DÖNEM: 22 YASAMA YILI: 4
TÜRKİYE
BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK
DERGİSİ
CİLT : 129
127
nci Birleşim (Olağanüstü)
21 Eylül 2006 Perşembe
İ Ç İ N D E K İ L E R
II. - YOKLAMALAR
III. - KANUN TASARI
VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.-
Özel Öğretim Kurumları Kanunu Tasarısı ve Samsun Milletvekili Cemal
Yılmaz Demir’in; Özel Öğretim Kurumları Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu
Raporu (1/1183, 2/743) (S. Sayısı: 1151)
2.-
Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma
ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/1211) (S. Sayısı: 1193)
IV.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Mardin Milletvekili Nihat Eri’nin, Mardin Milletvekili
Muharrem Doğan’ın, Partisine, sataşması nedeniyle konuşması
2.- Mardin Milletvekili Muharrem Doğan’ın, Mardin
Milletvekili Nihat Eri’nin, şahsına, sataşması nedeniyle konuşması
V.- SORULAR VE CEVAPLAR
A) YazIlI Sorular ve CevaplarI
1.- Ankara Milletvekili Yılmaz ATEŞ’in, Ankara
Büyükşehir ve Keçiören Belediyeleri arasındaki gerginlik iddialarına
ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU’nun cevabı
(7/14657)
2.- Ankara Milletvekili Muzaffer R. KURTULMUŞOĞLU’nun,
Ankara Büyükşehir ve Keçiören Belediyeleri arasındaki gerginlik
iddialarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU’nun
cevabı (7/14662)
3.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT’ün, Adıyaman
İlindeki bazı köylerin yol ve su sorunlarına ilişkin soruları ve
İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU’nun cevabı (7/14804, 14805, 14806,
14807, 14808, 14809, 14810, 14811, 14812, 14813, 14814, 14815, 14816, 14817,
14818, 14819, 14820, 14821, 14822 14823, 14824, 14825, 14826, 14827, 14828,
14829, 14830, 14831, 14832, 14833, 14834, 14835, 14836, 14837, 14838, 14839,
14840, 14841, 14842, 14843, 14844, 14845, 14846, 14847, 14848, 14849, 14850,
14851, 14852, 14853, 14854, 14855, 14856, 14857, 14858, 14859, 14860, 14861,
14862, 14863, 14864, 14865, 14866, 14867, 14868, 14869, 14870, 14871, 14872,
14873, 14874, 14875, 14876, 14877, 14878, 14879, 14880, 14881, 14882, 14883,
14884, 14885, 14886, 14887, 14888, 14889, 14890, 14891, 14892, 14893, 14894,
14895, 14896, 14897, 14898, 14899, 14900, 14901, 14902, 14903, 14904, 14905,
14906, 14907, 14908, 14909, 14910, 14911, 14912, 14913, 14914, 14915, 14916,
14917, 14918, 14919, 14920, 14921, 14922, 14923, 14924, 14925, 14926, 14927,
14928, 14929, 14930, 14931, 14932, 14933, 14934, 14935, 14936, 14937, 14938,
14939, 14940, 14941, 14942, 14943, 14944, 14945, 14946, 14947, 14948, 14949,
14950, 14951, 14952, 14953, 14954, 14955, 14956, 14957, 14958, 14959, 14960,
14961, 14962, 14963, 14964, 14965, 14966, 14967, 14968, 14969, 14970, 14971,
14972, 14973, 14974, 14975, 14976, 14977, 14978, 14979, 14980, 14981, 14982,
14983, 14984, 14985, 14986, 14987, 14988, 14989, 14990, 14991, 14992, 14993,
14994, 14995, 14996, 14997, 14998, 14999, 15000, 15001, 15002, 15003, 15004,
15005, 15006, 15007, 15008, 15009, 15010, 15011, 15012, 15013, 15014, 15015,
15016, 15017, 15018, 15019, 15020, 15021, 15022, 15023, 15024, 15025, 15026,
15027, 15028, 15029, 15030, 15031, 15032, 15033, 15034, 15035, 15036, 15037,
15038, 15039, 15040, 15041, 15042, 15043, 15044, 15045, 15046, 15047, 15048,
15049, 15050, 15051, 15052, 15053, 15054, 15055, 15056, 15057, 15058, 15059,
15060, 15061, 15062, 15063, 15064, 15065, 15066, 15067, 15068, 15069, 15070,
15071, 15072, 15073, 15074, 15075, 15076, 15077, 15078, 15079, 15080, 15081,
15082, 15083, 15084, 15085, 15086, 15087, 15088, 15089, 15090, 15091, 15092,
15093, 15094, 15095, 15096, 15097, 15098, 15099, 15100, 15101, 15102, 15103,
15104, 15105, 15106, 15107, 15108, 15109, 15110, 15111, 15112, 15113, 15114,
15115, 15116, 15117, 15118, 15119, 15120, 15121, 15122, 15123, 15124, 15125,
15126, 15127, 15128, 15129, 15130, 15131, 15132, 15133, 15134, 15135, 15136,
15137, 15138, 15139, 15140, 15141, 15142, 15143, 15144, 15145, 15146, 15147,
15148, 15149, 15150, 15151, 15152, 15153, 15154, 15155, 15156, 15157, 15158,
15159, 15160, 15161, 15162, 15163, 15164, 15165, 15166, 15167, 15168, 15169,
15170, 15171, 15172, 15173, 15174, 15175, 15176, 15177, 15178, 15179, 15180,
15181, 15182, 15183)
4.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT’ün, Amasya
İlindeki bazı köylerin yol ve su sorunlarına ilişkin soruları ve
İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU’nun cevabı (7/15184, 15185, 15186,
15187, 15188, 15189, 15190, 15191, 15192, 15193, 15194, 15195, 15196, 15197,
15198, 15199, 15200, 15201, 15202, 15203, 15204, 15205, 15206, 15207, 15208,
15209, 15210, 15211, 15212, 15213, 15214, 15215, 15216, 15217, 15218, 15219,
15220, 15221, 15222, 15223, 15224, 15225, 15226, 15227, 15228, 15229, 15230,
15231, 15232, 15233, 15234, 15235, 15236, 15237, 15238, 15239, 15240, 15241,
15242, 15243, 15244, 15245, 15246, 15247, 15248, 15249, 15250, 15251, 15252,
15253, 15254, 15255, 15256, 15257, 15258, 15259, 15260, 15261, 15262, 15263,
15264, 15265, 15266, 15267, 15268, 15269, 15270, 15271, 15272, 15273, 15274,
15275, 15276, 15277, 15278, 15279, 15280, 15281, 15282, 15283, 15284, 15285,
15286, 15287, 15288, 15289, 15290, 15291, 15292, 15293, 15294, 15295, 15296,
15297, 15298, 15299, 15300, 15301, 15302, 15303, 15304, 15305, 15306, 15307,
15308, 15309, 15310, 15311, 15312, 15313, 15314, 15315, 15316, 15317, 15318,
15319, 15320, 15321, 15322, 15323, 15324, 15325, 15326, 15327, 15328, 15329,
15330, 15331, 15332, 15333, 15334, 15335, 15336, 15337, 15338, 15339, 15340,
15341, 15342, 15343, 15344, 15345, 15346, 15347, 15348, 15349, 15350, 15351)
5.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT’ün, Bitlis
İlindeki bazı köylerin yol ve su sorunlarına ilişkin soruları ve
İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU’nun cevabı (7/15474, 15475, 15476,
15477, 15478, 15479, 15480, 15481, 15482, 15483, 15484, 15485, 15486, 15487,
15488, 15489, 15490, 15491, 15492, 15493, 15494, 15495, 15496, 15497, 15498,
15499, 15500, 15501, 15502, 15503, 15504, 15505, 15506, 15507, 15508, 15509,
15510, 15511, 15512, 15513, 15514, 15515, 15516, 15517, 15518, 15519, 15520,
15521, 15522, 15523, 15524, 15525, 15526, 15527, 15528, 15529, 15530, 15531,
15532, 15533, 15534)
6.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT’ün, Çankırı
İlindeki bazı köylerin yol ve su sorunlarına ilişkin soruları ve
İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU’nun cevabı (7/15565, 15566, 15567,
15568, 15569, 15570, 15571, 15576, 15577, 15578, 15579, 15580, 15581, 15582,
15583, 15584, 15585, 15586, 15587, 15588, 15589, 15590, 15591, 15592, 15593,
15594, 15595, 15596, 15597, 15598, 15599, 15600, 15601, 15602, 15603, 15604,
15605, 15606, 15607, 15608, 15609, 15610, 15611, 15612, 15613, 15614, 15615,
15616, 15617, 15618, 15619, 15620, 15621, 15622, 15623, 15624, 15625, 15626,
15627, 15628, 15629, 15630, 15631, 15632, 15633, 15634)
7.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT’ün, Erzurum
İlindeki bazı köylerin yol ve su sorunlarına ilişkin soruları ve
İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU’nun cevabı (7/15731, 15732, 15733,
15734, 15735, 15736, 15737, 15738, 15739, 15740, 15741, 15742, 15743, 15744,
15745, 15746, 15747, 15748, 15749, 15750, 15751, 15752, 15753, 15754, 15755,
15756, 15757, 15758, 15759, 15760, 15761, 15762, 15763, 15764, 15765, 15766,
15767, 15768, 15769, 15770, 15771, 15772, 15773, 15774, 15775, 15776, 15777,
15778, 15779, 15780, 15781, 15782, 15783, 15784, 15785, 15786, 15787, 15788,
15789, 15790, 15791, 15792, 15793, 15794, 15795, 15796, 15797, 15798, 15799,
15800, 15801, 15802, 15803, 15804, 15805, 15806, 15807, 15808, 15809, 15810,
15811, 15812, 15813, 15814, 15815, 15816, 15817, 15818, 15819, 15820, 15821,
15822, 15823, 15824, 15825, 15826, 15827, 15828, 15829, 15830, 15831, 15832,
15833, 15834, 15835, 15836, 15837, 15838, 15839, 15840, 15841, 15842, 15843,
15844, 15845, 15846, 15847, 15848, 15849, 15850, 15851, 15852, 15853, 15854,
15855, 15856, 15857, 15858, 15859, 15860, 15861, 15862, 15863, 15864, 15865,
15866, 15867, 15868, 15869, 15870, 15871, 15872, 15873, 15874, 15875, 15876,
15877, 15878, 15879, 15880, 15881, 15882, 15883, 15884, 15885, 15886, 15887,
15888, 15889, 15890, 15891, 15892, 15893, 15894, 15895, 15896, 15897, 15898,
15899, 15900, 15901, 15902, 15903, 15904, 15905, 15906, 15907, 15908, 15909,
15910, 15911, 15912, 15913, 15914, 15915, 15916, 15917, 15918, 15919, 15920,
15921, 15922, 15923, 15924, 15925)
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak altı oturum
yaptı.
15.6.2006 tarihli ve 5521 sayılı Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun bazı maddelerinin, Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü
maddelerine göre bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine
ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler” kısmının 1 inci sırasına alınan ve İçtüzüğün 91
inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler
halinde görüşülmesi kararlaştırılmış bulunan, Özel Öğretim Kurumları
Kanunu Tasarısı ve Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir’in; Özel
Öğretim Kurumları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifinin (1/1183, 2/743) (S. Sayısı: 1151) görüşmelerine başlanarak
ikinci bölüme bağlı geçici 4 üncü maddeye kadar kabul edildi, geçici
4 üncü madde üzerinde bir süre görüşüldü; birleşime verilen aradan
sonra Genel Kurulda ilgili komisyon yetkilileri hazır bulunmadığı
anlaşıldığından, ertelendi.
Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz, Sinop Milletvekili
Engin Altay’ın,
Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan, Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin,
Konuşmasında, şahıslarına,
İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz, Sinop Milletvekili
Engin Altay’ın,
Samsun Milletvekili Haluk Koç, Kahramanmaraş
Milletvekili Avni Doğan’ın
Konuşmasında, Gruplarına,
Sataştığı iddiasıyla birer açıklamada bulundular.
21 Eylül 2006 Perşembe günü, alınan karar gereğince
saat 14.00’te toplanmak üzere birleşime 23.19’da son verildi.
Sadık Yakut
Başkanvekili
|
|
Mehmet Daniş |
Ahmet Küçük |
|
|
Çanakkale
|
Çanakkale |
|
|
Kâtip
Üye |
Kâtip
Üye |
Bayram Özçelik
Burdur
Kâtip
Üye
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati:
14.02
21 Eylül 2006 Perşembe
BAŞKAN: Başkanvekili
Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Ahmet
KÜÇÜK (Çanakkale), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
BAŞKAN
– Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127 nci Birleşimini açıyorum.
II. - YOKLAMA
BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için 5 dakika süre vereceğim.
Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak
salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik
sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik
personelden yardım istemelerini, buna rağmen de sisteme giremeyen
üyelerin ise, yoklama pusulalarını, görevli personel aracılığıyla,
5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı
yoktur.
Birleşime 15 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 14.11
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.25
BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 127 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
II. - YOKLAMA
BAŞKAN – Yapılan ilk yoklamada toplantı yetersayısı
bulunamamıştı. Şimdi tekrar elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için 3 dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı
vardır.
Gündeme geçiyoruz.
Olağanüstü toplantı çağrı önergesine konu kanun
tasarı ve tekliflerini görüşmek için, gündemin “Kanun Tasarı ve
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
1 inci sırada yer alan, Özel Öğretim Kurumları Kanunu
Tasarısı ve Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir’in Özel Öğretim
Kurumları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu raporunun görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
III. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.- Özel Öğretim Kurumları Kanunu Tasarısı ve Samsun Milletvekili
Cemal Yılmaz Demir’in; Özel Öğretim Kurumları Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik
ve Spor Komisyonu Raporu (1/1183, 2/743) (S. Sayısı: 1151)
BAŞKAN – Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
2 nci sırada yer alan, Meslekî Yeterlilik Kurumu
Kanunu Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu
raporunun görüşmelerine başlıyoruz.
2.- Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı ile Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/1211) (S. Sayısı: 1193)
(x)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
Komisyon raporu 1193 sıra sayısıyla bastırılıp
dağıtılmıştır.
Sayın milletvekilleri, Genel Kurulun 13.6.2006
tarihli 114 üncü Birleşiminde alınan karar gereğince, bu tasarı
İçtüzüğün 91 inci maddesi kapsamında görüşülecektir. Bu nedenle,
tasarı, tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp, maddelerine geçilmesi
kabul edildikten sonra bölümler halinde görüşülecek ve bölümlerde
yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.
Tasarının tümü üzerinde AK Parti Grubu adına söz
isteyen Konya Milletvekili Mehmet Kılıç; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
(x) 1193 S. Sayılı Basmayazı
tutanağa eklidir.
Sayın
Kılıç, süreniz 20 dakikadır.
AK
PARTİ GRUBU ADINA MEHMET KILIÇ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
1193 sıra sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı hakkında
söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Meclisi şahsım ve Grubum
adına saygılarımla selamlıyorum.
Ülkemizde,
Avrupa Birliği normlarına uyumlu meslekî yeterlilik sistemimiz
bulunmamaktadır. Türkiye İş Kurumunun koordinasyonunda, ilgili
bakanlıklarımızın işçi, işveren ve esnaf kesimleri başta olmak
üzere, sivil toplum örgütlerinin bu sisteme esas oluşturacak altyapı
çalışmalarını yıllardır sürdürdüklerini biliyoruz. Bu çalışmalar,
Avrupa Birliği müzakere sürecinde iş kurma ve hizmet sunumu serbestisi
faslında da değerlendirilmiş ve Meslekî Yeterlilik Kurumuna duyulan
ihtiyaç nedeniyle bu kanun tasarısı Yüce Meclisimize gelmiştir,
komisyonumuzda 1 Haziran 2006 günü
görüşülmüştür.
Değerli
arkadaşlar, Avrupa Birliği üyesi ülkeler ile diğer gelişmiş ülkelerdeki
meslekî yeterlilik sistemleri incelendiğinde, çalışma hayatı ve
eğitim kesimi arasında işlevsel bağın kurulmasında meslek standartları,
sınav ve belgelendirme sisteminin önemli bir araç olarak kullanıldığı
ve meslekî yeterliliğe ilişkin hizmetlerin ürün standartlarını belirleyen
kuruluşlardan ayrı olarak, devlet, işçi, işveren kesimlerinin katılımıyla
oluşturulan özerk kurumlar tarafından yürütüldüğü görülmektedir.
24
Temmuz 2003 tarih ve 25178 mükerrer sayılı Resmî Gazetede yayımlanan
Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Ulusal
Programın mevzuat uyum başlığı altında yer alan, en az üç yıl meslekî
eğitim ve öğretimin tamamlanmasıyla hak edilen yüksekokul diplomalarının
tanınması için bir genel sisteme ilişkin 21 Aralık 1988 tarihli Konsey
Direktifi, bu direktife ek olarak profesyonel eğitim ve öğretimin
tanınmasına ilişkin ikinci genel sistem hakkındaki 18 Haziran 1992
tarihli Konsey Direktifi, niteliklerinin tanınmasına ilişkin genel
sisteme ilave olarak liberalizasyon ve geçiş önlemleri hakkındaki
direktif tarafından kapsanan profesyonel aktivitilere ilişkin
niteliklerin tanınmasına yönelik bir mekanizma oluşturulması
hakkında 7 Haziran 1999 tarihli Konsey Direktifi mevzuatlarına
karşılık gelen ulusal mevzuatlarımızın adı “meslekî niteliklerin
karşılıklı tanınması sistemini oluşturacak kanun” olarak belirlenmiştir.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, meslekî yeterlilik
sistemi, eğitim ve öğretim programlarının ulusal meslek standartlarına
göre oluşturulduğu, işgücünün, iş piyasasının gerekliliğine göre
yetiştirilip belgelendirildiği, işgücünün uluslararası düzeyde
meslekî yeterliliğin belgelenerek serbest dolaşımın kolaylaştırıldığı,
yaşam boyu öğrenmenin desteklendiği, işverenin vasıflı işgücüne
erişimini kolaylaştırdığı, istihdamı ve rekabet gücünü artıran,
işgücüne çalışma alanı ve görev tanımıyla ilgili güvence sağlayan
adil, şeffaf, güvenilir bir ortam olarak tanımlanabilir.
Meslekî yeterlilik sisteminin kurulması, işverenlere,
çalışanlara ve eğitim kesimine sayısız yararlar sağlamaktadır. Bu
sayede, işverenler, istihdam edecekleri kişilerin sahip olmaları
gereken bilgi ve becerileri konusunda önceden bilgi sahibi olurlar,
istihdam edecekleri kişilerin seçiminde, ücretlerinin belirlenmesinde
ve terfilerinde daha isabetli kararlar verebilirler. Çalışanlar,
bu sistem sayesinde, iş başvurularında sahip oldukları yeterlilikleri
daha iyi sergileyebilirler ve kendilerini nasıl geliştirebilecekleri
hakkında fikir sahibi olabilirler. Kısaca, meslekî yeterlilik sistemi,
iş yaşamı ile eğitim yaşamı arasında önemli bir köprü işlevi görmektedir.
Bugün, ülkemiz ve pek çok ülkede meslekî eğitim,
örgün ve yaygın eğitimle sunulmaktadır. Ancak, söz konusu eğitim kurumlarınca
verilen meslekî eğitimin iş piyasasının beklenti ve ihtiyaçlarını
her zaman karşılamadığı, iş yaşamının kendine has dinamiklerinin
eğitime gerektiği ölçüde yansıtılmadığı işverenler tarafından
açıkça dile getirilmektedir.
Mevcut meslekî eğitim ve sertifikasyon sistemi
eğitim faaliyetleri sonucunda verilen diploma veya sertifikalar
kişilerin sahip oldukları bilgi ve becerileri yeterince ve güvenilir
biçimde yansıtmamakta ve kişinin istihdam şansını kısıtlamaktadır.
Değerli arkadaşlar, bunun yanı sıra, herhangi
bir eğitim almadan, çalışarak beceri kazananların büyük bir bölümü,
sahip oldukları becerilerini belgelendirme imkânı bulamamaktadır.
Çalışarak beceri kazananlara verilmiş olan belgelerin bir başka
kurum tarafından kabul görmediği de bilinmektedir. Bu faktörler,
eğitim ve istihdam yaşamı arasında anlaşmazlıklara neden olmakta
ve bundan dolayı da eğitim veren kuruluşlar, eğitim alanlar ve bunları
istihdam eden işverenler arasında güvensizlik oluşmaktadır. Bu durum,
işgücü piyasası taleplerinin eğitime yansıtılmasını engellediği
gibi, eğitilmiş kişilerin istihdamını da olumsuz yönde etkilemektedir.
Türkiye’de meslek standartlarına dayalı sınav ve belgelendirme
sisteminin bulunmaması, meslek eğitimi almış kişilere istihdam
olanağı sağlanmasında herhangi bir sebeple eğitim sisteminin dışına düşmüş, ancak çalışarak beceri
kazanmış kişilerin istihdam şansının artırılmasında, istihdam
edilmiş kişilerin de eğitim yoluyla teknolojik gelişmelere adapte edilmesi ve yeni
işlere hazırlanmasında büyük sıkıntılar yaşanmaktadır.
Gelişmiş ülkeler,
değişen ve gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda ulusal meslekî yeterlilik
sistemlerini oluşturmuşlar, kurumsallaşmayı sağlamışlardır. Bu
çerçevede, geçerli bir meslek sertifikasına sahip olmayanların
gelişmiş ülkelerde iş bulması ve
mesleğini icra etmesi mümkün değildir.
Saygıdeğer milletvekilleri, görüşülmekte olan
tasarı incelendiğinde, bu hususlara özellikle dikkat edilmiş olduğu,
esasen, tasarının devlet, işçi ve işveren kesimleriyle uzlaşma sonucu
hazırlandığı, kurulacak kurumun da tam özerk olduğu anlaşılmaktadır.
Söz konusu kanun tasarısının kanunlaşması Avrupa
Birliğiyle müzakere süreci açısından önem arz etmektedir. Türkiye’nin
Avrupa Birliğine entegrasyonuna
ilişkin hususları düzenleyen geçmiş yıllardaki ulusal programlarda
meslek standartları sınav ve belgelendirme sisteminin oluşturulacağına
dair taahhütlerde bulunulmuştu. Keza, konuşmamın başında değindiğim
üzere, Avrupa Birliği müzakere sürecinde iş kurma ve hizmet sunumu
serbestisi faslı kapsamında yapılan
taramalarda da meslekî yeterlilik
sistemi görüşülmüş ve Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulacağı
ifade edilmiştir.
Diğer taraftan, meslekî yeterlilik sistemini düzenleyen
bir kanun olmadığı takdirde, Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşlarının
Türkiye’de çalışmalarını sınırlandırmak da mümkün olmayacaktır.
Meslekî Yeterlilik Kurumu kurulduğunda, yabancıların Türkiye’de
istihdam edilmelerinin de usul ve sınırları belirlenecektir.
Meslekî yeterlilik sistemi, gerek Türk çalışma
hayatı gerekse Türkiye’nin Avrupa Birliğine uyum sürecinde mevzuat
uyumu ve serbest dolaşım süreci içinde yurt dışına gidecek vatandaşlarımızın
Avrupa Birliği ülkelerinde çalışma imkânı bulabilmesi açısından
da son derece önemlidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarı
incelendiğinde kanunun amacının ulusal meslek standartlarını temel
alarak teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını
belirlemek, denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya
ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini
kurmak ve işletmek üzere Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulmasını
sağlamak, ulusal yeterlilik çerçevesiyle ilgili hususların düzenlenmesini
sağlamak olduğu görülmektedir. Bu sayede birçok mesleğin yeterlilik
düzeyini, bu kapsamda oluşacak meslek standartlarını, sınav ve belgelendirme
çalışmalarını, iş hayatında meydana gelen değişim ve gelişmelere
paralel olarak bu hizmetlerin sürekli güncelleştirilmesini kapsamaktadır.
Meslekî Yeterlilik Kurumu bu amaçları gerçekleştirmeyi
sağlayacak şekilde kurgulanmıştır. Kurumun faaliyet alanı hem eğitim
ve hem de istihdam kesimini birlikte ilgilendirdiğinden, Kurumun,
kamu tüzelkişiliğini haiz özel hukuk hükümlerine tabi özel bütçeli
ve özerk olması, karar ve yönetim organlarının ilgili devlet kurumları,
işçi ve işveren kesimlerini temsil eden, görev güvencesi sağlanmış
üyelerden oluşması öngörülmüştür.
Meslekî Yeterlilik Kurumunun ana fonksiyonu meslekî
yeterlilik sistemini kurmak ve işletmektir. Kanunda belirtilen
hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi, idarî ve malî özerkliğe
sahip kamu tüzelkişiliğini haiz kamu kuruluşu olması öngörülmektedir.
Değerli arkadaşlar, Kurumun temel görev ve yetkileri
şunlardır:
Ulusal meslek standartlarını temel alarak teknik
ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek.
Standartları belirlenecek meslekleri ve meslek
standartları hazırlayacak kurumları tespit etmek.
Sınav ve belgelendirme sistemi kapsamında sınavlarda
başarılı olanlara meslekî yeterlilik düzeyini gösteren sertifikaların
verilmesini sağlamak.
Türkiye'de çalışmak isteyen yabancıların sahip
oldukları meslekî yeterlilik sertifikalarının doğruluğunu belirlemek.
Genel Kurul ve Yönetim Kurulu Başkanlığından
oluşması planlanan Kurumda en fazla 90 personel özel hukuk hükümlerine
göre istihdam edilecektir. Sosyal tarafların ağırlıkta olduğu Genel
Kurul üyeleri Yönetim Kurulu üyelerini seçecekler. Yönetim Kurulu
üyeleri de kendi aralarından Kurum Başkanını seçecek.
Kurumun aslî faaliyetleri tüm tarafların etkin
katılımının sağlandığı sektör komiteleri tarafından icra edilecektir.
Sektör komiteleri, Millî Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, meslekle ilgili diğer bakanlıklar,
işçi ve işveren kuruluşları, meslek kuruluşları ve Kurumun birer
temsilcisinden oluşacaktır. Ayrıca, çalışmalara üniversitelerden
ilgili bölümlerden öğretim üyeleri de danışman olarak davet edilebilecektir.
Kurum, faaliyete başladıktan sonra, kamuya yük
olmadan, tamamen kendi gelirleriyle tüm giderlerini karşılayacak
şekilde gelirlere kavuşturulmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç
olarak, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının siz değerli milletvekili
arkadaşlarımın katkılarıyla kanunlaştığı ve Meslekî Yeterlilik
Kurumu kurulduğu takdirde, ülkemizin önemli bir ihtiyacının giderileceğine
inancımı belirtir, milletimize ve kanunun tüm taraflarına şimdiden
hayırlı olmasını temenni eder, Yüce Heyetinizi en derin saygılarımla
selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kılıç.
Tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
söz isteyen Bayram Meral, Ankara Milletvekili.
Sayın Meral, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP
GRUBU ADINA BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri;
1193 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Saygıdeğer
milletvekilleri, bu dönem, Yüce Meclis iki defa olağanüstü toplandı.
Birisinde, hepinizin malumu, Lübnan’a, Barış Gücüne asker gönderdik.
Hepimizin ortak dileği, temennisi, giden bu evlatlarımızın sağlıkla
gidip, sağlıkla geri dönmesidir; Yüce Allah’tan bunu temenni ediyoruz.
Değerli
arkadaşlarım, biliyorsunuz, bu toplantıda da, Avrupa Birliğinin
bazı taleplerini yerine getirebilmek için toplanmış bulunmaktayız.
Eğer, müsaade ederseniz, bu Avrupa Birliğinin talep ve isteklerinin
nerede biteceğini, özellikle merak etmeye başladım.
Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, uzun yıllar
bir işçi kuruluşunda görev yaptım ve yüzkırk milyonluk Dünya Hür İşçi
Sendikalarının onbir sene yönetim kurulu üyeliğini yaptım. Yine,
uzun yıllar, daha fazla, Avrupa Sendikalar Birliğinin toplantısını
yaptım, sekiz yıl da Türkiye - Avrupa Karma İstişare Komitesinde
görev yaptığım üç yıl da eş başkan oldum Türkiye’yi temsilen ve şu hazırladığımız
kitap, “Avrupa Birliği Türkiye’den ne istiyor.”
Bunun içerisinde, değerli milletvekilleri, tarihi,
günü, saati, yazılı kararların altında belirlenmiştir. Ne istiyor:
Kıbrıs konusunu, Ermeni soykırım iddiası, azınlıklar, bölücülük,
Ege sorunu, patrikhane, Heybeliada Ruhban Okulu, IMF programları. O
zaman, talepler, teklifler bunların içerisinde Avrupa Parlamentosunun
aldığı tarihî karar yazılı ve bunu 2000 yılında Sayın Cumhurbaşkanımıza
takdim ettiğimiz zaman kamuoyunda bayağı bir tepki oluşturmuştu.
Şimdi, bunlar bir tarafta dururken, başladı Avrupa
Birliği istek sıralamasına. Ne istiyor: Vakıflar yeniden mallar,
azınlıklara özel okullar, Pontus ve Süryani soykırımı. Kürtleri bıraktı
şimdi Alevilere başladı, Alevilerin azınlık sorununu… Korkarım
ki, bir gün gelecek, Yavuz Selim bu kadar Alevinin kellesini kesmiştir,
oraya da soykırım diyecek, ondan da korkarım.
Kıbrıs’ın bütün limanlarının açılması. Arkasından
gelecek, Fırat’ın ve Dicle’nin kullanımı. Unutmayın bunu; arkasından
gelecek, Türk Ordusunun yeniden düzenlenmesi, Ege Ordusunun kaldırılması.
Değerli arkadaşlarım, dün burada çok ciddî konuşmalar
oldu; teşekkür ediyorum, yasa şimdilik geri çekildi. Bakınız, bir
Kurtuluş Savaşı verdik; Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Gaziantep, Çanakkale,
Dumlupınar, Sakarya, Erzurum, Kars, Karadeniz, buralarda dökülen
kanlar sonunda, değerli arkadaşlarım, Lozan’da mürekkep oldu ve Lozan’ın
defterlerine kayıtlara geçti.
Lütfen, saygıdeğer milletvekilleri, bunları
sildirmeyiniz. Eğer bunları sildirirsek, bunları sildirenlerin,
bir gün, çocuklarının alnına bu Lozan’daki mürekkep, karayazıyla
yazılır; buna hiçbirimizin hakkı yoktur.
Ve ne istiyor? Kusura bakmayın, bazılarını da
gizli gizli götürüyorsunuz. Ben bir zamanlar burada at etini serbest
ettiğim dediğim zaman, arkasından domuz eti gelir dediğim zaman
tepki gösterdiniz.
Saygıdeğer arkadaşlarım, şu, 7 Temmuz Cuma günü
Bakanlar Kurulunun Resmî Gazetede yayımladığı… Ne koymuş; büyükbaş
hayvanlar: sığır, manda, deve. Küçükbaş hayvanlar: Koyun ve keçi. Diğer
hayvanlar: Domuz, yabanî domuz, at ve tavşan. Bunları serbest ettiğinizi,
kasaplarda satılacağından haberiniz var mı? Haberiniz yoksa, bu
Resmî Gazete şeyinden size birer tane gönderttireyim mi?!
SABRİ VARAN (Gümüşhane) – İsteyen yesin.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Yani, bu, nerede, bu
istekler nerede bitecek; onu merak ediyorum, onu söylemek istiyorum
değerli arkadaşlarım. Yani, bu istekler nerede bitecek?! Yalan diyebilir
misiniz şimdi?!
Değerli arkadaşlarım, Avrupa’da bazen geziyoruz
“helal kasap, helal manav.” Gözünüzü seveyim, Türkiye’de de bunu
icat edin de, vatandaş, yanlışlıkla gidip domuz eti almasın, sonra da
karakolluk olmasın.
Şimdi, Türkiye’nin bu kadar sorunu var; eğitim de
yapalım, bir şey demiyorum.
Bakınız, değerli arkadaşlarım, bakanınız ne diyor,
bakanınız; diyor ki: “Türkiye’de 18 milyon vatandaş aç geziyor.” E,
bir şey demiyorum. Geçen de burada değerli hemşerim konuşurken, dedi
ki: “İşsizlik aza indi.” Keşke… Ama, burada ne diyor bakınız; şunu yazan
Sayın Başbakanımız diyor ki: “15-25 yaş arasında veya 24 yaş arasındaki
işsiz sayısı yüzde 21.” Kırsala giderseniz, bu yüzde 30’a geçer değerli
arkadaşlarım. Bunlar bizim sorunumuz değil mi?! Bunları görüşelim
de… Bunları görüşmeyecek miyiz; yani, bunları ne yapacağız?!
Öyle bir noktaya geldik ki…
MEHMET KILIÇ (Konya) – Ona uğraşıyoruz işte; istihdamı
artırmaya uğraşıyoruz.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Eline sağlık; neye uğraştığınızı
ben biliyorum.
Dün, üzüldüm, kusura bakmayın. İnanır mısınız,
dün, burada, bakınız, ben, şunu söyleyeyim değerli arkadaşlarım;
hiç tahrik olmayacağım, kusura bakmayın, sizi üzüyorum, ondan sonra,
iki gün de kendim üzülüyorum. Niye sizi üzeceğim, niye kendim üzüleceğim.
Şimdi, dün, burada, bazı milletvekilleri, elini şöyle kaldırıyor
biliyor musun; yani, neredeyse sıradan görünmeyecek. Yapmayın bunu
değerli arkadaşlarım! Bu işkenceye, bu eziyete kendinizi niye
kaptırıyorsunuz?! Bakın, ne güzel, şimdi, rahat nefes aldınız, rahat
oturuyorsunuz, yüzünüz gülüyor. E, gelin, ülkenin sorunlarını da çözelim de halkın
da yüzü gülsün, hepimizin yüzü gülsün.
Ne ettik şimdi; efendim, vatandaşı geziyoruz. Değerli
arkadaşlarım, biz de vatandaşı geziyoruz. Vatandaşı gezerken,
oranın belediye başkanını yanınızda götürmeyin, kaymakamı yanınızda
götürmeyin, zabıtayı yanınızda götürmeyin de, o zaman vatandaşın,
köylünün ne söylediğini bir görün.
AHMET RIZA ACAR (Aydın) – Korumaya ihtiyacımız
yok… Bizim korumaya ihtiyacımız yok.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Ne yaptınız, biliyor
musunuz; çiftçiyi ektiğine biçtiğine pişman ettiniz, emekliyi yaşadığına
pişman ettiniz, memuru sokaklara döktünüz.
AHMET RIZA ACAR (Aydın) – Hüsnükuruntunu anlatma!
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Esnafı süpermarketlere,
hipermarketlere yem ettiniz. Çalışan işçileri, ne zaman işimden
olacağım beklentisine soktunuz; ama, büyük bir başarı sağladınız;
işsizleri Avrupa Birliğine gönderdiniz, Türkiye’de işsiz kalmadı!
Değerli arkadaşlarım, ne yaptınız biliyor musunuz,
kusura bakmayın, ne yaptınız; güzel bir yol çizdiniz. Türkiye’yi ihaleye
çıkardınız, ihaleye… Terörü Amerika’ya havale ettiniz. Türkiye’nin
bölünmesini, parçalanmasını, yeni yeni etnik kökenler icat edilmesini
Avrupa Birliğine havale etiniz, ekonomiyi de IMF’ye havale ettiniz.
Kusura bakmayın da, özelleştirme de size kaldı.
Demiyorum, yani, Grup Başkanvekiliniz burada
oturuyor. Ali Dibo diyecektim; ama, ağzım varmadı; sanki demedik.
SADULLAH ERGİN (Hatay) – De… De… Korkma, de…
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlarım,
Türkiye’nin durumları bu, bunları yapalım. Burada konuştunuz, teşekkür
ederim.
Eğitimsiz, yani, bilenle bilmeyen bir olur mu, okuyanla
okumayan bir olur mu, çalışanla çalışmayan bir olur mu?! Biz taa bunun temelini
çok önceleri attık.
MEHMET KILIÇ (Konya) – 88…
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Evet, çok önceleri attık; fakat, değerli
arkadaşlarım, bir şeyi yaparken alt zeminini yapmak zorundayız.
Burada 15 tane üniversite açılmasına karar aldınız.
İzledik, birçok üniversite açılması gereken illerde davullar çalındı,
zurnalar çalındı, halaylar tutuldu; hoşumuza gitti. Şimdi, üniversitelerden
mezun olan arkadaşlarımız var, Sayın Başbakanımızın hoca efendilere
dediği gibi, çifte diplomalı gençlerimiz var; onlara iş bulabildiniz
mi değerli arkadaşlarım, bunların işi var mı?! 15 tane daha üniversite
açıyorsunuz; bitirdiği zaman okulu nerede çalışacağına dair bir
programınız var mı?! Türkiye’nin her tarafından, bilhassa doğusundan,
güneydoğusundan habire göç geliyor; Van için, Siirt için, Şırnak
için, Kars için, Erzurum için, Artvin için, saymakla bitmez, o yöreler
için, hatta Yozgat için bir programınız var mı; oradaki işçilerin, çalışanların,
üniversiteyi bitirenlerin yarın ne yapacağına dair bir programınız
var mı değerli arkadaşlarım; bir ödenek ayrıldı mı?! Faizlere ayırdığınız
paranın yarısından fazlasını yatırımlara ayırdınız mı?! 6 trilyonla
nerede yatırım yapacaksınız?! Kimi kandırıyorsunuz, hangi kişiye
iş bulacaksınız?!
Burada eğitsen ne olacak, eğitmesen ne olacak?! Mühendisin
var, mühendisin; mühendisin var, makine mühendisin var; senin tankını,
topunu İsrailli uzmanlar tamir etti; duruyor orada senin makine
mühendislerin. Ne yaptırıyorsunuz değerli arkadaşlarım, yapılan
bir şey var mı; yok. Eğitim… Ee, güzel; biz de istiyoruz…
Yalnız, yasa tasarısına hiçbir dediğimiz yok. Ben,
özellikle şunu ifade etmek istiyorum ki, bu yasa tasarısının mimarı,
temeli Türk-İş’tir. Biz, bunu önerdik ve birçok kez de Ekonomik Sosyal
Konseyde tartıştık; adı var, kendi yok ya; korkarım, yarın, bunun da
adı olur kendisi olmaz; ondan da korkarım.
Ve burada bir şey yapıldı değerli arkadaşlarım;
meslek odaları, YÖK, bunları saf dışı bıraktık; bunlar, yıllardır bu
işleri yöneten, yürüten… Konuştun, çok teşekkür ederim; ama, orada
bir konu var; yani, yüksek tahsil görmüş bir insanın sertifikasını,
burada oluşan yönetim veya onun oluşturduğu birimler mi verecek?! Burada
bir çelişki var. Bunu buradan ayırmak lazım değerli arkadaşlarım;
yani, bu bizim de bazen gözümüzden kaçıyor; çünkü, bu teknik bir konu.
Bir
şey söyleyeyim size değerli arkadaşlarım: Bu gibi konularda uzman
vasıflı insanların -severseniz de sevmeseniz de- görüşünü alın.
Burada, mimar mühendis odaları veya başkanları, yönetimleri saf
dışı konulmuştur. YÖK’ten bir… Son günü çağırmakla… Bakınız, benim
hastam vardı, o gün gelemedim, son günü çağırmakla… Her şey bitmiş,
yani misafir kapıya çıkmış, sen diyorsun ki, otursaydın,
Ben,
Sayın Bakanımızdan şunu özellikle beklerim: Yani, bir gün sonra olsa
ne olur?! Hakikaten burada bazı çelişkiler var, arkadaşlardan gelen
bilgileri okudukça… Ben teknik bir zat değilim; ama, ben, vasıflı insanların
yetişmesinden, onların ülkeye hizmet üretmesinden yanayım; niye;
vasıflı, eğitimli bir insan:
1- Daha az iş kazası yapar.
2- Kendisini korur, daha az meslek hastalığına
yakalanır.
3- Üretken olur, ürettiğinden pay alır; hem ülkeye
katkısı olur, hem kendisine katkısı olur, hem çalıştırana katkısı
olur.
Bir şey daha var: Kâr eden bir müessese süreklilik
arz eder ve orada bu insanlara sürekli çalışma imkânı sağlanır.
Biz bunların hepsini düşünüyoruz, biliyoruz;
ama, burada özellikle şunu ifade etmek isterim değerli arkadaşlarım:
Bakınız, şimdi Genel Kurul kimlerden oluşuyor: Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığından iki üye, Millî Eğitim Bakanlığından üç üye, Maliye Bakanlığından
bir üye, Bayındırlık Bakanlığından bir üye, Sağlık Bakanlığından
bir üye, Tarım Bakanlığından bir üye, Sanayi ve Ticaret Bakanlığından
bir üye…” Yani, sıralamayla bitmez. Ben, şunu söylüyorum…
MEHMET KILIÇ (Konya) – Alt tarafını da oku.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Altını mı okudum? Sendikalardan…
Bakınız orada bir…
MEHMET KILIÇ (Konya) - Oku, devam et.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Okuyorum, onu da okuyorum.
Bir dakika, orada bir şey daha var.
MEHMET KILIÇ (Konya) – İşine geldiği yerde kesiyorsun.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Burada çoğunluk esasını
gözardı etmişsiniz. Burada üç konfederasyonu dahil etmişsiniz,
burada bir konfederasyon olması lazım. Çoğunluk esası burada ortadan
kaldırılmış. Okuyun...
“… üniversitelerin çalışma, ekonomi, işletme
ve meslekî eğitimle ilgili alanlardan sorumlu bölümünden bir kişi,
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığından bir kişi, Avrupa Birliği
Genel Sekreterliğinden bir kişi, Türkiye İş Kurumundan bir kişi,
Küçük ve Orta Ölçekli Sanayii Geliştirme ve Denetleme İdare Başkanlığından
bir üye, Türkiye Atom Enerjisi Kurumundan bir üye, Türk Standartları
Enstitüsünden bir üye, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden dört
üye…” Niye Türk-İş’den değil, ondan dört üye?
MEHMET KILIÇ (Konya) – Devam et, devam et.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – “… Türkiye Esnaf ve
Sanatkârlar Kurumundan dört üye, Ziraat Odalarından bir üye…” Eksiği
ne?! “…Türkiye Serbest Muhasebeciler
Odalarından bir üye, Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliğinden
-ki, işin ağırlığı, özü budur değerli arkadaşlarım- iki üye” neyi eksik; işin ehli, yürüten mimar,
mühendislerden- iki üye de diğerlerinden, dört üye?! Sonra, bu iki üye
ne iş yapacak; onu da merak ediyorum. “…Türkiye Seyahat Acenteleri
Birliğinden bir üye, Türkiye İhracatçılar Meclisinden bir üye…” En
fazla üyeye sahip üç işçi kuruluşundan… Çoğunluk esası burada ortadan
kalkmadı mı?!
MEHMET KILIÇ (Konya) – “En fazla” diyor, en fazla.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – Müsaade eder misiniz.
Siz nasıl bölüştünüz şeyi; çoğunluk esasına göre
bölüşmediniz mi Divanı, her şeyi; burada niye yok çoğunluk esası?!
3 tane şeyi niye katıyorsunuz? Bakınız, bazı şeyleri karnınızda
saklamayın. Deyin ki, bizim bir kuruluşa borcumuz var, onun hatırına
öbürünü de yanına kattık, kimin hakkını bölüştürdük; Türk-İş’in. Bunu
böyle deyin de, helal olsun diyelim, açık açık söyleyelim. Yani, yuvarlamanın,
toprağa katmanın, toza gömmenin ne âlemi var değerli arkadaşlarım;
bunların adı budur, söyleyin böyle.
Yönetim kurulu... Yönetim kurulu da, Çalışma Bakanlığı
ile -başkanı, yardımcısı- Millî Eğitim Bakanlığı.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu neye benzer biliyor
musunuz -kusura bakmayın- bir Ekonomik ve Sosyal Konsey oluşturduk
ya, zamanında göklere çıkardık, şey yaptık, adı var şanı yok, hiçbir
etkisi yok. Etkisi yok demiyorum, burada bir sorun daha var. Burada,
tek kuruş, belki de, görünüme göre, devletin ekonomik katkısı olmayacak;
biraz önce siz de söylediniz. Bugün, ekonomik yönden, yani, üye aidatıyla
geçinen kuruluşlar var. İsim vermek istemiyorum. Bunlardan katkı
alamadığınız zaman ne yapılacaktır orada? Ne yapacaksınız? Bunun
hesabı yapıldı mı?
Sayın
Çalışma Bakanımız, bu konuların hepsini, kimin nereden geldiğini,
kimin nereden gittiğini, kimin bankada neyi var, kimin bankada neyi
yok; düğmeye basıyoruz, şimdi hepimizin gözünün önüne geliyor. Öyle
kuruluşlar var ki bugün, zor yaşamını sürdürüyor. Onlardan herhangi
bir katkı alamadığınız zaman ne olacaktır burada değerli arkadaşlarım?
Yoksa, eğitimde insanları yetiştiriyorsunuz, bilgilendiriyorsunuz,
bilgisi karşısı sertifikasını veriyorsunuz, her gittiği yerde o
sertifikanın geçerliliği sağlanıyor, üretken oluyor, az kaza yapıyor,
verimi artırıyor. Buna, kim, ne der değerli arkadaşlarım?! Buna
hiç kimsenin bir şey dediği yok; ama, bunun içinde, özünde bazı çelişkiler
var.
Bu
çelişkilerin ana noktası; bir, YÖK dışlanmıştır; iki, Türkiye Mimar
Mühendis Odaları dışlanmıştır; çünkü, işin ana noktasını yürüten,
yöneten onlardır.
Umuyorum
ki, Sayın Bakanım bu durumları da dikkate alır; böyle, bütün tarafların
kabulleneceği, verimin artması için daha yetişkin elemanların gelecekte
iş bulacağı bir ortamın yaratılmasını hepimiz istiyoruz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
– Sayın Meral, lütfen, toparlar mısınız.
Buyurun.
FİKRET
BADAZLI (
BAŞKAN-
Sayın Badazlı, lütfen…
Sayın
Meral, buyurun.
BAYRAM
ALİ MERAL (Devamla) - 35 yaşındaki adamların çalışmasından rahatsız
oluyorsanız…
FİKRET
BADAZLI (
BAYRAM
ALİ MERAL (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, o zaman, yaşı niye yükselttiniz?!
Bakınız,
şimdi, laf lafı açıyor, söylesem bir türlü söylemesem bir türlü. Şimdi,
sizin iş verdiklerinize gidin deyin ki, şu emekli olmuş adamlar, iş
verdikleriniz var ya, o müteahhitler - biz vermiyoruz, siz iyi bilirsiniz;
sizi de kastederek söylemiyorum- o müteahhitlere deyin ki “tığ gibi
gençler var; iş bekliyor -asgarî ücret de vermiyor onlara- karın tokluğuna
bu insanları çalıştırmayın. Çalıştırırsanız size iş vermeyiz, size
ihale vermeyiz” deyin; bu kadar basit sayın milletvekilim.
Elindeki baltayı niye bir başkasının eline veriyorsun?!
O, baltayı kullanmayı bilmezse, kendi dizine de vurur, senin dizine
de vurur bugün olduğu gibi.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Meral.
Tümü üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz
isteyen Ankara Milletvekili Muzaffer Kurtulmuşoğlu.
Buyurun Sayın Kurtulmuşoğlu. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
ANAVATAN
PARTİSİ GRUBU ADINA MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Ankara)- Sayın Başkan,
sayın milletvekilleri; 1193 sıra sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu
Kanunu Tasarısının geneli üzerinde Anavatan Grubu adına söz almış
bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın
Başkan, sayın milletvekilleri; hepimizin
Bugün, ülkemizin en büyük sorunlarından birisi
işsizlik. Doğru… İktidara gelirken de işsizliği yok edecektiniz;
olmadı, yüzde 11’e çıktı.
TEVFİK AKBAK (Çankırı) – Yüzde 8’e indi.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) - Türkiye
nüfusunun yüzde 11’i işsiz, genç nüfusun da yüzde 17’si işsiz.
Bu yıl, ÖSS’ye giren genç sayısı 1 679 000 kişi. Ümitlerini,
üniversite kapılarında, geleceğini garantiye almak için, yükseltmek
için imtihana girdiler. 1,5 milyon insan, üniversite kapısından geri
döndü. Hoş, üniversite mezunu olanlar sanki iş mi buldu bu ülkede;
hayır. Aşağı yukarı 3 000 000’a yakın da neredeyse, kravatlı dediğimiz,
biz elitlerin -güya elitiz- işsiz üniversite mezunu demiyoruz da,
kravatlı insanların sokaklarda işsiz dolaştığını söylüyoruz. Bu
bir yeni moda.
Hükümetlerin işi, insanlara iş bulmaktır, aş bulmaktır;
huzur bulmaktır ülkede, sokakta insanların huzurlu yürümesini
temin etmektir; ama, ne yazık ki, bugün, ne iş bulabildik ne aş bulabildik
ne de sokakta rahatça yürüyebiliyoruz. Evet, senede 40 000 ara eleman
yetiştirilmesi lazım Türkiye için. Doğru; ama, hangi iş sahasına
hangi yatırımı yaptın da, bunları, 40 000 kişi senede yetiştirip
işyerlerine koyacaksınız?!
Sevgili arkadaşlarım, yasa çıkarmak -işte, burada
çoğunlukta olduğunuz için de, belli olduğunuz için, kaldır parmağını,
indir parmağını, çıkıyor- kolay da, asıl mesele bu yasaları uygulamak.
İşsizliği önlemek, gayemiz; ama, nasıl önleyeceğiz?!
Bakınız, size bir şey söyleyeyim: Hükümet, diğer olaylarda olduğu
gibi, işsizliği önlemede de sınıfta kaldı. Sevgili arkadaşlarım,
eğer, insanların ürünlerine normal değeri vermezseniz, insanların
işinde ekmek kazanabilecek, temin edebilecek bir iş bulduramazsanız
işsizliği devamlı artırırsınız. Bunlardan bir tanesi, son zamanlarda,
Karadeniz’de, fındıkta oynanan oyundur. Sevgili arkadaşlarım, 8 000 000 insan bu fındıktan nasibini
alıyordu. Şöyle bir bakınız Karadeniz vilayetlerine; eğer, bunların,
Giresun’un, Ordu’nun, Trabzon’un, Düzce’nin fındıktan başka geliri nedir
diye bir bakınız; hiçbir geliri yok, iki senede de bir olur. Ne yaptınız;
bu insanların da emeğinin karşılığını vermeyerek bu insanları
mağdur ettiniz.
ASIM AYKAN (Trabzon) – Yanlış!.. Yanlış!..
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) - Sevgili
arkadaşlarım, sadece mağdur etmekle kalınmıyor. Bakınız, işsizliği
önlemek için uğraşıyoruz.
ASIM AYKAN (Trabzon) – Yanlış ama!..
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) - O yanlış
senin yanlışın; benim doğrularım ayrı.
ASIM AYKAN (Trabzon) – Olur mu öyle şey?!. Rakamlar
konuşuyor, rakamlar…
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Şimdi, bakınız,“rakamla
konuş” diyen arkadaşıma söylüyorum; Giresun’dan, aşağı yukarı,
göç eden 1 000 000’a yakın insan İstanbul’da, Trabzon’dan 700 000... Söyle
bakalım, var mı yok mu yanlışı?!
ASIM AYKAN (Trabzon) – Yok!..
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Ordu’dan
300 000 insan şehirleri bırakıp büyükşehirlere gidiyor.
GÜROL ERGİN (Muğla) – Doğrusunu Eyüp Beye sor.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Doktor Kurtulmuşoğlu,
öyle, dersine çalışmadan buraya çıkmaz. Onları, ben yaşıyorum.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) – Meslekî mi, siyasî mi?
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Evet, bu Karadeniz
insanlarını mağdur etmekle bugünkü göçe göç ekliyorsunuz. Yanlış
yapıyorsunuz sevgili arkadaşlarım. Bunu, muhalefet olarak söylemiyorum;
bu, bizim ülkemizin gerçekleri. Bu ülkenin gerçeklerine, eğer neşter
vurmazsak, doğru dürüst teşhis koymazsak, tedavi etmemiz de olası
değildir. Burada, çok güzel “onu yaptım, bunu yaptım” demek kadar güzel
bir şey yok. Nasıl olsa benim vatandaşım ne söylersen söyle inanıyor;
ama, bundan sonra inanacağını zannetmiyorum sevgili arkadaşlarım.
Bakınız, bu Karadenizlilere, fındığına böyle
fiyat vermekle, sadece Türkiye’de 8 000 000 insanla oynamadınız;
ülke aşırı oldunuz, ülke aşırı! İspanya’ya kadar gittiler; İspanya’daki
üreticiler de artık sokağa döküldü. Sevgili arkadaşlarım, gerçek
mi, doğru mu İspanya’ya bakın bakalım. İspanya’daki üreticiler de
fındığı sokağa dökmeye başladı. “Ey Türkiye, ne yapıyorsun, sen niçin
böyle yapıyorsun, benim hakkımı gasp ediyorsun” diyor, İstanbul’da
toplantıya geliyor İspanya üreticileri. Yanlış mı?!
Anladık, bu fındık böyle gitti; ama, fındığın gitmesinden
evvel… Beyler, Giresun’un nüfusu 60 milyon, Trabzon’un nüfusu her sene
değişiyor, küçülüyor, Giresun küçülüyor, Ordu küçülüyor. Ee, devamlı
göç veriyor. Bu şehirler nasıl bunları karşılayacak?! Artık, şehirler,
köy oldu, köy; köy âdetleriyle idare ediliyorlar.
Sevgili arkadaşlarım, hakikaten, bu kadar içim
acımamıştı; ama, ben Giresunluyum; ben bu fındığı…
BAŞKAN – Sayın Kurtulmuşoğlu… Sayın Kurtulmuşoğlu…
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Evet.
BAŞKAN – Biraz da ilgili yasadan bahseder miyiz;
lütfen...
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Tabiî; işsizlikten
bahsediyorum.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Sayın Başkan, ülkenin sorunlarına
değiniyor; lütfen…
BAŞKAN – Buyurun Sayın Kurtulmuşoğlu.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – İşsizlikten
bahsediyorum.
SELAMİ YİĞİT (Kars) – Daha nasıl olsun ilgi Başkan?!
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Şimdi, bu
arada bir işsiz ordusu daha yaratıyoruz. Evet, Avrupa Birliğinin
dayatmasıyla da olsa, bu yasanın geç de gelmesine rağmen, bu yasanın
çıkması doğaldır, doğrudur; yasa, sadece çıkmakla kalmaz, inşallah,
tatbikatına da kısa zamanda başlarız diye ümit ediyorum.
Avrupa Birliği -mesele oraya gelmişken onu da
söyleyeyim- her gün bizim önümüze yeni yeni bir şeyler çıkarıyor. “32
kriter” denildi. Bir bakıyorsunuz, 32 tane de yeniden yumurtlamış
gibi, 64’e çıkacak neredeyse. Her gün önümüze başka bir şey geliyor.
Sevgili Avrupa Birliği dostlarına sesleniyorum
buradan; çifte standardı bırakınız. Üye olmuş ülkelere, aday olan
ülkelere ne şartlar koştunuzsa, bize de onu uygulayınız, onu uygulayınız!
Evet, biz, size müracaat ettik diye, sizin kapınızda nöbet tutacak
bir ülke değiliz. Avrupalı dostlarımız, eğer istiyorlarsa, Türkiye’nin
Avrupa Birliğine girmesini istiyorlarsa, çifte standarttan vazgeçmek
mecburiyetinde. Bu da mı yanlış?!.
Onun için, ben şunu söylüyorum: Biz, ev ödevimizi,
müracaat ettiğimize göre, yapacağız. Bundan sonrası Avrupa Birliğine
düşüyor. Onlar da, daha ciddî, daha samimi davranmak mecburiyetindeler
diye düşünüyorum. Yani, şimdi, işsizliği halledeceğiz. Bu yasayla
da öyle yapacağız ara elemanı bulmakla; temennim de o. İşsizliği
halledeceğiz derken edemedik, işsizlik daha çok arttı. Ağır ağır, hani
vardır ya “insanlar açlıkla terbiye edilmez” diye atalarımızın bir
sözü vardır; neredeyse oraya geliyoruz.
Üstüne üstlük, Hükümet, bir de ne yaptı biliyor
musunuz?! Bunları nasıl yapıyorlar, onu da hiç anlamıyorum. İnsanın
insan olarak -doktor olarak da söylüyorum- en kötü hastalık kanserdir;
kanserden kötü bir hastalık yoktur. Bir ilacı var, onu da “ödeme listesinden
çıkardım” diyorsun. Kardeşim, hadi açlıktan ölelim dedik; ama, yani,
hastalıktan da mı ölelim yani, bunu da mı yapalım; bunu mu istiyoruz?!
Bizim ülkemize, bizim insanlarımıza bu mu yakışıyor?!
Muadilini, eşdeğerini alsın dedi ilacın, Neupogen’in
başka bir ilacı alınsın dedi Sayın Bakan bir şeyde, Neupogen’in başka
bir eşdeğer ilacı var dedi. Soruşturdum, araştırdım, aynı ilacın eşdeğeri
diye düşünülen bu ilacı da Amerika’da aynı firma üretiyor, yasaklanan
ilacı da aynı firma üretiyor, eşdeğer dediği ilacı da aynı firma
üretiyor. O yetmiyormuş gibi… Fakat, Türkiye’de, ithal eden firmalar
ayrı, ithal eden firmalar ayrı arkadaşlarım. Bunu size söyleyeyim.
O zaman benim aklımdan bir şey geçiyor, yani, ben… Kanser hastası –Allah
kimseye göstermesin- o hastanın doktora gidip de teşhisini koyarken
o hastaya, doktorun “sen kansersin” demesini çok mu kolay zannediyorsunuz?!
FİKRET BADAZLI (Antalya) – Dünyanın en zor işi.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) – Çok mu kolay
zannediyorsunuz, hekim, sen, bunu buldum diyecek diye… Ama, hasta
alışmış ilacına. Hasta ondan çare bekliyor. O hastayı düşünebiliyor
musunuz, aylarca o ilacı kullanmış “ben bununla iyi olacağım” diyor.
Bu kadar da bir şeysi yok, çok da böyle… Kanserin ne olduğunu herkes
biliyor. Şimdi, başka, yeni bir ilaç verecek. Acaba, bu, olur mu, olmaz
mı diye adam psikolojikman da yıkılacak o hasta. Zaten yıkık, zaten
vurmuş Allah, bir de Sağlık Bakanının bunu yapması doğru muydu yani?!
Hem işsizlikten bahsediyor aç bırakıyoruz,
o açlık yetmiyor, ben seni öldürmek için elimden geleni yaparım, ilacını
da vermem diyorsun! Bu, iktidar değil, bu yanlış, bu şık değil, bu çok
büyük hata.
Aradaki fiyat farkını da söyleyeyim size; aynı
firmanın eşdeğer ilaç dediğinin de birinin, zannedersem, 1 100
000’den bahsediliyor, birinin de 900 küsur; ama, aynı firma, çıkaran
da aynı firma; iyi; ithal eden değişik. Onun için, bir an evvel, bundan
da Sayın Bakanın geri dönmesini istiyorum. Benim insanlarımın,
bu insanlarımızın, ülkemizde yetmiş milyon insanın ne açlıkla terbiye
edilmesine lüzum var, ne de ölümle tehdit edilmesine lüzum var. Yetmiş
milyon insan bunları hak etmiyor, etmiyor!
Eğer bir olayın kendinize yapıldığını düşünürseniz,
ona, bizim tıpta empati derler; kendine layık görmediğini hiç kimseye
layık göremezsin. Benim, burada, feveranım odur. Ben siyaset yapayım
da, birilerini yıpratayım da, yüceleceğim diye hiçbir şey düşünmedim
bugüne kadar. Artı, şunu da biliyorum ki, hiçbir kimse birilerini
ayak altına alarak yükselemez; böyle bir şey yok. Ama, ben, size, bu
kürsüye çıktığımda doğruları söylemek mecburiyetindeyim; çünkü,
hepimiz bu ülkede yaşıyoruz. Komşumuz ağlarken, komşumuz açlıktan
ölürken veya ilacını alamazken siz nasıl rahat durabilirsiniz, huzur
içinde olabilirsiniz. Bunu, böyle bir düşünün; yani, şart mıdır, Kurtulmuşoğlu
siyaset yapmak için bunları söylüyor diyeceğinize… Ben, bu gerçeği
yaşıyorum; ilaç olarak yaşıyorum, doktor olarak yaşıyorum, o ayrı.
Fındığı da, işçisi olarak yaşıyorum, üreticisi olarak yaşıyorum.
3 200 000’e -eğer işçiyle toplatırsan-
fındık mal olursa, 4 000 000 verirsiniz, o da Giresun fındığı… Giresun
fındığına 4 000 000 verdiğinde 3 800 000’e iner, diğer taraftaki fındıklar
da 3 500 000’e gelir. Bunların başka bir geliri yok.
Evet, bu yasanın, Türk toplumuna, Türk Halkına hayırlı
ve uğurlu olmasını diliyorum ve bu yasaya şahsım ve Grubum adına da
olumlu oy vereceğimizi söylüyorum.
Beni dinlediğiniz için sabrınıza teşekkür ediyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kurtulmuşoğlu.
Yasanın tümü üzerinde, Hükümet adına, Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Murat Başesgioğlu söz istemişlerdir.
Buyurun. (AK Parti sıralarında alkışlar)
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Huzurunuza sunmuş olduğumuz kanun tasarısı,
Meslekî Yeterlilik Kurumu adıyla bir kurumun kurulmasını amaçlamaktadır.
Neden böyle bir kuruma ihtiyaç duyulmuştur; bu, bugünün ihtiyacı
mıdır; izin verirseniz, bu konuda sizleri aydınlatmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de, bu anlamda
bir kurumun kurulması ihtiyacı 1992 yılından itibaren konuşulmaya
başlanmıştır. Devlet Planlama Teşkilatı raporlarında ve diğer
resmî dokümanlarda böyle bir kurumun gerekliliği üzerinde mutabakata
varılmıştır. En son, ulusal programda, ilerleme raporunda da böyle
bir kurumun kurulması gerekliliği dile getirilmiştir.
Niçin, böyle bir kurumun kurulmasına ihtiyaç
vardır; yani, ulusal raporda yer aldığı, Avrupa Birliği süreci içerisinde
çıkarmamız gereken bir yasa bağlamında mı bunun üzerinde ısrarla
duruyoruz; hayır. 1992 yılında, dediğim gibi, bu ihtiyaç belirmiştir.
Biz de, bu ihtiyacın bugün hâlâ devam ettiğini ve ülkemizde, çalışma
hayatında, işgücü piyasasında böyle bir kurumun kurulması gerektiğine
inanıyoruz.
Değerli milletvekilleri, hepinizin de bildiği
gibi, işsizlik konusu toplumumuzun en önemli sorunlarından biridir.
Özellikle, 2000 ve 2001’li yıllarda yaşamış olduğumuz ekonomik şoklardan
sonra, Türkiye’de, işsizlik rakamları yüzde 10’ların üzerine çıkmış
ve yapısal bir durum halini almıştır.
Hükümete geldiğimiz günden bu tarafa, işsizlikle
mücadele konusunda ve istihdamı artırma konusunda önemli yapısal
ve yasal değişiklikler gerçekleştirdik. Yeni bir İş Kanunu çıkardık.
Buradaki amaç, hem çalışanları korumak hem de iş arayanlara yeni
kanallar açarak, özellikle gençlerin ve hanımların istihdam piyasasına
girmelerini kolaylaştıracak yeni İş Kanunu düzenlemeleri Yüce
Meclisimizden geçti.
Yıllardır İş ve İşçi Bulma Kurumu olarak bildiğimiz,
1960’larda Türkiye’nin işgücünün yabancı ülkelere gidişine aracılık
eden İş ve İşçi Bulma Kurumunu, çağdaş bir anlayışla, yeni bir kamu
istihdam kurumu haline getirdik ve Türkiye İş Kurumu olarak idare
hayatımızda yerini aldı.
Yine, geçtiğimiz yasama yılında, sosyal güvenlik
reformunu çıkararak, ülkemizde, hem sosyal korumayı sağlamak hem
kayıtdışını önlemek hem de işgücü piyasalarının etkin olması için
önemli bir yapısal reformu hayata geçirdik. Bunun gibi, sizin de şahit
olduğunuz birçok düzenlemeler yaptık, teşvik tedbirleri uyguladık,
asgarî ücret ile SSK primine esas alt kazanç sınırlarını eşitledik. Bütün
bu yapmış olduğumuz düzenlemelerin nihaî hedefi şudur: Ülkemizde
yapısal bir sorun haline gelmiş işsizlik sorununu makul seviyelere
çekmektir. Şu anda, 2002 yılında almış olduğumuz noktadan, bizi cesaretlendirecek
bir şekilde, özellikle son açıklanan veriler, işsizlik oranlarının
çok cüzi de olsa bir düşüş trendine girdiğini göstermektedir. En
son açıklanan veri, bir önceki yılın, yani 2005 yılının verilerine
göre işsizlik oranımızın 8,8 civarına düştüğünü bize göstermektedir.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Bakanım, ilk altı
aya bakacağız, ortalamaya bakacağız; 10,5…
ÇALIŞMA
VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) – Değerli
arkadaşlarım…
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – 10,5 ortalama Sayın
Bakanım, ilk altı ayın.
BAŞKAN
– Sayın Kandoğan, lütfen…
ÇALIŞMA
VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) – Değerli
arkadaşlarım, hedefimiz, 2006 yılı sonunda, uzun süredir yüzde
10’larda, yüzde 10,5 civarında seyreden işsizlik oranını yüzde
10’un altına çekmektir; Hükümet olarak hedefimiz budur. Eğer herhangi
bir olağanüstü dalgalanma yaşanmazsa, bu veriler, bize, 2006 yılı
sonunda işsizlik oranımızın yüzde 10’un altına düşeceğini göstermektedir.
Tabiî, bu
SÜLEYMAN
SARIBAŞ (
ÇALIŞMA
VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) – Efendim?..
SÜLEYMAN
SARIBAŞ (
ASIM AYKAN (Trabzon) – Allah bilir!
ÇALIŞMA
VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) – Şimdi, tabiî,
dünyada yalnız yaşamıyoruz. Siz ne kadar sisteminizi düzgün de yürütseniz,
istikrar politikasını düzgün de yürütseniz, dünyanın öbür ucundaki
bir dalgalanma, bir likidite krizi, finans krizi gelip sizi buluyor.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Öngörünüzü soruyorum
Sayın Bakan.
BAŞKAN – Sayın Sarıbaş, lütfen… Karşılıklı konuşmayalım.
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(Devamla) – Yani, bizim dışımızdaki çeşitli nedenlerden dolayı
da, dünyanın her ekonomisinde olduğu gibi, bizim ekonomimiz de az
veya çok etkileniyor; ama, şunu memnuniyetle söyleyelim ki, ekonomimizin
bu dış şoklara karşı dayanıklı olması için, başta finans sektörü olmak
üzere, bütün sektörlerimizi dirençli bir hale getirmenin gayreti
içerisindeyiz; bunda da belli bir mesafe aldığımızı ifade etmek
isterim.
Bu genel işsizlik konusundaki kısa görüşlerimi
sizlerle paylaştıktan sonra, bu Meslekî Yeterlilik Kurumunun işsizlikle
mücadele bağlamında önemli bir enstrüman olduğunu ifade etmek istiyorum.
Ülke olarak işsizliği yenme konusunda her aracı
kullanmak durumundayız. Yani, tek bir araçla işsizliği makul seviyelere
indirmenin mümkün olmadığını biliyoruz. İşsizliği makul seviyelere
indirmek için elbette ülkemizde ekonomik büyümenin belli bir performansta
gerçekleşmesi gerekiyor. Bu anlamda Türk ekonomisinin, uzun bir süredir
memnuniyetle ifade ediyoruz ki, büyüme performansı herkesin takdir
ettiği bir oranda gerçekleşmektedir.
Değerli arkadaşlarım, tabiî, işsizliği yenme
konusu sadece ekonomik büyümeyle gerçekleşmiyor, başka enstrümanları
da kullanmanız gerekiyor. İşte bunlardan biri de, eğitim-istihdam
ilişkisinin sağlıklı kurulmasıdır. Huzurlarınıza getirdiğimiz
ve şu anda görüşmekte olduğumuz Meslekî Yeterlilik Kurumu, birçok
fonksiyonu yanında, eğitim-istihdam ilişkisinin de sağlıklı kurulmasına
yardımcı olacak bir kurum haline gelecektir. Nasıl gelecektir; Meslekî
Yeterlilik Kurumu meslek standartlarını belirleyecek ve öğretim
kurumlarına dönüp, işgücü piyasasının şu evsafta, şu nitelikte
elemana ihtiyacı var, siz de teknik eğitim olarak, meslekî eğitim olarak
müfredatınızı, programınızı buna göre yapın diyecek. Ülkemizde
insan kaynaklarının atıl hale gelmesini önemli ölçüde azaltmayı
hedefliyoruz. Bugün okullarımızdan çıkan gençlerimizin işgücü
piyasasında eşleşmesi konusunda, iş bulması konusunda büyük sıkıntıların
yaşandığını biliyoruz. İşte bu Meslekî Yeterlilik Kurumu, özellikle
yükseköğrenimli gençlerimizin işgücü piyasasında rahatlıkla
iş bulabilmelerine imkân sağlayacak bir yönlendirmeyi, bir yol haritasını
eğitim kurumlarına gösterecektir, eğitim kurumlarının müfredatlarının
işgücü piyasasının dinamiklerine uygun bir şekilde yapılmasına
imkân verecektir.
Kısaca, bu Kurum nasıl bir kurum olacaktır, kompozisyonu
ne olacaktır, bunu size ifade edeyim. Değerli arkadaşlarım, bu Kurum
özerk bir kurum olacaktır. Yani, Çalışma Bakanlığının tamamen yönetiminde
olan, tamamen kamunun hâkim olduğu bir kurum değil, aksine, sivil
toplum örgütlerinin, meslek odalarının yönetiminde daha çok etkin
olduğu, daha çok hâkim olduğu bir kuruluş olacaktır ve sevk ve idaresi
de, tamamen kendi yönetim anlayışına, kendi genel kurulunun ortaya
koymuş olduğu politikalar çerçevesinde gerçekleşecektir.
Genel kurulu ve yönetim kurulu bu anlayışa uygun
şekilde dizayn edilmiştir. Yönetim kurulunda Bakanlık temsilcilerinin
yanı sıra, sendikalarımızın, sivil toplum örgütlerimizin temsilcileri
vardır. En son, zannediyorum, gruplarımızın da mutabakatıyla, benim
de uygun gördüğüm yeni bir değişiklik daha gelecektir. YÖK’ten de
bir yönetim kurulu üyesinin yönetim kurulunda temsil edilmesi,
eğer siz uygun görürseniz, önergeyi kabul ederseniz, o da bu şekilde
mümkün olacaktır.
Bu Kurum, Meslekî Yeterlilik Kurumu, hepinizin
bildiği gibi, ülkemizde bireylerin meslekî yeterliliklerini ulusal
ve uluslararası düzeyde belirleyen meslek standartları, sınav ve
belgelendirme sistemi bulunmamaktadır. Bu ihtiyacı gidermek üzere
böyle bir kurum kurulması öngörülmüştür. Kısaca amaçlarını ifade
etmemiz gerekirse, bu Kurumun amacı, ulusal meslek standartlarını
temel alarak teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerini,
esaslarını belirlemek, denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme
ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli
ulusal yeterliliklerini sistemini kurmak ve işletmek üzere Meslekî
Yeterlilik Kurumunun kurulmasını sağlamak, ulusal yeterlilik
çerçevesiyle ilgili hususların düzenlemesini sağlamaktır; özü
itibariyle, genel olarak, bu Kurumun amacı budur.
Çok soruluyor, belki size de bu anlamda sorular
gelmiştir: Hangi meslekler bunun kapsamındadır veyahut da hangi
meslekler bu tasarının kapsamında olacaktır. İzin verirseniz, kapsam
dışında kalacak meslekleri söylersem, kapsamı daha net olarak anlaşılmış
olacaktır.
Avrupa Birliğinin otomatik tanıma kapsamına
almış olduğu meslekler var. Bunlar, tabiplik, diş hekimliği, hemşirelik,
ebelik, eczacılık, veterinerlik ve mimarlık. Bu meslekler bu kanun
kapsamında olmayacaktır. Eski prosedürleri neyse, yine o prosedürlere
göre, bunlar, işe girme, sertifikalandırma programlarına devam
edeceklerdir.
Ayrıca, en az lisans düzeyinde öğrenimi gerektiren
ve mesleğe giriş şartları kanunla düzenlenmiş olan meslekler bu kanun
kapsamı dışındadır. Yani mühendislik, yani malî müşavirlik, yani
noterlik, avukatlık gibi, artık, belli sistemleri oturmuş meslekler
de bu kanun kapsamında olmayıp, eski usulleri ve prosedürleri devam
edecektir.
Bunun dışında, özellikle lisans seviyesinde eğitimi
olmayan çıraklık eğitimi, ustalık eğitimi gibi piyasa şartları
içerisinde yetişmiş işgücümüze bu sertifikayı vermek, onların
meslek standartlarını belirlemek bu Kurumun görevleri arasında
olacaktır.
90 kişilik bir kadrosu olacaktır. Olabildiğince
kamuya yeni bir malî yük getirmemesi amaçlanmıştır. Genel kurul üyelerinin
belli bir miktarda malî yönden katkısı amaçlanmaktadır; ama, kendi
ayakları üzerinde durabilen, kendi gelirleriyle sistemi çevirebilecek
bir malî yapısı da, bu Kurumun, söz konusudur. Ne genel bütçeden ne
de dışarıdan -belli bir süre sonra- herhangi bir malî desteğe ihtiyaç
duymadan, kendi gelirleriyle giderlerini karşılayabilecek bir
yapı olacağını tahmin ediyoruz. Bu anlamda kamuya ne personel ne de malî yönden
bir yük getirmeyeceği anlaşılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, bu kısa bilgileri size
arz ettim. İleriki maddelerde de gerek olursa tekrar görüşlerimi
sizlerle paylaşmaktan memnuniyet duyarım.
Sözlerimin başında da ifade ettiğim gibi, gerçekten,
çalışma hayatımıza ve işgücü piyasamıza gerekli olan bir kurumdur.
Oylarınızla onay verdiğiniz takdirde, geç kalmış bir kurumu kuracağız
ve en kısa zamanda uygulamaya geçirerek, çalışma hayatımızda bu
eksikliği giderip, işsizliği önleme konusundaki mücadelemize
yeni bir aracı daha dahil etmiş olacağız.
Katkılarınız için, gayretleriniz için herkese,
bütün gruplara teşekkür ediyor ve tasarımızın hayırlı olmasını
diliyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Tasarının tümü üzerinde, şahsı adına Uşak Milletvekili
Alim Tunç söz istemişlerdir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Tunç.
Süreniz 10 dakika.
ALİM TUNÇ (Uşak) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
1193 sıra sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı hakkında
görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle,
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, Sayın Bakanımız gerçekten
güzel açıklamalarda bulundu; ama, ondan önce konuşan arkadaşlarımızdan…
Özellikle şunu belirtmek istiyorum, bilgi vermek istiyorum: Biz bu
yasa tasarısını Mecliste Komisyonumuzda görüştüğümüzde -tutanaklara
da bakılabilir- sadece, muhalefetten, Cumhuriyet Halk Partisinden
Ali Arslan arkadaşımız vardı, diğer arkadaşlarımızın hiçbiri yoktu.
Bütün sivil toplum kuruluşlarından ve bu konuyla ilgili meslek kuruluşlarından
da katılımcılar vardı, bunları tartıştık; ancak, bugün, bakıyorum,
burada, kimisi mazeret beyan ediyor; ama, gelip, burada, sadece konuşmuş
olmak için konuşmalarını tamamlıyorlar.
NAİL KAMACI (Antalya) – Canım bırak sen herkesin
konuşmasını, takdiri kendi hakkı.
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) – Sen nasıl konuşuyorsun
ki?!.
ALİM TUNÇ (Devamla) - Bir de şunu belirtmek istiyorum.
NAİL KAMACI (Antalya) – Saygı duy bari konuşmasına.
ALİM TUNÇ (Devamla) - Burada, mimarlar ve mühendislerle
ilgili görüşlerini açıkladılar, yukarıda, Komisyonda da görüşlerini
beyan ettiler ve bu görüşleri doğrultusunda ve diğer meslek kuruluşlarının
görüşleri doğrultusunda onlardan faydalandık ve bu kanunun yapımında
da onlar katkı sağladılar, onlara da teşekkür ediyorum.
Yine biraz önce Sayın Bakanımız açıkladılar; mühendis
odaları herhangi bir şekilde bu kapsamın içinde değiller. Yine,
dört yıllık lisans eğitimi almış,
yüksek lisansını tamamlamış kişiler de bu Kurumun dışında,
kapsamın dışında bulunmaktadırlar.
MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)– Önergeyle bulunacaklar
Alim Bey.
ALİM TUNÇ (Devamla) – Evet, önergeyle bulunacaklar.
HASAN ÖREN (Manisa) – Çoğunluk olduğu için kabul
edileceğini varsayarak söyledi.
ALİM TUNÇ (Devamla) - Şimdi, bu Kurum, özellikle,
özerk bir kurum olacak ve yaklaşık
23 tane kuruluştan temsilcilerin katıldığı ve gerçekten ülkemizdeki
meslekî yeterliliği standardize
edecek, sınavlarını yapacak, belgelendirebilecek ve uluslararası
nitelik kazandıracak bir kurum oluşacak.
Değerli arkadaşlar, bu Kurumla beraber, Hükümetimizin de en fazla mücadele
ettiği işsizliğin azaltılmasıyla
ilgili de büyük adım atılmış olacak.
Biraz önce konuşmacılar
işsizlikle ilgili bazı bilgiler verdiler. Gerçekten, 2005’in ocak ayı itibariyle 15-24 yaş arasındaki işsizlik
oranı yüzde 21,5 idi; bugün ise, biraz
önce konuşmacımız bunu belirtti, yüzde 17’ye düşmüş; bu da sevindirici
bir olaydır.
Tabii ki, hepimiz biliyoruz ki, genç bir nüfusa
sahip ülkemizde işsizliğe çözüm bulmak, istihdamı artırmak çok kolay değil; ancak, bizim Hükümetimiz
döneminde, dönemsel de olsa, sürekli olarak bir düşüş, çok az da olsa
bir düşüş trendinde devam etmektedir.
Ben, Uşak’tan örnek vermek istiyorum sizlere. 2001
krizinde, nüfus açısından baktığınızda, en fazla etkilenen il Uşak’tır işçi çıkarılması
ya da işyerlerinin kapatılması açısından. Ama, bugün Hükümetimizin
çıkarmış olduğu kanunla, 5084 ve 5150 sayılı Kanunla, şu ana kadar
2002’den itibaren Hükümetimizle beraber 13 670 yeni istihdam sağlanmış
durumda Uşak’ta. Bunu da, bu Hükümetle beraber, 5084 ve 5150 sayılı
Yasalarla ne kadar isabetli, istihdamı artırıcı tedbirler alındığının
bir göstergesi olması açısından belirtmek istiyorum ve bunları çıkaran
Sayın Başbakanımız ve bütün Bakanlar Kurulumuza teşekkür etmek
istiyorum.
Yine, biraz önceki bir şeyi düzeltmek istiyorum.
Özellikle üniversitelerden, YÖK’ten işletme, çalışma ekonomisi ve
meslekî eğitimle ilgili 3 tane öğretim üyesi -1 tane diye söylendi-
bu kurulda görev alacak; bunu da belirtmek istiyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; meslek standartları,
bir mesleğin başarıyla icra edilebilmesi için yapılması gereken
görev ve işlemler, sahip olunması gereken bilgi ve beceriler ile
sergilenmesi gereken tutum ve davranışları gösteren asgarî normlardır.
Bu normlar, eğitim ve istihdam arasında köprü işlevi görmekte, devlet,
işçi ve işveren arasında uzlaşmayı gerekli kılmaktadır.
Bilindiği üzere, ülkemizde bireylerin meslekî
yeterliliklerini ulusal ve uluslararası düzeyde belirleyen meslek
standartları, sınavla belgelendirme sistemi bulunmamaktadır. Ulusal
meslek standartlarının olmaması meslekî ve teknik eğitim programlarının,
iş piyasası aktörlerinin katılımı olmadan eğitim veren kurumlarca
hazırlanmasına neden olmaktadır. Meslek standartları doğrultusunda
hazırlanmamış olan bu programlara göre verilen meslekî ve teknik eğitimler
iş piyasasının istediği meslekî nitelikleri karşılayamamaktadır.
Örgün ve yaygın meslekî teknik eğitimlerden mezun
olanlara verilen diploma veya belgeler, kişilerin sahip oldukları
bilgi ve becerileri yeterince ve güvenilir biçimde yansıtmamakta,
çoğu zaman bir kurumun verdiği bir kurumun verdiği bir belge diğer
kurum tarafından kabul edilmemektedir.
Ayrıca, formal eğitim almadan, çalışarak beceri
edinen kişilerin büyük bir bölümü sahip oldukları becerilerini
belgelendirme imkânı bulamamaktadırlar. İşgücünün meslekî yeterliliğinin
objektif olarak değerlendirilmesi, en basit ifadeyle, işsizlerin
iş bulmasına, işverenlerin de aradığı işçiyi temin etmelerine
imkân sağlamaktadır.
Diğer taraftan, meslekî yeterlilik sisteminin
olmaması, meslekî ehliyeti bulunmayan kişilerin tüketicilere
zarar vermelerine sebep olmaktadır. Örneğin, evlerimizde veya
işyerlerimizde basit bir tamirat ya da tadilat yaptığımızda, meslekî
yeterlilik belgesi olmayan, ancak, kendini usta diye tanıtan kişilerin
işi tam yapmadığını ya da işi eskisinden kötü hale getirdiğini kendi
hayatımızda en az bir kez yaşamışızdır. Basit gibi görünen bu durumun
ülke genelinde çok büyük kaynak israfına neden olduğuna şüphe bulunmamaktadır.
Değerli arkadaşlar, akredite edilmiş meslekî yeterlilik
belgelerinin olmaması, sadece yurt içinde değil, Türk işgücünün
yurt dışında istihdam edilmesinde de çok büyük güçlükler oluşturmaktadır.
Örneğin, müteahhitlik alanında yurt dışında iş yapan Türk şirketleri,
çalıştırmak üzere yurt dışına götürdükleri Türk işçilerini, meslekî
yeterliliklerini belirleyen bir sertifikaları olmadığı için,
yurt dışında istihdam etmekte yıllardır büyük zorluklarla karşılaşmaktadır.
Bu durum, işsizliğin olduğu bir dönemde işgücünün yurt dışında istihdamını
zorlaştırmakta, ayrıca, Türk müteahhitlerinin rekabet güçlerini
de azaltmaktadır.
Değerli arkadaşlar, görüşülmekte olan bu kanun
tasarısı, yaşanan bu sorunlar paralelinde, içeriği itibariyle
gündeme yeni gelmiş bir konu değildir. Bu, 1989’da temeli atılmış ve
1992’de bir aşamaya gelmiş, sonuçta, 2000 yılında da kanun tasarısı
haline gelmiş; ancak, Mecliste görüşülmesi ve kanunlaşması bugüne
nasip olmuştur.
Değerli arkadaşlar, bu kanunla, tasarının kanunlaşmasından
sonra Türkiye’nin uluslararası itibarı artacak ve işgücümüzün AB
ve dünyadaki hareketliliği kolaylaşacaktır. Yine, Meslekî Yeterlilik
Kurumu Kanunu Tasarısı ile 4702 sayılı Yasanın uygulanmasında
da büyük kolaylıklar sağlanacaktır.
Ben, bu kanun tasarısının, ülkemize hayırlı olmasını
diliyorum. Ayrıca, bir eleştiriyi daha söylemeden edemeyeceğim…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİM TUNÇ (Devamla) - Üç tane büyük konfederasyon,
işçi federasyonunun, üç büyük konfederasyonun bu kurumda temsil
edilmesi, çoğulcu, demokratik bir eylemin yerleşmesi içindir. Bunu
da belirtmek istiyorum.
Tekrar, kanun ülkemize hayırlı uğurlu olsun. Hepinizi
saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tunç.
Tasarının tümü üzerinde, şahsı adına söz isteyen
Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Erdoğan.
FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 1193 sıra sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu
Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Grup adına
da bana bir söz tevdî edilmişti. Bu bağlamda hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Konuya geçmeden önce, benden önceki konuşmacılar,
özellikle meslekî yeterlilik konusunda birçok değerlendirmeler
yaptılar, onun yanında, başka konulara da birtakım açılımlar, yorumlar
getirdiler.
Tabiî ki, Türkiye’de yaşıyoruz. Türkiye’nin dününü,
bugününü, yarınlarının hesabını Meclis olarak yapmaya mecburuz.
Takdir edersiniz ki, 2002 sonu itibariyle, bu Mecliste hepimiz bulunmuyorduk;
ama, hepimiz Türkiye’de bulunuyorduk. O günkü işsizlik oranları,
istatistiklere göre, yüzde 9,9 iken, 2006 Haziran sonu itibariyle
Türkiye’deki işsizlik oranı yüzde 8,8’dir.
Yine, Türkiye’de geçmişte 1,0 fındık fiyatları
açıklanırken, bugünlerde 3 doların üzerinde fındık fiyatları açıklanmıştır;
fakat, Muzaffer Bey benim kapı komşumdur, onun değerlendirmelerine
asla polemik yapmak istemiyorum; ama, değerlendirmek istediğim
bir konu var.
Değerli arkadaşlar, bir veresiye satış var, bir
de peşin satış var. Veresiye satışların alınıp alınmayacağı belli
değildir; ama, peşin satan insan 6 000’e de, 5 000’e de satmıştır geçmiş
senelerde, gerçekten fındığının parasını kasasına koymuştur;
ama, veresiye satıp alınması alınmaması belli olmadığı için 7
000’e satmıştır, ucu açıktır; alan da vermemek üzere belki hesap yaptığı
için, toplum bu konuda mağdur edilmiştir. Bunun hepimiz bilincindeyiz.
(CHP ve Anavatan Partisi sıralarından gürültüler)
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Fındıkçıların arasına
girebilir misiniz?! Ordu’da sizi bekliyorlar!
FAZLI ERDOĞAN (Devamla) – Temennimiz, dileğimiz,
arzumuz şudur: Bu konu, bundan sonra, işin, gerçekten özerk ve sektör
bazında ilgilileri belli olmuştur, devlet konumunu, duruşunu yeniden
tespit etmiştir, Hükümet bu noktada özel sektör eliyle olayı yeniden
yorumlama, yeniden değerlendirme fırsatını Fiskorbirlik’e ve
onun alternatiflerine bırakmıştır. Önümüzdeki sene, zannediyorum,
bu değerlendirmeleri herkesin daha bir şekilde yapması sağlanacaktır.
Malum olduğunuz üzere, Türkiye’nin en büyük sorunu
işsizliktir; bunda hemfikiriz. Yıllardan bu yana gerekli yatırım
ve istihdam alanlarının oluşturulmaması, halihazırdaki kaynakların
yeterli ve etkin bir şekilde kullanılmaması ve bunun yanında da verimli,
kaliteli, nitelikli insanı, zamanında ve yerinde hazır yapamadığımız,
tamamlayamadığımız için ülkemiz bu noktada, gerçekten, gelişmiş
ülkelere göre, evet, yerini alamamıştır; ama, bir gelişmekte olan
ülkeyiz, geri kalmış olan ülkelerden gelmiş, gelişmekte olan ülkeler
arasına gelmişiz. Hedefimiz, Avrupa Birliğiyle gelişmiş ülkeler
seviyesine, Meclis olarak, iktidarıyla, muhalefetiyle ülkeyi
taşımaktır.
Takdir edersiniz ki, yine, Haziran 20, yani, dün
tarihi itibariyle açıklanan birtakım veriler var. İşsizlik oranı
8,8 iken, 15 ve 24 yaş arası kurumsal olmayan sivil işgücü işsizlik
oranı 17,4’tür. Bu rakam, Haziran 2006 verilerine göre yüzde 8,8 olan
genel işsizlik oranının yaklaşık 2 katıdır. Eğitimli işgücünün işsizlik
oranı ise, genç işsizlik oranının çok da üstündedir. Haziran 2006 döneminde
Türkiye’de çalışma çağındaki nüfus, geçen yılın aynı dönemine göre
870 000 kişi artmıştır. Böylesine hızlı bir işgücü olan ülkemizde,
sadece istihdam alanlarının hazırlanması çare ve çözüm değildir.
Aynı zamanda, nitelikli eleman yetiştirmek, ara eleman sıkıntısını
ortadan kaldırmak ve bunun yanında da, insanlarımızın moralini,
çalıştığı yeri severek, işveren, ona “işçi sayesinde ekmek buluyorum”
evet “işçi sayesinde ekmek buluyorum” işçi de “işveren sayesinde
ekmeğimi buluyorum” deme noktasında ortak moral gücüne erişmemiz
lazım.
Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, ülkemizde,
bireylerin meslekî yeterliliklerini, ulusal ve uluslararası düzeyde
belirleyen meslek standartları sınav ve belgelendirme sistemleri
de yeterli değerde değildir. Ulusal meslek standartlarının ve bu
doğrultuda oluşturulması gereken eğitim standartlarının olmaması,
meslekî ve teknik eğitim programlarının, iş piyasası aktörlerinin
katılımı olmadan eğitim veren kurumlarca hazırlanmasına neden
olmaktadır. Bu programlara göre meslekî ve teknik eğitim alan bireyler,
iş piyasasının istediği nitelikte kazanımlarını elde edememektedirler.
Gerek yükseköğretimden mezun olan gerekse meslekî teknik eğitim veren
okullardan mezun yavrularımıza verilen diploma ve belgeler, yavrularımızın
sahip oldukları bilgi ve becerileri yeterince güvenilir bir biçimde
yansıtmamakta, çoğu zaman, bir kurumun verdiği bir belge diğer kurumlar
tarafından önemli bir şekilde değerlendirilmemektedir. Herhangi
bir eğitim almadan çalışarak kendi kabiliyetini, kendi becerisini
kazanmış bir kişi, ne kadar pratikte bir şeyler becermiş olsa bile,
kurumsal olarak yeterli derecede bir belge verilmediği için, o da,
bir yerde işi bilen, fakat, kendini belge noktasında ispatlamama
konusunda sıkıntı çekmektedir. Örneğin, biz, Karadeniz-Ereğli’de
büyük bir tersane kurduk; 110 milyon dolarlık bir yatırımla, 55 000
tonluk gemileri, uluslararası denizlerde, Türk Bayrağıyla dalgalandıracağız.
Orada pratikten gelen insanların belgesi yok. Belgeyi halk eğitim
kurslarından aldık, onların da yeterli derecede pratiği yok. Belgesiz
insanlar başarılı, pratikten gelenler başarısız. Bu noktada bir
çelişki yaşıyoruz. Halk eğitimden alınan arkadaşlarımızın belgesi
olmasına rağmen, o tersanede yeteri derecede hem iş bulamadılar
hem de orada işe girdikleri halde başarılı olamadılar; burada bir
çelişki var. Demek ki, pratikten gelen, işi bilen insanları, yetenekli
olan insanları kurumlarla desteklemek, onları belgelerle sistemin
içerisine almak zorundayız.
Bu örnekleri elbette çoğaltabiliriz. Ancak, görüleceği
gibi, işsiz insanlarımız ile işçiye ihtiyaç duyan işverenlerimizi
bir araya getirirken, karşılıklı olarak ihtiyaçlarının karşılaştırılması
gerekmektedir.
İşgücünün ve çalışma hayatının hızla geliştiği
ve değiştiği günümüzde, ekonomik kalkınmayı yakalayan Türkiye’nin,
bu değişim karşısında, tüm kurum ve kurullarıyla hazır olması gerekmektedir.
Hatta, biliyorum ki, bu düzenleme gerçekten gecikmiştir; çünkü, gelişmiş
ülkelerde ve Avrupa Birliği Üyesi ülkelerde meslekî yeterlilik
sistemlerine baktığımızda, çalışma hayatı ve eğitim kesimi arasında
fonksiyonel bir bağın kurulduğu ve meslek standartları sınav ve belgelendirme
sisteminin önemli bir araç olarak kullanıldığı ve bu hizmetlerin
ürün standartlarını belirleyen kuruluşlardan ayrı olarak, devlet,
işçi ve işveren kesimlerinin katılımıyla oluşturulan özerk kurumlar
tarafından yürütüldüğü açıktır. İngiltere’de, Almanya’da, Amerika
Birleşik Devletlerinde, Hollanda’da bu kurumların işlevleri gerçekten
büyüktür.
Ülkemizde meslekî bir standart birliği olmadığından,
bu ve benzeri birçok alanda bugün üzerinde konuştuğumuz Meslekî Yeterlilik
Kurumunun önemi bir kez daha ortaya konmaktadır. Meslekî yeterlilik
alanında bu eksiklik, işgücünün meslekî yeterliliğinin objektif
olarak değerlendirilmesini engellemekte, en basit ifadeyle, işsizlerin
iş bulmasına, işverenlerin de aradığı işçiyi temin etmelerine
imkân vermemektedir.
Ayrıca, akredite edilmiş meslekî yeterlilik belgeleri
olmadığı için, işgücünün yurt dışında istihdam edilmelerinde çok
büyük güçlüklerle karşılaşılmaktadır.
Saygıdeğer milletvekilleri, ülkemizde ulusal
meslekî yeterlilik sisteminin oluşturulmasına yönelik ilk çalışmalara,
1989’da Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı Beşerî Kaynakları
Geliştirme Projesiyle başlanmıştır. 1992 yılından sonra, Devlet
Planlama Teşkilatı tarafından Beşerî Kaynakları ve İstihdamı Geliştirme
Sistemleri ve Aksiyon Planı hazırlanmıştır. Söz konusu Aksiyon
Planı esas alınarak, İstihdam ve Eğitim Projesi oluşturulmuştur. Anılan
proje, istihdamın geliştirilmesi, işsizlerin eğitimi, meslek
standartları, sınav ve belgelendirme sistemlerinin ve bu sistemi
idame ettirecek özerk bir kurumun kurulması, meslekî danışmanlık
verilmesi, özel istihdam bürolarının oluşturulması gibi hususları
içerdiğinden, projenin genel koordinasyonu Türkiye İş Kurumuna
verilmiştir.
1992 yılında, devlet, işçi ve işveren kesimleri
arasında Meslek Standartları Ulusal Protokolü imzalanmış ve Meslek
Standartları Komisyonunun oluşması kabul edilmiştir.
Meslekî Yeterlilik Kurumu, binlerce mesleği, yeterlilik
düzeyini, bu kapsamda hazırlanacak meslek standartlarını, sınav
ve belgelendirme çalışmalarını, iş hayatında meydana gelen değişim
ve gelişmelere paralel olarak bu hizmetlerin sürekli güncelleştirilmesini
ve bu amaçlara ulaşmayı sağlayacak şekilde teşkilatlandırılacaktır.
Bu kanun tasarısında, Kurumun faaliyet alanı eğitim ve istihdam kesimini
birlikte ilgilendirdiğinden, Kurumun, kamu tüzel kişiliğini haiz,
özel hukuk hükümlerine tabi, özel bütçeli ve özerk olması; karar ve
yönetim organlarının ilgili devlet kurumları, işçi ve işveren kesimlerini
temsil eden, görev güvencesi sağlanmış üyelerden oluşması öngörülmüştür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Erdoğan, lütfen, toparlar mısınız.
FAZLI ERDOĞAN (Devamla) – Tamam Başkanım.
Kurum, faaliyetlerine başladıktan sonra, kamuya
yük olmadan -en önemli tarafı budur- tamamen kendi gelirleriyle
kendi giderlerini karşılayacak konumdadır.
Değerli arkadaşlar, ben, burada, son olarak, sizinle,
bu konudaki Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanununun neler getirdiği
konusunu da kısaca değerlendirip sözlerimi bağlamak istiyorum.
Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanununun neler getirdiği… Ulusal meslek
standartlarını temel alarak teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin
esaslarını belirlemek, standartları belirlenecek meslekî ve meslek
standartları hazırlanacak kurumları tespit etmek, sınav ve belgelendirme
sistemi kapsamında sınavlarda başarılı olanlara meslekî yeterlilik
düzeyini gösteren sertifikaların verilmesini sağlamak, teknik
ve meslekî eğitim öğretim seviyesini yükseltmek, Türkiye’de çalışmak
isteyen yabancıların sahip oldukları meslekî yeterlilik sertifikalarının
doğruluğunu tespit etmektir. Türkiye’de meslekî yeterlilik sistemlerinin
oluşturulmasına, dünya pazarlarında…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Erdoğan, teşekkür ediyorum.
FAZLI ERDOĞAN (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.
…rekabet edebilecek insangücünün geliştirilmesine…
BAŞKAN – Lütfen, Sayın Erdoğan… Teşekkür ediyorum.
FAZLI ERDOĞAN (Devamla) – Evet, ben şunu da sizlerle
paylaşmak istiyorum ve teşekkür ediyorum:
Gönlüm şunu istiyor Türkiye’de: Doktoruyla, öğretmeniyle
bu konuda herkes kendi sahasında yeterli ve seviyeli bir Türkiye
bekliyoruz.
Diyorum ki: Her şey, bütün mesleklerde beş yıl yeniden
bir analizden geçsin.
BAŞKAN – Sayın Erdoğan, lütfen, teşekkür için…
FAZLI ERDOĞAN (Devamla) – Analizden geçerek, herkes
kendi sahasında yeni teknolojik gelişmelere açık, kendini yenilesin,
meslekî yeterliliklerinde her alanda, her unvan sahibi tam olsun.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdoğan.
FAZLI ERDOĞAN (Devamla) – Bu dileklerle, gerek
Başkanı gerek Divanı ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Tümü üzerinde soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Süremiz 20 dakikadır.
Sayın Özdoğan buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) – Teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım. Sayın Bakana birkaç soru yöneltmek istiyorum aracılığınızla.
Birinci sorum: Sayın Bakan, AB’ye uyum yasaları
çerçevesinde gündeme getirmiş olduğunuz Meslekî Yeterlilik Kurumu
Yasa Tasarısı ülkemizde binlerce meslek alanını ve milyonlarca
vatandaşımızı yakından ilgilendiren bir muhtevaya sahiptir ve
söz konusu yasa tasarısının uygulama safhasına ilişkin büyük endişeler
taşımaktayım. Hükümetinizin dört yıllık iktidarında gözlemlemiş
olduğum en dikkat çekici özellik, yasaların uygulama safhasına
işlerlik sağlanamaması oldu zira. Sayın Bakanım, Meslekî Yeterlilik
Kurumu, meslekî işlevde standart bir kalite oluşturmayı amaçlamakta
ve bunun için de, öncelikli olarak eğitimin gerekli olduğu malumunuzdur.
Ülkemizde meslekî yeterlilik için eğitim almak isteyen gençlerin
ise eğitim sağlayacak maddî imkânlardan yaygın olarak mahrum olduğu
da, malum olan başka bir husustur. Benim endişem, öncelikli olarak
işte bu noktada yatmaktadır. Milyonlarca genç çocuğumuzun meslekî
eğitimini bu yasa uyarınca nasıl sağlayacağınız konusunda bir
plana ve bütçeye sahip misiniz?
İkinci sorum: Sayın Bakan, bu yasa Meslekî Yeterlilik
Kurumu için malî ve idarî anlamda özerk bir yapı öngörmekte. Sadece
koordinasyonunun Türkiye İş Kurumu tarafından sağlanması öngörülen
Meslekî Yeterlilik Kurumunun idarî yapısı nasıl oluşturulacaktır?
Örneğin, Hükümetinizin alışkanlığı olduğu üzere, bu Kurumun yöneticileri
partinize yakın kişilerden mi müteşekkil olacaktır?
Üçüncü sorum: Ait olduğunuz siyasî partinin kamu
kurumlarındaki imkânları oy toplama maksatlı kullandığı bilinen
bir gerçektir. Bu durumda, Meslekî Yeterlilik Kurumunu genç oylarını
partinize katmada bir araç olarak kullanmayacağınızı taahhüt edebilir
misiniz? Böyle bir taahhüdünüz varsa, bunu hangi inandırıcı bir uygulama
programına dayandırıyorsunuz?
Diğer bir sorum: Meslekî yeterlilik eğitimi için
yeterliliği haiz eğitim personeliniz mevcut mudur? Mevcutsa, bu
mevcudiyeti sayılarla ifade eder misiniz; mevcut değilse ne kadarlık
bir zaman diliminde, nasıl bir bütçe ve programla eğiticilerin eğitimini
sağlayacaksınız?
Beşinci sorum: AB fonlarının projelendirme eksikliği
nedeniyle Türkiye’de kullanılmadığı ve Türkiye’ye ayrılmış bu fonların
Hükümetinizin döneminde heba olduğu malumunuz. Meslekî Yeterlilik
Kurumunu AB fonlarından istifade edecek şekilde yapılandırma yönünde
bir planınız mevcut mudur?
Son sorum; Sayın Bakana soruyorum: Az önce Zonguldak
Milletvekili Sayın Fazlı Erdoğan konuşurken, Zonguldaklı İbrahim
Öz isminde bir vatandaşımız beni aradı, fındık fiyatlarından sitayişle
bahsettiğini söyledi; dedi ki: “Sayın Fazlı Erdoğan ve AK Parti milletvekilleri
Karadeniz’e girebiliyorlar mı? Kendisine onu bir sorun.” Bunun yorumunu
da Sayın Bakana soruyorum.
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdoğan.
Sayın Işık, buyurun.
AHMET IŞIK (Konya) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakana şu soruyu yöneltmek istiyorum: Sayın
Bakanım, bu kanun yürürlüğe girmeden önce alınmış olan kalfalık ve
ustalık belgeleri bu kanun kapsamında değerlendirilecek midir? Artı,
müktesep haklar korunacak mıdır? Bir de, herhangi bir eğitim almadan
becerisi gelişmiş insanların bu becerilerinin belgelendirilmesi
tasarıyla mümkün hale gelmekte midir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Işık.
Sayın Tütüncü, buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
3 sorum var. Birincisi: Bu kanun tasarısı, bir
yandan örgün eğitimde, ekonominin ara kademe insangücü ihtiyacını
karşılamak açısından bir yapısal dönüşümü gerekli kılıyor, örgün
eğitim sisteminde bir yapısal dönüşümü gerekli kılıyor, meslekî
ve teknik eğitim lehine; öte yandan da, çıraklık eğitimi başta olmak
üzere, hizmetiçi, hizmet öncesi, mesleğe yöneltme gibi yaygın eğitim
alanlarında da ayrı bir atılımı zorunlu kılıyor. Nasıl bir programla
bunu yapmayı düşünüyorsunuz? Bu konuda bir programınız var mı? Bu
bir.
İkincisi: Buraya çıkan, hemen hemen muhalefete
ve iktidara mensup bütün milletvekilleri, işsizliğin en büyük sorun
olduğunu dile getiriyorlar. Çok doğru; ancak, işsizlik oranına iş
gelince, yüzde 10’lardan söz ediliyor ve -yüzde 10’ların altına indi,
geçici olarak- yüzde 8’lerden söz ediliyor.
Şimdi, ben sormak istiyorum. Yani, bugün, Fransa’da,
Almanya’da işsizlik oranları yüzde 9,7, yüzde 9,9, yüzde 10, yüzde
10’un üzerinde. Avrupa Birliğinin iddialı ülkelerinde böyle işsizlik
oranları var. Son katılanlarda yüzde 18, yüzde 19, yüzde 15 işsizlik
oranları var.
Şimdi, bu yüzde 8’lik, yüzde 9’luk işsizlik oranlarıyla,
hâlâ nasıl kendimizi avutabiliyoruz, avutuyoruz; bunu anlamak
mümkün değil. Bu konuda, Sayın Bakandan, gerçek, Türkiye'nin reel işsizliğinin
ne olduğunu burada açıklamasını istiyorum.
Şunu da söyleyeyim izin verirseniz; Sayın Bakanın
sorusuna, daha doğrusu yanıtına yardımcı olmak açısından olayın
özü, esası şudur: Avrupa Birliğindeki ülkelerde yaşayan ya da çalışan
nüfusun, yaşayan nüfusun diyeyim, yüzde 70’i iş ve aş sahibidir;
biz de ise, yaşayan nüfusun ancak ve ancak yüzde 40’ı iş ve aş sahibidir;
sanırım, bu mesaj Sayın Bakanımızın yanıtına ışık tutacaktır diye
düşünüyorum.
Son sorum, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri:
“Büyüme performansından, Türkiye’nin büyüme performansından herkes
memnun.” Böyle konuşuyor AKP milletvekilleri ve Sayın Bakanımız
da az önce konuşmasında böyle söylediler; “herkes memnun...” Peki,
Türkiye’de kimler memnun?..
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; işçi memnun
mu, işsiz memnun mu, genç memnun mu, gelir dağılımındaki adaletsizlikten
inim inim inleyenler, açlık ve sefaletin kucağında inim inim inleyenler
memnun mu? Yani, kâğıt üstünde bir büyümeye, büyüme performansına
takılarak nereye gidebileceğimizi sanıyoruz?! Bugün her birim
büyüme, yüzde 1 birim büyüme ya da her yüzde 1 ihracat artışı eskisiyle
kıyaslanamayacak kadar çok daha fazla bir dış borçlanmaya ihtiyaç
göstermektedir. Elin parasıyla büyüme!.. Gelir dağılımını düzeltse,
istihdam yaratsa, işsizliği azaltsa, tamam.
Gerçek, Türkiye’nin gerçek işsizliğini azaltacak,
gerçek büyümeyi sağlayacak bir yeni politikaya, AKP, acaba, ne zaman
geçmeyi düşünüyor ya da geçmeyi düşünüyor mu?
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.
Sayın Bakan, buyurun.
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Işık’ın soruları kısa; izin verirseniz, önce
ondan başlayayım.
“Daha önce Millî Eğitim Bakanlığımız tarafından
verilen 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunu gereğince edinilmiş belgelerin
durumu ne olacak?” Onlar geçerliliklerini koruyacaklar. Yani, daha
doğrusu, bu anlamdaki kazanılmış hakları koruyoruz. Üç yıl içerisinde
müracaatları halinde, bu belgeleri yenileriyle değiştirme
imkânları, kendilerine geçici maddeyle tanınmış bulunuyor.
“Bu sistemden yararlanabilmek için herhangi bir
eğitim düzeyinin olması şart mı?” Hayır. Piyasada yetişmiş çırak,
kalfalarımız da meslekî yeterliklerini ispat etmek için, bu sisteme,
herhangi bir eğitim düzeyi şartı aranmaksızın dahil olabilecekler.
Diğer iki sayın milletvekilimizin soruları bir
hayli kapsamlı. Belki bir kısmına burada cevap veremeyeceğim, yazılı
olarak kendilerine cevap verebileceğiz.
Sayın
Tütüncü “örgün ve yaygın eğitimde bir değişiklik getirilmesi gerekir”
diyor. Doğrudur. Bu tasarının amaçlarından biri de, eğitim-istihdam
ilişkisini sağlıklı kurabilmeye yardımcı olmaktır. Belirlenecek
meslek standartları, hem ortaöğretim hem de yükseköğretim düzeyindeki
kurumlarımıza iletilecek ve onların eğitim standartlarını, daha
doğrusu meslek ve teknik eğitim müfredatlarını bu meslek standartlarına
uygun bir şekilde yapmaları kendilerine önerilecektir. Bunun çeşitli
mekanizmaları var, genel kurulları var. Ortaklaşa bir işbirliği
içerisinde, hem örgün hem de yaygın eğitim sistemimizde, piyasanın
ihtiyaç duyduğu mesleklere ilişkin eğitimin verilmesi kendilerine
iletilecektir, kendilerinden bu talep edilecektir.
İşsizlik oranlarının ölçülmesi konusunda bir
şey söylemeyeceğim. Bu konuda sizin daha önce de görüşlerinizi
biliyorum TÜİK’le ilgili; ama, bu ölçüm, değerlendirme Avrupa EUROSTAT’ın
da benimsediği parametreler doğrultusunda yapılan bir değerlendirmedir.
Ondan ziyade, oranlar bizi ilgilendirmektedir. Geçen yılın aynı
oranını kıyasladığımızda, bu yıl 8,8’lik genel işsizlik oranındaki
bir düşüş söz konusudur. Bu, açıkçası, işsizlikle mücadele konusundaki
bizim azmimizi artırmaktadır, bizi daha cesaretlendirmektedir.
Bu, aksine de olabilirdi; yani, bu dönemde yüzde 12 olabilirdi, yüzde
11 olabilirdi; ama, belki de 2002’den bu tarafa genel işsizlik oranının
en düşük seviyesini yakalamış durumdayız. Yıl sonunda 2006 yılı
ortalaması hepimiz için ortak bir değer olacaktır. Umudumuz ve hedefimiz,
bu genel işsizlik oranının 2006 yılı sonunda yüzde 10’un altına düşmesidir.
Yüzde 10’un altına düşen rakam da, elbette, büyük bir rakamdır. Yetmişiki
milyonluk ülkenin yüzde 8’i, yüzde 9’u da büyük bir rakamdır. Bunun
da önemini biliyoruz; ama, siz de biliyorsunuz ki, yapısal hale gelmiş
bir işsizlik sorununu kısa vadede indirmek kolay bir hadise değil.
Şimdi, büyüme ve işsizlik veyahut da büyümenin
iş yaratıp yaratmadığı konusu, doğrudur; ben bunu daha önce de kamuya
da ilan ettim. Bu, sorgulanması gereken bir husustur; ama, bu, sadece
bizim sorunumuz değil. Global ekonomide de büyümeye eş istihdamın
yaratılmadığını biliyoruz; ama, bizim belki yapabileceğimiz,
hep birlikte yapabileceğimiz yatırım kompozisyonumuzu ve büyüme
kompozisyonumuzu daha çok iş yaratacak yönde maniple etmektir. Yani,
hep beraber, bilgimizi, becerimizi buna yönlendirmemiz lazım diye
düşünüyorum.
Evet, Erzurum Milletvekilimizin 6 sorusu var. Bunlarla ilgili, örneğin
“AB fonlarından istifade edecek misiniz?..” Elbette AB fonlarından
istifade edeceğiz ve biz, Bakanlık olarak, Türkiye İş Kurumu olarak
bu fonlardan en geniş manada istifade eden bir kurumuz. Aktif istihdam
politikaları uygulandı sizin de bildiğiniz gibi. Bu projeye 50
000 kişi müracaat etti. Yaklaşık 50 000 000 euroluk bir bütçesi vardı.
33-35 milyonu fonlardan hibe olarak temin ettik, geri kalanını Hükümet
katkısı olarak kullandık. Bu proje kapsamında 50 000 kişi meslekî
eğitim kurslarından geçirildi ve yaklaşık bunun yüzde 50’si bir iş
sahibi oldu, istihdama kavuştular ve bu süreler içerisinde de kendilerine
bir ücret ödemesi de yapıldı. Bakanlık olarak bu tür projeleri daha
yaygınlaştırmayı istiyoruz. İkinci etabına da bunun müracaat ettik.
Eğer projemiz kabul edilirse, daha geniş anlamda, bu meslekî eğitim
programını uygulamak istiyoruz.
Gerçekten, değerli milletvekillerimizin de söylediği
gibi, Türkiye, genç bir nüfusa sahip, genç bir işgücüne sahip; ancak,
bu işgücünü nitelikli hale getirmemiz lazım. Ülkemizde 12 000 000
kişi 15 ile 24 yaş aralığında bulunmaktadır. Bu, çoğu ülkenin gıpta
ettiği bir insan kaynakları zenginliğidir. Önemli olan, bu genç nüfusumuzu
nitelikli hale getirmek ve onları işgücü piyasasında daha rahat
iş bulmalarına yardımcı olmak, işlerini değiştirirken daha kolay
kendilerine bir esneklik sağlamaktır.
Bunun dışındaki sorular; yani, burası siyaseten
kullanılacak mı, kadrolaşılacak mı?.. Zaten, topu topu 90 kişilik
bir kadro. Burası, iş, aş, ekmek yeri. Yani, bu düşünceler buradan tamamen uzak olacaktır.
Türkiye’nin derdine deva olacak, işsizliğe çare olacak bir kurum amaçlıyoruz.
Bu şekilde kurulacaktır; inşallah, bu şekilde de devam edecektir.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler de tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, birleşime 5 dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 16.19
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.29
BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 127 nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
1193 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
III. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
2.- Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı ile Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/1211) (S. Sayısı: 1193)
(Devam)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet yerinde.
Şimdi, birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.
Birinci bölüm 1 ilâ 19 uncu maddeleri kapsamaktadır.
Birinci bölüm üzerinde söz isteyen, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına Orhan Sür, Balıkesir Milletvekili.
Buyurun Sayın Sür. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ORHAN SÜR (Balıkesir) – Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; görüşülmekte
olan 1193 sıra sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum;
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, ilk çalışmaları 1989 yılında
Devlet Planlama Teşkilatı bünyesinde başlanılmış olmakla birlikte,
somut olarak 2004 Kasım ayında, Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde,
Avrupa Birliği Genel Sekreterliği tarafından, meslekî yeterliliklerin
belirlenmesi ve tanınması hakkında kanun taslağı tasarısı çalışmaları
başlatılmıştır. 2005 Mayıs ayına kadar sürdürülen bu çalışmada,
tüm bakanlık temsilcileri, meslek örgütleri, Türkiye Mimar ve Mühendis
Odaları Birliği, Türk Tabipler Birliği, YÖK, barolar ve benzerleri,
İŞKUR ve üniversiteler yer almıştır. Yaklaşık yedi ay süren ve
AB’nin “COM (119)” isimli direktifinin Türkçe tercümesi üzerinde gerçekleştirilen
bu çalışmada yapılan tartışmalar, ağırlıklı olarak, bu yasa taslağında
yer alan kurum ve otoritelerin Türkiye’deki karşılıklarının kim
olacağı üzerine yapılmıştır. Ülkemizde bu görev ve yetkileri kullanacak
bir yapılanma olmaması nedeniyle, yeni bir yapılanmanın yaratılması
gereği ortaya çıkmıştır.
Meslekî Yeterlilik Kurumu Yasa Tasarısı, bu gereksinimin
sonucudur. Meslek alanlarının düzenlenmesi ve mesleklerin icrasıyla
ilgili hiçbir düzenlemeye sahip olmayan ülkemizde, acilen bu ihtiyacın
giderilmesi de bir zorunluluktur. Bu çerçevede meslekî yeterliliklerin
belirlenmesi ve tanınması hakkındaki kanun tasarısı taslağı madde
11’de ifade edilen 5 meslekî yeterlilik düzeyi çerçevesinde konuya
yaklaşıldığında, düzey 1, düzey 2, düzey 3’ü içine alan mesleklerde
–ki, bunlar ilköğretim ve ortaöğretim sonrası belirli öğretim
programlarına katılım sonrası edinilen sertifikalarla icra edilen
mesleklerdir- yapılacak düzenlemeler İŞKUR önderliğinde yürütülecek
yasal düzenlemeler olarak belirlenmiştir.
Mühendis ve mimarları ilgilendiren düzey 5’le
ilgili düzenlemeler ise, mevcut yasalar, 3458 sayılı Mimar ve Mühendisler
Kanunu, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu
çerçevesinde değerlendirilecek, yükseköğretim sonrası elde edilen
mesleklerin icrasının sadece YÖK tarafından düzenlenmiş sistemler
dahilinde verilen diplomalarla sağlandığı tespitiyle, bundan
sonra yapılacak düzenlemelerde mutlaka ilgili meslek odasının
oluşturacağı kriter ve kurallara bağlı olunması gerektiği vurgulanmıştır.
Durum böyle iken, değerli arkadaşlarım, bu tasarı
elimize geldiğinde bazı maddeleri incelediğimizde, büyük boşluklar
olduğunu fark ettik. Bugüne kadar olduğu gibi, komisyonlarda yapılan
çalışmalarda, maalesef, demokratik kitle örgütlerinin ve meslek
kuruluşlarının bu tip önerilerinin dikkate alınmadığını gördük.
Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin tasarının komisyonda
görüşülürken bu yanlışlıklarının giderilmesi doğrultusunda yaptığı
öneriler, maalesef, komisyonda sanırım dikkate alınmamış ve tasarı
bu şekliyle Meclise, aşağıya inmişti. Son iki günde İktidar Partisi
Grubuyla yaptığımız görüşmelerde, bu aksaklıkların doğuracağı
sonuçların hangi noktaya ulaşacağı konusunda yaptığımız uyarılar
şu anda olumlu bir noktaya taşınmış görünüyor.
Özellikle tasarının 1 inci maddesinde yapılacak
değişiklikle, lisans ve lisansüstü programlardan mezun olanların
bu tasarı kapsamı dışına çıkarılmasının sağlanacağı konusunda
bir uzlaşma sağlandı. Bu uzlaşının sonucunda, sanırım tasarının
bu en büyük çelişkisi ve bize göre en büyük yanlışı giderilmiş oldu.
Dileyelim, bundan sonraki yasa tasarılarında da muhalefet olarak
bizlerin önerileri bu şekilde dikkate alınır ve bu Meclisin değerli
vakti zayi olmaz diyorum.
Ben bu duygularla, bu tasarının ülkemize yararlar
getirmesini diliyor, Yüce Meclisi ve halkımızı saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sür.
Birinci Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen
Sabri Varan, Gümüşhane Milletvekili...
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Şahsı mı?.. Grup adına Anavatan
Partisinin vardı.
BAŞKAN – Ümmet Kandoğan, Denizli Milletvekili…
Buyurun Sayın Kandoğan.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. Meslekî Yeterlilik
Kurumu Kanunuyla ilgili olarak yapılan çalışmalardan dolayı, bu
kanun tasarısının buraya kadar gelmesinde emeği geçen başta Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanımız olmak üzere komisyon üyelerine teşekkür
etmek istiyorum.
Bu kanun tasarısı bir ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır
ve inşallah kanunlaştıktan sonra da Türkiye’de işsizlikle ilgili,
meslekî yeterlilikle ilgili ciddî katkıları olacağına olan inancım
açıktır. Ancak, hemen şunu da ifade etmek istiyorum ki; bu kanun yasalaştıktan
sonra, yürürlüğe girdikten sonra akşamdan sabaha Türkiye’de de işsizliğe
bir çare olacağı şeklinde bir ümide kapılınmaması gerektiğinin
de altını çizmek istiyorum; çünkü, kamuoyunda, Parlamentoda öyle
bir hava yaratıldı ki, bu kanun yürürlüğe girdikten sonra Türkiye’de
işsizlikle ilgili ciddî mesafe alınacağı şeklinde bir kanaat
hâkim.
Şimdi bu kanun tasarısı vesilesiyle burada çeşitli
konuşmalar oldu ve öncelikle İktidar Partisi milletvekilleri ve
Sayın Bakanımız da buna dahil, işsizlikle ilgili, işsizlik
rakamlarıyla ilgili görüşlerini ifade etmeye çalıştılar. Dün,
haziran ayı –mayıs, haziran, temmuz; üç aylık ortalaması- ortalaması
yayımlandı, 8,8. Yalnız, Türkiye’deki 2006 yılı içerisindeki işsizlik
rakamları, altı aylık, 10,5. Bir kere bunun altını çizmek istiyorum.
Haziran-temmuz aylarında mevsimsel olarak işsizlikte belirli oranlarda
düşüş görülür; ama, önemli olan, yıl genelindeki işsizlik rakamlarına
bakmak lazım.
İki: Bir diğer önemli husus da, işgücüne katılan
nüfus ile iş arayan, iş bulma ümidi olan vatandaşların rakamlarının
ortaya konulması lazım. Sayın Bakanım, önemli olan budur. Şimdi,
son bir yılda 1 016 000 kişi nüfusumuz artmış ve bunların içerisinden
866 000 kişi işgücüne katılan rakam; ancak, Türkiye’de bu dönemde
sadece işgücüne 60 000 kişi katılmış. Yani, burada çok enteresan
bir husus söz konusu. Yani, işgücüne katılmaya hazır olan vatandaşlarımızın
neredeyse yüzde 95’lik bölümü, Türkiye’de herhangi bir alanda iş bulma
ümidi olmadığı için işgücü piyasasına katılmıyor. Bu nokta çok
önemli Sayın Bakan. Onun için, verilen rakam, 8,8 rakamı sizleri aldatmasın
ve devraldığınız Türkiye’deki işsizlik rakamı da 10,3 değerli milletvekilleri.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı devraldığındaki rakam 10,3,
2006 yılının ilk altı aylık rakamı 10,5. Yani, devraldığınız noktadan
daha yukarı bir seviyedesiniz. Dört yılın sonunda gelinen nokta
bu. Yani, bu hükümet döneminde işsizliğe çare bulma noktasında
herhangi bir ciddî faaliyetin olmadığı, bu rakamlarla çok açık ve
net bir şekilde ortaya çıkıyor. O zaman bir çelişki daha var burada;
yüzde 7,5 kalkınan, kalkındığı söylenen bir ülkede işsizlik rakamları
düşmüyorsa, devraldığınız rakamların altında seyrediyorsa, bunun
da, büyüme rakamlarının da ciddî bir şekilde masaya yatırılması
lazım. İhracatın yüzde 33’lük bölümü ithal mallardan oluşmaktadır;
yani, siz, 75 milyar dolar ihracat yapmışsınız 2005 yılında; bu 75
milyar doların 25 milyar doları, yurt dışından ithal ettiğiniz ve
üzerinde basit işlemler yaparak ihraç ettiğiniz ürünler; yani, o
75 milyar dolarlık rakam da sizi kandırmasın. Eğer Türkiye 75 milyar
dolarlık ihracat yapıyorsa ve yüzde 7,5 büyüyorsa, işsizlik rakamlarının
da küçülmesi lazım.
Bir diğer önemli husus, Türkiye’de, 2005 yılında
115 milyar dolarlık ithalat yapılıyor; bunun yaklaşık 80 milyar doları
ara malı ithalatı. Ara malı ithalatı şu demek: Türkiye’de ihracat
yapan veya üretim yapan firmaların ihracatında ve üretiminde kullandığı
malların büyük bir bölümü, yurt dışından ithal edilen ara malları.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kandoğan, lütfen, toparlar mısınız.
Buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Durum böyle olunca,
Türkiye’deki o İstatistik Kurumunun ortaya koyduğu yüzde 7,5’lik
büyüme rakamlarının da ciddî bir şekilde tahlil edilmesi lazım. Bu,
ithalata dayalı olan bir büyümedir. İthalata dayalı olan bir büyüme
olmasından dolayı da, bu büyümeden dolayı işsizlik rakamları küçülmemektedir.
O nedenle, değerli milletvekilleri, işsizlik
meselesi Türkiye’nin en önemli meselesi olmaya devam etmektedir.
Bu konuda, maalesef, alınan hiçbir tedbir de çare olmamaktadır. Türkiye’deki
ilk 1 000 büyük şirketin 2005 yılı büyümesi yüzde 2; ilk 1 000 şirket,
Türkiye üretiminin yüzde 53’ünü sağlıyor. İlk 1 000 şirket yüzde 2 büyümüşse,
yüzde 7,5 büyümenin de yeniden gözden geçirilmesinin gerekli olduğu
inancımı ifade ediyor; bu kanun tasarısının hepimize hayırlı olmasını
diliyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.
Bölüm üzerinde soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Sayın Özdoğan, buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) – Teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım.
Birkaç sorum var Sayın Bakanımıza.
Meslekî
Yeterlilik Kurumunun idarî anlamda teşkil edilmesi aşamasında
idarî oluşumun nasıl olacağı konusunda halihazırda bir planınız
mevcut mudur? Mevcutsa, bu plan nasıldır? Mevcut değilse, bir
plan ne zaman oluşturulacaktır?
Diğer bir sorum: Meslekî Yeterlilik Kurumunun
oluşması aşamasında yapılacaklar kamuoyunun bilgi erişimi dahilinde
olacak mıdır?
Diğer bir sorum: Meslekî Yeterlilik Kurumunun
eğitim ve meslekî standart oluşturma faaliyetlerine iş dünyası ne
şekilde katılacaktır? Bu konuda iş dünyasının temsilcileriyle
halihazırda yapılmış olan görüşmeler var mıdır?
Diğer bir sorum: İşveren kurumlarının Meslekî Yeterlilik
Kurumuyla işbirliği yapmaları vergilendirme sistemlerine etki
edecek midir?
Diğer bir sorum: Bilhassa berber, terzi, kunduracı,
tamirhane ve bu gibi işyerlerinde çalışan gençlere istihdam sağlayan
işyerleri, zaten vergi yükü altında ezilen ve işyerini ayakta tutmakta
zorlanan esnaf kesimindendir. Bu işyerlerinin söz konusu yasanın
işleme sürecindeki rolleri ne olacaktır?
Son sorum: İletişim ağı zayıf olan kırsal alanlarda
yaşayan genç çocuklarımızın söz konusu meslekî eğitim programlarına
katılmasının desteklenmesine yönelik bir planınız mevcut mudur? Taşra
vilayetlerimizde meslekî eğitimi destekleyecek özgün bir plan mevcut
mudur?
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdoğan.
Sayın Tütüncü, buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
Benim
de Sayın Bakana 3 sorum olacak.
Birincisi
şu: Türkiye’nin sosyoekonomik alandaki en büyük başarısızlığı, insangücü
planlamasını, planlı döneme rağmen, büyük iddialara rağmen becerememiş
olmasıdır. Sonuçta, bir yandan diplomalı işsizler çoğaldı, diğer
yandan da çalışan nüfusun eğitim düzeyi çok düşük kaldı. Bugün, çalışmakta
olan nüfusun yüzde 70’i lise altı eğitim seviyesindedir, lise değil,
lise altı.
Şimdi, bu yasa tasarısı, bize, insangücü planlaması
yapma olanağını veriyor ve bizi bu noktada hazır hale getiriyor.
Şimdi, bu açıklama çerçevesinde sorum şu: Nasıl
bir insangücü planlaması düşünülmektedir? Bu insangücü planlamasındaki,
örgün eğitimdeki, meslekî eğitimle yine yapısal değişiklik nasıl
programlanacaktır ve yaygın eğitimde de nasıl bir eğitim seferberliğine
gidilecektir? Birinci sorum bu.
İkincisi: Bu planlamada, Türkiye’nin işgücü piyasalarına
bakmak, işgücü piyasasının ihtiyacını karşılamak yetmeyecektir;
işsizlik sorununun altından kalkmak için Avrupa Birliği piyasalarına
da yönelmemiz lazım. Bu insangücü planlamasında, Avrupa Birliği
işgücü piyasalarını hangi çerçevede değerlendirmeyi düşünüyorsunuz?
Üçüncü ve son sorum Sayın Başkanım: İşsizlikle mücadelede,
işsizlik sigortasında oluşan katrilyonlarca liralık bu kaynağı
neden özellikle işsizlere iş bulma konusundaki yaygın eğitim olanaklarını
daha da yaygınlaştırmada şimdiye kadar kullanmadınız, kullanamadınız?
Bu katrilyonlarca liralık, işçinin işsizlikle mücadele için oluşturduğu
fonları, neden hâlâ devlet içborçlanma senetlerinde kullanma ısrarında
Hükümet olarak bulunuyorsunuz?
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.
Sayın Bakan, buyurun.
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(İstanbul) – Sayın Özdoğan’ın sorularını cevaplamaya çalışayım.
“Bu Meslekî Yeterlilik Kurumu nasıl bir kurum olacak; idarî anlayışı,
yapılanması nasıl olacak” dediler. Konuşmalarımda da ifade ettim;
39 kişilik bir genel kurulu olacak bu yeni kurumun. Genel kurulun
20 üyesi özel sektör veyahut da sivil toplum örgütlerinden gelecek,
19’u da kamudan iştirak edecek genel kurula.
Onun dışında, kurumun önemli organlarından olan
yönetim kurulunun, 5 olarak tasarlanan sayısı bir önerge değişikliğiyle
6’ya çıkacak. Bu 6’nın sadece 2 tanesi Bakanlık temsilcisi olacak.
Diğerleri, YÖK ve sosyal ortaklardan oluşacak. Yani, iki rakamdan
da anlaşılacağı üzere, burası daha çok meslek kuruluşlarının, sivil
toplumun, yani, kamunun dışındaki kuruluşların ağırlıklı olarak
yönetimde yer aldıkları bir özerk kuruluş olacak. Dolayısıyla, buranın
başarısı, buranın yönetimi, buranın politikalarının oluşturulmasında
Hükümetten daha çok, bu saymış olduğum kuruluşlar söz sahibi olacak.
Onun dışında, meslekî eğitime ilişkin daha önce
de sormuş oldukları soruları tekrarladılar. Onlara, izin verirseniz,
yazılı olarak cevap vereceğim.
Sayın Tütüncü’ye çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok anlamlı
ve ana konularda sorular yönelttiler. Bu hususlar, gerçekten, işsizlikle
mücadele konusunda önümüzdeki dönemde yoğunlaşmamız, karar vermemiz
gereken çok önemli konular. Özellikle insan kaynakları planlaması,
işgücü planlaması son derece önemli. Bu konuda bugüne kadar almış
olduğumuz… Yani, bugünün sorunu değil, yıllardır bu konuda maalesef
ülkemizin bilimsel verilere dayalı bir planlaması hayata geçirilememiştir.
Yani, bu konuda sadece bir kurum değil, devletin bir orkestra bütünlüğü
içerisinde bu planlamayı yapması gerekiyor. Ama, dediğiniz gibi,
bu Meslekî Eğitim Kurumu ve Avrupa Birliği çerçevesi içerisinde
Çalışma Bakanlığına verilen insan kaynaklarının yönetimi konusuyla
birlikte entegre ederek bu insan kaynakları planlaması ve işgücü
planlamasını en ileri düzeyde yapma gayreti içerisinde olacağız.
İşsizlik sigortasının yönetimi ve bu fonda birikmiş
olan kaynağın kullanımı konusu son derece önemli. Uzun süredir bir
çalışma içerisindeyiz. Hem fondan yararlanma imkânları hem de kapsamını
geliştirme konusunda bir anlayışımız var; ama, sadece tek bunu değil;
bunu bir paket halinde, işsizlikle mücadele konusunda, işte, zorunlu
istihdam, kıdem tazminatı ve diğer işgücü piyasalarının dinamiklerini
de dikkate alarak bir paket çalışması hâlâ 5 bakanlık tarafından yapılmaktadır.
İşsizlik sigortasının durumu da bunun içerisindedir. İşsizlik Sigortası
Fonunu, biz de Bakanlık olarak, çok etkin bir şekilde işsizliği önleme
konusunda önemli bir araç olarak görüyoruz ve bu anlamda kullanmak
arzusundayız.
Teşekkür ederim Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Karar yetersayısı
aranmasını istiyorum Sayın Başkan oylama yapacaksanız.
BAŞKAN - Birinci Bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa,
o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra, ayrı ayrı
oylarınıza sunacağım.
MESLEKÎ YETERLİLİK KURUMU KANUNU TASARISI
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Tanımlar
Amaç ve kapsam
MADDE 1-
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 1 inci madde üzerinde
aynı mahiyette verilmiş 2 önerge vardır. Geliş sırasına göre ilk
önergeyi okutup birlikte işleme alacağım.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 1 inci maddesine
ikinci fıkra olarak aşağıdaki ibarenin eklenmesini arz ve teklif
ederiz.
|
|
Haluk Koç |
Orhan Sür |
Erdal Karademir |
|
|
Samsun |
Balıkesir |
İzmir |
|
|
Mehmet Yıldırım |
Mehmet Mesut Özakcan |
Gürol Ergin |
|
|
Kastamonu |
Aydın |
Muğla |
|
|
Sedat Uzunbay |
Nuri Çilingir |
Nail Kamacı |
|
|
İzmir |
Manisa |
Antalya |
Tabiplik, diş hekimliği,
hemşirelik, ebelik, eczacılık, veterinerlik, mühendislik ve mimarlık
meslekleri ile en az lisans düzeyinde öğrenimi gerektiren ve mesleğe
giriş şartları kanunla düzenlenmiş olan meslekler bu kanun kapsamı
dışındadır.
BAŞKAN – İkinci önergedeki
imza sahiplerini okutuyorum:
|
|
Mustafa Ilıcalı |
Öner Ergenç |
İnci Özdemir |
|
|
|
Erzurum |
Siirt |
İstanbul |
|
|
|
Ünal Kacır |
|
Mahmut Kaplan |
|
|
|
İstanbul |
|
Şanlıurfa |
|
BAŞKAN – Sayın Komisyon aynı mahiyetteki her iki
önergeye katılıyor mu?
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU
BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Uygun görüşle takdire bırakıyorum
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet aynı mahiyetteki her iki önergeye
katılıyor mu?
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(İstanbul) – Her iki önergeye de katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Koç, konuşacak mısınız, gerekçeyi
mi okutayım?
HALUK KOÇ (Samsun) – Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Ilıcalı?..
MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Gerekçeyi okutun Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeleri okutuyorum:
Gerekçe:
Tabiplik, diş hekimliği, hemşirelik, ebelik, eczacılık,
veterinerlik ve mimarlık meslekleri AB düzeyinde direkt tanınmayı
gerektiren kanunla düzenlenmiş mesleklerdir.
Serbest Muhasebecilik, Malî Müşavirlik ve Yeminli
Malî Müşavirlik, Mühendislik, Avukatlık, Noterlik, Hâkimlik ve Savcılık,
Denizcilik, Pilot, Hava Trafik Kontrolörleri gibi kanunla düzenlenmiş
birçok meslek bulunmaktadır.
Meslekî Yeterlilik Kurumuna ilişkin tüm kanun hazırlık
çalışmalarında Avrupa Birliği düzeyinde direkt tanınmayı gerektiren
kanunla düzenlenmiş meslekler ile en az lisans düzeyinde öğrenimi
gerektiren ve mesleğe girişleri kanunlarla düzenlenmiş olan mesleklerin
Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu kapsamı dışında kalması öngörülmüştür.
Görüşülmekte olan kanun tasarısının amaç ve kapsam bölümünde bu
mesleklerin kapsam dışında olduğunun açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım; yalnız,
karar yetersayısı arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı yoktur;
birleşime 15 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.54
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 17.14
BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 127 nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
1193 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
III. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
2.- Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı ile Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/1211) (S. Sayısı: 1193)
(Devam)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet yerinde.
Tasarının 1 inci maddesi üzerinde verilen aynı
mahiyetteki iki önergenin oylanmasında karar yetersayısı bulunamamıştı.
Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını
arayacağım.
Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Sayın
milletvekilleri, karar yetersayısı vardır; önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1 inci madde kabul edilmiştir.
Tanımlar
MADDE 2-
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, madde üzerinde
1 adet önerge vardır; okutup, işleme alacağım.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu
Tasarısının 2 nci maddesinin (d), (f), (g) fıkralarının aşağıda belirtilen
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
Hüseyin
Güler
Mersin
“d) Ulusal Yeterlilik Çerçevesi: Avrupa Birliği
tarafından benimsenen yeterlilik esasları ile uyumlu olacak şekilde
tasarlanan ve ilk, orta ve yüksek öğretim dahil tüm teknik ve meslekî
eğitim programları, kanunla meslekî unvan düzenlemesi yapılan meslek
mensuplarının üyesi olduğu kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının
meslekî yeterlilik belgelendirme programları ile örgün, yaygın ve
ilgili kurumların iznine dayalı programlarla kazandırılan yeterlik
esaslarını”
“f) Yetkilendirilmiş Kurum: Türk Akreditasyon
Kurumu, Kanunla meslekî unvan düzenlemesi yapılan meslek mensuplarının
üyesi olduğu kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve Avrupa
Birliği ile çok taraflı tanıma anlaşması imzalanmış akreditasyon
kurumlarından akredite edilmiş personel belgelendirme kurum ve
kuruluşlarını”
“g) Eğitim ve öğretim kurumları: Genel orta ve
yüksek eğitim-öğretim dahil, tüm teknik ve meslekî okullar ile örgün
ve yaygın eğitim kurumları ve bunların dışındaki kanunla meslekî
unvan düzenlemesi yapılan meslek mensuplarının üyesi olduğu kamu
kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile izinle muhtelif programlar
sunan ve meslekî yeterlilikler kazandıran kurumların tümünü ifade
eder.”
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU
BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet katılıyor mu önergeye?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Katılmıyoruz
efendim.
BAŞKAN – Konuşacak mısınız Sayın Güler?
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Gerekçe okunsun Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe :
Bilindiği üzere, 3458 sayılı Mühendislik Mimarlık
Hakkında Kanun ile lisans ve lisansüstü eğitim programları sonucunda
mühendislik unvanı verilmektedir. Ayrıca, bu meslek mensuplarının
üye olduğu, Anayasanın 135 inci maddesine 6235 sayılı Yasa ile kurulan
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve Bağlı Odalarının belli
bir mesleğe mensup olanların meslek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî
faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlara uygun
olarak gelişmesini sağlamak üzere organları kendi üyeleri tarafından
kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında gizli oyla
seçilen kamu tüzelkişileri olarak görev ve sorumlulukları tanımlanmıştır.
Anayasanın ve kanunun verdiği yetki, sorumluluklar
ve görevler doğrultusunda TMMOB ve odaları, meslekî yeterliliğin belgelendirilmesine yönelik, yıllardır
meslek içi eğitimi, meslekî davranış ilkesine de içerecek şekilde planlamış ve uygulamıştır. Lisans
eğitimlerini dikkate alarak uygulama
alanlarına ilişkin eğitim ve belgelendirme hizmeti gerçekleştirilmektedir.
TMMOB ve odalarının bu görev, yetki ve sorumluluğu, 6235 sayılı Kanunun
33 üncü maddesinde belirtildiği
üzere “Türkiye’de mühendislik ve mimarlık mensupları mesleklerinin
icraını iktiza ettiren işlerle meşgul olabilmeleri ve meslekî tedrisat
yapabilmeleri için ihtisasına uygun Oda’ya kaydolmak ve azalık vasfını
muhafaza etmek mecburiyetindedirler ” hükmüyle açıkça ortaya
konmaktadırlar.
TMMOB ve bağlı odaları meslekî tedrisat çalışmalarını
“Meslek İçi Eğitim ve Belgelendirme Yönetmeliği” kapsamında
sürdürmektedir. Tasarının amacıyla da örtüşen bu yönetmeliğin
amacı, ülke ve toplum yararları doğrultusunda meslek alanlarıyla
ilgili denetim yapılması, yetkili
üyelerin tanımlanması, üyelerin meslekî ve bilimsel çalışmalarına,
yaptıkları işlere ve tamamlayıcı
eğitimlerine dayanan uzmanlıklarının odalarca belirlenmesi,
belgelendirilmesidir.
Belirtilen Anayasal, yasal ve ikincil mevzuat hükümlerince
bugüne dek süre giden uygulama örneklerinin olumlu sonuçları gözetilerek TMMOB ve odalarını da kapsayan
kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, kurumla işbirliği
yapmak suretiyle, ancak herhangi bir izne tabi olmaksızın meslekî
yeterlilik kazındıran kurumlar kapsamında nitelendirilmesi gerekmektedir.
Öneri bu amaçla gerçekleştirilmiştir.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Önerge
reddedilmiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
İKİNCİ BÖLÜM
Meslekî Yeterlilik
Kurumu, Kurumun Görev ve Yetkileri ile Organları
Meslekî Yeterlilik Kurumu
MADDE 3-
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kurumun görev ve yetkileri
MADDE 4-
BAŞKAN – Komisyonun bu maddeyle ilgili bir düzeltme
talebi vardır.
Buyurun Sayın Başkan.
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU
BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Sayın Başkanım “ı” ve “i” fıkralarının
yer değiştirilerek kayda geçirilmesini talep ediyorum.
BAŞKAN – Not alınmıştır Sayın Başkan.
Düzeltilmiş haliyle maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kurumun organları
MADDE 5-
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Genel Kurul
MADDE 6-
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 6 ncı madde üzerinde
aynı mahiyette verilmiş iki önerge vardır; geliş sıralarına göre
ilk önergeyi okutup, birlikte işleme alacağım.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanun
Tasarısının 6 ncı maddesindeki “k, ö ve p” bentlerinin madde metninden
çıkarılmasını ve madde numaralarının buna göre yeniden teselsül
ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mahfuz Güler |
Hüseyin Güler |
Mustafa Ilıcalı |
|
|
Bingöl |
Mersin |
Erzurum |
|
|
Zülfü Demirbağ |
İnci Özdemir |
Öner Ergenç |
|
|
Elazığ |
İstanbul |
Siirt |
|
|
Sabri Varan |
Mustafa Cumur |
|
|
|
Gümüşhane |
Trabzon |
|
BAŞKAN – İkinci önergedeki
imza sahiplerini okutuyorum:
|
|
Haluk Koç |
Erdal Karademir |
Mehmet Yıldırım |
|
|
|
İzmir |
Kastamonu |
|
|
Halil
Tiryaki |
M.
Mesut Özakcan |
Orhan
Sür |
|
|
Kırıkkale |
Aydın |
Balıkesir |
|
|
|
Sedat
Uzunbay |
|
|
|
|
İzmir |
|
BAŞKAN
– Komisyon aynı mahiyetteki her iki önergeye katılıyor mu?
SAĞLIK,
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (
BAŞKAN
– Hükümet katılıyor mu?
KÜLTÜR
VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Katılıyorum.
BAŞKAN
– Söz talebi var mı, gerekçeyi mi okutayım?
ERDAL KARADEMİR (İzmir) – Gerekçe okunsun.
Gerekçe:
Görüşülmekte olan Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanun
Tasarısının 6 ncı maddesinde Kurumun Genel Kurul üyeleri sayılmıştır.
Anılan maddenin (k) bendinde Türk Akreditasyon Kurumundan bir temsilcinin
Genel Kurul üyesi olacağı belirtilmiştir. Meslekî Yeterlilikler
Kurumu kurulduktan sonra akreditasyon konusunda Türk Akreditasyon
Kurumundan hizmet satın alacak ya da işbirliği yapacaktır.
Akreditasyon ilkeleri bakımından, akredite
eden kurum ile akreditasyon hizmeti alan kurum arasında organik bağın
olması sakınca oluşturduğundan, Meslekî Yeterlilik Kurumu Genel
Kurulunda Türk Akreditasyon Kurumundan temsilcisi bulunmaması
gerekmektedir.
Aynı maddenin (ö) bendinde, Türkiye Serbest Muhasebeci
Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirler Odaları Birliğinden bir
üye, (p) bendinde, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden iki üye
Genel Kurul üyeleri olarak öngörülmüştür. (ö) ve (p) bentlerindeki
kuruluş üyeleri kanun kapsamı dışında bulunduğundan, bu kuruluşların
Genel Kurul üyeliğine gerek kalmamaktadır.
BAŞKAN – Aynı mahiyetteki her iki önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmiştir.
Kabul edilen önergeler doğrultusunda maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Genel Kurulun görevleri
MADDE 7.-
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Yönetim Kurulu
MADDE 8.-
BAŞKAN – 8 inci madde üzerinde aynı mahiyette verilmiş
iki önerge vardır; geliş sıralarına göre ilk önergeyi okutup birlikte
işleme alacağım.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 8 inci maddesinin
birinci fıkrasına “Millî Eğitim Bakanlığı” ibaresinden sonra gelmek
üzere “bir asil ve bir yedek üyesi Yükseköğretim Kurulu,” ibaresinin
eklenmesini ve fıkrada geçen “beş” ibaresinin “altı” olarak değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
|
|
Hüseyin Güler |
Mustafa Ilıcalı |
Zülfü Demirbağ |
|
|
Mersin |
Erzurum |
Elazığ |
|
|
İnci Özdemir |
Ahmet Işık |
Öner Ergenç |
|
|
İstanbul |
Konya |
Siirt |
|
|
|
Mahfuz Güler |
|
|
|
|
Bingöl |
|
BAŞKAN – İkinci önergedeki
imza sahiplerini okutuyorum:
|
|
Haluk Koç |
Erdal Karademir |
Orhan Sür |
|
|
Samsun |
İzmir |
Balıkesir |
|
|
Mustafa Özyurt |
Mehmet Yıldırım |
Halil Tiryaki |
|
|
Bursa |
Kastamonu |
Kırıkkale |
|
|
M. Mesut Özakcan |
Sedat Uzunbay |
|
|
|
Aydın |
İzmir |
|
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU
BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Her iki önergeyi de uygun görüşle
takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet katılıyor mu?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Katılıyoruz
efendim.
BAŞKAN – Önerge sahiplerine soruyorum: Konuşacak
mısınız?
ERDAL KARADEMİR (İzmir) – Gerekçe okunsun.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Gerekçe okunsun.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Yönetim Kurulunun oluşumunda Yükseköğretim Kurulundan
üye bulundurulması uygun görülmektedir.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Yönetim Kurulunun görevleri
MADDE 9-
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Hizmet birimleri
MADDE 10-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Ana hizmet birimleri
MADDE 11-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Meslek Standartları Dairesi Başkanlığı
MADDE 12-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Sınav ve Belgelendirme Dairesi Başkanlığı
MADDE 13-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Danışma ve Yardımcı Hizmet Birimleri
MADDE 14-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Hukuk Müşavirliği
MADDE 15-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı
MADDE 16-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Temsil yetkisi
MADDE 17-
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Başkan
MADDE 18-
BAŞKAN – 18 inci madde üzerinde aynı mahiyette 2
adet önerge verilmiştir; geliş sırasına göre ilk önergeyi okutup,
birlikte işleme alacağım.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanun
Tasarısının 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki “...en az lisans
düzeyinde eğitim yapmış olması” ibaresinden sonra gelen “Kamu Personeli
Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az (B) düzeyinde
İngilizce bilmesi veya en az bu düzeyde İngilizce bildiğinin başka
belgelerle tevsik edilmesi...“ ibarelerinin tasarı metninden çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz.
|
|
Mahfuz Güler |
Hüseyin Güler |
Öner Ergenç |
|
|
Bingöl |
Mersin |
Siirt |
|
|
Mustafa Ilıcalı |
Zülfü Demirbağ |
İnci Özdemir |
|
|
Erzurum |
Elazığ |
İstanbul |
|
|
|
Mustafa Cumur |
|
|
|
|
Trabzon |
|
BAŞKAN – İkinci önergedeki
imza sahiplerini okutuyorum:
|
Haluk Koç |
Erdal Karademir |
Mehmet Yıldırım |
|
|
|
Samsun |
İzmir |
Kastamonu |
|
|
Orhan Sür |
Mustafa Özyurt |
Halil Tiryaki |
|
|
Balıkesir |
Bursa |
Kırıkkale |
|
|
Sedat Uzunbay |
Mehmet Mesut Özakcan |
|
|
|
İzmir |
Aydın |
|
BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki her iki önergeye
de katılıyor mu?
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU
BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Her iki önergeyi de, olumlu görüşle,
takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet katılıyor mu?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Katılıyoruz
efendim.
BAŞKAN – Önerge sahipleri, söz talebi var mı?
SADULLAH ERGİN (Hatay) – Gerekçe...
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Gerekçe...
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanun Tasarısının 8
inci maddesinde Yönetim Kurulu üyesi olmanın ve Yönetim Kurulu
başkanı seçilmenin şartları açıkça belirlenmiştir. Tasarının 11
inci maddesinin 3 üncü paragrafında ise Yönetim Kurulu Başkanının
“… (B) düzeyinde İngilizce bilmesi veya en az bu düzeyde İngilizce
bildiğinin başka belgelerle tevsik edilmesi, … şarttır.” denilmekte
olup, iki madde arasında farklılık bulunmaktadır.
Yönetim Kurulu üyeleri için istenmeyen bir şartın,
başkan adayı Yönetim Kurulu üyesi için istenmesi, Yönetim Kurulu
üyeleri arasında başkanlık seçiminde eşitsizlik oluşturmakta ve
isabetli seçim yapılmasına olası engel teşkil etmektedir. Söz konusu
yabancı dil bilgisinin yararlı olduğuna şüphe bulunmamakla birlikte,
başkanlık için asıl olan bilgi ve tecrübedir. Kaldı ki, seçim yapılırken
üyelerin yabancı dil bilgileri üyeler tarafından değerlendirilebilecek
bir husustur.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Başkanın Görev ve Yetkileri
MADDE 19.-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları
tamamlanmıştır.
Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.
İkinci bölüm, geçici 1 ilâ 2 nci maddeler dahil 20
ilâ 33 üncü maddeleri kapsamaktadır.
İkinci bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına söz isteyen, Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin.
Buyurun Sayın Çetin. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı
üzerinde Cumhuriyet Halk Partimiz Grubu adına söz almış bulunuyorum;
Yüce Heyetinizi bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, ulusal meslekî yeterlilik
sistemi, gerek Türk çalışma hayatı gerekse Türkiye’nin Avrupa Birliğine
üyelik sürecinde mevzuatına uyma açısından zorunlu bir düzenleme,
geç kalmış bir düzenleme. Tabiî, bu düzenleme yapılmadan önce de,
biraz evvel Grubumuz adına konuşan Sayın Meral’de işaret etti,
1990’lı yıllarda, sendikalar meslek standartlarının saptanması üzerine
Çalışma Bakanlığıyla ve pek çok kuruluşla ortak işbirliği projeleri
uyguladılar. Bu doğrultuda, en son olarak da, somut olarak da, Yol-İş
Sendikasının bu meslekî yeterliliklerin tespiti ve ölçülmesine
ilişkin olarak İNDES Grubuyla yapmış olduğu çalışmalar halen sürmekte.
Yani, geç kalmış bir düzenlemeyi burada konuşuyoruz; ancak, ben,
konunun teknik detayına girmeden önce, bir iki konuya açıklık getirmek
istiyorum. Biraz evvel AKP Grubu adına söz alan, şahsı adına söz alan
arkadaşımız dedi ki, komisyonlarda bu konuda Cumhuriyet Halk Partisinden
bir arkadaş dışında kimse katılmadı, şimdi burada ahkâm kesiyorlar
demeye getirdi.
Değerli arkadaşlar, gerçekten üzüntü verici bir
yaklaşım. Yani, tabiî ki, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, Genel
Kurul salonu. Bu Genel Kurulda, komisyonlarda yapılamayanların
Genel Kurulda yapılıyor olması, demokrasimiz adına bir gelişme. Yani,
komisyonların çoğunda, ya zamanında toplanılmıyor veya zamanında
bilgilendirme olmadığı için milletvekillerinin değişik görevleri
nedeniyle katılamamayı ya da bir defa katılamamayı bile eleştirel
bir yaklaşımla getirmeyi doğru bulmuyorum. Katılmış olsak bile,
demokrasi anlayışınızdaki çoğunluk ile çoğulculuğu ayırt edememiş
olmanız, çoğunluk diktası yaklaşımınızı komisyonlarda sürdürmeniz,
bu şekildeki katılımları ve olası katkıları engelleyici bir tavır
içerisine giriyor.
Gerçekten sevindirici bir durum; hem Türkiye Mimar
Mühendis Odaları Birliğinin ve diğer meslek gruplarının hem de muhalefet
partisinin uyarılarının dikkate alınarak bazı düzenlemelerin
burada yapılmış olmasından sevinç duydum. Bu çalışmanın bundan sonra
da devamında, hem demokrasimiz hem Meclisimiz açısından büyük yarar
olduğunu belirtmek istiyorum.
Konuya girmeden önce belirtmek istediğim ikinci
husus, değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısı, bir bakıma, meslekî
yeterliliklerin tespiti ve ölçülmesine ve bunlara ilişkin bir kurumun
kurularak, bunların merkezileştirilmesine yönelik bir düzenleme
olmasına rağmen, biraz da Sayın Bakanımızın konuşmasından sonra,
sanki, bu Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanun Tasarısı çıkınca Türkiye’de
işsizlik çözülecekmiş gibi, işsizlik gündeme gelmeye başladı.
Değerli arkadaşlar, kanunun amacı, Türkiye’deki
işsizlik sorununu çözmek ya da işsizlik konusundaki duyarlılıkları
maniple etmek değildir. Kanunun amacı, 1 inci maddesinde yazılı,
genel gerekçede de yazılı. Anlaşılması açısından, bir kez de kısaca
okumak istiyorum. “Amaç ve kapsam”da diyor ki: “Bu Kanunun amacı; ulusal
ve uluslararası meslek standartlarını temel alarak, teknik ve meslekî
alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek, denetim,
ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya
ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini
kurmak ve işletmek üzere Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulması”
amaçlanmıştır.
Değerli arkadaşlar, öyle bir noktaya geldik ki,
amaç böyle bir kurum olmasına rağmen, sanki, işsizlik için bir reçete
ortaya konuldu. AKP Grubu adına, şahsı adına söz alan arkadaşlar,
son işsizlik istatistiklerinde nasıl hesaplandığı kuşkulu -biraz
sonra çok kısa rakamlar vereceğim sizlere- işsizlik oranının yüzde
8,8’e gerilemiş olmasını ya da öyle gösterilmesini, bu kanunun
bir başarısı, bu tasarının bir başarısı olarak sunmaya çalışıyorlar.
Değerli arkadaşlar, doğrudur. Yaz aylarında
özellikle geçici işçilerin, mevsimlik işçilerin devreye girmesiyle,
yaz dönemlerinde işsizlikte kısmî gerilemelerin olmasını olağan
karşılamak lazım. Gerçekte işsizliği önleyebilmenin yolu da ürettiğiniz,
yıl içinde ürettiğiniz artı değerlerden, yani, kaynaklardan ürettiğiniz
gayri safî millî hâsıladan faizdışı fazlaya, yani, borca ödeme yerine
yatırıma pay ayırarak yeni istihdam kapıları açarsanız ve oralarda
kalıcı bir şekilde işsizlere iş bulursanız, işsizliğin gerilemesi
kalıcılaşabilir.
Bakınız, işsizlik Haziran 2005’te neydi, Haziran
2006’da nedir; ben, kısaca ona bir değinmek istiyorum. İşgücüne katılma
oranı -resmî verilerimiz bunlar- Haziranda, Haziran 2005’te yüzde
50’ydi, şimdi yüzde 49,3, resmî rakamlar; ama, gerçek, Haziran 2005’te
yüzde 53,5; Haziran 2006’da yüzde 53,2. Yani, işgücüne katılım oranında
çok kısmî bir gerilemenin varlığı burada kendini gösteriyor. İstihdam
edilenlerin sayısı Haziran 2005’te 23 058 000, Haziran 2006’da 23 200
000. Çalışmaya hazır olup da iş aramayanlar; yani umudunu kesmiş, artık
iktidardan ya da Türkiye’de herhangi bir kurumda iş bulmaktan umudunu
kestiği için kendi başının çaresine bakmak durumunda kalan çalışabilir
nüfusumuz, yani iş aramayanlar, Haziran 2005’te 1 603 000, Haziran
2006’da 1 886 000. Mevsimlik çalışanlar Haziran 2005’te 184 000, Haziran
2006’da 150 000. İşsizlik oranı, resmî veriler, yani resmî olarak Hükümetin
açıkladığı rakamlar, Haziran 2005’de yüzde 9,1; Haziran 2006’da yüzde
8,8; ama, bu rakamlar gerçekte Haziran 2005’te yüzde 15,1; Haziran
2006’da yüzde 15,6.
Tabiî ki, değerli arkadaşlar, işsizliğin gerilemesi,
tüm yurttaşlarımızın çalışabilir durumda olan nüfusumuzun iş bulması
hepimizin ortak özlemi; onun için, bu kanun tasarısını işsizliğe
karşı bir reçete olarak sunmanın yanlışlığına işaret etmek istedim.
Ha, bu kanun işsizliğin çözümüne katkı yapar mı, elbette yapar,
ama, ne kadar, çok cüzî... Nasıl yapacaktır değerli arkadaşlar: Örnek
olarak veriyorum; özelleştirme nedeniyle işini kaybetmiş, iş güç
sahibi arkadaşlarımızı, 657 sayılı Kanunun 4/C maddesine göre
istihdam ettik, onları açlık ücretine zapturapt altına aldık,
emekli oluncaya kadar sen bu ücrete tabi olacaksın dedik. Şimdi, onların
içinden kendi durumunu belgelemeyenler, belgeleyemeyenler, kendi
yeteneklerini ortaya koyamayanlar, bir kuruma gidip, kendilerini,
yapılacak bir sınavdan sonra, mesleklerini tescil ettirerek çok
rahat bir şekilde kendi mesleğine yönelebilecek, o doğrultuda iş
bulabilecek; böyle katkıları olacaktır.
Bu kanun tasarısıyla ilgili olarak üzerinde durmak
istediğim bir başka önemli konu, kanunun özerkliğine ilişkin. Değerli
arkadaşlar, özerklik kavramının ne anlama geldiğini hepimiz çok
iyi biliyoruz. Yani, şimdi, bakınız, personelin atanma şartları ve
statüsüne ilişkin 24 üncü maddenin 2 nci fıkrasında -son cümleleri
okuyorum- “personelin unvan ve sayılarında mevcut pozisyon sayılarının
yarısını aşmamak kaydıyla değişiklik yapılmasına, Yönetim Kurulunun
kararı ve ilgili Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca karar
verilir.” Ne oldu Yönetim Kurulu?.. Ne oldu Genel Kurul?.. Genel Kurul
ile Yönetim Kurulunu karşılaştırdığınız zaman, bu kanunda, Genel
Kurul, onay makamı gibi, hiçbir fonksiyonu yok, Yönetim Kurulu, Genel
Kurulun da kararlarını, yapması gereken işlevleri üstlenmiş; yani,
göstermelik bir kurum. İleride dinamik olmaktan uzaklaşacak, giderek
amaçlanan hizmeti üretmekte zorlanacak, personeli yetersiz, finansmanı
özel sektörden ve Avrupa Birliğinden gelecek fonlara dayalı. Yani,
bir kamu hizmetini, özel kuruluşların, genel kuruluna katılacak
kuruluşların tamamının eşit olarak ödeyeceği, finansmanını öyle
sağlayacağı bir kurumdan özerklik beklemenin olanağı olabilir mi?
Hele hele Türkiye mimar mühendis odaları gibi, sendikalar gibi,
meslek odaları gibi -aidatlarını
üyelerinin ödenmiş ücretlerinden elde eden- gelirlerini aidatlardan
elde eden kuruluşların, buraya, diğer genel kurula katılmaları
karşılığı katkı yapmaları herhalde doğru bir yaklaşım değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Çetin, lütfen, toparlar mısınız.
Buyurun.
İZZET ÇETİN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, tabiî,
üzerinde söylenmesi gereken pek çok konu var. Gerçekten, arkadaşlar
değindiler bazı konulara, ben, tekrar ayrıntılarına girmek istemiyorum;
fakat, bir başka önemli bir hususu -Sayın Bakana da, biraz evvel, Çalışma
Bakanımıza ilettim- özellikle geçici 2 nci maddedeki, 3308 sayılı
Yasayla çıraklık eğitim merkezlerince verilen ustalık ve kalfalık
belgelerinin üç yıl içerisinde değiştirilmesi doğru bir yaklaşım;
ama, aynı konunun, Makine, Kimya, Petrol ve Çevre Mühendisleri odaları
tarafından, Enerji Piyasası Kurumu Kanunu kapsamında dolum tesislerinde
çalışan pompacıdan şoföre kadar pek çok meslek sahibine de yasayla
verilen belgelerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir.
İşaret etmek istediğim bir başka husus da -gerçi
biraz evvel maddede geçti ama- özellikle Genel Kurulun oluşumuna…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun Sayın Çetin.
İZZET ÇETİN (Devamla) - … yönelik olarak yapılan
düzenleme. Biraz evvel de değindiğim, çoğunluk ile çoğulculuğu
birbirine karıştıran bir düzenleme. İlk defa Türkiye’de, sendikal
rekabet adına, üç konfederasyonun ikişer üye vermesi bir yasaya giriyor.
Burada, açıkça, İktidarın bir konfederasyonu açıkça kollama isteği
artık su yüzüne çıkmıştır. Bu doğru bir yaklaşım değil. Siyasal partilerin
sendikaları, konfederasyonları olmaz; emeğiyle, alınteriyle çalışanlar
kendi özgür iradeleriyle sendikalarını kurar, sendikalarını
güçlendirir. Türkiye’de demokrasinin de gelişmesinin, bu kurumların
da gelişmesi ve kalıcılaşmasının esas ihtiyacı güçlü sendikal yapıların
oluşmasından geçer. Sendikaları birbirine düşürecek düzenlemelere
yönelmek ne iktidara ne de kollanan konfederasyonlara hiçbir yarar
sağlamayacaktır.
Bu düşüncelerle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çetin.
İkinci bölüm üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına
söz isteyen, Mersin Milletvekili Hüseyin Güler.
Sayın Güler, buyurun.
Süreniz 10 dakikadır.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN GÜLER (Mersin)
– Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Meslekî
Yeterlilik Kanunu üzerinde, ikinci bölümde, Grubum adına söz almış
bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Aslında bu uyum mu, uyuma mı, bunu anlamakta zorluk
çekiyoruz! Olağanüstü çağırdınız; ama, katılımcılık, maalesef,
sıfıra yakın. Bakıyoruz, bu kanunla ilgili Sayın Bakan ortada
yok; dün Millî Eğitim Bakanı, o da yok…
MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) – Vardı burada, az
önce gitti!..
HÜSEYİN GÜLER (Devamla) – Sayın Bakan vardı; ama,
toplantıya gitti…
MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) – Tabiî işi var… Başka
işi var!..
HÜSEYİN GÜLER (Devamla) - … Meclisin öneminden
daha büyük bir toplantı ben tanımıyorum.
İkincisi, Meclistir burası, iradedir; yani, Meclisin
iradesi tamamıyla yürütmenin ipoteği altına mı alındı; ne gönderirse
evet mi diyeceğiz burada?! Lütfen, kendimize gelelim.
Bugün, bu kanunun altına bizler de imza atıyoruz.
Değişiklik önergelerinde ortak imzamız da var, kabul edildi; ama,
bu kadar acele neden? Dört yıllık bir iktidardan övünüyorsunuz ve bugünkü
süreç içerisinde katkınıza baktığımızda, maalesef, sıfıra yakın.
İfade etmek istediğimiz şey bu. Meclis burası; ipotek, bir noter,
tasdik mercii değil. Arkamızda da yazı yazıyor “Egemenlik Kayıtsız
Şartsız Milletindir” diye; ama, baktığımızda, tüm arkadaşlarımızın
bu konuya, her geçen gün, katılımdan yoksun olduğu için duyarsızlığını
görüyoruz. Biz, vekiller olarak, her türlü kanunu çıkarırken katkıda
bulunmak istiyoruz.
Evet, Avrupa Birliği süreci… Bu kanun çok masum
gibi görünüyor ve altına da imza atıyoruz; ama, iş şekilden öteye
de gitmeyecek. Bugün, Türkiye’nin o kadar artı değerleri mevcut ki,
yeraltı, yerüstü ve insan kaynağına baktığımızda, demografik yapı
itibariyle de baktığımızda -burada istatistik veriler paylaşıldı,
altını çizmek için söylüyorum- 15-24 yaş arası; yani, en aktif genç nüfus
diyebileceğimiz, verimlilik açısından da çalışabilir yaş oranına
baktığımızda, işsizlik oranı normal gelen, yüzde 11 gibi görülen
genel işsizlik oranının 2 katı; yani, bu verimlilikten yoksunluğumuzun
bir göstergesi. Hiçbir artı değerimizi olumlu kullanamadığımız
gibi, insan kaynağımızı da kullanamıyoruz.
Detayına baktığımızda, bu kurum şekilden öteye
gitmeyecek. Şekil nedir diye baktığımızda, evet, mevzuat uygun olacak,
Avrupa Birliğine uyum süreci. İçeriğine bakıyoruz; nelerden yoksun…
Eğitim süreciyle ilgili “eğitici eğitmeni” dediğimiz bir yapılanma
yoksun.
İkincisi, sertifikasyon programı içerisinde bu
bedelleri kimler ödeyecek?! Zaten vatandaş işsiz, umutsuz; bir de
gel sertifika al diyeceksin, bir de o kadar karşılığında bir bedel.
Bu bedeli kim ödeyecek?! Avrupa Birliği uyum süreci içerisinde Avrupa
Birliğinden katkı varsa, amenna. Nasıl Kamu Personel Sınavında,
her sınava girenden dünya kadar para alındı ve yıllardır sınavlar
tekrarlana tekrarlana, sadece umut tacirliği düzenine dönüştürüldü;
yani, sanki, Hükümetin bir finans kaynağı gibi oldu bu olay. Lütfen,
bu ülkenin insan kaynağının verimli olarak kullanılması için buna
“okey” diyoruz; ama, gereken de yerine getirilsin.
Bakın, karşımıza neler gelecek. Türkiye'nin yüzde
35 gibi tarımla geçimini sağlayan, işçi bakımından büyük bir paya
sahip tarım, kaderiyle baş başa, terk edildi. Bu kimin karşısına gelecek;
yine bu sorun karşımıza gelecek.
Sayın Dr. Muzaffer Kurtulmuşoğlu söyledi fındık
üreticilerinin sorunlarını. Sadece Türkiye'yi değil, dünyayı da
etkilediniz, olumsuzlukla. Fransa da kan ağlıyor. İçinizde Grup Başkanvekili,
kendi bölgesinde, seçim bölgesinde zor kurtuluyor. Bunlar hep üzüntü
verici. Aslında, toplum, toplumsal cinnet aşamasında.
Bizim amacımız, bu ülkenin yarınlarına katkıda
bulunmak. Bu kanunları çıkarırken de bizim önerilerimize kulak
tıkadınız şu ana kadar, bu yüzden, bu kanunun sadece mevzuatı doldurmaktan
başka hiçbir yere gitmeyeceğini hepimiz çok iyi biliyoruz.
Büyüme alanına baktığımızda, kamu istihdamı
açısından değerlendirdiğimizde, oran arasında onda 1 kadar, dağlar
kadar fark var. Yüzde 10 büyüdüğümüzü söylüyorsunuz; istihdam oranına
bakıyoruz, binde 5. Bu aradaki nasıl telafi edilecek? En büyük istihdam
alanlarından biri turizm, onu da, maalesef, bitirdiniz mirasyedi
gibi.
Bugün, bu kanunları… Olağanüstü toplanmanın sebebini
anlamakta da zorluk çekiyorum. Yani, bu uyuma dönemini… Lütfen,
kendimize gelelim. Avrupa Birliği sürecinde, onurlu, ilkeli birliktelikten
yanayız; ama, hep verirsen, tabiî ki karşı taraf istemeye devam
eder.
O yüzden, söylenmesi gereken, bu kanunda, çizilmesi
gereken birçok nokta daha var; ama, genel anlamıyla, bizler de, Anavatan
Grubu olarak, destek verdiğimizi, gerek oylarımızla gerekse önergelerimizle
katkıda bulunduğumuzu düşünüyoruz.
Tabiî, ülkenin genel ekonomik politikasına baktığımızda,
kayıtdışı alabildiğine devam etmekte. İstihdam alanları, her geçen
gün dışa bağımlı, ithalata bağımlı büyüme gibi bir ekonomik veri
olunca istihdamda da korkunç bir düşüşlük yaşanmakta; yani, bu toplum
üretmeden tüketmekte. Sizin, o, çok övündüğünüz o yeşilkartlar gibi,
iaşeye bağımlı diyebileceğimiz milyonlarca kitleyi, maalesef,
kendinize bağımlı hale kıldınız. Önümüzdeki dönem içerisinde bunlardan
da oy alacaksınız. Bizim, aslında, burada söylemek istediğimiz
sizlere değil; biz, bu vesileyle ulaşacağımız yurttaşlarımıza,
dostlarımıza, hemşerilerimize anlatabildiğimiz kadarını anlatacağız.
Bugünkü AKP’nin kayıp dört yılı maalesef bitti, beşinci yılını da
doldurmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönem içerisinde kurumsallaşmadı.
Tabiî ki, bir seçim süreci içerisinde halk dört gözle bekliyor sandığı;
gardını almış… Aslında, fırsat bulsanız, o halkın arasına karışsanıza;
göreceğiz…
DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) – Mersin’e de geldik
izinde.
HÜSEYİN GÜLER (Devamla) – Tatilde geldiniz herhalde;
“izinde” diyorsunuz. Biz, Türkiye’nin her tarafında çok da rahatlıkla
dolaştık.
Burada net olarak, burada sizin başarınızı övebileceğimiz
bir unsur olsa sizi takdir etmekten geri kalmayacağız; ama, görünen
bir şey var ki, mevzuatlara uyum konusunda üzerinize düşeni çok da
net olarak yapmaya devam etmektesiniz. Sayın Grup Başkanvekili Salih
Kapusuz iki gün önceki olağan toplantıda şunu ifade etti: “Biz, bize
verilen talimatı değil, üzerimize düşeni yapmaktayız.” Bunların
görevi nedir arkadaşım; bu, sizin, karşımıza getirdiğiniz süreç,
göz önüne baktığımızda, olayın adı net: Avrupa Birliği bunları istedi,
sizler de bunu onay mercii olarak onayladınız, onaylamaya da devam
ediyorsunuz; yarın da çıkacak, önümüzdeki hafta da. Ama, şunu gözardı
etmeyin: Avrupa Birliğine karşı Türk Halkının her geçen gün olumlu
tepkisi azalmakta. Daha önce de söyledik; umut tacirliği yapmayın
Avrupa Birliği sürecinde. Bu ülkenin gerçek sorunları kendi iç dinamikleriyle
ayakta kalabilsin. Tabiî ki, çağdaş ülkenin normları bizim için birer
referans olacak; ama, görünen o ki, sizler sadece kopyadan öte, fotomontaj
diyebileceğimiz, fasonculuktan öte, maalesef, bir anlayışa sahip
değilsiniz.
Bizler, ifade ettiğimiz gibi, dünyayla, Avrupa
Birliğiyle uyum sürecini uyumak anlamı olarak anlamıyoruz. Aklın,
bilimin ve mantığın, sağduyunun, hoşgörünün, her alanda sevginin
olduğu bir toplum özlemi içerisindeyiz. Anavatan olarak, biz, tüm
kanunların, ülkenin yararına, hayırlara vesile olmasını diliyoruz.
Bu ortam içerisinde, işsizlerimize umut, gençliğimize, planlı, yapılanmış
bir ülkede, çağdaş bir ülkede yaşamasını temenni ediyoruz; ama,
baktığımızda, her geçen gün gasbın, her geçen gün hırsızlığın alenen
olduğu bir Türkiye manzarasıyla karşı karşıyayız. İstanbul’da
gasp olaylarının haberlerini izlerken içimiz burkuluyor. Sadece
İstanbul mu; Türkiye’nin her tarafında, Mersin de dahil olmak üzere
bunun içerisine.
Artık insanların kaybedeceği hiçbir şey kalmadı.
O yüzden, her türlü tehlikeliyi de göz önüne alarak ve pervasızca diyeceğimiz,
cahil cesaretiyle diyebileceğimiz bir süreç içerisinde kaybedeceği
bir şey olmayan insanın yapacağı tek şey var, hata. Bu toplum suç üretmeye
devam etmekte. Son dört yılda artan suç oranı göz önünde; baktığımızda,
bugün, çıkarılan af yasalarına rağmen -Adalet Bakanlığının resmî
istatistikleri de ortada- bugün, cezaevleri iki kat kapasitesiyle
full, dolu. Bu, övünülecek bir tablo değil, tam tersine, olumsuz bir
tablo.
Biz ise, toplumun suç üretmediği, her vesileyle
dayanışan, kardeşliğin, sevginin öne çıktığı bir ülke özlemiyle,
bu kanunla bu ülkemize katkıda bulunmasını bekliyor, saygılar sunuyorum.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Güler.
İkinci bölüm üzerinde, AK Parti Grubu adına söz isteyen,
Gümüşhane Milletvekili Sabri Varan.
Buyurun Sayın Varan. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA SABRİ VARAN (Gümüşhane) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi en kalbî duygularla selamlıyorum.
Yeni yasama dönemimizin hepimize ve milletimize hayırlı olmasını
diliyorum.
Değerli Anavatan Milletvekilimiz Hüseyin Güler
kardeşimiz ara verildiğinde hepimize tatlı cezerye ikram etti. Tabiî,
hikmetini, bu yaptığı acı konuşmayla anlamış bulunuyoruz. Demek
ki bu konuşmasının acılığını hafifletmek için, dışarıda, bize tatlı
cezeryeyi ikram etti; ama, ben de kendi konuşmamdan sonra, kendisine,
Gümüşhane’nin tatlı pestil ve kömesini ikram edeceğim. Onu da söylemek
isterim.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) – Helal olsun… Afiyet olsun…
SABRİ VARAN (Devamla) – Değerli milletvekillerim,
bu yüce çatı altında, meslekî ve teknik eğitim konusunda meslekî ve
teknik eğitim almış kişilerin iş bulmasında, iş dünyasına entegre
olması konusunda muhtelif zamanlarda değişik görüşler ifadesini
buldu. Bugün kanunlaştıracağımız Meslekî Yeterlilik Kurumu, meslek
sahiplerinin, iş çevrelerinin, yani, işgücünün ve sermaye gücünün
buluşmalarına, kenetlenmelerine yardımcı olacak ortamı hazırlamada
çok önemli bir rol oynayacaktır.
Toplumumuzda herkes ister lisans ister önlisans
isterse lise ve teknik eğitim mezunu olsun, her birimiz, meslekî konuda
daha da yeni bilgilere erişmek, daha yeni bilgilerle kuşanmak için
düzenlenen kurslara, sempozyumlara ve eğitimlere katılmak isteriz,
hatta bunun için yurt dışına kadar büyük masraflar yaparak kongrelere
katılırız. Bunun ardındaki ana sebep, insanın bilgiye ve yeniliğe
olan ihtiyacından kaynaklanmaktadır.
Peki, ama, mesleğimizle ilgili kendimizi öyle
yetiştirelim ki, öyle kurumların eğitimlerine katılalım ki, bu
kurumların bize verdiği belgeler, sertifikalar hem ülkemizde hem
de dünyamızın her yerinde geçerli olsun.
Peki, bunu kim verecek ve nasıl yapacak? Dünyada
örnekleri olan Meslekî Yeterlilik Kurumunun Türkiye’de karşılığı
var mıdır? Ülkemizde mevcut eğitim kurumları meslekî yeterlilik konusunda
yeterli müfredata sahip midir? Bugünkü eğitim öğretim, meslek mensuplarının
ihtiyaçlarını karşılar düzeyde midir? Bu soruların cevabı, ne yazık
ki, hayırdır. Ülkemizde, maalesef, meslek liselerinin oranı dünyanın
tersine yüzde 30’larda, düz liseler ise yüzde 70’ler seviyesindedir.
Meslekî ve teknik eğitim alan öğrenciler de, düz lise eğitimi alan öğrenciler
de kendisini üniversiteye giriş için yarışa hazırlamakta, bu mantığın
neticesinde de meslekî ve teknik yeterlilik tam olarak alınamamakta;
bu da maalesef, her şeyin olumsuzlukla neticelenmesine sebep olmaktadır.
İşte bugün, Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunuyla meslekî yeterlilik
eğitiminin, sanayisiyle, üniversitesiyle, işveren kuruluşlarıyla
buluşturulması hedeflenmektedir.
Değerli milletvekilleri, bir ülkede kalkınma,
doğal altyapı, maddî altyapı, personel altyapısı ve kurumsal altyapının
uygun ve hazır olması, bunların üzerinde çağdaş bilgi ve sermaye birikimi
ile yarayışlı hammaddenin çağdaş bir anlayışla yatırım ve üretime
dönüştürülmesiyle gerçekleşir. Kalkınma ve gelişme, ilerleme bu
temel unsurların harmonik bir tarzla ve yerli yerinde, ama, sürekli
kullanılmasından geçer.
Kalifiye ana eleman; bu kavram çok önemlidir. Nasıl
kalifiye insan yetiştirilir; devletimiz bu eksikliği sürekli
hissetmeli, gereğini yapmalı veya yaptırmalıdır. Meslek liseleri
iyi eğitim formatına kavuşturulmalı, meslek yüksekokulları geliştirilip
desteklenmeli, sanayi ve işverenin talepleri doğrultusunda eğitim
müfredatları oluşturulmalıdır. Endüstri ve teknik liseler ilgili endüstri sektörüyle,
turizm liseleri ilgili turizm işletmeleriyle, tarım liseleri tarım
işletmeleriyle ilişkilendirilmeli, bu sivil örgütlerin desteği
alınarak eğitim müfredatları ona göre hazırlanmalıdır. Bu şartlarda
yetiştirilen öğrencilerin meslekî yeterlilik konusunda daha vasıflı
oldukları görülecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her birimize
yüzlerce, belki binlerce iş talebi gelmektedir. İşsiz gençlerimizin,
vatandaşlarımızın bize ricaları olmaktadır. Hangi işi yaparsınız
diye sorduğumuzda, genellikle hepimiz ortak cevabı alırız: “Ne iş
olsa yaparım ağabey.”
Türkiye’nin işsizlikten kurtuluşu “ne iş olsa yaparım
ağabey” diyen niteliksiz, vasıfsız işçilerin sayısının azaltılmasında
da geçmektedir. Bu kanun işsizliği tamamen çözer mi; tabiî ki çözmez.
Ancak ne yapar; kısmen azaltır; ama, işsizliğimizin hangi kategoride
ne kadar olduğunun tespiti noktasında bizlere fayda sağlar.
Değerli milletvekilleri, Türkiye olarak genç ve
dinamik nüfusa sahip olmanın avantajını kullanabiliyor muyuz? Eğer,
bu sorulara “evet” cevabı verebilseydik, Meslekî Yeterlilik Kurumu
Kanununu bugün bizler belki konuşmaya gerek kalmayacaktı. Örgün
ve teknik eğitim mezunlarının diplomaları, bilgi ve becerilerine,
maalesef, tam olarak yansıtılamamaktadır. Bazı işveren kurumlarınca
bu belgeler kabul de görmemektedir, hatta sorgulanmaktadır. Bunun
akabinde de akredite üniversiteler, fakülteler, kurumlar ortaya
çıkmaktadır.
Hiçbir eğitim almadan, çalışarak elde edilen beceriler,
yani, halk deyimiyle alaylıların belgelendirilmeleri de yetenekleri
bazında mümkün olmamaktadır. Çalışma hayatı ile eğitim kurumları
arasındaki işlevsel bağ kurulmalı, meslek standardı sınav belgelendirme
sisteminde önemli bir araç olarak kullandırılması gerekmektedir.
Bir meslek sahibisiniz; ama, bu meslekte standartları
temel alan bir yeterliliğe sahip misiniz? Sahipseniz, bunun sertifikalandırılması,
belgelendirilmesi yapılabilmiş mi? İşte, tam bu noktada ülkemizin
ihtiyacı olan Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulması gerektiği
cevap olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle, Meslekî Yeterlilik Kurumu
Kanununun ülkemiz için bir gereklilik olduğunu görüyorum.
Yapılacak bu düzenlemeyle kurulan Kurumun ülkemize
hayırlı olmasını diliyor, sizlere saygılarımı sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
İkinci bölüm üzerinde, Komisyon adına, Komisyon
Başkanı Sayın Cevdet Erdöl.
Buyurun Sayın Erdöl. (AK Parti sıralarından alkışlar)
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU
BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşmekte olduğumuz kanun, biraz önce Sayın Sabri Varan Beyin söylediği
gibi, ne iş olsa yaparım ağabeyden ziyade, şu işi yaparım diye geçerli
bir belge sahibi olması için insanlarımıza, gençlerimize verebileceğimiz
bir belgeyi ortaya çıkaracak olan bir kanundur. Buna, gerçekten, çok
değerli muhalefet partilerimizin değerli yöneticilerinin, değerli
milletvekillerinin katkıları olduğu gibi, sivil toplum örgütlerinin
ve ilgili meslek kuruluşlarının, meslek odalarının da bizlere bu
konuda katkıları oldu; kendilerine çok çok teşekkür ediyorum.
Bir konuyu izah etmek ihtiyacı duydum. Fındıkla
ilgili, pek çok arkadaşımız pek çok kere burada söyledi; fakat, gelinen
süreç içerisinde, Fiskobirlik yönetimi değişmiştir. Yeni yönetim,
uzlaşmacı ve gerçekten ileriyi görecek mahiyette kararlar alabilecek
bir yönetimdir. Kendilerini, bizler, bölgede fındık üreticisi
olan illerin milletvekilleri olarak tebrik ediyoruz, başarılar diliyoruz.
Dün itibariyle, Toprak Mahsulleri Ofisi ile Fiskobirlik’in ortak hareket
etme kararı aldıklarını ve bu kararın, fındık üreticilerine, bölgemize,
insanlığımıza çok hayırlı neticeler doğuracağını buradan açıklıkla
ifade etmek istiyorum. Bu kararlarından dolayı da, gerek Fiskobirlik
yöneticilerini gerek Toprak Mahsulleri Ofisi yöneticilerini
ve gerekse buna gayret gösteren değerli milletvekili arkadaşlarımı
tebrik ediyor, kendilerine teşekkür ediyorum, başarılar diliyorum.
Değerli arkadaşlar, bu kanunun çıkmasında, AK
Parti Grubuna mensup değerli milletvekillerimiz, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubuna mensup milletvekillerimiz ve Anavatan Partisi
Grubuna mensup milletvekillerimiz, gerek komisyon çalışmaları
sırasında gerek Meclis çalışmaları sırasında çok değerli katkılar
verdiler; kendilerine çok teşekkür ediyorum katkılarından dolayı
ve bu şekilde, konsensüsle geçmiş olan bir kanunu hazırlamaktan dolayı
da mutluluğumu ifade etmek istiyorum. Kanunu hazırlayan Bakanlık
bürokratlarına, başta Sayın Müsteşarımız olmak üzere tüm Bakanlık
bürokratlarına ve Değerli Bakanımıza çok teşekkür ediyorum.
Ramazan ayı yaklaşıyor, hepinize hayırlı olmasını
temenni ederek, kanunun, ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini
temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdöl.
İkinci bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen, İzzet
Çetin?.. Yok.
Hamza Albayrak, Amasya Milletvekili.
Buyurun Sayın Albayrak. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) – Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; görüşülmekte olan 1193 sıra sayılı Meslekî Yeterlilik
Kurumu Kanunu Tasarısının ikinci bölümünü kapsayan 20 ilâ 33 üncü
maddeleri ve ek geçici 2 maddesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum;
sözlerime başlamadan önce, sizleri ve bizi izleyen değerli milletimizi
sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu tasarıyla,
Türkiye’de, diplomalı ve diplomasız vasıfsızlara vasıf kazandırılacaktır.
Bu tasarıyla, aktif işgücüne dünya pazarlarında rekabet edebilir
nitelikler kazandırılarak, onların iş bulması sağlanacaktır. Bu
tasarıyla, yıllardır sanayicinin ihtiyaç duyduğu ara eleman talebine
cevap verilecek, bu konuyu yıllardır ihmal ederek uyuyanlar da bu
tasarıyla uyandırılmış olacaktır.
Değerli arkadaşlar, Türkiye, Avrupa Birliği ve
uluslararası standartlara uygun olarak, istihdam açısından nitelikli
eleman yetiştirmek için bu kanunu çıkarmak zorundaydı. Bu kanunun
çıkımı gecikmiş midir; elbette, gecikmiştir.
Büyük yönetim gurusu olan Amerikalı bir Profesör
Peter Drucker -2005 yılında öldü, toprağı bol olsun- yıllardır, bizim,
istihdam bağlamında “beyaz yakalılar” ve “mavi yakalılar” diye tanımadığımız
işçi ve memur skalasına iki ilave yapmıştı; “bilgisini satanlar”
üç; dört “hayalini satanlar.”
Değerli arkadaşlar, az gelişmiş ülkeler, bu bağlamda,
istihdamla ilgili problemlerini çözmede gerçekten çok geciktiler.
Onun için, 22 nci Dönem olarak, bu kanunu çıkarmak bizler için bir onurdur;
bu, özellikle kayıtdışı istihdama büyük katkı verecektir çözümü
noktasında.
Biliyorsunuz, istihdamda kayıtdışılık, üretimde
kayıtdışılık, gelirde kayıtdışılık Türkiye’nin en ciddî problemlerindendir.
2002 yılı sonu itibariyle, Birleşmiş Milletler Saydamlık Kuruluşunun
deklarasyonuna göre, AK Parti iktidar olduğundan öndeki süreçte
Türkiye’de kayıtdışılık oranı yüzde 65 idi; 2005 yılı sonuna göre,
aynı kuruluşun sirkülasyonuna göre, Türkiye’de kayıtdışılık oranı
yüzde 45’e düşmüştür. Büyük müdür; elbette büyüktür.
İşte, geliniz, bu yasayla, gerçekten, istihdamdaki
kayıtdışılığın önüne geçelim ve nitelikli eleman yetiştirmenin,
bir an önce altyapısını oluşturalım; hizmetin her skalasında dünyada
rekabet edebilen, kendisine güvenen, uzmanlaşmış ve üretim ve mucitlik
kabiliyeti kazanmış ara eleman yetiştirmenin altyapısını böylece
atmış olalım.
Değerli arkadaşlar, bu kanunda, özellikle ikinci
bölümünde, hakikaten, bu Meslekî Yeterlilik Kurumunun oluşumuyla
ilgili usul ve esaslara temas edilirken, 2 tane geçici maddeyle de,
genel kurul ilk toplantısını yapana kadar geçecek süreçte, Bakanlıkça
görevlendirilecek bir grubun, bu iş ve işlemleri onbeş gün içerisinde
üstlenmesi ve genel kurulun üç ay içerisinde toplantıya hazırlanması
amaçlanıyor. Yine, 2 nci geçici maddeyle de, geçmişte meri olan ve
halen meri olan 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunuyla kazanılmış hakların
geçerli olduğu, alınan belgelerin geçerli olduğu ve bu belge sahiplerinin
üç yıl içerisinde müracaatlarıyla bu kanun hükümlerinden aynen
yararlanacağının altı çizilmiş oluyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten,
bu Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu devreye girdiğinde Türkiye’de
vasıfsız işgücü vasıflı hale gelecek; ebette ki, işveren de, kendi
işine yarayan elemanı seçecektir.
5084 sayılı Teşvik Yasası uygulamaya girdi malumlarınız.
Bu Teşvik Yasasına tabi olan bölgelerde yatırım yapan sanayicilerin
en büyük şikâyeti, nitelikli eleman bulamamaları.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
– Sayın Albayrak, lütfen toparlar mısınız.
HAMZA
ALBAYRAK (Devamla) – Toparlıyorum.
Bu
bağlamda, işverenler, belirli meslek okullarından mezun olanları
işe aldıklarında en az dört aylık süreçte bunlara nitelik kazandırmak
için eğitimlerine zaman harcıyorlar. Bu da, Türkiye ekonomisine,
elbette ki, zamanlama açısından olumsuz bir katkı veriyor. İnanıyorum
ki, bu yasanın devreye girmesiyle nitelikli elemanlar Türkiye’ce
üretilecek ve bunlar da ara eleman ihtiyacına cevap verdiği gibi,
ulusal platformda da nitelikli işgücü olarak rekabet edecek nitelikleri
haiz oldukları için, serbest rekabet ortamında ve serbest dolaşım
ortamında çok ciddî anlamda iş bulma imkânlarına sahip olacaktır diyorum.
Katkılarınızdan
dolayı teşekkür ediyorum, hayırlı olsun diyorum efendim. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ediyorum Sayın Albayrak.
İkinci
bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Fazlı Erdoğan, Zonguldak Milletvekili?..
Yok.
Ümmet
Kandoğan, Denizli Milletvekili?..
ÜMMET
KANDOĞAN (Denizli) – Konuşmayacağım.
BAŞKAN
– Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.
Mehmet
Eraslan, Hatay Milletvekili?.. Yok.
Sabri
Varan, Gümüşhane Milletvekili?..
SABRİ
VARAN (Gümüşhane) – Konuşmayacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN
– Teşekkür ediyorum Sayın Varan.
Mardin
Milletvekili Muharrem Doğan; buyurun.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı ve
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu gereğince
şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlar, ben bir noktaya değinmek istiyorum.
Biraz önce değerli milletvekili arkadaşlarımız bu kürsüden güzel
şeyler söylediler. Keşke o söyledikleri şeyler de hayata geçirilmiş
olsaydı.
Değerli arkadaşlar, sayın arkadaşımız “vasıfsızlara
vasıf sağlanacaktır” dedi bu yapılan kanun tasarısıyla. Bu kanun
tasarısı elbette faydalıdır; ama, nasıl faydalı olabilir: Eğer,
Türkiye’nin hak ettiği noktaya getirebilirsek faydalı olur; işsizliği
yenebilirsek, yoksulluğu yenebilirsek… Ama, bugün, emin olun… Biraz
önce Değerli Milletvekilimiz Sayın Varan dedi ki: “Bize iş istemeye
gelen vatandaşlarımıza soruyoruz ‘ne iş istiyorsun’ Ağabey ne iş
olursa yaparım...” Ama, peki, ben size soruyorum; binlerce ziraat
mühendisi aynı şekilde iş istiyor, binlerce kimya mühendisi aynı
şekilde iş istiyor, yüzbinlerce jeoloji mühendisi iş istiyor. Peki,
bunlar vasıfsız mıdır?! Bu insanlar, bu arkadaşlar, bu vatandaşlar,
dört yıllık, beş yıllık üniversiteyi bitirmişler ve işsiz ordusuna
katılmış bulunuyorlar. Peki, şimdi, bunlar vasıfsız mı oluyor?! Bunlara
iş verebiliyor musunuz? Yani, işsizliği ve yoksulluğu yenme noktasında
bir başarınız var mı?! Yok maalesef. (Anavatan Partisi sıralarından
alkışlar) Ama; şunu söylemek istiyorum: Değerli arkadaşlar, siz,
2002 seçimlerinde iktidarı devraldığınız zaman bu ülkede işsizlerin
sayısı 9 000 000 civarındaydı. Bugün işsizlerin sayısı 11 000 000’a
varmak üzeredir; buna ne diyeceksiniz?
Şimdi, ben size başka bir şey söyleyeceğim; Sayın
Mardin milletvekilleri burada oldukları için ben bu noktaya değinmek
istiyorum; lütfen, izin veriniz. Değerli Sayın Bakanım da burada,
lütfen, bu nokta üzerinde duralım. Şimdi, seçim bölgem Mardin’in Nusaybin
ilçesinde lise binası yapılacak; geçen sene ihale edilmiş, iptal
edilmiş. Tekrar, yeniden ihale edilmiş, doğal olarak, belki hadde layık
görülmemiş; olabilir; tesadüfen aynı ihaleyi aynı firma alınca,
tekrardan ihale iptal edilmiş. Bu sefer, acaba, AKP mensubu bir müteahhit
bulur muyuz diye yetkiyi Ankara’ya getirdiniz. Bu sefer, herhalde,
Ankara’da da müteahhit bulamadınız, tekrardan Mardin’e geri gönderdiniz.
Değerli arkadaşlar, çok yazıktır, günahtır, hiç
yakışmıyor; yapmayın bu gibi şeyleri! Bir sene içerisinde,
bir lise binası yapılacak ve siz bunu sonuçlandıramadınız. Yani,
böyle, Avrupa Birliğine geçmek üzere verdiğimiz bu emekler, bu çabalar
niçindir?! Peki, yüzbinin üzerinde nüfusu olan bir ilçenin, böyle
bir yerin, bir liseye, son teknolojiye yakışan bir liseye kavuşma
hakkı yok mudur?! Acaba sayın milletvekillerimiz bana nasıl cevap
verecekler?! Emin olun, her gün, bana, Nusaybin İlçesinden en azından
beş altı defa telefon geliyor “bizim lise binamız ne olacak?..” Yani,
insanlığın en temel paylaşımı bilgi ise, ilim, irfan ise, bu lise binaları
irfan yuvaları değil midir?! Bu insanları, bu irfan yuvalarına kavuşturmak
bizim birinci görevimiz değil midir?! Bizim birinci vazifemiz nedir?!.
Müteahhit ne olursa olsun… Müteahhit Türktür; yeter. Müteahhit,
vergisini veriyor; yeter. Müteahhit, bu işi, tam projesine uygun,
fennî şartnamesine göre uygun yapıyorsa, yeter; ama, bu benim partimden
değildir, bu benden değildir…
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Bu işleri Kamu İhale Kurumu
yapıyor. Yanlış konuşuyorsun. Bu işleri Kamu İhale Kurumu yapıyor.
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Ben yanlış konuşmuyorum;
benim hayatım geçti bu işlerde.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Kamu İhale Kurumu ihale yapıyor.
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Lütfen, seni ciddîyete
davet ediyorum. Mardin’e karışma!
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Ben seni ciddîyete davet ediyorum.
BAŞKAN – Sayın Öksüz, lütfen…
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Eğer çok şey biliyorsan,
gel, burada, konuş. Sayın milletvekillerim, burada, gelsinler, bana
burada cevap versinler.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Yanlış cevap veriyorsun. Yanlış…
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Ben, Mardin insanının
hakkını savunmak için buradayım.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Öğren ama, öğren; neresi ihale
yapıyor, onu öğren; ihaleyi kim yapıyorsa, onu öğren!
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Ben her şeyi biliyorum
ve ben dersime çalışıyorum…
BAŞKAN – Sayın Doğan…
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – İhaleyi kim yapıyorsa, onu
öğren!
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – …ama, siz, buraya gelirken
el kaldırmak için geliyorsunuz; dersinize çalışmıyorsunuz.
BAŞKAN
– Sayın Doğan, lütfen, toparlar mısınız.
MUHARREM
DOĞAN (Devamla) – Ama Sayın Başkanım, ben burada, kürsüde konuşurken
bana sataşmada bulundu; müdahale etmiyorsunuz!..
BAŞKAN
– Sayın Öksüz’e de müdahale ettim ben. Doğru, haklısınız Sayın Doğan.
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Teşekkür ederim.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – İhaleyi kimin yaptığını öğrensin…
BAŞKAN – Sayın Öksüz, lütfen…
Buyurun Sayın Doğan, lütfen, toparlar mısınız.
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar,
ben, milletvekilliğimi, hizmet için, onurum için yapıyorum. Yüce
Mardin halkının bana verdiği bu görevi, sonuna kadar, kanun çerçevesi
içerisinde ve istekleri doğrultusunda yapmaya çalışacağım. Bu
sorun, benim ülkemin sorunudur, benim bölgemin sorunudur, benim
ilçemin sorunudur. Bu nedenle, beni bağışlayınız. Ben, bölgemin
sorunlarını dile getirmekten de iftihar ediyorum. Lütfen sıkılmayınız;
ben, burada, kötü bir şey söylemiyorum. Aynı şekilde, sizin ilçenizde
de olabilir. Ama, burada diyorum ki, lütfen, bu ihale yapılsın ve bizim
o bölgenin insanı bu irfan yuvasına kavuşturulsun. Başka bir şey
istemiyorum.
Değerli arkadaşlar, bu yasa tasarısının, ülkemize
ve milletimize hayırlara vesile olmasını diliyorum. İşsizliğin
ve yoksulluğun bir an evvel yenildiği bir Türkiye’ye kavuşulmasını
istiyorum.
Saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Doğan.
Bölüm üzerinde soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Süremiz 15 dakikadır, 8 dakika soru sorma süresidir.
Sayın Doğan, buyurun.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Efendim, soracağım sorular
zaten aynıydı; teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Işık, buyurun.
AHMET IŞIK (Konya) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Vasıtanızla Sayın Bakana şu soruları yöneltmek
istiyorum:
Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulması kamuya
yeni yükler getirecek midir? Kamu personelinin alımında siyasal
etkiye açık bir alım mı olacaktır?
Diğer sorum şu: Meslek standartları mecburî midir?
Belge sahibi olmayanların meslekte çalışmaları yasaklanacak mıdır?
Son olarak, akredite edilmiş meslekî yeterlilik
belgesinin alınması, işgücünün yurt dışındaki istihdamında avantaj
sağlayacak mıdır?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Işık.
Sayın Özdoğan, buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) – Teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım.
Benim de Sayın Bakana birkaç sorum var.
Birinci sorum şu: Devletin resmî kayıtlarına göre
işsizler ordusunda kayıtlı kaç milyon işsizimiz vardır? Kırsal alanı
ve AK Parti Hükümetinden ümidini kesen kayıtsız işsizlerimizi de
düşündüğümüzde, kaç milyon işsizimiz vardır? Bunların içinde üniversite
mezunu ve meslek lisesi mezunlarının işsiz olarak sayısı ne kadardır?
İkinci sorum şu: Erzurum’da kayıtlı işsiz sayısı
ne kadardır? Bunların yüzde kaçı üniversite ve meslek lisesi mezunudur?
Erzurum’da işsizlerin toplam sayısı ne kadardır?
Diğer bir sorum şu: Biz Anavatan Partisi olarak iktidara
geldiğimizde, meslek ve sanat sahibi olmuş, meslek lisesi, meslek
yüksekokulu ile teknik eğitim fakültesi mezunlarına, işini ve
atölyesini kurmak isteyenlere meslek ve işyeri kurma kredisi vereceğiz.
Dört yıldır iktidarda işsizler ordusunu kuran AK Parti İktidarının
böyle bir projesi var mı? Yoksa, vurdumduymazlığı 2007 seçim mağlubiyetine
kadar devam edecek mi?
Son sorum şu: AK Parti İktidarı sayesinde SSK
emeklileri açlık sınırı altında sefil bir hayat yaşamaktadırlar.
İşçi emeklilerimizin durumunu birazcık olsun düzeltmeyi düşünüyor
musunuz; yoksa, işçi emeklilerimiz durumlarının düzelmesi için
Anavatan Partisi iktidarını mı bekleyecekler?
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özdoğan.
Sayın Tütüncü, buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın
Bakan.
Şimdi, burada kurulan Mesleki Yeterlilik Kurumu, 1989 yılında Devlet Planlama
Teşkilatı tarafından başlatılan çalışmalara dayanıyor ve 1992
yılında da, yine, Devlet Planlama Teşkilatınca geliştirilen istihdam ve eğitim projesi çerçevesi hazırlandı bu kurum, bu yasa tasarısı ve bu projeyi Dünya Bankası finanse ediyor
ve bu projede çok sayıda alt proje var, bir demet proje şeklinde götürüyor. Bunlardan
bir tanesi de özel istihdam büroları.
Şimdi, bu altyapıdan sonra özel istihdam bürolarıyla
ilgili sorumu sormak istiyorum: Özel istihdam büroları büyük iddialarla
kuruldu. Ancak, şu anda, işgücü piyasasında
kuruluş amacının dışında çalışmakta olduğu; işgücü ya da emek istismarına
yol açtığı, aynı zamanda yabancı kaçak işçi çalıştırılmasının kılıfının
hazırlanmasında görev üstlendiği
yönünde kamuoyunda iddialar vardır. Denetlemenin az olduğu yönünde kamuoyunda iddialar vardır.
Bu iddiaların geçerlilik durumu
nedir?
İkinci sorum madde 26’yla ilgili. Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; bu kurum, az önce de dediğim gibi, 1989 yılında başlatılan çalışmalara dayanıyor,
çok gecikmiş bir kurum. Ancak, madde 26’daki gelirler durumuna baktığımızda, gelirler
bölümünün, ne yazık ki, pek güçlü olmadığı ortaya çıkıyor. Eğer, bu Kurum, yıllardan bu yana kurulması
düşünülen son derece stratejik noktadaki bir Kurum; maddi yetersizlikler
nedeniyle çalıştırılamadıysa yanarım. Bu nedenle sorumu soruyorum: Acaba madde
26’nın dışında öngörülen kaynakların
ötesinde daha sağlam bazı kaynaklar düşünülebilir mi?
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.
Sayın Akdemir, buyurun.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) – Sayın Başkan, sorularımı
Sayın Bakana yöneltiyorum aracılığınızla. Teşekkür ediyorum.
Türkiye, özellikle hizmet sektörünün ve sanayinin
kalifiye eleman ihtiyacı açısından büyük sıkıntılar içinde olduğu
herkes tarafından bilinmektedir. Örgün eğitimde düz liselilerin
yüzde 65, meslekî ve teknik liselilerin ise yüzde 35 oranı bilinen
bir gerçektir.
Dış ticarette rekabet halinde olduğumuz ülkeler
karşısında avantajlı konuma düşebilmek için meslekî ve teknik ara
kademe elemanının artırılması gerekmektedir. Bu bağlamda, şimdiye
kadar, dört yıl içerisinde, Türkiye genelinde kaç tane meslekî teknik
lise devreye sokulmuştur? Acaba, bu, Türkiye ihtiyacını karşılayacak
mıdır?
Bir diğer sorum: Bu tasarıda birtakım düzenlemeler
yapılmış; ancak, hangi meslekleri ve bu meslekleri hangi seviyede
kapsayacaktır, birtakım belirsizliklerle doludur. Dolayısıyla,
eğitim kurumlarının, Yüksek Öğretim Kurumunun, Üniversitelerarası
Kurulun, meslek odalarının bu yapıdaki temsiliyetlerinin ve yetki
alanlarının durumu da belirsiz bir konuma gelmiştir. Bu kargaşalığı
nasıl çözeceksiniz?
Üçüncü sorum: Esas itibariyle, yetkilendirilmiş
çeşitli kurumların kendi ölçütleriyle vermiş oldukları yeterlilik
belgelerinin ulusal ve uluslararası ölçülebilirliğini hangi ölçülerle
sağlayacaksınız?
Ayrıca, ülkemizde, diplomalı mesleklerin haricinde
yüzlerce meslekte ulusal ölçekte dahi genel kabul gören standartlar,
sertifikalar ve otoriteler bulunmamaktadır. Bu itibarla, yeterlilik
belgeleri hangi kriterlere göre verilecektir ve bu alandaki çalışmalarınız
nelerdir?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akdemir.
Sayın Bakan, buyurun.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Efendim,
Sayın Ahmet Işık’ın sorularını…
Kurum, kendi gelirleri ile giderlerini karşılayacak
bir şekilde düzenlemiştir. Kuruluş aşaması dışında, kamu maliyesine
herhangi bir yük getirilmeyeceği düşünülmektedir.
Meslek standartlarına dair sorunuza gelince:
Bu standartlar mecburî değildir. Ancak, standartlara uygun sertifikası
olmayanların yurt içinde ve yurt dışında iş bulma imkânlarının azalacağı
düşünülmektedir.
Sayın İbrahim Özdoğan Beyin sorularına yazılı
olarak cevap vereceğim.
Enis Beyin sorularına gelince: Özel istihdam kurumları
İŞKUR’un kontrolünde faaliyette bulunmakta, denetimler sonucunda
eksikliği veya yanlışları olan bürolar hakkında ruhsat iptaline
kadar çeşitli yaptırımlar bulunmaktadır. Bu cümleden olarak, 180
tane özel istihdam büroları kurulmuş; ama, 6 tanesi kapanmıştır.
Özel istihdam bürolarının yurt dışına işçi göndermelerinin
yasak olduğunu siz de biliyorsunuz; ama…
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Bu değil efendim, yabancı
kaçak işçi çalıştırılıyor burada. Ben, yurt dışına işçiyle ilgili
bir şey söylemedim, yanlış anlaşılmasın. Mesela Ukrayna’dan, mesela
Romanya’dan, mesela Azerbaycan’dan yabancı kaçak işçi getiriliyor…
BAŞKAN – Sayın Tütüncü, lütfen…Karşılıklı konuşma
usulümüz yok; lütfen Sayın Tütüncü.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Yanlış anlaşıldı da onu
düzelteyim diye söyledim.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Yanlış
anlaşıldı, o zaman…
BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen…
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Tamam.
O zaman yazılı olarak cevap verelim; çünkü, o husus,
zannediyorum Bakanın iznine tabi olan bir husus. Sayın Bakan yazılı
olarak cevap versin.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Tamam efendim.
Özür dilerim Başkan. Sorumun yanlış anlaşıldığını
düşündüm de, ondan müdahale ettim.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Dursun
Beyin sorularına da, Sayın Akdemir’in sorularına da yazılı olarak
cevap vereceğim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Sayın Albayrak, buyurun.
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) – Teşekkür ederim Sayın
Başkanım.
Aracılığınızla, Sayın Bakanıma bir soru yöneltmek
istiyorum. Görüşülmekte olan 1193 sıra sayılı kanun tasarısı, tetkik
ettiğim kadarıyla, kesinlikle, üniversite mezunlarını, özellikle
jeoloji ve ziraat mühendislerini ilgilendirmediğini ben biliyorum
tasarıyı tetkik ettiğim için. Benden sonraki konuşmacı arkadaşımız,
konuşmama atfen, diplomalı ve diplomasız vasıflara bu yasa vasıf
kazandıracak tespitime ilaveten “jeoloji mühendisleri ve ziraat
mühendisleri gibi yüzlerce mühendisler vasıfsız mı da işsiz” diye
yanıt verdi. Acaba, bu kanun, jeoloji mühendislerini ya da ziraat
mühendislerini ilgilendiriyor mu, ilgilendirmiyor mu?
Teşekkür ediyorum.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Sen önce ona iş ver diyorum;
sen onu vasıfsız hale getiriyorsun.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Albayrak.
Sayın Gazalcı buyurun.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın
Başkanım.
Sayın Bakandan şu sorularımın yanıtlanmasını
diliyorum: Biliyorsunuz, burada bir düzenleme yaptık, Kültür ve
Turizm Bakanlığına bağlı, Tarım Bakanlığına bağlı ve çeşitli bakanlıklara
bağlı meslek okullarını Millî Eğitim Bakanlığına verdik. Bu okulların
birçokları canlandırılamadı ve kimileri kapanmaya yüz tuttu. Geçen
gün gazetede vardı; yeni öğrenci alınmıyor, meteoroloji lisesi
çocukları demir parmaklıklar arasında kafeste tutuluyormuş ve yeni
öğrenci de alınmıyormuş. Acaba -bir yandan meslek kazandırmak için
çocukları eğitmeye çalışıyoruz- bu devredilen liselerin kaçı
açıktır ve nasıl gelişmeye tabi tutulmuştur? Yeni gelişim ve değişimlere
uygun yeni programlar, yeni meslek türlerini içeren okullar açılmış
mıdır, üniversitelerin önündeki yığılmayı da önlemek açısından?
İkinci soru: Bu meslek yüksekokullarına yeni
bir düzenlemeyle sözleşmeli usta eğiticiler alınamıyor. O okullar,
bu usta eğiticilerle buralarda çok yararlı oluyordu, engellendi.
Acaba, bu düzeltilemez mi bu okulların yeniden işlevinin kazanılması
için; çünkü, meslek yüksekokulları çok dertli, iş bulamıyorlar ve
diplomaları çok zaman işe yaramıyor. Bu konuda Hükümetin bir çalışması
var mı?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gazalcı.
Sayın Bakan, buyurun:
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Sayın
Hamza Albayrak’a cevap veriyorum: Jeoloji ve ziraat mühendislerini
ilgilendiren bir kanun değildir bu kanun. Bunu böylece…
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Elbette ilgilendiren
değil Sayın Bakan, bunu biliyorum ama, ben diyorum ki, bunlar dururken
önce bunlara çözüm bulun, ondan sonra sıra gelsin. Veya her ikisine
de bulun. Dört sene, beş sene eğitim gören bir genç boş geziyor.
BAŞKAN – Sayın Doğan, lütfen…
Sayın Bakan, cevabınızı verir misiniz, lütfen…
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Sayın
Doğan, haklısınız da… İsterseniz…
BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen… Karşılıklı konuşma
usulümüz yok. Sorulara cevap verin lütfen.
Buyurun.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Tamam,
ben de ona cevap veriyorum da…
Böyle bir usul yok, o usule uygun olmadığı için ben
de size cevap vermemek durumunda kalıyorum.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Biz, aynı çatı altında
bir aileyiz. Elbette ki birbirimize cevap verebiliriz. Sayın Başkanın
da takdiri var bu konuda.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) - Böyle
bir usul olmadığını Sayın Başkan söylediği için ben de cevap vermiyorum.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Saygı duyarız.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) - Sayın
Mustafa Gazalcı, sorularınıza yazılı olarak cevap vereceğim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
YILMAZ KAYA (İzmir) – Böyle bir usul var ama!
HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) – Sayın Bakan, yokluğun
daha iyi vallahi.
BAŞKAN – Sayın Eri, Sayın Doğan’ın konuşması sırasında
sataşma nedeniyle bir söz talebiniz var. Ne diye sataştı? Lütfen,
yerinizden…
Sayın Eri, buyurun; Sayın Doğan ne söyledi de sataştı
size?
NİHAT ERİ (Mardin) – Sayın Başkan, Nusaybin Lisesinin
ihalesiyle ilgili konuşurken “Mardin’de AK Parti yanlısı müteahhit
bulamadılar, Ankara’ya çektiler, şimdi de Ankara’da bulamıyorlar,
Mardin’e çekiyorlar” gibi bir laf söyledi. Bu bir sataşmadır.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Yok öyle bir şey. “Bulamadılar
mı” diye…
BAŞKAN – Lütfen, Sayın Doğan.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Lütfen, tutanağı getirin
efendim, ondan sonra…
BAŞKAN - Sayın Eri, 2 dakikalık süre veriyorum;
yeni bir sataşmaya mahal vermeden…
Buyurun.
IV.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Mardin Milletvekili Nihat Eri’nin, Mardin Milletvekili Muharrem
Doğan’ın, Partisine, sataşması nedeniyle konuşması
NİHAT ERİ (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Nusaybin Lisesiyle ilgili konu şu: Bu lise, Kızıltepe Lisesiyle
birlikte Mardin’de ihale edildi; ancak, ihaleyi kaybeden müteahhitler
Kamu İhale Kurumuna itirazda bulundular. Kamu İhale Kurumu da bu
iki itirazı inceledi, Kızıltepe’ninkini onayladı, Nusaybin’inkini
de iptal etti; ama, Mardin’de, maalesef, yıllardır devam eden, ihalelere
fesat karıştıran bir şebekenin varlığını biliyoruz. İşin daha doğru,
daha düzgün olabilmesi için Bakana rica ettik ve bu ihalenin Ankara’da
yapılmasını istedik. Yani, biz, ne AK Parti yanlısı müteahhit aradık
ne bu işe bulaştık. (AK Parti sıralarından alkışlar) Biz, bu işin en
düzgün, kamuya en yararlı bir şekilde olması için uğraşıyoruz. Biz,
siyasetçi-müteahhit ilişkisinin içerisine hiçbir zaman girmedik.
Bu arkadaşımız, dün de yaptığı konuşmada Midyat
TOKİ ihalesiyle ilgili “bir AK Parti milletvekilinin bu ihalenin
iptalinde parmağı vardır” demiştir.
Ben, kısaca, TOKİ’nin bize gönderdiği bilgi notunu
okuyorum; TOKİ diyor ki: “İdaremizce söz konusu alana ilişkin imar
planları 6.10.2005 tarihinde onaylanarak ilgili belediyesine gönderilmiştir.
16.1.2006 tarihinde ihalesi yapılmıştır. İdaremizce gönderilen
imar planlarının belediyesi tarafından onaylanmadığı ve buna bağlı
olarak imar uygulama işlemleri başlatılmadığı ve yapılamadığı,
bu nedenle mülkiyet probleminin çözülemediği ve müteahhidin araziye
girmesinin engellenmesinden dolayı 2006 Mart ayı içerisinde inşaat
ihalesi çalışmaları iptal edilmiştir.
18 inci madde uygulamasında yapılması gereken
yüzde 40’lık kesinti sonrasında TOKİ’nin mülkiyetinde bulunan konut
adalarında azalma meydana gelmektedir. 26.7.2006 tarih, 2006/1104 sayılı
Midyat Belediye Başkanlığı Meclisi tarafından onaylanan planlara
uygun olarak TOKİ Emlak Dairesi tarafından hazırlanan parselasyon
planları kapsamında yapılan 18 inci madde uygulamasının tamamlanmasını
takiben inşaat uygulaması süreci yeniden değerlendirilecektir.”
Gerçek bu. Bu gerçeği bu arkadaşımız ya bilmiyor
ya da bildiği halde gerçeği saptırıyor. Eğer, bilmiyorsa, o da büyük
bir hata. Bir milletvekili, kendi seçim bölgesi, kendi ilçesiyle
ilgili böylesi önemli bir konuda bilgisiz olması da affedilecek
bir şey değil. Bu arkadaşımız, eğer, belediyeye ya da TOKİ’ye bir telefon
açıp bu konuyu öğrenmek isteseydi, bu gerçeği kendisine de söylerlerdi,
bunu öğrenirdi, burada da gelip bir milletvekiline sataşma talihsizliğini
de yapmazdı.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Sayın Başkan, bana “bilgisiz”
dedi, bana bilgisiz diyemez.
BAŞKAN – Sayın Doğan, lütfen dinler misiniz.
NİHAT ERİ (Devamla) – Bu arkadaşımız bunu âdet haline
getirdi, sürekli sataşıyor, bizi tartışmaya çekmek istiyor; ama,
biz bu tartışmaya girmeyeceğiz. Böylesi sataşmaları halkımız uygun
görmüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Eri, teşekkür ediyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
REYHAN BALANDI (Afyonkarahisar) - Cevap hakkı
doğdu Sayın Başkan.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Sayın Başkan…
BAŞKAN - Buyurun Sayın Doğan.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Şahsıma ve Mardin halkına
sataşmada bulundu, Mardin halkına yakışmayan sözler kullandı.
BAŞKAN
– Sayın Doğan, heyecanlanmadan anlatır mısınız.
Buyurun.
MUHARREM
DOĞAN (Mardin) – “Mardin’de ihaleye fesat karıştıran şebeke var” dedi;
bir.
BAŞKAN
– Şahsınızı kastetmedi ki Sayın Doğan.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – “Bu milletvekilimiz
bilgisizdir” dedi. Lütfen, bana söz verin. Arkadaşa nasıl verdiyseniz,
ben de cevap hakkımı kullanmak istiyorum.
BAŞKAN – Sayın Doğan, bu karşılıklı devam edemez
ki!
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Efendim, ben cevap vereceğim.
BAŞKAN – Neye cevap vereceksiniz Sayın Doğan?
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Ben bu konulara cevap
vereceğim efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Doğan.
Sayın Doğan, 2 dakikada bitirin lütfen; yeni bir
sataşmaya da mahal vermeyin, yoksa müdahale ederim.
2.- Mardin Milletvekili Muharrem Doğan’ın, Mardin Milletvekili
Nihat Eri’nin, şahsına, sataşması nedeniyle konuşması
MUHARREM DOĞAN (Mardin) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu konuyla ilgili olarak, böyle sizi üzüntüye
doğru götürdüğümüz için, ben, sizden özür diliyorum. Ancak, bu Yüce
Meclisin çatısı altında bir milletvekilinin bilmediği bir konuda,
diğer bir milletvekili arkadaşına “bilgisiz” ya “bu işi bilmiyor”
veya “seçim bölgesinde ihaleye fesat karıştıran şebeke var” demesi,
demek ki kendisinin de o şebeke tarafından milletvekili seçilip
geldiğini ifade ediyor. (AK Parti sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Doğan… Sayın Doğan…
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Ben, ne kendisine ne
Mardin halkına yakıştıramıyorum. Mardin’de böyle bir şebeke yoktur.
MEHMET ASIM KULAK (Bartın) – Sana yakışıyor mu?!
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Böyle bir şebeke yoktur.
Söz konusu ihalede, ilk ihaleyi alan müteahhit Anavatan Partisi
Merkez İlçe Başkanıydı; bunun üzerine, iptal ettiler; ikinci ihaleyi
de yine aynı kişi aldığı için iptal ettiler. Sonra, buraya, Ankara’ya
çağırdılar, anlaştılar; o arkadaşımız da bizden istifa etti ve
ihaleyi ona vermek için tezgâh ayarlıyorlar. Yani, şimdi ben mi bilgisizim?!
NİHAT ERİ (Mardin) – Yanlış konuşuyorsunuz!
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Sonra, ikinci konut
işine geleceğim. Midyat konut ihalesi, madem imarda bir sorun varsa,
madem kamulaştırmada bir problem varsa nasıl ihale ediyorsunuz;
ihaleyi nasıl ihale ettiniz, nasıl yer teslimi yaptınız, o müteahhit
şantiyesini nasıl kurabilmiş, nasıl tasfiye işlerine başlamıştır?!
Sonradan TOKİ İdaresi itiraf etmiştir. TOKİ İdaresi, vardığı hatadan
geri dönmek için ve müteahhide “biz sana başka bir iş veririz, seni
kazandırırız” demişler ve onu geri çekmişler.
NİHAT ERİ (Mardin) – Yalan söylüyorsun!
MUHARREM DOĞAN (Devamla) – Niye gerçekleri söylemiyorsunuz?!
Teessüf ederim! Lütfen, gelin, burada gerçekleri konuşunuz, gerçekler
neyse onu söyleyiniz. Hiç kimse, Mardin halkına ve Mardinliye “böyle
bir şebeke vardır” diyemez.
Teşekkür ediyorum. (Anavatan Partisi sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Doğan, teşekkür ediyorum.
III. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
2.- Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı ile Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/1211) (S. Sayısı: 1193)
(Devam)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri; İkinci bölüm üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o
madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra, ayrı ayrı oylarınıza
sunacağım:
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Sektör Komiteleri,
Standartlar, Eğitim, Sınav ve Belgelendirme
Sektör komiteleri
MADDE 20-
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Ulusal meslek standartlarının hazırlanması ve
yürürlüğe konulması
MADDE 21-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Sınav
MADDE 22-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Belgelendirme
MADDE 23-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Personelin Atanma
Şartları, Statüsü ve Malî Hakları
Personelin atanma şartları ve statüsü
MADDE 24-
BAŞKAN – Madde üzerinde, Komisyonun bir düzeltme
talebi vardır; buyurun Sayın Başkan.
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU
BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Sayın Başkan, 5 inci bentte geçen
“iktisadi idari bilimler” ibarelerinin arasına “iktisadi ve idari
bilimler” olarak düzeltilmesini “ve” ibaresinin eklenmesini…
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, düzeltilmiştir.
Düzeltme talebiyle birlikte ve aynı zamanda ekli
cetvelle birlikte maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Malî haklar
MADDE 25-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Gelirler, Giderler,
Bütçe ve Denetim
Gelirler
MADDE 26-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Giderler
MADDE 27-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Bütçe
MADDE 28-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Denetim
MADDE 29-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Yönetmelikler
MADDE
30-
BAŞKAN
–
ALTINCI BÖLÜM
Geçici ve Son Hükümler
MADDE 31-
BAŞKAN – Madde üzerinde Komisyonun düzeltme talebi
vardır; buyurun Sayın Başkan.
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU
BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Sayın Başkanım, “29- Meslekî Yeterlilik
Kurumu”, “30” olarak, “30-Meslekî Yeterlilik Kurumu” olarak düzeltilmesini
talep ediyorum.
BAŞKAN – Düzeltilmiştir Sayın Başkan.
Düzeltme talebiyle birlikte maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
GEÇİCİ MADDE 1-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
GEÇİCİ MADDE 2-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Yürürlük
MADDE 32-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Yürütme
MADDE 33-
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul
edilmiştir.
İkinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları
tamamlanmıştır.
Tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.
Tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını
alacağım.
Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Oylama için 5 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde
sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini,
bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını,
oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar
var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve
kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, oylama
için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını
rica ediyorum.
Oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Meslekî Yeterlilik
Kurumu Kanunu Tasarısı oylama sonucu:
Oy sayısı :
242
Kabul :
242 (x)
Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.
Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini
sırasıyla görüşmek için, 22 Eylül 2006 Cuma günü saat 14.00’te toplanmak
üzere birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati: 18.50
(x) Açıkoylama kesin
sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.