DÖNEM: 22 CİLT: 133 YASAMA
YILI: 5
TÜRKİYE
BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK
DERGİSİ
14’üncü
Birleşim
2 Kasım 2006 Perşembe
İ Ç İ N D E K İ L
E R
Sayfa
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - YOKLAMALAR
IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Bazı milletvekillerinin belirtilen sebep
ve sürelerle izinli sayılmalarına ilişkin Başkanlık tezkeresi
(3/1147)
B) ÇEŞİTLİ İŞLER
1.-
Genel Kurulu ziyaret
V. - ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine
ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VI. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet
Ali Şahin’in, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, konuşmasında,
ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi
nedeniyle konuşması
2.- Bursa Milletvekili Mustafa Dündar’ın, Samsun
Milletvekili Haluk Koç ve Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, yaptıkları
konuşmalarda, bazı sözlerinin yanlış anlamalara neden olabilecek
şekilde ifade edildiğine ilişkin konuşması
3.- Samsun Milletvekili Haluk Koç’un, Amasya Milletvekili
Hamza Albayrak’ın, konuşmasında, Partisine sataşması nedeniyle
konuşması
4.- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet
Ali Şahin’in, Niğde Milletvekili Orhan Eraslan’ın, konuşmasında,
ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi
nedeniyle konuşması
VII. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve
İbrahim Köşdere’nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa
Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine
İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika
Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına
Yönelik Yardım Sağlanmasının Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine
İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1115) (S. Sayısı: 1147)
4.- Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği
Uyum ile Adalet Komisyonları Raporları (1/1054) (S. Sayısı: 1239)
VIII. - OYLAMALAR
1.- Vakıflar Kanunu Tasarısının 7’nci maddesinin
açık oylama sonucu
Birinci ve İkinci
Oturumlar
TBMM
Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak beş oturum
yaptı.
İstanbul
Milletvekili Bihlun Tamaylıgil’in, yurt dışında, vatandaşlarımızdan,
herhangi bir kayda tabi olmadan para toplayan bazı holdinglerle ilgili
yasal düzenlemenin bir an önce yapılmasının önemine ilişkin gündem
dışı konuşmasına Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali
Şahin cevap verdi.
Sakarya
Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, gelişen ekonomik koşullar karşısında
Sakarya’nın konumuna,
Adana
Milletvekili Recep Garip, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle,
ülkelerin kalkınması, çağdaş ve modern ülkeler seviyesine ulaşmasında
katılımcı yönetim anlayışı ile cumhuriyetin önemine,
İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.
Mersin Milletvekili Hüseyin Özcan, Mersin-Kızkalesi’nde,
Diyarbakır Milletvekili Mehmet Fehmi Uyanık, Diyarbakır
ve çevresinde,
Meydana gelen sel afetine ilişkin birer açıklamada
bulundular.
Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı ve 24 milletvekilinin,
Beyşehir Gölü ve çevresindeki sorunların araştırılarak yörenin
gelişmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/388) Genel Kurulun
bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve ön görüşmesinin,
sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Fatma Ekenoğlu’nun resmî davetine Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı Bülent Arınç’ı temsilen bir Parlamento heyetiyle icabet
edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresinin oylaması sırasında,
Genel Kurulda karar yeter sayısı bulunmadığı anlaşıldığından;
Saat 15.40’ta toplanmak üzere, İkinci Oturuma
15.26’da son verildi.
|
Sadık Yakut |
|
Başkan
Vekili |
|
Harun Tüfekçi Yaşar Tüzün |
|
|
|
Kâtip
Üye Kâtip
Üye |
|
|
Üçüncü, Dördüncü
ve Beşinci
Oturumlar
Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu’nun
resmî davetine Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç’ı
temsilen bir Parlamento heyetiyle icabet edilmesine ilişkin Başkanlık
tezkeresinin,
Gündemin
“Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler”
kısmının 4’üncü sırasında bulunan 1213 sıra sayılı Çeşitli Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin
bir an önce yapılabilmesi için bu kısmın 5’inci sırasına alınmasına
ilişkin Anavatan Partisi,
Gündemin
“Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler”
kısmının 267’nci sırasında yer alan (10/331) esas
numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmesinin, Genel
Kurulun
Grubu önerilerinin, yapılan görüşmelerden sonra,
kabul edilmedikleri;
Açıklandı.
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, İstanbul Milletvekili
Ali Kemal Kumkumoğlu’nun,
İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, Devlet Bakanı
Kürşad Tüzmen’in,
Konuşmasında, şahsına sataştığı iddiasıyla,
Ankara Milletvekili Bayram Ali Meral, çocuklarıyla
ilgili bir belge hakkında,
Birer açıklamada bulundular.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler” kısmının:
1’inci sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa
Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı:
305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon
raporu henüz gelmediğinden;
2’nci sırasında bulunan, Bazı Kamu Alacaklarının
Tahsil ve Terkinine İlişkin (1/1030) (S. Sayısı: 904),
3’üncü sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Yayılmanın
Önlenmesi Amaçlarına Yönelik Yardım Sağlanmasının Kolaylaştırılması
İçin İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair (1/1115) (S. Sayısı: 1147),
Kanun Tasarıları’nın görüşmeleri, ilgili komisyon
yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;
Ertelendi.
4’üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci
maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler
halinde görüşülmesi kararlaştırılan Vakıflar Kanunu Tasarısı’nın
(1/1054) (S. Sayısı: 1239) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak
maddelerine geçilmesi kabul edildi; birinci bölüm üzerinde bir süre
görüşüldü.
2 Kasım 2006 Perşembe günü, alınan karar gereğince
saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 21.59’da son verildi.
|
İsmail Alptekin |
|
Başkan Vekili |
|
Harun Tüfekçi Yaşar Tüzün |
|
Konya Bilecik |
|
Kâtip Üye Kâtip
Üye |
No.:
21
II. - GELEN KÂĞITLAR
2 Kasım 2006 Perşembe
Tasarı
1.-
Asya-Pasifik Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) Sözleşmesinin Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/1258) (Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 20.10.2006)
Teklifler
1.-
Mersin Milletvekili Hüseyin Güler'in; Ülkemizdeki Fransa'ya Ait
Kavram ve Kelimelerle Adlandırılmış Cadde, Sokak, Bina, Park-Bahçe,
Alan ve Meydan İsimlerinin Türkçe İsimler ile Değiştirilmesine İlişkin
Kanun Teklifi (2/884) (Dışişleri ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 20.10.2006)
2.-
Van Milletvekili Yekta Haydaroğlu'nun; İş Geliştirme Merkezleri
Kanunu Teklifi (2/885) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar,
Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 12.10.2006)
2
Kasım 2006 Perşembe
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 14.06
BAŞKAN:
Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP
ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (
BAŞKAN – Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 14’üncü Birleşimini açıyorum.
III. - Y O K L A M A
BAŞKAN – Elektronik
cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için beş dakika
süre veriyorum. Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak
salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik
sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik
personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen
üyelerin ise, yoklama pusulalarını, görevli personel aracılığıyla,
beş dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica
ediyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
toplantı yeter sayısı vardır; gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının, bazı sayın milletvekillerinin izinli sayılmasına
dair bir tezkeresi vardır…
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Sayın Başkan, gündem dışı konuşmalara ne oldu efendim?
BAŞKAN – Bugün gündem
dışı konuşma veremedik efendim.
Ayrı ayrı okutup oylarınıza
sunacağım.
EMİN KOÇ (Yozgat) – Nasıl
vermiyorsunuz?
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Müsaade eder misiniz efendim, tutumunuz hakkında söz istiyorum,
63’üncü maddeye göre.
BAŞKAN – Efendim, ben
şu maddeyi okudum; okuduğum konuyu bir yerine getireyim, sizin talebinizi
değerlendiririm.
İSMET ATALAY (İstanbul) – Hayır, olmaz!
ALİ TOPUZ (İstanbul) – 63’üncü maddeye
göre söz istiyorum!
BAŞKAN – Okutuyorum:
IV.— BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.-
Bazı milletvekillerinin belirtilen sebep ve sürelerle izinli sayılmalarına
ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1147)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Aşağıda adları
yazılı sayın milletvekillerinin hizalarında gösterilen süre ve
nedenlerle izinli sayılmaları Başkanlık Divanının 12 Ekim 2006 tarihli
toplantısında uygun görülmüştür.
Genel Kurulun
onayına sunulur.
Nevzat
Pakdil
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı V.
“Adana Milletvekili
Abdullah Çalışkan, mazereti nedeniyle 30/09/2006 tarihinden geçerli
olmak üzere 20 gün”
BAŞKAN – Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“Bitlis Milletvekili
Vahit Kiler, mazereti nedeniyle 01/09/2006 tarihinden geçerli olmak
üzere 1 ay”
BAŞKAN – Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“İstanbul Milletvekili
Ersin Arıoğlu, mazereti nedeniyle 22/09/2006 tarihinden geçerli
olmak üzere 13 gün”
BAŞKAN – Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“Kahramanmaraş Milletvekili
Mehmet Yılmazcan, hastalığı nedeniyle 29/09/2006 tarihinden geçerli
olmak üzere 20 gün”
BAŞKAN – Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“Karabük Milletvekili
Hasan Bilir, hastalığı nedeniyle 20/09/2006 tarihinden geçerli olmak
üzere 16 gün”
BAŞKAN – Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“Niğde Milletvekili
Erdoğan Özegen, mazereti nedeniyle 29/09/2006 tarihinden geçerli
olmak üzere 24 gün”
BAŞKAN – Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“Tekirdağ Milletvekili
Mehmet Nuri Saygun, hastalığı nedeniyle 18/06/2006 tarihinden geçerli
olmak üzere 13 gün”
BAŞKAN – Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“Yalova Milletvekili
Şükrü Önder, mazereti nedeniyle 19/09/2006 tarihinden geçerli olmak
üzere 14 gün”
BAŞKAN – Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Şimdi, Danışma Kurulu
önerisini okutuyorum:
V. - ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine
ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No: 203 Tarihi:2.11.2006
Gündemin Kanun Tasarı
ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler Kısmının 205 inci
sırasında yer alan 735 sıra sayılı Kanun Teklifi ile 355 inci sırasında
yer alan Kanun Tasarısının bu kısmın 5 inci ve 6 ncı sıralarına alınması
ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesinin, Genel
Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
|
|
|
|
Nevzat Pakdil |
|
|
|
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi |
|
|
|
|
Başkanı V. |
|
|
Faruk Çelik |
Atilla Kart |
Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu |
|
|
AK Parti Grubu |
CHP Grubu Temsilcisi |
Anavatan Partisi Grubu |
|
|
Başkan Vekili |
|
Başkan Vekili |
BAŞKAN – Danışma Kurulu
önerisi üzerinde söz istekleri var.
Lehte olmak üzere, Malatya
Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu.
Buyurun. (CHP sıralarından
alkışlar)
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Benim başvurum ne oldu Sayın Başkan?
ATİLLA KART (Konya) –
Usul tartışması yapılacaktı…
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Gündemi yürütüyorsunuz, usul tartışması ne oldu efendim?
EMİN KOÇ (Yozgat) – Başkan,
usul tartışması ne oldu?
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Usul tartışması ne oldu efendim? Tutumunuz hakkında söz istemiştim…
BAŞKAN – Efendim, istediniz,
biz gündem dışı sözü verdik; yani, Danışma Kuruluyla ilgili sözü
verdik.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Hayır efendim, gündem dışı uygulamanızla ilgili olarak tutumunuz
hakkında söz istemiştim, gündem dışı konuşmaları iptal etmeniz dolayısıyla.
BAŞKAN – Şimdi, siz,
benim gündem dışı sözleri vermemem sebebiyle, tutumumuzla ilgili,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak söz istiyorsunuz...
ALİ TOPUZ (İstanbul) – Evet efendim.
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Başkanın takdirindedir
bildiğim kadarıyla.
RESUL TOSUN (Tokat) – Başkanın inisiyatifindedir
bildiğim kadarıyla.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
İç Tüzük’ümüzün 59’uncu maddesini okuyorum:
“Gündem dışı konuşma
Meclis Genel Kuruluna
duyurulmasında zaruret görülen olağanüstü acele hallerde beşer
dakikayı geçmemek üzere, Başkanın takdiriyle en çok üç kişiye gündem
dışı söz verilebilir. Hükûmet bu konuşmalara cevap verebilir.”
Bildiğiniz gibi, gündem
dışı isteklere, geçtiğimiz iki gün içerisinde imkân dahilinde söz
verdik ve burada Hükûmet de gerekli cevabı verdi. Bugün gündemin yoğunluğu
ve bitimine kadar çalışma durumu, haftanın da çalışmasının son günü
olması itibarıyla, sadece Sayın Cumhuriyet Halk Partisinden gelen
talepleri değil diğer partilerden gelen talepleri de bugün yerine
getiremedim, gündem dışı söz veremedim; bu takdir hakkımı kullandım.
İSMET ATALAY (İstanbul) – Sel var, her
şey var...
BAŞKAN – Bu noktada,
benim, açık, Tüzük yetkim itibarıyla, tutumumla ilgili söz vermem
gereken bir husus yok.
ALİ TOPUZ (İstanbul) – Sayın Başkan, önce
bu sözü verdiniz. Pazartesi günü sizinle bunları
konuştuk, siz bu sözleri pazartesi günü verdiniz, bugün kaldırınız.
O nedenle, tutumuzun hakkında söz istiyorum.
BAŞKAN – Efendim, ben
aldım talepleri. Sizin taleplerinizi aldım, diğerlerini de aldım.
ATİLLA KART (Konya) –
63, takdir yetkisi vermiyor.
BAŞKAN – Efendim, 59
uncu madde...
ATİLLA KART (Konya) –
63, takdir yetkisi vermiyor.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Sayın Başkan, ben, sizin tutumunuz hakkında söz istediğim zaman
herhangi bir takdir hakkınız yok.
BAŞKAN – Ama, tutumum
sadece gündem dışı söz vermememle ilgili.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Evet, uygulamalarınızla ilgili.
ATİLLA KART (Konya) –
Usul ve uygulamayla ilgili.
HALUK KOÇ (Samsun) –
63’te -böyle bir talepte bulunuldu- sizin takdir hakkınız yok. Sizin
tutumunuz hakkında söz istiyoruz, İç Tüzük’e son derece uygun.
BAŞKAN – Hangi tutumum?
HALUK KOÇ (Samsun) –
63’ü okur musunuz... Onu burada belirteceğiz efendim…
BAŞKAN – Efendim, siz
söyleyin, hangi tutumum; onu da ben değerlendireceğim.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Önce kabul ettiniz, sonra vermiyorsunuz. 63’te çok açık efendim.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Söylüyorum: Daha önce söz verdiğiniz halde, kaldırırken yanlış
yaptığınızı anlatmak istiyorum.
BAŞKAN – Şimdi, Sayın
Başkan niçin gündem dışı sözleri vermediğimi sordu. Ben de İç Tüzük’e
göre cevabını verdim. Tutumum bu.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Efendim, 63’te takdir hakkınız yok.
BAŞKAN – Bana bu yetkiyi
İç Tüzük vermiştir. Bu yetkiyi ve takdirimi kullandım.
ATİLLA KART (Konya) –
Hayır, takdir yetkisi vermiyor.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Hayır, 63’te öyle bir takdir hakkı yok.
BAŞKAN – Efendim,
63’te de, siz, bana, açık...
(Samsun Milletvekili
Haluk Koç’un, Başkanlık kürsüsü önüne gelerek konuşması)
BAŞKAN – Efendim, lütfen
yerinizden açıklayın...
HALUK KOÇ (Samsun) –
Sizin rahat duymanız ve benim bağırmamam için...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
– Sayın Başkan, yetkiler keyfî kullanılmaz, gerekçesi olacak.
HALUK KOÇ (Samsun) –
63’ü okur musunuz Sayın Başkan...
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Sayın Başkan, burada bir keyfî durum var, ben onu açıklayacağım. Sayın
Başkan, tutumunuzda bir keyfîlik var, onu açıklayacağım.
ÜNAL KACIR (İstanbul)
– Kürsüyü işgal etmeyin, yerinize lütfen…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Sen dün orada insanları tehdit ediyordun.
ÜNAL KACIR (İstanbul)
– Ben kimseyi tehdit etmedim.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Ettin.
BAŞKAN – Efendim, bana
tutumumun ne olduğunu açıkça ifade eder misiniz.
ÜNAL KACIR (İstanbul)
– Efendim, Sayın Aslanoğlu’na söz vermiştiniz; bekliyor…
HALUK KOÇ (Samsun) – Efendim,
gündem dışı konuşmaları sizinle ben konuştum Grup Başkan Vekili
olarak. Üç kişiyi…
BAŞKAN – Efendim, böyle
bir şey olur mu? Peşin öyle bir şey olur mu? Değerlendireceğimi söyledim.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Önemli konular…
BAŞKAN – Efendim, değerlendireceğimi
söyledim. Her gün karar verilir buna Sayın Başkan, biliyorsunuz.
HALUK KOÇ (Samsun) –
63’ü niye okumuyorsunuz efendim?
BAŞKAN – 63’ü de okudum
ben.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Yüksek sesle okuyun.
BAŞKAN – Eğer bu Genel
Kurulu yönetimimde bir hata, bir eksiklik, bir tarafsızlıktan…
HALUK KOÇ (Samsun) –
Tutumunuz için söz istiyoruz Sayın Başkanım, yapmayın. Biz sizi her
zaman tarafsız görüyoruz, her zaman adil görüyoruz, muvazeneli
davrandığınızı görüyoruz; mutlulukla sizin riyasetinizde çalışıyoruz.
ÜNAL KACIR (İstanbul)
– Sayın Başkan, Sayın Aslanoğlu’na söz vermiştiniz…
BAŞKAN – Arkadaşlar,
burayı ya biz yöneteceğiz ya siz yöneteceksiniz. Ben vicdani kanaatimi
ortaya koyacağım.
63’e göre benim tarafsızlığım
noktasında itirazınız var…
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Evet.
FARUK ÇELİK (Bursa) –
Sayın Başkan, böyle bir şey olabilir mi?!
ALİ TOPUZ (İstanbul) – Olur… Olur…
FARUK ÇELİK (Bursa) –
Hayır efendim.
BAŞKAN – Bir dakika
efendim.
FARUK ÇELİK (Bursa) –
İç Tüzük 59 gayet açık efendim.
BAŞKAN – Sayın Çelik,
yapmayın; bu kararı ben vereceğim.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Sayın Başkan…
BAŞKAN – Lütfen Sayın
Başkan…
Sayın milletvekilleri,
Cumhuriyet Halk Partisi bugün gündem dışı söz vermemem sebebiyle
tutumumla ilgili söz istedi. Ben de gündem dışı sözün İç Tüzük’te nasıl
verileceğini huzurunuzda okumak suretiyle bunun Başkanın takdiri
içerisinde olduğunu, bugün de niçin vermediğimi Genel Kurula ifade
ettim. Dolayısıyla, benim tutumum noktasında tarafsızlığımı ihlal
edecek, İç Tüzük’e ve yasaya aykırı bir durumum olmadığı düşüncesindeyim.
O bakımdan, bu noktadaki talebinizi kabul edemiyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
– Teamüllere aykırı Sayın Başkan.
BAŞKAN – Lütfen arkadaşlar,
ben herhangi bir şey beklemiyorum. Burada tarafsız yönetmek istiyorum.
Genel Kurulu da germek istemiyorum.
İSMET ATALAY (İstanbul)
– Taraf oldun!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)
– Milletin sesini kısmayın!
HALUK KOÇ (Samsun) –
Niye çekiniyorsunuz?
BAŞKAN – Sayın Koç,
ben, bugüne kadar, uzun siyasi hayatımda kendi vicdanımın ve doğru
bildiklerimin dışında ve yasaların dışında hiçbir şeyin tesiri
altında kalmadım. (CHP sıralarından gürültüler)
FARUK ÇELİK (Bursa) –
Sayın Başkan, lütfen gündeme devam edelim.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 14.23
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.34
BAŞKAN: Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar TÜZÜN
(Bilecik)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 14’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu
açıyorum.
V. - ÖNERİLER (Devam)
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ (Devam)
1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine
ilişkin Danışma Kurulu önerisi (Devam)
BAŞKAN – Danışma Kurulu
Önerisi üzerinde söz istekleri var.
Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu, lehte…
Buyurun.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Sayın Başkan, içeriye çekildiniz, ne oldu efendim?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
– Herhâlde bir düşünceniz vardır, onu açıklamanız lazım.
EMİN KOÇ (Yozgat) – Başkan,
sadece burada sizin dediğiniz mi doğru?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Sayın Başkanım, süremi ayarlarsanız… Sürem daha başlamadan
bir dakikam gitmiş.
BAŞKAN – Buyurun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) – Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekilleri; bugünkü
Danışma Kurulunda neyi getirdik biliyor musunuz? 260 milyon maaş
verdiğiniz, bunun da, 260 milyonunu da Bağ-Kur primi kestiğiniz muhtarları
getirdik ve bu insanları, dünyanın hiçbir yerinde…
AHMET YENİ (Samsun) –
Maaşlarını ikiye katladık.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) – Maaş veriyoruz diyorsunuz, ama, yaklaşık yüzde 60 muhtar
borçlu BAĞ-KUR’a. Ne kendisinin ne çoluk çocuğunun ne ailesinin bir
tek sağlık güvencesi yok. “Maaşın var, biz size yeşil kart veremiyoruz”
dediğiniz insanlar. Böyle şey mi olur değerli milletvekilleri? Bunlar
insan değil mi? Bunların hastası olmayacak mı? Bunların çocukları
hasta olduğu zaman, acaba, bunlar hastaneye gidemeyecek mi? “Yeşil
kartı, maaşın var, veremiyoruz” dediğiniz insanlar. Şu anda Türkiye’deki
52 bin muhtarın yaklaşık 26 bin tanesi BAĞ-KUR’a borçlu, sayın milletvekilleri.
Değerli milletvekilleri,
hükûmet etmek, idare etmek bir erdemliliktir, sözlerde durmaktır. Ben
size zabıtları okuyacağım, zabıtları, değerli milletvekilleri.
Bu insanlara söz verip yapmadığınız zabıtları okuyacağım. Üç yıl
önce bu yasayı getirdiğimizde, 37’nci maddeyle, buna Hükûmet adına
cevap veren Sayın Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin Bey. Aynen
okuyorum zabıtları, aynen okuyorum: “En kısa sürede… Bağ-KUR prim
borçlarını ödemekte zorlanabilirler; çünkü, almış oldukları ücret
şu anda BAĞ-KUR’u ödeyecek noktada değildir. Muhtarlarımızın da benzer
sorunları var ve Parlamentonun gündemi dolu. Bu yasa paketini en
kısa sürede gelecektir.” Cevabı... Sayın İçişleri Bakanı Abdülkadir
Aksu Bey’in “5000 göstergeyi hazırladık, Maliye Bakanımızın olurunu
aldık, 5000 göstergeyi getiriyoruz önümüzdeki ay…” Bunlar 2004’ün
Mart ayı bütçe konuşmalarında, değerli milletvekilleri. Sayın AK
Parti Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa Bey’in, burada, yine 37’nci maddede,
aynen okuyorum zabıtlardan. Meclis kapanmadan, 2005 yılının, Meclis
kapanmadan -bu, 5 Mayıs 2005- 5 Mayısta yapılan bu konuşma, Sayın
Fatsa’nın ifadeleri: -tutanaklar burada- “Meclis kapanmadan biz,
Bakanlar Kurulunun gündemine getirilmiş, inanıyorum ki, önümüzdeki
ilk Bakanlar Kurulu toplantısının birinde geçerek Türkiye Büyük
Millet Meclisine Meclis kapanmadan getiriyoruz.”
Değerli milletvekilleri,
hükûmet etmek bir erdemliliktir. Söz vermek… Vatandaşa söz veriyorsun,
kimseyi kandırmaya hakkımız yoktur; ya getirin ya getirmiyoruz deyin.
Bu insanlar perişan. Siz İstanbul’daki, Ankara’daki bazı 3-5 tane
muhtarın aldığı belli ücretleri tüm Türkiye’ye mal ediyorsanız yanılıyorsunuz.
Bu insanlar aç durumda, çocuklarını hastaneye götüremiyorlar.
Yine söylüyorum -değerli
milletvekilleri belki bilmiyorsunuz- yeşil kart hiçbir geliri olmayana
veriliyor veya 128 milyonun altında geliri olana veriliyor. “Bunlara
260 milyon maaş veriyoruz.” diyorsunuz. O 260 milyonun 260 milyonunu
da BAĞ-KUR primine kesiyorsunuz, ama “maaşın var” diyorsunuz. Çoluğu
çocuğu bu insanların yok mu arkadaşlar? Bunlar hastalanmayacak
mı? Bunların hastalanmaya hakkı yok mu?
Ben biliyorum Malatya’da
en az 30-40 muhtarım, İnönü Üniversitesine senet vermiş, 10-12 milyar,
çoluk çocuğunun tedavisinden dolayı icralık oldular. Yazıktır
arkadaşlar, yazık ediyoruz. Bu insanlar hepimizin muhtarı, seçilmiş
insanlar. Bizim adımıza iş yapıyorlar, toplum adına iş yapıyorlar.
Bunlar toplumun bir önderi.
Anlamak mümkün değil
arkadaşlar, üç yıldır söz verdiniz ve bu yasanın geçmesi için 37’inci
maddeden gündeme Meclis iradesi -teşekkür ediyorum- bu yasayı derhal
geçirelim dedi, ama her nedense… Biliyorum, biraz sonra çıkacaklar
aynı şeyi söyleyecekler: “Bunu alalım 5’inci sıraya.” Ondan sonra
ötele, ötele… Şuna saygı duyarım: “Bunu alıyoruz bugün şu sıraya,
ama gelecek hafta çıkarıyoruz.” Bu sözü verirseniz, hepinizin
önünde saygıyla eğilirim muhtarlarım adına. Ama, bu Meclis, milletvekili
arkadaşlarım bu yasa geçsin diye gündeme aldılar arkadaşlar, üç
yıldır getirilmiyor arkadaşlar. Nedir hikmeti?
Değerli milletvekilleri,
bir işveren SSK primini yıllarca ödemiyor, ama, SSK’lı bir işçi, işveren
primini ödemedi diye asla tedavi hizmetlerinden… Her zaman gidebiliyor.
İşveren primini ödemiyor, ama, orada çalışan işçi arkadaşlarımız
tedavi hizmetlerinden yararlanıyor; ama, bir muhtar borçlu diye,
BAĞ-KUR’a borçlu diye “sen hasta olamazsın” diyoruz. Yazıktır! Bu, hiçbir
şeye sığmaz arkadaşlar. Sosyal devlet anlayışına sığmaz değerli
arkadaşlarım.
Bu açıdan, ayrıca,
devlet eczanelerle anlaşma yapıyor arkadaşlar. Eczaneler iflas
etmek üzere, bunu da antrparantez söylüyorum. Dört aydır, beş aydır
eczanelerin parası ödenmiyor. Yarın bu eczaneler hiçbir hastaya
ilaç vermeyecek. İçinizde eczacı arkadaşlarım var, lütfen söylesinler,
vicdanen söylesinler; ben biliyorum, kıvranıyorlar. Artık hiçbir
ilaç şirketi, ilaç dağıtım şirketleri eczanelere vadeli ilaç vermiyor,
“sen iflas edeceksin” diyor arkadaşlar. Bu insanlar bunu hak ediyor
mu arkadaşlar?
Değerli milletvekilleri,
BAĞ-KUR prim borçları, bu arkadaşlarımızın, muhtarlarımızın çoğu
taksitlendirildi, ama, inanın ikinci taksidini ödeyemedi. Ne olursunuz,
rica ediyorum, bir bakın arkadaşlar ya, BAĞ-KUR Genel Müdürlüğüne
bir sorun, kaç muhtarın borcu vardı, kaç kişi ödedi. Hiçbir işe yaramadı
arkadaşlar. Neyi ödeyecekler, yiyecek ekmekleri yok. Söz veriyoruz
her şeyi, ama hiçbir şeyi yerine getirmiyoruz değerli arkadaşlarım.
Yine, bu sene… Bunlar
köylü, her gün, en az haftada üç dört kere iline gidiyor, ilçesine gidiyor
arkadaşlar. Ceplerinden para harcıyor. Kim için harcıyor? Köylüsü
için, halkı için harcıyor. Bizim, bu insanlara saygı duymamız lazım,
bu insanların elini ayağını öpmemiz lazım. Ama, hakikaten, hep burada
getiriyoruz, onlar bizim muhtar babalarımız, muhtar emmilerimiz,
bizim her şeyimiz… Laf ola beri gele…
Değerli milletvekilleri,
bu sorunu, bu yüce Meclis çözecektir. Değerli milletvekillerimin
oylarıyla, yine söylüyorum, tüm grupların, 37’nci maddeden gündeme
alınsın ve buradan geçsin denilmesine rağmen, hükûmet, bu yasayı getirmiyor
arkadaşlar. Size şikâyet ediyorum, herkese şikâyet ediyorum. Bunlar
insandır. Sosyal devlet anlayışı bu değildir arkadaşlar. Söz veriyorsunuz,
sözümüzü yerine getirmiyoruz.
Değerli milletvekilleri,
başka bir örnek vereceğim. Sayın Başbakan, Malatya’ya geldi “kayısı
dondu, 50 trilyon veriyorum vatandaşlarım, müjde” dedi. Nerede? Nerede?
O zaman, söz vermeyeceksin. O zaman, söz vermeyeceksin arkadaşlar.
Söz, namustur benim anlayışımda. Devlet, vatandaşını kandırmaz.
Devlet adına söz veriyorsun, aynı eczanelerde olduğu gibi. Tüm kamu
kurumları anlaşma yapmış eczanelerle bir ayda ödeyeceğim diye. Doğru
mu sayın milletvekilim, doğru mu değil mi? Bir ayda ödeyeceğim diye
anlaşma yapmış. Eczaneyi dolandırıyoruz. Devlet adam dolandırır
mı sayın milletvekilleri?
Değerli milletvekilleri,
tekrar, Danışma Kurulumuzun… Muhtarlar… Çok laf bilmem, ya evet ya hayır
deyin. Hayır diyorsak, diyelim ki, bu Meclis, bu yüce Meclis, muhtarların
hiçbir sorununu çözmeyecek diyelim.
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)
– Maaşlarına biz zam yaptık.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) – O zaman, herkes de bunu bilsin arkadaşlar. Bu yasayı… Ben,
hepinize yalvarıyorum, bu yasa, Meclis gündemindedir. Bir an evvel…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) – Muhtarlar adına, 1 madde…
Değerli milletvekilleri,
1 madde, üç dakika sürmez. Hep beraber, bu yasa çıksın, biz de onlara
bir minnet borcumuzu ödeyelim, o insanlara.
Hepinize teşekkür
ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Aslanoğlu.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Başkan, izin verir misiniz.
İsmimden bahsedilerek,
daha önceki zabıtlardan da atıfla, benim, şöyle şöyle söylediğim;
ama, sözümü yerine getirmediğimden bahsedildi. Söz istiyorum.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Burada efendim… Burada Sayın Bakan.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Tamam efendim, cevap vereceğim.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Ben zabıttan konuştum…
BAŞKAN – Şimdi, Sayın
Bakan, Danışma Kurulu kararında sadece açıklama yapabilirsiniz.
Buyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
– Bir sataşma yok…
BAŞKAN – Tabii…
Buyurun, açıklamanızı
yapın.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Sayın Başkanım, ben, bunu okudum. Ben bunu okudum.
BAŞKAN – Tamam.
VI. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet
Ali Şahin’in, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, konuşmasında,
ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi
nedeniyle konuşması
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım;
hepinize saygılar sunuyorum.
Sayın Aslanoğlu, biraz
önce yapmış olduğu konuşmada…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Ben, bunu okudum…
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – … yanılmıyorsam, 2004 yılında…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Evet efendim…
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – …İç Tüzük’ün 37’nci maddesine
göre doğrudan gündeme alınmasıyla ilgili bir tekliflerinin, yapmış
olduğum konuşmada, muhtarlarımızın özlük haklarını iyileştirmeye
Hükûmet olarak çalıştığımızı ifade ettiğimi; ancak, bunun gerçekleşmediğini
ve devlet adamlığı sözünü yerine getirmeyi gerektirir ifadesini
kullandı biraz önce.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Evet…
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Evet, muhtarlarımızın özlük
haklarını iyileştirmeyle ilgili bir tasarı hazırlığını Bakanlar
Kuruluna getirdik, konuştuk. Ancak, hâlâ yürürlükte bulunan Yasa’nın
Bakanlar Kuruluna bir yetki vermiş olduğunu görerek, önce o yetkiyi
kullanalım, muhtarlarımızın maaşlarını hemencecik, bir Bakanlar
Kurulu kararıyla artıralım diye karar verdik…
İSMET ATALAY (İstanbul)
– Eee niye yapmadınız?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – … ve nitekim bunu yaptık.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Nerede yaptınız?!
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – 120 milyondu, 240 milyona çıkardık,
yüzde 100 artış yaptık. (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından
gürültüler) Evet…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – BAĞ-KUR primi ne kadar efendim?!
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– Asgari ücret yapacağız diye söz verdiniz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – 5000 gösterge Sayın Bakanım, 5000 gösterge dediniz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Yani, biz, Hükûmet olarak, bir
konuda bir şey yapmaya söz vermiş isek, onu mutlaka yerine getiririz.
(AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)
OSMAN ÖZCAN (Antalya)
– Al bu sözünü geri…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Sayın Bakanım, 5000 gösterge…
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Sayın Aslanoğlu diyor ki:
“Efendim, muhtarların çoluk çocuğu hastaneye gidemiyor.”
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Evet…
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Ben, hepinize teşekkür ediyorum.
Artık, Türkiye’de, yılbaşından itibaren 18 yaşındaki herkes sigortalıdır.
(AK Parti sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Herkes hastaneye
gidip sağlık hizmetini alacaktır.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Ne zaman?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Elinde sağlık karnesi olup
olmadığına bakılmaksızın alacaktır.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Nerede?.. Nerede?..
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– Hastanelere kuyruktan giremiyor insanlar.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Bunu AK Parti İktidarı gerçekleştirdi,
size rağmen gerçekleştirdi. (AK Parti sıralarından alkışlar) Size
rağmen gerçekleştirdi.
BAŞKAN – Arkadaşlar,
lütfen, yapmayın.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Biz ne söz vermişsek yaparız.
Sayın Başbakanın Malatya’da kayısı üreticilerinin zararlarıyla
ilgili verdiği söz de yerine getirilmiştir.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Asla! 12 trilyon verdiniz, 35 trilyon söz vermiştiniz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Sadece, beyannamelerine
itiraz olan üreticiler vardır, beyannamelerine…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Hayır, 35 trilyon söz verdiniz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Çünkü, hatalı beyanname vererek,
maalesef, haksız para alma peşinde olanlar da, az da olsa vardı…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Asla!
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – … bunlarla ilgili itirazlar
vardır.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Asla! Vermediniz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Bu itirazlar sonuçlandıktan
sonra, eğer hakları varsa onlar da verilecektir. Bunun ne kadar olacağı,
bütün bu çalışmaların sonucunda bellidir. Dolayısıyla, Malatya’da
üreticilerimiz asla mağdur edilmemiştir, hak sahiplerine verilmiştir.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Malatya’ya sorun Sayın Bakanım, Malatya’ya sorun.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Geri kalanıyla ilgili, itiraz
süreci bittikten sonra da verilecektir.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – 35 trilyon söz verdiniz.
ÜNAL KACIR (İstanbul)
– Ne bağırıyorsun ya!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Yapmayın Allah aşkına ya!
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – O nedenle, bilmeden, araştırmadan,
işin arka planında ne var bunun farkında olmadan gelip burada ulu orta
konuşuyorsunuz ve tabii ki ters düşüyorsunuz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Ulu orta konuşmayın Sayın Bakanım.
ÜNAL KACIR (İstanbul)
– Patates, soğan satanlar gibi bağırıyorsun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – 35 trilyon söz verdiniz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Sayın Aslanoğlu, demin siz
burada konuşurken ben sizi dinledim.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Evet.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Benden bir tek laf duydunuz
mu?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Ama, yalan söylüyorsunuz diyorsunuz, yalan söylemiyorum.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Bakın, bir konuşma adabı
var…
BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu,
böyle bir usul yok.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Konuşma adabını dahi bilemeyenin
ne kendisine ne millete hiçbir hayrı dokunmaz. (AK Parti sıralarından
“Bravo” sesleri, alkışlar) Önce, siz konuşma adabını bir öğrenin. Önce
konuşma adabını bir öğrenin.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Ayıptır! Ayıptır!
YAVUZ ALTINORAK
(Kırklareli) – En azından, sizin gibi yalan söylemiyor Sayın Bakan.
BAŞKAN – Sayın Bakan,
siz açıklamanızı yapın lütfen.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
– Açıklamayı çok aştı Sayın Başkan.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Evet, açıklama yapıyorum
efendim, açıklama yapıyorum.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
– Açıklama filan kalmadı Sayın Bakanım, polemik yapıyorsunuz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Efendim, eczaneler iflas
ediyormuş.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Evet.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Şu söze bakın ya! Eczaneler
şu anda altın çağını yaşıyor, altın çağını. (AK Parti sıralarından
alkışlar) Altın çağını yaşıyor.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Yapmayın!..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Eczanelerin önüne gidin,
kuyruk göreceksiniz.
İZZET ÇETİN (Kocaeli)
– Milleti hasta ettiniz, onun için kuyruk var orada.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Çünkü, daha önce kamu kuruluşlarının,
hastanelerin içerisindeki eczaneler kapatıldı, şimdi, vatandaşlarımız
istediği hastaneden ilaçlarını temin etme imkânına sahip oldular;
bunlar daha önce yoktu.
Arkadaşlar, Türkiye
değişiyor, Türkiye gelişiyor. Tabii, bunu fark etmeyen veya fark
ettiği halde siyasi nedenle bunu itiraf edemeyenler olacaktır, bunu
da anlayışla karşılıyoruz. O nedenle, muhtarlarla ilgili, kuşkusuz
ki, Hükûmet olarak maaşlarında yüzde 100 artışı yaptık. Peki, daha
yeni düzenlemelere ihtiyaç var mı? Kuşkusuz ki vardır, Hükûmet olarak
onu da yapacağız, onun da hazırlıkları içerisindeyiz. Muhtarlar,
devletimizin en ücra noktada temsilcileridir.
Aslan, yattığı yerden
belli olur. Devletimizin en ücra noktasındaki kamu görevini yapan
o kişilerin, bu görevlerini yaparken, gerek muhtarlık yaptıkları
binalarının gerekse konumlarının devletimizin şanına yakışır
olması gerekir. Biz, muhtarlarımızı sizden daha fazla düşünüyoruz.
Çünkü, onlar bizim mesai arkadaşlarımızdır. Onların özlük haklarını
iyileştirme konusunda yapmış olduklarımızı yeterli görmüyoruz,
daha iyilerini yapacağız.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz
Sayın Bakan.
V. - ÖNERİLER (Devam)
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ (Devam)
1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine
ilişkin Danışma Kurulu önerisi (Devam)
BAŞKAN – Aleyhte olmak
üzere…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Sayın Başkanım, bir dakika... “Ulu orta konuşmak” nedir
efendim?
BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu,
böyle bir gelenek yok. Zaten yerinizden gereği kadar konuştunuz siz.
Sayın Ümmet Kandoğan,
buyurun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Ben ulu orta konuşmam, belgeyle konuşurum.
AYHAN ZEYNEP TEKİN
(BÖRÜ) (Adana) – Milletvekilliği böyle mi olur? Mevlüt Bey, lütfen…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Senden öğrenecek değilim.
AYHAN ZEYNEP TEKİN
(BÖRÜ) (Adana) – Öğreneceksin bilmiyorsan.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Kendin öğren o zaman.
AYHAN ZEYNEP TEKİN
(BÖRÜ) (Adana) – Bilmiyorsan da, beyefendi ol, beyefendi ol!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Sen kendin öğren tamam mı?
AYHAN ZEYNEP TEKİN
(BÖRÜ) (Adana) – Beyefendi ol. Gerekirse benden öğreneceksin.
BAŞKAN – Buyurun efendim.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
– Sayın Başkan…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Ben hakkımı koruyorum.
AYHAN ZEYNEP TEKİN
(BÖRÜ) (Adana) – Bu kutsal çatının altında öyle mahalle kavgası yapamazsın.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Onu senden öğrendim, senden. Mahalle kavgası yapmayı önce
senden öğrendim. (AK Parti sıralarından gürültüler)
AYHAN ZEYNEP TEKİN
(BÖRÜ) (Adana) – Duyuyorsun değil mi? Bak, konuşurlarsa senin için
iyi olmaz.
BAŞKAN – Buyurun efendim,
buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Sayın Başkanım, yarım dakikam böyle geçti.
BAŞKAN – Vereceğim
Sayın Kandoğan. Sizin hakkınızı zayi etmem.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Sözlerimin başında, bugün Meclisi yöneten çok değerli Meclis Başkan
Vekilimizin bugünkü uygulamalarıyla ilgili birkaç cümle söylemek
istiyorum.
Bugüne kadar 22’nci
Dönem Parlamento olarak Beşinci Yasama Yılını idrak ediyoruz. Bugüne
kadar Meclis başkan vekillerimizin gündem dışı söz talepleriyle
ilgili olarak böyle bir uygulaması olmadı. Biz buradan bir şey söyleyince,
sayın Meclis başkanları “teamül böyle” diyorlardı.;
ama, 5’inci yasama yılında teamüle ne oldu ki, ilk defa böyle bir uygulamaya
başladınız Sayın Meclis Başkan Vekilim?
ALİ RIZA BODUR (İzmir)
– Vahiy geldi, vahiy!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Şimdi, muhalefetin burada gündem dışı beş dakika söz talebinden
dolayı niçin rahatsız oluyorsunuz? Niçin bu talebi yerine getirmekten
kaçınıyorsunuz?
ALİ RIZA BODUR (İzmir)
– Çok yoğun program!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Yani, böyle bir Meclis yönetiminin son derece yanlış olduğunun
altını çizmek istiyorum ve yine, biraz önce, Danışma Kurulu önerisiyle
ilgili Malatya Milletvekilimiz konuştu, bir tutanak okudu; Mecliste
Sayın Bakanın yapmış olduğu bir konuşmayı tutanaktan okudu ve Sayın
Bakan da “benim ismim geçiyor” diye söz talep etti. Ancak, Sayın Bakan
geldi, burada, Sayın Mevlüt Aslanoğlu’nun, muhtar maaşlarıyla ilgili
olarak söylediğine değil de -ismi orada geçmişti Sayın Bakanın- eczacılarla
ilgili konulara kadar girdi.
AHMET IŞIK (
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Sizin Meclis
Bakan Vekili olarak o noktada devreye girmeniz lazım Sayın Meclis
Başkan Vekili. O noktada devreye gireceksiniz. Sayın Bakanın
talebi, sadece tutanakta muhtar maaşlarıyla ilgili geçen hususla
ilgili. Çünkü, Danışma Kurulu önerileri üzerinde böyle bir usul
yok. Sizi usule uymaya davet ediyorum Sayın Başkanım.
Değerli milletvekilleri,
şimdi, ne zaman Sayın Bakan burada oluyor Meclis geriliyor… Geriliyor!
Halbuki, bir Sayın Bakanın en öncelikli görevi Meclisin daha rahat
ve huzurlu bir şekilde çalışabilmesi için bir bakan olarak üzerine
düşeni iyi bir şekilde yapması lazım; ama, ben izliyorum, ne zaman
ki, Sayın Bakan burada, o günkü Meclis görüşmeleri bir sinir harbi
hali içerisinde geçiyor.
MEHMET EMİN TUTAN (Bursa)
– Onu sen yapıyorsun.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Hayır.
MEHMET EMİN TUTAN (Bursa)
– Her gün yapıyorsun.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Ben her gün konuşuyorum; ama, Sayın Bakan ara sıra teşrif ediyorlar,
Sayın Bakan burada bulunduğu bütün oturumlarda aynı tabloyu sergiliyor.
Onun için, ben, Sayın Bakandan özellikle istirham ediyorum, bundan
sonra Mecliste bulunduğu dönemlerde, anlarda, lütfen, Meclisi gerginleştirecek
tutum ve davranışlardan mutlaka kaçınması lazım.
Şimdi, Sayın Aslanoğlu’na
diyor ki: “Sen ulu orta konuşuyorsun.” Yani, şimdi, bir Bakanın kullanacağı
üslup mudur bu değerli milletvekilleri? Şimdi, diyor ki: “Yerinden
dinlemesini bilmeyen insanın memlekete hayrı yoktur.” Yani, bir
Bakan böyle bir cümle kullanabilir mi Allah aşkına! Yani, Sayın Mevlüt
Aslanoğlu yerinden iki cümle yapmışsa, Sayın Aslanoğlu’nun memlekete
hayrı olmadığını nasıl söyleyebilirsiniz? Böyle bir düşünceyi,
anlayışı şiddetle reddediyorum.
Değerli milletvekilleri,
bakınız, bugün bir Danışma Kurulu önerisi geldi. Şimdi, Danışma Kurulu
önerisiyle ilgili olarak baktım, AK Parti Grup Başkan Vekili de bunun
altına imza atmış. Danışma Kurulu önerisinin altında AK Parti
Grup Başkan Vekilinin de imzası var. Ancak, iki gündür AK Parti adına
çıkan milletvekilleri buraya gelip diyorlardı ki: “Meclisin gündemi
belli, salı günü biz bu gündemi belirledik, niçin yeni bir grup önerisi
getiriyorsunuz? Sizin maksadınız Meclisi kilitlemek, Meclisin
çalışmasını engellemek, kanunların çıkması karşısında zorluk çıkartmak.”
Bunları söylediniz. İki gündür aynı cümlelerle altı arkadaşımız
konuştu. Şimdi, ne oldu? Bugün Danışma Kurulu önerisi gelmiş, AK
Parti Grup Başkan Vekilinin altında olumlu imzası var. İki gündür söylediklerinizin
tam tersi bir uygulama. O zaman, ben de dönüp size söylüyorum: Sizin
de mi maksadınız Meclisi kilitlemek, Meclisin çalışmasını engellemek,
Meclisin çalışmasına zorluk çıkartmak?
FARUK ÇELİK (Bursa) –
Meclisin bu haftaki gündemi belli.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Efendim, 5’inci, 6’ncı sıralara alıyorsunuz. Salı günü yapmadınız
mı bunu? Salı günü zaten yaptınız bunu, Meclisin gündemini belirlediniz.
İki günden beri öyle söylüyordunuz, bugün ne oldu ki, bu Danışma Kurulu
önerisinin altında imzanız var?
Şimdi, Aslanoğlu da
bahsetti, şimdi, 5’inci ve 6’ncı sıralara alındı, güzel; eğer bunda
samimiyseniz, 5’inci ve 6’ncı sıralara alınmasında samimiyseniz
ve bunun Meclis gündemine gelmesini arzu ediyorsanız, bundan sonraki
Meclisin çalışmalarında biz bunun takipçisi olacağız. Eğer, maksadınız,
sadece bugün iki ayrı partinin vermiş olduğu grup önerilerinin burada
konuşulması, görüşülmesinden dolayı sürenin bir miktar daha böyle
geçeceği düşüncesinden yola çıkarak yapmışsanız, biz bunun takipçisiyiz.
Şimdi, muhtar maaşlarıyla
ilgili bir düzenleme yapıldı, teşekkür ediyoruz. Ha, 240 milyon olmuş,
teşekkür ediyoruz, ama yeterli mi değerli milletvekilleri? Yeterli
mi? Değil.
NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul)
– Yeterli olmadığını biliyoruz.
FİKRET BADAZLI (Antalya)
– Yeterli olmadığını Bakan söyledi ya.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– İşte, biz de onun için diyoruz ki, bunu Meclisin gündemine alalım.
Değerli milletvekilleri
bakınız, şimdi artırdık, güzel, teşekkür ediyoruz. Ama, şu BOTAŞ zammına
bakın, yılbaşından beri yüzde 27 zam yapmışsınız. Yüzde 27, yılbaşından
beri, ortalama…
ASIM AYKAN (Trabzon) –
Ama petrol…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Biliyorum petrolü… Petrol 70 dolarların üzerindeyken yapmadınız
da, şimdi 60 doların altına inince mi yapıyorsunuz, aklınıza onun
için mi geldi?
Şimdi, her aile bütçesine,
aylık, yılbaşından beri yapılan zammın 35 milyon lira, 35 YTL yükü
var, bütün ailelere aylık maliyeti. Ben şimdi soruyorum size: Memur
maaşlarında aylık bu kadar artış yaptınız mı? Kira artışlarına bakıyoruz,
yıllık yüzde 20’nin üzerinde, yüzde 21 olmuş, ama artış, artış maalesef
bunun çok altında.
AYHAN ZEYNEP TEKİN
(BÖRÜ) (Adana) – İktidar olunca siz yaparsınız.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Bakınız, ben, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bir soru önergesi
vermiştim. Tarihini de size söylüyorum, 15/2/2006 tarihinde bir soru
önergesi verdim. Soru önergesinde şunu sordum: Ankara Büyükşehir
Belediyesi EGO Genel Müdürlüğünün BOTAŞ’a olan borcu ne kadardır? Bu
borçlar geçmişe dönük hangi yıllar için alınmıştır?
Soru iki: Ankara Büyükşehir
Belediyesi EGO Genel Müdürlüğünün BOTAŞ’a olan borcunun faizleri
ne kadardır?
Ben, bugünleri gördüm,
sekiz ay önce bir soru önergesiyle bu meseleyi gündeme taşıdım. Bakın,
cevabı okuyorum, ne kadar ibret verici bir cevap.
AYHAN ZEYNEP TEKİN
(BÖRÜ) (Adana) – Konumuz BOTAŞ zammı mı Sayın Başkan?
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Evet, evet, muhtar maaşlarının artışıdır, BOTAŞ’taki yapılan zam
da muhtar maaşlarını reel olarak azaltmaktadır, son derece tabii
bir şey bunu söylemem.
FİKRET BADAZLI (
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Bakınız, bakınız
ne diyor. Bu bilgiler, bak, cevap, benim sorularıma cevap. Antalya Milletvekili,
dinleyiniz.
“Bu bilgiler, BOTAŞ
Genel Müdürlüğünün ticari sır niteliğindeki bilgileri olduğundan,
üçüncü taraflara açıklanması mümkün olmamaktadır.” Şu cevaba bakın
sayın milletvekilleri, bir milletvekiline bir bakan “siz üçüncü kişisiniz,
taraf değilsiniz” diyor. Bu borçlar diyor, ticari sırdır diyor. Şimdi,
ne oldu sayın milletvekilleri? Nerede o Enerji Bakanı şimdi? Ben
görmek istiyorum Enerji Bakanını şimdi, şu cevabı veren Enerji Bakanını
görmek istiyorum. Ticari sırmış!..
İZZET ÇETİN (Kocaeli)
– Tüccar siyasetçi, tüccar…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Peki, EGO Genel Müdürlüğü, vatandaştan, bu paraları tahsil etti
mi? Etti.
OSMAN ÖZCAN (Antalya)
– Peşin…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Çünkü, verdiği gazın paralarını peşin alıyor. Bedava alamıyorsunuz
veya veresiye alamıyorsunuz. Peşin alıyor, ama, BOTAŞ’a olan borcunu
ödemiyor ve Sayın Enerji Bakanı da bu bilgiyi bize vermiyor. EGO’nun ne kadar borcu
var, ne kadar faiz borcu var? Enerji Bakanı “Bu ticari sırdır.” diyor.
Şimdi çıksın, 70 milyona, bu Enerji Bakanı hesap versin arkadaşlar,
hesap versin.
OSMAN ÖZCAN (Antalya)
– Veremez.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– EGO’dan tahsil edemediği parların bedelini, bu fakir, fukara vatandaşın
sırtına yüklemesin değerli milletvekilleri. Öncelikle bu görev
İktidar Partisi milletvekilleri olarak sizin. Bunun faturası öncelikle
size çıkıyor. Bunun hesabını vatandaş size soruyor. Siz de, bugün,
Enerji Bakanına sorun. Enerji Bakanına sorun “Niçin bu paralar tahsil
edilmedi?”, “Ne kadar faiz borcu var?” şeklindeki sorularınızı.
ASIM AYKAN (Trabzon) –
35 milyon değil, 15 milyon.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Sizin o hesabınız…
ASIM AYKAN (Trabzon) –
15 milyon…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Sayın Aykan, gelin, benden sonra o hesabı bir de siz burada yapın. Hep
beraber bu hesabı birlikte yapalım.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
ASIM AYKAN (Trabzon) –
Hesabı bilmiyorsun, yanlış yapıyorsun, matematiğiniz yanlış, zayıf…
O zaman 19 milyon fatura gelmesi lazım.
BAŞKAN – Buyurun efendim.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Sayın milletvekilleri, bu hesabın yanlış olduğunu iddia eden milletvekili
kimse, bakın, benim konuşmamdan sonra kürsü boşalıyor, o milletvekilimiz
buraya gelir, bunun hesabını yapar, ben de öğrenmiş olurum, millet
de öğrenmiş olur.
ASIM AYKAN (Trabzon) –
Kestirmeden söylüyorum.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Siz Ankara’da doğal gaz kullanmıyor musunuz Sayın Aykan?
ASIM AYKAN (Trabzon) –
Kullanıyorum.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Ne kadar kullanıyorsunuz ayda?
ASIM AYKAN (Trabzon) –
200 milyon.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– 200 milyon…
Peki, yıllık ne yapar?
ASIM AYKAN (Trabzon) –
600 milyon çıkıyor.
BAŞKAN – Sayın Kandoğan,
karşılıklı konuşmayalım.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Yanlış yapıyorsunuz. Siz üç ay mı kullanıyorsunuz doğal gazı? Üç
ay mı kullanıyorsunuz?
BAŞKAN – Siz Genel Kurula
hitap edin.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
– Ankara şartlarında altı ay süreyle doğal gaz evlerde kullanılır.
Yaz dönemlerindeki, yine, mutfakta ve diğer taraflarda kullanılan
doğal gaz ayrı. Bunun hesabını yapın. Hesabını yapın ve iktidara
geldiğiniz günden beri de yüzde 83, doğal gaza yapılan zam. Dün -kümülatif
olarak- enflasyonu, Sayın Milletvekili, burada, geldi, yüzde 39 dedi.
Peki, yüzde 39 kümülatif enflasyonun olduğu bir ülkede, yüzde 82,
doğal gaza yapılan zammın faturası fakir fukaraya çıkmayacak mı?
Bunun hesabını, gelin, hep beraber yapalım.
Bu duygu ve düşüncelerle
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Kandoğan.
Sayın Kandoğan on bir
dakikalık konuşması içerisinde, bize yaptığı tavsiyeye, ne yazık
ki uymadı, bugüne kadar olduğu gibi.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
– Hangi tavsiye Sayın Başkan?
BAŞKAN – Lehte olmak
üzere, Sinop Milletvekili Sayın Engin Altay. (CHP sıralarından alkışlar)
ENGİN ALTAY (Sinop) –
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Konuya geçmeden önce,
Sayın Başkanın müsaadeleriyle, bugün Başbakanlıkta yapılan bir
siyasi nezaketsizliğe, cumhuriyet tarihinde hiç görülmemiş bir
partizanlığa dikkatinizi çekmek istiyorum.
Bugün yurdumuzu ziyaret
eden Moğolistan Başbakanıyla, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığında,
heyetler arası resmî bir görüşme yapılmıştır. Bu heyetler arası
resmî görüşmeye Türkiye-Moğolistan Parlamentolararası Dostluk
Grubu Başkanı olarak ben değil de -kaldı ki Moğolistan’dan da muadilim
gelmiş olmasına rağmen- Dostluk Grubu Başkan Yardımcım çağırılmıştır.
Anlaşılıyor ki, Sayın Başbakan, uluslararası memleket meselelerinde
bile, ya bizi görmeye, Başbakanlıkta altı oklu rozeti görmeye ya
da simamızı görmeye tahammülü yok ya da bugün Başbakanlıkta Türkiye
ile Moğolistan arasında kamuoyundan saklanacak şeyler görüşülmüştür.
Bu, etik değildir, nazik
bir davranış değildir, saygısız bir davranıştır. Şu Meclis çatısından
Sayın Başbakana bunun hesabını soruyorum. Ben, bu Parlamentoya
Sinop halkının oylarıyla gelmiş bir milletvekiliyim. Bu, bu çerçevede,
Sinop’ta yaşayan, Türkiye’nin her yerinde yaşayan bütün Sinoplulara
da yapılmış bir hakarettir. Bunu belirtmek istiyorum.
Malatya Milletvekilimiz
Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun ve 24 arkadaşının verdiği, dört yıldır
uğraştığı muhtarlarımızın özlük sorununu, şu çatı, altında maalesef
konuşamadık.
Şimdi, Danışma Kurulu
olarak kabul ettiniz, ama, bizi yine atlatacaksınız, bunu biliyoruz.
Bu Yasa, yine, buraya gelmeyecek. Sayın Aslanoğlu senin yüreğinin
muhtarlarımız için nasıl çırpındığını biliyorum. Bütün arkadaşlarımızın,
hepimizin yüreği de muhtarlar için aynı şekilde çırpınmakta. Ama,
anlaşılıyor ki, İktidar, bu konuda, İMF’den ve Dünya Bankasından
bir vize alabilmiş değildir. Bu yüzden de, bu İktidar muhtarlarımızın
yaşadığı sorunlara çare bulamayacaktır.
Sayın Bakan diyor ki,
şöyle böyle… Ayancık ilçesi Yarenler köyü Muhtarının eşi için, o kadını,
hanımefendiyi hastaneye yatırmak için Sağlık Bakanı dahil aramadığım
kimse kalmadı. Üç aydır Yarenler Muhtarının eşi hastaneye kabul
edilmedi. Sayın Bakan, bu kürsüye gelip de, son sözü de iktidar olmanızın
avantajıyla kullanarak, millete, olur olmaz yanlış bilgi vermeyin
lütfen.
Şimdi, değerli arkadaşlar,
demokrasi merdiveninin ilk basamağı olan muhtarlık müessesesi,
maalesef, bugün itibariyle hak ettiği saygınlık noktasında değildir.
Muhtarlarımız, bugün itibariyle içinde bulundukları ne sosyal konumu
hak ediyorlar ne de ekonomik statüyü hak ediyorlar.
Malumunuz, muhtarlık
müessesesinin iki ayağı vardır: Bir mahalle muhtarları, bir köy muhtarları.
Mahalle muhtarlarımızın da sorunları var; tüzel kişilik sorunları,
iş yoğunluğuna rağmen fiziki kapasite, imkân sorunu… Bunları biliyoruz.
Örneğin Çankaya’nın en iyi semtlerinden Hilal Mahallesi Muhtarı
bir barakada hizmet veriyor. Bu da hoş değil. Bunları düzeltmemiz
lazım, ama…
BAŞKAN – Sayın Altay,
bir dakikanızı rica edebilir miyim.
IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
B) ÇEŞİTLİ İŞLER
1.- Genel Kurulu ziyaret eden Moğolistan Başbakanı
Miyegombo Enkhbold ve beraberindeki heyete Başkanlıkça “Hoşgeldiniz”
denilmesi
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
şu anda Genel Kurulumuzu Moğolistan Başbakanı Sayın Miyegombo
Enkhbold ve beraberindeki heyet teşrif etmiştir.
Kendilerine yüce heyetiniz
adına “hoş geldiniz” diyorum. (Alkışlar)
Buyurun.
V. - ÖNERİLER (Devam)
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ (Devam)
1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine
ilişkin Danışma Kurulu önerisi (Devam)
ENGİN ALTAY (Devamla)
– Teşekkür ederim.
HARUN AKIN (Zonguldak)
– Engin bak, senin için geldiler!
ENGİN ALTAY (Devamla)
– Ben de, bugün, Başbakanlıkta sayın heyetle bir arada olamadığım
için üzgünüm, ama, maalesef, işte size söylediğim olay budur. Bu heyetle
görüşmesi gereken adam benim. Bu, yüce Meclisin iradesidir.Bu Başbakan
da bunun hesabını verecektir. Evet…
Şimdi, asıl sorun köy
muhtarlarıdır sayın milletvekilleri. Şimdi, Türkiye’de kaç tane
köy var? Hepiniz bilirsiniz, siyaset yapıyorsunuz, sahada geziyorsunuz.
34 460 tane köyümüz var ve bunların 47 070 tane de bağlısı var. Yani,
80 bin yerleşkeden bahsediyoruz ve bu muhtarlarımız… Sayın Bakan
diyor ki: “122, 142, 160 yaptık.” Ne yaptıysanız yaptınız. Köy muhtarının
aldığı maaş, ortalama BAĞ-KUR 12’nci basamağa tekabül ediyor mu? Ucu
ucuna ediyor. BAĞ-KUR’unu 12’nci basamaktan ucu ucuna ödüyor. Ee, biraz
da yüksek bir basamaktan emekli olayım derse, yani 24’üncü basamaktan
emekli olmak isterse bir köy muhtarı 625 bin lira ödeyecek. Demek ki,
300 milyon, 400 milyon daha ekleyecek.
Bir muhtarın, çalışkan
bir muhtarın, görevin yürütülmesiyle ilgili masraflarıyla birlikte,
BAĞ-KUR primiyle birlikte, her ay 1 milyar ila 5 milyar arasında cebinden
para çıktığını Sayın Bakan acaba biliyor mu? Bilmiyor. Köye greyderci
gelir, dozerci gelir, ormancı gelir, kadastrocu gelir, öğretmen gelir,
imam gelir, tapucu gelir, adliyeden keşifçi gelir, seçim heyeti gelir,
gelir, gelir, gelir... Kim veriyor bunların yemeklerini? Muhtar veriyor.
Biz, şimdi, Mecliste, valiliklerde… Kaymamaklar, valiler hiç cebinden
yemek parası veriyor mu? Muhtar nedir? Şimdi, biraz sonra muhtarın
ne olduğunu söyleyeceğiz.
Şimdi, bakın, Türkiye’de
hiçbir kurum, hiçbir müessese yoktur ki, ikili temsil karakteri olsun.
Biz burada halkı temsil ediyoruz. Ama, muhtarlar hem devleti hem milleti
temsil ediyor. Bir muhtar, köyünde, cumhurbaşkanını, başbakanı, bakanı,
valiyi, kaymakamı, yani devleti temsil ediyor. Bir muhtar, kasabada,
şehirde de o köy halkını temsil ediyor. Bu kadar önemli bir temsil makamına
bir vatandaşımızı oturtuyoruz, sonra da, onu itip kakıyoruz. Kullanılmış
bir mendil gibi, görev süresi boyunca kullanıyoruz, daha sonra, aldığı
tabancasına bile yüksek ruhsat harcı alıyoruz. Bu, Allah’tan reva
mıdır?
Şimdi, bir muhtar düşünün.
Adliyede, jandarmada, tarım müdürlüğünde, orman müdürlüğünde
esas duruşta bekletiliyor. Türkiye’de -bu hepinizin kabahati demiyorum
ama, bu işi birlikte düzeltmemiz lazım.- muhtarların, devlet ricalinde
maksimum saygı görmesi lazım.
Şimdi, köylerine hizmet
almak iddiasıyla seçime girip seçiliyor bu muhtarlar. Sonra ne oluyor?
Çok şükür, döneminizde, iktidarınızda, AKP’ye üye olmayan muhtarlar
hizmet izolasyonuna tabi tutuluyor. Tutulmuyor mu? (CHP sıralarından
“doğru, doğru” sesleri)
ASIM AYKAN (Trabzon) –
Doğru değil.
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)
– Gerçek öyle değil! Hepsi tarafsız.
ENGİN ALTAY (Devamla)
– Evet. Döneminizde, muhtarlar, tehditle ve tecritle karşı karşıyadır.
(AK Parti sıralarından gürültüler) Hangi muhtarlar? AKP’ye üye olmayan
muhtarlar.
FİKRET BADAZLI (
ENGİN ALTAY (Devamla)
– Gel ben sana Sinop’ta göstereyim.
MEHMET EMİN TUTAN (Bursa)
– Yalan söylüyorsun böyle bir şey yok.
ENGİN ALTAY (Devamla)
– Şimdi, bazı bürokratlarca da, muhtarlar, devletin meydancısı gibi
muamele görüyor. İddiayla, inançla söylüyoruz: Muhtarlar, bu ülkede,
herkesten daha çok saygın bir konumda tutulmalıdır. Devletin valisi
ne kadar saygınsa, Parlamentonun üyeleri, milletvekilleri ne kadar
saygınsa, muhtarlarımız da o saygınlığı, o muameleyi hak ediyorlar.
Ama bunları göremiyoruz. Bu konuda, Hükûmetinizin, valilere yazdığı
iki satır yazı var mı? “Muhtarları, hükûmet kapılarında, adliye kapılarında
sıkıştırmayın, bekletmeyin, esas duruşta onları bekletmeyin” diye
bir yazı var mı? İçişleri Bakanlığının Jandarma Teşkilatına şöyle
bir yazısı var mı: Anons: “Falan, falan, falan muhtarı, acele jandarmaya.”
Anons: “Alpugan Muhtarı, acele jandarmaya.” Anons: “Dağdelen Muhtarı,
acele tarım müdürlüğüne.” Bu ne ya?! Bu teknoloji çağında bu ne?!
Böyle şey olur mu?!
Muhtarlar, bu uygulamaların
hiçbirini hak etmiyor ve arkadaşlar, bir yürek, bir iyi niyet, Parlamentoya
diyor ki: Muhtarların içinde bulunduğu ekonomik durumu düzeltelim.
Demin saydım, köye her gelen muhtarın kapısına yıkılıyor; siz de gidince
muhtarın kapısına yıkılıyorsunuz, biz de gidince muhtarın kapısına
yıkılıyoruz. Giderken 2 kilo etle 4 kilo meyve mi götürüyorsunuz
muhtara, ya da biz, fark etmez? Ama, bir sistem var. Yazıktır, günahtır!
Muhtarlara bu zulmü yapmaya hakkımız yok. Onları, beş yıl çalıştırıp
devletin meydancısı gibi kullanıp bir kenara atmaya hakkımız yok.
Biz, nasıl ki, iki yıl parlamenterlik yaptıktan sonra, yirmi beş hizmet
yılımızı da tamamlayınca milletvekilliği emeklisi oluyorsak, onlar
da, bu gibi olmasa da, buna benzer bir tarzı yakalamalı.
Haydi gelin bir kanun
verelim, on beş yıl, on yıl yapmayınca milletvekili emeklisi olunmasın.
Ben yararlanamıyorum. Haydi gelin verelim, biz de bunu geri çekelim,
Türkiye’nin içinde bulunduğu sıkıntıdan dolayı bunu yapamıyoruz
diyelim. Sen geleceksin, ben geleceğim iki yıl…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Bu söylediklerine arkadaşların
bile katılmıyor.
ENGİN ALTAY (Devamla)
– Arkadaşlarım katılıyor katılmıyor bilmem Sayın Bakanım, ama
ben, muhtarlar bu durumu hak etmiyor diyorum. Siz de icra organısınız
ve Atatürk’ün bir sözünü size anımsatırım: Muhakkak ki, icra eden
siz, karar veren bizden daha güçlüsünüz. Gereğini yapın, onu söylüyorum.
ASIM AYKAN (Trabzon) –
Biz yaptık yapacağımızı.
ENGİN ALTAY (Devamla)
– Yani, 120’yi 240 yaptık demek yeterli değildir, onu söylüyoruz değerli
milletvekilleri.
ÜNAL KACIR (İstanbul)
– Sen gelince 500 yaparsın.
ENGİN ALTAY (Devamla)
– Şimdi, sorun çok.
Şimdi, muhtarlar üzerindeki
iktidar baskısına acilen son vermelisiniz. Siz şunu zannetmeyin:
Bu muhtarlar, bizim karşımızda el pençe duruyor, hep böyle dururlar.
O sandık ayrı bir şeydir. O sandıkta, muhtar, vicdanıyla, yaşadıklarıyla
ve Allah’la baş başadır ve muhtarlar başta, bu millet, size, o gün, bu
yaptıklarınızın hesabını şüphesiz ki soracaktır.
Zamanım doluyor.
Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Altay.
Öneri üzerinde, aleyhte
olmak üzere, Ordu Milletvekili Sayın Eyüp Fatsa.
Buyurun efendim. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
EYÜP FATSA (Ordu) – Sayın
Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Danışma Kurulu önerisinin
aleyhine şahsım adına söz aldım; bu vesileyle Başkanlık Divanını
ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
Danışma Kurulu, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, muhtarlarımızın
özlük haklarıyla alakalı, 735 sıra sayılı, Malatya Milletvekili
Sayın Aslanoğlu ve 24 arkadaşının bir kanun teklifi ve yine Anavatan
Partisi Grubunun 1216 sıra sayılı Konut Edindirme Yardımı Hakkında
Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan Genel
Kurulun gündemine alınmasıyla alakalı iki ayrı muhalefet grubunun
talebidir.
Bu, Başkanlık Riyasetinde
değerlendirilmiş ve netice itibariyle de, bir Danışma Kurulu talebimiz
olmamasına rağmen, muhalefet partisine mensup grupların getirmiş
olduğu grup önerilerinin kabulü noktasında bir ittifak çıkmış, yani
uzlaşılmış. Meclis gündeminin -bu haftayla alakalı değil, bundan
sonraki, önümüzdeki haftayla alakalı- gündemin, Vakıflar Yasası’ndan
sonra, 1239 sıra sayılı Vakıflar Yasası Kanun Tasarısı’ndan sonra
görüşülmek üzere alınması talep edilmiş ve ittifak sağlanmış.
Ancak, değerli arkadaşlar,
bu ittifaktan sonra, Genel Kurul açıldıktan sonra yaşadıklarımızı
hep beraber görüyor, kamuoyu da bizleri izliyor. Eğer, maksat, Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunu, gündemiyle alakalı, daha hızlı,
daha süratli çalıştırmasını temin etmekse, üzerinde de mutabakat
sağlanmış bir Danışma Kurulu ortadayken burada bu süreci, Meclisin
gerçek gündemine geçiş sürecini engelleme gayretlerini, üzerinde
mutabakat sağlanmış grup önerileriyle ilgili burada yapılan konuşma
ve onun içeriğini kamuoyunun idrakine arz ediyorum.
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– Size iyilik yapıyoruz, daha ne istiyorsunuz; iyilik yapıyoruz,
yanlış yapmamanız için iyilik yapıyoruz size.
EYÜP FATSA (Devamla)
– Müsaade edin, müsaade edin.
Değerli arkadaşlar,
öncelikle, bu konuya gelmeden önce, bir hususla alakalı, özellikle
muhalefet partisinin usul tartışması talepleri oldu. Gündem dışı,
Başkanlık Makamının kullandırmadığı, yani İç Tüzük’ün 59’uncu maddesine
göre tamamen Başkanlığın inisiyatifine bırakılmış, yani bununla
ilgili karar verme mercii Başkanlık Makamı olduğu İç Tüzük’ün 59’uncu
maddesinde açık ve net olarak yazılmış olmasına rağmen, usul tartışma
taleplerini de, ayrıca, Meclisin çalışmalarını erteleme gayreti
olarak düşünüyorum, kamuoyu da böyle düşünüyor.
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– Niye dört yıldır Başkanlık bunu kullanmadı da bugün kulllanıyor?
EYÜP FATSA (Devamla)
– Müsaade edin değerli arkadaşlar, müsaade edin.
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– YİMPAŞ’ın konuşulmasını istemiyor musunuz yoksa, korkuyor musunuz
YİMPAŞ’ın konuşulmasından?
EYÜP FATSA (Devamla)
– Deniliyor ki: “Bu uygulanmayan bir şey.”
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– Fındığın konuşulmasından korkuyor musunuz?
Niye dört yıldır kullanmıyor
Sayın Başkan bu yetkiyi de bugün kullanıyor?
BAŞKAN – Efendim, lütfen,
dinleyelim.
EYÜP FATSA (Devamla)
– Sayın milletvekili… Sayın Başkan…
BAŞKAN – Sayın Fatsa,
siz öneri üzerine dönün lütfen.
EYÜP FATSA (Devamla)
– Değerli arkadaşlar, ben, muhalefet partisine mensup grup başkan
vekili arkadaşlarımla beraber, dört yıldan beri, Başkanlık Danışma
Kurulu toplantılarına gidiyorum. Eğer tutanaklar çıkarsa, tutanaklar
çıkartılırsa orada da görülecektir. Meclisin gündeminin ehemmiyetine
ve yoğunluğuna binaen zaman zaman gündem dışı konuşmaların yapılmaması
ve sözlü soruların görüşülmemesi Danışma Kurulu kararıyla da buraya
gelmiştir. Kaldı ki, gündem dışı konuşmalarının verilip verilemeyeceği
de, tamamen Başkanlığın inisiyatifindedir, İç Tüzük 59 da bunu
açık ve net olarak ortaya koyuyor. Lütfen, burada konuşan arkadaşlarımız,
yani, İç Tüzük’ün ilgili maddelerini doğru okusunlar ve kamuoyuyla
doğru bilgileri paylaşsınlar.
Değerli arkadaşlar,
burada, tabii Danışma Kurulunun iki tane ayrı talebi vardı, ama,
bu 1216 sıra sayılı Konut Edindirme Yardımı Hakkındaki Tasarı pek
gündeme gelmedi. Daha çok, muhtarlarımızla alakalı ve onların özlük
haklarıyla alakalı talepler burada gündeme getirildi. Benim, Sayın
Bakanla beraber, bu Meclis kürsüsünden yapmış olduğum bir konuşma
da bununla alakalı ilintilendirilerek ifade edildi Sayın Aslanoğlu
tarafından.
Değerli arkadaşlar,
muhtarlarımızın fedakârlığını, hizmetlerini göstermiş oldukları
özverili çalışmaları kimse tartışmıyor, bu hizmetler her türlü
takdirin üzerindedir. Bakın, 2002’den beri, yani bu yana, bir muhtarlık
müessesesi filan ihdas edilmiş değildir; cumhuriyetimizle beraber
var olan, -hatta onun öncesi de var- uzun yıllar, bir asırlık, belki daha
uzun bir süre muhtarlık müessesesi vardı. 3 Kasım 2002 seçimlerinden
önce, her birimiz… Burada İktidar ve muhalefet partisine mensup
bütün milletvekili arkadaşlarımız, bakın, bizi Türkiye’nin on binlerce
muhtarı izliyor, Türkiye Muhtarlar Derneği Genel Merkezinin yetkilileri,
Türkiye Muhtarlar Federasyonunun bütün yetkilileri izliyor. Bu
insanlar, bu fedakârca görev yapan insanlar, 3 Kasım 2002’den önce, yani
2002 yıl sonu itibarıyla 98 milyon lira aylık alıyorlarmış, 98 milyon
ve kendileriyle yapmış olduğumuz bütün görüşmelerde bizden bir tane
talepleri vardı: “Bizim ücretlerimizi BAĞ-KUR primlerimizi ödeyebilecek
bir seviyeye…” Bir rakam vermediler.
Bakın, biz bununla ilgili,
gerek illerdeki muhtarlar derneği yetkilileriyle gerekse Türkiye
Muhtarlar Derneğinin yetkilileriyle ve Federasyon yetkilileriyle
defalarca görüşmeler yaptık. Bu taleplerini ısrarla yinelediler.
Yasal düzenleme yapacağımızı söyledik, dediler ki: “Bizim için
geçtir, ilgili Kanun, bu konuda Bakanlar Kuruluna yetki veriyor,
dolayısıyla, Bakanlar Kurulunun alacağı bir karar bizim talebimize
cevap veriyor.” dediler ve onların talebi doğrultusunda ve onlarla,
muhtarlarımızla mutabakata kalarak, mutabakata kalarak bu uygulama
yapılmıştır ve sonuç itibarıyla, 2002’de 98 milyon lira olan muhtar
aylığı, 2005’in yıl sonu itibarıyla 250 milyon -artış yüzde 155- 2006’nın
sonu itibarıyla da 269 milyona ulaşmış ve artış da yüzde 174’tür.
Bak, bütün bunları
muhtarlarımız biliyor. Bak, bu Bakanlar Kurulu kararı çıktıktan
sonra -muhtemelen sizin gruplara da gelmişlerdir ama- Türkiye Muhtarlar
Derneğinin yetkilileri ve Federasyonun yetkilileri, gruplarımızı
ziyaret ederek, özellikle Grup Genel Kurulumuza gelerek, Sayın Başbakanımıza,
kendilerine bu dönemde gösterilen ve hiçbir dönemde hatırlanmadıklarını,
sadece siyaseten istismar edildiklerini, ama özlük haklarıyla,
yetkileriyle alakalı kendilerine hiçbir şekilde yardımcı olunmadığını,
ilk defa AK Parti İktidarıyla beraber muhtarlık müessesesinin
saygınlık kazandığını, bundan dolayı minnet ve şükranlarını arz
etmiş, çiçek ve plaket takdim etmişlerdir.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Vay be!..
EYÜP FATSA (Devamla)
– Değerli arkadaşlar, müsaade edin…
Bakın, biz, sadece bunu
yapmadık; değerli arkadaşlar, biz, muhtarlarımızla ilgili sadece
bunu yapmadık. Bir seneden beri, Allah aşkına hepinize soruyorum,
mahallesinin yoluna dozer isteyen, köyünün suyunun programa alınmasını
isteyen, çakıl isteyen, kamyon isteyen, kum isteyen, büz isteyen
bir tane muhtar Türkiye Büyük Millet Meclisine geldi mi, bir taleple
geldi mi? Niye?..
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– Çok...
GÖKHAN DURGUN (Hatay)
– Çok geliyor.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Sadede gelsin, sadede...
EYÜP FATSA (Devamla)
– Sayın Başkan, bitiriyorum.
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– AKP’ye üye olan muhtarlara...
EYÜP FATSA (Devamla)
– Değerli arkadaşlar, bak, BELDES’le beraber, biz, mahallî idarelerin
yeniden yapılandırılmasıyla beraber, muhtarlarımıza çok önemli
hizmetlerde de öncülük edecek, hizmetlerde de saygınlık kazandıracak
imkânlar getirdik. Köy muhtarlarımızın il genel meclisi üyeleri toplantılarına
katılmalarını, mahalle muhtarlarımızın belediye meclisi toplantılarına
katılmak suretiyle, direkt meselelerini yetkililere aktarma ve
o kurulun bir parçası olma imkânı getirildi.
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– KÖYDES projelerindeki Ali Dibolardan da bahset biraz.
EYÜP FATSA (Devamla)
– Bu da yetmedi, 2006 yılında, KÖYDES’le beraber, 2 katrilyonluk bütçe
Türkiye’deki köylere kullandırılmak suretiyle, cumhuriyet tarihinde
hiçbir zaman yapılmamış, köylerimizde bir büyük yeniden yapılanma,
bir altyapı hizmeti, yol, su ve köprü noktasında büyük bir mücadele
başlatılmıştır. (AK Parti sıralarından alkışlar)
GÖKHAN DURGUN (Hatay)
– Hiçbir şey yapılmadı.
EYÜP FATSA (Devamla)
– Değerli arkadaşlar...
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– İhaleleri nasıl verdiğinizi de anlat!
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Bu arkadaş ne konuşuyor efendim?
BAŞKAN – Efendim, siz
Genel Kurula hitap edin.
ALİ TOPUZ (İstanbul) – Ne konuşuyor
efendim?
BAŞKAN – Lütfen efendim...
EYÜP FATSA (Devamla) – Sürekli kesiyorlar...
BAŞKAN – Sayın Fatsa,
önergeyle ilgili son cümlelerinizi rica ediyorum.
EYÜP FATSA (Devamla)
– Önergeyle ilgili söylüyorum Sayın Başkan.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Bir Grup Başkan Vekiline yakışmaz böyle konuşmak!
EYÜP FATSA (Devamla)
– Değerli arkadaşlar...
BAŞKAN – Efendim, şahsı
adına söz almış...
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Yani Grubunun önerisinin aleyhinde mi konuşacak?
BAŞKAN – Dinleyelim,
bir bakalım sonunda ne diyecek efendim, lütfen.
Buyurun efendim. (CHP
sıralarından “Süresi bitti” sesleri)
Yapmayın ama efendim.
İZZET ÇETİN (Kocaeli)
– Süresi bitti, süresi bitti.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin)
– Sayın Başkan, biz konuştuğumuzda müdahale ediyorsunuz...
ALİ TOPUZ (İstanbul) – Bir daha kimseye
laf söyleme hakkınız yok.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) – Siz Meclisin
Başkanı mısınız, Fatsa’nın başkanı mısınız?!
EYÜP FATSA (Devamla) – Evet, değerli arkadaşlar,
sadece bu yetmedi, bak bir şey daha yaptık: Kaymakamlıklarımızın
nezaretinde oluşturulan, riyasetinde oluşturulan KÖYDES heyetinin
iki asıl üyesi de muhtarlardan oluşmuştur. Köylerinin
suyunu, köylerinin yolunu, altyapısını, asfaltını, kanalını,
sanat yapılarını muhtarlar kendileri programlamış ve ihaleleri
de kendileri yapmışlardır.
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– İhalesiz yaptınız, ihalesiz verdiniz.
BAŞKAN – Efendim, son
cümlelerinizi rica ediyorum.
EYÜP FATSA (Devamla)
– Son cümle... Son cümle...
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– Al yap şeklinde verdiniz. Nerede ihale yaptınız?
EYÜP FATSA (Devamla)
– Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bizim dönemimizde yapılanları,
elbette ki, muhtarlarla alakalı yeterli görmüyoruz.
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– KÖYDES’te hangi kaymakam ihale yaptı? Bunu söyleyin bana.
EYÜP FATSA (Devamla)
– Ama, bir asır kimsenin hatırlamadığı muhtar, ilk defa AK Parti İktidarıyla
beraber hatırlanmış, kendilerine hem imkân hem de saygınlık kazandırılmıştır.
Muhtarlarımız sizinle
aynı fikirde değildir.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) – Muhtarlar burada, soralım o zaman!
EYÜP FATSA (Devamla)
– Gittiğimiz her yerde, köylerine, mahallelerine yapmış oldukları
hizmetten dolayı da minnet ve şükranlarını bizimle beraber paylaşmaktadır.
BAŞKAN – Sayın Fatsa,
lütfen… Son cümlenizi rica ediyorum Sayın Fatsa.
EYÜP FATSA (Devamla)
– Lütfen, muhtarlarımızı artık siyasi istismar konusu yapmaktan
elinizi de sözünüzü de çekin.
Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim
Sayın Fatsa.
Danışma Kurulu önerisini
oylarınıza sunuyorum…
HÜSEYİN GÜLER (Mersin)
– Sayın Başkan, karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.
BAŞKAN – Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir.
Gündemin “Kanun Tasarı
ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
VII. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve
İbrahim Köşdere’nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa
Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN – 1’inci sırada
yer alan kanun teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon
raporu gelmediğinden teklifin görüşmelerini erteliyoruz.
ATİLLA KART (Konya) –
Sayın Başkan…
BAŞKAN – Okudum dilekçenizi.
Ben, bu konuda size gerekli açıklamayı yapacağım.
ATİLLA KART (Konya) –
Oturum içinde bir değerlendirme yapacaksınız…
BAŞKAN – Oturum devam
ediyor zaten.
ATİLLA KART (Konya) –
Ama, görüşmeye başlamadan önce…
BAŞKAN – Efendim, benim
şuradaki çalışmama lütfen engel olmayın.
ATİLLA KART (Konya) –
Ama, İç Tüzük’ten doğan bir hakkım var. Karar vermiyorsunuz…
BAŞKAN – Ben açıklayacağım
kararımı. Buyurun siz…
2’ nci sırada yer
alan, Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı
İle Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız
yerden devam edeceğiz.
2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine
İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
BAŞKAN – Komisyon?..
Yok.
Ertelenmiştir.
3’üncü sırada yer
alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri
Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına Yönelik Yardım
Sağlanmasının Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika
Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına
Yönelik Yardım Sağlanmasının Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine
İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1115) (S. Sayısı: 1147)
BAŞKAN – Komisyon?..
Yok.
Ertelenmiştir.
4’üncü sırada yer
alan, Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Adalet Komisyonları
Raporları’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
4.- Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği
Uyum ile Adalet Komisyonları Raporları (1/1054) (S. Sayısı: 1239) (x)
BAŞKAN – Komisyon ve
Hükûmet?.. Yerinde.
Geçen birleşimde, Tasarı’nın
birinci bölümü üzerindeki gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştı.
Şimdi, şahıslar adına
konuşmalar yapılacaktır.
Şahsı adına, Sayın
Ali Yüksel Kavuştu, Çorum Milletvekili. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
ALİ YÜKSEL KAVUŞTU
(Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1239 sıra sayılı
Vakıflar Kanunu Tasarısı hakkında söz almış bulunuyorum.
Değerli milletvekilleri,
vakıflar, milletlerin sahip bulunduğu manevi güç ve değerlerinin
tamamlanmasına yardımcı, tüzel kişiliğe sahip demokratik bir sivil
toplum kuruluşudur.
Bu Kanun Tasarısı’ndaki,
bazı maddelerde değişiklik getiren ve dikkat etmemiz gerektiğine
inandığım bazı hususlar vardır. Mesela, Vakıflar Kanunu Tasarısı’nın
7’nci maddesinde, aynen geçtiği takdirde, on yıl süreyle yönetici
atanamayan veya yönetim organı oluşturulamayan ecdat yadigârı
mülhak vakıflarımız mazbut vakıf haline gelmekte ve bir daha yönetici
seçimi ve ataması yapılamamaktadır. Madde metninin birinci fıkrasında
sadece “mülhak vakıflar” ibaresi kullanıldığından dolayı, azınlık
vakıfları muaf tutulmuş olmaktadır. Bundan sonra, mülhak, cemaat
ve esnaf vakıflarının mazbut vakıflar arasına alınmasının önlenmesi
ve on yılın sonunda da, yönetici atanamayan veya yönetim organı
oluşturulamayan vakıfların yöneticisiz kalmaması için yeni bir
tedbir olarak “mülhak” ibaresinin çıkarılması ve “yeni hak sahipleri
çıkıncaya kadar” ifadesinin eklenerek değiştirilmesi zarureti
olduğuna inanıyorum.
Değerli milletvekilleri,
temelde vakıf olup tavize tabi tutulan yerlerin mutasarrıfına verilen
vakfın hakkını korumak ve ortaklığın giderilmesi, kamulaştırma
veya cebri icra yoluyla satışı yapılacak taşınmazlarda, diğer tavizler
yerinin devir arasında daha adil bir uygulama yapılabilmesi için,
18’inci maddenin birinci fıkrasında “emlak vergisi değerinin yüzde
10’u” ifadesi çıkarılarak, yerine “kamulaştırma komisyonlarınca
belirtilerek rayiç değerinin yüzde 20’si” ibaresinin konulması
gerekir diye düşünüyorum. Aksi takdirde, emlak vergisi değeri,
hepimizin de bildiği gibi, gerçek değeri yansıtılmadığından, yüzde
10 oranında taviz bedelleri mutasarrıfına terk edilmiş vakıflar
adına bir haksızlık olacağı kanaatindeyim. Dolayısıyla, bu maddenin
de değiştirilmesi zaruretine inanıyorum.
Değerli milletvekilleri,
diğer yandan, vakıfların yurt dışında şube ve temsilcilik açmalarında
olduğu gibi, yurt dışından ayni ve nakdî bağış almalarında da vakıfların
en temel metni olan vakıf senetlerinde hüküm bulunması ilkesinin
getirilmesi son derece önemlidir. Zaten, Vakıflar Genel Müdürlüğü
de vakıfların vakıf senetlerine göre ve mevzuata göre idare eder. Bu
amaçla, Vakıflar Kanunu Tasarısı’nın 25’inci maddesinin ikinci fıkrasını
vakıf senetlerinde hüküm bulunması kaydının giderilmesi gerektiğine
inanıyorum.
(x) 1239 S. Sayılı Basmayazı 01/11/2006 tarihli
13’üncü Birleşim tutanağına eklidir.
Değerli milletvekilleri
“Bir insanın kıymeti, himmeti nispetindedir; kimin himmeti milletiyse,
o, tek başına küçük bir millettir.” diye güzel bir özdeyişimiz vardır.
İşte, ecdadımızın erdemli, ideal bir şuura ve yüksek bir ruha sahip
hamiyetli insanlarımızla vakıf hizmetini zirveye taşımıştır. Vakıflar
Kanunu Tasarısı’nın aynı ruh ve aynı şuurla çıkacağına yürekten
inanıyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz
Sayın Kavuştu.
Yine, şahsı adına, Gaziantep
Milletvekili Sayın Ömer Abuşoğlu… (Anavatan Partisi sıralarından
alkışlar)
ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)
– Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz vakıflarla ilgili Tasarı’nın birinci bölümü
üzerinde şahsım adına söz aldım.
Burada dikkate almak
istediğim bir iki husus var. Özellikle vakıflarla ilgili bu düzenleme,
kendi millî mevzuatımızın vakıflarla ilgili daha düzenli bir hale
getirilmesi açısından gerekli. Yeni birtakım kavramlarla da bu
mevzuatı desteklememiz, zenginleştirmemiz gerekli. Ama, bu yönüyle
baktığımız zaman, Anavatan Partisi olarak da desteklediğimiz bir
yönü var. Ama, bazı desteklemediğimiz, hoşumuza gitmeyen, âdeta,
midemizi bulandıran birtakım hususların olduğunu da ortaya koymak
lazım. Özellikle “cemaat vakıfları” adı altında, bu Tasarı’da “cemaat
vakıfları” adı altında geçen azınlık vakıflarıyla ilgili birtakım
düzenlemeler ve bunlara verilecek imkânların genişletilmesi noktasında
ciddi itirazlarımız ve ciddi de endişelerimiz söz konusu.
Bu yönüyle bakıldığında,
mevzuatımızı zenginleştirelim, düzeltelim derken, acaba, yanlış
bir iş mi yapmış oluyoruz? Bu soruyu kendi kendime sormaktan alıkoyamıyorum.
O itibarla, şahsım adına diyorum ki, gelin bu maddeleri çıkaralım
ve gönül rahatlığıyla burada bir Vakıflar Kanunu Tasarısı’nı görüşelim,
olgunlaştıralım ve de yasalaştıralım. Ama, bu maddeler, özellikle
azınlık vakıfları, bunların yurt dışındaki vakıflarla ilişkileri
ve benzer birtakım hususların içerisinde olduğu bu Tasarı’ya katkıda
bulunmak gerçekten şahsım adına ve Parti Grubumdaki arkadaşlarımın
da aynı endişeleri söz konusu, içimize sinmiyor. Bu bakımdan olgunlaştırılması
gereken bir tasarı, ama bizim başından beri İktidar Partisine bu
yöndeki yaptığımız birtakım uyarılar fazlaca yer bulmadı. Ama, şundan
eminim ki, İktidar Partisi milletvekilleri arasında da bizim duyduğumuz
aynı endişeleri duyan birçok insan var, birçok milletvekili var. Tabii
burada isim vermek mümkün değil. İktidar Partisinin birçok milletvekili
de aynı endişeleri, karşılıklı görüştüğümüzde, dile getiriyorlar.
Hatta şunu da ifade ediyorlar, -belki burada bunu dile getirmem hoş
olmuyor ama- İktidar Partisinin bazı milletvekillerinin konuya
yaklaşımını ortaya koymak, endişelerinin ciddiyetini, önemini
vurgulamak açısından burada söyleme ihtiyacı hissediyorum: “Biz
Grup içerisinde itiraz etsek bile, itirazımız yeteri kadar yer bulmayacak,
ama ne olur, muhalefet olarak, muhalefet sözcüleri olarak siz bunları
üzerine basa basa dile getirin, belki bir düzeltilme, bir değiştirilme
veya tümüyle yasadan çıkarılma imkânı ortaya çıkar” gibi birtakım
ifadelerde bulunuyorlar. Gerçekten de haklılar. Zaten muhalefetin,
iki günden beri, gerek CHP’nin ve gerekse de Anavatan Partisinin kanun
tasarıları üzerinde, bu Tasarı ve ilgili bölümler üzerinde yaptıkları
konuşmalarda hep dile getirdikleri ve vurgulamaya çalıştıkları
hususlar da bunlar oldu. Bu bakımdan, aynı endişeleri sadece milletvekilleri
olarak bizler değil, toplumumuzdan da bize gelen mesajlar veya bize
gelen birtakım bilgiler doğrultusunda baktığımızda, aynı kaygılar,
aynı endişeler Türk toplumunda da söz konusu.
Bu endişelerin kaynağı
nedir? Bu endişelerin kaynağı, bu devlet, Türkiye Cumhuriyeti devleti
kolay kurulmadı. Biraz sonra ikinci bölümde de söz alacağım Grup adına,
orada daha net açıklayacağım. Niçin bu endişelerimizi hâlâ taşıyoruz?
Hâlâ bu endişelerimizden kurtulmadık. Niçin bu endişelerimiz yerli
yerinde; cumhuriyetin kurulduğu ilk günden beri hangi güçteyse,
bugün de hâlâ sürüyor? Bunun gereklerini ikinci bölüm üzerinde açıklamaya
çalışacağım. Ama, bir kere daha vurguluyorum ki, gerçekten ciddi
endişelerimiz var. Türk devletinin devamlılığını sağlamak noktasında,
Türk devletine zarar verme noktasında, bazı kesimler ellerine geçirdikleri
her fırsatı kullanmaktan geri kalmıyorlar. Bazı kesimler dediğim
zaman yeteri kadar anlaşılıyor, bazı yabancı güçler…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla)
– Çünkü, bu güçlerin bu tür oyunları yeni değil, tarihimizde bunun
çok örnekleri var. Onun için, Türkiye düşmanı bu güçlere, bu yabancı
güçlere yeni birtakım fırsatlar vermektense, kendi atımızı sağlam
kazığa bağlamanın ve bir tedbir olarak da bunu her dönemde, en öncelikli
olarak görevimiz olduğunu hiçbir zaman unutmayalım.
İşte, üzerinde tartıştığımız
Tasarı’da bu tür endişeleri içeren ve bizim de bu endişelerimize
karşı daha hassas davranmamızı gerektiren bazı hususlar var. İnşallah,
bunları önergelerle değiştirme imkânı bulacağız. Ümit ederim ki, İktidar
Partisi de, muhalefet tarafından verilen bu önergelere yeteri kadar
destek çıkarlar. Özellikle birinci bölüm üzerinde de birtakım önergeler
var. Desteklerseniz, hem milletimizi hem de bizi manen tatmin etmiş
ve kaygılardan uzaklaştırmış oluruz.
Hepinize teşekkür eder,
saygılar sunarım.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Abuşoğlu.
Sayın milletvekilleri,
bölüm üzerinde, onbeş dakika süreyle, soru ve cevap işlemi yapacağız.
Bu bölümün görüşmelerine
dün başlanmış olduğundan, bazı arkadaşlarımız soru sormak için cihaza
girmişlerdi. Biz de, Başkanlık Divanı olarak, cihazdaki isimleri
giriliş sırasına göre tespit ettik. Şimdi, önce onları okuyacağım.
Ama, bugün de ayrıca cihaza söz için girenler var, zaman müsait olursa,
sırayla söz vereceğiz.
Dünden kalanlar: Ahmet
Işık, Ali Yüksel Kavuştu, Hüseyin Ekmekcioğlu, Atilla Kart, Selami
Uzun, Mehmet Küçükaşık, Nuri Akbulut, Recep Özel, Atila Emek, Vezir
Akdemir, Hamza Albayrak, Kemal Sağ, Mehmet Saim Tekelioğlu, Feridun
Ayvazoğlu, Nail Kamacı, Ahmet Yeni, Tuncay Ercenk.
Şimdi, bugün cihaza
giren arkadaşlarımızı okuyorum: Ahmet Işık, Selami Uzun, Atilla
Kart, Hamza Albayrak, İbrahim Özdoğan, Muharrem İnce, Nail Kamacı,
Mehmet Küçükaşık, Feridun Ayvazoğlu.
Ama, bunlar, elimdeki
listeden sonra işlem görecekler.
Şimdi, soruların, konuyla
ilgili ve kısa, öz olmasını da rica ediyorum, diğer arkadaşlar da
bu haktan istifade etsin.
MUHARREM İNCE (Yalova)
– Sayın Başkan, onu Ahmet Işık’a söyleyin!
BAŞKAN – Sayın Işık,
kısa ve öz.
AHMET IŞIK (Konya) –
Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
İki kısa sorum olacak
Sayın Bakana.
Sayın Bakanım, yeni
Tasarı’yla, vakıf taşınmazları üzerinde kazandırıcı zaman aşımı
ve zilyetlik yoluyla kazanım mümkün müdür?
Diğer sorum: Yeni düzenlemeyle
yine, vakıf malları, gayrimenkul malları üzerinde tasarrufta bir
genişleme var mıdır?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Kavuştu, cihazınızı
açar mısınız.
ALİ YÜKSEL KAVUŞTU
(Çorum) – Sayın Başkan, Sayın Bakanımdan… Yeni düzenlemeye göre,
vakıfların ayni ve nakdî bağış almalarında vakıfların senetlerinde
hüküm bulunması gerekmekte midir? Birinci sorum bu.
İkincisi: Tasarı’nın
15’inci maddesinin son fıkrasında “…akara devredilebilir veya…”
ibaresinin yanlış anlaşılma ve uygulamalara sebebiyet verebileceği
ihtimali var mıdır? Bunların cevabını lütfederse…
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz
Sayın Kavuştu.
Sayın Ekmekcioğlu,
buyurun.
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Antalya) – Sayın Başkan teşekkür ediyorum.
Bu Tasarı’nın 5’inci
maddesinin son fıkrasında, yabancılar Türkiye’de yeni vakıf kurabilirler
hükmüyle, yabancılara Türkiye’de vakıf kurma hakkı tanınacaktır.
Yabancıların yurt içinde yeni vakıf kurabileceklerine dair düzenleme,
Türk hukukuna -ilk defa olmak üzere- yeni bir yenilik getirmekte
olup, bu konuda hiçbir yerde, herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Ancak, bu madde, bu haliyle doğuracağı hukuki ve fiilî sonuçlar
itibarıyla, ucu açık, pek çok sorunu ve tartışmayı beraberinde getirecektir.
Bu maddeyle birlikte, AB’ye verilen sözler mi tutulmak istenmektedir?
İkinci sorum: Dış baskılar
sonucunda mı 5’inci madde Tasarı’ya konulmuştur?
Bu Tasarı’dan önce
“Türkiye’de kurulan vakıfların, vakıf senetlerinde belirtilen
amaçlarını gerçekleştirmek üzere uluslararası faaliyette bulunması
ve yurt dışında şube açması ile yurt dışındaki benzer amaçlı vakıf
ve kuruluşlarla işbirliği yapması, Dışişleri Bakanlığının görüşü
alınmak suretiyle, İçişleri Bakanlığının iznine bağlıdır.” deniliyordu.
Ancak, görüştüğümüz Tasarı’nın 25’inci maddesinde, anılan bakanlıkların
uygun görüş ve izin şartı kaldırıldığı gibi, en azından bildirim şartı
bile getirilmemiştir. Tasarı bu şekliyle, vakıfların yurt dışı ilişkilerini,
devlet kurumlarının takip etme yetkisi elinden alınmıştır. Bu durum,
bu tür faaliyetlerin takibinde ve denetiminde ciddi sorunlara
yol açmayacak mıdır?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Ekmekcioğlu.
Sayın Kart…
ATİLLA KART (Konya) –
Yaz aylarında, Sayın Başbakanın katılımıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü
tarafından restore edilen çok sayıda vakfın açılış töreni yapıldı.
Ancak, bu işlerin çoğunun süresinde bitirilmediği, bir bölümünün
de restorasyonunun devam ettiği, süresi içinde bitirilmemiş olmasına
rağmen, evrak üzerinde bitirilmiş gibi işlemler yapıldığı yolunda
bilgiler ve deliller tarafımıza ulaşmıştır. Buna göre, Vakıflar
Genel Müdürlüğü tarafından 2005-2006 yılları içinde restorasyonu
yapılan eser sayısı nedir? Bu işlerin bitirilme tarihi nedir? Devam
eden iş var mıdır? Yapılan işlerin ihale bedeli, tutarı nedir? Gecikme
veya sözleşmenin ihlalinden dolayı tazminat süreçleri neden işletilmemiştir?
Bu işlerin ihalesi kimlere verilmiştir? Bu işlerin, Sayın Başbakanın
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, belediyenin
işlerini yapan belli bir firmaya verildiği doğru mudur?
Bunların devamında,
başka bir soruyu da, kısa bir soruyu da hemen yöneltmek istiyorum:
Yunanistan’daki mevcut vakıflar mevzuatına göre vakıf yöneticisi
olmanın şartları nedir? Bu şartların, Türkiye’deki mevcut uygulama
ve görüşülmekte olan Tasarı’yla kıyaslaması yapılmış mıdır? Ne gibi
farklar söz konusudur?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Kart.
Sayın Uzun…
SELAMİ UZUN (Sivas) –
Gerek muhalefet, gerek sivil toplum örgütleri, basında, medyada,
internet sitelerinde, cemaat vakıfları hakkındaki düzenlemelerin
Tasarı’nın önüne geçtiği, diğer maddeler hakkında kamuoyunun yeterince
bilgi sahibi olamadığı görüşüne katılıyor musunuz?
Bazı yeni vakıfların
bile kendilerini ilgilendiren maddeler yerine başka maddeler
hakkında görüş açıkladığı konusunda ne düşünüyorsunuz?
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Küçükaşık, buyurun.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK
(Bursa) – Sayın Bakanım, bir ay önce yayınlanan Uğur Dündar’ın yaptığı
bir Arena programında, Vakıf Gureba Hastanesi Başhekiminin, Yönetim
Kurulu Başkanı ve ortağı olduğu Zirve Tıp Merkezine Vakıf Gureba
Hastanesinden hastaları yönlendirerek burada eko testi ve eko kardiyografi
çektirdikleri belirtilmişti ve simsarlar da programda yer almıştı
uzun süre. Bu konuda, bildiğiniz gibi, Samatya SSK Hastanesinde aynı
sorun yaşanmıştı ve iki başhekim yardımcısı arasında bir çatışma
meydana gelmişti. Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak ve vakıflardan
sorumlu Devlet Bakanı olarak, bu konuda Vakıf Gureba Hastanesinde
yaşanan yolsuzluklarla ilgili herhangi bir soruşturma açılmış mıdır?
Başhekim hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmış mıdır? Açığa
alınmış mıdır? Bu konuyu cevaplamanızı istiyorum.
Teşekkürler.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Küçükaşık.
Sayın Akbulut, buyurun.
MUSTAFA NURİ AKBULUT
(Erzurum) – Sayın Bakanım, benim sorum da restore edilen vakıf eserleriyle
ilgili olacak.
Sayın Bakanım, ben sayı
verilmesini istiyorum. AK Parti Hükûmeti iktidara gelmeden önce
kaç tane vakıf kültür eserimiz restore edildi? Bu dört yıllık AK Parti
Hükûmeti döneminde kaç eseri restore ettik ve yıl sonuna kadar kaç
eser restore edilmiş olacak?
Teşekkür ediyorum.
OSMAN ÖZCAN (Antalya)
– Çanak soru!
BAŞKAN – Sayın Özel?.. Komisyonda.
Sayın Emek, buyurun.
ATİLA EMEK (Antalya) –
Sayın Bakan, görüşülmekte olan Vakıflar Kanunu Tasarısı’yla yabancı
vakıflara Türkiye’mizde izinsiz ve sınırsız mülk edinme hakkı tanındığına
göre, yabancı vakıfların bu yolla mülk edinmesi üniter devlet yapımıza
bir tehdit unsuru oluşturuyor mu?
İkinci sorum: İdari
yapımızın yeniden şekillenmesine ve eyaletler sistemine geçişin
ön koşulları mı hazırlanıyor?
Üçüncü sorum: Bu yolla,
teokratik devlet düzenine geçiş mi amaçlanıyor?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.
Süremiz geçti.
MUHARREM İNCE (Yalova)
– İç Tüzük’e göre çanak soru sormak caiz midir? Sürekli çanak soru
soruyor da arkadaşlar.
BAŞKAN – Sayın Bakan,
buyurun.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar;
gerçekten, sorularıyla bu Tasarı’nın daha iyi anlaşılmasına katkıda
bulunan tüm arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Tabii, soru
sormak için söz isteyen arkadaşlarımız peş peşe birçok soruyu sordukları
için hepsini tespit etmekte oldukça zorlandığımı ifade etmek istiyorum.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin)
– Ahmet Beyden başlayın.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Ancak, tespit edebildiğim
sorulara cevap vereceğim. İktidar Partisine mensup milletvekili
arkadaşlarımız tarafından sorulan sorulara arkadaşlarımız “çanak
soru” tabirini kullanıyorlar. Eğer uygun görürseniz, onlara cevap vermeyeyim,
onları milletvekili olarak da kabul etmeyelim olur mu?! Yani, bir
sorunun çanak olup olmadığını nereden değerlendireceğiz? Elimizdeki
ölçü nedir?
MUHARREM İNCE (Yalova)
– Milletvekilliklerine itirazımız yok; sorularına itirazımız
var.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Aşağı yukarı birbirinize
paralel sorular soruyorsunuz. Yani, farklı siyasî partilere de
mensup olsak, birbirimizi böyle incitici ifadelerde bulunmak -bu
ifadeyi önce kendim için söylüyorum- pek uygun olmuyor. Ben, izin verirseniz…(CHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Efendim, siz
soruları cevaplandırın.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Işık’ın ilk sorusu,
“vakıf taşınmazlarının zilyetlik nedeniyle bir kişi tarafından
elinde bulundurulması halinde zaman aşımı yoluyla bunun iktisabı
mümkün müdür değil midir?” diye, yanlış anlamadıysam bir soru yönelttiler.
Aslında, bu sorunun cevabı, Tasarı’nın, yanılmıyorsam 15’inci maddesinde
var. Burada, kazandırıcı zaman aşımının işlemeyeceği maddede
açıkça ifade edilmiş bulunuyor.
Ayrıca, Işık’ın ikinci
sorusunu tespit edememişim, kusura bakmasın. Tabii, zabıtları inceleyerek,
daha sonra, tespit edemediğim ve cevaplandıramadığım sorulara
mutlaka yazılı olarak cevap vereceğim.
“Ayni veya nakdî bağış
almak için vakıf senedinde hüküm olması şart mıdır?” Sayın Kavuştu’nun
bir sorusu. Hayır, böyle bir şart bulunmamaktadır; ancak, nakdî yardımlar
banka aracılığıyla yapılacağı için Vakıflar Genel Müdürlüğüne
bilgi verilmesi gerekmektedir. Zaten, denetimde de bunların nerelere
harcandığı, amaca uygun harcanıp harcanmadığı da, bilindiği gibi,
denetlenebilecektir.
Yabancıların Türkiye’de
vakıf kurabilmesiyle ilgili düzenleme, ilk defa bu Tasarı’yla
Türk mevzuatına getirilmiyor, böyle bir düzenleme zaten var. Nitekim,
dün de ifade etmiştim, Türkiye’de yabancıların kurduğu ilk vakıf
1962’li yıllarda, daha sonra da değişik dönemlerde yabancılar Türkiye’de
vakıf kurmuşlar ve 34’tü sayı eğer dünden beri artmadıysa, ilgili bürokrat
arkadaşların bana verdiği bilgiye göre 34’tü ve ayrıca, Türk vatandaşları
da Avrupa Birliği ülkelerinde Türkiye’deki yabancıların sahip
olduğu haklara sahip, oralarda da vakıf kurma imkânına sahip olabiliyorlar.
Sayın Kart, restore
edilen veya restore edildiği iddiasıyla açılan ve toplu açılışları
yapılan bazı vakıf eserlerinin, aslında, bitmeden, restorasyonu
ve onarımı bitmeden açıldığına dair duyumlar alındığını ifade etti.
Doğrusu, Sayın Kart bu konuda bizi bilgilendirirlerse, hangi ilde,
hangi ilçede bitmeden açılmış veya bitmediği halde açılmış gösterilen
eserler varsa, onları, doğrusu, bilmek isteriz.
ATİLLA KART (Konya) –
Sayın Bakan, sorularıma cevap verin de, ondan sonra eksikleri ben
tamamlarım. Sorularıma bir cevap verin.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz, göreve gelmeden önceki
dört yıl içinde Vakıflar Genel Müdürlüğünce Türkiye genelinde sadece
46 vakıf eseri restore edilebilmişti. Bizim görevde bulunduğumuz
dört yıl içerisinde, açılışını Adana’da Sayın Başbakan’ın da katılımıyla
birlikte yapmıştık, 1.111 vakıf eserinin açılışını toptan gerçekleştirmiştik.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
Şu anda restorasyonu
devam etmekte olan ve bu yıl sonuna kadar açılması planlanan 750 tane
vakıf eserini daha bu yılın sonuna kadar restore etmeyi, onarmayı
planlıyoruz. Böylece 1.111; 750 daha, 2 bin’e yakın vakıf eserini
dört yıl içerisinde onarmış olacağız ki, bu, Vakıflar Genel Müdürlüğünün
geçmiş tarihini de göz önünde bulundurursak, rekor sayıda vakıf
eserinin ihya edildiğini, restore edildiğini ve onarıldığını göstermektedir.
Bunu nasıl sağlıyor
Vakıflar Genel Müdürlüğü? Dün de ifade etmiştim, Vakıflar Genel Müdürlüğünün
2003 yılı bütçesi 40 trilyondu. Ayrıca şunu da ifade edeyim: Vakıflar
Genel Müdürlüğüne genel bütçeden hiçbir ödenek ayrılmaz. Yani, hazineden,
genel bütçeden Vakıflar Genel Müdürlüğüne hiçbir para ayrılmaz,
aktarılmaz. Sadece kendi imkânlarıyla kendi gelirini kendisi ortaya
koyarak bir çalışma ortaya koyan genel müdürlüktür Vakıflar Genel
Müdürlüğü. Buna rağmen, gelirlerini 2006 yılında 10 misli artırarak
400 trilyon gibi bir noktaya getirmiş ve yüzde 50’sini de yatırımlar
için ayırmayı başarmış bir genel müdürlüktür. İşte, böylesine başarıyla
çalışan bir genel müdürlük de, Türkiye’de vakıf eserlerini onarma
bakımından gerçekten, geçmişle kıyasladığımızda önemli başarılara
imza atmıştır.
Şimdi, Sayın Kart, yıllar
itibariyle sormuştu, ben, izin verirseniz…
Sürem doldu mu efendim?
BAŞKAN – Evet…
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)
– Doldu, doldu…
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Sürem dolmuş.
ALİ RIZA BODUR (İzmir)
– İhaleler kimlere verildi?
BAŞKAN – O cevabı da
verin de kapatalım efendim.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – 2003 yılında 194 adet eski
eser, 2004 yılında 400, daha sonra 51 proje, 2005 yılında 519; 2006 yılında
750 adet eserin onarımının da şu anda devam etmekte olduğunu ifade
ettim.
Aslında bu konuda daha
detaylı bir doküman var, fotokopisini Sayın Kart’a arzu ederse çıkartıp
gönderebilirim.
Sayın Başkanım, çok
teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri,
birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Birleşime beş dakika
ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.01
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.14
BAŞKAN: Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar TÜZÜN
(Bilecik)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 14’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu
açıyorum.
1239 sıra sayılı Kanun
Tasarısı üzerindeki görüşmelere kaldığımız yerden devam edeceğiz.
VII. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği
Uyum ile Adalet Komisyonları Raporları (1/1054) (S. Sayısı: 1239) (Devam)
BAŞKAN – Hükûmet ve Komisyon
yerinde.
Şimdi, birinci bölümde
yer alan maddeleri, varsa, o madde üzerindeki önerge işlemlerini
yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.
1’inci maddeyi okutuyorum:
VAKIFLAR KANUNU TASARISI
BİRİNCİ KISIM
Amaç, Kapsam ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1/1054 Esas Numaralı
Vakıflar Kanunu Tasarısının 1. maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
Mehmet Küçükaşık |
Muharrem Kılıç |
|
|
Niğde |
Bursa |
Malatya |
|
|
Feridun Baloğlu |
Yüksel Çorbacıoğlu |
Feridun Ayvazoğlu |
|
|
|
Artvin |
Çorum |
Amaç
Madde 1-
(1) Bu Kanun; vakıfların
yönetimi, faaliyetleri ve denetimine, yurt içi ve yurt dışındaki
vakıf taşınır ve taşınmaz eski eserlerin tescili, muhafazası, onarımı
ve yaşatılmasına, vakıf varlıklarının ekonomik şekilde işletilmesi
ve değerlendirilmesinin sağlanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi
amacıyla hazırlanmıştır.
(2) Bu Kanun; mazbut,
mülhak, cemaat ve esnaf vakıflarını kapsar.
(3) Mülhak vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünce
niyabeten idare olunsa bile ayrı ayrı birer hükmi şahsiyet sayılır.
Bunlar kendi taahhütleri ile ilzam olunur ve Borçlarını kendi
mallarından öderler. Cemaat ve esnaf vakıfları mülhak vakıfları,
hükümlerine tabidir.
(4) Vakıflar Genel Müdürlüğünün
idare ve temsil ettiği vakıflar da bir kül halinde tüzel kişilik sayılır.
Bu vakıfların, mahkeme veya vakıf kütüğüne kaydedilmiş olup olmamaları
şahsiyetlerine helal getirmez.
(5) Yeni Vakıflar
özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptirler.
(6) Yeni vakıflar;
Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulur ve faaliyet gösterirler.
(7) Yeni vakıfların
kuruluşunda amaca özgülenecek mal varlığı miktarı, mahkemesince
belirlenir.
(8) Mazbut vakıflar,
Genel Müdürlük tarafından yönetilir ve temsil edilir.
Mülhak vakıflar, vakfiye
şartlarına göre Meclis tarafından atanacak yöneticiler eliyle yönetilir
ve temsil edilir. Vakıf yöneticileri kendilerine yardımcı tayin
edebilirler. Mülhak vakıf yöneticilerinde aranacak şartlar ile
yardımcılarının nitelikleri yönetmelikle düzenlenir. Vakfiyedeki
şartları taşımamaları nedeniyle kendilerine yöneticilik verilemeyenler
bu şartları elde edinceye, küçükler ile kısıtlılar fiil ehliyetlerini
kazanıncaya ve boş kalan yöneticilik yenisine verilinceye kadar,
vakıflar işleri Genel Müdürlükçe temsilen yürütülür.
(9) Cemaat vakıflarının yöneticileri
mensuplarınca seçilir. Vakıf yöneticilerinin seçim usul ve esasları
yönetmelikle düzenlenir.
(10) 2762 sayılı Vakıflar
Kanununun yürürlük tarihinden önce kurulmuş esnaf vakıfları, mülhak
vakıfların tabi olduğu hükümlere tabidir. Bu vakıflar esnafın
seçtiği yönetim kurulu tarafından yönetilir. Yeni vakıfların yönetim
organı vakıf senedine göre oluşturulur.
(11) Vakıfların yöneticilerinin
Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda olmaları esastır. Yabancılar, karşılıklı
olmak, yerleşik bulunmak ve çoğunluk oluşturmamak kaydıyla yönetim
organlarında görev alabilirler.
(12) On yıl süreyle yönetici
atanamayan veya yönetim organı oluşturulamayan vakıflar mahkeme
kararıyla Genel Müdürlükçe yönetilir ve temsil edilir. Bu vakıflara
bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz. İlgililerin vakfiye
şartlarına göre intifa hakları saklıdır.
(13) Herhangi bir sebeple
veya herhangi bir şekilde bu kanunun yürürlüğünden önce mazbutiyeye
alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ya da ataması yapılamaz.
Bu vakıflar Genel Müdürlükçe yönetilir.
(14) Yeni vakıfların
organlarında ölüm, istifa ya da herhangi bir nedenle eksilme olduğu
takdirde; vakıf senedindeki hükümlere göre, hüküm bulunmaması
hâlinde vakıf senedi değişikliğine yetkili organın, bunun bulunmaması
hâlinde ise icraya yetkili organın kararı ile Genel Müdürlükçe yenisi
atanır.
(15) Vakıflarda; hırsızlık,
nitelikli hırsızlık, yağma, nitelikli yağma, dolandırıcılık, nitelikli
dolandırıcılık, zimmet, rüşvet, sahtecilik, hileli iflas, ihaleye
fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, güveni kötüye
kullanma, kaçakçılık suçları ile devletin güvenliğine karşı işlenen
suçların birinden mahkûm olanlar yönetici olamazlar.
(16) Vakıf yöneticisi
seçildikten sonra yukarıdaki suçlardan mahkûm olanların yöneticiliği
sona erer. Kendi ülkelerinde veya ülke dışında herhangi bir suçtan
mahkûm olan yabancı uyruklu kişiler vakıf yöneticisi olamazlar, vakıf
yöneticisi olduktan sonra suç işlemeleri hâlinde yöneticilikleri
düşer.
BAŞKAN – Sayın Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Muharrem
Kılıç önerge sahibi olarak gerekçesini açıklayacak, buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; AKP Hükûmeti döneminde, dört
yıllık süre içinde bu Meclise gelen en önemli yasalardan, yasa tasarılarından
bir tanesi Vakıflar Yasa Tasarısı. Çünkü, değerli arkadaşlar, bu
Tasarı, ülkemizin, vatan topraklarımızın yapısını ilgilendiren,
vatan topraklarımızın mülkiyet durumunu ilgilendiren bir yasa
tasarısı. Bizim vatanımızın asıl tapusu Lozan Anlaşması’yla sağlanmıştı.
Ancak, Lozan Anlaşması’ndan sonra, cumhuriyet döneminde, bu vatanı
mülk yapan yasaların başında Tapu Kanunu geliyordu, Köy Kanunu geliyordu,
Vakıflar Kanunu geliyordu.
Değerli arkadaşlar,
Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesini yabancıların lehine değiştirdiniz;
Köy Kanunu’nun 87’nci maddesini, yani, köylerde yabancıların mülkiyet
edinmesine yönelik maddeyi değiştirdiniz. Şu anda da sıra Vakıflar
Yasası’na geldi. Oysa, Vakıflar Yasası Yüce Atatürk tarafından
oluşturulmuş, ülkemizdeki azınlık sorunlarını çözümleyen önemli
bir yasadır. Bir anlamda, bu Yasa devrim yasalarındandır. Çünkü,
devrim yasalarından bir tanesi de Şeriye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılmasıdır.
Şu anda, âdeta, bu Vekâleti yeniden icra etmeye çalışıyorsunuz.
(AK Parti sıralarından “Ne alakası var?” sesleri)
Şöyle alakası var:
Türkiye Cumhuriyeti sosyal hukuk devletiyle adalet sağlanıyor. Ancak,
Osmanlı Döneminde bu adalet sistemi… Sizin gerekçenizde de var, diyorsunuz
ki: “İç ve dış güvenlik, adliye hizmetleri, bunların dışındaki her
şeyi vakıf sistemi yapıyordu Osmanlı’da, bu da sosyal güvenliği
sağlıyordu.” diyorsunuz. Oysa, bizde öyle mi değerli arkadaşlar?
Anayasa’mızın 2’nci maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, laik bir sosyal
hukuk devletidir.” diyor. Yani, sosyal devletin görevleri, eğitimi
sağlamak, sağlığı sağlamak, sosyal güvenliği sağlamak. Siz bunları
devletten alarak vakıflara yaptırmaya çalışırsanız, o zaman çok
sorunlar çıkar değerli arkadaşlar. Şu anda, köylümüzün durumu perişan.
Köylüyü ekmeğe muhtaç ettiniz. (AK Parti sıralarından “Ne alakası
var?!” sesleri) Ben bayram süresince Malatya’da köyleri dolaştığımda,
köylü, tüp gaz alırken, tüp gazı tam olarak alamıyor. Gidiyor istasyonlara,
LPG istasyonlarına, 5 liralık tüp gaz alıyor.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)
– Vakıflar Kanunu’ndan dolayı, değil mi?!
MUHARREM KILIÇ (Devamla)
– Değerli arkadaşlar, şimdi, siz, Vakıflar Kanunu’yla, şimdi...
BAŞKAN – Değerli arkadaşlar,
lütfen hatibe müdahale etmeyelim.
MUHARREM KILIÇ (Devamla)
– Değerli arkadaşlar, yabancı vakıflara, azınlık vakıflarına
mülk edinme hakkı tanırsanız ve bu vakıflar, yurt dışından, yabancı
lobilerden kaynaklar aldıkları zaman, bu kaynaklarla, o, ekmeğe
muhtaç olmuş çiftçinin elinden arazilerini almayacaklar mı değerli
arkadaşlar?
Şimdi, Sayın Bakan,
dün, burada, bu Vakıflar Kanunu’nun gerekçesini anlatırken “efendim”
diyor, “mevzuat çok dağınıktı, uygulamada sıkıntı vardı, bu nedenle
biz bu tasarıyı getirdik” diyor.
Sayın Bakan, lütfen
gerçek bilgi verelim. Bu Tasarı’nın geliş amacı AB kriterleridir. Hem de bu, AB kriterlerinden
hukuki kriter değil. Biz, Komisyonda, AB’den sorumlu bürokrata sorduk.
Dedik ki: “Sayın bürokrat, bu AB kriterlerinden siyasi kriter midir,
hukuki kriter midir?” Açıkça söyledi, “Bu siyasi kriterdir.” dedi değerli
arkadaşlar. Siyasi kriterlerin sonu gelmez değerli arkadaşlar.
Batı’nın her dediğini
yapmak Batılı olmak değildir. Yüce Atatürk Batı'ya karşı savaştı. Ancak,
Batıcıydı, Batılıydı. Damat Ferit Hükûmetiyse, Batı’nın her dediğini
yapıyordu, Batı ne derse yapmaya hazırdı. Ancak, Damat Ferit Batılı
mıydı, Batıcı mıydı değerli arkadaşlar? Bu ayırımı yapmak zorundayız.
Kamuoyunda, sanki,
azınlıklara haksızlık yapılıyormuş imajı yaygınlaşıyor. Bazı basın
organlarında, azınlıklar “biz rehine miyiz?” diyor. Oysa, değerli
arkadaşlar, medeni hukuk anlamında, Türkiye’de yaşayan Rum vatandaşlarımız,
Ermeni vatandaşlarımız, Yahudi vatandaşlarımız, Türk ve Müslüman…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
MUHARREM KILIÇ (Devamla)
– Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Medeni hakları kullanma
açısından, Türkiye’de yaşayan, azınlık olduğunu kabul eden Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşlarının, Türkiye’de yaşayan Türk ve Müslüman
insanlardan zerrei miktar bir hak kaybı söz konusu değildir. Yani,
şu anda, burada, Parlamentoda bulunan arkadaşlarımızla İstanbul’daki
bir Ermeni vatandaşımızın vakıf kurma anlamında bir hak kaybı söz
konusu değil. Kesinlikle değil. Ama, bunların talebi nedir? Bunların
talebi fazlalık hakkıdır. Bu fazlalık hakkı nereden geliyor değerli
arkadaşlar? Lozan’dan geliyor. Lozan’dan gelen haklarını talep edecekler;
ancak o hakların bir sınırı vardır. O sınırı, siz, dilediğiniz şekilde
genişletemezsiniz; çünkü Osmanlı’nın en büyük sorunu azınlıklar
sorunuydu. Osmanlı’ya müdahalelerin kaynağı, hep, Osmanlı’da bulunan
azınlıklardı değerli arkadaşlar. Şu anda, siz, yeni azınlıklar yaratmaya
çalışıyorsunuz.
Yüce Atatürk, Kurtuluş
Savaşı’ndan sonra…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sürenizi
verdim. Son cümlenizi rica edeyim.
MUHARREM KILIÇ (Devamla)
– Değerli arkadaşlar, yüce Atatürk’e, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra,
Amerikan heyetinin İçişleri Bakanlığına talebi iletiliyor. Diyorlar
ki: “Amerikalılar Anadolu’da öksüzler yurdu ve hayır kurumları açacak.”
İçişleri Bakanlığı bu talebi yüce Atatürk’e iletiyor. Ancak, yüce
Atatürk diyor ki: “Kesinlikle böyle bir şeye müsamaha edemeyiz, çünkü,
biz, Anadolu’daki bu sorunu kökünden çözdük, bu sorun yeniden kaşınmış
olur.”
Bu konular çok hassas
konular değerli arkadaşlar. Bu konular, ülkemizin toprak bütünlüğüyle,
vatanımızın bütünlüğüyle ilgili bir konudur. Bu konuda hassas
davranmamız gerekiyor. Bu konu iktidar-muhalefet konusu değil.
Bu konuda herkesin
hassasiyet göstereceğini umuyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim
Sayın Kılıç.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Karar yeter sayısı…
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar
yetersayısı arayacağım. Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kâtip üyeler sayımda
anlaşamadıklarından işari oylamayı elektronik cihazla yapacağım,
üç dakika süre veriyorum.
Vekâleten oy kullanacak
sayın bakan varsa, onlar kimin adına oy kullandıklarını açıkça bildirip,
Başkanlığa göndermelerini rica ediyorum.
Oylamayı başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylamaya başlanıldı)
BAŞKAN – Arkadaşlar,
sayın arkadaşlar, bu önerge oylaması, arkasından maddeyi oylayacağım;
niye dışarı çıkıyorsunuz?
HALUK KOÇ (Samsun) –
Sayın Başkan, isteyen çıksın. Çıkmak da irade beyanıdır. Niye karışıyorsunuz
milletvekillerinin özgür iradelerine?
(Elektronik cihazla
oylamaya devam edildi)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
karar yeter sayısı vardır ve önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum.
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Komisyonun
bir talebi var.
Evet, Sayın Komisyon...
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Efendim, 1’inci maddenin üçüncü satırında
“…dışındaki vakıf taşınır…” kısmındaki “vakıf” kelimesinin çıkması
lazım.
BAŞKAN – Yazım hatası
mı?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Evet, yazım hatası, “vakıf”ın çıkması
lazım.
BAŞKAN – “…yurt içi ve
yurt dışındaki…”den sonra gelen “vakıf” kelimesini yazım hatasından
dolayı çıkararak maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
Kapsam
MADDE 2.-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Vakıflar Kanunu Tasarısının 2 nci maddesinin aşağıdaki
şekilde düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
Mehmet Küçükaşık |
Feridun Baloğlu |
|
|
Niğde |
Bursa |
Antalya |
|
|
Feridun Ayvazoğlu |
M. Nuri Saygun
|
Muharrem Kılıç |
|
|
Çorum |
Tekirdağ |
Malatya |
|
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
|
|
Artvin |
|
Madde 2- Kapsam
Bu Kanun; mazbut, mülhak,
cemaat ve esnaf vakıflarını kapsar.
BAŞKAN – Önergeye Komisyon
katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor
mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Önerge sahibi
Sayın Mehmet Nuri Saygun, Tekirdağ Milletvekilimiz.
Buyurun. (CHP sıralarından
alkışlar)
MEHMET NURİ SAYGUN
(Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Yasa
Tasarısı’nın 2’nci maddesindeki değişiklik önerisiyle ilgili söz
almış bulunuyorum, bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bu Yasa’nın yasalaşması halinde Türkiye’ye getireceği sancı ve sıkıntıları
ifade etmenin her şeklini denedik. Özellikle Adalet Komisyonu çalışmaları
sürecinde defalarca tekrar ettik, ama ne yazık ki, bu, bütün ikazlarımıza
rağmen, Komisyondan çıktı ve huzurlarınıza geldi. Dün, Bakanımızın,
konuşması sırasında, bizim bütün bu iddialarımızın doğru olmadığı,
gerçek olmadığı veyahut önerge haline dönüştürülmediği yönünde
bir iddiası oldu. Hazır Bakanımız buradayken, kendisine, bu anlattıklarının
doğru olmadığını, sizlerin huzurunda, bir kere daha ifade etmek
istiyorum, çünkü, biz, Yasa’nın geneliyle ilgili konuşmalara başladığımızda,
bu Yasa’nın tutulur tarafının olmadığını ve ne yaparsak yapalım
bu Vakıflar Yasası’nın düzeltilmesinin söz konusu olamayacağını
defalarca tekrar ettik; önerge yoluyla desteklemeyeceğimizi,
ama, birikimimizi, fikirlerimizi, aklımızı gene de destek amacıyla
ortaya koyacağımızı söyledik.
Sayın Bakan 2’nci maddedeki
mütekabiliyeti dile getirdi, “Bu konuda bir önerge verdiniz mi?”
dedi. Sayın Bakanım, 21/9/2006 tarihli Komisyon tutanaklarını alıp
okursanız, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin, bu konuda,
ısrarla, bu maddeye mütekabiliyet esasının işlenmesi gerektiğini
söylediğini görürsünüz ve biz bunları söylediğimiz zaman, henüz,
daha verilmiş bir önerge söz konusu değildi, bizim bu iddialarımızdan
sonra bu önerge geldi.
Başka katkı mı istiyorsunuz?
Efendim, 5’inci maddede, benim yaptığım konuşmayla, mütekabiliyet
esasının mutlaka 5’inci maddeye girmesini istedik ve -zabıtlarda
çok açıktır- Sayın Bakan da bizim iddiamızı kabul etti, 5’inci maddeye
mütekabiliyet girdi.
Efendim, 25’inci maddede,
uluslararası faaliyet yapacak olan vakıfların şube ve temsilcilik
açmalarına yönelik bir yanlışlık vardı, bunu iddia ettik. Vakıf senetlerinde
olması şarttır, bu olmazsa çok saçma bir düzenleme olur dedik, kabul
ettiniz, bunu da aldınız, oraya yerleştirdiniz.
41’inci maddede gene
bir iddiada bulunduk, gene kabul ettiniz.
45’inci maddede, Meclisin
toplantı sayısının hiç adil olmadığını ifade ettik, toplantı sayılarının
değişmesi gerektiğini söyledik, gene kabul ettiniz. Ama, bizim bu
iddialarımızın kabul edilmiş olması, şu Vakıflar Yasası’nın sağlıklı
bir yasa olması için yeterli değil. Eğer bizim iddialarımız bu Yasa’yı
sağlıklı hale getirebilecek olsa idi, geçmişte diğer yasalarda
örneklerini gördüğümüz gibi, biz, gereken katkıyı değişiklik
önergeleri yoluyla verir ve Yasa’nın bu ülkeye, bu ulusa hayırlı
olacak hale gelmesine sebep olurduk; ama yeterli olmazdı ki, bu Yasa’nın
tutulur tarafı yoktu.
Dün, Sayın Bakanımız
bir şey daha söyledi: “Efendim, Avrupa Birliğinin bu konuda bize
çok ciddi bir dayatması yoktur. Biz, önder olarak, demokrasinin önderi
olarak böyle bir düzenleme yaptık.” dedi. Sizin bastırmış olduğunuz
metinde, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Raporu’nu değerli arkadaşlarım
lütfedip de bir bakar ve okurlarsa görürsünüz ki, Avrupa Birliği
Uyum Komisyonunun bütün notlarında Avrupa Birliğinin direktifleri
vardır. Verdiği direktifler çok açıktır: Gayrimüslim dinî cemaat vakıflarına
ait gayrimenkullerin satışının ve bunlara el konulmasının ortadan
kaldırılması, bunların kendi din adamları tarafından dinî eğitimlerine
izin verilmesi, varlıklarını koruyabilecek bütün tedbirlerin
alınması. Yani, Sayın Bakanımızın söylediği gibi değil değerli
arkadaşlarım, bizim iddia ettiğimiz gibi, bu Vakıflar Yasa’sı, Türkiye’deki
vakıf dünyasına bir ihtiyaç olduğu için değil, Avrupa Birliğinin
dayatmalarına direnemeyen bir Hükûmetin teslim olması sonucu bugün
bu Meclise gelmiştir.
Dün, konuşmacımız Sayın
Onur Öymen sizlere bunu anlatırken bir şey ifade etti: Lütfen,
Hükûmet teslim olmuş olabilir, ama Türkiye Büyük Millet Meclisi oylarıyla
bu teslimiyetin önüne geçebilir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
MEHMET NURİ SAYGUN
(Devamla) – Ben, sizlerden bunu bekliyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Avrupa Birliği baskıları bir taraftan, Yasa’nın tümden yanlışlıkları
bir taraftan ve bizim tarihimizin değerlerini koruyacak, tarihimizin
asırlar boyu doğru yönleriyle taşınmasına imkân verecek bir vakıf
dünyasının böyle bir yasayla Avrupa’ya teslimiyeti doğru olmaz. Bir
daha söylüyorum: Avrupa’da bir müktesebat birliği yaratacağız. O
zaman gayet kolay. Elimizde, Yunanistan’daki mevcut Vakıflar Yasası
var. Sayın Bakanım, dün onu çıkardı, gösterdi. Hiç uğraşmayalım, o
Yasa’yı alalım, o şekliyle kabul edelim. O Yasa’ya baktığınız zaman
bir şey görüyorsunuz.(CHP sıralarından alkışlar)
O Yasa’ya baktığınız zaman bir şey görüyorsunuz değerli arkadaşlarım.
O Yasa’da, Batı Trakya’daki Türk-Müslüman azınlıklar inanılmaz bir şekilde
baskı altındalar, özellikle vakıflar konusunda baskı altındalar.
Biz, mütekabiliyet diyoruz, yasaya koyuyoruz ve Türkiye’deki…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Saygun,
son cümlenizi alıyorum efendim.
Teşekkür ediyorum.
MEHMET NURİ SAYGUN
(Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.
…Türkiye’de yaşayan,
bizim vatandaşımız olan gayrimüslim azınlıklara biz elimizden gelen
her şeyi verirken, Batı Trakya’daki Müslüman azınlığa bu imkânı tanımayan
bir Yunanistan’la sözde bir mütekabiliyet düzenlemesi yapıyoruz.
Arkadaşlarım, mütekabiliyet,
devletler arası bir protokoldür, uluslararası bir protokoldür. Türkiye’deki
gayrimüslim azınlıklar bizim vatandaşımızdır, Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşıdır. Biz, hangi ülkeyle bunlarla ilgili bir protokol düzenleyeceğiz?
BAŞKAN – Sayın Saygun,
lütfen, son cümlenizi rica ediyorum.
MEHMET NURİ SAYGUN
(Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.
Bunlar zaten bizim vatandaşımız.
Biz, 2’nci maddeye mütekabiliyet
değil, ama Lozan’nın 45’inci maddesindeki esaslar saklıdır deseydik,
çok daha doğru bir düzenleme yapmış olurduk. En azından mütekabiliyetin
uluslararası bir protokol olduğunu anlar ve 5’inci maddedeki mütekabiliyet
esasının doğruluğunu sağlamış olurduk.
Benim sizlere önerim
ve beklentim… Bu Yasa’nın bu şekliyle geçmesinin Türkiye’de vakıflar
dünyasına hiçbir katkısı olmayacağına inanıyoruz ve bu Yasa’nın
Türkiye’nin Avrupa Birliği önünde yeni baştan bir ezilme, bir baskı
altında kalmasının bir örneği olacağına inanıyoruz. Oylarınızın
bu yönde takdir edilmesini, bu yönde değerlendirilmesini istiyorum.
Saygılar sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.
Sayın milletvekilleri,
gerekçesini biraz önce dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
2’nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler…
III. - Y O K L A M A
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Yoklama talep ediyoruz Sayın Başkan.
FARUK ÇELİK (Bursa) –
Oylamaya geçildi efendim.
ALİ TOPUZ (İstanbul) – Hayır, hayır!
BAŞKAN – Efendim, bundan
sonraki maddede… Ben sordum… Bundan sonraki maddede şeyinizi değerlendirelim…
ALİ TOPUZ (İstanbul) – Hayır, hayır!
BAŞKAN – Efendim, şimdi bunu tartışmayalım.
Ben oylamaya geçtikten sonra talep ettiniz Sayın Başkan.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Hayır Sayın Başkan!
BAŞKAN – Efendim, yapmayın
bunu...
FARUK ÇELİK (Bursa) –
Sayın Başkan, eller yukarıdayken ayağa kalktı arkadaşlar!
ALİ TOPUZ (İstanbul) – Hayır efendim.
BAŞKAN – Tamam efendim,
tespiti yapalım.
Şimdi, isimleri tek
tek tespit edeceğim: Sayın Topuz, Sayın Arz, Sayın Oksal, Sayın Çakır,
Sayın Anadol, Sayın Küçükaşık, Sayın Akın, Sayın Arıtman, Sayın Saygun,
Sayın Kılıç, Sayın Kaptan, Sayın Oral, Sayın Çetin, Sayın Aslanoğlu,
Sayın Emek, Sayın Çerçioğlu, Sayın Semerci, Sayın Sözen, Sayın Kepenek,
Sayın Işık, Sayın Baloğlu.
Sayın milletvekilleri,
yoklama için üç dakika süre veriyorum.
Adlarını okuduğum
sayın üyelerin yoklama için elektronik cihaza girmemelerini rica
ediyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
VII. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği
Uyum ile Adalet Komisyonları Raporları (1/1054) (S. Sayısı: 1239) (Devam)
BAŞKAN – Şimdi maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde
kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
Tanımlar
MADDE 3.-
BAŞKAN – Madde üzerinde
iki adet önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım,
sonra aykırılığa göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1239 Sıra Sayılı kanun
tasarısının 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında yer alan “gayrimüslim”
kelimesini “Müslüman olmayan” şeklinde değiştirilmesini arz ve
teklif ederim.
Selami Uzun Kerim Özkul
Sivas Konya
BAŞKAN – Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1/1054 Esas Numaralı
Vakıflar Kanunu Tasarısının 3. maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
Mehmet Küçükaşık |
Muharrem Kılıç |
|
|
Niğde |
Bursa |
Malatya |
|
|
Feridun Ayvazoğlu |
Yüksel Çorbacıoğlu |
Feridun Baloğlu |
|
|
Çorum |
Artvin |
Antalya |
Madde 3-
(1) Bu Kanunun uygulanmasında;
Genel Müdürlük veya
Denetim Makamı: Vakıflar Genel Müdürlüğünü,
Genel Müdür: Vakıflar
Genel Müdürünü,
Meclis: Vakıflar Meclisini,
Vakıflar: Mazbut, mülhak,
cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıfları,
Vakfiye: Mazbut, mülhak
ve cemaat vakıflarının malvarlığını, vakıf şartlarını ve vakfedenin
isteklerini içeren belgeleri,
1936 Beyannamesi: Cemaat
vakıflarının 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince verdikleri
beyannameyi,
Vakıf senedi: Mülga
743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 22/12/2001 tarihli ve 4721 sayılı
Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfların, malvarlığını
ve vakıf şartlarını içeren belgeyi,
Mazbut vakıf: Bu Kanun
uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar
ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden
önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar
Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıfları,
Cemaat vakfı: Vakfiyeleri
olup olmadığına bakılmaksızın 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince
tüzel kişilik kazanmış, mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı
olan Türkiye’deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıfları,
Esnaf vakfı: 2762 sayılı
Vakıflar Kanununun yürürlüğünden önce kurulmuş ve esnafın seçtiği
yönetim kurulu tarafından yönetilen vakıfları,
Yeni vakıf: Mülga 743
sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine
göre kurulan vakıfları,
Şube: Vakıf faaliyetlerinin
yürütülebilmesi için yeni vakfa bağlı olarak açılan, tüzel kişiliği
olmayan ve bünyesinde organları bulunan alt birimi,
Vakıf yönetimi: Mülhak,
cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi,
vakıf senedi ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili
organı,
Vakıf yöneticisi:
Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye,
1936 Beyannamesi, vakıf senedi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve
bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili kişi veya yetkili
organlarda görev alan kişileri,
Hayrat: Mazbut, mülhak,
cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıfların, doğrudan toplumun
istifadesine bedelsiz olarak sundukları mal veya hizmetleri,
Akar: Vakıf amaç ve faaliyetlerinin
yerine getirilmesi için gelir getirici şekilde değerlendirilmesi
zorunlu olan taşınır ve taşınmazları,
Mukataalı vakıf: Zemini
vakfa, üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası
yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını,
İcareteynli vakıf:
Değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle
süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını,
Taviz bedeli: Mukataalı
ve icareteynli taşınmazların serbest tasarrufa terki için alınan
bedeli,
İntifa hakkı: Mazbut
ve mülhak vakıflarda, vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere
bırakılmış galle fazlaları ve hakları,
ifade eder.
(2) Mülhak vakıflar,
Vakıflar Genel Müdürlüğünce niyabeten idare olunsa bile ayrı ayrı
birer hükmi şahsiyet sayılır. Bunlar kendi taahhütleri ile ilzam
olunur ve Borçlarını kendi mallarından öderler. Cemaat ve esnaf vakıfları
mülhak vakıfları, hükümlerine tabidir.
(3) Vakıflar Genel Müdürlüğünün
idare ve temsil ettiği vakıflar da bir kül halinde tüzel kişilik sayılır.
Bu vakıfların, mahkeme veya vakıf kütüğüne kaydedilmiş olup olmamaları
şahsiyetlerine helal getirmez.
(4) Yeni Vakıflar
özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptirler.
(5) Yeni vakıflar;
Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulur ve faaliyet gösterirler.
(6) Yeni vakıfların
kuruluşunda amaca özgülenecek mal varlığı miktarı, mahkemesince
belirlenir.
BAŞKAN – Bu önerge en
aykırı önergedir, bunu işleme alıyorum ve Komisyona katılıp katılmadığını
soruyorum.
Katılıyor musunuz
efendim?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor
mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Efendim, konuşuyor
musunuz, gerekçeyi mi?..
FERİDUN AYVAZOĞLU
(Çorum) – Konuşacağım efendim.
BAŞKAN – Çorum Milletvekili
Sayın Ayvazoğlu, buyurun.
Bir dakikanızı…
Değerli arkadaşlar,
bazı arkadaşlarımız soru sormak için cihaza giriyorlar. Henüz birinci
bölümde olduğumuz için, şu anda cihaza girmelerinin bir pratik faydası
yok. İkinci bölüme başlarken gerekli uyarı yapılacak. O bakımdan,
burada bir yanlışlık olmaması için arkadaşlar cihaza şu anda girmesinler.
Buyurun efendim.
FERİDUN AYVAZOĞLU
(Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “reform paketi”
adı altında bir tasarıyla karşı karşıyayız. Yüce Meclisin huzuruna
getirilen ve adına “reform paketi” denilip bunların içerisinden
biri olduğu iddia edilen bir tasarıyla, Vakıflar Yasası Tasarısı’yla
karşı karşıyayız.
Böyle bir yasaya, tasarıya
ihtiyaç var mıydı? Mevzuatımıza bakıldığında, gerek Medeni Kanun’umuzun
101 ve devamı maddeleri gerekse şu andaki 2762 sayılı Vakıflar Yasası
ve diğer mevzuat hükümlerine bakıldığında böyle bir Yasa’nın tasarı
olarak getirilmesine ve üstelik yüce Meclisin olağanüstü toplantı
gününde toplantıya çağırılmak suretiyle Adalet Komisyonunda toplanarak
bunun gündeme getirilip görüşülmesine gerçekten gerek var mıydı
denildiğinde, gerek bunun kamuoyu tarafından tartışılması gerekse
gerçekten siyasi iradeler tarafından tartışılması sonucunda şu
çıkıyor ki: Böyle bir tasarıya ihtiyaç yok idi, çünkü toplumun gerçekten
o kadar büyük sorunları var ki, Vakıflar Yasası’yla bu tür sorunların,
temel sorunların çözülebileceğine dair de hiçbir işaret kimse tarafından
görülmüyor, görülemiyor.
Değerli arkadaşlarım,
gerekçeye bakıldığında, sanki cumhuriyetimizin bütün kurum ve
kuruluşları Osmanlı dönemindeki, yani eskiden kalan vakıflarla
ilgili bütün kurumlar vasıtasıyla o sorunlar, o hizmetler veriliyordu,
başka şekilde hizmetlerin verilebilmesi mümkün değil gibi bir anlayışı
gösteriyor. Bu gerekçelere katılabilmek mümkün değildir ki, şu
ana kadar Adalet ve Kalkınma Partisinin İktidar olarak, maalesef,
uygulayageldiği cumhuriyetin kurum ve kuruluşlarıyla nasıl kavga
eder hale bugüne kadar getirdiyse bundan sonra da bu gerekçe de onu
görmekteyiz.
Değerli arkadaşlarım,
Tasarı’da 1936 Atatürk Beyannamesi görmezden geliniyor. Bilindiği
gibi, 1912 yılına kadar hükmi şahısların taşınmaz mal edinemedikleri
açıktır. Tasarı’da ise, 1912 öncesi nam-ı müstear ve nam-ı mevhumlar
adına tescil edilip de hukuki sebeplerle, yani burada 1974 Yargıtay
kararıyla hazine ve Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilen
bütün taşınmazlar üzerinde hak iddia etmelerine olanak veriliyor.
Bu Tasarı’yla AB’nin devamlı ödün istediği süreçte Fatih Sultan Mehmet
Han’ın fetih camii olarak bilinen Ayasofya’nın da, Fener Rum Patriğinin
resmî kilisesi yapılmasında bir engel kalmadığından ve geçmişte
de kilise olduğundan bahisle yeni bir ödün istemelerine fırsat verilip,
bunun önü de açılıyor. Değerli arkadaşlarım, özellikle bu konulara,
lütfen, dikkatinizi çekmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bağlı bulunduğumuz uluslararası hukuk ve kurumlarının bir kararıyla
Trabzon Sümela Manastırı, Ani Harabeleri, Akdamar Kilisesi, Aziz
Nicholas Kilisesi, Sivrihisar Ermeni Kilisesi gibi daha birçok
tarihî eserimizin azınlıklarla ilişkilendirilmek suretiyle cemaatleştirilmeye
çalışılmasının önü açılacak, sıkça tartışılan ve ulusumuzu rahatsız
eden misyonerlik faaliyetlerine de olanak verilmiş olacağı
aşikârdır.
Bu Tasarı’yla yabancıların
yurt içinde vakıf kurarak yönetme, üst kuruluş kurma ve bunlara üye
olmaları hakkı da tanınıyor. Bunun sonucu anayasal hakka kavuşacak
bu vakıfların sahipleri de elbette ekonomik ve bununla da kalmayarak
stratejik olarak küresel sermayenin önde gelenleri olacaktır. Denetim
mekanizmasının da etkisinin azaltılacağı göz önündedir.
Bunlar değerlendirildiğinde,
vakıf adı altında ortaya çıkacak grupların gerek Gürcistan, Ukrayna,
Kırgızistan gibi ülkelerdeki siyasi faaliyetleri ile Avrupa’daki
bazı vakıfların PKK KONGRA-GEL gibi bölücü terör örgütlerine…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
FERİDUN AYVAZOĞLU
(Devamla) – …siyasi, ekonomik, lojistik destek verdikleri gerçeği
ortadayken, bu gerçekleri görmezden gelmek suretiyle, bu tür
imkânların da sağlanabileceği açık iken, böyle bir Tasarı’nın bunları
ne şekilde tehlikeli boyutlara getirebileceğini nasıl düşünmeden
böyle bir Tasarı’ya olumlu oy vereceksiniz?
Değerli arkadaşlarım,
elbette, bu sürecin ayrı bir göstergesi de, Yunanistan’ın bazı milletvekillerinin
şimdi Gökçeada’nın özerkliğini Avrupa Birliğinden talep ettiklerini
de, maalesef, üzüntüyle duymaktayız. Bunu duyuyoruz. Böyle bir talebin,
Avrupa Birliğinden yapılacak olan talebin, bizlere Avrupa Birliği
sürecinde ne gibi sıkıntılar yaratabileceğini de yüce Meclisin
ve sizlerin vicdanlarına, takdirlerine bırakıyoruz. Üstelik, bununla
da yetinmeyip Gökçeada’yla ilgili kartvizit bastırdıkları gerçeği
de vardır. Bunların tek bir tarihi var ve tarifi var…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Ayvazoğlu,
son cümlenizi rica ediyorum.
FERİDUN AYVAZOĞLU
(Devamla) – Bitiriyorum.
Bunların tek bir tarifi
var, tek bir tarihi var ki, içte bir tarafta sözde özelleştirme uğruna
devletin, cumhuriyetin küçültülmesini isteyen bir iktidar, bir
tarafta dışta da AB uğruna Türkiye’yi dilim dilim etmeye çalışan
ve buna nasıl göz yumacağız diye birbirimize soru sormamız gereken
istilacı ve emperyalist güçler. Buna, elbette, milletimiz karar
verecektir. Bu kararın nasıl olacağını, şimdiden, Adalet ve Kalkınma
Partisi çok iyi görüyor, ama, buna ne yapacağının da şaşkınlığı içerisinde.
Onun da takdirini yine millet verecektir, kararını da millet sizlere
sunacaktır.
Saygılar, sevgiler
sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim
Sayın Ayvazoğlu.
Gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1239 sıra sayılı Kanun
Tasarısının 3’üncü maddesinin onuncu fıkrasında yer alan “gayrimüslim”
kelimesinin “Müslüman olmayan” şeklinde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Selami Uzun Kerim Özkul
Sivas Konya
BAŞKAN – Sayın Komisyon,
katılıyor musunuz?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Kabul etmiyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın
Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Komisyon ve
Hükûmet katılmıyor.
Gerekçesini mi okutalım
efendim?
SELAMİ UZUN (Sivas) –
Konuşacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN – Konuşacaksınız.
Sivas Milletvekili
Sayın Uzun gerekçeyi açıklayacak.
Sayın Uzun, buyurun.
SELAMİ UZUN (Sivas) –
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu temel yasanın 3’üncü maddesi
hakkında verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım.
Önergenin özellikle
verdiğimiz kısmındaki kelimeye dikkat edersek, belki, muhalefetteki
arkadaşlarımız yeterince anlamaz diye bunu izah etmek istiyorum.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin)
– Ne demek “anlamaz”? Genel Kurula nasıl hitap ediyor Sayın Başkan.
SELAMİ UZUN (Devamla)
– Cemaat vakfı. Cemaat vakfı, vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın,
2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince tüzel kişilik kazanmış, mensupları
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan, Türkiye’deki gayrimüslim cemaatlere
ait vakıflardır. Yani, evet, Müslüman olmayan insanlarımıza ait vakıflardır.
Değerli arkadaşlar,
esas olan, anlamamız gereken, vakıf nedir, bu müessese nasıl ayakta
kalır, nasıl daha iyi ve çağdaş yönetilir ve hizmet verilir? Bu Tasarı’nın
önemi buradadır. Bu Tasarı’yı, âdeta cemaat vakıflarına boğdurmaya
çalışıyorsunuz. Bugün, Avrupa’da, Yunanistan’da Türk vakıflarına
haklarının verilmesi için elbirliğiyle çalışalım; ama, bizim, kendi
vakıflarımız, mülhak, mazbut ve yeni vakıflarımız hakkında düzenleme
yapmayalım mı? Bu Tasarı’nın görüşmelerinde, gerek muhalefet gerek
diğer birtakım sivil toplum örgütleri, basında, medyada, internet
sitelerinde, cemaat vakıfları hakkındaki düzenlemeleri Tasarı’nın
önüne geçirmeye çalışıyorlar.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Tasarının asıl getiriliş amacı o Sayın Uzun.
SELAMİ UZUN (Devamla)
– Diğer maddeler hakkında kamuoyu yeterince bilgi sahibi olamıyor.
Özellikle, bazı sivil toplum örgütleri, yeni vakıflar bile, kendilerini
ilgilendiren maddeler hakkında değil de cemaat vakıfları hakkında
görüş beyan etmektedirler. Özellikle Ana Muhalefet Partisi, bu Yasa
toptan geri çekilsin, diye feryat edip duruyor. Çoğunuz hatırlarsınız,
bunlar, İstanbul Boğazı’na köprü yapılmasına da böyle karşı çıkmışlardı;
ama, şimdi, hep beraber köprüden geçiyorlar.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Mugalata yapıyorsun… Mugalata, mugalata…
SELAMİ UZUN (Devamla)
– CHP dediğiniz zaman, yeniliğe kapalı, bütün yapılan hizmetlere
karşı demek mi oluyor?!
ALİ TOPUZ (İstanbul) – Hadi oradan sen
de!..
SELAMİ UZUN (Devamla)
– Otoyollara karşı, özelleştirmeye karşı…
BAŞKAN – Sayın Uzun,
bir dakikanızı rica edebilir miyim.
Sayın Uzun, siz, kendi
önergenizi açıklayın lütfen.
SELAMİ UZUN (Devamla)
– Açıklıyorum Sayın Başkanım, müsaadenizle.
BAŞKAN – Lütfen…
MEHMET KÜÇÜKAŞIK
(Bursa) – Konuşsunlar, konuşsunlar; cevabını alacaklar.
SELAMİ UZUN (Devamla)
– Beşiktaş’ın Çarşı Grubu gibi âdeta, oturmuşsunuz, Çarşı her şeye
karşı! Çarşı Grubu ara sıra pankart açıyor: “Çarşı Her Şeye Karşı.” Çarşı
Grubuna benziyorsunuz gerçekten. (CHP sıralarından gürültüler)
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Maşallah!..
HAKKI ÜLKÜ (İzmir) –
Dur bir saniye… Beşiktaş’a laf atma!..
HÜSEYİN GÜLER (Mersin)
– Önergenizi önce Komisyona, sonra Hükûmete kabul ettirin…
SELAMİ UZUN (Devamla)
– Vakıf Yasası’nda gerçekten neye karşısınız? 9’uncu maddede, “vakıflarda
hırsızlık, nitelikli hırsızlık, yağma, dolandırıcılık vesaire,
mahkûm olanlar vakıf yöneticisi olamaz,” maddesine mi karşısınız?
10’uncu maddeye mi karşısınız? 11’e, 12, 13’üncü maddeye mi karşısınız?
Toptan neye karşısınız? İkide bir cemaat vakıflarını ileri sürüyorsunuz.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Dinlersen anlarsın. Dinlersen anlarsın.
SELAMİ UZUN (Devamla)
– Bu Tasarı’ya toptan karşı çıkmak için, gerekçelerden birisi olarak
da “Bu kadar hacimli kanuna gerek yoktur, Medeni Kanun’da bir iki madde
var, yeterli.” diye bir arkadaşımız çıktı buradan konuştu.
Osmanlı’da ve cumhuriyetin
başlarında, vakıflarla ilgili bakanlık olduğunu biliyor olmalısınız.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
– Evet.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Onu söyledik zaten, siz dinlemediniz herhâlde. Yeni mi öğrendiniz
siz?!
SELAMİ UZUN (Devamla)
– Sosyal fonksiyonları ile bütünleşmeyi sağlayan vakıflarımızı…
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Atatürk devrimleri sayesinde kaldırıldı o vekâlet.
SELAMİ UZUN (Devamla)
– … ve Tasarı’mızı sizin de desteklemenizi diliyoruz.
Avrupa Birliğinin
dayatmalarıyla hiçbir alakası olmayan konuları buradan gelip dakikalarca
konuşuyorsunuz.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Neyle alakalı?
SELAMİ UZUN (Devamla)
– Bu, bizim kendi isteğimiz, kendi tasarrufumuz, kendi tasarımızdır.
ORHAN ERASLAN (Niğde) – Yalan söylüyorsun.
SELAMİ UZUN (Devamla)
– Neden korkuyorsunuz? Biz büyük devletiz. Biz büyük devlet, her türlü,
vatandaşının, her dinden, ırktan, nesilden olan vatandaşının haklarını
vermek zorundadır. Biz büyük devletiz, kendimize güveniyoruz. Siz
yoksa kendinize güvenemiyor musunuz?
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Damat Ferit de her dediklerini yapıyordu Fransızların, İngilizlerin.
MUHARREM İNCE (Yalova)
– Biz size güvenmiyoruz; kendimize güveniyoruz da, size güvenmiyoruz.
SELAMİ UZUN (Devamla)
– Biz, herkese güveniyoruz. Biz, sizlere de güveniyoruz.
BAŞKAN – Sayın Uzun,
siz önergeyle ilgili son cümleleri söyleyin.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Damat Ferit de mi ilericiydi?
SELAMİ UZUN (Devamla)
– Evet, son cümlem: Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Uzun.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler…
HÜSEYİN GÜLER (Mersin)
– Önerge reddediliyor arkadaşlarınız tarafından; bak bak.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)
– Ancak böyle kakofoni yaparsınız.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Damat Ferit ilericiliği sizinki.
BAŞKAN – Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza…
HALUK KOÇ (Samsun) –
Karar yeter sayısı istiyoruz.
BAŞKAN – … sunuyorum:
Kabul edenler…
HALUK KOÇ (Samsun) –
Karar yeter sayısı istemiştik.
BAŞKAN – Kabul etmeyenler…Madde
kabul…
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Karar yeter sayısı istendi.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Karar yeter sayısı istedik.
BAŞKAN – Efendim, ben
oylamadan sonra istediniz.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Efendim, oylamaya geçmeden önce istedik.
BAŞKAN – Her seferinde
bunu… Ben oylamadan sonra siz istediniz. Bundan sonraki maddede iste…
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Sayın Başkan, tutanağa bakın anlarsınız.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Sayın Başkan, geçmeden önce istedik.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Sayın Başkan, tutanağa bakın.
BAŞKAN – Efendim “Maddeyi
oylarınıza sunuyorum” dedikten sonra…
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Sayın Başkan, tutanağa bakın, tutanakta var.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Efendim, bakın, çok net bir şekilde, çok erken istedim.
BAŞKAN – Sayın Koç, beni
yönlendiremezsiniz, lütfen yerinize oturun. Hayır…
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Sayın Başkan, tutanağa bakın lütfen. Tutanakta var.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Çok erken istedim ama…
BAŞKAN – Hayır. Şimdi
isteyin…
HALUK KOÇ (Samsun) –
Çok erken istedim, tutanağa bakın, çok erken istedim.
BAŞKAN – Hayır, ben
çok dikkat ediyorum o işe.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Tutanağı getirtin.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Çok erken istedim.
BAŞKAN – Efendim, çok
dikkat ediyorum.
FARUK ÇELİK (Bursa) –
Sayın Başkan, devam edin.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Sayın Başkan, tutanağı getirin.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Sayın Başkan, tutanağa bakın…
FARUK ÇELİK (Bursa) –
Devam edin Allah aşkına.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Başkan, tutanakta var.
BAŞKAN – Hayır, lütfen beni
yönlendirmeyin.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Sayın Başkan, çok erken istedim.
BAŞKAN – Tutanağa
siz bakın.
FARUK ÇELİK (Bursa) –
Sayın Başkan, devam edelim.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Sayın Başkan, çok erken istedik.
BAŞKAN – Efendim, şimdi
istersiniz.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Başkan, tutanakta var.
FARUK ÇELİK (Bursa) –
Sayın Başkan, böyle bir usul var mı Allah aşkına ya?
HALUK KOÇ (Samsun) –
Usulsüz iş yapılıyor… Yani, karar yetersayısı yok.
BAŞKAN – Size göre öyle
olabilir. Teşekkür ederim.
MEHMET ÇERÇİ (Manisa)
– İndirin oradan.
ENGİN ALTAY (Sinop) –
İndir bakayım! İndir bakayım! İndir!.. (AK Parti ve CHP sıralarından
ayağa kalkmalar)
AHMET YENİ (
HALUK KOÇ (Samsun) –
Sayın Başkan, niye teşekkür ediyorsunuz?.. Sayın
Başkan, dinlemiyorsunuz beni, bakın.
BAŞKAN – 4’üncü maddeyi
okutuyorum:
İKİNCİ KISIM
Vakıflarla İlgili
Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Tüzelkişilik, Ehliyet,
Yönetim, Temsil, Tüzelkişilik
MADDE 4.-
HALUK KOÇ (Samsun) –
Karar yetersayısı olmadan madde oyluyorsunuz.
BAŞKAN – Efendim, bir
engel mi var okutmama?
HALUK KOÇ (Samsun) –
Karar yetersayısı olmadan madde oyluyorsunuz.
BAŞKAN – Şimdi madde
üzerinde bir önerge var; okutuyorum…
HALUK KOÇ (Samsun) –
Yanlış yapılıyor Sayın Başkan.
BAŞKAN – Ben her türlü
talebe dikkat ediyorum.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Yakışıyor mu Sayın Başkan?
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Sayın Başkan, tutanakları getirin lütfen.
BAŞKAN – Efendim, oturun
yerinize lütfen.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Sayın Başkan, yakışıyor mu bu?
BAŞKAN – Ben gereğini
yaptım. Vicdani bir rahatsızlığım yok.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Sayın Başkan, gereğini yapmadınız. Yakışmıyor bu. Erken istedim…
Yakışmıyor bu.
BAŞKAN – İsteyin bundan
sonra.
FARUK ÇELİK (Bursa) –
Sayın Başkan, böyle bir usul var mı Allah aşkına?
HALUK KOÇ (Samsun) –
Sayın Başkan, yakışmıyor.
BAŞKAN – Efendim, lütfen
buyurun. Beni zorlamayın.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Efendim, siz gereğini yapın.
BAŞKAN – Ben gereğini
yaptım.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Yapmadınız.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Sayın Başkan, tutanakta var.
BAŞKAN – Efendim, oylamadan
sonra istediniz.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Efendim, erken istedim. Çok net bir şekilde erken istedim.
BAŞKAN – Buyurun…
HALUK KOÇ (Samsun) –
Efendim, ben bu lafı kullanmak istemiyorum; ama, gerçek dışı konuşuyorsunuz.
BAŞKAN – Buyurun okuyun
efendim:
“Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına”
ENGİN ALTAY (Sinop) –
Sen oranın bekçisi misin yahu? Alo! Sen bekçisi misin oranın?
MEHMET ÇERÇİ (Manisa)
– Konuşma! Ne diyorsun?
ENGİN ALTAY (Sinop) –
Kimi indiriyorsun lan sen oradan?
MEHMET ÇERÇİ (Manisa)
– Ne konuşuyorsun?
ENGİN ALTAY (Sinop) –
Sen ne konuşuyorsun? Kimi indiriyorsun? Gel indir beni.
MEHMET ÇERÇİ (Manisa)
– Terbiyeli konuş!
ENGİN ALTAY (Sinop) – Sen kimsin? Hıyara bak! Gel indir!
MEHMET ÇERÇİ (Manisa)
– Gel… Gel… Terbiyeli konuş!
ENGİN ALTAY (Sinop) –
Kimi indiriyorsun?
BAŞKAN – Buyurun okuyun:
“Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1/1054 Esas Numaralı
Vakıflar Kanunu Tasarısının 4. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz…”
BAŞKAN – Oturun arkadaşlar
yerinize lütfen. Yerinize oturun. (AK Parti ve CHP sıralarından
ayağa kalkmalar)
Lütfen yerinize oturun…
Birleşime beş dakika
ara veriyorum.
Kapanma saati: 17.08
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 17.18
BAŞKAN : Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar TÜZÜN
(Bilecik)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 14’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu
açıyorum.
1239 sıra sayılı Kanun
Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
VII. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği
Uyum ile Adalet Komisyonları Raporları (1/1054) (S. Sayısı: 1239) (Devam)
BAŞKAN – Komisyon ve
Hükûmet yerinde.
Tasarının 4’üncü maddesinde
verilmiş olan bir önerge vardır, şimdi önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1/1054 Esas Numaralı
Vakıflar Kanunu Tasarısının 4. maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
Mehmet Küçükaşık |
Muharrem Kılıç |
|
|
Niğde |
Bursa |
Malatya |
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
Feridun Ayvazoğlu |
Feridun Baloğlu |
|
|
Artvin |
Çorum |
Antalya |
Madde 4-
(1) Mülhak vakıflar,
Vakıflar Genel Müdürlüğünce niyabeten idare olunsa bile ayrı ayrı
birer hükmi şahsiyet sayılır. Bunlar kendi taahhütleri ile ilzam
olunur ve Borçlarını kendi mallarından öderler. Cemaat ve esnaf vakıfları
mülhak vakıfları, hükümlerine tabidir.
(2) Vakıflar Genel Müdürlüğünün
idare ve temsil ettiği vakıflar da bir kül halinde tüzel kişilik sayılır.
Bu vakıfların, mahkeme veya vakıf kütüğüne kaydedilmiş olup olmamaları
şahsiyetlerine helal getirmez.
(3) Yeni Vakıflar
özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptirler
(4) On yıl süreyle yönetici
atanamayan veya yönetim organı oluşturulamayan vakıflar mahkeme
kararıyla Genel Müdürlükçe yönetilir ve temsil edilir. Bu vakıflara
bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz. İlgililerin vakfiye
şartlarına göre intifa hakları saklıdır.
(5) Herhangi bir sebeple
veya herhangi bir şekilde bu kanunun yürürlüğünden önce mazbutiyeye
alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ya da ataması yapılamaz.
Bu vakıflar Genel Müdürlükçe yönetilir.
(6) Yeni vakıfların
organlarında ölüm, istifa ya da herhangi bir nedenle eksilme olduğu
takdirde; vakıf senedindeki hükümlere göre, hüküm bulunmaması
halinde vakıf senedi değişikliğine yetkili organın, bunun bulunmaması
halinde ise icraya yetkili organın kararı ile Genel Müdürlükçe yenisi
atanır.
(7) Vakıflarda; hırsızlık,
nitelikli hırsızlık, yağma, nitelikli yağma, dolandırıcılık, nitelikli
dolandırıcılık, zimmet, rüşvet, sahtecilik, hileli iflas, ihaleye
fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, güveni kötüye
kullanma, kaçakçılık suçları ile devletin güvenliğine karşı işlenen
suçların birinden mahkûm olanlar yönetici olamazlar.
(8) Vakıf yöneticisi
seçildikten sonra yukarıdaki suçlardan mahkûm olanların yöneticiliği
sona erer. Kendi ülkelerinde veya ülke dışında herhangi bir suçtan
mahkûm olan yabancı uyruklu kişiler vakıf yöneticisi olamazlar, vakıf
yöneticisi olduktan sonra suç işlemeleri halinde yöneticilikleri
düşer.
(9) Vakıf yöneticileri;
vakfın amacına, yürürlükteki mevzuata uymak ve basiretli bir yönetici
gibi hareket etmek zorundadır.
Birinci fıkrada belirtilen
zorunluluğa uymayanlar ile;
a) Vakfın amacı doğrultusunda
faaliyette bulunmayan,
b) Vakfın mallarını
ve gelirlerini amaçlarına uygun olarak kullanmayan,
c) Fiilleriyle vakfı
zarara uğratan,
d) Denetim Makamınca tespit edilen noksanlık ve yanlışlıkları
verilen süre içerisinde tamamlamayan, düzeltmeyen veya aykırı
işlemlere devam eden,
e) Medeni hakları
kullanma ehliyetini kaybeden veya görevini sürekli olarak yapmasına
engel teşkil edecek hastalığa veya maluliyete yakalanan,
f) Bu Kanunun 1 inci maddesi uyarınca iki defa idari para cezası
alan,
Vakıf yöneticileri,
Meclisin vereceği karara dayalı olarak Denetim Makamının başvurusu
üzerine vakfın yerleşim yeri asliye mahkemesince görevlerinden
alınır. Telafisi imkânsız sonuçlar doğuracak hallerde dava sonuçlanıncaya
kadar, Meclis kararı üzerine Denetim Makamınca, vakıf yönetiminin
geçici olarak görevden uzaklaştırılması veya kayyımca yönetilmesi
ihtiyati tedbir olarak mahkemeden talep edilir.
(10) Görevinden alınan
vakıf yöneticileri Meclis üyesi olamaz ve beş yıl süreyle aynı vakfın
yönetim ve denetim organında görev alamazlar. Ayrıca (c), (e), ve
(f) bentlerinde belirtilen nedenlerle görevinden alınan vakıf yöneticileri
başka bir vakfın yöneticisi ise o görevinden de alınmış sayılır ve
beş yıl süreyle hiçbir vakfın yönetim ve denetim organında görev
alamazlar.
(11) Vakıf yönetiminde
yer alan kişiler ile vakıf çalışanları kusurlu fiilleri nedeniyle
vakfa verdikleri zararlardan sorumludurlar.
(12) Vakıf yöneticileri
mahkeme kararı olmaksızın görevlerinden uzaklaştırılamazlar.
BAŞKAN – Sayın Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Gerekçesini
mi okutayım efendim?
Sayın Küçükaşık gerekçeyi
açıklayacak.
Buyurun.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK
(Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan
önce hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Şimdi, burada biraz
önce konuşan Sayın Selami Uzun arkadaşımız, Cumhuriyet Halk Partisiyle
ilgili yine birtakım suçlamalar yaptı. Hep sizin klasik, bugünlere
kadar söylediğiniz suçlamalardan biri ve siz kendinize elli beş
yıldan beri diyorsunuz ki: “Biz bir misyonun temsilcisiyiz.”
Arkadaşlar, unutmayın
ki, o misyona hep, siz, burada, bizden çok daha fazla hakaret ediyorsunuz.
Elli beş yıldan beri o misyon sayesinde Türkiye bu halde; gelir dağılımı
dünyada en fazla bozuk üçüncü ülke, yolsuzlukların liginde birinci
sıralamada, öyle mi? Sizin misyonunuz sayesinde bunlar işte, o dediğiniz
misyon hep bunları yapıyor. O yüzden, sizler çok başarılısınız ki,
İstanbul’da o kadar başarılısınız ki, şu anda İstanbul’da insanları
zodyak botlarla kurtarıyorlar! Çok övünüyorsunuz ya; siz neyi övünüyorsunuz?
Neyin farkındasınız? Yapmadığınızı, kurtarmadığınız bir işi,
içinde olmadığınız bir şeyi… Şu anda Türkiye’nin temel kurucu yasalarını
da ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz ve bunlarla övünüyorsunuz.
Komisyonda da aynısını yaptınız: Kahkahalar atıldı, gülündü; neye
gülüyorsunuz siz? Ne diyorsunuz biliyor musunuz? Sayın Bakanımız
burada konuşma yaptı dün, dedi ki: “4778 sayılı Yasa’yı…”
SELAMİ UZUN (Sivas) –
Sayın Başkanım, önerge üzerinde konuşsun.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)
– Konuşuyorum ben Selami, konuşuyorum senin konuştuğun gibi.
SELAMİ UZUN (Sivas) –
Önerge üzerinde konuş.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)
– Önerge üzerinde konuşuyorum, dinle.
Ben, Adalet Komisyonunda
bunun tartışmasını yaptım.
Bakınız arkadaşlar,
Türkiye Cumhuriyeti’nde 4771 sayılı Yasa ile Ağustos 2002 tarihinden
itibaren, yani 57’nci Hükûmet zamanında, yabancılara, Türkiye’de
gayrimenkul edinme hakkı ve cemaat vakıflarına gayrimenkul edinme
izni verilmişti; beş tane şarta bağlı olmuştu Bakanlar Kuruluyla
ilgili. Sayın Bakanımız burada okudu, 4778’i okudu aslında 4771 diye;
ama, hep “Ağustos 2002, Ağustos 2002” dedi; ama, unuttuğu başka bir şey
var: Ocak 2003 var; yani, 58’inci Hükûmet zamanında çıkarılmış… “Yabancılar
Bakanlar Kurulundan izin alıyorlar, iyi gayrimenkul edinemiyorlar,
biz verelim” diye, 4778 sayılı başka bir Yasa çıkarttılar burada ve
orada hükûmetten aldılar yetkiyi “yabancılar gayrimenkul edinebilsinler”
diye, genel müdürlüğe verdiler. Bunu burada hiç telaffuz etmedi, hiç de ağzına
diline de dolaştırmadı burada.
Şimdi, öyle bir şeyler
konuşuluyor ki, geçici 9’uncu madde var arkadaşlar. Türkiye’de en
fazla sorunlardan bir tanesi de buydu. Orada ne diyor? Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesine davalar açıldığından bahsediliyor. Orada Yasa’nın
temel başlığında ne biliyor musunuz: “Yabancıların Türkiye’de taşınmaz
edinememesi nedeniyle” diye. Biz, kavga dövüş bunu öyle getirdik.
Bakın, hukukçular
olarak söylüyorum, bütün milletvekilleri olarak söylüyorum:
Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine gidip de dava açan bir tane insan olsa ve dese ki, bu Bakanlar
Kurulu bu Tasarı’yı getirmiş ve burada yazıyor ki, yabancı cemaat
vakıflarının Türkiye’de gayrimenkul edinememesi nedeniyle… Halbuki,
o Hükûmet, Ocak 2003’de gayrimenkul edinmesi için yasa çıkartmışsa, bunun
adına ne denir? Gaflet mi denir, dalalet mi denir, yoksa ihanet midir,
ona kim karar verecek o zaman? Kendi çıkarttığı yasayı bilmiyorsa
iki yıl önce, üç yıl önce, buna ne cevap verirsiniz siz arkadaşlar? Biz
bunları eleştiriyoruz burada, biz bunları düzeltmeye kalkıyoruz,
düzeltilen bu. Karşılık deniyor, karşılıklılık yoktu arkadaşlar.
Bu Tasarı Hükûmet tarafından bir yıl önce getirildi, bir yıl önce yoktu.
Yabancılara yine
gayrimenkul satışına izin, toprak satışına izin verilen Yasa nedeniyle
Tapu Kanunu’nun 35’nci maddesiyle ilgili burada yaptığım konuşmada
da ben aynı şeyi söyledim. Siz, yabancı vakıflara da gayrimenkul
edinmesinin önündeki bütün engelleri ortadan kaldırıyorsunuz dedim.
Bakınız, Ticaret Kanunu’nda
değişiklik yaptık şimdi, vakıfları tacir olarak kabul ettik ve vakıfların
ticari işletme kurmasına izin vereceksiniz ve ticari şirket sahibi
olan bir vakfın Türkiye’de sınırsız şekilde gayrimenkul edinmesine
bir izin var mı, bir yasaklama var mı? Evet vardır diyecek bir tane babayiğit
var mı burada?
Tapu Kanunu’nun 35’inci
maddesinin ikinci fıkrasındaki kısıtlık bizim isteğimizle geldi,
o da bir kısıtlama değildir. Yabancı vakıflar Türkiye’de kurmuş oldukları
her türlü ticaret şirketiyle Türkiye’de sınırsız şekilde toprak
edinebilirler, aksini iddia eden varsa gelsin burada konuşsun, başka
yerde konuşmasın.
Sayın Bakanımız dün
yine alındı. Dün, Yozgat’taki cenaze töreniyle alındı. Pekala başka
bir şey soralım o zaman. Tabii, Hikmetyar’ın dizinin dibine Sayın
Başbakanı biz mi oturtturduk?
SERACETTİN KARAYAĞIZ
(Muş) – Konuşma be! Konuyla ne ilgisi var?
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)
– Biz mi oturtturduk? Niye alınıyorsunuz onlarla? Yasin Kadı’yla ortaklığı,
dostluğu biz mi kurduk da alınıyorsunuz da? Ha?..
Ondan sonra “Bu fotoğrafı niye gösteriyorsunuz?” diyorsunuz. O karelerde
yer alan bizler değiliz, sizlersiniz. O karelerde yer aldınız diye…
(Mikreofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
FİKRET BADAZLI (Antalya)
– Ne ilgisi var?!
MUSTAFA CUMUR (Trabzon)
– Millet cenazesine gidemeyecek mi?
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)
– Konuyla ilgili ne güzel konuşuyordun, ne güzel faydalanıyorduk.
BAŞKAN – Buyurun Sayın
Küçükaşık.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)
– Bakın, bir şey söyleyeceğim.
BAŞKAN – Efendim, siz
önergeyi açıklar mısınız.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)
– Önergeyi… Bitiriyorum.
Bakınız, bir şeyi söylüyorsanız,
geçmişinize bakacaksınız. Geçmişinizde eğer savunamayacağınız
kareler içerisinde yer alıyorsanız, sözler söylüyorsanız, burada
da onun cevabının verileceğini bileceksiniz.
Teşekkürler. (CHP sıralarından
alkışlar)
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)
– Herkesin bir geçmişi, senin de var…
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Küçükaşık.
Sayın milletvekilleri,
gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Maddeyi…
HALUK KOÇ (Samsun) –
Karar yeter sayısı…
BAŞKAN – …oylarınıza
sunuyorum ve karar yeter sayısı arayacağım: 4’üncü maddeyi kabul
edenler… Kabul etmeyenler…
Birleşime beş dakika
ara veriyorum, karar yeter sayısı yoktur.
Kapanma Saati: 17.29
BEŞİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 17.43
BAŞKAN: Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Harun TÜFEKCİ
(Konya)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 14’üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu
açıyorum.
1239 sıra sayılı Kanun
Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
VII. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği
Uyum ile Adalet Komisyonları Raporları (1/1054) (S. Sayısı: 1239) (Devam)
BAŞKAN – Komisyon ve
Hükûmet yerinde.
Tasarı’nın 4’üncü maddesinin
oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi, 4’üncü maddeyi
tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.
4’üncü maddeyi kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir, karar yeter sayısı
vardır.
5’inci maddeyi okutuyorum:
Yeni vakıfların kuruluşu,
mal varlığı, şube ve temsilcilikleri
MADDE 5-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1/1054 Esas Numaralı
Vakıflar Kanunu Tasarısının 5. maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
Mehmet Küçükaşık |
Muharrem Kılıç |
|
|
Niğde |
Bursa |
Malatya |
|
|
Feridun Baloğlu |
Yüksel Çorbacıoğlu |
Feridun Ayvazoğlu |
|
|
Antalya |
Artvin |
Çorum |
Madde 5-
(1) Yeni vakıflar;
Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulur ve faaliyet gösterirler.
Yeni vakıfların kuruluşunda amaca özgülenecek mal varlığı miktarı,
mahkemesince belirlenir.
(2) Vakıf yöneticileri;
vakfın amacına, yürürlükteki mevzuata uymak ve basiretli bir yönetici
gibi hareket etmek zorundadır.
(3) Birinci fıkrada
belirtilen zorunluluğa uymayanlar ile;
a) Vakfın amacı doğrultusunda
faaliyette bulunmayan,
b) Vakfın mallarını
ve gelirlerini amaçlarına uygun olarak kullanmayan,
c) Fiilleriyle vakfı
zarara uğratan,
d) Denetim Makamınca tespit edilen noksanlık ve yanlışlıkları
verilen süre içerisinde tamamlamayan, düzeltmeyen veya aykırı
işlemlere devam eden,
e) Medeni hakları
kullanma ehliyetini kaybeden veya görevini sürekli olarak yapmasına
engel teşkil edecek hastalığa veya maluliyete yakalanan,
f) Bu Kanunun 11 inci maddesi uyarınca iki defa idari para cezası
alan,
Vakıf yöneticileri,
Meclisin vereceği karara dayalı olarak Denetim Makamının başvurusu
üzerine vakfın yerleşim yeri asliye mahkemesince görevlerinden
alınır. Telafisi imkânsız sonuçlar doğuracak hallerde dava sonuçlanıncaya
kadar, Meclis kararı üzerine Denetim Makamınca, vakıf yönetiminin
geçici olarak görevden uzaklaştırılması ve kayyımca yönetilmesi
ihtiyati tedbir olarak mahkemeden talep edilir.
(4) Görevinden alınan
vakıf yöneticileri Meclis üyesi olamaz ve beş yıl süreyle aynı vakfın
yönetim ve denetim organında görev alamazlar. Ayrıca (c), (e) ve
(f) bentlerinde belirtilen nedenlerle görevinden alınan vakıf yöneticileri
başka bir vakfın yöneticisi ise o görevinden de alınmış sayılır ve
beş yıl süreyle hiçbir vakfın yönetim ve denetim organında görev
alamazlar.
(5) Vakıf yönetiminde
yer alan kişiler ile vakıf çalışanları kusurlu fiilleri nedeniyle
vakfa verdikleri zararlardan sorumludurlar.
(6) Vakıf yöneticileri
mahkeme kararı olmaksızın görevlerinden uzaklaştırılamazlar.
(7) Genel Müdürlükçe
yapılacak tebligata rağmen, istenen beyanname, bilgi ve belgeleri
zamanında vermeyen, organların kuruluş senedine aykırı olarak
toplanmasına sebebiyet veren veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan
vakıf yönetimine Genel Müdürlükçe bin Türk Lirası idari para cezası
verilir.
(8) İdari para cezalarına
karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde vakıflar meclisine
itiraz olunabilir. Vakıflar meclisinin red kararı üzerine,
30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre
kanun yoluna başvurabilir.
(9) Mülhak ve Yeni Vakıflar;
mal edinebilirler, malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilirler.
(10) Cemaat Vakıfları
dinî, hayrî, sosyal, eğitsel, sıhhî ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını
karşılamak üzere taşınmaz mal edinebilirler ve bu malları üzerinde
tasarrufta bulunabilirler.
(11) Genel Müdürlüğe
ve mazbut vakıflara ait akar mallar ile hakların daha yararlı olanları
ile değiştirilmesine, paraya çevrilmesine veya değerlendirilmesine
Meclis yetkilidir.
(12) Mülhak, cemaat
ve yeni vakıflara amaca özgülenen mal ve haklar vakıf yönetiminin
başvurusu üzerine, Denetim makamının görüşü alınarak mahkeme kararı
ile, diğer mal ve hakları ise Genel Müdürlükçe yetkilendirilmiş bağımsız
ekspertiz kuruluşlarınca düzenlenecek rapora dayalı olarak vakıf
yetkili organının kararı ile daha yararlı olanları ile değiştirilebilir
veya paraya çevrilebilir.
(13) Vakıf yöneticileri,
iktisap ettikleri veya değiştirdikleri taşınmaz malları tapuya
tescil tarihinden itibaren bir ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirirler.
(14) Mazbut ve mülhak,
cemaat vakıflarının vakfiyelerindeki şartların yerine getirilmesine
fiilen veya hukuken imkân kalmaması halinde; vakfedenin iradesine
aykırı olmamak kaydıyla ve mülhak vakıflarda vakıf yöneticisinin
teklifi üzerine, bu şartları değiştirmeye, güncelleştirmeye ve
yükümlülükleri kaldırmaya Meclis yetkilidir.
BAŞKAN – Sayın Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Çorbacıoğlu,
buyurun.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
bu Tasarı’yla Türk hukuk sisteminde çok temel kanunlarda temel istisnalar
yaratıyoruz. Vakıflar Genel Müdürlüğünün çalışma veya yetkilerini
veya gücünü artırmak için hukuk adına böylesine yanlış yapmayı bir
hukukçu olarak kabul etmiyorum.
Komisyonda ve Genel
Kurulda önergeler üzerinde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü
arkadaşlarım, bu Tasarı’nın vakıf sistemine ve Türkiye Cumhuriyeti
devletine ne kadar zarar verdiğini anlatmaya çalıştı. Ama, ben size
bir konuyu burada açıklamak isterim: Burada iddia ediyorum, ne Sayın
Bakanımız ne Hükûmet ne Vakıflar Genel Müdürü, bu Vakıf Yasası sonucu,
özellikle yabancı vakıfların, cemaat vakıflarının elde edecekleri
hakları veya gayrimenkulleri bilmiyorlar, sayısını da değerini
de yerini de, hiçbir şeyini bilmiyorlar. Çünkü, bugüne kadar bu konuda
net bir cevap alamadım; o nedenle bu iddiada bulunuyorum.
Şimdi, değerli arkadaşlar,
Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği karşı oy yazısının, Tasarı’nın
32’nci ve 33’üncü sayfalarında olan karşı oy yazısının son bölümüyle
ilgili değerlendirmeler yapmak istiyorum ve bu Tasarı’nın sadece
cemaat vakıfları ve yabancı vakıflar açısından sorun yaratmasının
yanında, onun ötesinde başka bir amaç taşıdığını bu Tasarı’nın, onu
sizlerle paylaşmak istiyorum. Nedir o amaç?
Değerli arkadaşlar,
Hükûmetin gönderdiği ve elinizde olan Tasarı’ya bakarsanız, özellikle
2’nci sayfanın başında aynen şu belirtilmektedir: “… Osmanlıda iç
ve dış güvenlik ile adli hizmetlerin haricindeki tüm hizmetler vakıflar
eliyle yürütülmüş, bu sayede sosyal adalet sağlanmış ve sosyal çatışmalar
önlenmiş, gelir ve servet dağılımında denge sağlanmış, kişi ve toplumlar
arasındaki sosyal ilişkiler düzenlenmiştir.” Buna benzer değerlendirmeler
var. Bunları ayrıntılı okumuyorum; çünkü, beş dakikada görüşlerimi
açıklayamayacağımdan. Yani, bu Tasarı’nın -ki, biliyorsunuz, kanunların
metni ile gerekçesi bir bütündür- bu genel gerekçesinde Osmanlı dönemi
takdir ediliyor, Osmanlı dönemine özeniliyor, Osmanlı dönemine
öykünülüyor ve ben diyorum ki, bu Tasarı’nın çıkış amaçlarından, en
önemli gerekçelerinden biri, Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası’nın
3’üncü maddesinde olan “sosyal devlet” alanının vakıflar tarafından
doldurulması amaçlandığı içindir, Tasarı’nın amacı budur. Bu, çok
önemli bir iddiadır sayın milletvekilleri. Peki, bunu neden söylüyorum?
Yine paragraftan devam
ediyorum: “Kısaca vakıf, genel olarak Osmanlı Devleti’ndeki bütün
sosyal kurumları içine alan veya bütün sosyal kurumların çalıştığı,
kullandığı bir hukuki organizasyon olarak karşımıza çıkmaktadır.”
Bunları burada yazmışsınız ve takdir etmişsiniz.
Arkadaşlar, Türkiye
Cumhuriyeti sosyal hukuk devletidir ve burada sizin söylediğiniz
gibi, Osmanlı döneminde olduğu gibi, bütün sosyal alanları vakıflara
bırakamazsınız. O zaman Anayasa’yı ihlal edersiniz.
Tabii, bu gerekçenin
içinde, bir de -aynen söylüyorum- belgede tahrifat var, sahtekârlık
var. Evet, çok ağır bir itham bu. Sayfayı açın, 2’nci sayfayı açın, göreceksiniz.
Ne göreceksiniz? Sondan ikinci paragrafa bakın. Vakıfların Mustafa
Kemal Atatürk tarafından da desteklendiğini söylerken, aynen şunu
yazıyorsunuz: Atatürk’ün, 1 Mart 1923 tarihinde Mecliste yaptığı konuşmadan
alıntı yapmışsınız: “Atatürk, vakıflara olan hassasiyetini Türkiye
Büyük Millet Meclisinin …1923 tarihinde yapılan açılış konuşmasında...”
Okuyorum: “…Vakıflar konusu mühimdir. Memleket ve milletin hakiki
menfaati yönünden tetkik ve günün gereklerine uygun bir şekilde çözülmesi
lazım ve çok gereklidir.” Bunu yazmışsınız. Benim elimde de belgeler
var. Bu belgelerde deniliyor ki: “Vakıflar sorunu önemlidir.” Dikkat
edin: “Vakıflar sorunu önemlidir.” Evet, resmî belgelere göre, Atatürk,
vakıflar alanını “sorun” olarak nitelemiştir ve siz, burada, bunu
çarpıtıyorsunuz, tahrifat yapıyorsunuz ve “konu” diyorsunuz.
Kim, neden yapıyor bunu?
Bunun altında Sayın Başbakanın imzası var, Bakanlar Kurulunun kararı
var. Bunun hesabını gelip vereceksiniz. Atatürk’ün sözünü nasıl
tahrif edersiniz?!
Ben işi sağlama almak
için tutanakları çıkarttım ve 1/3/1339, eski tarihiyle; tutanağın
13’üncü sayfasını okuyorum: “Efendiler, geçen sene arz etmiştim
-Mustafa Kemal söylüyor- bu sene de tekrara mecburum ki, evkaf meselesi
mühimdir.”
Ne demek bu? “Mesele”
ne demektir Öz Türkçe’de? “Sorun”
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – “Konu” demektir efendim.
CAVİT TORUN (Diyarbakır) – “Sorun” anlamına
gelmez.
ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum)
– Hiç de “sorun” değil.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Devamla) – Evet, sizin Türkçeniz kıt.
CAVİT TORUN (Diyarbakır) – “Sorun” anlamına
gelmez.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Devamla) – “Mesele”, “sorun”dur.
CAVİT TORUN (Diyarbakır) – “Sorun” anlamına
gelmez.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) – Lütfen…
CAVİT TORUN (Diyarbakır) – “Sorun” anlamına
gelmez, “konu” anlamına gelir. Yanlış söylüyorsun, çarpıtıyorsun!
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, müdahale etmeyelim.
Sayın Çorbacıoğlu, son cümlelerinizi
rica edeyim.
CAVİT TORUN (Diyarbakır) – Türkçeyi
bilmiyorsun, Osmanlıcayı bilmiyorsun! Çarpıtıyorsun, yanlış söylüyorsun!
ÖMER ÖZYILMAZ (
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) – Değerli
arkadaşlar, peki, şu gerekçeyi okudunuz mu? “Memleket
ve milletin hakiki menfaati yönünden tetkik ve günün gereklerine
uygun bir şekilde çözülmesi lazımdır.” derken bunu bir problem olarak
söylemiyor mu?
ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum)
– Hayır… Biz de onu yapıyoruz şu anda.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Devamla) – Ben, bunu böyle anlıyorum.
ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum)
– Biz zaten onu yapıyoruz.
CAVİT TORUN (Diyarbakır) – Yanlış anlıyorsunuz!
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) – Haa, bu
tahrifat konusunu...
CAVİT TORUN (Diyarbakır) – Yanlış
alnıyorsunuz!
ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum)
– Yanlış anlıyorsunuz!
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Devamla) – Sayın milletvekilleri, ben böyle anlıyorum.
CAVİT TORUN (Diyarbakır) – Yanlış anlıyorsunuz!
Yanlış anlıyorsunuz, çarpıtıyorsunuz! Buna hakkınız
yok. Yanlış yapıyorsunuz! Yanlış yapıyorsunuz!
BAŞKAN – Sayın Torun, lütfen yerinize
oturun.
Sayın Çorbacıoğlu,
siz son cümlenizi…
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Devamla) – Değerli milletvekilleri…
BAŞKAN – Efendim, son
cümlenizi rica ediyorum.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Devamla) – Bitiriyorum.
…bu tahrifat konusunu,
bu evrakta sahtekârlık konusunu, yukarıda, Anayasa ve Adalet Komisyonundaki
belgelerde de görüyoruz, orada da var. O konuda da neler yaptığınızı
biliyorum. Ama, Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü…
CAVİT TORUN (Diyarbakır)
– Git Türkçeyi öğren de gel, öyle konuş!
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Devamla) – O zaman, aslını yazın buraya, aslını yazın!
Mustafa Kemal Atatürk’ün
sözünü çarpıtmayı Türkiye Cumhuriyeti hükûmetlerine yakıştıramıyorum.
Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Çorbacıoğlu.
Efendim, gerekçesini
dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
5’inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
6’ncı maddeyi okutuyorum:
Yönetim ve temsil şekli
MADDE 6-
BAŞKAN – Madde üzerinde
iki adet önerge vardır, önergeleri geliş sırasına göre okutuyorum
ve aykırılığına göre de işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Vakıflar Kanunu Tasarısının 6 ncı maddesinin
ikinci fıkrasına .... “vakfiye şartlarına”
ibaresinden önce gelmek üzere “Anayasaya aykırılık teşkil etmeyen”
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
İnci Özdemir |
Ayhan Zeynep Tekin (Börü) |
Cahit Can |
|
|
İstanbul |
Adana |
Sinop |
|
|
Mustafa Ilıcalı |
Öner Ergenç |
Mustafa Dündar |
|
|
Erzurum |
Siirt |
Bursa |
BAŞKAN – İkinci önergeyi
okutuyorum ve işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1/1054 Esas Numaralı
Vakıflar Kanunu Tasarısının 6. maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
Mehmet Küçükaşık |
Muharrem Kılıç |
|
|
Niğde |
Bursa |
Malatya |
|
|
Feridun Ayvazoğlu |
Feridun Baloğlu |
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
Çorum |
Antalya |
Artvin |
Madde 6. –
(1) Mazbut vakıflar,
Genel Müdürlük tarafından yönetilir ve temsil edilir.
(2) Mülhak vakıflar,
vakfiye şartlarına göre Meclis tarafından atanacak yöneticiler
eliyle yönetilir ve temsil edilir. Vakıf yöneticileri kendilerine
yardımcı tayin edebilirler. Mülhak vakıf yöneticilerinde aranacak
şartlar ile yardımcılarının nitelikleri yönetmelikle düzenlenir.
Vakfiyedeki şartları taşımamaları nedeniyle kendilerine yöneticilik
verilemeyenler bu şartları elde edinceye, küçükler ile kısıtlılar
fiil ehliyetlerini kazanıncaya ve boş kalan yöneticilik yenisine
verilinceye kadar, vakıf işleri Genel Müdürlükçe temsilen yürütülür.
(3) Cemaat vakıflarının
yöneticileri mensuplarınca seçilir. Vakıf yöneticileri-nin seçim
usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.
(4) 2762 sayılı Vakıflar
Kanununun yürürlük tarihinden önce kurulmuş esnaf vakıfları, mülhak
vakıfların tabi olduğu hükümlere tabidir. Bu vakıflar esnafın
seçtiği yönetim kurulu tarafından yönetilir. Yeni vakıfların yönetim
organı vakıf senedine göre oluşturulur.
(5) Vakıfların yöneticilerinin
Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda olmaları esastır. Yabancılar, karşılıklı
olmak, yerleşik bulunmak ve çoğunluk oluşturmamak kaydıyla yönetim
organlarında görev alabilirler.
(6) Mazbut vakıflara
ait hayrat taşınmazlara, Genel Müdürlük tarafından öncelikle vakfiyeleri
doğrultusunda işlev verilir. Genel Müdürlükçe değerlendirilmeyen
veya işlev verilemeyen hayrat taşınmazlar; fiilen asli niteliğine
uygun olarak kullanılıncaya kadar kiraya verilebilir.
(7) Hayrat taşınmazlar;
Genel Müdürlükçe işlev verilmek amacıyla, vakfiyesinde yazılı hizmetlerde
kullanılmak üzere Genel Müdürlüğün denetiminde onarım ve restorasyon
karşılığı kamu kurum ve kuruluşlarına veya benzer amaçlı vakıflara
tahsis edilebilir.
(8) Mülhak vakfa ait
hayrat taşınmazın tahsisinde Genel Müdürlük görüşü alı-nır.
(9) Tahsis edilen taşınmaz;
ticari bir faaliyette kullanılamaz, tahsise aykırı kullanımın
tespiti halinde Genel Müdürlüğün talebi üzerine taşınmaz, bulunduğu
yerin mülki amirliğince tahliye edilir.
(10) Cemaat vakıflarına
ait, kısmen veya tamamen hayrat olarak kullanılmayan taşınmazlar,
vakıf yönetiminin talebi Vakıflar Genel Müdürünün oluru ve Meclis
kararıyla; aynı cemaate ait başka bir vakfa tahsis edilebilir veya
vakfın akarına dönüştürülebilir.
(11) Tapu kayıtlarında,
icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin
mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar, hazine taşınmaz
malının satış ihalesine yetkili olan komisyon tarafından takdir
edilecek değerinin yüzde on beşi oranında taviz bedeli olarak alınarak
serbest tasarrufa terk edilir. Ancak miri arazilerden mukataalı
hayrata tahsis edilemeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlar
tavize tabi değildir.
(12) Taviz bedelinin
hesaplanmasında; ortaklığın giderilmesi veya cebri ihale yoluyla
satılanlarda satış bedeli, kamulaştırmalarda ise kamulaştırma
bedeli esas alınır.
(13) Bu Kanun hükümleri
gereğince taviz bedelinin tamamı vakfı adına ödenmedikçe, taşınmaz
üzerindeki temliki tasarruflar tapu dairelerince tescil olunmaz.
Vakıf şerhleri ile ilgili
olarak, diğer kanunlarda yer alan zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere
ilişkin hükümler uygulanmaz.
(14) Taviz bedelleri,
yapılacak tebligat üzerine altmış gün içerisinde peşin olarak ödenebileceği
gibi eşdeğer bir taşınmazla takas edilebilir veya yarısı peşin,
kalanı bir yılda altı eşit taksitte ödenebilir. Taksitlendirme halinde,
taksitlendirme şartlarına uyularak taksitlerin zamanında ödenmesi
durumunda faiz uygulanmaz.
Taksitlendirmede taşınmaza
birinci derece ve birinci sırada ipotek konulur. Taksitlerden birinin
zamanında ödenmemesi halinde geri kalan taksitlerin tamamı muaccel
olur. Muaccel olan taksitlere yasal faiz uygulanır.
(15) Genel Müdürlükçe
tahakkuk ettirilen taviz bedelleri, yapılacak tebligata rağmen
ödenmediği takdirde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı ile birlikte tahsil
edilerek vakfı adına gelir kaydedilir.
BAŞKAN – Sayın Komisyon
katılıyor mu önergeye?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor
mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Katılmıyorsunuz.
Önerge sahipleri…
Sayın Baloğlu, buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
Bir dakika… Sayın Baloğlu,
siz buyurun da…
Sayın Yeni, cihaza
girdiniz arka arkaya. Bir isteğiniz mi var?
AYHAN ZEYNEP TEKİN
(BÖRÜ) (Adana) – Soru soracaktı.
BAŞKAN – Bu, ikinci bölüm
için, soru-cevap sırası geldiğinde. O bakımdan, cihazdan siliyorum.
Sayın Baloğlu, buyurun.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yasa Tasarısı’nın
6’ncı maddesindeki değişiklik önergemiz üzerine söz almış bulunuyorum.
Öncelikle şunu belirtmek
istiyorum: Vakıf kavramı toplumumuza yabancı bir kavram değil, bugün
başlamış değil, yüzyıllardır bu kavramla birlikte yaşıyoruz, ama,
tek bu kavrama dayalı bir sosyal anlayışın, sosyal devlet anlayışının
da geçerli olmadığını biliyoruz. Benden önceki konuşmacı arkadaşım
bu konudaki saplantıların doğru olmadığını ifade etti. Biz bunları
ifade ettiğimiz zaman hemen şu söyleniyor: “Cumhuriyet Halk Partisi
vakıf kavramına karşı mıdır, vakıflara karşı mıdır?” Hiçbir sosyal
demokrat dayanışma kavramının karşısına çıkmaz, dayanışma sosyal
demokratların temel kavramlarından birisidir, ama, neye karşı çıkıyoruz?
Karşı çıktığımız şey çok açık: Sosyal devleti yok sayıp, zayıflatıp,
sosyal devletin işlevlerini sınırlı hale getirip bu görevi vakıflara
verirseniz bunun toplum yaşamında ciddi bir sorun olarak ortaya çıkacağını
düşünüyoruz.
Bu yasada gerekçe
olarak Hükûmetin öne sürdüğü en önemli husus bunun bir toplumsal ihtiyaç
olduğu ve bu Yasa’nın Türkiye için hazırlandığıydı. Sayın Başbakan
Yardımcısı da Sayın Bakan da bu konuda “Türkiye için hazırlanmıştır,
Türkiye’ye özgüdür” biçiminde bir ifadeyle kürsüde sundu.
Şimdi arkadaşlar,
dört yıldır iktidardasınız, Adalet ve Kalkınma Partisi dört yıldan
beri Türkiye’de tek başına iktidardadır, Türk siyasi tarihindeki
ender çoğunluklardan birini yakalamıştır Mecliste, buna rağmen
bu konudaki düzenlemeyi bugüne kadar getirmediniz ve 7 Kasım gibi
bir tarih öncesinde çok ivedi olarak bunu Meclisten, temel yasa kavramı
içinde, tartışmayı sınırlı kılarak geçirmeye çalışıyorsunuz.
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)
– Her maddede konuşuyorsunuz.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) – Şimdi arkadaşlar, kırk yıllık bir hukukçuyum, Adalet Komisyonu
üyesiyim, zaman zaman, neyi değiştirdiğimizi, nasıl değiştirdiğimizi,
neden değiştirdiğimizi bile unutacak hale getirdiniz bizi. Bunu
halk önünde itiraf ediyorum. Bunun aksini söyleyecek hiçbir iktidar
milletvekili olmadığını da kişisel sohbetlerimiz sırasında
edindiğim bilgilere dayanak söylüyorum. Bu kanun yapma tekniğinin,
bu kanun yapma anlayışının geçersizliği apaçık ortadayken, sizin,
ısrarla yasaları böyle bir zaman dilimine sıkıştırıp, son dakikaya
sıkıştırıp, sınır tanımadan bunları Meclis önüne getirmeniz, üstelik
de tartışmaya sınır koymanız anlaşılır bir şey değil. Sizin, Parti
olarak vakıflar konusundaki bu özeniniz samimi ise, bırakın bu konuyu
ayrıntılı tartışalım. Bu konu Komisyonda tartışıldığı zaman en
azından on beş maddede bizim katkımızla olumlu değişiklikler yapıldı,
ama neresi düzeltilecek, birini düzeltiyoruz birisi bozuluyor,
birini düzeltiyoruz birisi kayboluyor.
Üstelik, bu Yasa tartışılırken
Antalya’daki vakıf arazisinin satışı gündeme geldi. Antalya’daki
vakıf çiftlikler -çok geniş bir alandır- satışa çıkarıldı. Antalya
kamuoyunun baskısı, bedduanın etkisiyle… Kanuni Sultan Süleyman’ın
bir vakıf bedduası vardır; o beddua, vakıflara el uzatanların başına
neler geleceğini söyler.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Yine oku, yine oku!
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) – Komisyonda son çare olarak o bedduayı okudum. Sayın Bakan
da o bedduanın etkisiyle sanıyorum, bu satışı, bu ihaleyi durdurdu.
Bedduayı burada bir
daha okumuyorum, sizi çarpmasından korkuyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bu arada, demin bir Milletvekili Arkadaşımız bizim yasalara bakışımızı,
eleştirimizi de esprili bir dille gündeme getirdi; ama, çok talihsiz
bir benzetme yaptı, dedi ki, Sayın Selami Uzun sanıyorum, yanılmıyorsam:
“Siz, Çarşı Grubu gibisiniz; Çarşı her şeye karşı, Cumhuriyet Halk
Partisi de her şeye karşı.” Şimdi, bunun nesini düzeltelim? Bu, sizin Vakıflar
Tasarı’nız gibi her tarafı yanlış bir benzetme oldu.
Birincisi: Cumhuriyet
Halk Partisi her şeye karşı değil, Cumhuriyet Halk Partisi yanlışlara
karşı, yanlış düzenlemelere karşı. Sizin getirdiğiniz olumlu hangi
değişikliğe -ki çok enderdir olumlu değişik getirmeniz buraya-
hangisine karşı çıktık? Yanlışlara karşı çıktık. Yanlışlıkta ısrar
ederseniz yine karşı çıkacağız.
Çarşı’ya gelince: O
konuda düzeltme bana düşmez, ben Beşiktaş taraftarı değilim; ama,
bunu zapta geçirdiğiniz için ve konuşma sırası da bende olduğu
için söylüyorum, Çarşı, emperyalizme karşıysa -öyle söylüyorlar-
Çarşı, savaşa karşıysa bunun nesinden gocunuyorsunuz, bunda gocunulacak
bir şey var mı? (CHP sıralarından alkışlar) Siz, derdinizi Beşiktaşlılara
nasıl anlatacaksınız? Ben Beşiktaşlı değilim, ama ben Sayın Selami
Uzun’un, gelip burada özür dilemesini bekliyorum. (CHP sıralarından
alkışlar) Çarşı, sadece bir spor topluluğu, bir grup değil, siyasi
anlayışı da olan bir grup. Sizi rahatsız eden bu mu? Geniş kitlelerin
siyaset yapması mı? Bu talihsiz örneği hiç yakıştıramadım arkadaşıma.
Sanıyorum, Beşiktaşlı Çarşı Grubu da bunu hiç yakıştıramayacaktır,
her gördüğü yerde bunun hesabını soracaktır. (CHP sıralarından alkışlar)
SELAMİ UZUN (Sivas) –
Beşiktaşlıları tahrik etme…
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım, son olarak şunu söylemek istiyorum...
BURHAN KILIÇ (Antalya)
– Sen Antalyasporu destekle…
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) – Şimdi, bu söz atmalarla zamanımı kullanmama engel oluyorlar,
bu yanlış. Ankaragücülüğümü de, Antalyasporluluğumu da inkâr edecek
değilim, ama, konu bu değil. Siz bu konuyu gündeme getirdiğiniz
için ben konuşmak zorunda kaldım.
Ben devam ediyorum.
Şimdi, arkadaşlar, siz, Batı Trakya’daki Türklerin yaşadığı dramı
yaşayan insanlarsınız. Bunu, vicdanınızda, inancınızda duyması
gereken insanlarsınız. Oradaki Müslüman Türk toplumunun başına
gelenleri, kendi müftülerini atayamamalarını, baskıları, vakıflarının
yağmalanmasını, Yunan valilerin o vakıfların başına getirdiği
kayyımların yaptığı baskıları görmeseniz bile, biliyorsunuz. Siz,
İpsala’dan geçtikten sonra Türk turist gruplarının niye İskeçe’ye,
niye Gümülcüne’ye sokulmadığını biliyor musunuz? Karşılıklılık
olmadan düzenlenen bu Yasa, oradaki zorbalığa verilmiş bir ödündür.
Bu ödün, tarih önünde sizi mahkûm edecektir. (CHP sıralarından alkışlar)
Bunu açıkça söylemek istiyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Baloğlu.
Sayın milletvekilleri,
gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Vakıflar Kanunu Tasarısının 6 ncı maddesinin
ikinci fıkrasına .... “vakfiye şartlarına”
ibaresinden önce gelmek üzere “Anayasaya aykırılık teşkil etmeyen”
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
İnci
Özdemir (İstanbul) ve arkadaşları
BAŞKAN – Sayın Komisyon
katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Takdire bırakıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor
mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de takdire bırakıyoruz
efendim.
BAŞKAN – Takdire bırakıyorsunuz.
Gerekçesini...
FARUK ÇELİK (Bursa) –
Sayın Mustafa Dündar...
BAŞKAN – Sayın Mustafa
Dündar, Bursa Milletvekilimiz, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
HALUK KOÇ (Samsun) –
Mustafa sen Batı Trakyalısın, unutma!
MUSTAFA DÜNDAR (Bursa)
– Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Vakıflar Kanunu Tasarısı
görüşülmeye başladığı günden itibaren, tabii en çok konuşulan,
gündeme gelen konu Batı Trakya oldu ve Batı Trakya’daki sorunlar en
ince detayına kadar gündeme getirildi. Bu durum beni memnuniyetle
sevindirdi, benimle birlikte Batı Trakyalıları sevindirdi ve oradan
bize gelen tepkiler de bu yöndedir.
Ben, bu vesileyle...
22’nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerek Büyük Millet Meclisindeki
üye arkadaşlarımın gerekse Başbakanımızın, bakanların, komisyonların
Batı Trakya’yı ziyaretleri oldu. Hiçbir dönemde bu kadar yoğun ziyaret
gerçekleşmedi ve hiçbir dönemde Batı Trakya konusu bu kadar gündeme
geldiği gibi sorunlarına da bu kadar fazla eğilinmedi.
En çok, bu Kanun’la ilgili
olarak mütekabiliyet özellikle gündeme geldi ve Başbakanımız Sayın
Recep Tayyip Erdoğan, 5’inci Uluslararası Batı Trakya Türkleri Kurultayı’nda,
İstanbul’da, bizzat kendileri de katılarak, orada ne söylemişse, o
söyledikleri de aynen bu Kanun’a geçmiştir. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Hükûmet Tasarısı’nda karşılıklılık yoktu, biz koydurduk onu, biz. Hükûmet
tasarısında yok, Hükûmet tasarısına bak sen, Başbakanın imzasında
yok.
FARUK ÇELİK (Bursa) –
Bizim önergemizle kondu.
MUSTAFA DÜNDAR (Devamla)
– Şimdi ben burada, Vakıflar Kanunu Tasarısı, vakıflar görüşüldüğü
için de, Batı Trakya’daki vakıfların bugünkü durumunu sizlere bir
nebze anlatmak istiyorum, bazı tespitlerimi sizlerle paylaşmak
istiyorum. Fakat ondan önce, bir konuyu daha burada sizlerin dikkatinize
arz etmek istiyorum: Bu kadar ziyaret olmasına rağmen ve özellikle
Avrupa komisyonlarının Batı Trakya’ya yapmış oldukları ziyaretlerde
vakıfların gündeme gelmemesi, oradaki vakıflarla ilgili özel incelemenin
yapılmaması beni düşünceye sevk etmiştir. Bunu paylaşıyorum ve
diyorum ki, bundan sonraki ziyaretlerde özellikle orada vakıflar
incelensin, vakıf yöneticileriyle görüşülsün.
ATİLLA KART (Konya) –
Hükûmete söyle.
MUSTAFA DÜNDAR (Devamla)
– 1912’deki vakıfların durumu neydi, bugün nedir? Şimdi ne?
MEHMET KÜÇÜKAŞIK
(Bursa) – 67’den sonra ne? Bilmiyorlar da ondan. Sen söyle.
MUSTAFA DÜNDAR (Devamla)
– Onları da söyleyeceğiz.
Şimdi, yine, buradan
şunu dile getirmek istiyorum: Basından takip ettiğim kadarıyla, Avrupa
Konseyi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülen vakıflarla ilgili
tasarıyı ilgiyle izliyormuş, fakat, pek memnun değil gibi bir ifade
kullanıldı. Ben de onun için, yine Yunanistan’ın da dikkat ve ilgiyle
izlemesini talep ederek Avrupa Konseyinden, Batı Trakya’daki vakıfların
şu anki durumunu, yasalardan kaynaklanan haklarıyla birlikte,
sizlere arz etmek istiyorum:
1913 tarihli Atina Anlaşması’nın
11’inci maddesi, kurulmuş ve kurulacak olan vakıflar kurumunun
özerkliğine, hiyerarşik yapısına ve mülklerinin yönetimine dokunulmayacağını
hükme bağlamış, aynı Anlaşma’nın 12’nci maddesi vakıfların bulundukları
bölgedeki İslam cemaati tarafından yönetileceğini belirtmiştir.
Yine 2345 sayılı,
1920 tarihli Yasa’nın 12’nci maddesi de aynı şekilde, cemaat yöneticilerinin
azınlık mensubu Batı Trakya Müslüman Türkleri tarafından seçileceğini
hükme bağlamıştır. Buna rağmen, seçimle ilgili hükümler 1949 yılında
ilan edilen Kral iradesiyle ancak otuz altı yıl sonra uygulamaya konabilmiş
ve bu, 1950 yılına kadar tayinle vakıfların idare edildiğini göstermektedir.
Sadece 1950-1967 yılları arasında cemaat vakıfları kendi yöneticilerini
seçebilmişler ve yöneticiler seçimle işbaşına gelmişlerdir.
1967 yılında, askerî
darbe sonucu, Yunanistan’da bütün bu tür sivil toplum örgütlerinin
yönetimleri lağvedilmiş ve yine o zaman da vakıf idarelerine atama
yapılmıştır. Tabii, bu atamalar da idarenin kendine yakın olan kişiler
olmuşlardır.
Yani, hâlâ bugün Avrupa
Birliği üyesi Yunanistan’daki Müslüman Türklere ait vakıf yöneticileri
seçimle işbaşına gelememektedirler, yani kendi yöneticilerini
seçememektedirler.
Bugün, vakıfların
mülkleri hakkında sağlıklı bilgi elimizde mevcut değildir, çünkü
vakıflar kapalı kutudur. Bu konularla ilgili araştırma yapmak isteyen
kişiler de bilgiye ulaşamamaktadırlar.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Başkanım, Mustafa konuşsun, kesme.
MUSTAFA DÜNDAR (Devamla)
– Teşekkür ederim Başkanım.
Bugün, Dedeağaç ilinde
ne kadar vakıf mülkü vardır? Gümülcine’deki durum nedir? İskeçe’deki
durum nedir? Veya Yunanistan’ın diğer vilayetlerindeki durum nedir?
Ben, dernek başkanlığı yaparken hatırlıyorum, Selanik’ten bir fotoğraf,
takvim olarak yapmıştık, 1910 küsur yıllara ait bir fotoğraf. O fotoğrafa
baktığınız zaman, Selanik’in umumi manzarasında sayılamayacak
kadar cami, minare resmi vardı. Bugün, acaba kaç tane cami var, kaç
tane minare var Selanik’te? Bunları biliyor muyuz? Durum nedir?
Bugün, yine şunu da
buradan memnuniyetle ifade etmek istiyorum: Çok şükür ki Yunan Meclisi
komisyondan bir karar geçirdi, Atina’ya cami açmaya izin verdiler. Biz
bunların da çoğalmasını istiyoruz, çünkü Türkiye bu tür konularda
çok daha önemli adımlar atmakta, çok daha müşfik davranmaktadır.
Yine, 1913 tarihli
Atina Anlaşmasına göre kurulmuş, kurulacak olan vakıfların hiyerarşik
yapısına, mülklerinin yönetimine dokunulmayacağı söylenmişti…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın
efendim konuşmanızı.
MUSTAFA DÜNDAR (Devamla)
– 29/1/1997 tarihinde kabul edilen İslam vakıflarının vergilendirilmesine
dair yasayla “24 Temmuz 1923 Lozan Barış Anlaşması’nın öngördüğü ve
kâr amacı gütmeyen azınlık tüzel kişilerinin büyük taşınmaz malları
vergiye tabi” hükmü getirilmiş ve binde 7 olan vergi oranı yüzde
35’e çıkarılmıştır.
Günümüzde, yönetim,
vakıf mallarını, mal beyanında bulunmamak, vergi borçlarını ödememek
gibi bahanelerle ipotek altına almaktadır. Hâlbuki, vakıf mallarının
vergisi ödenmek istenmesine rağmen ödeme talebi vergi dairesi tarafından
kabul edilmiyor, vergi borcu, faiz, gecikme tazminatı karşılığı
olarak vakıf mallarına ipotek tesis ediliyor. Vergi borçlarının da
ödenme imkânı olmayacak şekilde, 5 milyon euro gibi fahiş rakamlarla
tahakkuk ettirildiği söylenmektedir.
Batı Trakya’daki vakıflar;
yine, şehir planının uygulanması, dere ıslahı, toprak bütünlemesi,
yol çalışmaları sonucunda birçok gayrimenkul kamulaştırılmış,
tarihî eser, çeşme tahrip edilmiş, yıkılmış, cami bahçeleri yol açma
gerekçesiyle daraltılmıştır. Hâlâ birçok cami ve tarihî esere onarım
izni verilmemektedir. Yeni Cami ki, Gümülcine’nin merkez camiidir;
içi restore edilmiş, fakat, dışının restorasyonu için bugün hâlâ
izin verilmemektedir.
Çeşitli sebeplerle
yapılan kamulaştırmalar ile ele geçirilmiş bulunan vakıflara ait
mülkler iade edilmemektedir. Vakıflar, taşınmaz mülk edinememektedirler.
Şimdi, Türkiye’nin
yapmış olduğu yeni uygulamaya karşılık Yunanistan ne yapacaktır?
Batı Trakya’da kamulaştırılan mülkler iade edilecek midir? Vergi
cezaları kaldırılacak mıdır?
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– İyi dinleyin. Bak, iyi dinleyin!
MUSTAFA DÜNDAR (Devamla)
– Vakıf yönetimleri için seçim yapılacak mıdır?
Bütün bunlar hem Türkiye
kamuoyu tarafından hem Batı Trakyalılar tarafından merakla beklenmekte,
ilgiyle takip edilmektedir ve buradan yine biz, Avrupa tarafına,
Avrupa Konseyine diyoruz ki, sizler de bu konuyu takip edin.
Türkiye’nin yapmış olduğu
bu açılımın karşılığını inşallah orada görmek istiyoruz diyorum.
Bana göstermiş olduğunuz
bu teveccühten dolayı Başkanım, teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.
Şimdi, gerekçesini
dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum…
HALUK KOÇ (Samsun) –
Sayın Başkan, karar yeter sayısının aranılmasını istiyorum.
BAŞKAN – Kabul edilen
önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum ve karar yeter
sayısı arıyorum:
Maddeyi kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.
7’nci maddeyi okutuyorum:
Genel Müdürlükçe yönetilecek
ve temsil edilecek vakıflar
MADDE 7.-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1/1054 Esas Numaralı
Vakıflar Kanunu Tasarısının 7. maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
Mehmet Küçükaşık |
Muharrem Kılıç |
|
|
Niğde |
Bursa |
Malatya |
|
|
Feridun Ayvazoğlu |
Yüksel Çorbacıoğlu |
Feridun Baloğlu |
|
|
Çorum |
Artvin |
Antalya |
|
|
|
Atilla Kart |
|
|
|
|
Konya |
|
Madde 7-
(1) On yıl süreyle yönetici
atanamayan veya yönetim organı oluşturulamayan vakıflar mahkeme
kararıyla Genel Müdürlükçe yönetilir ve temsil edilir. Bu vakıflara
bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz. İlgililerin vakfiye
şartlarına göre intifa hakları saklıdır.
(2) Herhangi bir sebeple
veya herhangi bir şekilde bu kanunun yürürlüğünden önce mazbutiyeye
alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ya da ataması yapılamaz.
Bu vakıflar Genel Müdürlükçe yönetilir.
(3) Genel Müdürlükçe
yapılacak tebligata rağmen, istenen beyanname, bilgi ve belgeleri
zamanında vermeyen, organların kuruluş senedine aykırı olarak
toplanmasına sebebiyet veren veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan
vakıf yönetimine Genel Müdürlükçe bin Türk Lirası idari para cezası
verilir.
(4) İdari para cezalarına
karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde vakıflar meclisine
itiraz olunabilir. Vakıflar meclisinin red kararı üzerine,
30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre
kanun yoluna başvurabilir.
(5) Mülhak ve Yeni Vakıflar;
mal edinebilirler, malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilirler.
(6) Cemaat Vakıfları
dinî, hayrî, sosyal, eğitsel, sıhhî ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını
karşılamak üzere taşınmaz mal edinebilirler ve bu malları üzerinde
tasarrufta bulunabilirler.
(7) Genel Müdürlüğe
ve mazbut vakıflara ait akar mallar ile hakların daha yararlı olanları
ile değiştirilmesine, paraya çevrilmesine veya değerlendirilmesine
Meclis yetkilidir.
(8) Mülhak, cemaat ve
yeni vakıflara amaca özgülenen mal ve haklar vakıf yönetiminin
başvurusu üzerine, Denetim makamının görüşü alınarak mahkeme kararı
ile, diğer mal ve hakları ise Genel Müdürlükçe yetkilendirilmiş bağımsız
ekspertiz kuruluşlarınca düzenlenecek rapora dayalı olarak vakıf
yetkili organının kararı ile daha yararlı olanları ile değiştirebilir
veya paraya çevrilebilir.
(9) Vakıf yöneticileri,
iktisap ettikleri veya değiştirdikleri taşınmaz malları tapuya
tescil tarihinden itibaren bir ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirirler.
(10) Mazbut vakıfların
tescil görmemiş taşınmazları, Genel Müdürlüğün isteği üzerine,
tapu idaresince vakıfları adına tescil edilir. Bu tescilde hiçbir
resim ve harç aranmaz.
(11) Mazbut ve mülhak,
cemaat vakıfların vakfiyelerindeki şartların yerine getirilmesine
fiilen veya hukuken imkân kalmaması halinde; vakfedenin iradesine
aykırı olmamak kaydıyla ve mülhak vakıflarda vakıf yöneticisinin
teklifi üzerine, bu şartları değiştirmeye, güncelleştirmeye ve
yükümlülükleri kaldırmaya Meclis yetkilidir.
(12) Vakıfların hayrat
taşınmazları haczedilemez, rehnedilemez ve bu taşınmazlarda mülkiyet
ve irtifak hakkı için kazandırıcı zamanaşımı işlemez. Bu kanunun
gösterdiği haller dışında satılamazlar.
(13) Mazbut vakıflara
ait hayrat taşınmazlara, Genel Müdürlük tarafından öncelikle vakfiyeleri
doğrultusunda işlev verilir. Genel Müdürlükçe değerlendirilemeyen
veya işlev verilemeyen hayrat taşınmazlar; fiilen asli niteliğine
uygun olarak kullanılıncaya kadar kiraya verilebilir.
(14) Hayrat taşınmazlar;
Genel Müdürlükçe işlev verilmek amacıyla, vakfiyesinde yazılı
hizmetlerde kullanılmak üzere Genel Müdürlüğün denetiminde onarım
ve restorasyon karşılığı kamu kurum ve kuruluşlarına veya benzer
amaçlı vakıflara tahsis edilebilir.
(15) Mülhak vakfa ait
hayrat taşınmazın tahsisinde Genel Müdürlük görüşü alınır.
(16) Tahsis edilen taşınmaz;
ticari bir faaliyette kullanılamaz, tahsise aykırı kullanımın
tespiti halinde Genel Müdürlüğün talebi üzerine taşınmaz, bulunduğu
yerin mülki amirliğince tahliye edilir.
(17) Cemaat vakıflarına
ait, kısmen veya tamamen hayrat olarak kullanılmayan taşınmazlar,
vakıf yönetiminin talebi Vakıflar Genel Müdürünün oluru ve Meclis
kararıyla; aynı cemaate ait başka bir vakfa tahsis edilebilir veya
vakfın akarına dönüştürülebilir.
BAŞKAN – Sayın Komisyon
uyuyor mu, katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Katılmıyor.
Sayın Hükûmet katılıyor
mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Gerekçesini
Sayın Atilla Kart, Konya Milletvekili…
Sayın Kart, buyurun.
ATİLLA KART (Konya) –
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Tasarı’nın 7’nci maddesiyle
ilgili değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
dün 13’üncü Birleşimde yapılan konuşmalar esnasında Sayın Devlet
Bakanı Mehmet Ali Şahin’in şahsıma yönelik hakaret içeren suçlamalarına
karşı aynı oturumda cevap vermek üzere talepte bulundum. Sayın Başkan
Vekili İç Tüzük’ün 59’uncu maddesine göre bu konuda hemen değerlendirme
yapması gerekirken bu değerlendirmeyi hâlen yapmadığını görüyorum.
Bugün yazılı olarak talebimi tekrarladım. Geldiğimiz aşamada bunun
henüz değerlendirilmemiş olduğunu bir kez daha ifade ediyor, Sayın
Başkanı bu noktada kararını açıklamaya bir kez daha davet ediyorum.
Bu değerlendirmeden sonra, değişiklik önergesiyle ilgili görüşlerimi
ifade etmek istiyorum.
Biraz evvel, bakın değerli
arkadaşlarım, ibret verici bir tabloyla karşı karşıya kaldık. Siyasi
iktidara mensup Bursa Milletvekili arkadaşımız Sayın Mustafa
Dündar’a ben huzurunuzda teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Bu arkadaşımız neyi anlatmaya çalıştı. Bakın, siyasi iktidara
mensup olmanın getirdiği sınırlama ve disiplin içinde olabilecek
en uygun bir dille bu Tasarı’dan duyduğu rahatsızlıkları ve endişeleri
anlattı değerli arkadaşlarım. Bunları, Batı Trakya toplumuna mensup
olan bir kişi olması sebebiyle, konuları yaşayan bir kişi olması
sebebiyle, sorunları yaşayan bir kişi olması sebebiyle son derece
somut gerekçelerle, değerlendirmelerle sizlerin bilginize sundu
değerli arkadaşlarım. Bizim de, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu
Tasarı’nın başından bu yana anlatmaya çalıştığımız buydu. Belki
üslup olarak zaman zaman sert denebilecek, zaman zaman kırıcı denebilecek
ifadelerimiz de oldu; ama, konunun hassasiyeti karşısında, konunun
önemi karşısında ve siyasi iktidarın yanlış tavrı karşısında zaman
zaman bu üslubu kullanmak durumunda kaldık, ama, ben, sizleri, gelinen
bu aşmada çok geç olmadığı için, Sayın Dündar’ın yaptığı açıklamalar
noktasında yine bir öz eleştiri, bir iç muhasebe yapmaya davet ediyorum
değerli arkadaşlarım.
Bakın, sözcülerimiz
hep şunu anlatmaya çalıştılar, bunu ben gene genel hatlarıyla değerlendirmek
ve anlatmak istiyorum: Lozan Anlaşması’nın hemen hemen her maddesinde
azınlıkların dinî, hayri, sosyal ve eğitsel haklarına vurgular yapılmıştır.
Sözü edilen cemaat vakıfları, dinî, hayri, sosyal ve eğitsel haklarını
kullanabilmeleri için oluşturulmuş, bu haklar teminat altına alınmış
ve bu haklara -dikkatinizi çekiyorum değerli arkadaşlarım- kurumsal
bir kimlik kazandırılmıştır. Buradan hareketle söz konusu cemaat
vakıflarının amacı -tekrar ifade ediyorum- dinî, hayri, sosyal ve
eğitsel konularla sınırlandırıldığına göre bu vakıfların mal
edinme rejiminin de bu amaçlarla sınırlandırılmış olduğunu kabul
etmemiz gerekiyor; çünkü, vakıf müessesinin tarihsel sürecine
göz atıldığında vakıf esprisi içinde başlangıcından bu yana vakfın
amacı ve bu amaca özgülenen mal, mal varlığı, o vakıf tanımının ayrılmaz
iki temel unsurudur değerli arkadaşlarım. Yani, bir taraftan vakfın
amacı, bir taraftan bu vakfa özgülenen mal varlığı mütemmim cüz teşkil
ediyor, ayrılmaz iki unsuru teşkil ediyor. Bu nedenle, her vakıfta
olduğu gibi, cemaat vakıflarının da amaçlarını gerçekleştirmeleri
için elbette mal edinmeye ihtiyaçları vardır, ancak burada bir an durup
cemaat vakıflarının Türk hukuk sistemi içindeki Lozan’da kurulan
statüsüne ve amacına bakmamız yerinde olacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’nda, biliyorsunuz, vakıf kurma hakkı 33’üncü maddeyle kişisel
haklar kapsamında teminat altına alınmıştır. Türk hukuk sistemi
bir bütün olarak vakıf kurma hakkını bir, kişi hakkı, birey hakkı kapsamında
ve niteliğinde görmüştür.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafında kapatıldı)
ATİLLA KART (Devamla)
– Bu hakkı da, Türk hukuk mevzuatı, yine Anayasa’nın 10’uncu maddesi
kapsamında, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşüce, felsefi inanç,
din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olan herkese tanımıştır değerli arkadaşlarım.
Yine, burada, bakıyoruz,
sadece 10’uncu maddenin üçüncü fıkrasıyla ve ayrıca Medeni Kanun’un
101 ve müteakip maddelerindeki sınırlamalarla kısıtlı bir şekilde
bu düzenlemeyi yapmıştır. Burada, hemen şunu ifade edeyim: Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşları arasında bu noktada hiçbir ayrım yaratmamıştır.
Bakıyoruz Anayasa’nın
10’uncu maddesinin üçüncü fıkrasına, şu düzenlemeyi yapıyor: Hiçbir
kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamamasını
esas itibariyle düzenliyor. İşte, değerli arkadaşlarım, cemaat
vakıfları kavramı içinde bunu tartışmamız gerekiyor, bunu gerçekten,
bunu bütün unsurlarıyla sizlerin, bu Genel Kurulun tartışması ve
değerlendirmesi gerekiyor.
Ben, bunu ilerideki
önergelerde daha somut örnekleriyle anlatmaya devam edeceğim.
Bu aşamada Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Kart.
Sayın milletvekilleri,
gerekçesini biraz önce dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Sayın milletvekilleri,
maddenin oylanmasından önce bir açık oylama istemi vardır.
Önergeyi okutup imza
sahiplerini arayacağım.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Tasarı’nın 7’nci maddesinin oylamasının açık oy
şeklinde yapılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Faruk Çelik?
Burada.
İnci Özdemir?.. Burada.
Mehmet Sarı?.. Burada.
İrfan Gündüz?.. Burada.
Maliki Ejder Arvas?..
Burada.
Mustafa Tuna?.. Burada.
Sedat Kızılcıklı?..
Burada.
Ahmet Işık?.. Burada.
Ali Yüksel Kavuştu?.. Burada.
Cavit Torun?.. Burada.
Mustafa Cumur?.. Burada.
Abdullah Erdem Cantimur?..
Burada.
Kerim Özkul?.. Burada.
Nurdoğan Topaloğlu?..
FİKRET BADAZLI (Antalya)
– Tekabbül ediyorum.
BAŞKAN – Tekeffül ediyor.
Abdullah Çetinkaya?..
Burada.
Hakan Taşcı?.. Burada.
Adem Tatlı?.. Burada.
Fahrettin Poyraz?.. Burada.
Niyazi Özcan?.. Burada.
Mustafa Duru?.. Burada.
Açık oylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açık oylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Oylama için üç dakika
süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin,
teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme
giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen üç dakikalık
süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakan var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy
pusulasını, yine oylama için öngörülen üç dakikalık süre içerisinde
Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum ve oylamayı başlatıyorum.
Efendim, ismini okuduğum
20 arkadaşımız da oylama için elektronik cihaza girebilir.
Şimdi, 7’nci maddeyi
oyluyoruz. Sonuca göre, maddenin kabul edilip edilmediği anlaşılacak.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
1239 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 7’nci maddesinin açık oylaması
sonucu:
Oy sayısı: 194
Kabul : 193
Ret : 1 (x)
Böylece, madde kabul
edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
birleşime 19.30’a kadar ara veriyorum.
Kapanma Saati: 18.39
(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo
tutanağın sonuna eklidir.
ALTINCI OTURUM
Açılma Saati: 19.37
BAŞKAN: Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar TÜZÜN
(Bilecik)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 14’üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu
açıyorum.
1239 sıra sayılı Kanun
Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
VII. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Vakıflar Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği
Uyum ile Adalet Komisyonları Raporları (1/1054) (S. Sayısı: 1239) (Devam)
BAŞKAN – Komisyon ve
Hükûmet yerinde.
Tasarı’nın 8’inci maddesini
okutuyorum:
Yeni vakıf organlarının
tamamlanması
MADDE 8-
BAŞKAN – Madde üzerinde
iki önerge var, geliş sırasına göre okutacağım, aykırılığa göre
işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1239 Sıra Sayılı kanun
tasarısının 8 inci maddesinde yer alan “vakıf senedi değişikliğine
yetkili organın, bunun bulunmaması halinde ise” ibaresinin madde
metninden çıkarılmasını arz ve talep ederim.
Ömer Özyılmaz Kerim
Özkul
Erzurum Konya
BAŞKAN – İkinci önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1/1054 Esas Numaralı
Vakıflar Kanunu Tasarısının 8. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
Mehmet Küçükaşık |
Muharrem Kılıç |
|
|
Niğde |
Bursa |
Malatya |
|
|
Feridun Ayvazoğlu |
Atilla Kart |
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
Çorum |
Konya |
Artvin |
|
|
|
Feridun Baloğlu |
|
|
|
|
Antalya |
|
Madde 8-
(A) Yeni vakıfların
organlarında ölüm, istifa ya da herhangi bir nedenle eksilme olduğu
takdirde; vakıf senedindeki hükümlere göre, hüküm bulunmaması
halinde vakıf senedi değişikliğine yetkili organın, bunun bulunmaması
halinde ise icraya yetkili organın kararı ile Genel Müdürlükçe yenisi
atanır.
(B) Genel Müdürlükçe
yapılacak tebligata rağmen, istenen beyanname, bilgi ve belgeleri
zamanında vermeyen, organların kuruluş senedine aykırı olarak
toplanmasına sebebiyet veren veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan
vakıf yönetimine Genel Müdürlükçe bin Türk Lirası idari para cezası
verilir.
İdari para cezalarına
karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde vakıflar meclisine
itiraz olunabilir. Vakıflar meclisinin red kararı üzerine,
30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre
kanun yoluna başvurabilir.
(C) Mülhak ve Yeni Vakıflar;
mal edinebilirler, malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilirler.
Cemaat vakıfları
dinî, hayrî, sosyal, eğitsel, sıhhî ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını
karşılamak üzere taşınmaz mal edinebilirler ve bu malları üzerinde
tasarrufta bulunabilirler.
Genel Müdürlüğe ve
mazbut vakıflara ait akar mallar ile hakların daha yararlı olanları
ile değiştirilmesine, paraya çevrilmesine veya değerlendirilmesine
Meclis yetkilidir.
Mülhak, cemaat ve yeni
vakıflara amaca özgülenen mal ve haklar vakıf yönetiminin başvurusu
üzerine, Denetim makamının görüşü alınarak mahkeme kararı ile,
diğer mal ve hakları ise Genel Müdürlükçe yetkilendirilmiş bağımsız
ekspertiz kuruluşlarınca düzenlenecek rapora dayalı olarak vakıf
yetkili organının kararı ile daha yararlı olanları ile değiştirilebilir
veya paraya çevrilebilir.
Vakıf yöneticileri,
iktisap ettikleri veya değiştirdikleri taşınmaz malları tapuya
tescil tarihinden itibaren bir ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirirler.
(D) Mazbut vakıfların
tescil görmemiş taşınmazları, Genel Müdürlüğün isteği üzerine,
tapu idaresince vakıfları adına tescil edilir. Bu tescilde hiçbir
resim ve harç aranmaz.
(E) Mazbut ve mülhak,
cemaat vakıfların vakfiyelerindeki şartların yerine getirilmesine
fiilen veya hukuken imkân kalmaması halinde; vakfedenin iradesine
aykırı olmamak kaydıyla ve mülhak vakıflarda vakıf yöneticisinin
teklifi üzerine, bu şartları değiştirmeye, güncelleştirmeye ve
yükümlülükleri kaldırmaya Meclis yetkilidir.
(F) Vakıfların hayrat
taşınmazları haczedilemez, rehnedilemez ve bu taşınmazlarda mülkiyet
ve irtifak hakkı için kazandırıcı zamanaşımı işlemez. Bu kanunun
gösterdiği haller dışında satılamazlar.
Mimari ve tarihi değeri
olan eserler satılamaz.
(G) Mazbut vakıflara
ait hayrat taşınmazlara, Genel Müdürlük tarafından öncelikle vakfiyeleri
doğrultusunda işlev verilir. Genel Müdürlükçe değerlendirilemeyen
veya işlev verilemeyen hayrat taşınmazlar; fiilen asli niteliğine
uygun olarak kullanılıncaya kadar kiraya verilebilir.
Hayrat taşınmazlar;
Genel Müdürlükçe işlev verilmek amacıyla, vakfiyesinde yazılı
hizmetlerde kullanılmak üzere Genel Müdürlüğün denetiminde onarım
ve restorasyon karşılığı kamu kurum ve kuruluşlarına veya benzer
amaçlı vakıflara tahsis edilebilir.
Mülhak vakfa ait hayrat
taşınmazın tahsisinde Genel Müdürlük görüşü alınır.
Tahsis edilen taşınmaz;
ticari bir faaliyette kullanılmaz, tahsise aykırı kullanımın tespiti
halinde Genel Müdürlüğün talebi üzerine taşınmaz, bulunduğu yerin
mülki amirliğince tahliye edilir.
Cemaat vakıflarına
ait, kısmen veya tamamen hayrat olarak kullanılmayan taşınmazlar,
vakıf yönetiminin talebi Vakıflar Genel Müdürünün oluru ve Meclis
kararıyla; aynı cemaate ait başka bir vakfa tahsis edilebilir veya
vakfın akarına dönüştürülebilir.
BAŞKAN – Sayın Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Önerge sahipleri
adına, Sayın Kart gerekçeyi açıklayacak.
Sayın Kart, buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
ATİLLA KART (Konya) –
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; teşekkür ediyorum, saygılar
sunuyorum.
Yeni bir oturum başlarken,
Sayın Başkanın, İç Tüzük’ün 59’uncu maddesine göre yaptığım talep hakkında
henüz değerlendirme yapmadığını bir kez daha ifade ederek sözlerime
başlıyorum.
Şimdi, değerli arkadaşlarım,
bu Tasarı’nın, bakıyorsunuz, bütün maddelerinde iki temel karakteristik
kendisini gösteriyor. Birincisi: Anayasa’nın 10/3’üncü maddesini
ihlal etmek pahasına, belirli bir zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınması,
bir özel statü getirilmesi; daha eski ifadeyle, yeni özel bir kapitülasyon
sürecinin başlatılması. Bunu, çoğu maddede görüyorsunuz, bu değerlendirmeyi
yapabiliyorsunuz.
İkinci temel olay ise
şu: Bakıyorsunuz, vakıf kavramıyla bağdaşmayacak bir şekilde, vakfın
amacıyla, konusuyla, tahsis edilen mal varlığı arasındaki, o mütemmim
olma hâli, birbirinden ayrılamaz olma hâlinin ihlal edildiğini görüyoruz.
Yani, başka bir ifadeyle, vakıf kavramının ticari şirket haline dönüştürüldüğünü
görüyoruz değerli arkadaşlarım. Vakfın bu yönüyle nitelik değiştirdiğini
ve bir ticari şirket niteliği kazandığını görüyoruz, yanlış olan
bu. Bu, yeni bir kurumu ihlal etmek, o kurumun içini boşaltmak anlamına
geliyor. Bu durumda, kurum işlevini yapamaz hâle geliyor. Bunu, maalesef,
vakıf düzenlemesinde de yaşıyoruz, görüyoruz.
Biraz daha somut örneklerle
bunu anlatmak gerekiyor elbette. Bakın değerli arkadaşlarım, gerek
Anayasa’mızda gerekse ona dayalı olan hukuk sistemimizde hep birey
esas alınmıştır, birey hakları esas alınmıştır ve bu mevzuatın yapısı
içinde cemaat vakıfları düzenlemesi yoktur. Yani, belirli sosyal
sınıflara yönelik olarak, belirli gruplara yönelik olarak hak kazanımını
düzenleyen cemaat vakfı düzenlemesi niteliğinde bir düzenleme
yoktur, çünkü cemaat vakıfları, bireylerin inisiyatifiyle, girişimleriyle
tüzel kişilik kazanarak kurulmamıştır. Cemaat vakıflarının,
tamamen o döneme özgü olarak özel bir yapılanması vardır. Bu vakıflar
hukuk sistemimizin neresinde yer almaktadır? Olayın esası bu. Bunu
değerlendirmemiz, bunu analiz etmemiz gerekiyor değerli arkadaşlarım.
Bakın, bu kuruluşlar
Osmanlı hukukunda “vakıf” adıyla değil, Osmanlı hukukunda -aynen
o zamanki tabirle, kavramla söylüyorum- eşhası hükmiyenin gayri
menkule tasarruflarına dair olan 16 Şubat 1328 tarihli Kanun hükümlerine
göre müessesatı hayriye olarak kuruluyor, hayır kurumları olarak
kuruluyor. Cemaatlerin dinî, hayri, sosyal, eğitsel, kültürel ve
sağlık hizmetlerinin karşılanmasında bu hayır kurumlarından yararlanılıyordu.
Bu kuruluşlar, Lozan Barış Anlaşması’na taraf olan devletlerin kabulüyle
ve sadece o kurumlara özgü olmak üzere vakıf olarak kabul edilmiştir.
İşte, Lozan Anlaşması’nda azınlıklara tanınan hak cemaat vakfı kurma
hakkı değil, dikkatinizi çekiyorum, cemaat vakfı kurma hakkı değil,
var olan hayır kurumlarına tanınan vakıf olma hakkıdır. O hayır kurumuyla
sınırlı bir özel düzenleme getiriliyor. Bu Anlaşma’yla -Lozan Anlaşması’yla-
hayır kurumlarının ismi değiştiriliyor, kavram olarak ismi değiştiriliyor.
Amaçlar açısından bakıldığında, cemaat vakıfları toplumun bütün
fertlerini değil, sadece belirli bir cemaatin ortak ihtiyaçlarının
karşılanmasını amaçladığından, genel nitelikli, bireysel olmayan,
istisnai niteliği olan kolektif bir hak olarak kabul edilmelidir.
Öte yandan “cemaat”
sözcüğünün anlamını ayrıca irdelemeye ben gerek görmüyorum. “Cemaat”
sözcüğünün anlamının çerçevesi, kapsamı, bunlar hepimizin bildiği
hükümler, bunları, tekrar burada anlatmak istemiyorum. Ama, geldiğimiz
aşamada sonuç olarak şunu tespit etmemiz gerekiyor, şunu kabul etmemiz
gerekiyor: Lozan’daki Antlaşma çerçevesinde değerlendirme yapıldığı
zaman, cemaat vakfı Müslüman olmayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
ATİLLA KART (Devamla)
– … başka bir din ve soya mensup olanların dinsel, hayri, sosyal ve
eğitsel amaçlarını karşılamak üzere varlıkları, hükmi şahsiyetleri
Lozan Antlaşması’yla tanınan ve uluslararası sözleşmeyle teminat
altına alınan vakıfları ifade ediyor. Bu tanım, cemaat vakfının istisnai
olan hukuki statüsü ve vakıf esprisi hep birlikte değerlendiğinde
cemaat vakıflarının mal edinme haklarını da yine Lozan’da belirlenen
amaçlarla sınırlamak gerektiği bütün çıplaklığıyla ortaya çıkıyor.
Ama, maalesef, görüşülmekte olan Tasarı’yla bu temel özelliği deliyoruz
değerli arkadaşlarım.
Bunları, ben ve arkadaşlarım,
ilerleyen maddelerde daha somut örnekleriyle anlatmaya devam edeceğiz.
Genel Kurulu bir kez
daha saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Kart.
Gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
İkinci önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1239 Sıra Sayılı kanun
tasarısının 8 inci maddesinde yer alan “vakıf senedi değişikliğine
yetkili organın, bunun bulunmaması halinde ise” ibaresinin madde
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.
Ömer Özyılmaz Kerim
Özkul
Erzurum Konya
BAŞKAN – Sayın Komisyon
katılıyor musunuz önergeye?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın
Hükûmet?..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.
BAŞKAN – Gerekçeyi
mi okutalım efendim?
ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum)
– Konuşacağım efendim.
BAŞKAN – Sayın Özyılmaz
açıklamak istiyor.
Buyurun.
ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum)
– Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüştüğümüz Yasa’nın 8’inci
maddesiyle ilgili olarak vermiş olduğumuz önergenin gerekçesini
açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi sevgi
ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
önce, şunu bir defa daha hepimiz çok iyi düşünmeliyiz: Şu anda görüştüğümüz
Yasa’nın konusu olan vakıf, 21’inci yüzyılın en önemli konularından
birisidir. Çünkü, günümüz insanı -ben bunu tenkit etmek için söylemiyorum;
ama, bir vakıayı söylüyorum- hep kendisi için çalışma yaparken, daha
iyi yaşamak, daha lüks, daha güzel yaşamak için gayret sarf ederken,
vakıf medeniyeti ise, vakıf anlayışı ise, kendisinin dışında başka
insanları düşünmeyi de ve bunu gönülden bir yaşam biçimi haline
getirmeyi de bize öğreten bir konudur. Dolayısıyla, 21’inci yüzyılın
en ihtiyaç duyduğu konulardan birisidir. Böyle önemli bir konuyu
görüştüğümüzün hepimiz farkındayız, bunu biliyorum.
Bu çerçevede, ben, görüşmeler
esnasında bazı arkadaşlarımızın değindiği konularla ilgili düşüncelerimi
açıklamak istiyorum.
Önce, bu Kanun Tasarısı’nı
görüşürken, tenkit etmekte olan arkadaşlarımız bizi, AK Partiyi
ve Hükûmetimizi Osmanlı’ya öykünmekle suçladılar. Bu, Osmanlı’da
vardı, Osmanlı’da olduğu için siz bunları daha da geliştirmek istiyorsunuz,
benzer şekilde tenkit ettiler.
Şimdi, arkadaşlar,
şunu ifade edeyim: Biz, AK Partililer olarak, cumhuriyetin çocuklarıyız,
cumhuriyetin müesseselerinde yetiştik ve yıllarca bu memlekete
bu müesseselerde hizmet ettik. Cumhuriyetin kazanımlarını, demokrasinin
kazanımlarını içselleştirmiş durumdayız. Biz, bu konuları çok
iyi bilen, çok iyi uygulamasını da bilen bir kadroyuz. Bu manada, hedefimiz,
demokrasimizin ve cumhuriyetimizin kazanımlarını daha da ileriye
götürüp, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmaktır.
Biz bunu yaparken, aynı
zamanda, ecdadımızı da çok seviyoruz. Dedelerimizin o güzel, o
bugün pek çok kimseyi, pek çok kurumu, pek çok devleti hayran bırakan
güzel işleriyle de iftihar ediyoruz. Vakıf medeniyeti de bunlardan
birisidir. Dolayısıyla, onunla ilgili bir kanun tasarısı getirip,
bugünün icaplarına, bugünün gereklerine ve bugünün ihtiyaçlarına
göre onu yeniden düzenlemeye çalışmak, elbette güzel bir şeydir. Şunu
hepimiz biliyoruz ki, geçmişini bilmeyen, geleceğini de güzel
bir şekilde düzenleyemez. Biz konuya böyle yaklaşıyoruz.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Osmanlı’nın rejimini de mi getireceksiniz?
ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla)
– Dolayısıyla, bu manada bizi tenkit etmeniz doğru değildir değerli
arkadaşlar.
İkincisi; “efendim,
siz vakıfları geliştirerek, devletin, Anayasa’nın 3’üncü maddesinde
belirtmiş olduğu sosyal devlet ilkesini zedeliyorsunuz” diyorsunuz.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Osmanlı hayranlığı buraya kadar gitmesin.
ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla)
– Arkadaşlar, hele bunu bize hiç dememeniz lazım. Zaman zaman muhalefet
olarak şunu diyorsunuz: “Efendim, fakirlere, yoksullara o kadar
çok yardım yapıyorsunuz ki, insanlar tembelliğe alışmaya başladılar.”
ATİLA EMEK (Antalya)
– Allah’tan korkun!
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Dilenci haline getirdiniz...
ATİLA EMEK (Antalya)
– İstismar ediyorsunuz…
ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla)
– İzninizle…
Bakınız, arkadaşlar,
biz, AK Parti Hükûmeti olarak…
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Çadırlara mahkûm ettiniz yoksulları.
ATİLA EMEK (
ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) – …Hükûmetimiz
ve Partimiz, sosyal devlet ilkesini, gerek sosyal yardımlaşma alanında
gerek eğitim alanında gerek sağlık alanında -ben ayrıntılara girmeyeceğim-
bunları en mükemmel şekilde uygulayan bir hükûmetiz.
Şu anda Erzurum’un,
soğuk, yarın 30 derece soğuğa gelecek, binlerce ton kömür oraya,
yoksula gönderiyoruz.
Bir başka ile, bir başka ilin ihtiyacını gönderiyoruz.
Bu, sosyal devlet ilkesinin, işte, Anayasa’nın 3’üncü
maddesindeki sosyal devlet ilkesinin gereği olarak yaptığımızdır.
Ama, şunu bilesiniz değerli arkadaşlar: Her şeyi devlet yapmaz. Halkın kendi gücünün harekete geçmesi fevkalade önemlidir.
Eğitimde de bu böyledir. Bu, sosyal yardımlaşma
alanında… Vakıf, müesseseleşmiş hâlidir sosyal yardımlaşmanın.
Dolayısıyla, buna da itibar etmek mümkün değildir.
Önemli bir husus da, biraz önce konuşan,
yani, akşam oturumundan önce konuşan, ara vermesinden
önce konuşan bir arkadaşımız bir konu üzerinde burada durdu ve şöyle
dedi: “Metin üzerinde tahrifat yaptınız, sahtekârlık yaptınız.” Aslında, bu, son derece fevri söylenmiş bir sözdür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla)
– Bana göre, söylenmemesi gereken bir sözdü; çünkü, arkadaşımız
konuyu yanlış değerlendirerek bunu söylemiştir. Söylediği konu şudur.
Atatürk’ün bir sözü: “Vakıf meselesi mühimdir.” Atatürk
bu cümleyi söylemiştir, ama, arkadaş bunu “vakıf konusu” değil de
“vakıf sorunu” şeklinde tercüme etmiştir. Bu,
yanlış. Eğer, o günkü kültürü çok iyi bilirsek buradaki “mesele”
kelimesinin “sorun” değil, “konu” olduğunu bilmemiz gerekir. Dolayısıyla,
Mustafa Kemal Atatürk o gün demiştir ki: “Vakıf konusu çok önemli bir
konudur.” Ben de konuşmama başlarken bunu anlatmaya
çalışmıştım.
Diğer bir konu
da, yine Atatürk o konuşmasında “vakfı günün icatlarına ve asrın ihtiyaçlarına
göre sürekli geliştirmek ve ilerletmek lazımdır” diye -ben metni
okumuyorum, zaman darlığından dolayı- söylemiş. İşte, biz, şu anda AK Parti olarak Hükûmetimiz
böyle bir Tasarı getirmiş ve Hükûmetimizin getirdiği bu Tasarı vakıfları
çağdaşlaştırmak…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN – Efendim, son
cümlenizi alıyorum.
ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla)
– Bitiriyorum Sayın Başkanım.
…vakıfları günümüz
ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlemektir. Biz, bunu yapmaktayız.
Bu vesileyle şunu
söyleyeyim değerli arkadaşlar: Bakınız, Cumhuriyet Halk Partisi
olarak, sanki, burada böyle pusuya yatmış da “aman, bir, Anayasa’ya
aykırı bir durum, bir şey bulacak mıyız” gibi bir hava içerisindesiniz.
Cidden bu doğru değil.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Pusuya yatmasak Anayasa’yı delecek misiniz, Anayasa’yı ihlal mi
edeceksiniz?
ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla)
– Bu manada, arkadaşlar, sizden daha çok biz bu memlekete… Özür dilerim,
daha çok demeyeyim, en az sizin kadar bu memleketi seviyoruz, en az
sizin kadar bu memleketin yasalarını geliştirmek için gayret sarf
ediyoruz. Dolayısıyla, hiç kimse, herhangi bir kanun görüşülürken
başka bir şey aramasın. Sizden istirhamım şudur: Konuyla ilgili olarak
teknik bilgileriniz varsa, burada Kanunu geliştirmek için ileriye
süreceğiniz teklifleriniz varsa, lütfen, onu daha uygun bir tarzda
getirin diyor, bu vesileyle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Özyılmaz.
Sayın milletvekilleri,
gerekçesini dinlediğiniz önergeyi…
HALUK KOÇ (
BAŞKAN – …oylarınıza
sunuyorum ve karar yeter sayısı arayacağım.
Önergeyi
Şimdi, maddeyi…
HALUK KOÇ (
BAŞKAN – “Yok” dediyse,
o zaman ihtilaf var demektir.
MEHMET NURİ SAYGUN
(Tekirdağ) – Nasıl ihtilaf, 100 kişi yok orada!
BAŞKAN – Elektronik
cihazla oylama yapacağım ve üç dakika süre vereceğim.
Evet, verilen önergeyi
oyluyoruz arkadaşlar. Biraz önce Sayın Özyılmaz’ın gerekçesini
açıkladığı önergeyi oyluyoruz ve başlatıyorum oylamayı.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Sayın Başkan, söylesenize “İktidar Partisinin önergesi” desenize,
arkadaşlar karıştırıyorlar. “İktidar Partisinin önergesi” deyin.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
MUHARREM KILIÇ (Malatya)
– Oylama bitti, hâlâ pusula geliyor.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Hâlâ pusula geliyor!
BAŞKAN – Efendim, şimdi,
pusula veren arkadaşlarımızı okuyacağım.
Sayın Sami Güçlü?
Yok.
Sayın Halil Ürün?
Sayın Mahmut Durdu?
Sayın Maliki Ejder
Arvas? Burada.
Sayın Şükrü Önder? Burada.
Sayın Ekrem Erdem? Burada.
HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)
– Dört tane sahte oy!
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
önerge reddedilmiştir ve karar yeter sayısı vardır.
Şimdi, 8’inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Madde kabul edilmiştir.
9’uncu madde okutuyorum:
Vakıf yöneticisi
olamayacaklar
MADDE 9-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1/1054 Esas Numaralı
Vakıflar Kanunu Tasarısının 9. maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
Mehmet Küçükaşık |
Muharrem Kılıç |
|
|
Niğde |
Bursa |
Malatya |
|
|
Feridun Baloğlu |
Yılmaz Kaya |
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
Antalya |
İzmir |
Artvin |
|
|
|
Feridun Ayvazoğlu |
|
|
|
|
Çorum |
|
Madde 9-
(1) Vakıflarda; hırsızlık,
nitelikli hırsızlık, yağma, nitelikli yağma, dolandırıcılık, nitelikli
dolandırıcılık, zimmet, rüşvet, sahtecilik, hileli iflas, ihaleye
fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, güveni kötüye
kullanma, kaçakçılık suçları ile devletin güvenliğine karşı işlenen
suçların birinden mahkûm olanlar yönetici olamazlar.
(2) Vakıf yöneticisi
seçildikten sonra yukarıdaki suçlardan mahkûm olanların yöneticiliği
sona erer. Kendi ülkelerinde veya ülke dışında herhangi bir suçtan
mahkûm olan yabancı uyruklu kişiler vakıf yöneticisi olamazlar, vakıf
yöneticisi olduktan sonra suç işlemeleri halinde yöneticilikleri
düşer.
(3) Mülhak ve Yeni Vakıflar;
mal edinebilirler, malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilirler.
(4) Cemaat Vakıfları,
dinî, hayrî, sosyal, eğitsel, sıhhî ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını
karşılamak üzere taşınmaz mal edinebilirler ve bu malları üzerinde
tasarrufta bulunabilirler.
(5) Genel Müdürlüğe
ve mazbut vakıflara ait akar mallar ile hakların daha yararlı olanları
ile değiştirilmesine, paraya çevrilmesine veya değerlendirilmesine
Meclis yetkilidir.
(6) Mülhak, cemaat ve
yeni vakıflara amaca özgülenen mal ve haklar vakıf yönetiminin
başvurusu üzerine, Denetim makamının görüşü alınarak mahkeme kararı
ile, diğer mal ve hakları ise Genel Müdürlükçe yetkilendirilmiş bağımsız
ekspertiz kuruluşlarınca düzenlenecek rapora dayalı olarak vakıf
yetkili organının kararı ile daha yararlı olanları ile değiştirilebilir
veya paraya çevrilebilir.
(7) Vakıf yöneticileri,
iktisap ettikleri veya değiştirdikleri taşınmaz malları tapuya
tescil tarihinden itibaren bir ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirirler.
(8) Mazbut vakıfların
tescil görmemiş taşınmazları, Genel Müdürlüğün isteği üzerine,
tapu idaresince vakıfları adına tescil edilir. Bu tescilde hiçbir
resim ve harç alınmaz.
(9) Mazbut veya mülhak,
cemaat vakıflarının vakfiyelerindeki şartların yerine getirilmesine
fiilen veya hukuken imkân kalmaması halinde; vakfedenin iradesine
aykırı olmamak kaydıyla ve mülhak vakıflarda vakıf yöneticisinin
teklifi üzerine, bu şartları değiştirmeye, güncelleştirmeye ve
yükümlülükleri kaldırmaya Meclis yetkilidir.
(10) Vakıfların hayrat
taşınmazları haczedilemez, rehnedilemez ve bu taşınmazlarda mülkiyet
ve irtifak hakkı için kazandırıcı zamanaşımı işlemez. Bu kanunun
gösterdiği haller dışında satılamazlar.
(11) Mazbut vakıflara
ait hayrat taşınmazlara, Genel Müdürlük tarafından öncelikle vakfiyeleri
doğrultusunda işlev verilir. Genel Müdürlükçe değerlendirilemeyen
veya işlev verilemeyen hayrat taşınmazlar; fiilen asli niteliğine
uygun olarak kullanılıncaya kadar kiraya verilebilir.
(12) Hayrat taşınmazlar;
Genel Müdürlükçe işlev verilmek amacıyla, vakfiyesinde yazılı
hizmetlerde kullanılmak üzere Genel Müdürlüğün denetiminde onarım
restorasyon karşılığı kamu kurum ve kuruluşlarına veya benzer
amaçlı vakıflara tahsis edilebilir.
(13) Mülhak vakfa ait
hayrat taşınmazın tahsisinde Genel Müdürlük görüşü alınır.
(14) Tahsis edilen taşınmaz;
ticari bir faaliyette kullanılamaz, tahsise aykırı kullanımın
tespiti halinde Genel Müdürlüğün talebi üzerine taşınmaz, bulunduğu
yerin mülki amirliğince tahliye edilir.
(15) Cemaat vakıflarına
ait, kısmen veya tamamen hayrat olarak kullanılmayan taşınmazlar,
vakıf yönetiminin talebi Vakıflar Genel Müdürlüğünün oluru ve
Meclis kararıyla; aynı cemaate ait başka bir vakfa tahsis edilebilir
veya vakfın akarına dönüştürülebilir.
(16) Tasarruf edenlerin
veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk
veya mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde icareteynli ve mukataalı
taşınmaz malların mülkiyeti yargılama neticesine göre vakfı adına
tescil edilir. Kazanılmış haklar saklıdır.
BAŞKAN – Sayın Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor
mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Küçükaşık,
buyurun.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK
(Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan
önce hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Selami Uzun’un Çarşı’yı
hatırlatması nedeniyle, tahmin ediyorum yirmi beş dakika sonra
başlayacak olan UEFA Kupası maçında Beşiktaş’a başarılar diliyorum.
(Alkışlar)
Bir Beşiktaş Kongre
Üyesi olarak, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında büyük bir Türkiye bayrağıyla,
Türkiye Cumhuriyeti yazan bir pankartı açan ve Atatürk posterini
açan Çarşı taraftarını tekrar burada gündeme getirdiği için, bir
Fenerbahçeli olarak Selami Uzun’a teşekkür ediyorum. Biz, evet, Çarşı’yı
destekliyoruz; onlar Mustafa Kemal’dir, onlar ilericidir, onlar antiemperyalisttir.
O yüzden de Çarşı’yla her zaman için gurur duyduk ve duymaya da devam
edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, arkadaşlar,
ben, 9’uncu madde hakkında söz aldım. Buradaki tüm konuşmalarda,
karşılıklılık ve mütekabiliyet esasının var olduğu üzerinde çok
büyük tartışmalar yapıldı. Bakınız, ilk defa bu Tasarı Adalet Komisyonuna
17 Mayıs 2006 günü geldi, yani Danıştay saldırısının olduğu gün geldi.
O gün Adalet Komisyonuna gelen Tasarı’da, 2’nci maddede mütekabiliyet
esası asla yoktu. Sayın Orhan Eraslan, dün buradaki konuşmasında
-17 Mayıstaki, hem benim konuşmamın hem kendisinin konuşmasının
ve diğer, Cumhuriyet Halk Partili Komisyon üyesi arkadaşlarımın-
mütekabiliyet esası olmadığını çok açık bir şekilde belirttiler.
Bizim o toplantımızdan sonra alt komisyon kuruldu Adalet Komisyonunda,
biz üye vermedik, Cumhuriyet Halk Partili üyeler, alt komisyona üye
vermedik. AKP’li üyeli arkadaşlarımızın hazırladığı tasarıda,
yine mütekabiliyet esası yoktu. Ne zaman ki, Sayın Başbakan eylül
ayında Batı Trakya Türklerinin bir genel kongresine gittiğinde, mütekabiliyet
esası olduğunu orada öğrendi ve orada söz verdi “ben bu karşılıklılığı
getireceğim” diye ve Sayın Bakanımız, 2’nci madde görüşmeleri esnasında
-tahmin ediyorum kendi imzasıyla olması gerekir- mütekabiliyet
esasını karşılıklılığı düzenleyen bir metin getirdi.
Şimdi, karşılıklılıktan
bahsediyoruz. Bakınız, Yunanistan’ın 1980 yılında çıkartmış olduğu
bir Vakıflar Tasarısı var, orada, 6’ncı maddede, kimlerin vakıflara
üye olamayacağını, yönetim kurulunda görev alamayacaklarını belirtiyor,
6 aynen şöyle: “Adaylar yirmi beş yaşını doldurmuş olan, herhangi bir
sebeple siyasi haklardan yoksun kılınmamış, ağır suçtan, hırsızlık,
sahtekârlık, şantaj, sahte imza, ihanet, rüşvet, baskı, görev ihmali,
ahlaka aykırı hareket, sahte propaganda ve borçlanma suçlarından
(iflas) dolayı mahkûmiyeti bulunmayan Müslüman vatandaşlar olabilir.”
Türk değil, dikkat edin, Müslüman; Türk yok. 7’nci maddeye aynen devam
ediyorum tekrar. 7’nci maddeyi… Bakın, kimler olamıyor daha biliyor
musunuz vakıflarda yönetim kurulu üyesi: Müftüler ve müftünün emrindeki
memurlar, müftülerle doğrudan veya dolaylı ikinci dereceye kadar
kan veya sıhri akrabalığı bulunanlar, seçilen milletvekili veya
belediye meclisi ile köy belediye meclisi üyeleri aday olamazlar.
Şimdi söyler misiniz, sizin getirdiğiniz 2’nci maddede karşılıklılık
var mı?
Bakın, bu, Avrupa Birliği
ülkesi Yunanistan’ın 1980 yılında çıkartmış olduğu Vakıflar Kanunu
-tasarısı değil, kanunu- ve uyguluyor şu anda. Eğer mütekabiliyetten
bahsediyorsanız, mütekabiliyet karşılıklılıktır, bire bir karşılıklılıktır;
hukuki ve fiilî karşılıklılıktır mütekabiliyet, bu demektir.
Şimdi, oradaki Türkler
Türk sayılmayacak, Müslüman azınlık olarak gelecek, “Türk” kelimesini
kullanan bütün dernekler kapatılacak, her şey kapatılacak, oradaki
Müslüman din adamları, Türk milletvekilleri, Müslüman milletvekillerinin
hiçbir akrabası vakıflarda yönetim kurullarında üye olamayacak,
aday bile olamayacaklar ve siz diyeceksiniz ki burada: “Evet, burada
karşılıklılık var.” Allah aşkına, siz kimi kandırıyorsunuz? Kendinizi
mi kandırıyorsunuz? Kimi kandırıyorsunuz arkadaşlar?
ÖNER ERGENÇ (Siirt) –
Hiç kimseyi kandırmıyoruz.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)
– Ne yazık ki, bakın, gerçek karşılıklılık bu. Buna çok iyi bakın. Yok
böyle bir şey, karşılıklılık yok.
Yine aynı şekilde
12’nci madde var. 12’nci maddede de bir düzenleme getirdik. Bakınız,
öyle bir düzenleme getirdiniz ki, Türkiye’de eskiden Vakıflar Kanunu’nda
vakıf yönetim kurullarının ve kuruluşlarının Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olma şartı getiriliyordu. Şimdi o şartı kaldırdınız ve
başlangıçta öyle bir getirdiniz ki, çoğunluğunu Türkiye’de ikâmet
edilme, etmiş olma…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA NURİ AKBULUT
(Erzurum) – Yabancılar için var.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)
– Bakın, bunlar yeni vakıftır. Yabancılar Türkiye’de vakıf kurabilirler
ve sadece Türkiye’de ikâmet etme şartını getirdiniz ve yabancıların
ve yabancı tüzel kişilerin ve yabancı vakıfların ve onların şirketlerinin
ve hastanelerinin ve okullarının Türkiye’de gayrimenkul edinmesinin
önünde hiçbir engel getirmediniz. Bunu 4’üncü maddedeki konuşmamda
da söyledim. Sadece, bizim ısrarımız üzerine 12’nci maddede şunu
söylediniz; bakın, aynen ne diyor: “Kurucularının çoğunluğu yabancı
uyruklu olan vakıfların taşınmaz mal edinmeleri hakkında 22/12/1934
tarih ve 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesi uygulanır.”
hükmünü getirdiniz. Arkadaşlar, 35’inci madde şu anda Anayasa Mahkemesinde
hâlâ. Bunu biliyorsunuz değil mi? Artı, 35’inci maddeyle sadece
ikinci fıkrada istisnalar getirdik ticaret şirketlerine. Ama, onlar
da bire bir karşılıkla uyuşmuyor ve ticaret şirketlerinde özel kanunlarla,
Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu nedeniyle herkes istediği kadar
Türkiye’den gayrimenkul edinme hakkına sahip, tahsis ediyorsunuz. Nasıl
karşılıklılık bu? Böyle bir karşılıklılık yok.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)
– Sayın Başkan bitiriyorum.
BAŞKAN – Efendim, son
cümlenizi alayım.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)
– O yüzden, arkadaşlar, lütfen, metin elinizde. Ben hepinizden rica
ediyorum. Biz bir yıldan beri bunu Türkiye’nin gündemine getirmeye
çalıştık. Hükûmete anlatamadık, Adalet Komisyonunda belirttik. En
son toplantıda ancak değişiklikler yapılabildi. Karşılıklılık
maddeleri son değişikliklerde konuldu. Bakınız, okuyun, metinlerde
göreceksiniz. Ne olur şu metinleri bir okuyun… Şu metinleri okuyun…
Vakıflar Kanunu, Türkiye’nin, var, karşılıklılık esasına göre. Biz
açıkça ilan ediyoruz, hepimiz de ilan ettik. Getirin, Yunanistan’daki
Türk-Müslüman cemaate ilişkin yasal düzenlemeyi aynen bire bir getirin,
biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak hepimiz kabul oyu vereceğiz. Bunu
size taahhüt ettik. Varsa cesaretiniz buyurun gelin.
Teşekkürler.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Küçükaşık.
Efendim, gerekçesini
biraz önce dinlediğiniz önergeyi şimdi oylarınıza sunacağım: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
9’uncu maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
10’uncu maddeyi okutuyorum:
Vakıf yöneticilerinin
sorumlulukları ve görevden alınması
MADDE 10.-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Vakıflar Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesinin
aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
Mehmet Küçükaşık |
Muharrem Kılıç |
|
|
Niğde |
Bursa |
Malatya |
|
|
Feridun Ayvazoğlu |
M. Nuri Saygun |
Yüksel Çorbacıoğlu |
|
|
Çorum |
Tekirdağ |
Artvin |
|
|
|
Feridun Baloğlu |
|
|
|
|
Antalya |
|
Vakıf yöneticilerinin
sorumlulukları ve görevden alınması
Madde 10- Vakıf yöneticileri;
vakfın amacına, yürürlükteki mevzuata uymak zorundadır.
Birinci fıkrada belirtilen
zorunluluğa uymayanlar ile;
a) Vakfın amacı doğrultusunda
faaliyette bulunmayan,
b) Vakfın mallarını
ve gelirlerini amaçlarına uygun olarak kullanmayan,
c) Ağır ihmal ve kasıtlı
fiilleriyle vakfı zarara uğratan,
d) Teftiş Makamınca tespit edilen noksanlık ve yanlışlıkları verilen
süre içeri-sinde tamamlamayan, düzeltmeyen veya aykırı işlemlere
devam eden,
e) Medeni hakları
kullanma ehliyetini kaybeden veya görevini sürekli olarak yapmasına
engel teşkil edecek hastalığa veya maluliyete yakalanan,
f) Bu Kanunun 11 inci maddesi uyarınca iki defa idari para cezası
alan,
Vakıf yöneticileri,
Meclisin vereceği karara dayalı olarak Teftiş Makamının başvurusu
üzerine vakfın yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesince görevlerinden
alınabilir. Telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilecek hallerde dava
sonuçlanıncaya kadar, Meclis kararı üzerine Teftiş Makamınca, vakıf
yönetiminin geçici olarak görevden uzaklaştırılması ve kayyımca
yönetilmesi ihtiyati tedbir olarak mahkemeden talep edilir.
Görevinden alınan vakıf
yöneticileri Meclis üyesi olamaz ve on yıl süreyle aynı vakfın yönetim
ve denetim organında görev alamazlar. Ayrıca ikinci fıkranın (c),
(e) ve (f) bentlerinde belirtilen nedenlerle görevinden alınan vakıf
yöneticileri başka bir vakfın yöneticisi ise o görevinden de alınmış
sayılır ve on yıl süreyle hiçbir vakfın yönetim ve denetim organlarında
görev alamazlar.
Vakıf yönetiminde
yer alan kişiler ile vakıf çalışanları kusurlu fiilleri nedeniyle
vakfa verdikleri zarardan sorumludurlar.
Vakıf yöneticileri
mahkeme kararı olmaksızın görevlerinden uzaklaştırılamazlar.
BAŞKAN – Sayın Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Gerekçeyi…
Sayın Eraslan?..
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Evet.
BAŞKAN – Gerekçeyi
Sayın Orhan Eraslan açıklayacak.
Buyurun.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
– Şimdi, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her Cumhuriyet
Halk Partisinden çıkan konuşmacı, bu görüşmekte olduğumuz Vakıflar
Yasa Tasarısı’nın öneminin altını çizmeye çalışıyoruz, acaba, arkadaşlarımıza
“çok vahim bir hata yapmak üzere olduklarını anlatabilir miyiz” düşüncesiyle.
Ne yazıktır ki, hiçbir
şekilde, hiçbir kategoride temel yasa olmamasına rağmen temel yasa
biçiminde getirildiği için, muhalefetin, ancak böyle, önergeler
üzerine beşer dakika, kesik kesik söz alabilme olanağı olabiliyor.
Doğru dürüst, maddeler üzerine söz alıp açıklayabilme olanağımız
yok. Onun için, önergelerimiz biraz uzunca. Yasa temel olunca önerge
de temel oluyor, kusura bakmayın. Onun için, önerge konusundan ziyade
Yasa’yı anlatmaya çalışıyoruz. Bu da bir ihtiyaç.
Şimdi değerli arkadaşlarım,
iyi niyetli ve anlamayan yaklaşımları anlayabilirim. Bu Yasa’yı
iyi zanneden arkadaşlar, Hükûmetimiz hazırladı iyidir diyen arkadaşları
anlayabilirim, ama, bu yasa konusunda Cumhuriyet Halk Partisinin
altı cilt tutan muhalefetini bile bile bu Yasa’ya iyi diyen arkadaşları
anlamakta zorluğum vardır.
Şimdi, bakın, bu Yasa’yla
neler getirilmişti. Bir tane, size geçici 5’inci madde okuyacağım.
Bu madde çok teknik, onu açıklayacağım müsaade ederseniz: “Bu Kanun’un
yürürlük tarihine kadar tasarruf edenlerinin ölüm, kayıp, terk ve
mübadil…” altını çiziyorum “…mübadil gibi durumları nedeniyle
son mirasçı sıfatıyla tapuda hazine adına -kayıtlı- tescil edilmiş
vakıf taşınmazları 17’nci madde hükmüne tabidir.” 17’nci madde ne? “Vakfına
döner” diyor.
Arkadaşlar, mübadeleyi,
Lozan’dan sonra biz bu yasalarla hükme bağlamışız mübadeleyi, tasfiye
etmişiz. Bakın, kaç tane yasa çıkmış mübadeleyle ilgili. Lozan deliniyor,
Sevr’in 140’ına dönüyorsunuz deyince “yahu vehim ediyorsunuz…” Vehim
değil, tek taraflı olarak, mübadeleden önceki duruma dönüyorsunuz
tek taraflı olarak. Yani, mübadil mallarını geri talep etme hakkını
tanıyorsunuz. Böyle bir vahim hata olabilir mi? Bunu anlattık. Neyse,
şükür ki, onu Komisyonda anlatabildik, Sayın Bakan himmet ettiler,
öyle diyeyim, yani, çektiler bu maddeyi. Tutanakları burada, çektiler.
Önce Sayın CHP Genel Başkanı Deniz Baykal açıkladı Grup toplantısında,
sonra bizzat benim tarafımdan Komisyonda açıklandı, bu madde çekildi,
ama, 17’nci madde haşmetiyle duruyor.
Arkadaşlar, o çekilerek,
bu çekilerek düzelmiyor bu, yani, deve gibi her yeri eğri, yani, temelde
kuruluş felsefesi yanlış, yeniden olması lazım. Şurasını törpüleyerek,
burasını törpüleyerek düzeltemiyoruz, düzelmiyor; düzelse biz
de gayret edeceğiz, ama düzelmiyor.
Bakınız, bir ünlü geçici
9 vardı Hükûmet Tasarısı’nda, şimdi 7 oldu; onu, bilemiyorum kalan
zamanım içerisinde anlatabilir miyim. Nam-ı müstear ve nam-ı mevhumların
iadelerini, azınlık vakıflarına, cemaat vakıflarına iadelerini
öngörüyordu. Bunu anlamak için nam-ı müstearın ve nam-ı mevhumun ne
olduğunu anlamak gerekiyor ve Osmanlı mülkiyet ilişkisini bilmek
gerekiyor. Yani, bu bilgi kirlenmesi içerisinde, iyi şeyler yapılıyor
gibi değil. Şimdi, nam-ı müstear demek, “takma isim” demektir; nam-ı
mevhum da “kavram adı” demektir. Osmanlı’da…
CAVİT TORUN (Diyarbakır)
– Hayalî isim...
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– “Kavram adı” demektir. Hayalî isim nam-ı müsteardır, “takma ad”dır.
Şimdi, bakınız, Osmanlı’da,
1912 yılına kadar tüzel kişiliklerin mülk edinebilme imkânı yoktu,
gayrimüslim tüzel kişiliklerinin. 1912 yılından önce, çeşitli
azınlık vakıfları, müstear adla yahut da mefhumla, yani Cebrail
adına, Meryem adına, İsa adına yahut azizler adına, Hristiyan azizleri
adına mülk edinebiliyordu. Bunlara nam-ı mevhum deniliyordu; diğer
birtakım isimler adına olana da nam-ı müstear, takma ad deniliyordu.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– Şimdi, bu düzenlemeyle bunları geri talep etme hakkını veriyorsunuz.
Şimdi, arkadaşlar,
nam-ı mevhum, haydi anlayabilinir belki bir ölçüde, çünkü nam-ı mevhumlar
bellidir, çok çoğaltamazsınız; ama, her ismi, her gayrimüslim ismini
nam-ı müstear sayabilme olanağı vardır, gerçek, reel şahıslarınkini
bile. Yani, tapuda gördüğünüz her ismi müstear sayabilme imkânı
vardır. Bu, fiilen ve hukuken, devletin, son temsilci olduğunu, son
mirasçı olduğunu, -uluslararası, evrensel bir hukuk kaidesidir-
ortadan kaldıran bir şeydir. Çünkü, bu cemaatlere, tapuda Katerina’ysa,
bu müstear addı, bu takma addı, biz, yazdıramamıştık, onun için böyle
kaldı diyebilme imkânını verir.
MUSTAFA NURİ AKBULUT
(Erzurum) – Kayıtlı olacak…
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– Diyelim ki, başka bir şeyse de…
MUSTAFA NURİ AKBULUT
(Erzurum) – Kayıtlı olmadan olur mu?
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– Efendim, müsaade et Nuri Bey, ne olduğunu biliyoruz herhalde.
Şimdi, bu konuda,
ben, bunların sınırı nedir diye, Sayın Genel Müdüre sordum, adedi
nedir diye -tutanak burada- “Adedini bilmiyorum.” dedi.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Efendim, son
cümlelerinizi rica edeyim.
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– Adedini bilmediği miktarda bir taşınmazın verilmesi öngörülüyor.
Bunu, sadece bizim ısrarlarımız sonucu, bir, yıl önerisi ile sınırlandı,
“otuz altı yılı” önerisiyle, ondan evvel, İstanbul’un fethine kadar
gidiyordu arkadaşlar. Bu Yasa’ya “evet” demeyin, lütfen. Bu doğru
bir yasa değil, bu vahim bir şey. Yani, bunu…
SELAMİ UZUN (Sivas) –
Vahim değil, vehim, vehim…
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– “Vehim” diyen, dalalet içerisinde, gaflet içerisinde, yapmayın,
vehim değil.
SELAMİ UZUN (Sivas) –
Vehim, vehim…
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– Vehim değil.
SELAMİ UZUN (Sivas) –
Vehim…
ORHAN ERASLAN (Devamla)
– Siz bunu bilerek söylüyorsanız hıyanet içerisindesiniz. Olur mu
öyle şey! (CHP sıralarından alkışlar)
SELAMİ UZUN (Sivas) –
Sabahtan beri vehim üretiyorsunuz burada.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Eraslan.
Biraz önce gerekçesini
dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
10’uncu maddeyi oylarınıza
sunuyorum.
HALUK KOÇ (Samsun) –
Karar yeter sayısı istiyoruz.
BAŞKAN – Karar yeter
sayısı arayacağım.
Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Madde kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.
11’inci maddeyi okutuyorum:
İdari para cezası
MADDE 11-
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir adet önerge var, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Vakıflar Kanun Tasarısının 11 inci maddesinin
aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Eraslan |
Mehmet Küçükaşık |
Muharrem Kılıç |
|
|
Niğde |
Bursa |
Malatya |
|
|
Feridun Ayvazoğlu |
Yüksel Çorbacıoğlu |
M.Nuri Saygun |
|
|
Çorum |
Artvin |
Tekirdağ |
|
|
Atila Emek |
Feridun Baloğlu |
|
|
|
Antalya |
Antalya |
|
İdari para cezası:
Madde 11- Genel Müdürlükçe
yapılacak tebligata rağmen, istenen beyanname, bilgi ve belgeleri
zamanında vermeyen, organların kuruluş senedine aykırı olarak
toplanmasına sebebiyet veren veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan
vakıf yönetimine Genel Müdürlükçe bin Türk Lirası idari para cezası
verilir.
İdari para cezalarına
karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde vakıflar meclisine
itiraz olunabilir. Vakıflar meclisinin red kararı üzerine,
30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre
kanun yoluna başvurabilir.
BAŞKAN – Sayın Komisyon,
önergeye katılıyor musunuz?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet?..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Emek,
buyurun.
ATİLA EMEK (Antalya)
– Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Vakıflar
Kanunu Tasarısı’nın 11’inci maddesi için verilen değişiklik önergemiz
üzerine söz almış bulunuyorum; yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.
Değerli milletvekilleri,
bu Tasarı’nın gelişinde, Avrupa Birliğinin talepleri ve AKP İktidarının
kendi siyasi anlayışına uygun hesapları vardır. Türkiye’miz, AKP
İktidarı döneminde dışarıdan yönlendirilmeye açık hâle getirildi.
Bu bağlamda, dış baskılara evet diyen ve dışarıdan gelen talepleri
yerine getiren bir görünüm sergilendi. Görüşmekte olduğumuz Tasarı
da, bu anlayışla yüce Meclise sunuldu. Üzücü olan, milletimizin
hakkı olanı vermek yerine, Avrupa Birliğinin taleplerini yerine
getirmek bu dönemde kural hâline geldi. AKP İktidarında 5’inci Yasama
Yılına girdik, hâlâ Avrupa Birliği uyum paketi, IMF dayatmaları,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemini belirliyor. Yüce Meclisin
gündeminde milletin sıkıntısı ve çözüm bekleyen sorunları yok. Tam
bir teslimiyet anlayışı içinde dışarıdan talep edilen konuların
görüşülmesi öncelik arz ediyor. Vakıflar Yasası da bunun bir örneğidir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu Tasarı’nın ülkemize ve milletimize vereceği
zararlar, günlerdir duyarlı kamuoyunda tartışılmaktadır. Ulus devlet
yapımızı tahribe yönelik, AKP İktidarının birçok projesini bu yüce
çatı altında tartıştık. Bunların başında Kamu Yönetimi Temel Kanunu
vardı. Sayın Cumhurbaşkanımızca veto edildikten sonra tekrar gündeme
getirilmedi. Ancak, bu Tasarı’yla kurgulanan oyun, orada tümden yapamadıklarını
burada bölümler halinde yasalaştırmak istiyorlar. Bu Tasarı ile
AKP’nin ülkede gerçekleştirmek istediği, sosyal devleti bir kenara
bırakıp, Türk ulusunu iane toplumuna dönüştürmektir. Bir diğer
amaç da kaldırılan Evkaf ve Şeriye Vekâletini fiilen kurmaktır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; AKP anlayışında denetim ve teftiş yoktur. Bu anlayışlarını
Vakıflar Yasa Tasarısı’na da aynen yansıtmışlardır. Bu tutum, yolsuzlukla
mücadelede yeri olmayan ve yapanın yaptığı yanına kalır anlayışının
ifadesidir. Kaynağı bilinmeyen, nereye harcandığı denetlenmeyen
bir anlayışla vakıfları yönetmenin hukuk devleti kurallarıyla
bağdaşmadığı açıktır. Bu yönüyle de Tasarı’nın kanunlaşması ülkemizde
yeni yolsuzlukların kaynağını oluşturacaktır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; değişiklik önergemizle düzeltmeye çalıştığımız
11’inci madde de Tasarı’nın bütünü için belirttiğim anlayışın bir
ürünüdür. Yüce heyetinizin değişiklik önergemizi kabul etmesi,
baştan sona ülkenin ve ulusun zararına olan bu Tasarı’nın hiç olmazsa
bir maddesinde düzeltme olanağı sağlayacaktır. Ancak, bunun da bir
fayda getirmeyeceğini biliyorum.
Yapılması gereken,
bu Tasarı’nın tümüyle geri çekilip, Türk ulusuna, Lozan’ın ruhuna,
laik, demokratik Türkiye Cumhuriyetine yaraşır bir yasa yapmaktır.
Bunu başarmak AKP’nin de lehinedir. Ancak, siz bunu başaracak gücü,
inancı kaybettiniz. Yüce milletimiz de size güvenini kaybetti. Size
verdiği emaneti ilk seçimde sizden geri alacaktır, sizi yolcu edecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle
yüce Meclise saygılar sunarım.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum
Sayın Emek.
Gerekçesini biraz
önce dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
11’inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
12’nci maddeyi okutuyorum.
İKİNCİ BÖLÜM
Vakıf Malları ve Faaliyetleri
Vakıfların mal edinmesi,
akar cinsinden olan malların değiştirilmesi
MADDE 12 -
BAŞKAN – Madde üzerinde
bir önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1239 sıra sayılı Vakıflar Kanunu Tasarısının 12’nci maddesinin
üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederim.
Hüseyin Özcan Süleyman Sarıbaş
Mersin Malatya
“Mülhak, cemaat, esnaf
vakıfları ile yeni vakıflara, başlangıçta özgülenen mal ve haklar,
vakıf yönetiminin başvurusu üzerine, haklı kılan sebepler varsa,
denetim makamının görüşü alınarak mahkeme kararı ile sonradan iktisap
ettikleri mal ve hakları ise bağımsız ekspertiz kuruluşlarınca düzenlenecek
rapora dayalı olarak vakıf yönetiminin başvurusu üzerine Meclis
kararı ile daha yararlı olanları ile değiştirilebilir veya paraya
çevrilebilir.”
BAŞKAN – Sayın Komisyon,
önergeye katılıyor musunuz?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılmıyoruz efendim.