DÖNEM: 22       CİLT: 118       YASAMA YILI: 4

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

96 ncı Birleşim

2 Mayıs 2006 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in, dünya işçilerinin birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs İşçi Bayramına ilişkin gündemdışı konuşması

2.- Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'ın, Nevşehir ve çevresinde meydana gelen don olayı ile hastalıklı tohumların ithalinden sonra bölgede uygulanan patates üretim yasağı dolayısıyla çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için doğrudan gelir desteği ve mazot desteği primlerinin ödenmesinin sağlayacağı yararlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

3.- Mersin Milletvekili Ömer İnan'ın, Mersin'e aşırı göçün ortaya çıkardığı ekonomik, sosyal ve güvenlik sorunlarına karşı alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

B) Tezkereler ve Önergeler

1.- 5487 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 6 ncı maddesinin Anayasanın 89 uncu maddesine göre bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1037)

2.- Sayıştay Başkanlığınca, Sağlık eski Bakanı Osman Durmuş hakkında düzenlenen dosyanın Genel Kurulun bilgisine sunulmasına ve Sayıştay kararı ile eklerinin milletvekillerinin tetkik ve takdirlerine açılmasının uygun mütalaa edildiğine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1038)

3.- (10/41, 170, 177, 263, 295) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, komisyonun görev süresinin bir ay uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1039)

4.- Çanakkale Milletvekili İsmail Özay'ın; 4533 Sayılı Gelibolu Yarımadası Tarihî Milli Parkı Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin (2/606), doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/383)

5.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Tabiî Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun Teklifinin (2/358), doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/384)

C) Gensoru, Genel Görüşme, Meclıs Soruşturmasi ve Meclıs Araştirmasi Önergelerı

1.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu ve 32 milletvekilinin, şehirlerarası otobüs taşımacılığı sektöründeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/360)

IV.- ÖNERİLER

A) Sıyasî Partı Grup Önerılerı

1.- (10/250) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin öngörüşmesinin Genel Kurulun 2.5.2006 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grup önerisi

2.- Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK Parti Grup önerisi

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030) (S. Sayısı: 904)

3.- Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 607 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/278, 1/1034) (S. Sayısı: 17 ve 17'ye 1 inci Ek)

4.- Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/277) (S. Sayısı: 1079)

5.- Çankırı Milletvekili Tevfik Akbak'ın; Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/731) (S. Sayısı: 1137)

VI.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) Yazili Sorular ve Cevaplari

1.- Manisa Milletvekili Ufuk ÖZKAN'ın, çocuk suçluluğuna ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/12633)

2.- İstanbul Milletvekili Halil AKYÜZ'ün, getirilen bir tıbbi cihaza ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili İsmail ALPTEKİN'in cevabı (7/13120)

3.- Malatya Milletvekili Süleyman SARIBAŞ'ın, bir inşaat şirketinin TOKİ'den aldığı işlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/13121)

4.- Antalya Milletvekili Osman KAPTAN'ın, temel ihtiyaç maddeleri ile tarım girdilerinin KDV oranlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/13124)

5.- İstanbul Milletvekili Mehmet SEVİGEN'in, Maliye Bakanı adına kayıtlı internet sitesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/13143)

6.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim ÖZKAN'ın, bir pancar kantarına pancar lifi kurulmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/13145)

7.- İzmir Milletvekili Bülent BARATALI'nın, İzmir'de bir madencilik faaliyetine verilen ÇED raporuna ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/13160)

8.- Tekirdağ Milletvekili Enis TÜTÜNCÜ'nün, kamu sabit sermaye yatırımlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/13167)

9.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Star Gazetesinin satışına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/13168)

10.- Tekirdağ Milletvekili Enis TÜTÜNCÜ'nün, postayla gönderilen trafik cezalarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/13185)

11.- İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in, bir işadamı hakkındaki bazı iddialara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/13192)

12.- İzmir Milletvekili Serpil YILDIZ'ın, İzmir Emniyet Müdürlüğüne yapılacak atamaya ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/13196)

13.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya'da bir mekanda siyasî faaliyete izin verilmesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/13198)

14.- Tokat Milletvekili Feramus ŞAHİN'in, Halkalı Cem Kültür Evine yapılan tahsise ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/13213)

15.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Özelleştirme İdaresinin Sarmısaklı'daki taşınmaz devri kararına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/13217)

16.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza GÜLÇİÇEK'in, Kaynarca Semt Polikliniği diş protez bölümünün kapatılmasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/13249)

17.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, tekstil sektörünün desteklenmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/13281)

18.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, Merkez Bankası Başkanı atama kararnamesine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/13336)

19.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, Merkez Bankası Başkanı atama kararnamesine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız ÖZAK'ın cevabı (7/13341)

20.- Yalova Milletvekili Muharrem İNCE'nin, sözleşmeli çalıştırılan personelin prim borçlarını ödemedikleri için yasal takip uygulanan okul müdürlerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/13345)

21.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, işsizliğe ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/13349)

22.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Türkiye Kalkınma Bankasındaki görevden alma ve atamalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/13365)

23.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, özelleştirme gelirlerinin kullanımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ali BABACAN'ın cevabı (7/13389)

24.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Sarmısaklı Tarım İşletmesinde gerçekleşen hasata ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/13481)

25.- Tekirdağ Milletvekili Enis TÜTÜNCÜ'nün, SPK ile ilgili bazı iddialara,

-Diyarbakır Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, SPK ile ilgili bazı iddialara,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/13548, 13552)

26.- Konya Milletvekili Nezir BÜYÜKCENGİZ'in, özelleştirmeler sonucu geçici işçi olarak istihdam edilen personele ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/13555)

27.- Muğla Milletvekili Ali Cumhur YAKA'nın, özelleştirmeler sonucu geçici işçi olarak istihdam edilen personele ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/13556)

28.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, Türkiye Kupası final maçının oynanacağı yere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/13690)

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak beş oturum yaptı.

Karaman Milletvekili Yüksel Çavuşoğlu, yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere,

Ankara Milletvekili Yakup Kepenek, 23 Nisan ve Mustafa Kemal'in meşruiyet ve yasallık anlayışına,

Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün, son yıllarda İç Anadolu Bölgesinde meydana gelen aşırı kuraklık ve mevcut su kaynaklarının bilinçsiz kullanılması nedeniyle tarımın bitme noktasına gelme tehlikesine karşı alınması gereken tedbirlere,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, Bahreyn Temsilciler Meclisi Başkanı Khalifa Bin Ahmet Al-Dahrani'nin davetine beraberinde bir parlamento heyetiyle icabetine ilişkin Başkanlık,

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Sudan'a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık,

Tezkereleri kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

3 üncü sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden;

1 inci sırasında bulunan, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 607 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/278, 1/1034) (S. Sayısı: 17 ve 17'ye 1 inci Ek),

2 nci sırasında bulunan, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair 604 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (1/277) (S. Sayısı: 1079),

4 üncü sırasında bulunan, Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısının (1/1030) (S. Sayısı: 904),

8 inci sırasında bulunan, Çankırı Milletvekili Tevfik Akbak'ın; Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifinin (2/731) (S. Sayısı: 1137),

9 uncu sırasında bulunan, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/1098) (S. Sayısı: 1122),

10 uncu sırasında bulunan, Türkiye İstatistik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1184) (S. Sayısı: 1142)

Görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;

Ertelendi.

5 inci sırasında bulunan, Muğla Milletvekili Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu'nun; 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 2985 Sayılı Toplu Konut Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/727) (S. Sayısı: 1138),

6 ncı sırasında yer alan, Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/1145) (S. Sayısı: 1112),

Görüşmeleri tamamlanarak, elektronik cihazla yapılan açıkoylamalardan sonra,

7 nci sırasında bulunan, İstanbul Milletvekili Zeynep Karahan Uslu'nun; Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/733) (S. Sayısı: 1135), görüşmelerini müteakiben,

Kabul edilip kanunlaştıkları açıklandı.

Diğer kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmelerinde de komisyon ve hükümet yetkililerinin bulunamayacağı anlaşıldığından ve grupların da mutabakatıyla, 2 Mayıs 2006 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 19.37'de son verildi.

İsmail Alptekin

Başkanvekili

 

Mehmet Daniş

Türkân Miçooğulları

 

Çanakkale

İzmir

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

                                                   II. - GELEN KÂĞITLAR                                          No: 131

28 Nisan 2006 Cuma

 

Cumhurbaşkanınca Geri Gönderilen Kanun

1.- 13.4.2006 tarihli ve 5487 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/1197) (Anayasa ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.4.2006)

Tasarılar

1.- Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/1198) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.4.2006)

2.- Merkezi Finans ve İhale Biriminin Kuruluşuna İlişkin Türkiye Hükümeti ve Avrupa Komisyonu Arasındaki Mutabakat Zaptına 1 Nolu Ekin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/1199) (Avrupa Birliği Uyum; Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.4.2006)

Teklifler

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Salih Kapusuz'un; Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/773) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.4.2006)

2.- Bursa Milletvekili Sedat Kızılcıklı'nın; Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/774) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.4.2006)

3.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/775) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.4.2006)

Rapor

1.- Dilekçe Komisyonu Genel Kurulunun; 31.5.2005 Tarihli ve 6 Sayılı Karar Cetvelinde Yayımlanan ve Kesinleşmiş Bulunan, Bazı Televizyon Kanallarında Yayınlanan Programların Türk Aile Yapısını, Çocukların ve Gençlerin Psikolojik Gelişimini Olumsuz Etkilediği ve İlgili İdari Makamlar Tarafından Bu Programların Yayınının Engellenmesine Yönelik Gerekli Tedbirlerin Alınmadığı İddialarını İçeren Dilekçelere İlişkin 14 Numaralı Kararı, Bu Karara Karşı İlgili İdari Makamların Yazıları ve Yapılan İşlemlerin Yetersizliği Gerekçesiyle İçtüzüğün 119 ve 120 nci Maddeleri uyarınca Konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda Görüşülmesine Dair Dilekçe Komisyonu Genel Kurulu Raporu (5/23) (S. Sayısı: 1144) (Dağıtma tarihi: 28.4.2006) (GÜNDEME)
                                                           2 Mayıs 2006 Salı                                       No:132

Meclis Araştırması Önergesi

1- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU ve 32 Milletvekilinin, şehirlerarası otobüs taşımacılığı sektöründeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/360) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/4/2006)
BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

2 Mayıs 2006 Salı

BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 96 ncı Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri 5'er dakikadır. Hükümet bu konuşmalara cevap verebilir. Hükümetin konuşma süresi 20 dakikadır.

Gündemdışı ilk söz, 1 Mayıs İşçi Bayramı münasebetiyle söz isteyen Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'e aittir.

Sayın Çetin, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in, dünya işçilerinin birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs İşçi Bayramına ilişkin gündemdışı konuşması

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, 1 Mayıs 1977'de İstanbul'da Taksim Meydanında yaşamlarını yitiren 37 işçi ve 1 Mayıslarda yaşamını yitiren tüm emekçileri rahmetle anıyorum.

Değerli arkadaşlarım, dün 1 Mayıstı. 1 Mayısı, dünya işçileri, birlik, dayanışma ve mücadele günü olarak, Afrika'dan Amerika'ya, Asya'dan Avustralya'ya kadar bütün dünyada, dili, dini, ırkı, rengi ne olursa olsun, her kıtada milyonlarca emekçi, ulusal ve uluslararası taleplerini dile getirerek kutladılar.

Sendikalar, her 1 Mayısta, barış, demokrasi, insan hakları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için uluslararası belgeleri ulusal istemlerle birlikte haykırırlar; ulusal istemler ile uluslararası istemleri birleştirir, kaynaştırırlar. Ülkemizde de, küçük istisnalar dışında dün de öyle oldu.

Türk-İşe, DİSK'e, Hak-İşe bağlı işçiler, kamu çalışanları konfederasyonlarına bağlı memurlar, meslek odaları mensupları, çiftçiler, işsizler, toplumun tüm kesimleri hep bir ağızdan istemlerini, tepkilerini, amaçlarını demokratik bir biçimde dile getirdiler. Bu 1 Mayısta onbinlerce kişi İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, yurdun dört bir yanında, insanca bir yaşam, eşitlik, özgürlük, adalet ve barış için yürüdü.

1 Mayıs, işçi sınıfının tüm dünyada birlik ve dayanışma günü; ama, işçiler, çalışanlar ne birlik içindeler ne de sosyal, siyasal dayanışma içinde. Öyle olduğu içindir ki, bugün, yüzyirmi yıllık mücadele sonunda elde ettikleri 8 saatlik çalışma süresinden sonra, emeklilik haklarını ve kamudaki sağlık haklarını da yitirilmiş bir ortamda kutlayabildiler.

Yine de umutsuz değillerdi dün alanlarda. Gelecekte, bugün kaybettikleri haklarına erişebilmenin umuduyla, bir bakıma da, biraz karamsar bir biçimde yürüdüler.

Değerli arkadaşlarım, kabul etmek gerekir ki, AKP İktidarı döneminde, bütün sağ siyasal iktidarların yaşama geçiremeyeceği kadar etkisizleştirilen işçi ve kamu çalışanları sendikaları, artık, bir bakıma, işçilerin önderlik görevlerini de yerine getirip getirmedikleri tartışma konusu. Bugün, 23 000 000 çalışanın yaklaşık 12 000 000'u örgütlenme özgürlüğünden yararlanma hakkına sahipken, 3 işçi konfederasyonuna bağlı 700 000 işçi var ise ve 2 800 000 dolayında memurun, ancak, yine, işçiler kadarı, yani, 700-800 bini 6 konfederasyonda örgütlenebilmişse, Türkiye, çalışma yaşamı açısından, 1886'lı yıllardaki koşullara yeniden gitti demek hiç de abartılı olmaz. O günlerde de, çalışanlar, 8 saatlik işgücü talebiyle ve ücretlerinin bastırılması, ücretlerinin düşürülmesi ile yaşama koşullarının zorlaştırılmasına karşı hep birlikte tepki koymuşlar ve 1879'da başlayan mücadeleleri, 1889'da, 8 saatlik işgücü kazanımı ve 1 Mayısın uluslararası düzeyde birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanacak gün haline 2 nci Enternasyonalde gelmesiyle son bulmuştu.

O günden bugüne, 1 Mayıslar, hep kutlanagelir; ama, ülkemizde, 1 Mayıslar, her nedense, bir korku günü, bir gerilim günü, bir tepki günü olarak anılır. O nedenle de, sık sık, 1 Mayıslarda olaylar yaşanır ülkemizde. Tabiî ki, bu, bir bakıma da hükümet edenlerin sorunu gibi geliyor. Değerli arkadaşlarım, hatırlarsınız, bundan onbeş yirmi gün önce, Başbakanın Danışmanı Sayın Zapsu, ülkemizde bir değerlendirme yaparken "Nevruzu atlattık, Şemdinli olaylarını atlattık, 1 Mayısı da atlatırsak önümüz aydınlık" demişti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çetin, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

İZZET ÇETİN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Yani, bir zihniyet düşünün -ki, o zihniyet iktidarda- 1 Mayısı, bütün dünyada, emekçilerin istemlerini gündeme getirdikleri, taleplerini açıkça söyledikleri bir ortamda, terör örgütleriyle, terör günleriyle 1 Mayısı aynı kefeye koyabiliyor ve böyle bir ülkede, ne yazık ki, işçi sendikalarının, konfederasyonlarının büyük bir bölümü, böyle bir iktidara destek verebiliyor.

Değerli arkadaşlarım, gelecekte, işçiler, çalışanlar, gerçekten, ülkemizde emeğin bu kadar horlanmadığı, çalışma koşullarının bu kadar aşağılanmadığı, kölelik koşullarının yeniden işçilere dayatılmadığı günleri, yeniden, mücadelelerle elde edeceklerdir, bundan hiç kuşku duymuyorum; ancak, bu zemini hazırlayacak olanlar da siyasal iktidarlardır, siyasal partilerdir. Cumhuriyet Halk Partisi, bu konuda, sosyal demokrasinin gereği olarak, emeğe saygının, emekçiye saygının bir gereği olarak çalışma ortamının AKP dönemindeki tahriplerini gidermeye kararlıdır ve 1 Mayısı korku günü, gerilim günü olmaktan çıkartıp yasallaştırmaya da kararlıdır.

Ben, sözlerimi bitirmeden önce, üç yıldan bu yana, Mecliste birkaç tane teklifin -1 Mayısın tatil günü olarak Mecliste kararlaştırılma arzusu- komisyonlarda beklemesine rağmen yaşama geçirilmeyişini üzüntüyle karşılıyorum ve bu talebin, sadece 1 Mayıs günleri, 1 Mayıs arifesinde değil, 1 Mayıstan sonra, böylesi, 2 Mayıstan sonraki süreçte daha sağlıklı bir değerlendirmeyle, 1 Mayısın tatil kapsamına alınmasını öneriyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çetin.

Gündemdışı ikinci söz, Nevşehir İli çiftçisinin patates ekim yasağı ve meydana gelen don olayı nedeniyle uğradığı zararlar hakkında söz isteyen Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'a aittir.

Sayın Elkatmış, buyurun.

2.- Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'ın, Nevşehir ve çevresinde meydana gelen don olayı ile hastalıklı tohumların ithalinden sonra bölgede uygulanan patates üretim yasağı dolayısıyla çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için doğrudan gelir desteği ve mazot desteği primlerinin ödenmesinin sağlayacağı yararlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Başkana da, söz verdiği için teşekkür ediyorum.

Zaman zaman ülkemizde çeşitli afetler olmakta. Bunlar, can ve mal kaybına sebep olmakta. Deprem, hem can kaybı hem mal kaybına sebep olmakta; ama, sel, dolu gibi bazı afetlerde, heyelan gibi afetlerde de, yine hem can kaybı hem mal kaybı oluyor. Maalesef, ülkemizde bunlar çok oluyor; Allah ülkemizi bu gibi afetlerden korusun.

Geçtiğimiz hafta da, yine, ülkemizde, özellikle İç Anadolu Bölgemizde çok şiddetli bir don olayı vuku buldu. Bu don olayı münasebetiyle de, İç Anadolu'da, büyük bir bölümünde, hemen hemen tamamen soğuk algınlığı oldu, bütün meyveler soğuk aldı. Bundan, tabiî ki, birçok, İç Anadolumuz da ve -belki Doğu Anadolu'da biraz geç açtığı için zarar az olabilir ama- hemen hemen bütün yurt da bundan zarar gördü. En fazla zarar gören illerimizin arasında da Nevşehir İlimiz gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, Nevşehir'in bir kısmı patates ekimiyle iştigal eder, bir kısmı bağcılıkla iştigal eder. Tabiî, meyveler, her tarafta olduğu gibi, yine, ilimizin her bölgesinde de meyve ağaçları da vardır. Bir kısmı da pancar ekimiyle iştigal eder. Şimdi, öyle bir soğuk oldu ki, yaşlılarımızın söylediğine göre, altmış yıldır hiç böyle bir soğuk görmemiştik dediler.

Gerçekten de, değerli milletvekili arkadaşlarım, ben de şahsen hiç bu kadar büyük bir tahribat görmemiştim. Akasya ağaçlarının, park ve bahçelerdeki, trotuarlardaki, caddelerdeki ağaçların soğuk aldığını hem de kavrulduğunu hiç görmemiştim. Soğuk alırdı; ama, yapraklarını alır, çiçeklerini alırdı, meyvelerini alırdı; bu sefer, tamamen kuruttu. Özellikle ceviz ağaçları, dut ağaçları tamamen kuruma noktasına geldi. Nevşehir'in büyük bir kısmı da, ki, bu, 23 048 hektar alanda bağcılık yapılıyor, bu bağcılık yapılan alanda da bağlar tamamen kurudu. Öyle ki, üç dört yıl, buradan artık hiçbir gelir elde edilemez; çünkü, çubukların omacalarını tamamen soğuk aldı. Yeniden, oradan, kütükten sürerse sürecek; onlar, önümüzdeki yıllarda omaca haline getirilecek. Asgarî -bağcılıkla iştigal eden, bilen arkadaşlar bilir- üç yıldan aşağı buralardan meyve alınamaz.

Öyle köylerimiz var ki, bakınız, Nevşehir'in Merkez, Nar, Çat, Sulusaray, Uçhisar, Kavak, Göreme Kasabalarımız; Alacaşar, Ürgüp'ün Aksalur, Sofular, Karakaya, Ulaşlı, Çökek, Sarıhıdır, Ortahisar, İbrahimpaşa, Ayvalı, Bahçeli Köylerimiz ve beldelerimiz; Gülşehir'in Karacaşar, Yeniyaylacık, Eskiyaylacık, Alkan, Civelek, Yüksekli, Sığırlı, Hacılar; Acıgöl'ün İnallı, Tatlarin; Hacıbektaş'ın Karaburna, Avanos'un Göynük ve Özkonak ve Avanos merkezde tamamen bağları soğuk aldığı için buralardaki vatandaşın başka ekip dikeceği bir şey de yok. Zaten, arazi yapısı itibariyle, toprak yapısı itibariyle arazinin engebeli olması, toprak yapısının da tamamen tüften meydana gelmesi dolayısıyla burada bağcılıktan başka bir şey de yapılamaz. Bağların sökülmesi de mümkün olmadığına göre, buradaki vatandaşlarımızın ekim dikim yapabileceği, gelir getirebileceği hiçbir şeyleri yok şu anda ve üstelik de bunlar, hani, bir ümitle -bahar geldi, havalar da güzel gidiyordu- bağlarını budadılar, çapaladılar, gübrelediler, büyük de bir masraf yaptılar; ama, üç yıl hiçbir gelir elde edemeyecekler. Tabiî ki, meyve ağaçları da öyle. Kuruttu iyice; sade çiçeklerini, meyvelerini değil, ağaçların bütün gözlerini soğuk aldı. Dolayısıyla, burada, artık, bu ağaçların meydana gelmesi -belki çoğu da kuruyacak- mümkün değil.

Pancarın da ekilenleri, çıkanları soğuk aldı. Onu ekiyorlar. Ne olur; ikinci bir masraf yapıyorlar. Nitekim ekmeye de başladı çiftçilerimiz. İkinci bir masraf yaptılar. Orada da bir gelir düşüklüğü olacağını, dönümde, 1 ton daha az gelir elde edeceklerini ifade ediyorlar.

Geçmişte de soğuk algınlığı oluyordu, don oluyordu, çeşitli afetler oluyordu; ama, bu afetler de mevzi oluyordu. Bir köyün bir kısmını alıyordu, bir bölgesini, bir muhitini alıyordu; bazı ağaçları, bazı meyveleri veya bazı sebzeleri alıyordu; ama, geriye kalan diğer soğuk almayan, don vurmayan, dolu vurmayan diğer sebzeler, meyveler, ağaçlar kalıyordu. Onlarla da insanlar geçimlerini temin ediyorlardı; ama, burada ifade ettiğim gibi, tamamen aldı, hiçbir yeri bırakmadı. Dolayısıyla, vatandaşımızın mağduriyeti çok büyük.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, Sayın Elkatmış, konuşmanızı tamamlayınız.

MEHMET ELKATMIŞ (Devamla) - Tabiî, daha önceki birkaç kez bu kürsüden yaptığımız konuşmada da ve Meclisimizin kurduğu patates komisyonunda da görüldüğü gibi, raporun müzakeresinde, Türkiye'deki patates üretiminin yüzde 25'inden fazlasını sadece Nevşehir İli karşılıyor. Burada, vatandaşımızdan, çiftçimizden direkt kaynaklanmayan, hastalıklı tohumların yurda girmesi neticesinde, patates hastalığı, patates siğili diye bir hastalık meydana geldi ve Nevşehir başta olmak üzere -ki, en büyük karantina bizde uygulanıyor- Nevşehir'in Derinkuyu ve Kaymaklı'nın bazı köylerinde de mevzi olarak Kaymaklı ve Derinkuyu'nun tamamı karantina altına alındı ki, 133 000 dönüm arazi -ki, Nevşehir yüzölçümü itibariyle bu çok büyük bir rakam- karantina altına alındı. Onun için, Hükümetimiz, geçen yıl 15 trilyon liralık bir kaynak ayırmıştı. Yalnız, bu karantinada -Niğde'nin de küçük bir bölgesi, Ordu İlimizin küçük bir bölgesi de dahildi- 10 trilyon liraya yakın bir tazminat ödendi. Tabiî ki, bu zararların 10 trilyonlarla filan -ki, o da zamanında ödenmiyor- karşılanması mümkün değil.

Çiftçinin çok büyük borçları var. Özellikle, TEDAŞ'a şu andaki borcumuz çok yüksek. Vatandaş bir sıkıntı içerisinde, ne yapacağını şaşırmış durumda; elektrikleri de kesiliyor. Tabiî, Sayın Bakanımız bugün de ifade etti görüşmemizde, gerek Sayın Tarım Bakanımız gerekse Sayın Enerji Bakanımız bu konuda gerekli esnekliği gösteriyorlar; kendilerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum; ancak, tabiî ki, vatandaşın kafası da karışık. Bundan dolayı da bir mağduriyet var; yani, bizde çifte bir mağduriyet var.

Peki, süremiz kısa olduğu için, Sayın Başkanın da müsamahasına sığınarak son birkaç önerimizi ifade etmek istiyorum Sayın Hükümetimiz; Sayın Bakanımız da burada.

Öncelikle, vatandaşın şimdiki bu mağduriyetinin giderilmesi için doğrudan gelir desteği ve mazot desteği primlerinin acilen bizde ödenmesi gerekiyor; çünkü, vatandaş, hem masraf yaptı ve soğuk aldı, şu anda da hiçbir şeyi yok. Bu ödenirse, hiç değilse bu masraflarını karşılar, borçlarının bir kısmını ödeme imkânı bulur.

Tabiî, bölgemizin daha önce sel felaketine uğrayan birkısım yerlerde uygulandığı gibi afet kapsamına alınarak gerekli zararların bir kısmının ödenmesi için çalışmalar yapılmasını hükümetimizden ve sayın bakanlarımızdan özellikle rica ediyoruz.

Yine, çiftçilerimizin, tabiî ki, kredi borçları var. Bunlar ödenecek; ama, malum, işte, bu afet dolayısıyla mümkün halde değil. O bakımdan da, bu kredi borçları, Bağ-Kur borçları ve primlerinin de, hiç değilse bir yıl, faizlerinin de dondurulmak suretiyle, ertelenmesi talebinde bulunuyoruz.

Patates siğil hastalığından dolayı, biraz evvel de ifade ettiğim gibi, ödenen tazminat miktarı çok az; o da zamanında ödenmiyor. Onun da bir an evvel ödenmesi ve bunun da artırılması gerekiyor; çünkü, çok fazla bir zarar var.

Malum, Tarım Sigortası Kanununu çıkardık; ancak, bu kanun, henüz tam manasıyla uygulanmaya başlanmadı. Özellikle bugün itibariyle ele aldığımızda, don olayını da sigortalar içerisine dahil etmediklerinden dolayı ve tam da uygulanmadığından dolayı böyle bir mağduriyet var. Tarım Sigortası Kanununun uygulanmasına hemen her yönüyle başlanılması ve bu konuda çiftçilerimizin hem eğitilmeleri, uyarılmaları ve desteklenmelerinde zaruret olduğunu düşünüyorum. Tabiî, üç yılda vatandaşımız bağlarının tamamı…

BAŞKAN - Sayın Elkatmış, lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.

MEHMET ELKATMIŞ (Devamla) - Bitiyorum Sayın Başkanım.

…meyve bahçelerinin en az üç yılda -bu da en az bir süredir- hiçbir gelir getirecek durumda olmadığından dolayı, bu süre içerisinde hiç değilse vatandaşlarımızın başka bir işle iştigal edebilmeleri için bir tedbir düşünmesi gerekir. O da hayvancılık projelerinin bölgemizde desteklenmesi, ek destek verilmesini bekliyoruz.

Sayın Hükümetimizin bu konularda gerekli çalışmaları yapacağı inancıyla, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Cevap vermek istiyorum.

OSMAN SEYFİ (Nevşehir) - Sayın Başkanım, bir iki kelime de ben ilave edebilir miyim?

BAŞKAN - Sayın Seyfi, yerinizden, çok kısa bir açıklama yapınız.

Buyurun.

OSMAN SEYFİ (Nevşehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; Sayın Elkatmış biraz önce ifade ettiler; katılmamam mümkün değil, aynen katılıyorum. Gerçekten, bir hafta önce gittiğimiz ve Nevşehir'de gördüğümüz bağlar ile bir hafta sonra gördüğümüz bağlar arasında çok büyük farklar var. Yemyeşil olan bağlar sanki bir sonbahar gelmiş, sanki bir yangına maruz kalmış gibi simsiyah, siyahlaşmış. Hasar yüzde 80, yüzde 90 değil, tamamen, yüzde 100'dür.

Biraz önce, Sayın Elkatmış, köylerin ve kasabaların isimlerini saydı. Buradaki çiftçilerimizin çoğunluğu, sırf bağcılıkla geçimini temin eden çiftçilerimiz. Bazı bölgelerdeki çiftçilerimiz ise, gerçekten tahıl tarımıyla uğraşıyor, üç beş dönümlük de bağı var; onları biz önemsemiyoruz; çünkü, gelirlerinin çoğunu diğer alanlardan, diğer tarımsal faaliyetlerden temin ediyor; ama, buradaki 25-30 tane köy ki, sırf geçimlerini bağcılıktan temin eden köylerimizdir. Bunlara, acilen, Hükümetimizin ve devletimizin şefkat elini uzatması gerekir. Bunu bekliyoruz, kendileri de bekliyor.

Biraz önce de ifade edildiği gibi, 2090 sayılı Kanun şümulü içerisinde bunlara çare bulmak mümkün değildir. Zira 2090 sayılı Kanunda, yardım yapılabilmesi için çiftçilerin mal varlığının, bilhassa ziraatta kullanılan mal varlığının yüzde 40'ından fazlasının zarar görmesini amir bulunuyor. Bir traktörü veyahut da iki ineği bulunan bir tarım işletmesinde, bir bağcılık işletmesinde bu yardımın alınması mümkün değildir. Onun için ya 2090 sayılı Kanunda değişiklik yapılması veyahut da buraların afet bölgesi ilan edilmesi suretiyle yardımların devam etmesi gerekiyor. Bazı ek tedbirler de alınabilir. Öncelikle, mesela, şu anda pancar çiftçimiz şekerpancarını yeniden ekiyor. Bunun tohumlarının artık karaborsaya düştüğü ifade ediliyor. Bunlar ek bir masraf istiyor. Onun için, doğrudan gelir desteğinin bir an önce bu bölgede verilmesi, temin edilmesi, afet bölgesine alınması, çiftçilerimizin, özellikle bağcılıkla uğraşan ve biraz önce söylediğim, geçimini temin eden, bağcılıktan temin eden çiftçilerimizin Bağ-Kur borçlarının ertelenmesinin gerektiğini düşünüyoruz. Bunun ilave tedbirlerini de Hükümetimizin alacağı ümidiyle, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Seyfi.

Çok kısa bir açıklama da Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu'ndan olacaktır.

Buyurun Sayın Aslanoğlu.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Efendim, saygılar sunarım.

Sayın Bakanım, Sayın Elkatmış'a cevap verecek; ama, şunu biz söylemek isteriz, Sayın Kılıç da burada; Malatya'da tek bir meyve, tek bir sebze kalmadı. Geçtiğimiz çarşamba günü bir dikili meyvemiz kalmadı, herhangi bir meyve. Yok olduk. Son derece zor durumda insanlarımız, evlerine ekmek götüremiyor; onun için, Sayın Bakanım, ben biraz sonra konuşacağım; ama, mutlaka, Sayın Bakanım Sayın Elkatmış'a cevap vereceği için, Malatya'da dikili bir meyve kalmadı, insanlarımız aç, önlem gerekiyor; bu nedenle, Sayın Bakanıma bilgi olsun diye, efendim, önce söz aldım; biraz sonra zaten biz… 2090 sayılı Kanunla ilgili, Sayın Beyefendinin söylediği gibi, bu kanun Türkiye'de çiftçinin sorununu çözmez. Eğer müsaade ederlerse değişiklik önergemizi burada kabul edelim, bu insanlara yardım edelim.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.

Sayın Bakanım size söz vermeden önce şunu ifade etmek isterim ki, bu son hafta içerisinde ben de Kahramanmaraş'a gittiğimde gördüm, 100 000 dönümden fazla arazi üzerinde hem sel ve dolu felaketi oldu hem de dondan hakikaten sadece Elbistan İlçemizde 45 000 dönüm meyve alanında hiç meyve falan kalmadı. Bu sözler doğru ve ceviz ağaçları âdeta simsiyah bir şekilde kesilmiştir, pancarlar yeniden ekiliyor. Arkadaşlarıma katılıyorum, her yerde, demek ki aynı felaketler oldu.

Bütün insanlarımıza, bütün vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. İnşallah sizlerden güzel bir haber bekleyeceğiz.

Buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış'ın yaptığı gündemdışı konuşmayla ilgili cevap vermek üzere huzurlarınızdayım ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 26 ve 27 Nisan 2006 tarihlerinde ülkemizin iç kısımları, Batı ve Orta Karadeniz'in iç kısımları ile Doğu Anadolu'nun kuzey kısımlarında hafif ve orta şiddette don olayı meydana gelmiştir.

Elimize ulaşan ilk bilgilere göre, Amasya İlimizde 6 ilçede 187 köyde 18 555 dekar alanda yüzde 70-80 oranında meyve ağaçlarının dondan dolayı zarar gördüğü anlaşılmış. Bursa İlinde İnegöl ve Yenişehir İlçelerinde keza bir hasar tespit edilmiş. Çankırı İlimizin tüm ilçelerindeki meyve ağaçlarında ve sebzelerde belli bir oranda yine zarar görülmüş. Eskişehir İlimizin Mihalgazi ve Sarıcakaya İlçelerinde açıkta ekili domates fidelerinin yüzde 30-80 oranında zarar gördüğü, etkilendiği… Kayseri İlimizin Yeşilhisar, Yahyalı ve merkez ilçe ve köylerinde 3 400 çiftçiye ait 50 000 dekar alanda yine bir zarar söz konusu. Nevşehir İlimizin merkez, Ürgüp, Derinkuyu, Acıgöl, Gülşehir, Hacıbektaş ve Kozaklı İlçelerinde keza 23 000 hektar civarında bağ, 30 600 hektar alanda şekerpancarı ve 1 086 hektar alandaki meyve bahçesinin yüzde 90 oranında zarar gördüğü, hububat ekili alanların da keza zarar gördüğü… Karaman İlimizin merkez ilçesinin 21 köyünde 87 550 dekar alanda yine elma ağaçlarının yüzde 50 oranında zarar gördüğü… Çorum İlimizin Dodurga İlçesinde 5 köyde 3 500 dekar alanda ceviz ağaçlarının, Oğuzlar İlçesi ve köylerinde 1 020 çiftçi ailesine ait 1 600 dekarda yine ceviz ağaçlarında yüzde 90 oranında zarar gördüğü; Malatya İlimizin…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - 5 ilçe var.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Arz edeceğim efendim. Bende daha detay bilgileri var.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Peki efendim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Merkez Akçadağ, Arapkir, Arguvan, Battalgazi, Balaban, Darende, Doğanşehir, Doğanyol, Hekimhan, Kuluncak, Yeşilyurt'ta muhtelif derecelerde don vuku bulduğu, özellikle Darende, Kuluncak ve Hekimhan'da zarar oranının yüksek olarak gözlendiği, kayısı dışındaki meyvelerin de etkilendiği ilk tespitlerden anlaşılmış; Niğde İlimizin 4 ilçesindeki 40 köyde 8 500 çiftçiye ait 138 975 dekar alanda meyve ağaçlarının yüzde 40 ile 90 arasında zarar gördüğü, bize gelen ilk bilgilere göre böyle bir zarar teşekkül ettiği görülmüş. Tabiî, detaylı hasar tespit çalışmaları başlatılmış ve yasa gereği onbeş gün içerisinde bu hasar tespit çalışmaları tamamlanacak ve bize o zaman daha detaylı bilgiler gelecek, biz de sizlerle bunu paylaşacağız ve bununla ilgili gerekli işlemleri yapacağız. Tabiî, öncelikle, bu sahada yaşayan vatandaşlarımıza, üreticilerimize geçmiş olsun dileklerimi sunmak istiyorum ulusça.

Bu konuyla ilgili olarak, bildiğiniz gibi, eskiden iki tane mevzuat vardı Türkiye'de. Bunlardan bir tanesi, 5254 sayılı Muhtaç Çiftçilere Tohumluk Dağıtımı Yardımı Yapılması Hakkında Kanun idi. Bu tür afet durumlarında bu kanun kullanılıyor idi. Bu kanun 2001 yılında yürürlükten kaldırıldı; çünkü, hazine zararı doğuran bu tür faaliyetler, o yasa lağvedilmek suretiyle ortadan kaldırıldı.

Bunun dışında, 2090 sayılı bizim yine bir kanunumuz var. 2090 sayılı Kanunda da, eğer çiftçimizin toplam mal varlığının yüzde 40'ı ve daha fazlası zarar görmüş ise, görülen hasar sebebiyle, diğer mal varlığından bunu karşılayamayacak durumdaysa, bunlara yardım yapılacağı 2090 sayılı Kanunda öngörülüyor.

Bu arada öncelikle şunu söyleyeyim: 2090 sayılı Kanunda, 2001 yılından bu yana birtakım borçlar vardı ve biz, bu sene, şu anda, bu eski borçları ödemeye başladık. 2001 yılını tamamladık. Mersin İlimizdeki bir iki olay dışında 2002 yılını da tamamladık. Diğerleri de, bu yıl içerisinde, önemli miktarda, bütçemiz elverdiğince ödenecektir.

Bunun dışında, bu tür oluşacak hasarlara, tabiî afetlere karşı, bildiğiniz gibi, biz, 14 Haziran 2005 tarihinde bir Tarım Sigortaları Kanunu çıkardık. Bununla ilgili detay yönetmelik de yılbaşında çıkarıldı. Biz, bu Tarım Sigortaları Kanunu ile, devlet olarak sigorta primlerinin yarısını karşılıyoruz. Yani, tabiî afetlere karşı vatandaşımız ürününü sigorta ettirdiği takdirde, bunun sigorta priminin yüzde 50'sini biz karşılıyoruz.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sadece sözde Sayın Bakan…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Yok.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Şu anda Malatya'nın hangi ilçesinde bu uygulama başladı?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Şimdi hepsinde başlıyor.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - 81 ilde, 81 ilçede, o da küçük ilçelerde bunun uygulaması var; ama, başlamadı bile.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Müsaade edin, açıklayacağım.

BAŞKAN - Sayın Kılıç, lütfen, karşılıklı konuşmayalım.

Buyurun Sayın Bakanım.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Üstelik, söylediğiniz rakamlar da doğru değildir.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Malatya'nın Pötürge İlçesinde…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Ben, müsaade ederseniz, arz edeceğim. Eğer sizin bir itirazınız varsa, söz alır, gelir, burada açıklarsınız.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Açıklayacağım zaten.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bu karar ile -ki, bu karar 28 Şubat 2006 tarihinde Resmî Gazetede yayımlandı- dolu afetine karşı sigorta, ülke genelinde bütün bitkisel ürünlerde ve seralarda uygulanıyor. Dolu… Ana teminata ek olarak, yangın, heyelan, fırtına, hortum teminatları da paket halinde ek teminat olarak veriliyor.

İki: Önsoy ve soy kütüklerine kayıtlı süt sığırları ile kapalı sistemde üretim yapan biyogüvenlik ve hijyen tedbirlerini almış tesislerde yetiştirilen kümes hayvanlarının hayvan hayat sigortaları yapılıyor.

Üç: Don afetine karşı da sigorta, bu sene, pilot uygulama olarak Türkiye'deki 90 ilçede yapılıyor; başlatıldı yani. Don sigortasının bu sene bütün Türkiye'de birden başlatılmamasının sebebi, meteorolojik risk haritalarının yeteri kadar olmaması ve don afetine karşı birinci yılda hangi tür hasarların ne düzeyde olacağına dair elde geçmişe ait yeteri kadar done bulunmaması sebebiyledir; ama, bu 90 ilçedeki uygulama sonucunda, pilot uygulama sonucunda, önümüzdeki sene, bu, çok daha geniş bir alana yayılabilecek, belki bütün Türkiye'yi kapsayacak şekilde bütün ürünleri don afetine karşı sigortalayacak bir mekanizmaya dönüşecektir. Bu poliçeler uygulamaya bu ay içerisinde girdi.

Bunun dışındaki tabiî afetten zarar görmüş olanlarla ilgili kesin hasar tespit raporları geldiğinde de, biz, Bakanlar Kurulu olarak, burada, bu iki mevzuat dışında -yani mevcut 2090'a girenler zaten ondan istifade edecek, sigorta yaptıranlar keza bu kapsamda değerlendirilecek; bunun dışında da- Bakanlar Kurulu olarak yapabileceğimiz hangi tür yardımlar varsa, kesin hasar tespiti raporları bize ulaşınca, onlar da yapılacak. Bunu da ben bilgilerinize sunmak istiyorum.

Şimdi, tabiî, Sayın Mehmet Elkatmış'ın yine işaret ettiği hususlarla ilgili patatesteki karantina sebebiyle yapılan çalışmalara da, ben, izninizle, kısaca değinmek istiyorum:

Nevşehir İlinde 240 500 dekar alanda patates ekilişi var. Bunun 133 000 dekarı karantinaya tabi. 2004 yılı hasat döneminde yapılan yumurta survey'leri sonucu Nevşehir İlinin Derinkuyu İlçesinin tamamında ve Kaymaklı Kasabasında, 2005 yılında, patates ekimi, patates siğili hastalığının yayılmasının önlenmesi amacıyla, Ziraî Mücadele Kanunu gereğince yasaklanmıştır. Bakanlığımızca, bu hastalığın görüldüğü yerlerde alternatif ürünler ile hayvancılığın yaygınlaştırılması çalışmalarına ağırlık verilmiş, bu konudaki çalışmalar destek kapsamına alınmış; Nevşehir İlimizin merkez, Derinkuyu, Acıgöl ve Ürgüp İlçelerinde hastalıklı alanlarda patates yerine tavsiye edilen ürünleri üreten 2 093 üreticimize 2005 yılında yaklaşık 9,9 milyon YTL destek sağlanmıştır. 2005 yılında dört ilçedeki çiftçilerimize 4,1 milyon YTL DGD ödenmiş; alternatif ürün desteği kapsamında, yine, yem bitkileri ekilişleri dolayısıyla da, 2005 yılında, bu bölgedeki çiftçilerimize 1 000 000 YTL destekleme ödemesi yapılmış; 2005 yılı itibariyle, karantina kapsamına alınan bölgede oluşan değer kaybının yüzde 86'sı üretim ve destekleme değerleriyle karşılanmıştır. 2006 yılında alternatif ürün olarak patates ve aynı familyaya mensup bitkiler ile toprak parçası taşıyacak yumrulu bitkiler, fide ve fidan gibi üretim materyali dışındaki bitkisel ürünleri yetiştiren çiftçilere dekar başına 85 YTL destek verilecektir.

Çiftçilerimize, düşük faizli kredi kullandırılması çalışmaları kapsamında sertifikalı patates üreten üreticilere cari tarımsal faiz oranından yüzde 50 indirimli işletme ve yatırım kredisi verilmekte.

Nevşehir İlinde don afetinden etkilenen çiftçilerimizin zararları da, biraz önce arz ettiğim iki mevzuat çerçevesinde karşılanacaktır. Bunun dışında da, dediğim gibi, yine, Bakanlar Kurulu,  hasar tespiti geldikten sonra gerekli çalışmayı yapacak ve çiftçilerimizin bu sorununu çözme konusunda yardımcı olacaktır.

Ben, hasar gören, zarar gören çiftçilerimize tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Sayın Arz, buyurun; çok kısa bir açıklama için.

ŞEVKET ARZ (Trabzon) - Sayın Bakanım, 2004 yılı nisan ayının 4 ünde Doğu Karadeniz'de meydana gelen don afeti sonucu fındıkta büyük don olayı meydana gelmiştir. Bu don olayının meydana gelmesi sonucunda, Hükümetiniz, don afetine uğrayacak fındık üreticisine dondan ötürü yardım yapmaya karar verdiniz; ama, maalesef, bugüne kadar, karar verdiğiniz ücretin büyük oranını ödemediniz, ne zaman ödeyeceğinizi de açıklamadınız, açıklama da yapmıyorsunuz. Bu fındık üreticisine dondan gördüğü zarardan ötürü ödeyeceğiniz afet paralarını ödemeyecek misiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Ben cevap verdim, siz duymadınız.

BAŞKAN - Tamam Sayın Bakanım, artık, cevabı, diğer şekliyle bildirirsiniz.

Gündemdışı üçüncü söz, Mersin İline yapılan göç ve getirdiği sorunlar hakkında söz isteyen Mersin Milletvekili Ömer İnan'a aittir.

Sayın İnan, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3.- Mersin Milletvekili Ömer İnan'ın, Mersin'e aşırı göçün ortaya çıkardığı ekonomik, sosyal ve güvenlik sorunlarına karşı alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

ÖMER İNAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mersin'e göç ve göçün getirdiği problemlerle ilgili olarak Meclisi bilgilendirmek istedim; hepinizi bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.

Göç denince akla ilk gelen il -iddialı bir şey; ama- Mersin. Mersin'den daha fazla göç alan başka bir ilimiz yok. 1970 yılında Türkiye'nin nüfusu 35 000 000 iken, bugün 70 000 000'a çıkmıştır ve nüfus 2'ye katlanmıştır; ama, Mersin'in, yine, 1970 yılında merkez ilçe nüfusu 115 000 idi, bugün 700 000, altıya katlanmıştır. Mersin'de, yine, 1970 yılında merkez ilçede 9 mahalle vardı, bugün 66 mahalle var. Bu 66 mahallenin de 34'ü göçle gelen insanlardan oluşuyor. Aynı şey Tarsus için de geçerli. Orada da 45 mahalleden 12 tanesi, göçle gelen insanların oluşturduğu mahalleler.

Mersin'de, nüfusun bu kadar büyük artmasına rağmen, altyapı dahil hiçbir gelişme olmamıştır. Mersin'e göç, Türkiye'nin her yerinden olmakta, ama, daha çok doğu ve güneydoğu illerimizden gelen insanlar bu mahalleleri oluşturmaktalar.

Niye bu insanlar Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan geliyorlar; hepinizin bildiği gibi, birinci sebep PKK terörü, PKK belası. Bunun dışında bir başka sebep daha var. Devletimiz, güneydoğuda, doğuda güvenli alanlar oluşturmak için bu insanların göç etmesini bir yerde zorluyor. Tabiî, doğuda ve güneydoğuda güvenli alanlar oluşurken, Mersin gibi illerde de, maalesef, güvensiz alanlar oluşturuluyor. Dikkat ederseniz, herhangi bir olay söz konusu olduğunda, terörle ilgili, organize suçlarla ilgili bir olay söz konusu olduğunda Mersin hemen gözümüzün önüne geliyor; buradaki olayları hepiniz televizyonlarda izliyorsunuz. Bu insanların kaybedecek hiçbir şeyi olmadığı için ya PKK'lı oluyorlar ya hırsız ya kapkaççı veya dolandırıcı oluyorlar.

Mersin'de asayiş ve terör suçunun işlenme oranı da son iki yılda oldukça yükseldi; artık, çocuk suçlular, çocuk çeteleri oluşmaya başladı. Bunun sebebi nedir, bu çocuklar suça niye bu kadar eğilimli; bunu şöyle sıralayabiliriz:

1- Eğitim seviyesi düşük; bu çocukların eğitim seviyeleri, ailelerin eğitim seviyeleri düşük.

2- Bu ailelerde işsizlik had safhada.

3- Sokakta çalışma, sokakta yaşama mecburiyeti var.

İki tane Mersin var; bir deniz kenarındaki Mersin, bir de öteki Mersin. İşte problemler de orada.

Bu insanlarda, maalesef, sosyal ve kültürel uyumu yakalayamama var, içine kapanık olarak yaşamayı tercih var, dışlanmışlık hissi var, lüks hayata özenti var; aile yapısı, sevgiden yoksun olma, aileyi geçindirme mecburiyeti ve bunun getirdiği stres…

Eskiden, münferiden suç işleyen çocukların sayısı azdı. Ailenin ve çevrenin suç işleyen çocuğa tolerans göstermemesi, cezaların caydırıcılığı suç işlemeyi önlüyordu. Şimdilerde, aileler çocuklarına sahip çıkamıyorlar. Ebeveynin yaptığı tek şey, gözyaşı dökmekten ibaret. Çocukların sahibi ana-baba değil, maalesef, sokak. Çocuklar bütün eğitimlerini sokakta alıyorlar. İnsanca yaşamanın hiçbir imkânına sahip değiller. Kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Onun için de, kolayca suça itiliyorlar.

Mersin'de en fazla suç işlenen alan, terör ve kaçakçılık. Elbette, polisin üstün gayretleriyle bu suç işleme oranı azalıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın İnan, konuşmanızı tamamlayınız.

ÖMER İNAN (Devamla) - Polisin üstün gayretleri, gerekli tedbirlerin zamanında alınması, yüksek duyarlılık, taltif, takdir, eğitim, halk desteği; bunların hepsi var; bunlarla mücadele ediliyor; ama, maalesef, bunlar çok zor şartlar altında oluyor. Polis motive değil bu hususta, polisin motive edilmesi lazım, her açıdan, hem maddî hem manevî açıdan hem de yasalar açısından polisin motive edilmesi lazım. Polis şunu bilmeli tabiî: Kendisi bir polis devletinin polisi değil, hukuk devletinin polisi olduğunu bilmeli; ama, bunun yanında da bu yönde bilinçlendirilmeli; ama, bunun yanında da polisimize maddî manevî desteği de sağlamamız gerekiyor. Mesela, polis bir delil inceleme salahiyetine sahip değil şu anda. Avusturya'da bu var. Parmak izi alma imkânına sahip değil polis. Avusturya'da bu var, bizde yok. Organize suçta bir yakına haber verme mecburiyeti var. Bu yanlış; bir organize suçta bir yakına haber verme yanlış bir olay. Hâkim, suç işleyen çocuğun babasından, anasından velayet yetkisini alıyor, polise teslim ediyor. Polis bu çocuğu ne yapsın?! Neticede yine sokağa bırakıyor. Yani, altyapısı yok. Çok güzel hasırlanmış bir kanun; fakat, altyapısı yok.

Şimdi, polisimizin maddî açıdan da desteklenmesi lazım. Bu polisimizin istediği bir tek şey var: "Aldığımız para emekliliğe yansıtılsın" diyor. Bunu yapalım hiç olmazsa.

Şimdi, Türk Ceza Kanunu ile CMUK'ta çocuk suçlular için yeniden gözden geçirilmesi gereken bazı maddeler var, ben onları sıralayacağım:

Türk Ceza Kanununun 30'a 1; 31'e 1, 2, 3; 50'ye 1, 3, 7; 51'e 1; 58'e 5; 62'ye 1, 2; 66'ya 2; 145'e 1; 168'e 2; CMUK'un 100'e 1, 2, 3, 4; 109'a 1, 3; Çocuk Koruma Kanununun 4'e 1; 19'a 1, 5; 21'e 1; 23'e 1; 24'e 1, 2 maddeleri yeniden gözden geçirilmelidir.

Polis, gecenin ilerlemiş bir saatinde, elinde levye, testere, anahtar, birini yakalıyor; bütün hırsızlık malzemeleri elinde arkadaşın; ama, etrafı kolluyor şüpheli gözlerle. Ne yapıyor polis bunu; çocuksa salıveriyor, büyükse de salıveriyor; yapacağı bir şey yok. Bunlar olmamalı, bunlar düzeltilmelidir.

Çıkardığımız bu kanunlar çok güzel, çağdaş kanunlar; ama, maalesef, altyapısı hazırlanmadan çıkarıldığı için, sıkıntılarımız var. Evvela SHÇEK'in, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumunun yeniden güçlendirilmesi gerekiyor. Ya altyapıyı tam hazırlayıp bu güzel kanunları uygulayalım veya bu kanunları çocuk suçlular için yeniden düzenleyelim diyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın İnan.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Cumhurbaşkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım:

B) Tezkereler ve Önergeler

1.- 5487 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 6 ncı maddesinin Anayasanın 89 uncu maddesine göre bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1037)

                                      28/04/2006

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İLGİ: 14.04.2006 günlü, A.01.0.GNS.0.10.00.02-17668/45474 sayılı yazınız.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca 13.4.2006 gününde kabul edilen 5487 sayılı "Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu" incelenmiştir.

İncelenen Yasanın "Yönetim Kurulunun oluşumu ve üyeleri" başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında,

"Yönetim Kurulu bir karar organı olup, Kurumun en yüksek karar, yetki ve sorumluluğunu taşır. Yönetim kurulu;

a) Başkan,

b) Başkanın teklifi üzerine Bakan tarafından görevlendirilen bir başkan yardımcısı,

c) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını temsilen Bakan tarafından atanan bir üye,

ç) Maliye Bakanlığını temsilen Maliye Bakanı tarafından atanan bir üye,

d) Hazine Müsteşarlığını temsilen bağlı olduğu Bakan tarafından atanan bir üye,

e) İşverenleri temsilen seçilecek bir üye,

f) İşçileri temsilen seçilecek bir üye,

g) Kamu görevlilerini temsilen seçilecek bir üye,

h) Kendi nam ve hesabına çalışanları temsilen seçilecek bir üye,

ı) Kurumundan gelir ve aylık alanları temsilen seçilecek bir üye,

olmak üzere 10 üyeden oluşur. Başkan, Yönetim Kurulunun da başkanıdır. Yönetim Kuruluna, Başkanın bulunmadığı hallerde Başkana vekâlet eden kişi başkanlık eder. Yönetim Kurulu üyesi başkan yardımcısının bulunmadığı hallerde, Başkan tarafından görevlendirilen başkan yardımcısı Yönetim Kuruluna katılır."

denilmektedir.

Görüldüğü gibi düzenlemede, Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun, Kurumun en yüksek karar organı olduğu, en üst düzeyde yetki kullandığı ve sorumluluk taşıdığı belirtildikten sonra, seçimle gelenler dışındaki üyelerinin ilgili bakanlarca atanması öngörülmektedir.

Bu düzenlemeyle getirilen yöntemi irdelemeden önce, yürürlükteki yasalara göre üç sosyal güvenlik kurumu yönetim kurulu üyelerinin atanma yöntemlerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

4958 sayılı Yasanın 6 ncı maddesi uyarınca Sosyal Sigortalar Kurumu ile 1479 sayılı Yasanın 8 inci maddesi uyarınca Bağ-Kur'un yönetim kurullarının seçilenler dışındaki üyeleri ortak kararla atanmaktadır.

5434 sayılı Yasada özel kural olmadığından ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesinin (A) fıkrası uyarınca Maliye Bakanlığının bağlı kuruluşları arasında sayıldığından, TC Emekli Sandığı Yönetim Kurulu üyeleri de, 2477 sayılı "2451 Sayılı Kanunun Kapsamı Dışında Kalan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usulüne İlişkin Kanun" uyarınca, yine ortak kararla atanmaktadırlar.

Görüldüğü gibi, incelenen Yasayla hukuksal varlıkları sona erdirilerek "Sosyal Güvenlik Kurumu" adlı yeni bir kamu tüzelkişiliği altında birleştirilmek istenilen sosyal güvenlik kurumlarının yönetim kurullarının, seçimle gelenler dışındaki üyelerinin atamaları ortak kararla yapılmaktadır.

Oysa, incelenen Yasanın 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu üyelerinden,

- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı,

- Maliye Bakanlığı,

- Hazine Müsteşarlığı

temsilcilerinin ilgili bakanlarca atanacağı belirtilmiştir.

Ayrıca, 6 ncı maddede Yönetim Kurulunun oluşumunda yer verilen bir başkan yardımcısının da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanınca görevlendirileceği kurala bağlanmıştır.

Bu düzenlemeler, Yönetim Kurulunun seçilmişler dışındaki dört üyesinin ortak kararname yerine ilgili bakanlarca atanacağını ya da görevlendirileceğini göstermektedir.

Yasanın 6 ve 7 nci maddelerinin birlikte incelenmesinden, Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun, Kurumun en yüksek karar organı olarak düzenlendiği, çok önemli ve en üst düzeyde yetki, görev ve sorumluluklarla donatıldığı görülmektedir.

Buna karşılık, yasada, seçilmişler dışındaki kurul üyelerinin atanması için, mevcut sistemde olanın tersine bir yöntemle ortak kararname yerine Cumhurbaşkanının imzasını gerektirmeyen bir yöntem öngörülmektedir.

a- Çağdaş demokrasilerde, parlamenter sistem ve bu sistemi yaşama geçirecek erkler ayrılığı ilkesi kabul edilmiş; yürütmenin iktidar gücü, yasama ve yargı denetimiyle dengelenmeye çalışılmıştır.

Parlamenter demokratik sistemin ve erkler ayrılığının benimsendiği Anayasamızda da, bağsız koşulsuz ulusun olan egemenliği, yasama, yürütme ve yargı alanlarında ulus adına kullanacak organlar belirtilmiş; yasama ve yargının yürütme organı üzerindeki denetim yetkisi ve bu yetkinin kullanılma biçim ve sınırları çeşitli maddelerde kurala bağlanmıştır.

İktidar gücünün çoğunluk egemenliğine dönüşmesinin parlamenter demokratik sistemi zedeleyeceğini öngören anayasa koyucu, bununla yetinmemiş, devletin başı olan Cumhurbaşkanına bir denetim, dengeyi ve uyumu sağlama görev ve yetkisi vermiştir.

Nitekim, Anayasanın,

- 8 inci maddesinde, yürütme yetki ve görevinin, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulunca kullanıp yerine getirileceği,

- 104 üncü maddesinde, Cumhurbaşkanının,

Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözeteceği,