BİRİNCİ OTURUM

                                      Açılma Saati : 14.03

                                  8 Haziran 2006 Perşembe

                           BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

    KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale)Yaşar TÜZÜN (Bilecik),

                                              -----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 113 üncü Birleşimini açıyorum.

 

 

 

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla 5 dakika süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun Diyarbakır İlindeki 2 yıllık uygulama sonuçlarıyla ilgili söz isteyen Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül’e aittir.

Buyurun Sayın Akgül. (AK Parti sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

 

AZİZ AKGÜL (Diyarbakır) - Muhterem Başkanım, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun 17 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Kanun, bir dönem terör sebebiyle oluşan yaraların sarılması açısından büyük bir önem taşımaktadır.

Ülkemizde çok sayıda vatandaşımız doğdukları ve yaşadıkları topraklardan terör yüzünden ayrılmak zorunda kalmış, aradan geçen süre zarfında bakımsızlıktan evleri yıkılmış, arazilerini ekemez olmuşlar, ağaçları kurumuş ve birçok vatandaşımız da hayatını kaybetmiştir.

İşte, bu Kanun Hükümetimiz tarafından çıkarıldıktan sonra, vatandaşların bu yaralarının sarılması yolunda çok ciddî ve somut bir adım atılırken, devletimiz şefkatli yüzünü bölge insanımıza açık ve net bir şekilde göstermiştir.

Dünyanın pek çok ülkesinde çeşitli sebeplerle insanlar yerlerinden ve yurtlarından olmuşlardır; ancak, Türkiye gibi çok az ülke doğrudan ve çözüme yönelik böyle bir somut adım atmıştır.

Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak da illerimizde başta valiler olmak üzere, vali yardımcılarımız ve ilçe kaymakamları fedakârca çalışmışlardır. Vatandaşların zararının tespiti için kurulan zarar tespit komisyonları, bazen at sırtında bazen yaya olarak, zor arazi şartlarında, ulaştıkları köy ve mezralarda vatandaşlarımızın zararını tespit ederek, bunun ödenmesine imkân sağlamışlardır. Bu tespitler sayesinde, gece geç saatlere kadar çalışıp geceyi de ücra bir mezrada, mağarada geçiren Diyarbakır İlimizdeki komisyonlarımızın bu fedakârlıkları, gerçekten, şahsım olarak beni çok duygulandırmıştır.

Yapılan bu çalışmalar kısa zamanda meyvesini vermiş ve bazı vatandaşlarımız tarafından Türkiye aleyhine AİHM nezdinde açılan davalar, 5233 sayılı Yasanın etkin bir iç hukuk yolu olduğu gerekçesiyle Türkiye’ye iade edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, bu ne ifade ediyor biliyor musunuz; bu, Türkiye’nin yaklaşık 20 milyar avro tazminat yükünden kurtulmasını ifade ediyor; bu, Türkiye’nin dış dünyadaki itibarının korunmasını ve kendi vatandaşı tarafından şikâyet edilen bir ülke olmaktan kurtarılmasını ve kendi vatandaşının sorununu kendi ülkesinde çözebildiğini ifade ediyor.

Diyarbakır İlinde, mahkemelerde görülen, derdest olmuş dava sayısı 10 000 civarındadır. Bu 10 000 dava, sayıları belki 100’ü bulan savcı ve hâkimler tarafından görülmekte ve onlar tarafından verilen bu kararlar temyiz sırasında da yeniden incelemeye tabi tutulmaktayken, sadece Diyarbakır’da 37 000’i bulan dosyaların, bu ildeki 3 vali yardımcısı başkanlığında kurulan komisyonlar tarafından çözülmeye çalışılmasını büyük bir fedakârlık olarak görüyorum. Bu bakımdan, Sayın İçişleri Bakanımıza, ülkemizin dış itibarının korunmasını, ülke ekonomisinin milyarlarca avro yükten kurtarılmasını sağlayan ve vatandaşlarımızın zararlarının tazmini yolunda gayret gösteren mülkî idare amirlerimizi maddî ve manevî olarak ödüllendirmesini teklif ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, bazı kimselerin dile getirdiği gibi, bu Yasa, Avrupa Birliğini memnun etmek ya da AİHM’de açılan davalar yüzünden çıkarılmamıştır. Bunun en büyük delili de şudur: Bu Yasadan sadece AİHM’e müracaat edenler ya da müracaat etme şansı olanlar yararlanmamaktadır. Herhangi bir vatandaş, zaman aşımı yüzünden AİHM’e dava hakkını kaybetmiş olsa dahi, bizim çıkardığımız bu Yasayla, illerde kurulan zarar tespit komisyonlarına müracaat edebilmekte ve eğer zarar tespit edilirse, kendilerine tazminat ödenmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Akgül, buyurun.

AZİZ AKGÜL (Devamla) – Bu kanunla devlet ile vatandaşımız arasında oluşturulan uçurumlar kaldırılmış, devlet şefkat elini vatandaşına uzatmış ve vatandaşlarımız da, uzatılan bu ele aynen karşılık vermiştir. Vatandaşlar, bizzat, avukatları aracılığıyla, yazılı ve görsel basında zararlarının karşılandığı gerekçesiyle, duydukları memnuniyetleri dile getirmişlerdir. Bizzat, köylerinde kendilerini ziyaret eden ve kendileriyle röportaj yapan medya mensupları da, bu durumu müşahede ederek sayfalarında şu başlıklara yer vermişlerdir:

6 Ağustos 2005 tarihinde: “Cumhuriyet Gazetesinde, Diyarbakır Valiliği köylülerle sulhname imzaladı.” 6 Ağustos 2005 tarihinde Zaman Gazetesinde: “Diyarbakır’da terör tazminatı olan 275 kişi, AİHM’den davasına geri çekti.” 5 Ağustos 2005 tarihinde Hürriyet Gazetesinde: “Devletle terör mağdurları anlaştı, dosyaları AİHM’den çekiliyor.” Yine, Hürriyet Gazetesinde: “Türkiye, 20 milyar euro tazminattan kurtuldu.” 19 Ocak 2006 Vatan Gazetesinde ise: “AİHM’in adres gösterdiği komisyonları harıl harıl çalışıyor.”

Söz konusu yasanın, uygulama süresi Temmuz 2006’da sona ermektedir. Anayasa uyarınca vatandaşların müracaat süresi 28 Aralık 2005 tarihinden itibaren bir yıl uzatılmış; ancak, komisyonların karar verme süresi ise, uzatılmamıştır. Bu sürede, bir yıl daha uzatılmalıdır.

Bunun gerekçelerini ise, şöyle arz edebilirim: Bu Kanun, 17 Temmuz 2000 tarihinde yürürlüğe girdikten ancak üç ay sonra ilgili yönetmelik çıkarılmış ve Kanunun ağırlıklı olarak uygulanacağı doğu ve güneydoğu illerinde kış mevsiminin girmesiyle, bahar gelinceye kadar, yaklaşık dokuz ay hiçbir uygulama yapılamamıştır. Uygulamanın hızlı işlemesi, kuşkusuz önemli bir kaygı olsa da; önemli olan, başvuruların hakkaniyete uygun olarak değerlendirilmesidir.

Bu nedenle, komisyonların süre baskısı altında alelacele karar vermesini önlemek ve vatandaşların zararlarının hak kaybına uğramayacak şekilde tespit edilmesine imkân sağlamak için 17 Temmuz 2006 tarihinde dolacak karar verme süresi bir yıl daha uzatılmalıdır.

Yine, bu kanunu taşrada uygulayan ve değişik pratik çözümler bulan idarecilerimizin bu bilgi ve yönetimleri değerlendirilerek, ortak bir uygulama genelgesine dönüştürülmesi, iller arasında aynı tarz zarara uğrayan vatandaşların farklı tazminatlar alması şeklindeki sakıncaları ortadan kaldıracaktır.

Değerli milletvekilleri, kanunun uygulanmasında yeknesaklığın olabildiğince sağlanması amacıyla uygulayıcı durumda olan idarecileri cesaretlendirici ortak uygulama genelgeleri hazırlanmalıdır.

Bu vesileyle saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akgül.

Gündemdışı konuşmaya Hükümet adına İçişleri Bakanı Sayın Abdülkadir Aksu cevap vereceklerdir.

Buyurun Sayın Bakanım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

 

 

 

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Diyarbakır Milletvekili Sayın Prof. Dr. Aziz Akgül arkadaşımızın, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanunun, iki yıllık Diyarbakır uygulaması sonuçları konulu gündemdışı konuşması üzerine söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisin siz değerli üyelerini en içten saygılarımla selamlıyorum ve arkadaşımıza da teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bilindiği üzere, Türkiye uzun yıllar boyunca, başta bölücü terör örgütü olmak üzere terör örgütlerinin hedefi olmuştur. Ülkemizin bekasına, huzur ve güvenliğine, bütünlüğüne yönelen bu terör saldırıları vatandaşlarımızın malına ve canına da kastetmiştir. Bu mücadele sırasında büyük maddî ve manevî kayıplar ortaya çıkmış, vatandaşlarımız da mağdur olmuşlardır.

Bu gerçekten yola çıkan Hükümetimiz, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunu sizlerin tasvibi, onayıyla çıkararak 27.7.2004 tarihinden itibaren yürürlüğe sokmuştuk. Yine, bu kanuna dayalı olarak hazırladığımız uygulama yönetmeliği de 20.10.2004 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Değerli arkadaşlar, her zaman ifade ettiğim gibi, biz, asayişin sağlanmasında en önemli kamusal dinamiklerden birisinin de güvenlik tedbirlerinin sosyoekonomik politikalarla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. İşte, bu nedenle, güvenlik politikalarını sosyal politikalarla dengeli bir şekilde yürütme gayreti içinde olduğumuzu ifade ediyoruz. Çıkardığımız bu kanunî düzenleme de bu politikamızın bir gereğidir. Elbetteki yaptığımız bu kanunî düzenlemeler, sosyal hukuk devleti anlayışımın ve hiçbir ayırıma tabi olmaksızın, zarar gören vatandaşımızın daima yanında olma, derdiyle dertlenme, sıkıntılarını en hızlı şekilde giderme, devletimizin şefkat elini gecikmeksizin vatandaşımıza uzatma yönündeki samimiyetimizin bir gereğidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sizin de bildiğiniz gibi, 5233 sayılı Kanunla terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarara uğrayan gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararları sulhen karşılanmaktadır. Yaptığımız söz konusu kanunî düzenlemelerden hemen sonra vatandaşlarımızın başvuruları alınmaya başlanmıştır. Mayıs 2006 sonu itibariye yapılan başvuru sayısı 194 353; ancak, bugüne kadar karar verilen başvuru sayısı 26 880 olup, bunlardan 17 593 başvuru sahibinin zararının karşılanması yönünde yetkili komisyonlarca karar verilmiştir. Bu kanun kapsamında yapılacak ödemeler için Bakanlığımın 2006 yılı bütçesine 25 milyon YTL, yani 25 trilyon ödenek konulmuştur. Bu ödeneğin tamamının kullanılması üzerine, ilave olarak  da 20 trilyon daha ödenek talep edilerek, bunun için kullanılmak üzeredir. Ayrıca 2005 yılında aktarılan yaklaşık 25 milyon YTL, 25 trilyon Türk Lirası da, bu ödeneklerde, bugüne kadar vatandaşlarımıza ödenmiş ve yaklaşık 70 trilyon ödenek, bu maksatla, illerimize aktarılmıştır. Gönderilen bu ödenekler, zarar tespit komisyonları kararları doğrultusunda, hak sahiplerine derhal ödenmektedir. 08.06.2006 tarihî itibariyle, 43 milyon 483 bin 377 Yeni Türk Lirası ödeneğe daha ihtiyaç duyulmakta olup, bu miktar da Maliye Bakanlığımızdan talep edilmiştir.

Türkiye genelinde olduğu gibi, Sayın Milletvekili arkadaşımın da gündeme getirdiği Diyarbakır İlimizde de, 5233 sayılı Yasa, büyük bir gayret ve başarıyla uygulanmaktadır. Bugüne kadar, Diyarbakır İl Zarar Tespit Komisyonlarından 4712 başvuru dosyası karara bağlanmıştır. Bu dosyalarla ilgili olarak, 18 milyon 602 bin 64 YTL ödenek bu ilimize tahsis edilmiş ve hak sahiplerine ödenmesi gerçekleştirilmiştir.

5233 sayılı Kanun uygulaması dışında, ayrıca, vatandaşlarımızın zaman zaman uğradığı zararlar, Başbakanlık Acil Destek Fonu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Genel Müdürlüğü ve benzeri kaynaklar kullanılarak da karşılanmıştı.

Yine, son zamanlarda, bildiğiniz gibi, bölücü terör örgütünün tahrikleri sonucu bölgede meydana gelen olaylarda, ev, işyeri, araç ve benzeri eşya ve malları zarar gören masum vatandaşlarımızın da uğradıkları zararlar tespit edilerek, yaraları en kısa sürede sarılmıştır. Bu kapsamda, örneğin, 28-31 Mart 2006 tarihleri arasında Diyarbakır İlimizde meydana gelen olaylarda, ev, işyeri, araç ve benzeri eşya ve malları zarar gören vatandaşlarımıza, biraz önce arz ettiğim rakamların dışında, Başbakanlık Acil Destek Fonundan 238 727 078 YTL, yani, toplam 238 727 000 000 temin edilerek, Diyarbakır’daki esnafımıza, oradaki insanlarımıza ödeme yapılmıştır. Aynı şekilde, Batman, Kızıltepe ve diğer il ve ilçelerde de bu ödemeler yapılmıştır.

Hükümetimiz, son olaylarda, konuya en yüksek seviyede eğilmiş, devletimiz her türlü imkânlarıyla vatandaşımızın yanında yer almış, bölücü terör örgütünün tahriklerinin boşa çıkarılması sağlanmıştır. Vatandaşlarımızın zararlarının karşılanması noktasında, Hükümetimizin bu hassas ve müşfik tutumunu her zaman sürdürmekte kararlı olduğumuzu da bir kez daha bildirmek zorundayım.

Bu tutumumuzun yansıması olarak, vatandaşımızın uygulamadan memnuniyetini ve sulhname imzalanması yönündeki istekliliğini, ülkemizin diğer yörelerinde olduğu gibi, özellikle doğu ve güneydoğu illerimizde de müşahede etmekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 5233 sayılı Kanunla, terör ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarara uğrayan vatandaşlarımızın maddî zararlarının, ulusal ve özellikle uluslararası yargı mercilerine gidilmeksizin hızlı, etkin ve adaletli bir şekilde sulhen karşılanması amaçlanmıştır. Kanunun etkin bir içhukuk yolu olarak hızlı ve etkili bir şekilde uygulanması -ki, biraz evvel değerli milletvekili arkadaşım da belirtti- özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde ülkemiz aleyhine açılan ve terör nedeniyle uğranılan zararlar ile köye dönüş konulu davaların ülkemiz lehine sonuçlanması açısından da büyük önem taşımaktadır. İl zarar tespit komisyonlarının yoğun çalışmaları ve 5233 sayılı Yasanın titizlikle uygulanması sonucunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ele aldığı bir pilot davada yasayla getirilen sulhname usulünü içhukuk yolu olarak tanımış ve yaklaşık 1 500 başvuruyu bu gerekçeyle de reddetmiştir. Bu ret kararıyla, uluslararası platformlarda ülkemiz çok önemli bir prestij elde etmiştir. Ülkemiz, hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince hem de Birleşmiş Milletlere bağlı ilgili kuruluşlarca örnek olarak gösterilmeye başlanmıştır.

Zarar tespit komisyonlarının daha etkin ve hızlı çalışmasının sağlanması, uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi için valiliklerin görüşleri de dikkate alınarak Bakanlığımızca hazırlanan 5233 sayılı Kanunla ilgili değişiklik tasarısı da, yine, Yüce Meclisimizde sizlerin oyuyla kabul edilerek, 28.12.2005 tarihinde yasalaşmıştır. Söz konusu bu değişiklikle, komisyon çalışmalarının daha etkin ve verimli çalışması için birtakım tedbirler getirilmiş; bunların yanı sıra, zarar gören başvuru sahiplerinin sulhname tasarısını imzalamak üzere yirmi gün içinde gelmesini düzenleyen süre, gecikmeden dolayı meydana gelen problemlerin giderilmesi için, otuz güne çıkarılmış; başvuru sahibi veya yetkili temsilcisiyle sulhname imzaladıktan sonra, önceki kanunî düzenlemeden farklı olarak, en geç üç ay içinde ödeme yapılması kararlaştırılmış; yine, zarar tespit komisyonlarının mevcut düzenlemede sadece Bakanlık tarafından denetlenmesini öngören hükme ilaveten, valiliklerce de denetlenmesine imkân tanınmış. Yine, kanunun yürürlüğe girdiği 28.7.2004 tarihinden itibaren, bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurulmaması halinde, oluşan mağduriyetlerinin önüne geçmek amacıyla, mevcut düzenlemede bir yıl olan başvuru süresinin bir yıldan iki yıla çıkarılması öngörülmüş; bu, yasayla temin edilmiş. Yine, terörden zarar gören kamu görevlileri ya da mirasçılarının başvurularını düzenleyen kanunun geçici 2 nci maddesindeki bir yıllık başvuru süresi de, oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçebilmek için iki yıla çıkarılmış ve bunun gibi, önemli yasal düzenlemeler bu değişiklikle yapılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; il zarar tespit komisyonlarına çok yüksek sayıda başvuru yapılması, bütün olağanüstü gayretlere rağmen, işin özelliği gereği, başvuru dosyalarının tamamlanmasının belli bir süre alması, birkısım bilgi ve belgenin başvuru sahipleri tarafından zamanında komisyonlara ulaştırılmaması gibi sebepler, mevcut başvuruların, yasada belirlenen iki yıllık sürede bitirilmesini imkânsız kılmaktadır. Bu gerekçeyle, Bakanlığımca yeni bir yasa değişikliği çalışması başlatılmış olup, en kısa süre içerisinde, Yüce Meclisimize, sizlerin huzurlarına getireceğiz ve desteklerinizi bekleyeceğiz.

Sonuç olarak, 5233 sayılı Kanunda yaptığımız ve yapmak istediğimiz değişikliklerle, terör ve terörle mücadeleden dolayı kayba uğrayan vatandaşlarımızın zararlarını, gecikmeye mahal vermeksizin, en kısa süre içerisinde ve adil bir şekilde karşılamaya çalışıyoruz. Bu çalışmamızda, şimdiye kadar, küçümsenmeyecek ölçüde başarılı neticeler elde edilmiştir. Bunu yaparken de, komisyonlarda çalışan kamu görevlilerimizin, bilirkişilerin, ilgili diğer sivil kişi ve kuruluşların gösterdiği gayreti ve fedakârlığı da, başta valilerimiz olmak üzere, huzurlarınızda takdirle anıyorum ve yine, bu konuyu gündeme getiren değerli milletvekili arkadaşım Sayın Aziz Akgül’e de, gösterdiği bu duyarlılık için teşekkür ediyor, hepinize tekrar en derin saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Gündemdışı ikinci söz, Balıkesir İli Dursunbey İlçesinde meydana gelen maden kazası hakkında söz isteyen, Balıkesir Milletvekili Orhan Sür’e aittir.

Buyurun Sayın Sür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ORHAN SÜR (Balıkesir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; geçtiğimiz hafta bugün, Balıkesir’in Dursunbey İlçesinin Odaköy’ünde yaşanan bir üzücü maden kazası nedeniyle söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz hafta bugün, bu saatlerde, Dursunbey’in Odaköy’ünün çok yakınındaki bir maden ocağında 57 maden işçisi yerin altına inmeye hazırlanıyordu ve saat 16.00’da yerin altına indiler. Yaklaşık ikibuçuk saat sonra, çok üzücü bir kaza meydana geldi. Bu kazada, yaşları 18 ile 34 arasında değişen 17 insanımızı kaybettik. Gerçekten çok acı bir kaza.

Bu kaza haberi alınır alınmaz, bizler de, Anamuhalefet Partisi olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Merkezimizin görevlendirdiği arkadaşlarımızla beraber ve o bölgenin milletvekilleri olarak hemen bölgeye hareket ettik. Elbette, Hükümetimiz de o bölgeye hareket etmişti. Sayın Bakanımız, kaza haberini alır almaz, bölgeye helikopterle gitmişti.

Bizler, bir kısmımız cenazelere yetişemedik; çünkü, Ankara-İstanbul arasındaki mesafenin uzaklığı cenazelere yetişmemize olanak kılmadı; ama, Balıkesir’de bulunan arkadaşımız Sedat Pekel cenazelere katıldılar. Bizler, Abdurrezzak Erten, Halil Ünlütepe, Nadir Saraç, Orhan Sür, Ali Kemal Deveciler ve Balıkesir Cumhuriyet Halk Partisi örgütü olarak, Cumartesi günü, bu kazada hayatını kaybeden arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin ailelerine başsağlığı dilemek için onların köylerini gezdik. Bu kazada, Dursunbeyin Süleler Köyünden 2, Kavacık Köyünden 2, Hamzacık Köyünden 2, Odaköy’den 2, Meydançayırı’ndan 1, Gölcük’ten 1, Kızılöz’den 3, Delice Köyünden 4 tane vatandaşımız, maalesef maden şehidi oldular.

Değerli arkadaşlarım, kazanın olduğu ocak, daha önceleri açık ocak olarak işletmedeydi; bundan iki yıl kadar önce kapalı ocak haline getirildi ve iki yıldır, yaklaşık yerin 120 metre ile 200 metresi arasında, buradan kömür çıkarılmakta.

Yeraltı kömür işletmeciliği yapan ocak, yüksek risk içermektedir. Sorumluların yeterli güvenlik önlemini alıp almadıkları, risk değerlendirmelerinin yeterli olup olmadığı, henüz net olarak ortaya konulmamıştır. Durumun tespiti ve kazanın nedeninin en doğru şekilde belirlenmesi, ocak içinde yapılacak inceleme ve araştırma yapacak uzman bilirkişinin raporuyla belli olacaktır.

Hal böyle iken, Sayın Bakanımız, hiçbir inceleme, hiçbir araştırma yapılmadan, televizyonlarda yayınlanan canlı yayında, bu tür olayların dünyanın her yerinde meydana geldiğini, bunların her yerde yaşandığını, olağan bir olay gibi tarif edilebileceğini; yani, kaderciliği tarif etmiştir.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, hızlı tren kazası oluyor, takdiri ilahi diyoruz. 17 vatandaşımız maden kazasına kurban gidiyor, kaderci yaklaşıyoruz. Böyle yaklaşımlarla bu ülkeyi çağdaş bir ülke haline getirmemiz olası mı; mümkün değil.

Bence, Sayın Bakanımızın, oraya, nasıl kaza olur olmaz gitmesinde gösterdiği hassasiyet gibi, kazanın bundan sonraki gelişimini de yargıya bırakması, bu işi uzmanlarına bırakması gerekirdi. Oradaki insanlara, elbette, kazanın “kor düştüğü yeri yakar” örneğinde olduğu gibi, acıyla kıvranan ailelere, yakınlara baş sağlığı dilemesi, onların devlet olarak yanında olduğunu belirtmesi bence yeterliydi. Zaten, bu ocakları işleten işletmecinin de Sayın Bakanımızın korumasına gereksinimi yok. Sevdiğimiz, saydığımız bir kişidir kendisi; bir hata, bir yanlışı varsa, elbette, o da kabullenecektir; ama, bakın, değerli arkadaşlarım; şimdi, madencilerle konuştuğunuzda şöyle bir gerçek var: Eğer bir yerde bir grizu patlaması olmuşsa, bu madende yeterince havalandırma yok demektir. Eğer yeterince havalandırma olsaydı, zaten metan gazı birikmez, dışarı atılır ve bu patlama gerçekleşmezdi. Yeterince havalandırma olmaması bile, bazı şeylerin ters gittiğinin göstergesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Sür, buyurun.

ORHAN SÜR (Devamla) - Kaldı ki, daha sonra öğreniyoruz ki, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız tarafından, 11 Ekim 2005 tarihinde, yani kazadan yaklaşık altıbuçuk ay kadar önce, bu madende bir araştırma yapılmış ve kullanılan makine, teçhizat ve elektrik donanımının yeraltı kömür ocakları için mevzuatıyla belirlenen niteliklere uygun olmadığı saptanmış, maden uyarılmış, uyarılar yerine getirilmemiş, 142 milyar lira ceza kesilmiş; ama, bir daha takip edilmemiş. İşletme, zor koşullar altında üretim yapıyor ve ölenlerimiz çok genç, daha 18 yaşında delikanlılar var. O gün işe başlamışlar, o gün; işe başlıyor, ikibuçuk saat sonra, maden kazasında şehit oluyor.

Değerli arkadaşlarım, bir daha bunlar yaşanmasın. Bir daha bunların yaşanmaması için hangi önlemler alınması gerekiyorsa, bunlar alınmalı. Bakın, son üç yılda, Dursunbey kazasından önce, Aşkale’de, Ermenek’de, Küre’de, İskilip’de, Gediz’de 57 tane maden işçimizi şehit verdik. Bundan sonra bu şehitleri vermeyelim. Bunlar kader değil, değerli arkadaşlarım; kazalar, kader değil.

Değerli arkadaşlarım, Balıkesir ve ülkemizin çeşitli yerlerinde, böyle, denetimi gerekince yapılmayan yüzlerce maden ocağı var. Buralarda, binlerce vatandaşımız, canlarını ortaya koyarak ekmek parası kazanmaya çalışıyorlar. Bakın, Dursunbey, Balıkesir’in, Türkiye’nin en batısındaki il olan Balıkesir’in en geri kalmış ilçesi. Orada yaşayan bu insanlar 500-600 milyon liralık bir maaş için kendi yaşamlarını toprak altında riske atıyorlar. Şimdi, buradan hükümete seslenmek istiyorum: 2002 yılında yapılan seçimlerde bu ilçede yüzde 57 oy aldınız. Lütfen, gidin, bir yollarını görün. 1980 öncesinde Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında KUP (Köye Ulaşım Projesi) sırasında yapılan yollar aynen duruyor, hiçbirinde asfalt yok, traktörsüz o yollardan geçmek olası değil. Değerli arkadaşlarım, bu insanlara borcunuz var. Bu insanlardan aldığınız oyun gereğini, lütfen, yerine getirin. Dursunbey gibi geri kalmış yerlerde yaşayan köylerde insanlarımızın yarınlardan umudu yok. Bu insanlara umut olmak, bu insanlara umut vermek bu Meclisin görevi. Bu görevi yerine getirmezsek bir daha o köylere, o beldelere giremeyiz diye düşünüyorum.

Allah bir daha bu ülkenin insanını, bu maden kazalarıyla, böyle elim kazalarla karşılaştırmasın. Ben, kazada ölen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı ve sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sür.

Gündemdışı üçüncü söz, Çukurova’da tarım ve buğday pazarlamasındaki sorunlar hakkında söz isteyen Osmaniye Milletvekili Necati Uzdil’e aittir.

Buyurun Sayın Uzdil.

 

 

 

 

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; öncelikle sizleri saygıyla selamlıyorum. Ayrıca, bütün olanaklarını zorlayarak bana konuşma olanağı yaratan Sevgili Başkanıma da teşekkür ediyorum. Değerli arkadaşlarım, yirmi gün Çukurova’da kaldım. O nedenle, gelir gelmez gündemdışı söz istedim; bugün almış olmanın da mutluluğunu yaşıyorum.

Arkadaşlar, üç konuda sizlere bilgi vermek istiyorum. Bunlardan bir tanesi; değerli arkadaşlarım, haberiniz var mı acaba, Türkiye’de uçakla tarla ilaçlanması yasaklandı. Duydunuz mu, Türkiye’de tarımda teknolojinin kullanılması yasaklandı. Evet, Tarım Bakanımızın oluruyla yasaklandı. 26.5.2006 tarihinde Tarım Bakanlığımız böyle bir olur aldı. Tabiî, bunu duyunca, hayretler içinde kalmamak mümkün değil. Tarım Bakanlığı, çiftçilerin önderi, çiftçilerin babası olması gereken bir kuruluş, tarım sahalarında böyle bir olur alma şansını bulabilmiş. 

Değerli arkadaşlarım, şu anda Çukurova’da karpuz tarlayı kaplamış durumda. Karpuz ilaçlanacak; neyle ilaçlayacağız?! Tarım Bakanı bunu bilmiyor diyelim, Ziraî Mücadele Karantina Genel Müdürlüğünü de kapattık, Koruma Kontrol Genel Müdürü denilen bir bürokratımız da mı bilmiyor veya o Genel Müdürlükte çalışan tarım uzmanları da mı bilmiyor?! Ama, sormazsanız, tabiî ki, haberiniz bile olmaz değerli arkadaşlarım.

ÖNER ERGENÇ (Siirt) – Haberimiz var; siz bilmiyorsunuz!

NECATİ UZDİL (Devamla) - Biz, çiftçi olarak, biliyoruz, yer aletleriyle ilaçlamanın etkili olduğunun bilincindeyiz. Ayrıca, yer aletleriyle ilaçlamanın, tarım konusunda, mücadele konusunda ucuz olduğunu da biliyoruz. Biliyoruz; ama, 2 metre boyundaki mısırı, 1,5 metre boyundaki pamuğu yer aletleriyle, gücümüz yettiğince ilaçlıyoruz; gücümüz yetmediği yerde, o aletlerle ilaçlama yapamadığımız zamanlarda da uçağa müracaat ediyoruz, teknolojiye müracaat ediyoruz. Biz, çiftçi olarak, aptal mıyız, daha fazla para ödeme hevesinde miyiz; yoksa, yer aletlerinin daha ucuz olduğunu, daha etkili olduğunu bilmediğimizi mi zannediyorsunuz?!

Değerli arkadaşlarım, maalesef, Tarım Bakanı yok, burada gördüğüm Çukurovalı arkadaşlarım da yok, tarımla ilgili bir vatandaş da göremiyorum.

ÖNER ERGENÇ (Siirt) – Tarım Bakanı burada oturuyor!

NECATİ UZDİL (Devamla) – Ama, şurada görüyorum ki, Çevre Komisyonumuzun Başkanı var; onun da ne söylendiğinden, tahmin ederim, haberi yok.

ÖNER ERGENÇ (Siirt) – Tarım Bakanı orada oturuyor!

NECATİ UZDİL (Devamla) – İyi, hoş gelmiş Tarım Bakanım; ama, çıksın, öyleyse, buradan, 26.5.2006’da bu oluru nasıl aldığını anlatsın lütfen.

Değerli arkadaşlarım, ikinci konu şu: Sizler burada yasa çıkardınız. Sizlerin oyuyla çıktı. Maalesef, biz burada yoktuk; ama, Çevre Komisyonunda bir değişiklik yapıldı. Bu değişiklik için ben de uğraş verdim gittim orada milletvekili olarak.

Değerli arkadaşlarım, Çukurova’da ikinci ürün diye bir şey var, buğdaydan sonra ikinci bir ürün ekilir. Bu ürünü ekmek için benim çiftçim zamanla yarışır, zamanla. Evet, ikinci ürünü ekmek için bir gün çok önemlidir. Bunu bilim adamlarından öğrendik. Bir saat önemlidir ikinci ürün ekmek için; ama, maalesef, ikinci ürün ekilen yerlerde valilere de anız yakma konusunda yetki verilmiş, plan hazırlanması istenmiş. Yalnız Çukurova’da, Adana Valisi de, Osmaniye Valisi de, maalesef, yasanın bu maddesine uymamaktadır sevgili arkadaşlarım. Yasanın bu maddesini, kısaca, sizlere de okumak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Çevre Yasasının geçici 1 inci maddesi (c) bendi: “Anız yakılması, çayır ve mer'aların tahribi ve erozyona sebebiyet verecek her türlü faaliyet yasaktır. Ancak, ikinci ürün ekilen yörelerde valiliklerce hazırlanan eylem plânı çerçevesinde ve valiliklerin sorumluluğunda kontrollü anız yakılmasına izin verilir.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Uzdil, lütfen, toparlar mısınız.

Buyurun.

NECATİ UZDİL (Devamla) – Tamam, toparlıyorum efendim.

Değerli arkadaşlarım, bu madde komisyonda görüşüldü. Şu anda, siz, çiftçiye yemek yeme diyebilir misiniz, su içme diyebilir misiniz, insana nefes alma diyebilir misiniz?! Tarlasını ekecek çiftçi. Şu anda yasakladılar; ama, yine de yaktılar. Kontrolsüz yakarsanız sorunlar çıkar, çevreye zarar verirsiniz.

Değerli arkadaşlarım, bu konuyu da burada noktalamak istiyorum.

Üçüncü konumuz, değerli arkadaşlarım, buğday hasadı, buğday pazarlaması. Çukurova’da bu işler var. Kısa kesmek istiyorum. Açın, Adana milletvekilleriniz açsın, Osmaniye milletvekilleriniz açsın, lütfen kendi arkadaşlarına sorsun. 355 lira bizim buğdayımız sevgili arkadaşlarım. Pandadır, kırmızı, yarı sert buğdaydır. 355 lira fiyat verilmiştir; geçen sene 332 000 lira idi. Değerli arkadaşlarım, bir önceki sene kaç liraydı; bir önceki sene de 352 000 liraydı sevgili arkadaşlar. Biz 255 liraya razı değilken, bu fiyatı tutturabilmek için hükümetin yapması gereken şey var sevgili arkadaşlarım. Çiftçi zannettiğiniz gibi, sizin görmediğiniz gibi zengin, sermayesi var olan kişiler değil. Çiftçi, borcunu ödeyecek hasattan sonra. Çiftçi, ikinci ürün için gidip girdi temin edecek değerli arkadaşlarım. Peki, siz, fiyatın yarısı onbeş gün sonra, yarısı da bir ay sonra derseniz tüccar ne yapar; sizin 255 lira dediğinize 310-320 lira…

Değerli arkadaşlarım, sayın millet vekillerim, lütfen açın sorun, Osmaniye’ye, Adana’ya sorun, 275 lira dediğiniz buğday, şu anda 345 lira sevgili arkadaşlarım.  Lütfen…

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) – 375…

NECATİ UZDİL (Devamla) – 375 lira denilen, 345 lira sevgili arkadaşlarım.

Lütfen, Tarım Bakanımız bu ülkede en çok kitleye hitap eden bir bakanlık; bakanlığıyla ilgilensin, bu kürsüde çiftçilerin sözü, çiftçilerin dili olsun. Bugüne kadar Tarım Bakanı var mı yok mu, neredeyse bir senedir unuttuk sevgili arkadaşlarım. Tarım Kanunu çıktı, temel yasa dedik, burada konuşmadan çıkardık.

Değerli arkadaşlarım, buradan Tarım Bakanıma sesleniyorum, lütfen, çiftçilerle ilgilen. Lütfen, onlara babalık yap, yoksa biz burada bunu daha yüksek sesle duyuracağız.

Değerli arkadaşlarım, sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Çiftçi arkadaşlarıma sabırlar diliyorum. Bu işi düzeltecek sizlersiniz çiftçi arkadaşlarım, önünüze sandık gelecek, ışık gözüktü.

Değerli arkadaşlarım, bu duygularla sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Uzdil.

Gündemdışı konuşmaya, Hükümet adına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker cevap vereceklerdir; buyurun Sayın Eker. (AK Parti sıralarından alkışlar)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Osmaniye Milletvekili Sayın Necati Uzdil’in gündemdışı yaptığı konuşmaya cevap vermek üzere huzurlarınızdayım ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Necati Uzdil bahsederken, teknolojiden, yüksek teknolojiden, tarımdan ve ziraî mücadeleden ve ziraî mücadelede yüksek teknolojinin kullanılmamasından yakındı. Eğer, bunu ziraat mühendisi bir meslektaşım olan Sayın Necati Uzdil söylememiş olsaydı, bir başkası söylemiş olsaydı, doğrusu yadırgamayacaktım, belki cevap da vermeyecektim. Ancak, bir ziraat mühendisinin, sektör bütünlüğü içerisinde, biyoloji ilminin kurallarının farkında olarak konuşması gerekiyor.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Yasakladınız mı, yasaklamadınız mı; lütfen…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bakın, bakın…

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Yasakladık deyin, doğru yaptım deyin o zaman.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Biz, ne yaptıysak, ne yapıyorsak, bu alanla ilgili olarak doğru yapıyoruz.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Değiştireceksiniz, değiştirmek zorundasınız.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, size, örnekleriyle de bunu anlatacağım izin verirseniz.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Tarım Bakanısın.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli vekillerim, değerli milletvekilleri, Türkiye 1930’lardan itibaren süne mücadelesi yapmıştır. 1960’lı yılların başından itibaren de uçakla havadan mücadele yapmıştır; ama, ne kadar etkin mücadele yapılırsa yapılsın, bu mücadelede hiçbir zaman emgili dane oranı yüzde 4’ün altına düşürülmemiştir. Bu, şu demektir: Yani, 100 tane buğday tanesinin 4 tanesi, muhakkak surette tahrip edilmiştir süne böceği tarafından.

Şimdi, biz, Hükümete geldikten sonra, uçakla mücadeleye son verdik ve yer aletleriyle mücadeleye geçtik ve Türkiye’de…

NECATİ UZDİL (Adana) – Mısırı nasıl ilaçlayacaksın, mısırı?!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …buğdayda emgili dane oranı…

NECATİ UZDİL (Adana) – Mısırı nasıl ilaçlayacaksın Sayın Bakanım?!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Emgili dane oranı…

NECATİ UZDİL (Adana) – Diyarbakır’da buğdayı ilaçladın…

SERACETTİN KARAYAĞIZ (Muş) – Ya bir dinle, dinle!

NECATİ UZDİL (Adana) – …Çukurova’da, 2 metre boyundaki mısırı nasıl ilaçlayacaksın; onu söyle!

ÖNER ERGENÇ (Siirt) – Canım herkes seni dinlemek zorunda değil ya! Sabırla dinle de öyle konuş!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan…

Necati Bey, ben, sizin…

NECATİ UZDİL (Adana) – Konuşma bilgisi var mı; ben, süne mi dedim?!

BAŞKAN – Sayın Uzdil… Sayın Uzdil, lütfen…

ÖNER ERGENÇ (Siirt) – Dinlemeyi öğren ya!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Siz, uçakla…

NECATİ UZDİL (Adana) – Biz biliyoruz merak etmeyin, siz öğrenin! Hem de bildiğiniz işe karışın.

BAŞKAN – Sayın Uzdil, lütfen…

Buyurun Sayın Bakan.

ÖNER ERGENÇ (Siirt) – Konuşmasını bildiğiniz gibi dinlemesini de bilin ya!

NECATİ UZDİL (Adana) – Bileceksin, öğreneceksin!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar…

ÖNER ERGENÇ (Siirt) – Biz, senin gibileri çok öğrettik dinlemeyi!

NECATİ UZDİL (Adana) – Öğreneceksin daha…

BAŞKAN – Sayın Ergenç, lütfen, karşılıklı konuşmayalım.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli arkadaşlar…

NECATİ UZDİL (Adana) – 2 metrelik mısırı ilaçlayacaksın!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, uçakla yapılan mücadelede, emgili dane oranının yüzde 4’ün altına düşürülmediğini söyledim. Bunun anlamı şudur değerli arkadaşlar: Türkiye’nin 21,5 milyon ton buğday rekoltesi var ve bu, tam 1 000 000 ton buğday kaybına tekabül ediyor. Yer aletlerine geçtikten sonra, Türkiye’de emgili dane oranı buğdayda yüzde 0,5’e düşmüştür; yüzde 1 değil, yüzde yarım. Şimdi, yüzde 4’lük bir ürün kaybı, 1 000 000 tondur. Bizim uçakla mücadeleyi terk edip yer aletleriyle mücadeleye geçişimiz sayesinde, Türkiye, buğday üretiminde 1 000 000 ton kazanmıştır yıllık. Artı, buğdayın kalite sorunu aşılmıştır ve Türkiye, bu dönemde artık bu kaliteli buğday ithal etme ihtiyacından kurtulmuştur.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Ben buğdayı mı sordum?!.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Şimdi, müsaade eder misiniz…

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Buğdayı anlatmadım Sayın Bakanım…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Oraya geliyorum…

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Pamuk dedim, karpuz dedim, mısır dedim…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -  Bakın, siz…

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Buğdayı anlatmadım…

SONER AKSOY (Kütahya) – Sayın Başkan…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sabredin… Sabredin… Sabredin…

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Buğdaya karşı çıkmadım…

SONER AKSOY (Kütahya) – Sayın Başkan, dinleyemiyoruz Sayın Bakanı… Lütfen…

SERACETTİN KARAYAĞIZ (Muş) – Arkadaş bir dışarı çıksa da, rahat dinlesek!..

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Olur, çıkalım!..

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, karşılıklı konuşmayalım.

Sayın Bakan, buyurun.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, değerli …

SONER AKSOY (Kütahya) – Sayın Başkan, izin verir misiniz…

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Milletvekili…

SONER AKSOY (Kütahya) – Hayır, Sayın Başkan…

BAŞKAN - Siz de yapıyorsunuz Sayın Milletvekili…

Buyurun Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Şimdi, değerli milletvekilleri, buğdayla bu kadar olumlu netice alındıktan sonra, dünyada, bütün gelişmiş ülkelerde uygulanan yöntemi, uygun yer aletleriyle bu mücadelenin yapılmasını, biz, Türkiye’deki bütün ürünlerde uygulama kararı aldık ve uçak şirketlerini de, diğer ilgili kuruluşları da, biz, geçen sene de, ondan önceki sene de, artık, uçakla mücadele yapılmayacağı hususunda onları resmen bilgilendirdik, tedbir alınsın ve artık, buna göre uygulama yapılsın diye. Dolayısıyla…

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Yönlendirin o zaman…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Biz yönlendiriyoruz Sayın Uzdil, sizin haberiniz yok. Sizin haberiniz yok…

AHMET İNAL (Batman) – Bir rahat ver Allahaşkına ya!

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Dert benim kardeşim, dert senin değil!..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Eğer, siz, gerçekte…

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Dert benim, senin değil ki!..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Yok…

Bakın, dün de… Biz, sürekli, çiftçilerle iç içeyiz, devamlı üreticilerle de iç içeyiz; hem üreticilerin örgütlenmesine hem…

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Hasat bayramı bile yapamadılar…Nasıl çiftçilerle iç içesiniz?!

SONER AKSOY (Kütahya) – Sayın Başkan, izin verir misiniz…

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Hasat bayramı bile yapamadılar…

SONER AKSOY (Kütahya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Aksoy…

SONER AKSOY (Kütahya) – Sayın Başkan, dinleyemiyoruz…

BAŞKAN – Sayın Aksoy, oturur musunuz lütfen…

SONER AKSOY (Kütahya) – Oturduğu yerden konuşuyor…

BAŞKAN – Sayın Aksoy, burayı siz idare edecek değilsiniz, lütfen, oturun.

SONER AKSOY (Kütahya) – Ama, siz, görevinizi yapmıyorsunuz Sayın Başkan…

BAŞKAN – Siz hatırlatacak değilsiniz bana…

SONER AKSOY (Kütahya) – Ben hatırlatırım efendim…

BAŞKAN – Sayın Uzdil…

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Tamam efendim… Ben, sorduğum soruyu dinlemek istiyorum…

BAŞKAN – Lütfen…

SONER AKSOY (Kütahya) – Ama, biz dinleyemiyoruz…

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Sen ne sordun ki?!

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, değerli arkadaşlar, gerek karpuzda gerek pamukta gerek mısırda, biz, önceden, uçakla mücadele yapılmayacağına dair ilgilileri, geçen sene de, önceki sene de, 2002 yılında da uyardık. Dolayısıyla, şu anda da arkadaşlarım orada, yerinde inceleme yapıyorlar; gerçekte ne kadar alan şu anda böyle bir ihtiyaçla karşı karşıya, bu ihtiyaç tespit edilip buna göre de gereken yapılacak.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Teşekkür ediyorum.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bugüne kadar, biz, Türk çiftçisinin en verimli şekilde, çevreye en duyarlı şekilde, çevreye en az zarar verecek şekilde, en uygun tarım teknik ve teknolojilerini kullanması yönünde gerekli bütün çalışmaları yaptık, bundan sonra da titizlikle bunu yapmaya devam edeceğiz.

Şimdi, tarımın dünyadaki en önemli özelliği, tarımın sürdürülebilir nitelikte yapılmasıdır. Bunu hesaba katmadığınız zaman çevre felaketlerine yol açarsınız ve artık bir daha o ürünü asla ekemez hale gelirsiniz. Onun için, anız yakma işi de, kimyasal ilaçların kullanılması işi de…

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Yasayı siz çıkardınız, siz!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – … bu çerçevede ele alınması gereken bir husustur.

BAŞKAN – Sayın Uzdil…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Üçüncü konuya gelince; şimdi, tabiî, buğdayla ilgili fiyatlardan bahsedildi. Değerli milletvekilleri, biz, Toprak Mahsulleri Ofisi olarak müdahale fiyatımızı tespit ederken, bunu incelerken, Türkiye’nin bütün üretim bölgelerinde maliyet çalışması yapıyoruz ve bunu da, bütün çiftçi kuruluşlarıyla, çiftçi örgütleriyle, ilgili üniversitelerin ziraat fakülteleriyle, onların hepsinin görüşünü alarak yapıyoruz, bu sene de öyle yaptık.

Bakın, Türkiye’de, bizim Hükümetimiz döneminde, tarımda daha önceden verilmemiş olan destekler devreye girdi, daha önceden verilmemiş olan primler devreye girdi. Bizim, 321 000 lira ortalama buğday maliyetinin yüzde 32,6’sını sadece destek bakımından, biz, üreticilerimize ödüyoruz. Dolayısıyla, 321 000 lira maliyeti olan 1 kilogram buğdayın zaten yüzde 33’ü destek olarak ödeniyor, başında.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Kim yapmış?..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Yani, bu, şu demektir: 321 000 liralık maliyet, esasen, 200 küsur bin liraya düşüyor.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – 385 lira…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -Ayrıca, verdiğimiz fiyat da, bu sene için tespit ettiğimiz müdahale fiyatı da üreticileri memnun etmiştir.

Şimdi, sayın milletvekilimiz “Osmaniye milletvekiliyim” diyor; ama, Osmaniye Ziraat Odasının düşüncelerinden habersizdir. Dün, Osmaniye Ziraat Odası Başkanı, milletvekilimizi arayarak, bana telefonla teşekkürlerini iletmiştir buğday fiyatları sebebiyle.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Onu aday yaparsınız aday!

Cumali Doğru da öyle diyor; onu da aday yaparsınız!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -Cumali Doğru da, dün, 25 kişilik bir çiftçi heyetiyle gelip, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bize, Hükümet olarak, teşekkür etmiştir, Adana Çiftçiler Birliği Başkanı ve Çukurova’nın çiftçileri. Dolayısıyla, bunlar sizin şahsî görüşlerinizdir. Bizim, şahısları, özellikle de muhalefet partisi milletvekilimizi kişisel olarak illa mutlu etmek gibi bir gayretimiz olsa da, bundan netice alamayacağımızı biliyoruz; onun için de, böyle bir gayretin içerisinde değiliz.

Ben, Türk çiftçisine, Türk çiftçisinin her zaman yanında olduğumuzu ve olacağımızı, Hükümet olarak, bütün imkânları bunun için kullandığımızı ve kullanacağımızı bir kere daha teyiden ifade ediyorum ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) – Havadan ilaçlamayı serbest bırakacaksın; elin mahkûm!

BAŞKAN – Sayın Uzdil, lütfen…

Sayın Yıldırım, söz talebiniz var; niçin söz istiyorsunuz? Sayın Yıldırım, lütfen ayağa kalkar mısınız; niçin söz istiyorsunuz?

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) – Sayın Başkanım, yarın 9 Haziran. 9 Haziran, İnebolu’nun kurtuluş yıldönümü, 85 inci yıldönümü. Bununla ilgili bir gündemdışı söz istemiştim; ancak, yoğunluk nedeniyle gerçekleşmedi.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, yerinizden çok kısa bir açıklama yapmanız için 2 dakika süre veriyorum.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) – Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

 

 

 

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

9 Haziran 1921 tarihinde ulusumuzun Kurtuluş Savaşını verdiği günlerde İstanbul’dan cephaneler İnebolu’ya geliyordu, İnebolu’dan da “Ya İstiklal Ya Ölüm” mücadelesiyle erkeklerimiz cephede savaşırken, İnebolulular, çocuklar, ihtiyar kadınlar olmak üzere, kağnılarla İnebolu, Küre, Kastamonu, Çankırı İstiklal Yoluyla Kocatepe’ye kavuşturuluyordu. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk “gözüm Sakarya’da, kulağım İnebolu’da” diyordu.

İşte, 9 Haziran 1921 tarihinde, Yunan silahlı kuvvetlerine bağlı devriye gemileri bombalarla İnebolu’yu bu lojistik destekten mahrum etmek için saldırıyordu. İnebolu halkının azimli ve kararlı mücadelesiyle Yunan gemileri püskürtülmüş, püskürtülmüş ve İnebolu’ya yapılan topçu ateşleri de geriye püskürtülmüştür. 9 Haziran 1921 tarihinde yapılan bu saldırı geriye püskürtülerek… Türkiye Büyük Millet Meclisinin de 1924 tarihinde almış olduğu 66 nolu kararıyla, İnebolu Mavnacılar ve Kayıkçılar Loncasına Türkiye Büyük Millet Meclisi beyaz şeritli İstiklal Madalyasıyla ödüllendirilmiştir.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, teşekkür ediyorum, lütfen…

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) – Bitiriyorum efendim.

Biz, İnebolu’nun 9 Haziran şeref ve kahramanlık gününü kutluyoruz ve İnebolu önüne “yigit” sözcüğünün eklenmesi için kanun teklifini verdik. Bütün Türkiye Büyük Millet Meclisinden de, bu  “yiğit” sözcüğünün önüne eklenmesini önümüzdeki günlerde bekliyoruz.

Saygılar sunuyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN –Sayın Yıldırım,teşekkür ediyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyonun bazı sayın milletvekillerinin yasama dokunulmazlıkları hakkında 2 adet rapor vardır, sırasıyla okutup bilgilerlinize sunacağım.

Okutuyorum :

 

 

 

1.- Konya Milletvekili Abdullah Çetinkaya’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/936) (S. Sayısı: 1174)(x)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Telefonla tehdit suçu işlediği iddia  olunan Konya Milletvekili Abdullah Çetinkaya hakkında düzenlenen yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair Başbakanlık tezkeresi ve eki dosya hakkındaki hazırlık komisyonu raporu, Karma Komisyonumuzun 3 Mayıs 2006 tarihli  toplantısında görüşülmüştür.

Karma Komisyonumuz isnat olunan eylemin niteliğini dikkate alarak Konya Milletvekili Abdullah Çetinkaya hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile sunulur.

 

                                                                                                                   Burhan Kuzu

                                                                                                                      (İstanbul)

                                                                                                       Komisyon Başkanı ve üyeler

Karşı Oy Yazısı :

Anayasanın 83 üncü maddesinin ikinci ve sonraki fıkralarında kurala bağlanan yasama dokunulmazlığı; yasama organı üyelerinin sorumsuz ve cezasız kalmaları için değil, görevlerini her yönden özgür,  bağımsız ve endişesiz yerine getirmelerini sağlamak için öngörülmüştür. Yasama sorumsuzluğundan farklı olarak dokunulmazlık, nispi ve geçici nitelikte bir ayrıcalıktır.

Gerek kapsamı ve kaldırılma usulü gerek uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle yasama dokunulmazlığı, TBMM’nin saygınlığını zedeler bir kurum haline gelmiştir. Kamu yararı dikkate alınarak milletvekillerine görevlerinin gereği tanınmış bir ayrıcalık olan yasama dokunulmazlığının, kişisel bir ayrıcalığa dönüşmesi, bir hukuk devletinde asla kabul edilmesi mümkün olmayan bir husustur.

Kamu yararı ile açıklanamayacak ölçüde ceza adaleti  ve dolayısıyla “temiz toplum” özlemi aleyhine sergilenen bu ayrıcalıklı durumun ortadan kaldırılması  için, gereken Anayasa değişikliğinin şu güne kadar gerçekleştirilememiş olması karşısında, başvurulabilecek tek yol olarak “hakkında dokunulmazlığın kaldırılması istemi bulunan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının TBMM tarafından derhal kaldırılması” kalmıştır.  Bu, aynı zamanda dokunulmazlığının kaldırılması istenen milletvekillerinin savunma hakkından bir an önce yararlanabilmelerine de imkân verecektir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyonun, kovuşturmanın milletvekili sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesi yolundaki kararına katılmıyoruz.

                    Oya Araslı                                     M. Ziya Yergök                               Feriden Ayvazoğlu

                      Ankara                                              Adana                                               Çorum

             Mehmet Küçükaşık                             Feridun Baloğlu                                   Sezai Önder

                       Bursa                                              Antalya                                             Samsun

                Muharrem Kılıç                                    Uğur Aksöz                                        Atilla Kart

                      Malatya                                              Adana                                               Konya

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer raporu okutuyorum:

 

2.- Edirne Milletvekili Nejat Gencan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/955) (S. Sayısı: 1175) (x)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Hizmet nedeni ile emniyeti suiistimal suçunu işlediği iddia olunan Edirne Milletvekili Nejat Gencan hakkında düzenlenen Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi ve eki dosya hakkındaki Hazırlık Komisyonu Raporu, Karma Komisyonumuzun 3 Mayıs 2006 tarihli toplantısında görüşülmüştür.

Karma Komisyonumuz isnat olunan eylemin niteliğini dikkate alarak Edirne Milletvekili Nejat Gencan hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.

                                                                                 Burhan Kuzu

                                                                                     İstanbul

                                                                      Komisyon Başkanı ve üyeler

Karşı Oy Yazısı

Anayasanın 83 üncü maddesinin ikinci ve sonraki fıkralarındaki kurala bağlanan yasama dokunulmazlığı; yasama organı üyelerinin sorumsuz ve cezasız kalmaları için değil, görevlerini her yönden özgür, bağımsız ve endişesiz yerine getirmelerini sağlamak için öngörülmüştür. Yasama sorumsuzluğundan farklı olarak dokunulmazlık, nispî ve geçici nitelikte bir ayrıcalıktır.

Gerek kapsamı ve kaldırılma usulü gerek uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle yasama dokunulmazlığı, TBMM’nin saygınlığını zedeler bir kurum haline gelmiştir. Kamu yararı dikkate alınarak milletvekillerine görevlerinin gereği tanınmış bir ayrıcalık olan yasama dokunulmazlığının, kişisel bir ayrıcalığa dönüşmesi, bir hukuk devletinde asla kabul edilmesi mümkün olmayan bir husustur.

Kamu yararıyla açıklanamayacak ölçüde ceza adaleti ve dolayısıyla “temiz toplum” özlemi aleyhine sergilenen bu ayrıcalıklı durumun ortadan kaldırılması için gereken Anayasa değişikliğinin şu güne kadar gerçekleştirilememiş olması karşısında, başvurulabilecek tek yol olarak “hakkında dokunulmazlığının kaldırılması istemi bulunan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının TBMM tarafından derhal kaldırılması” kalmıştır. Bu, aynı zamanda dokunulmazlığının kaldırılması istenen milletvekillerinin savunma hakkından bir an önce yararlanabilmelerine de imkân verecektir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyonun, kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesi yolundaki kararına katılmıyoruz.

                    Oya Araslı                                     M. Ziya Yergök                               Feridun Ayvazoğlu

                      Ankara                                              Adana                                               Çorum

             Mehmet Küçükaşık                             Feridun Baloğlu                                   Sezai Önder

                       Bursa                                              Antalya                                             Samsun

                Muharrem Kılıç                                    Uğur Aksöz                                        Atilla Kart

                      Malatya                                              Adana                                               Konya

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım:

 

 

 

                                                                                           7 Haziran 2006

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç’ı temsilen, Moldova Parlamentosu Başkanı Eugenia Ostapciuc’un davetine icabet etmek üzere TBMM Başkanvekili Ali Dinçer’in, beraberinde bir Parlamento heyetiyle, Moldova’ya resmî ziyarette bulunması, Genel Kurulun 9 Mayıs 2006 tarihindeki 99 uncu Birleşiminde kabul edilmiştir.

Anılan Kanunun 2 nci maddesi uyarınca, heyetimizi oluşturmak üzere siyasîi parti gruplarınca bildirilen isimler Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                               Bülent Arınç

                                                                 Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                   Başkanı

İsim Listesi

Musa Uzunkaya                              (Samsun)

Sabahattin Cevheri                         (Şanlıurfa)

Mehmet Nuri Saygun                       (Tekirdağ)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin bir önerge vardır; okutuyorum: