DÖNEM:
22 YASAMA
YILI: 4
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
CİLT : 123
112 nci Birleşim
7 Haziran 2006 Çarşamba
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.-
YOKLAMA
IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GündemdIşI Konuşmalar
1.- Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın,
YÖK'ün icraatlarına ve bazı üniversitelere rektör atamalarında karşılaşılan
sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması
2.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, son
zamanlarda giderek yaygınlaşan, özellikle gençleri ve çocukları tehdit eden
uyuşturucu kullanımına karşı alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşması
3.- Mersin Milletvekili Hüseyin Güler'in,
Mersin'e aşırı göçün getirdiği sosyal ve ekonomik olumsuzluklara karşı alınması
gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir
Aksu'nun cevabı
B) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI
Önergelerİ
1.- İzmir Milletvekili Yılmaz Kaya ve 36
milletvekilinin, 3.5.2004 tarihinde Batman'da meydana gelen patlamanın neden ve
sonuçlarının araştırılarak muhtemel patlamalara karşı alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/368)
2.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce ve
40 milletvekilinin, okullarda yaşanan şiddet olayları ile alınan ve
alınabilecek önlemler konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi
(8/29)
C) Çeşİtlİ İşler
1.- Genel Kurulu ziyaret eden Lübnan
Başbakanı Fuad Siniora ve beraberindeki heyete Başkanlıkça
"Hoşgeldiniz" denilmesi
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Şanlıurfa Milletvekili Turan Tüysüz'ün
yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa
ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Raporu (3/922) (S.
Sayısı: 1172)
2.- Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın
yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa
ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Raporu (3/932) (S.
Sayısı: 1173)
3.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
4.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve
Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına
Yönelik Yardım Sağlanmasının Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine İlişkin
Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu raporu (1/1115) (S. Sayısı:1147)
6.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri Bursa Milletvekili Faruk Çelik, İstanbul Milletvekili İrfan
Gündüz, Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa ile
Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in; Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve
Terkinine İlişkin Kanun Teklifi ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili
Samsun Milletvekili Haluk Koç ile İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun;
8.4.1929 Tarihli ve 1416 Sayılı Kanun ile 4.11.1981 Tarihli ve 2547 Sayılı
Kanuna Birer Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (2/754, 2/693) (S. Sayısı: 1143)
7.- Ankara Milletvekili Eyyüp Sanay ve 7
Milletvekilinin; Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/800) (S. Sayısı: 1195)
8.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
İsrail Devleti Hükümeti Arasında Sınai Araştırma-Geliştirme Alanında İşbirliği
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/1154) (S. Sayısı: 1107)
VI.-
ÖNERİLER
A) Sİyasî Partİ Grup Önerİlerİ
1.- (10/197) esas numaralı Meclis
araştırması önergesinin öngörüşmesinin, Genel Kurulun 7.6.2006 Çarşamba günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP grup önerisi
VII.-
AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Samsun Milletvekili Haluk Koç'un,
Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in, konuşmasında, Grubuna sataşması nedeniyle
konuşması
VIII.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YazIlI Sorular ve CevaplarI
1.- Sivas Milletvekili Nurettin SÖZEN'in,
Irak'tan ithal edilen radyosyonlu hurdalara ilişkin Başbakandan sorusu ve
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/13704)
2.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
"AB ve Türkiye" adlı yayındaki bir ifadeye,
- AB 2001 yılı İlerleme Raporuna,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/13745, 13746)
3.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in,
bazı belgelerin yüce divana gönderilmediği iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji
ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/13757)
4.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
bir dergide yeralan habere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir
AKSU'nun cevabı (7/13772)
5.- Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın,
2003'ten itibaren Hatay'da yapılan ihalelere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı
Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/13790)
6.- Isparta Milletvekili Mevlüt
COŞKUNER'in, TMSF'nin el koyduğu bir şirketin yevmiye defterinde tahrifat
yapıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/13864)
7.- İstanbul Milletvekili Berhan
ŞİMŞEK'in, bazı bakanların TMSF yöneticilerinin akrabalarının Telsimde işe
alındığı iddialarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/13866)
8.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
TMSF'nin el koyduğu Göltaş şirketinin avukatlarına ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/13972)
9.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
TMSF'nin bazı radyo istasyonlarını satışı ile ilgili iddiaya ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/13974)
10.- Muğla Milletvekili Gürol ERGİN'in,
çeşitli ürünlerin imalinde kullanılan maddelerde KDV indirimi yapılıp
yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı
(7/14013)
11.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in,
Ailelerin Korunmasına Dair Kanunda yapılmak istenen bir değişikliğe ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Nimet ÇUBUKÇU'nun cevabı (7/14190)
12.- Muğla Milletvekili Ali ARSLAN'ın,
Ankara-Çubuk-Saray Rehabilitasyon Merkezinde yaşanan bir olaya ilişkin sorusu
ve Devlet Bakanı Nimet ÇUBUKÇU'nun cevabı (7/14247)
13.- Osmaniye Milletvekili Necati
UZDİL'in, Osmaniye'de bazı anonim şirketlerin mağdur olan ortaklarına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in
cevabı (7/14265)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat
15.00'te açılarak beş oturum yaptı.
İstanbul Milletvekili
Burhan Kuzu, Dünya Çevre Günü münasebetiyle, çevrenin ve doğanın korunmasının
önemi ile bu konuda yapılan çalışmalarda gelinen noktaya,
Bursa Milletvekili
Ertuğrul Yalçınbayır, Bilgi Edinme Yasası uygulamalarının verimliliğine,
İlişkin gündemdışı birer
konuşma yaptılar.
Artvin Milletvekili
Yüksel Çorbacıoğlu'nun, özelleştirme süreci içerisinde bulunan Karadeniz Bakır
İşletmelerine bağlı Murgul Bakır İşletmelerinin tüm mal varlığıyla satışı
sözleşmesinde yapılan yanlışlıklara ve halen işletme stoklarında bulunan
işlenmiş konsantre bakır cevherinin durumuna ilişkin gündemdışı konuşmasına
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler cevap verdi.
Arnavutluk Meclis Başkanı
Jozefina Topalli'nin davetlisi olarak Arnavutluk'a resmî ziyarette bulunacak
olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'ın beraberindeki
Parlamento heyetini oluşturmak üzere gruplarınca isimleri bildirilen
milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
TBMM Başkanlığınca, esas
komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna, tali komisyon olarak da Millî Eğitim,
Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna havale edilmiş olan, İstanbul Milletvekili
Tayyar Altıkulaç'ın, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/561), amaç ve içerik açısından, esas
komisyon olarak Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda
görüşülmesine ilişkin Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı tezkeresi Genel
Kurulun bilgisine sunuldu; tezkerede belirtilen istem Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor Komisyonunca da uygun bulunduğundan, gereğinin yerine
getirildiği açıklandı.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanvekili Sadık Yakut'un, beraberinde bir Parlamento heyetiyle Rusya
Federasyonu Başkortostan Cumhuriyeti Parlamentosu Başkanı Konstantin
Tolkaçev'in, Rusya Federasyonu Başkortostan Cumhuriyetine,
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanı Bülent Arınç'ın, Danimarka Parlamentosu Başkanı Cristian
Mejdahl'in, Danimarka'ya,
Resmî davetlerine
icabetine ilişkin Başkanlık;
Ulaştırma Bakanı Binali
Yıldırım'ın, Kapıkule-Filibe'de gerçekleştirilen, Türkiye ile Bulgaristan
arasında ortak demiryolu istasyonu konusunda bir heyetle birlikte katıldığı
ikili görüşmelere, Çanakkale Milletvekili İbrahim Köşdere'nin de katılmasının
uygun bulunduğuna ilişkin Başbakanlık,
Tezkerelerinin kabul
edildiği;
Gündemin "Genel
Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmının:
295 inci sırasında
bulunan (10/357), 273 üncü sırasında bulunan (10/337), 279 uncu sırasında
bulunan (10/343) ve 294 üncü sırasında bulunan (10/356) esas numaralı,
okullarda meydana gelen şiddet olayları ile ilgili Meclis araştırması
önergelerinin, birleştirilerek, Genel Kurulun 6.6.2006 Salı günkü birleşiminde
görüşülmesine ilişkin Anavatan Partisi,
158 inci sırasında yer
alan (10/208) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin öngörüşmesinin,
Genel Kurulun 6.6.2006 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP,
Grubu önerilerinin,
yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedikleri;
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 335 inci
sırasında yer alan 1143 sıra sayılı kanun teklifinin bu kısmın 4 üncü sırasına,
359 uncu sırasında yer alan 1195 sıra sayılı kanun teklifinin 5 inci sırasına,
314 üncü sırasında yer alan 1107 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı sırasına,
42 nci sırasında yer alan 964 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına, 43
üncü sırasında yer alan 966 sıra sayılı kanun tasarısının 8 inci sırasına, 10
uncu sırasında yer alan 952 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına
alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel
Kurulun 6.6.2006 Salı ve 7.6.2006 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü sorular
ile diğer denetim konularının görüşülmemesine, 6.6.2006 Salı günkü birleşiminde
kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; Genel Kurulun 6.6.2006 Salı ve
7.6.2006 Çarşamba günleri 15.00-24.00 saatleri arasında çalışmasına, 8.6.2006
Perşembe günü 14.00'te toplanmasına ilişkin AK Parti Grubu önerisinin, yapılan
görüşmelerden sonra, kabul edildiği;
Anavatan Partisi Grup
Başkanvekili Malatya Milletvekili Süleyman Sarıbaş'ın, Kamu İhale Kanununda
Değişiklik Yapılmasına (2/684),
İstanbul Milletvekili
Berhan Şimşek'in, Muhtar Ödeneklerinin Artırılmasına ve Sosyal Güvenliklerine
(2/757),
İlişkin Kanun
Tekliflerinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergelerinin, yapılan
görüşmelerden sonra, kabul edilmedikleri;
Açıklandı.
Bursa Milletvekili Faruk
Çelik, İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek'in, konuşmasında, daha önce yapmış
olduğu bir konuşmasından alıntı yaparak ismini zikretmesi nedeniyle bir
açıklamada bulundu.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan,
Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S.
Sayısı: 305), görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon
raporu henüz gelmediğinden;
2 nci
sırasında bulunan, Bazı
Kamu Alacaklarının Tahsil
ve Terkinine İlişkin
(1/1030) (S. Sayısı: 904),
3 üncü sırasında bulunan,
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında
Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına Yönelik Yardım Sağlanmasının Kolaylaştırılması
İçin İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
(1/1115) (S. Sayısı: 1147),
Kanun Tasarılarının
görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;
Ertelendi.
4 üncü sırasına alınan,
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Bursa Milletvekili Faruk Çelik,
İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz, Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Ordu
Milletvekili Eyüp Fatsa ile Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in, Bazı Kamu
Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Teklifi ve Cumhuriyet Halk
Partisi Grup Başkanvekili Samsun Milletvekili Haluk Koç ile İstanbul
Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun; 8.4.1929 Tarihli ve 1416 Sayılı Kanun ile
4.11.1981 Tarihli ve 2547 Sayılı Kanuna Birer Geçici Madde Eklenmesi Hakkında
Kanun Teklifinin (2/754, 2/693) (S. Sayısı: 1143), tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlanarak 2 nci maddeye bağlı geçici 53 üncü maddesine kadar kabul edildi;
geçici 53 üncü madde üzerinde bir süre görüşüldü.
7 Haziran 2006 Çarşamba
günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 00.04'te son verildi.
|
Sadık
Yakut |
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
|
Yaşar
Tüzün |
Mehmet
Daniş |
|
|
Bilecik |
Çanakkale |
|
|
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
|
Türkân
Miçooğulları |
|
|
|
İzmir |
|
|
|
Kâtip Üye |
|
|
No.: 156
II.- GELEN KÂĞITLAR
7 Haziran 2006 Çarşamba
Raporlar
1.- Tokat Milletvekili
Mehmet Ergün Dağcıoğlu'nun Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/978) (S. Sayısı: 751'e 2 nci Ek) (Dağıtma tarihi:
7.6.2006) (GÜNDEME)
2.- Tokat Milletvekilleri Orhan Ziya Diren ve Feramus Şahin'in
Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve
Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporları
(3/979) (S. Sayısı: 1196) (Dağıtma tarihi: 7.6.2006) (GÜNDEME)
3.- Tokat Milletvekilleri Orhan Ziya Diren ve Feramus Şahin'in
Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve
Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporları
(3/980) (S. Sayısı: 1197) (Dağıtma tarihi: 7.6.2006) (GÜNDEME)
4.- Tokat Milletvekili Resul Tosun'un Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/981) (S. Sayısı: 1198) (Dağıtma
tarihi: 7.6.2006) (GÜNDEME)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
7 Haziran 2006 Çarşamba
BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Mehmet DANİŞ
(Çanakkale)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 112 nci Birleşimini açıyorum.
III.- YOKLAMA
BAŞKAN - Elektronik
cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda
bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını
görevli personel aracılığıyla 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır ve görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç
sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz,
üniversitelerimiz ve YÖK uygulamaları hakkında söz isteyen Samsun Milletvekili
Musa Uzunkaya'ya aittir.
Buyurun Sayın Uzunkaya.
IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GündemdIşI Konuşmalar
1.- Samsun
Milletvekili Musa Uzunkaya'nın, YÖK'ün icraatlarına ve bazı üniversitelere
rektör atamalarında karşılaşılan sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması
MUSA UZUNKAYA (Samsun) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; rektör atamaları ve YÖK'ün icraatları
üzerinde gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; anayasal kurum ve kuruluşların hiçbirisinin diğerinin
alternatifi…
BAŞKAN - Sayın Uzunkaya,
bir saniye…
Sayın milletvekilleri,
Genel Kurulda büyük bir uğultu var, Sayın Hatibin konuşması
anlaşılamamaktadır...
Buyurun Sayın Uzunkaya.
MUSA UZUNKAYA (Devamla) -
Değerli milletvekilleri, anayasal kurum ve kuruluşların hiçbirisinin diğerinin
alternatifi, karşıtı ve görev alanı dışındaki bir sahayı kullanım hakkı
olmadığı gibi, kuvvetler ayrılığı prensibinin de, kuvvetlerin birbiriyle
didişmesi, sürtüşmesi, kavgası, anayasal hakkı olmadığı halde diğerlerinin
sorumluluğunu bigayri hakkın tecavüzü de değildir. Millî iradenin tecelligâhı
olan Yüce Parlamento, doğrudan gücünü haktan alan ve ona hesap veren bir kurum
olmak itibariyle Anayasa ve yasalar çerçevesinde yasama ve yürütme görevini ifa
ederken, elbette diğer anayasal kurum ve kuruluşlarla ciddî bir uyum içinde
hareket etmelidir ve etmektedir de. Nitekim, mevcut Seçim Kanunu çerçevesinde 3
Kasım 2002'de şekillenen Parlamento, Anayasayı değiştirecek ciddî çoğunlukla
bir iktidar çıkarmış, kendi taahhütleri olması ötesinde, aziz milletin
beklentisi olan çok ciddî sorunlarını, temel insan hakları, din ve vicdan
özgürlüğü bağlamındaki taleplerini karşılamak için sandıkta sağlanan
mutabakatın, yani, toplumsal mutabakatın yanında, kurumsal mutabakat aranması
nezaketini, Hükümetin ve Sayın Başbakanımızın kurumlararası mutabakat talebini
hâlâ birkısım kurumlar algılayamamış, anlayamamış, bunun, Hükümet tarafından
sunulan bir zeytin dalı olduğu idrakine varamamışsa bunun kusurunu kimde aramak
gerekir, doğrusu merak ediyorum.
Geçtiğimiz günlerde iş
dünyasıyla ilgili bir önemli derneğin "Hükümet gerilim ve bizden-sizden
ayırımı yapıyor" ifadesini anlamak bu bağlamda hiç mümkün değildir. Bir
Başbakan ve Anayasayı değiştirecek Parlamento çoğunluğu arkasında olan
Hükümetin, gücünü kullanarak, yasal düzenlemelere girmeden kurumsal mutabakat
talebini araması hangi izan ve şuurla gerilim olmakla ifade edilebilmektedir?!
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 1992 yılında kurulan yeni üniversitelerin rektörleri hangi
şekil ve usul çerçevesinde atanmışsa, aynı usul ve çerçevede 5467 sayılı
Kanunla kurulan 15 yeni üniversitemizin rektörlerinin atanması öngörülmüştür.
Hükümetin teklifi, Çankaya'nın onayı aynı Anayasa ve hukuk çerçevesinde
90'ların başında ortaya konulan uygulama hüsnükabul görmüş, ne değişmiştir ki,
bugün kanun çıktığı andan itibaren YÖK, Çankaya ve birkısım kurum ve çevreler
böyle bir atamanın siyasî olacağı mülahazasıyla itiraz layihaları, beyanatlar,
hatta tahrik edici açıklamalar yapma gereğini duyabilmişti.
Değerli arkadaşlar, ben,
bir kıyas olması bakımından nazarlarınıza, ıttılaınıza iki belgeyi arz etmek
istiyorum. Bunlardan birisi 3826 sayılı Kanundur; yayımı tarihi 7.7.1992'dir.
Çok iyi hatırlayacak o gün Parlamentoda bulunan birkısım milletvekilleri,
hatta, bazı partilerin genel başkanları o gün iktidar ortağı ve sorumluluğu
içerisindeydi. O günkü rektör atamalarıyla ilgili söz konusu olan tarihte ve
21277 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan kanunun geçici maddesindeki hükmü ile
yine 3.1.2006 tarihinde, yani, bu Parlamento ve Hükümet döneminde çıkarılan
Kanunla yapılan atama teklifi arasında bir ibare farklılığı var mıdır;
bilgilerinize arz için söylüyorum.
Aynen deniyor ki, 92'deki
değerlendirme, yasa metni: "Yeni kurulan devlet üniversite ve yüksek
teknoloji enstitülerinin kurucu rektörleri iki yıl için Millî Eğitim Bakanı ve
Başbakanın önereceği üç isim arasından Cumhurbaşkanınca atanır." Bu, 92'de
değerli Parlamentomuzda bulunan değerli genel başkanların da o gün hükümet
ortaklığı ve sorumluluğu taşıdığı bir dönemdeki çıkan yasadır. Bizim; yani,
3.1.2006'da çıkardığımız ve bugün Anayasa Mahkemesinden…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MUSA UZUNKAYA (Devamla) -
…henüz gerekçesi açıklanmamış olan bir nedenle iade edilen yeni 15 üniversite
rektörünün atanmasıyla alakalı bu 15 il ve Türkiye; hatta, onların bağlantıları
olan üniversitelerde mezuniyet günleri geldiği halde çocukların nasıl mezun
olacağı tartışmaları, basını kaotik bir ortama dönüştürüp tartışır hale getiren
bu olayda bizim çıkardığımız, yani, bu Yüce Parlamentonun çıkardığı yasa metni,
ikisini yan yana koyarsanız -teknoloji enstitüsü hariç, ki, bunların içinde
yoktu- "bu kanunla kurulan üniversitelerin kurucu rektörleri iki yıl için
Millî Eğitim Bakanı ve Başbakanın önereceği üç isim arasından Cumhurbaşkanınca
atanır" denmektedir. Allahaşkına, soruyorum, insafınıza, izanınıza,
anlayışınıza, idrakinize, ıttılaınıza arz ediyorum: Her iki yasanın metinleri
arasındaki fark nedir?! Anayasa Mahkemesi aynı Anayasa Mahkemesi, anayasal kurumlar
aynı anayasal kurumlar, Meclis aynı Meclis, aynı Meclisin içinde hatta bazı
vekillerin, bugünkü İktidarın çoğunluğunun bulunmadığı bir zeminde
muhalefetteki çok değerli milletvekillerinin bazılarının bulunduğu ve hükümet
ortaklığını o günkü şartlarda üstlendiği, hatta liderlerinin bulunduğu bir
zeminde bu olayın bugün 15 ilimizde ve 15 üniversitede, ama onların bağlı
fakülteleriyle birçok üniversitemizi ilgilendiren ortamda bir kaos oluşturmanın
ve "bu böyle olmaz" mantığının hangi iradeyle ortaya konduğunu
iktidarıyla muhalefetiyle, aziz milletin de idrakine takdim etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, YÖK,
kendisini siyaset makamının yerine, üzülerek söylüyorum, koymuş, hiçbir siyasî
partinin, siyasî ve yıpratma amaçlı muhalifi olan bir partiyi yapamayacağı
kadar ağır isnat ve iftiralarda da, üzülerek söyleyeyim, bulunabilmiştir.
Bunların en bariz örneğinden birisi -vaktim yok, okuyamıyorum- Sayın YÖK
Başkanvekili İsa Eşme'nin " 2 nci ayın 18'i, 2006 tarihinde Reuters
Ajansına verdiği bir açıklamadır ki, bir hilkat garibesi açıklamaktır,
İngilizce metni de buradadır. Bu kadar garip bir açıklamayı yapan YÖK
Başkanvekilinin…
NAİL KAMACI (Antalya) -
İngilizceyi bırak, Türkçeyi oku da anlayalım.
BAŞKAN - Lütfen, sayın
milletvekilleri!..
MUSA UZANKAYA (Devamla) -
Efendim, Türkçesi de basında var, İngilizcesi de…
Değerli arkadaşlar, bu
anlayış şunu ortaya koymaktadır: Elbette, YÖK Başkanı veya Başkanvekili siyasal
içerikli açıklamalar yapabilir; ama, o makamda bulunduğu sürece değil. Gelir,
burada, iktidar veya muhalefet partisinde yer alabileceği bir yer bulur, istifa
eder, görevi diğer siyasîler gibi siyasî yaklaşım olur; ama, bu tür çirkin
isnatlarda bulunmaya hakkı yoktur; ki,
o ifadeyi ben burada kullanmaktan teeddüp ediyorum.
MEHMET IŞIK (Giresun) -
Neden ısrar ediyorsunuz?! Bu ısrarınız ne?!
MUSA UZANKAYA (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, bakınız, Batı ülkelerinde, hatta ABD ve bazı Uzakdoğu
ülkelerinde YÖK benzeri bir kuruluş olmamakla beraber, bu tür koordinatör
kurumlara ve rektörlüğe atama usulleri nasıl cereyan etmektedir…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Uzunkaya,
teşekkür için, lütfen… Yeteri kadar, fazla…
MUSA UZUNKAYA (Devamla) -
Kısaca alıntı yaptığım kaynağın Ord. Prof. Dr. İhsan Doğramacı'nın, bu eserinde,
günümüzde rektör seçimi ve atama krizleriyle alakalı değerlendirmesini
ıttılaınıza arz ediyorum ve okumanızı tavsiye ederim. Sayın İhsan Doğramacı,
tüm Batı üniversitelerinde hangi tür rektör ataması olduğunu beyan ediyor.
Burada bütün belgeleriyle var. Bizdeki atama usulüne benzer ne Avrupa
ülkelerinde ne Amerika'da ne de Japonya ve daha açığı, ilk 500 dünya
üniversitesini içinde bulunduran ülkelerin hiçbirisinde böyle bir atama usulü
yok. Ancak, bu 500 üniversite içerisine üniversite koyamayan Türkiye'dir ki,
böyle bir -üzülerek söyleyeyim-
bağnazlık mantığı içerisinde rektör ataması yapabilmekte, hatta, geçtiğimiz
günlerde, Dumlupınar Üniversitesindeki bir öğretim görevlisi, otuzaltı yıldır
üniversitede hocalık yapan, Evrim ve Yaratılış Teorisiyle ilgili kitabı onaltı
yıldır üniversitelerde okutulduğu halde "dünya dönüyor" diyenleri
mahkûm eden Galileo mantığıyla, bu Hoca Efendiyi de, Prof. Dr. Adem Tatlı
Hocayı da kapının önüne koyabilmiştir.
Değerli arkadaşlar,
Galileo'i şu veya bu şekilde infaz edilmiş olabilir; ama, dünya dönüyor ve
dönmeye devam edecektir.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Uzunkaya.
NAİL KAMACI (Antalya) -
Sayın Başkan, üçbuçuk yıllık dönem içerisinde, siz, üç kere hiç uzatmadınız
daha. Bugün, ilk defa, gündemdışı konuşmalarda 3 dakika uzattınız.
BAŞKAN - Sayın
milletvekili, lütfen, oturur musunuz.
NAİL KAMACI (Antalya) -
Oturmam.
BAŞKAN - Lütfen, oturur
musunuz sayın milletvekili.
NAİL KAMACI (Antalya) - Hayır
efendim…
Bu tutumunuz hakkında…
BAŞKAN - Sayın Kamacı…
NAİL KAMACI (Antalya) -
Hayır efendim…
Tutumunuz yanlıştır; onu
uyarmak istiyorum.
BAŞKAN - Lütfen, oturur
musunuz Sayın Kamacı.
NAİL KAMACI (Antalya) -
Çünkü, benim de konuşmalarımda, 1 dakikayı geçirmediniz.
BAŞKAN - Gündemdışı
ikinci söz, uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması hakkında söz isteyen İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin'e aittir.
Buyurun Sayın Ersin. (CHP
sıralarından alkışlar)
2.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin'in, son zamanlarda giderek yaygınlaşan, özellikle
gençleri ve çocukları tehdit eden uyuşturucu kullanımına karşı alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
AHMET ERSİN (İzmir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Bugün, aynı konuda iki üç
ay önce huzurunuza gelmiştim ve ihtiyaç olduğu için, vicdanım rahat etmediği
için iki üç ay önce gündeme getirdiğim sorunu sizlerle tekrar paylaşmak
istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
ilköğretim sıralarına kadar indiği bilinen ve toplumu çürüten uyuşturucu
sorunu, maalesef, bir çığ gibi büyüyerek üstümüze geliyor. Bugün sokaklar ve
caddelerde can ve mal güvenliği yoksa, bunun önemli nedenlerinden biri de
uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmış olmasıdır; çünkü, uyuşturucu maddeler sadece
kullananın bedenine zarar vermekle kalmıyor, aynı zamanda başka suçların da
tetikleyicisi durumunda.
Değerli milletvekilleri,
üç yıldan beri bu uyuşturucu konusunda çalışıyorum. Bu sürede bağımlılarla,
onların aileleriyle, sokakta uyuşturucu madde satanlarla ve emniyetten görevli
kişilerle, yetkili kişilerle görüşmeler yaptım.
Değerli milletvekilleri,
görünen şudur: Sadece polisiye önlemlerle uyuşturucu kullanımının
yaygınlaşmasının önüne geçmek mümkün değildir. Kuşkusuz, polisiye önlemler
gerekli; ama, bazı başka önlemler alarak bu mücadeleyi sürdürmek lazım.
Öncelikle yapılması gereken, kuşkusuz, pazarı daraltmak, uyuşturucu
tacirlerinin hedefi olan çocuklarımızın ve gençlerimizin uyuşturucu madde
kullanmanın kendi bedenlerinde, ailelerinde ve toplumda ne tür sorunlara neden
olduğuna ilişkin bilgilendirilmeleri ve bilinçlendirilmeleri gerekir.
Değerli milletvekilleri,
yine, bu çalışmalarım sırasında öğrendim, bazı polis şefleri, müdürleri,
meslekte başarılı olmak için, bu anlamda başarılı görünmek ve yükselmek için
uyuşturucu baronlarıyla pazarlıklar yaparak sipariş operasyonlar yapıyorlar. Bu
yolla elde edilen uyuşturucuların 5 misli de piyasaya sürülüyor. Örneğin, bir
yılda, eğer 1 ton uyuşturucu madde ele geçirilmişse, bilin ki 5 ton da piyasaya
sürülmüştür. Böylesine ciddî ve önemli bir tehlikeyle karşı karşıyayız sayın
milletvekilleri.
Değerli arkadaşlarım,
bakın, 13 Ocak 2004 tarihinde bir araştırma önergesi verdim, önergem burada. Bu
önergemin konusu, gençlerimiz ve çocuklarımız arasında gittikçe yaygınlaşan
uyuşturucu kullanımının nedenleri ile buna karşı alınması gereken önlemlerin
tespiti ve uyuşturucu bağımlılarının tedavisinde karşılaşılan sorunların da
tespiti ve çözümlerinin bulunması için bir araştırma önergesi açılmasını
istedim; 13 Ocak 2004 tarihinde. Bu önergeden sonra, uzunca bir süre gündeme
alınmayınca bu konu, geçen yıl, daha doğrusu geçtiğimiz eylül ayında, İzmir'de,
eşim ve üniversite öğrencisi iki kızımla birlikte, bu araştırma önergesinin bir
an önce ele alınması için Meclisi göreve çağıran bir imza kampanyası başlattık
ve üç günde 46 085 imza topladık değerli arkadaşlarım. Anne babalar son
derecede tedirgin.
Keza, bununla da
yetinmedim, o imzaları alıp Meclise getirdim -ki, imzalar halen odamda- Sayın
Meclis Başkanımızla yüz yüze ve telefonla olmak üzere iki kez görüşme yaptım.
Sayın Başkan, Meclis Başkanımızın bu konuda ne kadar duyarlığı olduğunu
biliyorum ve bir çaba içinde olduğunu da biliyorum; ama, sonuç alamadık. Keza,
AKP'nin grup başkanvekilleriyle, bazı arkadaşlarımızla, bazı grup
başkanvekilleriyle görüştüm, bu sorunun bir an önce ele alınması için ricalarda
bulundum; ama, bir türlü sonuç alamadım. Konuşmalar yaptım Mecliste, basın
toplantısı yaptım. Anayasanın ve Meclis İçtüzüğünün, bir milletvekili olarak,
bana verdiği bütün yetkileri kullandım; ama, maalesef, Meclis bürokrasisini
aşmak mümkün değil. Şu an, aradan yirmisekiz ay geçtikten sonra, bu Meclis
araştırma önergem, gündemin 114 üncü sırasında bekliyor. Ekim ayında 117 nci
sıradaydı, sekiz ayda ancak üç sıra ilerleyebildi değerli arkadaşlarım; sekiz
ayda üç sıra ilerleyebildi, yirmisekiz ayın sonunda 114 üncü sıraya gelebildi.
Değerli arkadaşlarım, bir
araştırma önergesinin görüşülme süresi, şu Meclis aritmetiği içinde, toplam 90
dakikadır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ersin,
lütfen tamamlayabilir misiniz.
Buyurun.
AHMET ERSİN (Devamla) -
Bu Meclis, Van Gölü canavarını araştırma komisyonunu kurdu geçtiğimiz yıllarda;
ama, yetmişüç milyon insanımızı ilgilendiren, çocuklarımızı, gençlerimizi
tehdit eden böyle önemli bir sorunu ele almak için, yirmisekiz aydan beri, bu
Meclis, 90 dakikasını harcamadı ve yine bu Meclis, Sami Ofer'e kıyak yapacak
yasaları, Unakıtan yasalarını görüşmek için gece yarılarına kadar çalıştı; ama,
yirmisekiz aydan beri, kadın-erkek, genç-ihtiyar yetmişüç milyon insanımızı
ilgilendiren bu önemli sorunu ele alabilmek için, yirmisekiz aydan beri, 90
dakikasını ayıramadı; 90 dakikayı bu soruna ayırmadı değerli arkadaşlarım.
Değerli milletvekilleri,
dolayısıyla, insan, ister istemez düşünüyor; ya, bu Mecliste uyuşturucu
baronlarının lobisi mi var, nedir?! Niçin bu olay, bu sorun, bu önemli sorun,
bu kadar süreden beri ele alınmıyor; anlamak mümkün değil.
Değerli arkadaşlarım,
yirmisekiz ayda, kaç çocuğumuzun, kaç gencimizin uyuşturucu tacirlerinin
tuzağına düştüğünü biliyor muyuz; bunu bilen var mı? Ve eğer, bu araştırma
önergesi bir an önce ele alınsaydı, görüşülseydi ve komisyon kurulsaydı, tespit
edilecek ve hayata geçirilecek öneriler ve önlemlerle, acaba, kaç çocuğumuz,
gencimiz uyuşturucu tacirlerinin tuzağına düşmekten kurtarılabilirdi, bunu
bilen var mı?..
Değerli arkadaşlarım,
ertelenmeye tahammülü olmayan, canım bir ara bakarız adam sendeciliğine
tahammülü olmayan önemli bir sorunla karşı karşıyayız. Çocuklarımız tehlikede,
çocuklarımız ve gençlerimiz tehdit altında. Hiç kimse, benim başıma gelmez,
benim çocuğumun başına gelmez demesin değerli arkadaşlarım; geçmişte yaşanan
örnekleri biliyoruz. Neden bu kadar duyarsız kalınıyor bu soruna bilemiyorum!
Yani, Türkiye'nin kalbi olan, Türkiye'nin sorunlarını çözmekle yükümlü olan,
insanlarımızın, yaşayanlarımızın, vatandaşlarımızın, halkımızın sorunlarını
çözmekle yükümlü olan bir Meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisi, yetmişüç milyon
vatandaşımızı tedirgin eden, çocuklarımızı, gençlerimizi tehdit eden böylesine
önemli bir sorunu yirmisekiz aydan beri niçin ele almadı, neden yirmisekiz
aydan beri 90 dakikasını bu soruna ayırmadı, anlamak mümkün değil.
Değerli arkadaşlarım,
umarım, bundan sonraki günlerde, bu uyuşturucu sorununu, yetmişüç milyon
insanımızı ilgilendiren, tedirgin eden bu önemli ve ciddî sorunu bir an önce
ele alırız. Meclisimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisimiz bu sorunu artık
ertelemez, bir an önce ele alır…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ersin,
lütfen…
AHMET ERSİN (Devamla) -
Teşekkür edip bitireceğim.
…komisyonu kurar ve bu
sorunu, gittikçe yaygınlaşan bu uyuşturucu kullanımına karşı alınması gereken
önlemleri tespit eder.
Sayın Başkana, bana bu
fırsatı verdiği için teşekkür ediyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Ersin.
Gündemdışı üçüncü söz,
Mersin İlindeki göç sorunu ve çözüm önerileri hakkında söz isteyen Mersin
Milletvekili Hüseyin Güler'e aittir.
Buyurun Sayın Güler.
3.- Mersin
Milletvekili Hüseyin Güler'in, Mersin'e aşırı göçün getirdiği sosyal ve
ekonomik olumsuzluklara karşı alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlar; Türkiye'nin temel sorunlarından bir tanesi de göç
sorunu. Bunlardan da en büyük nasibini alan; ama, olumsuz nasibini alan
illerimizden bir tanesi de Mersin.
Zaten, bu sorun, sadece
bir Mersin'in sorununu içermiyor; çünkü, başta Güneydoğu Anadolu olmak üzere,
birçok illeri de beraberinde kapsamakta, etkilemekte ve Türkiye, Mersin
üzerinden de, ciddî anlamda olumsuz etkilenmekte.
Mersin'de, 1940'tan
itibaren, sürekli, nüfus artışı, Türkiye ortalamalarının -yaklaşık- hep
üzerinde olmuştur. 1980 sonrası yaklaşık 850 000 olan Mersin nüfusu, bu süre
içinde, 2005 yılında yaklaşık 2 000 000 nüfusa ulaşmıştır. Buna baktığımızda,
Mersin'deki bu yoğun artışın ve her şehrin taşıma kapasitesini olduğu gibi
Mersin'in de taşıma kapasitesini göz önüne aldığımızda beraberinde ciddî
sorunlar doğurmaktadır. Bugün, kontrolsüz göç sosyal patlamalara ve -çeşitli-
işsizlik gibi kültürel değerlerin de yozlaştığı bir sürece ciddî anlamda
olumsuz etki yaratmaktadır.
Mersin'e göçün en önemli
ortak noktaları şunlar:
1- Düzenli gelirlerinin
olmaması,
2- Eğitim düzeyinin düşük
olması,
3- Çok çocuklu olunması,
yani nüfus olarak yoğun bir aile ortamına girmesi,
4- Daha önce şehirde
yaşamış olmamaları.
Böyle, 4 ortak özellikte
baktığımızda, Mersin Merkez ve Tarsus İlçemiz başta olmak üzere 64
mahallemizin, Mersin merkezde, 34'ü, getto diyeceğimiz bu mahallelerden
oluşmakta. İkincisi, Tarsus'ta da, aynı şekilde, yaklaşık 45 mahallesinden
12'sinde böyle.
Tabiî ki, göçün sosyal
yaşama etkileri de var. Yoğun göç sonucu, işsizlik, çarpıcı kentleşme, eğitim,
sağlık hizmetlerinde yetersizlik ve aile bütünlüğünün bozulması gibi sosyal
sorunlarla beraber, göçle gelen nüfusun büyük bir bölümünün eğitim düzeyinin
düşüklüğü ve vasıfsız işgücü durumunda olması, kentle uyumlarını zorlaştırmış,
bunun sonucunda kutuplaşmalara sebep olmuştur.
Yaşanan bu yoğun göç
dalgası nedeniyle, şehrin sosyal dokusu bozulmuştur. Gerek altyapısı gerek
üstyapısı dediğimiz kamu kurumlarının hizmetteki aksamaları ve kalitenin
düşüklüğü, Mersin'de ciddî sosyal patlamalara vesile olmuştur.
Bugün, bu soruna, fırsat
bulduğumuzda, bu kısa aralık içerisinde, çözüm önerilerimiz olacaktır. Göçle
gelenlerin kente uyumu için bugüne kadar çeşitli mikro çalışmalar, projeler
yapılmış; ancak, ihtiyacı karşılamada yetersiz kalınmıştır. Göçle gelenlerin
oluşturduğu mahallelerde altyapı eksikliği, sağlık, aile planlaması, halk
eğitimi ve meslek eğitimi konularında eğitim merkezlerinin oluşturulmaması,
istihdamı artırıcı yatırımların artırılmaması ve bu bölgede yaşanan kısır döngü
sürecini değerlendirdiğimizde, çözüm önerilerimize, temennimiz, tabiî ki bu
çözüm önerilerine önce Hükümetin, yani, siz AKP'lilerin, ama, baktığımızda, bu
soruna bir yürütme olarak ne kadar duyarlılığını... İnşallah, temennimiz,
sorunlara çözüm önerilerinde katkısıyla göreceğiz; ama, bizler var gücümüzle
sorunları sizlerle paylaşırken, kamuoyu yaratılmasını da dikkate alırken,
Meclisin gündeminde yürütmenin ağırlığını hissediyoruz. Bu tür konular sanki o
kadar önemsizmiş gibi, çözüm önerilerimize dahi kulak tıkamaya devam ettiniz.
Bugün, soruna çözüm için,
bölgemize, Hükümetin ekonomik ve sosyal içerikli eylem planları yürürlüğe bir
an önce konulmalı. Sosyal içerme ve kalkınma ajansları gibi somut projelerde
Mersin İline öncelik verilmelidir. Daha önce Millî Güvenlik Kurulunun kararında
da Mersin, öne alınması gereken, önce değerlendirilmesi, teşvik gibi birçok
kamusal anlamda hizmetin kalitesinin yükseltilmesi için dikkate alınması
gereken illerin başında algılandı.
Türkiye'nin potansiyel
sorunları açısından baktığımızda, Mersin'de çıkan en ufak bir kıvılcım
Türkiye'yi etkilemektedir. Bu doğrultuda, sosyal içerme ve kalkınma ajansları
gibi somut konularda, temennimiz, birazdan inşallah, Hükümet yanıt verirse
-vereceğini de zannetmiyoruz; çünkü, muhatap olma gibi bir derdi yok, böyle bir
sorunu yok- bu konularda Mersin halkına müjde olarak verir, biz de kendilerini
alkışlarız, burada da saygıyla baş tacı ederiz.
Ülkemizde içgöç ana
merkezlerinde yaşanan sosyal uyum sorunlarını hafifletmek ve gelenlerin kentle
sosyal entegrasyonunu hızlandırmak için, Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin
kontrolünde, Avrupa Birliği malî yardımlarıyla desteklenen sosyal içerme
projeleri uygulamaları başlamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Güler,
buyurun.
HÜSEYİN GÜLER (Devamla) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Birinci etapta, 12,5
milyon euro bütçeli olarak Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep ve Erzurum
İllerinde, 2006 yılında başlatılmış ve yirmidört ay sürecek.
Bugün ikinci etap
dediğimiz, 36 000 000 euroluk bütçesi olacak şekilde de, 2007 yılında
başlatılmak üzere yeni ikinci bölge illeri diyebileceğimiz -bunların arasında
İstanbul, Ankara, İzmir gibi- illerin yanına Mersin'in de mutlaka alınması
gerekmektedir.
Mersin'in temel
sorunlarından biri işsizliktir. İstihdamın artırılacağı ve özellikle, bölgenin
lojistik sürecini de göz önünde bulundurduğumuzda, istihdamı artıracak teşvik
planları bir an önce bölgesel ve endüstriyel alanlarda da seçici bir boyutla
öne alınmalıdır. Bu projelerin hayata geçirilmesi için, Mersin İlinin altını
tek olarak çiziyoruz, Avrupa Birliği fonlarından ve ulusal destekli hükümet
bütçelerinde de göz önünde bulundurarak, bunun öne alınması ve Mersin'in
dikkate alınması gerekmektedir. Bunlara duyarlılığınızı göstereceğinizi,
inşallah, görürüz. Ama, göreceğimizden de şüphemiz yok. Mersin'de en ufak bir
bayrak krizi tüm Türkiye'yi sarstı. Bu Mersin sahipsiz kaldı sayenizde, AKP'nin
ikinci adamı, yani, Genel Başkan Yardımcısı da Mersin'in milletvekili olmasına
rağmen. Başta limon gibi, narenciye üreticilerinin sorunlarına duyarsız
kaldınız, çözmediniz. Kentsel dönüşüm projelerinin, getto projelerinin çözümü
için duyarsız kaldınız. Eğitim sürecinde öncelik olmasına rağmen birçok alanda
kamusal barışı bozdunuz.
Temennimiz Mersin'e sahip
çıkılması, ama, bizler şunu söylüyoruz: Mersin sahipsiz değil. Bizler, her
türlü alanda Mersin'in sorunlarını yapıcı çözüm önerileriyle beraber kamuoyuyla
paylaşacağız. AKP'nin ve başta Hükümetin duyarlılığını bekliyoruz. Mersin'de
ciddî anlamda, geçtiğimiz günlerde, yine, bir patlama olayı oldu; çünkü, her an
müsait.
Ben burada tekrar Mersin
halkına geçmiş olsun diyorum. Bir an önce faillerinin de bulunması ve kamu
vicdanının rahatlatılması gerekmekte. Potansiyel tehlike olarak Mersin ele
alınmamalı. Kendi içinde, bunca göçü almalarına karşın barış içerisinde yaşayan
Mersin halkının huzurunu bozmak isteyen kesimlere de asla izin verilmemeli;
ama, temennimiz, Mersin'e projeler bazında sahip çıkılması, kamu imkânlarının,
öncelikli olarak, Mersin'e aktarılması ve bu sosyal projelerin bir an önce
hayata geçirilmesi ve Avrupa Birliği fonundan, ikinci etap illerin kapsamı içerisine
Mersin'in de alınması gerekmektedir. 2007 yılına kısa bir süre kaldı. 2007
yılında, herhalde, sizin iktidarınız olmayacak, bu doğrultuda da, inşallah, bu
bize kısmet olacak ve bunu Mersin olarak da…
SABRİ VARAN (Gümüşhane )
- Öyle bir şey de ki, kendin inan!
HÜSEYİN GÜLER (Devamla) -
Gerekenin en iyisini yapacağız.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Güler.
Gündemdışı konuşmaya
İçişleri Bakanı Sayın Abdülkadir Aksu cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakan. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
İÇİŞLERİ BAKANI
ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
Mersin Milletvekilimiz Sayın Dr. Hüseyin Güler arkadaşımızın "Mersin'de
göç sorunu ve çözüm önerileri" konulu gündemdışı konuşması üzerine söz
almış bulunuyorum; konuşmama başlamadan önce, Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Özellikle, ülkemizde,
1980 ve 90'lı yıllarda, çeşitli nedenlerle yaşadıkları yerleri terk ederek
kentsel merkezlere doğru bir göç hareketi olmuştur. Mersin de bu göçü önemli
ölçüde alan illerimizin başında yer almaktadır. Kentlerimizin taşıma
kapasitesinin düşüklüğünden dolayı, bu nüfus, gecekondu mahallelerinde,
sağlıksız çevre şartlarında ve konutlarda, yeterli iş ve gelir imkânlarından
yoksun olarak yaşamak durumunda kalmışlardır. Yaşanan bu göçün, isteksiz, ani
ve hızlı gerçekleşmesi, göçün yaratabileceği sorunları daha da artırmıştır. Bu
nüfus hareketliliğinin neden olduğu sorunları en şiddetli yaşayanlar, göç etmek
zorunda kalan insanlar olmakla birlikte, göç hareketinin hedefi konumundaki
kentler ve bu kentlerde yaşayan insanlar da, göç olaylarından olumsuz
etkilenmiş ve her kesim için kentle ilgili yaşam sorunları artmıştır. Köyden
kente göç edenlerin vasıfsız olan işgüçleri dolayısıyla, karşı karşıya
oldukları en temel sorun işsizlik olmuştur. Çoğunlukla genç ve bu yönüyle
işgücüne, ekonomik ve sosyal yaşama dinamik bir katkı sağlayabilecek bu nüfus,
kentsel yaşamın gerektirdiği şartlara uyum sağlayamadıkları için, kentlerin
sorunları daha da artmıştır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; ülkemizde az gelişmiş yörelerden gelişmiş yörelere
doğru seyreden iç göçün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri başta olmak üzere,
İç Anadolu ve Karadenizden de Batı bölgelerine doğru olduğu görülmektedir.
Ülkemizde yaşanan yoğun iç göçün nedenlerine bakıldığında, başlıca belirleyici
faktörlerin kırsal kesimdeki hızlı nüfus artışı, kentlerin sosyal, kültürel ve
ekonomik yönlerden çekiciliği, terörden kaynaklanan güvenlik sorunları, coğrafî
şartlar ve tabiî afetler olduğu görülmektedir. Ülkemizin karşı karşıya kaldığı
iç göç olgusunun, göç alan bölgelerde ve büyük kentlerde, geçen zaman
içerisinde, ekonomik ve sosyokültürel, fizikî, asayiş ve kamu düzenine ilişkin
önemli sorunlara yol açtığı da muhakkaktır. Göç edilen yerlere uyum sorunu,
kültür çatışması ve ekonomik yetersizlikten kaynaklanan sosyal dışlanmışlık
olgusu, hemşericiliği ve belli bir yöreye aidiyet duygusunu öne çıkarmaktadır.
Varoşlarda yaşayanların sürekli bir iş ve sosyal güvenceye sahip olmaması,
geçici ve niteliksiz işlerle geçimlerini sağlamak zorunda kalmaları, kayıtdışı
ekonomi ve marjinal sektörlerin artmasına da neden olmaktadır. Göç eden
ailelerin kentte karşılaştıkları sosyal ve ekonomik sorunlar aile yapısını da
olumsuz etkileyerek, aileiçi şiddet, ihmal, istismar ve ailelerin
parçalanmasına sebep olmakta ve beraberinde, çocukları sahipsiz ve korumasız
duruma düşürmekte ve sokağa itmektedir.
İç göç, önemli bazı
fizikî sorunlara da yol açmaktadır; şehirlerde hızlı ve dengesiz nüfus artışı
önplana çıkmaktadır. 1950-2000 yılları arasında Türkiye nüfusu yaklaşık 3 kat
artarken, İstanbul, Ankara ve Mersin İllerinin şehir nüfusları 10 kat
artmıştır.
Elbette ki, iç göçün bir
başka olumsuz sonucu da, asayiş ve kamu düzenine ilişkin problemlere yol
açmasıdır. Gerek ekonomik ve sosyal nedenlerle gerekse güvenlik ve başka
nedenlerle yaşanan göç olgusunun önüne geçebilmek, yaşanmış göç olaylarının
neden olduğu sorunlarla baş edebilmek için yapılması gereken çok şeyler olduğu
muhakkaktır. Ancak, bütün bunların yapılması bütçe imkânlarıyla ilgilidir ve
yılların birikimiyle oluşan bu sorunların çözümü, uzun zaman alacak çalışmaları
da gerektirmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
Hükümet olarak, biz, güvenlik politikalarını sosyal politikalarla dengeli bir
şekilde yürütme gayreti içinde olduğumuzu müteaddit defalar belirttik. Gelir
dağılımının iyileştirilmesi ve yoksullukla mücadele politikalarının başarılı
olabilmesi için, Hükümetimiz kurulur kurulmaz, Acil Eylem Planı hazırlayarak,
gelir dağılımı ve yoksullukla mücadele alanında önemli uygulamaları hayata
geçirmiştir.
59 uncu Cumhuriyet
Hükümeti olarak, bir taraftan, yatırım teşvikleri, vergi muafiyetleri gibi
uygulamalarla göç veren bölgelerde yeni iş sahaları açmaya, tarım sektöründeki
desteklemelerle, insanların topraklarından göç ederek başka yerlere
gitmelerinin önüne geçmeye, diğer taraftan da, çeşitli nedenlerle göç etmek
zorunda kalan vatandaşlarımızın içinde yaşadıkları güç yaşam şartlarını
iyileştirmek ve onların kentsel hayat şartlarına uyum sağlayabilmeleri
konularında da çeşitli çalışmalar yapmaktayız.
Genel ekonomik kalkınma
programlarının yanında, çok önemli çalışma ve projeleri, Hükümetimiz,
kararlılık ve titizlikle uygulamaktadır.
Bu kapsamda, Toplu Konut
İdaresi Kanununda yapılan değişiklikle, TOKİ'ye, gecekondu alanlarının
dönüşümüne yönelik projeleri destekleme ve kredilendirme yetkisi verilmiştir.
Yine, mahallî idare reformu kapsamında çıkan kanunlarla, yerel yönetimlerimize,
kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulama yetkisi verilmiştir. Yine, Türk
Ceza Kanununda, imar kirliliğine neden olma fiili suç olarak tanımlanmış ve
cezaî yaptırıma bağlanmıştır. Özel koruma ihtiyacı olan veya suça karışan
çocuklarla ilgili olarak, çocuk adalet sisteminin esas ve usullerinin
düzenlenmesi amacıyla Çocuk Koruma Kanunu çıkarılmıştır. Yine, ayrıca, başta
güvenlik olmak üzere, çeşitli nedenlerle, Doğu ve Güneydoğu Anadolu
Bölgelerinden göç eden, köylerinden ayrılan ailelerden gönüllü olarak geri
dönmek isteyenlerin, kendi köyleri civarında veya arazisi müsait başka yerlerde
iskân edilmeleri ve gerekli sosyal ve ekonomik altyapının tesisiyle, bu
yerleşmelerde sürdürülebilir yaşam şartlarının sağlanması amacına yönelik
olarak da, 1994 yılında uygulamaya konulan Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi
başlatılmıştır. 2000 yılından bugüne kadar, proje için, Köye Dönüş Projesi
için, genel bütçe, il özel idareleri bütçeleri ve sosyal yardımlaşma ve
dayanışma vakıfları aracılığıyla toplam 52 117 377 YTL, yani, 52 117 377 000
000 para harcanmıştır. Yine, 2005 yılı haziran ayında başlatılan KÖYDES
Projesiyle de, bütün ülke genelinde, yolu olmayan, sağlıklı içmesuyu olmayan
köy bırakılmaması kararlaştırılmış ve bu proje de, büyük bir başarıyla
yürütülmektedir. Geçtiğimiz yıl 200 trilyonun üzerinde para harcandı. Bu yıl,
2006 yılı bütçesine de 2 katrilyon -Maliye Bakanlığı bütçesine- ödenek ayrıldı.
Yine, değerli
arkadaşlarım, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunuyla, iş yapma fikri olup, küçük
bir başlangıç sermayesine ihtiyacı olan yoksul vatandaşlarımıza, il özel
idarelerince mikrokredi verilmesi imkânı getirilmiş, il özel idareleri,
belediye ve sivil toplum kuruluşları işbirliğiyle, Diyarbakır, Van, Şanlıurfa
ve Batman gibi illerde bunun uygulanmasına
da başlanmıştır.
Ayrıca, yine, Terör ve
Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun
uygulanmasına yönelik çalışmalarla, terörle mücadeleye ilişkin yürütülen
faaliyetler kapsamında zarar gören vatandaşlarımızın da maddî zararları
karşılanmaktadır. Bu kanun kapsamında, bugüne kadar, komisyonların almış olduğu
kararlar çerçevesinde 49 600 000 YTL -49,6- trilyon maddî zarar ödemesinde
bulunulmuştur, 20 trilyonun ödemesi de yapılmak üzeredir.
Yine, hepimizin bildiği
Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesiyle, kuzey Ankara girişindeki
gecekondu bölgesinin fiziksel durumunun ve çevre görüntüsünün geliştirilmesi ve
çağdaş bir kent görünümü kazandırılması amaçlanmaktadır.
Yine Toplu Konut İdaresi
(TOKİ) tarafından yürütülen bu çalışmalar ve buna ilaveten dargelirli ve yoksul
vatandaşlarımızın konut sahibi yapılabilmesi ve kentlerimizin çağdaş bir
görünüme kavuşturulması da hedeflenmektedir ve TOKİ, gerçekten, bu konuda
başarılı çalışmalar yapmaktadır. Ben de kendilerini tebrik ediyorum,
kutluyorum.
Yine, Dünya Bankası
desteğiyle yürütülen Sosyal Riski Azaltma Projesiyle, Türkiye nüfusunun en
yoksul kesimine yönelik gelir ve istihdam sağlanması ile temel sağlık ve eğitim
hizmetlerinin iyileştirilmesi çalışmaları da sürdürülmektedir.
Değerli arkadaşlarım, sosyal
yardımlaşma ve dayanışma vakıfları aracılığıyla ihtiyaç sahibi
vatandaşlarımızın ekonomik ve sosyal yönden güçlendirilmesi, eğitim ve sağlık
hizmetlerinden daha etkili yararlanabilmesi maksadıyla, 2005 yılında, Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti olarak "Çeşitli Proje ve Sosyal Yardımlar" adı
altında yaklaşık 2 milyar YTL -2 katrilyon Türk Lirası- tutarında bu
vatandaşlarımıza hizmet sunulmuştur. 2006 yılında da aynı nitelikteki
faaliyetlere devam edilmektedir. Bu kapsamda, sağlık yardımı, eğitim yardımı,
kömür yardımı ve ücretsiz ders kitabı yardımı da devam etmektedir. Bu yıl,
inşallah, lisede okuyan öğrencilerimize de ücretsiz kitap yardımını
başlatacağız.
Öte yandan, yine, Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü aracılığıyla da yaşamlarını
en düşük düzeyde dahi sürdürmekte güçlük çeken kişi ve aileler, herhangi bir
sosyal hizmet kuruluşu bünyesine dahil edilmeden kendi aile ortamında aynî,
nakdî yardımlarla da desteklenmektedir.
Az gelişmiş yörelerin
ekonomik yönden kalkınmasına, mahallî imkân ve potansiyelin değerlendirilerek
yeni istihdam imkânları oluşturulmasına ve böylece işsizlik ve yoksulluğun
azaltılmasına yönelik olmak üzere, bildiğiniz gibi, 5084 sayılı Yatırımların ve
İstihdamın Teşviki Kanunuyla bölge illeri birinci derecede teşvik kapsamına
alınmıştır.
Bu çalışmaların
semeresini istihdam oluşturarak almaya başladık. Bu kapsamda, örneğin, sadece
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki 9 ilimizde 110'u proje, 114'ü inşaat,
56'sı üretim aşamasında olmak üzere, toplam 280 sanayi tesisi çalışmaları devam
etmektedir.
Yine, iç göçün
yavaşlatılması için, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma döneminde, kamu yatırım
tahsisleri içinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin payı devlet tarafından
özel olarak desteklenerek, yüzde 11,5'ten yüzde 15,8'e yükseltilmiştir.
Bütün bu çalışmalara ek
olarak, ülkemizde yaşanan iç göçün yol açtığı ekonomik, sosyal, kültürel ve
fizikî sorunlar ile asayiş ve kamu düzenine ilişkin sorunların çözümü amacıyla,
Bakanlığımın koordinatörlüğünde ilgili bakanlık ve kurumlarca da müşterek bir
çalışma yürütülmektedir ve bu konu üzerinde hassasiyetle Hükümetimiz tarafından
durulmaktadır.
Görüldüğü üzere,
gelişmekte olan her ülkenin karşı karşıya olduğu iç göçün sebep olduğu
sorunların çözümüne ve olumsuz etkilerinin azaltılmasına yönelik
çalışmalarımız, Hükümet olarak kararlılıkla sürdürülmektedir ve değerli
arkadaşıma da şunu ifade ediyorum: Biz, hem Mersin hem bütün illerimizle
ilgileniyoruz, sahip çıkıyoruz, değerli arkadaşım endişelenmesin.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; merkezî idarelerimiz, valiliklerimiz, belediyelerimiz,
yatırımcılarımız, sanayici ve işadamlarımız büyük bir özveri ve şevkle, bu
konularda açılım yapmak üzere devamlı gayret göstermekteyiz.
Ben hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
AHMET ERSİN (İzmir) -
Sayın Başkan, bir şey söyleyebilir miyim.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Ersin.
AHMET ERSİN (İzmir) -
Sayın Başkan, biraz önce kürsüde ben uyuşturucu sorununu konuştum. Sayın
Bakanın ilgisi alanına giren bir konuydu. Burada olduğu halde, uyuşturucu
konusunda, uyuşturucuyla mücadele konusunda, neden acaba Meclisi
bilgilendirmedi?
RASİM ÇAKIR (Edirne) -
Not hazırlanmamış önüne.
İÇİŞLERİ BAKANI
ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Hayır, ben geldikten sonra…
BAŞKAN - Sayın Ersin, o
tamamen Sayın Bakanın takdiridir.
Gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
Anayasa ve Adalet
Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyonun, bazı sayın milletvekillerinin
yasama dokunulmazlıkları hakkında 2 adet rapor vardır; sırasıyla okutup,
bilgilerinize sunacağım.
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.- Şanlıurfa Milletvekili Turan Tüysüz'ün Yasama
Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve
Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/922) (S.
Sayısı: 1172) (x)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Yasak yerde silah taşıma
suçunu işlediği iddia olunan Şanlıurfa Milletvekili Turan Tüysüz hakkında
düzenlenen yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair Başbakanlık tezkeresi
ve eki dosya hakkındaki hazırlık komisyonu raporu, Karma Komisyonumuzun 3 Mayıs
2006 tarihli toplantısında görüşülmüştür.