DÖNEM:
22 CİLT: 117
YASAMA YILI: 4
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
91 inci Birleşim
20 Nisan 2006 Perşembe
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I. -
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
YOKLAMA
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Gaziantep Milletvekili Abdulkadir
Ateş'in, Avrupa Konseyi Genel Kurulunda son dönemde yapılan çalışmalara ve
Konsey ile Avrupa Birliği arasındaki bazı sorunlarla ilgili izlenimlerine
ilişkin gündemdışı konuşması
2.- Konya Milletvekili Halil Ürün'ün,
ülkemiz insanlarının daha hızlı kalkınarak daha huzurlu ve refah içinde yaşam
sağlaması konusunda yardımcı olacak olan teknokentlerin amacı ile sorunlarının
çözülmesi için alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un cevabı
3.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın,
Hükümetin nükleer enerji politikasına, Sinop'ta kurulması düşünülen nükleer
enerji santralının bölgeye verebileceği muhtemel çevresel zararlar ile HES
Projesinin hayata geçirilmesinin önemine ilişkin gündemdışı konuşması ve Enerji
ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
Bülent Arınç'ın, İsveç Parlamentosu Başkanı Björn von Sydow'un vaki davetine
icabetle, beraberinde bir Parlamento heyetiyle İsveç'e resmî ziyarette
bulunmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1028)
2.- Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül'ün İspanya'ya, yaptığı resmî ziyarete katılacak
milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1029)
3.- Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül'ün Tunus'a, yaptığı resmî ziyarete katılacak
milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1030)
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve
Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
3.- Muğla Milletvekili Orhan Seyfi
Terzibaşıoğlu'nun; 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname ile 2985 Sayılı Toplu Konut Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/727) (S. Sayısı:1138)
4.- Nüfus Hizmetleri Kanunu Tasarısı ve
İçişleri Komisyonu Raporu (1/1177) (S. Sayısı: 1123)
VI.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
mason localarına ve denetimine ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı
Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/13049)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat
15.00'te açılarak beş oturum yaptı.
İstanbul Milletvekili
Bülent H. Tanla, demokratik bir seçimin oluşmasında seçmen sayıları ve seçmen
kütüklerinin doğru bir şekilde yazımının önemine,
Ağrı Milletvekili Halil
Özyolcu, Ağrı'nın düşman işgalinden kurtarılışının 88 inci yıldönümüne ve ilde,
eğitim ile ekonomi alanında atılan adımlara,
İstanbul Milletvekili
Şükrü Mustafa Elekdağ, sözde Ermeni soykırımı iddialarına,
İlişkin gündemdışı birer
konuşma yaptılar.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
3 üncü sırasında bulunan,
Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S.
Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon
raporu henüz gelmediğinden;
1 inci sırasında bulunan,
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 607
Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/278, 1/1034) (S. Sayısı: 17 ve
17'ye 1 inci Ek),
2 nci sırasında bulunan,
Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına
Dair 604 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (1/277) (S. Sayısı: 1079),
4 üncü sırasında bulunan,
Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısının (1/1030)
(S. Sayısı: 904),
5 inci sırasında bulunan,
Muğla Milletvekili Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu'nun; 190 Sayılı Genel Kadro ve
Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 2985 Sayılı Toplu Konut Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/727) (S. Sayısı:1138),
Görüşmeleri, ilgili
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;
Ertelendi.
6 ncı sırasında yer alan
ve İçtüzüğün 91 inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak
bölümler halinde görüşülmesi kararlaştırılmış bulunan, Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanunu Tasarısı; 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı
Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi
Hakkında 17/06/1994 Tarihli ve 4006 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi
Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi;
5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa Beş Ek Madde ile Üç Geçici Madde
Eklenmesi Hakkında 18/01/1990 Tarihli ve 3602 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89
uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun Bir Maddesinde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı; Türkiye Cumhuriyeti Emekli
Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarıları; İzmir Milletvekili
Hakkı Akalın ve 39 Milletvekilinin; 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununun 32 nci
Maddesine Bir Bent Eklenmesine Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Ahmet
Ersin'in; 1479 Sayılı Bağ-Kur Yasasının Ek-20. Maddesinin 1. Fıkrasında Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekilleri Bülent Baratalı ile
Türkan Miçooğulları'nın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Kayseri Milletvekili Muharrem Eskiyapan
ve 12 Milletvekilinin; 506 Sayılı Kanunun, 2422 Sayılı Kanunun 10 uncu Maddesi
ile Değişik 73 üncü Maddesi ve 16 ncı Maddesi ile Değişik Ek 17 nci Maddesinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekilleri Türkan
Miçooğulları ile Bülent Baratalı'nın; Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek ve 26 Milletvekilinin; 1479
Sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar
Kurumu Kanununun Sosyal Güvenlik Destek Primi Başlıklı Ek Madde 20'nin
Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Kemal
Kılıçdaroğlu ve 27 Milletvekilinin; 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Mustafa
Özyürek ve 8 Milletvekilinin; Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar
Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ve Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar
Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun
Teklifi; Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın; 1479 Sayılı Esnaf ve
Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Kemal
Kılıçdaroğlu ve 23 Milletvekilinin; 08/06/1949 Tarihli ve 5434 Sayılı T.C.
Emekli Sandığı Kanunu, 17/07/1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar
Kanunu ve 02/09/1971 Tarihli ve 1479 Sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer
Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek ile 30
Milletvekilinin; 24/05/1983 Tarihli ve 2829 Sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına
Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılması ve Bu Kanuna Geçici İki Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi;
Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın; 08/06/1949 Tarih ve 5434 Sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
Teklifi; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Samsun Milletvekili Haluk
Koç'un; 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi; Adana Milletvekili
Zeynep Tekin Börü'nün; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan ve 13
Milletvekilinin; 5434 Sayılı Emekli Sandığı Yasasının 32 nci Maddesine
01/06/1967 Tarihli ve 875 Sayılı Yasa ile Eklenen (G) Bendinde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (1/1008,1/8, 1/14, 1/408, 1/568,1/571, 1/574,
2/79, 2/151, 2/152, 2/156, 2/196, 2/208, 2/301, 2/313, 2/322, 2/335, 2/423,
2/459, 2/558, 2/593, 2/654) (S. Sayısı: 1139), görüşmelerine devam olunarak,
kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.
7 nci sırasında yer alan
ve İçtüzüğün 91 inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak
bölümler halinde görüşülmesi kararlaştırılmış bulunan, Nüfus Hizmetleri Kanunu
Tasarısının (1/1177) (S. Sayısı: 1123), tümü üzerinde bir süre görüşüldü.
20 Nisan 2006 Perşembe
günü, alınan karar gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 20.57'de
son verildi.
|
|
|
Ali Dinçer |
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
|
|
|
|
|
Harun Tüfekci |
|
Ahmet Gökhan Sarıçam |
|
|
Konya |
|
Kırklareli |
|
|
Kâtip
Üye |
|
Kâtip
Üye |
No: 125
II.- GELEN KÂĞITLAR
20 Nisan 2006 Perşembe
Tasarı
1.- Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun
ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı (1/1193) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve
Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.4.2006)
Teklifler
1.- İstanbul Milletvekili Lokman Ayva'nın; 65 Yaşını Doldurmuş
Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/765) (Plan ve Bütçe
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.4.2006)
2.- Eskişehir Milletvekili Mehmet Vedat Yücesan ve 17
Milletvekilinin; İnönü Savaşlarının Geçtiği Eskişehir İlinin İnönü İlçesine
Altın Madalya Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/766) (İçişleri Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.4.2006)
3.- Eskişehir Milletvekili Mehmet Vedat Yücesan ve 17
Milletvekilinin; 1 Nisan Gününün İnönü Savaşları Şehitlerini Anma Günü İlan
Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/767) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.4.2006)
4.- Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün ve 16 Milletvekilinin;
Metristepe ve İnönü Millî Parkı Kanun Teklifi (2/768) (Tarım, Orman ve
Köyişleri ile Çevre Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.4.2006)
Tezkereler
1.- Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 2005 Yılı Faaliyet
Raporunun Sunulduğuna İlişkin Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı
(Abdüllatif ŞENER) Tezkeresi (5/22)
(Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2006)
2.- Samsun Milletvekili
Mustafa Çakır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/1025) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.4.2006)
3.- İzmir Milletvekili
Enver Öktem'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/1026) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.4.2006)
4.- Mersin Milletvekili
Dengir Mir Mehmet Fırat'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/1027) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.4.2006)
Rapor
1.-
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Bursa Milletvekili Faruk Çelik,
İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz, Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Ordu
Milletvekili Eyüp Fatsa ile Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in; Bazı Kamu
Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Teklifi ve Cumhuriyet Halk
Partisi Grup Başkanvekili Samsun Milletvekili Haluk Koç ile İstanbul
Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun;
8.4.1929 Tarihli ve 1416 Sayılı Kanun ile 4.11.1981 Tarihli ve 2547 Sayılı
Kanuna Birer Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (2/754, 2/693) (S. Sayısı: 1143) (Dağıtma tarihi: 20.4.2006)
(GÜNDEME)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.09
20 Nisan 2006 Perşembe
BAŞKAN: Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Ahmet Gökhan SARIÇAM
(Kırklareli)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 91 inci Birleşimini açıyorum.
III. - Y O K L A M A
BAŞKAN - Elektronik
cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda
bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını,
görevli personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, ucu ucuna da olsa toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere
başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç
sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz,
Avrupa Konseyinin son dönem çalışmaları ve Avrupa Birliği ilişkileri hakkında
söz isteyen Gaziantep Milletvekili Abdulkadir Ateş'e aittir.
Buyurun Sayın Ateş. (CHP
sıralarından alkışlar)
Arkadaşlar, lütfen
oturalım ve sessizliği sağlayalım, rahatça dinleyebilelim; önemli bir konuda
açıklama yapacak. Biliyorsunuz, aynı zamanda, Avrupa Konseyi Siyasî İşler
Komitesi Başkanı Sayın Ateş, orada önemli bir konuma sahip. Vereceği bilgileri
dinlemek isteyenlerin rahatça dinleyebilmesi için, lütfen, sessizliği
sağlayalım. Arka sıralardaki arkadaşlar da otursunlar yahut konuşacaklarsa,
kenara çekilsinler.
Buyurun Sayın Ateş.
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI
KONUŞMALAR
1.-
Gaziantep Milletvekili Abdulkadir Ateş'in, Avrupa Konseyi Genel Kurulunda son
dönemde yapılan çalışmalara ve Konsey ile Avrupa Birliği arasındaki bazı
sorunlarla ilgili izlenimlerine ilişkin gündemdışı konuşması
ABDULKADİR ATEŞ
(Gaziantep) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlar,
bugün, sizlere, kısa da olsa, Avrupa Konseyinin son Genel Kurulunda yaptığımız
bazı çalışmalar ve buna ilave olarak da Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği
arasındaki bazı sorunları iletmek için söz aldım; hepinize teşekkür ediyorum ve
saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bildiğiniz gibi,
Türkiye, uzun yıllardan beri Avrupa Konseyi üyesi. Elliyedi yıllık tarihi
içerisinde, Avrupa Konseyine üye olan ilk ülkelerden bir tanesiyiz ve bugün
baktığımızda Türkiye'nin Avrupa Konseyi içerisindeki yerine, sanıyorum,
ülkemizin üye bulunduğu uluslararası kuruluşlar arasında etkimizi en fazla
duyurduğumuz, en etkin olduğumuz uluslararası kuruluşlardan bir tanesi Avrupa
Konseyi; ama, son zamanlarda, Avrupa Birliği -girmeye çalıştığımız, tam üyelik
için uğraştığımız Avrupa Birliği- ile Avrupa Konseyi arasında bazı sorunlar
ortaya çıkmaya başladı. Avrupa Birliği, her nedense, Avrupa Konseyinin
yıllardan beri sürdürmekte olduğu görevlerine tecavüz etmeye, Avrupa Konseyi
içerisinde bulunan bazı kurumlarımızı dublikasyonlara, yani kendi içerisinde de
kurmaya başladı. Böyle bir yaklaşım, tabiatıyla, Avrupa içerisinde, ülkeler
arasında birtakım rahatsızlıklar yaratmaya da başlamış bulunuyor. Avrupa
Birliğine üye olan 25 ülkenin dışında, Avrupa Konseyi 46 ülkenin üyeliğine
sahip. Bu nedenle de ülkeler arasında bir gruplaşmanın da yavaş yavaş ortaya
çıktığını görüyoruz. İşte, bu aradaki sorunları çözmek, birtakım tekrarları
önlemek ve Avrupa Konseyinin elliyedi yıldır sürdürmekte olduğu insan hakları,
demokratikleşme ve hukukun üstünlüğü temel ilkelerinin esas yerinin Avrupa
Konseyi olduğunu ortaya çıkarmak ve bunu tüm Avrupa'ya teyit ettirmek için bazı
çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmaların en önemlisi, geçtiğimiz ilkbahar genel
kurulunda oldu. Bu genel kurula davet edilen birtakım yetkili kişiler,
bunlardan bir tanesi Sayın Juncker, Lüksemburg Başbakanı, yine Romanya
Başbakanı ve Avrupa Konseyi bu Dönem Başkanı olan Sayın Tariceanu, yine
Avusturya Federal Şansölyesi ve Avrupa Birliğinin Başkanı olan Wolfgang
Schüssel ve yine, hepinizin tanıdığı, basından bildiği Sayın Barroso'yu toplantıya
davet ettik. Sayın Barroso da, yine bildiğiniz gibi, Avrupa Komisyonu
Başkanıdır. Avrupa Konseyi liderlerinin, devlet başkanlarının, geçen sene
Varşova'da Üçüncü Zirvede almış oldukları kararlar doğrultusunda, Avrupa
Birliği ile Avrupa Konseyi arasında bir işbölümünün, bir dayanışmanın nasıl
sağlanabileceğiyle ilgili çalışmalar yaptık. Bu konuda, geçen seneki Varşova
toplantısında, Lüksemburg Başbakanı Sayın Juncker'e bu konuya ilişkin bir rapor
yazma görevi verilmişti, Sayın Juncker, bu raporunu genel kurul toplantısında
açıkladı ve bu rapor doğrultusunda da, bizim yaptığımız çalışmalarla da, insan
hakları konusunun, demokratikleşme konusunun, hukukun üstünlüğü konusunun
tümüyle Avrupa Konseyine bırakılması ve Avrupa Birliğinin bu konulara ilişkin
gereksinim duyduğu durumlarda da Avrupa Konseyinin -yani, üyesi bulunduğumuz
Avrupa Konseyinin- referans olarak gösterilmesi doğrultusunda güzel bir rapor
yazıldı. Bu raporu bizler de, yani Türkiye delegasyonu olarak gönülden
destekliyoruz ve sanıyorum, öyle arzu ediyorum ve bu konuda da, başta
hükümetimiz olmak üzere, Dışişleri Bakanlığımızın, Avrupa Konseyinin rolünün
Avrupa'dan kaybolmaması için, Avrupa Birliğinin, birtakım Avrupa Konseyi
yetkilerine tecavüz etmemesi için gerekli girişimlerde bulunmasını arzu
ediyoruz ve bu konudaki çalışmalar da devam etmektedir. Önümüzdeki aylar
içerisinde Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin daha
netleşeceğine inanıyorum Sayın Başkan ve bu doğrultuda çalışmalar da yapıyoruz.
Yine bu doğrultuda
yapılan çalışmalardan bir tanesi de, Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği
komisyonları arasındaki işbirliğini geliştirme. Bunun ilk örnekleri olarak da,
sanıyorum 12 Mayıs tarihinde Avrupa Parlamentosunun Dış İlişkiler Komisyonu ile
Başkanı olduğum Avrupa Konseyinin Siyasî İşler Komisyonu Brüksel'de Güney
Kafkasya İstikrar Paktıyla ilgili müşterek bir toplantı yapacağız.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ABDULKADİR ATEŞ (Devamla)
- Biliyorsunuz, Kafkasya Türkiye için çok önemli. Özellikle, bu istikrar
paktının kurucularından Sayın Demirel, Cumhurbaşkanı olduğu dönemde yine
rahmetli Aliyev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı ve Gürcistan Devlet Başkanlarıyla
bu paktı oluşturmuştu. Bu paktın işlerlik kazanması için 12 Mayısta Avrupa
Birliğinin Dış İlişkiler Komisyonu ile benim Başkanı olduğum Avrupa Konseyi
Siyasî İşler Komisyonu bir oturum düzenleyecek.
Sayın Başkanım, bunun
dışında, geçen haftaki toplantıda Ortadoğu konusunu etraflı bir biçimde ele
aldık ve yıllardan beri Avrupa Konseyinin Siyasî İşler Komitesi Ortadoğu
sorunuyla ciddî çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmaların en önemli
aşamalarından birisi olarak, özellikle Filistin ile İsrail arasındaki
sorunların çözümüne nasıl katkı yapabiliriz diye gayret gösteriyoruz ve birkaç
yıldan beri İsrail, Filistin ve Avrupa Konseyi Siyasî İşler Komisyonunun Ortadoğu
alt komisyonu olarak bir üçlü görüşmeleri sürdürmekteydik. Ne yazık ki,
İsrail'de ve Filistin'de yapılan son seçimlerden sonra, bu ülkelerden davet
etmiş olduğumuz milletvekilleri… İsrail Parlamentosundan 2 milletvekilini, Filistin'den
de 2 milletvekilini her zaman davet ediyoruz. Üçlü bir görüşme yapma olanağını
bulurken, bu defa, maalesef, Fransa Hükümeti, Filistin'den davet etmiş
olduğumuz -daha doğrusu, biz, isim vererek davet edemiyoruz, sadece parlamentolardan
istiyoruz- Filistin Parlamentosundan istediğimiz iki isme, bir tanesine vize
verilmediği için toplantıları sürdüremedik. Bunu, burada, huzurlarınızda
söylemek ve bu durumun taraflarca çok yakın bir zamanda halledilerek yeniden Filistin
ile İsrail arasındaki normal diyaloğun devam etmesini arzu ediyoruz.
Sayın Başkan, diğer
üzerinde durduğumuz bir konu, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerde yolsuzluk ve
yoksullukla mücadeleye ilişkin bir karar tasarısını çıkardık.
Değerli arkadaşlar,
Avrupa Konseyi üyesi ülkeler, daha önce almış olduğu kararlar doğrultusunda da
yolsuzluğa karşı ve yoksulluğa karşı önemli bir mücadele veriyor; ama, geriye
dönüp baktığımızda, son zamanlarda, yolsuzlukla ilgili Avrupa Konseyi üyesi
ülkelerde çok önemli adımlar atamadığımızı gördük; bunun üzerine yeni bazı
kararlar alınması lazım geldiği ve yolsuzluk ve yoksulluğa karşı yeni bir mücadelenin
başlaması lazım geldiğine kanaat getirdi ve bu doğrultuda bir karar geçirdik.
Bu kararda, kamu kaynaklarının kullanılması sırasında yolsuzluk devreye girdiği
zaman, kamu hizmetlerinin görülmesinde, özellikle de yargı sistemi üzerinde
büyük olumsuzlukların meydana geldiğini Avrupa Konseyi ortaya çıkarmış
bulunuyor. Diğer taraftan, yolsuzluk, yalnızca kamu sektöründe değil, aynı
zamanda, özel sektör içerisinde de önemli boyutlara ulaşmakta olduğunu tespit
etmiş bulunuyoruz ve bunun da, ülkenin ulusal kaynaklarının etkin kullanımına
büyük zararlar verdiğini yine bu kararlarda ifade ettik.
Günümüzde -hepinizin
bildiği gibi- yolsuzluk, tüm dünyayı saran ve sarsan bir virüs haline
gelmiştir; ülkelerin, gerek toplumsal gerek ekonomik dokularını felç eden
ölümcül bir hastalık haline bürünmüştür. Aynı zamanda, ülkelerin siyasî
istikrarı üzerinde de önemli bir tehdit haline gelmiştir yolsuzluklar.
Bildiğiniz gibi, ülkemizde de, yakın geçmişte, bu salgının sosyal, ekonomik ve
siyasî hayatımızda yol açtığı sorunları hep birlikte yaşadık ve bu sorunların
bazılarının da önemli ölçüde devam ettiğini görüyoruz. Bu nedenle de, Avrupa
Konseyi Parlamenter Meclisinin yolsuzlukla etkin bir şekilde mücadele edebilmek
için bizlere, üye ülkelere önerdiği birtakım kriterleri, birtakım sorumlulukları
mutlaka yerine getirmemiz lazım.
BAŞKAN - Toparlayalım
lütfen.
ABDULKADİR ATEŞ (Devamla)
- Toparlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu
konuda Türkiye, hepimizin bildiği gibi, Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla
Mücadele Sözleşmesini 2003 tarihinde imzaladı. Bunu Komisyonumuzdan geçirdik,
Dış İlişkiler Komisyonundan, ama hâlâ Türkiye Büyük Millet Meclisine,
huzurunuza getirip onaylayabilmiş değiliz. Bununla ilgili Türkiye'nin
güçlükleri var önümüzdeki yıllarda.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ayrıca, Türkiye, Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk
Sözleşmesi ve Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesine taraf olmuş bir ülke;
ancak, bu iki sözleşmenin kendi yasalarımız içerisine derç edilmesi lazım
gelirken, bu konuda da Türkiye'nin, bizlerin, Parlamentomuzun üzerimize düşen
görevi yerine getirmediğini bir üzüntüyle görüyoruz. Bu konunun çok kısa bir
sürede netleşmesinde yarar vardır. Ancak, bu sözleşmelerin hükümleri iç
hukukumuza derç edildiği takdirde yolsuzlukla mücadelenin daha kolaylaşacağını
söyleyebilirim.
Yine, Sayın Başkan, 1
Haziran 2005 tarihinde, hepinizin bildiği gibi, yürürlüğe giren Türk Ceza
Kanunu, yolsuzlukla mücadelede bazı tedbirler getirmektedir; ancak, burada
gerekli olan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapması gereken, bütün bunları
inceleyen, her neredeyse, geri çekilmiş olan yolsuzlukla mücadele kanun
tasarısı -bildiğiniz gibi bir ara Meclise sevk edildi yolsuzlukla mücadele
kanun tasarısı- her nedense bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde değil,
komisyonlarda da değil. Bu kanunun, yolsuzlukla mücadele kanun tasarısının
yeniden mutlaka ele alınması ve Parlamentodan geçirilmesi lazım. İşte o zaman,
haziran ayında geçirmiş olduğumuz Türk Ceza Kanunundaki yolsuzlukla ilgili hükümlerin
ve diğer yasalarımızdaki yolsuzlukla ilgili hükümlerin etkin bir biçimde
uygulanması ancak o zaman söz konusu olabilir diyorum. Bu konuda, Yüce
Meclisin, üzerine düşen görevi yapacağına bütün gönlümle inanıyorum.
Beni dinlediğiniz için
hepinize teşekkür ediyorum.
Saygılarımla. (Alkışlar)
BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde en önemli komite, Siyasî
İşler Komitesi. İlk kez bir Türk parlamenter bu komitenin başkanı oldu. Sayın
Ateş başarıyla bu görevi yürütüyor. Daha önce Muğla eski Milletvekili Lale
Köseoğlu Aytaman Çevre Komitesi Başkanı olmuştu. Şimdi, ikinci ve çok önemli
bir komitenin başkanı bir Türk parlamenter. Başarılı çalışmalar yapmıştı Lale
Hanım; ona, buradan, bir kez daha, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına teşekkür
ediyorum. Sayın Ateş'e de başarılar diliyoruz.
Gündemdışı ikinci söz,
teknokentler ve sorunları hakkında söz isteyen Konya Milletvekili Halil Ürün'e
aittir.
Değerli arkadaşlar, bu
konu da çok önemli bir konu. Bir endüstri mühendisi olarak, önemini, kısa da
olsa, aktarmak isterim Halil Beyden önce. Türkiye, sanayileşmek zorunda olan
bir ülkedir. İşsizlik sorununu ancak sanayileşmeyle çözebiliriz. Türkiye
sanayiinin en yeni teknolojileri alabilmesi, adapte edebilmesi, kullanabilmesi
gerekiyor ki, globalleşen dünya ekonomisinde yarışmacı özelliklerini
koruyabilsin. Teknokentlerin, teknoloji üreten merkezler olarak, ekonomimizde
önemli yeri var. Çok başarılı teknokent uygulamaları da var.
Böylesine önemli bir
konuda Sayın Halil Ürün bilgi verecekler. Onu da dikkatle dinlememizde yarar
var.
Buyurun Sayın Ürün. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
2.- Konya
Milletvekili Halil Ürün'ün, ülkemiz insanlarının daha hızlı kalkınarak daha
huzurlu ve refah içinde yaşam sağlaması konusunda yardımcı olacak olan
teknokentlerin amacı ile sorunlarının çözülmesi için alınması gereken tedbirlere
ilişkin gündemdışı konuşması ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un cevabı
HALİL ÜRÜN (Konya) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; teknokentler ve sorunları konusunda gündemdışı söz almış
bulunuyorum; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bu konuda kısa bir
tarihçe vererek sözlerime başlamak istiyorum. Ülkemizde, sanayi alanında ar-ge
faaliyetlerinin desteklenmesi için, 1990 yılında 3624 sayılı Kanunla, Küçük ve
Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme Dairesi Başkanlığı; yani, KOSGEB
kurulmuştur. KOSGEB Kanunuyla, Teknoloji Geliştirme Merkezleri (TEKMER) ve
Duvarsız Teknoloji İnkübatörleriyle sanayide ar-ge faaliyetlerini geliştirmek
ve desteklemek amaçlanmıştır.
Değerli arkadaşlar,
ülkemizde çeşitli yerlerde birçok TEKMER kurulmuştur. TEKMER'ler bazı önemli
başarılara imza atmışlardır. Daha önce yürürlüğe sokulan 3624 sayılı KOSGEB
Kanununda "teknopark" deyimine yer verilmemiş olmasına rağmen, ar-ge
faaliyetlerine daha da hız kazandırmak için, 6 Temmuz 2001 tarihinde bu maksadı
karşılayacak olan 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgesi Kanunu
çıkarılmıştır. Bu kanunun uygulaması için 19 Haziran 2002 tarihinde Teknoloji Geliştirme
Bölgeleri Kanunu Uygulama Yönetmeliği yürürlüğe sokulmuştur. Bu yönetmeliğin
geçici maddesiyle, önce, ODTÜ Teknopark ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi
Teknoparkı Türkiye'nin ilk iki teknoparkı ya da teknokenti olarak ilan
edilmişlerdir.
TÜBİTAK Marmara Araştırma
Merkezi, Türkiye'nin ilk teknoloji üniversitesinin kuruluşuna da öncülük
etmiştir. Kurulan teknoloji geliştirme bölgelerinde teknolojik bilginin
üretilmesi, üretilen bilginin ticarileştirilmesi, üründe ve üretim
yöntemlerinde ürün kalitesi ve maliyetlerin düşürülerek yeniliklerin
geliştirilmesi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere
uyumunun sağlanması, araştırmacılara iş imkânlarının sağlanması ve ileri teknoloji
yatırımları yapacak yabancı sermayenin ülkeye girişinin hızlandırılması,
sanayiin rekabet gücünün artırılması amaçlanmıştır.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; teknokentler, bulundukları bölgelerin sanayilerinin
gelişmesinin odak noktalarıdır. ABD, İngiltere, Almanya, Japonya ve benzeri
birçok ülkede ileri sanayi üretimine geçişin öncüsü hep teknokentler olmuştur.
Ülkemizde teknokentlerin
önemi yeni yeni anlaşılmaya başlanmıştır. Teknokentler, sanayie geniş vergi
muafiyetleri, üniversitelere uygulamaya yönelik araştırma yapma imkânı,
öğrencilere ekgelir ve uygulamalı eğitim imkânı ve ülkemiz insanlarına da hızla
kalkınarak, daha huzurlu ve refah içinde bir yaşam sağlaması konusunda yardımcı
olacaktır.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; bugüne kadar ülkemizde 20 adet teknokent kurulmuştur. Bunların
yaklaşık yarısına yakını faaliyette, diğer yarısı ise faaliyetlerine fiilen
başlayamamışlardır. Kuruldukları 2002 yılından beri teknokentlerin
ihracatlarının 40 000 000 doları aştığı görülmüştür. Bunlardan biri olarak
Konya Teknokentin bugün geldiği noktayı bilgilerinize sunmak, sizlerle bu
konuyu paylaşmak istiyorum:
Konya Teknokent, AK Parti
İktidarında, 2004 yılı sonunda, Selçuk Üniversitesinin önderliğinde, Konya
Sanayi Odası, Konya Ticaret Odası, Konya Ticaret Borsasının işbirliğiyle, 4691
sayılı Yasaya göre kurulmuş bir teknoloji geliştirme bölgesidir.
Selçuk Üniversitesi
Teknoloji Geliştirme Bölgesi, Alâeddin Keykubad Kampusü güneyinde yer alan 520
000 metrekare büyüklüğündeki arazi üzerinde kuruluşunu sürdürmektedir. Bölge
arazisinin Konya Teknokent AŞ'ye tahsisi tamamlanmış olup, 2006 yılı haziran
ayında bölgede yeni binalar yükselmeye başlayacaktır. Konya Teknokent,
bünyesinde yer alan 50'ye yakın ar-ge firmasıyla, ülkemizin en hızlı gelişen
teknoparklarından biridir. Konya Teknokent, merkezi İspanya'da olan
Uluslararası Teknoparklar Birliğine üye olan ülkemizdeki 4 teknopark, yani,
teknokentten biridir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
HALİL ÜRÜN (Devamla) -
Konya Teknokent, kuruluşunu takip eden birbuçuk yıl içinde yüzde 100 doluluk
oranına ulaşmış olup, yoğun müracaatları karşılamak için Alâeddin Keykubad
Kampusunda 2 adet prefabrik binanın inşaatına başlanmıştır.
Selçuk Üniversitesi
Teknoloji Geliştirme Bölgesinde, ağırlıklı olarak biyoteknoloji, bilişim
teknolojisi, elektronik sanayii, savunma sanayii, otomotiv ve makine sanayii,
çevre ve enerji teknolojileri, ileri teknoloji, ileri malzemeler ve proses
teknolojileri, stratejik araştırma amaçlı alan çalışmaları, proje birimi gibi
alanlarda ar-ge faaliyetleri yürütmek isteyen kuruluşların yer almasına öncelik
verilmektedir.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; 58 inci ve 59 uncu cumhuriyet hükümetleri döneminde; yani, AK
Parti iktidarlarında, teknoloji geliştirme bölgeleri, yani, teknokentler ciddî
bir gelişme göstermiş, sayıları 2 iken 20'ye yükselmiştir; buralarda faaliyet
gösteren firma sayısı 63 iken 500'e, istihdam edilen çalışan sayısı 230 iken üç
yıllık iktidar dönemimizde bu sayı 5 402'ye çıkmıştır; üzerinde çalışılan proje
sayısı 75 iken bizim iktidarımız döneminde bu sayı 1 500'e çıkmıştır; ihracat
hiç yokken 40 000 000 dolara, yabancı firma sayısı hiç yokken 20'ye ulaşmıştır;
yapılan yabancı yatırım tutarı hiç yokken 300 000 000 dolara, alınan patent
sayısı hiç yokken iktidarımız döneminde 25'e ulaşmıştır.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, ülkemizin, gelecek yıllarda, uluslararası pazarlarda rekabet gücü
yüksek bir ülke olarak yerini almasının temel şartı, teknokentlerde yer alan
firmaların desteklenmesi olarak görülmektedir. Bu bağlamda, teknoloji
geliştirme bölgelerinin altyapı ve proje bazında firma desteğinin artırılması,
AB Bilim ve Araştırma Faslı müzakereleri çerçevesinde, öngörüldüğü şekilde,
çerçeve programları ve diğer uluslararası programlardan yararlanan firma ve bu
firmalarda çalışan ar-ge personeli sayısının artırılmasının yanında, gayri safî
yurtiçi hâsıladan ar-ge'ye ayrılan payın 2010 yılına kadar yüzde 3'e
çıkarılması hedeflenmiş olup, sanayi sektörünün ar-ge'ye ayrılan payın yüzde
1'ini gerçekleştirmesi de sağlanacaktır.
Umulur ki, bu hedefler bu
süre içerisinde gerçekleşir ve ar-ge faaliyetlerinin daha da hızlanması temin
edilir. Ayrıca, aldığım bilgilerden, 2006 yılı yatırım bütçesinde, Sanayi ve
Ticaret Bakanlığımızca, sanayi tezleri projelerine 5 000 000 YTL kaynak
ayrıldığı, bu kapsamda, üniversite-sanayi işbirliğinin daha da işler hale
getirileceği noktasındadır.
Değerli arkadaşlar, henüz
faaliyete başlamamış olan teknoloji geliştirme bölgesinin en önemli sorunu bina
yapımı için gerekli finansmanın sağlanamamış olmasıdır. Ülkemizin geleceğinde
çok önemli bir yere sahip olan teknoloji geliştirme bölgelerine, yani,
teknokentlere, acil olarak, bina yapım finansmanı için gerekli desteğin
sağlanması şarttır. Bu yapıldıktan sonra, teknokentlerin kendi kendilerini
finanse edebilecek konuma geldikleri görülecektir. Hükümet tarafından yapılacak
bu katkı, ülkemiz bütçesine çok da fazla bir yük getirmeyecektir. Buna
karşılık, faaliyete geçen bu birimler, ülkemizin teknolojik gelişmesine yurt
sathında büyük katkıda bulunacaktır.
Şimdiye kadar
teknokentlere yapılan toplam devlet katkısı şöyledir: 2004 yılında ayrılan
ödenek miktarı 2,6 milyon YTL, 2005 yılında ayrılan ödenek miktarı 3,5 milyon
YTL, 2006'da ise 6 000 000 YTL olarak verilmektedir. Verilen rakamlar, yıllara
göre katkıda nispî bir artışı göstermektedir; ancak, dünyanın gelişen
ülkeleriyle kıyaslandığında çok yetersiz kalmaktadır.
Değerli arkadaşlar,
yaptığım incelemeler ışığında, bina yetersizliğinden henüz faaliyete geçememiş
teknokentlere en az 10 000 000 YTL tutarında bir yardım, ülkemiz teknolojisinin
geleceğine yapılmış çok önemli bir yatırım olacaktır. Buna ilaveten, uzun
vadeli, sıfır faizli kredi şeklinde de yardımda bulunulabilir.
Unutulmamalıdır ki,
ülkemizin refah ve huzuru, istihdam alanlarını çoğaltmak ve üretimi artırmaktan
geçecektir. Bu da ar-ge faaliyetlerinin en doruk seviyede desteklenmesine
bağlıdır. Ve yine unutulmamalıdır ki -atalarımız ne kadar güzel söylemişler-
marifet iltifata tabidir. Biz iltifat edeceğiz, ar-ge faaliyeti yürüten
teknokentler de, bu maddî, manevî iltifatlar, teşvikler karşılığında,
imkânlarını ortaya koyacaklar ve marifetlerini ortaya koyacaklar.
Ben bu duygular
içerisinde, bu faaliyetlere desteğin giderek artırılması konusundaki ciddî
talebimi burada ifade ediyor, beni sabırla dinlediğiniz için hepinize ve Sayın
Başkana, saygılar, sevgiler, muhabbetler sunuyorum, teşekkür ediyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, bir atlama oldu, onu açıklamak istiyorum; önemli…
Türkiye son yüzyılda,
Amerika Birleşik Devletlerinden sonra en çok dışgöç alan ülkedir. Ayrıca,
Türkiye, Avrupa ülkelerinde en fazla göçmeni olan ülke. Bu arada, Türkiye,
dünyanın en önemli göç yolu üzerinde. Türkiye için çok önemli olan bir komite
de, Avrupa Konseyi Göç, İltica ve Nüfus Komitesinde, Antalya Milletvekilimiz
Mevlüt Çavuşoğlu, kısa bir süre önce başkan seçilmiş. Mutlulukla karşıladığımız
bir gelişme; kendisine de başarılar diliyoruz.
Şimdi, Halil Ürün Beyin
yaptığı konuşma üzerine, Sanayi Bakanımız Sayın Ali Coşkun açıklama yapacak.
Buyurun Sayın Coşkun. (AK
Parti sıralarından alkışlar.)
SANAYİ VE TİCARET BAKANI
ALİ COŞKUN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım;
Konya Milletvekilimiz Halil Ürün Beye, böylesine, ülkemiz için, geleceğimiz
için, önemli olan teknoloji konusunda söz aldığı için ve biz de cevap verme,
bilgilendirme imkânı sağladığı için kendisine teşekkür ediyorum.
Bildiğiniz gibi, 2001
yılında 4691 sayılı Yasayla kurulan teknoloji geliştirme bölgelerinde,
teknolojik bilgilerin üretilmesi, üretilen bilginin ticarîleştirilmesi, üründe
ve üretim yönetimlerinde ürün kalitesi ve standardının yükseltilmesi,
verimliliği artıracak ve üretim maliyetlerini düşürecek yeniliklerin
geliştirilmesi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere
uyumunun sağlanması, araştırmacılara iş imkânlarının sağlanması ve ileri teknoloji
yatırımları yapacak yabancı sermayenin ülkeye girişinin hızlandırılması
amacıyla, sanayiin rekabet gücünün artırılması önde olmak üzere bu yasa
çıkarılmıştır. Ancak, 4691 sayılı Kanun, 2001 yılında yürürlüğe girmesine
rağmen ve Halil Ürün Beyin konuşmasında belirttiği gibi, geçici maddede, Orta
Doğu Teknik Üniversitesi ve TÜBİTAK'a bağlı Marmara Araştırma Merkezi,
teknoloji geliştirme bölgesi olarak belirlenmiş olmasına rağmen, bunların
tescili yapılmamış, ancak Kasım 2002 yılında biz iktidar olduktan sonra,
Bakanlığımız tarafından tescili yapılmıştır.
Böylece, Bakanlığım
sırasında, son üç yılda, 20 üniversiteyle teknoloji geliştirme bölgeleri
kurulmuştur. 2006 yılında ise, mart sonu itibariyle, Ankara Üniversitesi ve
Gaziantep Üniversitesi olmak üzere müracaatları değerlendirilmiş ve uygun
görüşle Başbakanlığa sunulmuştur.
Teknoloji geliştirme
bölgelerinde en çarpıcı gelişme, iş dünyasının acil ihtiyaç duyduğu ar-ge
çalışmalarının öne çıkması ve üniversite-sanayi işbirliğinin, kamunun
desteğiyle bütünleşerek gelişmesidir.
Kurulmuş bulunan
teknoloji geliştirme merkezlerindeki bu atılımı, ülkemizin geleceği bakımından
fevkalade önemli görmekteyiz; çünkü, küreselleşme sürecinde, takdir edersiniz
ki, bir ülkenin güçlü olması, ancak rekabet gücü yüksek olma seviyesine
çıkmasına bağlıdır. Bu da, ancak teknolojik gelişmeler önceliğinde olacaktır.
Son üç yıllık süreçte
teknoloji geliştirme bölgelerinin sayısı 20'ye çıkmıştır; firma sayısı 63'ten
500'e, istihdam edilen personel sayısı 230'dan 5 042'ye, üzerinde çalışılan
proje sayısı 75'ten 1 500'e, ihracat hiç yok iken 40 000 000 Amerika Birleşik
Devletleri Doları ihracat sağlanmıştır. Yabancı firma sayısı hiç yokken 20'ye,
yapılan yabancı yatırım tutarı hiç yokken 300 000 000 dolar seviyesine, alınan
patent sayısı ise hiç yokken 25'e ulaşmış bulunmaktadır. Bu rakamlar,
atılımlarımızın fevkalade olumlu sonuçlar verdiğinin işaretleridir.
Bu bölgelerin kurulması
için gerekli arazi temini, altyapı ve idare binası inşaatı ile giderlerin yönetici
şirketçe karşılanamayan kısmı, yardım amacıyla bütçe imkânları ölçüsünde
Bakanlığımızca karşılanmaktadır. Ayrıca, bu bölgelerde yer alan firmalara,
girişimcilere ve öğretim üyelerine 2013 yılına kadar çok çeşitli muafiyetler ve
imkânlar getirilmiştir.
Ülkemizde son yıllarda
bilim ve teknoloji konusunda görülen iyileşmenin yapı taşlarından en önemlisi
teknoloji geliştirme bölgeleri olarak dikkat çekmektedir. Ülkemizin gelecek
yıllarda uluslararası pazarlarda rekabet gücü yüksek bir ülke olarak yerini almasının
en önemli faktörlerinden biri de, daha önce belirttiğim gibi, teknoloji
geliştirme bölgelerinin ve bu bölgelerde bulunan firmaların desteklenmesidir.
Bu bağlamda, teknoloji
geliştirme bölgelerinin altyapı ve proje bazında firma desteğinin artırılması,
Avrupa Birliği Bilim ve Araştırma Faslı müzakereleri çerçevesinde öngörüldüğü
şekilde çerçeve programları ve diğer uluslararası programlardan yararlanan
firma ve firmalarda çalışan ar-ge personeli sayısının artırılmasının yanında
gayri safî yurtiçi hâsıladan ar-ge'ye ayrılan payın yüzde 3 seviyesine
çıkarılması öngörülmüştür. Zira, Lizbon Anlaşması çerçevesinde, Türkiye de bu
yükümlülük altındadır. 2002 yılı sonunda bu rakam, yüzde 0,64 seviyesindeydi;
şimdi, yüzde 1'leri aşmış durumdayız. İnşallah, sadece bu yüzde 3'lük payın da
önümüzdeki yıllarda, sanayi kesiminin özellikle, yüzde 1 seviyesinin üzerine
çıkması öngörülmektedir. Bakanlığımızca bu bölgelere arazi temini, altyapı ve
idare binası inşaatı için 2004 yılında 3 trilyon lira, 2005 yılında 3,5 trilyon
lira, toplam 6,5 trilyon lira destek sağlanmıştır; ancak, bu ödenekler, hızla
gelişen teknoloji geliştirme bölgelerinin altyapısını ve teçhizat ihtiyacını
karşılamak için, takdir edersiniz ki, yetersizdir; ancak, imkânlar bu kadar;
fakat, Hükümetimiz ilk defa, bu yüzde 3'lük gayri safî millî hâsıla içindeki
payın artması yönünde TÜBİTAK'a, bu desteklerin dışında, geçen yıl 450 trilyon
lira, bu yılın bütçesinde de 520 trilyon lira bir ödenek koymuştur. Bu,
TÜBİTAK'ın takdirinde, proje bazında destek olarak teknolojiye sunulacaktır.
Bakanlığımızın bu konuyla ilgili olarak, önümüzdeki orta vadeli süreçte, bu
önemli kurumların altyapı ve üstyapı sorunlarının bir an önce giderilmesi ve
bölgelerin çalışmalarını daha etkin bir biçimde sürdürebilmeleri için gerekli
finansman desteğinin sağlanması çok büyük önem arz etmektedir.
İkinci olarak,
Bakanlığıma bağlı Küçük ve Orta İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme
Başkanlığı, yani kısa ismiyle KOSGEB
tarafından da teknoloji konusunda destekler verilmektedir. Söz konusu, ihtiyaç
duyan işletmelerin ar-ge projeleri, teknoloji merkezleri, kısa ismiyle TEKMER
teknoloji bölgelerinde ön incelemesi yapıldıktan sonra, TEKMER kurallarında
değerlendirilerek destekleme kararı alınmaktadır. Bu kurullarda sanayi ve
ticaret odası, üniversite temsilcisi ve KOSGEB'in yöneticileri bulunmaktadır.
İlk olarak 1992 yılında
kurulan TEKMER'lerin yasal dayanağı KOSGEB Kanununa istinaden yayımlanan destek
yönetmenliği olup, son revizyon 24 Nisan 2005 tarihinde 25795 sayılı Resmî
Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir; böylece, imkânlar daha da
genişletilmiştir.
KOSGEB Başkanlığı, bilgi
ve teknoloji tabanlı imalat sanayii KOBİ'lerin yeni bir ürün veya teknoloji
geliştirmek amacıyla yapacakları ar-ge çalışmalarına geri ödemeli ve geri
ödemesiz destekler sağlamaktadır. TEKMER'lerde, şu anda, KOBİ'lere
sağlayabildiğimiz azamî destek 250 milyar lira civarındadır. Faizsiz ve proje
tamamlandıktan sonra bir kısmı ödenmek üzere geri ödemeli destek verilmektedir;
bu destekle, işletme, ar-ge çalışması için gereken makine ve teçhizatı temin
etmektedir. Ayrıca, 70 000 Yeni Türk Lirasına varan miktarda, geri ödemesiz
destek verilmektedir; bu destekle, işletmenin eğitim, danışmanlık, test ve
analiz, fuar, teknopark kirası gibi, benzeri ihtiyaçlarında maddî katkı olarak
sağlanmaktadır. Toplam 18 TEKMER işletmesi, teknoloji geliştirme merkezlerine
ilaveten, 18 teknoloji merkezi halen yürürlüktedir ve bunların çoğu,
üniversitelerle beraber kurulmakta, burada, elde edilen… Küçük ve orta ölçekli
sanayicilerin ar-ge ihtiyaçları geliştirilince, bunlar, bu kere, teknoloji
geliştirme merkezleri haline dönüştürülmektedir. TEKMER müdürlüklerinde bugüne
kadar desteklenen işletme sayısı 1 050'dir. Yeni hizmete açılan TEKMER'lerle
birlikte, yaklaşık 600 işlik kapasitesine ulaşılmış olup, bir işletme, ortalama
üç yıl, sırayla desteklenmektedir. Değerli arkadaşlar, bütün bu hizmetler,
TÜBİTAK'ın dışında, bizim Hükümetimiz zamanında gerçekleştirilmiştir.
Bir üçüncü konu,
teknoloji konusunda, Sanayi Tezleri (SANTEZ) Projeleridir. Sanayi Tezleri
Projesi, üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesi, üniversitelerimizde
yapılan bilimsel çalışmaların ticarîleştirilerek ülkemize katmadeğer yaratacak
teknolojik ürün haline getirilmesinin sağlanması ve sanayicilerimizin ar-ge ve
teknolojik ürün üretiminde karşılaştıkları sorunların üniversite bilimselliği
içinde çözülmesinin sağlanması amacıyla başlatılmıştır. Böylece, bu tezlerin,
sadece raflara girmesi ya da doktora unvanı alması için, teorik olarak kitaplar
arasında kalması önlenmeye çalışılmaktadır ve böylece son dönemde, bu tezler,
üniversitelerin destekleriyle, sanayicinin ihtiyaç duyduğu konulara doğru
yönelmiştir.
Bu program, ülkemizin
uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlayacak, yeni
ürün ve/veya üretim yönetimi geliştirilmesi, mevcut üründe ve/veya üretim
yönetiminde yenilik yapılması amacıyla, sanayiin ihtiyaçları doğrultusunda
belirlenecek yüksek lisans ve/veya doktora tez çalışmalarının desteklenmesini
kapsamaktadır.
2006 yılı Bakanlığımız
yatırım bütçesine SANTEZ projeleri için 5 trilyon lira kaynak sağlanmış olup,
SANTEZ kapsamında üniversite-sanayi işbirliğiyle hazırlanan projeler, 2006
yılından itibaren Bakanlığımızca desteklenecektir.
Beni sabırla dinlediğiniz için hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teknolojiyle
ilgili görüşmeler devam ediyor.
Ülkemizin nükleer
teknoloji üretmesi, nükleer enerjiden yararlanması önemli bir konu, hem de bunu
en uygun zamanda, en iyi, en yeni teknolojilerle yapmamız, çok hayatî bir öneme
sahip.
Bu konuda gündemdışı
üçüncü söz, hükümetin nükleer enerji politikaları hakkında söz isteyen Sinop
Milletvekili Engin Altay'a aittir.
Buyurun Sayın Altay. (CHP
sıralarından alkışlar)
3.- Sinop
Milletvekili Engin Altay'ın, Hükümetin nükleer enerji politikasına, Sinop'ta
kurulması düşünülen nükleer enerji santralının bölgeye verebileceği muhtemel
çevresel zararlar ile HES Projesinin hayata geçirilmesinin önemine ilişkin
gündemdışı konuşması ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in
cevabı
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; bugün, üçbuçuk yıllık parlamenterlik yaşamımdaki üçüncü
gündemdışı söz talebimdir. Ben, çok önemli olmadıkça gündemdışı talepte
bulunmam ve bugün, burada, size, çok hayatî, çok önemli bir konu hakkında bilgi
sunmaya, hükümetin şu anki tutumundaki yanlışlığı dikkatinize sunmaya ve Sinop
halkının feryadına tercüman olmaya huzurunuza geldim.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Sayın Bakanımız da geldiler. Tabiî, Meclis İçtüzüğünün bir
sistematiği; milletvekili çıkacak, 5 dakika konuşacak, bakan 20 dakika cevap
verecek.
Ben, daha konuşmaya
başlamadan diyorum ki, Sayın Bakanın uyguladığı enerji politikası doğru
politika değildir. Daha doğrusu, Enerji Bakanlığının bir enerji politikası
yoktur; politikasızlığı vardır, kötü yönetim problemi vardır; ama, gönlüm arzu
eder ki, Sayın Bakan, istediği televizyon kanalında, istediği medya organında,
lütfetsin, beni karşısına alsın, bu 5 dakikalık sürede değil; ama, yarım saat,
1 saat, 2 saatlik sürede bu meseleyi tartışalım.
FİKRET BADAZLI (Antalya)
- Amenna… Uyar.
NUSRET BAYRAKTAR
(İstanbul) - Medya olmadan tartışamaz mısınız?!
ENGİN ALTAY (Devamla) -
Sayın Bakan, Sayın Hükümet; tutumunuz son derece…
BAŞKAN - Engin Bey, bir
dakika; yanlışlık yapmışız, düzeltelim.
Buyurun.
ENGİN ALTAY (Devamla) -
Sayın Bakan, Sayın Hükümet
"Sinop'a nükleer santral kuracağız" beyanınız, Sayın
Başbakanın beyanı, bir, son derece antidemokratiktir. Bütün gelişmiş ülkelerde,
örnek aldığımız ülkelerde -Japonya, Avusturya, İsveç, Almanya, Amerika; bu
örnekleri çoğaltmak mümkün- bu kadar hayatî bir konu, halka sormadan, bir
dayatmayla, Sinop halkının tepesine indirilemez. Kaldı ki, indiremeyeceksiniz.
Sinop halkını, nüfus yoğunluğu düşük diye feda etmeye gücünüz yetmeyecek. Biz,
daha, Çernobil sendromundan, yirmi yıl önce yaşanmış bir facianın sendromundan
kurtulamamışken, Karadeniz Bölgesini bütünüyle yeni bir sendroma sokmaya
hakkınız yoktur.
Yıllar önce, Sinop'ta ve
Alaçam'da ortaya çıkan 300 küsurla baş edemeyen bir hükümetin, Amerika Birleşik
Devletlerinin bile, atıklarına çare aradığı, fellek fellek çare aradığı ve
1979'dan beri bir tek çivi çakmadığı nükleer teknolojiyi, Avrupa'nın üçüncü
sınıf çöp teknolojisini getirip de Sinop'a, tepemize kurmaya hakkınız yoktur.
Şimdi, Sayın Bakan
gelmişken, Enerji Bakanlığı Kuruluş Kanununun 1 inci maddesini okumak isterim.
3154 sayılı Kanunun 1 inci maddesi "Bu kanunun amacı, enerji ve tabiî
kaynaklarla ilgili hedef ve politikaların ülkenin savunması, güvenliği ve
refahı, millî ekonominin gelişmesi ve güçlenmesi doğrultusunda tespitine
yardımcı olmak" diye başlıyor Sayın Bakan. Bunun neresi millî ekonomi,
neresinde ülke savunmasına yönelik bir olumlu tedbir var, neresi güvenli?!
Bugün getirdiğiniz bu proje, antidemokratik olmanın yanı sıra, en pahalı enerji
projesidir, en dışa bağımlı projedir, en riskli projedir. Hammadde bakımından
hiç de söylediğiniz gibi bir hammadde kaynağımız yoktur. Sızıntı ve kaza riski
halen yüksektir; biraz sonra anlatacağım. Bu teknoloji, sizin Türkiye'ye
getirmek istediğiniz teknoloji geleceğin teknolojisi değildir Sayın Bakan,
geçmişin çöp teknolojisidir.
Şimdi, Sayın Bakan, sayın
milletvekilleri; bu ülkenin ve bu milletin, yüce milletin iyi yetişmiş
çocukları var, çok iyi yetişmiş enerji mühendisleri, elektrik mühendisleri var;
sayıları da az değil, 35 000 civarında elektrik mühendisi var, bu milletin
çocukları. Niye, bu, iyi yetişmiş, bu milletin mühendislerine, bu milletin
çocuklarına, bunlara sormuyorsunuz? Bunlar yıllardır, aylardır feryat
ediyorlar, bir yanlışa dikkat çekiyorlar. Hükümet, niye bu milletin yetiştirdiği
mühendislere danışmak "ya kardeşim, sizin derdiniz nedir" demek
gereğini bile duymadan uluslararası nükleer lobicilerle böyle bir işbirliğine
giriyor, ben bunu anlayamıyorum.
Şimdi, Sayın Bakan
çıkacak biraz sonra, bir şeyler söyleyecek. Samimiyetle şunu söyleyebilmeli
Sayın Bakan: "Sayın milletvekilleri, Yüce Millet, Türkiye'deki
hidroelektrik santralları yüzde 100 kapasiteyle çalıştırıyoruz." Yüzde kaç
kapasiteyle çalışıyor HES'ler? Rantabl bir hesap yapıldığında, bir fizibl
çalışma yapıldığında görülecektir ki, hiçbir yeni yatırıma bile gerek duymadan,
mevcut kurulu gücümüz, Türkiye'nin on onbeş yıllık elektriğini karşılayacak
düzeydedir. Kaldı ki, onlarca, belki yüzlerce makro ve mikro HES projesini
hayata geçirecek kadar akarsu potansiyeline sahibiz; bir o kadar da, kömür
termik potansiyeline sahibiz. Alım garantili anlaşma -tabiî, sizin suçunuz
değil- alım garantili doğalgaz anlaşmasını yapanları, ben, bu vatana ihanet
etmiş sayıyorum.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU
(Artvin) - Vallahi, o da suç.
ENGİN ALTAY (Devamla) -
Evet… Evet…
Şimdi, bir doğalgaz
çevrim santralından, eski parayla 250 000 lirayla elektrik elde ediyoruz; ama,
bir HES'ten 13 000 lira… 13 000 lira sayın milletvekilleri… Bunlar gerçekler;
bunları bilmemiz lazım.
Şimdi, Sayın Bakana
soruyorum; her zamanki gibi güler yüzlüdür; ama, göreve…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım…
ENGİN ALTAY (Devamla) -
Bu konu da çok önemli Sayın Başkan.
Ben, müsamahanıza sığınıyorum.
BAŞKAN - Zaten, normalin
üzerinde konuştunuz.
ENGİN ALTAY (Devamla) -
Ama, Sayın Bakan, bu ülkenin 25 milyar kilovat/saat kayıp-kaçağına karşı
Bakanlığınız döneminde hangi tedbirleri aldınız?! Bu kayıp-kaçak 2 nükleer
santralın üreteceği enerji kadardır.
Nükleer santral pahalıdır
değerli arkadaşlar. Kuruluş aşamasında bir nükleer santrala harcayacağınız
parayla 5 HES yaparsınız. Üretim aşamasında işletmek için bir nükleer santrala
harcayacağınız parayla 8 HES işletirsiniz. Bunu, ben söylemiyorum; bunu, bu
milletin iyi yetişmiş mühendisleri söylüyor, bu milletin çocukları söylüyor ve hükümet, bunlara kulak
vermiyor.
Sayın Bakan şunu
diyebilir mi şimdi buradan: Efendim, ekonomik… Nükleer santralın ömrü ile
HES'in ömrü arasında bir fark var mı; ikisi de global otuzbeş kırk yıldır.
Kurulum, işletme, söküm… Bunun ömrü otuzbeş yıl sonra dolduğunda bunu ne
yapacağız?!
Cahit Bey, bakma öyle,
Sinop'u atık deposu yapmayacağız...
CAHİT CAN (Sinop) - Siz,
teknolojiye karşı geliyorsunuz.
ENGİN ALTAY (Devamla) - …
yaptırmayacağız; bunu bil. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Engin Bey, Genel
Kurula hitap edin.
ENGİN ALTAY (Devamla)
- Tamam Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
Amerika Birleşik Devletleri atık sorununa -başta da söylediğim gibi- çözüm
arıyor, fellik fellik hem de. Biz de ağrımayan dişimize kerpeten vurmaya
çalışıyoruz. Hammadde konusu da, iddiaları da tam bir fiyaskodur. Zaman dar…
Şimdi, Karadeniz'de
kanser vakalarında Çernobil'e dayalı bir artış olduğu bir vakıdır, bir
realitedir. Ben, Çankaya Belediye Başkanına cenaze arabası için telefon
açmaktan artık utanıyorum, yüzüm kalmadı. Her hafta, Sinop'a kanserden ölmüş
bir hemşerimi yollamaktan üzüntü ve ıstırap duyuyorum. Hal böyledir.
Radyasyonun kanser
ilişkisinde, değerli arkadaşlar, dost sınırı yoktur; bu da böyle bilinmelidir.
Hep bilinen şeyler, Kanada… Hükümet belki Kanada'yla istişare edecek. Kanada 7
tane santralını kapattı mı, kapatmadı mı Sayın Bakan? Almanya yeni yaptığı 4
santralın 3'ünü doğalgaz çevrime dönüştürdü mü dönüştürmedi mi? Amerika
Birleşik Devletleri -teknoloji devi, dünyanın patronu- 1979'dan beri yeni bir
santral yaptı mı yapmadı mı? Asya kaplanları diye bilinen Çin, Tayvan,
Endonezya, Vietnam gibi ülkeler nükleer projelerini askıya aldı mı almadı mı?
Avrupa Birliği ülkeleri yüzünü yenilenebilir enerjiye çevirdi mi çevirmedi mi;
hedefleri, önümüzdeki yirmi yılda mevcut nükleer reaktörlerin tümünü devredışı
bırakmak mı değil mi? Bunlara, Sayın
Bakan, samimiyetle buradan cevap vermelidir.
Şimdi, Sayın Bakan, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu diye bir kurum
var; bunun başında da bir zat var. Bu zat, bir kere, ilkokul 5'te öğretmenin
önüne açtığı Türkiye haritasını herhalde görmemiş! Bu kadar ayıp, bu kadar
incitici bir beyan, böyle bir kurum başkanından nasıl çıkar, anlamak mümkün
değil. TAEK Başkanına soruyorlar: "Efendim, Akkuyu'dan niye
vazgeçtiniz?" TAEK Başkanının cevabı: "Efendim, Akkuyu turizm
bölgesi, biraz tepki aldık, biz de bir alternatif aradık; daha düşük nüfus
yoğunluklu Sinop'u seçtik." O TAEK Başkanına Sinop'u dar ederiz. Böyle bir
beyan vermeye hiç kimsenin, hiçbir bürokratın, yöneticinin hakkı yok.
EPDK Başkanı ne diyor
Sayın Bakan? O, ayrı bir şey söylüyor. Dünya Enerji Konseyi Türk Millî Komitesi
ne diyor; "2030'a kadar, zinhar bu işe dokunulmaz" diyor. Kim diyor;
Dünya Enerji Konseyi Türk Millî Komitesi diyor.
Şimdi, AKP ne diyor? Ben,
Sinop'taydım onbeş gündür. Sayın Bakan, biliniz ki, Sinop halkının yüzde 85'i
bu projenize karşıdır; ama, siz diyorsanız ki, ya efendim, Sinop'tan zaten 3
mebus çıkıyor, yani biz de alsak alsak en fazla 1'ini alırız, bundan da
vazgeçelim, bunu da almayalım diyorsanız, ayrı bir şey.
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Balıkesir) - 3'ün 1'i...
BAŞKAN - Müdahale
etmeyin, müdahale etmeyin.
Toparlayalım lütfen.
ENGİN ALTAY (Devamla) -
Bitiriyorum Sayın Başkanım, bitiriyorum.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Demek ki, siz her şeye politik
bakıyorsunuz.
ENGİN ALTAY (Devamla) -
Şimdi, Sayın Bakan, AKP'li yerel yöneticileriniz ve AKP milletvekilleri
Sinop'ta ne diyor biliyor musunuz…
TAEK Başkanı arıyor Sayın
Bakanı… Gelsin, benimle konuşsun o TAEK Başkanı.
BAŞKAN - Lütfen, Genel
Kurula hitap edin.
ENGİN ALTAY (Devamla) -
AKP milletvekillerimiz Sinop'ta ne diyor arkadaşlar, biliyor musunuz; bu
santralla 5 000 kişiye iş bulacağız diyorlar, askerî birlik gelecek Sinop'a
diyorlar, Sinop'a dev bir liman yapılacak diyorlar. Yani, böylece, devletten en
az hizmet alan, Türkiye'nin en geri bırakılmış ili, Sinop halkının umutlarıyla
oynuyorlar.
BAŞKAN - Toparlayalım
Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Devamla) -
Umut tacirliği siyaseten ayıptır. Sinop halkının, Sinop'taki işsizin, fakirin
fukaranın umuduyla kimsenin oynamaya hakkı yoktur.
BAŞKAN - Toparlayalım
Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Devamla) -
Sinop halkı, kendine bir eğitim, turizm, kültür kenti vizyonunu belirlemiş, bu
yolda ilerlemektedir. Sinop, Türkiye'nin saklı cennetidir, turizm sektörünün
yükselen yıldızıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Altay,
toparlayalım.
ENGİN ALTAY (Devamla) -
Bitiriyorum, teşekkür etmek için açar mısınız.
Göreceksiniz, Sinop,
onbeş yirmi yıl sonra Avrupa'nın en büyük turizm merkezi olacaktır. Bu yönüyle
de bu proje sakıncalıdır.
Enerji şûrası toplamadan,
referandum yapmadan, size oraya santral kurdurmayız. Başbakan son sözü söylemiş
"Sinop" demiş. Ben de diyorum ki, son sözü, 29 Nisanda, Sinop Uğur
Mumcu Meydanında Sinop halkı söyleyecektir.
Yüce Meclise saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri. Alkışlar)
CAHİT CAN (Sinop) - Sayın
Başkan, söz istiyorum.
BAŞKAN - Sayın Engin
Altay'ın konuşması üzerine, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız Sayın Hilmi
Güler söz istiyor.
Buyurun Sayın Güler.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sinop Milletvekili Sayın
Engin Altay Beyin konuşmasını birlikte, hepimiz izledik. Bir konusu hariç,
diğerlerinin hepsinin başına bir eksi koyarak artıya çevirmemiz lazım; çünkü,
bir konusu hariç, diğerlerinin hepsi, maalesef, düzeltilmeye muhtaç konulardır,
onları da dilimin döndüğü kadar izah edeceğim. O da, biraz önce bahsedilen alım
garantili doğalgaz anlaşmalarıdır. Orada söylediğinde doğruluk payı var; fakat,
diğerlerinin hepsi düzeltilmeye muhtaç maalesef; ama, bu fırsatı verdiği için
de teşekkür ediyorum; çünkü, böyle negatif bir tablodan pozitif bir tabloya
nasıl geçeceğimizi sizlere izah etmeye çalışacağım; çünkü, bilgilerinin büyük
bir kısmı eski kaynaklara dayanıyor; ikincisi, yanlış kaynaklara dayanıyor;
üçüncüsü de, muhtemelen, bazı lobilerin hazırladığı raporlara dayanıyor.
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Benim lobilerle bir işim olmaz Sayın Bakan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Hayır, hayır, genel olarak anlatıyorum.
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Benim lobilerle işim olmaz!
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) -
Hayır, hazırladığı raporlara dayanıyor diyorum.
BAŞKAN - Müdahale etmeyin
arkadaşlar.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Lobilerin elemanı demiyorum, lobilerin
hazırladığı raporlara dayanıyor diyorum.
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Milletin yetişmiş çocuklarının raporları onlar.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Şimdi bakınız, kullandığı kelimeler… Bir
kere, şunu söyleyeyim: Ben, önce bu memleketin çocuğuyum. Hani biraz önce
dediniz ya "bu memleketin 35 000 mühendisi var", o mühendislerden
biri benim. Ekibimiz de aynı şekilde. Ben, aynı zamanda Karadeniz Bölgesinin
bir bölge milletvekiliyim.
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Ordu'ya kur o zaman!
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Ben isterim Ordu'ya kurulmasını; ama,
Ordu'nun şartlarına…
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Uzmanlar "Ordu da olur" diyor Sayın Bakan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Keşke!..
BAŞKAN - Karşılıklı
konuşma olmaz Engin Bey. Lütfen, dinleyin. Sizi dinledikleri gibi, Sayın Bakanı
da siz dinleyin.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Bakın, Sinop'un başına aslında bir devlet kuşu kondu. Sinop, bu yatırımla çok