dar isa­bet­li ol­du­ğu bu­gün da­ha iyi tak­dir edil­mek­te­dir.

Ön­ce­lik­le şu­nu tes­pit et­me­li­yiz ki, ge­li­nen nok­ta­da müt­te­fik güç­le­rin uy­gu­la­dı­ğı tek ta­raf­lı güç po­li­ti­ka­sı fe­ci so­nuç­lar do­ğur­muş, Irak, bu­gün, es­ki gün­le­ri­ni arar hâle gel­miş­tir. Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri Hükûme­ti­nin ha­zır­lat­tı­ğı ve kı­sa sü­re ön­ce açık­lan­mış olan Irak Ça­lış­ma Ra­po­ru du­ru­mun resmî te­yi­di ma­hi­ye­tin­de­dir. Irak, so­nuç­la­rı he­sap­lan­ma­mış, ge­rek­li sü­reç­le­re baş­vu­rul­ma­mış po­li­ti­ka­la­rın bir so­nu­cu ola­rak, sa­vaş ön­ce­si is­tik­ra­rı­nı yi­tir­miş, Irak in­sa­nı­nın ge­le­ce­ğe olan gü­ve­ni cid­di ya­ra al­mış­tır. Bü­tün bun­lar­dan ders ala­rak, Irak hak­kın­da hâlâ ya­pı­la­cak çok şey var­dır ve za­man kay­be­dil­me­den bu tra­je­di­yi so­na er­dir­mek için, be­lir­gin, so­mut adım­lar atıl­ma­lı­dır.

Ya­pıl­ma­sı ge­re­ken­ler özet­le şu şe­kil­de açık­la­na­bi­lir: Tür­ki­ye, Irak'ın ya­kın kom­şu­su ola­rak, böl­ge­sel di­na­mik­le­ri ha­re­ke­te ge­çir­mek ve ya­şa­nan kri­zi çö­zü­me dö­nüş­tür­mek ama­cıy­la ön­cü­lük et­ti­ği ve kri­zin ba­şın­dan be­ri, bu­gü­ne ka­dar, sür­dür­dü­ğü Irak'a kom­şu ül­ke­ler gi­ri­şi­mi­ni ıs­rar­la sür­dür­me­li ve bu­nu ka­lı­cı kıl­ma­lı­dır. Her ba­kım­dan Irak'la olan iliş­ki­mi­zin ge­le­ce­ği­nin gü­ven al­tı­na alın­ma­sı, kri­zin muh­te­mel bir böl­ge­sel teh­dit hâli­ne dö­nüş­me­si­nin en­gel­len­me­si için bu el­zem­dir. Ka­na­atim odur ki, Sa­yın Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­mız Ab­dul­lah Gül'ün sa­mi­mi gay­ret­le­riy­le or­ta­ya çı­kan ve Tür­ki­ye'nin ön­cü­lük et­ti­ği bu gi­ri­şim, bu­gü­ne ka­dar mev­cut kri­zin de­rin­leş­me­si­ni en­gel­le­di­ği gi­bi, bu ne­vi so­run­lar kar­şı­sın­da böl­ge­sel ref­leks­le­rin can­lı tu­tul­ma­sı­nın ve çö­zül­me­si­nin vaz­ge­çil­mez bir me­ka­niz­ma­sı ola­cak­tır. Ge­çen sü­re zar­fın­da, gü­ven­lik mer­kez­li as­kerî ve po­li­si­ye ted­bir­le­rin ki­fa­yet­siz­li­ği ve olum­suz ne­ti­ce­le­ri ye­te­rin­ce gö­rül­müş­tür. Ül­ke­nin, her şey­den ön­ce bir sos­yal ba­rı­şa ih­ti­ya­cı var­dır. Zen­gin et­nik ve dinî ya­pı­sı göz önü­ne alın­dı­ğın­da, Irak'ta­ki çok ta­raf­lı den­ge­nin...

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Kan­su, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­lar mı­sı­nız.

Bu­yu­run.

HÜ­SE­YİN KAN­SU (De­vam­la) - ...kı­sa va­de­li amaç­lar uğ­ru­na fe­da edil­me­si­nin fe­ci so­nuç­lar do­ğur­du­ğu­nu tüm dün­ya gör­dü. Ya­şa­nan gü­ven­lik so­ru­nu­nun mer­ke­zin­de, bir ta­ra­fın le­hi­ne oran­tı­sız bir güç da­ğı­lı­mı­nın yat­tı­ğı­nı bu­gün da­ha ra­hat­lık­la tes­pit ede­bi­li­yo­ruz. Sos­yal ba­rı­şın te­min edil­me­si, et­nik ve dinî un­sur­la­rın mut­lak iş­bir­li­ği­ni ge­rek­li kıl­mak­ta­dır. Ül­ke­nin is­tik­ra­ra ka­vuş­ma­sı, de­mok­ra­si­nin ku­rum ve ku­ral­la­rıy­la yer­leş­me­si ve hal­kın ken­di­ni yö­net­me hak­kı­nı kul­la­na­bil­me­si için, mev­cut den­ge­ler ara­sın­da hak ve ada­le­te da­ya­lı bir me­ka­niz­ma bir an ön­ce var edil­me­si zo­run­lu­dur.

Irak'ın top­rak bü­tün­lü­ğü­nün ko­run­ma­sı bu sü­reç­te çok ha­ya­ti­dir. Irak'ın üçe bö­lün­müş se­nar­yo­la­rı­na as­la iti­bar edi­le­mez. Ül­ke­de­ki hiç­bir hal­kın bun­da bir ya­ra­rı yok­tur. Ak­si, halk­lar ara­sı hu­su­met­le­re, hat­ta ça­tış­ma­la­ra se­bep ola­bi­lir. Böl­ge­de çı­ka­cak böy­le bir iç ça­tış­ma­nın, dün­ya ba­rı­şı­nı te­tik­le­me­ye­ce­ği­ni kim söy­le­ye­bi­lir? Bu iti­bar­la, kay­nak­la­rın da­ğı­lı­mı, tem­sil ve yö­ne­tim gi­bi ko­nu­lar­da, mev­cut du­ru­mu da­ha de­rin bir kri­ze sü­rük­le­ye­cek, ça­tış­ma­la­rı kö­rük­le­ye­cek her tür­lü dav­ra­nış­tan ka­çı­nıl­ma­lı­dır. Bu hu­sus­lar­da AK Par­ti Hü­kü­me­ti­nin baş­tan be­ri iz­le­di­ği den­ge­li tu­tum, tüm dün­ya­ya ör­nek ol­ma­lı­dır.

Böl­ge­miz­de bir baş­ka sı­cak ge­liş­mey­se, Fi­lis­tin'de­ki se­çim­ler me­se­le­si­dir. Tür­ki­ye, Fi­lis­tin'de­ki...

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Kan­su, te­şek­kür cüm­le­ni­zi ala­bi­lir mi­yim.

Bu­yu­run.

HÜ­SE­YİN KAN­SU (De­vam­la) - Ta­mam­lı­yo­rum.

...se­çim­le­rin ye­ni­len­me­si­ne yö­ne­lik dış bas­kı ve tel­kin­le­re kök­ten kar­şı­dır. De­mok­ra­tik ola­rak se­çil­miş bir par­la­men­to­nun de­mok­ra­si dı­şı tel­kin ve yön­tem­ler­le de­ğiş­ti­ril­mek is­ten­me­si, böl­ge ba­rı­şı­na as­la hiz­met et­me­ye­cek­tir.

Bu dü­şün­ce­ler­le, Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı büt­çe­mi­zin ve Sa­na­yi Ba­kan­lı­ğı büt­çe­mi­zin, ül­ke­mi­ze ha­yır­lı, uğur­lu ol­ma­sı­nı di­li­yor, say­gı­lar su­nu­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim.

Hükûmet adı­na, Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı ve Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı Sa­yın Ab­dul­lah Gül ko­nu­şa­cak­lar­dır.

Bu­yu­run efen­dim. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (Kay­se­ri) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım; Ba­kan­lı­ğı­mın 2007 ma­li yı­lı büt­çe ta­sa­rı­sı­nı ona­yı­nı­za sun­mak üze­re hu­zur­la­rı­nız­da bu­lu­nu­yo­rum. Ba­kan­lı­ğım adı­na he­pi­ni­ze say­gı­lar su­nu­yo­rum.

Ay­rı­ca, bu­ra­da, grup­lar adı­na Ba­kan­lı­ğım­la il­gi­li gö­rüş­le­ri­ni ifa­de eden bü­tün ar­ka­daş­la­ra da te­şek­kür edi­yo­rum. Ta­bii ki, gö­rüş­le­rin­den her za­man fay­da­lan­dı­ğı­mız gi­bi, bu se­fer de fay­da­lan­ma­ya de­vam ede­ce­ğiz.

Dış po­li­ti­ka ko­nu­la­rı­mız­la il­gi­li kap­sam­lı bil­gi­le­rin, Ba­kan­lı­ğı­mın teş­ki­lat ya­pı­sı ile per­so­nel du­ru­mu­nun ve büt­çe tek­li­fi­mi­zin yer al­dı­ğı bir ki­tap­çık, bu­ra­da, bü­tün de­ğer­li üye­le­re da­ğı­tıl­mış­tır. Si­zin de tah­min ede­ce­ği­niz gi­bi, böy­le kı­sa bir sü­re içe­ri­sin­de, Tür­ki­ye'nin ta­kip et­ti­ği dış po­li­ti­ka­nın bü­tün de­tay­la­rı­nı bu sü­re için­de an­la­ta­ma­ya­ca­ğım için bun­la­rı ki­tap­çık hâlin­de si­ze sun­duk. Ben, bu­ra­da, mü­sa­ade eder­se­niz, özet hâlin­de si­ze bir su­nuş ya­pa­ca­ğım ve bu­ra­da­ki ba­zı so­ru­la­ra ce­vap ver­me­ye ça­lı­şa­ca­ğım.

Ama, bu­na geç­me­den ön­ce, bir üzün­tü­mü­zü, ta­bii siz­ler­le pay­laş­mak is­ti­yo­ruz; bu üzün­tü, he­pi­mi­zin üzün­tü­sü. Türk­me­nis­tan'ın Dev­let Baş­ka­nı Sa­par­mu­rat Türk­men­ba­şı, ne ya­zık ki, ha­ya­tı­nı kay­bet­miş­tir. Bü­tün Türk dün­ya­sı bü­yük bir üzün­tü içe­ri­si­ne gir­miş­tir, Tür­ki­ye de bü­yük bir üzün­tü içe­ri­sin­de­dir. Türk­me­nis­tan'ın ge­le­ce­ği­nin ay­dın­lık ola­ca­ğı­na ina­nı­yo­ruz ve Tür­ki­ye ola­rak da kar­deş Türk­me­nis­tan'a her tür­lü des­te­ği, yar­dı­mı yap­ma­ya de­vam ede­ce­ğiz. Biz­ler, he­pi­miz bir mil­le­tiz, ama, fark­lı fark­lı dev­let­ler içe­ri­sin­de ha­ya­tı­mı­zı de­vam et­ti­ri­yo­ruz. Bu üzün­tü­mü­zü bir kez da­ha siz­ler­le pay­la­şı­yo­rum.

De­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, dün­ya­mız zor bir dö­nem­den geç­mek­te­dir. Çö­züm bek­le­yen ih­ti­laf­la­rın sa­yı­sı gi­de­rek art­mak­ta­dır ve ne ya­zık ki, bun­la­rın çö­zü­mü için de çok me­sa­fe alı­na­ma­mak­ta­dır. Si­ya­si sü­reç­ler, âde­ta, tı­kan­mış va­zi­yet­te­dir. Çev­re so­run­la­rı gi­de­rek ağır­laş­mak­ta­dır, ül­ke­ler ara­sın­da­ki ge­liş­miş­lik far­kı art­mak­ta ve sos­yal şart­lar gi­de­rek halk­la­rın üze­rin­de ağır­laş­mak­ta­dır.

Tür­ki­ye, kü­re­sel risk ve teh­dit­le­rin bel­ki de dün­ya­da en yo­ğun ola­rak his­se­dil­di­ği bir böl­ge­de ye­ri­ni al­mış­tır. Biz, iş­te, böy­le bir or­tam­da, ik­ti­da­ra gel­di­ği­miz gün­den be­ri, Tür­ki­ye'nin kı­sa, or­ta, uzun va­de­li millî çı­kar­la­rı­nı ko­ru­mak için bü­yük bir gay­ret içe­ri­sin­de­yiz. Tür­ki­ye'yi ulus­la­ra­ra­sı plan­da, or­tak­lı­ğı da­ima ara­nan bir ül­ke hâli­ne ge­tir­mek için uğ­raş­mak­ta­yız. Bu is­ti­ka­met­te dış po­li­ti­ka­nın her ala­nın­da ak­tif bir tu­tum iz­li­yo­ruz. Böy­le­ce, çev­re­miz­de­ki ça­tış­ma ve ge­ri­lim nok­ta­la­rı­nın, müm­kün ol­du­ğun­ca, di­ya­log ve sulh yo­luy­la çö­zü­mü için de bü­yük bir gay­ret sarf edi­yo­ruz.

De­ğer­li ka­mu­oyu­mu­zun ve yü­ce Mec­li­sin des­te­ğiy­le sür­dür­dü­ğü­müz ça­ba­lar­da ba­şa­rı­ya ula­şa­ca­ğı­mı­za ina­nı­yo­rum. Şüp­he­siz, bu gü­ve­nin te­me­lin­de, ül­ke­mi­zi güç­lü kı­lan te­mel un­sur­lar yat­mak­ta­dır. Bun­lar: Hükûme­ti­miz ta­ra­fın­dan ha­ya­ta ge­çi­ri­len re­form­lar­la her gün bi­raz da­ha güç­le­nen Türk de­mok­ra­si­si, dün­ya­nın on se­kiz bü­yük eko­no­mi­si ve Av­ru­pa'da­ki en bü­yük eko­no­mi­ler ara­sın­da yer alan güç­lü, di­na­mik eko­no­mi­miz ve bü­tün dün­ya­da tak­dir edi­len, bi­zim de hak­lı ola­rak gu­rur duy­du­ğu­muz as­kerî gü­cü­müz­dür.

Bü­tün bu as­li un­sur­lar ola­ğa­nüs­tü ta­rihî tec­rü­be­le­ri­miz­le bir­leş­ti­ğin­de, Tür­ki­ye'ye, dün­ya­da az sa­yı­da ül­ke­nin sa­hip ol­du­ğu bir nü­fuz gü­cü ka­zan­dır­mak­ta­dır. Bu­nun ne­ti­ce­sin­de­dir ki, Tür­ki­ye, çev­re­si­ne is­tik­rar ya­yan bir ül­ke ol­ma özel­li­ği­ni gi­de­rek pe­kiş­tir­mek­te­dir. Tür­ki­ye'nin bu ko­nu­mu sa­ye­sin­de el­de et­ti­ği avan­taj­la­rı, özel­lik­le eko­no­mik alan­da, en so­mut şe­kil­de gö­re­bi­li­yo­ruz. Unu­tul­ma­ma­lı­dır ki, dış iliş­ki­le­ri­miz­de kay­det­ti­ği­miz ba­şa­rı­lar bi­ze is­tik­rar ve ya­tı­rım gi­bi çe­şit­li şe­kil­ler­de ge­ri dön­mek­te­dir. Bun­lar ise, Tür­ki­ye'de bü­yü­me de­mek­tir, is­tih­dam de­mek­tir, ih­ra­cat de­mek­tir, dev­le­tin ye­ni ver­gi­le­ri de­mek­tir.

Ül­ke­mi­zin ge­le­ce­ği ar­tık her­ke­se gü­ven aşı­la­mak­ta­dır. Hükûme­ti­miz dö­ne­min­de son kırk yı­lın en yük­sek bü­yü­me ora­nı ya­ka­lan­dıy­sa bu gü­ven­den do­la­yı­dır.

Kom­şu­la­rı­mız ve çev­re ül­ke­ler­le ti­ca­ri iliş­ki­le­ri­miz bü­tün ti­ca­re­ti­mi­zin yüz­de 3 ve yüz­de 4'ü ci­va­rın­day­ken, bu­gün yüz­de 33'üne ulaş­mış­tır. Kom­şu­la­rıy­la olan iliş­ki­le­ri­mi­zin za­yıf­lı­ğı­mız­dan, si­ya­si, eko­no­mik iliş­ki­le­rin ye­ter­siz­li­ğin­den hep şikâyet edip du­rur­duk ve mi­sal ve­rir­dik, Fran­sa'yla Al­man­ya ara­sın­da­ki, Ame­ri­ka'yla Mek­si­ka ara­sın­da­ki ti­ca­ret­le­ri hep ör­nek ve­rip du­rur­duk yıl­lar­ca. İlk de­fa­dır ki, ta­kip et­ti­ği­miz po­li­ti­ka­la­rın ne­ti­ce­sin­de kom­şu­la­rı­mız­la hem si­ya­si hem eko­no­mik iliş­ki­le­ri­miz gi­de­rek art­ma­ya baş­la­mış­tır.

Ül­ke­miz, doğ­ru­dan ya­tı­rım­lar için ca­zip bir mer­kez hâli­ne gel­me­ye baş­la­mış ve çev­re­miz­de­ki bü­tün ül­ke­ler Tür­ki­ye'yi âde­ta ikin­ci ev­le­ri gi­bi gör­me­ye baş­la­mış­lar­dır.

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Han­gi ya­tı­rım­la­rı yap­tı­lar Sa­yın Ba­kan, ya­ban­cı­lar? (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan "din­le, ön­ce din­le­me­si­ni öğ­ren" ses­le­ri, gü­rül­tü­ler)

MAH­FUZ GÜ­LER (Bin­göl) - Çok ayıp.

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - Din­le din­le, ön­ce öğ­ren bun­la­rı son­ra ce­vap ve­rir­sin.

BAŞ­KAN - Sa­yın Er­cenk, lüt­fen!..

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - So­ru­yo­rum, bir ör­nek ve­rin Sa­yın Ba­kan. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan "din­le din­le" ses­le­ri, gü­rül­tü­ler)

BAŞ­KAN - Lüt­fen, Sa­yın Er­cenk!..

Sa­yın Ba­ka­nım, bu­yu­run efen­dim.

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Bu ya­tı­rım­la­ra bir ör­nek.

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - Din­le be kar­de­şim, din­le ön­ce.

BAŞ­KAN - Ar­ka­daş­lar, lüt­fen, Sa­yın Ba­ka­nı­mı­zı sükûnet­le din­le­ye­lim.

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - Tem­sil­ci­le­ri­niz çık­tı ko­nuş­tu, biz de din­le­dik.

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Sa­yın Ba­kan "din­le be kar­de­şim" de­me…

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - Bü­tün bun­lar, ül­ke­mi­zin son dö­nem­de, içe­ri­de ol­du­ğu ka­dar dış iliş­ki­le­rin­de de kay­det­ti­ği ba­şa­rı­la­rın bir ne­ti­ce­si­dir.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, Tür­ki­ye sa­de­ce ken­di içiy­le de il­gi­le­nen ve­ya çev­re­siy­le eko­no­mik, si­ya­si açı­dan il­gi­le­nen bir ül­ke ol­ma­nın da dı­şı­na çık­mış­tır. Bü­yük ül­ke­ler na­sıl in­san­lık adı­na in­san­lı­ğın so­run­la­rıy­la il­gi­le­nir­ler, aç­lık­la, ta­bii afet­ler­le il­gi­le­nir­ler­se, Tür­ki­ye de bu nok­ta­ya gel­miş­tir ve Tür­ki­ye, yıl­lar­dır yar­dım alan ül­ke du­ru­mun­dan çı­kıp, ar­tık, yar­dım eden bir ül­ke hâli­ne gel­miş­tir. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) Ve dün­ya­da en çok dik­ka­ti çe­ken do­nör ül­ke­le­rin sı­nı­fı­na ka­tıl­mış­tır.

FAH­Rİ KES­KİN (Muğ­la) - Ye­ni mi an­la­dı­nız?

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - Bu­nun ne­ti­ce­si­dir ki, Bir­leş­miş Mil­let­ler Gü­ven­lik Kon­se­yi­nin ge­çi­ci da­imi üye­li­ği­ne aday­lı­ğı­mız da­ha bü­yük bir kam­pan­ya içe­ri­sin­de de­vam et­me­ye baş­la­mış­tır ve in­şal­lah, bu hız­la 2009-2010 yı­lın­da, Tür­ki­ye, el­li yıl­dır tem­sil edil­me­di­ği yer­de de tem­sil edi­le­cek­tir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; he­pi­ni­zin ya­ki­nen iz­le­di­ği son ge­liş­me­ler, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin, hâlâ Av­ru­pa'nın ge­le­ce­ği ko­nu­sun­da sağ­lam bir viz­yo­na sa­hip ol­ma­dı­ğı­nı gös­ter­mek­te­dir. Av­ru­pa Bir­li­ği­nin bu hâle­ti­ru­hi­ye­yi ge­ri­de bı­ra­kıp ken­di gü­cü­nün far­kı­na var­ma­sı­nı te­men­ni ede­riz. Av­ru­pa Bir­li­ği, eğer, ger­çek­ten dün­ya­da önem­li bir ak­tör ola­cak­sa, ken­di­ne dön­me­si ve Tür­ki­ye'nin ken­di­si­ne ka­ta­ca­ğı gü­cün de far­kı­na var­ma­sı ge­re­kir.

Av­ru­pa Bir­li­ği Kon­se­yi­nin, mü­za­ke­re­le­rin se­kiz baş­lık­la as­kı­ya alın­ma­sı ve ba­zı baş­lık­lar­da, di­ğer baş­lık­lar­da, mü­za­ke­re­le­rin, fa­sıl­la­rın ka­pa­tı­lıp ka­pa­tıl­ma­ma­sıy­la il­gi­li al­dı­ğı ka­rar­lar, doğ­ru­su yan­lış­tır. Bun­lar, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin viz­yon ek­sik­li­ği­ni gös­ter­miş­tir. Bir­çok ba­ha­ne­ler or­ta­ya kon­muş­tur. Ama, bu ba­ha­ne­le­rin ar­ka­sın­da­ki ger­çek­le­ri he­pi­miz bi­li­yo­ruz. Böy­le cid­di bir ko­nu­da po­li­ti­ka ya­par­ken, mu­hak­kak ki, ken­di­mi­zi on­la­rın ye­ri­ne de ko­yup, me­se­le­le­re bak­ma­mız ge­re­kir. Böy­le bak­tı­ğı­mız­da, Av­ru­pa'da bü­yük bir ka­fa ka­rı­şık­lı­ğı­nın ol­du­ğu­nu gö­rü­yo­ruz, Av­ru­pa'nın stra­te­jik me­se­le­le­re ver­di­ği önem­de­ki aşın­ma­yı gö­rü­yo­ruz ve Av­ru­pa'nın ken­di ken­di­ne gü­ve­ne­mez bir hâle gel­di­ği­ni gö­rü­yo­ruz. Hal­bu­ki, Av­ru­pa de­mok­ra­si­si, ger­çek­ten, dün­ya­ya çok hiz­met ede­cek bir güç­tür. Ama, bu­nun bi­le far­kın­da ol­ma­dık­la­rı­nı gö­rü­yo­ruz ve za­man za­man da fark­lı ref­leks­ler­le ha­re­ket et­tik­le­ri­ni gö­rü­yo­ruz. O ba­kım­dan, be­nim, yıl­lar ön­ce "Av­ru­pa Bir­li­ği, iş­te, Hris­ti­yan ku­lü­bü­dür" de­di­ğim şey­ler, as­lın­da çok yan­lış de­ğil­dir za­man za­man. Bu­nu ben bu­ra­da de­ğil, ben, bu­nu, Av­ru­pa Bir­li­ği­nin ba­kan­la­rıy­la bir ara­ya gel­di­ğim­de, on­la­rın yü­zü­ne, ge­rek­ti­ğin­de, söy­le­yen bir in­sa­nım. Ama, Av­ru­pa'nın ta­ma­mı böy­le de­ğil­dir. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) Av­ru­pa'nın içe­ri­sin­de Tür­ki­ye'ye kar­şı bu tip ba­ha­ne­le­ri çı­kar­tan­lar ol­du­ğu gi­bi, tam ter­si­ne, Tür­ki­ye'nin hak­kı­nı bi­zim ol­ma­dı­ğı­mız yer­ler­de sa­vu­nan­lar da var­dır. Av­ru­pa'nın içe­ri­sin­de bü­yük bir ço­ğul­cu­luk var­dır. Av­ru­pa'nın bir­çok önem­li ga­ze­te­le­ri­nin baş ya­zı­la­rı­nı ge­çen haf­ta içe­ri­sin­de oku­duy­sa­nız, si­zin, be­nim, ar­ka­daş­la­rı­mın his­si­yat­la­rı­nı ifa­de et­miş­ler­dir ki, zen­gin­li­ği de bu­ra­dan gel­mek­te­dir.

Ama, bu ay­rı bir sü­reç­tir. Şim­di­ye ka­dar atı­lan im­za­la­rı on­la­ra unut­tur­ma­yız. 2004 yı­lın­da, zir­ve top­lan­tı­sın­da, Tür­ki­ye'yle mü­za­ke­re­le­re baş­la­ma ka­ra­rı alın­mış­tır, mü­za­ke­re­ler baş­la­mış­tır ve mü­za­ke­re­le­rin he­de­fi tam üye­lik­tir. Bu, ra­yın­dan da çık­ma­mış­tır. Bu­nu unut­tur­mak için, bi­ze ge­ri adım at­tır­mak için, bi­ze "la­net ol­sun bu­ra­ya" de­dirt­tir­mek için ne ka­dar uğ­ra­şır­lar­sa uğ­raş­sın­lar, biz bu­nu yap­ma­ya­ca­ğız. Çün­kü, bu ka­dar mük­te­se­ba­tı bir ke­na­ra bı­ra­ka­cak hâli­miz yok­tur. At­tık­la­rı im­za­yı şe­ref­len­dir­me­le­ri için da­ima bu­nu ta­kip ede­ce­ğiz.

Onun için, bu­ra­da, ar­ka­daş­la­rım, Av­ru­pa Bir­li­ği­ni çok ten­kit edi­yor­lar, ben de çok ten­kit ede­rim. Ben, siz­le­ri din­le­dik­ten son­ra şu sö­zü söy­le­me­di­ği­ni­zi bu­ra­da gör­düm, as­lın­da, bü­tün söy­le­dik­le­ri­niz oy­du: "Bu şart­lar al­tın­da Av­ru­pa Bir­li­ğiy­le iliş­ki­le­ri ke­sin ve bı­ra­kın." Bu­nu açık­ça söy­le­me­niz ge­re­kir­di bu­ra­da, çün­kü her şe­yi söy­le­di­niz. Ama, bu han­gi oyu­na düş­mek­tir? Şim­di­ye ka­dar, bü­tün hükûmet­le­rin, bü­tün par­ti­le­rin, bü­tün şim­di­ye ka­dar gel­miş dev­let yet­ki­li­le­ri­nin he­def ola­rak gös­ter­di­ği ve bu doğ­rul­tu­da dü­zen­le­me­ler yap­tı­ğı­mız ve el­de et­ti­ği­miz bü­tün hak­lar­dan vaz­ge­çe­ce­ğiz, on­la­ra kı­za­ca­ğız ve on­dan son­ra da Tür­ki­ye'nin çı­kar­la­rı­nı fe­da ede­ce­ğiz. Böy­le bir şey söz ko­nu­su de­ğil. So­nu­na ka­dar mü­ca­de­le ede­ce­ğiz, so­nu­na ka­dar hak­kı­mı­zı al­mak için uğ­ra­şa­ca­ğız ve enin­de so­nun­da bu da bir gün ger­çek­le­şe­cek­tir.

Bu­gün Av­ru­pa'nın ka­fa­sı ka­rı­şık­tır de­dim. Av­ru­pa'da çok aca­yip bir kon­jonk­tür var bu­gün. Bun­la­rın ge­lip ge­çi­ci ol­du­ğu­na da ina­nı­yo­rum. Önem­li olan, bu­gün­ler geç­ti­ğin­de Tür­ki­ye'nin ha­zır ol­ma­sı­dır. Biz, es­ki­den, ne ya­zık ki, ken­di üs­tü­mü­ze dü­şen gö­rev­le­ri ta­mam­la­ma­dan, kri­ter­ler bel­li ol­du­ğu hâlde on­la­rı Tür­ki­ye'de ye­ri­ne ge­tir­me­den ka­pı­yı çal­dık, o gü­zel fır­sat­la­rı ka­çır­dık. Şim­di Av­ru­pa'da olum­suz şart­lar var. Bir gün Av­ru­pa de­ği­şe­cek­tir, far­kı­na va­ra­cak­tır, dün­ya­nın ko­lay ol­ma­dı­ğı­nı, ge­le­ce­ği­ni fark ede­cek­tir ve Tür­ki­ye'yle da­ha sa­mi­mi ve dü­rüst bir iliş­ki içe­ri­sin­de ola­cak­tır. Önem­li olan, o gün Tür­ki­ye'nin ha­zır ol­ma­sı­dır. Onun için de­ğer­li ar­ka­daş­lar, ta­ra­ma sü­re­ci ta­mam­lan­mış­tır. Tür­ki­ye'nin, ge­liş­miş, kal­kın­mış, de­mok­ra­si­si da­ha iyi, eko­no­mi­si da­ha iyi, ha­yat stan­dart­la­rı da­ha iyi bir ül­ke hâli­ne gel­me­si için ya­pı­la­cak­lar bel­li­dir. Biz, bun­la­rın hiç­bi­ri­ni Av­ru­pa Bir­li­ği­ni tat­min et­mek için yap­mı­yo­ruz. Bu­ra­da çı­kar­dı­ğı­mız ka­nun­lar, ne ya­zık ki, Türk hal­kı­na ge­ci­kil­miş hak­la­rı­nın ve­ril­me­si­dir. O açı­dan, biz, yo­lu­mu­za ıs­rar­la de­vam ede­ce­ğiz, ge­re­kir­se ken­di ken­di­mi­ze bu fa­sıl­la­rı açıp ka­pat­ma­sı­nı da bi­li­riz. Önem­li olan, o nok­ta­ya ge­lin­di­ğin­de Av­ru­pa Bir­li­ği­nin ha­zır ol­ma­sı­dır. Şu­nu çok iyi bi­li­yo­ruz ki, Av­ru­pa Bir­li­ği, en azın­dan bir­çok üye­si, Kıb­rıs me­se­le­si­ni de, güm­rük bir­li­ği me­se­le­si­ni de ba­ha­ne ola­rak kul­lan­mak­ta­dır.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bu­ra­da bir şe­ye açık­lık ge­tir­mek is­te­rim: Ne ya­zık ki ba­zı şey­ler açık söy­len­mi­yor, he­le bu­ra­da dip­lo­ma­si jar­go­nu kul­la­nı­la­rak ko­nu­şu­lur­ken, bun­lar doğ­ruy­muş gi­bi de yan­sı­tı­lı­yor; bu­na çok üzü­lü­yo­rum. Baş­tan, güm­rük bir­li­ğiy­le il­gi­li Uyum Pro­to­ko­lü yü­rür­lük­te fa­lan da de­ğil­dir, onay­lan­ma­mış­tır. Siz onay­la­dı­nız mı bu­nu? Onay­la­ma­dı­nız, or­ta­da böy­le bir şey yok­tur, söz ko­nu­su de­ğil­dir, onay­lan­ma­mış­tır. Tür­ki­ye, bu Pro­to­ko­lü, güm­rük bir­li­ği­nin bir par­ça­sı ola­rak im­za­lar­ken, çok açık se­çik gö­rüş­le­ri­ni or­ta­ya koy­muş­tur, şim­di­ye ka­dar hiç­bir hükûme­tin yap­ma­dı­ğı şe­kil­de. Şim­di­ye ka­dar bu tip ko­nu­lar söz ko­nu­su ol­du­ğun­da, Kıb­rıs, Rum ke­si­mi, Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti gi­bi ko­nu­lar, hep şi­fa­hi be­yan­lar ya­pıl­mış­tır. İlk de­fa, id­dia edi­yo­rum, AK Par­ti Hükûme­ti bun­la­rı ya­zı­lı bir şe­kil­de yap­mış­tır ve ta­ri­he bel­ge ola­rak bı­rak­mış­tır. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) Şim­di, bun­la­rı as­lın­da her­kes bi­lir, ama bu­ra­da çı­kıp oku­maz­lar.

OS­MAN ÖZ­CAN (An­tal­ya) - İn­saf, in­saf!

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - Şim­di, ba­kın, bu Pro­to­kol, mek­tup te­ati­si şek­lin­de onay­lan­mış­tır Hükûme­ti­miz ta­ra­fın­dan. Şim­di, bu mek­tu­bun da, as­lı­nı si­ze oku­yo­rum bu­ra­da. Bu­nu da, ben de­ğil, bir bü­yü­kel­çi­miz yap­mış­tır, ya­ni, bi­zim, ta­bii, ver­di­ği­miz di­rek­tif­ler çer­çe­ve­si içe­ri­sin­de. Ce­vap mek­tup, ay­nen şöy­le­dir:

"Sa­yın Bü­yü­kel­çi,

29 Tem­muz 2005 ta­rih­li mek­tu­bu­nu­zu al­mış bu­lu­nu­yo­rum.

Pro­to­ko­lün im­za­lan­mış bir nüs­ha­sı­nı si­ze ek­te gön­de­ri­yo­rum.

Kıb­rıs ko­nu­sun­da­ki ek­li Dek­la­ras­yon Tür­ki­ye'nin Ek Pro­to­kol'e koy­du­ğu im­zay­la bağ­lı­dır ve bu mek­tup te­ati­si­nin mü­tem­mim cü­zü­dür.

İş­bu mek­tup yu­ka­rı­da bah­se­ko­nu mek­tu­bu­nuz­la bir­lik­te Pro­to­kol'ün im­za pro­se­dü­rü­nü ta­mam­la­mak­ta­dır.

Say­gı­la­rım­la."

Şim­di, pe­ki, bu Pro­to­kol ne­dir? Pro­to­ko­lü, şim­di oku­yo­rum si­ze:

"İş­bu Pro­to­kol'de atıf­ta bu­lu­nu­lan Kıb­rıs Cum­hu­ri­ye­ti, 1960'ta ku­ru­lan asıl or­tak­lık dev­le­ti de­ğil­dir."

"Tür­ki­ye bu ne­den­le, Kıb­rıs Rum ma­kam­la­rı­nın, hâli­ha­zır­da ol­du­ğu gi­bi, Kıb­rıs'ta sa­de­ce ara böl­ge­nin gü­ne­yin­de oto­ri­te, de­ne­tim ve yet­ki ic­ra et­ti­ği ve Kıb­rıs Türk hal­kı­nı tem­sil et­me­di­ği şek­lin­de­ki tu­tu­mu­nu sür­dü­re­cek ve anı­lan ma­kam­la­rın ta­sar­ruf­la­rı­nı bu­na gö­re mu­ame­le­ye ta­bi tu­ta­cak­tır."

"Tür­ki­ye, bu Pro­to­kol'ün im­za­lan­ma­sı, onay­lan­ma­sı ve uy­gu­lan­ma­sı­nın, Pro­to­kol'de atıf­ta bu­lu­nu­lan Kıb­rıs Cum­hu­ri­ye­tinin her­han­gi bir bi­çim­de ta­nın­ma­sı an­la­mı­na gel­me­di­ği­ni ve Tür­ki­ye'nin 1960 Ga­ran­ti, İt­ti­fak ve Ku­ru­luş An­laş­ma­la­rı'ndan kay­nak­la­nan hak ve mü­kel­le­fi­yet­le­ri­ni ha­lel­dar et­me­di­ği­ni be­yan eder."

"Tür­ki­ye, iş­bu Pro­to­kol'e ta­raf ol­ma­sı­nın Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti ile mev­cut iliş­ki­le­ri­ni de­ğiş­tir­me­ye­ce­ği­ni te­yit eder."

Şim­di, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Tür­ki­ye güm­rük bir­li­ği­ne gi­rer­ken de Kıb­rıs Cum­hu­ri­ye­ti var­dı. Tür­ki­ye tam üye­lik için aday ol­du­ğun­da, Hel­sin­ki'de de yi­ne bu cum­hu­ri­yet­ler var­dı. O za­man­ki hükûmet­ler, sa­de­ce şi­fa­hi ola­rak, ba­kan­lar be­yan­da bu­lun­muş­tur; biz, Rum ta­ra­fı­nı ta­nı­mı­yo­ruz di­ye. İlk de­fa AK Par­ti Hükûme­ti bun­la­rı sağ­la­ma bağ­la­mış­tır, ulus­la­ra­ra­sı hu­ku­kun ge­re­ği­ni yap­mış­tır ve bun­la­rı ta­ri­he ya­zı­lı do­kü­man ola­rak bı­rak­mış­tır. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

Şim­di, bun­lar var­ken, doğ­ru­su, ka­ri­yer­den dip­lo­mat olan bir ar­ka­da­şı­mı­zın, bun­la­rı gör­me­den, bun­la­rı yok­muş gi­bi ko­nuş­ma­sı üzün­tü ve­ri­ci­dir. Her­han­gi bir ar­ka­da­şı­mız yap­sa bun­la­rı, ben o ka­dar üzül­mem; ama, Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğın­da müs­te­şar ol­muş bir ar­ka­da­şı­mı­zın, ana mu­ha­le­fet par­ti­si­nin söz­cü­sü ola­rak bu­ra­ya çı­kıp, bun­lar yok­muş gi­bi ha­re­ket et­me­si, doğ­ru­su ger­çek­ten ya­dır­ga­dım.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, ay­rı­ca si­ze şu­nu söy­le­mek is­te­rim: Kıb­rıs po­li­ti­ka­sı gü­dü­lür­ken, 73 mil­yo­nun ge­le­ce­ği göz ar­dı edi­le­rek Kıb­rıs po­li­ti­ka­sı ola­maz, böy­le bir şey ol­maz. 73 mil­yo­nun ge­le­ce­ği, çı­ka­rı, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nin bü­tün çı­ka­rı, bun­lar göz ar­dı edi­le­rek Kıb­rıs po­li­ti­ka­sı ol­maz. Bi­zim Hükûme­ti­mi­zin yap­tı­ğı şey bu­dur. Onun için, bi­zim hiç­bir ta­viz fa­lan ver­di­ği­miz yok­tur. Böy­le, hal­ka, iş­te ta­viz ve­ri­yor­lar, Kıb­rıs da­va­sın­dan vaz­ge­çi­yor­lar... O za­man çı­kıp, siz ora­dan 1 ta­ne as­ker çek­ti­niz de­mek ge­re­kir; siz ora­dan 1 met­re ka­re top­rak ver­di­niz de­mek ge­re­kir ve­ya­hut da siz Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'ni za­yıf­la­tı­yor­su­nuz de­mek ge­re­kir; çün­kü da­ha ön­ce Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'nin dev­let baş­kan­la­rı, baş­ba­kan­la­rı, dün­ya ta­ra­fın­dan ka­bul edi­li­yor­du, her git­ti­ği in­san­lar­la gö­rü­şü­yor­lar­dı, şim­di hiç­bir ye­re gi­de­mez ol­du­lar de­mek ge­re­kir -ki, tam ter­si ol­muş­tur bi­li­yor­su­nuz- ve­ya­hut da Kıb­rıs'ın eko­no­mi­si çö­kü­yor de­mek ge­re­kir ve­ya­hut da Kıb­rıs'a siz yar­dım et­mi­yor­su­nuz de­mek ge­re­kir.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bun­la­rın tam ter­si ol­mak­ta­dır. Biz­den ön­ce­ki hükûmet­ler, Kıb­rıs'a, se­ne­de 100 mil­yon, 150 mil­yon do­lar ci­va­rın­da ve­rir­ken, biz 380 mil­yon do­lar ver­dik. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) Önü­müz­de­ki yıl 400 mil­yon do­lar ve­ri­yo­ruz.

Şim­di bun­la­rı bir ya­na bı­ra­kıp... Bun­lar ayıp olu­yor doğ­ru­su! Çün­kü, doğ­ru de­ğil bun­lar. Dört se­ne ön­ce 4.500 do­lar­dı fert ba­şı­na millî ge­lir Kıb­rıs'ta, şim­di 10 bin do­la­rı geç­miş­tir. Dört se­ne içe­ri­sin­de Kıb­rıs'ın eko­no­mi­si yüz­de 50 bü­yü­müş­tür.

İB­RA­HİM ÖZ­DO­ĞAN (Er­zu­rum) - Ma­sal... Ma­sal…

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - Si­ze ne ka­dar yol ya­pıl­dı­ğı­nı an­la­ta­yım is­ter­se­niz, oku­ya­yım si­ze. Doğ­ru­su, bu kı­sa sü­re­yi, di­ğer Ba­kan ar­ka­da­şım da, Ali Bey de ko­nu­şa­ca­ğı için tü­ket­mek is­te­mi­yo­rum.

Ba­kın, 145 ki­lo­met­re olan çift yol var­dı, 88 ki­lo­met­re­si­ni yap­tık biz; 365 ki­lo­met­re­lik di­ğer dev­let yo­lu var­dı, şu üç dört se­ne için­de 287 ki­lo­met­re­si­ni yap­tık.

ER­DAL KA­RA­DE­MİR (İz­mir) - Siz Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­sı­nız, bı­ra­kın bun­la­rı.

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - Ya­ni si­ze han­gi­le­ri­ni an­la­ta­yım? Ora­da­ki in­şa­at­lar, kaç ta­ne beş yıl­dız­lı otel ya­pı­lı­yor, üni­ver­si­te öğ­ren­ci­le­ri­nin sa­yı­sı ne­re­dey­se iki­ye çı­kı­yor, OD­TÜ git­ti kam­püs aç­tı, şim­di İTÜ gi­di­yor kam­püs açı­yor ora­ya.

Şim­di, bun­la­rı bir ke­na­ra bı­ra­kıp da, eğer "Kıb­rıs'ı ta­viz ve­ri­yor­su­nuz" de­nir­se, doğ­ru­su bu­nu ger­çek­ten ka­bul­len­mek zor­dur. Ama şu­nu ha­tır­la­tı­yo­rum, far­kı­mız şu­dur: Biz, 73 mil­yo­nun ge­le­ce­ği­ni göz önü­ne ala­rak Kıb­rıs po­li­ti­ka­sı­nı ta­kip edi­yo­ruz. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

Şu­na da üzü­lü­yo­rum: San­ki Tür­ki­ye'nin dış po­li­ti­ka­sı sa­de­ce Kıb­rıs'mış gi­bi, bu­ra­da sa­de­ce o ko­nu­şu­lu­yor. Biz Kıb­rıs özel top­lan­tı­sı yap­mı­yo­ruz ki. Bir Irak me­se­le­si var, Bal­kan­lar me­se­le­si var, Kaf­kas­lar me­se­le­si var, ener­ji me­se­le­si var, te­rör ko­nu­la­rı var. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

FAH­RET­TİN ÜS­TÜN (Muğ­la) - Irak'ta ne yap­tı­nız ki al­kış­lı­yor­su­nuz!

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - Bü­tün bun­lar­la da il­gi­li, doğ­ru­su, hep gö­rüş­le­ri duy­mak is­ter­dim.

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Çu­val ki­min ka­fa­sı­na geç­ti?

FAH­RET­TİN ÜS­TÜN (Muğ­la) - Ne yap­tı­nız? (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan "Din­le­me­si­ni öğ­ren!" ses­le­ri)

BAŞ­KAN - Sa­yın Üs­tün, lüt­fen…

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­la­rı­mın psi­ko­lo­ji­si­ni an­lı­yo­rum, bu tip doğ­ru­lar or­ta­ya çı­kın­ca, o za­man, ar­ka­daş­lar, na­sıl olur da bir… (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) Ama önem­li de­ğil.

FAH­RET­TİN ÜS­TÜN (Muğ­la) - Çu­va­la no­ta ve­re­bil­di­niz mi?

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Çu­val se­nin ba­şı­na ge­çe­cek!

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, çok önem­li bir şey­den da­ha bah­se­de­yim si­ze.

FAH­RET­TİN ÜS­TÜN (Muğ­la) - Çı­kan ha­ri­ta­la­ra ne yap­tı­nız?

BAŞ­KAN - Sa­yın Üs­tün, lüt­fen!

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - Da­ha ön­ce, de­di­ğim gi­bi 73 mil­yo­nun ge­le­ce­ği hiç dü­şü­nül­me­den po­li­ti­ka­lar ta­kip edil­di­ği için, Kıb­rıs Rum ke­si­mi­nin önü âde­ta açık tu­tul­du ve on­lar Av­ru­pa Bir­li­ği­nin içe­ri­si­ne gir­di…

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Sa­ye­niz­de!

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - …bi­raz ön­ce, bu­ra­da de­ğer­li ar­ka­da­şım Mu­rat Mer­can'ın söy­le­di­ği gi­bi.

Şim­di, bi­zim dev­let po­li­ti­ka­mız Av­ru­pa Bir­li­ği­ne tam üye ol­mak. Bü­tün par­ti­ler bun­da müt­te­fi­kiz, bu­ra­ya gi­re­ce­ğiz di­yo­ruz, on­dan son­ra da ora­ya Rum­lar gir­di­ğin­de, oy bir­li­ğiy­le ka­rar alı­nan me­ka­niz­ma­la­rı na­sıl tı­ka­ya­ca­ğı­nı dü­şün­mü­yo­ruz. Biz böy­le bir po­li­ti­ka ta­kip et­tik şim­di­ye ka­dar. Bu­nu üzü­le­rek ifa­de et­mem ge­re­kir. Şim­di de gi­rin­ce, ora­da 600 bin ki­şi yü­zün­den, biz, bü­tün çı­kar­la­rı­mı­zı, 73 mil­yo­nun ge­le­ce­ğiy­le il­gi­li her şe­yi fe­da ede­ce­ğiz; yok böy­le bir şey.

Bu­na bir ör­nek yi­ne şuy­du: Av­ru­pa İn­san Hak­la­rı Mah­ke­me­sin­de bir­çok dos­ya var. Av­ru­pa İn­san Hak­la­rı Mah­ke­me­si­ni he­pi­miz ta­nı­yo­ruz. Av­ru­pa Kon­se­yi­nin ku­ru­cu üye­si­yiz. Ora­dan çe­ki­le­bi­li­riz, çı­ka­lım di­ye­bi­li­riz, bun­lar ay­rı bir mev­zu, ama bu Mah­ke­me'ye da­ha ön­ce gi­den da­va­lar var­dı. Biz, iş­te, böy­le ken­di ken­di­mi­ze pro­pa­gan­da ya­pıp, dı­şa­rıy­la il­gi­len­me­me po­li­ti­ka­la­rı yü­zün­den ora­da­ki da­va­la­rı, Lo­isi­dou da­va­sı­nı da kay­bet­miş­tik. Şim­di, ama ora­da 1.500'e ya­kın aley­hi­miz­de dos­ya var. Bun­la­rı na­sıl olur da çe­vi­ri­riz di­ye uğ­raş­ma­la­rı­mı­zın ne­ti­ce­sin­de, Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'nde ku­ru­lan mah­ke­me ni­te­li­ğin­de­ki bir ko­mis­yon Av­ru­pa İn­san Hak­la­rı Mah­ke­me­si ta­ra­fın­dan iç hu­kuk me­ka­niz­ma­sı ola­rak ta­nın­mış ve bu 1.500 ki­şi­ye "git ön­ce, hak­kı­nı Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'nde­ki o mah­ke­me­de ara" de­nil­miş­tir. Ya gi­de­cek­tir ara­ya­cak­tır, hu­kuk yol­la­rı­nı tü­ke­tip gi­de­cek­tir ve­ya­hut da ne ya­pa­ca­ğı­nı ken­di bi­le­cek­tir.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Tür­ki­ye'nin, bu coğ­raf­ya­da bu­lu­nan Tür­ki­ye'nin işi çok bü­yük ta­bii ki. Irak he­pi­mi­zi çok kay­gı­lan­dı­ran bir ko­nu­dur. Bu­gün he­pi­miz te­le­viz­yon­la­ra ba­kar­ken "Bu­gün Irak'ta kaç ki­şi öl­müş" di­ye ba­kı­yo­ruz. Ma­ale­sef iş­ler bu nok­ta­ya gel­di.

YÜK­SEL ÇOR­BA­CI­OĞ­LU (Art­vin) - Sa­ye­miz­de ora­ya gi­re­me­di­niz Sa­yın Ba­ka­nım.

MAH­FUZ GÜ­LER (Bin­göl) - Ne ala­ka­sı var?

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - Ha­tır­la­ya­cak­sı­nız, ben, Irak Sa­va­şı -o dö­nem­ler­de, o za­man­ki Hükûme­tin baş­ka­nı ola­rak Av­ru­pa Bir­li­ği­ne ve bir­çok zir­ve top­lan­tı­la­rı­na ka­tıl­mış­tım- ve Irak'la il­gi­li hep şu­nu de­miş­tim: "Bu, bir pan­do­ra­nın ku­tu­su, bu açı­lır­sa çok zor ola­cak." Bu­gün, ne ya­zık ki, bu­nun­la kar­şı kar­şı­ya­yız.

Şim­di, geç­mi­şe ta­bii önem­li olan bak­mak de­ğil, ge­le­cek­le il­gi­len­mek. Bi­zim bü­tün te­zi­miz şu­dur: Irak'ın top­rak bü­tün­lü­ğü ve si­ya­si bir­li­ği­nin ko­run­ma­sı. Bu­nun öte­sin­de na­sıl bir Irak ola­cak, ne ya­pa­cak­lar? Bu, Irak hal­kı­nın ken­di bi­le­ce­ği bir şey­dir. Ama, Irak'ın bö­lün­me­si ve par­ça­lan­ma­sı, sa­de­ce Irak hal­kı­nı de­ğil, bü­tün böl­ge­yi il­gi­len­di­ren bir hu­sus­tur ve hat­ta bü­tün dün­ya­yı il­gi­len­di­ren bir hu­sus­tur. Or­ta Do­ğu'nun bu ka­dar so­ru­nu var­ken böy­le bü­yük bir me­se­le­yi omuz­la­ya­maz ve gö­tü­re­mez. Bu­nu biz çok söy­lü­yo­ruz, çok söy­le­dik Bir­leş­miş Mil­let­ler­de, Ame­ri­ka­lı dost­la­rı­mı­za. Çün­kü, şu an­da Irak'ta en önem­li güç­ler­den bi­ri­si ken­di­le­ri ol­du­ğu için.

Şu­nu mem­nu­ni­yet­le ifa­de et­mek is­te­rim ki, bu­gün gel­di­ği­miz nok­ta­da, es­ki­den be­ri söy­le­di­ği­miz ve dik­ka­ti çek­mek is­te­di­ği­miz hu­sus­la­rın çok da­ha faz­la gö­ze alın­dı­ğı­nı, da­ha çok dik­ka­te alın­dı­ğı­nı gö­rü­yo­ruz. Son, Ba­ker- Ha­mil­ton Ra­po­ru'na ba­kar­sa­nız, Tür­ki­ye'nin ile­ri sür­dü­ğü bir­çok tez­ler bu­ra­da var­dır. Kom­şu ül­ke­ler­le plat­form ola­rak yap­tı­ğı­mız top­lan­tı­la­ra hep önem ve­ril­mek­te­dir. İçiş­le­ri ba­kan­la­rı, dı­şiş­le­ri ba­kan­la­rı sü­rek­li bir ara­ya gel­mek­te­dir­ler.

Yi­ne, Ker­kük'le il­gi­li söy­lem­le­ri­miz ve tez­le­ri­miz çok bü­yük yan­kı bul­mak­ta­dır, bu ra­por­la­ra da gir­miş­tir. Biz, Ker­kük'te bir ol­du­bit­ti­nin Irak'a ha­yır ge­tir­me­ye­ce­ği­ni; ön­ce, ora­da Türk­ler, Arap­lar, Kürt­ler, hep­si de Irak va­tan­da­şı­dır, on­la­rın mu­ta­ba­ka­ta va­ra­ca­ğı bir ne­ti­ce­nin re­fe­ran­du­ma ta­bi tu­tul­ma­sı­nın doğ­ru ol­du­ğu­nu hep söy­lü­yo­ruz.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Bu­yu­run Sa­yın Ba­ka­nım, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız efen­dim.

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (De­vam­la) - Ümit ede­riz ki bu böy­le olur, çün­kü, son dö­nem­de bu ko­nuy­la il­gi­li çok faz­la bir bi­linç­len­me söz ko­nu­su­dur. Ay­rı­ca, Irak'ta­ki bü­tün grup­lar­la, hiç­bir ay­rım yap­ma­dan, hep­siy­le te­mas ha­lin­de­yiz, hep­siy­le ko­nu­şu­yo­ruz ve hep­si­ne, Irak'ın bü­tün­lü­ğü ve bir­li­ği için Tür­ki­ye'nin kat­kı­la­rı­nı su­nu­yo­ruz.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bu çer­çe­ve içe­ri­sin­de, Ku­zey Irak'ta PKK var­lı­ğı­nın yok edil­me­siy­le il­gi­li de yo­ğun bir ça­ba içe­ri­sin­de­yiz. Bu­ra­da şu­nu bir kez da­ha söy­le­mek is­te­rim: Te­rör ör­gü­tüy­le, biz, mü­ca­de­le­yi, bu is­ter Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri ol­sun is­ter Irak ol­sun, hiç­bir ül­ke­ye ha­va­le et­miş de­ği­liz. Biz, so­nu­na ka­dar te­rör­le mü­ca­de­le ede­cek gü­cü­müz var­dır ve so­nu­na ka­dar ta­bii ki mü­ca­de­le ede­ce­ğiz, ama, eğer bu ül­ke­ler bi­zim müt­te­fi­ki­miz­se, o za­man bu ko­nu­da bi­ze yar­dım­cı ol­mak zo­run­da­dır­lar. Yap­tı­ğı­mız şey bu­dur ve bu ko­nu­da bir­çok ça­lış­ma­lar de­vam et­mek­te­dir.

Fi­lis­tin-İs­ra­il me­se­le­si, ma­ale­sef, çok kö­tü bir du­ru­ma gel­miş­tir. Bu­gün, Fi­lis­tin'in ken­di için­de kar­ma­şa söz ko­nu­su­dur, bu­gün Irak'ın için­de var­dır, bu­gün Lüb­nan'ın için­de kar­ma­şa­lar söz ko­nu­su­dur.

Ma­ale­sef, gö­rü­nen man­za­ra şu­dur: Do­ğu ile Ba­tı ara­sın­da bir ger­gin­lik var, Do­ğu ile Ba­tı ara­sın­da bir düş­man­lık var di­ye, bü­tün ça­lış­ma­lar, me­de­ni­yet­le­ri bir ara­ya ge­tir­mek, kül­tür fark­lı­lık­la­rı ara­sın­da­ki so­ğuk­lu­ğu gi­der­mek için de­vam eder­ken, ani­den şöy­le bir ar­ka­mı­za bak­tı­ğı­mız­da, Do­ğu'nun ken­di içe­ri­sin­de as­lın­da bö­lün­mek üze­re ol­du­ğu­nu gö­rü­yo­ruz ki, bu­nu çok teh­li­ke­li bir ge­liş­me ola­rak gö­rü­yo­ruz; özel­lik­le Sün­ni-Şii bö­lün­me­si­nin. Tür­ki­ye ola­rak bu­na fır­sat ver­me­mek için eli­miz­den ge­le­ni ya­pı­yo­ruz. Sa­yın Baş­ba­ka­nı­mı­zın, İran, Su­ri­ye zi­ya­ret­le­ri, önü­müz­de­ki gün­ler­de Lüb­nan'a ya­pa­ca­ğı zi­ya­ret­ler, be­nim zi­ya­ret­le­rim hep bu çer­çe­ve içe­ri­sin­de ol­muş­tur.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, Er­me­ni me­se­le­si, önü­müz­de­ki on yı­lın en önem­li me­se­le­le­rin­den bi­ri­si­dir. Bu­ra­da bir mem­nu­ni­ye­ti­mi ifa­de et­mek is­te­rim: Bu ko­nu­da ik­ti­dar, mu­ha­le­fet, Mec­lis içi bü­tün par­ti­ler ay­nı gö­rüş ve ay­nı his­si­yat­ta ve el ele ça­lı­şa­bil­mek­te­yiz. Bu yön­de­ki ça­lış­ma­la­rı­mı­zı da­ha çok ile­ri dü­ze­ye gö­tü­re­ce­ğiz. Bu ko­nu­da şim­di­ye ka­dar ya­pıl­ma­yan en önem­li adım atıl­mış ve "ta­rih ko­mis­yo­nu" tek­li­fi ya­pıl­mış­tır. Er­me­ni­le­re, son, bel­ki, otuz kırk yıl içe­ri­sin­de, on­la­rı şa­şır­tan ve­ya­hut da Er­me­ni pro­pa­gan­da­la­rı­nın önü­ne ko­nu­lan en bü­yük taş bu ol­muş­tur. Şim­di bu­nu de­vam et­ti­re­ce­ğiz. Bu ko­nu­da ge­re­kir­se yar­gı yol­la­rı, tah­kim yol­la­rı ol­mak üze­re bun­la­rın hep­si­ni de­ne­ye­ce­ğiz, ama, bu ko­nu­lar, ta­bii, çok ti­tiz ça­lış­ma is­te­yen ko­nu­lar­dır. Çok ti­tiz bir ça­lış­ma Ba­kan­lı­ğın ön­der­li­ğin­de ya­pıl­mak­ta­dır. Kı­sa sü­re içe­ri­sin­de bu­nu si­ya­si par­ti­le­ri­miz­le de pay­la­şa­ca­ğız ve son­ra bir dev­let po­li­ti­ka­sı­nı or­ta­ya çı­ka­ra­ca­ğız.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, Türk cum­hu­ri­yet­le­ri­ne ver­di­ği­miz önem çok bü­yük­tür. İlk de­fa, uzun yıl­lar­dan son­ra, Türk­çe Ko­nu­şan Ül­ke­ler Zir­ve­si ya­pıl­mış­tır, yi­ne bü­tün Türk dün­ya­sı bir ara­ya ge­ti­ril­miş­tir Tİ­KA ta­ra­fın­dan. Tİ­KA'nın ça­lış­ma­la­rı bu bağ­lam­da çok an­lam­lı ol­ma­ya baş­la­mış­tır. Bi­zim, Ba­kan­lık ola­rak, söz­le­ri­mi bi­tir­me­den söy­le­ye­ce­ğim son söz şu­dur: Sa­de­ce po­li­ti­kay­la uğ­raş­ma­yız. Dı­şa­rı­da 5 mil­yo­nun üze­rin­de va­tan­da­şı olan bir ül­ke­yiz. Bu va­tan­daş­la­rı­mı­za da en iyi hiz­me­ti gö­tür­me­miz ge­re­kir, ama, ne ya­zık ki, Al­man­ya'da, Fran­sa'da öy­le şe­hir­ler var­dır ki, ora­da­ki Türk nü­fus ba­zı il­le­ri­mi­zin nü­fu­sun­dan bü­yük­tür. Do­la­yı­sıy­la, on­la­ra hiz­me­ti mev­cut imkânlar­la gö­tür­mek zor­dur. Bu­nu na­sıl da­ha iyi ya­pa­rız di­ye uzun ça­lış­ma­la­rın ne­ti­ce­sin­de e-kon­so­los­luk pro­je­miz'i ge­liş­tir­dik. Bu­nu şu an­da uy­gu­la­mak­ta­yız; ama, res­men du­yu­ru­mu­nu he­nüz yap­ma­dık, uy­gu­la­ma saf­ha­sın­da­yız. İn­şal­lah, bir va­tan­da­şı­mı­zın kon­so­los­luk­la olan ih­ti­yaç­la­rı­nın yüz­de 70'ini o kon­so­los­lu­ğa git­me­den İn­ter­net üze­rin­den ya­pa­bi­le­cek hâle ge­ti­ri­yo­ruz. Ya­ni, 100 ki­lo­met­re öte­den ge­lip, va­tan­da­şı­mız, kon­so­los­luk ka­pı­sın­da bek­le­me­ye­cek ve­ya bu­gün git, ya­rın gel ol­ma­ya­cak; bil­gi­sa­yar üze­rin­den bü­tün bun­la­rı ger­çek­leş­ti­re­ce­ğiz.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, her za­man Ba­kan­lı­ğı­mı ay­rı tut­tu­nuz, ik­ti­dar, mu­ha­le­fet ola­rak. Her za­man, millî me­se­le­ler­le uğ­raş­tı­ğı­mız için, bi­ze ön­ce­lik ver­di­niz, bi­zi des­tek­le­di­niz. Ba­kan­lı­ğı­mın men­sup­la­rı da ge­ce gün­düz, me­sai mef­hu­mu din­le­me­den, nor­mal bü­rok­ra­tik an­la­yış­la­rın dı­şın­da her za­man bü­yük bir fe­dakârlık­la ça­lış­mış­lar­dır. Ye­ri gel­miş­tir, çok şe­hit ver­miş­tir bu Ba­kan­lık, ye­ri gel­miş­tir ga­zi ver­miş­tir. En zor yer­ler­de, sa­vaş al­tın­da­ki yer­ler­de Ba­kan­lı­ğı­mız ka­pı­mı­zı açık tut­muş­tur, Türk Bay­ra­ğı­nı ora­da dal­ga­lan­dır­mış­tır. Emi­nim ki siz de bu­nu en iyi şe­kil­de tak­dir ede­cek­si­niz ve des­te­ği­ni­zi esir­ge­me­ye­cek­si­niz.

He­pi­ni­ze say­gı­lar su­nu­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Ba­ka­nım.

Hükûmet adı­na ikin­ci ko­nuş­ma, Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­ka­nı Sa­yın Ali Coş­kun'a ait­tir.

Sa­yın Ba­ka­nım, bu­yu­run. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (İs­tan­bul) - Sa­yın Baş­kan, çok de­ğer­li mil­let­ve­kil­li ar­ka­daş­la­rım; yo­ğun ve yor­gun bir gü­nün ak­şa­mın­da­yız, va­kit ço­ok geç. Onun için, uzun uzun ko­nuş­ma­ya­ca­ğım me­rak et­me­yin. Çün­kü, biz Ba­kan­lık ola­rak şim­di­ye ka­dar bü­tün ça­lış­ma­la­rı­mı­zı, ge­rek Ba­kan­lı­ğın fa­ali­yet ki­ta­bıy­la ge­rek Büt­çe Ko­mis­yo­nun­da­ki gö­rüş­me­ler­de so­ru­lan su­al­le­ri hem ora­da ce­vap­lan­dı­rıp hem ya­zı­lı hâle ge­tir­mek­le ge­rek­se bir­kaç gün ön­ce her il­de Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı ola­rak yap­tık­la­rı­mı­zı il il ha­zır­la­yıp mil­let­ve­kil­le­ri­mi­ze sun­ma­mız ne­ti­ce­sin­de, zan­ne­di­yo­rum, ol­duk­ça, Ba­kan­lı­ğım hak­kın­da bil­gi­niz var. Za­ten AK Par­ti­li söz alan ar­ka­daş­la­rım an­la­şıl­ma­yan yer­le­ri ay­dın­lı­ğa ka­vuş­tur­du­lar, ba­na faz­la söz kal­ma­dı. Mu­ha­le­fet par­ti­sin­den söz alan ar­ka­daş­la­rım da ya il­gi­len­me­dik­le­ri için ya bil­gi­le­ri ek­sik ol­du­ğu için ba­zı yan­lış ifa­de­ler kul­lan­dı­lar. O yan­lış­la­rı dü­zelt­mek için ko­nuş­ma­mı ya­pa­ca­ğım. Ken­di­le­ri­ne yi­ne de te­şek­kür edi­yo­rum ce­vap ver­me fır­sa­tı do­ğur­duk­la­rı için. Sab­rı­nı­zı ta­şır­ma­ma­ya ça­lı­şa­ca­ğım.

Bir ar­ka­da­şı­mız "Ne yap­tı­nız? Her şe­yi siz mi yap­tı­nız?" de­di, ora­dan ha­re­ket edi­yo­rum. Her şey­den ön­ce, AK Par­ti tek ba­şı­na ik­ti­dar ola­rak si­ya­si is­tik­ra­rı sağ­la­dı. Bu­nu da, ta­bii ki, top­lu­mun bü­tün ke­sim­le­ri­nin ve mu­ha­le­fet par­ti­le­ri­nin de pa­yı var­dır, ama, bu Hükûmet ol­ma­say­dı bu si­ya­si is­tik­rar sağ­lan­maz­dı, ke­sim­ler ve böl­ge­ler ara­sın­da sos­yal ba­rış sağ­la­na­maz­dı, böy­le bir or­tam­da gü­ven or­ta­mı do­ğu­rul­ma­dı­ğı müd­det­çe de sos­yo­eko­no­mik ka­rar­lar böy­le­si­ne uy­gu­la­na­maz ve bu­gün­kü se­vi­ye­ye ge­le­mez­dik. Kriz­le­ri, eko­no­mik dep­rem­le­ri çok ge­ri­ler­de bı­ra­kan Tür­ki­ye, bu­gün dün­ya eko­no­mi­le­ri ara­sın­da yir­mi zen­gin ül­ke ara­sın­da on ye­din­ci sı­ra­ya otur­muş­tur. Ar­tık, kriz­ler ge­ri­de kal­mış­tır, dar­bo­ğaz­la­rı aşa­rak düz­lü­ğe çık­mış Türk eko­no­mi­si ve sür­dü­rü­le­bi­lir bir bü­yü­me sü­re­ci­ne gir­miş­tir.

"Ne ya­tı­rım yap­tı­nız?" Ge­çen yıl­ki ra­kam, ka­mu­nun 20 kat­ril­yon li­ra, özel sek­tö­rün de 80 kat­ril­yon li­ra doğ­ru­dan ya­tı­rım yap­tı­ğı­nı ha­tır­lat­mak is­ti­yo­rum. Bu­na pa­ra­lel ola­rak, doğ­ru­dan ya­ban­cı ser­ma­ye yıl­da 1 mil­yar do­la­rın al­tın­da, hat­ta 300-400 mil­yon do­lar­la­rın se­vi­ye­sin­de sey­re­der­ken, bu se­ne ya­ban­cı ser­ma­ye 20 mil­yar do­lar se­vi­ye­si­ne çık­mak üze­re­dir. Ay­rı­ca, özel­leş­tir­me, ta­rih­te gö­rül­me­miş öl­çü­de, bi­zim dö­ne­mi­miz­de, 30 mil­yar do­lar se­vi­ye­si­ni aş­ma du­ru­mun­da­dır.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, üre­tim, cum­hu­ri­yet ta­ri­hi­nin re­ko­ru­nu kı­ra­rak, ka­pa­si­te kul­la­nım oran­la­rı ola­rak son ay­da yüz­de 83,2 ile re­kor kır­mış­tır. Bü­tün bun­lar, Tür­ki­ye'de eko­no­mik mo­de­lin de­ğiş­ti­ril­di­ği­ni, o zin­cir­le­rin kı­rıl­dı­ğı­nı, ya­tı­rım, üre­tim ve ih­ra­cat se­fer­ber­li­ği­nin de­vam et­ti­ği­ni or­ta­ya koy­mak­ta­dır. İş­te bu­nun ne­ti­ce­si ola­rak ih­ra­ca­tı­mız 85 mil­yar do­la­rı aş­mış. Bu ih­ra­cat için­de mal­la­rın, sa­na­yi ürün­le­ri­nin ora­nı yüz­de 92'dir. Bu­ra­dan sa­na­yi­mi­zin na­sıl bir prog­ram için­de ge­liş­ti­ği­ni an­la­ma­nız müm­kün­dür. Onun için, bir ar­ka­da­şın "Sa­na­yi po­li­ti­ka­mız yok." sö­zü­nü ka­bul et­mi­yo­rum, çün­kü ra­kam­lar or­ta­da.

Bü­yü­me­ye ge­lin­ce, ta­bii ki, bi­zim top­lum­da oku­ma alış­kan­lı­ğı yok, ver­di­ği­miz not­lar za­ma­nın­da oku­na­mı­yor. Za­ten din­le­me alış­kan­lı­ğı­mız da yok. Mec­lis­te bi­le her­kes ko­nu­şu­yor. Ama, bu­gün gay­ri­sa­fi millî ha­sı­la­da­ki bü­yü­me, OECD ül­ke­le­ri ara­sın­da en bü­yük se­vi­ye­de­dir, yüz­de 7,8 sür­dü­rü­le­bi­lir bü­yü­mey­le dün­ya­nın dik­kat­le­ri­ni çek­miş­tir. 180 mil­yar do­lar­lar­dan, 420 mil­yar do­la­rı aşan gay­ri­sa­fi millî ha­sı­la­mız ki­şi ba­şı­na ge­lir­de 2.280 do­lar­dan 5.500 do­la­rın üze­ri­ne çı­kar­mış­tır. İş­te bu bü­yü­me­yi sü­rük­le­yen sa­na­yi sek­tö­rü­dür -bu­ra­da gra­fik­te gö­rü­lü­yor. Keş­ke gör­sel ola­rak si­ze bun­la­rı da­ha ya­kın­dan gös­te­re­bil­sek- çün­kü, bu sür­dü­rü­le­bi­lir bü­yü­me­nin iti­ci gü­cü sa­na­yi­dir. Eğer hiz­met sek­tö­rü­müz­de­ki kıs­mi bü­yü­me­ye ta­rım­da da ge­rek­li bü­yü­me sağ­lan­say­dı bu da­ha da yu­ka­rı­lar­da sey­re­de­cek­ti.

İs­tih­dam, iş­siz­lik­ten bah­se­dil­di. Evet, Tür­ki­ye'nin en bü­yük so­ru­nu, se­çi­me git­ti­ği­miz­de, iş­siz­lik, ha­yat pa­ha­lı­lı­ğı ve ge­lir da­ğı­lı­mın­da­ki ada­let­siz­lik­ti. Ha­yat pa­ha­lı­lı­ğı­nı, enf­las­yo­nu tek­li ra­kam­la­ra çe­ke­rek hal­let­tik. İş­siz­lik­te de bü­yük ge­liş­me­ler var. Ba­kın, ar­ka­daş­lar da söy­le­di, 2,9 mil­yon ki­şi, res­men ka­yıt­lı ola­rak işe dön­dü. Biz­den ön­ce­ki hükûmet za­ma­nın­da, 3,5 mil­yon ki­şi iş­siz­ler or­du­su­na ka­rış­mış­tı. Bu­gün, ga­ze­te­de ilan edil­di, vak­ti­niz ol­ma­dıy­sa ak­şam ba­kın, biz gel­di­ği­miz­de iş­siz­lik ora­nı yüz­de 10,8'di, 9,1'e düş­tü. Bu­nun­la bir­lik­te, evet, ka­yıt dı­şı eko­no­mi de­vam edi­yor, yak­la­şık 1 mil­yo­nun üze­rin­de, ka­yıt dı­şı ça­lı­şan var. Bu­nun­la be­ra­ber, de­mek ki, 4 mil­yo­na ya­kın ki­şi bi­zim dö­ne­mi­miz­de doğ­ru­dan işe baş­la­mış­tır. Bu, bir re­kor­dur. Do­la­yı­sıy­la, iş­siz­lik­te pa­ra­bol ters dön­müş­tür, gi­de­rek düz­gün yol­da iler­le­mek­te­dir.

Bü­tün bun­la­rın so­nu­cun­da, Ko­pen­hag Kri­ter­le­ri'ni ye­ri­ne ge­ti­ren Tür­ki­ye, Ma­as­tricht Kri­ter­le­ri'ne çok yak­laş­mış­tır ve 35 bö­lüm­de de­vam eden Av­ru­pa Bir­li­ği ta­ra­ma sü­re­cin­de, Ba­kan­lı­ğım, 21 otu­ru­ma ka­tı­la­rak sa­na­yi­nin, ti­ca­re­tin bü­tün alt­ya­pı­sı­nın ha­zır ol­du­ğu­nu is­pat et­miş­tir.

Ge­le­lim, or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­ri­ne: Şe­hir­le­rin çar­pık ya­pı­laş­ma­dan kur­tul­ma­sı için ve KO­Bİ'le­rin özel­lik­le, ge­rek­li des­tek­le­ri ala­rak ya­tı­rım­la­rı­nı hız­lan­dır­ma­la­rı için, or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­ri­ne fev­ka­la­de önem ver­mek­te­yiz. Onun için, es­naf, sa­natkârlar, kü­çük ve or­ta iş­let­me­ler, bir­lik­ler, bü­tün bun­la­rı top­lu ola­rak de­ğer­len­di­ri­yo­ruz. Re­ji­mi­mi­zin te­me­li ve Ahi Ev­ran kül­tü­rü­nün de­va­mı­nı sağ­la­yan es­naf ve sa­natkârla­rı­mı­za fev­ka­la­de önem ver­mek­te­yiz. Biz, ik­ti­dar ol­du­ğu­muz za­man, yüz­de 59 fa­iz ve 153 tril­yon li­ra kre­di öde­ne­ği ön­gö­rül­müş­tü. Bu­nun 90 tril­yon li­ra­sı­nı kul­lan­dır­mış­lar, yüz­de 24'ü ba­tak­tı. Bu ba­tak kre­di­le­ri de kur­tar­dık, o es­na­fı­mı­zı ye­ni­den ya­pı­lan­dır­dık, kre­di li­mi­ti­ni 5 ka­tı ar­tır­dık ve fa­izi de yüz­de 13'e dü­şür­dük.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bir ar­ka­daş de­di ki "yüz­de 13'e dü­şür­dü­nüz ama, ko­ope­ra­tif­ler yüz­de 8 ci­va­rın­da ke­sin­ti ya­pı­yor." Ar­ka­da­şı­mı­zın bil­gi­si tam üç yıl ön­ce­ye ait­tir. Şu an­da, ke­sin­ti -o da gü­ven­ce ola­rak- yüz­de 1'dir. İki yıl­da öde­di­ği­ne gö­re, ya­rım pu­an­lık fa­iz yük­le­mek­te­dir, 13,5'a kul­lan­mak­ta­dır.

Ge­le­lim kre­di mik­ta­rı­na: Söy­le­di­ğim gi­bi, 2002 yı­lın­da 90 tril­yon li­ra kul­lan­mış olan es­na­fı­mız, bi­zim dö­ne­mi­miz­de, 2003 yı­lın­da 684, 2004 yı­lın­da 1 kat­ril­yon 213 tril­yon, 2005 yı­lın­da 1 kat­ril­yon 495, 17 Ka­sım 2006 ta­ri­hi iti­ba­rıy­la 1 kat­ril­yon 9 mil­yon Türk li­ra­sı kre­di kul­lan­mış, şu ana ka­dar, bi­zim Hükûme­ti­miz za­ma­nın­da kul­la­nı­lan kre­di mik­ta­rı 5 kat­ril­yon 292 tril­yon li­ra­dır ar­ka­daş­lar. Evet, yan­lış duy­ma­dı­nız. 90 tril­yon li­ra ne­re­de, 5 kat­ril­yon li­ra ne­re­de! (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) Hâlâ es­naf ge­rek­li des­te­ği al­ma­dı der­se­niz, fev­ka­la­de yan­lış olur.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bu kre­di­ler­den ka­sım ayı iti­ba­rıy­la 705.877 es­naf is­ti­fa­de et­miş­tir ve 400 bi­nin üze­rin­de es­naf ke­penk aç­mış­tır. Bu ke­penk­le­ri de biz ka­pat­ma­dık. Do­la­yı­sıy­la, bun­la­rı ya­kın­dan ta­kip et­me­ni­zi ri­ca edi­yo­rum.

Ay­rı­ca, ken­di ini­si­ya­ti­fi dı­şın­da, kriz­le­rin ge­tir­di­ği se­bep­ler­le si­ci­li kir­le­nen es­na­fın si­ci­li­ni ak­la­dık ve 825 bin es­naf, si­ci­li te­miz­len­di, ye­ni­den kre­di ala­bi­le­cek du­ru­ma gel­di.

5362 sa­yı­lı Es­naf ve Sa­natkârlar Mes­lek Ku­ru­luş­la­rı Ka­nu­nu'nu e-Es­naf Pro­je­si uy­gu­la­ma­la­rıy­la ye­ni­le­dik ve gör­dük ki, bak­kal def­te­ri usu­lüy­le tu­tul­muş ka­yıt­lar­da 6 mil­yon es­naf gö­zü­kü­yor. Hâlâ ta­ra­ma de­vam edi­yor; 1.840.138 ta­ne, es­naf ta­ri­fi­ne uy­gun es­naf çık­tı.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, şim­di, bun­la­rı ta­rı­yo­ruz. İn­te­rak­tif ola­rak he­pi­niz ta­kip ede­bi­lir­si­niz. Es­naf özel­li­ği­ni kay­bet­miş ve böy­le, ha­yat­ta, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti nü­fus kâğı­dın­da kay­dı ol­ma­yan isim­ler­le ku­rul­muş oda­lar var, bun­la­rı te­miz­li­yo­ruz. Bi­ze te­şek­kür ede­ce­ği­niz yer­de bir ar­ka­daş çı­kı­yor di­yor ki: "Şu ka­dar es­naf ka­pan­dı." (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) Han­gi ka­pan­ma ar­ka­daş­lar? Ge­lin, bil­gi­le­ri doğ­ru alın, ki­tap­la­rı­mız­da var. Bun­la­rın ço­ğu, ta­ma­men ha­yalî ola­rak es­naf gös­te­ril­miş ki­şi­ler­dir; kar­şı­mız­da bir sü­rü di­re­niş var, fa­kat, doğ­ru­yu yap­mak mec­bu­ri­ye­tin­de­yiz.

KO­Bİ'le­re ge­lin­ce: Dün­ya­da­ki bü­tün ge­liş­me­ler kar­şı­sın­da, kü­re­sel­leş­me sü­re­cin­de, KO­Bİ'ler re­ka­bet ba­kı­mın­dan çok önem­li­dir; do­la­yı­sıy­la, OECD de bu işi önem­se­miş­tir, gün­de­mi­ne al­mış­tır. Bo­lon­ya'dan son­ra, İkin­ci OECD Ba­kan­lar Top­lan­tı­sı 2004 yı­lın­da Tür­ki­ye'de ya­pıl­mış­tır ve bi­zim KO­Bİ'ler­le il­gi­li ha­zır­la­dı­ğı­mız stra­te­ji pla­nı, prog­ram bü­tün dün­ya­ya ör­nek ola­rak gös­te­ril­miş­tir.

KO­Bİ'le­re bir­çok ko­nu­da des­tek ve­ri­yo­ruz. Bun­lar­dan en önem­li­si, sı­fır fa­iz­le -dış dün­ya­la­ra ta­şı­mak için- ih­ra­cat kre­di­si, Ba­sel-II şart­la­rı­na uy­mak için ye­ni­den ya­pı­lan­ma, is­tih­dam kre­di­si ve bi­lim ve tek­no­lo­ji ko­nu­sun­da ken­di­le­ri­ni in­te­rak­tif or­ta­ma ge­tir­mek için KO­Bİ bi­li­şim kre­di­si des­te­ği­dir. Bü­tün bun­lar­la be­ra­ber, Tür­ki­ye'de ilk de­fa KO­Bİ ta­nı­tı­mı ya­pıl­dı ve Resmî Ga­ze­te­de ya­yım­lan­dı. Ay­rı­ca, Ba­tı'da risk ser­ma­ye­si de­ni­len, ven­tu­re ca­pi­tal ola­rak bi­li­nen ko­nu hak­kın­da, risk ke­li­me­si ür­kü­tü­cü ol­du­ğu için, gi­ri­şim­ci ser­ma­ye şir­ket­le­ri­ni kur­duk. Do­la­yı­sıy­la, ser­ma­ye­si ye­ter­siz, fi­zi­bil pro­je­le­ri olan ku­ru­luş­la­ra or­tak ola­rak ve pro­je bi­ti­min­de de his­se­mi­zi dev­re­de­rek çe­ki­le­ce­ği­miz KO­Bİ ano­nim şir­ket­le­ri­ni kur­duk. Ay­rı­ca, al­ter­na­tif bir fi­nans kay­na­ğı ola­rak, KO­Bİ bor­sa­la­rı­nın mev­zu­atı­nı ta­mam­la­dık. Genç gi­ri­şim­ci­ler ve ka­dın gi­ri­şim­ci­ler ön­ce­lik­li ola­rak, Kre­di Ga­ran­ti Fo­nu İş­let­me ve Araş­tır­ma Ano­nim Şir­ke­ti­ni kur­duk; pro­je­si olan genç­le­re bu­ra­dan pro­je­siy­le il­gi­li bel­ge tan­zim ede­rek, ban­ka­lar­dan, her­han­gi bir te­mi­nat ver­me­den kre­di al­ma­sı­nı sağ­la­mış olu­yo­ruz. Do­la­yı­sıy­la, KO­Bİ'le­re bi­zim dö­ne­mi­miz­de ve­ri­len önem, hiç­bir dö­nem­de ve­ril­me­miş­tir. Ar­ka­daş­la­rım ra­kam­la­rı söy­le­di, ki­tap­lar­da var, bun­la­ra de­ğin­me­ye­ce­ğim. Ama, bir ra­kam söy­le­ye­yim, ge­ri­si­ni siz tak­dir edin. De­ğer­li ar­ka­daş­lar, biz gel­di­ği­miz­de ka­yıt­lar­da 4 bin KO­Bİ var­dı, şu an­da 57 bin KO­Bİ var. He­de­fi­miz 200 bi­ne ulaş­mak­tır. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) Onun için, 4 ne­re­de, 57 ne­re­de? Ve 2007 yı­lın­da 57 bin KO­Bİ'nin hep­si bil­gi­sa­yar or­ta­mın­da ça­lı­şır hâle ge­le­cek.

Evet, KO­Bİ'ler­le il­gi­li de kı­sa­cık bun­la­rı söy­le­mek is­ti­yo­rum.

Ta­bii, bir önem­li ko­nu, KO­Bİ'le­rin ya­tı­rı­ma sevk edil­me­si için or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­rin­de on­la­ra ge­ti­ri­len teş­vik­ler­dir. Bu teş­vik­le­rin en önem­li­si de, sos­yo­eko­no­mik ge­liş­miş­lik kat­sa­yı­sı­na gö­re ge­liş­miş­lik kat­sa­yı­sı ek­si olan il­le­re -49 il­de- teş­vik ge­tir­dik. Bu 49 il­de teş­vik­ler do­la­yı­sıy­la 4.140 baş­vu­ru şu an­da mev­cut. 1.387'si­ne par­sel tah­sil edil­di. Bun­lar­dan 376'sın­da üre­ti­me ge­çil­di. 1.011 ade­di de pro­je ola­rak de­vam edi­yor. Di­ğer­le­ri­ne tah­sis ya­pa­ma­dık; çün­kü, yıl­lar­dır alt­ya­pı ih­mal edil­di­ği için, alt­ya­pı hiz­met­le­ri de­vam et­mek­te­dir. Do­la­yı­sıy­la, alt­ya­pı­sı ta­mam­lan­mış ar­sa tah­sis ede­rek, beş yıl­lık ver­gi mu­afi­ye­ti sağ­la­ya­rak, ener­ji­de yüz­de 50'ye ya­kın in­di­rim ya­pa­rak bun­la­rı da teş­vik et­miş olu­yo­ruz.

Bir şe­yi söy­le­ye­yim bel­ki mu­ka­ye­se için: 4 bi­nin üze­rin­de mü­ra­ca­ata rağ­men, 1962 yı­lın­da çı­kan mev­zu­at do­la­yı­sıy­la, kırk dört yıl­da ora­lar­da ya­pı­lan iş­let­me 3.800 ta­ne ve biz­den ön­ce­ki dö­nem­de kriz­ler­den do­la­yı da ya­rı­sın­dan faz­la­sı ka­pa­lıy­dı. On­lar da açıl­dı ve iş­let­me­si­ne mem­nu­ni­yet­le de­vam edi­yor.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, ta­rım sa­tış bir­lik­le­ri­ne ge­lin­ce; bun­lar, ma­ale­sef, va­tan­da­şın ve do­la­yı­sıy­la ha­zi­ne­nin üze­rin­de­ki en bü­yük yük­ler­di. Bun­lar, biz ik­ti­dar ol­ma­dan ön­ce çı­ka­rı­lan bir ya­sa do­la­yı­sıy­la ye­ni­den ya­pı­lan­dır­ma sü­re­ci­ne ta­bi tu­tul­muş­tu ve doğ­ru da ya­pıl­mış­tı. Çün­kü, IMF'yle ya­pı­lan an­laş­ma­lar­da da bu ke­sin ola­rak be­lir­til­miş du­rum­da­dır. Do­la­yı­sıy­la, 8 bir­lik biz­den ön­ce, za­ten sis­te­min dı­şı­na çı­ka­rıl­mış­tı, 1 bir­li­ği, biz Fis­ko­bir­lik'in borç­la­rı­nı öde­ye­rek çı­kar­dık ve şu an­da 7 bir­lik üze­rin­de de ça­lış­ma­lar de­vam edi­yor. Ma­ale­sef, 3 ta­ne­sin­de, ta­ma­men borç­la­rı mu­ac­ce­li­yet kes­bet­ti­ği için Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı şu an­da ta­kip­te. Do­la­yı­sıy­la, bun­la­rı da AGIP pro­je­si çer­çe­ve­sin­de 2007 yı­lı so­nu­na ka­dar -sü­re bi­ti­yor- ken­di ayak­la­rın­da du­ra­bi­len mü­deb­bir bir tüc­car ola­rak hem üye­le­ri­ne hem de eko­no­mi­ye hiz­met eden ku­ru­luş­lar hâli­ne ge­tir­me­ye ça­lı­şı­yo­ruz.

Ka­pa­nan, açı­lan es­naf ve sa­natkârlar ko­nu­su­na de­ğin­mek is­ti­yo­rum. Söy­le­di­ğim gi­bi, ço­ğu es­naf vas­fı­na sa­hip ol­ma­dı­ğı için si­li­nen­ler­dir. Bir bil­gi ola­rak su­nu­yo­rum: 2004 yı­lın­da 146 bin 95 es­naf açıl­dı, 92 bin 700 ka­pan­dı. Bu­nun ya­rı­sı, iş­te, es­naf vas­fı ta­şı­ma­yan­lar. 2006 yı­lı Ka­sım ayı iti­ba­rıy­la açı­lan 235 bin 492. Bu­nun 107 bin ta­ne­si va­sıf­sız ve es­naf özel­li­ği ta­şı­ma­dı­ğı için si­li­nen, 86 bin ta­ne­si de ka­pa­nan. Do­la­yı­sıy­la, ka­pa­nış­lar­da­ki aza­lı­şa pa­ra­lel açı­lış­la­rın ne ka­dar bü­yü­dü­ğü bu­ra­da gö­rül­mek­te­dir.

Kü­çük sa­na­yi si­te­le­ri, ay­nı şe­kil­de or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­riy­le be­ra­ber hız­la ge­liş­ti­ril­mek­te­dir. Do­la­yı­sıy­la, ta­bii sa­yı­sal ola­rak söy­le­me­miz bel­ki çok tat­min edi­ci ol­ma­ya­bi­lir, ama ül­ke kal­kın­ma­sın­da çok önem ver­di­ği­miz için bun­la­ra de­ğin­mek is­ti­yo­rum. Bu kap­sam­da 19 bin 587 hek­tar bü­yük­lü­ğün­de 87 adet or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­si pro­je­si­nin alt­ya­pı in­şa­atı ta­mam­la­na­rak sa­na­yi­ci­le­ri­mi­zin hiz­me­ti­ne su­nul­muş­tur. Bir ar­ka­da­şı­mın söy­le­di­ği gi­bi, bun­la­rın ba­zı­la­rı ta­bii es­ki­den baş­lan­mış, ama ya­rım kal­mış te­sis­ler­dir. Bun­la­rı bi­tir­mek de, prog­ra­ma al­mak da, ye­di se­kiz se­ne, on beş se­ne, yir­mi se­ne bek­le­nen bu or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­ri­ni bi­tir­mek de, herhâlde, bir ba­şa­rı­dır.

Do­la­yı­sıy­la, 87.345 iş ye­rin­den olu­şan 393 adet kü­çük sa­na­yi si­te­si­nin üst­ya­pı ve alt­ya­pı in­şa­atı da ta­mam­lan­mış­tır. Bu böl­ge­ler­de 29.240 adet te­sis üre­tim geç­miş­tir. Üre­ti­me ge­çen bu te­sis­ler­de 628 bin ki­şi­ye iş imkânı sağ­lan­mış, böl­ge­ler­de tam ka­pa­si­te­li üre­ti­me ge­çil­di­ğin­de top­lam 986 bin ki­şi iş sa­hi­bi ola­cak­tır. Bun­lar doğ­ru­dan iş sa­hi­bi­dir. Ta­bii, en­di­rekt ola­rak da bir­çok is­tih­dam sağ­la­ya­cak­tır.

Do­la­yı­sıy­la, or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­rin­de ya­tı­rım­la­rı da­ha da teş­vik et­mek için fa­iz­le­ri yüz­de 20'den, nor­mal böl­ge­de 12'ye, kal­kın­mak­ta olan böl­ge­ler­de yüz­de 10'dan 2'ye in­dir­dik. Do­la­yı­sıy­la, Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğıy­la gö­rüş­me­le­ri­miz de­vam edi­yor. Ge­ri kal­mış böl­ge­ler­de yüz­de 1, nor­mal böl­ge­ler­de yüz­de 4, kal­kın­mış böl­ge­ler­de de yüz­de 8'e in­dir­mek için ça­lış­ma­la­rı­mız sü­rü­yor. Do­la­yı­sıy­la, or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­riy­le de KO­Bİ'le­ri bü­yük öl­çü­de des­tek­le­miş olu­yo­ruz.

Evet, hiç bit­me­yen şe­ker pan­ca­rı…

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, hiç­bir ser­best pi­ya­sa eko­no­mi­sin­de ne eker­sen ek den­mez. Ser­best pa­zar eko­no­mi­si sa­hip­siz­lik de­ğil­dir. Do­la­yı­sıy­la, sırf se­çim­ler­de oy al­mak için köy­lü­den, pan­ca­rı alıp çü­rüt­mek, iş­le­nen şe­ke­ri de de­po­la­ra yığ­mak ve biz gel­di­ği­miz­de 1 mil­yon to­nun üze­rin­de şe­ker­le tes­lim et­mek bir ba­şa­rı de­ğil­dir.

RA­SİM ÇA­KIR (Edir­ne) - O za­man ni­ye söz ver­di­niz ko­ta­la­rı in­di­re­ce­ğiz di­ye? Si­zin Baş­ba­ka­nı­nız söz ver­di Sa­yın Ba­kan.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - Do­la­yı­sıy­la, çı­kan Şe­ker Ka­nu­nu'na gö­re, Şe­ker Ku­ru­lu…

Sa­bır­lı olur­san…

RA­SİM ÇA­KIR (Edir­ne) - Sa­bır­lı­yız biz.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - …Tür­ki­ye'nin şe­ker ih­ti­ya­cı­nı he­sap­lı­yor.

RA­SİM ÇA­KIR (Edir­ne) - Ta­ki­ye po­li­ti­ka­sı.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - Tür­ki­ye'nin şe­ker ih­ti­ya­cı 2 mil­yon 659 bin ton. Bu­nun 2 mil­yon 425 bin to­nu pan­car­dan, 234 bin to­nu da mı­sır­dan el­de edi­li­yor. Do­la­yı­sıy­la, bu­ra­dan ge­ri gel­di­ği­miz­de 15 mil­yon ton pan­car eki­mi çı­kı­yor. Biz gel­di­ği­miz­den be­ri pan­car eki­min­de 1.000 ton da­ha düş­me ol­ma­mış­tır, üs­te­lik de ve­ri­mi ar­tır­dık.

Ba­kın, 2000 yı­lın­da ka­nun çık­tı­ğın­da 15 mil­yon 300 bin ton üze­rin­de pan­car ekil­miş, 2006 yı­lın­da da eki­len pan­car 15 mil­yon 392 bin 831 ki­lo­dur. Do­la­yı­sıy­la, ko­ta­lar kı­sıl­ma­mış­tır.

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Ve­rim art­ma­dı. Hiç­bi­ri doğ­ru de­ğil.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - Sab­ret, an­la­ta­ca­ğız, sab­ret.

İ. SA­Mİ TAN­DOĞ­DU (Or­du) - Ya­lan söy­lü­yor­su­nuz.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - Ama, hep söy­lü­yo­rum bir tür­lü an­la­mı­yor­su­nuz, din­ler­se­niz an­lar­sı­nız.

Ba­kın, biz gel­di­ği­miz­de 30 ta­ne şe­ker fab­ri­ka­sı var­dı. Biz­den ön­ce­ki hükûmet, bir ta­raf­tan özel­leş­tir­me prog­ra­mı­na al­dır­mış, IMF'ye ta­ah­hüt et­miş. Biz yap­ma­dık.

İki: Ye­di fab­ri­ka­nın ka­pa­tıl­ma­sı­na ka­rar ver­miş. Ka­pat­ma­dık.

Üç: Üç ta­ne fab­ri­ka­ya da ku­rul­ma­sı için teş­vik ver­miş. Bu fab­ri­ka­lar bu se­ne dev­re­ye gir­di, ge­çen se­ne­nin so­nun­da ve teo­rik ka­pa­si­te ola­rak al­dı­lar ka­nun­dan. Do­la­yı­sıy­la, 30 fab­ri­ka­ya da­ğıt­tı­ğı­mız pan­car 33 fab­ri­ka­ya da­ğı­tıl­dı, yüz­de 7,8 ile 12 ara­sın­da fab­ri­ka­la­rın iş­le­di­ği şe­ker se­vi­ye­sin­de düş­me ol­du. Baş­ka bir şey ya­pa­maz­dık ya­ni. Do­la­yı­sıy­la, köy­lü biz­den mem­nun, müs­tah­sil mem­nun. (CHP sı­ra­la­rın­dan gü­rül­tü­ler)

RA­SİM ÇA­KIR (Edir­ne) - Onu gi­din de köy­lü­ye so­run! Köy­lü­ye so­run onu!

OS­MAN ÖZ­CAN (An­tal­ya) - Çift­çi­ye sor onu!

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - Evet, evet.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, ba­kın, ben tav­si­ye edi­yo­rum…

RA­SİM ÇA­KIR (Edir­ne) - Gi­din de köy­lü­ye so­run!

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - Tav­si­ye edi­yo­rum bi­raz kö­ye gi­din, bi­raz şu­ra­da Sa­man­pa­za­rı'na gi­din, es­na­fı do­la­şın. (CHP sı­ra­la­rın­dan gü­rül­tü­ler)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, din­le­yin lüt­fen ar­ka­daş­lar.

RA­SİM ÇA­KIR (Edir­ne) - Biz de­vam­lı köy­ler­de­yiz. Se­nin mil­let­ve­kil­le­rin kay­ma­kam­la, jan­dar­may­la gi­di­yor kö­ye!

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - De­ğer­li Kar­de­şim, bak…

BAŞ­KAN - Sa­yın Ça­kır, lüt­fen…

RA­SİM ÇA­KIR (Edir­ne) - Doğ­ru­la­rı söy­le­yin mil­le­te, doğ­ru­la­rı!

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - …KO­Bİ'le­ri bil­mi­yor­su­nuz. Şim­di­ye ka­dar beş ta­ne ulus­la­ra­ra­sı KO­Bİ top­lan­tı­sı, on iki ta­ne ulu­sal KO­Bİ top­lan­tı­sı ya­pıl­dı, hiç­bir mil­let­ve­ki­li ar­ka­da­şı­mı ora­da gör­me­dim.

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Siz de es­naf ku­rul­ta­yı­na gel­se­niz…

RA­SİM ÇA­KIR (Edir­ne) - Biz hep­si­ni iz­le­dik.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - Ge­lir­se­niz öğ­re­nir­si­niz ger­çe­ği. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

RA­SİM ÇA­KIR (Edir­ne) - Hep­si­ni iz­le­dik biz.

FAH­RET­TİN ÜS­TÜN (Muğ­la) - Pe­ki, ni­şas­ta baz­lı tat­lan­dı­rı­cı ola­rak ni­ye ar­tır­ma­ya ça­lı­şı­yor­su­nuz Sa­yın Ba­ka­nım?

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - Ser­ma­ye şir­ket­le­ri -bun­lar hep ko­nu­şul­du­ğu için- eko­no­mi­de­ki ge­liş­me­nin bir gös­ter­ge­si­dir. 47.012 şir­ket ku­rul­muş bu yıl 2006 Ka­sım ayı­na ka­dar…

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - On yıl­dır Ba­kan de­ğil mi­sin, on yıl­dır? On yıl­dır Ba­kan de­ğil mi­sin?

BAŞ­KAN - Sa­yın Ba­yın­dır, lüt­fen, Sa­yın Ba­ka­nı din­le­ye­lim.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - 9.288 ta­ne­si ka­pan­mış…

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Her hükûme­tin Ba­ka­nı­sın sen!

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - …48.090 ta­ne­si de ay­rı­ca ser­ma­ye ar­tır­mış. Ben özel sek­tör­den ge­li­yo­rum, du­rup du­rur­ken ser­ma­ye ar­tı­rıl­maz, du­rup du­rur­ken şir­ket ku­rul­maz. Bu, 9 bin şir­ke­tin de, ka­pa­nan, ya­rı­sın­dan faz­la­sı 2001 kri­zin­den be­ri mah­ke­me­de de­vam eden ka­pat­ma, tas­fi­ye ka­rar­la­rın­dan kay­nak­la­nı­yor. Tak­dir­le­ri­ni­ze su­nu­yo­rum.

ALİ ARS­LAN (Muğ­la) - O ya­ban­cı şir­ket­ler Tür­ki­ye'den top­rak al­mak için ku­ru­lu­yor Sa­yın Ba­kan.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­lar, da­ha faz­la vak­ti­ni­zi al­mak is­te­mi­yo­rum. Eğer, bil­gi edin­mek is­ter­se, be­nim için şe­ref­tir, Ba­kan­lı­ğı­mın ka­pı­sı 24 sa­at açık, ge­lir­si­niz bir ça­yı­mı içer­si­niz, ora­da is­te­di­ği­niz bil­gi­yi ve­ri­rim. Doğ­ru­dan bil­gi alır­sı­nız. Bir ha­ta­mız da var­sa dü­zel­tir­si­niz, si­ze şük­ran borç­lu olu­ruz.

RA­MA­ZAN KE­RİM ÖZ­KAN (Bur­dur) - Ran­de­vu ver­mi­yor­lar.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - Onun için, biz, mu­ha­le­fet­siz ik­ti­dar ol­mak is­te­mi­yo­ruz, ama doğ­ru­lar­la ko­nu­şun, bi­ze, doğ­ru yo­lu var­sa doğ­ru yo­lu gös­te­rin. Biz, şim­di­ye ka­dar ha­ta yap­ma­dık.

RA­SİM ÇA­KIR (Edir­ne) - Si­zin ne­re­ni­zi doğ­rul­ta­lım biz Sa­yın Ba­kan?

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­lar, ba­kın, bil­gi­niz de ek­sik. Evet, bir ar­ka­daş de­di ki, "Bu büt­çey­le sa­na­yi po­li­ti­ka­sı olur mu?" Olur, mak­sat az pa­ray­la çok iş yap­mak­tır. Ben, onu tak­dir ola­rak ka­bul edi­yo­rum. Şim­di si­ze bil­gi ve­ri­yo­rum. Ta­bii ki, Sa­na­yi Ba­kan­lı­ğı­mı­zın şem­si­ye­si al­tın­da ça­lı­şan Re­ka­bet Ku­ru­mu büt­çe­den pay al­maz, Türk Stan­dart­la­rı Ens­ti­tü­sü büt­çe­den pay al­maz, TÜR­KAK büt­çe­den pay al­maz. Millî Pro­dük­ti­vi­te Mer­ke­zi, 1 tril­yon 500 mil­yon li­ra ak­tar­ma ya­pı­lı­yor ha­zi­ne­den, Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü büt­çe­den pay al­mı­yor. Do­la­yı­sıy­la, bun­lar bi­zim büt­çe­miz için­de gö­rül­mü­yor. KOS­GEB ise, 90 tril­yon 249 bin li­ra bi­zim büt­çe­miz üze­rin­den alı­yor. O da Halk Ban­ka­sı­nı özel­leş­tir­mek için ka­nun­da de­ği­şik­lik ya­pıl­dı ve ora­dan alı­nan, KOS­GEB'e ge­len des­tek pa­yı kal­dı­rıl­dı­ğı için büt­çe­den alı­yo­ruz. Şe­ker Fab­ri­ka­la­rı, 1,8 kat­ril­yon li­ra ci­ro­su var, 36 tril­yon li­ra ya­tı­rım öde­ne­ği var. Şe­ker Ku­ru­mu, büt­çey­le il­gi­si yok. Do­la­yı­sıy­la, biz, o ka­dar, tah­min edil­di­ği gi­bi fa­kir ba­kan­lık de­ği­liz ve az pa­ray­la da çok iş ya­pı­yo­ruz. Do­la­yı­sıy­la…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Sa­yın Ba­kan, köy­lü me­saj çek­ti, se­la­mı var!

BAŞ­KAN - Sa­yın Ba­ka­nım, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­lar mı­sı­nız; bu­yu­run. Sü­re­niz bit­ti.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (De­vam­la) - Sa­na­yi­mi­zin kal­kın­ma­sı için, ti­ca­re­ti­mi­zin ge­liş­me­si için her tür­lü fe­dakârlı­ğı ya­pı­yo­ruz imkânlar öl­çü­sün­de. Bi­zim İk­ti­da­rı­mız za­ma­nın­da da ayır­ma-ka­yır­ma, ah­bap ça­vuş iliş­ki­si ol­ma­mış­tır. Özel­leş­tir­me­de, doğ­ru­dan ya­ban­cı ya­tı­rım­lar­da, kal­kın­ma­da Tür­ki­ye sa­na­yi ön­ce­li­ğin­de kal­kı­na­rak bir mu­ci­ze­ye im­za at­mış­tır.

Do­la­yı­sıy­la eme­ği ge­çen her­ke­se şük­ran­la­rı­mı su­nu­yo­rum. Bü­rok­rat ar­ka­daş­la­rı­ma şük­ran­la­rı­mı su­nu­yo­rum. 2007 yı­lın­da da -Al­lah izin ve­rir­se- büt­çe­nin el­ver­di­ği öl­çü­de fa­ali­yet­le­ri­miz de­vam ede­cek­tir.

Sa­yın Baş­kan ve de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; kat­kı­la­rı­nız için Ba­kan­lı­ğım ve şah­sım adı­na te­şek­kür edi­yor, 2007 büt­çe­si ve uy­gu­la­ma­sı­nın ül­ke­miz ve mil­le­ti­miz için ha­yır­lı ol­ma­sı te­men­ni­siy­le he­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

RA­SİM ÇA­KIR (Edir­ne) - Sa­yın Ba­kan, pan­car üre­ti­ci­le­ri say­gı­la­rı­nı su­nu­yor si­ze. Üze­ri­miz­de kal­ma­sın. Se­lam ve say­gı­la­rı var pan­car üre­ti­ci­le­ri­nin.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim.

Say­gı­de­ğer ar­ka­daş­la­rım, ko­nuş­ma­sı sı­ra­sın­da Sa­yın Onur Öy­men yan­lış an­la­şıl­dı­ğı­nı ifa­de ede­rek bir açık­la­ma için söz ta­le­bin­de bu­lun­muş­tur. Şim­di ken­di­si­ne ye­rin­den söz ve­re­ce­ğim.

Bu­yu­run Sa­yın Öy­men, mik­ro­fo­nu­nuz açık.

V. - AÇIK­LA­MA­LAR VE SA­TAŞ­MA­LA­RA İLİŞ­KİN KO­NUŞ­MA­LAR

1.- İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Onur Öy­men'in, Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si üze­rin­de yap­mış ol­du­ğu ko­nuş­ma sı­ra­sın­da ba­zı ifa­de­le­ri­nin yan­lış an­la­ma­la­ra ne­den ol­du­ğu­na iliş­kin açık­la­ma­sı

ONUR ÖY­MEN (İs­tan­bul) - Çok te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Baş­kan.

Sa­yın Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı, ko­nu­şur­ken, es­ki bir müs­te­şar olan bir mil­let­ve­ki­li­nin ger­çek­ler­den fark­lı söz­ler söy­le­di­ği­ni söy­le­di. Özel­lik­le de­di ki: "Hiç kim­se biz­den ön­ce Kıb­rıs ko­nu­sun­da­ki tu­tu­mu­mu­zu ya­zı­lı ola­rak tes­cil et­me­miş­ti, bu­nu ilk de­fa yap­tık." Ve be­nim bu­nu bil­di­ğim hâlde söy­le­me­di­ği­mi söy­le­di.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Sa­yın Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­mı­zı Ba­kan­lı­ğın dos­ya­la­rı­nı bi­raz da­ha ya­kın­dan in­ce­le­me­ye da­vet edi­yo­rum. Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı, Kıb­rıs ko­nu­sun­da­ki tu­tu­mu­mu­zu ulus­la­ra­ra­sı top­lum nez­din­de on­lar­ca de­fa de­ğil, yüz­ler­ce de­fa ya­zı­lı ola­rak tes­cil et­miş­tir. Tek bir ulus­la­ra­ra­sı top­lan­tı yok­tur ki Kıb­rıs­lı Rum­lar ka­tıl­sın ve Tür­ki­ye, ya­zı­lı bir no­ta ve­re­rek, Rum­la­rın meş­ru ol­ma­dı­ğı­nı, Ku­zey Kıb­rıs'ı tem­sil ede­me­dik­le­ri­ni be­lirt­me­miş ol­sun. Bir ta­ne ör­ne­ği­ni bu­la­maz­sı­nız. Şim­di, onun dı­şın­da, da­ha bu Hükûmet iş­ba­şı­na gel­me­den bir­kaç gün ön­ce, Tür­ki­ye, Bir­leş­miş Mil­let­le­re, Kıb­rıs'la il­gi­li tu­tu­mu­mu­zu yan­sı­tan ve İn­gi­liz Pro­fe­sör Men­del­son'un ra­po­ru­nu da ek­le­yen bir ya­zı­lı baş­vu­ru­da bu­lun­muş­tur ve bu­nu Bir­leş­miş Mil­let­ler bel­ge­si ola­rak ya­yım­lat­mış­tır. Şim­di, ger­çek bu iken, kal­kıp da "Biz­den ön­ce kim­se ya­zı­lı ola­rak tes­cil et­me­di." der­se­niz, bi­raz ayıp olu­yor. Ya­ni, bun­la­rı, Mec­li­sin za­bıt­la­rı­na gir­sin di­ye söy­lü­yo­rum.

Ay­nı şe­kil­de, kal­kıp da "Biz­den ön­ce kim­se yar­dım yap­ma­dı. Biz yar­dım alan ül­key­dik, yar­dım ve­ren ül­ke ol­duk." di­yor. Çok yan­lış. Ya­ni, Tİ­KA ku­rul­du­ğun­da 10 bin burs ver­di­ği­mi­zi bi­li­yor mu­su­nuz siz? Tür­ki­ye'den baş­ka hiç­bir ül­ke bu ka­dar ver­me­miş­tir. Or­ta As­ya ül­ke­le­ri­ne, Tür­ki Cum­hu­ri­yet­le­re 10 bin burs ver­dik, çok bü­yük ya­tı­rım­lar yap­tık. Ay­nı şe­kil­de "Kıb­rıs'ta" di­yor ki "Biz­den ön­ce pek bir şey ya­pıl­ma­dı, biz yap­tık." Çok bü­yük bir in­saf­sız­lık­tır de­ğer­li ar­ka­daş­lar. Çok bü­yük bir in­saf­sız­lık­tır. Ger­çek bu­nun tam ter­si­dir.

ÜNAL KA­CIR (İs­tan­bul) - Sa­taş­ma mı?

BAŞ­KAN - Sa­yın Öy­men, te­şek­kür edi­yo­rum.

ONUR ÖY­MEN (İs­tan­bul) - Bir da­ki­ka. Ger­çek bu­nun tam ter­si­dir. Siz­den ön­ce…

SA­LİH KA­PU­SUZ (An­ka­ra) - Ya, her­kes ko­nuş­mak is­ter­se Sa­yın Baş­kan… Ben de ko­nuş­mak is­te­rim.

BAŞ­KAN - Sa­yın Ka­pu­suz, bir da­ki­ka.

Sa­yın Öy­men, te­şek­kür edi­yo­rum açık­la­ma­la­rı­nız için. Ta­mam efen­dim.

ONUR ÖY­MEN (İs­tan­bul) - Ger­çek­le­rin söy­len­me­sin­den ni­çin ra­hat­sız olu­yor­su­nuz?

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim.

ONUR ÖY­MEN (İs­tan­bul) - Kıb­rıs'ta, bü­tün ya­pı­lan­lar…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Öy­men, te­şek­kür ede­rim efen­dim.

İ. SA­Mİ TAN­DOĞ­DU (Or­du) - Ka­pu­suz bu­ra­nın ida­re ami­ri mi?

TEV­HİT KA­RA­KA­YA (Er­zin­can) - De­ma­go­ji ya­pı­yor, ce­vap de­ğil ki.

(AK Parti ve CHP sı­ra­la­rın­dan gü­rül­tü­ler)

IV. - KA­NUN TA­SA­RI VE TEK­LİF­LE­Rİ İLE KO­MİS­YON­LAR­DAN

GE­LEN Dİ­ĞER İŞ­LER (Devam)

1.- 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe Ka­nu­nu Ta­sa­rı­sı ile 2005 Ma­li Yı­lı Ge­nel ve Kat­ma Büt­çe­ye Da­hil Da­ire­ler ve  İda­re­ler Ke­sin­he­sap Ka­nu­nu Ta­sa­rı­la­rı (1/1252; 1/1236,3/1139; 1/1237, 3/1140) (S. Sa­yı­sı: 1269, 1270, 1271) (Devam)

A) DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KAN­LI­ĞI (Devam)

1.- Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

B) SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KAN­LI­ĞI (Devam)

1.- Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı  2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

C) RE­KA­BET KU­RU­MU (Devam)

1.- Re­ka­bet Ku­ru­mu  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

D) MİLLÎ PRO­DÜK­Tİ­Vİ­TE KU­RU­MU (Devam)

1.- Millî Pro­dük­ti­vi­te Ku­ru­mu  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

E) KÜ­ÇÜK VE OR­TA ÖL­ÇEK­Lİ SA­NA­Yİİ GE­LİŞ­TİR­ME VE DES­TEK­LE­ME İDA­RE­Sİ BAŞ­KAN­LI­ĞI (Devam)

1.- Kü­çük ve Or­ta Öl­çek­li Sa­na­yii Ge­liş­tir­me ve Des­tek­le­me İda­re­si Baş­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

F) TÜRK AK­RE­Dİ­TAS­YON KU­RU­MU (Devam)

1.- Türk Ak­re­di­tas­yon Ku­ru­mu  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

G) TÜRK STAN­DART­LA­RI ENS­Tİ­TÜ­SÜ BAŞ­KAN­LI­ĞI (Devam)

1.- Türk Stan­dart­la­rı Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

H) TÜRK PA­TENT ENS­Tİ­TÜ­SÜ BAŞ­KAN­LI­ĞI (Devam)

1.- Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

BAŞ­KAN - Aleyh­te Meh­met Eras­lan, Ha­tay Mil­let­ve­ki­li; bu­yu­run.

MEH­MET ERAS­LAN (Ha­tay) - Sa­yın Baş­kan, çok de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si üze­rin­de söz al­mış bu­lun­mak­ta­yım. He­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

KO­Bİ'le­ri­miz ile es­naf sa­natkârla­rı­mız eko­no­mi­mi­zin te­mel ta­şı ve ger­çek­ten bel ke­mi­ği­dir. Üre­tim­de, ya­tı­rım­da, is­tih­dam­da, ge­lir da­ğı­lı­mın­da­ki ada­let­siz­li­ğin gi­de­ril­me­sin­de ve top­lum­sal ba­rı­şın sağ­lan­ma­sın­da çok önem­li rol oy­na­yan un­sur­la­rı­mız­dır. Eko­no­mi­nin di­na­mik­li­li­ği­ni ve can­lı­lı­ğı­nı önem­li öl­çü­de sağ­la­yan un­sur­la­rı­mız­dır.

KO­Bİ'le­ri­miz ile es­naf sa­natkârla­rı­mız ül­ke sat­hın­da ya­yıl­mış iş kol­la­rı ol­ma­la­rı do­la­yı­sıy­la böl­ge­sel ge­liş­miş­lik fark­lı­lık­la­rı­nın gi­de­ril­me­sin­de de önem­li rol oy­na­mak­ta­dır. KO­Bİ'le­ri­miz ve es­naf sa­natkârla­rı­mı­zın öne­mi bu.

Hâl böy­ley­ken, KO­Bİ'le­rin Av­ru­pa Bir­li­ği ve Tür­ki­ye eko­no­mi­sin­de­ki pay­la­rı­na bak­tı­ğı­mız za­man: İş­let­me sa­yı­sı AB'de yüz­de 95, Tür­ki­ye'de iş­let­me sa­yı­sı yüz­de 99,5. Resmî ve­ri­le­ri ve­ri­yo­rum. İs­tih­dam pa­yı yüz­de 62 Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­rin­de, biz­de ise yüz­de 63,5. Üre­tim pa­yı Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­rin­de yüz­de 40 iken, Tür­ki­ye'de yüz­de 38'dir. Aşa­ğı yu­ka­rı ay­nı­yız üre­tim pa­yın­da. Ba­kın, iş­let­me sa­yı­sı yüz­de 99,5; is­tih­dam pa­yı yüz­de 63,5; üre­tim pa­yı yüz­de 38 ol­ma­sı­na kar­şı­lık, kre­di pa­yı AB ül­ke­le­rin­de yüz­de 45, ama, Tür­ki­ye'de sa­de­ce yüz­de 4. Bu­nun ir­de­len­me­si ge­rek­ti­ği­ni dü­şü­nü­yo­rum.

Top­lam 1 mil­yon 720 bin 598 iş ye­ri var­dır. Bu­nun yüz­de 96'sı 1 ila 9 iş­çi ça­lış­tır­mak­ta­dır. Ya­ni, KO­Bİ'le­ri­miz kü­çük öl­çek­te ça­lış­mak­ta­dır­lar bu ve­ri­le­re gö­re.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, fi­zik­sel mekânla­ra ba­kı­yo­ruz: Yüz­de 19'u sa­de­ce, bu sa­yı­nın yüz­de 19'u iş ha­nın­da, pa­saj­da, iş mer­ke­zin­de, kü­çük sa­na­yi si­te­si ve or­ga­ni­ze sa­na­yi si­te­le­rin­de, böl­ge­le­rin­de ça­lı­şır­ken, bu ora­nın yüz­de 81'i be­lir­li ol­ma­yan, da­ğı­nık iş yer­le­rin­de ça­lış­mak­ta­dır. Tür­ki­ye'de or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­ri ye­ter­siz­li­ği var­dır ve Tür­ki­ye'de kü­çük sa­na­yi si­te­le­ri ye­ter­siz­li­ği var­dır, bu ra­kam­lar bu­nu gös­ter­mek­te­dir.

Halk Ban­ka­sın­dan es­naf, sa­natkârla­rı­mı­za kul­lan­dı­rı­lan kre­di­le­re bak­tı­ğı­mız za­man: -Bu, Sa­yın Ba­ka­nı­mı­zın be­nim ya­zı­lı so­ru öner­ge­me ver­di­ği ce­vap­tır, ora­dan siz­le­re oku­yo­rum- Es­naf, sa­natkârla­rı­mı­za Halk Ban­ka­sın­dan kul­lan­dı­rı­lan kre­di ora­nı 96'da yüz­de 41, 97'de yüz­de 34. Şim­di, 2003'e ge­li­yo­ruz, yüz­de 27, 2004'te yüz­de 28, 2005'te yüz­de 25, 31 Ağus­tos 2006 ta­ri­hi iti­ba­rıy­la ger­çek­le­şen ra­kam yüz­de 22.

Ya­ni, bu ya­zı­lı so­ru öner­ge­si ce­va­bın­da, Halk Ban­ka­sın­dan KO­Bİ'le­ri­mi­ze, es­naf, sa­natkârla­rı­mı­za kul­lan­dı­rı­lan kre­di­nin her ge­çen yıl düş­tü­ğü­nü ben söy­le­mi­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, di­ğer bir­kaç ya­zı­lı so­ru öner­ge­si ce­va­bı­nı da ve­re­ce­ğim: 2006 yı­lı­nın ilk on ayı içe­ri­sin­de, ba­kın, 225.923 ye­ni iş ye­ri açıl­mış, evet doğ­ru, ama, 276.918 iş ye­ri de ka­pan­mış­tır. Bu, ya­zı­lı so­ru öner­ge­si ce­va­bı­dır. 2002 yı­lın­da 498 bin se­net pro­tes­to edil­miş iken, 2006 yı­lı­nın sa­de­ce ilk se­kiz ayın­da 842 bin se­net pro­tes­to edil­miş­tir. Or­ta­la­ma 3 kat­ril­yon de­ğe­rin­de­dir. Bu ra­kam­lar bi­zim icat et­ti­ği­miz de­ğil ya, Sa­yın Ba­ka­nı­mı­zın ya­zı­lı so­ru öner­ge­le­ri­mi­ze ver­miş ol­du­ğu ce­vap­lar­dır. Ar­zu eder­se­niz bun­la­rı da siz­le­re da­ğı­ta­bi­li­rim.

Mer­kez Ban­ka­sı ve­ri­le­ri­ne gö­re son üç yıl­da 2 mil­yo­na ya­kın çek ve se­net pro­tes­to edil­miş­tir ve kar­şı­lık­sız çı­kan çek ve se­net sa­yı­sı, evet, 20 kat­ril­yo­nu aş­mış­tır. Ta­bii, bü­tün bu ra­kam­la­ra bak­tı­ğı­mız za­man, es­na­fı­mı­zın, KO­Bİ'le­ri­mi­zin eko­no­mik açı­dan ve iş ya­pa­bi­lir­lik açı­dan ger­çek­ten bü­yük bir sı­kın­tı­da ol­du­ğu­nu gö­rü­yo­ruz ve böy­le dü­şün­mek zo­run­da ka­lı­yo­ruz.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, ver­gi oran­la­rı çok önem­li. KO­Bİ'le­ri­mi­zin ve es­naf, sa­natkârla­rı­mı­zın en önem­li gir­di ka­le­mi ver­gi­dir. Ver­gi oran­la­rı Tür­ki­ye'de hâlâ yük­sek­tir, ta­ba­na ya­yı­la­ma­mış­tır, ver­gi re­for­mu ya­pı­la­ma­mış­tır ve Ana­ya­sa'mı­za gö­re, ver­gi her­ke­sin gü­cü nis­pe­tin­de kat­la­na­bi­le­ce­ği bir yü­küm­lü­lük iken, ma­ale­sef, in­sa­nı­mı­zın gü­cü­nün üze­rin­de bir ver­gi ora­nıy­la yo­lu­mu­za de­vam edi­yo­ruz ve Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­rin­de do­lay­lı ver­gi­le­rin ver­gi ge­lir­le­ri içe­ri­sin­de­ki pa­yı yüz­de 35 iken, Tür­ki­ye'de, ma­ale­sef, bu oran yüz­de 70 do­lay­la­rın­da­dır.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, özel­lik­le as­ga­ri üc­re­tin ver­gi dı­şın­da bı­ra­kıl­ma­sı ge­re­ki­yor. Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­rin­de ki­şi ba­şı­na dü­şen ver­gi ora­nı KDV dâhil yüz­de 20'dir, ama, Tür­ki­ye'de ki­şi ba­şı­na dü­şen ver­gi ora­nı KDV dâhil yüz­de 40 do­lay­la­rın­da­dır. Ver­gi re­for­mu­nun ge­rek­li­li­ği, bu­ra­da, açık bir şe­kil­de önü­müz­de dur­mak­ta­dır.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, as­ga­ri üc­ret­le ça­lı­şan bir iş­çi­nin iş­ve­re­ne ma­li­ye­ti, ver­gi ve si­gor­ta­sıy­la be­ra­ber net üc­re­ti aş­mak­ta­dır -bu, KO­Bİ'le­ri­mi­zin özel­lik­le bü­yük bir ya­ra­sı­dır- ve SSK, Bağ-Kur prim­le­ri yük­sek­tir. Bun­la­rın ma­kul bir dü­ze­ye çe­kil­me­si ge­rek­mek­te­dir. Ak­si tak­dir­de, ka­yıt dı­şı­lık­la Tür­ki­ye mü­ca­de­le ede­mez, ka­yıt dı­şı­lık­la yü­rü­me­ye, yo­lu­na de­vam ede­cek­tir. Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­rin­de ka­yıt dı­şı is­tih­dam yüz­de 8-9 iken, Tür­ki­ye'de bu oran yüz­de 55'tir.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­rin­de elek­trik ener­ji­si­nin ki­lo­va­tı 3 sent, 4 sent iken, biz­de 10-11 sent do­lay­la­rın­da­dır. Gir­di ma­li­yet­le­ri bun­da da yi­ne yük­sek­tir.

Tür­ki­ye'de, ma­ale­sef, 1,5 do­la­rın üze­rin­de akar­ya­kıt kul­la­nır iken in­sa­nı­mız, Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­rin­de 55 sen­te, ya­rım do­la­ra akar­ya­kıt kul­la­nıl­mak­ta­dır.

Es­na­fa kul­lan­dı­rı­lan kre­di fa­iz­le­ri yüz­de 13,5 ol­ma­ma­lı­dır Sa­yın Ba­ka­nım, ke­sin­lik­le enf­las­yon ora­nı dü­ze­yi­ne çe­kil­me­li­dir fa­iz oran­la­rı.

Or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­ri ile kü­çük sa­na­yi si­te­le­ri­nin ka­mu­laş­tır­ma ve alt­ya­pı ya­tı­rım­la­rın­dan kay­nak­la­nan kre­di öde­me so­run­la­rı çö­zül­me­li­dir.

Ba­kın, An­tak­ya Or­ga­ni­ze Sa­na­yi Böl­ge­mi­zin bu ko­nu­da önem­li bir so­ru­nu var­dır ve bu­nu Sa­yın Ba­ka­nı­mı­za ilet­miş­ler­dir. Ken­di­si­ne mü­te­şek­kir olu­ruz eğer bu­nu çö­zer­ler­se. Ger­çi olum­lu gö­rüş be­yan et­miş­ler, de­miş­ler ki: "Ge­rek Böl­ge Yö­ne­tim Ku­ru­lu­nun ve ka­tı­lım­cı­la­rın ta­lep­le­ri ge­rek­se ya­pı­lan in­ce­le­me­ler dik­ka­te alın­dı­ğın­da, An­tak­ya Or­ga­ni­ze Sa­na­yi Böl­ge­si'nin Ba­kan­lı­ğı­mı­za olan kre­di borç­la­rı­nı öde­mek­te güç­lük çe­ke­ce­ği..." Sa­yın Ba­ka­nı­mız ve ile­ri­de te­mer­rü­de düş­me­me­si için "He­ye­lan ne­de­niy­le zo­run­lu ola­rak kul­lan­dı­rı­lan 1 mil­yon 990 bin YTL'lik kre­di bor­cu­nun ter­kin edil­me­si uy­gun gö­rül­müş­tür." de­miş. Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Ba­ka­nı­ma. Ama, bu ko­nu­da Ma­li­ye Ba­ka­nı­nın gö­rü­şü so­rul­muş, ama Ma­li­ye Ba­ka­nı­mı­zın bu ko­nu­da­ki gö­rü­şü olum­suz ol­muş­tur. Ben, Sa­yın Ali Coş­kun Bey'in, Sa­yın Una­kı­tan'ı bu nok­ta­da ik­na ede­ce­ği­ni dü­şü­nü­yo­rum.

Di­ğer ta­raf­tan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ger­çek­ten, or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­ri­miz, kü­çük sa­na­yi si­te­le­ri­miz ger­çek­ten önem­li. Bu nok­ta­da Sa­yın Ba­ka­nı­mız­dan da­ha bir­çok kat­kı sağ­la­ma­sı­nı ken­di­sin­den is­tir­ham edi­yo­ruz.

KO­Bİ'le­ri­miz ve es­naf, sa­natkârla­rı­mız, ta­bii ki, bu gir­di ma­li­yet­le­riy­le, bu ver­gi, bu ener­ji fi­yat­la­rıy­la ve bu teş­vik ora­nıy­la var ol­ma, glo­bal pi­ya­sa­da, Av­ru­pa pi­ya­sa­sın­da var ol­ma ve mü­ca­de­le et­me şan­sı­nı zor ya­ka­la­ya­cak­tır. Aci­len ra­di­kal ted­bir­ler alın­mak du­ru­mun­da­dır di­ye dü­şü­nü­yo­rum. Ama, An­tak­ya Or­ga­ni­ze Sa­na­yi Böl­ge­si ko­nu­su­na Sa­yın Ba­ka­nı­mı­zın özel­lik­le önem ver­me­si­ni ken­di­sin­den is­tir­ham edi­yo­rum.

Ay­rı­ca, İs­ken­de­run'da, me­se­la, bir afet ya­şan­dı. Sa­yın Ba­ka­nı­mız İz­mir'dey­di. Ben ken­di­si­ni ara­dım, İz­mir'den ba­na ay­nı gün dön­dü. Ken­di­si­ne te­şek­kür edi­yo­rum bu ko­nuy­la il­gi­li.

Evet, ger­çek­ten, İs­ken­de­run'da­ki sel afe­ti fe­ci bir afet ol­du. Ta­bii, ora­da fe­ye­zan ka­na­lının ıs­la­hı bir an ön­ce ya­pıl­ma­lı. Fe­ye­zan ka­na­lının be­to­nar­me du­va­rı yı­kıl­ma­say­dı, bel­ki bu ka­dar so­run ol­ma­ya­cak­tı. Ka­nal bo­yun­da­ki is­ti­nat du­va­rı­nın komp­le ye­ni­len­me­si ge­rek­mek­te­dir. DSİ Ge­nel Mü­dü­rüy­le yap­mış ol­du­ğu­muz gö­rüş­me­de bu­nun ola­bi­lir­li­ği­ni ken­di­si biz­le­re ifa­de et­ti.

Ama, es­na­fı­mı­zın, İs­ken­de­run es­na­fı­nın sto­paj, KDV, Bağ-Kur ve SSK prim­le­ri­nin, ver­gi­le­ri­nin en az bir yıl er­te­len­me­si­ni, ben, Sa­yın Ba­ka­nım­dan, Ali Coş­kun Bey'den is­tir­ham eder­ken, Sa­yın Baş­ba­ka­nı­mı­za bu ko­nu­yu gö­tü­re­ce­ği­ni, bu işin ko­or­di­na­tör­lü­ğü­nün Sa­yın Meh­met Ali Şa­hin Bey'de ol­du­ğu­nu biz­le­re ifa­de et­ti ve ben de, böl­ge­nin mil­let­ve­ki­li ola­rak, Sa­yın Meh­met Ali Şa­hin Bey'i, Sa­yın Dev­let Ba­ka­nı­mı­zı ara­dım. De­fa­lar­ca ara­ma­ma rağ­men, ama de­fa­lar­ca ara­ma­ma rağ­men Sa­yın Ba­ka­nı­mı­za ula­şa­ma­dım ve haf­ta­lar­ca Sa­yın Dev­let Ba­ka­nı Meh­met Ali Şa­hin Bey ba­na dön­me­miş­tir, Ali Coş­kun Bey ay­nı gün dön­müş­tür.

OS­MAN ÖZ­CAN (An­tal­ya) - O spor için ça­lı­şı­yor.

MEH­MET ERAS­LAN (De­vam­la) - Şim­di, ben, Sa­yın…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Eras­lan, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız.

Bu­yu­run.

MEH­MET ERAS­LAN (De­vam­la) - Her­ke­se, her ba­ka­na hak­kı­nı ve­re­ce­ğiz, bu bir er­dem­li­lik­tir di­ye dü­şü­nü­yo­rum.

Sa­yın Meh­met Ali Şa­hin Bey'e so­ru­yo­rum: Bi­ri­le­riy­le te­nis ma­çı yap­ma­ya za­man bu­la­bi­li­yor­su­nuz da, de­fa­lar­ca ara­ma­mı­za rağ­men mil­le­tin ve sel afe­tin­de mağ­dur olan in­san­la­rın so­run­la­rı­nı si­ze ak­tar­mak için bi­zim­le gö­rüş­me­ye za­man bul­mu­yor mu­su­nuz? Oy­na­dı­ğı­nız te­nis ma­çı mil­le­tin der­din­den da­ha önem­li bir şey ola­bi­lir mi? Sa­yın Ba­ka­nın bi­ze kar­şı gös­ter­miş ol­du­ğu bu ta­vır dev­let cid­di­ye­tiy­le bağ­da­şır mı? Siz ki­min Ba­ka­nı­sı­nız? Bu Par­la­men­to­nun Ba­ka­nı ise­niz, Tür­ki­ye'nin Ba­ka­nı ise­niz, eğer mil­le­tin Ba­ka­nı ise­niz, bi­ze dö­ne­cek­si­niz. Te­nis ma­çı yap­ma­ya za­man ayı­rı­yor ise­niz, mil­le­tin der­di­ni si­ze an­la­ta­cak olan mil­let­ve­ki­li­nin de söz­le­ri­ne dik­kat ede­cek­si­niz, söz­le­ri­ne ku­lak ve­re­cek­si­niz ve mil­let­ve­ki­li­nin de te­le­fo­nu­na çı­ka­mı­yor ise­niz, üç gün son­ra, beş gün son­ra, bir haf­ta son­ra, on gün son­ra, ama dö­nün, çün­kü, mil­let­ve­ki­li ken­di şah­sı­na bir şey is­te­me­ye­cek­tir, çün­kü, mil­le­tin der­di için si­zin­le gö­rü­şe­cek­tir, ko­nu­şa­cak­tır.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür cüm­le­si­ni ala­yım.

Bu­yu­run.

MEH­MET ERAS­LAN (De­vam­la) - Ben bu­ra­dan, Meh­met Ali Şa­hin Bey'in bu tav­rı­nı siz de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri­mi­zin dü­şün­ce­le­ri­ne ve mil­le­ti­mi­zin tak­di­ri­ne arz edi­yo­rum.

2007 büt­çe­mi­zin, ül­ke­mi­ze, mil­le­ti­mi­ze ha­yır­lar ge­tir­me­si­ni te­men­ni edi­yo­rum ve Ge­nel Ku­ru­lu say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim.

Say­gı­de­ğer mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, tur üze­rin­de­ki gö­rüş­me­ler ta­mam­lan­mış­tır.

So­ru-ce­vap iş­le­mi­ne ge­çi­yo­ruz.

Da­ha ön­ce­den ifa­de et­ti­ğim gi­bi, so­ru-ce­vap iş­le­mi için on da­ki­ka­lık sü­re kul­la­na­ca­ğız. Ar­ka­daş­la­rı­mı­zın her bi­ri­si­ne bir da­ki­ka­lık sü­re ve­ri­le­cek­tir. Bir da­ki­ka son­ra mik­ro­fon oto­ma­tik ola­rak ka­pa­na­ca­ğı için ar­ka­daş­la­rı­mız biz­den tek­rar ek sü­re ta­le­bin­de bu­lun­ma­sın­lar.

Bu­yu­run Sa­yın Ek­mek­ci­oğ­lu.

HÜ­SE­YİN EK­MEK­Cİ­OĞ­LU (An­tal­ya) - Sa­yın Baş­kan, te­şek­kür edi­yo­rum.

İki so­rum da Sa­yın Ba­ka­nı­mız Ali Coş­kun'adır.

Es­naf­la­rı­mız, es­naf oda­sı­na ka­yıt yap­tı­rır­ken us­ta­lık bel­ge­si is­ten­mek­te­dir. Ay­nı gö­re­vi ya­pan ti­ca­ret ve sa­na­yi oda­sı­na ka­yıt yap­tır­mak is­te­yen­ler­den us­ta­lık bel­ge­si is­ten­me­mek­te­dir. Bu çif­te stan­dar­dı na­sıl izah edi­yor­su­nuz? Böy­le bir du­rum mes­le­ki eği­tim uy­gu­la­ma­la­rı­nı za­yıf­lat­maz mı? Bu çe­liş­ki­nin gi­de­ril­me­si için Ba­kan­lı­ğı­nız­da bir ça­lış­ma var mı­dır?

İkin­ci so­rum: 2006 yı­lı­nın ilk on ayı içe­ri­sin­de 216 bin iş ye­ri açıl­ma­sı­na rağ­men 277 bin iş ye­ri ka­pa­tıl­mış­tır. Ka­pa­nan iş ye­ri sa­yı­sı açı­lan­dan 60 bin da­ha faz­la­dır. Es­na­fın du­ru­mu­nun çok iyi ol­du­ğu­nu söy­le­yen­ler bu du­ru­mu na­sıl izah ede­bi­lir?

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

HÜ­SE­YİN EK­MEK­Cİ­OĞ­LU (An­tal­ya) - Te­şek­kür ede­rim.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Ek­mek­ci­oğ­lu.

Sa­yın Ak­yüz.

HA­LİL AK­YÜZ (İs­tan­bul) - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Baş­kan.

Sa­yın Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­mı­za iki so­rum var: Ulus­la­ra­ra­sı De­niz­ci­lik Ör­gü­tü De­niz Em­ni­yet Ko­mi­te­si­nin söz­leş­me­si Par­la­men­to­dan geç­me­di. Bu­nun­la bir­lik­te, bu ayın ilk haf­ta­sın­da İs­tan­bul'da De­niz Em­ni­yet Ko­mi­te­si­nin 82'nci top­lan­tı­sı ya­pıl­dı. Çok önem­li olan, 166 ül­ke­den olu­şan ve 1.000'e ya­kın de­le­ge­nin ka­tıl­dı­ğı bu top­lan­tı­da -ki, bu top­lan­tı­nın ka­rar­la­rı çok önem­li­dir- Tür­ki­ye'yle, özel­lik­le Bo­ğaz­lar­la il­gi­li bir ka­rar alın­dı mı? Alın­dıy­sa bu ka­rar­lar ne­ler­dir?

İkin­ci so­rum: Sa­yın Ba­kan, ön­ce­ki par­ti­niz­de Av­ru­pa Bir­li­ğiy­le il­gi­li gö­rüş­le­ri­niz­le bu­gün­kü gö­rüş­le­ri­niz bir­bi­ri­nin tam zıd­dı.

MEH­MET SOY­DAN (Ha­tay) - Hiç de­ğil.

HA­LİL AK­YÜZ (İs­tan­bul) - Şim­di, bu du­ru­mu "de­ğiş­tim" söz­cü­ğüy­le izah et­mek çok zor­dur. De­ği­şi­min dı­şın­da baş­ka ge­rek­çe­ler var­sa ka­mu­oyu da bun­la­rı me­rak et­mek­te­dir, biz de me­rak et­mek­te­yiz.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

HA­LİL AK­YÜZ (İs­tan­bul) - Çok te­şek­kür ede­rim.

BAŞ­KAN - Sa­yın Er­cenk.

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Bu Mec­lis­te, Av­ru­pa'da­ki bir­çok ku­ru­lu­şa gi­den mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım var. Ora­da Tür­ki­ye'nin kar­şı­laş­tı­ğı tav­rı he­pi­miz bi­li­yo­ruz. Na­sıl tek ta­raf­lı ba­kıl­dı­ğı, na­sıl iki­yüz­lü ba­kıl­dı­ğı, Tür­ki­ye'nin na­sıl aşa­ğı­lan­dı­ğı­nı gö­rü­yor ve uta­nı­yo­ruz.

Sa­yın Ba­kan, bu­gün, Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı ola­rak, AB ül­ke­le­ri­nin hâlâ iki­yüz­lü dav­ran­dık­la­rı­nı, Tür­ki­ye'nin aşa­ğı­lan­dı­ğı­nı dü­şü­nü­yor ve yi­ne uta­nı­yor mu­su­nuz?

Ne üzü­cü­dür ki, dün Brük­sel'den dö­nen he­yet, bu­ra­da, sö­züm ona, gös­ter­me­lik, ne­şe­li şey­ler­le kar­şı­lan­dı.

MAH­FUZ GÜ­LER (Bin­göl) - Sa­yın Baş­kan, böy­le so­ru mu olur? Böy­le so­ru olur mu?

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Ben ken­di adı­ma utan­dım bun­dan. Da­vul zur­nay­la kar­şı­lan­dı. Bu­gün ge­li­nen nok­ta­da, 17 Ara­lık 2004'te Tür­ki­ye'ye dö­nen he­yet için de…

BAŞ­KAN - Sa­yın Er­cenk, ko­nuş­ma­nı­zı, ben şah­sen an­la­ya­mı­yo­rum, ama siz…

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Efen­dim, ama, bir da­ki­ka­lık sü­re ve­ri­yor­su­nuz.

BAŞ­KAN - Ha­yır, ben an­la­ya­mı­yo­rum. Bil­mi­yo­rum, Sa­yın Ba­ka­nım an­la­ya­bi­li­yor mu.

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - …ken­di adı­nı­za utan­dı­nız mı?

MAH­FUZ GÜ­LER (Bin­göl) - Böy­le so­ru mu olur Sa­yın Baş­kan?

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Av­ru­pa'nın çı­kar­la­rı söz ko­nu­su ol­du­ğun­da ta­viz­ler ve­ril­mek­te­dir. Bu şu­dur: "Ne pa­ha­sı­na olur­sa ol­sun, Tür­ki­ye AB'ye gi­re­cek" an­la­yı­şı­dır.

MAH­FUZ GÜ­LER (Bin­göl) - Ko­nuş­ma mı ya­pı­yor!

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Siz eğer bu zih­ni­yet­te olur­sa­nız, iş­te o za­man, si­zi zen­gin­ler köş­kü­nün bah­çe­sin­de­ki ku­lü­be­ye böy­le ko­yar­lar iş­te. Bu­gün Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı ola­rak, zen­gin­ler köş­kü­nün bah­çe­sin­de­ki ku­lü­be­de böy­le otur­mak­tan mut­lu­luk du­yu­yor mu­su­nuz?

Ba­kan­lı­ğı­nız­ca ha­zır­la­nan "2007 Yı­lı­na Gi­rer­ken Po­li­ti­ka­mız" baş­lık­lı…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Er­cenk.

Say­gı­de­ğer ar­ka­daş­la­rım, ya­ni, bir met­ni oku­mak için bü­yük gay­ret­te bu­lun­ma­ya, ben­ce, faz­la bir ge­rek yok.

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Ama, bir da­ki­ka sü­re ve­ri­yor­su­nuz Sa­yın Baş­kan.

BAŞ­KAN - Ya­ni, so­ru sor­mak fark­lı bir şey, bir met­ni oku­mak fark­lı bir şey.

Tak­di­ri­ni­ze su­na­rım.

Sa­yın Işık, bu­yu­run.

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Sa­yın Baş­kan, bir da­ki­ka sü­re ve­ri­yor­su­nuz.

MEH­MET SOY­DAN (Ha­tay) - Sen de met­ni oku­ma, so­ru­nu sor.

BAŞ­KAN - Ne ya­pa­lım, her­ke­se sü­re ve­re­ce­ğiz.

AH­MET IŞIK (Kon­ya) - Sa­yın Baş­kan, te­şek­kür edi­yo­rum.

Sa­yın Baş­kan, Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­mı­za sor­mak is­ti­yo­rum.

Sa­yın Ba­ka­nım, dört yıl­lık ik­ti­dar sü­re­cin­de kom­şu­la­rı­mız­la olan ti­ca­ret hac­mi­miz, tüm dün­yay­la olan ti­ca­ret hac­mi­mi­ze kı­yas­la han­gi nok­ta­ya gel­miş­tir?

İkin­ci so­rum: Tür­ki­ye'nin yap­mış ol­du­ğu resmî ve özel kal­kın­ma yar­dım­la­rın­da kal­kın­mış ül­ke­le­rin yar­dım dü­ze­yiy­le kı­yas­lan­dı­ğın­da du­rum ne­dir?

Öne­mi­ne bi­na­en tek­rar sor­mak is­ti­yo­rum: Av­ru­pa İn­san Hak­la­rı Mah­ke­me­si, Ze­ni­des-Ares­tis da­va­sın­da, Ku­zey Kıb­rıs'ta ku­ru­lan Mal Taz­min Ko­mis­yo­nu­nu et­kin mağ­du­ri­ye­ti gi­der­me me­ka­niz­ma­sı ola­rak ka­bul et­ti. İş­bu ka­rar, der­dest da­va­la­rın söz ko­nu­su ko­mis­yo­na gel­me­si de­mek mi­dir? Son AİHM ka­ra­rı­nın Kıb­rıs da­va­sı­na kat­kı­sı ne­dir?

Son so­rum: Dört yıl­da­ki eko­no­mik ge­liş­me ve ya­pı­sal de­ği­şi­min po­li­tik he­de­fi­mi­ze kat­kı­sı­nı yo­rum­lar mı­sı­nız?

Te­şek­kür ede­rim.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Işık.

Sa­yın Ün­lü­te­pe.

HA­LİL ÜN­LÜ­TE­PE (Af­yon­ka­ra­hi­sar) - Sa­yın Baş­kan, Sa­na­yi Ba­ka­nı­na so­ru yö­nelt­mek is­ti­yo­rum.

Sa­yın Ba­kan, Ara­lık 2003 yı­lın­da 831.300 adet, Ara­lık 2004'te 893.939 adet, Ara­lık 2005'te 1 mil­yon 6 bin 557 adet çek kar­şı­lık­sız çık­mış. Ay­nı dö­nem­de 480.231 adet se­net, 2004'te 589.892, Ara­lık 2005'te 920.641 se­net pro­tes­to ol­muş­tur. Gö­rül­dü­ğü gi­bi de­vam­lı bu çek ve se­net­le­rin öden­me­me­sin­de ar­tış gös­te­ril­mek­te­dir. 2006 yı­lı ve­ri­le­ri­nin de da­ha kö­tü ola­ca­ğı or­ta­ya çık­mak­ta­dır. Ay­rı­ca, ili­miz­de, 2003 yı­lın­da 4.083, 2004 yı­lın­da 3.018, 2005 yı­lın­da da 4.709, ya­ni üç yıl­da 11.810…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Ün­lü­te­pe.

Sa­yın Sa­rı­baş, bu­yu­run efen­dim.

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Baş­kan.

Sa­yın Baş­kan, Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­mı­za ara­cı­lı­ğı­nız­la sor­mak is­ti­yo­rum.

Ge­çen, bu­ra­da, AK Par­ti söz­cü­le­rin­den bir ar­ka­daş, KKTC'nin as­ker­ler ta­ra­fın­dan kur­du­rul­du­ğu­nu 1983 yı­lın­da, oy­sa si­vil ini­si­ya­ti­fe bı­ra­kıl­say­dı, ya­ni 83 se­çim­le­rin­den son­ra­sı­na bı­ra­kıl­say­dı si­vil­le­rin bu­nu kur­durt­ma­ya­ca­ğı­nı söy­le­ye­rek, san­ki ku­ru­lu­şun bir de za­fi­yet­miş gi­bi gös­te­ril­di­ği tu­ta­nak­la­ra geç­ti. Sa­yın Ba­ka­nım, bu­na ka­tı­lı­yor mu­su­nuz?

İkin­ci­si: Ko­or­di­na­tör ata­ma­la­rı ne aşa­ma­da? Onu sor­mak is­ti­yo­rum.

Üçün­cü­sü: Av­ru­pa Bir­li­ği me­se­le­si­ne mun­dar ol­du di­ye­bi­lir mi­yiz?

Sa­na­yi Ba­ka­nı­mı­za sor­mak is­ti­yo­rum: Sa­yın Ba­ka­nım, Si­te­ler es­na­fı­nın mut­lu ol­du­ğu­nu dü­şü­nü­yor mu­su­nuz?

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Sa­rı­baş.

Sa­yın Kap­tan.

OS­MAN KAP­TAN (An­tal­ya) - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Baş­kan.

Sa­yın Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­na iki so­rum var.

Bi­rin­ci­si: Ku­zey Kıb­rıs'ta­ki son hükûmet de­ği­şik­li­ği­nin AKP'li ba­zı mil­let­ve­kil­le­ri­nin Kıb­rıs Müf­tü­sü ara­cı­lı­ğıy­la yap­tı­rıl­dı­ğı yö­nün­de­ki ha­ber­ler kar­şı­sın­da Hükûme­ti­ni­zin tav­rı ne ol­muş­tur? Bu­nun Yü­ce Di­van­lık bir suç ol­du­ğu­nu bi­li­yor mu­su­nuz?

İkin­ci­si: PKK'nın söz­de ateş­kes çağ­rı­sı­nın ba­sın­da yer al­dı­ğı gün­ler­de Sa­yın Baş­ba­ka­nın "du­rup du­rur­ken ateş aça­cak de­ği­liz" ve­ya "du­rup du­rur­ken ope­ras­yon ya­pa­cak de­ği­liz" de­me­si ne an­la­ma ge­li­yor? Bu söz­ler gü­ven­lik güç­le­ri­mi­zi olum­suz et­ki­le­mez mi? Bu söz­ler do­lay­lı bir "evet" an­la­mı­na gel­mez mi?

Sa­yın Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­ka­nı­na: Hal Ya­sa­sı'ndan, hem üre­ti­ci­ler hem tü­ke­ti­ci­ler hem nak­li­ye­ci­ler hem de hal­ci­ler şikâyet­çi­dir. Bu Ya­sa dört yıl­dır ni­ye de­ğiş­ti­ril­mi­yor.

Son so­ru: Ayar­sız ve yan­lış öl­çüm ya­pan öl­çü alet­le­ri gö­rül­mez bir el gi­bi tü­ke­ti­ci­le­ri­mi­zin ce­bi­ne mu­sal­lat ol­mak­ta­dır. Bu ko­nu­da ön­lem ala­cak mı­sı­nız?

Te­şek­kür ede­rim.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Kap­tan.

Sa­yın Özel.

RE­CEP ÖZEL (Is­par­ta) - Sa­yın Baş­ka­nım, Sa­yın Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­mı­za iki so­rum ola­cak.

Bi­rin­ci­si: Av­ru­pa Bir­li­ğiy­le mü­za­ke­re as­kı­ya alın­mış bu­lun­mak­ta se­kiz baş­lık­ta.Top­lam baş­lık sa­yı­sı­nın otuz beş ol­du­ğu da bir ger­çek­tir. As­kı­ya alı­nan bu baş­lık­la­rın di­ğer baş­lık­la­rın açı­lıp açıl­ma­ma­sı­na olum­suz et­ki­si söz ko­nu­su mu­dur?

Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'ne izo­las­yon­la­rın kal­dı­rıl­ma­sı yö­nün­de­ki Av­ru­pa Bir­li­ğin­de­ki si­ya­si ira­de­yi sa­mi­mi bu­lu­yor mu­su­nuz?

Di­ğer bir so­rum da Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­ka­nı­mı­za: Dün­ya koz­me­tik sa­na­yi­si­nin ham mad­de­si olan gül ya­ğı Is­par­ta'da üre­til­mek­te­dir. Dün­ya koz­me­tik pi­ya­sa­sın­da da­ha faz­la ve et­kin rol ala­bil­mek için, yer­li koz­me­tik sek­tö­rü­ne teş­vik ver­me­yi dü­şü­nü­yor mu­su­nuz?

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Özel.

Sa­yın Ye­ni yok mu efen­dim?

Sa­yın Yi­ğit, bu­yu­run.

SE­LA­Mİ Yİ­ĞİT (Kars) - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Baş­kan.

Sa­yın Ba­ka­nım, Ani Ha­ra­be­le­ri'nin kar­şı­sın­da­ki Er­me­nis­tan sı­nı­rın­da Er­me­ni­ler, taş ocak­la­rı ba­ha­ne­siy­le çe­şit­li di­na­mit­ler pat­lat­mak­ta­dır­lar. Bu ko­nu­da Ba­kan­lık ola­rak bir ön­le­mi­niz var mı­dır?

Sa­yın Ba­ka­nım, Kars Şe­ker Fab­ri­ka­sıy­la il­gi­li ola­rak Ba­kan­lı­ğı­nı­zın po­li­ti­ka­sı ne­dir? Onu me­rak edi­yo­rum.

Te­şek­kür ede­rim.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Yi­ğit.

Sa­yın Öz­do­ğan.

İB­RA­HİM ÖZ­DO­ĞAN (Er­zu­rum) - Te­şek­kür edi­yo­rum.

Sa­yın Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı­na:

1) Tür­ki­ye'nin çe­şit­li dış ül­ke­ler­le iliş­ki­le­ri, Baş­ba­ka­nın ya­kın çev­re­si­ne al­dı­ğı ba­zı ki­şi­ler­ce yü­rü­tül­mek­te­dir. Bu du­rum Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğın­ca ka­bul gör­mek­te mi­dir?

2) Sa­yın Ba­kan, Yu­na­nis­tan Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğıy­la kur­du­ğu­nuz ya­kın iliş­ki­ler, Tür­ki­ye'nin eli­ni Kıb­rıs ko­nu­sun­da ra­hat­la­tı­cı her­han­gi bir et­ki­ye sa­hip ol­muş mu­dur? Ol­duy­sa, bu iliş­ki­ler Tür­ki­ye'ye han­gi ko­lay­lı­ğı sağ­la­mış­tır?

3) Türk ve dün­ya ba­sı­nı­na "Tür­ki­ye li­man­la­rı­nı Rum­la­ra açı­yor" şek­lin­de yan­sı­yan ve Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı­nın ağır tep­ki­si­ni çe­ken açı­lım kim­ler­ce plan­lan­mış­tır? Pla­nın ağır­lık mer­ke­zi Baş­ba­kan­lık mı, Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı mı?

Sa­yın Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­ka­nı­mı­za:

1) Hükûme­ti­miz eko­no­mik ge­liş­me­den söz eder­ken, sü­rek­li Tür­ki­ye'ye ya­ban­cı ser­ma­ye­yi çek­mek­ten söz et­mek­te­dir. Hükûme­ti­mi­zin bu ana kon­sep­ti­nin, kü­çük ve or­ta öl­çek­li sa­na­yi­yi ge­liş­tir­me üze­ri­ne ne gi­bi et­ki­le­ri…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Öz­do­ğan.

Sa­yın ba­kan­la­rım, da­ha çok so­ru Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı­mı­za yö­nel­til­di. Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­ka­nı­mız ilk ön­ce ce­vap­lar­sa, da­ha son­ra Sa­yın Ba­ka­nı­mı­za da­ha çok va­kit ka­lır.

Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­ka­nı­mız so­ru­la­rı ce­vap­lı­yor­lar, din­le­ye­lim Ba­ka­nı­mı­zı.

Bu­yu­run efen­dim.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (İs­tan­bul) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li ar­ka­daş­lar; ön­ce­lik­le Meh­met Eras­lan kar­de­şi­miz, kre­di­len­dir­me­de yıl­lar ön­ce­si­nin ra­ka­mı­nı ver­di, yüz­de 3-4 ola­rak. Şim­di BDDK'dan al­dı­ğı­mız bil­gi­ye gö­re, KO­Bİ'le­rin kre­di­ler­den al­dık­la­rı pay yüz­de 24,5 ora­nı­na çık­mış­tır. Bun­da es­naf yok­tur. Es­naf Halk Ban­ka­sın­dan ya­rar­lan­dı­ğı için, es­na­fın Halk Ban­ka­sın­da­ki kre­di ora­nı yüz­de 63'tür. O yüz­den 4 ra­ka­mı 2000'li yıl­la­rın ra­kam­la­rı­dır, 2002'den ön­ce­ki ra­kam­lar­dır.

Sa­yın Ek­mek­ci­oğ­lu, es­naf oda­sı­na ka­yıt­ta us­ta­lık bel­ge­si aran­mak­ta­dır, doğ­ru­dur. Bu ya­sa Mec­lis­ten geç­miş­tir. Ahi Ev­ran pren­si­bi­nin de­va­mı ola­rak önü­ne ge­le­nin "es­na­fım", "sa­natkârım" di­ye dükkân aç­ma­ma­sı için bel­ge­len­dir­me is­ten­miş­tir, Av­ru­pa Bir­li­ği de bu­nu ta­lep et­mek­te­dir ve bu­nun için de mes­le­ki stan­dart­la­ra ön­ce­lik ta­nın­mış­tır. Fa­kat, bu ko­nu­da ka­yıt­la­rı tek­rar el­den ge­çi­ri­yo­ruz. İlk fır­sat­ta, bel­ki bir üç yıl­lık, beş yıl­lık sü­re ta­nı­ya­rak bu ko­nu­yu da dü­zelt­mek için Ba­kan­lı­ğı­mız ha­zır­lık ya­pı­yor.

HÜ­SE­YİN EK­MEK­Cİ­OĞ­LU (An­tal­ya) - Sa­yın Ba­ka­nım, ti­ca­ret oda­la­rın­da ni­ye is­ten­mi­yor?

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (İs­tan­bul) - Ti­ca­ret oda­la­rı ser­ma­yey­le ku­rul­du­ğu için, tüc­car, tezgâhtar­lık ya­par; ya­ni, gi­dip de mus­luk ta­mir et­mez, elek­trik ta­mir et­mez. Ya­ni…

HÜ­SE­YİN EK­MEK­Cİ­OĞ­LU (An­tal­ya) - Es­naf o ta­ra­fa ka­yı­yor ama.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (İs­tan­bul) - Sa­na­yi­ci­ler de öy­le­dir, his­se­dar ola­rak, ser­ma­ye ola­rak ko­yar­lar. Do­la­yı­sıy­la, bu­ra­da as­lo­lan, Av­ru­pa Bir­li­ğin­de ol­du­ğu gi­bi, es­na­fın o işi bi­lip bil­me­di­ği­nin bel­ge­len­me­si­dir. Me­se­la, bu şim­di ber­ber­ler­de ya­pı­lı­yor, kua­för­ler­de ya­pı­lı­yor, elek­trik­çi­ler­de ya­pı­lı­yor. Do­la­yı­sıy­la, bu­nu yay­gın hâle ge­tir­mek için ya­sa­ya koy­muş­tuk. O ba­kım­dan şikâyet­ler var, onu de­ğer­len­di­ri­yo­ruz.

Açı­lış, ka­pa­nış… Ver­di­ği­niz ra­kam­lar doğ­ru­dur. Ama, bi­raz ön­ce söy­le­dim. Ör­nek ola­rak 293.631 ka­pan­ma­nın 186.455 ade­di -on bi­rin­ci ay iti­ba­rıy­la söy­lü­yo­rum, si­zin ver­di­ği­niz ra­kam onun­cu ay iti­ba­rıy­la- si­lin­me­dir. Böy­le bir es­naf yok, es­naf özel­li­ği­ni ta­şı­mı­yor ya da ve­fat et­miş ya­hut mes­le­ği terk et­miş, fa­kat si­lin­me­miş; bun­lar si­lin­me. 107.166 ta­ne de mes­lek de­ği­şik­li­ği, çe­şit­li ne­den­ler­le ka­pat­ma var. Do­la­yı­sıy­la, söy­le­di­ğim gi­bi 2 mil­yon ci­va­rın­da ger­çek es­naf var­ken, 6 mil­yo­nun üze­rin­de ka­yıt­la kar­şı kar­şı­ya kal­dık, bun­la­rı ayık­lı­yo­ruz.

HÜ­SE­YİN EK­MEK­Cİ­OĞ­LU (An­tal­ya) - Sa­yın Ba­kan, biz 60 bin ki­şi­den söz edi­yo­ruz.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (İs­tan­bul) - Se­net, çek kar­şı­lık­sız çık­tı, ra­kam­lar yük­sek. De­ğer­li ar­ka­daş­lar, ta­bii, bu­nu, has­sa­si­yet­le ta­kip edi­yo­ruz, ama, tak­dir eder­si­niz ki, iş hac­mi de bü­yü­dü, gay­ri­sa­fi millî ha­sı­la­nın bü­yü­me­si­ne pa­ra­lel ola­rak iş hac­mi­miz ol­duk­ça bü­yü­dü. Do­la­yı­sıy­la, bu­nu, oran­tı­lı ola­rak, o yıl­lar­da­ki ti­ca­ret hac­mi­ne gö­re oran­la­mak la­zım. Evet, ha­ki­ka­ten ar­tış var, bu­nu dik­kat­le iz­li­yo­ruz, hak­lı­sı­nız.

Evet, ya­ban­cı ser­ma­ye­ye biz ta­bii ki önem ve­ri­yo­ruz, çün­kü, ge­le­cek ne­sil­le­rin iş bul­ma­sı, aş bul­ma­sı, ya­ban­cı ser­ma­ye­nin de Tür­ki­ye'de doğ­ru­dan ya­tı­rım yap­ma­sı­na bağ­lı­dır. Ama, bu­nun­la, kü­çük ve or­ta iş­let­me­le­ri ez­me di­ye prog­ra­mı­mız­da her­han­gi bir şey yok.

Sü­ley­man Bey de­di ki: "Es­na­fın mut­lu ol­du­ğu­na ka­tı­lı­yor mu­su­nuz?" Ra­kam­lar söy­lü­yor Sü­ley­man Bey. 800 kü­sur bin es­naf, si­ci­li te­miz­len­di. On­dan son­ra, yi­ne 700 bin es­naf kre­di kul­lan­dı, 400 bi­nin üze­rin­de ye­ni ke­penk açıl­dı. Ta­bii ki, es­na­fın, sa­natkârın bü­tün so­run­la­rı­nı çöz­müş de­ği­liz, ama es­ki­ye na­za­ran es­na­fı­mız mem­nun­dur, özel­lik­le kre­di­len­dir­me ba­kı­mın­dan mem­nun­dur.

Çok te­şek­kür ede­rim.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Ba­ka­nım.

SE­LA­Mİ Yİ­ĞİT (Kars) - Kars Şe­ker Fab­ri­ka­sıy­la il­gi­li…

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (İs­tan­bul) - Baş­ka­nım, af­fe­der­si­niz.

BAŞ­KAN - Bu­yu­run.

SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KA­NI ALİ COŞ­KUN (İs­tan­bul) - Kars Şe­ker Fab­ri­ka­sı­nı sor­du­lar. Kars Şe­ker Fab­ri­ka­sı­nın ka­pa­tıl­ma­sı di­ye bir şey yok­tur. Kars Şe­ker Fab­ri­ka­sı, di­ğer­le­riy­le be­ra­ber, biz­den ön­ce­ki hükûmet­ler ta­ra­fın­dan IMF'ye özel­leş­tir­me ko­nu­sun­da ta­ah­hüt edil­miş fab­ri­ka­la­rın için­de­dir. Ama, biz, Kars Şe­ker Fab­ri­ka­sın­da ila­ve ya­tı­rım ya­pa­rak, ora­da etil al­kol ve doğ­ru­dan bi­yo­ben­zin el­de edil­me ko­nu­sun­da tek­lif­ler var. Onun için ya özel­leş­ti­re­rek bu­nu ya­pa­ca­ğız ya ken­di imkânla­rı­mız­la ya­pa­ca­ğız. Ka­pat­ma di­ye bir so­run yok.

Te­şek­kür ede­rim.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Ba­ka­nım.

Say­gı­de­ğer ar­ka­daş­la­rım, şim­di so­ru­la­ra, Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı ve Baş­ba­kan Yar­dım­cı­mız Sa­yın Ab­dul­lah Gül Bey ce­vap ve­re­cek­ler­dir.

Bu­yu­run Sa­yın Ba­ka­nım.

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (Kay­se­ri) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li ar­ka­daş­lar; ar­ka­daş­la­rı­mız bir­çok so­ru­lar al­dı­lar, bun­la­rın hep­si­ni not et­tik. Mu­hak­kak ki bun­la­rın ba­zı­la­rı, bi­zim ar­şiv­le­ri­mi­zi kul­lan­ma­yı ge­rek­ti­re­cek­tir. Onun için, on­la­ra ya­zı­lı ce­vap ve­re­ce­ğim. Ar­ka­daş­la­rı­mın bun­dan emin ol­ma­sı­nı is­te­rim. Özel­lik­le, me­se­la Ha­lil Bey, de­niz­ci­lik­le il­gi­li… Bir­çok ko­nu­lar tek­nik ko­nu ol­du­ğu için, siz­le­re de­tay­lı bil­gi­ler ve­re­ce­ğim, ama mü­sa­ade eder­se­niz, ba­zı ko­nu­lar ge­nel ol­du­ğu için on­la­rı bu­ra­da ay­rı­ca, kı­sa­ca bah­set­mek is­ti­yo­rum. Ama, her ar­ka­da­şa ay­rı ay­rı, ya­zı­lı bil­gi ve­re­ce­ği­mi bir kez da­ha ha­tır­la­tı­rım.

Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'nde­ki hükûmet de­ği­şik­li­ğiy­le Hükûme­ti­mi­zin hiç­bir iliş­ki­si yok­tur. Ba­sın­da çı­kan ha­ber­le­rin hep­si ya­lan­dır. Biz Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'nin de­mok­ra­tik ya­pı­sıy­la övü­nü­yo­ruz ve her za­man şu­nu söy­lü­yo­ruz: Ada­da iki ger­çek var­dır. Bu ger­çek­ler ga­yet açık­tır. İki ay­rı ger­çek var­dır di­yo­ruz. İki ay­rı ger­çek de şu­dur: İki ay­rı ırk, iki ay­rı dil, iki ay­rı din, iki ay­rı de­mok­ra­si var­dır di­yo­ruz ve Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti, bü­tün geç­mi­şin­den bu­gü­ne ka­dar, bu de­mok­ra­si­si­nin ne ka­dar sağ­lam iş­le­di­ği­ni gös­ter­miş­tir. Bu da, biz­de na­sıl de­mok­ra­tik bir sis­tem içe­ri­sin­de bir­çok si­ya­si de­ği­şik­lik­ler olu­yor­sa, ora­da olan da ta­ma­men bu­nun­la il­gi­li­dir, Hükûme­ti­mi­zin her­han­gi bir kat­kı­sı ve­ya­hut da et­ki­si ke­sin­lik­le söz ko­nu­su de­ğil­dir.

Av­ru­pa İn­san Hak­la­rı Mah­ke­me­si­nin ver­di­ği bu son ka­rar çok önem­li­dir. Çün­kü bu son ka­rar, da­ha ön­ce ver­miş ol­du­ğu Lo­izu­du da­va­sın­da­ki iç­ti­ha­dı bi­raz de­ğiş­tir­mek­te­dir ki o za­man, ma­ale­sef, bi­zim aley­hi­miz­de çık­mış­tır. Ama, Hükûme­ti­miz işi sı­kı tut­tu­ğu için... Enin­de so­nun­da bu da­va­lar ne­ti­ce­le­ni­yor. Ne­ti­ce­len­dik­ten son­ra aley­hi­mi­ze olur­sa, bun­la­rın yap­tı­rım­la­rı var­dır. Onun için, çok sı­kı ta­kip et­tik. Şim­di, Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti'nde ku­ru­lan bir ko­mis­yon var­dır. Bu ko­mis­yo­na gi­dip, her­kes hak­kı­nı ora­da ara­ya­cak­tır. Eğer ta­pu­su var­sa elin­de, gö­tü­re­cek­tir, da­va­sı­nı ora­da gö­re­cek­tir. Bu, ta­bii, bir an­la­ma, Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti ma­kam­la­rı­nı da ka­bul et­mek­tir. Eğer ora­ya git­mez­se -ki, Rum hükûme­ti bu­nu, git­me­le­ri­ni en­gel­le­mek­te­dir- o za­man da Av­ru­pa İn­san Hak­la­rı Mah­ke­me­si­ne gi­de­me­ye­cek­tir, çün­kü, mev­cut hu­kuk yol­la­rı­nı tü­ket­me­di­ği için. O açı­dan çok önem­li bir ka­rar ol­du­ğu­na ina­nı­yo­ruz.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, Baş­ba­ka­nı­mız bir­çok yurt dı­şı ge­zi­ler yap­mak­ta­dır, ama bü­tün bu ge­zi­le­rin hep­si, Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı­nın alt­ya­pı­sıy­la, ta­bii, hep or­ga­ni­ze edil­mek­te­dir bun­lar. Ay­rı­ca, ken­di­si­nin Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğın­dan ge­len baş­da­nış­ma­nı var­dır. Yi­ne, baş­da­nış­ma­nın al­tın­da di­ğer dip­lo­mat ar­ka­daş­lar var­dır. Bun­la­rın hep­si dip­lo­mat ar­ka­daş­lar­dır, ka­ri­yer­den ge­len ar­ka­daş­lar­dır. Do­la­yı­sıy­la, bü­tün po­li­ti­ka­lar oluş­tu­ru­lur­ken böy­le­dir.

İ. SA­Mİ TAN­DOĞ­DU (Or­du) - Zap­su?

DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN YAR­DIM­CI­SI AB­DUL­LAH GÜL (Kay­se­ri) - Sa­yın Zap­su de­di­niz ve­ya baş­ka ar­ka­daş­lar. Bun­lar ken­di­si­nin si­ya­si da­nış­man­la­rı­dır. Şüp­he­siz ki ken­di­le­rin­den her za­man Sa­yın Baş­ba­kan fay­da­la­na­bi­lir, ama esas dev­le­ti­mi­zi ve Hükûme­ti­mi­zi bağ­la­yan bü­tün gö­rüş­me­ler ve bü­tün an­laş­ma­lar, nor­mal, bi­zim ge­le­nek­sel ku­ral­la­rı­mız çer­çe­ve­si için­de gi­der.

Ba­zen, bun­la­rın not edil­me­di­ği, za­bıt­la­rı­nın tu­tul­ma­dı­ğı şek­lin­de ka­mu­oyun­da da ha­ber­ler çık­mak­ta­dır, bi­ze hat­ta so­ru­lar so­rul­mak­ta­dır, hep­si­ni ce­vap­lan­dı­rı­yo­ruz. Bü­tün bu ko­nuş­ma­la­rın, Sa­yın Baş­ba­ka­nı­mı­zın, hep­si­nin za­bıt­la­rı var­dır. Ba­zen baş ba­şa ya­pı­lan gö­rüş­me­ler var­dır ki bun­lar çok nor­mal uy­gu­la­ma­lar­dır. O baş ba­şa ya­pı­lan gö­rüş­me­le­rin de ne­ti­ce­si­ni Sa­yın Baş­ba­kan söy­ler, on­lar he­men zap­ta ge­çer.

"Ko­or­di­na­tör­lük" de­di­niz, han­gi ko­or­di­na­tör­lük­le­ri kas­tet­ti­niz bi­le­mi­yo­rum. Bir ta­ne ko­or­di­na­tör­lük var­dır, o da te­rör­le mü­ca­de­ley­le il­gi­li, da­ha et­kin bir mü­ca­de­le… Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri'nin, da­ha çok, ken­di­si­ni iyi or­ga­ni­ze et­me­si için, on­lar es­ki NA­TO Baş­ko­mu­ta­nı Rals­ton'ı bu iş­le gö­rev­len­dir­miş­ler­dir, biz de bu­na kar­şı emek­li or­ge­ne­ral­le­ri­miz­den Edip Ba­şer Pa­şa'yı gö­rev­len­dir­dik ve bu çer­çe­ve içe­ri­sin­de gö­rüş­me­ler de­vam et­mek­te­dir.

Bu­nun dı­şın­da ar­ka­daş­la­rı­mı­zın sor­du­ğu so­ru­la­rın hep­si­ne ya­zı­lı ce­vap ve­re­ce­ğim Sa­yın Baş­kan.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Ba­ka­nım.

Say­gı­de­ğer ar­ka­daş­la­rım, bu tur­da­ki so­ru-ce­vap iş­le­mi de ta­mam­lan­mış­tır. De­ğer­li gö­rüş­le­riy­le kat­kı­da bu­lu­nan mil­let­ve­kil­le­ri­ne ve bi­zi ay­dın­la­tan sa­yın ba­kan­la­rı­mı­za te­şek­kür edi­yo­ruz.

Şim­di, sı­ra­sıy­la, on bi­rin­ci tur­da yer alan büt­çe­le­rin bö­lüm­le­ri­ne ge­çil­me­si hu­su­su­nu ve bö­lüm­le­ri­ni ay­rı ay­rı oku­tup oy­la­rı­nı­za su­na­ca­ğım.

Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri­ne ge­çil­me­si­ni oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Bö­lüm­le­ri oku­tu­yo­rum:

11- DI­ŞİŞ­LE­Rİ BA­KAN­LI­ĞI

1.- Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

A – C E T V E L İ

 

KO­DU

Açık­la­ma                                                           

(YTL)

 

01

Ge­nel Ka­mu Hiz­met­le­ri

607.019.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

02

Sa­vun­ma Hiz­met­le­ri

122.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

07

Sağ­lık Hiz­met­le­ri

1.665.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

08

Din­len­me, Kül­tür ve Din Hiz­met­le­ri

33.270.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

09

Eği­tim Hiz­met­le­ri

42.510.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

10

Sos­yal Gü­ven­lik ve Sos­yal Yar­dım Hiz­met­le­ri

6.050.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

 

TOP­LAM

690.636.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri ka­bul edil­miş­tir.

Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2005 ma­li yı­lı ke­sin­he­sa­bı­nın bö­lüm­le­ri­ne ge­çil­me­si­ni oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

2.- Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

BAŞ­KAN - (A) cet­ve­li­nin ge­nel top­la­mı­nı oku­tu­yo­rum:

Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

A – C E T V E L İ

                                                            .    (YTL)       

- Ge­nel Öde­nek Top­la­mı            :       632.079.836,01

- Top­lam Har­ca­ma                     :       592.892.662,78

- Öde­nek Dı­şı Har­ca­ma             :           2.687.404,17

- İp­tal Edi­len Öde­nek                 :         28.037.743,78

- Er­te­si Yı­la Dev­re­den Öde­nek  :         13.836.833,62

BAŞ­KAN - (A) cet­ve­li­ni ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2005 ma­li yı­lı ke­sin­he­sa­bı­nın bö­lüm­le­ri ka­bul edil­miş­tir.

Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri­ne ge­çil­me­si­ni oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Bö­lüm­le­ri oku­tu­yo­rum:

19 - SA­NA­Yİ VE Tİ­CA­RET BA­KAN­LI­ĞI

1.- Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

A – C E T V E L İ

KO­DU     Açık­la­ma                                                                                (YTL)

 

01

Ge­nel Ka­mu Hiz­met­le­ri

106.630.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

02

Sa­vun­ma Hiz­met­le­ri

1.616.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

04

Eko­no­mik İş­ler ve Hiz­met­ler

207.999.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

07

Sağ­lık Hiz­met­le­ri

54.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

 

TOP­LAM

316.299.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri ka­bul edil­miş­tir.

Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı 2005 ma­li yı­lı ke­sin­he­sa­bı­nın bö­lüm­le­ri­ne ge­çil­me­si­ni oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

2.- Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

BAŞ­KAN - (A) cet­ve­li­nin ge­nel top­la­mı­nı oku­tu­yo­rum:

Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

A – C E T V E L İ

                                                            .    (YTL)       

- Ge­nel Öde­nek Top­la­mı            :       304.575.654,00

- Top­lam Har­ca­ma                     :       283.183.454,57

- Öde­nek Dı­şı Har­ca­ma             :           3.485.573,68

- İp­tal Edi­len Öde­nek                 :         24.385.323,92

- Er­te­si Yı­la Dev­re­den Öde­nek  :              492.449,19

BAŞ­KAN - (A) cet­ve­li­ni ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı 2005 ma­li yı­lı ke­sin­he­sa­bı­nın bö­lüm­le­ri ka­bul edil­miş­tir

Re­ka­bet Ku­ru­mu 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri­ne ge­çil­me­si­ni oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Bö­lüm­le­ri oku­tu­yo­rum:

42.07- RE­KA­BET KU­RU­MU

1.- Re­ka­bet Ku­ru­mu 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

A – C E T V E L İ

KO­DU     Açık­la­ma                                                                                (YTL)

 

01

Ge­nel Ka­mu Hiz­met­le­ri

17.858.781

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

02

Sa­vun­ma Hiz­met­le­ri

576.460

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

04

Eko­no­mik iş­ler ve Hiz­met­ler

12.479.759

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

 

TOP­LAM

30.915.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

(B) cet­ve­li­ni oku­tu­yo­rum:

B – C E T V E L İ

KO­DU     Açık­la­ma                                                                                (YTL)

 

03

Te­şeb­büs ve Mül­ki­yet Ge­lir­le­ri

360.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

05

Di­ğer Ge­lir­ler

30.555.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

 

TOP­LAM

30.915.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Re­ka­bet Ku­ru­mu 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri ka­bul edil­miş­tir.

Millî Pro­dük­ti­vi­te Mer­ke­zi 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri­ne ge­çil­me­si­ni oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Bö­lüm­le­ri oku­tu­yo­rum:

40.23 - MİLLÎ PRO­DÜK­Tİ­Vİ­TE MER­KE­Zİ

1.- Millî Pro­dük­ti­vi­te Mer­ke­zi 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

A – C E T V E L İ

KO­DU     Açık­la­ma                                                                                (YTL)

 

01

Ge­nel Ka­mu Hiz­met­le­ri

2.824.460

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

04

Eko­no­mik İş­ler ve Hiz­met­ler

6.851.540

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir

 

 

 

 

 

TOP­LAM

9.676.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

(B) cet­ve­li­ni oku­tu­yo­rum:

 

 

 

B – C E T V E L İ

 

 

 

 

KO­DU

Açık­la­ma                                                          

(YTL)

 

03

Te­şeb­büs ve Mül­ki­yet Ge­lir­le­ri

518.500

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

04

Alı­nan Ba­ğış ve Yar­dım­lar ile Özel Ge­lir­ler

1.658.500

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

05

Di­ğer Ge­lir­ler

3.720.500

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

 

TOP­LAM

5.897.500

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Millî Pro­dük­ti­vi­te Mer­ke­zi 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri ka­bul edil­miş­tir.

Kü­çük ve Or­ta Öl­çek­li Sa­na­yii Ge­liş­tir­me ve Des­tek­le­me İda­re­si Baş­kan­lı­ğı 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri­ne ge­çil­me­si­ni oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Bö­lüm­le­ri oku­tu­yo­rum:

40.30 -  KÜ­ÇÜK VE OR­TA ÖL­ÇEK­Lİ SA­NA­Yİİ GE­LİŞ­TİR­ME VE DES­TEK­LE­ME İDA­RE­Sİ BAŞ­KAN­LI­ĞI

1.- Kü­çük ve Or­ta Öl­çek­li Sa­na­yii Ge­liş­tir­me ve Des­tek­le­me İda­re­si Baş­kan­lı­ğı 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

A – C E T V E L İ

KO­DU     Açık­la­ma                                                                                (YTL)

    01         Ge­nel Ka­mu Hiz­met­le­ri                                                  11.560.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

    03         Ka­mu Dü­ze­ni ve Gü­ven­lik Hiz­met­le­ri                                 850.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

    04         Eko­no­mik İş­ler ve Hiz­met­ler                                        209.558.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir

                 TOP­LAM                                                                     221.968.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

(B) cet­ve­li­ni oku­tu­yo­rum:

B – C E T V E L İ

KO­DU     Açık­la­ma                                                                                (YTL)

 

03

Te­şeb­büs ve Mül­ki­yet Ge­lir­le­ri

2.000.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

04

Alı­nan Ba­ğış ve Yar­dım­lar ile Özel Ge­lir­ler

90.249.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

05

Di­ğer Ge­lir­ler

29.000.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

08

Ala­cak­lar­dan Tah­si­lat

5.000.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

 

TOP­LAM

126.249.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Kü­çük ve Or­ta Öl­çek­li Sa­na­yii Ge­liş­tir­me ve Des­tek­le­me İda­re­si Baş­kan­lı­ğı 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri ka­bul edil­miş­tir.

Türk Ak­re­di­tas­yon Ku­ru­mu 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri­ne ge­çil­me­si­ni oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Bö­lüm­le­ri oku­tu­yo­rum:

40.21- TÜRK AK­RE­Dİ­TAS­YON KU­RU­MU

1.- Türk Ak­re­di­tas­yon Ku­ru­mu 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

A – C E T V E L İ

KO­DU     Açık­la­ma                                                                                (YTL)

    04         Eko­no­mik İş­ler ve Hiz­met­ler                                            4.618.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

                 TOP­LAM                                                                         4.618.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

(B) cet­ve­li­ni oku­tu­yo­rum:

B – C E T V E L İ

KO­DU     Açık­la­ma                                                                                (YTL)

    03         Te­şeb­büs ve Mül­ki­yet Ge­lir­le­ri                                         4.618.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

                 TOP­LAM                                                                         4.618.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Türk Ak­re­di­tas­yon Ku­ru­mu 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri ka­bul edil­miş­tir.

Türk Stan­dart­la­rı Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri­ne ge­çil­me­si­ni oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Bö­lüm­le­ri oku­tu­yo­rum:

40.22 - TÜRK STAN­DART­LA­RI ENS­Tİ­TÜ­SÜ BAŞ­KAN­LI­ĞI

1.- Türk Stan­dart­la­rı Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

A – C E T V E L İ

KO­DU     Açık­la­ma                                                                                (YTL)

 

01

Ge­nel Ka­mu Hiz­met­le­ri

21.593.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

04

Eko­no­mik İş­ler ve Hiz­met­ler

137.307.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

 

TOP­LAM

158.900.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

(B) cet­ve­li­ni oku­tu­yo­rum:

B – C E T V E L İ

KO­DU     Açık­la­ma                                                                                (YTL)

     

03

Te­şeb­büs ve Mül­ki­yet Ge­lir­le­ri

118.040.000

 

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

05

Di­ğer Ge­lir­ler

68.060.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

09

Ret ve İa­de­ler ( - )

- 200.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

 

TOP­LAM

185.900.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Türk Stan­dart­la­rı Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri ka­bul edil­miş­tir.

Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri­ne ge­çil­me­si­ni oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Bö­lüm­le­ri oku­tu­yo­rum:

40.24 - TÜRK PA­TENT ENS­Tİ­TÜ­SÜ BAŞ­KAN­LI­ĞI

1.- Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

A – C E T V E L İ

KO­DU     Açık­la­ma                                                                                (YTL)

 

01

Ge­nel Ka­mu Hiz­met­le­ri

14.634.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir

 

 

 

 

02

Sa­vun­ma Hiz­met­le­ri

81.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

03

Ka­mu Dü­ze­ni ve Gü­ven­lik Hiz­met­le­ri

478.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

04

Eko­no­mik İş­ler ve Hiz­met­ler

15.313.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

 

TOP­LAM

30.506.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

(B) cet­ve­li­ni oku­tu­yo­rum:

B – C E T V E L İ

KO­DU     Açık­la­ma                                                                                (YTL)

 

03

Te­şeb­büs ve Mül­ki­yet Ge­lir­le­ri

45.469.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

05

Di­ğer Ge­lir­ler

6.331.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

 

 

 

 

 

TOP­LAM

51.800.000

BAŞ­KAN - Ka­bul eden­ler... Et­me­yen­ler... Ka­bul edil­miş­tir.

Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı 2007 yı­lı mer­kezî yö­ne­tim büt­çe­si­nin bö­lüm­le­ri ka­bul edil­miş­tir.

Say­gı­de­ğer mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, böy­le­ce, Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı, Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı, Re­ka­bet Ku­ru­mu, Millî Pro­dük­ti­vi­te Mer­ke­zi, Kü­çük ve Or­ta Öl­çek­li Sa­na­yii Ge­liş­tir­me ve Des­tek­le­me İda­re­si Baş­kan­lı­ğı, Türk Ak­re­di­tas­yon Ku­ru­mu, Türk Stan­dart­la­rı Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı, Türk Pa­tent Ens­ti­tü­sü Baş­kan­lı­ğı­nın 2007 yı­lı büt­çe­le­ri ile Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı, Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı 2005 ma­li yı­lı ke­sin­he­sap­la­rı ka­bul edil­miş­tir. Ha­yır­lı ol­ma­la­rı­nı te­men­ni edi­yo­rum.

Say­gı­de­ğer mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, on bi­rin­ci tur gö­rüş­me­le­ri ta­mam­lan­mış­tır.

Bir­le­şi­me on da­ki­ka ara ve­ri­yo­rum.

Ka­pan­ma Sa­ati : 17.12

 

 

DÖR­DÜN­CÜ OTU­RUM

Açıl­ma Sa­ati: 17.29

BAŞ­KAN: Baş­kan Ve­ki­li Nev­zat PAK­DİL

KÂTİP ÜYE­LER: Ah­met KÜ­ÇÜK (Ça­nak­ka­le), Ah­met Gök­han SA­RI­ÇAM (Kırk­la­re­li)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin 39'un­cu Bir­le­şi­mi'nin Dör­dün­cü Otu­ru­mu'nu açı­yo­rum.

Şim­di, on ikin­ci tur gö­rüş­me­le­re baş­la­ya­ca­ğız.

On ikin­ci tur­da, Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı, Ta­rım Re­for­mu Ge­nel Mü­dür­lü­ğü, Çev­re ve Or­man Ba­kan­lı­ğı, Or­man Ge­nel Mü­dür­lü­ğü, Dev­let Me­te­oro­lo­ji İş­le­ri Ge­nel Mü­dür­lü­ğü, Özel Çev­re Ko­ru­ma Ku­ru­mu Baş­kan­lı­ğı büt­çe­le­ri ile Köy Hiz­met­le­ri Ge­nel Mü­dür­lü­ğü­nün sa­de­ce ke­sin­he­sa­bı yer al­mak­ta­dır.

IV. - KA­NUN TA­SA­RI VE TEK­LİF­LE­Rİ İLE KO­MİS­YON­LAR­DAN

GE­LEN Dİ­ĞER İŞ­LER (Devam)

1.- 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe Ka­nu­nu Ta­sa­rı­sı ile 2005 Ma­li Yı­lı Ge­nel ve Kat­ma Büt­çe­ye Da­hil Da­ire­ler ve  İda­re­ler Ke­sin­he­sap Ka­nu­nu Ta­sa­rı­la­rı (1/1252; 1/1236,3/1139; 1/1237, 3/1140) (S. Sa­yı­sı: 1269, 1270, 1271) (Devam)

İ) TA­RIM VE KÖ­YİŞ­LE­Rİ BA­KAN­LI­ĞI

1.- Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

J) TA­RIM RE­FOR­MU GE­NEL MÜ­DÜR­LÜ­ĞÜ

1.- Ta­rım Re­for­mu Ge­nel Mü­dür­lü­ğü  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Ta­rım Re­for­mu Ge­nel Mü­dür­lü­ğü 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

K) KÖY HİZ­MET­LE­Rİ GE­NEL MÜ­DÜR­LÜ­ĞÜ

1.- Köy Hiz­met­le­ri Ge­nel Mü­dür­lü­ğü 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

L) ÇEV­RE VE OR­MAN BA­KAN­LI­ĞI

1.- Çev­re ve  Or­man Ba­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Çev­re ve Or­man Ba­kan­lı­ğı 2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

M) OR­MAN  GE­NEL MÜ­DÜR­LÜ­ĞÜ

1.- Or­man Ge­nel Mü­dür­lü­ğü  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Or­man Ge­nel Mü­dür­lü­ğü  2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

N) DEV­LET ME­TE­ORO­LO­Jİ İŞ­LE­Rİ GE­NEL MÜ­DÜR­LÜ­ĞÜ

1.- Dev­let Me­te­oro­lo­ji İş­le­ri Ge­nel Mü­dür­lü­ğü  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

2.- Dev­let Me­te­oro­lo­ji İş­le­ri Ge­nel Mü­dür­lü­ğü  2005 Ma­li Yı­lı Ke­sin­he­sa­bı

O) ÖZEL ÇEV­RE KO­RU­MA KU­RU­MU BAŞ­KAN­LI­ĞI

1.- Özel Çev­re Ko­ru­ma Ku­ru­mu Baş­kan­lı­ğı  2007 Yı­lı Mer­kezî Yö­ne­tim Büt­çe­si

BAŞ­KAN - Ko­mis­yon ve Hükûmet ye­rin­de.

Say­gı­de­ğer mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, alı­nan ka­rar ge­re­ğin­ce, tur üze­rin­de­ki gö­rüş­me­ler bit­tik­ten son­ra, yir­mi da­ki­ka sü­rey­le so­ru-ce­vap iş­le­mi ya­pa­ca­ğız.

So­ru sor­ma iş­le­miy­le il­gi­li açık­la­ma­la­rı da­ha ön­ce de yap­tı­ğım için tek­rar­la­mı­yo­rum.

So­ru sor­mak is­te­yen mil­let­ve­kil­le­ri, gö­rüş­me­le­rin bi­ti­mi­ne ka­dar yer­le­rin­den so­ru so­ra­bi­lir­ler. So­ru sor­ma iş­le­mi­ni baş­la­tı­yo­rum, bil­gi­le­ri­ni­ze su­nu­lur.

On ikin­ci tur­da, grup­la­rı ve şa­hıs­la­rı adı­na söz alan sa­yın üye­le­rin isim­le­ri­ni oku­yo­rum:

Grup­lar:

Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu: Gü­rol Er­gin, Muğ­la Mil­let­ve­ki­li; Ne­ca­ti Uz­dil, Os­ma­ni­ye Mil­let­ve­ki­li; Ra­ma­zan Ke­rim Öz­kan, Bur­dur Mil­let­ve­ki­li; Os­man Öz­can, An­tal­ya Mil­let­ve­ki­li; Ra­sim Ça­kır, Edir­ne Mil­let­ve­ki­li; Meh­met Işık, Gi­re­sun Mil­let­ve­ki­li; Meh­met Boz­taş, Ay­dın Mil­let­ve­ki­li.

AK Par­ti Gru­bu: Nec­det Bu­dak, Edir­ne Mil­let­ve­ki­li; Er­do­ğan Öze­gen, Niğ­de Mil­let­ve­ki­li; Adem Baş­türk, Kay­se­ri Mil­let­ve­ki­li; Dur­du Meh­met Kas­tal, Os­ma­ni­ye Mil­let­ve­ki­li; İs­ma­il Soy­lu, Ha­tay Mil­let­ve­ki­li; Eyüp Ayar, Ko­ca­eli Mil­let­ve­ki­li.

Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu: İb­ra­him Öz­do­ğan, Er­zu­rum Mil­let­ve­ki­li; Hü­se­yin Gü­ler, Mer­sin Mil­let­ve­ki­li.

Şa­hıs­la­rı adı­na: Le­hin­de, Ha­lil Öz­yol­cu, Ağ­rı Mil­let­ve­ki­li; aley­hin­de, En­sar Öğüt, Ar­da­han Mil­let­ve­ki­li.

İlk söz, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na, Muğ­la Mil­let­ve­ki­li Gü­rol Er­gin'e ait­tir.

Sa­yın Er­gin, bu­yu­run efen­dim. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

CHP GRU­BU ADI­NA GÜ­ROL ER­GİN (Muğ­la) - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Baş­kan.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı 2007 yı­lı büt­çe­si üze­ri­ne, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na söz al­mış bu­lun­mak­ta­yım. Söz­le­ri­me baş­lar­ken, siz­le­ri ve yü­ce Türk ulu­su­nu, ken­di adı­ma ve Gru­bum adı­na iç­ten sev­gi ve say­gı­la­rım­la se­lam­la­rım.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, Ada­let ve Kal­kın­ma Par­ti­si hükûmet­le­ri­nin uy­gu­la­dı­ğı, ül­ke ger­çek­le­rin­den ha­ber­siz, IMF'ye tam tes­lim ol­muş po­li­ti­ka­lar­la, son dört yıl, Türk ta­rı­mı ve çift­çi­miz açı­sın­dan ta­ri­he çö­kün­tü yıl­la­rı ola­rak ge­çe­cek. Çift­çi ne ek­se za­rar edi­yor. Hiç­bir ürün, ma­li­ye­ti ka­dar pa­ra et­mi­yor. Bu du­rum­la çift­çi bu­gü­ne ka­dar hiç kar­şı­laş­ma­mış­tı. Ha­ni, her ve­si­ley­le di­yor­su­nuz ya: "Bi­zim yap­tık­la­rı­mız cum­hu­ri­yet dö­ne­min­de hiç ya­pıl­ma­dı, son de­re­ce ba­şa­rı­lı­yız." Evet, hiç ol­maz­sa, ta­rım ko­nu­sun­da hak­lı­sı­nız; çün­kü, Türk çift­çi­si, si­zin ya­rat­tı­ğı­nız pe­ri­şan­lı­ğı cum­hu­ri­yet dö­ne­min­de ger­çek­ten hiç ya­şa­ma­dı. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) AKP, ik­ti­dar­da bu­lun­du­ğu dört yıl bo­yun­ca, ta­rım des­te­ği ola­rak ulu­sal ge­li­rin an­cak bin­de 7-8'i ka­dar büt­çe ayır­dı. Ta­rım Ka­nu­nu "ta­rı­ma ve­ri­le­cek des­tek ulu­sal ge­li­rin yüz­de 1'in­den az ola­maz" di­yor, Ka­nun'un uy­gu­la­na­ca­ğı da­ha ilk yıl olan 2007 yı­lın­da ta­rım­sal des­tek yi­ne yüz­de 1'in al­tın­da.

AKP ola­rak, se­çim mey­dan­la­rın­da "tü­tün ko­ta­la­rı­nı kal­dı­ra­ca­ğız" de­di­niz, tü­tün­de ko­ta uy­gu­la­ma­sı­nı ay­nen sür­dür­dü­nüz; "şe­ker pan­ca­rın­da ko­ta uy­gu­la­ma­ya­ca­ğız" de­di­niz, şe­ker pan­ca­rın­da ko­ta uy­gu­la­ma­sı­nı da­ha sı­kı hâle ge­tir­di­niz, şe­ker pan­ca­rı üre­ti­mi­ni azalt­tık­ça azalt­tı­nız. Ül­ke­miz, bu ne­den­le, ilk kez, 2005 yı­lın­da ku­ru pan­car küs­pe­si it­ha­la­tı yap­ma­ya baş­la­dı. Üs­te­lik, ge­çen yıl 99 bin li­ra olan fi­ya­tı bu yıl 89 bin li­ra­ya dü­şür­dü­nüz. Gir­di fi­yat­la­rı sü­rek­li ar­tar­ken pan­ca­ra ve­ri­len fi­ya­tı dü­şür­me­nin ma­kul bir açık­la­ma­sı ola­bi­lir mi? 3 mil­yon hu­bu­bat üre­ti­ci­si­ni hep­ten pe­ri­şan et­ti­niz. Ofi­sin alım mer­kez­le­ri­ni ka­pa­dı­nız. Ürü­nü­nü ka­pa­tıl­ma­yan alım mer­ke­zi­ne gö­tü­ren çift­çi­ye su­dan ne­den­ler­le bin bir sı­kın­tı ya­şat­tı­nız. Üre­ti­ci­yi tüc­ca­rın in­sa­fı­na terk et­ti­niz. Çift­çi, 2003'te 350 bin li­ra­ya sat­tı­ğı buğ­da­yı 2006'da 300 bi­ne sat­mak zo­run­da kal­dı. Se­çim bil­dir­ge­niz­de "1998 yı­lın­da 2 ki­lo buğ­day­la 1 lit­re ma­zot ala­bi­len köy­lü­müz, bu­gün an­cak 6 ki­lo buğ­day pa­ra­sıy­la 1 lit­re ma­zot ala­bi­li­yor" di­yor­du­nuz. Bu­gün, han­gi çift­çi 6 ki­lo buğ­day sa­ta­rak 1 lit­re ma­zot ala­bil­mek­te­dir? 1 lit­re ma­zo­tu, 2002 yı­lın­da, si­zin de­di­ği­niz gi­bi, 6 ki­lo ile de­ğil, 4 ki­lo buğ­day sa­ta­rak alan çift­çi, bu­gün 7 ki­lo buğ­day sa­ta­rak al­mak­ta; ay­nı ma­zot için 16 ki­lo pan­car sa­tan köy­lü, bu­gün 26 ki­lo pan­car sat­mak­ta; üs­te­lik, eğer pan­ca­rı da üre­te­bi­li­yor­sa. Ay­nı he­sa­bı dia­mon­yum fos­fat güb­re­si için ya­par­sak, çift­çi, bir ki­lo DAP güb­re­si ala­bil­mek için 2002 yı­lın­da 1,2 ki­lo buğ­day sa­tı­yor­du, bu­gün 1,6 ki­lo buğ­day sat­mak zo­run­da; 5 ki­lo pan­car sa­tı­yor­du, bu­gün 7 ki­lo pan­car sat­mak zo­run­da. 2002 yı­lın­da 56 ton buğ­day sa­ta­rak bir trak­tör alan çift­çi, bu­gün ay­nı trak­tör için 70 ton buğ­day sat­mak zo­run­da. Ay­nı trak­tö­rü 230 ton şe­ker pan­ca­rıy­la ala­bi­len çift­çi, bu­gün 303 ton şe­ker pan­ca­rıy­la ala­bi­li­yor. Pa­muk üre­ti­ci­si ise, bir trak­tör için 2002'de 23 ton pa­muk sa­tar­ken, bu­gün 32 ton pa­muk sat­mak zo­run­da. Ba­kı­nız, se­çim dö­ne­min­de­ki va­at­le­ri­ni­zi ha­tır­la­tan bir Ege­li çift­çi "dağ fa­re do­ğur­du di­ye­mi­yo­rum, çün­kü, dağ ak­rep do­ğur­du" di­yor; çift­çi, ona dört yıl­da ya­şat­tık­la­rı­nı­zı böy­le özet­li­yor.

Ada­let ve Kal­kın­ma Par­ti­si­nin dört yıl­lık ik­ti­dar dö­ne­min­de or­ta­la­ma fi­yat ar­tı­şı güb­re­de yüz­de 60, trak­tör­de yüz­de 58, ma­zot­ta yüz­de 84 ol­du.

Türk köy­lü­sü, bu­gün­kü ik­ti­dar dö­ne­min­de, ül­ke­nin kriz için­de bu­lun­du­ğu 2001-2002 yıl­la­rı­na gö­re bi­le sa­tın al­ma gü­cü­nü yüz­de 40 yi­tir­di, ya­rı ya­rı­ya fa­kir­leş­ti. Ma­li­ye Ba­ka­nı Sa­yın Una­kı­tan, büt­çe su­nuş ko­nuş­ma­sın­da, son dört yıl­lık dö­nem­de TÜ­FE en­dek­sin­de­ki kü­mü­la­tif de­ğiş­me­nin yüz­de 53,1 ol­du­ğu­nu söy­lü­yor ve bu­na kar­şı­lık, ay­nı dö­nem­de, ça­lı­şan, emek­li ve dar ge­lir­li va­tan­daş­la­rın du­rum­la­rı­nın 2002 yı­lı­na gö­re iyi­leş­ti­ği­ni, ge­lir­le­rin­de re­el ar­tış­lar ol­du­ğu­nu söy­lü­yor. Bu söy­le­dik­le­ri­nin ne de­re­ce ger­çek ol­du­ğu­nu, Par­ti­mi­zin di­ğer mil­let­ve­kil­le­ri ye­ri gel­dik­çe ifa­de edi­yor­lar; an­cak, ben, Sa­yın Una­kı­tan'ın bir ek­si­ği­ni ta­mam­la­ya­ca­ğım. Üre­ti­ci­le­ri­mi­zin du­ru­mu­nun ne ol­du­ğu­nu bir de Sa­yın Una­kı­tan'ın he­sa­bı­na gö­re ya­pa­lım: TÜ­FE'de­ki dört yıl­lık kü­mü­la­tif ar­tış yüz­de 53,1 iken, 2002 yı­lın­da­ki fi­ya­ta gö­re 2006 yı­lın­da fi­yat ar­tı­şı, ay­çi­çe­ğin­de yüz­de 14, buğ­day­da yüz­de 28, pa­muk­ta yüz­de 16, şe­ker pan­ca­rın­da yüz­de 20, çel­tik­te yal­nız­ca yüz­de 8 ol­du. Di­ğer ürün­le­ri say­mı­yo­rum. Bu de­ğer­len­dir­me­ye gö­re, 2006 yı­lın­da, 2002 yı­lı­na gö­re çift­çi­mi­zin za­ra­rı ay­çi­çe­ğin­de 174 tril­yon, buğ­day­da, yal­nız­ca pi­ya­sa­ya su­nu­lan buğ­day dik­ka­te alı­na­rak ya­pı­lan he­sap­la­may­la 979 tril­yon, pa­muk­ta 616 tril­yon, şe­ker pan­ca­rın­da 316 tril­yon, çel­tik­te 213 tril­yon­dur. Yüz­ler­ce ürü­nü say­mı­yo­rum. Yal­nız­ca bu beş ka­lem ürün­de ve yal­nız­ca TÜ­FE'nin al­tın­da­ki fi­yat­tan ötü­rü çift­çi­miz 2006 yı­lın­da 2 kat­ril­yon 288 tril­yon li­ra za­rar­da­dır. Sa­yın Una­kı­tan ne­den­se bu he­sa­bı yap­mı­yor. Gö­rü­yor­su­nuz de­ğil mi? Sa­yın Baş­ba­ka­nın de­yi­miy­le, çift­çi ne­re­den ne­re­ye gel­di!

"Al­ter­na­tif ürün üre­ten­le­ri des­tek­le­ye­ce­ğiz" de­di­niz, tü­tün üret­tir­me­di­ği­niz kı­raç top­rak­lar­da bağ te­sis eden­le­ri yap­tık­la­rı­na piş­man et­ti­niz. Elâzığ'da 2003 yı­lın­da üzü­mü­nü Te­ke­le 850 bin li­ra­ya ve­ren çift­çi­ye özel sek­tör bu yıl 800 bin li­ra ver­di. Ma­ni­sa'da ge­çen yıl 130 ye­ni ku­ruş olan üzüm bu yıl 75 ye­ni ku­ruş. Ay­nı so­run Te­kir­dağ'da şa­rap­lık be­yaz üzüm üre­ti­ci­le­ri ta­ra­fın­dan da ya­şa­nı­yor.

Ön­ce­ki yıl 250 bin li­ra olan zey­tin­ya­ğı pri­mi­ni ge­çen yıl "zey­tin­ya­ğı fi­yat­la­rı yük­sel­di" ba­ha­ne­siy­le 100 bin li­ra­ya in­dir­di­niz. Bu yıl zey­tin­ya­ğı fi­ya­tı 5 mil­yon­la­rın üze­rin­den 3 mil­yon li­ra­la­ra in­di. Pri­mi 11 ye­ni ku­ruş, ya­ni, 110 bin li­ra ola­rak be­lir­le­di­niz. Bu prim en az 1 mil­yon li­ra ol­ma­lıy­dı. Zey­tin­ya­ğı üre­ti­ci­si bü­yük in­fi­al içe­ri­sin­de. "11 ku­ruş prim sa­da­ka­dır, biz sa­da­ka is­te­mi­yo­ruz." di­ye ba­ğı­rı­yor­lar. Ege­li çift­çi, Sa­yın Baş­ba­ka­nın söy­le­min­den esin­len­miş, ona "al ana­nı git" de­mi­yor ama, "al pri­mi­ni git" di­yor, "al pri­mi­ni git."

Fın­dık po­li­ti­ka­sın­da çok bü­yük yan­lış yap­tı­nız. Çift­çi tep­ki­si­ni or­ta­ya ko­yun­ca da, onu anar­şist­lik­le suç­la­dı­nız. Üre­ti­ci­yi aliv­re­ci­ye tes­lim et­ti­niz. İh­raç fi­ya­tı­nı dü­şü­re­rek Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti ha­zi­ne­si­ni yak­la­şık 1 mil­yar do­lar za­ra­ra uğ­rat­tı­nız. Öy­le an­la­şı­lı­yor ki, bu­gün Fis­ko­bir­lik üze­rin­de oy­na­dı­ğı­nız oyu­nu ya­rın Ta­riş pa­muk­ta, Ta­riş zey­tin­de, Mar­ma­ra­bir­lik'te ve di­ğer ta­rım sa­tış ko­ope­ra­tif­le­rin­de oy­na­ya­cak­sı­nız. Bu­nun ha­zır­lı­ğı için­de­si­niz. Ko­ope­ra­tif üye­si çift­çi­le­ri­mi­zi ve zi­ra­at oda­la­rı­nı bu ko­nu­da uya­nık ve dik­kat­li ol­ma­ya ça­ğı­rı­yo­rum.

Dev­le­tin resmî ra­kam­la­rı­na gö­re, son iki yıl­da ta­rım­da ça­lı­şan­la­rın sa­yı­sı 1 mil­yon 207 bin ki­şi azal­dı. Bu aza­lı­şın tek ne­de­ni, çift­çi­li­ğin ar­tık ka­rın do­yur­ma­ma­sı. Yok­sa, bu in­san­lar, sa­na­yi ya da hiz­met sek­tör­le­rin­de iş bu­la­bil­dik­le­ri için ta­rı­mı terk et­miş de­ğil­ler. Çift­çi, Ege Böl­ge­si'nde pa­muk ek­mi­yor, Or­ta Ana­do­lu'da hu­bu­bat ek­mi­yor, Çu­ku­ro­va'da na­ren­ci­ye ağaç­la­rı­nı sö­kü­yor. Bu du­rum­da ta­rım­da ça­lı­şan­lar azal­maz da ne olur?

"Hay­van­cı­lık des­tek­le­ne­cek" de­di­niz, "des­tek­li­yo­ruz" di­yor­su­nuz. Ko­ope­ra­tif­le­re ve­ri­len hay­van­lar­da ser­ti­fi­ka­lı ol­ma ko­şu­lu­nu kal­dır­dı­nız, ko­ope­ra­tif­le­re ver­di­ği­niz hay­van­lar ya kı­sır çık­tı ya da has­ta­lık­lı. Üç yıl ön­ce inek sa­hi­bi ol­du­ğu­na se­vi­nen çift­çi, şim­di bor­cu­nu öde­ye­me­me­nin te­laş ve pa­ni­ği­ni ya­şı­yor.

"Süt üre­ti­mi­ni ar­tı­rıp üre­ti­ci­yi da­ha çok ka­zan­dı­ra­ca­ğız" de­di­niz. Sü­tün fi­ya­tı tüm Tür­ki­ye'de üç yıl ön­ce­ki fi­ya­tın al­tın­da. Ay­rı­ca, süt teş­vi­kin­de ko­ope­ra­tif­ler ile üre­ti­ci bir­lik­le­ri ara­sın­da ay­rım ya­pı­yor­su­nuz ve ta­ri­hin­de ilk kez Köy-Ko­op, Ba­kan­lı­ğı­nı­zın aley­hi­ne da­va aç­mak zo­run­da kal­dı. Ne­re­de kal­dı se­çim mey­dan­la­rın­da, Acil Ey­lem Pla­nı'nda ver­di­ği­niz söz­ler?

Ma­zot­ta­ki ver­gi­yi 1 ku­ruş azal­tı­nız mı? İk­ti­da­ra gel­di­ği­niz­de 1 mil­yon 200 bin li­ra olan ma­zot, bu­gün 2 mil­yon 200 bin li­ra. Ha­ni, ne­re­de 2006 yı­lı­nın ma­zot ve güb­re des­tek­le­ri?

Pa­muk­ta ser­ti­fi­ka­lı to­hum kul­la­nan­la­ra ve­re­ce­ği­niz 348 bin li­ra prim, çift­çi­nin ma­li­ye­ti­ni bi­le kar­şı­la­mak­tan uzak. Pa­muk­ta, hiç ol­maz­sa ma­li­ye­ti kar­şı­la­mak için en az 500 bin li­ra prim ge­re­ki­yor­du.

Na­ren­ci­ye üre­ti­ci­le­ri son üç yıl­dır gö­rül­me­miş pa­zar­la­ma sı­kın­tı­sı ya­şı­yor. Ge­çen yıl Ak­de­niz mey­ve si­ne­ği ko­nu­sun­da­ki du­yar­sız­lı­ğı­nız, bu yıl ağus­tos or­ta­la­rın­da Rus­ya'ya ol­gun­laş­ma­mış li­mon ih­ra­cı­na izin ver­me­niz ih­ra­ca­ta bü­yük dar­be vur­du, ürün­le­ri­miz ge­ri gel­di, pa­za­rı di­ğer ül­ke­le­re kap­tır­dık.

 (Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Er­gin, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­lar mı­sı­nız.

Bu­yu­run.

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - Şim­di, üre­ti­ci çok bü­yük pa­zar­la­ma sı­kın­tı­sı ya­şı­yor, ça­re­siz­lik için­de. Por­ta­kal, li­mon, man­da­li­na Çu­ku­ro­va'da 20 ye­ni ku­ruş­tan müş­te­ri bu­la­mı­yor. Na­ren­ci­ye dal­lar­da çü­rü­me­yi, üre­ti­ci se­çim san­dı­ğı­nın önü­ne ge­le­ce­ği gü­nü bek­li­yor. İh­ra­cat pri­mi­ni en az 100 do­lar/to­na çı­kar­mak zo­run­da­sı­nız.