DÖNEM: 22 CİLT: 129 YASAMA YILI: 4
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
129 uncu Birleşim (Olağanüstü)
26
Eylül 2006 Salı
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - YOKLAMA
IV. - USUL HAKKINDA
GÖRÜŞMELER
1.- Olağanüstü
toplantı çağrısının düştüğüne ilişkin TBMM Başkanlığına yapmış oldukları
taleplerine karşılık, TBMM Başkanlığının “toplantı çağrısının devam
ettiğine; olağanüstü toplantı çağrısının düştüğüne dair olan görüşe
katılmadığına ve olağanüstü toplantı çağrısının devam ettiği”
cevabı nedeniyle
V.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA
İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- İstanbul Milletvekili
Tayyar Altıkulaç’ın, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan’ın, konuşmasında,
şahsına sataşması nedeniyle konuşması
VI.- ÖNERİLER
A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1.- Genel Kurulun
çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi
2.- Olağanüstü
toplantı gündemindeki sıralama ile çalışma gün ve saatlerinin yeniden
düzenlenmesine, 1236 sıra sayılı kanun tasarısının İçtüzüğün 91
inci maddesine göre temel kanun olarak ve bölümler halinde görüşülmesine
ilişkin AK Parti Grubu önerisi
VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Özel Öğretim
Kurumları Kanunu Tasarısı ve Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir’in;
Özel Öğretim Kurumları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu
(1/1183, 2/743) (S. Sayısı: 1151)
2.- Avrupa Sosyal
Şartına Değişiklik Getiren Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Dışişleri
Komisyonları Raporları (1/967) (S. Sayısı: 976)
VIII.- SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Adana Milletvekili
Tacidar SEYHAN’ın, şube müdürlüklerine sınavsız atama yapıldığı
iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN’in cevabı (7/14577)
2.- İstanbul Milletvekili
Berhan ŞİMŞEK’in, milletvekillerinin bilgi taleplerinin karşılanmadığı
iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN’in cevabı (7/14588)
3.- Sinop Milletvekili
Engin ALTAY’ın, öğretmen istihdamına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin ÇELİK’in cevabı (7/16136)
4.- Malatya Milletvekili
Miraç AKDOĞAN’ın, öğretmen istihdamına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin ÇELİK’in cevabı (7/16142)
5.- Antalya Milletvekili
Hüseyin EKMEKÇİOĞLU’nun, sahil ve yayla köylerindeki hazine arazilerinin
satış koşullarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN’ın
cevabı (7/16509)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açıldı.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler” kısmının:
1 inci sırasında bulunan ve İçtüzüğün 91 inci maddesi
kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler halinde görüşülmesi
kararlaştırılan Özel Öğretim Kurumları Kanunu Tasarısı ve Samsun Milletvekili
Cemal Yılmaz Demir’in, Özel Öğretim Kurumları Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifinin (1/1183, 2/743) (S. Sayısı: 1151),
2 nci sırasında bulunan ve İçtüzüğün 91 inci maddesi
kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler halinde görüşülmesi
kararlaştırılan Tohumculuk Kanunu Tasarısının (1/822) (S. Sayısı: 662),
Müzakereleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda
hazır bulunmadığından, ertelendi.
Alınan karar gereğince, olağanüstü çağrı gündemindeki
diğer işleri görüşmek ve 26 Eylül 2006 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere,
birleşime 14.03’te son verildi.
|
|
|
|
|
|
Sadık Yakut |
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Mehmet Daniş |
|
Ahmet Küçük |
|
Çanakkale |
|
Çanakkale |
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
No.: 176
II.- GELEN KÂĞITLAR
25 Eylül 2006 Pazartesi (Olağanüstü)
Teklifler
1.- İstanbul Milletvekili
Lokman Ayva’nın; 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu
Kanununun Ek 7 nci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi (2/855) (Plan ve Bütçe ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.9.2006)
2.- Eskişehir
Milletvekili Muharrem Tozçöken ve 2 Milletvekilinin; Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/856) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 18.9.2006)
3.- Kocaeli Milletvekili
Eyüp Ayar ve 36 Milletvekilinin; Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi (2/857) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa
geliş tarihi: 18.9.2006)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati:
15.06
26 Eylül 2006 Salı
BAŞKAN: Başkanvekili
Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Harun
TÜFEKCİ (Konya), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)
BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129 uncu Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
IV. - USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER
1.- Olağanüstü toplantı çağrısının
düştüğüne ilişkin TBMM Başkanlığına yapmış oldukları taleplerine
karşılık, TBMM Başkanlığının “toplantı çağrısının devam ettiğine;
olağanüstü toplantı çağrısının düştüğüne dair olan görüşe katılmadığına
ve olağanüstü toplantı çağrısının devam ettiği” cevabı nedeniyle
BAŞKAN – Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, cuma günü komisyonun bulunamaması
nedeniyle, daha önce alınmış Genel Kurul kararı gereğince çalışmalar
salı gününe -bugüne yani- ertelenmişti.
Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili
arkadaşımızın bir talebi var. Daha önceden Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu Başkanlığının talebine Meclis Başkanımızın imzasıyla bir
cevap verilmişti. Sayın Meclis Başkanımız Sayın Arınç çalışmaların
devam ettiğini ve burada olağanüstü toplantı çağrısının düştüğüne
dair olan görüşe katılmadığını ve olağanüstü toplantı çağrısının
devam ettiği, görüşünü ilgili Gruba, yani, Cumhuriyet Halk Partisi
Grubuna yazılı olarak beyan etmişti. Şu anda da, o yazılı gerekçesi
elimdedir; ama, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sayın Anadol,
Başkanlığımıza müracaatla, Sayın Başkanın bu husustaki yazılı
beyanatına ve görüşlerine katılmadığını beyan ederek usul hakkında
görüşme talep etmektedir ve bu husustaki görüşlerini kürsüden
ifade etmek istemektedir.
Şimdi, İçtüzüğün 63 üncü maddesine göre, bu hususta,
iki lehte, iki aleyhte söz vereceğim arkadaşlarıma ve bu hususta
Başkanlığımıza gelmiş olan bir dilekçe var; Adana Milletvekili Sayın
Uğur Aksöz’e aittir, bu talep aleyhtedir. Aleyhte bir kişiye daha ve lehte de iki kişiye söz
vereceğim ve şu anda…
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Benim de aleyhte efendim.
BAŞKAN – Siz de mi aleyhte?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Evet efendim.
BAŞKAN – Evet, o zaman, ikinci aleyhte konuşma da
Sayın Anadol’a aittir.
İlk konuşmayı yapmak üzere, Sayın Anadol’a söz veriyorum.
Buyurun Sayın Anadol. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Anadol, bir, beş on saniyenizi rica edeyim.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, bu arada,
içinde bulunduğumuz, rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan ramazanı
şerifinizi tebrik ediyorum ve sizin adınıza bütün milletimizin
de ramazanını tebrik ediyor, milletimiz, Müslümanlar ve insanlık
için hayırlara vesile olmasını diliyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Anadol, buyurun efendim.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
Sayın Başkan, Yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri;
hepinizi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına saygıyla
selamlıyorum.
Sayın Başkan biraz önce durumu özetledi. Bildiğiniz
gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasaya göre, çağrısız, 1
Ekimde kendiliğinden toplanır -çünkü, tatile girmiştir, tatil bitti-
Anayasa böyle emretmektedir. Bu arada, Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünün 7 nci maddesine göre Meclisimiz olağanüstü toplandı.
Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, baştan beri “ben yaptım,
oldu” anlayışıyla, Anayasal, yasal kuralları ve İçtüzük kurallarını
bir tarafa iterek bu mantıkla hareket etmenin yersizliğini, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin geleneklerine uymayan, uygulamalarına
uymayan yanlış birtakım uygulamaların karşısında olduğumuzu
dört senedir söylüyoruz. Biz söylemekten usanmadık; ama, bu uygulamalar
sürekli devam ediyor. Bu, 63’e göre istediğimiz söz de, bu anlamda
bir talep.
Şimdi, baştan bir yanlış oldu arkadaşlar. Bakınız,
hep beraber, uymaya mecbur olduğumuz İçtüzüğün 7 nci maddesini
bir okuyalım soğukkanlılıkla:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi, tatil veya araverme
sırasında Cumhurbaşkanı veya Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
tarafından toplantıya çağrılması halinde, belirtilen gün ve saatte
toplanır.
Cumhurbaşkanı, toplantı çağrısını doğrudan doğruya
ve Bakanlar Kurulunun istemi üzerine yapar.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı doğrudan
gerek görürse toplantı çağrısına karar verebilir. Üyelerin beşte
birinin imzasını taşıyan gerekçeli önergedeki çağrı istemini
ise en geç yedi gün içinde yerine getirir.”
Demek ki arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi
üç şekilde toplanır:
1-Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının çağrısı
üzerine,
2-Cumhurbaşkanının çağrısı üzerine,
3-Beşte bir milletvekilinin imzasını kapsayan
bir başvuru üzerine toplanır.
Hükümetin, Türkiye Büyük Millet Meclisini olağanüstü
toplantıya çağırma hakkı var mı; yok. Demiş ki: “Eğer, Hükümet, Meclisin
olağanüstü toplantısında bir zaruret görürse Cumhurbaşkanına müracaat
eder; Cumhurbaşkanı, Hükümetin bu talebini iletir ve bu talep üzerine
Meclisin olağanüstü toplantıya çağrılmasını isteyebilir.” Hükümetin,
Meclisin olağanüstü toplantıya çağrılmasını isteme, böyle bir talepte
bulunma hakkı, demek ki, yok; Anayasaya göre yok, 7 nci maddeye göre
yok. Ama, ne oldu arkadaşlar, ne oldu?! İmzalar Meclis Başkanlığına
verilmeden önce -televizyonu açtık- Bakanlar Kurulu toplandı. Bakanlar
Kurulu toplantısının sonunda Hükümet Sözcüsü, Bakanlar Kurulunun
Meclisi olağanüstü toplantıya çağırdığını, saatini, gününü söyleyerek
ilan etti. Bu basit bir olay değil. Baştan beri söylüyoruz; güçler ayrılığı,
kuvvetler ayrılığı ilkesi, sizin bu uygulamalarınız, Hükümetin
bu uygulamaları sonunda ortadan kalkıyor. Yasama organı yürütmenin
tahakkümü altındadır diyoruz, diyoruz, diyoruz… Biz söylemekten
bıktık, siz uygulamaktan bıkmadınız. Yani, Hükümetin Meclisi çağırma
hakkı olmadığı halde, televizyon ekranlarından, Bakanlar Kurulu
kararı alarak bunu kamuoyuna duyurmak suçüstü yakalanmaktan başka
bir şey değil. Ne hakla bu eylemi, bu işlemi yaptınız?! Demek ki, Türkiye
Büyük Millet Meclisi Bakanlar Kurulunun emrindedir felsefesi
hâkim, bilerek veya bilmeyerek, belki bilinçaltında. Gerçek şu: Sayın
Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlık ile İstanbul Belediye Başkanlığını
birbirine karıştırmakta ve Türkiye Büyük Millet Meclisini belediye
meclisi zannetmektedir. Durum bu.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Geçende de söyledin.
K. KEMAL ANADOL (Devamla) – Bu alışkanlıklarla
Türkiye Büyük Millet Meclisi ile bir hükümetin doğru bir ilişki kurması,
yasaları uygulaması, İçtüzüğü uygulaması mümkün değil, yanlış.
Şimdi, aynı şekilde, söyledik işin özüne müteallik.
Niye Türkiye’nin gerçekten gereksinimi olan, gündeminde olan yakıcı
sorunlar yok da, olağanüstü toplanma gerekçesinde bu saydığınız
yasalar var, vakıflar var, Sayıştay Yasası var, normal düzeninde
Meclisin görüşmesi gereken yasalar var da niye terör yok? Bir teğmenimiz
daha şehit oldu, Allah rahmet eylesin, hain bir saldırıya kurban
gitti ve Balıkesir’de bugün hazin bir cenaze töreniyle defnedildi;
ama, hâlâ terör yok! Vakıflar Yasası var, Özel Okullar Yasası var! Ve
biz bunları söylediğimiz vakit, çok yanlış, haksız ithamlara maruz
kalıyoruz.
Ve cuma günü ne oldu arkadaşlar; cuma günü şu oldu:
9 maddelik bir olağanüstü toplantı talebiniz var; Danışma Kurulunda
kabul görmedi; İktidar Grubunun, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun
talebi burada müzakere edildi, kabul edildi. Nasıl uygulanacak
bu?! “Bitimine kadar” diyor bir de.
Bir yasa tasarısı geldi, görüşüldü; ikinci yasa
tasarısına sıra geldi, Hükümet yok, Komisyon yok; ne olur; diğer yasaya
sıra gelir. Aynı şekilde bir muamele söz konusu
olduğu vakit diğerine sıra gelir. Uygulama böyle oldu baştan ve
“bitimine kadar” dendiğine göre cuma günü Meclisin gündeminde
olan yasa, tasarı, Hükümet yoksa, komisyon yoksa diğerine sıra gelir
ve cuma günü müzakere devam eder. Ne zamana kadar; bitinceye kadar.
Cuma günü bitmezse müzakereler, saat 24.00’e kadar devam ediyorsa
cumartesiye sarkar; ama, ne oldu; salı gününü gün verdi oturumu yürüten
Sayın Başkan. Cumayı atladı, cumartesiyi atladı, pazarı atladı,
pazartesiyi atladı, salıya bıraktı. Biz de diyoruz ki, olağanüstü
toplantı isteminin gerekçesi ortadan kalktı bu uygulamayla beraber.
Sonra, Sayın Salih Kapusuz’un demeci çıktı Anadolu
Ajansında. Var, isterse kendisine vereyim, görmüştür zaten: “Efendim,
tohumculukla ilgili yasa geldi, bununla ilgili, Cumhuriyet Halk
Partililer fındıkla ilgili soru soracaklar -nereden biliyorsa
soru soracağımızı, öğrendi- bu fındıkla ilgili soruları -Kültür
Bakanı var o sırada, Tarım Bakanı yok- onun cevaplandıracağına
inanmıyoruz, o nedenle salıya ertelendi.” Kendi Bakanınıza niye
haksızlık ediyorsunuz?! Yani, valilik yapmış, büyükşehir belediyesi
genel sekreterliği yapmış bir Bakanınızı kamuoyunun önünde bu kadar
küçük düşürerek, o nedenle, Kültür Bakanının yetersizliği nedeniyle
erteledik deme size ne getiriyor, merak ediyorum.
Peki, bir sorum var şimdi: Millî Eğitim Bakanı burada
yoktu. En önemli yasa, Meclisi olağanüstü toplamışsınız, Özel Okullar
Yasasını… Millî Eğitim Bakanı yok; kim var yerine; Ticaret Bakanı
var; yani, özel okulları pazarlamak için, Millî Eğitim Bakanı yerine,
Ticaret Bakanını oraya koymuşsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
Ondan sonra, Kültür Bakanına bu haksızlığı yapıyorsunuz, Millî Eğitim
Bakanı yerine, pazarlamacı Ticaret Bakanını oraya koyuyorsunuz
ve ondan sonra da, Sayın Başbakan, Sayın Baykal’a ve Cumhuriyet Halk
Partisine “pazarlamacı” diyor. Bir defa, pazarlamacılık Sayın
Başbakanın milletvekili olmadan evvelki mesleği.
MUHARREM İNCE (Yalova) – Bisküvi pazarlamacılığı…
K. KEMAL ANADOL (Devamla) – İki: Dört seneden beri
pazarlamacı bir uygulamanın simgesi Sayın Başbakan, o Hükümetin
başı olarak. Ve burada kendisine söylüyorum: “Pazarlamacı” sözcüğü
bir eldiven gibi Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yakışmaktadır, bir eldiven
gibi.
CANAN ARITMAN (İzmir) – Gömlek…
K KEMAL ANADOL (Devamla) – Şimdi, bu Meclis toplanacak.
Devamlı, meşruiyet tartışması yapmaktan bıktık arkadaşlar. Eğer bu
Meclisin normal çalışma düzenini sürdürseydiniz, cuma günü devam
etseydi, böyle uydurma gerekçelerle “fındığa cevap veremiyoruz,
Tarım Bakanı yok” diye…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Anadol, 1 dakika eksüre veriyorum.
Buyurun efendim.
K.KEMAL ANADOL (Devamla) – Son cümlem, bitiriyorum.
…yapmasaydınız, bu Meclis toplantısı, gündemi
içimize sinmese bile, devam edecekti, biz de, sizin çalışmalarınıza
kolaylık sağlayacaktık, İçtüzükten, Anayasadan doğan haklarımızı
kullanacaktık; önergeler verecektik, konuşacaktık her ne kadar kuşa
çevirseniz… Artık, Temel’in yasası oldu, o Karadeniz’deki Temel’in
yasası; yani, Meclisin yasası olmaktan çıktı, her yasası olmaktan
çıktı; her yasa Temel’in, her yasa Temel’in… Temel bile gülüyordur bu
uygulamaya.
Şimdi, o nedenle, gerekçesi kalmayan, düşen bu
olağanüstü toplantı istemi düştükten sonra bu müzakerenin devamı
İçtüzük bakımından mümkün değildir. Eğer toplantının devamını istiyorsanız,
yeniden imza toplarsınız; 1 Ekime kadar, bu toplantı ancak öyle mümkündür;
aksi halde, bu çalışmaları Meclisin boşa gidecektir. Bir yanlış daha
yapmayın; sizi uyarıyoruz.
Beni dinlediği için Yüce Meclisin bütün üyelerine
sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Anadol.
Önerinin lehinde ikinci konuşmacı, Adana Milletvekili
Sayın Uğur Aksöz.
Buyurun Sayın Aksöz. (CHP sıralarından alkışlar)
UĞUR AKSÖZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bugünkü konumuz, biz
şu anda Meclis çalışmasını olağanüstü şartlarda mı yapıyoruz, normal
bir çalışma mı yapıyoruz; orada düğümlemek lazım. Şu anda Meclisimiz
normal çalışma düzeninde değildir. Olağanüstü çağrıyla toplanmış,
olağanüstü çalışan bir Meclis konumundadır. Bunu, herhalde tartışmaya
gerek yoktur. Olağanüstü çalışma koşulları da, Meclisin olağan çalışma
koşullarından farklıdır.
Meclis, olağan çalışma düzeni içinde yasaları
görüşür, erteler, komisyon bulunur, bulunmaz, her şey olur; Tüzükte
bunların hepsi düzenlenmiştir; ama, olağanüstü çalışma koşulları
bunlardan farklıdır. Bir Meclis olağanüstü toplandığı zaman, olağan
durumun şartlarını uygulayamaz. Olağanüstü toplanan Meclis, olağanüstü
toplanma şartlarını uygulamak zorundadır, bu şartlar şunlardır;
bunu herkes bilir de bir kere daha tekrarlayayım:
1- Çağrıdaki gündem neyse o gündem değişmez. Yani,
çağrıyı yapan milletvekillerinin eklediği bir, iki, üç, dört, beş,
kaç yasa varsa onun dışında bir şey görüşülmez.
Değerli arkadaşlarımız çağrıyı yaparken 9 adet
yasayı alt alta yazmışlar, demişler ki: “Biz, bunları görüşeceğiz.”
Tamam, bu değişmez. Toplantı açılmış, ikinci şart çoğunluk olmasıdır
ilk gün, çoğunluğu da bulmuş ve görüşmeler başlamış. İşte, burada
bir incelik var. O andan itibaren Genel Kurul, hiçbir şey görüşmeden
erteleme yapamaz; çünkü, olağanüstü toplantı halindeyiz. Yani,
birinci sıradaki yasayı görüşür, görüşmezse bir sonrakini görüşecektir;
çünkü, dokuz yasa için bu Meclis toplantıya çağrılmış, bir yasa için
değil. Olağanüstü toplandık. Peki, ikinciye bakacak, ikinci yok,
üçüncüye bakacak; yani, Başkanlık Divanı, çağrı konusu dokuz yasanın
tamamını yoklayarak “bir sonraki iş, bir sonraki iş” diyerek, tamamını
yoklayarak birisini görüşmek veya oylatmak zorundadır.
Peki, cuma günü ne olmuştur; cuma günü, Başkanlık
Divanındaki Sayın Başkan, bir yasaya başlamıştır, o yasa görüşülmeyince
“bir sonraki” demiş, bir sonrakinde de dönmüş “Komisyon yok, Sayın Bakan
yok, Hükümet yok, ben oturumu kapattım” demiş. İşte, bunu yapamaz;
çünkü, normal çalışma düzeninde değiliz, olağanüstü düzendeyiz. Olağanüstü
düzende olduğumuz için, Sayın Başkan “bir sonraki” dediği zaman
üçüncüye, o yoksa dördüncüye, hiçbirini bulamazsa son sıradaki
uluslararası anlaşmayı görüştürmek ve oylatmak zorundadır; çünkü,
biz, bunun için toplandık, olağanüstü çağrı bunlar için yapıldı. Sayın
Başkan bunları yapmadığı için biz itiraz ettik ve Meclis Başkanlığına
bir dilekçeyle başvurduk. Meclis Başkanlığı cevap veriyor “o gün
ilk yasa konuşulmuş, sonra bir sonraki iş olan yasa ele alınmıştır”
diyor birinci gün için; yani, bizim dediğimizi savunuyor “bir sonraki
iş alındı kardeşim” diyor. Peki, cuma günü niye bir sonraki iş alınmamış;
yani, Sayın Başkan verdiği şu yazılı cevapta da bizim dediğimizi
ikrar ediyor “olağanüstü toplantı, haklısınız, bir sonraki iş alınır,
biz, perşembe günü de böyle yaptık, cuma günü de öyle yapmadık, bunun
hukukî temeli yoktur, toplantı devam eder” diyor. Yani, Sayın Başkanlık
“toplantı devam eder” hükmünü kuruyor; ama, gerekçesi bizim gerekçemiz;
bu nasıl iş?!
O bakımdan, biz, bugün bir usul tartışması istedik
ve dedik ki: Sayın Başkanlığın bu uygulaması yanlıştır; çünkü, cuma
günkü toplantıda, toplantı açılmış, hiçbir yasa görüşülmeden “Hükümet
yok, Komisyon yok” denip kapatılmıştır. Olağanüstü toplantıda, o
gün, bütün mesai içinde bir tek yasa görüşülmemiş, bir tek yasa oylanmamış
olduğu için, bu Tüzüğe olağanüstü toplantı şartını koyan kanun koyucunun
iradesi burada yoktur ve bu nedenle de artık olağanüstü çağrıya devam
edemezsiniz diyoruz; edemeyiz, sakat olur. Eğer, bir sonraki iş deyip
tamamını görüşseydiniz, bir sonraki iş deyip hiçbirini bulamazsanız,
uluslararası sözleşmeyi oylatsaydınız haklıydınız; çünkü, o gün
bir şey görüşülmüş olacaktı; ama, olağanüstü toplanan bu Mecliste
cuma günü hiçbir şey görüşülmeyip, hiçbir şey oylanmamışsa, burada,
İçtüzük madde 7 gündeme gelir ve orada der ki: İşler tamamlanınca,
Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarına devama karar vermediği
takdirde, tatile devam olunur diyor İçtüzük. Yani, böyle bir karar da olmadığına göre, tatile
devam olunuyor. Tatile devam olunuyor ki, Sayın Başkan bize davetiye
göndermiş, 1 Ekimde açılış yapacağım diyor. Şimdi, bu Meclis 1 Ekime
kadar açıksa ve devam ediyorsa, açılışa, törene ne lüzum var? Demek
ki, biz tatildeyiz ki, Başkan, açılışı 1’inde yapıyor.
Yani, neticede, bizim söylediklerimizi Sayın
Başkanlık Divanı kabul etmiş, buradaki cevabında da kabul etmiş;
ama, sonuçta bir satırla “hayır, Meclis çalışmaya devam eder” demiş.
Değerli arkadaşlar, bunlar şuradan kaynaklanıyor:
Bu İçtüzükte, olağanüstü toplantıyla ilgili yeterli madde yok. Zaten,
biz, yıllardır aynı şeyi savunuyoruz. Bu İçtüzüğü değiştirelim,
düzeltelim, olağanüstüyle ilgili, diğer konularla ilgili maddeleri
koyalım, ihtilaf olmasın diyoruz. Bu konuda açık hüküm yok, buna sığınıyor
Başkanlık Divanı; ama, bir de hukukun evrensel ilkeleri var, hukukun
temel prensibi var. Bu konuda açık hüküm yoksa teamüle bakılır, teamül
yoksa mukayese yapılır. Bir mukayese yapacak olursak…
SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Genel Kurul karar verir.
UĞUR AKSÖZ (Devamla) - Efendim?..
Şimdi Salih Bey gene konuşacak, duramaz; söyle
Salih Bey.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Dinliyorum, dinliyorum…
UĞUR AKSÖZ (Devamla) – Peki dinle, dinle! Peki…
Değerli arkadaşlar, bu toplantı cuma günü yapılmadığı
için bizim savunmamız şudur ve ısrarlıyız: Hiçbir görüşme ve oylama
yapılmadığı için, bir sonraki yasalar da araştırılmadığı için bu
toplantı çağrısı düşmüştür, yeni bir çağrı yapılmadan olağanüstü
toplantı devam etmez diyoruz. Bu bir.
Şimdi Salih Bey gene konuştu ya, ben de bir şey söyleyeyim.
Sonra, dünyanın neresinde görülmüş arkadaşlar, olağanüstü toplantıya
Meclisi çağırıyorsunuz… Hangi hallerde Meclis çağrılır? Olgunlaşmış,
görüşülmüş, bitmiş, oylamaya hazır yasalar için çağrılır değil mi?
Buraya geliyoruz, bize deniliyor ki, daha komisyonda bazı yasalar.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yolda…
UĞUR AKSÖZ (Devamla) – Yolda, trende geliyor!..
Ya arkadaşlar, komisyonda olan yasa için siz bizi
nasıl çağırırsınız? Onun komisyondan çıkacağı belli mi? Komisyonun
toplanabileceği belli mi? Bunlar hep muallak. Ee siz komisyondaki
için de bizi çağırdınız. O da ikinci yanlış.
Peki, üçüncü yanlışı söyleyeyim; yani hep yanlış
yanlış yanlış… Biz söylemekten yorulmayız, üçüncü yanlışı söyleyeyim:
Bakın, değerli arkadaşlar, bu iş oyuncak değil. Biz burada evcilik
mevcilik oynamıyoruz. Burası yasama Meclisi. Yasama Meclisinde
bir çağrı yapıldıysa, onun gereği yapılmalıdır. Halk bize güler. Peki,
ne yaptı Adalet ve Kalkınma Partisi; yeterli çoğunlukla imzayı buldu,
topladı değil mi. Peki, topladınız; şimdi, burada, mikrofonu alıp
da “efendim, komisyon yok” demek caiz midir? Ramazandır da, onun için
caiz midir diyorum. Caiz midir? Komisyon sizin içinizde değil mi? Peki,
şimdi dönüp de, bu tarafa dönüp de “hükümet yok” demek caiz midir? Hükümet
siz değil misiniz?! (CHP sıralarından alkışlar)
Peki, değerli arkadaşlar, komisyonu bulmaktan
âcizseniz, hükümeti oturtmaktan âcizseniz, peki komisyonda yasaları
hâlâ bir türlü bitirttirmekten âcizseniz niye bizi çağırdınız? Niye
bu Meclisi topladınız? Niye? (CHP sıralarından alkışlar)
Bunun adı şudur, ben adını koyuyorum, bu işin bir
tek adı var: İktidarsız iktidarsınız.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
FARUK ÇELİK (Bursa) – Lehinde söz istiyorum Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Sayın Çelik size söz vereceğim, isterseniz
en son olarak konuşun. Sayın Kandoğan’ın da lehte bir talebi vardır.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Önce Sayın Çelikse… Sırayla
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Kandoğan…
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Önce Sayın Çelik verdiyse…
Sırayla Sayın Başkan…
BAŞKAN - Saygıdeğer arkadaşlarım, konuşmaların
sırasını, usulünü Başkanlık Divanının kendisi kararlaştırmaktadır.
Sayın Kandoğan, şu anda konuşma sırası, talebinize
göre, sizindir; konuşacaksanız buyurun, konuşmayacaksanız Sayın
Çelik’e söz vereceğim.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Konuşacağım.
BAŞKAN - Lehte, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet
Kandoğan; buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sizleri saygıyla
selamlıyorum.
Sayın Başkanın tutumunun da yanlış olduğu inancındayım;
çünkü, bugüne kadarki uygulamalar, dilekçelerin, konuşma isteklerinin,
Başkanlık Divanına verilme sırasına göre yapılması genel bir kuraldır.
Sayın Başkan, her ne hikmetse, benim konuşmalarımdan sonra, kendi
partisine mensup olan grup başkanvekilinin benim konuşmalarıma
da cevap vermesinin zeminini hazırlamaya çalışıyor herhalde. Onun
için, Sayın Başkanın bu tutumunun yanlış olduğunu ifade etmek istiyorum.
Kaldı ki, benim konuşmam da lehte bir konuşma; yani, Sayın Çelik’in
konuşmasından farklı bir konuşma olmayacak. O bakımdan, Sayın Başkanın
bu tutumunu tasvip etmediğimi, yanlış olduğunu, her zaman olduğu
gibi, benimle ilgili hâlâ önyargılar içerisinde olduğunu ifade
etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, yaz tatili devam ederken,
Adalet ve Kalkınma Partisi, Meclisi olağanüstü toplantıya çağırdı.
Sebep; Avrupa Birliği uyum yasalarının Meclisten bir an önce geçirilmesi.
Niçin; Avrupa Birliği böyle istediği için. Avrupa Birliği İlerleme
Raporu, biliyorsunuz, önümüzdeki günlerde görüşülecek. İlerleme
Raporunun içerisine bazı müspet ilaveler yaptırabilir miyiz bu
şekildeki bir çalışmayla diye olağanüstü toplantı çağrısı yaptınız.
Kabul ettik, geldik, biz de geldik,
çalışmalara da katkı verdik. Yapılan çalışmalar neticesinde sadece
iki kanun görüşüldü: Bir, İskân Kanunu; iki, Meslekî Yeterlilik Kurumu
Kanunu. Geçen haftaki bütün çalışmalarının neticesinde iki kanun
buradan geçti. Bir diğer kanun vardı, Özel Öğretim Kurumları Kanunu
Tasarısı, burada geçti, oylandı, önergeler verildi; ama, sonunda,
Adalet ve Kalkınma Partisi, tekriri müzakere talebiyle bu kanun
tasarısının 1 maddesinin yeniden görüşülmesini istedi. Şimdi,
ben, buradan, bütün Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerine
sormak istiyorum. Şimdi, bu kanun tasarısından haberiniz var mıydı?
Haberiniz yoktu.
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) – Vardı; komisyondan geçti.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Komisyondan geçti, biliyorum.
İkincisi, Hükümetin, kanun tasarısı burada görüşülürken,
vereceği önergeden haberiniz var mıydı? Var mıydı?..
Soruyorum arkadaşlar.
ASIM AYKAN (Trabzon) – Ne gereği var?
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) – Önerge sahiplerine sormak
lazım.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Bir arkadaşımız oradan
diyor ki: Ne gereği var. Şimdi, Değerli Milletvekilim, bakınız, siz,
geçmişte, o kanunla ilgili, o kanunun bu şekilde geçmesiyle ilgili
bir durum olsa, Türkiye'yi ayağa kaldırırdınız; başta siz... Hükümet
böyle bir kanun tasarısı getiriyor haberiniz yok, değişiklik önergesi
getiriyor haberiniz yok! Eğer, Hükümet değişiklik önergesi getirmiş
ve bu doğruysa, o zaman niçin geri çekiyor? Eğer o verilen önerge doğruysa,
Sayın Ali Coşkun’un imzasıyla verilen önerge doğruysa, niçin geri
çekildi? Ben bunu merak ediyorum.
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) – Bizde demokrasi var.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Sizde demokrasi falan
yok Sayın Milletvekilim. Sizde demokrasi olsa, Sayın Çerçi, Manisa
Milletvekilimiz, siz, o kanunla ilgili değişiklik önergesini burada
değil, daha önceden öğrenirdiniz. Parti içerisinde demokrasi kalmadı,
yok.
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) – Bizim komisyondan geldi.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Ben de onu anlatmaya
çalışıyorum. Önergeden haberiniz yok. O önerge öyle bir önerge ki,
geçmişte, onunla ilgili onlarca arkadaşımızın müteaddit konuşmalarını
çıkarabilirim, ortaya koyabilirim. Böyle bir önergeyi –Meclise
gelmediğiniz için, dışarıda oturuyorsunuz- öğrenci azlığından
dolayı kapanmakta olan o azınlık mensubu okullarıyla ilgili verilen
önergeyi, siz, imam-hatiplerle ilgili bir düzenleme zannettiniz. (CHP
sıralarından gülüşmeler) Evet, siz öyle zannettiniz. İmam-hatip liselerinin
öğrencilerinin azalmaya başlaması üzerine, böyle bir kanun tasarısı
getirilip, bir önergeyle de, Sayın Ali Coşkun’un, Hükümetin önergesiyle
de imam-hatip liselerinin azalan öğrencilerine takviye yapılmasıyla
ilgili bir düzenleme zannettiniz. (AK Parti sıralarından gürültüler)
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) – Bu kadar da atma!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Evet, öyle zannettini