DÖNEM:
22 CİLT: 114 YASAMA YILI: 4
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
79 uncu Birleşim
23 Mart 2006 Perşembe
İ
Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
YOKLAMA
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Bursa Milletvekili Zafer
Hıdıroğlu'nun, Uluslararası Irk Ayırımıyla Mücadele Gününe ilişkin gündemdışı
konuşması
2.- Bursa Milletvekili Mustafa Özyurt'un,
tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşanan sıkıntılara ve alınması gereken
önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali
Coşkun'un cevabı
3.- Şanlıurfa Milletvekili Mahmut
Yıldız'ın, Güneydoğu Anadolu Projesi tamamlandığında, bölgenin tarım sektörüne
sağlayacağı yararlara ilişkin gündemdışı konuşması
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Kütahya Milletvekili Abdullah Erdem
Cantimur'un (6/1656, 6/1657 ve 6/1658) esas numaralı sorularını geri aldığına
dair önergesi (4/377)
C) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, İstanbul Milletvekili
Ali Topuz ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, uygulanan ekonomi
politikalarının esnaf ve sanatkârlara olumsuz etkileri konusunda genel görüşme
açılmasına ilişkin önergesi (8/25)
V.-
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki sıralama ile çalışma
saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VI.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve
Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
3.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 4
Milletvekilinin, Türk Tabipleri Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve 35 Milletvekilinin,
23.1.1953 Tarihli ve 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 3224 Sayılı
Yasa ile Değişik 60 ıncı Maddesinin Birinci Fıkrasının Değiştirilmesi Hakkında
Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu
(2/672, 2/604) (S. Sayısı: 1069)
4.- Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 607 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ile Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/278, 1/1034) (S. Sayısı: 17 ve
17'ye 1 inci Ek)
5.- Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun
Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve Millî
Savunma Komisyonu Raporu (1/277) (S. Sayısı: 1079)
6.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu ve
9 Milletvekilinin; Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel
Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin
Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Bir Geçici Madde
Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/722) (S.
Sayısı: 1113)
VII.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un,
Ceza İnfaz Kurumları çalışanlarının sağlık sorunlarına ve kreş ihtiyacına
ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/12082)
2.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in,
Türkiye Kömür İşletmelerinin Hazine alacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı Ali BABACAN'ın cevabı (7/12262)
3.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, Türk Telekomun devrinden sonra imzalanan imtiyaz sözleşmesine
ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/12399)
4.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in,
Malatya Sigara Fabrikasının kapatılması kararına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/12443)
5.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in
Adana Sigara Fabrikasının kapatılması kararına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/12444)
6.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın,
Antalya-Finike Mal Müdürlüğünün personel ihtiyacına ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/12546)
7.- Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın,
Türk Telekomun nakit varlıklarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal
UNAKITAN'ın cevabı (7/12547)
8.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün,
Alevîlere yönelik bazı hizmetlere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet
AYDIN'ın cevabı (7/12604)
9.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
engelli personele ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı
(7/12842)
I.- GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat
15.00'te açılarak iki oturum yaptı.
Antalya Milletvekili
Hüseyin Ekmekcioğlu'nun, ihracatta, girdi maliyetlerinin yüksekliği, enerji,
istihdam vergileri, yerli hammadde ve KDV oranlarının yüksekliği gibi sorunlara
karşı alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı
Kürşad Tüzmen cevap verdi.
Batman Milletvekili Afif
Demirkıran, Dünya Su Gününde, jeopolitik konumundan dolayı önemi daha da artan
suyun verimli kullanılmasının yararlarına,
Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu, yeşilkart sistemi ile yeşilkart kullananların
sorunlarına,
Ve bu konuda alınması
gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Antalya Milletvekili
Hüseyin Ekmekcioğlu ve 36 milletvekilinin, turizm sektöründeki sorunların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/349), Genel Kurulun bilgisine
sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası
geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
3 üncü sırasında bulunan,
Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S.
Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon
raporu henüz gelmediğinden;
1 inci sırasında
bulunan,Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
607 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/278, 1/1034) (S.
Sayısı: 17 ve 17'ye 1 inci Ek)
2 nci sırasında bulunan,
Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına
Dair 604 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (1/277) (S. Sayısı: 1079)
4 üncü sırasında bulunan,
Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısının (1/1030)
(S. Sayısı: 904),
5 inci sırasında bulunan,
Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 4 Milletvekilinin, Türk Tabipleri Birliği
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili
Kemal Kılıçdaroğlu ve 35 Milletvekilinin, 23.1.1953 Tarihli ve 6023 Sayılı Türk
Tabipleri Birliği Kanununun 3224 Sayılı Yasa ile Değişik 60 ıncı Maddesinin
Birinci Fıkrasının Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin (2/672, 2/604) (S.
Sayısı: 1069),
8 inci sırasında bulunan,
Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu ve 9 Milletvekilinin; Tütün, Tütün
Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması
ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046
Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifinin (2/722) (S.
Sayısı: 1113),
9 uncu sırasında bulunan,
Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının
(1/1145) (S. Sayısı: 1112),
Görüşmeleri, ilgili
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;
Ertelendi.
6 ncı sırasında bulunan,
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
(1/1089) (S. Sayısı: 1067),
7 nci sırasında bulunan,
At Yarışları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair (1/1169) (S. Sayısı:
1090),
Kanun Tasarılarının,
görüşmelerini müteakiben, kabul edilip kanunlaştıkları açıklandı.
23 Mart 2006 Perşembe
günü, alınan karar gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 19.58'de
son verildi.
|
|
|
Ali Dinçer |
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Ahmet Gökhan Sarıçam |
|
Harun Tüfekci |
|
|
Kırklareli
|
|
Konya |
|
|
Kâtip
Üye |
|
Kâtip
Üye |
|
|
No.: |
107 |
|
II.- GELEN KÂĞITLAR
23 Mart 2006 Perşembe
Raporlar
1.- İzmir Milletvekili
Ahmet Ersin ve 21 Milletvekilinin; 4722 Sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü
ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Mal Rejimleri Başlıklı 10. Maddesinin 1.
Fıkrası ile 2. Fıkrasının Son Cümlesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi
ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/615) (S.
Sayısı: 1124) (Dağıtma tarihi: 23.3.2006) (GÜNDEME)
2.- Bursa Milletvekili
Mustafa Dündar'ın; Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi
(2/641) (S. Sayısı: 1125) (Dağıtma tarihi: 23.3.2006) (GÜNDEME)
Genel Görüşme Önergesi
1.-
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K.
Kemal ANADOL, İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ ve Samsun Milletvekili Haluk
KOÇ'un, uygulanan ekonomi politikalarının esnaf ve sanatkârlara olumsuz etkileri
konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir
genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/25) (Başkanlığa geliş tarihi:
22/3/2006)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.02
23 Mart 2006 Perşembe
BAŞKAN : Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKCİ
(Konya)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 79 uncu Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç
sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, 21
Mart Uluslararası Irk Ayırımıyla Mücadele Günü münasebetiyle söz isteyen, Bursa
Milletvekili Zafer Hıdıroğlu'na aittir.
Buyurun Sayın Hıdıroğlu.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Bursa
Milletvekili Zafer Hıdıroğlu'nun, Uluslararası Irk Ayırımıyla Mücadele Gününe
ilişkin gündemdışı konuşması
ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) -
Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; 21 Mart Dünya Irkçılıkla Mücadele Günü münasebetiyle
söz aldım; hepinizi saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum.
Irkçılık, insanlık tarihi
içinde uzun bir geçmişe sahiptir. Eski Roma, Mısır, Yunan toplumlarında egemen
uluslar, kendilerinin doğal üstünlüklerine inanırlardı. Kendilerinden olmayan
ulusları ikinci sınıf insan, dolayısıyla köle ve hizmetçi olmak üzere
yaratılmış topluluklar olarak değerlendirirlerdi.
İsrailoğulları gibi kimi
toplumlarda ise ırkçılık dinî bir nitelik kazanmıştı. Sırf kendilerinden
olmadığı için, kendi dinlerinden ve ırklarından gelmediği için Hz. Muhammed'in
peygamberliğine bile karşı çıkmışlardı. Oysa, İslam, zulüm ve sömürüye yol açan
tüm inanç ve düşünceler gibi ırkçılığı da yasaklamıştı.
Hz. Muhammed, ayrıca, 1
400 küsur sene önce ünlü Veda Hutbesinde insanlığa şu tarihî mesajı vermişti:
"Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Adem'in
çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Arap olanın Arap olmayana, Arap
olmayanın Arap olana, beyazın siyaha, siyahın beyaza üstünlüğü yoktur"
derken, bu ünlü mesajıyla insanlığa bir ders vermiştir.
Sayın milletvekilleri,
uzun geçmişine rağmen ırkçılık, sosyal bir teori olarak 19 uncu Yüzyılda
sistemleşmeye başlamıştır. Amerika'nın keşfiyle Kızılderililere uygulanan
asimilasyon politikaları, yine, daha sonra zenciler üzerinde -hepimizin bildiği
gibi- oynanan oyunlar, kendi tarihi içinde, ırkçılığın ulaştığı en yüksek
noktaların başlangıçları ve önemli örnekleridir. Bunun yanında, Almanya'da
Naziler, İtalya'da Mussolini, doğuda islavlar asrımız ırkçılık faaliyetlerinin
başını çekmişler; hatta, Güney Afrika Cumhuriyetini, bunu kesinleştirerek, ırk
ayırımını içtimai ve siyasî kurumların temel ilkesi olarak kabul etmişlerdi bir
zamanlar. Darwin'e göre ise durum çok daha şaşırtıcı ve ilginçtir. 1871 yılında
"İnsanın Türeyişi" adlı kitabında Darwin, insanları sınıflara
ayırmış, bir grup insanın, yani, beyaz ırkın birinci sınıf insan, beyaz
olmayan, yani, zencilerin, Asyalıların, hatta Türklerin maymundan geldiğini bile
iddia ederek, maalesef, birileri tarafından, çok bilimsel değer taşıyan bir zat
unvanını da almıştır.
Sayın milletvekilleri, 19
uncu Yüzyıla gelindiğinde, Avrupa'daki ülkelerin çoğunluğu millî birliğini
sağlamıştır. Bunlardan sadece Almanya ve İtalya'nın millî birlik konusunda geç
kalmaları, aşırı milliyetçilik akımları ve ırkçılığın yayılmasıyla, biliyoruz
ki, Nazizmin ve faşizmin kök salmasına ve o ülkelerde, iktidar olarak,
bugünümüze kadar gelen bu köklerin uzantılarını da maalesef görmekteyiz.
Nitekim, sosyal bilimcilerin genel kabulüne göre, milliyetçiliğin en uç
örnekleri olan Nazizm ve faşizm, insan hakkı ihlallerinin bariz örneklerini
vermişlerdir. İkinci Dünya Savaşında 55 000 000 kişi, Hitler, Mussolini, Stalin
gibi psikopat ruhlu insanların yüzünden ölmüşlerdir. Birleşmiş Milletler, 1948
yılında, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde herkesin eşit olduğunu ve her
türlü ayırımcılığa karşı mesaj vermiş; ama, maalesef, ırkçı akımlar da bir
türlü durmamıştır. 1997 yılında yapılan araştırmada, Avrupa'da yapılan
araştırmada, halkın yüzde 33'ünün de, maalesef, ırkçı kafa yapısına sahip
olduğunu da belgelemiştir. Avrupa Topluluğu üyelerinin Sırp saldırganlığına
karşı Müslüman Boşnaklara hiçbir yardım eli uzatmamaları, hatta zımnen desteklemeleri,
Almanya'daki yabancılara Neonaziler tarafından düzenlenen saldırıların gerekli
cezalara çarptırılamaması, Fransa'daki Arap ve zencilerin ırkçı saldırılara
maruz kalmaları, İngiltere ve İrlanda arasındaki problemler, Amerika Birleşik
Devletleri ve Avrupa'daki hâkim olan ırkçılığın da en önemli örnekleridir.
Değerli arkadaşlar, bizim
ecdadımız olan Osmanlı İmparatorluğu döneminde insan hakları açısından, yani
ırkçılığa karşı çıkan çok örnekler var; ama, ben sadece Osmanlı arşivlerinden
bir örnek vermek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın
lütfen.
ZAFER HIDIROĞLU (Devamla)
- Müslüman ile Yahudi komşu kavga ederler. Tabiî, Müslüman rahattır, Osmanlı
kadısı Yahudiden yana olacak değil ya gibi bir zehaba kapılır; ama, mahkeme
neticesinde Müslüman haksız bulunur ve o zaman İstanbul'un en ücra köşesine
sürülür, en uzak yerine sürülür. Yani, hak ve adalet ölçüleri içinde,
ırkçılığın yayılma eğilimi gösterdiği dönemde bile ecdadımızın bu engin
hoşgörüsünü görmekteyiz.
BAŞKAN - Toparlayalım
lütfen.
ZAFER HIDIROĞLU (Devamla)
- Bitiriyorum Sayın Başkan.
Sayın milletvekilleri,
insanlığımız gereği de, evrensel değerler gereği de, inancımız gereği de,
insanlık adına çağdışı kafa yapılarının ürünü olan ırkçılık, kabilecilik,
bölgecilik gibi kavramlar, büyük bedeller ödeyerek Mustafa Kemal Atatürk'ün
önderliğinde kurduğumuz cumhuriyeti, maalesef, parçalamak istiyorlar. Sadece
Çanakkale'de 250 000 şehidimizin omuz omuza savaşan kardeşler topluluğu
olduğunu unutmamamız lazım. Onlar Mardinli, Trabzonlu, Diyarbakırlı, Nevşehirli,
Giresunlu, Edirneliydiler; ama, onlar, Aliler, Osmanlar, Hasanlar, hep beraber,
bu ülkenin, hem kendi kültürlerini yaşarken hem kendi âdet ve töreleriyle
yaşarlarken, bir taraftan da, kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletine sahip
çıkanlardı. Biz, onların torunları olarak, iktidar ve muhalefet, sivil toplum
örgütleri ve Yüce Türk Milleti, hep beraber, bu konuda daha duyarlı olmak,
millî birliğimizi, bütünlüğümüzü, bu gün vesilesiyle bu konuda daha bilinçli
olmamız gerekir. Irkçılıkla mücadele konusunda yapılan bütün çalışmalara, bu
çalışmaları yapan herkese ve siz değerli milletvekili arkadaşlarıma ve Yüce
Türk Milletine saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Bursa'yla
başladık, Bursa'yla devam ediyoruz.
Gündemdışı ikinci söz,
tekstil sektörüyle ilgili söz isteyen Bursa Milletvekili Mustafa Özyurt'a
aittir.
Buyurun Sayın Özyurt.
2.- Bursa
Milletvekili Mustafa Özyurt'un, tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşanan
sıkıntılara ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un cevabı
MUSTAFA ÖZYURT (Bursa) -
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; tekstil ve hazır giyim
sektöründe yaşanmakta olan sorunları Meclis kürsüsünden sizlerle paylaşmak için
gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu bağlamda, hepinizi ve televizyonları
başında bizi izleyenleri en içten saygılarımla selamlarım.
Ancak, sözlerime
başlamadan önce, doksanbir yıl önce yaşanan ölüm kalım mücadelesinin sembolü 18
Mart Çanakkale şehitlerini huzurlarınızda saygıyla bir defa daha hatırlamak
istiyorum. Bir kez daha görüldü ki, bu topraklarda yaşamak için her şeyi göze
aldığımız bir günde bizi bu topraklardan atmaya çalışanlara verilmiş bir
derstir Çanakkale. Millî kurtuluş direncimiz Çanakkale'de mayalanmıştır
arkadaşlar. Mustafa Kemal ve arkadaşlarını saygı, bağlılık ve minnetle bir kez
daha anmak istiyorum. Her şeyden önce, bu, aydınlık düşüncenin, gerçekçi
yaklaşımın bir zaferidir. Uydurma, bulutlardan inenlerle yapılmış olan bir
savaş değildir; bu, bir hurafe savaşı değildir. Lütfen, bilenler bilmeyenler,
birbirlerine bunu anlatsınlar. Biz, gerçek bir savaşla Çanakkale'den zaferle
çıktık.
Değerli arkadaşlarım,
tekstil ve hazır giyim sektörü, Türkiye gayri safî millî hâsılasının yüzde
12'sini oluşturmaktadır. İmalat sanayii üretiminde ise yüzde 47'sini
karşılamakta ve Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık olarak yüzde 38'i
tekstil ve hazır giyim sektörüdür. 3 000 000'a varan çalışanıyla toplam
istihdamın yüzde 20'sine katkıda bulunmaktadır, 10 000 000 kişiye ekmek
vermektedir arkadaşlar. Türkiye, tekstilde Avrupa Birliği ülkeleri açısından
birinci önemli konumdadır; hazır giyim sektöründe ise, Avrupa Birliği için
ikinci, dünya için üçüncü tedarikçi ülke konumundadır.
Böylesine önemli bir
sektör kan kaybetmektedir arkadaşlarım. Buna seçim bölgem olan Bursa'dan
örnekler vermek istiyorum. Bursa, Türkiye tekstilinin tarihten gelen lideri
olarak, geçmişten geleceğe sektörün öncüsü olmaya devam etmektedir. Bursa'da bu
sektörde çalışan 8 000 dolayında -tekrar söyleyeyim arkadaşlar, 8 000
dolayında- irili ufaklı işyeri bulunmaktadır. Türkiye'de bulunan 11 adet
sentetik fabrikasının 8'i Bursa'dadır. Bursa İlimiz, sentetik iplik bakımından
Türkiye'deki üretimin yüzde 70'ini karşılamaktadır. Övünerek söylemek
istiyorum; dünyada, bu kadar iplik fabrikasının bir yerde olduğu tek yer
Bursa'dır.
Değerli arkadaşlarım,
daha fazla rakamlarla sizin başınızı ağrıtmak istemiyorum; ama, bazı gerçekleri
de dile getirmek istiyorum. AKP işbaşına geldiği günden bu yana, tekstil
sektörü kan kaybetmektedir. İktidara gelmeden önce her yerde bol keseden
savuran iktidar, bu sorunları çözmek zorundadır. İktidar olup da çözüm
önerilerini bulamamak veya bildiği halde uygulamamak, bu ülkede yeni ekonomik
krizlere sebep olmak demektir. Çin'den ocak ayında 10 700 000 dolarlık hazır
giyim, 39 400 000 dolarlık da dokuma ithal edilmiştir. Kalitesiz, denetimsiz
Çin mallarının ülkemize girişi, bu sektörümüze büyük darbe vurmaktadır. Hazır
giyim ve konfeksiyonda ülkemizde 1 Ocak-22 Mart 2006 tarihleri arasında yüzde
7,6'lık bir düşüş olmuştur.
Değerli arkadaşlarım,
tekstil sektöründekiler Başbakanla görüştüler. Yapılan konuşmaların sonunda,
KDV'deki oran yüzde 18'den yüzde 8'e indirildi; ama, bununla, yalnızca iç
pazara yönelik olarak bir girişim olmuştur, bunun ihracata hiçbir etkisi
yoktur. Ayrıca, üstüne üstlük, 18'den 8'e indirilirken, bu arada doğalgaza da
yüzde 5 zam yapılmıştır ve indirimin yüzde 5'i alıp götürülmüştür.
Değerli arkadaşlarım,
biz, bu konuda sabırla bekledik ve iktidarın bu işe bir çözüm bulması için
elimizden gelen gayreti gösterdik; ancak, tekstil sektörüyle Başbakanın yapmış
olduğu görüşmenin sonunda, bize göre, dağ fare doğurmuştur. Dün, İstanbul
Sanayi Odasında konuşan Başbakan, sanayicilerimizi beceriksizlikle
azarlamıştır, "siz beceriksizsiniz" demiştir arkadaşlar sanayicimize,
"KDV'yi indirdik daha ne istiyorsunuz…"
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)
- Bitiriyorum Sayın Başkan.
Ayrıca, Başbakan "bu
kadar bunları yaptık, bir teşekkür bile etmediniz" demiş. Ben kendisine
hemen söyleyeyim. Sanayiciler, bugün, kendisine büyük bir teşekkür ilanı
çıkardılar. Bunu çerçeveletip Başbakana göndereceğim, belki odasına asar. Hiç
değilse, sanayiciler beni hatırladılar derler. Teşekkür burada. Onu da
söyleyeyim arkadaşlar.
Aslında bu işin çözümü
belli. Başbakan da biliyor, iktidar da bu işin şeyini biliyor. Yine, Başbakan
dünkü konuşmasında diyor ki: "49 ile teşvik uyguladık, gelmiyorsunuz,
Romanya'ya, Rusya'ya gidiyorsunuz." O zaman, şöyle bir arkasını dönsün
Başbakan, neden bu sanayicimiz bu 49 ile gitmiyor da Romanya'ya veya Rusya'ya
gitmeye kalkıyor, demek ki bir eksiğimiz var, görsün o eksiği.
Arkadaşlar, bu ülke bizim
ülkemiz, bu insanlar bizim insanımız. Bu sorunlara burada çözüm bulmak
zorundayız. İktidar veya muhalefet önemli değil; ama, bu insanlarımızın
dertlerine çözüm bulmak zorundayız. Gaziantep'te 11 iplik fabrikası
kapanmıştır, 5 000 kişi işsiz kalmıştır, on ayda yaklaşık olarak 200 000
tekstil işçisi işten çıkarılmıştır. Hâlâ tekstilde önemli sorun yok diyorsanız,
işte rakamlar…
Arkadaşlarım, gelin, bu
işe bir çözüm bulalım, gerekirse Meclis araştırması verelim, hep birlikte bu
konuyu enine boyuna tartışalım. Bundan kaçmakla bir yere varamayız. Gelin, bu
sorunu hep birlikte çözelim.
Sabırla dinlediğiniz için
hepinize teşekkür ederim. Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Bursa
Milletvekili Mustafa Özyurt'un tekstil sektörüyle ilgili gündemdışı
konuşmasına, Hükümet adına Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Ali Coşkun katkıda
bulunacak.
Buyurun Sayın Coşkun. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
SANAYİ VE TİCARET BAKANI
ALİ COŞKUN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sözlerime
başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Mustafa Özyurt
arkadaşımızın, ekonominin itici gücü olan sanayiyle ilgili gündemdışı konuşması
dolayısıyla bize de cevap verme imkânı hazırladığı için kendisine teşekkür
ediyorum.
Değerli arkadaşlar, daha,
çok uzaklarda değil, biz iktidar olmadan önce ekonomimizin ne durumda olduğunu
şöyle bir hatırlamanızı istiyorum. Yüksek borç yükü altında yüksek faiz, yüksek
enflasyon, uygulanan yanlış ekonomik politikalar bir taraftan Türkiye'yi rant
ekonomisine itmiş -çünkü, devlet tefeciliği teşvik etmişti- diğer taraftan,
yine yanlış politikalarla Türkiye…
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) -
Hangi tarih Bakanım, hangi tarih?
SANAYİ VE TİCARET BAKANI
ALİ COŞKUN (Devamla) - Biraz dinlerseniz iyi olur.
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) -
Tarihi, tarihi?..
BAŞKAN - Müdahale
etmeyelim arkadaşlar. Lütfen, dinleyin.
Devam edin Sayın Bakan.
SANAYİ VE TİCARET BAKANI
ALİ COŞKUN (Devamla) - 2002 Anavatan, DSP ve MHP İktidarının koalisyon
döneminde; biz almadan önceki dönemi söylüyorum. Ondan öncekiler sizin takdirinizde zaten.
AK Partinin iktidar
olmasıyla, bir tarafta durgun olan ekonominin getirdiği ve yanlış politikaların
iş dünyasını kayıtdışı sisteme doğru ittiği bir düzenden, alınan sosyoekonomik
tedbirlerle Türk ekonomisi darboğazları aşmış, düzlüğe çıkmış, şu anda
sürdürülebilir bir büyüme sürecine girmiştir. Bu süreçte itici güç sanayidir ve
iktidarımızın sanayie verdiği önem ortadadır. Özellikle gümrük duvarlarının
kalktığı, ülkeler arasında sadece coğrafî ve siyasî sınırların kaldığı, ticarî
ve ekonomik sınırların kalktığı bu küreselleşme sürecinde, KOBİ dediğimiz küçük
ve orta işletmeler ile esnaf ve sanatkârlara, iktidarımız, cumhuriyet tarihinin
en önemli desteklerini vermektedir. İşte, bu yapı içinde eğer ihracat 30 milyar
dolarlardan 70 milyar dolarları aşmışsa ve kapanan kepenkler yeniden açılmış,
duran imalathaneler tekrar çalışmaya başlamış, kapasite kullanım oranları yüzde
80'leri bulmuşsa ve bu talepleri aşan değerler yatırıma doğru dönüyorsa, burada
sanayie verilen önemdir. Dolayısıyla, sanayiin de öncü sektörlerinden birisi
tekstil sektörüdür.
Tabiî ki, bu küreselleşme
sürecinde, sizlerin de destekleriyle, iktidarın uyguladığı politikalar
neticesinde siyasî istikrarın sağlanması, sosyal barışın sağlanması ve neticede
devletin ekonomiden elini çekerek, piyasa şartlarında, piyasanın kendi
dinamiklerini ve dengeleri oluşturması neticesinde artık ekonomimizin de bir
istikrara girdiğini kabul etme durumundayız.
Bu istikrarın
belirtilerinden bir tanesin de, müdahale olmadan Türk parasının kendi kıymetini
koruyabilmesidir. Dolayısıyla, tabiî ki, kurdaki bu durum dolayısıyla bazı
sektörlerimiz sıkıntı çekmektedir. Bunları biliyoruz. Dolayısıyla, bazı
sektörler de bundan memnundur; çünkü, ucuz girdi malı temin edip, pahalı
ihracat yapabilmektedir; ama, biz, ekonomiyi bir bütün olarak ele alıyoruz.
Dolayısıyla, tekstil sektörümüz, Türkiye'nin sanayileşmesinde öncü bir
sektördür, istihdamda büyük katkıları vardır ve ihracatta öndeki
sektörlerimizden biridir.
Nitekim, Bakanlığımızın
diğer ilgili bakanlıklarla yaptığı çalışmaların ışığında, 7 saati aşkın süre
-14 bakan arkadaş da zannediyorum katılmıştı- Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliğiyle beraber, 364 odanın, borsanın katıldığı, bölgesel sorunları ve
sektör sorunlarını rapor halinde inceledik, 34 sektörün bütün sorunlarını
masaya yatırdık; fakat, tekstil ve konfeksiyona, deri sektörüne ayrı önem
verdiğimiz için, sektör temsilcilerinin arzusuyla, Sayın Başbakanımız yeniden o
konuda toplantı düzenledi ve o toplantıda gelen talepler karşısında, şu andaki
malî dengeleri bozmayacak bir sistemde, bir tarafta Yüce Meclisin kararıyla
Kurumlar Vergisi yüzde 20'lere düşürülürken, tekstil sektöründe, konfeksiyonda
ve deride, daha önce eğitim, sağlık ve gıdada nasıl ki KDV'yi indirdiysek, bu
kez bu sektörde de KDV'yi aşağı indirerek iki konuda önemli adım attık.
Birincisi, kayıtdışı sistemi. Tekstilin bu kadar önemli sektör olmasına rağmen,
daha önce bahsettiğim gibi, yanlış politikalar neticesinde en fazla kayıtdışı
yapılan sektörlerden bir tanesi. İkincisi de, ihracatta naylon fatura
hakkındaki dedikodular neticesinde bu KDV'nin indirilmesiyle bu konuda büyük adımlar
atılabileceğine inandık. Böylece, sektöre büyük bir destek verdik.
Sayın Başbakanımızın
İstanbul Sanayi Odasında, benim de mensubu olmakla gurur duyduğum ve hâlâ şeref
üyesi olduğum İstanbul Sanayi Odası Meclisinde yaptığı konuşmaysa, basına biraz
yanlış aksetmiş durumda. Tamamen, 49 ile verilen teşvikler konusundaki ve
enerji konusundaki konuşmalarda Başbakanımızın verdiği bir cevap öne çekilerek
alınmıştır; orada kötü bir kasıt yoktur. Her zaman, Sayın Başbakanımız, bakan
arkadaşlarım ve ben, her toplantıda söylüyorum. Ekonomide kazanılan bu üstün
seviye, sadece Hükümetin başarısı değil, aslında, özel sektör öncülüğünde
seçilen kalkınma modelinde özel sektörün ve o sektörde çalışanların, kutsal
bildiğimiz emeğin fedakârlıklarıdır. Geldiğimiz noktada bütün sektörler takip
edilmektedir; çünkü, makroekonomik dengelerin kurulduğu bir ülkede, ondan sonra
mikro sorunlar karşınıza çıkar. İşte, sektör sorunları bunlardan bir tanesidir.
Kurlara müdahale etmeme kararlılığı içinde olduğumuza göre, dolayısıyla
devletin de ekonomiye doğrudan müdahalesini yapmayacağımıza göre, şu anda,
sanayiin sıkıntılarından girdi maliyetleri üzerinde çalışıyoruz, vergi, Sosyal
Sigortalar Kurumu primleri matrahı ve enerji konusunda hassasiyetle
çalışıyoruz. Malî dengeyi bozmadan, yeni kaynaklar doğurdukça, bu
kuruluşlarımızın küreselleşme sürecinde rekabet ettiği ülkelerdeki girdi
maliyetlerine ulaşması için çalışmalar devam etmektedir.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
MUSTAFA ÖZYURT (Bursa) -
Bakanım, biz sizden genel bilgi istemedik, sorularımıza cevap istedik, siz
genel bilgi verdiniz burada.
BAŞKAN - Bir dakika…
MUSTAFA ÖZYURT (Bursa) -
Ansiklopedik bilgi istemiyoruz…
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) -
Bilhassa, genel bilgi verirken de…
BAŞKAN - Buyurun…
Yerinizden…
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) -
Fiskobirlik'e beş kuruş para yardımı etmediniz, onu da söylemediniz.
BAŞKAN - Değerli
arkadaşlarım, yerinizden konuşmayın…
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) -
O, özel bir konu…
BAŞKAN - Yerinizden
konuşmayın…
Hepinizin bu kürsüden
konuşma hakkı var İçtüzük hükümlerine göre.
SANAYİ VE TİCARET BAKANI
ALİ COŞKUN (İstanbul) - Sayın Başkanım, yazılı olarak cevap vereceğim.
BAŞKAN - Eksik kalan
varsa, başka Meclis denetim yöntemleri var, yazılı ve sözlü soru sorarak, daha
sonra tekrar söz alarak konulara açıklık getirilebilir.
Değerli milletvekilleri,
gündemdışı üçüncü söz, Güneydoğu Anadolu Projesi GAP'ın sorunları hakkında söz
isteyen, Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Yıldız'a aittir.
Buyurun Sayın Yıldız.
(CHP sıralarından alkışlar)
3.-
Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Yıldız'ın, Güneydoğu Anadolu Projesi
tamamlandığında, bölgenin tarım sektörüne sağlayacağı yararlara ilişkin
gündemdışı konuşması
MAHMUT YILDIZ (Şanlıurfa)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sıradan bir proje gibi kendi kaderine
terk edilmiş bulunan, cumhuriyet tarihimizin en büyük projesi olan GAP'a
hükümetin ve Parlamentonun dikkatini çekmek üzere gündemdışı söz almış
bulunuyorum; konuşmama başlamadan önce, hepinize saygı ve sevgilerimi
sunuyorum.
GAP'ın daha iyi
anlaşılabilmesi için, Parlamentonun takdirine, dikkatine bazı rakamları sunmak
istiyorum.
Türkiyemizin yüzölçümü 78
000 000 hektardır. Bu alanın 28 000 000 hektarı tarım arazisi olarak
kullanılabilir. Tarım arazisi olarak kullanılan bu 28 000 000 hektarın da 8,5
milyon hektarı sulanabilir mertebededir. GAP'ta ise, sulanacak arazi 1,7 milyon
hektar olup, bu da, Türkiye'de sulanabilecek arazinin yüzde 20'sine tekabül
etmektedir. Ne yazık ki, böyle ciddî bir projede 30 yılın sonunda sulamada
gerçekleştirilen rakam, Şanlıurfamızda sulanabilecek 700 000 hektar arazinin ancak
yüzde 22'sini gerçekleştirebilmiş bulunuyoruz.
GAP demek, sadece
Şanlıurfa demek değildir. GAP alanı kapsamında Adıyaman, Gaziantep, Kilis,
Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Batman, Şırnak olmak üzere 9 ilimiz
mevcut olup ve bu illerde nüfusumuzun yüzde 10'u yaşamaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri, entegre kalkınma projesi olan GAP tamamlandığında, bölgenin
millî gelirden aldığı pay ve gelir seviyesi artacak, sosyal, kültürel gelişme
sağlanacak, bölgeler arasındaki kalkınmışlık katsayısı 12'den Avrupa
standartlarına çekilecek, 1 000 000 insanımız iş sahibi olacak, kırsal alandan
şehirlerin varoşlarına göç duracak, anarşi ve terörün önlenmesinde ciddî
katkılar yapılacaktır. Kısacası, bölgenin makûs talihini ve Türkiye'nin tarımda
dışa bağımlılığını GAP'ın sulamalarını gerçekleştirmekle yeneceğiz.
GAP'ın bölgemiz ve ülkemiz
için acilen bitirilmesinin şart olduğunu gören önceki hükümetler, 4.6.1998
tarih ve 98/11231 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, GAP'ın 2010 yılında
bitirilmesine karar vermişlerdir. Bu nedenle, GAP'ta sulanacak 400 000 hektar
arazinin, ülkelerarası ikili işbirliği çerçevesinde, dış kredi sağlamak
suretiyle bitirilmesi düşünülmüş. Neticede, 15 ünitenin dış kredili olarak
yapılması için izin alınmış, Yayla Projesine de başlanmıştır.
Ayrıca, Mardin
Ceylanpınar 1 inci, 2 nci, 3 üncü kısım inşaatları, Kralkızı Dicle pompa
sulaması ile 2 nci kısım ve Savsat pompa sulamalarını ihtiva eden 104 000
hektarlık alanın İsrail kredisiyle sulanması koşulları sağlanmış, sözleşmeler
imzalanmış ve müzakerelere başlanmış. Bunun dışında, Türkiye-Hollanda ikili
anlaşmasıyla da 70 000 hektarlık, yine Kralkızı Dicle sulamalarının anlaşmaları
tamamlanmış, müzakerelerine başlanmış. Bunların yanında da, 100 000 insanımızın
göçebe hayatı yaşadığı ve 100 000 hektar arazimizin sulanmasında, Suruç
Ovasının sulanması için de Amerika Birleşik Devletleriyle dış kredili ikili
anlaşma yapılması sağlanmış. Bunların sağlanmasına rağmen, maalesef, AKP İktidarında,
kredisi hazır, ihalesi yapılmış, proje çalışmaları başlatılmış bu işlerin,
tamamen…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım
lütfen.
MAHMUT YILDIZ (Devamla) -
Tamam efendim.
…zamanında bitirilmesi
için ödenekler de AKP İktidarı tarafından bütçeye konulamamıştır. AKP İktidarı
döneminde bütçeye konulan ödeneklerle, on yılda bitirilmesi düşünülen bu projenin,
kırküç yıl sonra ancak bitirilebileceği söz konusudur.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; IMF dayatmalarıyla tarım politikalarımızı belirleyen Avrupa
ülkelerindeki tarımsal değerlere baktığımızda, sulamaların, acilen en kısa
zamanda gerçekleştirilmesine ihtiyaç olduğu görülmektedir. Nüfusunun yüzde 7'si
tarımla uğraşan kalkınmış ülkelerde, bir tarımcı ailesi, kendisine ilave
olarak, ayrıca 50 kişiyi doyuracak kadar tarımsal ürün üretmeyi başarırken,
nüfusun yüzde 50'si tarım sektöründe faaliyette bulunan gelişmekte olan
ülkelerde, bir tarım ailesi, kendisine ilaveten ancak 2 kişiye ürün
üretebilmektedir. Sulu tarıma geçmiş Avrupa Birliği ülkelerinde, tarımda
çalışan kişi başına yaratılan katmadeğer, Danimarka'da 47 000 dolar,
Hollanda'da 44 000 dolar, Fransa'da 35 000 dolar iken, Türkiye'de bu rakam 2
000 dolar mertebesindedir.
Tarımda sulama
yapıldığında, net gelirin 4 kat, gayri safî millî ziraî gelirinse 6 kat
artacağı gözlemlenmiştir. GAP tamamlandığında, sulama faydası 2,1 milyar dolar,
enerji faydası 2,2 milyar dolar olmak üzere, ulusal ekonomiye yılda toplam 4,3
milyar dolar katkı sağlanacaktır.
Kendi tarımına yüzde
40'ların üzerinde destek veren, fakat, ülkemizde tarımı desteklemeyi kabul
etmeyen AB ülkeleriyle tarımda serbest rekabet etmenin tek yolu, sulamaların
gerçekleştirilmesine bağlıdır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bölgemizin en önemli sorunlarından birisi de, enerjideki kayıp
kaçağın yeraltı sulamalarında önlenmesi, çiftçilerimizle devletin barışık
yaşaması, enerji bedellerinin ödenmesi, kendi olanağıyla yatırım yaparak, yani,
devletin yapmadığı görevi yaparak arazilerini sulayan vatandaşlarımızın dönüm
başına ücret olarak ödedikleri para 70-80 milyon lira iken, devletin 8 000
dolar yatırım yaparak suyu götürüp, vatandaşa suyu götürürken vatandaştan dönüm
başına aldığı su bedeli 8 000 000 TL'dir.
Adaleti ve eşitliği,
içbarışı sağlamanın yolu, kendi sulamasını yapan vatandaşlarımızın da, saatteki
okumalar yerine, suladığı alan üzerinden enerji bedellerini ödemesiyle
sağlanacaktır.
Sözlerime son verirken,
fakirin ümidi olmasını talep etmediğim, bölgemizin umudu olan GAP'a başta bölge
milletvekillerimizin ve bütün Parlamentonun sahip çıkacağı düşüncesiyle,
hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Gündeme
geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
Sözlü soru önergelerinin
geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutacağım.
Daha önce, Kâtip Üye
arkadaşlarımızın oturarak okumalarını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Buyurun okuyun:
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Kütahya
Milletvekili Abdullah Erdem Cantimur'un (6/1656, 6/1657 ve 6/1658) esas
numaralı sorularını geri aldığına dair önergesi (4/377)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Gündemin "Sözlü
Sorular" kısmının 276, 277 ve 278 inci sıralarında yer alan (6/1656),
(6/1657) ve (6/1658) esas numaralı sözlü soru önergelerimi geri alıyorum.
Abdullah Erdem Cantimur
Kütahya
BAŞKAN - Söz soru
önergeleri geri verilmiştir.
Bir genel görüşme
önergesi vardır; okutuyorum:
C) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.-
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K.
Kemal Anadol, İstanbul Milletvekili Ali Topuz ve Samsun Milletvekili Haluk
Koç'un, uygulanan ekonomi politikalarının esnaf ve sanatkârlara olumsuz etkileri
konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/25)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Uygulanan ekonomik
politikaların esnaf ve sanatkârlarımıza olumsuz etkilerini değerlendirmek
üzere, Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 101, 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca, CHP
Grubu adına genel görüşme açılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
K. Kemal Anadol |
Ali Topuz |
Haluk Koç |
|
|
İzmir |
İstanbul |
Samsun |
|
|
CHP Grup Başkanvekili |
CHP Grup Başkanvekili |
CHP Grup Başkanvekili |
Gerekçe:
Sayıları 5 000 000'a
ulaşan ve 227 işkolunda faaliyet gösteren esnaf ve sanatkârlarımız, aileleriyle
birlikte düşünüldüğünde, toplam nüfusumuzun yaklaşık yüzde 30'luk bölümünü
oluşturmaktadır. Bu niteliğiyle, esnaf ve sanatkârlarımız, ekonomik ve sosyal
yaşamın vazgeçilmez unsuru ve temel direğidir. Anayasamızın 73 üncü maddesinde
de bu gerçeklere vurgu yapılmış "Devlet, esnaf ve sanatkârları koruyucu ve
destekleyici tedbirleri alır" ifadelerine yer verilerek, esnaf ve
sanatkârların korunması ve desteklenmesi konusunda devlete görev verilmiştir.
Esnaf, sanatkârlar ve
küçük işletmeler, ekonomideki mikro kaynakları harekete geçirerek, ülke
kaynaklarının kullanımı açısından ekonomiye dinamizm kazandırmakta; vergi
gelirlerine, istihdama ve katmadeğere büyük katkı sağlamaktadır.
Bu açıdan, esnaf ve
sanatkârlarımızın yeterince desteklenmemesi, bölgelerarası eşitsizliklerin
giderilmesinden gelir dağılımı bozukluklarına, en temel sorun işsizliğe kadar
bir dizi sosyal sorunu da beraberinde getirmektedir.
Büyük ekonomik krizin
ardından yıllar geçmesine karşın, esnaf ve sanatkârlarımızın durumu
düzeleceğine daha da ağırlaşmaktadır. Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Sicil
Gazetesinde yayınlanan sicil ilanlarına göre, 2006 yılının ilk iki ayında 98
400 kişi mesleği bırakırken, 38 100 kişi yeni kayıt yaptırmıştır. 2006 yılının
ilk iki ayında kapanan şirket sayısının 2005 yılının aynı dönemine göre yüzde
518 oranında artış göstermesi, kriz döneminde bile görülmedik bir tablo olarak
karşımıza çıkmaktadır.
Esnaf ve
sanatkârlarımızın en önemli sorunlarının başında, sağlanan destek unsurlarının
yetersizliği gelmektedir. Türkiye'de, esnaf ve sanatkârlara sağlanan destek
unsuru "düşük faizli kredi" uygulamasıdır. Devamlılığı olmayan, zaman
içerisinde ortadan kaldırılacak bu uygulama, istemleri karşılamakta yetersiz
kalmaktadır. Üretimi ve verimliliği gözetmeyen, katmadeğeri yüksek mal ve
hizmet üretimine yönlendirmeyen bu destek unsuru, Avrupa Birliği mevzuatına
paralel olarak yeni teşvik araçlarıyla desteklenmelidir.
Vergi oranları konusunda
herhangi bir iyileşme sağlanmadığı gibi hayat standardı esasının yeniden
getirileceğine ilişkin söylentiler esnaf ve sanatkârlarımızın geleceğe dönük
hesap yapmasını engellemektedir.
Hiper ve grosmarketler
bugün ülkemizde faaliyet gösteren 227 esnaf ve sanatkâr kolundan 80'ini, yani
yüzde 35'ini olumsuz olarak etkilemektedir. Bu büyük alışveriş merkezleri
çevrelerinde bulunan esnaf ve sanatkârlarımız işyerlerini kapamak zorunda
kalmaktadır. Bu konuda Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca yapılan çalışmalar da
esnaf ve sanatkârlarımızın sorunlarını giderecek tedbirleri içermemektedir. Bu
açıdan Avrupa Birliği mevzuatına uyumlu tedbirlerin bir an önce hayata geçirilmesi
gerekmektedir.
Esnaf ve
sanatkârlarımızın en önemli sorunlarından biri de sosyal güvenlik olanaklarının
yetersizliğidir. Primlerini ödeyemeyen milyonlarca esnaf sağlık hizmeti
alamamakta, alınan sağlık hizmeti de diğer sosyal güvenlik kurumlarınca
sağlanan hizmetlerin gerisinde kalmaktadır. Açlık sınırının altında bir maaşla
geçinmeye çalışan Bağ-Kur emeklilerinden yüzde 10 oranında sosyal güvenlik
destekleme primi kesilmesi, sosyal güvenlik sisteminin açıklarını esnaf ve
sanatkârlarımızın sırtına yüklemek anlamına gelmektedir.
Bu sorunlarla birlikte
son aylarda kapanan şirket sayısında ortaya çıkan büyük artışlar, esnaf ve
sanatkârlarımızın sorunlarının giderek derinleştiğini ortaya koymaktadır. Bu
nedenle konunun ivedi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde tartışılması
amacıyla, Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 101, 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca
bir genel görüşme açılmasını istemek zorunluluğu doğmuştur.
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini
alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası
geldiğinde yapılacaktır.
Danışma Kurulunun Önerisi
vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.
V.-
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1.-
Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin
Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No: 191 Tarihi: 23.3.2006
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 331
inci sırasında yer alan 1099 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 7 nci
sırasına, 23 üncü sırasında yer alan 846 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın
8 inci sırasına, 12 nci sırasında yer alan 1081 sıra sayılı kanun teklifinin bu
kısmın 9 uncu sırasına, 340 ıncı sırasında yer alan 1114 sıra sayılı kanun
tasarısının bu kısmın 10 uncu sırasına alınmasının ve diğer işlerin sırasının
buna göre teselsül ettirilmesinin,
22.3.2006 tarihinde
dağıtılan ve aynı tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan milletvekilleri
lojmanlarında Mustafa Güngör'ün öldürülmesinin aydınlatılması ve sorumluların
belirlenmesi hakkındaki (10/185) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun
1056 sıra sayılı raporunun gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler"
kısmında yer almasının ve görüşmelerinin 28.3.2006 Salı günkü birleşimde
yapılmasının,
Genel Kurulun; 28.3.2006
Salı ve 29.3.2006 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü sorular ile diğer
denetim konularının görüşülmemesinin, 28.3.2006 Salı günkü birleşiminde
gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer alan 1056 sıra
sayılı raporun görüşmelerinin ardından kanun tasarı ve tekliflerinin
görüşülmesinin;
Genel Kurulun; 28.3.2006
Salı günü 15.00-22.00, 29.3.2006 Çarşamba günü 15.00-21.00 ve 30.3.2006
Perşembe günü 14.00-21.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesinin;
Genel Kurulun onayına
sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
|
|
|
|
Nevzat
Pakdil |
|
|
|
|
Türkiye
Büyük Millet Meclisi |
|
|
|
|
Başkanı
V. |
|
|
Faruk
Çelik |
Kemal
Anadol |
Süleyman
Sarıbaş |
|
|
AK Parti
Grubu |
CHP
Grubu |
Anavatan
Partisi Grubu |
|
|
Başkanvekili |
Başkanvekili |
Başkanvekili |
BAŞKAN- Oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına
geçiyoruz.
Önce, sırasıyla, yarım
kalan işlerden başlayacağız.
VI.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1.-
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - 3 üncü sırada
yer alan kanun teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu
gelmediğinden, teklifin görüşmelerini erteliyoruz.
4 üncü sırada yer alan,
Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve
Bütçe Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
2.- Bazı
Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (1/1030) (S. Sayısı: 904)
BAŞKAN -Komisyon ?..Yok.
Ertelenmiştir.
5 inci sırada yer alan,
Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 4 milletvekilinin, Türk Tabipleri Birliği
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili
Kemal Kılıçdaroğlu ve 35 milletvekilinin, 23.1.1953 tarihli ve 6023 sayılı Türk
Tabipleri Birliği Kanununun 3224 sayılı Yasa ile Değişik 60 ncı Maddesinin
Birinci Fıkrasının Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden
devam ediyoruz.
3.- Trabzon
Milletvekili Cevdet Erdöl ve 4 Milletvekilinin, Türk Tabipleri Birliği
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili
Kemal Kılıçdaroğlu ve 35 Milletvekilinin, 23.1.1953 Tarihli ve 6023 Sayılı Türk
Tabipleri Birliği Kanununun 3224 Sayılı Yasa ile Değişik 60 ıncı Maddesinin
Birinci Fıkrasının Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/672, 2/604) (S. Sayısı: 1069) (x)
(x) 1069 S. Sayılı Basmayazı 1.3.2006 tarihli 69 uncu
Birleşim Tutanağına eklidir.
BAŞKAN - Komisyon
?..Yerinde.
Hükümet?..Yerinde.
Şimdi, teklifin tümü
üzerinde, şahsı adına ikinci söz sırası, Kocaeli Milletvekili Nevzat Doğan'a
aittir.
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Konuşmuyor efendim.
BAŞKAN - Konuşmuyor…
Sayın Haluk Koç?.. Yok.
Sayın Ümmet Kandoğan...
Buyurun.
Süreniz 10 dakika Ümmet
Bey.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Bir süreden beri ara
verdiğimiz bir kanun teklifini yeniden gündemimize aldık. Tabiî, ben,
öncelikle, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmeye başlanan, ancak, ne
hikmetse, hangi sebeplerden kaynaklanmışsa bilemiyorum, görüşmeler başlamış
olmasına rağmen, yaklaşık bir aydan beri görüşmelerin durdurulduğu bir kanun
teklifini görüşüyoruz. Herhalde, bunun sebebi, Türk Tabipler Birliğinin, dün,
Türkiye Büyük Millet Meclisi önüne gelip, bir basın açıklaması yapmasından
kaynaklanmaktadır. Eğer, Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne, dün, Türk
Tabipler Birliğinin ilgilileri gelmemiş olsaydı, herhalde, Türk Tabipler
Birliğiyle ilgili bu kanun teklifini bugün görüşmeyecektik; ancak, Türk Tabipler
Birliği feryat ediyor, çok uzun zamandan beri kanunlaşması gereken bir
meselenin Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanunlaşmamasından dolayı bir
anayasal ihlalin söz konusu olduğunu ifade ediyorlar.
Biz tümü üzerinde
görüşmelere başladık, gruplar adına konuşmalar yapıldı, ondan sonra, hiçbir
açıklama yapılmadan, hiçbir gerekçe ileri sürülmeden, bu kanun teklifi bir
aydan beri Meclis gündeminde beklemektedir.
Şimdi, sağlık meselesi,
Türkiye'nin en önemli problemlerinden birisi. Sağlıkta bazı çalışmalar
yaparken, reform adı verildiği söylenen uygulamalar yapılırken çok ciddî
çalışmaların, araştırmaların yapılması gerekmektedir. Sağlıkta günübirlik
kararlar alınamaz, ciddî araştırma ve incelemeler yapmadan kanunlar buradan
geçirilemez. Ben yaptım oldu meselesi, maalesef, son derece yanlış bir
uygulamadır, özellikle sağlık açısından.
İşte, birbuçuk yıl önce,
zorunlu hizmeti, burada, alkışlarla İktidar Partisi kaldırdı; birbuçuk yıl
sonra, bakıyoruz, aynı uygulama, bu sefer farklı gerekçelerle Türkiye Büyük
Millet Meclisinin gündemine getirilip, buradan tekrar kanunlaşma durumu ortaya
çıktı.
Sayın Sağlık Bakanı
zorunlu hizmeti kaldırırken "tabiplerin üzerinde Damokles'in kılıcı gibi
duran bu uygulamayı yerle bir ediyoruz" dedi. Birbuçuk yıl sonra ne oldu
Türkiye'de de, alkışlarla kaldırdığınız bu zorunlu hizmeti tekrar gündeme
getirdiniz ve birkaç aylık çok sıkıntılı bir dönemi Türkiye'ye yaşattınız?
Şimdi, bu SSK ve devlet
hastanelerinin tek çatı altında birleştirilmesi meselesi. Şimdi, bugün Anayasa
Mahkemesi bir karar verdi; Anayasa Mahkemesi, SSK ve devlet hastanelerinin
birleştirilmesiyle ilgili olarak, SSK'ya ait gayrimenkullerin Sağlık
Bakanlığına devredilmesiyle ilgili hükmü iptal etti, Anayasa Mahkemesi iptal
etti arkadaşlar.
Biz burada söyledik. Bu
kürsüden, geldim, söyledim, dedim ki, bu, Anayasa ihlalidir, yanlış
yapıyorsunuz. Bu kanun, Sayın Cumhurbaşkanından olmasa bile, Anayasa
Mahkemesinden geri döner; burada söyledik. Diğer muhalefet partileri de söyledi.
İşte, bugün Anayasa Mahkemesi kararını verdi, bu maddeyi iptal etti. Ne
yapacağız şimdi sayın milletvekilleri, ne olacak? Bir yıl önce devrettik
bunları, SSK'nın bütün gayrimenkullerini devrettik Sağlık Bakanlığına, ne
yapacağız şimdi? Yani, muhalefeti niye dinlemiyorsunuz?!
Hadi, muhalefeti
dinlemiyorsunuz, onu kabul ediyorum. Ben, Sayın Murat Başesgioğlu'nun, Sayın
Bakanımızın Sayın Başbakana yazmış olduğu bir resmî yazıyı buraya getirdim,
oradan da okudum. Bizi dinlemiyorsunuz, kabul ettik; peki, Sayın Murat Başesgioğlu'nu
niye dinlemediniz? Bakın Sayın Murat Başesgioğlu ne diyor: "Sağlık
tesislerinin ve hastanelerin -kısa okuyorum- herhangi bir bedel veya karşılık
almaksızın, gayri iradî olarak Sağlık Bakanlığına devrini öngören bu düzenlemenin,
Anayasanın sosyal güvenlik hakkını düzenleyen 60 ıncı maddesine aykırılık
teşkil edeceği değerlendirilmektedir." Sayın Murat Başesgioğlu yazmış,
Sayın Başbakana yazmış, ben de aldım, buradan okudum. Bize itibar etmiyorsunuz,
bizim söylediklerimizi dinlemiyorsunuz, Sayın Bakanın söylediğine kulak verin.
Değerli milletvekilleri,
"Türkiye Büyük Millet Meclisinde çok kanun çıkardık" diye
övünüyorsunuz.
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) -
Sağlık Bakanı dinlemiyor.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Sağlık Bakanımız dinler, dinler, Sağlık Bakanımız dinler.
"Çok kanun
çıkarıyoruz" diye övünüyorsunuz. 50 tane kanun Cumhurbaşkanından geri
döndü, 20'nin üzerinde kanun Anayasa Mahkemesinden döndü. Şimdi ne yapacağız
biz?
Değerli milletvekilleri,
o nedenle, ne olur, allahaşkına, sizlerden istirham ediyorum, kanunlar
görüşülürken, bizlerin sesine biraz daha fazla kulak verin. Burada parmakları
indirip kaldırarak, dışarıdan, kulislerden koşarak içeri gelerek bu kanunlar
buradan geçince, işte, böyle oluyor değerli milletvekilleri. Biz, her 10
kanunun onda 1'ini tekrar burada görüşmek mecburiyetinde kalıyoruz, her geçen
10 kanundan 1'i tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine geliyor ve
yazık oluyor bu milletin, memleketin paralarına, harcadığımız paralara. O
nedenle, özellikle sağlık noktasında, sizleri bir kez daha uyarıyorum.
Şimdi, Sayın Başbakan da
çıktı, sağlıkla ilgili bütün meseleler hallolmuş, sadece o meseleyle ilgili bir
problem varmışçasına, bir sabah kalktı, Türkiye'ye ithal doktordan bahsetti.
Değerli milletvekilleri,
şimdi, siz bu kararları alırken, ne olur, ilgili kurumları dinleyin. Bakınız,
Türk Tabipler Birliği var, Türk Tabipler Birliğine kulak verin. Ama, siz
diyorsunuz ki, Türk Tabipler Birliğinin sağlıkla ilgili yaptığı bütün
açıklamalarını siyasî görüyorsunuz, siyasî olarak değerlendiriyorsunuz. Belki,
bir kısmı siyasî olabilir; ama, bunların altında yatan gerçeklere de lütfen
kulaklarınızı tıkamayınız.
Bakınız, Türk Tabipler
Birliği, devrin birinci yılında, SSK'nın durumunu irdeleyen bir rapor
yayımlamış. O raporda, devletin resmî makamlarından bilgileri, belgeleri
alamadıklarını ifade ediyorlar.
Şimdi, ben bir soru
önergesi vermiştim; bu birleşmeden sonra SSK'nın sağlık harcamaları ne
durumdadır? Çünkü, Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, o zaman, gelip
burada demişti -burada değil de, yazıda söylüyor- "SSK'nın sağlık harcamaları,
ilaç harcamaları artacak..." Rakam da veriyordu. Şimdi, resmî rakam
elimde. 2004 yılına göre 2005 yılında ilaç harcamalarında yüzde 32,4'lük artış
var; 4,2 katrilyon liralık, ilaç harcamalarında artış var.
Şimdi, o kanun
görüşülürken, burada, İktidar Partisi milletvekilleri, geldiler, böyle bir
şeyin olmayacağını ifade ettiler; ancak, Sayın Bakan, işte, elimdeki metinde
de, aynı şekilde, ilaç harcamalarının da artacağını söylüyordu. Kehanette
bulunmuyordu ki Sayın Bakan; o Bakanlığın en üst mercii olarak, ikibuçuk yıldan
beri o koltukta oturan bir bakan olarak bunları söylüyordu, o kurumu en iyi
bilen insan olarak bunları söylüyordu; ama, bugün gelinen noktada, bu birleşimden
dolayı, maalesef, sağlık hizmetlerinin geçmişe göre çok daha iyi olduğunu
söyleyebilecek bir kimse çıkmaz.
Biz o zaman da söyledik,
Sayın Başesgioğlu da söylüyordu: "Bunun altyapısını iyi hazırlayın,
altyapı çalışmalarını ciddî bir şekilde yapın, göç yolda düzelir anlayışıyla
hareket etmeyin..." Hep, bunlar, resmî metin içerisinde yer alan hükümler;
ama, bütün bunlara rağmen, maalesef, bugün gelinen noktada, sağlıkta, hâlâ çok
ciddî problemlerin yaşandığını görüyoruz. Geçen, bir İktidar Partisi
milletvekili, kendi ilindeki 50 sağlık ocağında doktor olmadığını ifade etti.
50 sağlık ocağında doktor yok. Geçen, Ordu Milletvekilimiz, burada, 50'nin
üzerinde sağlık ocağında doktor olmadığını kendileri ifade ettiler. Siz,
sağlıkta büyük bir dönüşüm… Bu nasıl dönüşümdür ki, sağlık ocaklarımızda,
geçmişte yapılan ve doktorları olan sağlık ocaklarında, bugün doktor olmaması
nedeniyle oralarda sağlık hizmetleri verilememesinin…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım
lütfen.
FİKRET BADAZLI (Antalya)
- İlçelerde bile zor bulunuyor, doktor durmuyor.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- İlçede bile zor bulunuyor diyorsunuz!..
BAŞKAN - Karşılıklı
konuşmayalım.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Efendim, işte ben de onu söylüyorum. Sağlıkta dönüşüm yaptık diyorsunuz, bir
İktidar Partisi milletvekilimiz yerinden "ilçelerde bile doktorlar
durmuyor" diyor. Sağlık Bakanlığı olarak, o doktoru orada tutacaksınız,
tutmanın yollarını bulacaksınız. Onlarla ilgili, sağlıklı koşullarda hizmet
verebilmenin yollarını hazırlayacaksınız. Sosyal ve özlük haklarını, günün
şartlarına uygun hale getireceksiniz. Siz, sağlıkta çalışanlarımızla ilgili,
sosyal ve özlük haklarının düzeltilmesiyle ilgili tedbirleri almayacaksınız,
yurt dışından doktor getireceksiniz!.. Böyle bir uygulama olamaz değerli
milletvekilleri.
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Sen de tedbirleri gör artık; tedbirler alınmaz olur mu!
BAŞKAN - Karşılıklı
konuşmayınız.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Onu söylüyorum.
Şimdi, bakınız, ben çok
uzun yıllar idarecilik yaptım. Bunun yolu şudur: Vekâleten alırsınız, bir
ilçede 10 - 15…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım
lütfen. İki dakika geçti.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Toparlıyorum.
Bir ilçede, bir il
merkezinde, normalin üzerinde doktorlar var, özellikle pratisyen hekimler.
Bunları alırsınız, geçici görevle, vekâleten, olmayan yerlerde
görevlendirirsiniz, çalıştırırsınız. Bunun yolu budur Sayın Milletvekilim.
Geçmişte biz bunu çok yaptık, kaymakam olarak yaptım ben bunu. Kaymakamlık
oluruyla görevlendirme yapılıp, oralardaki boş olan yerlerde doktorlarımız
geçici olarak çalışırlar. Bu son derece basit bir uygulama, son derece kolay
bir uygulama…
OSMAN ÖZCAN (Antalya) -
Görevlendirme…
YAHYA BAŞ (İstanbul) -
Herkes yapıyor bunu.
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Kaymakamlar görevlendirme yapamaz diye kanun mu çıkardık?!
BAŞKAN - Karşılıklı
konuşmayalım.
Lütfen, toparlayalım.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Değerli milletvekilleri, Türk Tabipler Birliğiyle ilgili bu kanun, inşallah,
bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilip mevcut sıkıntıları
giderilir ve önümüzdeki ayda da, onların herhalde kongrelerini yapacaklarını
tahmin ediyorum; ancak, burada son olarak şunu da söylemek istiyorum, özellikle
geçenlerde basına da yansıdı: Hükümetin, bütün sivil toplum örgütlerinde,
sendikalarda, odalarda, oraların seçimlerine müdahale etmeyle ilgili yaptıkları
çalışmaların yanına, bir de, bu sefer, Türk Tabipler Birliğiyle ilgili
yapılacak olan kongrelerde bir müdahalenin altyapısının hazırlandığı,
geçenlerde, basın ve televizyon kuruluşlarına yansıdı. Ne olur, yapmayalım
bunları!.. Bunlar sivil toplum örgütleri. Buralara siyasî iradenin eli değerse,
buralardaki çalışmalar verimli olmaz, yanlış olur. Bunların çok acı
örneklerini, Türkiye geçmişte de yaşadı, şimdi de yaşadı.
Yani, geçen de söyledim,
kanarya sevenler derneği olsa, onun başkanı bizden olsun diyorsunuz. Ya,
bırakınız bunları; bırakınız, kendi iç dinamikleriyle bunlar kendi
yöneticilerini seçerler. Futbol Federasyonunda yanlış yaptınız, Türkiye Esnaf
ve Sanatkârlar Konfederasyonunda yanlış yaptınız, Fiskobirlikte yanlış yaptınız.
Bizzat seçimlere müdahale ettiniz; ancak, orada görevli olanlar, hür
iradeleriyle, bütün baskılara rağmen, bütün dayatmalara rağmen, kendi hür
oylarıyla yöneticilerini kendileri seçtiler.
Hepinize teşekkür ediyor,
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Demek ki hür irade engellenmemiş!
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Başaramadınız, beceremediniz!..
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Engellenmemiş demek ki!..
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Beceremediniz!..
BAŞKAN - Sayın Mehmet
Ersalan?.. Yok.
Muzaffer Kurtulmuşoğlu?..
Değerli milletvekilleri,
teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
KANUN TEKLİFİ
MADDE 1.- 23/1/1953
tarihli ve 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 6 ncı maddesinin
birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Hudutları içinde
tabip odalarına kayıtlı en az yüz tabip
bulunan her ilde tabip odası kurulur."
BAŞKAN - Söz istemleri;
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mehmet Uğur Neşşar, Denizli milletvekili;
Anavatan Partisi Grubu adına Hüseyin Güler, Mersin milletvekili.
HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) -
Muzaffer Kurtulmuşoğlu konuşacak Sayın Başkan.
BAŞKAN - Kişisel söz
talepleri: Mehmet Uğur Neşşar, Denizli; Nevzat Doğan, Kocaeli; Haluk Koç,
Samsun; Ümmet Kandoğan, Denizli; Mehmet Eraslan, Hatay Milletvekilleri.
Şimdi, ilk söz,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mehmet Uğur Neşşar'da. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
MEHMET UĞUR NEŞŞAR
(Denizli) - Kişisel söz talebimi de birleştirebilir misiniz Sayın Başkan...
BAŞKAN - Buyurun.
CHP GRUBU ADINA MEHMET
UĞUR NEŞŞAR (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, üçbuçuk
yıl aradan sonra Türk Tabipler Birliğinin seçim yapabilmesine olanak verecek
yasayı nihayet çıkarıyoruz. Bu bakımdan, hem Grubumuzun yasadaki desteğini hem
de Türk Tabipler Birliğinin bu yasanın gündeme alınabilmesi için verdiği ciddî
sivil toplum örgütü performansından dolayı kutlamak istiyorum.
Bugün, bu 1 inci madde
üzerinde, mümkün olduğu kadar, yasanın geneli üzerindeki ilk konuşmalardan
sonra tarafıma ulaşan çok sayıda vatandaşımızın bazı taleplerini -ki,
zannediyorum basında yer alan bazı bilgileri bürokratlar Sayın Bakana iletmedikleri
için- Bakan Beyin haberi olmayan bazı olayları, bazı taleplerimizi ve bazı
saptamaları dile getireceğim ve yasanın da çıkması için Grubumuzun bütün
desteği vereceğini de buradan önce dile getirmek istiyorum.
Şimdi, değerli
milletvekilleri, gerçekten, sözlerime, ben, geçtiğimiz yasayı, tartışmaya
başladığımız günkü noktadan başlayıp, o düzeyden başlayıp, çok fazla
üstelemeden bir yumuşak geçişle bugünün gündemine bağlamak istiyorum. Geçtiğimiz
görüşmeler sırasında, biliyorsunuz, gazete yazılarında kalmıştık. Onların
üzerinde bir tartışma oluyordu; bazılarını yine burada gündeme getireceğim;
tesadüf, o gün çok günceldi, bugün de çok güncel. O gün, 2 Martta veremin hortladığı
gündeme gelmişti; yarınsa Dünya Verem Günü. Dolayısıyla, Sayın Bakana, eksik
iletilen konulardan bir tanesi olarak verem üzerinde çok kısa konuşmak
istiyorum.
Gerçekten verem ülkemizde
patlamıştır. Cumhuriyetin ilk döneminde büyük bir başarıyla savaşılan verem
yeniden patlamıştır. Bunu, verem savaş derneklerinin başkanları
söylemektedirler. Bu insanlar, Sayın Bakanımız gibi, benim gibi yüzlerce
profesör yetiştirmiş değerli hocalardır; onların laflarını dikkate almak
gerektiğini düşünüyorum Sayın Bakan ve bu veremle mücadelenin mutlaka yeniden
değerlendirilmesi, özellikle ilaca dirençli verem konusunda denetimli tedavinin
mutlaka gündeme alınması gerekiyor. Çünkü, çok iyi biliyoruz ki, sağlık, diğer
alanlara benzemiyor. Yani, ülkede ekonomiyi belirli bir şekilde baskı altında
tutabilirsiniz, yeni bir krize kadar; ama, sağlıkta bu böyle olmaz. Çünkü, o
küçücük mikroplar ne Başbakanın üslubunu dinlerler ne başka şeyleri, aniden
Sağlık Bakanlığının yemekhanesine geliverirler ve bir kolera mikrobunun Sağlık
Bakanlığının yemekhanesini kapattırdığı gibi hemen kendilerini gösterebilirler.
Onun için, veremin de daha fazla iş açmadan bir şekilde denetlenmesi
gerektiğini düşünüyorum.
İkinci bir gazete haberi:
Herhalde, hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki, bazı AK Partili milletvekili
arkadaşlarımız da bizimkilerine benzer yaklaşımlarını gündeme getirdiler,
bunlar gazetelerde yer aldı, Kızılcahamam toplantılarında dile getirildi. Gerçi
Sayın Bakan ikna olmadı; ama, biz bazı konuları yeniden gündeme getiriyoruz. Bu
arkadaşımız ne diyor: Düzce'deki aile hekimliğinin amacına ulaşmadığını
söylüyor. Ben bir adım daha öteye gideceğim; aile hekimliğini Türkiye'de
yapabilemeyeceğinizi söyleyeceğim. Bunu zaman gösterecek; fazla üstünde
konuşmayacağım.
Doktor diplomalarının
verilmediği dile getiriliyor, biliyorsunuz. Mecburi Hizmet Yasası da Anayasa
Mahkemesi tarafından uygulama alanına geri döndü. Dolayısıyla, lütfen Sayın
Bakan, artık, atama bekleyen 1 000'in üzerindeki doktorumuzun, diploma bekleyen
1 000'in üzerindeki doktorumuzun, lütfen diplomalarını veriniz.
Eş durumundan çok sayıda
tayin bekliyor; bana, çok ilginç şikâyetler geldi. Örneğin, 21 Aralık 2005'te,
Sayın Bakanın göreceği bu listede yer alan, eş durumundan tayinlerin 21
Aralıktan beri Bakanlıkta bekletildiğini biliyoruz. İsimleri vermeyeceğim; ama,
lütfen, Sayın Bakan, bu arkadaşlarımızın -size iletilmediğinden eminim;
mutlaka, birileri, size iletmiyor bunları- bu eş durumundan tayinlerini beklet…
Çünkü, benim bir soru önergem vardı biliyorsunuz; "eş durumundan tayinler
bekletilmeden yapılıyor" diye de bir cevap vermiştiniz.
Artı, çok ilginç dilekler
var; "yani, ben, sözleşme yaptım diye evlenemeyecek miyim" diyene
kadar varan tayinler var. Bu işlemlere, lütfen, dikkat etmemiz lazım.
Netice'de, sözleşme yaptığınız insanlar da sizin kulunuz olmuyorlar; onlar,
hâlâ, bir yurttaş olarak bazı hakları taşıyorlar; bunlara da dikkat etmenizi
diliyorum.
Çok ilginç bir haber daha
var gazetelerden. Bunu okuyacaktım; ama, bugün kısıyorum süremi. Kişinin biri,
bacağındaki varisle hastaneye gidiyor. Güya, hani diyoruz ya "sigortalılar
özel hastanelerden sonuna kadar faydalanıyor" diye. Burada, kısacası, bu
kişi, o hastaneden o hastaneye, yok bununla anlaşmamız var, onunla yok, filmini
orada çektir, buraya katkı payı öde, bunu yapmazsan olmaz, katkı payı olmadan
geçen sefer oluyordu bu sefer olmaz diye oradan oraya sürükleniyorlar. Lütfen,
Sayın Bakan -mutlaka, haberim var, bürokratlarınız size bunları haber
vermiyorlar- bu, basında yer alan bazı özel hastanelerdeki vatandaşların
başlarına gelen sıkıntılarla ilgili haberleri de lütfen dikkate alınız.
Çok ilginç durumlar var;
bir tanesini, burada, özellikle örneklemek istiyorum: Şu stent konusu Sayın
Bakan. Eğer, siz, ilaçlı stentin parasını, devlet -siz demeyeyim; bu sizi
aşıyor çünkü- ilaçlı stentin parasını ödemeyip ilaçsız stentin parasını devlet
ödüyorsa, bu, açıkça "parası olan yaşasın, parası olmayan ölsün"
demektir; çünkü, hepimizin bildiği gibi ilaçsız stent çok kısa sürede
tıkanmaktadır. Onun yerine, çağdaş dünyada kullanılan malzeme neyse… Ya hiç
karşılamayacaksınız; çünkü, ilaçsız stentin parasının ödenmesi demek
"paran yoksa, öl kardeşim" demektir; bunun altını çiziyorum.
İstanbul'da kalp
cerrahisi yapan merkezlerin çoğunun standartlarının çok düşük olduğu
vatandaşlar tarafından dile getiriliyor. Ağza alınmayacak entrikalar yazılmış;
onları, burada, Meclis kürsüsünden dile getirmek istemiyorum.
Doktorlarımızın iş
güvencesi yüzünden, buralarda, özel hastanelerde yaşanan birtakım işlemleri
duyurmaktan çekindikleri dile getiriliyor. Lütfen, teftiş yapınız,
müfettişlerinizi yollayınız bu hastanelere. Gerçekten, bir kullanımlık
malzemeler bir kere mi kullanılıyor; yoksa, gerçekten, hastalara sözleşmelerde
yazılan malzemeler mi kullanılıyor, yoksa, başka malzemeler mi kullanılıyor;
lütfen, bunları araştırınız. Gerçekten insanlardan fahiş farklar isteniyor mu
istenmiyor mu, bunları araştırmanızı diliyorum Sayın Bakan.
Tabiî ki, bir de, bugünkü
gazetelerden aldığımız meşhur "Ali dibo" düzenimiz var. Bu Ali dibo
düzeniyle ilgili, dedikodunun ötesinde, ben, Sayın Bakandan bir ricada
bulunacağım.
BAŞKAN - Sayın Neşşar,
sadece gazeteden bahsedin, göstermeye gerek yok.
MEHMET UĞUR NEŞŞAR
(Devamla) - Tamam Sayın Başkanım, uyarınızı dikkatle uygulayacağım.
Şimdi, Sayın Bakan, şunu
öğrenmek istiyorum: Sağlık Bakanlığında işlemlerin şeffafça, doğru dürüst
yapıldığını iddia ediyorsunuz. Ben, bundan bir ay kadar önce, Maliye Bakanlığı
aracılığıyla, Bilgi Edinme Yasası çerçevesinde, 2005 yılında Sağlık
Bakanlığında yapılan bütün ihalelerin dökümünü istedim. Onlar da bana
internetten verdikleri cevapta dediler ki "bu, Başbakanlık Kamu İhalesi
Kurumuna gidiyor." Bir aydır -yasa onbeş gün diyor, biliyorsunuz- ben,
geçtiğimiz yıl Sağlık Bakanlığının yaptığı ihalelerle ilgili bilgi alamamış
durumdayım. Bunu Meclis tutanaklarına da geçiriyorum.
Bir ricam var: Bu Ali
dibo düzeni, vesaire gibi konularda, eğer, siz aksini iddia ediyorsanız -rica
ediyorum, siz de destek olun- bir soru önergesi daha vermeme gerek kalmadan,
yasayı uygulayın ve geçtiğimiz yıl yapılan ihalelerin dökümünü bize ulaştırın.
Biz de bunları inceleyelim ve bunların ne kadar düzgün yapıldığını biz de
onaylayalım.
Tabiî, bu arada, söz
etmem gereken -Sayın Başkan "gazeteyi gösterme" dedi; onun için, ben
sadece atıfta bulunacağım- Washington Times Gazetesinde çıkan, Frank J. Gaffney
Jr. tarafından kaleme alınan bir yazı var; bunu, bütün AKP'lilerin okumuş olduğunu
düşünüyorum. Burada, bu makalenin içeriği, daha sonra yerli basında da yer
aldı. Şimdi, bu makalede sözü edilen bilgiler, Arap sermayesinin Türkiye'ye
getirilmesiyle ilgili bir bağlantıyı akla getiriyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MEHMET UĞUR NEŞŞAR
(Devamla) - Kişisel söz hakkımı da kullanacak mıyım Sayın Başkan?
Bu makalede sözü edilen
olayların Van etrafında dönmesi ve Sağlık Bakanlığındaki kadrolaşmanın bu Van
etrafında merkezleşmesi bakımından, Sağlık Bakanlığıyla bağlaşıyor. Başbakanın
"Araplardan neden bu kadar rahatsız oluyorsunuz" ifadesini akla
getiriyor. Ulemaya atıf konusu, yine, makalede yer alıyor ve en son, Merkez
Bankasına yapılacak atamayla, Albaraka ve Sayın Unakıtan'ın bağlantısı da, bu
çerçevede, zannediyorum, milletvekillerimiz tarafından dikkatle değerlendirilmeye
değer gelişmelerdir diye düşünüyorum.
Bitirmeden, hekimlerin
doğuya gitme istekleriyle ilgili, bu yasa etrafında ve dönersermaye yasası
etrafında dönen tartışmalar sırasında gündeme getirilen ya da çarpıtılan bazı
paradigmaları da düzeltmek istiyorum. Türk hekimleri, öteden beri… Denizli
Tabip Odası da, bana, bizzat ziyaret ettiğim zaman söylediler, diğer tabip
odalarından da, çoğundan bilgi geldi; kaldı ki, doktorlarımız, bu konuda gayet
açık, net ifadeler kullandılar. Hiçbir hekimin doğu hizmeti yapmakla ilgili bir
problemi yok, hiçbir hekimin Anadolu'ya gitmekle ilgili bir eksiği yok.
Hekimler, sadece, hekimlik sanatlarını yapabilecekleri en basit teknolojiyi
orada istiyorlar, en basit alet edevatı istiyorlar, geri dönebileceklerinden
emin olmak istiyorlar, döndükleri zaman iş bulmak istiyorlar ve hepinizin de
takdir edeceği gibi, emekli olduktan sonra 1 000 YTL'ye mahkûm olan
doktorlarımız, artık, Sağlık Bakanı tarafından daha saygın bir pencereden
gözlenmek, haklarını almaları konusunda destek görmek istiyorlar.
Diş hekimleri konusu var;
özellikle bugün gündeme taşıyoruz. Biliyorsunuz, 18 000 diş hekimi… Onun da,
Sağlık Bakanlığının genel politikası ya da Washington Times'ta çıkan yazıyla da
bir bağlantısı var. Nedense… Türkiye'deki 18 000 diş hekimi sözleşme yapmak
istiyor Bakanla, diyorlar ki: Her koşulda çalışırız, açız… Ben diyorum ki,
onları neden birer birer sağlık ocaklarına tayin etmiyorsunuz -benim bulduğum
çözüm o; hani diyorsunuz ya, sosyal demokratlar hiç çözüm önermezler- ve
diyorum ki, sadece diş fırçalamayı bile öğretseler, bu yeterlidir. Yine Uganda
örneğini vereceğim: Lütfen, 60 yaşında bir Anadolu köylüsünün ağzı ile 60
yaşında bir Ugandalının ağzını açın bakın, arada hiçbir fark görmeyeceğinizi,
koruyucu hizmetlerin eşit olduğunu orada değerlendirebileceğinizi düşünüyorum.
Dolayısıyla, neden,
anlamıyorum, biz, birinci basamakta sözleşme imzalarken poliklinikleri dikkate
almayız, serbest doktor muayenehanelerini dikkate almayız, diş hekimlerini
dikkate almayız da, sözleşme imzalamak için hep büyük sermayeyi, büyük sermaye
zincirlerini ve uluslararası bazı sermayeleri bekleriz?! Neden Dubai Şeyhini
bekleriz de küçük yatırımcının hakkını korumayız?! Neden küçük eczanelerin
yaşaması için gerekli altyapıyı oluşturmayız da, para ödenmediği zaman bireysel
eczacılığın batacağı bir sisteme doğru gideriz?! Bu, hem Washington Times'taki
makale hem Sağlık Bakanlığının ve AKP Hükümetinin genel yaklaşımı hem de
uluslararası emperyalizmin, büyük çokuluslu şirketlerin çizgisini çok güzel
yansıtıyor ve bu çizgiye de hükümetin teslim olmuş olduğunu yansıtıyor. Kaldı
ki, dün memura 40 lira komik zam yaptınız diye, bugün IMF'den "bu
olmaz" diye gayet ciddî bir tepki geldi; "hayır, olur" diye
kanıtlamaya çalışıyor Maliye Bakanlığının bürokratları. Yani, Türkçesi,
göbekten IMF'ye bağlanmışız, 40 lirayı bile IMF'den izin almadan veremeyeceğimiz
bir düzen yaratmışız.
Sayın Bakan, eğer
gerçekten aile hekimliğini düşünüyorsanız, bakın, piyasada serbest çalışan çok
sayıda, emekli olmuş olsun, genç yaşta serbest çalışmayı tercih etmiş olsun,
çok sayıda doktor var; gidin bunlarla anlaşma imzalayın. Deyin ki, kardeşim, al
işte, hodri meydan, madem kendine bu kadar güveniyorsun, bul 2 000 hasta, seni
birinci basamak hekim olarak tercih ettiklerini…
ALİM TUNÇ (Uşak)) - Öyle
olacak zaten.
MEHMET UĞUR NEŞŞAR
(Devamla) - Niye üçbuçuk senedir yapmıyorsun?! Bütün mesele bu.
"Yapabilemeyeceksiniz" derken kastettiğim de…
ALİM TUNÇ (Uşak) -
üçbuçuk yıldır altyapısı hazırlanıyor.
MEHMET UĞUR NEŞŞAR
(Devamla) - "Yapabilemeyeceksiniz" derken kastettiğim de zaten bu.
BAŞKAN - Toparlayın
lütfen.
MEHMET UĞUR NEŞŞAR
(Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
üçbuçuk senedir aklınız
neredeydi?
Bakın, birsürü serbest
çalışan hekim var, anlaşın bunlarla. Deyin ki, kardeşim, ben seni aile hekimi
olarak tuttum. Hayır, bireysel ya da küçük işletme ya da muayenehane ya da
poliklinik ya da diş hekimi, sizin bu tarzınıza uygun gelmiyor. Sizin
tarzınızda, illâ ki, bir çokuluslu büyük sermaye olacak.
Son olarak da şunu
söyleyeceğim: Hiçbir yabancı sermaye, sağlık hizmeti üzerinden kâr edilme
amacıyla oluşturulan bir hizmet değildir. Hiçbir yabancı sermaye de kâr hedefi
gütmeden Türkiye'ye gelmez. Kaldı ki, hedeflediği kâr…
BAŞKAN - Toparlayalım
lütfen.
MEHMET UĞUR NEŞŞAR
(Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
… hedeflediği kâr,
ortalama diğer işlere yatırım yapmakla elde edebileceği kârdan, en azından o
düzeyde olması gerekir. Dolayısıyla, siz, uluslararası büyük sermayeye izin
verdiğiniz zaman, bırakın emperyalizmi, emperyalizme teslimiyetçiliği falan,
siz, doğrudan doğruya insanlarınızın üzerinden; yani, kaynak bulamadığınız,
sağlık hizmeti sunamadığınız insanların üzerinden birilerinin para kazanmasının
altını yapıyorsunuz demektir.
BAŞKAN - Toparlayın
lütfen.
MEHMET UĞUR NEŞŞAR
(Devamla) - Son cümlem Sayın Başkan.
AHMET YENİ (Samsun) -
Niye sermayeye karşı çıkıyorsunuz?
BAŞKAN - Karşılıklı
konuşmayın.
AHMET YENİ (Samsun) -
Sermayeye karşı çıkıyor Sayın Başkan.
MEHMET UĞUR NEŞŞAR
(Devamla) - Dolayısıyla, bırakın yabancıların peşinden koşmayı, lütfen,
gidiniz, Türkiye'de, hem size nasıl yapacağınızı söyleyecek son derece yetkin
bilim adamları vardır hem de son derece yetkin doktorlar vardır; iş beklemektedirler;
lütfen bu kişilere sahip çıkınız diyorum.
Türk Tabipler Birliği
Yasasının hayırlı olmasını diliyorum. Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Anavatan Partisi
Grubu adına Dr. Muzaffer Kurtulmuşoğlu. (Anavatan Partisi sıralarından
alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
sözlerime başlamadan evvel hepinize saygılar sunuyorum.
1069 sıra sayılı, 6023
sayılı Yasadaki değişiklik üzerine söz almış bulunuyorum. Nihayet üçbuçuk
senede gelebildi buraya. Bir madde değişecek. Madde de, tabip odalarının
seçimlerinin yapılması. Üçbuçuk senede zor geldi buraya. Geçen geldi, geri
gitti.
Ben hep söylüyorum,
hükümet olmak kolay mı! Yasayı yaparken doğru dürüst yapacaksınız. Yasa,
buradan geçtikten sonra geri dönmemeli; ama, dönüyor. Olsun, geç de olsa Türk
Tabipler Birliğinin Yasasının geçmesi, bugün, benim için bir mutluluk, üç sene
sonra da olsa. Fakat, hemen bu yasa geçerken, iktidar, yine, el altından, ne
yapalım dedi; doktorun el emeği olan muayene ücretine el atalım dedi. Bu, şık
değil. Adam, Tabipler Birliğine bırakmış, tabip odasına bırakılmış bugüne kadar
da, bundan sonra neden Sağlık Bakanlığına bu fiyatı da uygulamayı
getiriyorsunuz? Yani, her meslekte böyle değil de, Tabipler Odasında sebep ne
acaba? Sanki -benim aklımdan şu geçiyor- yani, bu Tabipler Odası biraz ağzı laf
ediyor, arada bir de hükümete karşı çıkıyor diye mi acaba yapılıyor diye,
aklımdan bu geçiyor. Böyle bir şey olur mu demokrasilerde?! Demokrasilerde, söz
söylenecek, öneri götürülecek, doğrusu bulunup da iktidarlar yapacak.
Bence, bu yanlış.
İktidarlar, sivil toplum örgütlerinden ellerini çekmeli. Bu, sadece bugünkü
iktidarda değil, dün de vardı da; ama, bugünkü kadar değildi, bugün biraz daha
çok oldu. Ne olur; Fiskobirlik yönetimi hükümetten olmasa ne olur; Tabipler
Birliği yönetimi hükümetin yanında olmasa ne olur; Esnaf Odaları Birliği,
yanında olmasa ne olur?! Yani, ne olur acaba; iktidarı elinden mi alırlar,
iktidarın nimetlerini mi elinden alırlar?! Bu şık değil, bu yanlış.
Bir de, Tabipler Odasının
şu günkü yasasında "150 tane hekim üye olursa, orada tabip odası
kurulur" der. Bu da 100'e indirilmiş; sebebi nedir anlamadım. Zaten, tabip
odalarının hiçbir geliri yoktur, aidatlarla geçinir. 100 olacağına 150 olsun
demiş, o aidatlarla geçinebilsin diye. Onu da 100'e indirelim demişler; hiç de
anlamış değilim; yanlış yani.
Sayın Bakan, buraya
çıkmışken şunu söylüyorum: Herkes gözünü doktora dikmiş; ama, hasta olunca da
"Allah'tan sonra doktor" diye bağırıyor. Hasta olmadı mıydı, nerede
ne varsa hep doktora yükleniyor.
Burada da, bu Genel
Kurulda mecburî hizmeti kaldırdık alkışlarla. Ne oldu; çakılı kadro
getiriyoruz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu'ya doktor bulamıyoruz dedik. Ne oldu;
çakılı kadro olmadı. Biz buradan söyledik, olmaz bu diye. Tekrar mecburî hizmet
yasası geri getirildi. Tamam, geldi, Anayasa da onayladı.
Şimdi, Sağlık Bakanına
öneriyorum: Bir an evvel bu bekleyen doktorların tayinlerini yapınız.
İki: Bu doktorları oraya
gittiğinde özendiriniz. Mesela, öneriyorum: Her ay, TUS imtihanı için 1 puan
veriniz. Bu puan iki seneyi geçmesin; yani, 24 puanı geçmesin. Doğuda çalışan
arkadaşların, TUS imtihanında, Ege'de çalışmak isteyen adamdan, İç Anadolu'da
çalışmak isteyen doktor arkadaşımdan bir farkı olsun. Artı, bu bölgede çalışan
insanların iki senesi dolduktan sonra, ne yapalım; Ankara, İzmir ve İstanbul'u
bırakalım, diğer illere -istediğinde- tayinlerini yaptırabilsin. Sayın Bakanım,
bunları not alıyorsunuzdur inşallah; Anayasaya filan aykırı değil, haberin
olsun, onu söyleyeyim.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Bakan gitti.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU
(Devamla) - Ayrıca, tekrar, bu adamların izinlerini 45 gün yapalım ne olur,
senelik? Hiçbir şey kaybetmezsiniz.
Üç: Araç ve gereçlerini
temin edelim. Ebe-hemşiresini, sağlık memurunu, laboratuvar malzemelerini temin
edelim.
Dört: Oradaki emniyet
güçlerinden ve jandarma kuvvetlerinden baskısını hafifletelim, alalım;
doktorların üzerinde böyle bir baskı olmasın oralarda. Bunlar yaşanıyor
oralarda. Ben öneriyorum. Doğrusunu, daha doğrusunu siz bulur yaparsanız, daha
iyi olur.
Beş: Oradaki insanları,
çalışanları ödüllendirelim. Ayrıca, orada çalışan doktorlara 1 derece verelim.
Hiçbir şey kaybetmezsiniz ve oraya gitmek isteyen doktorlar sıraya girer.
Ben, Sayın Bakana bunu
söylediğimde ikili bir konuşmamda, "Anayasaya, hukukçular, aykırı olduğunu
söyledi" dedi bu puan işinin; yani, hukukçular öyle demiş. O hukukçulara
bak bakalım Sayın Bakan, sizin hukukçular olmasın; başka hukukçulara da sorun,
Anayasaya aykırılığı yok; çünkü, bundan evvel bu yasa uygulandı. Ben, 100 puan
üzerinden 93 puan aldım, imtihanda kazanamadım; ama, doğudan gelen arkadaşım
120 puan aldı, giriverdi. Aradaki fark bu. Ben Bolu'da çalışıyordum, o da
Siirt'te çalışıyordu. Yani, şunu söylüyorum: Doktorları oraya göndermek kolay;
özendirelim. Onlara insanca muamele yaptığımızda, doğu ve güneydoğudaki doktor
ihtiyacımızı biz karşılarız. Hiçbir doktor arkadaşım da burası doğu, burası güney
diye düşünmez, ülkenin her tarafına gitmeye hazırdırlar; yeter ki onları
özendirelim, onların özlük haklarına dikkat edelim, onların çalışma ortamlarını
hazırlayalım. Ben, hiçbir hekim arkadaşımın oraya gitmeyeceğini düşünemiyorum.
Sayın Bakan, bu özel
hastanelerden alınan hizmetleri söylüyorum. Sayın Bakan, çok fark alıyorlar.
Paket ücret dediniz, ya paket ücreti kabul eder o özel hastaneler ya da
vatandaştan, senden şu kadar fark alırım deme yetkisi yok. Vatandaşın parası mı
var da, doktora bir de özel para versin üstelik?! Hani, bedava yapıyoruz
diyorsunuz, her şey bedava diyorsunuz?.. Burada yanlışlık var Sayın Bakan;
lütfen, sevgili arkadaşımın söylediği gibi, o Bakanlıkta oturan müfettiş
arkadaşlarımızı biraz vazifeye davet ediniz, biraz dolaşsınlar, nerede ne
oluyoru görsünler.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım
lütfen Sayın Kurtulmuşoğlu.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU
(Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.
Şunu söylüyorum Sayın
Bakan: Eğer, tabiri caizse, Anadolu'dan, otobüs parası olmayan adam buraya
gelip de, hastaneye yattıktan sonra, çıkarken ona 1 milyar, 1,5 milyar, 3
milyar para çıkardığınızda, hastane karşısına, bu vatandaşın yerine kendinizi
koyun bakalım, ne yapacaksınız?! Bunlar yanlış ve bunlar, şu anda, uygulanıyor
hastanelerde, özel hastanelerde. Bunu takip ediniz. Arkadaşlarım baksın, yanlış
varsa, ben özür diliyorum; ama, yanlış yoksa, oturmasınlar orada hiç kimse,
doğru dürüst vazifesini yapsın herkes. Herkes evinin önünü temizlerse, sokaklar
temiz olur derler. Müfettişse müfettişliğini yapacak, genel müdürse genel
müdürlüğünü yapacak, bakansa bakanlığını yapacak; ama, ne olacak; toplumu huzur
içinde, refah içinde yaşatmak iktidarların görevidir. Hele bir ülkede, bir
insanın -Anayasada da yazdığına göre, 56 ncı maddesinde- doğuşundan ölümüne
kadar sosyal devlet ona bakmak mecburiyetinde ise, bu da Sağlık Bakanının görevlerinin
en başında gelenidir.
Ben, Sağlık Bakanının
bundan sonra daha hassas olacağına inanıyorum. Bu önerilerin hepsi doğru
olmayabilir, Sayın Bakan doğrularını al diyorum.
Bu yasanın da Türk
Tabipler Birliğine hayırlı olmasını diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum,
hoşça kalınız. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - 1 inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Önemli gördüğü bir konuda
yerinden söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Sevigen'e, kısa olmak,
bir iki dakikayı geçmemek kaydıyla söz veriyorum.
Buyurun Sayın Sevigen.
MEHMET SEVİGEN (İstanbul)
- Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum, eksik olmayın.
Değerli arkadaşlarım,
Hükümet de burada, Sayın Bakan, Başbakan Yardımcımız da burada. İstanbul
Derbent Mahallesinde, şu anda, sabahtan başlayan, yani, Sarıyer
İlçesi Derbent Mahallesinde bir derneğin yıkımından dolayı vatandaş ile polisimiz
karşı karşıya gelmektedir. Polis, bomba büyüklüğünde biber gazıyla vatandaşın
üzerinde… Ciddî, mahalle içerisinde büyük kargaşa olmaktadır. Oradaki
insanlarımız çok perişan durumda, çoluk çocuk sokağa çıkamaz durumdalar. Baştan,
derneğin, sabahleyin, erken saatlerde gelinip bina yıkıldıktan sonra ilk
müdahale yapılmadığı için veyahut da oradaki çocuklar, kadınlar, aileleri
alınıp karakollara götürülüp, onlara ciddî küfürler, ağza alınmayacak kadar…
Kendi evlatları yaşındaki, işte çocukları yaşındaki insanların, görevli
arkadaşların o kadınlara küfür etmeleri orayı biraz daha tahrik etmiştir;
hatta, bir su veriyor bir memur arkadaşın birisi bir çocuğa, o diyor ki, buna
kim su veriyorsa bilmem neyine bilmem ne yapayım diye, böyle tahrik edercesine…
Şimdi çok acil olduğu için.
BAŞKAN - Toparlayın
lütfen.
MEHMET SEVİGEN (İstanbul)
- Başbakan Yardımcımdan da rica ettim, acil müdahale etmek zorundayız, ne
olursa olsun.
Bundan sonra
provokatörler devreye girebilir, provokatörler saldırabilir; ama, provokatörler
ile halkı ayırmak lazım. Orada çoluk çocuk şimdi çok perişan. Bomba
mahiyetinde, en az 1 000 tane biber gazı şeklinde bombalar atılmış. Oradaki siyasî
parti temsilcileri onları topluyorlar. Acil müdahale etmediğiniz zaman çok kötü
şeyler olacak. En az 100 kişi hastanede şimdi tedavi görüyorlar, muhtarlardan,
dernek başkanından aldığım bilgiye göre.
Ben, Sayın Başbakan
Yardımcıma şifahen söyledim; ama, rica ediyorum İçişleri Bakanına, buradan,
müdahale ederseniz… Ne olursa olsun, mühim olan birbirine girmemeleri. Mühim
olan oradaki insanlar ile emniyet güçlerini karşı karşıya getirmeyelim.
BAŞKAN - Anlaşıldı…
MEHMET SEVİGEN (İstanbul)
- Ondan sonraki bölümleri beraber hallederiz diye düşünüyorum. Acil müdahale
rica ediyorum. Bu bakımdan sizin zamanınızı aldım.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Anlaşıldı. Siz
gerekli uyarıyı yaptınız.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, kısa bir açıklama
yapayım. Madem böyle bir konu gündeme geldi, kamuoyu merak eder ne oluyor diye.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Bakan.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Kürsüden mi?
BAŞKAN - Tabiî, tabiî…
Kürsüden.
Sizin için kürsüden
yapmak mümkün; ama, İçtüzüğe göre arkadaşlarımız bu hakkı ancak yerinden
kullanabiliyorlar.
Buyurun Sayın Bakan.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Sevigen, bugün
haber bültenlerine de yansıyan, İstanbul'da Sarıyer'de Derbent Mahallesinde bir
dernek binasının yıkılarak, yerine sağlık ocağı yapılmasıyla ilgili bir
uygulama nedeniyle, orada meydana gelen olayları gündeme getirdi.
Sarıyer'in Derbent
Mahallesi, gecekondu bölgesi olarak değerlendirilebilecek, orada oturanların
mülkiyetinde olmayan, bir özel tüzelkişinin, bir kooperatifin mülkiyetinde
olan, yargıya intikal etmiş ve yargının da o kooperatife ait olduğuna karar
vermiş olduğu bir yer. Bu hukukî ihtilaf bir taraftan devam ediyor. Ancak,
aldığım bilgiye göre Sarıyer Belediyesi, yine orada, derneğin olmayan, ancak,
dernek tarafından bir arazi üzerine yapılmış olan binanın yıkılarak yerine sağlık
ocağı yapılmasıyla ilgili bir uygulama içerisine girmiş.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Ne derneği bu Sayın Bakan?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Ancak, halkın…
MEHMET SEVİGEN (İstanbul)
- Sayın Bakanım…
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Mehmet Bey, biliyorum ben konuyu.
Halkın, bu yıkım
esnasında…
MEHMET SEVİGEN (İstanbul)
- Ama, konuyu, yalnız, saptırıyorsunuz Sayın Bakanım, belediyenin yerleri
oralar; yani, devletin yeri, belediyenin yeri; seksen yıldır oturuyorlar.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - …burayı yıkamazsınız şeklinde tepkileri
olmuş.
BAŞKAN - Müdahale
etmeyelim.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Tepkiler, sanıyorum, birtakım kişiler tarafından
farklı şekilde yönlendirilmiş olmalı…
MEHMET SEVİGEN (İstanbul)
- Siz durdurun, sonra cezasını verirsiniz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Çünkü, "bu dernek binası
yıkılmayacak sadece, sizin binalarınız da yıkılacak, o nedenle ne
duruyorsunuz" diye, halk galeyana getirilmiş ve televizyonda haberlerde
görüntüleri izledim, taşlar atılıyor polislerin üzerine; polislerden
yaralananlar var. Ben, polise taş atanların, orada oturan, oranın sakinleri
olduğu kanaatinde değilim. Olayı provoke etmek, Türkiye'de kamu düzenini
bozmayı kendilerine görev edinmiş olan birtakım provokatörlerin olduğu
kanaatindeyim.
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) -
Bu sözünüzü unutmayın!
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - O nedenle, orada oturan halkımızın
sakin olmalarını, çünkü, o dernek binasının yıkılmasına dernek mensuplarının
bir diyeceği yok; onlar da arzu ediyorlar ki, yıkılsın, bir sağlık ocağı
yapılsın. Sorun, dernek binasının yıkılmasıyla ilgili değil. Birileri, bu
burada kalmayacak, sizin evlerinizi de yıkacaklar diye sürekli tahrik
ediyorlar. Ben, buradan, orada oturan vatandaşlarımıza diyorum ki, konu sadece
dernek binasının yıkılarak sağlık ocağı yapılmasıyla ilgilidir. Bu sağlık ocağı
da orada oturanlara hizmet için düşünülmektedir. O bakımdan, birtakım farklı
amaçlı kişilerin dolduruşuna vatandaşlarımız gelmesinler.
MEHMET SEVİGEN (İstanbul)
- Yani, oradaki evler yıkılmayacak diyorsunuz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Ben, ayrıca, Sayın Sevigen konuyu
gündeme getirdi; şimdi hemen İstanbul Valisini ve Sarıyer Kaymakamını arayarak
konunun detayları hakkında bilgi alacağım. Kuşkusuz ki, toplumda meydana gelen
her türlü olay halkın vekilleri olarak bizi ilgilendirecektir. Sayın Sevigen
de, duyarlı bir milletvekili olarak bu konuyu gündeme getirme ihtiyacını
hissetmiştir. Ben de o bölgenin milletvekiliyim; konuyu gayet iyi biliyorum.
Orada, mülkiyetten kaynaklanan sorunlar var; Mehmet Bey bu konuyu iyi bilir,
zaman zaman konuşuruz. Burada çıkarmış olduğumuz bir yasa çerçevesi içerisinde
bazılarını çözmeye başladık; ama, bu yerin özel bir konumu var demin ifade
ettiğim gibi. Eğer oranın sahibi konumundaki kooperatifle oradaki
vatandaşlarımız anlaşabilirlerse -ki, böyle bir imkân var- belki, Sayın
Sevigen'le bu konuda biz de kendilerine yardımcı olabileceğiz. Ben, yarın
İstanbul'a gideceğim. Büyük bir ihtimalle, bu konuyla bizzat ilgileneceğim.
Sayın Sevigen de orada olursa, oradaki bazı sorunları çözme konusunda birlikte
de gayret edebiliriz; ama, oradaki konu, yani, işte, polisler vatandaşa şöyle
davranmış, böyle davranmış, vatandaşa şu şekilde hakaret etmiş; ama, ben, biraz
önce haberlerde izledim, polislerin üzerine taşlar sökülüyor atılıyor. Ben,
onların oradaki vatandaşlar olmadığı kanaatindeyim.
Bu bilgiyi sizlerle
paylaşma ihtiyacını hissettim; ama, demin ifade ettiğim gibi, İstanbul
Valimizle ve Sarıyer Kaymakamıyla görüşerek, konunun detayları hakkında bilgi
alıp, Sayın Sevigen'i ve gerekirse sizleri yeniden bilgilendiririm.
Saygılar sunuyorum
efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - 2 nci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 2.- 6023 sayılı
Kanunun 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 8.- Tabip
odalarının gelirleri şunlardır:
a) Odaya giriş ücretleri
ve üye aidatları.
b) Eğitim, kültürel ve
sosyal faaliyetlerden elde edilecek gelirler.
c) Disiplin kurullarınca
verilip kesinleşen para cezaları.
d) Basılı belgelerden ve
yayınlardan elde edilecek gelirler.
e) Görevleri içine giren
onaylamalardan alınacak ücretler.
f) Bağış ve yardımlar.
g) Gerektiğinde Merkez
Konseyince yapılacak yardımlar.
h) Çeşitli gelirler.
Odaya kayıt ücreti ve
yıllık aidat miktarı, 30 YTL'den az, 150 YTL'den fazla olmamak kaydıyla,
ödeneceği tarihle birlikte Büyük Kongrece tespit edilir.
Bu miktarlar her yıl 213
sayılı Vergi Usul Kanununun 298 inci maddesi uyarınca belirlenen yeniden
değerleme oranına göre artırılır.
Üyenin bir odadan başka
bir odaya naklinde, odaya kayıt ücreti ve üye aidatı yeniden alınmaz.
Eğitim, kültür, basılı
belgeler ve onaylardan alınacak ücretlerin tarifeleri Büyük Kongrece
belirlenir."
BAŞKAN - Madde üzerindeki
söz istemleri; Anavatan Partisi Grubu adına, Züheyir Amber, Hatay Milletvekili;
şahısları adına; Mehmet Çerçi, Manisa Milletvekili; Muzaffer Gülyurt, Erzurum
Milletvekili; Haluk Koç, Samsun Milletvekili; Mehmet Eraslan, Hatay
Milletvekili.
Buyurun Sayın Züheyir
Amber. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA ZÜHEYİR AMBER (Hatay) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte
olan 1069 sıra sayılı kanun teklifinin 2 nci maddesi üzerinde görüş bildirmek
üzere Anavatan Partisi adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisimizi ve Yüce
Milletimizi şahsım ve Anavatan Partisi adına saygılarımla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; kanun teklifinin 2 nci maddesiyle, yürürlükteki 28 inci
maddenin iki numaralı bendi değiştirilmektedir. Söz konusu değişiklikle, asgarî
tabip tedavi ücretleri bazı kriterlere bağlanmaktadır. Bildiğiniz gibi
uygulamada, 6023 sayılı Kanunun tanıdığı yetki çerçevesinde illerdeki tabip
odaları, özel sağlık hizmeti veren kuruluşların asgarî tedavi ücretlerini
belirlemektedirler. Ancak, mevcut Kanunda bu ücretlerin tespitine ilişkin bir
sınırlama bulunmamaktadır. Asgarî tedavi ücretleri, güvenilir ve kaliteli
hizmet ortamı sağlayacak şekilde, halkın alım gücü de dikkate alınmak
suretiyle, ülkenin ekonomik yapısı, günün koşulları, enflasyon gibi pek çok faktör
incelenerek belirlenmektedir.
Kanun teklifiyle
getirilen değişiklikte, bu ücretin tespitine bir sınırlama getirilmek
istenmiştir. Bunun için de, özel sağlık kuruluşlarının tedavi ücretlerinin alt
sınırı bütçe uygulama talimatına bağlanmıştır. Burada şu hususa açıklık
getirmekte fayda görüyorum: Bir hizmet ücretinin alt sınırının belirlenmesi,
üst sınırının ise serbest bırakılması, rekabet şartlarını bozmaksızın piyasayı
düzenleyici etkiler yaratır. Herhangi bir hizmetin standart bir şekilde toplumun
her kesimine ulaşmasını sağlayacak asgarî ücretin belirleyici unsurları,
hizmetin niteliği, gerektirdiği ortam, kişi sayısı, teknik donanım ve hedef
kitlesidir. Standart dışına çıkan ve özel şartlar gerektiren ihtiyaçların karşılanmasına
ilişkin işlemlerde de hizmete ilişkin ücretler alınacaktır. Böylece, hem
ihtiyaç duyulan hizmet gerektiği gibi sağlanmış olacak hem de hizmeti sağlayan
hak ettiği ücreti alacaktır. Bu açıdan bakıldığında, her hizmet sektörünün
kendisine özgü şartları ve asgarî standartları vardır. Sağlık sektörü de,
kuşkusuz, en hayatî ve en insanî hizmet sektörlerinden biridir. Sağlık
hizmetlerinden faydalanmak bir insan hakkıdır ve bu hizmetin toplumun her kesimine
ulaştırılması da devletin temel görevlerinden biridir; ancak, insan hayatının
doğrudan belirleyicisi ve devam ettiricisi olan bu hizmetin gerektirdiği ortam
ve imkânlarla verilmesinin sağlanması da devletin görevidir. O halde, asgarî
tedavi ücretlerine ilişkin sınırlama, bu hizmet sektörünün ve ortamının
gerektirdiği şartlar dikkate alınmak suretiyle gerçekçi bir şekilde belirlenmelidir.
Bütçe uygulama talimatının, sağlık sektöründe verilen hizmet, ihtiyaç duyulan
istihdam ve teknik donanımla uzaktan yakından hiçbir ilişkisi yoktur. Bu, kâğıt
üzerinde ve sadece halkın gözünü boyamak için yapılmış bir düzenlemedir. Kanun
teklifi yasalaştığı takdirde, halen 65 YTL olan asgarî tedavi ücreti 14 YTL'ye
düşecektir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; herhangi bir özel sağlık kuruluşu, örneğin, bir poliklinik
düşünün, bu poliklinikte verilen standart hizmetler bağlamında belirli sayıda
doktor, hemşire ve diğer görevlilerin istihdam edilmesi, hizmetin gerektirdiği
laboratuvarlar ile teknik donanımın bulundurulması zorunludur. Böylesi bir
yatırım ve hizmetin standart şartlarda verilmesi 14 YTL ücretle sağlanabilir
mi; tabiî ki hayır. Hükümetin halkın sağlığı için iyi bir şeyler yapıyormuş
izlenimi yaratmak amacıyla getirdiği bu düzenleme, halkın sağlığını tehlikeye
atar niteliktedir. Böylesi gerçekdışı bir fiyat tespiti öncelikle kamu
kuruluşlarının hizmet alımlarında etkisini gösterecektir. Kamu kurum ve
kuruluşları, özel sağlık kuruluşlarıyla anlaşma yaparken, şimdi de olduğu gibi,
asgarî tedavi ücreti üzerinden anlaşmak isteyeceklerdir. 14 YTL üzerinden
kaliteli bir hizmet vermek mümkün olmadığı için, özel sağlık kuruluşları,
genellikle bu ücretlerle anlaşma yapmaya yanaşmayacaklardır. Anlaşma
yapanlarsa, mecburen hizmet kalitesini düşürmek ya da hizmetin gerektirdiği
ücreti elde etmeye yönelik başka yollara başvuracaklardır.
Ayrıca, böylesi düşük bir
taban ücret, rekabeti bozucu şartlar yaratacaktır. Özel sağlık kuruluşları,
hizmet verdikleri kitleyi kaybetmemek için ücretlerini düşürmek zorunda
kalacaklardır. Bu durumda, aldıkları ücretin, verdikleri hizmetin masraflarını
karşılamaması halinde öncelikle personel sayısını azaltacaklardır. Daha sonra,
hizmetin niteliği değişecek ve kalitesi düşecektir. Nihayetinde de, altyapı ve
teknik donanım ihtiyaçlarını karşılayamayacaklar, ileri teknolojiyi takip
etmekten vazgeçecekleri gibi bunların olağan bakımını dahi ihmal edeceklerdir.
Değerli arkadaşlarım,
devletin, sağlık hizmetlerinden herkesin faydalanmasını sağlamasının daha
akılcı ve daha doğru yolları vardır. Bunun için, sağlık, sosyal güvenlik ve
sosyal yardım politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Biz,
Anavatan Partisi olarak, sağlık hizmetlerinin toplumun geneline
yaygınlaştırılmasına ilişkin tedbirlerin alınması, insanın bizzat kendisinin bu
tedbirlerin odak noktası haline getirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Böylesi
rakam oyunları bir politika değildir ve hükümetin mevcut politikasının da
değerini azaltmaktadır.
Sayın Bakanım, özel
sağlık kuruluşlarının asgarî tedavi ücretleri, bizce, halihazırda gayet
hakkaniyetli bir şekilde belirlenmektedir. Bu hakkaniyeti yaptığınız kanuna da
taşımak istiyorsanız, o zaman, gerçekçi ve hizmetle bağlantılı kriterleri temel
alın. Anavatan Partisi olarak, biz, asgarî tedavi ücretlerinin belirlenmesinin,
hizmetin niteliği, gerektirdiği ortam, teknik donanım ve hedef kitle gibi
kriterlere bağlanmasından yanayız. Görüştüğümüz maddede bu yönde yapılacak bir
değişikliği desteklediğimizi de ifade etmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ben, yıllarını insan sağlığına adamış bir tıp adamıyım. Şimdi
elimde yine benim gibi hayatını bu kutsal göreve adamış bir meslektaşımın Prof.
Dr. Orhan Ertem'in mektubu var. Size bu mektuptan bazı cümleler okumak
istiyorum. Onu hem halkın sesi hem de bir sağlık gönüllüsünün sesi olarak
lütfen dinleyiniz: "Şu anda 75 yaşındayım. Meslekî yaşantımdan artık ciddî
hiçbir beklentim yok. Muayenehane benim için bir meşgale ve oyalanma yeri gibi.
Bu nedenle, asgarî ücret konusu daha fazla kazanmak için değil de doktor olarak
onuruma dokunduğundan beni ilgilendiriyor. Lütfen, söylediklerimi böyle
değerlendirin.
Sağlık Bakanlığı,
doktorların muayene ve diğer tüm sağlık işlemlerinde kullanmak zorunda
olacakları asgarî ücretleri şimdiki rakamların beşte 1'ine kadar indirmeyi
amaçlamaktadır. Diğer meslek kuruluşları, örneğin avukatlar, mimarlar vesaire
için var olan asgarî ücretler dahil, hiçbir mal, eşya veya hizmette herhangi
bir indirime gidilmez iken, sadece sağlık sektöründe bu indirimin
uygulanmasında hükümetin ileriye yönelik kısa veya uzun vadeli ne gibi planları
olduğunu bilemiyoruz.
Basit bir örnek olarak en
küçük ve standart bir muayenehanenin kira, sekreter, elektrik gibi toplam aylık
gideri asgarî 2 000 YTL civarındadır. Bu durumda, sadece ve sadece muayenehane
giderleri için bile bu doktorun her ay en az 200 hasta muayene etmesi
gerekiyor."
Değerli arkadaşlar, bizim
gibi konusu insan olan meslekler özveri ister, fedakârlık ister, en önemlisi de
sevgi ister. Değerli meslektaşımın bunu ifade eden şu güzel satırlarını da
sizinle paylaşmak istiyorum. Diyor ki: "İnsanlar en küçük bir alışverişte
bile tanıdıkları ve güvendiklerine gitme eğilimindedirler. Kendilerinin,
sevdiklerinin, eşleri ve çocuklarının doğrudan canı söz konusu olduğunda ise
güven çok daha önem kazanır. Bu güven ve sıcaklığın ise parasal değeri
sınırlanamaz. Hastalarımızın sağlığı, mutluluğu ve güveni biz doktorların en
büyük kazancı ve sağlığıdır." Hasta-doktor ilişkisinin bundan daha güzel
bir tasvirini düşünemiyorum. Bu ilişkinin dinamiğini yazılı hiçbir metnin yüzyıllardır
tanımlamayı ve kurala bağlamayı başaramadığı bir olgu oluşturmaktadır; o da,
vicdan.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ZÜHEYİR AMBER (Devamla) -
Bitiriyorum Sayın Başkan, son cümlem.
Bu sebeple, bu dinamiği,
bozucu ve sarsıcı düzenlemelerden, lütfen, kaçınalım.
Konuşmamı burada
bitirirken, Yüce Heyetinize ve yüce milletimize saygılarımı sunuyorum, kanun
teklifinin de hayırlı olmasını diliyorum. (Anavatan Partisi ve CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Madde üzerinde
görüşmeler tamamlanmıştır.
2 nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 3.- 6023 sayılı
Kanunun 10 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 10.- Oda
gelirleri tahsilatının % 10'u, Türk Tabipleri Birliğine harcanmak üzere, Merkez
Konseyine gönderilir."
BAŞKAN - Madde üzerinde
görüşmeler tamamlanmıştır; gerekli bilgi verildi.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 4.- 6023 sayılı
Kanunun 7/6/1985 tarihli ve 3224 sayılı Kanunla değişik 28 inci maddesinin (II)
numaralı bendinin birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Tabip odalarının
veya birlik teşekküllerinden herhangi birisinin göstereceği lüzum üzerine bazı
mıntıkalarda; muayene, ameliyat ve girişimsel işlem ücretlerinin en az
miktarını gösteren tarifelerini, Bütçe Uygulama Talimatı veya sosyal güvenlik
kuruluşları ve kamu kesiminin tedavi giderleri ödemelerine esas olan ve yetkili
makamlarca çıkarılan tarifelerle belirlenen miktarı aşmamak üzere, ilgili
odalarla birlikte düzenlemek. Bu tarifeler Merkez Konseyince tasdik edildikten
sonra Sağlık Bakanlığına bildirilir."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz istemleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Ordu Milletvekili İdris
Sami Tandoğdu.
Buyurun Sayın Tandoğdu.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA İ. SAMİ
TANDOĞDU (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1069 sayılı
Türk Tabipler Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 4
üncü maddesi üzerinde, Grubum adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bilindiği üzere, 6023
sayılı Türk Tabipler Kanununun, odaların belirleneceği üye sayısını belirleyen
60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci paragrafı, Anayasa Mahkemesinin
kararıyla, temsilde adalet ilkesine aykırılık nedeniyle iptal edilmiştir. Bunun
neticesi, Tabip Odalarının Türk Tabipler Birliği Genel Kuruluna göndereceği üye
sayısını belirleyecek -Anayasa Mahkemesinin önerdiği şekilde- hiçbir düzenleme
yapılamamıştır ve bu nedenle de, Türk Tabipler Birliği Genel Kurulu, 2002
yılından bugüne dek, bu saate dek yapılamamış ve bu belirsizlik de halen devam
etmektir.
Bu süreçte Anayasa
Mahkemesi kararlarının Meclis gündeminde ivedilikle görüşülmesi gerekirken, tek
başına Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran hükümet, Türk Tabipler Birliği ve
yerel tabip odalarının ısrarlı girişimlerine rağmen, bu madde düzenlemesini
yapmakta geciktirmiştir, 2002 yılı büyük kongre delegeleri ve merkez konseyi
üyeleri seçiminin yapılamamasına neden olmuştur.
Sadece bu tutum bile
-sivil toplum kuruluşlarının ve hukukun üstünlüğünü- hükümetin her seferinde
ağzından düşürmediği "fikirlerini alarak icraatlarımızı yapıyoruz"
demesinin boş olduğunu gösteren en güzel bir belgedir.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulunda görüşülmekte olan Türk Tabipler Birliği Yasasının, Türk
Tabipler Birliği Genel Kurulunun bir an önce yapılabilmesiyle ilgili maddesinin
ivedilikle çıkarılmasını hep birlikte istiyoruz, bu konuyla ilgili AK Parti
Grubuyla anlaşma sağlandı ve bu kanun da, hayırlısıyla, bugün çıkacaktır.
Ancak, bununla birlikte,
yasanın eksik yanlarını da söylemek ve bunların düzeltilmesi için ortak hareket
edilmesi gerektiğine inancım sonsuzdur.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, bu tasarının en kritik maddesi ise, asgarî ücret katsayılarını
Türk Tabipler Birliğinin tasdik edilmesi ve Maliye Bakanlığı tarafından kamu
hastaneleri için her yıl yayımlanan bütçe uygulama talimatnamesine uygulama
endeksidir. Sağlık Bakanlığının, Türk Tabipler Birliğini halk karşısında ve
kamuoyu önünde zor durumda bırakmak için bu maddeyi ısrarla savunmayı
sürdüreceği gözükmektedir. Bütçe uygulama talimatıyla öngörülen rakamlarla
halkın sağlık hizmeti alamayacağının, bunun üzerine özel sağlık kuruluşlarının
ek ücret talebinin olacağı herkes tarafından bilinmektedir ve bakanlıkça da
bilinmektedir. Bilinçli bir popülist söylemle, halkın lehineymiş gibi gösterilmeye
çalışılmaktadır.
Türk Tabipler Birliği
Yasasının şu şekilde değiştirilmesi taraftarıyım ve bunu burada önermekte ve
Sağlık Bakanlığımızın da bunu dikkate alacağı kanısındayım.
Bu nasıl olmalıdır; benim
şahsî kendi görüşüm, asgarî ücret birim fiyatları Maliye Bakanlığı tarafından
her yıl yayımlanan bütçe uygulama talimatının 3 katını aşmamak üzere, Türk
Tabipler Birliğinin genel kurullarında yerel tabip odalarının önerileriyle
belirlenmelidir ya da Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen 5 Avrupa Birliği
ülkesindeki fiyatlar endeks alınmalıdır, o şekilde bu ücretler tespit
edilmelidir.
Bu örnekler, 2004 yılında
yapılmıştır; bu örneklere benzer birtakım çalışmalar yapılmıştır; bunda da
başarılı olunmuştur. İlaç fiyatlarının belirlenmesinde, yine Avrupa Birliği
ülkeleri örnek gösterilerek ilaç fiyatlarının tespiti yapılmıştır. Aynı
şekilde, Avukatlar Barosunda da "referans uyumu" adı altında bir
konsensüs sağlanarak, onların bile fiyatları bu şekilde tespit edilmiştir. Bu
konuya Sağlık Bakanlığının dikkat çekmesi ve bu konu üzerinde hassasiyetle
çalışması gerektiğine inanıyorum.
AK Parti Hükümeti diyor
ki, bir önceki uygulamada Tabip Odalarının belirleyeceği asgarî fiyat, bütçe
uygulama talimatındaki fiyatın çok üzerinde olduğu ortadadır. Örneğin, doğum
ücreti, bütçe uygulama talimatında 251 YTL iken, Tabip Odalarının belirlediği
ücret 1 200 YTL'dir. Bu fiyat farklılığı diğer laboratuvar tetkiklerinde de
kendini göstermiştir; MR tetkiklerinde, tomografi tetkiklerinde de aynısı
olmuştur.
Amacımız hekimlerin düşük
ücret almaları değil, bilakis, serbest piyasada düşük ücret almak isteyen
hekimlerin cezalandırılmasını önlemektir. Burayı dikkatli dinlememizde ve
doktor arkadaşlarımızın hassasiyetle üzerinde durması gereken konu budur;
çünkü, tabip odaları, ilgili yasayı, yasasına dayanarak, kendi belirlediği
fiyatın altında ücret alanları cezalandırıyor.
Böyle bir açıklamayı
kabul etmemiz mümkün değil. Bunun gibi, daha birtakım, Sağlık Bakanlığının,
önerilerini de kabul etmemiz mümkün değil.
Bundan ikibuçuk yıl
evvel, Sağlık Bakanlığı, Sağlıkta Dönüşüm Programını burada açıklamış, izah
etmiş ve Başbakanı da ikna ederek, bu Programı Grubunda kabul ettirmiştir; ama,
görüyoruz ki, bunca zaman geçmesine rağmen, Sağlıkta Dönüşüm Programı… Sağlık
Bakanı sabit kalıyor; ama, Program olduğu yerde dönmekte ve her geçen gün,
dönüşüm içerisindeki programlar Programın içinden çıkarılmaktadır. Bunun en
güzel örneği mecburî hizmeti kaldırdı, "sağlıkta dönüşümdeki en büyük
reformumuz budur" dedi; birbuçuk yıl sonra sağlıkta dönüşümün içerisindeki
bu mecburî hizmeti tekrar geri getirdi.
Şimdi, Sayın Başbakanı ve
konunun dışındaki milletvekili arkadaşlarımızı ve halkımızı yine yanlış
yönlendirdiği, yanılttığı en önemli konulardan biri de, bu dağıtılamayan, bu
doktor camiasına yaptırılamayan işler ithal doktorla, Sayın Başbakanı da
kandırarak, Meclisi de yanıltarak, bu kanunu çıkarmaya çalışıyor.
Kendilerine buradan
sesleniyorum: Eğer kulak veriyorsa, önündeki yazı eğer tıbbın dışında başka bir
şey değilse, lütfen dinlemesini istiyorum. Bu kürsüden, ithal doktoru nasıl
getireceğini, nasıl çalıştıracağını açıklamasını bekliyorum?
ALİM TUNÇ (Uşak) -
Açıkladı!..
İ. SAMİ TANDOĞDU
(Devamla) - Arkadaşlar, Yüce Meclisin değerli üyeleri; lütfen, bu konuyu
kendisinden sizler de isteyin. Bilhassa AK Parti sırasındaki arkadaşlarımızın
bu konuda hassasiyet göstermesini bekliyorum. İthal doktoru nasıl getirecek?
Benim…
ALİM TUNÇ (Uşak) - Çoktan
açıkladı, duymadın mı?!
İ. SAMİ TANDOĞDU
(Devamla) - Söyledi mi?!
MEHMET EMİN TUTAN (Bursa)
- Söyledi… Söyledi…
İ. SAMİ TANDOĞDU
(Devamla) - Efendim, söylemeyle iş bitmiyor. İthal doktor gelecektir. İşte,
dediğiniz gibi, Başbakanımızın eline veriyor, o da "ithal doktoru
getireceğim" diyor. Kendisi de, bundan üç dört gün evvel açıkladı
"sözleşmeli personel konusunda, maalesef, başarılı olamadık ve onu geri
çekiyoruz" dedi. Sağlıktaki başarısızlığı, büyük bir özeleştiriyle,
özveriyle kabul etti kendisi. Aynı şekilde, Başbakanı yine yanıltmak mı
istiyorsunuz? Veyahut da sizi yanıltmak istiyorsa, bilemem. Aynı hatayı yine
yapıyor.
Lütfen, bu kürsüden,
ithal ettiği doktoru… Benim 50 tane beldemde, 50 tane sağlık ocağında -Ordu'da-
1 tane doktor yokken, bu ithal ettiği doktoru oraya nasıl gönderecek; hangi
maaşla gönderecek; nasıl çalıştıracak?
Biraz evvel Aybastı'daki
bir doktor arkadaşım telefon ediyor -yine, meslektaşlarımla, bu konuyu,
olduğumuz yerde tartıştık- "1 milyar lira para alıyorum" diyor, 1
milyar lira!..
ALİM TUNÇ (Uşak) - Bakın,
eksik söylüyorsunuz.
İ. SAMİ TANDOĞDU
(Devamla) - Bir dakika, anlatacağım şimdi.
Kendisine, bunun üzerine,
soruyu sordum, dedim ki, sen dönersermaye almıyor musun? "300 000 000 lira
dönersermaye alıyorum" dedi. Peki, sözleşmeli olursan ne alacaksın
diyorum.
ALİM TUNÇ (Uşak) -
Muayenehanesi var mıydı?
İ. SAMİ TANDOĞDU
(Devamla) - Bir dakika, oraya geleceğim.
"Bütün özlük
haklarından yoksun kalmak koşuluyla, sözleşmeli olursam, alacağım para 1 700
000 000 lira" dedi. Ha, onun üzerine sordum bir doktor olarak: Sen
muayenehane açarsan ne oluyor, muayenehane açmazsan ne oluyor? "Eğer
muayenehane açmazsam, sözleşmeliye de geçmezsem, alacağım para 1 700 000 000
lira" dedi. Eski parayı söylüyorum. Peki, sözleşmeli olursan ve
muayenehanen olmazsa ne alacaksın? "2 400 000 000 lira alacağım"
dedi.
Şimdi, arkadaşlar, onbeş
sene, on sene, oniki sene, devlette, 657'ye tabi çalışmış ve buradan, ondan
sonra, maaşımda artış olacak diyerek, bütün özlük haklarından vazgeçerek
sözleşmeli personele geçmesi çok zor. Kendisi geçmek istese, ailesi izin
vermez; çünkü, yarının ne olacağı belli değil. Türkiye'de, on sene sonraya,
yirmi sene sonraya, elli sene sonraya, hiçbir yere yatırım yapılmıyor ki.
Türkiye'de günlük politika yapılıyor, günlük kanunlar çıkarılıyor. Çıkarılan kanunlar bir sene sonra, birbuçuk sene sonra
tekrar geri getiriliyor. Bunları burada yaşıyoruz. Ben, üç sene içerisinde
bunları gördüm, yaşadım ve yaşıyoruz,
siz de yaşıyorsunuz.
Sağlık Bakanlığının
yapacağı bir şey var: Kendisine, birikimlerimle söylüyorum -biraz evvel Sayın
Kurtulmuşoğlu da değindi; biraz evvel, yine, Hatay Milletvekili arkadaşım da
değindi- doktorları, sevgi ve saygıyla çalıştırabilirsiniz, geleceğini garanti
altına aldığınız müddetçe çalıştırabilirsiniz; ihtisas haklarını dengeli bir
şekilde sağlarsanız, ihtisas puanlarını, sosyalizasyon bölgesinde ve mahrumiyet
bölgesinde çalışılmış ayların puanlamaya sokulmasını...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
İ. SAMİ TANDOĞDU
(Devamla) - Başkanım, bağlayacağım.
BAŞKAN - Buyurun.
İ. SAMİ TANDOĞDU
(Devamla) -...sağlarsanız, o doktor arkadaşlarımızı çalıştırmak mümkündür.
Ama, Sağlık Bakanına
buradan sesleniyorum yine: Aile hekimliğinde başarılı olamadınız, özel hastane
enflasyonunu sağlattınız, her tarafı özel hastaneyle doldurdunuz. Ben size bir
şey söylüyorum: Bu devletin bütçesi hepimizin bütçesidir; bu devletin parası,
bu sağlık hizmetine yetmez arkadaşlar. Yetmeyeceğini görüyorum ve yaşıyorum.
Bir doktor olarak da bu sıkıntıyı yaşadığım müddetçe, burada beni kimse
susturamaz. Sağlık Bakanlığının, bu bütçeyi laçka hale getiren, perişan hale
getiren bu programlardan bir an evvel çekilmesini istiyorum. Bu devletin
parasını har vurup harman savuramaz ve bu kürsüden de -Ordu'nun 50 tane
beldesinde, Korgan'da, Kumrusunda Fatsasında, Ünyesinde, Aybastısında, Akkuşunda,
Mesudiyesinde, Gölköyünde- doktor gönderemeyen, doktoru beceremeyen bu Sağlık
Bakanlığının, oraya ithal doktoru nasıl göndereceğini anlatmasını bekliyorum,
sabırsızlıkla bekliyorum. Eğer bunları anlatamazsa, bu programdan da bir an
evvel çekilmelidir.
Türkiye'nin coğrafî
yapısına, Türkiye'nin kültürel yapısına, Türkiye'nin sağlık ocakları yapısına,
Nusret Fişek'in hazırlamış olduğu daha evvelki çalışma programlarına uygun bir
sağlık politikasını getirmesini kendisinden bekliyorum.
Beni dinlediğiniz için
hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Kişisel söz
isteminde bulunan Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan, buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
4 üncü madde hakkında
şahsî görüşlerimi açıklamaya çalışacağım. Öncelikle, bu 4 üncü maddenin, iyi
bir şekilde kaleme alınmadığı inancındayım. Bir kere, kanun yapma tekniği
açısından, 4 üncü maddenin çok sağlıklı bir şekilde hazırlandığı inancında
değilim.
Bu maddede "bazı
mıntıkalarda" tabiri geçmektedir. Bu ücret belirleme tarifesiyle ilgili
olarak, Türkiye genelinin gözönüne alınması lazım. Bu maddeyle bazı mıntıkalar
ibaresinin getirilmesinin yanlış olduğu inancındayım.
Yine, bu maddeyle
düzenlenmeye çalışılan asgarî ücret tarifelerinin de, rekabet hukukuna ve
rekabet hukukuna dayalı olarak da serbest rekabet ilkelerine aykırı olduğu
inancındayım ve bu maddeyle getirilen uygulamanın, Bütçe Uygulama Talimatı veya
sosyal güvenlik kuruluşları ve kamu kesiminin tedavi giderleri ödemelerine esas
olan ve yetkili makamlarca çıkarılan tarifelere bağlı olmasının da haklı ve
mantıkî bir izahı olamaz.
Onun için, bu 4 üncü
maddenin yeniden gözden geçirilmesi, bu bazı mıntıkalarda ibaresinin
kaldırılması, asgarî ücret tarifelerini belirleme meselesinin mutlaka madde
metninden çıkarılması gerektiği inancındayım.
O nedenle, Komisyon
Başkanımızın ve Sayın Bakanımızın, bu 4 üncü maddeyle ilgili olarak, bu
düzenlemeyi yeniden gözden geçirmeleri, gerekirse, bir önergeyle bu maddenin
yeniden düzenlenmesi lazım geldiği inancındayım; çünkü, asgarî ücret
tarifelerini belirlemenin ve bunları da belirli kurallara bağlamanın rekabet hukuku
ilkelerine -tekrar ediyorum- aykırı olduğu inancındayım.
Şimdi, biraz önce Ordu
Milletvekilimiz Sayın İdris Sami Tandoğdu Bey konuştu; işte, yine, beldelerden,
doktoru olmayan sağlık ocaklarından söz etti. Ben şimdi kaymakamlık dönemimi
hatırlıyorum; Hatay Yayladağ Kaymakamıydım. Yıl 1983; Yayladağı'nın Kışlak
Köyünde, Karaköse Köyünde o dönemlerde doktor çalışıyordu değerli
milletvekilleri. Yıl 1983, 1984, 1985; köylerde, sağlık ocaklarında doktorlar
görev yapıyordu. Yıl 2006; büyük beldelerde doktor olmadığını söylüyoruz
ve Sayın Bakanımız lütfen gelsinler, bu
kürsüden, bunun sebeplerini izah etsinler. Yirmi yıl önce köylerde, sağlık
ocaklarında doktor varken, bugün, büyük beldelerde, bazı ilçe merkezlerinde,
doktor olmamasının altında yatan sebepleri lütfen izah etsinler, ben merak
ediyorum bir milletvekili olarak. Bu doktorlarımız burada niye çalışmıyorlar,
niçin bu yerlerimize doktor tayini yapmıyoruz? İşte, Sami Tandoğdu, Ordu'nun
beldelerinde kendi imkânlarıyla hasta tedavi ediyor. 2006 Türkiyesinde, Sağlık
Bakanlığı olarak doktor gönderemediğiniz yerlerde, bir milletvekilinin gidip,
sağlık hizmeti vermesini nasıl izah edeceksiniz Sayın Bakanım? Bu da, sağlıkta
dönüşümün bir parçası mı?! Yani, bunu, burada, sayın milletvekilleri de gelip
anlatıyorlar, büyük bir dönüşüm yapmışlar. 2002 yılından önceki çarpık yapıyı
değiştirmişler; yani, bunu söylüyor Sayın Milletvekili. Ben de, şimdi,
soruyorum: 1983 yılında böyle, 2006 yılında niye böyle? Siz, bunun tedbirini
alamıyorsanız Sayın Bakanım, lütfen o koltukları işgal etmeyiniz. Bunu yapacak
başkaları gelir oturur oralarda, o koltuklarda. Sonra da Sayın Başbakanın eline
bir metin veriyorsunuz "yurt dışından ithal doktor…" Yani, bunu
anlamak mümkün değil! Siz, bütün imkânlarınızı seferber edin, bütün şartları
zorlayın, sosyal ve özlük haklarını iyileştirin, dengeli bir dağılım yapın. O
da çok önemli. Dengeli dağılım yapamıyorsunuz. Hatır, gönül tayinleri yapılıyor
Sayın Bakanım. Ben bunu ispatlarım. Eğer, yapılmasaydı, 1983-1984 yıllarında
sağlık ocaklarında çalışanların yerlerinde, şimdi de doktorlar görev yapardı.
Yok şimdi. Niye yok?! Ben biliyorum, ben kaymakamlığımdan biliyorum; birçok
yerde yığılmalar var, normalin üzerinde oralarda doktor…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım
lütfen.
AHMET YENİ (Samsun) -
Hâlâ orada, kaymakamlıkta kalmışsın.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Sayın Milletvekili, siz neredesiniz Allahaşkına?! Siz nerede kaldınız Samsun
Milletvekilim, siz?!.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
İthal milletvekili getirecekler herhalde!
BAŞKAN - Karşılıklı
görüşmeyin, laf atmayın.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Evet…
Onun için, ben, Sayın
Başbakanı ithal doktorlara emanet ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, madde üzerinde 2 adet önerge vardır; önergeleri önce geliş
sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1069
sıra sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin çerçeve 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Salih
Kapusuz |
Mehmet
Çiçek |
Hamit
Taşçı |
|
|
Ankara |
Yozgat |
Ordu |
|
|
Kemalettin
Göktaş |
Ali
Öğüten |
Sabahattin
Yıldız |
|
|
Trabzon |
Karabük |
Muş |
|
|
|
Halil
Özyolcu |
|
|
|
|
Ağrı |
|
Madde 4.- 6023 sayılı
Kanunun 28 inci maddesinin (II) numaralı bendinin birinci paragrafı aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
"Tabip odalarının
veya birlik teşekküllerinden herhangi birinin göstereceği lüzum üzerine,
muayene, ameliyat ve girişimsel işlem ücretlerinin miktarlarını gösteren rehber
tarifeler düzenlemek. Bu tarifeler Merkez Konseyince tasdik edildikten sonra
Sağlık Bakanlığına bildirilir."
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1069
sıra sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.
|
|
Prof.
Dr. Mehmet Neşşar |
Erdal
Karademir |
Atila Emek |
|
|
Denizli |
İzmir |
Antalya |
|
|
Ahmet
Ersin |
İsmet
Atalay |
|
|
|
İzmir |
İstanbul |
|
Madde 4.- 6023 sayılı
Kanunun 7/6/1985 tarihli ve 3224 sayılı Kanunla değişik 28 inci maddesinin (II)
numaralı bendinin birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Tabip odalarının
veya birlik teşekküllerinden herhangi birisinin göstereceği lüzum üzerine bazı
mıntıkalarda; muayene, ameliyat ve girişimsel işlem ücretlerinin en az
miktarını gösteren tarifeler düzenlemek. Kamu idareleri ve sosyal güvenlik
kuruluşları kendilerine sağlık hizmeti sunan kamu ve özel sağlık kuruluşlarına
ne kadar ödeme yapacaklarını Bütçe Uygulama Talimatı veya benzeri tarifelerle
ayrı ayrı belirlerler. Özel sağlık kuruluşları, muayene veya tedavi olan kişilerden
yetkili makamlarca çıkarılan tarifelerle belirlenen miktarın dışında başkaca
bir ücret talep edemezler. Ek ücret talep edenlerin sözleşmeleri
feshedilir."
BAŞKAN - Önergeyi işleme
alıyorum.
Komisyon, önergeye
katılıyor mu?
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) - İkinci önergeye, teknik
olarak katılmamız mümkün değil Sayın Başkanım. Teknik olarak düzenlenmesi
gerekiyor. Benzer bir önerge olduğundan, bir sonra arz edeyim.
BAŞKAN - Yani,
katılmıyorsunuz?
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Tamam, özetle,
katılmıyorsunuz.
Hükümet?..
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ
(Erzurum) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutalım, konuşmak mı istersiniz?
MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli)
- Konuşacağım.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Neşşar, Denizli milletvekili; önergede imzanız var, önergeyi açıklayın.
MEHMET UĞUR NEŞŞAR
(Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önerge üzerinde söz aldım.
Şimdi, önce, Sayın
Kandoğan'a bir göndermem var: Sağlık hizmetlerinde bugün yaşadığımız tablonun,
yani, sağlık hizmetlerinin kırsaldan kente, pratisyen hekim düzeyinden
uzmanlaşmaya doğru dönüşünün başlangıç tarihi 1950'dir. Bunu, lütfen, sizin
partiniz adına bir tarafa not ediniz. 1960'tan sonra, rahmetli, Sevgili Nusret
Fişek, bunu geriye çevirmeye kalkmış; ama, bugüne kadar, maalesef, başarılı
olunamamış. Sağ iktidarlar, hâlâ, eski yolda, 1950'den beri başladıkları yolda
devam etmektedirler.
Şimdi, bu maddede, yine,
hekim üzerinden siyaset yapıyor Sayın Bakan ve "doktor ücretlerini
ucuzlattık" diyerek vatandaştan prim toplamaya çalışıyor. Değerli
milletvekilleri, bugün, Türkiye'de bir koyunun muayene ücretinin asgarîsi 40 000
000 liradır. Yani, sizin koyuna biçtiğiniz değer 40 lirayken, insanın değerini
14,5 liraya indiriyorsunuz. Birinci yanlış bu.
İkinci yanlış: Serbest
piyasa, zaten sağlık hizmetinde kendiliğinden çalışmaktadır. Bugün hekimlerin
çok büyük kısmı, yüzde 90'ın üzerindeki bir kısmı, belirlenmiş eski asgarî
ücret tarifesi üzerinden zaten ücret alamamaktadırlar. Hekimlik mesleği,
gerektiği zaman, suç olsa bile, vatandaşın yanında olmak adına bunu bu şekilde
uygulamaktadır. Dolayısıyla, bunu aşağı çekiyor olmakla, işi zaten
ucuzlatmazsınız. Fazla alan hekim, zaten fazla alır. Yani, azamîsini belirlemiyorsunuz,
adam der ki, çok ünlü bir doktordur "ben 5 000 dolar ekstra isterim."
Buna kimse hayır diyemez, verir. Sizin belirlediğiniz asgari ücrettir. Bunun
arkasına saklamak istediği Sayın Bakanın, genel sağlık sigortasının altyapısıdır.
Ne demek istiyorum: Yani, bu çıkan yasayla Bakanlığın, anlaşmalı özel kurumlara
ödeyeceği rakamın alt sınırı indirilmektedir. Bu da, vatandaştan fark talep
eden bu özel sağlık kuruluşlarının vatandaşın cebinden alacağı paranın miktarını
artıracaktır. Söz gelimi, bugün, devlet bir muayene için 50 lira ödüyorsa,
bunun üzerine de gidilen hastane 100 lira fark alıyorsa bu rakam 50 liradan
14,5 liraya indirilerek hastanın cebinden çıkacak fark 130 liraya
yükselmektedir. Yani, bunun arkasında vatandaştan yana olmak gibi bir mantık
yatmamaktadır; vatandaşın cebine elini daha fazla sokmak amacı bu yasanın bu
maddesi içerisine saklanmıştır. Bunu, hem zabıtlara geçiriyorum hem de
yurttaşlarımızın bilgilerine sunuyorum.
Bu nedenle biz bu
önergeyi verdik. Madem dedik siz hakça bir ücret olarak belirliyorsunuz, 14
lira mı, başımızın üstünde yeri var, biz doktorlar yine 14 liraya bakarız; ama,
lütfen, anlaşma yaptığınız kurumlarda da vatandaşın cebinden bir kuruş daha
para alınmasını, hukuken, kanunen, yasal olarak engelleyin. Hodri meydan Sayın
Bakan! Biz, 14,5 liraya bakıyoruz; siz, özel kuruluşlarla 14,5 liraya anlaşıp
üstüne para aldırmamayı garanti edebiliyorsanız, buyurun çıkın vatandaşın
karşısına. Ama, tekrar ediyorum; bu yasanın bu maddesiyle vatandaşın cebinden
alınmak istenen para miktarı artırılmaktadır; AKP, vatandaşın cebine elini
biraz daha fazla daldırmaktadır. Bu, bir realitedir ve kısa zamanda böyle olduğu
da ortaya çıkacaktır.
Yüce Heyeti saygılarımla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1069
sıra sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin Çerçeve 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Salih Kapusuz (Ankara) ve arkadaşları
Madde 4 - 6023 sayılı
kanunun 28 inci maddesinin (ll) numaralı bendinin birinci paragrafı aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
"Tabip odalarının ve
birlik teşekküllerinden herhangi birisinin göstereceği lüzum üzerine, muayene,
ameliyat ve girişimsel işlem ücretlerinin miktarlarını gösteren rehber
tarifeler düzenlemek. Bu tarifeler Merkez Konseyince tasdik edildikten sonra
Sağlık Bakanlığına bildirilir."
BAŞKAN - Komisyon
katılıyor mu?
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Küçük bir izahat yapmam
gerekiyor müsaadenizle.
30.10.2003 tarihli
Rekabet Kurulu kararı, Türk Tabipler Birliğinin düzenlemiş olduğu asgarî ücret
tarifesiyle, rekabet ihlaline neden olduğu iddiasıyla bir karar vermiştir. Bu
kararın sonucunda özetle şöyle diyor: 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanunu
ile 4054 sayılı Rekabet Kurulu Kanunu arasındaki ihtilafın, sağlık sektörünün
özellikleri de göz önünde bulundurularak, özel muayene ve tahlil hizmetleri
asgarî tarifesi yerine rehber bir tarifenin tespitine ilişkin olarak kanunî
düzenleme yapılmasını öneriyor.
Bu önerge, bununla
uyumludur ve olumlu görüşle Yüce Heyetin takdirine bırakıyorum efendim.
BAŞKAN - Hükümet?..
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ
(Erzurum) - Katılıyoruz Değerli Başkanım.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutalım?..
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Gerekçe…
BAŞKAN - Buyurun:
Gerekçe: "Asgarî ücret
tarifeleri" ibaresi, rekabet hukukuna aykırı olacağı gerekçesiyle,
"rehber fiyat listesi" olarak düzenlenmiştir.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 5.- 6023 sayılı
Kanunun 36 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Ret kabule şayan
görülürse esas mesele bu heyet tarafından tetkik edilerek karara bağlanır.
Reddin asılsızlığı anlaşıldığı veya ret talebi kabule şayan görülmediği
takdirde talebin reddine karar verilmekle beraber ayrıca o yılki en yüksek üye
aidatının üç katından az, beş katından fazla olmamak üzere para cezası
ödenmesine de karar verilebilir."
BAŞKAN - Gruplar adına
söz istemi yok.
Kişisel söz istemleri:
Mehmet Çerçi, Manisa?..
Yok.
Nevzat Doğan, Kocaeli?..
Yok.
Haluk Koç?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum:
MADDE 6.- 6023 sayılı
Kanunun 39 uncu maddesinin (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"b) O yılki en
yüksek yıllık üye aidatının üç katından az, beş katından fazla olmayan para
cezası,"
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 7.- 6023 sayılı
Kanunun 50 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 50.-
Yukarıdaki madde hükmüne göre sanat icrasından men edilen tabipler kati karara
rağmen sanatlarını yaparlarsa Haysiyet Divanınca ayrıca o yılki en yüksek üye
aidatının on katından az, yirmi katından fazla olmamak üzere para cezasına
çarptırılır."
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
8 inci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 8.- 6023 sayılı
Kanunun 55 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Merkez Konseyi 18
inci madde hükümlerine göre Büyük Kongrenin gizli oyla seçeceği 11 asıl 11
yedek üyeden teşekkül eder. Merkez Konseyinin görev süresi iki yıldır. İki
devre üst üste seçilen azalar, aradan bir devre geçmedikçe yeniden seçilemezler."
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
9 uncu maddeyi
okutuyorum:
MADDE 9.- 6023 sayılı
Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden
düzenlenmiştir.
"Büyük Kongre Tabip
Odaları Genel Kurulunca gizli oyla seçilen delegelerden oluşur. Üyesi (200)'e
kadar olanlar (3), (500)'e kadar olanlar (5), (1000)'e kadar olanlar (7),
1000'den sonraki her 1000 kişi için birer delege ve aynı sayıda yedek seçerler.
Tabip odaları başkanları Büyük Kongrenin tabiî delegeleridir."
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
10 uncu maddeyi
okutuyorum:
MADDE 10.- 6023 sayılı
Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Ek Madde 1.- 5 inci
maddeye göre kayıtlı bulundukları tabip odaları idare heyetinin muvafakatini
almadan ek bir tabiplik vazifesi kabul eden veya bu Kanunun yayımı tarihinde
uhdesinde birden fazla tabiplik vazifesi olup da üç ay zarfında bir beyanname
ile keyfiyeti tabip odalarına bildirmeyen veya gerçeğe aykırı beyanname veren
veyahut bu beyanname üzerine idare heyetinin vereceği karara uymayarak vazifeye
devam eden tabipler, haysiyet divanınca o yılki en yüksek yıllık üye aidatının
beş katı ile on katı arasında değişen para cezasıyla cezalandırılırlar.
Yukarıdaki fiillerden
dolayı mahkûm olmasına rağmen, beyanname vermeyen veya hakikate uymayacak
şekilde beyanname veren veyahut ek vazifeye devamda ısrar eyleyen veya bu
vazifeyi bıraktığı halde idare heyetinin muvafakati olmadıkça başka bir ek
vazife kabul eden tabipler hakkında haysiyet divanınca o yılki en yüksek yıllık
üye aidatının on katı ile yirmi katı arasında değişen para cezasına
hükmolunur."
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
11 inci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 11.- 6023 sayılı
Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
"EK MADDE 5.- Her
bir oda, Kanunun yayınlandığı tarihten itibaren en geç bir ay içinde üyelerin
isim ve vatandaşlık numaralarını Merkez Konseyi ve Sağlık Bakanlığına iletir.
Merkez Konseyi son üyelik durumunu müteakip bir ay içinde Bakanlığa
bildirir."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteyenler; kişisel söz istemleri:
Mehmet Çerçi?.. Yok.
Mustafa Nuri Akbulut?..
Yok.
Madde üzerinde 1 önerge
vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1069
sıra sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin çerçeve 11 inci maddesinin aşağıdaki şeklide değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Salih
Kapusuz |
Kemalettin
Göktaş |
Sabahattin
Yıldız |
|
|
Ankara |
Trabzon |
Muş |
|
|
Hamit
Taşçı |
Mehmet
Çiçek |
Halil
Özyolcu |
|
|
Ordu |
Yozgat |
Ağrı |
|
|
|
Ali
Öğüten |
|
|
|
|
Karabük |
|
Madde 11.- 6023 sayılı
Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
" Ek Madde 5.- Her
bir oda, her yıl ocak ayı içinde, kayıtlı üyelerinin isim ve vatandaşlık
numaralarını Merkez Konseyi ve Sağlık Bakanlığına bildirir. Merkez Konseyi
üyelik durumlarıyla ilgili son bilgileri müteakip bir ay içinde Bakanlığa
iletir. 2006 yılı için bu bildirim bu kanunun yayımı tarihinden itibaren bir ay
içerisinde yapılır."
BAŞKAN - Komisyon?..
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Olumlu görüşle takdire
bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ
(Erzurum) - Katılıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutalım?
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Oda kayıtlarının
mükerrerliğinin önlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca teklifin kanunlaşma süreci ocak
ayından sonra gerçekleşeceği 2006 yılı için de bildirimin sağlanması
amaçlanmıştır.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Maddeyi, kabul edilen
önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
12 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 12.- 6023 sayılı
Türk Tabipleri Birliği Kanununun 57 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.
13 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 13.- Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.
14 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 14.- Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Değerli milletvekilleri,
tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Sağlık hizmeti önemli.
Sağlık hizmetinin daha etkin ve verimli olması yolunda bu yasa da yasalaştı.
Doktorlarımızla yakından ilgili bir yasa;
inşallah, onların daha etkin, daha verimli sağlık hizmeti vermelerine vesile
olur. Hayırlı olsun.
Sayın Bakan, teşekkür
etmek için konuşma talebinde bulundu.
Buyurun Sayın Bakanım.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ
(Erzurum) - Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün,
hakikaten, bir konsensüsle, Anamuhalefet Partimiz ve diğer grubu bulunan
partilerimizle bir konsensüs içerisinde, ihtiyaç olan bir kanunî düzenlemeyi
yaptık.
Tabiplerimizin, Türk
Tabipler Birliği Kanunuyla ilgili olarak yaptığımız bu düzenleme, aslında,
Anayasa Mahkemesinin daha önce iptal ettiği bazı maddelerin değiştirilmesi
gereğiyle birlikte, mevcut kanunun günümüze uygun, biraz çağdaş bir
düzenlemesini de ortaya koymuş oldu.
Ben, bu itibarla, bu
hususta teklif veren Sayın Komisyon Başkanımız Cevdet Erdöl ve 4
milletvekilimizin, ayrıca, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve 35
milletvekilimizin bu husustaki teklifleri ve çabaları için kendilerine şükranlarımı
arz ediyorum ve şunu ifade etmek istiyorum ki, Hükümetimiz için hekimlerimiz,
elbette, çok kıymetli bir grubu teşkil ediyor. Biz, halkımıza vermeyi
düşündüğümüz sağlık hizmetini ve sağlık hizmetlerinin mükemmelleştirilmesi
adına ortaya koyduğumuz Sağlıkta Dönüşüm Programını, kuşkusuz ki,
hekimlerimizle ve diğer sağlık çalışanlarımızla birlikte geliştiriyoruz.
Burada, Yüce Meclisinizin huzurunda, bütün bu çabalarımızın bir sonucu olarak
Türk hekimlerine verebilmeye başladığımız aylık gelirleri de kısaca ifade etmek
istiyorum ortalamalarla.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, 2006 Ocak ve Şubat ortalamaları itibariyle, muayenehanesi
olmayan, kamuda çalışan uzman hekimlerimiz, maaşları ve döner sermayeleri
birlikte hesaplanmak suretiyle, ortalama olarak aylık 5 milyar Türk Lirası,
yeni rakamlarla 5 000 YTL'lik bir gelire sahip olmuşlardır. Bunlar gerçekleşen
rakamları ifade ediyor.
Eleman temininde güçlük
çektiğimiz bölgelerde sözleşmeli olarak çalışan değerli uzman meslektaşlarımız
da -2005 ortalamalarını sizlere ifade ediyorum- 7 600 000 000 Türk Lirası, yine
yeni rakamlarla 7 600 YTL aylık gelire sahip olmuşlardır.
Daha önce de benzeri
vesilelerle ifade ettim; analarının ak sütü gibi helal olsun hekimlerimize ve
sağlık çalışanlarımıza.
Kuşkusuz ki, devletimiz,
Hükümetimiz, bu rakamları, vatandaşımıza kamuda verilen sağlık hizmetinin daha
kaliteli olması için vermektedir; imkânlarımız çerçevesinde, mutlaka, bunlar
artarak devam edecektir.
Ben, tekrar hepinize
şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun. (Alkışlar)
BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, yarım kalan işlerin görüşülmesi tamamlandığından, şimdi, kanun
tasarı ve tekliflerinin görüşmelerine 1 inci sıradan itibaren devam edeceğiz.
Türk Silahlı Kuvvetleri
Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 607 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ile Millî Savunma Komisyonu raporunun görüşmelerine
başlayacağız.
4.- Türk
Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 607 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ve Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Savunma Komisyonu Raporu
(1/278, 1/1034) (S. Sayısı: 17 ve 17'ye 1 inci Ek)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
Gülhane Askeri Tıp
Akademisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair 604 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu raporunun görüşmelerine
başlayacağız.
5.- Gülhane
Askeri Tıp Akademisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/277) (S. Sayısı:
1079)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
Adıyaman Milletvekili
Mahmut Göksu ve 9 milletvekilinin; Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri
Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin
Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Bir Geçici Madde
Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun
görüşmelerine başlayacağız.
6.-
Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu ve 9 Milletvekilinin; Tütün, Tütün
Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması
ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046
Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (2/722) (S. Sayısı: 1113)
BAŞKAN - Komisyon?..
Birleşime 5 dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 16.33
Açılma Saati: 16.48
BAŞKAN: Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79 uncu Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum.
Gündemin 6 ncı sırasında
yer alan, Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu ve 9 Milletvekilinin; Tütün, Tütün
Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması
ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046
Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe
Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.
VI.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER(Devam)
6.-
Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu ve 9 Milletvekilinin; Tütün, Tütün
Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması
ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046
Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (2/722) (S. Sayısı: 1113) (x)
BAŞKAN - Daha önce
komisyonu bulamamıştık; şimdi Komisyon yerinde mi? Yerinde.
Hükümet?..
Sayın Bakan
"buradayız" deyin. Biz görüyoruz sizi ama…
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Buradayız.
BAŞKAN - Buradasınız,
tamam. Yoklamada karşı tarafın da "burada" demesi gerekiyor.
Komisyon raporu 1113 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Teklifin tümü üzerinde
söz isteyen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Adıyaman Milletvekili
Sayın Mahmut Göksu; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; sözlerime
başlamadan önce, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Bugün, ülkemiz
tütüncülüğünün geleceği açısından çok önemli olan bir yasayı, bir teklifi
Meclisin huzuruna getirmiş bulunmaktayız. Bu teklifin buraya kadar gelmesine
katkı sağlayan başta Maliye Bakanımıza, hükümetimize, muhalefet partilerimize
ve emeği geçen bütün arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.
Değerli arkadaşlar,
ülkemizin tütüncülüğünün geleceğini değerlendirirken, bu hususta öncelikle
ekonomik ve sosyal boyutuyla olayı ele almakta fayda vardır. Halen ülkemizde
tütün sektöründe sigara üreticisi olan Tekel dahil 6 tane firma vardır. Bu 6
firmanın 2005 yılında toplam olarak ürettiği sigara 106 603 tondur. Anılan bu
firmalar, ürettikleri sigara harmanlarının yaklaşık yüzde 30 ile 35'ini yerli
tütünden kullanmaktadırlar, kalan kısmını ise ithalatla karşılamaktadırlar.
Buradaki değerlere
baktığımız zaman, sigara üretiminde kullanılan harman yapılarının giderek
oryantalden -yani yerli tütünden- blended'a -yani yabancı tütüne- kaydığını
görmekteyiz. Bu ise, ülkemiz tütüncülüğünü menfi yönde etkilemektedir.
(x) 1113 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Değerli arkadaşlar,
ülkemizde, 2005 yılı itibariyle, yaklaşık 255 000 aile tütün ziraatıyla
uğraşmaktadır. Söz konusu üreticilerden 156 000 tanesi, Tekel AŞ'yle, tütün
üretim, alım ve satım sözleşmesi yapmaktadır. Sözleşme yapan bu üreticilerimiz,
2005 yılında üretmiş oldukları tütünleri Tekele teslim etmişler ve 47 000 ton
tütün alınmış, bunların depolanması da mart ve mayıs ayları arasında
yapılacaktır.
Üreticilerimizin, 2006
yılı ürünleriyle ilgili olarak tarla hazırlıklarına şu günlerde başlaması
tarımsal bir zorunluluktur. Şu günlerde başlayacağından dolayı, bu kanun
teklifinin de bir an önce Genel Kuruldan geçerek yasalaşması gerekmektedir.
Zira ekicilerimizin, tütün üretip üretmeyeceklerine, ne kadar
üretebileceklerine bir an önce karar vermeleri lazım. Onların bu karara
ulaşmasında da, Tekelin, onlara bu bilgileri aktarması gerekiyor. Dolayısıyla,
onlara da bu bilgi, ancak, böyle bir yasal düzenleme olduktan sonra olması söz
konusu olabilecektir. Dolayısıyla, bu yasa teklifinin, tütün üreticilerimizin
tarlalarını gönül rahatlığıyla hazırlayabilmeleri için bir aciliyet olduğu
gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Değerli arkadaşlar,
ülkemizde tütün üretimi genelde kırsal alanda yapılmaktadır. Bu arazilerde,
kırsal arazilerde alternatif ürün ya çok zor üretilmekte veya
üretilememektedir. Eğer, biz, kırsal alanda tütünle iştigal eden vatandaşlarımıza
üretim izni vermezsek, bu üreticilerimizin kentlere göç etme zorunda kalacağını
bilmemiz gerekmektedir. Tütün üretimini bırakanların ise, yeniden tütün
tarımına dönmeleri ise çok zor gözükmektedir. Zira, bir üretici, tütününü satışa
hazırlayana kadar tam ondört ay uğraşmaktadır; yani, bir takvim yılı bile o
üretimi satışa hazırlamak için yetmiyor değerli arkadaşlar. Böyle zor olan ve
çok sayıda insanımızı istihdam eden, bu ürünle uğraşan insanlarımızın o alanda
kalabilmesi için, bunların, mutlaka, üretimlerine izin vermemiz gerekmektedir.
Özellikle de Tekel, sözleşmesini, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki
üreticilerle yapmaktadır. Zira, ülke genelinde üretilen tütünlerden Ege ve Marmara
başta olmak üzere birçok bölgemiz özel sektöre, tüccara tütününü
satabilmektedir; ama, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi bu anlamda sıkıntı
çekmekte. Eğer biz bu üretim iznini vermezsek, alım-satım sözleşmesini
yapmazsak, o takdirde, bu bölgelerde yaşayan vatandaşlarımız kentlere göç etmek
durumunda kalacak, sadece, göç etmekle değil, göç ettikleri kentlerin birçok
sorununa sorun ekleyeceklerdir; altyapı sorunu oluşacak, imar sorunları
başlayacak, eğitim, sağlık, bayındırlık hizmetleri gibi birçok sorunla karşı
karşıya gelecekler. Ayrıca, kırsal alanda tütün üreten bu vatandaşlarımıza biz
üretim izni vermezsek, devletin bu bölgelerde yapmış olduğu yatırımlar da atıl
kalacaktır. Devlet, bu bölgelerde köylerimize okul yapmış, sağlık ocağı yapmış,
yol yapmış, su getirmiş. Eğer bu vatandaşlarımız, bu üretimlerini yapmazsa,
buraları terk edince devletin yapmış olduğu bu arazi boş kalacak, bu yatırımlar
boşa gidecek, atıl birer yatırıma dönüşecek; araziler de boş kaldığı için
üretime katkısı olmayacaktır. Dolayısıyla, bu yasa, Türkiye genelinde, Tekelle
sözleşme yapan vatandaşlarımızın üretim yapmaları konusunda önünü açan bir yasa
olacaktır.
Değerli arkadaşlar, tütün
tarımı sıradan bir zanaat değildir; ciddî miktarda bilgi ve birikime ihtiyaç
vardır; bundan dolayı, uzun yıllardan beri bunu zanaat haline getirmiş bulunan
geleneksel üreticilerimize üretim izni verilerek ancak bu alanda kalmaları
böyle sağlanabilir. Tütün üretimini bırakanların yıllar sonra yeniden tütün
tarımına dönmeleri, tütünün yetiştirilme tekniği ve kendisine has özellikleri
sebebiyle çok zor gözükmektedir.
Sigara harmanlarında
kullanılan yerli tütünün arzının devamlılığının güvence altına alınması
gerekmektedir. Tamamen yerli tütünden yapılan sigaralarda kullanılan tütün
çeşitlerinin üretiminin devamı sağlanmalıdır.
Biliyorsunuz değerli
arkadaşlar, bir sigara harmanında 6-7 çeşit tütün bulunmaktadır. Yabancı
dediğimiz sigaralarda bile, oryantal dediğimiz Türk tütünü kullanılmaktadır. Bu
oranın yüzde 30-35 olduğunu sözlerimin başında ifade ettim. İşte, bu yabancı
sigaralardaki, harmanlardaki Türk menşeli tütünlerin devamını sağlamak için, bu
insanlarımıza tütün üretimi konusunda yardımcı olmamız gerekmektedir. Ayrıca,
yerli sigaralarda, Maltepe, Samsun gibi sigaralarda ise yüzde 100 yerli tütün
kullanılmaktadır; onların da devamını sağlayabilmek için arzın devamlılığı
gerekmektedir. Dolayısıyla, böyle bir üretim izni hem yerli sigaralardaki
harman menşeinin bozulmaması, harman reçetesinin bozulmaması hem de yabancı
sigaralarda Türk tütününün yerinin daima olabilmesi için gerekli olan bir
düzenlemedir bugünkü yapmış olduğumuz düzenleme.
Değerli milletvekilleri,
işte, demin ifade etmiş olduğum, üreticilerimizi üretimden vazgeçirmeden,
onları kendi alanlarında üretime teşvik edebilmenin yolu, Tekelin, tütün
üreticisi vatandaşlarımızla üretim alım ve satım sözleşmesi imzalayabilmesinden
geçmektedir. Ayrıca, sadece Tekel değil, özel sektöre, tüccara da, artık,
üreticilerimiz tütün satabilmektedir. Zaten, biz de hükümet olarak, genelde
üreticilerimizin özel sektörle diyalog kurarak kendi ürünlerini oraya satmasını
teşvik etmekteyiz; çünkü, kalıcı ve devamlı olan da odur. Ancak, Tekelin almak
durumunda kaldığı veya bir başkasına satmak gibi bir durumunun olmadığı bölgelerde
ise Tekel bu konuda alım yapmakta. İşte bu teklif de, Tekelle sözleşme
imzalayan vatandaşlarımızın önünü açmaktadır.
2006 yılı başı
itibariyle, Tekelin depolarında 128 481 tonu idare, 195 162 tonu destekleme
olmak üzere, toplam 323 643 ton tütün stoku bulunmaktadır. 2003 yılında çıkan
bir Bakanlar Kurulu kararıyla, destekleme stoklarında bulunan tütünlerin,
gerektiğinde maliyetin altında ihraç edilmesi imkânı sağlanmaktadır. Stok
maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle oluşan yüksek fiyatlardan dolayı, idare
stokunda bulunan ihtiyaç fazlası tütünlerimize talep gelmesi halinde bile satışlar
yapılamamaktadır. Bu teklifle, bugün görüştüğümüz bu kanun teklifiyle, idare
stokunda bulunan tütünlerin satışına da yol verilmiş olacaktır. Zira, bu
tütünlerin daha fazla eskiyip içim nefasetlerini kaybetmemesi ve stok maliyetlerinin
artmaması için, gerektiğinde maliyetlerin altında piyasa şartlarına göre satışı
zorunluluk arz etmektedir.
Değerli arkadaşlar, alımı
yapılmış ve Tekel Sigara Sanayii ve Ticaret AŞ'ce üretilen sigara harmanlarında
kullanılmayan nevi ve gradlardaki idare tütünlerinden veya sigara harmanlarında
kullanılmasına rağmen pazar payındaki kayba paralel olarak stoklarda birikmiş
bulunan idare tütünlerinden ekonomik değeri bulunanların değerlendirilmesi
amacıyla piyasa koşullarında satışa imkân tanımak ve yukarıda saydığımız
nedenlerden dolayı söz konusu düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.
Ülkemizde tütüncülüğün
30'a yakın menşei bulunmaktadır. İşte, bu 30'a yakın menşei kaybetmemek, bu
çeşitliliğin korunabilmesi, devamlılığın sağlanabilmesi, tütün üreticilerinin
de güçlendirilebilmesi durumunda ülkemize ekonomik ve sosyal fayda getireceği
gözardı edilmemelidir. Zira, biz biliyoruz ki, tütünle uğraşan
vatandaşlarımızın -çok sayıda bir aile de tütünle iştigal etmekte- o
insanların, biz doğduğu topraklarda karnını doyuramadığımız zaman, kendi
köylerini, kendi kırsal alanlarını terk ederek kente geldiklerinde birçok
sosyal sorunlarla karşı karşıya gelindiği bilinmektedir. Ayrıca, o insanlara
kente geldiklerinde iş bulunamadığı zaman, bugün toplumda yaşanan kapkaç
olaylarının, gasp olaylarının belki artmasında bir neden olabileceği
endişesinden hareketle, bu teklifin bugün burada yasalaşması, o
vatandaşlarımızın topraklarında kalarak doğdukları köylerinde karınlarını
doyurmalarına katkı sağlamış olacaktır.
Dolayısıyla, değerli
arkadaşlar, zikretmiş olduğumuz bu gerekçelerden hareketle, 2005 ürün yılında,
ülke genelinde sözleşme imzalamak suretiyle bölge, menşe ve nevi miktarları
esas alınarak, 2006-2007 ürün yılı için de tütün üretim, alım ve satış
sözleşmesi imzalanması, yerinde olan bir hadise olacaktır.
Değerli arkadaşlar, yasa
teklifimizde, 2006 yılı olarak belirtmiştik; ama, daha sonra, Sayın Bakanla,
Tekel Yönetim Kuruluyla, Başkanı, Genel Müdürü ve ilgili arkadaşlarla
görüştükten sonra, 2007 yılının da konulmasında fayda olduğu kanaati hâsıl
oldu. Böylece, bu yasayla beraber, 2006 ve 2007 yılında tütün üreten
vatandaşlarımızın Tekelle üretim, alım ve satım sözleşme imkânı getirilmiş
oldu.
Bu konuda, sözlerimin
başında da ifade ettiğim gibi, kolaylık sağlayan, bu talebimize destek çıkan,
üreticilerimizin mağdur olmaması adına böyle bir kanun teklifine hükümet adına
"evet" diyebileceğini ifade eden Sayın Maliye Bakanımıza, Tekel Yönetim
Kuruluna, Tekel çalışanlarına ve bütün milletvekillerimize, yine destek veren
-çünkü, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Cumhuriyet Halk Partisi ve Anavatan Partisi
de buna destek verdiler- muhalefet partilerimize de buradan şükranlarımı
sunuyorum. Çıkacak olan bu kanunun bütün üreticilerimize hayırlı olmasını
diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Anavatan Partisi
Grubu adına, Şanlıurfa Milletvekili Turan Tüysüz.
Buyurun Sayın Tüysüz.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA TURAN TÜYSÜZ (Şanlıurfa) -Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşülmekte olan 1113 sıra sayılı yasa teklifinin tümü üzerinde görüşlerimi
belirtmek üzere Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz
kanun teklifinden amaç, tütün ekicilerinin arızî bir sorununa, maslahatı
kurtarmak adına, bir çözüm üretmek. Yasa teklifinin dayandığı mecburiyetin
farkındayım ve yasa teklifinin gerekçelerine katıldığımı da ifade etmek
istiyorum; ama, belirteyim ki, yasa teklifinin bu kadar dar kapsamlı ve sadece
bir yılı amaçlıyor olması da bana yanlış gelmektedir. Neden bir yıl?.. 2007
yılında ve daha sonraki yılları da göz önünde bulundurduğumuzda, acaba hükümetin
bir erken seçim kararı söz konusu olabilir mi?! Daha sonraki yıllarda tütün ve
tütün üreticilerini unutacak mıyız?! Ondan sonraki yıllarda bunlar ne yapacak;
bunu da düşünmenizi tavsiye ediyorum.
Bu yasa teklifi,
ülkemizde özellikle 2005 ürün yılı itibariyle tütün ziraatıyla uğraşan yaklaşık
255 000 aile demek, yaklaşık 2-2,5 milyon nüfusu ilgilendiriyor demektir.
Ülkemizde tütün üretimi,
kır ve kır taban arazilerinde üretilmekte olup, üretimi de çok zor
yapılmaktadır.
Tütün piyasası, dünyada
ve ülkemizde de alıcısı bakımından oligopol piyasadır.
Üretim izni verilmemesi
halinde, söz konusu üretici kentlere göç etmek zorunda kalacaktır. Dolayısıyla,
tütün üretimini bırakanların yeniden tütün tarımına dönmeleri zorlaşacaktır.
Tütün tarımı sıradan bir
zanaat değildir. Ciddî miktarda bilgi birikimi gerektirmektedir.
Bu nedenle, uzun
yıllardan beri bunu sanat haline getirmiş bulunan deneyimli üreticilerin,
talebin devamlılığı için haklarının güvence altına alınması lazım.
Anavatan Partisi olarak
önerimiz şudur: Tamamen yerli tütünden; yani, şark tütününden yapılan
sigaraların çeşitlerinin artırılması ve devamının sağlanmasıdır.
Türk tütüncülüğü
desteklenmesi yerine, gittikçe kösteklenmekte, hatta yok edilmek istenmektedir.
Bu uygulamadan hükümetimizin acil bir şekilde vazgeçmesi gerekiyor.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; AK Parti İktidarında, bir yandan sigara üretimi yapan Malatya
ve Adana Sigara Fabrikaları kapatılmış, diğer yandan da, 25 Temmuz 2005
tarihinde tek aşamalı vergi sistemi getirilerek, paket başına maktu 1,2 YTL'lik
vergi sistemi getirilmiştir. Bu yaptığımız yanlış ve haksız düzenleme sigara
baronlarının ekmeğine yağ sürmektedir.
Bir örnek vereyim:
Tamamen yerli tütünden imal edilen Samsun, Maltepe ve Bahar sigarasından paket
başına 1,2 YTL, Marlboro sigarasından da maktuen 1,2 YTL vergi alınmaktadır;
yani, ikisinden alınan vergi miktarı aynı. Yerli sigaraların maliyeti 1
YTL'dir; 1 YTL'den aşağı satılması mümkün değildir. 1,2 YTL maktu vergi ilave
edildiğinde toplam maliyet 2,2 YTL'ye çıkmaktadır. Buna rağmen, yerli tütünden
imal edilen Samsun, Maltepe sigarasının paketi, zararla, 1,90 ve 1,95 YTL'ye
satılmaktadır. Marlboro sigarasının paketi 4,5 YTL'den satılmaktadır. Aslında,
ikisinden de alınan vergi miktarı aynı olmasına rağmen, Marlboro sigarası 4,5
YTL'den satılıyor, Samsun, Maltepe ve Bafra gibi sigaralar da 1,90 YTL'ye satılmaktadır.
Aradaki gelir adaletsizliğine dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu durumda, yerli
sigaranın yabancı sigarayla rekabet etmesi şansının kalmadığını görüyoruz.
Değerli milletvekilleri,
bilindiği gibi, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki tütün
üreticilerinin alternatif ürüne kayma imkânları yoktur. Bu yüzden, tütüncülükle
geçinen yüzbinlerce aile aç kalacaktır. Zaten, son çıkarılan ÖTV
kararnamesiyle, şark tütünü kullanımını cazip halden çıkararak, şark tütününe
büyük darbe vuruldu. Türkiye'de üretilen sigaralarda yerli tütünün
kullanılması, bir bakıma da olsa engellenmiş oldu. Birçok ilde ve ilçedeki
Tekele bağlı yaprak tütün işletme müdürlüklerinin kapatılması da, bunun bariz
bir örneğidir; bu önemlidir değerli arkadaşlarımız. Hatta, Türk tütüncülüğüyle
ilgili baştan sona kadar izlenen yanlış politikalarımızın araştırma konusu
yapılması, tütün üreticilerinin haklarının aranması gerekli ve zarurîdir.
ÖTV kararnamesinden sonra
Tekelin elinde halen mevcut bulunan yaklaşık 200 000 ton destekleme tütünü
satışlarının da durduğu ve hatta satın almak için daha önce bağlantı yapan
firmaların tütün alımından vazgeçtikleri de bilinmektedir. Bu nedenle, hem
stoklarda bulunan tütünlerin çürümesine ve imha edilmesine sebep oluyoruz hem
de başka ürüne kayma şansı olmayan, sadece tütünle geçimini sağlayan çiftçimizi
perişan edip, açlığa mahkûm etmekteyiz. Bunun vebalinin ne kadar büyük
olduğunun herhalde hükümetimiz farkındadır.
Anavatan Partisi olarak
bir önerimiz var: Yabancı firmaların ekmeğine yağ sürmek yerine, şark tipi
tütün kullanımını destekleyecek şekilde ÖTV kararnamesinde değişiklik yaparak,
üreticilerimizin yüzünü yeniden güldürelim ve çiftçilerimizin rahat bir nefes
almalarını sağlayalım.
Tarıma bakışımızı
değiştirdiğimiz andan itibaren, tarım bir külfet olarak algılanmaktan çıkar ve
nimet olarak algılanmaya başlar. Aksi takdirde, devletin her yıl 300 trilyon
vergi kaybı söz konusudur.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 25 Temmuz 2005 tarihli ÖTV kararnamesinin çıkmasıyla, devletin
cebinden kaç milyon dolar alıp, sigara baronlarının cebine konduğunun hesabının
Gelir İdaresince yapılıp yapılmadığını merak ediyoruz. Bu sistem, en azından,
Philip Morris'e 50 000 000 dolar avantaj sağlamıştır. Tekel ise, harmanlarını
değiştirmeyerek vergiden kaçınma yoluna gitmemiş; ama, çokuluslu firmalar
karşısında haksız rekabete uğramıştır.
2002 yılında yürürlüğe
giren 4760 sayılı ÖTV Kanunu sigara endüstrisinde önemli bir reform
yaratmıştır; ancak, Şubat 2004 tarihinde, önce perakende satış fiyatı, daha
sonra da sigara içinde kullanılan şark tipi tütün içeriği bazına göre belirlenen
maktu vergi sistemi, yani, sigara paketi başına 1,2 YTL, tüm endüstri
dengelerini de bozmuştur.
Tekel dışında tüm
çokuluslu firmalar, önce sigara içinde kullandıkları şark tipi tütün miktarını,
daha sonra da fiyatını değiştirerek vergiden kaçınmış ve daha az vergi ödeyerek
devleti zarara uğratma pahasına önemli kârlar elde edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
çokuluslu firmalar bu talebi karşılamak için gerekli yatırımları yapmışken,
Tekel bu konuda geri kalmış ve günün koşullarına kendini adapte edememiştir.
Yabancı firmalarla rekabet etme cihetine hiç girmemiştir. Tabiri caizse, meydanı
tamamen boş bırakmıştır.
Gerek vergi sistemimizde
haksız rekabet gerekse kirli lobilerin Tekelin sonunu hazırlamaya yönelik
sürdürdükleri çalışmalar maalesef sonuç vermiştir.
Avrupa Birliğinde, bugün
tütün üreticisine doğrudan gelir desteği kapsamında yıllık 1 milyar euro ödeme
yapılmaktadır. Tütün üreticisine destekleme kapsamında ne ödüyoruz; Sayın
Bakanımız burada açıklarsa, buna da sevineceğimi ve en azından halkın
bilgisinin olacağını temenni ediyoruz. Bugüne kadar tütün üreticisine
destekleme olarak ne verdiğimizi bu kürsüden birileri çıkıp herhalde
söyleyecektir.
1999 yılında, tütün
üreticisi yaklaşık 600 000 aile civarında iken, 2006 yılına gelindiğinde, tütün
üreticisi sayısı 250 000 seviyesine inmiştir.
Başka bir haksız
uygulamadan da bahsedeyim. Bitlis Tekel Başmüdürlüğü Van'a taşınmaktadır.
Bundan, sayın Bitlis milletvekillerinin haberi var mıdır yok mudur,
bilemiyorum. Bitlis'te 3 tane AK Partili milletvekili var, 1 tane de Anavatan
Partili milletvekilimiz var. Biz, Bitlis Tekel Başmüdürlüğünün Bitlis'te
kalmasını da Sayın Bakandan rica ediyoruz. 4 milletvekilinden 3'ünün sizden
olduğunu daha önce söylemiştim.
Tekel AŞ'nin stokundaki
ihtiyaç fazlası tütünün satılabilmesi amacıyla 4733 sayılı Kanunda değişiklik
yapılması noktasında, çiftçimize, üreticimize bir artısı olacağına dair
kanaatim yoktur; ama, temenni ediyorum, bunu da değiştirirsiniz. Buna rağmen,
AKP'nin, milletin ve devletin hayrına yapacağı her türlü hizmetlerde, Anavatan
Partisi olarak, katkı sağlayacağımızı da konuşmamın başında söylemiştim.
En önemlisi, Anavatan
iktidarında, çiftçinin ve üreticinin yüzünü güldürmek, ülkeyi aydınlık
yarınlara taşıyarak yeniden çağdaş bir Türkiye yaratmak boynumuzun borcu
olacaktır.
Görüşülmekte olan yasa
teklifinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, teşekkür ediyorum.
Sağ olun. (Anavatan
Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Kişisel söz
istemleri; Batman Milletvekili Ahmet İnal, Abdurrahim Aksoy…
UFUK ÖZKAN (Manisa) -
Sayın Başkan, Grup adına Sayın Gazalcı var.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Grup adına.
BAŞKAN - Bildirmediniz.
K. KEMAL KIVILCIM (İzmir)
- Sayın Başkan, daha önce bildirildi.
BAŞKAN - Anlaşıldı; eksik
kalmış, özür dileriz.
Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı; buyurun
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA
GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, sevgili milletvekili arkadaşlarım; tütünle
ilgili, Tekelle ilgili bir konuşma olacak, Cumhuriyet Halk Partisi, Grup adına
konuşma yapmayacak; olmaz. Biz geçen hafta vermiştik.
Tümünüzü saygıyla
selamlıyorum.
Bu, 1113 sıra sayılı
Tütün Yasasında yapılacak bir değişiklikle ilgili, Adıyaman Milletvekili Mahmut
Göksu ve arkadaşlarının verdiği yasa önerisi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
yasanın içeriğine katılmamakla birlikte, arkadaşların iyi niyetle bu yasa
önerisini verdiğini kabul ediyorum; çünkü, Sayın Mahmut Göksu Adıyaman
Milletvekili, köylere gidecek, gidiyor, bir halk çocuğu olarak oradaki tütün
üreticilerinin durumunu görüyor, Ankara'ya geliyor, oradaki havayla, buradaki
hava değişik; ne yapalım da bu üreticilere bir ölçüde bir nefes verelim,
öyleyse bir yasa önerisiyle geçici bir önlem, tam önlem de değil… Bakın, yasa
önerisinin özeti şu: Tekel, 2006 yılında üretilecek tütünleri 2005 yılı
fiyatıyla sözleşme yapmasını öngörüyor. Bir de, şimdi, önerge var galiba, 2007
yılını da ekliyor. İyi niyeti kabul ediyorum; ama, dünyanın neresinde var: İki
yıl önceki fiyatla üreticinin elindeki tütünü almak için lütfen sözleşme
yapılacak.
Ben, şimdi Sayın Bakana
soruyorum: Bu yasaya gerek duymadan Tekel sözleşme yapamaz mı; yapar; ama,
birilerine mesaj veriliyor, ileti gönderiliyor. Hani, IMF'nin kıskacında bir
Türkiye, küresel bir kuşatma altında bir Türkiye, Türk tütüncülüğü ölmek üzere,
hatta hançerlenmiş sırtından; Tekel, eli, kolu, kanadı kırılmış, işçi sayısı
düşmüş, pazar payı düşmüş, özelleştirmede kurbanlık koyun gibi bekliyor. Ee, ne
yapalım; üretici de haklı olarak orada bağırıyor milletvekili gittiği zaman
"biz ne olacağız, nasıl karnımızı doyuracağız?!."
Ee, günaydın!.. Yani,
biz, tütün üreticilerinin perişan olduğunu, göçe zorlandığını, aç kalacağını,
bu politikaların, yanlış politikalarının Türk tütüncülüğünü öldüreceğini,
Türkiye pazarını yabancılara tümüyle vereceğini, Tekelin yok olacağını
söyledik, söylüyoruz. Bize, burada, olmayan masallar anlatıldı; işte, eskiden
tütün yakılıyordu da… Biz efendim doğru politikalar koyuyoruz da…
Değerli arkadaşlar,
dünyanın hiçbir yerinde üreticisi desteksiz bir ülke olmaz, pazarını
yabancılara peşkeş çekmez, "buyur" demez; ama, biz, elbirliğiyle otuz
yıllık yanlış politikalarla Türk tütüncülüğünü öldürdük, ülke pazarını yavaş,
yavaş, yavaş teslim ediyoruz, bu gidişle daha da teslim edeceğiz, Tekel de yok
olacak.
Bakın, daha işin başında
söylüyorum: Bu bir, devlet tekeli mi olsun, özel girişim mi iş yapsın meselesi
değil; yani, basit bir sağ-sol çatışması değil; bu bir, yurtseverlik konusu,
kendi toprağına, ülkenin üreticisine sahip çıkıyor musun, Türkiye'ye sahip
çıkıyor musun; sorun bu.
Biz şuna karşı değiliz:
Türkiye'de özel kesim tütün işlesin, sigara yapsın; ama, siz, özel kesimin de
elini kolunu bağlayan bir politika izliyorsunuz. Siz, Türkiye'deki tütün
kooperatiflerinin, tütün üreticilerinin, hatta, özel kesimin haklarını koruyan
bir politika değil, tam tersine, dünyada sayıları belli, bir elin parmaklarını
geçmeyen tütün tekellerini Türkiye'ye getiriyorsunuz Türk tütüncülüğünü ve
sigara sanayiini öldürmek pahasına; yani, biz öldürdük, şimdi dua okuyoruz.
Değerli arkadaşlar,
bakın, şu anda Türkiye'de tütün alımları yapılıyor, aynı zamanda tütün
mitingleri yapılıyor. Bakın, şu gün, Sayın Bakanım, tütünün merkezi olan
Manisa-Kırkağaç'ta tütüncüler miting yapıyor, belki de şu saatte yapıyorlar;
saat 13.00'te başladılar.
Bakın, onları, yani,
Kırkağaç'taki tütün mitingini düzenleyicilerini size bir okumak istiyorum:
Böyle, siyasî partiler değil… Tabiî, siyasî partiler de olur, biz de oluruz,
Meclis olmasaydı orada olurduk arkadaşlarımla birlikte. 1066 sayılı Kırkağaç
Merkez ve Çevre Köyleri Tütün Satış Kooperatifinin düzenlediği mitinge Tek
Gıda-İş Sendikası, yani, Tekeldeki işçileri örgütleyen sendika, Ziraat
Mühendisleri Odasının İzmir, Manisa şubeleri, Tütün Üreticileri Sendikası (Tütün-Sen),
Kırkağaç Ziraat Odası, tütün satış kooperatiflerinin bütün o bölgedeki
insanları Kırkağaç'ta toplanmışlar haykırıyorlar, bağırıyorlar -bana da faks
çektiler- diyorlar ki: "Tekel bizleri desteklemekten vazgeçtikten sonra,
bizler uluslararası dev sigara tekelleriyle karşı karşıya bırakıldık; çünkü,
sözleşmeli tütün üreticiliğine geçildi Tütün Yasasının gereği. Bu dev sigara
tekellerinin aracısı olan alıcı firmalar, köylere gelerek tek taraflı
sözleşmeler yapıyor, içinde ne yazdığını biz bilmiyoruz. Bize bu sözleşmeler
dayatılıyor. Bunları imzalamazsak tütün üretemiyoruz -bakın, devlet aradan
çekiliyor, desteklemekten vazgeçti çünkü- fiyatların belirlenmesinde pazarlık
yapabilme şansımız yok -bunu biz söylemiyoruz, o üreticilerin örgütleri,
birlikleri söylüyor- maliyetine ve maliyetinin altında tütün üretmek zorunda
bırakıldık. Çoğumuz tütün üretmekten vazgeçti. 2000 yılında 583 000 olan tütün
üreticisi sayısı 2004 yılında 285 000'e düştü." Yarı yarıya düşmüş dört
yılın içinde. Şimdi, daha da düştü bu sayı değerli arkadaşlar.
Bakın, 583 000 kişi, aile
bununla uğraşırken -çoluğuyla çocuğuyla 3,5-4 milyon insan eder bu- şimdi, bu,
yarıya düşmüş. Nasıl düşmüş; işte, yalnız bırakıldığı için, dev sigara
tekelleriyle, yabancı tekeller ve onların temsilcileriyle karşı karşıya
bırakıldığı için. "Şimdi, artık, haykırıyoruz, haklarımızı ne olursa olsun
isteyeceğiz" diyorlar. Yani, bugünkü sıcağı sıcağına bir mitingden
tabandaki insanın haykırışıdır bu değerli arkadaşlar.
Yetmedi; bu, yalnız
Ege'de değil, biliyorsunuz, Karadeniz'de de tütün üretimi var. Grup
Başkanvekilimiz Haluk Koç beni üç kez aradı bu Tütün Yasasında yapılacak bir
değişiklikle ilgili. Sayın Sezai Önder'le birlikte -Samsun Milletvekilimiz-
Haluk Koç günlerdir orada. Tabiî, tütün üreticisi köylere, yerlere de uğruyor;
Bafra'ya, Alaçam'a, Yakakent'e… Örencik Köyü'nde yine bir miting yapıyorlar.
Bakın, yapanlar kim; bakın, Bafra tütün ekicisi köy muhtarları açıklama
yapıyorlar, Bafra Ziraat Odası Başkanlığı açıklama yapıyor. Belki de bunların
bir kısmı geçmişte AKP'ye oy verdi.
Değerli arkadaşlar,
bunlar birer sinyal, bunlar birer uyarı, bunlar birer sarı kart, bakın,
sizlere… Onlar da haykırıyorlar: "Bıçak kemiğe dayandı, biz tütünümüzü
satamıyoruz, devlet ortada yok..."
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)
- Oy hesabı yok bizde.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Tütün başfiyatı, A Grad başfiyatı 5 760 000 liradan açıklanmış; ama, benim
Denizli'nin Acıpayam'ında, Dedebağı'nda, Alaattin'de, ben soruyorum, 3-3,5
milyon liraya tütün satılıyor ve sözleşme yapılıyor, elinde sanki terazi var
değerli arkadaşlar, yüzde 10 bir yanılma payı veriyor -İster Tekel olsun, ister
tütün tüccarları, firmaları- bu yüzde 10'un üstünde tütünün varsa, bir sorun,
şu anda sorun, bakın, şu anda sorun…
Peki, arkadaşlar, tütün
üretimi, küçük aile tarımıdır; bakın, taşlı kıraç topraklarda olur ve yerine
seçenek bir ürün de veremezsiniz, orada koyamazsınız. Ben çocukluğumda
tütüncülük yaptım ailemle birlikte, benim ilçemin yüzde 90'ı tütünle uğraşır.
Şimdi, tabiî, onların da büyük bir kısmı tütün işinden vazgeçtiler; çünkü,
yeterince destek görülmedi, kösteklendi, tam tersine, horlandı. Otuz yıldır bu
oyun oynanıyor; ben, tümü AKP döneminde uygulanıyor demiyorum; bakın, otuz
yıldır uygulanıyor.
Sayın Bakan burada;
biliyor musunuz, bu tütün ve tekel politikaları; yani, tütün tekelleriyle olan
mücadeleler, sonucunda, bakanların başını yemiştir. 1980 sonunda Recai Baturalp
Bakan, Gümrük ve Tekel Bakanı, bu Türk tütüncülüğü yüzünden ayrılmak zorunda
kalmıştır bakanlıktan. Yine, anımsayın, Özal zamanında, Sayın Yüksel Yalova,
bir çırpıda Tütün Yasasının tütün üreticilerinin aleyhine getirilmesinden
dolayı bakanlıktan ayrılmaya zorlanmıştır. Yani, onlar direnmişlerdir bu
ülkenin tütün üreticileri için. Bir Mahmut Türkmenoğlu'nu burada rahmetle
anıyorum. Değerli arkadaşlar, bakın, halk çocuğuydu ve tütün üreticisine sahip
çıkıyordu, Tekele sahip çıkıyordu. Şimdi bir de Sayın Bakan acaba tütüncülük ve
Tekel tarihine nasıl geçecek? "Babalar gibi satacağım" diyecek
kendisi.
NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) -
Yok edici… Yok edici…
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Ben sık sık kendisine sorular soruyorum; diyorum ki: "Sayın Bakan…"
Yüzünü görsem keşke…
GÖKHAN DURGUN (Hatay) -
Sayın Bakan…
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Neyse… Neyse… Ben halkıma, ben Meclise sesleniyorum.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
O, Bakan değil, bakmayan…
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Evet, bu işe bakmıyor.
Soruyorum:
"Ülkemizin sigara pazarını bütünüyle yabancılara kaptırmamak için hükümet
olarak ne gibi önlemler almayı düşünüyorsunuz" demişim ben. Ne zaman; 2
Mart 2005'te. 2003'ten beri soruyorum kendisine de… Sayın Kemal Unakıtan'ın
verdiği yanıt: "Memleketimiz mevzuatına uygun olarak faaliyette bulunan
tüm kuruluşlar, yerli ya da yabancı sermaye ayırımı yapılmaksızın, kanun önünde
eşit imkân, hak ve sorumluluklara tabidir." Tabiî ki böyledir; yani, biz,
hukuk olmasın, uluslararası sözleşmelere göre yabancılar burada iş yapmasın
gibi bir öneride bulunmuyoruz; ama, siz ne yapıyorsunuz; siz kurt ile kuzuyu
eşit yarıştırıyorsunuz. Sayın Bakan, bakın, yanlış olan bu. 2005 yaz ayında,
ÖTV Vergisini, Marlborodan da aynı alıyorsunuz, Samsundan ve Maltepeden de aynı
alıyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, yani,
eskiden Türk tütünlerinin harmanlama oranına göre vergi alınırken ve yabancı
firmalar, istese de istemese de, bir ölçüde Türk tütünlerini almak çıkarlarına
uygun olduğu için daha fazla Türk tütünü alırken, siz, darbe üstüne bir darbe
daha vurdunuz. Dediniz ki, ondan da 1
200 000 lira ÖTV alıyorum, bundan da 1 200 000 lira ÖTV alıyorum. İşte, bu,
Türk tütüncülüğünü öldürüyor. Şimdi de, bir yasa önerisi getiriyoruz; diyoruz
ki, 2006'da ve 2007'de -buraya 2007'yi de ekliyorlar- 2005 fiyatlarından almak üzere bir sözleşme yapalım. Sanki, tütün
üreticisine de iyilik mesajı gidiyormuş gibi bir izlenim yaratılıyor burada.
Değerli arkadaşlar, yapmayalım.
Bir büyük yanlışın içerisindeyiz. Bakın, Meclise geldiğimiz zaman, ilk
verdiğimiz önergelerden birisi bu tütün araştırma önergesi oldu, gelin bu işi
birlikte araştıralım diye; çünkü, siz, 2002 seçimlerine giderken ne dediniz:
"Tütün kotasını kaldıracağız, Tütün Yasasını değiştireceğiz." Halk da
size oy verdi; yani, halkın oy verme nedenlerinden birisi de budur. Bakın,
araştırma önergelerinden altı tanesini Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri
vermiş, bir tanesini de sigara kaçakçılığı konusunda, AKP Bitlis Milletvekili
arkadaşım, kendi milletvekili arkadaşlarıyla birlikte vermiş. Burada, yedi tane
araştırma önergesi var. Burada birsürü şeyler konuşuyoruz, içi dolu, boş;
tabiî, saygıyla karşılıyorum. Peki, tütün üreticilerinin sorunu hiç
araştırılmaya değer değil mi? 2003 yılından bu yana bir tanesi bile mi… Hadi
bizimkinden vazgeçtik, kendi arkadaşınızın önerisini, şuraya bir getirseniz de,
şu tütün konusunu, oldubittiye getirmesek, Tekel konusunu oldubittiye
getirmesek, sigara sanayii konusunu oldubittiye getirmesek, enine boyuna
araştırsak komisyonlar kurup da, değerli arkadaşlar, tütün bölgelerine giderek.
Bakın, altı tanesini biz vermişiz, bir tanesini sizin arkadaşlarınız vermiş;
ama, yapılmamış. En sonunda, bizim, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, baktık,
Meclisin böyle bir araştırma komisyonu kuracağı yok. 2005 yılında kendi
aramızda bir komisyon kurduk değerli arkadaşlar, birçok konuda bu işi yapmaya
başladık. Bu, aslında, Meclisin halkın sorunlarıyla doğrudan ilgilenmediğinin
de bir işaretidir. Yani, burada araştırma önergelerimiz kabul edilmeyince, biz,
kendi başımıza araştırmaya başladık. Başka çıkar yolu var mı, siz biliyor
musunuz?.. Ve narenciyede bunu yaptık, üzüm ve şarapçılık komisyonunda yaptık…
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) -
Fındık…
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- …fındıkta yaptık…
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Zeytin…
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- …zeytinde yaptık ve birçok şeylerde yaptık, tütünde de yaptık, ben de, bu
komisyona gönüllü katıldım.
Değerli arkadaşlar,
bakın, tütün yörelerine gittik; Manisa'ya, Denizli'ye, Malatya'ya… Sigara
fabrikalarına gittik değerli arkadaşlar. Bir de rapor hazırladık, sunduk.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, belki son perde oynanmadı. Bakın, yani, hâlâ yüzde 40'ta. 2000
yılında yüzde 70'ti Sayın Bakanım -yabancı tekeller bu kadar egemen değildi
Türkiye'ye- Tekel yüzde 70 pazar payına sahipti; şimdi, yüzde 40'ın altına
düştü bu.
Geçende burada aramızda
bir şey konuştuk, bir arkadaşım da alındı hatta, ben "bu bir cinayettir,
bu bir ihanettir" dedim. Adana ve Malatya Sigara Fabrikaları, katıksız
Türk tütününden sigara yapan en büyük fabrikalarımız bizim. İki büyük fabrika;
birinde 600 işçi çalışıyor, Malatya'dakinde; Adana'dakinde de 700 işçi. İki
aydır, işçiler orada direnişteydi. Biz yine bir komisyon kurduk, gittik
oralara.
Değerli arkadaşlar,
bakın, geceler boyu orada direniyorlardı Tekel işçileri ve çoğu da size de oy
vermiş insanlardı, teke tek oradaki insanlarla konuştuk, o Tekel işçileriyle…
ALİM TUNÇ (Uşak) - Yine
bize verecekler.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Ben, bunu birkaç kere söyledim, bir kere daha söylüyorum, bakın.
Ve hele hele Adana
fabrikası; yüzde 70'i, makinelerin, yeni, günde 4 trilyonluk değer üretiyor,
yüz yılı aşkın bir geçmişi var, cumhuriyette yenilenmiş, yani, her gün para
basıyor, para basıyor! Özelleştirme İdaresinden bir karar gelmiş, bu sigara
fabrikalarının kapanması…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- İşin içinde Bitlis de var da, Bitlis'te başka baca olmadığı için, adamlar
demişler "dağa mı çıkalım burayı da kapatırsanız." "Hadi, siz
durun, siz önemli değilsiniz" denmiş, bu iki büyük fabrikayı, belki de arsasından
dolayı, belki de başka nedenlerden dolayı… Biz, gittik adamlar… Tabiî, biraz,
tütün üreticileri örgütsüz, siz, bakmayın burada, Kırkağaç'ta, işte, Samsun'da
direndiklerine. Türkiye çapında köylü, üretici yeterince örgütlü değil
maalesef. Çünkü, biz, onların çanına ot tıkadık, o köy-koop'ların, ne varsa, 12
Eylülden sonra yargıladık, elindeki avucundakileri de aldık. Köylüye önderlik
edenlerin de, başta Nedim Tarhan olmak üzere, hepsine acılar çektirdik. Neyse,
o ayrı bir konu; ama, örgütsüz, sesi duyulmuyor, onu demek istiyorum. Fakat,
Tekel işçileri biraz örgütlü. Şimdi, bunlar direndiler "Tekel vatandır.
Vatan satılmaz" diye. Arkadaşlar, bakın, abartısız söylüyorum, Adana'da
belki 2 000-3 000 kişi aynı anda, o sarı Tekel bayrakları ellerinde…
BAŞKAN - Toparlayın
lütfen.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Başkanım, benim kişisel konuşma hakkım da...
BAŞKAN - Çok gerilerde
konuşma talebiniz, gelmeyebilir. Siz, burada söyleyeceğinizi söyleyin ve
toparlayın.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Peki, peki, o zaman... Peki, Sayın Başkanım.
…ve sonunda Başbakana
geliyorlar, işi durduruyorlar. Biz, çok sevindik. Bunu bir siyasî sömürü yapma
konusunda falan değiliz; ama, değerli arkadaşlar, bakın, ben, sordum bu
konuşmaya gelmeden önce, üretime başladınız mı diye hem Adana'ya hem
Malatya'ya. "Emir bekliyoruz" dediler. Peki, hazır değil misiniz?
"Hazırız, 1 Marttan itibaren üretime geçebiliriz dedik..." Ben,
Bakana gene sordum, bunları kapatacak mısınız?.. "Hayır böyle bir
kararımız yok" dedi; ona da sevindik. Eskiden vardı falan filan diye
yüzüne de vurmadık; ama, yazı yazılmış. Hatta, demişler ki, onlara: "Siz,
Samsun ve Maltepeyi üretmeyin, yeni bir sigara, Sipahi marka
üreteceksiniz." Ona da evet demişler; ama, bir türlü emir gelmiyor;
değerli arkadaşlar, bakın, emir gitmiyor. Değerli arkadaşlar, sigara sanayii bu
politikalarla sürekli öldürülüyor.
Geçen gün -çok üzüldüm-
bir arkadaşım soru önergesi yaptı, Malatya Milletvekilimiz Muharrem Kılıç;
Birinci Orduda bir sigara ihalesi oluyor, az boz da değil, 3 000 000 YTL'lik,
yani trilyonluk bir sigara alımı "yabancı sigara alınır yalnız"
diyor; yerli sigara bu şeye giremiyor.
Değerli arkadaşlar, sabah
bakkala gittim gazete almak için, yabancı sigaraların listesi var, dedim ki,
Murat, niçin burada Tekel sigaraları yok? "Ağabey, göndermiyorlar"
dedi. Göndermiyorlar. İçki özelleştirildikten sonra onlar gönderiyor; ama,
Tekelinki gönderilmiyor. Arkadaşlar, üretici perişan, Tekel perişan.
Bakın "Türkiye,
dağlarını duman almış / Üzümler memleketi, tütünler memleketi Türkiye / Türkiye
çok ağlamış çok gülmüş / Sabırlı, bağrı yanık insanlar memleketi" diyor
Attila İlhan, geçenlerde yitirdiğimiz ozanımız. Tütün memleketi burası, üzüm
memleketi burası; yanlış vergi politikaları, yanlış özelleştirme
politikalarıyla üreticiler perişan ediliyor, Tekel perişan ediliyor.
BAŞKAN - Toparlayın
lütfen.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Bitiriyorum Sayın Başkanım.
AHMET YENİ (Samsun) - 5
dakika geçti.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Gelin, böyle geçici önlemlerle değil… Bu üreticinin… Tabiî ki, arkadaşımı ben
yeni anlıyorum. Yani, Sayın Mahmut Göksu ve arkadaşlarının, tabandaki insanlara
"yahu, üretin, gene Tekel sizinle sözleşme yapacak…" Ne dedi demin
burada kürsüde: "Batıdakileri hiç olmazsa tüccar alıyor, bizim oralara hiç
uğramıyor" dedi. Yani, bir koruma gerektiğini, milletvekili arkadaşım bunu
söylüyor ve belki eli kaleme zor gitmiştir. 2006'da ve 2007'de 2005 fiyatlarını…
Yani insanlar ne duruma gelmiş ki iki yıl önceki fiyatla tütün satmaya da razı.
Yeter ki bana yasak koyma, bana yasak koyma, bana kota koyma, bana engel olma…
Değerli arkadaşlar, bu
bir ulusal konudur; bu bir ulusal kaledir Tekel; Fransız rejisine karşı
direnmedir. Bu ülkenin milletvekilleri olarak, yurtsever insanları olarak,
tütüne, Tekele sahip çıkacaksak, üreticilere sahip çıkacaksak, gelin, geçici
önlemlerden vazgeçelim; gelin, üreticinin çığlığına kulak verelim;
Kırkağaç'takinin, Güney'dekinin, Buldan'dakinin, Bafra'dakinin ve Türkiye'nin
bütün bölgelerindeki tütün üreticilerinin sesine kulak verelim; Tekel
işçilerinin sesine kulak verelim. Hep birlikte, hep birlikte, bir araştırma
önergemizi kabul edin. Siz verin, biz arkanızdan gelelim. Gidelim o yöredeki
insanlara, ne diyorsa onu yapalım. İş işten geçmeden bunu yapalım; aksi halde,
bu geçici önlemler, Türk tütüncülüğünü kurtarmaz, Tekelini kurtarmaz; sizi de
tarih önünde sorumlu kılmaya devam eder.
Sayın Bakanım, sizin
ömrünüz, bilmiyorum, babalar gibi satmaya, Tekeli, yetecek mi; çünkü, iki kere
denediniz, olmadı. Dilerim, sizin ömrünüz, yani Bakanlıktaki ömrünüz, yetmesin
bu işe; yani, bir an önce, bizim gensorumuzla değilse bile…
BAŞKAN - Lütfen,
toparlayalım.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - 6
ncı dakikada Sayın Başkan; 6 ncı dakikada; niye kesmiyorsunuz?
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Bitiriyorum.
…Sayın Bakanım, kendiniz
ayrılın. Bir iyilik edin şu memlekete, üreticilere…
BAŞKAN - Tamam Sayın
Gazalcı.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- …ve üreticiler de, Tekel de bir soluk alsın.
BAŞKAN - Sayın Gazalcı,
çok doldu süreniz.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Hepinize saygılar sunuyorum değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Daha önce Ahmet
İnal yoktu.
Abdurrahim Aksoy burada
mı?..
Bitlis Milletvekili
Abdurrahim Aksoy…
Buyurun Sayın Aksoy.
Kişisel söz isteminizin
süresi 10 dakika.
ABDURRAHİM AKSOY (Bitlis)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1113 sıra sayılı kanun teklifinin tümü
üzerinde, şahsım adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyeti
saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
dünya tütüncülüğünde 6 ncı sırada yer alan bir ülkeyiz. Ülkemiz, dünyanın en
önde gelen şark tipi tütün üreticisidir. Şark tipi tütün, kendine özgü tadı ve
kokusu nedeniyle, dünyada yaygın olarak tüketilen sigaraların bir katkı
maddesidir.
Şark tipi tütün susuz
tarıma elverişlidir ve kıraç arazide daha kaliteli yetişir.
Şark tütünü, kıraç
toprakların yoksul üreticilerinin ekonomik yaşamlarını sürdürebilmeleri ve
kırsal kalkınma hedefleri açısından çok önemlidir.
Şark tipi tütün, aile
tipi işletmecilik tarzıyla üretilir. 2005 yılında 255 000 aile Tekelle
sözleşmeli olarak tütün üretimiyle uğraşmıştır. Bu aileler ortalama 6 kişi
hesabıyla 1,5 milyon kişi tütünden geçimini sağlamaktadır. Bu da tarımsal
nüfusun yüzde 7'sine tekabül etmektedir.
Öncelikle doğu ve
güneydoğu bölgelerinde 650 000, tütünle iştigal eden insanımız, tüm geleceğini
tütüne bağlamış durumdadır. Bunların üretimden tamamen çekilmesi işsizlik
sorununu daha da artıracak, kentlere göçün artmasına sebebiyet verecek,
işsizlikten kaynaklanan suçların daha çok artmasını sağlayacaktır.
Değerli milletvekilleri,
ülkemizde tütün üretimi kır ve kır taban arazilerinde yapılmaktadır. Bu
arazilerde daha kârlı bir alternatif tarım ürünü yapılamamaktadır. Tütünün
yetiştiği bu toprakta, aynı gelir ve verimi getiren başka bir ürün yetişmez. Bu
arazilerde, üreticiler, ürünleriyle ilgili olarak tarla hazırlıklarına şubat
ayından itibaren başlamaktadırlar.
2006 yılında tütün yetiştirilmesi
için üreticiler tarafından gerekli hazırlıklar yapılmıştır. Ancak, üretilen
tütünün satılması hususunda çok büyük tereddütleri bulunduğu bilinmektedir.
Kanun teklifinin kabul edilmesi halinde, bu üreticilerin tereddütleri de
ortadan kalkmış olacaktır. Bundan ötürü, ekicilerin tütün üretip
üretmeyecekleri, üretilecekse üretim izinlerinin ne kadar olduğunun, kısa bir
zaman içerisinde, kendilerine bildirilmesi gerekir.
Değerli milletvekilleri,
insan sağlığına zararlı olduğu tıp bilimi tarafından açıkça ortaya konan
tütünün, üretilmesi ve temin edilmesi, temin edilmemektedir. Sigaranın yol
açacağı sağlık sorunları nedeniyle her yıl yüzbinlerce kişinin öldüğü, ayrıca,
sigara için her yıl milyonlarca doların harcandığı, sigaranın belirtilen
ekonomik ve sosyal maliyetleri nedeniyle, tütün üretiminin teşvik edilmesi ve
üretilmesinin teşvik edilmesi bir çelişki arz etmektedir; ancak, tütün üretimi
tümüyle kaldırılsa bile, tütün tüketimine ilişkin ihtiyaç devam edeceğinden, bu
ihtiyacın yurt dışından giderilmesinin bir zorunluluk arz edeceği, bu durumun
da önemli miktarda döviz kaybına yol açacağı da bir gerçektir.
Türk tütününün, yıllar
önce, uluslararası piyasada bir marka olarak kabul edildiği; ancak, zamanla, bu
gücünü kaybettiği, bugün ise, tütün üretiminin yapılıp yapılmamasının
tartışılması, uygulanan politikaların ne kadar yanlış olduğunu göstermektedir.
Tütün üretiminin sınırlandırılması yerine, Türk tütününün markalaştırılması,
kaliteli ve ihraç değeri yüksek tütün üretimine önem verilmesinin daha doğru
bir karar olacağını düşünüyorum. Tütün üreticilerinin, ürettikleri tütüne
karşılık oluşan maliyetleri karşılayamadıkları, bu nedenle üretimin gittikçe
azaldığı, devlet desteğinin de kaldırılması, ürünlerinin de alınmaması halinde
üreticilerin zor duruma düşeceklerinden, üretimin devamı için, devlet desteği
gereklidir ve şarttır.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; üreticilerin tütün ürünleri üretimini yapabilmeleri için,
tarla hazırlıklarını yapmış olduklarından, alım ve satım sözleşmelerinin yapılması
mutlaka şarttır ve bu kanun teklifiyle bunu gerçekleştirmiş olacağız.
Üretici kesimin tütün
alımlarının güvence altına alınması, yerli tütünle üretilen sigara çeşitlerinin
de devamını sağlayacaktır.
Ayrıca, mevcut kanun
teklifinde, Tekel AŞ'nin destekleme stoklarında bulunan tütünlerin,
gerektiğinde maliyetinin altında dahi ihraç edilmesine imkân tanınması da, ülke
ekonomisi açısından önem arz eder diye düşünüyorum.
Bu doğrultuda, Tekel
AŞ'nin 2006 ve 2007 yılları ürünleri için, tütün üretim, alım-satım sözleşmesi
imzalayabilmesine imkân tanınması ve Tekel AŞ'nin stokundaki ihtiyaç fazlası
tütünün satılabilmesi amacıyla, 4733 sayılı Kanunda değişiklik yapılmasının,
tütün üreticileri ve ülke için doğru bir karar olacağını düşünüyorum.
Bu vesileyle, bu teklife
olumlu oy vereceğimi bildirir, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - İkinci sırada
kişisel söz istemi, İzmir Milletvekili Türkân Miçooğulları'nın.
Buyurun Sayın
Miçooğulları. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI
(İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tütün konuşulurken, bir
tütüncü aileden, tütün üreten bir köyden ve İzmir'den gelmiş bir milletvekili
olarak, birkaç söz söylemeden, bu yasanın çıkmasına katkı koymayı veya
engellemeyi doğru bulmadım.
Biz, 70'li yıllarda,
ülkemizin ne olduğundan, vizyonundan söz ederken "biz bir tarım
ülkesiyiz" diye söze başlardık. Oysa şimdi, gittiğimiz her yerde, perişan
olan üreticiyi, ekilemeyen biçilemeyen toprakları gördüğümüz zaman, bu ülke acaba
nereye gidiyor, bu ülkenin topraklarına ne oldu, acaba, tarım ülkesi olmaktan
topraklarımızdaki verimsizlik nedeniyle mi vazgeçtik, yoksa, bizi vazgeçirmeye
çalışan, tarımımızı engelleyen, üreticimizin perişan olmasını isteyen başka
eller mi var diye düşünüyoruz.
Değerli milletvekilleri,
tütün nedir bilir misiniz; tütün, kadınlar için sabahtan akşama kadar
diktikleri, çapaladıkları, kırdıkları, topladıkları, tapalayarak topladıkları,
tütün iğnelerine dizdikleri, ellerinin akmasıyla domatesi yerken, çocuklarına
ekmek bölerken, genç kızlarının çeyizlerini düşündükleri, delikanlıların okul
paralarını biriktirmeye çalıştıkları, babaların çocuklarının, evlatlarının
geleceğini kurduğu bir üretim aracıdır. Yaprak yaprak kırılır, tapalanır;
yaprak yaprak dizilir. Tütünde, tütünün acısında insanların gözyaşları,
emekleri vardır, alınterleri vardır, kanları vardır. (Alkışlar) Onun için,
tütün, değer verilmesi gereken bir üründür ve bugünkü rezilliği de hak etmemektedir.
Bugünkü rezilliği, ne o acı tütün ne de tütün üreticisi hak etmemektedir.
Biz, biraz önce, Sayın
Gazalcı'nın da söylediği gibi, komisyonlar oluşturarak Anadolu'nun dört bir
yanında dolaştık. Artık, tütün tarlalarında tütün dikilmiyor. Tütün dikemeyen
köylü, ister istemez şehre gitmiş, şehrin varoşlarına, şehrin kırsalına,
gecekondu yaparak veya gecekondu kiralayarak yerleşmiş; ama, güzel hayaller
kurarak, emeğini toprağa vererek yarınına güvenle bakan köylü, artık, işsiz,
umarsız, çocukları kapkaç yapmaya başlar mı başlamaz mı; benim bu çocuğum,
olanaksızlıklar nedeniyle büyük şehirde kötü yola düşer mi kaygısını taşıyor.
Halbuki, kendi memleketinde, ama 1 dönüm, ama 10 dönüm, ama 5 dönüm diktiği
tütünle, yarınına güvenle bakıyordu. Bir kısmı biraz uyanmış; o tütün dikilen
topraklara, acaba, şarap, üzüm para eder mi diye, bağ dikmiş. Gittik, onları
gördük araştırma yaparken; ama, sonra ne oldu; o umutla diktikleri bağlardan
da, yüzde 118 vergiler nedeniyle, KDV, ÖTV nedeniyle, umutsuzluğa düştüler. Diktikleri
çubukların dibini çapalayamadılar, diktikleri kütüklere ilaç alamadılar, gübre
alamadılar; bugün, üzüm üreticisi de, bugün, şarap üreticileri de perişan
durumda.
Bunların hepsi birbirine
bağlı. Narenciye üreticisi zaten emeğinin karşılığını alamamış, narenciye
dallarda kalmış, narenciye yerlere dökülmüş, narenciyeyi gömecek yer bulamıyor
narenciye üreticisi. Bu mu, 11 000 çeşit bitki yetişen Anadolu'nun sonu? Bu mu,
Türkiye insanının, bu mu Türk Halkının, bu mu köylünün sonu?
Sevgili arkadaşlar,
Mustafa Kemal Atatürk "köylü yurdun efendisi" derken, Türkiye'nin
geleceğinin tarıma bağlı olduğunu bilerek söylemişti ve bir zamanlar -şimdi
adını bile duymak istemiyor bazı bakanlar- o köy enstitülerinde söylenen bir
Ziraat Marşı vardı:
"Sürer, eker,
biçeriz, güvenip ötesine,
Milletin her kazancı,
milletin kesesine.
Toplandık baş çiftçinin,
Atatürk'ün sesine,
Toprakla savaş için,
ziraat cephesine"
Diyordu bizim köylümüz,
bizim halkımız. (CHP sıralarından alkışlar) Ama, maalesef, bugüne taşınan
politikalar ve bugün de, daha da etkin bir şekilde sürdürülen politikalar
nedeniyle, köylümüz umutsuz.
Bakın, arkadaşlar, her
şey oy değil. Bugün, buraya, bu çoğunlukla gelebilirsiniz; hatta, sizin
iddialarınıza göre -biz öyle düşünmüyoruz, ama- bir dahaki sefere de
gelebilirsiniz; ama, mesele o değil. 70'li yıllarda, Cumhuriyet Halk Partisinin
bir Gümrük ve Tekel Bakanı vardı, Mahmut Türkmenoğlu. Ben, 80 sonrasında
siyasete başladığımda, onunla, Torbalı'nın Pancar İlçesinde gezerken -yanımızda
başka partililer de vardı; hatta, genel başkanlar da vardı- bir köylünün,
anasının elinden tutup "ana, ana, gel bak, burada kim var" dediğini
duydum. Hemen yanına gittim. Mahmut Türkmenoğlu'na, ana-oğul, ağlayarak şöyle
sesleniyorlardı: "Var olasın, seni iyi ki gördük, ömrün uzun olsun. Bizim
cebimizde hâlâ senin paran var. O zaman tütün para etti, biz traktör aldık; o
zaman tütün para etti, biz çocuklarımızı okula gönderdik; senin zamanında tütün
para etti, biz, el içine çıkabildik, bugüne kadar da onlarla geldik"
diyorlardı.
Arkadaşlar, artık,
Cumhuriyet Halk Partili bakanların köylünün cebine kazandırdığı paralar
tükendi. Artık, köylü aç; artık, köylü yoksul; artık, köylü sizden hizmet
bekliyor. Oy almanız önemli değil. Yıllar sonra köylüler tarafından, yıllar
sonra gençler tarafından, yıllar sonra bu Anadolu halkı tarafından, onlar için
neler yaptığınızla anılacaksınız. Milletvekilleri gelip geçici. Hepimiz
buralardan gelir geçeriz; kimler geldi, kimler geçti. Önemli olan, bu halkın
hak ettiği değeri vermek, bu halka, hak ettiğini teslim etmektir; çünkü,
Anadolu halkı, tüm dünya halkları kutsaldır, tüm dünyada yaşayan insanlar
önemlidir; ama, Anadolu halkı, binyıllardır yarattığı medeniyetlerle, tüm toplumlardan
daha önemlidir; sizden, önemli hizmetler beklemektedir.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum…
III. - YOKLAMA
(CHP sıralarından bir
grup milletvekili ayağa kalktı)
K. KEMAL ANADOL (İzmir)
-Yoklama istiyoruz. Toplantı yetersayısı…
BAŞKAN - Toplantı
yetersayısı aranacaktır. Kabul edenler…
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Yoklama istiyoruz. (AK Parti sıralarından "geçti, geç kaldınız"
sesleri) Sayın Başkan, toplantı yetersayısı dedik, ayağa kalktık.
AGÂH KAFKAS (Çorum) - Geç
kaldılar.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, maddelerine geçilmesinin oylamasından önce bir…
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Sayın Başkan…
BAŞKAN - Efendim?..
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Toplantı yetersayısı… Ayağa kalktık.
AHMET YENİ (Samsun) -
Sayın Başkan, geç kaldılar.
2 nci maddede istersiniz.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Hayır, hayır… 2 nci madde filan olmaz. Olur mu öyle şey?! Ayağa kalktık.
BAŞKAN - Sayın Anadol,
yoklama talebiniz var değil mi?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Sayın Başkanım, yoklama talebimiz var. Yanınızdaki arkadaşlar gördüler.
BAŞKAN - Maddenin
oylamasından önce bir yoklama talebi vardır. Şimdi o talebi yerine getireceğim.
Önce, yoklama talebinde bulunan sayın üyelerin isimlerini okutup, salonda bulunup
bulunmadıklarını tespit edeceğiz; şimdi sayacağız.
FARUK ÇELİK (Bursa) -
Sayın Başkan, Sayın Anadol'un talebi neticesinde ayağa kalkan 5 milletvekili
var. (CHP sıralarından "Hayır" sesleri, gürültüler) Biz şahit olduk
burada. Sayın Başkan, sizin tutumunuz bile bizi doğruluyor.
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Sayın Başkan, zatıâliniz, 20 kişi kalkmış olsaydı zaten görürdünüz. 5 kişiyi
göremediniz, 20 kişi olsaydı zaten görürdünüz. Oylama sırasında kalktılar
ayağa. Sayın Başkan, köylü bu yasayı engelleyenleri görüyor.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Tamam efendim… Kalabalık gelirsiniz, çıkartırsınız.
OYA ARASLI (Ankara) -
Kaçmayın yoklamadan.
BAŞKAN - Sayın Çelik, siz
yandan görüyordunuz. Biz buradan önden görüyoruz. Önden arkadaşlarla birlikte
öbür arkadaşlar da kalktılar, 20'yi geçiyorlardı. Şimdi tespit yapacağız.
Sami Tandoğdu, Türkân
Miçooğulları, Kemal Anadol, Ufuk Özkan, Atila Emek, Hüseyin Ekmekcioğlu, Nezir
Büyükcengiz, Nuri Çilingir, Gökhan Durgun, Mustafa Gazalcı, Şevket Arz, Feramus
Şahin, Orhan Diren, Mehmet Ali Arıkan, Algan Hacaloğlu, Halil Tiryaki, Osman
Coşkunoğlu, Oya Araslı, Mehmet Işık, Atilla Kart, Mehmet Yıldırım.
Elektronik cihazla
yoklama yapacağız.
Yoklama için 3 dakikalık
süre veriyorum. Adlarını okuduğum sayın üyelerin yoklama için elektronik cihaza
girmemelerini rica ediyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklamaya başlanıldı)
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Sayın Başkan, pusulalar…
(Elektronik cihazla
yoklamaya devam edildi)
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Süre doldu Sayın Başkan.
BAŞKAN - Süre doldu.
Gönderilen pusulaları okuyup, burada olup olmadıklarına bakacağız.
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Köylü, telaşınızı görüyor.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Marlborocular…
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Belli oluyor Marlborocular.
BAŞKAN - Ömer Kulaksız,
Sivas Milletvekili?.. Yok.
Mehmet Daniş,
Çanakkale?..
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Sayın Başkan…
BAŞKAN - Mevlüt
Çavuşoğlu?.. (CHP sıralarından "pusulaları almayın" sesleri)
Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya
Milletvekili?.. Yok.
Cengiz Kaptanoğlu,
İstanbul Milletvekili?.. Yok.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Bu pusulalar nasıl geliyor Sayın Başkanım?!
BAŞKAN - Niyazi Pakyürek,
Bursa?.. Yok.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Sayın Başkan, olacak iş değil. Pusulalar geliyor Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hayır, onları
almıyoruz biz burada. Benim elimdekiler sadece.
OYA ARASLI (Ankara) -
Hâlâ pusula geliyor. İçtüzük ihlali. Süre bittikten sonra pusula kabul edilmez.
BAŞKAN - Ahmet Kambur?..
Yok.
Afif Demirkıran?.. Yok.
(CHP sıralarından
"hâlâ pusula geliyor, almayın" sesleri)
Nurettin Aktaş?.. Yok.
Mehmet Aydın, İzmir?..
Yok.
İlyas Arslan, Yozgat?..
Burada.
Faruk Özak, Trabzon?..
Burada.
Faruk Koca, Ankara?..
Yok.
Mahmut Uğur Çetin?..
Burada.
Mehmet Özlek?.. Yok.
Ayrıntılı bir şekilde
bilgi vereyim: Cihazda 161 üyemizin var olduğu belliydi. 4 üye de, pusulaları
okuduk; burada olduğunu tespit ettiğimiz 4 üye var, olmayanlardan başka. 20 de
talep eden arkadaşımız vardı. Birlikte tam 184'ü buluyor; yani, toplantı
yetersayısı vardır.
OSMAN KAPTAN (Antalya) -
Sayın Başkan, sizin büyük gayretinizle oldu bu sayılar!
VI.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER(Devam)
6.-
Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu ve 9 Milletvekilinin; Tütün, Tütün
Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması
ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046
Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (2/722) (S. Sayısı: 1113) (Devam)
BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı; yoklamayı
da yaptık.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Şimdi, sayın
milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. O nedenle,
malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun
komisyon metninde bulunmayan; ancak, tasarı veya teklifle çok yakın ilgisi bulunan
bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı
önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı, İçtüzüğün 87 nci
maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür.
Bu nedenle, önergeyi
okutup Komisyona soracağım. Komisyon, önergeye salt çoğunlukla, 21 üyesiyle
katılırsa, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun
salt çoğunlukla katılmaması halinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.
Şimdi, önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 1113 sıra sayılı kanun teklifine aşağıdaki hükmün eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
Madde 1.- 4733 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına, ilk cümlesinden sonra gelmek üzere
aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Kurumca yapılan
tescil, gelir vergisi uygulaması bakımından ticaret borsalarına yapılan tescil
hükmündedir."
|
|
Ünal
Kacır |
Şevket
Gürsoy |
Mahmut
Göksu |
|
|
İstanbul |
Adıyaman |
Adıyaman |
|
|
Abdurrahim
Aksoy |
Cavit
Torun |
Hamit
Taşcı |
|
|
Bitlis |
Diyarbakır |
Ordu |
|
|
Ahmet
Yeni |
Mehmet
Özyol |
|
|
|
Samsun |
Adıyaman |
|
BAŞKAN - Komisyon,
önergeye salt çoğunlukla katılabiliyor musunuz?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz hazır
olmadığı için katılamıyoruz.
BAŞKAN - Komisyon
önergeye salt çoğunlukla katılmamış olduğundan, önergeyi işlemden kaldırıyorum.
Şimdi, 1 inci maddeyi
okutuyorum:
TÜTÜN, TÜTÜN MAMULLERİ, TUZ VE ALKOL İŞLETMELERİ GENEL
MÜDÜRLÜĞÜNÜN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE TÜTÜN VE TÜTÜN
MAMULLERİNİN ÜRETİMİNE, İÇ VE DIŞ ALIM VE SATIMINA, 4046
SAYILI
KANUNDA VE 233 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR KANUNA BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ HAKKINDA
KANUN TEKLİFİ
MADDE 1.- 3/1/2002
tarihli ve 4733 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 4.-
Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Anonim Şirketi, ülke genelinde
ürün arzının devamlılığını sağlamayı ve yerli tütünden yapılan sigaraların
harman reçetelerinde kullanılan tütün çeşitlerinin geleceğini güvence altına
almayı teminen, 2005 ürün yılı için sözleşme imzalanan üreticiler ile anılan
yılda sözleşme yapılan miktarları aşmamak ve 2005 ürün yılı için bölge menşe ve
neviler itibariyle uygulanan fiyatlar esas alınmak koşuluyla 2006 ürün yılı
için tütün üretim ve alım-satım sözleşmesi imzalayabilir.
Şirketin stoklarında
bulunan ihtiyaç fazlası idare stoku tütünler, destekleme stoku tütünlerin
satışında uygulanan usul ve esaslar dahilinde satılabilir."
BAŞKAN - Madde üzerindeki
söz istemleri; Anavatan Partisi Grubu adına İbrahim Özdoğan, Erzurum
Milletvekili; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Osman Coşkunoğlu, Uşak
Milletvekili.
Kişisel söz istemleri;
Ahmet Yeni, Samsun Milletvekili, İrfan Yazıcıoğlu, Diyarbakır Milletvekili;
Osman Coşkunoğlu, Uşak Milletvekili, Ümmet Kandoğan, Denizli Milletvekili;
Mehmet Eraslan, Hatay Milletvekili.
Buyurun Sayın İbrahim
Özdoğan.
Süreniz 10 dakikadır.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; 1113 sıra sayılı Sayın Mahmut Göksu ve 9 arkadaşının verdiği kanun
teklifi üzerine Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum…
BAŞKAN - İbrahim Bey, bir
dakika…
Değerli arkadaşlarım, çok
uğultu var. Siz, büyük olasılıkla dinlemek isteyenleriniz, İbrahim Beyi
duyamıyorsunuz, biz de duyamıyoruz. O yüzden, lütfen, sessizliği sağlayalım.
Ayaktakiler de otursun
arkadaşlar, ayaktaki arkadaşlarımız da otursunlar; çünkü, ayak divanında
gürültü daha fazla oluyor.
Buyurun İbrahim Bey.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)
- Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Değerli arkadaşlar, 1113
sıra sayılı kanun teklifi üzerine Anavatan Partisi Grubu adına söz almış
bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
konuya geçmeden önce, Yaşlılar Haftası münasebetiyle, ömrümüzün güzelliği ve
bereketi yaşlılarımızın bu haftasını kutluyor ve onlara sağlıklı, uzun ömürler
dilerken, bütün yaşlılarımızın ellerinden öpüyorum.
Değerli arkadaşlar, bu
teklif edilen yasa teklifi nedeniyle, Sayın Mahmut Göksu ve arkadaşlarına
kerhen, cılız bir teşekkür ediyorum; çünkü, bu yasa teklifini…
MEHMET BEŞİR HAMİDİ
(Mardin) - Cılız teşekkür nasıl olur?
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)
- Cılız bir teşekkür ediyorum, evet.
Bu yasa teklifini tütün
üreticilerine bir rüşvet olarak hazırlamışlardır. Bunu nereden anlıyoruz; bunu,
yasa teklifinin içeriğine baktığımız zaman, üreticiler ile Tekel arasındaki
2006 yılı için sözleşmeden bahsediliyor; daha sonra, tabiî ki, fikir
değiştiriliyor -belki seçim zamanında olur, 2007'nin sonunda olur- 2007 yılı da
bu kapsama alınıyor. Bunun için cılız ve kerhen teşekkür ediyorum değerli
arkadaşlar.
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Lazım değil, iade ettik, sana iade ettik.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)
- Ben sana etmiyorum. Ben seni tanımıyorum bile, ben seni tanımıyorum bile;
görmüyorum…
BAŞKAN - Karşılıklı
konuşmayalım.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)
- Ben seni görmüyorum.
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
İade ettik… Teşekkürün senin olsun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)
- Hadi oradan!..
BAŞKAN - İbrahim Bey, Sayın
Özdoğan, siz Genel Kurula hitap ediniz.
Siz de müdahale etmeyin
arkadaşlar.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)
- Değerli arkadaşlar, tütün üreticisi, IMF talimatları neticesinde, maalesef,
perişan edilmiştir. Bunu nereden anlıyoruz; Adana Tekel Fabrikasının ve Malatya
Tekel Fabrikasının kapatılmasından anlıyoruz. Sayın Denizli Milletvekili
Mustafa Gazalcı'nın da bahsettiği gibi, burada, bu iki fabrikada en kaliteli
Türk tütünleri üretiliyordu, sigara yapılıyordu. Bunu buradan anlıyoruz; ama,
seçimler nedeniyle tütün üreticisine böyle bir rüşvet verilmiştir. Ben, buradan
tütün üreticisine, verilen bu rüşvete aldanmamalarını ve bunu unutmamalarını
salık veriyorum.
Değerli arkadaşlar, 2005
yılı istatistik verilerine baktığımızda, ülkemizde, yaklaşık olarak 255 000
ailenin tütün ziraatıyla uğraştığı bilgisine ulaşıyoruz. Şöyle kabaca bir
hesapla, her ailenin 5 kişiden oluştuğunu varsayarsak, tütün ziraatının
getirisine geçimini bağlamış insanlarımızın sayısının milyonlarla ifade
edilebileceğini söyleyebiliriz. Bu yönüyle baktığımız zaman, tütün ziraatını,
hem ekonomik hem de sosyal politika unsurlarından biri olarak görebiliyoruz. Üreticiyi
dinlediğimiz zaman, tütün üretimi hakkında Yüce Meclisimizi yakından
ilgilendiren bazı hassas noktaları çok çarpıcı bir biçimde görüyoruz.
Değerli arkadaşlar, tütün
ekimi yapılan arazilerin önemli bir bölümünde başka tarımsal ürün
yetiştirilemiyor. Yani, tütün üreticisi, keyfinden değil, başka seçeneği
olmadığından tütün üretimi yapmaya başlamış; fakat "başka seçeneğimiz yok,
tütün ekelim" demekle iş bitmiyor. Tütün, bir ziraî ürün olarak, diğer pek
çok üründen daha fazla bilgi birikimi, tecrübe ve zahmet gerektiriyor. Yani,
öyle, haydi yapalım deyince tütün ekimi yapamıyorsunuz; çünkü, bu işin çok
fazla teferruatı var; bilgi lazım, deneyim lazım, çok yoğun bir emek lazım.
Yani, vatandaş, geçimini temin etmek için tütün ekmekten başka şansı olmadığını
görmüş, tütün ekimini gerçekleştirebilmek için hayli çaba sarf etmiştir. Bu işi
yapabilmek için ömür kesesinden harcamış, tecrübe kazanmış, sonunda iş öyle bir
noktaya gelmiş ki, bugün yüzbinlerce ailenin yediği ekmek, içtiği su tütün
olmuş, bu insanlar tütün ziraatını meslek edinmişlerdir. Şimdi üretici kan
ağlıyor. Dahası, tütün üreticisi kan ağlamakta sonuna kadar haklıdır. Tütün
üreticisi, devletin desteğinden mahrum kalmış, devletten destek alamıyor,
üretim desteklenmeyince üretici mağdur oluyor; bu bir.
Bir ikincisi de, devlet,
tütün üretimini sadece desteklemez, aynı zamanda yönlendirir. Yani, devlet,
üretimi sınırlar ya da duruma göre artırır; üreticiyle sözleşme yapar, tütün
pazar payının artışını ya da azalışını denetler. Devlet, tütün üreticisinden
sadece desteğini çekmemiş, aynı zamanda yönlendirici etkisini de bırakmıştır.
Tütün üreticisi ortada kalmıştır.
Sağlıklı yaşamın
gereklerini ömrüm boyunca savundum ve savunmaya devam edeceğim. Ben de çok iyi
biliyorum ki, tütün mamulleri sağlığa zararlıdır. Tütün mamulleri sağlığa
zararlıdır; fakat, siz, bununla mücadele ediyorsanız, tutarlı olacaksınız.
Tütün üretimine karşıysanız, tütün üretimini sınırlandırırsınız; ama, bu işten
geçimini temin eden milyonlara yeni bir geçim kapısı açmak, hiç değilse bir yol
göstermek, yaralarını sarmak da boynunuzun borcudur; ama, ne yazık ki, AK Parti
Hükümeti bu samimiyeti gösterememiştir.
Bakınız, hükümetin tütün
politikasıyla ilgili bir başka çarpıklığı daha burada ortaya serelim. Hükümet
ne yapıyor; bir taraftan yerli tütün üreticisine sırt çeviriyor, diğer taraftan
da piyasada kayıtlı satılan sigaraya zam üstüne zam yapıyor. Peki, bunu
yapmalarındaki amaç ne; sigarayla mücadele. Niyetiniz gerçekten sigarayla
mücadele etmekse, o zaman niye gümrüklerde kaçak sigaranın önünü alamıyorsunuz?
Yani, pratik olarak şunu
söylemek istiyorum: IMF'nin dayattığı dayatmalara göre siz Amerikan çiftçisine
mi çalışıyorsunuz? Bugün, Meclise 500 metre uzakta, Kızılay'ın göbeğinde tabla
tabla sigara satılıyor. Bugün, Çorum Sungurlu'da, Yozgat Yerköy'de vatandaşın
cebine bakın; kaçak sigara. Neden; çünkü, tiryaki kısa dönemde sigarayı bırakma
eğilimi gösteremiyor. Kayıtlı satılan sigara aşırı pahalanınca ve gümrükler
idaresinin özeti kepazelik olunca, bunun sonucu kaçakçılıktır. Sonuç ne? Siz,
sözde sigarayla mücadele diye tütün üreticisinin belini kırdınız, değişen
hiçbir şey olmadı. Şimdi aynı mecrada kaçakçılar cirit atıyor.
Değerli arkadaşlar,
Aksiyon Dergisinin 02.05.2005 tarihli sayısında Hakan Güven'in haberine
bakarsanız, bu işin kimler tarafından yönlendirildiğini görürsünüz. Devletin
Gümrük Müfettişi Mehmet Eryılmaz, İçişlerine sunduğu raporda diyor ki:
"Türkiye'de sigara kaçakçılığı patladı ve bu iş Barzani'nin tekeline
girdi."
İçişleri Bakanlığı uyuyor
mu?! Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?! Sizin uyguladığınız çarpık politikalar
neticesinde ülke genelinde Tekel yüzde 40 pazar kaybediyor, bu oran doğu
illerinde yüzde 70'lere kadar çıkıyor. Tekel duman olmuş durumda. Tütün ekicisi
perişan, kan ağlıyor; ama, sigara satışında ve sigara kullanımında değişen
hiçbir şey yok. Değişen tek şey, eskiden Tekelin kazandığı parayı şimdi
kaçakçılar kazanıyor Sayın İçişleri Bakanının sayesinde.
Sayın hükümet üyeleri,
eğer yüzünüz çarpıksa aynaya kızmayın. Bu halk, sizin çarpık icraatlarınızın
aynasıdır. Bu halk feveran ediyorsa, ortada bir haksızlık vardır, ortada bir
hadsizlik vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayın
lütfen.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)
- Hemen toparlıyorum Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
İşte, biz, bu haksızlığı,
kaynak ve isim belirterek ortaya koyduk; ama hükümetten şu saatten sonra iyi
bir şey yapmasını beklemek de saflık olur. Çiftçi, dostunu düşmanını
anlamıştır. Anavatan Partisi olarak, bu çiftçiye hakkını vermek bizim
boynumuzun borcudur.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, Uşak Milletvekili Sayın Osman Coşkunoğlu; buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA OSMAN
COŞKUNOĞLU (Uşak) - Sayın Başkan, kişisel söz hakkım da var; birleştirmek
mümkün mü?
BAŞKAN - Eğer durum
müsait olursa, bakarız; ama, şimdilik gözükmüyor.
OSMAN COŞKUNOĞLU
(Devamla) - Peki, teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun
Teklifinin 1 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşmak
için huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlarım.
Tütün konusunda
konuşuyoruz. Tütün, bugün, belki çok daha farklı bir şekilde konuşabileceğimiz
bir konu olabilirdi. Tütünün hikâyesi, çok hazin ve Türkiye'de, birçok konuda
yapılmış olan, geçmişten beri, otuz yıldır yapılmış olan yanlış politikaların,
uygulanmış olan yanlış politikaların ve yanlış anlayışların bir örneğini daha
gösteriyor bize.
Değerli milletvekilleri,
yaklaşık otuz yıl önce, ben, asistan olarak, doktoramı yapmak için Amerika'ya
gittiğimde, etrafta "Türk tütünü kullanırız" diye bir sigaranın
reklamı vardı; billboard'larda, televizyonlarda, dergilerde, her yerde, bu
sigara markası -bir marka sigara, marka söylemek istemiyorum burada, hepinizin
bildiği bir marka yalnız- içinde Türk tütünü var diye övünüyordu etrafta. Şark
tütünü söylenen; ama, Türk tütünü diye yazıyordu. Yani, Türk tütünü bir
markaydı otuz yıl önce. Tanrının bize bahşetmiş olduğu özel bazı koşullar
içerisinde yetişen, onun aromasını alan ve onu yetiştiren üreticinin emeğini
alan bir üründü, dünya çapında bir ünü olan üründü. Bugünlerde, birçok konuda
bir dünya markası yaratmak çabası içerisindeyiz. Hiçbir çabaya gerek kalmadan
sadece üreticimizin emeğiyle ve doğa koşullarımızın verdiği olanaklar
içerisinde Türk tütünü bir markaydı, kendiliğinden bir markaydı. Şimdi?.. Kim
yıktı bunu? Kim yıktı bu Türk ürünü diye marka olmuş olan özel ürünü? Bunu
büyük şirketler, tekeller mi yıktı? Acaba onlara mı kabahat bulmak gerekir,
yoksa, onlara teslim olmuş hükümet politikalarına mı kabahat bulmak gerekir?
Biz, burada, Türkiye
Büyük Millet Meclisinde, Türkiye'yi yönetme iddiasıyla ortaya çıkan hükümetleri
denetliyoruz. Karşımızdaki sorumlular, yanlış hükümet politikalarıdır ve bunlar
da devam etmektedir.
Kim kaybediyor, kim
kazanıyor? Tütünü ve tütün üreticisini ezerek, Tekeli yok etmeye çalışarak kim
kazanıyor, Türkiye ekonomisi mi kazanıyor?
Size bazı değerler
vereyim ben. Gayri safî millî hâsılamızın, yani, Türkiye'nin tüm ekonomik
gelirinin yaklaşık olarak yüzde 4'ü kadarı Tekelin satış hâsılatıdır;
yirmibeşte 1'i; her 25 lira için Türkiye'de 1 lirası Tekelin satış hâsılatından
gelmektedir. KDV'sini, fonları, kesintileri, vergileri de dikkate alınınca,
toplam verginin yaklaşık yüzde 3,5'i sigara
ürünlerindendir. Enflasyonu vergiler nedeniyle en fazla etkileyen ürün
kalemi tütündür Merkez Bankasının açıklamalarına göre. Enflasyonu en güçlü
yukarıya doğru iten ürün tütündür. Devlet bundan belli miktarda para kazanıyor,
üreticiye ne oluyor peki; üretici ne durumda; Sayın Gazalcı daha önce, bugün
Manisa'nın Kırkağaç İlçesinde olan örgütlü, geniş, siyasî değil, üretici
örgütlerine, birliklerine dayalı mitingden söz etti size.
Ben, bugün, biraz önce
Uşak'tan geldim; Meclisteki çalışmalarım için Uşak'tan geldim; fakat, Uşak'taki
tütün üreticisi perişan durumunu bana orada iken anlattı. Hatta ve hatta, şöyle
bir olay oldu, onu da sizinle paylaşmak isterim. Evvelsi gün gece Uşak'ta yerel
bir televizyondaydım, televizyon programındaydım. Bir Karahallımız,
Karahallı İlçemizin Duraklı Mahallesi
Muhtarı aradı canlı yayında. Bana dedi ki -orada herkese diyor televizyonda- "anlıyoruz,
Avrupa Birliğinin baskısıyla çiftçi nüfusunu azaltmak istiyorlar. Bu gidişle
zaten çiftçi nüfusu yüzde 1'e düşecek" diyor
Sevgili milletvekilleri,
Anadolu boşalıyor, göç ediyor; bu mudur Avrupa Birliğinin baskısı altında
çiftçi sayısını azaltmanın yolu?! Göç ediyor, büyük şehirlerde sorun oluyor. Bu
tütün politikası ve tarım politikasıyla kim kazanıyor? Üretici kazanmıyor, ülke
kazanmıyor; kim kazanıyor? Neye hizmet eden politikalar bunlar?
Değerli arkadaşlarım,
rakamlar verildi; 2000 yılında 583 000 tütün ekicisi vardı, bugün, bu, yarıya
inmiştir. Nereye gitti gerisi? Alternatif ürün; herkes söyledi. O topraklarda
alternatif ürün çok zor, bazen de imkânsız. Nereye gitti, bu, eskiden tütün ve
Türkiye'nin marka olarak "şark tütünü" diye marka olmuş tütününü
üreten üreticisi nereye gitti; büyük kentlere göç ediyorlar.
Tekelin gözden kaçan bir
rolü daha vardır; bugün o rolü oynayamıyor maalesef. Bunu, sosyaldemokrat
Cumhuriyet Halk Partisi politikalarını AKP Hükümeti uygulasın diyemiyoruz,
uygulayamaz, mümkün de değil zaten, çıkar ilişkileri nedeniyle; fakat, AKP'nin
kendi ideolojisi içerisinde, serbest piyasa ekonomisi anlayışı içerisinde bile
yürütülen politikalar yanlıştır. Piyasa, eşitler arasındaki müzakere sonucunda
oluşur. Dünya tekeli olacak güçteki sigara fabrikalarının, güçlü tüccarların
karşısında, bizim üretici, eşit bir müzakere, eşit bir tartışma, eşit bir
pazarlık olanağına sahip midir, bizim küçücük üreticimiz?! Bir dev ile bir
küçüğü bir araya getirip, haydi tartışın, haydi bir pazarlık içerisinde bir
piyasa oluşturun demek mümkün mü?! Bunu, en basit piyasa ekonomisini bilen bir
insan bile, bunun geçerli bir piyasa ekonomisi olmadığını bilir. Güçlü olan
dikte eder arzusunu, tüccar gelir, dikte eder arzusunu. Nitekim, fiyatlardan
belli bu. Çiftçinin bir tercihi var mı, çiftçinin alternatif bir pazarı var mı,
çiftçi kaldırıp o tütünü götürüp de pazarda satabilecek mi, manavda satabilecek
mi; hayır. Eli mahkûm gelen tüccara. Bunun adına piyasa ekonomisi mi diyoruz?!
Dolayısıyla, ne bir
ideoloji ne bir ekonomi anlayışının, ne ülke ekonomisine ne üreticiye ne
devlete hiçbir yararı olmayan Tekel politikalarının devamı olarak, maalesef, bu
üzüntü verici noktaya geldik.
Şimdi ne yapıyoruz bu
üzüntü verici noktada; gecikmiş bir yasa teklifiyle, önümüzdeki yasa
teklifiyle... Gecikmiştir; çiftçimiz, tarlasını hazırlama, tütün ekeceği yeri
hazırlama döneminde, kuşku içerisinde, endişe içerisinde beklemiştir uzun bir
süre. Gecikmiş bir yasa teklifi ve gecikmiş, daha doğrusu yetersiz, gecikmişin
ötesinde yetersiz bir yasa teklifini görüşüyoruz.
Bununla da idare edelim,
bununla da idare edelim diyeceğiz şimdi. Bu sene bununla da idare edelim; ama,
gerek ülkemiz açısından gerek... Dışticaretten bahsetmedim.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla) - Bağlıyorum Sayın
Başkan.
BAŞKAN - Lütfen,
toparlayın.
OSMAN COŞKUNOĞLU
(Devamla) - Biz, tütün üreticimizi ezmek pahasına, tütün üreticisi sayısını
azaltmak pahasına, biz, tütün ürününü azaltmak pahasına, biz, yabancı tütüne
teslim olmak pahasına geldiğimiz bu noktada sigara tüketimini azaltabildik mi;
hayır. Ne oldu; yine elimdeki rakamlara göre, tütün ithalatı ikiye katlandı.
Türkiye, zaten, cari açığı, ithalat ile ihracat arasında ciddî bir farkı olan
bir ülke olarak, daha önce Türk ürünü diye marka olmuş tütün ihraç ederken,
şimdi, tütün ithalatçısı durumuna geliyoruz. Tütün ithalatı ikiye katlanmıştır.
Değerli arkadaşlar, bu
gerçekleri inkâr etmeye imkân yok. Tütün üreticileri, bugün geldiğim Uşak'tan
sizlere hep selam söyledi. Muhtarlar aradı, bunları yansıtmamızı istedi kendi
köyleri hesabına.
Bu arada, muhtarlardan
bahsetmişken, Sayın Bakanım, muhtarlar, size iletmem için bir mesaj gönderdi
benimle. Sosyal güvenlikten yoksun olduklarını biliyorsunuz. IMF sınırları
içerisinde, bütçenizde muhtarlarımızı da düşünmeniz gerektiği inancındayım.
Kendilerinin selamıyla birlikte, bu dileklerini de…
AYHAN ZEYNEP TEKİN (BÖRÜ)
(Adana) - Yeni zam verdik.
OSMAN COŞKUNOĞLU
(Devamla) - O zam yetmiyor ama; yetmiyor…
Bir muhtarımın ifadesiyle
"hastaneye düşecek olsak orada rehin kalacağız vekilim" diyor
muhtarım. Onu da size ifade etmek isterim.
Bu yanlış politikalardan
vazgeçmek umuduyla, hepinize saygılar, sevgiler sunarım.
BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, birleşime 19.15'e kadar ara veriyorum.
Kapanma Saati: 18.38
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 19.21
BAŞKAN: Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79 uncu Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum.
1113 sıra sayılı kanun
teklifinin görüşmelerini kaldığımız yerden devam ettireceğiz.
VI.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER(Devam)
6.-
Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu ve 9 Milletvekilinin; Tütün, Tütün
Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması
ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046
Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (2/722) (S. Sayısı: 1113) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına, Samsun Milletvekili Ahmet Yeni. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Ahmet Bey, sizin kişisel
söz isteminiz de var; ikisini birleştirelim mi?
AHMET YENİ (Samsun) -
Birleştirelim.
BAŞKAN - Ayrı ayrı
konuşmanıza gerek yok; süre kazanalım.
AHMET YENİ (Samsun) - Az
konuşacağım…
BAŞKAN -Tamam.
Buyurun.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Fazla konuş, fazla; Tekel hakkında!..
AK PARTİ GRUBU ADINA
AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1113
sıra sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün
Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış
Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun
Teklifinin 1 inci maddesi üzerinde AK Parti Grubunun görüşlerini açıklamak
üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; dünyada tütün üretiminde Çin, Brezilya, Hindistan, Amerika
Birleşik Devletleri, Zimbabwe'nin ardından 6 ncı sırada bulunan ülkemizin,
dünya tütün üretimi içerisinde aldığı pay yüzde 2,5 mertebesindedir. Tütün
verimi ise dünyada ortalama olarak dekara 160 kilogram iken, bu rakam ülkemizde
dekar başına 80 kilogramdır. Daha sağlıklı bir yaşam oluşturma çabaları sonucu
yükselen bilincin bir yansıması olarak tütün üretimi, yıllar itibariyle, sadece
ülkemizde değil, tüm dünyada azalma eğilimindedir. Bu nedenle, tütün üretimi
yapılan alanlarda alternatif ürüne yönelinmesi noktasında teşvik ve destekleme
politikaları ülkemizde de uygulamaya konmuştur.
İktidarımız öncesinde,
Tekelin, ihtiyacının da üzerinde tütün aldığı, popülist yaklaşımlar nedeniyle
stok biriktirdiği bir geçektir. Biz, bugün, gerçekçi olmak zorundayız. Siyasî
sorumluluğumuz ve makro ekonomik hedeflerimiz bunu gerektirmektedir. Türkiye
"onlar ne veriyorsa, ben 2 mislini veriyorum" söylemleriyle seçim
meydanlarında nutuk atan, seçim vaatlerinde bulunan basiretsiz siyasetçiler
görmüştür. Oysa, insanlara 2 misli ödeme yapanların dağıttığı ulufeler,
çocuklarımızdan çalınan gelecek, tüm Türkiye'nin sofralarından eksilen ekmekti.
Tüm bunların bilincinde olan AK Parti İktidarımız, dünyada bu konuda gelişen
politikaları da görmezden gelmeyerek orta bir yol izlemenin, ülkemiz ve tütün
üreten çiftçilerimiz yararına olacağını düşünmektedir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; ben, yıllarca, Samsun'un Bafra İlçesinde tütün
yetiştiren bir ailenin çocuğuyum. Tütünün, tütün yetiştirmenin zorluğunu çok
iyi bilmekteyim ve gerçekten, tütün parasıyla da tahsil yaptım; ancak, aynı
zamanda, KİT Komisyonu üyesiyim ve Tekeli denetleyen ekip arasındayım.
Ülkemizde, 2005 ürün yılı
itibariyle, yaklaşık 255 000 aile tütün ziraatıyla uğraşmaktadır. Söz konusu
üreticilerin 156 000 tanesi, Tekelle, tütün üretim ve alım-satım sözleşmesi
imzalamıştır ve bunun karşılığında üretilmiş bulunan yaklaşık 47 000 ton tütün,
2006 yılı şubat- mayıs ayları arasında ambarlanacaktır.
Tütünün ondört aylık bir
emek sonucunda üretilen bir ürün olması nedeniyle, tütün üreticilerinin 2006
yılı ürünleriyle ilgili olarak tarla hazırlıklarına şubat ayı içinde
başlamaları tarımsal bir zorunluluktur.
Bundan ötürü, ekicilerin tütün üretip üretmeyecekleri, üretilecekse üretim
izinlerinin ne kadar olduğunun kısa bir zaman içerisinde kendilerine
bildirilmesi zaruret arz etmektedir.
2005 ürün yılında ülke
genelinde sözleşme imzalamak suretiyle, 2005 ürünü tütünlerin satışı, esas
bölge, menşe ve nevi fiyatları esas alınarak, 2006 ürün yılı için tütün üretim
ve alım-satım sözleşmesi imzalanması yerinde olacaktır. Ayrıca, alımı yapılmış
ve Tekelce üretilen sigara harmanlarında kullanılmayan nevi ve gradlardaki
idare tütünlerinden veya sigara harmanlarında kullanılmasına rağmen pazar
payındaki kayba paralel olarak stoklarda birikmiş bulunan idare tütünlerinden
ekonomik değeri bulunanların değerlendirilmesi amacıyla, piyasa koşullarında
satışa imkân tanımak için söz konusu düzenlemeye de ihtiyaç bulunmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 2006 yılı başı itibariyle, Tekelin depolarında -buraya
dikkatinizi arz etmek istiyorum- 128 481 tonu idare, 195 162 tonu destekleme
olmak üzere, toplam 323 643 ton tütün stoku bulunmaktadır.
2003/5446 sayılı Bakanlar
Kurulu kararı, destekleme stoklarında bulunan tütünlerin gerektiğinde
maliyetlerinin de altında ihraç edilmesine imkân tanınmış olmasına rağmen,
idare stokunda bulunan ihtiyaç fazlası
tütünlerimize talep gelmesi halinde bile stok maliyetlerinin yüksekliği
nedeniyle oluşan yüksek fiyatlardan ötürü satışları gerçekleşememektir.
Tütünlerin daha fazla eskiyip içim nefasetlerini kaybetmemesi ve stok
maliyetlerinin artmaması için gerektiğinde maliyetlerinin de altında, piyasa
şartlarına göre satışı zorunlu kılmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Samsun'un her tarafında, Amasya'da, Taşova'da, Gümüşhacıköy'de
ve buralarda da tütün yetiştirilmektedir. Tütün tüccarlarının 2005 yılında,
sözleşme yaptıkları üreticilerin tütünlerine, tütün alım sözleşmesinin 8 inci
maddesini suiistimal etmek suretiyle çok düşük fiyat verdikleri, Samsun
Bafra'daki muhtarlarımızın şahsıma gönderdikleri yazıda gerçekten ifade
edilmektedir.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Ne yaptınız?
AHMET YENİ (Devamla) - Ve
birçok köy muhtarımızın da bu konuda imza altına koyduğu yazı, muhalefet
partisine geldiği gibi, benim de elimde ve sıralamak istiyorum birkaç köyümüzü.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Sonuç?..
AHMET YENİ (Devamla) - Ziraat
Odaları Başkanı, Muhtarlar Derneğimiz… Biz, bunlarla sık sık görüşmeler
yapıyoruz.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Netice ne oldu?
AHMET YENİ (Devamla) -
Sürmeli Köyü, İkiztepe Köyü, Bafra'nın Çalköy Köyü, Yeşilköy, Hıdrellez…
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Sonuç ne oldu, sonuç?.. Tütünlerini yakıyorlar, sonuç ne oldu?
AHMET YENİ (Devamla) -
…Elalan, Gümüşyaprak, Kanberli, Derbent, Doğankaya, İlyaslı, Ozan, Barışköy,
Düzköy gibi köylerimizle, ben bir taraftan kendileriyle görüyorum.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - Tütün
yakıyorlar Bafra'da, sonuç ne?
BAŞKAN - Müdahale
etmeyelim arkadaşlar.
AHMET YENİ (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, sonuç olarak, biz bu problemi çözmek için, işte burada
bir kanun teklifi, bir tasarı sunduk. İnşallah, biraz sonra hep beraber
oylayacağız.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
İyileştirme mi oldu?!
BAŞKAN - Feramus Bey,
müdahale etmeyin.
AHMET YENİ (Devamla) - Ve
bu konuda… Değerli arkadaşlar, bakın bu konuda…
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Sonuç ne oldu Sayın Başkan, sonuç?..
BAŞKAN - Sırası gelince
siz de konuşuyorsunuz. Bir dakika…
AHMET YENİ (Devamla) - Bu
konuda sözleriniz varsa gelip konuşursunuz.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Sen İktidar Partisi Milletvekilisin, sen konuş. Samsun'da, Bafra'da tütün
yakıyorlar.
AHMET YENİ (Devamla) -
Ancak, burada farklı konuşup, tütün yetiştirenlerle farklı konuşmak bize uygun
bir davranış değil.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Bafra'da tütün yakıyorlar, konuş da, sonuç ne?
BAŞKAN - Lütfen, müdahale
etmeyelim arkadaşlar.
AHMET YENİ (Devamla) -
Tütün Üst Kurulu bu konuyla mutlaka ilgilenmelidir. Bizim Tütün Üst Kurulumuz
var. Onun dışında, özel sektörün de sözleşme şartlarına uygun alım yapma
mecburiyeti de var. Bu konuyu da yakından gerçekten takip ediyoruz.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Tütünleri yaktırmayacak mısınız?!
AHMET YENİ (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, tütün yerine biz son günlerde alternatif ürünler ortaya
koyduk ve birçok teşvikler verdik.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Ne kadar verdiniz teşvik?
AHMET YENİ (Devamla) -
Yavaş yavaş tütünden alternatif ürünlere doğru geçişin olduğunu vatandaşlarımız
biliyor…
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Ne kadar teşvik verdiniz?
BAŞKAN - Müdahale etmeyin
arkadaşlar.
AHMET YENİ (Devamla) - …
ve yine geçende, Bafra'da damızlık sığırlar dağıttık; çünkü, mutlaka, bizim…
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Ya, damızlık sığırla tütünün ne ilişkisi var şimdi; bu nasıl bağlantı?!
AHMET YENİ (Devamla) -
…bir şekilde tütünden başka tarafa geçme mecburiyetimiz var. Depolarımızda,
biraz evvel bahsettiğim gibi, yakılmayı bekleyen tütünler var, Türkiye'nin her
tarafında. Bunu yakmaya kalksanız, bir maliyeti var ve onun dışında bir doğa
meselesi var, kirlilik meselesi var.
O bakımdan, değerli
arkadaşlar, biz, çiftçilerimizi, adım adım, gerçekleri söyleyerek, popülist
politikalar yapmadan, alternatif ürünlere doğru geçirmeye çalışıyoruz ki,
mısırda böyle yaptık, diğer ürünlerde de böyle yaptık; artık, mısır ithalatı
kesildi.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Şekerpancarında öyle yaptınız!
AHMET YENİ (Devamla) -
Neden; tütün yerine mısır yetiştirilmeye başlandığı için.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Şekerpancarında ne yaptınız Milletvekilim?
AHMET YENİ (Devamla) -
Sayın Başkan, değerli üyeler; kanun teklifiyle, 2005 yılında Tekel Anonim
Şirketiyle sözleşme imzalayan tütün üreticilerinin, 2006 yılı için, 2005 yılı
tütün fiyatları üzerinden Tekel Anonim Şirketiyle yeniden sözleşme yapmalarına…
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- O değişiyor, önergeyle değişiyor Sayın Milletvekilim.
AHMET YENİ (Devamla) -
…imkân tanınarak ortadaki belirsizliğin kaldırılmasına ve aynı zamanda idarenin
stoklarında bulunan ihtiyaç fazlası tütünlerin satılmasına imkân tanınacaktır.
Sözlerime son verirken,
görüşülmekte olan kanun teklifinin tütün çiftçilerimize hayırlı olması
temennisiyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Hayır, tütünle damızlığın ne ilişkisi var, onu anlayamadım!
BAŞKAN - Kişisel söz
istemi, Ünal Kacır, İstanbul Milletvekili; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol
İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün
Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 sayılı Kanunda ve 233
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Bir Geçici
Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifinin 1 inci maddesi üzerinde kişisel
görüşlerimi arz etmek üzere huzurlarınızdayım; Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; üç yıl önce Parlamentoya geldik ve KİT Komisyonu üyesi olarak
görev yapıyorum. Arkadaşlarımızla birlikte, muhalefetten ve iktidardan
arkadaşlarımızla birlikte, KİT Komisyonunda çalışıyoruz ve Tekel alt
komisyonunda da görev yapıyorum.
Biz geldiğimizde,
destekleme alımı neticesinde, stoklarda 400 000 ton civarında tütün vardı. 400
000 ton… Yıllarca alınmış, stoklanmış, bekletilmiş. Tabiî, stoklarda bunların
beklemesi sadece lafla olmuyor. Bunların rutubetten koruması, dış etkilerden
korunması, zararlı haşarattan korunması için harcamalar yapılıyor. Evet, şimdi,
bu tütün miktarı 195 000 tona inmiş vaziyette. Bunun da takriben 50-60 bin tonu
satılmak üzere, henüz neticelendirilmemiş bir satış sözleşmesi var, o da
satılmak üzere; ama, tabiî, bu, 3 Ocak 2002'de çıkarılan 4733 sayılı Kanuna
göre, artık destekleme alımları durdurulmuş ve sadece ihtiyaç kadar ürün
alınmaya başlanmış; ama, bu da birikmeye başlamış. 128 000 ton da bu şekilde
birikmiş tütün var. Bunların tamamını topladığınız zaman, şu anda, stoklarda
323 000 ton tütün var; ama, halkımız da bir yandan tütün yetiştirmeye devam
ediyor. Bu tütünlerin de mutlaka kullanılması gerekir ya da onların da mağdur
edilmemesi gerekir. Bu doğrultuda, işte, bu yasa tasarısı…
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Teklif…
ÜNAL KACIR (Devamla) -
…teklifi getirildi.
Teşekkür ediyorum
düzelttiğiniz için.
Bu teklif getirilmiştir.
2006 ve 2007 yıllarında da, tütün alımı için üreticiyle sözleşme yapılabilmesi
imkânını getirmektedir ve bir yandan da, stoklarda biriken tütünün evsafını
kaybetmeden satılabilme imkânını da getirmektedir. Yararlı bir yasa, ihtiyaç
olan bir yasa teklifi bu. Onun için, bu çalışmaları yapan arkadaşlarımıza ben
huzurunuzda teşekkür ediyorum. Ancak, tabiî, bu, Tekelin özelleştirilmesinden
sonra ne olacak konusunun cevabı da çok önemlidir. Zaten, şimdi, Tekel,
özelleştirilmek üzere olan bir şirkettir, anonim şirkettir. Dolayısıyla, bizim,
bir şirketten, Türkiye'deki tütün meselesinin düzenlemesini beklememiz de doğru
değildir.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Yediniz önce Tekeli, şimdi böyle söylüyorsunuz.
ÜNAL KACIR (devamla) - 3
Ocak 2002 tarihinde 4733 sayılı Kanunla, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü
İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu ve Kurulu teşekkül ettirilmiştir; şimdi,
görev buradadır, bu kurumdadır. Bu kurumun, gerekli çalışmaları mutlaka
yerinde, zamanında, hem yerli tütün üreticisini ve hem de Tekeli öldürmeyecek
şekilde tedbirleri, kararları alması gerekir, bu kararlarda da gecikmemesi
gerekir.
Şimdi, bir husus daha
var, onu da arz etmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar, değerli milletvekilleri; 10 Ağustos 2004 tarihinde Bakanlar Kurulu
kararıyla -ve ondan sonraki iki, üç tane Bakanlar Kurulu kararı daha var- şark
tipi tütün, yani, oryantal tütün ya da Türk tütünü, yerli tütünün desteklenmesi
amacıyla ÖTV'de ayarlamalar yapıldı ve sigaranın içerisinde ne kadar fazla
yerli tütün varsa, o sigaradan daha az vergi…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayın
lütfen.
ÜNAL KACIR (Devamla) -
Sayın Başkan, bitireceğim; teşekkür ediyorum.
Yerli tütün ne kadar
fazla varsa sigara içerisinde, o kadar daha düşük ÖTV ödenmesi suretiyle yerli
tütünün desteklenmesi amaçlandı. Ancak, maalesef, bu konuda yine yabancı
tütünden ya da yabancı menşeli sigara üreten üreticilerin bunu farklı şekilde
değerlendirmesiyle yerli tütünün aleyhine bir durum oluşmaya başlayınca hükümet
yeniden bir Bakanlar Kurulu kararıyla bu husustan farklı bir Özel Tüketim
Vergisi hususunu gündeme getirdi.
Az önce burada bazı
arkadaşlarımız konuşurken bir bilgi verdiler. Onu da düzeltmek isterim. Bugünkü
fiyatlarla asgarî 1 200 000 lira ÖTV olacak; ama, oran yüzde 58'dir; yani, 4,5
milyon liralık sigaradan 1 200 000 lira ÖTV alınıyor değil, 4,5 milyon liraya
satılan sigaranın yüzde 58'i ÖTV'dir. Asgarî 1 200 000 lira olacak şekilde bu
oran düzenlenmiştir.
Evet, ben bu teklifin
yararlı bir teklif olduğuna, iyi bir çalışma yaptığımıza inanıyorum. Ancak,
önümüzdeki zaman dilimi içerisinde bu tütün üreticilerimizin alternatif ürünler
üretmesinin yollarını da açmamız gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum, hepinize hayırlı akşamlar diliyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Soru-yanıt
bölümüne geldik.
Sayın Kemal Anadol,
buyurun.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Maliye Bakanından yanıtlamasını istediğim
kısa bir soru soracağım. Her ne kadar tütün üreticilerinin ve tütün sorununun
kesin çözümüne çare değilse de, iyileştirici bir formül olarak Sayın Mahmut
Göksu ve 9 arkadaşının hazırladığı bu teklife karşı değiliz elbette ve kolaylık
sağladığı inancındayız. Ancak, tepkimiz bu yasa teklifine değil, Adana ve
Malatya'daki en kaliteli Türk ürünlerini, Türk tütünlerini üreten, sigara
haline getiren bu fabrikalarımızın üretiminin durdurulmasına, işçilerimizin
işsiz kalmasına ve kapanmasına idi. Eğer, bunların üretimi devam edecekse,
elbette, biz, bu teklife ve tütün üreticisinin ve tütün sorununu kolaylaştırıcı
bundan sonra da gelecek her teklif ve tasarıya, Cumhuriyet Halk Partisi olarak,
olumlu bakacağımızı duyuruyorum ve Sayın Bakanımızdan soruyorum: Adana ve
Malatya'daki sigara fabrikalarında üretim devam edecek mi, bu fabrikalar
yeniden çalışacak mı?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Mehmet
Yıldırım...
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Sayın Başkanım, Sayın Bakanıma bir soru yöneltmek istiyorum. Bu
sorunun tütünle ilgisi var mı diyeceksiniz; evet, tütünle ilgisi var. Tütünün
yaprak olarak sigara yapılması mümkün değildir; çünkü, sigara kâğıdına ihtiyaç
vardır, sigara kâğıdıyla ilgili sorumu yöneltiyorum:
Sayın Başkanım,
biliyorsunuz SEKA kapatılmıştır. Kastamonu Taşköprü Sigara Kâğıdı Fabrikası da,
4.11.2003 tarihinde, 9,1 milyon dolar karşılığında Mopak adlı firmaya
satılmıştır. Özelleştirmenin amacı, devletin verimli çalıştıramadığı bir
fabrikayı veya bir müesseseyi özel sektöre bedeli karşılığı satarak, o
müessesenin veya fabrikanın verimli olarak çalıştırılması, devletin ekonomiden
çekilmesi, özel sektörün önünün açılması, serbest piyasa şartlarında rekabet,
daha çok kaliteli üretim, verim çalışmasının öngörülmesidir. Kastamonu Taşköprü
Sigara Kâğıdı Fabrikasının özelleştirilmesinden sonra bölgede sosyal ve
ekonomik alanda, üretimde, verimde kalite, gelişme beklenirken bunun tam tersi
yaşandı; çiftçiler, tarlada kendir elyafı üretemez, işçiler fabrikada çalışamaz
hale geldi.
BAŞKAN - Sorunuz…
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Bölgede geçim kaynağı ve çevre dostu olan kendir elyafı ekiminden
vazgeçildi, ekonomi Kastamonu Taşköprü'de çöktü, Taşköprü ilçe merkezinden
esnaflarla beraber işçiler de göç etti.
Şimdi, sorumu
yöneltiyorum: Mopak'a devredilen bu fabrika üretim yapmaz durumda. Şu anda
Tekel… 3,5 milyon dolarlık ihaleyle dışarıdan ithal edilmektedir. Bu fabrikayı
incelemeye alacak mısınız? İthalatı durduracak mısınız?
BAŞKAN - Sayın Ufuk
Özkan, buyurun.
UFUK ÖZKAN (Manisa) -
Sayın Başkan, teşekkür ederim. Aracılığınızla Sayın Bakana şu sorularımı
iletmek istiyorum:
Yıllık şark tipi veya
Virjinya tipi tütün ithalatı ne kadardır?
Kaçak sigara konusunda
hükümetiniz ne gibi çalışmalar yapmaktadır? Hükümetiniz zamanında ülke kaçakçı
cenneti oldu, sebebi nedir?
Tekeli her türlü olumsuz
şartlara rağmen ayakta tutmaya çalışan başarılı bürokrat, eski genel müdürü
niye görevden aldınız?
Son sorum: Tokat Sigara
Fabrikası Müdürü Sayın Mustafa Demir, Genel Müdür Uzmanı olarak tarafınızdan
görevlendirilmiştir. Yargı kararıyla geriye dönmesine rağmen, bir saat
durmadan, geçici görevle Bitlis'e gönderdiniz; iki aylık süreyi tamamladı,
tekrar geldi, tekrar geçici görevle gönderdiniz; yıllık iznini istedi, izin
talebini reddettiniz; sebebi nedir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Gazalcı,
buyurun.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Teşekkür ederim Sayın Başkanım.Sayın Bakanın şu soruları yanıtlamasını
diliyorum:
Tekel, var olan yasaya
göre zaten sözleşme yapamıyor muydu; yani, bu yasaya niçin gerek duydunuz?
Yönetim kurulu kararıyla sözleşme yapardı geçmiş yıllarda da, şimdi, sanki
sözleşme yapmak için her seferinde yasa mı çıkarılacak, bunu ben anlamıyorum,
gerekçe nedir?
2- Tekele ait bu ikiz
kuleler vardı Sayın Bakan, burada. Tekele aitti bu binalar; kaça mal oldu, kaça
satıldı? Çok kısa, kaça mal oldu, kaça satıldı?
3- Tekelle yapılan
sözleşme fazlası tütünler için ne düşünüyorsunuz?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Osman
Coşkunoğlu, buyurun.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan. Aracılığınızla, bir sorum kaldı Sayın Gazalcı'dan
sonra Sayın Bakana sormak için.
Gerçekten, arkasında
Tekel desteği olmayan üretici ile tüccar arasındaki sözleşme, anlaşma… Bunun
gerçek piyasa koşullarına uygun olduğunu düşünüyor musunuz? Piyasa koşullarına
uygun mu? Arkasında Tekel desteği olmayan üretici ile... Üretici tüccara satmak
zorunda; pazarda, manavda satamayacak, ama, tüccar gezebilir. Tüccar daha güçlü
konumda olduğu halde, tüccar ile üreticinin bir piyasa ekonomisi anlayışı
içerisinde bir sözleşme yaptığına inanıyor musunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Bakan…
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.
Sayın Anadol, "Adana
ve Malatya fabrikalarının üretimi devam edecek mi" diye bir soru sordu.
Bu arada, şunu ben
belirtmek istiyorum, birçok arkadaş burada konuşurken, sanki Malatya ve Adana
fabrikaları kapanmış, üretim durdurulmuş, bundan sonra da orası tamamen
kapanacak gibi, böyle bir karar varmış gibi konuşmalar oldu burada.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Doğru…
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Halbuki, bize gelip de böyle bir şey var mı diye hiç
kimse de sormadı.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Ben yazılı sordum.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Sordu, doğru.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Yazılıya da cevap verdik, ona rağmen konuşuyorsunuz.
Bizim böyle kapanma kararımız yok bir defa. Neye istinaden konuşuluyor, ben onu
anlamadım. Yok böyle bir karar.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Şu anda üretim durdu!..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Yani, Adana ve Malatya fabrikalarının kapatılmasıyla
ilgili böyle alınmış bir karar yok.
ATİLLA KART (Konya) -
Fiilen uygulandı.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Bunu çeşitli şekillerde söyledik, ona rağmen, sanki,
burada, varmış gibi…
Şimdi, Sayın Anadol iyi
ki sordu bunu.
ATİLLA KART (Konya) -
Fiilen uygulanmadı mı?
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Sayın Bakan, üretim var mı fabrikalarda şu anda?
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Şimdi, açıklayayım.
BAŞKAN - Lütfen
arkadaşlar, bekleyin.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Değerli arkadaşlar, şimdi, orada yeni bir üretim
yapacağız orada. Bu yeni üretim için, hem makineler hazırlanıyor hem yeni
dizayn hazırlanıyor ve bir de, yeni sigaranın üretilmesi için, hepinizin bildiği
gibi, Tütün ve Alkol Piyasası Üst Kurulunun onayı gerekiyor. O onay için biz
gittik. Onay gelir gelmez, yeni üretilecek sigaralar orada üretilmeye
başlanacak; mesele bu.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Malatya'daki makineler yeni, üç yıllık makine, dört yıllık makine.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Üç yıllık makine, dört yıllık makine demeyin; o
makineleri biz biliyoruz. O makinelerle ürettiğimiz birçok malı da geri almak
zorunda kaldık; ama, biz, orada üretime devam ediyoruz; bu bilinsin.
Yani, Sayın Anadol,
Malatya ve Adana fabrikalarımızdaki üretim devam edecektir, devam ediyor; bu,
bu kadar açık.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Özelleştirme siyasetinizi gözden geçiriyorsunuz; teşekkür ederim.
BAŞKAN - Bir dakika
arkadaşlar…
FATMA ŞAHİN (Gaziantep) -
Böyle bir usul mü var?!
BAŞKAN - Şimdi, sorulara
yanıt kısmındayız arkadaşlar; araya girip, soru sorma usulü yok, böyle bir usul
yok; dinleyelim lütfen.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Şimdi, dinleyin.
Onun için, ben, sizden
istirham ediyorum, bir daha buraya çıkıp da, Adana Sigara Fabrikası
kapatılıyor, Malatya Sigara Fabrikası kapatılıyor, işte işçiler örgütlendi…
Bırakın bunları; böyle bir şey yok.
BAŞKAN - Sayın Bakanım,
siz de sadece sorulara yanıt verin; süreniz doluyor.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Peki.
İkincisi, bu madde,
sigara kâğıdıyla ilgili değil Sayın Yıldırım. Eğer bir şey olursa, yazılı
olarak sorun, ben onu cevaplandırayım.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Konuyla ilgili…
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Ya, bırakın konuyu… Bakın, şimdi burada şey var.
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Size, yazdığım yazının fotokopisini verdim, Türkiye adına
cevabını bekliyorum.
BAŞKAN - Müdahale etmeyin
arkadaşlar, müdahale etmeyin.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Üçüncüsü, Sayın Özkan sordu "Virginia tütün ithalatı
ne kadar" diye; benim elimde bir şey yok, onu yazılı olarak bildirelim.
Bir de, bir fabrika
müdüründen bahsettiniz görevinden alındı diye, Tokat sigara fabrikasının.
Şimdi, o arkadaşla ilgili olarak müfettiş raporları var. Müfettiş raporları da
tamamlanmış. Müfettiş raporları muvacehesinde hareket edilecek.
UFUK ÖZKAN (Manisa) -
Yargı kararıyla geriye döndü.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Sayın Bakanım, yargı kararıyla görevine geri döndü.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Yargı kararı, o müfettiş raporunun üstünde değil mi?
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Evet, yargı kararıyla geri döndü efendim.
BAŞKAN - Tamam
arkadaşlar…
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Eski yargı kararı… Şimdi, yeni müfettiş raporları var
hakkında. Müfettiş raporlarına göre hareket edilecek.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Efendim, yargı kararından sonra bir saat oturtmadınız orada.
BAŞKAN - Müdahale
etmeyelim arkadaşlar; böyle bir usul yok.
Süre de doldu. Sayın
Bakan, devam edecek misiniz?
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Ben yazılı olarak cevap vereyim o zaman.
Peki, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Anlaşıldı.
Değerli milletvekilleri,
madde üzerinde 2 adet önerge vardır.
Önergeleri önce geliş
sıralarına göre okutacağım, sonra, aykırılıklarına göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1113
sıra sayılı kanun teklifinin geçici 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
"Geçici Madde 4.-
Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Anonim Şirketi, ülke genelinde
ürün arzının devamlılığını sağlamayı ve yerli tütünden yapılan sigaraların
harman reçetelerinde kullanılan tütün çeşitlerinin geleceğini güvence altına
almayı teminen, 2005 ürün yılı için sözleşme imzalanan üreticiler ile anılan
yılda sözleşme yapılan miktarları aşmamak koşuluyla 2006 ve 2007 ürün yılları
için tütün üretim ve alım-satım sözleşmesi imzalayabilir.
Şirketin stoklarında
bulunan ihtiyaç fazlası idare stoku tütünler, destekleme stoku tütünlerin
satışında uygulanan usul ve esaslar dahilinde satılabilir.
Bu Kanunun 6 ncı maddesi
kapsamında gerçekleştirilen tütün satışlarında kurumca yapılan tescil, gelir
vergisi uygulaması bakımından ticaret borsalarına tescil hükmündedir."
|
|
Faruk
Çelik |
Mahmut
Göksu |
Ünal
Kacır |
|
|
Bursa |
Adıyaman |
İstanbul |
|
|
Şevket
Gürsoy |
Gülseren
Topuz |
Alim
Tunç |
|
|
Adıyaman |
İstanbul |
Uşak |
|
|
Abdurrahim
Aksoy |
Hamit
Taşcı |
Ahmet
Yeni |
|
|
Bitlis |
Ordu |
Samsun |
|
|
|
Mehmet
Özyol |
|
|
|
|
Adıyaman |
|
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1113
sıra sayılı yasa önerisinin 1 inci maddesinin geçici 4 üncü maddenin
"Şirketin" diye başlayan ikinci paragrafının metinden çıkarılmasını
dileriz.
Saygılarımızla.
|
|
Mustafa
Gazalcı |
Nuri
Çilingir |
Hüseyin
Ekmekcioğlu |
|
|
Denizli |
Manisa |
Antalya |
|
|
Mustafa
Özyurt |
Mehmet
Kartal |
Hasan
Ören |
|
|
Bursa |
Van |
Manisa |
|
|
|
Ufuk
Özkan |
|
|
|
|
Manisa |
|
BAŞKAN - Komisyon bu
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçe mi,
yoksa konuşacak mısınız?
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Konuşacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Önerge sahibi
olarak Sayın Mustafa Gazalcı; buyurun.
Süreniz 5 dakika.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; çok kısa, önergemi açıklamak için söz
aldım.
Şimdi, arkadaşların iyi
niyetle bu yasa önerisini hazırladığını daha önceki konuşmamda söylemiştim;
ancak, bu düzenlemenin 2 nci maddesinin bu arkadaşların önerisiyle hiç ilgisi
yok. İdarenin tütünüyle destekleme arasındaki tütünü aynı kaba koyuyorlar.
Değerli arkadaşlar, son
yıllarda hiç tütüncülükle ilgisi olmayan kimi şirketler kuruluyor ve Tekel
bunlara değerinin çok altında depoda tütünler var diye satıyor.
Şimdi, bakın, arkadaşlar
da söyledi, AKP'li arkadaşlar da söyledi; tütüncülük, çok güç bir iş, ondört
ayda ortaya çıkıyor. Birini satarken birini yapmaya başlıyorsunuz; yani,
kuruttuğunuz, kalıpladığınız tütünü bir yandan veriyorsunuz, şu anda veriliyor,
daha paraları alınmıyor, bir yandan da fidan döşemeye başlıyorsunuz.
Şimdi, 4-5 milyona
diyelim ki, kilogram tütününü satmaya kalkıyor, öbür tarafta bir şirkete
kolaylık göstererek 1 000 000 liraya tütün satılıyor. Dolayısıyla, tütüncü
vurulmuş oluyor.
Şimdi deniyor ki, depoda
şu kadar tütün var. Arkadaşlar, kendi tütünümüzü işlemezsek, dışarıya satmazsak
tütün olarak, sigara olarak -eskiden böyle idi- tütün pazar payımızı
yabancılara kaptırırsak elbette üretici de kalmaz, depodaki tütünler de ortadan
kalkmaz.
Şimdi bu yasa teklifinde
idarenin kendi kullanımı için aldığı tütün ile destekleme için aldığı tütünü
aynı kaba koyuyor. Bu yasa teklifinde bunun yeri yok.
Arkadaşlar
"katılmıyorum" derken, bir gözden geçirsinler ve bu yasa teklifinin
ruhunda bir değişiklik olmuyor Sayın Göksu. Yani, o, tütüncülüğümüzü bir bütün
olarak ele alırsak ileriye dönük zarara uğratacaktır. Yani, tütün politikasını
daha kötü bir duruma getirecektir.
Arkadaşlar, burada tütün
üreticisini korumak için, yani, 2005 fiyatlarıyla da olsa "senden ben
tütün alacağım" diyor hiç gerek yokken; Bakan "yazılı yanıt
vereceğim" dedi. Aslında, Tekel bunu alabilir, sözleşme yapabilir; ama,
bizim çıkarılmasını istediğimiz ek bölümün hiç ilgisi yok bu yasa teklifiyle;
yani, idare tütünü ile destekleme tütününü aynı mantıkla satsın deniliyor. Şu
andaki satış işi doğru değil zaten, üretici lehine değil ve oradan çıkarıldığı
zaman da yasanın, önerinin ruhuna aykırı bir durum olmuyor. O yüzden de bu
önerinin kabul edilmesini diliyoruz. Hiç olmazsa yeni yaralar açmayalım,
ileride tütün politikasını daha içinden çıkılmaz bir duruma sokar. Gelin, daha
fazla tütünümüzü yaralamayalım, tütün üreticisini yaralamayalım diyorum ve
önerimizin kabulünü diliyorum.
Saygılar sunuyorum. (CHP
ve Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1113
sıra sayılı kanun teklifinin geçici 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
"Geçici Madde 4.-
Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Anonim Şirketi, ülke genelinde
ürün arzının devamlılığını sağlamayı ve yerli tütünden yapılan sigaraların
harman reçetelerinde kullanılan tütün çeşitlerinin geleceğini güvence altına
almayı teminen, 2005 ürün yılı için sözleşme imzalanan üreticiler ile anılan
yılda sözleşme yapılan miktarları aşmamak koşuluyla 2006 ve 2007 ürün yılları
için tütün üretim ve alım-satım sözleşmesi imzalayabilir.
Şirketin stoklarında
bulunan ihtiyaç fazlası idare stoku tütünler, destekleme stoku tütünlerin
satışında uygulanan usul ve esaslar dahilinde satılabilir.
Bu Kanunun 6 ncı maddesi
kapsamında gerçekleştirilen tütün satışlarında kurumca yapılan tescil, gelir
vergisi uygulaması bakımından ticaret borsalarına tescil hükmündedir."
Faruk Çelik (Bursa) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon
katılıyor mu?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, uygun görüşle Yüce Meclisin
takdire sunuyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Gerekçe mi,
konuşmak mı?..
FARUK ÇELİK (Bursa) -
Sayın Göksu konuşacak.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Göksu. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
MAHMUT
GÖKSU (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bu önergemizle, kanun
maddesi baştan sona bir daha dizayn ediliyor, gözden geçirilmiş oluyor.
Değerli arkadaşlar,
başta, konuşmamda, bu dönemde çiftçilerimizin tarlalarını hazırlayabilmesi
için, bugünlerde bu yasa teklifinin kanunlaşmasının tarımsal bir zorunluluk
olduğunu ifade etmiştim. Dolayısıyla, bu kanunun bu akşam çıkması,
çiftçilerimize üç beş gün daha kazandıracaktır. Demin, sayın CHP Grup
Başkanvekili karar yetersayısı isteyince, doğrusu, biraz endişe ettim; çünkü,
üç dört gün çiftçilerimiz için çok önemli. Onların da, tütün ekip
ekemeyeceklerini, ne kadar ekmeleri gerektiğini bu akşamdan belki öğrenme
şansları olacak. Dolayısıyla, ben, yine, bütün Meclisin desteğiyle bunun
yasalaşmasını arzu etmekteyim.
Değerli arkadaşlar, bu
teklifimizle, bu önergemizle yeni baştan dizayn ediyoruz. Özellikle Sayın
Gazalcı "2005 fiyatlarıyla 2006 ve 2007'de tütün alacaksınız, bu olur
mu" diyor. Evet, olmadığına biz de kani olduk ve önergemizle Sayın Gazalcı
bunu çıkarıyoruz.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Tamam, bravo…
MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Yani, çiftçi, 2006'da ve 2007'de ürününü teslim ederken Tekele, Tekel yeni
baştan fiyat tespit edecek günün şartlarına göre.
Ayrıca, tabiî, 2005
fiyatlarını koymamızın bir sakıncası daha; tüccar, özel sektör tütün alırken
Tekeli daima göz önünde bulundurur. Böylece, yasayla sabitleşmiş bir fiyat
değil, günün şartlarına göre tespit edilecek bir fiyat ortaya çıkacaktır.
Diğer bir olay: 2006'ydı
sadece, ilk teklifimizde. Bu önergemizle beraber 2007'de de bu üretim alımı söz
konusu olacaktır.
Burada şunu ifade etmek
istiyorum değerli arkadaşlar: Tabiî, muhalefet partisi milletvekili
arkadaşlarımız eksik ve yetersiz olduğunu ifade ettiler; ama, ben şu kadarını
söylüyorum: Eğer, bu teklif bugün kanunlaşmasa idi -inşallah sizlerin
desteğiyle kanunlaşacak- bu sene üreticilerimiz ile Tekelin sözleşme yapması
söz konusu olmayacaktı; yani, 156 000
tane üreticimiz ekip ekmeyeceği konusunda tereddüt edecekti. Daha
doğrusu, ekemeyecekti; çünkü, Tekelin böyle bir sözleşme yapma şansı yok idi.
Dolayısıyla, bu haliyle de olsa, yine teşekkür edilmesi gereken bir girişimdir.
Artı; bakınız, hem 2006
hem 2007'yi de garanti ediyor böylece üreticilerimiz; yani, bir anlamda,
hakikaten, hükümetimiz, 2007'ye kadar, geçmişte üretim yapan, 2005 yılında
üretim yapan tütüncüleri de, daha da rahatlatmış oluyor.
Önergemizin son paragrafı
çok daha önemli değerli arkadaşlar. Tütün satışlarında kurumca yapılan tescil,
Gelir Vergisi uygulaması bakımından ticaret borsalarına tescil hükmündedir.
Bakınız, bu konuda, ticaret borsaları ürünleri tescil eder. Ticaret
borsalarının tescil ettiği ürünlerde stopaj yüzde 2 olarak alınır; ama, tütün
üreticisinden yüzde 4 alınıyordu. Bugün yasalaşmasıyla beraber, bundan böyle
tütün üreticisi de stopaj vergisini yüzde 4 değil, yüzde 2 olarak ödeyecektir.
Bu ne demektir: 2005 yılında, üreticilerimiz tüccara ve Tekele toplam 630
trilyona yakın tütün satmıştır. Yüzde 4'ü 24-25 trilyon yapıyor. Bunun yüzde
50'sini bugün biz indiriyoruz, 12-13 trilyonu, bu akşam, tütün üreticisinin cebine
biz koyuyoruz; hepinize müteşekkiriz arkadaşlar. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Dolayısıyla, bu da,
üreticilerimizi mutlaka memnun edecek önemli bir adımdır. Ticaret borsalarında
tescil edildiği zaman, binde 1 veya 2 onlar da alıyordu. Borsacı arkadaşlar da
anlayışla karşılasın. Biz, kurumun tescilini, ticaret borsasının tescili olarak
bu yasayla kabul etmiş oluyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
buradaki konuşmalarda, yine, tütüncünün durumundan, son dönemde tütün
ekicilerinin çektiği sıkıntılarından bahsettiler. Özellikle Cumhuriyet Halk
Partisi Uşak Milletvekili Sayın Coşkunoğlu, kendisinin Amerika Birleşik
Devletlerine gittiğinde Türk tütününün bir marka olduğunu ve -kendi
ürünlerinde, sigaralar- kendi ürünlerinde Türk tütünü kullandığını ifade etti.
Niye bu hale geldiğini, niçin bu noktaya geldiğini anlattı ve hükümetimizi eleştirdi.
Yine, Miçooğulları,
hakeza, geçmişte tütün dizen, yaprak dizen hanımlarımızın dramlarını, her
yaprağı taktıkça birsürü hayallerin o yaprakla beraber bugün uçtuğunu ifade
etti.
Değerli arkadaşlar, ben
şunu ifade ediyorum: Tütün Yasası, 4733 sayılı Yasa, benim hatırladığım
kadarıyla, 2001 yılının aralık ayında, 2002'nin başında çıktı. O zaman, Sayın
Derviş'in "bu yasa, mutlaka... Olmazsa olmaz" deyip getirdiği yasalardan
bir tanesiydi. Şimdi, ben, arkadaşlarıma bunu onu ifade ediyorum. Bunu kim
yıktı, kim tüketti, tütüncüyü kim mağdur etti, kim bu hale soktu diyen
arkadaşlarımız, geçmişte, kendi partilerinde iki yıl milletvekilliği yapan
Sayın Derviş'e "niye yaptın" diye bir gün sordular mı?
UFUK ÖZKAN (Manisa) -
Değiştirin… Üçbuçuk yıldır iktidardasınız; değiştirin...
MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Efendim, yani, sordunuz mu diyorum ben.
UFUK ÖZKAN (Manisa) - O
tarihte CHP yoktu.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Yanlış yapmış, düzeltin; yanlışı düzeltin.
UFUK ÖZKAN (Manisa) -
Niye değiştirmiyorsunuz; değiştirin… Kaç yıldır iktidarsanız; değiştirin… Kim
tutuyor sizi?
BAŞKAN - Müdahale
etmeyelim arkadaşlar.
Mahmut Bey, siz de
sataşmaya meydan vermeden konuşun lütfen.
UFUK ÖZKAN (Manisa) -
Niye değiştirmiyorsunuz; değiştirin… Kim tutuyor elinizi kolunuzu?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Mahmut Bey, öneri getirin, destekleyelim.
UFUK ÖZKAN (Manisa) -
Üçbuçuk yıldır değiştirmediniz.
BAŞKAN - Mahmut Bey, hem
bu konunun bir an evvel yasalaşmasını istiyorsunuz hem de uzamamasını
söylüyorsunuz; ama, bunu da sataşmaya meydan vermeden sağlayabilirsiniz.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Sayın Başkan, o tarihte Derviş CHP'de üye miydi, bugün CHP üyesi
mi?
BAŞKAN - Buyurun, devam
edin ve tamamlayın.
MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Arkadaşlar, ben, sataşma adına söylemiyorum.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Böyle yapmayı bırakın ama, gereksiz…
MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Yani, sizin katkınıza da, bakın, yine teşekkür ediyorum; ama, sürekli bu tenkit
ediliyor.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Bırakın canım!..
BAŞKAN - Siz Genel Kurula
hitap edin.
MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Sonuçta, bu, o gün yapılan bir değişiklikti; yani, 57 nci hükümet döneminde
yapıldı, bizim hükümetimizin getirdiği ekstra bir uygulama değil. Ben, onu
söylemek istiyorum.
ORHAN ERASLAN (Niğde) -
Ne ilgisi var canım!
UFUK ÖZKAN (Manisa) -
Üçbuçuk yıldır niye değiştirmediniz?
MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Ayrıca, yine bu dönemde, değerli arkadaşlar, bakınız, piyasada Tekelin payı
sürekli düşmekteydi. Ağustos 2005'te yüzde 35 iken, bugün, Tekelde yapılan
yeniden yapılandırma neticesinde, Aralık 2005'te Tekelin payı yüzde 41,5'e
çıkmıştır. Yani, biz, hükümet olarak, Tekelin payının piyasada yükselmesini
arzu etmekteyiz.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Onun için, özelleştirmeyeceksiniz yani bundan sonra!
MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Biz, çok iyi noktaya getireceğiz; belki, satarsak da, çok iyi bir parayla
satacağız.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Şu satış işlerini bırakın artık.
MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, bu yasaya, bu teklife destek veren İktidar Partimize,
muhalefet partilerimize, Sayın Bakanımıza, Tekel Yönetim Kurulu Başkan ve
üyelerine, Tekel çalışanlarına ve emeği geçen herkese, ben, buradan
şükranlarımı sunuyorum.
Bütün çiftçilerimiz için
hayırlı olsun diyor, iyi akşamlar diliyorum.
Teşekkür ediyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2.- Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Söz istemleri;
gruplar adına, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ufuk Özkan, Manisa
Milletvekili.
Şahısları adına; Alim
Tunç, Uşak Milletvekili; Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ, Manisa
Milletvekili Ufuk Özkan, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan, Denizli
Milletvekili Mehmet Eraslan.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Sayın Başkan, Sayın Eraslan, Hatay Milletvekili efendim.
BAŞKAN - Pardon, Hatay.
Ümmet Bey, kendisiyle birlikte, Denizli'yi de yerleştirdi.
Şimdi, söz sırası,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşacak olan Manisa Milletvekili Ufuk
Özkan'da.
Buyurun Sayın Özkan. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA UFUK
ÖZKAN (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
1113 sıra sayılı Yasa
Teklifi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, şu
ana kadar milletvekili arkadaşlarımın yapmış olduğu eleştiriler, yasanın daha
iyi iyileşmesi için; yoksa, tütünün durumunu tespit ediyoruz, tütüncünün
durumunu tespit ediyoruz, burada yaşanan haksızlıkları ve ülkenin içinde
bulunduğu sıkıntıları tespit ediyoruz. Bu yasa teklifine, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu olarak destek veriyoruz, yasa teklifinin daha da iyileşmesi için
çaba sarf ediyoruz. Fakat "bizden önceki hükümetlerin" diye burada
şikayet eden az önceki arkadaşıma şunu söylemek istiyorum: Üçbuçuk yıllık
iktidarınız döneminde, Anayasayı değiştirecek çoğunlukta milletvekiliniz var
iken, tütünde ve tütüncüde yaşanan sıkıntıyı ve problemi geçmiş hükümetin
üzerine atmanızı doğru bulmuyorum. Siz, yasa teklifi getirdiniz de, tütüncünün
durumunu düzeltmek istediniz, Tekele sahip çıkmak istediniz de, size hayır
diyen mi oldu?! Size hayır diyen mutlaka egemen güçler vardır. Kırın o zinciri,
getirin yasa teklifini, hep birlikte
geçirelim. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, siz
iktidara geldiğinizde, Tekel, ücretle çalışanlar ortalamasında, sıralamada 1
inci idi, 500 tane büyük firma içinde Tekel 1 inci idi, brüt Katma Değer
Vergisi sıralamasında 2 nci idi, dönem kârı sıralamasında 10 uncu, net aktifler
tutarı sıralamasında 6 ncı, öz sermaye sıralamasında 10 uncu, üretimlerden
satış sıralamasında 14 üncü idi. Bugün, bu sorularımı Sayın Bakanın
cevaplamasını isterim. Acaba, bugün, kaçıncı sırada?
Değerli arkadaşlarım,
personel durumu: Siz iktidara geldiğinizde, 2002 yılında 31 435 Tekel
çalışanımız varken, bugün bu sayı 15 000'e indi.
Üretim miktarı: Siz
iktidara geldiğinizde 69,788 000 ton tütün üretilirken, bugün tütün üretimi
51,970 000 kilograma indi.
İlk madde alımında,
yaprak tütünde; siz iktidara geldiğinizde 147 151 000 kilogram tütün alınırken,
bugün 119 598 000 kilogram tütün alınıyor.
Yurtiçi satış
miktarlarına baktığımız zaman; 2001 yılında 77 000 kilogram olan, siz iktidara
geldiğinizde 62 000 kilograma, sizden sonra 60 000 kilograma, 2004 yılında 51
000 kilograma kadar iniyor.
Bugün, bu düşüşün gerçek
sebebi, sizin elinizde bulunan Tekelin pazarlama konusunda ciddî pazarlama
yapamadığını gösterir ve bazı bakkallarda ve marketlerde, hatta, Çankaya'nın
göbeğindeki bir benzin istasyonunda Türk sigarasının olmadığını görmek bana acı
veriyor. Herhalde size de aynı üzüntüyü ve acıyı mutlaka veriyordur.
Değerli arkadaşlarım,
1980'li yılların başında 600 000 aile tütün ekerken, sizin iktidara geldiğiniz
dönemde, sadece 2002'den 2003 yılına geçerken, Ege Bölgesinde yüzde 41,
Karadeniz Bölgesinde yüzde 23, Marmara'da yüzde 42, doğuda yüzde 7, güneydoğuda
yüzde 16 oranında tütün ekicisi azaldı ve dolayısıyla, siz iktidardayken, 2002
yılında 405 000 olan tütün üreticisi, şimdi, sayenizde 255 000'e kadar düştü.
Değerli arkadaşlarım,
sözleşmeli sistem, açık artırma usulü pazarlama... Sözleşmeli sistemde,
sözleşmeyle, üreticimizi, sözleşme yaptığı kuruma mahkûm ettiniz. Artı ya da
eksi yüzde 10'luk tütünlerin fazlasını, 4 kilo, 10 kilo, 50 kilo tütünleri insanlar
veremez, satamaz oldular. Gerçekten, tütün üreticisi perişan.
Peki, açık artırma
usulünü gerçekleştiremiyor iseniz, bunu gündeme getiremedi iseniz, üçbuçuk
yıldır bana 1 kilo tütünü açık artırmayla sattığınızı gösteremiyor iseniz,
buradaki arızayı, buradaki sıkıntıyı çözmek sizin göreviniz değil mi?!
Değerli arkadaşlarım,
tütün fiyatları bir zamanlar baş fiyat olarak geçerdi, daha sonra grad olarak
geçti, bu sene de nevine göre diye bir kantar ve ölçümleme yapılmaya başlandı.
7 nevi var. Birinci nevi tütün Ege Bölgesinde neredeyse hiç yok. Akhisar'dan,
Manisa'dan örnek vermek istiyorum. Birinci nevinin altında ikinci nevi tütün,
yani, 5 500 civarında fiyatı olacak tütün yüzde 30; ama, 5 000 liranın altında
olacak tütün yüzde 70. Bu bile 5 760 lira olarak açıklamış olduğunuz birinci
nevi tütünün, tütüncünün eline geçmeyeceğinin bir göstergesidir. Her geçen yıl,
tütüncümüz, karşılığını alamadığı bir üretim yapmıştır.
Sizin iktidara geldiğiniz
dönemde ve bizim zaman zaman burada konuştuğumuzda çok kızdığınız bir konuya
değinmek istiyorum; ucuz mazota, yeşil mazota değinmek istiyorum. Ucuz mazot
söyleminiz bir boş balon çıktı. Ucuz mazotu gerçekleştiremediniz. Örnekleriyle
vermek istiyorum. İktidara geldiğinizde motorinin fiyatı 1 200 000 liraydı,
dolar da yaklaşık 1,5 milyon lira civarındaydı. Doları niye söylüyorum; dolar
arttı diye o bahanenin arkasına sığınmamanız için söylüyorum.
ALİM TUNÇ (Uşak) - Dolar
artmadı da petrol arttı, önemli olan o.
UFUK ÖZKAN (Devamla) -
Petrol arttı, önemli değil.
Şimdi, motorinin litre
fiyatı 2 080 000 lira. Değerli arkadaşlarım, hiç kimse dünyada fiyatların
arttığından şikâyet edemez. Motorinin rafineri çıkış fiyatı 736 lira. Bunun
üstündeki vergi yükünü azaltır iseniz hem çiftçinize hem taşımacınıza hizmet
etmiş olursunuz hem de kaçak akaryakıtın olmasına sebep olan yüksek vergiden de
kurtulmuş olursunuz.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye'de tütün böyleyken, Bulgaristan'da birinci sınıf tütünün fiyatı 6 250
000 lira ve birinci sınıf tütüne verilen prim
2 050 000 lira. Avrupa Birliği müktesebatına göre, oradaki tarımla
ilgili iyileştirmeye göre Bulgaristan'da 2009 yılına kadar tütünde prim
verilmesi konuşulurken, bunun çalışmaları yapılırken, bugün duyuyoruz ki, 2013
yılına kadar bu primin verilmesi uzatılmış.
Değerli arkadaşlarım,
çeşitli yaprak tütün işletmelerini kapatıyorsunuz, çeşitli fabrikaları
kapatıyorsunuz. Akhisar Sigara Fabrikasını çürümeye, geçmiş iktidarlar gibi,
siz de terk ettiniz. Bafra'da, Kırkağaç'ta tütüncülerimiz miting yapıyor,
feryatlarını dile getiriyor; niye diye gidip dinleyen var mı?!
Biz, Cumhuriyet Halk
Partisi milletvekilleri, mayıs ayından beri tütünle ilgili bütün bölgelerimizi
gezdik, sigara fabrikalarımızı gezdik, işçilerimizi ziyaret ettik. Malatya'da,
Tokat'ta, Akhisar'da, Saruhanlı'da, Adana'da, İstanbul'da biz varız, gidiyoruz,
dinliyoruz; ama, sizleri orada görmek mümkün değil. Oy aldığınız insanlara
ihanet ediyorsunuz. Evet, onlar, size oy verdiler, iktidara getirdiler; ama,
onlara ihanet ediyorsunuz ve bu ihanete devam ediyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım,
tütüncü faks çekiyor. Bu bir tanesi; çektiği faks şu: "Tütüncünün içinde
bulunduğu durum" demiş, bana bir faks çekmiş. Niye size çekmediğini sordum
"sizin dinlemediğinizi ve dikkate almadığınızı söylüyor. Fiyatlar geçen
yılın altında, 1,5-2 Türk Lirası aşağıya satılıyor. Kota fazlası adı altında
tütünlerin bir bölümünü almıyorlar. Sözleşme esnasında geçen yıl verilmiş olan
beyanlar, oradaki birkısım tüccarlar tarafından suiistimal edilmiş ve bugün, o
kota fazlası tütünlerin peşkeş çekildiğini, heder olduğunu söylemekten ben
burada utanç duyuyorum.
Değerli arkadaşlarım,
maddelerin gerekçelerinde o kadar güzel gerekçeleriniz var ve o kadar güzel
anlatıyorsunuz ki bunları, birkaç tanesini sizinle paylaşmak istiyorum. Konuyu
biliyorsunuz, sıkıntıyı biliyorsunuz, yaşıyorsunuz, çözüm noktasındaki
gerekleri yapma iradenizi maalesef göremiyoruz.
Tütün üreticilerinin
ürettikleri tütüne karşılık oluşan maliyetleri karşılayamadıklarını, bu nedenle
üretimin gittikçe azaldığını yazıyorsunuz.
Türk tütününün yıllar
önce uluslararası piyasada bir marka olarak kabul edildiği, ancak zamanla bu
gücünü kaybettiği, bu gün ise tütün üretiminin yapılıp yapılmamasının
tartışılmasının uygulanan politikaların ne kadar yanlış olduğunun göstergesi
olduğunu belirtiyorsunuz.
Gerçekten, güzel ve doğru
gerekçeleriniz var. Bir de bunların gereğini yapabilseniz… Fakat, bir konu var
ki, beni gerçekten üzüyor. Bunu, hem gerekçenin içinde görmek hem Değerli
Mahmut Göksu'nun, Sayın Milletvekili Mahmut Göksu'nun ifadelerinde duymak,
gerçekten, beni, Türk tütüncüsü ve Türk köylüsü adına üzmüştür. İfade şudur,
gerekçeden okuyorum: "Tekel AŞ ile sözleşme yapmalarına imkân
sağlanmasıyla tütün üreticilerinin kırsal bölgelerden kentlere göç etmelerinin
sebebi ortadan kalkacağından, aşırı göç nedeniyle ortaya çıkan sağlıksız
kentleşmenin önüne geçileceği; ayrıca işsizlikten kaynaklanan suçların daha çok
artmasına da engel olunacağı…"
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
UFUK ÖZKAN (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, böyle bir gerekçeye, bu gerekçenin içine böyle bir
ifadeyi koyabilmek; yani, tütün ekemediği için göçe mahkûm olan, mecbur olan
insanların büyük kentlere gittiği zaman oradaki kapkaçın, gaspın, hukuksuzluğun
bir ifadesi olduğunu, nedeni olduğunu söyleyebilmek hangi zihniyete yakışır
merak ediyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Mustafa Kemal Atatürk'ün, 1 Mart 1922 tarihinde, henüz Kurtuluş Savaşı
bitmemişken, söylediği sözü sizlere hatırlatmak istiyorum: "Türkiye'nin
gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üreticisi olan köylüdür. Herkesten çok refah,
saadet ve servete hak kazanan ve layık olan odur. Türkiye Büyük Millet Meclisi
hükümetlerinin temel amacı bunu sağlamaktır" demiş ve ölünceye kadar
sözüne sadık kalmış. Siz acaba köylümüzü, milletin efendisi yapması noktasında
sözünüze sadık mısınız değil misiniz; sorgulamak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
sözlerime son vermeden "yabancı sigara şirketleri, Malatya ve Adana
fabrikalarını istemiyor; ondan dolayı bunu kapatmak istiyoruz" diyen bir
Tekel Genel Müdürünün, Tekeli ve Türk tütününü düşünmesinin imkânı var mıdır?!
Cumhuriyetin bize kazandırdıklarını, bu ülkeyi kurtaran, bu ülkeyi kuran
Mustafa Kemal Atatürk'ün bize kazandırdıklarını bir bir satan "Kemal
Abi"dir; ama, bunları yapan, "Mustafa Kemal"dir. Bu ülkenin baba
baba satılan mallarını, Cumhuriyet Halk Partili zihniyet bu ülkenin önüne
getirmiştir. Bu değerleri satmanıza izin vermek istemiyoruz. Tekel vatandır.
Tekele sahip çıkın. Tekeli özelleştirme kapsamından bir an önce alın.
Hepinizi saygı ve
sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Başka, siyasî
parti grupları adına söz talebi yok. Kişisel istemlere geçiyoruz.
Alim Tunç, Uşak
Milletvekili.
Buyurun Sayın Tunç. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
ALİM TUNÇ (Uşak) - Sayın
Başkan, sayın milletvekilleri; 1113 sayılı kanun tasarısı hakkında şahsım adına
söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Bu kanun tasarısıyla
ilgili arkadaşlarımız çok şeyler söylediler; ancak, tütün bölgesi olarak Uşak'ta,
Eşme ve Karahallı bölgesinde de dört gözle bu yasanın bir an önce çıkmasını
bekliyorlar. Ben, o nedenle çok fazla, vatandaşlarımızı sabırsız hale getirmek
istemiyorum; ancak, bir arkadaşımın söylediği motorinle ilgili söze de cevap
vermeden buradan ayrılmak istemiyorum.
Tabiî ki, ham petrol
varil fiyatlarına dünyada gelen zamlar ve buna bağlı olarak biraz önce verilen
örneklerde, ben sadece kısaca şunu söylemek istiyorum: Tüm dünya ülkelerinde
motorine yüzde 105 zam yapılmıştır; ancak, bizim ülkemizde yüzde 55
yapılmıştır. O nedenle bizim hükümetimiz, yüzde 50 civarında gerçekleşmesi
gereken fiyatların altında tuttuğu için motorini ucuzlatmıştır.
Ben, bu yasanın tüm
ülkemize hayırlı olmasını diliyorum ve emeği geçen herkese de teşekkür
ediyorum.
Saygılarımla. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Zülfü Demirbağ,
Elazığ Milletvekili... (AK Parti sıralarından alkışlar)
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) -
Sayın Başkan, Yüce Meclisimizin değerli üyeleri; Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve
Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve
Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda
ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Bir
Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifinin 2 nci maddesi üzerinde şahsım
adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum.
Kıymetli arkadaşlar,
hepinizin malumu olduğu üzere, bu değişiklikle ülke genelinde ürün arzının
devamlılığını sağlamayı ve yerli tütünden yapılan sigaraların harman
reçetelerinde kullanılan tütün çeşitlerinin geleceğini güvence altına almayı
teminen, 2005 yılı için sözleşme imzalanan üreticiler ile anılan yılda sözleşme
yapılan miktarları aşmamak ve 2006 ve 2007 ürün yılları tütün üretim ve
alım-satım sözleşmesi imzalanabilmesi amacıyla getirilen bu kanun teklifi, Türk
tütün üreticisine önemli yararlar sağlayacağından, kanun teklifine olumlu oy
vereceğimi belirtir, hepinizi saygıyla selamlarım. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Soru-yanıt bölümüne
geldik.
Sayın Osman Coşkunoğlu…
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bir önceki soruda zaman
yetmediği için Sayın Bakanın cevaplayamadığı, cevaplama olanağını bulamadığı
sorumu tekrar etmek istiyorum. Adil bir piyasa düzeni olduğuna inanıyor musunuz
Sayın Bakan? Çiftçi, üretici, tütün üreticisi ve tüccarın iş yaptığı piyasanın
adil bir piyasa düzeni olduğuna inanıyor musunuz? Bir.
İkinci sorum: Bir markayı
korumak, ülkelerin rekabet gücü anlayışı bakımından, bırakın markayı korumayı,
marka yaratmak, son derece önemli biliyorsunuz. Bunun için, hükümetinizin de
bazı çabaları var. Var olan bir markayı kaybetmek… Bir somut örnek vereyim
benzer nitelikte bir üründen. Küba, Havana purosunu dünyada bir marka
yapabilmiştir. Bunu pazarlamanın, şunun, bunun, birtakım teknolojiler
gerektikçe bilgi birikimine, her şeye devlet sahip çıkarak, bir markayı, benzer
nitelikteki bir ürünü, Havana purosunu dünyada marka yapabilmiştir. Biz,
elimizde var olan bir markayı kaybediyoruz. Bu yanlışı düzeltecek bir politika
var mı gündeminizde?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Ufuk
Özkan…
UFUK ÖZKAN (Manisa) -
Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum. Ben, Sayın Bakana, aracılığınızla şu
soruyu sormak istiyorum, tek bir sorum olacak: Bendeki bilgiye göre, motorinin
rafineri çıkış fiyatı, ÖTV'siz, KDV'siz, 736 lira; motorinin de pompa satış
fiyatı 2 lira 80 kuruş; bu, doğru mudur değil midir; bunu merak ediyorum, bunun
cevabını bekliyorum.
Motorinin çıkış fiyatı,
ÖTV'siz ve KDV'siz 736 lira; ÖTV'li ve KDV'li, bayi kârıyla birlikte motorinin
satış fiyatı 2 080 lira; doğru mudur, değil midir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Konumuzla ilgisi
ne sorunuzun?
UFUK ÖZKAN (Manisa) -
Motorin, tütündeki çok önemli bir gider kalemidir, onun için Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Anlaşıldı.
Diğer Özkan, Ramazan
Kerim Özkan…
RAMAZAN KERİM ÖZKAN
(Burdur) - Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakanıma sormak istiyorum. Tütün
denilince Ege akla gelir. Yalnız, Burdur, Virginia tipi tütün üretmektedir;
Bucak bölgemizde, Virginia tipi tütün üretilmektedir. Yalnız, alınan ekonomik
politikalarla bu alanlar daraltılmıştır. Birkısım üreticimiz, İncirdere,
Dereköy civarında tütün üretimi yapmaktadır ve yabancı üreticilerin ürününü
üretmektedirler. Önümüzdeki dönemde, Bucak bölgesinde tütün alanlarını,
Virginia tipi tütün alanlarını artırmayı düşünüyor musunuz ve o bölgede,
yaklaşık, Tekelde çalışan 32 personelimiz mevcuttur. O personel de bu Tekelin
özelleştirilmesinden mustariptirler, kapatılıp kapatılmayacağı hakkında bilgi
istemektedirler. Bu konuda bilgi istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Anlaşıldı… Yani,
Burdur'da üretilen Virginia tipi tütünü sadece yabancı sigara firmaları mı
alıyor?
RAMAZAN KERİM ÖZKAN
(Burdur) - Evet…
BAŞKAN - Tekel almıyor?..
RAMAZAN KERİM ÖZKAN
(Burdur) - Tekel alıyor; fakat, şu andaki üretimi yabancı şirketler adına
üreticiler yapıyor.
BAŞKAN - Anladım,
anlaşmalı üretim…
RAMAZAN KERİM ÖZKAN
(Burdur) - Üretim alanlarından çoğu köylerimiz çekildi. Bu alanları artırmayı
düşünüyor musunuz?
BAŞKAN - Peki, anlaşıldı.
Ahmet Işık…
AHMET IŞIK (Konya) -
Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakanım, bize
dağıtmış olduğunuz kitapçıkta, yirmi yılda 8 milyar dolar özelleştirmeden gelir
elde edildiğini, üç yılda ise 22 milyar dolar özelleştirmeden bir gelirin
olduğunu ifade ediyorsunuz.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Bize dağıtılmadı…
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Bize gelmedi…
AHMET IŞIK (Konya) -
Tekelin özelleşmesindeki… Özelleşmeye engel stratejik bir önemi var mıdır?
Bir de, Sayın Vekilin
sorusuna ilaveten, petrolün 2002, 2003, 2004 yıllarındaki ortalama varil fiyatı
neydi? Üç yıllık iktidarımızda, iktidarınızda, toplam gelen zam ne olmuştur?
Halka ne kadar yansıtılmıştır?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Osman
Kaptan…
OSMAN KAPTAN (Antalya) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Başkan iki sorum var; birisi size, birisi
Sayın Bakana.
Sayın Bakana sorum şu:
Sayın Bakan, seçimden önce "tütün ekim alanlarını genişleteceğiz"
dediniz mi, demediniz mi? Dediyseniz, şimdi niye daraltıyorsunuz?
İkincisi, Sayın Başkanım,
sizin ve diğer başkanlar zamanında, Sayın Konya Milletvekili Ahmet Işık,
kadrolu, AKP'nin soru sorucusu mudur?! (Gülüşmeler)
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Bir defa, bize
soru sorulmaz da…
AHMET IŞIK (Konya) -
Sayın Başkan, sataşma var…
BAŞKAN - Sorunun muhatabı
belli. Bir de, Ahmet Bey Konya Milletvekili, Burdur Milletvekili değil; ama,
sizi Burdur Milletvekili yaparak, Antalya'da kendisine yaklaştırdı.
AHMET IŞIK (Konya) -
Sataşma var… Söz hakkı doğdu…
BAŞKAN - Konya
Milletvekili Sayın Ahmet Işık da, diğer milletvekili arkadaşlarımız gibi soru
sorma hakkına sahiptir ve soruyor.
Şimdi, Sayın Bakan, size
geldi sıra.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok teşekkür ederim.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, Sayın Coşkunoğlu, markalarla ilgili soru sordu. Bu konuştuğumuz
madde 2 "Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer" diyor. Bu
maddeyle alakası yok sorunun.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Ama, yürürlüğe girerken nasıl olur diye düşündüğü için soruyor.
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Bir ilgisi yok; o bakımdan, cevaplandıramayacağım.
Sayın Özkan, motorinin
çıkış fiyatı hakkında sorular sordunuz. Aynı şekilde, bu yürürlük maddesiyle
ilgili olmadığı için buna da cevap veremeyeceğim.
Sayın Özkan, ikinci Özkan
yani, aynı şekilde, sizin sorunuzun da ilgisi yok bu yürürlük maddesiyle.
Tabiî, buranın bir usulü, prensibi var, o bakımdan ona uymamız lazım.
Sayın Işık, aynı şekilde,
size de cevap veremeyeceğim.
Sayın Kaptan
"seçimden önce tütün alanlarını genişletmeye söz verdiniz mi" diyor.
"Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer" maddesiyle ilgisi yok bu
sorunun ve dolayısıyla, hepinize saygılar sunuyorum. ( AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
Madde 3.- Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteyenler: Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Tokat Milletvekili Feramus
Şahin; şahısları adına, Bursa Milletvekili Zafer Hıdıroğlu, Çanakkale
Milletvekili İbrahim Köşdere, Samsun Milletvekili Haluk Koç, Denizli
Milletvekili Ümmet Kandoğan, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan.
İlk söz, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz isteyen, Tokat Milletvekilimiz Feramus Şahin'de.
Buyurun Sayın Şahin. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA FERAMUS
ŞAHİN (Tokat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun
teklifinin 3 üncü maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
yürürlük maddesi üzerinde söz almanın Meclisimizin genel teamülleri arasında
olmadığını biliyorum. Ancak, milletvekili olarak aranızda yer almadan önce
yaşamını Tekel işçisi olarak kazanan biriydim. Bu nedenle, Yüce Meclisin beni
anlayışla karşılayacağını düşünerek, bu maddede söz alıp, içinden geldiğim
kurumun ve onun çalışanlarının sorununu sizlerle paylaşmak istedim.
Değerli milletvekilleri,
yaklaşık yirmi-yirmibeş yıldır ülkemizde bir özelleşme furyası var. Hemen her
iktidar döneminde, ülkemizin zor şartlarda kurduğu, ulusal ekonomiye büyük
katkılar sağlayan kurumlar her zaman öncelikli olarak satılmak istenmiştir. Bu
satışlar yapılırken özelleşecek kurumların zarar ettiği öne sürülmüştür. Olaya
biraz yakından bakıldığında, zarar etmenin değil, zarar ettirmenin söz konusu
olduğu görülecektir. Bu durumun en iyi örneklerinden birisi de Tekeldir. Kısaca
açıklayacağım.
Tekel beş yıl önce
Özelleştirme İdaresine bağlandı. Bu kuruma bağlandığı tarihten önce sigara
satışında pazar payı yüzde 70'lerde iken, yapılan ilk iş Tekelin pazar payının
azaltılması olmuştur. Bunun için, Tekele bağlı üretim birimleri Tekelin
bünyesinden çıkarıldı, en iddialı olduğu sigara üretiminde pazar payını
kaybetmesi için ne gerekiyorsa yapıldı. Şu anda bu oran yüzde 42'dir. 2004
yılında ise bu oran yüzde 53 idi.
2000 yılında 228 000 ton
tütün üretilirken, bunun 130 000 tonunu Tekel satın almaktaydı. 2005 yılında
126 000 ton tütün üretilirken Tekelin satın aldığı tütün miktarı ise 37 000 ton
tütün olmuştur. 2000 yılında 584 000 tütün üreticisi varken, 2005 yılında bu
sayı 282 000'e düşmüştür.
Bu rakamlar gösteriyor
ki, tütün üretimimiz yarı yarıya düşerken aynı oranda Tekelin alım payı da
düşmüş veya düşürülmüştür.
Tekelin bünyesinde 2001
yılında 34 000 personel çalışırken, 2004 yılında bu sayı 19 000'e inmiş, bu
yılın başında ise 15 000'e indirilmiştir.
Değerli milletvekilleri,
Türkiye, nüfusunun üçte 1'inden fazlasını tarım sektöründe barındıran bir
ülkedir. Beş yıl gibi kısa bir sürede tütün üreticilerinin yarı yarıya azalması
üzerinde düşünülmelidir. Bu insanlar, acaba tütün yerine başka bir ürün mü
ekmeye başlamıştır, yoksa tarım üreticisi olmaktan vazgeçip, büyük kentlerde
gelecek arayan, işgücü olmayan insanlar olarak işsizler ordusuna katılmışlar
mıdır?!
Üreticiler bu durumdayken
çalışanların durumu nasıldır. Tekel çalışanları arasında iki önemli kesim
vardır; birincisi daimi işçiler, ikincisi geçici işçiler. Bu işçilerin önemli
bir kesimi yaprak tütün işletmelerinde çalışmaktadır. Bu işletmelerde 2000
yılında daimî işçi sayısı 7 875 iken, bu sayı 2006 yılında 8 075 olmuştur.
Geçici işçilerin durumu ise şöyledir: 2000 yılında 9 348 geçici işçi
çalışırken, 2006 yılında bu sayı 1 483'e düşmüştür.
Yaprak tütün işletmeleri
için sorun burada bitmiyor. Tekelin özelleştirme programı kapsamına alınması ve
sigara biriminin özelleştirilmesiyle ilgili yaşanan başarısız süreç sonrasında,
alıcıların talepleri doğrultusunda bu işletmelerin kapatılması gündeme
gelmiştir. Tekele bağlı 32 yaprak tütün işletmesi ile 42 başmüdürlüğün
kapatılması söz konusudur. Yukarıda sayısını verdiğim kadrolu işçi sayısı şu
anda 2 700'e inmiştir. Önce, o bölgenin çocukları olan, emeğini bu
işletmelerden kazanan geçici işçiler çalışamaz hale getirilirken, şimdi de üçte
2'si zaten kapı dışarı edilmiş olan kadrolu işçilerin tamamı kapı dışarı edilme
noktasına gelmiştir. Bunlardan sadece 608 işçi arkadaşımızın emeklilik durumu
söz konusudur. Emeklilikten söz açılmışken, Sayın Bakan, Tekelde uygulanan
zorunlu emeklilikten bir an önce vazgeçilmelidir.
Değerli milletvekilleri,
Tokat Sigara Fabrikası 1983 yılında hizmete açıldı. Bu fabrikanın Tokat'a
kurulmasının nedeni, ilimizin merkez, Erbaa ve Niksar ilçelerinde yoğun tütün
üretiminin yapılmasıydı. O tarihlerde yapılan tütün üretimi 7 000 tondur
değerli arkadaşlarım. Şimdi ise, bu üretilen tütün miktarı 1 000 tona
düşmüştür. Adını verdiğim ilçelerde, 1983 yılına kadar göçten bahsetmek mümkün
değildi, şimdi ise tütün üretiminin yapıldığı köylerde yaşlılardan başka
insanlara rastlamak mümkün değil; göç vermeyen köylerimiz göç verir hale geldi.
Bu duruma nasıl geldik;
önce, tütün üretiminin girdi masrafları artırıldı, gübre ve tarımsal ilaç
fiyatları, mazot gibi girdiler inanılmaz fiyatlara ulaşırken, tütün alım
fiyatlarında, o yıllardaki girdi artışlarını bile karşılamayacak düzeyde bir
artış gerçekleştirildi. Tütün üretiminin bir yıl boyunca sürmesi, ancak bir
yılın sonunda, hatta, bazen yeni ürünün ekildiği tarihte, karşılığının ödenmesi,
tütün üreticisini üretemez hale getirdi. Ardından, üretim ve kota konulunca
yukarıda belirttiğim tablo ortaya çıktı. Tokat da koca bir sigara fabrikasına
sahip; ama, tütün üretiminde ise yok olduğu bir il durumuna gelmiştir.
Değerli milletvekilleri,
hükümetiniz, seçim meydanlarında kotaları kaldıracağını vaat etmişti; üçbuçuk
yıl içerisinde bu konuda hiçbir girişimde bulunmamıştır. Tokat'ta kamunun iki
büyük yatırımı vardır; Turhal Şeker Fabrikası ve Tokat Sigara Fabrikası. Bu iki
fabrika özelleştirme kapsamı içerisindedir. Bu iki kuruluşun istihdam düzeyinde
bir düşmenin olması veya tümüyle istihdamın ortadan kalkması durumunda, Tokat,
Anadolu'nun orta yerinde bir köy olacaktır.
Sayın Bakan, bu kürsüden,
Tokat Sigara Fabrikasına yeni makinelerin bu yılın mayıs ayında getirteceğinizi
ifade etmiştiniz. Bu makineler Tokat ve Tekel için çok önemlidir. Dilerim, söz
verildiği gibi makineler zamanında getirilir.
Değerli arkadaşlarım,
bildiğiniz gibi, Sayın Bakan biraz önce konuştu, Malatya ve Adana Sigara
Fabrikalarında kapatma olayının olmadığını ifade etti; ancak, bu ifade gerçeği
göstermemektedir. Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz aralık ayında Adana ve Malatya
Tekel Fabrikaları da hükümet tarafından kapatılmıştır. Ancak, Tek Gıda-İş
Sendikasının başta genel başkanı, genel yöneticileri ve çalışanları otuz günlük
eylem sonucunda hükümetin almış olduğu bu karardan geri adım atıp vazgeçirmişlerdir;
ancak, bir ay süreyle fabrikayı terk etmemişlerdir. Bunun üzerine, fabrikaların
tekrar üretim yapacağı vaadi üzerine eylem sona erdirilmiştir. Bugün,
fabrikalar açık; ama, üretim yapılmıyor; makineler ve fabrikadaki bütün
üniteler çalıştırılmıyor. Çalışanlar, üretmek ve onurluca ücret almak istiyor.
Neden fabrikalar bilinçli çalıştırılmıyor? Neden Tekel üzerinde oyunlar
oynanıyor, oyunlara son verilmiyor?
Hükümeti, kurumlarla,
fabrikalarla, insanlarla kavgaya son vermeye çağırıyorum.
Tekelin özelleştirme
programının kapsamı dışına alınmasını diliyor, Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Kişisel söz
istemi, Sayın Zafer Hıdıroğlu, Bursa Milletvekili.
Buyurun Sayın Hıdıroğlu.
Süreniz 5 dakika.
ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) -
Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım, 1113 sıra sayılı tütün yasasıyla
ilgili konuşuyoruz.
Tabiî, burada dikkatimi
çeken bir husus var, muhalefet partisinden arkadaşlar daha iyisinin olması için
birtakım temennilerde bulundular. Bu, çok güzel bir şey, kendilerine teşekkür
ediyorum; ama, bu yasa çıkmalıydı, güzel yasa. Fakat "bunun daha iyisi
olmalı" dedikleri için, ben, bunun doğru bir muhalefet olduğunu
düşünüyorum; daha iyisini mutlaka yaparız, ama, bunun iyi olduğu da en azından
kabul ediliyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi, net ifadeyle -ben
vaktimi de doldurmayacağım, buna gerek yok- hükümet, 2006, ek önergeyle 2007
yılında alım garantisi ilk defa veren bir hükümet. Ben, onun için hükümet
üyelerine, başta Bakanım olmak üzere, bu işi hazırlayan Sayın Milletvekili
Mahmut Göksu'ya, önergeyi hazırlayan, yasa teklifini getiren arkadaşlarıma ve
biraz sonra inşallah oylamayla bitirilecek olan bu yasanın bu anlamda hayırlı
olmasını diliyorum.
Ayrıca, bir şey daha var,
2005 yılında 630 trilyon civarında alım yapıldı. Bu 630 trilyon civarında özel
ve Tekelin birlikte altığı alımın stopaj vergisinin 4'ten 2'ye düşürülmesi
karşılığı ortalama 12-13 trilyon lira para da köylümüzün artı olarak cebine
girecektir bu akşamdan, yani, bu yasa sizin oylarınızla geçtikten sonra. Onun
için, ben, bu yasa teklifini veren Mahmut Göksu ve arkadaşlarına teşekkür
ediyorum. Duyarlılık gösterdiği için Sayın Bakanıma ve Yüce Meclisin değerli
üyelerine de desteklerinden dolayı teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Çanakkale
Milletvekili Sayın İbrahim Köşdere; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
İbrahim Bey, süreniz 5
dakikadır.
İBRAHİM KÖŞDERE
(Çanakkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; gecenin bu
saatinde, yürürlük maddesi üzerinde söz almış gibi olduk; talebimiz o
doğrultudadır.
Başından beri yasayı
izliyoruz. Başta, 1113 sıra sayılı yasa teklifini Meclisimize getiren
Milletvekilimiz Mahmut Göksu'ya gerçekten teşekkür ediyoruz.
Bir de güzel örneklik
sergiliyoruz. İktidarıyla muhalefetiyle, tütün üreticimize vermiş olduğumuz
desteği halkımız buradan izliyor. Ben de Çanakkale Milletvekili olarak, Yenice
İlçemizde üretilen Agonya tütününün ne kadar önemli bir tütün olduğunu, buradan
da, bu üreticilerimize başından beri her türlü desteği verdiğimizi, vermekte
olduğumuzu ve vereceğimizi de ifade ediyorum. Hayırlara vesile olsun. Bu
dayanışmanın sürekli olmasını diliyorum; çünkü, çıkardığımız yasalar, muhakkak,
halkımızın menfaatları doğrultusundadır. Biz, halkımızın menfaatlarını iyi
izliyoruz. Muhalefet de bu iyi izlemeye devam edecektir; devam ettiği sürece
de, çok daha iyi değerler ortaya çıkacak.
Ben, bu duygu ve
düşüncelerle, yasamızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Tütün
üreticilerimizin karamsar olmaktansa, büyük bir umutla… Bu sektörün yaşatılması
yönünde önemli destek verdiğimizi ifade ediyor, Heyeti selamlıyorum. Hayırlara
vesile olsun. (Alkışlar)
BAŞKAN - Soru-yanıt
bölümüne geldik. Süre 10 dakikadır.
Sayın Osman Coşkunoğlu,
buyurun.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Espriyle cevabı vermeyen
Sayın Maliye Bakanımız gitmiş; Sayın Devlet Bakanımıza soracağım.
"Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür" maddesi üzerine konuşuyoruz. Bakanlar
Kurulu bu kanun hükümlerini yürütürken, tütünle ilgili işlemlerin süregittiği
piyasada tüccar ile üretici arasında adil bir piyasa düzeni olduğuna inanıyor
mu? Bu bir.
İkincisi, Türk tütünü bir
markaydı, bu niteliğini kaybediyor. Öte yandan, küçücük Küba, Havana purosunu
bütün dünyada marka gücüne eriştirebilmiş. Bu kanun hükümlerini yürütecek olan
Bakanlar Kurulu, bu konuda herhangi bir politika geliştirmeyi düşünüyor mu bir
markayı kaybetmemizi önlemek için?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Fikret
Baloğlu.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Aslında, ben, Sayın
Maliye Bakanına sormak istiyordum; çünkü, kendisi, 3 üncü maddede, yayımı
tarihinde yürürlüğe girer maddesinde soru sorulamayacağına hükmettiler.
Bu 3 üncü madde
"Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür" diyor. Sayın Bakan burada
olsaydı nasıl yürüteceğini kendisine soracaktım; ama, kendisi burada
bulunmadığı için Kabinenin Sayın Üyesine sormak zorundayım: Bu Kanunu
uygulayacak Kabinede, büyük bir ihtimalle -pek memnun olmasak da- Sayın Maliye
Bakanı da yer alacağına göre, kendisi, mazot fiyatlarındaki yüksekliğin tütün
üretimine olumsuz etkilerini bu dönemde dikkate alacak mıdır?
İkincisi; bu kanunu
yürütürken, Sayın Maliye Bakanı, Türk tütününün uluslararası bir marka olması
için bir şey yapacak mıdır?
Sayın Maliye Bakanının,
adalet kavramına çok saygılı olduğunu bu Meclis çok iyi biliyor; bu kapsam
içinde soruyorum: Tokat Tütün Fabrikası Müdürünün görevden alınmasına ilişkin
kararı, işlemi iptal eden mahkeme kararını uygulamamakta ya da dolayısıyla,
uygular gibi gözüküp, bir gün içinde ikinci kez görevden almakta gene ısrar
edip, bu yönetim biçimini sürdürecek midir?
Sayın Bakan, bu kanunu
Bakanlar Kuruluyla birlikte yürütmeye çaba gösterirken, tütün alanlarını
daraltmayacaklarını iddia eden ve bu nedenle halktan oy toplayan Partisinin
halka verdiği sözü bu dönemde tutmayı düşünecek midir?
Sayın Bakan, bu kanunu
yürütürken hangi ölçüler içinde yürütmeye devam edecektir?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Anlaşıldı; siz,
Feramus Beyin sorusunu sordunuz,ama..
Feramus Şahin.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Sayın Başkanım, Sayın Bakana şunu sormak istiyorum.
Sayın Bakan, biraz önce,
Malatya ve Adana Sigara Fabrikalarında üretim yapılacağını ifade ettiler. Bu
konuda bir tarih vermeleri söz konusu mudur? Yani, bu ay içerisinde, Adana ve
Malatya'daki işçi arkadaşlarımız beş aydır çalışmamaktadırlar; ne zaman üretime
başlayacakları konusunda bir tarih vermeleri söz konusu mudur?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Bakan…
DEVLET BAKANI BEŞİR
ATALAY (Ankara) - Sayın Başkan, zaten, sorulan soruların bir kısmı bu kanun
teklifi görüşülürken gündeme geldi, bir kısmı konuşmacılar tarafından, bir
kısmı Sayın Bakanın cevaplarında; eksik kalanlara da yazılı olarak cevap
verilecektir.
Teşekkür ediyorum; Yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, 3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Tümünün oylamasından önce
lehte ve aleyhte söz hakkı var milletvekillerimizin.
Lehte söz hakkını
kullanmak isteyen Ümmet Kandoğan, Denizli Milletvekili.
Buyurun Sayın Kandoğan.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar; AK Parti sıralarından alkışlar[!])
Süreniz 5 dakika.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Ancak 86 ncı madde
hükmüne göre söz talebinde bulundum ve
ancak bu maddede görüşme ve konuşma imkânına sahip oldum. O bakımdan, AK
Partili bütün milletvekillerine teşekkür ediyorum. Beni konuşturmamak uğruna,
buraya çıkıp kanun teklifine "tasarı" diyenler, stopaj oranını yanlış
söyleyenler, kanunla ilgisi olmayan şeyleri ifade eden milletvekillerini
dinledikten sonra, bu metodun doğru bir metot olmadığını, halkın düşüncelerini,
isteklerini burada dile getirmeye çalışan milletvekillerinin sesini kısmakla
iktidarın bir yere varamayacağını bir kez daha altını çizmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri,
ben, bir de vatandaşlarımdan bir özür beyanında bulunmak istiyorum. Seçim
meydanlarında, hep beraber, sizlerle beraber tütünde ve şekerpancarında kotanın
kaldırılacağını gümbür gümbür söyledik. Sayın Başbakanın ifadeleriyle,
"kotalar ayaklarımın altındadır" ifadesinden ilham alarak, ben de,
Karaköy Meydanında, Güney'de, Kale'de ve Denizli'nin tütün üreten diğer
yörelerinde tütün kotalarının ayaklarımızın altında olduğunu söyledim; ancak, şimdi,
oralarda söylediğim bu sözlerden dolayı bütün tütün üreticilerinden özür
diliyorum.
Gelinen bu noktada da,
tütün üreticilerinin çok ciddî manada sıkıntı içerisinde olduklarını… Biraz
önce Kale İlçesine bağlı Karaköy Beldesinden arayan vatandaşlarımızın 3 000 000
liraya tütünlerini satmak mecburiyetinde olduklarını ifade eden bir beyanı ve
biraz önce, yine, Denizli'de AK Partili bir belde başkanının da, telefonla
-ismimi de verebilirsiniz diye, bir telefon görüşmesinden dolayı- tütün
üreticilerinin mağdur olduğunu ifade eden beyanları…
Bu kanun teklifinde, 2005
yılı içerisinde sözleşme yapan vatandaşlarımızla 2006 ve 2007 yılında yeniden
sözleşme yapılması getiriliyor; ancak, 2005 yılında herhangi bir nedenle
sözleşme yapamamış olan vatandaşlarımız ne yapacaklar; onlar da tütün
üreticisi?! 2005 yılında, her ne sebeple olursa olsun, sözleşme yapamamış olan
vatandaşlarımız, 2006 ve 2007 yılında mağdur olacaklardır.
Kanun teklifinin ilk
gelen halinden, verilen önergeyle, en azından, 2005 yılı fiyatlarının ortadan
kaldırılması olumlu bir gelişmedir. O bakımdan, bunu, ben, bir kazanç olarak
kabul ediyorum.
Sayın Maliye Bakanımız
burada yoklar. "Adana ve Malatya Sigara Fabrikalarının
kapatılmayacağını" söyledi. Peki, Adana'da, aylardan beri çoluk çocuk
perişan olan, soğukta, karda kışta fabrikada yatmak mecburiyetinde olan insanlar,
acaba, gaipten bir ses duyup da mı eyleme başladılar? O sigara fabrikasının
kapatılacağı bangır bangır bağırıldı, ifade edildi. Onun üzerine, o
vatandaşlarımız, orada çalışan işçilerimiz, fabrikanın kapatılmaması için bir
eylem içerisine girdiler.
Ben, Sayın Maliye
Bakanının bugünkü konuşmasını bir taahhüt olarak kabul ediyorum ve Malatya ve
Adana Sigara Fabrikalarının kapatılmaması gerektiğini bir kez daha ifade
ediyorum.
Tütün stokları olduğu
söyleniyor. Siz, Adana ve Malatya Sigara Fabrikalarında üretimi durdurursanız
tütün stokları elbette artacaktır. Aylardan beri o fabrikalar çalışmıyor.
Çalışmayan fabrikalarda, elbette, tütün de işlenmeyeceği için, o stoklar
artmaya devam edecektir. Özrünüz kabahatinizden büyük.
Şimdi, bir kanun teklifi
getiriyoruz, orada o kadar güzel sözler oluyor, sonra da, Sayın Samsun
Milletvekili Ahmet Yeni -burada mı bilmiyorum- çıkıyor "biz popülist
politika uygulamayacağız" diye bir ifadede bulunuyor. Şimdi, bu kanun
teklifiyle getirilen, sağlanmak istenen husus ile Sayın Ahmet Yeni'nin
söylediği hususlar birbiriyle uyumlu mu değerli milletvekilleri?!
Onun için, lütfen, bu
tütünle ilgili -255 000 aileye düştü, 600 000'di- 255 000 ailenin en azından
bundan sonraki geleceği için, lütfen, tütün üreticisine sahip çıkalım.
Sayın Göksu, burada,
mutlaka bir tavzih istiyorum kendilerinden, tutanağı da getirdim, tutanaktan da
okuyorum; eğer bu tütün üreticileriyle ilgili bu kanun çıkmazsa, bu
vatandaşlarımız, köyünden, tarlalarından büyük şehirlere göç edeceklermiş,
büyük şehirlerde… Okuyorum: "O insanlara kente geldiklerinde iş
bulunamadığı zaman, bugün toplumda yaşanan kapkaç olaylarının, gasp olaylarının
artmasında bir neden olabileceği..."
Şimdi, siz, tütün
üreticilerini potansiyel bir gasp ve kapkaççı olarak görürseniz, burada yanlış
yaparsınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayın
lütfen.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Toparlıyorum.
BAŞKAN - Bir de, lehinde
söz aldınız, o konuda da, lehinde de bir şeyler söylerseniz…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Söylüyorum.
O nedenle, ben, bu
sözlerin, kastı aşan sözler olduğu inancındayım. O nedenle, Sayın Göksu'nun bu
konuyu da bir tavzih etmesinde, en azından tütün üreticilerini moral yönünden
desteklemek açısından ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
İnşallah… Bu kanun
teklifi, tütün üreticilerinin bütün dertlerine derman olmamıştır. Sadece, 2005
yılı içerisinde sözleşme yapan tütün üreticilerinin, 2006 ve 2007 yılında,
sadece sözleşme yaptıkları miktar kadar, 2006 ve 2007'de yeniden sözleşme
imkânı getirmiştir.
İnşallah, onların
durumlarının daha iyi noktalara getirilmesi inancımı ifade ediyor, bu kanun
teklifine olumlu oy vereceğimi bildiriyor ve sizleri saygıyla selamlıyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri...
MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Sayın Başkan, bir açıklama yapabilir miyim?
BAŞKAN - Lütfen... O
zaman yasayı tamamlayamayız.
MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Şöyle, bir cümlelik...
BAŞKAN - Süre doldu, süre
doldu. Siz de, yasanın çabuk çıkmasını en çok isteyenlerdensiniz. Lütfen...
MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Açıklama yapmamı özellikle ifade etti.
BAŞKAN - Bitirelim.
Şimdi teklifin tümünü
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir;
hayırlı olsun; tütün üreticilerimize yararlı olması dileğimizdir.
Değerli milletvekilleri,
alınan karar gereğince, Mustafa Güngör'ün öldürülmesinin aydınlatılması
amacıyla kurulan 10/185 esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 1056 sıra
sayılı raporu ile kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 28 Mart
2006 Salı günü, saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati. 20.56