DÖNEM:
22 CİLT: 112 YASAMA YILI: 4
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
67 nci Birleşim
23 Şubat 2006 Perşembe
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GündemdIşI Konuşmalar
1.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in,
Azerbaycan'ın Hocalı Kentinde Ermeni askerlerince halka karşı yapılan katliamın
14 üncü yılı münasebetiyle gündemdışı konuşması
2.- Balıkesir Milletvekili Orhan Sür'ün,
çiftçinin, tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının yeniden
yapılandırılmasının önemine ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin
gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı
3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün,
Ardahan'ın düşman işgalinden kurtarılışının yıldönümü ile İlin kalkınması için
alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
B) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI
Önergelerİ
1.- Trabzon Milletvekili Şevket Arz ve 45
milletvekilinin, Trabzon'da son zamanlarda meydana gelen huzur bozucu olayların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/339)
C) Oturum BaşkanlarInIn KonuşmalarI
1.- TBMM Başkanvekili Ali Dinçer'in, Bursa
kent merkezinde iki büyük iş merkezinin çökmesi nedeniyle, yerleşim yerlerinde
yol ve altyapı çalışmalarının planlı ve programlı yapılmasının önemini
vurgulayan ve Bursa halkına geçmiş olsun dileklerini içeren konuşması
IV.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve
Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
3.- Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 607 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ile Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/278, 1/1034) (S. Sayısı: 17 ve
17'ye 1 inci Ek)
4.- Gülhane Askerî Tıp Akademisi Kanununun
Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve Millî
Savunma Komisyonu Raporu (1/277) (S. Sayısı: 1079)
5.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Hatay Milletvekili Sadullah Ergin ve 2 Milletvekilinin; Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/678) (S. Sayısı:1077)
6.- Avrupa Bölgesinde Yükseköğretimle
İlgili Belgelerin Tanınmasına İlişkin Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile
Dışişleri Komisyonları Raporları (1/1081) (S. Sayısı: 1036)
7.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 4
Milletvekilinin, Türk Tabipleri Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve 35 Milletvekilinin,
23.1.1953 Tarihli ve 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 3224 Sayılı
Yasa ile Değişik 60 ıncı Maddesinin Birinci Fıkrasının Değiştirilmesi Hakkında
Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu
(2/672, 2/604) (S. Sayısı: 1069)
8.- Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanun
Tasarısı; Gümüşhane Milletvekili Sabri Varan'ın, Banka Kartları ve Kredi
Kartları Hakkında Kanun Teklifi ve Avrupa Birliği Uyum ile Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/1147,
2/415) (S. Sayısı: 1082)
V.-
AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Çorum Milletvekili Feridun
Ayvazoğlu'nun, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in, konuşmasında, ileri sürmüş
olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması
VI.-
ÖNERİLER
A) DanIşma Kurulu Önerİlerİ
1.- Genel Kurulun çalışma süresinin, 1082
sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar uzatılmasına
ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VII.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YazIlI Sorular ve CevaplarI
1.- İstanbul Milletvekili Berhan
ŞİMŞEK'in, Devlet Denetleme Kurulunun Özelleştirme İdaresi Başkanlığıyla ilgili
raporuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/11341)
2.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın,
Maden Kanununda yapılan değişiklikten sonraki uygulamalara ilişkin sorusu ve
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/11401)
3.- Iğdır Milletvekili Yücel ARTANTAŞ'ın,
Dış Ticaret Müsteşarlığının yurtdışı teşkilatına ilişkin sorusu ve Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah GÜL'ün cevabı (7/11704)
4.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in,
bütçe görüşmelerindeki bir beyanına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/11765)
5.- Adana Milletvekili Tacidar SEYHAN'ın,
ihdas edilen kadrolara ve maden ruhsatlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/11786)
6.- İzmir Milletvekili Oğuz OYAN'ın,
Beydağ Barajı Projesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı
Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/11788)
7.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun,
bazı müteahhit firmalarla ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı
Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/11853)
8.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın,
Dünya Ticaret Örgütüne bulunulan taahhütlere ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/11869)
9.- İzmir Milletvekili Muharrem TOPRAK'ın,
kamu hastanelerinin gelir kaybının önlenmesine ilişkin Başbakandan,
Kamu hastanelerinin gelir kaybının
telafisine ilişkin Maliye Bakanından,
Soruları ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın
cevabı (7/11871, 11962)
10.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın,
Danıştayın TÜPRAŞ'ın bir grup hissesinin satışıyla ilgili kararına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/11888)
11.- Antalya Milletvekili Atila EMEK'in, orkinos
ihracatı ve ithalatına,
- Iğdır Milletvekili Yücel ARTANTAŞ'ın,
Iğdır'da şeker ürünlerini işleyen ve ihraç eden firmalara,
- İstanbul Milletvekili Kemal
KILIÇDAROĞLU'nun, bazı ilaçların yurt dışındaki satış fiyatlarına,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Kürşad
TÜZMEN'in cevabı (7/11902, 11904, 11905)
12.- İstanbul Milletvekili Bihlun
TAMAYLIGİL'in, Türk Telekomun imtiyaz sözleşmesine ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/11960)
13.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
Futbol Federasyonu seçimleriyle ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/12100)
14.- Karaman Milletvekili Mevlüt AKGÜN'ün,
kamu kurum ve kuruluşlarında iletişim merkezi kurulup kurulmayacağına ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı
(7/12101)
15.- Ankara Milletvekili Muzaffer R.
KURTULMUŞOĞLU'nun, Futbol Federasyonu seçimleriyle ilgili iddialara ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı
(7/12102)
16.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in,
Futbol Federasyonu Başkanı hakkındaki bir açıklamasına ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/12103)
17.- Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in,
Futbol Federasyonu seçimleriyle ilgili beyanına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/12105)
18.- İstanbul Milletvekili Hasan AYDIN'ın,
bir siyasî parti ve genel başkanının banka hesabı ile ilgili beyanına ilişkin
sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/12157)
I.- GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat
15.00'te açılarak dört oturum yaptı.
Bayburt Milletvekili Ülkü
Gökalp Güney, Bayburt'un düşman işgalinden kurtarılışının 88 inci yıldönümüne,
İzmir Milletvekili Yılmaz
Kaya, İmar Bankası mağdurlarının sorunlarına,
Çorum Milletvekili
Feridun Ayvazoğlu, Sungurlu İlçesindeki
istihdam sorunu ile elektrik kesintileri nedeniyle bazı firmaların
faaliyetlerini gerçekleştirememeleri sonucunda karşılaşılan sıkıntılara ve
alınması gereken tedbirlere,
İlişkin gündemdışı birer
konuşma yaptılar.
İzmir Milletvekili Serpil
Yıldız ve 19 milletvekilinin, enerji sektöründeki arz ve talep durumu ile
alternatif enerji kaynaklarının araştırılarak, muhtemel enerji krizi ve dışa
bağımlılık konusunda alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/338), Genel Kurulun bilgisine
sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde
yapılacağı açıklandı.
Hırvatistan Parlamentosu
Başkanı Vladimir Seks'in davetlisi olarak Hırvatistan'a resmî ziyarette
bulunacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'ın
beraberindeki Parlamento heyetini oluşturmak üzere gruplarınca isimleri
bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun
bilgisine sunuldu.
Çek Cumhuriyeti
Parlamentosu Dilekçe Komisyonunun, TBMM Dilekçe Komisyonu heyetini Çek
Cumhuriyetine resmî davetlerine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi
kabul edildi.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
3 üncü sırasında bulunan,
Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S.
Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon
raporu henüz gelmediğinden,
1 inci sırasında bulunan,
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 607
Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/278, 1/1034) (S. Sayısı: 17 ve
17'ye 1 inci Ek),
2 nci sırasında bulunan,
Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin (1/277) (S. Sayısı: 1079),
4 üncü sırasında bulunan,
Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısının (1/1030)
(S. Sayısı: 904),
Görüşmeleri, ilgili
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,
Ertelendi.
5 inci sırasında bulunan,
Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı; Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın,
Sosyal Güvenlik Barışı Yasa Teklifi; İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, Esnaf
ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Hakkında Prim Barışı Kanunu
Teklifi; Ankara Milletvekili Eşref Erdem'in, 1479 ve 2926 Sayılı Yasalarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Yasa Önerisi; Erzurum Milletvekili Mustafa Nuri
Akbulut'un, İş ve Sigorta Barışı Kanunu Teklifi; Manisa Milletvekili Hasan Ören
ve 42 Milletvekilinin, 1479 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa Ek Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi; Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün ile 28 Milletvekilinin, Bağ-Kur ve
SSK'ya Ait Birikmiş Prim Borçlarına Ödeme Kolaylığı Getirilmesi Hakkında Kanun
Teklifi; Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın, Sosyal Güvenlik ve Prim Barışı
Kanunu Teklifinin (1/1122, 2/116, 2/124, 2/137, 2/147, 2/379, 2/399, 2/457) (S.
Sayısı: 1066), görüşmelerine devam olunarak;
6 ncı sırasında bulunan,
Türk Silahlı Kuvvetleri Stratejik Hedef Planının Gerçekleştirilmesi Maksadıyla
Gelecek Yıllara Sari Taahhütlere Girişme Yetkisi Verilmesi Hakkında Kanunun Bir
Maddesinde (1/563) (S. Sayısı: 816),
7 nci sırasında bulunan,
Terörle Mücadele Kanununda (1/630) (S. Sayısı: 818),
8 inci sırasında bulunan,
Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları
Hakkındaki Kanunda (1/1017) (S. Sayısı: 1064),
Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarılarının;
Yapılan görüşmelerden
sonra, kabul edilip kanunlaştıkları açıklandı.
İstanbul Milletvekili
Ünal Kacır, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, konuşmasında,
şahsına sataştığı iddiasıyla bir açıklamada bulundu.
23 Şubat 2006 Perşembe
günü, alınan karar gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 20.44'te
son verildi.
Ali Dinçer
Başkanvekili
|
|
Ahmet
Gökhan Sarıçam |
Bayram
Özçelik |
|
|
Kırklareli |
Burdur |
|
|
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
Harun Tüfekci
Konya
Kâtip Üye
No.: 89
II.- GELEN KÂĞITLAR
23 Şubat 2006 Perşembe
Rapor
1.- Türkiye Cumhuriyeti
ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Ortaklık
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/1126) (S. Sayısı: 1095) (Dağıtma tarihi: 23.2.2006)
(GÜNDEME)
Meclis Araştırması Önergesi
1.- Trabzon Milletvekili
Şevket ARZ ve 45 Milletvekilinin, Trabzon'da son zamanlarda meydana gelen huzur
bozucu olayların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/339) (Başkanlığa geliş tarihi:
22/2/2006)
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
saati: 14.00
23 Şubat
2006 Perşembe
BAŞKAN:
Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP
ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli)
BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin
67 nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere
başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç sayın
milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, Hocalı katliamı
hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Haluk İpek'e aittir.
Azerbaycan Hocalı'daki katliamla ilgili, o
katliamda kaybettiğimiz bütün Azerbaycanlı kardeşlerimizin anısı önünde
saygıyla eğiliyoruz.
Buyurun Sayın İpek. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
III.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GündemdIşI Konuşmalar
1.- Ankara
Milletvekili Haluk İpek'in, Azerbaycan'ın Hocalı Kentinde Ermeni askerlerince
halka karşı yapılan katliamın 14 üncü yılı münasebetiyle gündemdışı konuşması
HALUK İPEK (Ankara)- Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 26
Şubat 1992 tarihinde Ermeniler tarafından Azerbaycan'ın Hocalı Kentinde Hocalı
halkına karşı yapılan katliamın 14 üncü yıldönümü sebebiyle gündemdışı söz
almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
26 Şubat, Azerbaycan'ın Karabağ Bölgesini
işgal eden Ermenilerin Hocalı'da yaptıkları katliamın boyutlarının, çeşitli
etkinlikler ve anma törenleriyle dünya kamuoyuna hatırlatıldığı, acıların
paylaşıldığı bir gün olarak tarih yapraklarında yerini almıştır.
Bugün, biz de, Türkiye Büyük Millet
Meclisi çatısı altında, onları anmak adına, bugünkü, bu konuşmayı hazırladık ve
bugün, şu anda, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında Azerbaycan'dan
gelen misafirlerimiz var, Millî Meclisin milletvekilleri var: Elman Mehmedov,
Hocalı'nın eski kaymakamı ve şu anda Millî Meclisin milletvekili, aramızdalar.
Yine, Havva Mehmedov, Han Kenti, yani katliamın gerçekleştiği, Karabağ'ın
başkenti olan Han Kentinin milletvekili ve şu an kendisi de aramızdalar. Yine,
Azerbaycan'ın Togus Kentinin başarılı milletvekili Ganire Paşayeva da
aramızdalar; bugünkü bu anma sebebiyle Meclisimize geldiler.
Kendilerine de hoş geldiniz diyorum.
(Alkışlar)
26 Şubat 1992 tarihinde, insanlığa karşı
en gaddar, en acımasız, toplu vahşet olaylarından biri olan Hocalı katliamı
işlenmiştir. Ermenilerin, Dağlık Karabağ'da ilk olarak saldırdıkları kent, 1991
yılında, şehir statüsü alan Hocalı Kentidir. Hocalı Kenti, yerleşim olarak çok
eskiye dayanmaktadır. Kentte 6 ncı Asra ait mezarlıklar bulunmaktadır. Aynı
zamanda Ermeni kentlerine komşu olan kent, bölge olarak yılda iki kere mahsul
alınabilen çok verimli topraklara sahiptir. Kent, etrafı dağlarla çevrili, çok
güzel manzarası olan bir kenttir.
Hocalı Kenti, Ermeni askerlerince beş ay
kuşatılarak diğer şehirlerle olan ilişkisi tamamen kesilmiş. 1992 Şubatının
25'ini 26'sına bağlayan gece saat 11 civarlarında Ermeni çeteleri Rus Silahlı
Kuvvetlerinin Yukarı Karabağ'da konuşlu 366 ncı birliğinin katılımıyla
Hocalı'ya saldırıya geçtikleri sırada, Hocalı'da, yaklaşık 160 kişilik Azeri
polis ve askeri vardı. Ermeni çetecileri, Hocalı'ya üç yönden saldırarak
Askeran yönünü açık bırakmışlardı. Askeran, zaten bir Ermeni yerleşim birimiydi;
bu yön, bilerek açık bırakılmıştı. Sabahın 05.00'inde uykudan uyanan Hocalı
halkı, kadın, çocuk, ihtiyarlar perişan bir halde, soğuk, karlı ve tipili bir
günde yollara döküldüler. Katliam, daha sonra kentin içinde başlatıldı. Hocalı
halkı, perişan bir halde kenti terk ediyor, daha doğrusu Azerbaycan'ın Akdam
Kentine ulaşmak için dağlara doğru kaçmaya çalışıyorlardı. Ne yazık ki, Akdam'a
ulaşmak için Ermenilerin elinde bulunan uzun bir bölgeden geçmek gerekiyordu.
İşte, vahşet de, bu yol üzerinde bütün çirkin yüzünü gösteriyor; Ermeni
çeteleri, savunmasız, perişan sivil Hocalı halkına mermi yağdırmaya devam
ediyordu. Arkada kalanlar, Ermeni katillerce hunharca öldürülüyordu.
613 Azerî Türkü o gece öldürülmüştür. 106
kadın, 63 çocuk ve 70 ihtiyarın başları kesilmiş, gözleri çıkarılmış, derileri
soyulmuştur. Hamile kadınlar, süngüyle delik deşik edilmiştir. Azerbaycan Kenti
Hocalı, tarihin kara ve tozlu sayfalarında yerini almak üzere yeryüzünden
silinmiştir.
O vahşeti yaşayan ve sonra Beyrut'a yerleşen
Ermeni Gazeteci Daud Kheyriyan "Haçın Hatırı İçin" isimli kitabının
62 ve 63 üncü sayfalarında konuyu şu şekilde aktarmaktadır: "…Gaflan denen
ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı'nın 1 kilometre batısında
bir yere, 2 Mart günü, 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında
bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı, yüzü morarmıştı. Soğuğa,
açlığa ve yaralarına rağmen hâlâ yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu.
Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada, Tigranyan isimli bir asker, onu,
tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra, tüm cesetleri yaktılar.
Bana, sanki, yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi
geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa'ya döndüm, onlar, haçın hatırı
için savaşa devam ettiler."
Sayın Başkan, diğerli milletvekilleri; 26
Şubat gününün, Türk dünyası ve Azerbaycan için en acılı günlerden biri olmanın
yanı sıra, aynı zamanda insanlık tarihi için de, kelimenin tam anlamıyla siyah
bir sayfa olduğuna, yukarıdaki ifadelerle, Ermeni gazeteci şahitlik etmektedir.
Hocalı'daki Ermeni eylemleri normal savaş
koşullarıyla anlatılamaz. Burada, Ermeni milisleri, savunmasız, kadın, çocuk ve
yaşlılara dahi işkence uygulamışlar ve bu işkenceler, Batılı medya
kuruluşlarınca, açık bir şekilde belgelenmiştir. Örneğin, haftalık The
Ekonomist Dergisi Hocalı katliamını şu şekilde tasvir etmiştir:
"Helikopter'den bakıldığında, bazı Azeri mültecilerin kaçmak istedikleri,
ancak buna rağmen yakalanarak öldürüldükleri açıkça görülebiliyor. Kasaba,
Ermenilerce 25 Şubatta ele geçirilmişti. Bir hafta sonra, erkek, kadın ve
çocukların cesetleri Nagorno Karabağ'ın karlı yamaçlarına saçılmış bir
vaziyette. Şurası açık ki, birçoğu keskin nişancılar tarafından öldürülmüşler.
Hayatta kalanlardan bir tanesi, Ermenilerin yerde yatanları dahi nasıl
öldürdüğünü anlattı. İki adamın derileri yüzülmüş, bir kadının ise parmakları
kesilmiş."
Hocalı'daki vahşet ve soykırım,
Ermenilerin "Büyük Ermenistan" ideali çerçevesinde, 1987 yılından
itibaren, Ermeni diasporasıyla birlikte yeni hedef olarak seçilen Dağlık
Karabağ bölgesinin Azerbaycan Türklerinden temizlenmesi amacına yönelik olarak
gerçekleştirilmiştir.
Bu temizlik harekâtı, sadece Hocalı'yla
sınırlı değildir. 1919 Ağustosunda, Nahcivan ve Şerür çevresindeki 45 köye,
Ermeniler, asker birlikleriyle hücum etmişler ve demiryolu boyuna yakın
köyleri, zırhlı vagonlardan ateş altına almışlardır.
Mayıs 1920 sonralarına doğru, Ermeniler,
Erivan'da Uluhanlı yanındaki Karadağlı adlı İslam köyünün ahalisini zorla
yerinden çıkararak, eşyalarını yağmayla kendilerini göçe mecbur etmişlerdir.
23-24 Mayıs 1920 gecesi, 300'den fazla
Ermeni süvarisi Uluhanlı'nın 5 kilometre kuzeyinde Cebeçalı Köyünü sararak, eli
silah tutan Müslümanları bir araya toplayarak bunların hepsini süngüden
geçirmişlerdir.
27 Haziran 1920 gecesi, yine Erivan'da,
Hacıbayram ve Haberbegli Köylerine baskın yapan Ermeniler, ahalinin malları ile
eşyasını hep yağmalamış, birçoğunu öldürmüş, kırgından kurtulan az bir kısmı
ise, Aras Irmağından güneye geçerken Ermenilerin baskını üzerine
boğulmuşlardır.
Azerbaycan ve başka yerlere gitmek üzere,
Erivan'daki Azerbaycan elçisinin verdiği pasaportu taşıyarak Erivan yanlarından
trenle Gence'ye giden 500 Müslüman, Gümrü yakınında vagonlardan indirilerek
hepsi öldürülmüştür.
6 Nisan 1920'de Ermeniler, Zengezor,
Ordubad, Vedi bölgelerindeki İslam köylerine, türlü askerî sınıflardan kurulu
nizamî birliklerle saldırarak, zulüm ve vahşiliğin en iğrenç biçimlerini,
insanlığın nefret edeceği alçaklıkları yapmışlardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Hocalı faciası, bir rastlantı eseri olmayıp, tersine, son ikiyüz yıldan bu
yana, Ermeniler tarafından Azerbaycan Halkına karşı yürütülen planlı ve kararlı
soykırım ve etnik temizlik siyasetinin sonucudur. Bu vazgeçilmez sinsi siyaset,
Ermeni diasporasının ve lobisinin, her türden desteği ve kışkırtmalarıyla
yıllarca sürdürülmüştür.
Hocalı katliamını daha iyi anlayabilmek
için, Azerbaycan arazileri üzerinde "Büyük Ermenistan"ı oluşturmak
hülyasında olan Ermenileri ve politikalarını çok iyi analiz etmek gerekir. İki
asrı aşkın bir süreci incelediğimizde, elverişli şartlar ortaya çıktığı zaman
öz niyetlerini hayata geçirmeye çalışmış, Azerbaycan arazilerinde silahlı
çatışmalar, anlaşmazlıklar çıkarmış, bugün, Ermenistan olarak isimlendirilen
arazilerde yaşayan Azerbaycanlıların ata yurtlarından ayrı kalmasına, bu
arazilerdeki Azerbaycan'a ait tarihî, kültürel ve arkeolojik abidelerin bir
bölümünün dağıtılıp mahvedilmesine, bir bölümün ise Ermenileştirilmesine nail
olmuş bir Ermeni stratejisinin altını çizebiliriz.
Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığı
neticesinde Azerbaycan topraklarının yüzde 20'sinin işgal altına alınması, 1
000 000'dan fazla Azerbaycan vatandaşının, kaçkın ve mecburî göçkün olarak
çadırlarda yaşamasıyla birlikte, işgal altındaki arazilerde, Azerbaycan
Halkının geçmişini ve bugününü aksettiren abideler planlı surette mahvedilmiş,
dağıtılmış ve Ermenileştirilmiştir. Ermeniler, işgal ettikleri arazilerde,
Azerbaycan'ın millî özelliklerini taşıyan tezahürleri mahvetmekle, onları sahte
yollarla değiştirip Ermenileştirmekle, köklü ve ezelî Azerbaycan topraklarına
sahip çıkmak istemektedir. Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığı, Azerbaycan ve
Azerbaycanlılar için büyük önem taşıyan, millî ruhu, millî özellikleri özünde
aksettiren binlerce tarihî, kültürel, İslamî ve arkeoloji abidelerinin yok
edilmesine sebep olmuştur.
Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığının
Azerbaycan kültürüne vurduğu darbenin ağırlığını hissetmek için bazı faktörleri
görmek gerekir. Anlaşmazlık neticesinde, Ermeni işgali altında kalan
topraklarda, Azerbaycan halkına ait 40 000'den fazla müze eşyası talan
edilmiştir; 500 kadar tarih-mimarlık, 100'den fazla arkeolojik abide,
onbinlerce eseri olan 22 müze, 4 resim galerisi, 4,6 milyon kitap ve el yazması
saklanan 927 kütüphane, 808 kulüp, 10 kültür ve dinlenme parkı, 85 müzik ve
kültür salonu, 20 kültür sarayı ve 4 devlet tiyatrosu Ermeni işgali altında
kalmış ve hızla yok edilmiştir.
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
HALUK İPEK (Devamla) - Peki efendim.
Ermeni işgalcileri tarafından, Şuşa'daki
ilk insan meskenlerinden olan meşhur Azıh ve Taclar Mağaraları, Aluen
Garakepek, Üzirliktepe abideleri, kurganlar askerî amaçlarla kullanılmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Hocalı katliamı, adı her ne olursa olsun, nasıl anılıyorsa anılsın, kim
tarafından, kime yönelik, hangi şart ve ne şekilde olursa olsun, sonuçta vahim
olayların yaşandığı bir vahşet var ortada. Hal böyleyken, insanlıkdışı bu
olayın, sadece ve sadece Azeriler ve Türkler tarafından anılarak kınanması
gerçekten çok üzücü. Diğer taraftan, bu katliamın, aradan ondört yıl geçmesine
rağmen, halen dünya kamuoyuna anlatılamamış olması da, maalesef, çok daha üzücü
ve düşündürücüdür.
Ne yazık ki, tarihin ve insanlığın bu en
kanlı trajedisi Hocalı'da yaşanırken ve üstelik, masum insanların hunharca
katledildiği cinayetin kanıtı niteliği taşıyan video kayıtları ve belgeleri
eldeyken, dünya kamuoyu yeterince bilgilendirilemeyerek yıllarca sonuç
alınamamıştır. Nihayet, Hocalı vahşetinin, dünya devletleri ve uluslararası
örgütlerce soykırım olarak tanınması için gerekli adımların tam olarak
atılamadığı anlaşılmıştır.
AGİK heyetlerinin, Birleşmiş Milletler
Genel Kurulunun ortaya koyduğu kararlara ve son olarak da Avrupa Konseyi
Parlamenterler Meclisi Siyasî İşler Komisyonu Üyesi David Atkinson'un
hazırladığı ve Kurulda kabul edilen rapora rağmen, Azerbaycan topraklarının
önemli bir bölümünü halen işgali altında bulunduran Ermeniler, halen,
uluslararası hukuku açıkça ihlal ederek Yukarı Karabağ'ı ve diğer 6 Azeri
bölgesini işgalleri altında tutmaya devam etmektedir.
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
HALUK İPEK (Devamla) - Ermenistan,
uluslararası hukuku hiçe sayan tavrından, bir an önce vazgeçmelidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri, Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı
bünyesindeki Minsk Grubunun bir üyesi olarak, Güney Kafkasya'da, bölgesel güç
sıfatıyla Yukarı Karabağ sorununun çözüm sürecine, sorunun başlangıcından bu
yana, katkı sağlama yönünde aktif politika izleyen Türkiye Cumhuriyeti, bu
politikasına devam edecektir.
Ermeni işgalinden kaynaklanan Yukarı
Karabağ sorunu Güney Kafkasya'da istikrarı olumsuz yönde etkilemektedir. Çözüm,
Azerbaycan Halkının kabul edebileceği barışçı bir çözüme, Türkiye'nin de
desteğiyle ulaşmasıdır. Çözüm, Ermenilerin işgal ettikleri Azeri topraklarından
bir an önce çekilmesidir.
İnsan haklarına saygılı, duyarlı,
sağduyulu herkes ve her kesim, Hocalı katliamının dünya kamuoyu nezdinde
tanınması amacıyla gerekli katkıları ortaya koymalıdır.
Bu vesileyle, Ermeni katillerce öldürülen
Hocalı halkını rahmetle anıyor, hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Akdemir.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Ben, Hocalı
katliamının yıldönümü dolayısıyla, yerimden, kısa bir söz almak istiyorum.
BAŞKAN - İçtüzük 60/4'e göre söz veriyorum
size. Çok kısa olmak kaydıyla, siz de, Hocalı katliamıyla ilgili bir açıklama
yapacaksınız yerinizden.
Buyurun.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sayın Başkan,
sayın milletvekilleri; bugün, burada, Hocalı'da meydana gelmiş olan katliamın
14 üncü yılını idrak ederken, bütün insanlığa ve dünyaya haykırmak istiyorum
Türkiye Büyük Millet Meclisinden. Bundan tam ondört yıl önce Azerbaycan
Hocalı'da gerçekleştirilen katliam, insanlık tarihinin karanlık sayfalarında,
en kötü yerini almıştır. Bu katliam, dünya üstünde hiçbir canlı varlığın bir
diğerine reva göremeyeceği zalimlik içinde gerçekleştirilmiştir. Müsebbipler,
evrensel bilincin en müstesna yerinde korunan insanlık onur ve itibarını da
kaybetmişlerdir. Aradan geçen yıllar boyunca, Ermeni politikaları, yalanlar ve
saptırmalarla, yaşananları unutturmaya ve gerçekleri örtmeye çalışmıştır; ama,
gerçek, balçıkla sıvanmaz bir güneştir. Bu sayede, bu suçu işleyenler, tarihin
önünde muhakkak hesap verecekler ve insanlık vicdanında mahkûm olacaklardır.
Bu düşüncelerle, bu katliamda hayatını
kaybedenlere bir kez daha Allah'tan rahmet, Azerbaycan Halkına başsağlığı
diliyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım,
Ermeniler, halen, Yukarı Karabağ ve 6 Azeri bölgesini işgal etmekte ve bu
arada, 1 000 000'a yakın kaçkın perişan halde yaşamaktadır. Bu şekilde,
Ermeniler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 822, 553, 874 ve 584 sayılı
kararlarını ve uluslararası hukuk kurallarını çiğnemektedir. Bu sorun,
Türkiye'nin de üyesi olduğu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı bünyesinde,
Minsk Grubu tarafından çözümlenmelidir.
Değerli arkadaşlarım, Birleşmiş Milletlere
üye tüm ülkeler gerçekten barış istiyorlarsa, üzerlerine düşeni yapmalıdırlar;
aksi takdirde, bu mezalimin ortağı konumuna düşeceklerdir.
Diğer taraftan, Yukarı Karabağ sorununun
çözümüne ilişkin ve Ermeni soykırımı iddialarına karşı, bizlerin de sağlam bir
politika oluşturması gerekmektedir. Çete cinayetlerini, milletimizin soylu tarihini
karartmak için kullanmaya kimsenin hakkı olmamalıdır. Bugün, Amerika Birleşik
Devletleri ve Avrupa Devletlerinin bazılarında, Ermeni kuruluşları, kendi
çıkarları doğrultusunda ve saptırılmış bilgilerle kitleleri yanıltmaktadırlar.
Bunlar, her türlü medya aracını kullanmaktadır.
Bir millet iki devlet olarak Azerbaycan ve
Türkiye, politikasını bu yönde geliştirmeli, biz de bir konsorsiyum
oluşturmalıyız. Bu konsorsiyum, her iki devletin Yüce Meclislerinin, siyasî
partilerinin, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile isteyen herkesin
katılım sağlayacağı bir platform olmalıdır.
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen Sayın
Akdemir.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Toparlıyorum
Sayın Başkanım.
Tarihî gerçeklerin anlatılmasına yönelik
programların geliştirilmesi, kendi gençliğimizin yanı sıra, yabancı ülkelerin
gençliğinin de bu konuda aydınlatılması, her türlü iletişim yönteminin ve medya
aracının kullanılması hedeflenmelidir. Bunun için, Türkiye ve Azerbaycan'ın
yanı sıra, Fransa, Almanya, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri gibi
ülkelerde yaşayan gençler için eğitim programları hazırlanmalıdır. Bilimsel
toplantılar, tartışmalar ve paneller yapılmalıdır. Bu çalışmaların sonucunda,
tarihini bilen ve hakkını savunan sorumlu bir Türk kuşağı yetişeceği gibi, dünya
genelinde de, aydınlanmış bir genç kuşak çoğalmış olacaktır. Ayrıca, Ermeni
lobilerinin etkisi azalacak, gerçek, daha geniş kitlelere yayılacak ve bu
sayede, devlet politikaları, uluslararası siyaset yön değiştirecektir.
Değerli arkadaşlarım, bugün, buradan bir
duyuru yapmak istiyorum: Haydar Aliyev Vakfı ve Azerbaycan Büyükelçiliği
tarafından düzenlenen Estergon Kalesindeki katliamı gösteren sergiyi, Türk
vatandaşlarının görmesini temenni ediyorum.
Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Toparlayın lütfen.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sözlerimi
tamamlarken, Allah'tan, Azerbaycan ve Türk Halkına ve tüm insanlığa, bir daha
bu şekilde katliam göstermemesini diliyor; Yüce Meclisi saygılarımla
selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN- Gündemdışı ikinci söz, çiftçilerin
tarım kredi borçlanmaları hakkında söz isteyen Balıkesir Milletvekili Orhan
Sür'e aittir.
Buyurun Sayın Sür.
2.-
Balıkesir Milletvekili Orhan Sür'ün, çiftçinin, tarım kredi kooperatiflerine
olan borçlarının yeniden yapılandırılmasının önemine ve bu konuda alınması
gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker'in cevabı
ORHAN SÜR (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, değerli milletvekili
arkadaşlarım; Türk çiftçisinin tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının
yeniden yapılandırılmasındaki son durumu sizlerle paylaşmak istiyorum; Yüce
Meclisi ve bizleri izlemekte olan vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Çok değerli arkadaşlarım, 3 Kasım 2002
Seçimlerinden önce parlamenter adayı olarak köylere gittiğimizde, inanıyorum
ki, hepimize, tarım kredi kooperatiflerinden borç alıp, bu borcu ödeyemeyen ve
ödeyemeyecek duruma düşen vatandaşlarımızın
müracaat ettiğini biliyoruz. Zaten, bu talepler haklı görüldü ki, 2003
yılının bahar aylarında, bu sıralarda, bu borçların yeniden yapılandırılması
konusunda bir tasarı vardı, bu tasarıyı görüştük ve bu tasarıyı yasalaştırdık.
Kabul tarihi 6.6.2003 olan 4876 sayılı Yasayla, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat
Bankası Anonim Şirketi ve Tarım Kredi Kooperatifleri Tarafından Üreticilere
Kullandırılan ve Sorunlu Hale Gelen Tarımsal Kredilerin Yeniden
Yapılandırılmasına İlişkin Kanunu çıkardık. Bu kanuna göre, 1.5.2003 tarihi
itibariyle, yeni bir hesaplama yöntemi gündeme getirildi; Devlet İstatistik
Enstitüsü tarafından tespit edilen tarım sektörüne ilişkin toptan eşya fiyat
endeksi burada önemsendi ve çiftçilerimizin borçları yeniden hesaplandı. Bu
borcu yeniden yapılandırmak isteyen çiftçilerimiz, 160 gün içinde yazılı olarak
müracaat ettiler, hesaplanan yeni borcun yüzde 10'unu peşin ödediler, geri
kalanını da 3 taksitle, birer yıl arayla; 2003 yılının ekim ayı sonuna kadar, 2004 yılının ekim ayı sonuna kadar,
2005 yılının ekim ayı sonuna kadar ödemeyi taahhüt ettiler.
Bu müracaatı yapan köylülerimiz,
üreticilerimiz yüzde 10'larını ödediler, 2003 yılının ekim ayı sonuna
gelindiğinde ilk taksitlerini ödediler, 2004 yılının ekim ayı sonuna
gelindiğinde ikinci taksitlerini ödediler; son bir taksitleri kalmıştı borçtan
kurtulabilmek için, bunun süresi de 2005 yılının ekim ayı sonuydu. Yine, yasaya
göre bir üç aylık uzatım verilebiliyordu; doğal olarak, 30 Ocak 2006 tarihine
kadar son taksitlerini ödeyip, bu yükümlülükten kurtulacaklardı.
Değerli arkadaşlarım, hepimiz biliyoruz
ki, ülkemizde tarımla uğraşan üreticimiz çok zor durumda. 2000'li yılların
başında yaşanan krizin, tarımla uğraşan insanımızı, 2003'te, 2004'te, 2005'te
vurmaya devam ettiğini ve tarımla uğraşan insanımızın, ürettiği hiçbir ürünün
bir değerinin olmadığını, emeğinin karşılığını alamadığını hepimiz biliyoruz.
Buna rağmen, tarım krediden aldığı borcu ödemeye çalışan vatandaşlarımız
2003'te, 2004'te bu paraları ödediler. 2005'te son taksite gelindiğinde,
elbette, büyük bir kısmı bu taksiti ödeyebilmek için elinden gelen her şeyi yaptı;
borç aldı, dert aldı, ödedi. Ama, ödeyemeyen, yani, 30 Ocak 2006 tarihi
itibariyle, aldığı borcun son taksitini ödeyemeyen vatandaşlarımıza, şimdi,
tarım kredi kooperatiflerinden bir yazı gelmeye başladı. Şimdi, size bu yazıyı
okumak istiyorum; çünkü, seçim bölgem Balıkesir'in çeşitli tarım kredi
kooperatiflerinden kredi kullanan vatandaşlarımdan, bana, çok çeşitli, bu
yazının örnekleri, fotokopi olarak gönderildi, faksla gönderildi.
Şimdi, bir tanesini okuyorum; 785 sayılı
Soğucak Tarım Kredi Kooperatifinin -Balıkesir'in Savaştepe İlçesindeki bir
kooperatifin- vatandaşlarımıza gönderdiği yazı aynen şu:
"Kooperatifimizden kullandığınız krediler, üç yıl tarafınızca
taksitlendirilmiş idi. İlk iki taksit miktarını ödediniz; ancak, son taksit miktarını,
vadesi olan 31.10.2005 tarihinde ödemediniz. Ancak, verilen eksüre tarihi olan
30 Ocak 2006 tarihinde de ödemediğinizden dolayı, krediniz faiziyle birlikte
kanunî takibe alınmış olup, en kısa sürede borcunuzu ödemediğiniz takdirde
derhal icra takibi başlatılacaktır. Önemle bilgilerinizi rica ederim."
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu yazı, hem
krediyi kullanan vatandaşa hem de tarım kredi kooperatifinden bu krediyi
çekerken o vatandaşa kefil olan vatandaşa gönderildi.
Şimdi, burada, gönderilen rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum; Balıkesir
Savaştepe'nin İsadere Köyünden: Borçlu, Muhammed Karagöz; kefil, Muhterem
Karagöz; son taksit olarak, yani, 30 Ocak 2006'da ödemesi gereken rakam 840 000
000 lira. Bu parayı bu vatandaşımız ödeyememiş. Şimdi, hem borçluya hem kefile
gönderilen rakamı söylüyorum: 11 356 760 000 lira değerli arkadaşlarım.
Şimdi, ikinci bir rakam, ikinci bir örnek;
yine, İsadere Köyü Savaştepe'nin: Borçlu, Abdullah Kılıç; kefil, Süleyman
İşbilen; son taksit 700 000 000 lira, 30 Ocak itibariyle; şu anda istenilen
para 7 581 770 000 lira.
BAŞKAN - Orhan Bey, toparlayalım.
ORHAN SÜR (Devamla) - Bitiriyorum Sayın
Başkanım.
Yine, Savaştepe'nin Karapınar Köyünden bir
örnek vermek istiyorum: Borçlu, Hüseyin Afacan; kefil, Kadir Kurter; son taksit
875 000 000, şu anki borç 14 128 560 000 lira.
Değerli arkadaşlarım, bu, bizim
köylümüzün, cefakâr köylümüzün, ürettiği hiçbir ürün para yapmayan köylümüzün
ödeyebileceği bir değer değil. Tarım kredi kooperatiflerinin bu parayı bu
şekilde talep etmelerinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Zaten, biz de buradan
yasayı çıkarırken, zamanında borcunu ödeyemeyenlerden bu paranın nasıl
alınacağı konusunda da bir 6 ncı maddede örnekleme yapmışız. Diyoruz ki,
tarımdaki TEFE'nin 5 puan üzerindeki bir faizle, üç ay içinde geciktiği
parayı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
ORHAN SÜR (Devamla) - ...iyileştirmede...
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Nasıl
iyileştirme?!
ORHAN SÜR (Devamla) - İyileştirme...
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Nasıl
iyileştirme?! Yarı yolda bırakmış adamı.
ORHAN SÜR (Devamla) - Yarı yol değil,
bitti artık.
BAŞKAN - Orhan Bey, Orhan Bey, siz Genel
Kurula hitap edeceksiniz.
ORHAN SÜR (Devamla) - Tabiî, tabiî.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Badazlı, siz de
dinleyeceksiniz diğer Genel Kurul üyeleri gibi.
ORHAN SÜR (Devamla) - Şimdi, bu
iyileştirmenin, bu yapılandırmanın ortasında değiliz artık, sonuna geldik,
sonuna, son taksitten bahsediyoruz; yani, aradaki bir taksiti ödemeseydi, başa
dönmekte hakkı vardı; ama, aradaki taksitler ödenmiş, yüzde 10 peşin ödenmiş,
2003 yılında ödenmesi gereken taksit ödenmiş, 2004 yılında ödenmesi gereken
taksit ödenmiş, son taksite gelmişiz. Rakam açık; 840 000 000 lira ödediğinde
vatandaşın borcu bitiyor; ama, 840 000 000 lirayı ödeyememişse, 30 Ocak 2006'da ta başa dönüyorsunuz, 11 000 000 000 lira para istiyorsunuz. 875 000 000 için 14 000 000
000 lira para ödüyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, insaf; 875 000 000
lirayı ödeyemeyen köylü 14 000 000 000 lirayı ödeyebilir mi?! Bu köylünün eti
para yapmıyor, sütü para yapmıyor, buğdayı para yapmıyor, tütünü, pamuğu, üzümü
para yapmıyor; bu parayı da ödeyeceksin diyoruz. Bu konuda hükümetimizin
gerekli önlemi almasını rica ediyorum.
Yüce Meclisi ve bizleri izleyen
vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Balıkesir Milletvekili Sayın
Orhan Sür'ün konuşması üzerine söz isteyen Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın
Mehdi Eker'i kürsüye davet ediyoruz.
Buyurun Sayın Eker. (Alkışlar)
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Diyarbakır) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli
üyeleri; Balıkesir Milletvekili Sayın Orhan Sür'ün, çiftçilerin tarım kredi
borçlanmaları konulu gündemdışı konuşmasına cevap vermek üzere
huzurlarınızdayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
AHMET ERSİN (İzmir) - 800 000 000 nasıl 14
000 000 000 oldu Sayın Bakan, bunu söyler misiniz?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) - Biraz sabredin.
AHMET ERSİN (İzmir) - Kredi kartlarını da
geçti bu yani!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) - Biraz sabredin.
BAŞKAN - Dinleyelim arkadaşlar,
dinleyelim.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabiî, öncelikle, bu
konuyla ilgili, konunun bugün iyi anlaşılabilmesi için, konunun dün içinde
bulunduğu durumu arz etmemiz gerekiyor. Ben, izninizle, bir silsile içerisinde
bu konuyu ele alacağım.
Bildiğiniz gibi, Hükümetimiz kurulduğu tarihte
765 000 üreticimizin, Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine yaklaşık
2,8 milyar YTL -yani, o günün parasıyla 2,8 katrilyon Türk Lirası- borcu
bulunmaktaydı ve bunların 211 000'i de borçlarını ödeyemedikleri için haciz
takibinde ve cezaeviyle karşı karşıyaydılar. O gün yaptığımız tespite göre de,
bu borcun 1,5 milyar YTL'si Ziraat Bankasına, 1,3 milyar YTL'si de tarım kredi
kooperatiflerine aitti.
AK Parti Hükümeti, iş başına geldikten
sonra, temerrüt faizleriyle katlanarak ödenmez hale gelen bu kredi borçlarını
ödenebilecek şekilde yeniden yapılandırdı ve bu çerçevede, demin arz ettiğim
2,8 milyar YTL'lik borcun 1,450 milyar YTL'si bir kalemde silinmiş, geri kalan
1,350 milyar YTL'si de yeniden yapılandırılmıştır. Buna göre, bu kapsamdaki çiftçimiz
eğer borcunun yüzde 10'unu peşin olarak ödemişse, geri kalanı, Ekim 2003, Ekim
2004 ve Ekim 2005 dönemlerinde kalan borç üç yıla yayılmıştır. Borcunu tek
seferde kapatmak isteyen üreticilerimize ise yüzde 30 oranında bir indirim
imkânı sağlanmıştır. Yapılandırma sonucunda, 285 000 çiftçimiz, 269 000 000
YTL'ye inen borcunu peşin olarak ödemeyi tercih etmiş. Yine, 380 000
üreticimizi ilgilendiren 1,083 milyon YTL tutarındaki borç, üç yılda
ödenebilecek şekilde taksitlendirilmiştir.
2006 yılına geldiğimizde, ödeme güçlüğü
çekilen borç miktarı, sadece 97 000 000 YTL'dir. Yani, bu bahsettiğimiz borcun
büyük bir kısmı, bu yeniden yapılandırılmayla esasen ödenmiş, sadece sıkıntı
çekilen konu, yani, ödenmez, ödenememiş durumdaki borcun miktarı 97 000 000
YTL'ye inmiştir.
Yapılandırılan borç miktarı üzerinden geri
ödeme oranı yüzde 88'leri aşmıştır. Yapılandırmadan faydalanan çiftçi sayısı
üzerinden borcunu ödeyenlerin oranı ise, yüzde 83'ler seviyesine ulaşmıştır. Bu
da, doğrusu, bu uygulamanın başarılı olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Borçların yapılandırılmasına ve üç yıl
gibi bir süreye yayılmasına rağmen, halen ödeme güçlüğü çeken çiftçilerimizin
borçlarını ödeyebilmeleri için, Ziraat Bankası, ödeme tarihini 2006 Mayıs ayı
sonuna kadar uzatmıştır.
ORHAN SÜR (Balıkesir) - Tarım kredi
kooperatifleri…
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) - Tarım Kredi Kooperatifleri Yönetim Kurulu da, çalışmalarında
Ziraat Bankasını takip etmektedir ve önümüzdeki hafta içerisinde Tarım Kredi
Kooperatiflerinin Merkez Birliğinin Yönetim Kurulu, bu konuyu, yine Ziraat
Bankasının yaptığı şekilde, bunu gündemine almış ve önümüzdeki hafta bu konuyu
gündemine alıp konuşacak ve inşallah, olumlu bir şekilde bunu karara
bağlayacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
iktidara geldiğimiz zaman, bildiğiniz gibi, tarımsal kredi faizleri yüzde
59'du. Faiz oranları 2003 yılında yüzde 39'a, 2004 yılında yüzde 28'e ve 2005
yılında ise yüzde 8 ile 15 aralığına düşürülmüştür.
Kredi faizlerinin düşmesiyle, 2002 yılında
haciz kıskacına düşmüş olan çiftçimizin, Hükümetimiz tarafından sağlanan
fırsatları nasıl değerlendirdiğine bakacak olursak, durumu daha iyi anlamış
olacağız. 2002 yılında Ziraat Bankasından 227 000 000 YTL kredi kullanan
çiftçimiz, 2005 yılı sonunda 2 160 000 000 YTL kredi kullanmıştır. Kredi
kullanım oranı 2002 yılına göre yaklaşık 10 kat artmıştır. 2005 yılında Ziraat
Bankasından kullanılan tarımsal kredilerin yaklaşık 1,9 milyar YTL'si, yani,
yüzde 91'i de sübvansiyonlu selektif kredilerden oluşmuştur. Yani, yüzde 8-15
diyoruz ya, daha çok bunun büyük kısmı yüzde 8'lik orana tekabül etmekte.
Tarım kredi kooperatifleri tarafından
çiftçimize kullandırılan kredilere baktığımızda ise 2003 yılında çiftçimizin
kullandığı kredi miktarı 657 000 000 YTL iken, 2005 yılında bu miktar 1,1
milyar YTL'ye ulaşmıştır. Sonuç olarak, bizden önceki dönemde borç takibi
yüzünden Ziraat Bankasının önünden bile geçemeyen çiftçi, bugün, Hükümetimizin
sağladığı imkânlarla ve yaptığı düzenlemelerle tekrar sübvansiyonlu kredilerden
istifade etmekte ve kredi kullanabilmektedir. Hatta, zaman zaman Ziraat
Bankasının bu tür kredi taleplerini karşılamakta güçlük çeker hale geldiğini
bile bilmekteyiz.
Değerli milletvekilleri, ben, tabiî, Sayın
Sür'ün söylediği, o vatandaşlarımızla ilgili spesifik olarak işaret ettiği
hususları da ben alacağım, o konuyla ilgili de ayrıca vereceğim.
Bir de Yüce Heyetinize şu bilgiyi sunmak
istiyorum: Hükümetimiz döneminde hiçbir şekilde Tarım Kredi Kooperatifleri
Merkez Birliği vasıtasıyla hiçbir çiftçimize şu ana kadar ne haciz işlemi
uygulanmış ne de icra işlemi uygulanmıştır. Bunu da ben Yüce Meclisin bilgisine
sunmak istiyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - İzmir Milletvekili Ahmet Ersin Bey,
yerinden söz talebiniz kısa bir süre için; buyurun.
Ahmet Bey, kısa ve öz bir şekilde konunuzu
aktaracaksınız.
AHMET ERSİN (İzmir) - Teşekkür ederim
Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, Hakkâri Merkez, Yüksekova
ve Şemdinli ilçelerinde yaşanan olaylarla ilgili, Mecliste grubu bulunan üç
partinin girişimiyle kurulan araştırma komisyonu 7 Aralık 2005 tarihinden beri
çalışmalarını sürdürmektedir. Bilindiği gibi, araştırma komisyonlarının,
sağlıklı sonuç almak bakımından, Anayasa ve İçtüzükten kaynaklanan zorlukları
vardır. Şemdinli Araştırma Komisyonunun ise, olayın yargıya intikal etmiş
olması nedeniyle ilave zorlukları bulunmaktadır; çünkü, hazırlayacağı raporla,
hem olayları doğru tespit etmek ve hem de yargıyı etkilememek durumundadır.
Bütün bu zorluklar ve sıkıntılar yetmezmiş gibi bir de hükümetin ve özellikle
bazı sayın bakanların, komisyon çalışmalarını ve doğru sonuca ulaşmayı daha da
zorlaştıran, hatta engellemeye çalışan girişimleri vardır.
Sayın Adalet Bakanının, Hükümet Sözcüsü
olarak, araştırılan olaylar hakkında bilgisine başvurulacak kamu görevlilerinin
neleri söyleyip neleri söylemeyeceklerine ilişkin açıklamaları ve Sayın
İçişleri Bakanının da bunu destekleyen beyanları kafaları karıştırmıştır. Sayın
Bakanların, bilgilerine başvurulacak kamu görevlilerini, kızgın yüz ifadesi ve
tehdit içeren sözlerle yönlendirmeye çalışmaları, komisyonu bloke etmek,
baltalamak ve sonuçsuz bırakmak ve dolayısıyla da, olayların üstünü örtmek
amacını taşıdığı açıktır.
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
AHMET ERSİN (İzmir) - Son cümlelerim.
Yine bugün aldığım bilgiye göre,
komisyonun, Şemdinli olayları hakkında bilgisine başvuracağı kamu
görevlilerinin markaj altında tutularak, önceden enforme edileceklerini ve
hükümeti sıkıntıya sokacak bilgiler vermemeleri için uyarılacaklarını öğrendim.
Sayın Başkanım, Meclis iradesine ve
komisyon çalışmalarına müdahalenin açık örnekleri olan bu girişimleri, sayın
milletvekillerinin ve Sayın Meclis Başkanının bilgisine sunuyorum.
Saygılarımla arz ederim.
BAŞKAN - Gündemdışı üçüncü söz, Ardahan
İlinin kurtuluş yıldönümü münasebetiyle söz isteyen Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt'e aittir.
Buyurun Sayın Öğüt. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
3.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan'ın düşman işgalinden kurtarılışının
yıldönümü ile İlin kalkınması için alınması gereken tedbirlere ilişkin
gündemdışı konuşması
ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Sayın Başkan,
değerli arkadaşlar; Ardahan'ın kurtuluşu nedeniyle söz almış bulunuyorum.
Sözlerime başlamadan önce, Partimizin üyesi, Ardahan'ın sembolü olan Hacı Enver
Balcı'yı, 87 yaşında, geçen hafta kaybettik. İsmet Paşanın askeri, çok iyi bir
Atatürkçü, Partimizin de üyesi olan Enver Balcı'ya Allah'tan rahmet diliyor,
yakın ailesine de başsağlığı diliyorum.
Değerli arkadaşlar Ardahan'ın kurtuluşu
deyince, benim aklıma Türkiye'nin kurtuluşu geliyor. 1877-78 Osmanlı-Rus
Savaşında, Ardahan işgal altında kaldı, tam kırküç yıl ve Ardahan'da,
cumhuriyete yakın dönemlerde, 3 Ocak 1919'da, daha Atatürk Samsun'a çıkmadan
önce Millî Şûra Hükümeti kuruldu. Bu Millî Şûra Hükümeti, Kars'ta kurulan Millî
Şûra Hükümetiyle birlikte, Kâzım Karabekir Paşayla birlikte Atatürk'e büyük
destek verdi. Atatürk'ün, Erzurum Kongresinden önce, padişah tarafından
rütbelerinin sökülmesinden sonra "aman, ne oluyor, Atatürk asılıyor
mu" dedikodusuna Kâzım Karabekir Paşayla birlikte, Kars, Ardahan, Iğdır
halkı, askeriyle beraber Erzurum'a geldi "Paşam, kur cumhuriyeti,
yanındayız" dediler.
Şimdi, buradan, şunu çıkartıyoruz: Demek
ki, Türkiye'nin, Kars ve Ardahan'a, Iğdır'a, o bölgeye bir borcu var. Eğer,
biz, o gün o meşaleyi başlatmamış olsaydık, Mustafa Kemal Kuvayı Milliye
hareketini başlatmamış olacaktı. Belki, bugün, bu Mecliste biz de olmayacaktık.
Şimdi, Türkiye'nin madem bu bölgeye borcu
var, Türkiye'deki hükümetler ne yapmış; Türkiye'deki hükümetler, hiçbir şey,
bölgeye yapmamış, bölgeyi boşaltmışlar, göçe zorlamışlar, insanlarımız göç
etmiş, gecekondularda yaşamaya mahkûm edilmiş.
Şimdi, burada, 5 dakikalık sürede her şeyi
sıkıştıramıyorum; ama, Ardahan'la ilgili, kalkınmasıyla ilgili hükümetten rica
ediyorum:
1- Derhal ve derhal Ardahan'daki hükümet
binası bitirilsin. Ayıptır; ondört senedir bir hükümet binası bitirilmedi
halen.
2- Karadeniz'e açılıp, Ardahan'ın
kalkınması için Ardahan-Ardanuç yolu
oniki yıldır bitmemiş; bu yolun bir an evvel bitirilmesini rica ediyorum.
3- Sevimli Barajının derhal yapılması
lazım. Sevimli Barajı, hidroelektrik santral olarak Türkiye'ye ve Ardahan'a
büyük bir katkısı olacaktır. Bunun da, lütfen, hemen başlatılmasını rica
ediyorum.
4- Kars-Tiflis Demiryolu Projesi,
Ermenistan sınırına paralel gidiyor, şu andaki yapılan proje. Bu projenin
Ardahan'dan geçmesini, Ardahan İlinin kalkındırılmasını rica ediyorum.
5- Posof Kapısından mazot ticaretinin,
yani, Ardahan'ın ihtiyacı kadar, sınır ilinin ihtiyacı kadar mazot ticaretinin
serbest bırakılmasını rica ediyorum. Ardahan'ın kalkınmasıyla ilgilidir.
6- Çıldır-Aktaş kapısının derhal ve hemen
açılmasını rica ediyorum.
7- Hayvancılık da yapılan bölgemizde,
hayvancılık organize sanayiinin kurulması lazım.
Değerli arkadaşlar, şu anda, ben, bir şey
açıklayacağım. İki yıldır, kaçak hayvan, İran üzerinden geliyor, hastalıklı
hayvanlar, Türkiye'de bizim hayvanlarımızı hasta yapıyor dememe rağmen,
hükümet, bunu, tam manasıyla ciddîye almadı; ama, şimdi açıklıyorum: Bakın,
İran'dan gelen Asya şapıyla, Türkiye'de bir şap hastalığı oldu ve Türkiye'de 3
000 tane hayvanımız telef oldu. Bu yalansa, Sayın Bakanım -buradaysa-
açıklasın.
Bakın, rica ediyorum, kaçak hayvancılık dursun.
Yerli üreticiye verilsin, kaçak hayvancılıktan gelen hastalık, şap hastalığı
olarak… Şu anda Ardahan ve doğu illeri, hayvancılık yapılan Konya dahil, hepsi
karantina altında arkadaşlar ve bu Asya hastalığı da korkunç bir hastalık,
tedavisi de zor olan bir hastalıktır. Onun için, rica ediyorum, hükümetin
derhal buna tedbir alması lazım.
Demin arkadaşım açıkladı, tarım kredi ve
Ziraat Bankasına olan çiftçi borçlarına da, mutlak surette bir kolaylık
getirilmesi lazım. Madem devlet, devlet babalığını yapacak, yüzde 20'yle, 30'la
kalsa… Vatandaşlarımızın perişan olmaması için, onların hayvanlarının icrada
satılmaması için, hayvancılara ve çiftçilere, köylülere…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Ensar Bey, süremizi aştık, toparlayalım lütfen.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Sayın Başkanım,
toparlıyorum.
Yani, hayvancılık yapan, bizim temel
dayanağımız olan, nüfusun yüzde 40'ını oluşturan köylümüze bu desteği
esirgemeyelim değerli arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar, Ardahan'ın kalkınması,
sanayi veya fabrikaların kurulması gerekli; ama, maalesef, yatırım teşvikleri
yasasından dolayı, Ardahan'a da, Düzce'ye de aynı beş yıllık süre konulduğu
için, kimse gitmedi; ancak, ben rica ediyorum, Ardahan'da bir fen lisesi
kurulması lazım. Ardahan, şu anda ÖSS'de -yani üniversiteye girişte-
çocuklarımızı veremiyoruz, Türkiye sonuncusuyuz. Bu nedenle, Ardahanımıza fen
lisesinin açılmasını rica ediyorum ve Ardahan'da, dışarıdan gelen çocukların
kalacak yeri yok. Konut sıkıntısı da olduğu için, mutlak surette, 1 000 kişilik
yurt yapılması lazım. Yarım kalan yurt ve 1 000 kişilik yurdun yapılmasını rica
ediyorum.
Değerli arkadaşlar, bir kampanya
başlatıyoruz. Bu bölgenin kalkınmasını, artık, bacasız sanayiyle yapmamız
lazım. Turizm ve Ardahan'ın her ilçesine bir yüksekokul yapılması için bir imza
kampanyasını, bugün, buradan başlatıyorum; bütün Ardahanlı hemşerilerimizi, göç
etmiş veya Ardahan'da bulunan bütün hemşerilerimizi bu imza kampanyasına davet
ediyorum. Bütün ilçelerimizde, 5 ilçemizde de yüksekokul ve yurt yapılmasını ve
Ardahan'ın bu şekilde kalkınmasını sağlayacağımıza inanmaktayım.
Değerli arkadaşlar, vermiş olduğum soru
önergeleri ve çalışmalarımın sonucunda Ardahan'a doğalgaz geliyor, mayıs ayında
doğalgazın temeli atılacak, ihalesi yapıldı.
ASIM AYKAN (Trabzon) - Biz getiriyoruz,
biz!
ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Artı…
BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar.
Siz de Genel Kurula hitap edin ve toparlayın.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Değerli arkadaşlar,
ben bir konuşma yaptım Göle'de, dedim ki…
EYÜP FATSA (Ordu) - Ardahan'ın
kurtuluşuyla bunun ne alakası var?!
BAŞKAN - Müdahale etmeyin Sayın Fatsa.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Müsaade edin
arkadaşlar.
Ardahan'dan doğalgaz hattı geçiyor dedim.
Bu hat Ardahan'dan geçerken Ardahan'a doğalgaz vermezseniz, kazmayı küreği
elime önce ben alır, sökerim boruyu dedim ve ondan dolayı da bana sorgulama ve
dokunulmazlığımı kaldırmak için fezleke gönderdiler Meclise. Ben, yine
sözümdeyim. Yine doğalgaz verilmezse, yine o boruyu sökerim; onu da herkes
bilsin.
İkincisi, bizim 237 köyümüz var, bu
köylerimizin çoğunda su ve yol yok arkadaşlar. Ben, Ardahan Valisine
huzurunuzda çok teşekkür ediyorum, çok güzel projeler yaptırdı; 18 trilyon 721
milyar liralık bir proje sundular ve bu projenin de takibini yapıyoruz; iki gün
önce, köylerimize su ve yol yapılması için 5 trilyon 616 milyar lira mahallî
idarelerden çıktı Ardahan'a gidiyor; bunu da Ardahanlı hemşerilerimize müjde
veriyorum.
Sayın Başkan, çok fazla uzatmak
istemiyorum; ama, şunu söylüyorum değerli arkadaşlar; bizim bölgemiz çok
mağdur. Yedi sekiz ay kar altında kalıyor, tezekle ısınmaya çalışıyor.
Türkiye'de, bebek ölümlerinde birinci, eğitimde sonuncu olan Ardahan'ın
vatandaşları bu ülkeyi seviyor. Evet, diyorum ki, öğretmenim sürgün gitse de,
doktorum ilaçsız kalsa da, hastamız kızakta ölse de, biz, Ardahan'ı,
Türkiye'yi, devletimizi, bayrağımızı seviyoruz.
Edirne'den Ardahan'a kadar bu ülkeyi vatan
yapan bütün şehitlere rahmet, sizlere de saygı sunuyorum efendim.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bizim,
Divan olarak görevimiz, İçtüzük hükümlerini uygulamak. O nedenle, sizleri ve
konuşma yapan arkadaşlarımızı uyarmak bizim görevimiz.
Ben, sekiz on sene önce, olayların hemen
arkasından, Hocalı katliamını inceledim, Avrupa Konseyine rapor hazırladım.
Arkadaşlarım konuşurken, o günleri anımsadım, göz yaşlarım göz pınarlarıma
hücum etti; ama, arkadaşlarımı süreye uymak için uyarmak durumunda kaldım. O
yüzden, tepki göstermekte biraz insaflı olursanız memnun oluruz.
Şimdi, gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Önce, Kâtip Üye arkadaşlarımın yerlerinde
oturarak okumalarını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Bir Meclis araştırması önergesi vardır;
okutuyorum:
B) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI
Önergelerİ
1.- Trabzon
Milletvekili Şevket Arz ve 45 milletvekilinin, Trabzon'da son zamanlarda
meydana gelen huzur bozucu olayların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/339)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Ülkemizin gelişmiş ve güzel kenti Trabzon,
son günlerde ortaya çıkan olumsuz olaylar nedeniyle, hiç hak etmediği şekilde
Türkiye ve dünya gündeminde yer almaktadır. Bitmek bilmeyen asayiş olayları
nedeniyle bir anda dünyanın gözü Trabzon'a çevrildi.
Son zamanlarda tarih, kültür, ticaret,
turizm, spor kenti Trabzonumuzun huzurunu bozmak için yoğun çaba harcanıyor.
Halkının millî duyguları yüksek olan ve çabuk heyecanlanan Trabzonludan
birileri yararlanarak, kendi amaçlarına ulaşacaklarını mı sanıyor?
Bazı olaylardan örnek verirsek;
Çeçen militanlarının Avrasya feribotunu
kaçırması,
Sahte döviz kaçakçılarının silahlı
çatışmalar sonucu ölüm olayları,
TAYAD'lıların bildiri dağıtmaları
sırasında meydana gelen olaylar,
Ülkemizin en büyük fındık ihracatçısının
işyerinin kurşunlanması,
Bölgesel yayın yapan bir gazetenin genel
yayın müdürünün gasp edilmesi,
Oyakbank'ın soyuluşu ve faillerinin
bulunmayışı,
Mafya hesaplaşması sırasında, araç benzerliği
nedeniyle yanlışlıkla bir profesörün arabasının taranması; kendisinin ve
çocuğunun öldürülmesi
Gaziantepspor Kulübü yöneticisinin Trabzon
havalalında dövülmesi,
Sebatspor Kulübü Başkanının ayağından
kurşunlanması,
PKK militanlarının sabotaj hazırlığı
sırasında, patlayıcılarla birlikte biri ölü, biri yaralı, diğerinin de sağ
olarak yakalanması,
Bir siyasî partinin ve derneğin
bombalanması,
Daha çok Doğu Anadolu kökenlilerin gittiği
bir kahvehanenin bombalanması,
Trabzonsporlu iki millî futbolcunun ve
eşlerinin arabaları ile işyerlerinin kurşunlanması,
Bir din adamının ibadet yerinde
öldürülmesi,
Bu olaylarla beraber 5 Ocak 2006 ile 8
Şubat 2006 tarihleri arasında 10 kez öldürme, tarama, bombalama eylemi
gerçekleşmiştir.
Olayların önemi nedeniyle, İçişleri
Bakanı, bölge illerinin valileriyle ve emniyet müdürleriyle 10.2.2006 tarihinde
Trabzon'da güvenlik toplantısı yapmıştır.
Trabzon'u ve yaşanan olayları iyi tahlil
edersek bunlarla mücadelede de o derece başarılı oluruz.
Trabzon'un il nüfusu 1 150 000
civarındadır. En uzak ilçesi, merkez ilçeye 45 dakika mesafededir. Trabzon,
Doğu Karadeniz'in olduğu kadar, kısmen Doğu Anadolu'nun da önemli merkezi
sayılmaktadır.
Trabzon merkezine her gün 400 000 ile 500
000 kişi, çeşitli nedenlerle sabahları gelip akşamları ikamet merkezlerine geri
dönmektedir. Bugün büyükşehir statüsündeki birçok ile uygulanan kriterler
Trabzon'a uygulandığı takdirde, Trabzon'un bu şehirlerin birçoğundan daha büyük
olduğunu görmek mümkündür.
Sovyetler Birliğinin dağılması ve Sarp
Sınır Kapısının açılmasıyla Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan, İran, Rusya ve
Ukrayna ile Trabzon'un arasında çok önemli ticaret ve kültür bağları oluşmuş,
sosyal yapı da bundan etkilenmiştir.
Trabzon'da yaşanan olaylar Sarp sınır
kapısının açılmasıyla yeni boyut kazanmıştır. Her ne kadar sorun, Türkiye ve
dünya kamuoyuna, Trabzonsporlu futbolcuların ve eşlerinin araçları ile
işyerlerinin kurşunlanması, ardından da bir din adamının ibadet yerinde
öldürülmesi olarak yansımışsa da durumun bundan ibaret olmadığı görülmektedir.
Birkaç yıldan beri Trabzon'da can ve mal güvenliğini tehdit eden, hatta ortadan
kaldıran olaylar yaşanmaktadır. Trabzon'da oluşturulan bataklık işsiz gençleri
mafyalaşmaya yöneltmektedir.
Bütün bu olaylar, Trabzon'da büyük bir huzursuzluğa
neden olmuştur. Dolayısıyla, burada yaşanan olaylara Türkiye Büyük Millet
Meclisinin el koyması gerekmektedir.
Trabzon'da yaşanmış ve yaşanmakta olan
olayların nedenleri ile alınması gereken önlemlerin tespiti için Anayasanın 98
inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırmasının
açılmasını arz ve teklif ederiz.
01- Şevket Arz (Trabzon)
02- Ali Oksal (Mersin)
03- Şefik Zengin (Mersin)
04- Necati Uzdil (Osmaniye)
05- Mustafa Özyurt (Bursa)
06- Osman Kaptan (Antalya)
07- Atila Emek (Antalya)
08- Feridun Ayvazoğlu (Çorum)
09- Osman Özcan (Antalya)
10- Nail Kamacı (Antalya)
11- Feridun Fikret
Baloğlu (Antalya)
12- Hüseyin Ekmekcioğlu (Antalya)
13- Ufuk Özkan (Manisa)
14- Ali Kemal Kumkumoğlu (İstanbul)
15- Uğur Aksöz (Adana)
16- Mustafa Gazalcı (Denizli)
17- Mehmet Akif Hamzaçebi (Trabzon)
18- Yılmaz Kaya (İzmir)
19- Ali Arslan (Muğla)
20- Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
21- Kemal Sağ (Adana)
22- Muharrem Kılıç (Malatya)
23- Gökhan Durgun (Hatay)
24- Nurettin Sözen (Sivas)
25- Nadir Saraç (Zonguldak)
26- Yakup Kepenek (Ankara)
27- İsmail Özay (Çanakkale)
28- Mehmet Işık (Giresun)
29- N. Gaye Erbatur (Adana)
30- Erdal Karademir (İzmir)
31- Vezir Akdemir (İzmir)
32- Ahmet Ersin (İzmir)
33- Fahrettin Üstün (Muğla)
34- Ali Cumhur Yaka (Muğla)
35- Vahit Çekmez (Mersin)
36- Abdurrezzak Erten (İzmir)
37- Canan Arıtman (İzmir)
38- Enis Tütüncü (Tekirdağ)
39- Mehmet Kartal (Van)
40- Sıdıka Sarıbekir (İstanbul)
41- Hasan Ören (Manisa)
42- Mehmet S. Kesimoğlu (Kırklareli)
43- Gürol Ergin (Muğla)
44- Kâzım Türkmen (Ordu)
45- Türkân Miçooğulları (İzmir)
46- Mehmet Mesut Özakcan (Aydın)
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis
araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde
yapılacaktır.
Sayın milletvekilleri, gündemin
"Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"
kısmına geçiyoruz.
Önce, sırasıyla, yarım kalan işlerden
başlayacağız.
IV.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1.-
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - 3 üncü sırada yer alan kanun
teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu gelmediğinden,
teklifin görüşmeleri ertelenmiştir.
4 üncü sırada yer alan, Bazı Kamu Alacaklarının
Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu
raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
2.- Bazı
Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (1/1030) (S. Sayısı: 904)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Hükümet?.. Yok.
Ertelenmiştir.
Yarım kalan işlerin görüşülmesi
ertelendiğinden, şimdi kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmelerine 1 inci
sıradan itibaren devam edeceğiz.
1 inci sırada yer alan, Türk Silahlı Kuvvetleri
Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 607 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ile Millî Savunma Komisyonu raporunun görüşmelerine
başlayacağız.
3.- Türk
Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 607 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ve Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Savunma Komisyonu Raporu
(1/278, 1/1034) (S. Sayısı: 17 ve 17'ye 1 inci Ek)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
2 nci sırada yer alan, Gülhane Askerî Tıp
Akademisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair 604 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu raporunun görüşmelerine
başlayacağız.
4.- Gülhane
Askerî Tıp Akademisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/277) (S. Sayısı:
1079)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
5 inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma
Partisi Grup Başkanvekili Hatay Milletvekili Sadullah Ergin ve 2
Milletvekilinin; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu raporunun
görüşmelerine başlıyoruz.
5.- Adalet
ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Hatay Milletvekili Sadullah Ergin ve 2
Milletvekilinin; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/678)
(S. Sayısı:1077) (x)
BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.
(x) 1077 S. Sayılı
Basmayazı tutanağa eklidir.
Hükümet?..Burada.
Komisyon raporu 1077 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Teklifin tümü üzerinde söz isteyenler:
Anavatan Partisi Grubu adına, Malatya Milletvekili Süleyman Sarıbaş; Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına, Bursa Milletvekili Mehmet Küçükaşık; Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına, Gaziantep Milletvekili Mahmut Durdu.
Şahısları adına söz isteyenler: Denizli
Milletvekili Ümmet Kandoğan, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan, Çankırı
Milletvekili Tevfik Akbak, Adana Milletvekili Recep Garip.
İlk söz, Anavatan Partisi Grubu adına söz
isteyen Malatya Milletvekili Süleyman Sarıbaş arkadaşımızda.
Buyurun Sayın Sarıbaş.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA SÜLEYMAN
SARIBAŞ (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
görüşülmekte olan, görüşmeye başlayacağımız teklif, 2004 yılında
kanunlaştırdığımız, 1 Haziran 2005 yılında yürürlüğe giren Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazına Dair Kanunun 110 uncu maddesinin 2 nci fıkrasını
değiştiren ve 3 üncü fıkrasını yürürlükten kaldıran Adalet ve Kalkınma Partisi
Grubu başkanvekillerinin verdiği bir kanun teklifi. Basında ve kamuoyunda eski
başbakanlardan Sayın Erbakan'ı kurtarma yasası olarak adlandırılan ve gündeme
oturan bir tasarı.
Değerli arkadaşlar, bu hükümet, bu
Meclisin içinden çıkardığı hükümet, her konuyu karıştırdığı gibi bu tasarıda
da, maalesef, önce bir karışıklık yaptı, yani, önce yitirtti, şimdi buldurtuyor.
Nedir, hadise nedir; hadiseyi anlatmak istiyorum. Hadise şu, arkadaşlar:
Bildiğiniz gibi, 1998 yılında, Anayasa Mahkemesi tarafından, o günün Refah
Partisinin kapatılmasına karar verildi. Yaklaşık olarak, bu karar, ocak ayının
sonlarına doğru, şubat ayındaydı. Oysa bu siyasî parti, o günlerde, ocak ayı başında, 780 milyar
lira -o günün parasıyla- hazine yardımı almıştı. Bu siyasî partinin
kapatılmasına karar verirken, tabiî, Anayasadan doğan, mal varlıklarının da
hazineye irat kaydedilmesi kararı vardı; ancak, bu mal varlığı devrinde,
kapatılmadan bir müddet önce alınan bu paranın hesabı bulunamayınca, o
kapatılan siyasî partinin icra organı üyeleri, genel başkanı, bu parayı il
başkanlarına parti faaliyetleri için gönderdiklerini söylediler. O konuda yapılan
araştırmada, bu paraların il başkanlarına gönderilmediği, parti faaliyetine
harcanmadığı ortaya çıkınca da, düzenlenen belgelerin özel evrakta sahtekârlık
suçu oluşturduğu savıyla açılan davada, mahkeme, 68 kişinin mahkûmiyetine karar
verdi; halen hükümetin içinde bulunan 2 bakan, 3 milletvekilinin de
dokunulmazlıkları dolayısıyla, dosyalarını tefrik etti.
Değerli arkadaşlar, Anayasa Mahkemesinin
kapatma kararında bu paranın tahsiline dair
bir hüküm yok. Ne var; mallarının hazineye devrine dair hüküm var. Ceza
mahkemesi kararını da ben inceledim; ceza mahkemesi kararında da sadece özel
evrakta sahtekârlık suçunun sabit olduğundan, değişen oranlarda sanığına göre
değişen oranlarda cezalar verilmiş ve mahkûmiyetlerine denilmiş. Oysa, ortada
hazineden alınan; ama, sahte evrakla il başkanlarına gönderildiği iddia edilen
ve gerçekte gönderilmeyen ve akıbeti belli olmayan, nereye harcandığı belli
olmayan, hazineden giden bir para var.
Değerli arkadaşlar, Siyasî Partiler
Kanunumuza göre, siyasî partilerin gelir ve giderleri Anayasa Mahkemesinin
denetimine tabi. Siyasî partiler hazineden aldıkları yardımları, parti
bağışlarını, üyelerinden topladıkları paraları da, sonuçta parti faaliyetleri
için, icra organlarının verecekleri karar doğrultusunda harcama yetkisine de
sahipler.
Burada bir şey yapılıyor; burada, partinin
genel başkanına, icra organı, bu parayı kullanma, harcama yetkisi veriyor.
Şimdi, icra organının bazı üyeleri, içinde bakan olan arkadaşlarımız da dahil,
diyorlar ki: "Biz yetki verdik Sayın Genel Başkana, biz sorumlu değiliz.
Cezaî sorumluluğumuz yok." Doğru olabilir, haklı olabilir. Cezaî
sorumluluk, suçların şahsîliği prensibi gereği, kişinin, suçu işleyen kişinin
üzerinde olabilir; ancak, yönetim kurulları, icra organları vermiş oldukları
yetki kararlarıyla hukukî sorumluluktan kurtulamazlar. İşin esası, buradaki bu
paranın nerelere harcandığı ve nereye gittiğine dair cezaî işlemler değil, esas
olan hazinenin parası kimden tahsil edilecek ve nasıl tahsil edilecek; yani,
usule uygun harcanmadığı mahkeme kararıyla tespit edilen, belgelenen,
kesinleşen bu paranın tekrar hazineye nasıl konulacağı noktasında düğümleniyor.
Değerli arkadaşlar, cezaların infazına
dair kanunlar, biliyorsunuz, mahkemelerin vermiş olduğu hükümlerin nasıl infaz
edileceğini ortaya koyan temel düzenlemeler. Ancak, Adalet ve Kalkınma Partisi,
hükümet, 5275 sayılı cezaların infazına dair yasayı çıkarırken orada bir
kurnazlık yaptı, 110 uncu maddede bir kurnazlık yaptı. Sözümona, güya, şahin
kesildi, devletin kasasından giden paraları tahsil edeceği anlayışıyla bir
şahinlik yaparak, özel hukuk ilişkisini bir ceza infazının önşartı haline
getirdi. Yani, dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan, özel hukuk ilişkisini, özel
hukuk sorumluluğunu ceza infazının önşartı haline getirdi. Halbuki, infaz
kanunları, mahkemelerce verilmiş, kesinleşmiş kararların infazına ilişkin
kanunlardır; yani, dedi ki: Ben, ceza mahkemelerinin kesinleşmiş infaza dair
kararlarının dışında hukukî sorumluluğu da yerine getirmesi şartını önşart
olarak koyuyorum. Niye koyuyorsun; çok açık bir incelik vardı burada; böyle bir
şart koyarlar ise… Bir hukukî sorumluluk davası devam ediyordu Ankara 6. Asliye
Hukuk Mahkemesinde; orada, bugünkü Adalet ve Kalkınma Partisi içerisinde bakan
olanlar, milletvekili olan arkadaşlarım da hukukî sorumlu olarak davalılar idi.
Böyle bir sorumluluk koyarlar ise, bu suçun mağduru durumunda ceza almış
olanlar; yani, infazı yaklaşmış olanlar bu parayı ödemek zorunda kalırlar. Bu
para ödendikten sonra da, zaten hukuk davasının neticesi kalmayacağından, para
hazinenin kasasına yatmış olduğundan, sonucu olmayan davanın reddine karar
verilecek. Bu parayı yatıran Sayın eski Başbakan da bir rücu davasıyla
istemeyeceğine göre, bu arkadaşlarımız, yani, bakan arkadaşlarımız, devletin
parasını hukukî sorumluluğundan kurtulmuş olacaklardı. Ancak, silah ters tepti;
Hoca bu parayı yatırmadı, Sayın Başbakan bu parayı yatıramadı. Ne dedi Sayın
Başbakan; Sayın Başbakan dedi ki, eski Sayın Başbakan dedi ki: Bu parayı ben
harcamadım. Bu para, bir parti kapandı ama, başka bir partinin altyapısında
kullanıldı; bunu herkes biliyor; yani, Refah Partisi kapatıldı; bu para,
değişik yollarla, o gün kurulan Fazilet Partisinin kurulma masrafı olarak
harcandı. Peki, yeni kurulan o partinin Genel Başkanı kimdi; bugünkü Meclis
Başkanvekilimizdi. Bu partinin icra kurulunda kimler vardı; Sayın Dışişleri
Bakanımız vardı, Sayın İçişleri Bakanımız vardı.
Şimdi, hazineden aldığınız bu parayı yeni
bir partinin kuruluşunda harcayacaksınız, kendinize siyasî ikbal sağlayacaksınız,
siyasî rant sağlayacaksınız, bugün bu makamlara gelişinizde bu parayı
kullanacaksınız; ama, ödeme sorumluluğuna gelince, eski bir başbakana, 82
yaşındaki bir başbakana "sen bu parayı öde, sana özel infaz durumu getirip
evinde hapsini çektirelim, infazını yaptıralım" diyeceksiniz. Bir kere,
bu, vicdana sığmayan bir şey, arkadaşlıkta bu yok. Yola çıktığınız insanlarla,
kader birliği yaptığınız insanlarla, sorumluluğu da birlikte taşıma cesaretini,
yürekliliğini göstereceksiniz. Oraya gelince, yollarınız ayrıldı "Hoca
ödesin bu parayı" dediniz. Hoca, sizden daha kurnaz…
ÜNAL KACIR (İstanbul) - AK Partide beraber
çıkmadık mı seninle yola?!
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Hoca
"yok para, ödemiyorum; ödeyemiyorum, bu kadar param yok, kimler aldıysa
onlar ödesin, 68 kişi birlikte ödeyelim" dedi.
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Bırak Hocayı, bir
şey soruyor sana, cevap versene.
BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Hocanın
beyanını söylüyorum, 68 kişi…
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Bir şey soruyor,
bir şey soruyor!
ÜNAL KACIR (İstanbul) - AK Partide beraber
yola çıkmadık mı seninle?
BAŞKAN - Sayın Sarıbaş, siz, tek tek
milletvekilleriyle muhatap değilsiniz.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - O hukukî
sorumluluk varsa, biz onu öderiz.
Ama, siyasî sorumlulukta adamı yalnız
bıraktınız.
BAŞKAN - Sayın Sarıbaş, siz, Genel Kurulla
muhatapsınız, Genel Kurulu muhatap alıp Genel Kurula yönelik konuşun.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Genel Kurula
konuşuyorum Sayın Başkan.
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Kötü yakaladın
adamı!
BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Şimdi,
değerli arkadaşlar, yani, yanlış yaptınız. İnfaz Kanununa, özel hukuk
sorumluluğunu önşart yaptınız, yanlış yoldan para tahsil etmeye kalktınız, Hoca
bunu yemeyince de, tabiî, yüreğiniz dayanamadı, yüreğiniz yetmedi, gücünüz
yetmedi, tabanın tepkisini kazandınız… Ki, bunlardan bir tanesi de, benim,
geçmişte Malatya İl Başkanım Sayın Marasalı'dır; gitti, Adıyaman Cezaevinde bir
yıl yattı hiç ilgisi olmadığı halde bu işlerle ve çıktıktan bir ay sonra -Allah
rahmet eylesin- vefat etti, onurundan vefat etti, dayanamadı adam. Orada onurlu
insanlar cezaevine gidecek, yatacak, yüreği yetmeyecek, yüreği kaldırmayacak,
bu duruma dayanamayacak, ömrü vefa etmeyecek, vefat edecek; diğer tarafta,
devletin İçişleri, Dışişleri Bakanı olarak, dokunulmazlık zırhının arkasında
keyif çatıp yatacaksınız... Bu, vicdansa, bütün kamuoyunun önüne bu vicdanın
telakkisini, tartışmasını milletin takdirine bırakıyorum.
Değerli arkadaşlar, 82 yaşındaki bir Sayın
Başbakanın cezaevine girmesini hiçbirimiz istemeyiz. Cezalandırmanın asıl amacı
nedir; uslandırıp topluma kazandırmaktır, tabiî, topluma kazandıramadıkları da
var; ancak, 82 yaşından sonra bir eski başbakanın, cezaevinde topluma kazandırılacak
teziyle mahkûm edilmesini kabul etmemiz mümkün değil. Bizim söylemek
istediğimiz şu: Peki, bu para ne olacak? Şimdi yazmışsınız: "Hukukî haklar
saklı kalmak kaydıyla." Aslında buna da gerek yok. Bir infaz kanununa
"hukukî haklar saklı kalmak kaydıyla" diye bir hüküm düşülmez; çünkü,
Borçlar Kanununun genel hükümleri zaten hukukî hakları saklı tutar. Ama,
millete işaret veriyorsunuz, diyorsunuz ki: "Bakın, ama biz affetmedik,
bak, hukukî haklar da saklı kaldı. Buraya da yazdık." Mükerrer bir
yazıştır, hiç gerek yok; çünkü, Borçlar Kanununun 40 ıncı ve müteakip
maddeleri, hukukî sorumluluğu olanların tazmin hakkını zaten genel hükümler
kapsamında saklı tutar.
Yapılan düzenleme doğru. Yani, bir infaz
kanununda ceza infazının önşartı haline gelen hukukî sorumluluğun kaldırılması
doğru bir uygulama; ama, bunu önce niye böyle yapmadınız?! Bu doğruyu neden
önce yapmadınız?! Şimdi telaşla niye düzeltmeye kalkıyorsunuz?! Artı, bu parayı
kimden alacaksınız?! Şimdi diyebilirsiniz ki: Arkadaşlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde
dava devam ediyor, o mahkeme neticesinde, mahkeme kimlerin leh ve aleyhine
karar verirse, kimlerden müteselsil tahsiline veya ayrı ayrı tahsiline hüküm
verirse, hazine gider oradan o parayı alır. Alamaz arkadaşlar. Alamaz; çünkü,
Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde devam eden davada ileri sürülen savunmalar
siyasî partilerin mal varlıklarını, gelir ve giderlerini inceleme yetkisini
Anayasa Mahkemesine vermiş. Asliye Hukuk Mahkemesinin, bir siyasî partinin
parasının nasıl harcandığı, usulüne uygun harcanıp harcanmadığı, tekrar iadesi
gerekip gerekmediği noktasında ben şahsen yetkisi olduğu kanaatinde değilim.
Anayasa Mahkemesi yıllar önce bu siyasî partiyi kapatmış, zaten hazineye
mallarının irat kaydedilmesine karar vermiş; ama, mal yok.
Şimdi, bu düzenlemeyi yapmadan önce, bu
paranın nasıl tahsil edileceğine dair bir başka düzenleme yapmanız gerekirdi.
Bu para, o günkü siyasî partinin icra organı üyelerinden mi alınacak, bu sahte
belgeyi düzenleyen -ki, birçoğunun hiçbir günahı yok bu işte- adama parti
taassubu içerisinde "şu belgeyi imzala" demişler, imzalamış; ne para
görmüş, ne pul görmüş; adam gitmiş bir sene de hapis yatmış hatır için. Şimdi,
bu insanlardan parayı isteyemezsiniz; ama, bu partinin siyasî icra organında,
yürütme organında bulunanlar, bu milletin parasını yerine koymak
mükellefiyetiyle bağlıdırlar.
MEHMET KARTAL (Van) - Veya oy verenlerin
maaşlarından kesilsin.
CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Mahkeme
kararında müştereken, müteselsilen tahsil hükmü var.
BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar…
Hatibi dinleyelim…
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Hangi mahkeme
kararında var?!
CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Karar gereği…
BAŞKAN - Böyle bir usul yok arkadaşlar.
Karşılıklı konuşarak Meclis çalışmalarını zora sokamayız.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Peki niye o
zaman hukukî sorumluluğu kenara bırakıyoruz? Tahsil edin parayı!
BAŞKAN - Sayın Sarıbaş… Sayın Sarıbaş…
CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Mahkeme kararı
gereğince…
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Mahkeme
kararına ben de baktım. Müteselsilen, müştereken tahsil diye bir hüküm yok.
BAŞKAN - Sayın Sarıbaş, karşılıklı
tartışmaya gerek yok. Genel Kurulu muhatap alın, Genel Kurula hitap edin.
Siz de müdahale etmeyin arkadaşlar.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Değerli
arkadaşlar, her neyse, şimdi, bu yasayla, bir eski başbakanı…(AK Parti
sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar,
dinleyin… Sırası geldiği zaman yanıt verebilirsiniz Sayın Sarıbaş'a; ama, şimdi
onu dinleyin.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Cezaevinde
infazdan kurtaracağız. Doğru bir şey yapacağız, yanlış bir şey yapmayacağız.
Yani 82 yaşındaki bir insanın, bir eski başbakanın cezaevinde yatarak
uslanacağını söylemiyorum. Doğru bir şey yapacağız. Benim söylemek istediğim:
Daha evvel niye yanlış yaptınız; o yanlışı yaparken hesabınız neydi; ben onu
sorguluyorum.
O zaman bir şey daha yapalım; ne yapalım:
Sayın Başbakan evinde çekecek. Cezaevinde çekseydi biz buna gardiyan tahsis
edecektik, iaşesini verecektik, bir ek maddeyle evinde çekerken de iaşesini,
ibatesinin devlet tarafından karşılanacağı hükmünü getirelim. Hatta, haftada
bir 1 tepsi de baklava, kadayıf gönderelim. Hocam, zaten kadayıfın altının
kızarıp kızarmadığını da çok iyi bilir; bu hükümetin kadayıfının altının
kızarıp kızarmadığını da her hafta size not etsin.
Saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
ALİ SEZAL (Kahramanmaraş) - Sarıbaş, ayıp
oluyor!..
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Son derece hafif
oluyor!..
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, bu
kürsü, Genel Kurula hitap etme kürsüsüdür; Genel Kurula, İçtüzük hükümleri
doğrultusunda hitap etme kürsüsüdür; milletvekilleriyle karşılıklı tartışmaya
girilme yeri değildir. Öyle olursa, biz bu Meclis çalışmalarını düzenli bir
şekilde yürütemeyiz, kaotik bir yapı ortaya çıkar. O nedenle, tekrar, kürsüyü kullanan
arkadaşlardan rica ediyorum; Genel Kurula hitap etmeliler. Dinleyen
arkadaşlarımız, Genel Kurul üyeleri de dinlemelidirler. Zamanı gelince, eğer
yanlış çıkışlar yaptıysa kürsüyü kullanan arkadaş, o, Divan tarafından tespit
edilip, düzeltilir. Daha sonra konuşma yapacak olan arkadaşlar da gerekli
yanıtları verirler; ama, bunu, biraz önce söylediğim gibi, İçtüzük hükümlerine
göre disiplinli bir şekilde yapmalıyız. Kürsüye gelen, Genel Kurula hitap
etmeli, sadece Genel Kurula, Genel Kurulun dışına bile hitap etmemeli. Siz
milletvekillerimiz de dinlemelisiniz ki, verimli, etkin bir Genel Kurul
çalışması, Meclis çalışması yapabilelim.
Teşekkür ederim.
Gruplar adına alınan sözlerde, sıra,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Sayın Mehmet
Küçükaşık; buyurun.
Süreniz 20 dakika.
Biraz önceki uyarılarıma dikkat ederek
konuşursanız…
Teşekkür ederim.
Buyurun.
HASAN KARA (Kilis) - Konuşmasanız da olur!
CHP GRUBU ADINA MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1077 sıra sayılı yasa
hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi
sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Kürsüye geldiğimden beri bazı arkadaşlar
"konuşmasanız da olur" dediler. Vallahi, bizim konuşacak şeyimiz var.
HASAN KARA (Kilis) - Espri yaptık…
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla) - Bazılarının,
pek konuşacak şeyleri yok galiba; çünkü, yıllarca siyaset arkadaşlığı yaptığı
insanları, önder diye baktıkları insanları yarı yolda bırakan insanların, herhalde
hayatta ve devamında da pek fazla konuşma haklarının olmadığını sanıyorum.
Çünkü, görüşmekte olduğumuz bu madde, gerçekten de, artık genel bir madde
olmaktan çıktı, özel ve Türkiye'de başbakanlık yapmış bir insanın; Sayın
Necmettin Erbakan'la ilgili bir madde niteliğinde geldi. Bunun en büyük
nedenlerinden bir tanesi, siyasette ne yazık ki, bizim hep söylediğimiz gibi,
kurumsallaşmanın olmamasından kaynaklanıyor. Eğer kurumsallaşmış siyasal
partiler olabilse, siyasal parti olsa, hesap sorulabilecek bir parti olabilse,
mal varlığı olan bir siyasî parti olabilse karşımızda, herhalde bu şekilde mal
kaçırmaya da kimse çalışmazdı; bugüne kadar hiç kimse asliye hukuk
mahkemelerinde dava açıp da o alacakları tahsil etmeye de çalışmazdı, yine,
aynı şekilde, bir madde hakkında -şimdi anlatacağım gibi- 5 kere değişiklik
yapmak zorunda da kalmazdık.
Bakınız, 5275 sayılı Yasa Meclise ilk
geldiğinde, bu madde, 110 uncu madde, 108 inci madde olarak düzenlenmişti. O
zaman, şahısların, oturduğu yerde hafta sonları, geceleyin ve elektronik alet
takılarak cezalarının infazına izin veriliyordu. Adalet Komisyonu tarafından
kurulan alt komisyon sonrasında, kişilerin cezalarını -infazını- elektronik
aletle çekmeleri hükmü kaldırıldı, onun yerine altı ay ve daha az süreyle hapis
cezalarında hafta sonları "her hafta cuma günleri saat 19.00'da girmek ve
pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları, her gün saat 19.00'da
girmek ve ertesi gün saat 7.00'de çıkmak suretiyle geceleri cezaevinde
çektirilmesine, kadın veya 65 yaşını bitirmiş hükümlülerin mahkûm oldukları ay
veya daha az süreli hapis cezasının da konutunda çektirilmesine karar
verilir" şeklinde düzeltilmişti; fakat, bu maddenin komisyon görüşmeleri
esnasında her iki parti anlaşarak, bu hükmün değiştirilmesine ve üçüncü bir
fıkranın eklenmesine karar verdiler.
Evet, gerçekten de bu konuda Adalet
Komisyonunda yapılan görüşmelerde, hem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri
hem de AKP milletvekilleri ortak bir önerge vererek üçüncü fıkrayı ekledik biz.
Üçüncü fıkrayla "75 yaşını bitirmiş olup da, üç yıl veya daha az süreli
hapis cezasına mahkûm olanların, bu cezalarının, ceza infaz kurumlarında
çektirilmesi, sağlık durumuyla elverişli olmadığı, tam teşekküllü devlet veya
üniversite hastanelerince verilecek raporla tespit edilenler hakkında cezanın
konutlarında çektirilmesine hükmü veren mahkemece veya hükümlü başka bir yerde
bulunuyorsa, o konu suç nedeniyle herhangi bir zarar doğurmuşsa bu zararın
aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen
giderilmesi" şartı da arandı; yani, uğranılmış olan hazine zararının
muhakkak ödenilme şartı geldi. Hem AKP'li hem de Cumhuriyet Halk Partililerin
ortak kararıyla bu değişikliği biz yaptık. Ne zaman; 9 Aralık 2004 tarihinde.
Aradan birbuçuk yıl geçti, Ceza ve İnfaz Kanunu 1 Haziran 2005 tarihinde
yürürlüğe girdi. Henüz daha bu madde hiçbir şekilde uygulama olmadan şimdi ne
gerekle tekrar biz bu konuda değişiklik öneriyoruz? Değişiklik önerilmesinin
tek nedeni şu: Elbette, Sayın Necmettin Erbakan hazine zararını ödemedi.
Bakınız arkadaşlar, bizleri buraya getiren
en büyük nedenlerden bir tanesi, geçmiş iktidarların yapmış olduğu yolsuzluklar
nedeniyle yapılan suçlamalardır, yolsuzluk bataklarına bulaşmış olmalarıdır tüm
iktidarların. Seçim kampanyasında her iki partinin de genel başkanlarının
verdiği bir söz vardı: Dokunulmazlıkların kaldırılması... Buraya gelen bütün
arkadaşlarımın, çoğunluğunun konuşması da dokunulmazlıkların kaldırılması ve
sınırlandırılması konusunda. Hep, biz, AKP'den bir adım atmasını bekledik. Ne
zaman karar vereceksiniz; hiçbir adım gelmedi bugüne kadar. Tüm Bakanlara
sormuş olduğumuz sorulara bir cevap verilmedi. Evet, Refah Partisinin kayıp
trilyon davasında Sayın Necmettin Erbakan tek başına bu parayı almadı, aynı
mahkemede yargılanan iki Sayın Bakanımız var; Sayın İçişleri Bakanı ve Sayın
Dışişleri Bakanı ve üç de AKP milletvekili var burada. Bunlar,
dokunulmazlıkları nedeniyle, Sayın İçişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanının
fezlekelerini iade ettik, daha yeni. Diğer milletvekilleri mahkûm olmasına
rağmen, dosya Yargıtay aşamasındayken ayrıldı, mahkûmiyetlerle beraber gitti.
Bakınız, burada, biz, açılan asliye hukuk
mahkemesini de gündeme getirerek, Sayın Osman Kaptan, 22 Aralık 2003 tarihli
2004 yılı Dışişleri Bakanlığı bütçe görüşmelerinde Sayın Dışişleri Bakanına bir
soru yöneltti. Soru şu: "Birinci soru: Refah Partisinin kayıp trilyon
davasında, Sayın Necmettin Erbakan'ın, kesinleşmiş mahkûmiyet kararı
bulunmaktadır. Kamuoyunda, yargı kararıyla kesinleşmiş bu suça eşit oranda
iştirakiniz olduğu söylenilmektedir. Bu şekilde, dokunulmazlık korumasında
Bakanlık görevinizi sürdürmenizden rahatsızlık duyuyor musunuz? "
"Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül (Kayseri)- Osman Kaptan -eğer, yanlış not etmediysem-
sordular. 'Refah Partisi davasıyla ilgili' dediniz... Davayı herhalde çok iyi
takip etmediniz. Onun için, kulaktan dolma propagandalarla, işte, insanlar
yanlış yanlış noktalara varıyorlar. Mahkeme -tabiî, böyle önemli bir konuyu
bana getirirken, bu konuyu iyi bilmeniz gerekir- benim statümde olanların,
yani, o zamanki genel başkan yardımcılarının beraatlarını onaylamıştır. (AK
Parti sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, o gün benim durumumda olan, bugün
milletvekili olmayan kişilerin hepsi beraat etmişlerdir. Dolayısıyla, herhangi
bir sıkıntım söz konusu değildir."
Aynı gün, 22.12.2003 tarihli, 2004 yılı
İçişleri Bakanlığı bütçe görüşmeleri esnasında, ben, bizzat İçişleri Bakanına
sordum. Sorum şu: Her ne kadar, biraz önce, Sayın Dışişleri Bakanımız, Refah
Partisinin kayıp trilyon davasını iyi takip etmediğimizi söylese de;
1- Dokunulmazlığınız nedeniyle, ceza
davasında aleyhinize düzenlenen fezleke şu anda Mecliste beklemektedir.
2- Asliye hukuk mahkemesinde devam eden
alacak davasında ise, gerek sizin gerekse Dışişleri Bakanının tüm mal varlığına
ihtiyatî tedbir konulduğunu öğrenmiş bulunmaktayız.
Gerek dokunulmazlığın kaldırılmaması
gerekse tüm mal varlığınıza ihtiyaten tedbir konulması, bizce, Parlamentonun
onurunu zedelemektedir ve bizleri rahatsız etmektedir. Siz de, artık,
dokunulmazlığınızın kaldırılarak, sizinle aynı konumda olan ve ceza davasından
beraat eden Sayın Oğuzhan Asiltürk ve diğerleri konumuna gelmeyi düşünüyor
musunuz?
Sayın İçişleri Bakanımız cevap verdi,
birçok soruya cevap verdi, benim soruma cevap vermedi. Bu sefer ben, oturduğum
yerden, Sayın Bakanım, benim soruma cevap vermediniz dedim. Verdi, aynen şunu
söylüyor: "Evet, Sayın Küçükaşık'ın sorusuna cevap vereyim.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Gül de burada
açıklamıştır. Refah davasında, bizimle aynı durumda olup -yani, genel başkan
yardımcısı olmamızdan dolayı o davaya dahil edilmişiz- dokunulmazlıkları kalkan
arkadaşlar yargılanmış, beraat etmişlerdir. Beraatları da Yargıtay tarafından
onanmıştır.
Mehmet KüçükaşIk (Bursa) - Benim de
söylediğim o.
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu (İstanbul)
- Biraz sabırlı olun. Önümüzdeki hafta nasıl davranacağımızı göreceksiniz. (AK
Parti sıralarından alkışlar)"
Şimdi, bunu dediği tarih 22 Aralık 2003.
Biz bir hafta bekledik, gelmedi. Bir yıl bekledik, cevap gelmedi. İki yıl
bekledik, cevap gelmedi. İki yıl iki ay bekledik bugün itibariyle, nasıl
davrandığını görmedik. Ama, öğrendiğimiz bir şey var: Biz, dokunulmazlıkları
kaldırmak için acaba Sayın İçişleri Bakanımız ve Dışişleri Bakanımız bir çaba
mı sarf edecek diye bekliyorduk, meğerse, onlar mahkemeye müracaat ederek
gayrimunkulleri üzerine konan ihtiyatî tedbirlerin kaldırılmasını kastetmişler.
Biz de çok safça aldanmışız buna. Biz dokunulmazlıkları kaldırmadan
bahsediyoruz.
Şimdi, bakınız, dokunulmazlıklar yüzünden
bu sıkıntıları çekiyorsunuz ve hâlâ da çekeceksiniz yine dokunulmazlıklar
yüzünden.
Ondan sonra, bizim Konya Milletvekilimiz
Sayın Atilla Kart, Başbakana, kayıp Refah davasıyla ilgili, yine hukukî
gelişmelerle ilgili bir bilgi sordu, soru önergesi verdi. 4 Mayıs 2005
tarihinde Sayın Atilla Kart, Sayın Necmettin Erbakan'la birlikte 79 kişinin
yargılandığını, yargılama sonucunda da 70 kişi hakkında mahkûmiyet kararı
verildiğini ve Yargıtay tarafından bu kararın onandığını ve 1997 yılı
itibariyle 869 300 000 000 Türk Lirası -o zamanki parayla 10 milyar Alman
Markına isabet ediyor- ile 943 390 ABD Dolarındaki hazine zararının, açılmış
bulunan, Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/405 sıra sayılı dosyasıyla
beraber ne âlemde olduğunu soruyor.
Sayın Adalet Bakanımızın vermiş olduğu bir
cevap var arkadaşlar. Bakınız, parasal durumun… Adalet Bakanımızın vermiş
olduğu cevapta -tarih, burada, sadece, konmamış- verilen cevapta aynen şu
söyleniyor, diyor ki: "10 000 000 Alman Markı (dava tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen
döviz satış kuru üzerinden hesap edilen 2 226 020 000 000 Türk Lirası) ile 54
025 000 000 Türk Lirası azalmanın mükerrer kira ödemesinden kaynaklanan 621 000
000 Türk Lirasının, ayrıca banka hesabından çekilen ve defterlere işlenmediği
için kayıtdışı kalan 943 390 Amerikan Doları (dava tarihindeki döviz satış kuru
üzerinden karşılığı 405 935 056 660 Türk Lirasının) ve parti tarafından
alınmayan 10 226 Alman Markı (dava tarihindeki döviz satış kuru üzerinden
karşılığı 2 276 328 052 Türk Lira) faiz gelirinin faiziyle birlikte
davalılardan sorumlulukları oranında ve müştereken ve müteselsilen tahsilinin
talep edildiği…" Sanıyorum, biraz önce, müştereken ve müteselsilen tahsili
talep edildi denmişti. Getirilen nokta şu: 9.12.2003 tarihinde ihtiyatî tedbir
konulduğu; mahkemenin 19.1.2004 tarihli ara kararıyla, ceza davasında
mahkûmiyetlerine karar verilen adı geçen parti başkanı ve bir diğer kişinin
taşınmazları üzerine konulan ihtiyatî tedbirlerin devamına, diğer davalıların
taşınmazları üzerine konulan ihtiyatî tedbirlerin kaldırılmasına karar
verildiği, davanın halen derdest olduğu belirtiliyor. Şimdi, ihtiyatî tedbir
konuldu. Biz, hukuk davasında… Ayrıca da, bu parayı tahsil edeceğiz diyorsunuz,
öyle mi? Dava 1999 tarihinde açıldı. Aradan tam yedi yıl süre geçti, tam yedi
yıl süre geçti. Şu anda verilen cevaplarda, hâlâ, Sayın Necmettin Erbakan ve
bir kişinin haricindeki diğer bütün kişilerin taşınmazlarının üzerine konulan
ihtiyatî tedbir kararlarının kalktığı da belli olur. Ne olacak bu para
arkadaşlar? Yedi yıldan beri bu para gitmedi.
Biz, Sayın Necmettin Erbakan'ın, eski bir
Başbakanın cezasını elbette cezaevinde çekmesini istemiyoruz; bunu özellikle
söyledik, hep beraber söyledik. Bir yıl önce, bu paranın alınmasının, hazine
zararının karşılanmasının şart olduğunu hep beraber söyledik, hep beraber buna
karar verdik ve ortak önergeyle de değiştirdik maddeyi. Şimdi ne değişti?! O
zaman bu hazine zararının alınmasına herkes evet diyordu da, şimdi, tüyü
bitmedik yetimin hakkı ortadan mı kalktı? Ne değişti? Ne değişti de, siz,
şimdi, Sayın Necmettin Erbakan "bu paraları ben ödemem" dedikten
sonra, tekrar, maddede değişiklik yaparak "nasıl olsa hukukî davadır,
devam edecek, o alacak davası devam eder; ama, biz, Sayın Necmettin Erbakan bu
cezayı evinde yatsın" diye niye değiştiriyorsunuz tekrar?
Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak,
hazine zararının karşılanmasından yanayız, bu konuda kesinlikle taviz
vermiyoruz. Biz, eski bir başbakan olarak Sayın Necmettin Erbakan'ın cezaevinde
yatmasını istemiyoruz, bizim de ağırımıza gider; ancak, hazine zararının
karşılanmasını istiyoruz. Her iki partinin ve burada bulunan bütün
milletvekillerinin mutabakatının karşılanmasını istiyoruz. O, tüyü bitmedik
yetimin, dul ve yetimin hakkının karşılanmasını istiyoruz. Bugün, hazine
zararının ne olduğu konusunda herhangi bir bilgi var mı? Onun hesaplanması
mümkün mü? Bizim, komisyon görüşmeleri esnasında bile hiç kimse hazine zararı
şu miktara baliğ olmuştur demedi.
Şimdi, Sayın Necmettin Erbakan 2 yıl 4 ay
hapis cezası aldı. Şimdi, bizim yeni getirdiğimiz Ceza Kanununun 63 üncü
maddesi gereğince mahsup yapıldığında, şu anda Sayın Necmettin Erbakan'ın ne
kadar yatacağını bilen var mı? Bu hesaplamalar yapıldı mı? Hesaplamalar
yapılmaya çalışılıyor. Çıkarılan genelgelerle beraber koyduğunuzda, belki 27
gün, belki 7 gün; İnfaz Yasasından doğan. Şimdi, bu kadar gürültü yapıyoruz, bu
kadar değişiklik yapmaya kalkıyoruz; ama, ne olursa olsun, ne olursa olsun,
kişiye özel yasa çıkartılması hukukun temel ilkelerine ne kadar aykırıysa, şu
anda bizim yaptığımız bu 5 inci değişiklikte, yine, aynı ilkeler tarafından
ağırlık verilecektir.
Bakın arkadaşlar, öyle şeyler yapıyoruz
ki, 65 yaşını bitirenler 6 ay hapis veya daha aşağı ceza almışsa evinde
geçirsin. 70 yaşını bitirenler 1 yıl; 75, 3 yıl, hatta, o kadar ileri gittik ki
önergede değişiklik konusunda, 80 yaşını bitirenler, 3 yıl, 4 yıl ve daha altı
dedik de, ya, bu ayıp oluyor diye gülüşerek, artık, çıkartmak zorunda kaldık.
Devletin ciddiyetle yönetilmesi gerekir, ciddî yönetmemiz gerekir devleti; ama,
Türkiye'deki en temel sorunlardan bir tanesi, eğer, sizin, siyasal partilerde,
kurumsallaşmayı, şimdiye kadar kabul etmemiz nedenleri gibi, geçmişteki
önderinizin bu parayı ödeyerek ve Sayın İçişleri ve Dışişleri Bakanlarının ve
yargılanan diğer dava arkadaşlarınız da bu paranın ödeme yükümlülükten
kurtulması düşünceniz nedeniyle bu değişikliği ikinci kez getiriyorsanız, bu,
tüm siyasî hesapları, hem Parlamentoyu hem Türkiye Cumhuriyetini meşgul etmeniz
demektir. Bu, haksızlıktır; lütfen, bu haksızlığı yapmayın. Türkiye'de meydana
gelen hazine zararının karşılanmasını
yapalım. Gelin arkadaşlar, esas yapmamız gereken, bizim, dokunulmazlıkları kaldırmamız,
dokunulmazlıkları sınırlamamız… Bu sıkıntıyı yaşıyorsunuz. Bakınız, yıllardan
beri, şuraya geldiğinizden beri, bir yıldan beri Sayın Maliye Bakanı hakkında
yapılan suçlamanın özelliğine, bugün Vatan Gazetesine baktığınızda, Sayın
Kürşad Tüzmen hakkındaki suçlamalara tekrar baktığınızda hep dokunulmazlığın
önümüzde engel olduğunu görüyoruz; bizim sıkıntımız bu.
Bakınız, Türkiye yolsuzluklar yüzünden
yoksulluk batağına sürüklendi. Ne olur, buna… Uyanın artık. Şu
dokunulmazlıkları kaldıralım, gelin sınırlayalım, gelin sınırlayalım, değişiklikler
yapalım. Bu konuda bürokratların arkasına saklanmayın. Sadece milletvekillerini
değil, bürokratlar da var… Dokunulmazlıklara saklanmayın, getirin onların
kanunlarını, değiştirelim dedik; açıkça bu konuda size söz verdik; ama, bu
konuda hiçbir girişim yapmıyorsunuz ve dokunulmazlıkları kaldırmadığınız için,
kişiler rahatlıkla yargılanamadığı için; eğer, Türkiye Cumhuriyetinin bir
Dışişleri Bakanı, Türkiye Cumhuriyetinin bir İçişleri Bakanı bugün kendi devletiyle mahkemelik oluyorsa
ve bununun hesabını veremiyorsa, sizin bu dokunulmazlıkları kaldırmamak
nedeniyle yaptığınız ısrar yüzündendir, anlamsız ısrar yüzündendir. Evet, belki
o insanlar dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istiyorlar; fakat, onların
dokunulmazlığı kalkarsa, gerçekten de yolsuzluğa karışmış birçok insanın
dokunulmazlığı kalkacaktır. İşte, bu hesabı vermekten korktuğunuz için
diğerlerinin dokunulmazlığını kaldırmıyorsunuz.
Bizim milletvekili arkadaşlarımızın
birçoğu, ben de, haksız şekilde, yolsuzluk yapan insanlarla aynı seviyede,
dokunulmazlığı kaldırılmak istenen milletvekili olarak anılmak istemiyorum
diyoruz biz de. Bizimkilerini kaldırın diyoruz, bizimkilerini de
kaldırmıyorsunuz. Neden; çünkü, bizimkileri, isteyenleri kaldırırsanız istemeyenleri de kaldırmak zorunda kalacaksınız.
İstemeyenler de ortada, iyot gibi açıkta kalacaklar. Gerçekten de o yoksulluğa
karışan insanlar Türk toplumunun önünde yer alacak.
O açıdan, gelin, şu dokunulmazlıkları
kaldıralım, sınırlayalım; şu Parlamentoyu
onur duyabileceğimiz, toplumun gurur duyabileceği bir kurum haline
getirelim.
Hepinizi sevgi ve saygılarımla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Süreniz içinde kaldığınız için de
teşekkür ederiz.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına
Gaziantep Milletvekili Sayın Mahmut Durdu.
Buyurun Sayın Durdu.
Süreniz 20 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA MAHMUT DURDU
(Gaziantep) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; huzurunuza,
5275 sayılı Yasanın 110 uncu maddesini değiştiren yasa teklifi üzerinde
konuşmak üzere geldim; hepinize saygılarımı sunarım.
Değerli arkadaşlarım, yetmişbeş sene
boyunca ülkemizde yasalar uygulanageldi ve 2002 senesinden bu yana birsürü yasa
değiştirdik. Şu sözünü ettiğim yasanın irdelemesini ve incelemesini yapmadan
önce, işi bir hikâye boyutunda ele almak istiyorum.
Avrupa Birliğine girmek istiyoruz, gerek
İktidardaki Partimiz gerekse muhalefetteki partimiz, gerek Meclis içindeki
partilerimizin gerekse Meclis dışındaki partilerimizin tamamı Avrupa Birliğine
girelim diyor. Anketlerde de, yüzde 70-85 arasında değişen, halkımızın isteği
bu noktada. İşte, bu süreç içinde yasalarda değişiklik yapıyoruz, adalet
sistemini kurmaya çalışıyoruz. Bu meyanda, Türk Ceza Kanununu değiştirdik,
insan hak ve hürriyetlerini öne çeken, daha millî, yerel bir Türk Ceza Kanunu
yaptık. Eksiklikler yok mu; vardır. Bugün müşahede edilemeyen; ama, bir iki
sene içinde de müşahede edilebilecek eksiklikler olacak. Hemen onun peşinden
Ceza Usul Kanununu çıkardık. Eksiklikler yok mu; vardır. Onun akabinde İnfaz
Yasasını değiştirdik, İnfaz Kanununu çıkardık. İnfaz Kanununda yanlışlıklar
olmayacak mı; olacaktı ve olduğunu gördük.
Geçen sene, Adalet Komisyonunda, 5275
sayılı Yasanın 110 uncu maddesinin tezekküründe, Cumhuriyet Halk Partili
arkadaşlarımız ve Adalet Kalkınma Partisinden komisyon üyesi arkadaşlarımızla
münazarasını yaptık, münakaşasını yaptık. Neticede, 110 uncu maddeye 4 tane
sınır getirdik; 75 yaş sınırını getirdik, üç yıl hapis cezası sınırını
getirdik, bir de, tam teşekküllü hastaneden rapor zorunluluğunu getirdik.
Yetmedi, demin Süleyman Sarıbaş arkadaşımın söylediği gibi, İnfaz Yasasının
önkoşulu olarak, özel hukuk koşulunu getirdik, devlete verilen zararın
tazminini istedik. İşte orada yanlış yaptık. Cumhuriyet Halk Partili
arkadaşlarım ve ben de dahil, Adalet Kalkınma Partisinin komisyon üyelerinin
imzaladığı önergeyle, biz yanlışa imza attık.
Bu yanlış şöyle görüldü: Devlete ödenecek
olan bu zararın miktarı belli değil. Komisyondaki arkadaşlarımızın müzakereye
katılırken söylediklerini, beyanlarını tutanaktan eğer incelerseniz, birkısım
arkadaşlarımız diyor ki, 1 trilyon; bir başka arkadaşım diyor ki, 11 trilyon; 5
trilyon, 6 trilyon olduğu belli değil. Şimdi, siz, o maddede kendinizi sanık
olarak kabul ediniz, gidiniz Maliye Bakanlığına "ben bu parayı ödeyeceğim,
ne kadar ödeyeceğim" diyeceksiniz, size verilecek cevap belli değil.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Çıkarırlar.
MAHMUT DURDU (Devamla) - Belirsizlik var.
Şimdi, muhterem arkadaşlarım...
BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar.
MAHMUT DURDU (Devamla) - ...doğrusunu
yapmak istiyoruz; doğrusu da bu; şimdiki getirdiğimiz yasa metni doğrusudur.
Şöyle ki: Şimdi, Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 999/405 sayılı dosyasında,
duruşması da 21.4.2006 yılına bırakılmış olan dosyada dava devam ediyor, hukuk
davası devam ediyor ve son duruşmada, ocak ayı içinde yapılan duruşmada bilgi
notları oraya aktarılmış, bilirkişi tespit tutanakları da girmiş, duruşması 21
Nisan 2006 yılına bırakılmış.
Şimdi, arkadaşlarımız diyorlar ki:
"Bu dava yedi sene sürdü, bundan sonra da bitmez."
Arkadaşlarım, yargıya güvenmek
mecburiyetindeyiz, yargıya güvenmek mecburiyetindeyiz.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - İşine geldiği
zaman...
MAHMUT DURDU (Devamla) - Şimdi, Amme
Alacakları Yasası var, İcra İflas Yasası var. Eğer, asliye hukuk mahkemesinin
kararı süreçlerden geçer, kesinleşirse,
hiç merak etmeyiniz, Amme Alacakları Usulü Yasasıyla veya İcra İflas
Yasasıyla bu para tahsil edilecektir. Bunun teminatları alınmış mıdır;
alınmıştır -az önce arkadaşlarım da söyledi- asliye hukuk mahkemesinin
sürecinde sanıkların büyük çoğunluğunun, kısmı âzamının malvarlıklarına el
konulmuş, yapılan itirazlar üzerine bir kısmının tedbiri kaldırılmış; ama,
Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca Efendinin ve Ali Rıza Ulucak Efendinin mal
varlığı üzerinde tedbir devam etmektedir. Yanlış hatırımda kalmıyorsa, 15 tane
gayrimenkul Necmettin Erbakan'ın, 4 tanesi de Rıza Ulucak'ın gayrimenkulleri
üzerinde tedbir devam etmektedir.
Şimdi, arkadaşlarım diyor ki, bu özel bir
yasadır. Ee, adını siz koymaya çalıştınız, biz de kabul edelim bunu. Yani,
burada bir şey söylemek istiyorum. Geçmişte merhum Menderes'i idam ettik, daha
hâlâ, bugün dünyaya izah edemedik. Şimdi, 80 yaşını geçmiş, Türkiye'de
başbakanlık yapmış Necmettin Erbakan Hocanın hapse girmesi, siz de kabul
ediyorsunuz, hoş bir şey değil; Anavatan Partisi sözcüsü de böyle söylüyor, ben
de aynısı söylüyorum.
Arkadaşlar, yanlışta ısrar etmenin bir
âlemi yok. Yani, geçen sene bu yasa çıktı. Bu yasa, bir vahiy yasası değildir,
bir Kur'an ayeti değildir. Yanlışı gördük; bunu düzeltmek bizim görevimiz,
bizim vazifemiz. Biz burada yasama görevi yapıyoruz. Ne için yapıyoruz; işte,
bu gibi yanlışlıkları düzeltmek için yapıyoruz.
Şimdi, bu İnfaz Yasası, Ceza Usul Yasası
ve Türk Ceza Kanunu, adalet sisteminin altyapı taşlarıdır. Bunların içinde,
yargıda, arkadaşlarımızın, hâkim arkadaşlarımızın uygulamalarıyla yanlışlıklar
görülebilir, görülecektir. Bunlar da görüldüğü zaman, gelecek, burada, bu Yüce
Meclis, doğrusunu yapmaya çalışacaktır. Bugünkü yaptığımız da budur.
Ben, gerek Adalet Komisyonunda çalışan
arkadaşlarımızın katkılarından dolayı gerekse şu yasama meclisi içindeki siz
arkadaşlarımızın katkılarından dolayı hepinize müteşekkirim. Ben, samimî
konuşan bir insanım. Ben, hiçbir zaman, yanlış üzerinde ısrar edilmemesini
bilen ve kendi hayatında tatbik eden birisiyim. Eğer yanlış yapmışsak, bunu
düzeltmemiz lazım.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, sanığın
birisi gidiyor; diyor ki -65 tane sanık, 68 tane sanık- bana ne kadarı düşüyor?
Belirsiz... Ben ne kadar yatıracağım? Belirsiz... Peki, bunu yasama meclisi
olarak düzeltmek mecburiyetinde değil miyiz arkadaşlar? İşte, bugünkü
yaptığımız budur.
Ben, fazla zamanınızı almak istemediğim
için, huzurunuzdan ayrılıyorum; hepinize ama hepinize saygılar sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Biz de, süreye uygun konuştuğunuz
için teşekkür ediyoruz.
Şahısları adına söz isteyenler; Mehmet
Eraslan… Pardon, Ümmet Kandoğan burada mı? Burada.
İki gündür yoktunuz, yine yok zannettik
sizi; özlettiniz kendinizi.
Buyurun Sayın Kandoğan.
Süreniz 10 dakika.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Meclis Başkanvekilimin, şahsımla ilgili o
güzel duygu ve düşüncelerinden dolayı kendilerine şükranlarımı sunuyorum.
İki günden beri, Sayın Genel Başkanımızla
beraber, İzmir, Balıkesir ve Bursa İllerini içine alan bir programımız vardı; o
programı icra etmek maksadıyla Ankara dışındaydım. Ben de, sizleri ve Meclisi
özledim.
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Yokluğun hissedildi
yani.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Evet, teşekkür
ediyorum, çok sağ olun.
Tabiî, İzmir, Balıkesir, Bursa'da
gördüğümüz manzaralar, bir milletvekili olarak beni son derece müteessir
etmiştir. Özellikle, dün Bursa'da, organize sanayi bölgesindeki sanayicilerimizin,
tekstilcilerin haklı feryatlarını, kamyon garajında 1 000'in üzerindeki kamyon
esnafımızın gözyaşları içerisindeki feryatlarını -Bursa'da- dinleme durumunda
kaldık. 25 Şubat, biliyorsunuz, kamyon esnafıyla ilgili, K-1 belgesi almayla
ilgili son gün. O feryatları da, İktidar Partisinin duymasını, özellikle
istiyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün,
toplumumuzu uzun zamandan beri meşgul eden ve bir eski Sayın Başbakanla ilgili
bir kanun teklifini görüşüyoruz. Kanun teklifinin gerekçesini dikkatli bir
şekilde okumaya çalıştım. Gerekçede bizleri tatmin edecek, doyuracak cümleleri,
ifadeleri maalesef bulamadım. Cezaların caydırıcı olma meselesini gündeme
getiriyor ki, bu mesele, şu anda 82 yaşında olan ve politikamızın, politik
hayatımızın renkli simalarından biri olan eski Başbakanımız Sayın Necmettin
Erbakan'la ilgili bu cümlenin, herhalde, herhangi bir etkisi olacağını da
zannetmiyorum ve getirilen bu kanun teklifinin bu düşünceden yola çıkılarak
getirildiği inancında da değilim.
Yine, gerekçede çok enteresan bir cümle
var; o da şu: "İnfaz kurumlarındaki mekân sorunu bakımından büyük bir önem
taşımaktadır." Yani, bu cümleyi buraya yazabilmenin haklı ve mantıklı bir
izahını, ben isterdim ki, bu kanun teklifini buraya getiren milletvekili
arkadaşlarımızdan birisi çıkıp, infaz kurumlarındaki mekân sorunundan dolayı
böyle bir kanun teklifi hazırlama ihtiyacında olduklarını bizlere gelip samimî
bir şekilde izah etmiş olsalardı.
Yine, çok enteresan, gerekçede, medenî
ülkelerde işte, getirilmeye çalışılan böyle düzenlemeler varmış, işte, bu
düzenlemeleri biz de yaparak, medenî ülkelerdeki o düzenlemeye uygun, paralel
bir düzenleme getiriyoruz... Biz, şimdiye kadar medenî değilsek, şu getirilen
kanun teklifiyle medenî ülkeler arasında yerimizi alacaksak, vay bu ülkenin
haline. Yani, bu kanun teklifinin gerekçesi, hakikaten, getirilmek istenen,
yapılmak istenen meseleyle ilgili, haklı ve doyurucu hükümler içermiyor, ihtiva
etmiyor.
Şimdi, kanunun esasına geçmek istiyorum.
Şimdi, biliyorsunuz 9 Aralık 2004 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde
ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ilgili kanun burada kabul edildi ve bu
kanun üzerinde İktidar Partisi ve muhalefet partilerinin kanunun bütün
maddeleri üzerinde hemen hemen, bir konsensüsü vardı, bir mutabakat neticesinde
o kanun bu Meclisten geçmişti. Tabiî, o kanununun şu anda değiştirmeye
çalıştığımız ilgili maddesinin ne şekilde buradan geçtiğini hepiniz çok
yakından biliyorsunuz; ancak, daha bu kanunla ilgili henüz uygulama imkânı dahi
bulamadan bugün yeni bir kanun teklifiyle o kanunun bir maddesinde yapılacak
olan değişikliklerin kamu vicdanını rahatsız etmeden, bunun altını çizmek
istiyorum, kamu vicdanını rahatsız etmeden ve bir eski Sayın Başbakanı rahatsız
edici, sanki ona bir lütufmuş şeklindeki bir düşünceden dolayı da bu kanunun
buraya getirildiğini zannetmiyorum.
Şimdi, bu kanunla ilgili, benim,
Denizli'de, sınıf arkadaşım olan, aynı sıraları paylaştığım çok değerli bir
kardeşim, Kasım Gökbel mahkûm oldu, cezasını çekti. Benim sınıf arkadaşım ve
sıra arkadaşımdı, çok değerli, çok saygı duyduğum bir kardeşimizdi ve yine
Türkiye'nin birçok yerinde bu kanunun şu anda kurtarmaya çalıştığımız hükmünden
dolayı mahkûm olan onlarca kişi bundan mağdur oldu ve yine şu anda bu kanun
teklifinin altında imzası olan bir değerli milletvekilimiz, o dönemde kendisi
de il başkanı olmasına rağmen, diğer il başkanlarının yaptığı gibi değil, bir
yönetim kurulu üyesine, bu işi onun üzerine yıkarak, ona imzalatarak, kendisi
il başkanı olmasına rağmen, kendisi kurtulup, o il yönetim kurulu üyesinin
mahkûm olmasına sebebiyet vermiştir.
Şimdi, bu kadar mağdur insanların olduğu
ve kendilerinin cebine hiçbir şey girmediği halde, sadece parti disiplini
açısından, onu, o dönemde imzalamak mecburiyetinde kaldıkları için mahkûm olan
insanları gördükten sonra, bugün yapılan uygulamanın, kamuoyu vicdanını
rahatsız etmeden, uygun bir şekilde bu Meclisten geçmesi lazım. Nedir o
uygunluk; en azından, bu hazine zararının tazminiyle ilgili olarak yapılması gereken neyse, sadece bir eski
Sayın Başbakanın üzerine bunu yıkmadan, sadece onu sorumlu tutmadan ve sadece
onun mahkûm olma meselesini bir şekilde değiştirmeye çalışmadan, bunun
halledilmesi lazım ve en azından, bu zararın tazminiyle ilgili olarak ne
yapılması lazım geliyorsa, Türkiye Büyük Millet Meclisi bunu nasıl takip
edecekse, bu para nasıl tazmin ve tahsil edilecekse, onun yolunun, çok açık ve
net bir şekilde ortaya konulması lazım.
Ben, Sayın Başbakanın komşusuyum -eski
Başbakanımızın- her gün, evinin önünden gelip geçiyorum. 82 yaşında olan bir
Sayın Başbakanın, hakikaten, cezaevinde olmasına, kesinlikle gönlüm razı
olmuyor. İyi veya kötü, beğeniriz veya beğenmeyiz, Türk siyaset hayatına bir
renk getirmiştir, bir canlılık getirmiştir ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde,
gerekse başbakan olarak, ülkemizin menfaatları doğrultusunda hizmet ettiğine de
inanıyorum. Bu noktada da hiçbir şüphem ve endişem yok. Ancak, tekrar ediyorum:
Bu tazmin meselesinin de mutlaka mutlaka, bir şekilde çözüme kavuşturulması ve
bundan mağdur olan, hapse giren 10'larca kişinin de, en azından, vicdanen
rahatlaması için…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - …onların da, en
azından vicdanen müsterih olmaları, vicdanen rahatlamaları açısından bu
meselenin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da ciddî bir şekilde takip
edilmesi gerektiği inancımı bir kez daha ifade ediyorum ve tekrar, bir eski
Sayın Başbakanın bu yaştan sonra cezaevi şartları içerisinde olmasını, en
azından, Doğru Yol Partisi olarak, bir milletvekili olarak gönlümüzün arzu
etmediğini ifade ediyor ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Anavatan
Partisi ve AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Kişisel söz isteminde bulunan
arkadaşlarımız: Mehmet Eraslan…
MEHMET ERASLAN (Hatay) - Konuşmayacağım
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Konuşmuyorsunuz, peki.
Tevfik Akbak, Çankırı Milletvekili…
SADULLAH ERGİN (Hatay) - Yok.
BAŞKAN - Yok, konuşmuyor.
Recep Garip, Adana Milletvekili, konuşmak
istiyor mu?
SADULLAH ERGİN (Hatay) - Yok.
BAŞKAN - Anlaşıldı.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
CEZA VE
GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUNDA
DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
MADDE 1- 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 110 uncu maddesinin
ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, üçüncü fıkrası yürürlükten
kaldırılmış ve diğer fıkra numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.
"(2) Mahkûmiyete konu suç nedeniyle
doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle
tamamen giderilmesine dair hukukî sorumlulukları saklı kalmak üzere;
a) Kadın veya altmışbeş yaşını bitirmiş
kişilerin mahkûm oldukları altı ay,
b) Yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm
oldukları bir yıl,
c) Yetmişbeş yaşını bitirmiş kişilerin
mahkûm oldukları üç yıl,
veya daha az süreli hapis cezasının
konutunda çektirilmesine hükmü veren mahkemece veya hükümlü başka bir yerde
bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemece karar verilebilir."
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyenler:
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Sadullah Ergin,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun;
şahısları adına, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan, Çankırı Milletvekili Tevfik
Akbak, Adana Milletvekili Recep Garip, Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun.
Buyurun Sayın Sadullah Ergin.(AK Parti
sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA SADULLAH ERGİN
(Hatay) - Sayın Başkan değerli milletvekili arkadaşlarım; 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasa üzerinde değişiklik öngören teklif
üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Muhterem Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Teklifin tümü üzerinde, siyasî parti
gruplarımızın değerli sözcüleri uzunca açıklamalarda bulundular. Ben, çok fazla
uzatmayacağım; ancak, genel olarak, bu teklifte imzası olan bir milletvekili
olarak da, bu teklifi getiriş sebeplerimiz ile şu anda mevcut olan Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Yasasının 110 uncu maddesinde değişiklik
öngördüğümüz düzenlemenin niçin değişikliğe tabi tutulmak istendiğine dair
görüşlerimi beyan etmek istiyorum.
Bu teklif üzerine yapılan eleştiriler
genelde şu noktalarda toplandı: Bu teklif, şahsa özel bir düzenlemedir, kişiye
özel, sipariş bir kanun teklifidir şeklinde bir eleştiri yapıldı. Ayrıca, yine,
buradaki konuşmacıların hepsi, konuyu, getirip bir eski Sayın Başbakanın
ismiyle özdeşleştirerek "bu teklif, eski Başbakanlardan Sayın Necmettin
Erbakan'ın istifade etmesi üzere hazırlanmış bir tekliftir" tespitinde
bulundular. Yine, ilaveten, hepsi şunun altını çizdi: Evet, biz de 82 yaşına
gelmiş bir eski Sayın Başbakanın, bu yaştan sonra cezaevlerinde kalmasını arzu
etmeyiz; ama, bu, kamuya ait olduğu söylenen paralar ne olacak? Bütün grup
sözcülerinin eleştirdikleri noktalar zannediyorum bu noktalarda toplanmış
durumda.
Değerli arkadaşlar, bütün bunları
cevaplamadan önce, şu anda mevcut olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın 110 uncu maddesine bir bakmak lazım. Bu
maddede, gerçekten, bu düzenleme yapılırken, birinci kuşak olarak 65 yaş sınırı
alınmış; altı aya kadar olan cezalarda, bayanlar için bir yaş sınırı olmaksızın
konutlarında bu cezanın infazı öngörülmüş; ama, erkekler için 65 yaşını
doldurmuş olanların altı aya kadar olan cezalarını konutlarında çekmesi öngörülmüş.
65 yaştan birdenbire 75 yaşa çıkan, hemen üçüncü fıkra hükmü geliyor. "75
yaşını bitirmiş olup da" diye başlayan bu fıkrada, diğer şartlar da
taşınırsa, bu şekilde mahkûmların cezalarını konutlarında çekmesini düzenleyen
bir metin.
Peki, biz getirdiğimiz teklifte neyi
öngörmüşüz; 65 ile 75 arasındaki makasın çok açık olduğunu, bu araya bir
kademelendirme yapmanın daha hakkaniyete uygun olduğunu öngörerek, 65 yaş için
altı ay, 70 yaş için bir yıl ve 75 yaşı doldurmuş olanlar için de üç yıllık bir
kademelendirme yapmak suretiyle, bu yasayı biraz daha adaletli şekilde
uygulanabilir hale getiren bir düzenleme öngörmüşüz.
Başka; önceki metinde, bir cezanın
infazına önşart olarak hukukî sorumluluk getirilmiş ve bunun da doğuracağı
sıkıntılar gözardı edilmiştir kanaatimce ve bizim yaptığımız bu kanun
teklifinde, bu sıkıntıları da ortadan kaldıran bir düzenleme öngörmüşüz. Nedir
bu; hukukî hakları saklı kalmak üzere, bu sanıkların ya da mahkûmların, kamuya
karşı yükümlülüklerini yerine getirme hakları, sorumlulukları saklı tutularak
bir önşart olmaktan çıkarılmakta ve objektif, genel geçer kriterlere
bağlanmaktadır.
Şimdi, bu teklif kişiye özel bir teklif
olarak hazırlanmıştır diye bir eleştiri yapıldı. Ben, bunu kabul etmiyorum.
Bizim getirdiğimiz teklifte ve şu anda yürürlükte olan maddedeki şartları
taşıyan tüm vatandaşlarımız için bu madde uygulanabilecektir; hatta, bırakınız
Türk vatandaşlarını, Türkiye'de cezası infaz edilecek olan yabancılar bile, bu
infaz yasasının bu maddelerinden istifade edebilir.
"İyi ama efendim, bu maddeden ve bu
değişiklikten Sayın Necmettin Erbakan da istifade edecek..." Edebilir, o
da bu ülkenin bir vatandaşı ve bu ülkeye hizmet etmiş olan bir devlet büyüğü.
MEHMET KARTAL (Van) - Sıradan bir vatandaş
için gelmedi.
SADULLAH ERGİN (Devamla) - Bunun bu
maddeden istifade etmesi, kimi, niye rahatsız etsin?! Yapılan değişiklik doğru
ise, yapılan düzenleme doğru ise, bu değişiklikten kimsenin rahatsız olmaması
lazım.
Ha, geliyoruz şimdi esas eleştiri
noktasına. Eleştiri noktası nedir arkadaşlar? İyi, güzel; ama, Refah Partisinin
kapatılmasından ötürü, kamunun uğradığı belirtilen zararları kim ödeyecek?
Kamu, alacağıyla nasıl buluşacak? Herkesin ortak olarak sorduğu soru bu,
üzerine geldiği nokta bu.
Tabiî, burada, genel bir düzenlemenin
somut olaya indirgenmesiyle ilgili bir yanlışla karşı karşıyayız. Bizim
getirdiğimiz düzenleme, bu şartları taşıyan bütün vatandaşlarımıza uygulanacak
genel bir düzenlemedir. Ceza İnfaz Yasasının 110 uncu maddesi bir genel
düzenlemedir. Bu şartları taşıyan herkes bundan istifade edecek; ama, özel
olarak konu getirilip Sayın Necmettin Erbakan'la ilişkilendirildiği için, bu
konuya ait birkaç tespitimi de sizlerle paylaşıp, sözlerime son vereceğim.
Değerli arkadaşlar, şimdi, benim önümde, ağır
ceza mahkemesinin vermiş olduğu mahkûmiyet kararı var. Bu mahkûmiyet kararında,
sanıkların hangi miktarla sorumlu tutulacakları, zararın miktarıyla ilgili bir
ilam söz konusu değil, muacceliyet kesbetmiş bir alacak söz konusu değil. Bu
mahkeme kararından sonra, Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 99/405 esas
sayılı dosyasında, Maliye hazinesinin açmış olduğu bir tazminat davası var. Bu
davada, davacının iddia ettiği bir dava konusu, bir dava değeri var.
Yanılmıyorsam, 4,5-5 trilyon civarında açılan davanın konusu. Tabiî, buna,
ayrıca faizler talep etmiş Maliye. Şimdi, davalı taraf ise, bu davaya karşı
itirazlarını belirtmiş ve dava şu anda derdest, yargılama devam ediyor. Kesin
hükme bağlanmış bir alacak söz konusu değil; nizalı, çekişmeli bir meblağ var.
Dolayısıyla, şu anda hiç kimse, bu bahse konu hadisede, falanca şahıs şu kadar
para ödeyecek diyemiyor, muacceliyet kesbetmiş bir rakam ortada yok. Peki,
İnfaz Yasasının şu anki 110 uncu maddesine göre, vermiş olduğu zarar belli olan
bir şahıs, gidecek, zararı ödeyecek ve cezasını evinde infaz edecek. Peki,
vermiş olduğu söylenen zarar belli olmayan, çekişmeli olan, nizalı olan mahkûm
ne yapacak? Bu belli olmadığı için, henüz nizalı bir, çekişmeli bir dava konusu
olduğu için, öteki, evinde cezasını infaz ederken, bu, gidip ceza tevkif
kurumunda mı yatmalıdır? Objektif olan bu mudur, yoksa, ceza infazın önüne
getirilmek istenilen hukukî sorumlulukları bertaraf ederek genel geçerde daha
hakkaniyete uygun bir düzenleme mi yapmak daha uygundur, bunu takdirlerinize
arz ediyorum.
Ayrıca, hemen şunun altını çizmek
istiyorum; bu konuyu özelde bir şahsın, bir eski Sayın Başbakanın özel
konumuyla irtibatlamanın yanlış olduğunu ifade ettim; ama, kamuoyunda yanlış
anlamalara meydan vermemek için şunun da altını çiziyorum: Değerli arkadaşlar,
Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi, dava konusu meblağı güvence altına alacak
miktarda gayrimenkul üzerine ihtiyatî tedbir vazetmiştir. Şu anda, dava
dosyasında, toplam 19 parça gayrimenkul üzerinde tedbir konulmuş durumdadır. Dolayısıyla,
hiç kimse bu kürsüden şunu söylemesin lütfen: İyi, güzel; biz de Hocanın
yatmasını arzu etmiyoruz; ama, bu para ne olacak, bu parayı kim ödeyecek diye
bir sorunun haklılık nedeni yoktur. Zira, şayet bu dosyada davacı idare davayı
kazanırsa ve bu karar yüksek yargı tarafından tasdik edilir de kesinleşir ise,
bu alacağı karşılayacak miktarda gayrimenkulle bu dava teminat altına alınmış
bir davadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
SADULLAH ERGİN (Devamla) - Dolayısıyla,
özelde bu dosyadan dolayı hiç kimse kamunun hakkına halel gelecek diye tereddüt
etmesin. Bu dosyanın teminatları, bu davaya bakan mahkeme heyeti tarafından
sağlanmıştır ve fakat, ben, olayın özel bir davayla irtibatlandırılmasının
doğru olmadığını ifade ediyorum. Bizim getirdiğimiz teklif genel bir
düzenlemedir. Bu teklifte bahse konu şartları taşıyan ve Türkiye'de cezasını
infaz edecek herkes bu düzenlemeden istifade edecektir diyor, Muhterem
Heyetinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, madde
üzerinde kişisel söz istemi olan milletvekillerimizi belirlemek gerekiyor,
vazgeçenler arka sıralarda gelenlere hak tanıyacağı için.
Ümmet Kandoğan konuşacak mı efendim?
Konuşmayacak.
Mehmet Eraslan konuşacak mı? Konuşmayacak.
Tevfik Akbak, Çankırı?.. Konuşmayacak.
Recep Garip, Adana?.. Konuşmayacak.
Ersönmez Yarbay, son anda talep etti;
konuşacak mı, konuşmayacak mı?
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) - Konuşacağım
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Konuşacak.
O zaman, bekleyin, sıranız geldiği zaman
çağıracağım sizi.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına,
Tekirdağ Milletvekili Sayın Mehmet Nuri Saygun; buyurun. (CHP sıralarından
alkışlar)
Sayın Saygun, kişisel söz isteminiz de
var; iki süreyi birleştirelim, zaman kazanalım.
Toplam süreniz 15 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA MEHMET NURİ SAYGUN
(Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri
arkadaşlarım; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda yapılması
düşünülen değişiklikle ilgili partim adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle,
hepinizi saygılarımla, sevgilerimle selamlıyorum efendim.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, biz, şu
kürsüden -bugün ilk defa değil- bu yasa teklifleri, kanun teklifleri,
tasarıları geldiği her fırsatta şu sözleri hep tekrarladık: Lütfen, yasa
hazırlanırken daha dikkatli, daha önem verir bir tavır sergileyiniz ve
hazırlamış olduğunuz yasaları bizim önümüze getirdiğinizde, burada yapılacak
olan değerlendirmelerden sonra, kısa bir dönem sonra tekrar değiştirme ihtiyacı
duymayalım. Ama, bu, bugüne kadar mümkün olmadı ve genellikle, özellikle çok
önem ifade eden bazı yasalarda, temel yasalarda ciddî çalışmalar yapıldığı
iddiasıyla yasalar Meclisin önüne geldi, Genel Kurul onayladı; ama, bir süre sonra,
hemen, tekrar, değişiklik teklifi geldi. Şimdi, izin verirseniz, şu gelen
değişiklik teklifinin Meclisteki sürecini birlikte şöyle bir hatırlayalım
istiyorum.
Efendim, bu yasa, önce Adalet Komisyonunda
görüşülüp, daha sonra Meclis gündemine getirildi ve 13 Aralık 2004 tarihinde
kanunlaştı. Yasanın kanunlaşmasından sonra, 3 Mayıs 2005 tarihinde, Adalet ve
Kalkınma Partisinin Milletvekilleri Hasan Kara ve Zeyid Aslan tarafından, bir
kanun teklifi şeklinde, bugün görüştüğümüz 110 uncu maddenin değiştirilmesi
amacıyla bir teklif getirildi.
Bir kere, başından beri söylediğimiz
konuya geri döndük. Yasayı onaylamanın üstünden henüz daha beş ay geçmiş; ama,
biz, o yasada bir değişikliğe ihtiyaç duymuşuz, alıp getirmişiz.
Bu değişik teklifini, özellikle İktidar
Partisi milletvekili arkadaşlarım "efendim, bu bir tekliftir, bu hükümetin
tasarısı değildir" şeklinde iddia edebilirler veya böyle bir iddiada
bulunabilirler; ama, bildiğimiz bir gerçek var ki, bu ve benzeri temel
yasalarda getirilen değişiklik teklifleri, hükümetin bilgi ve düşüncesi
tahtında düzenlenir ve o şekilde gelir.
Bu teklif 3 Mayısta geldi. 3 Mayısta gelen
bu değişiklik önerisi, Adalet Komisyonunda görüşüldü, alt komisyon oluşturuldu,
alt komisyonda da görüşüldü ve ondan sonra Adalet Komisyonuna geldi. Adalet
Komisyonu, teklifi, muhalefet partisi milletvekillerinin muhalefetine karşın,
oy çokluğuyla kabul etti ve böylece, Meclis gündemine gelmeye hazır, İktidar
Partisinin beklentilerine cevap verdiği iddia edilen bir şekilde hazırlandı.
Sonra ne oldu; o tarihten bu yana, bu teklif, bir köşeye konuldu, öylece
bekledi. Sonra, Sayın Sadullah Ergin'in ve iki milletvekili arkadaşının aynı
maddeyle ilgili bir başka değişiklik önergesi geldi, tekrar komisyona
getirildi, tekrar değerlendirildi, yine oy çokluğuyla bu teklif de kabul
edildi. Sonra, tercihinizi herhalde bu yönde kullandınız ki, kendi getirdiğiniz
ve Adalet Komisyonunda onaylanan iki tekliften bugün görüştüğümüz bu teklif
sizin önünüze getirildi.
Şimdi, burada, önce, şu hususları bir netleştirmemiz
lazım:
1- Biz, yasalar düzenlenirken hukuka uygun
olması konusunda üstümüze düşen görevi yerine getirerek, her seferinde
uyarımızı yaptık.
2- Uygulanabilir olması gerekir, bu
uygulanabilirlik durumunun mutlaka sağlanması gerekir dedik; bunu da iddia
ettik. Toplumun her kesimini kucaklaması gerekir dedik ve bu kesimlerin onayı
gerekir dedik.
Efendim, sizin oy çokluğuyla çıkardığınız
yasada, önce, bu saydıklarımızdan "uygulanabilir olma" imkânı yok.
Eğer, uygulanabilir olma imkânı olsaydı, böyle bir değişikliğe gitme ihtiyacı
duymazdınız. İki kere arka arkaya değişikliğe gittiğinize göre, kendi
düzenlediğiniz yasanın uygulanamayacağını, az evvel buraya çıkan AKP temsilcisi
de, zaten kendisi de ifade etti; "uygulanabilme şansı olmadığı için bu hale
getiriyoruz" dedi. Oysaki, biz, Adalet Komisyonunda da, Mecliste de bunun
uygulanabilir olmadığını iddia etmek suretiyle görevimizi yerine getirmemiştik.
O gün bizi dinleme ihtiyacı duymadınız ya da iktidarın vermiş olduğu güçle,
bizim iddialarımızı dikkate almadan bildiğiniz gibi geçtiniz ve
kanunlaştırdınız. Ee, peki, bugün bizim söylediklerimize geri dönmek ve
söylediklerimizi kabul ederek, tekrar böyle bir teklif getirme ihtiyacını neden
duydunuz o zaman?!
Değerli arkadaşlarım, bu getirilen teklifin,
daha doğrusu bu değişikliğin temelinde yatan birkaç husus var. Az evvel, AKP
adına konuşma yapan Sayın Sadullah Ergin, bunun kişisel bir düzenleme
olmadığını söyledi.
Şimdi, önce, izin verirseniz, bu yasanın
ilk çıktığı hale bir dönelim ve sizlere bunu bir hatırlatmak istiyorum. Adalet
Komisyonuna bu ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ilgili yasa geldiğinde,
böyle bir 110 uncu madde çalışması yoktu; ama, burada, bize getirilen öneriyle,
geçmişte yıllarca başbakanlık yapmış birisinin, yaşı da itibariyle, cezaevinde
yatmasının doğru olmayacağı söylendi; görüştük, konuştuk, biz de uygun bulduk;
ama, biz oraya bir şart koyduk; dedik ki. Doğrudur, bu yaşta bir insanın, bu
ülkede başbakanlık yapmış bir insanın cezaevinde yatmasını doğru bulmayabiliriz,
konutunda mahkûmiyetini çekmesini de doğru buluruz; yalnız, kamuya verdiği bir
zarar var, kamuya verdiği zararı öder ise biz bunun altına imza atarız ve…
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Zaten ödüyor.
MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) - Ödemediğini
ben size biraz sonra ifade edeceğim.
…düzenleme yapıldı. Yapılan düzenleme,
bizim de onayımızla, bizim de oylarımızla bu şekilde geçti. Sonra ne oldu;
sonra, kişiye özel olmadığı söylenilen bu yasanın muhatabı kalktı, dedi ki:
"Benim altmışbeşte 1 borcum var." Altmışbeşte 1 borcum var deyince,
bugün Meclis çatısında olan belli sayıdaki arkadaşlarımız veyahut…
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Yok, yok…
MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) - Yok yok,
var; 2 de bakanımız dahil, bu 65'in içine dahil oluyor ve birkaç milletvekili
arkadaşımız, bu hususta yeni bir düzenlemeyle, bu kamuya verilmiş olan zararın
ödenmesi konusu hukukî ihtilaf haline getirilmeye çalışıldı ve önümüze gelen bu
değişiklikte, şimdi "bu bir hukukî ihtilaftır; o iş orada halledilir;
hukukî alacaklar saklı kalsın" deniliyor.
Şimdi, efendim, önce bir şuna bakalım:
Bizim düzenlediğimiz, onayladığımız, o kişiye özel düzenlemede bir hüküm var.
Ancak, kamuya ait… Aynen iade şartı getiriyoruz. Yani, aynen iadeden ne
anlarsınız; aynen iadede, karşı taraf olan hazinenin adını koyduğu bir rakam
var; ben şu siyasî partiye bu kadar oranda destek verdim, vermiş olduğum destek
aynen iadeye tabi olan rakamdır. Şimdi, AKP'li sayın konuşmacı diyor ki:
"Efendim, rakamı belli değil." Hayır, rakamı belli. Hazinenin uğramış
olduğu zararı aynen iadeyle hazineye teslim ettiğinizde cezaî şart için gerekli
olan ödeme yerine gelmiş olur; ama, eğer siz bu ödemenin böyle olmasını veya
bir şekilde ödemeden rücu edilmesini sağlamak için birtakım iddialar
getirirseniz, o zaman sizin dediğiniz şekilde bir düzenleme yapılır.
Şimdi, bana göre ve Cumhuriyet Halk
Partisinin düşüncesine göre, bu değişiklik hiçbir şekilde hukukî bir ihtiyaç
değildir. Bu değişiklik tamamen ipe un serme ve kamunun alacağının tahsil
edilmesini bir şekilde önlemeye yönelik bir değişikliktir. Eğer, böylesine bir
değişikliği iktidar partisi milletvekilleri olarak sizler onaylıyorsanız,
kamunun alacağının tahsil edilmesini uygun bulmuyorsanız, o zaman oylarınızla
bu madde geçer; ama, eğer kamuyu, hazineyi koruma düşüncesindeyseniz, böyle bir
değişikliğe ihtiyacımız yok. Böyle bir değişikliğe ihtiyaç yok; aynen iade
koşulları yerine getirilir ve Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki
Kanunun 110 uncu maddesi bu değişikliğe ihtiyaç duymadan aynen kalır. Bu tercih
sizlere ait.
Biz, bu konuda, Cumhuriyet Halk Partisi
olarak bu değişikliği onaylamıyoruz. Bizim oyumuz ret. Gerekçelerimiz de, az
evvel saydığım gibi, kamuya ait bir alacağın tahsilinin önlenmesini Cumhuriyet
Halk Partisi hiçbir şekilde kabul edemez, benimseyemez, onaylayamaz.
Şimdi, bir de, bu teklifin üçüncü
fıkrasının iptal edilip, yerine getirildiği bu yeni değişiklikte, az evvel, 65
yaş, 70 yaş, 75 yaş gibi farklı değerlendirmeler olduğu ve temel düşüncenin bu
olduğu söyleniyor.
Değerli arkadaşlarım, eğer böyle bir
düşüce varsa, 65, 70, 75 ve üstü için böyle bir düzenleme yapılmasını, hukukî
bir düzenleme olarak, özel infaz uygulaması olarak onaylayabiliriz, kabul de
edebiliriz. Diyelim ki böyle bir düzenlemeye ihtiyaç var; ama, bu düzenlemeyi
yaptığınızı iddia ederek, esas arkasına sığınılmak istenen üçüncü fıkranın
ortadan kaldırılmasına yönelik düzenlemeyi kabul etmemiz mümkün değil.
Şimdi, bu üçüncü fıkrada, daha önce,
Adalet Komisyonunda görüşmeler yapılırken, kısa bir süre ayrılmış ve Adalet ve
Kalkınma Partisinin komisyon üyesi arkadaşlarımızla birlikte bu metni birlikte
düzenlemiştik. Bu metni düzenledikten sonra da, o metnin altına, o değişiklik
önergesinin altına imza da koymuştuk. Ben, o gün imza koyduğum için, bir gün
sonra, basının muhtelif kesimlerinden "Hocayı kurtaran Cumhuriyet Halk
Partili milletvekili" gibi bir yazı da almıştım; ama, benim derdim Hocayı
kurtarmak değildi. Benim derdim, bu ülkede sonuç itibariyle Başbakanlık yapmış,
bu ülkeyi bir süre yönetmiş ve belli bir yaşa ulaşmış, sağlığı elvermeyen bir
insanın, insanî duygularla ve bu ülkede yaşayan bir vatandaş olarak cezaevine
girmesini doğru bulmamamdı; ama, ben onun altına bir not koymuştum; kamuya
verdiği zararı ödesin demiştik.
Şimdi, bizim, hakikaten, içten gelerek, bu
ülkede hizmet etmiş bir adama, yaşı kemale ermiş bir adama, sağlığı elvermeyen
bir adama doğru bir davranışta bulunduğumuz iddiasındaydık; ama, eğer bu ülkeye
bir zarar vermişse, kamunun zararına neden olmuşsa, bunu da ödemeli diye de
onun altına imza atmıştık. Şimdi, hayret ediyorum, o değişiklik önergesine,
bizim o hazırladığımız önergeye, sadece Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri
imza atmadı; o önergenin altına, Adalet ve Kalkınma Partisinin Adalet Komisyonu
üyeleri de imza attı. Şimdi o komisyon üyesi arkadaşlarım, bu gelen yeni
değişikliğe acaba ne diyorlar?!
Sadece o kadar değil. Bu madde
oybirliğiyle geçti; bu madde, komisyondan geçerken, komisyon üyelerinin
oybirliğiyle geçti. Peki, o komisyonda olan Adalet ve Kalkınma Partisinin
milletvekilleri, şimdi bu değişiklik gelmiş, merak ediyorum oylamada ne
diyeceksiniz! Bu değişikliği siz önerdiniz, birlikte yaptık; aradan birkaç ay
geçti de ne değişti?! Yani, sizin kamudan kaynaklanan bir alacağın tahsil
edilmesini önleyen bir değişikliğe geçmişte karşı çıkarak imza atarken, bugün
kamu alacağını yok saymak gibi bir düşünceyi kabullenmeniz için ne gibi bir
gelişme oldu, ne gibi bir değişim oldu?! Ben, bunu, gerek biraz sonra
maddelerle ilgili komisyon üyesi arkadaşlarım konuşurlarsa izleyeceğim; öte
yandan da oylama sırasında bizimle birlikte o değişiklik önergesine imza atan
arkadaşlarımın oylamadaki değerlendirmelerine de dikkat edeceğim, saptamaya
çalışacağım.
Değerli arkadaşlarım, buraya kadar
getirdiğimiz bu husustan sonra, izin verirseniz, çok kısaca, bir şeyi özetlemek
istiyorum.
Bakın, üç yıldır, şu kürsüde söylediğimiz
hep aynı şey, iktidar ve muhalefetiyle. Bu ülkenin yararına olabilecek her
türlü kanunda, biz muhalefet olarak yanınızdayız, ülke yararına yapmayı
düşündüğünüz bütün kanunlarda da destek vermeye hazırız. Lütfen, bir dönün,
geçmişe bir dönün; doğru yaptığınız hangi işe "hayır" dedik?! Doğru
olan kanunların hepsi bu Meclisten oybirliğiyle çıkmadı mı?! Ama, bir şeyler
yanlış olursa, biz de buna muhalefet ediyorsak, bunun adı, ille de zorakî bir
muhalefet değildir, ülke menfaatına, kanun yapma tekniğine mutlaka bir şeyler
ters gidiyordur ki biz muhalefet ediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen, toparlayın.
MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) - Bitiriyorum
Başkanım.
Şimdi, bu gelen yasa da aynı niteliktedir,
aynı esaslara dayalıdır. Bizim muhalefet etme gerekçemiz, bir muhalefet iddiası
değildir; yasa tekniğine uygun olmayan bir düzenleme yapılmıştır, kamunun
zararına sebep olacak bir düzenleme yapılmıştır. Az evvelki AKP konuşmacısının
söylediği gibi, alacak gayri muayyen falan değildir, alacak sabittir, alacak
hazinede kayıtlıdır, iadesi gereken rakam bellidir. Böyle şeylerin arkasına
sığınarak, kamuya ait bir alacağın tahsil edilmesini önleme gibi bir girişimde
bulunmanızı, ben, bu Meclis çatısında yaşayan bir arkadaşınız olarak doğru
bulmuyorum ve bu nedenle de, bu getirilen teklifin sizlerin oylarıyla -çünkü,
bizim oylarımızı bunun reddedilmesine yetmiyor- reddedildiğini görmek, inanmak
istiyorum; bu Meclise, bu yakışır. Kamunun bir alacağının engellenmesi
yönündeki bir değişikliği bu Meclis onaylarsa, bu Meclise, bu yakışmaz.
Değerlendirmek, düşünmek, karar vermek sizlere aittir.
Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Birleşime 5 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 16.32
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
saati: 16.53
BAŞKAN:
Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP
ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 67 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
III.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
C) Oturum BaşkanlarInIn KonuşmalarI
1.- TBMM
Başkanvekili Ali Dinçer'in, Bursa kent merkezinde iki büyük iş merkezinin
çökmesi nedeniyle, yerleşim yerlerinde yol ve altyapı çalışmalarının planlı ve
programlı yapılmasının önemini vurgulayan ve Bursa halkına geçmiş olsun
dileklerini içeren konuşması
BAŞKAN- Değerli milletvekilleri, şu sırada
aldığımız bir habere göre, Bursa kent merkezinde iki büyük iş merkezi çökmüş.
Bereket ki, daha önceden çatlamalar olduğundan bu kent merkezleri
boşaltılmıştı. Şimdilik, gelen haberlere göre can kaybı yok.
Fakat, bu olay da gösteriyor ki, biz
Türkiye'de bina yaparken, altyapı yaparken, mühendisliğin gerektirdiği bütün
titizlikleri göstermek durumundayız, bilimin gereğini yerine getirmek
durumundayız. Aksi takdirde, böylesine kazalar çok büyük can kayıplarına neden
olabilir. Deprem anında, yine, mühendisliğin gereklerini yerine getirmememizden
kaynaklanan binlerce kişiyi kaybettiğimiz gibi, tekrar binlerce yurttaşımızı,
kardeşimizi kaybetme ihtimaliyle karşı karşıya kalabiliriz. Bundan da görülüyor
ki, bir altyapı çalışması, yol çalışması, civardaki tüm koşullar
değerlendirilerek yapılmalı. "Bize bir şey olmaz" düşüncesiyle yaparsak,
mühendisliğin gereği olan bütün değerlendirmeleri yapmadan, alelacele altyapı
çalışmalarını, plansız programsız yapmaya kalkarsak, civardaki yapılanmalar
büyük zarar görebiliyor. Bu örnek onu gösteriyor. Yani, var olan kent
yapılarında bile, daha önce oluşmuş yapılarda bile, eğer yol, kanal gibi
altyapı çalışmaları yapılacaksa, bunların gelişigüzel yapılmaması gerekir.
Birileri gelip "buradan böyle bir yol yapılsın" deyip dozeri,
greyderi getirmesiyle bu işler yapılmamalı. Gerekli tüm mühendislik değerlendirmeleri
yapılmalı, önlemler alınmalı, ondan sonra bu çalışmalar yapılmalı ve binalar
da, dediğim gibi, bilimin, mühendisliğin gereği olan bütün projelendirmeler
yapıldıktan sonra, bütün önlemler alınarak yapılmalı; imalatlar da öyle
yapılmalı.
Bursa'daki kardeşlerimize geçmiş olsun
diyoruz. Böylesine ciddî felaketlerle bir daha karşılaşmamayı diliyoruz.
1077 sıra sayılı kanun teklifinin
görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
IV.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
5.- Adalet
ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Hatay Milletvekili Sadullah Ergin ve 2
Milletvekilinin; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/678)
(S. Sayısı: 1077) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
1 inci madde üzerinde, kişisel söz istemi
olan Ankara Milletvekili Sayın Ersönmez Yarbay'a söz veriyorum.
Buyurun Sayın Yarbay.
Süreniz 5 dakika.
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) - Sayın Başkan,
sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifi üzerinde söz aldım. Bu
kanun teklifini okuduğum zaman, Hazinenin zarara uğratıldığına dair bir durum
görmedim. Muhalefet, bir şerh yazmış; ama, burada "hazine zarara
uğratılmıştır, zararın ödenmesi koşulu ortadan kaldırılmaktadır" deniyor;
fakat, okuduğum zaman, maddede "mahkûmiyete konu suç nedeniyle doğmuş
zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen
giderilmesine dair hukukî sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla" diyor;
yani, affedilmiş falan demiyor, muaf da demiyor. Onu, muhalefet sözcüleri
nereden çıkardılar, doğrusu anlamakta güçlük çekiyorum.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - O, eski hali.
ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) - Hayır. Kanun
metninde böyle yazıyor; yani, kanun metni bu.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Yedi yıldır
bitmeyen dava.
BAŞKAN - Müdahale etmeyelim efendim.
ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) - Benim, esas
tabiî, burada kanunun bir zararı, yani, hazinenin uğratılmış olduğu zararın
giderilmesi konusunda herhangi bir düzenleme yok. Hazinenin zararı mutlaka
tazmin de edilmelidir; ancak, dikkatinizi çekmek istediğim husus şu:
Türkiye'nin son otuzbeş yılını dikkate aldığımız zaman; bir sayın başbakan
suikaste kurban gitmiş, bir sayın başbakan iki defa -millet iradesiyle geldiği
halde- darbeyle görevden uzaklaştırılmış, bir sayın başbakan şu anda Yüce
Divanda yargılanıyor, bir sayın başbakan da evde mi hapsedilsin, yoksa
hapishanede mi hapsedilsin tartışması yapılıyor; yani, son otuz yıl.
Ben geçen yıl Pakistan'a gitmiştim.
Pakistan'da eski başbakanlar ne yapıyor dedim. Dediler ki "eski
başbakanlardan birisi idam edildi -son otuz yılda, yirmi yılda birisi idam
edildi- birisi suikaste kurban gitti, birisi ev hapsinde, iki tanesi yurt
dışında kaçak." Şimdi, biz Meclis olarak, millet olarak, Türkiye'yi böyle
üçüncü dünya görüntüsünden kurtarmamız gerekiyor. Sayın başbakan, eski başbakan
evde hapsedilse, Türkiye'nin imajı mı düzelir; yani, bir başbakan hapsedildiği
zaman, evde hapsedilmiş olsa, Türkiye'nin imajı mı düzelir? Onun için biz
Meclis olarak…
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - O zaman bir
kanun teklifi verirsiniz, başbakanların cezaî müeyyidesi yoktur
dersiniz...
ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) - Sayın
başbakanı… Yani, Pakistan'daki durum, Türkiye'deki durum, bunlar neden oluyor?
Neden, bu başbakanlar bu hale geliyor; neden bu hale geliyor sayın başbakanlar?
EMİN KOÇ (Yozgat) - Yolsuzluktan oluyor,
yolsuzluktan…
ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) - Hayır.
Cumhuriyet Halk Partisinin eski genel başkanı, darbelerde onlar da gönderildiler,
birtakım adliyelere onlar da gönderildiler. Dolayısıyla, Meclise müdahale
olduğu için, dışarıdan müdahale olduğu için, demokrasi zaman zaman kesintiye
uğratıldığı için bu durumlar ortaya çıkıyor. Yoksa, sadece milletin seçtikleri
suçlu değil ki. Biz hep milletin seçtiklerini yargılıyoruz ve olağanüstü
şartlarda yargılıyoruz. O konuya dikkati çekmek için söz almış bulunuyorum.
Olağanüstü şartlarda ve olağanüstü
durumlarda milletin seçtiği kişileri yargılamak üzere biz kanunlar çıkarıyoruz;
ama, olağanüstü şartlarda darbe yoluyla gelmiş hiç kimseye yargılama veyahut da
suçlarını soruşturma şeyi yapmıyoruz. Mesela, bugün 12 Eylülü yapanlara
dokunabilir miyiz Meclis olarak?..
AHMET SIRRI ÖZBEK (İstanbul) - Tabiî,
isterseniz dokunabilirsiniz.
ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) - İşte, siz de
varsınız… Biraz önce arkadaşımız "kanun teklifi verin" dedi; bir
kanun teklifi de siz getirin; yani, bakalım, bir görelim.
Onun için, biz, Meclis olarak,
muhalefetiyle iktidarıyla, ben bu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Yani,
sadece millet iradesiyle seçilenler ve millet iradesiyle gelenler bir müddet
sonra şeyin karşısına çıkıyorlar, hâkimin karşısına çıkıyorlar ve
yargılanıyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - İktidara konuşmak
için gelinmiyor, iş yapmak için geliniyor; sayınız var, Anayasayı değiştirecek
çoğunluğunuz var.
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen ve Genel
Kurula hitap edin, karşılıklı konuşmaya meydan vermeyin.
ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) - Sayımız var;
yalnız, Türkiye'de, tabiî, işler, maalesef, sadece sayıyla olmuyor. Türkiye'de
işlerin sayıyla olmadığını biz her zaman görüyoruz. Eğer Türkiye'de işler
sayıyla olmuş olsaydı, 60 darbesi, 71 darbesi, 80 darbesi, 97 darbesi… Bunların
hiçbirisi olmazdı.
Ben, darbelerin olmadığı ve hâkimlerin
hiçbir kurumdan brifing almadıkları, bankaların içerisinin boşaltılmadığı bir
Türkiye dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Madde üzerinde soru-yanıt
bölümüne geçiyoruz.
Mehmet Ali Bulut…
Buyurun, sorunuzu alalım.
MEHMET ALİ BULUT (Kahramanmaraş) - Sayın
Başkanım, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun
110 uncu maddesinin üçüncü fıkrası son cümlesinde "bunlar hakkında beşinci
fıkra hükmü uygulanmaz" denilmektedir. Buna göre, cezasını evinde
çekecekler şartla salıverilme hükümlerinden yararlanmakta idi; ancak,
görüşülmekte olan teklifle bu fıkra hükümden çıkarılmıştır. Bu yeni durum
karşısında, bu kanun yürürlüğe girmeden önce verilmiş cezaların özel infaz
rejimine göre çektirilmesinde yeniden düzenleme nasıl uygulanacaktır?
Sorum, hukukî ve teknik olduğu için, Sayın
Adalet Komisyonu Başkanımız tarafından cevaplandırılmasını talep ediyorum.
BAŞKAN - Komisyon Başkanı Sayın Toptan,
buyurun.
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI KÖKSAL TOPTAN
(Zonguldak) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Değerli milletvekilleri, bizim kanaatimize
göre, bu kanunun yayımı tarihine kadar verilmiş ve 110 uncu madde kapsamında
kalabilecek olan cezalar için, eski düzenlemenin koşullu salıverilmeye ilişkin
hükümleri uygulanacaktır; ayrıca, yeni kanunun lehe getirmiş olduğu hükümler de
uygulanacaktır. Bu neye dayanıyor; bu, Yüce Heyetiniz tarafından kabul edilen
ve yürürlükte olan Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki hükmün
doğal bir sonucu olarak yorumlanıyor. Hiç kuşku yok ki, nihaî kararı ilgili
mahkemeler verecektir; ama, burada, bu düzenlemede kanun koyucunun amacının bu
olduğunu ifade etmek istiyorum.
Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkanım, izin verirseniz, teklifin
geneliyle ilgili de bir iki cümle söylemek istiyorum. Gerçi, bazı
arkadaşlarımız ifade ettiler. Şimdi, ortada bir af kanunu söz konusu değil;
yani, getirilen, üzerinde çalıştığımız bu kanun teklifi bir af kanunu değildir.
Bunu tespit etmek istiyorum.
İkincisi, bu olayla ilgili olarak,
biliyorsunuz, iki tane dava açılmıştır. Bunlardan bir tanesi ceza davası, bir
tanesi de hukuk davasıdır. Ceza davasıyla ilgili yargılama bitmiş, kesinleşmiş
ve bu davada sanık olarak görülen kişilerin büyük bir çoğunluğunun cezası da
infaz edilmiştir. Ayrıca, açılan hukuk davası; yani, devletin siyasî partilere
yardım faslından Refah Partisine verilmiş olan parayla ilgili, kamunun,
Maliyenin alacak davası devam etmektedir. Şimdi, burada -zannediyorum, ihtilaf
orada ortaya çıkıyor- kamunun ne kadar zararının söz konusu olduğu, kamunun ne
kadar para alacağı, hukuk davası devam ettiği için, kesinleşmediği, bitmediği
için belli değildir. O nedenle, daha evvelki düzenlemede, Cumhuriyet Halk
Partili arkadaşlarımızla beraber yapmış olduğumuz düzenlemede, getirilen 110
uncu maddeyle getirilen düzenlemenin uygulanabilmesi için, yani, belli
şartlarda cezanın evde çekilebilmesi için öngörülen tazmin şartının yerine
getirilmesi, bu bizim olayımızda, yani üzerinde tartıştığımız olayda fiilen mümkün
olmaz hale gelmiştir. O bakımdan…
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Ama, niye
yaptınız Sayın Başkan?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI KÖKSAL TOPTAN
(Zonguldak) - Hep beraber yaptık değerli arkadaşlarım yani.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Ama, yanlış
yaptınız!
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI KÖKSAL TOPTAN
(Zonguldak) - O nedenle, üzerlerine muhtemel alacak karşılığı, hukuk davasında,
ihtiyatî tedbirler de konulmuştur. Bu dava bittiği ve kesinleştiği takdirde,
hazine alacağının tamamının tahsil edilmesinin yolu da bu şekilde garanti
edilmiştir.
Bunu değerli arkadaşlarımızla paylaşmak
istiyorum, çok teşekkür ediyorum.
Sağ olun Başkanım.
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri,
görüşmeler tamamlandı 1 inci maddeyle ilgili.
Oylamadan önce, Adalet Komisyonu Başkanı
Sayın Toptan'ın da dile getirdiği konuyla ilgili bir önergesi var
arkadaşlarımızın. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan bu
önergede, "şimdi tartışmakta olduğumuz 1077 sıra sayılı yasa teklifi,
sonucu itibariyle af mahiyetinde olduğundan, nitelikli çoğunluk gerektiği
kanısındayız" diyor arkadaşlarımız. "Oylamada nitelikli çoğunluk olup
olmadığının tespiti amacıyla, oylamanın elektronik cihazla yapılmasını saygıyla
arz ederiz" diyorlar; Muharrem Kılıç, Malatya Milletvekili; Mehmet Nuri Saygun,
Tekirdağ Milletvekili; Feridun Ayvazoğlu, Çorum Milletvekili; Mehmet Kartal,
Van Milletvekili; Atila Emek, Antalya Milletvekili.
Değerli milletvekillerimiz, Divan olarak
bu konu değerlendirildi. Bu yasanın ve bu maddenin af niteliğinde olmadığı,
sadece infaz şeklinin değiştirilmesi amacıyla getirildiği görüşü hâkim oldu. Bu
nedenle, bu talebi karşılayamıyoruz.
Ama, aslında, milletvekili arkadaşlarımız
açık oy isteyebilirler, belli sayıda, 20 civarında milletvekili arkadaşımızla
birlikte ve açık oy o şekilde yapılabilir; ama, böyle bir talep yoksa, biz, bu
önergenin talebi doğrultusunda elektronik cihazla açıkoylama durumunda
olamıyoruz. Nitelikli çoğunluk arama durumunda değiliz, Divanın kararı gereği.
O nedenle, sizi, 1 inci maddenin
oylamasına çağırıyorum: Kabul eden arkadaşlarımız… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Şimdi 2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyenler:
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Muharrem Kılıç, Malatya Milletvekili;
şahısları adına…
Bu arada, arkadaşlarımızın konuşup
konuşmayacaklarını da tespit etmek istiyorum.
Ümmet Kandoğan, konuşacak mısınız?
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan,
duruma bağlı.
BAŞKAN - Peki; sonra...
Mehmet Eraslan?..
MEHMET ERASLAN (Hatay) - Duruma bağlı
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Duruma bağlı… Peki.
O zaman, diğer arkadaşlar da büyük
olasılıkla duruma bağlı konuşacaklar; tekrar etmeyelim.
Buyurun Sayın Kılıç. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; AKP Hatay Milletvekili ve Grup
Başkanvekili Sayın Sadullah Ergin ve 2 arkadaşı tarafından verilen Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifiyle ilgili olarak Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım; Yüce
Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu kanun teklifini
veren arkadaşlarımızın kimliklerine baktığımızda, bir arkadaşımız Grup
Başkanvekili, bir arkadaşımız AKP Genel Başkan Yardımcısı, bir arkadaşımız da
Adalet Komisyonu üyesi. Yani, bütün itibariyle, partinin genelinin arkasında
durduğu bir kanun teklifi var; ancak, her nasılsa, yine, bu getirilen teklif,
hükümet olarak sahip çıkılmamış, sadece 3 milletvekili arkadaşımız tarafından
verilmiş bir kanun teklifi.
Değerli arkadaşlarım, bu değiştirilmesi
istenilen yasa, henüz yeni bir yasa, çıkarılmasının üzerinden ancak bir yıl
geçti. 2004'ün 12 nci ayında yasayı çıkardık, o ayın 29'unda da bu yasa
yayımlanarak yürürlüğe girdi. Şu anda görüştüğümüz konudaki tartışmalar, bu
yasanın komisyon aşamasında da sürdürüldü, aynı tartışmaları orada da yaşadık.
Öneri gelmişti; o zaman, Sayın Adalet Bakanı, Sayın Komisyon Başkanı,
milletvekilleri olarak o komisyonda bulunan arkadaşlarımızın tamamı tarafından
"arkadaş, tamam, biz, özel infaz sistemine bir şey demiyoruz; bir Sayın
Başbakanın, geçmişte başbakanlık yapmış bir kişinin cezaevinde yatacak olması
kimseye şan, şeref kazandırmaz; ancak, kamuya bir zarar da verilmişse, bu zarar
karşılansın" denildi; o zaman hep birlikte bu karar alındı. Peki, değerli
arkadaşlarım, aradan çok fazla bir zaman geçmedi. Ne değişti şu anda?..
Karşımıza şu anda arkadaşlarımız çıkmışlar diyorlar ki: "Bu özel bir
düzenleme değil, genel bir düzenlemedir." Yani, değerli arkadaşlarım,
birbirimizi kandırmayalım.
Komisyonda, yine, komisyon üyesi
arkadaşlarımdan Sayın Recep Özel'in beyanı var, diyor ki: "Bu düzenleme
sanki şahsa bağlıymış gibi; ama…" Yine, Sayın Bekir Bozdağ'ın beyanı:
"Geçmişte başbakanlık yapmış olan Sayın Necmettin Erbakan'la ilgili
olduğu, cezasını evde çekmesi gerektiği…" Yine, Sayın Mahmut Durdu
arkadaşımız cesur bir beyanda bulunuyor, "bazen kendi aramızda inkâra
gidiyoruz. Efendim, bu, işte, özel bir Erbakan yasasıdır; ben kabul ediyorum"
diyor ve meseleye noktayı koyuyor. Yani, bu özel bir yasadır, özel bir, tek bir
şahıs için çıkartılmış bir yasadır. Peki, öyleyse, birbirimizi niye kandırmaya
çalışıyoruz?.. O zaman, açıkça, bu yasayla ilgili olarak, yasanın başlığında da
"Sayın Necmettin Erbakan'ın Cezasının İnfazına Dair Yasa Teklifi"
diyelim, mesele daha açık ve anlaşılır olsun.
Değerli arkadaşlar, biz, bu olayda, demin
de belirttim, Sayın Necmettin Erbakan'ın cezaevine girmesiyle bir mutluluk
duymayız, parti olarak öyle bir talebimiz yok; ancak, aradan ne değişti?.. O
zaman komisyonda görüşülürken; yani, 2004 yılında Mecliste görüşülürken buna
büyük bir iştahla destek veren AKP'li arkadaşlarımız o zaman ne düşünüyorlardı,
şimdi ne düşünüyorlar?.. Eminim ki, o zaman şöyle düşünüyorlardı, diyorlardı
ki: "Ya, bu yargılamadan sadece Sayın Necmettin Erbakan yargılanmıyor,
bununla ilgili olarak bizim de iki tane bakanımız var; Sayın İçişleri Bakanımız
var, Sayın Dışişleri Bakanımız var, 3 milletvekili arkadaşlarımız var, 65
partili üyemiz var bununla ilgili olarak yargılanan. Biz bu parayı Sayın
Necmettin Erbakan'dan tahsil ettirelim, paranın tamamını, 68 kişinin ödeyeceği
paranın tamamını Sayın Necmettin
Erbakan ödesin, biz de bundan kurtulalım." Diğer bir tercih daha vardı;
diyorlardı ki: "Bu şekilde, gelecekte siyasî bir rakibimiz olan Sayın
Erbakan'dan da kurtulmuş oluruz."
Ancak, olayın seyri bu şekilde olmadı.
Sayın Necmettin Erbakan ezberinizi bozdu. Nasıl bozdu; dedi ki: Ben parayı
ödemiyorum. O zaman bir telaşa kapıldınız. Dediniz ki: Yahu, ola ki, Sayın
Erbakan parayı ödemezse -bu mahkemelerde, bu 3 üncü erteleme, infazın
ertelenmesi; son kez ertelendi- acaba Sayın Erbakan bu son ertelemeden sonra
cezaevine girerse biz bunu kendi tabanımıza nasıl anlatırız?. Bir eski genel
başkanımızı kendi iktidarımız döneminde cezaevine gönderirsek -seçimlerin de
ucu göründü, ya bu sene, en geç 2007 yılında zaten seçim olacak- peki, bu
seçimlere giderken kendi tabanımıza bunu nasıl anlatacağınızın telaşına
düştünüz. Yoksa, amaç, Sayın Erbakan'ı kurtarma amacı değil. Kesinlikle, şu anki telaşınız, şu anki bir an önce
Sayın Erbakan'la ilgili bu düzenlemeyi yapma anlayışı, Sayın Erbakan'ı
kurtarmaktan ziyade, kendimizi seçimlerde nasıl kurtarırız anlayışıdır.
Değerli arkadaşlar, bu yüce çatı, halkın
sorunlarının tartışılması için, halkın sorunlarının değerlendirilmesi için,
çözüm üretilmesi için vardır. Ancak, biz ne yapıyoruz; şu anda, koskoca Türkiye
Büyük Millet Meclisini, bir kişinin cezasının infazıyla ilgili bir yasayı nasıl
çıkaracağımızla ilgili meşgul ediyoruz. Buna kimsenin hakkı yok.
Kaldı ki -işin bir başka yönüne değineyim
değerli arkadaşlar- iktidara gelirken nelerden bahsettiniz; "fakir
fukara" dediniz, "garip gureba" dediniz, "tüyü bitmemiş
yetim hakkı" dediniz…
Peki, değerli arkadaşlarım, bu paralarda,
yani, kamunun el konulan paralarında fakir fukaranın, garip gurebanın hakkı yok
mu? Kamunun malına el koymak ne kadar ahlakîdir, ne kadar doğrudur?
Şu anda elimde Maliye Bakanlığının
1999'daki bir Millî Emlak Genel Müdürünün bir yazısı var, Refah Partisiyle
ilgili. Burada tek tek saymış, Refah Partisinin o zamanki malî konulardaki
yetkili üst yönetiminde bulunan şahısları tek tek saymış ve diyor ki altında
da: Bu şahıslar, il başkanları ve il saymanlarıyla işbirliği yaparak, hazine
yardımını, partice temin edilen diğer paraları… Bunları da tek tek saymış; 10
000 000 Deutsche Mark, 943 000 ABD Doları, bir de 1998'deki hazine yardımı.
Peki, değerli arkadaşlar, parti
kapatılırken -parti 16.1.1998 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı-
o zamanki Refah Partisi yöneticileri ne yaptılar; dediler ki: Yahu, parti
kapatılıyor, partinin mal varlıkları elden gidiyor, dolarlar gidiyor, marklar
gidiyor, hazineden aldığımız paralar gidiyor; öyleyse ne yapalım; bu paraları
il başkanlarına, il saymanlarına paylaştıralım, harcanmış gösterelim. Bunu, biz
demiyoruz; bunu, ağır ceza mahkemesi diyor; çünkü, ağır ceza mahkemesinin
kararıyla suç sabit olmuş, özel evrakta sahtecilik suçu sabit olmuş. Ağır ceza
mahkemesi diyor ki: O zamanki Refah Partisinin mal varlığı sahte özel evraklar
düzenlenerek…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
Devam edin.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Bu paraları
hazineye kaptırmayalım deniyor.
Peki, değerli arkadaşlar, hazineye ait,
kamuya ait ve Anayasa Mahkemesinin kararından sonra bu mal varlıklarının el
değiştirmesi, mülkiyet değiştirmesi ne kadar doğrudur, ne kadar helaldir?! Bu,
haram değil mi değerli arkadaşlar?! Hazinenin parasına el koymak, haksız yere;
bu, doğru bir davranış mıdır?! Peki, bunu alkışlayacak mıyız?!
Değerli arkadaşlar, şimdi, getirilen yasa
teklifinde deniyor ki, efendim, biz bu konuya değinmiyoruz; çünkü, hukukî
yönden süreç işleyecek, bununla ilgili yargılama devam ediyor.
Değerli arkadaşlar, hukuk mahkemesindeki davayı
değerli arkadaşlarımız sanki bir alacak-verecek davası gibi değerlendiriyorlar.
Oysa, bu, bir alacak-verecek davası değil hukuk davasındaki dava. Bu, haksız
fiilden dolayı tazminat davası. Haksız fiil sabit olmuş, ağır ceza mahkemesinin
kararı kesinleşmiş. Haksız fiilden dolayı, diyelim ki, bir trafik kazası
geçirdiniz, birilerine zarar verdiniz. Bununla ilgili, haksız fiilden dolayı
verdiğiniz zararları da ödemek durumundasınız. Peki, bunu kim ödeyecek; o
zararı verenler; o zamanki Refah Partisinin yöneticileri ve onlarla işbirliği
yapan il başkanları, il saymanları. Gerçi, birkısım il başkanları, kendileri
imza atmamış olabilir, yerine, birtakım, yönetimden birilerine imza attırmış
olabilirler; ancak, bunlar da doğru şeyler değil. Eğer il başkanıysan, genel
başkanın talimat vermişse, genel merkez yönetimi talimat vermişse, gideceksin,
o talimat gereğince karara imza atacaksın, ondan sonra gereği ne ise o
yapılacak. Ancak, bazıları ne yapıyorlar; diyorlar ki: Ben bu işi biliyorum,
bunun arkası iyi değil, ben imza atmayayım, başka birileri imza atsın, kendimi
kurtarayım.
Değerli arkadaşlar, siyasî partilere bu
paralar niçin veriliyor, bunun anlamı nedir? Siyasî partiler demokrasilerin
vazgeçilmez kurumlarıdır, olmazsa olmaz kurumlarıdır...
BAŞKAN - Muharrem Bey, bir dakikanızı rica
ediyorum…
Kişisel söz istemi olan Tevfik Akbak
Çankırı Milletvekili ve Recep Garip Adana Milletvekili arkadaşlarımız burada
mı, konuşmak isterler mi onlar?.. Yok.
O zaman, siz, kişisel söz talebinizi
tamamlayacak şekilde konuşun; ama, birkaç dakika içinde toparlayın.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Sağ olun Sayın
Başkanım, teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar, belirttiğim gibi,
siyasî partiler, normal parti çalışmalarını kimseye muhtaç olmadan, özgürce
yapsınlar, büyük sermaye gruplarının etkisi altına girmesinler, bazı çıkar
çevreleri siyasî partilere nüfuz ederek siyasî partileri kendi çıkarları
doğrultusunda kullanmasınlar diye bu paralar veriliyor. Yoksa, bu, partilere
verilen paralar, partilerin genel yönetim kurulu üyeleri kendi düşüncelerine
göre harcasınlar veya kendi özel işlerinde kullansınlar diye verilmiyor.
Peki, bu şekilde, ülkemizdeki demokrasiyi
geliştirmek için, demokrasiye hizmet etmek için verilen bu paralar, ne oluyor;
Anayasa Mahkemesinin kararından sonra el değiştiriyor. Bu da -demin de
belirttim- doğru bir davranış değil.
Değerli arkadaşlarım, karar kesinleşmiş,
Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin kararı 2002 yılında kesinleşmiş. Bu kesinleşmede
hem özel evrakta sahte işlem yapıldığı belirtiliyor hem de kamu zararının
varlığından bahsediliyor. Peki, biz, şimdi, bununla ilgili, burada bu kanun
teklifini kabul ettiğimizde kamunun parası ne olacak? Arkadaşlarımız diyorlar
ki, efendim, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde dava devam ediyormuş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Muharrem Bey, kişisel sözle
ilgili süreniz de dolmak üzere; onun için, toparlayın.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Tamam efendim.
Kaç yıldır devam ediyor; hukuk davası,
değerli arkadaşlarım, altı yıldır devam ediyor, yedinci yıla girdi.
Gelir-gider defterlerinin bulunamadığı
iddiası var, diğer belgelere ulaşılamadığı iddiası var. Kaldı ki, bunlara da
ulaşıldı, mahkeme bir karar verdi; davanın reddine karar verdi mahkeme diyelim.
Peki, bu zarar kimin zararı; hazinenin zararı. Hazineye kim bakıyor şu anda;
Sayın Maliye Bakanı. Sayın Maliye Bakanı hazine avukatlarına bir talimat verse;
dese ki, arkadaşlar, bu dava lehimize sonuçlandı, bu davayı temyiz
etmeyeceksiniz; hazine avukatları temyiz edebilir mi değerli arkadaşlarım?!
SADULLAH ERGİN (Hatay) - İhtimaller
üzerine konuşuyorsun.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Maliye Bakanı
talimat verdiği takdirde, bunu temyiz etmiyoruz derse, hazine avukatlarının
resen temyiz etme hakları var mı; yok.
SADULLAH ERGİN (Hatay) - İhtimaller
üzerine konuşuyorsun; ihtimaller üzerine konuşma.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Örneği var, ihtimalin örneği var.
Niye yok; çünkü, Sayın Başbakanın mal
beyanıyla ilgili davasında, dava sonuçlandığında, hazine avukatları o davayı
temyiz ettiler mi? Oysa -ben yirmi yıl avukatlık yaptım- hazine avukatları
hiçbir davayı atlamazlar; çünkü, sorumluluk doğar. Ancak, ne oldu; hazine
avukatlarına Maliye Bakanlığından talimat gitti; dedi ki Maliye Bakanlığı, bu
davayı temyize göndermeyeceksiniz. Niye?.. Peki, Yargıtay bu yargılamayı doğru
bulmaz da bozulursa ne olacak; o zaman, Sayın Başbakan, belki, ceza alacak. Bu
riske girer mi Sayın Maliye Bakanı?!
Peki, bu olayda aynı şey olursa, yaklaşık
11 trilyon olduğu söylenen bu para, bu gariban halkın sırtına mı yazılacak?! Bu
yoksul halkın üzerine mi yazılacak bu para değerli arkadaşlar?!
Hadi diyelim ki… Sayın Erbakan'ın, biz,
içeride kesinlikle yatmasını düşünmüyoruz, istemiyoruz da; ancak, bu para ne
olacak değerli arkadaşlar?.. 11 trilyon olduğu, 11 trilyona ulaştığı söylenen
bu para ne olacak, bu parayı nasıl tahsil edeceğiz?.. Yazık günah değil mi şu
memlekete!
BAŞKAN - Sayın Kılıç, toparlayalım lütfen.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Tamam efendim.
Sonra, değerli arkadaşlarım, demin bir
önerge verdik, dedik ki Sayın Meclis Başkanlığına, bu, af mahiyetindedir,
bununla ilgili nitelikli çoğunluk olsun dedik. Önerimiz, Sayın Başkanlık
Divanınca kabul görmedi. Ancak, yine iddia ediyoruz, bu, af mahiyetindedir.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Düzenlemedir.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Çünkü, Ceza
İnfaz Yasasındaki, bu, mağdurun maddî zararları ödemesine ilişkin düzenlemeyi
ortadan kaldırıyoruz. Bu, af mahiyetindedir. Bu beyanlarımızı da zapta geçirmek
istiyoruz.
Değerli arkadaşlar, tekrar söylüyorum; şu
Yüce Meclisi, bu şekildeki özel düzenlemelerle meşgul etmeyelim. Şu anda,
halkımızın sorunları dağlar gibi birikmiş durumda, insanlar bunalıma
giriyorlar. En son, Adana'da, emniyet müdürlüğüne ayrılmış bir emniyet
mensubumuz bile, hem aile fertlerini öldürüyor hem de intihar ediyor. Bunun
yanında, işsizleri, aşsızları, mağdur insanları düşünelim, onlarla ilgili
düzenlemeler getirelim. Yoksa, bu Yüce Meclisi, tek kişi için, bir kişi için
çıkarılacak kanunlarla meşgul etmeyelim.
Bu düşüncelerle, Yüce Heyete en derin
saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Kişisel söz isteminde bulunan
Ersönmez Yarbay, Ankara Milletvekili.
Buyurun Sayın Yarbay.
Süreniz 5 dakika.
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) - Sayın Başkan,
sayın milletvekilleri; bir konuyu öğrenmek için huzurlarınıza gelmiş
bulunuyorum. Burada, kanunun… Gerçi geçti; ama, geçmiş olmasına rağmen,
yürütmeyle de ilgisi olduğu için sormak istiyorum. Bu kanunun (a) fıkrasında
"kadın veya 65 yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları 6 ay"
diyor, (b)'de "70 yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları 1 yıl"
diyor. Şimdi (a)'da kadın ve… Kadınlar zannediyorum 65 yaşının altında da
olsalar, yararlanıyorlar, bu, suçta bir pozitif ayırımcılık oluyor
zannediyorum, bu, çok tehlikeli bir şey. Yani, böyle bir şey olamaz. Bütün
kadınlara suç işletirler. 6 aylık, evde hapislik çeksinler, 6 aylık bir şey… Bu
olmaz yani, buna Sayın Adalet Bakanımız, hükümeti temsil eden bakanımızın
dikkatini çekmek istiyorum, bu konu çok problem meydana getirir.
İkinci olarak, 70 yaşını okuduğumuz zaman,
"kişiler" diyor, "kadın-erkek…" Eğer, bir kadın, 70 yaşında
ise, eşit şey almış oluyor, eşit yararlanmış oluyor, erkekler gibi yararlanmış
oluyor; ama, 65 yaşından küçük olanlara bir avantaj getiriliyor. Bu, şu anda
emniyetin en çok uğraştığı konulardan bir tanesi 15 ile 18 yaş arasındaki
çocuklar. Şimdi, buna bir de 18 yaşını geçmiş kadınlar ilave olur, eğer, bu
kanun bu şekilde geçerse. Onun için, bunun mutlaka düzeltilmesi lazım. Biz
tabiî, Necmettin Erbakan olayını tartışırken, kanundaki esas bu incelik şey
yapmıyor, dikkatimizi çekmiyor. Bence, suçta bir ayırımcılık yapamayız. Yani,
kadın-erkek, kim suç işlemişse, bu eşitlik ilkesine de aykırı olur, onun için
bu konuda, mutlaka, düzeltmenin yapılması gerekir diye düşünüyorum. İleride, şu
anda emniyetin başına problem olan 15-18 yaşındaki suç işletilen çocuklar gibi
kadınlar da suça teşvik edilirler, onları suça özendirmiş oluruz diyor, bu
konunun düzeltilmesi hususunu arz ediyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Görüşmeler tamamlandı.
2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar
Kurulu yürütür.
BAŞKAN - 3 üncü madde üzerinde söz
istemleri: Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Çorum Milletvekili Feridun
Ayvazoğlu; şahısları adına, Ümmet Kandoğan, Mehmet Eraslan, Tevfik Akbak, Recep
Garip, Feridun Ayvazoğlu, Ersönmez Yarbay.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Çorum
Milletvekili Sayın Feridun Ayvazoğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum)
- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz
cezaların infazına ilişkin yasanın 110 uncu maddesindeki değişiklikle ilgili
teklif üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, böyle bir teklifin son
maddesi olan yürürlük maddesinde, Bakanlar Kurulu tarafından yürütülme
maddesinde söz aldım. Şimdi, Bakanlar Kurulu tarafından yürütülecek olan böyle
bir teklifin yasalaşması halindeki yasanın ne anlama geldiği ve bu teklifin
hangi amaçla verilmiş bulunduğu şu ana kadar yapılan konuşmalardan anlaşılmış
bulunmaktadır ve anlaşıldığı kadarıyla da açık bir şekilde böyle bir yasa
teklifinin verilmiş olmasının sebebi Sayın Necmettin Erbakan'la ilgili verilmiş
bulunan, kesinleşen bir cezanın, hapis cezasının infazına ilişkin tekliftir.
Şimdi, 5275 sayılı İnfaz Yasasının 110
uncu maddesinde, biz Adalet Komisyonu üyeleri olarak yapmış olduğumuz görüşmeler
sırasında, zaten, böyle bir maddenin, özel infaz usullerini içeren bir madde
olduğu hususunda hiçbir tartışma çıkarmadık; herhangi bir tartışmayı, böyle bir
maddenin dışında tutmak istemedik. Tamam, Sayın Erbakan'la ilgili ve temelinde,
elbette, yaşlardan bahsetmek suretiyle, Sayın Erbakan'ın yaşına getirilmek
suretiyle önerilen bu maddede birtakım şartlar ortaya konuldu. Bu şartların
başında, 3 yıldan daha az bir cezası bulunan ve 75 yaşını bitirmiş bulunan
mahkûmların, devlete olan zararlarını tazmin kabilinden, tazminatları yerine
getirmesi şartına bağlı veya aynen iade şartına bağlı olmak üzere, özel bir
infaz usulü getirildi. Bu özel infaz usulünün adı evde bu cezasını çekme
şeklindeydi.
Biz, şunu ifade etmiştik: Elbette, her
şeyden önce, 75 yaşını bitirmiş bir kişinin, yıllar önce, Türkiye
Cumhuriyetinin Başbakanlığı konumuna kadar gelmiş bir kişinin, cezaevinde
yatmasından dolayı, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, herhangi bir hoşnutluk
duymayacağımızı, bunun, herhangi bir, öç alma gibi, duyguyla karşılanmayacağını
söyledik ve bu söylemlerimiz, bu ilkelerimiz, Sayın Genel Başkanımız Deniz
Baykal tarafından da, her zeminde, her aşamada dile getirildi. Biz de, bu
doğrultuda olmak üzere, hukukun genel kuralları içerisinde bunları değerlendirdik.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, Adalet ve
Kalkınma Grubuna mensup arkadaşlarımızın belirtmiş olduğu, gerekse Sayın Adalet
Komisyonu Başkanımızın belirtmiş olduğu konularla ilgili olarak şu farklılığı
izah etmeye çalışacağım: Bir defa, biz burada "af vardır" şeklindeki
bir iddianın ötesinde olmak üzere, burada bir kelime oyunu yapılmıştır.
Deniliyor ki AKP Grubuna mensup
arkadaşlarımız tarafından: "Burada herhangi bir zararın devlet tarafından,
hazine tarafından uğratılması, uğranılması söz konusu değildir; hazine, devlet,
zarara uğramayacaktır" deniliyor. Neden; hukuk hakları saklı kalmak
kaydıyla deniliyor.
Değerli arkadaşlarım, kendi kendimizi
hukuk önünde kandırmayalım. Elbette, hukuk davalarının sonuçlarının ya retle
sonuçlandığı ya kabulle sonuçlandığı bellidir. Peki, bu şekilde açılacak olan
bir hukuk davasının, devlet tarafından, hazine tarafından açılmış bulunan veya
açılacak olan hukuk davasının kabulle sonuçlanacağı hususunda bir garanti
verebiliyor musunuz; elbette verilemez; ama, bir kesin husus vardır, bir
kesinlik vardır. Bu kesin olan husus, ağır ceza mahkemesinin vermiş olduğu
hapis cezasına ilişkin hükümle birlikte, kapatılan Refah Partisinin, kapatılma
zamanında almış olduğu paranın miktarı kesindir. O zaman, kanun diyor ki:
"Bu miktar belli olduğuna göre, bu miktarın ödenmesi şartına bağlı olmak
üzere -ki, bellidir bu miktar, belli değildir diye hiç kimse bunu inkâr etmeye
veya değişik yönlere çekmeye çalışmasın, bellidir- bu miktarı ödedikten sonra
suçlu olan, ceza alan hükümlü evinde bu cezasını çekebilir." Biz, bu
konuda, Adalet Komisyonunda oybirliğiyle karar verdik; ama, getiriliyor bu şart
ortadan kaldırılıyor. Şu anda da 11 trilyonu bulduğu hesaplarla ortaya çıkan
böyle bir miktarın, maalesef ve maalesef, bir çırpıda "bunu hukuk davasına,
mahkemesine bırakalım" diyerek kapalı bir af yolu getirilmiş olmuyor mu?!
Bunu, halkın gözünden kaçıramayız.
Sayın Erbakan'ın, Sayın Hocanızın,
gerçekten, sizlere bir tavsiyesi olsa, bizim de ona, naçizane bir tavsiyemiz
olsa… Sayın Hoca, geliniz, siz, bu, kaç trilyon ise, hazinenin, devletin
alacağı olduğu hususunda hiçbir kuşku kalmayan bu paranın sizin tarafınızdan
ödenmek suretiyle, AKP Grubuna mensup bütün milletvekili arkadaşlarımız -ki,
sizi bu paradan kurtarmak isteyen, size yardım etmek isteyen arkadaşlarımız-
elbirliğiyle bir araya gelsinler, herkese ne düşüyorsa… Siz de, bu şekilde
kurtartmış olun kendinizi; çünkü, biz,
Saygıdeğer Hocanın -Allah korusun, Allah uzun ömür versin, herkese vermesini
biz diliyoruz, gecinden versin- ahrete giderken, böyle bir borç yükü altında
gitmek istemeyeceğini biliyoruz. Onun için de, Saygıdeğer Hoca, bu parayı
devlete, Hazineye ödesin. Burada bulunan bulunmayan AKP'li arkadaşlarımız,
Hocamıza saygı gösterdiğini her zeminde, belirli platformlarda söyleyen, bu
uğurda siyaset yapan arkadaşlarımız, inanıyoruz ki, Hocanın bu parasını da
kendisine ödemekten hiçbir şekilde çekinmezler. Naçizane tavsiyemiz bu
olacaktır, bu olmalıdır. Yoksa, biz burada, hukukun gözü önünde, hukukun
gözünün içine baka baka, Anayasanın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine,
hiçbir zümreye, hiçbir siyasî düşünceye, dile, dine, ırka farklı bir şekilde
davranılmaması gerektiği noktasındaki eşitlik ilkesine aykırı bir biçimde
getirmiş olduğumuz bu teklife "evet" dememizin, yarın bir gün,
altından, günahından ve vebalinden kalkamayız değerli arkadaşlarım ve bunu
-lafa geldiğinde bütün arkadaşlarımızın da söylediği gibi- hep dile getirilen,
siyasî olarak konuşulan, fakir edebiyatı, yetim edebiyatı şeklindeki bu
savunmalara ve iddialara da nasıl cevap verebileceğimizi, kendi kendimize
düşünelim arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Bir dakika Feridun Bey.
Toparlayın lütfen.
FERİDUN AYVAZOĞLU (Devamla) - Değerli
arkadaşlarım, gerçekten, öyle konular getiriliyor ki, Yüce Meclisin huzuru,
Yüce Meclisin mesaisi öyle konularla meşgul ediliyor ki… Elbette, sayın
milletvekillerimizin en doğal hakları olduğunu hepimiz biliyoruz. Anayasadan
gelen haklarını kullanarak yasa teklifleri getiriliyor; ama, çözülmesi gereken
o kadar ciddî sorunların olduğunu hepimiz biliyoruz, bütün ülke biliyor, bütün
kamuoyu bizleri izliyor. O sorunların içerisinde Sayın Erbakan'ı direkt olarak
ilgilendirebilecek böyle bir yasa teklifi, 2 maddelik, 3 maddelik bir yasa
teklifinin… Haydi, getirdiniz diyelim; ama, gerek seçim bildirgelerinizde
gerekse daha sonraki siyasî çalışmalarınızda vaatte bulunmuş olduğunuz
memurlara sicil affıyla ilgili en ufak bir çalışmayı şimdiye kadar bu Meclise
getirilip görüşme imkânı yaratmadınız, yaratılmadı. Yüzbinlerce memur, sicil
affını beklemektedir. Bu memurların suçu, şu anda görüşmüş olduğumuz ve özel
olarak getirilen bu madde hükmünü taşıyan kanundan çok mu daha önemsiz değerli
arkadaşlarım?!
Elbette, suç işleyen memur varsa, cezasını
çeker; ama, hasbelkader disiplin açısından ceza almış memurlar da yüzbinleri
ifade ediyor, bunlar hak mahrumiyetine uğruyor ve bu, giderek de o memurların
gerek görevlerini yapmaktaki şevkinin kırılmasına sebebiyet veriyor gerekse o
memurların, zaten zor geçinmekte bulunan bu memurların o göreve bağlılıkları da
gitgide azalmakta. Devlet otoritesi bu şekilde yok edilmeye çalışılıyor, devam
ediyor. Maalesef, bundan herkesin üzüntü duyması gerekir değerli arkadaşlarım.
Değerli arkadaşlarım, bu maddedeki
değişikliği lütfen çarpıtmayalım, lütfen, değişik yönlere çekmeyelim. Biz, daha
önce çıkarmış olduğumuz 5275 sayılı Yasanın 110 uncu maddesinde, aynen
mahkûmiyete konu suç nedeniyle herhangi bir zarar doğmuşsa, bu zararın aynen
iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi
şartına bağlanmıştır. Buna, Sayın Erbakan'ın da herhangi bir diyeceğinin
olmaması gerekir. Böyle bir şartı yerine getirmek üzerineyken bu teklifin
getirilmesi, ödenmekte olan devletin zararının giderilmesi anındaki zarara, dur
canım, 11 trilyona da bir kalemde biz çizgi çiziverelim anlamını çıkarmaktadır.
Bu, gerçekten, az önceki dediğimiz toplumun o kesimlerine cevap vermekte büyük
bir zafiyete her birimizi sokar; ama, en önemlisi de, sanıyorum, Sayın Adalet
ve Kalkınma Partisine mensup arkadaşlarımızı böyle bir sorumluluğun altına
sokar ve buna cevap vermekte elbette güçlük çekeceklerdir.
NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep) - Sayın Başkan,
konuşma süresini aştı.
FERİDUN AYVAZOĞLU (Devamla) - Değerli
arkadaşlarım, öyle bir şartın kaldırılarak, "hukuk mahkemesinde dava açma
hakkı saklıdır" demenin de, az önce belirttiğimiz gibi, sonu meçhule
giden, ne olacağı, alıp alamayacağı belli olmayan bir alacağa da imkân
tanımayacağımızı hepimiz biliyoruz.
BAŞKAN - Toparlayın lütfen.
FERİDUN AYVAZOĞLU (Devamla) - Onun için,
siyasette kendi kendimizi kandırmanın, hadi, bir tarafta geçerliliği olsun
diyelim; ama, hiç olmazsa hukukun gözü önünde kendi kendimizi kandırmayalım.
Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Meclisi,
saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu
adına yeni bir talep var. Hatay Milletvekili Sayın Sadullah Ergin, grup adına
konuşmak istiyor.
Buyurun Sayın Ergin. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep) - Sayın Ergin'e
de yarım saat süre verin o zaman.
BAŞKAN - Yok, sürelere dikkat ediyoruz,
merak etmeyin.
Karşılıklı konuşma gibi olmasın ama,
süresinin altında konuştu; hem grup adına hem kişisel, 15 dakikalık süresi
vardı; daha altında konuştu, merak etmeyin.
Buyurun Sadullah Bey.
AK PARTİ GRUBU ADINA SADULLAH ERGİN
(Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Ben, aslında söz almak istemiyordum;
ancak, Sayın Ayvazoğlu'nu dinlediğim zaman, gerçekten ürperdim bir hukukçu
olarak. Sayın Ayvazoğlu kendisi de bir hukukçu. Burada öyle sözler etti ki,
hakikaten hukuk adına tahammül edilmesi çok zor bir anlayış serdetti; o da şu:
Ben, burada, 1 inci madde üzerinde görüşlerimi ifade ederken şunları
söylemiştim: Bu teklife en büyük itiraz, şahsa özeldir diye bir itiraz geldi;
bu, şahsa özel çıkarılan bir kanun teklifidir. İkincisi de, bu dosyalarda
bahsedilen paralar ne olacak, bunları kim ödeyecek diye bir itirazı var
muhalefetin. Bunun her ikisine de cevap vermeye çalıştım ve dedim ki, bu bir
genel düzenlemedir; bu genel düzenlemeden, şartları taşıyan herkes istifade
edecektir. Bunun içerisinde, (A) şahsı (B) şahsı ve en nihayetinde, çok sık
kullanılan, Sayın Necmettin Erbakan da olabilir, şartları taşıyorsa o da
istifade eder, bunun önünde hiçbir engel yok; ancak, bu para nasıl olacak, 11
trilyon olduğu söylenen dedi bir önceki konuşmacı. Sayın Ayvazoğlu ise, 11
trilyon olduğu kesinleşmiş olan ya da belirlenmiş olan rakam diye ifade
ettiler. Bu noktada, ya ceza mahkemesini ve hukuk mahkemesindeki dosyaları
bilmeden konuşuyorlar ya da bildiği halde, sırf, bu kürsüden, konuyu gerçekten
mecraından çıkaracak bir mantık ortaya koyuyorlar.
Değerli arkadaşlar, ağır ceza mahkemesinin
kararı ortada. Burada, rakama ilişkin, hüküm altına alınmış bir meblağ söz
konusu değil. Hukuk mahkemesinde, müddeinin iddia ettiği bir meblağ var. İddia
eden tarafın, dava konusu olarak ortaya koyduğu bir müddeâ bih var, kabul
ediyorum, 4,5 trilyon civarında; ancak, davalı da buna itiraz ediyor
"hayır, benim böyle borcum yok" diyor.
Şimdi, Sayın Ayvazoğlu diyor ki, efendim,
bu dava sonucunda kazanılırsa parayı alacakmış. Ayrıca, 19 parça gayrimenkul
mal üzerine tedbir konularak bu dosyanın güvence altına alındığının da altını
çizdim. Bunu da dile getirmediniz ve fakat, ibret verici olan şu tespitte
bulundu: Peki, bu açılmış olan tazminat davasında, Maliye hazinesinin davayı
kazanacağını garanti edebilir misiniz; ya davayı kazanamazsa Maliye hazinesi.
Haa, Maliye hazinesi davayı kazanamazsa, bağımsız Türk yargısının verdiği
karara rağmen, bu insanları parayı ödemeye mahkûm mu edeceğiz?! Şu anda mahkûm
olan ve adı geçen şahısların bulunduğu bu noktada müzayaka halinden istifadeyle
zorla para ödettirmeye mi çalışıyoruz? Lütfen, bir başkası konuşsa bunları,
hakikaten alınmayız; ama, hukukçu kimliğiyle bir arkadaşımızın "asliye
hukuk mahkemesi ya bu davayı kabul etmezse bu para ne olacak" diye sorma
hakkı olamaz. Bir mahkeme kabul etmediyse ve yüksek yargı da bunu onayladıysa
hiç kimse bu parayı onlardan tahsil edemez arkadaşlar. Dolayısıyla, ben,
aslında söz almak istemiyordum; ancak, bu kadar açık hukukun başka yerlere
çekilme gayretine tahammül edip dayanamadığım için bu hususları açıklama gereği
duydum.
Tekrar Muhterem Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Kişisel söz isteminde bulunan
Ümmet Kandoğan ve Mehmet Eraslan?.. Yok.
MEHMET ERASLAN (Hatay) - Buradayım; ama,
konuşmayacağım.
BAŞKAN - Tevfik Akbak…
Recep Garip?.. Yok.
FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın
Başkanım…
BAŞKAN - Buyurun Sayın Feridun Bey. Daha
önce birleştirememiştik kişisel söz hakkınızı.
EYÜP FATSA (Ordu) - Ne alakası var?!
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Daha önce
birleştirdiniz.
BAŞKAN - Sizin konuşmanız üzerine, süreyi
doldurmadığını söyledik, onu bile doldurmadığını söyledik, anlattık.
Buyurun.
FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın
Başkanım, Sayın Ergin'in söylemiş olduğu hususlar benimle ilgili olup, benim
söylemek istediğimin kesinlikle aynı mahiyette olmadığını belirtmek için kısa
bir açıklama yapmak istiyorum, 69'a göre.
BAŞKAN - Zaten kişisel söz hakkınız var;
ama, bu taleple de söz alabilirsiniz; buyurun Sayın Ayvazoğlu. (CHP
sıralarından alkışlar)
V.-
AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Çorum
Milletvekili Feridun Ayvazoğlu'nun, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in,
konuşmasında, ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine
atfetmesi nedeniyle konuşması
FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan,
değerli arkadaşlarım, çok kısa olarak şunu açıklamak için huzurunuza geldim:
Sayın Ergin, burada benim söylemiş olduğum özel infaz hükmüne ilişkin
değiştirilmek istenilen hükme dair görüşünü ilettim. Elbette, hukuk davasının
veya herhangi bir ceza davasının da kabul edilip, reddedilip edilmemesi
hususunda yüce mahkemelerin vereceği karara saygımız vardır; bunu, biliyoruz.
Birbirimize, hukukçuluğumuzu da, bu saatten sonra anlatmamıza da gerek yok.
Hukukun ne olduğunu, ne olabildiğini de, hepimiz, kendi kurallarımıza göre,
bilgilerimize göre biliyoruz.
Ben, şunu belirtmek istiyorum değerli
arkadaşım: Şimdi, değiştirilmek istenilen 110 uncu madde, özel infaz usulüne
ilişkin. Eğer, dava kaybedilirse veya bu para ödenmezse, Sayın Hocamız veya
Hocamızın şartlarına uyan şekilde ceza almış bulunan hükümlüler evlerinde değil
de, cezaevinde bu cezalarını infaz edecekler. Bizim belirtmeye çalıştığımız
husus ve farklılık budur. Yoksa, elbette, verilecek kararın kabul veya ret olup
olmadığı noktasında mahkemenin ne vereceğini biz bilmiyoruz. Aynen, iade ve tazminat
hususunda, bu yasada öngörülen amaç, hazine tarafından belirtilmiş bulunan…
"Benim şu kadar zararım var" diyor. "Bu zararımı öde; ödediğin
takdirde, özel infaz usullerine göre evinde cezanı yat; yok, eğer ödemezsen;
tamam, alacağımı yine alırım ben, dava açarım; ama, git de, bu sefer, normal
cezaevinde cezanı infaz et" diyor. Olay bu; bu farklılık… Yoksa,
hukukçuluk şudur budur şeklinde burada tartışma değildir Sayın Ergin.
Bunu belirtmek istedim Sayın Başkan.
Teşekkür ediyorum hoşgörünüz nedeniyle.
Söz verdiğiniz için de teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, Divan
uygulamasıyla ilgili kafa karışıklığını gidermek için şunu söylemek istiyorum:
Feridun Ayvazoğlu grup adına söz isteyen tek milletvekiliydi, tek grup
sözcüsüydü. Kişisel söz hakkı da vardı; birleştirmemiz mümkündü. Eğer,
birleştirirsek… Ayrı ayrı bir 10 dakika, bir 5 dakika; bir de, onların
uzatmaları var, daha uzun olur diye düşündüğümüz için birleştirmeyi düşündük;
fakat, son anda Sadullah Bey grup adına söz isteyince, o birleştirme işlemini
yapamaz hale geldik; çünkü, araya onun konuşması girdi. O nedenle, Feridun
Beyin kişisel söz hakkı bakiydi. O, hakkını kullanıp konuştu; fakat, siz de
gördünüz, son derece uygar bir şekilde, çok kısa bir süre içinde sonucu aldık.
Anlaşıldı mı arkadaşlar?
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Sizin
adaletinizden şüphemiz yok.
BAŞKAN - Tamam, peki.
IV.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
5.- Adalet
ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Hatay Milletvekili Sadullah Ergin ve 2
Milletvekilinin; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/678)
(S. Sayısı: 1077) (Devam)
BAŞKAN - Şimdi, madde üzerinde soru-yanıt
bölümüne geçiyoruz.
Bunun da süresi, biliyorsunuz, 10 dakika.
Soruları kime soracağınızı belirteceksiniz
arkadaşlar; Komisyon Başkanına mı, Bakana mı.
İlk soru istemi Afyonkarahisar
Milletvekili Halil Ünlütepe'den.
Buyurun Sayın Ünlütepe.
HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın
Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakana şu soruyu yöneltmek istiyorum. Bu yasayla
birlikte, belirli yaşa gelmiş olan hükümlülerin cezalarını konutunda çekmesi
yönünde bir karar alıyoruz, bir düzenlemeye gidiyoruz. Şunu sormak istiyorum:
Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, 75 yaş üzerinde cezaevinde hükümlü kaç
kişi var?
İki: 75 yaşın üzerinde, bu yasa yürürlüğe
girerse, kaç insan bu yasadan faydalanacaktır? Bunu sormamın nedeni şu: Ceza
hukukunda suç analizi yapıldığında, ileri yaşlarda suç işleme oranı pek
düşüktür. Bu yasa üzerinde yapılan eleştirilerin ana kaynağı da, özel, şahsa
yönelik bir yasa çıkarıldığı konusu üzerinde birleşmektedir. Bu yasadan
faydalanan insan sayısı, yasanın özel bir af niteliğinde mi, yoksa genel bir
düzenleme olup olmadığı yönünde bize ışık tutacaktır.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Diğer soruya geçiyoruz.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) -
Teşekkürler Sayın Başkan.
Hükümete soruyorum Sayın Başkan, izninizle.
Kayıp trilyon davasında Maliye
Bakanlığında yeni bir inceleme için ayrı bir denetim grubu oluşturulmuş mudur?
Bu denetim grubunun raporu, kayıp trilyon
davasındaki raporu doğrulamış mıdır? Bunun üzerine, Maliye Bakanlığı, üçüncü
kez yeni bir inceleme grubu kurmuş mudur?
Son soru: Maliye Bakanlığı niçin ısrarla
aynı konuyu tam üç kez inceletme ihtiyacı duymuştur?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Bakan…
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI FARUK NAFIZ
ÖZAK (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Vekilimiz,
"75 yaş üstü cezaevinde kaç kişi var ve 75 yaş üstünde kaç insanımız
bundan yararlandı" diye sordu. Tabiî, bu, istatistikî bir bilgi
gerektiriyor. Müsaade ederseler, bunu inceleyelim ve kendilerine yazılı cevap
verelim.
Sayın Kılıçdaroğlu'nun cevabını da, tabiî,
Maliye Bakanlığımıza sormamız lazım. "Özellikle, üç defa inceleme ihtiyacı
duydu; ayrıca, yeni denetim yapıldı mı" diye bir soru sordu. Burada, şu
anda ona cevap verecek durumda değiliz. Müsaade ederseniz, onu da sonradan
cevaplayalım.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Görüşmeler tamamlandı madde
üzerinde.
3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
Şimdi, tümünün oylamasına geçmeden önce,
oyunun rengini açıklamak üzere -lehte söz alan var, aleyhte yok- lehte söz
isteyen, Diyarbakır Milletvekili Cavit Torun.
Oyunun rengini açıklamak üzere, buyurun
Sayın Torun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanunda oyumu belli etmek üzere söz
almış bulunmaktayım; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Kanun görüşmeleri sırasında açıklamada
bulunan arkadaşlar, geneli itibariyle, yapılmak istenen değişikliğe karşı
olmadıklarını; ancak, sebebiyet verildiği söylenilen kamu zararının giderilmesi
gerektiğini ifade ettiler.
Arkadaşlar, öncelikle, bendeniz, bu
konunun çok çağdaş bir düzenlemeyi içerdiğini ifade etmeliyim. Gerçekten, altı
ay hapis cezası almış olan, her yaştaki, herhangi bir hanımın, 65 yaşını
doldurmuş ve altı ay hapis cezası almış bir erkeğin, 70 yaşını doldurmuş olup
da bir yıl hapis cezası almış kişinin ve 75 yaşını bitirmiş olup da üç yıl
hapis cezası almış olan şahsın cezasını evinde çekebilme imkânı sağlanmış
oluyor.
Görüştüğümüz kanunun ikinci bendinde,
aynen "Mahkûmiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan
önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukukî
sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla" hükmü getirilmiş bulunmaktadır. Buna
göre, ister (A) şahsı ister (B) şahsı olsun, hazine zararına sebebiyet vermiş
olan her kim olursa olsun bu zararı ödemek zorundadır.
Çıkarılan kanunun Sayın Erbakan'la
ilişkilendirilmesi, bir anlamda, ortadaki görüşmeler sebebiyle makul
karşılanabilir. Olaya bu açıdan bakıldığında, Erbakan'ın tüm emvaline Ankara
Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ihtiyaten tedbir konulmuş olduğunu biliyoruz.
Amme alacağının tahsili konusuna hukuken baktığımızda, Sayın Erbakan hakkında
açılan dava cezayla neticelenmiş ve verilen ceza kararı, aşamalardan geçerek
kesinleşmiş bulunmaktadır. Mahkeme kararında, sebebiyet verilen zararın da
müştereken, müteselsilen tahsili söz konusudur. Zaten, o sebeple, Sayın
Erbakan, mahkemeye müracaatla, kaybolan bedelin kendisine tahmili kabil
1/65'ini ödeyeceğini beyan etmiş; ancak, bu talebi kabul edilmemiştir.
Şimdi, muhalefete mensup arkadaşların
"siz bu paranın tahsilini imkânsız kılıyorsunuz" anlamına gelen
beyanlarının, yapılan düzenleme göz önüne alındığında, çok fazla bir önemi
bulunmamaktadır. Ancak, bu kanunun görüşülmesi sırasında görüş açıklayan
hukukçu arkadaşlar, buradaki görüşmelerin, hâkimlere yol ve yöntem gösteren
önemli beyanlar içermiş olduğunu bilmeleri sebebiyle, kayıp trilyon davasındaki
paranın tutanaklara geçirilmesini istemektedirler. Yani, bu kanunu çıkarmak
üzere olan biz arkadaşların, bu paranın affını önerip önermediğimizi
tutanaklara geçirtmek suretiyle kanıtlamaya çalışıyorlar.
Arkadaşlar, biz net olarak şunu
söylüyoruz: Biz, kaybolan trilyonun herhangi bir şekilde ödetilmemesi konusunda
bir kararlılık içerisinde değiliz. Biz, halkın kaybolan paralarının, elbette,
hazineye iadesi konusunda büyük bir kararlılık içerisindeyiz. Bu konunun
bilinmesi lazım.
CHP'li ve Anavatanlı arkadaşlar, paranın
tahsili için bir konuyu atlıyorlar; 6183 sayılı amme alacaklarının tahsili
hakkında bir kanun var. Bu kanuna göre, aslında, asliye hukuk mahkemesinde bu
davanın görüşülmesine gerek bile yok; çünkü, ceza mahkemesinin vermiş olduğu
kararla mahkûmiyet kesinleşmiş ve bu paranın ödenmesi ortaya çıkmış
bulunmaktadır. Durum böyle olunca, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili
Hakkında Kanun hükümleri uyarınca herhangi bir icra işlemi başlatılabilir ve bu
para tahsil edilebilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
CAVİT TORUN (Devamla) - 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun uyarınca bu para icraya konulabilir ve
para tahsil edilebilir. Bu konuda herhangi bir şüphe yoktur.
İSMET ATALAY (İstanbul) - Alacak davası
açılmamış.
CAVİT TORUN (Devamla) - Alacak davası
açılmasına gerek yoktur; çünkü, bu, bir tazminat davasına dönüştürmeyi icap
eden herhangi bir konu, bir nitelik, hukukî bir nitelik taşımamaktadır.
Biraz önce, Mehmet Ali Bulut ismindeki
arkadaşımızın bir sorusu oldu; daha önce ceza almış ve cezaları infaz edilmiş
olanların hukukî durumları ne olacak diye. Bence, orada, iadei muhakeme yoluna
giderek, vatandaşlar, kaybolan haklarının geriye gelmesini temin edebilirler.
Sevgili arkadaşlar, paranın tahsilini
imkânsız kılan bir durum asla söz konusu değildir. Bu bir af değildir. İnfazın
şekli değişmektedir. Yani, bu kanuna tabi kimseler, cezalarını, evlerinden
çıkamayarak çekme durumunda olacaklardır.
Ben, bu konuda, zihnî birtakım mugalatayı,
zihnî teşevvüşü ortadan kaldırmak amacıyla beyanlarda bulunmak istedim.
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Aleyhte, oyunun rengini belirtmek
için söz isteyen, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu…
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - Sayın Torun'un
oyunun rengi ne?!
BAŞKAN - Lehte almıştı o; daha önce
konuşan arkadaşımız Sayın Torun, lehte oy vereceğini belirtmek için söz aldı.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - Söylemedi de!..
BAŞKAN - Biz söyledik o söylemese bile.
Buyurun Sayın Kılıçdaroğlu.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Aslında, burada, genel bir konuyu
tartıştığımızı ve genel bir yasal düzenleme yaptığımızı söylüyoruz; ama,
birbirimizi kandırmaya, Türkiye Cumhuriyetindeki yurttaşları kandırmaya hiç
kimsenin hakkı yoktur. Bu yasanın, bu tasarının, bu teklifin, kimin için
çıktığını hepimiz biliyoruz, gazeteler yazıyor. Şimdi, biz, buraya çıkıyoruz,
diyoruz ki, efendim, biz genel düzenleme yapıyoruz. Ne ilgisi var?! Kimin için
çıkaracağımız belli; sizler hazırladınız, getirdiniz buraya.
Bizim hassas olduğumuz bir konu var;
diyoruz ki, mademki bunu affediyorsunuz, buna belli bir ayrıcalık tanıyorsunuz,
o zaman, şu parayı, devletten alınan, devletin Hazinesinden alınan kayıp
trilyonun bedelini ödeyin. Yani, bunu isteme hakkını, niçin muhalefet partisine
fazla görüyorsunuz? Efendim, diyorsunuz ki: "Bu konuda bir kararlılık
içindeyiz, bu paranın alınması konusunda."
Ben, az önce bir soru sordum. Bakın, kayıp
trilyon davasının temelini, Hesap Uzmanları Kurulunun hazırladığı rapor oluşturur;
Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulunun hazırladığı rapor. Sayın Kemal
Unakıtan Maliye Bakanı olduktan sonra, yani, AKP İktidarından sonra ilk yapılan
işlerden biri ne biliyor musunuz arkadaşlar; ilk yapılan işlerden biri, kayıp
trilyon davası dolayısıyla yeni bir inceleme komisyonu kurmak. Yeni bir
inceleme komisyonu kuruluyor; deniliyor ki şu işi bir de sen araştır. Dava
bitmiş; ama, yok, arkasını bırakmıyorsunuz. Gelirler kontrolörlerinden
oluşturulan bir grup, onlar da inceliyorlar, raporlarını veriyorlar. İlk rapor
"doğrudur, burada kayıp trilyon davası haklıdır…" Bu arkadaşlarımız,
sizler tarafından "tu kaka" ediliyor, bu raporu niye yazdınız diye.
Arkasından, beklenen rapor gelmeyince, bir üçüncü araştırma, inceleme heyeti
kuruluyor. Amaç ne; amaç, kendi istediğiniz raporu elde etmek.
Peki, değerli arkadaşlar, bürokrasiyi bu
kadar zorlamanın âlemi var mı?! Bürokrasiyi bu kadar zorlamanın gerekçesi ne?
Altında yatan gerekçe ne? Niçin, Sayın Maliye Bakanı buraya gelip oturmuyor?
Gelsin, bu sorulara, burada cevap versin. Hangi gerekçeyle, Maliye Bakanı,
özellikle bir konuda "kayıp trilyon davasındaki belgeler sahtedir"
diye rapor aldırmak istiyor?! Buna, kimin, ne hakkı var?!
Sayın Ayvazoğlu bu kürsüde söyledi;
yüzbinlerce memurun sicil affı var. Biz, sicil affını görüşmüyoruz, yüzbinleri
görüşmüyoruz, bakın, onlara öncelik vermiyoruz; almışız raporu, yasa teklifi
var, sıraya koymuşuz. Peki, kimin için öncelik getiriyoruz buraya; bir kişi
için ve o bir kişi için de diyoruz ki, ya, tamam, hadi bu kolaylığı sağlayalım
sana; şu parayı getir bir yatır bakalım. "Efendim, ben altmışbeşte 1'ini
ödeyeceğim." Hani, bu müteselsil sorumluluk vardı?!
Birbirimizi kandırmayalım arkadaşlar,
doğrusunu yapalım. Türkiye Cumhuriyetindeki bütün yurttaşlar, devletin
hazinesine el uzatan herkesten bu Parlamentonun hesap sormasını istiyor. Siz
demiyor muydunuz tüyü bitmemiş yetimin hakkını arayacağız diye. Peki, bu kayıp
1 trilyon nerede?! Kimin cebinde bu?! Tüyü bitmemiş yetim orada duruyor; ama,
birilerinin cebindeki 1 trilyon orada bekliyor ve sizler de kalkıp "biz
adaleti savunacağız, biz adaleti sağlayacağız, biz tüyü bitmemiş yetimin
hakkını koruyacağız" diyorsunuz. Siz, tüyü bitmemiş yetimin hakkını
korumak değil; siz, elinizi, tüyü bitmemiş yetimin cebinden çekin arkadaşlar,
tüyü bitmemiş yetimin cebinden elinizi çekin! (CHP sıralarından alkışlar)
SADULLAH ERGİN (Hatay) - Ortada mahkeme
kararı var.
EYÜP FATSA (Ordu) - Hâkim değilsin, savcı
değilsin!..
BAŞKAN - Lütfen, arkadaşlar… Karşılıklı
konuşmayalım…
Siz Genel Kurula hitap edin Sayın
Kılıçdaroğlu.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bu tasarı,
ileride, Türkiye'nin siyasî tarihini yazacak olanlar için çok güzel bir
malzemedir…
EYÜP FATSA (Ordu) - Bir mesele bu kadar
istismar edilemez! Bu kadar yanlış…
BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - … ve o
malzeme, Türkiye Cumhuriyeti siyasî tarihini yazacaklar açısından da, doğrusu
isterseniz, Türkiye'nin geleceği açısından da doğru bir karar olmayacaktır.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, kanun
teklifinin tümünün oylamasının açıkoylama şeklinde yapılmasına dair önerge
vardır.
Önergeyi okutup, imza sahiplerini
arayacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan (1077) sıra sayılı yasa
teklifinin tümünün oylanmasının açıkoylama şeklinde yapılmasını arz ediyoruz.
BAŞKAN - Haluk Koç?.. Burada.
Muharrem Kılıç?..
AHMET SIRRI ÖZBEK (İstanbul) - Tekeffül
ediyorum.
BAŞKAN - Sırrı Özbek tekeffül ediyor.
Feridun Ayvazoğlu?.. Burada.
Atila Emek?.. Burada.
Osman Özcan?.. Burada.
Hüseyin Ekmekcioğlu?.. Burada.
Mustafa Gazalcı?.. Burada.
Gökhan Durgun?.. Burada.
Sinan Yerlikaya?.. Burada.
Hakkı Ülkü?.. Burada.
Nejat Gencan?.. Burada.
Ali Rıza Gülçiçek?.. Burada.
Ali Cumhur Yaka?.. Burada.
Mevlüt Coşkuner?.. Burada.
Nuri Saygun?.. Burada.
Şevket Arz?.. Burada.
Nuri Çilingir?.. Burada.
İsmail Özay?.. Burada.
Nurettin Sözen?.. Burada.
Oya Araslı?.. Burada.
Gaye Erbatur?.. Burada.
Tamam, 20 oldu.
Açıkoylamanın elektronik cihazla
yapılmasını oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
EYÜP FATSA (Ordu) - Ret…
HALUK KOÇ (Samsun) - Açıkoylamayı neyle
yapacaksınız?!
BAŞKAN - Peki, neyle yapacaksınız
açıkoylamayı?
HALUK KOÇ (Samsun) - Ad okuyarak yapacaksınız.
BAŞKAN - Ad okuyarak mı istiyorsunuz?
EYÜP FATSA (Ordu) - Açıkoylamayı kabul
etmiyoruz Sayın Başkan.
HALUK KOÇ (Samsun) - Açıkoylamayı kabul
etmeme şeyiniz yok.
BAŞKAN - Açıkoylama, 20 kişinin talebiyle,
o 20 kişiyi de tespit etmemizle zaten hayata geçti. Şimdi şeklini oyluyoruz.
(AK Parti sıralarından gürültüler)
EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan, niye
"kabul edenler-etmeyenler" diye oylamaya sunuyorsunuz öyleyse?!
AHMET IŞIK (Konya) - O zaman neden
oylamaya sunuyorsunuz?! Oylamaya sunmanız anlamsız o zaman!
HALUK KOÇ (Samsun) - Ad okuyarak yapılır o
zaman.
BAŞKAN - Ben tekrar ediyorum arkadaşlar;
açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Oylama için 5 dakika süre veriyorum ve
süreyi başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, 1077
sıra sayılı kanun teklifinin tümünün açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Oy sayısı : 300
Kabul :
229
Ret :
69
Çekimser : 2
(x)
Teklif yasalaşmıştır; hayırlı olsun.
Birleşime, 20 dakika ara veriyorum.
(x) Açıkoylama kesin
sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.
Kapanma
Saati: 18.21
ÜÇÜNCÜ
OTURUM
Açılma
Saati: 18.54
BAŞKAN: Başkanvekili
Ali DİNÇER
KÂTİP
ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 67 nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
6 ncı sırada yer alan Avrupa Bölgesinde
Yükseköğretimle İlgili Belgelerin Tanınmasına İlişkin Sözleşmenin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor ile Dışişleri Komisyonları raporlarının görüşmelerine
başlıyoruz.
IV.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
6.- Avrupa
Bölgesinde Yükseköğretimle İlgili Belgelerin Tanınmasına İlişkin Sözleşmenin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/1081) (S. Sayısı: 1036)
(x)
BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Komisyon raporu 1036 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz isteyen?..
Yok.
Kişisel söz istemi?.. Yok.
Önerge yok.
Tasarının maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
AVRUPA
BÖLGESİNDE YÜKSEKÖĞRETİMLE İLGİLİ BELGELERİN TANINMASINA İLİŞKİN SÖZLEŞMENİN
ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR
KANUN TASARISI
MADDE 1- Türkiye Cumhuriyeti adına 1
Aralık 2004 tarihinde imzalanan "Avrupa Bölgesinde Yükseköğretimle İlgili
Belgelerin Tanınmasına İlişkin Sözleşme"nin onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN - 1 inci maddeyle ilgili söz
talebi?.. Yok.
1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Söz?.. Yok.
Madde 2'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Madde 3'ü okutuyorum:
MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar
Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Söz istemi?.. Yok.
3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(x) 1036 S. Sayılı
Basmayazı tutanağa eklidir.
Tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla
yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Oylama için 5 dakika süre veriyoruz.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Avrupa
Bölgesinde Yükseköğretimle İlgili Belgelerin Tanınmasına İlişkin Sözleşmenin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu
açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı : 227
Kabul :
227 (x)
Böylece, kanun tasarısı oybirliğiyle kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.
7 nci sırada yer alan, Trabzon
Milletvekili Cevdet Erdöl ve 4
Milletvekilinin, Türk Tabipleri Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve 35
Milletvekilinin 23.1.1953 Tarihli ve 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği
Kanununun 3224 Sayılı Yasa ile Değişik 60 ıncı Maddesinin 1 inci Fıkrasının
Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.
7.- Trabzon
Milletvekili Cevdet Erdöl ve 4 Milletvekilinin, Türk Tabipleri Birliği
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili
Kemal Kılıçdaroğlu ve 35 Milletvekilinin, 23.1.1953 Tarihli ve 6023 Sayılı Türk
Tabipleri Birliği Kanununun 3224 Sayılı Yasa ile Değişik 60 ıncı Maddesinin
Birinci Fıkrasının Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/672, 2/604) (S. Sayısı: 1069)
BAŞKAN - Komisyon ?..Yok.
Hükümet?..Yok.
Ertelenmiştir.
8 inci sırada yer alan, Banka Kartları ve
Kredi Kartları Kanun Tasarısı; Gümüşhane Milletvekili Sabri Varan'ın, Banka
Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Kanun Teklifi ve Avrupa Birliği Uyum ile
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları
raporlarının görüşmelerine başlıyoruz.
8.- Banka
Kartları ve Kredi Kartları Kanun Tasarısı; Gümüşhane Milletvekili Sabri
Varan'ın, Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Kanun Teklifi ve Avrupa
Birliği Uyum ile Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabiî Kaynaklar,
Bilgi ve Teknoloji
Komisyonları Raporları (1/1147,
2/415) (S. Sayısı: 1082) (xx)
BAŞKAN - Komisyon?..Burada.
Hükümet ?..Burada.
Komisyon raporu 1082 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz isteyen
milletvekillerimiz: Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili
Nuri Çilingir, Anavatan Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Muhsin
Koçyiğit, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Samsun Milletvekili Ahmet
Yeni.
(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren
tablo tutanağın sonuna eklidir.
(xx) 1082 S. Sayılı
Basmayazı tutanağa eklidir.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına,
Samsun Milletvekili Sayın Ahmet Yeni; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 20 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET YENİ (Samsun) -
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 1082 sıra sayılı Banka Kartları ve
Kredi Kartları Kanunu Tasarısının geneli üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi
Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Saygıdeğer Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarıyla ilgili bilgilere geçmeden önce,
iki hususu dikkatlerinize sunmak istiyorum.
İlk olarak vurgulamak istediğim, Adalet ve
Kalkınma Partisi İktidarı döneminde yakalamış olduğumuz ekonomik
performansımızdır. Bu başarıların arkasında yatan gerçek, bu ülkenin
gerçeklerini ve gereklerini masaya yatırarak, gelişmiş piyasa ekonomileri
düzeyine ulaşabilmenin yol haritasını çıkarabilme, bu haritayı düzgün
okuyabilme, ekonomiyi olması gereken zaviyede ve istikamette tutabilme başarı
ve kararlılığımızdır.
Uyguladığımız denk bütçe ve sıkı maliye
politikaları sonucunda, daha önceki basiretsiz iktidarlar ve politikalarının
sebebiyet verdiği ekonomideki tüm dibe vurmuşlukların bertaraf edilmesi
sağlanmış, makro ve mikro ekonomik rakamlardaki negatif değerler pozitif
değerlere dönüşmüştür. Aşağı çekilen enflasyon ve faiz oranlarına, negatiften
pozitife dönen büyüme rakamlarına, millî gelirimizdeki artışa baktığımızda
fazla söze hacet olmadığını görmekteyiz. Tüm bu başarıların ardında yatan
yegane güç, milletimize, vatanımıza ve bayrağımıza olan bağlılığımız ve
halkımıza vermiş olduğumuz sözlerdir.
Türkiye'nin söz dinleyen bir ülke olmaktan
çıkarak, uluslararası arenada sözü dinlenen siyasî ve ekonomik bir güç
olmasından rahatsızlık duyanlar, başarılarımızı görmezden gelerek, ehemmiyetsiz
gündem maddelerine sarılarak bu ülkeye bir şey veremezler, bu iktidarın hızını
kesemezler.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
halkımız için yaptıklarımızı yeterli görmüyoruz, göremeyiz; yolsuzlukla,
yoksullukla olan mücadelemiz halkımızın refahı, huzuru, mutluluğu yükselene ve
eşitlenene dek sürecektir. Bunu, Adalet ve Kalkınma Partisi, omuzlarında ağır
bir yük, sorumluluk ve bir o kadar da onurlu bir görev olarak görmektedir.
Doğruluğuna inandığımız yolda alnımız ak, başımız dik yürümeye ve halkımızın
ihtiyaçlarına ve bizden beklentilerine cevap vermeye devam edeceğiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu
anlayışımızın bir başka semeresi olan ve bugünkü gündemimizi ilgilendiren kredi
kartlarıyla ilgili sıkıntıların giderilmesi yönündeki tasarı üzerinde konuşmaya
başlamadan önce, banka ve kredi kartlarıyla ilgili bir iki hususa değinmek
istiyorum.
Banka kartı, kartın hamiline ait mevduat
hesabı ile özel cari hesapların kullanımı dahil, bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlamak üzere çıkarılan kart
olarak tanımlanmaktadır. Kredi kartı ise, nakit kullanımı gerektirmeksizin, mal
ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan, basılı kartı veya fizikî
varlığı bulunmayan kart numarasını ifade etmektedir.
Kredi kartları, dünyada ellibeş, ülkemizde
ise yirmiyedi yıldır kullanımda olan modern bir ödeme aracıdır. Ülkemizdeki
gayri safî millî hâsılanın yüzde 20'lik bir kısmına tekabül eden ödemeler kredi
kartlarıyla yapılmaktadır ve bu kredi
kartları, kullanıcılarına, ödemelerini faizsiz olarak, ortalama bir ay sonra
yapma imkânı tanımaktadır.
Ülkemizde, 2005 sonu itibariyle 29 978 243
adet kredi kartı, 48 084 994 adet de banka kartı bulunmaktadır. 2004 yılında,
kredi kartlarıyla, 65,7 milyar YTL tutarında 1 136 300 000 adet, 2005'te ise,
yüzde 32'lik artışla, 78 041 000 000 YTL'lik 1 241 000 000 adet işlem
gerçekleştirilmiştir.
Kartla yapılan alışverişin ülke
ekonomisine maliyeti, nakit ödemeye oranla üçte 1 oranından daha azdır.
Taksitli alışveriş imkânı sunması nedeniyle satışların artmasına vesile olmakta
ve ekonomiye olumlu etkisi bulunmaktadır. Aynı zamanda, ödemelerin kayıt altına
alınması sonucu, devletin, KDV dolayısıyla gelir artışı olmaktadır ve bu rakam,
yıllık 11 milyar YTL ilave KDV'ye tekabül etmektedir.
Kredi kartıyla yapılan işlemlerin hacminin
artması neticesinde, kart çıkaran kuruluşlar arasında başlayan rekabet
sonucunda, kredi kartlarının
kullanımıyla ilgili oldukça karmaşık hukukî ilişkiler ağı kurulmuştur. Kredi
kartları, taksit yapan, kredi veren, yapılan harcamalar karşılığında kart
hamillerine karşılıksız mal ve hizmet imkânı sağlayan, sigorta ve benzeri
hizmetleri veren araçlar haline dönüşmüşlerdir. Banka kartları ve kredi
kartlarına ilişkin olarak ülkemizde yürürlükte bir yasa mevcut olmadığından,
kart çıkaran kuruluş, üye işyeri ve kart hamili arasındaki ilişkiler genellikle
Borçlar Kanununa, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna, Türkiye Bankalar
Birliğinin 3.8.1990 tarihli ve 924 sayılı Kredi Kartı Uygulamalarına İlişkin
Meslekî Tanzim Kararı Tebliği ile 25.9.1996 tarihli ve 998 sayılı Bankaların
Tüketici Kredisi Uygulamasında Yükümlü Oldukları İlkeler ve Koşullar Tebliği
hükümlerine göre yürütülmekteydi.
Kartlı ödeme sistemlerinin tarafları olan
kart hamilleri, işyerleri, kart çıkaran ve üye işyeri anlaşması yapan
kuruluşların yanı sıra, uyuşmazlıkların çözümünde adlî merciler ve emniyet
güçleri de yasal boşluktan kaynaklanan bu eksikliği hissetmişlerdir. Yasal
altyapıdaki bu eksiklik, kimi zaman adil olmayan uygulamaların ortaya çıkmasına
neden olmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
2005 yılı sonu itibariyle 663 000 kişi kredi kartı borcunu geç ya da hiç
ödemedikleri için kara listede bulunmaktadırlar. Toplam krediler içerisinde 187
000 kredi kartı sahibinin 1,4 milyar YTL'lik kredi kartı borcu ödenemez
durumdadır ve tasarıyla takibe düşmüş bu borç için yeniden yapılandırma
getirilmektedir. Bu, işin maddî boyutunu gösterse de, kredi kartı borcu
nedeniyle geçim sıkıntısına düşerek dağılan aileler, işsiz kalan insanlar,
elindeki taşınmazlarını yitiren ve maalesef, intihar eden vatandaşlarımızın
yaşadığı ve yaşattıkları manevî acılar elbette anlatılamaz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu
acıların bir nebze olsun hafifletilebilmesi için huzurlarınıza getirdiğimiz bu
tasarının ne gibi değişiklikleri içerdiğini bilgilerinize sunmak istiyorum.
Bir kişiye ilk yıl için tanınacak kredi
kartları limiti, net gelirinin iki katını aşmayacak, ikinci yıl ise dört katını
aşamayacak.
Ek kart limiti asıl kart limitini aşamayacak.
Kredi kartıyla yapılan işlemlere, son
ödeme tarihinden itibaren on gün içinde kart çıkaran kuruluşa başvurmak
suretiyle itiraz edilebilecektir.
Kredi kartını veya şifresini kaybeden
kişi, kartın kullanılması halinde yapılan harcamanın 150 YTL'sinden sorumlu
olacaktır.
Aynı kartla aynı ödeme işlemi için birden
fazla harcama belgesi düzenlenemeyecek, kart sahibinin işlemlerinde faiz,
komisyon veya masraf gibi adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep
edilmeyecek ve kart hamilinin hesabından kesinti yapılamayacaktır.
Kartın limitinin yükseltilmesine ilişkin
olarak kefilin yazılı onayı mutlaka alınacaktır. Kişinin aylık gelirinin 2
katından fazla limitte kart veren kuruma, 5 000 YTL'den az olmamak üzere,
aykırılık oluşturan tutarın yüzde 1'i tutarında ceza verilecektir.
Kartını kaybettiği ya da çaldırdığı
yönünde gerçeğe aykırı beyanda bulunarak, kartı bizzat kullanan veya
kullandıranlara üç yıla kadar hapis cezası verilecektir.
Parasal tutar ve sınırlardan her biri, her
yıl, Türkiye İstatistik Kurumu fiyatları endeksindeki artış oranının
gerektirdiği miktarı geçmemek üzere, BDDK kararıyla artırılabilecektir.
Kart hamilinin risk durumlarının
izlenmesi, değerlendirilmesi, kontrolü ve müşteri hizmetlerinin yerine
getirilmesi amacıyla yapılacak bilgi alışverişi veya kartların kullanımından
doğan borç ve alacakların takas ve mahsup işlemleri, kart çıkaran kuruluşların
aralarında akdedecekleri yazılı sözleşmeler çerçevesinde, kendi aralarında veya
en az 5 kart çıkaran kuruluş tarafından kurulacak şirketler vasıtasıyla
gerçekleştirilecektir.
Gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi,
nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek veya bu belgelerde, ne
suretle olursa olsun, tahrifat yapmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar
sağlayanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para
cezasıyla cezalandırılacaklardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
kuruluşların yükümlülüklerinin neler olacağına bakacak olursak: Kart çıkaran
kuruluşlar, talepte bulunmayan veya sözleşme imzalamayan kişiler adına hiçbir
şekilde ve surette kart veremeyeceklerdir. Bu kuruluşlarca genel müdürlük veya
şube haricinde kredi kartı talebi toplanabilecek yerler, BDDK'nın uygun görüşü
alınarak, Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği
tarafından müştereken belirlenecektir.
Asgarî tutarın son ödeme tarihini takip
eden üç ay içinde ödenmemesi durumunda, kart hamiline yapılacak bildirimden
itibaren bir aylık sürede bu tutarın ödenmemesi ya da banka kartı ile kredi
kartı kullanımından dolayı adlî cezaların uygulanması halinde, ilgili kart
çıkaran kuruluşlarca kart hamiline verilen kredi kartları iptal edilecek ve
borcun tamamı ödeninceye kadar yeni kredi kartı düzenlenmeyecektir.
Bu tasarıya göre, sözleşmede belirtilen
asgarî tutar, ilk ay için, dönem borcunun yüzde 10'undan aşağı olamayacak, altı
ay sonra yüzde 20 olarak önerilerle belirlenecek.
Hesap özetinde yer alan asgarî ödeme
tutarı, son ödeme tarihinde ödenmediği takdirde, kart hamili, ödenmeyen tutar
için, sözleşmede öngörülen gecikme faizi dışında bir yükümlülük altına
sokulmayacaktır.
Kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle,
sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi adlar altında hiçbir
şekil ve surette ödeme talep edilmeyecek ve kart hamilinin hesabından kesinti
yapılamayacaktır.
Sözleşmede, kart hamilinin haklarını
zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şart sağlayan
hükümlere yer verilmeyecektir.
Kart hamilinin borcu kefile
bildirilmedikçe, kefil için temerrüt durumunun oluşmayacağı sözleşmede
gösterilecek, sözleşme hükümlerinde kefilin sorumluluğunu artırıcı nitelikteki
değişikliklere ve kartın kullanım limitinin yükseltilmesine ilişkin olarak,
kefilin ilave şartlara dair sorumluluğunun başlaması için kefilin yazılı onayı
alınacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
faizlerin nasıl hesaplanacağıyla ilgili olarak sözleşmede yapılan
değişiklikler, kart hamiline mutlaka bildirilecektir.
Faiz oranındaki artış otuz gün öncesinden
kart hamiline duyurulacaktır. Bir hesap dönemine ilişkin toplam borç tutarı
veya hesap bakiyesi üzerinden o döneme ilişkin hesap özetinin düzenlendiği
hesap kesim tarihinden önceki bir tarih itibariyle faiz yürütülebilmesine
ilişkin kayıtlar hükümsüz olacaktır.
Dönem borcunun bir kısmının ödenmesi
halinde, kalan hesap bakiyesi üzerinden faiz hesaplanacaktır. Birleşik faiz,
artık, bu uygulamalardan kaldırılmıştır; en önemli hususlardan birisi.
Sayın Başkan, değerli üyeler; tasarıya
göre, borcunu ödemeyenin kredi kartını iptal etmeyen kuruluş ile yasaklılık
veya engel durumu, ekonomik veya sosyal durumu, aylık veya yıllık ortalama
geliri dikkate alınmadan kart veren kurumlara 2 000 ilâ 10 000 YTL idarî para
cezası verilecek olması hükme bağlanmıştır. Aynı zamanda, kişinin aylık
gelirinin 2 katından fazla limitle kart veren kuruma, 5 000 YTL'den az olmamak
üzere, aykırılık oluşturan tutarın yüzde 1'i tutarında ceza verilecek olması
da, ilgili kart veren kurumlar nezdinde bağlayıcı hükümler olarak
belirlenmiştir.
Tasarının kanunlaşması halinde, faiz
hesaplamasına ilişkin hükümler bir ay, diğer hükümler ise bir yıl içinde, kanun
hükümlerine uygun hale getirilecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
batırılan ve TMSF tarafından el konulmak zorunda kalınan 22 bankanın, halkımıza
maliyetinin ne olduğu malumlarınızdır. Türkiye, o günlerden, bugün
altyapılarını daha da sağlamlaştırmış, finansal faaliyetlerini yıl sonu
itibariyle daha büyük kârlarla kapatan, yabancı kuruluşların dahi iştahını
kabartan bir bankacılık sektörüne ulaşmıştır.
Görüşülmekte olan tasarı, vergi barışında,
ziraî sulama borçlarının, ziraî kredilerin, Bağ-Kur ve SSK prim borçlarının
yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, insanımızın harici nedenlerle içine
düştükleri müşkülatı bertaraf etmek ve onlara ödeyebilecekleri makul öneriler
sunabilmek adına, hükümetimizin attığı olumlu adımların bir diğeridir.
Öyle inanıyoruz ki, sosyal bir problem
haline dönüşen kredi kartları sorununu, ilgili tarafların mutabık kaldıkları
bir zeminde, kanunî bir prosedüre bu tasarıyla bağlamış oluyoruz.
Mecliste görevli bir polis memuru
arkadaşımızın hafta başında, bir diğerinin önceki gün İstanbul'da,
ödeyemedikleri kredi ve kredi kartı borçları yüzünden girdikleri bunalım sonucu
hayatlarına son vermiş olmaları, bizleri derinden yaralamıştır.
Kredi kartı borcu yüzünden hayatlarına son
veren diğer vatandaşlarımızı, onların ailelerinin ve sevenlerinin yaşadıkları
maddî ve manevî acıları, elbette, hafifletmemiz mümkün değildir; ama,
tasarıyla, mevcut borçlar yapılandırılarak, daha makul bir ödeme planı önlerine
sunuluyor.
Tasarı, asıl bundan sonraki uygulanacak
faiz oranlarına ise bir sınır belirliyor ve bu, kart kullanıcıları açısından
oldukça önemli bir yeniliktir.
Gazetelerde, televizyon kanallarında,
görüşülmekte olan bu tasarının kimilerince eleştirildiğini, tasarının bu
haliyle icradaki alacaklara yönelik bir yenilik getirmediği, daha çok, bundan
sonra oluşacak borç ve temerrüt faizlerinin disiplin altına alınacağı
eleştirileri yapılmaktadır. Sosyal bir problem olduğu, herkes tarafından kabul
edilen ve 1992 yılından bu yana gündemde olan bu kanunun, neden bizden önceki
iktidarlar döneminde çözüme yönelik adım atılmadığını, neden bizim gerçekleştirmeye çalıştığımız konuyla
ilgili yasal sınırların daha önceden yapılmadığını ben de bunlara sormak
istiyorum.
Hükümetin, BDDK'nın, Merkez Bankasının,
ilgili tüm bankaların ve tüketicilerin adına, tüketici derneklerinin ve
odaların görüşleri alınarak, konu enine boyuna tartışılarak, ortak bir zeminde
buluştuğumuzun altını çizmek istiyorum. Doğrudur, mevcut ve muhtemel borç
temerrüt faiz limitleri tüketici lehine daha da aşağılara çekilebilir miydi?
Evet, çekilebilirdi; ama, gerçek olan şu ki, yapılan görüşmeler sonucu ortaya
çıkan optimal durum, bugünkü şeklidir. Önemli olan, bir üst sınırın yasal olarak
belirlenmiş olmasıdır.
Tabiî, burada düzenleyici ve denetleyici
kurumlara da büyük görevler düşmektedir. Ekonomideki değişikliklere bağlı
olarak kurumlar güçlendikçe, piyasadaki ekonomik faaliyetler kurumsallaştıkça,
fiyatlar ve faiz oranları da optimal bir hale gelecek, vaz edilen oranlar
değişse de, rakamlar tüketiciler lehine ileride değişecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
vatandaşlarımızın sahip oldukları banka kredi kartlarını bundan böyle,
imkânları nispetinde, daha özgür bir ortamda, bir o kadar dikkatli
kullanmalarının kendi menfaatlarına olacağından bahisle sözlerime son verirken,
Yüce Meclisimizin Sayın Başkanını ve değerli üyelerini bir kez daha saygıyla
selamlıyor, görüşülmekte olan kanun tasarısının ilgililere, taraflara ve
halkımıza hayırlı olmasını diliyor, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Mazereti nedeniyle, bir yakınını
kaybettiği için, kendisine başsağlığı diliyoruz, Ahmet Yeni'ye ön sırayı
verdik. Şimdi, sırayla diğer arkadaşlarımıza söz vereceğiz.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına,
Manisa Milletvekili Sayın Nuri Çilingir; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1082 sıra sayılı Banka Kartları ve Kredi
Kartları Kanun Tasarısıyla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Grubum ve şahsım adına Yüce Heyeti
saygıyla selamlarım.
Günümüz bankacılığı, sermaye
akışkanlığının hızlandığı, küresel piyasada hem yapısal kaynak sağlamak hem de
mevduat toplayarak finansal hizmet pazarlamak amacıyla giderek yaygınlaşan, o
ölçüde karmaşıklaşan ve risk unsurları taşıyan bir faaliyet alanı olarak
karşımıza çıkmaktadır. Kaynak paylaşımının evrensel çerçevesi içinde yer almak
isteyen bankaların da bu doğrultuda yapılanmaları gözden geçirmeleri ve yeni
gereklilikleri yerine getirmeleri son derece önemlidir.
Bankaların başını çektiği finansal sistem,
piyasa ekonomisinin merkezi durumundadır. Reel ekonomik faaliyetlerin
gereksinim duyduğu kaynak ihtiyacını açtıkları krediler yoluyla karşılamak
suretiyle, bir nevi, para yaratma mekanizması olarak faaliyet
göstermektedirler. Bankaların bu faaliyetlerini yerine getirirken, sistem
içinde, işlevlerini istikrar ve güven içinde etkin ve verimli olarak yerine
getirmeleri, piyasa ekonomisinin temel taşlarından biridir.
Güçlü ve sağlıklı bankacılığın mevcut
bulunmadığı bir ülkenin sermaye piyasasının güçlü ve hareketli olması da mümkün
değildir. Sağlıklı bir kaynak yaratma ve aktarma mekanizması sistem açısından
ne derece önemlilik arz ederse, mekanizmanın aksi yönde çalışması da o derece
büyük olumsuzluklar taşımaktadır. Bu yüzden, bankacılık sektörünün her şeyden
önce çok iyi bir hukuksal çerçeveye oturması yaşamsal önem taşıyor.
Günümüzde, her alanda olduğu gibi,
bankacılık sektöründe de küreselleşme çok hızlı olmaktadır. Uluslararası
piyasalarda devam eden küreselleşme süreci, ülkemiz bankacılık sistemini
doğrudan ilgilendirmektedir. Uluslararası bankacılık sistemlerinde, başta risk
yönetimi olmak üzere, önemli değişikliklerin yaşandığı günümüzde, bankacılık,
global düzeyde ele alınmaktadır. Bankacılık sistemlerinin değerlendirilmesinde,
sistemlerin büyüklüğü ve küçüklüğünden daha ziyade, küreselleşme seviyeleri ve
uluslararası genel kabul görmüş ilke ve standartlara uyumlarına dikkat
edilmektedir.
Bankalarımız, uluslararası gelişmeleri iyi
takip etmekte ve gelişen dünyada genel kabul görmüş standartları ülkemizde
başarıyla uygulamaktadırlar.
Dünya genelinde hızla değişen bankacılık
teknikleri ve uygulamaları paralelinde, iç kontrol sistemleri başta olmak
üzere, risk yönetimi tekniklerinin ve analizinin önemi daha da artmaktadır.
Bankacılık sistemlerinde karşılaşılan risklerin izlenmesi, ölçülmesi ve
sistemin bu riskler karşısındaki durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ülkemizdeki bankacılık sisteminin uluslararası bankacılık uygulamalarına ve
düzenlemelerine uyum sağlamadaki başarısı, ülkemizin uluslararası malî
platformdaki konumunu güçlendirecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
ülkemizde 1968 yılında kredilendirme niteliği olmayan ilk kredi kartı
çıkarılmış; ancak, banka kartlarının çıkarılmasına ise ilk olarak 1980 yılında
başlanmıştır. Teknolojik gelişmeler ve küreselleşmenin çok hızlı olması
sebebiyle banka kartları ile kredi kartlarının dünyadaki gelişmelere paralel
olarak ülkemizde de kullanımı yaygınlaşmıştır. Yurt dışından gelen kişilerin
kredi kartı kullanımı sonucunda ülkemize sağlanan döviz girdisi, ülkemizden
çıkarılan kredi kartlarının yurt dışında kullanımları sonucu gerçekleşen döviz
transferinde önemli artışlar gözlenmiştir. Kartlarla yapılan harcamadaki
artışla birlikte bankalar arasında rekabet de artmıştır. Kredi kartıyla yapılan
işlemlerin hacminin artması, kart çıkaran kuruluşlar arasında başlayan rekabet,
kredi kartlarının kullanımıyla ilgili oldukça karmaşık hukukî ilişkiler
oluşturmuştur. Kredi kartları, taksit yapan, kredi veren, yapılan harcamalar
karşısında kart sahiplerine karşılıksız mal ve hizmet imkânı sağlayan, sigorta
ve benzeri hizmetleri veren araçlar haline dönüşmüştür.
1990 yılında banka kartları ile kredi kartı kullanımındaki artışa paralel
olarak kartlı ödeme sistemlerinde yer alan bankalar bu konudaki ihtiyaçları
karşılamak amacıyla "Bankalararası Kart Merkezi"ni kurmuşlardır. Bu
kurum, takas, hesaplaşma, yetkilendirme ve yurtiçi kurallar geliştirme
fonksiyonunu yerine getirmekte olduğundan, büyük bir boşluğu doldurmuştur.
Ülkemizde, yıllardır, kredi kartlarının
kullanımında ilgili tarafların hak ve sorumluluklarının tespiti için hukukî
altyapı oluşturulmamıştır. Dolayısıyla, kredi kartlarının kullanımından doğan
sorunların giderilmesinde yetkili mercilerin açıklığa kavuşturulmamış olması,
bu sistemin etkin ve rekabetçi bir şekilde iyileşmesini, işleyişini
engellemiştir.
Yasal boşluktan kaynaklanan bu
eksiklikler, kart sahipleri ile kart çıkaran kuruluşlar, üye işyerleri
anlaşması yapan kuruluşlarla birlikte adlî merciler ve emniyet güçlerinde
hissedilmektedir. Bu durum, kimi zaman adil olmayan uygulamaların da ortaya çıkmasına
neden olmaktadır.
Banka kartları ile kredi kartlarına
ilişkin olarak ülkemizde yürürlükte bir yasa mevcut olmadığından, kart çıkaran
kuruluş, üye işyeri ile kart hamili arasındaki ilişkiler, genellikle, ilgili
kanun, yönetmelik ve tebliğ hükümlerine göre yürütülmektedir. Durum böyle
olunca, sistem sağlıklı işlememekte, taraflar arasında çok değişik sorunlar
yaşanmaktadır.
Banka kartları ve kredi kartları
kullanılarak yapılan ödemeler, aslında, hızlı ve güvenilir bir şekilde
gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, kart veren kuruluşlar da, kart kullanıcı
tüketiciler de bu durumdan memnundurlar. Hal böyle olunca, çağdaş ekonomilerde
olduğu gibi, bizde de kart kullanımı hızla artmıştır ve artmaktadır. 2000
yılında 13 408 477 olan kredi kartı sayısı, 2004 yılında 26 681 000, 2006
yılına geldiğimizde 29 000 000'un üzerine çıkmıştır.
Kart kullanımı için gerekli olan yasal
altyapının mutlaka oluşturulması gerekmektedir. Bu ülkede yaşayan herkes,
devletin etkin denetimini hissetmelidir; yani, devlet, taraflar arasında haksız
bir menfaat sağlamaya izin vermemelidir. Bunun için, gelişmiş ekonomilerde
olduğu gibi, bizim ülkemizde de kredi kartlarının etkin kullanımını sağlayacak
yasal altyapının oluşması gereklidir ve bu gereklilik de herkes tarafından
kabul edilmektedir.
Banka kartları ve kredi kartı kullanan
tüketicilerin haklarının güvence altına alındığı, kullanımından doğan
sorunlarla ilgili suç ve cezanın belirlendiği bir kanun mutlaka olmalıdır. Hiç
şüphesiz sektörün sağlıklı işleyerek gelişmesi, tarafların hak ve
sorumluluklarının belirlendiği, kartların kullanımına ilişkin genel işlem
şartlarının hüküm altına alındığı, sistemde yer alan kuruluşların denetiminin
genel çerçevesinin çizildiği düzenlemelerle mümkün olacaktır. Bahse konu
düzenlemelerle, banka kartı ve kredi kartı veren kuruluşlar, kredi kartı
kullanan tüketiciler ile ilgili üye kuruluşların her türlü hak ve menfaatları
güvence altına alınmalı, ilgili suçlar ve cezalar açık olarak belirlenmelidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
yasal düzenlemenin olmaması yüzünden taraflar bir anlamda istedikleri gibi
davranmışlar, bunun sonucu olarak da birsürü sorun da beraberinde gelmiştir.
Bankalar, tüketicilere önemli ödeme gücünün üzerinde limit vermişler, kişiler,
ayrı ayrı bankalardan istedikleri kadar kredi kartı alabilmişlerdir. Kredi
kartı hakkında fazla bilgisi olmayan vatandaşlarımıza sokaklarda kredi kartı
verilebilmiştir.
Bankalar kredi kartlarına yüksek faiz
uygulamışlar, halen de uygulamaktadırlar. Bankaların kredi kartlarına uygulamış
oldukları faiz oranları da birbirinden farklıdır. En düşük faiz uygulayan banka
aylık yüzde 2,75; en yüksek olarak, bir başka banka aylık yüzde 6,20 olarak
faiz uygulayabilmektedir. Görüleceği üzere arada 2,5 kat fark bulunmaktadır. Bu
fark oldukça fazladır; yani, bir anlamda, bankalar, kredi kartlarına
istedikleri ölçülerde faiz oranı uygulamaktadırlar. Bu durumun bir düzen
içerisine oturtulması zorunludur diye düşünmekteyiz. Bu kanun bizim
önerilerimiz doğrultusunda çıkmazsa, bankalar faiz oranlarını aynı oranlarda
uygulamaya devam edeceklerdir.
Ödenmeyen miktarlar üzerinde ne kadar faiz
uygulanacağını bilmeyen vatandaşlarımız, faiz sarmalına takılmışlar ve bir daha
bu borçlarını kapatma imkânı bulamamışlardır. Sunulan cazip harcama yöntemini
bilinçsiz olarak kullanan vatandaşlarımız arasında depresyona girenler, intihar
girişiminde bulunanlar, intihar edenler, psikolojik yardım almaya başlayanlar,
kalp krizi geçirenler bulunmaktadır. Yine, faiz kıskacındaki tüketicilere
hacizler gitmekte, çok değişik aile dramları yaşanmaktadır. Çaresizlik
içerisinde kredi kartını kullanmak zorunda kalıp ödeme yapamayan kart
sahipleri, yüksek temerrüt faiz oranlarının altında ezilmişlerdir. Gerçekten
sistemin hukukî boşluğundan kaynaklanan sebeplerden dolayı mağdur duruma düşmüş
bazı vatandaşlarımızın dramını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu insanlar keyfî
harcamalarından dolayı bu duruma düşmediler. Kredi kartı kullanan
vatandaşlarımızdan bazılarının ödeyemez duruma düşmeleri, aslında, ülkemizdeki
ekonomik sıkıntının bir göstergesi durumundadır.
Gerçekçi olarak incelediğimizde durumun
çok farklı boyutlarda geliştiğini görmekteyiz. Bu durumu, iyi niyetle
düşündüğümüzde, kardeşin kardeşe borç vermediği bir ortamda parasız bir insanın
çaresizlik içerisinde kendisine çıkış aradığı bir yöntem olarak değerlendirmek
mümkündür. Bu iyi niyetli insanlara bir çıkış yolu bulmamız gerektiği inancını
taşımaktayım.
Değerli arkadaşlar, İzmir'de emekli bir
vatandaş elinde bulunan bir kredi kartıyla sorun yaşarken, iki sene gibi kısa
bir zamanda 15 kredi kartıyla sorunlu duruma düşmüştür. Bir kredi kartı borcunu
diğer kartla kapatmaya çalışırken, 1 milyar liralık kredi kartı borcu 50-60
milyara kadar yükselmiştir.
Yine, Gaziantep'te bir vatandaş, hiç
geliri olmadığı halde üç ayrı bankadan kredi kartı almış, üniversite okuyan
oğlunun bilinçsiz harcaması sonucunda kredi kartı borcu katlanarak artmıştır.
Ankara'da bir asgarî ücretli, dört bankaya
yaklaşık 9 milyar lira borçlanmış; borçlarını ödemesi mümkün değildir.
Bu örnekler böyle sürüp gidiyor ve oldukça
da fazla. Daha geçen hafta yaşadığımız son derece vahim olay, Meclis çatısı
altında hepinizin bildiği vahim olay. İntihar eden arkadaşımız, bu çatı altında
bulunmasından dolayı belki de kanun taslağını en yakından takip eden kişilerden
birisiydi. İntihar olayı, kredi kartı kanun taslağının gecikmesinden ve
komisyondan geçen halinin kendisi için yetersiz oluşundan dolayı gerçekleşmiş
olamaz mı? Arkadaşımız, yasa taslağının kendisi için bir çıkış yolu olduğunu
görebilseydi, belki de rahat bir psikolojiye girebilecekti diye düşünüyorum.
200 000 Emniyet çalışanının 50 000'inin,
yani, yüzde 25'inin maaşları hacizli. Memurlarımızın büyük bir çoğunluğu bu
durumda. İzlenen ücret politikası ve gelir dağılımdaki adaletsizlikle sosyal
devlet ilkesi terk edilmiştir. Ülkemizde gerek memurumuz gerek işçimiz gerek
çiftçimiz, yani, bütün dargelirli insanlarımız geçimlerini zar zor
sağlamaktadırlar. Dargelirli insanlarımız geçimlerini sağlayabilmek için haciz
kıskacına, faiz sarmalana takılmışlardır. Ülkede hal böyleyken, nasıl olur da
insanlara gelirlerine bakmadan, istedikleri kadar kredi kartı verirsiniz; bunu
kabul etmek, anlamak mümkün değildir.
Sosyal devlet, vatandaşını her türlü
olumsuzluğa karşı korumak, kollamak zorundadır. Demek istediğim, olaylar bu
boyuta gelmeden tedbirler alınmalı, gerekli düzenlemeler hemen yapılarak,
uygulamanın boyutları çizilmeliydi. Siz, hiçbir geliri olmayan insanlara kredi
kartı vereceksiniz ve bunu istediğiniz gibi kullanın diyeceksiniz; böyle şey
olmaz.
Tabiî ki, bu arada vatandaşlarımızın da
kontrollü ve bilinçli davranmaları gerektiği açıktır. Bu durumdan, onların da
kart veren kuruluşlar kadar sorumlulukları mutlaka vardır. Yani, burada yasal
boşluğun olması, tarafları çok daha rahat hareket etmeye itmiştir diye düşünmekteyim.
Değerli arkadaşlar, maalesef, bu durum
gittikçe sosyal bir yaraya dönüşmektedir. Hal böyle olunca, yasa, taraflar için
son derece önem taşımaktadır. Çıkarmaya çalıştığımız bu kanun, kredi kartlarını
ödeyemez duruma düşen kredi borcu sahiplerinin sorunlarına bir çözüm,
komisyondan geçen şekliyle, getirmiyordu. Kredi kartı kullanıcılarının yüzde
7,2'sine yakını borçlarını ödeyemez duruma düşmüşlerdir.
Bankaların kredi kartlarına uyguladıkları
faizleri çok yüksek tuttuklarını düşündüğümüzde, ödeme güçlüğü içerisinde
bulunanlara bir kolaylık tanınmalıdır. Bizim komisyonda verdiğimiz önergeler,
hiç olmazsa bundan sonra kart sahibi olma ve kullanımlarının daha sağlıklı bir
yapıya kavuşturulması yönünde son derece yapıcı önergeler idi; ancak, komisyonda
reddedildi. Hal böyle olunca, Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri olarak
tüketicilerin aleyhine olan 9 uncu, 12 nci, 26 ncı maddeler ile tasarıya
önergeyle eklenen geçici 4 üncü madde hakkında görüşlerimizi ve yapılması
gerekenleri karşı oy yazısıyla bildirdik.
Bu tasarı, genel anlamda bir düzenleme
içermekte ise de, tüketici haklarını korumaktan yoksun bulunuyor. Tasarı bu
haliyle eksiktir ve kullanılmakta olan 29 000 000'un üzerindeki kredi
kartlarına yönelik değildir. Asıl sorunlu olan kullanımdaki kartların
sorunlarına herhangi bir çözüm getirmemektedir.
Tasarının 9 uncu maddesi kredi kartlarında
limit belirlenmesi sorunlarına çözüm getirmiyordu; ancak, önergelerle bu sorun
çözümlenmiş oldu. Birden çok bankadan alınan kredi kartlarıyla limit
istenildiği kadar yükseltilebiliyordu daha önce. Yine tasarının 12 nci
maddesindeki, kartın kaybolması veya çalınması halinde kart sahiplerinin
yapacağı bildirimden önceki yirmidört saat içinde gerçekleşecek hukuka aykırı
kullanımdan doğan zararın 150 YTL'sinin kart sahibince karşılanması bizce doğru
değil; çünkü, yasa gereği, işyerlerinin, kredi kartı kullanımında kimlik
belgesi isteme zorunluluğu var. Sorumluluğun, kart sahibine değil, işyerlerine
ve bankalara ait olması gerekir. Tasarının 26 ncı maddesinde, uygulanacak akdî
faiz oranlarının hesaplanmasında herhangi bir sınırlama getirilmiyordu; bu
madde de önergelerle düzeltilecek.
Ülkemizde kredi kartı faiz oranının yüksek
olduğu konusunda herkesin fikir birliği var. Kredi kartları faiz oranlarının,
bankalar tarafından tüketici kredilerine uygulanan faiz oranına yakın bir
tarzda tespit edilmesi gerekir. Tasarıya eklenen geçici 4 üncü madde, faiz yükü
altında mağdur olan kredi kartı sahiplerinin mağduriyetlerini başlangıçta hiç
gidermiyordu; ama, son, Cumhuriyet Halk Partisi-AKP uzlaşmasıyla çıkan şekliyle
bir miktar çözüm olabilecektir.
Yasanın yürürlüğe girdiği ayın yıllık
ortalamasının 2 katı oranında verilen faizlerin de 24 eşit taksitte ödenmesini
biz öneriyorduk; ancak, çıkan şekliyle 18 ayda ödenecek; onu da kabulleniyoruz.
Kullanılan 29 000 000 kredi kartının 9 000
000'u sorunlu. İnşallah, bir dahaki dönemde de bu sorunlarla tekrar
karşılaşmayız diye düşünüyorum.
Yasa, mevcut şekliyle, geçici 4 üncü madde
değişmeden çıkarsa -ki, çıkmayacak, öyle anlaşılıyor- icra takibinde olan 190
000 kişiye yenileri eklenecek.
Akdî faiz, geçmiş dönemde Tüketiciyi
Koruma Yasası çıkarılırken unutulan bir noktaydı, akdî faiz belirlenmemişti,
temerrüt faizi belirlenmişti. Orada bu akdî faiz belirlenmiş olsaydı, belki
bugünkü noktalara gelmeyecektik. En büyük şikâyet konusu zaten, bankaların
uyguladıkları yüksek orandaki akdî faizlerdir. Bu konuya da "… Merkez
Bankası…" şekline getirerek bir çözüm yolu aranmıştır.
Değerli arkadaşlar, ben, sözümü çok fazla
uzatmayacağım; akşamın bu saatinde fazla vaktinizi almak istemiyorum. İki üç
günden beri, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcımız Sayın Abdüllatif Şener Bey,
Komisyon Başkanımız Sayın Soner Aksoy ve Grup Başkanvekilleri Sayın Eyüp Fatsa,
Haluk Koç ve bizler, komisyon üyeleri, bunun, topluma yararlı bir yasanın
getirilmesi için, uzun uğraşlar sonucunda belli bir noktaya geldik. Bu nokta,
belki, toplumumuzun tümünün istediği bir nokta olmayabilir; ama, şu an için bir
çözüm olduğunu düşünüyorum. Şimdiden, yasanın hayırlı, uğurlu olmasını
diliyorum. Hepinizi, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Süre konusundaki titizliğinizden
dolayı biz de teşekkür ederiz.
Değerli milletvekilleri, şimdi, önemli bir
konuyu görüşüyoruz, sosyoekonomik boyutlarının ağır bastığını biliyoruz. Kredi
kartları nedeniyle, yakın zamanda, toplumumuzda çok derin izler, acılar bırakan
trajediler, dramlar yaşadık, acı durumlar yaşadık. Bu konunun çözümüyle ilgili
bu tartışmaların kısa süre içinde, etkin bir tartışma ortamıyla tamamlanması
gerekiyor.
Şimdi, bütün arkadaşlarımızın hepsi,
Manisa Milletvekili Sayın Nuri Çilingir gibi tok ve gür sesli değil. Sessizliği
sağlamamız gerekiyor, daha hızlı iş yapabilmemiz için, bizim uyarıda
bulunmamıza meydan vermemek için. Diyarbakır Milletvekili Sayın Mehmet Fehmi
Uyanık Beyi örnek almamız lazım. Mümkün olduğu kadar, sessiz bir şekilde, hızlı
çalışmayı temin etmemiz gerekiyor.
Şimdi, söz sırası, Anavatan Partisi Grubu
adına, Diyarbakır Milletvekili Sayın Muhsin Koçyiğit'te.
Buyurun Sayın Koçyiğit. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
Siz de mümkün olduğu kadar süreye riayet
ederseniz, daha kısa süre içinde sonucu alırsak, iyi olur.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHSİN
KOÇYİĞİT (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte
olan 1082 sıra sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Yasa Tasarısının tümü
üzerinde Anavatan Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum;
bu vesileyle, Yüce Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bugün ülkemizin içinde bulunduğu sorunların başında, hiç kuşkusuz, işsizlik,
kayıtdışı ekonomi ve cari işlemler açığı gelmektedir. Bunlar kadar olmasa bile,
yine, bugün toplumumuzu baştan başa saran, toplumumuzda bir sosyal yara haline gelen
bir sorun daha vardır ve bu, bugüne kadar adı konulmamış, banka kartları, banka
mağdurları, banka kredi kartları krizidir. Maalesef, bugüne kadar bu sosyal
yaraya bir çözüm bulunmadığından, bu, önce insanların psikolojisini bozmuş,
sonra toplumumuzun ruhsal yapısını bozmuş ve toplumu baştan başa sararak
-acılar içerisinde- ülkemizin her tarafında ocakları söndürmüştür.
Başlangıçta, kart mağdurları çare
beklemişler; ama, bekledikleri çare bir türlü gelmemiş; âdeta Godot'yu
beklediler; ama, bugüne kadar banka lobileri aşılamadığından, bu yasa tasarısı
bu Yüce Genel Kurulun önüne maalesef gelemedi. Kartzadeler, çareyi bir yerde,
hükümetten bekleyip onlardan göremeyince, çareyi kendileri buldular; ama,
boşuna. Nasıl buldular; intihar ederek, ölümü seçerek, eşinden boşanarak, evini
terk ederek, gasp ve hiddetle canlarına kıyarak; bir yerde, önce, kendilerinin
en kutsal hakları olan yaşam haklarına son verdiler, sonra ailelerini acılar
içinde bıraktılar, sonra toplumumuzu acılar içerisinde bıraktılar. Evet, bugüne
kadar tam 35 yurttaşımız, maalesef, bu banka kredi kartları yüzünden canına
kıydı. Burada, hepsini bir kez daha rahmetle anıyorum, kederli ailelerine
başsağlığı diliyorum ve unutmasınlar ki, bu Yüce Meclis onların sorununu bugün
burada çözecektir.
Değerli Başkanım, değerli arkadaşlarım;
sadece bir soru soruyorum sizlere: Değer miydi? Evet, değer miydi? Tam 35 tane
yurttaşımız gitti. Madem bu yasa tasarısı gelecekti, Yüce Meclisin
komisyonlarında bekledi, banka lobilerinde bekledi, Danışma Kurulu bunu
defalarca bu kürsüye getirdi gündeme alınması için; ama, bir türlü bu engeller,
patikalar aşılıp bu yasa tasarısı bu Yüce Genel Kurulun bu kürsüsüne gelemedi.
Bugün geldi. Bu nedenle, iktidarı da, muhalefeti de içtenlikle kutluyorum.
Çünkü, bugün burada bir sosyal yaraya çözüm bulunacak, acılar inşallah bundan
sonra bitecektir.
Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; bu
kartlara ilişkin biraz bilgi vermek istiyorum. Bugün tam 29 000 000 kart var.
Kart sahibi sayısı 15 000 000. Sorunlu kart, takipteki kart sayısı 702 000.
Borcunu ödeyemediği için zorluğa düşen, icraya düşen kart sahibi 190 000.
Asgarî tutarı ödeyerek borcunu öteleyen kart sayısı 9 000 000. Ve bu kartlarla
yıllık 66 katrilyonluk alışveriş yapılıyor.
Bir de madalyonun diğer tarafına bakalım.
Ekonomimizde yüzde 50 kayıtdışının olduğu bir ortamda 66 000 000'un, demek ki,
en azından bu kartzadeler sayesinde 33 katrilyonu kayıtlı ekonomiye giriyor.
Bunun basit bir hesapla yüzde 30'dan, yüzde 25'ten vergisini aldığımız zaman
ekonomiye kazandırdıkları asgarî 7,5 katrilyon paradır. Biz bugün burada neyi
tartışıyoruz; sadece, kartzadelerin ödeyemedikleri 1,5 katrilyonluk parayı
tartışıyoruz. Demek ki, bu kartzadeler, mağdur olduklarından daha fazla bir
katkıyı kartlarıyla yaptıkları harcamalarıyla ekonomiye kazandırmış
bulunmaktadırlar.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
2005 yılının başında sadece 400 trilyon lira olan kartzade borçları, 2005
yılının ekim ayında 1,3 katrilyona çıkmış, bugün 1,5 katrilyonu bulmuştur. Eğer
bugün bu sorun burada çözülemezse, inanıyorum ki, seneye bu zaman, bu, en
azından 7-8 katrilyonu bulacaktır. Demek ki, biz ne kadar erken bu sorunu
çözersek ekonomimizin kaybı o kadar az olacaktır. Bu bakımdan, bu gibi sosyal
sorunların hiç bekletilmeden Yüce Meclisin yüce kürsüsüne getirilip, burada
milletvekillerinin özgür iradesiyle sorunların çözülüp halka güven verilmesi
lazım. Maalesef, burada çok beklendi, gereğinden fazla beklendi; ama, bugün
bunları da aştık.
Aslında, bu kredi kartları mağdurlarının
temel sorunları kendilerinden kaynaklanmıyor; burada esas sorun, ülkemizin
uygulamakta olduğu IMF programları. IMF programları, bir yandan gelir
dağılımının bozulması, bir yandan da gelirlerin azalması, kartları ödeyemez
insanları piyasaya çıkarıyor. Evet, bugün, maalesef, kartzadelere öğütlerde
bulunanlar da var. Ne mi deniyor: "Ayaklarınızı yorganınıza göre
uzatın." Sizlere soruyorum: Yorgan kalmadı ki, yorgan mı var ortada?!
Çekiştirmekten yorgan yırtıldı, üzerinden atladı gitti. Önce üzerini örtecek
bir yorgan bulalım, ondan sonra bu soruyu onlara soralım, ondan sonra öğüt
verelim. Demek ki önce insanların gelirini artıracağız, ondan sonra da onlara
öğütlerde bulunacağız.
Evet arkadaşlarım, bugün, tam üç dört
yıldır bankalar "serbest piyasa ekonomisi" adı altında, tüm etik
değerleri ayaklar altına alarak, tüm ekonomik göstergeleri ayaklar altına
alarak yüzde 130'lara, yüzde 150'lere varan faizlerle bu kartzadeleri ölüme
sürüklemişlerdir. Evet, serbest piyasa ekonomisine evet; ama, keyfîliğe hayır.
Neden; çünkü, ekonomide bir yandan pembe tablolar çiziyoruz. Ne diyoruz;
tüketici kredi oranı yüzde 20, konut ve taşıtta kredi oranı yüzde 13, enflasyon
yüzde 6, hazine bonosu faizi yüzde 15, yasal faiz yüzde 9, yeniden
değerlendirme oranı yüzde 9,8; gecikme faizi yüzde 25'lerde; ama, banka kredi
kartlarına uygulanan, bankaların faizleri yüzde 130'ların üzerinde!
Size buradan bir soru soruyorum: Risk
bunun neresinde, keyfîlik bunun neresinde?! Aynı banka aynı tüketiciye kredi
versin; biri kartla alınsın, biri tüketici kredisiyle, aynı mobilyaya, aynı
halıya. Kartla aldığı zaman yüzde 130 faiz ödüyor, tüketici kredisi kullandığı
zaman yüzde 20. O halde risk nerede? Çünkü, tüketici aynı, banka aynı, tüketim
malı aynı; ama, faiz farklı. Demek ki, sadece risklerin arkasına sığınarak bir
şeyi açıklayamayız. Risk derlerse, ben de bankalara şunu sorarım: Bugün,
ortalama mevduat faiz vadesi üç ay; ama, bankalar, yirmi yıllık kredi
veriyorlar. O halde, kredi ile mevduat arasındaki bu uyumsuzluk bir risk değil
mi? Aynı şekilde, bugün, bankalar, şişirilmiş fiyatlar üzerinden konut
sektörüne kredi açmaktadırlar. Yarın, herhangi bir nedenle konut fiyatları
düştüğü zaman konutlara verilen ipoteklerin, teminatların bir kısmı boşta
kalacaktır; bu da bir risk değil mi?
Aynı şekilde, bugün ülkemizde, orta ve
küçük bankaların birleşmesi gerekiyor; ama, bir türlü birleşmiyor,
birleşemediğinden dolayı da banka sermayeleri yabancıların eline geçiyor, reel
sektöre kredi verilmiyor, yatırım yapılmıyor, işsizliğe bir çözüm bulunmuyor;
bu da risk değil midir?
Peki, bankalara bir şey daha
hatırlatıyorum: 2007 yılı başında Basel kriterleri devreye girecek. Buna göre,
bankaların sermaye yeterlilik oranlarının belli bir tutar üzerinde olması
gerekiyor. Maalesef, şu anda küçük ve orta bankalarımızın banka sermaye
yeterlilik oranları çok düşük düzeyde. Bu da ne demektir; bankalarımız tekrar
yabancı sermayenin eline geçecektir. Acaba, bugüne kadar neden Bankacılık
Düzenleme ve Denetleme Kurulu bu yönde bir çalışma yapmadı; bu da bir risk
değil mi? Tüm bu riskleri bir tarafa bırakıyorsunuz, sadece kimsesiz kalmış,
mağdur olmuş tüketicileri, banka kredi kartı sahiplerini köşeye sıkıştırmış,
vurun abalıya misali, faiz, tefeci faizleriyle onları bataklığa sürüklemişiz.
Tüm bu riskleri kabul ederseniz, buradaki riski de kabul etmeniz gerekir. Kaldı
ki, bu tüketiciler, banka kartlarını isteyerek almadılar. Hepimiz gördük;
sokakta, çarşıda, pazarda, manavda ekmek satılır gibi kredi kartı verildi.
Kredi kartını alan, doğal olarak alışverişe gitti ve ondan sonra başına bu olaylar
geldi. Demek ki, bunda sadece kart mağdurlarını sorumlu tutmanın hiçbir anlamı
yok. Burada, acaba, işyerlerinin, bankaların hiç mi suçu yok; onların da elini
taşın altına koyması lazım, bugüne kadar neden bunu engellediler, onun hesabını
vermeleri lazım.
Değerli Başkan, değerli arkadaşlarım;
aslında, bu banka kredi kartları sorununun temelinde iki neden yatar:
Birincisi, geçmişte uygulanan yüksek faizler; ikincisi, yüksek faizler, gecikme
zamları, dava masrafları, icra masrafları nedeniyle ödenemeyerek kartopu gibi
bugünlere kadar gelen birikmiş; ama, tasfiyesi gereken borçlar. İşlerin yüzde
99'u bunlardan kaynaklı. O halde, getirilen bu yasa tasarısının iki sorunu
kökünden çözmesi lazım; yoksa, biz, bu sorunları burada daha çok tartışırız.
Öncelikle, ne yapacak yasa tasarısı; faizleri dizginleyecek, faizleri makul
düzeylere getirecek. Aslında, bugün, tüketicilerin beklediği de bu.
Tüketiciler, hükümetten, kendi üyelerine çıkardıkları naylon fatura affını,
hayalî ihracat affını, vergi affını, prim affını beklemiyor, onların
bekledikleri sadece ve sadece makul bir faiz ve makul bir ödeme planı. Bu da
onların en doğal hakkı ve bu doğal hakkı da onlara bu yasa tasarısıyla vermemiz
gerekmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
yasa tasarısı genelde olumlu. Aslında, başlangıçta önümüze gelen tasarı olumlu
değildi. Şu anda verilen önergeler doğrultusunda, eğer, düzeltmeler yapılırsa
gerçekten iyi bir yasa tasarısı çıkacak, bir sosyal sorunu çözecektir.
Tasarının 9 uncu maddesinde, banka
kartlarına bir limit getirilmekte ve bundan sonra, bir kişinin banka
kartlarının toplam tutarı gelirinin aylık ortalamasının 2 katını geçemeyecek.
Bu, olumlu bir düzenleme ve gelecekte bu, 2 katına, 4 katına kadar artırılacak.
Yine, tasarının 12 nci maddesinde, banka
kartının çalınması ya da kaybolması halinde hukuka aykırı kullanımdan doğacak
zararın bir kısmının; yani, 150 000 000 lirasının tüketiciden, kart sahibinden
alınması getirilmiş. Bence bu doğru değildir. Çünkü, kartı kullanırken
işyerlerinin kimlik sorma mecburiyeti vardır. Kimlik soracağı için,
sorumluluğun banka ve işyerinde olması lazım. Bunun, bir önergeyle buradan
çıkarılması gerekiyor.
Yine, tasarıda önemli olan maddelerden
birisi 26 ncı madde; akdî faiz ve gecikme faiziyle ilgili olarak. Aslında, bu
tasarıdaki şekliyle hiç iyi değildi. Çünkü tasarıda ne getirilmiş; "akdî
faiz, Merkez Bankasının iki ay önceki tüm bankaların uyguladıkları banka kredi
faizlerinin ortalamasının yüzde 25'ini aşamaz" diyerek, yine yüzde
70'lere, 80'lere kadar bir faiz öngörüyordu; ama, muhalefet ve İktidar
Partisinin verdiği önergeler doğrultusunda, umuyorum ki, bu, yapılan uzlaşma
gereğince anlaşıldı, bu da düzeltilecektir. Bunu da iyi bir gelişme olarak
sizlere takdim etmek istiyorum.
Yine, tasarının geçici maddesi aslında en
önemli maddelerinden birisiydi. Bu maddede, birikmiş borçların tahsil
edilebilmesi için bir takipteki alacak anapara olarak kabul edilmişti. Bu çok
kötü bir düzenlemeydi. Eğer, takipteki alacak anapara olarak kabul edildiğinde,
ona temerrütten itibaren işlemiş borç, artı, yüksek faiz, artı, bileşik faiz,
artı, gecikme faizi, artı, dava masrafları, mahkeme masrafları binecekti,
kartopu gibi büyüyecekti. Bunun üzerinden yüzde 22 faiz alınması öngörülüyordu;
ama, bunu da memnuniyetle karşılıyoruz ki, muhalefet ve iktidarın verdiği
önergeler doğrultusunda, yani, bu Yüce Meclisin, bu Yüce Genel Kurulun tümünün
önergeleri doğrultusunda, sadece AKP veya CHP'nin değil, Anavatanın da, Doğru
Yolun da verdiği önergeler doğrultusunda burada düzenleme yapıldı. Bundan
sonra, bu gecikmiş borçların tasfiyesi de önemli bir düzeye getirildi. Bu da
iyi bir düzenleme, bunu da belirtmek istiyorum.
Tabiî, burada önemli olan sorunlardan
birisi de şu: Her zaman olduğu gibi, her af yasasında olduğu gibi dürüst
mükelleflerin, dürüst işverenlerin, dürüst insanların cezalandırılmaması lazım.
Aynı şekilde, kredi kartı borçları çok yüksek tutarlara gelmiş; ama, daha da
artmasından korkan dürüst vatandaşlarımız, altınını, ineğini satarak, bu
borçları bankayla bir vadeye bağlamış, ödüyorlar. Yani, bunlar, mevcut
borçlarını, eskiden olduğu gibi, yine yüzde 130 faizlerle ödüyorlar. Aslında,
bir geçici maddeyle, bu mevcut anlaşmış borçlular için de, bunların
mağduriyetten kurtulabilmesi için de bir düzenleme getirilmesi gerekmektedir. Bu
bakımdan, umuyorum ki, bu da, bu yasa tasarısında yer alır.
Yine, burada, verilen önergeler
doğrultusunda yapılan iyi düzenlemelerden biri de, takipteki alacaklar,
icradaki alacaklar, 31.12.2005 tarihine kadar olanlar kapsama alınıyordu.
Verilen önergeler doğrultusunda, yasanın yürürlük tarihine kadar takibe düşmüş,
icraya düşmüş bütün borçlular kapsama alınmak suretiyle, tasarının kapsamı,
kapsama alanı genişletiliyor. Bunu da buradan belirtmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
umuyorum ki, bu yasa tasarısı, bu Yüce
Genel Kurulun oylarıyla kabul edilecek ve bundan sonra, toplumumuzda bir sosyal
yara haline gelen bu sorun, ekonomimizin, Meclisimizin ve milletimizin
gündeminden çıkacaktır.
Bir hatırlatma da tüketicilerimize
yapıyorum: Bundan böyle, kartlarını daha bilinçli kullansınlar; yani, alışveriş
yaparken, alışverişin cazibesine kapılmadan, kendilerini frenleyebilsinler.
Bu bakımdan, bu yasa tasarısının,
toplumumuza, kartzadelerimize ve tüm kart sahiplerine hayırlı, uğurlu olmasını
diliyorum.
HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa) -
"Kartzade" değil, "kartzede" olacak.
RESUL TOSUN (Tokat) - Kartzede, kartzede…
MUHSİN KOÇYİĞİT (Devamla) - Yüce Genel
Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sürenize riayet ettiğiniz için
teşekkür ederiz.
Resul Tosun arkadaşımızın da uyardığı
gibi, Sayın Muhsin Koçyiğit, konuşması sırasında "kartzede" yerine
"kartzade" kelimesini kullandı; tutanaklardan düzeltilmesi için
buradan uyarıda bulunuyorum. "Kartzade" süreklilik anlamı yüklü bir
isim sıfat. İnşallah, bu tasarıyla birlikte, kartzedelerin sorunları sürekli
olmayacak, durdurulacak. Dil sürçmesidir. Dil sürçmesinin tutanaklarda
değiştirilmesini işaret ediyoruz.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu, son
derece önemli bir tasarı, biliyoruz. Yüzbinlerce, hatta, milyonlarca kredi
kartı sahibi yurttaşımızı, insanımızı ilgilendiriyor. Ne kadar erken bu
tasarıyı yasalaştırırsak, o kadar iyi olacak. O nedenle, bir kez daha, konuşan
arkadaşlarımı, katkıda bulunacak olan arkadaşlarımı, mümkün olduğu kadar kısa
süreleri kullanma doğrultusunda uyarıyorum ve hızlı çalışabilmemiz için de
sessizliğin teminini, siz Genel Kurulu oluşturan milletvekili arkadaşlarımdan
rica ediyorum.
Şahsı adına söz isteyen arkadaşlarımız:
Gümüşhane Milletvekili Sabri Varan, arkasından da Adana Milletvekili Tacidar
Seyhan.
Süreyi kullanma konusunda bu arkadaşlarımı
da uyarıyorum. Süreleri 10 dakika; ama, daha kısa kullanırlarsa daha iyi olur.
Sayın Varan, buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
SABRİ VARAN (Gümüşhane) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; gerçekten, Başkanımızın da söylediği gibi, toplumun,
bugün itibariyle yüzde 25'ini; ama, yarınlar itibariyle belki yüzde 100'ünü
ilgilendirecek bir konuda çok önemli bir kanun yapıyoruz.
Bu kanunun bugüne kadar hazırlanmasında,
bu seviyeye gelmesinde ve son önergelerle beklenen vaziyeti almasında katkı
koyan, iktidarıyla muhalefetiyle, bütün değerli arkadaşlarımı en kalbî
duygularımla selamlıyorum.
AK Parti Grubu olarak, toplumsal tabanda
acil olarak çözüm bekleyen bütün sorunları uygulamaya koyduğumuz hedefler
çerçevesinde ele alıyor ve bu sorunun çözümü için çok yoğun bir mesai
harcıyoruz. Barış, huzur dolu bir Türkiye, her bakımdan daha müreffeh bir
Türkiye tablosunu oluşturmak için, ekonomik, sosyal ve hukukî alanlarda devrim
niteliğinde düzenlemeler yapıyoruz. Nihaî hedefimiz, toplumsal uzlaşma ve
sosyal barışın mutlak manada sağlanmasıdır.
Değerli arkadaşlar, bunun için bugüne
kadar burada çok değişik adımlar attık. Vergi barışı kapsamında, Kurumlar ve
Gelirler Vergisinde yapılan indirimler, Bağ-Kur ve Sigorta primlerinin yeniden
yapılandırılması, tarımsal desteklerle köylü ve çiftçinin sıkıntılarının
giderilmesi, hepsi, bu manada yapılan kanunî düzenlemelerdi. Bizleri kredi kartları
ve banka kartlarıyla ilgili yasa teklifi vermeye iten sebepleri, şüphesiz ki,
hepimiz çok yakinen yaşadık ve biliyoruz. Gerek tüketici toplumun kredi kartı
kullanma alışkanlığından gelen arızalar gerekse bankalarımızın uyguladıkları
yüksek faizler neticesinde, bugüne kadar hiç de hoş olmayan tabloları millet olarak hep beraber yaşadık. O kadar
acele etmek istiyorum ki, bu kanun bir an önce
çıksın ve toplum bir trajediyle daha yaşamasın. Bu manada da konuşma
metnimi çok kısaltarak huzurlarınızdan ayrılmak istiyorum.
Ne getiriyor bu kanun? Komisyonumuzdan
geçti. Komisyonumuzdan geçen şekli değişik eleştiriler alınca Sayın
Başbakanımız, salı günkü Grubumuzda bizim sorumuz üzerine ilgili Başbakan
Yardımcımız Abdüllatif Şener Beye bir talimat verdi. "Konuyla ilgili
taraflarla görüşün, daha iyi, daha güzel iyileştirmeleri yapın"
talimatından sonra, Bakanımız, bürokratlarıyla, komisyonumuzla, bizlerle,
muhalefetle beraber ilgili düzenlemeleri yaptı ve bugün, tüketici derneklerinin
dahi hayal etmediği bir noktaya önergelerle bu tasarı getirildi. İnşallah,
burada, bu gece tamamen kanunlaştıktan sonra, temerrüt faizi gibi çok acı faiz
oranlarına artık kartzedelerimiz muhatap olmayacaklar. Bu kanun çıktıktan
sonra, 12 ay hedeflenen taksit, önergelerle 18 aya, yüzde 22 olarak hedeflenen
faiz de yüzde 18'e, yani 18 çarpı 18 formülü olarak kısaca ifade edeceğimiz bir
düzenlemeye kavuşuyor. Sadece temerrüde uğramış ve icra takibi yapılanların
dışında, diğer, temerrüdü yemiş ama bankaların henüz ihbarı ulaşmamış kişileri
de bu kapsama almak istiyoruz.
İnşallah, kanun son şekliyle -bu
önergelerle- çıktığında, bankalarımızın uyguladıkları o yüksek reel faizler de
3'e, 3,5'e doğru yaklaşır, 30 000 000 kart ve 15 000 000 kart kullanıcısını da
ilgilendiren bu düşük faiz oranlarıyla hep beraber muhatap oluruz.
Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi en
kalbî duygularımla selamlıyorum. Bu kanunun hepimize hayırlı olmasını diliyor,
saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz süreye riayet
ettiğiniz için.
Adana Milletvekili Sayın Tacidar Seyhan.
Buyurun Sayın Seyhan. (CHP sıralarından
alkışlar)
TACİDAR SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye'de, sanıyorum, herkesin canının
yandığı bir konuda, burada bir kanun çıkarmaya çalışıyoruz. Öncelikle, bu
düzenleme Türkiye için bir zaruretti; taraflar açısından, hem bankacılık
sektörü hem üye işyeri hem de kredi kartı kullanıcısı açısından bir zaruretti.
Bu yasal çerçeveye Türkiye'nin ihtiyacı vardı. Çok tartışılmasının nedeni,
yoksulluk ve kültürel zeminde kredi kartlarının kullanım bilincinin eksik
olmasından ve bankaların uyguladığı yüksek faizden dolayı, kamuoyunun,
vatandaşlarımızın canının çok yanmasından dolayı bu kanun bugüne kadar çok
tartışıldı.
Elbette ki, Cumhuriyet Halk Partisi
komisyon üyelerinin, milletvekillerinin ve Adalet ve Kalkınma Partisinin
milletvekillerinin çok ciddî katkıları oldu. Komisyonda görev yapan bütün
üyelere özellikle teşekkür ediyorum.
Eğer, tasarı -ama, buraya nasıl
geldiğimizi de bir anlatmak istiyorum- komisyondaki haliyle geçecek olsaydı,
burada, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kesinlikle bu kanunun karşısında
duracaktık; çünkü, temel sıkıntımız, kanundan yararlanan bireylerin sayısının
oldukça az olması, bundan sonra da kredi kartı mağdurları yaratmaya neden
olacak yüksek faizlerin, hiçbir sınırlamaya tabi tutulmadan devam edecek olması
nedeniyle çok ciddî karşı çıkış içerisindeydik; ancak, arkadaşlarımızın
kararlı, iddialı ve bilinçli takibi sonucunda, Adalet ve Kalkınma Partisindeki
komisyon üyelerinin de son derece sağduyulu, mütevazı yaklaşımları sonucunda bu
konsensüs sağlanmıştır. Ben, kamuoyunun, faizlerin yüksekliği konusunda kendi
haklarını savunma yönünde ciddî bir adım attığını da görerek, Türkiye'de,
demokrasi adına, bu kanunun ve kanundan yararlanmak isteyen bireylerin ciddî
bir adım attığına inanıyorum.
Değerli arkadaşlar, elbette, kanunun bu
hali hepimizi tatmin eden bir durum değil. Biz, bu kanunla, kredi kartları
mağdurlarını ortadan kaldıracağız umudunda değiliz. Bizim amacımız, akut ve
kronik hale gelmiş, ödenmez hale gelmiş insanlarımızı o ödeme güçlüğünden
çıkarmak, bundan sonra oluşacak kredi kartı borçlarında da, makul faiz
oranlarıyla, insanlarımızı ödeme güçlüğü içerisine düşmekten kurtarmaktır.
Kanunun amacı, mantalitesi budur.
Peki, bunu yapabildik mi; bir ölçüde
yapabildik. Yapabildiğimiz ölçü şudur: Önce, akut olanı bir anlatayım. Akut
olanda, önce, sadece icraya gitmiş olan dosyaları hedef almıştık; ama, şimdi,
ihtar çekilen dosyaların tamamı da bu yasadan yararlanacağı gibi, 31.12.2006
tarihine kadar herhangi bir nedenle temerrüde düşmüş olanlar da ek olarak
yararlanacak; ama, hem ihtar çekilmiş hem temerrüde düşmüş olanlar
yararlanamayacak diye bir koşul yok. Burada "veya" tabiri kullanarak,
mümkün olduğu kadar insanın bu yasadan yararlanmasını sağladık.
Peki, bundan sonrası ne olacak, önemli
olan o. Bankalar, reel faizin 5 katı, 6 katı faiz uyguluyorlardı. Şimdi, biz,
bu yetkiyi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bıraktık; dedik ki: Merkez
Bankası faiz oranlarının üst limitini açıklamaya yetkilidir, bunu da üç ayda
bir açıklar.
Şimdi, burada yine bir sınırlama yok;
keşke yapabilseydik! Reel piyasayı, serbest piyasayı belirleyen değerler var;
reeskont faizi, hazine bonolarına oranlama ya da tüketici kredisi faizi vardır.
Keşke, biz, bu yasada, müştereken, tüketici faizinin 2 katını geçemez, yüzde
50'sini geçemez ya da geçmeyecek şekilde -keşke- hazine bonosu faizlerinin
yüzde 50'sini geçmeyecek şekilde üst limiti belirler diye bir temel çerçeve
çizebilseydik, çok iyi olacaktı; ancak, reel piyasada, bazı arkadaşlarımız,
piyasayı çok daraltırız anlayışı içerisinde, uzlaşmayı bu noktada tutmamızı
makul gördüler. Bizim de idealimiz oydu; ama, önemli olan bir uzlaşmadır. Biz
bir dayatma içerisinde değiliz, biz bir uzlaşmadan yanayız; yapabileceğimiz en
iyi kanunu çıkardık.
Kefilleri de bu kanunda çok
rahatlattığımıza inanıyorum; arkadaşlarımız açıkladı. Bir de, kefaletten
korkanlara buradan bir müjde verelim: Artık, kefilin haberi olmadan limit
artışına gidilemiyor. Kefile, ödeyeceği miktar tebliğ edilmeden gecikme faizi
veya temerrüt adı altında herhangi bir yüksek faiz uygulanamayacak. Bu herkesin
canını yakıyordu.
Elbette ki, sadece kredi kartlarının
verilmesi değil söz konusu olan. Kredi kartlarını disipline ettiniz,
kullandıramadınız, ne oldu; bu sorun kanamaya devam edecek; ama, arkadaşlar,
bakın -zamanı da kısa kullanacağım, bitirmeyeceğim- bize düşen, devlete düşen
önemli bir görev var. Lütfen, arkadaşlarımızdan hiçbiri, yahu, canım, vatandaş
da görevini bilsin, kartını kaybetmesin, kaybederse ceza yesin; harcama
yapmasın, harcarsa, bu duruma düşerse çıksın ödesin demeyiz. O, vatandaşın
sorumluluğudur. O işini bilecek, tamam; ama, ben, çalışma anlayışımı, görev ve
sorumluluk anlayışımı vatandaşın kendi görevlerini bütünlükle yapması üzerine
kurmamalıyım. Vatandaş eksik de yapsa, sorumluluğunu eksik de yerine getirse,
ben devlet adamıysam, ben kamu görevlisiysem, vatandaşımı koruyacak yasal sınır
ve çerçeveleri oluşturmak zorundayım. Devlet adamının durması gereken yer
burasıdır. Siz vatandaşınıza kültür transferini yapmaya çalışacaksınız, sosyal
devlet olarak, onu koruyucu, kollayıcı görevleri de hukuksal açıdan yerine
getireceksiniz. Sınırı çizilmemiş bir koruma duygusu, sınırı çizilmemiş bir
hukuk anlayışı ilk çağlarda bile yoktu. Hukuk bunun için var; yasal çerçeveyle
insanlara sorumluluğunu hatırlatmak, kültürel çerçeveyle insanları sorumluluğun
içine çekmek için var. Sosyal devlet budur. Bu anlayış çerçevesinde, biz, kanunun
kapsamını genişletmek ve buradaki arkadaşlarımızın hepsini bu sosyal
sorumluluğun içerisine katmak ısrarındaydık.
Bu çerçevede, duyarlılık gösteren bütün
arkadaşlarıma, Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerimize, bizim önerilerimizi
dikkate alıp, bunu bir yarışa dönüştürmeyip duyarlılık gösteren Adalet ve
Kalkınma Partili milletvekillerine ve bizi buraya getiren duyarlı kamuoyuna hem
Partim hem milletvekili arkadaşlarım adına sonsuz teşekkürler ediyor, saygılar
sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Seyhan'ın teşekkürlerinin
tüm milletvekillerini, tüm partileri kapsadığını düşünüyorum, eksik kalmış olsa
da.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, soru-yanıt
bölümüne geçiyoruz; fakat, bir şeyi hatırlatmak istiyorum. Bu yasa tasarısı, 50
maddelik bir yasa tasarısı ve çok hızla yasalaşmasının kamuoyu tarafından
beklendiğini de bilelim ve o sorumlulukla burada yasama görevini yerine
getirelim.
Soru-yanıt bölümünü başlatıyorum.
İlk soru Sayın Hüseyin Güler'in.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Sayın Başkan,
teşekkür ediyorum. Sizin
aracılığınızla, Sayın Bakanın sözlü olarak cevap vermesini arz ediyorum.
Gündemde olan Kredi Kartları Yasa Tasarısı
ile bugün kredi kartı mağdurlarına geçici çözüm önerileri getirileceğini
söylemektesiniz. Peki, son bir yıldır bankaların vermekte birlikte yarıştığı,
konut ve otomobil kredilerinin yakın gelecekte benzer bir sıkıntıya yol açacağı
gerçeği göz önüne alındığında, böyle bir durum için herhangi bir önlem planınız
mevcut mu; yoksa, benzer bir çözüm yolu mu düşünmektesiniz?
İkinci sorum: Alışveriş mağazalarına
gittiğimizde, yaklaşık onlarca POS makinesiyle karşı karşıyayız, onları
görmekteyiz. Bu makineler ithal edilmektedir. Bu ülkenin dövizlerinin yurt
dışına gidişi anlamı çıkar. Bunun için, Bankalar Birliği aracılığıyla veya farklı
bir düzenlemeyle, her kredi kartına bir POS makinesiyle işlem yapılabilmesi
için ne gibi çalışmalarınız vardır?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Dursun Akdemir.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır)- Sayın Başkan,
aracılığınızla Sayın Bakana üç tane sorum var.
Birinci sorum: Bankacılık Düzenleme
Denetleme Kurulu başta olmak üzere Bankalar Birliği ve diğer ilgili
kuruluşların, kredi kartlarıyla ilgili olarak bugün yaşanmakta olan sıkıntıları
hazırlayan şartların oluşum sürecinde, daha önceden, yani, zamanında neden müdahale
edilmedi?
İkinci sorum: Kredi kartı kullanımının,
ekonominin kayıt altına alınması konusuna katkısı düşünüldüğünde, sistemi
kurarken, kullanımlar nedeniyle ortaya çıkabilecek olumsuzluklar için, neden
herhangi bir önlem alınmamıştır?
Üçüncü sorum: Kredi kartları yüzünden
canını ve malını kaybedenlere, yani, canını kaybetmiş olanların yakınlarına
veya malını kaybedenlere nasıl bir yardım yapmayı düşünüyorsunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Mehmet Eraslan.
MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkanım,
teşekkür ediyorum.
Tabiî çok önemli bir kanun tasarısını,
milyonlarca insanımızı ilgilendiren, mağdur vatandaşımızı ilgilendiren kanun
tasarısını görüşüyoruz. Tabiî, bu kanun tasarısı, bu şekliyle bir fayda
sağlamayacaktır. Dolayısıyla, milletvekili arkadaşlarımız ve bizler, kanunla
ilgili görüşlerimizi ifade edeceğiz. Bu noktada "haydi hemen bitirelim,
bugün bitsin, bunu bekleyenler var" şeklindeki yaklaşımın, çok fazla bir
şeyler kazandıracağını düşünmüyorum.
Sayın Bakanımıza şu soruyu tevdi etmek istiyorum:
Faiz oranları, uygulanacak olan, temerrüde düşmüş borçlulara ilişkin
uygulanacak olan temerrüt faizleri, hâlâ yüksek, enflasyon oranının da
üzerinde, diğer kıstasların da üzerinde. Önergelerle, uygulanacak olan bu faiz
oranlarının düşürülmesi mümkün olacak mı? Bu noktada, nasıl bir katkı
sağlayabilirler? Bu konudaki düşüncelerini kendilerinden istirham ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Muhsin Koçyiğit…
MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır) - Teşekkürler
Sayın Başkanım.
Sayın Bakanıma bir soru soracağım: Sayın Bakanım,
mevcut imkânlar dahilinde, mevcut koşullarda bankalarla anlaşan, banka
borçluları var. Bunlar, doğal olarak, daha yüksek faizler üzerinden ve daha
yüksek birikmiş borçlar üzerinden anlaşma yaptılar; şu anda bu anlaşmalar
yürürlükte. Bunlarla ilgili bir düzenleme yapmayı, önergelerle getirmeyi
düşünüyor musunuz?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Ahmet Işık…
AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan,
teşekkür ediyorum. Ben de, Sayın Bakanıma, aracılığınızla, şu soruları
yöneltmek istiyorum:
Sayın Bakanım, marketler özellikle,
alışverişe gidildiğinde, rasgele, stantlarda kredi kartlarının verildiğine ya
da ikametgâh adreslerine kredi kartlarının geldiğine, zaman zaman, bizler şahit
oluyoruz. Bu noktada bir disiplin geliyor mu acaba? Yani, büyük marketlerde
alışverişlerde stantlara konulan kredi kartlarının verilmesi ya da talep
edilmeden kişinin adına, kredi kartlarının adrese gelmesi noktasında yasa bir
disiplin getiriyor mu?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Bakanım…
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF
ŞENER (Sivas) - Sorulara yazılı cevap vereceğiz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, tasarının
tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
BANKA
KARTLARI VE KREDİ KARTLARI
KANUNU
TASARISI
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Amaç
MADDE 1- Bu Kanunun amacı; banka kartları
ve kredi kartlarının çıkarılmasına, kullanımı-na, takas ve mahsup işlemlerine
ilişkin usûl ve esasları düzenlemek suretiyle kartlı ödemeler sisteminin etkin
çalışmasını sağlamaktır.
BAŞKAN - 1 inci madde üzerinde söz
isteyenleri bilginize sunuyorum: Anavatan Partisi Grubu adına Muzaffer
Kurtulmuşoğlu, Ankara Milletvekili; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Hasan
Ören, Manisa Milletvekili.
Şahısları adına söz isteyenler: Sabri
Varan, Gümüşhane Milletvekili; Ahmet Yeni, Samsun Milletvekili; Ümmet Kandoğan,
Denizli Milletvekili; Mehmet Eraslan, Hatay Milletvekili; Haluk Koç, Samsun
Milletvekili; Fatih Arıkan, Kahramanmaraş Milletvekili; İbrahim Hakkı Birlik,
Şırnak Milletvekili.
Buyurun Sayın Kurtulmuşoğlu. (Anavatan
Partisi sıralarından alkışlar)
ALİM TUNÇ (Uşak) - 5 dakika…
BAŞKAN - Süreniz 10 dakika.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUZAFFER R.
KURTULMUŞOĞLU (Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım; bu
kadar mühim bir maddede konuşmaya gelirken, espri de olsa, "5 dakika
konuş" diye söyleyen arkadaşlarım oldu. Dört saattir, dört saat; bu Meclis
kürsüsünden bir kişiyi kurtarmak için, burada dört saat konuşuldu. 700 000
kişiyi ilgilendiren hayatî bir meselede konuşmamak diye bir şey söz konusu
olamaz.(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
Sevgili arkadaşlarım, tabiî ki ben bankacı
değilim, yani, şu hesapları yaparken de şöyle olursa böyle olur, şu olursa bu
olur diye girmeye lüzum hissetmiyorum; ama, ekonomik kriz döneminde birçok
yuvanın yıkılmasına, birçok insanın psikolojik sorunlar yaşamasına, hatta,
intihar etmesine neden olan kredi kartlarıyla ilgili bir düzenleme yapılıyor ve
bu düzenleme önümüze gelmiş vaziyette. Kredi kartlarıyla ilgili yapılacak bu
düzenlemeyle halkın mağduriyetinin giderilmesi amaçlanmalıydı; fakat, bu
tasarıya baktığımız zaman, tasarının bazı maddelerinin borç batağında olan
halkın korunması değil, bankaların paralarını borçlulardan alabilmeleri
amaçlanmaktadır.
Sayın milletvekilleri, öncelikle, sizlere
kredi kartları borçlarının ne kadar vahim olduğunu anlatmak istiyorum. 2004
yılında bankaların kredi kartı alacakları 13,8 katrilyon lira iken, 2005
yılında yüzde 24 artarak 17 katrilyon lira olmuştur. 663 000 kişi kredi kartını
geç ödediği veya hiç ödemedikleri için bankaların kara listesine alınmışlardır.
Borcunu ödeyemeyecek durumda olan insanların sayısı her geçen gün artmaktadır.
Şu anda kredi borçlularının yüzde 82'si borcunu ödeyemez durumdadır. 709 000 kişi bankalar tarafından takibe
alınmış, ödenmeyen borç tutarı ise 13 katrilyon olmuştur. Ekonomide büyümeden
dem vuranlar, her gün ihracat rekorlarını kırdıklarını iddia edenler, halkın
ekonomi gücünün her geçen gün eridiğini, küçüldüğünü görmüyorlar mı?! Bunun
yanında, halkımız, borçlanma açısından Türkiye ekonomisine benziyor.
Vatandaşlarımız da, her geçen gün, ülkemizin ekonomisi gibi borçlanıyor ve
veresiye yaşıyor.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
ücretli çalışanlar, bankaların kredi kartı tuzağına düşmüş bulunuyorlar; çünkü,
bankalar, sabit ve garanti geliri olanlara hiç düşünmeden kredi kartı
veriyorlar. Sonra, kart sahiplerinin borçları temerrütle ve bileşik faizle
katlanarak artıyor ve mağdur olan yurttaşlarımız daha büyük bir batağa
yuvarlanıyorlar.
Sayın milletvekilleri, bu yasa
tasarısıyla, kredi faizlerine hiçbir sınırlama getirilmiyor. Ücretlere zam söz
konusu olunca, TÜFE oranı bir sınır olarak kabul edilip, yüzde 5 oranında zam
yapılırken, ücretlinin borçlarına yüzde 60 oranında zam yapılıyor. O yüzden, bu
tasarıyla kredi kartı faizlerine bir sınır getirilmelidir diye düşünüyorum.
Hükümet eğer bankaların değil de halkın
yanında olmak istiyorsa, kredi kartlarının faizlerine kesinlikle bir üst sınır
getirmelidirler. Avrupa veya Amerika'da hiçbir banka yıllık 10 puan kredi faizi
uygulamıyor. Bu oran, Türkiye'de yüzde 50 ile 70 arasında değişiyor. Kredi
kartı faizinin rezalet seviyede olması, tüketicinin istismarına ve
mağduriyetine yol açıyor. Ayda yüzde 2-3 ile kâr sağlanabiliyorken yüzde 6-7
faiz uygulayan bankaların mantığı nedir?!
Sayın AKP Hükümeti, uyanın!.. Bu sömürüye
bir son deyin. Kredi kartları faizini makul bir noktaya sabitleyin. Kredi kartı
faizlerinde AB ülkelerinde sınırlama bulunuyor. Fransa'da reel faizin yüzde
33'ünü, İtalya'da 1,5 katını, Almanya'da ise 2 katını geçemeyeceğine ilişkin
düzenleme bulunurken, Avrupa Birliğine gireceğini düşünen Türkiye neden bunları
uygulamıyor da, yüzde 60, yüzde 70'le faiz vermeye kalkıyor Türkiye'de
bankalara?! Neden buna dur denilmiyor? Ondan sonra da, bütün meseleyi, her
yönüyle, yüzde 5 zam alan memuruna, işçisine yükleniveriyor; "almayaydın
kartı, ödeme gücün yoksa bunu niye aldın" diyorsun. Daha benim ülkemde
kart kullanmasını, kültürünü yerleştirebildik mi acaba?! Eğer, vatandaşın
parası vardı da cebinde veya memurun, işçinin, emeklinin parası vardı da
cebinde peşin almadı da mı kredi kartı kullandı zannediyorsunuz. Yok tabiî ki…
Yok da, ne yapsın vatandaş?! Her ay üstüne koyarak borcu, bu batağa battı.
Şimdi ne oldu görülüyor ki, intiharlar başladı, evler yıkılmaya başladı,
insanların psikolojileri bozuldu.
Bunların kabahati bende değil ki. Bunlara
çare bulacak, hükümetlerdir, hükümettir, işbaşında olan insanlardır.
Muhalefetiyle anlaşın, iktidarıyla anlaşın, kiminle anlaşırsanız anlaşın, benim
halkımla anlaşın ilkönce, halkımla pazarlık ediniz. Onlar bu seviyeye
düştüğünde onlar ne yapıyor; onların yerine bir kendinizi koyun bakalım ne
oluyor acaba?!
Sevgili arkadaşlarım, bu kredi kartına
girersem bitiremeyeceğim. Benim ayrıca gündemimde başka bir konu var. Burada
bir kişiyi affettiniz; acaba, halk affetti mi?! (Anavatan Partisi sıralarından
alkışlar) Bunu hiç düşündünüz mü?! Halk affetmediği gibi, ben de affetmiyorum;
çünkü, orada, o parada, tüyü bitmemiş yetimlerin malı var, hakkı var…
NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Hak değil,
düzenleme...
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) -
Hakkı var…
Sevgili arkadaşlarım, ben Ankara
Milletvekiliyim…
OSMAN KILIÇ (Sivas) - Hayırlı olsun!..
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) -
İkibuçuk sene önce Modern Çarşıda bir bina yandı esnaftan.
"Hayırlı olsun" demek kolay.
Seni o Modern Çarşıdaki insanların yerine koyayım da bir bakalım öyle mi
diyeceksin?! (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
Modern Çarşıdaki esnaf, ikibuçuk senedir
kan ağlıyor. Bununla yetinmediler,
bakanlar geldi, Ankara milletvekilleri -iktidardan- geldi, söz verdiler
"biz, burayı yapacağız" dediler; bakan söyledi…
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Başbakan söyledi…
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) -
…Başbakan söyledi. Kime inansın bu esnafım benim?! Ama, ikibuçuk senedir bu
insanlara hiçbir şey yapılmadı.
Şimdi ne oldu, şimdi sıra nereye geldi
biliyor musunuz; insanlar açlık grevine başladılar, iki gündür açlık grevindeler.
Onlara buradan sesleniyorum bir hekim olarak; Hiçbir zaman kendi kendini dahi
öldüremezsin, ötenazi yapamazsın; geliniz, bu açlık grevinden vazgeçiniz.
Hükümeti uyarıyorum: Belediye reisine verdiniz yetkiyi, verdiniz yetkiyi, söz
verdiniz bakan olarak da o vatandaşlara; ama, Melih Gökçek devraldı vilayetten,
koşarak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sürenizi aştık, toparlayalım
lütfen.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) -
Teşekkür ederim.
Özel idareden Melih Gökçek'in emrine geçti
Ulus Meydanı. Melih de diyor ki; oraya, ben, şey yapacağım. Ne yapacaksın;
Galataporta benzer bir port yapacağım. Ne zaman yapacaksın; belli değil.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Ama ne belli; ikibuçuk senedir orada
Ulus esnafı kan ağlıyor, onu biliyorum.
Geliniz arkadaşlarım, geliniz, hükümet
olarak yaraları büyütmeyelim, çare bulalım.
NECDET BUDAK (Edirne) - Kredi kartı…
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) -
Kredi kartını çok bilenler var, onlar söylüyorlar.
Laf atmak ne kadar hoşuma gidiyor biliyor
musunuz; beni de konuşturuyorsunuz o zaman. Atın da… Allah sizden razı olsun.
BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayalım.
Siz, Genel Kurula hitap edin ve lütfen
toparlayın.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) -
Şimdi, sevgili arkadaşlarım, bu Modern Çarşıya iktidar olarak bir el atınız.
Gidiniz, orada -söz verdiniz bakanlar, sayın bakanlar- o arkadaşları ziyaret
ediniz yerinde; onlar iki gündür açlık grevinde.
Bu kredi kartıyla da, biliyorsunuz,
altmışbeş günde 35 kişi hayatını kaybetti. Onlara rahmet diliyorum, ailesine
başsağlığı diliyorum. Keşke bu olaylar olmadan bu kart, kredi kartları için bir
çare bulunsaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
Onun için de, bu arada, Ulus esnafını
gidin ziyaret edin hükümet olarak. Belediye başkanı emrinizde. Her şey belediye
başkanı demek değil, hükümetindir bu sorun. Orada bir cana kıyılırsa, bir can
giderse, onun sorumlusu da hükümettir ve iktidardır diyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum.
Çok teşekkür ederim. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına Manisa Milletvekili Hasan Ören; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA HASAN ÖREN (Manisa) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, Türkiye'nin beklediği bir
yasayı, 54 maddelik bir yasayı çıkarmakla ilgili Parlamento bir gayret
içerisinde.
Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği
önergeler doğrultusunda Adalet ve Kalkınma Partisinin de uzlaşma içerisine
girerek, son haftalarda yaşadığımız sancılı, acılı, hiçbirimizin benimsemediği,
istemediği olaylarla, kredi kartlarıyla ilgili yasa teklifi hızlı bir şekilde
Parlamentoya geldi. Dileğim ve temennim, bugün bu yasayı çıkarırız; çünkü,
geçmiş hafta içerisinde yaşananlar hepimizi üzdü; ama, bir atasözü vardır:
"Ateş düştüğü yeri yakar." Belki biz, bir iki, üç beş gün sonra bu
acıları belirli bir ölçüde
unutabiliriz; ama, o polis arkadaşlarımızın evindeki acılar hiçbir zaman
unutulmayacaktır.
Burada bu yasaya katkı koyan başta Sayın
Grup Başkanvekilimiz Haluk Koç'a, AKP Grup Başkanvekilimiz Eyüp Fatsa'ya,
Anavatan Partisine, Doğru Yol Partisine, Komisyon Başkanımıza ve komisyon
üyelerimize, tüm milletvekillerine teşekkür ediyorum. En önemlisi, bu yasanın
çıkmasında bizlerle toplanıp, Cumhuriyet Halk Partisinin önergeleri
doğrultusunda bizimle tartışan Sayın Sevgili Bakanıma teşekkür ediyorum;
gerçekten, olumlu yaklaşımlarıyla bu tasarının çıkmasında büyük katkısı
olmuştur.
Ben inanıyorum ki, bu akşam bu tasarıyı
çıkarır isek, yasalaştırır isek -bugün Parlamentonun çalışmasının son günü-
cuma, cumartesi, pazar ve pazartesi günü sabah gazeteleri açtığımızda, kötü,
bizi üzecek haberlerle uyanmayacağımızı umut ediyorum, tüm Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Kişisel söz isteminde bulanan
arkadaşlarımız:
Sabri Varan, Gümüşhane Milletvekili?..
Yok.
Ahmet Yeni, Samsun Milletvekili?.. Yok.
Ümmet Kandoğan, Denizli Milletvekili...
Buyurun Sayın Kandoğan. (DYP sıralarından
alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Yalnız, Sayın Başkan, konuşma sürem
-lütfen, dikkat ederseniz- 4 dakika olarak başladı.
BAŞKAN - Şimdi, 4 dakika olarak
başlatmamın sebebi şu: Çünkü, 4 dakikadan sonra bir uyarı süresi oluyor, 5
dakika tamamlanıyor uzatmayla, 5 dakika da geçiyor; mümkün olduğu kadar 5
dakika içinde kalabilmek ümidiyle bunu yapıyorum.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Başkanım,
bugüne kadar böyle bir uygulamanız yoktu. İlk defa böyle bir uygulama
yapıyorsunuz. Ben, böyle bir kanun tasarısı görüşülürken gönlüm isterdi ki,
arzu ederdi ki, burada konuşan milletvekillerimiz, bu kanun tasarısının bugüne
kadar geçirmiş olduğu safhalarla ilgili, partilerimizin, milletvekillerimizin
nasıl katkı yaptıklarını anlatsalardı.
BAŞKAN - Sayın Kandoğan, talebiniz üzerine
5 dakikayı şimdi başlatıyorum.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Teşekkür
ederim, sağ olun.
Şimdi, burada geldi, Cumhuriyet Halk
Partisi Grup Sözcüsü arkadaşımız "biz, Adalet ve Kalkınma Partisiyle
uzlaştık, bu kanunun geçmesiyle ilgili olarak anlaştık. O nedenle, bu kanunu
saat 9'a kadar görüşelim, konuşalım; 9'da, bunu kabul edelim, evlerimize
gidelim."
Sayın Milletvekili, bu, bu kadar ucuz
değil. Bu, bu kadar ucuz değil. Bu kanun, bu Meclise gelinceye kadar, Muhsin
Koçyiğit burada, kaç televizyon programına çıktık biz ortak; Yaşar Tüzün,
Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili, kaç televizyon programına çıktık.
Buradan Sinan Aygün'ü de anmadan geçmek
istemiyorum. Sinan Aygün, bir yıldan beri bu meselenin Türkiye Büyük Millet
Meclisinde çözülmesi için gecesini gündüzüne katıp tasarının bu hale gelmesinde
son derece büyük katkısı olan birisidir. Siz, Cumhuriyet Halk Partisi, Adalet
ve Kalkınma Partisi, anlaştınız. Peki, anlaştıysanız soruyorum: Bu kanunun
buradan geçmesi için asgarî 138 tane milletvekili lazım; nerede 138 tane
milletvekili?!
ALİM TUNÇ (Uşak) - Dışarıda…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Ee, buyurun,
biraz sonra gelecek, oylamada göreceğiz. 138 milletvekilini, Adalet ve Kalkınma
Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak şu anda Meclis salonunda bulunduramıyorsanız,
kanunun geçmesi için asgarî oy miktarı 138'dir, eğer bu kadar önemliyse, bu
sıralar niye dolu değil arkadaşlar?! Niye Cumhuriyet Halk Partisi sıraları,
niye Adalet ve Kalkınma Partisi sıraları dolu değil?!
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR,
BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Bu, Başkanın
görevi, sizin değil!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Madem bu kadar
önemliyse bu kanun, bugün mutlaka çıkması gerekiyorsa, asgarîden 138
milletvekili niçin şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde değil?! Biraz sonra
oylama yapacağız, göreceğiz.
BAŞKAN - Ümmet Bey, Sayın Kandoğan, 138
değil, 139; rakamı düzeltelim.
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - 139; öğren!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Evet, 139; 1
sayı daha arttı Sayın Bayram Bey. Bakalım, 139 sayısını burada bulabilecek
misiniz?!
Değerli milletvekilleri, bu kanun çok
önemliyse, mutlaka çıkması gerekiyorsa, İçtüzük gereğince burada bulunması
gereken asgarî milletvekilinin mutlaka burada olması lazım. Şimdi, Sayın Başkan
da ha bire ikaz ediyor "aman kısa kesin; bu kanun çok önemli bir kanun ve
bir an önce Meclisten çıkması lazım." Peki, biz, milletvekilleri olarak,
bu yüzde 18 faiz uygulamasını eleştirmeyecek miyiz?! Yüzde 18 faiz uygulaması
fazla değil mi?! (DYP ve Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Türkiye'deki
enflasyonu bu seneki hedeflemeniz yüzde 5 iken, yüzde 18 faizi uygulama
meselesi, akdî faiz meselesi, bununla ilgili Merkez Bankasına verilen yetki;
yani, bunları şimdi milletvekilleri olarak tartışmayacağız, konuşmayacağız. Peki,
ben şimdi soruyorum: Sayın Salih Kapusuz, 20 Ekim 2005'te, burada çıktı,
tutanaklarda var "gelecek hafta bu kanun tasarısı Meclise gelecek"
dedi. Ne oldu; üzerinden dört ay geçti arkadaşlar, dört ay! Sonra, Eyüp Fatsa,
Grup Başkanvekili çıktı, 7 Aralık 2005'te konuşması var "önümüzdeki
perşembe tali komisyonda, daha sonra da komisyona gelecek…" İkibuçuk ay
geçti aradan! Şimdi, aylarca bekleyeceğiz, aylarca bu kanun tasarısı Türkiye
Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmeyecek veyahut bu kanunla ilgili, hem
Sayın Başbakan hem de ilgili bakanlar, AK Partililer diyecekler ki bununla
ilgili olarak, bankalar ile vatandaşlar arasında özel bir uygulamadır, özel bir
sözleşmedir, biz buna müdahale edemeyiz.
Şimdi, Türkiye Bankalar Birliğinin yazısı
var. Türkiye Bankalar Birliği, bütün milletvekillerine bu yazıyı gönderdi,
hepinizin eline geldi bu yazı. Ne diyor Bankalar Birliği; "Serbest piyasa
koşullarına ters düşecek bir yaklaşımla, finansal parametrelere sınırlama
getirilmemelidir." Bankalar Birliğinin bu yazısından sonra, komisyondan
nasıl bir tasarının çıktığını hepimiz biliyoruz.
Peki, burada, bizim güvenliğimizi sağlayan
ve şu anda aramızda olmayan, Allah'ın rahmetine kavuşan o polis memurumuz
intihar etmemiş olsaydı, hayatına son vermemiş olsaydı, bu, bu şekilde
anlaşılarak mı çıkacaktı; çıkmayacaktı; çünkü, bununla ilgili çok açıklamalar
var, Sayın Başbakanın açıklaması var, ilgili bakanların açıklaması var. O polis
memurumuz Hakk’ın rahmetine kavuştu, onun intiharından sonra, herkes, aman, bu
meseleyi biraz daha kredi kartı mağdurlarının lehine nasıl çözebilirizin
arayışı içerisine girdi. Peki, onu daha önceden niye yapmadık? Benim, burada,
Meclis konuşmalarım var, televizyonlarda kaç programa çıktım, bu konuyu devamlı
sıcak, gündemde tuttuk; ama, maalesef, bugüne kadar bu meseleyi sürüncemede
bırakanlar "bugün, 21.00'e kadar bu kanunu buradan geçirelim…" Biz de
istiyoruz, bir an önce çıksın. Bu kısa süre içerisinde, belki, hayatına son
verecek başkaları da olabilir; ancak, burada, milletvekillerinin hür iradelerine,
bu kanunun, kredi kartı mağdurlarının daha lehine çıkabilecek şekildeki
önerilerinin önünü kapatarak…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Toparlıyorum
efendim.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Doğru Yol
Partisi yıllarca niye çıkarmadı?!
BAŞKAN - Sayın Kandoğan, Divan olarak,
bizim, İçtüzük hükümlerini uygulamaktan başka bir görevimiz yoktur, yetkimiz
yoktur. Bütün milletvekilleri İçtüzük hükümlerine göre söz alırlar. Bizim
görevimiz, süresi içinde konuşmalarını konuya münhasır olarak yapmalarını
sağlamaktır. Şimdi, bir yanılgı ortaya çıkmasın, hem milletvekillerimiz
yanılmasın hem bizi izleyenler yanılmasın. 50 maddelik bir yasa tasarısı 9'a
kadar, bir saat, iki saatte bitmez zaten, öyle bir olay da yok. 9'da
bitirilmesi diye bir imkân da söz konusu değil, sanki böyle bir imkân varmış
gibi bir söz söylediniz de, onun için düzeltmek ihtiyacını hissettim.
Sözlerinizi tamamlamanız için size tekrar
söz veriyorum.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Doğru Yol
Partisi niye yıllarca çıkarmadı?
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
Ben, bu kanunla ilgili, yeri ve maddeleri
geldiğinde, yine şahsım ve Partim adına görüşlerimi açıklamaya devam edeceğim.
Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Niye
cevap vermedin Ümmet? Doğru Yol Partisi niye çıkarmadı?
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Ona biraz sonra
geleyim.
BAŞKAN - Mehmet Eraslan, Hatay Milletvekili.
Konuşacak mısınız Sayın Eraslan?
MEHMET ERASLAN (Hatay) - Evet.
BAŞKAN - Buyurun. (DYP sıralarından
alkışlar)
Sayın Eraslan, konuşma süreniz 5 dakika.
MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, çok
değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Doğrudur; çok önemli bir kanun tasarısını
görüşüyoruz; ama, yani, önemli olan, bu kanun tasarılarını görüşürken, hemen
bitirelim, hızlı bir şekilde bitsin, bir an önce yasalaştıralım, Türkiye Büyük
Millet Meclisinden geçirelim ve diğer işlerimize bakalım şeklindeki bir
anlayışın doğru olmayacağını, doğru olmadığını öncelikle ifade ediyorum. Bakın,
kanun tasarılarıyla ilgili, milletvekillerimizin, siyasî parti gruplarımızın ve
parti temsilcilerimizin katkıları ne kadar üst düzeyde, ne kadar ciddî manada
olursa, yasalaşacak olan kanun tekliflerinin ve kanun tasarılarının ülkemiz
adına ve ülkemizde yaşayan aziz milletimiz adına, o kadar hayırlı olacağı
kanısındayım. Bu kanun da, yine toplumumuzun ve toplumumuzun çok önemli bir
kesiminin büyük bir beklentiyle izledikleri kanun tasarısı, özlemle
bekledikleri bir kanun tasarısı; ama, bu şekliyle değil. Yani,bakın, ülkemizde
15 000 000 kişi şu an borçlu durumda, kredi kartı borcunu ödeyemeyecek durumda.
9 000 000 kişi asgarî tutarını ödüyor. Tabiî, bu rakamları 3'le, 4'le, 5'le
çarptığınız zaman, hemen hemen Türkiye nüfusunun yarısı ediyor. Kanunun önemi
buna binaen zaten teşekkül etmiş oluyor.
Bakın arkadaşlar, 15 000 000 kişi borçlu
ve bu ülkede yaşayan 9 000 000 kişi, asgarî tutarı ödeyerek bir sonraki ayıyla
geçinmeye çalışıyor. Ve bugüne kadar -ben burada kötü örnek olmasın diye
girmeyeceğim onlara- mektuplar var, dosyalar var, birtakım fotoğraflar var,
birtakım haberler var. Ben, kötü örnek olmasın diye, yanlış anlaşılmaya
sebebiyet vermesin diye ve tatsız birtakım gelişmeler yaşanmasın diye onlara
hiç girmek istemiyorum, onlara hiç girmeyeceğim. Çünkü, önemli olan, aslolan,
var olan faciayı falan ortaya koymak değildir veya var olan facia üzerinden
siyaset yapmak değildir, var olan facia üzerinden popülizm yapmak değildir.
Böyle bir anlayışımız ve böyle bir amacımız olmadığı için o konulara hiç
girmeyeceğim. Fakat, değerli arkadaşlar, önergelerim var. Sıram geldiği zaman
önergelerle ilgili de konuşacağım. Ama, bakın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti
sosyal bir devlettir. Sosyal devlet ilkesini icra edecek olan, siyasî iradedir,
Türkiye Büyük Millet Meclisidir, hükümettir, siyasî otoritedir. Sosyal devlet
ilkesini icra edecek bu kurumlardır.
Şimdi Türkiye'de bir sorun var,
milyonlarca insanı ilgilendiren bir sorun var ve bu sorunun bu yüce çatı
altında bu sorunu çözüme götürme mecburiyetimiz de var, Meclis olarak,
siyasetçi olarak, milletvekilleri olarak, Parlamento olarak.
Şimdi bir kanun tasarısı geldi; ama, bu
kanun tasarısı, emin olun, toplumun beklentilerine cevap verecek nitelikte
değildir. Bunun üzerinde daha konuşacağız; ama, faiz oranları… Efendim, niye
yüzde 22 uyguluyoruz?! Gerçi önerge hazırlanmış, yüzde 18 faiz uygulanacak,
taksit de oniki aydan onsekiz aya çıkarılıyor; yetmez efendim… Yetmez… Bu insanlar
bizim insanlarımız, yani bu insanlar, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin insanları;
bir kişi iki, kişi de değil, milyonlarca insan… Bir şekilde mağdur olmuşlar.
Bankalardan kaynaklanmış. Bankaların böyle müthiş çalışmaları, müthiş kredi
kartı dağıtımları, müthiş bu noktadaki stratejileri bu sorunu fevkalade
körüklemiştir ve sadece suçu kredi kartı kullananda aramak adaletsizliktir diye
düşünüyorum ve bu faiz oranlarını…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MEHMET ERASLAN (Devamla) - Sayın Başkan,
toparlıyorum.
BAŞKAN - Lütfen toparlayalım…
MEHMET ERASLAN (Devamla) - Yüzde 5,
Türkiye'de enflasyon var. Eğer Türkiye'de yüzde 5 enflasyon var ise Türk
ekonomisinde, o zaman gelin, temerrüde düşmüş olan bu mağdurlara faiz
uygularken, mevcut enflasyon oranı üzerinden bir faiz uygulaması yapalım veya
bu olmadıysa, tüketici kredi oranları baz alınarak bir faiz uygulaması olsun ve
taksitlendirme sürecini de biraz daha yaymakta fayda var; toplumumuz açısından,
Türkiye'nin mutluluğu, Türkiye'nin huzuru, insanımızın huzuru ve can emniyeti
açısından önemlidir bunlar diyorum. Bu konuları da göz önünde bulundurursanız
ve bu noktada bir kez daha düşünür isek… Sayın Bakanıma da çok teşekkür
ediyorum…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen…
MEHMET ERASLAN (Devamla) - …bir kez daha
düşünme imkânı olursa, milletimiz adına, kendisine de müteşekkir oluruz.
Kendisi devlet adamıdır, tecrübeli bir siyasetçidir, tekrar bu konuyu
değerlendireceğine inanıyorum ve saygılarımı sunuyorum. (DYP ve Anavatan
Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Hükümet adına, Sayın Bakan,
buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Kısa bir görüş, kısa bir süre için Sayın
Bakan…
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; aslında söz
almayı düşünmüyordum; fakat, faiz oranıyla bağlantılı olarak çok bağlantısız
yorumlar yapıldığı için, sadece o noktayı düzeltmek için söz istedim.
Bu geçmişe yönelik borcu olanların
borçlarının yeniden yapılandırılmasıyla bağlantılı yüzde 18'lik bir faiz
öngörülüyor. Bu, önergeyle, sayın milletvekillerinin önergeleriyle buraya
gelecek. Benden önce konuşan arkadaşlarımız "enflasyon hedefi yıllık yüzde
5'ken, bu yüzde 18'lik faiz fazla değil mi, bunun düşmesi lazım" diye çok
farklı bir açıklamaya giriyorlar. Bu yaklaşım tarzı doğru değil; teknik olarak
tamamıyla yanlıştır. Neden yanlıştır; çünkü, bankalar, bu kredi borcu olanların
borçlarını kendileri ödemiştir. Peki, bankalar bu parayı nereden buldular;
piyasadan mevduat olarak topladılar ve topladıkları bu mevduata da belli bir
oranda faiz ödediler, kendilerinin faiz ödeyerek topladıkları parayla bu kredi
borçlarını ödediler. Peki, mevduat faizi yüzde kaç; bir sene önce yüzde 20'nin
üzerindeydi. Bir yıl önce yüzde 20'nin üzerinde faiz ödeyerek aldıkları
mevduatla, bu kredi borcu olanların parasını ödediler. Dolayısıyla, enflasyon
bu kadar, bunu buraya indirelim demenin bir anlamı yok. Burada alacaklı olan
bankalar, borçlu olan kart sahipleridir. Biz, devletin borcunu bağışlamıyoruz.
Aslına bakarsanız, ortada iki tane özel kişilik var; biri bankalardır, biri de
şahıslardır. Yasal bir düzenlemeyle iki şahıs arasındaki borcu affetme
yetkisinin olup olmadığı dahi tartışılabilecek bir konumdayken, enflasyonla
bağlantılı değerlendirme yapmanın doğru olduğunu düşünmüyorum, teknik olarak
yanlış olduğunu düşünüyorum ve bu 18'lik faizle eski birikmiş ve ihtilaflı
borçların kapatılması konusunda milletvekillerinin göstermiş olduğu duyarlılığa
ben teşekkür ediyorum. İktidar Partisi milletvekilleri de muhalefet partisi
milletvekilleri de böyle bir düzenlemenin hakkaniyete uygun olacağı görüşünde
birleşmişlerdir ve bu, tüketiciler lehine bir düzenlemedir, tüketicilerin
hakkını, hukukunu tamamıyla koruyan bir düzenlemedir ve yerindedir diye
düşünüyorum.
Hepinize saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde oybirliğiyle kabul
edilmiştir.
Şimdi, Danışma Kurulunun bir önerisi
vardır; okutuyorum, oylarınıza sunacağım:
VI.-
ÖNERİLER
A) DanIşma Kurulu Önerİlerİ
1.- Genel
Kurulun çalışma süresinin, 1082 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Tarih: 23.2.2006
Danışma Kurulu Önerisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kurulunun 23.2.2006 tarihli 67 nci Birleşiminde çalışma süresinin, 1082 sıra
sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları kanun tasarısının görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar uzatılmasının Genel Kurulun onayına sunulması uygun
görülmüştür.
Bülent
Arınç
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
|
|
Eyüp Fatsa |
Haluk Koç |
|
|
AK Parti Grubu Başkanvekili |
CHP Grubu Başkanvekili |
Süleyman Sarıbaş
Anavatan Partisi Grubu
Başkanvekili
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, aleyhinde
söz istiyorum.
BAŞKAN - Aleyhinde, Sayın Ümmet Kandoğan;
buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan…
Sayın Başkan, Danışma Kurulu önerisi
üzerinde süre 10 dakika…
BAŞKAN - Saat 9'a 2 dakika var Ümmet Bey.
Eğer 2 dakika içinde bitirmezseniz, biz de Danışma Kurulu önerisini
oylayamazsak, 9'da bitirmek zorundayız.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkanım,
10 dakika. Danışma Kurulunun lehinde ve aleyhindeki konuşmalar 10'ar dakika.
BAŞKAN - Onun için, sizden bir ara
vermenizi rica ediyorum.
Sözlü olarak, Danışma Kurulu önerisinin
oylaması bitinceye kadar çalışma süresini uzatıyorum.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan…
Sayın Başkan…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sizinle ilgisi
yok Sayın Kandoğan.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan…
BAŞKAN - Oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Buyurun, şimdi rahat rahat konuşun.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinde gecenin bu saatinde
bir Danışma Kurulu önerisi üzerinde söz aldım.
Şimdi, çok önemli bir kanunu görüşüyoruz.
Bu kanunla ilgili olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki bütün siyasî
partilerimiz -ben onun altını çizmek istiyorum, bütün siyasî partilerimiz- bu
kanunla ilgili olarak çok ciddî çalışmalar yaptılar. Bu kanunla ilgili kanun
teklifi veren arkadaşlarımız oldu. Ben, Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nu görüyorum şu
anda ayakta, biliyorum ki bu kanunla ilgili çok gayretleri oldu. Sayın Muhsin
Koçyiğit burada, görüyorum, Anavatan Milletvekili, kaç televizyon programına
çıkıp bu kanunu canlı ve sıcak tutmaya çalıştı. Tacidar Seyhan'ı görüyorum,
Sayın Milletvekilim çok gayret sarf etti.
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Biz de
buradayız…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Ben de bu
konuyla ilgili olarak birçok televizyon programına katıldım, birçok, Meclis
içerisinde bununla ilgili konuşma yaptım…
NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - AK Partiden
kimseyi görmüyor musun?
BAŞKAN - Müdahale etmeyelim ve sessizliği
sağlayalım arkadaşlar.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - …ve bu kanun
tasarısının bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmesi için gayret sarf
ettim; ancak, ne hazindir ki, bugüne kadar bu kanunla ilgili olarak, özellikle
İktidar Partisi, üzerine düşen konuyu, bu kanunun bir an önce Türkiye Büyük Millet
Meclisine gelmesi yolunda ciddî bir gayret içerisinde olmadı. Demin de
söyledim…
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Kim oldu?
BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Çok sivil
toplum örgütleri oldu…
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Nasıl oldu?
BAŞKAN - Konuşmacıya müdahale etmeyelim.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bak, bunun
altını çiziyorum, Siyasî partilerin, baştan söyledim, katkıları oldu; ancak,
gecenin bu saatinde, bir emrivakiyle, "bu kanunun bu saatte buradan
mutlaka geçmesi lazım gelir"e bizim itirazımız var.
FAHRİ ÇAKIR (Düzce) - Geçmesin mi?!
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Geçmesin mi?!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yoksa, geçmesi
lazım. Benim 10 tane konuşmam var.
FAHRİ ÇAKIR (Düzce) - Niye oyalıyorsun o
zaman?!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Siz, bunu
oyalama mı kabul ediyorsunuz?! (AK Parti sıralarından gürültüler)
FAHRİ ÇAKIR (Düzce) - Millet görüyor ama…
BAŞKAN - Arkadaşlar, müdahale etmeyin.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Milletvekili,
burada, gelecek, bu kanun tasarısı üzerinde hiçbir şey söylemeyecek, öyle mi?!
BAŞKAN - Ümmet Bey… Ümmet Bey…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Konuşmayacak
mıyız?!
BAŞKAN - Bir dakika Ümmet Bey…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Kredi kartı
mağdurlarının daha lehine olması için bir şey söylemeyecek miyiz burada?!
BAŞKAN - Sayın Kandoğan…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Siz zannediyor
musunuz ki, kanun bu şekliyle geçince, 700 000 tane kredi kartı mağduru hemen
yarın gelip ödemesini yapacak; kolay mı bu iş arkadaşlar?! Türkiye'deki
ekonomik durumu hepiniz çok iyi biliyorsunuz; insanlar kan ağlıyor.
FAHRİ ÇAKIR (Düzce) - O zaman, bir an
evvel çıksın.
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Sen de yardımcı
ol.
BAŞKAN - Sayın Kandoğan, siz, Genel Kurula
hitap edin, muhatap almayın arkadaşlarımızı.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yarın, bu
borçlarını, bu ödeme sistemiyle hepsinin bir anda yapacağına inanıyor musunuz?!
Biz istiyoruz ki, kredi kartı mağdurlarına, yapılabilirse, hep beraber, burada,
onlara biraz daha kolaylık sağlayacak bir şeyler getirelim. Bizim mücadelemiz,
uğraşımız odur. Yoksa, bununla ilgili benim kaç konuşmam var, kaç televizyon
programında bu meselenin sahibi olmuşum…
HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa) - Boş
konuşuyorsun!
BAŞKAN - Dinleyelim… Konuşmacıya müdahale
etmeyin arkadaşlar.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri,
Danışma Kurulu önerisiyle ilgili olarak, İçtüzüğün 19 uncu maddesi var.
İçtüzüğün 19 uncu maddesini…
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Meclisi kilitleme!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Biraz sonra
göreceğiz, kaç milletvekili var burada; Meclisi kim kilitliyor, göreceğiz!
Burada, bu sıralarda kaç milletvekili olduğunu göreceğiz!
Şimdi, İçtüzüğün 19 uncu maddesinde
bakınız şöyle bir hüküm var: "Meclis Başkanı veya siyasî parti grupları
ayrı ayrı, istemlerini doğrudan Genel Kurula sunabilirler. Bu durumda istemin
oylanması ilk birleşimin -altını
çiziyorum- gündemindeki Başkanlık sunuşlarında yer alır ve Genel Kurul işaret
oyuyla karar verir." Danışma Kurulu önerisi ne zaman gelirmiş; ilk
birleşimin gündeminde. İlk birleşim ne zamandı, ilk birleşimi saat kaçta yaptık
arkadaşlar; saat 14.00'te. Danışma Kurulu önerisi, ancak, ilk birleşimin
gündeminde, Başkanlık sunuşlarında yer alır; yoksa, Genel Kurulun herhangi bir
oturumunda, Danışma Kurulu…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Her zaman gelir.
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Sen bunun
çıkmasını istiyor musun istemiyor musun, onu söyle.
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa) - Vatandaşı
rahatlatmak için gece gündüz çalışmak zorundayız.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Vallahi, ben
sabaha kadar burada hazırım sayın milletvekilim. Bu kanun, eğer, sabaha kadar
görüşülüp, buradan çıkacaksa, ben Ümmet Kandoğan olarak burada sabaha kadar
oturacağıma söz vereceğim. Zaten, siz de biliyorsunuz, ben, saat kaçta açılıyorsa
Meclis, o saatte giriyorum, kapanıncaya kadar buradan ayrılmayan bir
milletvekiliyim.
ALİM TUNÇ (Uşak) - Yok canım!..
NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Öyle değil.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Onun için, ben,
sabaha kadar da olsa, yarın akşama kadar da olsa…
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Bırak şu şovu!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - … bu kanunun
buradan geçmesi için otururum, katkımı verebileceksem maddeler üzerinde katkımı
veririm ve bu kanunun da bir an önce buradan geçmesi için elimden gelen gayreti
gösteririm.
Ben, bu duygu ve düşüncelerle, Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Danışma Kurulu önerisinin İçtüzüğün 19
uncu maddesine uygun olmadığını, şahsi görüşüm olarak ifade ediyorum ve Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, lehinde
söz istiyorum.
BAŞKAN - Lehinde, Samsun Milletvekili
Sayın Haluk Koç; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ben, kısaca meramımı anlatmaya çalışacağım.
Sayın Ümmet Kandoğan, ben muhalefetin
kitabını yazdım üçbuçuk yıldır burada. Şimdi, Danışma Kurulunun toplanmasına
ilişkin 19 uncu maddeyi lütfen dikkatli oku. Burada bir grup önergisi gelmiyor,
Danışma Kurulu oybirliğiyle öneri getiriyor; baştan çürüdü, bitti; yani, aykırı
bir durum yok.
Değerli arkadaşlarım, ben, duyarlılığınız
için teşekkür ediyorum. Çok kısa bir özet yapacağım. Belki, 50 nci maddede bir
söz almıştım, onu geri çekeceğim, son maddede. Aynı, bütçe görüşmesinin en son
günü, saat sabah 05.42'de yaptığım konuşma benzeri bir konuşmaydı; onu baştan
yapmak istiyorum.
Bu Meclisin iradesiyle, belki de bu
dönemde, halk yararına, toplum yararına, birtakım lobilerin baskısına rağmen,
bu Meclisin iradesi sayesinde çıkabilecek olan bir yasa tasarısıyla karşı
karşıyayız; bunu açıklıkla söylüyorum.
Değerli arkadaşlarım, bizim görevimiz ne;
milletin vekâleti. Millet vekâletini ne diye veriyor; haklarını korumak için
veriyor. Burada, Türkiye'de, çok farklı bir soygun olayıyla karşı karşıyaydık
sevgili arkadaşlar; bunun acı sonuçlarıyla karşılaştık. Nedir bu soygun; yasal
kılıf içerisinde yapıldı bu soygun. Şimdi o soyguna "dur" diyecek bir
noktadayız. Siyasette yürütme organları, zaman zaman belli lobilerin, belli
güçlerin -bunlar uluslararası olabilir, 1 Mart tezkeresinin öncesinde olduğu
gibi- bazen yerel lobilerin baskısı altında kalabilir; bu çok doğaldır; ama,
parlamenter sistemde son söz meclisindir, son söz meclisindir. Bu iradeyi 1
Martta gösteren bir Meclisteyiz. Şimdi aynı noktadayız. Nedir bu olay; birtakım
uluslararası büyük finans çevrelerinin temsilcisi olarak Türkiye'de finans
sektöründe çalışan birtakım kuruluşlar; kendi ülkelerindeki yıllık bileşik
faizleri, enflasyonları yüzde 1'le 3 arasında, 4 arasında değişen ülkelerde;
yüzde 10 ilâ 13 arasında uygularken kartlara, Türkiye'de yüzde 120 ile yüzde
150 arasında uyguluyorlar değerli arkadaşlarım!
Şimdi bakın, yani, Türk Milleti serbest
piyasa düzeni diye kuralsız vahşi bir kapitalist düzenin sömürüsü altına mı
girecek?!
Değerli arkadaşlarım, onun için, bu Meclis
iradesi bu gece buna nokta koyacak, bu gece buna nokta koyacak! (Alkışlar) Ben,
burada kendi partimin direnişini, belki de İktidar Partisi Grubu içerisinde,
kendi kapalı grup toplantılarında bu çekincelerini yürütmenin başı olan Sayın
Erdoğan'a, sayın bakanlarına gösterdikleri tepkiyi de biz üstlenerek, eğer, bu
şekildeki değişiklikle olmazsa, muhalefet üzerine düşen görevi yaparak bu yasa
tasarısını tıkayacak demiştik.
Sevinerek görüyorum; Sayın Şener'e
özellikle teşekkür ediyorum, huzurunuzda özellikle teşekkür ediyorum.
(Alkışlar) Anlayışla karşıladı muhalefetin şeyini ve belli bir lobi baskısı
aşıldı değerli arkadaşlarım. Evet, serbest piyasa düzeni diyoruz, ama, gelin,
bu kurallı olsun, altta kalanın canının çıkacağı bir düzen olmasın. Bu kadar
sahipsiz mi Türk Milleti değerli arkadaşlarım?! Muhalefet yapmanın yeri vardır,
zamanı vardı, şekli vardır; muhalefet yapmanın usulü vardır, tarzı vardır; ama,
millet yararına olan noktalarda bu Meclis, Anavatan Grubuyla, Doğru Yol
Partisine mensup arkadaşlarımla, Cumhuriyet Halk Partisiyle ve İktidar
Partisiyle tek vücut olmasını da bilmek zorundadır. Onun için, şu noktada,
belki yürütme organımız üzerine olan belirli baskıları aşma noktasında
uzlaştığımız bir sürede, bu yasaya 5 gün ara verilmesini ben kabul etmiyorum,
ben kabul etmiyorum! (AK Parti sıralarından alkışlar)
Bazıları uyumaz değerli arkadaşlarım,
bazıları uyumaz. Herkesin -hiç kimseyi itham ederek söylemiyorum, herkesi de
tenzih ediyorum, hiçbir adres de göstermiyorum- bekledikleri doğrultuda bunu
tekrar geri döndürmek için bu 5 gün içinde faaliyete gireceklerinden adım gibi
de eminim. Onun için, bu irade burada şekillenmişken, milyonlarca insanımızın
beklediği bu yasa tasarısını çıkartalım. Sayın Kandoğan, gelin destek verin.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Biz destek
veriyoruz Sayın Koç, zaten destek veriyoruz.
HALUK KOÇ (Devamla) - Sevgili Anavatan
Partisi Grubu mensubu milletvekili arkadaşlarım, lütfen, gelin destek verin.
Cumhuriyet Halk Partisinin desteği
ortadadır ve burada, açıklıkla söylüyorum, zorlamıştır ve İktidar Partisi
içerisindeki çok sayıda milletvekili arkadaşımın da duygularına tercüman
olmuştur.
Ben, Danışma Kurulunun oybirliğiyle
getirdiği bu önerinin lehinde söz alıyorum ve emeği geçen tüm arkadaşlarıma
teşekkür ediyorum.
Saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Ankara) - Sayın
Başkan, önerinin lehinde söz istiyorum.
BAŞKAN - Önerinin lehinde, ayrıca, Ankara
Milletvekili Sayın Muzaffer Kurtulmuşoğlu söz istedi.
Buyurun Sayın Kurtulmuşoğlu.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Ankara) - Sayın
Başkanım, çok teşekkür ederim.
Sevgili arkadaşlarım, biz, Anavatan
Partisi olarak, Grup sözcüsü olarak ve arkadaşlarım olarak burada bir gerçeği
vurgularken, bu yasanın çıkmaması için değil, halkımızın acaba daha lehine olur
mu diye söyledik. Elbette ki, Sayın
Koç'un söylediği gibi -kendilerine de teşekkür ederim- biz de, bu yasanın, behemehal bu akşam,
vakit geçirmeden çıkması için imza attık, sayın grup başkanvekili de biliyor ve
biz, bu yasayı destekliyoruz.
Bizim burada söylediğimiz; eksiklerimiz
olabilir, bu eksikleri de tamamlarsak bu yasa daha güzel olur diye burada
bulunduk ve söyledik. Ama, sevgili arkadaşlarım, tabiî ki, ben, niye, 4 saat,
bir kişiyi burada affetmeye çalıştık da, 700 000 kişiyi, bizden ümit bekleyen
700 000 kişinin 4'er de kişisi olsa 2 000 000'a yakın insanı mağdur etmeyelim,
bir an evvel bitseydi diye onu söyledim. Onun için de, Anavatan Grubu olarak
da, her ne lazım ise, bu halkın lehine olan yasa… Bu da bunlardan biridir.
Hakikaten, iktidara da burada teşekkür
ediyorum. Kolay değil, bütün finans grupları baskı yapıyor. İşte, iktidardan
beklenen, muhalefetten beklenen, toplumun lehine olan kararlarda bir araya
gelmeleri beni her zaman mutlu eder. Biz de, toplumun lehine olacak her yasada,
gerekirse iktidarın yanında oluruz ve olmaya da devam edeceğiz diye
düşünüyorum.
Hepinize teşekkür ediyorum.
Saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Danışma
Kurulu önerisiyle ilgili aleyhte, lehte konuşmalar da bitti.
Şimdi, Danışma Kurulu önerisini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Oybirliğiyle kabul edilmiştir.
IV.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
8.- Banka
Kartları ve Kredi Kartları Kanun Tasarısı; Gümüşhane Milletvekili Sabri
Varan'ın, Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Kanun Teklifi ve Avrupa
Birliği Uyum ile Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabiî Kaynaklar,
Bilgi ve Teknoloji
Komisyonları Raporları (1/1147,
2/415) (S. Sayısı: 1082) (Devam)
BAŞKAN - 2 nci maddeyi okutuyorum:
Kapsam
MADDE 2- Kartlı sistem kuran, kart
çıkaran, üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlar ile üye işyerleri ve kart
hamilleri bu Kanun hükümlerine tâbidir.
Kendi işyerleri ile sınırlı olmak üzere,
mal veya hizmetlerin vadeli satışı ile alıcının borç alacak durumunun izlenmesi
amacıyla kart çıkaran veya sistem oluşturan veya herhangi bir kredilendirme
işlemi yapılmaksızın veya hesaba bağlı olmaksızın önceden belirlenen bir
tutarla sınırlı olmak üzere kart düzenleyen gerçek veya tüzel kişiler bu Kanun
hükümlerine tâbi değildir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyenler:
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Nejat Gencan, Edirne Milletvekili; Anavatan
Partisi Grubu adına Hüseyin Güler, Mersin Milletvekili; şahısları adına
isteyenler; Hasan Ali Çelik, Sakarya Milletvekili; Hasan Anğı, Konya
Milletvekili.
İlk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına söz alan Nejat Gencan, Edirne Milletvekili.
Buyurun Sayın Gencan. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA NEJAT GENCAN (Edirne) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1082 sıra sayılı yasa tasarısının 2 nci
maddesiyle ilgili, Cumhuriyet Halk Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yaklaşık iki saate yakın süredir bu
yasayla ilgili görüşmeler devam ediyor. Bugünkü çalışma süremiz de saat 21.00
olmasına rağmen, Danışma Kurulunun kararıyla, bitene kadar süreyi uzattık.
Evet arkadaşlar, şubat ayının başında
komisyonumuza gelen ve komisyonumuzda, Sayın Bakanımızın da bulunduğu komisyonumuzda,
AKP ve Cumhuriyet Halk Partisi ve Anavatandan katılan arkadaşlarla beraber, bir
gün içerisinde bu yasayı hızla geçirdik. O gün, komisyonda, bu yasanın bugünkü
önergelerle düzeltilecek hale gelmesine karşı çıkanlar olmuştu. Öncelikle,
Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, 9 uncu, 24 üncü, 26 ncı ve geçici 4 üncü
maddelerde bu yasanın şimdiki çıkacak haliyle çıkması için gayret göstermiştik.
Zannederim, o gün olayın farkında olmayan ve son zamanda da toplumumuzun
çeşitli kesimlerinden gelen tepkiler ve hiç istemediğimiz intihar vakaları ve
benzeri olaylarla, bu yasanın ne kadar önemli, ne kadar da erken ve elzem
olarak, acil olarak çıkması gerektiğinin farkına vardık ve son birkaç gündür,
bilhassa dün, AKP Grup Başkanımız ve Sayın Haluk Koç dahil olmak kaydıyla,
komisyon üyelerimiz bir araya gelerek ve Sayın Bakanımız Abdüllatif Şener Beyin
de bu yasayla ilgili son rötuşların yapılması konusunda göstermiş olduğu
gayretlerle, bu yasayı, toplumun beklentileri şeklinde çıkması için son haline
getirdik.
Bu akşam, burada, bu yasayla ilgili
konuşulacak çok şey var ve konuşulması gereken çok şey var; ama, son haliyle,
üzerinde çok fazla konuşulacak bir yasa olmaktan çıktı ve toplumun bir an önce
çıkmasını beklediği bir yasa haline geldi.
Ben, öncelikle, Cumhuriyet Halk Partisinin
bu konuda göstermiş olduğu ısrarlı tutumu ve bizim bu ısrarlı tutumumuza yanıt
veren -az önce de Grup Başkanımız Haluk Beyin söylediği gibi- AKP'nin Meclisin
değerli milletvekilleri tarafından, yürütmenin önüne geçerek, yasamayı önplana
çıkardığı bu davranışını ben de şimdiden kutluyorum ve öncelikle, bu yasanın
çıkması için tüm partilerin bir dayanışma içerisinde olacağına inanıyorum.
Bu yasanın, bir an önce çıkmasını bekleyen
vatandaşlarımıza da hayırlı olmasını diliyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Anavatan Partisi Grubu adına,
Mersin Milletvekili Hüseyin Güler.
Buyurun Sayın Güler.
Süreniz 10 dakika.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN GÜLER
(Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu
hassasiyet ve toplumsal travma düzeyine gelmiş bir soruna, tüm dileğimiz,
Anavatan Grubu olarak, yaraya, merhem olabilmek; yani, yapıcı muhalefet
yapabilmek. Ama, gördüğüm kadar, biraz da günah çıkarırcasına, uzun yıllardır
kanayan bu sorunu, bugün, günübirlik de olsa çıkarma telaşı var; bizler de bu
konuda, son derece katkıda bulunmaya hazırız.
Amacımız, yasanın aksayan yönlerini
düzeltebilmek; yani, bu toplumun bir daha aynı sorunlarla karşı karşıya
gelmemesi, aynı acıları paylaşmamak; yani, yaşamamak. Bunlar birer sonuç. Güzel
bir söz var: "Türküz, doğruyuz, maalesef borçluyuz." Yapmayın
dostlar. Keşke, bu toplumun sorunları ve yaraları travma düzeyine gelmeden,
toplumsal cinnet yaşamadan bu konulara müdahale edilebilseydi. Evet, yarın da
meydanlarda çıkacaksınız, kredi kartzedeleri affettik diye; ama, şunu görün ki,
bu borç ödeme… Borç, namuslu insanların sorunudur; bunun net olarak altını
çiziyorum, namussuz insanların ödeme gibi bir sorunu yok. Bu yüzden, yapılması
gereken tek şey var: Üreten, borçlanmayı engelleyen, tüketimi teşvik eden
değil; çünkü, aynı zamanda, bankalar da kredi kart dağıtımına fütursuzca,
pazarlama teknikleriyle, sonuna kadar… Sizlere de soruyorum sayın
milletvekillerim, yüzde 30, aynı kredi kartı konusunda sıkıntılarınız var,
hepimiz biliyoruz bunları. Sadece birilerini günah keçisi ilan etmek değil.
Aldın kredi kartını, tüketirken düşünseydin demek, bana göre masum bir süreç
değil. Bu, toplumsal bir sorun. Birkaç kişi olsa, haklısınız, bu tespitlere
katılacağım; ama, biraz önce Sayın Bakanıma da sordum, aynı sorunla, inşallah,
gerek konut kredilerinde gerek otomobil kredilerinde karşı karşıya gelmeyiz. Bu
yüzden, tüketimi değil de, üretimi teşvik edebilmek. Bankaları da, bir derece
burada, kendilerine çekidüzen verebilecek ve kendisini sorgulayabilecek kontrol
mekanizmalarının kurulması gerekmekte. Tabiî ki, Sayın Bakanımın biraz önceki
konuşmasında, faiz oranlarına
baktığımızda, yüzde 18'ler çok komik değil Sayın Bakanım. Gerçekten, ülkenin,
yüzde 5 gibi hedefiniz olan tüketici endeksine baktığımızda, yüzde 18 ciddî bir
rakam; ama, bunun yanında, geçen yıl yüzde 20'lerde topladığı mevduatı bugün
yüzde 18 verdiğinizi söylüyorsunuz; ama, geçen yıl, aynı bankaların kredi
kartlarına yüzde 150'ler civarında ortalama bir faiz aldığını unutmamak lazım.
Bu yüzden, bu kanunun daha sağlıklı
çıkabilmesi için önergelerimiz var ve sağduyunun hâkim olmasını bekliyoruz. Bu
toplumumuzun bir daha aynı acıları yaşamamasını diliyorum ve toplum adına da
hayırlı olmasını diliyorum, saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Kişisel söz istemi, Hasan Ali
Çelik, Sakarya Milletvekili.
Daha önce, Çelik yerine, soyadınızı Selik
olarak okuduğum için özür diliyorum.
Buyurun Sayın Çelik.
HASAN ALİ ÇELİK (Sakarya) - Konuşmuyorum.
BAŞKAN - Vazgeçtiniz.
Sayın Hasan Anğı, Konya Milletvekili.
Buyurun Hasan Bey. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
HASAN ANĞI (Konya) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tasarının gelişim süreciyle ilgili
birtakım ifadeler ortaya kondu. 1987'lerden beri hayatımızda olan bu gerçeği,
1992'lerden itibaren tasarıya dönüştürme imkânı olmamış. Bu dönem içinde
tasarılaştı, komisyonlardan geçti ve bugün Genel Kurulumuzda.
Katkısı olan herkesi, başta hükümetimizin
başı Başbakanımızı, Sayın Başbakan Yardımcımızı, bütün bakanlarımızı, bürokrat
arkadaşlarımızı, komisyon üyelerimizi ve şu anda Genel Kurulda bulunan bütün
milletvekili arkadaşlarımızın katkısıyla, en iyi şekilde çıkmakta.
Ben, hayırlı olmasını diliyor, hepinize
saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Ümmet Kandoğan, Denizli
Milletvekili…
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce, Cumhuriyet Halk Partisi Grup
Başkanvekili Sayın Haluk Koç'u, çok büyük bir üzüntüyle dinledim, üzüldüm. Niye
üzüldüm; onu anlatacağım şimdi. Sayın Koç, geldi buraya, dediler ki: Biz,
tasarının bu haliyle, verilecek önergelerle çıkması için çok büyük bir baskı
uyguladık, çok gayret sarf ettik, hükümeti bu noktada belli bir yere getirdik.
O nedenle, bu gelinen nokta son derece iyidir. Eğer, bugün çıkmazsa, öyle bir
lobi var ki Türkiye'de, korkunç bir lobi var; salı gününe kadar bu lobi
faaliyete geçecek, önergelerle kazanılmış olan ve bu anda bu noktaya gelmiş
olan bu kanunla ilgili olarak mevcut durumu bile muhafaza edemeyebiliriz diye…
Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisini töhmet altında bırakan, Bankalar
Birliğine, âdeta, milletvekillerinin iradesi üzerine ipotek koyan, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin üzerindeymiş gibi hava veren bir konuşmasını ibretle,
üzüntüyle izledim. Sayın Koç, yanılıyorsunuz, Bankalar Birliği, evet,
milletvekillerine, size de gönderdi, o bir lobi faaliyeti, onu biliyorum ve
Türkiye Büyük Millet Meclisinde, demin de okudum, bir kez daha okumak
istiyorum, onunla ilgili bir lobi faaliyetinde bulundular: "Faiz oranları,
serbest piyasa koşullarına ters düşecek bir yaklaşımla finansal parametrelere
(faiz oranları, ücretler, limitler gibi) sınırlama getirilmemelidir."
Bankalar Birliği bunu söyledi.
HALUK KOÇ (Samsun) - Faiz, soygun devam
etsin!..
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hayır…
HALUK KOÇ (Samsun) - Ne dediğini
bilmiyorsun!..
BAŞKAN - Yerimizden konuşmayalım.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Şimdi, bunu
alıyorsunuz siz, "eğer beş gün içerisinde, salıya kadar, bugün geçmezse,
bu Bankalar Birliği tekrar büyük bir lobi faaliyetinde bulunur, bugün, bu
gelinen noktadan geri adım atılır." Böyle bir şeyi söylemeye Türkiye Büyük
Millet Meclisinin çatısı altında hiçbir milletvekilinin hakkı yoktur. Şimdi,
bakınız, bir önerge var elimde, AK Parti Grubundan milletvekili arkadaşımın
verdiği bir önerge var. "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası azamî, akdî ve
gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkilidir ve belirlediği bu oranları üç
ayda bir açıklar." Eğer, o lobi faaliyetleri, Türkiye'de, sizin
bahsettiğiniz kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekillerinin iradesinin
üzerine ipotek koyacak bir lobi ise, en fazla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
üzerinde lobi faaliyetini yaparlar. Biz borç bırakacağız. Bakın, önerge burada.
"Anlaştık" dediğiniz önergeyle azamî, akdî ve gecikme faiz oranlarını
tespit edecek Merkez Bankası. Bankalar gider -22 tane banka- büyük bir lobi
faaliyeti oluşturur ve tespit edilecek bu azamî, akdî faiz oranları ve gecikme
faiz oranları üzerinde, eğer o güçteyse, en fazla baskıyı, Türkiye Büyük Millet
Meclisine yapamazlar, ama, Merkez Bankasına yapabilirler.
Değerli milletvekilleri, peki, yüzde 18'e
inmiş... Niye yüzde 18? Yani, bu oran nereden çıktı? Kim tespit etti yüzde
18'i?
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Sayın Bakan
izah etti.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hayır, anlattı
da; yani, niye yüzde 18? Niye en makulü, bugün gelinebilecek en iyi nokta yüzde
18, niye? Yüzde 10 da olabilirdi. Olabilir. Var mı bunun bir kuralı?! Bu
iradeyi koyacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi değil mi?! Buradaki
milletvekillerinin hür iradesiyle bu iş düzenlenmeyecek mi?! Yani, siz
"yüzde 18'e razıyız, çok iyi bir noktaya geldik ve gelinebilecek en iyi
nokta budur" derseniz, baştan bir teslimiyeti kabul etmiş olursunuz. O
zaman, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, milletvekilleri iradesi üzerinde bir
ipotek konulmuş olur. Yani, şunu söylemek istiyorum değerli milletvekilleri…
AHMET IŞIK (Konya) - Özel hukuka tabi borç
ilişkisi bu.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Anladım da, o
zaman yüzde 18'i nereden buluyorsunuz? Yüzde 22'ydi Sayın Milletvekili; niye
yüzde 18'e indi?
AHMET IŞIK (Konya) - Bankalar Birliği 4
puan daha düşürdü.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hayır, bir şey
söylüyorum…
BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayın arkadaşlar.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Daha önce yüzde
22 miydi; yüzde 22'ydi. Yüzde 18'e nasıl indi?
AHMET IŞIK (Konya) - Bankalar Birliği 4
puan daha düşürmüş.
BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yüzde 18'e
nasıl indi?
AHMET IŞIK (Konya) - 4 puan feragat etti
Bankalar Birliği.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - 4 puan
inebiliyorsa 14 puan da inebilir. Bunun ölçüsü nedir, ben onu soruyorum. Bunun
ölçüsü nedir?
AHMET IŞIK (Konya) - Kamu yok burada.
BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar,
müdahale etmeyin; dinleyin.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Şimdi, bakın,
bizi izliyor kredi kartı mağdurları. Yani, şimdi, bu uygulamayla, getirilen bu
düzenlemeyle, siz "kredi kartı mağdurlarının mağduriyetlerini çözdük, bundan
sonra bir problem, bir sıkıntı kalmadı" diyebilir misiniz?! Bizim
itirazımız buna. Biz istiyoruz ki, burada, milletvekili olarak, bizler, daha
iyisi olabilecekse, daha iyisini yapabileceksek…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayın lütfen.
Bir de, sayın milletvekilleri, karşılıklı
konuşma, sorun çözmez, tartışmayı uzatır ve çözümü de karmaşık hale getirir. O
yüzden, hatibi, lütfen, dinleyin. Daha sonra, başka konuşanlar kendi
düşüncelerini aktarırlar; ama, bu karşılıklı konuşmayla eğer düşüncelerinizi
aktaracağınızı zannediyorsanız, yanılıyorsunuz. Sadece, daha kaotik, daha
karışık bir tartışma ortamı yaratıyorsunuz. O yüzden, lütfen, konuşmacıya
müdahale etmeyelim, konuşmasını bitirmesini sağlayalım.
Süreniz de doldu; toparlayın lütfen.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bizim arzumuz,
temennimiz -demin de söyledim, şimdi tekrar ediyorum- yapabileceğimiz bir şey
varsa, yeni önergelerle kredi kartı mağdurlarının mağduriyetlerini daha iyi
hale getirebiliyorsak onun tartışmasını yapalım, onun mücadelesini yapalım.
Yoksa, bu kanunun çıkması lazım ve bugün çıksın, bugün çıksın… Yani, bunun…
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Çıkacak!..
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın
Milletvekilim, lütfen, oturduğunuz yerde öyle söyleyip durmayın. Geliniz,
burada, varsa bir şeyiniz, buraya gelin, burada söyleyin. Yani, ben farklı bir
şey söylemiyorum. Ben diyorum ki, sabaha kadar da olsa ben buradayım. Bu kanunu
çıkaralım. Benim arzum, isteğim budur. Çıkmasın diye, şurada bulunan
milletvekillerinden bir arkadaşımızın dahi öyle bir düşüncesi yok. Çıkması
lazım. Mutlaka çıkarılması lazım.
Evet, ben daha sonraki maddelerde de
şahsım adına görüşlerimi ifade etmeye devam edeceğim ve Yüce Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Oybirliğiyle kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
Tanımlar
MADDE 3- Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Kurul: Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurulunu,
b) Kurum: Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumunu,
c) Banka: Mevduat bankaları ve katılım
bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarını,
d) Banka kartı: Mevduat hesabı veya özel
carî hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan
kartı,
e) Kredi kartı: Nakit kullanımı
gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı
kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını,
f) Kartlı sistem kuruluşu: Banka kartı
veya kredi kartı sistemi kuran ve bu sisteme göre kart çıkarma veya üye işyeri
anlaşması yapma yetkisi veren kuruluşları,
g) Kart çıkaran kuruluş: Banka kartı veya
kredi kartı düzenleme yetkisini haiz bankalar ile diğer kuruluşları,
h) Üye işyeri anlaşması yapan kuruluş:
Banka kartı veya kredi kartı kabulünü sağlamak amacıyla işyerleriyle anlaşma
yapan bankalar ya da kuruluşları,
i) Üye işyeri: Üye işyeri anlaşması yapan
kuruluşlar ile yaptığı sözleşme çerçevesinde kart hamiline mal ve hizmet
satmayı veya nakit temin etmeyi kabul eden gerçek veya tüzel kişiyi,
j) Kart hamili: Banka kartı veya kredi kartı
hizmetlerinden yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi,
k) Harcama belgesi: Banka kartı veya kredi
kartı ile yapılan işlemler ile ilgili olarak üye işyeri tarafından düzenlenen,
kart hamilinin işlemden doğan borcu ile diğer bilgileri gösteren ve kart hamilinin
kimliğinin bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemle
belirlendiği haller dışında kart hamili tarafından imzalanan belgeyi,
l) Nakit ödeme belgesi: Bankalarca veya
yetkili üye işyerlerince banka kartı veya kredi kartı hamiline yapılan nakit
ödemelerde düzenlenerek, kart hamilinin kimliğinin bir kod numarası, şifre veya
kimliği belirleyici başka bir yöntemle belirlendiği haller dışında kart hamili
tarafından imzalanan belgeyi,
m) Son ödeme tarihi: Kart hamilinin, dönem
borcunu veya ödemesi gereken asgari tutarını gecikmeye düşmeden ödeyebileceği
son günü,
n) Dönem borcu: Hesap kesim tarihine kadar
oluşan borç ve alacak kayıtlarının bakiyesi ile önceki hesap özeti bakiyesinin
toplamını,
o) Asgari tutar: Dönem borcunun ödenmesi
gereken en az tutarını,
p) Alacak belgesi: Banka kartı veya kredi
kartı kullanılarak alınmış olan malın iadesi veya hizmetin alımından
vazgeçilmesi veya yapılan işlemin iptali halinde kart hamilinin hesabına alacak
kaydedilmek üzere üye işyeri tarafından düzenlenen belgeyi,
r) Bildirim, talep, şikâyet ve itirazlar:
Kart hamilinin yazılı olarak, elektronik ortamda veya telefon ile yapacağı
bildirim, talep, şikâyet ve itirazları,
ifade eder.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyenler:
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu; Anavatan Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan.
Kişisel söz istemi olanlar: Sakarya
Milletvekili Hasan Ali Çelik, Konya Milletvekili Hasan Anğı, Denizli
Milletvekili Ümmet Kandoğan, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan, Samsun
Milletvekili Haluk Koç, Kahramanmaraş Milletvekili Fatih Arıkan, Şırnak
Milletvekili İbrahim Hakkı Birlik.
İlk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz 10 dakika Sayın Aslanoğlu.
Buyurun.
CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Saygıdeğer Başkan, Yüce Meclisin çok değerli üyeleri; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, size tarih vermek
istiyorum; bu Mecliste, ben, bu konuyu ilk defa 18.12.2002 tarihinde gündeme
getirmişim. Burada, Sayın Ali Babacan Bakanımıza, bugünkü konuştuğumuz, sanki,
keşke ben bunları yazmasaydım ve bugünkü konuştuğumuz konular meydana
gelmeseydi.
Tarih, 18.12.2002. Yüce Meclisin dikkatine
getirmişim. Gündemdışı söz almışım ve Sayın Ali Babacan'a, bunlar oluyor
Türkiye'de, acaba bunlara bir önlem alacak mısınız diye sormuşum; ama,
maalesef…Tabiî, 18.12.2002. Meclis açıldıktan bir ay sonra değerli
milletvekilleri.
Tabiî, ben şunu arzu ederdim… Bu yasa
teklifini bu Meclise veren ben ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan
arkadaşlarım. Tarih, 9 Ekim 2003 sayın milletvekilleri.
SADULLAH ERGİN (Hatay) - Allah razı olsun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - 9 Ekim
2003.
Tabiî, Meclis geleneği şu olmalıydı, ben
bunu beklerdim: Bir yasa görüşülürken o konuyla ilgili kimler kanun teklifi
vermişse, birleştirilmesi lazımdı; ama, bilemiyorum, benim verdiğim 9 Ekim
2003. Basit, iki maddelik, kredi kartlarının tüketici kredisiyle endekslenerek
birleştirilmesiyle ilgili bir kanun teklifimdi; ama, her nedense, nedense, bu
yasa görüşülürken acaba bizim teklifimiz, ben ve arkadaşlarımın teklifi dikkate
alınmadığını da merak ediyorum. Meclis geleneği buydu, bu konuda da teessüflerini
iletiyorum; çünkü, 9 Ekim 2003… Ve daha sonra, huzurlarınıza bu yasa teklifimi
dört defa, 37 nci madde uyarınca dört defa sizin dikkatinize getirdim, dört
defa size burada yalvardım: "Sayın milletvekilleri, burada yangın var,
gelin bu yangına hep beraber çare bulalım" dedim. Dört defa… Her iki ayda
bir, her üç ayda bir, defalarca. Âdeta yalvarırcasına sizlere, gelin Meclis
iradesi buna el koysun dedim; ama, maalesef, her seferinde, her ne hikmetse,
reddedildi bu yasa, bu teklifimiz ve üçbuçuk yıl geçti bugüne geldik ve o gün
eğer, o gün söylediklerimi size -zaman az diye- okusam, şu gün
konuştuklarımızın aynısını o gün dile getirmişim, aynısını; ama, üçbuçuk yıl
geçti; üç yıl üç ay. İlk, 18.12.2002; üç yıl iki ay geçti yaklaşık. Üç yıl iki
ay önce, eğer o gün, benim sözlerime birazcık katkı verseydiniz, bugün bu
boyuta gelmezdik. Bazı konularda, eğer biz çıkıp sizlere, halkın sorununu,
insanların sorununu iletiyorsak, inanın bu Yüce Meclis hep beraber, birlikte
çözüm bulur; tıpkı bu yasada olduğu gibi değerli milletvekilleri. Bunu
söylemeden geçemeyeceğim.
Değerli milletvekilleri, birkaç rakam
vermek istiyorum, sizin hep hafızalarınızda kalsın. Türkiye'de şu anda 47
milyar veya TL olarak 47 katrilyon, tüketici kredisi var. Türk bankacılığının
fonlamasının çok önemli bir kısmı; yani, önemli bir kısmını, önemli bir
kaynağını tüketici kredisine aktarmış, tüketici kredilerine. Bu 47 katrilyonun
30 katrilyonu tüketici kredisi, yani, bu, araç veya konut veya normal ihtiyaç
kredisi dediğimiz krediler. Bunların faizleri -şu günkü oranlardan bahsediyorum- aylık yüzde 1 ile 1,80
arasında; yani, konut kredileri, yirmi yıl vadeli konut kredileri yüzde 1 ile
1,20 arasında Türk bankacılık sisteminde. Otomobil kredileri 1,10 ile 1,50
arasında; diğer ihtiyaç kredileri dediğimiz kredi ise 1,20 ile 1,80 arasında.
Bunların yıllık bileşik maliyeti ise değerli milletvekilleri maksimum 1,80'in
geldiği rakam yüzde 24'tür. Dikkatinize sunuyorum, yüzde 24'tür.
Böyle bir, Türk bankacılığının böyle bir
uygulaması var; ancak, benim hazmedemediğim -ben eski bir bankacıyım; 1997
yılında ayrıldım sistemin geleceğini gördüğüm için- böyle bir uygulamada,
dünyanın hiçbir yerinde 7 katı, 8 katı kadar kredi kartlarına bir uygulama yok;
ama, kimden çıkıyor bu para biliyor musunuz; 17 katrilyon bir tüketicisi
kredisi var. Sistem, tüm işletme maliyetini, sistem, tüm işletmenin… Yani,
yaklaşık 29 000 000 kredi kartı var 15 000 000 kişide; ama, kredili kredi kartı
kullanan insanlardan yüzde 120, yüzde 130, yüzde 150, yüzde 110, yüzde 100...
Bugün, hâlâ daha bugün aldığım rakamlarda ortalama uyguladığı faiz 5,25
arkadaşlar. 5,25'in -eski, geleceğim biraz sonra- bileşik faizi ise yaklaşık
yüzde 90'a gelmektedir; hâlâ, şu gün…
Şimdi, bir tarafta, tamam, kredi
kartlarının bir işletme maliyeti vardır; ama, bankaların da buna önlem alması
lazım. Demin bir arkadaşım söyledi, Türkiye'nin her tarafı POS mezarlığı oldu.
Her bankanın 10 tane POS'leri var aynı yerde. Halbuki, biz bunu ortak
konuşturabiliriz, bu maliyetleri aşağıya çekecek önlemleri alabiliriz. Ben
bunları size daha önce arz etmiştim; ama, hiçbir önlem almadan, tüm bu sistemin
maliyetini zorunlu olarak kredi kullanan, 17 katrilyon krediden çıkarmak
insafsızlıktır. Bunu söylemek istiyorum. Sistem buna çözüm getirmek zorundadır;
ama, bugüne kadar bankacılık sistemi getirmedi buna ve çok dağınık risk; yüzde
10, yüzde 8, yüzde 7 bunun geri dönmesi de olmayabilir diye, maalesef, çok
aşırı miktardaki bir faiz haddiyle bu arkadaşlarımız kredilendirildi. Yani,
sorun buradan kaynaklandı. Halbuki, bir tüketici kredileri gibi, diğer
krediler, otomobil kredileri gibi, kredili kredi kartları da makul bir
seviyede, eğer makul bir oranda olsaydı, bugün ne sisteme ne insanlara, zavallı
insanlara bu sorun gelmezdi arkadaşlar. Bir kere bunları bilin. Bazı şeyleri bilmek
zorundayız; yani, burada hep tüketici hesap bilmiyor, tüketici… Ne yapsın
tüketici?! Bakın onların harcamalarına; çoğu çoluk çocuğunun okul masrafını
gidermek içindir, çoğu ekmek içindir arkadaşlar. Onun için, buna çözüm bulmak
hepimizin görevidir.
Değerli arkadaşlarım, burada, şunu
söylemek istiyorum: Neden yüzde 18'de veya neden?! Eğer bu yasa komisyondan
geçtiği şekilde çıksaydı; ben, komisyon üyesi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum;
burada, tüm partilerin komisyon üyesi arkadaşlarım, çok duyarlı davrandılar. Üç
gündür, bizlerin… Ben, Sanayi Komisyonu üyesi değilim, sadece arkadaşlarıma,
Sanayi Komisyonunun çok değerli üyesi arkadaşlarıma yardımcı olmaya çalıştım;
yani, onlara sadece yardım etmeye çalıştım; ama, bilin ki, neden yüzde 18'de
mutabık kalındı; bunu açıklamak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, Türk bankacılığının
bir kaynak maliyeti vardır. Kaynak maliyeti, mevduat faizleri vardır. Mevduat
faizleri, bugün Türk bankacılığında… Hazine bonosu faizleri yüzde 14'tür, yüzde
14,5. Bankaların topladığı mevduat ise, yüzde 15 ile yüzde 18 arasındadır şu
anda. Her bankanın değişik kaynak maliyeti vardır ve bunlar üzerinden bankalar
munzam karşılık ve disponibilite ödüyorlar. Eğer dün aldığı kâr değil, yarın
aldığı… Onun için, eğer bankacılığın kaynak maliyetinin altında eğer bir
şekilde bir uygulama yapılsaydı, o zaman sistemin bazı yerlerinden daha değişik
şeyler açılabilirdi. Ama, üç gündür, Sayın Kandoğan, üç gündür bu konuda
verilen mücadeleyi bilmiyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayın lütfen.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) -
Toparlıyorum efendim.
Üç gündür, Sanayi Komisyonunun değerli
üyelerine, özellikle Sayın Hasan Anğı Beye, hakikaten, duyarlılığına ve… Eğer
bu şekilde geçseydi, komisyondan geçen şekilde, kredi kartı faizleri, hâlâ,
yüzde 5,25; yüzde 20 fazlası, yüzde 6-6,5'a gelecekti, burada yüzde 6,5'i
görüşüyor olacaktık. Bir şey getirildi, Türk bankacılığında bir ilk: Basit
faize geçildi. Basit faize geçilmesi ne demek biliyor musunuz: Üç ayda bir, bileşik
faiz yerine kredi kartlarında artık basit faize geçilmesi, kart maliyetlerinde
-tabiî, faiz oranı yüksekliğine, düşüklüğüne göre- 25 puan ile 10 puan arasında
bir indirim getirildi, basit faize geçilmesiyle.
BAŞKAN - Lütfen, toparlayın.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Onun
için, tabiî, ideal mi; değil; ama, Sayın Kandoğan, biz, bunu becerebildik.
İnşallah, siz de başka şey becerirsiniz. Biz, ancak, arkadaşlarımız…
BAŞKAN - Lütfen, toparlayalım.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Sanayi
Komisyonundaki arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen, toparlayın.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) -
Efendim, bitiriyorum.
Sayın Anğı'ya, Sayın Sanayi Komisyonu
Başkanımın duyarlılıklarına, Sayın Bakanımın hoşgörüsüne teşekkür ediyorum. Üç
gündür, bir konsensüs sağlamaya çalıştık. Özellikle, Anavatan Partisi Grup
Başkanvekili Sayın Sarıbaş'a her vesileyle bilgi verdim; onun da konsensüsünü
bu arada hep sürekli alıyordum. Yani, nedir; bu Meclisten bir konsensüs çıksın,
insanlarımızın sorunu giderilsin. Daha sonraki maddede biraz daha izah
edeceğim. Onun için, bu yasa… Bu şekliyle, ancak bu kadar becerebildik biz.
Bizler bu kadar destek verebildik. Ben, tüm milletvekillerine teşekkür ediyorum
ve özellikle, Tacidar Bey, diğer tüm… Nuri Bey, Hasan kardeşime, bu konuda, üç
gündür verdikleri emeğe de saygı duyuyorum, teşekkür ediyorum. Hepinize
saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Anavatan Partisi Grubu adına,
Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM
ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; akşamın bu
saatinde, ben, kredi kartı mağdurlarının aileleriyle, çoluk çocuklarıyla
bizleri izlediklerini biliyorum ve empati yapmak istiyorum. Dolayısıyla, uzun
konuşmayacağım.
Şimdi, başlangıçta, AK Parti ve Cumhuriyet
Halk Partisi sözcülerinin, burada, şu imajı vermeye çalıştıklarını gördük:
"İşte, biz aramızda anlaştık ve bu yasayı biz çıkarıyoruz."
Değerli arkadaşlar, bunun adına
"cingözlük" derler. Anavatan Partisinin sanki hiçbir katkısı yokmuş,
hiçbir emeği yokmuş!.. Değerli arkadaşlar, bu konuda cingözlük yapmayalım. Bu
yasanın çıkarılmasında, elbetteki, İktidar Partisinin de, Cumhuriyet Halk
Partisinin de, Anavatan Partisinin de, sivil toplum örgütlerinin de,
vatandaşlarımızın da, yazar-çizerlerin de, hepsinin büyük katkıları olmuştur.
Başlangıçta böyle oldu; ama, sonra, mızrak çuvala sığmayınca, Cumhuriyet Halk
Partisi sözcüleri, Anavatan Partisinin de katkılarının olduğunu burada ifade
ettiler.
Değerli arkadaşlar, bizden, bu işin
uzmanı, Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Muhsin Koçyiğit defalarca televizyona
çıktı, kamuoyu oluşturdu. Hatta ve hatta, bu konuda ilk basın toplantısını da
düzenleyen Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Muhsin Koçyiğit'tir. Bu emekleri
inkâr etmeyelim. Eğer iki parti arasında bu anlaşma sağlanmışsa, o zaman,
bugüne kadar, kredi kartı mağduriyeti yüzünden canlarına kıyan, sosyal
faciaların meydana gelmesine sebebiyet veren, iki parti deriz; ama, bu
yanlışlığı, Cumhuriyet Halk Partisi sözcüleri sonunda düzelttiler, kendilerine
teşekkür ediyorum.
Bu yasanın milletimize, memleketimize
hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum; ama, biz, Anavatan Partisi olarak şunu
isterdik. Bu faiz oranı gerçekten yüksek, yüzde 18. Gerçi, Sayın Devlet
Bakanımız bu konuyu teknik olarak izah ettiler; ama, hazine bonolarının yüzde
13-14 olduğu bir durumda, bu faiz oranının yüzde 13-14'lerde olmasını isterdik.
Eğer ileride bunun mahzurları çıkarsa, bu faiz oranından dolayı tüketici bu
konuda şikâyetçi olursa, bunun sorumlusu da Anavatan Partisi değil, Cumhuriyet
Halk Partisi ile AK Partidir diyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Anavatan
Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Kişisel söz istemi; Sakarya
Milletvekili Hasan Ali Çelik.
Buyurun Sayın Çelik. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
HASAN ALİ ÇELİK (Sakarya) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bugün görüştüğümüz bu yasa tasarısı, ülkemizde belki
çok konuşulan; ama, sonuç itibariyle de herkesin mevzuu toplumda paylaştığı bir
konu. Ama, bu, bugüne gelinceye kadar niçin bir düzene konulmamış diye
baktığımızda, bir yasası yoktu; kredi kartının bir yasası yoktu, banka kartının
bir yasası yoktu. Şimdi banka kartları ve kredi kartlarıyla ilgili bir yasa
tasarısını hep birlikte, iktidar-muhalefet birlikteliğiyle bu Meclisten
geçirmeye çalışıyoruz.
Şu anda konuşmakta olduğum madde, 3 üncü
maddesi. Bir yasanın, tasarısı içerisinde, yasa içerisinde kullanılan
deyimlerin de doğru ifade edilmesi lazım, bunların doğru tanımlanması lazım;
nedir banka, nedir kredi kartı, nedir banka kartı diye. Bu maddede de biz
bunları açıklamış oluyoruz. Sanıyorum, bundan sonra hem "taraf"
dediğimiz zaman ne anlaşılacak hem de işte "hizmet" ve
"müşteri" dediğimiz zaman ne anlaşılacak, bütün bunların bir detayı
bu 3 üncü madde içerisinde ifade edilmiştir ve bundan sonraki çalışmalarda,
bundan sonraki aşamada da bu madde bizim için bir değer, bir kriter olacaktır
diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Konya Milletvekili Hasan Anğı…
HASAN ANĞI (Konya) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tasarının 3 üncü maddesi
"Tanımlar" başlığı. Önemli bir başlık. Bugüne kadar kamuoyunda bu
yasa tasarısı çok da sağlıklı tartışılmamıştı açıkçası. Biraz önceki değerli
konuşmacı arkadaşlarımız da… Geçmişten birikmiş gelmiş borçların
yapılandırılmasında yüzde 18… Yeni dönemle ilgili yetkiyi Merkez Bankasına
veren bir düzenlememiz var. Yani, yüzde 18, belki 2002, 2003, 2004, 2005'lerden
gelen borçlarla ilgili yapılandırmada, o dönemki yüzde 130, yüzde 150
temerrütleri kaldırıp yüzde 18'le güncellediğimiz bir başlık. Yani, bu
tanımların doğru tartışılmasıyla kamuoyu daha sağlıklı bilgilenecek ve yasa da
daha iyi anlaşılır olacak.
Ben hepinize teşekkür ediyor, saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN- Madde üzerinde görüşmeler
tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Oybirliğiyle kabul edilmiştir.
Madde 4'ü okutuyorum:
İKİNCİ BÖLÜM
İzne Tâbi İşlemler
Faaliyet izni
MADDE 4- Kartlı sistem kurma, kart
çıkarma, üye işyerleri ile anlaşma yapma, bilgi alışverişi, takas ve
mahsuplaşma faaliyetinde bulunmak isteyen kuruluşların Kuruldan izin almaları
şarttır.
Bu kuruluşların;
a) Anonim şirket şeklinde kurulması,
b) Kurucularının gerekli malî güç ve
itibara sahip bulunması, işin gerektirdiği dürüstlük ve yeterliliğe sahip
olması ve banka ortaklarında aranan diğer nitelikleri haiz olması,
c) Hisse senetlerinin nakit karşılığı
çıkarılması ve tamamının nama yazılı olması, tüzel kişi kurucuların yönetim ve
denetimine sahip gerçek kişilerin kim olduğunun belgelenmesi,
d) Nakden ve her türlü muvazaadan arî
olarak ödenmiş olan sermayesinin altı milyon Yeni Türk Lirasından az olmaması,
e) Ana sözleşmesinin bu Kanun hükümlerine
uygun olması,
f) Bu Kanun kapsamındaki işlemleri
gerçekleştirebilecek yönetim, yeterli personel ve teknik donanıma sahip olması,
şikâyet ve itirazlarla ilgili birimleri oluşturması,
g) (d) bendinde belirtilen sermayenin
yüzde beşi tutarındaki sisteme giriş payının Kurum hesabına yatırıldığına dair
belgenin ibraz edilmesi,
şarttır.
Kuruluşların bu Kanun kapsamındaki
faaliyetlerinin kurumsal yönetim hükümlerine uygun-luğunu sağlaması zorunludur.
Merkezi yurt dışında bulunan kartlı sistem
kuruluşlarının Türkiye'de şube ya da kredi kartı sistemi kurmamak, kart
çıkarmamak ve üye işyeri anlaşması yapmamak kaydıyla temsilcilik açmaları
Kurulun iznine tâbidir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve
esaslar Kurumca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Anavatan Partisi
Grubu adına, Diyarbakır Milletvekili Sayın Muhsin Koçyiğit; buyurun.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHSİN
KOÇYİĞİT (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1082 sıra sayılı
yasa tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, değerli
milletvekilleri; bu yasa tasarısı, gerçekten de bir sosyal yaranın kapatılması
için çıkması gereken zorunlu bir tasarı idi. Bugüne kadar, başta sivil toplum
kuruluşları olmak üzere, İktidar Partimiz, muhalefet partilerimiz hepsi, buna,
en yüksek düzeyde katkılarını verdiler ve en ideal duruma geldi. Tasarının tümü
üzerindeki görüşlerimizi açıkladığımız zaman eksiklerini, mükemmelliğini de
söylemiştik. Bu bakımdan, biz, Anavatan Partisi olarak bundan sonraki maddeler
üzerinde söz almayacağız; çünkü, biz, bunun zamana karşı bir yarış olduğunu
biliyoruz. Biz, boş durmuyoruz burada, başka güçler de boş durmuyor. O güçlerin
çabalarını boşa çıkarmak için ve bizim gözlerimizin içine bakan mağdurların
mağduriyetlerine son vermek için bundan sonra geri kalan maddeler hakkında
Anavatan Partisi olarak söz almayacağız. Bu bakımdan, bu yasa tasarısının, bu
gece çıkıp, Sayın Cumhurbaşkanımıza gidip bir an önce kanunlaşmasını istiyoruz.
Bir kez daha yasa tasarısının hayırlı
uğurlu olmasını diliyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Kişisel söz isteminde bulunan
Sakarya Milletvekili Sayın Hasan Ali Çelik…
HASAN ALİ ÇELİK (Sakarya) - Konuşmayacağım
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Konya Milletvekili Sayın Hasan
Anğı; buyurun.
HASAN ANĞI (Konya) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 4 üncü maddeyi de hızla geçmek için, ben, sadece sizleri
selamlayarak, hayırlı olsun diyor ve huzurlarınızdan ayrılıyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Ümmet Kandoğan; buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Konuşmacıları dikkatle takip ediyorum. En
son Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan milletvekilimizi dinledim, o
konuşmadan sonra da büyük bir üzüntü duydum.
AHMET ERSİN (İzmir) - Sen de bugün hep
üzülüyorsun…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bakın,
söyleyeceğim. Niye; çünkü, şu ana kadar deniyordu ki, yüzde 18 gayet iyi bir
şeydir, makuldür. Biz bunu sağladık, o nedenle, kredi kartı mağdurlarının
dertlerine derman olduk; ama, konuşmacımız dedi ki, bu ideali midir? Kendisi
cevap verdi, değildir. Aynen cümle böyle. Demin bunun kredi kartı mağdurlarının
dertlerine derman olduğunu, yüzde 18'e inmeyle meselenin halledildiğini
söyleyen milletvekillerimizden bir başka arkadaşımız geldi, ideali midir?..
Cevabını da kendisi verdi, değildir dedi. Biz bu kadar becerebildik dedi.
Şimdi, Sayın Milletvekilim, bu
Parlamentoda muhalefet olarak eğer bir şeyler yapılmak isteniyorsa, hep
beraber, birlik ve beraberlik içerisinde bu meselenin…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yap o
zaman! Yap o zaman!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yapalım işte,
ben de onu söylüyorum.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yap o
zaman!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Onu söylüyorum.
BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, müdahale
etmeyin.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bakın, demin de
söyledim şimdi de söylüyorum: Merkez Bankasının azamî, akdî ve gecikme faiz
oranlarının ne olacağını bilen var mı arkadaşlar içimizde? Var mı?.. Yarın aynı
şey gene karşımıza gelecek değerli milletvekilleri.
POLAT TÜRKMEN (Zonguldak) - Yok, yok…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Altı ay sonra
aynı problemle karşı karşıya kalacağız. Merkez Bankası, akdî faiz yüzde 4'tür,
yüzde 5'tir, yüzde 6'dır, yüzde 3'tür dese…
POLAT TÜRKMEN (Zonguldak) - Yok, olmaz
öyle bir şey!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Anladım da
Sayın Milletvekili, yarın aynı problemlerle karşı karşıya kalmayacak mıyız?
POLAT TÜRKMEN (Zonguldak) - Yok yok…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Var mı bir
garantisi değerli milletvekilleri? Merkez Bankasının akdî faiz ve gecikme
faizini bundan sonra olabilecek kredi kartı mağdurlarının lehine bir şekilde
çözümleyebileceğine dair bir işaret, bir karine var mı arkadaşlar bunun
içerisinde?
Yarın dedi ki yüzde 4'tür. Ne yapacaksınız
Sayın Milletvekilim?
POLAT TÜRKMEN (Zonguldak) - Demez…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hayır, demez
olur mu, şimdi, Sayın Milletvekilim. Yani, şimdi, bunu, o zaman, gelin, İktidar
Partisi olarak deyin ki, biz İktidar Partisiyiz, her ne kadar Merkez Bankası da
bağımsızdır, ama, bu azamî, akdî faiz oranlarıyla ilgili şunun üzerine
çıkmayacak… Söyleyin. Yok, yarın rakamı bilmiyoruz. Aynı rakam kredi kartı
mağdurlarının mağduriyetini gidermeyecek bir rakamda, bir oranda olursa, bunun
vebali ve sorumluluğu kimin üzerinde olacak?! Biz, altı ay sonra, bir yıl
sonra, kredi kartı mağdurlarıyla ilgili yeni bir kanunu daha Türkiye Büyük
Millet Meclisinde görüşme mecburiyetinde kalırız. Bakınız, Bankalar Birliğinin
kendi raporu; o raporda diyor ki: "Kredilendirilen, faize bağlanan tutarın
toplam kart alacağına oranı yüzde 40." Yüzde 40 nedir biliyor musunuz
arkadaşlar; 6,5 katrilyon lira. 6,5 katrilyon liralık borç şu anda faize
bağlanmış. Yani, rakam, öyle zannettiğiniz gibi küçük değil. Bu kanun tasarısı,
farklı şekilde, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarına gelirken,
ilgililer, yetkililer "bu oran, Türkiye'deki kredi kartı mağdurları
oranının yüzde 7'sidir, ödenmeyen tutar yüzde 1,5'tur; bu, dünya ortalamasının
altındadır" şeklinde ifadelerde bulunurken, yani, bu mesele basite
alınırken, ehemmiyet verilmezken, bir anda bunun bu şekle dönüşmesinin altında
yatan sebepleri araştırmamız lazım.
Benim itirazım şuna: Bakınız, önergeniz
bu. Bu önergeniz yanlış. Bu önergeniz bu şekilde buradan geçecek olursa, Merkez
Bankasının azamî akdî ve gecikme faiz oranlarının ne olacağı konusunda hiçbir
milletvekili burada garanti veremez ve bu oran, belki de, yeni binlerce,
onbinlerce kredi kartı mağdurlarını ortaya çıkarabilecek olan bir uygulama
olur. O bakımdan, bu önergeyi, geliniz, daha zamanımız da var, bu önergenizi,
en azından, Meclis iradesinin ortaya…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Süreniz doldu, toparlayın lütfen.
HASAN ÖREN (Manisa) - Şimdi, hayır oyu
kullanacaksın demektir.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hayır, hayır;
onu nereden çıkardın Sayın Milletvekilim?!
BAŞKAN - Lütfen, karşılıklı konuşmayın.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Onu nereden
çıkardın allahaşkına yani?! Nereden çıkardınız onu?!
HASAN ÖREN (Manisa) - Şimdi, kendi
kendinizle çeliştiğiniz için söylüyorum.
BAŞKAN - Sayın Kandoğan, siz, Genel Kurula
hitap edin.
Karşılıklı konuşmayın arkadaşlar.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yani, ben,
tutanaklarımı getireceğim, bundan altı ay önce, bir yıl önce yaptığım
konuşmaları getireceğim.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sen
bizim komisyona gelip katkı verdin mi Sayın Kandoğan?! Ama gelmedin…
BAŞKAN - Müdahale etmeyin… Müdahale
etmeyin…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın
Aslanoğlu, şimdi, bakınız, siz, bir yanlışlık daha yaptınız. Siz, bu komisyon
toplantılarında, efendim, Anavatanı da dışarı aldınız.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Asla!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Evet.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Hayır.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Onun için,
değerli milletvekilleri, bakınız, bu kanun tasarısıyla ilgili…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) -
Komisyon size açık mı!..
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - …bu Meclisteki
bütün milletvekillerinin ortak iradesi var. Bu konuyla ilgili hiçbir
milletvekili bunun aleyhinde olmaz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) -
Beyefendi, komisyonda destek verdiniz mi?
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Ancak, biraz
önce sizle ben konuştum, bana orada "bu akdî faizin ne olacağını
bilemiyoruz…"
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Evet.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - "…yeni
kredi kartı mağdurları olabilir" diyen sizsiniz; bana söylediniz Sayın
Aslanoğlu biraz önce. Niye özel konuşmalarımızı burada söyleme mecburiyetinde
beni bırakıyorsun Sayın Aslanoğlu? Biraz önce siz söylediniz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Evet.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - "Bu
uygulamanın ne getireceği belli değil" dediniz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Merkez
Bankası belli değil dedim.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Evet
"belli değil" diyorsunuz. Bundan sonra hangi faiz oranlarının
geleceğini bilemiyoruz" dediniz; siz söylediniz bunu.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Evet,
ben söyledim.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Ben de aynı
şeyi söylüyorum. Geliniz bunu sabitleştirelim, belli kıstaslar, kriterler
getirelim; benim söylediğim odur. Enflasyona bağlayalım veya başka şeyler olsun
arkadaşlar.
Teşekkür eder, sizlere de saygılar
sunarım.
BAŞKAN - 4 üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Oybirliğiyle kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi okutuyorum:
Faaliyet izninin iptali
MADDE 5- Kartlı sistem kurma, kart
çıkarma, üye işyerleri ile anlaşma yapma, bilgi alışverişi, takas ve
mahsuplaşma kuruluşlarının, 4 üncü maddede belirtilen şartları kaybetmesi,
iznin gerçeğe aykırı beyanlarla alınmış olduğunun tespit edilmesi, iznin
alınmasından itibaren altı ay içinde faaliyete geçilmemesi veya bir yıl içinde
kesintisiz altı ay süre ile faaliyette bulunulmamış olması hallerinden birinin
gerçekleşmesi halinde Kurul, bu Kanun kapsamındaki işlemlere ilişkin faaliyet
iznini iptal edebilir.
Faaliyet izni verilmesine ilişkin kararlar
ile verilmiş olan izinlerin iptaline ilişkin gerekçeli kararlar Resmî Gazetede
yayımlanır.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, Adana Milletvekili Sayın Tacidar Seyhan; buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bir saate yakın bir süredir, belki iki
saate yakın bir süredir, maalesef, burada, siyasî varlıklarını ortaya koymak
için -kördövüşü demem belki biraz zalimce olur ama- birbirimizi kamuoyunda
çelişkili gösterecek ifadelerle, bu kanunun sağlıklı olarak görüşülmesini,
maalesef, engelliyoruz, kendi elimizle engelliyoruz.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Böyle şey olur
mu?!.
BAŞKAN- Sayın Seyhan "sağlıklı
tartışma ortamı yok" diyebilirsiniz; ama, bu şekilde itham ederek değil.
TACİDAR SEYHAN (Devamla) - Evet, doğru,
doğru; onu geri alıyorum.
BAŞKAN - Daha sağlıklı bir tartışma
ortamını isteyebilirsiniz; ama, bu ithamınız doğru değil.
TACİDAR SEYHAN (Devamla) -Tamam, hemen
düzeltiyorum…
BAŞKAN - Sözünüzü geri aldınız; tamam,
anlaşıldı.
TACİDAR SEYHAN (Devamla) - Daha sağlıklı
bir tartışma ortamının sağlanmasını, kendi konuşmalarımızla önlüyoruz.
Şimdi, ben bakıyorum ortaya atılan
konuşmaların tamamına, sadece bir dakikası öneriyle dolu, diğerleri hepsi aynı
"siz dikkate almadınız, siz yapmadınız…"
Yahu, değerli arkadaşlar, ben de komisyona
gelemedim. Allahaşkına, gelemediğim zaman, Adalet ve Kalkınma Partisi
milletvekillerine, kendi milletvekili arkadaşlarıma, gelemediğim zaman
önerilerimi söylerim. Herkesin mazereti olabilir, parti görüşünüzü o komisyonda
söylersiniz. Hangi komisyon, bir milletvekilinin veya bir siyasî parti
temsilcisinin görüşünü söylemesine kapalıdır?!. Oy hakkı olmayabilir; ama,
bunlar hiç mi komisyonda görüşülmedi, hiç mi birlikte oturmadık?!.
Doğru; hem Sayın Kandoğan hem Anavatan
Partisinden birçok arkadaşla ben de açık oturuma katıldım. Onlar da, idealinin
ne olduğunu bize söylediler; ama, söyler misiniz, biz, burada, bir tek kredi
kartı mağdurlarının ödeme planını uygun hale getirmek için mi kanun yapıyoruz?!
Biz, kredi kartlarına genel bir çerçeve getiriyoruz.
Bu çerçevenin üç yanı var; biri, kartları
ve hizmeti satan kurum; ikincisi, üye işyeri; üçüncüsü, kredi kartı
kullanıcıları. Eğer, siz, bir sistemin
sağlıklı işleyişini sağlayacak, ona hizmet edecekseniz, fakir fukaranın
sırtındaki faizi kaldırdığınız gibi, o insanların teknolojinin bir ürünü olan bu kartla alışveriş imkânını da
elinden almayacaksınız. Yani, bunu var eden kurumları disipline ederek, bunu
bir sömürü, soygun düzeni olmaktan çıkararak, sistemin içine çekecek ve
planlayacaksınız. Bu kadar basit. Hiç kimsenin cebinden parasını alıp bir
başkasının cebine verme şansımız var mı?! Hangi milletvekiline desek ki, bu
mağdur olanları, allahaşkına, hepimiz, hiç faiz almadan kabul ederek
gönderelim; itiraz eden bir tane milletvekili var mı? Ama, öyle değil ki;
2002'den birikmiş borç, 2003'ten birikmiş borç… Sistem içerisinde, devlete
karşı yükümlülüğü olan bankalar vergisini vermiş. Evet, fahiş bir faiz
isteniyor, alacağından da almış; ama, geldiğimiz günde bu sorunu çözmek
zorundayız. Fakat, bu sorunu, hem anayasal sistemde karşımıza bir engel
çıkmadan çözebilmeliyiz hem de kurumları müştereken var etmenin bir çaresini
bulmalıyız.
Yüzde 18 ideal mi; değil tabiî, kim ideal
olduğunu söyleyebilir enflasyon oranının. Ama, orada bir vatandaş diyor ki,
ben, sizden yıllık vadeli mevduat aldığım zaman bu mevduata bir faiz ödüyorum.
Bir işletme var, ben de bu parayı satacağım, burası ticarethane, benim sattığım
paranın miktarı, aldığım ve ödediğim paradan üstte olmalı ki ben yaşayabileyim.
Şimdi, mağdurlar söz konusu olduğunda,
sosyal devlet, bir miktar yükü üzerine alır, bu mağduriyetleri giderir. Kamuya
ait şeyde daha serbest davranabilirsiniz; ama, şimdi, Bankalar Kanununda…
Burada bankaları savunacak durumda
değiliz. Bugüne kadar alınan faiz fahiş faizdir, soygundur, yasayla sınırlandırılamamış
soygundur; bunun devam etmesine engel oluyoruz.
Şimdi, diyor ki değerli arkadaşlarımızdan
biri "Merkez Bankası nerelerde belirleyecek, BDDK neyi disipline
edecek?"
Şimdi, biz, burada, hepimiz bir araya
gelip, Merkez Bankasını istismarın merkezi göstereceğiz, BDDK'yı birinin piyonu
göstereceğiz; bu, gide gide bize kadar gelecek. Bu devletin hiç mi vatandaşı
düşünen, düzgün, namuslu işler kamu hizmeti yapan kurumu yok?..
Ne olur; böyle bir şey olmaz mı; olabilir,
böyle bir ihtimal de var. Merkez Bankası, siyasî iradenin etkisiyle bu
rakamları belirleyebilir, bu baskıdan etkilenebilir; ama, bu millet, böyle bir
kredi kartı faizi halkın sırtına çok büyük bir meblağla yüklenirse, onlardan
sandıkta hesap sorar. İki gün sonra, Türkiye'de, bu tartışılmaya başlanır.
Türkiye'de bu riski alabilecek, bunda ısrar edebilecek kaç tane siyasî irade
vardır? Bunun mantığı belli; tüketici kredileri bir, hazine bonoları iki,
reeskont faizleri üç. Merkez Bankası da bunu
belirlerken, bankaların işlerliğini de koyacak, duyarlılık gösterip,
yeniden kredi kartı mağdurlarını yaratmamak için tedbiri alacaktır. Biz de,
burada, herhalde, elimiz boş durmayacağız; biz de, bu vatanın, milletin evladı
olarak, bundan sonra, her gelişmeyi, bu kürsüde yerine getireceğiz; belki,
yeniden görüşeceğiz, yaratılır mı yaratılmaz mı…
Hangi arkadaşım, burada, Merkez Bankasının
açıklamış olduğu faiz oranları halkın üstünde bir zulüm yaratacak ölçüdeyse,
kim itiraz etmez; eminim hepimiz itiraz ederiz. Böyle bir şey yok, böyle bir
lüks yok. Ama, yapabildiğimiz şu: Verebildiğimiz… Parametre olarak mademki
veremiyoruz bunu, Merkez Bankasına yetki verelim, yetki vermekle de kalmayalım,
bunu bir sorumluluk olarak verebilmek için "üç ayda bir açıklar" diyelim. Yapabildiğimiz
bu, geldiğimiz nokta bu. Ama, şimdi, komisyonlar açık; orada kimseyi
görmüyorsunuz. Milletvekillerimiz, Cumhuriyet Halk Partili
milletvekillerimiz, 48 saattir, burada,
belki 3 saat, 4 saat uyumadan, bunun peşinde koşuyorlar, bir mutabakata varmaya
çalışıyorlar.
Elbette, burada, Anavatan Partisinin,
Doğru Yoldaki milletvekili arkadaşlarımın katkı koyma çabalarını, hiç bir
kenara bırakmıyorum; ama, biraz da vicdanlı olalım. Sanki, biz, burada,
faizlerin geriye çekilmesine karşı vatandaşlarız, biz bilmiyoruz "yüzde
sıfır verin" deyip, polemikle, bir işi siyasî rant halinde sağlamayı;
çıkacaksınız, niye 18 oldu da 5 olmadı, niye 5 olmadı da 3 olmadı… Yani, böyle
bir lüksümüz var mı arkadaşlar?! "Niye bütün borçları
affetmiyorsunuz"a kadar gider; bunun sonu yok ki! Ama, bu, mantığın
gidebildiği yere kadardır.
Bizim amacımız, toplumsal sorumluluğumuzu
bir eşgüdümle yerine getirmek. Eşgüdüm, milletvekiline, daha sonra siyasî
partilere, ondan sonra da onlardan çıkan mutabakata, sadece siyasî bir söylem
birlikteliğini sağlamadık diye, farklı farklı anlamlar yüklemek değildir.
Birbirimize anlam yüklemek kolaydır. Yerinizden, yapmadığınız için, ihmal
ettiğiniz için, sorumluluğunuzu eksik yerine getirdiğiniz için, her anlayış
biçimini bir itham haline dönüştürebilirsiniz; ama, pratikte sistemin
işlemesini istiyorsanız, sorumluluk duygusu içerisinde, genel çerçeveyi mantık
çerçevesine sığdırıp, toplumsal faydaya dönüşüp dönüşmediğini ölçmek
zorundasınız. Bizim amacımız, toplumsal faydaya dönüştürmektir.
Ben, arkadaşlarımın hepsinin duyarlı
olduğunu biliyorum. Duyarlılığa çağırmak için bu kürsüye çıkmadım. Sadece, bu
duyarlılığı, şeffaf, saydam, sağduyulu bir birlikteliğe dönüştürmek için buraya
çıktım.
Görüşmelerimizin bu mantıkta devam
edeceğine inanıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Kişisel söz istemi; Hasan Ali
Çelik, Sakarya Milletvekili... İstemiyor.
Sayın Hasan Anğı, Konya Milletvekili,
buyurun.
HASAN ANĞI (Konya) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
5 inci maddede, faaliyet izninin
kaldırılmasıyla ilgili düzenlemeler var.
Biraz önceki değerli konuşmacı
arkadaşlarımız da tasarının hazırlanma süreci... Yıllardan beri, 1992'den beri
çalışmalar var. Son dönemde, bunun üzerine, hükümetimiz gereken şekli vermiş ve
Meclise gelmiştir. Komisyonlarda az tartışmadık. Komisyon çalışmalarından sonra
gündeme gelen başlıkları oturduk, hep değerlendirdik ve bugün, Genel Kurulun
gündeminde; yani, bir oldu bittiye gelen bir hal yok.
Bu çalışmaların, neresinde, kim, ne
katkıda bulunmuşsa, hepsine müteşekkiriz. Millet adına bu yapılmakta ve şu anda
bunu devam ettiriyoruz.
Ben, tekrar, yasanın hayırlı olmasını
diliyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - İbrahim Hakkı Birlik, Şırnak
Milletvekili?.. Yok.
Ümmet Kandoğan, Denizli Milletvekili…
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Vazgeçtim Sayın
Başkan.
BAŞKAN - Vazgeçtiniz.
O zaman, işlemler tamamlandı.
MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan,
benim söz talebim vardı.
BAŞKAN - Doğru, doğru… Özür dileriz.
MEHMET ERASLAN (Hatay) - Estağfurullah.
BAŞKAN - Mehmet Eraslan, Hatay
Milletvekili; buyurun.
MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabiî ki, gruplar adına 10'ar dakika
konuşmalar yapılıyor, şahıslar adına 5'er dakika konuşmalar yapılıyor.
Arkadaşlarımız konuşuyorlar; kendilerine teşekkür ediyorum. Katkılarından
dolayı, düşüncelerini burada ifade ettiklerinden dolayı kendilerine şükran
borçluyuz; ama, biz, konuşurken; yani… Biz de konuşalım; yani, bu noktada hiç
kimse rahatsız olmasın; hepimiz konuşalım, hepimiz milletvekiliyiz iktidarıyla
muhalefetiyle ve çok önemli bir kanun tasarısını burada görüşürken, mutlaka,
herkes, hepimiz, konuyla ilgili, kanunla ilgili düşüncelerimizi,
tavsiyelerimizi, telkinlerimizi, her halükârda, ifade etme özgürlüğüne sahibiz
diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, bu kanunun iki boyutu
var; bir bankacılık boyutu var, bir de bir sosyal boyutu var. Bankacılık
boyutunu da değerlendirmek gerekiyor; ama, yani, bankalar değil miydi peynir
ekmek dağıtır gibi kredi kartlarını dağıtan?! Dolayısıyla, ben, bankacılık
boyutunu düşünüyorum; ama, sosyal boyutunu, toplumsal boyutu ve bu toplumsal
hayatta yaşanan ıstırapları, yaşanan sorunları ve bu sosyal hayattaki fevkalade
üzücü neticeleri daha çok önemsiyorum; bankacılık boyutundan daha çok
önemsiyorum. Bankalar 8-10 tane; ama, mağdurlar binlerce, belki de milyonlarca.
Dolayısıyla, bu sosyal boyutunu düşünürken ve kredi kartı mağdurlarını da,
bankacılık sistemine, bankacılık uygulamalarına, hiçbir şekilde
değiştirmeyelim, kurban etmeyelim diye düşünüyorum.
186 tane milletvekilimizin, çok değerli
milletvekilimizin kredi kartları da iptal edildi, basına da bu yansıdı. Bakın,
bu sorun, milletvekillerinin de sorunu; yani, milletvekilleri de, aslında, bu
noktada, mağdur durumdalar.
Sayın Bakanımız, az önce, ben konuşma
yaptıktan sonra, Çok Değerli Bakanımız çıktılar, dediler ki: "Benden önce
konuşan arkadaşlarımız, enflasyon hedefi yıllık yüzde 5 iken, bu yüzde 18'lik
faiz fazla değil mi, bunun düşmesi lazım diye çok farklı açıklamalar
getirildi" ve bunlara katılmadığını söyledi; çünkü, bankalar bu kredi
borcunu, bu parayı öderken, onlar da başka bir yerden aldılar, kullandılar.
Dolayısıyla, alacaklı banka, verecekli de borçlu. Doğru; alacaklı banka, verecekli
borçlu. Şimdi, Sayın Bakanım, bakın, yüzde 20'den aldıklarını siz
söylüyorsunuz, o zaman mevduat yüzde 20 idi. Yüzde 20'yle aldı bankalar, yüzde
115'le yüzde 200'le yüzde 215'le sattılar bunu; yani, bu noktada, vatandaşı
mağdur eden bankacılar oldu, banka sistemi oldu. Bu kapitalizm dünyasında,
insanlarımızı, bu kadar ezmenin ve bu kadar böyle mağdur etmenin, evlerine
haciz çıkarmanın, eşyası, parası, pulu, masası, sandalyesi, televizyonu ne
varsa alıp götürmenin bir manası yok. Yani, şimdi, biz, nerede duracağız, kimin
yanında olmalıyız? Haklının yanında mı, yoksa çok mağdur olanın yanında mı veya
az mağdur olanın yanında mı?..
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - AK Partinin
yanında ol.
MEHMET ERASLAN (Devamla) - Dolayısıyla,
ben, eğer, bu rakam yüzde 22'den, yüzde 18'e düşürülebiliyorsa -birazdan önerge
gelecek, faiz oranı uygulanacak. Temerrüde düşmüş olan borçlar için söylüyorum,
uygulanacak faiz oranı yüzde 22 idi, ilk başta- yüzde 18'e düşürülebiliyor ise,
yani ben bunun daha da aşağıya düşürülebileceğini düşündüğüm için ve buna
inandığım için, ben, özellikle sizlere hitap ettim.
NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) - Sen sıfıra
indirdin.
BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayın.
MEHMET ERASLAN (Devamla) - Devlet
borçlanma faiz oranları uygulansın diyoruz veya tüketici kredi oranları
uygulansın diyoruz veya mevcut enflasyon oranı neyse, o uygulansın diyoruz. Ee,
bakın, bu kanun tasarısının, toplumun geniş kitlelerine ve kredi kartı
mağdurlarına, ciddî manada bir çözüm oluşturmadığını arkadaşlarımız söylüyor,
sayın milletvekillerimiz söylüyor. Yani, ideal mi "ideal değil"
diyorlar; ama, biz, bunun, bu kadarını yaptık…
Peki, Sayın Bakanımız, Hükümet adına
burada, Türkiye Büyük Millet Meclisi azaları, milletvekilleri, hepimiz
buradayız. Yani, daha iyisini yapalım. Bizi bağlayan mı var, bizi tutan mı
var?!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım; sürenizi aştınız.
MEHMET ERASLAN (Devamla) - Toparlıyorum.
Öyleyse, Meclis olarak, milletin
iradesinin tecelli ettiği yüce çatı olarak bizler, daha iyisini yapma
noktasında özgürüz, hürüz, kendi irademizi kullanabiliriz diyorum ve tekrar,
yeniden bir değerlendirilme yapılması noktasında ricamı yeniliyorum ve saygılar
sunuyorum.
BAŞKAN - 5 inci Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Oybirliğiyle kabul edilmiştir.
Madde 6'yı okutuyorum:
Ana sözleşme, pay edinim ve devirleri
MADDE 6- Kartlı sistem kurma, kart
çıkarma, üye işyerleri ile anlaşma yapma, bilgi alışverişi, takas ve
mahsuplaşma kuruluşlarının ana sözleşme ve değişiklikleri, pay edinim ve
devirleri ve dolaylı pay sahipliğinin belirlenmesine ilişkin hususlar Kurulca
belirlenir.
BAŞKAN - Gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel istemler:
Hasan Ali Çelik, Sakarya Milletvekili?..
Vazgeçti.
Hasan Anğı, Konya Milletvekili?.. Vazgeçti.
Ümmet Kandoğan, Denizli Milletvekili?..
Vazgeçti.
Mehmet Eraslan?.. Vazgeçtiler.
Haluk Koç, Samsun Milletvekili?..
Vazgeçti.
Fatih Arıkan, Kahramanmaraş
Milletvekili?.. Vazgeçti.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
İzin başvurularının değerlendirilmesi
MADDE 7- Bu Kanun hükümleri uyarınca
Kuruma yapılan izin başvuruları, denetimin etkin bir şekilde ifa edilmesine
engel olabilecek nitelikte doğrudan veya dolaylı herhangi bir ilişkinin varlığı
veya izne tâbi işlem için öngörülen koşulların, niteliklerin, yeterliliklerin
izin başvurusu esnasında ya da değerlendirme sürecinde sağlanamaması veya
kaybedilmesi halinde Kurulca reddedilir. Red kararları ilgililere gerekçeli olarak
bildirilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde gruplar adına söz
istemi?.. Yok.
Şahısları adına:
Sayın Kandoğan?.. Yok.
Sayın Mehmet Eraslan?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Oybirliğiyle kabul edilmiştir.
Madde 8'i okutuyorum:
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kart Çıkaran Kuruluşların Yükümlülükleri
Kart çıkarma ve buna ilişkin yükümlülükler
MADDE 8- Kart çıkaran kuruluşlar, talepte
bulunmayan veya sözleşme imzalamayan kişiler adına hiçbir şekil ve surette kart
veremezler. Bu kuruluşlarca genel müdürlük veya şube haricinde kredi kartı
talebi toplanabilecek yerler Kurumun uygun görüşü alınarak Türkiye Bankalar
Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği tarafından müştereken belirlenir.
Asgari tutarın son ödeme tarihini takip
eden üç ay içinde ödenmemesi durumunda kart çıkaran kuruluşça kart hamiline
yapılacak bildirimden itibaren bir aylık süre içerisinde bu tutarın ödenmemesi
ya da banka kartı ile kredi kartı kullanımından dolayı adli cezaların
uygulanması halinde, ilgili kart çıkaran kuruluşça kart hamiline verilen kredi
kartları iptal edilir ve borcun tamamı ödeninceye kadar yeni kredi kartı
düzenlenemez.
Kart çıkaran kuruluşlar, kartların düzenli
ve güvenli kullanımı ile bildirim, talep, şikâyet ve itirazlara ilişkin gerekli
tedbirleri almaya yönelik sistemi kurmak ve kesintisiz olarak açık tutmakla
yükümlüdür.
Kart çıkaran kuruluşlar, kartın verilmesi
anında kart hamilini yeteri derecede bilgilendirmek ve talep edilmesi halinde,
gerçekleştirilmiş işlemlere ait kayıtları otuz günü geçmemek üzere işlemin
mahiyetine uygun bir süre zarfında sağlamakla yükümlüdür. Yurt dışı
işlemlerinde bu süre altmış gün olarak uygulanır.
Kart çıkaran kuruluşlar, kartların
kullanılması bir kod numarası, şifre ya da kimliği belirleyici başka bir yöntemin
kullanılmasını gerektiriyorsa, bu tür bilgilerin gizli kalması amacıyla gerekli
önlemleri almak ve harcama ve alacak belgesinin müşteri nüshası üzerinde ve
yazışmalarda kart numarasının açıkça yer almasını engellemekle yükümlüdür.
Kart çıkaran kuruluşlar, banka kartı ve
kredi kartlarının asıl kart hamiline teslim edilmesini sağlayacak önlemleri
almak, reşit olmayan ek kart hamilleri adına düzenlenen banka ve kredi
kartlarının asıl kart hamillerine teslimini sağlamakla yükümlüdür.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, Samsun Milletvekili Sayın Haluk Koç; buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA HALUK KOÇ (Samsun) -
Değerli milletvekilleri, Sayın Başkan; Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Kısa bir açıklama yapmak için söz aldım; o
da şu: Değerli arkadaşlarım -arkadaşlarım burada yoklar; ama, belki kuliste
izliyorlardır; o da şu- hani, niye bu yüzde 18 de daha altı değil?.. Değerli
arkadaşlarım, herhalde -kendileri de ifade ettiler- Bursa'da, Balıkesir'de
parti çalışmaları yapmışlar; ama, 48 saattir, bu Meclis çatısı altında, nasıl
bir orta yol bulma gayreti içerisinde olduğumuzu pek fark etmediklerini
anlıyorum ve sonra, Sayın Seyhan da değindiler; komisyon çalışmaları tüm
milletvekillerine açıktır. Ben, şimdi baktım; değerli arkadaşlarım hiçbir
komisyon çalışmasına katılmamışlar, fikir beyan etmemişler. Televizyonlarda
fikir beyan ettiklerini söylüyorlar; ama, yasama görevinin ilk aşaması,
komisyon, atölyesidir, mutfağıdır.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakın,
komisyondan çıkan şekliyle, bu ilk taksiti de peşin ödemeleri şartıyla, icra
takip tarihinden itibaren anapara borcu tamamen tahsil edilinceye kadar yüzde
22 faiz ve 12 eşit taksit öngörülmüştü. Cumhuriyet Halk Partisi üyelerinin,
değerli arkadaşlarımın komisyondaki tavırları, bu faizin, yıllık enflasyon
oranının yüzde 50 üstüydü; yani, komisyonda çıkan metin yüzde 22 faiz, 12 eşit
taksitti. Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımın önerisi: Yüzde 8 hesap edersek
yıllık enflasyonu, yüzde 50 fazlası yüzde 12, aya yayılmasıydı. Gelinen orta
nokta nedir; tüketici derneklerinin tüm temsilcileriyle, ticaret odalarıyla…
Bilhassa Ankara Ticaret Odası Başkanının katkılarını, ben de, bir kere daha
ifade edeyim ve Sayın Aygün'e de teşekkür edeyim kürsüden. Bu neden önemli; çünkü,
bir sivil toplum inisiyatifini demokrasimizde taşımamız gerekiyor. Sayın Aygün
üzerine düşen görevi yapmıştır; yani, zaman zaman tartışmalara katılmıştır ve
gelinen noktada -Cumhuriyet Halk Partisi önerisini söyledim, komisyonda çıkan
metni söyledim ve uzlaşma dediğimiz ortak varılan noktada- yüzde 18 faiz aya
yayılmadır. Yani, niye daha altı değil, niye altı değil?! Yani, komisyonda
getirdiğimiz öneriyi söyledim. Varılan nokta budur ve bu da, tüketici
birliklerinin bütün temsilcilerinin… Bugün ben telefonla hepsiyle konuştum;
Ankara Ticaret Odasıyla da konuştum, ilgilenen sivil toplum örgütleriyle de
konuştum ve değerli arkadaşlarımın söylediği gibi, bizim 3 saatlik uykumuz var
değerli arkadaşlarım 48 saattir. Dün bu Meclis dağılırken saat 21.00'de, biz, şurada,
kuliste, yaklaşık 1-1,5 saat daha arkadaşlarımızla görüştük. Sonra, Partimizin
üst yetkilileriyle, Sayın Genel Başkanımızla görüştük ve vardığımız noktada,
toplumun, şu aşamada, deminki konuşmamda söylediğim gibi, kuralsız bir piyasa
düzeni tablosu veren bu kredi kartı sorununun bu gece burada çözümlenmesi için
-bu, mutabakat diyeyim, uzlaşma diyeyim, tüm siyasî partilerin katkısıyla
olduğunu bir kere daha ifade edeyim- bu noktaya gelmiş bulunuyoruz. Bir şey
söylerken, bir şey söylerken… Sofraya oturmak güzel de, biraz da mutfakta
çalışmak gerekiyor.
Ben, saygılarımı sunuyorum; tekrar,
hayırlı olsun diyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Başka söz istemi yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler…
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan…
BAŞKAN - Oylamaya geçtik.
Madde kabul edilmiştir.
Talebinizi tam alamadık; kusura bakmayın.
9 uncu maddeyi okutuyorum:
Kredi kartı limiti
MADDE 9- Kart çıkaran kuruluşlar, kredi
kartı almak isteyen kişilerin yasaklılık veya engel durumu, ekonomik ve sosyal
durumu, aylık veya yıllık ortalama geliri, diğer kart çıkaran kuruluşlarca bu
kişilere tahsis edilen kredi kartı limiti, bir model veya skorlama sistemi
sonuçları, müşterini tanı ilkeleri ile 29 uncu madde çerçevesinde temin
edilecek bilgileri dikkate alarak yapacakları değerlendirmeye istinaden
kullanım limiti tespit etmek zorundadır. Kart çıkaran kuruluşlar kart
limitlerini bu hüküm çerçevesinde güncelleyebilirler. Kart çıkaran kuruluşlar,
kart hamilleri talep etmedikçe kart limitlerini artıramazlar.
Kart çıkaran kuruluş tarafından bir gerçek
kişinin sahip olduğu tüm kredi kartları için tanınacak toplam kredi kartları
limiti, ilk yıl için, ilgilinin aylık ortalama gelirinin iki katını aşamaz. Bu
fıkra uygulamasında bin Yeni Türk Lirasına kadar limitler hariç olmak üzere,
aylık veya yıllık ortalama gelir düzeyi kart hamili tarafından beyan edilen ve
ilgili kuruluşlarca teyit edilen gelirler üzerinden tespit edilir.
Kart hamilinin talebi üzerine üçüncü
kişiler adına asıl karta bağlı ve asıl kart limitini aşmamak kaydı ile ek kredi
kartı düzenlenebilir.
Kurul, ikinci fıkrada yer alan sınırlama
da dahil olmak üzere, kart çıkaran kuruluşların genel ve bireysel risk sınır ve
oranlarını belirlemeye yetkilidir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz istemi?.. Yok.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Var efendim.
BAŞKAN - Sayın Özdoğan, peki.
Biraz daha yüksek sesle talebinizi
bildirirseniz ve Divana gelip söylerseniz, atlamamız söz konusu olmaz.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN - Siz, şimdi, grup adına mı söz
istiyorsunuz?
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Grup adına…
BAŞKAN - Şimdi, Sayın İbrahim Özdoğan,
yetki belgesini Grubunuz bize gönderemediği için -şu anda da Grup
Başkanvekiliniz yok- size şahsınız adına söz veriyorum; çünkü, başka şahıs
adına söz istemi yok.
Buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bu yasa görüşülürken, tabiî ki, bir önceki konuşmamda
da arz etmiştim, bir an önce çıkmasını istiyoruz. Bu mağdur insanlar,
televizyonların başlarında heyecanla beklemektedirler. Bu insanlarımızdan da
özür diliyorum.
Yalnız, Cumhuriyet Halk Partisi Grup
Başkanvekili Sayın Prof. Dr. Haluk Koç Beyefendiye bir cevap vermek istiyorum;
çünkü, bu konuşmasında -ben de hissemi aldım- dediler ki: "İşin mutfak
kısmı komisyondur; görüşlerini beyan etmek isteyen gelir orada konuşurdu, sofra
orasıdır." Değerli arkadaşlar, bizim atasözlerimizde hikmetler vardır.
Değerli arkadaşlar, yani, yanlış hesap Bağdat'tan döner. Herhalde, Genel Kurulda
bu yasalar görüşülürken önerge verme işi boşuna getirilmemiştir. Biz, burada,
herhalde bunları düzeltiriz.
Sayın Haluk Koç şundan çekiniyor
zannediyorum: Bu yüzde 18 faiz meselesinin, gerek İktidar Partisi gerekse
Anamuhalefet Partisi olarak kendilerinin daha sonra başlarını ağrıtacağını
hissetmiş olacak ki, böyle bir açıklamada bulundu.
Ben, tekrar, burada vurgulamak istiyorum.
Anavatan Partisi olarak, gelin, bu faiz oranını, değerli arkadaşlar, biraz daha
aşağıya indirelim; yoksa, vebali, AK Partinin ve Cumhuriyet Halk Partisinin
üzerinde kalır.
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Madde üzerinde başka söz
istemi?.. Yok.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Şahsı adına?..
BAŞKAN - Geçtik, bitti.
Madde üzerinde 5 adet önerge var.
Önergeleri önce geliş sıralarına göre
okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082 sıra sayılı Kanun
Tasarısının 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki
bendin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Haluk Koç |
Nuri Çilingir |
Nejat Gencan |
|
|
Samsun |
Manisa |
Edirne |
|
|
Tacidar Seyhan |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
Hasan Ören |
|
|
Adana |
Malatya |
Manisa |
"Kart hamillerinin
harcamalarıyla kart limitlerini aşmaları halinde aşılan miktara işlem tarihi
ile ödeme tarihi arasındaki süre için, akdi faizden başka herhangi bir ücret
talep edilemez."
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı Kanun Tasarısının 9 uncu maddesinin birinci fıkrasından sonra
gelmek üzere aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Eyüp Fatsa |
Hasan Anğı |
Sabri Varan |
|
|
Ordu |
Konya |
Gümüşhane |
|
|
Yekta Haydaroğlu |
|
Alim Tunç |
|
|
Van |
|
Uşak |
"Kart hamillerinin
harcamalarıyla kart limitlerini aşmaları halinde, aşılan miktara işlem tarihi
ile ödeme tarihi arasındaki süre için, akdi faizden başka herhangi bir ücret
talep edilemez."
BAŞKAN - Üçüncü önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı Kanun Tasarısının 9 uncu maddesinin 2 nci fıkrasının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Haluk Koç |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
Tacidar Seyhan |
|
|
Samsun |
Malatya |
Adana |
|
|
Nuri Çilingir |
Nejat Gencan |
Hasan Ören |
|
|
Manisa |
Edirne |
Manisa |
"Kart çıkaran
kuruluş tarafından bir gerçek kişinin sahip olduğu tüm kredi kartları için
tanınacak toplam kredi kartları limiti, ilk yıl için, ilgilinin aylık ortalama
net gelirinin iki katını, ikinci yıl için ise, dört katını aşamaz. Bu fıkra
uygulamasında bin Yeni Türk Lirasına kadar limitler hariç olmak üzere, aylık
veya yıllık ortalama gelir düzeyi kart hamili tarafından beyan edilen ve ilgili
kuruluşlarca teyit edilen gelirler üzerinden tespit edilir."
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyoruz:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı Kanun Tasarısının 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Eyüp Fatsa |
Hasan Anğı |
Sabri Varan |
|
|
Ordu |
Konya |
Gümüşhane |
|
|
Yekta Haydaroğlu |
|
Alim Tunç |
|
|
Van |
|
Uşak |
"Kart çıkaran
kuruluş tarafından bir gerçek kişinin sahip olduğu tüm kredi kartları için
tanınacak toplam kredi kartları limiti, ilk yıl için, ilgilinin aylık ortalama
net gelirinin iki katını, ikinci yıl için dört katını aşamaz. Bu fıkra
uygulamasında bin Yeni Türk Lirasına kadar limitler hariç olmak üzere, aylık
veya yıllık ortalama gelir düzeyi kart hamili tarafından beyan edilen ve ilgili
kuruluşlarca teyit edilen gelirler üzerinden tespit edilir."
BAŞKAN - Beşinci ve son
önergeyi okutuyorum. Aynı zamanda en aykırı önerge olduğu için okutup,
okuduktan sonra işleme alacağız.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı Yasa Tasarısının 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Muhsin Koçyiğit |
Süleyman Sarıbaş |
Muzaffer Kurtulmuşoğlu |
|
|
Diyarbakır |
Malatya |
Ankara |
|
|
Hüseyin Güler |
|
İbrahim Özdoğan |
|
|
Mersin |
|
Erzurum |
"Kart çıkaran
kuruluş tarafından bir gerçek kişiye tanınacak toplam kredi kartı limiti, ilk
yıl için, ilgilinin aylık ortalama gelirinin iki katını aşamaz. Bu fıkra
uygulamasında bin Yeni Türk Lirasına kadar limitler hariç olmak üzere, aylık
veya yıllık ortalama gelir düzeyi kart hamili tarafından beyan edilen ve ilgili
kuruluşlarca teyit edilen gelirler üzerinden tespit edilir."
BAŞKAN - Komisyon,
önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ
KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet?..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutalım, önerge sahipleri konuşmak mı isterler?
MUHSİN KOÇYİĞİT
(Diyarbakır) - Gerekçe…
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Tüketicilerin
gelirlerinin aşırı üzerinde harcama yaparak zor duruma düşmelerinin
engellenmesidir.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Üçüncü ve dördüncü önerge
aynı mahiyette olduğu için okutup, birlikte işleme tabi olacak.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı Kanun Tasarısının 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Eyüp
Fatsa (Ordu) ve arkadaşları
Haluk
Koç (Samsun) ve arkadaşları
"Kart çıkaran
kuruluş tarafından bir gerçek kişinin sahip olduğu tüm kredi kartları için
tanınacak toplam kredi kartları limiti, ilk yıl için, ilgilinin aylık ortalama
net gelirinin iki katını, ikinci yıl için ise, dört katını aşamaz. Bu fıkra
uygulamasında bin Yeni Türk Lirasına kadar limitler hariç olmak üzere, aylık
veya yıllık ortalama gelir düzeyi kart hamili tarafından beyan edilen ve ilgili
kuruluşlarca teyit edilen gelirler üzerinden tespit edilir."
BAŞKAN - Komisyon
katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) -
Takdire bırakıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet?..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutalım?
SADULLAH ERGİN (Hatay) -
Gerekçe…
BAŞKAN - Konuşmak isteyen
var mı önerge sahiplerinden?
HALUK KOÇ (Samsun) -
Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okuyun.
Gerekçe:
Kredi kartı limitinde
aylık gelirin net veya brüt ücret üzerinden olup olmadığı konusundaki
belirsizlik giderilmiş, ikinci yıl için ise bu limitin dört katına kadar sınır
getirilmiştir.
BAŞKAN - Şimdi,
önergeleri birleştirerek oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Oybirliğiyle kabul edilmiştir.
Son iki önergede de
benzerlik olduğu için, aynı mahiyette olduğu için, birlikte okutup, oylarınıza
sunacağız.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı Kanun Tasarısının 9 uncu maddesinin birinci fıkrasından sonra
gelmek üzere aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
- Haluk
Koç (Samsun) ve arkadaşları
Eyüp
Fatsa (Ordu) ve arkadaşları
"Kart hamillerinin
harcamalarıyla kart limitlerini aşmaları halinde, aşılan miktar işlem tarihi
ile ödeme tarihi arasındaki süre için, akdi faizden başka herhangi bir ücret
talep edilemez."
BAŞKAN - Komisyon
katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) -
Takdire bırakıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet?..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) - Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutalım?
SADULLAH ERGİN (Hatay) -
Gerekçe…
BAŞKAN - Gerekçeyi
okuyalım.
Gerekçe:
Mevcut uygulamalarda kart
limitini aşımında yüksek miktarlarda faiz alınmaktadır. Bunun önlenmesi
hedeflenmiştir.
BAŞKAN - Bu iki önergeyi
birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Oybirliğiyle
kabul edilmiştir.
Şimdi, kabul edilen
önergeler doğrultusunda, 9 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Oybirliğiyle kabul edilmiştir.
10 uncu maddeyi
okutuyorum:
Hesap özeti
MADDE 10- Kurulca
belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde, kredi kartı hesap özeti
düzenlenmesi, yazılı veya kart hamilinin talebi üzerine elektronik ortam veya
başka etkin yollarla bildirilmesi zorunludur.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
gruplar adına söz istemi?.. Yok.
Kişisel söz istemleri:
Hasan Ali Çelik, Sakarya
Milletvekili...
HASAN ALİ ÇELİK (Sakarya)
- Vazgeçtim, konuşmuyorum.
BAŞKAN - Vazgeçiyor,
istemiyor.
Hasan Anğı, Konya
Milletvekili...
HASAN ANĞI (Konya) -
Konuşmuyorum.
BAŞKAN - Vazgeçiyor,
istemiyor.
Ümmet Kandoğan, Denizli
Milletvekili; buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Tabiî, aslolan,
komisyonlarda bu kanun tasarılarının şekillenmesi, olgunlaşması ve Türkiye
Büyük Millet Meclisinin Genel Kuruluna gelmeden önce üzerinde mutabakat
sağlanması; önemli olan, aslolan, kanunların çıkarılmasında budur. Tabiî,
şimdi, biraz önce konuşan sayın milletvekili, komisyon toplantılarına
katılmayanlar, bu işin mutfağında olmayanlar, gelip Türkiye Büyük Millet
Meclisi kürsüsünden bu kanunlarla ilgili yorumlar yapıyorlar şeklinde
ifadelerde bulunuldu. Tabiî, bizim, Doğru Yol Partisi olarak grubumuz yok. (AK
Parti sıralarından "İnşallah olur" sesi) Elbette, komisyon
toplantılarında parti olarak temsil edilmiyoruz. Ancak, bu açığımızı…
İnşallah diyen
milletvekilimiz var; ilk seçimde göreceksiniz, o sandık milletin önüne
geldiğinde, yeni Meclisin nasıl şekilleneceğini hep beraber göreceğiz sayın
milletvekilim; ama, ben, bir Doğru Yol Partisi milletvekili olarak, bu Mecliste
en fazla devamı olan milletvekillerinin başında yer alıyorum. Bakınız…
AHMET IŞIK (Konya) - Yapma
ya, rekor bizde!..
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Evet, başında yer alıyorum dedim; en başında demedik Sayın Işık. Ama, ben
şunu söylüyorum; ben, elimden geldiğince, Meclise devam ediyorum, takip
ediyorum, katkı yapmaya çalışıyorum, katkı sağlamaya çalışıyorum; ancak, benim,
iki gün Mecliste olmamam noktasında da bazı eleştiriler olmuş; ancak, şunu
söylüyorum: Biz, o iki günlük çalışmada, İzmir, Balıkesir ve Bursa'daydık.
İzmir'de ne yaptık; İzmir'de, gazete ilanlarıyla, tekstilin bitme noktasında
olduğunu söyleyen ve her gün binlerce işçi çıkarıyoruz diye feryat eden
tekstilcilerin ve sanayicilerin dertlerini dinledik orada.
TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI
(İzmir) - Biz de cumartesi günü gittik.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Evet, oradan geçtik Bursa'ya. Bursa milletvekillerimiz de var. Bursa'da,
kamyon garajına gittik. 1 000 tane kamyoncu esnafı, orada, hükümeti istifaya
davet etti, 25 Şubatta yürürlüğe girecek bir yönetmelikten dolayı. Orada 1 000
kişi vardı, biz onları dinledik. Doğru Yol Partisi olarak, nerede, herhangi bir
vatandaşımızın sıkıntısı varsa, biz oradayız. Daha sonra, organize sanayi
bölgesine gittik Bursa'da. Organize sanayi bölgesindeki sanayicimiz,
tekstilcimiz feryat ediyor, feryatları göğe yükselmiş. Bakınız, Bursa'nın ve
Türkiye'nin en büyük, tekstil sektöründe isim yapmış olan Bursalı bir
sanayicimiz şunu söyledi: "Ben, geçen sene, 2005 yılı içerisinde 1 000
işçi çıkardım; ancak, utancımdan bunu söyleyemiyorum, ancak 500 işçi
çıkardığımı söylüyorum." Yani, vatandaş kan ağlıyor. Biz, oralardaysak, vatandaşın
dertlerini birebir dinleyip, bunların çözüm yollarını bulmak için oralardayız
ve Mecliste de, bakınız, bugün, geldim, konuşma yaptım, Bursa'daki o kamyoncu
esnafımızın sorunlarını burada dile getirdim, tekstilcimizin, sanayicimizin
sorunlarını dile getirdim ve kredi kartı mağdurlarının bu kadar fazla olmasının
altında yatan sebeplerden birisi de işsizliğin bu boyutlarda olması. Bugüne
kadar iş bulan ve çalışan insanların, 2005 yılı içerisinde işlerini
kaybetmelerinden dolayı, gelirlerini kaybetmelerinden dolayı, kredi kartı
mağdurlarının büyük bir bölümünün bunlardan oluştuğunu niye anlamak
istemiyorsunuz değerli milletvekilleri?!
Ve tekrar ediyorum, bu
ekonomik sistem, bu ekonomik uygulamalarınız aynı şekilde devam edecek olursa,
2006 yılı içerisinde de… Bakınız rakamları da aldım, rakamları da sizlere
takdim edebilirim, verebilirim.
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) -
Ver, ver.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Bu sene, sadece ocak ayı içerisinde protesto edilen senet tutarı, geçen
senenin ocak ayına göre yüzde 40 artmış, tutarı da yüzde 56 artmış. Yani, geçen
seneki ocak ayı ile bu seneki ocak ayı içerisindeki, esnafımızın,
işverenimizin, sanayicimizin içine düştüğü duruma bakın; eğer bu durumu
düzeltemezseniz, yeni, onbinlerce kredi kartı mağduru ortaya çıkacak, bizim
feryadımız bu. (AK Parti ve CHP sıralarından "Maddeye gel, maddeye"
sesleri)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayın
lütfen.
HASAN ÖREN (Manisa) -
Maddeye gel, maddeye.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Evet, değerli milletvekilleri, biraz önce Sayın Koç da burada konuştu, hiç o
itirazı yaptınız mı?! Neden bahsetti, hangi maddeden bahsetti Sayın
Milletvekili?
HASAN ÖREN (Manisa) -
Söz; bir daha olmayacak!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Değerli milletvekilleri, şimdi diyorlar ki, niye konuşuyorsunuz; bak, diğer
şeyler… Biraz önce CHP Grubu adına konuşma yapıldı, biraz önce Anavatan Grubu
adına konuşma yapıldı; onlar konuşunca hiçbir şey yok, Ümmet Kandoğan kürsüye
geldi mi "siz bu kanunun çıkmasını istemiyor musunuz?!." Aynı soruyu
niye onlara sormuyorsunuz?! Niye aynı soruyu onlara sormuyorsunuz?!
Ben gönülden istiyorum,
destekliyorum; ancak, çekincelerim olduğunu bir kez daha ifade ediyor, Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Oybirliğiyle kabul
edilmiştir.
Birleşime 5 dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 22.44
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 22.50
BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 67 nci Birleşiminin Dördüncü
Oturumunu açıyorum.
1082 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
IV.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
8.- Banka
Kartları ve Kredi Kartları Kanun Tasarısı; Gümüşhane Milletvekili Sabri
Varan'ın, Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Kanun Teklifi ve Avrupa
Birliği Uyum ile Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabiî Kaynaklar,
Bilgi ve Teknoloji
Komisyonları Raporları (1/1147,
2/415) (S. Sayısı: 1082) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
11 inci maddeyi
okutuyorum:
Şikâyet ve itirazlar
MADDE 11- Kart çıkaran
kuruluşlar, kart ve ek kart hamillerinin kart kullanımıyla ilgili ola-rak
yapacakları şikayet ve itiraz başvurularını, başvuru tarihinden itibaren yirmi
gün içinde hamilin başvuru yöntemi kullanılarak ve gerekçeli bir şekilde
cevaplandırmak zorundadır. Kuruluşlar, kart ve ek kart hamillerinin şikâyet ve
itirazlarının ilgili birimlerine kolaylıkla ulaşmasını sağlayacak tedbirleri
almakla yükümlüdür.
Kredi kartı ile yapılan
işlemlere, son ödeme tarihinden itibaren on gün içinde, kart çıkaran kuruluşa
başvurmak suretiyle itiraz edilebilir. Kredi kartı hamili, yapacağı başvuruda,
hesap özetinin hangi unsurlarına itiraz ettiğini gerekçesiyle belirtmek
zorundadır. Süresi içerisinde itiraz edilmeyen hesap özeti kesinleşir. Hesap
özetinin kesinleşmesi genel hükümlere göre dava hakkını ortadan kaldırmaz.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, görüşülmekte olan Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanun
Tasarısı üzerinde AK Parti, Cumhuriyet Halk Partisi ve Anavatan Partisi
Grupları adına anlaştıkları için, teşekkür ediyorum. Ayrıca, grubu olmayan
Doğru Yol Partisinin Sayın Milletvekiline de teşekkür ediyorum.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
12 nci maddeyi
okutuyorum:
Kartın haksız kullanımı
ve sigortalanması
MADDE 12- Kartın ya da 16
ncı maddede belirtilen bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart
hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmidört saat içinde gerçekleşen hukuka
aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak
üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına
dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.
Kart çıkaran kuruluş,
yapılacak talep ve ilgili sigorta prim bedelinin ödenmesi koşulu ile kart
hamilinin birinci fıkrada belirtilen yüzelli Yeni Türk Lirası tutarındaki
sorumluluğunun sigortalanmasını sağlamakla yükümlüdür. Kartların sigortalanması
ve sorumluluğun paylaşılmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurum tarafından
çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz talebi?.. Yok.
1 adet önerge vardır, önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082 sıra sayılı Banka
Kartları ve Kredi Kartları Kanunu Tasarısının 12 nci maddesinin madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederim.
Saygılarımla.
Mehmet Eraslan
Hatay
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) -
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Eraslan,
konuşacak mısınız?
MEHMET ERASLAN (Hatay) -
Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Satıcının, kredi kartı
kullanıcısının kimliğini kontrol etme zorunluluğu bulunduğundan dolayı, meydana
gelecek zarardan kart sahibinin sorumlu tutulması doğru bulunmamaktadır.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
13 üncü maddeyi
okutuyorum:
Kurumsal yönetime ilişkin
hükümler
MADDE 13- Kart çıkarma,
bilgi alışverişi, takas ve mahsuplaşma faaliyetinde bulunan kuruluşların
yönetim ve teşkilat yapısına, muhasebe ve raporlama sistemine ve kurumsal
yönetime ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.
Kart çıkaran kuruluşlar,
kredi kartlarına uyguladıkları faiz, gecikme faizi, yıllık ücret ve her türlü
komisyon oranları ile istenilen diğer bilgileri kamuoyuna yayınlanmak üzere
aylık olarak Kuruma iletir. Yayınlanacak bilgi ve belgelerin içeriği ve
yayınlama usûl ve esasları Kurulca belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz talebi?.. Yok.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
14 üncü maddeyi
okutuyorum:
Koruyucu hükümler
MADDE 14- Kurul, bu
Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca faaliyet izni verilen kuruluşların varlıkları,
alacakları, özkaynakları, borç, yükümlülük ve taahhütleri, gelir ve giderleri
arasındaki ilgi ve dengelerin ve malî bünyeyi etkileyen diğer tüm unsurların ve
maruz kalınan risklerin tespiti, tahlili, izlenmesi, ölçülmesi ve
değerlendirilmesi amacıyla sermaye ve likidite yeterliliği de dahil
sınırlamalar ve standart oranlar belirlemek suretiyle, gerekli düzenlemeleri
yapmaya ve bunlar hakkında her türlü tedbiri almaya yetkilidir.
Bu Kanunun 4 üncü maddesi
uyarınca faaliyet izni verilen kuruluşlar, yapılan düzenlemelere uymak,
belirlenen sınırlamaları ve standart oranları hesaplamak, tutturmak ve idame
ettirmek ve bunlara ilişkin olarak Kurul tarafından istenen tedbirleri
belirlenen süreler içinde almak ve uygulamakla yükümlüdür.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
15 inci maddeyi
okutuyorum:
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Kart Hamillerinin
Yükümlülükleri
Kart kullanımına ilişkin
yükümlülükler
MADDE 15- Kart
kullanımından doğan sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine
geçtiği veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan
itibaren, kart hamiline aittir.
Kartın imza hanesinin
kart hamili tarafından imzalanmış olması zorunludur. Üye işyerinin talep etmesi
durumunda kart hamili, kartın kullanımı sırasında kimlik belgesi ibraz etmek
zorundadır.
Bu Kanunun 20 nci maddesi
uyarınca harcama belgesi düzenlenmeksizin çeşitli iletişim araçları yoluyla
veya sipariş formu vasıtasıyla yapılan mal ve hizmet alımlarındaki hukuka
aykırı kullanımlardan kaynaklanan zararlardan kart hamili sorumlu tutulamaz.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
16 ncı maddeyi
okutuyorum:
Bildirim zorunluluğu
MADDE 16- Kart hamili,
kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, şifre
veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerektiriyorsa bu
bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına
engel olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında
gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi halinde kart çıkaran kuruluşu derhal
haberdar etmek zorundadır.
Kart hamili adresinde
meydana gelen değişiklikleri, değişiklik tarihinden itibaren onbeş gün içinde
kart çıkaran kuruluşa bildirmekle yükümlüdür.
BAŞKAN - Söz talebi?..
Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
17 nci maddeyi
okutuyorum:
BEŞİNCİ BÖLÜM
Üye İşyeri ve Üye İşyeri
Anlaşması Yapan Kuruluşlara İlişkin Yükümlülükler
Kartın kontrol ve kabulü
MADDE 17- Üye işyerleri,
kart hamillerinin yapmış oldukları mal ve hizmet alımlarının bedelini banka
kartı ya da kredi kartı ile ödeme taleplerini kabul etmek zorundadır. Bu
zorunluluk indirim dönemlerinde de geçerlidir. Üye işyerleri, kart hamilinden
kartın kullanılması dolayısıyla komisyon veya benzeri bir isim altında ilave
bir ödemede bulunmasını isteyemez. Bu hükme aykırı davranılması halinde, üye
işyeri anlaşması yapan kuruluşlar tarafından üye işyeri sözleşmesi feshedilir
ve bir yıl süreyle yeni bir sözleşme yapılamaz.
Üye işyerleri, mal ve hizmet
bedeli karşılığını banka kartı veya kredi kartı ile ödemek isteyen kişilerin
imza gerektiren işlemlerde imza kontrolünü yapmak, kartın tahrifata uğrayıp
uğramadığını kontrol etmek ve üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlarca
kendilerine ulaştırılan bilgiler çerçevesinde kartın geçerliliğini tespit
etmekle yükümlü olup, gerekli durumlarda kart üzerinde yer alan bilgilerle
kimlik belgesi üzerinde yer alan bilgileri karşılaştırmak üzere geçerli bir
kimlik belgesi ibrazını talep etmek ve harcama belgesi üzerindeki bilgilerle
kredi kartı üzerindeki bilgileri karşılaştırarak kontrol etmekle yükümlüdür. Bu
kontrollerin yapılmamasından doğan zararlardan üye işyerleri sorumludur.
BAŞKAN - Söz talebi?..
Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
18 inci maddeyi
okutuyorum:
Bilgilendirme ve sistemin
güvenliğinin sağlanması
MADDE 18- Üye işyerleri,
banka kartı ve kredi kartı ile işlem yapıldığını gösteren işaretleri, işyerinin
girişinde ve kart hamilleri tarafından kolayca görülebilecek bir yere koymak,
üye işyeri sözleşmeleri herhangi bir nedenle sona erdiği takdirde de, bu
işaretleri kaldırmakla yükümlüdür. Üye işyerleri, teknik bir nedenle geçici bir
süreyle işlem yapılamadığı hallerde kart hamillerini uyarmakla yükümlüdür.
Üye işyerleri, 20 nci
madde uyarınca harcama belgesi düzenlenmeksizin çeşitli iletişim araçları
yoluyla veya sipariş formu vasıtasıyla işlem yapılmasına olanak sağlamak üzere
kuracakları sistemlerin güvenli bir şekilde çalışmasını temin etmekle
yükümlüdür.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
19 uncu maddeyi
okutuyorum:
Harcama ve alacak belgesi
MADDE 19- Üye işyerleri,
mal ve hizmet bedellerinin banka kartı ya da kredi kartı ile ödenmesi veya
nakit talep edilmesi halinde, 20 nci madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla,
elektronik ya da mekanik cihazları kullanarak harcama belgesi veya nakit ödeme
belgesi düzenlemek ve aslını sözleşmede belirtilen süre içinde muhafaza etmek
ve bir nüshayı da kart hamiline vermek zorundadır. Bu hükme aykırılık halinde
satılan hizmet veya mal bedeli üye işyeri anlaşması yapan kuruluştan talep
edilemez.
Üye işyerleri kart
kullanılarak satın alınmış bir malın iadesi veya hizmetin alımından
vazgeçilmesi veya yapılan işlemin iptali halinde, alacak belgesi düzenleyerek
bir nüshasını kart hamiline verdikten sonra diğer bir nüshayı da muhafaza
etmekle yükümlüdür.
BAŞKAN - Söz talebi?..
Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
20 nci maddeyi
okutuyorum:
İmza gerektirmeyen
işlemler
MADDE 20- İşlemin
niteliği nedeniyle harcama ve alacak belgesi düzenleme imkânı olmayan hallerde
kartlar, hamil tarafından çeşitli iletişim araçları ile kart numarası
bildirilmek veya imza yerine geçen kod numarası, şifre ya da kimliği
belirleyici benzeri başka bir yöntemle işlem yapılmak suretiyle de
kullanılabilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz talebi?.. Yok.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
21 inci maddeyi
okutuyorum:
Üye işyeri anlaşması
yapan kuruluşlar
MADDE 21- Üye işyeri
anlaşması yapan kuruluşlar, kartın kabulü hususunda kart çıkaran kuruluştan
onay alınmasını sağlayacak alt yapıyı oluşturmakla yükümlüdür. Üye işyeri
anlaşması yapan kuruluşlar sözleşme yaptıkları işyerleri için işlem limiti
tespit edebilir.
Üye işyeri anlaşması
yapan kuruluşlar, sözleşme yaptıkları üye işyerlerine kart hamillerinin
gerçekleştirdikleri işlem bedellerini sözleşme hükümlerine uygun olarak ödemek
zorundadır.
Anlaşma yapılacak üye
işyerlerinin kapsamını ve işlem türlerini sınırlandırmaya Kurul yetkilidir.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
22 nci maddeyi
okutuyorum:
İşlem limiti
MADDE 22- Üye işyerleri,
tek bir kredi kartı ile yapılacak harcama tutarının belirlenen işlem limitini
aşması halinde kart çıkaran kuruluştan kartın kabulü için yetki almakla yükümlü
tutulmuş ise, harcamanın tamamı için yetki almak zorundadır. Aynı kart ile aynı
ödeme işlemi için birden fazla harcama belgesi düzenlenemez. Bu hükme aykırı
davranılması halinde üye işyerleri satılan hizmet veya mal bedelini üye işyeri
anlaşması yapan kuruluştan talep edemez.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
23 üncü maddeyi
okutuyorum:
Bilgilerin saklanması
MADDE 23- Üye işyerleri,
kartın kullanımı sonucunda kart ve kart hamili ile ilgili edindikleri
bilgileri, kanunla yetkili kılınan kişi, kurum ve kuruluşlar hariç olmak üzere
kart hamilinin yazılı rızasını almadan başkasına açıklayamaz, saklayamaz ve
kopyalayamaz. Üye işyerleri, kart bilgilerini üye işyeri anlaşması yaptığı
kuruluş dışındaki şahıs veya kuruluşlarla paylaşamaz, satamaz, satın alamaz ve
takas edemez. Üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlar, bu fıkranın uygulanmasını
gözetmekle yükümlüdür.
Kart çıkaran kuruluşlar,
edindikleri kişisel bilgileri gizli tutmak, kendi hizmetlerinin pazarlanması
dışında başka amaçlarla kullanmamak ve kanunla yetkili kılınan kişi, kurum ve
kuruluşlar dışında kalanların bu bilgilere ulaşmasını engellemek amacıyla
gereken önlemleri almakla yükümlüdür.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
24 üncü maddeyi
okutuyorum:
ALTINCI BÖLÜM
Sözleşme Şekli ve Genel
İşlem Şartları
Sözleşme şartları
MADDE 24- Kart çıkaran
kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler, bu Kanun ve ilgili diğer
mevzuat çerçevesinde en az on iki punto ve koyu siyah harflerle hazırlanacak
yazılı sözleşme ile düzenlenir. Sözleşmenin bir örneği, kart hamiline ve varsa
kefile verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı hakkında kart hamiline
ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur.
Kart çıkaran kuruluşların
kart hamilleri ile akdedeceği sözleşmelerin şekil ve içeriğinde yer alması
gereken asgari hususlar Kurulca belirlenir.
Sözleşmede belirtilen
asgari tutar, dönem borcunun yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Hesap özetinde yer
alan asgari ödeme tutarı son ödeme tarihinde ödenmediği takdirde kart hamili
ödenmeyen tutar için sözleşmede öngörülen gecikme faizi dışında bir yükümlülük
altına sokulamaz.
Kart hamilinin yaptığı
işlemler nedeniyle, sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi
adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin hesabından
kesinti yapılamaz. Sözleşmede kart hamilinin haklarını zedeleyici ve kart
çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümlere yer
verilemez.
Kart hamilinin borcu
kefile bildirilmedikçe, kefil için temerrüt durumunun oluşmayacağı sözleşmede
gösterilir. Sözleşme hükümlerinde kefilin sorumluluğunu artırıcı nitelikteki
değişikliklere ve kartın kullanım limitinin yükseltilmesine ilişkin olarak
kefilin ilave şartlara dair sorumluluğunun başlaması için kefilin yazılı
onayının alınması şarttır. Kredi kartı kullanımlarındaki kefalet, Borçlar
Kanununda belirtilen adi kefalet hükümlerine tâbidir. Asıl borçluya başvurulup
borcun tahsili için tüm yollar denenmeden kefilden borcun ifası istenemez.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
25 inci maddeyi
okutuyorum:
Sözleşme değişiklikleri
MADDE 25- Sözleşmede
yapılacak değişiklikler kart hamiline bildirilir. Bu değişiklikler bildirimin
yapıldığı döneme ilişkin son ödeme tarihinden itibaren hüküm ifade eder.
Bildirimin ait olduğu döneme ilişkin son ödeme tarihinden sonra kartın
kullanılmaya devam olunması halinde, sözleşmede meydana gelen değişikliklerin
kabul edildiği addolunur. Faiz oranının artırılması durumunda ise bu
değişikliğin hüküm ifade edebilmesi için otuz gün önceden kart hamiline
bildirilmesi zorunludur. Kart hamili faiz artırımına ilişkin bildirim
tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde tüm borcunu ödeyip kredi kartını
kullanmaya son verdiği takdirde faiz artışından etkilenmez.
Kart hamili, talep etmek
suretiyle kartı iptal ettirmek ve sözleşmeyi feshetmek hakkına sahiptir.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
26 ncı maddeyi
okutuyorum:
Faiz hesaplaması
MADDE 26- Bir hesap
dönemine ilişkin toplam borç tutarı veya hesap bakiyesi üzerinden, o döneme
ilişkin hesap özetinin düzenlendiği hesap kesim tarihinden önceki bir tarih
itibarıyla faiz yürütülebileceğine ilişkin kayıtlar hükümsüzdür. Nakit
kullanımına ilişkin borçlar hakkında işlem tarihi esas alınabilir. Nakit
kullanımı kapsamında değerlendirilecek işlemler Kurulca belirlenir.
Dönem borcunun bir
kısmının ödenmesi halinde kalan hesap bakiyesi üzerinden faiz hesaplanır. Kalan
hesap bakiyesine, asgari tutar ve üzerinde ödeme yapılması durumunda akdi faiz,
asgari tutarın altında ödeme yapılması durumunda ise gecikme faizi uygulanır.
Temerrüt hali de dahil olmak üzere, kart uygulamasından doğan borçlarda bileşik
faiz uygulanmaz.
Akdi faiz oranı,
bankacılık sektörünün kredi kartları için iki önceki ayda uyguladığı ağırlıklı
ortalama faiz oranının yüzde yirmibeş fazlasını geçemez. Gecikme faiz oranı
bankacılık sektörünün iki önceki ayda kredi kartları için uyguladığı ortalama
gecikme faiz oranının yüzde yirmibeş fazlasını geçemez. İki önceki ayda kredi
kartlarına uygulanan söz konusu faiz oranları her ay Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankasınca açıklanır.
Hesap kesim tarihi ile
son ödeme tarihi arasında on günden az bir süre olamaz.
Katılım bankaları
açısından bu Kanun uygulamasında yer alan faiz, kâr payı; gecikme faizi ise
gecikme cezası olarak uygulanır.
4077 sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi kredi
kartları için uygulanmaz.
BAŞKAN- Madde üzerinde
söz talebi?.. Yok.
3 adet önerge vardır,
önergeleri önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra, aykırılıklarına göre
işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı Kanun Tasarısının 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Eyüp Fatsa |
Hasan Anğı |
Sabri Varan |
|
|
Ordu |
Konya |
Gümüşhane |
|
|
Yekta Haydaroğlu |
|
Alim Tunç |
|
|
Van |
|
Uşak |
"Türkiye Cumhuriyeti
Merkez Bankası, azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkilidir
ve belirlediği bu oranları üç ayda bir açıklar"
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum :
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı Kanun Tasarısının 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Haluk Koç |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
Nuri Çilingir |
|
|
Samsun |
Malatya |
Manisa |
|
|
Nejat Gencan |
Tacidar Seyhan |
Hasan Ören |
|
|
Edirne |
Adana |
Manisa |
"Türkiye Cumhuriyeti
Merkez Bankası, azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkilidir
ve belirlediği bu oranları 3 ayda bir açıklar"
BAŞKAN - Üçüncü ve en
aykırı önergeyi okutup, işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı Kanun Tasarısının 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
Akdi faiz oranı, Devlet
İç Borçlanma Senetlerine uygulanan faiz oranıdır.
Gecikme faizi, Devlet İç
Borçlanma Senetleri faiz oranının 1,5 katıdır.
|
|
İbrahim Özdoğan |
Muhsin Koçyiğit |
Muzaffer R.Kurtulmuşoğlu |
|
|
Erzurum |
Diyarbakır |
Ankara |
|
|
Hüseyin Güler |
|
Süleyman Sarıbaş |
|
|
Mersin |
|
Malatya |
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) -
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu ?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas)- Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Özdoğan?..
Gerekçeyi okutuyorum:
"Gerekçe:
Tüketicilerin mağduriyetinin önlenmesi için makul bir faiz oranının
uygulanmasıdır."
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Şimdi, sayın
milletvekilleri, birinci ve ikinci önerge aynı mahiyette olduğu için birlikte
okutup, işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı kanun tasarısının 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Haluk Koç (Samsun) ve arkadaşları
Eyüp Fatsa (Ordu) ve arkadaşları
"Türkiye Cumhuriyeti
Merkez Bankası azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkilidir
ve belirlediği bu oranları üç ayda bir açıklar."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) -
Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) - Katılıyoruz Sayın Başkanım.
SADULLAH ERGİN (Hatay) -
Gerekçe…
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Bankacılık sektörünün
kredi kartlarına uyguladığı faiz oranlarının çok farklı olması nedeniyle, bazı
bankalar sektör ortalamalarının çok çok üzerinde faiz uygulamaktadır.
Değişiklik ile bu uygulamanın önüne geçilmesi, makul düzeylerde faiz oluşumuna
ortam hazırlanması amaçlanmıştır.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önergeler
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Madde kabul edilmiştir.
27 nci maddeyi okutuyorum:
YEDİNCİ BÖLÜM
Denetim ve Alınacak
Önlemler
Denetim
MADDE 27- Bu Kanunun 4
üncü maddesine istinaden faaliyet izni verilen kuruluşların, bu Kanun hükümleri
çerçevesinde gerçekleştirdikleri faaliyetlerin denetim ve gözetimi Kurum
tarafından sağlanır. Bu kuruluşlar, öncelikle iç kontrol, risk yönetimi ve iç
denetim sistemleri, muhasebe ve finansal raporlama birimi kurmak, finansal
tablolara ilişkin bilgi ve belgeler başta olmak üzere her türlü kayıt, bilgi,
belge, yapı ve sistemlerini denetime uygun ve hazır hale getirmek
zorundadırlar.
Kanun kapsamında yer alan
kişi ve kuruluşlar, Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde gizli
dahi olsa bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak her türlü bilgi ve belgeyi
talep üzerine Kuruma tevdi etmekle yükümlüdür.
Denetim ve gözetime
ilişkin usûl ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
28 inci maddeyi
okutuyorum:
Alınacak önlemler
MADDE 28- Yapılan
denetimler sonucunda, 14 üncü madde çerçevesinde tespit edilen hususlar ile
ilgili tedbirleri almayan, bu Kanunun 4 üncü maddesine istinaden faaliyet izni
verilen kuruluşların faaliyet iznini kaldırmaya en az beş üyesinin aynı yöndeki
oyuyla Kurul yetkilidir.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
29 uncu maddeyi
okutuyorum:
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Kuruluşlar ve Kurumlar
Arası İşbirliği
Bilgi alışverişi, takas
ve mahsup işlemleri
MADDE 29- Kart
hamillerinin risk durumlarının izlenmesi, değerlendirilmesi, kontrolü ve
müşteri hizmetlerinin yerine getirilmesi amacıyla yapılacak bilgi ve belge
alışverişi veya kartların kullanımından doğan borç ve alacakların takas ve
mahsup işlemleri kart çıkaran kuruluşların aralarında akdedecekleri yazılı
sözleşmeler çerçevesinde kendi aralarında veya en az beş kart çıkaran kuruluş
tarafından kurulacak şirketler vasıtasıyla gerçekleştirilir. Bilgi alışverişine
ilişkin olarak kurulacak sistemlerden, ilgili gerçek ve tüzel kişiler ücret
karşılığında faydalanır. Bu hakkın kullanımına veya alınan bilgi ve belgelere
ilişkin uyuşmazlıklarda bu Kanunun 44 üncü maddesi hükümleri uygulanır. Bu
hüküm gereğince yapılacak bilgi ve belge alışverişi 31 inci maddenin ikinci fıkrası
hükmü dışındadır.
Birinci fıkraya istinaden
kurulacak şirketler, Kurumca istenilen tüm bilgi ve belgeleri belirlenen usul
ve esaslara uygun olarak vermekle yükümlüdür. Kurum, alınacak bilgi ve
belgeleri gözetim ve denetim sisteminde ve yapılacak kanunî işlemlerde
kullanmaya yetkilidir.
Bu şirketlerin faaliyet
usûl ve esasları, üyelik şartları ile gözetim ve denetimine ilişkin hususlar
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının görüşü alınmak suretiyle Kurul tarafından
yönetmelikle düzenlenir. Kurulca gerek görülmesi halinde bu şirketlerin gözetim
ve denetimine ilişkin yetki Kurum tarafından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
ile birlikte kullanılabilir.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
30 uncu maddeyi
okutuyorum:
Kurumlar arası işbirliği
MADDE 30- Bu Kanunun
uygulanması ve kredi kartları politikalarının yürütülmesiyle ilgili konularda;
Kurum, Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı,
Rekabet Kurumu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Kurulca belirlenecek diğer
kurumlar karşılıklı mütalâa veya bilgi teatisinde bulunurlar.
Kurum ve Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek
amacıyla veri tabanlarında yer alan ve birlikte üzerinde uzlaşılan bilgileri
gizlilik hükümleri çerçevesinde paylaşırlar.
Bilgi paylaşımına ve
diğer hususlara dair yapılacak işbirliğine ilişkin usûl ve esaslar ilgili
tarafların görüşü alınmak suretiyle Kurulca belirlenir.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
31 inci maddeyi
okutuyorum:
DOKUZUNCU BÖLÜM
Kanunî Yükümlülükler
Sırların saklanması
MADDE 31- Kurul üyeleri
ile Kurum personeli, görevleri sırasında öğrendikleri bu Kanun kapsamındaki
kuruluşlara, kart hamillerine ve kefillere ait sırları kanunen açıkça yetkili
olanlardan başkasına açıklayamaz ve kendi yararlarına kullanamazlar.
Kartlı sistem kuran, kart
çıkaran, üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlar, 29 uncu maddede yer alan
kuruluşlar ile üye işyerleri, bunların ortakları, yönetim kurulu üyeleri,
mensupları, bunlar adına hareket eden kişiler ile görevlileri, sıfat ve
görevleri dolayısıyla öğrendikleri sırları kanunen açıkça yetkili kılınan
mercilerden başkasına açıklayamazlar. Kart çıkaran kuruluşların destek hizmeti
aldığı kuruluş ve çalışanları hakkında da bu hüküm uygulanır.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
32 nci maddeyi
okutuyorum:
İspat yükü
MADDE 32- Kart numarası
bildirilmek suretiyle üye işyerinden telefon, elektronik ortam, sipariş formu
veya diğer iletişim araçları yoluyla yapılan işlemlerden doğacak
anlaşmazlıklarda ispat yükü üye işyerine aittir.
Kart çıkaran kuruluş ile
kart hamili arasında oluşabilecek herhangi bir uyuşmazlık halinde, işlemin
hatasız bir şekilde kaydedildiği, hesaba intikal ettirildiği ve herhangi bir
teknik yetersizlik veya arıza halinin bulunmadığını ispat etme yükümlülüğü kart
çıkaran kuruluşa aittir.
Bu Kanun kapsamında
telefonla yapılan bildirimlerin, konuşmaların kaydedildiği çağrı merkezlerine
veya ilgili yerlerde sağlanan kayıt cihazları aracılığıyla yapılması
zorunludur. Kart çıkaran kuruluşların ilân ettikleri ve duyurdukları çağrı
merkezlerine iletilen telefonla yapılan bildirimlere ilişkin ses kayıtları,
bildirim tarihinden itibaren bir yıl süreyle saklanır. Bunlardan ihtilaflı
olanların bu süre ile sınırlı olmaksızın ihtilaf sonuçlanıncaya kadar
muhafazası zorunludur.
Mikrofilmlerden veya
mikrofişlerden alınan kopyalar ya da elektronik veya manyetik ortamlardan
çıkarılan bilgileri içeren belgeler, bu kopya ve belgelerin birbirlerini teyit
etmeleri kaydıyla asıllarına gerek kalmaksızın 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanununun 68 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılır.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
33 üncü maddeyi
okutuyorum:
Özen yükümlülüğü
MADDE 33- Kartlı sistem
kuran, kart çıkaran, üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlar ve üye işyerleri bu
Kanun ve ilgili düzenlemeler ile getirilen yükümlülüklerin yerine
getirilmesinde gerekli basiret ve özeni göstermekle yükümlüdür.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
34 üncü maddeyi
okutuyorum:
Mesleki faaliyetin
korunması
MADDE 34- Bu Kanuna göre
kartlı sistem kurma, kart çıkarma veya üye işyerleri ile anlaşma yapma yetkisi
olanlar dışında, hiçbir gerçek veya tüzel kişi aslen veya fer'an meslek
edinerek kartlı sistem kuramaz, kart çıkaramaz veya üye işyerleri ile anlaşma
yapamaz, ticaret unvanları ve her türlü belgeleri ile ilân ve reklâmlarında bu
işlerle uğraştıkları izlenimini yaratacak hiçbir kelime veya tâbiri
kullanamazlar.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
35 inci maddeyi
okutuyorum:
ONUNCU BÖLÜM
İdarî ve Adlî Cezalar
İdarî para cezaları
MADDE 35- Kurul kararıyla
ve gerekçesi belirtilmek suretiyle bu Kanun kapsamındaki kuruluşlara, bu
Kanunun;
a) 8 inci maddesinin
birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılık halinde ikibin Yeni Türk
Lirasından onbin Yeni Türk Lirasına kadar,
b) 9 uncu maddesinin
birinci fıkrasına aykırılık halinde ikibin Yeni Türk Lirasından onbin Yeni Türk
Lirasına kadar, ikinci fıkrasına aykırılık halinde beşbin Yeni Türk Lirasından
az olmamak üzere, aykırılık oluşturan tutarın yüzde biri tutarına kadar,
c) 10 uncu maddesi ve 11
inci maddesinin birinci fıkrasına aykırılık halinde ikibin Yeni Türk Lirasından
onbin Yeni Türk Lirasına kadar,
d) 14 üncü maddesi hükümlerine
aykırılık halinde onbin Yeni Türk Lirasından ellibin Yeni Türk Lirasına kadar,
e) 18 inci maddesinin
ikinci fıkrasına aykırılık halinde ikibin Yeni Türk Lirasından onbin Yeni Türk
Lirasına kadar,
f) 24 üncü ve 25 inci
maddelerine aykırılık halinde ikibin Yeni Türk Lirasından onbin Yeni Türk
Lirasına kadar,
g) 27 nci maddesinin
birinci fıkrasına aykırılık halinde onbin Yeni Türk Lirasından ellibin Yeni
Türk Lirasına kadar,
h) İlgili maddelerine
göre, Kurul tarafından bu Kanuna dayanılarak alınan kararlara, çıkarılan
yönetmelik ve tebliğlere ve yapılan diğer düzenlemelere uyulmaması halinde
ikibin Yeni Türk Lirasından onbin Yeni Türk Lirasına kadar veya aykırılık
teşkil eden tutarın yüzde biri oranına kadar,
idarî para cezası
uygulanır.
Bu Kanunda belirtilen
para cezaları her yıl başında 5326 sayılı Kabahatler Kanununun ilgili hükümleri
uyarınca artırılır.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
36 ncı maddeyi
okutuyorum:
Sahte belge düzenlenmesi
MADDE 36- Gerçeğe aykırı
olarak harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek
veya bu belgelerde ne surette olursa olsun tahrifat yapmak suretiyle kendisine
veya başkasına yarar sağlayanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin
güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
37 nci maddeyi
okutuyorum:
Gerçeğe aykırı beyan,
sözleşme ve eki belgelerde sahtecilik
MADDE 37- Banka kartı
veya kredi kartını kaybettiği ya da çaldırdığı yolunda gerçeğe aykırı beyanda
bulunarak kartı bizzat kullanan veya başkasına kullandıran kart hamilleri ile
bunları bilerek kullananlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve ikibin güne kadar
adlî para cezası ile cezalandırılırlar.
Kredi kartı veya üye
işyeri sözleşmesinde veya eki belgelerde sahtecilik yapanlar veya sözleşme
imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis
cezasına mahkûm edilirler.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
38 inci maddeyi
okutuyorum:
İzinsiz kart çıkarma
MADDE 38- Bu Kanunun 4
üncü maddesinde belirtilen izinleri almaksızın kartlı sistem kuran, kredi kartı
çıkaran veya üye işyeri anlaşması yapan veya ticaret unvanları, her türlü
belgeleri, ilân ve reklâmları veya kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda bu
işlerle uğraştıkları izlenimini yaratacak söz ve deyimleri kullanan gerçek
kişiler ile tüzel kişilerin görevlileri bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin
güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.
Birinci fıkraya aykırılık
halinde, Kurumun ilgili Cumhuriyet Başsavcılığını muhatap talebi üzerine sulh
ceza hâkimince, dava açılması halinde davaya bakan mahkemece işyerlerinin
faaliyetleri ve reklamları geçici olarak durdurulur, ilânları toplatılır. Bu
tedbirler, hâkim kararı ile kaldırılıncaya kadar devam eder. Bu kararlara karşı
itiraz yolu açıktır.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
39 uncu maddeyi
okutuyorum:
Bilgi güvenliği
yükümlülüğüne aykırı davranılması
MADDE 39- Bu Kanunun 8
inci maddesinin beşinci fıkrası ve 23 üncü maddesi hükümlerine kasten aykırı
hareket eden kuruluşlar, üye işyerleri ve üye işyeri anlaşması yapan kuruluşların
işlerini fiilen yöneten görevlileri ve işlemi yapan kişiler, bir yıldan üç yıla
kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.
Kartların kullanılması
için zorunlu olup gizli kalması gereken kod numarası, kart numarası, şifre ya da
kimliği belirleyici başka bir yöntemin dikkatsizlik veya tedbirsizlik veya
meslekte yetersizlik veya emir ve kurallara aykırılık nedeniyle açığa çıkmasına
neden olan kart çıkaran kuruluşlar, üye işyerleri ve üye işyeri anlaşması yapan
kuruluşların işlerini fiilen yöneten görevli ve ilgili mensupları bin güne
kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.
Bu Kanunun 31 inci
maddesine aykırı davrananlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin
güne kadar adlî para cezası uygulanır.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
40 ıncı maddeyi
okutuyorum:
Üye işyerlerinin cezai
sorumluluğu
MADDE 40- Bu Kanunun 17
nci maddesinin birinci fıkrasına, 18 inci maddesindeki banka kartı ve kredi
kartı ile işlem yapıldığını gösteren işaretleri kaldırma yükümlülüğüne ve 19
uncu maddesinin ikinci fıkrasına aykırı hareket eden üye işyerlerinin işlerini
fiilen yöneten görevli ve ilgili mensupları bin güne kadar adlî para cezası ile
cezalandırılırlar.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
41 inci maddeyi
okutuyorum:
Denetimde istenilen bilgi
ve belgeleri vermemek
MADDE 41- Bu Kanunun 27
nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca istenilen bilgi ve belgeleri vermeyenler
ile bu bilgi ve belgeleri gerçeğe aykırı olarak verenler, üç aydan bir yıla
kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
42 nci maddeyi
okutuyorum:
Kovuşturma usûlü
MADDE 42- Bu Kanunun 38
inci, 39 uncu ve 41 inci maddelerinde belirtilen suçlara ilişkin soruşturma ve
kovuşturma yapılması, Kurum tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı
başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir. Bu
fıkra uyarınca yapılan soruşturmalar neticesinde açılan kamu davalarında,
başvuruda bulunması halinde Kurum, başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır.
Birinci fıkra hükümlerine
göre başlatılan soruşturmalar neticesinde Cumhuriyet savcıları kovuşturmaya yer
olmadığına karar verirlerse, bu karar Kuruma tebliğ edilir. Kurum, kendisine
tebliğ edilecek bu kararlara karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa göre
itiraza yetkilidir. Kamu davası açılması halinde, iddianamenin bir örneği
Kuruma tebliğ edilir.
Bu Kanunun 39 uncu
maddesinde belirtilen suçtan dolayı ilgililerin Cumhuriyet Başsavcılığına
başvuru hakkı saklıdır.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
43 üncü maddeyi
okutuyorum:
ONBİRİNCİ BÖLÜM
Diğer Hükümler
Kurumsal kredi kartları
MADDE 43- Bu Kanunun 8
inci maddesinin ikinci fıkrası, 9 uncu, 12 nci, 24 üncü, 25 inci, 26 ncı ve 44
üncü maddesi hükümleri tacirlere verilen kurumsal kredi kartları hakkında
uygulanmaz.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
44 üncü maddeyi
okutuyorum:
Yetkili mahkeme ve
merciler
MADDE 44- Bu Kanunun
uygulanmasıyla ilgili uyuşmazlıklarda kart hamilinin tüketici olması halinde,
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22 nci ve 23 üncü maddesi
hükümleri uygulanır.
Kart çıkaran kuruluşlar
tarafından kart hamilleri aleyhine açılacak davalarda 1086 sayılı Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun görev ve yetkiye ilişkin hükümleri uygulanır.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
45 inci maddeyi
okutuyorum:
Tebligat
MADDE 45- Bu Kanun
uyarınca kart hamiline ve kefillerine yapılacak ihtarlar 7201 sayılı Tebligat
Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, sözleşmedeki veya başvuru formundaki
adresine, kart hamilinin bu adresini değiştirdiğini bildirmiş olması halinde
ise bildirilen son adresine yapılır.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
46 ncı maddeyi
okutuyorum:
Katılma payı
MADDE 46- Bankalar hariç
olmak üzere, bu Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca faaliyet izni verilen
kuruluşlar bir önceki yıl sonu bilanço toplamının onbinde üçünü geçmemek üzere
Kurulca belirlenecek oranda katılma payını Kuruma öderler.
Belirlenen süre
içerisinde ödenmeyen katılma payları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
Bu kuruluşlarca Kuruma
ödenen katılım payı tutarları kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider
olarak kabul edilir.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
47 nci maddeyi
okutuyorum:
Parasal tutarlar
MADDE 47- Para cezalarına
ilişkin hükümler hariç olmak üzere, bu Kanundaki parasal tutar ve sınırlardan
her biri, her yıl, Türkiye İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan üretici
fiyatları endeksindeki artış oranının gerektirdiği miktarı geçmemek üzere Kurul
kararıyla artırılabilir.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
48 inci maddeyi
okutuyorum:
Yönetmelikler
MADDE 48- Bu Kanuna göre
çıkarılacak yönetmelikler bir yıl içerisinde hazırlanarak Kurumca yürürlüğe
konulur.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 1'i
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 1- Bu Kanun
hükümleri kapsamına giren kuruluşlar durumlarını bir yıl içinde bu Kanun
hükümlerine uygun hale getirmek zorundadırlar.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 2'yi
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 2- Bankalar
hariç olmak üzere, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 4 üncü maddede
belirtilen faaliyetlerde bulunan kuruluşlar, anılan maddede öngörülen yönetmeliğin
yayımı tarihinden başlayarak üç ay içinde Kuruma başvurarak gerekli izinleri
almak zorundadır.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 3'ü
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 3- Bu
Kanunun kapsamındaki kart çıkaran kuruluşlar faiz hesaplamasına ilişkin
uygulamalarını üç ay, diğer uygulamalarını ise bir yıl içerisinde bu Kanun
hükümlerine uygun hale getirmek zorundadırlar.
BAŞKAN - Madde üzerinde 2
adet önerge vardır; ancak, aynı mahiyette oldukları için, önergeleri okutup
birlikte işleme alıyorum.
Birinci önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı kanun tasarısının geçici 3. maddesine aşağıdaki fıkranın
eklenmesini değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Eyüp Fatsa |
Hasan Anğı |
Sabri Varan |
|
|
Ordu |
Konya |
Gümüşhane |
|
|
Yekta Haydaroğlu |
|
Alim Tunç |
|
|
Van |
|
Uşak |
"Ancak, 24 üncü
maddenin üçüncü fıkrasındaki asgarî tutar bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren altı ay yüzde on olarak uygulanır."
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutup, birlikte işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı kanun tasarısının geçici 3. maddesine aşağıdaki fıkranın
eklenmesini değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Haluk Koç |
Nuri Çilingir |
Nejat Gencan |
|
|
Samsun |
Manisa |
Edirne |
|
|
Tacidar Seyhan |
Hasan Ören |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
|
|
Adana |
Manisa |
Malatya |
"Ancak, 24 üncü
maddenin üçüncü fıkrasındaki asgarî tutar bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren altı ay yüzde on olarak uygulanır."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) -
Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe: Mevcut
uygulamayla yasanın yürürlüğe girmesinden sonraki asgarî tutardaki fark kart
hamillerini ödeme planlarını uygun hale getirinceye kadar bir süre verilmesini
ve ayrıca geçiş sürecini kolaylaştırmak amaçlanmaktadır.
BAŞKAN - Aynı mahiyetteki
olan önergeleri birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Geçici 4 üncü maddeyi
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 4-
31/12/2005 tarihi itibarıyla, haklarında icra takibi başlatılmış olan kredi
kartı borçluları, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış gün içerisinde
ilgili kredi kartı veren kuruluşa veya avukatına yazılı olarak, güncel tebligat
adresi de belirtilmek suretiyle müracaat ederek, borçlarını taksitle ödemek
istediklerini beyan etmeleri halinde, düzenlenecek ödeme planını imzalamaları
ve ilk taksiti de peşin ödemeleri şartı ile icra takip tarihinden itibaren
anapara borcu tamamen tahsil edilinceye kadar yüzde yirmiiki faiz oranı
üzerinden hesaplanacak borç tutarını; takip, dava masraf ve harçları, vekalet
ücreti ile birlikte oniki eşit taksitte ödeme hakkına sahip olurlar.
Anapara, icra takip
talebinde belirtilen toplam alacak tutarıdır.
Kredi kartı borçlusunun
bu maddenin birinci fıkrasına uygun olarak alacaklıya müracaat etmesi ve
yapılan ödeme plânı doğrultusunda taksit tutarlarını ödemesi şartıyla,
halihazırda yapılmış işlemler bâki kalmak kaydıyla icra işlemleri durur, İcra
ve İflas Kanununda belirtilen süreler işlemez.
Kredi kartı borçlusu bu
ödeme plânına karşı ancak plân doğrultusunda ödeme yapmak ve ödemelere devam
etmek koşulu ile itiraz yoluna başvurabilir.
Bu madde kapsamında
yeniden yapılandırılan borçlarda, borçlunun yapılandırma öncesi dönemde borca
vaki itirazları ortadan kalkar. Ödeme plânı uyarınca son taksitin de vadesinde
ödenmesi üzerine icra takibi sona erer.
Taksitlerden herhangi
birinin vadesinde ödenmemesi halinde bu madde ile sağlanan haklar ortadan
kalkar ve bu Kanunun 26 ncı maddesinde belirtilen gecikme faizi üzerinden
mevcut icra takip işlemlerine devam edilir.
Bu madde Kanunun
yürürlüğe giriş tarihinden önce yapılmış ödemeleri geri isteme hakkı vermez.
BAŞKAN - Madde üzerinde 4
adet önerge vardır; önergeleri sırasıyla okutup, aykırılıklarına göre işleme
alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı kanun tasarısının geçici 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Eyüp Fatsa |
Hasan Anğı |
Sabri Varan |
|
|
Ordu |
Konya |
Gümüşhane |
|
|
Yekta Haydaroğlu |
Ünal Kacır |
Burhan Kılıç |
|
|
Van |
İstanbul |
Antalya |
"Geçici Madde 4.- Bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle, kendisine dönem sonu borcunun
ödenmesi için ihtar çekilmiş veya haklarında icra takibi başlatılmış ya da
31.01.2006 tarihine kadar temerrüde düşmüş olan kredi kartı borçluları, altmış
gün içerisinde ilgili kredi kartı veren kuruluşa veya avukatına yazılı olarak,
güncel tebligat adresi de belirtmek
suretiyle müracaat ederek, borçlarını taksitle ödemek istediklerini beyan
etmeleri halinde düzenlenecek ödeme planını imzalamaları ve ilk taksiti de
peşin ödemeleri şartıyla kendisine bildirilen son dönem borcu tamamen tahsil
edilinceye kadar yıllık % 18 faiz oranı üzerinden hesaplanacak borç tutarını;
icra takibine konu olmuş ise takip, dava masraf ve harçları, vekâlet ücretiyle
birlikte 18 eşit taksitte ödeme hakkına sahip olurlar.
Temerrüt tarihindeki ana
para borcu kart çıkaran kuruluş tarafından kart hamiline o tarihte gönderilen
son dönem borcunda belirtilen toplam borç tutarıdır.
Kredi kartı borçlusunu bu
maddenin birinci fıkrasına uygun olarak alacaklıya müracaat etmesi ve yapılan
ödeme planı doğrultusunda taksit tutarlarını ödemesi şartıyla, halihazırda
yapılmış işlemler baki kalmak kaydıyla icra işlemleri durur, İcra ve İflas
Kanununda belirtilen süreler işlemez.
Kredi kartı borçlusu bu
ödeme planına karşı ancak, plan doğrultusunda ödeme yapmak ve ödemelere devam
etmek koşulu ile itiraz yoluna başvurabilir.
İşbu geçici madde
kapsamında yeniden yapılandırılan borçlarda, borçlunun yapılandırma öncesi
dönemde borca vaki itirazları ortadan kalkar. Ödeme planı uyarınca son taksitin
de vadesinde ödenmesi üzerine icra takibi sona erer.
Taksitlerden herhangi
birinin vadesinde ödenmemesi halinde bu madde ile sağlanan haklar ortadan
kalkar ve bu kanunun 26 ncı maddesinde belirtilen gecikme faizi üzerinden
mevcut icra takip işlemlerine devam edilir.
İşbu geçici madde Kanunun
yürürlüğe giriş tarihinden önce yapılmış ödemeleri geri isteme hakkı vermez.
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı kanun tasarısının geçici 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Nuri Çilingir |
Hasan Ören |
Haluk Koç |
|
|
Manisa |
Manisa |
Samsun |
|
|
Tacidar Seyhan |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
Nejat Gencan |
|
|
Adana |
Malatya |
Edirne |
"Geçici Madde 4.- Bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle, kendisine dönem sonu borcunun
ödenmesi için ihtar çekilmiş veya haklarında icra takibi başlatılmış ya da
31.01.2006 tarihine kadar temerrüde düşmüş olan kredi kartı borçluları, altmış
gün içerisinde ilgili kredi kartı veren kuruluşa veya avukatına yazılı olarak,
güncel tebligat adresi de belirtmek suretiyle müracaat ederek, borçlarını
taksitle ödemek istediklerini beyan etmeleri halinde düzenlenecek ödeme planını
imzalamaları ve ilk taksiti de peşin ödemeleri şartıyla kendisine bildirilen
son dönem borcu tamamen tahsil edilinceye kadar yıllık % 18 faiz oranı
üzerinden hesaplanacak borç tutarını; icra takibine konu olmuş ise takip, dava
masraf ve harçları, vekâlet ücreti ile birlikte 18 eşit taksitte ödeme hakkına
sahip olurlar.
Temerrüt tarihindeki ana
para borcu kart çıkaran kuruluş tarafından kart hamiline o tarihte gönderilen
son dönem borcunda belirtilen toplam borç tutarıdır.
Kredi kartı borçlusunun
bu maddenin birinci fıkrasına uygun olarak alacaklıya müracaat etmesi ve
yapılan ödeme planı doğrultusunda taksit tutarlarını ödemesi şartıyla,
halihazırda yapılmış işlemler baki kalmak kaydıyla icra işlemleri durur, İcra
ve İflas Kanununda belirtilen süreler işlemez.
Kredi kartı borçlusu bu
ödeme planına karşı, ancak plan doğrultusunda ödeme yapmak ve ödemelere devam
etmek koşulu ile itiraz yoluna başvurabilir.
İşbu geçici madde
kapsamında yeniden yapılandırılan borçlarda, borçlunun yapılandırma öncesi
dönemde borca vaki itirazları ortadan kalkar. Ödeme planı uyarınca son taksitin
de vadesinde ödenmesi üzerine icra takibi sona erer.
Taksitlerden herhangi
birinin vadesinde ödenmemesi halinde bu madde ile sağlanan haklar ortadan
kalkar ve bu kanunun 26 ncı maddesinde belirtilen gecikme faizi üzerinden
mevcut icra takip işlemlerine devam edilir.
İşbu geçici madde Kanunun
yürürlüğe giriş tarihinden önce yapılmış ödemeleri geri isteme hakkı
vermez."
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu Tasarısının geçici 4 üncü
maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederim.
Mehmet Eraslan
Hatay
"Anapara; borcun
temerrüde düşme tarihindeki alacak tutarına belirlenecek 2005 yılında Türkiye
İstatistik Kurumu tarafından açıklanan TÜFE enflasyon oranı kadar gecikme
faizinin uygulanması ile ortaya çıkan miktardır."
BAŞKAN - En aykırı
önergeyi okutup, işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu Tasarısının geçici 4 üncü
maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
|
|
Süleyman Sarıbaş |
Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu |
Muhsin Koçyiğit |
|
|
Malatya |
Ankara |
Diyarbakır |
|
|
Hüseyin Güler |
|
İbrahim Özdoğan |
|
|
Mersin |
|
Erzurum |
"Anapara, kart
çıkaran kuruluş tarafından temerrüt tarihinde kart hamiline gönderilen hesap
bildirim özetinde yer alan son dönem borç tutarıdır. 2005 yılında Türkiye
İstatistik Kurumu tarafından açıklanan TÜFE enflasyon oranı kadar gecikme
faizinin uygulanması ile kararlaştırılır."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) -
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe: Ödeme kolaylığı
sağlanması bakımından.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sıra sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu Tasarısının geçici 4 üncü
maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederim.
Mehmet Eraslan
Hatay
"Anapara; borcun
temerrüde düşme tarihindeki alacak tutarına belirlenecek 2005 yılında Türkiye
İstatistik Kurumu tarafından açıklanan TÜFE enflasyon oranı kadar gecikme
faizinin uygulanması ile ortaya çıkan miktardır."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ
KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Eraslan,
buyurun.
MEHMET ERASLAN (Hatay) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Kısaca
üç hususu görüşlerinize arz edeceğim.
Değerli arkadaşlar, kanun
tasarısında faiz oranları yüzde 22 ve vade oniki ay idi; fakat, gelen önergeyle
faiz oranları yüzde 18'e düşürüldü ve 18 eşit taksite yayıldı; fakat, benim
önergemde, ben bu yüzde 18 faiz oranının yine yüksek olduğunu ve gerçekten, ciddî
manada mağdur olan kesimi rahatlatacak nitelikte olmayacağını ifade ettim ve
önergemde, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan TÜFE enflasyon oranı
kadar gecikme faizi uygulansın şeklinde bir önerim oldu.
Onun dışında, değerli
arkadaşlar, Merkez Bankasının, yani, bundan sonra temerrüde düşecek olan,
bundan sonra borçlu konuma düşecek, takibe ve icraya düşecek olan kredi kartı
mağdurlarının, oluşabilecek kredi kartı mağdurlarının yüzde kaç oranında faizle
karşılaşacağına ilişkin bir bilgi yok. Merkez Bankası bunu belirleyecek; ama,
bunu belirlerken hangi ölçütler, hangi kıstaslar alınacak, ona ilişkin elimizde
bir veri ve ona ilişkin elimizde bir bilgi yok. Bunun kanun metninde olması
gerekiyor idi; yani, vatandaşımız, ben bu krediye kullandığım zaman nasıl bir
faiz oranıyla karşılaşacağım şeklindeki soruya cevap bulabilseydi bu kanun
tasarısında, bu noktada daha temkinli olabilirdi; bunu da ayrıca, kanun
tasarısının başka bir eksik yönü şeklinde değerlendiriyorum.
Onun dışında önemli bir
husus daha var. Merkez Bankasının uygulayacağı faizlerin bilinmemesi dışında,
temerrüde düşmemiş borçlar var. Bakın arkadaşlar, bu kanun tasarısıyla, biz,
ihtar yemiş ve temerrüde düşmüş olan borçları yüzde 18 ve 18 ay taksitlendirmek
suretiyle onlara yardımcı oluyoruz; fakat, temerrüde düşmemiş, ihtar yememiş,
icra takibi olmayan borçlularımız, maalesef, bu kanun tasarısından istifade
edemiyorlar ve bankaların -aldığımız bilgilere göre- onlar temerrüde
düşmesinler ve bu haktan istifade etmesinler diye ihtar da vermedikleri
şeklinde bilgiler geliyor, temerrüde düşürmedikleri şeklinde bilgiler geliyor.
O yüzden, bu kanun tasarısı, maalesef, onlara, bu noktada hiçbir yarar, hiçbir
fayda getirmemektedir ve onlara, şu an, bakın, bileşik faiz uygulanacak. Aylık
yüzde 2,5 ile yüzde 7,5 arasında bir faiz oranı uygulanacaktır ki, bu
mağduriyet gerçekten vahim bir durumdur.
Konut kredisi 0,9; yüzde
1 bile değil konut kredisi. Araç kredisi 1,15-1,25 dolaylarında iken, temerrüde
düşmüş olan borçlara yüzde 18 gibi çok yüksek bir faiz oranını uygulamanın
doğru olmayacağını, tekrar, Meclis olarak, Parlamento olarak, tekrar bu işi
yeniden ele alıp, tekrar üzerinde çalışmanın, toplumumuzun kanayan bu yarasını
dindirme noktasında önemli bir gayret olacağını ifade ediyorum ve hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Eraslan.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.
Şimdi, iki önerge aynı
mahiyette olduğu için, okutup, birlikte işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1082
sayılı kanun tasarısının geçici 4 üncü maddesinin aşağıdaki değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
Eyüp Fatsa (Ordu) ve arkadaşları
Haluk Koç (Samsun) ve arkadaşları
"Geçici Madde 4.- Bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle, kendisine dönem sonu borcunun
ödenmesi için ihtar çekilmiş veya haklarında icra takibi başlatılmış ya da
31.01.2006 tarihine kadar temerrüde düşmüş olan kredi kartı borçluları, altmış
gün içerisinde ilgili kredi kartı veren kuruluşa veya avukatına yazılı olarak,
güncel tebligat adresi de belirtmek suretiyle müracaat ederek, borçlarını
taksitle ödemek istediklerini beyan etmeleri halinde düzenlenecek ödeme planını
imzalamaları ve ilk taksiti de peşin ödemeleri şartıyla kendisine bildirilen
son dönem borcu tamamen tahsil edilinceye kadar yıllık % 18 faiz oranı
üzerinden hesaplanacak borç tutarını; icra takibine konu olmuş ise takip, dava
masraf ve harçları, vekâlet ücretiyle birlikte 18 eşit taksitte ödeme hakkına
sahip olurlar.
Temerrüt tarihindeki ana
para borcu kart çıkaran kuruluş tarafından kart hamiline o tarihte gönderilen
son dönem borcunda belirtilen toplam borç tutarıdır.
Kredi kartı borçlusunu bu
maddenin birinci fıkrasına uygun olarak alacaklıya müracaat etmesi ve yapılan
ödeme planı doğrultusunda taksit tutarlarını ödemesi şartıyla, halihazırda
yapılmış işlemler baki kalmak kaydıyla icra işlemleri durur, İcra ve İflas
Kanununda belirtilen süreler işlemez.
Kredi kartı borçlusu bu
ödeme planına karşı, ancak plan doğrultusunda ödeme yapmak ve ödemelere devam
etmek koşulu ile itiraz yoluna başvurabilir.
İşbu geçici madde
kapsamında yeniden yapılandırılan borçlarda, borçlunun yapılandırma öncesi
dönemde borca vaki itirazları ortadan kalkar. Ödeme planı uyarınca son taksitin
de vadesinde ödenmesi üzerine icra takibi sona erer.
Taksitlerden herhangi
birinin vadesinde ödenmemesi halinde bu madde ile sağlanan haklar ortadan
kalkar ve bu Kanunun 26 ncı maddesinde belirtilen gecikme faizi üzerinden
mevcut icra takip işlemlerine devam edilir.
İşbu geçici madde Kanunun
yürürlüğe giriş tarihinden önce yapılmış ödemeleri geri isteme hakkı
vermez."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) -
Takdire bırakıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Kredi kartı borcu
nedeniyle ödeme zorluğuna düşen kart hamillerinin, birikmiş borçlarının
ödenebilir bir tutara dönüştürülmesi ve taksit imkânı verilerek, borçluların
ödemelerine kolaylık sağlanmış, ayrıca ödenecek anaparanın faiz ve taksit
tutarları netleştirilmişti.
BAŞKAN - Aynı mahiyetteki
önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler
kabul edilmiştir.
Kabul edilen önergeler
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler…Kabul edilmiştir.
49 uncu maddeyi
okutuyorum:
Yürürlük
MADDE 49- Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
50 nci maddeyi
okutuyorum:
Yürütme
MADDE 50- Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın Koç,
konuşacak mısınız?
HALUK KOÇ (Samsun) - Evet
efendim.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Samsun Milletvekili Sayın Haluk Koç;
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA HALUK KOÇ
(Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bence, çok önemli olan bir
tasarının son maddesine geldik. Ben, teşekkür etmek için söz aldım.
Öncelikle, yani,
Türkiye'nin, serbest piyasa düzeni adı altında, kuralsız bir ekonomi alanına
çevrilmesine karşı çıkan bir Meclis iradesidir bu, bunu ifade edeyim ve
yıllardır, fahiş oranlarla Türk Halkının üzerinden yapılan sömürüye bir set
çekme önerisidir bu, tasarısıdır bu ve belli bir… Daha iyisinin olmasını
isterdik, onu hemen ifade edeyim. Belki, tüm Genel Kurulun ortak duygusu olarak
bunu ifade etmek istiyorum; ama, koşullar ve ekonomik tablo, şu anda, bu
piyasaya bir zapturapt getirmiştir, bir düzen getirmiştir ve bu düzen
içerisinde, hem insanlarımız önlerini daha net görecekler, bu tip
harcamalarında daha hesaplı olacaklar, sıkıntıya düştüklerinde ise, fahiş faiz
oranları altında ezilmeme durumuyla karşılaşacaklar.
Ben, Cumhuriyet Halk
Partili komisyon üyesi arkadaşlarıma, İktidar Partisinden komisyon üyesi
arkadaşlarıma, Genel Kurulda bulunan ve bulunmayan tüm milletvekili
arkadaşlarıma, Sayın Bakana, tüketici derneklerinin temsilcilerine, tüketici
derneğinde görev yapan hukukçu arkadaşlara, ticaret odası temsilcilerine, bu
konuda emeği geçen ve bir kamuoyu baskısı oluşturan, Parlamento üzerinde -ki, olması
gereken bu, demokrasilerde, Türkiye'de belki de eksik olan kısım buydu- ve bu
baskıya olumlu cevap veren Türkiye Büyük Millet Meclisinin tüm üyelerine, kanun
teklifinde adı geçen Sayın Milletvekili Arkadaşımız Varan'a ve tüm Genel
Kurula, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına teşekkür ediyorum, hayırlı olmasını
diliyorum.
Saygılarımı sunuyorum
efendim. (Alkışlar)