BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 14.02
21 Eylül
2006 Perşembe
BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
----- 0
-----
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 127 nci Birleşimini açıyorum.
Y O K L A M
A
BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama
yapacağız.
Yoklama için 5 dakika süre vereceğim.
Sayın milletvekillerinin oy
düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde
elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik
personelden yardım istemelerini, buna rağmen de sisteme giremeyen üyelerin ise,
yoklama pusulalarını, görevli personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre
içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri toplantı yetersayısı
yoktur.
Birleşime 15 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
14.11
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 14.25
BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
----- 0
-----
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127 nci Birleşiminin
İkinci Oturumunu açıyorum.
Y O K L A M
A
BAŞKAN – Yapılan ilk yoklamada
toplantı yetersayısı bulunamamıştı. Şimdi tekrar elektronik cihazla yoklama
yapacağız.
Yoklama için 3 dakika süre veriyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
toplantı yetersayısı vardır.
Gündeme geçiyoruz.
Olağanüstü toplantı çağrı önergesine
konu kanun tasarı ve tekliflerini görüşmek için, gündemin “Kanun Tasarı ve
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
1 inci sırada yer alan, Özel Öğretim Kurumları Kanunu
Tasarısı ve Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir’in Özel Öğretim Kurumları
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam
edeceğiz.
1 - Özel Öğretim Kurumları Kanunu Tasarısı ve Samsun
Milletvekili Cemal Yılmaz Demir’in; Özel Öğretim Kurumları Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor
Komisyonu Raporu (1/1183, 2/743) (S. Sayısı: 1151)
BAŞKAN
– Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
2
nci sırada yer alan, Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu
Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporunun
görüşmelerine başlıyoruz.
2 - X- Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu
Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/1211)
(S. Sayısı: 1193) (x)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
Komisyon raporu 1193 sıra sayısıyla bastırılıp
dağıtılmıştır.
Sayın milletvekilleri, Genel Kurulun 13.6.2006 tarihli
114 üncü Birleşiminde alınan karar gereğince, bu tasarı İçtüzüğün 91 inci
maddesi kapsamında görüşülecektir. Bu nedenle, tasarı, tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanıp, maddelerine geçilmesi kabul
edildikten sonra bölümler halinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler
ayrı ayrı oylanacaktır.
Tasarının tümü üzerinde AK Parti Grubu adına söz isteyen
Konya Milletvekili Mehmet Kılıç; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Kılıç, süreniz 20 dakikadır.
AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET KILIÇ (Konya) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 1193 sıra sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu
Tasarısı hakkında söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Meclisi şahsım ve
Grubum adına saygılarımla selamlıyorum.
Ülkemizde, Avrupa Birliği normlarına uyumlu meslekî
yeterlilik sistemimiz bulunmamaktadır. Türkiye İş Kurumunun koordinasyonunda,
ilgili bakanlıklarımızın işçi, işveren ve esnaf kesimleri başta olmak üzere,
sivil toplum örgütlerinin bu sisteme esas oluşturacak altyapı çalışmalarını
yıllardır sürdürdüklerini biliyoruz. Bu çalışmalar, Avrupa Birliği müzakere
sürecinde iş kurma ve hizmet sunumu serbestisi faslında da değerlendirilmiş ve
meslekî yeterlililik kurumuna duyulan ihtiyaç nedeniyle bu kanun tasarısı Yüce
Meclisimize gelmiştir, komisyonumuzda 1 Haziran 2006 günü görüşülmüştür.
Değerli arkadaşlar,
Avrupa Birliği üyesi ülkeler ile diğer gelişmiş ülkelerdeki Meslekî yeterlilik
sistemleri incelendiğinde, çalışma hayatı ve eğitim kesimi arasında işlevsel
bağın kurulmasında meslek standartları, sınav ve belgelendirilme sisteminin
önemli bir araç olarak kullanıldığı ve meslekî yeterliliğe ilişkin hizmetlerin
ürün standartlarını belirleyen kuruluşlardan ayrı olarak, devlet, işçi, işveren
kesimlerinin katılımıyla oluşturulan özerk kurumlar tarafından yürütüldüğü
görülmektedir.
24 Temmuz 2003 tarih ve 25178 mükerrer sayılı Resmî
Gazetede yayımlanan Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Ulusal
Programın mevzuat uyum başlığı altında yer alan, en az üç yıl meslekî eğitim ve
öğretimin tamamlanmasıyla hak edilen yüksekokul diplomalarının tanınması için
bir genel sisteme ilişkin 21 Aralık 1988 tarihli Konsey Direktifi, bu direktife
ek olarak profesyonel eğitim ve öğretimin tanınmasına ilişkin ikinci genel
sistem hakkındaki 18 Haziran 1992 tarihli Konsey Direktifi, niteliklerinin
tanınmasına ilişkin genel sisteme ilave olarak liberalizasyon
ve geçiş önlemleri hakkındaki direktif tarafından
kapsanan profesyonel aktivitilere ilişkin
niteliklerin tanınmasına yönelik bir mekanizma oluşturulması hakkında 7 Haziran
1999 tarihli Konsey Direktifi mevzuatlarına karşılık gelen ulusal
mevzuatlarımızın adı “meslekî niteliklerin karşılıklı tanınması sistemini
oluşturacak kanun” olarak belirlenmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere,
meslekî yeterlilik sistemi, eğitim ve öğretim programlarının ulusal meslek
standartlarına göre oluşturulduğu, işgücünün, iş piyasasının gerekliliğine göre
yetiştirilip belgelendirildiği, işgücünün uluslararası düzeyde meslekî
yeterliliğin belgelenerek serbest dolaşımın kolaylaştırıldığı, yaşam boyu
öğrenmenin desteklendiği, işverenin vasıflı işgücüne erişimini kolaylaştırdığı,
istihdamı ve rekabet gücünü artıran, işgücüne çalışma alanı ve görev tanımıyla
ilgili güvence sağlayan Adil, şeffaf, güvenilir bir ortam olarak
tanımlanabilir.
Meslekî yeterlilik sisteminin kurulması işverenlere,
çalışanlara ve eğitim kesimine sayısız yararlar sağlamaktadır. Bu sayede,
işverenler, istihdam edecekleri kişilerin sahip olmaları gereken bilgi ve
becerileri konusunda önceden bilgi sahibi olurlar, istihdam edecekleri
kişilerin seçiminde, ücretlerinin belirlenmesinde ve terfilerinde daha isabetli
kararlar verebilirler. Çalışanlar, bu sistem sayesinde, iş başvurularında sahip
oldukları yeterlilikleri daha iyi sergileyebilirler ve kendilerini nasıl
geliştirebilecekleri hakkında fikir sahibi olabilirler. Kısaca, meslekî
yeterlilik sistemi, iş yaşamı ile eğitim yaşamı arasında önemli bir köprü
işlevi görmektedir.
Bugün, ülkemiz ve pek çok ülkede meslekî eğitim, örgün ve
yaygın eğitimle sunulmaktadır. Ancak, söz konusu eğitim kurumlarınca verilen
meslekî eğitimin iş piyasasının beklenti ve ihtiyaçlarını her zaman karşılamadığı,
iş yaşamının kendine has dinamiklerinin eğitime gerektiği ölçüde yansıtılmadığı
işverenler tarafından açıkça dile getirilmektedir.
Mevcut meslekî eğitim ve sertifikasyon sistemi eğitim
faaliyetleri sonucunda verilen diploma veya sertifikalar kişilerin sahip
oldukları bilgi ve becerileri yeterince ve güvenilir biçimde yansıtmamakta ve
kişinin istihdam şansını kısıtlamaktadır.
Değerli arkadaşlar, bunun yanı sıra, herhangi bir eğitim
almadan, çalışarak beceri kazananların büyük bir bölümü, sahip oldukları
becerilerini belgelendirme imkânı bulamamaktadır. Çalışarak beceri kazananlara
verilmiş olan belgelerin bir başka kurum tarafından kabul görmediği de
bilinmektedir. Bu faktörler, eğitim ve istihdam yaşamı arasında anlaşmazlıklara
neden olmakta ve bundan dolayı da eğitim veren kuruluşlar, eğitim alanlar ve
bunları istihdam eden işverenler arasında güvensizlik oluşmaktadır. Bu durum,
işgücü piyasası taleplerinin eğitime yansıtılmasını engellediği gibi, eğitilmiş
kişilerin istihdamını da olumsuz yönde etkilemektedir. Türkiye’de meslek
standartlarına dayalı sınav ve belgelendirme sisteminin bulunmaması, meslek
eğitimi almış kişilere istihdam olanağı sağlanmasında herhangi bir sebeple
eğitim sisteminin dışına düşmüş, ancak
çalışarak beceri kazanmış kişilerin istihdam şansının artırılmasında, istihdam
edilmiş kişilerin de eğitim yoluyla teknolojik
gelişmelere adapte edilmesi ve yeni işlere hazırlanmasında büyük
sıkıntılar yaşanmaktadır.
Gelişmiş ülkeler,
değişen ve gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda ulusal meslekî yeterlilik
sistemlerini oluşturmuşlar, kurumsallaşmayı sağlamışlardır. Bu çerçevede,
geçerli bir meslek sertifikasına sahip olmayanların gelişmiş ülkelerde iş
bulması ve mesleğini icra etmesi mümkün
değildir.
Saygıdeğer milletvekilleri, görüşülmekte olan tasarı
incelendiğinde, bu hususlara özellikle dikkat edilmiş olduğu, esasen, tasarının
devlet, işçi ve işveren kesimleriyle uzlaşma sonucu hazırlandığı, kurulacak
kurumun da tam özerk olduğu anlaşılmaktadır.
Söz konusu kanun tasarısının kanunlaşması Avrupa
Birliğiyle müzakere süreci açısından önem arz etmektedir. Türkiye’nin Avrupa
Birliğine entegrasyonuna ilişkin
hususları düzenleyen geçmiş yıllardaki ulusal programlarda meslek standartları
sınav ve belgelendirme sisteminin oluşturulacağına dair taahhütlerde
bulunulmuştur.
Keza, konuşmamın başında değindiğim üzere, Avrupa Birliği
müzakere sürecinde iş kurma ve hizmet sunumu serbestisi faslı kapsamında yapılan taramalarda da meslekî yeterlilik sistemi görüşülmüş ve
meslekî yeterlilik kurumunun kurulacağı ifade edilmiştir.
Diğer taraftan, meslekî yeterlilik sistemini düzenleyen
bir kanun olmadığı takdirde, Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşlarının
Türkiye’de çalışmalarını sınırlandırmak da mümkün olmayacaktır. Meslekî
yeterlilik kurumu kurulduğunda, yabancıların Türkiye’de istihdam edilmelerinin
de usul ve sınırları belirlenecektir.
Meslekî yeterlilik sistemi, gerek Türk çalışma hayatı
gerekse Türkiye’nin Avrupa Birliğine uyum sürecinde mevzuat uyumu ve serbest
dolaşım süreci içinde yurtdışına gidecek vatandaşlarımızın Avrupa Birliği
ülkelerinde çalışma imkânı bulabilmesi açısından da son derece önemlidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarı
incelendiğinde kanunun amacının ulusal meslek standartlarını temel alarak
teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek,
denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin
faaliyetleri yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini kurmak ve
işletmek üzere Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulmasını sağlamak, ulusal
yeterlilik çerçevesiyle ilgili hususların düzenlenmesini sağlamak olduğu
görülmektedir. Bu sayede birçok mesleğin yeterlilik düzeyini, bu kapsamda
oluşacak meslek standartlarını, sınav ve belgelendirme çalışmalarını, iş
hayatında meydana gelen değişim ve gelişmelere paralel olarak bu hizmetlerin
sürekli güncelleştirilmesini kapsamaktadır.
Meslekî Yeterlilik Kurumu bu amaçları gerçekleştirmeyi
sağlayacak şekilde kurgulanmıştır. Kurumun faaliyet alanı hem eğitim ve hem de
istihdam kesimini birlikte ilgilendirdiğinden, Kurumun kamu tüzelkişiliğini
haiz özel hukuk hükümlerine tabi özel bütçeli ve özerk olması, karar ve yönetim
organlarının ilgili devlet kurumları, işçi ve işveren kesimlerini temsil eden,
görev güvencesi sağlanmış üyelerden oluşması öngörülmüştür.
Meslekî Yeterlilik Kurumunun ana fonksiyonu meslekî
yeterlilik sistemini kurmak ve işletmektir. Kanunda belirtilen hususlar dışında
özel hukuk hükümlerine tabi, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzelkişiliğini
haiz kamu kuruluşu olması öngörülmektedir.
Değerli arkadaşlar, Kurumun temel görev ve yetkileri
şunlardır:
Ulusal meslek standartlarını temel alarak teknik ve
meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek.
Standartları belirlenecek meslekleri ve meslek standartları
hazırlayacak kurumları tespit etmek.
Sınav ve belgelendirme sistemi kapsamında sınavlarda
başarılı olanlara meslekî yeterlilik düzeyini gösteren sertifikaların
verilmesini sağlamak.
Türkiye'de çalışmak isteyen yabancıların sahip oldukları
meslekî yeterlilik sertifikalarının doğruluğunu belirlemek.
Genel Kurul ve Yönetim Kurulu Başkanlığından oluşması
planlanan Kurumda en fazla 90 personel özel hukuk hükümlerine göre istihdam
edilecektir. Sosyal tarafların ağırlıkta olduğu Genel Kurul üyeleri Yönetim
Kurulu üyelerini seçecekler. Yönetim Kurulu üyeleri de kendi aralarından Kurum
başkanını seçecek.
Kurumun aslî faaliyetleri tüm tarafların etkin
katılımının sağlandığı sektör komiteleri tarafından icra edilecektir. Sektör
komiteleri, Millî Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı,
Yükseköğretim Kurulu, meslekle ilgili diğer bakanlıklar, işçi ve işveren
kuruluşları, meslek kuruluşları ve Kurumun birer temsilcisinden oluşacaktır.
Ayrıca, çalışmalara üniversitelerden ilgili bölümlerden öğretim üyeleri de
danışman olarak davet edilebilecektir.
Kurum, faaliyete başladıktan sonra, kamuya yük olmadan,
tamamen kendi gelirleriyle tüm giderlerini karşılayacak şekilde gelirlere
kavuşturulmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, görüşmekte
olduğumuz kanun tasarısının siz değerli milletvekili arkadaşlarımın
katkılarıyla kanunlaştığı ve Meslekî Yeterlilik Kurumu kurulduğu takdirde,
ülkemizin önemli bir ihtiyacının giderileceğine inancımı belirtir, milletimize
ve kanunun tüm taraflarına şimdiden hayırlı olmasını temenni eder, Yüce
Heyetinizi en derin saygılarımla selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kılıç.
Tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz
isteyen Bayram Meral, Ankara Milletvekili.
Sayın Meral, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) – Sayın Başkan,
saygıdeğer milletvekilleri; 1193 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu
Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım;
Yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Saygıdeğer milletvekilleri, bu dönem, Yüce Meclis iki
defa olağanüstü toplandı. Birisinde, hepinizin malumu, Lübnan’a, Barış Gücüne
asker gönderdik. Hepimizin ortak dileği, temennisi, giden bu evlatlarımızın
sağlıkla gidip, sağlıkla geri dönmesidir. Yüce Allah’tan bunu temenni ediyoruz.
Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, bu toplantıda da,
Avrupa Birliğinin bazı taleplerini yerine getirebilmek için toplanmış
bulunmaktayız. Eğer, müsaade ederseniz, bu Avrupa Birliğinin talep ve
isteklerinin nerede biteceğini, özellikle merak etmeye başladım.
Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, uzun yıllar bir
işçi kuruluşunda görev yaptım ve 140 000 000’luk Dünya Hür İşçi Sendikalarının
11 sene yönetim kurulu üyeliğini yaptım. Yine, uzun yıllar, daha fazla, Avrupa
Sendikalar Birliğinin toplantısını yaptım, 8 yılda Türkiye – Avrupa Karma
İstişare Komitesinde görev yaptığım 3 yılda eş başkan oldum, Türkiye’yi temsilen ve şu hazırladığımız kitap, Avrupa Birliği
Türkiye’den ne istiyor:
Bunun içerisinde, değerli milletvekilleri, tarihi, günü,
saati yazılı kararların altında belirlemiştir. Ne istiyor; Kıbrıs konusunu,
Ermeni soykırım iddiası, azınlıklar, bölücülük, Ege sorunu, patrikhane,
Heybeliada ruhban okulu, IMF programları. O zaman, talepler, teklifler Bunların
içerisinde Avrupa Parlamentosunun aldığı tarihî karar yazılı ve bunu 2000
yılında Sayın Cumhurbaşkanımıza takdim ettiğimiz zaman kamuoyunda bayağı bir
tepki oluşturmuştu.
Şimdi, bunlar bir tarafta dururken, başladı Avrupa
Birliği istek sıralamasına. Ne istiyor; vakıflar, yeniden mallar, azınlıklara
özel okullar, Pontus ve Süryani soykırımı. Kürtleri
bıraktı şimdi Alevilere başladı, Alevilerin azınlık sorununu… Korkarım ki, bir
gün gelecek, Yavuz Selim bu kadar Alevinin kellesini kesmiştir, oraya da
soykırım diyecek, ondan da korkarım.
Kıbrıs’ın bütün limanlarının açılması. Arkasından
gelecek, Fırat’ın ve Dicle’nin kullanımı. Unutmayın bunu; arkasından gelecek,
Türk Ordusunun yeniden düzenlenmesi, Ege Ordusunun kaldırılması.
Değerli arkadaşlarım, dün burada çok ciddî konuşmalar
oldu; teşekkür ediyorum, yasa şimdilik geri çekildi. Bakınız, bir Kurtuluş
Savaşı verdik; Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Gaziantep, Çanakkale, Dumlupınar,
Sakarya, Erzurum, Kars, Karadeniz, buralardan dökülen kanlar sonunda, değerli
arkadaşlarım, Lozan’da mürekkep oldu ve Lozan’ın defterlerine kayıtlara geçti.
Lütfen, saygıdeğer milletvekilleri, bunları
sildirmeyiniz. Eğer bunları sildirirsek, bunları sildirenlerin, bir gün,
çocuklarının alnına bu Lozan’daki mürekkep, karayazıyla yazılır; buna
hiçbirimizin hakkı yoktur.
Ve ne istiyor? Kusura bakmayın, bazılarını da gizli gizli götürüyorsunuz. Ben bir zamanlar burada at etini
serbest ettiğim dediğim zaman, arkasından domuz eti gelir dediğim zaman tepki
gösterdiniz.
Saygıdeğer arkadaşlarım, şu, 7 Temmuz Cuma günü Bakanlar
Kurulunun Resmî Gazetede yayımladığı… Ne koymuş; büyükbaş hayvanlar: sığır,
manda, deve. Küçük baş hayvanlar; koyun ve keçi. Diğer hayvanlar; domuz, yabanî
domuz, at ve tavşan. Bunları serbest ettiğinizi, kasaplarda satılacağından
haberiniz var mı? Haberiniz yoksa, bu Resmî Gazete şeyinden size birer tane
gönderttireyim mi?!
SABRİ VARAN (Gümüşhane) – İsteyen yesin.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Yani, bu, nerede, bu
istekler nerede bitecek; onu merak ediyorum, onu söylemek istiyorum değerli
arkadaşlarım. Yani, bu istekler nerede bitecek?! Yalan diyebilir misiniz
şimdi?!
Değerli arkadaşlarım, Avrupa’da bazen geziyoruz “helal
kasap, helal manav” … Gözünüzü seveyim, Türkiye’de de bunu icat edin de,
vatandaş, yanlışlıkla gidip domuz eti almasın, sonrada karakolluk olmasın.
Şimdi, Türkiye’nin bu kadar sorunu var; eğitim de yapalım
bir şey demiyorum.
Bakınız, değerli arkadaşlarım, bakanınız ne diyor,
bakanınız; diyor ki: “Türkiye’de 18 milyon vatandaş aç geziyor.” E, bir şey
demiyorum. Geçen de burada değerli hemşerim konuşurken, dedi ki: “İşsizlik aza
indi.” Keşke… Ama, burada ne diyor bakınız. Şunu yazan Sayın Başbakanımız diyor
ki: “15-25 yaş arasında veya 24 yaş arasındaki işsiz sayısı yüzde 21.” Kırsala
girerseniz, bu yüzde 30’a geçer değerli arkadaşlarım. Bunlar bizim sorunumuz
değil mi?! Bunları görüşelim de… Bunları görüşmeyecek miyiz; yani, bunları ne
yapacağız?!
Öyle bir noktaya geldik ki…
MEHMET KILIÇ (Konya) – Ona uğraşıyoruz işte; istihdamı
artırmaya uğraşıyoruz.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Eline sağlık; neye
uğraştığınız ben bilirim.
Dün, üzüldüm, kusura bakmayın. İnanır mısınız, dün,
burada, bakınız, ben, şunu söyleyeyim değerli arkadaşlarım; hiç tahrik
olmayacağım, kusura bakmayın, sizi üzüyorum, ondan sonra, iki gün de kendim
üzülüyorum. Niye sizi üzeceğim, niye kendim üzüleceğim?! Şimdi, dün, burada,
bazı milletvekilleri, elini şöyle kaldırıyor biliyor musun; yani, neredeyse
sıradan görünmeyecek. Yapmayın bunu değerli arkadaşlarım! Bu işkenceye, bu
eziyete kendinizi niye kaptırıyorsunuz?! Bakın, ne güzel, şimdi, rahat nefes
aldınız, rahat oturuyorsunuz, yüzünüz gülüyor. E, gelin, ülkenin sorunlarını da
çözelim de, halkın da yüzü gülsün, hepimizin yüzü gülsün.
Ne ettik şimdi? Efendim, vatandaşı geziyoruz. Değerli
arkadaşlarım, biz de vatandaşı geziyoruz. Vatandaşı gezerken, oranın belediye
başkanını yanınızda götürmeyin, kaymakamı yanınızda götürmeyin, zabıtayı
yanında götürmeyin de, o zaman vatandaşın, köylünün ne söylediğini bir görün.
AHMET RIZA ACAR (Aydın) – Korumaya
ihtiyacımız yok… Bizim korumaya ihtiyacımız yok.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Ne
yaptınız, biliyor musunuz; çiftçiyi ektiğine biçtiğine pişman ettiniz, emekliyi
yaşadığına pişman ettiniz, memuru sokaklara döktünüz.
AHMET RIZA ACAR (Aydın) –
Hüsnükuruntunu anlatma!
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Esnafı süpermarketlere, hipermarketlere
yem ettiniz. Çalışan işçileri, ne zaman işimden olacağım beklentisine soktunuz;
ama, büyük bir başarı sağladınız. İşsizleri Avrupa Birliğine gönderdiniz,
Türkiye’de işsiz kalmadı.
Değerli arkadaşlarım, ne yaptınız
biliyor musunuz, kusura bakmayın, ne yaptınız; güzel bir yol çizdiniz.
Türkiye’yi ihaleye çıkardınız, ihaleye… Terörü Avrupa, Amerika’ya havale
ettiniz. Türkiye’nin bölünmesini, parçalanmasını, yeni yeni
etnik kökenler icat edilmesini Avrupa Birliğine havale etiniz, ekonomiyi de IMF’ye havale ettiniz. Kusura bakmayın da, özelleştirme de
size kaldı.
Demiyorum, yani, Grup Başkanvekiliniz burada oturuyor. Ali Dibo
diyecektim; ama, ağzım varmadı; sanki demedik.
SADULLAH ERGİN (Hatay) – De… De… Korkma de…
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Şimdi,
değerli arkadaşlarım, Türkiye’nin durumları bu, bunları yapalım. Burada
konuştunuz, teşekkür ederim.
Eğitimsiz, yani, bilenle bilmeyen bir
olur mu, okuyanla okumayan bir olur mu, çalışanla çalışmayan bir olur mu?! Biz taa bunun temelini çok önceleri attık.
MEHMET KILIÇ (Konya) – 88…
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Evet, çok önceleri attık; fakat, değerli
arkadaşlarım bir şeyi yaparken alt zeminini yapmak zorundayız.
Burada 15 tane üniversite açılmasına
karar aldınız. İzledik, birçok üniversite açılması gereken illerde davullar
çalındı, zurnalar çalındı, halaylar tutuldu; hoşumuza gitti. Şimdi,
üniversitelerden mezun olan arkadaşlarımız var, Sayın Başbakanımızın hoca
efendilere dediği gibi “çifte diplomalı” gençlerimiz var; onlara iş
bulabildiniz mi değerli arkadaşlarım, bunların işi var mı?! 15 tane daha
üniversite açıyorsunuz; bitirdiği zaman okulu nerede çalışacağına dair bir
programınız var mı?! Türkiye’nin her tarafından, bilhassa doğusundan,
güneydoğusundan habire göç geliyor; Van için, Siirt
için, Şırnak için, Kars için, Erzurum için, Artvin
için, saymakla bitmez, o yöreler için, hatta Yozgat için bir programınız var
mı; oradaki işçilerin, çalışanların, üniversiteyi bitirenlerin yarın ne
yapacağına dair bir programınız var mı değerli arkadaşlarım; bir ödenek ayrıldı
mı?! Faizlere ayırdığınız paranın yarısından
fazlasını yatırımlara ayırdınız mı?! 6 trilyonla
nerede yatırım yapacaksınız?! Kimi kandırıyorsunuz, hangi kişiye iş
bulacaksınız?!
Burada eğitsen ne olacak, eğitmesen ne olacak?!.
Mühendisin var, mühendisin; mühendisin var, makine mühendisin var; senin
tankını, topunu İsrailli uzmanlar tamir etti; duruyor orada senin makine mühendislerin.
Ne yaptırıyorsunuz değerli arkadaşlarım, yapılan bir şey var mı; yok. Eğitim… Ee, güzel; biz de istiyoruz…
Yalnız, yasa tasarısına hiçbir dediğimiz yok. Ben,
özellikle şunu ifade etmek istiyorum ki, bu yasa tasarısının mimarı, temeli
Türk-İş’tir. Biz, bunu önerdik ve birçok kez de Ekonomik Sosyal Konseyde
tartıştık; adı var, kendi yok ya; korkarım, yarın,
bunun da adı olur kendisi olmaz, ondan da korkarım.
Ve burada bir şey yapıldı değerli arkadaşlarım; meslek
odaları, YÖK, bunları saf dışı bıraktık; bunlar, yıllardır bu işleri yöneten,
yürüten… Konuştun, çok teşekkür ederim; ama, orada bir konu var; yani, yüksek
tahsil görmüş bir insanın sertifikasını, burada oluşan yönetim veya onun
oluşturduğu birimler mi verecek?! Burada bir çelişki var. Bunu buradan ayırmak lazım değerli arkadaşlarım; yani, bu bizim de bazen
gözümüzden kaçıyor; çünkü, bu teknik bir konu.
Bir şey söyleyeyim size değerli arkadaşlarım: Bu gibi
konularda uzman vasıflı insanların -severseniz de, sevmeseniz de- görüşünü
alın. Burada, mimar mühendis odaları veya başkanları, yönetimleri saf dışı
konulmuştur. YÖK’ten bir… Son günü çağırmakla… Bakınız, benim hastam vardı, o
gün gelemedim, son günü çağırmak, her şey bitmiş, yani misafir kapıya çıkmış,
sen diyorsun ki, otursaydın, sana yemek hazırlamıştım, bunun gibi bir şey. Yasa
bitmiş, her şey yapılmış, sonunda bir gün kala sen çağırmışsın mimar mühendis
odalarının temsilcisini “ya kardeşim, buradaki
görüşünüz nedir”… Burada bir çelişki var değerli arkadaşlarım. 4 000’in
üzerinde, daha fazla odayı bir tarafa itemezsiniz. Bunlar, yıllardır bu gibi
konulara eğilmiştir, sorun çözmüştür. Bunları bir tarafa bırakamazsınız. Bugün
yasada yapılan odur.
Ben, Sayın Bakanımızdan şunu özellikle beklerim: Yani,
bir gün sonra olsa ne olur? Hakikaten burada bazı çelişkiler var, arkadaşlardan
gelen bilgileri okudukça… Ben teknik bir zat değilim; ama, ben, vasıflı
insanların yetişmesinden, onların ülkeye hizmet üretmesinden yanayım. Niye;
vasıflı, eğitimli bir insan:
1-
Daha az iş kazası
yapar.
2-
Kendisini korur,
daha az meslek hastalığına yakalanır.
3-
Üretken olur,
ürettiğinden pay alır, hem ülkeye katkısı olur, hem kendisine katkı olur, hem
çalıştırana katkısı olur.
Bir şey daha var: Kâr eden bir müessese
süreklilik arz eder ve orada bu insanlara sürekli çalışma imkânı sağlanır.
Biz bunların hepsini düşünüyoruz,
biliyoruz; ama, burada özellikle şunu ifade etmek isterim değerli arkadaşlarım:
Bakınız, şimdi genel kurul kimlerden oluşuyor; Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığından iki üye, Millî Eğitim Bakanlığından üç üye, Maliye Bakanlığından
bir üye, Bayındırlık Bakanlığından bir üye, Sağlık Bakanlığından bir üye, Tarım
Bakanlığından bir üye, Sanayi ve Ticaret Bakanlığından bir üye… Yani,
sıralamayla bitmez, ben, şunu söylüyorum…
MEHMET KILIÇ (Konya) – Alt tarafını da oku.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Altını mı okudum?
Sendikalardan… Bakınız orada bir…
MEHMET KILIÇ (Konya) - Oku, devam et.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Okuyorum, onu da okuyorum.
Bir dakika.
Orada bir şey daha var.
MEHMET KILIÇ (Konya) – İşine geldiği yerde kesiyorsun.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Burada çoğunluk esasını gözardı etmişsiniz. Burada üç konfederasyonu dahil
etmişsiniz, burada bir konfederasyon olması lazım. Çoğunluk esası burada
ortadan kaldırılmış. Okuyun.
… üniversitelerin çalışma, ekonomi, işletme ve meslekî
eğitimle ilgili alanlardan sorumlu bölümünden bir kişi, Devlet Planlama
Teşkilatı Müsteşarlığından bir kişi, Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinden bir
kişi, Türkiye İş Kurumundan bir kişi, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme
ve Denetleme İdare Başkanlığından bir üye, Türkiye Atom Enerjisi Kurumundan bir
üye, Türk Standartları Enstitüsünden bir üye, Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliğinden dört üye… Niye Türk-İş’den değil ondan
dört üye?
MEHMET KILIÇ (Konya) – Devam et, devam et.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - … Türkiye Esnaf ve
Sanatkârlar Kurumundan dört üye, Ziraat Odalarından bir üye… Eksiği ne?
…Türkiye Serbest Muhasebeciler Odalarından bir üye, Türk Mühendis ve
Mimarlardan -ki, işin ağırlığı, özü
budur değerli arkadaşlarım- iki üye… Neyi eksik; işin ehli, yürüten mimar,
mühendislerden iki üye de diğerlerinden dört üye? Sonra, bu iki üye ne iş
yapacak; onu da merak ediyorum. …Türkiye Seyahat Acenteleri Birliğinden bir
üye, Türkiye İhracatçılar Meclisinden bir üye… En fazla üyeye sahip üç işçi
kuruluşundan… Çoğunluk esası burada ortadan kalkmadı mı?
MEHMET KILIÇ (Konya) – En fazla diyor; en fazla.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Müsaade eder misiniz.
Siz nasıl bölüştünüz şeyi; çoğunluk esası göre
bölüşmediniz mi Divanı, her şeyi; burada niye yok çoğunluk esası; 3 tane şeyi
niye katıyorsunuz? Bakınız, bazı şeyleri karnınızda saklamayın. Deyin ki, bizim
bir kuruluşa borcumuz var, onun hatırına öbürünü de yanına kattık, kimin
hakkını bölüştürdük; Türk-İş’in. Bunu böyle deyin de, helal olsun diyelim, açık
açık söyleyelim; yani, yuvarlamanın, toprağa
katmanın, toza gömmenin ne âlemi var değerli arkadaşlarım; bunların adı budur,
söyleyin böyle. Yönetim kurulu. Yönetim kurulu da, Çalışma Bakanlığı ile
-başkanı, yardımcısı- Millî Eğitim Bakanlığı.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu neye benzer biliyor
musunuz, kusura bakmayın; bir Ekonomik ve Sosyal Konsey oluşturduk ya, zamanında göklere çıkardık, şey yaptık, adı var şanı
yok, hiçbir etkisi yok. Etkisi yok demiyorum, burada bir sorun daha var.
Burada, tek kuruş, belki de, görünüme göre, devletin ekonomik katkısı
olmayacak, biraz önce siz de söylediniz. Bugün, ekonomik yönden; yani, üye
aidatıyla geçinen kuruluşlar var. İsim vermek istemiyorum. Bunlardan katkı
alamadığınız zaman ne yapılacaktır orada? Ne yapacaksınız? Bunun hesabı yapıldı
mı?
Sayın Çalışma Bakanımız bu konuların hepsini çok, kimin
nereden geldiğini, kimin nereden gittiğini, kimin bankada neyi var, kimin
bankada neyi yok, düğmeye basıyoruz, şimdi hepimizin gözünün önüne geliyor.
Öyle kuruluşlar var ki bugün, zor yaşamını sürdürüyor. Onlardan herhangi bir
katkı alamadığınız zaman ne olacaktır burada değerli arkadaşlarım? Yoksa,
eğitimde insanları yetiştiriyorsunuz, bilgilendiriyorsunuz, bilgisi karşısı
sertifikasını veriyorsunuz, her gittiği yerde o sertifikanın geçerliliği
sağlanıyor, üretken oluyor, az kaza yapıyor, verimi artırıyor; buna kim ne der
değerli arkadaşlarım? Buna hiç kimsenin bir şey dediği yok; ama, bunun içinde,
özünde bazı çelişkiler var.
Bu çelişkilerin ana noktası; bir, YÖK dışlanmıştır, iki,
Türkiye Mimar Mühendis Odaları dışlanmıştır; çünkü, işin ana noktasını yürüten,
yöneten onlardır. Umuyorum ki, Sayın Bakanım bu durumları da dikkate alır;
böyle, bütün tarafların kabulleneceği, verimin artması için daha yetişkin
elemanların gelecekte iş bulacağı bir ortamın yaratılmasını hepimiz istiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Meral, lütfen toparlar mısınız.
Buyurun.
FİKRET BADAZLI (Antalya)- Sıra gelirse… 35 yaşındaki emekliler
çekilirse bir kenara gençlere sıra gelir.
BAŞKAN- Sayın Badazlı, lütfen…
Sayın Meral, buyurun.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla)- 35 yaşındaki adamların
çalışmasından rahatsız oluyorsanız…
FİKRET BADAZLI (Antalya)- Emekli olmuş ama; iki maaş
alıyor!..
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla)- Değerli arkadaşlarım, o
zaman, yaşı niye yükselttiniz?..
Bakınız, şimdi, laf lafı açıyor, söylesem bir türlü
söylemesem bir türlü.
Şimdi, sizin iş verdiklerinize gidin deyin ki, şu emekli
olmuş adamlara, iş verdikleriniz var ya, o
müteahhitler - biz vermiyoruz, siz iyi bilirsiniz; sizi de kastederek
söylemiyorum- o müteahhitlere deyin ki “tığ gibi gençler var; iş bekliyor.
Asgarî ücret de vermeyin onlara, karın tokluğuna bu insanları çalıştırmayın.
Çalıştırırsanız size iş vermeyiz, size ihale vermeyiz” deyin; bu kadar basit
sayın milletvekilim.
Elindeki baltayı niye bir başkasının eline veriyorsun?!.
O baltayı kullanmayı bilmezse, kendi dizine de vurur, senin dizine de vurur
bugün olduğu gibi.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Meral.
Tümü üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz isteyen
Ankara Milletvekili Muzaffer Kurtulmuşoğlu.
Buyurun Sayın Kurtulmuşoğlu
(ANAP sıralarından alkışlar)
ANAP GRUBU ADINA MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Ankara)-
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, 1193 sıra sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu
Kanunu tasarısının geneli üzerinde Anavatan Grubu adına söz almış bulunuyorum;
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepimizin kabul
edeceği gibi, işsizlik ülkemizin en büyük sorunlarından biridir. Özellikle,
15-24 yaş aralığındaki genç nüfusumuzun yüzde 17’si işsizdir. Bunun yanı sıra,
bazı sektörlerde de işe eleman aranır, kalifiye eleman aranmaktadır; hem bir tarafta işsizlik var hem
kalifiye eleman bulunmuyor. Asıl, bu yasanın amacı ara eleman bulmak. Sanayiye
katkıda bulunmak için, ara eleman bulunması için böyle bir yasa çıkarılması
uygun idi. Keşke, bunu Avrupa Birliği dayatmasıyla değil de, Türkiye’nin
ekonomik şartları, durumları göz önüne alınarak, bundan evvel yapılsaydı çok
daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
Bugün, ülkemizin en büyük
sorunlarından birisi işsizlik. Doğru… İktidara gelirken de işsizliği yok
edecektiniz; olmadı, yüzde 11’e çıktı.
TEVFİK AKBAK (Çankırı) – Yüzde 8’e
indi.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) -
Türkiye nüfusunun yüzde 11’i işsiz, genç nüfusun da yüzde 17’si işsiz. Bu yıl,
ÖSS’ye giren genç sayısı 1 679 000 kişi. Ümitlerini, üniversite kapılarında,
geleceğini garantiye almak için, yükseltmek için imtihana girdiler. 1,5 milyon
insan, üniversite kapısından geri döndü. Hoş, üniversite mezunu olanlar sanki
iş mi buldu bu ülkede; hayır. Aşağı yukarı 3 000 000’a yakın da neredeyse,
kravatlı dediğimiz, biz elitlerin, güya elitiz; işsiz
üniversite mezunları demiyoruz da, kravatlı insanların sokaklarda işsiz
dolaştığını söylüyoruz. Bu bir yeni moda.
Hükümetlerin işi insanlara iş bulmaktır, aş bulmaktır, huzur bulmaktır ülkede,
sokakta insanların huzurlu yürümesini temin etmektir; ama, ne yazık ki, bugün
ne iş bulabildik ne aş bulabildik ne de sokakta rahatça yürüyebiliyoruz. Evet,
senede 40 000 ara eleman yetiştirilmesi lazım Türkiye için, doğru; ama, hangi
iş sahasına, hangi yatırımı yaptın da, bunları, 40 000 kişi senede yetiştirip
işyerlerine koyacaksınız?! Sevgili arkadaşlarım, yasa çıkarmak -işte, burada
çoğunlukta olduğunuz için de, belli olduğunuz için kaldır parmağını, indir
parmağını, çıkıyor- kolay da, asıl mesele bu yasaları uygulamak.
İşsizliği önlemek, gayemiz; ama, nasıl önleyeceğiz?! Bakınız,
size bir şey söyleyeyim. Hükümet diğer olaylarda olduğu gibi, işsizliği
önlemede de sınıfta kaldı. Sevgili arkadaşlarım, eğer, insanların ürünlerine
normal değeri vermezseniz, insanların işinde ekmek kazanabilecek, temin
edebilecek bir iş bulduramazsanız işsizliği devamlı artırırsınız. Bunlardan bir
tanesi, son zamanlarda Karadeniz’de fındıkta oynanan oyundur. Sevgili
arkadaşlarım, 8 000 000
insan bu fındıktan nasibini alıyordu. Şöyle bir bakınız Karadeniz
vilayetlerine. Eğer, bunların, Giresun’un, Ordu’nun, Trabzon’un, Düzce’nin
fındıktan başka geliri nedir diye bir bakınız; hiçbir geliri yok, iki senede de
bir olur. Ne yaptınız?! Bu insanların da emeğinin karşılığını vermeyerek bu
insanları mağdur ettiniz.
ASIM AYKAN (Trabzon) – Yanlış!.. Yanlış!..
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) - Sevgili
arkadaşlarım, sadece mağdur etmekle kalınmıyor. Bakınız, işsizliği önlemek için
uğraşıyoruz.
ASIM AYKAN (Trabzon) – Yanlış ama!..
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) - O yanlış senin
yanlışın; benim doğrularım ayrı.
ASIM AYKAN (Trabzon) – Olur mu öyle şey?!. Rakamlar
konuşuyor, rakamlar…
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Şimdi, bakınız
“rakamlar konuşuyor” diyen arkadaşıma söylüyorum; Giresun’dan aşağı yukarı göç
eden 1 000 000’a yakın insan İstanbul’da, Trabzon’dan 700 000... Söyle bakalım,
var mı yok mu yanlışı?!
ASIM AYKAN (Trabzon) – Yok!..
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Ordu’dan 300 000
insan şehirleri bırakıp büyükşehirlere gidiyor.
GÜROL ERGİN (Muğla) – Doğrusunu Eyüp Beye sor…
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Doktor Kurtulmuşoğlu öyle dersine çalışmadan buraya çıkmaz.
Onları, ben yaşıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) – Meslekî mi, siyasî mi?
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Evet, bu Karadeniz insanlarını
mağdur etmekle bugünkü göçe göç ekliyorsunuz. Yanlış yapıyorsunuz sevgili
arkadaşlarım. Bunu, muhalefet olarak söylemiyorum; bu, bizim ülkemizin
gerçekleri. Bu ülkenin gerçeklerine eğer neşter vurmazsak, doğru dürüst teşhis
koymazsak, tedavi etmemiz de olası değildir. Burada çok güzel “onu yaptım, bunu
yaptım” demek kadar güzel bir şey yok. Nasıl olsa benim vatandaşım ne söylersen
söyle inanıyor; ama, bundan sonra inanacağını zannetmiyorum sevgili
arkadaşlarım.
Bakınız, bu Karadenizlilere, fındığına böyle fiyat
vermekle sadece Türkiye’de 8 000 000 insanla
oynamadınız, ülkeaşırı oldunuz, ülkeaşırı.
İspanya’ya kadar gittiler; İspanya’daki üreticiler de artık sokağa döküldü.
Sevgili arkadaşlarım, gerçek mi, doğru mu İspanya’ya bakın bakalım. İspanya’daki
üreticiler de fındığı sokağa dökmeye başladı. “Ey Türkiye ne yapıyorsun, sen
niçin böyle yapıyorsun, benim hakkımı gasp ediyorsun” diyor, İstanbul’da
toplantıya geliyor İspanya üreticileri. Yanlış mı?
Anladık, bu fındık böyle gitti; ama, fındığın gitmesinden
evvel, beyler, Giresun’un nüfusu 60 milyon, Trabzon’un nüfusu her sene
değişiyor, küçülüyor, Giresun küçülüyor, Ordu küçülüyor. Ee,
devamlı göç veriyor. Bu şehirler nasıl bunları karşılayacak. Artık şehirler köy
oldu, köy; köy âdetleriyle idare ediliyorlar.
Sevgili arkadaşlarım, hakikaten, ben bu kadar içim
acımamıştı; ama, ben Giresunluyum; ben bu fındığı…
BAŞKAN – Sayın Kurtulmuşoğlu…
Sayın Kurtulmuşoğlu…
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Evet.
BAŞKAN – Biraz da ilgili yasadan bahseder miyiz, lütfen.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Tabiî işsizlikten
bahsediyorum.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Sayın Başkan, ülkenin
sorunlarına değiniyor, lütfen…
BAŞKAN – Buyurun Sayın Kurtulmuşoğlu.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – İşsizlikten
bahsediyorum.
SELAMİ YİĞİT (Kars) – Daha nasıl olsun ilgi Başkan!
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Şimdi, bu arada bir
işsiz ordusu daha yaratıyoruz. Evet, Avrupa Birliğinin dayatmasıyla da olsa bu
yasanın geç de gelmesine rağmen, bu yasanın çıkması doğaldır, doğrudur, yasa
sadece çıkmakla kalmaz, inşallah, tatbikatına da kısa zamanda başlarız diye
ümit ediyorum.
Avrupa Birliği -mesele oraya gelmişken onu da söyleyeyim-
her gün bizim önümüze yeni yeni bir şeyler çıkarıyor.
“32 kriter” denildi. Bir bakıyorsunuz, 32 tane de yeniden yumurtlamış gibi,
64’e çıkacak neredeyse. Her gün önümüze başka bir şey geliyor.
Sevgili Avrupa Birliği dostlarına sesleniyorum buradan:
Çifte standardı bırakınız. Üye olmuş ülkelere, aday olan ülkelere ne şartlar
koştunuzsa, bize de onu uygulayınız, onu uygulayınız. Evet, biz, size müracaat
ettik diye, sizin kapınızda nöbet tutacak bir ülke değiliz. Avrupalı
dostlarımız, eğer istiyorlarsa, Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesini
istiyorlarsa, çifte standarttan vazgeçmek mecburiyetinde. Bu da mı yanlış?!.
Onun için, ben şunu söylüyorum: Biz, ev ödevimizi,
müracaat ettiğimize göre, yapacağız. Bundan sonrası Avrupa Birliğine düşüyor.
Onlar da daha ciddî, daha samimî davranmak mecburiyetindeler diye düşünüyorum.
Yani, şimdi, işsizliği halledeceğiz. Bu yasayla da öyle yapacağız ara elemanı
bulmakla; temennim de o. İşsizliği halledeceğiz derken edemedik, işsizlik daha
çok arttı. Ağır ağır, hani vardır ya
“insanlar açlıkla terbiye edilmez” diye atalarımızın bir sözü vardır; neredeyse
oraya geliyoruz.
Üstüne üstlük, Hükümet, bir de ne yaptı biliyor musunuz?!
Bunları nasıl yapıyorlar onu da hiç anlamıyorum. İnsanın insan olarak, doktor olarak da söylüyorum, en kötü
hastalık kanserdir, kanserden kötü bir hastalık yoktur. Bir ilacı var, onu da
ödeme listesinden çıkardım diyorsun. Kardeşim, hadi açlıktan ölelim dedik; ama,
yani, hastalıktan da mı ölelim yani, bunu da mı yapalım, bunu mu istiyoruz?!
Bizim ülkemize, bizim insanlarımıza bu mu yakışıyor?!
Muadilini, eşdeğerini alsın dedi
ilacın, Neupogen’in başka bir ilacı alınsın dedi
Sayın Bakan bir şeyde, Neupogen’in başka bir eşdeğer
ilacı var dedi. Soruşturdum, araştırdım, aynı ilacın eşdeğeri diye düşünülen bu
ilacı da Amerika’da aynı firma üretiyor, yasaklanan ilacı da aynı firma
üretiyor, eşdeğer dediği ilacı da aynı firma üretiyor. O yetmiyormuş gibi;
fakat, Türkiye’de ithal eden firmalar ayrı, ithal eden firmalar ayrı
arkadaşlarım. Bunu size söyleyeyim. O zaman benim aklımdan bir şey geçiyor, yani, ben… Kanser hastası –Allah kimseye
göstermesin- o hastanın doktora gidip de teşhisini koyarken o hasta, o hastaya
doktorun “sen kansersin” demesini çok mu kolay zannediyorsunuz?!
FİKRET BADAZLI (Antalya) – Dünyanın
en zor işi.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) –
Çok mu kolay zannediyorsunuz, hekim sen bunu buldum diyecek diye… Ama, hasta
alışmış ilacına. Hasta ondan çare bekliyor. O hastayı düşünebiliyor musunuz,
aylarca o ilacı kullanmış “ben bununla iyi olacağım” diyor. Bu kadar da bir
şeysi yok çok da böyle… Kanserin ne olduğunu herkes biliyor.
Şimdi, başka yeni bir ilaç verecek.
Acaba bu olur mu, olmaz mı diye adam psikolojikman da
yıkılacak o hasta. zaten yıkık, zaten
vurmuş Allah, bir de Sağlık Bakanının bunu yapması doğru muydu yani?! Hem
işsizlikten bahsediyor aç bırakıyoruz, o
açlık yetmiyor, ben seni öldürmek için elimden geleni yaparım, ilacını da
vermem diyorsun; bu iktidar değil, bu yanlış, bu şık değil, bu çok büyük hata.
Aradaki fiyat farkını da söyleyeyim size, aynı firmanın eşdeğer ilaç dediğinin
de birinin zannedersem 1 100 000’den bahsediliyor, birinin de 900 küsur; ama,
aynı firma, çıkaran da aynı firma. İyi, ithal eden değişik. Onun için bir an
evvel bundan da Sayın Bakanın geri dönmesini istiyorum. Benim insanlarımın, bu
insanlarımızın, ülkemizde 70 milyon insanın niye açlıkla terbiye edilmesine
lüzum var; ne de ölümle tehdit edilmesine lüzum var. 70 milyon insan bunları
hak etmiyor, etmiyor. Eğer bir olayın kendinize yapıldığını düşünürseniz, ona
bizim tıpta empati derler; kendine layık görmediğini
hiç kimseye layık göremezsin; benim burada feveranım odur. Ben siyaset yapayım
da, birilerini yıpratayım da, yüceleceğim diye hiçbir şey düşünmedim bugüne
kadar; artı, şunu da biliyorum ki, hiçbir kimse birilerini ayak altına alarak
yükselemez; böyle bir şey yok. Ama, ben size bu kürsüye çıktığımda doğruları
söylemek mecburiyetindeyim; çünkü, hepimiz bu ülkede yaşıyoruz. Komşumuz
ağlarken, komşumuz açlıktan ölürken veya ilacını alamazken siz nasıl rahat
durabilirsiniz, huzur içinde olabilirsiniz. Bunu böyle bir düşünün; yani, şart
mıdır Kurtulmuşoğlu siyaset yapmak için bunları
söylüyor diyeceğinize… Ben bu gerçeği yaşıyorum; ilaç olarak yaşıyorum, doktor
olarak yaşıyorum, o ayrı. Fındığı da işçisi olarak yaşıyorum, üreticisi olarak
yaşıyorum. 3 200 000’e -eğer işçiyle
toplatırsan- fındık mal olursa, 4 000 000 verirsiniz,
o da Giresun fındığı… Giresun fındığına 4 000 000
verdiğinde 3 800 000’e iner, diğer taraftaki fındıklar da 3,5’a gelir. Bunların
başka bir geliri yok.
Evet, bu yasanın Türk toplumuna, Türk halkına hayırlı ve
uğurlu olmasını diliyorum ve bu yasaya şahsım ve Grubum adına da olumlu oy
vereceğimizi söylüyorum. Beni dinlediğiniz için sabrınıza teşekkür ediyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kurtulmuşoğlu.
Yasanın tümü üzerinde, Hükümet adına, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Sayın Murat Başesgioğlu söz
istemişlerdir; buyurun. (AK Parti sıralarında alkışlar)
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Huzurunuza sunmuş olduğumuz kanun tasarısı Meslekî
Yeterlilik Kurumu adıyla bir kurumun kurulmasını amaçlamaktadır. Neden böyle
bir kuruma ihtiyaç duyulmuştur; bu, bugünün ihtiyacı mıdır; izin verirseniz bu
konuda sizleri aydınlatmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de bu anlamda bir kurumun
kurulması ihtiyacı 1992 yılında itibaren konuşulmaya başlanmıştır. Devlet
Planlama Teşkilatı raporlarında ve diğer resmî dokümanlarda böyle bir kurumun
gerekliliği üzerinde mutabakata varılmıştır. En son, ulusal programda, ilerleme
raporunda da böyle bir kurumun kurulması gerekliliği dile getirilmiştir. Niçin,
böyle bir kurumun kurulmasına ihtiyaç vardır? Yani, ulusal raporda yer aldığı,
Avrupa Birliği süreci içerisinde çıkarmamız gereken bir yasa bağlamında mı
bunun üzerinde ısrarla duruyoruz; hayır. 1992 yılında, dediğim gibi, bu ihtiyaç
belirmiştir. Biz de, bu ihtiyacın bugün hâlâ devam ettiğini ve ülkemizde,
çalışma hayatında, işgücü piyasasında böyle bir kurumun kurulması gerektiğine
inanıyoruz.
Değerli milletvekilleri, hepinizin de bildiği gibi,
işsizlik konusu toplumumuzun en önemli sorunlarından biridir. Özellikle, 2000
ve 2001’li yıllarda yaşamış olduğumuz ekonomik şoklardan sonra, Türkiye’de,
işsizlik rakamları yüzde 10’ların üzerine çıkmış ve yapısal bir durum halini
almıştır.
Hükümete geldiğimiz günden bu tarafa, işsizlikle mücadele
konusunda ve istihdamı artırma konusunda önemli yapısal ve yasal değişiklikler
gerçekleştirdik. Yeni bir İş Kanunu çıkardık. Buradaki amaç, hem çalışanları
korumak hem de iş arayanlara yeni kanallar açarak, özellikle gençlerin ve
hanımların istihdam piyasasına girmelerini kolaylaştıracak yeni İş Kanunu
düzenlemeleri Yüce Meclisimizden geçti.
Yıllardır İş ve İşçi Bulma Kurumu olarak bildiğimiz,
1960’larda Türkiye’nin işgücünün yabancı ülkelere gidişine aracılık eden İş ve
İşçi Bulma Kurumunu, çağdaş bir anlayışla, yeni bir kamu istihdam kurumu haline
getirdik ve Türkiye İş Kurumu olarak idare hayatımızda yerini aldı.
Yine, geçtiğimiz yasama
yılında, sosyal güvenlik reformunu çıkararak, ülkemizde hem sosyal korumayı
sağlamak hem kayıtdışını önlemek hem de işgücü
piyasalarının etkin olması için önemli bir yapısal reformu hayata geçirdik.
Bunun gibi, sizin de şahit olduğunuz birçok düzenleme yaptık, teşvik tedbirleri
uyguladık, asgarî ücret ile SSK primine esas alt kazanç sınırlarını eşitledik.
Bütün bu yapmış olduğumuz düzenlemelerin nihaî hedefi şudur: Ülkemizde yapısal
bir sorun haline gelmiş işsizlik sorununu makul seviyelere çekmektir. Şu anda,
2002 yılında almış olduğumuz noktadan, bizi cesaretlendirecek bir şekilde,
özellikle son açıklanan veriler, işsizlik oranlarının çok cüzi de olsa bir
düşüş trendine girdiğini göstermektedir. En son açıklanan veri, bir önceki
yılın, yani 2005 yılının verilerine göre işsizlik oranımızın 8,8 civarına
düştüğünü bize göstermektedir.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Bakanım, ilk altı aya
bakacağız, ortalamaya bakacağız; 10.5…
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım…
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – 10,5 ortalama Sayın Bakanım,
ilk altı ayın.
BAŞKAN – Sayın Kandoğan,
lütfen…
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım, hedefimiz, 2006 yılı sonunda, uzun süredir
yüzde 10’larda, yüzde 10,5 civarında seyreden işsizlik oranını yüzde 10’un
altına çekmektir; Hükümet olarak hedefimiz budur. Eğer herhangi bir olağanüstü
dalgalanma yaşanmazsa, bu veriler, bize, 2006 yılı sonunda işsizlik oranımızın
yüzde 10’un altına düşeceğini göstermektedir. Tabiî, bu oran bile yüksek bir
orandır, bunun daha makul seviyelere çekilmesi gerekmektedir.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Yaşanma ihtimali var mı
Sayın Bakanım?
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla)
– Efendim?..
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Herhangi bir olumsuzluk
yaşanma ihtimali var mı?
ASIM AYKAN (Trabzon) – Allah bilir.
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(Devamla) – Şimdi, tabiî, dünyada yalnız yaşamıyoruz. Siz ne kadar sisteminizi
düzgün de yürütseniz, istikrar politikasını düzgün de yürütseniz, dünyanın öbür
ucundaki bir dalgalanma, bir likitide krizi, finans
krizi gelip sizi buluyor.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Öngörünüzü soruyorum Sayın
Bakan.
BAŞKAN – Sayın Sarıbaş, lütfen…
Karşılıklı konuşmayalım.
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(Devamla) – Yani, bizim dışımızdaki çeşitli nedenlerden dolayı da, dünyanın her
ekonomisinde olduğu gibi, bizim ekonomimiz de az veya çok etkileniyor; ama,
şunu memnuniyetle söyleyelim ki, ekonomimizin bu dış şoklara karşı dayanıklı
olması için, başta finans sektörü olmak üzere bütün sektörlerimizi dirençli bir
hale getirmenin gayreti içerisindeyiz, bunda da belli bir mesafe aldığımızı
ifade etmek isterim.
Bu genel işsizlik konusundaki kısa görüşlerimi sizlerle
paylaştıktan sonra, bu Meslekî Yeterlilik Kurumunun işsizlikle mücadele
bağlamında önemli bir enstrüman olduğunu ifade etmek istiyorum.
Ülke olarak işsizliği yenme konusunda her aracı kullanmak
durumundayız. Yani, tek bir araçla işsizliği makul seviyelere indirmenin mümkün
olmadığını biliyoruz. İşsizliği makul seviyelere indirmek için elbette
ülkemizde ekonomik büyümenin belli bir performansta gerçekleşmesi gerekiyor. Bu
anlamda Türk ekonomisinin, uzun bir süredir memnuniyetle ifade ediyoruz ki,
büyüme performansı herkesin takdir ettiği bir oranda gerçekleşmektedir.
Değerli arkadaşlarım, tabiî, işsizliği yenme konusu
sadece ekonomik büyümeyle gerçekleşmiyor. Başka enstrümanları da kullanmanız
gerekiyor. İşte bunlardan biri de, eğitim-istihdam ilişkisinin sağlıklı
kurulmasıdır. Huzurlarınıza getirdiğimiz ve şu anda görüşmekte olduğumuz
Meslekî Yeterlilik Kurumu, birçok fonksiyonu yanında, eğitim-istihdam
ilişkisinin de sağlıklı kurulmasına yardımcı olacak bir kurum haline gelecektir.
Nasıl gelecektir? Meslekî Yeterlilik Kurumu meslek standartlarını belirleyecek
ve öğretim kurumlarına dönüp, işgücü piyasasının şu evsafta, şu nitelikte
elemana ihtiyacı var, siz de teknik eğitim olarak, meslekî eğitim olarak
müfredatınızı, programınızı buna göre yapın diyecek. Ve ülkemizde insan
kaynaklarının atıl hale gelmesini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyoruz. Bugün
okullarımızdan çıkan gençlerimizin işgücü piyasasında eşleşmesi konusunda, iş
bulması konusunda büyük sıkıntıların yaşandığını biliyoruz. İşte bu Meslekî
Yeterlilik Kurumu, özellikle yükseköğrenimli gençlerimizin işgücü piyasasında
rahatlıkla iş bulabilmelerine imkân sağlayacak bir yönlendirmeyi, bir yol
haritasını eğitim kurumlarına gösterecektir, eğitim kurumlarının müfredatlarının
işgücü piyasasının dinamiklerine uygun bir şekilde yapılmasına imkân
verecektir.
Kısaca, bu kurum nasıl bir kurum olacaktır, kompozisyonu
ne olacaktır, bunu size ifade edeyim. Değerli arkadaşlarım, bu kurum özerk bir
kurum olacaktır. Yani, Çalışma Bakanlığının tamamen yönetiminde olan, tamamen
kamunun hakim olduğu bir kurum değil, aksine, sivil toplum örgütlerinin, meslek
odalarının yönetiminde daha çok etkin olduğu, daha çok hâkim olduğu bir kuruluş
olacaktır sevk ve idaresi de, tamamen kendi yönetim anlayışına, kendi genel
kurulunun ortaya koymuş olduğu politikalar çerçevesinde gerçekleşecektir.
Genel kurulu ve yönetim kurulu bu anlayışa uygun şekilde
dizayn edilmiştir. Yönetim kurulunda Bakanlık temsilcilerinin yanı sıra,
sendikalarımızın, sivil toplum örgütlerimizin temsilcileri vardır. En son,
zannediyorum, gruplarımızın da mutabakatıyla, benim de uygun gördüğüm yeni bir
değişiklik daha gelecektir. YÖK’ten de bir yönetim kurulu üyesinin yönetim
kurulunda temsil edilmesi, eğer siz uygun görürseniz, önergeyi kabul ederseniz,
o da bu şekilde mümkün olacaktır.
Bu kurum, Meslekî Yeterlilik Kurumu, hepinizin bildiği
gibi, ülkemizde bireylerin meslekî yeterliliklerini ulusal ve uluslararası
düzeyde belirleyen meslek standartları, sınav ve belgelendirme sistemi
bulunmamaktadır. Bu ihtiyacı gidermek üzere böyle bir kurum kurulması
öngörülmüştür. Kısaca amaçlarını ifade etmemiz gerekirse, Bu kurumun amacı,
ulusal meslek standartlarını temel alarak teknik ve meslekî alanlarda ulusal
yeterliliklerin esaslarını belirlemek, denetim, ölçme ve değerlendirme,
belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli
ulusal yeterlilik sistemini kurmak ve işletmek üzere Meslekî Yeterlilik
Kurumunun kurulmasını sağlamak, ulusal yeterlilik çerçevesiyle ilgili
hususların düzenlemesini sağlamaktır; özü itibariyle, genel olarak, bu kurumun
amacı budur.
Çok soruluyor, belki size de bu anlamda sorular
gelmiştir. “Hangi meslekler bunun kapsamındadır veyahut da hangi meslekler bu
tasarının kapsamında olacaktır.” İzin verirseniz, kapsam dışında kalacak
meslekleri söylersem, kapsamı daha net olarak anlaşılmış olacaktır.
Avrupa Birliğinin otomatik tanıma kapsamına almış olduğu
meslekler var. Bunlar, tabiplik, diş hekimliği, hemşirelik, ebelik, eczacılık,
veterinerlik ve mimarlık. Bu meslekler bu kanun kapsamında olmayacaktır. Eski
prosedürleri neyse, yine o prosedürlere göre, bunlar, işe girme,
sertifikalandırma programlarına devam edeceklerdir.
Ayrıca, en az lisans düzeyinde öğrenimi gerektiren ve
mesleğe giriş şartları kanunla düzenlenmiş olan meslekler bu kanun kapsamı
dışındadır. Yani mühendislik, yani malî müşavirlik, yani noterlik, avukatlık
gibi, artık, belli sistemleri oturmuş meslekler de bu kanun kapsamında olmayıp,
eski usulleri ve prosedürleri devam edecektir.
Bunun dışında, özellikle lisans seviyesinde eğitimi
olmayan çıraklık eğitimi, ustalık eğitimi gibi piyasa şartları içerisinde
yetişmiş işgücümüze bu sertifikayı vermek, onların meslek standartlarını
belirlemek bu kurumun görevleri arasında olacaktır.
90 kişilik bir kadrosu olacaktır. Olabildiğince kamuya
yeni bir malî yük getirmemesi amaçlanmıştır. Genel kurul üyelerinin belli bir
miktarda malî yönden katkısı amaçlanmaktadır; ama, kendi ayakları üzerinde
durabilen, kendi gelirleriyle sistemi çevirebilecek bir malî yapısı da bu
kurumun söz konusudur. Ne genel bütçeden ne de dışarıdan belli bir süre sonra
herhangi bir malî desteğe ihtiyaç duymadan, kendi gelirleriyle giderlerini
karşılayabilecek bir yapı olacağını tahmin ediyoruz. Bu anlamda kamuya ne
personel ne de malî yönden bir yük getirmeyeceği anlaşılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, bu kısa bilgileri size arz ettim.
İleriki maddelerde de gerek olursa tekrar görüşlerimi sizlerle paylaşmaktan
memnuniyet duyarım.
Sözlerimin başında da ifade ettiğim gibi, gerçekten,
çalışma hayatımıza ve işgücü piyasamıza gerekli olan bir kurumdur. Oylarınızla
onay verdiğiniz takdirde, geç kalmış bir kurumu kuracağız ve en kısa zamanda
uygulamaya geçirerek çalışma hayatımızda bu eksikliği giderip, işsizliği önleme
konusundaki mücadelemize yeni bir aracı daha dahil etmiş olacağız.
Katkılarınız için, gayretleriniz için herkese, bütün
gruplara teşekkür ediyor ve tasarımızın hayırlı olmasını diliyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Tasarının tümü üzerinde, şahsı adına Uşak Milletvekili
Alim Tunç söz istemişlerdir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Tunç.
Süreniz 10 dakika.
ALİM TUNÇ (Uşak) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
1193 sıra sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanun Tasarısı hakkında görüşlerimi
açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, Sayın Bakanımız gerçekten güzel
açıklamalarda bulundu; ama, ondan önce konuşan arkadaşlarımızdan… Özellikle
şunu belirtmek istiyorum, bilgi vermek istiyorum: Biz bu yasa tasarısını
Mecliste komisyonumuzda görüştüğümüzde -tutanaklara da bakılabilir- sadece,
muhalefetten, Cumhuriyet Halk Partisinden Ali Arslan
arkadaşımız vardı, diğer arkadaşlarımızın hiçbiri yoktu. Bütün sivil toplum
kuruluşlarından ve bu konuyla ilgili meslek kuruluşlarından da katılımcılar
vardı, bunları tartıştık; ancak, bugün, bakıyorum, burada, kimisi mazeret beyan
ediyor; ama, gelip, burada, sadece konuşmuş olmak için konuşmalarını
tamamlıyorlar.
NAİL KAMACI (Antalya) – Canım bırak sen herkesin
konuşmasını, takdiri kendi hakkı.
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) – Sen nasıl konuşuyorsun ki?!.
ALİM TUNÇ (Devamla) - Bir de şunu belirtmek istiyorum.
NAİL KAMACI (Antalya) – Saygı duy bari konuşmasına.
ALİM TUNÇ (Devamla) - Burada, mimarlar ve mühendislerle
ilgili görüşlerini açıkladılar, yukarıda, komisyonda da görüşlerini beyan
ettiler ve bu görüşleri doğrultusunda ve diğer meslek kuruluşlarının görüşleri
doğrultusunda onlardan faydalandık ve bu kanunun yapımında da onlar katkı
sağladılar, onlara da teşekkür ediyorum.
Yine biraz önce Sayın Bakanımız açıkladılar; mühendis
odaları herhangi bir şekilde bu kapsamın içinde değiller; yine 4 yıllık lisans
eğitimi almış, yüksek lisansını
tamamlamış kişiler de bu kurumun dışında, kapsamın dışında bulunmaktadırlar.
MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)– Önergeyle bulunacaklar Alim
Bey.
ALİM TUNÇ (Devamla) – Evet, önergeyle bulunacaklar.
Şimdi, bu kurum, özellikle, özerk bir kurum olacak
ve yaklaşık 23 tane kuruluştan
temsilcilerin katıldığı ve gerçekten ülkemizdeki meslekî yeterliliği
standardize edecek, sınavlarını yapacak,
belgelendirebilecek ve uluslararası nitelik kazandıracak bir kurum oluşacak.
Değerli arkadaşlar, bu kurumla beraber hükümetimizin de en fazla mücadele ettiği işsizliğin
azaltılmasıyla ilgili de büyük adım
atılmış olacak.
Biraz önce
konuşmacılar işsizlikle ilgili bazı bilgiler verdiler. Gerçekten, 2005’in Ocak ayı itibariyle 15-24 yaş arasındaki işsizlik oranı yüzde 21,5 idi; bugün ise, biraz önce
konuşmacımız bunu belirtti, yüzde 17’ye düşmüş; bu da sevindirici bir olaydır.
Tabii ki, hepimiz biliyoruz ki, genç bir nüfusa sahip
ülkemizde işsizliğe çözüm bulmak, istihdamı artırmak çok kolay değil. Ancak, bizim hükümetimiz
döneminde, dönemsel de olsa, sürekli bir düşüş, çok az da olsa bir düşüş
trendinde devam etmektedir.
Ben, Uşak’tan örnek vermek istiyorum sizlere. 2001
krizinde, nüfus açısından baktığınızda, en
fazla etkilenen il Uşak’tır işçi çıkarılması ya
da iş yerlerinin kapatılması açısından. Ama, bugün hükümetimizin çıkarmış
olduğu kanunla, 5084 ve 5150 sayılı Kanunla, şu ana kadar 2002’den itibaren
Hükümetimizle beraber 13 670 yeni istihdam sağlanmış durumda Uşak’ta. Bunu da,
bu Hükümetle beraber, 5084 ve 5150 sayılı Yasalarla ne kadar isabetli, istihdamı
artırıcı tedbirler alındığının bir göstergesi olması açısından belirtmek
istiyorum ve bunları çıkaran Sayın Başbakanımız ve bütün Bakanlar Kurulumuza
teşekkür etmek istiyorum.
Yine, biraz önceki bir şeyi düzeltmek istiyorum.
Özellikle üniversitelerden, YÖK’ten işletme, çalışma ekonomisi ve meslekî
eğitimle ilgili 3 tane öğretim üyesi -“1 tane” diye söylendi- bu kurulda görev
alacak; bunu da belirtmek istiyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; meslek standartları
bir mesleğin başarıyla icra edilebilmesi için yapılması gereken görev ve
işlemler, sahip olunması gereken bilgi ve beceriler ile sergilenmesi gereken
tutum ve davranışları gösteren asgari normlardır. Bu normlar eğitim ve istihdam
arasında köprü işlevi görmekte, devlet, işçi ve işveren arasında uzlaşmayı
gerekli kılmaktadır.
Bilindiği üzere, ülkemizde bireylerin meslekî
yeterliliklerini ulusal ve uluslararası düzeyde belirleyen meslek standartları,
sınavla belgelendirme sistemi bulunmamaktadır. Ulusal meslek standartlarının
olmaması meslekî ve teknik eğitim programlarının iş piyasası aktörlerinin
katılımı olmadan eğitim veren kurumlarca hazırlanmasına neden olmaktadır.
Meslek standartları doğrultusunda hazırlanmamış olan bu
programlara göre verilen meslekî ve teknik eğitimler iş piyasasının istediği
meslekî nitelikleri karşılayamamaktadır.
Örgün ve yaygın meslekî teknik eğitimlerden mezun
olanlara verilen diploma veya belgeler kişilerin sahip oldukları bilgi ve
becerileri yeterince ve güvenilir biçimde yansıtmamakta, çoğu zaman bir kurumun
verdiği bir kurumun verdiği bir belge diğer kurum tarafından kabul
edilmemektedir.
Ayrıca, formal eğitim almadan,
çalışarak beceri edinen kişilerin büyük bir bölümü sahip oldukları becerilerini
belgelendirme imkânı bulamamaktadırlar. İşgücünün meslekî yeterliliğinin
objektif olarak değerlendirilmesi, en basit ifadeyle, işsizlerin iş bulmasına,
işverenlerin de aradığı işçiyi temin etmelerine imkân sağlamaktadır.
Diğer taraftan, meslekî yeterlilik sisteminin olmaması,
meslekî ehliyeti bulunmayan kişilerin tüketicilere zarar vermelerine sebep
olmaktadır. Örneğin, evlerimizde veya işyerlerimizde
basit bir tamirat ya da tadilat yaptığımızda, meslekî
yeterlilik belgesi olmayan; ancak, kendini usta diye tanıtan kişilerin işi tam
yapmadığını ya da işi eskisinden kötü hale
getirdiğini kendi hayatımızda en az bir kez yaşamışızdır. Basit gibi görünen bu
durumun ülke genelinde çok büyük kaynak israfına neden olduğuna şüphe
bulunmamaktadır.
Değerli arkadaşlar, akredite
edilmiş meslekî yeterlilik belgelerinin olmaması sadece yurt içinde değil, Türk
işgücünün yurt dışında istihdam edilmesinde de çok büyük güçlükler
oluşturmaktadır. Örneğin, müteahhitlik alanında yurt dışında iş yapan Türk
şirketleri, çalıştırmak üzere yurt dışına götürdükleri Türk işçilerini, meslekî
yeterliliklerini belirleyen bir sertifikaları olmadığı için, yurt dışında
istihdam etmekte yıllardır büyük zorluklarla karşılaşmaktadır. Bu durum,
işsizliğin olduğu bir dönemde işgücünün yurt dışında istihdamını
zorlaştırmakta, ayrıca, Türk müteahhitlerinin rekabet güçlerini de
azaltmaktadır.
Değerli arkadaşlar, görüşülmekte olan bu kanun tasarısı,
yaşanan bu sorunlar paralelinde, içeriği itibariyle gündeme yeni gelmiş bir
konu değildir. Bu, 1989’da temeli atılmış ve 1992’de bir aşamaya gelmiş,
sonuçta, 2000 yılında da kanun tasarısı haline gelmiş; ancak, Mecliste
görüşülmesi ve kanunlaşması bugüne nasip olmuştur.
Değerli arkadaşlar, bu kanunla, tasarının
kanunlaşmasından sonra Türkiye’nin uluslararası itibarı artacak ve işgücümüzün
AB ve dünyadaki hareketliliği kolaylaşacaktır. Yine, Meslekî Yeterlilik Kurumu
Kanunu Tasarısı ile 4702 sayılı Yasanın uygulanmasında da büyük kolaylıklar
sağlanacaktır.
Ben, bu kanun tasarısının, ülkemize hayırlı olmasını
diliyorum; ayrıca, bir eleştiriyi daha söylemeden edemeyeceğim…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİM TUNÇ (Devamla) - Üç tane büyük konfederasyon, işçi
federasyonunun, üç büyük konfederasyonun bu kurumda temsil edilmesi, çoğulcu,
demokratik bir eylemin yerleşmesi içindir. Bunu da belirtmek istiyorum. Tekrar,
kanun ülkemize hayırlı uğurlu olsun. Hepimizi saygı ve sevgilerimle
selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tunç.
Tasarının tümü üzerinde şahsı adına söz isteyen Zonguldak
Milletvekili Fazlı Erdoğan. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Erdoğan.
FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 1193 sıra sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı
üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Grup adına da bana bir söz tevdî
edilmişti. Bu bağlamda hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Konuya geçmeden önce, benden
önceki konuşmacılar, özellikle meslekî yeterlilik konusunda birçok
değerlendirmeler yaptılar, onun yanında, başka konulara da birtakım açılımlar,
yorumlar getirdiler.
Tabiî ki, Türkiye’de yaşıyoruz. Türkiye’nin dününü,
bugünü, yarınlarının hesabını Meclis olarak yapmaya mecburuz. Takdir edersiniz
ki, 2002 sonu itibariyle, Türkiye’de bu Mecliste hepimiz bulunmuyorduk; ama
hepimiz Türkiye’de bulunuyorduk. O günkü işsizlik oranları istatistiklere göre
yüzde 9,9 iken, 2006 Haziran sonu itibariyle Türkiye’deki işsizlik oranı yüzde
8,8’dir.
Yine, Türkiye’de geçmişte 1,0 fındık fiyatları
açıklanırken, bugünlerde 3 doların üzerinde fındık fiyatları açıklanmıştır;
fakat, Muzaffer Bey benim kapı komşumdur, onun değerlendirmelerine asla polemik
yapmak istemiyorum; ama, değerlendirmek istediğim bir konu var.
Değerli arkadaşlar, bir veresiye satış var, bir de peşin
satış var. Veresiye satışların alınıp alınmayacağı belli değildir; ama, peşin
satan insan 6 000’e de, 5 000’e de satmıştır geçmiş senelerde, gerçekten
fındığının parasını kasasına koymuştur; ama, veresiye satıp alınması alınmaması
belli olmadığı için 7 000’e satmıştır, ucu açıktır, alan da vermemek üzere
belki hesap yaptığı için, toplum bu konuda mağdur edilmiştir. Bunun hepimiz
bilincindeyiz. (CHP ve Anavatan Partisi sıralarından gürültüler)
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Ordu’da sizi bekliyorlar.
FAZLI ERDOĞAN (Devamla) – Temennimiz, dileğimiz, arzumuz
şudur: Bu konu, bundan sonra işin, gerçekten özerk ve sektör bazında ilgilileri
belli olmuştur, devlet konumunu, duruşunu yeniden tespit etmiştir, Hükümet bu
noktada özel sektör eliyle olayı yeniden yorumlama, yeniden değerlendirme
fırsatını Fiskorbirlik’e ve onun alternatiflerine
bırakmıştır. Önümüzdeki sene, zannediyorum, bu değerlendirmeleri herkesin daha
bir şekilde yapması sağlanacaktır.
Malum olduğunuz üzere, Türkiye’nin en büyük sorunu
işsizliktir, bunda hemfikiriz. Yıllardan bu yana gerekli yatırım ve istihdam
alanlarının oluşturulmaması, hali hazırdaki kaynakların yeterli ve etkin bir
şekilde kullanılmaması ve bunun yanında da verimli, kaliteli, nitelikli insanı,
zamanında ve yerinde hazır yapamadığımız, tamamlayamadığımız için ülkemiz bu
noktada, gerçekten, gelişmiş ülkelere göre, evet, yerini alamamıştır; ama, bir
gelişmekte olan ülkeyiz, geri kalmış olan ülkelerden gelmiş, gelişmekte olan
ülkeler arasına gelmişiz. Hedefimiz, Avrupa Birliğiyle gelişmiş ülkeler
seviyesine, Meclis olarak, iktidarıyla, muhalefetiyle ülkeyi taşımaktır.
Takdir edersiniz ki, yine, Haziran 20, yani, dün tarihi
itibariyle açıklanan birtakım veriler var. İşsizlik oranı 8,8 iken, 15 ve24 yaş
arası kurumsal olmayan sivil işgücü işsizlik oranı 17,4’tür. Bu rakam, Haziran
2006 verilerine göre yüzde 8,8 olan genel işsizlik oranının yaklaşık 2 katıdır.
Eğitimli işgücünün işsizlik oranı ise, genç işsizlik oranının çok da
üstündedir. Haziran 2006 döneminde Türkiye’de çalışma çağındaki nüfus, geçen
yılın aynı dönemine göre 870 000 kişi artmıştır. Böylesine hızlı bir işgücü
olan ülkemizde, sadece istihdam alanlarının hazırlanması çare ve çözüm
değildir. Aynı zamanda, nitelikli eleman yetiştirmek ara eleman sıkıntısını
ortadan kaldırmak ve bunun yanında da, insanlarımızın moralini, çalıştığı yeri
severek, işveren ona “işçi sayesinde ekmek buluyorum” evet “işçi sayesinde
ekmek buluyorum” işçi de “işveren sayesinde ekmeğimi buluyorum” deme noktasında
ortak moral gücüne erişmemiz lazım.
Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, ülkemizde,
bireylerin meslekî yeterliliklerini, ulusal ve uluslararası düzeyde belirleyen
meslek standartları sınav ve belgelendirme sistemleri de yeterli değerde
değildir. Ulusal meslek standartlarının ve bu doğrultuda oluşturulması gereken
eğitim standartlarının olmaması, meslekî ve teknik eğitim programlarının, iş
piyasası aktörlerinin katılımı olmadan eğitim veren kurumlarca hazırlanmasına
neden olmaktadır. Bu programlara göre meslekî ve teknik eğitim alan bireyler,
iş piyasasının istediği nitelikte kazanımlarını elde edememektedirler. Gerek
yükseköğretimden mezun olan, gerekse meslekî teknik eğitim veren okullardan
mezun yavrularımıza verilen diploma ve belgeler, yavrularımızın sahip oldukları
bilgi ve becerileri yeterince güvenilir bir biçimde yansıtmamakta, çoğu zaman,
bir kurumun verdiği bir belge diğer kurumlar tarafından önemli bir şekilde
değerlendirilmemektedir. Herhangi bir eğitim almadan çalışarak kendi
kabiliyetini, kendi becerisini kazanmış bir kişi, ne kadar pratikte bir şeyler
becermiş olsa bile, kurumsal olarak yeterli derecede bir belge verilmediği
için, o da, bir yerde işi bilen, fakat, kendini belge noktasında ispatlamama
konusunda sıkıntı çekmektedir. Örneğin, biz, Karadeniz Ereğli’de büyük bir
tersane kurduk; 110 milyon dolarlık bir yatırımla, 55 000 ton gemileri,
uluslararası denizlerde, Türk Bayrağıyla dalgalandıracağız. Orada pratikten
gelen insanların belgesi yok. Belgeyi halk eğitim kurslarından aldık, onların
da yeterli derecede pratiği yok. Belgesiz insanlar başarılı, pratikten gelenler
başarısız. Bu noktada bir çelişki yaşıyoruz. Halk eğitimden alınan
arkadaşlarımızın belgesi olmasına rağmen, o tersanede yeteri derecede hem iş
bulamadılar hem de orada işe girdikleri halde başarılı olamadılar; burada bir
çelişki var. Demek ki, pratikten gelen, işi bilen insanları, yetenekli olan
insanları kurumlarla desteklemek, onları belgelerle sistemin içerisine almak
zorundayız.
Bu örnekleri elbette çoğaltabiliriz. Ancak, görüleceği
gibi, işsiz insanlarımız ile işçiye ihtiyaç duyan işverenlerimizi bir araya
getirirken, karşılıklı olarak ihtiyaçlarının karşılaştırılması gerekmektedir.
İşgücünün ve çalışma hayatının hızla geliştiği ve
değiştiği günümüzde, ekonomik kalkınmayı yakalayan Türkiye’nin, bu değişim
karşısında, tüm kurum ve kurullarıyla hazır olması gerekmektedir. Hatta,
biliyorum ki, bu düzenleme gerçekten gecikmiştir; çünkü, gelişmiş ülkelerde ve
Avrupa Birliği ülkesi ülkelerde meslekî yeterlilik sistemlerine baktığımızda,
çalışma hayatı ve eğitim kesimi arasında fonksiyonel bir bağın kurulduğu ve
meslek standartları sınav ve belgelendirme sisteminin önemli bir araç olarak
kullanıldığı ve bu hizmetlerin ürün standartlarını belirleyen kuruluşlardan
ayrı olarak, devlet, işçi ve işveren kesimlerinin katılımıyla oluşturulan özerk
kurumlar tarafından yürütüldüğü açıktır. İngiltere’de, Almanya’da, Amerika
Birleşik Devletlerinde, Hollanda’da bu kurumların işlevleri gerçekten büyüktür.
Ülkemizde meslekî bir standart birliği olmadığından, bu
ve benzeri birçok alanda bugün üzerinde konuştuğumuz Mesleki Yeterlilik
Kurumunun önemi bir kez daha ortaya konmaktadır. Meslekî yeterlilik alanında bu
eksiklik, işgücünün meslekî yeterliliğinin objektif olarak değerlendirilmesini
engellemekte, en basit ifadeyle, işsizlerin iş bulmasına, işverenlerin de
aradığı işçiyi temin etmelerine imkân vermemektedir.
Ayrıca, akredite edilmiş
meslekî yeterlilik belgeleri olmadığı için, işgücünün yurtdışında istihdam
edilmelerinde çok büyük güçlüklerle karşılaşılmaktadır.
Saygıdeğer milletvekilleri, ülkemizde ulusal meslekî
yeterlilik sisteminin oluşturulmasına yönelik ilk çalışmalara, 1989’da Devlet
Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı Beşerî Kaynakları Geliştirme Projesiyle
başlanmıştır.
1992 yılında sonra, Devlet Planlama
Teşkilatı tarafından Beşerî Kaynakları ve İstihdamı Geliştirme Sistemleri ve
Aksiyon Planı hazırlanmıştır. Söz konusu Aksiyon Planı esas alınarak, İstihdam
ve Eğitim Projesi oluşturulmuştur. Anılan proje, istihdamın geliştirilmesi,
işsizlerin eğitimi, meslek standartları, sınav ve belgelendirme sistemlerinin
ve bu sistemi idame ittirecek özerk bir kurumun kurulması, meslekî danışmanlık
verilmesi, özel istihdam bürolarının oluşturulması gibi hususları içerdiğinden,
projenin genel koordinasyonu Türkiye İş Kurumuna verilmiştir.
1992 yılında, devlet, işçi ve işveren kesimleri arasında
Meslek Standartları Ulusal Protokolü imzalanmış ve Meslek Standartları
Komisyonunun oluşması kabul edilmiştir.
Meslekî Yeterlilik Kurumu, binlerce mesleği, yeterlilik
düzeyini, bu kapsamda hazırlanacak meslek standartlarını sınav
ve belgelendirme çalışmalarını, iş hayatında meydana gelen değişim ve
gelişmelere paralel olarak bu hizmetlerin sürekli güncelleştirilmesini ve bu
amaçlara ulaşmayı sağlayacak şekilde teşkilatlandırılacaktır. Bu kanun
tasarısında, Kurumun faaliyet alanı eğitim ve istihdam kesimini birlikte
ilgilendirdiğinden Kurumun kamu tüzel kişiliğini haiz, özel hukuk hükümlerine
tabi, özel bütçeli ve özerk olması, karar ve yönetim organlarının ilgili devlet
kurumları, işçi ve işveren kesimlerini temsil eden görev güvencesi sağlanmış
üyelerden oluşması öngörülmüştür.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
– Sayın Erdoğan, lütfen toparlar mısınız.
FAZLI
ERDOĞAN (Devamla) – Tamam Başkanım.
Kurum,
faaliyetlerine başladıktan sonra, kamuya yük olmadan -en önemli tarafı budur-
tamamen kendi gelirleriyle kendi giderlerini karşılayacak konumdadır.
Değerli
arkadaşlar, ben, burada, son olarak, sizinle, bu konudaki Meslekî Yeterlilik
Kurumu Kanunun neler getirdiği konusunu da kısaca değerlendirip sözlerimi
bağlamak istiyorum. Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunun neler getirdiği; ulusal
meslek standartlarını temel alarak teknik ve meslekî alanlarda ulusal
yeterliliklerin esaslarını belirlemek, standartları belirlenecek meslekî ve
meslek standartları hazırlanacak kurumları tespit etmek, sınav ve belgelendirme
sistemi kapsamında sınavlarda başarılı olanlara meslekî yeterlilik düzeyini
gösteren sertifikaların verilmesini sağlamak, teknik ve meslekî eğitim-öğretim
seviyesini yükseltmek, Türkiye’de çalışmak isteyen yabancıların sahip oldukları
meslekî yeterlilik sertifikalarının
doğruluğunu tespit etmektir. Türkiye’de meslekî yeterlilik sistemlerinin
oluşturulmasına, dünya pazarlarında rekabet edebilecek…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Erdoğan, teşekkür ediyorum.
FAZLI ERDOĞAN (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.
…rekabet edebilecek insangücünün
geliştirilmesine…
BAŞKAN – Lütfen Sayın Erdoğan… Teşekkür ediyorum.
FAZLI ERDOĞAN (Devamla) – Evet, ben şunu da sizlerle
paylaşmak istiyorum ve teşekkür ediyorum:
Günlüm şunu istiyor Türkiye’de: Doktoruyla, öğretmeniyle
bu konuda herkes kendi sahasında yeterli ve seviyeli bir Türkiye bekliyoruz.
Diyorum ki: Her şey, bütün mesleklerde beş yıl yeniden
bir analizden geçsin.
BAŞKAN – Sayın Erdoğan, lütfen, teşekkür için…
FAZLI ERDOĞAN (Devamla) – Analizden geçerek,
herkes kendi sahasında yeni teknolojik gelişmelere açık, kendini yenilesin,
meslekî yeterliliklerinde her alanda, her unvan sahibi tam olsun.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdoğan.
FAZLI ERDOĞAN (Devamla) – Bu dileklerle, gerek Başkanı
gerek Divanı ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Tümü üzerinde soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Süremiz 20 dakikadır.
Sayın Özdoğan buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) – Teşekkür ediyorum Sayın
Başkanım. Sayın Bakana birkaç soru yöneltmek istiyorum aracılığınızla.
Birinci sorum: Sayın Bakan, AB’ye uyum yasaları
çerçevesinde gündeme getirmiş olduğunuz Meslekî Yeterlilik Kurumu Yasa Tasarısı
ülkemizde binlerce meslek alanını ve milyonlarca vatandaşımızı yakından
ilgilendiren bir muhtevaya sahiptir ve söz konusu yasa tasarısının uygulama
safhasına ilişkin büyük endişeler taşımaktayım.
Hükümetinizin
dört yıllık iktidarında gözlemlemiş olduğum en dikkat çekici özellik, yasaların
uygulama safhasına işlerlik sağlanamaması oldu zira. Sayın Bakanım, meslekî
yeterlilik kurumu, meslekî işlevde standart bir kalite oluşturmayı amaçlamakta
ve bunun için de, öncelikli olarak eğitimin gerekli olduğu malumunuzdur.
Ülkemizde meslekî yeterlilik için eğitim almak isteyen gençlerin ise eğitim
sağlayacak maddî imkânlardan yaygın olarak mahrum olduğu da, malumunuz olan
başka bir husustur. Benim endişem, öncelikli olarak işte bu noktada
yatmaktadır. Milyonlarca çocuğumuzun
meslekî eğitimini bu yasa uyarınca nasıl sağlayacağınız konusunda bir plana ve
bütçeye sahip misiniz?
İkinci sorum; Sayın Bakan, bu yasa meslekî yeterlilik
kurumu için malî ve idarî anlamda özerk bir yapı öngörmekte. Sadece
koordinasyonunun Türkiye İş Kurumu tarafından sağlanması öngörülen meslekî
yeterlilik kurumunun idarî yapısı nasıl oluşturulacaktır? Örneğin,
Hükümetinizin alışkanlığı olduğu üzere, bu kurumun yöneticileri partinize yakın
kişilerden mi müteşekkil olacaktır?
Üçüncü sorum; ait olduğunuz siyasî partinin kamu
kurumlarındaki imkânları oy toplama maksatlı kullandığı bilinen bir gerçektir.
Bu durumda, meslekî yeterlilik kurumunu genç oylarını partinize katmada bir
araç olarak kullanmayacağınızı taahhüt edebilir misiniz? Böyle bir taahhüdünüz
varsa, bunu hangi inandırıcı bir uygulama programına dayandırıyorsunuz?
Diğer bir sorum; meslekî yeterlilik eğitimi için
yeterliliği haiz eğitim personeliniz mevcut mudur; mevcutsa, bu mevcudiyeti
sayılarla ifade eder misiniz; mevcut değilse ne kadarlık
bir zaman diliminde, nasıl bir bütçe ve programla eğiticilerin eğitimini
sağlayacaksınız?
Beşinci sorum; AB fonlarının projelendirme eksikliği
nedeniyle Türkiye’de kullanılmadığı ve Türkiye’ye ayrılmış bu fonların
Hükümetinizin döneminde heba olduğu malumunuz. Meslekî yeterlilik kurumunu AB
fonlarından istifade edecek şekilde yapılandırma yönünde bir planınız mevcut
mudur?
Son sorum; Sayın Bakana soruyorum, az önce Zonguldak
Milletvekili Sayın Fazlı Erdoğan konuşurken, Zonguldaklı İbrahim Öz isminde bir
vatandaşımız beni aradı, fındık fiyatlarından sitayişle bahsettiğini söyledi;
dedi ki: “Sayın Fazlı Erdoğan ve AK Parti milletvekilleri Karadeniz’e
girebiliyorlar mı; kendisine onu sorun.” Bunun yorumunu da Sayın Bakana
soruyorum.
Teşekkür ediyor; saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdoğan.
Sayın Işık, buyurun.
AHMET IŞIK (Konya) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakana şu soruyu yöneltmek istiyorum: Sayın
Bakanım, bu kanun yürürlüğe girmeden önce alınmış olan kalfalık ve ustalık
belgeleri bu kanun kapsamında değerlendirilecek midir? Artı, müktesep haklar
korunacak mıdır? Bir de, herhangi bir eğitim almadan becerisi gelişmiş
insanların bu becerilerinin belgelendirilmesi tasarıyla mümkün hale gelmekte
midir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Işık.
Sayın Tütüncü, buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
3 sorum var. Birincisi, bu kanun tasarısı, bir yandan
örgün eğitimde, ekonominin ara kademe insangücü
ihtiyacını karşılamak açısından bir yapısal dönüşümü gerekli kılıyor, örgün
eğitim sisteminde bir yapısal dönüşümü gerekli kılıyor, meslekî ve teknik
eğitim lehine; öte yandan da, çıraklık eğitimi başta olmak üzere, hizmetiçi, hizmet öncesi, mesleğe yöneltme gibi yaygın
eğitim alanlarında da ayrı bir atılımı zorunlu kılıyor. Nasıl bir programla
bunu yapmayı düşünüyorsunuz? Bu konuda bir programınız var mı? Bu bir.
İkincisi, buraya çıkan, hemen hemen
muhalefete ve iktidara mensup bütün milletvekilleri, işsizliğin en büyük sorun
olduğunu dile getiriyorlar. Çok doğru; ancak, işsizlik oranına iş gelince,
yüzde 10’lardan söz ediliyor ve yüzde 10’ların altına indi, geçici olarak,
yüzde 8’lerden söz ediliyor.
Şimdi, ben sormak istiyorum. Yani, bugün, Fransa’da,
Almanya’da işsizlik oranları yüzde 9,7, yüzde 9,9, yüzde 10, yüzde 10’un üzerinde.
Avrupa Birliğinin iddialı ülkelerinde böyle işsizlik oranları var. Son
katılanlarda yüzde 18, yüzde 19, yüzde 15 işsizlik oranları var.
Şimdi, bu yüzde 8’lik, yüzde 9’luk işsizlik oranlarıyla,
hâlâ nasıl kendimizi avutabiliyoruz, avutuyoruz, bunu anlamak mümkün değil. Bu
konuda, Sayın Bakandan, gerçek, Türkiye'nin reel
işsizliğinin ne olduğunu burada açıklamasını istiyorum.
Şunu da söyleyeyim izin verirseniz, Sayın Bakanın
sorusuna, daha doğrusu yanıtına yardımcı olmak açısından olayın özü, esası şudur:
Avrupa Birliğindeki ülkelerde yaşayan ya da çalışan
nüfusun, yaşayan nüfusun diyeyim yüzde 70’i iş ve aş sahibidir. Biz de ise,
yaşayan nüfusun ancak ve ancak yüzde 40’ı iş ve aş sahibidir. Sanırım, bu mesaj
Sayın Bakanımızın yanıtına ışık tutacaktır diye düşünüyorum.
Son sorum Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; büyüme
performansından, Türkiye’nin büyüme performansından herkes memnun. Böyle
konuşuyor AKP milletvekilleri ve Sayın Bakanımız da az önce konuşmasında böyle
söylediler; herkes memnun. Peki, Türkiye’de kimler memnun?..
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; işçi memnun mu, işsiz
memnun mu, genç memnun mu, gelir dağılımındaki adaletsizlikten inim inim inleyenler, açlık ve sefaletin kucağında inim inim inleyenler memnun mu? Yani, kâğıt üstünde bir
büyümeye, büyüme performansına takılarak nereye gidebileceğimizi sanıyoruz?!.
Bugün her birim büyüme, yüzde 1 birim büyüme ya da
her yüzde 1 ihracat artışı eskisiyle kıyaslanamayacak kadar çok daha fazla bir
dış borçlanmaya ihtiyaç göstermektedir. Elin parasıyla büyüme!.. Gelir
dağılımını düzeltse, istihdam yaratsa, işsizliği azaltsa; tamam.
Gerçek, Türkiye’nin gerçek işsizliğini azaltacak, gerçek
büyümeyi sağlayacak bir yeni politikaya AKP, acaba, ne zaman geçmeyi düşünüyor ya da geçmeyi düşünüyor mu?
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN-
Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.
Sayın Bakan, buyurun.
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI
MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Işık’ın soruları kısa; izin
verirseniz, önce ondan başlayayım.
Daha önce Millî Eğitim Bakanlığımız
tarafından verilen 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunu gereğince edinilmiş
belgelerin durumu ne olacak?
Onlar, geçerliliklerini koruyacaklar.
Yani, daha doğrusu, bu anlamdaki kazanılmış hakları koruyoruz. Üç yıl içinde
müracaatları halinde, bu belgeleri yenileriyle değiştirme imkânları,
kendilerine geçici maddeyle tanınmış bulunuyor.
Bu sistemden yararlanabilmek için
herhangi bir eğitim düzeyinin olması şart mı?
Hayır. Piyasada yetişmiş çırak,
kalfalarımız da meslekî yeterliklerini ispat etmek için, bu sisteme, herhangi
bir eğitim düzeyi şartı aranmaksızın dahil olabilecekler.
Diğer iki sayın milletvekilimizin
soruları bir hayli kapsamlı. Belki bir kısmına burada cevap veremeyeceğim,
yazılı olarak kendilerine cevap verebileceğiz.
Sayın Tütüncü “örgün ve yaygın
eğitimde bir değişiklik getirilmesi gerekir” diyor. Doğrudur. Bu tasarının
amaçlarından biri de, eğitim-istihdam ilişkisini sağlıklı kurabilmeye yardımcı
olmaktır. Belirlenecek meslek standartları, hem ortaöğretim hem de
yükseköğretim düzeyindeki kurumlarımıza iletilecek ve onların eğitim
standartlarını, daha doğrusu meslek ve teknik eğitim müfredatlarını bu meslek
standartlarına uygun bir şekilde yapmaları kendilerine önerilecektir. Bunun
çeşitli mekanizmaları var, genel kurulları var. Ortaklaşa bir işbirliği
içerisinde, hem örgün hem de yaygın eğitim sistemimizde, piyasanın ihtiyaç
duyduğu mesleklere ilişkin eğitimin verilmesi kendilerine iletilecektir,
kendilerinden bu talep edilecektir.
İşsizlik oranlarının ölçülmesi
konusunda bir şey söylemeyeceğim. Bu konuda sizin daha önce de görüşlerinizi biliyorum TÜİK’le
ilgili; ama, bu ölçüm, değerlendirme Avrupa EUROSTAT’ın
da benimsediği parametreler doğrultusunda yapılan bir değerlendirmedir. Ondan
ziyade, oranlar bizi ilgilendirmektedir. Geçen yılın aynı oranını
kıyasladığımızda bu yıl 8,8’lik genel işsizlik oranındaki bir düşüş söz
konusudur. Bu, açıkçası, işsizlikle mücadele konusundaki bizim azmimizi
artırmaktadır, bizi daha cesaretlendirmektedir. Bu, aksine de olabilirdi; yani,
bu dönemde yüzde 12 olabilirdi, yüzde 11 olabilirdi; ama, belki de 2002’den bu
tarafa genel işsizlik oranının en düşük seviyesini yakalamış durumdayız. Yıl
sonunda 2006 yılı ortalaması hepimiz için ortak bir değer olacaktır. Umudumuz
ve hedefimiz, bu genel işsizlik oranının 2006 yılı sonunda yüzde 10’un altına
düşmesidir. Yüzde 10’un altına düşen rakam da, elbette, büyük bir
rakamdır. 72 000 000’luk
ülkenin yüzde 8’i, yüzde 9’u da büyük bir rakamdır. Bunun da önemini biliyoruz;
ama, siz de biliyorsunuz ki, yapısal hale gelmiş bir işsizlik sorununu kısa
vadede indirmek kolay bir hadise değil.
Şimdi, büyüme ve işsizlik veyahut da büyümenin iş yaratıp
yaratmadığı konusu; doğrudur, ben bunu daha önce de kamuya da ilan ettim; bu,
sorgulanması gereken bir husustur; ama, bu, sadece bizim sorunumuz değil.
Global ekonomide de büyümeye eş istihdamın yaratılmadığını biliyoruz; ama,
bizim belki yapabileceğimiz, hep birlikte yapabileceğimiz yatırım
kompozisyonumuzu ve büyüme kompozisyonumuzu daha çok iş yaratacak yönde manipüle etmektir; yani, hep beraber bilgimizi, becerimizi
buna yönlendirmemiz lazım diye düşünüyorum.
Evet, Erzurum milletvekilimizin 6 sorusu var. Bunlarla
ilgili örneğin “AB fonlarından istifade edecek misiniz?..” Elbette AB fonlarından
istifade edeceğiz ve biz, Bakanlık olarak, Türkiye İş Kurumu olarak bu
fonlardan en geniş manada istifade eden bir kurumuz. Aktif istihdam
politikaları uygulandı sizin de bildiğiniz gibi. Bu projeye 50 000 kişi
müracaat etti. Yaklaşık 50 000 000 Euro’luk bir bütçesi vardı. 33-35 milyonu fonlardan hibe
olarak temin ettik, geri kalanını Hükümet katkısı olarak kullandık. Bu proje
kapsamında 50 000 kişi meslekî eğitim kurslarından geçirildi ve yaklaşık bunun
yüzde 50’si bir iş sahibi oldu, istihdama kavuştular ve bu süreler içerisinde
de kendilerine bir ücret ödemesi de yapıldı. Bakanlık olarak bu tür projeleri
daha yaygınlaştırmayı istiyoruz. İkinci etabına da bunun müracaat ettik. Eğer
projemiz kabul edilirse, daha geniş anlamda, bu meslekî eğitim programını
uygulamak istiyoruz.
Gerçekten, değerli milletvekillerimizin
de söylediği gibi, Türkiye, genç bir nüfusa sahip, genç bir işgücüne sahip;
ancak, bu işgücünü nitelikli hale getirmemiz lazım. Ülkemizde 12 000 000 kişi 15 ile 24 yaş aralığında bulunmaktadır. Bu, çoğu
ülkenin gıpta ettiği bir insan kaynakları zenginliğidir. Önemli olan, bu genç
nüfusumuzu nitelikli hale getirmek ve onları işgücü piyasasında daha rahat iş
bulmalarına yardımcı olmak, işlerini değiştirirken daha kolay kendilerine bir esneklik
sağlamaktır.
Bunun dışındaki sorular; yani, burası siyaseten
kullanılacak mı, kadrolaşılacak mı?.. Zaten topu topu 90 kişilik bir kadro. Burası, iş, aş, ekmek yeri;
yani, bu düşünceler buradan tamamen uzak
olacaktır. Türkiye’nin derdine deva olacak, işsizliğe çare olacak bir kurum
amaçlıyoruz. Bu şekilde kurulacaktır; inşallah, bu şekilde de devam edecektir.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler de tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, birleşime 5 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 16.19
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.29
BAŞKAN: Başkanvekili
Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale),
Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
-----0-----
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 127 nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu
açıyorum.
1193 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
X- Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu
Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/1211)
(S. Sayısı: 1193) (Devam)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet yerinde.
Şimdi,
Birinci Bölümün görüşmelerine başlıyoruz.
Birinci
Bölüm 1 ilâ 19 uncu maddeleri kapsamaktadır.
Birinci
Bölüm üzerinde söz isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Orhan Sür,
Balıkesir Milletvekili.
Buyurun
Sayın Sür. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ORHAN SÜR (Balıkesir) – Teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; görüşülmekte
olan 1193 sıra sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, ilk çalışmaları
1989 yılında Devlet Planlama Teşkilatı bünyesinde başlanılmış olmakla birlikte,
somut olarak 2004 Kasım ayında, Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde, Avrupa
Birliği Genel Sekreterliği tarafından, meslekî yeterliliklerin belirlenmesi ve
tanınması hakkında kanun taslağı tasarısı çalışmaları başlatılmıştır. 2005
Mayıs ayına kadar sürdürülen bu çalışmada tüm bakanlık temsilcileri, meslek
örgütleri, Türkiye Mimar, Mühendis Odaları Birliği, Türk Tabipler Birliği, YÖK,
barolar ve benzerleri, İŞKUR ve üniversiteler yer almıştır. Yaklaşık yedi ay
süren ve AB’nin COM (119) isimli direktifinin Türkçe tercümesi üzerine
gerçekleştirilen bu çalışmada yapılan tartışmalar, ağırlıklı olarak, bu yasa
taslağında yer alan kurum ve otoritelerin Türkiye’deki karşılıklarının kim
olacağı üzerine yapılmıştır. Ülkemizde bu görev ve yetkileri kullanacak bir
yapılanma olmaması nedeniyle, yeni bir yapılanmanın yaratılması gereği ortaya
çıkmıştır.
Meslekî Yeterlilik Kurumu Yasa
Tasarısı, bu gereksinimin sonucudur. Meslek alanlarının düzenlenmesi ve
mesleklerin icrasıyla ilgili hiçbir düzenlemeye sahip olmayan ülkemizde, acilen
bu ihtiyacın giderilmesi de bir zorunluluktur. Bu çerçevede meslekî
yeterliliklerin belirlenmesi ve tanınması hakkındaki kanun tasarısı taslağı
madde 11’de ifade edilen 5 meslekî düzeyin yeterlilik düzeyi çerçevesinde
konuya yaklaşıldığında, düzey 1, düzey 2, düzey 3’ü alan mesleklerde –ki,
bunlar ilköğretim ve ortaöğretim sonrası belirli öğretim programlarına katılım
sonrası edinilen sertifikalarla icra edilen mesleklerdir- yapılacak
düzenlemeler İŞKUR önderliğinde yürütülecek yasal düzenlemeler olarak
belirlenmiştir.
Mühendis ve mimarları ilgilendiren düzey 5’le ilgili
düzenlemeler ise, mevcut yasalar, 3458 sayılı Mimar ve Mühendisler Kanununun,
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu çerçevesinde
değerlendirilecek, yüksekögretim sonrası elde edilen
mesleklerin icrasının sadece YÖK tarafından düzenlenmiş sistemler dahilinde
verilen diplomalarla sağlandığı tespitiyle, bundan sonra yapılacak
düzenlemelerde mutlaka ilgili meslek odasının oluşturacağı kriter ve kurallara
bağlı olması gerektiği vurgulanmıştır.
Durum böyle iken değerli arkadaşlarım, bu tasarı elimize
geldiğinde bazı maddeleri incelediğimizde büyük boşluklar olduğunu fark ettik.
Bugüne kadar olduğu gibi komisyonlarda yapılan çalışmalarda, maalesef,
demokratik kitle örgütlerinin ve meslek kuruluşlarının bu tip önerileri dikkate
alınmadığını gördük. Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin tasarının
komisyonda görüşülürken bu yanlışlıklarının giderilmesi doğrultusunda yaptığı
öneriler, maalesef, komisyonda sanırım dikkate alınmamış ve tasarı bu şekliyle
Meclise, aşağıya inmişti. Son iki günde İktidar Partisi Grubuyla yaptığımız
görüşmelerde bu aksaklıkların, bu aksaklıkların doğuracağı sonuçların hangi
noktaya ulaşacağı konusunda yaptığımız uyarılar şu anda olumlu bir noktaya
taşınmış görünüyor.
Özellikle tasarının 1 inci maddesinde yapılacak
değişiklikle, lisans ve lisansüstü programlardan mezun olanların bu tasarı
kapsamı dışına çıkarılması sağlanacağı konusunda bir uzlaşma sağlandı. Bu uzlaşının sonucunda sanırım tasarının bu en büyük çelişkisi
ve bize göre en büyük yanlışı giderilmiş oldu. Dileyelim bundan sonraki yasa
tasarılarında da muhalefet olarak bizlerin önerileri bu şekilde dikkate alınır
ve bu Meclisin değerli vakti zayi olmaz diyorum.
Ben bu duygularla, bu tasarının ülkemize yararlar
getirmesini diliyor; Yüce Meclisi ve halkımızı saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından)
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sür.
Birinci Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Sabri
Varan Gümüşhane Milletvekili...
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Şahsı mı; Grup adına Anavatan
Partisinin vardı?
BAŞKAN – Ümmet Kandoğan Denizli
Milletvekili…
Buyurun Sayın Kondağan.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. Meslekî Yeterlilik Kurumu
Kanunuyla ilgili olarak yapılan çalışmalardan dolayı bu kanun tasarısının
buraya kadar gelmesinde emeği geçen başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız
olmak üzere komisyon üyelerine teşekkür etmek istiyorum.
Bu kanun tasarısı bir ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır ve
inşallah kanunlaştıktan sonra da Türkiye’de işsizlikle ilgili, meslekî
yeterlilikle ilgili ciddî katkıları olacağına olan inancım açıktır. Ancak,
hemen şunu da ifade etmek istiyorum ki, bu kanun yasalaştıktan sonra, yürürlüğe
girdikten sonra akşamdan sabaha Türkiye’de de işsizliğe bir çare olacağı
şeklinde bir ümide kapılınmaması gerektiğinin de
altını çizmek istiyorum; çünkü, kamuoyunda, Parlamentoda öyle bir hava
yaratıldı ki, bu kanun yürürlüğe girdikten sonra Türkiye’de işsizlikle ilgili
ciddî mesafe alınacağı şeklinde bir kanaat hâkim.
Şimdi
bu kanun tasarısı vesilesiyle burada çeşitli konuşmalar oldu ve öncelikle
iktidar partisi milletvekilleri ve Sayın
Bakanımız da buna dahil,
işsizlikle ilgili, işsizlik rakamlarıyla ilgili görüşlerini ifade etmeye
çalıştılar. Dün, haziran ayı -mayıs-haziran-temmuz üç aylık ortalaması- ortalaması yayımlandı, 8,8. Yalnız,
Türkiye’deki 2006 yılı içerisindeki işsizlik rakamları, altı aylık, 10,5. Bir
kere bunun altını çizmek istiyorum. Haziran-temmuz aylarında mevsimsel olarak
işsizlikte belirli oranlarda düşüş görülür; ama, önemli olan, yıl genelindeki
işsizlik rakamlarına bakmak lazım.
İki, bir diğer önemli husus da işgücüne katılan nüfus ile
iş arayan, iş bulma ümidi olan vatandaşların rakamlarının ortaya konulması
lazım. Sayın Bakanım, önemli olan budur. Şimdi, son bir yılda 1 016 000 kişi
nüfusumuz artmış ve bunların içerisinden 866 000 kişi işgücüne katılan rakam;
ancak, Türkiye’de bu dönemde sadece işgücüne 60 000 kişi katılmış. Yani, burada
çok enteresan bir husus söz konusu. Yani, işgücüne katılmaya hazır olan
vatandaşlarımızın neredeyse yüzde 95’lik bölümü Türkiye’de herhangi bir alanda
iş bulma ümidi olmadığı için işgücü piyasasına katılmıyor. Bu nokta çok önemli
Sayın Bakan. Onun için, verilen rakam, 8,8 rakamı sizleri aldatmasın ve
devraldığınız Türkiye’deki işsizlik rakamı da 10,3 değerli milletvekilleri.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı devraldığındaki rakam 10,3, 2006 yılının
ilk altı aylık rakamı 10,5. Yani, devraldığınız noktadan daha yukarı bir
seviyedesiniz. Dört yılın sonunda gelinen nokta bu. Yani, bu hükümet döneminde
işsizliğe çare bulma noktasında herhangi bir ciddî faaliyetin olmadığı bu
rakamlarla çok açık ve net bir şekilde ortaya çıkıyor. O zaman bir çelişki daha
var burada, yüzde 7,5 kalkınan, kalkındığı söylenen bir ülkede işsizlik
rakamları düşmüyorsa, devraldığınız rakamların altında seyrediyorsa, bunun da, büyüme
rakamlarının da ciddî bir şekilde masaya yatırılması lazım. İhracatın yüzde
33’lük bölümü ithal mallardan oluşmaktadır; yani, siz, 75 milyar dolar ihracat
yapmışsınız 2005 yılında, bu 75 milyar doların 25 milyar doları yurt dışından
ithal ettiğiniz ve üzerinde basit işlemler yaparak ihraç ettiğiniz ürünler;
yani, o 75 milyar dolar rakam da siz kandırmasın. Eğer Türkiye 75 milyar dolar
ihracat yapıyorsa ve yüzde 7,5 büyüyorsa, işsizlik rakamlarının da küçülmesi
lazım.
Bir diğer önemli husus, Türkiye’de, 2005 yılında 115
milyar dolarlık ithalat yapılıyor; bunun yaklaşık 80 milyar doları ara malı
ithalatı. Ara malı ithalatı şu demek: Türkiye’de ihracat yapan veya üretim
yapan firmaların ihracatında ve üretiminde kullandığı malların büyük bir bölümü
yurt dışından ithal edilen ara malları.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kandoğan,
lütfen, toparlar mısınız; buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Durum böyle olunca,
Türkiye’deki o İstatistik Kurumunun ortaya koyduğu yüzde 7,5’luk büyüme
rakamlarının da ciddî bir şekilde tahlil edilmesi lazım. Bu, ithalata dayalı
olan bir büyümedir. İthalata dayalı olan bir büyüme olmasından dolayı da, bu
büyümeden dolayı işsizlik rakamları küçülmemektedir.
O nedenle, değerli milletvekilleri, işsizlik meselesi
Türkiye’nin en önemli meselesi olmaya devam etmektedir. Bu konuda, maalesef,
alınan hiçbir tedbir de çare olmamaktadır. Türkiye’deki ilk 1 000 büyük
şirketin 2005 yılı büyümesi yüzde 2; ilk 1 000 şirket, Türkiye üretiminin yüzde
53’ünü sağlıyor. İlk 1 000 şirket yüzde 2 büyümüşse, yüzde 7,5 büyümenin de
yeniden gözden geçirilmesinin gerekli olduğu inancımı ifade ediyor; bu kanun
tasarısının hepimize hayırlı olmasını diliyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.
Bölüm üzerinde soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Sayın Özdoğan, buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) – Teşekkür ediyorum Sayın
Başkanım.
Birkaç sorum var Sayın Bakanımıza.
Meslekî Yeterlilik Kurumunun idarî anlamda teşkil
edilmesi aşamasında idarî oluşumun nasıl olacağı konusunda halihazırda bir
planınız mevcut mudur? Mevcutsa, bu plan nasıldır? Mevcut değilse, bir plan ne
zaman oluşturulacaktır?
Diğer bir sorum: Meslekî Yeterlilik Kurumunun oluşması
aşamasında yapılacaklar kamuoyunun bilgi erişimi dahilinde olacak mıdır?
Diğer bir sorum: Meslekî Yeterlilik Kurumunun eğitim ve
meslekî standart oluşturma faaliyetlerine iş dünyası ne şekilde katılacaktır?
Bu konuda iş dünyasının temsilcileriyle halihazırda yapılmış olan görüşmeler
var mıdır?
Diğer bir sorum: İşveren kurumlarının Meslekî Yeterlilik
Kurumuyla işbirliği yapmaları vergilendirme sistemlerine etki edecek midir?
Diğer bir sorum: Bilhassa berber, terzi, kunduracı,
tamirhane ve bu gibi işyerlerinde çalışan gençlere istihdam sağlayan işyerleri,
zaten vergi yükü altında ezilen ve işyerini ayakta tutmakta zorlanan esnaf
kesimindendir. Bu işyerlerinin söz konusu yasanın işleme sürecindeki rolleri ne
olacaktır?
Son sorum: İletişim ağı zayıf olan kırsal alanlarda
yaşayan genç çocuklarımızın söz konusu meslekî eğitim programlarına
katılmasının desteklenmesine yönelik bir planınız mevcut mudur? Taşra
vilayetlerimizde meslekî eğitimi destekleyecek özgün bir plan mevcut mudur?
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdoğan.
Sayın Tütüncü, buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Benim de Sayın Bakana 3 sorum olacak.
Birincisi şu: Türkiye’nin sosyoekonomik alandaki en büyük
başarısızlığı, insangücü planlamasını, planlı döneme
rağmen, büyük iddialara rağmen becerememiş olmasıdır. Sonuçta, bir yandan
diplomalı işsizler çoğaldı, diğer yandan da çalışan nüfusun eğitim düzeyi çok
düşük kaldı. Bugün, çalışmakta olan nüfusun yüzde 70’i lise altı eğitim
seviyesindedir, lise değil, lise altı.
Şimdi, bu yasa tasarısı, bize, insangücü
planlaması yapma olanağını veriyor ve bizi bu noktada hazır hale getiriyor.
Şimdi, bu açıklama çerçevesinde sorum şu: Nasıl bir insangücü planlaması düşünülmektedir? Bu insangücü planlamasındaki, örgün eğitimdeki, meslekî
eğitimle yine yapısal değişiklik nasıl programlanacaktır ve yaygın eğitimde de
nasıl bir eğitim seferberliğine gidilecektir? Birinci sorum bu.
İkincisi: Bu planlamada, Türkiye’nin işgücü piyasalarına
bakmak, işgücü piyasasının ihtiyacını karşılamak yetmeyecektir; işsizlik
sorununun altından kalkmak için Avrupa Birliği piyasalarına da yönelmemiz
lazım. Bu insangücü planlamasında, Avrupa Birliği
işgücü piyasalarını hangi çerçevede değerlendirmeyi düşünüyorsunuz?
Üçüncü ve son sorum Sayın Başkanım: İşsizlikle
mücadelede, işsizlik sigortasında oluşan katrilyonlarca liralık bu kaynağı
neden özellikle işsizlere iş bulma konusundaki yaygın eğitim olanaklarını daha
da yaygınlaştırmada şimdiye kadar kullanmadınız, kullanamadınız? Bu
katrilyonlarca liralık, işçinin işsizlikle mücadele için oluşturduğu fonları,
neden hâlâ devlet içborçlanma senetlerinde kullanma
ısrarında Hükümet olarak bulunuyorsunuz?
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.
Sayın Bakan, buyurun.
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(İstanbul) – Sayın Özdoğan’ın sorularını cevaplamaya
çalışayım. “Bu meslekî yeterlilikler kurumu nasıl bir kurum olacak; idarî
anlayışı, yapılanması nasıl olacak” dediler. Konuşmalarımda da ifade ettim; 39
kişilik bir genel kurulu olacak bu yeni kurumun. Genel kurulun 20 üyesi özel
sektör veyahut da sivil toplum örgütlerinden gelecek, 19 u da kamudan iştirak
edecek genel kurula.
Onun dışında, kurumun önemli organlarından olan yönetim
kurulunun, 5 olarak tasarlanan sayısı bir önerge değişikliğiyle 6’ya çıkacak.
Bu 6’nın sadece 2 tanesi Bakanlık temsilcisi olacak. Diğerleri, YÖK ve sosyal
ortaklardan oluşacak. Yani, iki rakamdan da anlaşılacağı üzere, burası daha çok
meslek kuruluşlarının, sivil toplumun, yani, kamunun dışındaki kuruluşların ağırlıklı
olarak yönetimde yer aldıkları bir özerk kuruluş olacak. Dolayısıyla, buranın
başarısı, buranın yönetimi, buranın politikalarının oluşturulmasında Hükümetten
daha çok, bu saymış olduğum kuruluşlar söz sahibi olacak.
Onun dışında, meslekî eğitime ilişkin daha önce de sormuş
oldukları soruları tekrarladılar. Onlara, izin verirseniz, yazılı olarak cevap
vereceğim.
Sayın Tütüncü’ye çok teşekkür
ediyorum. Gerçekten çok anlamlı ve ana konularda sorular yönelttiler. Bu
hususlar, gerçekten, işsizlikle mücadele konusunun önümüzdeki dönemde
yoğunlaşmamız, karar vermemiz gereken çok önemli konular. Özellikle insan
kaynakları planlaması, işgücü planlaması son derece önemli. Bu konuda bugüne
kadar almış olduğumuz… Yani, bugünün sorunu değil, yıllardır bu konuda maalesef
ülkemizin bilimsel verilere dayalı bir planlaması hayata geçirilememiştir.
Yani, bu konuda sadece bir kurum değil, devletin bir orkestra bütünlüğü
içerisinde bu planlamayı yapması gerekiyor. Ama, dediğiniz gibi, bu Meslekî
Eğitim Kurumu ve Avrupa Birliği çerçevesi içerisinde Çalışma Bakanlığına
verilen insan kaynaklarının yönetimi konusuyla birlikte entegre ederek bu insan
kaynakları planlaması ve işgücü planlamasını en ileri düzeyde yapma gayreti
içerisinde olacağız.
İşsizlik sigortasının yönetimi ve Bu fonda birikmiş olan
kaynağın kullanımı konusu son derece önemli. Uzun süredir bir çalışma
içerisindeyiz. Hem fondan yararlanma imkânları hem de kapsamını geliştirme
konusunda bir anlayışımız var; ama, sadece tek bunu değil. Bunu bir paket
halinde, işsizlikle mücadele konusunda, işte, zorunlu istihdam, kıdem tazminatı
ve diğer işgücü piyasalarının dinamiklerini de dikkate alarak bir paket
çalışması hâlâ 5 bakanlık tarafından yapılmaktadır. işsizlik sigortasının
durumu da bunun içerisindedir. İşsizlik Sigortası Fonunu biz de Bakanlık olarak
çok etkin bir şekilde işsizliği önleme konusunda önemli bir araç olarak
görüyoruz ve bu anlamda kullanmak arzusundayız.
Teşekkür ederim Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Birinci Bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi, Birinci Bölümde yer alan maddeleri, varsa, o madde
üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı
oylarınıza sunacağım.
MESLEKÎ
YETERLİLİK KURUMU KANUNU TASARISI
BİRİNCİ
BÖLÜM
Amaç,
Kapsam ve Tanımlar
Amaç
ve kapsam
MADDE
1-
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 1 inci madde üzerinde
aynı mahiyette verilmiş 2 önerge vardır.
Geliş sırasına göre ilk önergeyi okutup birlikte işleme
alacağım.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 1 inci maddesine
ikinci fıkra olarak aşağıdaki ibarenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Haluk Koç Orhan
Sür Erdal
Karademir
Samsun Balıkesir İzmir
Mehmet Yıldırım Mehmet Mesut Özakcan Gürol Ergin
Kastamonu Aydın
Muğla
Sedat Uzunbay Nuri Çilingir Nail
Kamacı
İzmir Manisa Antalya
Tabiplik, diş hekimliği, hemşirelik,
ebelik, eczacılık, veterinerlik, mühendislik ve mimarlık meslekleri ile en az
lisans düzeyinde öğrenimi gerektiren ve mesleğe giriş şartları kanunla
düzenlenmiş olan meslekler bu kanun kapsamı dışındadır.
BAŞKAN – İkinci önergedeki imza sahiplerini okutuyorum:
Mustafa
Ilıcalı Öner
Ergenç İnci
Özdemir
Erzurum Siirt İstanbul
Ünal
Kacır Mahmut
Kaplan
İstanbul Şanlıurfa
BAŞKAN – Sayın Komisyon aynı mahiyetteki her iki önergeye
katılıyor mu?
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI
CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Uygun görüşle takdire bırakıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet aynı mahiyetteki her iki önergeye
katılıyor mu?
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(İstanbul) – Her iki önergeye de katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Koç konuşacak mısınız, gerekçeyi mi
okutayım?
HALUK KOÇ (Samsun) – Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Ilıcalı?..
MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Gerekçeyi okutun Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeleri okutuyorum:
Gerekçe:
Tabiplik, Diş Hekimliği, Hemşirelik, Ebelik, Eczacılık,
Veterinerlik ve Mimarlık meslekleri AB düzeyinde direkt tanınmayı gerektiren
kanunla düzenlenmiş mesleklerdir.
Serbest Muhasebecilik, Malî Müşavirlik ve Yeminli Malî
Müşavirlik, Mühendislik, Avukatlık, Noterlik, Hâkimlik ve Savcılık, Denizcilik,
Pilot, Hava Trafik Kontrolörleri gibi kanunla düzenlenmiş birçok meslek
bulunmaktadır.
Meslekî Yeterlilik Kurumuna ilişkin tüm kanun hazırlık
çalışmalarında Avrupa Birliği düzeyinde direkt tanınmayı gerektiren kanunla
düzenlenmiş meslekler ile en az lisans düzeyinde öğrenimi gerektiren ve mesleğe
girişleri kanunlarla düzenlenmiş olan mesleklerin Meslekî Yeterlilik Kurumu
kanunu kapsamı dışında kalması öngörülmüştür. Görüşülmekte olan Kanun
Tasarısının amaç ve kapsam bölümünde bu mesleklerin kapsam dışında olduğunun
açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım; yalnız, karar
yetersayısı arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı yoktur.
Birleşime 15 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 16.54
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 17.14
BAŞKAN: Başkanvekili
Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale),
Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
-----0-----
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 127 nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu
açıyorum.
1193 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
- Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu
Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/1211)
(S. Sayısı: 1193) (Devam)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet yerinde.
Tasarının 1 inci maddesi üzerinde verilen aynı
mahiyetteki iki önergenin oylanmasında karar yetersayısı bulunamamıştı. Şimdi,
önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Sayın
milletvekilleri, karar yetersayısı vardır; önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1 inci madde kabul edilmiştir.
Tanımlar
MADDE
2-
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, madde üzerinde 1 adet
önerge vardır; okutup, işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan “Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu
Tasarısının” 2 nci maddesinde (d), (f), (g)
fıkralarının aşağıda belirtilen şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
Dr.
Hüseyin Güler
Mersin
“d) Ulusal Yeterlilik Çerçevesi: Avrupa Birliği
tarafından benimsenen yeterlilik esasları ile uyumlu olacak şekilde tasarlanan
ve ilk, orta ve yüksek öğretim dahil tüm teknik ve meslekî eğitim programları,
kanunla meslekî unvan düzenlemesi yapılan meslek mensuplarının üyesi olduğu
kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının meslekî yeterlilik belgelendirme
programları ile örgün, yaygın ve ilgili kurumların iznine dayalı programlarla
kazandırılan yeterlik esaslarını,
f) Yetkilendirilmiş Kurum: Türk Akreditasyon
Kurumu, Kanunla meslekî unvan düzenlemesi yapılan meslek mensuplarının üyesi
olduğu kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve Avrupa Birliği ile çok
taraflı tanıma anlaşması imzalanmış akreditasyon
kurumlarından akredite edilmiş personel belgelendirme
kurum ve kuruluşlarını,
g) Eğitim ve öğretim kurumları: Genel orta ve yüksek
eğitim-öğretim dahil, tüm teknik ve meslekî okullar ile örgün ve yaygın eğitim
kurumları ve bunların dışındaki kanunla meslekî unvan düzenlemesi yapılan
meslek mensuplarının üyesi olduğu kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları
ile izinle muhtelif programlar sunan ve meslekî yeterlilikler kazandıran
kurumların tümünü ifade eder. “
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI
CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet katılıyor mu önergeye?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Katılmıyoruz
efendim.
BAŞKAN – Konuşacak mısınız Sayın Güler?
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
GEREKÇE : Bilindiği üzere 3458 Sayılı Mühendislik Mimarlık
Hakkında Kanun ile lisans ve lisansüstü eğitim programları sonucunda
mühendislik unvanı verilmektedir. Ayrıca bu meslek mensuplarının üye olduğu
Anayasanın 135 inci maddesine 6235 sayılı Yasa ile kurulan Türk Mühendis ve
Mimar Odaları Birliği ve Bağlı Odalarının belli bir mesleğe mensup olanların
meslek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak,
mesleğin genel menfaatlara uygun olarak gelişmesini
sağlamak üzere organları kendi üyeleri tarafından kanunla gösterilen usullere
göre yargı gözetimi altında gizli oyla seçilen kamu tüzelkişileri olarak görev
ve sorumlulukları tanımlanmıştır.
Anayasanın ve kanunun verdiği yetki, sorumlulukları ve
görevleri doğrultusunda TMMOB ve Odaları mesleki yeterliliğin belgelendirilmesine yönelik yıllardır meslek
içi eğitimi, mesleki davranış ilkesine de içerecek şekilde planlanmış ve uygulamıştır. Lisans
eğitimlerini dikkate alarak uygulama
alanlarına ilişkin eğitim ve belgelendirme hizmeti gerçekleştirilmektedir.
TMMOB ve Odalarının bu alanlarına ilişkin eğitim ve belgelendirme hizmeti
gerçekleştirilmektedir. Bu görev yetki ve sorumluluğu
6235 Sayılı Kanunun 33 üncü maddesinde belirtildiği üzere “Türkiye’de
mühendislik ve mimarlık mensupları mesleklerinin icrasını iktiza ettiren
işlerle meşgul olabilmeleri ve mesleki tedrisat yapabilmeleri için ihtisasına
uygun Oda’ya kaydolmak ve azalık vasfının muhafaza etmek mecburiyetindedirler ”
hükmüyle açıkça ortaya onmaktadırlar.
TMMOB ve bağlı odaları mesleki tedrisat çalışmalarını
“Meslek İçi Eğitim ve Belgelendirme Yönetmeliği kapsamında
sürdürülmektedir. Tasarının amacıyla da örtüşen bu yönetmeliğin amacı ülke ve
toplumun yararları doğrultusunda meslek alanları ile ilgili denetim yapılmamsı,
yetkili üyelerin tanımlanması üyelerin
mesleki ve bilimsel çalışmalarına yaptıkları işlere ve tamamlayıcı eğitimlerine dayanan uzmanlıklarının Odalarca
belirlenmesi belgelendirilmesidir. “
Belirtilen Anayasal yasal ve ikinci mevzuat hükümlerince
bu bugüne kadar dek süre giden uygulama
örneklerinin olumlu sonuçları
gözetilerek TMMOB ve Odalarının da kapsayan kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşlarının kurumla işbirliği yapmak suretiyle ancak herhangi bir
izne tabi olmaksızın mesleki yeterlilik kazındıran kurumlar kapsamında
nitelendirilmesi gerekmektedir. Öneri bir amaçla gerçekleştirilmiştir.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Önerge
reddedilmiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
İKİNCİ
BÖLÜM
Meslekî
Yeterlilik Kurumu, Kurumun Görev ve Yetkileri ile Organları
Meslekî
Yeterlilik Kurumu
MADDE
3-
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kurumun
görev ve yetkileri
MADDE
4-
BAŞKAN – Komisyonun bu maddeyle ilgili bir düzeltme
talebi vardır.
Buyurun Sayın Başkan.
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI
CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Sayın Başkanım “ı” ve “i” fıkralarının yer
değiştirilerek kayda geçirilmesini talep ediyorum.
BAŞKAN – Not alınmıştır Sayın Başkan.
Düzeltilmiş haliyle maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kurumun
organları
MADDE
5-
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Genel
Kurul
MADDE
6-
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 6 ncı
madde üzerinde aynı mahiyette verilmiş iki önerge vardır; geliş sıralarına göre
ilk önergeyi okutup, birlikte işleme alacağım.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanun Tasarısının
6 ncı maddesindeki “k, ö ve p” bentlerinin madde
metninden çıkarılmasını ve madde numaralarının buna göre yeniden teselsül
ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mahfuz Güler Hüseyin Güler Mustafa
Ilıcalı
Bingöl Mersin Erzurum
Zülfü Demirbağ
İnci Özdemir Öner
Ergenç
Elazığ İstanbul Siirt
Sabri
Varan Mustafa
Cumur
Gümüşhane Trabzon
BAŞKAN – İkinci önergedeki imza sahiplerini okutuyorum:
Haluk Koç Erdal Karademir Mehmet
Yıldırım
Samsun İzmir Kastamonu
Halil Tiryaki M. Mesut Özakcan Orhan
Sür
Kırıkkale Aydın Balıkesir
Sedat
Uzunbay
İzmir
BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki her iki önergeye
katılıyor mu?
SAĞLIK,
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Her
iki önergeyi de uygun görüşle takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükümet katılıyor mu?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Katılıyorum.
BAŞKAN – Söz talebi var mı, gerekçeyi mi okutayım?
ERDAL KARADEMİR (İzmir) – Gerekçe okunsun.
Gerekçe:
Görüşülmekte olan Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanun Tasarısının
6 ncı maddesinde Kurumun Genel Kurul üyeleri
sayılmıştır. Anılan maddenin (k) bendinde Türk Akreditasyon
Kurumundan bir temsilcinin Genel Kurul üyesi olacağı belirtilmiştir. Meslekî
Yeterlilikler Kurumu kurulduktan sonra akreditasyon
konusunda Türk Akreditasyon Kurumundan hizmet satın
alacak ya da işbirliği yapacaktır.
Akreditasyon ilkeleri bakımından, akredite eden kurum ile akreditasyon
hizmeti alan kurum arasında organik bağın olması sakınca oluşturduğundan
Meslekî Yeterlilik Kurumu Genel Kurulunda Türk Akreditasyon
Kurumundan temsilcisi bulunmaması gerekmektedir.
Aynı maddenin (ö) bendinde, Türkiye Serbest Muhasebeci
Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirler Odaları Birliğinden bir üye”, (p)
bendinde, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden iki üye Genel Kurul
üyeleri olarak öngörülmüştür. (ö) ve (p) bentlerindeki kuruluş üyeleri kanun
kapsamı dışında bulunduğundan, bu kuruluşların Genel Kurul üyeliğine gerek
kalmamaktadır.
BAŞKAN – Aynı mahiyetteki her iki önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmiştir.
Kabul edilen önergeler doğrultusunda maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Genel Kurulun görevleri
MADDE 7.-
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Yönetim Kurulu
MADDE 8.-
BAŞKAN – 8 inci madde üzerinde aynı mahiyette verilmiş
iki önerge vardır; geliş sıralarına göre ilk önergeyi okutup birlikte işleme
alacağım.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 8 inci maddesinin
birinci fıkrasına “Millî Eğitim Bakanlığı” ibaresinden sonra gelmek üzere “bir
asil ve bir yedek üyesi Yükseköğretim Kurulu,” ibaresinin eklenmesini ve
fıkrada geçen “beş” ibaresinin “altı” olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Hüseyin Güler Mustafa
Ilıcalı Zülfü
Demirbağ
Mersin Erzurum Elazığ
İnci Özdemir Ahmet
Işık Öner
Ergenç
İstanbul Konya Siirt
Mahfuz
Güler
Bingöl
BAŞKAN – İkinci önergedeki imza sahiplerini okutuyorum:
Haluk Koç Erdal Karademir Orhan
Sür
Samsun İzmir Balıkesir
Mustafa Özyurt Mehmet Yıldırım Halil Tiryaki
Bursa Kastamonu Kırıkkale
M. Mesut Özakcan Sedat Uzunbay
Aydın İzmir
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI
CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Her iki önergeyi de uygun görüşle takdire bırakıyorum
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet katılıyor mu?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Katılıyoruz
efendim.
BAŞKAN – Önerge sahiplerine soruyorum: Konuşacak mısınız?
ERDAL KARADEMİR (İzmir) – Gerekçe okunsun.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Gerekçe okunsun.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Yönetim Kurulunun oluşumunda Yükseköğretim Kurulundan üye
bulundurulması uygun görülmektedir.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Yönetim
Kurulunun görevleri
MADDE
9-
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Hizmet birimleri
MADDE
10-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Ana hizmet birimleri
MADDE
11
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Meslek Standartları Dairesi Başkanlığı
MADDE 12-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sınav ve Belgelendirme Dairesi
Başkanlığı
MADDE 13-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Danışma ve Yardımcı Hizmet Birimleri
MADDE 14-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Hukuk Müşavirliği
MADDE 15-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı
MADDE 16-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Temsil yetkisi
MADDE 17-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Başkan
MADDE 18-
BAŞKAN – 18 inci madde üzerinde aynı mahiyette 2 adet önerge
verilmiştir; geliş sırasına göre ilk önergeyi okutup, birlikte işleme alacağım.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanun
Tasarısının 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki “...en az lisans düzeyinde
eğitim yapmış olması” ibaresinden sonra gelen “Kamu Personeli Yabancı Dil
Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az (B) düzeyinde İngilizce bilmesi veya en
az bu düzeyde İngilizce bildiğinin başka belgelerle tevsik edilmesi...“
ibarelerinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Mahfuz
Güler Hüseyin
Güler Öner
Ergenç
Bingöl
Mersin
Siirt
Mustafa
Ilıcalı Zülfü
Demirbağ İnci
Özdemir
Erzurum
Elazığ
İstanbul
Mustafa
Cumur
Trabzon
BAŞKAN – İkinci önergedeki imza
sahiplerini okutuyorum:
Haluk
Koç Erdal
Karademir Mehmet
Yıldırım
Samsun
İzmir
Kastamonu
Orhan
Sür Mustafa
Özyurt Halil
Tiryaki
Balıkesir
Bursa
Kırıkkale
Sedat
Uzunbay Mehmet
Mesut Özakcan
İzmir
Aydın
BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki
her iki önergeye de katılıyor mu?
SAĞLIK,
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Her
iki önergeyi de, olumlu görüşle, takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet katılıyor mu?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ
(Aydın) – Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN – Önerge sahipleri, söz talebi
var mı?
SADULLAH ERGİN (Hatay) – Gerekçe...
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Gerekçe...
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
GEREKÇE:
Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanun Tasarısının 8 inci
maddesinde Yönetim Kurulu Üyesi olmanın ve Yönetim Kurulu Başkanı seçilmenin
şartları açıkça belirlenmiştir. Tasarının 11 inci maddesinin 3 üncü
paragrafında ise Yönetim Kurulu Başkanının “………….(B) düzeyinde İngilizce
bilmesi veya en az bu düzeyde İngilizce bildiğinin başka belgelerle tevsik
edilmesi, ……….şarttır.” denilmekte olup iki madde arasında farklılık
bulunmaktadır.
Yönetim Kurulu Üyeleri için istenmeyen bir şartın, Başkan
adayı Yönetim Kurulu Üyesi için istenmesi, Yönetim Kurulu Üyeleri arasında
Başkanlık seçiminde eşitsizlik oluşturmakta ve isabetli seçim yapılmasına olası
engel teşkil etmektedir. Söz konusu yabancı dil bilgisinin yararlı olduğuna
şüphe bulunmamakla birlikte, Başkanlık için asıl olan bilgi ve tecrübedir.
Kaldı ki, seçim yapılırken üyelerin yabancı dil bilgileri üyeler tarafından
değerlendirilebilecek bir husustur.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Başkanın Görev ve Yetkileri
MADDE 19.-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları
tamamlanmıştır.
Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.
İkinci bölüm, geçici 1 ilâ 2 nci
maddeler dahil 20 ilâ 33 uncu maddeleri kapsamaktadır.
İkinci bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
söz isteyen, Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Çetin.
CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisimiz Grubu adına söz almış
bulunuyorum; Yüce Heyetinizi bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, ulusal meslekî yeterlilik sistemi
gerek Türk çalışma hayatı gerekse Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyelik sürecinde
mevzuatına uyma açısından zorunlu bir düzenleme, geç kalmış bir düzenleme.
Tabiî, bu düzenleme yapılmadan önce de, biraz evvel Grubumuz adına konuşan
Sayın Meral’de işaret etti, 1990’lı yıllarda, sendikalar meslek standartlarının
saptanması üzerine Çalışma Bakanlığıyla ve pek çok kuruluşla ortak işbirliği
projeleri uyguladılar. Bu doğrultu da, en son olarak da, somut olarak da,
Yol-İş Sendikasının bu meslekî yeterliliklerin tespiti ve ölçülmesine ilişkin
olarak İNDES Grubuyla yapmış olduğu çalışmalar halen sürmekte. Yani, geç kalmış
bir düzenlemeyi burada konuşuyoruz; ancak, ben, konunun teknik detayına
girmeden önce, bir iki konuya açıklık getirmek istiyorum. Biraz evvel AKP Grubu
adına söz alan, şahsı adına söz alan arkadaşımız dedi ki, komisyonlarda bu
konuda Cumhuriyet Halk Partisinden bir arkadaş dışında kimse katılmadı, şimdi
burada ahkâm kesiyorlar demeye getirdi.
Değerli arkadaşlar, gerçekten üzüntü verici bir yaklaşım.
Yani, tabiî ki, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, Genel Kurul salonu. Bu
Genel Kurulda, komisyonlarda yapılamayanların Genel Kurulda yapılıyor olması,
demokrasimiz adına bir gelişme. Yani, komisyonların çoğunda, ya zamanında toplanılmıyor veya zamanında bilgilendirme
olmadığı için milletvekillerinin değişik görevleri nedeniyle katılamamayı ya da bir defa katılamamayı bile eleştirel bir yaklaşımla
getirmeyi doğru bulmuyorum. Katılmış olsak bile, demokrasi anlayışınızdaki
çoğunlukla, çoğulculuğu ayırt edememiş olmanız, çoğunluk diktası yaklaşımınızı
komisyonlarda sürdürmeniz, bu şekildeki katılımları ve olası katkıları
engelleyici bir tavır içerisine giriyor.
Gerçekten sevindirici bir durum; hem Türkiye Mimar
Mühendis Odaları Birliğinin ve diğer meslek gruplarının hem de muhalefet
partisinin uyarılarının dikkate alınarak bazı düzenlemelerin burada yapılmış
olmasından sevinç duydum. Bu çalışmanın bundan sonra da devamında, hem
demokrasimiz hem Meclisimiz açısından büyük yarar olduğunu belirtmek istiyorum.
Konuya girmeden önce belirtmek istediğim ikinci husus,
değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısı bir bakıma, meslekî yeterliliklerin
tespiti ve ölçülmesine ve bunlara ilişkin bir kurumun kurularak, bunların
merkezileştirilmesine yönelik bir düzenleme olmasına rağmen, biraz da Sayın
Bakanımızın konuşmasından sonra, sanki, bu Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanun
Tasarısı çıkınca Türkiye’de işsizlik çözülecekmiş gibi işsizlik gündeme gelmeye
başladı.
Değerli arkadaşlar, kanunun amacı, Türkiye’deki işsizlik
sorununu çözmek ya da işsizlik konusundaki
duyarlılıkları manipüle etmek değildir. Kanunun amacı
1 inci maddesinde yazılı, genel gerekçede de yazılı. Anlaşılması açısından, bir
kez de kısaca okumak istiyorum. “Amaç ve kapsam”da diyor ki: “Bu Kanunun amacı;
ulusal ve uluslararası meslek standartlarını temel alarak, teknik ve meslekî
alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek, denetim, ölçme ve
değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetleri
yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini kurmak ve işletmek üzere
Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulması” amaçlanmıştır.
Değerli arkadaşlar, öyle bir noktaya geldik ki, amaç
böyle bir kurum olmasına rağmen, sanki, işsizlik için bir reçete ortaya
konuldu. AKP Grubu adına, şahsı adına söz alan arkadaşlar, son işsizlik
istatistiklerinde nasıl hesaplandığı kuşkulu -biraz sonra çok kısa rakamlar
vereceğim sizlere- işsizlik oranının yüzde 8,8’e gerilemiş olmasını ya da öyle gösterilmesini, bu kanunun bir başarısı, bu
tasarının bir başarısı olarak sunmaya çalışıyorlar.
Değerli arkadaşlar, doğrudur. Yaz aylarında özellikle
geçici işçilerin, mevsimlik işçilerin devreye girmesiyle, yaz dönemlerinde
işsizlikte kısmî gerilemelerin olmasını olağan karşılamak lazım. Gerçekte
işsizliği önleyebilmenin yolu da ürettiğiniz, yıl içinde ürettiğiniz artı değerlerden,
yani, kaynaklardan ürettiğiniz gayri safî millî hâsıladan faizdışı
fazlaya, yani, borca ödeme yerine yatırıma pay ayırarak
yeni istihdam kapıları açarsanız ve oralarda kalıcı bir şekilde işsizlere iş
bulursanız, işsizliğin gerilemesi kalıcılaşabilir.
Bakınız, işsizlik Haziran 2005’te neydi, Haziran 2006’da
nedir; ben, kısaca ona bir değinmek istiyorum. İşgücüne katılma oranı -resmî
verilerimiz bunlar- Haziranda, Haziran 2005’te yüzde 50’di, şimdi yüzde 49,3,
resmî rakamlar; ama, gerçek, Haziran 2005’te yüzde 53,5; Haziran 2006’da yüzde
53,2. Yani, işgücüne katılım oranında çok kısmî bir gerilemenin varlığı burada
kendini gösteriyor. İstihdam edilenlerin sayısı Haziran 2005’te 23 058 000,
Haziran 2006’da 23 200 000. Çalışmaya hazır olup da iş aramayanlar; yani
umudunu kesmiş, artık İktidardan ya da Türkiye’de
herhangi bir kurumda iş bulmaktan umudunu kestiği için kendi başının çaresine
bakmak durumunda kalan çalışabilir nüfusumuz, yani iş aramayanlar, Haziran
2005’te 1 603 000, Haziran 2006’da 1 886 000. Mevsimlik çalışanlar Haziran
2005’te 184 000, Haziran 2006’da 150 000. İşsizlik oranı, resmî veriler, yani
resmî olarak Hükümetin açıkladığı rakamlar, Haziran 2005’de yüzde 9,1; Haziran
2006’da yüzde 8,8; ama, bu rakamlar gerçekte Haziran 2005’te yüzde 15,1;
Haziran 2006’da yüzde 15,6.
Tabiî ki, değerli arkadaşlar, işsizliğin gerilemesi, tüm
yurttaşlarımızın çalışabilir durumda olan nüfusumuzun iş bulması hepimizin
ortak özlemi; onun için, bu kanun tasarısını işsizliğe karşı bir reçete olarak
sunmanın yanlışlığına işaret etmek istedim. Ha, bu kanun işsizliğin çözümüne
katkı yapar mı: Elbette yapar; ama, ne kadar: Çok cüzî... Nasıl yapacaktır
değerli arkadaşlar: Örnek olarak veriyorum; özelleştirme nedeniyle işini
kaybetmiş, iş güç sahibi arkadaşlarımızı, 657 sayılı Kanunun 4/C maddesine göre
istihdam ettik, onları açlık ücretine zapturapt altına aldık, emekli oluncaya
kadar sen bu ücrete tabi olacaksın dedik. Şimdi, onların içinden kendi durumunu
belgelemeyenler, belgeleyemeyenler, kendi yeteneklerini ortaya koyamayanlar,
bir kuruma gidip, kendilerini, yapılacak bir sınavdan sonra, mesleklerini
tescil ettirerek çok rahat bir şekilde kendi mesleğine yönelebilecek, o
doğrultuda iş bulabilecek; böyle katkıları olacaktır.
Bu kanun tasarısıyla ilgili olarak üzerinde durmak
istediğim bir başka önemli konu, kanunun özerkliğine ilişkin. Değerli
arkadaşlar, özerklik kavramının ne anlama geldiğini hepimiz çok iyi biliyoruz.
Yani, şimdi, bakınız, personelin atanma şartları ve statüsüne ilişkin 24 üncü
maddenin 2 nci fıkrasında -son cümleleri okuyorum-
“personelin unvan ve sayılarında mevcut pozisyon sayılarının yarısını aşmamak
kaydıyla değişiklik yapılmasına, Yönetim Kurulunun kararı ve ilgili Bakanın
teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilir.” Ne oldu Yönetim Kurulu?.. Ne
oldu Genel Kurul?.. Genel Kurul ile Yönetim Kurulunu karşılaştırdığınız zaman,
bu kanunda, Genel Kurul, onay makamı gibi, hiçbir fonksiyonu yok, Yönetim
Kurulu, Genel Kurulun da kararlarını, yapması gereken işlevleri üstlenmiş;
yani, göstermelik bir kurum. İleride dinamik olmaktan uzaklaşacak, giderek
amaçlanan hizmeti üretmekte zorlanacak, personeli yetersiz, finansmanı özel
sektörden ve Avrupa Birliğinden gelecek fonlara dayalı. Yani, bir kamu
hizmetini, özel kuruluşların Genel Kuruluna katılacak kuruluşların tamamının
eşit olarak ödeyeceği, finansmanını öyle sağlayacağı bir kurumdan özerklik
beklemenin olanağı olabilir mi? Hele hele Türkiye
mimar mühendis odaları gibi, sendikalar gibi, meslek odaları gibi -aidatlarını üyelerinin ödenmiş
ücretlerinden elde eden- gelirlerini aidatlardan elde eden kuruluşların,
buraya, diğer Genel Kurula katılmaları karşılığı katkı yapmaları herhalde doğru
bir yaklaşım değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Çetin, lütfen, toparlar mısınız.
Buyurun.
İZZET ÇETİN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, tabiî,
üzerinde söylenmesi gereken pek çok konu var. Gerçekten, arkadaşlar değindiler
bazı konulara, ben, tekrar ayrıntılarına girmek istemiyorum; fakat, bir başka
önemli bir hususu -Sayın Bakana da, biraz evvel, Çalışma Bakanımıza ilettim-
özellikle geçici 2 nci maddedeki, 3308 sayılı Yasayla
çıraklık eğitim merkezlerince verilen ustalık ve kalfalık belgelerinin üç yıl
içerisinde değiştirilmesi doğru bir yaklaşım; ama, aynı konunun, Makine, Kimya,
Petrol ve Çevre Mühendisleri odaları tarafından, Enerji Piyasası Kurumu Kanunu
kapsamında dolum tesislerinde çalışan pompacıdan şoföre kadar pek çok meslek
sahibine de yasayla verilen belgelerin de bu kapsamda değerlendirilmesi
gerekir.
İşaret etmek istediğim bir başka husus da -gerçi biraz
evvel maddede geçti ama- özellikle Genel Kurulun oluşumuna…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun Sayın Çetin.
İZZET ÇETİN (Devamla) - … yönelik olarak yapılan
düzenleme. Biraz evvel de değindiğim, çoğunluk ile çoğulculuğu birbirine
karıştıran bir düzenleme. İlk defa Türkiye’de, sendikal rekabet adına, üç
konfederasyonun ikişer üye vermesi bir yasaya giriyor. Burada, açıkça,
iktidarın bir konfederasyonu açıkça kollama isteği artık su yüzüne çıkmıştır.
Bu doğru bir yaklaşım değil. Siyasal partilerin sendikaları, konfederasyonları
olmaz, emeğiyle, alınteriyle çalışanlar kendi özgür
iradeleriyle sendikalarını kurar, sendikalarını güçlendirir. Türkiye’de
demokrasinin de gelişmesinin, bu kurumların da gelişmesi ve kalıcılaşmasının
esas ihtiyacı güçlü sendikal yapıların oluşmasından geçer. Sendikaları
birbirine düşürecek düzenlemelere yönelmek ne iktidara ne de kollanan
konfederasyonlara hiçbir yarar sağlamayacaktır.
Bu düşüncelerle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çetin.
İkinci Bölüm üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz
isteyen, Mersin Milletvekili Hüseyin Güler.
Sayın Güler, buyurun.
Süreniz 10 dakikadır.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN GÜLER (Mersin) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Meslekî Yeterlilik
Kanunu üzerinde, İkinci Bölümde, Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Aslında bu uyum mu, uyuma mı, bunu anlamakta zorluk
çekiyoruz! Olağanüstü çağırdınız; ama, katılımcılık, maalesef, sıfıra yakın.
Bakıyoruz, bu kanunla ilgili Sayın Bakan ortada yok, dün Millî Eğitim Bakanı, o
da yok…
MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) – Vardı burada, az önce
gitti.
HÜSEYİN GÜLER (Devamla) – Sayın Bakan vardı; ama,
toplantıya gitti…
MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) – İşi var…
HÜSEYİN GÜLER (Devamla) - … Meclisin öneminden daha büyük
bir toplantı ben tanımıyorum.
İkincisi, Meclistir burası, iradedir; yani, Meclisin
iradesi tamamıyla yürütmenin ipoteği altına mı alındı; ne gönderirse evet mi
diyeceğiz burada? Lütfen, kendimize gelelim.
Bugün, bu kanunun altına bizler de imza atıyoruz.
Değişiklik önergelerinde ortak imzamız da var, kabul edildi; ama, bu kadar
acele neden? Dört yıllık bir iktidardan övünüyorsunuz ve bugünkü süreç
içerisinde katkınıza baktığımızda, maalesef sıfıra yakın. İfade etmek
istediğimiz şey bu. Meclis burası; ipotek, bir noter tasdik mercii değil.
Arkamızda da yazı yazıyor “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diye; ama,
baktığımızda, tüm arkadaşlarımızın bu konuya, her geçen gün, katılımdan yoksun
olduğu için duyarsızlığını görüyoruz. Biz, vekiller olarak, her türlü kanunu
çıkarırken katkıda bulunmak istiyoruz.
Evet, Avrupa Birliği süreci… Bu kanun çok masum gibi
görünüyor ve altına da imza atıyoruz; ama, iş şekilden öteye de gitmeyecek.
Bugün, Türkiye’nin o kadar artı değerleri mevcut ki, yeraltı, yerüstü ve insan
kaynağına baktığımızda, demografik yapı itibariyle de baktığımızda -burada
istatistik veriler paylaşıldı, altını çizmek için söylüyorum- 15-24 yaş arası;
yani, en aktif genç nüfus diyebileceğimiz, verimlilik açısından da çalışabilir
yaş oranına baktığımızda, işsizlik oranı normal gelen, yüzde 11 gibi görülen
genel işsizlik oranının 2 katı; yani, bu verimlilikten yoksunluğumuzun bir
göstergesi. Hiçbir artı değerimizi olumlu kullanamadığımız gibi, insan
kaynağımızı da kullanamıyoruz.
Detayına baktığımızda, bu kurum şekilden öteye
gitmeyecek. Şekil nedir diye baktığımızda, evet, mevzuat uygun olacak, Avrupa
Birliğine uyum süreci; içeriğine bakıyoruz, nelerden yoksun. Eğitim süreciyle
ilgili “eğitici eğitmeni” dediğimiz bir yapılanma yoksun.
İkincisi, sertifikasyon programı içerisinde bu bedelleri
kimler ödeyecek? Zaten vatandaş işsiz, umutsuz; bir de gel sertifika al
diyeceksin, bir de o kadar karşılığında bir bedel. Bu bedeli kim ödeyecek?
Avrupa Birliği uyum süreci içerisinde Avrupa Birliğinden katkı varsa, amenna.
Nasıl Kamu Personel Sınavında, her sınava girenden dünya kadar para alındı ve
yıllardır sınavlar tekrarlana tekrarlana, sadece umut
tacirliği düzenine dönüştürüldü; yani, sanki, Hükümetin bir finans kaynağı gibi
oldu bu olay. Lütfen, bu ülkenin insan kaynağının verimli olarak kullanılması
için buna “okey” diyoruz; ama, gereken de yerine getirilsin.
Bakın, karşımıza neler gelecek. Türkiye'nin yüzde 35 gibi
tarımla geçimini sağlayan, işçi bakımından büyük bir paya sahip tarım,
kaderiyle baş başa, terk edildi. Bu kimin karşısına gelecek; yine bu sorun
karşımıza gelecek.
Sayın Dr. Muzaffer Kurtulmuşoğlu
söyledi fındık üreticilerinin sorunlarını. Sadece Türkiye'yi değil, dünyayı da
etkilediniz, olumsuzlukla. Fransa da kan ağlıyor. İçinizde Grup Başkanvekili, kendi bölgesinde, seçim bölgesinde zor
kurtuluyor. Bunlar hep üzüntü verici. Aslında, toplum, toplumsal cinnet
aşamasında.
Bizim amacımız, bu ülkenin yarınlarına katkıda bulunmak.
Bu kanunları çıkarırken de bizim önerilerimize kulak tıkadınız şu ana kadar, bu
yüzden, bu kanunun sadece mevzuatı doldurmaktan başka hiçbir yere gitmeyeceğini
hepimiz çok iyi biliyoruz.
Büyüme alanına baktığımızda, kamu istihdamı açısından
değerlendirdiğimizde, oran arasında onda 1 kadar, dağlar kadar fark var. Yüzde
10 büyüdüğümüzü söylüyorsunuz; istihdam oranına bakıyoruz, binde 5. Bu aradaki
nasıl telafi edilecek? En büyük istihdam alanlarından biri turizm, onu da
maalesef bitirdiniz mirasyedi gibi.
Bugün, bu kanunları… Olağanüstü toplanmanın sebebini
anlamakta da zorluk çekiyorum. Yani, bu uyuma dönemini… Lütfen, kendimize
gelelim. Avrupa Birliği sürecinde, onurlu, ilkeli birliktelikten yanayız; ama,
hep verirsen, tabiî ki karşı taraf istemeye devam eder.
O yüzden, söylenmesi gereken, bu kanunda, çizilmesi
gereken birçok nokta daha var; ama, genel anlamıyla, bizler de, Anavatan Grubu
olarak, destek verdiğimizi, gerek oylarımızla gerekse önergelerimizle katkıda
bulunduğumuzu düşünüyoruz.
Tabiî, ülkenin genel ekonomik politikasına baktığımızda, kayıtdışı alabildiğine devam etmekte. İstihdam alanları,
her geçen gün dışa bağımlı, ithalata bağımlı büyüme gibi bir ekonomik veri
olunca istihdamda da korkunç bir düşüşlük yaşanmakta; yani, bu toplum üretmeden
tüketmekte. Sizin, o, çok övündüğünüz o Yeşil Kartlar gibi, iaşeye bağımlı
diyebileceğimiz milyonlarca kitleyi, maalesef, kendinize bağımlı hale kıldınız.
Önümüzdeki dönem içerisinde bunlardan da oy alacaksınız. Bizim aslında burada
söylemek istediğimiz sizlere değil. Biz, bu vesileyle ulaşacağımız
yurttaşlarımıza, dostlarımıza, hemşerilerimize anlatabildiğimiz kadarını
anlatacağız. Bugünkü AKP’nin kayıp dört yılı maalesef
bitti, beşinci yılını da doldurmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönem içerisinde
kurumsallaşmadı. Tabiî ki, bir seçim süreci içerisinde halk dört gözle bekliyor
sandığı, gardını almış. Aslında, fırsat bulsanız, o
halkın arasına karışsanıza, göreceğiz.
DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) – Mersin’e de geldik
izinde.
HÜSEYİN GÜLER (Devamla) – Tatilde geldiniz herhalde;
“izinde” diyorsunuz. Biz, Türkiye’nin her tarafında çok da rahatlıkla dolaştık.
Burada net olarak, burada sizin başarınızı övebileceğimiz
bir unsur olsa sizi takdir etmekten geri kalmayacağız; ama, görünen bir şey var
ki, mevzuatlara uyum konusunda üzerinize düşeni çok da net olarak yapmaya devam
etmektesiniz. Sayın Grup Başkanvekili Salih Kapusuz iki gün önceki olağan toplantıda şunu ifade etti:
“Biz, bize verilen talimatı değil, üzerimize düşeni yapmaktayız” dediniz.
Bunların görevi nedir arkadaşım; bu, sizin karşımıza getirdiğiniz süreç göz
önüne baktığımızda olayın adı net; Avrupa Birliği bunları istedi, sizler de
bunu onay mercii olarak onayladınız, onaylamaya da devam ediyorsunuz; yarın da
çıkacak, önümüzdeki hafta da. Ama, şunu gözardı
etmeyin: Avrupa Birliğine karşı Türk Halkının her geçen gün olumlu tepkisi
azalmakta. Daha önce de söyledik; umut tacirliği yapmayın Avrupa Birliği
sürecine. Bu ülkenin gerçek sorunları kendi iç dinamikleriyle ayakta
kalabilsin. Tabiî ki, çağdaş ülkenin normları bizim için birer referans olacak;
ama, görünen o ki, sizler sadece kopyadan öte, fotomontaj diyebileceğimiz,
fasonculuktan öte, maalesef bir anlayışa sahip değilsiniz.
Bizler, ifade ettiğimiz gibi, dünyayla, Avrupa Birliğiyle
uyum sürecini uyumak anlamı olarak anlamıyoruz. Aklın, bilimin ve mantığın,
sağduyunun, hoşgörünün, her alanda sevginin olduğu bir toplum özlemi
içerisindeyiz. Anavatan olarak, biz, tüm kanunların, ülkenin yararına,
hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Bu ortam içerisinde, işsizlerimize umut,
gençliğimize, planlı, yapılanmış bir ülkede, çağdaş bir ülkede yaşamasını
temenni ediyoruz; ama, baktığımızda, her geçen gün gasbın,
her geçen gün hırsızlığın alenen olduğu bir Türkiye manzarasıyla karşı
karşıyayız. İstanbul’da gasp olaylarının haberlerini izlerken içimiz
burkuluyor. Sadece İstanbul mu; Türkiye’nin her tarafında, Mersin de dahil
olmak üzere bunun içerisine.
Artık insanların kaybedeceği hiçbir şey kalmadı. O
yüzden, her türlü tehlikeliyi de göz önüne alarak ve pervasızca diyeceğimiz,
cahil cesaretiyle diyebileceğimiz bir süreç içerisinde kaybedeceği bir şey
olmayan insanın yapacağı tek şey var, hata. Bu toplum suç üretmeye devam
etmekte. Son dört yılda artan suç oranı göz önünde, baktığımızda, bugün,
çıkarılan af yasalarına rağmen -Adalet Bakanlığının resmî istatistikleri de
ortada- bugün, cezaevleri iki kat kapasitesiyle full
dolu. Bu, övünülecek bir tablo değil, tam tersine olumsuz bir tablo.
Biz ise, toplumun suç üretmeyeceği, her vesileyle
dayanışan, kardeşliğin, sevginin öne çıktığı bir ülke özlemiyle, bu kanunla bu
ülkemize katkıda bulunmasını bekliyor, saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Güler.
İkinci bölüm üzerinde, AK Parti Grubu adına söz isteyen,
Gümüşhane Milletvekili Sabri Varan.
Buyurun Sayın Varan. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA SABRİ VARAN (Gümüşhane) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi en kalbî duygularla selamlıyorum.
Yeni yasama dönemimizin hepimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Değerli Anavatan Milletvekilimiz Hüseyin Güler kardeşimiz
ara verildiğinde hepimize tatlı cezerye ikram etti.
Tabiî, hikmetini, bu yaptığı acı konuşmayla anlamış bulunuyoruz. Demek ki bu
konuşmasının acılığını hafifletmek için, dışarıda, bize tatlı cezeryeyi ikram etti; ama, ben de kendi konuşmamdan sonra,
kendisine, Gümüşhane’nin tatlı pestil ve kömesini
ikram edeceğim. Onu da söylemek isterim.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Helal olsun… Afiyet olsun…
SABRİ VARAN (Devamla) – Değerli milletvekillerim,
bu yüce çatı altında, meslekî ve teknik eğitim konusunda meslekî ve teknik
eğitim almış kişilerin iş bulmasında, iş dünyasına entegre olması konusunda
muhtelif zamanlarda değişik görüşler ifadesini buldu. Bugün kanunlaştıracağımız
meslekî yeterlilik kurumu meslek sahiplerinin, iş çevrelerinin, yani, işgücünün
ve sermaye gücünün buluşmalarına, kenetlenmelerine yardımcı olacak ortamı hazırlamada
çok önemli bir rol oynayacaktır.
Toplumumuzda herkes ister lisans ister önlisans isterse lise ve teknik eğitim mezunu olsun her
birimiz meslekî konuda daha da yeni bilgilere erişmek, daha yeni bilgilerle
kuşanmak için düzenlenen kurslara, sempozyumlara ve eğitimlere katılmak
isteriz, hatta bunun için yurt dışına kadar büyük masraflar yaparak kongrelere
katılırız. Bunun ardındaki ana sebep, insanın bilgiye ve yeniliğe olan
ihtiyacından kaynaklanmaktadır.
Peki, ama, mesleğimizle ilgili kendimizi öyle yetiştirelim
ki, öyle kurumların eğitimlerine katılalım ki bu kurumların bize verdiği
belgeler, sertifikalar hem ülkemizde hem de dünyamızın her yerinde geçerli
olsun.
Peki, bunu kim verecek ve nasıl yapacak? Dünyada
örnekleri olan meslekî yeterlilik kurumunun Türkiye’de karşılığı var mıdır?
Ülkemizde mevcut eğitim kurumları meslekî yeterlilik konusunda yeterli
müfredata sahip midir? Bugünkü eğitim öğretim meslek mensuplarının
ihtiyaçlarını karşılar düzeyde midir; bu soruların cevabı ne yazık ki hayırdır.
Ülkemizde maalesef, meslek liselerinin oranı dünyanın tersine yüzde 30’larda,
düz liseler ise yüzde 70’ler seviyesindedir. Meslekî ve teknik eğitim alan
öğrenciler de, düz lise eğitimi alan öğrenciler de kendisini üniversiteye giriş
için yarışa hazırlamakta, bu mantığın neticesinde de meslekî ve teknik
yeterlilik tam olarak alınamamakta; bu da maalesef, her şeyin olumsuzlukla
neticelenmesine sebep olmaktadır. İşte bugün, Meslekî Yeterlilik Kurumu
Kanunuyla meslekî yeterlilik eğitiminin, sanayisiyle, üniversitesiyle, işveren
kuruluşlarıyla buluşturulması hedeflenmektedir.
Değerli milletvekilleri, bir ülkede kalkınma, doğal
altyapı, maddî altyapı, personel altyapısı ve kurumsal altyapının uygun ve
hazır olması, bunların üzerinde çağdaş bilgi ve sermaye birikimi ile yarayışlı
hammaddenin çağdaş bir anlayışla yatırım ve üretime dönüştürülmesiyle
gerçekleşir. Kalkınma ve gelişme, ilerleme bu temel unsurların harmonik bir tarzla ve yerli yerinde; ama, sürekli
kullanılmasından geçer.
Kalifiye ana eleman; bu kavram çok önemlidir. Nasıl
kalifiye insan yetiştirilir; devletimiz bu eksikliği sürekli hissetmeli,
gereğini yapmalı veya yaptırmalıdır. Meslek liseleri iyi eğitim formatına
kavuşturulmalı, meslek yüksekokulları geliştirilip desteklenmeli, sanayi ve
işverenin talepleri doğrultusunda eğitim müfredatları oluşturulmalıdır.
Endüstri ve teknik liseler ilgili endüstri sektörüyle, turizm liseleri ilgili
turizm işletmeleriyle, tarım liseleri tarım işletmeleriyle ilişkilendirilmeli,
bu sivil örgütlerin desteği alınarak eğitim müfredatları ona göre
hazırlanmalıdır. Bu şartlarda yetiştirilen öğrencilerin meslekî yeterlilik
konusunda daha vasıflı oldukları görülecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her birimize
yüzlerce, belki binlerce iş talebi gelmektedir. İşsiz gençlerimizin,
vatandaşlarımızın bize ricaları olmaktadır. Hangi işi yaparsınız diye
sorduğumuzda, genellikle hepimiz ortak cevabı alırız: “Ne iş olsa yaparım abi.”
Türkiye’nin işsizlikten kurtuluşu “ne iş olsa yaparım abi” diyen niteliksiz, vasıfsız işçilerin sayısının
azaltılmasında da geçmektedir. Bu kanun işsizliği
tamamen çözer mi; tabiî ki çözmez. Ancak ne yapar; kısmen azaltır; ama,
işsizliğimizin hangi kategoride ne kadar olduğunun tespiti noktasında bizlere
fayda sağlar.
Değerli milletvekilleri, Türkiye olarak genç ve dinamik
nüfusa sahip olmanın avantajını kullanabiliyor muyuz? Eğer, bu sorulara “evet”
cevabı verebilseydik, Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanununu bugün bizler belki
konuşmaya gerek kalmayacaktı. Örgün ve teknik eğitim mezunlarının diplomaları,
bilgi ve becerilerine maalesef tam olarak yansıtılamamaktadır. Bazı işveren
kurumlarınca bu belgeler kabul de görmemektedir, hatta sorgulanmaktadır. Bunun
akabinde de akredite üniversiteler, fakülteler,
kurumlar ortaya çıkmaktadır.
Hiçbir eğitim almadan, çalışarak elde edilen beceriler,
yani, halk deyimiyle alaylıların belgelendirilmeleri de yetenekleri bazında
mümkün olmamaktadır. Çalışma hayatı ile eğitim kurumları arasındaki işlevsel
bağ kurulmalı, meslek standardı sınav belgelendirme sisteminde önemli bir araç
olarak kullandırılması gerekmektedir.
Bir meslek sahibisiniz; ama, bu meslekte standartları
temel alan bir yeterliliğe sahip misiniz? Sahipseniz, bunun
sertifikalandırılması, belgelendirilmesi yapılabilmiş mi? İşte, tam bu noktada
ülkemizin ihtiyacı olan Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulması gerektiği cevap
olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle Meslekî Yeterlilik Kurumu
Kanununun ülkemiz için bir gereklilik olduğunu görüyorum.
Yapılacak bu düzenlemeyle kurulan kurumun ülkemize
hayırlı olmasını diliyor, sizlere saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
İkinci bölüm üzerinde, Komisyon adına, Komisyon Başkanı
Sayın Cevdet Erdöl…
Buyurun Sayın Erdöl. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI
CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte
olduğumuz kanun, biraz önce Sayın Sabri Varan Beyin söylediği gibi, ne iş olsa
yaparım ağabeyden ziyade, şu işi yaparım diye geçerli bir belge sahibi olması
için insanlarımıza, gençlerimize verebileceğimiz bir belgeyi ortaya çıkaracak
olan bir kanundur. Buna, gerçekten, çok değerli muhalefet partilerimizin
değerli yöneticilerinin, değerli milletvekillerinin katkıları olduğu gibi,
sivil toplum örgütlerinin ve ilgili meslek kuruluşlarının, meslek odalarının da
bizlere bu konuda katkıları oldu; kendilerine çok çok
teşekkür ediyorum.
Bir konuyu izah etmek ihtiyacı duydum. Fındıkla ilgili,
pek çok arkadaşımız pek çok kere burada söylendi; fakat, gelinen süreç
içerisinde, Fiskobirlik yönetimi değişmiştir. Yeni
yönetim, uzlaşmacı ve gerçekten ileriyi görecek mahiyette kararlar alabilecek
bir yönetimdir. Kendilerini, bizler, bölgede fındık üreticisi olan illerin
milletvekilleri olarak tebrik ediyoruz, başarılar diliyoruz. Dün itibariyle,
Toprak Mahsulleri Ofisi ile Fiskobirlik’in ortak
hareket etme kararı aldıklarını ve bu kararın fındık üreticilerine, bölgemize,
insanlığımıza çok hayırlı neticeler doğuracağını buradan açıklıkla ifade etmek
istiyorum. Bu kararlarından dolayı da, gerek Fiskobirlik
yöneticilerini gerek Toprak Mahsulleri Ofisi yöneticilerini ve gerekse buna
gayret gösteren değerli milletvekili arkadaşlarımı tebrik ediyor, kendilerine
teşekkür ediyorum, başarılar diliyorum.
Değerli arkadaşlar, bu kanunun çıkmasında, AK Parti
Grubuna mensup değerli milletvekillerimiz, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubuna mensup milletvekillerimiz ve
Anavatan Partisi Grubuna mensup milletvekillerimiz,
gerek komisyon çalışmaları sırasında gerek Meclis çalışmaları sırasında çok
değerli katkılar verdiler, kendilerine çok teşekkür ediyorum katkılarından
dolayı ve bu şekilde, konsensüsle geçmiş olan bir kanunu hazırlamaktan dolayı
da mutluluğumu ifade etmek istiyorum. Kanunu hazırlayan Bakanlık bürokratlarına,
başta Sayın Müsteşarımız olmak üzere tüm Bakanlık bürokratlarına ve Değerli
Bakanımıza çok teşekkür ediyorum.
Ramazan ayı yaklaşıyor, hepinize hayırlı olmasını temenni
ederek, kanunun ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyor,
hepinize saygılar sunuyorum efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdöl.
İkinci bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen, İzzet
Çetin?.. Yok.
Hamza Albayrak, Amasya Milletvekili;
buyurun Sayın Albayrak. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) – Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; görüşülmekte olan 1193 sıra sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu
Tasarısının ikinci bölümünü kapsayan 20 ilâ 33 üncü maddeleri ve ek geçici 2
maddesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce,
sizleri ve bizi izleyen değerli milletimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu tasarıyla,
Türkiye’de, diplomalı ve diplomasız vasıfsızlara vasıf kazandırılacaktır. Bu
tasarıyla, aktif işgücüne dünya pazarlarında rekabet edebilir nitelikler
kazandırılarak, onların iş bulması sağlanacaktır. Bu tasarıyla, yıllardır
sanayicinin ihtiyaç duyduğu ara eleman talebine cevap verilecek, bu konuyu
yıllardır ihmal ederek uyuyanlar da bu tasarıyla uyandırılmış olacaktır.
Değerli arkadaşlar, Türkiye, Avrupa Birliği ve
uluslararası standartlara uygun olarak, istihdam açısından nitelikli eleman
yetiştirmek için bu kanunu çıkarmak zorundaydı. Bu kanunun çıkımı gecikmiş
midir; elbette, gecikmiştir.
Büyük yönetim gurusu olan Amerikalı
bir Profesör Peter Draker
2005 yılında öldü, toprağı bol olsun. Yıllardır, bizim, istihdam bağlamında
“beyaz yakalılar” ve “mavi yakalılar” diye tanımladığımız işçi ve memur skalasına iki ilave yapmıştı; “bilgisi satanlar” üç; dört
“hayalini satanlar.”
Değerli arkadaşlar, az gelişmiş ülkeler, bu bağlamda,
istihdamla ilgili problemlerini çözmede gerçekten çok geciktiler. Onun için, 22
nci Dönem olarak, bu kanunu çıkarmak bizler için bir
onurdur, bu özellikle kayıtdışı istihdama büyük katkı
verecektir çözümü noktasında. Biliyorsunuz, istihdamda kayıtdışılık,
üretimde kayıtdışılık, gelirde kayıtdışılık
Türkiye’nin en ciddî problemlerindendir. 2002 yılı sonu itibariyle, Birleşmiş
Milletler Saydamlık Kuruluşunun deklarasyonuna göre, AK Parti iktidar olduğundan
öndeki süreçte, Türkiye’de kayıtdışılık oranı yüzde
65 idi; 2005 yılı sonuna göre, aynı kuruluşun sirkülasyonuna göre, Türkiye’de kayıtdışılık oranı yüzde 45’e düşmüştür; büyük müdür;
elbette büyüktür. İşte, geliniz, bu yasayla, gerçekten istihdamdaki kayıtdışılığın önüne geçelim ve
nitelikli eleman yetiştirmenin, bir an önce altyapısını oluşturalım; hizmetin
her skalasında dünyada rekabet edebilen, kendisine
güvenen, uzmanlaşmış ve üretim ve mucitlik kabiliyeti kazanmış ara eleman
yetiştirmenin altyapısını böylece oluşturmuş olalım.
Değerli arkadaşlar, bu kanunda, özellikle ikinci
bölümünde, hakikaten, bu Meslekî Yeterlilik Kurumunun oluşumuyla ilgili usul ve
esaslara temas edilirken, iki tane geçici maddeyle de, genel kurul ilk
toplantısını yapana kadar geçecek süreçte, Bakanlıkça
görevlendirilecek bir grubun, bu iş ve işlemleri onbeş
gün içerisinde üstlenmesi ve genel kurulun üç ay içerisinde toplantıya
hazırlanması amaçlanıyor. Yine, 2 nci geçici maddeyle
de, geçmişte meri olan ve halen meri olan 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunuyla
kazanılmış hakların geçerli olduğu, alınan belgelerin geçerli olduğu ve bu
belge sahiplerinin üç yıl içerisinde müracaatlarıyla bu kanun hükümlerinden
aynen yararlanacağının altı çizilmiş oluyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, bu
Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu devreye girdiğinde Türkiye’de vasıfsız işgücü
vasıflı hale gelecek, ebette ki, işveren de kendi işine yarayan elemanı
seçecektir.
5084 sayılı Teşvik Yasası uygulamaya girdi malumlarınız.
Bu Teşvik Yasasına tabi olan bölgelerde yatırım yapan sanayicilerin en büyük
şikâyeti, nitelikli eleman bulamamaları.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Albayrak, lütfen
toparlar mısınız.
HAMZA ALBAYRAK (Devamla) – Toparlıyorum.
Bu bağlamda, işverenler belirli meslek okullarından mezun
olanları işe aldıklarında en az 4 aylık süreçte bunlara nitelik kazandırmak
için eğitimlerine zaman harcıyorlar. Bu da, Türkiye ekonomisine elbette ki
zamanlama açısından olumsuz bir katkı veriyor. İnanıyorum ki, bu yasanın
devreye girmesiyle nitelikli elemanlar Türkiye’ce üretilecek ve bunlar da ara
eleman ihtiyacına cevap verdiği gibi, ulusal platformda da nitelikli işgücü
olarak rekabet edecek nitelikleri haiz oldukları için serbest rekabet ortamında
ve serbest dolaşım ortamında çok ciddî anlamda iş bulma imkânlarına sahip
olacaktır diyorum.
Katkılarınızdan dolayı teşekkür ediyorum, hayırlı olsun
diyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Albayrak.
İkinci Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Fazlı
Erdoğan, Zonguldak Milletvekili?.. Yok.
Ümmet Kandoğan, Denizli
Milletvekili?..
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Konuşmayacağım.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.
Mehmet Eraslan, Hatay
Milletvekili?.. Yok.
Sabri Varan, Gümüşhane Milletvekili?..
SABRİ VARAN (Gümüşhane) – Konuşmayacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Varan.
Mardin Milletvekili Muharrem Doğan; buyurun.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu gereğince şahsım adına söz almış
bulunuyorum.
Değerli arkadaşlar, ben bir noktaya değinmek istiyorum.
Biraz önce değerli milletvekili arkadaşlarımız bu kürsüden güzel şeyler
söylediler. Keşke o söyledikleri şeyler de hayata geçirilmiş olsaydı.
Değerli arkadaşlar, sayın arkadaşımız “vasıfsızlara vasıf
sağlanacaktır” dedi bu yapılan kanun tasarısıyla. Bu kanun tasarısı elbette
faydalıdır; ama, nasıl faydalı olabilir: Eğer, Türkiye’nin hak ettiği noktaya
getirebilirsek faydalı olur; işsizliği yenebilirsek, yoksulluğu yenebilirsek;
ama, bugün, emin olun, biraz önce Değerli Milletvekilimiz Sayın Varan dedi ki:
“Bize iş istemeye gelen vatandaşlarımıza soruyoruz: ‘Ne iş istiyorsunuz?’
‘Ağabey ne iş olursa yaparım.’” Ama, peki, ben size soruyorum: Binlerce ziraat
mühendisi aynı şekilde iş istiyor, binlerce kimya mühendisi aynı şekilde iş
istiyor, 100 000’lerce jeoloji mühendisi iş istiyor. Peki bunlar vasıfsız
mıdır? Bu insanlar, bu arkadaşlar, bu vatandaşlar, dört yıllık, beş yıllık
üniversiteyi bitirmişler ve işsiz ordusuna katılmış bulunuyorlar. Peki şimdi
bunlar vasıfsız mı oluyor? Bunlara iş verebiliyor musunuz? Yani, işsizliği ve
yoksulluğu yenme noktasında bir başarınız var mı? Yok maalesef. (Anavatan
Partisi sıralarından alkışlar) Ama; şunu söylemek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, siz, 2002 seçimlerinde iktidarı
devraldığınız zaman bu ülkede işsizlerin sayısı 9 000 000
civarındaydı. Bugün işsizlerin sayısı 11 000 000’a varmak üzeredir, buna ne
diyeceksiniz?
Şimdi, ben size başka bir şey söyleyeceğim; Sayın Mardin
milletvekilleri burada oldukları için ben bu noktaya değinmek istiyorum,
lütfen, izin veriniz. Değerli Sayın Bakanım da burada, lütfen, bu nokta
üzerinde duralım.
Şimdi, seçim bölgem Mardin’in Nusaybin ilçesinde lise
binası yapılacak, geçen sene ihale edilmiş, iptal edilmiş. Tekrar yeniden ihale
edilmiş, doğal olarak, belki hadde layık görülmemiş olabilir; tesadüfen aynı
ihaleyi aynı firma alınca, tekrardan ihale iptal edilmiş, bu sefer, acaba AKP
mensubu bir müteahhit bulur muyuz diye yetkiyi Ankara’ya getirdiniz. Bu sefer,
herhalde, Ankara’da da müteahhit bulamadınız, tekrardan Mardin’e geri gönderdiniz.
Değerli arkadaşlar, çok yazıktır, günahtır, hiç
yakışmıyor, yapmayın bu gibi şeyleri. bir sene içerisinde, bir lise binası
yapılacak ve siz bunu sonuçlandıramadınız. Yani, böyle, Avrupa Birliğine geçmek üzere verdiğimiz bu emekler, bu çabalar niçindir?
Peki, yüzbinin üzerinde nüfusu olan bir ilçenin,
böyle bir yerin bir liseye, son teknolojiye yakışan bir liseye kavuşma hakkı
yok mudur? Acaba sayın milletvekillerimiz bana nasıl
cevap verecekler? Emin olun, her gün bana Nusaybin İlçesinden en azından beş
altı defa telefon geliyor “bizim lise binamız ne olacak” yani, insanlığın en
temel paylaşımı bilgi ise, ilim, irfan ise, bu lise binaları irfan yuvaları
değil midir? bu insanları bu irfan yuvalarına kavuşturmak bizim birinci
görevimiz değil midir, bizim birinci vazifemiz değil midir? Müteahhit ne olursa
olsun… Müteahhit Türktür yeter, Müteahhit, vergisini
veriyor, yeter. Müteahhit, bu işi tam projesine uygun, fennî şartnamesine göre
uygun yapıyorsa, yeter; ama, bu benim partimden değildir, bu benden değildir…
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Bu işleri Kamu İhale Kurumu
yapıyor. Yanlış konuşuyorsun. Bu işleri Kamu İhale Kurumu yapıyor.
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Ben yanlış konuşmuyorum; benim
hayatım geçti bu işlerde.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Kamu ihale kurumu ihale yapıyor.
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Lütfen, seni ciddiyete davet
ediyorum. Mardin’e karışma!
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Ben seni ciddiyete davet ediyorum.
BAŞKAN – Sayın Öksüz, lütfen…
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Eğer çok şey biliyorsan, gel,
burada, konuş. Sayın milletvekillerim burada,
gelsinler bana burada cevap versinler.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Yanlış cevap veriyorsun.
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Ben, Mardin insanının hakkını
savunmak için buradayım.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Öğren ama, öğren! Neresi ihale
yapıyor, onu öğren! İhaleyi kim yapıyorsa, onu öğren!
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Ben her şeyi biliyorum ve ben
dersime çalışıyorum.
BAŞKAN – Sayın Doğan…
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – İhaleyi kim yapıyorsa, onu öğren!
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Ama, siz, buraya gelirken el
kaldırmak için geliyorsunuz, dersinize çalışmıyorsunuz.
BAŞKAN – Sayın Doğan, lütfen, toparlar mısınız.
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Ama Sayın Başkanım, ben
burada, kürsüde konuşurken bana sataşmada bulundu.
BAŞKAN – Sayın Öksüz’e de
müdahale ettim ben. Doğru, haklısınız Sayın Doğan.
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Teşekkür ederim.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – İhaleyi kimin yaptığını öğrensin…
BAŞKAN – Sayın Öksüz, lütfen…
Buyurun Sayın Doğan, lütfen, toparlar mısınız.
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, ben,
milletvekilliğimi hizmet için, onurum için yapıyorum. Yüce Mardin halkının bana
verdiği bu görevi, sonuna kadar, kanun çerçevesi içerisinde ve istekleri
doğrultusunda yapmaya çalışacağım. Bu sorun, benim ülkemin sorunudur, benim
bölgemin sorunudur, benim ilçemin sorunudur. Bu nedenle, beni bağışlayınız.
Ben, bölgemin sorunlarını dile getirmekten de iftihar ediyorum. Lütfen
sıkılmayınız; ben, burada kötü bir şey söylemiyorum. Aynı şekilde, sizin
ilçenizde de olabilir. Ama, burada diyorum ki, lütfen, bu ihale yapılsın ve
bizim o bölgenin insanı bu irfan yuvasına kavuşturulsun, başka bir şey
istemiyorum.
Değerli arkadaşlar, bu yasa tasarısının ülkemize ve
milletimize hayırlara vesile olmasını diliyorum. İşsizliğin ve yoksulluğun bir
an evvel yenildiği bir Türkiye’ye kavuşulmasını istiyorum.
Saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Doğan.
Bölüm üzerinde soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Süremiz 15 dakikadır. 8 dakika soru sorma süresidir.
Sayın Doğan, buyurun.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Efendim, soracağım sorular
zaten aynıydı; teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Işık, buyurun.
AHMET IŞIK (Konya) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Vasıtanızla Sayın Bakana şu soruları yöneltmek istiyorum:
Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulması kamuya yeni yükler getirecek midir? Kamu
personelinin alımında siyasal etkiye açık bir alım mı olacaktır?
Diğer sorum şu: Meslek standartları mecburî midir? Belge
sahibi olmayanların meslekte çalışmaları yasaklanacak mıdır?
Son olarak, akredite edilmiş
meslekî yeterlilik belgesinin alınması, işgücünün yurt dışındaki istihdamında
avantaj sağlayacak mıdır?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Işık.
Sayın Özdoğan, buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) – Teşekkür ediyorum Sayın
Başkanım.
Benim de Sayın Bakana birkaç sorum var.
Birinci sorum şu: Devletin resmî kayıtlarına göre
işsizler ordusunda kayıtlı kaç milyon işsizimiz vardır? Kırsal alanı ve AK
Parti Hükümetinden ümidini kesen kayıtsız işsizlerimizi de düşündüğümüzde kaç
milyon işsizimiz vardır? Bunların içinde üniversite mezunu ve meslek lisesi
mezunlarının işsiz olarak sayısı ne kadardır?
İkinci sorum şu: Erzurum’da kayıtlı işsiz sayısı ne
kadardır? Bunların yüzde kaçı üniversite ve meslek lisesi mezunudur? Erzurum’da
işsizlerin toplam sayısı ne kadardır?
Diğer bir sorum şu: Biz Anavatan Partisi olarak iktidara
geldiğimizde, meslek ve sanat sahibi olmuş, meslek lisesi, meslek yüksekokulu
ile teknik eğitim fakültesi mezunlarına, işini ve atölyesini kurmak isteyenlere
meslek ve işyeri kurma kredisi vereceğiz. 4 yıldır iktidarda işsizler ordusunu
kuran AK Parti iktidarının böyle bir projesi var mı? Yoksa, vurdumduymazlığı
2007 seçim mağlubiyetine kadar devam edecek mi?
Son sorum şu: AK Parti iktidarı sayesinde SSK emeklileri
açlık sınırı altında sefil bir hayat yaşamaktadırlar. İşçi emeklilerimizin
durumunu birazcık olsun düzeltmeyi düşünüyor musunuz, yoksa, işçi emeklilerimiz
durumlarının düzelmesi için Anavatan Partisi iktidarını mı bekleyecekler?
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özdoğan.
Sayın Tütüncü, buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Şimdi burada kurulan Mesleki Yeterlilik Kurumu 1989 yılında Devlet Planlama Teşkilatı
tarafından başlatılan çalışmalara dayanıyor ve 1992 yılında da yine Devlet
Planlama Teşkilatınca geliştirilen
istihdam ve eğitim projesi
çerçevesi hazırlandı bu kurumu,
bu yasa tasarısı ve bu projeyi Dünya
Bankası finanse ediyor ve bu projede çok sayıda alt proje var, bir demet proje şeklinde götürüyor. Bunlardan bir
tanesi de özel istihdam büroları.
Şimdi bu alt yapıdan sonra özel istihdam bürolarıyla
ilgili sorumu sormak istiyorum: Özel istihdam büroları büyük iddialarla
kuruldu. Ancak, şu anda işgücü
piyasasında kuruluş amacının dışında çalışmakta olduğunu; işgücü ya da emek istismarına yol açtığı, aynı zamanda yabancı
kaçak işçi çalıştırılmasının kılıfının hazırlanmasında görev üstlendiği yönünde kamuoyunda iddialar
vardır. Denetlemenin az olduğu yönünde
kamuoyunda iddialar vardır. Bu
iddiaların geçerlilik durumu nedir ?
İkinci sorum; madde 26 ile ilgili Sayın Başkan değerli
arkadaşlarım. Bu kurum az önce de dediğim gibi, 1989 yılında başlatılan çalışmalara dayanıyor, çok
geçikmiş bir kurum. Ancak, madde 26’daki gelirler durumuna baktığımızda, gelirler
bölümünün ne yazık ki, pek güçlü olmadığı ortaya çıkıyor. Eğer, bu kurum yıllardan bu yana kurulması
düşünülen son derece stratejik noktadaki bir kurum, maddi yetersizlikler
nedeniyle çalıştırılamadıysa yanarım.
Bu nedenle sorumu
soruyorum: Acaba madde 26’nın dışında öngörülen
kaynakların ötesinde daha sağlam bazı kaynaklar düşünülebilir mi?
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.
Sayın Akdemir…
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) – Sayın Başkan, sorularımı Sayın
Bakana yöneltiyorum aracılığınızla; teşekkür ediyorum.
Türkiye özellikle hizmet sektörünün ve sanayiinin kalifiye eleman ihtiyacı açısından büyük
sıkıntılar içinde olduğunu herkes tarafından bilinmektedir. Örgün eğitimde düz
liselilerin yüzde 65, meslekî ve teknik liselilerin ise yüzde 35 oranı bilinen
bir gerçektir.
Dışticarette rekabet halinde olduğumuz ülkeler karşısında avantajlı
konuma düşebilmek için meslekî ve teknik ara kademe elemanının artırılması
gerekmektedir. Bu bağlamda şimdiye kadar dört yıl içerisinde Türkiye genelinde
kaç tane meslekî teknik lise devreye sokulmuştur? Acaba, bu, Türkiye ihtiyacını
karşılayacak mıdır?
Bir diğer sorum: Bu tasarıda birtakım düzenlemeler
yapılmış; ancak, hangi meslekleri ve bu meslekleri hangi seviyede kapsayacaktır
birtakım belirsizliklerle doludur; dolayısıyla, eğitim kurumlarının, Yüksek
Öğretim Kurumunun, Üniversitelerarası Kurulun, meslek odalarının bu yapıdaki temsiliyetlerinin ve yetki alanlarının durumu da belirsiz
bir konuma gelmiştir. Bu kargaşalığı nasıl çözeceksiniz?
Üçüncü sorum: Esas itibariyle, yetkilendirilmiş çeşitli
kurumların kendi ölçütleriyle vermiş oldukları yeterlilik belgelerinin ulusal
ve uluslararası ölçülebilirliğini hangi ölçülerle sağlayacaksınız?
Ayrıca, ülkemizde diplomalı mesleklerin haricinde
yüzlerce meslekte ulusal ölçekte dahi genel kabul gören standartlar,
sertifikalar ve otoriteler bulunmamaktadır. Bu itibarla, yeterlilik belgeleri
hangi kriterlere göre verilecektir ve bu alandaki çalışmalarınız nelerdir?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akdemir.
Sayın Bakan, buyurun.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Efendim,
Sayın Ahmet Işık’ın sorularını…
Kurum, kendi gelirleri ile giderlerini karşılayacak bir
şekilde düzenlemiştir. Kuruluş aşaması dışında kamu maliyesine herhangi bir yük
getirilmeyeceği düşünülmektedir.
Meslek standartlarına dair sorunuza gelince: Bu
standartlar mecburî değildir. Ancak, standartlara uygun sertifikası
olmayanların yurt içinde ve yurt dışında iş bulma imkânlarının azalacağı
düşünülmektedir.
Sayın İbrahim Özdoğan Beyin
sorularına yazılı olarak cevap vereceğim.
Enis Beyin sorularına gelince: Özel istihdam kurumları İŞKUR’un kontrolünde faaliyette bulunmakta, denetimler
sonucunda eksikliği veya yanlışları olan bürolar hakkında ruhsat iptaline kadar
çeşitli yaptırımlar bulunmaktadır. Bu cümleden olarak, 180 tane özel istihdam
büroları kurulmuş; ama, 6 tanesi kapanmıştır.
Özel istihdam bürolarının yurt dışına işçi
göndermelerinin yasak olduğunu siz de biliyorsunuz; ama…
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Efendim, yabancı kaçak işçi
çalıştırılıyor burada. Ben yurt dışına işçiyle ilgili bir şey söylemedim,
yanlış anlaşılmasın. Mesela Ukrayna’dan, mesela Romanya’dan, mesela
Azerbaycan’dan yabancı kaçak işçi getiriliyor…
BAŞKAN – Sayın Tütüncü, lütfen…Karşılıklı konuşma
usulümüz yok; lütfen Sayın Tütüncü.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Yanlış anlaşıldı da onun için
söyledim.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Yanlış
anlaşıldı, o zaman…
BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen…
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Tamam.
O zaman yazılı olarak cevap verelim; çünkü, o husus,
zannediyorum bakanın iznine tabi olan bir husus. Sayın Bakan yazılı olarak
cevap versin.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Tamam efendim.
Özür dilerim Başkan. Sorumun yanlış anlaşıldığını
düşündüm de, ondan müdahale ettim.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Dursun Beyin
sorularına da, Sayın Akdemir’in sorularına da yazılı olarak cevap vereceğim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Sayın Albayrak, buyurun.
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Aracılığınızla, Sayın Bakanıma bir soru yöneltmek
istiyorum. Görüşülmekte olan 1193 sıra sayılı Kanun Tasarısı, tetkik ettiğim
kadarıyla, kesinlikle, üniversite mezunlarını, özellikle jeoloji ve ziraat
mühendislerini ilgilendirmediğini ben biliyorum tasarıyı tetkik ettiğim için.
Benden sonraki konuşmacı arkadaşımız, konuşmama atfen, diplomalı ve diplomasız
vasıflara bu yasa vasıf kazandıracak tespitime ilaveten “jeoloji mühendisleri
ve ziraat mühendisleri gibi yüzlerce mühendisler vasıfsız mı da işsiz?” Diye
yanıt verdi. Acaba, bu kanun, jeoloji mühendislerini ya
da ziraat mühendislerini ilgilendiriyor mu, ilgilendirmiyor mu?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Albayrak.
Sayın Gazalcı...
MUSTAFA GAZALCI (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın
Başkanım.
Sayın Bakandan şu sorularımın yanıtlanmasını diliyorum:
Biliyorsunuz, burada bir düzenleme yaptık, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı,
Tarım Bakanlığına bağlı ve çeşitli bakanlıklara bağlı meslek okullarını Millî
Eğitim Bakanlığına verdik. Bu okulların birçokları canlandırılamadı ve kimileri
kapanmaya yüz tuttu. Geçen gün gazetede vardı; yeni öğrenci alınmıyor,
meteoroloji lisesi çocukları demir parmaklıklar arasında kafeste tutuluyormuş
ve yeni öğrenci de alınmıyormuş. Acaba, bir yandan meslek kazandırmak için
çocukları eğitmeye çalışıyoruz. Bu devredilen liselerin kaçı açıktır ve nasıl
gelişmeye tabi tutulmuştur? Yeni gelişim ve değişimlere uygun yeni programlar,
yeni meslek türlerini içeren okullar açılmış mıdır üniversitelerin önündeki
yığılmayı da önlemek açısından?
İkinci soru: Bu meslek yüksekokullarına yeni bir
düzenlemeyle sözleşmeli usta eğiticiler alınamıyor. O okullar, bu usta
eğiticilerle buralarda çok yararlı oluyordu, engellendi. Acaba, bu düzeltilemez
mi, bu okulların yeniden işlevinin kazanılması için; çünkü, meslek
yüksekokulları çok dertli, iş bulamıyorlar ve diplomaları çok zaman işe
yaramıyor. Bu konuda Hükümetin bir çalışması var mı?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gazalcı.
Sayın Bakan, buyurun:
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Sayın Hamza Albayrak’a cevap veriyorum:
Jeoloji ve ziraat mühendislerini ilgilendiren bir kanun değildir bu kanun. Bunu
böylece…
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Elbette ilgilendiren değil
Sayın Bakan, bunu biliyorum ama, ben diyorum ki, bunlar dururken önce bunlara
çözüm bulun, ondan sonra sıra gelsin. Veya her ikisine de bulun. Dört sene, beş
sene eğitim gören bir genç boş geziyor.
BAŞKAN – Sayın Doğan lütfen…
Sayın Bakan, cevabınızı verir misiniz, lütfen…
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Sayın Doğan,
haklısınız da… İsterseniz…
BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen… Karşılıklı konuşma usulümüz
yok. Sorulara cevap verin lütfen.
Buyurun.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Tamam, ben
de ona cevap veriyorum da…
Böyle bir usul yok, o usule uygun olmadığı için ben de
size cevap vermemek durumunda kalıyorum.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Biz, aynı çatı altında bir
aileyiz. Elbetteki birbirimize cevap verebiliriz. Sayın Başkanın da takdiri var
bu konuda.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) - Böyle bir
usul olmadığını Sayın Başkan söylediği için ben de cevap vermiyorum.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Saygı duyarız.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) - Sayın
Mustafa Gazalcı, sorularınıza yazılı olarak cevap
vereceğim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
YILMAZ KAYA (İzmir) – Böyle bir usul var, ama!
HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) – Sayın Bakan, yokluğun daha
iyi vallahi.
BAŞKAN – Sayın Eri, Sayın Doğan’ın konuşması sırasında
sataşma nedeniyle bir söz talebiniz var.
Ne diye sataştı? Lütfen, yerinizden… Mikrofonunuz
açılacak, bir saniye…
Sayın Eri, buyurun; Sayın Doğan ne söyledi de sataştı
size?
NİHAT ERİ (Mardin) – Sayın Başkan, Nusaybin Lisesinin
ihalesiyle ilgili konuşurken “Mardin’de AK Parti yanlısı müteahhit bulamadılar,
Ankara’ya çektiler, şimdi de Ankara’da bulamıyorlar, Mardin’e çekiyorlar” gibi
bir laf söyledi. Bu bir sataşmadır.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Yok öyle bir şey. “Bulamadılar
mı” diye…
BAŞKAN – Lütfen, Sayın Doğan.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Lütfen, tutanağı getirin.
BAŞKAN - Sayın Eri, 2 dakikalık süre veriyorum; yeni bir
sataşmaya mahal vermeden, buyurun.
NİHAT ERİ (Mardin) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Nusaybin Lisesiyle ilgili konu şu: Bu lise, Kızıltepe
Lisesiyle birlikte Mardin’de ihale edildi; ancak, ihaleyi kaybeden müteahhitler
Kamu İhale Kurumuna itirazda bulundular. Kamu İhale Kurumu da bu iki itirazı
inceledi, Kızıltepe’ninkini onayladı, Nusaybin’inkini de iptal etti; ama,
Mardin’de, maalesef, yıllardır devam eden, ihalelere fesat karıştıran bir
şebekenin varlığını biliyoruz. İşin daha, daha düzgün olabilmesi için Bakana
rica ettik ve bu ihalenin Ankara’da yapılmasını istedik. Yani, biz, ne AK Parti
yanlısı müteahhit aradık ne bu işe bulaştık. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Biz, bu işin en düzgün, kamuya en yararlı bir şekilde olması için uğraşıyoruz.
Biz, siyasetçi-müteahhit ilişkisinin içerisine hiçbir zaman girmedik.
Bu arkadaşımız, dün de, yaptığı konuşmada “Midyat TOKİ
ihalesiyle ilgili bir AK Parti milletvekilinin bu ihalenin iptalinde parmağı
vardır” demiştir.
Ben, kısaca, TOKİ’nin bize
gönderdiği bilgi notunu okuyorum; TOKİ diyor ki: “İdaremizce söz konusu alana
ilişkin imar planları 6.10.2005 tarihinde onaylanarak ilgili belediyesine
gönderilmiştir. 16.1.2006 tarihinde ihalesi yapılmıştır. İdaremizce gönderilen
imar planlarının belediyesi tarafından onaylanmadığı ve buna bağlı olarak imar
uygulama işlemleri başlatılmadığı ve yapılamadığı, bu nedenle mülkiyet
probleminin çözülemediği ve müteahhidin araziye girmesinin engellenmesinden
dolayı 2006 Mart ayı içerisinde inşaat ihalesi çalışmaları iptal edilmiştir.
18 inci madde uygulamasında yapılması gereken yüzde
40’lık kesinti sonrasında TOKİ’nin mülkiyetinde bulunan
konut adalarında azalma meydana gelmektedir. 26.7.2006 tarih, 2006/1104 sayılı
Midyat Belediye Başkanlığı Meclisi tarafından onaylanan planlara uygun olarak
TOKİ Emlak Dairesi tarafından hazırlanan parselasyon planları kapsamında
yapılan 18 inci madde uygulamasının tamamlanmasını takiben inşaat uygulaması
süreci yeniden değerlendirilecektir.”
Gerçek bu. Bu gerçeği bu arkadaşımız ya
bilmiyor ya da bildiği halde gerçeği saptırıyor.
Eğer, bilmiyorsa, o da büyük bir hata. Bir milletvekili, kendi seçim bölgesi,
kendi ilçesiyle ilgili böylesi önemli bir konuda bilgisiz olması da affedilecek
bir şey değil. Bu arkadaşımız, eğer, belediyeye ya da
TOKİ’ye bir telefon açıp bu konuyu öğrenmek
isteseydi, bu gerçeği kendisine de söylerlerdi, bunu öğrenirdi, burada da gelip
bir milletvekiline sataşma talihsizliğini de yapmazdı.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Sayın Başkan, bana “bilgisiz”
dedi.
BAŞKAN – Sayın Doğan, lütfen dinler misiniz.
NİHAT ERİ (Devamla) – Bu arkadaşımız bunu âdet haline
getirdi, sürekli sataşıyor, bizi tartışmaya çekmek istiyor; ama, biz bu
tartışmaya girmeyeceğiz. Böylesi sataşmaları halkımız uygun görmüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Eri, teşekkür ediyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
REYHAN BALANDI (Afyonkarahisar)
- Cevap hakkı doğdu Sayın Başkan.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Sayın Başkan…
BAŞKAN - Buyurun Sayın Doğan.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Şahsıma ve Mardin halkına
sataşmada bulundu, Mardin halkına yakışmayan sözler kullandı.
BAŞKAN – Sayın Doğan, heyecanlanmadan anlatır mısınız.
Buyurun.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – “Mardin’de ihaleye fesat
karıştıran şebeke var” dedi.
BAŞKAN – Şahsınızı kastetmedi ki Sayın Doğan.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Bu arkadaşımız “bilgisizdir”
dedi. Lütfen bana söz verin Sayın Başkan. Ben de cevap hakkımı kullanmak
istiyorum.
BAŞKAN – Sayın Doğan, bu karşılıklı devam edemez ki!
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Efendim, ben cevap vereceğim.
BAŞKAN – Neye cevap vereceksiniz Sayın Doğan?
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Ben bu konulara cevap vereceğim
efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Doğan.
Sayın Doğan, 2 dakikada bitirin lütfen; yeni bir
sataşmaya da mahal vermeyin, yoksa müdahale ederim.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu konuyla ilgili olarak, böyle sizi üzüntüye doğru
götürdüğümüz için, ben, sizden özür diliyorum. Ancak, bu Yüce Meclisin çatısı
altında bir milletvekilinin bilmediği bir konuda, diğer bir milletvekili
arkadaşına “bilgisiz” ya “bu işi bilmiyor” veya
“seçim bölgesinde ihaleye fesat karışan şebeke var” demesi, demek ki kendisinin
de o şebeke tarafından milletvekili seçilip geldiğini ifade ediyor. (AK Parti
sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Doğan… Sayın Doğan…
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Ben, ne kendisine ne Mardin
halkına yakıştıramıyorum. Mardin’de böyle bir şebeke yoktur.
MEHMET ASIM KULAK (Bartın) – Sana yakışıyor mu?!
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Böyle bir şebeke yoktur. Söz
konusu ihalede, ilk ihaleyi alan müteahhit Anavatan Partisi Merkez İlçe
Başkanıydı; bunun üzerine, iptal ettiler; ikinci ihaleyi de yine aynı kişi
aldığı için iptal ettiler. Sonra, buraya Ankara’ya çağırdılar, anlaştılar; o
arkadaşımız da bizden istifa etti ve ihaleyi ona vermek için tezgâh
ayarlıyorlar. Yani, şimdi ben mi bilgisizim?!
NİHAT ERİ (Mardin) – Yanlış konuşuyorsunuz!
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Sonra, ikinci konut işine
geleceğim. Midyat konut ihalesi, madem imarda bir sorun varsa, madem
kamulaştırmada bir problem varsa nasıl ihale ediyorsunuz; ihaleyi nasıl ihale
ettiniz, nasıl yer teslimi yaptınız, o müteahhit şantiyesini nasıl kurabilmiş,
nasıl tasfiye işlerine başlamıştır?! Sonradan TOKİ İdaresi itiraf etmiştir.
TOKİ İdaresi, vardığı hatadan geri dönmek için ve müteahhide “biz sana başka
bir iş veririz, seni kazandırırız” demişler ve onu geri çekmişler. Niye gerçekleri
söylemiyorsunuz?! Teessüf ederim! Lütfen, gelin, burada gerçekleri konuşunuz,
gerçekler neyse onu söyleyiniz. Hiç kimse, Mardin halkına ve Mardinliye “böyle
bir şebeke vardır” diyemez.
Teşekkür ediyorum.(Anavatan Partisi sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Doğan, teşekkür ediyorum.
2 - X- Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı ile Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/1211) (S. Sayısı:
1193)…..Devam
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri; İkinci Bölüm üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi, İkinci Bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde
üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra, ayrı ayrı
oylarınıza sunacağım:
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Sektör Komiteleri, Standartlar, Eğitim, Sınav ve
Belgelendirme
Sektör komiteleri
MADDE
20-
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Ulusal meslek standartlarının hazırlanması ve yürürlüğe
konulması
MADDE
21-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Sınav
MADDE
22-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Belgelendirme
MADDE
23-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Personelin Atanma Şartları, Statüsü ve
Malî Hakları
Personelin atanma şartları ve statüsü
MADDE
24-
BAŞKAN – Madde üzerinde, Komisyonun bir düzeltme talebi
vardır; buyurun Sayın Başkan.
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI
CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Sayın Başkan, 5 inci bentte geçen “iktisadi idari
bilimler” ibarelerinin arasına “iktisadi ve idari bilimler” olarak
düzeltilmesini “ve” ibaresinin eklenmesini…
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, düzeltilmiştir.
Düzeltme talebiyle birlikte ve aynı zamanda ekli cetvelle
birlikte maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Malî haklar
MADDE 25-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Gelirler, Giderler, Bütçe ve Denetim
Gelirler
MADDE
26-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Giderler
MADDE
27-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Bütçe
MADDE
28-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Denetim
MADDE 29-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Yönetmelikler
MADDE
30-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
ALTINCI BÖLÜM
Geçici
ve Son Hükümler
MADDE
31-
BAŞKAN – Madde üzerinde Komisyonun
düzeltme talebi vardır; buyurun Sayın Başkan.
SAĞLIK, AİLE,
ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Sayın
Başkanım, “29- Meslekî Yeterlilik Kurumu”, 30-“ olarak,
“30-Meslekî Yeterlilik Kurumu” olarak düzeltilmesini talep ediyorum.
BAŞKAN
– Düzeltilmiştir Sayın Başkan.
Düzeltme
talebiyle birlikte maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
GEÇİCİ MADDE 1-
BAŞKAN
– Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
GEÇİCİ MADDE 2-
BAŞKAN
– Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Yürürlük
MADDE 32-
BAŞKAN
– Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Yürütme
MADDE 33-
BAŞKAN
– Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.
İkinci
Bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.
Tasarının
görüşmeleri tamamlanmıştır.
Tasarının
tümü açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli hakkında Genel
Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Oylama
için 5 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin
teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen
üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde
Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca,
vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy
kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan
oy pusulasını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama
işlemini başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Meslekî Yeterlilik Kurumu
Kanunu Tasarısı oylama sonucu:
Oy sayısı :
242
Kabul :
242 (X)
Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.
Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini
sırasıyla görüşmek için, 22 Eylül 2006 Cuma günü saat 14.00’te toplanmak üzere
birleşimi kapatıyorum.
Kapanma
Saati: 18.50