DÖNEM: 22 YASAMA YILI: 4
TÜRKİYE
BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK
DERGİSİ
CİLT : 124
116
ncı Birleşim
15 Haziran 2006 Perşembe
İ Ç İ N D E K İ L
E R
I.- GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Balıkesir Milletvekili Ali Kemal Deveciler'in, Körfez
Zeytin Hastalık ve Zararlılarıyla Mücadele Birliğinin finans sıkıntısı
çekmesi sonucunda zeytin zararlılarıyla havadan yapılan mücadelenin aksamasının
olumsuzluklarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşması
2.- Konya Milletvekili Remzi Çetin'in, Türkiye'nin
Avrupa Birliği üyeliği katılım sürecinde atılan adımlara ve bu konudaki
gelişmelere ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Ali Babacan'ın
cevabı
3.- Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan Balandı'nın,
demokratik rejimlerde önemi gün geçtikçe artan basın etiğine ilişkin gündemdışı
konuşması ve Çorum Milletvekili Feridun Ayvazoğlu'nun, Çorum İline bağlı
bazı köylerde görülen ve kenelerden bulaşan Kırım-Kongo kanamalı ateşi hastalığı
vakalarına ilişkin gündemdışı açıklaması
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Bulgaristan Ulusal Meclis Başkanı Georgi Pirinski'nin
davetlisi olarak Bulgaristan'a resmî ziyarette bulunacak olan Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'ın beraberindeki Parlamento
heyetini oluşturmak üzere gruplarınca isimleri bildirilen milletvekillerine
ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1077)
III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Muş Milletvekili Mehmet Şerif Ertuğrul'un yasama
dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve
Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Raporu
(3/983) (S. Sayısı: 1178)
2.- Samsun Milletvekili Haluk Koç'un yasama dokunulmazlığının
kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları
üyelerinden kurulu Karma Komisyon Raporu (3/984) (S. Sayısı: 1179)
3.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim
Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine
Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı:
305)
4.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin
Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030) (S. Sayısı: 904)
5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik
Devletleri Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına Yönelik Yardım
Sağlanmasının Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/1115) (S. Sayısı:1147)
6.- Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu Tasarısı ve Avrupa
Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1158) (S. Sayısı:
1206)
7.- Mardin Milletvekili Nihat Eri ve 4 Milletvekilinin;
Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin
Kanun Teklifi ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji
Komisyonu Raporu (2/813) (S. Sayısı: 1205)
IV.- ÖNERİLER
A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1.- (10/369) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin
öngörüşmesinin, Genel Kurulun 15.6.2006 Perşembe günkü birleşiminde
yapılmasına ilişkin CHP grup önerisi
V.- SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Balıkesir Milletvekili Orhan SÜR'ün, Tekelin alkollü
içkiler şirketinin hisse satış sözleşmesinin imza tarihine ilişkin
sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/14017)
2.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, futbol liglerinde
yaşanan şiddet olaylarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/14221)
3.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, eksoz gazı
emisyon ölçüm bedeline ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Orman
Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/14254)
4.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, TOKİ'nin
konut projelerinde İngilizce isimler kullanılmasına ilişkin Başbakandan
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı
(7/14258)
5.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, millî
park belirlenmesindeki kriterlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman
Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/14271)
6.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Bilecik
İlindeki belediyelere gönderilen ödemelere,
Denizli İlindeki belediyelere gönderilen ödemelere,
İlişkin soruları ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın
cevabı (7/14372, 14465)
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat
15.00'te açılarak yedi oturum yaptı.
Şanlıurfa Milletvekili
Mehmet Vedat Melik'in, Ceylanpınar Tarım İşletmeleri sınırları içerisinde
yaşayan göçerlerin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşmasına, Adalet Bakanı Cemil Çiçek cevap verdi.
Konya Milletvekili
Mustafa Ünaldı, UNESCO'nun 2007'yi Mevlânâ Yılı ilan etmesine ve Hz. Mevlânâ'nın
tasavvufî düşünceleri ile eserlerine,
Siirt Milletvekili
Öner Ergenç, Türk Kızılayının kuruluşunun 138 inci yılı münasebetiyle,
kurumun faaliyetlerine,
İlişkin gündemdışı
birer konuşma yaptılar.
Edirne Milletvekili
Nejat Gencan'ın (3/961) (S. Sayısı: 1176),
Balıkesir Milletvekili
Ali Kemal Deveciler'in (3/982) (S. Sayısı: 1177),
Yasama dokunulmazlıklarının
kaldırılmasına gerek bulunmadığı hakkında Anayasa ve Adalet Komisyonları
üyelerinden kurulu karma komisyon raporları Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Yalova Milletvekili
Muharrem İnce ve 32 milletvekilinin, Millî Eğitim Bakanlığı çalışanlarının
sorunları konusunda genel görüşme (8/30),
Anavatan Partisi Grubu
adına Grup Başkanvekilleri Gaziantep Milletvekili Ömer Abuşoğlu ve Malatya Milletvekili Süleyman
Sarıbaş'ın, TRT'nin yayın politikası ve personel yönetimiyle ilgili çeşitli
iddiaların araştırılarak TRT'nin aslî görevlerini daha sağlıklı yürütebilmesi
amacıyla Meclis araştırması (10/372),
Açılmasına ilişkin
önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini
alacakları ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı;
Gündemin "Genel
Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmının
306 ncı sırasında yer alan (10/366) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin
öngörüşmesinin, Genel Kurulun 14.6.2006 Çarşamba günkü birleşiminde
yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisinin, yapılan görüşmelerden sonra,
kabul edilmediği;
Açıklandı.
İçişleri Bakanı Abdülkadir
Aksu, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın, konuşmasında, şahsına
sataştığı iddiasıyla bir açıklamada bulundu.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında
bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin
(2/212) (S. Sayısı: 305), görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin
komisyon raporu henüz gelmediğinden;
2 nci sırasında
bulunan, Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin (1/1030) (S.
Sayısı: 904),
3 üncü sırasında
bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri
Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına Yönelik Yardım Sağlanmasının
Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair (1/1115) (S. Sayısı:1147),
Kanun Tasarılarının
görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;
Ertelendi.
4 üncü sırasında
bulunan ve İçtüzüğün 91 inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel
kanun olarak bölümler halinde görüşülmesi kararlaştırılmış bulunan, Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanunu Tasarısının (1/1158) (S. Sayısı: 1206), görüşmelerine
devam olunarak, birinci bölüme bağlı 17 nci maddesine kadar kabul edildi.
Hükümetin ve salt çoğunluğunu
sağlayan komisyonun katıldığı bir önerge hakkında önerge sahibine söz
verilmemesi üzerine, Başkanın tutumu hakkında açılan usul müzakeresi sonunda,
İçtüzük hükümlerine göre, yapılan uygulamanın doğru olduğu bildirildi.
15 Haziran 2006 Perşembe
günü, alınan karar gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime
22.59'da son verildi.
|
Nevzat Pakdil |
|
|
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Bayram Özçelik |
|
Türkân Miçooğulları |
|
|
Burdur
|
|
İzmir |
|
|
Kâtip
Üye |
|
Kâtip
Üye |
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 14.04
15
Haziran 2006 Perşembe
BAŞKAN:
Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 116 ncı Birleşimini
açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden
önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim. Konuşma süreleri 5'er
dakikadır. Hükümet, bu konuşmalara cevap verebilir;
süresi 20 dakikadır.
Hafta süresince
yaptığımız uygulamayı bugün de sürdüreceğiz. Arkadaşlarımız, konuşmalarına ilaveten
sadece 1 dakikalık eksüre alacaklardır; onu da bilgilerinize sunuyorum ve
bugüne kadar göstermiş olduğunuz nezaketten dolayı
da bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Gündemdışı ilk
söz, 2006 yılında zeytin sineği mücadelesine ilişkin söz isteyen, Balıkesir
Milletvekili Ali Kemal Deveciler'e aittir.
Sayın Deveciler, buyurun.
II.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI
KONUŞMALAR
1.- Balıkesir Milletvekili
Ali Kemal Deveciler'in, Körfez Zeytin Hastalık ve Zararlılarıyla Mücadele
Birliğinin finans sıkıntısı çekmesi sonucunda zeytin zararlılarıyla
havadan yapılan mücadelenin aksamasının olumsuzluklarına ve alınması
gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Balıkesir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; zeytin zararlılarıyla
mücadele hakkında gündemdışı söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygı ve
sevgilerimle selamlıyorum.
4086 sayılı Yasanın
4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, zeytin hastalık ve zararlılarıyla
mücadele amacıyla Belediye Kanunu hükümleri dairesinde birlikler kurulması
öngörülmüştür.
İnşallah, Sayın
Bakanım da gelir, dinler; cevabını da verir.
4086 sayılı Yasanın 4 üncü maddesi, 3573
sayılı Kanunun 17 nci maddesinde, "Zeytinlik bölgelerin il ve ilçelerinde
zeytin hastalık ve zararlıları ile mücadele amacı ile 1580 sayılı Kanun
hükümleri dairesinde birlikler kurulur. Zararlılarla
mücadelede devlet birliklere gerekli araç, gereç ve finans kaynaklarını
sağlar ve bu konuda Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yeterli eleman görevlendirilir"
denmektedir.
4086 sayılı Yasaya
göre kurulmuş ve faal görevini tam olarak yapmakta olan, ülkemizde tek ve
nadir zeytin mücadele birliklerinden biri, bir tanesi, Körfez Zeytin Hastalık
ve Zararlılarıyla Mücadele Birliğidir. Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmuştur, beş yıldan beri faaliyetini sürdürmektedir; ama, üzüntüyle
ifade etmek isterim ki, bu Birlik bugüne kadar devlet tarafından yeteri
kadar desteklenmemiştir.
Ayvalık'tan Altınoluk'a kadar
kuzey Ege'nin Edremit Körfezindeki 5 ilçe, 10 belde ve 88 köyü kapsamaktadır.
10 000 zeytin ağacını içeren bu bölge, Türkiye'nin, hatta dünyanın en
kaliteli yemeklik sızma yağının imal edildiği, 300 000'e yakın insanımızın
yaşadığı, yüzde 70'inin geçim kaynağını sağladığı bu bölgede, bu Birlik,
uçakla, zeytin sineği mücadelesi faaliyetini sürdürmektedir. Ne yazık ki, finans yönünden büyük sıkıntı çekmektedir.
Gerçekçi söyleyecek
olursak, devlet, kendisine yüklediği görevi, bir diğer ifadeyle, devletliğini
yerine getirememiştir.
Bugüne kadar Tarım Bakanlığı, 4086 sayılı Kanunun
görev olarak verdiği finans şartını, ne yazık ki, lütuf gibi telakki etmiştir.
Bu Birliğin yapmış olduğu mücadele sonunda,
bu bölgede üretilen zeytinyağlarında sızma yemeklik zeytinyağı nispeti
yüzde 85'e kadar yükselerek, zeytinyağı ihracat
potansiyeli dolayısıyla artmıştır. Dolayısıyla, millî
ekonomiye büyük katkı sağlamıştır. Millî ekonomiye sağlamış olduğu
katkı 2003 yılında 42 trilyon, 2004 yılında 56 trilyon, 2005 yılında 82
trilyon liradır; bu da, Balıkesir Tarım İl Müdürlüğünde gözükmektedir. Bu rakamları dikkate aldığımızda, zeytin sineği mücadelesinin
muhakkak suretle yapılması gerekmektedir.
Birliğin 2004-2005
yılından uçak firmalarına 300 milyar lira civarında borcu bulunmaktadır. Uçak firmaları Birliği
icraya vermiş durumdadırlar. 2006 yılı için uçak
kiralaması olanaksız olduğundan dolayısıyla zeytin sineği mücadelesi de
tehlikeye girmiş bulunmaktadır.
Birliğin kuruluşunu düzenleyen 4086 sayılı
Kanuna göre çıkartılan zeytin hastalık ve zararlılarıyla mücadele konusunda
birlikler kurulmasına dair Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesine göre
"birliklere hedeflenen temel amaçlara ulaşmaları için, malî açıdan işlevlerini
yapabilecek seviyeye gelinceye kadar, Bakanlık bütçesine
konulacak ödeneklerle aynî ve nakdî olarak yardım yapılır" denilmektedir.
Ne yazık ki, 2004 yılına kadar Tarım Bakanlığı
tarafından burada kullanılmakta olan ziray adlı cezbedici bedelsiz
olarak verilmiştir; ama, 2005 yılında ise sadece 250 000 kilogramlık ziray
adlı cezbedicinin 50 milyar liralık kısmı devlet tarafından karşılanmış,
200 milyar liralık kısmı ise Birlik tarafından karşılanmak mecburiyetinde
kalınmıştır. Hatta, Birlik, 80 milyar liralık son aplikasyon bedeli,
Bakanlıkça, Birlikten teminat istenmiş, nakit istenmiş, Birlik bunu
verememiştir ve ilaç, Bakanlık tarafından verilmemiştir. Bunun neticesinde,
Birlik Başkanı Ramazan Yaşar tarafından 80 milyar liralık kendi çeki verilmiştir
ve neticede, Bakan da devreye girmiştir, Bakanın devreye girmesinden sonra
verilmiştir ve 2005 yılında ilaçlama bu şekilde yapılmıştır.
Bu sene ilaçlama
tehlikededir.
300 trilyon lira sadece uçak firmalarına borcu vardır.
750 milyar lira bu sene için uçak bedeli gerekmektedir.
Birlik için ayrıca 80 milyar liralık diğer bir ziraî ilaç
kullanılması gerekmektedir. Bunun yanında, sadece ve sadece Tarım
Bakanlığı tarafından imal edilmekte olan -çünkü, Türkiye'de hiçbir özel
şirket tarafından imal edilmemektedir- ziray adlı ilaç için Birlikçe
25.4.2006 tarihinde talepte bulunulmuş ve 23.5.2006 tarihinde Bakanlıkça
Birlikten imal edilmesi için, bırakın ilacın teslimini, imal edilmesi
için, imalata başlanabilmesi için 250 726 400 Türk Lirası dönersermaye işletmesinin,
Enstitünün hesabına, Ziraat Bankası hesabına yatırılması istenmektedir.
Arkadaşlar, Birlik, çok kötü durumdadır. Zaten 1 trilyonun üzerinde diğer girdilerin ödenmesi gerekmektedir. 2004 yılına kadar
da devlet tarafından zirayi bedeli verilmiştir. Sayın Bakanımıza
defalarca söylememize rağmen, Sayın Bakanımız, ziray adlı ilacın Birliğin kasasından alınmasını istemektedir.
Burada, 300 000 insan yaşamaktadır, 200 000 insan zeytinle geçinmektedir.
Eğer, zeytin mücadelesi yapılmadığı takdirde -ki, şu anda yapılmama tehlikesine
girmiştir- bu yıl 100 trilyon lira hem oradaki vatandaşların…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın
Deveciler, 1 dakika içinde konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Devamla) - ... maddî olarak kayıpları olacaktır hem de 100 trilyon lira
millî ekonominin büyük kaybı olacaktır.
Onun için, ben -Sayın
Bakanımız burada yok; inşallah, televizyondan izliyordur, bilemiyorum-
200 000 insanımız için, ilaçlamanın yapılabilmesi için, Tarım Bakanlığı
tarafından -zirayın hiç olmazsa- 250 milyar liralık istenen ziray
bedelinin karşılanmasını istiyorum. Bunu
200 000 insanımıza böldüğünüz
zaman, 1 000 000 lira düşüyor insan başına; böyle bir yardımın yapılmasını
istiyorum. Birlik, aynı zamanda da,
ortaklarından, üreticilerden tahsilat yapmakta zorlanmaktadır. Bununla
ilgili de, Türkiye Büyük Millet Meclisi Zeytin ve Zeytinyağı
Üreticilerinin Sorunlarını Araştırma Komisyonu olarak bu konuları tespit
ettik. Bu konuyla ilgili de bir yasal düzenleme yapılması lazım.
Üreticilerin ya tahsilat ücretlerinde ya da müstahsil makbuzları kesintilerinde,
mücadele fonu adı altında bir kesinti yapılarak, Birlik hesabına yatırılması
için…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın
Deveciler, teşekkür ediyorum.
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Devamla) - Sayın Başkan bitiriyorum.
BAŞKAN - Saygıdeğer arkadaşlarım,
bakınız… Yani, hatipsiniz konunuza hâkimsiniz; ama, ben size, bakınız, baştan
söylüyorum, söylememiş değilim ve bütün bir hafta boyu aynı şeyi uyguluyorum.
İstirham ediyorum yani… Lütfen…
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum…
GÜROL ERGİN (Muğla) -
Şeriattan taş düşmüyor ya Başkan!
BAŞKAN - Bakınız,
sadece teşekkür…
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Devamla) - Sayın Başkan,
bitiriyorum; önemli..
BAŞKAN - Efendim, olabilir; süre belli, diğer şeyler
belli. Yani, önemsiz bir konu yok, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün
konuları önemlidir.
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Devamla) - Bitiriyorum.
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Sermayeden zarar mı ediyorsun?!
BAŞKAN - Sayın
Deveciler, teşekkür ediyorum.
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Sayın Başkan, 2 dakika verin…
BAŞKAN - Hayır.
Sayın milletvekilleri…
Teşekkür ederim.
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Devamla) - Teşekkür edeceğim.
GÜROL ERGİN (Muğla) -
Sayın Bakan nerede; bu konuşmaya kim cevap verecek?!
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Devamla) - Önemli bir konu…
BAŞKAN - Hayır efendim,
ben söyledim, baştan söylüyorum… İstirham ederim…
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Devamla) - 1 dakika… Teşekkür edeceğim…
BAŞKAN - Sayın
Deveciler, buyurun lütfen efendim. İstirham ediyorum… Buyurun.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla)
- Şimdiye kadar bitirmiştim!
RAMAZAN KERİM ÖZKAN
(Burdur) - Bakan olsaydı 25 dakika konuşurdu!
BAŞKAN - Arkadaşlar,
ben size daha önceden söylüyorum, ilan ediyorum. Bakınız gündemdışı taleplerde
bulunuyorsunuz, gündemdışı taleplerinizi alıyorum, kabul ediyorum; sizlere
yetkimi kullanarak söz hakkı veriyorum diye olmaz ki böyle bir şey!..
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)
- Sayın Başkan, 1 dakika geçti bile!..
GÜROL ERGİN (Muğla) -
Yani, söz hakkı vermeyecek misiniz?!
BAŞKAN - Gündemdışı
ikinci söz…
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Devamla) - Başkanım 1 dakika içerisinde bitireceğim… Hayret bir şey!..
RAMAZAN KERİM ÖZKAN
(Burdur) - Bakanın hakkından 5 dakika çal.
BAŞKAN -…Türkiye'nin
Avrupa Birliği üyeliği üyelik sürecinde müzakerelere başlamasındaki
başarısı hakkında söz isteyen, Konya Milletvekili Sayın Remzi Çetin'e
aittir. (CHP sıralarından gürültüler)
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Bu ara sinirlerin çok gergin senin! Vallahi sinirlerin çok gergin Başkan!
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Balıkesir) - 1 dakikada bitireceğim… Yazıklar olsun!..
Başkan sizi kınıyorum… Resmen kınıyorum sizi…
BAŞKAN - Sayın Çetin
buyurun… (AK Parti sıralarından alkışlar)
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Balıkesir) - Bu kadar önemli bir konu için, ülke ekonomisindeki önemi için
1 dakika süre vermiyorsunuz; Adalet ve Kalkınma Partisinin adaleti bu mu?!
İLYAS ARSLAN (Yozgat)
- Hakkınıza riayet edin.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Hayır, bakan
olsa 20 dakika daha konuşacaktı.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Bakan olsa
20 dakika konuşacaktı.
GÜROL ERGİN (Muğla) - Zeytincilik bitti,
zeytincilik…
BAŞKAN - Sayın Çetin,
bir dakika efendim.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, ben bu kadar talep arasında, gündemdışı, sizlere söz verdiğim
için teşekkür etmenizi beklerdim; ama, bunun karşılığında böyle bir söze
muhatap olmak beni incitmiştir. Takdiri sizlere bırakıyorum.
Teşekkür ediyorum.
GÜROL ERGİN (Muğla) -
Gündemdışı da söz vermeyin, hiç söz vermeyin!
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Verme, niye veriyorsun ki?!
EYÜP AYAR (Kocaeli) -
Boş konuşuyorsunuz ya, konuşsanız ne olur!
BAŞKAN - Sayın Çetin,
buyurun efendim.
2.- Konya Milletvekili Remzi Çetin'in, Türkiye'nin Avrupa Birliği
üyeliği katılım sürecinde atılan adımlara ve bu konudaki gelişmelere ilişkin
gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevabı
REMZİ ÇETİN (Konya) -
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Muhterem Başkan, muhterem
milletvekilleri; Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle kırk yıldan uzun bir geçmişi
olan ilişkileri, 3 Ekim 2005 tarihinde tam üyelik müzakerelerinin başlamasıyla
yeni bir döneme girmiştir. Türkiye, bu tarihten itibaren, artık sadece bir
aday ülke değil, aynı zamanda katılım sürecine başlamış bir ülke statüsüne
yükselmiştir. Hiç kuşkusuz, bu sonuç kolay alınmamıştır.
Avrupa Birliğine
üyelik konusunda, üyelik başvurusunun yapıldığı tarihten itibaren, toplumun
geniş kesimleri mutabakat içinde olmuştur. Hükümetimiz, iktidara geldiği
günden itibaren, bu mutabakatın da desteğiyle, üyelik amacına yönelik olarak
yoğun ve kararlı bir çalışma yürütmüştür. Hükümetimiz, AB'ye üyelik
hedefini ulusal hedeflerimizin ve menfaatlarımızın bir gereği olarak görmüştür.
Bizim için bu süreç, cumhuriyetimizin bütün ilkelerinin daha ileri noktalara
taşınması, halkımızın daha özgür ve müreffeh bir geleceğe kavuşması anlamını
taşımaktadır.
AB süreci olmasa dahi,
kendimiz için yapmamız gereken reformlar, üyelik hedefine dönük olarak daha
kapsamlı ve güçlü bir çerçeveye kavuşmuştur. Bu sürecin sonunda, ülkemiz,
21 inci Yüzyılın güçlü, huzurlu, kalkınmış, müreffeh ülkeleri arasında
yerini alacak ve hem bölgesinde hem de küresel ölçekte yıldızı parlayan
bir ülke haline gelecektir.
3 Ekimden bu yana kadar
geçen sekiz aylık dönem zarfında, katılım sürecinde yol almamızı sağlayan
son derece önemli ve kapsamlı çalışmalar yürütülmüştür. Bu çerçevede,
sadece taraması biten 17 fasılda, 3 Ekimden bu yana, 16 adet kanunî düzenleme
ve 79 adet ikincil düzenleme yapılmıştır. Siyasî kriterler alanında ileri
adımlar içeren 9 uncu Uyum Paketi Dışişleri Bakanımız tarafından ilan edilmiş
ve yasama sürecinde öncelikli olarak gündeme alınmış durumdadır. Tarama
sürecinde daha da somut olarak gördüğümüz üzere, ülkemizin Avrupa Birliği
müktesebatına teknik düzeyde uyumu tahmin edilenden daha hızlı gerçekleşecektir.
Türkiye, yeni üye ülkelerin katılım sürecine, başlangıç şartlarının çok
daha ilerisinde, AB'yle uyumlu bir noktadadır. Kurumlarımızın uzun yıllardır
sağladıkları birikim, gümrük birliği sürecinin kazanımları ve son yıllarda
birçok alanda gerçekleştirdiğimiz reformlar, bizi, Avrupa Birliğine
tahminlerin ötesinde yakın bir noktaya taşımıştır.
Değerli arkadaşlar,
bildiğiniz üzere, 12 Haziran tarihinde Lüksemburg'da yapılan Ortaklık Konseyi
ve Hükümetlerarası Konferans, ülkemizde bu hızlı gelişmelerin yaşandığı
bir dönemle gerçekleşmiştir. Sayın Dışişleri Bakanımız, beraberinde Devlet
Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Ali Babacan'la birlikte bu toplantılara iştirak
etmiştir.
Ortaklık Konseyi toplantısında,
Sayın Dışişleri Bakanımız Türkiye'nin AB'den beklentilerini dile getirmiştir.
Bu çerçevede, en çok şikâyet edilen konuların başında gelen işadamlarımızın
vize almada karşılaştıkları sorunları gündeme getirmiştir. Ortaklık
Konseyinin ardından yapılan Hükümetlerarası Konferansta, başarıyla devam
etmekte olan tarama sürecinin en somut sonuçlarından biri elde edilmiştir.
Bilim ve araştırma faslında müzakerelerin açılıp ve kapatılmış olmasıyla
birlikte, Türkiye fiilen müzakerelere başlamıştır.
Geçen yıl yapılan Ortaklık
Konseyi toplantısından bu yıl yapılan Ortaklık Konseyi toplantısına
kadar geçen süreye bakılırsa, ülkemizin AB'yle ilişkilerinde katetmiş olduğu
mesafe daha iyi görülebilir. Geçen yılki Ortaklık Konseyi toplantısı
sırasında, Türkiye, henüz müzakerelere başlamamış bir aday ülke durumundaydı.
Oysa, bu Ortaklık Konseyi sonrasında, Türkiye, müzakere eden ülke, hatta
fiilî müzakerelerde bir faslı kapatmış ülke konumuna yükselmiştir. Bu,
fevkalade önemli bir gelişmedir.
Değerli milletvekilleri,
Kıbrıs meselesinin çözümünün, Türkiye - AB ilişkileriyle ve özellikle
müzakere süreciyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Müzakerelerin gidişatını Kıbrıs
meselesinin etkilemesi kabul edilemez. Nitekim, bu hususlar, Sayın Dışişleri
Bakanımız tarafından Lüksemburg'da AB'li muhataplarımıza açık seçik ifade
edilmiştir. Türkiye - AB üyelik sürecinin, bir Kıbrıs müzakere süreci
haline getirilmemesi gerektiğinin altı çizilmiştir.
Hükümetlerarası konferans
öncesinde Kıbrıslı Rumların, Kıbrıs meselesi ile ülkemizin müzakere
sürecini birbiriyle irtibatlandırma çalışmaları olmuştur; ancak, bu
çalışmaların, Sayın Dışişleri Bakanımızın AB'li muhataplarıyla sürdürdüğü
yoğun diplomasi trafiğiyle sonuç vermesi engellenmiştir.
Sonuçta, Kıbrıslı Rumların
bilim ve araştırma faslında, fiilî müzakerelerin açılıp kapanmasını engelleme
çabaları akim kalmıştır. Kıbrıslı Rumlar, bir bakıma, AB içinde yalnız
kalmıştır. Müzakere sürecinde önemli bir merhalenin geride bırakıldığının
teslim edilmesi gerekir. Önümüzde uzun bir müzakere süreci bulunmaktadır.
Bu süreçte, bundan sonraki fasılların daha az yorucu olması için, sadece
Türkiye tarafından adım atılması beklenmemelidir. Çözüm; tek taraflı adımlar
ve çabalarla birlikte gelemez. Herkesin kapsamlı çözüm yönünde üzerine
düşeni yapması gerekir. Aksi, gerek AB'nin gerek Türkiye'nin enerjisini
gereksiz yere harcanması demek olacaktır.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çetin,
ek 1 dakikalık süre içerisinde konuşmanızı tamamlayınız;
Buyurun efendim.
REMZİ ÇETİN (Devamla)
- Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Türkiye, tabiî ki,
kalıcı bir çözüm için üstümüze düşenleri yapmaya devam edecektir. Türkiye,
taahhütlerini yerine getiren bir ülke olarak saygın bir konuma sahiptir;
ancak, Türkiye'nin tek başına kendi taahhütlerini yerine getirmesinin de
yeterli olmayacağı açıktır. Lüksemburg'da Sayın Dışişleri Bakanımız
tarafından, AB'li muhataplarına verilen temel mesaj da esasen bu olmuştur.
Değerli arkadaşlarım,
bu zorlu süreçte toplumun tüm kesimlerine ve tabiatıyla Yüce Meclisimize
de önemli görevler düşmektedir. AB üyeliği, çocuklarımıza daha güzel bir
gelecek bırakmak için, siyasî fark gözetmeksizin hepimizin paylaştığı ortak
bir hedeftir. Meclis olarak, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da
üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğimize şüphem yoktur.
Bu itibarla, hem AB
sürecini hem de bunun ulusal meselemiz olan Kıbrıs'a yansımalarını yakından
izlemeye ve bu sürece aktif şekilde katılmaya devam edeceğiz diyor,
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum Sayın
Başkanım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Çetin.
Sayın Çetin'in gündemdışı
yapmış olduğu konuşmaya, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Ali Babacan
cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakanım.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
DEVLET BAKANI ALİ
BABACAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin Avrupa
Birliğiyle olan ilişkileri, 3 Ekim tarihinden itibaren, Türkiye'nin Avrupa
Birliğiyle olan ilişkileri, artık, yepyeni bir döneme girmiştir. Türkiye,
artık, sadece aday bir ülke değil, aynı zamanda, katılım sürecine başlamış
bir ülke statüsünü elde etmiştir.
Kırk yılı aşkın bir
süredir Türkiye ile Avrupa Birliği arasında devam eden ve uzun yıllardır
üzerinde çalışılan böylesine önemli, böylesine stratejik bir konunun,
Hükümetimiz döneminde yepyeni bir boyut kazanması, yepyeni bir sürece girmesi,
kuşkusuz, Türkiye'nin uzun vadeli istikrarı ve öngörülebilirliği açısından
son derece önemlidir.
Avrupa Birliğiyle
olan ilişkilerimiz bundan sonraki dönemde iki önemli hatta yürüyecektir.
Bunlardan bir tanesi, siyasî reformlardır. Siyasî reformlar, özellikle
demokratikleşme konusunda, insan hakları konusunda, özgürlükler
konusunda şimdiye kadar yapmış olduklarımızın daha rafine edilmesi, bir
bakıma derinleştirmesini içeren çalışmalar olacaktır.
Aynı zamanda, uygulama,
yine siyasî reformlar konusunda çok temel bir unsur olmaya devam edecektir.
Türkiye Büyük Millet
Meclisimizde, son üçbuçuk yıllık süre içerisinde pek çok Anayasa değişikliği
yapılmıştır. Yine, bu konularda, siyasî reformlar konusunda pek çok yasal
düzenleme yapılmıştır; ancak, bu düzenlemelerin gerçek hayatta uygulanması,
bundan sonraki dönemin belki de en kritik unsuru olacaktır.
Avrupa Birliği müktesebatına
uyum ise, bu süreçteki ikinci önemli hattımızdır. 35 ayrı fasıl altında
çalışmaya başladığımız, öncelikle, taramalarla başlayan, daha sonra da
fiilî müzakerelerle devam edecek bu çalışma yıllarca devam edecektir. 35
faslın taramasını, 13 Ekim 2006 tarihi itibariyle tamamlamış oluyoruz. Yani,
20 Ekim 2005'te başladığımız çalışmalar, ellibir haftada tamamlanmış
olacak. Müktesebatın tamamını taramış olacağız ve kendi mevzuatımız ile Avrupa
Birliği müktesebatı arasındaki farkları bir bakıma ortaya koymuş olacağız
ve daha sonra da, her bir fasıl için bu farkları nasıl kapatacağımızla ilgili
çalışmaların startını vermiş olacağız.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yarın itibariyle, 19 uncu faslın taramasını tamamlamış
oluyoruz. Şu anda, bir heyetimiz Brüksel'de, enerji faslının ayrıntılı
taraması yapılıyor ve yarın akşam itibariyle 19 uncu fasıl olan enerji faslının
taramasını da bitirmiş oluyoruz.
Bir yandan da, taraması
biten fasılların fiilî müzakerelerine başlıyoruz. Kaldı ki, geçtiğimiz
pazartesi günü, 12 Haziran günü, birinci fasılda, yani "Bilim ve Araştırma"
faslında fiilî müzakereleri hem açtık hem de kapattık. Bu, gerçekten çok
önemli bir aşama ve âdeta, diğer fasıllar için de önemli bir test oldu
bizim için. Yani, böylesine bir süreçte, Türkiye gibi çok önemli bir ülke
olarak, Avrupa Birliği sürecindeki ilk faslın açılmasıyla ilgili karşımıza
neler çıkabilecek, ne tür problemler yaşayabileceğiz; bir bakıma bunları da
fiilen görmüş olduk ve bütün bu zorlukların, karşımıza çıkan bu güçlüklerin
de üstesinden gelerek 1 inci faslın hem açılmasını hem de kapatılmasını
aynı gün, aynı toplantıda bitirmiş olduk. Şimdi, sırada 2 nci fasıl var
Eğitim ve Kültür; arkasından 3 üncü, 4 üncü, 5 inci fasıllar, sırayla
devam ediyor.
Ben, süreç hakkında
çok kısa detaylara da biraz inmek istiyorum; çünkü, bu, gerçekten, Türkiye
Büyük Millet Meclisimizin de yakından takip ettiği bir konu. Her bir fasılla
ilgili, değerli arkadaşlar, tarama çalışmaları bittikten sonra, Komisyon
bir tarama raporu hazırlıyor. Bu tarama raporunda, Türkiye, müktesebata
göre nerede ve nerelerde eksikler var; bir bakıma, Komisyon, kendi değerlendirmelerini
yapıyor ve biz, bu tarama raporu üzerindeki görüşlerimizi verdikten sonra,
tarama raporu nihaî haline gelip Konseye, yani, 25 ülkenin onayına sunuluyor.
25 ülke bu raporu onayladıktan sonra, raporun tavsiye bölümünü dikkate
alarak müzakerelerin açılmasına karar veriyor ve bize, Dönem Başkanlığından,
müzakerenin açılmasıyla ilgili davet mektubu gelmiş oluyor.
Bu, önemli bir aşama;
çünkü, taramalardaki farklılıklar, eksiklikler ortaya çıktıktan sonra,
bazı fasıllarda açış kriterleri de getirilebilecek, ki, kamu alımları faslında,
rekabet politikası faslında açış kriterleri de, bize verilen, bize gelen mektuplarda
zikredildi.
Bu, şu demek:
Müzakereler, o fasıl açılmadan önce, Türkiye'nin yapması gereken, özellikle
eski yükümlülüklerinden hâlâ yerine getirmedikleri varsa onları içeren
ve aynı zamanda, bazı konularda da kurumsal altyapımızı güçlendirmemizi
talep ettikleri konular bunlar.
Açılış kriterleri tamamlandıktan
sonra, zaten, o fasılla ilgili, biz, müzakere pozisyon belgemizi oluşturuyoruz,
Komisyona teslim ediyoruz ve âdeta, o
fasılla ilgili yapılacak işlerin çoğunu da o anda zaten tamamlamış
oluyoruz. Zaten, müzakere pozisyon belgesini hazırlamak -ki, ilk fasılda da
gördük- aslında, müzakerelerin yüzde 80'inin, 90'ının, zaten, tamamlanmış
olduğunun çok önemli bir göstergesi, aşaması.
Bunun karşılığında, Avrupa
Birliğinin hazırladığı da ortak pozisyon belgesiyle, âdeta, iki belge
karşı karşıya gelmiş oluyor ve o noktada, zaten müzakerenin açılması,
neredeyse, kesinleşmiş oluyor.
Bazı fasıllar için,
yine, kapanış kriterleri de söz konusu olabilecek. Bazı fasılları açacağız;
ancak, kapanmadan önce, yine, bazı adımları atmamız gerekecek ki, o fasıllar
kapanabilsin.
Değerli arkadaşlar,
takdir edeceğiniz gibi, bu süreç, gerçekten çok yoğun bir emek harcayacağımız,
tüm kurumlarımızın, kuruluşlarımızın, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin
çok yoğun mesai harcayacağı bir süreç olacak aynı zamanda. 100 000 sayfanın
üzerinde bir müktesebatın üstlenilmesi, tüm kurumlarımızın yoğun bir
çabasıyla ancak mümkün olabilecek.
Sadece ayrıntılı
tarama çalışmalarına, şu ana kadar 1 200'ün üzerinde arkadaşımızın katıldığını
-Brüksel'e giden arkadaşlarımızdan bahsediyorum- düşünecek olursak ve
yine Türkiye'de binlerce arkadaşımızın bu çalışmaların içinde yer aldığını
düşünecek olursak, bu işin kapsamını, boyutunu belki daha iyi algılamamıza
yardımcı olabilir diye düşünüyorum.
Şu ana kadarki fasıllarla
ilgili bizim kendi uygulamalarımızı anlattığımız sunuşların, slaytların
toplamı şu anda 10 000 sayfayı geçmiş durumda. Bunlar hazırlanırken,
yani tüm bu sunuşlar hazırlanırken, aynı zamanda bizim müzakere pozisyon
belgemiz hazırlanırken ilgili tüm kuruluşların görüşünü alıyoruz, desteğini
alıyoruz. Tek bir masa etrafında tüm kuruluşlarımızı topluyoruz ve onların
sadece yazılı görüşleriyle de yetinmeyip, belge üzerinden satır satır
geçip, tüm kuruluşlarımızın üzerinde mutabık kaldığı tek bir ortak belge
oluşturuyoruz. Bu, hem müzakere pozisyon belgesi için böyle hem de Komisyona
yaptığımız tüm sunuşlar için aynı metot, aynı sistem uygulanıyor. Bir
bakıma, Türkiye Cumhuriyetinin tüm kurumlarıyla üzerinde mutabık kaldığı
tek bir duruş sergiliyoruz Avrupa Birliği karşısında.
Bu çalışma şekli, yani
konsensüs oluşturarak kurumların işbirliğiyle, beraberliğiyle yapılan
çalışmanın sonucunda da şunu görüyoruz ki, tüm kurumlarımız, bu süreci, bu
işleri sahipleniyor ve bundan sonraki uygulamayla ilgili işin de sahibi
yine o kuruluşlarımız oluyor. Biz, hiçbir zaman, Avrupa Birliği konusunda
merkezî bir yapılanmayı öngörmedik; yani, küçük bir ekibin Brüksel'e
gidip, Avrupa Birliği müktesebatını anlayıp, gelip, kuruluşlarımıza anlatması,
tanıtması, empoze etmesi şeklinde bir yapılanmayı kesinlikle tercih etmedik.
Ne yaptık; Türkiye'de işin sorumlusu kimse, kimin eli taşın altındaysa,
o kişiler bizzat gittiler Brüksel'e, ki, bunlar müsteşar seviyesinde, müsteşar
yardımcısı seviyesinde arkadaşlar; mesela, bugün enerji faslı
görüşülüyor Brüksel'de; ama, Enerji Bakanlığı Müsteşarımız da bizzat
orada; diğer kuruluşlardan, en az 15-20 ayrı kuruluştan daha insanlar
orada, enerjiyle uzaktan yakından ilgili kim varsa diğer bakanlıklarda
onlar oradalar, ki, geri döndükleri zaman, reform hazırlıklarını, yasa taslağı
hazırlıklarını, ikincil düzenleme hazırlıklarını hızla yapabilsinler
ve uygulamaya hızla geçebilsinler.
Biraz önce gerçi
değinildi; ama, ben, tekrar etmekte fayda görüyorum.
3 Ekimden bu yana, kuruluşlarımızın
kendi kendine, sadece müktesebattan öğrendiklerinin, gelinip, burada uygulanması
neticesinde 70'in üzerinde ikincil düzenleme yapıldı. Yine, 3 Ekimden bu
yana, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen tam 16 tane yasanın
içerisinde, aynı zamanda, bizim, Avrupa Birliği müktesebatına uyumu
içeren pek çok önemli madde vardı. Bir bakıma, kuruluşlarımız, bu çalışmalar
sırasında yapmaları gereken konusunda detaylı bilgi sahibi oldukları
için ve hemen, derhal, bu adımları atmanın da bizim çıkarımıza olduklarını
da bildikleri için, döner dönmez bu adımları attılar ve yine, tüm kuruluşlarımızdan,
sadece ilk 17 fasılla ilgili ve hemen yapabileceğimiz ve yapmamızın da bizim
için çok iyi olacağı konuların bir dökümünü istedik; yasal düzenlemeler, Türkiye
Büyük Millet Meclisinde görüşülecek kanun tasarıları ve aynı zamanda ikincil
düzenlemeler. 2006 yılında hemen yapabileceğimiz ve bizim için çok iyi
olacağını söyledikleri tam 30 tane yasal düzenleme tespit ettik; yine,
100'ün üzerinde ikincil düzenleme 2006 yılında yapılabilecek durumda. 2007
yılında, yine, tam 24 yasal düzenleme ve 150'nin üzerinde ikincil düzenlemenin
yapılabileceğini, tüm bakanlıklarımız, kendileri çalıştılar ve bize bildirdiler.
Bakın, burada, herhangi
bir zorlama yok; Avrupa Birliği için bizim bunu yapmamız gerekiyor, haydi,
arkadaşlar, yapalım, ne zaman; çabuk şunları bitirelim diye herhangi bir,
henüz, yönlendirmemiz dahi olmadan, kuruluşlarımızın kendi kendine çalıştıkları
ve bu işi bir an önce yapalım, bizim için iyidir dedikleri çalışmalar bunlar.
Kaldı ki, bu, ilk 17 fasılla ilgili dediğim gibi. Bundan sonraki fasıllarla
ilgili, yine, yasal düzenlemeler, ikincil düzenlemeler gündeme gelecek, bu
rakamlar çoğalacak, hem 2006 için hem 2007 için gündemimiz daha yoğunlaşacak.
Aynı zamanda, tarama
raporları Komisyondan geldikçe, Avrupa Komisyonundan, bizim, yine,
önümüzdeki dönemle ilgili yapacağımız konular hakkında daha detaylı bilgiler
elde etme şansına sahip olacağız ve burada da, yine, Türkiye Büyük Millet
Meclisinde görüşülecek yasalar olsun, ikincil düzenlemeler olsun, önümüzdeki
gündem konusunda, gittikçe daha farklı gelişmeler olacak.
MUHARREM İNCE (Yalova)
- Sayın Bakan, eğitim laik midir değil midir? O cümleyi niye çıkardığınızı
açıklar mısınız?
DEVLET BAKANI ALİ
BABACAN (Devamla) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu Avrupa Birliği
süreci, Türkiye'nin her alanda standartlarının yükselmesini sağlayacak
bir süreç; hem halkımızın -bugünkü Türkiye'de- hem de çocuklarımızın, torunlarımızın
çok daha müreffeh bir ortamda yaşayabilmesi için kullanabileceğimiz çok
önemli bir vesile, çok önemli bir reform çerçevesi. Biz ne yaptıysak şimdiye
kadar, kendimiz için yaptık, kendi insanımız için yaptık, kendi ülkemizin
geleceği için yaptık ve yaptığımız her şey, bize, artı olarak geri döndü. Aynı
zamanda bu süreç, bir kazan-kazan süreci; yani, hem bizim kazanacağımız hem de
Avrupa Birliğinin kazanacağı bir süreç. Bizim bir şeyler kaybettiğimiz Avrupa
Birliğinin kazandığı bir süreç değil ya da Avrupa Birliğinin kazandığı
bizim bir şeyler kaybettiğimiz bir süreç değil kesinlikle.
MUHARREM İNCE (Yalova)
- Sayın Bakan, eğitim laik midir değil midir? O cümleyi niye çıkardınız,
merak ediyorum?!
DEVLET BAKANI ALİ
BABACAN (Devamla) - Bu süreçten geçerek, biz -daha önce de söylediğim gibi-
her alanda halkımızın yaşam kalitesini yükseltme fırsatını bulacağız. Aynı
zamanda da Avrupa Birliği, Türkiye gibi büyük bir ülkenin, çok çok önemli
bir ülkenin, kendisiyle daha iyi entegre olmasını sağlayarak, bir bakıma
hem Doğu-Batı ilişkileri açısından hem de bölgemizin geleceği açısından,
güvenliği açısından, istikrarı açısından çok önemli kazanımlar elde
edecek.
Yine Türkiye-Avrupa
Birliği süreci etkileri, sadece bizim ülkemizle, bizim bölgemizle sınırlı
kalmayacak, tüm dünyada Medenîyetlerin ilişkilerini yeni bir perspektife
oturtacak bir süreç olacak aynı zamanda. Bizim bu çalışmalarımızın sonuçlarını,
biz sadece ülkemizde ya da Avrupa Birliğinde görmeyeceğiz. Dünyanın
neresine gidersek gidelim, Türkiye'nin Avrupa Birliği süreci çok yakından
takip ediliyor. Sayın Başbakanımızla geçenlerde yaptığımız Avustralya,
Yeni Zelanda programında dahi, her toplantının ilk başında bize sorulan
Avrupa Birliği oldu. Diyeceksiniz ki; nereden nereye, neden bu kadar çok ilgileniyorlar.
Bunun sebebi çok açık; özellikle Türkiye gibi çok büyük gelecek vaat eden,
bölgesinde önemli bir güç olan bir ülkenin, aynı zamanda nüfusunun yüzde
99'unun Müslüman olduğu bir ülkenin, Avrupa Birliğinin ortak idealleri
ve ortak değerleri etrafında kenetlenebilmesi, aynı zamanda Avrupa Birliğinin
bu evrensel değerlerinin belli bir coğrafya, belli bir ırk, dinle sınırlı
kalmaması, daha evrensel boyutlara taşınabilmesi, gerçekten, dünya
tarihinin akışında da çok önemli yer alacak bir konu.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; biz, hep söyledik ki, Avrupa Birliği, İkinci Dünya
Savaşından sonraki en önemli barış projesi. Düşünün ki, birbiriyle
kıyasıya savaşan ülkeler, milyonlarca insanın öldüğü bir savaştan çıkan
ülkeler, şu anda bir arada ve ortak değerler etrafında kenetlenmiş
durumdalar. İşte, Türkiye'nin bu birlik içerisinde yer alması, Türkiye'nin,
hatta, bu sürece giriyor olması, yine, dünya barışına ileride sağlayacağı
katkılar açısından çok çok büyük önem taşıyor. Bunun önemini, daha çok sayıda
kanaat önderi, özelikle Avrupa Birliğinde, daha çok sayıda siyasî lider anlıyor.
Belki Türkiye'yi uzaktan tanıyan, Türkiye'nin gerçeklerini tam olarak algılayamayan
bazı çevreler Avrupa Birliğinde olabilir. Avrupa Birliğinde biz üye
olana kadar en az 50-60 tane seçim olacak. Her seçimde, Türkiye, az ya da çok
gündeme gelecek. Bazı siyasî partiler, Türkiye'yi, belki, maalesef, iç
politikalarında söylem olarak kullanabilecekler. Bunlara da hazır olmamız
lazım ve bunlar karşısında da asla bir tereddüte, bir farklı psikolojiye
kesinlikle girmememiz lazım. Bu, sürecin tabiatında var. Bu, kolay bir
süreç değil; hiçbir ülke için kolay olmamış, Türkiye için de kolay olmayacak.