DÖNEM: 22 CİLT: 134 YASAMA
YILI: 5
TÜRKİYE
BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK
DERGİSİ
17’nci
Birleşim
9 Kasım 2006 Perşembe
İ Ç İ N D E K İ L
E R
Sayfa
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - YOKLAMA
IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
1.- Sakarya Milletvekili Süleyman Gündüz’ün, İsrail’in,
Filistin’in Gazze ve Batı Şeria bölgelerine yönelik yürüttüğü
“Güz Bulutları Operasyonunun” bölge halkı üzerindeki olumsuz etkilerine
ve insani yardım koridoru açılmasının önemine ilişkin gündem dışı
konuşması ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah
Gül’ün cevabı
2.- Konya Milletvekili Ahmet Işık’ın, Atatürk’ün
ölümünün 68’inci yıldönümünde, onun fikirlerine, eylemlerine ve
hedefine ilişkin gündem dışı konuşması
3.- İstanbul Milletvekili Güldal Okuducu’nun, çocuklara
yönelik kamu vicdanını kanatan bazı olayların önlenmesi amacıyla
alınması gereken tedbirlere ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet
Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
ÖNERGELERİ
1.- İstanbul Milletvekili Güldal Okuducu ve 42
milletvekilinin, çocuklara yönelik cinsel sömürünün araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/389)
C) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Gürcistan Parlamento Başkanı Nino Burjanadze’nin,
Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te düzenlenecek olan Demokrasinin Geliştirilmesi,
Parlamenter Diplomasinin Rolünün Güçlendirilmesi konulu konferansa
davetine, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını temsilen TBMM
Başkan Vekili Ali Dinçer'in katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi
(3/1155)
V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve
İbrahim Köşdere’nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa
Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine
İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika
Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına
Yönelik Yardım Sağlanmasının Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine
İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1115) (S. Sayısı: 1147)
4.- Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği
Uyum ile Adalet Komisyonları Raporları (1/1054) (S. Sayısı: 1239)
5.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu
ve 24 Milletvekilinin, 2108 No.lu Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Kanununda
Yapılması Gereken Değişiklikle İlgili Kanun Teklifi ve İç Tüzük’ün
37’nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/185) (S.
Sayısı: 735)
6.- Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal
İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1195) (S. Sayısı:
1216)
VI. - OYLAMALAR
1.- 1239 sıra sayılı Vakıflar Kanunu Tasarısı’nın
açık oylama sonucu
VII. - SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI’nın, Antalya
Derme Karabucak Mahallesi Bozdağ mevkiindeki elektrik sorununa
ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN’ın cevabı (7/17883)
2.- İzmir Milletvekili Yılmaz KAYA’nın, Motorine
ÖTV ve KDV istisnası uygulanacak sınır kapılarına ilişkin sorusu
ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN’ın cevabı (7/16276)
3.- Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI’nın,
Denizli’deki dokumacı esnafın sorunlarına ilişkin sorusu ve Sanayi
ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN’un cevabı (7/16229)
4.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU’nun,
Antalya Merkezde TEDAŞ çalışmalarında sökülen kaldırımlara ilişkin
sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN’ın cevabı (7/17944)
5.- Manisa Milletvekili Hasan ÖREN’in, Sümerbank
Manisa Pamuklu Mensucat Fabrikasının özelleştirilmesiyle ilgili
iddialara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN’ın cevabı
(7/17880)
6.- Malatya Milletvekili Süleyman SARIBAŞ’ın,
boş soru önergelerine cevap verilmemesine ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Kemal UNAKITAN’ın cevabı (7/17773)
7.- Eskişehir Milletvekili Mehmet Vedat YÜCESAN’ın,
Sivrihisar’da Hazine arazilerinin ecrimisil bedellerinin artırılmasına
ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN’ın cevabı (7/18185)
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak altı oturum
yaptı.
Şırnak
Milletvekili İbrahim Hakkı Birlik,
Mardin
Milletvekili Mahmut Duyan,
Geçtiğimiz
hafta Güneydoğu Anadolu’da yağmur ve sel afetinin meydana getirdiği
zarara ilişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.
Mersin
Milletvekili Hüseyin Güler’in, narenciye üreticilerinin sorunlarına
ilişkin gündem dışı konuşmasına Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet
Mehdi Eker cevap verdi.
Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir, Iğdır’ın
düşman işgalinden kurtarılışının yıldönümüne ilişkin bir açıklamada
bulundu.
Gündemin
“Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler”
kısmının:
1’inci
sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine
Dair Kanun Teklifi’nin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce
geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden;
2’nci
sırasında bulunan, Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine
İlişkin (1/1030) (S. Sayısı: 904),
3’üncü
sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik
Devletleri Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına
Yönelik Yardım Sağlanmasının Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine
İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair (1/1115)
(S. Sayısı: 1147),
Kanun
Tasarıları’nın görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel
Kurulda hazır bulunmadığından;
Ertelendi.
Gelen
kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılan 1257 sıra sayılı, Devlet
Mezarlığı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın,
48 saat geçmeden, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler” kısmının 5’inci sırasına alınarak diğer işlerin
sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ve 8/11/2006 Çarşamba
günkü birleşimde bu işin görüşmelerinin bitimine kadar çalışma süresinin
uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisininin, kabul edildiği
açıklandı.
4’üncü
sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek
temel kanun olarak bölümler halinde görüşülmesi kararlaştırılan
Vakıflar Kanunu Tasarısı’nın (1/1054) (S. Sayısı: 1239), görüşmelerine
devam olunarak, dördüncü bölüme kadar kabul edildi, dördüncü bölüm
üzerinde bir süre görüşüldü; birleşime verilen aradan sonra ilgili
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından, ertelendi.
Konya
Milletvekili Atilla Kart, Antalya Milletvekili Fikret Badazlı’nın,
konuşmasında, şahsına,
Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Niğde Milletvekili
Orhan Eraslan’ın, konuşmasında, Partisine,
Sataştığı iddiasıyla bir açıklamada bulundu.
5’inci sırasına alınan, Devlet Mezarlığı Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın (1/1259)
(S. Sayısı : 1257), yapılan görüşmelerden sonra kabul edilip kanunlaştığı
açıklandı.
9 Kasım 2006 Perşembe günü, alınan karar gereğince
saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 23.11’de son verildi.
|
Nevzat PAKDİL |
|
|
|
Başkan
Vekili |
|
|
|
|
Yaşar TÜZÜN |
Mehmet DANİŞ |
|
|
Bilecik |
Çanakkale |
|
|
Kâtip
Üye |
Kâtip
Üye |
|
Bayram ÖZÇELİK |
|
|
|
Burdur |
|
|
|
Kâtip
Üye |
|
|
No.: 26
II. - GELEN KÂĞITLAR
9 Kasım 2006 Perşembe
Sözlü Soru Önergeleri
1.-
İzmir Milletvekili Vezir AKDEMİR’in, Gediz Havzasında tarımın desteklenmesine
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2486)
(Başkanlığa geliş tarihi:
2.-
İzmir Milletvekili Vezir AKDEMİR’in, Gediz Nehrindeki kirliliğe
ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/2487) (Başkanlığa
geliş tarihi:
3.-
İzmir Milletvekili Vezir AKDEMİR’in, İzmir-Aliağa’nın su ihtiyacını
karşılayacak Kunduz Barajı Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından sözlü soru önergesi (6/2488) (Başkanlığa geliş tarihi:
4.-
İzmir Milletvekili Vezir AKDEMİR’in, İzmir-Bergama’da konaklama
tesislerinin teşvik edilmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından
sözlü soru önergesi (6/2489) (Başkanlığa geliş tarihi:
5.-
İzmir Milletvekili Vezir AKDEMİR’in, İzmir’in Foça-Yenifoça kıyı
bölgesinin koruma altına alınmasına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından
sözlü soru önergesi (6/2490) (Başkanlığa geliş tarihi:
6.-
İzmir Milletvekili Vezir AKDEMİR’in, Aliağa doğalgaz kombine çevirim
santraline ve enerji maliyetlerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından sözlü soru önergesi (6/2491) (Başkanlığa geliş tarihi:
7.-
İzmir Milletvekili Vezir AKDEMİR’in, İzmir İlindeki liman çalışmalarına
ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/2492) (Başkanlığa
geliş tarihi:
8.-
İzmir Milletvekili Vezir AKDEMİR’in, Çiğli’deki arıtma tesisinin
su ve çamurunun değerlendirilmesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından sözlü soru önergesi (6/2493) (Başkanlığa geliş tarihi:
9.-
İzmir Milletvekili Vezir AKDEMİR’in, Nif Çayındaki kirliliğin önlenmesine
ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/2494) (Başkanlığa
geliş tarihi:
10.- İzmir Milletvekili Vezir AKDEMİR’in, üreticilere
prim verilmesine ve banka borçlarının terkinine ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2495) (Başkanlığa geliş
tarihi:
11.- İzmir Milletvekili Vezir AKDEMİR’in, İzmir Körfezinde
kıyı kullanım çizgisinin belirlenmesine ilişkin Kültür ve Turizm
Bakanından sözlü soru önergesi (6/2496) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.- İzmir Milletvekili Vezir AKDEMİR’in, sulamada
kullanılan enerji fiyatlarına ve birikmiş borçlara ilişkin Enerji
ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/2497) (Başkanlığa
geliş tarihi:
Yazılı Soru Önergeleri
1.-
Muğla Milletvekili Ali Cumhur YAKA’nın, daire başkanlarının ek göstergelerine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18609) (Başkanlığa geliş
tarihi:
2.-
İzmir Milletvekili Canan ARITMAN’ın, Hükümet üyelerinin eşlerinin
resmi yurt dışı gezilerine katılımına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/18610) (Başkanlığa geliş tarihi:
3.-
Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI’nın, üzüm üreticilerinin sorunlarına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18611) (Başkanlığa geliş
tarihi:
4.-
Bursa Milletvekili Mustafa ÖZYURT’un, hastanelerin şehir merkezlerinden
taşınmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18612)
(Başkanlığa geliş tarihi:
5.-
İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN’in, TÜPRAŞ’ın satışı iptal edilen
hissesine ödenen temettüye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/18613) (Başkanlığa geliş tarihi:
6.-
İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN’in, Kültür ve Turizm Bakanı hakkında
Pamukkale’yle ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/18614) (Başkanlığa geliş tarihi:
7.-
Ankara Milletvekili Yakup KEPENEK’in, Merkez Bankası üst düzey yönetimindeki
atamaların yapılmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/18615) (Başkanlığa geliş tarihi:
8.-
Yozgat Milletvekili Emin KOÇ’un, Ankara-Atatürk Bulvarındaki yol yapım
çalışmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18616) (Başkanlığa geliş tarihi:
9.-
Burdur Milletvekili Ramazan Kerim ÖZKAN’ın, damızlık gebe düve ithalatına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18617) (Başkanlığa geliş
tarihi:
10.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU’nun,
bir gazete muhabirinin tartaklanmasına ve Başbakanlık Basın Sözcüsünün
açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18618)
(Başkanlığa geliş tarihi:
11.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN’in, Sultanahmet
Adalet Sarayının satılıp satılmadığına ilişkin Adalet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18619) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN’in, zamanaşımına
uğrayan bir davaya ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18620) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.- İstanbul Milletvekili Güldal OKUDUCU’nun, arsa
satış beyannamesinin ilan duyurusunda geçen bir ifadeye ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/18621) (Başkanlığa
geliş tarihi:
14.- Bursa Milletvekili Mustafa ÖZYURT’un, Bursa’da
Karayolları Genel Müdürlüğünce bir inşaat firmasına verilen ihalelere
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18622) (Başkanlığa geliş tarihi:
15.- İzmir Milletvekili Türkan MİÇOOĞULLARI’nın, İzmir’de
metropol ilçe otoyollarının ücretli olmasına ilişkin Bayındırlık
ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/18623) (Başkanlığa geliş
tarihi:
16.- Bursa Milletvekili Mehmet KÜÇÜKAŞIK’ın, Bursa-Mustafakemalpaşa’daki
bir köprünün durumuna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18624) (Başkanlığa geliş tarihi:
17.- Giresun Milletvekili Mehmet IŞIK’ın, orman kadastrosuna
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18625) (Başkanlığa geliş tarihi:
18.- Kastamonu Milletvekili Mehmet YILDIRIM’ın, Ankara-Beypazarı
yolu yapımına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18626) (Başkanlığa geliş tarihi:
19.- Mersin Milletvekili Ersoy BULUT’un, Mersin-Tarsus’ta
kurulmak istenen katı atık bertaraf tesisine ilişkin Çevre ve Orman
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18627) (Başkanlığa geliş tarihi:
20.- İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz KETENCİ’nin,
sulak alanların kurumasına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18628) (Başkanlığa geliş tarihi:
21.- Kocaeli Milletvekili İzzet ÇETİN’in, Kocaeli’de
meydana gelen bir iş kazasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18629) (Başkanlığa geliş tarihi:
22.- Ankara Milletvekili Yılmaz ATEŞ’in, SSK’nın Ankara’daki
boş bir binasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18630) (Başkanlığa geliş tarihi:
23.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN’in, Ziraat Bankasının
bazı yöneticileri hakkındaki yargısal işlemlere ilişkin Devlet
Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/18631) (Başkanlığa
geliş tarihi:
24.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN’in, Ziraat Bankasının
zarara uğratıldığı iddiasına ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN)
yazılı soru önergesi (7/18632) (Başkanlığa geliş tarihi:
25.-
İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN’in, Ziraat Bankasının açıkladığı
2005 yılı kârına ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru
önergesi (7/18633) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/10/2006)
26.- Aydın Milletvekili Özlem ÇERÇİOĞLU’nun, şehit
ailelerinin
27.- Aydın Milletvekili Özlem ÇERÇİOĞLU’nun töre cinayetlerine
ilişkin Devlet Bakanından (Nimet ÇUBUKÇU) yazılı soru önergesi
(7/18635) (Başkanlığa geliş tarihi:
28.- Aydın Milletvekili Özlem ÇERÇİOĞLU’nun, töre cinayetlerine
ve kadın intiharlarına ilişkin Devlet Bakanından (Nimet ÇUBUKÇU)
yazılı soru önergesi (7/18636) (Başkanlığa geliş tarihi:
29.- Aydın Milletvekili Özlem ÇERÇİOĞLU’nun, tarım
sektöründeki kadın işçilerin sosyal haklarına ilişkin Devlet Bakanından
(Nimet ÇUBUKÇU) yazılı soru önergesi (7/18637) (Başkanlığa geliş tarihi:
30.- İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz KETENCİ’nin,
DSİ uygulamalarının sulak alanlara etkisine ilişkin Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18638) (Başkanlığa geliş
tarihi:
31.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL’in, Bursa-Keles’teki
bir vadiye kurulması düşünülen termik santrale ilişkin Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18639) (Başkanlığa
geliş tarihi:
32.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL’in, Bursa-Keles’e
bağlı bazı köy yollarının genişletilmesine ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18640) (Başkanlığa geliş tarihi:
33.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL’in, Bursa-Keles’teki
bir vadide yer alan köylere yönelik çalışmalara ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18641) (Başkanlığa geliş tarihi:
34.- Yalova Milletvekili Muharrem İNCE’nin, Fransa’ya
karşı bazı tepkiler geliştirilmesine ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18642) (Başkanlığa geliş tarihi:
35.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ali ÖZPOLAT’ın, Zeytinburnu’ndaki
bir otopark inşaatına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18643) (Başkanlığa geliş tarihi:
36.- Çanakkale Milletvekili İsmail ÖZAY’ın, silah
ruhsatı bulunan milletvekillerine ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18644) (Başkanlığa geliş tarihi:
37.- Yozgat Milletvekili Emin KOÇ’un, Ankara’daki su
sayaçları arızalarına ve Büyükşehir Belediyesinin hesaplarının
incelenmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18645) (Başkanlığa geliş tarihi:
38.- Ankara Milletvekili Yılmaz ATEŞ’in, Ankara’da şehir
dışına taşınmayan oto galerilerine ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18646) (Başkanlığa geliş tarihi:
39.- Ankara Milletvekili Yılmaz ATEŞ’in, Ankara’daki
bir yol çalışmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18647) (Başkanlığa geliş tarihi:
40.- İzmir Milletvekili Serpil YILDIZ’ın, Ege Üniversitesi
Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesinin personel ihtiyacına ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/18648) (Başkanlığa geliş
tarihi:
41.- İzmir Milletvekili Ali Rıza BODUR’un, Ege Üniversitesi
Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesinin personel ihtiyacına ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/18649) (Başkanlığa geliş
tarihi:
42.- İzmir Milletvekili Canan ARITMAN’ın, Ege Üniversitesi
Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesinin personel ihtiyacına ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/18650) (Başkanlığa geliş
tarihi:
43.- Uşak Milletvekili Osman COŞKUNOĞLU’nun, TÜBİTAK’ın
lojman düzenlemesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18651) (Başkanlığa geliş tarihi:
44.- Bilecik Milletvekili Yaşar TÜZÜN’ün, Bilecik’teki
bir köy okulunun atıl bırakılarak taşımalı eğitim yapılmasına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18652) (Başkanlığa
geliş tarihi:
45.- İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK’in, bir ilköğretim
okulu yönetimiyle ilgili iddialara ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18653) (Başkanlığa geliş tarihi:
46.- Antalya Milletvekili Atila EMEK’in, Manavgat Turizm
Uygulama Oteli inşaatına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18654) (Başkanlığa geliş tarihi:
47.- Antalya Milletvekili Osman ÖZCAN’ın, bir kargo
firmasıyla yapılan işlere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18655) (Başkanlığa geliş tarihi:
48.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza GÜLÇİÇEK’in, Sivas-Merkez
Mimar Sinan İlköğretim Okulunun ihate duvarına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18656) (Başkanlığa geliş tarihi:
49.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza GÜLÇİÇEK’in, Din
Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitaplarında Alevilikle ilgili bilgilere
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18657) (Başkanlığa
geliş tarihi:
50.- Ankara Milletvekili Yakup KEPENEK’in, evrim kuramına
ders kitaplarında yer verilmemesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18658) (Başkanlığa geliş tarihi:
51.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN’ın, ders kitabı
ulaşmayan öğrencilere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18659) (Başkanlığa geliş tarihi:
52.- Konya Milletvekili Nezir BÜYÜKCENGİZ’in, iş eğitimi
dersinin kaldırılması kararının öğretmenlere etkisine ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18660) (Başkanlığa
geliş tarihi:
53.- Antalya Milletvekili Hüseyin EKMEKÇİOĞLU’nun,
açılan derslik, okul ve öğrenci yurtlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18661) (Başkanlığa geliş tarihi:
54.- Antalya Milletvekili Atila EMEK’in, Manavgat’taki
eğitim yatırımlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18662) (Başkanlığa geliş tarihi:
55.- Ordu Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU’nun, özel
hastanelere yapılan ödemelere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18663) (Başkanlığa geliş tarihi:
56.- Ordu Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU’nun, iptal
edildiği iddia edilen verem savaş dispanseri projelerine ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18664) (Başkanlığa geliş
tarihi:
57.- Bursa Milletvekili Mustafa ÖZYURT’un, Bursa Fizik
Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesinde yapılan bir uygulamaya
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18665) (Başkanlığa
geliş tarihi:
58.- Bursa Milletvekili Mustafa ÖZYURT’un, Bursa’daki
bazı sağlık ocaklarının mesai saatlerinin değiştirilmesine ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18666) (Başkanlığa geliş
tarihi:
59.- Eskişehir Milletvekili Mehmet Vedat YÜCESAN’ın,
Bakanlık logosundaki İngilizce ibareye ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18667) (Başkanlığa geliş tarihi:
60.- Muğla Milletvekili Fahrettin ÜSTÜN’ün, suni tohumlama
uygulamalarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18668) (Başkanlığa geliş tarihi:
61.- Ordu Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU’nun, fındık
alımına ve atanan veteriner hekimlere ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18669) (Başkanlığa geliş tarihi:
62.- İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz KETENCİ’nin,
tarımsal sulamadaki verimliliğe ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18670) (Başkanlığa geliş tarihi:
63.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL’in, Türksat 1B
uydusunun durumuna ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18671) (Başkanlığa geliş tarihi:
64.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL’in, Bursa-Gemlik-Narlı
Köyü iskelesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18672) (Başkanlığa geliş tarihi:
65.- Bursa Milletvekili Mehmet KÜÇÜKAŞIK’ın, Karayolları
Taşıma Yönetmeliğinin uygulanmasında karşılaşılan bazı sorunlara
ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18673) (Başkanlığa
geliş tarihi:
66.- Aydın Milletvekili Özlem ÇERÇİOĞLU’nun, Türksat
projesiyle ilgili iddialara ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18674) (Başkanlığa geliş tarihi:
67.- İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK’in, Kral
TV’nin TMSF’ye devrinden sonraki yönetimine ilişkin Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif ŞENER) yazılı soru önergesi
(7/18675) (Başkanlığa geliş tarihi:
68.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN’ın, Çorum
saat kulesi restorasyonu ihalesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18676) (Başkanlığa geliş tarihi:
69.- Eskişehir Milletvekili Mehmet Vedat YÜCESAN’ın,
Gümrük Müsteşarlığı logosundaki İngilizce ibareye ilişkin Devlet
Bakanından (Kürşad TÜZMEN) yazılı soru önergesi (7/18677) (Başkanlığa
geliş tarihi:
70.- Yozgat Milletvekili Emin KOÇ’un, TRT’deki bir yayın
kesintisine ve teknik personele ilişkin Devlet Bakanından (Beşir
ATALAY) yazılı soru önergesi (7/18678) (Başkanlığa geliş tarihi:
71.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN’in, vefat
72.- Bursa Milletvekili Mustafa ÖZYURT’un, sınıfta
kalan öğrencilerle ilgili bir uygulamaya ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18680) (Başkanlığa geliş tarihi:
73.- İzmir Milletvekili Yılmaz KAYA’nın, bir milletvekilince
yapılan TBMM’de asılı tablolara ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanından yazılı soru önergesi (7/18681) (Başkanlığa geliş tarihi:
74.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN’in, Florya Atatürk
Köşkü bahçesindeki inşaata ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanından yazılı soru önergesi (7/18682) (Başkanlığa geliş tarihi:
Meclis Araştırması
Önergesi
1.-
İstanbul Milletvekili Güldal OKUDUCU ve 43 Milletvekilinin çocuklara
yönelik cinsel sömürünün araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci
maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/389) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/11/2006)
9 Kasım 2006 Perşembe
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati:
14.00
BAŞKAN: Başkan Vekili
Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yaşar
TÜZÜN (Bilecik), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 17’nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere
başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline
gündem dışı söz vereceğim.
Konuşma süreleri beşer dakikadır. Hükûmet bu konuşmalara
cevap verebilir. Hükûmetin cevap süresi yirmi dakikadır.
Gündem dışı ilk söz, Filistin-Gazze’de meydana gelen
son gelişmelerle ilgili olarak söz isteyen Sakarya Milletvekili
Süleyman Gündüz’e aittir.
Sayın Gündüz, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
IV.— BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
1.- Sakarya Milletvekili Süleyman Gündüz’ün, İsrail’in, Filistin’in
Gazze ve Batı Şeria bölgelerine yönelik yürüttüğü “Güz Bulutları
Operasyonunun” bölge halkı üzerindeki olumsuz etkilerine ve insani
yardım koridoru açılmasının önemine ilişkin gündem dışı konuşması
ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün cevabı
SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
İsrail’in, Filistin’in Gazze ve Batı Şeria bölgelerine
yönelik yürüttüğü Güz Bulutları Operasyonu ve sonuçları hakkında
söz almış bulunuyorum. Bu konuya geçmeden önce, ülkemizin birçok
bölgesini etkileyen ve özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde
sel felaketinden ölen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.
Şüphesiz, her felaket, yaşayanlar için büyüktür. Felaketten etkilenmiş
olan vatandaşlarımız müsterih olsunlar, devletimiz güçlüdür ve
tüm yaraları saracaktır. Felaketlerde hayatını kaybetmiş olanların
yakınlarına da başsağlığı diliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Rivarol’ün
bir sözünü hatırlatarak esas gündemime başlıyorum: “En medeni toplumlar
bile parlak bir metalin pasa yakınlığı kadar zulme yakındırlar.”
Dün Bosna Hersek’te yaşananlar, Irak’ta ve Lübnan’da
olanlar ve en az yüz yıldır Filistin topraklarında yaşananlar, bize
Rivarol’ün sözünün ne kadar anlamlı olduğunu gösteriyor. Yani, en
medeni toplumların bile, parlak bir metalin pasa yakınlığı kadar
zulme yakın oluşları...
Her şey uygar ve modern dünyanın gözleri önünde
gerçekleşiyor. Uygar ve modern dünya suskun. Otuz dört günlük Lübnan
saldırısında da suskundu. 2002’de Filistin’nin diğer kentleri, Ramallah,
El Halil, Beytüllahim, daha önce de Cenin’de, Tulgarim’de, Kalkilya’da,
Gazze’de, Han Yunus’ta, Refah’ta olduğu gibi, dün de Beyt Hanun’da, İsrail’in,
yaşlılar, kadınlar ve çocuklara karşı yaptığı saldırılara tanıklık
ettik. Tıpkı Lübnan’ın kana’sında olduğu gibi.
Sabah altıda, o güne ait rüyalarda iken, İsrail,
çocukların, kadınların ve yaşlıların üzerine bombalar yağdırdı.
9’u çocuk olmak üzere 25 kişi hayatını kaybetti. Yalnızca dünün bilançosu
25 kişi.
Her gün Beyt Hanun Belediye Başkanı Muhammed Kafarna
ile görüşüyorum.
Çocukların körpecik bedenleri başlarından ayrılıyor
ve çocuklar henüz güne başlamadan bomba yağmurları altında toprakla
sıvanıyorlar. Uluslararası kamuoyuna “bitti” denildiği andan
itibaren operasyonların tekrar başladığını görüyoruz. Dünya sağır
ve dilsiz. Bir yıla yakın bir süredir İsrail, Gazze Şeridi’nde insanların
kanını donduracak şekilde saldırıları sürdürüyor ve insanlık dışı
ambargo uyguluyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önceki
saldırılarda olduğu gibi, “Güz Bulutları” saldırısının da amacı,
Gazze’de yaşayan Filistinlileri yok etmek üzere kurulu. Herkes hedef
haline dönüşmüş, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar. Oysa, savaşlarda
bunların masumiyet ve masuniyeti söz konusudur. Kaldı ki, bu bir
savaş değil. Uluslararası hukuk bunu böyle emrediyor. Burada savaş
yok. Burada, yalnızca İsrail’in saldırıları var. İsrail uçakları
Gazze’nin her yerini bombalıyor. Tanklar ve buldozerler Gazze’ye girip
işyerlerini, okulları, hastaneleri, bütün altyapıyı ve ibadethaneleri
yakıp, yıkıp yok ediyor. Bunun ne anlama geldiğini uluslararası hukuk
kitaplarından bakmak gerekiyor. Bir toplumun sistematik bir şekilde
tasarlanarak yok edilmeye çalışıldığını görüyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçen
temmuz ayı içinde “Yeryüzü Doktorları” olarak Filistin ve Lübnan’ı
ziyaret ettim, Batı Şeria ve Gazze’ye gittim. Her şeyin yakinen tanığıyım.
Geceleri elektriksiz evine bomba düşecek korkusuyla sabahın nasıl
beklendiğini gördüm. Çocuklara ve gençlere “Gelecekte ne olmak istiyorsunuz?”
sualini yönelttiğimizde, anlamsız bir bakışla cevabını vermiş olduğunu
görürsünüz.
An’a dair yaşama umudunun ortadan kaldırılmış
ve hayatın yalnızca ölümden ibaret olduğu bir bölge insanının nasıl
daha farklı tepkisi veya cevabı olabilir? Ölüm, hayatın kendisi olmuş.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerek
Irak ve Lübnan çatışmalarında gerekse Filistin sorununda barışı
kurmak ve korumak konusunda, Hükûmetimiz ortaya önemli bir irade
koymuştur.
Sayın Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız, gerek
uluslararası iradeyi gerekse İsrail’i barışın hemen kurulması
konusunda uyarmıştır ve bu konuda inisiyatif üstlenme talebini
dile getirmiştir.
3 Kasım 2006 tarihinde, yani bundan iki üç gün önce,
Dışişleri Bakanlığımız, İsrail’in, Gazze Şeridi’ne yaptığı saldırıyı
derin bir teessüf ve esefle karşıladığını kamuoyuna duyurmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buradan
insanlığın vicdanına seslenmek istiyorum: Uygarlık vermişsiniz,
geri alın, bu bomba yağmurları! Bir millet böyle bir şiddete ve zulme
daha ne kadar dayanabilir?
Büyük bir milletin mensupları olarak aziz milletime
sesleniyorum: Bu bölgede yaşayan insanların hayata tutunmaları
için duyarsız kalmayalım.
Bölgede gıda yok, su yok, elektrik yok, altyapı tamamen
tahrip olmuş. Yardımlarımızla onların yanında olduğumuzu gösterelim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Devamla) – Başbakanlığımızın
ve Dışişleri Bakanlığımızın, bölgeye ulaşması gereken sivil yardımlar
konusunda İsrail yetkilileriyle görüşerek, Gazze ve Batı Şeria’ya
bir insani yardım koridorunun açılması için daha fazla inisiyatif
kullanmalarını talep ediyorum.
Eğer barış şimdi kurulmazsa, barış hiçbir zaman
olmayacak. Barış hemen şimdi!
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gündüz.
Gündem dışı konuşmaya Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Sayın Abdullah Gül cevap vereceklerdir.
Sayın Bakanım, buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDULLAH
GÜL (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
hepinize saygılar sunuyorum.
Değerli milletvekili arkadaşımız Süleyman Gündüz,
aslında bugün çok üzücü bir olayı dile getirdi. Aslında, kendisine
ben cevap vermek için değil, biraz daha açıklamada bulunmak için kürsüye
çıkmış vaziyetteyim.
Değerli arkadaşlar, gerçekten, bugün gazetelerde
de görüyorsunuz, dün televizyonlarda, uluslararası büyük televizyon
kanallarında en önemli haber olarak geçti ve maalesef, ortada âdeta
bir katliam var. 19 tane -dünkü rakamlar- kadın, çocuk ve masum insanın
top ateşiyle öldürülmesi, bunun hiçbir izah tarzı yoktur. Biz, böyle
bir gelişmenin olacağından korktuğumuz için, bundan üç gün önce, yine,
maalesef 9 tane masum insan ve aralarında çocuk ve kadınlar da vardı,
onlar öldürüldüğünde yaptığımız açıklamada “tırmanışın çok tehlikeli
olduğunu ve İsrail’in çok yanlış yaptığını ve bunun bölgede çok daha
tehlikeli gelişmelere yol açtığını” söyledik ve bununla ilgili
açıklamada bulunmuştuk. Bu vesileyle şunu da ifade etmek isterim
ki, bu açıklamayı yapmamıza rağmen, ertesi gün hiçbir yerde de görmedim
doğrusu, hiçbir basın, yazılı basında da görmedim.
Ne yazık ki, dün, çok daha büyüğü oldu, korktuğumuz
başımıza geldi. Bu, kabul edilebilir bir şey değildir. Ama, size,
ben daha korkunç rakamları vermek istiyorum: 1 Kasımdan itibaren
yani, bir hafta içerisinde İsrail’de öldürülen insanların, masum
insanların sayısı 50’dir, Hazirandan bu yana da 300’dür. Buna dünya
seyirci kalamaz. Eğer buna seyirci kalınırsa, o zaman çok daha büyük,
vahim olaylarla karşı karşıya kalırız ki, Haziran ayının başında
Gazze Şeridi’nde aralarında çocukların da bulunduğu 7 kişi öldürüldükten
sonra olaylar nasıl tırmandı biliyoruz, Lübnan’da neler oldu biliyoruz.
Dolayısıyla, bütün dünya kamuoyunu göreve davet
ediyoruz ve İsrail’i de dikkatli olmaya, bu yanlışları yapmamaya
ve kendi güvenliğini kendisinin tehlikeye attığını da hatırlatıyoruz.
Bu tip eylemler, masum insanlara karşı yapılan bu tip acımasız hareketler
İsrail’in güvenliğini tehlikeye sokmaktadır, açık söylüyorum;
çünkü, insanlar, nefretle büyümektedir, intikam hissiyle büyümektedir.
Bundan hiç kimsenin çıkarı yoktur, İsrail’in de çıkarı yoktur. İsrail
halkının da büyük bir kesimi, bunların yanlış olduğunu görmektedir,
kamuoyu yoklamalarında da bu ortaya çıkmaktadır. O bakımdan, neticede,
iki ayrı devlet, yan yana yaşayacak iki ayrı devlettir çözüm, ama, bu
iki ayrı devletin yan yana çalışma imkânını, yaşama imkânını yok etmektedir
bu hareketler ve ayrıca yine, bunu üzüntüyle belirtmek isterim ki,
Filistin’de önemli adımların atılmaya hazırlanıldığı bir dönemde
olmuştur bu olaylar. Yani, ulusal birlik hareketi bir neticeye varmak
üzereydi. Bütün dünyanın işbirliği içerisinde teşvik ettiği ve Filistin’de
ulusal bir hükümetin ortaya çıkmasıyla ilgili çalışmaların yapıldığı
ve bunun netice vermek üzere olduğu bir dönemde bu olayın ortaya
çıkması çok düşündürücüdür. Yine düşündürücü olan başka bir nokta
vardır: Kaçırılan İsrail askerinin serbest bırakılması ve buna
karşı, İsrail hapishanelerindeki Filistinli kadın ve çocukların
serbest bırakılması… Bununla ilgili olumlu gelişmeler ortadayken
ve bununla ilgili son aşamaya varılmışken bütün bu olayların ortaya
çıkması, gerçekten çok düşündürücüdür.
Biz, Hükûmet olarak gayet açık ve dürüst hareket ediyoruz.
Yanlışı kim yaparsa yapsın, çekinmeden ikaz ediyoruz ve bu hareketi
şiddetle kınıyoruz. Çünkü, Orta Doğu bölgesinin zaten yükü ağırdır,
bu, yükü daha da ağırlaştırmaktadır.
Değerli arkadaşlar, biz Hükûmet olarak ve Türkiye
olarak tabii, Filistinlilerin içinde bulunduğu şartları iyileştirmek
için de birçok ekonomik ve sosyal faaliyetler içerisindeyiz. TİKA
başta olmak üzere, Dışişleri Bakanlığımız birçok yardımları ulaştırmak
için çalışmaktadır. Tabii, bunları yaparken de birçok engellerle
karşı karşıya kalıyoruz maalesef, ama, bir kez daha, herkesin, bütün
kamuoyunun ve dünya kamuoyunun dikkatini çekiyorum: Eğer bu tip hareketlere,
sorumsuz davranışlara seyirci kalınırsa, o zaman çok daha büyük
olaylar hepimizi olayların içine çeker ve bunun sıkıntısını hep beraber
çekeriz.
Biraz önce arkadaşlar bir not verdi. “İsrail’de
50 masum insan öldü.” diye, ağzımdan böyle çıktığı söylendi. Muhakkak
ki niyetim ve ifade gayet açıktır. İsrail tarafından, aslında, Filistin’de
50 masum insan 1 Kasımdan bu yana öldürülmüştür ve Hazirandan bu yana
300 kişi maalesef.
Bu, gerçekten, çok dehşet verici bir tırmanıştır.
Bunun önünün muhakkak alınması gerekir. İsrail Hükûmetinin bu
orantısız, izahı mümkün olmayan operasyonları hemen durdurması gerekir.
Bunları yapanlarla ilgili soruşturmaları gayet açık, şeffaf bir
şekilde devam ettirip, suçlular kimse, bunların bütün dünya kamuoyu
önünde cezalandırılması gerekir ve ayrıca, Filistin’deki bu insanlık
dramına çözüm bulmak için başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, tabii
ki Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri -çok büyük bir sorumluluğu
vardır, Amerika Birleşik Devletleri- orada barışın tesis edilebilmesi
için iradesi çok önemlidir, bütün bu olaylara çok daha fazla ilgi göstermesi
gerekir, Arap liginin çok daha fazla ilgi göstermesi gerekir ve el
birliği içerisinde bu acıların dindirilmesi ve orada iki bağımsız
devletin yan yana yaşayabileceği ortamın oluşturulması gerekir.
Hükûmetimiz bu amaç doğrultusunda elinden geleni yapmaktadır, yapmaya
da devam edecektir.
Bir kez daha, hayatını kaybeden bütün Filistinlilerin
acısını Türk halkı olarak biz de hissediyoruz, bunu burada ifade etmek
istiyorum.
Hepinize saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.
Biz de Filistinli kardeşlerimize sabır ve metanet
ve Allah’tan muavenet talep ediyoruz, İsrail’in de bu zulümleri bir
an önce durdurmasını diliyoruz.
Gündem dışı ikinci söz, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü
münasebetiyle söz isteyen Konya Milletvekili Ahmet Işık’a aittir.
Sayın Işık, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
2.- Konya Milletvekili Ahmet Işık’ın, Atatürk’ün ölümünün 68’inci
yıldönümünde, onun fikirlerine, eylemlerine ve hedefine ilişkin
gündem dışı konuşması
AHMET IŞIK (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
sözlerime başlamadan önce, eski Başbakanlardan merhum Bülent Ecevit’e
Allah’tan rahmet diliyorum. Ayrıca, yarın büyük bir organizasyonla
Türkiye’nin altı şehrinde ve Balkanlar’ın önemli merkezlerinde Atatürk
ve mücadele arkadaşlarının ruhlarına okutacakları mevlitten dolayı
Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneğine teşekkürlerimi sunuyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yarın 10
Kasım 2006. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 68’inci ölüm yıldönümü
nedeniyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, yaşadığı dönem ve konjonktürde
fikir ve eylemleriyle, yalnızca onlarca yıl sonraki günümüze değil,
yüzyıllar sonraki zamana çığır açan seçkin insanı, yüce Meclisin
bu anlamlı kürsüsünden ifade etmenin onurunu sizlerle paylaşıyorum.
Çok yönlü kişiliği, üstün zekâsı, olaylar karşısındaki
soğukkanlılığını asla kaybetmeden devlet-millet heyecanını en
üst noktada tutarak hızlı ve sağlıklı karar alma özelliği, bilimi
rehber edinip milletin geleceğini ve devletin bekasını esas alması,
onu Atatürk yapan en önemli vasıflardır.
Değerli milletvekilleri, Mustafa Kemal Atatürk'ün
Türk milletine bırakmış olduğu en büyük eseri, çağdaş ve modern Türkiye
Cumhuriyeti devletini muhkem temeller üzerine kurması ve geliştirmesidir.
Onun için gerçek ve gerçekçilik, ancak akıl ve mantığın sınırları ölçüsünde
vardır. Bu nedenle, gerçekleştirmek istediği tüm atılımlarda ve yeniliklerde
akıl ve mantığı şiar edinmiştir.
Cumhuriyetin temelini kültür olarak gören Atatürk,
medeniyet yolunda başarıyı yenileşmeye bağlamakta ve devamla
“Sosyal hayatta, ekonomik hayatta, ilim ve fen sahasında başarılı
olmak için tek gelişme yolu budur. İçinde bulunduğumuz medeniyet
ailesinde layık olduğumuz yeri alacağız, onu koruyacağız ve sürdüreceğiz.
Refah, mutluluk ve insanlık bundadır. Millet açıkça bilmelidir, medeniyet
öyle bir kuvvetli ateştir ki, ona ilgisiz kalanları yakar ve yok
eder. Biz, Batı medeniyetini bir taklitçilik olsun diye almıyoruz.
Onda iyi olarak gördüklerimizi kendi bünyemize uygun bulduğumuz
için dünya medeniyeti seviyesi içerisinde benimsiyoruz. Medeniyet
yolunda yürümek ve başarılı olmak hayatın şartıdır. Bu yol üzerinde
duraksayanlar veya bu yol üzerinde ileri değil geriye bakmak cahilliği
ve tedbirsizliğinde bulunanlar, medeniyetin coşkun seli altında
boğulmaya mahkûmdurlar.” demektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Büyük Önder
Atatürk’ün temel hak ve hürriyetlere yönelik ifadesinde “Çağdaş demokraside
kişisel hürriyetler özel bir değer ve önem kazanmıştır. Artık, kişisel
hürriyetlere devletin ve hiç kimsenin müdahalesi söz konusu değildir.
Ancak, bu kadar yüksek ve kıymetli olan kişisel hürriyetin medeni
ve demokrat millete neyi ifade ettiği, hürriyet kelimesinin mutlak
manada düşünülen manasıyla anlaşılamaz. Söz konusu hürriyet,
sosyal ve medeni hürriyettir. Bu sebeple, kişisel hürriyeti düşünürken,
her kişinin, nihayet bütün milletin ortak çıkarını ve devletin varlığını
göz önünde bulundurmak lazımdır. Anlaşılıyor ki, kişisel hürriyet
mutlak olmaz. Bir başkasının hak ve hürriyeti ve milletin ortak çıkarı
kişisel hürriyeti sınırlar.” demektedir.
Değerli milletvekilleri, Mustafa Kemal Atatürk,
millî egemenliğe ağırlıklı vurgu yaparak “Millî egemenlik öyle bir
nurdur ki, onun karşısında zincirler erir…”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Işık, ek sürenizi veriyorum, lütfen,
konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
AHMET IŞIK (Devamla) – “…taç ve tahtlar yanar, yok
olur. Milletin esareti üzerine kurulmuş müesseseler, her tarafta
yıkılmaya mahkûmdurlar. Bütün cihan bilmelidir ki, bu devletin ve bu
milletin başında hiçbir makam yoktur; yalnız, bir kuvvet vardır, o da
millî egemenliktir; yalnız, bir makam vardır, o da milletin kalbi, vicdanı
ve mevcudiyetidir.” demektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk
ve düşünceleri, her dönemde ve durumda, zengin bir yoruma, derin algılamaya
yönelik ince hassasiyete, nesillere kalıcı aktarılmaya yönelik
yüksek ideallere gereksinim göstermektedir.
Gönlümüzde ve ideallerimizde her gün yeniden doğan
büyük önder ve seçkin insanı tekrar rahmetle anarken, yüce Meclisi
saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.
Biz de bu vesileyle, Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını
rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.
Gündem dışı üçüncü söz, son günlerde çocuklara yönelik
kamu vicdanını kanatan olayların gündeme gelmesi nedeniyle söz
isteyen İstanbul Milletvekili Güldal Okuducu’ya aittir.
Sayın Okuducu, buyurun efendim. (CHP sıralarından
alkışlar)
3.- İstanbul Milletvekili Güldal Okuducu’nun, çocuklara yönelik
kamu vicdanını kanatan bazı olayların önlenmesi amacıyla alınması
gereken tedbirlere ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı
Nimet Çubukçu’nun cevabı
GÜLDAL OKUDUCU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu gündem dışı konuşma, yoksulluk, yoksunluk, adaletsizlik,
haksızlık, çaresizlik, sorumsuzluk, şiddet kıskacında sıkıştırılan
çocuklarımızın bu sorununa dikkat çekmek amacıyla yapılmaktadır.
Son günlerde kamuoyu bir ses duydu. Son günlerde
kamuoyu, bir bebeğin annesinin memesindeyken ağzı, yükselen ağlamasını
duydu. Kültürel değerlerini, geleneksel değerlerini koruyan bir
toplum vicdanının parça parça yükselen bu bebek ağlaması karşısında
sükûnetini koruması zordur diye düşünüyorum ve artık bizim konuşacağımız
sorunlar, daha önce kadın bağlamı içinde ele aldığımız sorunlar artık
birbuçuk yaşındaki bebeklerin kaderi oluyorsa, Türkiye orada durup
düşünmek durumundadır; Türkiye’yi yönetenler, Türkiye’nin seçilmiş
milletvekilleri bir kez daha durup düşünmek zorundadır diye düşünüyorum.
Genel Kurula gelirken inen merdivenlerden düştüm.
Belim çok kötü ve ayağımı taşıyamıyorum. Bir telefonu kapatmıştım.
Ve bunu burada söylemek gerekiyor diye düşünüyorum: Gelen telefon
bir kadındandı ve o telefondaki ses, on üç yaşındaki kız çocuğuna
babasından gelen tecavüzü anlatıyordu. Taşınması zor, konuşması
zor. Ama, diyorum ki, Türkiye, bu kanayan sorunun örtüsünü artık açmak
zorundadır, gündeme taşımak zorundadır, konuşmaya başlamak zorundadır.
Çünkü, bizim ülke nüfusumuzun üçte 1’i çocuk, üçte 1’i on sekiz yaşın
altında ve onlar bu ülkenin geleceği. Nüfusun üçte 1’ini oluşturan
on sekiz yaş altındaki gruba dönük bakış açısını, uygulamalarını,
politikalarını yeniden dizayn etmek durumundadır Türkiye. Kabul
etmek gerekir ki, çocuklarına bayram hediye etmiş bir ülke olarak
Türkiye, çocuklarını, ne yazık ki, sahipsiz bırakmıştır.
Bakalım bugünün rakamlarına. Değerli arkadaşlarım,
ilköğretimdeki okullaşma oranında düşme var, SHÇEK’e gönderilen çocukların
sayısında yüksek bir artış var, suç işleyen çocukların sayısında
yüksek bir artış var; hatta, resmî rakamlara göre, intihara teşebbüs
eden 100 insandan 20’si çocuk. 100 kişiden 20’sinin intihara kalkıştığı
bir çocuk dünyası var Türkiye’nin. Ve bizim çocuklarımız… Resmî rakamlara
göre sayıları 2 milyon, ama bunun çok çok üstünde olduğunu hepimizin
bildiği çocuklarımız, sahipsiz, dışarıda, sağlıksız koşullarda
çalışma yaşamının içinde. Ve hepsinden önemlisi de, sayamadığımız,
sayılamayacak kadar çok çocuğumuz sokaklarda. Sokaklarda yankesiciliğin,
şiddetin, cinsel tacizin, istismarın, fuhşun kıskacında. Terörün
el altına aldığı ve 5 milyon vererek gösterilere kattığı çocuklardan
söz etmiyorum; laik, demokratik cumhuriyetini hedef alan birtakım
organizasyonların planlı bir şekilde çocuklarımızı kullanmalarından
söz etmiyorum, onlar yaramızın başka boyutları, ama, sokaklarda
yaşayan, sayıları giderek artan ve fuhuş, porno, uyuşturucu üçgeninde
organize suç çetelerinin para kazanma aracı haline gelen çocuklarımızdan,
hiç değilse bu kısıtlı sürede, söz etmek gerekir diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, onlar bizim çocuklarımız.
Bizim kendi evlerimizde yaşamıyorlar, ama, yönetmekle sorumlu olduğumuz
bu coğrafyada, Türkiye’de yaşıyorlar ve sosyal dokunun giderek parçalanmaya
başladığı, bu parçalanmanın yoğunlaştığı, yozluğun, yozlaşmanın
egemen olduğu bir toplumsal dokuya dönük, onu değiştirmeye ve dönüştürmeye
dönük tedbirleri, kuşkusuz ki, İktidar almak zorundadır diye düşünüyorum.
Çocuklar sokaklarda sahipsiz ve kabul etmek gerekir ki, onlar sosyal
patlamaların uçucu havai fişekleri. Bizim artık bunu görmemiz gerekiyor
değerli arkadaşlarım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Okuducu, buyurun; konuşmanızı tamamlayınız.
GÜLDAL OKUDUCU (Devamla) – Şimdi, biz, sokak çocuklarıyla
ilgili bir komisyon kurduk. Komisyon çalıştı, öneriler getirdi; o
konuda ne yapıldığını ben bilmiyorum, Türkiye’nin de bildiğini
zannetmiyorum. Ama, artık kabul etmek gerekir ki, bu çocukların sorunu
sadece ekonomik nedenlerle sınırlı olmayı çoktan aşmıştır ve onlar
artık Türkiye’de organize suç çetelerinin kullandığı bir pazar haline
gelmiştir. Dokuz yaşından başlayarak, kız ve oğlan çocukları fuhşun
aracıdır değerli arkadaşlarım ve yine o yaşlardan başlayarak bizim
çocuklarımız, seyyar satıcılarda bile alabileceğimiz porno film
kasetlerinde yer almaktadır. Şimdi, bu noktada yeni bir politikanın
saptanmasına, yeni önerilerin, programların, projelerin geliştirilmesine
ve soruna derhal acil olarak el atılmasına ihtiyacımız vardır. Sayın
Başbakan demiştir ki: “10 çocuk yapın, devlet onlara sahip çıkar.” Herkes
10 çocuk yaptı mı, bilmiyorum; ama, devletin, çocuklarına sahip çıkamadığı
gerçeğini görüyorum ve burada bir kez daha tekrarlıyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
GÜLDAL OKUDUCU (Devamla) – Şimdi, devletin, kendi
aydınlık geleceği adına, tüm toplumuna olduğu gibi, çocuklarına
da sahip çıkmasının zamanıdır diye düşünüyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Gündem dışı konuşmayla ilgili olarak Devlet Bakanı
Sayın Nimet Çubukçu açıklamalar yapacaktır.
Buyurun Sayın Bakanım. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili
Sayın Güldal Okuducu’nun, çocuk istismarı, tacizi, şiddet ve fuhşu
ile ilgili gündem dışı konuşmasına cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, az önce, gündem dışında konu edilen,
Filistin’de öldürülen masum kadın ve çocukların acısını da en derin
şekilde paylaştığımızı ifade etmek istiyorum. Ülkemizde sel felaketinde
ölen yurttaşlarımızın ailelerine ve ülkemize de başsağlığı diliyorum.
Öncelikle, çocuk istismarı konusu, hem gündeme
geliş tarzı hem ele alınış tarzı itibarıyla son günlerde eleştirdiğimiz,
belki de bu konuda bu sorunları nasıl ele almamız gerektiği konusunda
bir kez daha kendimizi irdelememiz gereken bir süreç.
Özellikle dünyadan birkaç rakam vererek, bu konudaki
sıkıntıların sadece ülkemizde değil tüm dünyadaki boyutunu da
ortaya koymak isterim.
SALİH GÜN (Kocaeli) – Sen Türkiye’ye bak, dünyadan
bana ne! Kötü, örnek olur mu?
DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – 1 milyar
100 milyon civarında çocuk bugün sağlıklı ev ortamından uzak bir şekilde
büyümektedir. Aynı zamanda, dünyada sokakta yaşayan çocukların
sayısı da 90 milyon civarındadır. Bunlar, UNICEF’in raporlarından
alınmıştır.
Şiddet, çocuklara ve kadınlara yönelik şiddet,
her şekilde insan onuruna yönelmiş en ağır insanlık dışı eylemlerden
birisidir. Özellikle, şiddete uğrayan çocukların, kendilerini
koruyamayan bu çocukların, toplum üzerinde, aynı zamanda yarattığı
yıkıcı etki itibariyle, yetişmelerinde çok ağır bir sorumluluğumuz
olduğu ortada. Bir taraftan çocukları koruyalım derken, her ne kadar
hepimiz çok iyi niyetli hareket ediyor gibi gözükse de, birçok alanda
çocukları korumaktan uzak, tam tersine, çocukların aleyhinde olabilecek
birçok çalışmayı da birçok konuşmayı da yaptığımızın farkındayız.
Ben, kısaca, çocukları ve kadınları şiddetten
koruma anlamında, Ailenin Korunmasına Dair Kanun’dan başlayarak,
ülkemizde Türk Ceza Yasası’nda ve Çocukları Koruma Yasası’nda gerekli
düzenlemelerin yapıldığını, ülkemizin taraf olduğu Çocuk Hakları
Sözleşmesi ve Çocuk Pornografisinin Önlenmesi, Çocuk Satışı ve
Fahişeliğin Önlenmesi Ek İhtiyari Protokole taraf olan ülkemizde,
herhangi bir şekilde, normatif anlamda, hukuki anlamda çocuklarımızı
korumak konusunda yasal bir eksikliğimizin şu durumda olmadığını
söyleyebiliriz. Aynı zamanda, bu yasal eksikliğimizin olmadığı,
sadece bizim tarafımızdan dile getirilmiyor, son günlerde meydana
gelen hadiseyle ilgili de tüm hukukçular tarafından dile getiriliyor.
Çocuklara yönelik şiddetin önlenmesi konusunda
hem toplumsal duyarlılığı artırmaya yönelik hem de aileleri bu anlamda
yetiştirmeye yönelik, özellikle gelişmiş, büyümüş metropol kentlerde
göç nedeniyle sıkışan aile yapısında hizmet vermek üzere, Kurumumuz,
8 aile danışma merkeziyle, 44 tane çocuk ve gençlik merkeziyle, 66 toplum
merkeziyle, 8 gözlem eviyle ve birçok yatılı kurumuyla hizmet vermeye
devam ediyor.
Bir taraftan, Çocuk Koruma Kanunu’nun ülkemize
getirdiği yeniliklerden de söz etmek isterim. Temmuz ayında yasalaştırdığımız,
15 Ocakta yürürlüğe giren Çocuk Koruma Kanunu’yla birlikte, artık,
velayet hakkını kullanan ebeveynler, yani çocuğu üzerinde velayet
hakkını kullanan anne-babalar bu haklarını herhangi bir şekilde
kötüye kullanmaları durumunda, artık, devlet meseleye müdahil
oluyor ve çocuğu, velayet hakkını kaldırarak Kurum bakımına alıyor.
Bu öyle bir yenilik ki, artık, velayet hakkı anne-babalar tarafından
kullanılan sınırsız bir hak olmayıp çocukların ruhsal ve sağlıklı
gelişimi önünde engel teşkil edebilecek ailelerin de gerektiğinde
çocuklarının ellerinden alınıp kamu kurumları tarafından bu çocuğun
bakım ve gözetiminin sağlanması yapılıyor.
Özellikle Çocuk Koruma Kanunu’nun yürürlüğe girmesi,
ayrıca Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun çerçevesinde çocuk istismarı
konusunda hepimiz gören göz, işiten kulak olmak durumundayız. Kamu
makamlarının üçüncü kişilerin şikâyetiyle harekete geçirildiğini
ben buradan bir kez daha duyurmak isterim. Adli makamlar, çocuk istismarı
durumunda, çocuğa uygulanan şiddet durumunda herhangi bir komşusunun,
bir yakınının ve tanık olanın şikâyetiyle derhal harekete geçiyor
ve çocuk hakkında ivedi koruma kararları alınıyor.
Çoğunlukla şiddet ve istismar, kamu makamlarının
haberdar olduğu saate kadar, genellikle yakınları tarafından uygulanan
şiddet bazen komşuları, bazen çocuğun eğitim gördüğü kurumlar tarafından
sayısız duyan kulak, sayısız işiten göz olduğunu biz biliyoruz.
Ben topluma da buradan bir çağrı yapmak istiyorum:
İnsanlık vicdanında asla kabul görmeyen, çocuklar üzerinde bu kadar
ağır bir etki yaratan, aynı zamanda geleceğimizin teşekkülünde
yıkıcı etki yaratan şiddetin ortadan kaldırılması için, lütfen,
gören gözler olalım, işiten kulaklar olalım ve şiddete uğrayan çocukları
korumak için hepimiz vicdani sorumluluğumuzu yerine getirelim
ve kamu makamlarını bu durumdan haberdar edelim diyorum.
Şiddete sessiz kalmanın toplumda şiddeti yaygınlaştırdığını
ve şiddeti olağanlaştırdığını biz biliyoruz. Özellikle çocukların
şiddetten korunması, suçtan korunması, sokaktan korunması üzerinde
de kısaca yaptıklarımıza değinmek istiyorum.
Son dönemde özellikle çocuk suçluluğu sayısında
artış var, SHÇEK’e yapılan başvurularda artış var. Rakamları… Her ne
kadar sosyal hizmetler konusunda böyle bir açıklama yapılmış ise
de, sorumlu ve ilgili Bakan olarak, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumuna başvuran çocuk sayısında bir artış olmamakla birlikte,
Çocuk Koruma Kanunu çerçevesinde yeni üstlendiğimiz rol nedeniyle,
kanunla ihtilafa düşen çocuklar ve kanunen suça mağdur çocuklar
üzerinde de yeni görevimiz nedeniyle… Biliyorsunuz, bundan önce
suç mağduru çocuklar ve kanunla ihtilafa düşen çocukların bakımı,
Kurum bakımı altında bir korunma kararları yoktu. Yeni yasanın yürürlüğe
girmesiyle birlikte, biz, çocuklar hakkında da, tedbir kararlı çocuklara
da bakım hizmeti vermeye başladık. Dolayısıyla, koruma kararlı
çocukların sayısında bir artış olmamakla birlikte, Kurum bakımı
altındaki çocukların yaşamları üzerinde de iyileştirmeler, olumlu
çalışmalar, çok olumlu gelişmeler olmakta.
Özellikle Plan ve Bütçe Komisyonundaki sunumumda
da ileri sürdüğüm, bugün 20-25 çocuğa bir bakıcının düştüğü, 30-35
yetişkine bir yardımcı elemanın düştüğü dönemden, bugün, artık, 8
çocuğa bir bakım elemanı, 5 özürlüye bir bakım elemanı şeklinde hizmet
veriyoruz. Bakım elamanlarımız, hizmet alımıyla birlikte, temizlik
ve bakım ihalesi olarak ayrılmış, bakım personeli olarak çalıştırdıklarımız
da, kız meslek liselerinin çocuk gelişimi bölümü mezunlarıdır.
Var olan iyileştirmeler karşısında, Kurum bakımı
altındaki çocukların gelişiminde de, olumlu gelişiminde de gözlemlerimiz
var. Özellikle çocuk suçluluğu sayısındaki artışla ilgili olarak
da, bildiğiniz üzere, dönemimizde, çocukluk yaşı, çocuk yaşı dediğimiz
yaş, çocuk suçluluğunda belirlenen on beş yaş sınırı on sekiz yaşa
çıkarılmıştır. Özellikle uzun yıllar bu alanda çalışmalar yapmış biri
olarak söyleyebilirim ki, çocuk suçluluğunda en yoğunlaşan, en
ağırlaşan dönem on beş-on sekiz yaş arasıdır. Oysa, ülkemizde çocuk
demek, on beş yaş altı demekti. Oysaki yeni dönemde çocuk yaşının
on sekize çıkarılması, bu yöndeki uluslararası sözleşmelerdeki
taahhütlerimiz doğrultusunda, on sekiz yaş altında işlenen tüm
suçlar istatistikleri çocuk suçluluğu olarak geçtiği için -halbuki,
on sekiz yaş altı işlenen suçların genel oranına baktığınızda,
oran değişmemekle birlikte- kavramlar değiştiği için ve çocuk kavramını
değiştirdiğimiz için, on sekiz yaşa çıkardığımız için bu rakamlar
artmış gibi gözüküyor; ama, gerçek çocuk suçluluğu sayısında bir
artış yok. Özellikle çocuk suçluluğu ve sokak çocuklarıyla ilgili
mücadelede veya çalışmalarda en önemli unsurun kapalı infaz sistemleri
olmadığını, çocuk suçluluğu üzerinde en önemli etkinin, ıslah ve
caydırıcı etkinin, ceza infaz sisteminden beklenen etkinin, çocuk
üzerindeki kapalı infaz sisteminin hiçbir yararı olmadığı ortaya
çıkmıştır. İşte bu sebeple, Çocuk Koruma Kanunu gereği hem çocuklar
üzerinde rehabilitasyon hizmeti veriyoruz hem bakım hizmeti veriyoruz.
Bu çocuklar üzerinde en etkili ıslah sürecinin eğitim olduğu ortaya
çıkmıştır ve çocuklarımızı eğitim kurumlarına yönlendirebildiğimiz
sürece, onlara eğitim desteği verebildiğimiz sürece bu sorunu
azaltırız.
Kurum olarak, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu
olarak ve Devlet Bakanlığı olarak, Sayın Başbakanın genelgesi doğrultusunda
oluşturulan dört ilgili bakanlığın çalışmalarının sürdürüldüğü,
sokakta yaşayan çocuklar, sokakta çalışan çocuklar ve bağımlı çocuklara
ilişkin hizmet eşgüdüm toplantıları ve çalışmaları büyük bir hızla
sürüyor. Bu konuda elde ettiğimiz veriler ve rakamlar bize bu konuda
iyimser göstergeler olarak yansıyor. Şu ana kadar 56 bin civarında
çocuğa bizzat hizmet götürdük. Bu çocukların hem ailelerini desteklemek
hem eğitim kurumlarına kazandırılması konusunda çok ciddi çalışmalarımız
var.
Bunun yanı sıra, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme
Kurumu Genel Müdürlüğü olarak, risk altındaki 30 bine yakın aileyi
de ayni, nakdî yardımla destekliyoruz. Yani, bizim burada hedefimiz,
daha çocuklar sokağa düşmeden, sokakta bir hizmet modeli üretmeden
risk grubundaki çocuklara yerinde hizmet götürmek, yerinde hizmet
vermek. Bu durumda elde ettiğimiz veriler, ulaştığımız başarılar
da, gerçekten, bu konuda işbirliği yaptığımız uluslararası kuruluşlar
tarafından da takdirle karşılanıyor ve bize de bu anlamda kendi raporlarında
yer veriyorlar.
Burada en önemli çalışmalarımızdan birisi, Sosyal
Yardımlaşma-Dayanışma Fonu kanalıyla ülkemizde eğitim çağındaki
çocuklara verdiğimiz destektir ki, çocukların okula gittikleri
sürece hem sokaktan hem istismardan hem şiddetten hem de olası sayamadığımız
kadar riskten korundukları bir gerçektir.
Onları bu risklerden korumak hepimizin görevi.
Kurum olarak, Kurum bakımı olarak ve devletin bütün kurumları olarak
özellikle çocuklar üzerindeki şiddet konusundaki hassasiyetimizi
vurgulamak isterim. Hem sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar üzerinde
Mecliste oluşturulan Komisyon Raporu’ndaki tüm veriler ve öneriler
Kurumumuz tarafından dikkate alınıp uygulamaya konulduğu gibi,
görevi sona ermiş olmasına rağmen, biz, hâlâ, bu Komisyonda görev
yapmış milletvekillerine durum hakkında bilgi aktarmaya devam
ediyoruz.
Aynı şekilde, Mecliste kurulan töre cinayetleri,
kadın ve çocuklara yönelik şiddetin önlenmesi konusundaki Meclis
yasama çalışmasının, bu anlamda önemli çalışmasının da önerileri
dikkate alınmış ve bunun, Sayın Başbakanın 4 Temmuzda yayınladığı
genelgeyle en üst düzeyde bir devlet politikası olarak alındığını
ifade etmek isterim.
Çocuklara yönelik şiddet ve istismar, özellikle
cinsel istismar belki de bir insanın alçalabileceği en derin noktadır.
Bir insan için bundan daha alçaltıcı, daha utanç verici bir pozisyon
olamaz. İnsanın ve insanlığın bu kadar alçaldığı bir meselede,
özellikle son günlerde “Türkiye’nin çocuk pornografisinde birinci
sırada yer aldığı” gibi iddiaların zaman zaman milletvekilleri tarafından
da komisyonlarda dile getirilmiş olması ülkemiz adına üzüntü vericidir,
utanç vericidir. Türkiye bu konuda herhangi bir sıralamada olmadığı
gibi, bahsedildiği gibi bir veri, bir gerçeklik hiç kimsenin elinde
de bulunmamaktadır. Bu konuda, yarın, İçişleri Bakanlığımız Emniyet
Sözcülüğü de gerekli açıklamaları yapacak olmakla birlikte, kendi
ülkemiz adına yaptığımız bu haksızlığı da bu kürsü kanalıyla bir şekilde
ifade etmek istedim.
Özellikle bu tür haberlerin ele alınış şekli itibarıyla
toplumun kanını donduran, ülkemiz tarihinde bir ilk olan bu vakada,
özellikle ele alınan bu vakada bebeğin görüntülerinin kullanılması,
bebeğin resimlerinin basılması, dünyayla bu konuda bu meseleleri
ele alış tarzı itibarıyla ne kadar aramızda büyük bir fark olduğunu
da ortaya koyuyor. Hangi kamu yararı, hangi anlayış bu bebeğin görüntülerinden
ne gibi bir psikolojik beklenti içerisinde, doğrusu çok şaşırıyorum!
Özellikle toplum üzerinde infial yaratan, bu süreçte,
görüştüğüm herkes tarafından “kanal değiştirdik, kanımız dondu,
izleyemedik” şeklinde, bütün milletin isyanına yol açan meselenin
veriliş tarzı, belki de sadece o bebeğin değil, ülkemizdeki yaşayan
sayısız bebek ve çocukların sayısız kez istismar edilmesine yol açmıştır.
Bir taraftan, konuyu ortaya çıkarmış edasıyla…Konu
zaten vaka olarak yansıdığı andan itibaren, çocuğun ilk andan itibaren
hakkında koruma kararları, ivedi koruma kararları verilmiş, Kurum
bakımı altına alınmış, velayetin kaldırılması için davalar açılmış,
aile, anne ve sorumluları emniyet yetkilileri tarafından derhal
yakalanmış ve adli makamların huzuruna çıkarılmıştır.
Burada, Hükûmetimizin herhangi bir üyesinin, yapılan
işlemler nedeniyle, tutumumuz itibarıyla herhangi bir şekilde sorumlu
tutulmamız, suçlanmamız mümkün olmadığı gibi, sadece ele alınış
tarzı itibarıyla yaptığımız itirazlar bile çok yanlış anlaşılmalara,
anlamalara sebebiyet vermiştir. Bu sorumluluk hepimizin, başta
medya organları olmak üzere, bu ülkede yaşayan çocukları korumak
hepimizin... “Bu meseleyi bu şekilde vermeyin.” derken, meseleye
sessiz kaldığımız, yok saydığımız, kabul ettiğimiz anlamına elbette
gelmez. Hiçbir kimse, bu ülkede yaşayan, ama hiç kimse, siyasi düşüncesi,
görüşü ne olursa olsun -az önce Sayın Okuducu Hanımefendi’nin değindiği
gibi- geleneklerimiz, kültürümüz, değerlerimiz, insan olmanın
gereği, böyle bir olayda sessiz kalmayı veya isyan etmemeyi, nefretle
kınamamayı kabul etmez. Dolayısıyla, burada bulunan herkes bu konuda
hemfikir. Ben, sadece, bu ülkede yaşayan çocukların korunması adına
bu konuda bir talepte bulundum, kendi adıma bir talepte bulunmadım
ve bu anlamda, bu çocukları korumakla yükümlü, ilgili bir Bakan
olarak talepte bulundum.
Bundan kimin, ne yararı oldu, soruyorum? Yani,
bu ülkede yaşayan, bu bebeğin görüntülerinin izlenmesi durumunda,
bu toplumda ne gibi -bu konunun ele alınış tarzı itibarıyla- faydası
oldu? Eğer bir mesele ele alınacaksa, böyle bir mesele ele alınacaksa,
uzman görüşleriyle birlikte, ülkemizde yaşayan çocukları ve gençleri
bu tür suçlardan ve istismardan korumanın veya buna tevessül edenlerin
yakalanması ihtimalinden söz ederek ve kanunların nasıl da güçlü
olduğundan söz ederek, bu anlamda caydırıcı etkiyi yaratarak, belki
de, birçok insan üzerinde, buna tevessül edecek sapkın ve sapıklıklar
üzerinde olumlu anlamda etki yaratacak şekilde ele alınması gerekirdi.
Her şeyden önce, bu tür haberlerin -bilimsel bir gerçeklik- pedofili
hastaları üzerinde ve bu eğilimli insanlarda olumsuz yansıma etkisi
yarattığını biz biliyoruz ve bu konuda böyle açıklamalar yapan
psikiyatristlerin, uzmanların görüşlerine de yer verilmediğini
biz biliyoruz.
Kanımızı donduran bu hadise karşısında, meselenin
Meclis gündemine taşınmış olmasından dolayı ve meselenin burada
doğru bir şekilde ele alınmış olmasından dolayı, ben, teşekkür ediyorum.
Her şeyden önce, çocuklarımız üzerindeki koruma
kararlarımızın sadece yasal koruma kararları olmadığını, çıkardığımız
yasaların, bu Parlamento döneminde de çıkardığımız yasaların
kâğıt üzerinden alınıp hayata taşınmasının hepimizin görevi olduğunu
bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Özellikle, şiddet ve istismar
konusunda sesleri çıkmayan küçük yavrularımızın sessiz çığlığı
olarak, hepimiz sessiz çığlığı en yakın mesafede olarak duyalım arzu
ediyorum.
Özellikle, biraz önce değinilen birkaç hususa
da... Sayın Başbakana atfen iletilen, “siz 10 tane çocuk doğurun,
devlet sahip çıkar” sözünü Sayın Başbakanımızın hiçbir yerde söylemediğini,
dolayısıyla, böyle bir sözün hiçbir gerçekliğinin olmadığını da
burada ifade etmek isterim.
K.KEMAL ANADOL (İzmir) – “Nüfus planlamasını isteyenler
vatan hainidir” dedi.
DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Herkes,
uluslararası, Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’ne, Anayasa’mıza
göre, bir ülke hariç, dünyada bütün ülkelerin kabul ettiği, herkes,
istediği kadar çocuğa, istediği kadar sürede sahip olabilir. Bu,
anayasal ve Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi doğrultusunda bir
haktır. Dolayısıyla, kimin ne kadar çocuk sahibi olacağına, kimin
ne kadar çocuk sahibi olmayacağı konusunda bir açıklama sizler tarafından
yapılmış olabilir ama, “10 tane çocuk yapın” şeklinde bir konuşması
Sayın Başbakanımızın olmamıştır.
Dolayısıyla, ülkemizin genç nüfusu ve dinamik
nüfusunun, bugün negatife düşen ülkeleri de göz önüne aldığımızda,
ülkemizin önemli bir kazanımı olduğunu, demografik gücümüzün
de, dönemsel anlamda değil, her zaman değerlendirilmesi gerektiğini,
dolayısıyla, nüfus planlaması kavramı...
K.KEMAL ANADOL (İzmir) – “Nüfus planlaması isteyenler
vatan hainidir” dedi. Otobüsün üstünden seslendi.
DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – ...aile
planlaması kavramı, herkesin istediği kadar çocuk sahibi olabilmesi
özgürlüğünü de kapsar.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Onlara “vatan hainidir”
dedi.
DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Dolayısıyla,
herkesin istediği kadar çocuk sahibi olabilmesini tanımlayan bu
hakkın başka şekilde tanımlanması sizin tercihiniz olabilir, ama
bizim tercihimiz böyle değil. (AK Parti sıralarından alkışlar)
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hayır, hayır, öyle dedi.
Ben gayet doğru söylüyorum, bir yanlışım yok.
AHMET
YENİ (
DEVLET
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Dolayısıyla, en temel kişi haklarından,
en temel haklardan birisi olan istediğiniz kadar
evlat sahibi olma hakkını da kimse diğerinden alamaz. Dolayısıyla, bu yönde yaptığınız açıklamaların da doğru
olmadığını söylemek isterim.
Tekraren, geleneklerimize, kültürümüze,
değerlerimize atfen yaptığınız konuşma için de teşekkür ederim. Özellikle, ülkemizde ailenin korunması
konusu söz konusu olduğu zaman, aile bütünlüğünün korunması söz
konusu olduğu zaman da, aileye destek söz konusu olduğu zaman da
aynı gelenekçi bakış açısının sürdürülmesi, toplumsal değer yargılarımızın
gelecek kuşaklara aktarılmasının tek aracı olan aile kurumunun
korunması da çok önemlidir.
CANAN
ARITMAN (İzmir) – “Dokuz yaşındaki çocukla evlenilebilir” diyen
düşüncenin ürünüdür bu.
DEVLET
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Biz, bu anlamda, aileye destek hizmetlerini,
sosyal politika olarak, sosyal hizmet politikamızın ana plan, politikalarını
belirliyoruz. Dolayısıyla, bu yönde yaptığımız bütün
çalışmalar da aile odaklı çalışmalardır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
– Sayın Bakanım, yirmi dakikalık süre doldu. Konuşmanızı
tamamlayınız.
Buyurun.
DEVLET
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Ben, her şeyden önce, bu konunun
tekrar Meclis çatısı altında gündeme getirilmesinden dolayı Sayın
Milletvekilimize teşekkür ediyorum.
Tekraren,
Çocuk Koruma Kanunu yürürlüktedir, Ailenin Korunması Kanunu yürürlüktedir,
Türk Ceza Kanunu en şiddetli şekilde bu suçları cezalandırıyor;
lütfen, çevrenizde böyle bir olay oluyorsa, bir insan olarak vicdani
sorumluluğunuzu yerine getirin ve kamu makamlarını haberdar
edin diyoruz. Biz, Hükûmet olarak, şiddet konusunda sıfır
toleransla hareket ediyoruz ve en hızlı şekilde, en etkili şekilde
hizmet üretiyoruz.
Ben, bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi sevgi ve
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.
Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Meclis araştırması açılmasına ilişkin bir önerge
vardır, okutuyorum:
B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
ÖNERGELERİ
1.- İstanbul Milletvekili Güldal Okuducu ve 42 milletvekilinin,
çocuklara yönelik cinsel sömürünün araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/389)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Çocuk istismarının en tehlikeli boyutlu olan
cinsel sömürü; özellikle son 5 yılda büyük artış göstermiştir. Cinsel
sömürüyü oluşturan çocuk pornografisi, çocukların cinsel obje
olarak görüntülenmesidir. Çocuk fuhuşuysa, çocukların fuhuş sektöründe
pazarlanmasıdır.
Yoksulluk ve iç göç çocuğa yönelik şiddeti, sömürüyü
artıran temel nedenlerdir. Özellikle aile içi şiddet, çocuğu sokağa
ve organize suç örgütlerinin kucağına itmektedir. Çetelere katılan,
suç işleyen çocukların sayısı artmaktadır.
Bu konudaki rakamsal verilerse yeterli değildir.
Kısıtlı çalışmalar, 12-18 yaş arası kız çocuklarının özellikle Diyarbakır
ve İstanbul’da fuhuş sektöründe kullanıldığı şeklindedir. Çocukların
kullanıldığı yerli yapım porno filmler de tezgah satıcılarından
kolaylıkla elde edilebilmektedir.
Çocuğun, sağlıklı cinsel yaşamını ve üreme sağlığını
tehdit eden; erken yaşta gebelik, doğum, sağlıksız koşullarda, hekim
uygulaması olmaksızın düşük yapma, cinsel yolla buluşan enfeksiyonların
yayılması gibi sağlık sorunlarını da bünyesinde barındıran cinsel
istismar, bir halk sağlığı problemidir.
Organize suç örgütlerinin uyuşturucu, fuhuş ve
porno üçgeninde kazanç amacıyla çocuğu kullanmaları; sokakta yaşayan
ve çalışan çocuk problemleriyle, çocuğun cinsel istismarı probleminin
şekil değiştirmesine, daha komplike bir boyut kazanmasına neden
olmaktadır.
Birleşmiş Milletlerin Çocuk Hakları Sözleşmesinin
Çocuk Satışı, Çocuk Fuhuşu ve Çocuk Pornografisi Ek Protokolüne
göre; Türkiye konuyla ilgili yasal düzenlemeleri yapmanın yanısıra,
uygulamanın işlerliğini sağlamaktan ve çocuğa yönelik cinsel sömürüyü
önlemekten sorumludur.
BM Çocuk Hakları Komitesi, Ek Protokole ait Türkiye
SHÇEK tarafından hazırlanan dönemsel raporu hakkında;
Üstlenilen eşgüdüm ve denetim faaliyetlerinin
yetersizliğinden,
Çocuk satışı, fahişeliği ve pornografisine özgü
merkezi ve yerel özel bir Eylem Planının olmayışından,
İnternet kullanımına ilişkin 2005-2015 Ulusal Eylem
Planında öngörülen önlemler hakkındaki bilgi eksikliğinden,
İnsan Ticaretiyle Mücadele Ulusal Eylem Planının
uygulanması için doğrudan bütçe tahsis edilmemiş olmasından.
Kamunun, devlet görevlilerinin, güvenlik, sosyal
hizmetler, eğitim ve sağlık gibi kamu idaresi sektörlerinin bilinçlendirilmesi
çabalarının yetersizliğinden,
Ek Protokol hükümlerinin okul müfredatı da dahil
olmak üzere, çocuklara yaygın şekilde öğretilmemesinden,
Ek Protokolde düzenlemelerin pratikte uygulanması
hakkındaki bilgi (yaş, cinsiyet ve azınlık grubuna göre dağılımı
yapılmış veriler, ülke genelinde çocuk satışı, fahişeliği ve pornografisinin
yaygınlaşmasıyla ilgili araştırmalar…) eksikliğinden,
Çocuklara yönelik cinsel sömürü vakalarındaki
artıştan,
Konu hakkında yararlanılabilir tam bilginin,
sistematik denetim ya da şikâyet mekanizmasının olmayışından,
Böylece nedenlerin, temel sebeplerin kapsamının
ve bağlı sorunların ele alınmalarının zorluk arz etmesinden,
Ek Protokolde yasaklanan suçlardan mağdur olan
çocuklar için sunulan mevcut hizmetlerin, sistematik ve yaygın olmamasından,
Bu hizmetlerden kimin sorumlu olduğunun, hizmet
sunanlara, hangi düzenlemenin yol gösterdiğinin açık olmamasından,
Çocuk satışı, fahişeliği ve pornografisinin
kamuda tartışılmasından, kamu bilincinin eksikliğinden,
Ek Protokolde düzenlenen suçları oluşturan eylemlerin
önlenmesi, bu eylemlerden sorumlu kişilerin araştırılması, soruşturulması,
kovuşturulması ve cezalandırılması için yapılan bölgesel ve iki
taraflı düzenlemeler hakkındaki bilgi eksikliğinden, endişe duyduğuna
dair nihai gözlem raporu vermiştir.
Mevcut durumun saptanması, bu konuda rol alacak
tarafların görev tanımlarının yapılması, işbirliği alanlarının
belirlenmesi için çalışmalara başlamak gerekmektedir.
Ülkemizde yaşananlar ve Komitenin endişeleri
ışığında, Anayasa’nın 98. İçtüzüğün 104. ve
105. maddeleri uyarınca, çocukların cinsel sömürüsünü
önlemek, mevcut durum ile temel sebepleri saptamak ve gerekli tedbirlerin
alınmasını sağlamak için Çocuklara Yönelik Cinsel Sömürüyü Araştırma
Komisyonu kurulması hususunda gereğini arz ederiz.
1) Güldal Okuducu (İstanbul)
2) Ahmet Küçük (Çanakkale)
3) Uğur Aksöz (Adana)
4) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
5) Abdurrezzak Erten (İzmir)
6) Vezir Akdemir (İzmir)
7) Enver Öktem (İzmir)
8) Ali Oksal (Mersin)
9) Ufuk Özkan (Manisa)
10) Canan Arıtman (İzmir)
11) Feridun Ayvazoğlu (Çorum)
12) Mehmet Nuri Saygun (Tekirdağ)
13) Erdal Karademir (İzmir)
14) Ahmet Ersin (İzmir)
15) Halil Ünlütepe (Afyonkarahisar)
16) Ali Rıza Bodur (İzmir)
17) Ziyattin Yağcı (Adana)
18) Nurettin Sözen (Sivas)
19) Sedat Pekel (Balıkesir)
20) Erol Tınastepe (Erzincan)
21) İsmail Özay (Çanakkale)
22) Atila Emek (Antalya)
23) Nadir Saraç (Zonguldak)
24) Şefik Zengin (Mersin)
25) Mehmet Vedat Melik (Şanlıurfa)
26) Mehmet Işık (Giresun)
27) Ahmet Sırrı Özbek (İstanbul)
28) Kemal Sağ (Adana)
29) Harun Akın (Zonguldak)
30) Yakup Kepenek (Ankara)
31) İlyas Sezai Önder (Samsun)
32) Mehmet Ali Arıkan (Eskişehir)
33) Mehmet Kartal (Van)
34) Osman Kaptan (Antalya)
35) Gürol Ergin (Muğla)
36) Abdulaziz Yazar (Hatay)
37) Sıdıka Sarıbekir (İstanbul)
38) Mehmet S. Kesimoğlu (Kırklareli)
39) Muharrem Toprak (İzmir)
40) Özlem Çerçioğlu (Aydın)
41) Tuncay Ercenk (Antalya)
42) Nevin Gaye Erbatur (Adana)
43) Bihlun Tamaylıgil
(İstanbul)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması
açılıp açılmaması konusundaki ön görüşmeler, sırası geldiğinde
yapılacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir
tezkeresi vardır; okutuyorum:
C) TEZKERELER VE
ÖNERGELER
1.-
Gürcistan Parlamento Başkanı Nino Burjanadze’nin, Gürcistan’ın başkenti
Tiflis’te düzenlenecek olan Demokrasinin Geliştirilmesi, Parlamenter
Diplomasinin Rolünün Güçlendirilmesi konulu konferansa davetine,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını temsilen TBMM Başkan Vekili
Ali Dinçer'in katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1155)
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç, Gürcistan’ın Başkenti Tiflis’te
düzenlenen “Demokrasi’nin Geliştirilmesi: Parlamenter Diplomasinin
Rolünün Güçlendirilmesi” konulu konferansa Gürcistan Parlamento
Başkanı Nino Burjanadze tarafından davet edilmektedir. Anılan davete Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent
Arınç’ı temsilen TBMM Başkanvekili Ali Dinçer’in katılması hususunu,
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi
Hakkındaki 3620 sayılı Kanun’un 9. Maddesi uyarınca Genel
Kurul’un tasviplerine sunulur.
Sadık
Yakut
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
V.
BAŞKAN – Oylarınıza
sunuyorum…
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
– Karar yeter sayısı...
BAŞKAN – Oylarınıza
sunup karar yeter sayısını arayacağım.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Sayın milletvekilleri, karar yeter
sayısı yoktur.
Birleşime beş dakika
ara veriyorum.
Kapanma Saati: 15.00
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.17
BAŞKAN : Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER : Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Mehmet DANİŞ
(Çanakkale)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 17’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu
açıyorum.
IV.— BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA
SUNUŞLARI (Devam)
C) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
1.- Gürcistan Parlamento Başkanı Nino Burjanadze’nin,
Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te düzenlenecek olan Demokrasinin Geliştirilmesi,
Parlamenter Diplomasinin Rolünün Güçlendirilmesi konulu konferansa
davetine, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını temsilen TBMM
Başkan Vekili Ali Dinçer'in katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi
(3/1155) (Devam)
BAŞKAN – Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresinin oylamasında karar yeter
sayısı bulunamamıştı.
Şimdi, tezkereyi tekrar
oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul
edenler…
Sayın milletvekilleri,
Kâtip Üyeler arasında ihtilaf vardır, elektronik cihazla oylama yapacağım.
Oylama için üç dakika
süre vereceğim.
Oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
karar yeter sayısı vardır, tezkere kabul edilmiştir.
Gündemin “Kanun Tasarı
ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve
İbrahim Köşdere’nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa
Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN – 1’inci sırada
yer alan Kanun Teklifi’nin geri alınan maddeleriyle ilgili Komisyon
Raporu gelmediğinden teklifin görüşmelerini erteliyoruz.
2’nci sırada yer alan,
Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı
ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız
yerden devam edeceğiz.
2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine
İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
BAŞKAN – Komisyon?..
Tasarının görüşülmesi
ertelenmiştir.
3’üncü sırada yer
alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri
Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına Yönelik Yardım
Sağlanmasının Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika
Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına
Yönelik Yardım Sağlanmasının Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine
İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1115) (S. Sayısı: 1147)
BAŞKAN – Komisyon?..
Tasarının görüşülmesi
ertelenmiştir.
4’üncü sırada yer
alan, Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Adalet Komisyonları
Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
4.- Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği
Uyum ile Adalet Komisyonları Raporları (1/1054) (S. Sayısı: 1239) (x)
BAŞKAN – Komisyon ve
Hükûmet yerinde.
Sayın milletvekilleri,
geçen birleşimde dördüncü bölüm üzerinde konuşmalar ile soru-cevap
işlemi tamamlanmıştı.
Şimdi, dördüncü bölümde
yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini
yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.
73’üncü maddeyi okutuyorum:
DÖRDÜNCÜ KISIM
Çeşitli Hükümler
Görev ve yetki
MADDE 73 –
Madde üzerinde bir
adet önerge vardır; okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1/1054 Esas Numaralı
Vakıflar Kanunu Tasarısının 73. maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mehmet Boztaş |
Mehmet Küçükaşık |
Feridun Baloğlu |
|
|
Aydın |
Bursa |
Antalya |
|
|
Muharrem Kılıç |
Feridun Ayvazoğlu |
M. Nuri Saygun |
|
|
Malatya |
Çorum |
Tekirdağ |
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
Orhan Eraslan |
|
|
|
Artvin |
Niğde |
|
(A) Genel Müdürlüğün
merkez ve taşra teşkilatının her kademedeki idarecileri; yapmakla
yükümlü bulundukları hizmet ve görevleri Genel Müdürün ve üst amirlerinin
emir ve direktifleri doğrultusunda mevzuata, plan ve programlara
uygun yürütmekten sorumludur.
(B) a) 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun;
1) 36 ncı maddesinin
“ORTAK HÜKÜMLER” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendine;
“Diyanet İşleri Başkanlığı Müfettiş Yardımcıları” ibaresinden
sonra gelmek üzere “Vakıf Müfettiş Yardımcıları”; “Başbakanlık Uzman
Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Uzman Yardımcıları”,
“Müfettişliğe” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıflar Müfettişliğine”
ve “Başbakanlık Uzmanlığına” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf
Uzmanlığına” ibareleri,
(x) 1239 S. Sayılı Basma Yazı 1/11/2006 tarihli
13’üncü Birleşim Tutanağına eklidir.
2) 152 nci maddesinin
“II-Tazminatlar” bölümünün “A-Özel Hizmet Tazminatı” bendinin (g)
alt bendine; “Sosyal Güvenlik Kurumu Baş Müfettişi, Müfettiş ve Müfettiş
Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Müfettişi ve
Vakıf Müfettiş Yardımcıları”; (i) alt bendine; “Kültür ve Turizm Uzmanları”
ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Uzmanları” ibareleri,
3) Eki (I) sayılı ek
gösterge cetvelinin, (g ) bendine “Sosyal Güvenlik
Kurumu Müfettişleri, Sosyal Güvenlik Uzmanları” ibaresinden sonra
gelmek üzere “Vakıf Müfettişleri”; (h) bendine “Kültür ve Turizm Uzmanları”
ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Uzmanları” ibareleri,
4) Eki (IV) sayılı Makam
Tazminatı cetvelinin 8 inci sırasının (a) bendine “Sosyal Güvenlik
Kurumu Müfettişleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Müfettişleri”
ibaresi,
eklenmiştir.
b) 8/9/1983 tarihli ve
2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasına
“devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan
taşınmaz” ibaresinden sonra gelmek üzere “malları ve Vakıflar Genel
Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz”
ibaresi eklenmiştir.
c) 4/1/2002 tarihli ve
4734 sayılı Kamu İhale Kanununun;
1) 3 üncü maddesine
(j) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (k) bendi,
“k) Vakıf vakıf kültür
varlıklarının onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesine
ilişkin mal veya hizmet alımları,
2) Geçici 4 üncü maddesine
aşağıdaki fıkra,
“Bu Kanunun 3 üncü
maddesinin (k) bendine ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığı ve
Kamu İhale Kurumunun görüşleri alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü
tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.”
Eklenmiştir.
(C) Bir sözleşme mevcut
olmasa dahi, Genel Müdürlük menfaatinin olması kaydıyla hangi aşamada
olursa olsun;
a) Genel Müdürlük ile diğer kamu kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel
kişiler arasında çıkan hukuki ihtilafların anlaşma ve sözleşme
değişikliği ile neticelendirilmesinde Meclis,
b) Maddi ve hukuki sebeplerle
takibinde veya yüksek dereceli mahkemelerce incelenmesini istemekte
fayda umulmayan dava ve icra takiplerinden vazgeçilmesi, bir hakkın
tanınması, menfaatin terkinde otuzbin Lirasına kadar Genel Müdür,
bu miktarı aşanlarda Meclis,
yetkilidir.
Genel Müdür bu yetkisini
kısmen veya tamamen Genel Müdür yardımcılarına ya da I. Hukuk Müşavirine
devredebilir.
Bu maddenin uygulanmasına
ve miktarların tespitine ilişkin hususlar Meclisçe belirlenir.
(D) Mazbut ve mülhak
vakıfların vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin
hakları saklıdır. Bu hakların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar
tüzükle düzenlenir.
(E) Mülhak vakıflarda
vakıf yönetimine karşı açılan, mülkiyet ve intifa hakkı iddiasını
taşıyan davalarda vakıf yönetimi ile Genel Müdürlük birlikte hasım
gösterilir.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI
KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın
Eraslan.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Vakıflar Yasası’yla
ilgili görüşmelere, yine de, kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Üzüntüyle ifade etmek
isterim ki, muhalefet partisi olarak, söz hakkımızı savunma adına,
her maddeye önerge vermek zorunda kaldık. Bunun sorumlusu, doğrusu
biz değiliz. Temel yasa olarak İç Tüzük’te tanımlanan hiçbir özelliğe
sahip olmayan Vakıflar Yasası’nı, salt muhalefetin sesini kısmak
için, çoğunluğuna dayanarak, muhalefete söz vermemeyi içine sindiren
İktidar Partisi Grubudur. Bu bakımdan, uzun önergeleri, söz hakkımızı
savunma adına, demokrasi adına yazmış bulunuyoruz. Bunun gereği
olarak da söz almış bulunuyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
şimdi, birçok şeyi açıkladık, ama, bazı şeylerin hâlâ anlaşılmadığını,
dün, değerli İktidar Partisi Milletvekili Sayın Recep Özel’in açıklamaları
sonucu, bazı şeylerin anlaşılamadığı kanısı yeniden uyandı. Bunları
tekrar anlatma ihtiyacı içerisindeyim. Doğrusu, kendileri değerli
bir arkadaşımız ve Komisyonun üyesi, alt komisyonun da başkanıydı.
Değerli arkadaşım eğer bazı konuları hâlâ anlayamadıysa alt komisyon
başkanı olarak, o zaman, bu konunun, kamu efkârınca yeterince anlaşılamadığı
kanısı bizde doğdu doğrusu.
Şimdi, burada, tarih
huzurunda bir gerçeği tespit edip, tutanaklara geçirttirmek bizim
açımızdan da vicdani ve ahlaki bir borçtur. Bu yasada, Hükûmet tasarısından
sonra 40-45 kadar değişiklik yapılmıştır. Yani, önerge gelmiştir. Bunda
muhalefet partisi olarak, biz, alt komisyonda eleştirilmeyen, alt
komisyonda Terörle Mücadele Yasası Genel Kurulda görüşülürken,
bizim burada bulunmamızdan fayda sağlanarak apar topar geçirilen
Yasa’nın Komisyonda müzakeresi sırasında, demokrat bir tavırla
bize bu imkânı veren Adalet Komisyonu Başkanı Sayın Köksal Toptan’a
teşekkür etmek isterim. Yani, bu imkânı verdi de, bundan kim kazançlı
çıktı? Muhalefet bundan dolayı herhangi bir şey mi? Hayır. Siz, biz
eleştirdiğimiz zaman “Aa, o öyle değil.” dediğiniz maddeler, işte
Sayın Toptan’ın sağladığı, yani, muhalefetin de demokraside lüzumlu
olduğu inanışıyla sağladığı olanaklar üzerine yapılan değişikliklerdir.
Bu çerçevede, demek ki, konu anlaşılamamış.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Özel’in bizim eleştirilerimize
cevaplarını dört beş noktada topladım. Bunları cevaplamaya çalışacağım.
Bu bölümde biten söz hakkımı daha sonraki beş dakikada da kullanarak
devam edeceğim, onu açıklayacağım.
Şimdi, Sayın Özel diyor
ki: “Tasarı’da yabancı vakıfları ile ilgili hiçbir hüküm yok.” El insaf!
Değerli arkadaşlar,
şimdi, ben bu konuyla ilgili çok ayrıntılı bir konuşma yaptım, “Yabancıların
vakıflarla ilgili durumu.” diye.
Bunu da bölüm bölüm değerlendirdim. Birinci bölüm dedim: “Yabancıların
şube açabilmeleri.” Sınırın olmadığını söyledim. İkinci bölüm:
“Yabancılarca kurulan Türk yasalarına göre kurulan vakıflar.” Üçüncüsü:
“Türk vakıflarına yabancıların yönetici olabilmeleri.” Dördüncüsü:
“Cemaat vakıflarına yönetici olabilmeleri.”
Şimdi, bu, bu yasayla
getiriliyor dediğim hâlde, Sayın Özel buna hiçbir hüküm olmadığını
söyledi. Doğrusu, bu, bir dikkatsizlik herhâlde. Tasarının 5’inci
maddesini okursa, orada böyle bir hükmün olduğunu görür, görmemesi
mümkün değil.
Şimdi, yabancıların
-daha önceden de bunu bu kürsüden ifade ettim- ülkemizde, yabancı
vakıfların şube açmasına karşılıklılık koşuluyla olanak vardı,
ama, yabancıların vakıf kurabilmeleri ve vakıf yöneticisi olabilmeleri,
mevcut vakıflarda yönetici olabilmeleri…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Eraslan,
konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– …bu yasayla sağlanan bir olanaktır. Meri mevzuatta durum böyle değildi.
Şimdi, bu, kesintiye uğrayacak, ama, ben bir bölümünü söyleyeyim. Meri
mevzuatta, bu, ancak Bakanlar Kurulu izniyle olabilen bir durumdu.
Bu mevzuatta, bu, açıkça, bizim yasalarımıza göre yabancılara vakıf
kurabilmeyi olanak tanıyor ve bu, Türk vakfı sayılıyor. Onu da, Sayın
Özel “zaten o Türk vakfı” dedi. Hayır, aynı şey değil, yabancıların
vakıflar karşısındaki durumu aynı şey değil; yani, geçmişle bugün
aynı değil. Ayrıca, cemaat vakıfları açısında bu hiç aynı değil.
Bunu biraz sonra -söz hakkım bitti- diğer maddede, özellikle cemaat
vakıflarıyla olan ilgili kısmına da devam edeceğim.
Şimdilik hepinize
saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
74’üncü maddeyi okutuyorum:
Yetki devri
MADDE 74-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır.
Önergeyi okutup, işleme
alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1/1054 Esas Numaralı
Vakıflar Kanunu Tasarısının 74. maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mehmet Küçükaşık |
Feridun Baloğlu |
İzzet Çetin |
|
|
Bursa |
Antalya |
Kocaeli |
|
|
Muharrem Kılıç |
Yüksel Çorbacıoğlu |
Feridun Ayvazoğlu |
|
|
|
Artvin
|
Çorum |
|
|
M.
Nuri Saygun |
Orhan
Eraslan |
|
|
|
Tekirdağ |
Niğde |
|
(A) Genel Müdür ve her kademedeki yöneticiler
hukuksal sınırlarını açıkça belirlemek şartıyla yetkilerinden
bir kısmını astlarına devredebilirler.
Yetki devri uygun
araçlarla ilgililere duyurulur.
Yetki devri devredeni
sorumluluktan kurtarmaz.
(B) Genel Müdürlüğe
ve mazbut vakıflara ait taşınmazlar Devlet malı imtiyazından yararlanır,
haczedilemez, rehnedilemezler. Tüm iş ve işlemleri, her türlü vergi,
resim, harç ve katılım payından istisnadır.
Genel Müdürlük tarafından
açılacak davalarda teminat aranmaz.
Genel Müdürlüğün ve
mazbut vakıfların tahsil edilemeyen gelirleri 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre Genel
Müdürlükçe tahsil edilir.
Vakıf vakıf kültür
varlıklarının onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesi
ve kamulaştırma işlemleri 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine
tabidir.
Vakıf vakıf kültür
varlıklarının, restorasyon veya onarım karşılığı kiralama işlemleri;
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabidir.
Bu harcama ve kiralamalara
ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Yurt içi veya yurt dışında
vakıf kültürünü araştırmak, geliştirmek ve desteklemek amacıyla
gerçek ve tüzel kişiler; Genel Müdürlüğün görev alanı ile ilgili faaliyet
ve yatırım programlarında yer alan her türlü ilmi organizasyon,
stratejik araştırma, konferans, sempozyum ve benzeri kültürel faaliyetlerin
yürütülmesi kapsamında sponsorluk yapabilirler. Bu faaliyetlerle
ilgili sponsor kişi veya şirketler Genel Müdürlüğün belirleyeceği
esaslar dahilinde reklam alabilirler. Vakıflar adına kayıtlı taşınır
ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının; bakım, onarım ve restore
edilmesi, yaşatılması, çevre düzenlemesi ve kamulaştırılması
dahil Genel Müdürlüğün kontrolünde gerçek ve tüzel kişilerin kendileri
tarafından yapılacak harcamalar, bağış ve yardımlar ile sponsorluk
harcamalarının tamamı Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından düşülür.
Kuruluşunda veya kurulduktan
sonra vakıflara bağışlanan taşınır ve taşınmaz mallar Veraset ve
İntikal Vergisinden istisnadır.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait meralar 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine
tabidir.
(C) Bir sözleşme mevcut
olmasa dahi, Genel Müdürlük menfaatinin olması kaydıyla hangi aşamada
olursa olsun;
a) Genel Müdürlük ile diğer kamu kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel
kişiler arasında çıkan hukuki ihtilafların anlaşma ve sözleşme
değişikliği ile neticelendirilmesinde Meclis,
b) Maddi ve hukuki sebeplerle
takibinde veya yüksek dereceli mahkemelerce incelenmesini istemekte
fayda umulmayan dava ve icra takiplerinden vazgeçilmesi, bir hakkın
tanınması, menfaatin terkininde otuzbin Türk Lirasına kadar Genel
Müdür, bu miktarı aşanlarda Meclis,
yetkilidir.
Genel Müdür bu yetkisini
kısmen veya tamamen Genel Müdür yardımcılarına ya da I. Hukuk Müşavirine
devredebilir.
Bu maddenin uygulanmasına
ve miktarların tespitine ilişkin hususlar Meclisçe belirlenir.
Mazbut ve mülhak vakıfların
vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin hakları
saklıdır. Bu hakların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar tüzükle
düzenlenir.
(D) Mülhak vakıflarda
vakıf yönetimine karşı açılan, mülkiyet ve intifa hakkı iddiasını
taşıyan davalarda vakıf yönetimi ile Genel Müdürlük birlikte hasım
gösterilir.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI
KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Eraslan,
buyurun.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; değerli arkadaşlarım, kaldığımız
yerden, Sayın Özel’in açıklamaları üzerine yasayla ilgili, iyi anlaşılır
belki, belki arkadaşlarımız bu vahim yasadan vazgeçerler düşüncesiyle,
düşüncelerimizi açıklamaya devam ediyoruz.
Şimdi, yabancıların
vakıflar karşısındaki durumunu açıkladıktan sonra, şimdi, değerli
arkadaşlarım “yok öyle bir şey” dedi Sayın Özel. Benim notumda öyle
almışım, eğer aksini söylerse düzeltirim. Yani, burada “azınlık vakıfları,
cemaat vakıfları yabancı birini yönetimlerine seçemez. Yok öyle
bir şey” dedi.
Şimdi, bir defa, bizim,
bu tasarıda -5’inci ve 6’ncı maddeler dikkatli okunursa- var öyle
bir şey. Bakınız, nasıl var öyle bir şey, 6’ncı maddeyi okuyorum: “Cemaat
vakıflarının yöneticileri mensuplarınca seçilir.” diye bir hüküm
taşıyordu. Biz buna müdahale ettik, dedik ki: Mensuplarınca seçilir,
kimi seçer? O konuda bir ayrıntı vermemiz lazım. Mensupları seçer,
ama, şimdi yabancıların Türk vakıflarına yönetici olmalarına
olanak var. Yani, sadece Türkiye’de çoğunluğunun yerleşik olması
gerekir, hepsi bu kadar. Türk vatandaşı diye bir şey yok. Son fıkra aynen
şöyle: “…vakıfların yönetim organlarında görev alanların çoğunluğunun
Türkiye’de yerleşik olması gerekir.” diyor bu Hükûmet tasarısı. Biz,
bu iki fıkraya, 6’ncı maddenin bu iki fıkrasına müdahale ettik. Tutanaklar
orada. Eğer, Sayın Özel aksi doğrultuda bir beyanatta bulunacaksa,
Komisyon tutanaklarını getiririm, buradan harfi harfine okuruz.
Birincisinde, cemaat
vakıfları yöneticileri kendi mensuplarınca seçilir, ama kimin
arasından seçer? Kendi aralarından seçer diye, bir “kendi aralarından”
sözcüğünü ekledik. Bu kurtarıyor mu durumu? Değerli arkadaşlarım,
bu, durumu, maalesef, kurtarmıyor, çünkü, cemaatin kendi arası demek
illa Türkiye’deki yaşayanı anlamında yorumlanmayabilir, farklı
yorumlanma örneği de vardır. Ortodoks cemaatindenim, ABD’de yaşıyorum,
o cemaattenim de diyebilir. Böyle bir olanak vardır, yoktur değil. Bütünüyle,
Türk vatandaşı olacak kaydı burada yok değerli arkadaşlar, Türkiye’de
yerleşik olma kaydı var, gelir yerleşir. Türk vatandaşı olacak kaydı
yok, Türk vatandaşı olacak kaydı yok. Şimdi, kendi aralarından seçmeyi,
bu şekilde bu kurtarmayabiliyor. O “kendi aralarından”a da biz ısrarcı
olduk hatırlarsanız.
Yine, bir başka şey,
yeni vakıf diyelim buna, belki öyle önlenir diye yeni vakıf eklettik,
ama, buna rağmen de önlenemiyor. Neden önlenemiyor?
Değerli arkadaşlarım,
Sayın Özel başta olmak üzere, buraya çıkan her İktidar Partisi sözcüsü,
benim hiç alışık olmadığım şekilde ve asla kabul etmediğim şekilde,
Yüksek Yargıtayın Hukuk Genel Kurulunun bir kararını eleştirdiler.
Bu kararı, âdeta, hukuk dışı saydıklarını, zımnen ifade ettiler.
Yani, haksız bir karardır dediler. Kuşkusuz, Yargıtay kararları,
yargı kararları tartışılmaz değil. Yargı kararları tartışılır,
ama, bilimsel toplantılarda tartışılır. Yargı kararlarına uymak,
Anayasa’mızın gereğidir. Bu yargı kararını ben savunuyorum. Yargı
kararı diyor ki, Yargıtayın en üst kurulu, Hukuk Genel Kurulu: “Mal
edinme vakfiyeye bağlıdır” diyor. Vakfın kurucu unsurlarından biri
nedir arkadaşlar? Vakfiyedir, vakıf senedidir. Yeni vakıflarda
vakıf senedi, eskilerinde vakfiye. Vakfiyede olmayan bir husus
hukuka uygundur denebilir mi? Denemez. O zaman, bizim Yüksek Yargıtayımız
da diyor ki: “Bunların 1936 beyannamesi vakfiye yerine geçti, orada
bulunmayan bir hususu biz hak olarak vermeyebiliriz, vermeyiz, verilmemesi
gerekir.”
Şimdi, hâl böyle olduğu
hâlde, hukukun gereği olarak verilen bu kararı, başta İktidar Partisinin
sayın milletvekilleri…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun Sayın
Eraslan.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– …olmak üzere, önüne gelen, her çıkan burada eleştiriyor, birer tur
eleştiriyor, iniyor. Yani, çok üzüntü verici bir şey. Bu, bizim üç erkimizden
birinin en üst kararı ve hukuken de sonuna kadar doğru bir karardır.
Bu, böyle bir duyguyken, böyle bir şey yokken, böyle bir yargı kararı
eleştirilirken, sizin buraya koyduğunuz, bizim zorumuzla koyduğunuz
çekinik ifadeler, resesif ifadeler, çok açık söylüyorum, bunu kurtarmaya
yeterli değildir. Bu hata niye doğmuştur? Maksatlı mı yapılmıştır?
Art niyet mi vardır? Ben, art niyet olduğu kanısında değilim ama, eski
vakıflar ile yeni vakıfları bir arada düzenleme isteğinden kaynaklanan
ve bundan doğan bir kusurdur. Bu nedenle, bu Yasa düzeltilemez, bu
Yasa hatalarla doludur diyorum. Yani, yoksa, yasa yapılmasın, bilmem
şu olsun, bu olsun demiyorum. Ama, her zaman, yeni vakıflar ile eski
vakıfların ayrı yasal çerçevelerde ele alınması gerektiğindeki
ısrarımız bundandır.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Bir sonraki maddede
devam edelim Sayın Eraslan. Hazırsınız herhâlde?
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– Selamlamayayım mı?
BAŞKAN – Sonrakinde
devam edelim.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– Selamlayayım…
BAŞKAN – Selam mı vereceksiniz?
Buyurun.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– Değerli arkadaşlarım, söz sürem bitti. Daha sonraki maddede devam
etmek üzere, hepinize saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
75’inci maddeyi okutuyorum:
İntifa Hakkı
MADDE 75-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır, okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 S. S. Vakıflar Kanunu Tasarısının 75. Maddesinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
İzzet Çetin |
M. Nuri Saygun |
Mehmet Küçükaşık |
|
|
Kocaeli |
Tekirdağ |
Bursa |
|
|
Muharrem Kılıç |
Orhan Eraslan |
Feridun Baloğlu |
|
|
Malatya |
Niğde |
Antalya |
|
|
Feridun Ayvazoğlu |
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
|
Çorum |
Artvin |
|
Madde 75-
a) Mazbut ve mülhak vakıfların
vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin hakları
saklıdır. Bu hakların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar tüzükle
düzenlenir.
b) mülhak vakıflarda
hasım gösterilme
mülhak vakıflarda vakıf yönetimine karşı açılan, mülkiyet
ve intifa hakkı iddiasını taşıyan davalarda vakıf yönetimi ile
genel müdürlük birlikte hasım gösterilir.
muafiyet ve istisnalar
Genel müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait taşınmazlar devlet malı imtiyazından yararlanır,
haczedilemez, rehnedilemezler. Tüm iş ve işlemleri, her türlü vergi,
resim, harç ve katılım payından istisnadır.
Genel müdürlük tarafından
açılacak davalarda teminat aranmaz.
Genel Müdürlüğün ve
mazbut vakıfların tahsil edilemeyen gelirleri 6183 sayılı amme
alacaklarının tahsil usulü hakkında kanun hükümlerine göre genel
müdürlükçe tahsil edilir.
Vakıf kültür varlıklarının
onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesi ve kamulaştırma
işlemleri 180 sayılı bayındırlık ve iskan bakanlığının teşkilat
ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararname hükümlerine tabidir.
Vakıf kültür varlıklarının,
restorasyon veya onarım karşılığı kiralama işlemleri; 2886 sayılı
devlet ihale kanunu hükümlerine tabidir.
Bu harcama ve kiralamalara
ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Yurt içi veya yurt dışında
vakıf kültürünü araştırmak, geliştirmek ve desteklemek amacıyla
gerçek ve tüzel kişiler; genel müdürlüğün görev alanı ile ilgili faaliyet
ve yatırım programlarında yer alan her türlü ilmi organizasyon,
stratejik araştırma, konferans, sempozyum ve benzeri kültürel faaliyetlerin
yürütülmesi kapsamında sponsorluk yapabilirler. Bu faaliyetlerle
ilgili sponsor kişi veya şirketler genel müdürlüğün belirleyeceği
esaslar dahilinde reklam alabilirler. Vakıflar adına kayıtlı taşınır
ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının; bakım, onarım ve restore
edilmesi, yaşatılması, çevre düzenlemesi ve kamulaştırılması
dahil genel müdürlüğün kontrolünde gerçek ve tüzel kişilerin kendileri
tarafından yapılacak harcamalar, bağış ve yardımlar ile sponsorluk
harcamalarının tamamı Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından düşülür.
Kuruluşunda veya kurulduktan
sonra vakıflara bağışlanan taşınır ve taşınmaz mallar Veraset ve
İntikal Vergisinden istisnadır.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait meralar 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine
tabidir.
Bir sözleşme mevcut
olmasa dahi, Genel Müdürlük menfaatinin olması kaydıyla hangi aşamada
olursa olsun;
a) Genel Müdürlük ile diğer kamu kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel
kişiler arasında çıkan hukuki ihtilafların anlaşma ve sözleşme
değişikliği ile neticelendirilmesinde Meclis,
b) Maddi ve hukuki sebeplerle
takibinde veya yüksek dereceli mahkemelerce incelenmesini istemekte
fayda umulmayan dava ve icra takiplerinden vazgeçilmesi, bir hakkın
tanınması, menfaatin terkininde otuzbin Türk Lirasına kadar Genel
Müdür, bu miktarı aşanlarda Meclis,
yetkilidir.
Genel Müdür bu yetkisini
kısmen veya tamamen Genel Müdür yardımcılarına ya da I. Hukuk Müşavirine
veya bölge müdürlerine devredebilir.
Bu maddenin uygulanmasına
ve miktarların tespitine ilişkin hususlar Meclisçe belirlenir.
a) 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun;
1) 36 ncı maddesinin
“ORTAK HÜKÜMLER” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendine;
“Diyanet İşleri Başkanlığı Müfettiş Yardımcıları” ibaresinden
sonra gelmek üzere “Vakıf Müfettiş Yardımcıları”; “Başbakanlık Uzman
Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Uzman Yardımcıları”,
“Müfettişliğe” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıflar Müfettişliğine”
ve “Başbakanlık Uzmanlığına” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf
Uzmanlığına” ibareleri,
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI
KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın
Eraslan.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; kaldığım yerden devam ediyorum;
hepinizi tekrar saygıyla selamlarım.
Şimdi bir diğer nokta,
şube ve temsilcilikler. Değerli arkadaşlarım, Sayın Özel’in belirtmesine
göre, “Dernekler Kanunu’na göre Medeni Kanun’da yer alıyor.” diyor. Doğrudur.
Medeni Kanun’da şube ve temsilcilikle ilgili Dernekler Kanunu’na
atıf yapan bir hüküm vardır. Şimdi bu, Medeni Kanun’a göre kurulan vakıflar
açısından anlamlıdır. 2762 sayılı Yasa’da böyle bir şey yoktur. O kapsamda
da 2762 sayılı Yasa’ya göre, eski vakıflar, şube, temsilcilik, üst
birlik noktasında Medeni Kanun hükümlerine tabi değildir. Sorunun
doğduğu nokta burasıdır. Bu itibarla, yani, oradaki hükmü okuyup,
yani, “Aa bu böyle!..” Hayır. Şimdi, başından belli, bu Yasa’nın en büyük
hatalarından birisi 2’nci maddede yapılıyor, “Kapsam” maddesinde
yapılıyor. Yani, eski vakıfları, yeni vakıfları, Teşkilat Yasası’nı
bir araya topladığınızdan yapılıyor. Bir bölümünü istemeseniz
de, kendiliğinden o sonucu doğuruyor. Bunu burada anlatmaya çalıştık;
üç ayrı yasa yapalım, iki ayrı yasa yapalım... Yani, buna ihtiyaç
yok. Yani, bu şekilde… Şunu anlayamam: “Tek bir yasamız olsun.” Sadece
bir bürokratik arzu olabilir belki, bir devlet memuru arzusu olabilir
belki. Ama, bu bir siyasetçi arzusu olmaz.
Şimdi, eski Yasa’mıza
göre, cemaat vakıflarının yurt dışında şube, temsilcilik açma olanakları
yoktu. Yeni Yasa’mızda bu sağlanıyor. Şimdi “Nereden bu çıktı” dersek
doğru bir laf etmiş olmayız.
Şimdi, en önemli noktalarından
birisi de, burada anlattım, ama, herhâlde kaçırılmış. “Yeni mal edinme
Lozan’a uygunluk gereğidir.” diye söyledi Sayın Özel. “Hukuk Genel
Kurul kararı yanlıştır. Hak sahibine hakkını teslim etmek gerekir.”
dedi. Demin anlattım arkadaşlar, Hukuk Genel Kurulu, “Vakfiyede
olmayan şeyi yapamaz.” diyor. Yani, Yüksek Yargıtay vazıı kanun gibi
hareket etmiyor, var olan kanuna göre bir karar veriyor. Ha, bunun
arkasına dolanılmaya çalışılması anlamlı değildir. Açıktan “Böyle
bir şey verilecek.” denilebilir. Bunun yolu da vardır. Nitekim verilmiştir
de. Sizin Hükûmetinizden önce 4771 sayılı Yasa’yla yeni mal edinmelerinin
yolu açılmıştır cemaat vakıflarının. 4771’le açılmıştır, 4778’le bu
kapsam genişletilmiştir. Şimdi bakınız, Lozan düzeninde cemaat
vakıfları hangi amaçla mal edinebilirler? Dinî, hayri, sosyal, eğitsel;
dört nokta. 4771’de, bu dört noktayla sınırlı olmak üzere, yeni mal
edinmeye olanak tanınmış, eğer bunu Lozan’a aykırılık sayıyorsanız,
düzeltildi diyorsanız. 4771’den sonra yapılan her iş, Lozan’dan tek
taraflı taviz vermek anlamındadır. Şimdi mal edinebilir noktasına
döndü; dinî, hayri, sosyal, eğitsel değil, yani dört konuyla sınırlı
değil. Bu durum, çok açık söylüyorum, Anayasa’ya aykırılık teşkil
eder. Nasıl teşkil eder? Lozan’ın bu maddesi, Anayasa’nın 90’ıncı maddesi
çerçevesinde onaylanmış bir antlaşma olduğu için bizim hukukumuzda
Anayasa’mıza istisna teşkil eder. Neye karşı? Medenî Kanun 101/4. çok açık: “Bir ırkı, bir cemaati, bir etnisiteyi, bir
mezhebi desteklemek için vakıf kurulamaz” hükmünü istisna teşkil
eder. Bu istisnayı bu dört noktadan, antlaşma noktasından dışarıya
taşıdığınız zaman Anayasa’nın 10’uncu maddesini ihlal etmiş olursunuz,
bu noktada da bir aykırılık vardır. Buna dikkatinizi çekmeye çalıştım.
Bunu, yine Komisyonumuzun bir değerli üyesinin görmemesi, anlamaması
doğrusu çok olası değil, yani bunu anlamakta zorluğum vardır. Kaldı
ki, 12’nci maddedeki düzenlemeler, Yasa’nın 12’nci maddesindeki düzenlemeler
vahim ötesidir. Kayıtsız şartsız, yani Lozan’da olmayan bir şey, malları
değiştirme, biri birine takas etme, trampa etme, bilmem yeni edinme,
bunların hepsi 12’nci maddede sınırsız bir hâle getiriliyor. Bunu
kabul etmek mümkün değildir.
Şimdi, günün ihtiyaçlarına
uygun yeni bir vakıflar yasası yapılması düşünülebilir. Bunda
bir şey yok, oturulur konuşulur, yapılır, ama, bunu yaparken…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun, Sayın
Eraslan, konuşmanızı tamamlayınız.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– Bunu yaparken, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalara,
meri mevzuata, Anayasa’ya dikkat etmek durumundasınız. Kafanızda,
bunlar, sizce uygun olmayabilir, öyle görebilirsiniz; bunların
hiçbir ehemmiyeti yok. Bu konuya dikkatinizi çekiyorum.
Herhâlde zamanım yine
bitti. Söz hakkı bana geldikçe açıklamalarıma devam edeceğim.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
76’ncı maddeyi okutuyorum:
Mülhak vakıflarda hasım
gösterilme
MADDE 76-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır, okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 S. S. Vakıflar Kanunu Tasarısının 76. Maddesinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
İzzet Çetin |
Mehmet Küçükaşık |
M. Nuri Saygun |
|
|
Kocaeli |
Bursa |
Tekirdağ |
|
|
Muharrem Kılıç |
Orhan Eraslan |
Feridun Ayvazoğlu |
|
|
Malatya |
Niğde |
Çorum |
|
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
|
|
Artvin |
|
Madde 76-
a) Mülhak vakıflarda
vakıf yönetimine karşı açılan, mülkiyet ve intifa hakkı iddiasını
taşıyan davalarda vakıf yönetimi ile Genel Müdürlük birlikte hasım
gösterilir.
b) Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait taşınmazlar Devlet mali
imtiyazından yararlanır, haczedilemez, rehnedilemezler. Tüm iş
ve işlemleri, her türlü vergi, resim, harç ve katılım payından istisnadır.
Genel Müdürlük tarafından
açılacak davalarda teminat aranmaz.
Genel Müdürlüğün ve
mazbut vakıfların tahsil edilemeyen gelirleri 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre Genel
Müdürlükçe tahsil edilir.
Vakıf kültür varlıklarının
onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesi ve kamulaştırma
işlemleri 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabidir.
Vakıf kültür varlıklarının,
restorasyon veya onarım karşılığı kiralama işlemleri; 2886 sayılı
Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabidir.
Bu harcama ve kiralamalara
ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Yurt içi veya yurt dışında
vakıf kültürünü araştırmak, geliştirmek ve desteklemek amacıyla
gerçek ve tüzel kişiler; Genel Müdürlüğün görev alanı ile ilgili faaliyet
ve yatırım programlarında yer alan her türlü ilmi organizasyon,
stratejik araştırma, konferans, sempozyum ve benzeri kültürel faaliyetlerin
yürütülmesi kapsamında sponsorluk yapabilirler. Bu faaliyetlerle
ilgili sponsor kişi veya şirketler Genel Müdürlüğün belirleyeceği
esaslar dahilinde reklam alabilirler. Vakıflar adına kayıtlı taşınır
ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının; bakım, onarım ve restore
edilmesi, yaşatılması, çevre düzenlemesi ve kamulaştırılması dahil
Genel Müdürlüğün kontrolünde gerçek ve tüzel kişilerin kendileri
tarafından yapılacak harcamalar, bağış ve yardımlar ile sponsorluk
harcamalarının tamamı Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından düşülür.
Kuruluşunda veya kurulduktan
sonra vakıflara bağışlanan taşınır ve taşınmaz mallar Veraset ve
İntikal Vergisinden istisnadır.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait meralar 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine
tabidir.
Dava ve icra takibi
ile alacaklardan vazgeçme
Bir sözleşme mevcut
olmasa dahi, Genel Müdürlük menfaatinin olması kaydıyla hangi aşamada
olsa da;
a) Genel Müdürlük ile diğer kamu kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel
kişiler arasında çıkan hukuki ihtilafların anlaşma ve sözleşme
değişikliği ile neticelendirilmesinde Meclis,
b) Maddi ve hukuki sebeplerle
takibinde veya yüksek dereceli mahkemelerce incelenmesini istemekte
fayda umulmayan dava ve icra takiplerinden vazgeçilmesi, bir hakkın
tanınması, menfaatin terkininde otuzbin Türk Lirasına kadar Genel
Müdür, bu miktarı aşanlarda Meclis,
yetkilidir.
Genel Müdür bu yetkisini
kısmen veya tamamen Genel Müdür yardımcılarına ya da I. Hukuk Müşavirine
devredebilir.
Bu maddenin uygulanmasına,
miktarların tespitine ilişkin hususlar Meclisçe belirlenir.
657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun;
36 ncı maddesinin ”ORTAK
HÜKÜMLER” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendine; “Diyanet
İşleri Başkanlığı Müfettiş Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek
üzere “Vakıf Müfettiş Yardımcıları”; “Başbakanlık Uzman Yardımcıları”
ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Uzman Yardımcıları”, “Müfettişliğe”
ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıflar Müfettişliğine” ve “Başbakanlık
Uzmanlığına” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Uzmanlığına”
ibareleri
eklenmiştir.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI
KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Saygun,
buyurun.
MEHMET NURİ SAYGUN
(Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Vakıflar
Yasa Tasarısı’nın 76’ncı maddesiyle ilgili olarak vermiş olduğumuz
değişiklik önergesine dayalı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle,
bir kez daha yüce Meclise ve üyelerine saygılarımı sunuyorum.
Değerli arkadaşlarım,
daha önceki konuşmacı arkadaşlarımın da belirttiği gibi, biz, bu
önergeleri duyduğumuz zorunluluk gereğince vermek durumunda kaldık.
Yani, bunu bir temel yasa olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin
gündemine getirmeyip, diğer yasalar gibi görüşme şansımız olsaydı
ilgili maddelerle daha net, daha açık, daha teferruatlı konuşma
şansımız olacaktı ve hâl böyle olunca da, belki, sancı ve sıkıntılarımızı
sizlerle daha iyi paylaşabilecektik, belki de iddialarımızın bir
bölümü kabul görecekti. Ama, kısıtlı bir süre içinde de olsa, gene
de bu yönde yapmış olduğumuz çalışma sonucu sizlere hitap edebilmek,
sizlere seslenebilmek ve eksik ve yanlış gördüklerimizi ifade etmenin
çabası içindeyiz.
Efendim, dün akşam dördüncü
bölümle ilgili konuşmamı sürdürürken sürem yetmediği için en son
ifade etmek istediğim hususu tamamlayamamıştım ve bence de çok
önemli bir husustu. İzninizle, hazır ilgili Bakanımız da buradayken
bu hususu bir kez daha yinelemek istiyorum.
Efendim, Hükûmet tasarısının
geçici 9, Adalet Komisyonundan çıktığı şekliyle geçici 7’nci maddesi,
cemaat vakıflarına ait olan ya da 36 beyannamesine göre olacak
olan taşınmazların tapuya tescillerini düzenleyen bir madde. Burada,
ne yazık ki, üçüncü fıkrasında tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleriyle
birlikte, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on sekiz
ay içinde müracaat edilmesi hâlinde Meclisin olumlu kararından sonra
tapu sicil müdürlüğü tarafından tescil edileceğinden bahsediliyor.
Değerli arkadaşlarım,
şu anda bu salonda, sanıyorum, önemli sayıda hukukçu arkadaşımız
var, ama, bunu doğru algılayabilmek için hukukçu olmak da gerekmez.
Şimdi, Türkiye’de tartışmalı
olan bir konunun açıklığa kavuşması konusunda, özellikle gayrimenkul
mülkiyetine yönelik konularda tek yetkili vardır, onlar da Türkiye’deki
mahkemelerdir.
Şimdi, bu maddede, az
evvel okudum, meclisin olumlu kararıyla tapu sicil müdürlüğü tescil
edecek. Değerli arkadaşlarım, bu olumlu karara mesnet teşkil edecek
olan mülkiyet iddialarının içinde en basit örneğiyle vasiyetname
var. Şimdi sizlere soruyorum: Bir vasiyetnamenin geçerli olup olmadığı
konusunda bir hukuk devletinde karar vermeye yetkili merci kimdir?
Tek yetkili merci vardır değerli arkadaşlarım, o da, yargı dünyasının
içindeki mahkemelerdir. Ama, biz, bu maddede, alıp, meclisin olumlu
kararıyla, tescile imkân tanıyoruz. O zaman, hukuk devleti ilkesinden,
hukukun üstünlüğünden ciddi anlamda uzaklaşıyoruz.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
– Kuvvetler ayrılığı…
MEHMET NURİ SAYGUN
(Devamla) – Ben, uyarı görevini yerine getiriyorum. Bu geçici
7’nci maddenin Sayın Bakanımız tarafından bir kez daha gözden geçirilmesi
gerektiğine inanıyorum ve bu yönde yapılacak değişiklikle, yargının
baypas edilmesinin önüne geçilmesini talep ediyorum. Talep bizden.
Biz, günlerdir, doğru bildiğimiz, inandığımız hususlarda çıktık,
şu kürsüde taleplerimizi ifade ettik; ama, karar vermek, tabii ki
sizin elinizde, oy çoğunluğu sizin elinizde; ama, yanlış bir şeye karar
vermek de, herhalde, ne vicdanlara ne de gerçeklere uygun düşer. Değerlendirmesi
yapılsın. Sanıyorum, iddiamızın doğru olduğu hususunda bir düşünce
gelişecektir ve düşünce tahtında da, eğer bu maddede bir değişiklik
olursa, Cumhuriyet Halk Partisinin, Vakıflar Yasası’nda bir başka
katkısı olmuş olacaktır. Biz, bu katkıyı, kendi adımıza değil, bu ülkede
bu yasadan istifade edecek, bu yasayla ilişki kuracak tüm bireylere,
sivil toplum örgütlerine ve tüzel kişiliği olan kurumlara yönelik
bir destek, bir hizmet olarak algılıyoruz.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun, konuşmanızı
tamamlayınız.
MEHMET NURİ SAYGUN
(Devamla) – Bir de, ne kadar kabul görür bilmiyorum; ama, çok dikkatimi
çeken bir şey var, umarım zamanım yetişir, ama, yetişmeyecek. Efendim,
Lozan’da “azınlıklar” olarak geçmekte olan ibare, bizde “cemaat vakıfları”
olarak Yasa’da geçiyor. 2762 sayılı Yasa’da “cemaat vakıfları” ibaresi
yanlış uygulanmış olabilir. Aynı yanlışa devam etmeyelim. Bu Yasa’da
bir redaksiyon yaparak “cemaat vakıfları” ibaresinin “azınlık vakıfları”
olarak düzeltilmesi hâlinde, doğru olanın yapılmış olacağına inanıyorum;
çünkü, bir kavram kargaşasının yarın öbür gün bizi sıkıntıya düşüreceğinden
endişelerim var. Cemaat vakıfları deyince sadece azınlıklarla
ilgili değil, bu ülkede İsmailağa cemaatleri gibi cemaatler de
var. Yarın, öbür gün, bu ve benzeri kurumların bize yönelik talepleri
olabilir. Yasa’da net bir açıklık olmazsa sancı, sıkıntı duyabiliriz.
Bir redaksiyonla “cemaat vakıfları” ibaresinin Yasa’da “azınlık
vakıfları” haline dönüştürülmesinin de doğru olacağını inanıyorum.
Yine, bir öneri olarak kendilerine arz ediyorum. Takdir onların.
Bu vesileyle, Yüce
Meclise bir kez daha saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza…
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
– Karar yeter sayısının aranılmasını istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Karar yeter
sayısını arayacağım.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş dakika
ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.03
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.12
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Mehmet DANİŞ
(Çanakkale)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 17’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu
açıyorum.
1239 sıra sayılı Kanun
Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği
Uyum ile Adalet Komisyonları Raporları (1/1054) (S. Sayısı: 1239) (Devam)
BAŞKAN – Komisyon ve
Hükûmet yerinde.
Tasarı’nın 76’ncı maddesi
üzerinde verilen önergede karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Önergeyi tekrar oylarınıza
sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Üyeler arasında ihtilaf
vardır. Elektronik cihazla oylama yapacağım.
Oylama için üç dakikalık
süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN – Karar yeter
sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Saygıdeğer arkadaşlarım,
yaklaşık altı-yedi dakika içerisinde bir oylama olacağı, karar yeter
sayısı aranacağı görülüyor; lütfen çalışmaları aksatmayalım,
istirham ediyorum ve devam edelim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
SALİH KAPUSUZ (Ankara)
– Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – 77’nci maddeyi
okutuyorum:
Muafiyet ve istisnalar
MADDE 77-
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
madde üzerinde iki adet önerge vardır. İki önerge de aynı mahiyette
olduğundan, işlemlerini ve oylamalarını birlikte yapacağım.
Şimdi önergeleri sırasıyla
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1239 sıra sayılı Vakıflar
Kanunu Tasarısının 77 nci maddesinin son fıkrasının madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
İrfan Gündüz |
Fahri Keskin |
Fikret Badazlı |
|
|
İstanbul |
Eskişehir |
Antalya |
|
|
Ekrem Erdem |
Ahmet Yeni |
|
|
|
İstanbul |
Samsun |
|
BAŞKAN – Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Vakıflar Kanunu Tasarısının 77 nci maddesinin
son fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.
Süleyman
Sarıbaş
Malatya
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI
KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) – Yüce Heyetin takdirine bırakıyoruz Sayın
Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN – Gerekçeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Vakıflar Kanunu Tasarısının 77 nci maddesinin
son fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.
Süleyman
Sarıbaş
Malatya
Gerekçe:
Tasarının mevcut halinde
77. maddenin son fıkrası ile 4342 sayılı Mera Kanununa bir istisna
getirilerek Genel Müdürlüğe veya mazbut vakıflara ait mera arazilerinin
Mera Kanunu hükümlerine tabi olmayacağı hükmü getirilmek istenmektedir.
Özel mülkiyete konu
mera arazileri ancak kamulaştırma yoluyla Mera Kanunu çerçevesinde
değerlendirilebildiğinden mülhak vakıflar adına tescilli arazilerin
kamulaştırılmadan mera olarak tescil edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Ancak Danıştay 1. Dairesinin
08.11.2001 tarih ve E:2001/101, K:2001/160 sayılı istişari kararında
“kamunun yararlanmasına bırakılan mazbut vakıfların mülkiyetindeki
mera vasıflı taşınmazlar Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğundan
4342 sayılı Kanun hükümlerine tabidirler.” denilmiştir.
Dolayısıyla Genel
Müdürlüğe veya mazbut vakıflara ait mera arazilerinin 4342 sayılı
Mera Kanunundan istisna tutulmasının doyurucu açıklaması bulunmamaktadır.
Değişiklik teklifi
ile bu anlamsız ve yararsız istisnanın kaldırılması amaçlanmaktadır.
BAŞKAN – Diğer önergenin
gerekçesini okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1239 sıra sayılı Vakıflar
Kanunu Tasarısının 77 nci maddesinin son fıkrasının madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
İrfan
Gündüz (İstanbul) ve arkadaşları
Gerekçe:
Fıkra metninde yer
alan husus Tarım Bakanlığı mevzuatında belirlendiğinden madde metninden
çıkarılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
BAŞKAN – Birleştirilmiş
iki önergeyi tek önerge olarak oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
78’inci maddeyi okutuyorum:
Dava ve icra takibi
ile alacaklardan vazgeçme
MADDE 78. –
BAŞKAN – Madde üzerinde
iki adet önerge vardır; geliş sıralarına göre okutup, ayrılık durumlarına
göre işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Kanun Tasarısının 78 inci maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendinde yer alan “anlaşma ve sözleşme değişikliği” ibaresi “anlaşma
veya sözleşme değişikliği” olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
|
|
Ali Yüksek Kavuştu |
Ahmet Işık |
Alaettin Güven |
|
|
Çorum |
Konya |
Kütahya |
|
|
Recep Yıldırım |
Semiha Öyüş |
|
|
|
Sakarya |
Aydın |
|
BAŞKAN – Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 S. S. Vakıflar Kanunu” Tasarısının 78. Maddesinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Tuncay Ercenk |
İzzet Çetin |
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
Antalya |
Kocaeli |
Artvin |
|
|
Feridun Baloğlu |
Mehmet Küçükaşık |
Muharrem Kılıç |
|
|
Antalya |
Bursa |
Malatya |
|
|
M. Nuri Saygun |
Feridun Ayvazoğlu |
|
|
|
Tekirdağ |
Çorum |
|
Madde 78-
A) Bir sözleşme mevcut
olmasa dahi, Genel Müdürlük menfaatinin olması kaydıyla hangi aşamada
olursa olsun;
a) Genel Müdürlük ile diğer kamu kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel
kişiler arasında çıkan hukuki ihtilafların anlaşma ve sözleşme
değişikliği ile neticelendi-rilmesinde Meclis,
b) Maddi ve hukuki sebeplerle
takibinde veya yüksek dereli mahkemelerce incelenmesini istemekte
fayda umulmayan dava ve icra takiplerinden vazgeçilme-si, bir hakkın
tanınması, menfaatin terkininde otuzbin Türk Lirasına kadar Genel
Müdür, bu miktarı aşanlarda Meclis,
yetkilidir.
Genel Müdür bu yetkisini
kısmen veya tamamen Genel Müdür yardımcıları-na ya da 1. Hukuk Müşavirine
devredebilir.
Bu maddenin uygulanmasına
ve miktarların tespitine ilişkin hususlar Meclisçe belirlenir.
B) a) 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun;
1) 36 ncı maddesinin
“ORTAK HÜKÜMLER” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendine;
“Diyanet İşleri Başkanlığı Müfettiş Yardımcıları” ibaresinden
sonra gelmek üzere “Vakıf Müfettiş Yardımcıları”; “Başbakanlık Uzman
Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Uzman Yardımcıları”,
“Müfettişliğe” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıflar Müfettişliğine
“ ve “Başbakanlık Uzmanlığına” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf
Uzmanlığına” ibareleri,
2) 152 nci maddesinin
“II- Tazminatlar” bölümünün “A- Özel Hizmet Tazminatı” bendinin (g)
alt bendine; “Sosyal Güvenlik Kurumu Baş Müfettişi, Müfettiş ve Müfettiş
Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Müfettişi ve
Vakıf Müfettiş Yardımcıları”; (i) alt bendine; “Kültür ve Turizm Uzmanları”
ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Uzmanları” ibareleri,
3) Eki (I) sayılı ek
gösterge cetvelinin, (g) bendine “Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişleri,
Sosyal Güvenlik Uzmanları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf
Müfettişleri”; (h) bendine “Kültür ve Turizm Uzmanları” ibaresinden
sonra gelmek üzere “Vakıf Uzmanları” ibareleri,
4) Eki (IV) sayılı Makam
Tazminatı cetvelinin 8 inci sırasının (a) bendine “Sosyal Güvenlik
Kurumu Müfettişleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Müfettişleri”
ibaresi,
eklenmiştir.
b) 8/9/1983 tarihli ve
2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasına
“devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan
taşınmaz” ibaresinden sonra gelmek üzere “malları ve Vakıflar Genel
Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz”
ibaresi eklenmiştir.
c) 4/1/2002 tarihli ve
4734 sayılı Kamu İhale Kanununun;
1) 3 üncü maddesine
(j) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (k) bendi,
“k) Vakıf vakıf kültür
varlıklarının onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesine
ilişkin mal veya hizmet alımları,
2) Geçici 4 üncü maddesine
aşağıdaki fıkra,
“Bu Kanunun 3 üncü
maddesinin (k) bendine ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığı ve
Kamu İhale Kurumunun görüşleri alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü
tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.”
Eklenmiştir.
Yürürlükten kaldırılan
hükümler
Madde 80 – 5/6/1935 tarihli
ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu, 27/6/1956 tarihli ve 6760 sayılı Vakıflar
Umum Müdürlüğü Vazife ve Teşkilatı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesi
hariç diğer maddeleri, 20/4/1936 tarihli ve 2950 sayılı Vakıf Malların
Taksitle Satılması ve Kiraya Verilmesi ve Satış Paralarının Kullanılması
ve Emaneten İdare Edilen Mülhak Vakıflardan İdare ve Tahsil Masrafı
Alınması Hakkında Kanun, 10/9/1957 tarihli ve 7044 sayılı Aslında Vakıf
Olan Tarihi ve Mimari Kıymeti Haiz Eski Eserlerin Vakıflar Umum Müdürlüğüne
Devrine Dair Kanun, yürürlükten kaldırılmıştır.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI
KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın
Ercenk.
TUNCAY ERCENK (Antalya)
– Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Yasa Tasarı’sı
üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
tasarının gerekçesinde, Avrupa Birliği sürecindeki ülkemizde,
şeffaflık, katılımcılığı öngören, hesap verilebilirliği öngören,
insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir vakıf yönetimini oluşturmak
amacıyla bu tasarının getirildiği yazılıyor. Bunun yanında, vakıf
hizmetlerinin daha düzenli, daha adil, daha verimli, daha kaliteli
bir duruma getirilmesi gerekçesiyle bu tasarının getirildiği
ibareleri yer alıyor. Sonuçta, karşımızda, Avrupa Birliğinin istemiyle
getirilen bir tasarıyı görüyoruz.
Bu tasarının çok iyi
incelendiğini, getirip götüreceği konusundaki dengelerin çok
iyi netleştirilerek Meclisin önüne getirildiğini söylemek mümkün
değildir diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bu tasarının kanunlaşması durumunda üniter devlet anlayışının,
laik, demokratik, sosyal hukuk devleti kavramlarının, ilkelerinin
nasıl bu Yasa’yla çeliştiğini, inanıyorum ki, bu Yasa’nın uygulanması
sırasında yaşayarak göreceğiz. Biz, bu ilkelerin bu tasarıyla çeliştiğini
baştan beri söyleyegeldik ve söylemeye devam edeceğiz.
Çıkarılması gereken
ne kadar yasa varsa çıkarıyoruz, ek protokolleri imzalıyoruz, Annan
Planı’nı kabul ediyoruz, bütün Avrupa Birliğinin dayatmalarına
dönük istemleri, maalesef, kabul etmek durumunda kalıyoruz; ama,
sonuca baktığınız zaman, İlerleme Raporu’na baktığınız zaman sonuçta
büyük bir düş kırıklığı Türkiye Cumhuriyeti devleti adına.
Avrupa Birliğine
girme konusunda eğer bir irade varsa bu irade bu şekilde tecelli etmez.
Avrupa Birliğine, “evet efendim”le “sepet efendim” diyerek girmek
mümkün değildir. Avrupa Birliğine dik durarak gireceksiniz, ulusal
onurunuzu ayakta tutarak gireceksiniz. Elbette, Avrupa Birliği
bir çağdaş proje, elbette buna girmek Türkiye Cumhuriyeti devletinin
bir çıkarı, doğrudur. Ama, buna girerken ödünler vererek “evet efendim”
diyerek, “emredersiniz, bunu da yapalım” diyerek girmek, öyle sanıyorum
ki, Türk ulusunun onurunu zedeleyen bir davranış olarak düşünüyorum.
Şimdi, ödün verdikçe
yenisini istiyorlar. “Annan Planı’nı kabul edin, izolasyonları kaldıracağız.”
dediler. Şimdi, izolasyonların kaldırılmasını bir tarafa bırakın,
tam aksine, liman ve havaalanlarının Kıbrıs Rum gemilerine ve uçaklarına
açılmasını talep ediyorlar. Buna da “evet” demek durumunda kalacağız.
Kesinlikle bunu kabul etmek, bu tasarının kabul edilmesi karşılığında
böyle bir baskıyı kabul etmek, öyle sanıyorum ki, ulusal onurumuz
açısından ciddi bir tehlike doğuracaktır. “301’i kaldırın, soykırımı
kabul edin.” dayatmaları, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kabul
edeceği yaklaşımlar ve davranışlar değildir diye düşünüyorum. Eğer,
Avrupa Birliğine girme sürecini iyi değerlendirebilirsek, kendi
ulusal çıkarlarımızı ön plana almak durumundayız. Dik durarak,
her şeye “evet” demeyerek ancak Avrupa Birliğine girebilirsiniz.
Bakın, Avrupa Birliğine
Türkiye Cumhuriyeti devleti girmeden, ben, Şili örneğini size örnek
vermek istiyorum. Birkaç gün önce, Şili’yi izlemenizi isterdim.
Orada, Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal’ı izlemenizi isterdim.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından, başka hiçbir ülke tarafından tanınmayan
KKTC’nin bir partisinin, Cumhuriyetçi Türk Partisinin, bugün Avrupa
Birliği çerçevesinde Sosyalist Enternasyonalin üyesi, danışman
üyesi olma noktasına geldiğini ve bunun, iradeyle, baskıyla, herhangi
bir olumsuz yapıyla değil, ikna ederek, onları ikna ederek gerçekleştiğini
görmüş olurdunuz. Bakın, elimizde Cumhuriyet gazetesinin 8/11 tarihli
“Danışman Üyeliğine Evet.” İşte, Avrupa Birliğine böyle girilecek.
Burada, Sayın Baykal’ın katkısına çok teşekkür ediyorum. Özellikle
yürekten kutluyorum ve inanıyorum ki, Hükûmet de, bu tür davranışlarla,
ikna ederek, her şeye “evet” demeyerek, bunun gerekliliğini ileri
sürerek, Avrupa Birliği yolunda daha önemli mesafe alır diye düşünüyorum.
Yine Hürriyet gazetesinde
“KKTC’nin Sosyalist Enternasyonel Zaferi” diyor Hürriyet gazetesinde.
Bunlar önemli şeylerdir.
Bu Vakıflar Tasarısı’yla
işte bunu çıkaralım, bu Yasa’yı çıkarın, bu tasarıyı çıkarın diyerek
önümüze geldikçe, maalesef, Avrupa Birliğine girme konusunda da
güçlüklerimiz ortaya çıkıyor. Öyle sanıyorum ki, Avrupa Birliği
konusundaki en önemli engel, Hükûmetin kendi tutumudur, Hükûmetin,
dışarıda, Avrupa’da ülkenin imajının sarsılmasına neden olmasıdır.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Ercenk,
konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
TUNCAY ERCENK (Devamla)
– Bitiyor, bitiyor Sayın Başkanım.
Buna çok dikkatlice
bakmak lazımdır. Eğer, siz, dokuz yaşında bir kız evlenebilir, “dört
kadın alınabilir bir erkek tarafından diyorsanız, elbette Avrupa’da
bu imaj sorunu ciddi bir tehlikeye uğrayacaktır. Eğer, İsmailağa
Cemaati cinayetleri Avrupa basınında yer alıyorsa, bikinili bayanlara
saldırılıyorsa, başı açık gezen birisi saldırıya uğruyorsa, elbette
imajınız sarsılacaktır ve bunlara prim veren bir anlayış da Avrupa
Birliğine girme sürecimizi olumsuz yönde etkileyecektir.
AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya)
– Nerede, nerede?
AHMET YENİ (Samsun) –
Nerede gördünüz?
TUNCAY ERCENK (Devamla)
– Bir dakika dinle Ayhan, bir dakika dinle. Bunlar oluyor, bunları
Avrupa’da duyuyoruz.
Şimdi, vakıf üyelerine
öneride bulunacaksınız, aman bu vakıf mallarını dikkatli kullan,
yolsuzluk yapma, amacına aykırı kullanma diyeceksiniz, ama ülkeyi
yönetenler, maalesef, Kıbrıs pazarlığı yapacak, Galataport pazarlığı
yapacak, Seydişehir satılacak, TÜPRAŞ satılacak… Peki, vakıf yöneticisine
yaptığınız uyarıyı biraz da Hükûmet olarak kendinize yapsanız, biraz
da bu konuda daha dikkatli davransanız…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Ercenk,
bir sonraki maddede devam edelim.
Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Kanun Tasarısının 78 inci maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendinde yer alan “anlaşma ve sözleşme değişikliği” ibaresi “anlaşma
veya sözleşme değişikliği” olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Alaettin
Güven (Kütahya) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI
KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN – Gerekçeyi
okutuyorum.
Gerekçe:
Uygulamada ortaya
çıkması muhtemel ihtilafların önüne geçilmesi amacıyla işbu değişiklik
önerisi verilmiştir.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
79’uncu maddeyi okutuyorum:
Değiştirilen hükümler
MADDE 79-
BAŞKAN – Madde üzerinde
iki adet önerge vardır. Geliş sıralarına göre okutup, aykırılık durumlarına
göre işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1239 sıra sayılı Kanun
Tasarısının 79 uncu maddesinin (b) fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Selami Uzun |
Fahri Keskin |
Abdurrahman Anik |
|
|
Sivas |
Eskişehir |
Bingöl |
|
|
Faruk Anbarcıoğlu |
Mücahit Daloğlu |
Ömer Özyılmaz |
|
|
Bursa |
Erzurum |
Erzurum |
|
|
|
Murat Yılmazer |
|
|
|
|
Kırıkkale |
|
“b)
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun;
1) 36 ncı maddesinin
“ORTAK HÜKÜMLER” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendine;
“Başbakanlık Uzman Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere
“Vakıf Uzman Yardımcıları” ve “Başbakanlık Uzmanlığına” ibaresinden
sonra gelmek üzere “Vakıf Uzmanlığına” ibareleri,
2) 152 nci maddesinin
“II- Tazminatlar” bölümünün “A- Özel Hizmet Tazminatı” bendinin (i)
alt bendine; “Kültür ve Turizm Uzmanları” ibaresinden sonra gelmek
üzere “Vakıf Uzmanları” ibaresi,
3) Eki (I) sayılı ek
gösterge cetvelinin, “I- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı” bölümünün
(h) bendine “Kültür ve Turizm Uzmanları” ibaresinden sonra gelmek
üzere “Vakıf Uzmanları” ibaresi,
4) Eki (II) sayılı ek
gösterge cetvelinin “2- Yargı Kuruluşları, Bağlı ve İlgili Kuruluşlar
ile Yüksek Öğretim Kuruluşlarında” başlıklı bölümüne “Teftiş ve
Tetkik Kurulu Başkanı” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıflar Genel
Müdürlüğü Rehberlik ve Teftiş Başkanı” ibaresi,
5) Eki (IV) sayılı Makam
Tazminatı Cetvelinin 5 inci sırasının (e) bendinin sonuna “Vakıflar
Genel Müdürlüğü Rehberlik ve Teftiş Başkanı” ibaresi,”
eklenmiştir.
BAŞKAN – Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 S.S. Vakıflar Kanunu Tasarısının 79. Maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mehmet Küçükaşık |
Feridun Baloğlu |
İzzet Çetin |
|
|
Bursa |
Antalya |
Kocaeli |
|
|
Muharrem Kılıç |
Feridun Ayvazoğlu |
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
Malatya |
Çorum |
Artvin |
|
|
|
M.Nuri Saygun |
|
|
|
|
Tekirdağ |
|
Madde 79-
A) a) 657 sayılı Devlet
memurları Kanununun;
1) 36 ncı maddesinin
“ORTAK HÜKÜMLER” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendine;
“Diyanet İşleri Başkanlığı Müfettiş Yardımcıları” ibaresinden
sonra gelmek üzere “Vakıf Müfettiş Yardımcıları”; “Başbakanlık Uzman
Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Uzman Yardımcıları”;
“Müfettişliğe” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıflar Müfettişliğine”
ve “Başbakanlık Uzmanlığına” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf
Uzmanlığına” ibareleri,
2) 152 nci maddesinin
“II-Tazminatlar” bölümünün “A-Özel Hizmet Tazminatı” bendinin (g)
alt bendine; “Sosyal Güvenlik Kurumu Baş Müfettişi, Müfettiş ve Müfettiş
Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Müfettişi ve
Vakıf Müfettişleri Yardımcıları”; (i) alt bendine; “Kültür ve Turizm
Uzmanları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Uzmanları” ibareleri,
3) Eki (I) sayılı ek
gösterge cetvelinin, (g) bendine “Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişleri,
Sosyal Güvenlik Uzmanları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf
Müfettişleri”; (h) bendine “Kültür ve Turizm Uzmanları” ibaresinden
sonra gelmek üzere “Vakıf Uzmanları” ibareleri,
4) Eki (IV) sayılı Makam
Tazminatı cetvelinin 8 inci sırasının (a) bendine “Sosyal Güvenlik
Kurumu Müfettişleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf Müfettişleri”
ibaresi,
eklenmiştir.
b) 8/9/1983 tarihli ve
2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasına
“devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan
taşınmaz” ibaresinden sonra gelmek üzere “malları ve Vakıflar Genel
Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz”
ibaresi eklenmiştir.
C) 4/1/2002 tarihli ve
4734 sayılı Kamu İhale Kanununun;
1) 3 üncü maddesine
(j) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (k) bendi,
“k) Vakıf vakıf kültür
varlıklarının onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesine
ilişkin mal veya hizmet alımları,
2) Geçici 4 üncü maddesine
aşağıdaki fıkra,
“Bu Kanunun 3 üncü
maddesinin (k) bendine ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığı ve
Kamu İhale Kurumunun görüşleri alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü
tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.”
Eklenmiştir.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Çorbacıoğlu,
buyurun.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Artvin) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Görüşülmekte olan Vakıflar Kanunu Tasarısı’nın
79’uncu maddesiyle ilgili olarak verilen önerge üzerinde konuşmak
üzere söz almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlar,
uzun bir maraton oldu Vakıflar Kanunu. Uzun bir maraton olmasının sorumluluğu,
öncelikle İktidar Partisindedir. Bizler de, ülkenin ihtiyaçları
olan, ülkenin doğrularına hizmet edecek olan yasaları bu Meclisten
çıkarmak için elimizden geldiğince yardımcı oluyoruz, ancak sorun olduğunda,
problem olduğunda, doğal olarak, muhalefet olarak görevimizi yapmaya
çalışıyoruz.
Şimdi, görüyorum, Vakıflar
Kanunu görüşmesi sırasında verdiğimiz önergeler ve yaptığımız
konuşmaların siyasi etikle bağdaşmadığı veya milletvekili göreviyle
bağdaşmadığı veya İç Tüzük’te her ne kadar böyle bir hak var ise de bunu
kullanmanın çok doğru olmadığı yönünde, halkımızın ihtiyaçları
var, Meclisi de çok yormayalım, vaktini almayalım diye, bizleri
suçlar bir havadasınız.
Şimdi, değerli arkadaşlar,
biz bu hakkımızı, elimizde bulunan, hepimizin de bildiği üzere Türkiye
Büyük Millet Meclisinin İç Tüzüğüne dayanarak, 87’nci maddesine dayanarak
ve hatta 91’inci maddesinin bir kısmına dayanarak kullanıyoruz. Bunlar
bizim yasal hakkımızdır, ancak bir hakkın kötüye kullanılması iddiasıyla
karşı karşıyayız.
O zaman ben de size şunu
sormak isterim. İç Tüzük’ün 91’inci maddesi temel yasaların görüşülme
usulüne ilişkindir. Ben de size soruyorum: Bizim yaptığımız çok da
etiğe uymuyor da, sizin yaptığınız ne kadar uyuyor? Yani, burada,
Vakıflar Yasası’nın 91’inci maddeye göre görüşülmesi gereken bir
temel yasa olduğunu vicdanen söyleyebilecek bir arkadaşımız var
mı? Soruyorum, varsa…
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)
– Var.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Devamla) – Var mı diyorsunuz Sayın Grup Başkanvekilim? Yani, hukukçu
değilsiniz sanıyorum, o nedenle “var” diyorsunuz. Vakıflar Yasası’na
temel yasa diyebilecek bir hukukçuyu, ben, hukuk fakültesinin sınavından
veya birinci sınıftan bile ikinci sınıfa geçirmem.
Ha, bunu niye söylüyorum.
Eğer siz bizi zorlarsanız, siz “İç Tüzük’ten kaynaklanan bu haklarımızı
kullanıyoruz” derseniz, biz de kullanırız. Yani, siz üzüm yemeyip
bağcıyı dövecekseniz biz de üzüm yemeyiz, biz de bağcıyı döveriz. Yani,
muhalefet olmak sizin her dediğinize, her usulünüze uymak demek
değil ki ve bu yasa ile ilgili çok önemli problemler var değerli milletvekilleri.
79’uncu maddeye geldik.
Bölümler arasındaki konuşmalar, 79 tane konuşma, toplarsanız
80’in üzerinde konuşma yapıldı. Burada bir şeyleri belki üç, beş, on
kere söyledik, ama şuna inanın: Cumhuriyet Halk Partisi sözcüleri
bu söylediklerine inanarak bu kürsüye geliyorlar. Bu yasanın çıkmasını
engellemek için geliyoruz, evet, ama inandığımız gerekçelerle ve
bunun ne kadar önemli olduğunu… Tabii, önünüzde yasa tasarısı var
mı bilmiyorum. Bir de, temel yasanın görüşülmesinin usulünü biliyorsunuz,
maddeler okunmuyor buradan, maddeleri de bilmiyorsunuz. Yani, birkaç
milletvekili dışında maddeleri de bilmiyorsunuz, çünkü okunmuyor,
sadece önergeler okunuyor.
Şimdi ben size soruyorum:
Gelen tasarı ile Komisyondan çıkan tasarı arasında kaç maddede değişiklik
var biliyor musunuz? Çok ilginç. Yani, o kadar araştırılmış ve Sayın
Bakanın dediğine göre 2003 yılından beri hazırlıkları yapılarak
gelen tasarının üzerinde tam 52 tane maddede değişiklik yapılmış
ve bu değişiklikler, bazen madde kaldırmak şeklinde, bazen yeni madde
oluşturmak şeklinde, bazen usule ilişkin çok önemsiz sayılabilecek,
ama bazen de çok önemli değişiklikler ve yapılan bu değişikliklerin
arkasında o sizin “engellemeye çalışıyor” dediğiniz Cumhuriyet
Halk Partisinin görüşleri var bu değişikliklerde. Biz, bir kısmını
bu tasarının içerisine Komisyon çalışmaları sırasında koyduk,
ama ne kadar düzenlerseniz…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Çorbacıoğlu,
buyurun, konuşmanızı tamamlayınız efendim.
YÜKSEL ÇORBACOĞLU
(Devamla) – Bu konuda ne kadar düzeltme yapmaya çalışırsanız çalışın,
toplamda baktığınızda, Vakıflar Yasası… Bunun ileride kokusu çıkacak,
belki şimdi farkında değil bazı arkadaşlarımız. Vakıflar Yasası,
Türkiye Cumhuriyeti’nin vakıf sistemine de, Türkiye Cumhuriyeti’nin
çıkarlarına da, halkımızın çıkarlarına da aykırı olan bir yasadır.
Bu, zamanla ortaya çıkacak. Hatta, bu görüşmeler sırasında, tabii,
bizim verdiğimiz önergelerin hiçbiri kabul edilmedi. O 52 tane değişikliğin
yanında bir de İktidar Partisinin verdiği değişiklik önergeleri
vardı, onlar da kabul edildi. Yani, şunu söylemek istiyorum: Bu Vakıflar
Yasası böyle çıkıp bitmeyecek, daha çok tartışılacak. Çünkü, yaratacağı
problemler, yaratacağı sosyal problemler, ne olduğu bilinmeyen,
arkasından gelecek olan problemler, sanıyorum, önümüzdeki dönem,
bir Cumhuriyet Halk Partisi İktidarında Vakıflar Yasası’nın yeniden
ele alınmasına yol açacaktır.
Bu vesileyle hepinize
saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim
Sayın Çorbacıoğlu.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1239 sıra sayılı Kanun
Tasarısının 79 uncu maddesinin (B) fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Selami
Uzun (Sivas) ve arkadaşları
“b)
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun;
1) 36 ncı maddesinin
“ORTAK HÜKÜMLER” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendine;
“Başbakanlık Uzman Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere
“Vakıf Uzman Yardımcıları” ve “Başbakanlık Uzmanlığına” ibaresinden
sonra gelmek üzere “Vakıf Uzmanlığına” ibareleri,
2) 152 nci maddesinin
“II- Tazminatlar” bölümünün “A- Özel Hizmet Tazminatı” bendinin (i)
alt bendine; “Kültür ve Turizm Uzmanları” ibaresinden sonra gelmek
üzere “Vakıf Uzmanları” ibaresi,
3) Eki (I) sayılı ek
gösterge cetvelinin, “I- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı” bölümünün
(h) bendine “Kültür ve Turizm Uzmanları” ibaresinden sonra gelmek
üzere “Vakıf Uzmanları” ibaresi,
4) Eki (II) sayılı ek
gösterge cetvelinin “2- Yargı Kuruluşları, Bağlı ve İlgili Kuruluşlar
ile Yüksek Öğretim Kuruluşlarında” başlıklı bölümüne “Teftiş ve
Tetkik Kurulu Başkanı” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıflar Genel
Müdürlüğü Rehberlik ve Teftiş Başkanı” ibaresi,
5) Eki (IV) sayılı Makam
Tazminatı Cetvelinin 5 inci sırasının (e) bendinin sonuna “Vakıflar
Genel Müdürlüğü Rehberlik ve Teftiş Başkanı” ibaresi,”
eklenmiştir.
BAŞKAN – Komisyon önergeye
katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Takdire bırakıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın
Tosun.
Süreniz beş dakika.
RESUL TOSUN (Tokat) – Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; CHP’li arkadaşların konuştukları her hususa inanıp
inanmadıkları, tabii kendilerinin bileceği bir iş, ama Yüksel kardeşimin
son söylediği cümleye inanmadığından eminim, bir dahaki dönemde
iktidar olup da bu Yasa’yı tekrar değerlendireceğine dair şeyi inanarak
söylemediğine inanıyorum Yüksel Bey’in. Temenni, gayet yerinde bir temenni.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Artvin) – Ben inanmadığım şeyleri söylemem.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
– Yüksel inanmadığını söylemez.
RESUL TOSUN (Devamla)
– Değerli arkadaşlar, ayrıca bir düzeltmeyle konuşmama başlamak
istiyorum ve kısa bir tarihî bilgi verdikten sonra konuşmamı uzatmadan
tamamlayacağım.
Geçen hafta yaptığım
buradaki konuşmada, ne Türk Hükûmetinin, Türkiye Cumhuriyeti
Hükûmetinin ne de Osmanlı hükûmetlerinin Sevr Anlaşması’nı imzalamadığını
söylemiştim.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
– Osmanlı imzalamadı mı? Rıza Tevfik nereye imza attı, Rıza Tevfik?
RESUL TOSUN (Devamla)
– Orhan Eraslan Beyefendi geldi ve “İmzalandı, ama yürürlüğe girmedi”
diye benim yanlış bir bilgi verdiğimi zannederek düzeltme yaptı. Ben
tekrar ediyorum. Sevr Muahedesi 10 Ağustos 1920’de 433 madde olarak,
Türk-Osmanlı murahhası Halil Paşa tarafından imzalanmıştır, ama
benim konuşmamda “hükûmetler imzalamamıştır.” dedim.
TUNCAY ERCENK (Antalya)
– Çevir, kaz yanmasın.
RESUL TOSUN (Devamla)
– Çünkü, yürürlüğe girebilmesi için Muahedenin son maddesi şunu
içeriyor: “Anlaşma her devlet için bu devletin onama belgesinin sunulma
tarihinde…” Yani, hükûmetler onaylayacak, teati edilecek, ondan sonra
yürürlüğe girecek. Dolayısıyla, ben ne söylediğimin farkındayım.
Sevr Anlaşması’nı ne Osmanlı Hükûmeti ne de Türkiye Cumhuriyeti
Hükûmeti onaylamamıştır, yürürlüğe girmemiştir, Sevr edebiyatı
doğru değildir.
Değerli arkadaşlar…
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
– Sevr edebiyatı ne demek ya?
RESUL TOSUN (Devamla)
– Bu sadece sizin için geçerli değil Sayın Anadol, bu herkes için geçerli
bir şey.
Şimdi, bazı arkadaşlarımız,
zannediyorum, bazı kelimeleri, doğru olduğunu zannederek, gerçeğini
okumadan, gerçeğine vâkıf olmadan telaffuz ediyorlar ve o yüzden hata
ediyorlar.
Şimdi, bu yasa boyunca
biz sürekli azınlıklar hususunda Lozan Anlaşması’na gönderme yaptık.
Şimdi, Lozan Anlaşması, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucu
anlaşmasıdır. Beş bölümden oluşur. Birinci Bölümde üç ayrı kesim
vardır. Bu üç ayrı kesimin üçüncü kesimi, 37’nci ile 45’inci maddeleri
azınlıklarla ilgilidir. Bütün arkadaşlara tavsiye ediyorum. Lütfen,
en azından şu kanunu görüşürken, 37 ile 45’inci maddeleri bir defa
olsun bir okuyuverin. Zannediyorum, Ankara Ticaret Odası, hepinizin
odasına, Mondros, Sevr ve Lozan’ın bugünkü Türkçeyle, anlaşılabilir
bir şekilde, sadeleştirilmiş olarak kitaplarını gönderdi.
AHMET ERSİN (İzmir) –
Okuduk, okuduk.
RESUL TOSUN (Devamla)
– Şimdi, değerli arkadaşlar, Lozan, kurucu anlaşmamız ve uluslararası
bir anlaşma. Uluslararası anlaşmalar da, hepinizin bildiği gibi,
Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin son bendine göre, Anayasa Mahkemesine,
Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla dahi dava açılamayacak mahiyettedir,
yani Anayasa’nın da üzerindedir. Biz bunu yazmamış olsaydık Anayasa’mıza,
Lozan yine öyle olacaktı. Çünkü, Lozan’ın özellikle bu azınlıklar bölümündeki
37’nci maddesi diyor ki… Bakınız, yani Anayasa’da olmasa dahi… Lozan:
“Türkiye, 38’den 44’e kadar olan maddelerde açıklanan hükümlerin temel
yasalar olarak tanınmasını ve –dikkat buyurun- hiçbir yasa, hiçbir
tüzük ve hiçbir resmî işlemin bu hükümlere zıt ve karşı olmamasını
ve hiçbir yasa, hiçbir tüzük ve hiçbir resmî işlemin sözü edilen hükümlerden
üstün olmamasını yükümlenir.” Biz Anayasa’mıza yazmasak dahi Anayasa’nın
fevkinde kabul edilen bu sözleşmeye göre, biz, 37 ile 45’inci, yani
azınlıklarla ilgili maddelerde zaten bu Lozan’ı esas almak durumundayız.
Yasanın eksikleri,
fazlaları olabilir. Ben yasayı okuyan, inceleyen, anlamadığım
yerlerini soran, tetkik eden bir arkadaşınızım ve yasanın genel
olarak iyi bir yasa olduğuna inanıyorum. Burada, bir de biz bu
yasada, hem 2’nci maddede hem 5’inci maddede, bazı maddelerde özellikle
bir de mütekabiliyet esası getirdik koyduk. Aslında, biz bu mütekabiliyet
esasını bu yasaya koymasak dahi, Lozan’ın yine 37-45 arasındaki maddeleri,
özellikle 42’nci maddesi, vakıfları bizzat zikrederek mütekabiliyet
esasını zaten getiriyor.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Tosun,
ek bir dakikalık süre veriyorum, lütfen konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
RESUL TOSUN (Devamla)
– Bakınız, 42’nci maddenin üçüncü bendinde “Azınlıkların bugün Türkiye’de
var olan vakıflarına, dinsel ve hayırsal her türlü kolaylık gösterilecek
ve Türk Hükûmeti yeni dinsel ve hayırsal kuruluşların çalışması
için benzeri diğer özel kuruluşlara sağlanmış olan kolaylıkların
hiçbirini esirgemeyecektir” diyor.
Bir de… Tek cümleyle
konuşmamı tamamlıyorum, cemaat vakıflarıyla ilgili bir düzeltmeyi
ek 7’nci maddedeki konuşmamda devam ettireceğim.
Şimdi, değerli arkadaşlar, buraya gelen arkadaşlarımızın
birçoğu bizi hep Yunanistan’la mukayese etti, mütekabiliyet esasından
bahsetti, ama yine bu arkadaşlarımız ya Lozan’ı iyi anlamadılar ya
da anlamak istemediler yahut da hiç okumadılar.
Şimdi, Lozan’ın 45’inci
maddesi, Yunanistan’daki azınlıklar ile Türkiye’deki azınlıkların
mütekabiliyet esasını belirliyor, ama üzülerek görüyoruz ki,
37’nci ile 45’inci maddelerdeki azınlıklar maddesi yazılırken, Türk
murahhasları, burada, Türkiye’yi galip bir hükûmet gibi değerlendirememişler.
Bakın ne diyor burada, yükümlülüğü Türkiye’ye getiriyor, yani Yunanistan
oradaki Türklere şu hakkı verirse, ben de…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Tosun, teşekkür ediyorum.
RESUL TOSUN (Devamla) – Tamamlıyorum,
tamamlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hayır, tamamladınız
zaten, tamam.
RESUL TOSUN (Devamla)
– Tamamlıyorum.
BAŞKAN – Sayın Tosun,
lütfen…
RESUL TOSUN (Devamla)
– Bir cümle, lütfen Sayın Başkanım, bir cümle…
BAŞKAN – Ama, şu ana kadar,
bak, sadece bir arkadaşa verdim.
RESUL TOSUN (Devamla)
– Bir cümle…
BAŞKAN – Buyurun, bir
cümleyi bekliyorum.
RESUL TOSUN (Devamla)
– Bir cümle, evet…
Şimdi, 45’inci madde
diyor ki: Türkiye’nin Müslüman olmayan azınlıklarına tanınan hukuk,
Yunanistan tarafından da kendi ülkesinde bulunan Müslüman azınlıklar
için de tanınmıştır.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
– Tamam…
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Tosun.
RESUL TOSUN (Devamla)
– Yani, sen Türkiye’de azınlıklara ne verirsen, Yunanistan onu verecek
diyor.
BAŞKAN – Teşekkür ederim
Sayın Tosun. Teşekkür ediyorum.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Doğrusu bu!
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
– Daha ne diyecek?
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Ne var bunda? Siz anlamamışsınız.
RESUL TOSUN (Devamla)
– Okuduğumuz var sadece. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Şimdi cevap alacaksınız.
BAŞKAN – Evet… Arkadaşlar,
kendi aranızda müzakere edersiniz. Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
80’inci maddeyi okutuyorum:
Yürürlükten kaldırılan
hükümler
MADDE 80-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır; önergeyi okutup, işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 S.S. Vakıflar Kanunu Tasarısının 80. Maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
M.Nuri Saygun |
İzzet Çetin |
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
Tekirdağ |
Kocaeli |
Artvin |
|
|
Feridun Ayvazoğlu |
Feridun Baloğlu |
Mehmet Küçükaşık |
|
|
Çorum |
Antalya |
Bursa |
|
|
Orhan Eraslan |
Muharrem Kılıç |
|
|
|
Niğde |
Malatya |
|
Madde 80-
a) 5/6/1935 tarihli ve
2762 sayılı Vakıflar Kanunu, 27/6/1956 tarihli ve 6760 sayılı Vakıflar
Umum Müdürlüğü Vazife ve Teşkilatı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesi
hariç diğer maddeleri, 20/4/1936 tarihli ve 2950 sayılı Vakıf Malların
Taksitle Satılması ve Kiraya Verilmesi ve Satış Paralarının Kullanılması
ve Emaneten İdare Edilen Mülhak Vakıflardan İdare ve Tahsil Masrafı
Alınması Hakkında Kanun, 10/9/1957 tarihli ve 7044 sayılı Aslında Vakıf
Olan Tarihi ve Mimari Kıymeti Haiz Eski Eserlerin Vakıflar Umum Müdürlüğüne
Devrine Dair Kanun, 22/2/1926 tarihli ve 748 sayılı Emvalı Milliye
ve Metrukeden veya Mazbut Vakıflardan, Bazı Müessesat ile Belediyelere
Satılabilecek Arazi ve Arsalar Hakkında Kanun, 1/7/1953 tarihli ve
6092 sayılı Vakıf Zeytinlik, İncirlik, Fındıklık, Narenciye ve Meyvalıkların
Satış Şekli Hakkında Kanun, 8/6/1984 tarihli ve 227 sayılı Vakıflar
Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname ve bu kanunların ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır.
23/02/1995 tarihli ve
547 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 20 nci maddesinde ve
27/06/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Vakıflar Genel Müdürlüğü”
ibareleri madde metinlerinden çıkarılmıştır.
b) Genel Müdürlük teşkilatı,
bu Kanun esaslarına göre yeniden düzenleninceye kadar bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihte uygulanmakta olan mevcut kadroların
kullanımına devam olunur.
Bu Kanunla yapılan
düzenleme sonucu kadro ve görev unvanları değişmeyenler yeni kadrolarına
atanmış sayılırlar.
Bu Kanuna göre kadro
ve görev unvanları değişen yahut kaldırılan personel, en geç altı
ay içinde derece ve kademelerine uygun olmak kaydıyla Genel Müdürlükte
ihtiyaç duyulan diğer kadrolara atanırlar. Bunlar, yeni bir kadroya
atanıncaya kadar, eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge ve her
türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali haklarını almaya devam ederler.
Söz konusu personelin atandıkları yeni kadroların aylık, ek gösterge,
ikramiye (bir aya isabet eden tutar), her türlü zam ve tazminatlar ile
diğer mali hakları toplamının net tutarı, eski kadrolarına bağlı
olarak en son ayda almakta oldukları aylık, ek gösterge, ikramiye
(bir aya isabet eden tutar), her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali
hakları toplamı net tutarından az olması halinde, aradaki fark
atandıkları kadroda kaldıkları sürece herhangi bir vergi ve kesintiye
tabi tutulmaksızın tazminat olarak ödenir.
Ayrıca, Genel Müdürlükte
657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışanlar, bu
Kanunun 69 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b), (c) ve (e) bentlerindeki
şartlar aranmaksızın, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren
altı ay içinde başvurmaları halinde, Genel Müdürlük tarafından
açılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar.
Bu Kanunun ilgili
maddelerinde düzenlenmesi öngörülen tüzük ve yönetmelikler en
geç bir yıl içinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulur.
Bu tüzük ve yönetmelikler çıkarılıncaya kadar mevcut düzenlemelerin
bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Bu Kanunda öngörülen
tüzük ve yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar ve öngörülen birimler
yeniden kuruluncaya kadar değişen veya yeniden kurulan birimlere
verilen görevler daha önce bu görevleri yapmakta olan birimler tarafından
yapılmaya devam olunur.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkanım, katılmıyoruz. Zaten,
maddenin başlığı “Yürürlükten kaldırılan hükümler.” Burada düzenleme
yapmışlar.
Takdirinize sunuyorum.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Çorbacıoğlu,
buyurun.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri,
biraz önce, Adalet ve Kalkınma Partisi adına konuşma yapan Sayın Tokat
Milletvekilimiz Resul Tosun, son söylediğim sözü inanarak söylemediğimi
iddia etmiştir. Ben hayatımda bugüne kadar inanmadığım hiçbir şeyi
söylemedim, arkasında da durmadım. Bu, hem inandığım hem temenni ettiğim
hem de amaç ettiğim bir hedeftir.
Bunu, zamanla, Türk halkının takdiriyle, hep beraber
göreceğiz önümüzdeki seçimlerde. Umarım, en
erken seçimlerde olur, en erken tarihte olur.
Şimdi, değerli arkadaşlar, Sayın Tosun,
Niğde Milletvekilimiz Sayın Orhan Eraslan’ın iddialarıyla ilgili
cevap verdi. Ben, o ayrıntıya
girmek istemiyorum. Sanıyorum, Eraslan cevap
verecek.
ORHAN ERASLAN (Niğde) – Vereceğim, öğrenecekler.
RESUL TOSUN (Tokat)
– Dinleriz.
ORHAN ERASLAN
(Niğde) – Öğreneceksiniz.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) – Lozan
konusunda ben ayrıntıya girmek istemiyorum, ama verecek cevabımız
var, onun bilinmesini söylemek istiyorum.
Değerli arkadaşlar,
Vakıflar Yasası, Lozan’la ilişkisini, sadece vakıfların azınlıklar
bölümüyle ilgilendirir. Azınlık vakıfları, yani Türkiye’de Lozan’a
göre azınlık sayılan cemaatlerin vakıfları, tüm vakıf camiası içerisinde
çok küçük bir bölümdür. Bunun yanında yerli vakıflar da var, yabancı
vakıflar da var, yabancıların ortak olduğu veya yönetici olabileceği
vakıflar da var. Yani, Lozan bu konunun bir bölümü. Diğer bölümüne
nasıl cevap vereceksiniz? Hani, Sayın Tosun “Lozan bu konuda bütün
problemi çözüyor. Yani, siz, burada kanun da yapsanız, anlaşmanın
üzerinde olamayacağı için, bir problem yok.” diyor. Tamam, azınlık vakıfları
açısından bu böyle de, diğer mevzuat açısından nedir? Yani, bu Vakıflar
Yasası’nda sadece azınlık vakıfları problem değil. Bu Vakıflar Yasası’nda,
vakıfların şube ve temsilcilik açmaları problem. Biz bunu komisyon
tartışmaları sırasında değerlendirirken, çok iyi hatırlıyorum,
Sayın Vakıflar Genel Müdürümüz “Şu anda da bizim iznimizle şube ve
temsilcilik açılabiliyor, ama, bunu yasal hale getirelim.” Burada
bir problem yok. Eğer sizin izniniz ve sizin denetiminizle olacaksa,
neden yasal bir hak haline getirip de, sizin o anlamda, şube ve temsilcilik
açma yönündeki denetiminizi ortadan kaldırıyorsunuz? Yarın
öbür gün o konuda ne yapabileceksiniz? Karşınıza “yasal hakkımdır”
diyebilen bir yabancı vakıf, gelip, istediği gibi şube, temsilcilik
açarsa veya herhangi bir azınlık vakfı bu çalışmaları yaparsa ne yapabileceksiniz?
Ticaret yapma serbestisi getirildi vakıflara. Bu, problem değil
mi? Bunu zamanla yaşayacağız. Her türlü bağışı yapabilme konusunda,
hiçbir denetim olmadan, istenen vakfa isteyen kişi, yerli-yabancı,
bağış yapabilecek. Bu, problem değil mi?
Peki, bir de, bu Vakıflar
Yasası’nda, yani temel yasa filan değil, bir vakıflar konusunu, Medeni
Kanun’un bir bölümünü oluşturan vakıflar konusunu düzenliyoruz,
ama, temel yasalardaki kuralları ortadan kaldırıyoruz vakıfların
çalışması açısından, İmar Yasası’na istisna getiriyoruz. Yani böyle
bir şey olur mu? Sizin temel yasanız bu, İmar Yasası, buna istisna getiriyorsunuz
vakıflar açısından. İcra İflas Yasamız var, temel yasadır, buna da
istisna getiriyorsunuz. Şimdi bunu niye söylüyorum? Bu bir problem.
Bir hukuk devletinde, temel yasalardaki temel kuralı ortadan kaldıracak
şekilde istisna getirebilmeniz için çok önemli ihtiyacınız veya
gerekçeniz olmalı, ama, baktığımızda, bu kadar küçük bir bölüm
için, vakıflar için böylesine düzenleme yapmayı çok da iyi niyetli
saymıyorum, iyi niyetli olmadığını görüyorum.
Değerli arkadaşlar,
yani, bizler görevimizi yapmaya çalışıyoruz, ama, ne derece başarılıyız,
başarısızız; bu, zamanla görünecektir. Yalnız, bu vesileyle, ben
bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Çok üzüldüğüm bir konu. Bu,
hem milletvekillerinin hem de milletvekillerinin üye olduğu Türkiye
Büyük Millet Meclisinin manevi şahsiyetini de direkt ilgilendiren
bir konu. Bu konudaki görüşlerimi de sizle paylaşıp, bu şekilde
sözlerimi bitirmek istiyorum. Çok talihsiz bir konuşma…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun Sayın
Çorbacıoğlu, konuşmanızı tamamlayınız.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Devamla) – Sayın Başbakanımızın, ne yazık ki, yani, bu talihsiz konuşmalarını
sık sık yaşadık. Toplumumuzun her kesimi Başbakanımızdan zılgıt
yedi diyelim, nasibini aldı ve milletvekilleri de aldı; hatta,
Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerine söylenen bu söz, bütün
sizleri de, bütün Meclisi ilgilendiriyor. O söz şu, 4/11/2006 tarihinde
bir toplantıda -televizyondan ben kulağımla dinledim- CHP milletvekillerini
kastediyor: “’Erken seçim’ dediler ya. Geçen gün arkadaşlarımızdan
bazılarına Meclis kulislerinde ne diyorlar biliyor musunuz: ‘Sakın
erken seçime gitmeyin.’ Niye? ‘Çok borçlandık. Aday olmayabiliriz.
Bu borçları ödememiz lazım.’ Ondan sonra Genel Kurul Salonunda başlıyorlar
‘erken seçim isteriz’ diye bağırmaya. Zihniyet budur; içeride o,
dışarıda bu.” Yani, bunu herkes söyleyebilir arkadaşlar. Ama, bir
başbakanın söylemesi benim için züldür ve o züllü, ne yazık ki, taşımaya
çalışıyorum, ama, taşıyamıyorum. Bu kadar kolay, milletvekilleri,
eleştirilemez, bu kadar -ağır hakaret sayıyorum bunu- hakaret edilemez.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Devamla) – Ve ben bu sözleri Sayın Başbakana iade ediyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Önergeyi…
III. - YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Yoklama istiyoruz.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
maddenin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır. Şimdi bu yoklama
talebinde bulunan arkadaşlarımı tespit ediyorum: Sayın Yücesan,
Sayın Üstün, Sayın Eraslan, Sayın Anadol, Sayın Çorbacıoğlu, Sayın
Kaya, Sayın Sağ, Sayın Işık, Sayın Diren, Sayın Arz, Sayın Çakır, Sayın
Akıncı, Sayın Özkan, Sayın Özyurt, Sayın Ayvazoğlu, Sayın Araslı, Sayın
Parlakyiğit, Sayın Gazalcı, Sayın Ercenk, Sayın Altınorak, Sayın
Akyüz, Sayın Oksal, Sayın Yazar.
Yoklama için beş dakika
süre veriyorum. Adlarını okuduğum sayın üyelerin elektronik cihaza
girmemelerini kendilerinden rica ediyorum ve yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
toplantı yeter sayısı vardır.
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği
Uyum ile Adalet Komisyonları Raporları (1/1054) (S. Sayısı: 1239) (Devam)
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 1’i okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 1-
BAŞKAN – Madde üzerinde
iki adet önerge vardır; geliş sıralarına göre okutup aykırılık durumlarına
göre işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1239 sıra sayılı Kanun
Tasarısının geçici 1 inci maddesinin son fıkrasının madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Selami Uzun |
Fahri Keskin |
Faruk Anbarcıoğlu |
|
|
Sivas |
Eskişehir |
Bursa |
|
|
Murat Yılmazer |
Abdurrahman Anik |
|
|
|
Kırıkkale |
Bingöl |
|
BAŞKAN – Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 S.S. Vakıflar Kanunu Tasarısının geçici 1. maddesinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
M. Nuri Saygun |
Mehmet Küçükaşık |
Feridun Baloğlu |
|
|
Tekirdağ |
Bursa |
Antalya |
|
|
Muharrem Kılıç |
Feridun Ayvazoğlu |
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
Malatya |
Çorum |
Artvin |
|
|
|
Yılmaz Kaya |
|
|
|
|
İzmir |
|
Geçici Madde 1-
a) Genel Müdürlük teşkilatı,
bu Kanun esaslarına göre yeniden düzenleninceye kadar bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihte uygulanmakta olan mevcut kadroların
kullanımına devam olunur.
Bu Kanunla yapılan
düzenleme sonucu kadro ve görev unvanları değişmeyenler yeni kadrolarına
atanmış sayılırlar.
Bu Kanuna göre kadro
ve görev unvanları değişen yahut kaldırılan personel, en geç altı
ay içinde derece ve kademelerine uygun olmak kaydıyla Genel Müdürlükte
ihtiyaç duyulan diğer kadrolara atanırlar. Bunlar, yeni bir kadroya
atanıncaya kadar, eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge ve her
türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali haklarını almaya devam ederler.
Söz konusu personelin atandıkları yeni kadroların aylık, ek gösterge,
ikramiye (bir aya isabet eden tutar), her türlü zam ve tazminatlar ile
diğer mali hakları toplamının net tutarı, eski kadrolarına bağlı
olarak en son ayda almakta oldukları aylık, ek gösterge, ikramiye
(bir aya isabet eden tutar), her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali
hakları toplamı net tutarından az olması halinde, aradaki fark
atandıkları kadroda kaldıkları sürece herhangi bir vergi ve kesintiye
tabi tutulmaksızın tazminat olarak ödenir.
Ayrıca, Genel Müdürlükte
657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışanlar, bu
Kanunun 69 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b), (c) ve (e) bentlerindeki
şartlar aranmaksızın, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren
altı ay içinde başvurmaları halinde, Genel Müdürlük tarafından
açılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar.
b) Bu Kanunun ilgili
maddelerinde düzenlenmesi öngörülen tüzük ve yönetmelikler en
geç bir yıl içinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulur.
Bu tüzük ve yönetmelikler çıkarılıncaya kadar mevcut düzenlemelerin
bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Bu Kanunda öngörülen
tüzük ve yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar ve öngörülen birimler
yeniden kuruluncaya kadar değişen veya yeniden kurulan birimlere
verilen görevler daha önce bu görevleri yapmakta olan birimler tarafından
yapılmaya devam olunur.
Genel Müdürlüğün taşra
teşkilatı, bu Kanunun ve bu Kanuna göre çıkarılacak tüzük ve yönetmelik
esaslarına göre yeniden düzenleninceye kadar görev ve hizmetleri
mevcut taşra teşkilatı tarafından yürütülmeye devam olunur.
Vakıf şerhleri ile ilgili
devam etmekte olan davalarda; diğer kanunlarda yer alan zamanaşımına
ilişkin hükümler bu Kanun açısından uygulanmaz.
Mülhak vakıfların
vakfiyelerinde; intifa hakları hayır şartlarından fazla olanlar,
ilgililerinin istekleri halinde, Meclis kararı alınarak, mahkemesince,
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 372 nci maddesinde belirtilen aile
vakfına dönüştürülür.
4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca Vakıflar
Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş olan kadroların kullanılmasına
devam edilir.
Sağlık Bakanlığı kadrolarında
bulunarak Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesinde çalışırken
Genel Müdürlük kadrolarına nakledilen personelin, 6/1/2005 tarihli
ve 5283 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer
alan hükümlerden yararlandırılmasına devam olunur.
Genel Müdürlüğe bağlı
olarak faaliyette bulunan Ayvalık Vakıf Zeytinlikleri, Vakıf Memba
Suları ve Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi işletmeleri;
faaliyetlerini döner sermaye işletmesi olarak yürütmeye devam
ederler.
Bu Kanun Türkiye’nin
Avrupa Birliği’ne tam üye olmasından sonra yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI NİMET
ÇUBUKÇU (İstanbul) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Kaya,
buyurun.
YILMAZ KAYA (İzmir)
– Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
biraz önce yine “geçici madde 1” diye okunan, anons edilen, içeriğinin
ne olduğunu birçok arkadaşın bilmediği madde üzerinde konuşmak
üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
bu yasa çıkıyor diye mi üzülelim, bu şekilde görüşülüyor, bu şekilde
çıkıyor diye mi üzülelim, bilemiyorum.
Öncelikle kapıda bulunan
ve seçim bölgelerine gitmek için can atan arkadaşlarımıza söylüyorum:
Biletlerini iptal ettirsin, çünkü her maddede yine yoklama isteyeceğiz,
haberiniz olsun.
Ama, bir enteresan
olaya daha şahit oldum: Biraz önce Resul Tosun, Sayın Tosun, baştan
beri konuşmaya çıkan AKP’li arkadaşlarımız, bizim, bu çalışma sistemimizi,
Meclisi tıkamak şeklinde algıladıkları halde, kendisi çıktı, beş
dakikalık süreden sonra bir dakika daha süre verildi, o da yetmedi.
Ama, o konuda Sayın Başkan kararlı olduğu için, konuşmasını tamamlayamadan
kürsüden inmek zorunda kaldı. Demek ki ihtiyaç oluyormuş Sayın Tosun.
Biz baştan beri onu anlatmaya çalışıyoruz. Bu yasanın görüşülmesi
sırasında konuşmaya, tartışmaya ihtiyaç var, işte onun için bunu yapıyoruz.
Demek ki siz de anladınız nihayet. Bir de yasanın içeriğini anlasanız
çok memnun olacağım.
“Şimdi, öyle maddeler
üzerinde önerge verilir mi? Bu, Meclisi tıkamaktır.” Değerli arkadaşlar,
aynı İç Tüzük’teki “temel yasa” kavramını siz kullanırken, İç Tüzük
ne güzel olacak; ama, biz bu şekilde bir çalışma yaparken, İç Tüzük
iyi değil! Şu Avrupa Birliği o konuda da bir dayatma yapsa size de
“her yasayı temel yasa şeklinde görüşmeyin, ben bunu istiyorum” dese
de, bari, o vesileyle bu işi de çözmüş olsak diye düşünüyorum.
Şimdi bu sistemimiz,
tabii, sizin hoşunuza gitmiyor, bunun farkındayım. Ama, arkadaşlar,
ne yazık ki, bu yasa bizim hoşumuza gitmiyor, bir de bu durum var. Onun
için, biz, her maddede konuşmaya devam edeceğiz.
Anlamadığım bir konu
da, niye ısrar ediliyor, yani, birlikte biz burada birçok yasayı çıkardık,
bu yasada niye ısrar ediliyor? Bakın, şimdi, sanki sadece biz muhalefet
ediyormuşuz gibi, herkes, toplumun her kesimi, bütün kurumlar, kuruluşlar,
sivil toplum örgütleri “Bu yasayı bir an önce çıkaralım, biz bu konuda
Hükûmeti destekliyoruz.” dermiş gibi, sanki biz karşı çıkıyoruz sadece.
Sizin tavrınız o, bize o nedenle de kızıyorsunuz, biliyorum.
Bakın, sadece bizim
karşı çıkmadığımızı…Bir baronun yazısıdır bu: “Anlaşılan odur ki,
Anayasa Mahkemesince üç kez üst üste iptal edilmesine karşın, yabancılara
toprak satışında direnen Hükûmet, Vakıflar Tasarısı yoluyla da,
kültür ve tabiat varlıkları haline gelen tarihî eserlerimizi yabancılara
devir ve temlik etme hazırlığı içindedir. (Kısa kısa geçeceğim, üç
sayfa, bir sayfasını bile okumak için sürem yok, biliyorum.) Halen
yürürlükte olan Vakıflar Yasası, vakıf yöneticilerinin Türkiye
Cumhuriyeti yurttaşı olma koşulu aradığı halde, yeni tasarı, yabancı
uyruklu kişilerin de vakıf yöneticisi olmalarını olanaklı kılmakta
ve ayrıca başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere devletin tüm kurum
ve kuruluşlarının bu yabancı vakıflar üzerindeki denetimlerini
sıfıra indirmektedir. Şöyle ki: “Tasarı mevcut haliyle yasalaştığı
takdirde (Bir baro diyor arkadaşlar bunu, biz demiyoruz; ama, altına
imzamızı da atarız.) Vakıflar Genel Müdürlüğü veya hazineye intikal
eden taşınmazların tümü, cemaat vakıfları adına geçirilecektir.
Bunun yanında nam-ı müstear ve nam-ı mevhum adına kayıtlı bulunan taşınmazlar
da, yine cemaat vakıfları adına kayıt ve tescil edilecektir.
Yeni tasarı mevcut
haliyle yasalaştığı takdirde, Osmanlı döneminden bu yana nam-ı
müstear ve nam-ı mevhumlar adına tescil edilen ve ancak değişik nedenlerle
hazineye veya Vakıflar Genel Müdürlüğüne mülkiyeti intikal etmiş
taşınmazlar üzerinde de cemaat vakıflarının hak iddia etmesi olanaklı
hale getirilecektir.
Türk Medeni Yasası’na
göre en son mirasçı devlettir. Türk Medeni Yasası’na göre mirasçı
bırakmadan ölen gayrimüslim yurttaşlara ait olup da devlete intikal
eden ve hazine adına tescil edilen tüm taşınmazların cemaat vakıfları
adına intikali olanaklı kılınacaktır.”
Değerli arkadaşlarım,
bu yazı ve çekinceler biraz daha uzayıp gidiyor; ama, bunun hepsini
burada okumayacağım.
Hatta, dediler ki:
“Biz, Bakanlar Kurulu üyelerine ve bütün milletvekillerine, her
bölgenin milletvekillerine bunu göndereceğiz.” Sizlere de gelmiştir,
okursanız…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kaya,
konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
YILMAZ KAYA (Devamla)
– Evet Sayın Başkan, bir dakikalık süremi aşmadan konuşmamı tamamlayacağım.
Yani, şunu demek istiyorum:
Toplumun birçok kesimi bu yasaya karşı. Yani, hiç kimse bilmiyor veya
herkes yanlış biliyor; sadece siz biliyorsunuz! Bu anlayış nedir,
bu ısrar nedir; bunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Bunun sakıncalarını
ileride göreceğiz.
Yüksel arkadaşım gibi
ben de aynı iddiada bulunacağım. Ama, bu yasa bu şekliyle çıktığı
takdirde, en kısa sürede değiştirilmesi gereken bir yasadır. Buna
bütün kalbimle inanıyorum. Zaten, Sayın Tosun da okudu, bu haliyle
çıkarsa, birçok anlaşmaya ve Anayasa’ya da aykırı olduğu için, muhtemelen
Anayasa Mahkemesinden de dönecektir.
Konuyla ilgili değil;
ama, üzerimde kalmasın, bir selam var, onu da ileteyim: Hafta sonu İzmir’in
Seferihisar ilçesindeydik. Bir vatandaşımız “Ya bizimkiler görünmüyor,
nerede?” dedi, ifadesi aynı böyle, demek ki size oy vermiş. “Seçimden
önce çok geliyorlardı, artık göremiyoruz, herhâlde bir daha seçilemeyecekler.
Son milletvekillikleri bitmeden gelsinler de bir görelim. Giderseniz
selam söyleyin.” dedi, selamları var, onu ileteyim.
Saygılar sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Sayın milletvekilleri,
birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 17.20
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 17.32
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar TÜZÜN
(Bilecik)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 17’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu
açıyorum.
1239 sıra sayılı Kanun
Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği
Uyum ile Adalet Komisyonları Raporları (1/1054) (S. Sayısı: 1239) (Devam)
BAŞKAN – Komisyon ve
Hükûmet yerinde.
Tasarının geçici
1’inci maddesi üzerindeki ikinci önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1239 sıra sayılı Kanun
Tasarısının geçici 1 inci maddesinin son fıkrasının madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Selami
Uzun (Sivas) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Takdire bırakıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Başkanım, çıkarılan
fıkranın yerine, “Yapılan sınavda başarılı olanlar vakıf uzmanlığı
kadrosuna atanırlar.” şeklinde bir ibare eklenmesi halinde önergeye
katılıyoruz.
BAŞKAN – Önerge sahipleri?
EYÜP FATSA (Ordu) – Gerekçe
okunsun.
BAŞKAN – Bu itirazi
değişiklikle kabul edilmesine katılıyorlar mı?
SALİH KAPUSUZ (Ankara)
– Katılıyorlar efendim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Komisyon, siz?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Biz de katılıyoruz efendim.
BAŞKAN – Peki.
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
İşbu önergeyle, Tasarının
70 inci ve diğer maddelerindeki değişikliklere uyum sağlanması
amacıyla işbu değişiklik önergesi verilmiştir.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde geçici 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.
Geçici madde 2’yi okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 2-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Vakıflar Kanunu Tasarısının Geçici 2. Maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
M.Nuri Saygun |
Mehmet Küçükaşık |
Feridun Baloğlu |
|
|
Tekirdağ |
Bursa |
Antalya |
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
Feridun Ayvazoğlu |
Ensar Öğüt |
|
|
Artvin |
Çorum |
Ardahan |
|
|
|
Muharrem Kılıç |
|
|
|
|
Malatya |
|
Geçici Madde 2-
a) Bu Kanunun ilgili
maddelerinde düzenlenmesi öngörülen tüzük ve yönetmelikler en
geç bir yıl içinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulur.
Bu tüzük ve yönetmelikler çıkarılıncaya kadar mevcut düzenlemelerin
bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
b) Bu Kanunda öngörülen
tüzük ve yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar ve öngörülen birimler
yeniden kuruluncaya kadar değişen veya yeniden kurulan birimlere
verilen görevler daha önce bu görevleri yapmakta olan birimler tarafından
yapılmaya devam olunur.
Genel Müdürlüğün taşra
teşkilatı, bu Kanunun ve bu Kanuna göre çıkarılacak tüzük ve yönetmelik
esaslarına göre yeniden düzenleninceye kadar görev ve hizmetleri
mevcut taşra teşkilatı tarafından yürütülmeye devam olunur.
Vakıf şerhleri ile ilgili
devam etmekte olan davalarda; diğer kanunlarda yer alan zamanaşımına
ilişkin hükümler bu Kanun açısından uygulanmaz.
Mülhak vakıfların
vakfiyelerinde; intifa hakları hayır şartlarından fazla olanlar,
ilgililerinin istekleri halinde, Meclis kararı alınarak, mahkemesince,
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 372 nci maddesinde belirtilen aile
vakfına dönüştürülür.
4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca Vakıflar
Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş olan kadroların kullanılmasına
devam edilir.
Sağlık Bakanlığı kadrolarında
bulunarak Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesinde çalışırken
Genel Müdürlük kadrolarına nakledilen personelin, 6/1/2005 tarihli
ve 5283 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer
alan hükümlerden yararlandırılmasına devam olunur.
Genel Müdürlüğe bağlı
olarak faaliyette bulunan Ayvalık Vakıf Zeytinlikleri, Vakıf Memba
Suları ve Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi işletmeleri;
faaliyetlerini döner sermaye işletmesi olarak yürütmeye devam
ederler.
Mazbut ve mülhak vakıfların
vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin hakları
saklıdır. Bu hakların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar tüzükle
düzenlenir.
Mülhak vakıflarda vakıf
yönetimine karşı açılan, mülkiyet ve intifa hakkı iddiasını taşıyan
davalarda vakıf yönetimi ile Genel Müdürlük birlikte hasım gösterilir.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait taşınmazlar Devlet malı imtiyazından yararlanır,
haczedilemez, rehnedilemezler. Tüm iş ve işlemleri, her türlü vergi,
resim, harç ve katılım payından istisnadır.
Vakıf kültür varlıklarının
onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesi ve kamulaştırma
işlemleri 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabidir.
Vakıf kültür varlıklarının,
restorasyon veya onarım karşılığı kiralama işlemleri; 2886 sayılı
Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabidir.
Bu harcama ve kiralamalara
ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Yurt içi veya yurt dışında
vakıf kültürünü araştırmak, geliştirmek ve desteklemek amacıyla
gerçek ve tüzel kişiler; Genel Müdürlüğün görev alanı ile ilgili faaliyet
ve yatırım programlarında yer alan her türlü ilmi organizasyon,
stratejik araştırma, konferans, sempozyum ve benzeri kültürel faaliyetlerin
yürütülmesi kapsamında sponsorluk yapabilirler. Bu faaliyetlerle
ilgili sponsor kişi veya şirketler Genel Müdürlüğün belirleyeceği
esaslar dahilinde reklam alabilirler. Vakıflar adına kayıtlı taşınır
ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının; bakım, onarım ve restore
edilmesi, yaşatılması, çevre düzenlemesi ve kamulaştırılması
dahil Genel Müdürlüğün kontrolünde gerçek ve tüzel kişilerin kendileri
tarafından yapılacak harcamalar, bağış ve yardımlar ile sponsorluk
harcamalarının tamamı Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından düşülür.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın
Öğüt.
ENSAR ÖĞÜT (Ardahan)
– Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Vakıflar Kanunu bayağı bir
uzun sürdü. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hakikaten, haklı olarak
karşı çıktığımız Vakıflar Kanunu, ne yazık ki, geçiyor Meclisten. İnşallah,
ülkemize sıkıntı yaratmaz.
Benim de kendi adıma
vakfım var. Vakıflarda en önemli sıkıntı, arkadaşlar, uzman elemanlarının
bulunmamasıdır. Uzman elemanların, varsa, onların yeterli ücret
alamamasıdır.
Onun dışında, vakıfların
en büyük baş belası Anıtlar Kuruludur. Anıtlar Kurulu vakıflara müsaade
etmediği için, vakıflar doğru dürüst onarım yapmamaktadır. Buradan
uyarıyorum: Anıtlar Kurulu, vakıfların projesine daha ılımlı baksın,
daha uygun baksın. Örneğin, Aksaray’da bir camiye kalorifer yapılacak,
Anıtlar Kurulu müsaade etmediği için yapılamıyor. Bu da yanlıştır.
Buna da, Anıtlar Kurulunun, mutlak suretle, en iyi şekilde, dokuyu
bozmadan müsaade vermesi gerektiğine inanıyorum.
Değerli arkadaşlar,
bugün aslında, bu hafta aslında Atatürk Haftası; yarın 10 Kasım. Devletimizin
kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün 68’inci ölüm yıl dönümü. Bu anlamlı
ölüm yıl dönümünü, yarın, hep beraber ulusca anacağız.
Burada, Adalet ve Kalkınma
Partili bir arkadaşımızın yarın düğünü de varmış; hayırlı olsun;
ama, o düğününü ertelemesini talep ediyorum; şahsi, özel bir konudur;
ama, Atatürk’le ilgili bir gün olduğu için ertelese daha rahat olur,
çünkü basın da onun üzerine gitmiş oluyor…
MEHMET FEHMİ UYANIK
(Diyarbakır) – Ya, yapma böyle!
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
– Değerli arkadaşlar, bugün biz bir çalışma yaptık, Atatürkçü Düşünce
Derneğiyle birlikte. Atatürkçü Düşünce Derneğiyle beraber, Ardahan
Damal Dağlarında, güneş batarken, Atatürk’ün doğuşu, hiçbir lidere
nasip olmayan, insan eliyle yapılabilecek kadar mükemmel bir tablonun
yaşatılması ve izlenmesi için yaklaşık 1 milyon dolar civarında
bir maliyet gerektiren sosyal tesisler, seyir alanları, amfitiyatro,
otoparkları ve butik otel yapacağız. Bu projenin, bugün kampanyasını
başlatmış bulunuyoruz. Bu projemize, ben, Büyük Millet Meclisindeki
bütün milletvekillerimizin, bütün halkımızın katılmasını istiyorum.
Burada resmini gösterdiğim
Atatürk silüeti, her yıl haziran ile ağustos ayı arasında, Damal Dağları’nda
güneş batarken, saat 18.00 sularında Atatürk’ün, tam, böyle -gördüğünüz
gibi- resmi çıkıyor değerli arkadaşlar.
Bu, Allah’ın bir lütfu;
hiçbir lidere, hiçbir dünya liderine, kendi topraklarında, kendi
coğrafyasında böyle bir resim, böyle bir tablo Allah nasip etmemiştir.
Bu mucize tablo başka ülkelerde olsaydı, inanın, yemin ediyorum,
orayı ilah yaparlardı, orayı dünyanın çekim merkezi yaparlardı.
Ben şimdi burada herkese
sesleniyorum: 72 milyon insanımıza, başta, kurucusu bulunduğu
Büyük Millet Meclisine, milletvekillerine olmak kaydıyla, bütün
vatandaşlarımıza sesleniyorum: Atatürk’ün bu projesini, biz, ihaleyle,
yarışmayla belirleyeceğiz. İhaleyle de, Atatürkçü Düşünce Derneği yaptıracak,
biz de onlara katkı sunacağız. Büyük Millet Meclisini kuran Mustafa
Kemal Atatürk’e layık, orada çok güzel projeler, sosyal tesis projeleri
yapmak, bizim için, hepimiz için bir onurdur, bir şereftir, bir borçtur.
Nasıl, Atatürk, o gün Kuvayımilliye hareketiyle Anadolu’dan başlayıp,
şerefini, şahsiyetini ortaya koyup Türk milletinin şerefini kurtarıp
bir devlet kurmuşsa, devletimizin kurucusuna bunu çok görmememiz
gerekiyor değerli arkadaşlar.
Ben, fazla uzatmak istemiyorum;
ama, şunu belirteyim: Büyük Millet Meclisini kuran Mustafa Kemal
Atatürk’e bu Meclisin sahip çıkacağına inanıyor, Edirne’den Ardahan’a
kadar bu toprakları vatan yapan bütün şehitleri saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 3’ü okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 3.-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır; okutup işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 s. s. Vakıflar Kanunu Tasarısının Geçici 3. Maddesinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
M. Nuri Saygun |
Mehmet Küçükaşık |
Feridun Baloğlu |
|
|
Tekirdağ |
Bursa |
Antalya |
|
|
Feridun Ayvazoğlu |
Yüksel Çorbacıoğlu |
Muharrem Kılıç |
|
|
Çorum |
Artvin |
Malatya |
Geçici Madde 3-
a) Bu Kanunda öngörülen
tüzük ve yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar ve öngörülen birimler
yeniden kuruluncaya kadar değişen ve yeniden kurulan birimlere
verilen görevler daha önce bu görevleri yapmakta olan birimler tarafından
yapılmaya devam olunur.
b) Genel Müdürlüğün taşra teşkilatı, bu Kanunun ve bu Kanuna göre
çıkarılacak tüzük ve yönetmelik esaslarına göre yeniden düzenleninceye
kadar görev ve hizmetleri mevcut taşra teşkilatı tarafından yürütülmeye
devam olunur.
Vakıf şerhleri ile ilgili
devam etmekte olan davalarda; diğer kanunlarda yer alan zamanaşımına ilişkin hükümler bu Kanun açısından uygulanmaz.
Mülhak vakıfların
vakfiyelerinde; intifa hakları hayır şartlarından fazla olanlar,
ilgililerinin istekleri halinde, Meclis kararı alınarak, mahkemesince,
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 372 nci maddesinde belirtilen aile
vakfına dönüştürülür.
4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca Vakıflar
Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş olan kadroların kullanılmasına
devam edilir.
Sağlık Bakanlığı kadrolarında
bulunarak Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesinde çalışırken
Genel Müdürlük kadrolarına nakledilen personelin, 6/1/2005 tarihli
ve 5283 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer
alan hükümlerden yararlandırılmasına devam olunur.
Genel Müdürlüğe bağlı
olarak faaliyette bulunan Ayvalık Vakıf Zeytinlikleri, Vakıf Memba
Suları ve Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi işletmeleri;
faaliyetlerini döner sermaye işletmesi olarak yürütmeye devam
ederler.
Mazbut ve mülhak vakıfların
vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin hakları
saklıdır. Bu hakların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar tüzükle
düzenlenir.
Mülhak vakıflarda vakıf
yönetimine karşı açılan, mülkiyet ve intifa hakkı iddiasını taşıyan
davalarda vakıf yönetimi ile Genel Müdürlük birlikte hasım gösterilir.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait taşınmazlar Devlet malı imtiyazından yararlanır,
hacdedilemez, rehnedilemezler. Tüm iş ve işlemleri, her türlü vergi,
resim, harç ve katılım payından istisnadır.
Genel Müdürlük tarafından
açılacak davalarda teminat aranmaz.
Genel Müdürlüğün ve
mazbut vakıfların tahsil edilemeyen gelirleri 6183 sayılı Amme
Alacaklarının tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre Genel
Müdürlükçe tahsil edilir.
Vakıf kültür varlıklarının
onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesi ve kamulaştırma
işlemleri 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabidir.
Vakıf vakıf kültür
varlıklarının, restorasyon veya onarım karşılığı kiralama işlemleri;
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerini tabidir.
Yurt içi veya yurt dışında
vakıf kültürünü araştırmak, geliştirmek ve desteklemek amacıyla
gerçek ve tüzel kişeler; Genel Müdürlüğün görev alanı ile ilgili faaliyet
ve yatırım programlarında yer alan her türlü ilmi organizasyon,
stratejik araştırma, konferans, sempozyum ve benzeri kültürel faaliyetlerin
yürütülmesi kapsamında sponsorluk yapabilirler. Bu faaliyetlerle
ilgili sponsor kişi veya şirketler Genel Müdürlüğün belirleyeceği
esaslar dahilinde reklam alabilirler. Vakıflar adına kayıtlı taşınır
ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının; bakım, onarım ve restore
edilmesi, yaşatılması, çevre düzenlemesi ve kamulaştırılması
dahil Genel Müdürlüğün kontrolünde gerçek ve tüzel kişilerin kendileri
tarafından yapılacak harcamalar, bağış ve yardımlar ile sponsorluk
harcamalarının tamamı Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından düşülür.
Kuruluşunda veya kurulduktan
sonra vakıflara bağışlanan taşınır ve taşınmaz mallar Veraset ve
İntikal Vergisinden istisnadır.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın
Küçükaşık.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK
(Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; artık, Vakıflar
Yasa Tasarısı’nın son maddelerine geldik. Ben, gerek Vakıflar Yasa
Tasarısı gerek karşılıklılık gerek Lozan tartışmalarının yaşandığı…
Bugün de aynı tartışmalar yaşandı. Ben Batı Trakya’da yaşanan olayları
bir okumak istiyorum, anlatmak istiyorum. Batı Trakya’daki Türk vakıflarının
ne durumda olduğunun bir kez daha herkes tarafından bilinmesi gerektiğine
inanıyorum. Çünkü, bundan sonraki maddeler ve yasanın tümü onaylandığında,
biz, Batı Trakya’daki Türk vakıflarının aynı durumunun karşılıklığının,
mütekabiliyet esasının Türkiye’de uygulanıp uygulanmadığını,
Dışişleri Bakanlığımızın, Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün aynı
esaslara riayet edip etmediğini hepinizin takdirine bırakmak istiyorum.
Bakınız: “Yunanistan’da
1967 askerî darbesiyle iktidara gelen yeni yönetim, Yunanistan’ın
imzaladığı ikili anlaşmalara aykırı bir biçimde, Gümülcine ve
İskeçe Türk Cemaat Vakıfları İdare Heyetlerini keyfî bir şekilde
görevden uzaklaştırmıştır. Bu heyetlere kendi belirlediği kişileri
tayin etmiştir. Cunta idaresinin koyduğu bazı kurallarla Türk vakıfları,
oradaki Yunan yönetiminin ve Yunan Hükûmetinin denetimi altına
girmiştir. Bugün, Batı Trakya’daki Türk vakıflarını Yunan Hükûmetinin
tayin ettiği kayyumlar idare etmektedir. Türk azınlığın ecdat yadigârı
vakıfları, Türk azınlığın isteği dışında Yunan Hükûmeti tarafından
atanan kişilerce yönetilmesi kabul edilemez bir durumdur. Batı
Trakya Türkleri vakıflarına ait temel sorun, Atina ve Lozan Anlaşması’ndan
doğan, Türklerin, vakıflarını yönetme hakkından yoksun bırakılmasıdır.
Yani, kısaca, Yunanistan’da Türklerin kurduğu vakıflardaki yönetim
hakları Yunan makamlarınca kullanılmaktadır.”
“Yunan Hükûmeti tarafından
Türk vakıflarının yönetimine atanan kayyumlar, başta Rodos ve İstanköy
olmak üzere, Ege adalarındaki Türk vakıflarının mallarını satarak,
amaç dışı kullanarak ve usulsüz harcamalarda bulunarak vakıf mallarını
yağmalamaktadırlar. Vakıf mallarının yağmalanması hususu Yunan
basınında günlerce manşetten düşmemiş olmasına rağmen, Türk basını
bu konuya seyirci kalmıştır. Özellikle Yunan basınında Evkaf İdaresi
ile Yunanistan Güney Ege Bölge Sekreteri Martha Simantoni arasında
ciddi rüşvet ve yolsuzluk iddiaları gündeme gelmiş ve neticede Yunanistan
basınının tepkilerini göğüsleyemeyen Hükûmet, Bölge Sekreterini
görevden almak zorunda kalmıştır. Yunanistan Hükûmetince atanan
kayyumlar, Yunanistan’ın yerel kamu kurumları ile bunların yöneticilerine
devamlı suretlerle bağışta bulunarak ve onların lüks harcamalarını
karşılayarak vakıf gelirlerini yağmalamaktadırlar. Rodos Evkaf
İdaresince, Güney Ege Bölge Sekreterliğine, çeşitli binaların bakım
ve onarımı, kültürel etkinliklerin gerçekleştirilmesi ve benzeri
bürokratik giderler için 2002 yılında 151 bin avro, 2003 yılında da
180 bin avro hibe edilmiştir.”
“Yunanistan Hükûmeti
‘Müslüman’ azınlığın aynı zamanda ‘Türk’ olduğunu kabul etmemektedir.
Kişi ve kurumlara ‘Türk’ kelimesi kullanılmasını yasaklanmıştır.
Yunanistan’da, Batı Trakya Türkleri tarafından kurulan ve adında
‘Türk’ sözcüğü geçen vakıf ve dernekler kapatılmaktadır. Yunan makamları,
Lozan Anlaşması’nda sadece ‘Müslüman azınlık’ ifadesinin yer aldığı
gerekçesiyle, isminde ‘Türk’ sıfatı bulunan dernekleri yasaklamakta
ya da kuruluş dilekçelerini reddetmektedirler. Bu çerçevede, Yunanistan
Yargıtayı, 1987’de Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği ile Gümülcine
Türk Gençler Birliğinin, 2005’te ise İskeçe Türk Birliğinin yasaklanması
yönündeki kararları onamıştır.”
“Son olarak Rodop İli
Türk Kadınları Kültür Derneğinin kuruluş dilekçesinin, isminde
‘Türk’ ibaresi bulunduğu için, Trakya İstinaf Mahkemesinde reddi
yönünde alınan kararın iptal talebi, 1 Nisan 2005 tarihinde Yargıtay
tarafından reddedilmiştir. Oysa, Türkiye’de ‘Rum’ adı yasak değildir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’de 66 adet Rum
cemaat vakfından 55 tanesinin isminde ‘Rum’ sözcüğü geçmektedir. Söz
konusu uygulamayı durdurmak için, Türkiye, Yunanistan’ın Lozan ve
Atina Anlaşmaları’nı ihlal ettiği gerekçesiyle bu ülkenin tutumunu
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürmüştür.”
“Yine, Yunanistan
Hükûmeti, Gümülcine’ye Rusya’dan muhacirler getirip yerleştirmekte,
bunlara bedava ev ve kredi vermektedir. Yunan Hükûmetinin göçmenlere
tahsis ettiği bu yerler de genellikle vakıf mülkü olmaktadır. Vakıf
arazilerini istimlak ederek, imar kanunlarını bahane etmek suretiyle
imar planları uygulayarak, özellikle vakıf mezarlıkları, vakıf
tarlaları, arsa ve arazileri Türk cemaatinin elinden alınmıştır. Lozan
Anlaşması’nın imzalandığı tarihte Batı Trakya’da Müslüman-Türk
azınlığının yüzde 83 olan tapulu mülkü, bugün yüzde 22’ye düşmüştür.”
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Küçükaşık,
konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)
– Bitiriyorum Başkanım.
“Mesela, 1978’de Gümülcine’de
soydaşlarımıza ait 4 bin dönüm arazi organize sanayi bölgesi yapma,
80’de 3 bin dönüm arazi üniversite ve 4.300 dönüm arazi de askerî bölge
bahanesiyle alınmıştır.”
Şimdi, Yunanistan’daki
uygulama bu, ama Türkiye’de biz, daha 1936 Beyannamesi’nde olsun olmasın
her şeyi vermeye kalkıyorduk, sadece 36 Beyannamesi’ni soktuk. Hepinizin
takdirine bırakıyorum.
Teşekkürler. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim
Sayın Küçükaşık.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici madde 4’ü okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 4-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
“Vakıflar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü Teşkilat Kanunu” Tasarısının
Geçici 4. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
M. Nuri Saygun |
Mehmet Küçükaşık |
Feridun Baloğlu |
|
|
Tekirdağ |
Bursa |
Antalya |
|
|
Muharrem Kılıç |
Feridun Ayvazoğlu |
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
Malatya |
Çorum |
Artvin |
Geçici Madde 4-
a) Genel Müdürlüğün taşra teşkilatı, bu Kanunun ve bu Kanuna göre
çıkarılacak tüzük ve yönetmelik esaslarına göre yeniden düzenleninceye
kadar görev ve hizmetleri mevcut taşra teşkilatı tarafından yürütülmeye
devam olunur.
b) Vakıf şerhleri ile
ilgili devam etmekte olan davalarda; diğer kanunlarda yer alan zamanaşımına
ilişkin hükümler bu Kanun açısından uygulanmaz.
Mülhak vakıfların
vakfiyelerinde; intifa hakları hayır şartlarından fazla olanlar,
ilgililerinin istekleri halinde, Meclis kararı alınarak, mahkemesince,
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 372 nci maddesinde belirtilen aile
vakfına dönüştürülür.
4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca Vakıflar
Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş olan kadroların kullanılmasına
devam edilir.
Sağlık Bakanlığı kadrolarında
bulunarak Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesinde çalışırken
Genel Müdürlük kadrolarına nakledilen personelin, 6/1/2005 tarihli
ve 5283 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer
alan hükümlerden yararlandırılmasına devam olunur.
Genel Müdürlüğe bağlı
olarak faaliyette bulunan Ayvalık Vakıf Zeytinlikleri, Vakıf Memba
Suları ve Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi işletmeleri;
faaliyetlerini döner sermaye işletmesi olarak yürütmeye devam
ederler.
Mazbut ve mülhak vakıfların
vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin hakları
saklıdır. Bu hakların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar tüzükle
düzenlenir.
Mülhak vakıflarda vakıf
yönetimine karşı açılan, mülkiyet ve intifa hakkı iddiasını taşıyan
davalarda vakıf yönetimi ile Genel Müdürlük birlikte hasım gösterilir.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait taşınmazlar Devlet malı imtiyazından yararlanır,
haczedilemez, rehnedilemezler. Tüm iş ve işlemleri, her türlü vergi,
resim, harç ve katılım payından istisnadır.
Genel Müdürlük tarafından
açılacak davalarda teminat aranmaz.
Genel Müdürlüğün ve
mazbut vakıfların tahsil edilemeyen gelirleri 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre Genel
Müdürlükçe tahsil edilir.
Vakıf kültür varlıklarının
onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesi ve kamulaştırma
işlemleri 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabidir.
Vakıf kültür varlıklarının, restorasyon veya oranım karşılığı kiralama
işlemleri; 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabidir.
Bu harcama ve kiralamalara
ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Yurt içi veya yurt dışında
vakıf kültürünü araştırmak, geliştirmek ve desteklemek amacıyla
gerçek ve tüzel kişiler; Genel Müdürlüğün görev alanı ile ilgili faaliyet
ve yatırım programlarında yer alan her türlü ilmi organizasyon,
stratejik araştırma, konferans, sempozyum ve benzeri kültürel faaliyetlerin
yürütülmesi kapsamında sponsorluk yapabilirler. Bu faaliyetlerle
ilgili sponsor kişi veya şirketler Genel Müdürlüğün belirleyeceği
esaslar dahilinde reklam alabilirler. Vakıflar adına kayıtlı taşınır
ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının; bakım, onarım ve restore
edilmesi, yaşatılması, çevre düzenlemesi ve kamulaştırılması
dahil Genel Müdürlüğün kontrolünde gerçek ve tüzel kişilerin kendileri
tarafından yapılacak harcamalar, bağış ve yardımlar ile sponsorluk
harcamalarının tamamı Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından düşülür.
Kuruluşunda veya kurulduktan
sonra vakıflara bağışlanan taşınır ve taşınmaz mallar Veraset ve
İntikal Vergisinden istisnadır.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılamıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın
Ayvazoğlu.
FERİDUN AYVAZOĞLU
(Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Yasa Tasarısı’nın
esas maddelerini bitirdik, geçici maddelerine geldik. Bu maddelerden
4’üncü maddeyle ilgili olmak üzere söz almış bulunuyorum; yüce Meclise
saygılar sunuyorum.
Değerli arkadaşlar,
Vakıflar Yasa Tasarısı’nın, gerek Komisyonda gerekse bugüne kadarki
Meclis görüşmelerindeki sürecine baktığımızda, dün çok önemli
bir gelişmeyle karşılaştık. Bütün ülkemizi ilgilendiren, Avrupa
Birliği sürecinde beklenen 8 Kasım günü, gerçekten bu yönden önemli
bir gündü, fakat geldik gördük ki, açıklanan İlerleme Raporu’nda, Avrupa
Birliğinin, ne Vakıflar Yasası’yla ilgili herhangi bir net görüşü
vardır ne de Vakıflar Yasası’na atıf yapılmak suretiyle diğer yasalarla
ilgili herhangi bir görüş vardır. Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nu,
esasını teşkil eden noktaları hepimiz duyduk, hepimiz öğrendik sayılır,
fakat şunu gösteriyor ki, bu Tasarı getirilirken, bizlere, “Avrupa
Birliği müktesebatında yok idi, ancak Avrupa Birliği uyum yasaları
açısından bu Tasarı’nın yasalaşması gerekir” diye bize bilgi verildi.
Avrupa Birliği ya şu andaki AKP Hükûmetini kandırıyor, aldatıyor
-ki, bugüne kadarki uygulamaları bu noktada gelişti maalesef- dolayısıyla,
Hükûmet de bizleri ve halkımızı, kamuoyunu aldatıyor bilerek veya
bilmeyerek. Arzu ederiz ki, bilmeden aldatıyor kabul edelim. Avrupa
Birliği istiyor istemiyor veya Hükûmet istiyor istemiyor noktasında
Mecliste böyle bir tasarıyla karşı karşıya geldik.
Maalesef, Avrupa Birliğinin
bizden istediği, şimdiye kadarki gelişmelerden de görüldü ki, öncelikle,
301’inci madde diye dayatıldı. “Özgürlüklerin önünün açılması gerekir”
diye bu maddenin kaldırılması, bu maddenin değiştirilmesi şeklinde
dayatma yapıldı. Bu dayatmayı dünkü İlerleme Raporu’nda da gördük.
Yine, aynı şekilde,
Kıbrıs’ın limanlarının ve havaalanlarının Rumlara açılmasıyla ilgili
yine bir dayatma daha getirdiler. Bunu da gördük, bir kez daha yaşadık
ve devam ediyor, öyle de olur böyle de olur noktasında, yine bizi oyalama
taktiğine getirmek suretiyle “iyi gidiyorsunuz da yavaş gidiyorsunuz”
diye bize gözdağı mahiyetinde birtakım dayatmalarda daha bulunuyorlar.
Böyle bir manzarayla
karşı karşıya kalmışken, bu Vakıflar Yasası’nın bize ne getireceği
ne götüreceği maalesef, şu ana kadarki görüşmelerimizde Meclis
tarafından kamuoyuna net bir şekilde İktidar tarafından ortaya
konulmuş değildir. Bizler, endişelerimizi net bir şekilde ortaya
koyduk, dile getirdik. Şimdiye kadar yürütülen “şu anda mevcut bütün
vakıflar mevzuatının ülkemiz için yeterli bir mevzuat olduğunu,
eğer bunun aksaklıkları, eksiklikleri var ise, bunu hep birlikte
tartışalım, gündeme getirelim, bu eksiklikleri hep birlikte yerine
getirelim” dedik, ama, maalesef, bütün, sil baştan olabilecek şekilde
bu tasarı karşımıza getirildi ve bizlere sunuldu.
Biz, şu ana kadarki
teknik açıklamalarla, sizlere bunun hangi noktalardan yanlış olduğunu
söz edegeldik ve Vakıflar Yasa Tasarısı’nın esas felsefesinin, bizim
ülkemizin, ulusumuzun birlik ve bütünlüğüyle ilgisi olmadığını,
şu andaki eşitlik ilkesine baktığımızda, azınlıklara tanınmış
olan vatandaşlarımız gibi özgür olma ve diğer konulardaki haklarının
bizim vatandaşlarımızı kat be kat geçerek, Vakıflar Yasası’nda bunu
gördüğümüzü ve göreceğimizi, uygulamaların sonucu bunu göreceğimizi,
dolayısıyla, bizler geride kalacağımızı söyledik, ama, maalesef,
bu tasarının 80’inci maddesiyle de, özellikle, sekiz tane yasa ya
yürürlükten kaldırılıyor ya da birtakım maddeleri yürürlükten
kaldırılıyor.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Ayvazoğlu,
konuşmanızı tamamlayınız, buyurun.
FERİDUN AYVAZOĞLU
(Devamla) – Bu da gösteriyor ki, bu yasa ile yine, az önce arkadaşımızın
da değindiği gibi, yapılacak olan ihalelerin Kamu İhale Kurumu
yetkisinden çıkartılmak suretiyle, Vakıflar Genel Müdürlüğünün
sadece bir yönetmeliğiyle ihalelerin yapılabileceğini, kamulaştırmaların,
harcamaların yapılabileceği noktasında da çok basite indirgenen
bir olayla karşı karşıyayız, bir uygulamayla karşı karşıya kalacağız.
Bunların da, ihale sürecinde ne gibi sakıncalar ve sıkıntılar yaratabileceğini
şimdiden görmemek, gerçekten, safdillik olur diye düşünmek lazım.
Değerli arkadaşlarım,
bu duygu ve düşüncelerimizin, sizlerin İktidar olarak bugüne kadar,
gerek Acil Eylem Planlarınızla gerekse bugüne kadarki kamuoyuna
sunmak istediğiniz diğer projelerinizin hiçbir şekilde ihtiyaca
cevap vermediğini bu halkımız görecektir ve gereğini yapacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle,
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 5’i okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 5
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Vakıflar Kanunu Tasarısının Geçici 5. Maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Feridun Baloğlu |
Mehmet Küçükaşık |
Feridun Ayvazoğlu |
|
|
Antalya |
Bursa |
Çorum |
|
|
Muharrem Kılıç |
Yüksel Çorbacıoğlu |
M. Nuri Saygun |
|
|
Malatya |
Artvin |
Tekirdağ |
Geçici Madde 5-
a) Vakıf şerhleri ile
ilgili devam etmekte olan davalarda; diğer kanunlarda yer alan zamanaşımına
ilişkin hükümler bu Kanun açısından uygulanmaz.
b) Mülhak vakıfların
vakfiyelerinde; intifa hakları hayır şartlarından fazla olanlar,
ilgililerinin istekleri halinde, Meclis kararı alınarak, mahkemesince,
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 372 nci maddesinde belirtilen aile
vakfına dönüştürülür.
4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca Vakıflar Genel Müdürlüğüne
tahsis edilmiş olan kadroların kullanılmasına devam edilir.
Sağlık Bakanlığı kadrolarında
bulunarak Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesinde çalışırken
Genel Müdürlük kadrolarına nakledilen personelin, 6/1/2005 tarihli
ve 5283 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer
alan hükümlerden yararlandırılmasına devam olunur.
Genel Müdürlüğe bağlı
olarak faaliyette bulunan Ayvalık Vakıf Zeytinlikleri, Vakıf Memba
Suları ve Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi işletmeleri;
faaliyetlerini döner sermaye işletmesi olarak yürütmeye devam
ederler.
Mazbut ve mülhak vakıfların
vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin hakları
saklıdır. Bu hakların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar tüzükle
düzenlenir.
Mülhak vakıflarda vakıf
yönetimine karşı açılan, mülkiyet ve intifa hakkı iddiasını taşıyan
davalarda vakıf yönetimi ile Genel Müdürlük birlikte hasım gösterilir.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait taşınmazlar Devlet malı imtiyazından yararlanır,
haczedilemez, rehnedilemezler. Tüm iş ve işlemleri, her türlü vergi,
resim, harç ve katılım payından istisnadır.
Genel Müdürlük tarafından
açılacak davalarda teminat aranmaz.
Genel Müdürlüğün ve
mazbut vakıfların tahsil edilemeyen gelirleri 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre Genel
Müdürlükçe tahsil edilir.
Vakıf kültür varlıklarının
onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesi ve kamulaştırma işlemleri 180 sayılı
Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabidir.
Vakıf kültür varlıklarının,
restorasyon veya onarım karşılığı kiralama işlemleri; 2886 sayılı
Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabidir.
Bu harcama ve kiralamalara
ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Yurt içi veya yurt dışında
vakıf kültürünü araştırmak, geliştirmek ve desteklemek amacıyla
gerçek ve tüzel kişiler; Genel Müdürlüğün görev alanı ile ilgili faaliyet
ve yatırım programlarında yer alan her türlü ilmi organizasyon,
stratejik araştırma, konferans, sempozyum ve benzeri kültürel faaliyetlerin
yürütülmesi kapsamında sponsorluk yapabilirler. Bu faaliyetlerle
ilgili sponsor kişi veya şirketler Genel Müdürlüğün belirleyeceği
esaslar dahilinde reklam alabilirler. Vakıflar adına kayıtlı taşınır
ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının; bakım, onarım ve restore
edilmesi, yaşatılması, çevre düzenlemesi ve kamulaştırılması
dahil Genel Müdürlüğün kontrolünde gerçek ve tüzel kişilerin kendileri
tarafından yapılacak harcamalar, bağış ve yardımlar ile sponsorluk
harcamalarının tamamı Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından düşülür.
Kuruluşunda veya kurulduktan
sonra vakıflara bağışlanan taşınır ve taşınmaz mallar Veraset ve
İntikal Vergisinden istisnadır.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait meralar 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine
tabidir.
Bir sözleşme mevcut
olmasa dahi, Genel Müdürlük menfaatinin olması kaydıyla hangi aşamada
olursa olsun;
Genel Müdürlük ile diğer
kamu kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel kişiler arasında çıkan hukuki
ihtilafların anlaşma ve sözleşme değişikliği ile neticelendirilmesinde
Meclis,
yetkilidir.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Ayvazoğlu,
buyurun.
FERİDUN AYVAZOĞLU
(Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5’inci maddede,
hepimizin gördüğü üzere, vakıf şerhleriyle ilgili devam eden davaların
zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerinden bahsetmektedir.
Şimdi, değerli arkadaşlarım,
geçici maddeler, adı üzerinde geçici madde, ama, gerçekten çok önemli
düzenlemelere de sonuçta bizleri karşı karşıya bırakacak maddeler.
Şimdi, bir defa, buradaki
hak düşürücü sürelerin ve zaman aşımının bu şekilde bir istisnayla
işlemeyeceğini bu maddeye konulması suretiyle zaman aşımına
ilişkin gerek Medeni Kanun’daki gerekse
Borçlar Kanunu’ndaki zilyetliğe ilişkin hükümler olsun, diğer mülkiyete
ilişkin hükümler olsun bunlara ait davalarda bir çelişki ortaya çıkacağı
aşikârdır.
Şimdi, bunun dışında
öyle bir madde geçti ki, 74’üncü madde, yetkinin astlara devredilmesi
şeklinde bir maddeydi. Bu maddeye, biz, önergeyle, “her hâlükârda yetkiyi devreden üstün bu sorumluluktan
kurtulmaması gerekir” şeklinde bir hüküm konulmasını önermiştik,
ama bu da yüce Meclis tarafından uygun görülmedi, reddedildi. Şimdi,
bunun ne gibi sonuçlar doğurabileceğini, yüce Meclisin saygıdeğer
üyeleri, özellikle hukukçu üyeleri nasıl görmezden gelebiliyorlar
anlamak mümkün değildir.
Değerli arkadaşlarım,
öyle bir olayda, düşününüz -az önce bahsettik- ihalelerin genel müdürlük
bünyesinde yapılacak, sadece Devlet İhale Kurumunun görüşleri
alınmak suretiyle çıkarılacak bir yönetmelikle genel müdürlük tarafından
yapılacak ihalelerde bu tür sorumlulukların astlara devredildiğini,
ama sorumluluktan bu şekilde kurtulmanın yolunun ve bu yetkinin suistimal edilip edilmeyeceği nasıl tartışılmadan
bu maddeye “evet” oyu verildi, sizlerin vicdanlarına ve tartışmalarına
ve bunu kendi kendinize lütfen değerlendirmelerinize bırakıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
yine 80’inci madde öyle hükümler getiriyor ki, gözden kaçmış olduğunu
kabul etmemiz gerekir. Bizim ülkemiz tarım ülkesi, ama maalesef,
özellikle son yıllarda sizin İktidarınız
döneminde dört yıldan beri tarımın çökertildiği, IMF’nin diretmesine
ve direktifleriyle yönetilmek istenen, ihracatın olabildiğince
azaldığı, üretimin olabildiğince azaltılmak istendiği, ithalatın
olabildiğince buna karşılık artırılmak istendiği bir tarım politikasının
dört yıldan beri bu ülkenin çiftçilerini ne hale getirdiğini hepimiz
çok çok gezerek gördüğümüzü birbirimize söylüyoruz, ama, saklıyoruz
burada, dile getirmiyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım,
80’inci maddeyle kaldırılan o sekiz dokuz tane kanun içerisinde öyle
bir kanun var ki, bu, maalesef, tarımla ilgili olarak şu şekilde bir
kanundan bahsediyor ve bu yürürlükten kaldırılıyor: 1/7/1953 tarihli
ve 6092 sayılı Vakıf Zeytinlik, İncirlik, Fındıklık, Narenciye ve
Meyvalıkların Satış Şekli Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılıyor
değerli arkadaşlarım.
Bunun kaldırılmasıyla
birlikte, bununla getirilen, yerine göre burada üretime dönük olmak
üzere, bugüne kadar kamuya mal edilmiş olan bunların elimizden çıkarılmak
suretiyle, yerine göre o getirdiğimiz hükümle vermiş olduğumuz,
azınlık vakıflarına vermiş olduğumuz taşınmazlara ait olmak suretiyle,
taşınmazların sahiplerine ait olmak suretiyle, böyle bir uygulamayla
karşı karşıya kalacağız. Sanki IMF’nin verdiği dayatma yetmiyormuş
gibi, bir de AB’nin isteği doğrultusunda, bu şekilde, tarıma, küçük
de olsa Vakıflar Yasası’yla vuracağımız darbenin, sanıyorum tarım
kesimine, çiftçilerimize vurabileceğimiz darbelerin karşısında
sizce hiçe sayılıyor, sıfıra sayılıyor.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Ayvazoğlu,
konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
FERİDUN AYVAZOĞLU
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım, sizlerin oylarıyla, görülüyor
ki, çıkarılacak olan bu tasarının, gerçekten teknik yönleriyle olsun,
bugüne kadar söylediğimiz eleştiriler doğrultusunda olsun, Anayasa’nın
10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesinden tutunuz, bu eşitlik ilkesinin
de kendi vatandaşlarımızın aleyhine olacak şekilde uygulamasından
tutunuz, tüm diğer teknik konulara kadar usulden esasa kadar yanlışlıklarla
dolu bir yasayla karşı karşıya kalacağımızı bilelim ve bu, inanıyoruz
ki, Anayasa Mahkemesinden dönecek bir tasarıdır.
O doğrultuda, sizlere,
bir kez daha, bugüne kadar yapmış olduğumuz ve emek verdiğimiz, millet
adına, ulus adına emek verdiğimiz emeklerin, bu kadar yapılan çalışmaların
boşa gideceğini bir kez daha söylüyoruz, uyarıyoruz. Şimdiden,
Adalet ve Kalkınma Partisinin bu emeklerinin, kamuoyunun gözünde
ve halkın gözünde heba olacağının bilinmesini istiyoruz. Bu uyarıyı
yapmak da, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bize düşüyor ve bize düşecektir,
bu uyarılarımıza devam edeceğiz diyoruz.
Saygılar ve sevgiler
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 6’yı okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 6-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır, önergeyi okutup işleme alıyorum.
Buyurun:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 S.S. Vakıflar Kanunu Tasarısının Geçici 6. Maddesinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Yaşar Tüzün |
M. Nuri Saygun |
Mehmet Küçükaşık |
|
|
Bilecik |
Tekirdağ |
Bursa |
|
|
Feridun Baloğlu |
Muharrem Kılıç |
Feridun Ayvazoğlu |
|
|
Antalya |
Malatya |
Çorum |
|
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
|
|
Artvin |
|
Geçici Madde 6-
a) Mülhak vakıfların
vakfiyelerinde; intifa hakları hayır şartlarından fazla olanlar,
ilgililerinin istekleri halinde, Meclis kararı alınarak, mahkemesince,
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 372 nci maddesinde belirtilen aile
vakfına dönüştürülür.
b) 4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca Vakıflar
Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş olan kadroların kullanılmasına
devam edilir.
Sağlık Bakanlığı kadrolarında
bulunarak Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesinde çalışırken
Genel Müdürlük kadrolarına nakledilen personelin, 6/1/2005 tarihli
ve 5283 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer
alan hükümlerden yararlandırılmasına devam olunur.
Genel Müdürlüğe bağlı
olarak faaliyette bulunan Ayvalık Vakıf Zeytinlikleri, Vakıf Memba
Suları ve Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi işletmeleri;
faaliyetlerini döner sermaye işletmesi olarak yürütmeye devam
ederler.
Mazbut ve mülhak vakıfların
vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin hakları
saklıdır. Bu hakların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar tüzükle
düzenlenir.
Mülhak vakıflarda vakıf
yönetimine karşı açılan, mülkiyet ve intifa hakkı iddiasını taşıyan
davalarda vakıf yönetimi ile Genel Müdürlük birlikte hasım gösterilir.
Genel Müdürlüğe, mazbut
vakıflara ait taşınmazlar Devlet malı imtiyazından yararlanır,
haczedilemez, rehnedilemezler. Tüm iş ve işlemleri, her türlü vergi,
resim, harç ve katılım payından istisnadır.
Genel Müdürlük tarafından
açılacak davalarda teminat aranmaz.
Genel Müdürlüğün,
mazbut vakıfların tahsil edilemeyen gelirleri 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre Genel
Müdürlükçe tahsil edilir.
Vakıf kültür varlıklarının
onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesi ve kamulaştırma
işlemleri 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabidir.
Vakıf kültür varlıklarının,
restorasyon veya onarım karşılığı
kiralama işlemleri; 2886 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.
Bu harcama ve kiralamalara
ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Yurt içi veya yurt dışında
vakıf kültürünü araştırmak, geliştirmek ve desteklemek amacıyla
gerçek ve tüzel kişiler; Genel Müdürlüğün görev alanı ile ilgili faaliyet
ve yatırım programlarında yer alan her türlü ilmi organizasyon,
stratejik araştırma, konferans, sempozyum ve benzeri kültürel faaliyetlerin
yürütülmesi kapsamında sponsorluk yapabilirler. Bu faaliyetlerle
ilgili sponsor kişi veya şirketler Genel Müdürlüğün belirleyeceği
esaslarla reklam alabilirler. Vakıflar adına kayıtlı taşınır, taşınmaz
vakıf kültür varlıklarının; bakım, onarım ve restore edilmesi, yaşatılması,
çevre düzenlemesi ve kamulaştırılması dahil Genel Müdürlüğün
kontrolünde gerçek ve tüzel kişilerin kendileri tarafından yapılacak
harcamalar, bağış, yardımlarla
sponsorluk harcamalarının tamamı Gelir ve Kurumlar Vergisi
matrahından düşülür.
Kuruluşunda veya kurulduktan
sonra vakıflara bağışlanan taşınır ve taşınmaz mallar Veraset ve
İntikal Vergisinden istisnadır.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait meralar 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine
tabidir.
Bir sözleşme mevcut
olmasa dahi, Genel Müdürlük menfaatinin olması kaydıyla hangi aşamada
olursa olsun;
a) Genel Müdürlük ile diğer kamu kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel
kişiler arasında çıkan hukuki ihtilafların anlaşma ve sözleşme
değişikliği ile neticelendirilmesinde Meclis,
b) Maddi ve hukuki sebeplerle
takibinde veya yüksek dereceli mahkemelerce incelenmesini istemekte
fayda umulmayan dava ve icra takiplerinden vazgeçilmesi, bir hakkın
tanınması, menfaatin terkininde otuzbin Türk Lirasına kadar Genel
Müdür, bu miktarı aşanlarda Meclis,
yetkilidir.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükümet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın
Tüzün.
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik)
– Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; geçici 6’ncı maddenin değişikliği
için vermiş olduğumuz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
geçici 6’ncı maddenin metniyle, hitap etmiş olduğu 4721 sayılı Türk
Medeni Kanunu’nun 372’nci maddesindeki bir çelişkiyi gündeme getirmek
istiyorum.
Geçici 6’ncı madde,
“mülhak vakıfların vakfiyelerinde intifa hakları hayır şartlarından
fazla olanlar vakıf yöneticisi ve ilgililerin istekleri halinde
Meclis kararı alınarak mahkemesince 4721 sayılı Medeni Kanun’un
372’nci maddesinde belirtilen aile vakfına dönüştürülür.” demektedir.
Şimdi, değerli arkadaşlar,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 372’nci maddesini de okuyacağım.
372’nci madde “Aile bireylerinin eğitim ve öğrenimleri, donanım ve
desteklenmeleri ve bunlara benzer amaçların gerektirdiği harcamaların
yapılması için kişiler hukuku ve miras hukuku hükümleri uyarınca
aile vakfı kurulabilir.” diyor, ancak, aynı maddenin devamında
“Bir malın veya hakkın başkalarına geçmemek üzere aynı soydan gelenlere
kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesi yasaktır. Böyle bir
özgülenme, vakıf kurma yoluyla da yapılamaz.” demektedir. Yani,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 372’nci maddesinde böyle bir açıklama
var, bizim geçici 6’ncı maddenin metni de bellidir. Bu konuda, başta
ilgili Bakanlığın ve Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün bürokratlarının
bu maddeyi bir kez daha gözden geçirmelerini temenni ediyorum.
Değerli arkadaşlar,
yaklaşık altı gündür, bizler, Başkanlık Divanında sizleri dinliyoruz,
gerek Ana Muhalefet Partisinden -Cumhuriyet Halk Partimizden- gerekse
İktidar Partisinden -Adalet ve Kalkınma Partisinden- birçok açıklama
duyduk, dinledik. Ancak, bu konunun dışına çıkarak, ben, seçim bölgem
Bilecik’le ilgili de kısacık bir bilgi vermek istiyorum.
Değerli arkadaşlar,
bildiğiniz gibi, Bilecik ili, Osmanlı İmparatorlu’ğunun kurulduğu,
Türk milletinin makûs talihinin yenildiği, yani, hem kuruluşu ve
hem kurtuluşunun onurunu yaşayan bir il. Böylesine bir ilde, gerçekten,
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından
veyahut Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, iç ve dış turizme açılım
yapabilecek herhangi bir miras maalesef bulunmamaktadır. Böylesine,
tarihin altın sayfalarından gelen Bilecik iline Belediye Başkanlığı
dönemimde başlatmış olduğumuz “Beylikten İmparatorluğa, İmparatorluktan
Kurtuluşa” projesi Şeyh Edebali Türbesi’nin etrafında bulunmaktadır.
O günlerde Bilecik Valiliği, Tarihî Kentler Birliği, Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğüyle de ortak bir çalışma yapıp
bu projeyi başlattık. Ancak, Tarihî Kentler Birliği ve Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü özellikle kazı konusunda
birtakım sorunları gündeme getirdiğinden bu proje, maalesef, hayata
geçememiştir. Geçtiğimiz gün değerli Genel Müdürümüze bu konuyu
arz ettim, değerlendirdik, konuştuk: “Bize, Vakıflar Genel Müdürlüğüne
bu projeyi devretmeniz halinde -bizim ekonomik durumumuz da iyidir-
Bilecik’e ve Edebali Türbesi’ne yakışacak bir projeyi başlatırız,
yaparız.” demişti. Huzurunuzda Sayın Genel Müdürümüze teşekkürlerimi
Bilecik halkı adına iletiyorum.
Değerli arkadaşlar,
bu sözü, bir sözü aldık ama, bu sözün yazılı olması ve Meclis tutanaklarına
geçmesi açısından bu konuyu gündeme getirdim. Bilecik’in hak ettiği
bu projeyi ve hak ettiği bu tarihî mirastan gelen bu sorumluluğunun
yerine getirilmesi için başta…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Tüzün,
konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
YAŞAR TÜZÜN (Devamla)
– Değerli arkadaşlar, gerçekten bu proje Bilecik için ve tarihimiz
için çok önemli bir projedir. En kısa zamanda bu projenin hayata geçmesini
temenni ediyor, Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 7’yi okutuyorum.
GEÇİCİ MADDE 7-
BAŞKAN – Madde üzerinde
iki adet önerge vardır. Geliş sıralarına göre okutup aykırılıklarına
göre işleme alacağım.
Buyurun:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1239 Sıra Sayılı kanun
tasarısının Geçici 7 nci maddesinde yer alan “onsekiz ay” ibaresinin
“on ay” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
|
|
Resul
Tosun |
Kerim
Özkul |
|
|
Tokat |
|
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
1/1054 Esas Numaralı
Vakıflar Kanunu Tasarısının geçici 7. maddesinin Tasarı metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Yüksel
Çorbacıoğlu |
Orhan
Eraslan |
M.
Nuri Saygun |
|
|
Artvin |
Niğde |
Tekirdağ |
|
|
Feridun
Ayvazoğlu |
Nejat
Gencan |
Tuncay
Ercenk |
|
|
Çorum |
|
|
|
|
|
Özlem
Çerçioğlu |
|
|
|
|
Aydın |
|
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılmıyoruz
efendim.
BAŞKAN – Gerekçeyi
mi okutuyorum Sayın Anadol, okutayım artık.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (
BAŞKAN – Sayın Küçükaşık, senin ismin
yok burada.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK
(Bursa) – Geçici 7’nci madde değil mi?
BAŞKAN – Sayın Anadol,
bu defa gerekçeyi okutayım.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
– Tamam efendim, gerekçeyi okutun.
BAŞKAN – Gerekçeyi
okutuyorum:
GEREKÇE :1936 Beyannamesi
ve yargı kararlarını ortadan kaldıracak şekilde düzenleme geçici
madde uygulamada pek çok karışıklığa neden olacağı gibi yeni vakıf
ve eski vakıf arasındaki farkı da kaldırdığından maddenin Tasarı
metninden çıkarılması uygun görülmüştür.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1239 Sıra Sayılı kanun
tasarısının Geçici 7 nci maddesinde yer alan “onsekiz ay” ibaresinin
“on ay” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
|
|
Resul
Tosun |
Kerim
Özkul |
|
|
Tokat |
|
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Efendim, biz de katılmıyoruz.
RESUL TOSUN (Tokat) – Söz istiyorum Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Buyurun
Sayın Tosun.
RESUL TOSUN (Tokat) – Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlar, bu madde üzerinde
özellikle söz istedim, çünkü, bu kanun tasarısı gündeme geldiği
günden bu yana sağda ve soldaki en ekstrem uçlar
bir araya geldiler ve Türkiye’deki Türk emvalinin, mallarının gayrimüslimlere
devredileceğini ve Türkiye’nin elden gidebileceğini iddia edecek
kadar bu işi abarttılar. O yüzden, bu maddeyi, özellikle izah etmek, herkesin
anlayabileceği bir şekilde tutanaklara geçirebilmek için bu söz
talebinde bulundum.
Maddeye başlamadan
önce, bir değerli CHP milletvekili arkadaşımız buraya geldi ve
“cemaat vakıfları çok yoruma müsait bir vakıftır, buradan -bazı
Müslüman cemaatlerin de ismini vererek- onlar da anlaşılabilir”
diye bir ifadede bulundu. Dinleyenlerin, bizi seyreden halkımızın
yanlış anlayamaması için bunu de düzeltmek istiyorum. Çünkü, değerli
milletvekilimizin yasayı okumadığı anlaşılıyor.
Yasanın 3’üncü maddesi
“Tanımlar” maddesidir. Tanımlar maddesinde cemaat vakfından ne anlaşılacağını
izah ediyor, diyor ki, madde 3: “Cemaat vakfı: Vakfiyeleri olup olmadığına
bakılmaksızın 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince tüzel kişilik
kazanmış, mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye’deki
gayrimüslim cemaatlere ait vakıflardır.” Yani, cemaat vakfı denince,
bu kanunda gayrimüslim cemaatler anlaşılacaktır bunun altını çiziyorum.
Gelelim bu geçici
madde: Geçici madde, on sekiz ay içerisinde uygulanacak ve ondan
sonra bitecektir. Ne var bu geçici maddenin muhtevasında? Şu var değerli
arkadaşlarım: 28’i Vakıflar Genel Müdürlüğüne, 114’ü hazineye kayıtlı
142 tane gayrimüslim cemaat vakıflarının “bunlar bizimdir” dediği
taşınmazlar var, Bir de, 18 tane nam-ı mevhum ya da nam-ı müsteara kayıtlı
18 tane de taşınmaz var. Nam-ı mevhum, nam-ı müstearın anlamı şu: Herhangi
bir vakfı olmayan mevhum bir şahsa; mesela –buna örnek vermek istiyorum-
Hazreti Meryem’e ait bir vakıf var. Kapalı Çarşı’da 16,5 metre karelik
bir dükkân Ermeni Vakfı ve Kilisesi diyor ki: “Bu, Meryemana adına
kayıtlı olsa da bu vakıf benimdir.” 18 tane böyle vakıf var.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Nam-ı müstear ne?
RESUL TOSUN (Devamla)
– Diğeri şahısların adına değil de başkalarının adına, kapıcısının
vesairesinin adına yapılmış.
Müstear, isimdir, adı
üzerinde…
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Yapma ya! Gözünü seveyim yapma yani! Takma ad, takma ad…
RESUL TOSUN (Devamla)
– Şimdi, değerli arkadaşlar, 18 tane bunlar, fazla değil, asıl 142 tane
öteki tarafı. Bunların tamamının bedeli de, rayiç bedeli de, bugünkü
rayiç bedeli 158 milyon 500 bin YTL civarındadır.
Şimdi, bu geçici maddeyle
biz ne yapıyoruz? Şu anda değerli arkadaşlar, bu yüz altmış vakıf malının,
taşınmazının (gayrimenkul) zaten, bu, gayrimüslim cemaatlerinin
elinde, tasarruflarında. Sadece tapuya sicilleri, kayıtları olmadığı
için, biz, bu geçici maddeyle, zaten kullandıkları bu gayrimenkulleri
onların ismine tescil ettireceğiz. Bunun da beş şartı var:
1) Önce, bu kanun çıktıktan
sonra, on sekiz ay içerisinde müracaat edecekler.
2) Bu taşınmazın kendilerine
ait olduğunu ispat edecekler.
3) 1936 Beyannamesinde
kayıtlı olduğunu ispat edecekler.
4) Tasarruflarında
olduğunu da ispat edecekler, şu anda ellerinde olduğunu da ispat
edecekler.
5) Beşincisi değerli
arkadaşlar, bütün bunlardan sonra vakıflar meclisi oturacak “bu
mal hakikaten o cemaat vakfına aittir” diye olumlu karar verecek. Bu
beş şart oluştuktan sonra, zaten şu anda tasarruf ettikleri, ellerinde
bulunan bu gayrimenkulleri, biz, gayrimüslim cemaatlerin adına
sadece tescil etmiş olacağız.
Geçici 7’nci maddenin
özü, özeti, anlamamız gereken budur. Ne Türkiye satılmaktadır ne
Türkiye malları elden çıkarılmaktadır… Hatta, birileri “Ayasofya
bile elden gidecek” diyor. Bu maddelerin hangisine giriyor? Ne 36
Beyannamesi var ne, efendim, birinin adına mevhum… Bellidir, Fatih
Sultan’dır, vakfı onun. Böyle bir şey yok değerli arkadaşlar. Dolayısıyla,
bu madde son derece insan haklarına riayet eden ve Türkiye Cumhuriyeti’nin
büyüklüğüne, devletinin büyüklüğüne yaraşır bir geçici maddedir.
Hayırlı olmasını diliyor,
saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 8’i okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 8.-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.
Buyurun.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Vakıflar Kanunu Tasarısının Geçici 8. Maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
M. Nuri Saygun |
Muharrem Kılıç |
|
|
Niğde |
Tekirdağ |
Malatya |
|
|
Mehmet Küçükaşık |
Feridun Baloğlu |
Feridun Ayvazoğlu |
|
|
Bursa |
Antalya |
Çorum |
|
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
Artvin
Geçici Madde 8-
a) 4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca Vakıflar
Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş olan kadroların kullanılmasına
devam edilir.
b) Sağlık Bakanlığı
kadrolarında bulunarak Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesinde
çalışırken Genel Müdürlük kadrolarına nakledilen personelin,
6/1/2005 tarihli ve 5283 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin altıncı
fıkrasında yer alan hükümlerden yararlandırılmasına devam olunur.
Genel Müdürlüğe bağlı
olarak faaliyette bulunan Ayvalık Vakıf Zeytinlikleri, Vakıf Memba
Suları ve Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi işletmeleri;
faaliyetlerini döner sermaye işletmesi olarak yürütmeye devam
ederler.
Mazbut ve mülhak vakıfların
vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin hakları
saklıdır. Bu hakların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar tüzükle
düzenlenir.
Mülhak vakıflarda vakıf
yönetimine karşı açılan, mülkiyet ve intifa hakkı iddiasını taşıyan
davalarda vakıf yönetimi ile Genel Müdürlük birlikte hasım gösterilir.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait taşınmazlar Devlet malı imtiyazından yararlanır,
haczedilemez, rehnedilemezler. Tüm iş ve işlemleri, her türlü vergi,
resim, harç ve katılım payından istisnadır.
Genel Müdürlük tarafından
açılacak davalarda teminat aranmaz. Genel Müdürlüğün ve mazbut vakıfların
tahsil edilemeyen gelirleri 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre Genel Müdürlükçe tahsil edilir.
Vakıf vakıf kültür
varlıklarının onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesi
ve kamulaştırma işlemleri 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine
tabidir.
Vakıf vakıf kültür
varlıklarının, restorasyon veya onarım karşılığı kiralama işlemleri;
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabidir.
Bu harcama ve kiralamalara
ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Yurt içi veya yurt dışında
vakıf kültürünü araştırmak, geliştirmek ve desteklemek amacıyla
gerçek ve tüzel kişiler; Genel Müdürlüğün görev alanı ile ilgili faaliyet
ve yatırım programlarında yer alan her türlü ilmi organizasyon,
stratejik araştırma, konferans, sempozyum ve benzeri kültürel faaliyetlerin
yürütülmesi kapsamında sponsorluk yapabilirler. Bu faaliyetlerle
ilgili sponsor kişi veya şirketler Genel Müdürlüğün belirleyeceği
esaslar dahilinde reklam alabilirler. Vakıflar adına kayıtlı taşınır
ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının; bakım, onarım ve restore
edilmesi, yaşatılması, çevre düzenlemesi ve kamulaştırılması
dahil Genel Müdürlüğün kontrolünde gerçek ve düzel kişilerin kendileri
tarafından yapılacak harcamalar, bağış ve yardımlar ile sponsorluk
harcamalarının tamamı Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından düşülür.
Kuruluşunda veya kurulduktan
sonra vakıflara bağışlanan taşınır ve taşınmaz mallar Veraset ve
İntikal Vergisinden istisnadır.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait meralar 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine
tabidir.
Bir sözleşme mevcut
olmasa dahi, Genel Müdürlük menfaatinin olması kaydıyla hangi aşamada
olursa olsun;
a) Genel Müdürlük ile diğer kamu kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel
kişiler arasında çıkan hukuki ihtilafların anlaşma ve sözleşme
değişikliği ile neticelendirilmesinde Meclis,
b) Maddi ve hukuki sebeplerle
takibinde veya yüksek dereceli mahkemelerce incelenmesini istemekte
fayda umulmayan dava ve icra takiplerinden vazgeçilmesi, bir hakkın
tanınması, menfaatin terkininde otuzbin Türk Lirasına kadar Genel
Müdür, bu miktarı aşanlarda Meclis,
yetkilidir.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın
Baloğlu.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Geçici 8’inci maddeyle
ilgili önergemiz üzerinde düşüncelerimi açıklamak istiyorum. Ama,
öncelikle, dün yaptığım son konuşmada, İktidar Partisi milletvekillerine,
Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nu incelemelerini istemiştim,
incelediklerini umut ediyorum. Şunu da önermiştim: Bu İlerleme Raporu’ndaki
düşünceleri gördükten sonra, bu vakıflarla ilgili Yasa’ya aynı
gözle bakabilecek misiniz diye sormuştum. Bilmiyorum, aynı gözle
bakmaya devam ediyor musunuz?
Değerli milletvekilleri,
konuşmama başlamadan önce, dün şehit olan bir Başkomiserimizin
anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Türkiye’nin başkenti Ankara’da
ve Ankara’nın tam ortasında, bir kahvehanede otuz yaşında bir insan,
arkası araştırılması gereken bir eylem sonucu öldürülmüştür.
Yani, biz, burada Vakıflar
Yasası’nı tartışırken, dışarıda hayat akıyor, dışarıda olaylar
oluyor, milyonlarca insan işsizlikten kıvranıyor. Emekliler, işçiler,
memurlar, sorunlarını, bu duvarları aşıp buraya iletemiyorlar,
sıkıntılarını dile getiremiyorlar. Onlara ilişkin çözümler üretilmesini
isteyen insanların duygularına, çaresizliklerine çözümler bulanamıyor.
Biz, burada, on gündür, bu Vakıflar Yasası dayatması karşısında direnmeye
çalışıyoruz. Dolayısıyla, Meclis tıkanıyor.
Bir meclisin sağlıklı
işlemesinin, iyi işlemesinin, doğru sonuçlar almasının temel sorumluluğunu
iktidar taşır. İktidarın, bu sorumluluğu sağlıklı biçimde taşımadığını
görüyoruz biz.
Bu Vakıflar Kanunu’nun
temel gerekçesi, bu kadar sürüncemede bırakılmasının temel gerekçesi,
bugün de bu kadar ısrarla getirilmesinin temel gerekçesi, Avrupa
Birliğiyle ilgili uyum sorunuydu, öyle gösteriliyordu. Demin değerli
milletvekili arkadaşım söyledi, Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda
bu konuda çok açık bir beyan yok. Demek ki, öne sürülen gerekçe ve Meclisin
üstünde estirilmeye çalışılan baskı unsuru gerçek değil. O zaman,
biz, on gündür burada ne yapıyoruz arkadaşlar? Bu telaş nedir? Yani,
niye böyle ısrarla ve iki derede bir arada bırakıp, bu yasayı çıkarmaya
çalışıyoruz? Yani, bunun makul bir izahı yok. Ama kaybedilmiş bir
şey de yok. Bu Vakıflar Yasası’nın hızla çıkarılmasını isteyen Avrupa
Birliğinin bu tür bir talebi olmasa da, bu yasa’nın Türkiye gerçeklerine
uygun olmadığı konusunda bir izlenim edindiyseniz vakit geç değildir.
Bu maddeden başlayarak ret oyları kullanabilirsiniz, yasanın tümünü
de reddedebilirsiniz. Ama, böyle bir eğilimin İktidar Grubunda
oluşmayacağını bu dört yıllık deneyimimizle yaşayarak öğrendik.
Değerli arkadaşlarım,
tabii, Meclis tıkanınca ve işlemez hale gelince sorunlar da büyüyor.
Bunların en başında halkın Meclise olan güveni azalıyor. On gündür
televizyonları başındaki insanlar bu Vakıf Yasası’nı dinliyorlar,
kendi sorunlarının dile getirilmediğini düşünüyorlar. Bu, tabii,
İktidarın hanesine olumsuz bir not olarak yazılıyor. Sonra da, bu
görüntünün üstünü örtmek için, Parlamentoda muhalefetin seçim istemediği
gibi birtakım dedikodular bizzat Başbakanın ağzından kamuoyuna
yansıtılıyor. Sayın Başbakan “kimi muhalefet milletvekillerinin
kredi borcu olduğunu, bu yüzden seçim istemediklerini” söylüyor.
Arkadaşlar, şu manzaraya bir bakar mısınız? Bu Parlamento kanuni
seçim tarihine kadar, yani, 4 Kasım 2007’ye kadar suni teneffüsle
yaşatılmaya çalışılıyor. Çalışma isteği kalmamış bir İktidar
Grubuyla karşı karşıyayız. Artık, biz, yoklama bile talep etmiyoruz,
karar yeter sayısı bile istemiyoruz.
SALİH KAPUSUZ (Ankara)
– Bravo Fikret.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) – Yani, sonuç apaçık ortada. Gelmiyorsunuz arkadaşlar. Koridorda
oturuyorsunuz, oylamalarda geliyorsunuz. Bu Parlamentoyu nasıl
çalıştıracaksınız? Gerçekten soruyorum bunu ve halk bunu merak
ediyor, bunu anlamaya çalışıyor. Ondan sonra Sayın Başbakan diyor
ki: “Seçim istemiyorlar.” Bu Parlamentonun yenilenmesinden niye
korkuyorsunuz arkadaşlar? Yani, bizim böyle bir endişemiz yok. Biz
diyoruz ki: Parlamento bir an önce yenilensin, yeni bir Parlamento
oluşsun. Yeni bir ruhla cumhurbaşkanını seçsin. Artık, aldığınız
bu yüzde 34 oy, halkın oyu yok arkanızda, bu oy yok arkanızda, bunu
siz de biliyorsunuz, bu yüzden kaçıyorsunuz.
AHMET YENİ (
SALİH KAPUSUZ (
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Devamla) –
Ama, arkadaşlar, nereye kadar kaçacaksınız? Bakın, her geçen gün eriyorsunuz.
AHMET RIZA ACAR (Aydın) – Aynaya bak, aynaya.
FERİDUN FİKRET
BALOĞLU (Devamla) – Bugün oyunuz yüzde 34’ten yüzde 20’ye düştüyse,
yarın yüzde 15’e düşecek.
Kendi yaptırdığınız kamuoyu yoklamaları, siz de biliyorsunuz
Sayın Kapusuz, AKP’nin kaybolmakta olduğunu gösteriyor.
SALİH KAPUSUZ (
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) – Bir batış içindesiniz. Bu, size bir dost uyarısıdır. Bakın,
bunu, geçmişte, geçen parlamentoda başka partiler de yaptı. Belirli
bir noktada seçime gitselerdi belki barajı aşacaklardı, yüzde
1’lere düştüler, yüzde 5’lere düştüler, siyasi hayatın içinde kaybolup
gittiler. Siz bu duruma düşün istemiyorum, düşmemelisiniz ve Türkiye’de,
eğer düşerseniz, bir ilke de imza atacaksınız…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Baloğlu,
lütfen konuşmanızı tamamlayınız.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) – Bitiriyorum efendim.
BAŞKAN – Buyurun efendim.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) – Kurulduktan hemen sonra iktidara gelen, hemen iktidara
geldikten sonra ilk seçimde kaybolan bir parti durumuna düşeceksiniz.
AHMET YENİ (Samsun) –
Yani, siz mi geleceksiniz?
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım, her konuşmamda bu devrimcilik
konusuna değiniyorum. Diyorsunuz ki: “Çok devrimci bir Partiyiz.”
Bu devrimciliğin ne anlama geldiğini artık herkes biliyor, bu, geriye
doğru bir devrimcilik. Birkaç duble yol -ki, bu mevcut yolları ortadan
ikiye bölerek yapıyorsunuz- alt geçit üst geçit, bunların hepsi
hikâye. Tarihte çok çeşitli devrimciler var, köylü devrimcileri,
kent devrimcileri var, geçen gün anlattım, ama, ben, ilk kez duble yol
devrimcisi, alt geçit, üst geçit devrimcisi görüyorum.
Bu yeni devrimcilik
anlayışınızın ülkemize hayırlı olması dileğiyle, iyi akşamlar
diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Baloğlu.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Komisyon Başkanının
bir tashih talebi var.
Buyurun Sayın Başkan.
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkanım 4046 sayılı Özelleştirme
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin daha sonra 5398 sayılı Yasa’yla
başlığı değiştirildiği için, maddenin, geçici 8’in “4046 sayılı
özelleştirme uygulamalarının”dan sonra çizilerek, “dair”den sonra
“hakkında kanun uyarınca” deyip, devam etmesi gerekiyor.
BAŞKAN – Gereken not
alınmıştır.
Teşekkür ederim.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 9’u okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 9-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.
Buyurun.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Vakıflar Kanunu Tasarısının Geçici 9. Maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
M. Nuri Saygun |
Mehmet Küçükaşık |
|
|
Niğde |
Tekirdağ |
Bursa |
|
|
Feridun Baloğlu |
Feridun Ayvazoğlu |
Muharrem Kılıç |
|
|
Antalya |
Çorum |
Malatya |
|
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
|
|
Artvin |
|
Geçici Madde 9-
a) Sağlık Bakanlığı
kadrolarında bulunarak Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesinde
çalışırken Genel Müdürlük kadrolarına nakledilen personelin,
6/1/2005 tarihli ve 5283 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin altıncı
fıkrasında yer alan hükümlerden yararlandırılmasına devam olunur.
Genel Müdürlüğe bağlı
olarak faaliyette bulunan Ayvalık Vakıf Zeytinlikleri, Vakıf Memba
Suları ve Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi işletmeleri;
faaliyetlerini döner sermaye işletmesi olarak yürütmeye devam
ederler.
b) Mazbut ve mülhak vakıfların
vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin hakları
saklıdır. Bu hakların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar tüzükle
düzenlenir.
Mülhak vakıflarda vakıf
yönetimine karşı açılan, mülkiyet ve intifa hakkı iddiasını taşıyan
davalarda vakıf yönetimi ile Genel Müdürlük birlikte hasım gösterilir.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait taşınmazlar Devlet malı imtiyazından yararlanır,
haczedilemez, rehnedilemezler. Tüm iş ve işlemleri, her türlü vergi,
resim, harç ve katılım payından istisnadır.
Genel Müdürlük tarafından
açılacak davalarda teminat aranmaz.
Genel Müdürlüğün ve
mazbut vakıfların tahsil edilemeyen gelirleri 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre Genel
Müdürlükçe tahsil edilir.
Vakıf vakıf kültür
varlıklarının onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesi
ve kamulaştırma işlemleri 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine
tabidir.
Vakıf vakıf kültür
varlıklarının, restorasyon veya onarım karşılığı kiralama işlemleri;
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabidir.
Bu harcama ve kiralamalara
ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Yurt içi ve yurt dışında
vakıf kültürünü araştırmak, geliştirmek ve desteklemek amacıyla
gerçek ve tüzel kişiler; Genel Müdürlüğün görev alanı ile ilgili faaliyet
ve yatırım programlarında yer alan her türlü ilmi organizasyon,
stratejik araştırma, konferans, sempozyum ve benzeri kültürel faaliyetlerin
yürütülmesi kapsamında sponsorluk yapabilirler. Bu faaliyetlerle
ilgili sponsor kişi veya şirketler Genel Müdürlüğün belirleyeceği
esaslar dahilinde reklam alabilirler. Vakıflar adına kayıtlı taşınır
ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının; bakım, onarım ve restore
edilmesi, yaşatılması, çevre düzenlemesi ve kamulaştırılması
dahil Genel Müdürlüğün kontrolünde gerçek ve tüzel kişilerin kendileri
tarafından yapılacak harcamalar, bağış ve yardımlar ile sponsorluk
harcamalarının tamamı Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından düşülür.
Kuruluşunda veya kurulduktan
sonra vakıflara bağışlanan taşınır
ve taşınmaz mallar Veraset ve İntikal Vergisinden istisnadır.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait meralar 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine
tabidir.
Bir sözleşme mevcut
olmasa dahi, Genel Müdürlük menfaatinin olması kaydıyla hangi aşamada
olursa olsun;
a) Genel Müdürlük ile diğer kamu kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel
kişiler arasında çıkan hukuki ihtilafların anlaşma ve sözleşme
değişikliği ile neticelendirilmesinde Meclis,
b) Maddi ve hukuki sebeplerle
takibinde veya yüksek dereceli mahkemelerce incelenmesini istemekte
fayda umulmayan dava ve icra takiplerinden vazgeçilmesi, bir hakkın
tanınması, menfaatin terkininde otuzbin Türk Lirasına kadar Genel
Müdür, bu miktarı aşanlarda Meclis,
yetkilidir.
Genel Müdür bu yetkisini
kısmen veya tamamen Genel Müdür yardımcılarına ya da I. Hukuk Müşavirine
devredebilir.
Bu maddenin uygulanmasına
ve miktarların tespitine ilişkin hususlar Meclisçe belirlenir.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Saygıdeğer
arkadaşlarım, tasarının tümü açık oylamaya tabidir, bilgilerinize
sunarım.
Buyurun Sayın Eraslan.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; şimdi, yasayla
ilgili söylenecek çok şeyler söylendi,
aslında. Buna rağmen arkadaşlarımız bir kararlılık içerisinde gözüküyor,
ama, bazı noktalarda bilgi kirliliği yaşandı, bilgi kirletildi. İktidar
Partisinin Tokat Milletvekili Sayın Resul Tosun, burada, bana
atıfta bulunarak, benim söylemediğim şeyleri söyledi. Ben hiçbir
konuşmamda “Sevr onaylandı” demedim, “Sevr onaylandı” demedim, her
geldiğimde de, Sevr’i, Lozan’ı yanımda getirdim. Ne dediğimi tutanaktan
okuyayım, ona da siz karar verin.
Bakın değerli arkadaşlar:
“Bir başkası çıkıyor, Sevr’in imzalanmadığı yalanını söylüyor. Sevr
imzalanmıştır Hükûmetçe, ama yürürlüğe konulamamıştır. Meclisi
Mebusan dağıtıldığı için yürürlüğe konulamamıştır. Türk milleti
kabul etmemiştir Sevr’i. Şimdi burada ‘Sevr diye bir şey yok’ diyor. Bu
Sevr, elimizde metni. Yani, buna ‘yok’ denilebilir mi?”
Şimdi, değerli arkadaşlarım,
aynı kitapta, Sayın Tosun baksaydı, Sevr’i imzalayan murahhas heyetinin
Türkiye’yi... O zamanki Osmanlı’yı, Türkiye’yi değil, düzeltiyorum.
Osmanlı’yı temsilen giden murahhas heyetinin, General Hadi Paşa
-Ayan Meclisinden- Rıza Tevfik Bey -bildiğimiz Filozof Rıza- Reşat
Halis Bey olduğunu görürlerdi. Altında şu notu da görürlerdi: “Bu
temsilciler, usulüne uygun ve geçerli kabul edilen yetki belgelerini
verdikten sonra, aşağıdaki hükümler üzerine anlaşmaya varmışlardır.”
Yetki belgeleri, yani, Osmanlı Hükûmetince verilen yetki belgeleridir
teati edilen.
Değerli arkadaşlarım,
bunun da dışında, Vahdettin -kurtarmaya çalıştığı Sayın Tosun’un,
anlıyorum ama, tarihe uymuyor- ne
acıdır ki, bunu onaylamıştır. Ne acıdır ki, Hükûmet onaylamıştır. Ama
Meclisi Mebusan...
Arkadaşlar, bu 10
Ağustos 1920 tarihlidir. Meclisi Mebusan daha önce dağıtılmıştır.
23 Nisanda, dağıtılan Meclisi Mebusanın bir kısım üyesi, Ankara’daki
Türkiye Büyük Millet Meclisine de katılmıştır. Meclisi Mebusanda
onaylanmamıştır; imzalanmıştır, onaylanmamıştır.
Aynı kitabı okusaydı,
şunu da görürdü. “İşte Avrupa’nın kafasındaki ince hesaplar ve gizli
amaçlar: Güneydoğu, PKK, Ermeni soykırımı, Patrikhane ve Ruhban
Okulu, Annan Planı ve Kıbrıs referandumu sonrasındaki Avrupa’nın
ikiyüzlü tutumu, yabancılara sınırsız mülk satışı, Hristiyanlık
propagandası ve yüzlerce kilisenin açılması, Irak’ta ve Türkmenler
üzerinde oynanan oyunlar, hepsinde Sevr’in izleri ve gölgesi vardır.”
Bunu söyleyen, Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Senatörü İbrahim
Sadi Öztürk.
Şimdi, değerli arkadaşlarım,
burada ne söylediğimi tutanaktan söyledim. Ben, madde vererek söyledim.
Bakınız, daha başka bir şey söyledim: Bu yasadaki birtakım hükümler,
geçici 9’uncu madde iken geçici 7 olan –nam-ı mevhum, nam-ı müstear dahil-
ve geçici 5 olan -o metinden çıkarıldı- hükümler Islahat Fermanı’nda
var -gösteriyorum kaynak- Sevr’de var. Biz itiraz ettik. O Sayın Tosun’un
“ya, işte, 36 Beyannamesi’nde yok” denildiği bizim itirazımız üzerine
getirildi. Buna rağmen, diyorum ki, hâlâ ciddi sakıncaları taşıyor.
Çünkü, arkadaşlar, nam-ı mevhum, doğrudur, Hazreti Meryem, Hazreti
İsa, Cebrail vesaire, bunları anlatır ama nam-ı müstear “takma ad”
demektir. Her gayrimüslim adını “bu nam-ı müsteardı, bunun adına bizim
malımızdı, yaptırdık” diyebilme, iddia edebilme şansı vardır. Oldukça
tehlikeli bir durumdur. Bunu anlatmaya çalıştım.
Burada, mümkün olduğu
kadar, bu yasanın görüşülmesi sırasında İktidar Partisi Grubunu
tahrik edecek yahut da terzil edecek bir konuşma yapmayıp, uyarma, yani,
muhalefet görevini yapmaya çalıştım ama, tarihe karşı sorumluluğumuz
vardır. Şimdi, Lozan’ı küçültmeye çalışacaksınız. 45 inci maddedeki
ibare öyle olsa ne olur, tersinden olsa?.. Yunanistan’daki
Türkiye’ye olur denilse olur, Türkiye’deki Yunanistan’a olur denilse
ne olur? Hiç fark etmez arkadaşlar. Tam tersine, bizde önce başlaması,
kontrolün, düğmenin bizde olması anlamına gelir. Bu bakımdan bir
avantajdır.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Eraslan,
konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– Şimdi, bunlar hep yazıldı, çizildi çeşitli, sözüm ona, tarihçilerce
ama, zaman içerisinde görüldü ki, bunların hiçbirisi doğru değil,
hiçbirisi doğru değil.
Şimdi, bunu biz mütekabiliyet
olarak da koymadık. Mütekabiliyet devletler arasında olur. Mütekabiliyet,
Yunanistan ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin yükümlülükleri
anlamında mütekabiliyet vardır. Yurttaşlar anlamındakine paralel
haklar diyoruz biz hukukta, paralel haklar. Yani, mütekabiliyeti
de, ayaklarını havaya getirip, amut üzerinde göstermeye kimsenin
hakkı yoktur. Bunun bilinmesi gerekir değerli arkadaşlarım. Yani,
bu, tarihe karşı bir sorumluluk olduğu için burada düzeltme ihtiyacı
duydum, yani, başka bir şey… Hatta ben size şunu söyleyeyim Sevr ile
ilgili: Padişahın kırk danışmanından Ali Rıza Paşa dışında hepsi
kabul etmiştir Sevr’i. İsyan eden, kabul etmeyen bir kişidir, bunlar
tarihimizdir bizim. Bunları niye farklı olarak yansıtacağız? Yani,
bunu bir de, karşımızdakini cehaletle suçlayıp, okunmuyor, bilinmiyor,
haberi yok insanların… Bunlar bir bilgi kirletilmesi, doğru değildir.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Eraslan,
teşekkür ederim, sonraki maddede devam edersiniz.
Sağ olun.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– Ben teşekkür ederim.
RESUL TOSUN (Tokat) –
Sayın Başkan, 69’a göre söz istiyorum. Bana “yalancı” dedi, yalancı
demeye hakkı yoktur.
BAŞKAN – Saygıdeğer
arkadaşlarım, 69’u falan bırakalım bir tarafa, şimdi, herhangi bir
şey yok. Kendi aranızda müzakere edin lütfen, oturun sıralarda.
RESUL TOSUN (Tokat) –
Sayın Başkan, bu, benim, İç Tüzük’ten kaynaklanan söz hakkımdır.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
81’inci maddeyi okutuyorum:
Yürürlük
MADDE 81.-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır; önergeyi okutup, işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 Sıra Sayılı “Vakıflar Kanunu” Tasarısının 81. Maddesinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
M.Nuri Saygun |
Mehmet Küçükaşık |
|
|
Niğde |
Tekirdağ |
Bursa |
|
|
Feridun Baloğlu |
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
|
Antalya |
Artvin |
|
|
|
Feridun Ayvazoğlu |
Muharrem Kılıç |
|
|
|
Çorum |
Malatya |
|
Madde 81.- Bu Kanun
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olmasından sonra yürürlüğe
girer.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın
Eraslan.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şimdi, evet, önergeyi, anladığım
kadarıyla değerli İktidar Partisi Grubu da beğendi. Yani, eğer AB
istiyorsa, kendilerinde vakıfla ilgili bir hukuk metni olmamasına
rağmen bunu kriter olarak istiyorsa, tamam, madem böyleyse, tam üyelikten
sonra yürürlüğe koyalım diye düşündük biz de. Yani, herkes de peşin
görünce ne kadar hoşuna gitti.
Değerli arkadaşlarım,
şimdi bakınız: Avrupa Birliğinin istediği bir şey var bizden, Avrupa
Birliği, ucundan kıyından Lozan’ı tırtıklamak istiyor, Lozan’ı tanımamak
istiyor. Demin anlattığım, bakınız, yine iyi anlaşılmadı, Lozan,
tabii ki bizim kurucu antlaşmamız ve Anayasa’mızın 90’ıncı maddesine
göre -bütün konuşmalarımda söylemişim- Anayasa’ya aykırılığı sürülemeyecek
bir şey. Ama, biz, cemaat vakıflarıyla ilgili Lozan’da kabul ettiğimiz
nokta şu değerli arkadaşlar -41’inci madde olması lazım, ben yanlış
hatırlamıyorsam, 37-44 arasında- kabul ettiğimiz nokta şu: Dört noktada
mal edinebilir demişiz, dört nokta; beşincisi yok: Dinî, siyasi, sosyal,
eğitimsel.
Şimdi, bu düzenlemeyle
bu dört noktayı bırakıyoruz arkadaşlar, bu dört noktayı bırakıyoruz,
dört nokta yok. Bu açıdan Medeni Kanun’un 101/4 maddesiyle bir arada
düşündüğümüzde, ayırımcılık oluyor vakıflar arasında. Türk vakıflarına
tanımadığınız bir hakkı, azınlık vakıflarına tanıyorsunuz. Bu,
Anayasa’ya aykırılık teşkil eder, Anayasa’nın 10’uncu maddesine dedik.
Bunun iyi kavranamaması -dinlenmediği için- bu neticeyi getiriyor.
Şimdi değerli arkadaşlarım,
bakınız, şimdi, Yunanistan’ın Vakıflar Yasası elimizde, metniyle.
Burada, olmayan yok, her kötülük var burada, her kötülük. Bunu biz
kara mizah olarak, onu tercüme edelim dedik. Yani, bunu, biz, yurttaşlarımıza,
azınlık olsun, çoğunluk olsun layık görmeyiz. Hatta, Yunanistan’daki
Türk ve Müslüman azınlığın Medeni Kanun’a göre de vakıf kurma hakkı
yok. Biz de Medeni Kanun’a göre azınlığın eşit hakları var, hiçbir tereddüt
yok, eski kanuna göre de bizden avantajlı durumdalar. Şimdi, buna
rağmen biz 4771’i çıkartmışız. 4771’de ne vermişiz? 4771’de dinî, sosyal,
eğitimsel haklarla, Lozan’da sayılan dört noktadan dolayı mülk edinebilir
demişiz; mülk edinebilir. Hatta, bunun şartları da var. Yargı kararlarını
da zorlayarak, Yargıtay kararlarını da zorlayarak demişiz, çünkü,
vakfiyelerinde böyle bir şey yok. Buna rağmen, 4771 için Yunanistan’dan
Lozan 45’e göre bir şey istememişiz. 4778’i çıkarmışız yine Lozan
45’e göre mütekabiliyeti istememişiz. Sayın Bakan çok dışlayıcı
bir biçimde “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitsin Yunan vatandaşları”
dedi. Yani, kalbim daraldı, yani yüreğim burkuldu. Dışlayan bir anlayışla…
Arkadaşlar, biz büyük
devletiz, onlar bizim siyanetimiz, korumamız altında. Uluslararası
antlaşmadan doğan bir hakkı istiyoruz. Onlar uluslararası antlaşmayla
bizim korumamız altında. “45’inci maddeye göre, biz, 4771’e göre bunu
verdik, 45’e göre bunu vereceksiniz.” Bunu bir göreceğiz, ikinci
adım öyle atılır. “4778’e göre bunu verdik, bunu bir göreceğiz” demek
durumundayız.
Şimdi, Balkanlar’da,
Rumeli’de camiler perişan durumda, vakıflar perişan durumda. Bu, Türk milletine,
böyle güçlü bir millete, şanlı bir millete yakışan bir durum değildir.
Bu, diplomasiyle çözülecek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesiyle
değil. Bu, Türkiye’nin güçlü olmasıyla, bir olmasıyla, iri olmasıyla,
diri olmasıyla ve ayak diremesiyle çözülecek bir şey. Yani, “biz
yaptık, ama, siz de yapacaksınız” demesiyle çözülecek bir şey.
Şimdi, siz, yasanıza
tutarsanız… Geçici 7’nci maddeydi, arkadaşlar, çıkarıldı bizim
itirazlarımız üzerine, ama, 17’nci maddede hâlâ aynı sıkıntıyı taşıyan
hükümler vardır. Mübadeleyle terk edilen malları bile geri vermeyi,
Lozan’dan sonra onlarca kanun defalarca mübadeleyle ilişkisi tasfiye
edildiği halde geri vermeyi kabul ederseniz, geri vermeyi içinize
sindirirseniz, bunu yasa tasarısı olarak getirebilirseniz
Sevr’de bile olmayan hükümdür, doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti
devletinin evrensel hakkı olan mirasçılık hakkını ortadan kaldıran
hükümdür, o zaman bunu diyemezseniz değerli arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Eraslan,
konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– Yani, mübadeleyle giden Rumların mallarını vakıflarına geri
vereceksiniz, Türk devletini saymayacaksınız da, oradan mübadeleyle
getirdiğimiz vatandaşlarımızı ne yapacaksınız, onlar hakkında
ne karar vereceksiniz? Böyle bir şey olamaz. Buna itiraz ettik ve çıkarttırdık.
Bunun için en azından İktidar Partisi Grubunun bize teşekkür etmesi
gerekirdi. Ama, halen, o konudaki kısmi sıkıntı -Yasa’nın 17 nci maddesini
açın, okuyun- orada mevcut, devam ediyor. Yani, diğer yerlere emsal
olur endişesini de taşıyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
82’nci maddeyi okutuyorum:
Yürütme
MADDE 82.-
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
dördüncü bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, Komisyonun 43, 44 ve 47’nci maddelerle ilgili olarak
İç Tüzük’ün 85’inci maddesine göre düzeltme talebi vardır.
Buyurun Sayın Komisyon
Başkanı.
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – 43’üncü maddenin üçüncü fıkrasının
sondan üçüncü satırında geçen
“atanmış” ifadesinin madde metninden çıkması gerekmektedir.
44’üncü maddesinde
ise birinci fıkrasında yer alan “seçilir” ibaresi “atanır” olarak değiştirilmesi
gerekmektedir.
47’nci maddenin birinci
fıkrasında “danışma ve” ibaresinden sonra gelmek üzere “denetim birimleri
ile” ibaresinin eklenmesi gerekmektedir.