DÖNEM:
22 CİLT: 123 YASAMA YILI: 4
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
114 üncü Birleşim
13 Haziran 2006 Salı
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN
KÂĞITLAR
III.-
YOKLAMA
IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Iğdır Milletvekili Yücel Artantaş'ın,
Iğdır'da pancar üreticilerinin ve hayvancılıkla uğraşanların karşılaştıkları
sorunlar ile alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
2.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün'ün,
dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen ve Muğla ili Bodrum
İlçesinden İngiltere'ye götürülen Mausoleion'un ülkeye tekrar ne zaman
kazandırılacağına, SİT alanı içinde bulunan bazı koylara inşaat izni
verilmesinin sakıncalarına ilişkin gündemdışı konuşması
3.- Adana Milletvekili Recep Garip'in,
Cahit Zarifoğlu ve Cemil Meriç'in ölüm yıldönümlerinde, eserlerine ve edebî
kişiliklerine ilişkin gündemdışı konuşması
B) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve
32 milletvekilinin, arkeolojik değerlerin korunmasında ve müzelerin
güvenliğinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/371)
2.- Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı
ve 32 milletvekilinin, Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Araçları ve Donatım
Dairesi Başkanlığınca yapılan ihalelerin hukuka uygunluğunun araştırılması
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/370)
C)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanvekili İsmail Alptekin'in, beraberinde bir Parlamento heyetiyle,
Bangladeş Parlamento Başkanı Muhammad Jamuriddin Sincar'ın, Bangladeş'e resmî
davetine icabetine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1076)
2.- İstanbul Milletvekili Berhan
Şimşek'in, Devlet Memurları Kanununa Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin
(2/763), doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/395)
3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün,
Özel Eğitim Kurumları Odası Kurulmasına Dair Kanun Teklifinin (2/238), doğrudan
gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/396)
V.-
ÖNERİLER
A) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin CHP grup önerisi
2.- Gündemdeki sıralama ile 1192, 1206,
1202, 1201, 945, 933 ve 933'e 1 inci ek, 1057, 662, 1159, 1193, 1037, 1040,
1041, 922 ve 1086 sıra sayılı kanun tasarı ve tekliflerinin İçtüzüğün 91 inci
maddesi gereğince temel kanun olarak görüşülmesine ve çalışma saatlerinin
yeniden düzenlenmesine ilişkin AK Parti grup önerisi
VI.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve
Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına
Yönelik Yardım Sağlanmasının Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine İlişkin
Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/1115) (S. Sayısı:1147)
4.- Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısı ve
Bursa Milletvekili Mehmet Küçükaşık ve 47 Milletvekilinin; Kurumlar Vergisi
Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (1/1170, 2/719) (S. Sayısı: 1192)
5.- Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu
Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/1158) (S. Sayısı: 1206)
VII.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın,
işkence ve kötü muamele suçlarından ötürü ödenen tazminatlara ilişkin
Başbakandan sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/13333)
2.- Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un,
Ailenin Korunmasına Dair Kanunun uygulamasına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı
Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/13639)
3.- Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un,
adlî yardım kapsamındaki avukatlık ücretlerine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı
Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/13640)
4.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın,
adliye mensuplarına servis aracı tahsis edilmesine ilişkin sorusu ve Adalet
Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/13726)
5.- Ankara Milletvekili Mehmet
TOMANBAY'ın, Türk Dil Kurumunun yayınladığı Türkçe sözlüğe ilişkin Başbakandan
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı
(7/13835)
6.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, taksi şoförlerinin güvenliğine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı
Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/13889)
7.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun,
Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesindeki bir öğrenciye yapılan bazı
uygulamalara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı
(7/13904)
8.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat
MELİK'in, Şanlıurfa İlinde yapılan okullara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/13906)
9.- Ordu Milletvekili İdris Sami
TANDOĞDU'nun, yüksek öğrenimlerini yurtdışında yapanlara ilişkin sorusu ve
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/13907)
10.- Bursa Milletvekili Mustafa ÖZYURT'un,
kaçak ziraî mücadele ilaçlarına,
- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın,
kiraya verilen TİGEM işletmelerine,
ABD Tarım Müşavirliğine atanan kişiye,
Kapatılan araştırma enstitülerine,
Üretme istasyonlarının kiralanmasına,
- Balıkesir Milletvekili Orhan SÜR'ün,
Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğünün akaryakıt ihalesine,
İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/13912, 13913, 13914, 13915, 13916, 13917)
11.- Manisa Milletvekili Hasan ÖREN'in,
Turgutlu Adliye Sarayı inşaatına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in
cevabı (7/13923)
12.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in,
bazı milletvekillerinin Fiskobirlik Yönetim Kurulu seçimleri ile ilgili beyanat
verdiği iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali
COŞKUN'un cevabı (7/13938)
13.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim
ÖZKAN'ın, çiftçilerin tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/13939)
14.- Adana Milletvekili N. Gaye
ERBATUR'un, Atatürk Orman Çiftliği arazisine ilişkin Başbakandan sorusu ve
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/13949)
15.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, özel kalem müdürlüğüne yapılan atamalara ilişkin sorusu ve
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah GÜL'ün cevabı (7/13965)
16.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
TMSF ile Merkez ve Medya Grupları arasında imzalanan protokollere ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı
(7/13973)
17.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
Uzan ailesinin yatlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/13976)
18.- Balıkesir Milletvekili Turhan
ÇÖMEZ'in, Gümrük Birliğinin ithalat ve ihracata etkilerine ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/13987)
19.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, basın müşavirliğine yapılan atamalara,
- Denizli Milletvekili Mustafa
GAZALCI'nın, küçük çaplı üretim yapan çiftçilerin pazarlama sorunlarına,
- İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in,
kırsal kalkınma programının uygulanmasına,
- Tokat Milletvekili Orhan Ziya DİREN'in,
Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Tebliği kapsamındaki illere,
- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın,
Toprak Mahsulleri Ofisindeki il dışı görevlendirmelere,
- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun,
Pazar yerlerinde satılan gıda ürünlerine,
- İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün,
İzmir'deki mera arazilerine,
- Çanakkale Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün,
doğrudan gelir desteği ödemeleri ile et ve süt üreticileri destekleme primine,
- Balıkesir Milletvekili Turhan ÇÖMEZ'in,
genetiği değiştirilmiş organizmalara,
İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/14315, 14316, 14317, 14318, 14319, 14320,
14321, 14322, 14323)
20.- Balıkesir Milletvekili Turhan
ÇÖMEZ'in, Bandırma-Balıkesir-İzmir demiryolu çalışmalarına ilişkin sorusu ve
Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/14327)
21.- Balıkesir Milletvekili Turhan
ÇÖMEZ'in, Emniyet güçlerine mukavemet, hakaret ve darp suçundan işlem görenlere
ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/14007)
22.- İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün,
büyükşehir belediyesi hastanelerinde dönersermaye işletmesi kurulması
çalışmalarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/14034)
23.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, özel kalem müdürlüğüne yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Adalet
Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/14051)
24.- Bursa Milletvekili Mustafa ÖZYURT'un,
Bursa Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi inşaatına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı
Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/14171)
25.- Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın,
yatırım projelerinde kullanılan dış kredilere ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/14181)
26.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in,
Iğdır'dan Nahcivan'a geçişlerde alınan harca ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/14207)
27.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, basın müşavirliğine yapılan atamalara ilişkin Başbakandan sorusu
ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/14249)
28.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim
ÖZKAN'ın, Burdur'un bazı köylerinde alternatif hayvan yetiştiriciliğinin
desteklenmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet
Mehdi EKER'in cevabı (7/14251)
29.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, basın müşavirliğine yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/14302)
30.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, basın müşavirliğine yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Sanayi ve
Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/14312)
31.- Karaman Milletvekili Mevlüt AKGÜN'ün,
Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın meslekten ihraç kararına ilişkin
sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/14331)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat
14.00'te açılarak üç oturum yaptı.
Diyarbakır Milletvekili
Aziz Akgül'ün, Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması
Hakkında Kanunun Diyarbakır İlindeki uygulama sonuçları ile komisyonların karar
verme süresinin uzatılmasının getireceği yararlara ilişkin gündemdışı
konuşmasına, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu,
Osmaniye Milletvekili
Necati Uzdil'in, Çukurova'da ziraî mücadelenin uçakla yapılmasının
yasaklanmasına ve buğday ürünü için belirlenen fiyatların taksitler halinde
ödenmesinin olumsuz etkilerine ilişkin gündemdışı konuşmasına, Tarım ve
Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker,
Cevap verdi.
Balıkesir Milletvekili
Orhan Sür, Balıkesir İli Dursunbey İlçesi Odaköy'deki maden ocağında meydana
gelen kazaya ve bölgedeki maden ocaklarında etkili güvenlik denetimi
yapılmasının önemine ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.
Kastamonu Milletvekili
Mehmet Yıldırım, İnebolu'nun düşman işgalinden kurtarılışının 85 inci
yıldönümüne ilişkin bir açıklamada bulundu.
Konya Milletvekili
Abdullah Çetinkaya'nın (3/936) (S. Sayısı: 1174),
Edirne Milletvekili Nejat
Gencan'ın (3/955) (S. Sayısı: 1175),
Yasama
dokunulmazlıklarının kaldırılmasına gerek bulunmadığı hakkında Anayasa ve
Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporları Genel Kurulun
bilgisine sunuldu.
Moldova Parlamentosu
Başkanı Eugenia Ostapciuc'un davetlisi olarak Moldova'ya resmî ziyarette
bulunacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'ı temsilen
TBMM Başkanvekili Ali Dinçer'in beraberindeki Parlamento heyetini oluşturmak
üzere gruplarınca isimleri bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık
tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Zonguldak Milletvekili
Nadir Saraç ve 40 milletvekilinin, 2.6.2006 tarihinde Balıkesir Dursunbey'de
meydana gelen maden kazası ile diğer maden kazalarının nedenlerinin
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/369) Genel Kurulun bilgisine
sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası
geldiğinde yapılacağı,
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 207
nci sırasında yer alan 826 sıra sayılı kanun teklifinin, bu kısmın 10 uncu
sırasına alınmasına ilişkin CHP Grubu önerisinin, yapılan görüşmelerden sonra,
kabul edilmediği,
Açıklandı.
Malatya Milletvekili
Süleyman Sarıbaş, CHP Grup önerisiyle gündemin 10 uncu sırasına alınmak istenen
kanun teklifinde kendisinin de imzasının olduğu ve önerinin görüşmeleri
sırasında ifade edilenler ile kanun teklifi arasında bir ilgi olmadığı yönünde,
Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Malatya Milletvekili Ahmet Münir Erkal'ın,
konuşmasında, şahsına sataştığı iddiasıyla,
Birer açıklamada
bulundular.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan,
Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S.
Sayısı: 305), görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon
raporu henüz gelmediğinden;
2
nci sırasında bulunan, Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin
(1/1030) (S. Sayısı: 904),
3 üncü sırasında bulunan,
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında
Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına Yönelik Yardım Sağlanmasının Kolaylaştırılması
İçin İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
(1/1115) (S. Sayısı:1147),
Kanun Tasarılarının
görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;
Ertelendi.
4 üncü sırasında bulunan,
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Bursa Milletvekili Faruk Çelik,
İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz, Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Ordu
Milletvekili Eyüp Fatsa ile Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in, Bazı Kamu
Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Teklifi ve Cumhuriyet Halk
Partisi Grup Başkanvekili Samsun Milletvekili Haluk Koç ile İstanbul
Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun; 8.4.1929 Tarihli ve 1416 Sayılı Kanun ile
4.11.1981 Tarihli ve 2547 Sayılı Kanuna Birer Geçici Madde Eklenmesi Hakkında
Kanun Teklifinin (2/754, 2/693) (S. Sayısı: 1143), görüşmeleri tamamlanarak,
elektronik cihazla yapılan açıkoylamadan sonra,
5 inci sırasında bulunan,
Ankara Milletvekili Eyyüp Sanay ve 7 Milletvekilinin, Dernekler Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin, görüşmelerini müteakiben,
Kabul edilip
kanunlaştıkları açıklandı.
13 Haziran 2006 Salı günü
saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 19.14'te son verildi.
|
Sadık Yakut |
|
|
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Mehmet Daniş |
|
Yaşar Tüzün |
|
|
Çanakkale
|
|
Bilecik |
|
|
Kâtip
Üye |
|
Kâtip
Üye |
|
|
|
Ahmet Gökhan Sarıçam |
|
|
|
|
Kırklareli |
|
|
|
|
Kâtip
Üye |
|
No.: 158
II.- GELEN KÂĞITLAR
9 Haziran 2006 Cuma
Raporlar
1.- Genel Kadro ve Usulü
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1217) (S. Sayısı: 1203) (Dağıtma tarihi:
9.6.2006) (GÜNDEME)
2.- Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve
İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/1216, 2/561) (S. Sayısı: 1204) (Dağıtma
tarihi: 9.6.2006) (GÜNDEME)
3.- Mardin Milletvekili
Nihat Eri ve 4 Milletvekilinin; Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası
Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (2/813) (S. Sayısı: 1205)
(Dağıtma tarihi: 9.6.2006) (GÜNDEME)
No.: 159
12 Haziran
2006 Pazartesi
Teklif
1.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi İdare Amirleri Bingöl Milletvekili Feyzi Berdibek,
Antalya Milletvekili Burhan Kılıç, Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir ile Manisa
Milletvekili Mustafa Erdoğan Yetenç'in; 2919 Sayılı Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilat Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi (2/816) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi:
9.6.2006)
Rapor
1.- Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları
Raporları (1/1158) (S. Sayısı: 1206) (Dağıtma tarihi: 12.6.2006) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergesi
1. - Antalya Milletvekili Atila EMEK'in, belediye ve il özel
idarelerinin TEDAŞ'a olan borçlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi
(6/1726) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/5/2006)
Yazılı Soru Önergeleri
1. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, özelleştirilen Türk
Telekom'un adındaki "Türk" kelimesinin kullanımının engellenip
engellenmeyeceğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/14501)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26/5/2006)
2. - İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Kadın Koordinasyon Merkezinin organize ettiği bir gezinin finansmanına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/14502) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/5/2006)
3. - İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in, bazı holdinglerce mağdur
edilen tasarruf sahiplerinin sorunlarına yaklaşımına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/14503) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/5/2006)
4. - İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in, Başbakanlık Müsteşarının
maaşına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/14504) (Başkanlığa geliş
tarihi: 29/5/2006)
5. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, ilaç harcamalarına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/14505) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
6. - Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Danıştay
saldırısıyla ilgili önceden istihbarat olup olmadığına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/14506) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
7. - İzmir Milletvekili Yılmaz KAYA'nın, Batman-Sason yoluna ayrılan
ödeneğe ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/14507)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26/5/2006)
8. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Denizli-Bekilli'deki dolu
afeti nedeniyle gönderilen ödeneğe ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından
yazılı soru önergesi (7/14508) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/5/2006)
9. - İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in, bölünmüş yol çalışmalarına
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/14509)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29/5/2006)
10. - İstanbul Milletvekili Ali Rıza GÜLÇİÇEK'in,
Aydın'ın Kuşadası İlçesinin Davutlar ve Güzelçamlı beldelerinin kanalizasyon
sorununa ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/14510)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
11. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün,
Ardahan-Göle'deki kadastro sorununa ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından
yazılı soru önergesi (7/14511) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
12. - Kars Milletvekili Selami YİĞİT'in,
Kars-Kağızman'da meydana gelen sel afetine ilişkin Bayındırlık ve İskân
Bakanından yazılı soru önergesi (7/14512) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/5/2006)
13. - Şanlıurfa Milletvekili Turan TÜYSÜZ'ün, su kaynaklarının
sürdürülebilir kullanımına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru
önergesi (7/14513) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
14. - Muğla Milletvekili Ali Cumhur YAKA'nın,
Muğla-Fethiye-Babadağ Millî Parkı giriş ücretine ilişkin Çevre ve Orman
Bakanından yazılı soru önergesi (7/14514) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/6/2006)
15. - Ankara Milletvekili Muzaffer R.
KURTULMUŞOĞLU'nun, ilaç harcamalarına ve SSK harcamalarındaki artışa ilişkin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/14515)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
16. - Şanlıurfa Milletvekili Turan TÜYSÜZ'ün, SSK
ve BAĞ-KUR prim borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/14516) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30/5/2006)
17. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, kadın
bürokrat ve diğer kadın personele ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/14517) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
18. - Adana Milletvekili Kemal SAĞ'ın, bir
genelgenin yürürlükten kaldırılıp kaldırılmayacağına ilişkin Dışişleri Bakanı
ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/14518) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30/5/2006)
19. - İzmir Milletvekili Yılmaz KAYA'nın, kötü
muamele ile suçlanan emniyet görevlileri hakkındaki soruşturma ve
kovuşturmaların acele işlerden sayılmamasına ilişkin Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/14519) (Başkanlığa geliş
tarihi: 31/5/2006)
20. - İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in,
Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünde yapılan bazı atamalara ilişkin
Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/14520) (Başkanlığa
geliş tarihi: 29/5/2006)
21. - İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in,
Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Yardımcılığına yapılan atamaya ilişkin
Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/14521) (Başkanlığa
geliş tarihi: 29/5/2006)
22. - Mersin Milletvekili Hüseyin GÜLER'in, Mersin
İlindeki bazı belediyelerde işten çıkarılan ve işe alınan işçilere ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/14522) (Başkanlığa geliş tarihi:
26/5/2006)
23. - Mersin Milletvekili Mustafa ÖZYÜREK'in,
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Kadın Koordinasyon Merkezine
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/14523) (Başkanlığa geliş
tarihi: 26/5/2006)
24. - Ankara Milletvekili Yılmaz ATEŞ'in, ASKİ'de
işten çıkarılan işçilere ve özelleştirme yoluyla yürütülen hizmetlere ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/14524) (Başkanlığa geliş tarihi:
26/5/2006)
25. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, kadın
bürokrat ve diğer kadın personele ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/14525) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
26. - İzmir Milletvekili Oğuz OYAN'ın, Yalova
Subaşı Tersane Projesiyle ilgili yargı kararının uygulanmadığı iddiasına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/14526) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30/5/2006)
27. - Kırklareli Milletvekili Mehmet S.
KESİMOĞLU'nun, Danıştay saldırısıyla ilgili istihbarata ve yürütülen
soruşturmaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/14527)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
28. - Tekirdağ Milletvekili Enis TÜTÜNCÜ'nün, bir
talimatnamede yer alan Roman vatandaşlarla ilgili ibareye ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/14528) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/5/2006)
29. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın,
Konya-Ankara yolu Aksaray kavşağındaki köprü çalışmalarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/14529) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/5/2006)
30. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın,
Konya-Kadınhanı Minibüsçüler Kooperatifine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/14530) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/5/2006)
31. - İstanbul Milletvekili Bihlun TAMAYLIGİL'in,
Hazineye ait taşınmazların satış yetkisinin valiliklerden alınmasına ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/14531) (Başkanlığa geliş tarihi:
31/5/2006)
32. - İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in,
İddialar ve Gerçekler adlı kitapçığın basım ve dağıtımına ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/14532) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/6/2006)
33. - İstanbul Milletvekili Ahmet Sırrı ÖZBEK'in,
İstanbul'da imar planı yapılmadan satılan Hazine arazilerine ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/14533) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/6/2006)
34. - Mersin Milletvekili Mustafa ÖZYÜREK'in,
öğrencilerin siyasi parti toplantılarına götürüldüğü iddialarına ilişkin Millî
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/14534) (Başkanlığa geliş tarihi:
26/5/2006)
35. - Sinop Milletvekili Engin ALTAY'ın,
öğrencilerin, öğretmen ve idarecilerin siyasi parti faaliyetlerine katıldığı
iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/14535)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26/5/2006)
36. - İstanbul Milletvekili Ali Rıza GÜLÇİÇEK'in,
öğrencilerin, öğretmen ve idarecilerin siyasi parti faaliyetlerine katıldığı
iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/14536)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26/5/2006)
37. - İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in,
Marmaris İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün bir etkinliğiyle ilgili iddiaya ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/14537) (Başkanlığa geliş
tarihi: 29/5/2006)
38. - Tokat Milletvekili Feramus ŞAHİN'in,
İstanbul-Ümraniye-Alemdar Beldesinde inşaatı biten bir okulun açılmamasına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/14538) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30/5/2006)
39. - İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in, Millî
Eğitim Vakfının son Genel Kuruluna ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/14539) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
40. - Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın,
Millî Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu seçimlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/14540) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/5/2006)
41. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un,
Adana'daki devlet hastanelerinin yatak kapasitesi, hasta ve doktor sayısına
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/14541) (Başkanlığa geliş
tarihi: 31/5/2006)
42. - Ankara Milletvekili Muzaffer R.
KURTULMUŞOĞLU'nun, performans ödeneği uygulamasına, doğu illerindeki personel
sayısına ve bazı ithal ilaçlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/14542) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
43. - Adana Milletvekili Kemal SAĞ'ın, kullanılan
bir araca ve bir inşaat firmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/14543) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
44. - Adana Milletvekili Kemal SAĞ'ın, bir ilaç
firmasının Devleti zarara uğrattığı iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/14544) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
45. - Bursa Milletvekili Mustafa ÖZYURT'un, Uludağ
Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin personel ihtiyacına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/14545) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
46. - Antalya Milletvekili Atila EMEK'in, Okmeydanı
Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaşamını yitiren bir hastaya ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/14546) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/5/2006)
47. - Ankara Milletvekili Muzaffer R.
KURTULMUŞOĞLU'nun, Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi eski Başkanına ve bazı
bürokratlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/14547)
(Başkanlığa geliş tarihi: 31/5/2006)
48. - Edirne Milletvekili Rasim ÇAKIR'ın, Şeker
Kurulu üyelerinin atanmasına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru
önergesi (7/14548) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
49. - İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun,
bir ilaç şirketi ile ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu Raporuna ilişkin Sanayi
ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/14549) (Başkanlığa geliş tarihi:
31/5/2006)
50. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, taksicilerin sorunlarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından
yazılı soru önergesi (7/14550) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/6/2006)
51. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un,
doğrudan gelir desteği ve destek primi ödemelerine ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/14551) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/5/2006)
52. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, tabiî
afetlerden dolayı çiftçilerin uğradığı zararların karşılanmasına ilişkin Tarım
ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/14552) (Başkanlığa geliş
tarihi: 26/5/2006)
53. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, tarım
ürünleri girdilerinin fiyatlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/14553) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/5/2006)
54. - Artvin Milletvekili Yüksel ÇORBACIOĞLU'nun,
çay taban fiyatına, don zararına ve Muratlı Çay Fabrikasına ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/14554) (Başkanlığa geliş tarihi:
29/5/2006)
55. - Antalya Milletvekili Osman ÖZCAN'ın, bakliyat
ürünlerinin desteklenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/14555) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
56. - Kars Milletvekili Selami YİĞİT'in, Kars
İlinde görülen şap hastalığına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/14556) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/5/2006)
57. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türk
Telekom personelinin maaşlarının yatırılması karşılığı bankalardan sağlanan
avantajlarla ilgili iddialara ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/14557) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/5/2006)
58. - Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın,
Devlet Demiryolları ile ilgili düzenleme çalışmalarına ve bazı projelere
ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/14558) (Başkanlığa geliş
tarihi: 31/5/2006)
59. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Eskişehir-Osmaneli-Bursa-Bandırma Demiryolu çalışmalarına ilişkin Ulaştırma
Bakanından yazılı soru önergesi (7/14559) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/5/2006)
60. - Kocaeli Milletvekili İzzet ÇETİN'in, sağlık
harcamalarındaki artışa ve öngörülen tasarruf politikasına ilişkin Devlet
Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/14560) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30/5/2006)
61. - İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in,
tanıtım günleri etkinliklerine ve Kütahya'da bir sanatçının şiddete maruz
kaldığı iddialarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi
(7/14561) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/5/2006)
62. - İstanbul Milletvekili Ali Rıza GÜLÇİÇEK'in,
mahkûmları topluma kazandırma çalışmalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/14562) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/5/2006)
63. - Manisa Milletvekili Nuri ÇİLİNGİR'in,
Manisa-Soma Linyit İşletmesine personel alınıp alınmayacağına ilişkin Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/14563) (Başkanlığa geliş
tarihi: 29/5/2006)
64. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, kadın
bürokrat ve diğer kadın personele ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/14564) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/5/2006)
65. - İstanbul Milletvekili Bihlun TAMAYLIGİL'in,
işverenlerin kreş açma zorunluluğunun kaldırılacağı iddialarına ilişkin Devlet
Bakanından (Nimet ÇUBUKÇU) yazılı soru önergesi (7/14565) (Başkanlığa geliş
tarihi: 31/5/2006)
66. - Antalya Milletvekili Atila EMEK'in, şeker
kaçakçılığına ilişkin Devlet Bakanından (Kürşad TÜZMEN) yazılı soru önergesi
(7/14566) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/5/2006)
67. - Sinop Milletvekili Engin ALTAY'ın, Maliye
Bakanının İstanbul'daki bir arsasıyla ilgili koruma kurulu kararına ilişkin
Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/14567) (Başkanlığa geliş
tarihi: 1/6/2006)
68. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, doğalgaz ve akaryakıt fiyatlarındaki artışa ilişkin Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/14568) (Başkanlığa geliş
tarihi: 1/6/2006)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri
1.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, bazı olaylara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/13832)
2. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, bir açılış
törenine çağrıda kullanılan bir kelimeye ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/13833)
3. - İzmir Milletvekili Bülent BARATALI'nın, 2006 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Kanununun yürütmesi durdurulan bir hükmünün uygulamasına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13834)
4. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, TEKEL'in makine hattı
kiralanmasında Hazinenin uğradığı zararın sorumlularına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/13836)
5. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Adana'da depreme yönelik
çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13837)
6. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Diyarbakır-Bismil-Sinan
köylülerinin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13838)
7. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Türk Telekom'un
Oger Telecoms'la imzaladığı imtiyaz sözleşmesine ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/13839)
8. - Muğla Milletvekili Ali Cumhur YAKA'nın, tütün sektörünün
sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13840)
9. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, akaryakıtın maliyetine,
vergilendirilmesine ve fiyatına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/13842)
10. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın,
bürokrat atamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13843)
11. - Burdur Milletvekili Ramazan Kerim ÖZKAN'ın,
Burdur-Büğdüz Kasabasından geçen çayın ıslahına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/13844)
12. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın,
Genelkurmay Başkanlığının Hükümete sunduğu terör raporuna ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/13845)
13. - Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, Eyüp
Belediyesinin bastırdığı bir kitapçığa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/13846)
14. - Yalova Milletvekili Muharrem İNCE'nin,
Nükleer Enerji Strateji Belgesine ve planlanan nükleer enerji santraline ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13847)
15. - Muğla Milletvekili Ali Cumhur YAKA'nın,
Antalya'daki Eti Elektrometalurji Şirketinin satışına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/13848)
16. - Muğla Milletvekili Ali Cumhur YAKA'nın,
Denizli-Fethiye karayolu Tuzla Belindeki yol yapım çalışmalarına ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/13850)
17. - Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat MELİK'in,
Şanlıurfa-Akçakale bölünmüş yol projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından
yazılı soru önergesi (7/13851)
18. - İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in,
çeşitli çevre sorunlarına ve çevreyle ilgili yasal düzenlemelere ilişkin Çevre
ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13856)
19. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Türk
Ceza Kanununun kabulünden sonra arıtma tesisi kuran belediyelere ilişkin Çevre
ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13857)
20. - İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN'in, cemaat
vakıflarıyla ilgili düzenleme hazırlıklarına ve Batı Trakya'daki Türk
vakıflarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru
önergesi (7/13859)
21. - İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN'in, yurt
dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgili Meclis Araştırması
Komisyonu raporuna ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı
soru önergesi (7/13860)
22. - İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN'in, Kuzey
Irak'taki Telafer şehrinde yaşanan olaylara ilişkin Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/13861)
23. - Isparta Milletvekili Mevlüt COŞKUNER'in, bir
çimento şirketinin sektördeki bazı işletmelerle düzenlediği toplantıya ilişkin
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdullatif ŞENER) yazılı soru
önergesi (7/13863)
24. - Ankara Milletvekili Yakup KEPENEK'in, bazı
meslek mensuplarının mezun oldukları liselere ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/13867)
25. - Ankara Milletvekili Yılmaz ATEŞ'in, futbol
liglerinin isimlendirilmesine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından
(Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/13868)
26. - Ankara Milletvekili Mehmet TOMANBAY'ın, AB
Ortaklık Anlaşmasına ve müktesebatına ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN)
yazılı soru önergesi (7/13871)
27. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Adana
hafif raylı ulaşım sistemi inşaatının ödeneğine ilişkin Devlet Bakanından (Ali
BABACAN) yazılı soru önergesi (7/13872)
28. - İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun,
BOTAŞ'ın "Hanak Kompresör İstasyonu ve Türkgözü Ölçüm İstasyonu" ile
"Sivas Kompresör İstasyonu" ihalesine ilişkin Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13878)
29. - Isparta Milletvekili Mevlüt COŞKUNER'in,
BOTAŞ'ın kurduğu bir şirketin personeline ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/13879)
30. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Türkiye
Elektrik İletim A.Ş. ile ilgili bazı iddialara ilişkin Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13880)
31. - Sinop Milletvekili Engin ALTAY'ın, Çernobil
nükleer kazasının Karadeniz Bölgesindeki etkilerine ilişkin Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13881)
32. - Malatya Milletvekili Süleyman SARIBAŞ'ın,
BOTAŞ'ın kurduğu bir şirketin personel alımına ve faaliyetlerine ilişkin Enerji
ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13882)
33. - Adana Milletvekili Tacidar SEYHAN'ın, bazı
bağlı kuruluşlarda görevlendirme ile çalışan kişilere ilişkin Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13883)
34. - Ankara Milletvekili Zekeriya AKINCI'nın,
Ankara-Altındağ Belediyesinin personele yönelik uygulamalarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13884)
35. - İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun,
İddaa oyunundan eğlence vergisi tahsil edilmemesine ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/13885)
36. - Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat MELİK'in,
Şanlıurfa İlinde köye hizmet götürme birliklerince yaptırılan okullara ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13886)
37. - İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN'in, Çevre
Kanunu kapsamında yapılan denetimlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/13887)
38. - İstanbul Milletvekili Hasan AYDIN'ın,
İstanbul-Kartal'da Kentsel Dönüşüm Projesi uygulamalarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13888)
39. - İzmir Milletvekili K. Kemal ANADOL'un,
günübirlik yurt dışına çıkışlardan harç alınmasına ilişkin Maliye Bakanından
yazılı soru önergesi (7/13900)
40. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, taksicilerin güvenli araç alımında vergi muafiyeti getirilip
getirilmeyeceğine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13901)
41. - İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun,
Türk Telekom'un yönetim ve icra kurullarında görevlendirilen bir akademisyene
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13905)
42. - Muğla Milletvekili Ali Cumhur YAKA'nın,
İLKSAN'ın yönetimine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13908)
43. - İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in,
anahtar teslim usulüyle yaptırılan hastanelere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı
soru önergesi (7/13910)
44. - İstanbul Milletvekili Hasan AYDIN'ın, işçi
statüsünde çalışan personele ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13911)
45. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, bir açılış töreni çağrısında kullanılan bir kelimeye ilişkin
Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13918)
46. - İzmir Milletvekili Ali Rıza BODUR'un, bir
demiryolu görevlisi hakkındaki iddiaya ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/13919)
47. - Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in,
Iğdır'ın havaalanı ihtiyacına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13920)
48. - Kırklareli Milletvekili Mehmet S.
KESİMOĞLU'nun, bir şahsın Airbus pilotluğu yapıp yapmadığına ilişkin Ulaştırma
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13921)
49. - İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, terörle
mücadelede şehit olan ve yaralanan güvenlik görevlilerine ve rehabilitasyon
merkezlerine ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13922)
50. - Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, SSK ve
BAĞ-KUR'un sağlık hizmeti ödemelerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13924)
No.: 160
13 Haziran 2006 Salı
Teklifler
1.- Mersin Milletvekili
Ersoy Bulut'un; Anamur Adıyla Bir İl ve Bir Yeni İlçe Kurulması Hakkında Kanun
Teklifi (2/817) (İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 7.6.2006)
2.- Manisa Milletvekili
Bülent Arınç'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılması
Hakkında İçtüzük Teklifi (2/818) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi: 9.6.2006)
3.- İzmir Milletvekili
Yılmaz Kaya ve 31 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/819) (Adalet Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.6.2006)
Tezkere
1.- Dokuzuncu Kalkınma
Planının (2007-2013) Sunulduğuna Dair Başbakanlık Tezkeresi (3/1075) (Plan ve
Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.6.2006)
Rapor
1.- Tasfiye İşleri Döner
Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Gümrük Müsteşarlığına Bağlanması
Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1202) (S. Sayısı:
1207) (Dağıtma tarihi: 13.6.2006) (GÜNDEME)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Denizli Milletvekili
Mustafa GAZALCI ve 32 Milletvekilinin, Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Araçları
ve Donatım Dairesi Başkanlığınca yapılan ihalelerin hukuka uygunluğunun araştırılması
amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/370) (Başkanlığa geliş
tarihi: 9/6/2006)
2.- Ankara Milletvekili
Yakup KEPENEK ve 32 Milletvekilinin, arkeolojik değerlerin korunmasında ve
müzelerin güvenliğinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci
maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/371)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9/6/2006)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
13 Haziran 2006 Salı
BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mehmet DANİŞ
(Çanakkale)
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 114 üncü Birleşimini
açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç
sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim. Konuşma süreleri 5'er dakikadır.
Hükümet bu konuşmalara cevap verebilir. Hükümetin cevap süresi 20 dakikadır.
Saygıdeğer arkadaşlarım,
gündemdışı konuşmalara da başlamadan önce şunu ifade etmek istiyorum: Bugün,
grupları adına, şahsı adına konuşma yapacak olan bütün arkadaşlarımıza,
konuşmaları bittikten sonra sadece 1 dakika, sözlerini tamamlamaları için
fırsat vereceğim. Onun haricinde arkadaşların ısrarlı olmamalarını
kendilerinden istirham ediyorum.
Gündemdışı ilk söz, Iğdır
İlinin sorunları hakkında söz isteyen, Iğdır Milletvekili Yücel Artantaş'a
aittir.
Sayın Artantaş, buyurun.
IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Iğdır
Milletvekili Yücel Artantaş'ın, Iğdır'da pancar üreticilerinin ve hayvancılıkla
uğraşanların karşılaştıkları sorunlar ile alınması gereken tedbirlere ilişkin
gündemdışı konuşması
YÜCEL ARTANTAŞ (Iğdır) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Iğdır İli pancar üreticilerinin sorunlarıyla ilgili,
gündemdışı söz almış bulunmaktayım; sözlerime başlamadan önce, hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
Iğdır, bildiğiniz gibi, doğunun en ücra köşesinde olan illerimizden biridir.
Coğrafî yapısı olarak Adana'yı andıracak kadar tarımda ileri gitmiş; ama,
bugüne kadar ismi duyulmamış illerimizden biridir.
Değerli arkadaşlarım,
Iğdır İli, ülkemizin birkaç bacasız illerinden biridir. Iğdır'da, ne özel
sektör tarafından ne kamu tarafından herhangi bir üretim tesisi yoktur. Sadece
üretim, çiftçi ve tarımla ilgili, bir de hayvancılıkla ilgilidir. Iğdır'ın en
büyük üretim konumu pancarla ilgilidir.
Değerli arkadaşlar,
Iğdır'daki pancar üreticisi, Doğu Anadolu'da 2 tane fabrikayı besliyor; bir,
Kars Şeker Fabrikasını, bir de Ağrı Şeker Fabrikasını. Son zamanlarda, pancar
üreticileriyle ilgili, buradan defalarca arkadaşlarım konuştular, çeşitli
sorunları dile getirdiler. En büyük sorunlardan biri de Iğdır'da, Iğdır'ın
yapacağı başka bir iş olmadığı gibi, son zamanlarda, kota uygulamasıyla ilgili,
pancar üreticisinin önemli bir kısmı mağdur edilmektedir. Özellikle Iğdır, çok
uzak illerimizden biri olduğu için, tarımda da çok gelişmiş olmasına rağmen,
ürettiği ürünleri satmakta büyük zorluk çekiyor. Bu zorluklar içerisinde,
maalesef hükümetlerden hiçbir zaman destek almamıştır. Iğdır'ın yaklaşık 40 000'e yakın nüfusu pancar üretimiyle
geçiniyor. Son zamanlarda da, pancarla ilgili yapılan uygulamalarda, kotada ve
pancar fiyatlarının inmesindeki sıkıntı, Iğdır çiftçisini ciddî bir şekilde
etkilemiştir. Şimdi, değerli arkadaşlar, yapılan son uygulamalarla, pancar
üreticisinin hem kotası düşürülüyor hem pancar fiyatları düşürülüyor. Değerli
arkadaşlarım, ülkemizdeki enflasyona bakıyoruz, gelişmelere bakıyoruz, hiç
görülmemiş bir uygulama pancarla ilgili; ama, maalesef, hepimizin bölgesini
ilgilendirmesine rağmen, arkadaşlarımız bu konuda hiçbir ciddî atılım içine girmiyor.
Hangi ürünün bugüne kadar fiyatı düşürüldü? Pancarın dışında, ülkemizde
desteklemeler yapılıyor, şunlar oluyor, bunlar oluyor; ama, bir tek pancarın
fiyatı düşürülüyor.
Değerli arkadaşlar,
pancarla ilgili en büyük sorunlardan birisi, son zamanlardaki tatlandırıcı
uygulaması, nişasta bazlı şeker. Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği ülkelerine
baktığımız zaman, nişasta bazlı şeker üretimi ortalama yüzde 3'lerde; ama,
bizim ülkemizde maalesef bu yüzde 10'lardaydı, son Bakanlar Kurulu kararıyla
yüzde 15'e çıktı. Buna baktığımız zaman, değerli arkadaşlar, hakikaten, bunun
yüzde 5 artırımı, pancar üreticisinin kotasında yaklaşık yüzde 20'ye yakın bir
indirim getiriyor. Nişasta bazlı şekerde üretim olsun diye, bir taraftan mısıra
destekleme veriliyor, öbür taraftan, üretilen mısır alınmıyor; bunun yanında,
bir taraftan da şeker üreticisinin kotası düşürülüyor.
Değerli arkadaşlar, Iğdır
gibi en ücra illerden birisinde ve orada çiftçi, vatandaş canıyla çekişiyor; en
büyük ürettiği ürün pancar; bunu da, maalesef, bu Hükümet, sonuna kadar; yani,
elinden almak için her şeyi yapıyor.
Şimdi, şeker
fabrikalarını, değerli arkadaşlar, yok pahasına satıyorsunuz. En önemli üretim
yapan…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Artantaş,
1 dakika içinde konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun efendim.
YÜCEL ARTANTAŞ (Devamla)
- Sayın Başkan, tamamlayayım, peki.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, bir de, başka konulara değinmek istiyordum; zamanımız dar olduğu
için kısaca geçeyim.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, bir de, bir yanlış uygulama daha vardır, özellikle doğu illerindeki
mera uygulamalarıyla ilgili. Iğdır, tarımla, bir de hayvancılıkla geçinen
illerimizden birisidir. Hayvancılıkla ilgili, biz, Kars ve Ardahan İllerine
eskiden yaylaya gidiyorduk, özellikle belli mera yerlerini kiralayarak. Son
zamanlarda, bu illerde belli bir karar alınarak, Iğdır'dan gidecek hayvanların
oraya gitmesini engelliyorlar. Şimdi, benim, Hükümetten özellikle ricam…Yani,
bu insanlar başka bir yere gidecek imkânları olsa gitmezler. Oradaki meralar
boş durduğu halde, neden bu insanlarla ilgili böyle tedbirler alınıyor? Onun
için, bu konuda yardım rica ediyorum.
Bir de, değerli
arkadaşlar, son zamanlarda…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Artantaş,
teşekkür edebilir miyim size efendim...
YÜCEL ARTANTAŞ (Devamla)
- Teşekkür ederim efendim.
BAŞKAN - Mikrofonunuzu
açayım, teşekkür ediniz.
Buyurun.
YÜCEL ARTANTAŞ (Devamla)
- Evet, teşekkür ederim efendim. (CHP ve Anavatan Partisi sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum ben de nezaketinize.
Gündemdışı ikinci söz,
Muğla İli Bodrum İlçesinden İngiltere'ye götürülen ve dünyanın yedi
harikasından biri olarak kabul edilen Mausoleion'la ilgili söz isteyen, Muğla
Milletvekili Fahrettin Üstün'e aittir.
Sayın Üstün, buyurun.
2.- Muğla
Milletvekili Fahrettin Üstün'ün, dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul
edilen ve Muğla ili Bodrum İlçesinden İngiltere'ye götürülen Mausoleion'un
ülkeye tekrar ne zaman kazandırılacağına, SİT alanı içinde bulunan bazı koylara
inşaat izni verilmesinin sakıncalarına ilişkin gündemdışı konuşması
FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünyanın yedi harikasından biri olarak
kabul edilen Mausoleion'la ilgili gündemdışı söz aldım; hepinizi saygıyla,
sevgiyle selamlıyorum.
Plinius'un anlatımına
göre, antik çağlarda dünyanın yedi harikasından biri sayılan Mausoleion'da,
mimarî açıdan bir ilkle karşılaşılmaktadır. İyon tarzı mimarî ile Mısır
tarzının bir arada kullanıldığı tek örnektir. Anadolu'da piramidal çatıya sahip
bu döneme ait başka bir yapı bulunmamaktadır.
Yaklaşık 50 metre
yüksekliğinde olan yapı, en altta yükselen bir podyum, onun üzerinde sütunlu ve
bir İyon tapınağını andıran bölüm, en üstte ise 24 basamaklı bir piramitten
oluşur. Piramit, beyaz mermerdendir; İskenderiye Limanının karşısında bulunan
Paros Adasından özel seçilmiştir. Piramidin en alt basamağı üzerinde koruyucu
aslan heykelleri vardır. Anıtsal mezarın en tepesinde ise bir atlı arabanın
içerisinde duran Kral Mausolos ve Artemisia'nın heykelleri bulunmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 12 nci Yüzyılda Piskopos Eustathios, yapıyı sağlam olarak en
son görenlerdendir. Yaklaşık 1 500 yıl ayakta duran anıt, muhtemelen 1304
yılındaki büyük Anadolu depreminde yıkılmıştır. Rodos Şövalyeleri Bodrum'a
geldiğinde ise anıtın yıkık bir halde olduğu anlaşılır. Kalenin inşaı sırasında
Mausoleion'un taşları ve sütunları kullanılmıştır. Daha sonra balistik
silahların gelişmesi neticesinde tekrar kale duvarlarını yükseltmek ihtiyacını
duyan Rodos Şövalyeleri, Mausoleion'a 1481 yılında tekrar gelerek mezar odasına
kadar inmişlerdir.
1486 yılında,
İngiltere'nin İstanbul'daki elçisi Lord Stradford Canning, dönemin Osmanlı
Padişahı Abdülmecid'den, Rodos Şövalyelerinin kale duvarlarını süslemek için
kullandığı 13 kabartmayı İngiltere'ye götürmek için izin ister. Abdülmecid, bir
ferman çıkararak eserlerin taşınmasına izin verir. Kabartmalar bir İngiliz
savaş gemisine yüklenip İngiltere'ye müzeye gönderilir. 1856'da İngiliz Sir
Newton, Halikarnassos'u antik çağlarda ziyaret eden Romalı yazar Vitrivius'u
okuyarak yaptığı araştırma ve kazılar sonucunda Mausoleion'u bulur. Mezar
odasına inen merdivenler ve mezar odasına girişi bloke eden büyük taş dışında,
Kral Mausolos ve eşi Artemisia'ya ait heykeller ile anıtın kabartmaları ve
mimarî parçalarını bulmuştur. Bütün bu buluntuları dönemin padişahı I.
Abdülmecid'den izin alarak 1856'da British Museum'a götürmeyi başaran Newton'un
kazılarından sonra yine kaderine terk edilen anıt mezar, Bodrum Müzesinin
kurulmasıyla korumaya alınmıştır.
1856 yılında I.
Abdülmecid'den izin alırken, I. Abdülmecid, o eserleri götürürken yolda size
harçlık olsun diye altın keseler sunmuştur. 1966 yılında Danimarkalı Christian
Jeppesen başkanlığında arkeolojik kazının başlatılmasıyla yeniden hayat
bulmuştur.
Halikarnas Balıkçısı, bu
parçaların kendi doğal atmosferleri yerine Londra'nın sisli, soğuk havasında
olmasından büyük üzüntü duyduğundan, İngiltere Kraliçesine bir mektup yazar.
Mektubunda, Londra'da sergilenen bu parçaların Bodrum için yapıldığını, asıl
değerinin Bodrum mavisiyle bütünleştiğinde ortaya çıktığını ve ait oldukları
ortamdan ayrılmamaları gerektiğini söyler. Kraliçe mektubu müze müdürüne
iletir. Birkaç ay sonra müdürden şöyle bir yanıt gelir: "Önerinizi çok
ciddiye aldık. Gerçekten de maviyle bütünleştiklerinde değerlendikleri doğru.
Bu yüzden, müzede sergilendikleri salonu Bodrum mavisine boyadık. İlginize
teşekkür ederiz."
Değerli arkadaşlarım,
yaklaşık iki yıl sekiz ay önce Kültür ve Turizm Bakanına verdiğim soru
önergesine bugüne kadar yanıt alamadım ve gündemdışı söz alarak, Mausoleion'un
ne zaman ülkeye kazandırılacağı konusunda bilgi istedim; ama, hâlâ bir sonuç
yok.
Bunun yanında, Turizm
Bakanlığı bunlarla uğraşmıyor. Bodrum Yarımadası ve Gökova Körfezinde bulunan
hazine ve orman arazilerinin, Kültür ve Turizm Bakanlığınca turizm tesisleri
yapılması amacıyla tahsise açılan kamu arazileri olduğu gerçeği...
Alakışla Koyu (Kisse
Bükü) Adalıyalı mevkiinde toplam 2 550 yataklı 3 adet, Çökertme Koyunda 200
yataklı 1 adet ve Göndoğan'da ise sadece ve sadece 80 yataklı 1 adet otel için
gerçekleştirilen tahsisler var.
Sayın Koç "hukukî
hata yok" diye koylara inşaat izni verince, Çanakkale'den Antalya'ya kadar
89 bakir koy, mavi turun kalbi Bodrum'da ise sadece 3 koy kaldı.
3 koydan biri olan ve SİT
alanı olduğu için çivi çakılmasına izin verilmeyen Kisse Bükü'nde dahi inşaat
izni çıktı. Kısa süre önce de Gündoğan'ın yeşil alanları otel yapımı için
tahsis edildi.
1982 yılında çıkarılan
Teşvik Kanununa göre kıyılarda otel yapılıyor. Arazi Tahsis Komisyonunun
belirlediği yerler, ihale yapılmadan, kırkdokuz yıllığına, cironun yüzde 1-2'si
karşılığında tahsis ediliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Üstün,
lütfen 1 dakika içinde konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun efendim.
FAHRETTİN ÜSTÜN (Devamla)
- Şu an turizm sezonunun en kötü olduğu dönem. Otellerimiz yüzde 40 ile yüzde
70 arasında boşken, Bodrum Gündoğan'da 80 yataklı otel yapımı için kime tahsis
edildi? Bunu da bilmek istiyoruz.
Ayrıca, Turizm
Bakanlığından, Karun Hazinelerinin en değerli parçası altın broşun sahtesiyle
değiştirilmesiyle ilgili olarak Müze Müdürüyle ilgili müfettiş raporları niçin
dikkate alınmadı?
Yine, turizmle ilgili çok
trajikomik bir olay söyleyeceğim: TMSF tarafından satılan adanın orman
vasfından çıkarılması için Orman Bakanlığının kendini davaya açması nedir,
sonucu ne olmuştur; onu da merak ediyoruz.
Oysa, Çevre ve Orman
Bakanlığının aslî görevlerinden hava kirliliğiyle ilgili olarak Yatağan'da
insanlarımızın hâlâ kükürtdioksit soluyor olması ve bunun izlenmesi de ayrıca
üzerinde durulması gereken konulardandır.
Fakir fukara, garip
gureba edebiyatı yapılırken tüyü bitmemiş yetimin hakkını yandaşlarına…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Üstün,
teşekkür ediyorum.
FAHRETTİN ÜSTÜN (Devamla)
- Sadece teşekkür edeceğim.
BAŞKAN - Lütfen, sadece
teşekkür cümlenizi alıyorum.
Buyurun.
FAHRETTİN ÜSTÜN (Devamla)
- Bu tahsislerle ilgili olarak birçok milletvekilimizin bilgilendirilmediğini,
bu tahsislerin gözden geçirilmesini ve…
BAŞKAN - Sayın Üstün,
lütfen teşekkür eder misiniz...
FAHRETTİN ÜSTÜN (Devamla)
- …kıyıların yağmalanmasına izin verilmemesini diliyor, hepinize teşekkür
ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sağ olun,
teşekkür ederim.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, 5 dakikalık süre içerisinde bütün sorunları tartışıp anlatmak,
izah etmek mümkün değil. Onun için, arkadaşlarımız lütfen konularıyla ilgili
olarak konuşurlarsa memnun oluruz.
Gündemdışı üçüncü söz, 7
Haziranın Cahit Zarifoğlu'nun, 13 Haziranın ise Cemil Meriç'in ölüm
yıldönümleri olması münasebetiyle söz isteyen Adana Milletvekili Recep Garip'e
aittir.
Sayın Garip, buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
3.- Adana
Milletvekili Recep Garip'in, Cahit Zarifoğlu ve Cemil Meriç'in ölüm
yıldönümlerinde, eserlerine ve edebî kişiliklerine ilişkin gündemdışı konuşması
RECEP GARİP (Adana) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 7 Haziranda Cahit
Zarifoğlu'nu, 13 Haziranda Cemil Meriç'i, ama, bu arada, 25 Mayısta Necip
Fazıl'ı, 3 Haziranda Nazım Hikmet'i, 12 Haziranda da Orhan Kemal'i kaybettik.
Dolayısıyla, edebiyat dünyamızda çok önemli ustalar ve üstatları bu ay içerisinde
kaybetmiş olduk; rahmetle anıyorum.
Cahit Zarifoğlu,
"Sultan" isimli şiirinde söyle seslenir:
"Seçkin bir kimse
değilim/ İsmimin baş harfleri acz tutuyor/Bağışlamanı dilerim/Sana zorsa bırak
yanayım/Kolaysa esirgeme."
Edebiyata lise yıllarında
şiir ve kompozisyonlar yazarak başlamış, yazı hayatını şiirle büyütmüştür.
Ardından, roman, hikâye, tiyatro ve günlük türünde, "Savaş Ritimleri, İns,
Yaşamak, Bir Değirmendir Bu Dünya, Sütçü İmam" gibi eserleri kaleme
almıştır.
Çocuk edebiyatına,
"Serçekuş, Katır Aslan, Kuşların Dili" gibi önemli eserleri
bırakmıştır Cahit Zarifoğlu.
"İşaret Çocukları,
Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış" Cahit Zarifoğlu'nun şiir
kitaplarından bazılarıdır.
"Yaşamak"
isimli, edebiyat dünyasına bırakmış olduğu "günlük" türündeki eseri
ise, önemli bir farklılıkla, “şiir midir, günlük müdür, hikâye midir" diye
tartışmalarını devam ettirir.
Gerek şiirlerinde ve
gerekse nesirde kullandığı dil, sıradanlığın çok ama çok ötesinde yerini
almıştır. Varoluş kaygısıyla, acıların, sevinçlerin habercisi olmuştur. Sanatı
insanın sesi olarak görmüştür. Bu anlayışla, Zarifoğlu'nu "şair-i
maderzat" diye isimlendirmek de mümkündür.
Zarifoğlu'nun şiirlerini
okurken, kendinizi uçsuz bucaksız bir kelime ormanının içinde bulursunuz. İnsana
düşünmeyi, kavramayı, içselliği öğretir.
Evrenin yeniden
yaratılışı gibi, "bir telaş içinde parçalanmış gibiyim/Ama saati saatine
programlanmışım" diye ifadelendirir.
"Yaşamak bir sokak
lambası gibi/Bir gece evden atılmış bir çocuk sanki/Tek bir damla tek bir ses
gibi/Aklıma düşüyor" diye ekler. Rahmetle anıyorum.
"Elime açılıyor
yüzün/Duyuyorum buzlar gibi/Sensin bana/Sanki kendimden bana/İçimden
tüten…/Sensin güden/Kanımın düşüncesini."
"Hayat bir boş
rüyaymış/Geçen ibadetler özürlü/Eski günahlar dipdiri/Seçkin bir kimse
değilim/İsmimin baş harflerinde kimliğim/Bağışlanmamı dilerim" diye ekler.
Cemil Meriç, 1916 yılında
Hatay'da doğar. 1940'ta İstanbul Üniversitesine girip Fransız dili ve edebiyatı
öğrenimi görmüş, Elazığ ve İstanbul'da Fransızca öğretmenliği yapmış, 1941
yılından itibaren başlayan süreç itibariyle, Türkiye'nin önemli edebiyat
dergilerinde yazıları gözükmeye başlamıştır.
38 yaşlarında gözlerini
kaybeden Cemil Meriç, bir cinnetin eşiğine sürüklenir; düşünce adamı
boşluktadır, üstelik, acılarını devaynasında büyüten rezil bir hassasiyeti
vardır.
Cemil Meriç, özellikle,
yıllarca fildişi kulesinden yalnızca yalnızlıklar yaşar ve Türk insanına önemli
bilgiler ve belgeler bırakır. Kavganın dışındadır, fikir ve sanatın kavgasının dışındadır.
Özelikle, Cemil Meriç'in
yeri hep kütüphane olmuştur; ancak, 1970'li yıllarda fildişi kulesinden çıkar
ve toplumsal yapının içerisine karışmaya başlar. Burada, fikrin, düşüncenin tüm
ufuklarında gezinir, söz kavgalarına, kişisel çekişmelere, politikaya hiç
inmeden, yol gösterici, aydınlatıcı, uyarıcı sözleriyle, konuşmalarıyla,
yazılarıyla devam eder.
"Bir çağın vidanı
olmak isterdim; bir çağın, daha doğrusu bir ülkenin. İdrakimize vurulan
zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran
bütün duvarları yıkmak isterdim" diye yer yüzüne haykırır. "Muhteşem
bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim"
diye Cemil Meriç, gerçekten, kelimeleri ustaca seçer ve kelimelerden, sevgiden
bir köprü oluşturmaya çalışır. "Türk insanı irfandan önce sevgiye ve
anlayışa muhtaçtır" diye haykırır. "Aydınlanmak için yan, aydınlatmak
için değil" diye ekler. "Kamus namustur" diyerek, Türkçemize,
dilimize önemli bir vurgu yaparak, Türkçeyi seçmeye çalışır ve önplanda tutmaya
çalışır.
İlk telif eseri olan
"Bir Dünyanın Eşiğinde", o zamana kadar "coğrafyasında tek kıta,
kafasında tek yarım küre" olan Meriç'in Asya'yı, özellikle Hint'i
keşfidir. Olemp'i ararken Himalaya çıkmıştır karşısına. "Uzun bir yolun
yalnız ve münzevi bir yolcusu…"
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Garip, 1
dakika da size ilave ediyorum; lütfen, konuşmanızı tamamlayın.
Buyurun.
RECEP GARİP (Devamla) -
Cemil Meriç'te toplumsal bilinç, ülke sevgisi hep zirvede olmuştur. O
"izm'ler idraklerimize giydirilmiş deli gömleklerdir" diyerek ekler.
Hayatını Türk kültür ve irfanına adayan münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi
olarak karşımızda görülür. Sanat ve düşünce yaşamında Asya'nın Avrupa ile hesaplaşmasına tanık oluruz. Avrupa
medeniyetinin köklerinin Asya'da ve Hint Yarımadasında olduğunu ısrarla üstünü
çizerek söyler. "Itır gülün sesi, ışık sonsuzun. Geceleri ölüm konuşur
sokaklarda" der ve" Işık Doğudan Yükselir" eseriyle de yeryüzüne
böyle bir açılım yapar.
Bu duygularla, hepinizi
saygıyla selamlıyor, rahmetle, mütefekkirlerimizi anıyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Garip.
Biz de saygıdeğer
düşünürlerimizi ve yazarlarımızı rahmetle ve minnetle anıyoruz; Allah rahmet
eylesin.
Sayın milletvekilleri,
gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
Meclis araştırması
açılmasına ilişkin iki önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum :
B) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Ankara
Milletvekili Yakup Kepenek ve 32 milletvekilinin, arkeolojik değerlerin
korunmasında ve müzelerin güvenliğinde yaşanan sorunların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/371)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Ülkemizin tarihî
zenginliklerinin, özellikle de binlerce yıl öncesinden kalan "hazine"
olarak değerlendirilen paha biçilmez varlıkların yeterince korunamadığı
bilinmektedir.
Tüm dünyada "zenginliği anlatmak" amacıyla asırlardır kullanılan "Karun gibi
zengin" kavramının kaynağı ülkemizin geçmişindedir. Karun (Lydia Kralı
Kroisos) Hazinesi olarak bilinen Kanatlı Denizatı Broşu'nun kaybı, çok büyük
bir önem taşımaktadır.
Hazinenin Uşak'ta
korunamaması, tam anlamıyla bir "uluslararası ayıp" özelliği
kazanmıştır.
Konunun yargı süreci bir
tarafa, bu ayıbın ayrıntılarının
araştırılması ve sonuçlarının kamuoyuna açıklanması bir zorunluluktur.
Hazinenin parça parça
soyulduğu, çalınan değerli eserlerin yerine sahtelerinin konulduğu; eserlerin
kayıtlarının (zimmetin) kişilerin üzerinde olduğu; fizikî ve insanî korumanın
yetersiz kaldığı; bunun da ötesinde hırsızın "evin içinde" olduğu;
yeterli koruma sağlanamadığı, en yetkili kişilerin sözleriyle kamuoyuna yansımıştır.
Uşak Müzesi hırsızlığı,
arkeolojik değerlerimizin korunamadığının en son örneklerinden yalnızca
biridir. Bundan sonra benzeri hırsızlıkların bir daha yaşanmaması için, konunun
genel yönleri ve tüm boyutlarıyla incelenmesi gerekmektedir.
Türkiye'nin arkeolojik
değerlerinin nasıl korunduğunun ayrıntılarıyla araştırılması, müzelerin tüm
sorunlarının irdelenmesi ve bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin bir an önce
yapılmasının altyapısının oluşturulması amacıyla ve aşağıdaki gerekçelerle,
Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis
araştırması açılmasını istiyoruz.
Saygılarımızla.
|
1- Yakup Kepenek |
(Ankara) |
|
2- Osman Coşkunoğlu |
(Uşak) |
|
3- Mehmet Ziya Yergök |
(Adana) |
|
4- Abdurrezzak Erten |
(İzmir) |
|
5- Vezir Akdemir |
(İzmir) |
|
6- Muharrem Kılıç |
(Malatya) |
|
7- Orhan Eraslan |
(Niğde) |
|
8- Hüseyin Ekmekcioğlu |
(Antalya) |
|
9- Hakkı Ülkü |
(İzmir) |
|
10- Kemal Sağ |
(Adana) |
|
11- Mevlüt Coşkuner |
(Isparta) |
|
12- Ali Cumhur Yaka |
(Muğla) |
|
13- Hasan Ören |
(Manisa) |
|
14- Mustafa Gazalcı |
(Denizli) |
|
15- Berhan Şimşek |
(İstanbul) |
|
16- Erol Tınastepe |
(Erzincan) |
|
17- Feridun Ayvazoğlu |
(Çorum) |
|
18- Canan Arıtman |
(İzmir) |
|
19- Türkân Miçooğulları |
(İzmir) |
|
20- Bülent Baratalı |
(İzmir) |
|
21- Mehmet Işık |
(Giresun) |
|
22- İsmail Özay |
(Çanakkale) |
|
23- Abdulaziz Yazar |
(Hatay) |
|
24- Halil Ünlütepe |
(Afyonkarahisar) |
|
25- Erdal Karademir |
(İzmir) |
|
26- Yılmaz Kaya |
(İzmir) |
|
27- Mehmet Mesut Özakcan |
(Aydın) |
|
28- Nurettin Sözen |
(Sivas) |
|
29- Uğur Aksöz |
(Adana) |
|
30- Mehmet Nuri Saygun |
(Tekirdağ) |
|
31- Sedat Pekel |
(Balıkesir) |
|
32- Ayşe Gülsün Bilgehan |
(Ankara) |
|
33- Mehmet U. Neşşar |
(Denizli) |
Gerekçe:
Ülkemiz Osmanlıdan bu
yana çok önemli tarihî eserlerini koruyamamaktadır. Bu olgu, başta Zeus
Tapınağının Berlin'de bulunması olmak üzere, sayısız örnekle kanıtlanabilir.
Son yıllarda kamuoyunun
duyarlılığının da artmasıyla, yabancıların elinde bulunan arkeolojik
varlıkların ülkemize getirilmesi yönünde önemli gelişmeler olduğu da
bilinmektedir.
Yabancıların elinde
bulunan ve yurda getirilen değerlerimizin en başarılı örneklerinden biri Karun
Hazinesiydi.
Hazine, 1960'lı yıllarda
ülkemizden kaçırılmış, 1980'li yıllarda ABD'de Metropolitan Müzesinde ortaya
çıkmıştır. Hazine, arkeoloji konularında uzman olan gazeteci Özgen Acar'ın
çabalarıyla ve o zamanki Kültür Bakanları, özellikle de Fikri Sağlar'ın
girişimleriyle on yıllık bir hukuk savaşı ve 40 000 000 dolar dolayında bir
harcama sonucu kazanılmıştı. Ülkemize 1993'te 363 parça olarak getirildi ve
büyük bir iyi niyetle asıl yeri Uşak'a götürüldü.
Ancak, bir parçasının
yolda kaybolduğundan başlayarak, Hazineyle ilgili çok sayıda haber basında yer
aldı ve alıyor.
Araştırmamız, öncelikle
Kanatlı Denizatı Broşunun ve Hazinenin diğer parçalarının ülkemize yeniden
kazandırılması ve sonrasındaki durumunu doğru biçimde saptamalıdır. Kamuoyunun
birinci derecede beklentisi budur.
İkinci ancak hiç de
ikincil olmayan konu, ülkemizin her biri her bakımdan çok değerli olan
arkeolojik hazinelerinin nasıl korunduğu başta olmak üzere, müzelerin işleyişi
ve tarihî eserlerin değerlendirilmesiyle ilgili bilgi edinilmesidir. Bu
inceleme, ülkemizin müzelerinin durumu, arkeolojik değerlerimizin daha güvenli
korunması ve sergileme ve diğer yollardan tanıtımlarının daha etkin ve verimli
olması için ne tür yasal ve kurumsal düzenlemeler yapılması gerektiğine de
açıklık kazandıracaktır.
Üçüncü ve çok önemli bir
nokta daha var. Ülkemizin tarihsel hazinelerini şu ya da bu yolla elde edenler,
uluslararası hukuka uygun yollardan bunların geri istenmesi karşısında, çoğu
kez "Türkiye'nin bu eserleri koruyamadığı" gerekçesine sığınıyorlar.
İstediğimiz Meclis araştırmasının onaylanmasıyla, yabancılara bu gerekçeyi
vermeyecek yasal önlemlerin alınması da sağlanmış olacaktır.
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
2.- Denizli
Milletvekili Mustafa Gazalcı ve 32 milletvekilinin, Millî Eğitim Bakanlığı
Eğitim Araçları ve Donatım Dairesi Başkanlığınca yapılan ihalelerin hukuka
uygunluğunun araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/370)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Millî Eğitim Bakanlığı
Eğitim Araçları ve Donatım Dairesi Başkanlığının 14 kasım 2005 tarihinde
ilköğretim okulları 4 üncü ve 5 inci sınıflarda kullanmak için açtığı
laboratuvar malzemesi alım ihalesini "Bilgin Eğitim ve Teknoloji Araçları"
şirketi kazanmıştır.
Millî Eğitim Bakanlığı
Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliğine göre malzemenin ihaleden önce
incelenip uygunluk kararı alındıktan sonra ihale edilmesi gerekirken, ihale
edilen malların Talim Terbiye Kurulundan (TTK) incelenmesi 6 Aralık 2005 günü
istenmiştir. Yani, ihale önce yapılmış, daha sonra malzemenin uygunluğu
standart ve ders programlarına uygunluğu istenmiştir.
İnceleme komisyonları,
dijital multimetre, diyapozon, çiçek kesiti modeli, gravzant halkası, hidroklorik
asit, kimya termometresi, alçak gerilim güç kaynağı, bira mayası, aseton, konik
dereceli kap, biüret ayracı, ayırma hunisi, yarım küre gibi onlarca deney
aracının ilköğretim 4 üncü ve 5 inci sınıf programının öngördüğü deneylerde
kullanılmadığı, bedeli yüksek olan 15 parçanın ilköğretim okullarında öngörülen
deneylerle ilgisinin olmadığı, bu malzemelerin liselerde kullanılabileceğini
tespit etmiştir.
Bilgin Eğitim ve
Teknoloji Araçları firması ihale süreci sonuçlanmamasına karşın, malzemeleri
Hasanoğlan'daki Ders Araç ve Gereçleri Deposuna yerleştirmiştir. Olay basına
yansıyınca da malzemeler depodan apar topar alınarak başka yere götürülmüştür.
Millî Eğitim Bakanlığı 25
000 YTL'nin altında alımları ihaleye çıkarmadan yapabilmektedir. Kimi zaman
Bakanlık bölümlere ayırarak alımlar yapmıştır.
Birçok ihalelerin
yönetmeliğe, usule, yasalara uygun olarak, kamu yararı gözetilerek gerçekleşip
gerçekleşmediğine ilişkin tarafsız bir araştırma yapılması gerekir.
Yukarıda adı geçen ihale
de içerisinde olmak üzere 3 Kasım 2002 Genel Seçimlerinden bu yana Millî Eğitim
Bakanlığı Eğitim Araçları Daire Başkanlığınca yapılan ihalelerin yönetmeliğe,
usule ve hukuka uygun olarak yapılıp yapılmadığının irdelenmesi için Anayasanın
98 inci maddesine Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddesine göre Meclis
araştırması açılmasını dileriz.
Saygılarımızla.
|
1.- Mustafa Gazalcı |
(Denizli) |
|
2.- Erdal
Karademir |
(İzmir) |
|
3.- Ali Cumhur
Yaka |
(Muğla) |
|
4.- Mehmet Ziya
Yergök |
(Adana) |
|
5.- Abdurrezzak Erten |
(İzmir) |
|
6.- Vezir Akdemir |
(İzmir) |
|
7.- Mehmet Nuri
Saygun |
(Tekirdağ) |
|
8.- Muharrem Kılıç |
(Malatya) |
|
9.- Berhan Şimşek |
(İstanbul) |
|
10.- Orhan Eraslan |
(Niğde) |
|
11-. Hüseyin Ekmekcioğlu |
(Antalya) |
|
12.- Hakkı Ülkü |
(İzmir) |
|
13.- Kemal Sağ |
(Adana) |
|
14.- Mevlüt Coşkuner |
(Isparta) |
|
15.- Hasan Ören |
(Manisa) |
|
16.- Erol Tınastepe |
(Erzincan) |
|
17.- Feridun Ayvazoğlu |
(Çorum) |
|
18.- Canan Arıtman |
(İzmir) |
|
19.- Türkân Miçooğulları |
(İzmir) |
|
20.- Bülent Baratalı |
(İzmir) |
|
21.- Mehmet Işık |
(Giresun) |
|
22.- İsmail Özay |
(Çanakkale) |
|
23.- Abdulaziz Yazar |
(Hatay) |
|
24.- Muharrem Toprak |
(İzmir) |
|
25.- Halil Ünlütepe |
(Afyonkarahisar) |
|
26.- Yılmaz Kaya |
(İzmir) |
|
27.- Mehmet Mesut Özakcan |
(Aydın) |
|
28.- Nurettin Sözen |
(Sivas) |
|
29.- Uğur Aksöz |
(Adana) |
|
30.- Sedat Pekel |
(Balıkesir) |
|
31.- Ayşe Gülsün Bilgehan |
(Ankara) |
|
32.- Yakup Kepenek |
(Ankara) |
|
33.- Mehmet U. Neşşar |
(Denizli) |
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Önergeler gündemde yerini
alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırası
geldiğinde yapılacaktır.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup oylarınıza sunacağım.
C)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanvekili İsmail Alptekin'in, beraberinde bir
Parlamento heyetiyle, Bangladeş Parlamento Başkanı Muhammad Jamuriddin
Sincar'ın, Bangladeş'e resmî davetine icabetine ilişkin Başkanlık tezkeresi
(3/1076)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanvekili Sayın İsmail Alptekin'in, Bangladeş Parlamento Başkanı
Muhammad Jamuriddin Sincar'ın davetine icabet etmek üzere, beraberinde
Parlamento heyetiyle, Bangladeş'e resmî ziyarette bulunması hususu, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.
Bülent
Arınç
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN - Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi
Grubunun İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup
oylarınıza sunacağım.
V.-
ÖNERİLER
A) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1.-
Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP grup önerisi
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun
13.6.2006 Salı günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasî parti grupları
arasında oybirliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisini İçtüzüğün
19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz
ederim.
Ali
Topuz
İstanbul
Grup
Başkanvekili
Öneri:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi gündeminin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler" kısmının 7 nci sırasında yer alan 952 sıra sayılı Memurlar
ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun
Tasarısı ve Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir ile Denizli Milletvekili Ümmet
Kandoğan ve Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ile 12 milletvekilinin
Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun
Teklifleri ve Adalet Komisyonu raporunun bu kısmın 5 inci sırasına, 291 inci
sırasında yer alan 1040 sıra sayılı Orman Mühendisliği, Orman Endüstri
Mühendisliği ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği Hakkında Kanun Tasarısı ile
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu raporunun bu kısmın 6 ncı sırasına alınması
önerilmiştir.
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi üzerinde,
lehte, Sayın Ali Topuz -sırasıyla okuyorum milletvekili arkadaşlarımızı- Sayın
Orhan Eraslan ve Sayın Ümmet Kandoğan'ın söz talepleri vardır. Aleyhinde,
Malatya Milletvekili Sayın Süleyman Sarıbaş.
İlk söz, önerinin lehinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Ali Topuz;
buyurun efendim.
Saygıdeğer arkadaşlarım,
bir hususu düzeltiyorum: Sayın Süleyman Sarıbaş'ın aleyhte söz talebi, gelecek
olan AK Parti grup önerisiyle ilgilidir; onun için, sayın milletvekilimiz bu
öneride konuşmayacaklar.
ALİ TOPUZ (İstanbul) -
Sayın Başkan, Sayın Ümmet Kandoğan konuşmakta ısrarlıysa, ben, söz hakkımı
kendisine verebilirim, benim diğer öneride de söz talebim var; çünkü, kendisi
de teklif sahibidir; ben, daha sonra AK Parti Grubunun önerisinde
konuşabilirim.
BAŞKAN - Tamam.
Sayın Topuz konuşma
talebinden vazgeçti; önce Sayın Eraslan'a, daha sonra da Sayın Ümmet Kandoğan'a
söz vereceğim.
Sayın konuşmacılar, yine
biraz önce izah ettiğim şekilde, konuşmalarını süreleri içerisinde
tamamlasınlar; ondan sonraki eksüre sadece 1 dakikadır.
Grup önerisi lehinde,
buyurun Sayın Eraslan.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi lehinde söz
almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım,
21.6.2005 tarihinden itibaren Adalet Komisyonunda görüşülüp oybirliğiyle kabul
edilen ve 952 sıra sayısını alan Memurların Disiplin Cezalarının Affı Hakkında
Kanun Tasarısı, iki defa Meclis gündemine alt sıralardan alındı, görüşülemeden
kaldı.
Değerli arkadaşlarım, 25
000 memur ailesini, çocuklarıyla, aileleriyle, yakınlarıyla birlikte ilgilendiren
önemli bir kanun tasarısı. Bunda, komisyonda oybirliğimiz var. Cumhuriyet Halk
Partisi olarak, bu tasarıyı destekleyeceğimizi söyledik; herhangi bir
muhalefetimiz yok, 330 bulma açısından bir sorun yok, bunda birlikte hareket
edeceğimizi söyledik. 2 defa Meclis gündemine geldi. Bakınız, ben, sizlere bunu
göstermek istiyorum -müsaade ederseniz- birisi, 1 Mart 2006 tarihinde geldi. 1
Mart 2006 tarihinde, değerli arkadaşlarım, en son sıradan, disiplin cezalarının
affıyla ilgili kanun tasarısı geldi. Ondan önce, at yarışı hakkındaki kanun
tasarısı görüşüldü. Ondan önce, Sağlık Bakanlığının dönersermayeyle ilgili
kanununda değişiklik yapılması hakkındaki tasarı vardı. Ondan önce, Gelir
Vergisi Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarı vardı. 1 Mart gündeminin
4 üncü sırasına konulan bu kanun tasarısından, hiçbirisi, daha önemli değildi.
Nihayet, geçtiğimiz hafta, değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısı yeniden
Meclis gündemine geldi; 6 ncı sıradan girdi. Önde, daha önemli sayamayacağımız
kanun tasarıları vardı; ne yazık ki, bu da görüşülemeyerek, iki defa getirildi
gündeme, iki defa geri çekildi.
Şimdi, bugün, farklı bir
gündemle -bize dağıtılan şekliyle- Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisi
farklı bir gündemle geliyor. Buradaki tasarıların hiçbirisi, bizim, Cumhuriyet
Halk Partisinin grup önerisi olan memurların disiplin cezalarının affından daha
önemli, daha yakıcı bir sorun değil. Değerli arkadaşlarım, demek ki, Adalet ve
Kalkınma Partisi, memurların disiplin cezalarının affedilmesi konusunda samimî
bir arayış içerisinde değil, samimî bir davranış içerisinde değil; ama, zaman
zaman basında, sağda solda "efendim biz memur disiplin cezalarının affını
istiyoruz; ama, Cumhuriyet Halk Partisi razı gelmiyor" gibi söylentiler
çıkarılmakta.
Bakınız değerli
arkadaşlarım, bu tasarı, 10.3.2005 tarihinde Meclise sevk edilmiş, 21.6.2005
tarihinde görüşülerek sıra sayısı almıştır; yani, bir yılı aşkındır TBMM
gündeminde bekliyor. Bir yılı aşkındır birçok yasalar görüşüldü,
önemli-önemsiz, hatta bazı günler Meclis kapatıldı ve ancak, 25 000 memur
ailesinin derdine derman olacak bu tasarı görüşülmedi; acaba neden?
Şimdi, değerli
arkadaşlarım, bu tasarı, her şeyden önce sizin sözünüzdür, taahhüdünüzdür.
Memur sendikalarıyla 30.9.2004 tarihinde yapılan toplugörüşme sırasında, Devlet
Bakanı Sayın Mehmet Ali Şahin'in de imzasını taşıyan mutabakat zaptıyla
sözünüzdür; yani namusunuz haline gelmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak,
sizin bu namus borcunuzu yerine getirmenize fırsat tanımak istiyoruz, sizin
namus borcu borçlu olmamanız için destek olmak istiyoruz. Bu itibarla, bu
tasarıyı görüşmemizin çok büyük önemi var; ama, öyle zannediyorum ki, orada söz
verildi, daha sonra cayıldı; çünkü, görüldü ki -Sayın Cumhurbaşkanının da
belirttiği gibi ve yargı kararlarında da belirtildiği gibi- siyasî
mülahazalarla, kimi yerlerde, kimi noktalarda görev yapan memurları
görevlerinden alamadığınız için ya da yargıdan geri dönmesini engellemek için,
siyasî mülahazalarla, sözümona disiplin soruşturmaları açıldı. Bu disiplin soruşturmaları
sonunda uyarma, kınama gibi, yargıya da
gidemeyecek, yargı marjının altında bulunan birtakım cezalarla, kimi memurların
pozisyonları kaybettirildi. Şimdi bu yasa görüşülürse, bunun yeniden iadesi
gündeme gelecek; bunu engellemek için, İktidar Partisi, ne yazık ki, iki defa
tasarıyı gündeme aldırıyor, iki defa geri çekiyor.
Akşam, Antalya İlinden
bir din görevlisi memur arkadaşımız arayarak, aynen şu benzetmeyi yaptı:
"İki defa siniye yiyeceği koydular, elimizi uzatacağımız zaman siniyi
kaldırıp götürdüler; inşallah, seçim gelecek biz de iki defa elimizi sandığa
doğru uzatacağız, sonra geri çekeceğiz."
Böyle bir şey olamaz. Bir
söz varsa ortada, bu söz namus sözüdür, yerine gelmelidir. Bunun peşindeyiz.
Kaldı ki, biz, buna -bu söz sizin sözünüz olmasına rağmen- rıza gösterdik;
tamam, biz de uygundur diyoruz, birlikte çıkaralım buyurun dedik; ama, ne yazık
ki, heyhat, başka şeylerle uğraşılıyor, memur disiplin cezalarının affı
konusunda hiçbir çaba yok.
Değerli
arkadaşlarım, biz, memurların sadece disiplin cezaları konusunda yardımcı
olacak değiliz size; getirin sicil affını; ona da yardımcıyız. Getirin
memurların sicil affını; ona da yardımcıyız.
Yine, 30.9.2004
tarihindeki mutabakat zaptında yer alan birtakım sözler var. Disiplin
cezalarının niteliğinin değiştirilmesi, disiplin kurullarının yapısının
değiştirilmesi, memur sendikalarından kurullara üyelerin alınması, yine, uyarma
ve kınama cezalarının yargı denetimine açılması gibi hususlarda, Hükümetin
memur sendikalarıyla mutabakatı var. Getirin, bunlara da razıyız, bunlara da
mutabıkız, bunlara da destek olacağız; ama, ne yazık ki, görevden alınmasının
uygun görülmeyeceği düşünülen kamu görevlilerinin görevden alınması için,
sözümona, siyasî mülahazalarla, soruşturma açılarak, soruşturma yapılarak,
yıllarını devlete hizmetle geçirmiş bigünah kimi kamu görevlilerini
görevlerinden uzaklaştırarak, kararname hazırlayabilmek ve yandaş ataması
yapabilmek için ve yargıyı da dolanmak için getirdiğiniz sistem sizin elinizi
kolunuzu bağlıyor. Bu kadar açık bir söz olmasına rağmen, sözün yerine
gelmesini engelliyor.
İlk defa; bakınız,
ülkemizin tarihinde ilk defa, idarî yargı bir karar verdi; dedi ki: Kınama
cezaları, Anayasada, biliyorsunuz, yargı denetimi dışında olabilir. Bu
olabiliri, uluslararası sözleşmelere attığımız imzalar çerçevesinde
değerlendirerek ve Anayasanın 90 ıncı maddesi çerçevesinde değerlendirerek,
hakkın suiistimali noktasına gelmiştir disiplin cezası dedi. Partizanlığın,
yani, suiistimalin yargı kararıyla tespiti anlamına gelecek şekilde, sizin
Hükümetiniz döneminde verilen kınama cezasını, değerli arkadaşlarım, iptal
etti. Bundan ders alınacak bir durum var.
Hukuka aykırılık sadece
bu kadarla kalmadı. Bakınız, memur disiplin cezalarını kaldıracağız diyorsunuz;
ama, bu konuda adım atmakta gönülsüz olduğunuz, bizim tarafımızdan ayan beyan;
ama, bunu, bir biçimde, bilgi kirliliği yoluyla, kamuoyundan gizlemek
istiyorsunuz. Şimdi, ortaya çıkan durum çok açık; Millî Eğitim Bakanlığı
Müsteşarınız dahi, yargı kararlarını uygulamamaktan dolayı mahkûm oldu.
Değerli arkadaşlarım, af,
bir lütuf değildir, memur affı bir lütuf değildir, sizin taahhüdünüzün bir
gereğidir, sözünüzün bir gereğidir. Bunun için, Cumhuriyet Halk Partisi size
bir imkân sunuyor. Sözünüzü yerine getirin, biz destek olacağız; buyurun,
birlikte, memur affını çıkaralım, siz de bu sözün borcu altında kalmayın.
Bu itibarla, Cumhuriyet
Halk Partisinin grup önerisini destekleyeceğinizi umuyor, hepinize saygılar,
sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Eraslan.
Grup önerisinin lehinde,
Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan…
Sayın Kandoğan, buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama başlamadan
önce, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sayın Ali Topuz'un kendi
konuşma hakkını bana vermiş olmasından dolayı kendilerine şükranlarımı
sunuyorum.
Değerli milletvekilleri,
memurlar ve diğer kamu görevlilerinin disiplin affı, Türkiye'de birbuçuk yıldan
beri gündemde olan bir konu. Ben de yirmiüç yıl kamu görevi yapmış olmam
nedeniyle memurların durumlarını çok yakından tanıma fırsatını bulduğum için,
onların değişik nedenlerle almış oldukları disiplin cezalarının affedilmesiyle
ilgili bir kanun teklifi verdim. Daha sonra da, Hükümet, benim bu teklifimden
sonra bir kanun tasarısı haline getirip bunu Türkiye Büyük Millet Meclisine
sundu ve komisyondan da geçerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin huzuruna geldi.
Şimdi, geçen haftaki AK
Parti grup önerisi elimde. Geçen hafta, AK Parti, grup önerisinde, 952 sıra
sayılı bu kanun tasarı ve tekliflerinin geçen hafta Türkiye Büyük Millet
Meclisinde görüşülmesiyle ilgili olarak bir öneri sundu ve o önerinin lehinde
ben de çıkıp konuşma yaptım. Grup Başkanvekiline teşekkür ettim. Memurlarımızla
ilgili bir hususun, bir sıkıntının ortadan kaldırılması noktasında AK Partinin
böyle bir öneri getirmiş olmasından dolayı kendilerine teşekkür ettim; ancak,
bu hafta o teşekkürümü geri alıyorum, geri alıyorum, 25 000 kamu görevlisi
adına bu teşekkürümü geri alıyorum.
Sayın milletvekilleri,
siz, Meclisin huzuruna, milletvekillerinin huzuruna ve onların oylarını alarak
bir gündem getiriyorsunuz ve o gündemin gereğini AK Parti olarak yapmıyorsunuz.
Sayın Grup Başkanvekilim, gelin buraya, bunu, niçin geçen hafta bunu bu
önerinin içerisine yerleştirdiğinizi, geçen hafta niye görüşmediğinizi, bu
hafta niye bunu gündeme tekrar yazmadığınızı, geliniz, milletin önünde, bu
kürsüden bunun gerekçelerini söyleyiniz. Siz, Meclisi bu kadar hafife
alamazsınız Sayın Grup Başkanvekilim, bu kadar hafife alamazsınız!
Milletvekillerini bu kadar hafife alamazsınız! Siz, bir konuda
milletvekillerinin oylarını alarak bir gündem tayin ediyorsanız, o gündemin gereğini geçen hafta yapmak
zorundaydınız. Eğer, geçen hafta çeşitli sebeplerle olmamışsa, yapamamışsanız,
bu hafta, onu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirmek
durumundasınız. Şimdi, her gün onlarca kamu görevlisi bizi arıyor; AK Partinin
bu konudaki niçin böyle zikzaklar içerisinde olduğunu bize soruyor.
Şimdi, dün, AK Parti Grup
Başkanvekili Sayın Gündüz -basın toplantısı yapar haftalık çalışmayla ilgili-
basın toplantısında diyor ki: "Memurların bu disiplin affıyla ilgili
hükmü, muhalefetle uzlaşırsak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirebiliriz."
Sayın Başkan, geçen hafta uzlaşmadınız mı?! Geçen hafta bu konuda mutabakat
sağlanmadı mı?! Bu konunun Türkiye Büyük Millet Meclisine alınması noktasında
Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerimiz, grup başkanvekilleri size destek
vermedi mi?! Ne oldu bir haftadan beri de, ne değişti, topu muhalefetin üzerine
atıyorsunuz?! İşte, muhalefet burada. Biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına konuşan arkadaşımız açıkça dedi ki: "Getirin, destekleyelim..."
Ben de kanun teklifinin sahibi olarak diyorum ki, getirin, 330 sağlanması
gerekiyor; evet, hep beraber buradayız; bu kanun teklifini, tasarısını burada
kanunlaştıralım; ama, ne hikmetse, niçin böyle bir politika uyguluyorlar, onu
bilemiyorum; ama, merak da ediyorum. Sayın Grup Başkanvekili benim konuşmamdan
sonra gelsin bu kürsüye, niçin kamu görevlilerinin disiplin affıyla ilgili
tasarı ve teklifleri geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine
getirmiş olmalarına rağmen bu hafta niçin gündeme getirmediklerini milletin
önünde kamu görevlilerine anlatsınlar.
Şimdi, bu memurlarımız
ciddî sıkıntı içerisindeler.
Bakınız, yeni enflasyon
rakamları açıklandı. Bir yıllık enflasyon rakamı 9,85. Siz, 2005 yılı
içerisinde enflasyon içerisinde yer alan maddeleri değiştirerek en az 3 puanlık
daha bir indirim sağladınız kâğıt üzerinde; 9,85… 3 puan daha ilave ederseniz,
Türkiye'deki enflasyon yüzde 13, yüzde 13, yüzde 13…
SONER AKSOY (Kütahya) -
Altı ay daha var…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Hayır, şimdi, Sayın Milletvekilim, bakınız, ben, bir yıl geriye giderek
söylüyorum; yani, geçen sene mayıs ayından bu sene mayıs ayına olan enflasyon
9,85; bir yıllık süre. 3 puan da
maddeleri değiştirerek oyun oynadınız; yüzde 13.
Şimdi, memura ne zam
verdiniz, birinci altı ay ne zam verdiniz? Verdiğiniz zammı biliyorsunuz. Şu
anda memurumuz sizden alacaklı; yani, ilk altı aylık enflasyon oranından dolayı
sizden alacaklı. Geçen sene haziran enflasyonu 0,10 çıkmış, bu sene daha yüksek
olacağı belli haziran enflasyonunun; yani, hazirandan hazirana enflasyon oranı yüzde
10'u geçecek. Siz, memura vermiş olduğunuz yüzde 2,5 zamlarla, memuru mutlu
edeceğinizi mi zannediyorsunuz, mutlu ettiğinizi mi zannediyorsunuz?!
Geçen hafta da söyledim,
gayrimenkul kira artışlarının ortalaması yüzde 21, bir yıllık. Bu memurlarımızın
büyük çoğunluğu kirada oturuyorlar. Doğalgaza yapılan zam bir yıllık yüzde 43
değerli milletvekilleri; ama, sizin enflasyon hesabınız nasıl yapılıyorsa ben
de onu merak ediyorum, anlamıyorum, enflasyon hesabınız 9,85.
Şimdi, bakınız,
memurlarla ilgili olarak elimde rakamlar var; o rakamları sizlerle paylaşmak
istiyorum. Memurların yüzde 30'u ay sonunu kredi kartında vadeli işlemler
yaparak getiriyor, yüzde 30'u. Yüzde 8'i ikinci iş yapıyor memurların, yüzde
7,3'ü fazla mesai yapıyor, yüzde 19,4'ü yakınlarından maddî destek alarak
hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar ve yüzde 35'i de mümkün olduğunca
harcama yapmamaya çalışıyor ve yine çarpıcı bir rakam, memurların almış olduğu
maaşların yüzde 95'i gıda ve kira harcamalarına gidiyor.
İşte, Türkiye'de böyle
yaşayan memurların içlerinden hasbelkader çeşitli sebeplerle disiplin suçu
işleyenlerin bu disiplin affını niçin gündemden kaçırmaya çalışıyorsunuz?! Ama,
geçen hafta gece yarısı bir operasyon yapmaya çalıştınız. O operasyonda, Sayın
Başbakanı, geçmiş belediye başkanlığı döneminde yapmış olduğu bazı uygulamalar
neticesinde idarî, cezaî ve malî sorumluluklardan kurtarmak için, görüşülmekte
olan, hiç alakası olmayan bir kanun teklifinin içerisine bir geçici madde
yerleştirmeye çalıştınız. Açılmış olan davaları kapatıyorsunuz orada ve eğer
karar verilmişse, bütün sonuçlarıyla beraber ortadan kaldırılması hükmünü de o
geçici maddenin içerisine yerleştiriyorsunuz.
Ee, şimdi, gece yarısı
operasyonuyla Sayın Başbakanı kurtarmaya çalışıyorsunuz, kişiye özel kanun
çıkarmaya çalışıyorsunuz; ama, 25 000 memur, bizden, aylardan beri, yıllardan
beri bir disiplin affı bekliyor; ama, o uygulamayı, ne zaman gündeme geleceği
belli olmayan bir meçhule doğru itiyorsunuz. Bunun haklı ve mantıklı bir
izahını yapabilir misiniz?!
Ve yine, ve yine, bugün
getirmiş olduğunuz öneride, tam 16 kanun tasarısı ve teklifini temel yasa
olarak görüşmek istiyorsunuz. Yani, bu, dünyanın neresinde görülen bir
uygulamadır?! 21 maddelik bir kanunu dahi temel yasa olarak getirmeye çalışıyorsunuz.
Yani, siz, bu yasaların, bu Meclisçe konuşulmasından, tartışılmasından niye
rahatsız oluyorsunuz?!
Geçen hafta, benim
konuşma yapmamın önlenmesi için yaptığınız uygulamalardan bahsettiğimde, oradan
dediler ki milletvekillerimiz: "Bize hakaret ediyorsunuz." Getirdim
bugün, geçen haftaki, daha önceki haftalardaki AK Partili milletvekillerinin
sadece kürsüdeki konuşma hakkını engellemek, bir hakkı suiistimal etmek
noktasındaki yaptıkları konuşmaları getirdim, biraz sonra huzurlarınızda sizlere
takdim edeceğim. Bir cümle, iki cümle edip yerine oturuyor sayın
milletvekilleri. Ha, sizin bakış açınız bu olabilir; ama, biz muhalefet olarak
Meclise katkı yapmak istiyoruz, bu kanunlarda bildiklerimizi, öğrendiklerimizi,
doğruları sizlerle paylaşmak istiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ALİ SEZAL (Kahramanmaraş)
- Yeter paylaştığın!
BAŞKAN - Sayın Kandoğan,
1 dakika içinde konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Oradan bir milletvekilimiz, "yeter paylaştığınız" diyor. Sayın
Milletvekili, bu millet bize oy verirken… Milletvekilinin birinci görevi budur,
Türkiye Büyük Millet Meclisin çalışmalarına katkı yapmak; birinci görevimiz
bu. Tayin yapmak, Ahmet'in, Mehmet'in
işini takip etmek değil, ihale peşinde koşmak değil. Bizim işimiz, milletvekili
olarak birinci işimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki
çalışmalara milletvekili olarak azamî ölçüde katkı sağlamak; ben bunun
mücadelesini yapıyorum, ben bunun
gayreti içerisindeyim.
İşte, altı ay sonra belki
erken seçim var, olmazsa birbuçuk yıl sonra var. Göreceğiz, yarın milletin
huzuruna gittiğinizde soracaklar, Meclis çalışmalarına nasıl katkı
sağladığınızı soracaklar. Meydanlarda söz verdiğiniz hususları Türkiye Büyük
Millet Meclisinde bir kez bile dile getirmediğinizi soracaklar.
Kahramanmaraş meydanında
"başörtüsü namusumuzdur" derken, milletin oyunu alırken, bu konuyla
ilgili hiçbir milletvekilinin gelip burada tek bir cümle bile etmemesinin
hesabını sizden soracaklar Sayın Milletvekilim.
SONER AKSOY (Kütahya) -
Size de soracaklar.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Bana söyleyen Sayın Milletvekilim, size hitap ediyorum, o sözler sizin
ilinizin meydanında söylendi.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)
- Sen söylemedin mi o dönemde?
AHMET YENİ (Samsun) -
Denizli'de size sormayacaklar mı?!
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)
- O dönemde söyledin mi söylemedin mi?
ALİ SEZAL (Kahramanmaraş)
- Konuşmayı da sana soracaklar.
BAŞKAN - Sayın Kandoğan,
teşekkür ediyorum.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Ben de teşekkür ediyorum.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)
- O dönemde söyledin mi söylemedin mi Ümmet?
AHMET YENİ (Samsun) -
Denizli'de sen de söyledin.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Ben onun hesabını verdim geliyorum kardeşim. Ben onun hesabını verdim.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri…
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Sayın Başkan…
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Gündüz.
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Sayın Kandoğan'ın sataşmasına cevap vermek istiyorum.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Aleyhinde konuşma hakkınız var, sataşma için gerek yok. Söz hakkınız var.
BAŞKAN - Sayın Gündüz,
eğer konuşma yapacaksanız, zaten bu grup önerisinin aleyhinde olan haklar
duruyor; buyurun konuşun.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Süreyi dolduramayacağı için konuşmuyor.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Söz hakkınız var zaten.
BAŞKAN - Saygıdeğer
arkadaşlarım…
Bir talebiniz var mı
Sayın Gündüz?
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Konuşacağım.
BAŞKAN - Aleyhinde?..
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Evet.
BAŞKAN - Buyurun.
Grup önerisinin aleyhinde
İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz… (AK Parti sıralarından alkışlar)
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisinin Grup önerisinin
aleyhinde söz almış bulunuyorum; aynı zamanda, Grup Başkanvekili diyerek
şahsımı da hedef alarak, Sayın Kandoğan'ın iddialarına da cevap vermek
istiyorum.
Şimdi, biz, dünkü
gelişmeleri dikkate alarak… Esasında, Grup olarak, her pazartesi Meclis
gündemiyle ilgili muhalefet grup başkanvekillerini -nöbetçi kimse, onları-
bilgilendirerek gündemi müştereken tespit etmeye özen gösteriyoruz; özellikle,
benim şahsımın nöbetçi olduğu Genel Kurul çalışmalarında. Ancak, dünkü
gelişmeleri dikkate alırsanız, Avrupa Birliğiyle ilgili çok ciddî bir süreç
başladı. Bu süreçte, Avrupa Birliğiyle ilgili pürüzün çözülmesi beklendi;
çözülmesinin kararı verildikten sonra, gidilip gidilmeyeceği kararı
netleşmediği için, bizim de Genel Kurul gündemimiz, -özellikle Avrupa Birliğine
uyum paketleri- Dokuzuncu Uyum Paketinin gerektirdiği yasal düzenlemelerin, bu
çerçevede, yeni bir heyecan dalgası içerisinde Genel Kuruldan geçirilmesine
yönelik idi.
Bununla ilgili, özellikle
Sayın Ali Topuz Beyle ben görüştüm bizatihi. Daha sonra da, Anavatan Partisi
Grup Başkanvekillerini de ziyaret etmek istedim; ama, Ömer Abuşoğlu Beyle
telefonla da görüştüm. Aynı bu gerekçelerle, grup gündemi belirlenirken Ali
Topuz Beyin bir ricası oldu, dedi ki "bizim, orman mühendisleriyle ilgili
bir yasal düzenleme var; bunu gündemimize alalım." Ama, onlar bugünün
gündemine alınmasını arzu ettiler; fakat, biz, bu haftanın gündemi içerisinde
yer alması gerektiğine inandık. Arkasından ikinci bir talepleri vardı, memur
sicil affıyla ilgili.
Şimdi, Ümmet Kandoğan
Beye de cevap veriyorum. Geçen hafta Genel Kurulu hep beraber, birlikte, burada
yaşadık. Hemen hemen her gün Danışma Kurulu önerileri geldi. Her Danışma Kurulu
önerileri -ki, biz muhalefetin, tabiî, görüşlerine saygılıyız; ancak- her
Danışma Kurulu önerisi Genel Kurulun 2 saatini aldığı için, geçen perşembe günü
çıkması gerekli olan, ki... Biz, Grup olarak, bir aydan beri, 330 gerektiren,
nitelikli çoğunluk gerektiren yasaları bir haftaya topladık; çünkü, biz İktidar
Grubuyuz. Pek çok milletvekilimizin yurtdışı komisyonlarda görevi var; o
yüzden, onların dahi yurt dışına çıkışlarını durdurarak, dedik ki, bütün
arkadaşlarımız, bakanlarımızla beraber, mutlaka, zarurî bir mazeretleri yok ise
Genel Kurulda bulunsunlar. Ancak, bu ardı ardına gelen grup önerilerinin zamanı
uzatması dolayısıyla, maalesef, bu memur sicil affı gündeme gelmedi. Ama, Sayın
Ali Topuz Beyin de isteğiyle, ki, biz de dedik ki, eğer siz, ki... Basına da
yanlış bilgi verildi; yani, bu konuda, AK Parti Grubunun, özellikle bir
savcının da bu…
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Doğru, doğru, aynen öyle!
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) -
…efendim, bu memur sicil affı içerisine ithal edilmesi düşüncesinden
kaynaklanan bir gerekçeyle, bu geciktirildi diye. Kesinlikle öyle bir şey
yoktur; göreceğiz. Biz, bunu da gündemimize aldık.
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Söylendi efendim, doğru!
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) -
O yüzden, biz, AK Parti Grubu olarak, CHP'nin grup önerisinin aleyhinde
olduğumuzu arz ediyor, bu istikamette de desteklerinizi bekliyor, hepinize en
derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Geçen hafta niye 19.00'da kapattık; 23.00'e kadar çalışırdık, biterdi!
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Gündüz.
Sayın milletvekilleri,
Cumhuriyet Halk Partisinin grup…
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Karar
yetersayısını arayacağım.
Cumhuriyet Halk
Partisinin grup önerisini oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını
arayacağım.
Öneriyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler…
Sayın milletvekilleri,
karar yetersayısı yoktur; birleşime, 5 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati : 16.03
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 16.15
BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Ahmet Gökhan SARIÇAM
(Kırklareli)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 114 üncü Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum.
V.- ÖNERİLER (Devam)
A) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)
1.-
Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP grup önerisi (Devam)
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk
Partisi Grubunun İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre vermiş olduğu önerinin
oylamasında karar yetersayısı bulunamamıştı.
Şimdi, öneriyi tekrar
oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
Öneriyi kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir; karar yetersayısı vardır.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İçtüzüğün 19 uncu maddesine
göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup oylarınıza sunacağım.
2.-
Gündemdeki sıralama ile 1192, 1206, 1202, 1201, 945, 933 ve 933'e 1 inci ek,
1057, 662, 1159, 1193, 1037, 1040, 1041, 922 ve 1086 sıra sayılı kanun tasarı
ve tekliflerinin İçtüzüğün 91 inci maddesi gereğince temel kanun olarak
görüşülmesine ve çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK Parti
grup önerisi
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun
13.6.2006 Salı günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasî parti grupları arasında
oybirliği sağlanamadığından, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince, Grubumuzun
aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.
İrfan
Gündüz
İstanbul
AK
Parti Grup Başkanvekili
Öneri:
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 355
inci sırasında yer alan 1192 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 4 üncü
sırasına, 364 üncü sırasında yer alan 1205 sıra sayılı kanun teklifinin bu
kısmın 6 ncı sırasına, 361 inci sırasında yer alan 1202 sıra sayılı kanun
tasarısının bu kısmın 7 nci sırasına, 358 inci sırasında yer alan 1199 sıra
sayılı kanun teklifinin bu kısmın 8 inci sırasına, 360 ıncı sırasında yer alan
1201 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 9 uncu sırasına, 363 üncü
sırasında yer alan 1204 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 10 uncu
sırasına, 46 ncı sırasında yer alan 945 sıra sayılı kanun tasarının bu kısmın
11 inci sırasına, 359 uncu sırasında yer alan 1200 sıra sayılı kanun teklifinin
bu kısmın 12 nci sırasına, 290 ıncı sırasında yer alan 933 ve 933'e 1 inci ek
sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 13 üncü sırasına, 297 nci sırasında yer
alan 1057 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 14 üncü sırasına, 362 nci
sırasında yer alan 1203 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 15 inci
sırasına, 48 inci sırasında yer alan 662 sıra sayılı kanun tasarısının bu
kısmın 16 ncı sırasına, 344 üncü sırasında yer alan 1159 sıra sayılı kanun
tasarısının bu kısmın 17 nci sırasına, 15 inci sırasında yer alan 949 sıra
sayılı kanun teklifinin bu kısmın 18 inci sırasına, 356 ncı sırasında yer alan
1193 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 19 uncu sırasına, 7 nci sırasında
yer alan 952 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 20 nci sırasına, 288 inci
sırasında yer alan 1037 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 21 inci
sırasına, 291 inci sırasında yer alan 1040 sıra sayılı kanun tasarısının bu
kısmın 22 nci sırasına, 292 nci sırasında yer alan 1041 sıra sayılı kanun
tasarısının bu kısmın 23 üncü sırasına, 16 ncı sırasında yer alan 922 sıra
sayılı kanun tasarısının bu kısmın 24 üncü sırasına, 14 üncü sırasında yer alan
1086 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 25 inci sırasına, gelen kâğıtlar listesinde
yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 1206 sıra sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanunu Tasarısının 48 saat geçmeden yine bu kısmın 5 inci sırasına alınması ve
diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,
Genel Kurulun; 13.06.2006
Salı ve 14.06.2006 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü sorular ile diğer
denetim konularının görüşülmemesi, 13.06.2006 Salı günkü birleşiminde kanun
tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi; ayrıca, Genel Kurulun; 13.06.2006 Salı ve
14.06.2006 Çarşamba günleri 15.00-23.00, 15.06.2006 Perşembe günü 14.00-22.00
saatleri arasında çalışması,
1192, 1206, 1202, 1201,
945, 933 ve 933'e 1 inci ek, 1057, 662, 1159, 1193, 1037, 1040, 1041, 922, 1086
sıra sayılı kanun tasarı ve tekliflerinin İçtüzüğün 91 inci maddesine göre temel
kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetvellerdeki şekliyle olması,
önerilmiştir.
1192 Sıra Sayılı Kurumlar
Vergisi Kanunu Tasarısı Ve Bursa Milletvekili Mehmet Küçükaşık Ve 47
Milletvekilinin; Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin
Kanun Teklifi
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1ilâ 20 inci maddeler |
20 |
|
2. BÖLÜM |
1 ilâ 38 inci maddeler |
|
|
|
(Geçici 1 inci madde dahil) |
19 |
|
|
Toplam Madde Sayısı: |
39 |
|
|
|
|
|
1206 Sıra Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu
Tasarısı |
|
|
|
|
|
|
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 23 üncü maddeler |
23 |
|
2. BÖLÜM |
24 ilâ 41 inci maddeler |
|
|
|
(Geçici 1 ilâ 4 üncü maddeler dahil) |
22 |
Toplam Madde Sayısı 45
1202 Sıra Sayılı Türkiye
Yatırım Destek Ve Tanıtım Ajansı Kurulması Hakkında Kanun Tasarısı
|
|
|
|
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 8 inci maddeler |
8 |
|
2. BÖLÜM |
9 ilâ 16 ncı
maddeler |
8 |
|
|
Toplam Madde Sayısı |
16 |
1201 Sıra Sayılı Malî
Suçları Araştırma Kurumunun Teşkilât Ve Görevleri İle Suç Gelirlerinin
Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı
|
|
|
|
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 18 inci maddeler |
18 |
|
2. BÖLÜM |
19 ilâ 31 inci maddeler (Geçici 1 ilâ 3 üncü maddeler
dahil) |
16 |
|
|
Toplam Madde Sayısı |
34 |
945 Sıra Sayılı Atatürk
Kültür, Dil Ve Tarih Yüksek Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 15 inci maddeler |
15 |
|
2. BÖLÜM |
16 ilâ 31 inci maddeler |
|
|
|
(Geçici 1 ilâ 4 üncü maddeler dahil) |
20 |
|
|
Toplam Madde Sayısı |
35 |
933 Ve 933'e 1 İnci Ek
Sıra Sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı
|
|
|
|
|
|
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
|
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 25 inci maddeler |
25 |
|
|
|
2. BÖLÜM |
26 ilâ 50 nci maddeler |
25 |
|
|
|
3. BÖLÜM |
51 ilâ 75 inci maddeler |
25 |
|
|
|
4. BÖLÜM |
76 ilâ 97 nci maddeler |
22 |
|
|
|
5. BÖLÜM |
98 ilâ 103 üncü maddeler |
|
|
|
|
|
(98 inci maddeye
bağlı ek 15, 16, 17, 18 ile 99 uncu maddeye bağlı |
|
geçici 19 ilâ 20 nci maddeler dahil) |
10 |
|
|
Toplam Madde Sayısı |
107 |
|
|
1057 Sıra
SayılıElektronik Haberleşme Kanunu
Tasarısı
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 30 uncu maddeler |
30 |
|
2. BÖLÜM |
31 ilâ 58 inci maddeler |
28 |
|
3. BÖLÜM |
59 ilâ 71 inci maddeler |
|
|
|
(69 uncu maddeye bağlı ek 3 üncü |
|
|
|
ve 4 üncü
maddeler, geçici 6 ncı |
|
|
|
madde ile geçici 1, 2, 3 ve 4 üncü |
|
|
|
maddeler dahil) |
20 |
|
|
Toplam Madde Sayısı: |
78 |
|
662 Sıra Sayılı Tohumculuk Kanunu Tasarısı |
|
|
|
BÖLÜMLER |
MADDELER |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 20 nci maddeler |
20 |
|
2. BÖLÜM |
21 ilâ 43 üncü maddeler |
|
|
|
(Geçici 1 ilâ 2 nci maddeler dahil) |
25 |
|
|
Toplam Madde Sayısı: 45 |
|
1159 Sıra Sayılı Konut
Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Tasarısı
|
BÖLÜMLER |
MADDELER |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 19 uncu maddeler (12 nci |
|
|
|
maddeye bağlı (38)A, (38)B, |
|
|
|
(38)C maddeleri dahil) |
21 |
|
2. BÖLÜM |
20 ilâ 40 ıncı maddeler (20 nci |
|
|
|
maddeye bağlı geçici 10, 11, |
|
|
|
12 nci maddeler dahil) |
23 |
|
|
Toplam Madde Sayısı: |
44 |
1193 Sıra Sayılı Meslekî
Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarısı
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 19 uncu maddeler |
19 |
|
2. BÖLÜM |
20 ilâ 33 üncü maddeler |
|
|
|
(Geçici 1 ilâ 2 nci maddeler dahil) |
16 |
|
|
Toplam Madde Sayısı: |
35 |
1037 Sıra Sayılı
Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Kanun Tasarısı
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 15 inci maddeler |
15 |
|
2. BÖLÜM |
16 ilâ 31 inci maddeler |
|
|
|
(Geçici 1 inci madde dahil) |
17 |
|
|
Toplam Madde Sayısı: |
32 |
1041 Sıra Sayılı Petrol
Kanunu Tasarısı
|
|
|
|
|
BÖLÜMLER |
MADDELER |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 20 nci maddeler |
20 |
|
2. BÖLÜM |
21 ilâ 41 inci maddeler |
|
|
|
(Geçici 1 ilâ 5 inci maddeler dahil) |
26 |
|
|
Toplam Madde Sayısı: |
46 |
1040 Sıra Sayılı Orman
Mühendisliği, Orman Endüstri Mühendisliği ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği
Hakkında Kanun Tasarısı
|
|
|
|
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 9 uncu maddeler |
9 |
|
2. BÖLÜM |
10 ilâ 16 ncı maddeler |
|
|
|
(Geçici 1 inci madde dahil) |
8 |
|
|
Toplam Madde Sayısı: 17 |
|
922 Sıra Sayılı
Darülaceze Müessesesi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısı
|
|
|
|
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 13 üncü maddeler |
13 |
|
2. BÖLÜM |
14 ilâ 24 üncü maddeler |
|
|
|
(Geçici 1 ilâ 4 üncü maddeler dahil) |
15 |
|
|
Toplam Madde Sayısı: |
28 |
1086 Sıra Sayılı Kat
Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile Erzurum
Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut, Nevşehir Milletvekilleri Mehmet Elkatmış ve
Osman Seyfi'nin Kanun Teklifleri.
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1. BÖLÜM |
1 ilâ 21 inci Maddeler |
21 |
|
2. BÖLÜM |
22 ilâ 26 ncı Maddeler |
|
|
|
(22 nci maddeye
bağlı yeni |
|
|
|
eklenen 66 ilâ 74 üncü maddeler |
|
|
|
le geçici 1 ve 2 nci maddeler dahil |
16 |
|
|
Toplam Madde Sayısı: |
37 |
BAŞKAN - AK Parti grup
önerisinin lehinde, İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz.
Sayın Gündüz, buyurun.
Sayın Gündüz, süreniz 10
dakika.
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Grubumuzun, Danışma
Kuruluna önerisi, Genel Kurula önerisi biraz önce okundu. Aslında, burada,
bizim, muhalefet partilerimizle fazla bir ayrı düşündüğümüz taraf yok.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) -
Nasıl yok?!
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) -
Ancak, bir farklı taraf var; o da, temel yasayla ilgili. Bizim, Avrupa
Birliğine uyum sadedinde çıkarılması gerekli olan aşağı yukarı 14 tane yasa
-ki, bunlar, komisyonlarda da genellikle hep mutabakatla çıkmış yasalar- ancak,
bunlar, tabiî, çokmaddeli yasalar. Aynı zamanda, İçtüzüğümüzün 91 inci
maddesine göre temel yasa kabul edilebilmesi için bir yasanın hangi şartları
taşıması gerektiğiyle ilgili de bilgiler var; ki, bir defa, kişisel veya
toplumsal yaşamın büyük bir bölümünü ilgilendirmesi şartı... Bir defa, Avrupa
Birliğine uyum gereği çıkarılması gerekli olan bu yasalar, bu yönüyle, zaten,
toplumun bütününü, hatta ülkemizin bugününü ve yarınını ilgilendiren çok önemli
yasal düzenlemelerdir. O yönüyle, temel yasa yapılması için mâni hiçbir hukukî
engel yoktur diye düşünüyoruz.
Ayrıca, kendi alanındaki
özel kanunların dayandığı temel kavramları gösteren, özel kanunlar arasında
uygulamada ahengi temin eden, düzenlediği alan yönünden bütünlüğünün veya
maddeler arasındaki bağlantıların korunması zorunluluğu bulunan, önceki
yasalaşma evrelerinde de özel görüşme veya oylama usulüne bağlı tutulma gibi
özellikleri taşıyan kanunlar.
Bir defa, Yüce
Meclisimizin değerli üyelerinden, Genel Kurul çalışmalarının tam son devresine
girdiğimiz, âdeta finişe girdiğimiz bu son günlerde -gerek muhalefet partisi
milletvekillerinden gerekse İktidar Partisi milletvekillerimizden- bizim,
İktidar olarak bir ricamız var; o da şudur: Son nefesimizi toplayarak, bu
finişte, özellikle bu Avrupa Birliğine uyum yasalarını mutlaka çıkarmamız
gerekiyor. O yüzden, biz, bunların temel yasa olarak, toplumu bütünüyle
ilgilendirdiği için, Genel Kurulda o şekilde bölümlerini de biraz önce
dinlediniz- ele alınması gerektiği ve bir an önce yasalaşmasında yarar
gördüğümüz kanaatini taşıyoruz.
Arada, Avrupa Birliğine
uyumla ilgili olmayan, ama, yine memleket için, ülkemiz için çok önemli
olduğuna inandığımız bazı yasalar var; Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Yasa
Tasarısıyla ilgili; ki, bunun, Sayın Ali Topuz ve CHP de çıkması gerektiğine
inanıyor, Anavatan Partisi de çıkmasının gerektiğini söylüyor. Burada,
özellikle, yeni açılan ve açılacak olan sağlık ocaklarında ebe ve hemşire
sıkıntısını gidermek üzere Sağlık Bakanlığına sözleşmeli sağlık personeli
istihdamına izin veren bir yasal düzenleme var. Arkasından -Bilkent,
memleketimizin, gerçekten, böyle, bütün dünyaya örnek göstereceği akademik
kurumlarının önde gelenlerinden bir kurum- Bilkent'teki kaliteyi doğuya
taşımakla ilgili, buna yönelik bir yasa tasarımız var.
Dolayısıyla, bu tür
yasaların da, özellikle Hükümetten gelen talep doğrultusunda, yasalaşması
gerektiğini söylüyoruz.
Bizim, gerek muhalefet
partisinin sayın grup başkanvekillerine sunduğumuz listede iki haftalık bir
gündemle çıkarabileceğimizi tahmin ettiğimiz yasal düzenlemelerdir. Eğer temel
yasa olarak çıkarılması Genel Kurulumuzda uygun karşılandığı takdirde, bu
yasaların bu hafta ve önümüzdeki hafta sonuna kadar mutlaka Genel Kuruldan
geçeceği kanaatini taşıyoruz.
Arkadaşlarımızın şimdiye
kadar gösterdiği metanete ve Genel Kurul yasama faaliyetlerindeki gösterdikleri
gayrete şimdiden teşekkür ediyor, son soluk döneminde de aynı enerjilerini
toplayarak desteklerini sürdürmesini diliyor, hepinize en derin sevgi ve
saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Gündüz.
Önerinin aleyhinde,
Malatya Milletvekili Sayın Süleyman Sarıbaş; buyurun. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; AK Parti Grubunun
haftalık gündemi belirlemekle ilgili grup önerisinin aleyhinde söz aldım;
hepinizi saygıyla selamlıyorum ve bu haftanın milletimize, ülkemize hayırlı,
uğurlu olmasını dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, biraz
önce öneri lehinde söz alan AK Parti Grup Başkanvekili arkadaşım, bu yasaların
Avrupa Birliği yasaları, Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde olduğunu
söyledi; tam adedi 25 adettir. Bir şey daha söyledi "Hükümet bunların
çıkmasını istiyor" dedi. Bir de…
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Sayın Başkanım, 14 tanesi temel yasa…
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Devamla) - 24 yasa, 1 tanesi peki eksik olsun, 24 yasa.
Bir şeyi daha söyledi,
dedi ki: "Bu yasaları muhalefet de destekliyor." Değerli arkadaşlar,
muhalefet destekliyor, doğru; ülkenin bir petrol kanunu olacak, Petrol Yasası
geliyor; ülkenin bir kat mülkiyeti kanunu olacak, Kat Mülkiyeti… Fakat,
muhalefet, bu yasaların çıkmasını istiyor da, tartışarak çıkmasını istiyor;
yani, toplumun sosyal kesimleriyle, halkımızla hep beraber, özümsenerek, bir
yanlış yapmamak için tartışılarak çıkmasını istiyor. Elbette Petrol Kanununun
çıkmasını istiyoruz, elbette Sıvılaştırılmış LPG Kanununun çıkmasını istiyoruz,
elbette Kat Mülkiyeti Kanununun çıkmasını istiyoruz. Bizim istediğimiz şey,
bunların çıkmaması değil, yanlış anlaşılan şey bu. Biz bunların elbette
çıkmasını istiyoruz; ancak, biz, bunlar çıkarken, bu Parlamento aslî görevini
yapsın ve bu tartışmanın içinde olsun diyoruz.
Demokratik rejimlerde
parlamentonun aslî görevi, komisyonlardan gelen yasaları aynen geçirmek değil.
Eğer, iki haftada, yani, altı günlük çalışma süresi içerisinde 24 yasayı
geçirmeyi istiyorsanız, bunu böyle yapmayın. 24 yasa tasarının tamamını, hep
beraber bir temel kanun kabul edin, 2 bölüme bölün, bir günde bitirin bu işi
veyahut da yetki alın… Ki, özü budur, bunları ben kanun olarak kabul etmiyorum,
bunlar hükümet kararnamesi olarak çıkıyor. Ne dedi Sayın Grup Başkanvekili:
"Hükümet istiyor." Hükümet istiyorsa kararname olarak çıkarsın. Zaten
kararname oluyor. Ben, altı günlük tartışmada 24 yasa tasarısının 1 000'in
üzerindeki maddesinin hiçbirini tartışamayacağıma göre, araştıramayacağıma göre
milletvekili olarak, o maddeyi ilgilendiren sosyal gruplarla görüşemeyeceğime
göre… Bu kanun burada tartışılmıyor. Burada ne yapılıyor; burada dikte
ettiriliyor, noter görevi yaptırılıyor, tasdik ettiriliyor. Bu, parlamenter
rejimin ruhuna aykırı, kesinlikle aykırı, bu, parlamenter rejimin ruhuna.
Hani, hatırlarsınız
-şimdi, Sayın Grup Başkanvekillerinin o günkü dönemde de konuşmalarını
getiririm buraya-. Kemal Derviş, biliyorsunuz, Amerika'dan telefon ediyordu,
onbeş günde 15 kanun… Herkes tepki gösteriyordu, siz de tepki gösteriyordunuz o
tarihte. Şimdi, onbeş günde 15 kanun değil, altı günde 24 kanun... Kim istiyor;
Avrupa Birliği istiyor. Kim istiyor; Hükümet istiyor. Peki, Parlamento ne iş
yapar?! Demokratik parlamenter rejimlerde parlamento hangi işlevi yerine
getirir?!
Değerli arkadaşlar, bu
kanunları çıkaracaksınız, bizim de çıkmasını istediğimiz kanunlar var; ama,
gelin bunları tartışarak çıkaralım. Bakın, şurada Meclisin olağan çalışma
döneminin bitmesine iki haftalık bir süre kaldı.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) -
üç hafta.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Devamla) - Ocak ayından beri, bu Meclis, saat 15.00 ilâ 23.00 arasında sürekli
çalıştı. Aslî görevlerinden biri olan denetim görevini bir kenara attı.
Ülkemizi kasıp kavuran -daha dün 2 askerimizi şehit verdik- terör konusunda,
ülkemizi kasıp kavuran, hırsızlık, yankesicilik, gasp konusunda araştırma
önergeleri tartışılmadı. Genel görüşme önergeleri reddedildi. Binlerce soru;
yazılı soru, sözlü soru önergeleri Meclisin gündeminde duruyor, bunlara cevap
verilmedi. Şimdi, aynı hususlarda, bu maddeleri ilgilendiren konularla ilgili
sorduğumuz soruların cevabını almadan, sayın bakanlardan bunların nedenlerini
öğrenmeden, bu maddeleri nasıl
kanunlaştıracağız, nasıl
bileceğiz yani?!. Yani, Meclis, 2005 yılında, 2005-2006 yılında yani, 1 Ekimle
tatil olacağı dönem arasında, hangi denetim görevini yaptı arkadaşlar?! Yani,
aslî görevlerinden biri olan denetim görevinin hangisini yerine getirdi?! Bu
hükümeti bizim denetlediğimizi, yani, yasamanın yürütmeyi denetlediğini, bu
kürsüye çıkıp söyleyecek tek bir
Allah'ın kulu milletvekili var mı içimizde?! Maalesef yok, Hükümeti
denetleyemedik. Denetleyemediğimiz gibi,
yürütmenin tahakkümü altında,
onun arzu ve emirlerini yerine getiren, âdeta,
onun gönderdiklerini noter muamelesiyle tasdik eden bir grup haline, bir
Meclis haline geldik. O zaman, ne gerek var bu ülkenin parasını 550
milletvekiline maaş olarak ödemeye?!.
Çoğunluğu Plan ve Bütçe Komisyonunun tasarısı;
Plan ve Bütçe Komisyonuna yetecek 40 milletvekili seçsin bu ülke, onlar
nasıl olsa orada görüşüyorlar, burada görüşmeye gerek yok mantığıyla orada
görüştükten sonra da kanunlaştıralım, bu iş bitsin! Niye milletin alınterinden
kesilen maaşlarla parlamenter maaşı
alıyoruz?! Bu mantığa bakarsanız bu
böyle.
Dolayısıyla, yaptığınız
iş, demokratik parlamenter rejime aykırı; yaptığınız iş, geçmişten geleceğe
seksenbeş yıllık Parlamento geleneğine aykırı. Biz, temel kanun çıkmasın
demiyoruz veyahut da kapsamlı kanun çıkmasın demiyoruz; ama, şimdi, Kat
Mülkiyetinde Değişiklik Yapan Kanun; temel kanun olarak geliyor veyahut da
birçok değişiklik önergelerini içeren, tekliflerini içeren kanunlar temel kanun
olarak… Temel kanun dediğiniz şey,
getirirsiniz Ticaret Kanununu -1 500 maddedir- hakikaten temel kanundur,
tartışalım. En az 10 bölümde, 15 bölümde tartışalım ki, bölümleri bellidir;
ama, burada diyelim ki, bölümlerden 1 tane maddeye ben karşıyım; nasıl oy
vereceğim, 5 tanesine taraftarım, 1 tanesine de karşıyım?!.
Şimdi, kendi içinde
çelişkiler arz eden maddelere veya kendi içinde olumlu bakacağımız veya olumsuz
bakacağımız maddelere oy verirken, hangi sıkıntıyı yaşamayacağımızı kim
söyleyebilir?
Dolayısıyla, arkadaşlar,
artık, bu Meclis, maalesef, ciddiyetini kaybetti; maalesef, bu Meclis, yani,
kendi yaptığı işin ciddiyetine kendisi de inanmaz bir duruma geldi.
Allahaşkına, 1 000 maddeden 4 tane maddeyi çıkıp şu kürsüde söyleyecek
-komisyon üyelerini demiyorum ama- kaç tane milletvekili var?! Şimdi, el
kaldırıp indireceksiniz. Maddeler okunmuyor da!.. Eskiden, bari, sözcü
okuyordu, Kâtip Üye okuyordu, neye oy verdiğimizi biliyorduk; şimdi, sadece,
maddenin ismi okunuyor; onu da bilmeyeceğiz. Peki, bilmediğim bir şeye, neye oy
verip neye oy vermediğim şeye katılsam ne olur katılmasam ne olur, destek olsam
ne olur olmasam ne olur?!
Dolayısıyla, işin
ciddiyeti, işin hassasiyeti kaçtı. Artık, bu millet, bu Meclisin kanun
çıkardığına falan filan inanmıyor; çünkü, kendisi de ne getirip ne götürdüğünü
dinleyemiyor ki! Yani, Kâtip Üye okurken, en azından, dinliyordu, bana ne
getiriyor ne götürüyor diye dinliyordu, vatandaş bilgileniyordu en azından.
Artık, o vatandaşın bilgilenme fırsatını da elinden almış oldunuz, "kendin
pişir kendin ye"ye döndü, kendiniz pişiriyorsunuz kendiniz yiyorsunuz.
"Avrupa uyum yasaları" diye dayatıyor Avrupa, çıkarıyorsunuz. Neyi
çıkarıp çıkarmadığınızı ne biz biliyoruz ne siz biliyorsunuz ne millet biliyor
ne de uygulayıcılarının -bu kanunların uygulayıcılarının- bu işlerden haberi
var.
Ee, böyle saça böyle
tarak! Böyle Meclise böyle kanun! Bu işin süresi doldu, ciddiyeti kaçtı.
Ciddiyetinin kaçtığı da zaten ortada. Altı günde 24 kanun çıkardık diyen bir
Meclis!.. Bunu dünyanın hangi parlamenter rejimine gitseniz söyleseniz, o
meclisten kovarlar! Altı günde, ne yaptınız da, binlerce maddeyi ihtiva eden
kanunu çıkardınız, siz Süpermen misiniz diye, vallahi, o meclislerden kovarlar,
o meclislere üye dahi yapmazlar, kapısından da geçirmezler.
Böyle öneri olmaz diye
düşünüyorum ve önerinin aleyhine oy vereceğimi belirtiyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Sarıbaş.
Önerinin lehinde, Ankara
Milletvekili Sayın Salih Kapusuz.
Buyurun Sayın Kapusuz.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; tabiî, grup önerimizi, Değerli
Grup Başkanvekili arkadaşım, okunduktan sonra, kısaca özetlediler; ancak,
özellikle birkaç hususun, bizi takip edenler tarafından da doğru anlaşılması
açısından, açıklığa kavuşturulmasının gerekli olduğuna inanıyorum.
Değerli arkadaşlar,
yapmış olduğumuz düzenlemenin, mevcut Anayasa, İçtüzük ve parlamenter sisteme
ters olan hiçbir yönü yoktur. Bildiğiniz gibi, mevcut Anayasamıza göre ve İçtüzüğümüze
göre, çalışma esaslarımız net olarak belirlenmiş. Şayet, böyle bir şey olsa,
zannedersem, Başkanlık işleme koymaz. İşleme konulup, buraya getirildiğine
göre, bu süre içerisinde yapılan işlerin bunlara aykırı olduğunu söylemek doğru
olmaz.
Her şeyden önce, temel
yasa konusu çok tartışılıyor ve tartışılmaya da devam edileceği belli; ama, bir
husus var ki, temel yasayla ilgili olarak birkaç kez Anayasa Mahkemesinin
iptali, en son, Anayasa Mahkemesine bir kez daha götürüldükten sonraki süreçte,
Anayasa Mahkemesinin de -önerge vermenin dışında, bütün hususları, tarifi dahil
olmak üzere- onayladığı bir durum arz etmektedir.
Durum bu kadar açıkken,
evet, arkadaşlarımız, zaman bulup, bazı konuları çalışma konusunda
yetersizlikten bahsedebilirler, bunda da haklı olabilirler; ama, biliyorsunuz,
bir yasanın -ister teklif ister tasarı olarak hazırlansın- hazırlık safhası,
şayet tasarı olarak geliyorsa, bakanlık tarafından ilgili genel müdürlük ve
bütün bakanlıklar marifetiyle haberdar ediliyor, görüşler alınıyor,
tartışılıyor, Bakanlar Kuruluna geliyor. Bakanlar Kuruluna geldikten,
imzalanıp, Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderildikten sonra komisyonlardaki
-ister altkomisyon ister esas komisyonda olsun- görüşmelere, sivil toplum
örgütleri dahil, bütün taraflar davet ediliyor, görüşleri dinleniliyor,
üzerinde çalışılıyor, uzun bir süreçten sonra Genel Kurula iniyor. Genel Kurula
indikten sonra…
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - O
zaman Meclise ne gerek var ya!
NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) -
Oylayalım geçsin, ne gerek var!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, o zaman, eğer, siz, Danışma Kurulu üzerinde bunları
söyleyecekseniz, arkadaşlardan dinleyeceğim; ama, bir şey var: Komisyonların
yaptığı çalışmalar, Genel Kurul çalışmalarının altyapısıdır ve burada aykırı
bir şey söz konusu değil. Oradaki yapılan çalışmaların üzerine buraya
geliniyor, yasa, tasarı olarak, teklif olarak burada görüşülüyor, Genel Kurulun
oyuyla yasalaşıyor.
ATİLLA KART (Konya) -
Temel kanunu kural haline getiriyorsunuz ama!.. İstisnai bir hükmü kural haline
getiriyorsunuz!..
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, bakın, biz, hiçbir şeyi kaçırmak gayretinde de değiliz.
Şayet Hükümetimiz, bu konularla ilgili olarak daha kısa yolu arzu etmiş
olsaydı, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi alır, bunların hepsini,
Bakanlar Kurulu marifetiyle çıkarılmış 3 maddelik bir yetki kanunuyla hepsini
kanun hükmünde kararname olarak devreye sokabilirdi.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Onu yapın o zaman!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, geçirdiğimiz süre içerisinde, biz, bir tek bile kanun
hükmünde kararname yetkisi almadık, böyle bir şey düşünmüyoruz. Bu ne demektir;
Parlamentonun bu konudaki çalışmalarını bu Hükümet ve bu İktidar çok önemsiyor
demektir. Önemsediğimiz için bu yolu izlemekteyiz.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Siz, Meclisi refüze ediyorsunuz!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Dolayısıyla, çıkarılan yasalara şöyle bir bakalım… Değerli arkadaşlar, bakınız,
temel yasayla ilgili olarak sizlerin katılmadığı hususları biliyoruz; ama,
parlamenter sistemde böyle bir hakkın varlığı, zaten, olmasa kullanılmaz.
Ancak, biz, hem reform yapacak… Bugün, geçmişte kaybettiğimiz süreyi
tamamlayabilecek… Yeri geldiği zaman, televizyonların karşısına herkes çıkıyor
ve konuşuyor, işte "Avrupa Birliği süreciyle ilgili reform dönemi
yavaşladı, yapılması gerekli olanlar geciktiriliyor" gibi tenkitlerin de
kamuoyunda olduğunu hep biliyorsunuz. Şimdi, Kurumlar Vergisi… Kurumlar
Vergisinde ne söylenir arkadaşlar?!.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Avrupa Birliğiyle ne ilgisi var?!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Bu konuyla ilgili, ilgili komisyon yukarıda bütün detaylarıyla çalıştı,
tartıştı, teknik bir düzenleme.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Meclis çalışmalarından rahatsız mısın?!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Oradaki oran düşürülüyor, bizim Kurumlar Vergisi muhatabı olan mükelleflere bir
fırsat veriliyor, aşağı çekilmesi için sizlerin de katkılarıyla bir düzenleme
yapılıyor. Bunun saatlerce, günlerce, haftalarca tartışılması yerine bir an
önce yasalaşması, milletimizin beklentisidir.
Değerli arkadaşlar, kamu
denetçiliği; ya, hepimizin ittifak ettiği temel bir konu; Türkiye'nin bir
ihtiyacı; yukarıdaki tartışmaları biliyoruz.
ALİ TOPUZ (İstanbul) -
Niye temel kanun?!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Efendim, bu temel konu olmayacak da hangisi temel konu olacak?!
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Sen Meclisten rahatsız mı oluyorsun?! Sen Büyük Millet Meclisinden rahatsızlık
mı duyuyorsun?!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Siz ilk defa bir düzenleme koyuyorsunuz, toplumun bütün kesimlerini, ihtilaflı
bütün çevreleri ne yapacaksınız?!
ATİLLA KART (Konya) -
Kendi varlığını inkâr ediyorsun! Kendi varlığını inkâr ediyorsun Sayın Kapusuz!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Uzlaşmaya, mahkemeler dışında bir yol olarak gündeme getiriyorsunuz.
ATİLLA KART (Konya) -
Kendi varlığını inkâr ediyorsun!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Dünyanın bulduğu kısa yollardan bir tanesi olarak hayatiyet kazanacak bir
husus. Bunu temel yasa yapmayıp da neyi yapacağız değerli arkadaşlar?!
ATİLLA KART (Konya) -
Kendi varlığını inkâr ediyorsun!
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Eski konuşmalarını önüne koyarlar adamın.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Sayın milletvekillerim, bakınız, elbette konuşmak için tenkit etmek için
bulunacak yol ve yöntem var. Birçok şey birçok gerekçeyle de tenkit edilebilir;
ama, bizim zaman kaybına ihtiyaç olmayan bir süreç geçirdiğimizi ve önümüzdeki
süreci…
ATİLLA KART (Konya) -
Dikta rejiminden söz ediyorsunuz Sayın Kapusuz!
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Dörtbuçuk yılı geçirdiniz, dört günü...
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
... bu milletin lehine kullanmaya devam etmek mecburiyetinde olduğumuzu
hepinizle paylaşıyorum.
Değerli arkadaşlar,
bakınız bir başka konu: Türkiye yatırım, destek ve tanıtım ajanslarının
kurulmasıyla ilgili bir teklif, bir tasarı. Bu tasarı nedir arkadaşlar;
Türkiye'deki yatırımların hızlandırılması için tek elden takip edilmesi,
gerekli, tıkandığı noktalarda müdahale edilmesine yönelik çok yararlı, faydalı,
yatırımları teşvik etmeye yönelik önemli bir düzenlemedir. Buna karşı çıkılacak
bir taraf yok, karşı olmadığınızı ben de biliyorum.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Sen de inanmıyorsun...
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Karşı çıkmayacağınıza da inanıyorum; ama, sadece ve sadece bunun temel yasa
görüşülüyor olmasını bahane ederek karşı çıkmanızı doğru bulmadığımı ifade
etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, malî
suçların araştırılmasıyla ilgili çok temel bir yasal düzenleme yapıyoruz; MASAK
olarak bilinen. Bu düzenlemeyi, elbette, Türkiye, yapmak mecburiyetinde.
Kaçakçılık olarak bizim coğrafyamız, birçok alanda dikkatleri üzerine toplayan
bir ülke konumundayız. Böyle bir düzenlemeyi elbette yapmalıyız ki, Türkiye,
birçok ithamların da dışında tutulabilsin.
Bir başka husus, değerli
arkadaşlar, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanununda değişiklik
yapılmasıyla ilgili mahkemelere intikal eden, zaman zaman Cumhuriyet Halk
Partisini de mahkemeler karşısında sıkıntıya sokan temel bir düzenleme. Bunu
düzenlemeyip de neyi yapacağız değerli arkadaşlar?!
Bir başka kanun, evet,
Trafik Kanunu. Tek gözünü kaybetmiş evlatlarımız var, ilkokul mezunu olup da
ehliyet alamayan insanlarımız var; bunlarla ilgili, trafikle ilgili 107
maddelik temel bir düzenleme var. Biz, bu yasayı temel yasa yapmayıp da
hangisini temel yasa yapacağız değerli arkadaşlar?! Bu insanlar bunu
bekliyorlar, sıkıntı had safhaya çıkmış.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - O
maddelerin tartışılmasından niye rahatsız oluyorsunuz; niye blok halinde
getiriyorsunuz?!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Durum böyle olunca, inanıyorum ki, bu yasaları, içeriğine sizin karşı
çıkacağınız yasalar olarak görmediğinizi düşünüyorum; onun için, bu manada
katkınızı da bekliyorum.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Katkı bekliyorsanız, müzakereye açın!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Elektronik haberleşme… Sayın Başkan, değerli arkadaşlar, değerli
milletvekilleri; elektronik haberleşme ve elektronik haberleşmenin bugünkü
çağda acil ihtiyaçlardan bir tanesi olduğuna karşı değilsiniz.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Çarpıtıyorsunuz, kim istemiyor bunu; madde madde görüşelim.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Evet, ben de onu söylüyorum, istiyorsunuz, istiyorsunuz; sadece temel yasa
olarak görüşülmesin diyorsunuz.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Tamam; madde madde görüşelim; çarpıtma!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, bu yasa, 75 madde; eğer, biz, 75 maddeyi görüşmeye bugünden
itibaren başlasak üç haftalık süre içerisinde bitirme şansına sahip değiliz;
yapamayız. (CHP sıralarından gürültüler)
TUNCAY ERCENK (Antalya) -
Niye daha önce getirmediniz?!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
O halde, yapacağımız şey nedir; burada zamanı verimli kullanmaktır.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - 350 maddeyi bir haftada geçirdi bu Meclis!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Zamanı verimli kullanmaktır. Onun için, elektronik haberleşmeyle ilgili
düzenlemenin faydalı olduğuna siz de inanıyorsunuz. Zaten arkadaşlarım da
"doğrudur" diye teyit ediyor, tasdik ediyorlar.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
138 kişiyi getiremiyorsunuz buraya; âcze düşmüşsünüz!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, bir başka konu daha; Tohumculuk Yasası. Çiftçilerimizle
ilgili olarak, tohumculukla ilgili olarak çok temel bir yasayı burada görüşmek
kadar, temel yasa olarak görüşmek kadar normal bir şey olamaz değerli
arkadaşlar.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Köylü mü kaldı ki tohumculuktan bahsediyorsunuz?!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Bakınız, tohumculukla ilgili olarak bu yasa 43 madde.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) -
Zamanında getirseydiniz!
SALİH KAPUSUZ (Devamla)
- Ben, inanıyorum ki, her bir
milletvekili arkadaşım, bu yasayı ben normal görüşme sürecinde buraya getirmiş
olsam, her maddede konuşmak isteyecek. Kanunî hakkı, İçtüzük de yetki vermiş;
elbette milletvekillerim de konuşabilecek…
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Konuşmasa iyi olur değil mi?!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Ama, böyle bir temel yasayı, biz, nasıl çıkarabiliriz; o zaman bunun çıkması
için asgarî bir aya ihtiyaç var.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Sen 367 kişiyle çıkaramıyorsan ayıp, ayıp, utan!
ALİ RIZA BODUR (İzmir) -
Temel yasa ne demek onu öğren!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Yani, biz ne yapmak istiyoruz...
Değerli milletvekilleri,
bakınız, ne kadar söz, laf atarsanız atın; ama, şunun altını ısrarla ve birkaç
kez alt alta çizerek ifade etmek istiyorum. Bugün, zaman en kıymetli
sermayedir.
YILMAZ KAYA (İzmir) -
Yarın geri çekersiniz!..
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Zamanı iyi kullanma, verimli kullanma noktasında da, üzülerek ifade edelim ki,
kurumlarımızın, kuruluşlarımızın ve insanlarımızın, geçmişten gelen bir
geleneksel anlayışı vardır.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Öyle olur zaten!.. İktidardan gitmeye başlayınca zaman kıymetli
olur…
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Biz, bu zamanı daha verimli kullanmak, daha verimli hale getirmek için, burada,
yapılmış olan temel yasa düzenlemesi; ki, İçtüzüğe, Anayasaya, Anayasa
Mahkemesine…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kapusuz,
ek 1 dakika süre veriyorum; lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Bitiriyorum.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) -
Şov yapma!.. Şov yapma, gerçeği söyle!..
SALİH KAPUSUZ (Devamla)
- Değerli arkadaşlar, benim, şova falan
ihtiyacım yok…
ALİ RIZA BODUR (İzmir) -
Her tarafın şov!..
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Bütün sermayen o!..
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Ama, doğruları sizlerle ve milletimizle paylaşmaya, hem ihtiyacım var hem de görevimiz
var. Onun için, bu konularla ilgili olarak, oturduğunuz yerden, böyle
sataşmalarla vakit kaybetmenin hiçbirimize faydalı olmadığını ifade etmek
istiyorum.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) -
Ama, temel yasa ne demek önce onu öğreneceksiniz!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Son bir şey daha ifade etmek isterim ki, sicil affıyla ilgili olarak,
arkadaşlarımızı dinledim ve üzüldüm. Biz, geçen hafta çıkarmış olduğumuz 330'u
gerektiren, af kapsayan tasarıyı çıkarırken bunu gündemimize almıştık.
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Niye çıkarmadınız?!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Bilinen sebeplerle, malumunuz, 3 grubumuz, her gün, 3 tane Danışma Kurulu
istemek mecburiyetinde kalınca ne oldu; süre yetmedi. Biz, bu hafta gündemimize
aldık.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Cuma günü de çalışsaydınız…
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Bakınız, bu hafta gündemimize aldık; ancak, bir şeyi hatırlatmak isterim; ama,
bakıyorum arkadaşlarımız, gazetecileri, meydanı boş bulunca, gazetecileri de
dinler bulunca, birtakım varsayımlarla konuşmalar yapıyorlar; olmayan şeyleri
varmış gibi takdim ediyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Neymiş olmayan şeyler?..
BAŞKAN - Sayın Kapusuz…
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Olmayan ne?..
BAŞKAN - Saygıdeğer
arkadaşlarım…
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Olmayanı bir söylese de…
BAŞKAN - Sayın Eraslan…
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Olmayanı bir söyle de bakalım!
BAŞKAN - Sayın Eraslan,
lütfen, yerinize oturur musunuz?
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Olmayanı bir söyle de bakalım! (AK Parti sıralarından "ayıp, ayıp"
sesleri)
BAŞKAN - Sayın Eraslan…
Oturunuz yerinize…
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Olmayanı bir söyle de…
ALİ RIZA BODUR (İzmir) -
Olmayan şeyleri bir sırala bakalım!..
BAŞKAN - Arkadaşlar…
Sayın Eraslan, lütfen, yerinize oturunuz.
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Ayıp!.. Ayıp!.. Grup Başkanvekilisin, ayıp!
BAŞKAN - Saygıdeğer
arkadaşlarım, Sayın Eraslan, lütfen, istirham ediyorum; böyle bir usul yok;
yani, ayağa kalkıp, eli cebe sokup, ön tarafa doğru gelip, böyle bir usul yok.
Lütfen, ikaz ediyorum sizi… Lütfen…
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Konuşmacıyı ikaz et!..
BAŞKAN - Sayın Çetin…
Sayın Çetin, bakınız, burada bütün hatipler konuşuyor. Sürekli olarak, Sayın
Kapusuz'un konuşmasından itibaren sürekli olarak, her cümlesine laf
yetiştirdiniz.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Yalan yanlış konuşuyor!..
BAŞKAN - İstirham ederim
yani, biraz sonra Grup Başkanvekiliniz çıkıp konuşacak…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Sayın Başkan, 1 dakika uzattınız, bitti, niye hâlâ konuşuyor?!
BAŞKAN - Sayın Özyürek,
konuşan yok. Lütfen, istirham ederim, yerinizden… Sakin olunuz, konuşan yok şu
anda, konuşmuyor. Ben, sadece ikaz edeceğim.
Sayın Kapusuz, şu ana
kadar bütün milletvekili arkadaşlarımıza sadece 1 dakikalık süre verdim ve onu
uzatmadım, sadece teşekkür için mikrofonlarını açtım.
Mikrofonunuzu açıyorum.
Lütfen, sadece teşekkür cümlenizi kullanınız.
Buyurun.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
Sayın Başkan, benim söylediklerimden arkadaşlarımız kendilerine pay çıkarmış
olacaklar ki, bu tepkiyi gösteriyorlar.
Ben, bu konuda, AK Parti
Grubunun önerisinin…
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Teşekkür için…
BAŞKAN - Sayın Kapusuz…
SALİH KAPUSUZ (Devamla) -
…Türkiye'nin lehine olduğunu düşünüyor, katkı vereceğinizi ümit ediyor,
teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Saygıdeğer arkadaşlarım,
burada milletvekili arkadaşlarımız, sayın hatipler konuşurken -kendinizi
kürsüde kabul ederseniz- size yapıldığında ne kadar üzülüyorsanız, aynı şey
diğer arkadaşlar için de geçerlidir. Lütfen, sükûnetle, hatipleri dinleyelim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Ama süre konusunda herkese aynı müsamahayı gösterin Sayın Başkan.
BAŞKAN - AK Parti Grup
önerisinin aleyhinde, İstanbul Milletvekili Ali Topuz, buyurun efendim. (CHP
sıralarından alkışlar)
ALİ TOPUZ (İstanbul) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Adalet ve Kalkınma Partisi
Grubunun Grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Meclis çalışmalarının verimli kılınabilmesi açısından, zaman zaman, Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu yöneticileriyle uzlaşma arayışı içine girmişizdir ve çok
kez de bu uzlaşmalar sağlanarak, özellikle uyum yasaları konusunda, bu Meclisin
hızlı bir çalışma sürdürmesini sağlamışızdır; fakat, bu son zamanlarda, son
haftalarda, son aylarda, nedense, Meclis çalışmalarıyla ilgili olarak, Adalet
ve Kalkınma Partisi Grup yöneticileriyle uzlaşma arayışlarımız sonuç veremiyor.
Bugünkü gündemle ilgili
olarak da, sabahleyin, bir süre, Sayın İrfan Gündüz'le, bu gündem üzerinde
konuştuk; fakat, biz, Sayın İrfan Gündüz'le konuştuğumuz sırada, Adalet ve
Kalkınma Partisi kararını zaten vermiş bulunuyordu ve Grubunun önerdiği gündem
de basılı hale getirilmişti; yani, bizimle sureta bir konuşma yapılıyor, sureta
bir işbirliği aranıyor. Buna rağmen, nezaket çerçevesi içerisinde, bugün
yapılacak görüşmelerde, AKP'nin önermiş olduğu yasaların temel kanun biçiminde
görüşülmesinin yanlış olduğunu ifade ettik. Bunları normal kanun statüsü
içerisinde görüşelim; ama, hızlandırabilmek için oturalım mutabakata varalım,
bizim de bazı önerilerimiz vardır, bazı ufak tefek taleplerimiz vardır; bunları
bir araya getirelim, uzlaşalım ve hatta, normal tatil dönemine erişeceğimiz
döneme kadar olan bütün gündemleri birlikte tespit edelim ve her günün
gündeminde yer alan yasaların o gün içerisinde çıkarılması için gerekirse
çalışma saatlerini de uzatalım dedim; fakat, nedense, bu konuda mutabakata
varamadık.
Değerli arkadaşlar,
şimdi, ben, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunu, bir noktada, müsaade ederseniz,
uyarmaya çalışacağım.
Bakınız, bir kanun sizce
önemli ise veya bir kanun çok maddeye sahip ise veya bir kanunu Avrupa Birliği
istemiş ise veya bir kanunu AKP Merkez Yönetim Kurulu istemiş ise, onları, siz
temel kanun yapmaya çalışıyorsunuz. Evet, onları siz temel kanun yapmaya
çalışıyorsunuz.
Temel kanun düzenlemesi,
İçtüzükte 91 inci maddede yer almıştır. Temel kanun düzenlemesi, istisnaî bir
düzenlemedir; yani, normal olarak kanunlar kendi prosedürüne göre görüşülür,
tartışılır; ama, bazı kanunlar vardır ki, istisnaî olarak, onlar daha başka bir
yöntemle, daha kısa, kestirme bir yöntemle yapılır. Sadece kestirme bir yöntem
olsun diye değil, bazı noktalarda bütünlüğü sağlamak için de bu gerekli
olabilir. O nedenle, temel kanunu düzenleyen 91 inci madde, "Bir hukuk
dalını sistematik olarak, bütünüyle veya kapsamlı olarak değiştirecek biçimde
genel ilkeleri içermesi" diyor; birinci koşul olarak koyuyor bunu veya
"kişisel veya toplumsal yaşamın büyük bir bölümünü ilgilendirmesi"
diyor, devam ediyor.
Değerli arkadaşlarım,
eğer sizin mantığınızla devam edecek olursak, siz, her yasayı buraya temel
kanun olarak getirebilirsiniz. Şimdi, soruyorum, içinden seçerek soruyorum:
Darülaceze müessesesinin kuruluşuyla ilgili bir yasanın temel kanun olması için
hangi gerekçeniz var?! Ben, o kurumun içinde, uzun yıllar, o hayır kurumunda
görevler yapmış bir insanım, çok iyi bilirim orayı. Siz, onu, temel kanun,
hangi gerekçeyle yapıyorsunuz?! Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu Tasarısı, hangi
gerekçeyle temel kanundur?! Türkiye yatırım destek ve tanıtım ajansı kurulması,
hangi gerekçeyle temel kanundur?! Efendim, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek
Kurumu Kanununda değişiklik yapmak, hangi gerekçeyle temel kanundur?! Hepsini
saysam size, bunların hiçbirisine cevap veremezsiniz.
Arkadaşlar, temel kanun,
istisnaî bir durumdur. Siz, istisnaî durumu, genel durum haline
dönüştürüyorsunuz. Ben, buradan, size bu uyarıyı yapmak istiyorum: Bakınız, bu
Meclisin sesini kısmak, hele Sayın Kapusuz'un, biraz evvel burada konuşurken,
biz istersek kanun hükmünde kararnamelere döneriz, Bakanlar Kuruluna yetkiyi
veririz… Evet, siz onu da yaparsınız.
SALİH KAPUSUZ (Ankara)-
Dönmedik dedim, bakın…
ALİ TOPUZ (Devamla)- Siz,
onu da yaparsınız, sizden o da beklenir; çünkü, siz, dikta rejimlerinde geçerli
olan usulleri, maalesef, çok yakından benimseyerek hareket ediyorsunuz. (CHP
sıralarından alkışlar) Ama, size şunu söylemek istiyorum: Parlamentonun sesini
kısanlar, muhalefetin sesini kısanlar, muhalefetin sesini kısmak için kanun
hükmünde kararnameleri bile çıkartmak isteyenlerin sonunu biz gördük. Hitler
Almanyası, önce kanun hükmünde kararnamelere geçti; sonra, Hitler o kanun
hükmünde kararnameleri, devlet yönetimini değiştirerek faşizmi ilan etmek için
kullandı. Bu süreç, yanlış bir süreçtir, bu yoldan dönmenizi rica ediyorum.
Değerli arkadaşlar, bir
başka şey daha var; bu Meclis, kendi gündemine her zaman hâkim olmalıdır ve
burada çoğunluk grubunu temsil eden arkadaşlarımız da, Meclisin yetkilerini
hassas bir şekilde savunmalıdırlar. Biz, gazetelerden okuyoruz, ajanslardan
dinliyoruz; önce, Adalet ve Kalkınma
Partisi Merkez Yönetim Kurulu toplanıyor. O, bu hafta ne konuşulacağına karar
veriyor. O karar, daha sonra Başbakanla ve Hükümetle konuşuluyor. Ondan sonra
Adalet ve Kalkınma Partisinin önerisi olarak buraya geliyor ve Cumhuriyet Halk
Partisine de bu aşamaya kadar hiçbir bilgi verilmiyor. Son dakikada
getirdikleri teklifleri benimsememizi bizden istiyorsunuz; bu, yanlıştır. Bu
Meclisin üzerinde hiçbir gölge olmamalıdır. Bu Meclis ne hükümetten ne Avrupa
Birliğinden ne Adalet ve Kalkınma Partisinin MYK'sından talimat alarak çalışmak
noktasına getirilmemelidir. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu yapmayınız.
Demokrasiye zarar veriyorsunuz.
Bugün burada önerdiğiniz
gündemin 21 inci maddesinde, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin disiplin
cezalarıyla ilgili kanunu yerleştirmişsiniz. Bu kanun, normal gündemimizin
başındaydı; bugün bununla başlamamız gerekiyordu. Siz, hangi gerekçeyle bu
kanunu 21 inci sıraya attınız? Tam konuşulmasına başlanması gereken bir sıraya
kendiliğinden geldiği halde, bunu 21 inci sıraya itelediniz; 5 inci sırada
konuşulması gerekirken itelediniz.
Bütün bunlar şunu
gösteriyor: Siz, kendi kendinize karar veriyorsunuz. MYK'nızın kararı,
Başbakanın kararı, Avrupa Birliğinin talimatları çerçevesinde Meclisi
çalıştırmak istiyorsunuz. Biz, buna karşı direneceğiz, bu Meclisin haysiyetini
korumaya devam edeceğiz ve burada muhalefet görevimizi, sonuna kadar, her türlü
hakkımızı kullanarak yapacağız ve sizi de bu yanlış yoldan döndürmek için çabalarımızı
sürdüreceğiz.
Saygılar sunuyorum,
teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Topuz.
AK Parti grup önerisi
üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Şimdi, AK Parti grup önerisini oylarınıza
sunacağım…
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Karar yetersayısı…
BAŞKAN - Karar
yetersayısını arayacağım.
Evet, öneriyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir; karar
yetersayısı vardır.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, alınan karar gereğince, 15 kanun tasarısı, İçtüzüğün 91 inci
maddesine göre temel kanun olarak görüşülecektir. Bu tasarıların her bir
maddesi için milletvekillerinin talebi üzerine söz kaydı yapılmıştır; ancak,
alınan karar gereğince tasarılar bölümler halinde görüşüleceğinden, daha önce
alınan sözler işleme konulamayacaktır. Tasarıların bölümleri üzerinde şahısları
adına söz isteyen milletvekillerine istem sırasına göre söz verilecektir.
Bilgilerinize sunulur.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre verilmiş 2 adet doğrudan gündeme
alınma önergesi vardır; ayrı ayrı okutup işleme alacağım ve oylarınıza
sunacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
C)
TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
2.-
İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek'in, Devlet Memurları Kanununa Ek Madde
Eklenme-sine Dair Kanun Teklifinin (2/763), doğrudan gündeme alınmasına ilişkin
önergesi (4/395)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
(2/763) esas numaralı
kanun teklifimin Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 37 nci maddesine göre
işleme alınmasını arz ederim.
Saygılarımla. 22.5.2006
Berhan
Şimşek
İstanbul
BAŞKAN - Sayın Şimşek,
buyurun efendim.
Süreniz 5 dakika.
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)
- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemizi uluslararası müsabaka ve
yarışmalarda temsil etmiş, millî forma giymiş, madalya almış beden eğitimi
öğretmenliği mezunlarının beden eğitimi öğretmeni olarak atanmalarına ilişkin
kanun teklifimin, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre, doğrudan gündeme alınmasına
ilişkin söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Hepimizin bildiği gibi,
57 nci Hükümet döneminde, kamu görevine ilk defa atanacaklar için sınav şartı
konmuş ve sınavda adayların aldığı puan, devlet memuru olma koşulu aranmıştır.
Böylelikle, bütün kurumlar sınav sonucuna göre personel teminine başlamıştır.
Ancak, bu sistemde aksayan yanlar bulunmaktadır. Beden eğitimi bölümü mezunu
olan ve uluslararası müsabaka ve yarışmalarda ülkemizi temsil eden millî
sporcularımız beden eğitimi öğretmeni olmak istediklerinde, tüm diğer memur
adayları gibi, KPSS'ye girmektedir. Ancak, sınava hazırlık sürecinde millî
sporcularımız, kamp, antrenman, müsabaka ve yarışmalarda olduklarından ders
çalışamamakta ve sınavda başarısız olmaktadırlar. O nedenle, biz, verdiğimiz bu
kanun teklifiyle, millî sporcu unvanını kazanmış beden eğitimi öğretmenliği
bölümü mezunlarının, sınav şartı aranmadan, beden eğitimi öğretmenliğine
atanmasına ilişkin bir düzenleme yapılmasını istiyoruz. Bu durumda olan millî sporcularımızın
arasında Hamide Bıçkın Tosun, Ercan Yıldız, Hamza Yerlikaya gibi birçok isim
var. Burada, zaman darlığı nedeniyle, 500 civarındaki bu arkadaşların ismini
saymak çok mümkün olamıyor.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; işsizlik oranının hangi düzeyde olduğunu hepimiz biliyoruz.
İşsizlik, her evin, her ailenin her gün yaşadığı yakıcı bir sorundur. Şu an
Bitlis'ten ve ülkenin değişik yerlerinden gelen gençler, sporcu arkadaşlarımız,
dinleyici locasında oturuyorlar. İşsizlik sorunu, nitelikli işgücünde,
üniversite mezunu gençler arasında da yaygındır ve Türkiye'de ailelerin
yıllarca emek verdiği ve kendisinin okullarda milyarlarca lira yatırım yaptığı
gençlerimiz işsizliğe mahkûm edilmekte. Dünya şampiyonu olmuş, olimpiyat
şampiyonu olmuş millî sporcularımız, değerlerimiz, madalya kazandıklarında
ellerini havaya kaldırdığımız çocuklarımız, bayrağımızı göndere çektiren,
İstiklal Marşımızı okutan gençlerimiz, maalesef, öğretmen olmayı beklemekte.
Anayasamızın 59 uncu
maddesinde "devlet başarılı sporcuyu korur" hükmü bulunmakta.
Anayasadaki bu açık hükme rağmen, maalesef, sporcularımız çok zor şartlarda
yaşamlarını idame ettirmekte. Okullarımızda beden eğitimi öğretmeni açığı
bulunmaktadır. Millî sporcuların bile iş bulamaması, aileleri, çocuklarını spora
göndermeme konusunda olumsuz düşünceye itmektedir. Şu anda, Millî Takım
kampında olan, müsabakalara hazırlanan sporcularımız bulunmakta. Madalyalı
gençlerimizi, öğretmen olmak, kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamak
hakkından mahrum bırakmayalım.
Ben, bu konuyu, daha
önce, yine, bu kürsüde, 23 Mart 2006 tarihinde dile getirmiştim. Sayın İrfan
Gündüz "beraber çalışalım" demişti. Bu söz üzerine, İrfan Gündüz
Beyle, Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin Beyle ve Millî Eğitim Bakanı
Hüseyin Çelik'le görüştüm. Sayın Çelik, bu düzenlemenin yapılmasını, kendi
Bakanlığında çıkaracağı bir yönetmelikle, bu kanun doğrultusunda bir düzenleme
yapılacağını ifade etmiştir, Sayın Başbakan Yardımcısı da aynı dilekte
bulunmuştur.
Bu kanun teklifini,
birlikte çalışarak, Millî Eğitim Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğünün de üzerinde yapacağı bir çalışmada, değişiklik önererek, kanun
teklifinin özünü ve sınırlarını bozmadan bir düzenleme yapabiliriz.
Doğrudan gündeme alınması
talebinde bulunmuştuk; fakat, belki de, dört yıldır süregelen çalışmamız
içerisinde, biraz önce yapmış olduğumuz, Sayın Komisyon Başkanı Tayyar Beyle ve
bakanlarla ve grup başkanvekiliyle... Bu yasanın, burada, oylamada evetini
değil de reddini talep ediyoruz.
Bunun gerekçesi de şu,
değerli arkadaşlarım: Bu reddedildiğinde doğrundan komisyona gidecek ve
önümüzdeki hafta komisyonda görüşüldükten sonra, bu millî sporcularımız,
madalya almış sporcularımızın -temmuz ayını; yani, Meclis kapanmadan, buradan,
Meclisten geçirirsek- çocuklarımızın eylül, ekim ayında beden eğitimi öğretmeni
olarak atamaları yapılacaktır.
Bunun için, ben, ilk
defa, belki de Meclisin bu çalışma döneminde bir ilk olacak, bu önergeyi
gündeme getirdik; fakat, uzlaşmayla reddedilmesinden yanayız; ama, önümüzdeki
hafta…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Şimşek; 1 dakika içinde konuşmanızı tamamlayınız.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla)
-…sayın bakanlarımızın ve grup başkanvekillerinin ve Grubumuzun da katkılarıyla
önümüzdeki hafta komisyonda görüşüldükten sonra -tutanaklara geçmesi adına-
temmuz ayında, bu arkadaşlarımız, bu Meclisten geçtikten sonra, eylül ayında
öğretmen olmayı şu an tribünlerde, kamplarda ve müsabakalarda bekliyorlar.
Bütün gençler adına,
saygıyla Yüce Meclisi selamlıyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Şimşek.
Sayın Bakanım, bir
talebiniz mi var?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Evet.
BAŞKAN - Buyurun.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.
Sayın Şimşek'e de, Türk
sporuna ve Türk sporcularına göstermiş olduğu bu yakın ilgi ve destek nedeniyle
teşekkür ediyorum.
Teklifinin şu haliyle
yasalaşması birçok sakıncaları doğuracaktı. Kendisiyle de görüştük. Komisyonda
hem Millî Eğitim Bakanlığımızın hem de Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve
dolayısıyla, bu Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Bakanlığın da katkısıyla, bu
teklif üzerinde bir çalışma yapılmasında zaruret doğdu. O nedenle, doğrudan
gündeme alınmasını zaten teklif sahibi arkadaşımız da şu aşamada kabul
etmediler; yani, komisyonda kalmasını arzu ettiler. O bakımdan bu konuyla
ilgili diyeceklerimizi komisyon safhasında gündeme getireceğiz. Ancak, kuşkusuz
ki, bizim, ülkemizi temsil eden sporcularımıza mümkün olduğunca destek
vermemiz, onların birer başarılı sporcu olarak Türkiye'yi en iyi şekilde temsil
etmelerini sağlamamız da bir görevimizdir. Bunu komisyon safhasında
detaylarıyla görüşeceğiz, belki bu teklife farklı bir anlam kazandıracağız.
O nedenle, ben spordan
sorumlu Bakan olarak düşüncelerimi bu cümlelerle ifade etme imkânı buldum, çok
teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, önergeyi oylarınızı sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
İkinci önergeyi
okutuyorum:
3.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Özel Eğitim Kurumları Odası Kurulmasına Dair Kanun
Teklifinin (2/238), doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/396)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
(2/238) esas numaralı
kanun teklifim kırkbeş gün içinde komisyonda görüşülmediğinden İçtüzüğün 37 nci
maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması konusunda gereğinin yapılmasını
saygılarımla arz ederim. 30.04.2004
Ensar
Öğüt
Ardahan
BAŞKAN - Sayın Öğüt,
buyurun.
Süreniz 5 dakika.
ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) -
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; özel öğretim kurumları odası kurulması için
vermiş olduğum kanun teklifim hakkında konuşacağım; ondan önce, pazar günü
üniversite imtihanına girecek olan bütün çocuklarımıza başarılar diliyorum.
Değerli arkadaşlar,
Ardahan'da eğitim sonuncu, Türkiye'de
sondan üçüncü. Şu anda 3 tane beldemiz
var; Göle-Köprülü, Çıldır-Âşıkşenlik, Hanak-Ortakent beldelerimizdeki çokprogramlı
liseyi, Millî Eğitim Bakanlığı, yazı yazarak kapatıyor. Bunu, lütfen, rica
ediyorum Sayın Bakandan, bu okullar kapatılmasın. Zaten eğitimde sonuncuyuz,
bir de bu okullar kapatıldığı zaman çocuklarımız perişan bir duruma
gelmesinler.
Onun dışında,
çiftçilerimiz çok perişan. Çiftçilerimiz doğrudan gelir destek parasını halen
alamadılar. Bu paranın bir an evvel ödenmesini Hükümetten rica ediyorum.
Değerli arkadaşlar,
eğitim ve öğretimin daha kaliteli olabilmesi için, eğitimdeki yükün bir kısmını
özel sektörle paylaşmak üzere, 1965 yılında 625 sayılı bir yasa çıkarılmış. Bu
yasa, özel öğretim kurumlarının, dershanelerin açılması için imkân tanımış.
Ancak, bu yasa şu anda dejenere edilmiş, maalesef ve maalesef, uygulaması
yapılmıyor. Niçin uygulaması yapılmıyor; çünkü, bazı dershaneler franchise
sistemiyle, ad vererek, eğitimle alakası olmayan insanlara dershane açtırıyor.
O dershaneler de açıldığı zaman, bazen ekonomik anlamda iyi gitmediğinde
kapatılıyor, çocuklar mağdur oluyor, eğitimsiz ve kalitesiz bir eğitimden
çocuklarımız mağdur oluyor.
Şimdi, oda kurulması,
yani, özel öğretim kurumları odasının kurulması, kendi kendini denetlemesi,
kendi kendini disipline etmesi, kendi kendini motive etmesi sonucunda, özel
öğretim kurumlarının çok daha iyi hizmet edeceğine inanıyorum. Şöyle ki, şimdi,
okulöncesi meslek komiteleri kuruluyor, ilköğretim okulları meslek komitesi
kuruluyor, ortaöğretim okulları meslek komitesi kuruluyor, dershaneler meslek
komitesi kuruluyor, yabancı dil ve teknik kurslar meslek komitesi kuruluyor,
motorlu taşıt sürücüleri meslek komitesi kuruluyor. Şimdi, bunların hepsinin
ayrı ayrı görevleri var ve o zaman ne oluyor; çocuklarımızı, özel öğretim
okullarında, bu saydığımız okullarda çok daha iyi bir yetiştirme durumu oluyor.
Ancak, en önemlisi, franchise sistemiyle kurulan, eğitim dışındaki insanların
eğitim yapmaya kalkması sonucundaki kalitesiz öğretim engellenmiş oluyor; bir
de, kayıtdışı ekonomi önlenmiş olacak bununla. Eğer oda kurulursa, o zaman,
franchise sistemini yasal bir anlamda herkes yapacak, merkezî sistem muhasebe
kurulacak. Merkezî sistem muhasebe kurulursa, şubenin hesapları merkezden
denetleme olacak; ama, franchise sistemiyle ismini sattığında, o zaman merkezî
muhasebeden uzak, ayrı, bağımsız bir kurum oluyor, ayrı, bağımsız bir kurum.
Eğitimden de uzak bir kişi yaptığında, o zaman bu kurum, kendi başına, farklı
bir anlamda hareket ediyor, para kazanma amacıyla gittiği için, eğer eğitimin
dışında, eğitim-öğretim görevlisi olmayan kişiler, ehli olmayan kişiler
tarafından eğer bu dershane çalıştırılırsa, o zaman dershaneler kapatılıyor,
çocuklar da mağdur oluyor. Bunun en güzel sistemi, özel öğretim okullarına oda
kurulması. Oda kurulursa, kendi kendilerini kontrol edecekler, disipline
edecekler, motivize edecekler ve de kaliteli bir şekilde eğitim olacak.
Şimdi, Hükümet, özel
okullara yardım yapacağım diyor; ama, şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekiliyle konuştum "biz, bu kanun teklifine ret oyu vereceğiz."
Niye ret oyu vereceksin, hani özel sektörü destekliyordunuz, hani özel sektör daha
başarılı olsun diyordunuz. Özel okullara, bir yandan, para vereceğiz
diyorsunuz, bir yandan özel okulları kısıtlamak için veya özel okulların
örgütlenmemesi için, sivil toplum halinde çalışmaması için ret oyu vereceğiz
diyorsunuz.
Burada, arkadaşlar, bir
şey söyleyeyim, çok önemli bir ince nokta var.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ENSAR ÖĞÜT (Devamla) -
Toparlıyorum.
BAŞKAN - Sayın Öğüt, 1
dakika içinde konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla) -
Şimdi, Millî Eğitim Bakanlığı, bazı dershaneleri kontrol ediyor, teftiş
gönderiyor, bazı dershanelere göndermiyor. Şimdi, 12 derslik bir dershanede 15
tane, sigortalı çalışması mecburiyeti var; ama, 40 derslik dershanelerde,
maalesef, 7-8 kişi sigortalı, gerisi kaçak, ehliyetsiz kişiler, kaçak. Şimdi,
burada, adam kayırmacılığı olduğu için, kendine yakın dershaneleri koruduğu
için Millî Eğitim, maalesef, odaların sivil toplum örgütü şeklinde oluşmasını,
örgütlenmesini istememektedir.
Ben şimdi Yüce Meclisten
rica ediyorum; bu odanın kurulması için "evet" diyerek gündeme
alınmasını ve bu odanın, özel eğitim kurumları odasının kurulmasına evet oyu
verilmesini istirham ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Sayın milletvekilleri,
alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını
görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
VI.- KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim
Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine
Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - 1 inci sırada
yer alan kanun teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu
gelmediğinden teklifin görüşmelerini erteliyoruz.
2 nci sırada yer alan,
Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve
Bütçe Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin
Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030) (S. Sayısı: 904)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Tasarının görüşülmesi
ertelenmiştir.
3 üncü sırada yer alan,
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında
Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına Yönelik Yardım Sağlanmasının Kolaylaştırılması
İçin İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam
edeceğiz.
3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik
Devletleri Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına Yönelik Yardım
Sağlanmasının Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/1115) (S. Sayısı: 1147)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Tasarının görüşülmesi
ertelenmiştir.
4 üncü sıraya alınan,
Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısı ve Bursa Milletvekili Mehmet Küçükaşık ve 47
Milletvekilinin Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.
4.- Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısı ve Bursa Milletvekili
Mehmet Küçükaşık ve 47 Milletvekilinin; Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1170,
2/719) (S. Sayısı: 1192) (x)
BAŞKAN - Komisyon?..
Burada.
Hükümet?.. Burada.
Komisyon raporu 1192 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Sayın milletvekilleri,
alınan karar gereğince, bu tasarı İçtüzüğün 91 inci maddesi kapsamında
görüşülecektir. Bu nedenle, tasarı, tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp
maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler halinde görüşülecek ve
bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.
(x) 1192 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Tasarının tümü üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi,
Anavatan Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit, AK Parti
Grubu adına Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan; şahısları adına, İrfan
Yazıcıoğlu, Faruk Koca, Haluk Koç, Ümmet Kandoğan, Mehmet Eraslan, Akif
Hamzaçebi, Mustafa Açıkalın ve Sedat Kızılcıklı.
Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi.
Sayın Hamzaçebi, buyurun
efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MEHMET
AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kurumlar
Vergisi Kanunu Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini
açıklamak üzere söz aldım; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Görüşeceğimiz bu tasarı,
1950 yılından bu yana uygulanagelmekte olan ve halen yürürlükte olan 5422
sayılı Kurumlar Vergisi Kanununu kaldırarak, yerine, yeni bir kanunun, yeni bir
düzenlemenin yürürlüğe girmesini öngörmektedir.
1950 yılından bu yana
uygulanagelmekte olan Kurumlar Vergisi Kanunu, ta 1950'li yıllarda, onun
başlangıcında "vergi reformu" adı altında kabul edilen bir paketin
içindeki kanunlardan birisiydi. 1950 yılına kadar Türkiye'de uygulanmakta olan,
uygulanmış olan Kazanç Vergisi Kanunu o zaman vergi reformu çerçevesinde
yapılan düzenlemeler çerçevesinde yürürlükten kaldırılmış, yerine 5421 sayılı
Gelir Vergisi Kanunu ile 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu kabul edilmiş ve
yine o paketin içerisinde bir de usul kanunu olmak üzere bir Vergi Usulü Kanunu
-ki, 5432 sayılıydı- kabul edilmiş ve Türk vergi sisteminde önemli bir reformun
temeli olan kanunlar olmuştur bu düzenlemeler.
1950'li yıllardan bu yana
uygulanan Kurumlar Vergisi Kanunu o günden bugüne kadar birçok kez değişikliğe
uğramış ve bu değişiklikler nedeniyle de uygulayıcılar açısından kanunu takip
etmek bir hayli güçleşmiştir. Görüşeceğimiz bu tasarının temel hareket noktası
budur. Birçok değişiklik nedeniyle, yürürlükte olan Kurumlar Vergisi Kanunu,
hem idare yönünden hem de mükellefler yönünden takibi bir hayli zor olan kanun
haline dönmüştür. Bu nedenle birçok değişikliği bir araya getirerek yeni ve
daha basit bir kanunu hazırlamak, tasarının esas hareket noktası olmuştur. Bu
yapılırken, tasarıda en önemli değişiklik olarak Kurumlar Vergisi oranı yüzde
30'den 20'ye indirilmiş ve bunun yanında, sorunlu olan bazı müesseselerin
yerine daha uygulanabilir bazı düzenlemeler getirilmiştir. Örneğin, örtülü sermaye
uygulaması bugüne kadar çok başarıyla uygulanabilmiş değildir, idare ile
mükellefler arasında sürekli sorun yaratmıştır; onun yerine daha uygulanabilir
bir sistemin getirilmesi öngörülmektedir.
Yine bu çerçevede,
özellikle çokuluslu şirketlerin vergiden kaçınmalarını, daha az vergi
ödemelerini önlemeye yönelik, yürürlükteki yasadaki hükümlerin yetersizliği
karşısında "transfer fiyatlandırması" adı altında birçok OECD
ülkesinde uygulanmakta olan bir düzenleme de bu tasarıyla Türk vergi sistemine
dahil edilmiş olacaktır.
Madde sayısı
azaltılmıştır; ancak, madde sayısının azaltılmasına paralel olarak birçok
hükmün ortadan kaldırılması söz konusu değildir. Var olan birçok hüküm, bir
araya getirilerek tek bir maddede toplanmak suretiyle, daha çok, madde sayısının
azaltılmasına gidilmiştir. Yoksa, tasarının 38 adet olan madde sayısının,
eskiye kıyasla, şekil olarak çok büyük bir azaltma içinde olduğu
düşünülmemelidir. Sayısal olarak öyledir; ama, içerik olarak öyle değildir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; tasarının en önemli özelliğinin Kurumlar Vergisindeki oran
indirimi olduğunu ifade etmiştim. Bu nedenle tasarıyı değerlendirirken,
özellikle bu oran indirimi konusu üzerinde çok dikkatle durulması gerektiği
kanaatindeyim. Türkiye, Kurumlar Vergisi oranını yüzde 30'dan yüzde 20'ye
indiren sürece nasıl gelmiştir; uluslararası gelişmeleri de dikkate alarak bu
konu üzerinde özellikle durmak istiyorum.
Her şeyden önce şunu
ifade edeyim ki, bu tasarının Avrupa Birliğine uyumla bir ilgisi yoktur.
Burada, bu tasarının temel yasa olarak görüşülmesi yönünde görüşlerini
açıklayan İktidar Partisi Grup Başkanvekilinin iddia ettiği gibi, bu tasarının
Avrupa Birliğine uyumla hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü, Avrupa Birliğinin,
dolaysız vergilerde; yani, Gelir ve Kurumlar Vergisi gibi vergilerde uyum
araması söz konusu değildir. Avrupa Birliği, dolaylı vergilerde; yani, Özel
Tüketim Vergisi, Katma Değer Vergisi gibi vergilerde uyum aramaktadır; henüz
Avrupa Birliği, dolaysız vergilerde uyum arayacak bir noktaya gelmiş değildir.
Çünkü, Avrupa Birliğinin her açıdan uyumlaştırılmış bir vergi politikası
yoktur. Avrupa Birliğinin başlangıç noktası, çıkış noktası, malların,
sermayenin ve hizmetin serbestçe hareket etmesi olduğu için, öncelikle bunların
serbest hareketine engel olan dolaylı vergilerdeki uyumun sağlanması birinci
hedef olmuştur ve dolaysız vergiler bunun arkasından ne yazık ki, gelememiştir.
Avrupa Birliğinde uyum
çok yavaş yürümüştür, vergi politikasındaki uyum çok yavaş yürümüştür ve halen
de yeterli hızı kazandığını söylemek mümkün değildir. Neden yavaş yürümektedir;
çünkü, birincisi, üye devletlerin vergi sistemleri arasında çok önemli
farklılıklar vardır. Bu farklılıklara sahip vergi sistemlerini aynı noktaya,
aynı temele getirmek, paralel düzenlemeleri yapmalarını sağlamak çoğu kez
mümkün değildir.
Yine, ikinci zorluk,
vergi politikaları, doğrudan, hükümetlerin hükümranlık haklarıyla ilgilidir,
ulus devletin politika belirlediği en önemli alandır. Böylesi bir alanda ulusal
devletler tabiî, ki, politika belirleme yetkilerini bırakmak istememektedirler.
Bu, sadece Türkiye için değil, bütün Avrupa Birliği ülkeleri ve bütün dünya
ülkeleri için söz konusudur. Bütün bunlar, vergilendirme konusunda Avrupa
Birliğinin uyum çalışmalarının yavaş yürüdüğünü göstermektedir. Yine de,
dolaylı vergiler alanında çok önemli bir aşamanın katedildiğini; ancak, bu
önemli aşamanın, maalesef, dolaysız vergilerde olmadığını ve Avrupa Birliğinin
halen dolaysız vergilerde uyumu düzenleyen bir direktifi olmadığını
belirtmeliyim.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; devletler, vergi politikalarını şüphesiz kendileri belirlemek
isterler; Avrupa Birliği ve benzeri uluslarüstü organizasyonların bu konulara
müdahale etmesini en az isterler. Bu, çok önemlidir; ancak, devletlerin vergi politikalarını
belirleme, vergi politikalarını düzenleme konusundaki arzuları her zaman için
sınırsız değildir; bunun, yaşadığımız dünya içerisinde, yaşadığımız süreç
içerisinde birtakım doğal sınırları vardır. Bu sınırlardan birincisi
küreselleşme dediğimiz olgudur. Küreselleşme, bütün ülkeleri etkileyen bir
süreç demektir. Küreselleşme, sermayenin serbestçe dolaşması, ticaretin
önündeki engellerin giderek kalkması, dünyanın giderek tek bir pazar haline
dönüşmesi demektir. Böyle bir süreçte doğal olarak ulus devletlerin vergi
politika belirleme yetkileri, hükümranlık alanına dayanarak düzenledikleri,
oluşturdukları politikaların birtakım sınırları olmaktadır. Bu sınırlar nedir;
diğer ülkelerle girilmiş olunan rekabettir. Diğer ülkelerle girişilen rekabet
nedeniyle ülkeler, istediği gibi vergi oranı belirleyemiyorlar. İşte,
görüştüğümüz Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısındaki halen var olan yüzde 30'luk
oranın yüzde 20'ye inmesinin temel nedeni budur. Türkiye'nin de içinde
bulunduğu vergi rekabeti nedeniyle, Türkiye, gelir vergilerinden başlamak
suretiyle kâr payı üzerindeki vergileri ve buna paralel olarak Kurumlar
Vergisini, bunun oranlarını indirme süreciyle karşı karşıya kalmıştır; bu süreç
90'lı yıllardan bu yana işlemektedir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sermaye hareketlerinin serbestleşmesi, ülkeleri, daha uygun
bir yatırım ortamı yaratmak ve daha uygun bir yatırım ortamı yaratarak
sermayeyi kendilerine çekme yönlü politikaların içerisine itmiştir. İşte, biraz
önce sözünü ettiğim vergi rekabeti bu politikanın sonucudur. Vergi rekabeti
çerçevesinde, artık, ülkeler, münhasıran hükümranlık haklarına veya sadece ve
sadece kamu maliyesinin, kamu finansmanının ihtiyaçlarına göre değil,
uluslararası gelişmeleri de dikkate alarak hareket etmek zorunda kalmaktadırlar.
Ulusüstü organizasyonlar
dediğimiz ve ilk başta akla gelen Avrupa Birliği tipi organizasyonlar, bir
yandan belki küreselleşmenin araçları gibi görülmekle birlikte, öte yandan
küreselleşmeye karşı ülkeleri koruyabilecek, küreselleşmenin olumsuz
sonuçlarına karşı ülkeleri koruyabilecek iyi bir organizasyon olabilir. Bugün
Avrupa Birliğinin dolaylı vergilerde yürüttüğü uyum çalışmaları eğer gerçekten
dolaysız vergilerde de olabilseydi, örneğin ortak bir Kurumlar Vergisi matrahı,
asgarî Kurumlar Vergisi oranı gibi konularda Avrupa Birliğinin direktifleri
olabilseydi, belki ülkeler, her biri diğerinin kamu finansmanını çökertecek,
onu zora düşürecek, kamu harcamalarını kısmak gibi zorunluluklarla karşı
karşıya bırakabilecek vergi oranı indirimiyle, vergi rekabetiyle karşı karşıya
kalmazlardı. Bugün Avrupa Birliğinin ortak Kurumlar Vergisi matrahı, Kurumlar
Vergisi kapsamı ve belki buna oran da ilave edilebilir, bu konuda bir çalışması
vardır; ancak, bunun henüz uyum seviyesine, uyum düzeyine geldiğini söylemek
mümkün değildir.
Bu çerçevede, Avrupa
Birliğine üye ülkeleri ve OECD ülkelerini değerlendirdiğimizde, Kurumlar
Vergisi oranı ve kâr payı vergilemesi konusunda şu eğilimleri görüyoruz: Oran
indirimi 90'lı yıllardan bu yana var; 80'li yılların sonunda başlamış, 90'lı
yıllarda önem kazanmış, 2000'li yıllardan itibaren giderek çok daha radikal
biçimde kendisini hissettirmiştir.
Ancak, oran indiren
Avrupa Birliği ülkelerine ve OECD ülkelerine baktığımızda şöyle bir tablo
karşımıza çıkmaktadır: Bu ülkeler oranlarını indiriyor; ancak, bu ülkelerin
Kurumlar Vergisi hâsılatına baktığımızda veya kâr payı üzerinden alınan
vergilerin hâsılatına baktığımızda, bunların reel düzeyinde 2000 yılına kadar
hiçbir azalma olmadığını görüyoruz. Örnek vermek istiyorum size; gelir ve
kârlar üzerinden alınan vergilerde 90'lı yıllardan bu yana birkaç rakamı
sizlerin dikkatinize sunmak istiyorum: OECD'nin 90'lı yıllarda gelir ve kârlar
üzerinden alınan vergilerin gayri safî yurtiçi hâsılaya ortalaması yüzde
13,3'tür. Bu rakam, 2000 yılında 13,6'ya çıkmıştır. Bir azalma söz konusu
değildir. Aynı oran, 15 Avrupa Birliği üyesi ülke için 90 yılında 13,8 iken,
2000 yılında 14,8'e çıkmıştır. Bu sürecin vergi oranlarında indirim olan süreç
olduğunu unutmayalım değerli arkadaşlar. Bakın, oran indirimine rağmen toplam
hâsılatta, vergi hâsılatında bir azalış deği,l artış olmuştur. 2000 sonrası
ancak bir azalış görüyoruz. 2003 yılında OECD'nin gelir ve kârlar üzerinden
alınan vergiler toplamının gayri safî yurtiçi hâsılaya oranı yüzde 12,6 olmuş.
Bu bile 2000 yılına kadar olan oranların üzerinde, 2000 yılı hariç. Yine, 15
Avrupa Birliği üyesi ülke için bu oran yüzde 13,7'dir. Bu da 2000 yılı hariç,
2000 yılına kadar olan oranların üzerinde bir orandır.
Kurum gelirleri üzerinden
alınan vergilere baktığımızda aynı süreci görüyoruz. Rakamlara çok fazla boğmak
istemiyorum, ancak, burada da 1990 ile 2000 yılları arasında vergilerin reel
düzeyinde, vergi hâsılatında bir artış olduğunu görüyoruz. 2000 sonrası meydana
gelen azalışlar ise, halen, 90'lı yıllardaki azalışlara rağmen, 90'lı
yıllardaki hâsılatın üzerinde.
Bunları şunun için örnek
veriyorum: Bu ülkeler, vergi oranlarını indirirken, özellikle Kurumlar Vergisi
oranını indirirken, vergi tabanını genişleten birtakım düzenlemelere gitmişlerdir.
Vergi tabanını genişletmek demek, vergiye tabi olmayan alanları vergiye tabi
hale getirmektir. Bu ülkelerde, gelişmiş ülkelerde kayıtdışılık biraz daha,
Türkiye'ye kıyasla çok daha az boyutta olduğu için, önemli olmadığı için,
onlar, vergi tabanını genişletmenin aracı olarak, sistemde yer alan istisna ve
muafiyetleri kaldırmaya gitmişlerdir, bunu kullanmışlardır ve bu sayede, oran
indirimine rağmen, bu ülkelerde kurumlar vergisi hâsılatında bir düşüş
olmamıştır.
Türkiye'ye bakıyoruz.
Türkiye'ye baktığımızda, bu tasarıya baktığımızda, oran indirimini görüyoruz;
ama, oran indirimine paralel olarak vergi tabanını genişleten bir düzenlemeyi
bu tasarıda görmek mümkün değildir. Bu oran indiriminin yaratacağı etki, vergi
gelirlerinde yaratacağı etki 3,2 milyar YTL düzeyindedir. Bunun bir bölümünün,
kaldırılan yatırım indirimi nedeniyle telafi edileceği düşünülebilir. Daha önce
yatırım indirimini Gelir Vergisi Kanunu değişikliği sırasında görüştüğümüz
için, burada ayrıca o konuya girmiyorum; ama, onu bir kenara bırakırsak, bu
tasarıda, vergi tabanını genişletmeye yönelik, yani, sistemdeki istisna ve
muafiyetleri kaldırmaya yönelik ciddî bir düzenleme görmüyoruz. Ne var burada;
bu düzenlemede tabanın genişletilmesine yönelik düzenleme olarak ele alınabilecek
iki tane konu görüyoruz. Birincisi, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler
Federasyonunun Karayolları Trafik Kanununa göre plaka satışından elde ettiği
gelirlere yönelik Kurumlar Vergisi muafiyeti kaldırılmaktadır. Değerli
arkadaşlar, birinci önlem budur, vergi tabanının genişletilmesine yönelik
birinci önlem...
İkinci önlem de, tüketim
ve taşımacılık kooperatiflerinin Kurumlar Vergisi muafiyetinin kaldırılmasıdır.
Yani, siz, 3,2 milyar YTL'lik, 3,2 katrilyon liralık bir azalışı gerçekleştiren
bir oran indirimi yapıyorsunuz. Bunun, varsayalım ki, yarısını yatırım
indiriminden karşıladınız; ama, kalan yarısını, 1 milyar dolar diyelim, 1
milyar dolar düzeyindeki bir azalışın çaresi olarak Şoförler ve Otomobilciler
Federasyonunun vergi muafiyetini kaldırmak, tüketim ve taşımacılık
kooperatiflerinin vergi muafiyetini kaldırmak olarak görüyorsunuz. Bunun çare
olmadığı açıktır. Taban genişletme bu noktada önemli değerli arkadaşlar. Bu
azalışın, eğer, önlemlerini siz almıyorsanız, bir başka şekilde önlem
almıyorsanız, bütçeniz, bütçenin gelir tarafı, gelir bütçesi bu kadar açık
verecektir demektir. Gelir tarafı bu kadar açık veren bir bütçenin dengesini
kurmak için, bu sefer, harcamaları kısmakla karşı karşıya kalacaksınız. İşte,
bugün, sağlık harcamalarını Hükümet kısmak istiyor. Neden kısmak istiyor;
çünkü, daha önce tekstilde bir KDV indirimi yaptı, tekstildeki KDV indirimi
hedefe ulaşmadı. Nisan ve mayıs aylarına baktığımızda en büyük fiyat artışının
giyim ve ayakkabıda olduğunu görüyoruz; Türkiye İstatistik Kurumunun rakamları
böyle söylüyor. Şimdi, tekstildeki KDV indiriminin yarattığı vergi azalışını
telafi etmek için sağlık harcamaları kısılmak zorunda kalınıyor.
Değerli arkadaşlar, bunu
doğru bulmuyorum. Bu hesap iyi yapılmalıydı. Bu azalışı, Kurumlar Vergisi oran
indirimini, biz, Parti olarak olumlu buluyoruz, destekliyoruz ve bu tasarıya da
bu yönüyle destek vermek istiyoruz; ancak, bu hesabı yapmayıp, buradaki vergi
azalışını toplumun diğer kesimlerinin üzerine koyarsanız veya hiçbir hesap
yapmazsanız, nasıl olsa ileride bir şekilde buna çözüm buluruz derseniz kamu
maliyesinin dengelerini sarsarsınız ve bugün yaşadığımız çalkantıyı, ekonomide
yaşadığımız çalkantıyı çok daha derinleştirirsiniz değerli arkadaşlar.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; biz, esasen, bu tasarının, biraz önce ifade ettiğim gibi, en
önemli özelliğinin Kurumlar Vergisinde oran indirimi olması nedeniyle bu
tasarıya destek vereceğimizi ifade etmiştik; ama, tabiî ki, bu tasarı nedeniyle
benimsemediğimiz birtakım düzenlemeler de var. Kooperatiflerin vergi
muafiyetinin kaldırılması, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunun
plaka satış gelirlerine yönelik vergi muafiyetinin kaldırılması,
kooperatiflerin bir üst kuruluşa üye olma şartının kaldırılması... Bütün bunları sizlerin dikkatine sunmak isterdim;
ama, Hükümetin temel yasa konusundaki yaklaşımının, Adalet ve Kalkınma Partisi
Grubu tarafından benimsenmesi bizim bu görüşlerimizi daha detaylı olarak
sizlere sunmamıza engel olmuştur. Bu yasayı temel yasa olarak biz görüşmeseydik,
nihayet konuşacağımız belki 4-5…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi,
lütfen, konuşmanızı tamamlayın.
Buyurun, ek 1 dakikalık süre…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ
(Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.
...nihayet, 4-5 maddesi
üzerinde bir konuşma yapacaktık. Bu konuşmayı bile muhalefet partisinden
esirgemek, doğrusu, demokrasi anlayışına yakışmıyor, demokrasi kavramıyla
uyuşmuyor.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; tasarının "Transfer Fiyatlandırma Yöntemi" adı
altında yaptığı bir düzenlemesinin prensip olarak olumlu olduğunu ifade
etmiştim; ancak, bu olumlu düzenlemenin birtakım zayıflıkları, birtakım
zaafları vardır, bunun giderilmesi gerektiği kanaatindeyim. Transfer
fiyatlandırması, çokuluslu şirketlerin bir ülkede kazandıkları kârın, çeşitli
yollarla vergisiz olarak diğer ülkeye aktarılmasını önler, bunu önlemeye
yönelik bir düzenlemedir. Tabiî ki, bu düzenleme, aynı şekilde, yurt içindeki
tam mükellef kurumlar için de geçerlidir.
Bu düzenleme yapılırken,
transfer fiyatlama yöntemleri olarak OECD…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi,
lütfen, teşekkür cümlenizi alayım; çünkü, bugünkü uygulamamız bu şekilde devam
edecek.
Buyurun.
MEHMETE AKİF HAMZAÇEBİ
(Devamla) - Peki, son cümlemi söyleyerek bitiriyorum Sayın Başkan.
...OECD'nin geleneksel
işlem yöntemleri bu konuda benimsenmiş. Bunlar üç tanedir; ancak, bunun
dışında, kâr paylaşım yöntemi vardır OECD'nin. Bunu mükellefin tercihine
bırakmayı, bu konuda sistemli bir düzenleme yapılmamış olmasını, bu
düzenlemenin zaafı olarak görüyorum.
Sözlerimi burada
bitiriyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Hamzaçebi.
Anavatan Partisi Grubu
adına, Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit.
Sayın Koçyiğit, buyurun.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bugün görüşmekte olduğumuz Kurumlar Vergisi Yasa Tasarısındaki değişikliğe ilişkin
olarak Anavatan Partisinin görüşlerini açıklamak üzere, Anavatan Partisi Grubu
adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Genel Kurulumuzu saygıyla
selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; hepimizin bildiği gibi,
5422 sayılı Kurumlar Vergisi Yasası, 1949 yılındaki temel vergi reformları
sırasında kabul edilen ana kanunlardan birisiydi. Diğer kanunlar, 213 sayılı
Vergi Usul Kanunu ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunuydu.
Elbette, Kurumlar Vergisi
Kanunu 1949 yılında kabul edildi. Bundaki ilk değişiklik, 1960 yılında, dar
mükellefiyete ilişkin konularda yapıldı. Ondan sonra, günümüze kadar, temeli
değişik olmamakla beraber, genellikle, ek madde, geçici madde ve mükerrer
maddelerle, bu yasa tasarısı, şişirilerek, ekleri aslını geçmiş durumda bugün
karşımıza geldi. İşte, bugün, bu yasa tasarısında değişiklik yaparak, yeni bir
dönemi başlatmak istiyoruz.
Aslında, bu yasa tasarısı
38 maddeden oluşmaktadır. Eski Kurumlar Vergisi Yasasına göre madde sayısı az
olmasına rağmen, bu yasa tasarısı, hacim ve sayfa adedi olarak eskisinden daha
fazladır; çünkü, bu yasa tasarısında, hükümler getirmek yerine, genellikle,
Maliye Bakanlığının ihtiyaçları uzun listeler şeklinde sıralanmak suretiyle,
bir yasa tasarısı yasaya dönüştürülmek istenmektedir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu yasa tasarısında başlıca beş konuda değişiklik
yapılmaktadır. Bunlardan birincisi ve en önemlisi, bizim de destek verdiğimiz,
Kurumlar Vergisi oranının 10 puan düşürülmek suretiyle, yüzde 30'dan yüzde
20'ye indirilmesidir.
İkincisi; Kurumlar
Vergisindeki muaflık ve istisnalarda yapılan düzenlemelerle, iki tane kesime
ilişkin muafiyet kaldırılmakta ve onların vergiye tabi olması sağlanmaktadır.
Bir diğer değişiklik;
yasa tasarısının 5/e maddesinde, kazanılmış hakların korunmasına ilişkin,
işletmelerin bilançolarında iki tam yıl kalmak şartıyla, satışı yapılan iştirak
ve taşınmazlardan elde edilen kazançların yüzde 100 vergi istisnası, yüzde 25
indirilmek suretiyle yüzde 75'e düşürülmüştür.
Bir diğer değişiklik, transfer
fiyatlandırması yönetimiyle örtülü kazanç dağıtımı.
Bir diğeri de, Kurumlar
Vergisi Yasa Tasarısının 30 uncu maddesiyle getirilen, vergi cennetleriyle
rekabet dediğimiz, yurt dışına kazancın transferini önlemek amacıyla belli
önlemlerin getirilmesidir. Başlıca değişiklik, bu beş maddeden oluşmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; hepimizin bildiği gibi, bütün dünyayı saran küreselleşme
olgusunun bir doğal sonucu olarak sermaye, fizikî sınırları aşarak, kolay bir
şekilde sınır ötesine, ulusal ülkelere doğru yol alabilmektedir. Özellikle, az
gelişmiş ülkeler, içinde bulundukları istihdam, yatırım, işsizlik ve carî
işlemlerde sorunları çözebilmek amacıyla, yabancı sermayeye şiddetle ihtiyaç
duymaktadırlar. Bu bakımdan, bir an önce, yabancı sermayenin kendi ülkelerine
gelmesini, kendi ülkelerine yatırım yapmasını ve kendi ülkelerindeki ekonomik
ve sosyal sorunların çözümüne katkıda bulunmasını istemektedirler.
İşte, bu bakımdan, ulusal
ülkeler, birbirleriyle rekabet edecek şekilde, yabancı sermayeyi, küresel
sermayeyi çekebilmek için kendi vergi oranlarını düşürmek suretiyle yabancı
sermayeye kapılarını açmaktadırlar. Âdeta, bileşik kaplar misali, akışkan
sermaye, yönünü arayarak, kendisine en iyi yatırım iklimini sunan hangi ülke,
kendisine en iyi yatırım olanakları veren hangi ülke ise o ülkeye doğru yol
almaktadır. İşte bu süreçte, maalesef, vergi rekabeti, vergi adaletinin önüne
geçerek, az gelişmiş ülkeleri bir bakıma kıskaca sokmaktadır. Bir yandan
yatırım istemekte, bir yandan vergi sisteminde vergi adaletsizliğine yol açacak
şekilde vergi indirimlerine gitmeye zorlamaktadır.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; özellikle yabancı sermayenin getirilmesinin talep edildiği bir
dönemde, bundan bir süre önce bu Mecliste kabul edilen bir yasayla, 1963
yılından beri ülkemizde büyük yatırımlara imzasını atan, istihdama, ihracata
katkıda bulunan yatırım indirimi istisnası müessesesi, maalesef,
kaldırılmıştır. Bir yandan, yatırımların artması için kapımızı yabancı
sermayeye açıyoruz; ama, öte yandan da, kendi ülkemizde çok iyi uygulanan bir
sistemi tek çırpıda kaldırmak suretiyle, âdeta, bir çelişkinin yumağını gündeme
getirmiş bulunuyoruz.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; elbette, yabancı sermayenin getirilmesini istiyoruz. Bu yabancı
sermaye gelirken, vergi rekabetinden dolayı Kurumlar Vergisinin indirilmesi,
bir bakıma, bu ülkeye 3 katrilyon liralık bir vergi yükü getirdi. Nasıl
getirdi? Hepimizin bildiği gibi, bütçe yasaları yılbaşında yapılmakta. Bütçe
yasası yapılırken Kurumlar Vergisi yüzde 30 olarak öngörüldüğü için, Kurumlar
Vergisi indirilince, doğal olarak Kurumlar Vergisinde 3 katrilyon liralık bir
azalma olacaktır. Bu azalmanın, doğal olarak, gelişmiş, zengin tabakalardan
karşılanması gerekiyor. Ancak, böyle yapılmayarak, bir yerden varsıl kesimlere
aktarılan vergiler, yoksul, dargelirli kesimlere bindirilen vergilerle
giderilmeye çalışılmaktadır. Yani, dolaysız vergilerdeki indirim, dolaylı
vergiler adı altında mazottan, gübreden, ilaçtan, cenaze hizmetlerinden alınan
vergileri artırmaktadır. Bu, bu ülkenin dargelirli insanlarına tam 3 katrilyon
liralık bir ilave yük, yeni yük yüklemiştir.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; bu vergi tasarısıyla getirilen önemli müesseselerden birisi de,
transfer fiyatlandırması yöntemiyle örtülü kazanç dağıtımı. Bu, kanunun 13 üncü
maddesinde getirilmektedir. Tabiî, bunun amacı, yurt dışında, kazanç
yapılırken, oradaki kazancın bedavaya gitmemesi, ondan belli vergilerin
alınmamasıdır. Ancak, bu da yapılırken, OECD ölçütleri esas alınmak suretiyle,
başlıca 3 yöntem esas alınmıştır. Bu yöntemler: Karşılaştırmalı fiyat yöntemi,
maliyet artı yöntemi ve yeniden satış yöntemidir. Ancak, bu üç yöntemin de özel
önemi, özel durumu, devamlı satışın belli bir kâra göre hesaplanması, yani,
zararı dikkate almamasıdır. Oysa, kurumlar, şirketler, satış yaparken, devamlı
kârlı satış yapmayabilirler. Örneğin, bir şirket, yurt dışında elde ettiği
pazarı kaptırmamak için, fabrikasının kapanmaması için, işçilerine yol vermemek
için, bazen özel durumlarda zararına da satış yapabilir. Ancak, bu maddede bu
zararına satışa bir önlem alınmayarak, bir yerde, bu kurumlar iki türlü zor
durumda bırakılmaktadır. Yani, birincisi, bunlar zararına satış yapmakla,
ikincisi, zararına satış yaptığı için ortalama satış yöntemiyle, ortalama kâr
hadlerine göre hesaplanan fiyatla zararına satılan fiyat üzerindeki fark
üzerinden de ilave bir vergi alınmaktadır. Yani, bu şirketler bu bakımdan zor
duruma düşmektedirler.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; bu yasa tasarısında getirilen bir maddeyle, haksız rekabeti
önlemek için kontrol edilen iştirak müessesesiyle, yani, vergi cennetleri
uygulamasıyla, yurt dışına kazanç transferi yapılırken, yurt içindeki bir
kurumun yurt dışındaki bir iştirakine bir kazanç transferini önlemek için yüzde
30 oranında bir vergi getirilmiştir. Bu vergi de, Bakanlar Kurulunca belli
edilen bölge ve ülkelere yapılan satışlardan yüzde 30 oranında vergi alınmak
suretiyle, aşırı ve zararlı vergi rekabetinin neden olacağı bir durumu önlemeye
çalışmaktadır. Yani, ülke kazançlarının yurt dışına bedavaya gitmemesi,
yatırımların, fonların düşük vergi adı altında yurt dışına kaymaması için, bir
nevi, yüzde 30'luk güvenlik supabı olarak bir vergi bindirilerek, aradaki vergi
rekabetindeki vergi eşitliği oranı sağlanmak suretiyle, fonların, yatırımların
ülkemize gelmesi sağlanmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; özellikle Kurumlar Vergisi Yasa Tasarısıyla getirilen, bir
maddesiyle -muaflık ve istisnalara ilişkin 4 üncü maddesiyle- Kurumlar
Vergisindeki tabana yayılmayı sağlamak amacıyla, sözümona, kayıtdışı ekonomiyle
mücadele etmek için, sadece iki kesime yüklenilmiştir. Oysa, burada esas olan,
kayıtdışı ekonominin kayda alınması için, muaflık ve istisnaların bir bütün
olarak ele alınıp, burada çok esaslı daraltmalar yapılması gerekiyordu; ancak,
sadece iki kesime yönelik daraltma yapılmıştır. Bunlardan birisi, Şoförler ve
Otomobilciler Federasyonunun, Karayolları Kanununun 131 inci maddesine
dayanarak aldıkları basılı kâğıt ve plaka satış bedelleri üzeri, bugüne kadar
Kurumlar Vergisinden muaftı; ancak, bugün bu muafiyete son verilerek, bu
kazançlar da, bu kesimin kazançları da vergiye tabi duruma getirilmektedir.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; yine bir başka düzenlemeyle, taşımacılık kooperatifleri ile
tüketim kooperatifleri hariç olmak üzere, yapı kooperatiflerine Kurumlar
Vergisinden muafiyet getirilmektedir. Bunun anlamı ne demektir; yani, sadece
yapı kooperatifleri muaf olacak, taşımacılık ve tüketim kooperatifleri ise
vergiye tabi olacaklardır. Hepimizin bildiği gibi, taşımacılık sektörü oldukça
zor durumdadır. Buradaki insanlar istihdamla, işsizlikle mücadele için bir
araya gelerek bir taşımacılık kooperatifi kurmak suretiyle taşımacılık
sektörüne girmektedir. Bunlar bir yandan devamlı artan mazot gibi girdi maliyetleriyle
uğraşırken, bir yandan bunlara yönelik Kurumlar Vergisi muafiyetinin
kaldırılması bu sektörü oldukça zor durumda bırakacaktır.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; yine aynı şekilde tüketim kooperatifleri… Hepimizin bildiği gibi,
belli gruplar bir araya gelerek bir kooperatif kurup, buradan ucuza tüketim
maddesi kullanmak amacı gütmektedirler; ama, bu yasa tasarısıyla, bu tüketim
kooperatiflerinin muafiyetliklerine son verilerek, bunlar da vergiye tabi
duruma getirilmektedir. Bunlar bir yandan tekelci sermayenin ruhuna uygun
olarak ülkemizde her gün artan grossmarketlerle mücadele ederken, bir yandan da
Yüce Parlamentodan çıkacak bu yasa tasarısıyla Kurumlar Vergisi muafiyetinin
kaldırılması bunları oldukça zor durumda bırakacaktır.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; yapı kooperatiflerine getirilen muafiyet ise, eskiden yapı
kooperatiflerinin bir üst kuruluşa üye olması koşuluna bağlanmıştı; ama, bundan
böyle, yapı kooperatiflerinin muafiyeti için üst kuruluşa bağlanma zorunluluğu
ortadan kaldırılmakta. Yani, Kurumlar Vergisinden muaf olmak için, bir yapı
kooperatifi, bundan sonra bir üst birlikteki kuruluşuna üye olmak
zorunluluğunda değildir.
Bunun şöyle bir sonucu
olacaktır: Bilindiği üzere, kooperatif sektöründe büyük bir kayıtdışılık ve
başıboşluk vardır; denetimsizlik, eğitimsizlik vardır. İşte, bunların
denetimini, eğitimini yapıp, kaydını tutan üst kuruluş devreden çıkarılınca,
burada büyük bir sorun yaşanacaktır, kayıtdışılık artacaktır ve kooperatiflerin
ne yaptığını, nerede olduklarını, arasanız da bulamayacaksınız.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; yine, Kurumlar Vergisi Yasa Tasarısında getirilen bir
düzenlemeyle, kurumların bilançolarında kayıtlı bulunan taşınmaz ve iştirak
hisselerinin iki tam yıl kaldıktan sonra satışından elde edilen kazançların
eskiden yüzde 100'ü Kurumlar Vergisinden istisnaydı; fakat, bugün, bir
değişiklik yapılarak, yüzde 100'lük istisna yerine yüzde 75'lik istisna
sağlanmaktadır; yani, yüzde 25'i üzerinden vergi alınacaktır. Hepimizin bildiği
gibi, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun -eski kanunun- 8 inci maddesinin
12 nci fıkrasında bu yüzde 100'lük istisna uygulanıyordu. Burada, bir çırpıda,
kazanılmış hakları hiçe sayarak, şirketlerin geleceğe yönelik yatırım ve iş
planlarında vergi hesaplarının maliyetin bir unsuru olarak önemli yer tuttuğu
bir ortamda, bir geçiş dönemi sağlanmadan, böylesine, bıçakla keser gibi, bir
çırpıda bu istisnayı ortadan kaldırıp kurumları zor durumda bırakmanın bir
anlamı ve faydası yoktur. En azından, burada yapılacak bir geçici düzenlemeyle,
üç yıllık ya da beş yıllık bir geçiş sürecinden sonra bu istisna hükmü
getirilseydi, inanıyorum ki, daha isabetli bir karar alınmış olacaktı.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; özellikle, Kurumlar Vergisi Yasasının, şirketleşmenin tartışıldığı
bir ortamda, elbetteki, ülkemizin gelir yapısına, borç yapısına bakmamızda da
fayda vardır. Hepimizin bildiği gibi, bugün, dünyada IMF'ye en fazla borcu olan
ülke Türkiye'dir. IMF, alacaklarının yüzde 80'ini Türkiye'den talep etmektedir,
geri kalan kısmı Uruguay ve Bulgaristan'a aittir; yani, bugün IMF'ye borç veren
ülkeler, borç verdikleri paranın faizini Türkiye'den elde ettikleri gelirlerle
sağlamaktadırlar, bunlarla geçinmektedirler. Özellikle IMF'ye olan borçların,
2002 yılında 23 milyar dolardan bugün 11
milyara düşmüş olması bir yerde sevindiricidir; ama, yeterli değildir;
çünkü, bu dönemde, en azından 23-24 milyar dolarlık özelleştirme geliri elde
edilmiştir ve bu özelleştirme gelirlerinin tümü de IMF borçlarının kapatılması
için kullanılmıştır.
Sadece IMF'ye olan
borçlar değil, bugün dışborçlarda da ülkemizin durumu iyi değildir. Dışborç
yapısına baktığımız zaman, 2002 yılında 130 milyar dolar olan dışborçlarımız
yüzde 30 oranında, yani 40 milyar dolar artmak suretiyle 170 milyar dolara çıkmıştır.
Aynı şekilde, toplam borçlarımız da, maalesef, toplam borç stoku da 100 milyar doların üzerinde artmak suretiyle,
bugün 340 katrilyon liraya dayanmıştır.
Tüm bu borç yapısı
içerisinde, elbette, ülkemizde, IMF'den direktif almadan, ondan talimat almadan
bir yasayı geçirmek, bir düzenleme yapmak zor olmaktadır. Bu bakımdan, bu
Meclis de, özgür ve bağımsız bir ortamda yasalar çıkarmak istiyorsa, özellikle
dışborçların, IMF'ye olan borçların sıfırlanması gereklidir. Bu bakımdan,
IMF'ye değil kendi özkaynaklarımıza güvenerek, üretimimizi artırarak,
ihracatımızı artırarak, gelirimizi artırarak, bütçede faizdışı fazlayı
artırarak ve bütçe dengelerini fazlaya dönüştürerek, bu borçları sıfırlamak bir
ulusal görevdir. Bu, hepimize düşmektedir.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; yasa tasarısının sonuna geldiğim bir ortamda, özellikle enflasyon
ve TÜFE'ye ilişkin birkaç kelime etmek istiyorum.
Hepimizin bildiği gibi,
2006 Yılı Bütçe Kanunuyla memurlara ve emeklilere yüzde 5, yüzde 6 oranında zam
yapıldı. Bu, öngörülen, tahminî enflasyona göre bir zamdı; ama, maalesef,
bugün, öngörüler tutmamış…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Koçyiğit,
lütfen, konuşmanızı tamamlar mısınız. Size, ek 1 dakika süre veriyorum.
Buyurun.
MUHSİN KOÇYİĞİT (Devamla)
- ...makroekonomik dengeler tamamen bozularak, enflasyon canavarı hortlamaya
başlamıştır. Bir yıllık için öngörülen yüzde 5'lik enflasyon, maalesef,
geçirmekte olduğumuz beş aylık süre içerisinde neredeyse sıfırlanmıştır; çünkü,
beş aylık TÜFE'deki artış yüzde 4,53'tür. Bu bakımdan, Bağ-Kur ve SSK
emeklilerinin, bugün itibariyle, Hükümetten reel olarak yüzde 1,53 oranında
alacağı, aynı zamanda, memur emeklilerinin de Hükümetten 1,93 oranında reel
alacakları bulunmaktadır. Bu reel alacakların, haziran ayı enflasyonu da
eklenmek suretiyle, temmuz ayında yapılacak zam artışlarıyla birlikte
değerlendirilip, kamu çalışanlarının, emeklilerin durumunun düzeltilmesi
aciliyet kesbetmektedir; çünkü, bu insanlar zor durumdadırlar, geçinememektedirler.
Bir yandan da artan vergilerle boğuşmaktadırlar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Koçyiğit,
teşekkür için mikrofonunuzu açıyorum.
Lütfen, buyurun, Genele
Kurula teşekkür ediniz efendim.
MUHSİN KOÇYİĞİT (Devamla)
- Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; yeni Kurumlar Vergisi Yasasına ilişkin olarak, Anavatan Partisi
Grubu adına değerlendirmelerde bulundum.
Bu yasa tasarısı eksik
olmakla beraber, yerinde bir yasadır. Biz, Anavatan Partisi Grubu olarak, bu
yasa tasarısına kabul oyu vereceğiz.
Bu yasanın yasalaşarak,
tüm şirketlere, tüm çalışanlara, tüm halkımıza hayırlı ve uğurlu olmasını
diliyor, Yüce Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi ve AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Koçyiğit.
AK Parti Grubu adına,
Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan.
Sayın Ceylan, buyurun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
MEHMET CEYLAN (Karabük) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1192 sayılı
Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısının geneli üzerinde AK Parti Grubu adına söz
almış bulunmaktayım; bu vesileyle, öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, 3 Kasım
2002 seçimlerinden sonra iktidara gelen AK Parti Hükümetleri, göreve başladığı
ilk günden itibaren, ülkemizde güven ve istikrar ortamını sağlamak, başta
ekonomik ve malî konular olmak üzere, ülkemizin yıllardır birikmiş sorunlarını
çözmek amacıyla, Hükümet Programı ve Acil Eylem Planı çerçevesinde birçok
çalışmayı başlatmış ve yürütmeye devam etmektedir. İşte, bu çalışmalar
neticesinde, başta enflasyon ve faizlerin düşürülmesi olmak üzere, ekonomide
verimli ve istikrarlı bir büyüme eğilimi yakalanmış bulunmaktadır.
Bilindiği gibi, Türkiye
ekonomisi, AK Parti İktidarları döneminde yakaladığı bu istikrar ortamı içinde,
son üç yılda ortalama yüzde 8 büyümeyi ve yıllar sonra tek haneli enflasyonu
başarmıştır. Ekonomideki iyileşme ve sağlanan istikrar ortamıyla, piyasalarda
güvensizliğe neden olan unsurlar bir bir ortadan kaldırılıp, bir uzlaşma ortamı
sağlandıktan sonra, Hükümetimiz tarafından, vergi sisteminin de yeniden ele
alınması çalışmaları başlatılmış; bu çerçevede, belirli bir strateji
çerçevesinde çalışmalar sürdürülmektedir.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; verginin ekonomik faaliyetlere engel olmayacak düzeyde ve yapıda
olması gerektiği temel ilkesinden hareketle, AK Parti İktidarları döneminde
çeşitli vergisel düzenlemeler yapılmıştır. Bunlardan bazılarını kısaca
sıralayacak olursak… Her şeyden önce, enflasyon muhasebesine geçilmiştir. Diğer
taraftan, gelişmişlik düzeyi düşük olan 49 ilimiz için yatırım ve istihdam
teşvikleri getirilmiştir. Üçüncü olarak, yurt dışında yatırım yapan
işadamlarımızın buralarda elde ettikleri gelirleri Türkiye'ye getirmelerinde en
önemli engel olan vergi engeli bu kazançlara istisna getirilerek ortadan
kaldırılmış, ülkemize döviz girişi sağlanmıştır. Yine, teknoloji üretiminde
ülkemizin geri kalmaması için, teknoloji geliştirme bölgelerine ve
araştırma-geliştirme harcamalarına vergisel avantajlar getirilmiştir. Diğer
taraftan, tüm finansal yatırım araçlarından sağlanan gelirlerin yüzde 15 gibi
tek bir oranda vergilendirilmesi sağlanmıştır.
Değerli arkadaşlarım, bu
arada, çeşitli vergi oranlarında da Hükümetimiz önemli indirimlere gitmiş
bulunmaktadır. Bu kapsamda, önce Kurumlar Vergisi oranı yüzde 33'ten yüzde
30'a, Gelir Vergisinde azamî vergi oranı ise yüzde 40'tan yüzde 35'e
indirilmiştir. Kurum kazançları üzerindeki vergi yükü yüzde 65'lerden yüzde
44'e çekilmiştir. Yine, vatandaşımızı yakından ilgilendiren temel gıda
maddeleri, sağlık ve eğitim hizmetlerinde, ilaçta ve en son ayakkabı, deri ve
konfeksiyon ürünleri gibi birçok üründe KDV oranları yüzde 18'den yüzde 8'e
indirilmiş bulunmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; vergi idaresinin güçlü ve etkin olması gerektiği noktasından
hareketle Maliye Bakanlığımız bünyesinde Gelir İdaresi Başkanlığı kurulmuş;
böylece, malî yönetim, esnek ve fonksiyonel bir yapıya kavuşturulmuştur. Bu
kapsamda, doğrudan Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı olarak 29 ilde vergi
dairesi başkanlıkları kurulmuş, merkez ve taşra bütünlüğü sağlanmıştır.
Böylece, mükelleflerin sorunlarına yerinde ve hızlı çözüm getirilmeye
başlanmış, elektronik beyan ve ödeme gibi teknolojik hizmetlerle mükelleflere verilen
hizmetin hızı ve kalitesi artırılmıştır. Vergi sistemimizdeki yapısal
dönüşümler için gerekli olan bu önemli adımlardan sonra, sıra, sistemin yapı
taşlarını oluşturan vergi kanunlarımızın yeni bir bakış açısıyla ele alınıp
yeniden düzenlenmesine gelmiştir. İşte, bugün huzurunuza getirilen Kurumlar
Vergisi Kanunu Tasarısı, bu hedefin ilk çalışmasıdır. Bunu takiben, Gelir
Vergisi kanunu tasarısı çalışmaları da sürmekte olup, bir müddet sonra
huzurlarınıza gelecektir.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; ilk defa 1949 yılında yürürlüğe giren Kurumlar Vergisi Kanunu
zaman içinde birçok değişikliğe uğrayarak günümüze kadar gelmiş bulunmaktadır.
Benden önce konuşan arkadaşlarımın da ifade ettiği gibi, Kurumlar Vergisi
Kanunu üzerinde zaman içinde yapılan birçok değişiklik, bu kanunun, gerek
uygulayıcılar açısından gerekse mükellefler açısından uygulanmasını
zorlaştırmış bulunmaktadır. İşte, bu noktadan da hareketle, dünyada ve
ülkemizde yaşanan çeşitli ekonomik, ticarî ve vergisel gelişmeleri de dikkate
alarak uygulamada karşılaşılan çeşitli sorunlara da çözüm getirmeyi amaçlayan
ve mükellefler tarafından okunduğunda kolaylıkla anlaşılabilecek bir yaklaşımla
hazırlanan yeni Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısının en önemli özelliklerinden
bir tanesi de, toplumsal mutabakata dayalı ve geniş katılımla hazırlanmış
olmasıdır.
Değerli arkadaşlarım,
Gelir İdaresi Başkanlığının koordinasyonu altında, Vergi Konseyi, kamu ve özel
sektör temsilcileri, sivil toplum örgütleri ve akademisyenlerden oluşan geniş
katılımlı ve nitelikli uzmanların çalışması sonucu, bu tasarı hazırlanmış
bulunmaktadır. 53 üniversite, 61 sivil toplum örgütü ile 7 yeminli malî
müşavir, 27 serbest muhasebeci malî müşavir odasından görüş istenerek
hazırlanan taslak metin, çok sayıda meslek mensubuna incelenmek üzere
gönderilmiş ve alınan görüşlerin hepsi her aşamada değerlendirilmiş
bulunmaktadır.
Yine, tasarı Plan ve
Bütçe Komisyonuna geldiğinde, konuya vâkıf arkadaşlardan alt komisyon
oluşturulmuş, alt komisyonda da tasarı enine boyuna tartışılarak ve bütün
tarafların da görüşleri dikkate alınarak son şekli verilmiş bulunmaktadır.
Özetle, tasarı, Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmeden önce ve geldikten sonra
da geniş bir katılım ve mutabakata dayalı olarak hazırlanıp huzurunuza gelmiş
bulunmaktadır.
Değerli arkadaşlarım,
kanun tasarısında öne çıkan başlıca temel özelliklere şu şekilde değinebiliriz:
Arkadaşlarım da ifade ettiler; her şeyden önce, Kurumlar Vergisi oranı yüzde
30'dan yüzde 20'ye düşürülerek radikal bir indirime gidilmektedir. Diğer taraftan,
kanun sistematiğinde, kanun dilinin sade, anlaşılabilir ve basit olmasını
sağlayacak ifadelere yer verilmektedir. Yine, mükellef odaklı yaklaşımla, tam
ve dar mükellefiyet esasında hükümlerin kendi içinde bütünlüğünü sağlayarak
ayrı bölümler şeklinde ele alınmakta ve kurum kazancına yönelik hükümler,
Kurumlar Vergisi Kanununda toplanmış bulunmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz yeni Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısıyla
getirilen yeniliklerden başlıcalarını da şu şekilde ifade edebiliriz: Her
şeyden önce, mevcut, yürürlükteki kanunda yer alan istisna ve muafiyet
maddeleri gözden geçirilerek bir kısmı günümüz ekonomik ve sosyal şartlarına
göre yeniden düzenlenmekte, rekabeti bozan bazı muafiyetler tamamen ortadan
kaldırılmaktadır.
Yine, kooperatiflere
ilişkin muafiyet, mevcut kanunda kooperatiflere ilişkin muafiyetler günün
koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmiş bulunmaktadır.
Yine, global ekonominin
gerektirdiği objektif vergi güvenlik müesseselerinden olan kontrol edilen
yabancı kurum kazancı, örtülü sermaye, transfer fiyatlandırması suretiyle
örtülü kazanç dağıtımı ve zararlı vergi rekabetine yönelik vergi kesintisi
uygulamaları sisteme dahil edilmiş bulunmaktadır.
Yine, mükelleflerle idare
arasında sürekli uyuşmazlığa neden olan örtülü sermaye ve örtülü kazanç
dağıtımı gibi müesseseler günün koşulları ve gelişmiş ülke örnekleri de dikkate
alınarak objektif kriterlere uygun hale getirilmektedir. Bu kapsamda transfer
fiyatlandırması mekanizmasıyla firmaların küresel ekonominin imkânlarından
yararlanarak vergi kaybına neden olmaları engellenmiş bulunmaktadır.
Yine, zararlı vergi
rekabeti yapmak suretiyle vergi kayıp ve kaçağına neden olan ve vergi cenneti
olarak bilinen yerlerde kurulu firmalarla mücadele için, Türkiye'deki
firmaların bu bölgelere kâr transfer etmelerinin önüne geçilmesi
amaçlanmaktadır. Ayrıca, bu bölgelerde kurulu firmalar tarafından düzenlenerek
Türkiye'deki vergi mükelleflerinin hesaplarına gider olarak intikal ettirilecek
faturalar üzerinden vergi kesintisi yapılması sağlanmaktadır.
Yine, kurum kazancının
tespitinde indirilecek giderler başta olmak üzere, zarar mahsubu, matrahın
tespiti, yurtdışı ve yurt içerisinde ödenen vergilerin mahsubu ile tasfiye,
devir ve birleşmeyle ilgili müesseselerin işleyişinde ortaya çıkan sorunlar ve
tereddütlü konular açıklığa kavuşturulmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; görüştüğümüz Kurumlar Vergisi Kanun Tasarısında en önemli
değişiklik -ifade ettiğimiz gibi- Kurumlar Vergisi oranındaki indirimdir.
Kurumlar Vergisi oranı mükellefler açısından yüzde 30'dan yüzde 20'ye
indirilmektedir. Yüksek vergi oranları, yatırım ve istihdamın önünde en büyük
engellerden birisi konumundadır; bu
nedenle, müteşebbisimizin uluslararası piyasada rekabet gücünü artırmak ve
doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını teşvik etmek amacıyla bütçe disiplini ve
ekonomideki gelişmeleri de dikkate almak suretiyle halen yüzde 30 olarak
uygulanmakta olan Kurumlar Vergisi oranı bu tasarıyla yüzde 20 seviyesine
çekilmiş bulunmaktadır.
Yine, bilindiği üzere,
Yüce Meclisimizin daha önce kabul ettiği bir değişiklikle de Gelir Vergisi
mükellefleri için uygulanan tarifede de değişikliğe gidilerek ücret gelirleri
ile diğer gelirler için ayrı ayrı uygulanan tarife teke indirilerek tarifedeki
dilim sayısı dört olarak belirlenmiş bulunmaktadır. Böylece, beyannameyle beyan
edilen gelirlerde de yüzde 15'ten başlayıp yüzde 35'te sona eren bir yapı
oluşturulmuş bulunmaktadır. Gelir Vergisinde uygulanan en yüksek oranın yüzde
35'e, Kurumlar Vergisi oranının ise
yüzde 20'ye indirilmesiyle birlikte kurum kazançları üzerindeki toplam vergi
yükü Türk yatırımcılar için yüzde 44'ten yüzde 34'e, yabancı yatırımcılar için
ise, Türkiye'de oluşan vergi yükü bakımından yüzde 37'den yüzde 28'e
inmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
Kurumlar Vergisindeki bu oran indirimiyle ne amaçlanmaktadır, onu kısaca
sizlerle paylaşmış olalım: Her şeyden önce, Kurumlar Vergisindeki bu oran
indirimiyle, ülkemizin yatırım iklimini iyileştirmek için çok önemli bir adım
daha atılmış olacaktır. Vergi oranlarında yapılan indirim, ülkemizin,
Türkiye'ye komşu bulunan ve Avrupa Birliğine tam üye olmuş ya da olacak
ülkelerle yabancı sermaye yatırımlarını çekebilmesi bakımından rekabet etme
kapasitesini büyük ölçüde artıracaktır. Nitekim, Kurumlar Vergisi oranımızın
yüzde 30 olduğu durumda, Türkiye, OECD ülkeleri arasında Kurumlar Vergisi oranı
açısından 17 nci, kurum kazancı üzerindeki vergi yükleri açısından da 13 üncü
sırada bulunmaktaydı. Bu tasarıyla oranın yüzde 30'dan yüzde 20'ye çekilmesi
sonucu, vergi oranı ve vergi yükleri açısından ülkemiz OECD ülkeleri arasında 5
inci sıraya yükselmektedir. Yani, 17 nci sıradan, 13 üncü sıradan 5 inci sıraya
yükselmiş bulunmaktadır. Pek tabiî ki, bu durum, Türkiye'nin üretime dayalı
yatırımlar için bir cazibe merkezi haline gelmesine katkıda bulunacak ve
ülkemize doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını hızlandıracaktır. Ayrıca,
yabancı sermaye yatırımlarının hızlanmasının dışında, yerli yatırımcımızı da
ülkemizde daha fazla yatırım yapmaya, yatırımlarını vergi oranı düşük olan
komşu ülkelerde yapmak yerine Türkiye'de yapmaya sevk edecektir.
Değerli arkadaşlarım,
Kurumlar Vergisi oranının düşürülmesiyle birlikte, yine, mükelleflerin vergi
oranlarını bahane göstererek kayıt dışı çalışmaları önlenecektir. Yapılan bu
çok önemli tutardaki oran indirimi, mükelleflerimizin, vergi oranlarının
yüksekliğini gerekçe göstererek kayıt dışına yönelmelerini engelleyecek ve bu
bahane ortadan kalkmış olacaktır. Yine, bu oran indirimiyle birlikte, vergiye
gönüllü uyum artacaktır ülkemizde. Bu oran indirimi, aynı zamanda, psikolojik
bir etki oluşturacak ve halihazırda boş beyanname veren ve vergi ödemeyen
mükellefleri vergi öder hale getirecektir. Daha fazla sayıda mükelleften daha
fazla miktarda vergi tahsil edilmeye başlanacaktır. Bu durum ise, vergi
tahsilatlarında artışı sağlayacaktır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; özetle, bu kanun tasarısıyla, sade, anlaşılır ve
günün ekonomik koşullarını dikkate alan, vergi güvenlik müesseselerini de
içinde barındıran, yatırım ve istikrar ortamına katkı sağlayan, vergi oranı
düşük, toplumsal mutabakata dayalı, kayıtdışılığa ilişkin yüksek vergi
gerekçesini de ortadan kaldıran ve mükellefin vergiye gönüllü uyumunu sağlayan
bir sistem oluşturulmaktadır.
Bu kanun tasarısının
hazırlanmasında emeği geçen, başta Maliye Bakanlığı yetkilileri olmak üzere,
tüm kişi ve kuruluşlara, komisyonlarda görev alan, katkıda bulunan
arkadaşlarımıza ve kuruluşlara teşekkür ediyorum. Ayrıca, bu kanun tasarısının
bugün Genel Kurul görüşmeleri sırasında, AK Parti Grubunun dışında bu kanun
tasarısına destek veren Cumhuriyet Halk Partisi ve Anavatan Partisi Gruplarına
ve diğer milletvekili arkadaşlarımıza da teşekkür ediyor; kanunun, ülkemize,
milletimize ve iş dünyasına hayırlı olmasını diliyor, hepinize sevgiler ve
saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Ceylan,
teşekkür ediyorum.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, birleşime, yarım saat ara veriyorum.
Kapanma
Saati : 18.25
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 19.09
BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Ahmet Gökhan SARIÇAM
(Kırklareli)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 114
üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
1192 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısı ve Bursa Milletvekili
Mehmet Küçükaşık ve 47 Milletvekilinin; Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1170,
2/719) (S. Sayısı: 1192) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Tasarının gruplar adına
konuşmaları tamamlanmıştı tümü üzerinde.
Şimdi, şahsı adına ilk
konuşmacı, Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi.
Sayın Hamzaçebi, buyurun
efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ
(Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kurumlar Vergisi Kanunu
Tasarısının en önemli özelliğinin, Kurumlar Vergisi oranının yüzde 30'dan yüzde
20'ye inmesi olduğunu ifade etmiştim. Konuyu, bu çerçevede biraz daha ele alıp,
derinleştirmek istiyorum.
Oran indiriminin Kurumlar
Vergisi hâsılatında bir azalış yaratacağı açıktır. 2006 yılı bütçesine
baktığımızda, Kurumlar Vergisindeki oran indiriminin bütçe gelirlerinde
öngörülmediği görülecektir. Kurumlar Vergisi hâsılatının 2006 yılı düzeyiyle
2005 yılı düzeyi aynıdır. Yani, gayri safî millî hâsılaya olan oranlar
itibariyle Kurumlar Vergisi hâsılatı düzeyinin 2006 yılında da korunduğunu
görüyoruz. Yani, bütçe yapılırken oran indirimi öngörülmemiştir. Bu, hangi
açıdan önemlidir; bu, şu açıdan önemli: Bu indirimin vergi gelirlerinde yaratacağı
bir azalış var. Bu azalışın eğer herhangi bir şekilde nasıl telafi edileceği
planlanmış değilse, oran indiriminden beklenen faydanın, bu indirimin
yaratacağı gelir azalışının telafi edilemeyecek olması nedeniyle ortaya çıkacak
zararlarla ortadan kaldırılması mümkündür. Yani, bir yandan oran indirimiyle
daha uygun bir yatırım ortamı yaratıp, daha çok yatırım arzu ederken, bütçe
dengelerinin sarsılıyor olması nedeniyle ve malî disiplinden uzaklaşılıyor
olması nedeniyle -zaten Hükümetin bu yıl içerisinde malî disiplinden
uzaklaştığının birçok örneğini gördük- bu nedenlerle, ekonomide bu oran
indiriminin olumsuz bir etki yaratması ihtimalini de Hükümet göz önüne almak
zorundadır. Yapılması gereken, oran indiriminin yaratacağı azalışın, vergi
gelirlerinde meydana gelecek azalışın nasıl telafi edileceğinin Hükümet
tarafından açık bir biçimde ortaya konulması gerekir. Eğer bu konulmazsa, nasıl
olsa biz bunları hallederiz, çözümleriz düşüncesinde olunursa, mayıs ayı
başından bu yana ekonomide yaşadığımız problemin, çalkantının, bir mini krizin
çok daha derinleşmesi ihtimaline katkıda bulunabilir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; oran indirimlerinin sadece Türkiye'ye mahsus olmadığını,
gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin vergi rekabeti nedeniyle, özellikle gelir
üzerinden alınan vergilerdeki oranları indirmek zorunda kaldıklarını, yine
tasarının tümü üzerindeki değerlendirmelerimi yaparken ifade etmiştim. Bu,
gerçekten, özellikle gelişmekte olan ülkeleri yakından ilgilendiren bir konu.
Bu konuda OECD ve Avrupa Birliği gibi kuruluşların bir uyumlaştırma programı
yapmalarına ihtiyaç vardır. Ben, Sayın Maliye Bakanının, bu konuda uluslararası
kuruluşlarda öncülük etmesini temenni ediyorum. Avrupa Birliği bünyesinde
yürütülmekte olan ortak Kurumlar Vergisi matrahı, ortak Kurumlar Vergisi
kapsamı, yani ortak muafiyetler, ortak istisnalar gibi, başarılması belki bir
hayli güç; ama, günün birinde mutlaka başarılmak zorunda olan bir uygulamanın
çok daha süratlendirilmesine ihtiyaç vardır. Aksi takdirde, Türkiye, rekabet
ettiği ülkeler nedeniyle kendisini bu kıyasıya rekabetten hiçbir zaman
alıkoyamayacak ve sürekli, oran indirimleriyle karşı karşıya kalacaktır. Bunun,
kamu maliyesini ne kadar olumsuz etkileyeceğini hepimiz biliyoruz. Oysa, bunun
bir sınırı vardır, bir yerden sonra oran indirimleriyle bir yere varmanız
mümkün değildir; kamu maliyesi buna izin vermez ya da eğer yapmak zorunda
kalırsanız, birtakım kamu harcamalarından vazgeçmek zorunda kalırsınız. Bunu,
kimi ülkeler "dibe doğru yarış" olarak isimlendiriyor. Yani, kazananı
olmayan, sürekli herkesin oran indirdiği, oran indirmek suretiyle birbiriyle
rekabet zorunda kaldığı bir yarış, dibe doğru yarış; kazananı yok.
Bunun dışında ne
olabilir; biraz önce sözünü ettiğim bir uyumlaştırma, dolaylı vergilerde, nasıl
Katma Değer Vergisinde, Özel Tüketim Vergisinde Avrupa Birliğinin direktifleri
varsa ve üye ülkeler bunlara uymak zorundaysa… Örneğin, Avrupa Birliğine üye
ülkeler hiçbir zaman Katma Değer Vergisindeki genel oranı yüzde 15'in altında
belirleyemezler. Avrupa Birliği bir alt sınır koymuştur, hiç kimse yüzde 15'in
altına inemez. Genel oranı kastediyorum. Gıda maddeleri veya birtakım
sektörlerde indirimli oran uygulanması hali hariç. Kurumlar Vergisinde böyle
bir yaklaşıma ihtiyaç vardır, yani bir vergi uyumlaştırmasına ihtiyaç var. Bu
vergi uyumlaştırmasının uluslararası düzeyde olması, buna OECD ve Avrupa
Birliğinin öncülük etmesi, bu öncülüğü de Türkiye Maliye Bakanının yapması
uygun olur diye düşünüyorum.
Dibe doğru yarıştan
kurtulmanın bir ikinci alternatifi de nedir; buradan vazgeçtiğiniz oran
indirimiyle karşı karşı kaldığınız gelir azalışını, diğer vergilere yüklenmek,
o vergilerde artırıma gitmek suretiyle telafi etmek; Özel Tüketim Vergisine,
Katma Değer Vergisine, bu tip dolaylı vergilere veya emek üzerindeki birtakım
vergileri artırmak suretiyle telafi etmektir. Türkiye'de bir anlamda yapılan
budur.
Birkaç ay önce Gelir
Vergisi Kanunu tarifesinde değişiklik tasarısını görüşürken, hatırlarsınız,
beyannameli mükelleflerde, yani ücret geliri dışında gelir elde eden kişilerde
Gelir Vergisi tarifesi 5 puan indirilirken ücretlilerde bu indirim yapılmamış,
ücretlilerin diğer tarifeye kıyasla 5 puan daha indirimli oranda vergilenme
olanağını sağlayan düzenlemesi ortadan kaldırılmıştır. Bunun anlamı, ücretliler
üzerindeki vergi yükünün mukayeseli olarak ağırlaşmasıdır.
Değerli arkadaşlar,
istihdam üzerindeki vergi yükünde, imalat sanayiinde çalışan bir işçinin
ödediği vergilerin elde ettiği ücrete kıyasla oranının yüzde 42,7 olduğunu
düşünürsek ve bunun OECD içerisinde en yüksek oran olduğunu düşünürsek,
Türkiye'nin, istihdam üzerindeki vergi yükünü azaltmak gibi bir gerçekle,
zorunlulukla karşı karşıya olduğunu görürüz. Türkiye, gerçekten rekabet ettiği
ülkelerle ekonomisini rekabete sokmak istiyorsa, önce istihdam üzerindeki vergi
yükünü de indirmesi gerekir.
Ben, Kurumlar Vergisi
oranı indirilirken, diğer alanlarda Türkiye'nin hangi ihtiyaçları olduğunu ve
hangi gerçeklerle karşı karşıya bulunduğumuzu sizlerin dikkatine sunmak
istedim.
Tasarının tümü üzerindeki
değerlendirmemi yaparken, zaman darlığı nedeniyle transfer fiyatlandırması
konusundaki görüşlerimi tam ifade edememiştim. Şimdi, çok kısaca onlara
değinmek istiyorum.
Transfer fiyatlandırması
yöntemi olarak tasarının benimsediği yeni ve güzel bir müessese var. Bu,
uluslararası uygulamalar dikkate alınarak Türk vergi hukukuna kazandırılmış bir
uygulamadır. Buna göre, ister tam mükellef olsun isterse uluslararası şirketler
olarak isimlendirebileceğimiz, merkezi yurt dışında olan şirketler olsun,
bunların ilişkili şirketlerle yapmış oldukları işlemlerde emsaline kıyasla daha
düşük veya yüksek fiyatlar üzerinden
alım-satım ilişkisinde bulunması nedeniyle Türkiye'de oluşan kârın bir
başka ülkeye veya bir başka kuruma aktarılmasının önlenmesidir bu müessesenin
amacı. Ama, bu müessese getirilirken OECD'nin bu konuda hazırlamış olduğu
rehberden yararlanılmıştır. Ancak, OECD'nin benimsediği 3 adet geleneksel
yöntem bu madde uygulamasında benimsenirken, bu 3 adet geleneksel yöntemin
mükelleflere hitap etmemesi halinde, mükellefler dilerlerse, diledikleri bir
yöntemi kendileri seçebileceklerdir. Bunu, maddede sayılan yöntemlerin ortadan
kaldırılma olanağının mükellefe verilmesi olarak yorumluyorum. Bunu, maddenin
getirmek istediği güvenlik…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi,
1 dakika eksürenizle konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ
(Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
...maddenin sağlamak
istediği vergi güvenliğini ortadan kaldıran bir düzenleme olarak görüyorum.
Yine, maddenin
gerekçesine baktığımızda, bu konuda, mükellefler, arzu ederlerse OECD'nin
"Çokuluslu Şirketler ve Vergi İdareleri İçin Vergi Rehberi" kitabında
önerdiği kâr paylaşım yöntemini kullanmaları da mümkün bulunmaktadır; ancak,
gerekçede mükellefin seçimlik hakkı olarak ortaya konulan bu yöntemin maddede
sayılması ve mükellefler açısından zorunluluk arz eden bir hüküm olarak
düzenlenmesi çok daha doğru olurdu. Bu yöntem, birçok OECD üyesi ülke
tarafından daha sıkça kullanılmaya başlanmış olan bir yöntemdir.
Ayrıca, bu madde
gerekçesinde, OECD rehberine atıfta bulunarak, OECD rehberini, âdeta,
gerekçeyle, Türk vergi mevzuatına dahil etme yaklaşımını da doğru bulmuyorum.
Teşekkür ediyor, saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Hamzaçebi.
Madde üzerinde şahsı
adına Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan.
Sayın Kandoğan, buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Kurumlar Vergisi Kanun
Tasarısı üzerindeki görüşlerimi ifade etmeye çalışacağım.
Öncelikle, bu kanun
tasarısıyla ilgili olarak, ilk defa, genel gerekçede, geçmişte bu Kurumlar
Vergisiyle ilgili olumlu sözlerin söylendiğini görüyorum. Genel gerekçelerde hep
geçmiş kötülenirken, geçmişteki yanlışlıklar ifade edilirken, burada, bugüne
kadar bu Kurumlar Vergisi uygulamalarının, bu yeni kanunla beraber, geçmişin
eleştirisinden ziyade, geçmişte görmüş olduğu, yerine getirmiş olduğu
fonksiyona olumlu yaklaşılmış olmasından dolayı teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri,
son derece önemli bir kanunu görüşüyoruz. Türkiye'de Kurumlar Vergisi Kanununun
çıkmasını bekleyen çok sayıda kişi ve kurum var. Ancak, bu konu, Türkiye'de,
ilk gündeme, Sayın Başbakan tarafından bundan yaklaşık altı ay önce getirildi.
Sayın Başbakanın bir Grup konuşmasında "Kurumlar Vergisi oranını yüzde
30'den yüzde 20'ye indiriyoruz" şeklindeki bir konuşmasından sonra, bunun
çok kısa süre içerisinde Meclis gündemine geleceğini ve Mecliste kanunlaşacağını
düşünüyorduk; ancak, o konuşmanın üzerinden altı ay geçtikten sonra Türkiye
Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmiş olması karşısında da, bu hayretimizi
ifade etmekten de vazgeçemeyeceğiz.
Değerli milletvekilleri,
bugün Kurumlar Vergisini görüşürken, Türkiye'de ekonomik alanda çok ciddî
sıkıntılar yaşanan bir günü hep beraber yaşadık. Borsa çöktü, faiz oranları
alabildiğince yükseldi, döviz fiyatları 1,60 YTL civarına geldi, âdeta,
Türkiye'deki bütün insanların yarının ne olacağından endişe taşıdığı bir günde
böyle bir kanun tasarısını görüşüyoruz.
Şimdi, bugüne kadar
dünyadaki likidite bolluğu ve bu likidite bolluğunun gelişmekte olan ülkelere
yöneldiği, sıcakparanın âdeta o ülkelere aktığı günleri yaşadık; ama, içinde
bulunduğumuz bu günlerde, bu durum tamamen tersine dönmüştür. Artık, paralar
riskli ve gelişmekte olan ülkelerden daha az risk taşıyan, gelişmekte olan
ülkelerdeki bu paraların gelişmiş ülkelere doğru dönmeye başladığını görüyoruz.
Amerika Birleşik
Devletleri, FED faiz oranlarını yüzde 5'e çıkardı; Avrupa Merkez Bankası yüzde
2,5. Ama, bugüne kadar Türkiye'deki o cazip reel faizden dolayı oralardaki bu
kaynak fazlalıklarının Türkiye'ye gelmesinden mutlu ve memnun olan Hükümetin,
durum tersine dönünce, ne yapacağını bilmez bir halde, piyasalardaki bu oluşumu
âdeta seyreder bir tarzda, herhangi bir müdahalede bulunmadan, olayları
izleyerek vatandaşı sükûnete kavuşturmasının mümkün olmadığı ortadadır.
Şimdi, Sayın Başbakan,
bugüne kadar, hep Grup konuşmalarında borsadaki rakamları örnek gösterirdi.
İşte, 35 000, 40 000, 45 000, 48 000'lere kadar borsa rakamlarının
ilerlediğini, Grup toplantılarında, Sayın Başbakan, güzel cümlelerle,
danışmanlarının hazırlamış olduğu o metinleri cam ekrandan okuyarak anlatırdı.
Şimdi, bugün borsa 32
000. Sayın Başbakanın borsayla ilgili o parlak ve süslü cümlelerine kanan
vatandaşların, bugün o küçük yatırımcıların borsada nasıl büyük bir mağduriyet
içerisine girdiklerini yana yakıla öğreniyoruz. Onun için, bir Başbakanın borsa
rakamlarını Grup toplantılarında ele alarak konuşmasının dünyada eşi ve benzeri
olmayan bir örnek olduğunun altını çizmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri,
sıcakparanın Türkiye'den bir şekilde çıkması halinde Türkiye'deki ekonomik
sıkıntıların hangi noktalara geleceği noktasında hep uyarılarda bulunmuştuk.
İşte, son bir ay içerisinde 11 milyar dolarlık sıcakpara Türkiye'yi terk etti.
11 milyar dolarlık sıcakparanın Türkiye'yi terk etmesinin maliyetinin ne
olduğunu Sayın Maliye Bakanı biraz sonra anlatır. Sayın Maliye Bakanımız hep
söylerdi ki, faizlerdeki 1 puanlık bir artışın Türkiye'ye maliyeti 3 milyar
dolar. Sayın Maliye Bakanımız hep bunu söylerdi.
Şimdi, ben, Sayın Maliye
Bakanımıza soruyorum: Türkiye'de son bir aydan, birbuçuk aydan beri şu
belirsizlik ortamının ortaya çıkmasından dolayı Türkiye'nin kaybı ne kadar
olmuştur Sayın Bakanım?!
AYHAN SEFER ÜSTÜN
(Sakarya) - Genel Kurula hitap et!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Ne kadar olmuştur; size de dönüyorum?
AHMET YENİ (Samsun) -
Sayın Başkan, böyle bir konuşma şekli var mı?!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Şimdi, Sayın Milletvekilim, Sayın Maliye Bakanımız hep onu örnek verirdi;
ben, onun için söylüyorum. Şimdi, bunun Türkiye'ye maliyetinin ne kadar
olduğunu Sayın Maliye Bakanımız açıklasın.
Biz hep diyorduk, bakınız,
bu cari açığı sıcakparayla belli bir yere kadar finanse edebilirsiniz; ama,
öyle bir an gelir, öyle bir nokta gelir ki, bu sıcakpara bir şekilde yurt
dışına çıkarsa, siz, piyasaları kontrol etme noktasında ciddî sıkıntılarla
karşı karşıya kalabilirsiniz.
Peki, bu sıcakpara
Türkiye'ye niye geliyor? Yani, bir başka ülkeye gitmiyor da bu sıcakpara
Türkiye'ye niye geliyor? Sıcakparanın Türkiye'ye gelmesinin Türk insanına bir
maliyeti var. Bu sıcakpara Türkiye'deki yetmiş milyon insandan, yurt dışına çıkarken
bir şeyler alıp götürüyor. Yoksa, niye Türkiye'ye gelsin sıcakpara?! Türkiye'de
reel faizler… Dünyanın en büyük reel faizleri Türkiye'de, onun için bu
sıcakpara Türkiye'ye geliyor. Siz de, cari açığı bu sıcakparayla finanse
ediyoruz, bu bir risk değildir şeklinde bir düşünce içerisindeydiniz.
İşte, bugün gelinen
noktada nasıl bir ciddî sıkıntıyla karşı karşıya kalındığını görüyorsunuz.
Artık, vatandaşlar bir yıl önceki gibi değil, ekonominin içinde bulunduğu bu
sıkıntılı ortamdan dolayı bir gelecek endişesi içerisine girdiler; yatırımcılar
bu endişe içerisindeler, borsa ve dövizle ilgilenenler bu endişe içerisindeler.
İşte, böyle bir ortamda
bir Kurumlar Vergisi indiriminin yapılmış olmasının Türkiye'ye şu anda çok
sağlıklı bir katkısı olacağı inancında değilim. Niçin; artık, Türkiye'ye
gelenlerin, Türkiye'deki yatırım ortamının, artık, eskisi kadar kendilerine
güven vermeyeceklerini dünyadaki bütün yatırımcılar gördü. Onun için, bizce
yapılması gereken, öncelikle, Türkiye'de istihdam üzerindeki vergi yüklerinin
mutlaka azaltılması lazım, bu Kurumlar Vergisi indiriminin yanında istihdam
üzerindeki vergi yüklerinin azaltılması lazım. Enerji maliyetlerinin daha
aşağıya çekilmesi lazım. Çünkü, bizim yatırımcılarımız, dünyayla rekabet etme
şansını bu iki madde nedeniyle kaybetmektedirler. Kurdan dolayı bir sıkıntıları
vardı yatırımcılarımızın; ama, kurun, şu anda 1,60 YTL civarında olmasından
dolayı, o sıkıntıları bir nebze hallolmuştur; ama, Türkiye'de, biz, yabancı
yatırımların, doğrudan yabancı yatırımların Türkiye'ye gelmesini isterken,
bizim kendi yatırımcılarımızın yurt dışına kaçmakta olduklarını görüyoruz.
İşte, son dönemlerde, özellikle tekstil alanında, Mısır'a, Suriye'ye,
Romanya'ya, Bulgaristan'a, bizim yerli yatırımcılarımız yatırımlarını oraya
götürmeye başladılar. Biz, Kurumlar Vergisini indirirken, doğrudan yabancı
yatırımları Türkiye'ye çekmeye çalışırken, kendi yatırımcılarımızın yurt dışına
kaçmasının önünü kesmemiz lazım, bu konuyla ilgili tedbirler almamız lazım.
Türkiye bir ithalat cenneti haline gelmiştir ve bu nedenle, Türkiye'de ara mal
üretimi yapan KOBİ'lerimiz, yatırımcılarımız ciddî manada sıkıntı
içerisindeyiz.
Bakınız, bir rakam
vereceğim: Türk Standartları Enstitüsü, 686 kalem mal, Türkiye'ye giren mal
üzerinde TSE belgesi aranma meselesini gündeminden çıkarmıştır arkadaşlar. Bu
ne demektir; Türkiye'ye, dışarıda çok ucuz fiyatlarla üretilen kalitesiz ve
nasıl üretildiği belli olmayan 686 kalem mal Türkiye'ye çok rahat bir şekilde
girmektedir. Bunun karşılığında, bu malları üreten kendi yerli üreticilerimiz
çok ciddî sıkıntılar içerisindedir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kandoğan,
1 dakika içerisinde konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- O nedenle, biz, bu Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısının, gecikmiş de olsa,
Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilmesinden memnunuz. Bu
uygulamanın, Türkiye'nin yatırım, üretim, istihdam noktasında katkı sağlayacağı
inancındayız.
Ancak, bu noktada,
kamuoyunda yaygın şekilde tartışılan bir konu var. Biliyorsunuz, Telekom Ofer'e
satıldı. Eğer, Kurumlar Vergisi oranı yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirileceği
daha önceden açıklanmış olsaydı, acaba, bu Telekom 6,5 milyar dolara mı
giderdi, yoksa, 10 milyar dolara mı giderdi? Bunun takdirini size bırakıyorum;
çünkü, Telekomun kârlarını hemen okumak istiyorum: 2002'de 536 000 000 dolar,
2003'te 900 000 000 dolar, 2004'te 1
146 000 000 dolar Telekom kâr etmiş ve kârlılık oranı yüzde 20, yüzde 67, yüzde
27 oranında artmış.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Böyle kârlılık oranı
artan bir kurumu satarken, Kurumlar Vergisi indirimini yaptıktan sonra bunun
satılmasının memleket ekonomisine çok daha fazla katkı sağlayacağı
düşüncesiyle, bu duygu ve düşünceyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum.
Sayın milletvekilleri,
tasarının tümü üzerinde 20 dakika süreyle soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.
Sayın Sağ, buyurun.
KEMAL SAĞ (Adana) - Sayın
Başkanım, arıcılığınızla, Sayın Bakana şunu sormak istiyorum: Bir maliyeci
olarak, yıllardan beri uygulamasını denetlemiş olduğum yatırım indirimi
konusunda, birçok sanayici, bugüne kadar, kazancını vergiden muaf tutarak
yatırımları artırmıştır; fakat, her ne hikmetse, geçen yıl bu yatırım indirimi
kaldırıldı ve yerine yeni bir düzenleme getirilmedi. Öte yandan, Türkiye'de
teşvik önlemleri de, tedbirleri de eskisi gibi hem yaygın değil hem de pek çoğu
yürürlükte değil. Şimdi, bu durumda, bir Maliye Bakanı olarak, yatırım indirimi
yerine ne getirmeyi düşünüyorsunuz? Geçen yıl çıkmış olan, daha doğrusu, 2004
yılında çıkmış olan çiftçilik yasasını değiştirerek, yeni, sektörel ve daha
kapsamlı bir teşvik yasası çıkarmayı düşünüyor musunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Sağ.
Sayın Kepenek...
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Sayın Başkanım, aracılığınızla, Sayın Bakanımızdan, iki soruya yanıt vermesini
istiyorum.
Birincisi şu: Ülkemizde,
vergilerin, dolaylı, doğrudan dağılımında, dolaylı vergilerin, yani, haksız,
adaletsiz vergilerin payı, bu İktidar döneminde, yüzde 66'dan yüzde 70'e doğru
çıktı. Kurumlar Vergisi doğrudan bir vergi. Şimdi, Kurumlar Vergisinin 10 puan
azaltılması, toplam vergi yapısı içinde, o haksız; yani, dolaylı vergi oranını
daha çok artırmayacak mı? Birinci soru bu.
İkincisi: Kurumlaşma,
günümüzde, yani, şirketlerin kurumlaşması, kurumlaşarak büyümesi, günümüzde,
küreselleşen dünyada çok önemli bir konu, bir sorun. Ben yasayı incelediğimde,
üzülerek belirteyim ki, ülkemizde kurumlaşmayı güçlendirecek, geliştirecek bir
öğeye çok fazla rastlamadım. Şimdi, kurumlaşmanın geliştirilmesi, güçlenmesi
konusunda, bu tasarı, bir yeni yaklaşım, bir yeni gelişme süreci, bir atılım
getiriyor mu?
Sorularım bundan ibaret.
Çok teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kepenek.
Sayın Sarıbaş, buyurun.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Aracılığınızla, Sayın
Bakana sormak istiyorum: Görüştüğümüz kanunla, Kurumlar Vergisi oranını yüzde
30'dan yüzde 20'ye düşürüyoruz. Bu bağlamda, 2005 yılı rakamları dikkate
alınarak, Telekom ve TÜPRAŞ'ta, 2006 yılında bu indirimden yararlanacakların
rakam olarak miktarı ne kadar olacaktır? Yıllık taksit ödemelerinin ne kadarını
bu yüzde 10'luk vergi indirimiyle karşılayacaklardır?
İkinci sorum: Bu
kuruluşlar ihale edilmeden, bu vergi indiriminin yapılacağı neden şartnameye
konulmamış veya açık deklare edilmemiş de, bu kuruluşlar satıldıktan sonra,
ihale edildikten sonra açıklanmıştır?
Üç: Bu kuruluşların
sözleşmelerine, Kurumlar Vergisinde yapılacak indirimlerin, bu şirketlerden
ayrıca tahsil edileceği şerhi neden düşülmemiştir?
Dördüncü bir sorum:
Sadece Oger Grubunun; yani, Hariri'nin yıllık 450 trilyon lira indirimle
ödemesi gereken yıllık taksitinin yüzde 25'ini karşılayacağı, on yıllık artan
süreçler içerisinde sağlanan indirimin satış bedeline kavuşacağı, Telekomun
bedava verildiğini ikrar edebilir misiniz Sayın Bakan?
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Sarıbaş.
Sayın Özyürek...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakana şu soruları yöneltmek istiyorum:
Öncelikle, Kurumlar Vergisi oranlarının yüzde 30'dan yüzde 20'ye inmesinin
Hazineye getireceği yük nedir?
Kurumların yatırım
indiriminin kaldırılmasının Hazineye getireceği avantaj nedir?
Üçüncü sorum, Çevre
Bakanımız da buradayken: Çevreyle ilgili harcamaların, hiç yoksa belli
bölümünün vergi matrahından indirilmesini düşünüyor musunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özyürek.
Sayın Aslanoğlu...
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Sayın Başkanım,
1- Özellikle çiftçiye
yönelik ürünlerde -örneğin gübre gibi, örneğin mazot gibi- hâlâ yüzde 18 KDV
uygulamasına devam edilecek mi? Yerli ürünümüz, çiftçimizin ürettiği ürün, bu
yüzde 18 KDV'yle acaba rekabet edebilecek mi? Acaba bu girdilerde KDV indirimi
düşünüyor mu?
2- Özellikle sigaraya
uygulanan ÖTV'de yerli ve yabancı sigara arasındaki ÖTV farkı bir hiç; yani, 1
800 000 olan bir sigara ile 5 000 000 olan sigara arasında 600 000 lira fark
var. Özellikle yerli tütünü ve yerli sigarayı teşvik etmek amacıyla; yani,
bunların Türkiye'de tüketimini sağlamak amacıyla acaba Tekelin ürettiği
sigaralarda ÖTV oranını düşürecekler mi? Bunu düşünüyorlar mı?
3- Acaba ücretlerden
kesilen Gelir Vergisi stopajlarında, belli kademede, özellikle geçim yönünden,
hayat standardı yönünden belli dilimlerde daha fazla indirim yapmayı
düşünüyorlar mı?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Aslanoğlu.
Sayın Kandoğan, buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Kurumlar Vergisi oranının
yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirilmesini destekliyoruz. Yüzde 30'dan yüzde 20'ye
indirilmesinden sonra vergi gelirlerinde belli bir miktarda bir azalma olacağı
da kuşkusuzdur.
Şimdi, bu azalmanın önünü
kesebilmek açısından yeni vergi artırımları söz konusu olacak mıdır? Vergi
artırımlarının en kolay yolu olan dolaylı vergi oranları, Avrupa'dakinin
aksine, Türkiye'de yüzde 73'ler seviyesinde.
Şimdi, Sayın Maliye
Bakanı, daha önce, bir ifadesinde şunu söylemişti: "Dolaylı vergi oranı bir
ülkede yüzde 70'in üzerinde ise o ülkede vergi adaletinden bahsedilemez"
demişti. Sayın Maliye Bakanımız aynı görüşünü sürdürüyor mu?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kandoğan.
Sayın Bakanım, buyurun.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.
Takdir edersiniz, ben
yeni geldim; Sayın Orman Bakanımız oturuyordu. Dolayısıyla, sorulan soruları da
tam olarak dinleyemedim. Müsaade ederlerse, yazılı olarak cevaplandıracağız.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın
Bakanım.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- O zaman, daha süre var, yeni soru sorulabilir.
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Tasarının maddelerine…
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Karar yetersayısı, Sayın Başkan…
BAŞKAN - Peki.
Tasarının maddelerine
geçilmesini oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - 80 kişi var Sayın Başkan; ben saydım, 80 kişi.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - O
da yok, o da yok… Saymaya gerek yok. Saymaya bile gerek yok. Salih Kapusuz bile
yok.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Yok işte, Sayın Başkan!
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Sayın Başkan, ne yaparsan yap!..
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, sıralara oturursanız, arkadaşlarımız sayacaklar. Lütfen
efendim… Lütfen…
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - 1
dakikayı çok görüyorsun konuşma için, şimdi 10 dakika ek süre saymak için
kullanıyorsun.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir; karar yetersayısı
vardır.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Kaç kişi, allahaşkına ya?!
BAŞKAN - Pardon.
Kabul etmeyenler…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Kaç kişi var, Sayın Başkan?!
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- İnsaf ya, 100 kişi yok şurada!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Kaç kişi var?!
BAŞKAN - Saygıdeğer
arkadaşlarım, kabul edenleri oyladım. Kabul etmeyenler…
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Nerede var?!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Kaç kişi var Sayın Başkan?!
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Göz var izan var ya!
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- 100 kişi yok şurada! İnsaf ya!
BAŞKAN - Tasarının
maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir; karar yetersayısı vardır.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Öğrenebilir miyiz kaç kişi var?
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Kaç kişi var?! Kaç kişi var?!
BAŞKAN - Şimdi, birinci
bölümün görüşmelerine başlıyoruz.
Birinci bölüm 1 ilâ 20
nci maddeleri kapsamaktadır.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Yalanı meslek edindiniz! Yalanı meslek edindiniz!
BAŞKAN - Birinci bölüm
üzerindeki söz talebi; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili
Mustafa Özyürek, Anavatan Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Hüseyin
Özcan.
Şahısları adına; Mustafa
Özyürek, Mersin Milletvekili; Abdullah Erdem Cantimur, Kütahya Milletvekili ve
Mustafa Elitaş, Kayseri Milletvekili.
Bu üç milletvekilimiz
tekliflerini aynı anda vermişler.
Konuşmaktan vazgeçen
arkadaşımız var mı şahısları adına? Sayın Özyürek, Sayın Cantimur, Sayın Elitaş
buradalar mı efendim? Yoksa, kura çekeceğim.
Sayın Elitaş?..
Sayın Elitaş vazgeçiyor
konuşmasından.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)
- Vazgeçmedim Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Elitaş,
konuşacak mısınız?
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)
- Evet, konuşacağım.
BAŞKAN - Konuşacaksınız.
Sayın Cantimur?..
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR
(Kütahya) - Konuşacağım.
BAŞKAN - Konuşacaksınız.
O zaman, bu üç
arkadaşımız arasında kura çekeceğiz, ilk çıkan kurada kaybedecek, o
konuşmayacak, diğerleri konuşacak.
Sayın Hüseyin Özcan,
isterseniz, ilk sözü size vereyim; çünkü, eğer, Sayın Mustafa Özyürek şahsı
adına da konuşmaya çıkacaksa, onları birleştireceğim.
Buyurun Sayın Özcan.
Süreniz 10 dakika.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kurumlar
Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasıyla ilişkili, Anavatan Grubu adına,
ikinci bölümde söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sizler, bu yasayı da,
temel yasa olarak kabul ettiniz ve toptancı mantıkla gidiyorsunuz. Oysa, bu
yasa içerisindeki 38 maddeyi tek tek görüşseydik de, halkın sorunlarını,
dileklerini, isteklerini bu 38 madde içerisinde anlatsaydık daha iyi olmaz
mıydı?! Hatta, bu maddeleri toptan yaptığınız halde, Mecliste, maalesef, karar
yetersayısı dahi -Sayın Başkanım, kusura bakmasın; ama- olmayan bir sayıyla
kabul ediliyor.
AHMET YENİ (Samsun) - Var
var, Sayın Özcan.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Belediye meclisi gibi yönetiliyor burası.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) -
Vatandaşın gözünden kaçmıyor. Vatandaşın gözüne baka baka "var"
diyemezsiniz Sayın Milletvekilim.
Değerli arkadaşlar, bu
yasanın, elbetteki, olumlu yönleri var. Biz, bu yasanın olumlu yönlerini
destekliyoruz. Özellikle, bu Kurumlar Vergisinden muaf tutulan kamu idaresi
kuruluşunca, tarım ve hayvancılığı bilimi, fen ve güzel sanatları öğretmek
amacıyla işletilen okullar, okul atölyeleri, konservatuvarlar, kütüphaneler,
müzeler, sergiler, kitap, gazete, yayınevleri gibi, ayrıca kooperatiflerle
ilgili konularda, gerçekten bu Kurumlar Vergisinden muaf olması bizleri sevindiriyor.
Ayrıca, okulöncesi, ilköğretim, özel eğitim ve ortaöğretim ve ar-ge ve sporun
desteklenmesi konusundaki bu yasanın muafiyet içerisinde olması bunların,
gerçekten çok iyi.
Değerli arkadaşlar,
bugün, ülkemizde toplam vergi gelirlerinin yüzde 73'ünü, tüketim üzerinden
alınan vergiler oluşturmaktadır. Bu vergiler ki, yüzde 75'i bulan bu vergiler,
halkın ödemiş olduğu dolaylı vergilerdir. Bu ise, gerçekten, bir adaletsizliğin
bir örneğidir. Bu dengesiz bir durumda Gelir ve Kurumlar Vergisindeki kayıp ve
kaçaklar önlenmediği için Tüketim Vergilerine yüklenilmekte, KDV ve ÖTV
artmaktadır. Bu yüksek oluşum, gerçekten, halkımıza malî bir yük getirmektedir.
Bunun için de yapılacak
şey, özellikle, KDV ve ÖTV'nin aşağıya çekilmesi ve bazı maddelerde tamamen
kaldırılması. Hatırlarsanız, seçim öncesi Sayın Başbakan demişti ki:
"İlacın, kanın KDV'si olur mu?" Sayın Başbakan, acaba, ilaçtan ve
kandan KDV'yi kaldırdınız mı?! İnsanların, gerçekten, bu KDV'yi ve ÖTV'yi
ödeyecek durumları yok. İş bulamıyor, aş bulamıyor, yoksullaşmış; siz, bunu,
hâlâ seçim yatırımı olarak konuştuğunuzda, neden sözünüzde durmuyorsunuz?!
Yarın bir seçim olduğunda, bu vatandaşlar size demeyecek mi, Sayın Başbakan,
kanın KDV'si olmaz diyordun, ilacın KDV'si olmaz diyordun, tarım girdilerinin
KDV'si olmaz diyordun, neden kaldırmadınız diye sormazlar mı?
Değerli arkadaşlar, bu
Hükümet, 2001 krizinden günümüze yaşadığımız ekonomik durgunluktan zarar
görenlerin, iyi niyetli mükelleflerin gecikme zamları ve cezalarında indirim
yapması gerekirken, sahte belge düzenleyenleri; hayalî ihracat yapıp, 100
milyarlarca lirayı KDV iadesi olarak alanları affetmiştir.
Sayın Bakanım, gerçekten,
bu naylonfatura konusunda da, biliyorsunuz, birsürü şaibeler karışmıştır. Bu
hayalî ihracat yapan vergi kaçakçılarını ve naylonfaturayı affeden anlayış,
kimin vergisini affetti? Yoksul insanların, köylülerin, işçilerin, iş bulamayan
gençlerin alınterinin, çocuklarını okutan insanların alınterinin gelirlerini
birilerine peşkeş çekerek diyebiliyoruz.
Neden peşkeş çekildi;
çünkü, biz, bunların yanlış olduğuna "peşkeş" kelimesinin dahi ayıp
olabileceğine inanıyoruz. Neden bunların hakları gasbedildi diye, Sayın
Bakanımdan da soruyoruz. Her önüne geldiğinde af yaparak, bu insanları mağdur
etmeye, yoksullaştırmaya, Türkiye'de 20 000 000 insanı açlık sınırının altına
getirmeye hiç hakkımız yok.
Bugün istihdam alanları,
istihdam yapılan yerlerden vergi yükü çoğaltarak, sıcakparayı ülkemize davet
ettiğimizde, soruyorum, sıcakpara, bizim kaşımıza gözümüze mi meraklı, yoksa,
kârına mı meraklı; elbette ki, sıcakpara, gelecek, ne kadar kâr ediyorsa ona
bakar.
Elbette ki, Kurumlar
Vergisi konusundaki sıkıntılarımız var, düşürülsün; ama, bunu neyle telafi
edeceğiz Kurumlar Vergisini düşürdüğümüzde? Kurumlar Vergisini düşürdüğümüzde,
acaba, sigara, petrol fiyatları, tütün fiyatları, telefonların fiyatları ne
oldu, nereye kadar çıktı?
Geçenlerde, dün,
zannedersem, basında ve radyoda diyor ki: "Türkiye'de, en fazla cep
telefonundan vergi alınıyor." Vatandaşın konuşmasından vergi alıyoruz.
Bunlar doğru şeyler değil.
Değerli arkadaşlar, biz
bu yasanın… Gerçekten, Hükümetin, yürürlükte olan IMF destekli istikrar
programına aynen uymakta kararlı olduğunu görmekteyiz. AKP'nin seçim öncesi
vaat ettiğinin hiçbirini yerine getiremiyor. 2005 yılında vatandaşın sırtına
yüklenen vergilerden bahsetmek istiyorum. AKP İktidarı, milletvekili
seçimlerinden, iktidara gelmeden evvel, ülkemizde vatandaşlardan alınan
vergilerin çok fazla olduğunu, adaletsizlik ve acımasızlık olduğunu, iktidara
geldiklerinde kesinlikle düşürülmesi gerektiğini ve kayıtdışı ekonominin kayıt
içine alınacağını söylüyordu; ama, yaklaşık dört yıldır İktidarınız döneminde,
bırakın kayıt dışını da kayda almayı, kayıt altındakinin, vergisini veren,
vergisini zamanında ödeyen mükelleflerimizin boğazına sarılırcasına, vergi
dairesinin müdürlerini inceleme tehdidi altında yaparak, zorla, cebren, vergi
üzerine vergi aldınız.
AKP döneminde kayıt
içinde bulunan, vergisini ödeyen mükellefler için Türkiye "vergi
cehennemi", buna karşılık vergi kaçıranlar ve kayıt dışında bulunanlar ise
"vergi cenneti" olmuştur ve olmaya da devam etmektedir.
Diğer yandan, 2004
yılında enflasyon yüzde 10 olurken, 2005 yılında enflasyon ise yüzde 8 iken,
vergiler yüzde 18 civarında artmıştır. Dayanıklı tüketim malları üzerindeki
ÖTV, 2005 yılında yüzde 107 artmış; yani, buzdolabına, çamaşır makinesine,
televizyona, bu bütçe rakamlarına göre önemli ölçüde artış gelmiştir.
Değerli milletvekilleri,
bu, doğru bir yaklaşım değildir. Bir ülkede vergi yükünün adaletli ve dengeli
dağılımı incelenirken, dolaylı ve dolaysız vergilerden toplanan vergiler
içerisindeki payın karşılaştırılması gerekmektedir.
Ülkemizde yirmibeş yıldan
beri, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı sürekli olarak
artmaktadır. Bu oran 1980'lerde yüzde 37 iken, 2003'te yüzde 67'ye, 2004'te
yüzde 70'e çıkmış, 2005'te ise yüzde 74-75'i bulmuştur. Bir ülkede dolaylı
vergilerin toplam vergi içindeki payı dolaysız vergilerden yüksek ise, o ülkede
vergi adaletinden söz edilemez.
Değerli milletvekilleri,
Türkiye, AKP İktidarıyla, vergi adaletinden her geçen gün biraz daha
uzaklaşmaktadır. Fakirin vergisi azalmamakta, aynı kalmaktadır. Bu Hükümet,
aylık 400-450 milyon ve 1 milyar alan insanın vergisiyle, en üst kademedeki
geliri olan insanların vergisi farklı uygulamalar içerisindedir.
Yine yoksulluk vergisi
olarak bilinen KDV'nin, Başbakan tarafından düşürülmesi söylenmesine rağmen, bu
gerçekleşmemiştir. Geçen seneki bütçedeki Gelir Vergisinin de, üst gelir
grubunda 5 puanlık indirim yapılmıştır. Türkiye'de, devlet, fakirden topladığı
vergiyi, yüksek reel faiz adı altında zengine ödeyen bir mekanizma
işletmektedir. Bugünkü İktidar, fakirden aldığı daha fazla vergiyi yüksek
faizlerle zenginlere transfer etmekte. Bu, AKP'nin maliye politikasının açıkça
iflas ettiğinin bir neticesidir.
Peki, bu düzenden kim
mutlu? Bunun tek bir yanıtı var: Bu düzenden, hâlâ, olağanüstü reel faiz elde
eden bir avuç rantiye mutludur. Bakın, onların hiç sesi çıkıyor mu?! Onlar
mutlu, birikimlerini götürüyorlar devlet iç borçlanma senedine yatırıyorlar.
Enflasyon üzerinde…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN -Sayın Özcan,
buyurun efendim, ek 1 dakika süre
veriyorum, konuşmanızı tamamlayın.
Buyurun.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) -
Sayın Başkanım, zaten, bu sorunları anlatmaya 1 dakika yetmiyor, halk gerçeği
yaşıyor ve bunun, inan edin ki, gelecekte bunun hesabını AKP İktidarından
soracaktır. Bu yasayı biz Anavatan Grubu olarak destekliyoruz; çünkü, olumlu
konuları var; ama, yoksulun hakkını da gasbeden anlayışa da her zaman olduğu
gibi karşı olmaya devam edeceğiz
Bütün Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özcan.
Sayın milletvekilleri,
şahsı adına söz talep eden 3 arkadaşımız arasında çekilen kura sonucu Kayseri
Milletvekilimiz Mustafa Elitaş, konuşma hakkından mahrum olmuştur; bilgilerine
sunulmuştur. Çok adil bir şekilde kura çektik Sayın Elitaş.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- İktidar hep konuşuyor zaten.
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu ve şahsı adına Mersin Milletvekili Sayın Mustafa Özyürek; buyurun
efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurun efendim, sürenizi
birleştirdim.
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA
ÖZYÜREK (Mersin) -Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kurumlar Vergisi
Kanununun birinci bölümü hakkında söz istemiş bulunuyorum; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Kurumlar Vergisi Kanunu yeniden yazılarak bir tasarı haline getirildi; şu anda,
onu görüşüyoruz. Kurumlar Vergisinin eski şekli çok daha fazla madde
içeriyordu; ama, belki de, Meclisteki görüşmelerde kolaylık olsun diye
maddelerin pek çoğu birleştirilerek daha az sayıda maddeden oluşan bir tasarı
hazırlandı. Şimdi, bu önlem yetmedi, bir de Kurumlar Vergisi temel yasa olarak
kabul edildi, iki bölüm halinde görüşülecek. Oysa, Kurumlar Vergisinin Plan ve
Bütçe Komisyonunda görüşmeleri sırasında Cumhuriyet Halk Partisi olarak geniş
emek harcadık, katkı verdik ve dedik ki, çok az maddesi üzerinde söz isteriz;
onun için Genel Kuruldan çabuk geçer. Buna rağmen, İktidar Partisi, bu kanunu
da temel kanun haline getirdi. Oysa, İçtüzüğün ilgili maddesi incelenirse
görülecektir ki, Kurumlar Vergisi Kanununu temel yasa halinde görüşmek İçtüzüğü
zorlamaktır; ama, AKP, nedense, bekliyor bekliyor, üstüne gitmiyor belli
konuların, sonra ya Meclis tatile girerken veya Avrupa Birliği bahanesiyle bir
an önce bu kanunların çıkmasını istiyor. Öyle olunca da Mecliste, Genel Kurulda
yeteri kadar tasarılar hakkında görüşme şansımız olmuyor ve arkadaşlarımızın
pek çoğu, komisyon aşamasında izlememişlerse, tasarı hakkında fikir sahibi
olamıyorlar. Bu, yanlış bir uygulamadır. İşte "muhalefeti dinlemektense,
bir an önce kanunları çıkarırız" diye başvurulan bu yöntem, gerçekten, son
derece yanlıştır, antidemokratiktir ve göreceksiniz, böylesi antidemokratik
yöntemler, bir yerde döner dolaşır, bu yola başvuranların aleyhine çalışır.
Şimdi, değerli
arkadaşlarım, Sayın Başbakan, Kasım 2005'te dedi ki: "Kurumlar Vergisini
10 puan indirdik." İşte, şimdi, görüşmekte olduğumuz tasarı, kanunlaşırsa,
o zaman, 10 puan indirilmiş olur; ama, Sayın Başbakan öyle bir hava verdi ki, o
anda Kurumlar Vergisi 10 puan indi. Oysa, Mayıs 2006'da verilen geçici Kurumlar
Vergisi beyannamesinde yüzde 30 üzerinden vergi ödendi. Şimdi, bu kanun çıkarsa,
mahsup etmek suretiyle, o fazla ödedikleri vergiden mükellefler kurtarılmış
olacaklar. Yani, altı ay gecikmesinin haklı bir nedeni, haklı bir mazereti
yoktu. İktidar, altı ay geciktirdiği, Meclise geldikten sonra altı ay
geciktirdiği bir tasarıyı, bugün, burada, 2-3 saat içinde, muhalefete söz hakkı
tanımadan yasalaştırmak istiyor. Bu, doğru değildir, bu, demokratik değildir ve
muhalefetin, milletvekillerinin sesini kısmaya dönük bir çalışmadır.
Değerli arkadaşlarım,
Kurumlar Vergisi, bizim vergi sistemimizin temel kanunlarından biridir.
Özellikle, vasıtasız vergiler içinde Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi en temel
kanunlardandır ve Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi vasıtasız vergi olduğu için
de, vergi literatüründe, vergi doktrininde tercih edilen, KDV gibi, ÖTV gibi
vasıtalı vergilere göre daha adil olduğu kabul edilen vergilerdendir; ama, ne
yazık ki, bizim, vergi sistemimiz içinde, toplam vergi gelirlerimiz içinde
Kurumlar Vergisinin payı son derece düşüktür; hafızam beni yanıltmıyorsa, yüzde
8'ler civarında bir paya sahiptir.
Şimdi, getirilen bu
tasarıyla, en önemli değişiklik yüzde 30 olan Kurumlar Vergisi oranının yüzde
20'ye indirilmesidir. Biz, Cumhuriyet Halk Partililer olarak, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu olarak bütün vergilerdeki indirimi destekleriz. Onun için,
burada, Kurumlar Vergisinde yapılmakta olan 10 puanlık indirimi de
destekliyoruz. Ancak, burada, Gelir Vergisi Kanunu değişikliklerinde kabul
edilen, Kurumlar Vergisi mükelleflerini de doğrudan etkileyen bir önemli
düzenleme yapıldı ve yatırım indirimi kaldırıldı. Yatırım indiriminin
kaldırılmasıyla, küçük ve orta boy şirketler, özellikle KOBİ dediğimiz,
Anadolu'da yatırım yapan şirketler cezalandırılmış oldu. Onlar…
Sayın Başkan, Sayın
Başkan, arkadaşları bir uyarırsanız... Sayın Başkan, Sayın Başkan, siz de
izleyemiyorsunuz ama… Sayın Başkan, arkadaşları bir uyarırsanız; şeyimi
bozuyorlar; yani, dışarıda sohbet etsinler veya burada oturuyorlarsa,
dinlesinler.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, lütfen, Hatibi dinleyeyim.
Buyurun Sayın Özyürek,
Genel Kurula hitap ediniz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)
- Sayın Baştopçu… Sayın Baştopçu, siz de dinlerseniz memnun olurum.
BAŞKAN - Sayın Önder,
efendim, Hatip…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)
- Gerçekten yüksek sesle olunca, insicamım bozuluyor, tadı kaçıyor. Zaten çok
az sayıda dinlemek isteyen arkadaşlarımız burada. Dinlemek istemeyenler,
dışarıda, kulise çıksınlar. Galiba bir maç da var; onu da izleyebilirler.
BAŞKAN - Buyurun efendim.
HALİL ÖZYOLCU (Ağrı) -
Cazip gelirse…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)
- Efendim?..
HALİL ÖZYOLCU (Ağrı) -
Cazip gelirse…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)
- Cazip gelirse… Hayır… Cazip fıkralar da anlatabilirim; ama, ciddî bir şey
konuşuyoruz. Kurumlar Vergisini çok daha cazip hale getirme şansına sahip
değilim.
Değerli arkadaşlarım,
şimdi, 10 puan indirmek suretiyle kimlere avantaj sağladık, ona bir bakalım.
Şimdi, zaten, Kurumlar
Vergisinin yüzde 50'den fazlasını çok sınırlı sayıda mükellef öder. İşte,
bankalar, Telekom gibi özelleştirdiğimiz, Ögerlere sattığımız kuruluşlar öder.
Yani, biz, 10 puanlık indirim yapmak suretiyle, büyük finans kuruluşlarının,
büyük bankaların, Telekom gibi özelleştirdiğimiz kuruluşların vergilerini 10
puan indirmiş oluyoruz. Buna karşılık, yatırım yapan, istihdam yaratan, ihracat
sağlayan küçük ve orta boy mükelleflerin yatırım indirimini kaldırmak suretiyle
yüklerini artırmış oluyoruz. Burada, büyük bir adaletsizlik ve büyük bir
haksızlık meydana gelmektedir.
Arkadaşlarım da ifade
ettiler; zaten, teşvik sistemini illere yaymak suretiyle, sektörel bazda bir
teşviki reddettiğimiz için, uygulanabilir bir teşvik sistemimiz kalmamıştır.
Yatırım indirimi, 1960'lı
yıllardan beri uyguladığımız, mükelleflerin çok yararlandığı, özellikle sınaî
işletmelerin, küçük ve orta boy işletmelerin, KOBİ'lerin yararlandırıldığı bir
indirimdi; şimdi, bunu kaldırıyoruz. Bunlardan aldığımız vergileri kime
veriyoruz; büyük bankalara veriyoruz, Ögerlere veriyoruz, Haririlere veriyoruz.
Burada büyük bir dengesizlik, büyük bir haksızlık yapılıyor.
Gelir Vergisi Yasası
burada görüşülürken de ifade etmiştim; geliniz, yatırım indiriminin
kaldırılmasından vazgeçiniz. Eğer, bunu yaparsanız, gerçekten, küçük ve orta
boy işletmelere, sınaî kuruluşlara büyük bir avantaj sağlamış olursunuz.
Şimdi, bunu yapmadığımız
zaman, bu yasa, dediğim gibi, büyük şirketleri ödüllendiren, küçük ve orta boy
işletmeleri cezalandıran bir sistem, bir vergi kanunu haline gelmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
eğer, tasarıya göz atma fırsatınız varsa, tasarıdaki pek çok maddenin Gelir Vergisi
Kanununa dayandığını göreceksiniz. Onun için, Gelir Vergisi Kanununda yapılması
gereken değişikliklerin bütünüyle yapılması, yani, Gelir Vergisi Yasasının da
yeni baştan yazılıp yasalaşması, Kurumlar Vergisinin ondan sonra yasalaşması
gerekirdi. Bunun niçin yapılmadığını sorduğumuzda, ilgililer, yetkililer
dediler ki "Kurumlar Vergisi hazırladık, yeni baştan yazdık, onu getirdik,
Gelir Vergisini henüz tamamlayamadık." Oysa, bu tersine bir işlem oldu,
önce Gelir Vergisini oluşturmamız gerekiyordu.
Şimdi, değerli
arkadaşlarım, Kurumlar Vergisi mükelleflerinde de, özellikle küçük ve orta boy
mükelleflerde, çok geniş ölçüde vergi kayıp ve kaçağı vardır, vergi ödememe
alışkanlığı çok yaygındır. Bu kanunda, vergi kayıp ve kaçağıyla mücadele etme
anlamında, önemli bir madde, önemli bir müessese getirilmemektedir.
Belki, arkadaşlarımız,
örtülü kazanç, örtülü sermaye konusuna, belli şartlarda daha işlerlik
kazandırdıklarını söyleyebilirler; ama, bu yeterli değildir. Zaten, vergi kayıp
ve kaçağının esası, hâsılatın kayıtlara intikal ettirilmemesidir. Eğer, siz,
hâsılatınızı, sattığınız malın bedelini, tahsil ettiğiniz herhangi bir geliri
sisteminize yazmıyorsanız, naylonfaturalar yoluyla, kayıtdışı alışveriş yoluyla
yapıyorsanız, zaten, kendiliğinden, artık, vergi kaçakçılığı sistemine girmiş
olursunuz. Bunların önüne geçecek, vergi kaçakçılığıyla mücadele edecek bir
düzenlemeyi, burada, Kurumlar Vergisinin içinde, ne yazık ki, görmüyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
vergi sistemimiz, bir kayıtdışı ekonomi nedeniyle büyük bir tehdit altındadır;
zaten, resmî açıklamaların, çeşitli araştırmacıların görüşlerinin birleştiği
nokta, bizim ekonomimizin aşağı yukarı yüzde 50'sinin kayıtdışı olduğudur.
Şimdi, böylesine kayıtdışılığın yaygın olduğu bir ekonomide, istediğiniz
Kurumlar Vergisini çıkarınız, istediğiniz Gelir Vergisini çıkarınız, sonunda,
ödeyen, içinden gelen vergi ödemeye devam ediyor, içinden gelmeyen vergi
ödemiyor. Yani, bir anlamda, mükelleflerin insafına terk edilmiş bir vergi
sistemiyle karşı karşıyayız; çünkü, vergi kaçırdığınız zaman yakalanma
ihtimaliniz oldukça zayıftır, vergi inceleme oranları düşüktür; tesadüfen yüzde
2, yüzde 3 olan vergi inceleme oranı çerçevesinde sizin beyannameniz incelense,
matrah farkı bulunsa, bu sefer, yargıdan dönme ihtimali çok fazladır. Öyle
olunca da, vergi ödemek, ne yazık ki, bizim sistemimizde, Türkiye'de,
mükelleflerin insafına kalmış bir sistemdir.
O bakımdan "Kurumlar
Vergisini yeni baştan yazıyoruz, Kurumlar Vergisini yeni baştan
oluşturuyoruz" iddiasıyla getirilen bir tasarıda, vergi kayıp ve kaçağı,
Kurumlar Vergisi sistemindeki kayıp ve kaçağı önleyen, somut, net
düzenlemeleri, önerileri, önlemleri burada görmek isterdik.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özyürek,
buyurun efendim; konuşmanızı tamamlayınız.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Ne yazık ki, bu önlemleri görmekten mahrum kaldık.
Özetlersek, Kurumlar
Vergisinin 10 puan indirilmesi doğrudur, yerindedir; fakat, bunun yanında, bunu
telafi etmek üzere yatırım indiriminin kaldırılması ise, ekonomi için, üretim
yapan, istihdam yaratan, ihracat yapan sektörler için büyük bir kayıp olacaktır
ve onları, yatırımdan, istihdam yaratmaktan, ihracat yapmaktan alıkoyacaktır.
Ben, bu vesileyle, Yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Özyürek.
Şahsı adına, Kütahya
Milletvekili Abdullah Erdem Cantimur; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Cantimur,süreniz 5 dakika.
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR
(Kütahya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1192 sıra sayılı Kurumlar
Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve
Bütçe Komisyonu raporu üzerinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce
Heyeti saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
1949 yılında yürürlüğe giren Kurumlar Vergisi Kanununda 1960 yılında değişiklik
yapılmış olmasına rağmen, o günden bugüne değişiklikler yapılmış olmasına
rağmen, hâlâ, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarımıza cevap vermediği açıktır.
üçbuçuk yıldır gelişen ekonominin bir gereği olarak, ülkemiz, yabancı
yatırımcıların cazibe merkezi haline gelmiştir; dolayısıyla, vergi sistemimizin
yeniden yapılandırılması ve bazı karmaşık hususların yeniden düzenlenmesi bir
zorunluluk haline gelmiştir.
Diğer konuşmacıların da ifade
ettiği gibi, gerçekten, önemli bir kanun teklifidir. Bu kanun teklifi, birçok,
toplumun diğer kesimleriyle, ilgili kesimleriyle yapılan istişareler sonucunda
Yüce Heyetinizin huzuruna getirilmiştir. Vergi sistemimizin yeniden
yapılandırılması, AK Partinin öncelikli hedeflerinden bir tanesidir ve bu
çerçevede, bu düzenlemeler yapılmıştır.
Vergi kanunlarının basit,
şeffaf ve anlaşılır olması, mükelleflerin orta ve uzun vadede projeksiyon
yapmalarına müsaade edebilir bir şekilde olması, vergiciliğin en önemli
prensiplerinden bir tanesidir. Aynı zamanda vergi kanunları, işletmelerin
yaşamasına imkân veren, geniş bir tabanda uygulama alanı bulan, vergiden
kaçınmayı gerektirecek hükümlerden uzak olan, gönüllü katılımcılığı sağlayan
bir yapıda olmalıdır.
Bu görüşmüş olduğumuz
kanun teklifiyle, Kurumlar Vergisi oranını yüzde 30'dan yüzde 20'ye indiriyoruz
ve yine, bu kanun teklifiyle, ki, kurumların geçici vergi oranlarını, yine,
yüzde 30'dan yüzde 20'ye indiriyoruz. Yine, muafiyet ve istisnalar kapsamında bazı
sınırlandırmalar, bu tasarıyla, teklifle Meclisimizin gündemine geliyor. Yine,
sistemin en büyük eksiği olan vergi güvenlik sistemine ilişkin de bazı
düzenlemeler, bu kanun teklifinde yer alıyor. Yapılan düzenlemeler, yerli
yatırımcıyı daha fazla yatırım yapmaya teşvik edecek, yabancı yatırımcıyı da
ülkemize çekecektir. Vergi oranlarının düşürülmesi yoluyla, kayıt dışının da
önüne geçileceğini söylemek mümkündür.
Dar ve tam mükelleflere
ilişkin hükümler iki ayrı bölümde yer almıştır. 193 sayılı Gelir Vergisi
Kanununun içerisinde bulunan kurumları ilgilendiren bölümler, Kurumlar Vergisi
Kanununa taşınmıştır ve ilgili fıkralar, çağımızın modern vergicilik anlayışına
göre daha anlaşılır hale getirilmiştir.
4 üncü maddede ise
tüketim ve taşıma kooperatiflerinin Kurumlar Vergisi muafiyeti kaldırılmıştır.
Yine, aynı maddeyle, yapı kooperatiflerinin Kurumlar Vergisi muafiyetine
sınırlandırmalar getirilmiştir. Yapı kooperatifi tarafından kat karşılığı arsa
teslimlerinde, her ortağa bir işyeri veya bir konut verilmesi halinde Kurumlar
Vergisi muafiyeti söz konusu olacak, daha fazla teslim halinde ise Kurumlar
Vergisi muafiyeti söz konusu olmayacaktır.
5 inci maddede, yurt
dışında elde edilen iştirak kazançlarına ilişkin istisnalar düzenlenmiştir.
Burada yapılan düzenlemeyle, yurt dışında elde edilen kârların Türkiye'ye
getirilmesi amaçlanmıştır. Yine, 5 inci maddede, kurumlar, gayrimenkul veya
iştirak hissesi satışlarından elde ettikleri kârı sermayelerine ilave
ettiklerinde Kurumlar Vergisi muafiyeti söz konusuydu, yüzde 100'lük; yapılan
düzenlemeyle, sermayeye ilave edilen bu kazancın ancak yüzde 75'i Kurumlar
Vergisinden istisna edilebilir hale getirilmiş olacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Cantimur,
1 dakikalık eksüre veriyorum; konuşmanızı, lütfen, tamamlayınız.
Buyurun.
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR
(Devamla) - Yine, 8 inci maddeyle "İndirilecek giderler" başlığı
altında, deprem sigortası primlerinin de gider sayılabilmesine ilişkin bir
düzenleme söz konusudur. Yine, aynı maddede, sigorta şirketlerinin ayırdıkları
bazı karşılıkların gider sayılabilmesine bu maddeyle imkân sağlanmıştır.
11, 12, 13 üncü
maddelerde "örtülü sermaye" diye ifade ettiğimiz sürekli yargıya giden bir husus, açık
ve net şekilde ortaya konmuştur. Ortağın belli faiz oranıyla borç vermesi,
ortağa taşınır veya taşınmaz mal satışı, şirkete ait gayrimenkullerin ortağa
veya ortaklara kiralanması gibi ihtilaf konusu olabilecek hususlar bu maddede
yeniden düzenlenmiştir.
14 üncü madde beyana
ilişkindir. Hepinizin bildiği gibi, Kurumlar Vergisi beyanı nisanın 15'inde,
ödemesi ise nisan ayı içerisindedir. Yapılan bu düzenlemeyle, beyan nisanın
25'ine, ödeme süresi ise nisan ayının içine alınmak suretiyle, mükelleflere bir
kolaylık sağlanmıştır.
Teklifin hayırlı olmasını
diliyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Sağ, soru soracak
mısınız?
KEMAL SAĞ (Adana) - Evet
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Sağ.
KEMAL SAĞ (Adana) - Sayın
Başkanım, aracılığınızla, Sayın Bakana bir iki soru sormak istiyorum.
Şimdi, Telekomun 2004
kârı, yanlış aklımda kalmadıysa 1 200 000 000 dolar civarında idi- yanlışım
olabilir- ancak, yüzde 30 oranına göre, bu kârın vergisi 360 000 000, yeni
orana göre bu kârın vergisi 240 000 000; yani, arada 120 000 000 dolar
civarında bir fark doğacak 2005'te. Tabiî, 2006'da daha da artacaktır. Şimdi,
bu durumda, biz, muhalefet olarak, Telekomu alan firmanın elde ettiği bu kârı
nasıl yorumlayacağız; bu bir ikram mıdır değil midir? Bu konudaki Sayın
Bakanımın yorumunu almak istiyorum; bir.
İkinci soru: 2006
bütçesinde, yaklaşık 3 milyar YTL civarında, bu orandan dolayı bir azalış
olacağını düşünüyorum. Bu vergi kaybını nasıl telafi etmeyi düşünüyorlar? Bu
konuda fikrini almak istiyorum.
Son sorum: Kayıtdışı
ekonomiyi önlemek için, Maliye Bakanlığı olarak ne yapmayı planladılar?
Örneğin, benim bir düşüncem var: SSK prim oranlarının çok yüksek olması ve bu
arada Katma Değer Vergisi oranının da yüksek olması itibariyle, özellikle benim
seçim bölgem olan Adana'da, mahalle aralarında, gerçekten, tam anlamıyla
kayıtdışı kalan yüzlerce atölye var. Bunların tek sebebi, SSK prim oranlarının
yüksek oluşudur. Artı, piyasada belge alışverişini kötü yönden etkileyen en
önemli unsur da, hepimizin bildiği gibi, Katma Değer Vergisi oranlarının
yükseltilmesidir. Ben, Kurumlar Vergisi oranının düşmesini tabiî ki olumlu
karşılıyorum; ancak, Katma Değer Vergisi oranını da düşürmeden, vergide adaleti
sağlamak pek mümkün gözükmüyor; daha
doğrusu, kayıt dışını önlemek pek mümkün gözükmüyor.
Ben bu konuda bir örnek
vermek istiyorum: Adana İlinde, 1992 yılında, İlimizin vergi tahsilatı
içerisindeki payı yüzde 3,2 iken, 2005 sonunda bu oran yüzde 0,70'e düşmüştür.
Bunu nasıl yorumlayacağız acaba Adana için; ben merak ediyorum. Sadece, olay,
göçle mi açıklanacak; sadece, başka sosyal sebepler mi olacak; yoksa, Katma
Değer Vergisinin kayıt dışını körüklemesini de dikkate almak gerekir mi? Bu
konudaki, Sayın Bakanın düşüncelerini öğrenmek istiyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Özyürek, buyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Sayın Başkan, Sayın Bakana şu soruyu yöneltmek istiyorum: Şimdi, bu
tasarıyla, tüketim ve taşımacılık
kooperatiflerinin muafiyeti kaldırılıyor. Acaba, tüketim ve taşıma
kooperatiflerinin bu muafiyetlerinin kaldırılması suretiyle ne kadar bir vergi
sağlanmaktadır? Tüketim ve taşıma kooperatiflerinin muafiyetini kaldırma
konusunda Sayın Bakan ısrarcı olacak mıdır? Çünkü, bunların muafiyetinin devam
etmesi yolunda verdiğimiz önergeler var, bunun kabulünü bekliyoruz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özyürek.
Sayın Bakanım, buyurun.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, şimdi, müsaade ederseniz, Sayın Sağ, Türk
Telekomun kârı yüzde 30'a göre ödenseydi şu kadar olacaktı, yeni orana göre ne
kadar düşüyor, bunu nasıl karşılıyorsunuz diyor. Yine, aynı konuşmasında, Sayın
Sağ, Kurumlar Vergisinin düşmesini tabiî ki olumlu karşılıyorum diyor. Şimdi,
Kurumlar Vergisinin düşmesini olumlu karşılıyorsa, Türk Telekom bundan
faydalanamaz mı diyelim yani? Bundan, bütün Türkiye'deki kuruluşların tamamı faydalanıyor; Türk
Telekom da faydalanıyor, İş Bankası da faydalanıyor, Akbank da faydalanıyor,
diğerleri de faydalanıyor. Bu, bir politikadır ve bunu, çeşitli platformlarda,
niçin düşürdüğümüzü de uzun uzun anlattık. Yatırımların önünün açılması için,
istihdamın artması için atılmış bir adımdır bu.
Yine, 2006 bütçesi
hazırlanırken 3 milyar vergi kaybı oluyor, bu nasıl önlenecektir diye soruyor Sayın
Sağ. Şimdi, biz, bütçemizi hazırlarken, buna uygun bütçe hazırladık ve
bütçemizde, bu oranların düşürülmesinden dolayı herhangi bir sapma söz konusu
değildir; ne bizim malî disiplinimizden bir sapma söz konusu olacak ne faiz
dışı fazlasından ne de bütçe açığı yönünden. Bununla ilgili, biz, bütün
tedbirlerimizi aldık zaten; buna göre adım atıyoruz, bunu hesaplayarak adım
atıyoruz. O bakımdan, bu konuda, kimsenin herhangi bir endişeye kapılmasına
gerek olmadığını düşünüyorum.
Yine, kayıt dışını önlemek
için neler yapılıyor diye… Biz, bu kayıt dışıyla ilgili olarak çok çeşitli
adımlar atıyoruz ve bir önümüzde strateji planı hazırladık. Bu strateji planına
göre, on yıl içerisinde, Türkiye'deki
kayıtdışı ekonomiyi biz kayıtlı ekonomiye geçiş süreci olarak belirledik
ve Avrupa Birliği ülkelerindeki düzeye gelmek üzere bu süreyi belirledik.
Bununla ilgili, işte, bütün benzin istasyonlarına yazarkasa; bununla ilgili
yapıyoruz. Belli paranın üstündeki ödemeler bankalar kanalıyla yapılabilir;
bunun için getiriyoruz. Yeni Gelir İdaresini bunun için kurduk. Gelir
İdaresinin altyapısını bunun için geliştirdik. Herkesin vatandaşlık numarasını
vergi numarası haline getiriyoruz; bunun için yapıyoruz. Bununla ilgili birçok
önlemlerimiz var; bunlar, saydıklarım birkaç tanedir.
Tabiî, bunun yanında
denetim de çok önemli. Denetimleri de daha teknik hale getirdik.
Şimdi, Sayın Sağ Adana
Milletvekilimiz. Adana'daki vergi ödeme nispetleri düştüyse, genel vergi
içerisindeki payı düştüyse, burada, yani, denetimi mi artıralım, onu mu demek
istiyor acaba Sayın Sağ?! Ama, öyle isterse, onu da yaparız, Adana'daki
denetimleri biraz artırırız.
KEMAL SAĞ (Adana) -
Denetimleri artırmayalım, KDV oranlarını düşürelim, en uygun çözüm bu olacak.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Sağ, siz orada defterdarlık da yaptınız, bilirsiniz
Adana'yı. Adana'yı bilirsiniz.
KEMAL SAĞ (Adana) - Evet,
Sayın Bakanım, ben de onu söylemeye çalışıyorum; bunun düşürülmesi şarttır
diyorum.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Peki, biz gereken tedbirlerimizi de alıyoruz o konuda;
ama, tabiî, her şeyin de bir hesabı var, o hesaba göre hareket ediyoruz.
Sayın Başkan, Sayın
Özyürek, tüketim ve taşıma kooperatiflerinin istisnasının kaldırılmasıyla
ilgili soru sordu; bundan ne kadar vergi kazancınız oluyor dedi; bu istisnayı
tekrar getirelim dedi.
Değerli arkadaşlar,
Kurumlar Vergisi, bu getirdiğimiz Kurumlar Vergisinin önemli özelliği, mevcut
olan istisna ve muafiyetleri asgariye indirmek. Bunu yaparken de, aynı zamanda,
haksız rekabete de mâni olucu birsürü istisnalar var; onlardan bir tanesi, bu
tüketim ve taşıma kooperatifleri istisnası, haksız rekabete sebep oluyorlar.
Dolayısıyla, bunların istisnalarını biz kaldırıyoruz, bundan da vazgeçme gibi
bir niyetimiz yok; ama, burada risturn istisnası var. Onlar, zaten gayelerine
de, bu şekilde ermiş oluyorlar. Biz, bir taraftan istisnaları daraltarak,
yapacağımız vergi indirimini herkese yapıyoruz. Yani, yalnız şuna, yalnız buna
falan değil, belli kesimlere değil, herkese uyguluyoruz. Onun için, istisnaları
daraltıp, vergiyi indirme, bizim Hükümetimizin bir politikası; onu da arz
ediyorum.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakanım.
Saygıdeğer
milletvekilleri, birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi, birinci bölümde
yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan
sonra, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
KURUMLAR VERGİSİ KANUNU TASARISI
BİRİNCİ KISIM
Mükellefiyet
BİRİNCİ BÖLÜM
Konu ve Mükellefler
Verginin konusu
MADDE 1-
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; önergeyi okutup, işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1192
sıra sayılı kanun tasarısının "Verginin konusu" başlıklı 1 inci
maddesinin 1 inci fıkrasının (d) bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
|
Mustafa Özyürek |
Ensar Öğüt |
Berhan Şimşek |
|
|
|
Mersin |
Ardahan |
İstanbul |
|
|
Hasan Ören |
Yüksel Çorbacıoğlu |
İsmet Atalay |
|
|
Manisa |
Artvin |
İstanbul |
|
|
|
Kemal Sağ |
|
|
|
|
Adana |
|
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Özyürek,
konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutayım?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Konuşacağım.
BAŞKAN - Buyurun.
Süreniz 5 dakika.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Sayın Başkan, bu önergemizde biz, iş ortaklıklarının Kurumlar Vergisi
kapsamından çıkarılmasını öneriyoruz; çünkü, konulduğu günden bugüne, iş
ortaklıkları müessesesinden olumlu bir sonuç alınamamıştır. İşlerliği olmayan
bir düzenlemedir. O nedenle, bu tasarıda tekrar muhafaza edilmesi, bize göre
yanlış olmuştur. İş ortaklıklarının Kurumlar Vergisi kapsamından çıkarılması amacıyla
bu önergeyi vermiş bulunuyoruz.
Yüce Heyetin takdirine
sunuyoruz.
Saygılarımla.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özyürek.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
1 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
Mükellefler
MADDE 2-
BAŞKAN - 2 nci madde
üzerinde 1 adet önerge vardır; önergeyi okutup, işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1192
sıra sayılı kanun tasarısının "Mükellefler" başlıklı 2 nci maddesinin
7 nci fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
Mustafa Özyürek |
Ensar Öğüt |
Berhan Şimşek |
|
|
|
Mersin |
Ardahan |
İstanbul |
|
|
Hasan Ören |
Yüksel Çorbacıoğlu |
İsmet Atalay |
|
|
Manisa |
Artvin |
İstanbul |
|
|
|
Kemal Sağ |
|
|
|
|
Adana |
|
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutayım Sayın Özyürek?
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
İş ortaklıkları Kurumlar
Vergisi mükellefiyeti şeklinde sağlıklı bir gelişme göstermemiştir.
ALİ TOPUZ (İstanbul) -
Karar yetersayısı istiyorum.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir; karar
yetersayısı vardır.
2 nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
Tam ve dar mükellefiyet
MADDE 3-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
4 üncü madde…
İKİNCİ BÖLÜM
Muafiyet ve İstisnalar
Muafiyetler
MADDE 4-
BAŞKAN - Madde üzerinde 2
adet önerge vardır; önergeleri, önce geliş sıralarına göre okutup, sonra,
aykırılıklarına göre işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1192
sıra sayılı tasarının 4 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının "k"
bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
M. Akif Hamzaçebi |
Ali Kemal Deveciler |
Mustafa Özyürek |
|
|
|
Trabzon |
Balıkesir |
Mersin |
|
|
Osman Özcan |
|
Kemal Sağ |
|
|
Antalya |
|
Adana |
"k) Ana
sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan
ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara
dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Konut yapı
kooperatiflerinin, kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle gerçek veya tüzelkişilere
inşaat yaptırarak inşa edilecek konutların bir kısmını ve/veya bir kısım arsa
ve/veya arsa payını müteahhitlik giderlerini karşılamak üzere bu gerçek ve/veya
tüzelkişilere vermesi ortak dışı işlem sayılmaz) ilişkin hükümler bulunup, bu
hükümlere fiilen uyan ve faaliyete geçen üst kuruluşlara üye olan kooperatifler
ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar
yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen
üstlenen gerçek kişilerle tüzelkişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü
maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarda
sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı
ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzelkişiliği adına tescil edilmiş olan yapı
kooperatifleri,"
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1192
sıra sayılı tasarının 4 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının sonuna
aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
M. Akif Hamzaçebi |
Ali Kemal Deveciler |
Mustafa Özyürek |
|
|
|
Trabzon |
Balıkesir |
Mersin |
|
|
Osman Özcan |
|
Kemal Sağ |
Antalya Adana
"o) Münhasıran
13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 131 inci
maddesinde yer alan basılı kâğıt ve plakaların satışı faaliye-tinde bulunan
müesseseler"
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
Sayın Özyürek, konuşacak
mısınız; gerekçeyi mi okutayım?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Konuşacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri, verdiğimiz önergeyle, Şoförler ve
Otomobilciler Federasyonunun verdikleri plakalardan aldıkları ücretlerin
Kurumlar Vergisine tabi olan maddenin değiştirilmesini öneriyoruz.
Şimdi, bu düzenleme, bu
madde, bize, vergisel amaçtan ziyade, ekonomik amaçtan ziyade bir politik
düzenleme izlenimi doğuruyor. Biliyorsunuz, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar
Konfederasyonuyla ilgili olarak, hem onların seçim tarzı konusunda burada bazı
haksız yanlış düzenlemeler yapılmıştı, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz
konuyu Anayasa Mahkemesine götürmek suretiyle bir çözüm bulma fırsatı bulmuştuk
ve Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonunun genel kurulu toplanırken de, her
zaman toplantıyı yaptıkları Anadolu Otelinin güvenlik yönünden sakıncalı
olduğu, orada genel kurul yapılamayacağı yönünde vilayetin bir kararı olmuştu,
o kararı da idare mahkemesi kaldırabilmişti. Yani, bugün, TESK'in pek çok
işlemi, AKP'ye rağmen, yargı kararlarıyla bir sonuca bağlanmıştır.
Şimdi, oradan, TESK'e
karşı sempati duymayan İktidarın, şimdi, onların elindeki cüzi miktardaki
geliri vergilemek için böyle bir madde getirdiğini; yani, plaka satışından elde
edilen kazancın, gelirin Kurumlar Vergisine tutulması yönünde bir düzenlemesine
tanık oluyoruz. Bu, bütünüyle politik bir düzenlemedir. Kurumlar Vergisinin
tabana yayılması noktasında biraz önce benim sorduğum soruya, tüketim
kooperatifleriyle ilgili, taşımacılık kooperatifleriyle ilgili sorduğum soruya,
Sayın Bakan dedi ki: "Biz, herkesten vergi almak istiyoruz. Onun için,
istisna ve muafiyetleri daraltmaya çalışıyoruz." Bu tasarıya bakıyoruz,
istisna ve muafiyetlerde anlamlı bir daraltma yok. Tüketim kooperatifleri gibi,
taşımacılık kooperatifleri gibi sosyal amaçlı iş yapan kooperatiflerin
gelirleri vergiye tabi tutuluyor ve bula bula, TESK'in, Otomobilciler ve
Şoförler Federasyonunun plaka satışından elde ettikleri kazanç vergiye tabi
tutuluyor. Bu, politik bir düzenlemedir, bunun vergisel bir amacı olduğunu
düşünmüyoruz, bunun ekonomik bir amacı olduğunu düşünmüyoruz. Tabiî, politik
amaçlı ve bir anlamda da şahsa mahsus bir düzenleme, yani bir kuruluşa mahsus
bir düzenlemenin haklı olduğunu düşünmüyoruz. Düzenlemeler, hukukta, genel
nitelikli olur, objektif olur, herkesi kapsar. Burada, sadece bir kuruluşu
kapsayan bir düzenlemeyle karşı karşıyayız ve o kuruluşun da İktidarla ihtilaflı
olduğunu biliyoruz, görüyoruz ve bu kuruluşa, sen bizim dediğimiz noktada
değilsen, biz de sana bunun hesabını sorarız mantığıyla getirilmiş son derece
yanlış bir düzenlemedir. Onun için, bu önergeyle, politik olarak getirilmiş
olan, hasmane bir tutumla getirilmiş olan bu düzenlemeyi ortadan kaldırmak,
yanlışı düzeltmek, hakkaniyete uygun bir yöntemi hayata geçirmek istedik. Bu
maksatla bu önergeyi vermiş bulunuyoruz.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özyürek.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1192
sıra sayılı tasarının 4 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının "k"
bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
M. Akif Hamzaçebi (Trabzon) ve arkadaşları
"k) Ana
sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan
ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara
dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (konut yapı
kooperatiflerinin, kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle gerçek veya tüzelkişilere
inşaat yaptırarak inşa edilecek konutların bir kısmını ve/veya bir kısım arsa
ve/veya arsa payını müteahhitlik giderlerini karşılamak üzere bu gerçek ve/veya
tüzelkişilere vermesi ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu
hükümlere fiilen uyan ve faaliyete geçen üst kuruluşlara üye olan kooperatifler
ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar
yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen
üstlenen gerçek kişilerle tüzelkişi temsilcilerine veya kanunun 13 üncü
maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda
sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı
ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzelkişiliği adına tescil edilmiş olan yapı
kooperatifleri,"
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu efendim önergeye?
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Peki.
Sayın Sağ, buyurun
efendim.
KEMAL SAĞ (Adana) - Sayın
Başkanım teşekkür ederim.
Asıl konuşmamı biraz
sonra yapacağım; ama, bu konuda görüşlerimi açıklamak istiyorum değerli
arkadaşlar.
Şimdi, bu yeni yasada,
yeni gelen 4 üncü maddenin bu bendindeki hükme göre, değerli arkadaşlar,
tüketim ve taşıma kooperatifleri, Kurumlar Vergisi muafiyetinin tekrar dışına
alınmakta, yani, vergilendirilmektedir.
Şimdi, biz diyoruz ki, bu
önergeyle üç noktada dikkat çekmek istiyoruz. Bunların bir tanesi, değerli
arkadaşlar, tüketim ve taşıma kooperatiflerinin tekrar muafiyet kapsamına
alınmasını istiyoruz. İkincisi, yapı kooperatiflerinde işyeri ve konut
ayırımını getiriyoruz. Yasadaki hükme baktığınız zaman "yapı
kooperatifleri" diyor; ama, biz burada işyerini ayırıp konut üretimini
teşvik açısından, konut yapı kooperatiflerinin muafiyet kapsamına alınmasını
istiyoruz. Üçüncü getirdiğimiz hüküm ise, bu kooperatiflerin bir üst birliğe
üye olmaları şartını getiriyoruz değerli arkadaşlar. O yüzden ben konuşmayı
talep ettim. Görüşlerimiz bu şekildedir. Lütfen, dikkatle izleyip bu önergeye
"evet" vermenizi bekliyoruz; ama, vermezseniz de teşekkür ederiz.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Sağ.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
İstisnalar
MADDE 5-
BAŞKAN - 5 inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
İKİNCİ KISIM
Tam Mükellefiyet Esasında
Verginin Tarhı ve
Ödenmesi
BİRİNCİ BÖLÜM
Matrahın Tayini
Safî kurum kazancı
MADDE 6-
BAŞKAN - 6 ncı maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kontrol edilen yabancı
kurum kazancı
MADDE 7-
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; önergeyi okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun
tasarısının 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "Tam
mükellef kurumların" ifadesinin "Tam mükellef gerçek kişi ve
kurumların" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
İrfan Gündüz |
Abdullah Erdem Cantimur |
Ali Ayağ |
|
|
|
İstanbul |
Kütahya |
Edirne |
|
|
Hüsnü Ordu |
|
Muharrem Candan |
|
|
Kütahya |
|
Konya |
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Kabul ediyoruz; katılıyoruz.
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Gerekçe…
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Kontrol edilen yabancı
kurum kazançlarının Türkiye'de vergilendirilmesinden kaçınmayı önleyecek
düzenleme yapılmaktadır. Bu düzenleme ile kontrol şartının tespitinde
kurumların yanı sıra gerçek kişi ortakların da dikkate alınması sağlanmaktadır.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda 7 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
İndirilecek giderler
MADDE 8-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Zarar mahsubu
MADDE 9-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Diğer indirimler
MADDE 10-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kabul edilmeyen
indirimler
MADDE 11-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Örtülü sermaye
MADDE 12-
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; önergeyi okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun
tasarısının 12 nci maddesinin (7) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
İrfan Gündüz |
Abdullah Erdem Cantimur |
Özkan Öksüz |
|
|
|
İstanbul |
Kütahya |
Konya |
|
|
Enver Yılmaz |
|
Hüsnü Ordu |
|
|
Ordu |
|
Kütahya |
"Daha önce yapılan
vergilendirme işlemeleri, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede
örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf olan
mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir."
BAŞKAN - Komisyon
katılıyor mu önergeye?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılıyoruz.
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Gerekçe…
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Örtülü sermayeye ilişkin
12 nci maddenin (7) numaralı fıkrası, döviz cinsinden borç veren tam mükellef
kurumlarda, kur farkları için taraf olanlar nezdinde düzeltme yapılmasına imkân
vermemektedir. Bu nedenle, yapılan düzenleme ile tam mükellefler nezdinde
yapılacak düzeltmenin örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsaması
sağlanmaktadır.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Transfer fiyatlandırması
yoluyla örtülü kazanç dağıtımı
MADDE 13-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
İKİNCİ BÖLÜM
Beyan
Beyan esası
MADDE 14-
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; okutup, işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1192
sıra sayılı Kurumlar Vergisi Kanun Tasarısının 14 üncü maddesinin 3 üncü
fıkrasının aşağıdaki gibi değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Mustafa Özyürek |
Kemal Sağ |
Halil Tiryaki |
|
|
|
Mersin |
Adana |
Kırıkkale |
|
|
Orhan Eraslan |
|
Fahrettin Üstün |
|
|
Niğde |
|
Muğla |
Madde 14-
(3) Kurumlar vergisi
beyannamesi, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci
gününden yirmisekizinci günü akşamına kadar mükellefin bağlı olduğu vergi
dairesine verilir.
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAĞOLU (Bursa) - Katılamıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutalım?..
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Konuşacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Özyürek.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Kurumlar Vergisi beyan süresi 1949
yılında çıkan kanundan 2003 yılına kadar hep nisan ayının sonuna kadardı; yani,
nisan ayı içinde, bir aylık dönem içinde Kurumlar Vergisi beyannamesi
verilirdi. Gelir Vergisi beyannamesi ise, mart ayı içinde, mart ayı sonuna
kadar verilirdi.
Maliye Bakanlığı 2003
yılında bir değişiklikle bu beyan sürelerini öne çekti, elli yıldır insanların
alışmış olduğu süreler değiştirildi. Şimdi, bu değişen sürelerin haklı
olmadığını, uygulamada, vergi sisteminin uygulamasında da böyle bir ihtiyaç
olmadığını, bu değişiklikler burada görüşülürken, bazı arkadaşlarım söyledi,
ben de çıkıp konuştuğumu çok iyi hatırlıyorum; ama, nedense, o zaman Maliye
Bakanlığı bu konuda ısrarlı oldu, Sayın Bakan, bugün yaptığı gibi, o zaman
verdiğimiz önergelerin hepsinin reddini istedi ve sizler de reddettiniz.
Ben, şimdi, açıkça sormak
istiyorum: Elli yıldır uygulanan süreleri öne çekmenin bir mantığı, vergisel
açıdan bir nedeni varsa, gelsinler, burada bizi ikna etsinler.
Şimdi, öne çekildi de ne
oldu? Çeşitli mükelleflerin, meslek mensuplarının başvuruları üzerine, her
seferinde Maliye Bakanlığı bu süreleri uzattı. Yani, böylece, Bakanlık, kendine
bir yetki almış oldu. Hani, hep kırtasiyecilikten şikâyet ederiz, boşu boşuna
yetkiler almayalım, sistem kendiliğinden işlesin deriz ya; Bakanlık bu konuda
tam tersini yaptı, önce bu süreleri öne çekti, daha sonra her beyan döneminde
süreleri uzattı, uzatmak suretiyle de, mükelleflere, muhasebecilere, malî
müşavirlere, bir -amiyane tabiriyle- kıyak çekiyormuş havasına girdi.
O zaman da ifade ettim,
şimdi de söylüyorum; bu beyan sürelerinin öne çekilmesinin hiçbir inandırıcı,
mantıkî nedeni yoktur; ama, o zaman yanlış yaptığı için Maliye Bakanlığı,
şimdi, yanlışını kabul etmemek için o inadından, o yanlıştan dönmek istemiyor.
Bir adım atmışlar, 25'ine çıkarmışlar. Şimdi, biz diyoruz ki, hadi, ay sonu
demeyelim, sizin de gönlünüz olsun; ama, geliniz, orta yolu bulalım, 28'ini kabul
edin.
Şimdi, Maliye Bakanlığı
yetkilileri, daha önce çeşitli konuşmalarda, bu konuda düzeltme yapacaklarını
söylediler. Benim de kulaklarımla dinlediğim bazı konuşmalarında Maliye
Bakanımız "bundan döneceğiz, bu yanlışı düzelteceğiz" dedi.
İşte, şimdi Kurumlar
Vergisini görüşüyoruz, Kurumlar Vergisinin beyan süresiyle ilgili maddeyi
görüşüyoruz. Geliniz, şu önergemize olumlu oy verin, bir yanlıştan dönelim.
Hayır, muhalefetten geldi ya bu öneri, olmaz; Komisyon takdire bırakır,
katılmaz, Maliye Bakanımız hiç katılmaz.
Değerli arkadaşlarım,
kaprisle, keyfî bir şekilde devlet yönetilmez. Bir önerge, bir teklif doğruysa,
muhalefetten de gelse doğrudur, iktidardan da gelse doğrudur.
Şimdi, biraz önce 2
önergesini, İktidar Grubunun, Maliye Bakanımız kabul etti. Bu konunun, ben
iddia ediyorum, 1962 yılından beri verginin içinde olan bir arkadaşınız olarak
söylüyorum, bunun hiçbir mantıkî, inandırıcı bir nedeni yoktur.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)
- Toparlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Özyürek,
konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun efendim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)
- Maliye Bakanı da bunu kabul etmiştir, düzelteceğini çeşitli platformlarda
ifade etmiştir ve her beyan süresinde de beyan sürelerini ileri atmak suretiyle
düzenlemelerin yanlışlığını kabul etmiştir. Onun için, geliniz, inadı
bırakalım, makulde, doğruda birleşelim. Hiç yoksa bir olumlu iş yapın, bizim bu
önergemizi kabul edin diyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Özyürek.
Sayın Bakanım, buyurun,
kısa bir açıklama.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum. Sayın Özyürek'in
konuşması üzerine benim bir teknik açıklama yapmam icap etti, onun için söz
aldım.
Değerli arkadaşlar, bu
Kurumlar Vergisini getirmemizle Türkiye'de elli seneyi aşkın zamandır bir
uygulamayı veyahut da bir kanunu çağdaş bir hale getiriyoruz.
Şimdi, bu arada,
Türkiye'de, Hükümetimiz geldiğinden beri, maliyede çok önemli değişiklikler de
oluyor, yaşıyoruz. Bu olumlu gelişmelerden bir tanesi de, artık,
mükelleflerimiz vergi dairelerinin önünde kuyruk olmaları, kuyruğa girmeleri
kalkıyor, oturduğu yerden beyannamelerini verebiliyor, oturduğu yerden de
paralarını ödeyebiliyorlar; yani, bu imkân yeni geldi. Bu imkândan da, aşağı
yukarı mükelleflerimizin yüzde 75'i faydalanıyor.
Tabiî, bu yeni teknik
gelişmeler birtakım düzenlemeleri de getirdi. Bu nedir; beyannameler
ödemelerinden önce verilecek ki, banka hesaplarına girilecek, ne kadar ödemesi
gerektiğine dair bankalar onların emirlerini kabul edecekler, ona göre herkes
oturduğu yerden parasını ödeyecek; dolayısıyla, beyanname verme süresi ile
ödeme süresi arasında bankaların da istedikleri teknik bir süre var, onu vermek
mecburiyetindeyiz. Eskiden, biz, Kurumlar Vergisini ayın 15'inde alıyorduk,
şimdi, bunu 25'ine çıkardık; yani, 10 gün, arayı kapattık.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- 15'ine siz çekmiştiniz Sayın Bakan?!
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Şimdi 25'ine de biz çekiyoruz. İmkânımız onu gerektirdi,
o imkânı sonuna kadar da kullandık. Aradaki 5 günde de -30'una kadar da
ödenecek- mükelleflerimize kolaylık tanımak için bu imkânları getiriyoruz.
Mükelleflere zorluk değil, bir kolaylık için geldi bunlar, bu maddeler.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Zorluk, zorluk!..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Şimdi, inadı bırakalım da geri dönelim diyor. Sayın
Özyürek 3 gün daha ilave edecek illa buraya; muhalefet ya, bir şey yapacak!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Hayır, elli yıldır 30 gündü.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Yani, 25'e getirmişiz, 3 gün daha, illa bir şey ilave
edecek, yani, o olacak.
Sayın Özyürek, ben sizin
yerinizde olsam bu önergeyi çekerim. Neden; bu kadar imkân gelmiş, kolaylık
getiriyoruz mükelleflerimize.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Ben sizin yerinizde olsam kabul ederim; söz verdiniz çünkü. Bu konuda söz
verdiniz kaç defa.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Ben verdim, getirdim işte, 25'ine getirdik. Diğerleri
hususunda da çalışmalar yapıyoruz. Bunu siz de takdir edin ve bu kolaylıklardan
bütün mükelleflerimiz istifade ediyor değerli arkadaşlar. Yani, ben bilgi
olarak arz ediyorum.
Teşekkür ediyorum.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Sayın Bakanım,
teşekkür ediyorum.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, konu açıklığa kavuşmuştur.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
14 üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum…
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Karar yetersayısı istiyoruz.
BAŞKAN - Kabul edenler…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Karar yetersayısı istiyoruz.
KÂTİP ÜYE BAYRAM ÖZÇELİK
(Burdur) - Geç kaldı.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Geç kalmadık. Kim dedi "geç kaldınız" diye?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Karar yetersayısı istiyoruz… Karar yetersayısı istiyoruz…
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Bu konuda Divan Kâtibi karar vermemeli, Başkan olarak siz karar vermelisiniz.
BAŞKAN - Haklısınız Sayın
Kandoğan, tamam, doğru; Sayın Özçelik'in müdahil olmaması lazım, doğrudur,
kararı ben vereceğim.
Evet, bu hususta bir
gecikme olmuştur; ama, bir sonraki maddede tekrar bu talebinizi
yenileyebilirsiniz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Hayır, karar yetersayısını burada istedik.
BAŞKAN - Efendim, oya
sundum; yani, burada bir şey yok.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Efendim, karar yetersayısı istedik biz. Sayın Başkan, tarafsızlığınızı
yitirmeyin.
BAŞKAN -Sayın Çetin,
oturur musunuz.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Taraflı davranıyorsunuz.
BAŞKAN - Sayın Çetin,
oturur musunuz lütfen.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Sayın Başkan, adil davranmıyorsunuz… Adil davranmıyorsunuz. Sayımlarınızın da
doğru olmadığını biliyoruz.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Hayır, hayır… Burada, biz, karar yetersayısı istedik.
BAŞKAN - Madde 15…
Vergi kesintisi
MADDE 15.-
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; önergeyi okutup işleme alacağım.
Şu anda karar yetersayısı
isteyebilirisiniz; biraz sonra, buyurun…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Ama, keyfî olmaz Başkan, keyfî olmaz.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Ne zaman isteyip istemeyeceğimize siz karar veremezsiniz.
BAŞKAN - Sayın Çetin,
lütfen efendim… Lütfen…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Bu, sizin keyfinize kalan bir iş değil.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Yanlı idare ediyorsunuz Meclisi…
BAŞKAN - Sayın Çetin…
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Demin 100 kişi yoktu "var" dediniz.
BAŞKAN - Sayın Çetin,
bakın, sabahtan beri hatiplere sürekli müdahale ediyorsunuz,
konuşturmuyorsunuz, seslenmiyorum.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Siz yanlı idare ediyorsunuz.
BAŞKAN - İkaz ediyorum
sizi, lütfen, oturup, milletvekilliği görevinizi yapınız.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Yok canım, nereden çıkarıyorsunuz?!
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Antalya) - Sayın Başkan, bu konuda haklı; lütfen…
BAŞKAN - Buyurun.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısının 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c)
bendine "her nevi tahvil" ibaresinden sonra gelmek üzere
"(ipotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından
ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçları, varlık teminatlı menkul
kıymetler dahil)" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
İrfan Gündüz |
Abdullah Erdem Cantimur |
Recep Koral |
|
|
|
|
İstanbul |
Kütahya |
İstanbul |
|
|
|
Öner Ergenç |
|
Alaettin Güven |
|
|
|
Siirt |
|
Kütahya |
|
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, uygun görüşle takdire
bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkanım.
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Eklenen parantez içi
hükümle, madde, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunca kabul edilen Konut Finansmanı
Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Tasarısıyla uyumlu hale getirilmektedir.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Karar yetersayısı istiyoruz.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunup karar yetersayısını arayacağım.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Karar yetersayısı
yoktur;birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 21.03
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 21.23
BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Ahmet Gökhan SARIÇAM
(Kırklareli)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 114
üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
1192 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısı ve Bursa Milletvekili
Mehmet Küçükaşık ve 47 Milletvekilinin; Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1170,
2/719) (S. Sayısı: 1192) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Tasarının 15 inci maddesi
üzerinde bir önerge vardı; önergenin oylamasında karar yetersayısı
bulunamamıştı. Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar
yetersayısını arayacağım.
Sayın İrfan Gündüz ve
arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde 15 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Verginin Tarhı
Vergilendirme dönemi ve
tarhiyat
MADDE 16-
BAŞKAN
- Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Tasfiye, Birleşme, Devir,
Bölünme ve
Hisse Değişimi
Tasfiye
MADDE 17-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Birleşme
MADDE 18-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Devir, bölünme ve hisse
değişimi
MADDE 19-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Devir, bölünme ve hisse
değişimi hallerinde vergilendirme
MADDE 20-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.
Şimdi, ikinci bölümün
görüşmelerine başlıyoruz.
İkinci bölüm, geçici 1
inci madde dahil, 21 ilâ 38 inci maddeleri kapsamaktadır.
İkinci bölüm üzerinde söz
isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Kemal Sağ.
Şahısları adına; Abdullah
Erdem Cantimur, Kütahya; Mustafa Elitaş, Kayseri; Kemal Sağ, Adana.
Sayın Sağ?.. Sayın Sağ
yok.
Şahısları adına, Abdullah
Erdem Cantimur, Kütahya?.. Yok.
Mustafa Elitaş,
Kayseri?.. Yok.
KEMAL SAĞ (Adana) - Sayın
Başkan, söz talebim vardı.
BAŞKAN - Sayın Sağ…
KEMAL SAĞ (Adana) - Biraz
geç geldim.
BAŞKAN - Saygıdeğer
arkadaşlarım, Sayın Cantimur burada mı efendim?
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR
(Kütahya) - Buradayım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Geldiniz mi?
Buradasınız.
Sayın Elitaş?.. Yok.
Sayın Sağ?..
KEMAL SAĞ (Adana) -
Buradayım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Efendim, takip
edelim. Biz buradayız, bakın, sizler yoksunuz. Yani, sizin arkadaşlarınız bazen
sözlü ifadelerde bulunuyor; ama, bizim, adalet üzerinde işlem yaptığımızdan
kimsenin şüphesi olmasın. Zatıâlinizin zaten şüphesi yoktur.
Buyurun efendim. (CHP
sıralarından alkışlar)
Sürenizi de
birleştiriyorum.
CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ
(Adana) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 1192 sıra sayılı Kurumlar Vergisi
Yasası Tasarısı üzerinde Grup adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu
yasayla, yarım asırlık bir yasa değiştiriliyor. Zamanında bir reform
niteliğinde olan bu yasa, belki, bugün, yine bir reform olarak değiştiriliyor.
Bu yasanın gerekçesinde
deniliyor ki... Büyümeyi destekleyen, mükellefin gönüllü uyumunu gözeten, vergi
güvenliğini güçlendiren, geniş tabanlı, düşük oranlı, yaşanabilir bir vergi
ortamı hazırlayan bir yasa olarak nitelendiriliyor.
Değerli arkadaşlar, peki,
madem amaç bu, neden bu yasayı temel yasa olarak görüşüyoruz da, enine boyuna
tartışmıyoruz, herkes fikrini burada söylemiyor, neden sonuç itibariyle bu yasa
üzerinde uzlaşma sağlamaya çalışmıyoruz; bunu anlamakta ben zorluk çekiyorum.
Lütfen, hatırlarsanız, iki yıl önce bir Teşvik Yasası çıkmıştı. O yasa temel
yasa değildi; ama, enine boyuna tartışılmadan çıkarıldı, bir inat için
çıkarıldı; ama, bugün, bazı iller bu yasadan istifade ederken, bazı iller de
çok zor durumda kaldı; çünkü, o zamanki tartışmalarda uyarılarımızı dikkate
almadınız değerli arkadaşlar.
Şimdi, bu tasarı ile eski
yasa arasındaki farklara baktığımızda, önemli bir fark olmadığını görüyoruz;
aksine, çok yakın bir benzerlikler serisi halinde göze çarpıyor.
Peki, bu yasa tasarısı
yararlı ve olumlu mudur? Bunun için, şu soruların cevabını aramak gerekir
değerli arkadaşlar: Dili anlaşılır ve basit midir? Bir daha değişikliğe gerek
olmayacak şekilde istikrarlı ve yatırımcıların gelecek için plan yapmasına
imkân tanıyacak kadar mükemmele yakın mıdır? Mükelleflere daha kaliteli hizmet
sunmayı ve mükelleflerin gönüllü olarak vergi kurallarına uymalarını teşvik
edici hükümler içermekte midir? Ekonomik büyümeyi desteklemekte midir? Geniş
tabanlı bir mükellef potansiyeli var mıdır ve vergi oranı uygun ölçüde
indirilmiş midir?
Bu bağlamda tasarıya
baktığımızda, eleştirilerimi sırayla size açıklamak istiyorum değerli
arkadaşlar.
Bu yasayla, Kurumlar
Vergisi oranı yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürülüyor. Peki, bu vergi oranı
düşürüldükten sonra kurumun avantajı olan bu yüzde 10'luk fon ne olacak; tekrar
yatırıma dönecek mi, tekrar ekonomik bir katkı sağlayabilecek mi? Böyle bir
katkı sağlayacak teşvikleri bu yasada göremiyoruz değerli arkadaşlar.
Bu vergi indirimi, tek
başına mükellefin gönüllü olarak vergi kanunlarına ve kurallarına uyumunu
sağlamaya yeterli değildir. Yine, sadece, bu 10 puanlık vergi indirimi, ülkenin
en önemli sorunları olan yatırım, üretim ve ihracat yetersizliği ve işsizlik
sorunlarına çözüm olacak durumda gözükmüyor.
Bu yasa, yürürlüğe
girdikten sonra doğacak vergi geliri kaybı, demin sorumda belirttiğim gibi,
2006 için 3 milyar YTL gibi tahmin ediliyor. Sayın Bakanım az önce soruma cevap
verirken bunu açıkladı. O zaman, ben, Sayın Bakanıma şunu sormak istiyorum
değerli arkadaşlar: 2006 ve sonrasında bu oran düşüklüğünden doğacak olan
açıkları kapatmak için mazota, benzine, doğalgaza, gübreye ve gıda maddelerine
zam yapmamaya burada söz veriyor musunuz Sayın Bakanım? Bunu, gerçekten…
Sayın Bakanım, umarım
duymuşsunuzdur...
RAMAZAN KERİM ÖZKAN
(Burdur) - Dinlemiyor Sayın Bakan, baştan al.
KEMAL SAĞ (Devamla) -
Sayın Bakanım…
BAŞKAN - Sayın Baş… Sayın
Bakanım…
Sayın Bakan, sizi
dinliyor efendim.
Buyurun.
KEMAL SAĞ (Devamla) -
Sayın Bakanım, 3 milyarlık 2006 için açık gözüküyor; müteakibende tabiî bunun
bir kaybı, devamı gelecek; bu açık nasıl olacak dedim. Siz "bunu düşündük,
planladık" dediniz Sayın Bakanım. Peki, burada söz verir misiniz bize;
mazota, benzine, doğalgaza, gübreye ve gıda maddelerine bundan dolayı zam
yapmamaya söz veriyor musunuz Sayın Bakanım? Burada, bunun sözünü almak
istiyorum.
Değerli arkadaşlar,
bakın, bunun sonucu nedir; bir taraftan bir kesimin vergisini indireceksiniz,
diğer taraftan bunun maliyetini memura, işçiye, çiftçiye, köylüye
ödeteceksiniz. Az önce Sayın Kapusuz dedi ki: "Kurumlar Vergisi Yasasını
görüşüp de ne yapacaksınız, tartışıp ne yapacaksınız?"
Peki, değerli arkadaşlar,
şimdi, biz, bu Yüce Mecliste Kurumlar Vergisini tartışmayacaksak, neyi
tartışacağız?! Bu yasa ile bir kesimin sırtındaki vergi yükü başka bir kesimin
sırtına yükleniyor değerli arkadaşlar; bunu tartışmayacak mıyız? Peki, az önce,
sözü edildi, Trafik Yasasını, Tohumculuk Yasasını ve Kamu Denetimi Yasasını ve
diğerlerini burada tartışmayacak mıyız? Eğer tartışmayacaksak, bu kürsü niye
buraya konmuş değerli arkadaşlar?!
Değerli arkadaşlar,
tekrar konuya dönersek, memurdan, işçiden, çiftçiden, esnaftan alınarak
holdinglere verilecek bu vergi indirimi, ilk başta, sanayie destek gibi
görünebilir; kısmen doğrudur da; ancak, yapılan düzenlemeyle, vergi
sistemindeki verimlilik yitirilmiş olacaktır, vergi yükünün adaletli ve dengeli
dağıtılması ilkesinden vazgeçilmiş olacaktır, en önemlisi de, dolaylı
vergilerin vergi gelirleri içerisindeki payı artacaktır. Bunun anlamı ise,
vergiciler çok iyi bilirler, vergi adaletsizliğinin artması anlamına gelir
değerli arkadaşlar.
Bu tasarının yasalaşma
süreci çok uzamıştır. Geçici vergi dönemi geçtikten sonra yasalaşacak olması
da, bunun bir başka örneğidir değerli arkadaşlar. Bu yasada vergi oranı yüzde
30'dan yüzde 20'ye indirilerek şirketlere bir avantaj sağlanmaktadır; ancak, bu
yasada vergi tabanını genişletici bir düzenlemeye yer verilmemiştir değerli
arkadaşlar. Oysa, muafiyet istisnaların kapsamı daraltılarak pekâlâ vergi
tabanı genişletilebilirdi.
Evet, bu yasada, kısmen
bu dediklerim yapılmış; ama, sadece, iki alanda. Birisi, TESK bünyesindeki
Trafik Yasasında yer alan basılı kâğıt ve plaka satışından elde ettiği
gelirleri vergi muafiyetinin dışına çıkarılıyor değerli arkadaşlar. Ben şimdi
merak ediyorum; acaba, bu muafiyet kapsamı dışına çıkarılması, TESK seçimindeki
rövanşın alınmak istenmesi midir.
İkincisi, taşımacılık ve
tüketim kooperatiflerine yönelik vergi muafiyetinin kaldırılmasıdır. Eski
yasadaki tüm istisna ve muafiyetler kaldırılmadan aynen muhafaza edilirken bu
iki muafiyetin kaldırılmasının herhalde siyasî bir yönü olmalıdır diye
düşünüyorum değerli arkadaşlar.
Bir taraftan TESK
seçimlerinin rövanşı alınırken, yoksa diğer taraftan da güçlü bir
kooperatifçilik istenmiyor mu; bunu da merak ediyorum doğrusu.
Değerli arkadaşlar, sonuç
itibariyle, bu yasada, tabiî, bazı olumlu şeyler olduğu gibi, bazı
olumsuzluklar da olmuştur. Bunları da demin saymaya çalıştım. Ben, sözlerimin
bu bölümünde, izninizle, bunları tekrar kayıtlara geçmesi açısından özetlemek
istiyorum değerli arkadaşlarım.
Birincisi: Kurumlar
Vergisi Yasasının derli toplu olarak yeniden yazılması olumlu bir şeydir; bu yüzden
teşekkür ederim.
İkincisi: Yasada vergi
oranı düşürülürken, verginin tabana yaygınlaştırılmasını ve vergi gelirlerini
artırıcı destek hükümleri yetersiz kalmıştır, hatta, yok denecek kadar azdır.
Üçüncüsü: Gerekçeler ile
madde metinlerinin yorumları arasında birçok çelişki mevcuttur.
Dördüncüsü: Getirilen
örtülü kazanç hükümleri, ülkemiz şartlarına tam olarak uymamaktadır.
Beşincisi: Vergi
mevzuatımızda olduğu kadar ülke ekonomisi için de çok önem taşıyan yatırım
indirimi, daha önce kaldırılmıştı biliyorsunuz; ancak, yatırım indiriminin
yerine ikame edilecek yeni bir uygulama getirilmemiştir. Bu, bence, sanayi
için, Türk ekonomisi için büyük bir eksikliktir.
Altıncısı: İstisna ve
muafiyetlerin sınırlanmasına sadece TESK ve taşımacılık ile tüketim kooperatiflerinin
dahil edilmesi de, bence, yasa gereğinden çok, demin belirttiğim gibi, siyasî
amaçla yapılmıştır.
Yedincisi: Eğer ekonomiye
gerçekten katkı koymak istiyorsanız, o zaman, bu yasayı çıkarırken kapsamlı
ancak sektörel bazda teşvikleri içeren bir teşvik paketi yasasını derhal
hazırlamanız gerekirdi.
Bu yasayı hazırlayın, biz
de Cumhuriyet Halk Partisi olarak size tam destek verelim; ama, bu şarttır
değerli arkadaşlar, lütfen bunu unutmayalım.
Getireceğiniz yasaları
siyasî gerekçelere göre değil, ekonomik gerçeklere ve gereklere göre
hazırlamayı da lütfen ihmal etmeyiniz.
Değerli arkadaşlar,
demin, AKP Grubu adına konuşma yapan bir sözcü arkadaşımız, Gelir İdaresi
Başkanlığı hakkında ve AKP Hükümetinin çıkardığı vergi yasaları hakkında birçok
sözler söyledi.
Değerli arkadaşlar, vergi
mevzuatında sık sık madde değişikliği yapmak hüner değildir. Hüner, derli
toplu, yasayı a'dan z'ye alıp çıkarmaktır. Bakın, bu Kurumlar Vergisi bu
bakımdan çok olumlu olmuştur. Parça parça maddeleri değiştirmeyiniz, bir
bütünlük arz etsin lütfen değişiklikler.
Ancak, şunu söylemek
istiyorum bir eski maliyeci olarak: Gelir İdaresi Yasasından doğan yeni
teşkilat, öyle sanıldığı kadar şu anda başarılı gitmemektedir. Personel o kadar
mutlu değildir. Bunu bu kürsüden ben defeatle söyledim; ancak, Sayın Maliye
Bakanlığı yetkilileri, taşrayı, zannediyorum, yeterince izlemiyorlar. Bu konuda
taşranın ilgiye ihtiyacı olduğunu buradan bir kez daha belirtmek istiyorum.
Emektar maliyeciler, şefler, bugün ne çalışıyor biliyor musunuz arkadaşlar;
vergi mevzuatı yerine KPSS sınavlarına hazırlayan kitaplara çalışıyorlar
arkadaşlar; bunu da unutmayınız.
Eğer -son sözüm-
gerçekten vergi oranını düşürmek istiyorsanız, vergi gelirini artırmak
istiyorsanız, kayıtdışı ekonomiyi öncelikle ele almanızı ben tavsiye ediyorum.
Demin sorumda belirttim, Sayın Bakan bana şöyle cevap verdi; Adana'yı örnek
verdiğim zaman dedi ki: "Evet, Adana'da siz de görev yaptınız; Adanalı
vergi vermiyor mu? Denetimi artıralım mı?" Sayın Bakanım, Adana'da denetmen,
hesap uzmanı, müfettiş, kontrolör eksik olmuyor, şu anda Adana'da sadece 11
tane hesap uzmanı var. Adana denetimle değil, Adana ancak destekle ayağa
kalkabilir. Adana eski pamuk ağalarının cirit attığı Adana değil. Sadece…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ALİ TOPUZ (İstanbul) -
Efendim, orada bir konferans mı, yoksa dedikodu mu var?
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Bakan dinlemiyor.
BAŞKAN - Sayın Kinay,
Sayın Bakana birkısım şeyler söylüyorlar, hitaben konuşuyorlar, Sayın Bakanın
dikkati dağılıyor diye beni ikaz ediyorlar.
Sayın Sağ, size ek 1
dakikalık süre vereyim, konuşmanızı tamamlayın.
Buyurun.
KEMAL SAĞ (Devamla) -
Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.
Adana'nın vergi oranının
düşmesi, idarede değildir, defterdarda hiç değildir. Ben diyorum ki, yıllardan
beri sadece Adana değil, tüm illerimizde, Türkiye genelinde vergi tahsilatının
düşmesinin temel nedeni şudur: Katma Değer Vergisi oranı 1990'lı yıllardan beri
habire artırılmıştır değerli arkadaşlar; yanlış buradadır. Yanlış, şimdiki
Gelir İdaresi Başkanında da değildir, bende hiç değildir. Lütfen, Sayın
Bakanım, bu Katma Değer Vergisi oranını bir an önce indirmenin bir yolunu
bulmamız gerekiyor.
Sayın Başkanım, ikinci
önerim benim şudur: Eğer, Türkiye'de kayıtdışı ekonomiyi önlemek istiyorsanız
-ikinci önerim- derhal SSK prim oranlarının düşmesi şarttır. Bunu yapmazsanız,
kayıtdışını önleyemeyiz arkadaşlar.
Ben, bu duygu ve
düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyor, yasanın hayırlı olmasını temenni
ediyorum. Sağolun. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Sağ.
Sayın Elitaş, geldiğinizi
görüyorum, konuşacak mısınız efendim? Biraz önce kurada da kaybetmiştiniz;
konuşacaksanız size söz hakkı vereceğim.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)
- Müsaade ederseniz, konuşacağım.
BAŞKAN - Birkaç kelam
edeceksiniz; buyurun efendim.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)
- Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkanım, değerli
milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum.
Görüşmekte olduğumuz 5422
sayılı Yasanın, Plan Bütçe Komisyonunda muhalefet partisi milletvekili
arkadaşlarımız ve İktidar Partisi milletvekili arkadaşlarımızın yoğun
çalışmaları neticesinde, gerçekten, çok güzel bir yasa olarak çıkacağını tahmin
ediyorum. Buradan muhalefet yetkilisi arkadaşlarımızın da bu kürsüde beyan
ettikleri gibi, hakikaten, 1949 yılından bu tarafa çıkmış olan yasa, 1960 yılı
sonuna kadar günün şartlarına, ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde devam etmiş;
ancak, 1960 yılından itibaren sürekli bir değişime uğramış. Yasa, ilk
çıktığında 48 madde olarak çıkmış ve 1960 yılından bu tarafa yapılmış olan
değişikliklerle 120'nin üzerinde, yasa üzerinde değişiklik yapılmış. Sadece
değişmeyen maddesi, 7 madde değişmemiş. Bunlardan biri yürürlük maddesi, biri
yürütme maddesi ve birkaç tane de tanım maddesinde değişiklik yapılmamış.
Yasanın her maddesinde, her bendinde, her fıkrasında çeşitli zamanlarda
değişiklik yapılmış ve bundan da öte, yasaya 48 maddeye ilave olarak 35 adet
geçici veya ek madde ilave edilmiş. Komisyonda yapılan çalışmalar neticesinde
bu maddelerin birbirinden uzak olan kısımlara, kullanıcının ihtiyacına tam
olarak fırsat vermeyen kısımlar birleştirilerek daha anlaşılır bir hale
getirilmiş. Yasanın dili de, bugünkü şartlar çerçevesinde, daha anlaşılır bir
hale getirilmiş. Biraz önce, tahmin ediyorum, Sayın Kemal Sağ, yasanın diliyle
ilgili bazı eleştirilerde bulundu diye tahmin ediyorum; ama, hem muhalefet
milletvekili hem İktidar milletvekili arkadaşlarımız, yasanın dilini oldukça
sade, hatta şiirsel bir anlatımı ifade edebilecek şekilde, elimizden gelen gayreti
gösterdik diye tahmin ediyorum.
Değerli arkadaşlar,
yasadaki en önemli unsur, Kurumlar Vergisi oranının yüzde 30'dan yüzde 20'ye
düşmesi ki, bu da özellikle vergi mevzuatını iyi bilen medyadaki yazarlarımızın
söyledikleri gibi, vatandaşın, artık, vergiden kaçınma ihtiyacını ortadan
kaldıracak bahanelerini yok etmeye yönelik bir tasarıdır diye düşünüyorum. İşte
bu Kurumlar Vergisi oranının yüzde 20'ye düşmesi, bu oranın kabul edilebilir
bir ölçüde değerlendirilmesiyle birlikte, vergi mevzuatı içerisinde, kayıt
içerisinde kalmayı önemli şekilde etkileyecektir.
Değerli dostum, biraz
önceki ifadelerinde "eğer, kayıt dışını önlemek istiyorsanız, Sosyal
Sigorta primlerini düşürerek bu işi yapabilirsiniz" şeklindeki ifade nasıl
ki yerini bulduysa, önemli olan nokta da, Kurumlar Vergisi konusunda da oranın
yüzde hemen hemen 33 civarında düşmesi de çok önemli bir katkı sağlayacaktır.
Yasanın hayırlı, uğurlu
olmasını temenni ediyorum. Bu konuda emeği geçen tüm arkadaşlarımıza, hem
komisyon çalışmasında hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda emeği
geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkürlerimi arz ederken, kullanıcılara hayırlı,
uğurlu olmasını temenni ediyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Elitaş.
Şahsı adına, Kütahya
Milletvekili Abdullah Erdem Cantimur.
Sayın Cantimur, buyurun
efendim.
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR
(Kütahya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanun teklifinin en
önemli maddelerinden bir tanesi 32 nci maddedir. Bu maddeyle, kurumlar vergisi
oranını yüzde 30'dan yüzde 20'ye indiriyoruz. Yani, Kurumlar Vergisi oranında
yüzde 33'lük bir indirim sağlamış oluyoruz. Yani, 30 000 YTL Kurumlar Vergisi
ödemesi gereken bir Kurumlar Vergisi
mükellefi, bu kanun yasalaştıktan sonra 20 000 YTL vergi ödeyecek; yani, 10 000
YTL işletmenin bünyesinde kalmış olacaktır. Kurumlar Vergisindeki bu indirim
şirketlerin malî yapısını güçlendirecek, şirketlerin daha fazla yatırım
yapmalarına imkân sağlayacak ve yine şirketlerin daha fazla yatırımdan dolayı
daha fazla istihdam yapmalarına, yaratmalarına imkân sağlayacaktır.
Dolayısıyla, bu vergi indirimi, sadece Kurumlar Vergisi mükellefi olan 650 000
civarındaki mükellefi değil, hem ülkemizi hem de yetmişüç milyon vatandaşımızı
ilgilendiren önemli bir düzenlemedir.
Bildiğiniz gibi,
geçtiğimiz aylarda Gelir Vergisi oranını düşürdük. Yani, yine Gelir Vergisi
tarifesinde yüzde 20 oranında bir indirim sağladık. Yine, geçtiğimiz aylarda,
bazı mallardaki yüzde 18 olan KDV oranını yüzde 8'e, hatta yüzde 1'lere kadar
indirdik. Yıllardan beri, milletimizin sırtına yüklenen bu ağır vergi yükünü,
AK Parti İktidarı döneminde indirmenin gayreti içerisindeyiz ve inşallah,
ülkemizin malî yapısı iyiye gittikten sonra, gittikçe daha da vergi indirimleri
yapılacaktır.
Bu teklifin hayırlı
olmasını diliyor, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Cantimur.
Bu bölüm üzerinde
soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.
Sayın Özyürek, buyurun
efendim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Biraz önce, Sayın Maliye
Bakanı, beyan süreleriyle ilgili bana cevap verirken, işte, "15'ine de biz
çekmiştik, 25'ine de biz getiriyoruz. Siz, ille muhalefet olsun diye 28'ini
istiyorsunuz" dediler ve kendisine göre de, bana göre geçerli olmayan bir
gerekçe ileri sürdüler. "İşte, bankalar beyan süresini, tahakkuk fişlerini
alıp ona göre vergi tahsilatı yapacaklarmış" dediler ve dediler ki:
"Elektronik ortamda beyanname verme imkânını sağladık." Gerçekten,
teknolojinin gelişmesiyle, Sayın Bakandan çok önce başlayan çalışmalar sonucu,
şu anda, elektronik ortamda beyanname vermek mümkündür. Bu, ileri bir
gelişmedir; ama, bu, daha çok teknolojinin dayattığı, getirdiği güzel bir
gelişmedir. Sayın Bakan da, bu noktada emeği geçmişse, ben, teşekkür ediyorum.
Ama, 1950 yılından 2003
yılına kadar, elektronik ortamda beyanname verme olanağı bile yokken, 30'unda,
nisanın 30'unda beyanname verip, o tarihte, o saatte vergi ödemek mümkünken
-şimdi, elektronik ortamda beyanname verilebiliyor, on-line vergi ödemek
mümkün- bu kadar teknolojik gelişmeye rağmen, niçin, beyan süresi 30'unda değil
de 25'inde veya şu anda yürürlükte olan yasaya göre 15'inde? Bunun, teknolojiyi
de dikkate alarak, mantıklı, inandırıcı bir gerekçesini Sayın Bakan
açıklayabilir mi?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özyürek.
Sayın Aslanoğlu…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Sayın Bakanım, finans sektörü ne kadar vergi verdi geçmiş yıllarda?
Acaba, finans
sektöründeki yüzde 10 vergi indirimi, finans sektörünün yatırımlarına nasıl
yansıyacak? Yoksa, bu yüzde 10, zaten yüzde 30 yabancılara satılan finans
sektörünün, yabancıların kendilerine mi transfer edilecektir? Acaba nasıl bir
yatırım yapmayı düşünüyorsunuz da, finans sektöründe bu yüzde 10 vergi
indirimini yapıyorsunuz? Bu yüzde 10 vergi indirimi, dönüp, halka faizle
verilecek Sayın Bakanım.
Acaba, bunun yerine,
yüzde 11 olan Kaynak Kullanım Destekleme Fonu ve Banka Sigorta Muamele
Vergisini müşteriye yansıtan bir şekilde düşürseydik, acaba, bu daha iyi olmaz
mıydı?
Acaba, finans sektörünü…
Nasıl bir yatırıma dönüşecek; ben de çok merak ediyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Eraslan…
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakana bir sorum var.
Sayın Bakan, biraz önce,
Adalet Komisyonunda, çeşitli yasalarda, temel ceza yasaları çerçevesi
içerisinde yapılan değişiklikler görüşülürken, Vergi Usul Kanununun 359 uncu
maddesinde, naylonfaturayla ilgili şahsınızı kurtaracak şekilde bir önerge verdiniz,
verildi Grubunuz tarafından.
Sekizinci defa, kendinizi
kurtarmak için, Vergi Usul Kanununun naylonfaturayla ilgili bölümünde
değişiklik yapmak istiyorsunuz. Bu ısrarınızdan ne zaman vazgeçmeyi
düşünüyorsunuz? Bu bir.
İkincisi: Şahsınızı
naylonfaturadan kurtarmak isterken, tüm naylonfaturacılara sınırsız bir
özgürlük tanımayı Maliye Bakanlığıyla nasıl bağdaştırıyorsunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Kepenek,
buyurun efendim.
Sayın Kepenek yok mu
efendim?
Sayın Akdemir, buyurun.
VEZİR AKDEMİR (İzmir) -
Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.
Sayın Bakanım, son
yıllarda, leasing, factoring ve tüketici finansman şirketlerinin kayıtdışı
ekonomide büyük payları olduğu söylenmektedir. Kayıtdışı lisanssız çalışma
kendilerine cazip geldiği için, bu kuruluşların sayısı gün geçtikçe
artmaktadır. Sorular:
1- Lisanslı çalışan
leasing, factoring ve tüketici finansman şirketlerinin sayısı ne kadardır?
2- Lisanssız çalışan kaç
firma vardır?
3- Kayıtdışı ekonomideki
miktar dolar bazında ne kadardır?
4- Adaletsizce para
kazanan bu firmalara karşı ne tür tedbirler aldınız? Yapılacak olan vergi
indiriminden bu adaletsizce davranan firmalar yararlanacak mıdır?
Teşekkür ediyorum Sayın
Bakanım.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Akdemir.
Sayın Bakanım, buyurun.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.
Sayın Özyürek'in
beyanname verme süresiyle ilgili sorusunu daha önce cevaplandırmıştım; ama,
yine de bir ilave olarak cevaplandırayım.
Bir defa, teknolojinin
gelişmesinden ve Maliyenin de bunu uygulamasından dolayı mükelleflerimiz büyük
çapta rahatlamışlardır. Eskiden -Sayın Özyürek haklıdır- 30'una kadar veya
31'ine kadar beyanname de verilirdi, orada da ödenirdi; çünkü, beyannamesini
eline alan doğru vergi dairesinin önüne gidiyordu, orada uzun uzun kuyruklar
oluyordu, bazen sıcaklardan, bazen beklemenin fazlalığından dolayı bayılanlara
bile rastlıyorduk. Hem vergi dairesinde çok yoğun çalışma neticesinde vergi
dairesindeki arkadaşlarımız çok zor duruma düşüyordu hem de mükelleflerimiz;
çünkü, beyannameyi orada veriyor, tahakkukunu da orada alıyor, öteden de
vezneye gidip ödüyordu. Şimdi öyle değil. Şimdi, beyannameyi önce vermeli ki,
elektronik ortamda da olsa, bankalara o bilgi geçecek; geçtikten sonra, aradaki
farkı ne kadar az yaparsak, bankalara da yığılmalar o kadar oluyor, millet de
buna göre hareket ederse daha rahat oluyor, daha sakin oluyor. Hepinizin
bildiği gibi, Kurumlar Vergisi beyannamesi bir yıl önceki verginin
hesaplanması, bir yıl önceki beyana dayanıyor; yani, 31.12'den ta nisanın
25'ine kadar vakit var; ondan sonra iki gün daha fazla olmuş, bir gün daha
fazla olmuş, artık bu, şeye girmiyor, bu kadar ince hesaplara girmiyor.
Dolayısıyla, yılbaşından başlayıp nisanın 25'ine kadar, haliyle, Kurumlar
Vergisi kazancı veya beyanı rahat rahat hesaplanabiliyor. Yani, dört ay geçmiş,
iki gün daha ver diyor; yani, bu o kadar şey değil. Ha, teknik bakımdan da
bütün mükellefleri rahat ettirebilecek bir ortam meydana getiriliyor. Bu
bakımdan, bunun daha faydalı olacağına inanıyoruz.
İkincisi, Sayın
Aslanoğlu, finans sektörüne Kurumlar Vergisi nasıl yansıyor veyahut da Kurumlar
Vergisinin indirilmesinden nasıl istifade ediyor diyor. Kurumlar Vergisini
yüzde 30 alırken yüzde 20'ye indirdik. Dolayısıyla, bizim finans sektörümüzü
-Sayın Aslanoğlu çok iyi bilir; çünkü, o sektörden geldi kendisi-
kuvvetlendirmemiz lazım. Finans sektörünün kuvvetli olduğu bir ülkede ekonomiye
de büyük faydası vardır bu işin. Dolayısıyla, finans sektörü, geçmiş zamanlarda
herhangi bir dalgalanma karşısında çok büyük etkileniyordu ve ondan dolayı da
çok büyük zarar görüyordu; çünkü, ayakları üstünde duramıyordu. Biz, şimdi, ne
yaptık, bankacılık sektöründe reform yaptık, bankacılık sektöründe yapısal
değişiklikler getirdik; bankacılık sektörü daha da kuvvetli hale geldi ve
dikkat ederseniz, yani şu günlerde yapılan dalgalanmaya karşı bankacılık
sektörü gayet kuvvetli ve her türlü dalgalanmaya karşı da rahat bir şekilde.
Bu, yapılan değişikliklerin neticesidir. Yüzde 20 de onların otofinansman imkânlarını
artırmıştır. Kurumlar Vergisini yüzde 20'ye indirdikten sonra, Türkiye'de bütün
şirketlerin değeri artmıştır, sadece bankalar değil. Onun yerine, Banka
Muameleler Vergisini indirsek daha iyi olurdu… Yok, onun yerine indirsek daha
iyi olurdu değil, hem onu indirmemiz lazım hem de diğerini indirmemiz lazım;
yani, bankacılığın o aracılık maliyetleri dediğimiz "intermediation
cost"ları bizim indirmemiz lazım. Onları indirdiğimiz zaman, kredi
kullanan vatandaşlarımıza yansıyacak kredi maliyetleri düşecek ve o görüşüne
ben katılıyorum; ama, bu da yapılması lazım gelen bir husustu. Bu kanunla da
zaten onu yaptık.
Diğer bir soru daha
vardı. 359 uncu maddeyle ilgili önergeler veriyorsunuz, biz, o önergeleri… Ne
zaman vazgeçeceksiniz?.. Bundan, Değerli Milletvekili arkadaşım, benim haberim
yok; verilen şeyden, şu anda oldu benim haberim, şu anda oldu. Adalet
Komisyonunda, Türk Ceza Kanunu görüşülürken yapılan görüşmeler sırasında...
Benimle de hiç ilgisi yok.
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Sizinle ilgili Sayın Bakan.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - İkide bir, benimle ilgi kurmaya kalkmayın; o
alışkanlığınızdan artık vazgeçin.
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Sizinle ilgili… Naylonfatura!..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Hayır… Hayır… Defalarca burada söyledim. Benim, yani,
naylonfatura, diğerleri, ben böyle bir fiiliyatta bulunmadım, böyle bir kanuna,
böyle bir affa ihtiyacım yok.
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Niye verdiriyorsunuz?!
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Af olursa, zaten, burada 330 ister, daha önce görüştük.
Geçen hafta, bütün şeyleri getirdik ve hepsi 330'la oylandı...
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Bu öyle değil ama…
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Bu da öyle… Onun için, bir yerden, böyle, hemen nem kapıp
gelmeyin yani…
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Nem kapma değil Sayın Bakan…
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Öyle…
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Belgeli!..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Yok…
Şimdi, diğer bir soru;
factoring şirketlerinin sayısı, işte, lisanslı olanların, lisanslı olmayanların
sayısı. Buna yazılı olarak cevap vereyim; çünkü, elimde, böyle, şu anda, hemen
size söyleyebilecek gibi teçhiz edilmiş değilim. Tabiî, bu, BDDK'nın da
kontrolü altına alındı artık bunlar. Maliye olarak, bizim de takibimizde olan
şirketler. Diğer vergi incelemelerimiz nasıl herkese şamilse, factoring
şirketlerini de kapsamaktadır. Herhangi bir duyumunuz varsa, bizi de
bilgilendirirseniz memnun da oluruz; ama, biz, normal incelemelerimizi her
zamanki gibi yapmaya devam ediyoruz.
Herkese teşekkür ediyor,
saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakanım.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi, bölümün maddeleri
üzerinde verilmiş önergeler varsa o önergeleri işleme koyacağım ve maddeleri de
ayrı ayrı oylarınıza arz edeceğim:
BEŞİNCİ BÖLÜM
Verginin Ödenmesi
Ödeme süresi
MADDE 21-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Dar Mükellefiyet Esasında
Verginin Tarhı ve
Ödenmesi
BİRİNCİ BÖLÜM
Matrahın Tayini
Safî kurum kazancı
MADDE 22-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Yabancı ulaştırma
kurumlarında kurum kazancının tespiti
MADDE 23-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
İKİNCİ BÖLÜM
Beyan
Beyan esası
MADDE 24-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Vergilendirme dönemi ve
beyan
MADDE 25-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Özel Beyan
Özel beyan zamanı tayin
olunan gelirler
MADDE 26-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Beyannamenin verilme yeri
MADDE 27-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Verginin Tarhı ve
Ödenmesi
Tarhiyatın muhatabı, tarh
zamanı ve tarh yeri
MADDE 28-
BAŞKAN - Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Ödeme süresi
MADDE 29-
BAŞKAN - Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Vergi Kesintisi ve
Muhtasar Beyanname
Dar mükellefiyette vergi
kesintisi
MADDE 30-
BAŞKAN - Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Muhtasar beyanname
MADDE 31-
BAŞKAN - Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Ortak Hükümler ve Geçici
Maddeler
Kurumlar vergisi ve
geçici vergi oranı
MADDE 32-
BAŞKAN - Madde üzerinde 2
adet önerge vardır; önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra
aykırılık derecesine göre işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1192
sıra sayılı kanun tasarısının "Kurumlar vergisi ve geçici vergi
oranı" başlıklı 32 nci maddesine aşağıda yer alan fıkranın 5 numaralı
fıkra olarak eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
Mustafa Özyürek |
İsmet Atalay |
Berhan Şimşek |
|
|
|
Mersin |
İstanbul |
İstanbul |
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
Ensar Öğüt |
Kemal Sağ |
|
|
Artvin |
Ardahan |
Adana |
|
|
Hasan Ören |
|
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
|
|
Manisa |
|
Malatya |
"(5) Yüz ve daha
fazla işçi çalıştıran mükellefler hakkında kurumlar vergisi oranı yüzde 30
indirimli uygulanır."
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutup, işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1192
sıra sayılı kanun tasarısının "Kurumlar vergisi ve geçici vergi
oranı" başlıklı 32 nci maddesine aşağıda yer alan fıkranın 5 numaralı
fıkra olarak eklenmesi arz ve teklif ederiz.
|
Mustafa Özyürek |
İsmet Atalay |
Berhan Şimşek |
|
|
|
Mersin |
İstanbul |
İstanbul |
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
Ensar Öğüt |
Kemal Sağ |
|
|
Artvin |
Ardahan |
Adana |
|
|
Hasan Ören |
|
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
|
|
Manisa |
|
Malatya |
"(5) 500 000 ABD
Doları karşılığı yatırım yapan mükelleflerde kurumlar vergisi oranı 5 yıl süre
ile yüzde 50 indirimli uygulanır."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Gerekçeyi...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Konuşacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Özyürek.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yatırım indiriminin vergi
sistemimizden çıkarılmış olmasıyla, yani, Gelir Vergisinde ve Kurumlar
Vergisinde, artık, yatırım yapanlara dönük hiçbir teşvik kalmamıştır. Finans
işi yapan, yani paradan para kazanan da yüzde 20 Kurumlar Vergisi ödeyecek,
buna karşılık istihdam yaratan, ihracat yapan sınaî işletmeler de yüzde 20
Kurumlar Vergisi ödeyecek.
Şimdi, burada,
Türkiye'nin en büyük sorunu nedir değerli arkadaşlarım; işsizliktir. Şimdi,
işsizliğe çare bulmak için, istihdam yaratan işletmelerin teşvik edilmesi
gerekir. Ne yazık ki, AKP'nin üçbuçuk yıllık döneminde, işsizlik, resmî oran
olarak da artmıştır; yani, fiilen işsizliğin yüzde 20'lerin üstünde olduğunu
biliyoruz, görüyoruz. Zaten bu konularda istatistikten, rakamlardan bahsetmeye
lüzum yok; hepimizin kapısında -İktidar Partisinin milletvekillerinin kapısında
daha fazla- iş isteyen, yıllardır işsiz üniversite mezunlarının var olduğunu
biliyoruz.
Şimdi, işsizlikle
mücadele kendiliğinden olacak bir iş değildir. İşsizlikle mücadele etmek için,
vergi teşvikleri vermek lazım, faizlerinin indirildiği krediler vermek lazım,
arsa tahsis etmek lazım; yani, çeşitli teşvik önlemlerini almak lazım.
Şimdi biz, burada,
verdiğimiz önergemizde diyoruz ki: 100 işçiden fazla insan çalıştıran
işletmelerin, beş yıl süreyle, Kurumlar Vergisi yüzde 30 indirimli olsun; 500
000 dolardan fazla yatırım yapan yatırımcılara, beş yıl süreyle, yüzde 50
indirimli Kurumlar Vergisi oranı uygulayalım.
Şimdi değerli
arkadaşlarım, hep basında da yer aldı, Hyundai, Türkiye'de yatırım yapacaktı;
ama, istediği teşvikleri alamadığı için, çekti gitti, Çek Cumhuriyetinde bu
yatırımı yaptı. Şimdi, işte burada, şu ile de yatırım teşviki verelim, bu ile
de teşvik verelim diye yarış yaptık. Peki, yarış sonunda ne oldu; batıda yer
alan Uşak gibi, Düzce gibi illerimize yatırım yapılıyor; ama, doğudaki
işletmelerimizin hiçbirine yatırım yapılmıyor; yani, il bazında teşvik
istenilen sonucu vermiyor.
Onun için, böylesine
büyük bir işletme gelmiş, bir yabancı firma gelmiş, otomobil fabrikası
kuracaksa veya bilgisayara dönük bir yatırım yapacaksa, buna teşvik vermekten
daha mantıklı, daha sonuç verici bir yöntem düşünebiliyor musunuz?!
Örneğin, benim seçim
çevrem Mersin'e birisi gelse, 500 000 dolardan fazla yatırım yapmak suretiyle,
istihdam yaratan, ihracat imkânı sağlayan bir yatırım yapsa, bunun teşvik
edilmesi lazım.
İşte, bizim getirdiğimiz
önerinin esası budur değerli arkadaşlarım. Yatırım yapanların vergi oranlarını,
Kurumlar Vergisi oranlarını farklılaştıralım, indirelim diyoruz. Rant
kazançları elde eden, paradan para kazananlara uygulanan vergi oranı ile
yatırım yapan, istihdam yaratan işletmelerin vergi oranlarının aynı olması
haksızlıktır, adaletsizliktir. Elini taşın altına koyan, istihdam yaratan,
işçiyle uğraşan, üretim yapan, ihracatla uğraşan insanlara, yatırımcılara,
geliniz, bir farklılık sağlayalım, avantaj sağlayalım diyoruz; ama…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Konuşmanızı
tamamlayınız.
Buyurun Sayın Özyürek.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)
- Toparlıyorum Sayın Başkan.
…bunu İktidar kabul
etmiyor, Sayın Bakan kabul etmiyor. İşte, bankalara da yüzde 20 uygularım
diyor, Anadolu'da yatırım yapmaya çalışana da yüzde 20 uygularım diyor.
Onun için, yatırımı,
istihdamı, üretimi dışlayan bir zihniyetle Türkiye bir yere gidemez değerli
arkadaşlarım.
Bu önerge…
HALİL AYDOĞAN
(Afyonkarahisar) - Hangi zihniyet?..
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)
- Hangi zihniyet olduğunu çok iyi biliyoruz; yatırımı dışlayan zihniyettir,
üretimi dışlayan zihniyettir. Eğer üretime, yatırıma taraftarsanız yatırım
indirimini kaldırmazsınız ve bizim bu önergemize olumlu oy verirsiniz. Bunların
hiçbirini yapmayıp, biz üretimden yanayız, yatırımdan yanayız konuşmaları
sadece edebiyattır.
HALİL AYDOĞAN
(Afyonkarahisar) - Kapasite kullanım oranları artıyor.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)
- Hayır, hayır!..
BAŞKAN - Sayın Aydoğan…
Sayın Özyürek,
konuşmanızı tamamlayınız efendim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)
- İşsizlik artıyor. Yeni yatırım yapmakta ne sakınca var? Yeni yatırımı niye
teşvik etmiyorsunuz? Yatırımdan niye korkuyorsunuz? İşçi çalıştırmaktan niye
kaçınıyorsunuz?
Bizim önerimiz,
Türkiye'yi büyütmeye dönüktür. Bizim önerimiz, daha çok yatırım yapılmasına,
daha çok insan çalıştırılmasına dönüktür. Bu öneriyi takdirlerinize sunuyorum.
Saygılarımla. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
III. - Y O K L A M A
(CHP sıralarından bir
grup milletvekili ayağa kalktı)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Yoklama istiyoruz.
BAŞKAN - Evet, önergeyi
oylamadan önce…
Sayın milletvekilleri…
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Sayın Başkan, orada 20 kişi yok.
BAŞKAN - Efendim,
sayacağım, bir dakika…
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)
- 20 kişi yok, saymaya gerek yok.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- O bizim derdimiz, sizin derdiniz değil.
BAŞKAN - Var.
Evet, milletvekili
arkadaşlarımızın ismini kaydedeceğim, daha sonra yoklama işlemine başlayacağız.
Sayın Özkan, Sayın
Kaptan, Sayın Özyürek, Sayın Topuz, Sayın Ekmekcioğlu, Sayın Emek, Sayın
Karademir, Sayın Çetin, Sayın Kumkumoğlu, Sayın Eraslan, Sayın Akdemir, Sayın
Kılıç, Sayın Aslanoğlu, Sayın Yılmazkaya, Sayın Miçooğulları, Sayın Hacaloğlu,
Sayın Seyhan, Sayın Özakcan, Sayın Baratalı, Sayın Baloğlu.
20 kişi, tamam…
Sayın milletvekilleri,
ismini kaydetmiş olduğumuz arkadaşlar lütfen yoklamaya girmesinler.
Şu anda, yoklama için 5
dakika süre veriyorum ve adlarını okuduğum arkadaşların elektronik cihaza
girmemelerini rica ediyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, toplantı yetersayısı vardır.
VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
Ê4.- Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısı ve Bursa Milletvekili
Mehmet Küçükaşık ve 47 Milletvekilinin; Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1170,
2/719) (S. Sayısı:1192) (Devam)
BAŞKAN - Şimdi, Sayın
Mustafa Özyürek ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza arz
ediyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1192
sıra sayılı kanun tasarısının "Kurumlar vergisi ve geçici vergi
oranı" başlıklı 32 nci maddesine aşağıda yer alan fıkranın (5) numaralı
fıkra olarak eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Mustafa Özyürek (Mersin) ve arkadaşları
"(5) Yüz ve daha
fazla işçi çalıştıran mükellefler hakkında kurumlar vergisi oranı yüzde 30
indirimli uygulanır."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PALAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
İşsizliğin en temel
sorunların başında gelmesinden dolayı, istihdamın arttırılması özendirilmek
istenmiştir.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Yurt dışında ödenen
vergilerin mahsubu
MADDE 33-
BAŞKAN - Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Yurt içinde kesilen
vergilerin mahsubu
MADDE 34-
BAŞKAN - Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Muafiyet, istisna ve
indirimlerin sınırı
MADDE 35-
BAŞKAN - Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Yürürlükten kaldırılan
hükümler
MADDE 36 -
BAŞKAN - Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici Madde 1 -
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; önergeyi okutup işleme alacağım.
Buyurun.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun
tasarısının geçici 1 inci maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
|
İrfan Gündüz |
Abdullah Erdem Cantimur |
Recep Koral |
|
|
|
İstanbul |
Kütahya |
İstanbul |
|
|
Ahmet Ertürk |
|
Ayhan Sefer Üstün |
|
|
Aydın |
|
Sakarya |
"(11) 1/1/2006
tarihinden sonraki geçici vergi dönemlerinde % 30 oranına göre hesaplanan ve
tahsil edilen geçici verginin anılan dönemler için bu Kanuna göre hesaplanan
tutarı aşan kısmı, müteakip dönemler için hesaplanan geçici vergiden mahsup
edilir."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, önergeyi takdire bırakıyoruz;
yalnız, bir düzeltme teklifimiz var bu maddeyle ilgili.
BAŞKAN - Önergeyi
oyladıktan sonra…
Hükümet katılıyor mu?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Bu tasarının daha önce
kabul edilen bir maddesiyle Kurumlar Vergisi oranı 1.1.2006 tarihinden itibaren
başlayan vergilendirme dönemlerine uygulanmak üzere yüzde 20 olarak belirlenmiş
bulunmaktadır. Bu durumda, aynı tarihten başlayan geçici vergi dönemlerinde de
geçici verginin yüzde 20 oranına göre hesaplanıp ödenmesi gerekir. Önergeyle,
bu Kanunun yayımı tarihine kadar olan dönemler için fazla ödenen geçici
verginin mahsubuna ilişkin hususlar düzenlenmektedir.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.
Evet, bir ifade
düzeltmesi vardı.
Sayın Yıldız, buyurun.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, 10 numaralı fıkranın başına
"bu" kelimesinin ilave edilmesini talep ediyoruz.
BAŞKAN - Tamam,
arkadaşlarımız gereken notu aldılar.
Kabul edilen önerge
istikametinde geçici madde 1'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Yürürlük
MADDE 37-
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; önergeyi okutup, işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun
tasarısının 37 nci maddesinin birinci fıkrasına (ç) bendinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Faruk Çelik |
Osman Akman |
İbrahim Özal |
|
|
|
Bursa |
Antalya |
İstanbul |
|
|
Mustafa Dündar |
Alaettin Güven |
Mehmet Denizolgun |
|
|
Bursa |
Kütahya |
İstanbul |
"ç) 13 ve 35 inci
maddeleri 1/1/2007 tarihinde,"
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, uygun görüşle takdire
bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
1.1.2006 tarihinden sonra
hazırlanacak olan kanun tasarılarında yer alan istisna ve muafiyetlerle ilgili
olarak bir geçiş süreci imkânı sağlamak amacıyla düzenleme yapılmaktadır.
BAŞKAN
- Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde madde 37'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Yürütme
MADDE 38-
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, ikinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.
Tasarının tamamının
oylamasından önce, İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre oyunun rengini belli etmek
üzere, lehte Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın söz talebi vardır.
Sayın Kandoğan, buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. Görüşülmekte olan kanun tasarısında oyumun rengini lehinde belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu tasarının milleti