DÖNEM: 22 CİLT: 114                                                                  YASAMA YILI: 4

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

77 nci Birleşim

21 Mart 2006 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

          I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMA

 IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Edirne Milletvekili Nejat Gencan'ın, Edirne'deki yoğun yağış ve Bulgaristan'ın barajlardan su bırakması nedeniyle meydana gelen taşkınların sebep olduğu zarara ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak'ın cevabı

2.- Edirne Milletvekili Ali Ayağ'ın, Edirne'deki yoğun yağış ve Bulgaristan'ın barajlardan su bırakması nedeniyle meydana gelen taşkınların sebep olduğu zarara ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak'ın cevabı

3.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, Hükümetin, üniversite özerkliğine müdahalesinin yarattığı sıkıntılara ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Dilekçe Komisyonunun davetlisi olarak Çek Cumhuriyetine resmî ziyarette bulunacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu üyelerinden oluşacak Parlamento heyetini oluşturmak üzere gruplarınca isimleri bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1001)

2.- Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Bilim, Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve beraberindeki parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak resmî temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyaretinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1002)

3.- Bursa Milletvekili Mustafa Dündar'ın, Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/641) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/375)

4.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, 4722 Sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Mal Rejimleri Başlıklı 10. Maddesinin 1. Fıkrası ile 2. Fıkrasının Son Cümlesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin (2/615) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/376)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu ve 19 milletvekilinin, tarihî eser kaçakçılığının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/347)

2.- İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil ve 25 milletvekilinin, fındık üretimi ve pazarlamasındaki sorunların araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/348)

V.- ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.- Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030) (S. Sayısı: 904)

3.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 4 Milletvekilinin, Türk Tabipleri Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve 35 Milletvekilinin, 23.1.1953 Tarihli ve 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 3224 Sayılı Yasa ile Değişik 60 ıncı Maddesinin Birinci Fıkrasının Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/672, 2/604) (S. Sayısı: 1069)

4.- Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1171) (S. Sayısı: 1103)

5.- Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 607 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/278, 1/1034) (S. Sayısı: 17 ve 17'ye 1 inci Ek)

6.- Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/277) (S. Sayısı: 1079)

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1096) (S. Sayısı: 1047)

VII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İzmir Milletvekili Muharrem TOPRAK'ın, İzmir-Buca'da inşaatı yarım kalan yurt binasına ilişkin Maliye Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/11963)

2.- Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinin kamu kurumlarından alacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/12067)

3.- Ordu Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU'nun, kamu kurumlarının hastanelere yapması gereken ödemelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/12070)

4.- İzmir Milletvekili Muharrem TOPRAK'ın, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü ve istişare kurulu oluşturma çalışmalarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/12176)

5.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, Kamu İhale Kanununda yapılması düşünülen değişikliğe ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/12203)

6.- Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Adana'nın iç göç alan iller listesine alınmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/12209)

7.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Sarmısaklı Tarım İşletmesinin özelleştirilmesine ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/12249)

8.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, şeker kaçakçılığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/12271)

9.- Muğla Milletvekili Ali Cumhur YAKA'nın, Muğla'daki bazı beldelerin orman kadastrosuna ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/12285)

10.- Muğla Milletvekili Ali Cumhur YAKA'nın, Zeytinli Adasının orman kadastrosuna ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/12286)

11.- Kars Milletvekili Selami YİĞİT'in, Gümrük Müsteşarlığındaki bürokrat atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/12292)

12.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, gümrüksüz mağaza uygulamasına,

- Kars Milletvekili Selami YİĞİT'in, Irak üzerinden yapılan akaryakıt kaçakçılığına,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/12293, 12294)

13.- Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in, yeşil kartlı hastaların ilaç ücretlerinin eczanelere ödenmesindeki gecikmelere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/12306)

14.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, arazi toplulaştırma çalışmalarına,

- Çanakkale Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, köy tavukçuluğunun desteklenmesine,

- Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Adana İlindeki doğrudan gelir ve gübre desteği ödemelerine,

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/12320, 12321, 12322)

15.- Hatay Milletvekili Fuat ÇAY'ın, TRT'de muharrem ayına yönelik program çalışması olup olmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/12398)

16.- İzmir Milletvekili Muharrem TOPRAK'ın, kamu lojmanlarının tahsislerine ve değerlendirilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/12414)

17.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, Kamu Sağlık Kurumlarının alacaklarının terkinine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/12416)

18.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, geçici personele ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/12426)

19.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, bir röportajdaki bazı değerlendirmelerine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/12453)

20.- Bartın Milletvekili Hacı İbrahim KABARIK'ın, 2005 yılında Bartın İline ayrılan ödeneğe ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/12461)

21.- İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in, İstanbul-Tuzla'da bazı sendikacıların saldırıya uğradığı iddiasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/12462)

22.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Konya Ticaret Odası Eğitim ve Sağlık Vakfına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/12470)

23.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, hastanelerin terkin edilen alacaklarının telafisine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/12548)

24.- Bartın Milletvekili Hacı İbrahim KABARIK'ın, 2005 yılında Bartın İline ayrılan ödeneğe ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/12549)

25.- Yalova Milletvekili Muharrem İNCE'nin, Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/12554)

26.- Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, kadın personele ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili İsmail ALPTEKİN'in cevabı (7/13040)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak dört oturum yaptı.

 

Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın,

Edirne Milletvekili Rasim Çakır'ın,

Bulgaristan'ın baraj kapaklarını açması sonucu Edirne'de son günlerde meydana gelen sel taşkınlarının önlenmesi için Meriç, Arda ve Tunca nehirlerinin ıslahı ve Suakacağı Barajı Projesinin bir an önce tamamlanmasının önemine ilişkin gündemdışı konuşmalarına, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe cevap verdi.

 

Elazığ Milletvekili M. Necati Çetinkaya, Çanakkale Zaferinin 91 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.

 

(10/81, 234, 286) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

 

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 330 uncu sırasında yer alan 1088 sıra sayılı kanun teklifinin bu kısmın 7 nci sırasına, 337 nci sırasında yer alan 1104 sıra sayılı kanun teklifinin 8 inci sırasına alınmasına ilişkin CHP Grup önerisinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmediği açıklandı.

 

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

3 üncü sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden;

4 üncü sırasında bulunan, Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısının (1/1030) (S. Sayısı: 904),

5 inci sırasında bulunan, Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 4 Milletvekilinin, Türk Tabipleri Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve 35 Milletvekilinin, 23.1.1953 Tarihli ve 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 3224 Sayılı Yasa ile Değişik 60 ıncı Maddesinin Birinci Fıkrasının Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin (2/672, 2/604) (S. Sayısı: 1069),

Görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;

Ertelendi.

 

6 ncı sırasında bulunan, Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/1171) (S. Sayısı: 1103), görüşmelerine devam olunarak 8 inci maddesine kadar kabul edildi.

 

21 Mart 2006 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 21.08'de son verildi.

 

Sadık Yakut

 

 

Başkanvekili

 

Bayram Özçelik

 

Türkân Miçooğulları

Burdur

 

İzmir

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

No: 103

II.- GELEN KÂĞITLAR

17 Mart 2006 Cuma

Raporlar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belarus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/1045) (S. Sayısı: 1115) (Dağıtma tarihi: 17.3.2006) (GÜNDEME)

2.- Türkiye Cumhuriyeti ile Arjantin Cumhuriyeti Arasında Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/1051) (S. Sayısı: 1116) (Dağıtma tarihi: 17.3.2006) (GÜNDEME)

3.- Türkiye Cumhuriyeti ile Arjantin Cumhuriyeti Arasında Bitki Koruma Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/1063) (S. Sayısı: 1117) (Dağıtma tarihi: 17.3.2006) (GÜNDEME)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında Bitki Karantina ve Bitki Koruma Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/1076) (S. Sayısı: 1118) (Dağıtma tarihi: 17.3.2006) (GÜNDEME)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Devlet İstatistik Enstitüsü ile Kazakistan Cumhuriyeti İstatistik Ajansı Arasında İstatistik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1088) (S. Sayısı: 1119) (Dağıtma tarihi: 17.3.2006) (GÜNDEME)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/1140) (S. Sayısı: 1120) (Dağıtma tarihi: 17.3.2006) (GÜNDEME)


No: 104

20 Mart 2006 Pazartesi

Yazılı Soru Önergeleri

1. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum Merkezdeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12909) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

2. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12910) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

3. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12911) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

4. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12912) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

5. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12913) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

6. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12914) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

7. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12915) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

8. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12916) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

9. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12917) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

10. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12918) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

11. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12919) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

12. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12920) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

13. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12921) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

14. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12922) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

15. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12923) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

16. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12924) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

17. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12925) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

18. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12926) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

19. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12927) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

20. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12928) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

21. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12929) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

22. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12930) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

23. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Erzurum'un bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12931) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

24. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Gümüşhane Merkezdeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12932) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

25. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Gümüşhane'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12933) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

26. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Gümüşhane'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12934) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

27. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Gümüşhane'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12935) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

28. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Gümüşhane'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12936) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

29. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Gümüşhane'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12937) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

30. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kars Merkezdeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12938) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

31. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kars'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12939) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

32. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kars'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12940) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

33. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kars'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12941) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

34. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kars'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12942) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

35. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kars'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12943) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

36. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kars'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12944) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

37. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri Merkezdeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12945) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

38. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12946) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

39. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12947) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

40. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12948) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

41. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12949) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

42. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12950) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

43. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12951) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

44. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12952) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

45. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/129453) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

46. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12954) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

47. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12955) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

48. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12956) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

49. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12957) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

50. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12958) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

51. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12959) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

52. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kayseri'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12960) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

53. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kilis Merkezdeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12961) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

54. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kilis'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12962) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

55. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kilis'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12963) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

56. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kilis'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12964) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

57. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kütahya Merkezdeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12965) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

58. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kütahya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12966) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

59. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kütahya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12967) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

60. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kütahya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12968) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

61. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kütahya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12969) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

62. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kütahya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12970) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

63. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kütahya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12971) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

64. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kütahya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12972) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

65. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kütahya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12973) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

66. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kütahya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12974) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

67. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kütahya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12975) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

68. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Kütahya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12976) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

69. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Nevşehir Merkezdeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12977) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

70. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Nevşehir'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12978) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

71. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Nevşehir'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12979) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

72. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Nevşehir'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12980) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

73. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Nevşehir'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12981) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

74. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Nevşehir'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12982) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

75. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Nevşehir'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12983) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

76. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Nevşehir'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12984) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

77. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Rize Merkezdeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12985) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

78. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Rize'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12986) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

79. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Rize'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12987) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

80. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Rize'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12988) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

81. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Rize'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12989) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

82. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Rize'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12990) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

83. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Rize'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12991) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

84. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Rize'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12992) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

85. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Rize'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12993) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

86. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Rize'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12994) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

87. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Rize'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12995) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

88. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Rize'nin bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12996) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

89. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya Merkezdeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12997) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

90. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12998) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

91. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12999) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

92. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13000) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

93. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13001) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

94. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13002) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

95. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13003) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

96. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13004) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

97. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13005) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

98. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13006) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

99. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13007) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

100. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13008) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

101. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13009) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

102. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13010) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

103. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13011) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

104. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13012) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

105. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13013) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

106. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13014) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

107. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13015) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

108. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13016) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

109. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13017) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

110. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13018) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

111. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Sakarya'nın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13019) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/2/2006)

112. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Şırnak Merkezdeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13020) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

113. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Şırnak'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13021) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

114. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Şırnak'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13022) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

115. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Şırnak'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13023) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

116. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Şırnak'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13024) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

117. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Şırnak'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13025) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

118. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Şırnak'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13026) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

119. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Siirt Merkezdeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13027) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

120. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Siirt'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13028) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

121. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Siirt'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13029) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

122. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Siirt'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13030) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

123. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Siirt'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13031) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

124. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Siirt'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13032) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

125. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Siirt'in bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13033) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/3/2006)

126. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13034) (Başkanlığa geliş tarihi: 6/3/2006)

127. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13035) (Başkanlığa geliş tarihi: 6/3/2006)

128. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13036) (Başkanlığa geliş tarihi: 6/3/2006)

129. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13037) (Başkanlığa geliş tarihi: 6/3/2006)

130. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan'ın bir ilçesindeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13038) (Başkanlığa geliş tarihi: 6/3/2006)

131. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan Merkezdeki sağlık personeline ve sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13039) (Başkanlığa geliş tarihi: 6/3/2006)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1. - Burdur Milletvekili Ramazan Kerim ÖZKAN'ın tarım gönüllülerinin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11999)

2. - Samsun Milletvekili Haluk KOÇ'un, Samsun Yaprak Tütün İşletmesi Müdürlüğündeki geçici işçilerin göreve başlatılmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12000)

3. - Ankara Milletvekili Muzaffer R. KURTULMUŞOĞLU'nun, İztuzu Plajının Dalyan Belediyesine devrine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12002)

4. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Uzan Ailesinin Ürdün'deki varlığı hakkında basında çıkan habere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12004)

5. - İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, Futbol Federasyonu seçimlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12006)

6. - İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, kaçak yapılarla ilgili yeni düzenlemeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12008)

7. - Manisa Milletvekili Hasan ÖREN'in, Manisa Pamuklu Mensucatın özelleştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12012)

8. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, oto galerilerinin şehir dışına çıkarılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12013)

9. - Ankara Milletvekili Muzaffer R. KURTULMUŞOĞLU'nun, Futbol Federasyonu seçimleriyle ilgili bir iddiaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12014)

10. - Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın, TKİ'nin kömür bedeli alacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12017)

11. - Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın, iç ve dış borçlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12018)

12. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Ekonomik ve Sosyal Konsey ile Yüksek Planlama Kurulunun çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12020)

13. - Mersin Milletvekili Şefik ZENGİN'in, BOTAŞ Genel Müdür Vekili ile ilgili bir iddiaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12022)

14. - İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, değerli taş ithalatında KDV'nin sıfırlandığı ve bir işadamının desteklendiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12023)

15. - İstanbul Milletvekili Bihlun TAMAYLIGİL'in, Avustralya ile imzalandığı iddia edilen bir anlaşmaya ve bor madenlerinin işletilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12024)

16. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, motorlu taşıtlardan kaynaklanan hava kirliliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12026)

17. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, trafik kaynaklı gürültü kirliliğini azaltma çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12027)

18. - İzmir Milletvekili Muharrem TOPRAK'ın, Türk Tabipler Birliği Kanununda değişiklik çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12028)

19. - Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, TEKEL'in 2006 yılı tütün alımlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12029)

20. - İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, yabancı bir girişimin yatırım kararından vazgeçmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12030)

21. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, AK Parti Denizli İl Başkanı hakkındaki bir iddiaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12031)

22. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Serbestleşme, Özelleştirme, Sektörel Gelişme ve Piyasa Düzenlemeleri" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12033)

23. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Malların ve Kişilerin Serbest Dolaşımı" bölümlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12034)

24. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Yerleşme Hakkı ve Hizmet Sunma Özgürlüğü" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12035)

25. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Sermayenin Serbest Dolaşımı" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12036)

26. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Kamu İhaleleri" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12037)

27. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Fikri Mülkiyet Yasası" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12038)

28. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Rekabet Politikası" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12039)

29. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Mali Hizmetler" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12040)

30. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Ekonomik ve Parasal Politika" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12041)

31. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Sosyal Politika ve İstihdam" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12042)

32. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Sosyal Politika ve İstihdam" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12043)

33. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12044)

34. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Yolsuzlukla Mücadele Politikası" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12045)

35. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Temel Haklar" ve "Vicdan Özgürlüğü" bölümlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12046)

36. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Bürokrasi" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12047)

37. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Kamu Yönetimi" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12048)

38. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Yargı" bölümüne ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12049)

39. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Sivil-Asker İlişkileri" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12050)

40. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Yolsuzluklarla Mücadele" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12051)

41. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Milletvekilliği Dokunulmazlığı" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12052)

42. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "İnsan Hakları ve Azınlıkların Korunması" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12053)

43. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "İfade Özgürlüğü" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12054)

44. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Din Özgürlüğü" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12055)

45. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Ekonomik ve Sosyal Haklar" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12056)

46. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Azınlık Hakları, Kültürel Haklar ve Azınlıkların Korunması" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12057)

47. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Kıbrıs" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12058)

48. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "İstihdam ve Eğitim" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12059)

49. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "İstihdam ve Eğitim" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12060)

50. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Ekonomik Kriterler" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12061)

51. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Finans Sektörü" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12062)

52. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Adalet, Özgürlük, Güvenlik" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12063)

53. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Din Özgürlüğü" bölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12064)

54. - Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in, bazı kuruluşların seçimlerine müdahale iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12065)

55. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya-Kemer-Beldibi Beldesindeki bir park alanına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12066)

56. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Bilim Araştırma Vakfı hesaplarının denetimine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12068)

57. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, akaryakıt kaçakçılığı ile mücadeleye ve bir ihaleye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12069)

58. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya-Akseki-Cevizli Beldesindeki yol yapım çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/12086)

59. - İstanbul Milletvekili Ali Rıza GÜLÇİÇEK'in, yurt dışında yaşayan vatandaşlardan alınan pasaport harçlarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/12094)

60. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, AB Genel Sekreterliğinin hizmet binasına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/12095)

61. - Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Bulgaristan ile yeni bir sınır kapısı açılması görüşmelerine ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/12096)

62. - İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, Hollanda'da yürürlüğe girecek olan yabancılara yönelik bir yasaya ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/12097)

63. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, eczanelerin yeşil kartlılara verilen ilaç bedeli alacaklarına ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/12108)

64. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Rusya'yla yapılan doğalgaz sözleşmelerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12121)

65. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir köyündeki elektrik kesintilerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12123)

66. - Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın, doğalgaz kullanımına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12126)

67. - İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün, bir şirketin Irak'a yaptığı elektrik ihracatına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12127)

68. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Enerji" bölümüne ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12128)

69. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Ekonomik Kriterler" bölümüne ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12129)

70. - Ankara Milletvekili Zekeriya AKINCI'nın, Ankara'nın bir mahallesindeki yüksek gerilim hattına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12130)

71. - Balıkesir Milletvekili Turhan ÇÖMEZ'in, mayınlı alanlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12131)

72. - İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün, belediyelerin personeline ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12132)

73. - İstanbul Milletvekili Mehmet Ali ÖZPOLAT'ın, İstanbul'daki bir mahallede yaygın olarak uyuşturucu ticareti yapıldığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12133)

74. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Adana-Seyhan Belediyesinin bazı ihalelerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12134)

75. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, kent ulaşım planlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12135)

76. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Medeni ve Siyasi Haklar" bölümüne ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12136)

77. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Azınlık Hakları, Kültürel Haklar ve Azınlıkların Korunması" bölümüne ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12137)

78. - Ankara Milletvekili Zekeriya AKINCI'nın, Ankara'nın bir mahallesindeki yüksek gerilim hattına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12141)

79. - İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in, Ankara-Altındağ Belediyesinin kuş gribi vakalarıyla ilgili yaptığı iddia edilen görevlendirmelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12142)

80. - Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Emniyet Genel Müdürlüğü ile ODTÜ arasında Görüntü ve İşleme AR-GE çalışması olup olmadığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12143)

81. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya Devlet Tiyatrosu ile Devlet Opera ve Balesinin bina ihtiyacına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/12147)

82. - Mersin Milletvekili Ali OKSAL'ın, bazı ürünlerin KDV oranlarındaki değişikliklere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12150)

83. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Şırnak'taki bazı madenleri işletenlerin KDV ödeyip ödemediklerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12152)

84. - Mersin Milletvekili Mustafa ÖZYÜREK'in, lojman ve sosyal tesislere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12154)

85. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Vergilendirme" bölümüne ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12158)

86. - Trabzon Milletvekili Cevdet ERDÖL'ün, Galatasaray Üniversitesinin statüsüne ve öğrenci alımına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12161)

87. - İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, bir ilköğretim okulu müdürü hakkındaki iddialara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12162)

88. - İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğünün kömür ihalesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12163)

89. - İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in, yargı kararlarının uygulanmadığı iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12165)

90. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "İstihdam ve Eğitim" bölümüne ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12166)

91. - İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, Uşak'ta kapalı bulunan iki yatılı ilk-öğretim bölge okuluna ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12167)

92. - Denizli Milletvekili Mehmet U. NEŞŞAR'ın, gazilerin muayeneleriyle ilgili yeni uygulamaya ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12170)

93. - Adana Milletvekili Tacidar SEYHAN'ın, Devlet hastanelerinin yapması gereken ödemelere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12172)

94. - İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün, Aliağa'daki kanser vakalarına, kanserle mücadele çalışmalarına ve sanayi tesislerinin denetimine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12173)

95. - Gaziantep Milletvekili Abdulkadir ATEŞ'in, sağlık kuruluşlarının terkin edilen alacaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12174)

96. - Yalova Milletvekili Muharrem İNCE'nin, Yalova Devlet Hastanesi yönetimine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12175)

97. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Sosyal Politika ve İstihdam" bölümüne ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12177)

98. - Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, döner sermaye ödemesi yapılamayan hastanelere ve icra takibine uğrayan hastalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12178)

99. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, eczanelerin yeşil kartlılara verilen ilaç bedeli alacaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12179)

100. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya-Elmalı-Akçay Beldesi sağlık ocağının personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12180)

101. - İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in, özel hastane ve tıp merkezlerinden sağlık hizmeti alımlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12181)

102. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye 2005 İlerleme Raporundaki "Ulaştırma Politikası" bölümüne ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12198)

103. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, İstanbul'daki bir imar düzenlemesi ve Maliye Bakanı hakkındaki iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12202)

104. - Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın, kamu borçları ile protestolu çek ve senetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12204)

105. - Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın, kayıt dışı ekonomiye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12206)

106. - Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya Hava Limanı II. Dış Hatlar Terminal Ünitesinin İhalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12208)

107. - İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in, İstanbul'daki bir imar düzenlemesiyle ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12210)

108. - İstanbul Milletvekili Bihlun TAMAYLIGİL'in, İstanbul'daki bir imar düzenlemesi ve Maliye Bakanı hakkındaki iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12211)

109. - İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün yaptığı bir ihaleye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12212)

110. - Samsun Milletvekili Haluk KOÇ'un, özelleştirme nedeniyle işsiz kalıp geçici personel olarak istihdam edilenlerin özlük haklarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12213)

111. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, İstanbul'daki bir imar düzenlemesiyle ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12214)

112. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan'ın, Göle İlçesindeki bir köyün yol sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12215)

113.                - Diyarbakır Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, ABD'nin İran'a yönelik politikasının değerlendirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12217)

114.                - Diyarbakır Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, bazı kuruluşların seçimlerine müdahale iddiaları ve bir mahkeme kararının uygulanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12218)

115. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, ÇEAŞ ve Kepez Elektriğin imtiyazlarının kaldırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12219)

116. - Yozgat Milletvekili Mehmet ERDEMİR'in, Başbakanlık konutu ve binalarının restorasyonuna ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/12227)

117. - Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, bazı kurumlardaki AB uyum çalışmalarına ve disiplin soruşturması geçiren personele ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/12228)

118. - Ankara Milletvekili Zekeriya AKINCI'nın, Ankara'daki özel halk otobüsü taşımacılığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12230)

119. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bir gazetede yayımlanan Turgut ÖZAL hakkındaki röportaja ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12234)

120. - İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, bir şans oyununa uygulanan vergi oranına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12237)

121. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan'daki bir köy okulunun ihtiyaçlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12242)

122.                - Diyarbakır Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, yeni kurulacak üniversitelere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12243)

123. - Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri SAYGUN'un, kar yağışı nedeniyle okulların tatil edilmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12244)

124. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, grip aşısı alımına ve kuş gribiyle ilgili bir uyarısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12246)

125. - İzmir Milletvekili Canan ARITMAN'ın, Batman İlinde artış gösteren bir hastalığa ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12247)

126. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, şiddete uğrayan kadınlara yönelik hizmetlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12248)

127. - Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in, Hazine Müsteşarlığına borcu olan belediyelere ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/12251)

128. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bir kitapta yer alan Özel Harp Dairesi ile ilgili ifadelere ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12258)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.07

21 Mart 2006 Salı

BAŞKAN: Başkanvekili Ali DİNÇER

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya ), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77 nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, Edirne'de meydana gelen sel felaketiyle ilgili söz isteyen, Edirne Milletvekili Nejat Gencan'a aittir.

Buyurun Sayın Gencan. (CHP sıralarından alkışlar)

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Edirne Milletvekili Nejat Gencan'ın, Edirne'deki yoğun yağış ve Bulgaristan'ın barajlardan su bırakması nedeniyle meydana gelen taşkınların sebep olduğu zarara ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak'ın cevabı

NEJAT GENCAN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Edirne'de yoğun yağışlardan ve Bulgaristan'daki barajlardan su bırakılması nedeniyle, Edirne'de yaşanmakta olan ve hâlâ devam eden su taşkınlarıyla ilgili söz almış bulunuyorum; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum ve Edirneli hemşerilerime de geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz hafta içerisinde, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Gününü hep beraber kutladık. Bu önemli günü ve bu önemli günle ilgili birkaç söz etmeden, sözlerime başlamayacağım.

Öncelikle, emperyalist güçlerin ülkemizi kuşatmak ve elde etmek için göstermiş oldukları gayretlere ülkemizin "dur" dediği ve ülkemizden onları kışkırttığı bir zaferi bize yaşatmış olan, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitleri saygıyla anıyorum ve 18 Mart Deniz Zaferini tekrar kutluyorum.

Bildiğiniz gibi, geçen yıl da Edirnemizde yaşanan ve bu yıl da tekrar eden ve aynı şekilde sel felaketini Edirnemizdeki insanlarımızın yaşamasıyla meydana gelen bu olaylar, bizleri ve Edirne halkımızı derinden yaralamış ve üzmüştür. Ayın 11'inde başlayan ve 11'inden sonra hızla yükselen su irtifası ve su debisi, ayın 14'ünde ve 15'inde geçtiğimiz yıl yaşanan felaket noktasındaki su debisinin 600-700 metreküp üstüne çıkmıştır ve öncelikle, Tunca Nehri üzerinden başlayarak, Arda ve Meriç Nehirleriyle beraber, Edirnemizin Yolüstü, Hatipköy, Suakacağı ve Değirmenyeni Köyleriyle beraber Sarayiçi'ni ve daha sonra da Edirnemizin mahallesi olan, semti olan Karaağaç Mahallesini ve Bosna Köyünü sular altında bırakmıştır. Bu bölgede evlerine su giren vatandaşlarımızla beraber, aynı zamanda meskenleri, konutları ve işyerleri sular altında kalmış vatandaşlarımız da mağdur olmuştur. Açıkçası, bu her yıl yaşanan vahim olayın bir an önce çözüme ulaşması için konuşmamın sonunda bazı önerilerde bulunacağım.

Ayın 11'inde başlayan bu su taşkını sonrası Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal, Edirne milletvekili arkadaşlarımız ve Sayın Mehmet Sevigen'le beraber ayın 15'inde Edirne'de olduk ve bizim bu şekilde orada olmamız hükümetin de, iktidarın da dikkatini çekerek bir an önce onların da oraya intikal etmesini ve konuyla ilgilenmesini temin etmiş oldu. O gün, yani, ayın 15'inde yapmış olduğumuz incelemelerde Karaağaç Semtindeki vatandaşlarımıza askerî araçlarla yardım ulaşıyor ve oradaki okullar tatil edilmiş ve öğrenciler nakledilmiş ve boş kalan okulların içerisinde de evlerini su basmış olan vatandaşlarımızın ikamet alanı olarak kullanılmaya başlanmış ve askeriyenin yardımıyla orada konuşlandırılan vatandaşlarımıza sıcak yiyecekler verilmeye başlanmış ve kendilerinin ihtiyaçları karşılanmaya başlanmıştır; ama, daha sonra, ayın 15'inden sonra da bu taşkın devam etmiş ve Edirne'de var olan bu taşkının benzeri şekilde Meriç İlçemizde, İpsala İlçemizde, Enez İlçemizde ve Uzunköprü İlçemizin de bazı bölgelerinde su taşkınlarıyla karşı karşıya kalınmıştır.

Burada tespit ettiğimiz kadarıyla hasar gören yerleri tek tek saymaya çalışacağım: Öncelikle, merkeze bağlı Hatip Köyü, Avarız, Yolüstü, Değirmenyeni ve Sarayiçi, Söğütlük ve Karaağaç Mahallesiyle beraber Edirne merkezde 35 000 dekar çeltik alanı, 9 000 dekar civarı da hububat ekili alanlar zarar görmüştür.

Uzunköprü İlçemizde 50 000 dekar çeltik alanı, 5 000 dekar hububat alanı zarar görmüştür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

NEJAT GENCAN (Devamla) - Meriç İlçemizde 70 000 dekar çeltik alanı, 2 000 dekar hububat ekili alan zarar görmüştür ve burada zarar gören köylerimiz de Akçadam, Seren, Rahmanca, Nasuhbey, Küplü, Adasarhanlı belde ve köyleri, arazileri sular altında kalmıştır.

İpsala İlçemizde de, ayın 18'inde Çanakkale Zaferini kutlamak için Grup Başkanvekilimiz Kemal Anadol'la beraber milletvekili arkadaşlarla gittiğimizde, dönüştü, İpsala'daki su taşkınını da beraber gözledik ve beraber yerinde inceledik ve oradaki insanların yaşamış olduğu sıkıntıyı yakından ve onlarla birlikte bizler de yaşadık hatta İpsala kapısında, yani Yunanistan'a Türkiye'yi bağlayan yolun, neredeyse, sularının İpsala'ya taşkın yapmaması, basmaması için yolun delinmesi noktasında Vali Beyin kararlı ve kararsızlık içerisinde olduğunu beraber yaşadık; sağ olsun milletvekili arkadaşlarımız da oradaymışlar Vali Beyle beraber; ama, öncelikle şunu söylemek gerekiyor: Her yıl olduğu  gibi, bu yıl da tekrar bunun yaşandığını gördükten sonra, öncelikle, Tunca Nehri üzerinde yapılması gereken Suakacağı Barajının, bir an önce, Bulgaristan'la yapılacak olan görüşmeler neticesinde hayata geçirilmesi gerektiğini, burada söylemek istiyorum. İkinci önlem olarak da, Arda ve Meriç Nehri üzerinde yapılması gereken çalışmaların olduğunu söylemek istiyorum. Öncelikle, Meriç ve Arda Nehrinin yataklarının elden geçmesi ve yataklarının temizlenmesi ve bu nehirlerin kenarlarında var olan seddelerin tekrar elden geçmesi ve hatta, bu seddelerin yetersiz olduğu bölgelere yeni seddelerin yapılmasıyla ancak bu sel taşkınlarının bir daha yaşanmayacağını umuyorum.

Her şeyden önce, bu sel taşkınlarını yaşayan, toplam, yaklaşık olarak da 350-400 bin dekar arazide zarar gören Edirne İlimiz ve ilçelerinde, bir an önce, hükümetin, afet bölgesi kapsamına buralarını almasını talep ediyoruz. Onun dışında, öncelikle, doğrudan gelir desteği ve ayçiçeği prim ödemelerinin de bir an önce yapılması konusunda bizim hükümetten taleplerimiz vardı. Sanırım, bugün, Başbakan, bunlarla ilgili açıklamalar yaptı; bir an önce, bu söylemiş oldukları sözleri yerine getirirler ve kendilerini, sözlerini tuttukları zaman da bizler tebrik ederiz.

Ben, bu konuda, Edirneli hemşerilerime ve tüm, sel baskınından zarar görmüş hemşerilerime, tekrar geçmiş olsun dileklerimle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Gündemdışı ikinci söz, aynı konu hakkında, Edirne'deki sel felaketiyle ilgili söz isteyen Edirne Milletvekili Ali Ayağ'a aittir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Biz de, tabiî, Genel Kurul olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, Edirneli yurttaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz. Devletimizin, milletimizin, onların yaralarını sarmakta gerekeni yapacağına da inanıyoruz.

Buyurun Sayın Ayağ.

2.- Edirne Milletvekili Ali Ayağ'ın, Edirne'deki yoğun yağış ve Bulgaristan'ın barajlardan su bırakması nedeniyle meydana gelen taşkınların sebep olduğu zarara ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak'ın cevabı

ALİ AYAĞ (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Edirne'de yaşanmış olan sel felaketi nedeniyle söz almış bulunmaktayım; değerli Edirneli hemşerilerime geçmiş olsun diyor; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, Edirnemizi su bastı, sel götürüyor. Eskiler "üç büyük afetin önüne geçilemez: Suyun, rüzgârın, ateşin" derler; gerçekten doğruymuş. Biz de bu taşkının önüne geçmekte çok zorlandık. Yıllardır Edirne böyle su baskınlarına maruz kalmadı; ama, ne hikmetse, bu sene Edirne'nin bazı bölgeleri, Meriç, Arda ve Tunca Nehirlerinin taşması, komşumuz Bulgaristan'ın baraj kapaklarını açması, Edirnemize bugüne kadar yaşamadığı su taşkınlarını yaşattı. Ceddimizden bize kalan muhteşem mirasını günümüze kadar taşıyan serhat şehri Edirnemizin yaşadığı bu felaket yüreklerimizi yakmıştır.

Bu baskınlarda, Edirne Valiliği başta olmak üzere, oluşturulan il kriz merkezinin bölgede yaşayan vatandaşlarımızı erken uyarması ve tahliyeyi zamanında yapması sonucu can kaybı olmaması tek tesellimizdir.

Yaşanan taşkınlar, şiddetli yağışlar, kar erimeleri gibi doğal faktörlerin yanında, Bulgaristan'da Meriç, Arda ve Tunca Nehirleri üzerinde bulunan enerji amaçlı barajlarda taşkın hacmi bırakılmadığı, barajların tamamının dolu olduğu, nehirlerdeki yüksek su seviyelerine ilave olarak, barajların dolu savak ve türbinlerinden su bırakılması sonucu nehir su seviyeleri artmıştır.

Bulgaristan, Türkiye'nin konumunu dikkate alarak, barajlarda taşkın hacmi bırakmaları ve baraj işletmelerini nehirlerdeki su seviyesini dikkate alarak yapmaları gerekmektedir. Üç nehrin buluştuğu Edirne'de, Meriç Nehrinde, debinin 1 000 metreküp/saniyeyi aşması halinde sıkıntılar yaşanmaktadır.

Mansap ülke konumunda olan Türkiye'nin bu taşkınlar sonucu zararları çoktur. Meriç, Arda, Tunca üzerinde 15 adet barajı bulunan komşu ülke Bulgaristan uluslararası hukuka uymak zorundadır. Dışişleri Bakanlığımız ve yetkililerimiz, Bulgaristan Hükümeti yetkililerine hemen gerekli uyarıları yapmışlar ve Bulgaristan-Sofya Büyükelçimiz bu konuda Bulgaristan'a iki nota vermiş bulunmaktadır.

Taşkının yaşanmasının ertesi gününden bugüne kadar, afet bölgesinde, 2 milletvekili olarak değerli hemşerilerimizle birlikte olduk. Sayın Başbakanımıza olayın hemen başlangıcında bilgi vererek, sel taşkınının başlamasıyla, konuyla yakından ilgilenmesini temin ettik ve ilgilendi; ilgili bakanlarla görüşerek, gerekli talimatları vererek, önemli tedbirlerin alınması yönünde çalışmalarını başlattı. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız Sayın Hilmi Güler, Bayındırlık Bakanımız Sayın Faruk Nafız Özak, bölgeye, olayın yaşandığı ilk anda geldiler. İçişleri Bakanımız Sayın Abdülkadir Aksu da, pazar günü bölgeyi gezerek tespitlerde bulundular, yetkililerden bilgiler alarak vatandaşlarımızı dinlediler. Hükümetimizin, selden zarar görenlere sahip çıktığını, kamu da dahil olmak üzere, her türlü zararların ivedilikle karşılanacağını açık ve net bir şekilde belirttiler. Bu akşam da, Tarım Bakanımız Sayın Mehdi Eker'le birlikte Edirne'ye gidiyoruz. Cuma günü de, Maliye Bakanımız Sayın Kemal Unakıtan Edirne'ye gelecekler.

Değerli arkadaşlar, olayın başladığı günden bugüne kadar, söz alan muhalefet sözcüleri, zaman zaman, iktidarımızı suçlama yönüne gittiler. Felaketler üzerine siyaset yapmanın çok yanlış olduğunu hiç hatırlarına getirmediler.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Yok canım! Öyle şey mi olur ya?! Bir an evvel gelin dedik. Niye siyaset yapacağız?..

ALİ AYAĞ (Devamla) - Biz oradaydık Sayın Kemal Anadol.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - 15 dakika ötedeydi Başbakan…

ALİ AYAĞ (Devamla) - Oradaydık…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - 15 dakika…

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim.

ALİ AYAĞ (Devamla) - Edirne'de yaşanan sel felaketi dünkü Bakanlar Kurulunun da en önemli gündem maddesi oldu. Bugün de, çok Değerli Başbakanımız, Grubumuzda, en önemli gündem maddesi olarak sel felaketini ve Edirne'yi konuştu. Edirne'nin meselelerini çözmek için, tek tek, önerilerini ve yapacaklarını Yüce Millete anlattı.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Afet bölgesi ilan et,  başka bir şey istemiyoruz! Afet bölgesi…

ALİ AYAĞ (Devamla) - Hükümetimiz sel felaketinden doğan zararın tespitinin ardından, tespit komisyonlarının tutanaklarına göre, vatandaşların hasar görmüş evleriyle ilgili zararlarını karşılayacaktır. Çiftçimizin tüm zararları tazmin edilecektir ve özellikle, çeltik bölgesi olduğundan dolayı, bölgemiz, çeltik ekimine, kısa zamanda, yine hükümetimiz tarafından hazırlanacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

ALİ AYAĞ (Devamla) - Bağ-Kur, SSK ve diğer borçlar altı ay ertelenecektir. Çiftçimize olan doğrudan gelir desteği, ayçiçeği ve mısır primleri, pancarla ilgili ödemeler hemen başlamış durumdadır. Hükümetimiz, hiçbir vatandaşı mağdur durumda bırakmayacaktır.

Öncelikle, Edirnemizin Karaağaç Mahallesinde yaşanan sel taşkını sebebiyle mağdur vatandaşlarımıza ulaştırılmak üzere, Başbakanlık Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü ve Afet İşleri Genel Müdürlüğünden 1 500 000 YTL Valilik emrine aktarılmıştır. Bu ödeneklerin devamı da, vatandaşlarımızın mağduriyeti giderilinceye kadar devam edecektir.

Bu taşkınların yaşanmaması için, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye olarak işbirliği yaparak, Meriç Nehri yatağının ıslah edilmesi, nehir yataklarındaki her çeşit bodur bitki ve ağaçların ivedilikle temizlenmesi gerekmektedir. Tunca Nehrindeki taşkının önlenmesi için Suakacağı Barajının yapılması şart olmuştur. Suakacağı Barajıyla ilgili olarak, ilk defa, -Türkiye'nin de, Bulgaristan'ın da- otuzbeş yıldan bu yana, biz getirdik bunu gündeme. 8 Nisan 2005'te, iki bakanımızla Sofya'ya yapmış olduğumuz ziyarette oluşturulan çalışma grubunun, özellikle Bulgar tarafının, 6 Haziran 2006'da yapılacak çalışmada iyi niyetini ortaya koyması gerekmektedir. Bizim, Suakacağı'nı yapma konusunda hiçbir problemimiz yoktur, yapmaya hazırız.

MUSTAFA ÖZYURT (Bursa) - Yapın o zaman…

ALİ AYAĞ (Devamla) - Meriç Nehrinin ıslah projesi, yarım asırdan bu yana Bulgaristan ile Türkiye arasında ikili siyasî ilişkiler noktasına takılmıştı. Bunu ilk defa, AK Parti olarak biz aşıyoruz; çünkü, bizim siyaset anlayışımızda, Genel Başkanımız ve Başbakanımız Sayın Recep Erdoğan'ın ifade ettiği gibi, etrafındaki tüm ülkelere düşman gözüyle bakarak içine çekilen ve âdeta kendi yağında kavrulmaya çalışan kapalı bir Türkiye yoktur, kendisine komşu ülkelerle ortak noktalarda buluşan, iyi ilişkiler kuran, akılcı, dışsiyaset güden bir Türkiye vardır. Bu siyasî tavrımızla, Bulgaristan'la işbirliği yaparak, yarım asırdan bu yana çözüm bekleyen Meriç Nehri ıslah projesi sorununun da üstesinden geleceğiz ve yarım asırdır yapılamayanı en kısa zamanda yapacağız.

Bu sel felaketinde her türlü tedbirin alınmasında büyük bir gayretle çalışan, başta Sayın Valimiz Nusret Miroğlu'na, kaymakamlarımıza, askerî birliklerimize, belediyelerimize, kamu kuruluşlarına, Kızılaya, Edirne Arama ve Kurtarma Derneğine, muhtarlarımıza ve vatandaşlarımıza, mükemmel bir koordinasyon içerisinde, canını dişine takarak büyük bir özveriyle çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum.

Ayrıca, bugün, Grup toplantımızda, mağdur olan Edirneli hemşerilerimin mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda çok önemli açıklamalar yapan çok değerli Başbakanıma da teşekkür ediyorum.

Sözlerime son verirken, bu sel felaketinde zarar gören Edirnelilere, onların yardımına koşan Başbakanıma, hükümet üyelerine teşekkür ediyor, Edirneli hemşerilerime geçmiş olsun diyor; tekrar Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Edirne Milletvekilleri Nejat Gencan ve Ali Ayağ'ın gündemdışı ele aldıkları konuyla ilgili olarak, Edirne'de meydana gelen sel felaketiyle ilgili olarak, Bayındırlık ve İskân Bakanı söz istedi.

Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakika.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 11 Mart 2006 tarihinden itibaren, Tunca, Meriç ve Arda nehir havzalarındaki kar erimesi, sağanak yağışlar ve Bulgaristan'ın mevcut barajlarından su bırakması neticesinde başlayarak, etkisini şu anda azaltmakla birlikte halen devam eden Edirne İlimizdeki üzücü sel baskını nedeniyle gündemdışı söz alan Edirne CHP Milletvekili Sayın Nejat Gencan ve Edirne AK Parti Milletvekili Ali Ayağ Beyin konuşmalarına katkıda bulunmak üzere huzurlarınızdayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Evvela, çok değerli Edirneli hemşerilerimize geçmiş olsun diliyorum; Allah'a çok şükür can kaybı yok, en büyük tesellimiz bu.

Öncelikle, sel felaketinin yaşandığı yörede bulunan nehirler hakkında kısaca teknik bilgiler vermek istiyorum.

Esasen Bulgaristan topraklarında doğan ve yağış alanları bu ülkede bulunan Meriç, Arda ve Tunca Nehirleri, Edirne merkezinde birleşmektedirler. Bu nehirlerin yurdumuza girdiği noktadaki yıllık su potansiyelinin toplamı 5 842 000 000 metreküptür. Meriç Nehrinin toplam uzunluğu 492 kilometre olup, bunun 305 kilometresi Bulgaristan'da, 187 kilometrelik bölümü ise Türk-Yunan sınırını teşkil etmektedir. Arda Nehrinin toplam uzunluğu 203 kilometre olup, bunun sadece 300 metrelik bölümü Türkiye topraklarındadır. Tunca Nehrinin toplam uzunluğu 283 kilometre olup, 40 kilometresi Türkiye topraklarında bulunmaktadır. Bu nehirlerin Bulgaristan sınırları içerisinde, Meriç Nehri üzerinde 7 tane, Arda Nehri üzerinde 4 tane, Tunca Nehri üzerinde 4 tane baraj mevcut olup, bunların kapasiteleri 1 milyar metreküp, 1,2 milyar metreküp, 565 000 000 metreküptür. Söz konusu bu üç nehrin toplam yağış alanı 35 300 kilometrekaredir. Bunun yüzde 97'si Bulgaristan, yüzde 2'si Türkiye, yüzde 1'i ise Yunanistan topraklarında bulunmaktadır.

Edirne İlimizde meskûn mahalleri taşkından korumak için, Tunca ve Meriç Nehirleri kenarında, 1950'li yıllarda kışlık seddeler yapılmıştır. Kışlık sedde şu: Meskûn alanları korumak için yapılan kilden seddeler. Yazlık seddelerin kapasitesi 1 000 metreküp/saat, kışlık seddelerin kapasitesi   ise 4 000 metreküp/saattir. Yazlık seddeler de, hububat, ekim alanlarını koruyan seddelerdir.

Meriç Nehri, takriben 17 kilometrelik bölümde tamamen ülkemiz topraklarından akmaktadır. Geri kalan kısmı üç ülke arasında sınır teşkil ettiği için, bu nehrin temizlenmesi ve düzenlenmesi çalışmaları, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde yapılabilmektedir. Bu sebeple, Meriç Nehri ana yatağında yapılacak yatak düzenlemeleri için, diplomatik yollarla, ilgili ülkelerle mutabakata varılması gerekmektedir. Özellikle Lozan Antlaşmasında bu konu konuşuldu, anlaşmaya bağlandı, Meriç Nehri ortası sınır kabul edildi. Bu nedenle, biz, burada çalışma yapamıyoruz, Yunanistan da yapamıyor. Nerede yapabiliyoruz; kendi kenarımızda sedde yapıyoruz ve mahmuz yapıyoruz, onlar da kendi kenarlarında sedde ve mahmuz yapıyor. Bu defa, Meriç Nehrinde, bırakın iyileştirmeyi, daha beter boğulma oluyor; bunu nasıl aşacağız, biraz sonra anlatacağım.

Bulgaristan topraklarından doğan Tunca Nehri üzerinde yapılması planlanan Suakacağı Barajının gövdesi ülkemizde, göl alanı ise Bulgaristan'da kalmaktadır. Barajın yapılması sonucu düzenleyeceği akım miktarı toplam akımın yüzde 12'sidir. Bu itibarla, Meriç taşkınlarına olan etkisi yüzde 12 mertebesindedir.

Suakacağı Barajıyla ilgili Sayın Ali Ayağ bilgi verdi, ben de bilgi vereyim. 6 Haziran 2006'da, Edirne'de, Sayın Enerji Bakanımız ile Bulgaristan Çevre ve Su Bakanı bir toplantı yapacağız; son aşamaya geldi. Orada, barajın gövdesi Türkiye'de yapılacak, havzası Bulgaristan'da kalacak. Bu, enerji üretecek, taşkından koruyacak ve bir de sulama yapabileceğiz. Enerjiyi müşterek kullanacağız. Ne kadarını biz, ne kadarını onlar; katkı ne kadarsa bu oranı paylaşacağız. Burada bir konsorsiyum olacak, bunun finansmanı ve projesi tartışılacak. Bunun sulamasını biz kullanabileceğiz, taşkından da bizi koruyacak. Özellikle bunun kret kotu 50 metre olacak ve bu taşkınları önleyebilecek. 33 000 000 kilovat/saat enerji üretecek. Tabiî, bunun için 6 Haziranı tarih olarak anlaştık. İnşallah, bunu o gün halletmeye çalışacağız.

Özellikle bu, Meriç Nehrindeki toprak adacıklarından bahsetmek istiyorum. Gerçekten, bunlar son derece önemli. Avrupa Birliğiyle Sınır Ötesi Kapsamında Taşkın Uyarı Sistemi ve Kapasite Artırma Projesi var. Bulgaristan ile biz partneriz. 4 000 000 euroluk bir proje bu. Bulgaristan bize partner oluyor, Meriç için, 17 kilometrelik kısmında kum adacıkların temizlenmesi için. Burada 29 tane kum adacığı var ve 1 000 000 metrekare yüzölçümünde bir kum; bunun yüzde 65'i silis olan bir kumdur bu. Bu taşınabilirse sıvada kullanılabilir; ama, bu, tabiî, çok zor; buna çalışacağız. Burada ne yapacağız; buraları nehir ıslahı yaparak burayı kurtarmaya çalışıyoruz. Bununla ilgili ÇED uygunluk raporu alınmaya başlandı, çalışılıyor. DPT'de uygunluk belgesi verilecek ve proje yürürlüğe girecek. 2006'da danışmanlık projesi çıkacak, 2007'de ihale gerçekleşecek. Gerçekten, bu, son derece önemli.

Bunun dışında tabiî -biraz evvel de anlattım- seddelerin yıkılması var. Bu seddelerin yapımı için, Devlet Su İşleri olarak, biz, bu yıl 10 trilyon lira para ayırdık; bunu yapmaya çalışacağız; ama, esas önemli olan, birincisi, bu barajın yapılmasıdır. İkincisi, bu dediğimiz 4 000 000 euroluk, kum adacıklarının iyileştirilmesi çalışmasıdır. Üçüncüsü seddelerdir. Tabiî, daha başkaları da var; onları da biraz sonra anlatmaya çalışacağım.

Özellikle 2 630'dan 1 621'lere indi debi. Bu, iyileşmeyi gösteriyor. İki gece evvel İpsala'da büyük sorun yaşadık. Karayollarımız da oradaydı gece, sabahlara kadar; gerektiğinde yolu da açacaktık; ama, çok şükür, orada da bir iniş oldu. Vali Beyle devamlı konuşuyoruz. Özellikle bu yirmiiki yılın en büyük taşkınları olup, yüz yıllık tekerrürlü taşkın debilerine karşılık gelmekte; yani, yüz yılda bir olabilen bir taşkın bu. Bunlar, tabiî ki, Edirne-Karaağaç-Pazarkule yolunda ulaşım ortadan kalkmış, tarihî köprüler, Sarayiçi, bazı meskûn mahaller sudan zarar görmüşler.

Bunlardan fazla bahsetmek istemiyorum; arkadaşlarımız, değerli CHP milletvekillerimiz, AK Parti milletvekilimiz bahsettiler. Bu bahsettiğimiz yukarıdaki sedde yırtıklarına DSİ Bölge Müdürlüğünün mevcut makine parkıyla hemen müdahale edilmiş, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektörden temin edilen ilave kamyon ve iş makineleri ile özel sektörden temin edilen ve yapılan çalışmalar sonucu, taşkının meskûn mahallere yayılması büyük ölçüde önlenmiştir. Dün tarihi itibariyle, taşkın mahallinde çalışan toplam 127 tane iş makinemiz var ve gerektiğinde daha da artırılabilir. Sular çekildikten sonra, hasar tespitine başlayacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; başta Saygıdeğer Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Dışişleri Bakanımız Sayın Abdullah Gül, İçişleri Bakanımız Sayın Abdülkadir Aksu -ki, üç gün evvel oradaydı, Varna'da İçişleri Bakanları toplantısında konuştu, onlarla bu konuları tartıştık, daha sonra İpsala ve Süloğlu'na gitti, orada incelemeler yaptı- ve hep beraber ilk günden itibaren yoğun çalışmaya başladık. Biz de çarşamba günü oraya intikal ettik. Ali Bey zaten oradaydı. Biz, Sayın Hilmi Güler'le beraber gittik, Necdet Beyle beraber gittik. Değerli CHP milletvekillerimiz, Deniz Baykal Beyefendi oradaydılar. Gerçekten, halkla bütünleştik, halkın sorunlarını yerinde çözmeye çalıştık. Biz, Orman Bakanlığına ait bir helikopterle gitmiştik. Bu kariyerlerle köprüyü geçtik, sele uğramış olan bölgede incelemelerde bulunduk. Gerçekten, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Kızılayımız, il özel idaremiz, valiliğimiz, özellikle sosyal yardımlaşma vakfımız çok güzel çalışmalar yaptılar.

3 tane okulumuz kapalıydı, bugün 2 tanesi açıldı biliyorsunuz, yarın diğeri de açılacak.

Özellikle, Maliye Bakanımız da bu hafta sonu gidecek ve belki bugün veya yarın, Tarım Bakanımız da yöreye intikal edecekler. Özellikle, oradaki suların çekilmesinden sonra tarımda neler olmuş, ne kadar hasar var, bunları tespit edecekler.

Özellikle, ben, fazla zamanınızı almadan kısa kesmek istiyorum; ama, şunları anlatmak istiyorum: Özellikle, bugün, Sayın Başbakanımız Grupta da açıkladı, dün, Bakanlar Kurulunda bunu hep konuştuk. Sanayi Bakanımız şu öneriyi yaptı, hemen kabul edildi: Biliyorsunuz, pancar üreticilerine 8 trilyon ödemiştik, 7 trilyon haziranda ödenecek paramız vardı. O 7 trilyonu hemen bugün ödüyoruz, bugün ödüyoruz. Ayrıca, 25 trilyon civarında yalnız Edirne için, ürün primleriyle ilgili ödemeyi haziran ayında yapacaktık tüm Türkiye'de; fakat, tüm Türkiye'yi nisana çekiyoruz; ama, yalnızca Edirne'yi bu hafta yapacağız, onu da söylemek istiyorum.

Özellikle 823 trilyondur bu, Türkiye'de pamuğa, ayçiçeğine, kanolaya ve diğerlerine... Ama, tekrar söylüyorum: 7 trilyon lira pancardan, 25 trilyona yakın ürün primi olarak, ki, bu, çeltiğe ve diğer, ayçiçeğine ödenecektir; ondan sonra, bu, diğer, Türkiye'deki 823 trilyonu da nisan ayında ödeyeceğiz. Bunu da çiftçilerimize bir müjde olarak vermek istiyorum.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız tarafından Edirne İlimizde SSK ve Bağ-Kurlularla ilgili neler yaptık, paylaşmak istiyorum.

Bunların mevcut birikmiş borçları, SSK kapsamındakilerin mevcut birikmiş borçları ile sel felaketinin meydana geldiği tarihten sonra ortaya çıkacak üç aylık prim borçları, Bağ-Kur kapsamındakilerin ise mevcut borçları ile sel felaketinin meydana geldiği tarihten sonra ortaya çıkacak altı aylık prim borçlarını kapsayacak bu erteleme. Prim borcunun ertelendiği sürede zamanaşımı işlemeyecek ve ertelenen prim borcuna gecikme zammı uygulanmayacak. Bu haktan yararlanmak isteyen SSK kapsamındakilerin sel felaketinin meydana geldiği tarihten itibaren üç ay içinde, Bağ-Kur kapsamındaki il sigortalılarının ise altı ay içinde Edirne'deki SSK ve Bağ-Kur İl Müdürlüklerimize zarar gördüklerini belgeleyerek başvurmaları gerekmektedir.

Devlet Su İşleri tarafından 10 trilyon kaynak ayrıldı; bunu söyledim. 6 Haziran 2006'da, barajla ilgili toplantıyı söyledim. Özellikle Edirne İlimizde, İpsala'da, Uzunköprü'de, Meriç'te, Enez'deki hasarları söyledik. Özellikle okulları söyledik, onunla ilgili.

Edirne Valiliğimiz Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile Kızılay Aşevi işbirliğinde 2 100 kişilik kumanya, 1 500 kişilik sıcak yemek, 340 koli şişe suyu, 22 paket çocuk bezi, 200 adet  battaniye, ısınma amaçlı katalitik soba, malzemeler aynî olarak mağdur ailelere ulaştırılmıştır. Ayrıca, Kızılay Genel Merkezince görevlendirilen ekipler -50 adet kurulması amacıyla- yeni bir çadırkent kurdular; burada, üç öğün yemek veriyorlar. Bunların bedeli Valilik Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından karşılanıyor. Biz, Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, hemen 500 milyar lira gönderdik. Ayrıca, bizim dışımızda, Başbakanlığımız, acil fondan 750 trilyon gönderdi. Daha evvel biz, Edirne'nin ilçe ve beldelerine 335 trilyon göndermiştik; toplam rakam 1 trilyon 570 milyar TL oluyor. Eski fiyatlarla 1 trilyon 570 milyar  gönderilmiş olacak.

Ben akşam Sayın Valimizle konuştum, tabiî bu paralar yetmeyebilir; biz yine destekleyeceğiz. Sayın Başbakan dün Bakanlar Kurulunda talimat verdi, biz de Afet İşleri Genel Müdürlüğünce takip ediyoruz. Sayın bakanlarımız da bugün yarın orada olacaklar; bunu  da söylemek istiyorum.

Çözüm önerilerini zaten söylemiştik: Suakacağı Barajının yapılması. Bu, 4 milyar euroluk, özellikle, bu 17 kilometrelik Meriç Nehrinde adacıkların temizlenmesi projesi, seddelerin yapılması projesi. Kaçak yapılaşmayı mutlaka önlememiz gerekiyor ve Bulgaristan'ın kontrollü bırakması, yapması lazım; bunu mutlaka halletmemiz lazım. Özellikle, Tapu Kadastroyla ilgili şunu söylemek istiyorum: Edirne Merkez, Uzunköprü, Meriç, Enez, İpsala'da Etkilemiştir burada, 381 000 dekarı, bunun 365 000'i çeltiktir, 16 000'i ekili alandır. Sel dolayısıyla tarla sınırları kaybolmuş, suların çekilmesiyle, isteyen vatandaşlarımız için sınırlar tekrar yerinde tespit edilecektir; bunu da söylemek istiyorum. Zaten, Edirne İli kadastro durumuna bakarsak, toplam mahalle ve köy 314'tür. Biten birim mahalle ve köy: Tamamı bitirilmiştir. Yani, burada çalışma tamamlanmıştır. Bunu da söylemek istiyorum.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Sayın Bakanım, belediyelere hiçbir şey söylemediniz.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Belediyeyi söyleyeyim. Hemen söyleyeyim…

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Belediyeleri hiç muhatap almıyorsunuz, niçin almıyorsunuz?

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Hayır, söyleyeyim. Hemen söyleyeyim. Hemen söyleyeyim. Konuşmamın sonunda hemen söylüyorum.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Bekliyoruz.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) -Özellikle, belediyeyle ilgili, yanıma aldım, onları da söyleyeyim. Hemen söyleyeyim.

Şimdi, tabiî, 2000 yılında Edirne Belediyemize 1,550 trilyon, 2001'de 3 trilyon, 2002'de 3,6, 2003'te 4,264 trilyon, 2004'te 6,5 trilyon, 2005'te 8,4 trilyon ödenmiş. Yani, 2 katına çıkmış bizim dönemde.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - İller Bankası payı efendim o.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Hayır...

RASİM ÇAKIR (Edirne) - İller Bankası payı o.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Ancak, bakın, Edirne Belediyemizin kanalizasyon borcu -ki, bizden evvel başlamış, hâlâ devam ediyor- 18,5 trilyon olmasına rağmen; ayrıca, SSK, vergi, Emekli Sandığına 12,5 trilyon olmasına rağmen, bu borçlar ödenmiştir; ama, geçmişte ne yapılıyordu; yüzde 40-60 değildi, hangi belediyedeyseniz, ona gönderiliyordu, öbürüne gönderilmiyordu. Diğer gönderdiklerimi de siz biliyorsunuz. Arkadaşlarımızın talebiyle, onları da bulup hemen söyleyeyim size. Özellikle, yani, burada belediyelerimize, biz gerçekten, AK Parti, CHP, ANAP, hiç ayırım yapmıyoruz, adil davranıyoruz, bunu siz de biliyorsunuz.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Sayın Bakanım, bu belediyeler, bu bozulan kanalizasyonları nasıl yapacaklar?!

BAŞKAN - Yerinizden müdahale etmeyin.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Yapıyoruz, kanalizasyon…

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Vali yapmayacak onu, belediyeler yapacaklar Sayın Bakanım.

BAŞKAN - Rasim Bey, yerinizden müdahale etmeyin.

Sayın Bakan, siz Genel Kurulu muhatap alın.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Hayır, altyapıyla ilgili, TEDAŞ'la ilgili, biz zaten katkıda bulunuyoruz.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Bakanım, bozulan yolları belediyeler nasıl yapacaklar, onu söyler misiniz?!

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Bozulan yolları mı?

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Evet…

BAŞKAN - Sayın Bakan…

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Yani, şehir içindeki yolları… Şehir içindeki yollar onların sorumluluğunda.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Evet…

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) -Ancak, bizden, eğer İller Bankasından bir para talep edilirse, kredibilite de varsa, bunu biz veririz. Afetten biz gönderiyoruz Valiliğe.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Valiliğe gönderiyorsunuz. Vali yapmayacak ki bu yolu Sayın Bakanım. Vali yapmayacak ki.

BAŞKAN - Bir dakika… Bir dakika…

Sayın milletvekilleri, bu konuyla ilgili daha sonra Sayın Bakanla görüşürsünüz, açıklık kazanır konu.

Sayın Bakan, siz de lütfen, Genel Kurulu muhatap alın.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Tamam, ben toparlıyorum.

BAŞKAN - Karşılıklı tartışma…

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Hayır, hayır, tartışmıyoruz.

BAŞKAN - …İçtüzüğe aykırı, teamüllerimize aykırı.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Tartışma yok. Bakın, şimdi, Sayın Milletvekilim, size söyleyeyim, bunu siz biliyorsunuz.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Dinliyorum Sayın Bakanım.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Sizin şubat ayında talebiniz oldu bizden. Biz nerelere para gönderdik: Süloğlu, Meriç, İbriktepe, Kurtbey, 135 milyar.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Hayır, daha sonra, 8.3. tarihinde, Lalapaşa, İpsala, Karpuzlu, Kocahıdır, Keşan, Beğendik, Yeni Muhacir, Paşayiğit Beldesi ve Meriç İlçesi-Küplü, 185 milyar olmak üzere 320 milyar.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Sayın Bakanım, sadece Edirne Belediyesinin 3 trilyon paraya ihtiyacı var, bu bozulan yolları yapmak için; yapabilir mi Edirne Belediyesi bu yolları?!

ALİ AYAĞ (Edirne) - Onları Karayolları yapacak Sayın Çakır.

BAŞKAN - Bir dakika arkadaşlar, bir dakika; lütfen…

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Şöyle söyleyeyim; bakın, biraz evvel, burada, bizim dönemimizde…

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar, Sayın Bakanı dinleyelim.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - …özellikle 2000 yılında 1,5 trilyon para alırken bu belediyemiz, bugün 8,4 trilyon almış, üç ayda da 1,974 trilyon; yani, ayda 650 milyara çıkmış. Demek oluyor ki, bu para, bu yıl 9,5 trilyona çıkacak. Demek ki, bu paraları ödüyoruz, inşallah bununla yapabilirler; ama, Edirne'ye, bakın, biraz evvel anlattıklarımı söylüyorsunuz, 25 trilyon lira acil gidiyor…

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Teşekkür ederiz efendim.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) -…7 trilyon pancardan gidiyor, biz 1,5 trilyon yolladık, yine yollayacağız. Edirne özellikle bizim için öncelikli bir yer.

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Sayın Bakanım, ona hesap mı veriyorsunuz?! Ona hesap vermeyin, bize anlatın Sayın Bakanım.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Hayır, siz biliyorsunuz.

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Ona hesap vermek zorunda değilsiniz Sayın Bakanım, güzel şeyler anlatıyorsunuz.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Hayır, onu biz…

BAŞKAN - Siz müdahale etmeyin arkadaşlar. Biz, gereken müdahaleyi yapıyoruz.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Bu, hesap verme değil, bu bilgilendirme oluyor.

BAŞKAN - Divan olarak biz müdahale ediyoruz, sizin müdahalenize gerek yok.

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Yapmıyorsunuz zaten.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Tabiî... Özellikle, tabiî…

BAŞKAN - Cavit Bey, sizin müdahalenize gerek yok, biz müdahale ediyoruz.

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Yapmıyorsunuz efendim.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Tabiî, tabiî…

Karayolları... Uzunköprü çevre yolu ve restorasyonu bu hafta ilana çıkıyor, kırkbeş gün sonra ihaleyi gerçekleştireceğiz, Karayolları olarak orada da... Ayrıca, bu, Karaağaç yolunun yarısı bizim uhdemizde, yarısı değil; bunu da değerlendiriyoruz, ağımıza alabiliriz ve biz oraya gözümüz gibi bakıyoruz, Edirne bizim için son derece önemli.

NECDET BUDAK (Edirne) - Sağ olun Sayın Bakan.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) - Türkiye'nin her tarafı önemli.

Ben, özellikle, bu taşkının ilk gününden itibaren afet kriz merkezi oluşturan Sayın Valimize, Kızılayımıza, Türk Silahlı Kuvvetlerimize, İl Özel İdaremize, emeği geçen herkese, Sayın Başbakanımıza, Bakanlar Kurulumuza, AK Parti milletvekillerine, CHP milletvekillerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Gündemdışı üçüncü söz, üniversiteye bakış hakkında söz isteyen, Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'e aittir.

Buyurun Sayın Kepenek. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, Hükümetin, üniversite özerkliğine müdahalesinin yarattığı sıkıntılara ilişkin gündemdışı konuşması

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hükümetin üniversite anlayışı ya da anlayışsızlığı konusunda gündemdışı söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önce, bugün Nevruz…

AHMET ERSİN (İzmir) - Sayın Başkan, orada ne oluyor?!

BAŞKAN - Yakup Bey, bir dakikanızı rica ediyorum.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın bakanlar ve sayın bakanlarla işi olan arkadaşlarımız…

YAKUP KEPENEK (Devamla) - İş görüşmelerini dışarıda yapsalar, çok daha iyi olacak.

BAŞKAN - Lütfen, İdare Amirlerimize yardımcı olsunlar; Bakanlar Kurulu üyelerinin bulunduğu cenahtan çok gürültü geliyor.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Kabine toplantısı yapmıyoruz burada.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Yani, konuşmacıyı, Sayın Milletvekilini dinlememiz gerekiyor, duymamız zorlaşıyor. Lütfen…

Buyurun Sayın Kepenek.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bugün Nevruz. Önce, hepinizin Nevruzunu, bayramını, ülkemizde ve dünyada, insanlığa barış, dostluk ve kardeşlik getirmesi dileğiyle kutluyorum.

İkincisi, Çanakkale Zaferinin 91 inci yılını, yıldönümünü anıyoruz. O bağlamda da şunu söyleyeyim: Çanakkale, daha sonra Sakarya'da olduğu gibi, lise ve üniversite gençliğinin, bilerek, vatan sevgisiyle, ülkenin bağımsızlığını, özgürlüğünü, komutanları Mustafa Kemal'le savunmak üzere yaşamlarını verdikleri bir yerdir. Çanakkale, onlarla kazanıldı, kimilerinin öne sürdüğü gibi, belirsiz hurafelerle değil.

Değerli milletvekilleri, hükümetin üniversite anlayışı, gerçekten tam bir anlayışsızlık sergiliyor. Hükümet, üniversite özerkliği diye bir şey tanımıyor; bu kurumların ve bazı başka kurumların bağımsız olmasını kendi yönetim anlayışına, hukuk anlayışına sığdıramıyor ve bağımsız kurullara, kurumlara karışılmaması gerektiğini, ilke, hukuk, kural, gelenek tanımaz bir anlayışla ve ısrarla sonuna kadar götürüyor. Bunun en yeni örneği, hep birlikte, büyük bir çalışmayla, özveriyle kurulan, kurduğumuz 15 yeni üniversitenin rektör atanması sürecidir. Bildiğiniz gibi, bu üniversitelere rektör atanması konusundaki yasa Cumhurbaşkanınca geri çevrilmişti; Yüce Meclis, bu yasayı yeniden onayladı olduğu gibi. Şimdi, Sayın Sezer, Cumhurbaşkanımız, yasayı, yürütmeyi durdurma talebiyle Anayasa Mahkemesine götürüyor. Bu durumda, 15 üniversitenin geleceği soru işareti içine itiliyor. Şimdi ne olacaktır? Bu 15 ildeki insanımızın, bilim insanımızın, diğer insanlarımızın beklentilerini bu derece zedelemeye, onları yerle bir etmeye hükümetin hakkı olmamak gerekir. Kurucu rektör, vekâleten atanmaz; vekil, kurucu rektör olarak ortaya çıkarılamaz. Hükümet ve Millî Eğitim Bakanı, tıpkı TÜBİTAK olayında yaptığı gibi, tıpkı -son günlerde- Merkez Bankası olayında yaptığı gibi, 15 üniversiteyi de vekâleten, bir şekilde yönetmek üzere girişimlerde bulunuyor ve bilerek karışıklık çıkarıyor. Bu tür karışıklıkların, ülkemizin geleceği açısından, beklentileri açısından, ülkemizin bilimsel gelişmesi açısından hiç de sağlıklı olmadığını vurgulamak istiyorum. Bu çerçevede, bu kargaşalık ve çözümsüzlüğün ortadan kalkması için, tüm kurumsal birimlere, yükseköğretimin yönetim birimlerine de büyük bir görev düştüğünün altını çizmek isterim.

Aslında, genel olarak -gene üzülerek söyleyeyim, burada daha önce de vurgulamıştım- Millî Eğitim Bakanlığı, hızla, eğitimi bilimsellikten uzaklaştırıyor. Bu, Bakanlığın temel özelliği, eğitimi, eğitim programlarında bilimsel verileri bir tarafa bırakarak, fen ve biyoloji kitaplarını bilimdışı hurafelerle doldurma yönünde adım atmasıdır.

Değerli arkadaşlar, inanç başka bir şeydir. İnanç yanlışlanamaz. Bilimsel doğruların doğru sayılabilmesi için aynı zamanda bunlar yanlışlanabilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Sayın Başkan, kısa keseceğim. Söz veriyorum.

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bilimsel bir olgunun, olayın, görüşün bilimsel sayılabilmesi için yanlışlanabilir olması, eleştirilebilir olması, kendisiyle ilgili kuşku duyulması gerekir. Oysa, yaradılış teorisini kabul ettiğiniz zaman böyle bir kuşkuya yer yoktur, eleştiriye yer yoktur, tartışmaya yer yoktur. Bu dogmadır ve ya kabul edersiniz ya reddedersiniz. Millî Eğitim Bakanlığı, ısrarla, yaradılışın bir teori olduğu iddiasıyla üniversiteleri ve bilim kurumlarını ve ilköğretimden başlayarak tüm öğretim kademelerini, bu bağlamda, bilimdışı, gerici hurafelerle dolu bir anlayışla yönetmeye çaba harcamaktadır. Bu tutum çağdaşlığa, bilimselliğe, gelişmeye tümüyle karşıdır, engeldir. Sonuçta, Millî Eğitim Bakanlığının gözetimi ve denetimi altında olan okullarda yargı kaçakçısı olan Adnan Hocanın izleyicileri müzeler kurmakta, yaradılış teorisiyle ilgili kitaplar yayımlamakta, yaymakta ve gencecik çocuklarımızın beyinlerini bilimdışı anlayışlarla zehirlemektedir. Millî Eğitim Bakanlığının yaptığının hiçbir biçimde benimsenebilir bir tarafı yoktur.

Değerli arkadaşlar, ben aylar önce burada bir söz verdim ve Millî Eğitim Bakanıyla yapılan bir tartışmada, Millî Eğitim Bakanının kendisine, bu yaptıklarıyla ilgili olarak bir gensoru talebim olacağını söyledim. 1 Martta, 21 gün evvel bu dilekçemi, CHP Grup Yönetimine verdim. Üzülerek şunu söyleyeyim: 1 Marttan bu yana Millî Eğitim Bakanının gerici, yıkıcı, bilimdışı tutumu çok daha ileri boyutlarda gitti. Kendisinin, çok daha, yerinden edilmesi gerektiğini, istifa etmesi gerektiğini, eğer istifa etmemekte ısrar ediyorsa, mutlaka bir gensoruyla düşürülmesi gerektiğini yeniden su yüzüne çıkardı.

Bunu vurguluyor ve hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

SELAMİ YİĞİT (Kars) - Sayın Bakan gündemdışı konuşmaya cevap vermiyor mu?

BAŞKAN - Efendim?..

SELAMİ YİĞİT (Kars) - Bakan kaçtı da…

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanın konuşmasını bekliyordunuz herhalde; bize bir söz talebi gelmedi.

Yalnız, bize, İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Ersin'den yerinden açıklama talebi geldi; yerinde mi acaba Sayın Ahmet Ersin.

AHMET ERSİN (İzmir) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun, yerinizden ve kısa bir süre içinde, önem verdiğiniz açıklamayı sunun.

AHMET ERSİN (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, Manisa Merkez Sancaklı-Bozköy Beldesi sınırları içinde halen "Ege Kum" ve "Ege Beton" adıyla faaliyette bulunan kuruluş, şimdi aynı alan içine, aynı sahaya "Ak Ege" adıyla yeni bir tesis kuruyor.

Sayın Başkan, bu alanda kurulacak olan tesis her ne kadar çimento öğütme, dolum ve paketleme tesisi olarak tanıtılmakta ise de, gerek çevrede yaşayanların beyanları ve gerekse gelişmeler, bu tesisin bir çimento üretim tesisi olduğunu göstermektedir. Nitekim, tesisin proje tanıtım broşüründe, aynı alanda, aynı kuruluşa ait iki adet hazır beton santralına bu işletmeden elde edilecek çimentonun kullanılacağı belirtilmektedir.

Yine, proje tanıtım broşüründe…

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Sayın Başkan, bu neyle ilgili bir söz hakkıdır?.. Lütfen… Konuşmayla ilgili bir açıklama değil.

BAŞKAN - Biz uyarırız, merak etmeyin.

Toparlayın lütfen.

Sadullah Bey, biz yönetiyoruz bu Genel Kurulu, biz uyarıyı yaparız, merak etmeyin.

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Böyle bir açıklama uygulaması yok Sayın Başkan.

BAŞKAN - Siz oturun lütfen. İşte, sizin müdahaleniz uzatıyor işi.

Lütfen, toparlayın Sayın Ersin.

Buyurun.

AHMET ERSİN (İzmir) - Bu tesisin, günlük 800 ton ve yıllık 240 000 ton üretim kapasitesine sahip olacağı belirtilmektedir.

Değerli Başkanım, bu tesis, en fazla İzmir-Kemalpaşa İlçesini etkileyecek. Kemalpaşa'nın beldeleri ve köylerinde bugün dünyaca tanınan kiraz, şeftali ve üzüm üretilmektedir, aynı zamanda da organik tarım yapılmaktadır.

Keza, yine, Kemalpaşa'da organik tarım ürünlerini işleyen ve ihraç eden fabrikalar var, çalışmalarını sürdürüyorlar ve bu çimento üretim tesisinin yaratacağı kirlilik, Kemalpaşa'nın Armutlu, Ören, Bağyurdu Beldeleri ve köyleri ile Manisa'nın Sancaklı-Bozköy, İğdecik ve Karaoğlanlı Beldeleri ve köylerini olumsuz etkileyecektir. Dolayısıyla, bu bölgedeki 150 000 dekar arazi kullanılmaz hale gelecek bu tesisin yaratacağı kirlilik nedeniyle ve yine, 34 000 üreteci mağdur olacaktır.

BAŞKAN - Toparlar mısınız.

AHMET ERSİN (İzmir) - Dolayısıyla, Sayın Başkanım, Tarım Bakanlığını ve Çevre Bakanlığını bu konuda özenli davranmaya davet ediyorum ve bu konuyu ele almalarını istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Anlaşıldı.

Değerli milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının iki tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup bilgilerinize sunacağım.

Bugün uzun bir çalışma periyodumuz olacak.

Önce, Divan Kâtibi arkadaşlarımızın okuma işlemlerini yerlerinden yapmaları hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İlk tezkereyi okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Dilekçe Komisyonunun davetlisi olarak Çek Cumhuriyetine resmî ziyarette bulunacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu üyelerinden oluşacak Parlamento heyetini oluşturmak üzere gruplarınca isimleri bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1001)

        16.3.2006

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Dilekçe Komisyonunun vaki davetine icabetle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu üyelerinden oluşan bir Parlamento Heyetinin, 26-30 Mart 2006 tarihleri arasında Çek Cumhuriyetine resmî bir ziyarette bulunması Genel Kurulun 22 Şubat 2006 tarih ve 66 ncı Birleşiminde kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca, heyeti oluşturmak üzere siyasî parti gruplarının bildirmiş olduğu isimler Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

    Bülent Arınç

           Türkiye Büyük Millet Meclisi

            Başkanı

Mahmut Göksu                                (Adıyaman)

Alaettin Güven                                 (Kütahya)

Yahya Akman                                (Şanlıurfa)

Şevket Arz                                (Trabzon)

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

2.- Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Bilim, Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve beraberindeki parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak resmî temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyaretinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1002)

        16.3.2006

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 22 Şubat 2006 tarih ve 106 sayılı Kararıyla, Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Bilim, Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve beraberindeki parlamento heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak resmî temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyareti uygun bulunmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 Sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.

    Bülent Arınç

           Türkiye Büyük Millet Meclisi

            Başkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin 2 önerge vardır; ayrı ayrı okutuyorum:

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu ve 19 milletvekilinin, tarihî eser kaçakçılığının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/347)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizdeki tarihî eser kaçakçılığının boyutlarının ve çalışma yöntemlerinin araştırılması; saray, vakıf, cami ve müzelerimizden çalınan yahut taklitleriyle değiştirilen eserlerin tespiti; bu hadiselere karşı tedbir alınması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması hususunu saygılarımızla arz ederiz.

1- Atilla Başoğlu                                (Adana)

2- Alim Tunç                                (Uşak)

3- Ali Küçükaydın                                (Adana)

4- Niyazi Özcan                                (Kayseri)

5-Hamza Albayrak                                (Amasya)

6-Mehmet Asım Kulak                                (Bartın)

7-Ömer Kulaksız                                (Sivas)

8-Orhan Taş                                (Sivas)

9-Hasan Ali Çelik                                (Sakarya)

10-Kerim Özkul                                (Konya)

11-Abdullah Çalışkan                                (Adana)

12-Fahri Çakır                                (Düzce)

13-Adem Baştürk                                (Kayseri)

14- Burhan Kılıç                                (Antalya)

15- Muharrem Candan                                (Konya)

16- Durdu Mehmet Kastal                                (Osmaniye)

17- Ali Yüksel Kavuştu                                (Çorum)

18- Ali Rıza Alaboyun                                (Aksaray)

19- Mustafa Dündar                                (Bursa)

20- Mustafa Duru                                (Kayseri)

Gerekçe:

Medeniyetler beşiği kabul edilen Anadolumuz, birçok kültürün yeşerdiği ve geliştiği coğrafya olmuş ve tarih öncesinde günümüze birçok önemli hadisenin şahidi olmuştur. Bu birikim, o zamanlardan günümüze intikal eden birçok eserle teyit olunmakta ve meraklılarını yurdumuza yöneltmektedir. Eserler, ilke olarak tüm insanlığa aittir; ancak, maddî varlıkları bu toprağındır, Anadolu'nun malıdır, Anadolu'ya aittir.

Özellikle, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinden, siyasal otoritenin zayıflamaya başladığı zamanlardan günümüze birçok tarihî eserin kaçırıldığı, sahteleriyle değiştirildiği ve yurt dışında pazarlandığı bilinmektedir. Adana Ulucami, henüz geçtiğimiz yıllarda çinilerini kaybetmiş, siyasî ve kültür tarihimizde büyük önem taşıyan Yenikapı Mevlevihanesi bünyesindeki eserlerin çalınmasını örtbas maksadıyla ateşe verilmiş, padişah türbelerinde ve kütüphanelerindeki çiniler taklitleriyle değiştirilmiş, işin boyutu koskoca Karaköy Camiinin bulunamamasına kadar varmıştır. Bu hadiselerin ötesinde birçoğunu basın organlarımızda görmek acıdır.

Bu Meclis araştırması ile tarihî eser kaçakçılığının boyutlarının, yöntemlerinin, bu suça muhatap olan eserlerin tespit edilmesi, bu maksatla tarihî eserlerimizin karbon testi ve diğer çağdaş yöntemlerle incelenerek gerçekliğinin incelenmesi ve alınması önerilen tedbirlerin önerilmesi, böylelikle son derece hassas olduğuna inandığımız konuya kamuoyun ilgisinin yöneltilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer önergeyi okutuyorum:

2.- İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil ve 25 milletvekilinin, fındık üretimi ve pazarlamasındaki sorunların araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/348)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Dünya fındık üretiminin yüzde 75'ini, ihracatının ise yaklaşık yüzde 80'ini gerçekleştiren ülkemizde, fındık açısından bugün ve yarını etkileyecek acil çözüm bekleyen sorunlar bulunmaktadır. Üretim, pazarlama, fiyat oluşum mekanizmaları ve katmadeğer arttırıcı yönde politikaların belirlenmesi gerekmektedir.

Uluslararası ticarî rekabet bakımından önemli yere sahip fındık başlığında, ulusal menfaat ve üreticilerin kazanımlarını arttıracak yönde kısa ve uzun vadede stratejik planlamalara ihtiyaç bulunmaktadır.

Bu amaçla, Anayasamızın 98 inci, İçtüzüğün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1- Bihlun Tamaylıgil                                (İstanbul)

2- Haluk Koç                                (Samsun)

3- İlyas Sezai Önder                                (Samsun)

4- İdris Sami Tandoğdu                                (Ordu)

5- Şevket Arz                                (Trabzon)

6- Mehmet Işık                                (Giresun)

7- Kâzım Türkmen                                (Ordu)

8- Mehmet Akif Hamzaçebi                                (Trabzon)

9- Yılmaz Kaya                                (İzmir)

10- Gökhan Durgun                                (Hatay)

11- Mustafa Erdoğan Yetenç                                (Manisa)

12- Ali Kemal Kumkumoğlu                                (İstanbul)

13- Abdurrezzak Erten                                (İzmir)

14- Enver Öktem                                (İzmir)

15- Gürol Ergin                                (Muğla)

16- Hüseyin Ekmekcioğlu                                (Antalya)

17- Yücel Artantaş                                (Iğdır)

18- Atila Emek                                (Antalya)

19- Halil Tiryaki                                (Kırıkkale)

20- Vahdet Sinan Yerlikaya                                (Tunceli)

21- Rasim Çakır                                (Edirne)

22- Erdal Karademir                                (İzmir)

23- Mehmet Boztaş                                (Aydın)

24- İsmail Özay                                (Çanakkale)

25- Mehmet Mesut Özakcan                                (Aydın)

26- Özlem Çerçioğlu                                (Aydın)

Gerekçe:

Fındık üretimi için uygun ekolojik koşullara sahip birkaç ülkeden biri olan Türkiye, dünya üretiminin yüzde 75'ini, ihracatının yüzde 80'ini gerçekleştirmektedir. Türkiye'de yaklaşık 600 000 ha alanda üretilen fındık doğrudan ya da dolaylı olarak 8 000 000 insanı ilgilendirmektedir. Türkiye'nin, diğer fındık üreten ülkeler arasında, fındığımızın üstün kalitesi nedeniyle seçkin bir yeri olup, üretim ve ihracatta liderliğimiz sürmektedir.

Fındığın meyvesinden odununa kadar tüm aksamından yararlanılmaktadır.

Ülkemizde kabuklu fındık rekoltesi son beş yılda ortalama 500 000 tondur. 2004 yılındaki don felaketiyle rekoltede yaşanan hızlı düşüş, Türkiye'nin dünya üretimi içindeki payının yüksek oluşundan ötürü, fındığın uluslararası fiyatını artırmış; ihracatın miktar olarak azalmasına rağmen, ülkeye kazandırılan döviz son beş yılda 682 000 000 dolardan 1,5 milyar dolara çıkmıştır. 2005 yılı ürünü ihracatı devam etmekte olup, 1,3 milyar dolara ulaşmış ve sonuçta 2 milyar doları aşması beklenmektedir.

80 000 tona yakın olan iç tüketimi artıracak tanıtım kampanyalarının, ürün çeşitlendirilmesi ve kalite artırımına ilişkin etkin çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Fındık yaklaşık 90 ülkeye ihraç edilmektedir. Ayrıca büyük potansiyel pazar olanağı bulunduğu da görülmektedir. Özellikle ekonomik gelişme gösteren Asya ve Uzakdoğu ülkelerinde fındığın hammaddesi olduğu ürünlere karşı oluşan talep artışı, fındığa olan talebin artışında da önemli rol oynayacaktır.

400 000 dolayındaki fındık üreticisi ailenin geleceği açısından tutarlı bir uygulama görülmemekte; ülkemiz için petrol değerinde olan fındık, ulusal politika eksikliğinden, belirli çevrelerin siyasî ve sermaye güçlerinin etkisinde kalmakta, geleceği, büyük bir belirsizlik yaşamaktadır. Tarım ürünleri ihracat gelirinin üçte 1'ini, toplam ihracat gelirimizin kırkta 1'ini oluşturan fındıkta, üretimden pazarlamaya her aşamada kontrollü ve katmadeğer sağlayan her birimin gelirini artırıp, istikrarlı kılacak politikalara ihtiyaç vardır.

Türkiye, dünyanın en büyük fındık üreticisi ülke olmasına rağmen, fındık borsası, Almanya'da, Hamburg Kentindedir. Sağlıklı ve uluslararası etkin güçlerden arındırılmış fiyat oluşumu için, borsa, Türkiye'de kurulmalıdır. Ayrıca, üreticinin depolama ihtiyacı için lisanslı depolama sistemi başlatılmalıdır.

Tarımda, üretici güç birliği ve organize fayda yaratımı açısından birliklerin önemi yadsınamaz. Siyasî otoritelerin, birlikleri yok etme amaçlı eylemlerde bulunmak yerine, üretim aktörlerini güçlendirecek uygulamalar içinde yer almaları gerekir. Son dönemde özellikle fındıkta yaşanan gelişmeler, üreticiyi cezalandırma şekline dönüşmüştür. Yaşanan don felaketinden sonra, üreticiye yasal olarak ödenmesi gereken 298 trilyon TL'nin ancak 46 trilyonu ödenmiş olup, kalan 252 trilyon, çiftçinin devletten alacağı olarak bekletilmekte ve ödenmemektedir.

Fiskobirlikçe arz-talep dengesi dikkate alınarak açıklanan 2005 yılı ürünü fındık fiyatı, üreticinin yüzünü güldürmüş; ancak, daha sonra devreye giren etkin güçlerin oluşturduğu baskı, üreticiyi ağır bir çıkmaza sokmuştur. Fındık üreticisi çözüm beklemekte, sesinin artık duyulmasını istemektedir.

Ortaya çıkan uygulamalar, fındık üreticilerinin temsilcisi olan Fiskobirlik'e karşı diğer birliklerden farklı yaklaşımların sergilendiğini göstermektedir. Hibe değil, Destekleme Fiyat İstikrar Fonundan kredi isteyen Fiskobirlik'e, tüm başvurularına rağmen, yanıt bile verilmemiş; serbest koşullarda tüzel kimlik kredi kullanım şartlarını yerine getirmesine rağmen, kredi sağlamasında karşısına türlü engeller çıkarılmıştır. Böylece, fiyat üzerinde manipülatif ve spekülatif eylemlere olanak yaratan gelişmelere zemin hazırlanmakta; sonuçta, en büyük kaybı yaşayan üretici olmaktadır.

Tüm bu gerçekler "Türkiye'de üretim, pazarlama, fiyat oluşum mekanizmaları ve devlet sorumluluğunu ortaya koymak" amacıyla gerekli araştırmaların yapılıp, fındığın bugünü ve geleceği için alınması gereken önlemlerin belirlenmesine ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler, gündemde yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.

V.- ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.- Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önergesi

No: 190  Tarih: 21.3.2006

Genel Kurulun; 21.3.2006 Salı ve 22.3.2006 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmemesinin, 21.3.2006 Salı günkü birleşiminde "Kanun Tasarı ve Tekliflerinin görüşülmesinin ve bu birleşimde gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 7 nci sırasında yer alan 1047 sıra sayılı Kanun Tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasının, 22.3.2006 Çarşamba günü 15.00-21.00 ve 23.3.2006 Perşembe günü 14.00-21.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesinin Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

 

 

 

Sadık Yakut

 

 

 

Türkiye Büyük Millet

 

 

 

Meclisi Başkanı V.

 

 

 

 

 

Sadullah Ergin

Kemal Anadol

Süleyman Sarıbaş

 

AK Parti Grubu

CHP Grubu Başkanvekili

Anavatan Partisi Grubu

 

Başkanvekili

 

Başkanvekili

 

BAŞKAN - Lehinde, Anavatan Partisi Grubu Başkanvekili, Malatya Milletvekili Süleyman Sarıbaş; buyurun. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Sayın Sarıbaş, süreniz 10 dakika.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; biraz önce okunan Danışma Kurulu önerisi lehinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, bu ayın 10'unda Edirne'de meydana gelen sel felaketi nedeniyle zarara uğrayan vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum, Allah yardımcıları olsun diyorum; çünkü, öyle anlaşılıyor ki "şunu yapacağız, bunu yapacağız" sözleriyle bu iş yine, Allah'a kaldı.

Değerli arkadaşlar, geçen haftalarda, burada, bir Sayın Bakan, bugün için tarımda çiftçilerimizden icraya verilen kimsenin olmadığını, bu hükümet tarafından hiçbir çiftçi vatandaşımızın icraya verilmediğini bu kürsüden söylemiş ve tutanaklara geçmişti. Önümde -dosyada birsürü var; ama- iki tane haciz tutanağı var. Bu haciz tutanağı, Ardahan'da, tarım krediye olan borçlarından dolayı müteselsil kefalet sıfatıyla üç ayrı köyümüzdeki bütün vatandaşların icraya verildiğinden  dolayı. Benim seçim bölgem Malatya'da da tarım kredi kooperatifi bütün çiftçilerimizi iki aydan beri icra takibiyle sürüm sürüm süründürmekte.

Aslında, bu icra takibine uğrayanlar borçlu da değiller. Ben, olayın özünü anlatayım. Tarım kredi kooperatifinin değişik müdürleri, bir köyde, hiçbir şeyi olmayan birine diyorlar ki: "Al şuradan 50 ton, 100 ton gübre, git sat; neyini alacaklar?! "Ama, bir usulleri var, bütün köyü müteselsil  kefil yapıyorlar. Seneler geçiyor, işte yapılandırmalar oluyor falan... Zaten bunların bir şeyi yok. Bunlar yapılandırmaya falan da gitmiyorlar. Bunlar kayıp, kim oldukları da belli olmuyor; ama, bir müddet sonra kredi alan bütün köylüler, kendi borçlarını ödedikleri halde, müteselsil kefil sıfatıyla icralık oluyor.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de tarım, çiftçi, hakikaten kan ağlamakta. Sayın Başbakan burada izah etti açık açık; dedi ki:"Efendim, bu sene, 2005 yılında Türkiye'de 30 000 traktör satıldı." Yani, burada şunu demek istedi: Köylünün durumu iyi, traktör alabilecek durumda. Değil arkadaşlar, değil, vallahi değil. Köylümüz, elindeki traktörü geçen sene borçlu kaldığı... Kaldırdığı hasat tarım krediye olan borcunu, Ziraat Bankasına olan borcunu, mazotçuya olan borcunu, gübreciye olan borcunu, ödeyemedi, elindeki traktörü götürdü, haraç mezat sattı, bu açığını, bu pozisyon açığını kapattı, sonra da tuttu, beş yıllığına..

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Traktör…

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Sen anlamazsın o işlerden canım, sen anlamazsın.

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar…

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Sonra da gitti, beş yıllığına borçlandı ve beş yıl geleceğini bankalara, tüketici kredilerine mahkûm ederek, bir traktör aldı. Siz de zannettiniz ki köylü zengin, traktör alıyor. Yok böyle bir şey arkadaşlar. Köylü açık pozisyonunu kapattı; ama, beş yıllığını da borç altına koydu.

Şimdi siz ne yapıyorsunuz; bakın, işte elimde haciz tutanakları; Türk köylüsünü icraya veriyorsunuz. Yani, köylünün bu kadar çektiği acı -gerçek üreticisi bu ülkenin- yediğiniz peyniri, yediğiniz zeytini, yediğiniz balı, yediğiniz kaymağı, yediğiniz ekmeği üreten köylüyü inim inim inlettiğiniz yetmedi, şimdi de icra kapılarında süründürerek, avukat parası, icra parası, mahkeme dosya parası masraflarıyla, bir kez daha boğar duruma geldiniz.

Hani köylümüze yardım edecektik, hani köylümüzün dertlerine çare olacaktık, hani köylümüzün ürünü para edecekti?! 3 Kasım öncesinde meydanlarda hep beraber dedik ki: Bu IMF programı, köylüye üretme, tütün ekme, pancar ekme programıdır, köylüyü fakirleştirme programıdır; bu IMF programı devam ettiği müddetçe köylü fakirleşir, yoksullaşır. Dememiş miydik? Aynı programı devam ettiriyoruz; yoksullaştı köylü, yoksullaşmaya da devam ediyor. Bakın arkadaşlar…

BAŞKAN - Sayın Sarıbaş, önergenin lehinde söz istediniz, lehine bağlarsanız sözlerinizi…

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Sayın Başkan, önergenin lehinde konuşuyorum. Bunlar, Türkiye'nin meseleleri, Türkiye'nin Meclisinde tartışılması gereken meseleler; önerge de, Türkiye'nin gündemini belirleyen bir önerge.

Değerli arkadaşlar, bakın, 21 tane dolar milyarderi ilan ettiniz. Türkiye'de 21 tane dolar milyarderi var, 21 000 000 da yoksul vatandaş var. Demek ki, her sömürülen 1 000 000 yoksul vatandaşın karşılığında 1 tane milyar dolarlık zengin yaratmışız. Bravo; beklenen buydu; adil dağılım bu, adil bölüşüm bu, adil paylaşım bu!..

Değerli arkadaşlar, son günlerde dünya istatistiklerine bakarsanız, Türkiye'nin sondan 4 üncü olduğu tek bir istatistik değer var, gelir dağılımının bölüşümü. Etiyopya, Bolivya, bir de Angola var bizden altta, ondan sonra biz 4 üncüyüz gelir dağılımı paylaşımındaki adaletsizlikte.

Hükümet övünüyor: "13 000 000 yeşilkartlı yarattık." Bravo, 13 000 000 kahraman yarattınız! Halbuki, 13 000 000 yeşilkartlı yarattım demek, 13 000 000 yeşilkartlıya kart verdim, yoksul yarattım demek utanılacak bir şeyken, övünç meselesi haline getirdiniz.

Buyurun, basın çiftçilerimizin omuzuna, son bir varlıkları kaldı, canları kaldı, o canlarını da alırsanız… Ee, Avrupa da, zaten, "çiftçi sayınız fazla, oranı fazla, yüzde 30-35, bunu düşürün" diyor. Canlarını da alın, basın gırtlaklarına, tarlalarını da alın, traktörlerini de alın, mallarını da alın; o zaman ne köylü kalır bu ülkede... siz de, Avrupa'nın çiftçisinin, Amerika'nın çiftçisinin ürettiklerini kendi sofralarınızda güzel güzel yersiniz, dolar milyarderleriyle beraber ithal eder, eder, yersiniz.

ASIM AYKAN (Trabzon) - Siz yersiniz, bize yakışmaz onlar!

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Belli olmuyor mu?

ASIM AYKAN (Trabzon) - Bize yakışmaz onlar!

SÜLEYMAN  SARIBAŞ (Devamla) - Belli olmuyor mu arkadaşlar; Türkiye, 120 milyar dolar ithalat yapıyor. Türkiye, tarımda, ilk defa, en büyük ithalatı sizin zamanınızda yaptı. Türkiye tarım ürünleri ihraç eden bir ülkeyken, baskılı dolar kurunun sayesinde, Türk çiftçisini, yoksulluğa, sefalete mahkûm ettiniz, şimdi de boynuna binip, icralarla, malına mülküne el koymaya kastettiniz. Buyurun, o zenginler, milyar dolarlar sahipleri, basınlarıyla, televizyonlarıyla, her şeyin iyi gittiğini, sizin de çok iyi gittiğinizi ilan ederler, bir daha iktidar olursunuz!

Eğer bu millet buradan beni duyuyorsa, eğer bu millet vicdanının  sesine, cebine bakıyorsa, eğer açlığını, sefaletini yaşıyorsa, bunun hesabını, inşallah, kısa sürede sorar diye düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergenin aleyhinde söz isteyenler, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan.

Buyurun Sayın Eraslan.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Edirne'de yaşanan sel felaketi, millet olarak hepimizi üzmüştür. Edirneli kardeşlerimize, hemşerilerimize geçmiş olsun temennisinde bulunarak sözlerime başlamak istiyorum. İnşallah, Edirne İlimizdeki cereyan eden bu tatsız hadise en kısa zamanda telafi edilir; devletin, Meclisin ve hükümetin yardımı, en kısa zamanda, inşallah, oraya yetişir diyorum.

Değerli arkadaşlar, Danışma Kurulunun aleyhinde, şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Öncelikle, şunu ifade edeyim: Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama faaliyetinin önemli bir faaliyet olduğunu, milletvekilleri olarak, bilmek durumundayız ve yasama faaliyetleri yapılırken Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarına, milletvekillerinin, yoğun bir katılım, yoğun bir çalışma ve yoğun bir katkı sağlama noktasında olması gerekirken, geçen hafta ve ondan önceki hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, zaman zaman karar yetersayısı bulunamamıştır, Meclis kapanmıştır, zaman zaman toplantı yetersayısı bulunamamıştır ve Meclis çalışmalarına ara vermiştir, kapanmıştır. Eğer, Türkiye Büyük Millet Meclisi 22 nci dönem olarak misyonunu tamamlamışsa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna gelme noktasında eğer milletvekillerinin bir zafiyeti söz konusuysa ve zaman zaman, toplantı yetersayısı, karar yetersayısı bulunamayarak Meclis kapanıyorsa, o zaman, 23 üncü Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisini oluşturmak üzere seçime gitmenin yegâne çare olduğunu, yegâne çare olacağını düşünüyorum.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Bravo!

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, Danışma Kurulunda, yine, sözlü soruların ve denetim konularının görüşülmemesi var.

Bakın, her bir milletvekili, millet adına, kendi bölgesi adına veya Türkiye adına, ülke adına sorular sorar veya birtakım denetimlerin yapılmasını ister ve bu, milletvekilinin, İçtüzüğe göre, hakkıdır, İçtüzüğün milletvekiline verdiği bir haktır. Dikkat edin, sizler de dikkat edin; ama, her hafta, istisnasız her hafta getirilen Danışma Kurulu önerisinde "sözlü soruların görüşülmemesi", "denetim konularının görüşülmemesi" yazmaktadır ve maalesef, bu noktada, milletvekillerinin vermiş olduğu sözlü soruların, zamanında cevaplandırılmadığı için, geç cevaplandırıldığı için veya hiç cevaplandırılmadığı için bir kıymeti harbiyesi kalmamaktadır.

Değerli arkadaşlar, az önce Sayın Sarıbaş da ifade ettiler, Danışma Kurulu önerisi Türkiye'nin gündemidir. Bu yüce çatının gündemi, yetmişüç milyon ülke insanının gündemidir. Evet, burada yasama faaliyeti yapıyoruz, kanun görüşmeleri yapılıyor; ama, biz istiyoruz, diliyoruz ki, gelen her kanun, gerçek manada, reel manada, toplumun o kesiminin sorunlarına bir çare olsun.

Değerli arkadaşlar, iki haftadan beri, memurlara eködemeyle ilgili kanun tasarısını görüşüyoruz. Bakıyoruz, yüzde 2,5 zam, 40 000 000, 100 000 000, sabit 100 000 000; ama, bu 100 000 000 da 1 Nisandan itibaren geçerli olsun şeklinde bir kanun tasarısı. Peki, kamuda çalışan 1,5 milyon dolayında personelin ekonomik koşullarını iyileştirmeye yönelik mi; sorunlarını, gerçekten, reel manada çözmeye yönelik mi; değil. İşte, biz diyoruz ki, kanun teklif ve tasarıları geldiği zaman, bizim bu noktadaki önerilerimiz, bu noktadaki tavsiyelerimiz ve telkinlerimiz dikkate alınsın, kanun olgunlaştırılsın.

Ayrıca, Parlamentonun gündemine gelmeyen konular da var. Halkın gündemi farklı; ama, Meclisin gündemi farklı. Milletin içerisinde bulunduğu fakruzaruret ortamı, yokluk ve yoksulluk ortamı, geçimsizlik ortamı, gelirsizlik ortamı var iken, buraya gelen kanun teklif ve tasarılarında, toplumun, milletin, halkın, çiftçisiyle, esnafıyla, KOBİ'siyle, köylüsüyle, emeklisiyle, dul ve yetimiyle, gençliğiyle, kadınıyla hiçbir kesime ciddî manada katkı sağlayan, onların sorunlarına çözüm bulan kanun tasarı ve teklifleri olmamaktadır ve ben diyorum ki, halkın gündemi ile Meclisin gündemi, halkın gündemi ile milletin gündemi örtüşmemektedir. Hükümet, sokaktaki insana, caddedeki insana, taşradaki insana, köydeki insana, çarşı pazardaki insana ve o insanların sorunlarına adeta kulaklarını tıkamış ve halktan kopuk bir siyaset anlayışıyla, halktan kopuk bir yönetim anlayışıyla yoluna devam etme gayreti içerisindedir.

Değerli arkadaşlar, bakın, burada, resmî birkaç rakam vereceğim. İşte bunlar bu Meclisin gündemi olmalı, Danışma Kurulunun gündemi olmalı. Bakın, Kürşad Tüzmen Beyin, Sayın Bakanımızın yazılı soru önergeme verdiği cevaba: Dışticaret açığı, 2000 yılında 26,7 milyar dolar, 2001 yılında 10 milyar dolara düşüyor, 2002 yılında 15,5 milyar dolar oluyor, 2003 yılında 21,1 milyar dolar oluyor, 2004 yılında 34,4 milyar dolar oluyor ve 2005 yılında da 42,9 milyar dolar, yuvarlarsak, 2005 yılı sonunda da, dış ticaret açığımız tam 43 milyar dolar oluyor.  İşte, bunun irdelenmesi gerekiyor, Meclisin bunu irdelemesi gerekiyor. Kısa vadeli dış borçların artış oranlarını da Sayın Bakanım yazmış. 2003 yılında 23 milyar dolar, 2004 yılında 31,8 milyar dolar, 2005 yılı sonu itibariyle 36,9 milyar dolar kısa vadeli dış borç artış oranları.

Ülkemizin carî açık dengesi. Yine, Sayın Bakanımızın yazılı soru önergeme verdiği cevap: 2000 yılında Türkiye'nin, ülkemizin cari dengesi 9,8 milyar dolar. 2001'de 3,4; çok önemli. Ekonomik krizlerin yaşandığı en kötü dönemde, seçim yılında bile 1,5 milyar dolar idi. 2003 yılında 8 milyar dolar, 2004 yılında 15 milyar dolar ve 2005 yılında 23 milyar dolar düzeyine gelmektedir.

2002 ile 2005'i kıyaslıyorum tekrar. 2002'de 1,5 milyar dolar ülkemizin cari dengesi. Açık, 2002 yılında 1,5 milyar dolar iken bu açık, 2005 yılında 22,9; ortalama, 23 milyar dolar düzeylerine gelmektedir.

İşte, o yüzden biz diyoruz ki, ülkede, borsa, faiz, döviz ekonomisinin, artık, Türk ekonomisinden çıkması için, yatırımların, üretimin, ihracatın ve istihdam ekonomik modelinin hayat bulması için, KOBİ'lerin, esnaf ve sanatkârımızın desteklenmesi, teşvik edilmesi, sübvansiyonların uygulanması ve girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerekmektedir. Hâlâ, Türkiye'de vergiler yüksek. İşverenin işçiye ödediği SSK primleri yüksek, enerji fiyatları hâlâ yüksek. Bu yüksek girdi maliyetleriyle biz ekonomik olarak bir yere varamayız ve KOBİ'lerimiz, işadamlarımız, ihracatçılarımız ve esnaf, sanatkârımız, liberal ekonomilerde, arkadaşlar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - 10 dakikalık süreyi aştınız; toparlayalım lütfen.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - …dünya piyasasında yarışamazlar, dünya piyasasında kendilerini var edemezler.

Değerli arkadaşlar, bakın, mesela, esnaf kendi arasında türlü türlü çareler arıyor. Yani, siyasî iradeden, hükümetten destek görmeyen esnaf… Mesela, size bir örnek vereyim: Bizim Antakya'da, Antakya Meydan Çarşısında, esnaf, 10'ar kişilik gruplar haline gelmiş -bu bilgiyi yeni aldım-ve bu 10'ar kişilik gruplar, Antakya Meydan Çarşısında bir araya geliyor ve her gün 150 000 000 ödeme yapıyor. Birinde para toplanıyor, on günde 1,5 milyar para hâsılatı olmuş oluyor ve o 10 kişinin her biri her gün 150 000 000 verdiği için her gün toplanan 1,5 milyarı, o 10 kişilik grubun içinden bir esnafa sırayla veriyorlar. Esnaf, günlük ve haftalık ödemelerini o 1,5 milyar parayla yürütmenin gayreti içerisinde. İşte, siyasîler, siyasetçiler, iktidar, esnafa çare bulamayınca, esnaf, kendi çaresini kendisi üretmek durumunda kalıyor ve içinde bulunduğu durum, dayanışmanın bir örneği olarak aslında güzel; ama, keşke, bu çareyi kendilerine arama noktasında biz Meclis olarak, siyasetçiler olarak olmasaydık. O çareyi kendileri değil… Aslında o, çare falan da değil, bir pansuman sadece.

Ve değerli arkadaşlar, esnafın içinde bulunduğu hal, çiftçinin içinde bulunduğu hal, KOBİ'lerin içinde bulunduğu hal, özellikle, kamu çalışanları, gençliğin ve kamu personeliyle beraber, kamu personeline vermediğimiz ücreti, vermediğimiz parayı esnafa olumsuz bir şekilde yansıttığımız için oluşan bu kadar sorunun, toplumsal…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sürenizi 3 dakika geçtiniz. Lütfen, toparlayın. Toparlama cümlesi için süre veriyorum.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Toparlıyorum.

Vermediğimiz ücret ve vermediğimiz para dolayısıyla toplumsal sorunlar, toplumsal yozlaşma, toplumsal birtakım meseleler karşısında daha fazla polis, daha fazla cezaevi, daha fazla hâkim ve savcı istihdam ederek, diğer taraftan o parayı oraya ödemiş oluyoruz. İşte, Türkiye'nin gündeminde var olan bu sorunların Meclis gündeminde irdelenmesi ve bu noktada çözüme kavuşturulması gerektiğini düşünüyorum ve hepinizi saygıyla ve hürmetle selamlıyorum.

BAŞKAN - Aleyhte söz isteyen Sayın Ümmet Kandoğan.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bugün, millet olarak hep beraber nevruzu kutluyoruz. Nevruz, ülkemizde, birliği, beraberliği, kardeşliği sağlaması gereken bir bayram, bir gün; ancak, ne yazıktır ki, günlerden beri nevruz gerginliği yaşanıyor Türkiye'de. İnsanları birbirine kaynaştırması, birleştirmesi gereken günler, maalesef, yetmiş milyon insanı tedirgin eden gün haline geliyor ve bugün Türkiye Cumhuriyetinin bir vatandaşı olarak nevruz kutlamalarını gördükten sonra yüreğim sızlıyor, vicdanım sızlıyor, gözlerim dolu dolu oldu. Elbette herkesin nevruzu kutlamak hakkıdır; nevruzu, gönlünün ve canının istediği şekilde kutlaması vatandaşlarımızın en tabiî hakkıdır; ancak, bugün Türkiye'nin birçok meydanında bölücü terör örgütü lehine atılan sloganlarla, bölücü terör örgütünün posterleriyle kutlanılan bir nevruz vatandaşlarımızı derinden yaralamıştır. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri)

Ne yazıktır ki, buna müdahale etme durumunda olanlar, bunu engelleme durumunda olanlar bugün bu acıklı manzarayı seyreder halde ve onlar da hiçbir şey yapamamanın acziyeti içerisindedirler. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri)

Değerli milletvekilleri, biz bu vatanı, daha birkaç gün önce Çanakkale şehitlerini anarak, 250 000 şehit vererek Çanakkale'de, kan ve göz yaşıyla kurduk; ama, bugün, kurduğumuz cumhuriyetin 83 üncü yılını kutlayacağımız bu yılda, Türkiye'nin meydanlarında bölücü terör örgütünün posterleri, bölücü terör örgütü lehine atılan sloganlarla bir bayram kutlanıyor. Nerede hükümet, nerede İçişleri Bakanı; buradan sormak istiyorum. Benim, sabahtan beri telefonlarım kilitlendi. Bütün milletimiz feryat ediyor. Hani, yeni Ceza Kanunuyla, bu tür faaliyetler içerisine girenlerle ilgili cezaî yaptırımları uygulamaya koymuştuk. Hani, bu teşebbüste bulunanlarla ilgili olarak gerekli kanunî işlemler yapılacaktı. Nerede, bugün, bu işi yapacak olan merciler, makamlar?!

Değerli milletvekilleri, bakınız, biz, 2003-2005 yılı arasında, 252 şehit vermişiz, 252 ve her geçen gün bu sayı artıyor. Geçmişte de, 35 000 bu vatanın evladı hayatını kaybetti terör nedeniyle; ama, bugün gelinen noktada, terör, bulduğu uygun ortamda yeniden yeşermeye başlamıştır. Bunun altını çizmek ve ilgililerin dikkatini çekmek istiyorum. Ben, buradan, kaç defa nevruzla ilgili uyarıcı konuşmalarda bulundum; bunun sinyallerini verdim; bunun tedbirlerinin alınmasının lazım geldiğini, bu kürsüden ifade ettim; ancak, ne hazindir ki, ne gariptir ki, bugün, milyonlarca şehidin ruhu manen azaptadır. PKK terör örgütüyle mücadele eden ve bu uğurda şehit olanlarımızın, manen, bugün, bir azap içerisinde olduğunu düşünüyorum. Onlar, bugün, 2006 Türkiyesinde, meydanlarda bölücü terör örgütünün liderinin posterlerinin asılmasının karşısında, bu vatan uğruna, bu bayrak uğruna şehit olmaları karşısında, bugün, vicdanen, manen hangi durumda olduklarını, cidden çok merak ediyorum.

Siz, Van Cumhuriyet Savcısının hazırlamış olduğu ve dün, Genelkurmay Başkanlığı tarafından da Türk kamuoyuna sunulan bir açıklamada da belirtildiği gibi, terörle mücadele yapacak olanların önünü keserseniz, onların elini zayıflatırsanız, onların gücünü kırarsanız, işte, böyle bundan cesaret alan terör örgütü mensupları, bugün meydanlarda böyle bir kalkışma içerisine girerler. Ben, tekrar, İçişleri Bakanımızın ve hükümetimizin bu olaya derhal müdahil olmasını ve ülke çapında bununla ilgili gerekli tedbirleri almasını kendilerinden özellikle istirham ediyorum.Hükümet ülkeyi yönetmekte son derece âciz kalmaktadır.

Bakınız, dünkü Genelkurmay Başkanlığı bildirisinde yer alan ve hükümete karşı da çok ağır bir uyarı niteliği taşıyan bu bildirinin 2006 Türkiyesinde yayımlanmaması gerekirdi, verilmemesi gerekirdi; ama, Türkiye öyle bir durumda yönetilmeye çalışılıyor ki, maalesef, işbaşındaki hükümetin, Türkiye'yi yönetme noktasında, ciddî manada bir sıkıntı içerisinde olduğu görülüyor ve bu zayıf yönetimden dolayı da, devletin uzlaşma içerisinde olması gereken kurumları, işte, bugün, bir çatışma ortamı içerisine giriyorlar. Bunun önlenmesi gerekiyor ve bunu önleyecek makam ve merci de hükümettir. Ancak, hükümet, üniversitelerle kavgalı, YÖK'le kavgalı, Silahlı Kuvvetlerle, maalesef, bu şekilde bir sıkıntı içerisinde, yargıyla ciddî manada huzursuzluk, sıkıntı içerisinde, Sayın Cumhurbaşkanıyla problem yaşıyorlar. Yani, bütün bu hadiseler, maalesef, hükümetin bu konularda ciddî bir şekilde memleketi yönetme noktasında acz içerisine girdiğini gösteriyor.

Şimdi, Sayın Başbakan Fatih İlçe Kongresinde diyordu ki "Merkez Bankası Başkanının eşi beni ilgilendirmez, başı da örtülü olabilir..." Ben de sonuna kadar bu görüşteyim. "Önemli olan, göreve getirilecek olan kişinin kabiliyeti, liyakatidir. Eşinin durumu, pozisyonu bizi ilgilendirmez; önemli olan, o görevi en iyi şekilde yapmasıdır." O gün onu söyleyen Başbakan....Bugün, Cumhurbaşkanlığı bir açıklama yapıyor, Merkez Bankası Başkanıyla ilgili, Sayın Erdem Başçı'yla ilgili bir kararnamenin önünde olmadığını söyledi. (AK Parti sıralarından "Olabilir" sesleri)

Hayır, olabilir, ben ona itiraz etmiyorum; ancak, pazar günü, Sayın Başbakan, Fatih Kongresinden Türkiye'ye bir mesaj verdi: "Ben, istediğimi Merkez Bankası Başkanı atarım; başı da örtülü olsa atarım" dedi. Peki, bunu söyleyen Başbakan, niçin, madem Erdem Başçı'yla ilgili kararnameyi Cumhurbaşkanlığına göndermiyor?!

YAHYA BAŞ (İstanbul) - "Atadım" demedi, "atarım" dedi!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yani, bu, Sayın Milletvekilim…

YAHYA BAŞ (İstanbul) - "Atadım" demedi, "atarım" dedi!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) -  Sayın Milletvekilim, şimdi, iktidar olmak ayrı, muktedir olmak ayrı…

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Muktedir olacaksınız arkadaş!.. Muktedir olacaksınız!.. Bir meselede bir şey söylediyseniz, onun arkasında duracaksınız; hiçbir endişe, korku içerisinde olmayacaksınız.

YAHYA BAŞ (İstanbul) - Öyle bir korkumuz yok!.. Sen endişe etme!..

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Ne söylediyseniz ona sahip çıkacaksınız…

ASIM AYKAN (Trabzon) - Biz ne yapacağımızı biliriz!

YAHYA BAŞ (İstanbul) - Öyle bir korkumuz yok. Telaş etme!..

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Ben, bakın, Doğru Yol Partisi milletvekili olarak, şunu söylüyorum: Başı örtülü olabilir, bundan hiçbirimizin rahatsız olması söz konusu olamaz; ancak, Fatih Kongresinde esecek, gürleyeceksin; ama, kararname olunca, göndermeyeceksin!

 

Değerli milletvekilleri, şimdi, bu Şemdinli Komisyonunun da, bir an önce çalışmasını tamamlaması lazım. Meclisteki komisyonumuz… Maalesef, maalesef, artık bu işin suyu çıktı arkadaşlar. Suyu çıktı komisyon çalışmalarının. İşte, milletvekillerimiz burada; komisyonda olanlar varsa, Artık, bu komisyonun bir an önce çalışmasını tamamlaması lazım. Her komisyon açıklamasından sonra veya başkanın her icraatından sonra, Şemdinli komisyonu, Türkiye'de tartışma konusu oluyor; yani, bu meselenin bir an önce bitmesi lazım. Bu mesele bir an önce bitecek ki, Türkiye'deki bütün kurumlar, bunun neticesi karşısında, durumlarını, pozisyonlarını yeniden gözden geçirecekler. Onun için, mutlaka, bu meselenin bir an önce çözüme kavuşturulması lazım.

Disiplin affı... Bir ay önce Meclis gündemine aldık, gündemde yerini aldı, sıra sayısıyla beraber yer aldı "görüşeceğiz" dediniz. Bir aydan beri, disiplin affı yok; Türkiye'nin gündeminden buharlaştı, uçtu!.. Nerede bu disiplin affıyla ilgili kanun tasarısı ve benim de teklifim var orada; nerede?.. Niye gelmiyor?! Bir ay önce geldi, görüşecektik o hafta; ancak, ne hikmettir ki, disiplin affı, bir anda kayboldu. Geçen hafta, Cumhuriyet Halk Partisinden arkadaşlarımız, bu astsubaylarla ilgili kanun tekliflerinin gündeme alınmasıyla ilgili, öncelikli görüşülmesiyle ilgili bir öneri verdiler, reddedildi. Biz zannettik ki, hemen bu konu gelecek; bu konu da yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bu konu da gündemde değil. Ne zaman gelecek bunlar? 200 000 astsubayımız bekliyor, 21 000 memurumuz bekliyor, bunlarla ilgili çalışmayı ne zaman yapacağız?

Şimdi, burada sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfıyla ilgili bir kanun görüştük. O kanunda, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında çalışacak olanlarla ilgili, görev alacak hayırsever vatandaşlarla ilgili olarak, bunları seçme görevini il genel meclislerine verdik. Ben, çıktım burada, olmaz, yanlış yapıyorsunuz, il genel meclisleri siyasî organlardır, seçilenler hep bir siyasî parti mensuplarıdır, bu yetkiyi bunlara verirsek yanlış yaparız dedim. Şimdi, İstanbul İl Genel Meclisi bir karar almış; kendi üyeleri arasından -İl Genel Meclisi üyeleri arasından- hayırsever vatandaş bunlardır diyerek, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında görev alacak olanları kendi üyeleri arasından seçmişler değerli milletvekilleri. Yani, İstanbul'da hayırsever vatandaş kalmadı, sadece İl Genel Meclisindeki AK Parti milletvekilleri hayırsever vatandaşlar!.. Yani, böyle bir anlayış olabilir mi! Artık siyasetin, partizanlığın nerelere kadar uzandığını görünüz! Ne yapacak o vakıfta; fakir fukaraya üç kuruş yardım çıkacak, sonra diyecek ki; ben verdirdim. Yani, bu kadar basit…

BAŞKAN - Lütfen, toparlayalım.

Bir de "İl Genel Meclisinde Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri" dediniz, üyeleri diyeceksiniz herhalde. Lütfen, bu düzeltmeyle birlikte toparlamanızı rica ediyorum.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Efendim, İstanbul İl Genel Meclisinin çoğunluğu, Adalet ve Kalkınma Partili üyeler ve bunlar, oylamayla, kendi üyelerini, İl Genel Meclisi üyelerini hayırsever vatandaş diye seçip, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında görevlendiriyorlar. Böyle bir çarpık anlayış olabilir mi değerli milletvekilleri! Ben burada bunu söyledim. Söylediğim zaman itibar etmediniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen. Ümmet Bey, 3 dakika geçtiniz, toparlayın lütfen.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Toparlıyorum.

Bakınız, buradan 15 üniversiteyle ilgili kanun geçti. Orada dedik ki: Bu rektörlerin atamalarıyla ilgili yetkiyi Millî Eğitim Bakanına verirseniz, Sayın Cumhurbaşkanı, yürütmeyi durdurma talebiyle Anayasa Mahkemesine müracaat eder dedim, burada söyledim. Sayın Cumhurbaşkanı müracaat etti.

Şimdi, Anayasa Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verirse ve bu arada, Sayın Cumhurbaşkanı, TÜBİTAK'ta olduğu gibi önüne gelen rektör atamalarıyla ilgili kararı imzalamazsa ne olacak sayın milletvekilleri? Ne olacak? Yani, gelin, burada, deyin ki…

BAŞKAN - Lütfen toparlayalım.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Son cümlemi söylüyorum.

Gelin, burada, deyin ki, biz, bunun formülünü biliyoruz, buluyoruz. Yok, değerli milletvekilleri.

O nedenle, ben, özellikle bu haftaki çalışmalarımızın, ülkemize, milletimize, memleketimize hayırlara vesile olmasını temenni ediyor ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İçtüzüğün 37 nci maddesine göre verilmiş 2 doğrudan gündeme alınma önergesi vardır; ayrı ayrı okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

3.- Bursa Milletvekili Mustafa Dündar'ın, Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/641) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/375)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/641) esas numaralı Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim, kırkbeş gün içerisinde Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda görüşülmediğinden, İçtüzüğün 37 nci maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması konusunda gereğinin yapılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

           Mustafa Dündar

               Bursa

BAŞKAN - Sayın Dündar, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

MUSTAFA DÜNDAR (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifimin, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasıyla ilgili söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanun teklifinin amacı, Ahıska Türklerinin diploma denkliklerinde karşılaştıkları sorunlarla ilgilidir. "Ahıska Türkleri" olarak bilinen kardeşlerimizin kökeni, yaşadığı yer, Ahıska Şehri ve bölgesi, Kafkaslarda üçyüz yıl beylik merkezi ve ikiyüzelli yıl da Osmanlı Devletinin Çıldır Eyaletine başkentlik yapmış, tarihî bir birimdir. İşte, bu bölgenin insanları, insanlık tarihinde eşi görülmemiş acı ve dramlarla, nesiller boyu, sıkıntı ve eziyetler içerisinde günümüze kadar varlığını sürdürebilen bir topluluktur.

Ben, bugün, burada, 16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşmasıyla Türkiye sınırları dışarısında kalan Ahıska Türklerinin, 1944 tarihli 6279 sayılı Kremlin Kararı gereği, Orta Asya cumhuriyetlerine sürgün edilişini ve 1989 yılında Özbekistan Fergana, Kokan, Taşkent Şehirlerinde yaşanan kanlı olaylar neticesi, tarihte Ahıska Türklerinin ikinci sürgün hayatının başlangıcı olarak kabul edilen acı gerçekleri anlatmayacağım. Amacım, bu acı olayları nesiller boyu yaşayan bu insanların, üniversite bitirmiş kardeşlerimizin yaşadığı sorunların bir parça gündeme getirilmesi ve bunlara çözüm üretilmesidir.

Mustafa Kemal Atatürk'ün 1933 yılında işaret ettiği gibi; "Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır; fakat, yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Sovyetler Birliği parçalanabilir, ufalanabilir. İşte, o zaman, Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim, bu dostumuzun idaresinde, dili bir, dini bir, özü bir kardeşlerimiz vardır; onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarih içerisinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşımını beklememeliyiz, bizim onlara yaklaşmamız gerekir" ifadelerindeki olaylar gerçekleşmiş ve 1991 yılında Sovyetler Birliği parçalanmıştır.

Bugün, yarım milyon Ahıska Türkü, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya, Ukrayna başta olmak üzere, Ermenistan hariç, Bağımsız Devletler Topluluğunun 8 cumhuriyetinde, 4 263 yerleşim biriminde göçmen olarak hayat mücadelesi vermektedirler. Yaşanan elim olaylar karşısında umutlarını yitirmeyen Ahıskalılara Türkiye her zaman kapılarını açmış ve destek sağlayarak sahip çıkmıştır. Bunun en güzel örneğini de, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 2.7.1992 tarihinde kabul edilen 3835 no'lu Ahıska Türklerinin Türkiye'ye Kabulü ve İskânına Dair Kanunu verebiliriz. Bu kanunla, eski Sovyetler Birliğini oluşturan cumhuriyetlerde dağınık halde ve zor durumda yaşayan Ahıska Türkleri, serbest veya iskânlı göçmen olarak Türkiye Cumhuriyetine kabul edilmişlerdir. Adı geçen kanunun 3 üncü maddesinin (c) bendinde belirtildiği üzere, göçmenleri üretici duruma getirmek için gerekli tedbirleri almak hükmü gereği, Ahıska Türklerinin toplum içinde ekonomik, sosyal ve kültürel etkinliklerinin artırılması hedeflenmiştir. Buna rağmen, Türkiye'ye gelen Ahıska Türkleri bazı sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Bu sorunlardan biri de Ahıska Türklerinin diploma denklikleriyle ilgilidir. Eski Sovyetler Birliği üniversitelerinden mezun olmuş Ahıskalı lisans ve önlisans mezunları, 92-95 yılları arasında Yükseköğretim Kuruluna dilekçeyle müracaat ettiklerinde, sınava tabi tutulmaksızın, diplomaları, YÖK tarafından denklik belgesi verilerek kabul edilmiştir; fakat, 95 yılından sonra müracaat edenlerin diplomalarının denkliği kabul edilmemiş, aynı haktan mahrum bırakılmışlardır. Aynı okulda, aynı sınıfta okuyan mezun olmuş kişilerden bazıları diploması tanınıp bugün mesleğini icra ederken, diğer bazıları da çok daha farklı işlerle geçimini temin etmektedirler. Diploma denkliği kabul edilenler yurdumuzun çeşitli bölgelerinde mesleğini onurla icra ederken, 96 yılından itibaren müracaat edenler bu şerefli mesleği ifa edemez, yararsız ve muhtaç hale düşürülmüştür. Bu durum, aynı konumdaki kişiler arasında eşitsizliğe, haksızlığa ve mağduriyete neden olmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim ve toparlayalım.

MUSTAFA DÜNDAR (Devamla) - Yurt dışından ithal doktor getirilmesinin konuşulduğu bugünlerde, halen görev yapmakta olan Ahıskalı Türk doktorların mesleklerinde göstermiş olduğu başarı da göz önüne alındığında, aynı eğitimi almış, fakat diploma denklik belgesi alamamış Ahıskalıların da aynı başarıyı gösterebileceğinin bir kanıtıdır. Türk Milletinin bir parçası olan, sürgünlerde ve en zor şartlarda okuyup meslek sahibi olmaya çalışan Ahıskalı soydaşlarımızın karşılaştıkları haksızlıklara kayıtsız kalmamalıyız.

Bu kanun teklifimle, Ahıska Türklerinin söz konusu mağduriyetlerinin giderilerek önlisans ve lisans mezunları hakkında Yükseköğretim Kurulunun farklı uygulamalarının ortadan kaldırılacağına inanıyor, doğrudan gündeme alınma önergemize vereceğiniz desteğe şimdiden teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Şahsı adına söz isteyen Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; öncelikle çok teşekkür ederim Sayın Milletvekilime; hakikaten, 14 Kasım 1944'te, Stalin tarafından, hayvan vagonlarına yüklenerek Sibirya ve diğer bölgelere sürülen Ahıska Türklerinin sorunlarını dile getirdiği için. Çok sağ olun.

Değerli arkadaşlar, yeryüzünde en çok zulüm görmüş, değerlerini kaybetmemiş, inancını kaybetmemiş, vatan sevgisini, bayrak sevgisini kaybetmemiş, ama bütün değerlerinin kaybedilmesi için uğraşılmış bir toplum Ahıska Türkleri. Hakikaten, Ahıska Türklerinin kendi öz vatanlarına, Türkiye'ye gelebilmesi için çok büyük mücadele var. Bu mücadelede gelen hemşerilerimiz, bazıları kimlik alıyor, bazıları alamıyor, çok perişan durumda.

Ben, buradan sesleniyorum, hükümete rica ediyorum; özellikle Ahıska Türklerine, gelip geçici hem görev hem ikamet yapan insanlara kolaylıklar tanınmasını istiyorum; çünkü, bu insanlar nereye giderse gitsinler, Türklüğünü, bayrağını, inancını hiçbir şekilde kaybetmediler, her zaman Türkiye'nin dışarıdaki diasporası olarak, Türkiye'nin lobiciliğini yapıyorlar.

Bu insanların yaklaşık 13 000'i şu anda Rusya'da Grasnadar bölgesinde duruyor. Bunlar, Özbekistan'daki Fergana bölgesinden, yapılan isyandan sonra geldi. Bu 13 000 insan, maalesef, Grasnadar bölgesinde, Rusya'nın Grasnadar bölgesinde, kimliksiz, vatansız bir şekilde boşlukta duruyor, ne bir yere gidebiliyorlar ne bir yerden gelebiliyorlar. Öyle bir durumdalar ki, kimliksiz ve vatansız, boşlukta bir insan. Hamallık da yapamıyorlar, çalışamıyorlar; ancak, bu insanların… Hakikaten bu insanlar, çok çalışkan insanlar. Şunu diyorlar: "Bizi, Türkiye'ye geçici olarak kabul edin lütfen. Biz, sizden, para pul, hiçbir şey istemiyoruz. Bize toprak verin, biz o toprakları işleyelim, çalıştıralım, ekmeğimizi taştan çıkartalım. Sizden başka bir şey istemiyoruz."

Şimdi, ben, buradan rica ediyorum hükümete: Bu 13 000 mağdur, diğerleri de, tabiî, mağdur; ama, bu 13 000 mağdur insanın mutlak surette, özellikle, ben, benim bölgemdeki Ardahan'a davet ediyorum, gelsinler. Köylerimiz zaten boşaldı. İstiyorlar...

Şimdi, Gürcistan, Avrupa Birliğindeki insan hakları komisyonundaki çalışmalardan dolayı, ben Ahıska Türklerini vatanıma kabul edeceğim, gelsinler diyor; ama, uzatıyor işi. Şimdi, insanlar orada perişan. Amerika bir yandan "bana gelin" diyor. Amerika'ya gitmek istemiyorlar, gittikleri zaman asimilasyon olacaklar.

Şimdi, Türkiye'ye gelmiş, üniversiteyi bitirmiş 70'ten fazla doktor var. Şimdi, bu doktorların diplomaları geçersiz. Normal vatandaş geliyor, oturum verilmiyor, birsürü sıkıntı çekiyor vatandaşlar. Şimdi, ben, hakikaten istirham ediyorum… Bu kanun teklifini de Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz destekliyoruz. Doktorların ve diğer üniversite mezunu olan Ahıska Türklerinin ve diğer Türk cumhuriyetlerinden gelenlerin bu diplomalarının geçerli olabilmesi için biz olumlu oy kullanacağız. Yalnız, hükümet de buna kaygısız kalmasın, bunu desteklesin ve bu kanunu bir an evvel çıkaralım ve bu insanlar, hiç olmazsa, öz vatanlarına geldiler, Türkiye'ye geldiler, Türkiye'de mağdur olmasınlar.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Oybirliğiyle kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

4.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, 4722 Sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Mal Rejimleri Başlıklı 10. Maddesinin 1. Fıkrası ile 2. Fıkrasının Son Cümlesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin (2/615) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/376)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/615) esas numaralı kanun teklifimin İçtüzüğün 37 nci maddesine göre işleme alınmasını arz ederim.

    Ahmet Ersin

                İzmir

BAŞKAN - Ahmet Bey, önerge sahibi olarak 5 dakikalık konuşma süreniz var; buyurun.

AHMET ERSİN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasını konuşuyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrası, Medenî Kanunda yer almış olan, yeni değişikliklerle yer almış olan mal rejimleri konusunda eşler arasındaki evlilik sürecini ikiye bölerek, bu Medenî Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki evlilik sürecini yasada belirtilen mal rejimleri kapsamı dışında bırakıyor.

Değerli milletvekilleri, hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki, evlilik süreci nikâh masasında atılan imzalarla başlar, boşanmayla ya da ölümle sona erer, bir bütünlük arz eder; dolayısıyla, bu evlilik sürecini ikiye bölerek bir bölümünü başka bir mal rejimine, diğer bölümünü başka bir mal rejimine tabi tutmak, hem Anayasal değil hem de Anayasanın ailenin korunması ilkesine aykırı hem de Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı.

Yasa şöyle bir düzenleme yapmış: Eğer, bu durumdaki eşler, yani, Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte evlenmiş olan eşler, bu kanunun, Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içinde noterden düzenleme ya da onaylama biçiminde bir sözleşme yaparlarsa, bu sözleşme geçmişe de geçerli oluyor.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bir defa şunu kabul etmek lazım, Türk toplumunda aileler erkek egemen olma özelliğini taşır. Bunun dışında, aileler üzerinde, gelenekler, töre, dinî alışkanlıklar, dinî kurallar ve çevre etkisi son derecede etkilidir. Dolayısıyla, bu koşullar içinde bir kadının -üstelik de Türkiye'deki kadınların eğitimsiz oldukları da düşünülürse- eşini alıp, notere götürüp orada sözleşme yapması, hayatın gerçeğine aykırıdır. Dolayısıyla, bu hüküm, tamamen kadın eşin aleyhine olan bir hüküm. Yani, benim yaptığım, bana gelen araştırmaya göre, bana gelen bilgilere göre, bu yasanın yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2002 tarihinden bir yıl sonraki tarihe kadar, yani, 1 Ocak 2003 tarihine kadar, Türkiye genelinde 480 kişi notere gidip ya da 480 aile notere gidip, evlilik tarihinden önceki, daha doğrusu, Medenî Kanunun…

BAŞKAN - Ahmet Bey, bir dakika…

Ali Bey, Sayın Bakan, üçünüzün konuşması yankı yaratıyor. Lütfen, sessizliği sağlayalım.

AHMET ERSİN (Devamla) - Sayın Başkan, bugün ne hikmetse, Bakanlar Kurulu sıraları hep böyle gürültülü.

BAŞKAN -Önemli de bir konu Sayın Ersin'in konusu.

Buyurun Sayın Ersin, devam edin.

AHMET ERSİN (Devamla) - Bana gelen bilgilere göre, Medenî Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren, yani, 1 Ocak 2002 tarihinden bir yıl sonraki tarihe kadar, yani, 1 Ocak 2003 tarihine kadar Türkiye genelinde notere gidip de bu tür sözleşme yapan aile sayısı 480; üstelik de bunun 370 tanesi bu üç büyük kentte yapılmış.

Değerli milletvekilleri, kanunun bu maddesi, bu hükmü, sözlerimin başında da söylediğim gibi, hem kadın eşin aleyhinedir hem de Anayasanın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine ve 41 inci maddesindeki ailenin korunması ilkesine aykırıdır.

Bir diğer sorun, sayın milletvekilleri; yine bu 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ise, son cümlesi şöyle: "Medenî Kanunun yürürlük tarihinden önce açılmış olan boşanma davaları retle sonuçlanmış olsa bile, yine Medenî Kanunun sağladığı mal rejiminden…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Ahmet Bey, sözlerinizi tamamlamanızı rica ediyorum. Yalnız, size, önemli bir konuda, hanımlarla ilgili, kadınlarımızla ilgili olduğu için, 1 dakika ek konuşma süresi veriyorum; buyurun.

AHMET ERSİN (Devamla) - Sayın Başkanım, biraz daha zaman verirseniz; çünkü, önemli bir konu…

BAŞKAN - Neyse, devam edin siz…

AHMET ERSİN (Devamla) - Teşekkür ederim.

ASIM AYKAN (Trabzon) - Zaten zaman verdi; önemli bir kanun var, kanuna geçmek istiyoruz.

AHMET ERSİN (Devamla) - Değerli milletvekilleri…

Bu, çok önemli bir konu Sayın Vekilim; yani, itiraz etmenize gerek yok, birkaç dakika sonra o dediğiniz konuya geçsek de olur.

Değerli milletvekilleri…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Burada bütün konular önemlidir.

AHMET ERSİN (Devamla) - Kuşkusuz öyle…

Şimdi, 4722…

BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayın arkadaşlar. Sayın Ahmet Ersin'e meydanı bırakalım, kürsüyü bırakalım…

AHMET ERSİN (Devamla) - Ama, siz böyle konuşursanız, ben sözümü tamamlayamam; boş yere zaman uzar.

BAŞKAN - …kısa süre içinde de inşallah tamamlar.

Buyurun Ahmet Bey.

AHMET ERSİN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, keza, 4722 sayılı Medenî Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi, Medenî Kanunun yürürlük tarihinden önce açılmış olan boşanma veya iptal davalarının retle sonuçlanması halinde yasal mal rejimi hükümlerinin kanunun yürürlük tarihinden itibaren uygulanacağını belirtmektedir; yani, az önce, 1 inci maddeyle ilgili söylediğim itirazlar, söylediklerim, açıklamalar, bu hüküm için de geçerli. Yine burada da, yine eşler isterlerse, Medenî Kanunun yürürlük tarihinden itibaren ya da retle sonuçlanmasından itibaren bir yıl içinde, retle ya da iptalle açılan boşanma davası ya da iptal davasının retle sonuçlanmasından itibaren bir yıl içinde, eşler notere gidip bir mal rejimi sözleşmesi yaparlarsa, bu da geçerli değil. Keza, 1 inci madde için söylediğim olanaksızlıklar ve hayatın gerçeğiyle aykırı olan bu hükmün, söylediklerimin burada da geçerli olduğunu söylemek isterim.

Değerli milletvekilleri, Medenî Kanunun yürürlük tarihinden önce açılmış bir boşanma veya iptal davası retle sonuçlanmışsa, yasal evlilik devam ediyor demektir, başlangıç tarihinden itibaren devam ediyor demektir. Hukukçular bunu çok iyi bilirler. Retle sonuçlanmışsa, ilk imza tarihinden itibaren, nikâh tarihinden itibaren yasal evlilik sürüyor demektir, kesintisiz sürüyor demektir. Dolayısıyla, retle sonuçlanan boşanma davalarından sonra da evlilik sürecini ikiye bölerek Medenî Kanunun yürürlük tarihinden önceki dönemi yasal mal rejimi dışında bırakmak, yine Anayasanın 10 uncu maddesindeki eşitlik ve 41 inci maddesindeki ailenin korunması ilkelerine aykırıdır.

Bu nedenlerle, 4722 sayılı bu Yasanın 10 uncu maddesinin hem birinci fıkrası ve hem de ikinci fıkrasının, Anayasaya aykırılık nedeniyle, insan haklarına aykırı olduğu nedeniyle değiştirilmesi lazım ve evlilik sürecini bütün olarak ele alması lazım. Nitekim, burada, Sayın Mehmet Ali Şahin, Sayın Bakanımız, bu yasa görüşüldüğü tarihte, bu kürsüden, bugün benim söylediklerime benzer sözler söylemiş...

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

AHMET ERSİN (Devamla) - …ve yakın bir zamanda, canlı olarak katıldığı bir televizyon programında da bu değişikliği destekleyeceğini söyledi; ama, bugün, burada göremiyoruz maalesef.

Değerli milletvekilleri, zaten, konu, bir yerel mahkeme tarafından Anayasa Mahkemesine götürüldü ve muhtemelen de, hatta çok muhtemeldir ki, Anayasa Mahkemesi, bu hükümleri, kadın eşin aleyhine olan bu hükümleri Anayasanın 10 uncu maddesine ve 41 inci maddesine aykırı bularak iptal edecektir; ama, gelin, yiğitlik bizde kalsın, Anayasa Mahkemesine bırakmadan, bu Türkiye Büyük Millet Meclisi, kadınlara karşı yapılan, 17 000 000 kadını ilgilendiren bu değişiklik teklifinin gündeme alınmasını kabul edelim ve kısa süre içinde de bu değişikliklerin yapılmasını sağlayalım.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Şahsı adına söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Erdal Karademir.

Buyurun Sayın Karademir. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4722 Sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Mal Rejimi Başlıklı 10 uncu Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin doğrudan gündeme alınmasıyla ilgili önerge üzerinde söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün, siz değerli milletvekillerimizin çok değerli katkılarını alarak yasalaşmasını istediğimiz Türk Medenî Yasasında yapacağımız değişiklik, mağdur edilmiş yaklaşık 17 000 000 kadınımıza reva görülen bir haksızlığı ve adaletsizliği çözecek, kadınlarımızın mağduriyetini giderecektir.

Değişiklik talebinin daha iyi anlaşılabilmesi için, bugünkü duruma geliş sürecini sizlerle paylaşmakta yarar görüyorum.

17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Medenî Kanununda eşler arasında mal ayrılığı rejimi tercih edilmişken, bunu yürürlükten kaldıran 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununda edinilmiş mallara katılma rejimi benimsenmiştir. 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanununun 10 uncu maddesinde de, Medenî Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tabi oldukları mal rejiminin devam edeceği; eğer, eşler, Medenî Kanunun yürürlüğe girmesinden başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, yasanın yürürlük tarihinden geçerli olmak üzere, edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılacakları belirtilmiştir.

Yasanın, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki görüşmelerinde en çok tartışılan konu, eşler arasındaki mal rejimini düzenleyen kurallar olmuştur. Kanun öncesi evliliklerin edinilmiş mallara katılma konusunun evlilik tarihinden itibaren değil de, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlamasının hükme bağlanması yoğun tartışmalara yol açmış ve bu konu hakkında pek çok değişiklik önergeleri verilmiştir. Bu önergelerden biri de, o dönemde AKP Grup Başkanı sıfatıyla görev yapan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin'indir. 29 Kasım 2001 Perşembe günü Türkiye Büyük Millet Meclisinin 28 inci Birleşiminde AKP Grubu adına Sayın Mehmet Ali Şahin tarafından verilen önerge aynen şöyledir: "Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce mal rejimi sözleşmesi yapmamış olan eşler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak altı ay içinde başka bir mal rejimi seçilmediği takdirde, evlenme tarihlerinden geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar." Bu değişiklik önergesi Meclise sunulmuş, o gün çoğunluğunuz olmadığından dolayı bir türlü yasalaşmamıştır. Bu önergenin sahipleri de, İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Ali Şahin, Bolu Milletvekili Sayın İsmail Alptekin, Kocaeli Milletvekili Sayın Osman Pepe, Manisa Milletvekili Sayın Necati Çetinkaya, Van Milletvekili Sayın Hüseyin Çelik, Diyarbakır Milletvekili Sayın Osman Aslan'dır. Sayın Şahin ve arkadaşları 29 Kasım 2001 Perşembe günü Büyük Millet Meclisinin 28 inci Birleşiminde AKP Grubu adına vermiş oldukları değişiklik önergesinde gerçekten samimî iseler, diğer bir deyimle takıyye yapmamış iseler, bugün huzurunuza sunulan yasa değişikliğinin görüşülmesine ve gündeme alınmasına "evet" demelisiniz diyorum.

Değerli arkadaşlarım, Medenî Yasanın bütün hükümleri devam eden evliliklere uygulanırken, sadece yasal mal rejiminin istisna tutulması, kanunun amacına ve ruhuna aykırıdır. Yürürlükteki düzenleme, Türk toplumunu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırma amacına, adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti anlayışına, herkesin kanun önünde eşit olduğu ve ailenin eşler arasında eşitliğe dayandığını vurgulayan Anayasanın 2 nci, 10 uncu ve 41 inci maddelerine aykırılılık içermektedir. Mevcut düzenleme, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine de aykırılık içermektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Karademir.

ERDAL KARADEMİR (Devamla) - Zira, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde, insanlara karşı ayırımcılığın kabul edilemezliğinin prensibi teyit edilmiş ve tüm insanların özgür doğduğunu ve eşit itibar ve haklara sahip olduklarını ve beyannamede öne sürülen tüm haklar ve hürriyetlerin, cinsiyete dayalı olanlar dahil, hiçbir ayırıma tabi kılınmaksızın herkes tarafından kullanılabileceğini ifade etmektedir.

Yine Birleşmiş Milletler, erkekler ile kadınlar arasında tam bir eşitliğin gerçekleşmesi için, kadınlar ile erkeklerin toplumdaki geleneksel rollerinde bir değişiklik yaratılması gerçeğinden hareketle, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesini devletlerin onayına sunmuş, söz konusu sözleşme, Türkiye tarafından 1985 yılında imzalanmış, 1986 yılında da yürürlüğe girmiştir. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin 24 üncü maddesiyle, kadınlara karşı ayırımcılığın ortadan kaldırılması yönünde taraf devletlere, ulusal seviyede gerekli bütün önlemleri alma zorunluluğu getirilmiştir. Türkiye, 1995 yılında Pekin'de yapılan Dördüncü Dünya Kadın Konferansında kabul edilen Pekin Deklarasyonu. Eylem Platformunu hiçbir çekince koymadan kabul etmiş ve taahhütlerde bulunmuştur.

Değerli arkadaşlarım, Anayasamızın uluslararası anlaşmalara ilişkin 90 ıncı maddesi "usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir" demektedir. Bu anlamda bugün yürürlükte bulunan 4702 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin, hem Anayasamıza hem de taraf olduğumuz anlaşmalara aykırılık içerdiği bir gerçektir.

Sözlerimi bitirirken, ilkel siyasal anlayışların terk edilip, çağdaş uygarlığın gereklerine göre düzenlenen ve Türkiye Cumhuriyetinin esasını teşkil eden Türk Medenî Yasasının mimarı, dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt'un şu sözlerini sizlerle paylaşmak istiyorum: "Medenî Yasa, istenildiği zaman kolundan tutulup bir köle gibi yerden yere vurulan; ama, ezelden beri hanım olan Türk anasını layık olduğu saygın konuma getirecektir." Bu anlayış, her şeyden önce, çağdaş hukuk devleti olmanın da bir gereğidir.

Tasarının yasalaşması için vereceğiniz desteğe şimdiden teşekkür eder, Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Bu tasarı, aynı zamanda, AKP'nin, 17 000 000 kadına yönelik bir sınavı olacaktır.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Kadınlara feda olsun.

BAŞKAN - Kabul etmeyenler… Oybirliğiyle kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü sorular ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Önce, sırasıyla, yarım kalan işlerden başlayacağız.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

BAŞKAN - 3 üncü sırada yer alan kanun teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu gelmediğinden, teklifin görüşmeleri ertelenmiştir.

4 üncü sırada yer alan, Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030) (S. Sayısı: 904)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

5 inci sırada yer alan, Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 4 Milletvekilinin, Türk Tabipleri Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve 35 Milletvekilinin, 23.1.1953 Tarihli ve 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 3224 Sayılı Yasa ile Değişik 60 ıncı Maddesinin Birinci Fıkrasının Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 4 Milletvekilinin, Türk Tabipleri Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve 35 Milletvekilinin, 23.1.1953 Tarihli ve 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 3224 Sayılı Yasa ile Değişik 60 ıncı Maddesinin Birinci Fıkrasının Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/672, 2/604) (S. Sayısı: 1069)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

6 ncı sırada yer alan, Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

4.- Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1171) (S. Sayısı: 1103) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Değerli milletvekilleri, 8 inci maddeyi okutmadan önce, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan'ın yeni bir 8 inci madde ilavesiyle ilgili olarak bir önergesi var; ancak, bu önerge bu tasarının kapsamında değil, bu tasarıyla ilgili değil. O nedenle, bu önergeyi İçtüzüğün 87 nci maddesine göre işleme koyamıyoruz.

Bu bilgileri size verdikten sonra 8 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 8.- 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun geçici 139 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"a) Emekli, adî malûllük veya vazife malûllüğü aylığı bağlanmış olanlar ile emekli aylığı almakta iken özelleştirme kapsam ve programına alınan kuruluşlarda görev almaları nedeniyle 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi gereğince emekli aylıkları kesilenler,"

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyenleri bilgilerinize sunuyorum.

Gruplar adına: Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Ardahan Milletvekili  Ensar Öğüt; Ardahan Milletvekili; Anavatan Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Muzaffer Kurtulmuşoğlu.

Şahısları adına söz isteyenler: Muğla Milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu, Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı, Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan, İsmail Bilen, İnci Özdemir ve Samsun Milletvekili Haluk Koç.

İlk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt'te.

Buyurun Sayın Öğüt. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

CHP GRUBU ADINA ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Sayın Başkan, süreyi birleştirebilirseniz iyi olur…

BAŞKAN - Siz, üçüncü sıradasınız. Şahsı adına iki söz talebi var. O yüzden, size sıra gelip gelmeyeceği, şahsınız adına talep ettiğiniz konuşmaya sıra gelip gelmeyeceği, ilk iki sıradakilerin konuşup konuşmayacağına bağlı, henüz onu bilmiyoruz.

Siz, şimdilik 10 dakikalık sürenizi kullanın; buyurun.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Peki; teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan 1103 sayılı, memurlara ve sözleşmeli personele eködeme yapılmasıyla ilgili kanun tasarısının 8 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, ülkemizde bugün kutlanan ve ülkemizin dışında kutlanan nevruz bayramını kutluyorum, nevruzun barış ve kardeşlik getirmesini diliyorum.

Değerli arkadaşlar, bu yasa çok uzadı; ben de biliyorum, bütün arkadaşlar da bu fikirdeyiz; memurlar bekliyor, 1 400 000 memurumuz… Ancak, yasalar burada uzuyor; görüşülüyor, tek taraflı, uzlaşmadan çıkıyor, ya Cumhurbaşkanlığından dönüyor ya Anayasa Mahkemesine gidiyor, iptal oluyor. Bir yasayı çıkartırken, mutlak surette sendikalardan, sivil toplum örgütlerinden, odalardan görüş almak gerekiyor, belli bir mutabakata varmak gerekiyor; fakat, ne yazık ki, bu memurlarla ilgili çıkan yasada tam mutabakat sağlanmadan... Bazı sendikalarımız bu yasaya şerh koymuştur, buna karşı çıkarak bir uzlaşma sağlanmamıştır. Bu uzlaşma sağlanmadığı için de değerli arkadaşlar, tabiî ki, o zaman, gruplar adına da yapılan itirazlar Cumhurbaşkanlığından dönüyor veya demin dediğim gibi, Anayasa Mahkemesine itiraz ediliyor, Anayasa Mahkemesi iptal ediyor, o zaman da boşuna çalışmış oluyoruz. Onun için, kanunları çıkartırken mutlak suretle uzlaşmamız gerektiğine inanıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu üniformalı polisler var, bunlara verilen zam çok az hakikaten. Çünkü, polislerimiz gece gündüz devletimizin asayişini koruyor. Verilen 100 YTL'nin daha fazla olması gerektiğine inanıyorum. Bu, sadece bunlara yetmiyor, infaz koruma memurları var. Şimdi, infaz koruma memurlarının Yargı-Sen diye bir sendikası vardı; bu sendika kapatıldı ve niye kapatıldı? Üniformalısınız diye. Üniformalı diye polislere zam verilirken, infaz koruma memurlarına zam verilmiyor. Yani, ya sendika verin bunlara sendika haklarını arasın, sendika alsın, o zaman, sendika verilmiyorsa, polislere verilen zammın mutlak suretle infaz koruma memurlarına verilmesi gerekiyor arkadaşlar.

Emekliler, bir kere, burada çok mağdur oluyor arkadaşlar. 40 + 40 da emeklilerin maaşlarına yansımıyor. Siz, bunu hepiniz biliyorsunuz. Zaten, emekli insanlarımız çok mağdur, geçinemiyorlar, hakikaten. Yani, insan onuruna yakışacak şekilde geçinmesi gereken, bu devlete hizmet vermiş, görev yapmış, yıllarını vermiş, gençliğini vermiş, yaşlanmış, emekli olarak rahat edeyim derken, maalesef, aldığı maaşın yetmemesi dışında bir de bankalarda ve hastanelerdeki kuyruklar emeklilerimizi perişan etmektedir.

Şimdi, bankalardaki kuyruklar çözülecek dendi, üç yıldır Adalet ve Kalkınma Bankası… Adalet ve Kalkınma Partisi çözmedi. Bakın, bu…

Banka gibi çalışıyorsunuz zaten, Sayın Maliye Bakanı eksik olmasın, hiç merak etmeyin…

Değerli arkadaşlar, emeklilerimiz, hakikaten, banka kuyruklarında çok sıkıntı çekiyor. Banka kuyruklarının ötesinde, çok daha acı olan hastane kuyrukları… Şimdi, biliyorsunuz, hastaneler de birleştirildi. Bir emekliyle konuştum, şunu söyledi, dedi ki: "Ben, çok yaşlı bir insanım. Gidiyorum, orası çok kalabalık; ayakta duramıyorum, oturacak yer de yok. Özele gideyim dedim; özele gittiğim zaman, belli bir para alıyorlar. Perişan durumdayız; lütfen, bu işi çözsünler, hastanede, hiç olmazsa, tedavi olalım." Değerli arkadaşlar, bu, hükümetin görevidir. Sizden rica ediyorum, Sağlık Bakanından da rica ediyorum, mutlak surette, emeklileri kuyrukta bekletmeden, hem sağlığını çözmek lazım hem de bankadan para alırken, bu kuyrukların giderilmesi lazım.

Değerli arkadaşlar -emeklilerin maaşlarının yetmemesi dışında- bir de, biliyorsunuz, bir yasa çıkardık, vergi iadesini yüzde 1 düşürdük; yüzde 3 verirken, yüzde 2'ye düştü. Onun için, emeklilerimize 40 + 40 değil, mutlak surette, 100 + 100 verilmesi gerektiğine inanıyoruz biz.

Değerli arkadaşlar, burada, ben, 3 dakika da, kendi bölgemle ilgili bir şeyi de izah edeyim. Ben, bugün Ardahan'dan geldim, direkt buraya geldim. Hakikaten, Doğu Anadolu halen beyaz, karla kaplı ve dün akşam da, ben oradayken, Ardahan'a kar yağdı; burada bahar bayramı şenlikleri yapılıyor. İnsanlarımız perişan durumda. Şimdi, Cumhuriyet Gazetesi de yazdı, ben bunu yıllardır da söylüyorum; bakın, Doğu Anadolu'ya giden doktor sayısı çok az. Buradan okuyorum. "Bazı illerde bulunan hekim sayısı: Ardahan 29, Tunceli 20, Bayburt 31, Kilis 34, Hakkâri 35, Iğdır 41, Şırnak 47, Siirt 52, Bingöl 54, Gümüşhane 54."

Değerli arkadaşlar, burada, doktor yok, ebe yok, hemşire yok, sağlık ocağı kapalı, inanın, insanlarımız perişan oluyor. Hakikaten, yani, gidin orada görün, yollar kapalı, kış şartları… Yani, doktorun en çok orada olması lazım gelirken, doktorun, İstanbul'da, Ankara'da, batıda olması, hakikaten, oradaki insanları çok üzüyor. Burada, kalkınmaya doğu ve güneydoğudan başlamamız lazım.

Şimdi, memura veriyoruz, emekliye de veriyoruz az da olsa; ama, çiftçiye hiçbir şey verilmedi. Şu anda, inanın, Ardahan ve Doğu Anadolu'nun çiftçisi perişan durumda.

Ben size bir şey söyleyeceğim, çok önemli bu, lütfen not alın, Sayın Bakanımdan da rica ediyorum; Ardahanlı çiftçiler Ardahan'dan icraya verilmiyor. Nereden veriliyor; Erzurum'dan. Yani, kardeşim, Ardahan bu ülkenin sınırları içerisinde bir il değil mi, vatan toprağı değil mi?! Niye Ardahan'dan değil de Erzurum'dan veriliyor?! Erzurum'dan icraya veriliyor; şimdi, adam kalkacak, bu kışta kıyamette, yol parasına masraf edecek, icraya itiraz edecek, bilmem, ona göre taksitini yapacak, mahkemeye verecek, alacaklıysa, haklıysa, haksızsa… Yani, bunu, hakikaten, öküzü kesmek için bıçağı indirmemiz gerekirken, maalesef, öküzü tereğe çıkarıyoruz. Böyle bir zulüm olamaz! İnanın, ben insanlarla görüştüm, halen, şu anda, Ardahan'da, benim tespit ettiğim 400 çiftçi -belgeleri de bendedir- Erzurum'dan icraya verilmiş, Ardahan'dan değil. Ardahan bu ülkenin topraklarında değil mi değerli arkadaşlar?! Yani, niye oraya doktor göndermiyoruz, niye oraya öğretmen göndermiyoruz?! Yani, hastalarımızın kızakta ölmesi, çocuklarımızın cahil kalması sizin hoşunuza mı gidiyor, bizim hoşumuza mı gidiyor?! Böyle bir zulüm olamaz değerli arkadaşlar! Bu, hepimizin sorunu.

Yani, bakın, bir şey daha söyleyeyim: UNICEF'in araştırması, Hacettepe Üniversitesinin araştırması… Bebek ölümlerinde, Türkiye'de Ardahan birinci sırada. Çocuk ölümlerinde de Ardahan birinci sırada. Eğitimde Ardahan son sırada. Yani, böyle bir zulüm olamaz arkadaşlar! Bakın, inanın, bölge korkunç göç verdi, boşaldı. Köylerimizde, artık, cenazelerimizi kaldıracak insan kalmadı değerli arkadaşlar. Biz sınır iliyiz. Türkiye'nin güvenliği açısından çok önemli bir yerdeyiz. Kırküç yıl Rus işgali altında kaldı, bir defa da, Türkiye'nin topraklarının garantisi için Rusya'ya tazminat olarak verildi Ardahan. Niye verildi Rusya'ya tazminat olarak Ardahan; Türkiye'nin topraklarını Rusya işgal etmesin diye. Yani, Cumhuriyetin kurulmasında Türkiye'nin topraklarının bütünlüğü açısından Ardahan tazminat olarak veriliyor da, Ardahan'a üç tane doktor, üç tane öğretmen göndermek çok mu oluyor arkadaşlar?! Ardahan'ın çiftçilerini, köylüyü icraya vermek, yani, Allah'a  reva mıdır?!

Bu anlamda, değerli arkadaşlar, Büyük Millet Meclisine çok iş düşüyor. Burada çare, Büyük Millet Meclisindedir; çare, demokrasidedir; çare, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin  Hükümetindedir. Rica ediyorum, hükümet, derhal tedbir alsın, Ardahan'daki eksik doktorları göndersin hastanelerimize.

Bakın, halen yoğun bakım yok değerli arkadaşlar. Ardahan'da kolu kırılan bir adam Erzurum'a gitmek mecburiyetinde. Niye; doktor yok. Yahu, böyle bir zulüm olabilir mi değerli arkadaşlar?! Yani, hem kar, kış, kıyamet hem sekiz ay karlar altında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -Toparlayalım lütfen.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) -Toparlıyorum Sayın Başkan.

... karlar altında kalan bir bölge; bu bölge boşalıyor, devlet yetkilileri bakıyor!..

Ben, buradan sesleniyorum, milletvekili olarak da isyan ediyorum: Ayıptır, yazıktır! Eğer biraz utanıyorlarsa, giderler Ardahan'a bakarlar, köylerde nasıl yaşıyor insanlar; ne banyosu var, ne tuvaleti var. Böyle bir zulüm olabilir mi ?! Yani, insanlık dışında, 21 inci Asrın dışında yaşamla mücadele veren bir topluma hizmet etmek en büyük ibadettir arkadaşlar.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - 5 dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati : 17.29

 

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.43

BAŞKAN: Başkanvekili Ali DİNÇER

KÂTİP ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

1103 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

4.- Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1171) (S. Sayısı: 1103) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Anavatan Partisi Grubu adına söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Muzaffer Kurtulmuşoğlu.

Buyurun Sayın Kurtulmuşoğlu. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakikadır.

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerime başlamadan evvel, Edirne'de sel felaketinde mallarını kaybeden insanlarımıza geçmiş olsun diyorum.

Ayrıca, nevruz bayramını kutluyorum; fakat, nevruz bayramı da, ne yazık ki, meydanlarda istenen bir tepkiyi vermiyor; nahoş hareketlerin olması da beni üzmüş bulunmaktadır.

Çanakkale Zaferinin 91 inci yılını kutluyorum.

Bundan sonra da, 1103 sıra sayılı kanunun 8 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinize saygılar sunuyorum.

Sevgili arkadaşlarım, üç haftadır memurlara verilecek 40+40'ı konuşuyoruz. Ne kadar zormuş bu kanun!.. Ne kadar zormuş!.. Yani, sanki

ülkeyi bağışladık memurlara. Bu nereden geliyor biliyor musunuz sevgili arkadaşlarım: Hakikaten, kanun yapılırken, kanun yapıcı arkadaşlarımızın bu konuda gerekli bilgileri olmadığını gösteriyor. Öyle ki, kanun buraya geliyor, komisyonlardan geçiyor, Meclise gelir gelmez herkes bir önerge veriyor. Bu nereden veriliyor, niye veriliyor burada önerge; temelinde, yasayı hazırlarken eksik hazırlandığı için veriliyor.

Karayollarında memuruna maaş veriyorsun, Bayındırlık Bakanlığında, 40 lira vereceksin; ee, tutuyorsun, Afet İşlerindeki memurunu unutuyorsun! Diyanet İşlerinde veriyorsun, Emniyete veriyorsun, Millî İstihbaratı unutuyorsun! Yani, bunu saymakla biter mi?! O zaman, şunu görüyoruz ki, yasalar hazırlanırken, bu bürokrat arkadaşlarımızın, sayın bakana yasayı getirmeden evvel iyice incelemesi lazım, nerede ne var, nerede ne yok, bunları bilmesi lazım.

Tabiî ki, iktidara sesleniyorum: İktidar, bir an evvel şu personel yasasını çıkaralım. Bu personel yasasını çıkarırsak, bugünkü gördüğümüz olaylar olmayacaktır. Bakınız, aşağı yukarı, Türkiye'de, 35-36 kısımda memurlar maaş alıyor, ayrı ayrı çeşitte. Böyle bir yasa olmaz.

Yani, şimdi, hep iktidarı suçlamak kolay; ama, muhalefette ne iş yapıyoruz, ona bakalım. (AK Parti sıralarından alkışlar) Muhalefet olarak da, bir yasa geldiğinde birlikte olmalı diye düşünüyorum; ama, tabiî, bunu kim yapacak. İktidar yapacak; iktidar diyecek ki: "Gelin arkadaş buraya, bu yasayı hazırlıyoruz, bu yasayı hazırlarken sizin de görüşlerinizi alalım, önerilerinizi alalım, bir daha, komisyonlarda görüşüldükten sonra, Meclis Genel Kuruluna indiğinde yazboz yapmayalım." Yine de vazife kime düşüyor; iktidara düşüyor.

Şimdi, bu yasada, benim gördüğüm kadarıyla, bir şey dövüşü var; yani, bu, niye böyle, niye? Şimdi, bizim için 40 000 000 para, çoğu için, milletvekilleri için bir şey olmayabilir; ama, benim memurum bu 40 000 000'u bekliyor, "bir an evvel bitsin" diyor. Her şeye muhalefet yapılmaz, muhalefetin yapılacağı yer vardır; ama, bunun yanı sıra, iktidarın da "ben yaptım, her şey olur" dememesi lazım.

Sevgili arkadaşlarım, bu iktidarda, ülke için çok güzel yasalar yapılabilirdi ve halen vakit geçmiş değil; ama, benim iktidara tavsiyem, iktidardaki arkadaşlarıma tavsiyem: Ne olur -bu Meclise, ben, bir daha, böyle bir çoğunlukla gelecek hiçbir iktidar görmüyorum- gelmişken, ülkeye, topluma yarayışlı olacak kanunlarda muhalefete de danışarak -muhalefetsiz bir şey olmaz, her şeyi bir kişi bilmez- yasaları buraya getirirsek, çok daha verimli oluruz diye düşünüyorum. Artık, ne kadar verimli olduğunu bu Meclisin…

SONER AKSOY (Kütahya) - Komisyonlarda muhalefet yok mu; komisyonlarda muhalefet de var.

MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) - Üç haftadır bir yasayı çıkaramadık. Yani, üç haftada 13 maddelik yasa çıkmaz mı arkadaşlarım?

AHMET IŞIK (Konya) - Konuşmazsanız çıkar canım; konuşuldu da onun için…

MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) - Ben söyledim, 4 üncü maddeden sonra biz konuşmayacağız dedim; ama, gelen konuşur giden konuşursa… Bize de soruyorlar. Muhalefet olarak siz ne yapıyorsunuz diye adama sormazlar mı? Yani, illâ da laf atmak veya bir şey söylemek için değil; ama, ben söylüyorum. Biraz önce muhalefet partisinden bir arkadaşım bir önerge verdi "emeklilerden, şu maddede, prim kesilmesin, başka prim kesilmesin" dedi; iktidara götürdü "hayır" dedi. Ne var bunda? "Emeklilerden, şu maddede, şu primlerden hariç, bir tek prim kesilsin" denildi. Çok mu zor? Ama, mühim olan, muhalefet getirdi ya… Bunu çok yaptılar. Bunu muhalefet getirdi diye, iktidar illâ karşı çıkmak mecburiyetinde mi?

Arkadaşlarım, ben biraz -kusura bakmayın; böyle, gözlüğüm- tek böyle bakmam, çok geniş bakıyorum. Bu işin iktidarı muhalefeti olmaz. Biz, bu Mecliste, yetmişiki milyon insan için hizmet ediyoruz ve aldığımız maaşı hak etmek mecburiyetindeyiz. Onun için de, geliniz, iktidarıyla muhalefetiyle, yasaları hazırlarken, görüş birliğine varmamızda yarar vardır. İktidara da sesleniyorum: Her şeyi ben biliyorum yok, kurum ve kuruluşlarla kavga etmeye lüzum yok. Bu kurum ve kuruluşlar bizim ve bizim ülkenin insanları. Kavgayla bir yere varamayız. Kavgayla bir yere varamayız; kavgayla bir yere varılsaydı, çok şey hallederdik diye düşünüyorum. Onun için bir an evvel, şu yasanın, bugün olsun, çıkmasını istiyorum. Lütfen, bu yasayı bir an evvel çıkaralım da, 2 000 000 insan, 40 000 000 da olsa, alsın istiyorum. Onun için hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum. Ne olur, ben yaptım oldu şeklinde görmeyin. İktidara sesleniyorum: İktidar, her şeyi bilen adam olmayınız. Her şeyi bilemezsiniz. İktidar demek, bir ülkenin her türlü davasında söz sahibi olmak demektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) - Ama, her şeyi biliyorum demek değildir. Çoğunluk her şeyi halletmez. Bu Meclis çok çoğunluk gördü; ama, o çoğunluktan, bakınız, burada kimse yok.

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Biz, buradayız.

MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) - Ben bunu tavsiye ediyorum. Niye ediyorum? Muhalefet söylediyse olmaz… Niye?..  Muhalefet söyleyecek ki, yol gösterecek muhalefet size, iktidar da ona bakacak, eksiklerini tamamlayacak. Eksik tamamlamak… İktidarın veya bilen adamın… Benim eksiğimi söylerlerse, ben o adama kafa mı tutacağım?! Benim eksiğimi söyleyen herkese teşekkür ederim; çünkü, yanlışımı söylüyor. Ama, burada, böyle yapılmıyor. Bu da, beni çok üzüyor.

Sevgili arkadaşlarım, ülke bizim, ülkenin insanları bizim, bu ülkede herkesin huzur içinde, mutluluk içinde yaşama hakkı vardır. Bu yaşama hakkını, huzurunu toplumdan esirgemeyelim diyorum; hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum.

Hoşça kalınız. (Alkışlar)

BAŞKAN - Kişisel söz istemi olan Seyfi Terzibaşıoğlu, Muğla Milletvekili.

Buyurun Seyfi Bey. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, Edirne'de sel felaketine maruz kalan vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum; Cenabı Allah, böyle bir felaketi, inşallah, bir daha yaşatmaz diyorum.

Değerli arkadaşlarım, Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 8 inci maddesinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum.

Bahsi geçen yasa tasarısının 8 inci maddesi itibariyle, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun Geçici 139 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "emekli, adî malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmış olanların" yanı sıra, yapılan yeni düzenlemeyle, bu kişilere, kapsam genişletilerek, ek yapılmaktadır.

Kanunla düzenlenecek genel sağlık sigortası kapsamına alınacakları tarihe kadar hastalanmaları halinde, resmî veya özel sağlık kurum veya kuruluşlarında, yönetmeliklerle belirlenecek usul ve esaslara göre muayene ve tedavi ettirilecek, onların arasına "emekli aylığı almakta iken özelleştirme kapsam ve programına alınan kuruluşlarda görev almaları nedeniyle 21.4.2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30 uncu maddesi gereğince emekli aylıkları kesilenler" ibaresi eklenerek, bu durumda olan kişilerin muayene ve tedavi edilmelerini sağlamaktadır. Bu maddeyle, bu durumda olan vatandaşlarımızın genel sağlık sigortası sistemine geçilinceye kadar, mağduriyetlerinin önlenmesi sağlanmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, bu kanun "40+40" diye geçmektedir; ama, dikkat edersek, ilk altı ayda 240 000 000 lira, müteakip altı ayda 480 000 000 lira; yani, 720 000 000 lira. 1 400 000 memurumuz bu kanundan istifade edecektir.

Şimdi değerli arkadaşlarım, herkes bu kürsüye çıkıp bu kanunla uzaktan yakından alakası olmayan birçok konuda fikir beyan ediyor. Ben buradan bir hatırlatma yapmak istiyorum: Biz iktidara geldiğimizde enflasyon yüzde 31,8 idi, bugün yüzde 7,6 seviyelerinde. Faizler yüzde 65 idi, bugün yüzde 13,5 seviyelerinde. İhracat, hükümet olduğumuzda 36 milyar dolar seviyelerinde idi, bugün 75 milyar dolara yaklaşmıştır. Büyüme… (CHP sıralarından "İthalat?!" sesleri)

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) - İthalat?!

EMİN KOÇ (Yozgat) - Önce açığı söyle, açığı!..

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Devamla) - Siz, değerli arkadaşlarım, süpürgeyi tersinden sürüyorsunuz ve yerde iz bırakıyorsunuz, bizim amacımız laf yapmak değil, iş yapmak. Yaptığımız işleri anlatıyorum…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Hayır olmadı; hem ithalat, hem ihracat, sırayla söyleyeceksin.

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Devamla) - Büyüme 2001 yılında eksi yüzde 9,5 vermiş idi, bugün…

EMİN KOÇ (Yozgat) - Başkan, bunun kanunla alakası yok.

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Devamla) - Geçen sene yüzde 9,9 oldu. Toplam millî gelir 180 milyar dolar idi biz iktidarı aldığımızda, bugün 360 milyar dolar. Kişi başına düşen millî gelir 2 638 dolar idi, bugün 5 000 dolar seviyelerinde.

EMİN KOÇ (Yozgat) - Zenginleşmişiz!..

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Devamla) - İşsizlik, yüzde 10,5 idi, bugün yüzde 9,7. Yalnız, bir hususa dikkatinizi çekmek isterim; 2001 krizinde 1 000 000'a yakın kişi işsiz kalmıştır, onlar iş edinmiştir; ayrıca, yılda 500 000 kişi yeni iş istemektedir; onlar da iş edindikten sonra, gene de teslim aldığımız seviyenin altındayız. (CHP sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Hayır, yanlış biliyorsun.

EMİN KOÇ (Yozgat) - Bunların konuyla ne alakası var?

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar.

Siz de toparlayın lütfen.

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Devamla) - Esnaf kredilerinde faiz oranı yüzde 47,15; bugün yüzde 15 seviyesindedir. Bankaların kullandırdığı krediler 32 milyar dolar civarındaydı, bugün 112 milyar dolar civarındadır.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Cari açık ne kadar?

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Devamla) - Şimdi, cari açığı siz bırakın da… Muhtar maaşları dediniz; bakın, geçen gün geldiniz burada... 110 000 000 liraydı muhtar maaşları, biz 240 000 000 lira yaptık.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yapmayın!..

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Devamla) - Asgarî ücret…

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Cari açık nasıl?!

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Devamla) - "Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur."

Asgarî ücret 184 000 000 liraydı, bugün 380 000 000 Türk Lirası.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Cari açık?!

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Yoksulluk sınırı kaç?..

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Devamla) - Memur maaşı: 12'nin 3'ündeki bir memurun maaşı 358 000 000 liraydı, bugün 532 000 000 lira.

MEHMET IŞIK (Giresun) - Açlık sınırı?..

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Devamla) - SSK emekli maaşı 270 000 000 liraydı bugün 460 000 000 lira. Bağ-Kur, çiftçi emeklisi -5 inci dereceden- biz iktidara geldiğimizde 98 000 000 liraydı, bugün 220 000 000 lira. Bağ-Kur, esnaf emeklisi, 6 ncı dereceden, 130 000 000 liraydı, bugün 310 000 000 lira.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Bütün Bağ-Kurlular oy verecek size!

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Devamla) - Sözlerimi tamamlıyorum; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Şahsı adına, Konya Milletvekili Sayın Ünaldı; buyurun.

Süreniz 5 dakika.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz tasarının 8 inci maddesi üzerinde, şahsî görüşlerimi arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Edirne'de zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyor, tekrarından Cenabı Hakk'a sığınıyorum; yaralarının sarılacağına inandığımı ifadeyle "işleri Allah'a kaldı" şeklindeki istihfafı da kınıyorum.

Bugün, baharın ilk günü. Bahar, huzuru ifade eder, kışın sıkıntılarından uzaklaşmayı ifade eder. Ben de, bugünün, bir huzur ve selamet vesilesi olmasını niyaz ediyorum.

Burada, huzurlarınızda, dört hususu kısaca ifade etmek isterim: Birincisi: Kamu personelinin, özellikle bir kesiminin malî sıkıntılarını biliyoruz. Ekonomik istikrarı bozmadan, bütçe imkânlarını aşırı zorlamadan, mutabakat metnine göre bir şeyler verebilmek düşüncesiyle hazırlanan bu kanun için "büyük bir şey verdik" demiyoruz; ama, küçük görenleri de anlamıyoruz. Üç yıllık rehabilitasyon süresinden sonra, adım adım, hesapla, programla, giderek daha büyük adımlar atmak üzere bunu yapıyoruz. Burada "verseniz ne olur vermesiniz ne olur" demek kolay; ama, kolay mı zor mu, kanun metnine isimlerinin de bahsedilmesini isteyenlere sormak lazım, bu teklifte gelenlerin sayısına bakmak lazım. O zaman, hayret ediyoruz tabiî.

Burada öyle ifadeler kullanılıyor ki, milleti, çektiği sıkıntılara düşüren sanki AK Partiymiş gibi, sanki fert başına millî geliri 2 500 dolarlarda alan AK Parti değilmiş gibi, sanki yüksek enflasyonu devralan, krizden sonrasını devralan AK Parti değilmiş gibi. Tabiî, acayip olan bu, acayibimize gidiyor ve arkadaşımız, biraz evvel bahsetti neleri devraldığımızı.

İkincisi, bu madde, Emekli Sandığı geçici 139 uncu maddesinin (a) fıkrasını genişletiyor. Eski hali "emekli, adi malullük ve vazife malullüğü aylığı bağlanmış olanların hastalanmaları halinde resmî veya özel hastanelerde muayene ve tedavi ettirilmeleriyle ilgilidir." Yeni hali: Biraz evvel arkadaşımızın okuduğu, ibare ekleniyor ve böylece genişleme sağlanmış oluyor.

Söylemek istediğim üçüncü husus ise: Esas fıkranın baş tarafında, -kanun metninden okursak- "kanunda düzenlenecek genel sağlık sigortası kapsamına alınacakları tarihe kadar" ifadesidir. Bu ifade ne zaman kullanılmış; 1971'de.

Hükümetimiz, Sağlıkta Dönüşüm Programı ana hedeflerinden biri olarak genel sağlık sigortasını şimdi getirmiş, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüyoruz. Ta 1971'lerin hayali, daha eskisi de var. Ama, geçenlerde bir üniversitede Millî Eğitim Bakanımızın protesto edildiği toplantıda, protesto yaptığını zannedenlerden, Sayın Bakanın ifadesiyle "kadrolu protestocular"dan birisi, gençlerden birisi itham ediyor. İtham ettiği şey ne biliyor musunuz "Siz, genel sigorta getireceksiniz, genel sağlık sigortası getireceksiniz" diyor, bir suç gibi ifade ederek bunu söylüyor. Hayret ki ne hayret!.. Genel sağlık sigortası getirmeyi, sağlık sigortası olmayan vatandaş bırakmamayı bir suçmuş gibi algılayabilen bir anlayış! Bunu, anlamak da, kabul etmek de zor, mümkün değil; ama, psikolojik tabloyu da ortaya koyuyor.

Söylemek istediğim dördüncü husus -belki de en önemli husus, dikkat çekmek istediğim en önemlisi bu- yasama tekniği hakkında. Metne bakıyoruz, anlaşılmıyor, anlaşılması zor. Maddede bir iyileştirme, bir imkân sağlıyor, bir genişleme sağlıyor; ama -bu güzel- neyi sağlıyor, kime ne getiriyor, açık değil. Önce, o 30 uncu maddeye bakmak gerekiyor, oradan geçip geçici 139 uncu maddeye, sonra da geçici 7 nci maddeye bakmak gerekiyor. Tabiî, bakmak için de bunları önce bulmak gerekiyor. Buluyoruz, yine anlaşılmıyor. Anlaşılır hali yakalayabilmek için, Plan ve Bütçe Komisyonunun raporuna bakıyoruz; ancak, oradan anlıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen toparlayalım.

MUSTAFA ÜNALDI (Devamla) - Teşekkür ederim.

Anlaşılıyor ki, emekli pilotların Türk Hava Yollarında görev almalarının teşvik edilmesi için bu hüküm konulmuş.

1991'den beri, bu söylemek istediğim hususları, birçok kere tekrarladım. Burada, yasama faaliyetlerinden, bürokratik bir hâkimiyetten bahsetmek istiyorum. Baştan beri vurguladığım gibi, yasama metninin, metinlerinin anlaşılması için, epeyce bir emek çekmek gerekiyor. Bürokratik yasamadan demokratik yasamaya geçmek lazım. Buradaki arkadaşlarımızın, çok büyük gayretler göstermeden, görüşülen tasarı ve tekliflerin millete ne getirdiğini ne götürdüğünü anlamış olması, vicdanî kanaatlerini ortaya koymalarının imkân dahilinde olması gerekiyor. Bu maddede zikredilen geçici 139 uncu madde, çok çarpıcı bir örnek oluşturuyor -onun için, biraz da vurguladım- metin, burada aktarılamayacak kadar uzun, bu süreye sığmayacak kadar -ilgilenen arkadaşlarımız bakabilirler- yeni hükümler koyacak kadar açıklamalar getiriyor. Onun için, çok uzun zamandan beri vurguladığım, bu, bürokratik yasamadan, ifadeleri anlaşılır demokratik bir yasama tekniğine geçmemizi, bir kere daha, burada vurguluyorum. Hazırlayan bürokrat arkadaşlar spesifik konulara baktıkları için kolay anlayabilirler; ama, biz, burada, her zaman, değişik konularla karşı karşıyayız, metinleri anlamada sıkıntı çekiyoruz. Herkes okuduğu zaman anlaşılabilir metinler haline getirmemiz gerekiyor yasama faaliyetlerini.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi, tekrar saygıyla selamlıyor, kanunun hayırlı olmasını, bereketli olmasını niyaz ediyorum; tekrar saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - 8 inci madde üzerinde, soru-yanıt bölümüne geçiyoruz.

Muharrem Doğan…

MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Sayın Başkanım, aracılığınızla Maliye Bakanımıza bir soru yöneltmek istiyorum.

Sayın Bakanım, bu tasarı, memurlar arasında dengeyi sağlayacağı yerde, var olan dengesizlikleri daha da artırmaktadır. Aynı kurumda çalışan, aynı unvanlı personel arasında dahi ayırım yaptığı görülmektedir. Mühendisler ve mimarlar arasındaki dengesizlik giderildiği gibi, burada da yapmayı talep ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Mustafa Gazalcı…

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bu tasarıyla, memurlar iyileştirilecek, tazminat almayan, eködeme almayan memurların durumunun iyileştirileceği söyleniyor ve bir bakıma eşitlik ve adalet sağlanacak; ama, arkadaşımın da söylediği gibi, burada eşitlik biraz daha bozuluyor. Örneğin, emekli memurlara, bu tasarıda, somut olarak nasıl bir iyileştirme getiriliyor ya da emekli memurların hangi kesimine, hangi emekliye bir şey getiriliyor; yani, bu, çalışanların mı, emeklilerin mi ya da ikisinin de mi haklarını düzenliyor? Birtakım maddelerde, kimi ek ödentiler, seyyanen verilen paralar emekliye yansıdığı halde, kimilerine hiç yansımıyor. Örneğin, öğretmen emeklilerine bir şey yok. Öğretmenlere de ekders ücretini artırıyoruz diyorsunuz; ama, burada da, bu ekders ücretinden çok az öğretmen yararlanıyor. Bunların tümüne, seyyanen bir para vermeyi düşünüyor musunuz? Hangi emeklilere iyileştirme var, hangilerine yok? Neden ayrı ayrı ele aldınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın Osman Özcan, Antalya Milletvekili…

OSMAN ÖZCAN (Antalya) - Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana bir sorum var.

657'ye bağlı kadrolu Meclis personeli var. Bu personele, diğerleri hep zam aldığı halde -müdürler, bürokratlar, yardımcıları- bunlara hiç iyileştirme yapılmadı, aynı zamanda servisleri kaldırıldı; ayda 100 000 000 lira da servis parası ödüyorlar. Ayrıca -bunu utanarak söylüyorum- 12 ile 14 saat de Mecliste çalışıyorlar, 8 saat çalışması gerekirken. Bunlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

BAŞKAN - Sayın Ahmet Işık…

AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. Ben de, Sayın Bakanıma şunları sormak istiyorum:

Sayın Bakanım, en düşük emekli polis memuru aylığı 650 YTL; 100 YTL ilave zamla maaşlarında yüzde 15 artış gerçekleştiriyoruz.

Yine, 1 400 000 memurumuza, 40+40 YTL lik ilave zamla -en düşük memur maaşı 800 000 000 TL olarak kabul edecek olursak- maaşlarına yüzde 10'luk bir zam yapıyoruz.

Yine, öğretmenlerimizin ekders ücretini 3,5 YTL dan 5 YTL ye çıkarmakla, yüzde 43'lük bir zam da burada gerçekleşmiş oluyor.

Enflasyon hedefini 2006'da yüzde 5 olarak düşündüğümüzde, tasarıyı destekliyoruz; ama, teknik olarak şunu öğrenmek istiyoruz: 2006 bütçesine getirilecek ilave maliyet nedir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Ümmet Kandoğan…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum.

Bu tasarıyla, Emniyet mensuplarımız ve çarşı ve mahalle bekçilerimizin emeklilerine 100 YTL ilave ödeme getiriliyor; ancak, bu emeklilerimizden, sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle emekliliğinde herhangi bir işte çalışanlar ile sosyal güvenlik kurumuna tabi olarak çalışanlara, bu ilave 100 YTL'yi vermiyoruz. Emekli emniyet mensuplarının ortalama emekli ücretleri 600 YTL civarında, çarşı ve mahalle bekçileri de bunun altında. Şimdi, bu maaşla geçinemeyen bu görevlilerimizin bir başka işte çalışması halinde, 100 YTL'lik emeklilere verilen zamdan faydalanamayacaklar.

Ben, şimdi, Sayın Maliye Bakanıma sormak istiyorum: Sayın Maliye Bakanımızın bir danışmanı, üç ayrı yerde yönetim kurulu üyeliği ve bir yerde de denetim kurulu üyeliği yapmaktadır. Hem danışmanlık maaşını alacak, üç ayrı yerden yönetim kurulu üyeliği maaşı, bir de denetim kurulu üyeliğinden ödenek alacak. Şimdi, Sayın Maliye Bakanımızın Danışmanı bu imkânlara sahipken, buralardan ödeme alırken, emekli emniyet ve bekçilerimizin emekli olmaları halinde, bir başka işyerinde çalışmaları halinde 100 YTL'den istifade edemeyecekler. Bunu nasıl bağdaştırıyorlar? Ben, Sayın Maliye Bakanımdan öğrenmek istiyorum.

BAŞKAN - Fahrettin Üstün…

FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, geçen haftaki açıklamasında, sağlık sınıfında çalışan veteriner hekimlerin, veteriner sağlık teknisyenlerinin ve veteriner teknikerlerin bu zamdan yararlanacağını söylüyordu. Oysa, meslek odalarından ve meslektaşlarımdan gelen maillerde ve fakslarda, 3 üncü maddede sadece teknik sınıfın olduğu, sağlık hizmetleri sınıfının olmadığı gözüküyor ve anlaşılıyor. Bu durumda, mühendis arkadaşlarla aynı ücreti alan veteriner hekimler arasında, bu zamdan sonra, 150 000 000'luk bir fark oluşacak.

İkinci sorum: Az önce bankoda komşu arkadaşıma sordum, AKP'li milletvekili, geliri artmamış; çaycıya sordum, artmamış; polise sordum, artmamış; çiftçiye sordum, artmamış. Bu 5 000 dolarlık gelir kimin cebine gidiyor? Onu sormak istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Bakan…

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Sayın Muharrem Doğan'ın sorusuna cevap veriyorum: "Burada, eşitsizlik oluyor ve eşitsizlik artıyor" diye söyledi. Şimdi, daha önce -bu kanun çok da uzadı, iki haftadır konuşuyoruz- çeşitli defalar dile getirdim. Biz, o eşitsizliği bir nebze kaldırabilmek için bu kanunu getirdik ve burada dedik ki, eködeme almayan memurlara bunu veriyoruz. Daha önce çeşitli defalar eködemelerden istifade etmiş memurlarımız, onların maaşlarını düşürecek halimiz yok. Ama, almamışları bir nebze daha iyileştirelim ki, o adaletsizlik, ortadan, mümkün mertebe kalksın. Nedir bu da: Şimdi, 40+40 veriyoruz, eködeme almayan memurlarımıza veriyoruz bunu. Bu da, aşağı yukarı 1 400 000 memurumuzu etkiliyor ve hükümet olarak, elimizde, imkânları sonuna kullanmak suretiyle memurlarımızın durumunu daha da iyileştirmek bizim politikalarımız, takip ettiğimiz politikalar. Dikkat ederseniz, daha önce de zamları yaparken, biz, alt kısımda az ücret alanların ücretlerine daha fazla zam yapıyoruz. Neden; adaletsizliği kaldırmak için ve bu getirdiğimiz kanun da, adaletsizliği mümkün mertebe önlemeye matuf bir kanundur ve bu politikalarımıza devam edeceğiz. Bu aradaki farkı azaltmak suretiyle giderek şey edeceğiz. Emeklilerimizde de var böyle. Bu, yılların getirmiş olduğu bir problem. Yılların getirmiş olduğu problemi de bir çırpıda, takdir edersiniz ki, birdenbire halletmek mümkün değil; ama, bu yönde adımlar atıyoruz, bu yönde hareket ediyoruz. Dolayısıyla, biz, eşitsizliği ortadan kaldırmaya yönelik hareket ediyoruz.

Şimdi, Sayın Gazalcı diyor ki: "Bu eşitsizlik ve adalet sağlanacak diyorsunuz ama, emeklilere mi oluyor bu, çalışanlara mı oluyor, yoksa hepsine mi oluyor?" Bu, çalışanlara oluyor değerli arkadaşlar; bu, çalışanlara oluyor. Polisler için ayrı bir istisna var. Polislerimiz de, artık, çok fazla çileli bir durumda. Onlara da, bir nebze olsun durumlarını iyileştirmek için onların emeklileriyle ilgili madde var. Ama, bu, çalışanlarla, genelde, çalışanlarla ilgili.

Şimdi, Sayın Gazalcı, tabiî, öğretmenlikten gelmiş olduğu için, devamlı, öğretmenleri bana soruyor, ben de devamlı cevaplandırıyorum. O, aynı soruyu soruyor; aynı şekilde ben de cevaplandırmaya gayret ediyorum. O da şu: "Öğretmenler" diyor "ek ücretlerden, ekders ücretinden istifade edemez." Ekders ücreti… Yapan öğretmen istifade edecek. Kim ekderse giriyor, kim ekderse girmiyor; ben onu bilemem. Onu, Millî Eğitim Bakanlığından zaten yaptık gerekli çalışmaları. Ekderse giren, veren öğretmenler, bundan istifade edecek. Nedir; 3 küsurdu, şimdi oluyor 5 YTL. Dolayısıyla, hepsi edecek.

Bir de Meclisle ilgili, 657'ye ait çalışanların bundan istifade etmesi; öyle bir soru soruldu. Başkanlık Divanı kararıyla mümkün olacak, onlar da istifade edebilir Başkanlık Divanı kararıyla.

Sayın Işık güzel bir soru sordu; teşekkür ediyorum. Yani "buna, Sayın Bakanım, bütçede ne kadar yük geliyor" diyor. Değerli arkadaşlar, bu kanunla, bakınız, şimdi, kanunla, aşağı yukarı, biz, 2 milyar YTL, eski parayla 2 katrilyon bir yük geliyor; yani, biz, bunu karşılamayı taahhüt ediyoruz Hükümet olarak ve bu yükü göze alıyoruz. Neden alıyoruz; memurlarımızın durumunu nispeten daha iyi düzeltmek için, onun için alıyoruz. Yani, bunu göze alıp getireceğiz; ondan sonra, ya, niye işte şuna vermedin, niye buna vermedin?!. Elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.

OSMAN ÖZCAN (Antalya) - Personel kanunu çıkarın.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Şimdi, Sayın Ümmet Kandoğan, geçen sefer de, ikide bir bana "danışmanın şu kadar yerde çalışıyor, şu paraları alıyor -efendime söyleyeyim- polis o kadar almıyor, bekçi o kadar almıyor, şu kadar almıyor…" Kandoğan bunu çok iyi biliyor; ama, yine de soruyor. Bir yerde…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Cevap verin!..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Dinle!.. Bir dinle, dinle!..

BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayalım Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Şimdi, bir yerde devlet memuru, isterse on yerde yönetim kurulu üyesi olsun, bir yerden para alabilir, ötekilerden, sıfır, alamaz, mümkün değil. Kandoğan da bunu biliyor, ikide birde bunu bana soruyor. Dedim ki, Sayın Kandoğan, bir de yazılı da ver, ben onu yazılı da size söyleyeyim. Özelleştirilen… Satıldıkça da, onlar zaten bitiyor gidiyor yani. Çok şükür, eskiden yüzlerce, binlerce yönetim kurulu üyelikleri vardı bizde, onlar kalmadı şimdi, onlar bitti ve bizde öyle bir şey var ki, kaide, prensip, bir yerden alırsa öteki yerden alamaz. Durum bu.

Veteriner hekimler için bir soru soruldu. Orada da, daha önce de bu soru sorulmuştu. Veteriner hekimlerimiz de 40+40'tan istifade edebilecekler.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Madde üzerinde 1 önerge vardır.

Önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1103 sayılı yasanın 8 inci maddesinin (a) bendinin sonuna aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ederiz.

Saygılarımızla.

                

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Orhan Sür

Feridun Baloğlu

 

Malatya

Balıkesir

Antalya

 

Gökhan Durgun

Nuri Çilingir

 

 

Hatay

Manisa

 

 

İlave fıkra: Ayrıca, bu kapsamdaki emeklilerden destekleme primi dışında hiçbir prim kesintisi yapılamaz.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutalım, konuşmak mı istiyorsunuz?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Söz istiyorum.

BAŞKAN - Önerge sahibi olarak, Ferit Mevlüt Aslanoğlu söz istedi.

Buyurun.

Süreniz 5 dakika Ferit Bey.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Demin bir konuşmacımız dedi ki: "Bu, Türk Hava Yolları pilotlarını teşvik etmek için…" Gerçeği biliyor musunuz?! Yıllarca hizmet etmiş diyelim hava kuvvetlerinde, bir başka kurumda…

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Önerge üzerinde konuşun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Efendim, dinleyin! Ama, dinlemesini bilin o zaman! O zaman, gelin, siz konuşun!

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Ben dinlemesini biliyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - O zaman dinlemesini bilin! Önerge lehinde konuşuyorum.

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Türk Hava Yollarıyla ne ilgisi var önergenin?!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Efendim, o zaman maddeyi de bilmiyorsunuz, önergeyi de bilmiyorsunuz.

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Hayır, siz önerge üzerinde konuşmuyor musunuz?!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Efendim, ne maddeyi biliyorsunuz ne önergeyi biliyorsunuz. Bu madde, Türk Hava Yolları pilotlarıyla ilgilidir efendim. Bilmiyorsanız, ben size öğreteyim.

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Biz, sizin, önerge üzerinde konuşmak için söz aldığınızı…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Evet, önerge de bununla ilgili efendim.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - 1 dakikası gitti Başkan.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, müdahale etmesinler.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Başkanım, ilave eder misiniz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, hatibe müdahale edilmesin.

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, Sayın Aslanoğlu'nun 5 dakikalık konuşma süresi var. Bu kürsüde konuşma hakkını özellikle koruması gereken biz milletvekilleri. Karşılıklı konuşmayı bırakın, kürsüde konuşma hakkını kullansın Sayın Aslanoğlu.

Buyurun Sayın Aslanoğlu.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlar, başka kurumlarda çalışmış pilotlar emekli oluyor. Bu arkadaşlarım, Türk Hava Yollarına girdiği zaman emekli maaşları kesiliyor, emekli maaşları kesiliyor -bakın altını çiziyorum- bugüne kadar, Emekli Sandığının hiçbir tedavi kurumundan hizmet alamıyorlar Emekli Sandığından emekli olmalarına rağmen. Ayrıca, bu arkadaşlarımız, Türk Hava Yollarında aldığı ücretten hem emeklilik primi ödüyor -dikkatinizi çekiyorum- hem hastalık primi ödüyor ve Emekli Sandığının hiçbir hizmetinden yararlanamıyorlar.

Emekli Sandığı Kanununda şöyle bir şey var: Emekli maaşı almayan emekliler, Emekli Sandığının tedavi hizmetlerinden yararlanamazlar. Bu maddeyi Sayın Bakanım da iyi biliyor. Yıllarca kangren olmuş. "Biz otuz yıl hizmet etmişiz" diyorlar bu insanlar. "Emekli maaşımızı kestiniz, vermiyorsunuz; Emekli Sandığı tedavi hizmetlerini, eşimize, çoluğumuza çocuğumuza -biz hep yurt dışındayız, yokuz- bu hizmeti verin" diyorlar. Bu maddenin amacı bu.

Peki, hak mıdır bu? Peki, bizim içimizde emekli olan yok mu?! Milletvekili olduk mu; milletvekili maaşımız var diye, emekli maaşımız kesiliyor mu arkadaşlar?!

Canımızı emanet ediyoruz bu insanlara. Dünyadaki fiyatlar belli. Uyarıyorum ben bugünden, Türk Hava Yollarını uyarıyorum. Nisan ayında, eğer bu maaşları konusunda çözüm getirilmezse, birçok pilot istifa edip başka havayollarına geçecek. Havayolları bir deneyimdir; havayolları, günde binlerce, onbinlerce insanın canını emanet ettiği bir… Hepimiz canımızı emanet ediyoruz. Gelin, bir teşvik primi dışında, hiç değilse bu insanlardan bir daha ikinci emeklilik primi kesmeyelim. Önerge bunun içindir. Tamam mı Sayın Milletvekilim, anladınız mı maddeyle ilgili olduğunu?

BAŞKAN - Siz Genel Kurula hitap edin lütfen.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Desteğini almaya çalışıyor efendim.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bu insanlar, SSK'ya tabi olarak, sözleşme olduğu için, tabi olmak zorundadır; ama, emeklilik teşvik primi dışında bir daha emeklilik primini kestirmek istemiyor bu insanlar. "Biz, ikinci defa emekli olmak istemiyoruz" diyorlar. "Biz emekliliği hak ettik orada. Ben bugün ayrılsam işten, emekli maaşımı alacağım" diyorlar.

Ben bunu Sayın Bakanıma da arz ettim, Sayın Müsteşarıma da. Ama, temel bir ilkeyi değiştiriyoruz. Ama, hepimiz canımızı emanet ediyoruz bu insanlara. Bu insanlar kopacaklar. Pilotlarımıza hepimiz canımızı emanet ediyoruz. Bu insanların, moralman, motivasyon… Deneyimli insanları kaybetmek istemiyorsak, gelin arkadaşlar… Prim kesilmesin demiyoruz. Şimdi, Emekli Sandığından hizmet alacaklar hastalıkla ilgili; ama, gene, SSK'ya bu insanlar hastalık primi ödeyecekler. Olur mu böyle şey arkadaşlar?!

Ben şahsen emekli maaşı alan bir insanım. Ben milletvekili oldum diye benim emekli maaşımı… O zaman, benimkini niye kesmiyorsunuz?!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Adaletse, önce çuvaldızı kendimize batıralım; o insanlara iğne batırmayalım.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

K.KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar yetersayısı istiyorum.

BAŞKAN - Karar yetersayısı aranacak.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yetersayısı vardır; önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi, 8 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

9 uncu maddeyi okutuyorum:

MADDE 9.- 5434 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"EK MADDE 81.-Emniyet Hizmetleri Sınıfına dahil kadrolar ile çarşı ve mahalle bekçisi kadro unvanı esas alınarak emekli aylığı ödenenlerden emekli aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış olanlara, her ay emekli aylıklarıyla birlikte 100 YTL tutarında ayrıca ödeme yapılır.

Bu Kanun hükümlerine göre emekli aylığı bağlanmasından sonra sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle çalışanlar dahil herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tâbi olarak çalışanlara bu ödeme yapılmaz. Bu ödemeden yararlanma şartlarını kaybedenler en geç bir ay içinde durumu T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne bildirmekle yükümlüdür. Bu durumun ortaya çıktığı tarihi takip eden aybaşından itibaren ödemeye son verilir. Zamanında bildirimde bulunmayanlara yapılan ödemeler kanunî faizi ile birlikte geri alınır.

Birinci fıkra kapsamına girenlerden ölenlerin 67 nci maddede belirtilen aylığa müstahak dul ve yetimlerine 68 inci maddedeki oranlar üzerinden ödeme yapılır.

Bu ödemeler T.C. Emekli Sandığı tarafından ödenmesini izleyen iki ay içinde faturası karşılığında Hazineden tahsil edilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz istemleri var:

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Bülent Baratalı, İzmir Milletvekili; Anavatan Partisi Grubu adına, Hüseyin Özcan, Mersin Milletvekili.

Kişisel söz istemleri: Şükrü Önder, Yalova Milletvekili; İsmail Bilen, Manisa Milletvekili; Bülent Baratalı, İzmir Milletvekili; Ümmet Kandoğan, Denizli Milletvekili; Mehmet Eraslan, Hatay Milletvekili; Ülkü Güney, Bayburt Milletvekili; İnci Özdemir, İstanbul Milletvekili.

İlk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın.

Buyurun Sayın Baratalı. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1103 sıra sayılı Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi ileteceğim; Grubum ve şahsım adına, Değerli Meclise saygılarımı sunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 9 uncu madde, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun ek madde 81'ini değiştiren bir maddedir. Bu madde, Emniyet mensuplarına emekliliklerinde de 100 YTL'nin yansıması konusunda olan bir maddedir. Her ay, aylıklarıyla birlikte 100 YTL'yi, bu değerli Emniyet mensupları, bundan böyle, kanun kabul edildiği takdirde, emekli maaşı olarak alacaklardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4 üncü yılı sürdürmekte olan bu Mecliste, Emniyet mensuplarına çok sözler verilmiştir. Özellikle, yaptıkları görev nedeniyle, fazla çalışmaları nedeniyle, hafta mezuniyetlerinin düzenlemesi nedeniyle, kadrolarında bekleme ve terfi nedenleriyle, her iki grup da Emniyet mensuplarının mağdur olduğunu düşünmekte ve bugüne kadar yapılan konuşmalarda çeşitli vaatlerde bulunmaktaydılar. Şimdi, gerek Mecliste olsun gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda olsun, Emniyet mensuplarının adı geçtiğinde, bu mensuplara devamlı vaatler verilmiştir; ancak, bugüne kadar, bunların bir tanesinin tutulduğu pek görülmemiştir. Gerçi, şimdi bir 100 YTL veriyoruz, bunun da konuluş nedeni şudur: Aktif Emniyet mensuplarımızın maaşları daha çok tazminatlardan oluşmaktadır. Bu personel emekli olduğu zaman tazminat alamadığı için, aktif maaşları ile emekli maaşları arasında büyük uçurumlar bulunmaktadır, bu nedenle bu madde buraya konulmuştur ve bir ana fikir olarak, bir genel kabul olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunun karşısında değiliz ve destekliyoruz; ancak, devlet personel rejiminin hazırlandığı tasarıda 200 YTL olarak düşünülmüştü, keşke böyle verebilseydik; ama, bunu yapamadık; belki, biraz sonra -önergelerimiz var bu konuda- bunu da düzeltiriz. Ancak, ek 81'in birinci fıkrası ne kadar doğruysa, bunun arkasından gelen… Bu arkadaşlarımız emekli olduğu zaman, eğer bir dayanışma aidatı ödeyerek başka bir işte çalışıyorlarsa, bunlar, bundan böyle bu ücreti, yani 100 YTL'yi alamayacaklardır, alan varsa da, ilgili şekilde bunlardan alınacaktır! Biz, bunu da uygun bulmuyoruz, bu konuda da bir önergemiz var, onu da biraz sonra görüşeceğiz.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 1971'de yürürlüğe giren 657 sayılı Yasa, artık, tamamen yamalı bir bohça haline gelmiştir; bunu ben de söylüyorum, bunu, 2003 yılında yapılan bir panelde Sayın Başbakan Yardımcısı da söylüyor; diyor ki: "58 inci Cumhuriyet Hükümetinin temel amacı, birkaç yıl içinde eklemeler ve değişiklerle tanınmayacak hale gelebilecek, yeniden eleştiri ve tartışmalara yol açacak, günü kurtarmaya dönük bir düzenleme yerine, reformist, kalıcı bir temel metin oluşturmaktır. Atacağımız üçüncü adım, işte bu temel metni oluşturacak taslağın hazırlanması ve acil eylem planında belirtildiği gibi, en geç bir yıl içinde, yeni ve çağdaş bir kamu personel rejimini Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirmektir."

Sayın Mehmet Ali Şahin'in bu sözü verme tarihine hep beraber bir bakalım; 22 ve 23 Şubat 2003 tarihlerinde vermiş bu sözü; yani, bu sözü verdikten sonra, üzerinden, tam, dolu dolu üç yıl geçmiş bulunmaktadır. Daha başka sözler de var, söylenen şeyler de var. Bunlardan, yine, yamalı bir bohça haline geldiği ve kamu hizmetinde büyük şikâyetler olduğu, maliyetlerin yüksek, verimin düşük olduğunu ifade ediyor Sayın Başbakan Yardımcısı. Onun arkasından da Sayın Abdullah Gül "yaptığımız işleri sadece Meclisteki aritmetik çoğunluğumuza dayanarak değil, yapacağımız işleri büyük bir konsensüsle oluşturacağız" demektedir.

Değerli arkadaşlar, hükümetin, bugüne kadar, verdiği sözleri pek tuttuğunu pek görmedik. Ancak, hükümet, bir tek kere, verdiği sözü sonuna kadar tutmakta ve arkasında durmaktadır. Bu da, IMF'ye verdiği sözdür değerli arkadaşlar. Büyük bir fedakârlıkla, büyük bir özveriyle, büyük bir kadirşinaslıkla, hükümet, IMF'ye verdiği sözü tutmakta ve her sene yüzde 6,5'ten fazla bir faiz fazlasını vermektedir.

Şimdi, buradaki arkadaşlarımız gelerek neler yaptıklarını anlattılar; ancak, bir de neler yapılmadığını burada anlatmak gerekiyor. Değerli arkadaşlar, bundan önceki hükümetlerin çalıştığı yerlerde Başbakanlığın sokağında, caddesinde, bildiğiniz gibi, zaman zaman yazarkasalar atıldı, kamyonlar geldi, insanlar ağaca çıktı ve intihar etmek istedi. Görüyorum ve izliyorum, hükümet şimdi bunları yaşıyor değerli arkadaşlar.

HASAN ANĞI (Konya) - Bıyık ne oldu?!

BÜLENT BARATALI (Devamla) - Ben verdiğim sözleri tutuyorum Sayın Milletvekili.

Neler oluyor; şimdi hükümetin bu caddesine önce tekstilci arkadaşlar dayandı. Bunun arkasından turizmciler geliyor. Biliyorsunuz, turizmde yüksek KDV ve kuş gribinin yaptığı tahribat ve çeşitli nedenlerle bir büyük sıkıntı yaşanıyor. Tahminen 5 milyar dolarlık bir açığımız olacak. Şimdi turizmciler geldi, hükümetin sokağına gidiyorlar. Bunun arkasından kamyoncular gelecek. Onun arkasından çiftçiler gelecek, tarımla uğraşanlar gelecek. Onun arkasından reel sektör erbapları gelecek. Onun arkasından esnaflar gelecek ve sanatkârlar gelecek. Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Başbakanlığın önüne yazarkasaların atıldığını, hemen hemen atılacağını görmek üzereyim. Bunu da, İktidar Partisinin ilgililerine burada duyurmaya çalışıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu madde üzerinde, Grubumuzun üçten fazla önergesi bulunmaktadır. Bunlardan birisi, 200 YTL'ye çıkarılması konusundadır. Diğeri, bütün memurlarımıza bu 100 YTL'nin yansıtılması konusudur. Diğeri de, aynen polislerimiz gibi, aynen içgüvenlik güçlerimizi oluşturan Emniyet mensuplarımız gibi, Türk Silahlı Kuvvetlerini oluşturan astsubay sınıfının da, aynen içgüvenlik görevini yapan polislerimizin durumuna benzer bir durumları var; bunların durumlarının iyileştirilmesine yönelik olan bir önergemiz bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlar, astsubaylar da, artık -yoksulluk sınırının tam altında da- açlık sınırına doğru gitmektedirler. Geçenlerde, burada, Meclis bir yasa kabul ederek, astsubayların durumlarının iyileştirilmesini bir karara bağladı ve yapılan görüşmeler sonunda, kanun, yasa gerekli yerini aldı; ancak, bunun, geçen hafta, sıraya konması konusunda yaptığımız bir öneriyi Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu reddetti.

Değerli arkadaşlar, ben, buradan bir astsubay arkadaştan gelen bir mektubu okumak isterdim; ancak, görüyorum ki, zamanım azalıyor. Umarım, önerge üzerinde bu konuşmamı yapmam gerekiyor. Bu, Sayın Eyüp Fatsa'nın, Grup Başkanvekilimizin elektronik postası dolu olduğu için, bize gelmiş olan bir mesaj. Bu mesaj, hakikaten -biraz sonra, ben, kendisine bunu iletmeye çalışacağım- bu kamu görevlilerinin, bu kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının Eyüp Fatsa hakkındaki güzel düşüncelerini burada belirtiyor. Bunu da kendisine ileteceğim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, biraz sonra vereceğimiz, okunan önergeleri desteklemenizi diliyor, bu arkadaşlarımızın durumunun daha da iyileştirilmesi düşüncesiyle Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Anavatan Partisi Grubu adına, Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Özcan; buyurun.

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1103 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu maddesi hakkında söz almış bulunuyorum; Anavatan Grubu adına Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, günlerdir, Sıhhiye'de nakliyatçı kamyon esnafının sıkıntıları… Çadır kurmuşlar; sıkıntıları olduğunu dile getiriyorlar ki, gerçekten de büyük bir sıkıntı içerisindeler. Ben, Mersin Milletvekili olarak bölgemde limanın da olması, taşımanın da bu bölgeden, özellikle, Irak'a gitmesi konusunda sıkıntılar olduğunu, ihracatımızı olumsuz yönde etkilediğini görüyoruz.

Biliyorsunuz, nakliyatçı arkadaşlarımızın, esnafımızın K-1 belgesi almak için milyarlarca para C-2 taşıma belgesi almak için firmalar kurulması gerekiyor. Oysa, bir kamyonu olan esnafın bu parayı verecek durumu olmadığını, sıkıntı içerisinde olduğunu görüyoruz.

Mersin Sanayi ve Ticaret Odasının bize göndermiş olduğu bir yazıyı Yüce Meclisimizle paylaşmak istiyorum: "Ülkemizde Irak'a karayoluyla yapılan ihracata ilişkin taşımaların, 2-C yetki belgesine sahip firmalarla yapılmasına başlamasıyla beraber nakliye sektöründe ve ihracatta ciddî sıkıntılar yaşanmaktadır."

Değerli arkadaşlar, bu belgeleri alamayınca, tabiî, kamyoncular, ihracatta yük alıp Irak'a gidemiyorlar. Haliyle, sıkıntıda… Doğu ve güneydoğudaki milyonlarca kamyoncu esnafı, bir tek kamyonu var, haliyle, belirli bir tonajda yük alamayınca, sıkıntı içerisinde olduklarını; hatta, borçlarını ödeyemez duruma geldiklerini ve icralarla karşı karşıya olduklarını beyan ediyorlar. Özellikle, Irak'a sevkıyat konusunda C-2 belgesinin istenmemesinde, kamyon esnafının, kamyoncularımızın, burada, serbest bırakılarak, savaş halinde olan Irak'a nakliye yapmalarında yarar vardır. Eğer, bu olmazsa, bu insanlar açlıkla baş başa kalır düşüncesindeyiz. Bir an önce hükümetin bu konuda daha toleranslı olmasını istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, diğer bir konuysa, biliyorsunuz, memurlarımıza verdiğimiz 40 + 40 ve bazı memurlarımıza, kurumlara verdiğimiz +100 YTL. Elbette ki, bütün memurlarımızın almış oldukları bu farklı uygulamanın yanlış olduğunu söylüyoruz. Herkesin insanca yaşayabileceği, sosyal imkânlardan faydalanabileceği bir maaşının, bir gelirinin olması gerektiği inancındayız. Verilmiş olan bu ekücretlerin daha az olduğunu savunuyoruz ve özellikle, orman KOMSAN ve orman çalışanlarıyla ilgili elimize bir iki tane yazı gönderdiler. Orman Haftası dolayısıyla bütün orman çalışanlarını kutluyoruz, ülkemiz için bu Orman Haftasının hayırlı olmasını diliyoruz.

Değerli arkadaşlar, buradan alıntı olarak: "Çevre ve Orman Bakanlığı çalışanları tüm ulusun ortak değerleri olan çevrenin ve ormanların korunması, planlanması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması konusunda önemli görevler üstlenmişler ve bu uğurda da yüzlerce meslek şehidi vermişlerdir." Bugün, çıkarılacak bu yasada bunları eğer ayırıyorsak, bu meslek şehitlerimizin ruhunu da rahatsız etmiş oluruz.

Değerli arkadaşlar, bir kurumda veyahut da farklı kurumlarda 40'ın üzerindeki kuruma farklı davrandığınızda, elbette ki, çalışanlar arasında farklılık doğacaktır; bu da, çalışanları üzmektedir. Eğer, yapılacaksa, bütün çalışanlara, emeklilere, işçilere, köylülere, Bağ-Kurlulara, SSK'lılara ve Emekli Sandığında olan, gerek çalıştıkları süre içerisinde gerekse emekliliklerinde, artı, yaşayabilecekleri, ihtiyaç duyabilecekleri miktarda eködenekler verilmesinde, tazminat verilmesinde, para verilmesinde büyük yararlar olduğunu savunuyoruz.

İşte, çıkıyorlar arkadaşlar, diyorlar ki, Türkiye'de biz şunları yaptık; muhtara 208 000 000 verdik, Bağ-Kurlu olan köylülere 220 000 000, Bağ-Kur esnafına da, emeklisine 310 000 000 verdiklerinden… Soruyorum Allah lillah aşkına, bu paralar, bir ekmek parası, bir kira parası, bir telefon parası, bir yakacak parası, bir eğitim giderleri parası mı da, siz, Türkiye'de insanların çok mutlu olduğunu, gerçekten mutluluk içerisinde yaşayarak, tozpembe gösteriyorsunuz? Bunlar doğru değildir.

Değerli arkadaşlar, bu insanlar, bizim ülkemizin insanlarıdır. Yıllarca emek vermiş, yıllarca vergi vermiş, yıllarca çalışmış, otuz, otuzbeş yılını bir ülkeye harcayan bu insanlara, emekli olduklarında ikinci bir iş aratmaya hiçbirimizin hakkı var mı?! Yaşamlarını daha mutlu yaşamaları için biz bunlara destek olmak zorundayız. Siz, çıkıyorsunuz, öğretmenleri farklı düşünüyorsunuz… Öğretmenler, elbette ki, meslek icabı bazıları ekders ücreti alır, bazıları almayabilir. Zaten, ekders ücretine de verdiğiniz… Bizler, biliyorsunuz, önergelerimizle 10 YTL istememize rağmen 5 YTL'de bıraktınız.

Bütün öğretmenlerimizin, çalışanlarımızın, astsubaylarımızın, subaylarımızın, memurlarımızın, polislerimizin daha mutlu yaşamaları, görevlerine daha bağlı kalmaları, ülkede daha fazla verim alabilmemiz için bu insanlara yardımcı olmak zorundayız. Zaten, köylüler gözden çıkarıldı, köylüler perişan, tarlalarını satıyor… Traktör aldı diyorlar; kaç tane traktör satıldı, biliyor musunuz?

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - 2 000…

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) - Daha fazladır, 2 000'lerde değil, daha fazladır, 40 ile 50'nin üzerinde. İcra kanalıyla tarlasını satıp da borcunu ödeyen köylüleri görüyor musunuz? Hiç onların yanına gittiniz mi? Durumlarını, ellerindeki mahsullerinin para etmediğini, alıcı bulamadığını, hatta, pazara götürecek paralarının dahi olmadığını biliyor musunuz değerli milletvekilleri?

Değerli arkadaşlar, biz, bu köylülerin sıkıntılarını yakından takip ediyoruz, bu memurların sıkıntılarını yakından takip ediyoruz; çünkü, onların içerisindeyiz. Esnafın, bir çekini ödemediği günler gece sabaha kadar yatmadığını biliyor musunuz? İcra depolarının önünde mallar dolu. İcra deposunun kirasını vermeyip de, icra depoları kanalıyla o esnafın malının satıldığını biliyor musunuz? Memur, birikimleriyle almış olduğu televizyonunu, buzdolabını o icra memurunun arabasına yüklerken o insanların sıkıntılarını hiç gördünüz mü, tattınız mı? Bizler tattığımız için görüyoruz, yaşıyoruz. O duyguları yaşadığımız için de, biz, bu insanların, bu ülkenin insanlarının refah seviyesinin daha fazla yükseltilmesi, daha mutlu olunması, daha güler yüzlü insanlar olmaları gerektiğini düşünüyoruz.

Bakıyoruz ki, insanlar, artık, intihar ediyor; yolları kesiyor, gasba uğruyor; yaşamları tehlikede. Hani bu AKP İktidarının mutlu Türkiyesi? Hani?.. 2 500 dolardan 5 000 dolara çıktığını övünerek bağırdığınız nerede bu kazançlar? Soruyoruz; o memurlara sorun; geçen seneki maaşı 3+3'le mi yüzde 100 arttı geliri, millî geliri? O emekliye soruyoruz; sizin maaşınız geçen seneye göre, geliriniz geçen seneye göre millî hâsıladan 2 500'den 5 000'e çıktı… "Nerede… Ben, geçen senekinden daha aşağıda yaşıyorum. Geçen sene 3 kilo ayda zeytin alıyorsam şimdi 2 kiloya düştü" diyor. Bu mu mutluluk?! Bu mu sizin ülkeye vaat ettiğiniz çağdaş, gerçekten refah içerisinde olan bir ülke?! İnan edin ki, insanların gözüne baka baka doğru şeyleri söyleyin. Yazıktır bu insanlara! Umut verdiniz, umutlarını aldınız; artık, bu umutsuzluk, onları, gelecekte sizlere gerekli cevabı verecektir, inanıyoruz. Memurlarımıza, emeklilerimize, çalışanlarımıza, teknik elemanlarımıza, hiç kimseyi ayırmadan, dul ve yetimlerimiz de başta olmak üzere, herkese, mutlu yaşamaları için, gerekli yardım yapılmalı, onlara güvence verilmelidir.

Soruyoruz, bu kaynak nerede? İşte, kaynak nerede dediğinizde… Rüşvet var mı şimdi ülkemizde, soruyorum, var mı; evet, AKP'lilere soruyorum, var mı yok mu?

MEHMET SARI (Osmaniye) - Azaldı, azaldı.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sen işine bak; konuşmana devam et.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) - Burada, bakanlarınızın imzasıyla, 280 000 000 Yenlik, Japonya…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET YENİ (Samsun) - Rakamlarla konuş, rakamlarla!

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) - Rakamlar burada; 288 000 000 yenlik uluslararası hibe konusunda nasıl imza atıyor Türkiye Cumhuriyetinin Bakanlar Kurulu, madem, Türkiye'de, rüşvet yoktu, iltimas yoktu?! Bakın, görüyorsunuz ki, kendinizi ele veriyorsunuz. Yapmayın, Türkiye Cumhuriyetinin onuruyla oynanılmasın. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet. 91 inci yılını kutladığımız Çanakkale'deki şehitlerimizin ruhlarını bile rahatsız ediyorsunuz, eğer bu ülkede bu yabancılara karşı rüşvet vardır diye imza atıyorsanız.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Siz anlayamamışsınız…

BAŞKAN - Sayın Özcan, toparlayın.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bütün memurlarımıza, çalışanlarımıza, emekçilerimize saygılar sunuyorum. Sizler bunları hak etmediniz; ama, AKP'den, gelecekte, hesap soracağınıza inanıyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Kişisel söz isteminde bulunan Yalova Milletvekili Sayın Şükrü Önder; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

ŞÜKRÜ ÖNDER (Yalova) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1103 sıra sayılı tasarının 9 uncu maddesi üzerinde kişisel görüşlerimi belirtmek için söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerek bugünkü konuşmalarda gerekse bundan evvelki konuşmalarda, iktidar ve muhalefet milletvekillerinin tamamı, gerçekten, polis teşkilatının içinde bulunduğu sıkıntıları tek tek dile getirdiler; ben, herkese, emekli bir emniyet müdürü olarak müteşekkirim. Ancak, polise yapılacak olan bir iyileştirmeyi gündeme getirirken, tabiî ki, doğal olarak, bazı kurumlar da ille bunun peşinden olsun şeklinde gündeme geliyor ve yapılmak istenen iyileştirme de arzu edildiği şekilde çıkmıyor. Sayın Maliye Bakanımız şahittirler; bundan iki üç ay evvel, dört ay evvel, yine böyle bir düzenleme yapılmak istendi; ancak, Plan ve Bütçe Komisyonunda diğer kurumların da talebi gündeme gelince, maalesef, bu teklif gündemden çıkarıldı.

Saygıdeğer milletvekilleri, bizim gözden kaçırdığımız çok önemli bir husus var. Polis teşkilatı 657 sayılı Devlet Memurları kapsamında mütalaa ediliyor; ancak, bana göre son derece yanlış ve senelerdir bu yanlışın sıkıntısını çekiyor bu teşkilat. Neden; çünkü, çalışma şartları, özlük hakları, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu diye 1937 senesinde çıkarılan bir kanunla düzenlenmiş. Vazifeleri, 2559 sayılı Polis Vazife Selahiyet Kanunu diye 1934 yılında neşrolunan bir kanunla belirtilmiş. Disiplin tüzüğü tamamen ayrı, ödüllendirmesi tamamen ayrı olan bir kuruluş. Devlet memurlarının çalışma şeklinden çok farklı bir çalışma sistemiyle çalıştığı hepimizin malumlarıdır. Bir emniyet görevlisi bir insanın yaşamının her alanına müdahale edebilecek güce sahip, bir yetkiye sahip. Nasıl yetkiye sahip; yaya olarak yoldan yürüdüğünüzde size müdahale etme şansına sahip, gürültü çıkardığınızda müdahale etme şansına sahip, yaşamın her alanında insanlara müdahale etme şansına sahip; hatta ve hatta öylesine bir müdahale yetkisine sahip ki, insanın Anayasayla teminat altına alınmış en kutsal hakkı olan yaşam hakkını elinden alabilecek güce ve yetkiye sahip. Şimdi, böylesine geniş yetkilerle donatılmış bir teşkilatı, getirip, 657 sayılı Kanunun içerisinde mütalaa edersek, sıkıntı burada devam edecektir.

Ben, özellikle hükümetimizden ve sayın bakanlarımızdan şunu istirham ediyorum: Hazırlanacak olan personel kanunu var, bu personel kanununun içerisinde Emniyet Teşkilatının mutlaka yeri ayrılması lazım. Hatta ve hatta, Emniyet Teşkilatının değil -artık, devir onu gerektiriyor, çağ onu gerektiriyor- çağa ayak uydurmak istiyorsak, gündemi yakalamak istiyorsak, İçişleri Bakanlığının yapılanmasında birtakım değişikliklere gidilmesi artık, bana göre kaçınılmazdır.

Birkaç gün evvel Dışişleri Bakanımızın -ki, kendisine bu kürsüden geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum- yapmış olduğu bir toplantı vardı. Terörle mücadelede bir kurul toplantısı. Kimisi, buna "terörle mücadele genel müdürlüğü" dedi bazı basın, kimisi de "yüksek kurul" dedi. Evet, artık, bundan sonra, terörle mücadelede bir genel müdürlük kurulması lazım, yani, bir iç güvenlik müsteşarlığı adı altında, yeniden yapılandırmaya gitmek şart. İçişleri Bakanlığı, bugünkü bünyesiyle, yerel yönetimlere mi bakacak, savunmaya mı bakacak, nüfusa mı bakacak, Emniyet Teşkilatına ve jandarma teşkilatına mı bakacak; artık, terör ve asayiş, ülkenin değil, bütün dünyanın sorunu haline gelmiştir; bu nedenle, yeniden yapılanması şart.

İç güvenlikten sorumlu bir müsteşarlık başkanlığında, bir terörü önleme genel müdürlüğü, bir asayiş hizmetlerini önleme genel müdürlüğü, bir trafik genel müdürlüğü, trafik hizmetlerini önleme genel müdürlüğü adı altında yeniden yapılanmak şart olduğunu düşünüyorum.

Çünkü, bugün Millî Eğitime baktığımızda, asgarî 25 tane genel müdürlük var; Enerji Bakanlığımıza baktığımızda yine bir o kadar genel müdürlük var ve bu genel müdürlükler, herkes kendi bünyesi içerisinde işlerini çok rahat bir şekilde götürebiliyorlar. Ben, sıkıntının buradan kaynaklandığını düşünüyorum.

Milletvekilleri olarak,  gerçekten, Emniyet Teşkilatlına çok büyük destek verdiniz. Bundan sonra yapılacak bir değişiklikte, bu değişikliği lütfen, göz önüne almak suretiyle, Emniyet Teşkilatının, daha doğrusu, İçişlerinin yapılanmasında bir değişikliğe gidelim ve bu konuda sizlerden destek beklediğimizi ifade ediyorum.

Emniyet Teşkilatına verilen bu 100 YTL'lik artışların, aslında, yeterince yerinde olmadığını Sayın Başbakanımız da ifade etti; az veren candan, çok veren maldan misali; ama, bu katkının da kendilerine büyük ölçüde nefes aldıracağına inanıyorum.

Bu katkıda, başta emeği geçen….

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -Toparlayalım lütfen.

ŞÜKRÜ ÖNDER (Devamla) - …Sayın Başbakanımızı ve Bakanlar Kurulu üyelerimizin hepsini kutluyorum.

Çıkacak bu yasanın, tüm çalışanlara hayırlı olmasını temenni ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Kişisel söz isteminde bulunan Manisa Milletvekili Sayın İsmail Bilen…

Buyurun Sayın Bilen. (AK Parti sıralarından alkışlar)

İSMAİL BİLEN (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de, Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Muhalefete ait milletvekillerimizin birkaç tane suali ve değerlendirmesi olmuştu, kısaca onlara değinerek, bu kanunun özellikle polisimize ve bekçilerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.

Şimdi, millî gelirin, fert başına düşen payın 2 500 dolardan 5 000 dolara çıktığı ve bunun çalışanlara yansımadığı yönündeki eleştirilerine katılmıyorum. Pazara, çarşıya, markete, esnafa gidildiğinde, bunun, bu insanlara, çalışanlara da yansıdığını bizatihi arkadaşlarımız müşahede edeceklerdir. Temel gıdada, giyimde, beyaz eşyada fiyatlar neredeyse yarı yarıya düşmüş, üç yıl içerisinde de hiç zam yapılmamıştır.

Tabiî, çalışanlarımıza, bütçe imkânları dahilinde, bütçe disiplini içerisinde, mümkün olduğunca iyileştirmeler yapılmaktadır. Burada da, Emniyet mensubu arkadaşlarımızın özverili çalışmalarının belki karşılığı da olmamakla birlikte, bütçe disiplinini bozmayacak, bütçeyi sıkıntıya sokmayacak bir ödeme planı içerisinde kendilerine 100 YTL'lik bir fark getirilmiştir. Bu, kendilerinin sıkıntılarını giderecek bir rakam değildir; ancak, inanıyorum ki, ileriki tarihlerde, bütçe imkânları da elverdiğinde, hem diğer kamu personeline hem de polislerimize daha fazlası ödenmek üzere bir çalışma da yapılabilir. Bununla, hiç olmazsa, sıkıntı bir nebze olsun giderilmeye çalışılmıştır.

Kanunun çalışanlarımıza, Emniyet mensuplarımıza hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Soru-yanıt bölümüne geçiyoruz.

Muharrem Doğan…

MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım; aracılığınızla Sayın Bakanıma bir soru soracağım.

1- Eködeme almayan ve bu tasarı yasalaştığında da eködeme alamayanlara nasıl izah edeceksiniz?

2- Emniyet mensuplarının görev şehidi güvenlik personelinin dul ve yetimlerine ne kadar ek zam veriyorsunuz? Verdiğiniz ek zammı yeterli buluyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Fahri Keskin…

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Sayın Bakanım, benim de şöyle bir sorum var: Biraz önce konuşan arkadaşlarımız memurlarla ilgili hazin bir tablo ortaya koydu. Bu ülkede, özel sektöre rağmen, her yıl, devlet hizmetinde görev almak için kaç bin kişi müracaat etmektedir?

Ayrıca "Allah devlete, millete zeval vermesin" sözünü en çok kullanan tabaka hangi tabakadır?

Saygılarımla.

BAŞKAN - Sayın Ümmet Kandoğan…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Bu kanunun 9 uncu maddesiyle -demin de söyledim- emniyet hizmetleri sınıfında görev yapan polislerimiz, çarşı ve mahalle bekçilerimiz, emekli olduktan sonra, sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle bir başka işte çalışıyorsa veya sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak çalışıyorsa, bu 100 YTL'lik eködemeden emeklilerimiz faydalanamayacak.

Şimdi, emekli Emniyet mensuplarımızın maaşları ortalama 600 000 000 lira civarında. Şimdi, bu görevlilerimizin, Emniyet mensuplarımızın, çarşı ve mahalle bekçilerimizin emekli olduktan sonra bu maaşlarla geçinemeyecekleri çok açık. Şimdi, biz, bu kanunla diyoruz ki, siz, bu maaşlarla geçinemez iken, bir başka yerde çalışıyorsanız bu 100 000 000 liralık, 100 YTL'lik eködemeden faydalanamayacaksınız.

Şimdi, ben, Sayın Maliye Bakanıma sormak istiyorum: Devletimiz bu kadar âciz, bu kadar güçsüz mü? Yıllarca, bu memleketin birlik beraberliği, huzuru için çalışan bu güvenlik görevlilerimiz emekli olduktan sonra bir başka yerde çalışırsa, bu 100 YTL'yi, 100 000 000 lirayı niçin onlardan esirgiyoruz? Sayın Maliye Bakanımdan öğrenmek istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Bakan…

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Bu, eködeme alamayanlara -Sayın Doğan'a cevap veriyorum- eködeme alamayan memurlarımıza veriliyor bunlar, eködeme alanlar bu 40+40'tan istifade edemiyorlar; çünkü, onlar eködeme aldıkları için aradaki makas açılmış. Dolayısıyla, daha önceki maddede de yine izah ederken, o aradaki makasın kapatılmasıdır bu; yani, eködeme alamayan memurlarımıza verilen bir paradır bu 40+40. Dolayısıyla, eködeme alanlar bunlardan istifade edemeyecekler.

Şimdi...

MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Ben de onu soruyorum; nasıl izah edeceksiniz?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Doğan, onun maaşı zaten yüksek olduğu için buraya ilave etmek suretiyle ona yaklaştırıyoruz. Genelde, bir zam verilmişti; ama, bunlara ilaveten veriliyor.

Şimdi, Sayın Keskin'in sorusu vardı: "Devlet hizmetinde çalışmak için ne kadar müracaat var?" Şu anda o bilgi benim elimde yok; ama, devlet personeliyle ilgili bakanımız, Sayın Başbakan Yardımcımız Mehmet Ali Şahin Beyden o bilgiyi alır, size iletiriz, onu yazılı olarak bildiririz; ama, "devlete, millete zeval vermesin" diyen bizim Türk Milleti, hepsi der bunu, devletini hem sever hem sahip çıkar hem de dua eder.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Memurlarımız daha fazla der!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - O bakımdan, biz, hepimiz, bizim Türk Milletinin hasletidir bu, "devletine, milletine zeval vermesin" diye herkes dua eder.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Çalışan, oradan ekmek yiyen daha fazla söyler! 

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Şüphesiz, şüphesiz öyledir.

Şimdi, Sayın Kandoğan, bir sistem vardır, bir prensip vardır, bu prensipler dahilinde, sistem dahilinde hareket edilir. O sistemin dışında hareket ettiğiniz zaman, o zaman, bunu sistem reddeder, kabul etmez. Bunu da ifade ederken "devletiniz âciz mi" diye, lütfen, bana bir daha sormayın; devletimiz âciz değil, bunu iyi bilin. Devletimiz âciz değil… (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bakın, siz, şimdi, mülkiye sınıfından gelmiş birisisiniz; devletin âciz olmadığını siz bilirsiniz. Yani, bunu…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Bakan, ben size emeklileri sordum.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Şimdi, emekliler, çalışıyorsa, başka ikinci maaşı alıyorsa bundan istifade edemez; gayet basit.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Niye edemiyor?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Size mi soracağız niye edemesin diye canım?! Sistem böyle.

BAŞKAN - Lütfen… Lütfen… Lütfen…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - O ne biçim cevap Sayın Bakan?!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Öyle cevap.

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Bakan, siz Genel Kurula hitap ederek yanıtınızı verin.

Siz de dinleyin lütfen.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Böyle cevap olmaz!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Ben konuşurken dinleyin o zaman Sayın Kandoğan.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Böyle cevap veremezsiniz Sayın Bakan!

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Verir, verir; bal gibi verir.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Veremez!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Verdim.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Veremezsiniz!

AHMET YENİ (Samsun) - Verdi ve aldınız.

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Şimdi, burada bir sistem vardır, bir usul vardır, bir kaide vardır. İkinci maaşı alıyorsa bundan istifade edemez; bu kadar şey bu, cevabı açık. Bunu soruyorsunuz; diyorsunuz ki, niye alamaz; ikinci maaşı aldığı için alamaz. Bundan dolayı; yoksa…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sizin danışmanınız ikinci maaşı alıyor ya Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Almıyor dedik biraz önce.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Alıyor Sayın Bakanım. Danışmanınız iki yerden maaş alıyor; hem danışmanlık maaşı alıyor hem de yönetim kurulu üyeliği maaşı alıyor.

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, bunları soru soracağınız zaman söyleyebilirdiniz. Şimdi, böyle, İçtüzük hükümlerine aykırı bir şekilde müdahale etmeniz doğru değil.

Siz de Genel Kurula hitap edin Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Peki.

Sayın Başkan, ben cevaplarımı arz etmiş bulunuyorum.

Genel Kurula saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Birleşime saat 20.00'ye kadar ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 19.10

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.08

BAŞKAN: Başkanvekili Ali DİNÇER

KÂTİP ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77 nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

1103 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

4.- Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1171) (S. Sayısı: 1103) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

9 uncu madde üzerinde önerge işlemlerini yapacağız.

Madde üzerinde 7 adet önerge vardır; önergeleri önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1103 sıra sayılı Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Öteme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesi ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa eklenen ek madde 81'in ikinci fıkrasında geçen "bir ay" ibaresinin "on beş" olarak değiştirilmesini arz ederim.

     İsmail Bilen

            Manisa

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1103 sıra sayılı Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesi 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa eklenen ek Madde 81'in birinci fıkrasında geçen "100 YTL" ibaresinin "150 YTL" olarak değiştirilmesini arz ederim.

     İsmail Bilen

            Manisa

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının çerçeve 9 uncu maddesiyle 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa eklenmesi öngörülen ek 81 inci maddenin birinci fıkrasının başına "Millî İstihbarat Hizmetleri ve" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                 

 

Sadullah Ergin

Şükrü Önder

İsmail Bilen

 

Hatay

Yalova

Manisa

 

A. Gökhan Sarıçam

Mehmet Çiçek

Mustafa Cumur

 

Kırklareli

Yozgat

Trabzon

BAŞKAN - Dördüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1103 sıra sayılı kanun teklifinin 9 uncu maddesindeki ek madde 81'in birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Ek Madde 81.- Emekli Sandığından emekli aylığı ödenenlerden emekli aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış TSK kadrosundan astsubay kıdemli başçavuş ve her kademeden kademeli kıdemli başçavuş unvanı esas alınarak, her ay emekli aylıklarıyla birlikte 100 YTL tutarında ayrıca ödeme yapılır.

 

Bülent Baratalı

Haluk Koç

Mehmet Yıldırım

 

 

İzmir

Samsun

Kastamonu

 

 

Gürol Ergin

Erdal Karademir

 

 

 

Muğla

İzmir

 

 

BAŞKAN - Beşinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1103 sıra sayılı kanun teklifinin 9 uncu maddesindeki ek madde 81'in birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"Ek Madde 81: Emekli Sandığından emekli aylığı ödenenlerden emekli aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış olanlara, her ay emekli aylıklarıyla birlikte 100 YTL tutarında ayrıca ödeme yapılır."

 

Hüseyin Bayındır

İzzet Çetin

Mehmet Kartal

 

Kırşehir

Kocaeli

Van

 

Halil Akyüz

Kemal Kılıçdaroğlu

Mehmet Boztaş

 

İstanbul

İstanbul

Aydın

 

Sezai Önder

Mehmet Yıldırım

Mustafa Özyurt

 

Samsun

Kastamonu

Bursa

BAŞKAN - Altıncı önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1103 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu maddesi, ek madde 81'in ikinci paragrafının madde metninden çıkarılmasını ve ayrıca ek madde 81'de "emniyet hizmetleri sınıfına dahil kadrolar ile çarşı ve mahalle bekçisi" ifadesinden sonra "teknisyen yardımcıları" ibaresinin konmasına arz ve teklif ederiz.

 

Orhan Eraslan

Bülent Baratalı

İzzet Çetin

 

Niğde

İzmir

Kocaeli

 

Ahmet Ersin

Tuncay Ercenk

Hüseyin Ekmekcioğlu

 

İzmir

Antalya

Antalya

 

R. Kerim Özkan

Türkân Miçooğulları

 

 

Burdur

İzmir

 

BAŞKAN - Sonuncu önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz ve teklif ederim.

    Ülkü Güney

           Bayburt

"Madde 9 - 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa aşağıdaki madde eklenmiştir.

Ek Madde 81- Emniyet hizmetleri sınıflarına dahil kadrolar ile çarşı ve mahalle bekçisi kadro unvanı esas alınarak emekli aylığı ödenenlere her ay emekli aylıklarıyla birlikte 100 YTL tutarında ayrıca ödeme yapılır.

Bu kanun hükümlerine göre emekli aylığı bağlanmasından sonra sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle çalışanlar dahil, herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olarak çalışanlara bu ödeme yapılmaz. Bu ödemeden yararlanma şartlarını kaybedenler, en geç bir ay içinde durumu TC Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne bildirmekle yükümlüdür. Bu durumun ortaya çıktığı tarihi takip eden aybaşından itibaren ödemeye son verilir. Zamanında bildirimde bulunmayanlara yapılan ödemeler kanunî faizi ile birlikte geri alınır.

Birinci fıkra kapsamına girenlerden ölenlerin 67 nci maddede belirtilen aylığa müstahak dul ve yetimlerine 68 inci maddedeki oranlar üzerinden ödeme yapılır.

Bu ödemeler TC Emekli Sandığı tarafından ödenmesini izleyen iki ay içinde faturası karşılığında Hazineden tahsil edilir."

BAŞKAN - Son önerge en aykırı önerge, işleme ondan başlıyoruz.

Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge sahibi olarak, gerekçeyi mi okuyalım, konuşacak mısınız?

ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Bayburt) - Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN - Konuşacaksınız. Buyurun o zaman.

Süreniz 5 dakika.

ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Bayburt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, burada, önergem için fazla bir şey söylemeyeceğim. Önergemin amacı, sayıları 300-350 civarında olan, amir sınıfındaki emekli emniyet mensuplarının bu farktan, yani, bu 100 000 000 liradan istifade etmelerine matuftu.

Sayın Bakan ve Komisyon bunu kabul etmediğine göre, sizlerin de kabul etmeyeceğinizi tahmin ediyorum; ama, şunu söylemek istiyorum: Emniyet bir bütündür, emniyet sınıfı bir bütündür. Emeklilikte de olsa, bu sınıf arasında birtakım farklılıkların olmaması gerekir. Bunların çalışma şartlarını, ne biçimde, ne büyük, zor şartlarda çalıştıklarını hepiniz biliyorsunuz. İsterdim ki, bu ayırım, bu sınıf arasında yapılmasın; bu amaçla verdim. Yine de Yüce Meclisin takdirine bırakıyorum. Olumlu oy verirseniz memnun olurum.

Arkadaşlar, asıl, bu vesileyle, size birkaç şey söylemek istiyorum. Bunlardan bir tanesi, üzerinde çalıştığımız bu kanun, aslında 2001 yılında çıkardığımız bir kanunun, yani memurlara sendika hakkı verilen bir kanunun, sonradan işveren kurulu ile sendikalar arasında anlaşma sonucu bir düzenlemedir; yani, şu anda bizim yaptığımız iş bir prosedürü tamamlamaktır -bunu hepiniz biliyorsunuz- ve 13 maddelik bir kanundur. Bu kanun temel bir yasa değildir. Bu, sadece bir prosedürü tamamlama yasası. Aynı zamanda da, bundan istifade eden memurlarımız vardır. Bunların da sayısı belli, alacakları rakam da bellidir; ama, yirmi günden beri bu kanunu çıkarmak için burada uğraşıyoruz. Yirmi günden beri, 13 maddelik bir kanun... Bunu anlamak mümkün değil. Temel yasa olur, bunda çok tartışılır; ama, burada, biz, memurlarımıza bir 100 lira para vereceğiz. Bunun için yirmi günden beri konuştuk, konuştuk, konuştuk, konuştuk, belki 13 üncü maddeye kadar da daha konuşacağız. Bana göre bu yanlış, zamanımızı boşa harcıyoruz. Burada, ille ben de bir şey söyleyeyim, ben de burada bir kesime daha fazla para şey yapayım… Bunlar yanlış. Buradaki temel yanlış da şu: Bu kanunlar, buradaki konuşmalar komisyonda yapılır, orada konsensüs sağlanır. Burada, ben isterdim ki, Anamuhalefet Partimiz ile iktidar orada anlaşsın, getirsin ve burada iki saat içinde biz bunu geçirelim.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Anlaştık; Bakan çıkardı…

ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Devamla) - Ama, yirmi gündür burada ne konuşulduğunu ne anlayabiliyoruz, kimin ne dediğini de anlayamıyoruz… Olayın hepsi, kamu kesiminde çalışan memurlarımıza, hem de cüzi bir paranın verilmesidir.

Değerli arkadaşlarım, benim önergemi kabul edersiniz veya etmezsiniz, hiç önemli değil; ama, sizden ricam, bu kanunu, bu gece yarısına filan da değil, hemen çıkaralım. Hepinizden rica ediyorum, bitirelim bunu. Alt tarafı nedir bunun, verdiğimiz para nedir…

Teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.

BAŞKAN - Karar yetersayısı arayacağız.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yetersayısı vardır; önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1103 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu maddesi, Ek Madde 81'in ikinci paragrafının madde metninden çıkarılmasını ve ayrıca Ek Madde 81'de "emniyet hizmetleri sınıfına dahil kadrolar ile çarşı ve mahalle bekçisi" ifadesinden sonra "teknisyen yardımcıları" ibaresinin konmasını arz ve teklif ederiz.

Orhan Eraslan (Niğde) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - 102 kişi var Sayın Başkan, saydık!

BAŞKAN - Divan Kâtiplerinin daha dikkatli saymasını isteriz.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Daha dikkatli saysınlar o zaman.

BAŞKAN - Eğer şimdi saydıysanız, dışarı…

ŞEVKET ARZ (Trabzon) - Oradan çıkan olmadı, buradan 3 kişi çıktı dışarı.

BAŞKAN - Siz de katkıda bulunursunuz sayarken, doğru saymaya çalışırız; ama, oylama sırasında girip, hemen, oylama yapar yapmaz çıkıyor arkadaşlar. O yüzden, belki siz onları görmüyorsunuz; ama, biz hepsini görüyoruz buradan.

Değerli arkadaşlarım, gerekçeyi mi okutalım, önerge sahibi mi konuşmak istiyor?

MEHMET CEYLAN (Karabük) - Gerekçe…

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyoruz:

Gerekçe:

Emniyet hizmetleri sınıfından olup, emekli olduktan sonra sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmak durumunda olanlar, aldıkları açlık sınırı seviyesindeki emekli maaşları yetmediği için çalışmaktadırlar.

Bunlar da çalışmaları sırasında çeşitli risklere maruz kalmışlardır.

100 YTL'lik artış sıkıntılarını gidermeyecek; ama, hiç olmazsa, kendilerini devletin unutmaması nedeniyle teselli bulacaklardır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar yetersayısı istiyorum.

BAŞKAN - Karar yetersayısı arayacağız.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Karar yetersayısı vardır, 140 kişiyle, kıl payı da olsa…

ŞEVKET ARZ (Trabzon) - Bilgisayarla yapın, yok 140 kişi; 140 kişi ne arıyor ya!

BAŞKAN - Önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1103 sıra sayılı kanun teklifinin 9 uncu maddesindeki ek madde 81'in birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

" Ek Madde 81: Emekli Sandığından emekli aylığı ödenenlerden emekli aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış olanlara, her ay emekli aylıklarıyla birlikte 100 YTL tutarında ayrıca ödeme yapılır."

           Hüseyin Bayındır (Kırşehir) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Önerge sahiplerine soruyorum: Gerekçeyi mi okutalım, önergeyle ilgili konuşmak mı isterler?

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyoruz:

Gerekçe: Emekli Emniyet mensubu arkadaşlarımızın zor durumda olduklarını biliyoruz; ancak, tüm emeklilerimizin aynı durumda oldukları malumunuzdur. O nedenle bu değişiklik önergesini vermeyi uygun bulduk. Teklifimizin aynen kabul edilmesi durumunda büyük bir sosyal yaraya biraz olsun merhem olacağını düşünmekteyiz.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1103 sıra sayılı kanun teklifinin 9 uncu maddesindeki ek madde 81'in birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Ek Madde 81.- Emekli Sandığından emekli aylığı ödenenlerden emekli aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış TSK kadrosundan astsubay kıdemli başçavuş ve her kademeden kademeli kıdemli başçavuş unvanı esas alınarak, her ay emekli aylıklarıyla birlikte 100 YTL tutarında ayrıca ödeme yapılır.

Bülent Baratalı (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutalım, konuşacak mısınız?

BÜLENT BARATALI (İzmir) - Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge sahibi İzmir Milletvekili Sayın Bülent Baratalı; buyurun.

Süreniz 5 dakika.

BÜLENT BARATALI (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 1103 sıra sayılı yasanın 9 uncu maddesinin astsubaylara da uygulanması konusunda önerge vermiştik, bu konuda görüşeceğim; Sayın Meclisi saygıyla selamlıyorum.

9 uncu madde, 5434 sayılı Emekli Sandığı Yasasının ek 81 inci maddesini değiştirmektedir. Burada Emniyet mensubu arkadaşlarımıza -polislere- verdiğimiz 100 YTL'nin emekliye sayılması konusundaki… Sanıyorum kabul edildi o, ona bir diyeceğimizin olmadığını söylemiştik; ancak, bu olanağın, bu hakkın, bu imkânın astsubaylara da verilmesini istemekteyiz; ikinci kademeli astsubaylar ve kıdemli başçavuşlara.

Bunlar, hepimizin bildiği gibi, üst subay sınığından olmasına karşın, herhangi bir makam ve görev tazminatı almamaktadırlar. Astsubaylar ordumuzun çok önemli bir personeli konumuna gelmişlerdir. Özellikle bilgisayar kullanımı, teknoloji kullanımı, araç, füze kullanımında çok önemli görevler yapmışlardır. Bunlar, tarihte de çok önemli görevler yapmışlardır.

Çanakkale Deniz Zaferini geçen hafta kutladık. Burada, Çanakkale çok güzel şekilde anlatıldı, buralarda şiirler, hamasi nutuklar söylendi. Şimdi, bu nutukların yerine getirilmesini istiyorum.

Sayın Bakanın ve Sayın Komisyon Başkanının kabul etmediği, katılmadığı bu önergedeki astsubaylar tarihimizde çok önemli kahramanlıklar yapmışlardır ve yapmaya da devam ediyorlar.

Bakınız, değerli milletvekilleri, Çanakkale kara savaşlarının çok önemli bir dönemecinde 57 nci Alayın kahramanlıklarını size anlatmak istiyorum. Bunların en önemlilerinden bir tanesi de "Küçük Zabit" ismindeki astsubaylardır. Avustralya'ya giden varsa, oradaki bir müzede 57 nci Alayın sancağını göreceklerdir. Sancağın altında şöyle yazmaktadır: "Bu sancak düşmandan esir edilmemiştir. Son neferi ölünceye kadar çarpışmıştır 57 nci Alay, ondan sonra bu sancak yerde bulunmuştur. O nedenle, bu sancağın önünden geçerken, lütfen, herkes selamlasın" diye yazmaktadır.

Sayın Bakanım sanıyorum dinlemiyor; ama…

BAŞKAN - Lütfen, sükûneti sağlayalım.

BÜLENT BARATALI (Devamla) - Şimdi, 57 nci Alay, değerli milletvekilleri, erinden komutanına kadar Çanakkale savaşlarında tamamı şehit olmuş olan bir alaydır. Cepheye gidecekleri gün herkes…

BAŞKAN - Bülent Bey, bir dakikanızı rica ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, etkin ve verimli bir çalışma yapmak için sessizliği sağlamamız lazım. Konuşan arkadaşımızı dinlemek isteyenler vardır, onların dinlemelerine imkân sağlayalım. Ayrıca, şu anda, kendisi, Çanakkale savaşlarının 91 inci yıldönümünü yaşıyoruz, o savaşla ilgili bir konuyu anlatıyor bu yasa maddesiyle ilgilendirerek. Özellikle, bu nedenle de daha sessiz olup konuşmayı dinlemenizi öneriyorum.

Buyurun Bülent Bey.

BÜLENT BARATALI (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Sanıyorum 1 dakikamı ilave edeceksiniz; çünkü, 1 dakika şu anda gitmiş vaziyette.

57 nci Alay, ertesi gün savaşa girecektir; hepsi birbirleriyle helalleşirler; hepsi memleketlerine mektup yazarlar, helallik dilerler; hepsi ertesi sabah kalkarlar, boy apteslerini alırlar, en güzel çamaşırlarını giyerler; sabahleyin namazlarını kılarlar ve savaşa giderler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 57 nci Alayın, komutanı dahil son erine kadar, o gün tümü şehit olur ve Avustralyalıların "bu bayrağı selamlamadan geçmeyin" dediği bayrak, son sancaktarın elinden, şehit olmasıyla, uçar ve bir çalının üzerine takılır ve Avustralya Anzakları oradan bu bayrağı alırlar; ama, sancağa saygıları yüzünden de sancağın altına "bu sancak düşmandan esir edilmemiştir, şu nedenle alınmıştır" diye yazarlar.

Değerli arkadaşlar, işte, tarih sayfalarımıza kahramanlık destanı yazan insanların içinde bu arkadaşlarımız da var. Bunlar, dün öyle görev yaptılar, bugün de bizler, burada…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT BARATALI (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.

…sıcak mekânlarda, karnımız doymuş, sırtımız pek burada konuşurken, onlar, bugün, serhat boylarında teröre karşı mücadele ediyorlar ve belki bir ağaç kovuğunda veya bir kaya kovuğunda teröristlere karşı işte bu güzel vatanı kullanıyorlar ve koruyorlar değerli arkadaşlar.

İşte, Sayın Bakanın ve Sayın Komisyon Başkanının, bu insanlara bir 100 YTL'lik bir olanak tanımadığı kahramanlar, bu insanlardır. Bu insanların karşısında saygıyla eğiliyorum ve rahmet diliyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının çerçeve 9 uncu maddesiyle 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa eklenmesi öngörülen ek 81 inci maddenin birinci fıkrasının başına "Millî İstihbarat Hizmetleri ve" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Sadullah Ergin (Hatay) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılıyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutalım?

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyoruz.

Gerekçe:

Milli İstihbarat Hizmetleri Sınıfına dahil kadro unvanları esas alınarak emekli aylığı ödenenlerden emekli aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış olanların da emniyet hizmetleri sınıflarına dahil kadrolar ile çarşı ve mahalle bekçisi kadro unvanı esas alınarak emekli aylığı ödenenler için öngörülen 100 YTL'lik zamdan yararlandırılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1103 sıra sayılı Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesi 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa eklenen ek madde 81'in birinci fıkrasında geçen "100 YTL" ibaresinin "150 YTL" olarak değiştirilmesini arz ederim.

     İsmail Bilen

            Manisa

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçe mi?..

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Gerekçe…

BAŞKAN - Gerekçe okunsun.

Gerekçe:

Bu önerge ile çalışırken almakta oldukları aylıkların yaklaşık olarak yarı yarıya düşmesi nedeniyle emekli bekçilerin malî sıkıntıya girmesine neden olduğundan dolayı, mağduriyetin giderilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN - Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1103 sıra sayılı Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesi ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa eklenen ek madde 81'in ikinci fıkrasında geçen "bir ay" ibaresinin "on beş" gün olarak değiştirilmesini arz ederim.

     İsmail Bilen

            Manisa

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Gerekçe…

BAŞKAN - Gerekçe…

Gerekçe:

Bu önerge ile amaçlanan uzun olduğu düşünülen sürenin kısa ve ivedi şekilde sonuçlandırılmasıdır.

BAŞKAN - Önergeyi…

III. - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - Peki…

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Memurlara karşı ayıp ediyorsunuz!

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Memurlara karşı tam mevcut gelirsiniz, biz hiçbir şey yapamayız. Ayıp mayıp olmuyor. Siz ayıp ediyorsunuz memurlara.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Memurlara bir şey vermiyorsunuz ki arkadaşlar!

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sadaka mı veriyorsunuz memurlara!

BAŞKAN - Sükûneti sağlayalım arkadaşlar.

Önce, yoklama isteyenlerin isimlerini tespit edeceğim: Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Mustafa Özyürek, Fahrettin Üstün, Kemal Anadol, Osman Özcan, Atila Emek, Kemal Sağ, Şevket Arz, İzzet Çetin, Kâzım Türkmen, İbrahim Özdoğan, Süleyman Sarıbaş, Hüseyin Özcan, Hüseyin Ekmekcioğlu, Bülent Baratalı, Türkân Miçooğulları, Mehmet Yıldırım, Mehmet Parlakyiğit, İsmail Değerli, Ramazan Kerim Özkan, Rasim Çakır, Mesut Özakcan, Mehmet Eraslan.

Şimdi, elektronik cihazla yoklama yapacağım.

Yoklama için 3 dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

4.- Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1171) (S. Sayısı: 1103) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

9 uncu maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

10 uncu maddeyi okutuyorum:

MADDE 10.- 4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 14/A maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

"MADDE 14/B.- Özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurum, kurul, üst kurul, enstitü, teşebbüs, fon ve sair adlarla kurulmuş kamu kurum ve kuruluşlarında, kanunlarında aksine hükümler olsa dahi, kendi özel mevzuatındaki hükümler uyarınca yapılacak temsil ve ağırlama giderlerinin yıllık toplamı, başkan ile temsil yetkisini haiz olan personelin bir aylık ortalama net ücretinin iki katını geçemez. Temsil yetkisini haiz personelin unvan ve sayıları, karar organlarınca üyeler dahil toplam personel sayısının yüzde ikisini geçmemek üzere belirlenir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyenler: Gruplar adına, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Sayın Kemal Sağ, Anavatan Partisi Grubu adına Erzurum Milletvekili Sayın İbrahim Özdoğan.

Kişisel söz istemleri: Mardin Milletvekili Sayın Beşir Hamidi, Erzurum Milletvekili Sayın Ömer Özyılmaz, Adana Milletvekili Sayın Kemal Sağ, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Eraslan.

Şimdi, ilk söz sırası, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Kemal Sağ…

Buyurun Sayın Sağ. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ (Adana) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 1103 sıra sayılı yasa tasarısının 10 uncu maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, nihayet, haftalardan beri görüşülmekte olan bu yasa çıkıyor; ama, kime yarar getirir, doğrusu, ben merak ediyorum. Bu yasa, 2005 yılının ağustos ayında Plan ve Bütçe Komisyonundan çıkmış bir tasarı ve maalesef, 2006'nın şubatında Genel Kurula sunuluyor. Bu kadar uzun bir süre geçmesine rağmen, bu kadar tartışılmasına rağmen, ne yazık ki, bu tasarı, bu tasarıdan beklentisi olanların beklentilerine cevap vermekten çok uzak değerli arkadaşlar ve şunu söyleyebiliriz kısaca: Bu tasarıyla, AKP, memurlara ümit yerine başka şeyler dağıtmıştır; yani, dağ fare doğurmuştur.

Sayın Başkan, kurumlar arasında zaten bozuk olan ücret dengesi, bu tasarıyla biraz daha bozulmaya yüz tutmuştur. Kurum içi dengeler ise, yine bu tasarıyla biraz daha sarsılmaktadır. Örneğin, bir dairede, müdüre bağlı olarak çalışan uzmana makam ve görev tazminatı verilirken müdür bundan mahrum bırakılmıştır. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi olarak verilen tüm önergeler AKP Grubunca reddolunmuştur.

Değerli arkadaşlar, 40+40'larla memurların büyük çoğunluğunu oluşturan kesimin ağzına bir parmak bal sürülürken, tasarının 10 uncu maddesiyle temsil yetkisini haiz personele temsil giderlerindeki harcamaları için kısıtlama getirilerek, bir yandan bugüne kadar yasal olmayan harcamalara yasal bir zemin hazırlanmakta, bir yandan da kamuoyunun gözünü boyamaktasınız. Ancak, bu maddeyle temsil ödeneklerine bir sınır getirilmesini takdir ediyoruz, temsil ödeneklerinin yasal bir zemine oturtulmasını takdir ediyoruz. Ancak, peki, bugüne kadar, yasal olmayan tarzda kullanılmış temsil ödenekleri varsa bunlar için ne yapmayı düşünüyorsunuz; doğrusu, bunu da merak ediyorum.

Bakın, bir kanayan yaraya parmak basmak istiyorum değerli arkadaşlar. KİT Komisyonu denetimleri sırasında, İller Bankasında, üst yönetime, temsil ödeneği altında bir ekücret dağıtılmaktadır. Bu ücretin alınması için de, maalesef, müdürler ve diğer bu işi alan arkadaşlarımız ya belge toplamak zorunda kalmakta ya da gider pusulasıyla bunu almak durumunda olmaktadırlar.

Değerli arkadaşlar, bu arkadaşlarımıza, eğer, bir zam vermeyi düşünüyorsak, bir temsil ödeneği vermeyi düşünüyorsak, neden bu arkadaşlarımızı böylesine -amiyane tabirle- belge dilencisi durumuna düşürüyoruz arkadaşlar? İşte, bu maddenin bu hükmünü bu yüzden takdir ediyoruz; inşallah, bundan sonra düzgünce kullanılır.

Yalnız, burada bir gerçek daha kendisini göstermektedir, o da şudur arkadaşlar: 2002 yılından bu yana, bildiğiniz gibi, bu hükümler bütçe yasalarına konuluyordu; ama, bunun yanlış olduğunu Cumhuriyet Halk Partisi kaç kez belirtti ve kaç kez Anayasa Mahkemesine gitti ve kaç kez de Anayasa Mahkemesinden iptal kararı çıktı. İşte, bugün, nihayet, bu konu bir yasal zemine oturtuluyor; ama, şunu kabul edin ki, demek ki Cumhuriyet Halk Partisi de bu iddiasında her zaman haklı çıkmıştır.

Evet arkadaşlar, bütçe yasalarında yer alan ve iddia edilen bu hükümler bizi haklı çıkarırken, emekli aylıklarındaki çarpıklığı da dile getirmek zorundayım.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla, emniyet hizmetleri, din hizmetleri ve teknik hizmetler sınıfına ilave tazminatlar veriliyor. Bu güzel, bunu biz de destekliyoruz; ancak, bunu yaparken de, diğer sınıflara 40+40 verip, başka bir dengesizliğe yol açıyorsunuz. Biz, hiçbir memura, hiçbir sınıfa zam verilmesine asla karşı değiliz; ama, bu zammı verirken de tüm memurlar için bir dengenin gözetilmesini de özellikle arzu ediyoruz.

Bakın, bir başka aksama var, o da şudur değerli arkadaşlar: Sadece, bu zammın verildiği sadece emniyet hizmetleri sınıfına bu zamlarının emekli aylıklarına yansıması imkânı verilmiştir. Bu çok güzel; ama, neden diğer hizmetler sınıfına da böyle bir imkân verilmediğini de, burada, Yüce Meclis huzurunda sormak istiyorum değerli arkadaşlar.

Size bir kötü örnekten bahsetmek istiyorum. Biliyor musunuz ki, şu anda, yüksekokul mezunu bir şoför ile yüksekokul mezunu bir vergi dairesi müdürünün emekli aylıkları aynıdır. Bir müdür olmak için, vergi dairesi müdürü olmak için o arkadaşımız en az altı yedi kez sınava girer; ama, şoför, hiçbir sınava girmeden aynı emekli maaşını alır.

Değerli arkadaşlar, eğer liyakate, eğer kariyere önem veriyorsanız, lütfen, bu dengelere de dikkat ediniz.

Değerli arkadaşlar, geçenlerde burada yapılan gensoru görüşmeleri sırasında, Sayın Maliye Bakanımız, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından gündeme getirilen iddialar hakkında, çocuklarına yapılan eleştiriler konusunda "ne yiyecek bu çocuklar" demiyor muydu? Sayın Bakanım, çocuklarınız için göstermiş olduğunuz bu endişe ve şefkat duygusunu acaba neden devlet memurları için de göstermekte tereddüt gösteriyorsunuz? Haksız mıyım değerli arkadaşlar? Onlar da kazansınlar; ama, devlet memurlarının da açlıktan ağızları kokmasın değerli arkadaşlar.

Bakınız, bir başka çarpık olay: Bu tasarı Plan Bütçe Komisyonunda görüşülürken bazı hükümler konulmuştu; ama, şimdi, burada, bu hükümlerin hemen hemen tamamı tekrar tasarıdan çıkarıldı. Özellikle üniversiteyle ilgili olan unvanlarda, YÖK'le ilgili olan unvanlarda tüm ek tazminatlar iptal edildi arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, AKP Hükümeti olarak, YÖK'ten, üniversiteden bu kadar mı uzak duruyorsunuz? Onlarınki görev değil mi, onlarınki unvan değil mi arkadaşlar? Burada bu haksızlığı yapmayı, ben, doğrusu, protesto ediyorum ve bu düşünce yapısını da burada kınıyorum değerli arkadaşlar.

Evet, biz, yine, 1 inci ve 3 üncü maddelerde vermiş olduğumuz bazı önergeler ile bakanlıklardaki şube müdürleri ile illerde şube başkanlarının altında görev yapan şube müdürlerinin ve Maliye Bakanlığında görev yapan denetmenler için önergeyle ek tazminat talebinde bulunmuştuk; ama, bu önergeleri görüşmeye bile gerek duymadan, anında reddettiniz. Bunları da bir kez daha hatırlatmak istiyorum değerli arkadaşlar. Sayın Bakanım, bu önergelerin tamamı mı yanlıştı?

Sözlerimi bitirirken değerli arkadaşlarım, bir konuyu hatırlatmak istiyorum. Emeğiyle geçinen insanlar, tüm bu olup bitenleri dikkatle izliyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin ve toparlayın.

KEMAL SAĞ (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Bu onurlu insanlar, kamu mallarını babasının malı gibi satanlara, "parayı veren düdüğü çalar" diyenlere, "bunlar memurdur üç koyunu bile güdemezler" diyenlere yanıtın ne olacağını çok iyi biliyorlar.

Bu düşüncelerle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Anavatan Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan…

Buyurun Sayın Özdoğan. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1103 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi en derin saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Kamu-Senin şubat ayı itibariyle yaptırdığı araştırmaya göre, açlık sınırı 730 YTL'nin altında, fakirlik sınırı ise, yoksulluk sınırı ise 1 900 YTL olarak tespit edilmiştir.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - 3 Kasımda kaçtı?!

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu vahim tablo ortada dururken, Sayın Başbakan, Türkiye'de para politikalarını hazırlayan Merkez Bankası üzerinden, oraya atanacak olan Merkez Bankası Başkanının eşlerinin üzerinden başörtüsünü sömürmeye devam ediyor değerli arkadaşlar. Bu, son derece vahim bir durumdur değerli arkadaşlar. (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar… Özellikle Bayram Bey, siz müdahale etmeyin Divan Üyesi olarak.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, Türkiye'de Cumhurbaşkanına arz edilecek olan Merkez Bankası Başkanının eşlerinin üçü de başörtülü olarak gönderileceği söyleniyor.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de sadece üç kişinin mi başörtüsü sorunu var?! Milyonlarca insan, milyonlarca başörtüsü bulunan insan, AK Partiyi iktidara getirdi ki, bu sorunlarını çözsünler diye.

Değerli arkadaşlar, maalesef, bu insanlar, problemleri ortada duruyor; milyonlarca kadın başörtülü ve onların milyonlarca taraftarı, milyonlarca akrabası değerli arkadaşlar. Bir de, Sayın Başbakan çıkıp diyor ki…

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Madde, madde!..

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - …nasıl ki, Amerika Birleşik Devletlerinde siyah ve beyaz ayırımı yapanlar lanetlendiyse, işte, şu, bu, falan filan…

Değerli arkadaşlar, şimdi, ben de buradan bir şey söylemek istiyorum.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Madde, madde!..

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Başörtüsü problemi halledilsin diye, milyonlarca insan AK Partiyi iktidara getirdi.

EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan…

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Eğer siz de çözmezseniz, milyonlarca insan, çözmeyen insanları lanetleyecektir değerli arkadaşlar. Ben de bunu buradan söylemek istiyorum.

TELAT KARAPINAR (Ankara) - Milyonlarca insan!..

BAŞKAN - Sayın Özdoğan, maddeyle ilgi kurun.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Öyle, kongre sahnelerinde gürlemekle bu iş olmuyor. İşte, er meydanı burasıdır, Genel Kuruldur; buraya getirin. İşte, baba muhalefet Anavatan Partisi var, birlikte çözüyoruz. Sayı 378 ediyor. Öyle, timsah gözyaşları dökmeyin, halkı aldatmayın değerli arkadaşlar. Bunu size sunmak istiyorum.

TELAT KARAPINAR (Ankara) - AK Partiye oy verenler…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Baba muhalefet nasıl oluyor?!

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - İşte, Anavatan Partisi, baba muhalefettir. Sizlerde devletin müesseselerini 3 kuruşa babalar gibi satan bakanlar var, bizde de özgürlükleri sağlamak için, işte, baba muhalefet partisi var.

TELAT KARAPINAR (Ankara) - Mesut Yılmazlar var, Mesut Yılmazlar!..

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bu, Anavatan Partisidir. Bunu buradan anlatmak istiyorum değerli arkadaşlar.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Millet biliyor, millet biliyor!..

BAŞKAN - Laf atmayın arkadaşlar, karşılıklı konuşmayın.

Siz de Genel Kurula hitap edin ve konuyla ilgili olun.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bugün Türkiye, maalesef, çok sıkışık durumdadır. Ben, nevruz bayramını, beşbin yıldır Türk Milleti nezdinde kutlanan nevruz bayramını kutluyorum. 300 000 000'luk Türklük âleminin bayramıdır; ama, maalesef, bunu vesile ederek, Türkiye'de bölücülük yapan PKK örgütü, bölücübaşı, bebek katili Apo'nun fotoğraflarını büyük şehirlerde ve Türkiye'nin muhtelif yerlerinde asarak ve gezdirerek, bölücü sloganlarla, maalesef, iç savaş provaları yapmaya devam ediyor ve Sayın İçişleri Bakanı da, hâlâ, daha yerinde oturmaktadır. Otursun bakalım!.. Biz, Türk Milletine ve memlekete acıyoruz. Sayın İçişleri Bakanı ve Sayın Maliye Bakanı oturduğu müddetçe, elbetteki, bu iş, muhalefet partilerinin işine yarayacaktır. Her ikisi de sizi yıpratıyor. Siz de, içiniz sızlayarak seyrediyorsunuz. Benim, sizin yüzde 90'ınıza saygım ve sevgim var. Bunu buradan açıklamak istiyorum.

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Yüzde 10'una yok mu?

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Yüzde 10'una yok, evet, yüzde 10'una yok. Bunu açıkça söylemek istiyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Bizim sana hiç yok! Ne olacak!..

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Senin bana saygı göstermen benim için bir züldür, zül! Zül!.. Hah!

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Senin beni sevmen de benim için bir züldür!

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Seni seviyor muyum ki ben!..

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sen AK Partiyi sattın, sattın.

Hadi oradan.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Haydi!..

EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, siz müdahale etmeyin konuşmacıya, biz kendisini konuyla ilgili konuşmaya davet ediyoruz.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - O oyların çoğu benim oyum, benim oyum. Türkiye ikincisi yaptım… Senin gibi torbadan çıkmadım ben. Ben, son sıradan geldim, kendim getirdim kendimi, hiç kimseye minnet borcum yok benim.

BAŞKAN - İbrahim Bey, siz Genel Kurula hitap edin, karşılıklı konuşmayın lütfen!

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; hükümet…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Niye baba muhalefetten aday olmadın da buradan aday oldun?

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Benim bu partiye büyük hizmetim var. İl başkanlığı yaptım, maddî ve manevî ezildim ben. Kimseye hiçbir minnetim yok benim.

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Sonra sattın gittin.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Hadi canım sende!

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Sizler sattınız!.. Sizin bir kuruşluk emeğiniz yok, torbadan çıkıp geldiniz; siz kim oluyorsunuz be!

BAŞKAN - İbrahim Bey, siz konuyla ilgili konuşun, Genel Kurula hitap edin.

Siz de müdahale etmeyin değerli milletvekilleri.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, maalesef, hükümet, ülkeyi modern devlet gibi değil, çadır devleti anlayışıyla yönetiyor.

BAŞKAN - Lütfen konuya gelin.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Çünkü, biryığın fakir fukara üretti ve bunlara iaşe ve iane sistemiyle yiyecek dağıtıyor, kömür dağıtıyor. Devletin köylüsünden, milletin köylüsünden, memurundan alıyor, bunun ancak yüzde 1'ini iaşe ve iane sistemiyle kömür olarak, yiyecek olarak veriyor değerli arkadaşlar. Bunları oy deposu olarak gördüğü için ve fakirleri durmadan çoğaltıyor. (AKP sıralarından "maddeye gel, maddeye" sesleri)

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Biz diyoruz ki Anavatan Partisi olarak değerli arkadaşlar: İnsanlara, insanımıza balık vermeyin, balık tutmasını öğretin değerli arkadaşlar. Fakat, siz, siyasî istikbalinizi oy deposu olarak gördüğünüz fakirlerde, tekrar iktidara gelmek için, bu iaşe ve iane sistemini devam ettiriyorsunuz. Dünyada böyle bir sistem var mı değerli arkadaşlar? Yazıktır, günahtır! Kimin malını kime veriyorsunuz?! Köylüden kesiyorsunuz, köylünün ürününe gerekli fiyatı vermiyorsunuz, memurun maaşından kesiyorsunuz, ondan sonra köylülere birer, yarımşar ton kömür, 100 000 000 para... Bunun anlamı nedir; bunun anlamı rüşvettir. Bizim Türk köylüsü, Türk fakiri haysiyetlidir, şereflidir; elbette ki buna kanmayacaktır. Onlar, verdiklerinizin kendi malı olduğunu çok iyi biliyor, anasının,  analarının aksütü olduğunu çok iyi biliyor değerli arkadaşlar. Bunlar yanlıştır; yazıktır, günahtır değerli arkadaşlar.

Türkiye'de memura verdiğiniz 40 kuruşluk bir para; leblebi bile alınmaz değerli arkadaşlar bununla. Hiç kimse memnun değildir. Türkiye'de memurların çoğu ne kadar alıyor; 600-700 milyon lira alıyor değerli arkadaşlar. Açlık sınırı; açlık sınırı ise 730 YTL'nin altındadır değerli arkadaşlar. Sizin insafınıza ve vicdanınıza seslenmek istiyorum: Yazıktır, günahtır. Kim memnundur?! İmamlar memnun değildir; 100 YTL verseniz bile memnun değildir. Değerli arkadaşlar, köylerde, imamlar, hakikaten, bir büyük işlev görüyorlar; oradaki insanımızı eğitiyorlar, dinî bilgiler veriyorlar, kültürlerini geliştiriyorlar. Hâkim ve savcılarımız da memnun değildirler. Trilyonluk ve katrilyonluk davalara bakıyorlar. Onlara verdiğimiz kaç kuruştur?! Doktorlar, zaten hiç memnun değildir; Sağlık Bakanından da hiç memnun değillerdir ve… (AK Parti sıralarından gürültüler)

Efendim?.. (AK Parti sıralarından gürültüler) Yapma! Size yakışmıyor Fatma Hanım, size yakışmıyor.

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Size hiç yakışmıyor.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Müdahale etmeniz, hiç yakışmıyor, hiç yakışmıyor. Tavrınız, Türk kadını tavrına hiç yakışmıyor.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ayıptır ya! Ayıptır ya!

EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan…

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Sus!..

EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan… Sayın Başkan…

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Susun!

BAŞKAN - İbrahim Bey, siz, Genel Kurula hitap edin.

EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan…

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Şimdi, memurlara, değerli arkadaşlar… Memurlara vereceğiniz…

BAŞKAN - Maddeyle ilgili konuşun ve Genel Kurula hitap edin.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Burada ne anlatıyoruz?! Sayın Fatsa, burada ne anlatıyoruz biz?! Memurların problemlerini gündeme getiriyoruz.

BAŞKAN - İbrahim Bey, Genel Kurula hitap edin. Tek tek milletvekilleriyle tartışmayın. 

EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Özdoğan, anlattığın hiçbir şeyin memurlarla alakası yok. Varsa bir bildiğin, çıkıp konuşursun, bilmiyorsan konuşmazsın.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Hepsi memurlarla alakalı, Türkiye'nin sorunları.

BAŞKAN - Lütfen, Genel Kurula hitap edin.

Eyüp Bey, siz de oturun yerinize lütfen.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Biz, burada bir şeyler anlatıyoruz, ülkenin sorunları için…

EYÜP FATSA (Ordu) - Lütfen, İçtüzüğe göre, kürsüdeki hatibe müdahale edin Sayın Başkan. Lütfen…

BAŞKAN - Sayın Fatsa, oturun yerinize. Uyaracağız, uyaracağız.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Biz, burada, ne yapıyoruz?!

BAŞKAN - İbrahim Bey, konuyla ilgili konuşun ve Gene kurula hitap edin. 

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Düğünlerde havaya ateş sıkarak maganda önderliği yapmıyoruz.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Hayret bir şey ya!..

BAŞKAN - Maddeyle ilgili görüşlerinizi açıklayın ve Genel Kurula açıklayın; tek tek insanlarla, tek tek milletvekilleriyle karşılıklı konuşmaya girmeyin; bu, İçtüzüğe aykırı. Konuyla ilgili ve Genel Kurula hitap edin.

Ve bu arada, süreniz doldu. Toparlamanız için kısa bir süre veriyorum, toparlayın lütfen.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Eğer, hortumculuk olmasa, rantiyecilik olmasa, memurumuza gerekli parayı veririz. Maalesef, eşe dosta, eş dost ve yakın akraba kayırmacılığı yapıyoruz. Bir defa bundan kurtulmamız lazım. Evlatlarımıza maddî gelecek istikbali sağlıyoruz, milleti düşünmeden.

BAŞKAN - Toparlayın; toparlayın…

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Ben, son olarak şunu söylemek istiyorum...

TELAT KARAPINAR (Ankara) - Tarihini oku da gel…

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - ...Maliye Bakanının Maliye Bakanlığında oturması sizin için büyük şanssızlıktır.

BAŞKAN - Siz, konuya gelin.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Muhalefet, içinizde, büyük şanstır; çünkü, her gün oy kaybediyorsunuz.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından gürültüler)

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Zil takıp oynarsın…

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Ömer Özyılmaz, Erzurum Milletvekili.

Buyurun Sayın Özyılmaz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan kanunun 10 uncu maddesiyle ilgili olarak, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, geçen hafta başladığımız ve bugün devam eden ve inşallah bitirinceye kadar çalışacağımız bu kanun, herkes bilir ki, memurlarımızın özellikle pek çok sıkıntılarının biraz olsun çözümüne yönelik bir kanun tasarısıdır ve memurlarımız da bu kanunun bir an önce çıkmasını beklemektedir.

Ben demiyorum ki bütün sorunları bu kanunla çözeceğiz; ama, bütün memurlarımızın… Özellikle bugüne kadar devletten özel tazminat almamış, makam tazminatı almamış düşük gelirli memurlarımıza büyük oranda iyileştirmeler yapılmaktadır. Bakınız, hükümetimiz, üç yıldır, üçbuçuk yıldır, memurlarımızı, hiçbir zaman enflasyonun altında bir ücretle ezmemiştir. Aksine, üçbuçuk yıldır, memurlarımıza, enflasyonun üzerinde ücret vermektedir. Bunu hepimiz biliyoruz ki, Türkiye'de bu, üçbuçuk yıl öncesine gelinceye kadar görülmemiş bir konudur. Memurlarımıza, yüzde 50'lik, yüzde 60'lık enflasyon karşısında, ancak yüzde 10-15 civarında veya en fazla yüzde 20 civarında ücret artışı yapılırdı; ama, enflasyon yüzde 50, yüzde 60'larda olurdu. Bizim hükümetimiz döneminde, enflasyon yüzde 10'sa, biz en az yüzde 13, yüzde 14 vermişizdir, enflasyon yüzde 8'se, en az yüzde 12, yüzde 13 vermişizdir memurlarımıza. Bu yıl da, yine, hedef enflasyon yüzde 5; ama, iki dönem de yüzde 5'in üzerinde -enflasyonun üzerinde- ücret verilmesi, bütçeyle sağlanmıştır. Ona ek olarak, şu anda memurlarımızın bir kısmına 40+40; yani birinci dönemde 40 000 000, ikinci dönemde 40 000 000… Bunun bir yıllığının ortalamasını aldığımızda, memurlarımıza her ay 60 000 000 artış geliyor. Yine, onun üzerine, bazı memurlarımıza -polis ve Diyanet görevlileri gibi bazı memurlarımıza- bu yüzde 5'in üzerine, 40+40'ın üzerine 100'er milyon daha her ay ilave edilmektedir. Bu da yine fevkalade önemlidir. Bazı teknik elemanlara, bu 40+40'ın üzerine, yaklaşık  150-200 milyon civarında bir artış da sağlanacaktır. Bu da fevkalade önemlidir. Onun yanında, öğretmenlerimizin aldıkları ders ücretleri de, bu yüzde 5'in yanında, 40+40'ın üzerine, yine ders ücretleri bağlamında yüzde 30-35 civarında artırılmaktadır. Bu, hiçbir kimsenin, aklıselim sahibi hiçbir kimsenin karşı çıkacağı bir konu değildir. Herkesin takdir edeceği bir konudur. Gönül ister ki bu rakamlar çok daha yukarıda olsun; ama, unutmayalım, Türkiye'de memurlarımız enflasyonun çok altında ücretle ezilmişlerdi, bugün enflasyonun üzerinde artışları konuşuyoruz. Türkiye nereden nereye geldi, buna çok iyi bakmak lazım değerli arkadaşlar.

Şimdi, bu kanun tasarısını izleyenler, değerli milletimiz, aziz milletimiz, televizyonları başında izleyen arkadaşlarımız, muhalefet sözcülerini dinlerken, sanki biz bu artışları yapmıyoruz da, memurların var olan maaşlarından para kesiyormuşuz gibi hükümetimize yükleniyorlar, hükümetimizi tenkit ediyorlar.

Değerli arkadaşlar, insafa gelelim biraz; yani, bu memlekette insanlar sıkıntı çekerken, o hükümet onlara destek vermek için gece gündüz çalışırken, siz, çıkıp, bu güzel işleri tenkit ederseniz, bilesiniz ki bu size siyaseten de hiçbir şey kazandırmaz, aksine size olumsuz puan getirir.

Nitekim, işte Anamuhalefet Partisi, işte yavru muhalefet partisi, yapılan anketlerde görülüyor durumunuz.

OSMAN ÖZCAN (Antalya) - O anket sizin anketiniz!

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sen işine bak! Onu bize bırak sen!

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Bakınız, bu konu fevkalade önemlidir. Biz, buraya, halkımızın değişik kesimlerini rahatlatmak üzere kanun tasarılarını getiriyoruz; aslında, hiçbir kimsenin karşı çıkmaması gerekirken, gelip burada teşekkür etmeniz, takdir etmeniz gerekirken, tam aksine, çıkıp tenkit ediyorsunuz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Kaç lira veriyorsunuz!

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Astsubaylara para yok, pilotlara para yok!

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Vallahi, Sayın Anadol, halkımız burada sizleri dinlerken, "Allah Allah, bunlar ne yapıyorlar" diye şaşıyorlar.

BAŞKAN - Bir dakika Ömer Bey.

Siz de, lütfen, konu üzerinde konuşun; yoksa, yani, muhalefet partisine nasıl muhalefet edileceğini öğretmek değil sizin konunuz; sizin konunuz bu maddeyle ilgili konuşmak.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Hayır, muhalefete nasıl muhalefet yapacağını öğretmek gibi bir duruma düşmem ben; hayır, öyle bir şey yapmıyorum.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Onu bize bırak!

BAŞKAN - Konuya gelin.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Siz iktidarlığınızı yapın da görelim!

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Muhalefetin muhalefetini tenkit ediyorum ben de burada. Muhalefetin muhalefetini tenkit ediyorum.

Bakınız, bu hükümet, AK Parti Hükümeti, üç yıl içerisinde bu memlekete çok büyük hizmetler yapmıştır. Bir defa, faizlerin yüzde 60'lardan, 70'lerden yüzde 14'lere düşmesi ne demektir biliyor musunuz? Biliyorsunuz da; ama, ben şunu ilave edeyim; bu memlekette rantiye gitmiş, yerine yatırım gelmiş. Katrilyonlarca, 2004'te, 2005'te 40 katrilyonun üzerinde yatırım yapılmış.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Oferler, Haririler geldi!

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Bu yıl da, 50-60 katrilyonun üzerinde yatırım planlanıyor. Bu, faizlerin düşmesiyle olmuştur. Enflasyonun düşmesi yine aynıdır. Dövizin belli bir oranda tutulması, bunlar, ekonominin yatırım ve üretim için fevkalade önemli unsurlarıdır. Hükümetimiz bunu yapmıştır.

HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Mavi Akımdan bahset, Ofer'den bahset.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Ayrıca, bakınız, köylülerimiz bugün…

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar.

Siz de lütfen konuya gelin ve Genel Kurula hitap edin.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Ben, Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Yani, karşılıklı konuşmayın; Genel Kurula hitap edin ve konu üzerinde konuşun.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Tamam Sayın Başkan. Ben hükümetimizin yaptıklarını anlatıyorum, konuyla ilgilidir bu. Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Tekstilci battı!

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Hayvancılık alanında, bakınız, bu memlekette, Ziraat Bankasının yanına gidemezdi köylülerimiz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Turizmci yandı!

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Yüzde 60-70 civarında faizle kredi alıp hayvancılık yapmak mümkün değildi. O yüzden, hayvancılık ölme noktasına gelmişti.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Öldü, öldü…

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Bugün, hayvancılığı, arkadaşlar…

FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - Ayakta hayvancı mı kaldı, ayakta?!

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Hayvancılığı öyle bir noktaya getirdik ki, yüzde 8,5'le -Türkiye'de bunu, bu nesil görmemiştir- hayvancılık kredisi veriyor bu hükümet ve köylümüz bunu almaya başladı ve hayvancılık gelişiyor.

Ayrıca, hayvancılığı geliştirmek için, yem bitkileri dediğimiz, yonca, korunga, fiğ, silajlık mısır gibi yem bitkilerini eken ve bunu hayvancılık alanında kullanan, bunu satan, bunu alan insanlara da hükümetimiz yüzde 40'a yakın teşvik vermektedir. Bu memlekette, bunlar, düne kadar görülmeyen şeylerdi.

Ayrıca, sağlık alanında yaptıklarımız, ulaşım alanında yaptıklarımız…

Değerli arkadaşlar, hükümetimizi konuşurken, yani, halkımızla ters düşmemeye gayret etmesi lazım diye düşünüyorum muhalefetin; ama, bakıyoruz ki, tam aksine, halkımızın bakışı, görüşü başka, burada konuşan muhalefet sözcüleri daha başka durumlara düşüyorlar.

HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Sanal dünyada yaşıyorsunuz, sanal dünyada!

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Bu memlekette, hamdolsun, halkımız şunu görüyor artık: Hükümet halkla bütünleşmiştir, memleketin sorunlarını bir bir çözmeye başlamıştır ve her gün bir müjdeyle halkımızın karşısına çıkmaktayız, halkımızı her gün daha da sevindirmekteyiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Bravo (!)

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Bunu halkımız görüyor, halkımızla yapılan anketlerde de görülüyor bu.

FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - Anketleri göreceksin!

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Bunun için şunu herkes bilsin arkadaşlar: AK Parti, önüne almış olduğu bu sorunları çöze çöze memleketin önünü açma işini daha mükemmel bir şekilde götürecek ve inşallah, bu memlekette hepimiz rahatlayacağız. Bu sorunlar çözülürken herkes rahatlayacaktır diyorum. Bu vesileyle, bu kanunun memurlarımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Kişisel söz istemi, ilk iki sıradaki arkadaşlarımız…

Mardin Milletvekili Beşir Hamidi; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

MEHMET BEŞİR HAMİDİ (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 10 uncu maddesiyle ilgili söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

AK Parti Hükümeti olarak iktidara geldiğimiz günden beri, memurlarımıza, emeklilerimize nereden ne verebiliriz çalışmalarını yaptık. Şimdi de 40+40'la, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen personelimizin malî haklarında iyileştirmeler yapmaktayız. İlk altı ay 40 000 000, ikinci  altı ay 80 000 000 alacak olan memurlarımız toplam 720 000 000 artış alacaklardır. Bunu yılın 12 ayına böldüğümüzde, memurlarımızı oldukça rahatlatacaktır. Bu kanun, özellikle hiçbir eködeme alamayan, çıplak maaş alan 1 400 000 memurumuzu sevindirecektir. Bu durum, hükümetimizin ve partimizin sosyal adalet anlayışını açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, vatan savunmamızı yapan, özveri ve fedakârlıkla 24 saat görev yapan polislerimize de, artışın yanında, eködeme de vermekteyiz. Polislerimizin de, bu kanunla sosyal refah düzeyleri artmış olacaktır. Sosyal refah düzeyleri oldukça düşük olan Diyanet görevlilerimizi de unutmayıp, bir nebze olsun rahatlamaları amacıyla, yapılan zam kapsamına dahil edilmişlerdir.

Tüm bu verilerin yanında, devlet harcamalarında tasarruf sağlanması amacıyla, tasarıya Plan ve Bütçe Komisyonlarımızda madde eklenmektedir. Tasarının söz konusu 10 uncu maddesiyle, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle madde eklenmektedir. Bu maddeyle, özel kanunlarla kamu tüzelkişiliğini haiz olarak kurum, kurul, üstkurul, enstitü, teşebbüs, fon ve sair adlarla kurulmuş kamu kurum ve kuruluşlarının harcamaları disipline edilmektedir. Bu kurum ve kuruluşların temsil ve ağırlama giderlerinde standart ve sınırlama getirilmektedir.

Tasarının bir an önce kanunlaşarak çalışanlarımıza yansıması dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - İkinci sırada, Ömer Özyılmaz...

Konuşmak istemiyor musunuz Ömer Bey?..

O zaman, Kemal Sağ Bey, siz de kişisel söz isteminde bulunmuşsunuz. İsterseniz 5 dakikalık konuşma hakkınız var; konuşmak istiyor musunuz?.. Yok.

O zaman, Sayın Ümmet Kandoğan'a bu hak geliyor… O da yok.

Sayın Mehmet Erarslan?.. O da yok.

Konuşmalar tamamlanmıştır.

Soru-cevap işlemine geçiyoruz.

Sayın Mehmet Yıldırım…

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana iki soru yöneltmek istiyorum.

20 000'in üzerinde gardiyanlar, sendikal haklar istediği zaman, güvenlik görevlisi sayılmaktadır. Kastamonulu ve Türkiye'deki gardiyanlar adına soruyorum:

Sayın Bakanım, gardiyanlar güvenlik görevlisi midir; yoksa, statüsü nedir? Bu yasanın içerisinde 100 YTL eködeme yapmıyoruz, bunun gerekçesi nedir?

İkincisi ise, şu anda Türkiye'de SEKA mağdurları olarak, özelleştirme mağdurları olarak, çıkarmış olduğumuz yasayla, 657 4/C maddesine göre çalışan 11 000 insan vardır. Şu anda, Türkiye Büyük Millet Meclisi salonunda da -dışarıdaki kulis odasında da- bunların kurdukları komisyonun Kastamonulular grubu burada beklemektedir. 657 4/C maddesine göre hangi kurumlarda işçi, eleman çalıştırılmaktadır? Bunlarla arasında ücret bakımından, süre bakımından bir fark var mıdır? Bendeki bilgiler, Türkiye Büyük Millet Meclisinde de 657'nin 4/C maddesine göre çalışanların statüsü, aldığı ücretler ve süreleri farklıdır. Bu farklılık ne zaman giderilecek, size sormak istiyorum?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Ramazan Kerim Özkan, Burdur Milletvekilimiz; buyurun.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Sayın Bakanımız yok; ama, ben, tüm Türkiye genelinde veteriner hekimlerden gelen bir mesajı Sayın Adalet Bakanımızla paylaşmak istiyorum: "Biz veteriner hekimler, hem hayvan sağlığı hem de insan sağlığı açısından çok tehlikeli hastalıklarla ve bugünlerde de kuş gribiyle mücadele için, hem kendi sağlımızı hem de ailemizin sağlığını tehlikeye atarak, tatil demeden, gece demeden, bayram demeden ve mesai saati demeden çalışıyoruz. Kuş gribinin yanı sıra, tedavisi olmayan…"

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan, soru sorulacak…

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sorum sonunda.

"…ve bulaşıcı olan kuduz, bruselloz, şarbon, tüberküloz, kırım kongo ateşli hastalığı, deli dana hastalığı gibi salgın yapan ve insanlara geçen zoonoz hastalıkların yok edilmesi, halk sağlığının korunması ve sağlıklı gıda tüketilmesi için, dün olduğu gibi bugün de çalışıyoruz…"

TELAT KARAPINAR (Ankara) - Konuşma mı yapacak, soru mu soracak?!

BAŞKAN - Soruya gelin.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Soru geliyor Sayın Başkanım.

"…Ancak, geçen zaman içinde veteriner hekimlerin hangi şartlarda bu görevleri yaptıklarını kimse sormamaktadır. Kamuda çalışan veteriner hekimlerin maaşları, zaman içinde eriyerek yoksulluk sınırının altına düşmüştür. Diğer mesleklerle arasındaki gelir oranları da çok bozulmuş ve veteriner hekimler en düşük maaş alan meslek haline gelmiştir. Çeşitli kurumlar için özlük haklarını iyileştirici düzenlemeler yapılmış olmasına rağmen, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı çalışanları için şimdiye kadar böyle düzenleme yapılmamıştır. Geçmiş yıllarda veteriner hekimlerden daha az veya aynı maaşı alan çoğu meslek mensupları, günümüzde bizden iki kat fazla maaş alır hale gelmiştir.

Bu kapsamda, salgın hayvan hastalıklarıyla mücadele eden veteriner hekim, veteriner sağlık teknisyeni, veteriner sağlık teknikerleri ve laborantlar, diğer yardımcı personel, çok mağdur durumda kalmıştır. Yapılan fazla mesailer içinde, tarım teşkilatında çalışanlara eködeme yapılmamaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan kamu personeli denge tazminatı yasa tasarısının görüşülmesi sırasında, kamuda çalışan teknik hizmetler sınıfındaki üniversite mezunu tüm mühendislerin maaşlarında iyileştirme yapan yasa tasarısının ilgili maddesinin kabul edildiğini Meclis TV'den öğrenmiş bulunuyoruz. Biz veteriner hekimler, ziraat, gıda ve su ürünleri mühendisi arkadaşlarımızla aynı bina ve şubelerde ve bazen de aynı odalarda görev yapmakta ve aynı araçlarla göreve gitmekteyiz. 5179 sayılı Gıda Kanunu gereği, gıda maddesi üreten ve satan işyerlerinin kontrol ve denetimini beraber yapmakta ve tutulan tutanaklara birlikte imza atmaktayız…"

BAŞKAN - Soruya gelelim, soruya.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Geliyor Başkanım; tekriri müzekkere için sorular var.

"…Fakat, mühendis arkadaşlarımızın hatırlanıp, durumlarında iyileştirme yapılıp, biz veteriner hekimlerin unutulmasına çok üzülüyoruz. Bu durumun, çalışanlar arasındaki huzuru bozmaması ve çalışan arkadaşlarımızın çalışma azmini olumsuz etkilememesi için, bu tasarı kanunlaşmadan, bir öneriyle, bizlerin de mağduriyetinin giderilmesini talep ediyoruz. Sadece salgın hastalık felaketlerinde hatırlanmak istemiyoruz. Veteriner hekimlere sadece hayvanların değil, tüm ülkenin sağlığının emanet edildiğinin hatırlatılmasını istiyoruz…"

EYÜP FATSA (Ordu) - Soru, Başkan…

BAŞKAN - Soruya gelelim, soruya.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - "…Sayın Başbakanımız, bakanlarımız…"

BAŞKAN - Ramazan Bey… Ramazan Bey… Yani, soru sorma süresinin de yarısından fazlasını geçiyoruz; soruya gelin lütfen.

EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan, bu, bir hakkın suiistimalidir.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Bitiyor Başkanım.

BAŞKAN - Soruya gelin lütfen.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - "…Salgın hastalık ve zoonoz riski tazminatı eklenerek artırılması, mağduriyetlerin giderilmesini talep ediyoruz" diyorlar. Yasanın bitiminde tekriri müzekkere isteyip, konunun düzeltilmesini düşünüyor musunuz Sayın Bakanım?

Teşekkür ederim.

EYÜP FATSA (Ordu) - Lütfen Sayın Başkan… Konuşmak istiyorsa, çıksın kürsüden konuşsun.

BAŞKAN - Siz oturur musunuz yerinize. Biz müdahale ediyoruz.

Sorunuz neydi, tekrar edin.

TELAT KARAPINAR (Ankara) - Veterinerlerle ilgili… (AK Parti sıralarından gürültüler)

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Yasanın bitiminde, 3 üncü maddede tekriri müzekkere yapılıp, veteriner hekimlerin, veteriner sağlık teknisyeni ve veteriner sağlık teknikerlerinin durumlarının iyileştirilmesini düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Tamam, anlaşıldı.

Sayın Hüseyin Özcan…

HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Sayın Başkan, Sayın Bakanıma… Çevre ve Orman Bakanlığında çalışan mühendis, tekniker ve teknisyenler ile diğer elemanlar bu yasada şey yapılan olanaklardan faydalanacak mı? Özlük haklarında yeni bir düzenleme yapmayı düşünüyorlar mı?

Teşekkürler.

BAŞKAN - Sayın Mahmut Göksu…

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bakanıma iki soru sormak istiyorum.

Sayın Bakanım, hükümetimiz, kamu görevlilerine ortalama, temmuzdan itibaren, 180 000 000 zam yapıyor. Bunun bütçeye getirdiği yük ne kadardır, her kamu görevlisine getirilen bu zammın?

İleride bütçe imkânları iyileştiği zaman hükümetimiz yine kamu görevlilerini göz önünde bulunduracak mı?

Teşekkür ederim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - 180 000 000 nereden çıktı?!

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Benim hesabım öyle.

BAŞKAN - Bir de, arkadaşlar, bu süre 10 dakika, daha altıncı dakikanın başındayız.

TELAT KARAPINAR (Ankara) - Ama, cevap da 10 dakikanın içerisinde. Bunu da biz mi hatırlatalım?!

BAŞKAN - Şimdi, Sayın Bakana geldik.

Buyurun Sayın Bakan.

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şüphesiz, burada hangi meslek grubuyla ilgili olarak açıklama yapsak, söylenebilecek çok önemli sözler vardır. Burada dile getirilen hususlara esas itibariyle katılmamak da mümkün değil. Ancak, personele imkân verirken, bütçe imkânlarını dengeleyerek vermekte bir zaruret olduğu da ortadadır. Esas itibariyle, bu getirilen tasarı, Hükümetin kamu görevlilerine ilave bir imkân sağlama noktasındaki iyi niyetini göstermesi açısından önem arz etmektedir. Meseleye öyle bakmak lazım. Yoksa "şu grup neden fazla, öbürü neden almıyor" tarzındaki bir tartışmaya girdiğimizde, bunu bu kanun çerçevesinde çözme imkânımız esas itibariyle yok. Personel rejimi, aradan geçen süre içerisinde, dengeleri kendi içinde bozulduğu için, hükümet bugünkü şartlar altında bu çerçevede bir ilave imkân yapmayı faydalı görmüş ve o çerçevede bu tasarı hazırlanmıştır.

Şimdi, Türkiye'de 25 000 civarında gardiyan, infaz memuru olduğu bilinmektedir. Esas itibariyle, onların, ben, cezaevlerini ziyarete gittiğimde de her defasında bize söyledikleri birinci öncelikli talepleri, aynen polislerimizde olduğu gibi, bazı mesleklerde olduğu gibi, 20 yıl çalışıp, 25 yıl üzerinden emekli olmayı arzu etmektedirler. En önemli ve öncelikli talepleri budur, itibarî hizmet. Hükümet olarak, biz, bu konuya olumlu baktık, şu an Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen Sosyal Güvenlik Tasarısı içerisinde bu konuya çözüm getirmeye çalışıyoruz. Buna ilaveten de, bunlar, 657 sayılı Kanuna tabi olmakla birlikte, emniyet hizmetlerinden sayılmıyor; çünkü, bu hizmete girenler de, bunu baştan bilerek kabul ediyorlar. Onların, ancak, bugünkü şartlar altında, 40+40'tan yararlanma imkânı var. Geçtiğimiz senelerde de, Bakanlar Kurulu kararıyla, Yan Ödeme Kararnamesinde bazı iyileştirmeler yaptık. Dolayısıyla, şu üç seneyi aşkın süre içerisinde, belki geriye dönük hiçbir dönemde olmadığı kadar, gardiyanlarımıza önemli imkânları sağlamaya çalıştık. Özellikle bu itibarî hizmet, onların en önemli konusudur. Ümit ediyoruz ki, Genel Kurula geldiğinde -Plan ve Bütçe Komisyonunda da gerekli desteği göreceğinden eminim- önemli bir problemi çözmüş oluyoruz.

4/C kapsamında olanlar bakımından, konuya, geriye dönük iyi bakmak lazım. Aslında, bunlar, bizden evvelki dönemlerde özelleştirme sebebiyle işlerinden ayrılmak durumunda kalmış olan personeldi. Biz, birçok vilayete gittiğimizde, bu insanlar, bugünkü haliyle dahi olsa, bu hizmetlere tekrar dönmeyi çok arzu ediyorlardı. Biz de, bununla ilgili bir düzenleme yapmak suretiyle, onların bu konudaki taleplerini yerine getirmiş olduk. Bunların bir kısmı Millî Eğitim Bakanlığında çalışıyor, bir kısmı Adalet Bakanlığında çalışıyor ve bu çalışmalarında da, mümkün olduğu kadar, kendi taleplerini ve görev yapmak istedikleri hususu dikkate almaya çalıştık. Dolayısıyla, bu açıdan bakıldığında, aslında, Hükümet olarak, biz, onlara vermiş olduğumuz sözün gereğini yerine getirmiş olduk.

Şimdi, bir başka konu, veterinerlerimizin durumuyla ilgilidir.

BAŞKAN - Sayın Bakan, bir dakika…

Değerli arkadaşlarım, lütfen, sessiz olun, Sayın Bakanı süresi içinde yanıt verme fırsatına kavuşturun.

Buyurun Sayın Bakan.

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Veterinerlerin durumuyla ilgili dile getirilen hususlar, şüphesiz önemli hususlardır. Onların da bu kanundan 40+40 olarak yararlanma imkânı var. Daha fazlasını gönlümüz arzu eder; ama, bütçe meselesidir.

Çevre orman mühendisleri ve teknisyenleri bu kanundan faydalanacaklardır.

Şimdi, bakınız, burada telaffuz edilen rakamlar belki küçük gibi gözükse bile, toplam bütçe içerisinde getirdiği yükü hesaba kattığımızda 2 katrilyon gibi bir önemli imkânı, bir geliri bu kesimlere Hükümet olarak transfer ediyoruz. Rakamın büyüklüğü de -Sayın Göksu'nun sorduğu soru olarak- 2 katrilyon demektir; bu da azımsanacak bir rakam değildir.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Madde üzerinde 3 adet önerge vardır.

Önergeleri önce geliş sıralarına göre okutacağım; sonra, aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1103 sayılı yasanın 10 uncu maddesinin sonuna gelmek üzere aşağıdaki fıkranın ilave edilmesini arz ederiz.

Saygılarımızla.

                

 

Ramazan Kerim Özkan

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Mehmet Yıldırım

 

Burdur

Malatya

Kastamonu

 

Türkân Miçooğulları

Atila Emek

Osman Özcan

 

İzmir

Antalya

Antalya

Madde 14/B: veya, toplam personel sayısının yüzde ikisinin bir aylık ortalama net ücretinin iki katını geçmemek üzere toplamının ilgili kurum yönetimi tarafından belirlenmesine.

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasanın 10 uncu maddesinin sonuna aşağıdaki ifadenin ilave edilmesini arz ederiz.

                 

 

Ramazan Kerim Özkan

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Osman Kaptan

 

Burdur

Malatya

Antalya

 

Osman Özcan

Mustafa Özyürek

 

 

Antalya

Mersin

 

Madde 14/B: İlgili kurum yetkili organları % 2'nin % 10'u kadar artırmaya yetkilidir.

BAŞKAN - Son önergeyi okutup, işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 10 uncu maddesinin çerçevesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Sadullah Ergin

Fatih Arıkan

Zülfü Demirbağ

 

Hatay

Kahramanmaraş

Elazığ

 

Ahmet Gökhan Sarıçam

Recep Garip

Şükrü Ünal

 

Kırklareli

Adana

Osmaniye

 

A. Osman Sali

 

 

 

Balıkesir

 

 

"4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 15 inci maddesinde yer alan "en az üç yıl" ibaresi "en az iki yıl" olarak değiştirilmiş, anılan maddenin sonuna "İki yıl süreli yükseköğretim mezunu olanlardan emekli olanlar ile görevde bulunanlara, 15.4.2006 tarihinden önceki dönemler için geçmişe yönelik ödeme yapılmaz. Anılan Cetvelin 8 inci sırasının (d) bendinde sayılan görevlere 31/12/2005 tarihinden önce atanmış olanlar ile bunlardan emekli olanlara bu bende göre makam tazminatı ödenmesinde söz konusu bentte öngörülen atama usulüne ilişkin koşullar aranmaz" cümleleri ilave edilmiş ve anılan Kanun Hükmünde Kararnameye 14/A maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutalım, konuşmak mı istiyorsunuz?

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İki yıl süreli yükseköğretim mezunu olan denetim elemanlarına da makam tazminatı ödenebilmesini sağlamak ve belediye müfettişlerine makam tazminatı ödemelerinde 2006 yılından önce atanmış olanlarda atamaya ilişkin olarak ilgili hükümde aranan atama koşullarının aranmaması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasanın 10 uncu maddenin sonuna aşağıdaki ifadenin ilave edilmesini arz ederiz.

          Ramazan Kerim Özkan (Burdur) ve arkadaşları

"Madde 14/B: İlgili kurum yetkili organları % 2'nin yüzde % 10'u kadar artırmaya yetkilidir."

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutalım, konuşmak mı istersiniz?

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Konuşmak istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Ramazan Kerim Özkan.

Süreniz 5 dakikadır.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.

Yasa görüşmelerinden beri veteriner hekimleri konuşuyoruz; fakat, bir arpa boyu yol almış değiliz. Veteriner hekimler için bir iyileştirme var; fakat, kazanılmış hakları üzerinde bir iyileştirme var. Bu yasada 720 000 000 liralık bir para tekabül ediyor bir yıl boyunca. Dönersermayeden pay alan veteriner hekimler bu 720 000 000 lirayı aldıkları için 40+40'tan yararlanamıyorlar. Çabalarımız bunun düzeltilmesi yönündedir.

Bunun yanı sıra, emniyet müdürlüklerinde çalışan teknisyen yardımcıları bu yasadan yararlanamıyorlar, veteriner sağlık teknikerleri yararlanamıyorlar, veteriner sağlık memurları yararlanamıyorlar, emekli astsubaylar -telefonlarla bizleri arıyorlar- bu yasadan yeterince yararlanamıyorlar, kimyagerler yararlanamıyorlar. Bir yasa yaptık, yarım yasa yaptık.

Değerli arkadaşlarım, bu yasayı yaparken, düşük maaş alan memurlara yüzde 20, orta dereceli memurlara yüzde 10, yüksek dereceli memurlara yüzde 5, bizlere de sıfır deseydiniz, bu yasa yerine varacaktı, bu tartışmalar da onbeş gündür devam etmeyecekti. Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.

Aranıyorsunuz, sizler de aranıyorsunuz, bizler de aranıyoruz, devamlı rahatsız ediliyoruz. Rahatsız edilmekten mutluluk duyuyoruz; fakat, çözüm üretemiyoruz. İmamlarımız arıyor, öğretmenlerimiz arıyor, sözleşmeli personel arıyor, astsubaylar arıyor, polis memurları arıyor… Bekçilere, görev olarak teknik elemanlar… Benim Burdurumda, 24 tane, teknik eleman olarak, çalışan, bekçilerin yanında görev yapan arkadaşlarımız var; Türkiye genelinde 2 600 tane. Bunlar bu yasadan yararlanamıyorlar. İkircikli bir yasa. Onun için çabalarımız; bu yasa bu kadar uzadı.

Ekonomik parametreler çok iyi!.. Pembe bir tablo çiziyoruz. Türkiye'de her şey güzel; borsa yükseldi, faizler düştü!.. "Yüzde 8,5" diyor arkadaşım, biz, o yüzde 8,5'i göremiyoruz kırsal alanda. Yüzde 18,5 faizler arkadaşlar. Bugün, Ziraat Bankasına borçlanmaya giden arkadaşlarımız 2 inek alacak olsa, 10 tane kefil isteniyor; 2 inek de verilmiyor. En az 5 veya 10 deniyor; fakat, vatandaşın buna teminat olarak göstereceği herhangi bir mal varlığı yok; traktörünü gösteriyor, olmuyor; evini gösteriyor, olmuyor. Daha önce de anlattım; ahırını beğenmiyoruz, işletmesini beğenmiyoruz, yaşını beğenmiyoruz. Vatandaş üretmek istiyor, yapacağı bir dert yok. 65 yaşındaki adam üretmek istiyor. Ben çaresizim, bana 2 tane inek verin, hanımımla beraber ben onun sütünü sağacağım, gelirimi elde edeceğim diyor. Benim tavuğuma dokunmayın diyor.

Yumurta deyip geçmeyin. Bugün, Türkiye köylerinde şu yumurtayla bir bardak çay içiliyor arkadaşlar!

(Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan, cebinden 2 adet yumurta çıkararak Genel Kurula gösterdi)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan!..

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Bakma, bakma, bu, köy yumurtası, sizin yumurta değil, bu, bizim yumurta. Sizin yumurtayı göstermiyorum. Bizim köylümüzün yumurtasını gösteriyorum; sizin yumurtaya benzemiyor bu. Küçük bir dünya bu, küçük bir dünya. Bu, her şeyiyle.... (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Lütfen... Lütfen...

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan çıkar?.. Bu, tavuktan çıkıyor; bundan civciv çıkıyor.

Değerli arkadaşlarım, bunu üreten, bunun yetişmesinin her aşamasında çalışan veteriner hekimler, sağlık teknisyenleri, bunların hastalıklarıyla uğraşıyorlar.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Kürsüye koydun; ama, düşerse her taraf mahvolur.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Sayın Ünal Kacır, yumurta sağlam, yumurta sağlam; dikkatini çekerim.

Bununla getiri sağlayan arkadaşlarım… Köylerimizde, artık, şu anda insanlarımız bir yumurta götürüyor… İki yumurtaya çıktı şu anda çay; yeterli değil.

BAŞKAN - Ramazan Bey, Ramazan Bey, kürsünün nezaketine uygun davranın.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Tabiî, tabiî; nezaketli değil... Bu küçük dünyayı üreten, yaratan, hastalıklarıyla uğraşan, sadece bu değil, etin, sütün… Bunlar bizim doğal besin kaynaklarımız; bunlarla uğraşan veteriner hekimleri, ne yazık ki, bu yasada unuttuk. Belleğinize sokmak için ben bu yumurtaları gösteriyorum Sayın Başkanım; yani, unutulan bir meslek grubunu dile getirmek için.

BAŞKAN - Yani, şimdi, konuşarak da aynı konuları aktarabilirsiniz.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Belleklerden çıkıyor Sayın Başkanım.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Acaba, civciv çıkacak mı o yumurtadan?..

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Çıkmaz, bunlar sağlam.

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Şu anda, ülkemiz, trafik cezalarıyla yönetilecek konuma geldi. Dolaylı vergiler veriyoruz. Her hafta sonu Burdur'a gidiyorum; yolda, buradan çıktığınız zaman, Polatlı'ya girmeden önce bir radar, etrafında 10 araba, her biri 160, 170, 180 YTL para veriyor.

AHMET ERTÜRK (Aydın) - Sağlığınız için o.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Sağlığımız için, çok teşekkür ederiz. Yavaş gitsinler, kaza olmasın; dileğimiz bu.

Geçiyorum, Sivrihisar'da, etrafında polis arabasının10-15 tane. Yani, toplanan paraları diyorum.

Geçmişte aşır öşür konuşuldu, şu anda aşır öşür vatandaşın evine gidiyor.

Cami önündeyim, geçen gün, bizim Burdur Yassıgüme'deyim, camiin önünde Telekomun gönderdiği yüzlerce fatura. Bunlar ne dedim; "bunlar, bizim telefon faturaları" dediler. Her birinde 70 000 000, 80 000 000, 90 000 000 para.

Para toplanıyor, bu parayı dağıtırken...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Derleyin, toparlayın lütfen.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Dikkat et, cebinde kırılırsa, elbisen mahvolur.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Kırılmaz, kırılmaz; sağlam, tedbirini aldım. (AK Parti sıralarından gülüşmeler)

Değerli arkadaşlarım, bu paralar toplanıyor; fakat, bu paraları, Adalet ve Kalkınma Partisinden, adaletli bir dağıtım istiyoruz; bizim isteğimiz tek bu. Vatandaşımızı mağdur etmeyelim, şu ekonomik parametrelerin yüksekliğinden, anlattığınız pembe tablolardan emeklilerimiz, dargelirlilerimiz, işçilerimiz, köylülerimiz, teknikerlerimiz yararlansın istiyoruz. Dileğimiz bu.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkanım, bir gün de civciv getirecekler!

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1103 sayılı yasanın 10 uncu maddesinin sonuna gelmek üzere aşağıdaki fıkranın ilave edilmesini arz ederiz.

Saygılarımızla.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya) ve arkadaşları

Madde 14/B: veya, toplam personel sayısının yüzde ikisinin bir aylık ortalama net ücretinin iki katını geçmemek üzere toplamının ilgili kurum yönetimi tarafından belirlenmesine

BAŞKAN - Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Önerge sahibi?..

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Konuşmak istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Malatya Milletvekili, önerge sahibi; buyurun.

Süreniz 5 dakika.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Burada ne istedik, biliyor musunuz; aynen, bunu, sizin çizdiğiniz koordinatta kalmak üzere, diyoruz ki, yüzde 2'yi geçmemek üzere, çalışanların yüzde 2'sinin iki maaşını geçmemek üzere -toplamının- yönetim kuruluna yetki verin diyoruz. Yönetim Kuruluna yetki verin diyoruz… Başka bir şey istemiyoruz arkadaşlar. Oradaki insanlara, atadığınız insanlara saygı, o insanlara saygı gereği; yani, çizdiğiniz koordinatta, çizdiğiniz şeyde kalmak kaydıyla… İstediğimiz buydu, başka bir şey istemiyoruz; ama, neden katılmıyoruz, onu bilmiyorum. Biz, ilave bir şey yapın demiyoruz; iki maaşı ve çalışanların yüzde 2'sini geçmemek üzere toplamını yönetim kuruluna bırakın.

Bir yönetim kurulu başkanının temsil masrafı ile o kurulu temsile giden bir arkadaşın temsil masrafı aynı mıdır arkadaşlar?.. Kurumu temsil ediyorsunuz. Yapmayın arkadaşlar!.. Bazı gerçekleri gözardı ediyorsunuz, ondan sonra, komisyon katılmıyor, hükümet katılmıyor!.. Size bir soru soruyorum: Üçbuçuk yıldır Türkiye Kalkınma Bankasını yönetiyorsunuz. Üçbuçuk yıldır arkadaşlar! Türkiye Kalkınma Bankası, Türkiye'yi kalkındıracak banka! Rakam vereceğim size arkadaşlar. Yazıklar olsun hepimize!

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Niye yazıklar olsun?

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Ne oldu ki?..

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ne demek o ya?.. Orada çalışanlar… Orası özel bir kurum değil mi?..

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar. Hele o kelimelerle müdahale etmek çok yanlış.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Evet efendim; tüm verdiğiniz kredi… Uzun vadeli finansman... Bu ülke uzun vadeli finansmanla bir yere gider. Tüm verilen kredi 150 000 000 dolar arkadaşlar.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Neredeymiş?!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - 150 000 000 dolar!.. Beyefendi, bilmiyorsanız göstereyim size! Neredeymiş değil!

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Daha önce batıktı orası, biliyorsun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Batık falan değildi kardeşim ve üçbuçuk yıldır idare ediyorsunuz.

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Üçbuçuk yıldır!.. Burada çalışan insanlar, üçbuçuk yıldır çok mu kötüydü arkadaşlar? Bu insanlarla üçbuçuk yıl çalıştınız. Bir günde, yukarıdan bir şey düştü, 60 kişiyi attınız, yerine 60 kişi getirdiniz. Yani, bunun mantığı nedir arkadaşlar?.. Bu insanlara üçbuçuk yıldır güvenmişsiniz. O zaman, bunun hesabını verin. Niye üçbuçuk yıl güvendiniz? Niye güvendiniz üçbuçuk yıl arkadaşlar? Bunlar kötü insanlarsa… Bu çalışanlar hırsızlık mı yaptı, namussuzluk mu yaptı? Zamanında niye önlem almadınız? İnsanların şerefiyle oynamak kadar kötü bir şey yoktur arkadaşlar. Bir günde 60 kişiyi gönderip, yerine yeni 60 kişi getiriyorsunuz. Peki, nerede üçbuçuk yıl arkadaşlar? Kim kaybetti; bu ülke kaybetti.

Bu mantıkla bir yere varamayız arkadaşlar. Türkiye Kalkınma Bankası, bu ülkenin kalkınması için hizmet edecek bir banka, tüm plasmanı, tüm verdiği kredi 150 000 000 dolar bir kredi ise, ben sizin yerinizde olsam, bu bankayı da kapatırım, adını da Türkiye Kalkınma Bankası koymam; eğer mantığınız buysa.

Değerli arkadaşlarım, bu ülkenin uzun vadeli kalkınmaya ihtiyacı var. Bu ülkenin üretime ihtiyacı var. Onun için, atadığınız yönetimlere güvenmiyorsanız…

Toparlıyorum Sayın Başkanım.

Bizim burada istediğimiz, bir yönetimi atıyorsanız, çizdiğiniz çizgi içerisinde, iki maaşı geçmemek ve çalışanların yüzde 2'sini geçmemek kaydıyla, toplam ne çıkıyorsa, bunu, lütfen, siz buradan dikte etmeyin, atadığınız yönetim kurullarına yetki verin diyoruz. Kurumu temsil edecek insanlar farklı farklı yetkilere sahip arkadaşlar.

Onun için, bu önergeyi… Sırf o insanlara saygı gereği, yani, atadığınız yönetim kurullarına saygı gereği, hiç değilse, çizilen çizgi içerisinde onların yetkisine bırakın. Yönetim kurulu başkanı yüzde 3'tür, yüzde 5'tir veya bilmem, genel müdür yüzde şudur… Bırakın, onlara bırakın ya!.. Burada bu Yüce Meclis, burada bir kurumun harcayacağı parayı, işte, yüzde 2, iki maaşı geçemez diye… Hakikaten garip oluyor arkadaşlar, o insanlara saygısızlık yapıyoruz.

Hepinize saygılar sunarım, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

10 uncu maddeyi, kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

11 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 11.- 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesinin (B) fıkrası, (3) numaralı bendi hariç, yürürlükten kaldırılmıştır.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz istemleri:

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Yakup Kepenek, Ankara Milletvekili.

Kişisel söz istemleri: Muzaffer Baştopçu, Kocaeli Milletvekili; İsmail Bilen, Manisa Milletvekili; Yakup Kepenek, Ankara Milletvekili; Ümmet Kandoğan, Denizli; Mehmet Eraslan, Hatay; İnci Özdemir, İstanbul Milletvekilleri.

İlk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Yakup Kepenek, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Kepenek. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara) - Kişisel söz isteğimi ekleyemiyorsunuz galiba…

BAŞKAN - Kişisel söz isteminizi eklemek zor; çünkü, daha önce iki kişi söz istemiş.

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Yani, ekleyebilirseniz, öbüründen vazgeçebilirdim... Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, ikinci kez karşınızdayım. İkinci kez karşınızda olmak çok doğru olmasa da, ben, çok kısa ve özlü bir biçimde, görüşülmekte olan 1103 sayılı yasa tasarısının 11 inci maddesi üzerinde CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu madde ve bu maddeye bağlı olarak yapılan yasal düzenlemeyi Grubumuz, hepimiz olumlu buluyoruz. Bununla birlikte, bu düzenleme doğrudur, yerindedir; ama, yapılanlar yetersizdir. Parasal tutar olarak da yetersizdir, değişik memur kesimlerine, sözleşmeli kesimlere bu paranın dağılımında da denge yoktur. Bu biçimiyle, elimizdeki tasarı, eşitlik anlayışından tümüyle uzaktır. Oysa, geçerli olan, var olan Anayasamızın 55 inci maddesi, ücretlerin yapılan işe uygun ve adaletli olması görevini devlete yüklemektedir.

Değerli arkadaşlar, bu bağlamda, bu çerçevede bakıldığında, kamu personelinin yeteneğe göre, çalışmaya göre, beceriye göre yükseltildiğini söyleme şansı yoktur. Ülkemizde memurların yükselmesinin değişik yöntemlerle, değişik etkilerle, değişik ilişkilerle olması, üzülerek belirtmek gerekir ki, memurların çalışma şevkini, emeğinin karşılığını alamamanın ötesinde, yükselmedeki yanlış tercihler nedeniyle büyük ölçüde kırmaktadır. Bu noktanın düzeltilmesi, büyük bir sorun olarak karşımızdadır. Bunun gibi, kamu hizmetlerinin etkin ve verimli yürütülmesi için, ülkemizde ne sayısal olarak memurlar yeterlidir ne de memurların ve bunlarla birlikte diğer çalışan personelin niteliği yeterlidir. Dolayısıyla, örneğin, çok kilit noktalarda öğretmen sayısının yetersizliği ülkenin geleceğini birinci derecede olumsuz etkilemektedir. Polis sayısının yetersizliği, ülkenin, halkın, toplumun güvenliği açısından büyük sakıncalar doğurmaktadır. Dolayısıyla, bu noktanın düzeltilmesi gerekir.

Bunun gibi, kamu personelinin işe alınmasında da, KPSS'ye rağmen keyfîlikten kurtulduğumuz, tam olarak kurtulduğumuz söylenemez. Görüşme ya da mülakat yöntemiyle işe alınmalarda kişinin yalnızca bilgisi değil ideolojik tutumu, görüşü, görüntüsü ve başka sübjektif, öznel nedenler de etkili olmaktadır ve bu çok sakıncalı bir durumdur. AKP Hükümetimizin memurları atama ve yükseltme ölçülerinde başka değişkenler de, üzülerek belirteyim ki, rol oynamaktadır. Bu, kadrolaşmayla ilgili yoğun tartışmalara sabahleyin bir ölçüde değindim gündemdışı konuşmada, yeniden gelmeyeceğim; ama… Sayın Maliye bakanımız burada yok; çok isterdim bulunsun, burada bulunmasını; şunun için bulunmasını isterdim: Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı için önerilen bir arkadaşımızın, çok üst düzeyde bir yöneticimizin bu atamayı yapan bakana yakınlığı nedeniyle atandığı, deneyimsiz olduğu bilinmektedir, kamuoyuna yansımıştır; ama, bunun ötesinde, ilgili şahsın, piyasalara inanmıyorum ya da piyasaya inanmıyorum; IMF bu ülkede krize yol açtı, özelleştirme, faiz dışı fazla ve tasarruf tedbirleri çözüm değil. İslamî ekonomi sadece faize indirgenemez. ABD (Amerika Birleşik Devletleri) hegemonyası  üzerine görüşleri ile hükümetimizin görüş ve uygulamaları arasında çok büyük çelişki vardır… Nasıl olacaktır da, bu Merkez Bankası Başkanıyla, hükümetimiz, Maliyemiz, uyum içinde, ekonomiye yön verecektir? Bu sorunun çözümü, her şeyden önce, doğru yanıtlanması, ülkemizin, toplumumuzun geleceği, ekonominin geleceği açısından çok büyük önem taşımaktadır. Bu durum, ekonomi politikasında bir değişikliğe yol açacak mıdır? Bu kapalı söylem -yani, Türkiye'yi büyük ölçüde kapatan bir anlayış- bu IMF'ye karşı duruş, bu piyasa ekonomisine karşı duruş, kimilerine, kimi zamanlarda sevimli gelse bile, günümüzün gerçekleri ve küreselleşme ortamında ekonomimizin doğrultusu ve yönü bakımından ne derece sağlıklıdır ve doğrudur? Eğer, bu sorular gerçekçi ve doğru biçimde yanıtlanırsa, Merkez Bankası üst yönetiminin bu biçimde oluşmasını, bakanlarımızın imzasıyla oluşmasını nasıl yorumlayacağız, nasıl karşılayacağız?.. Bürokrasinin en tepe noktasında bu büyük yanlışlar yapılırken, daha alt kademelerde, orta kademelerde, buna benzer ve büyük yanlışların yapılmadığını söyleme olanağı, kanımca yoktur. Dolayısıyla, Türkiye'de kamu bürokrasisi, kendi yapılanması yönünden içinden rahatsızdır ve bu ayrışma, evet, bu ayrışma, hükümetin, iktidarın, kararlı, bilinçli, tek yanlı, ayırımcı tutumundan kaynaklanmaktadır. Bunu, üzülerek vurgulamakta yarar görüyorum.

Değerli arkadaşlar, çok önemli bulduğum, son günlerin bir gelişmesine daha değineceğim; o da şudur: Sayın Başbakanımız Erdoğan, geçtiğimiz, bu yasayı görüştüğümüz süre içinde, son iki üç hafta içinde önemli bir açıklama yaptı. Başbakanın açıklamaları her zaman önemlidir; ama, bu çok önemliydi. Başbakanımız "memurlar siyasetle uğraşmalı" dedi.

Şimdi, memurlar siyasetle uğraşmalı görüşü, kuşkusuz, önemli bir görüştür, Türkiye'de devrim niteliğindedir. Bu, memurların siyasî partilere üye olma yönündeki anayasa değişikliğini, Siyasî Parti Yasasındaki değişikliği de beraberinde getirecek bir düşüncedir.

Şimdi, burada, bu sözlerin, belli bir hazırlığın, belli bir altyapının, belli bir yapılabilirlik çalışmasının sonucu mu olduğu, yoksa, Başbakanın, kimi zaman yaptığı gibi, güncel koşulların, güncel eğilimlerin rüzgârı doğrultusundaki sözleri mi olduğu kamuoyunda boşlukta kalmıştır. Dolayısıyla, hükümetin, Sayın Bakanın, bu konuda -ki, hükümet sözcüsü Sayın Bakan burada; bu, çok önemli bir şanstır bizim için- hükümetin, memurların siyasetle uğraşabilmeleri konusunda ne gibi hazırlıkları vardır ve bu hazırlıklar hangi verilere, hangi gerekçelere, hangi temellere dayanmaktadır; bunların, burada açıklanmasının yararlı olduğunu düşünüyorum.

SELAMİ UZUN (Sivas) - Sizin görüşünüz ne?

BAŞKAN - Müdahale etmeyin.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Benim görüşümü söyleyeyim.

Kuşkusuz, benim kişisel görüşüm…

BAŞKAN - Tek tek milletvekili arkadaşların sorularını yanıtlamak durumunda değilsiniz.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Yanıtlamak zorunda değilim.

Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Genel Kurula konuyla ilgili sözlerinizi söyleyin.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Ama, kişisel görüşüm bu, Grup adına değil kuşkusuz.

Kişisel görüşüm şudur: Ben, bütün insanların, memurlar dahil, siyasetle uğraşmalarını doğru buluyorum. Bir koşulla doğru buluyorum: Bu, işlerini yaparken tarafsızlıklarını zedelememeli.

Yani, bu kürsüden ikinci kez söyleyeceğim: Ünlü Fransız bilim adamı Louis Pasteur'ün, laboratuvara giderken… Dindar bir adam bu, dindar bir kişi bu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kepenek…

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Sayın Başkan, çok kısa bir süre istiyorum; kişisel konuşma yapmayacağım.

BAŞKAN - Peki; buyurun.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Louis Pasteur, öğrencilerine "laboratuvara giderken İncil'i kapıda bırakın" demiştir.

Şimdi, öğretmen sınıfa girerken, polis görev yaparken, siyasî gömleğini tümüyle çıkarıp tarafsız olmalıdır. Biz, toplum olarak bunu sağlamak zorundayız. Bunları birbirine karıştırmamak zorundayız. Sabahki konuşmamda da söyledim, şimdi, Millî Eğitim Bakanı, yaratılış teorisini biyoloji ve fen kitaplarına koyuyor. Hayır, onların yeri din kitaplarıdır, din ve ahlak bilgisi kitaplarıdır. Dolayısıyla, sorunlara hazırlıklı, bilimsel ve doğru yaklaşırsak, nesnel yaklaşırsak, ülke çıkarını önde tutarak, geleceğini önde tutarak yaklaşırsak çok şeyi çözebileceğimizi düşünüyorum. Memurların siyasetle uğraşmasını da, bu çerçevede olumlu bulduğumu belirteyim.

Bu düşüncelerle, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum; çok teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Kişisel söz istemleri; Sayın Muzaffer Baştopçu, Kocaeli Milletvekili; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Değerli Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz 1103 sıra sayılı kanun tasarısının 11 inci maddesi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

İlave ödemesi olmayan 1 400 000 çalışanımızı doğrudan ilgilendiren çok önemli bir yasayı tartışıyoruz; ama, maalesef, yirmi gündür tartışıyoruz. Bu arada, yasayı hazırlayanlara şükranlarımı sunuyorum. Aynı zamanda, Plan ve Bütçe Komisyonunda, bu yasanın mümkün olduğu kadar olgunlaşıp eksiksiz olmasına özen gösteren arkadaşlarıma da, bu arada teşekkürlerimi sunuyorum.

İktidarda bulunup da yönetim erkini elinde bulunduranlar, gayet tabiî ki vatandaşlarının her zaman mutluluğu, refahı ve huzuru için çalışırlar. Onların sorunlarını çözmek önde gelen görevlerindendir.

İşte bu bağlamda da, temel insan hak ve özgürlükleriyle birlikte, anayasal hak ve özgürlüklerle birlikte ekonomik hak ve özgürlükler eğer bütünleşirse, bir araya gelirse, herhalde en iyisi yapılmış olur.

Hükümetimiz, yönetime geldiğinden bugüne çalışanlarımızı hep gözetmiştir, çalışanlarımızla ilgili hep olumlu yasaları ortaya koymuştur ve onların her zaman destekleyicisi olmuştur.

Bu ülkede, artık, batan bankalar yoktur. 3 haneli enflasyon yoktur. Zarar eden bankalar da yoktur. Geceliği 7 000'lere varan faizler de yoktur. Artık açık veren bütçe de kalmamıştır; ki, denk bütçeye doğru gidiyoruz. Borcunu ödemeyen hükümet yoktur. Vatandaşına borcu olan devlet yoktur. Her gün açıklanan zamlar yoktur. Eksi büyüme yoktur. Vergilerle vatandaşının boğazını sıkan bir hükümet de yoktur. Vurgun, soygun, hortumlama, çalan, çaldıran da yoktur.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Aa, hayret!

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Devamla) - Tabiî, bazılarına göre vardır.

Şimdi, meteliğe kurşun atanlar da yoktur. İdris geldi Temel'e dedi ki: "Temel uşağum, inan meteliğe kurşun atayrum." Temel anladı borç isteyeceğini: "Ula uşağum, tabancanın ruhsatı var midur?"

Evet, gerçekten, artık, ülkede meteliğe kurşun atan da yoktur. Peki, bu ülkede neler vardır? Bu ülkede siyasal istikrar vardır, ekonomik istikrar vardır, uluslararası saygınlık vardır ve artık, havuzda toplanan paraların insanımıza dağıtılması vardır, vatandaşımıza dağıtılması vardır. AK Parti hükümeti bunu yapmaktadır, bunu sevinçle yapmaktadır, gururla yapmaktadır.

Eğer neler yaptığımıza şöyle bir bakacak olursak -gerçi, arkadaşlarımızın birçoğu bunları dile getirdi, ama- biz, hemen hemen her yerde, vatandaşımızın lehine şeyler yaptık. Özellikle parasal değerlendirmeleri sayacak olursak, ülkemizde ilk defa, 18 yaşın altındaki engellilere maaş bağladık, 126 000 000 eski parayla. 65 yaş aylığını yüzde 163 artırdık, 65 000 000'a çıkardık. İlk Özürlüler Yasasıyla, özürlü aylığını 51 000 000'dan, yüzde 282 artırarak 193  000 000'a çıkardık. Tarım sigortalılar aylığını 66 000 000'dan, yüzde 355 artırarak 234 000 000'a çıkardık. Muhtar maaşını 98 000 000'dan, yüzde 155 artırarak 250 000 000'a çıkardık. Asgarî ücret 187 000 000'dan, yüzde 107 artarak 380 000 000'a çıktı. Bu yasa hariç, en düşük memur maaşımız 328 000 000'dan, yüzde 85 artarak 608 000 000'a çıktı. Kamudaki işçi maaşlarımız, ortalama 1 012 000 000'dan, yüzde 55 artarak 1 573 000 000'a, en düşük SSK aylığımız 250 000 000'dan, yüzde 75 artarak 450 000 000'a, en düşük Bağ-Kur aylığımız, 150 000 000'dan, yüzde 135 artarak 353 000 000'a çıktı.

Keşke daha çok olsa da, çok daha verseydik çalışanlarımıza, memurlarımıza, bunu sağlayabilseydik; ama, esnafın hesabı, dükkân senin; ama, dükkânda ne kadar varsa, havuzda ne kadar varsa o kadarını toplayabiliyoruz.

Burada, hemen şunu da belirtmek istiyorum ki, bu verilen, ekstra bir şey. Yani, bu ekstra ödemeyi alamayanlara, çalışanlarımıza verdiğimiz ekstra bir şey. Bu demektir ki, artık havuzda para toplanıyor; AK Parti Hükümeti, yaptığı çalışmalarla -tabiî, muhalefetiyle birlikte- bu ekonomik bereketi görüyor ve bu ekonomik bereketi de çalışanlarına dağıtıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Devamla) - Elbette, yeterli bulmuyoruz; ama, şuna da inanıyoruz ki, havuzda ne kadar birikirse, hep vatandaşlarımız için, insanımız için harcanacaktır, en adil şekilde paylaşılacaktır.

Kamuoyunda 40+80 -ki, ortalaması 60 biliyorsunuz- + 100 diye kodlanan bu yasanın hepimize hayırlı olmasını diliyorum, en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Manisa Milletvekili İsmail Bilen?.. Yok.

Yakup Kepenek, kişisel söz isteminizi kullanmıyorsunuz.

Ümmet Kandoğan, Mehmet Eraslan, İnci Özdemir; onlar da yoklar.

Soru yok, önerge yok.

11 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

12 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 12. - Bu Kanunun;

a) 1 inci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek 3 üncü maddesi 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

b) 1 inci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek 4 üncü maddesi, 3 üncü maddesinin (f) bendi, 5 inci maddesinin (a) ve (c) fıkraları 15/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

c) 3 üncü maddesinin (e) bendi ile 6 ncı, 7 nci ve 9 uncu maddeleri 1/4/2006 tarihinde,

d) 3 üncü maddesinin (d), (g), (h) ve (ı) bentleri, 4 üncü maddesi, 5 inci maddesinin (b) fıkrası yayımını izleyen aybaşından,

e) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz istemleri, gruplar adına, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Mersin Milletvekili Sayın Mustafa Özyürek; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi adına, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, iktidara mensup milletvekillerinde, ne zaman bir yoklama veya karar yetersayısı istesek "bu kanunu engelliyorsunuz" diye bir tepkiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu kanun, acaba niçin bu kadar uzun burada görüşüldü, bunu düşünmeniz lazım.

Değerli arkadaşlarım, bu kanun, kamu görevlileri arasında var olan dengesizliği daha da artırmıştır. Evet, bazı gruplara bir ölçüde olanak sağlanmıştır; biz, sağlanan bu olanakları memnuniyetle karşılıyoruz; ama, bizim buradaki çabamız, adaletli, dengeli bir ücret sistemi yaratılmasıdır. Ne yazık ki, tasarı getirilirken, hükümet, bu konuda, adaleti ve dengeyi gözeten bir çalışma yapamadığı için, bu, bir ölçüde komisyonda sağlanmaya çalışıldı; fakat, ne yazık ki, komisyonda sağlanan bu denge, burada, Sayın Bakanın komisyonda katıldığı tekliflere, önergelere ve onlara dayalı olarak bazı gruplara getirilen ek olanakları, burada, kendi önergesiyle tasarıdan çıkartmasıdır.

Şimdi, siz hükümet olarak ne yapacağınızı bilmezseniz, komisyonda verilen önergeleri kabul ederseniz, sonra da gelip Genel Kurulda bunları çıkarırsanız, elbette, burada, iktidara mensup milletvekilleri de halkın, memurların talepleriyle karşı karşıya, muhalefet de karşı karşıya. O zaman, kendilerine gelen talepler doğrultusunda, gözledikleri, yaşadıkları, öğrendikleri haksızlıkları giderme konusunda pek çok önerge verildi. Bu önergeler nedeniyle de konu uzun boylu burada görüşülmek zorunda kaldı; işin özünü kaybetmemek lazım.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, öncelikle şunu söyleyeyim: Şimdi, kamu görevlilerine az ücret verildiği doğrudur. Arkadaşlarım, burada, böyle belli oranları söylemeyi çok seviyorlar "şu kadar zam yaptık, bu kadar zam yaptık" diyorlar. Sayın Baştopçu, belli gruplara büyük zamlar yaptıklarını söyledi; fakat, rakamları da telaffuz edince, işte "bazı gruplara 65 000 000 lira verdik, bazı gruplara 125 000 000 lira verdik" gibi komik rakamlardan bahsetti.

Şimdi, memura ne veriyorsunuz; işte, ortalama 700 000 000 lira -eski parayla söylüyorum ki, daha bir tumturaklı olsun diye- para veriyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de açlık sınırı 550 000 000 lira, yoksulluk sınırı 1 900 000 000 lira. Şimdi, açlık sınırına yakın, yoksulluk sınırının 3 kat altında bir ücreti verdikten sonra, hâlâ buraya gelip, kamu görevlilerine biz şunları verdik, bunları verdik… Sanki bir refah sağlamışsınız gibi, sanki insanların sorunlarını çözmüşsünüz gibi alay edercesine burada konuşmak gerçekten halka karşı büyük saygısızlık oluyor.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Alayı siz ediyorsunuz, kimsenin alay ettiği yok.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Alay ediliyor "şunu verdik, bunu verdik, daha ne istiyorsunuz" havasında burada konuşmalar yapılıyor.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Kimse demiyor; siz alay ediyorsunuz.

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, şimdi, eski parayla 40 000 000 lira para veriyorsunuz.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - 40 daha vereceğiz, 80 olacak.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, temmuza kadar 40 000 000 lira alacak insanlar. 40 000 000 lirayla ne satın alınabilir allahaşkına?!

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Üç kilo et!..

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, 40 000 000 lirayla 3,5 kilo et alırsınız değerli arkadaşlarım.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Üstat, size göre, vermeyelim mi o zaman?!

BAŞKAN - Lütfen, müdahale etmeyelim arkadaşlar.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşım, ya dinlemiyorsun ya dinlediğini anlamıyorsun.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Anlıyorum.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Dinlediğini anlamıyorsun; çünkü, 40 000 000 lira yetersiz.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Biz de onu söylüyoruz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Yetersizliğini söylüyorum; ama, siz "40 000 000 verdik daha ne istiyorsunuz" diyorsunuz. Bu, bir.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Öyle demiyoruz. Yetersiz olduğunu herkes söylüyor.

BAŞKAN - Müdahale etmeyin.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - İki: Şunu söylüyorsunuz, diyorsunuz ki: "Havuzu biz doldurduk." Sayın Maliye Bakanı da her ay basın açıklaması yapıyor, diyor ki: "Bütçemiz fazla veriyor." Peki, bütçeniz fazla veriyorsa, niçin, hâlâ 40 000 000 liraya insanları çırak çıkarıyorsunuz? Niçin, 40 000 000 lirayı, bir asgarî 100 000 000 liraya çıkarmıyorsunuz?

Değerli arkadaşlar, bu, bir sınıfsal tercihtir. Siz, aslında, işçiyi, memuru açlık sınırında tutmak istiyorsunuz; ama, kaynakları, büyük şirketlere, holdinglere aktarmak istiyorsunuz; onun için memura bir şey vermiyorsunuz, onun ezikliği içinde pek çok şey vermiş gibi yapıyorsunuz, bu bir.

İkincisi; bir insana, gerçekten, çocuğunu okula götüremeyen, çocuğunun okul masrafını karşılayamayan, çocuğuna harçlık veremeyen milyonlarca memura, Bütçe Komisyonunda bir parmak bal çalıyorsunuz ağzına, ondan sonra, gelip, burada çıkarıyorsunuz. Yazık değil mi?! Yani, üç kuruşa, beş kuruşa muhtaç durumda bıraktığınız bu memurları niçin aldatıyorsunuz, niçin kandırıyorsunuz? Veremeyecekseniz, komisyonda da vermeyin; ama, komisyonda, uzmanlara vereceksiniz, pek çok kesime vereceksiniz, buraya gelip geri alacaksınız; bu, doğru değildir, bu, bir doğru yönetim anlayışı değildir değerli arkadaşlarım. Bunu görmek lazım, bunları iyi değerlendirmek lazım.

Bir de, bu konular gündeme gelince, bütün, Başbakanın, bakanların bir söylemi var, artık ezberledik dört yıldır biz: "Bunlar kalsın, haklısınız, bu kesime de bir şeyler vermek lazım -işte, arkadaşlarım anlattı- astsubaylara da bir şey vermek lazım, üniversitede çalışan, bilmem, sekreterlere, sekreter yardımcılarına da bir şeyler vermek lazım; ama, bunların köklü çözümü, personel reformuyla mümkündür." Böyle demiyor musunuz; Sayın Mehmet Ali Şahin, bir süre önce burada bunu söylemedi mi? Peki, dört yıldır nerede bu personel reformu değerli arkadaşlarım? Yani, niye bu kamu görevlilerini "reform yapacağız, sizin sorunlarınızı çözeceğiz" diye kandırıyorsunuz? Yazık değil mi bu insanlara? Peki, dört yıldır nerede bu reform? Nerede?.. Ortada bir şey yok.

Bir kamu personel kanun tasarısı var ortalıkta, inşallah o çıkmaz; memurlar Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olurlar, bugünkü haklarını da kaybederler. Bugünden çok daha kötüye götürmeye çalışıyorsunuz.

Şimdi, bir önemli nokta, geçen konuşmamda da ifade ettim, niçin işçilerin ne kadar para alacağını burada konuşmuyoruz? Çünkü, onların, iyi kötü işleyen grevli, toplusözleşmeli bir sendikal hakkı var; ama, memurlara bu hakkı vermiyorsunuz. Onlara bu hakkı çok görüyorsunuz. Geliniz, onlara, grevli, toplusözleşmeli sendikal hak verelim, otursunlar, işveren ile sendika temsilcileri haklarını teker teker müzakere edip alsınlar. Burada, işte, grup başkanvekillerinin kapısı çalacak, Maliye Bakanının kapısında yalvar yakar olacak, bürokratların kapısında yalvar yakar olacak, ondan sonra da büyük bir hüzünle dönüp gidecekler. Yani, bu anlayışınızla, siz, kamu görevlilerini, ne yazık ki, dilenci konumuna düşürdünüz değerli arkadaşlar. Konuyu doğru dürüst çözmek varken, konuyu bir bütünsellik içinde alıp personel reformuyla çözmek varken, konuyu grevli, toplusözleşmeli bir sendikal hak vererek çözmek varken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

…bunların hiçbirini yapmayıp, sonra teker teker, işte, gelsinler, bizim kapımızda dolaşsınlar, o da istesin, gazetelere ilanlar versinler, haklarını arasınlar ve sonunda da hiçbir şey alamasınlar ve bu insanlardan da, bu milyonlarca insanlardan da hizmet bekleyelim, görev bekleyelim, sorumluluk bekleyelim; bir yanlış yaptıkları zaman da tepelerine binelim…

Değerli arkadaşlarım, şimdi, burada, bazı, sınırlı sayıda gruplara olanaklar tanıdınız; polise, din görevlilerine… Bunları, biz, memnuniyetle karşılıyoruz. Yetersiz olmasına rağmen, bu bile iyidir; ama, diğer kesimlere niçin vermiyorsunuz?

Bir diğer önemli nokta, bu 40+40, son derece yetersiz. Bunu emekli maaşlarına niçin yansıtmıyorsunuz? Bu insanların, bugün aldığından emekli olduğu zaman çok daha kötü duruma düşmesine niçin razı oluyorsunuz? Emeklilere ne verdik değerli arkadaşlarım; yüzde 2,5 ilk altı ayda, yüzde 2,5 da ikinci altı ayda veriyoruz. Böylesine sembolik, böylesine düşük bir şeyi Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç gördünüz mü?! Hep burada rekorlardan bahsediyorsunuz. Sayın Başbakan, her konuşmasında "rekorlar kırıyoruz" diyor.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Doğru, doğru.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Doğru, doğru.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şunu çözdük… Peki, yüzde 2,5 vererek de bir rekor kırdınız; o da size helal olsun! Memurlara, Türkiye Cumhuriyetinde ilk kez yüzde 2,5 zam yapılmıştır değerli arkadaşlarım.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Enflasyonun üzerine çıktık…

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Enflasyon yüzde kaç?

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar, dinleyin.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Enflasyon yüzde 5…

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, bu enflasyonu biliyoruz. Ev kirasında enflasyon yüzde 20. Tüpgazda enflasyon yüzde 18, okul önlüğünde, çantada, kitapta, kırtasiyede yüzde 20. İnsanların…

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Kitaplar bedava.

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Kitaplar bedava.

BAŞKAN - Dinleyin lütfen, dinleyin.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Peki, kitap bedava; defter de bedava mı, çanta da bedava mı, okul önlüğü de bedava mı değerli arkadaşlarım?!

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Onu da yapacağız.

BAŞKAN - Dinleyin lütfen.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Bırakın, insaf edin, bana laf atarak, kendinizi tatmin etmeniz mümkün; ama, elinizi vicdanınıza koyarak…

YAHYA BAŞ (İstanbul) - Sen de elini oraya koy.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - …600-700 milyon lira ücret alarak iki çocuk okutan o memurun durumunu bir düşünün, bir görün; bir de, gecekonduda kirayla oturduğunu da düşünün; eğer vicdanınız varsa, hepiniz son derece üzülürsünüz; ama, siz, hep zenginle beraber olmayı tercih ediyorsunuz; çünkü, onlarla konuşmak kolay. Büyük şeylerden bahsediyorsunuz, hayaller kuruyorsunuz; ama, milyonlarca insan aç, sefil, işsiz, onları görmezden geliyorsunuz.

ALİM TUNÇ (Uşak) - Biz ayırım yapmıyoruz, hepsiyle kucaklaşıyoruz.

BAŞKAN - Toparlayın lütfen.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

Türkiye'de, değerli arkadaşlarım, sizin döneminizde hak aramak müthiş güç hale geldi. Mersin'de Sayın Başbakanın seyahati sırasında yumurta atan dört genci aylarca içeride tutuklu tuttunuz.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Başbakana atamaz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Yargı bağımsızdır.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, Mersin'de "Sayın Başbakan, köylünün canına okudunuz" diyen, Sayın Başbakanın o köylüye "lan" diye hitap etmesine rağmen "bana 'lan' mı diyorsunuz, canınız sağ olsun" diye davranan, hiçbir saygısızlık yapmayan insanlara, sırf Başbakan olduğu için, şimdi, dava açıyorsunuz.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, hani Avrupa Birliğine giriyorduk?

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Başkanım 5 dakika oldu.

YAHYA BAŞ (İstanbul) - 5 dakika geçti.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Hani hak aramak serbestti? Hani Türkiye'de özgürlükler gelmişti?

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Sabaha kadar mı konuşacak?

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, endişe etmeyin, günlerce burada çalışıyoruz, konuşuyoruz, iki dakika daha fazla…

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Konuyla ne alakası var?

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Hoşunuza gitmediği için dinlemek istemiyorsunuz değil mi? Hoşunuza gitmiyor tabiî bunlar; çünkü, Türkiye'de hak arayan herkesi cezalandırıyorsunuz. O nedenle, değerli arkadaşlarım…

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Bize haktan bahsetme, bak, hakkımızı çiğniyorsun.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Türkiye, sizin burada çizdiğiniz pembe tablolar içinde değil. Artık gidemiyorsunuz; o köylere gitsenize. O köylere bir gitsenize. O köylülere bir sorsanıza…

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Dün geldik daha.

ALİM TUNÇ (Uşak) - Gidiyoruz, gidiyoruz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Portakal kaç lira ediyor, limon kaç lira ediyor, bir sorsanıza.

BAŞKAN - Sayın Özyürek, çok geçtiniz sürenizi, lütfen, toparlayın.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Tabiî, bunların hiçbirini yapamıyorsunuz. Halktan kaçıyorsunuz. 

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Hangi haktan bahsediyorsun, 6 dakika geçti.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Boyalı basında demeçler vererek günü idare ediyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, hep, diyorsunuz ki: "Kamuoyu yoklamaları…" Halep oradaysa, arşın burada değerli arkadaşlarım. Gelin, sonbaharda seçime gidelim, hep beraber sandıkta hesaplaşalım; biz hazırız, var mısınız?..

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Buyurun!.. Buyurun!..

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Gidemezsiniz, gidemezsiniz, korkarsınız, kaçarsınız… (AK Parti sıralarından gürültüler)

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Yemezler!..

BAŞKAN - Lütfen… Lütfen müdahale etmeyelim arkadaşlar…

Siz de toparlayın efendim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Ben, bu yasanın, yetersiz de olsa, bazı kesimlere artış yapmasından memnun olduğumuzu ifade ediyorum; ama, ihmal edilen, unutulan, hakkı yenen milyonların da düşünülmesi gerektiğini sizlere bir kez daha hatırlatıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - 6 dakika hakkımızı çiğnediniz, haktan bahsetme!

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - 6 dakika fazla süre verdiniz, buna hakkınız yok. İstismar ediyorsunuz; böyle bir şey olur mu?!

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Tam 6 dakika hakkımızı çiğnediniz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Peki, öbür maddede de konuşacağım.

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi adına Hatay Milletvekili Sayın Sadullah Ergin.

Buyurun Sayın Ergin. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA SADULLAH ERGİN (Hatay) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gecenin bu saatinde 1,5 milyona yakın kamu çalışanının beklediği, aileleriyle beraber çok sayıda yurttaşımızın beklediği önemli bir yasa tasarısını görüşüyoruz. Tabiî, bu tasarı görüşülürken burada hakkı teslim edenler olduğu gibi, maalesef, yıllardan beri yapılamayanları yapan AK Parti Hükümetinin ve bu Hükümetin icraatlarının arkasında kale gibi duran AK Parti Grubunun emeğini görmezden gelip, hakkı ketm eden, hakkı teslim etmeyen anlayışları da yadırgadığımı ifade ederek başlamak istiyorum.

Hiçbir arkadaşımız, görüşülmekte olan 1103 sıra sayılı tasarının kamu çalışanlarının sorununu çözdüğünü ifade etmedi bu kürsüden; hiçbir arkadaşımız, görüştüğümüz bu tasarıyla memurlarımızın, kamu çalışanlarımızın rahata, refaha kavuştuğu iddiasını burada dile getirmedi; ama, şunu söyledik ve söylemeye de hakkımız var: AK Parti İktidara geldiği günden bu yana, üçbuçuk yıldır, Türkiye'de kamu çalışanlarının hakları hep ileriye gitmiştir, bir adım geriye gelmemiştir. Lütfen, bu hakkı da teslim edin. Bu kürsüden, gelip eleştirilerinizi yaparsınız, saygı duyarız; ama, ne olur, bizi dinleyen milyonlar var, hakkı da teslim edelim.

"Perişan ettiniz, mahvettiniz, ülkeyi yaktınız, yıktınız" edasında sunumlar, gerçekten, söyleyenini de …

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Palavra… Palavra…

SADULLAH ERGİN (Devamla) - …bu milletin nezdinde belli bir konuma itiyor, bu kürsüden hitap eden arkadaşlarımızın inandırıcılıklarını da şüpheli noktaya düşürüyor değerli arkadaşlar. Lütfen…

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Onu millet takdir eder.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Biz, bugüne kadar, yaptıklarımız için "yaptık" dedik…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Bizim adımıza düşünme!

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Kendin konuş, bize akıl verme, kendin konuş…

SADULLAH ERGİN (Devamla) - …yapamadıklarımızı da "şunları da yapamadık" diye, biz kendimiz zaten ikrar ediyoruz.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Bize akla gerek yok, bizde yeteri kadar var!

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Yapamadıklarımızı "yaptık" gibi bir iddia sahibi değiliz; ama, değerli arkadaşlar…

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Şimdi, bakınız, üçbuçuk yılda bu ülkede yapılanları şöyle bir gözden geçirelim, iyi mi olmuş, kötü mü olmuş.

Arkadaşlar, en düşük memur maaşı 328 000 000 imiş, bu zamlardan önce 608 000 000'a gelmiş. Peki, bu üçbuçuk yıllık dönem içerisinde enflasyonun toplamı ne kadar; yüzde 30'u ya buldu ya bulmadı, 25-30 arasında. Yapılan zamların oranına bir bakınız, çalışanların durumu iyiye mi gitti, kötüye mi gitti. Yeterli demek farklı bir şeydir; ama, biz, aldığımız noktadan çok daha iyi noktaya götürüyoruz demek farklı bir şeydir. Biz bunu yapıyoruz.

Bakınız, kamu işçisinin maaşı 1 012 000 000'dan, 1 537 000 000'a çıkmış. Tarım sigortalısının aylığı 66 000 000'dan 234 000 000'a gelmiş arkadaşlar. Muhtar maaşı; 98 000 000 alıyormuş muhtarlarımız yakın bir tarihe kadar, bugün 250 000 000'a gelmiş. Yeter mi; yetmez.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Sayende payidar olmuşlar!

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Ama, muhtarların maaşını yıllardır 98 000 000 lirada tutan zihniyetler utansın. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Biz, aldığımız noktadan 2'ye  katlamışız, 2,5'e katlamışız. Enflasyon yüzde 30 iken, üçbuçuk yılda biz ücretleri 2-2,5 kat artırıyoruz, ondan sonra da bu kürsüye gelinip deniyor ki: "Yaktınız, yıktınız, mahvettiniz." Etmeyin allahaşkına, bu millet bizi seyrediyor.

Arkadaşlar, yeterli olduğunu söylemiyorum, yetmez; ama, bizden öncekiler geriye götürüyordu, kötüye götürüyordu, biz iyiye götürüyoruz. (CHP sıralarından "Siz mi iyiye götürüyorsunuz" sesleri)

Değerli dostlar, bakınız, emekli aylıklarına bakınız, asgarî ücrete bakınız, 184 000 000 liradan, 380'e çıkmış asgarî ücret. İnsaf yahu! En düşük Bağ-Kur emeklisinin aylığı 150 000 000 imiş, şimdi ne kadar; 353 000 000.

Değerli arkadaşlar, niye bunları göz önüne almıyoruz?

Özürlü aylığı: Bu ülkede 52 000 000 lira aylık alırmış özürlülerimiz, şu anda, 193 000 000 lira aylık alıyorlar. Yeterli mi; yetmez; ama, 53'ten 193'e çıkarmışız; insaf!

Değerli arkadaşlarım, bakınız, çalışanlardan, daha önce, yıllardan beri, Zorunlu Tasarruf Teşvik Fonuna para kesiliyordu; 14 katrilyon para birikmiş bu fonda. Kâğıt üzerinde var bu paralar, kasada yok, nereye harcandığı bilinmiyor. Bunun 10,7 katrilyonunu bu hükümet ödedi. Şu anda sondan bir önceki taksitler de ödeniyor ve en son, haziranda da, bu, tasfiye ediliyor.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Çalışanın parası, çalışanın hakkı; ödenmek zorunda.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Bu mu kötülük bu millete; çalışanların sıkıntıya düşürülmesi bu mu allahaşkına?! (CHP sıralarından gürültüler)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Niye ödenmedi?!

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Yıllardır bu ülkede iktidar olanlar, sadece çalışanlardan almışlar, bu aldıklarını nereye harcadıklarını da bilmiyoruz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Biz iktidarda mıydık?! Refah-Yol… Refah-Yol… Tansu'yla beraber...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Erbakan ödemedi, Erbakan!

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Bu hükümet gelmiş, bu hükümet bunları tasfiye etmeye başlamış, buradan, bu kürsüden çıkıp, bu hakları ketm etmek yakışmıyor. (CHP sıralarından gürültüler)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Refah-Yol…

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Evet, şunu söylerseniz anlayışla karşılarım...

BAŞKAN - Bir dakika.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Çalışanın parasını ödeyip, ondan sonra da övünmek nerede görülmüştür ya?!

BAŞKAN - Hep bir ağızdan konuşursanız, hatibi nasıl dinleyeceğiz?! Lütfen, dinleyin.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Şunu derseniz, anlayışla karşılarız: "Değerli arkadaşlar, ey Hükümet, ey AK Parti Grubu, teşekkür ediyoruz, bunları getirmişsiniz..."

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Yapma ya! Yapma ya!

SADULLAH ERGİN (Devamla) - "...iyi gelişmeler var; ama, yetersiz, memurumuz, çalışanımız sıkıntıda."

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Teşekkür ederiz!

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Ha, buna hiçbir arkadaşımız itiraz etmiyor zaten, biz de itiraz etmiyoruz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Kabul ettiniz mi? Allah! Lütfettiniz, kabul ettiniz, çok güzel.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Onu söylüyoruz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Deminden beri onu söylüyoruz, anlamamışsınız.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım...

BAŞKAN - Lütfen arkadaşlar.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Hatay'da yaptıklarının hesabını ver; sana ne ondan?!

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Burada yapılan icraatları biz saatlerce anlatsak… Üçbuçuk yıllık AK Parti Hükümetinin tüm kesimlere yaptığı icraatları anlatmakla bitiremeyiz 10 dakikada.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Oo, tabiî!.. Ayrı bir seans yapalım!..

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, ben, bu konularla ilgili ayrı ayrı zamanınızı almayacağım; ama, insaf sahibi olanlar için şunu söylüyorum: AK Parti Hükümeti, üçbuçuk yıldır, hiçbir alanda, bu milletin konumunu geriye götürecek bir adım atmamıştır.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Emekliye yüzde 2,5 zam yaparak mı?!

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Her alanda, bu toplumun hayrına olan, iyiliğine olan, gelişmesine yönelik adımlar atmışız. Yeterli olan var, yetersiz olan var; ama, bu millet yapılanları takdir ediyor, bu millet yapılan iyileşmeleri teslim ediyor.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) -  Yüzde 2,5'i takdir mi ediyor millet?

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Şimdi, buraya çıktınız; dediniz ki: "Bu, sadaka zammı." Dediniz ki: "Nedir bu verilen?" "Bu milleti dilenci yaptınız, çalışanları dilenci yaptınız."

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Doğru… Doğru…

SADULLAH ERGİN (Devamla) - İnsaf yahu!.. İnsaf!..

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Kapı kapı dolaştırıyorsunuz.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Bakın, değerli arkadaşlar, bilerek konuşalım, siyasî endişelerle, muhalefet yapma aşkına doğruları gizlemeyelim.

Değerli arkadaşlar, bakınız, şu elimdeki tabloda kamu çalışanlarının konumlarının ne kadar fark ettiğine dair bir liste var.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Kaç lira alıyorlar, ondan bahsedin.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Burada yüzde 24'ten yüzde 29'a, yüzde 33,8'e varıncaya kadar, yüzde 19,5; yüzde 13,2; yüzde 10,6.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Kaça çıkmış? Kaç lira veriyorsunuz, onu söyle.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Yıllık enflasyonun yüzde 8'in altında olduğu bir ülkede, kamu çalışanlarının konumuna göre, kimine yüzde 10, kimine yüzde 15, kimine yüzde 25, kimine yüzde 38'e varan bu artışları sadaka zammı olarak değerlendirmek hiçbir vicdana, hiçbir insafa ve bu milletin vicdanına sığmaz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Kaç lira veriyorsunuz, kaç lira?..

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Onun için, ben şunu ifade edeyim: Değerli dostlar, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; bu tasarıyla…

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Ortalama maaş kaça çıkıyor, onu söyle.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - …kamu çalışanlarından eködeme almayanların 1 400 000'i, artı, bunun üzerine, din görevlilerimiz, polislerimiz, polis emeklilerimiz, Millî İstihbarat Teşkilatı emeklileri -önergeyle onlar da girdiler- teknik personel çalışanlarımız, mühendislerimiz ve sendika aidatlarıyla ilgili bu çalışanların ek imkânları, öğretmenlerin ekders ücretlerine yapılan zamlar ve burada…

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - 1 500 000 lira verdiniz, onu da zavallı öğretmenlerin başına kakmayın.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Yüzde 40'a varan bir zam o. (CHP sıralarından gürültüler)

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Bravo?!..

BAŞKAN - Lütfen arkadaşlar…

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Siz beğenmeseniz de, bu zam yüzde 43'e varan bir zam. Dolayısıyla, biz, yakın siyasî geçmişimize, tarihimize baktığımız zaman, bu milleti, zamlar, yokluklar ve kuyruklarda inleten zihniyetleri de gördük; ama, bu milletin sırtından yükleri tek tek indiren AK Parti zihniyetini de gördük.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Kişisel söz istemleri:

İstanbul Milletvekili İnci Özdemir?.. Yok.

Kütahya Milletvekili Hasan Fehmi Kinay?.. Yok.

Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin?.. Yok.

Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan?.. Yok.

Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan, buyurun.

Süreniz 5 dakika.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun tasarısının görüşülmeye başlandığı ilk günden beri, tamamen kanun maddesiyle ilgili, kanunla ilgili ve kanunun içeriğiyle ilgili bir dizi konuşmalar yaptık ve mümkün mertebe konunun dışına taşmadık. Fakat, muhalefetin belki bu noktada daha çok hakkı var; ama, iktidarın, özellikle kanun maddesiyle ilgili değil de, kanun maddesinin dışında her şeyle ilgili konuşma yapmasını da, ben burada yadırgamadan geçemeyeceğim.

Biz, ekonomiyle ilgili verileri daha önceki konuşmalarımızda yaptığımız için, özellikle sayın bakanlarımızın vermiş olduğu yazılı soru önergelerimize hiç girmeyeceğim. Bunları daha önce konuştuk, bundan sonra da konuşmanın gayreti içerisinde olacağız. Bunu yaparken, belden aşağı vurmak adına, bunu yaparken karalamak adına, çamur atmak adına hiçbir zaman yapmadık, yapmayacağız; böyle bir siyasî kültürümüz, böyle bir siyasî anlayışımız olmadı. Ne konuşuyor isek Türkiye adına konuşuyoruz, ne söylüyor isek bu ülkenin ve bu ülke insanının menfaatı adına konuşuyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısında ayrıca gördüğümüz ve Sayın Bakanımıza ve Komisyona hatırlatma gereği duyduğumuz birkaç hususu, sizlere ve kendilerine arz edeceğim.

Bakın, teknik hizmetler sınıfı, 4 yıllık mezunlar 100 000 000'u alır iken, 2 yıllık mezunlar bu 100 000 000 lirayı alamıyor. 100 000 000'u verir iken birilerine veriyoruz; ama, bu 100 000 000 çok fazla bir ekonomik iyileştirme, yani, o ailede, o yapıda çok önemli bir iyileştirme yapmadığı halde, şuna verelim, şuna vermeyelim ayırımı yapıyoruz; bunu kabul etmek mümkün değil. 2 yıllık mezuna, teknik hizmetler sınıfındaki mezuna da bunu verelim; 4 yıllık mezun zaten alıyor.

Diğer taraftan, Karayolları… Bakın, Türkiye'de 2005 yılında karayollarından, otoyollardan 385 trilyon para toplanmıştır. Az bir para değil, güzel bir para. Bu 385 trilyondan, Karayolları çalışanlarına niye vermeyelim, Tapu Kadastro çalışanlarına niye vermeyelim veya Devlet Su İşleri çalışanlarına niye vermeyelim?! Orada çalışan kamu personeli de kamu hizmeti görmektedir; onlara da bu noktada yardımcı olunması doğru olur, uygun olur diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, muhtarlar 250 000 000 zam alıyor. Daha önce, işte, 100 000 000 alıyordu; 250 000 000 şu an maaş alıyor; ama, muhtar, aldığı parayı kendine harcamıyor. Bakın, muhtarlar, Türkiye'de kamu görevi yapıyor. Alıyor, damgasını vuruyor, imzasını atıyor, bir sorumluluk alıyor, bir sorumluluk yükleniyor ve bir kamu hizmeti görüyor. Aldığı 250 000 000 lirayla gidip Bağ-Kur primini ödüyor, harcamıyor kendine onu.

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) - Şimdiye kadar o bile yoktu!

ALİM TUNÇ (Uşak) - Önceden cebinden ödüyordu!

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Dolayısıyla, aslında muhtarlar da devlet memurudur. 657'ye tabi devlet memurları nasıl emekli oluyor ise, muhtarlar da, yani reel bir maaş alsınlar, doyurucu bir… Asgarî bir ücret alsınlar; ama, neticede muhtarlar da, kamu görevi yaptıkları için emekli olsunlar. Diğer taraftan, emekli bekçiler…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Doğru Yol Partisi, kaç sene iktidar oldu; niye yapmadı?!

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Sen bak, yanlış konuşuyorsun, kitabı ortasından okutturma, kitabı ortasından okur isem ağır gelir sana!

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Kaç sene iktidarda kaldı Doğru Yol Partisi, yapsaydı ya!

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Diğer taraftan, emekli bekçiler, polislerimiz gibi güvenlik noktasında hizmet veren, sabahlara kadar çalışan ve güvenliğin temin edilmesi noktasında gayret sarf eden kamu görevlileridir. Bekçinin, polisten bir farkı yoktur; ama, maalesef, bekçimiz, emekli olduktan sonra silah ruhsatını yenilemek için müracaat ettiği zaman, 1 600 000 000 silah ruhsatı gideri ondan talep edilmektedir. Bu da, ayrıca, bu kanun tasarısında olması gereken ve düzenlenmesi gereken diğer konulardan biri.

Emekli aylıklarına 40+40'ı yansıtmıyoruz. Neden yansıtmıyoruz?! Yani, emekliler çok mu iyi maaş alıyor? Emeklilerin aldıkları maaş… Efendim, çalışanlar yoksulluk sınırının altında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİM TUNÇ (Uşak) - Doğru Yol Partisi zamanında ne kadar maaş alıyordu?

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - O üslup yanlış; bak Sayın Milletvekili, o üslup yanlış, o üslup çok yanlış bir üslup. Bak, burada biz ne yapıyoruz: Burada bazı sorunlar var, toplumsal sorunlardır, belli bir kesimin sorunlarıdır ve bu sorunların kürsüden dile getirilmesi kadar doğal bir şey olamaz. Ben başta dedim ki, Sayın Bakanımın ve komisyonumun, ayrıca sizlerin görüşlerine arz ediyorum; ama, bunu yaparken buna bir hal çaresi bulunsun diye yapıyorum diyorum. Biz, farklı şeyler söyler iken, siz oradan farklı şeyler söylüyorsunuz. (AK Parti sıralarından gürültüler)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - İktidara geldiğiniz zaman yapmıyorsunuz, muhalefette konuşuyorsunuz!

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar, dinleyelim.

Siz de toparlayın lütfen.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, 40+40 YTL'yi öderken dönersermayelere bunu yüklemeyelim; çünkü, bazı dönersermayeler gerçekten bu parayı ödemeyecek. Bu 40 000 000 lirayı vereceksek devlet olarak biz verelim, yani Meclis olarak biz verelim, iktidar olarak verelim bunu; ama, dönersermayeye, bu 40 000 000'u siz vereceksiniz dediğimiz zaman, emin olun, oradaki çalışanlar, dönersermayeden bu 40 000 000 lira parayı, cüzi parayı alma noktasında sıkıntı çekecektir.

Diğer taraftan, biraz sonra, önergem var, önergeyle ilgili de konuşacağım; ama, özellikle 12 nci maddenin bir kısmının 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren yürürlüğe konması fevkalade iyi olacaktır. Zaten verilen 100 000 000 ve 40 000 000, yoksulluk sınırının altında ücret alan, açlık sınırının altında ücret alan birçok kamu çalışanının işine yaramadığı gibi, onların ekonomik koşullarını ve hayat standardını belirli bir düzeye getirmediği halde, bunun 1 nisandan sonra yürürlüğe girmiş olması, ayrıca üzerinde tekrar düşünülmesi, konuşulması ve irdelenmesi gereken bir konudur diyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - İsmail Bilen?.. Yok.

Şahsı adına, Ersönmez Yarbay; buyurun.

Süreniz 5 dakika Sayın Yarbay.

ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısı, elbette ki bazı kamu çalışanlarımıza birtakım avantajlar sağlıyor; ancak, bu Meclis, bütün ömrünü, hangi kesim daha fazla ses çıkarırsa, hangi devlet memuru, hangi bakanlık daha fazla ses çıkarırsa ona vakit harcıyor. Geçen hafta Sağlık Bakanlığı personeline birtakım avantajlar sağlamıştık; bu hafta da, başka memurlara birtakım avantajlar sağlıyoruz.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Paramız oldukça veriyoruz Ersönmez Bey.

ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) - Şu kanun tasarısının içerisine baktığımız zaman, bu kanun tasarısının içerisinde, performansa dayalı bir şey yok. Seyyanen, 40'ar milyon, 40'ar milyon lira yardım, zam yapılır diyor. Bu iş, bu şekilde olmaz. Bizim acil eylem planımız var. Acil eylem planında  "bir sene içerisinde, Kamu Personeli Reform Tasarısını Meclise getireceğiz. Performansa dayalı, ücrette adalete dayalı bir sistem getireceğiz" dedik. Bugün, bir odada 5 tane memur var, 5 tane devlet görevlisi var; 1 tanesi 657, 1 tanesi sözleşmeli, 1 tanesi işçi, 1 tanesi geçici, 1 tanesi de şirket personeli.

OSMAN ÖZCAN (Antalya) - Yakışıyor size bunlar!

ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) - Şimdi, biz… Bu 5 memur aynı işi yapıyorlar akşama kadar; fakat, akşam maaş almaya gittikleri zaman, farklı maaşlar alıyorlar. Onun için, biz, sağından solundan işi toparlayarak, işte, oraya, kimin sesi çıktıysa, oraya, işte şunu verelim, bunu verelim şeklinde bir adalet sağlayamayız ve Meclisin bu vaktine de çok yazık;  saatlerce de çalışıyoruz ve en çok tartışılan, en çok önerge verilen konu da bu konu. Neden; çünkü, herkes huzursuz.

Onun için, Sayın Bakanımızdan, sayın hükümetimizden, özellikle istirham ediyorum; acil eylem planındaki bu Kamu Personeli Reform Tasarısı, bir an önce gelmelidir. Aksi takdirde, 300 tane ücret var, 300 tane!.. Burada, Plan ve Bütçe Komisyonuna kanun tasarısı sevk edilirken yazmışlar -onları, burada, vaktinizi almamak için okumuyorum- giyecek yardımı, yiyecek yardımı, lojman tazminatı, bilmem şu, bu; 300 çeşit yardım var. Biz, bu 300 çeşit yardım içerisinde, hiçbir zaman adalet sağlayamayız. Neresini tuttuk, orasından, bir başka yerden adaletsizlik ortaya çıkar.

Biraz önce, buraya gelirken, bir hastaneden bir din görevlisi aradı "bu, din görevlilerine bir yardım yapıyorsunuz" dedi; evet... "Biz, hastanedeki din görevlileri olarak bu yardımdan istifade ediyor muyuz" dedi; bilmiyorum dedim.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Hayır…

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Dönersermayeden alıyorlar.

ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) - Evet, bilmiyorum…

Şimdi, müsaade eder misiniz… Bir başkası…

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, müdahale etmeyin, lütfen dinleyin hatibi.

ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) - Bakın, ben, şunun için… Çok açık. Burada, ben, tabiî, muhalefeti de eleştireceğim. Danışma Kurulu önerileri… Bir kesime bir şey geliyor diye -Danışma Kurulu önerilerinde- bu Meclis, uzun zamandır denetim yapmıyor; sözlü sorular cevaplandırılmıyor, araştırma konuları gündeme getirilmiyor. Dolayısıyla, biz, işte bir imkân sağlayalım… Ama, her getirdiğimiz kanun tasarısı, her getirilen kanun teklifi, bu şekilde, sağından solundan tutma olduğu için yeni bir adaletsizliğe yol açıyor.

Onun için, acil eylem planımızda da var. Bu işi bir bütün olarak ele almamız gerekiyor. Yoksa, yarın sabah, bu kanun çıktığı zaman, dediğim gibi, aynı odada oturan 5 kişiden 3'ü memnun, 2'si memnun değil. Sonra, memnun olmayanlar tekrar hükümete baskı yapacaklar, bu sefer 1'i için buraya tekrar bir kanun gelecek, 1'i memnun, 4'ü memnun değil. Bu sistemi yeni baştan ele almamız ve adaleti tesis etmemiz gerekiyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Madde üzerinde 3 adet önerge vardır.

Önergeleri önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 12 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Sadullah Ergin

İsmail Soylu

Fatih Arıkan

 

Hatay

Hatay

Kahramanmaraş

 

Fahrettin Poyraz

Alim Tunç

Ali Aydınlıoğlu

 

Bilecik

Uşak

Balıkesir

"Madde 12.- Bu Kanunun;

a) 1 inci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek 3 üncü maddesi 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

b) 1 inci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek 4 üncü madde, 3 üncü maddesinin (f) bendi, 5 inci maddesinin (a) ve (c) fıkraları 15/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

c) 3 üncü maddesinin (e) bendi ile 7 nci ve 9 uncu maddeleri 1/4/2006 tarihinde,

d) 6 ncı maddesi 1/7/2006 tarihinde,

e) 3 üncü maddesinin (d), (g) ve (h) bentleri, 4 üncü maddesi, 5 inci maddesinin (b) fıkrası yayımını izleyen aybaşında,

f) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer."

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasanın 12 nci maddesinin  c bendinin sonundaki 1/4/2006 tarihinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.

Saygılarımızla.

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Osman Özcan

Muharrem Toprak

 

Malatya

Antalya

İzmir

 

Mustafa Özyürek

Ensar Öğüt

 

 

Mersin

Ardahan

 

c) 3 üncü maddenin c bendi ile 6 ncı, 7 nci ve 9 uncu maddeleri 1/1/2006 tarihinde

BAŞKAN - Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1103 sıra sayılı kanun tasarısının 12 nci maddesinin (c) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

 

Mehmet Eraslan

Ümmet Kandoğan

Süleyman Sarıbaş

 

Hatay

Denizli

Malatya

 

Mehmet Erdemir

İbrahim Özdoğan

 

 

Yozgat

Erzurum

 

Madde 12.- (c) 3 üncü maddesinin (e) bendi ile 6  ncı, 7 nci ve 9 uncu maddeleri 01.01.2006 tarihinde,

BAŞKAN - Bu önerge en aykırı önerge, önce onu işleme alıyoruz:

Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge sahiplerine soruyorum: Konuşmak mı istersiniz, gerekçeyi mi?..

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Efendim, konuşmak istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Eraslan.

Süreniz 5 dakika.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ersönmez Yarbay'a katılıyorum; gerçekten, bu işin halli, eşit işe eşit ücret vermenin tek yolu, kamu personeli reformu yasasının bir an önce hazırlanıp Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilmesi ve seri bir şekilde yasalaştırılmasıdır. Onun dışında, burada bir adalet sağlamak mümkün değil; kimisine veriyoruz, kimisine veremiyoruz, kimisine az veriyoruz, kimisine hiç veremiyoruz. Dolayısıyla, 1,5 milyon insanımızı, kamu çalışanımızı, kamu personelimizi bu noktada tatmin edemiyoruz, bu noktada ekonomik koşullarını ve hayat standardını iyileştiremiyoruz.

Değerli arkadaşlar, bakın, sıkı bir para politikası var; yani, 57 nci hükümet döneminden, üçlü koalisyon döneminden başlayan, IMF programı endeksli bir ekonomik politika var. Bu ekonomik politikanın temeli, sıkı para politikası, sıkı malî politikadır; ücretlerin kısılması, sübvansiyonların azaltılması ve desteklerin kısılması, kamu harcamaları ve kamu yatırımlarının kısılmasına yönelik sıkı para politikası neticesinde, düşük ücrete, düşük ürün fiyatına ve yüksek girdi maliyetlerine, yüksek vergiye, artık, halkımızın, toplumumuzun katlanacak halinin, takatinin kalmadığı bir zemine doğru gidiyoruz. Aslında, bütün meselenin altında yatan bu.

Bakın, öğretmenlere ekders ücretinde artış yapıyoruz. 3 500 000 alıyordu öğretmen, şimdi onu 5 000 000 yapıyoruz; fakat, bunu 1 Ocaktan itibaren yapalım diyoruz bu önergemizle. Diyoruz ki, bu 1 Ocaktan itibaren yürürlüğe girsin; yani, çok zor bir hadise değil. 1 500 000'lik bir artışı yaparken, bunu 1 Nisandan itibaren değil, 1 Ocaktan itibaren yürürlüğe koyalım ki, öğretmenlerimiz, üç beş kuruş, biraz daha fazla para alsınlar; kredi kartlarını ve borçlarını daha rahat ödeyebilsinler düşüncesiyle, böyle bir önerge hazırlığı içerisine girdik.

Değerli arkadaşlar, bakın, polislerimiz, görevde olan polisimiz 376 000 000 lira emniyet hizmetleri tazminatı alıyor. Bu çok önemli. Sayın Bakanım, bu çok önemli. 376 000 000 lira emniyet hizmetleri tazminatı alıyor; ama, emekli olduktan sonra, polisimizin, bu 376 000 000 lirası ve yan ödemeleri, yan yardımları da düşüyor. 1 000 000 000 dolayında maaş alan polisimiz, emekli olduktan sonra, maalesef 610 000 000 lira civarında bir maaşla karşı karşıya kalıyor. Şimdi, 610 000 000 ne; 610 000 000, açlık sınırının altı değil mi?! Bunu, çarpın, bölün, toplayın, ne yaparsanız yapın, bu, açlık sınırının altında. Emekli olacak, rahat edecek, biraz kendine bakacak, istirahat edecek, emekliliğin keyfini çıkaracak derken, açlık sınırının altında bir maaşla karşı karşıya polisimizi bırakıyoruz.

Peki, diğer emeklilere bakıyoruz; bir SSK emeklisi, ortalama 458 000 000 maaş alıyor. Bu da açlık sınırının altında. Emekli Sandığına bağlı vatandaşımız, emekli olduğu zaman 590 000 000 maaş alıyor, Bağ-Kur emeklisi de 350, 355, 360 000 000 dolaylarında emekli maaşı alıyor.

Şimdi, emeklilerin önemli bir kesimi açlık sınırının altında ücret alırken, aylık alırken, kamu çalışanları yoksulluk sınırının altında. Bugün, Türkiye'de yoksulluk sınırı, 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 1 835 000 000 ve kamuda çalışan personelin yüzde 90'ı, hatta yüzde 90'ından fazlası bu rakamın altında maaş alıyor, yoksulluk sınırının altında maaş alıyor ve o yüzden, harcamalarını yaparken -bakın, kredi kartları kanununu görüştük- önündeki altı ayı, oniki ayı, onsekiz ayı, yani, yaşamadığı ayları, yaşamadığı günleri, geleceğini borç altına alarak, borçlanarak ve uzun vadeli tüketim harcamalarıyla idame ettirmeye çalışıyor hayatını.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Toparlıyorum.

Değerli arkadaşlar, hepimiz izledik, gördük; Fransa Hükümeti istihdam yasası çıkardı. İstihdam yasasında, 26 yaşından küçük olanların işten çıkarılmasının biraz kolaylaştırıldığı bir yasaydı Fransa'da çıkarılan istihdam yasası ve Fransa'da 1 000 000 insan toplandı ve hükümeti o noktada sıkıştırdı, tatsız olaylar yaşandı. Yani, ben, aziz milletimizin sağduyusuna, dayanışmasına, birlik ve beraberliğine, devletine olan saygısına inanıyorum ve güveniyorum, Meclise duyduğu saygıya inanıyorum ve güveniyorum. Ama, dünyada olup bitenler Türkiye'yi de etkiler; çünkü, toplumumuz, milletimiz, dünyada, Fransa'da ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşananları da görüyor. Eğer, milletimiz buna ses çıkarmıyorsa, bakın, bir dayanışmanın oluşundandır, bir birlik ve beraberliğin oluşundandır, bir millet duygusunun var oluşundandır; gelin, bu duyguları bozmayalım. Daha fazla, böyle, yaşama umutlarını ve yaşama sevinçlerini yitirmeyelim ve iktisadî açıdan, ekonomik açıdan biraz onlara katkıda bulunalım. Sosyal devlet anlayışının da gereği budur. Aksi takdirde, artık, milletimizin ve toplumumuzun, bu gelirsizlik ve bu yoksulluk, açlık ve sefalet, fakrüzaruret içerisinde yaşamanın, yaşama çabasının bir sonu mutlaka olur; ama, o sonun gelmemesi için, milletvekilleri olarak, yüce çatı olarak, Parlamento olarak bir an önce elimizden geleni yapalım diyorum ve özellikle…

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen… Son cümlelerinizi rica ediyorum.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Son cümlelerim…

…bu ilgili önergede vermiş olduğumuz bentlerin 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesini sizlerin görüşlerine arz ediyorum ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasanın 12 nci maddesinin C bendinin sonundaki 1/4/2006 tarihinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.

Saygılarımla.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya) ve arkadaşları

c) 3 üncü maddenin C bendi ile 6 ncı, 7 nci ve 9 uncu maddeleri 1.1.2006 tarihinde

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge sahibi arkadaşlar?..

Konuşmak istiyorsunuz… Buyurun Sayın Aslanoğlu.

Süreniz 5 dakika

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Efendim, vaktinizi almayacağım.

Değerli Başkan, Sayın Sadullah Ergin'in diliyle konuşuyorum. Burada öğretmenlerin ihtiyacı vardır, veriyor musunuz, vermiyor musunuz?

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 12 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Sadullah Ergin (Hatay) ve arkadaşları

"Madde 12.- Bu Kanunun;

a) 1 inci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek 3 üncü maddesi 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

b) 1 inci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek 4 üncü madde, 3 üncü maddesinin (f) bendi, 5 inci maddesinin (a) ve (c) fıkraları 15/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

c) 3 üncü maddesinin (e) bendi ile 7 nci ve 9 uncu maddeleri 1/4/2006 tarihinde,

d) 6 ncı maddesi 1/7/2006 tarihinde,

e) 3 üncü maddesinin (d), (g) ve (h) bentleri, 4 üncü maddesi, 5 inci maddesinin (b) fıkrası yayımını izleyen aybaşında,

f) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge sahipleri, konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutalım?

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Gerekçe…

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yürürlük maddesinin kabul edilen önergeler çerçevesinde yeniden düzenlenmesi ile örgün ve yaygın eğitim kurumlarındaki ekderslere ilişkin mevcut esas ve usullerin uygulanmasına, yeni esas ve usullerin yürürlüğü konulabilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan süre nedeniyle, ders yılı sonuna kadar devam edilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Şimdi, 12 nci maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

13 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 13.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyenler:

Gruplar adına, yok.

Kişisel söz istemi, İnci Özdemir… (AK Parti sıralarından "yok, yok" sesleri)

Değerli arkadaşlarım, ben, söz isteyenleri sunmak durumundayım. Eğer, yoksalar, yok olduğunu tespit ederiz, konuşmak istemiyorlarsa, onu da tespit ederiz, ondan sonra işlemi tamamlarız. Lütfen, dinleyin.

İsmail Bilen, Manisa Milletvekili, konuşmak istiyor mu?..

Mustafa Özyürek, kişisel söz isteminiz var...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Konuşmuyorum.

BAŞKAN - Konuşmuyorsunuz.

Ümmet Kandoğan?.. Yok.

Mehmet Eraslan?.. Yok.

Haluk Koç?.. Yok.

Ersönmez Yarbay?.. Yok.

Şimdi, soru-yanıt bölümüne geçiyoruz.

Sayın Ensar Öğüt, buyurun.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Sayın Başkanım, aracılığınızla Sayın Bakana bir soru soruyorum.

Sayın Bakanım, memurlara verilen bu 40 + 40'ın çok düşük bir rakam olduğunu kabul ediyor musunuz?

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Maddeyle ilgili değil Sayın Başkan.

Maddeyle ilgili sorun.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - İkincisi…

BAŞKAN - Maddeyle ilgili olsun lütfen.

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Maddeyle ilgili sormak zorundasınız.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Lütfen… Aynı konuyla ilgili.

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Hayır efendim, İçtüzüğe aykırı.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Bugün, neyi görüşüyoruz; memurlara verilen parayı değil mi Mahfuz Bey?

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Maddeyle ilgili sormak zorundasınız.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Maddeyle ilgili efendim.

BAŞKAN - Bir dakika arkadaşlar müdahale etmeyin.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Mahfuz Bey, madde nedir; yani, bugünkü görüştüğümüz konu ne; memurlara verilen para. Şimdi, bu para…

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Geçti…

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Bakın, müsaade eder misiniz.

… bazı memurlara veriliyor, bazılarına verilmiyor. Demin, sizin milletvekiliniz Ersönmez Yarbay Bey de söyledi, çok büyük adaletsizlik ve haksızlık var. Anayasada da bunun yeri yok. Bana mesaj geliyor, öğretmen diyor ki; yani, buradaki eşitsizlik ve adaletsizlik nasıl düzelecek, Büyük Millet Meclisi düzeltmeyip de kim düzeltecek bu işi?

Bu anlamda, öğretmenler olsun, subaylar, astsubaylar, uzman çavuşlar olsun, polislerimiz olsun, özellikle imamlarımız olsun… Şimdi, bakın, Doğu Anadolu'da, güneydoğuda, yani kırsal kesimde imamlık yapan köylerdeki imamlar çok perişan bir durumda arkadaşlar. Bu insanlar, bizim insanlarımıza ibadeti öğretiyorlar, cenazelerimizi kaldırıyorlar. Karda, kışta, inanın, onların ne kaloriferi var ne doğalgazı var; sobayla, tezekle ısınıyor, camilerini tezekle ısıtıyorlar. Yani, bu insanlara bir şey vermek zor bir şey değil ki!

Onun için, bir de, en önemlisi, muhtarlarımız… Demin arkadaşımız da söyledi, muhtarlarımız sorumluluk taşıyorlar ve bu muhtarlar, parayı, alıp kendi ceplerine koymuyorlar, merkeze giderken dolmuş parası olarak harcıyorlar. Yani, 240 000 lira verilen para muhtarlara bir para değil. O anlamda, bunların düzeltilmesiyle ilgili bir çalışmanız var mı Sayın Bakanım?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Yani, yayımlandığı anda yürürlüğe girecek olan yasa için böyle bir hazırlığınız var mı diyorsunuz.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Evet, bunlar düzelecek mi Sayın Başkanım, bunu diyorum ben.

BAŞKAN - Şimdi maddeyle ilgili oldu.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Sayın Bakan, bununla ilgili bir adaletsizliği, hatta, acil eylemdeki, planlarındaki eşitsizliği ve adaletsizliği kaldıracak bir doğru düzgün personel reformu getirecek mi?

BAŞKAN - Tamam, anlaşıldı.

Hüseyin Özcan.

HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Sayın Başkanım, Sayın Bakanıma soruyorum; gerçekten vicdanen rahat mısınız, 1.1.2006'dan itibaren başlatmadığınızdan dolayı memurlarımıza bu eködemeleri? Vicdanen rahat mısınız AKP Grubu olarak ve Sayın Bakan olarak?

BAŞKAN - Yani, maddenin, yayımlandığı an yürürlüğe girmesinden mi?

HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Girmesinden değil de, 1.1.2006'dan başlamasını istiyoruz. Bu konuda da önerge verdik, neden önergemize karşı çıktılar? Sabahtan beri de memurlara verdikleriyle övünen AKP yöneticileri ve Sayın Bakandan soruyorum; vicdanen rahat mısınız?!

BAŞKAN - Anlaşıldı.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan, maddeyle ilgili mi bu soru?!

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, konuşulan maddemiz 13 üncü madde. 13 üncü maddede "bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür" diyor. Şimdi, Sayın Öğüt'ün sorduğu soruyla alakası yok bu maddenin. Şimdi, ne yapayım ben Sayın Öğüt. Bak, üç haftadır konuşuyoruz burada, başka bir zaman sorsaydınız ya bunu; niye şimdi bunu soruyorsunuz yani?! Bak, güzel güzel anlatırdık. Peki…

Sayın Özcan, burada "bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür" diyor. Vicdan falan, burada öyle bir şeyler… Yani… Ama, ilgi