DÖNEM:
22 CİLT: 107 YASAMA YILI: 4
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
46 ncı Birleşim
29 Aralık 2005 Perşembe
İ
Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Mersin Milletvekili Ali Er'in, Akdeniz
Bölgesindeki yaş sebze ve meyve üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
2.- Adana Milletvekili Mehmet Ziya
Yergök'ün, Tevfik Fikret'in ölümünün 90 ıncı yılında, şairin edebiyatçı
kişiliğine ve eserlerine ilişkin gündemdışı konuşması
3.- Kayseri Milletvekili Taner Yıldız'ın,
ülkemizde eğitim alanındaki gelişmelere ve üniversitelerimizin mevcut durumuna
ilişkin gündemdışı konuşması
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Ukrayna-Türkiye Parlamentolararası
Dostluk Grubu Başkanı Rıfat Çubarov ve beraberindeki parlamento heyetinin
ülkemizi resmî ziyaretinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi
(3/953)
2.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
İspanya'ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin
Başbakanlık tezkeresi (3/954)
IV.-
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu,
Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/950) (S. Sayısı: 920)
3.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve
Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
4.- Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Bağlı
Okulların Millî Eğitim Bakanlığına Devredilmesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1050) (S.
Sayısı: 1009)
5.- Maden Kanununda Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1025) (S. Sayısı:
950)
6.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısı ile Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün; Aksaray
Milletvekili Ahmet Yaşar ve 3 milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Yıldırım ve 65 milletvekilinin; Uşak Milletvekilleri Alim Tunç, Ahmet Çağlayan
ve Osman Coşkunoğlu'nun; Ordu Milletvekilleri Kazım Türkmen ve İdris Sami
Tandoğdu ile 94 milletvekilinin; Giresun Milletvekili Mehmet Işık ile 28
milletvekilinin; Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın; Yozgat
Milletvekilleri Mehmet Çiçek, Bekir Bozdağ, Mehmet Erdemir ve Mehmet Yaşar
Öztürk ile 84 milletvekilinin; Adıyaman Milletvekili Şevket Gürsoy ve 15
milletvekilinin; Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir'in; Burdur Milletvekilleri
Bayram Özçelik ile Mehmet Alp'in; Kırşehir Milletvekili Hüseyin Bayındır'ın;
Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu ile 8 milletvekilinin; Ordu Milletvekili
Hamit Taşçı ile 19 milletvekilinin; Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın;
Amasya Milletvekilleri Akif Gülle ile Hamza Albayrak'ın; Tekirdağ
Milletvekilleri Tevfik Ziyaeddin Akbulut ile Ahmet Kambur'un; Kırşehir
Milletvekili Hacı Turan'ın; Yozgat Milletvekili Mehmet Erdemir ile 14
milletvekilinin; Erzincan Milletvekilleri Tevhit Karakaya ile Talip Kaban'ın; Iğdır
Milletvekili Dursun Akdemir ve Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın; Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli ile 3 milletvekilinin; İstanbul Milletvekili
Tayyar Altıkulaç ile Kastamonu Milletvekilleri Musa Sıvacıoğlu, Hakkı Köylü ve
Sinan Özkan'ın; Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan ile Hatay Milletvekili
Mehmet Eraslan'ın; Düzce Milletvekilleri Metin Kaşıkoğlu, Fahri Çakır ve Yaşar
Yakış'ın; Çorum Milletvekili Ali Yüksel Kavuştu'nun; benzer mahiyetteki Kanun
teklifleri ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları (1/1146, 2/5, 2/10, 2/20, 2/43, 2/66, 2/82, 2/115,
2/164, 2/372, 2/398, 2/410, 2/438, 2/523, 2/531, 2/535, 2/537, 2/541, 2/547,
2/571, 2/533, 2/347, 2/534, 2/542, 2/567, 2/568, 2/609) (S. Sayısı: 1039)
VI.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Bilecik Milletvekili Yaşar TÜZÜN'ün,
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörünün tutuklanmasına ilişkin sorusu ve Adalet
Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/9775)
2.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Adıyaman İlindeki yatırımlara,
Aksaray İlindeki yatırımlara,
Amasya İlindeki yatırımlara,
Erzurum İlindeki yatırımlara,
Siirt İlindeki yatırımlara,
Şırnak İlindeki yatırımlara,
Rize İlindeki yatırımlara,
İlişkin soruları ve Sanayi ve Ticaret
Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/10732, 10733, 10734, 10735, 10736, 10737, 10738)
3.- Tekirdağ Milletvekili Erdoğan
KAPLAN'ın, TEDAŞ'ın bir bilgi işlem projesi ihalesine ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/10829)
4.- Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un,
Çukurova Bölgesindeki elektrik iletim sisteminin bakımına ilişkin sorusu ve
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/10848)
5.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in,
İzmir'in bazı ilçelerindeki afet mağdurlarına yapılan yardıma ilişkin
Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı
(7/10901)
6.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in,
Iğdır-Tuzluca projesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı
Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/10937)
7.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil
ÜNLÜTEPE'nin, Afyonkarahisar Bölge Trafik Müdürlüğünün bulunduğu araziye
ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/10950)
8.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in,
limited ve anonim şirketlerin borçlarına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret
Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/10968)
9.- Aydın Milletvekili Özlem
ÇERÇİOĞLU'nun, Tıp Kurumu verem raporundaki iddialara ilişkin sorusu ve Sağlık
Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/11173)
10.- Karaman Milletvekili Mevlüt AKGÜN'ün,
TSE'nin biyodizel standardına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali
COŞKUN'un cevabı (7/11176)
11.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Uluslararası Zeytinyağı Konseyi üyeliğine ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret
Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/11178)
12.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim
ÖZKAN'ın, pancarda kota uygulamasına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı
Ali COŞKUN'un cevabı (7/11180)
13.- Erzincan Milletvekili Erol
TINASTEPE'nin, pancarda kota uygulamasına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret
Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/11181)
14.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın,
Ereğli Şeker Fabrikasının yönetimiyle ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/11182)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat
13.00'te açılarak altı oturum yaptı.
Şanlıurfa Milletvekili
Yahya Akman, ödenmesi gecikmiş olan kredi kartı borçlarına uygulanan yüksek
temerrüt faizlerinden dolayı kullanıcıların karşılaştıkları sorunlar ve alınması
gereken tedbirler konusunda,
İstanbul Milletvekili Ali
Rıza Gülçiçek, yurt dışında çalışan Türk işçilerinin durumuyla ilgili
hazırladığı rapor hakkında,
Samsun Milletvekili Musa
Uzunkaya, Mehmet Âkif Ersoy'un ölümünün 69 uncu yılında, şairin edebiyatçı
kişiliğine ve eserlerine ilişkin,
Gündemdışı birer konuşma
yaptılar.
(10/148, 182, 187, 284,
285) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, komisyonun görev
süresinin bir ay uzatılmasına ilişkin tezkeresi okundu; komisyona bir aylık eksüre
verildiği açıklandı.
Sağlık Bakanı Recep
Akdağ'ın Meksika'ya,
Kültür ve Turizm Bakanı
Atilla Koç'un İngiltere'ye,
Yaptıkları resmî
ziyaretlere katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkereleri kabul
edildi.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 7 nci
sırasında yer alan 1018 sıra sayılı kanun teklifinin bu kısmın 5 inci sırasına,
321 inci sırasında yer alan 1053 sıra sayılı kanun teklifinin 6 ncı sırasına,
265 inci sırasında yer alan 1000 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına,
317 nci sırasında yer alan 1048 sıra sayılı kanun tasarısının 8 inci sırasına,
320 nci sırasında yer alan 1051 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına,
318 inci sırasında yer alan 1049 sıra sayılı kanun teklifinin 10 uncu sırasına,
309 uncu sırasında yer alan 1039 sıra sayılı kanun tasarısının 11 inci sırasına
alınmasına; Genel Kurulun 29.12.2005 Perşembe günü saat 13.00'te toplanmasına
ve 28.12.2005 Çarşamba günkü birleşimde gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 11 inci sırasına kadar olan
tasarı ve tekliflerin, perşembe günkü birleşimde ise 1039 sıra sayılı Kanun
Tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine
ilişkin Danışma Kurulu önerisinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildiği
açıklandı.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan,
Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı:
305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz
gelmediğinden;
2 nci sırasında bulunan,
Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında (1/950) (S.
Sayısı: 920),
3 üncü sırasında bulunan,
Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin (1/1030) (S. Sayısı: 904),
4 üncü sırasında bulunan,
Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Bağlı Okulların Millî Eğitim Bakanlığına
Devredilmesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair (1/1050) (S.
Sayısı: 1009),
Kanun Tasarılarının
görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;
Ertelendi.
5 inci sırasına alınan,
Afyonkarahisar Milletvekili Mahmut
Koçak ve 4 Milletvekilinin, Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair (2/607)
(S. Sayısı: 1018),
9 uncu sırasına alınan,
Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; İstanbul
Milletvekili Emin Şirin'in, Tapu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi; Erzurum Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut'un, 2644 Sayılı Tapu
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında (1/1139, 2/319, 2/556) (S. Sayısı:
1051),
10 uncu sırasına alınan,
Tekirdağ Milletvekili Tevfik Ziyaeddin Akbulut ve 3 Milletvekilinin, Mahallî
İdare Birlikleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında (2/630) (S. Sayısı:
1049),
Kanun Teklifleri ile,
6 ncı sırasına alınan,
Diyarbakır Milletvekili M. Mehdi Eker ile Niğde Milletvekili Erdoğan Özegen'in,
969 Sayılı Tarım ve Köyişleri Bakanlığının, 867 ve 170 Sayılı Kanunlara Tabi
İşletmeler Dışında Kalan Taşra Kuruluşlarına Döner Sermaye Verilmesi Hakkında
Kanunun Adı ve Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi, Bazı Ek Maddelerin Eklenmesi
ve 29.5.1926 Tarihli ve 867 Sayılı Ziraat Vekaletine Merbut Bazı Mektep ve
Müesseselerin Sureti İdaresi Hakkında Kanunun İptaline Dair Kanun Teklifi ile
Ziraat Vekaletine Merbut Bazı Mektep ve Müesseselerin Sureti İdaresi Hakkında
Kanunda (2/375, 1/358) (S. Sayısı: 1053),
8 inci sırasına alınan,
Köy Kanununda (1/1104) (S. Sayısı: 1048),
Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarılarının,
Yapılan görüşmelerden;
7 nci sırasına alınan,
Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/1082) (S. Sayısı: 1000),
görüşmelerini müteakiben elektronik cihazla yapılan açıkoylamadan;
Sonra, kabul edilip
kanunlaştıkları açıklandı.
Denizli Milletvekili
Ümmet Kandoğan, Niğde Milletvekili Erdoğan Özegen'in, konuşmasında, şahsına
sataştığı iddiasıyla bir açıklamada bulundu.
29 Aralık 2005 Perşembe
günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime 02.50'de
son verildi.
|
|
İsmail Alptekin |
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
|
|
|
|
Bayram Özçelik |
Türkân Miçooğulları |
|
|
Burdur |
İzmir |
|
|
Kâtip
Üye |
Kâtip
Üye |
|
|
|
|
|
|
Harun Tüfekci |
Yaşar Tüzün |
|
|
Konya |
Bilecik |
|
|
Kâtip
Üye |
Kâtip
Üye |
|
|
|
|
No.: 58
II.- GELEN KÂĞITLAR
29 Aralık 2005 Perşembe
Geri Alınan Yazılı Soru Önergesi
1.
- Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının bir
bürokrat hakkındaki iddiaya ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesini
29/12/2005 tarihinde geri almıştır. (7/11144)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.06
29 Aralık 2005 Perşembe
BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Türkân MİÇOOĞULLARI
(İzmir)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 46 ncı Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç
sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, yaş
sebze ve meyve üreticilerinin sorunlarıyla ilgili olmak üzere, Mersin
Milletvekili Sayın Ali Er'e aittir.
Buyurun Sayın Er. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Mersin
Milletvekili Ali Er'in, Akdeniz Bölgesindeki yaş sebze ve meyve üreticilerinin
sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
ALİ ER (Mersin) - Sayın
Başkan, Yüce Meclisimizin değerli üyeleri; Yüce Heyetinizi saygıyla, sevgiyle
selamlıyorum.
Bugün Türkiye Büyük
Millet Meclisinin kürsüsüne çıkmamın nedeni, özellikle seçim bölgemdeki sebze
ve meyvede yaşanan problemleri huzurlarınızda, hem Türkiye Büyük Millet
Meclisine ve bu vesileyle de, Yüce Milletimize aktararak, buradan mümkün olduğu
kadar, bu konuşmamın akabinde, bu problemlere çare bulunmasıyla ilgili
taleplerim olacak.
Değerli arkadaşlar,
Türkiye'nin nüfusunun yüzde 40'ı çiftçi biliyorsunuz. Bu yüzde 40 çiftçinin işi
zor. Çiftçilik gerçekten zor bir meslek.
Muhterem arkadaşlar, ben
bu kürsüye çıktığım zaman, arkadaşları zaman zaman özellikle ikaz ettim.
Değerli arkadaşlar, buraya çıkıp konuşulurken laf olsun diye çıkılmıyor. Benim
arkadaşlardan özellikle ricam, bizleri buradan dinlemeleri. Dinlerseniz memnun
olacağım. Türkiye Büyük Millet Meclisinde, üzülerek söyleyeyim ki, bir
alışkanlık var ya konuşulanlar dinlenmiyor ya da dinlenmeden laf atmayla
günümüz geçiyor. Buradan milletimizin problemlerini, çiftçimizin problemlerini
dile getireceğim. Sükûnetle dinlerseniz de memnun olacağım. (Alkışlar)
Özellikle rica ediyorum sizden; çünkü, şu anda, ben, bu kürsüden, Türkiye'nin
nüfusunun yüzde 40'ı çiftçi diyorum, yüzde 40'ına ve onların dertlerine
tercüman olmak için çıktım buraya; yoksa, laf olsun diye çıkmadım. Kolay kolay
da bu kürsülere çıkan bir insan değilim. Bunu da biliyorsunuz. Lütfen…
Özellikle Sayın Faruk
Çelik, Sevgili Grup Başkanvekilimiz, bizi dinlerseniz memnun olacağız. Lütfen…
Bizi dinlemenizi istiyoruz. Bizi dinlerseniz, dertlere daha fazla çözüm
bulunur.
Evet, sevgili arkadaşlar…
BAŞKAN - Sayın Er, siz
konunuza dönün; çünkü, sürenizi kullanmış oluyorsunuz.
ALİ ER (Devamla) - Sayın
Başkanım, ben size, süreme saygı duyuyorum; ama, lütfen… Karşılıklı birbirimizi
dinlersek anlarız. Onu anlatmak için çıktım ben buraya.
Değerli arkadaşlar, benim
seçim bölgemde bu yıl özellikle narenciye ve sebze, özelikle de domates
üzerinde çok büyük sıkıntılar var. Ben, geçen hafta cumartesi günü Erdemli
Halini ziyaret ettim, Mersin Halini ziyaret ettim, çiftçilerimizle dertleştik. Gerçekten
problem var. Narenciyede ve özellikle de domateste problem var.
Geçen yıl bu mevsimde
bugünlerde kilosu 1 000 000 liraya satılan domatesin bugün kilosu şu anda
-bugün sordum- 150 000 lira. Domatesin kilosu 150 000 lira; ama, narenciyenin
kilosu da şimdi, şu anda 150 000 lira. Geçen yıl biz AK Parti İktidarına,
hükümetimize desteğinden dolayı teşekkür ederiz. Gerçekten domates üretici
geçen yıl hakkı olanı aldı; ama, bu yıl sıkıntı var. Narenciyede geçen yıl da
sıkıntı vardı, bu yıl da sıkıntı var. Evvel ki sene gene AK Parti Hükümeti
döneminde narenciye iyiydi. 800 000-700 000 civarındaydı; ama, iki yıldan bu
tarafa doğru sıkıntı var.
OSMAN KAPTAN (Antalya) -
Şu an AK Parti Hükümeti yok mu Ali Ağabey?!
ALİ ER (Devamla) -
Osmancığım, bak, ben tarımı konuşurken lütfen laf atmayın. Ben, tarımı, içinde
büyüyen bir insan olduğum için anlatacağım. Siz de muhalefet olarak faydalanın
istiyorum Ali Er'in anlatmasından. Siz burada anlatabilseniz, ben çıkıp
anlatmak istemem; ama, siz anlatamadığınız için -samimî söylüyorum- ben çıkıp
anlatmak durumunda kaldım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Antalya) - Sayın Başbakan "her şey yolunda" diyor ama!
ALİ ER (Devamla) - Şimdi,
değerli arkadaşlar, AK Parti İktidarı, doğrudur, gerçekten hem Türk çiftçisi
için hem milletimiz için çok güzel icraatlar yaptı, bunu kimse inkâr etmiyor
zaten. Geçen hafta Erdemli halinde vatandaş şunu söylüyor bana -ben tek tek
oradan aldığım notları burada okuyorum- diyor ki: "AK Parti İktidarı
geldi, Ziraat Bankasındaki borçlarımızın belli bölümünü affetti, Allah razı
olsun." "AK Parti İktidarı geldi, enerji borçlarımızın belli bölümde
affetti, Allah razı olsun." "Faizler düşürüldü; Allah razı
olsun." Yani, bütün bu olumluluklardan Allah razı olsun diyor; ama, arkasından
da diyor ki…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ALİ ER (Devamla) -
"Arkadaş, bunlar oldu; fakat, bizim bugün ürettiğimiz ürün de para
etmiyor, bunu orada dile getirin."
Ben milletin vekili
olarak, yirmi yıldır, çiftçimle ilgili bu problemleri bu kürsülerde dile
getirdim. Bunu dile getirmekle, ne kendi içinde bulunduğum iktidarı suçlamak
için dile getiriyorum ne birini yermek için; meseleyi, burada anlatmak ve
problemlere çare bulmak için bunları burada anlatıyorum. Diyor ki: "İyi
yaptıklarından Allah razı olsun. Biz AK Partiyi destekledik, bundan sonra da
desteğimiz samimiyetimizle devam ediyor" diyor. Bu evvela bir doğru; ama,
arkasından şunu da söylüyor: "Bizim desteğimiz devam ediyor; ama, bu
desteğimiz devam ederken, bizi ihmal ederlerse de oturur düşünürüz" diyor
çiftçi.
Evet, işte, şu anda
Mersin'deki bu benim söylediğim çiftçimin ihmali konusunda burada hem
hükümetimi uyarıyorum hem Türkiye Büyük Millet Meclisini uyarıyorum: Bize taraf
olun, çiftçiye taraf olun, bu problemleri mutlaka çözelim.
Bakın, domatesin bugün
maliyeti şu anda 350 000 lira kilosu, 150 000 liraya satılmıyor arkadaşlar.
Limonun maliyeti 400 000 lira, 150 000 liraya satılmıyor. Tabiî, dertliyiz. Biz
ondan söylüyoruz bu kürsüde çıkıp da, birilerini yermek için falan
söylemiyoruz. Doğrudur, şu anda çiftçi dertlidir, buna çare bulalım.
Peki, bu direkt
hükümetlerle ilgili midir; evet, belli ölçüde ilgilidir; ama, arz-talebe
bağlıdır, ihracata bağlıdır; işte, bu noktada, hükümetin kesinlikle destek
vermesi lazım. Limona tonda 50 dolar destek verdi hükümetimiz, ben teşekkür
ediyorum. Yetmedi; haftalardır söylüyorum, bir 50 dolar daha verin. Hiçbir şey
olmaz. Geçen sene bütün narenciye desteğinden devletin ödediği para 40 trilyon
hepsi. Demek ki, 50 dolarda 40 trilyon ödüyorsa, bir 50 dolar daha verse, 100
trilyon ödese bu devlete hiç dokunmaz; ama, benim çiftçim, samimî söylüyorum
ki, ayağa kalkar.
Şimdi, domatese 50 dolar
istiyoruz. Yazdırdık; DPT'ye gitti. Buradan, bütün yetkililere sesleniyorum,
çok acil çıkarmamız lazım. Çıkarmazsak, sera domatesi bugün satılmıyor ise,
yarın değil bir gün sera da biter, ondan sonra, acısını hep beraber çekeriz.
Onun için, ben, özellikle, buradan, yetkililere rica ediyorum, bu konunun
üzerine gitsinler istiyorum. Çok fazla bir şey istemiyoruz. 50 dolar limona
tonda, 50 dolar da domatese tonda destek verilirse, ondan sonra şunu
söyleyebilirim ben çiftçime: Benim hükümetim, bizim isteklerimizi yerine
getirdi; ondan sonra para eder veya etmez, onun hesabını, biz, çiftçimizle
beraber konuşuruz, görüşürüz; ama, bu destekler verilmezse, bugün, buradan
söylüyorum, sayın grup başkanvekillerimiz de özellikle hükümetin üyelerine
iletsinler: Eğer, hükümet, 50 dolar domatese, 50 dolar narenciyeye tekrar
destek verir de, bu işin hakkından gelirse, burada, tekrar konuşurum, çıkarım,
huzurunuzda, sizler de dahil, hükümetimize teşekkür ederim; vermez de, limon,
domates, sebze kötüye giderse, çıkarım, burada, eleştiririm, bu da benim
hakkım. AK Partinin anlayışı budur. (Alkışlar) Ondan da hiç kimse alınmaz.
Evet, şimdi, değerli
arkadaşlar...
BAŞKAN - Sayın Er,
toparlar mısınız.
ALİ ER (Devamla) - Sayın
Başkanım, müsaade ederseniz, yani, çok dertliyiz, çiftçi dertli...
Geçen, Necati Uzdil,
burada, bana, sağ olsun, sevdiğinden laf attığını biliyorum "Çukurova'ya
gidelim, görelim, gezelim beraber" dedi. Ben, yirmi yıldır, Çukurova'ya
hem her hafta gidiyorum, her hafta, istisnasız, başka ilde bir görevim olmazsa,
her hafta; hafta sonu Çukurova'ya gidiyorum. Tabiî, Necati Beyin çiftçi üzerindeki
hassasiyetini biliyorum; ama, sevgili kardeşim benimle dolaşırsa, çiftçinin ne
demek olduğunu da öğrenmiş olur hiç olmazsa. O, benimle dolaşsın, Çukurova'ya,
gelsin beraber gidelim, beraber gezelim; tamam mı?!
Değerli arkadaşlar, benim
buradan ricam, tekrar şu: Çok fazla bir şey istemiyor Antalya, Mersin, Adana,
Hatay, İzmir çiftçisi; sadece ve sadece, ürettiği ürüne destek istiyor.
MUSA SIVACIOĞLU
(Kastamonu) - Kastamonu da istiyor…
ALİ ER (Devamla) - O
destek, çok fazla değil. Geçmişten beri verilen destekler bunlar. 50 dolar
narenciyeye verildi, 50 dolar daha istiyoruz, birazcık ayağa kalkar. 50 dolar
domatese yazıldı, çıkarsa, domates de biraz ayağa kalkar. Ondan sonra da,
geliriz, bugüne kadar güzel yaptığı işlerin üzerinde, AK Parti İktidarına, Hükümetine
teşekkür ederiz, dolu dolu da oy verir benim çiftçim, açık söylüyorum; ama,
çiftçi ihmal edilirse, çiftçi sıkıntıya düşerse, çiftçinin seçtiği milletvekili
de bunun hesabını, buradan, kürsüden soracak kadar -açık söylüyorum- cesurdur.
Ben, burada, yıllardır, yanlışların karşısında, doğruların yanında oldum. AK
Parti İktidarı güzel şeyler yaptı, güzel işleri yapmaya devam ediyor; teşekkür
ederim.
Bu iki güzel şeyi de, iki
ürüne de desteği verirse, bir kez daha buraya çıkıp teşekkür etmek istiyorum, gönlüm
böyle istiyor. Çiftçi adına, köylü adına, üretici adına, hepinizden destek
bekliyorum. Hepinizi, saygıyla,
sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Er.
Gündemdışı ikinci söz
isteği, Tevfik Fikret'in ölümünün 90 ıncı yıldönümü münasebetiyle, Adana
Milletvekili Sayın Ziya Yergök'e aittir.
Sayın Yergök, buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
2.- Adana
Milletvekili Mehmet Ziya Yergök'ün, Tevfik Fikret'in ölümünün 90 ıncı yılında,
şairin edebiyatçı kişiliğine ve eserlerine ilişkin gündemdışı konuşması
MEHMET ZİYA YERGÖK
(Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ölümünün 90 ıncı yılında büyük
şair Tevfik Fikret'i anmak için gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce
Meclisimizi ve yüce ulusumuzu saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak
istiyorum.
1915 yılında, 48 yaşında
iken aramızdan ayrılan büyük şair Tevfik Fikret, bugün de güncelliğini koruyan
toplumsal içerikli şiirleriyle ilerici düşüncelerin simgesi haline gelmiş,
Türkiye'de Batılı sanat anlayışının yerleşmesinde büyük rol oynamıştır.
"Tevfik Fikret'in
gerçek misyonu, Rönesans hareketini dilde, sanatta ve ahlakta olgunluğun son
derecesine ulaştırmaktı" diyen Ziya Gökalp "bu ülke, her alanda
Fikretler yetiştirebilmiş olsaydı, bugün, bambaşka bir yerde olurdu" sözleriyle
de çok yerinde bir saptamada bulunmuştur.
Edebiyatı Cedidenin, Yeni
Edebiyat Akımının en iyi ve en önde gelen temsilcilerinden biri olan Tevfik
Fikret, ressam kişiliği, aşırı titiz tutumu ve en küçük ayrıntılar üzerinde
durmasıyla, kendine özgü bir üslup yaratmış ve çağına damgasını vurmuştur.
"İnsanlığı çiğneyen alçaklığı yık, ez/ Billah yaşamak yerde sürüklenmeye
değmez/ Millet yoludur, Hak yoludur tuttuğumuz yol/ Ey Hak yaşa, ey sevgili
millet yaşa var ol" diyen şairin özgürlük ve eşitlik anlayışı, ezilen
insanların çıkarları doğrultusunda toplumsal bir öz kazanmıştır.
Öğrencisi olduğu ve
birincilikle bitirdiği Galatasaray Lisesinde öğretmenlik ve müdürlük, Robert
Kolejde ise Türkçe öğretmenliği görevlerinde bulunmuştur. "Para almayı hak
etmedim, yeterince hizmetim geçmedi" gerekçesiyle maaşlarını çoğu kez geri
çeviren Fikret, devlet bütçesine katkı olsun bahanesiyle öğretmen maaşlarında
kesinti yapılması üzerine, tepki olarak, görevinden istifa etmesini bilmiştir.
Şair, özel yaşamında da
katı bir ahlak anlayışını sürdürmüş, çevresindeki kaypaklık ve çıkarcılıkları
hoş görmemiş, dürüstlükten ödün vermemiş, parada, pulda, makam ve mevkide
hiçbir zaman gözü olmamıştır. Bunu da "Kimseden fayda ummam, dilenmem kol
kanat/ Kendi boşluk ve gök kubbemde uçar giderim/ Eğilmek esaret zincirinden
ağırdır boynuma/ Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim"
dizeleriyle, açık ve net biçimde ortaya koymuştur.
"Düşmek, etrafı
görmemektir" diyen Fikret, düşüncelerinde, bütün sorunların üstesinden
gelecek, mutlu yarınları hazırlayacak olan, insandır; bunun da, bilimin ve
bilginin gücüyle başarılacağını söylemektedir.
Çok saygın Gazeteci Yazar
Sayın Orhan Karaveli'nin, ölümünün 90 ıncı yılında "Tevfik Fikret ve Haluk
Gerçeği" isimli değerli eserinde de dile getirdiği gibi, toplum,
umutsuzluk ve çaresizlik içinde sürüklenip giderken, kara baskı, bağnazlık,
cehalet, haksızlık, ahlaksızlık, yolsuzluk ve vurdumduymazlık üzerine
yıldırımlar yağdırmaktan korkmayan bir ahlak ve cesaret anıtı, bir yurtsever
devrimciydi Fikret. O, aynı zamanda, Atatürk'ü derinden etkileyen, ona ışık
tutan, ona esin kaynağı olan bir aydınlanma savaşçısıydı. Büyük Önderin
"ben, inkılap ruhunu Fikret'ten aldım" demesi, bunu her yerde gururla
belirtmesi ve şairin çoğu şiirlerini ezbere bilmesi de boşuna değildir.
2005 yılının sonunda,
hâlâ, kadın hakları, töre cinayetleri ve kız çocuklarının okula gönderilmesi
gibi sorunların ülke ve Meclis gündeminde çözüm beklediğini düşünürsek, büyük
şairin, bundan neredeyse bir asır önce kaleme aldığı "Bir Kız Mektebi
İçin" şiirinin başında yer alan "kızlarını okutmayan millet,
oğullarını manevî öksüzlüğe mahkûm etmiş demektir; hüsranına ağlasın"
sözleriyle, yine aynı şiirin "evet, anaların bağrı uygarlığın kutsal
bahçesidir/ en geri, en aciz, en bahtsız millet, kadınlığı, cehalete kardeş
edendir" dizeleri, ne yazık ki, ülkemiz için de hâlâ güncelliğini ve
geçerliliğini sürdürüyor. Bugün, keşke, bu sorunları geride bırakmış olsaydık.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
MEHMET ZİYA YERGÖK
(Devamla) - Tevfik Fikret'in, bugün çok bilinen ve güncelliğini koruyan bir
başka şiiri de, şairin başyapıtlarından ve en kolay anlaşılan şiirlerinden biri
olan Han'ı Yağma (Yağma Sofrası) şiiridir. Yazıldığı tarihte de elden ele dolaşarak,
İttihat ve Terakki yönetimine ağır bir darbe yerine geçen ve sadece bir
dörtlüğünü sunacağım bu şiirin, günümüzün hortumcularını ve yağmacılarını da
düşündürecek mesajı bulunmaktadır.
"Bu harmanın gelir
sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner
bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi,
bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın,
kapış kapış, çanak çanak…
Yiyin efendiler yiyin, bu
haykıran sofra sizin.
Doyunca, tıksırınca,
çatlayıncaya kadar yiyin!"
Sayın milletvekilleri, ölümünün
90 ıncı yılında bir aydınlanma şairi, bir insan şairi olan Tevfik Fikret'i bir
kez daha sevgi ve saygıyla anıyor, siz değerli milletvekili arkadaşlarımızın ve
tüm ulusumuzun yeni yılını kutluyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Yergök.
Gündemdışı üçüncü söz,
ülkemizde eğitim alanındaki gelişmeler hakkında, Kayseri Milletvekili Sayın
Taner Yıldız'a aittir.
Buyurun Sayın Yıldız. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
3.- Kayseri
Milletvekili Taner Yıldız'ın, ülkemizde eğitim alanındaki gelişmelere ve
üniversitelerimizin mevcut durumuna ilişkin gündemdışı konuşması
TANER YILDIZ (Kayseri) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Gündemdışı konuşmamda,
ülkemizdeki eğitim alanındaki gelişmeler ve üniversitelerimizin mevcut durumu
konusundaki görüşlerimi dile getirmek istiyorum.
Tabiî, geçmiş hükümetler
döneminde Millî Eğitim Bakanlığı bütçelerine baktığımızda, üçüncü veya dördüncü
sırada yer alan Bakanlık bütçesinin, özellikle AK Parti Hükümetleri zamanında
birinci sıraya geçtiğini görüyoruz. Çok kısaca hatırlatacağım: 2002 yılında 7
460 000 000 YTL, 2003'te 10 179 000 000 YTL, 2004'te 12 366 000 000 YTL ve
2005'te ise 14 882 000 000 YTL'lik bütçeden aldığı payla, bütün diğer bakanlık
bütçeleri arasında birinci sıradaki yerini almıştır. Bu konu, AK Parti
Hükümetlerimizin, eğitime, insan yetiştirmeye ne kadar büyük bir değer
verdiğinin göstergesidir; zira, milletlerin gelişmişliğinin ve devamlılığının,
eğitime verilen önemle mütenasip olduğunu biliyoruz. Özellikle, bütçelerin
görüşüldüğü, bakanlık bütçelerinin görüşüldüğü bu hafta içerisinde, ilgili
bakanlık olan Millî Eğitimi Bakanlığının bütçesi üzerinde bu tür konuşmalar
fazlasıyla yapılmıştır.
İktidarımız döneminde,
Türkiye'deki bilgisayar eğitimi ve destekle alakalı açılan kampanyayı ve
ücretsiz kitap projelerinin 270 000 000 adete ulaşmasını ve meslek liselerinin,
açık liselere kayıt yaptırabilmeleriyle alakalı, ilgili yönetmelikle düzenlenen
konuyu hep beraber biliyoruz.
Özellikle,
üniversitelerimizin öncelikli fonksiyonu, bilimsel çalışma üretip, ürettiği
bilginin ülke gelişmesi yönünde kullanılmasını sağlamaktır; ama, üzülerek
görüyoruz ki, üniversiteler, bu yöndeki enerjilerini yerinde yeterince
kullanamıyorlar. Gelişmiş ülkelere baktığımızda, üniversiteler, ilim ve
teknoloji üreten merkezler konumunda. Bunun için de, okullaşmaya çok fazla önem
veriliyor.
Kayseri'den bir örnek
vererek konuya girmek istiyorum. Erciyes Üniversitesi, kurulduğu yıldan sonra,
ilgili bütün 53 tane üniversite arasında önce 7 nci, sonra da 5 inci sıradaki
yerini aldı. Buradaki en büyük faktör, özel sektörün, Kayserili
hayırseverlerimizin 60 000 000 dolara yakın bir miktarda yaptığı yatırımlardır.
Altyapı çalışmalarının
özel sektör tarafından, hayırseverler tarafından bu kadar büyük bir bağışla
tamamlanmasından sonra, bunun, artık, içini bilimsel olarak doldurmak kalıyor.
Japonya'da okullaşma
oranının yüzde 40'lar, Kanada'da yüzde 88'ler ve ABD'de ise yüzde 81'ler
civarında olduğunu biliyoruz. Ancak, genç nüfusun çok olduğu ülkemizde, bu
oranın yüzde 18'lerde kaldığını söylemek zorundayız.
Kalkınmış ülkelere
baktığımızda, üniversite sayısının hem çok olduğunu hem de nitelik olarak
üniversitelerin ileri düzeyde olduğunu, ne yazık ki, söylemek zorundayız.
Ben, özellikle verilen
fonlarda ve son günlerdeki gündemin, AB ülkeleri gibi Türkiye'de çerçeve
programlarına, gayri safî millî hâsıla dikkate alınarak hesaplanan bir aidat
ödüyor biliyorsunuz. Türkiye'nin ilk kez katıldığı ve 6 ncı çerçeve programı
içerisindeki aidatının 240 milyon euro civarında olduğunu biliyoruz. Bu
rakamların hangi oranlarda kullanıldığını, dün, Başbakanımız da açıklamıştı.
Ben, kısaca, tekrar etmek istiyorum.
Ulusal Koordinasyon
Biriminin verilerine göre, Türk araştırmacılarının ortak olduğu, takribi 2 200
proje başvurusundan 320 civarında bir kabul gördü; bunun yüzde 15'ler civarında
olduğunu görüyoruz. Yine, 1 360 tane proje başvurusundan 242 tanesinin de kabul
edildiğini görüyoruz; bu oran da yüzde 18'ler civarında. Şimdi, Türk
araştırmacılarının programından sağladığı proje desteği 50 000 000 euroyken, bu
rakamın 170 000 000 civarındaki katkıyla beraber ancak yüzde 30'lar civarında
olduğunu söyleyebiliriz.
Yine, TÜBİTAK
yetkililerinin de bildirdiği üzere, Türkiye'nin programda istenen geri dönüş
sağlayamamasının iki tane temel sebebi var; bunlardan bir tanesi, tam zamanlı
araştırmacı sayısının yetersizliği ve Türkiye'de 27 000 civarında bulunuşu. Bu
sayı Almanya'da 480 000'in üzerinde, aynı oranda olmasına rağmen; ama,
Almanya'da çerçeve programına başvuru takribi 21 000 civarındayken, Türkiye'de
bu başvurunun 1 200'ler civarında kaldığını görüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim,
konuşmanızı, lütfen, tamamlayın.
TANER YILDIZ (Devamla) -
Tamamlıyorum Sayın Başkan.
Tabiî,
üniversitelerimizde sorgulamamız gereken önemli üç dört tane ana unsur var;
ama, şahsî görüşlerimi belirtmek açısından, maliyet-fayda nosyonunun oluşmayışı
ve malî ve beşerî kaynakların rasyonel kullanımıyla alakalı bir problemin
mutlaka üniversitelerimizde aşılması gerekmektedir. Bunlar aşılmadığı takdirde,
maliyeti daha yüksek fiyata satın alabilirliğiyle alakalı konularda eğer bir
hassasiyet oluşturmazsak, en büyük KİT'lerin oluşmasıyla alakalı bir riskle
karşı karşıya geliriz. Özellikle yurt dışına aktarılan beyin göçüyle beraber 1
milyar dolar civarına yaklaşan bir Türkiye'ye maliyet vardır.
Belki de sorgulamamız
gereken temel sistemle alakalı bir konuyu da şöyle belirtebiliriz:
Üniversitelerin yönetilmelerinin profesyonelce sağlanması için, belki de
profesör olmayan; ama, kendi dalında son derece kaliteli, seviyeli, bilimsel
araştırmalar yapan profesörlerimizin belki aynı başarıyı idarecilikte sağlayamamış
olmalarından kaynaklanabilir. Bunlar için bir genelleme yapmak belki mümkün
olmayabilir; ama, bugün, Einstein'ın bir rektör olduğunu düşünsek, belki de,
bilimsel araştırmada sağladığı başarıyı, aynı idarecilikte sağlayamayabilirdi.
O yüzden, belki, bu sistemi sorgulamakta fayda var; dolayısıyla, kimi
rektörlerin üniversitede seçimle, kimi üniversitelerde atamayla, kimi
üniversitelerde mütevelli heyet aracılığıyla, kimi üniversitelerde ise bir
arama kurulu aracılığıyla yapılabilmesinin bekli de sağlanmasının vakti
geçmiştir.
Ben, bütün bu duygu ve
düşünceler içerisinde, eğitimde daha iyi seviyeleri yakalayabileceğimiz bir
Türkiye umuduyla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Yıldız.
Sayın milletvekilleri,
gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.
Başkanlığın Genel Kurula
diğer sunuşları vardır.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım.
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.-
Ukrayna-Türkiye Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Rıfat Çubarov ve
beraberindeki parlamento heyetinin ülkemizi resmî ziyaretinin uygun bulunduğuna
ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/953)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna
Ukrayna-Türkiye
Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Rıfat Çubarov'un, beraberinde bir
Parlamento heyetiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak
ülkemize resmî ziyarette bulunmaları öngörülmektedir.
Söz konusu heyetin
ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin
Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel Kurulun
bilgisine sunulur.
Bülent
Arınç
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Başbakanlığın, Anayasanın
82 nci maddesine göre verilmiş bir tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza
sunacağım.
2.-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İspanya'ya yaptığı resmî ziyarete katılacak
milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/954)
28.12.2005
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Palma de Mallorca'da
yapılan Akil Adamlar Grubu Toplantısı ile Barcelona'da yapılan EUROMED Hükümet
ve Devlet Başkanları Zirvesine katılmak üzere, bir heyetle birlikte 26-28 Kasım
2005 tarihlerinde İspanya'ya yaptığım resmî ziyarete, ekli listede adları
yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki
Bakanlar Kurulu Kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci
maddesine göre gereğini arz ederim.
Recep
Tayip Erdoğan
Başbakan
LİSTE
|
Ömer Çelik |
(Adana) |
|
Şevket Gürsoy |
(Adıyaman) |
|
Remziye Öztoprak |
(Ankara) |
|
Orhan Sür |
(Balıkesir) |
|
Afif Demirkıran |
(Batman) |
|
Mehmet Alp |
(Burdur) |
|
Egemen Bağış |
(İstanbul) |
|
Enver Öktem |
(İzmir) |
BAŞKAN - Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Birleşime 5 dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 13.36
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.48
BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Türkân MİÇOOĞULLARI
(İzmir)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 46 ncı Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum.
Şimdi, Danışma Kurulunun
bir önerisi vardır, okutuyorum:
IV.-
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1.-
Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No.:178 29.12.2005
Gündemin 7 nci sırasında
yer alan Maden Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının,
gündemin 5 inci sırasına alınmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma
Kurulunca uygun görülmüştür.
|
|
|
|
Bülent
Arınç |
|
|
|
|
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı |
|
|
Faruk
Çelik |
|
Ali
Topuz |
|
|
AK Parti
Grubu Başkanvekili |
|
CHP
Grubu Başkanvekili |
|
|
|
Ömer
Abuşoğlu |
|
|
|
|
Anavatan
Partisi Grubu Başkanvekili |
|
BAŞKAN - Söz isteği?..
Yok.
Danışma Kurulu önerisini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına
geçiyoruz.
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1.-
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - 1 inci sırada
yer alan kanun teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu
gelmediğinden teklifin görüşmeleri ertelenmiştir.
2 nci sırada yer alan,
Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının
görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
2.-
Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/950) (S. Sayısı:920)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yok.
Ertelenmiştir.
3 üncü sırada yer alan,
Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve
Bütçe Komisyonu Raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
3.- Bazı
Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (1/1030) (S. Sayısı: 904)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yok.
Ertelenmiştir.
4 üncü sırada yer alan,
Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Bağlı Okulların Millî Eğitim Bakanlığına Devredilmesi
ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve
Bütçe Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
4.- Kamu
Kurum ve Kuruluşlarına Bağlı Okulların Millî Eğitim Bakanlığına Devredilmesi
ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve
Bütçe Komisyonu Raporu (1/1050) (S. Sayısı: 1009)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yok.
Ertelenmiştir.
5 inci sıraya alınan,
Maden Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe
Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.
5.- Maden
Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (1/1025) (S. Sayısı: 950) (x)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Komisyon raporu 950 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde,
İrfan Riza Yazıcıoğlu?.. Yok.
İbrahim Hakkı Birlik?..
Yok.
Ümmet Kandoğan?.. Yok.
Nail Kamacı?.. Yok.
Tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
MADEN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
İLİŞKİN KANUN TASARISI
MADDE 1.- 4.6.1985
tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının
sonuna aşağıdaki cümle eklenmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
"Bu hüküm I. Grup
madenler ve mıcır ile kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda
kullanılan her türlü yapı hammaddesi için uygulanmaz."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2.- 3213 sayılı
Maden Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
(x) 950 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
EK MADDE 6.- Bor Tuzları
için, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun değişik mükerrer 97 nci
maddesinin (b) bendine göre hesaplanacak belediye payı, belediye sınırları ve
mücavir alanlardan çıkartılan madenlerden elde edilecek işletme brüt karının %
2' sinden az olamaz.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 3.- Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 4.- Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Tasarının tümünü
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tasarı kabul edilmiş ve
kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum.
6 ncı sırada yer alan
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Tekirdağ
Milletvekili Enis Tütüncü'nün; Aksaray Milletvekili Ahmet Yaşar ve 3
Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 65 Milletvekilinin;
Uşak Milletvekilleri Alim Tunç, Ahmet Çağlayan ve Osman Coşkunoğlu'nun; Ordu
Milletvekilleri Kâzım Türkmen ve İdris Sami Tandoğdu ile 94 Milletvekilinin;
Giresun Milletvekili Mehmet Işık ile 28 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili
Dengir Mir Mehmet Fırat'ın; Yozgat Milletvekilleri Mehmet Çiçek, Bekir Bozdağ,
Mehmet Erdemir ve Mehmet Yaşar Öztürk ile 84 Milletvekilinin; Adıyaman
Milletvekili Şevket Gürsoy ve 15 Milletvekilinin; Iğdır Milletvekili Dursun
Akdemir'in; Burdur Milletvekilleri Bayram Özçelik ile Mehmet Alp'in; Kırşehir
Milletvekili Hüseyin Bayındır'ın; Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu ile 8
Milletvekilinin; Ordu Milletvekili Hamit Taşçı ile 19 Milletvekilinin; Kırşehir
Milletvekili Mikail Arslan'ın; Amasya Milletvekilleri Akif Gülle ile Hamza
Albayrak'ın; Tekirdağ Milletvekilleri Tevfik Ziyaeddin Akbulut ile Ahmet
Kambur'un; Kırşehir Milletvekili Hacı Turan'ın; Yozgat Milletvekili Mehmet
Erdemir ile 14 Milletvekilinin; Erzincan Milletvekilleri Tevhit Karakaya ile
Talip Kaban'ın; Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir ve Denizli Milletvekili Ümmet
Kandoğan'ın; Giresun Milletvekili Nurettin Canikli ile 3 Milletvekilinin;
İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ile Kastamonu Milletvekilleri Musa
Sıvacıoğlu, Hakkı Köylü ve Sinan Özkan'ın; Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan
ile Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan'ın; Düzce Milletvekilleri Metin
Kaşıkoğlu, Fahri Çakır ve Yaşar Yakış'ın; Çorum Milletvekili Ali Yüksel
Kavuştu'nun; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının görüşmelerine
başlıyoruz.
6.-
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Tekirdağ
Milletvekili Enis Tütüncü'nün; Aksaray Milletvekili Ahmet Yaşar ve 3 milletvekilinin;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 65 milletvekilinin; Uşak
Milletvekilleri Alim Tunç, Ahmet Çağlayan ve Osman Coşkunoğlu'nun; Ordu
Milletvekilleri Kazım Türkmen ve İdris Sami Tandoğdu ile 94 milletvekilinin;
Giresun Milletvekili Mehmet Işık ile 28 milletvekilinin; Mersin Milletvekili
Dengir Mir Mehmet Fırat'ın; Yozgat Milletvekilleri Mehmet Çiçek, Bekir Bozdağ,
Mehmet Erdemir ve Mehmet Yaşar Öztürk ile 84 milletvekilinin; Adıyaman
Milletvekili Şevket Gürsoy ve 15 milletvekilinin; Iğdır Milletvekili Dursun
Akdemir'in; Burdur Milletvekilleri Bayram Özçelik ile Mehmet Alp'in; Kırşehir
Milletvekili Hüseyin Bayındır'ın; Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu ile 8
milletvekilinin; Ordu Milletvekili Hamit Taşçı ile 19 milletvekilinin; Kırşehir
Milletvekili Mikail Arslan'ın; Amasya Milletvekilleri Akif Gülle ile Hamza
Albayrak'ın; Tekirdağ Milletvekilleri Tevfik Ziyaeddin Akbulut ile Ahmet
Kambur'un; Kırşehir Milletvekili Hacı Turan'ın; Yozgat Milletvekili Mehmet
Erdemir ile 14 milletvekilinin; Erzincan Milletvekilleri Tevhit Karakaya ile
Talip Kaban'ın; Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir ve Denizli Milletvekili Ümmet
Kandoğan'ın; Giresin Milletvekili Nurettin Canikli ile 3 milletvekilinin;
İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ile Kastamonu Milletvekilleri Musa
Sıvacıoğlu, Hakkı Köylü ve Sinan Özkan'ın; Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan
ile Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan'ın; Düzce Milletvekilleri Metin
Kaşıkoğlu, Fahri Çakır ve Yaşar Yakış'ın; Çorum Milletvekili Ali Yüksel
Kavuştu'nun; benzer mahiyetteki Kanun teklifleri ve Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1146, 2/5, 2/10,
2/20, 2/43, 2/66, 2/82, 2/115, 2/164, 2/372, 2/398, 2/410, 2/438, 2/523, 2/531,
2/535, 2/537, 2/541, 2/547, 2/571, 2/533, 2/347, 2/534, 2/542, 2/567, 2/568,
2/609) (S. Sayısı: 1039) (x)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Komisyon raporu 1039 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde
söz isteği vardır.
Tasarının tümü üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sivas Milletvekili Sayın Nurettin Sözen.
(CHP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Sözen.
Süreniz 20 dakika.
CHP GRUBU ADINA NURETTİN
SÖZEN (Sivas) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 1039 sıra sayılı, yeni
üniversitelerin kuruluşunu içeren yasa tasarısına ilişkin, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına görüşlerimi sunacağım. Konuşmama başlamadan önce, hepinizi
sevgilerle, saygılarla selamlıyorum.
Yeni üniversitelerin
açılması olayına bakalım. Yöre halkı, üniversite istiyor; kent, üniversite
kenti olmak istiyor. Eğitimin, üniversitenin yüceliğine, erdemine inanmış,
kente onur vereceğini düşünüyor yöre halkı; eğitsel, kültürel ve ekonomik
alanda kente katkıda bulunacağına inanıyor. Diğer kentler de bunu görüyor,
yaşıyor bu gerçeği.
Halk, temsilcilerine,
siyasetçilerine ve milletvekillerine baskı yapıyor; milletvekilleri de, konuyu,
doğal olarak Parlamentoya, komisyonlara taşıyorlar, hükümete baskı yapıyorlar.
Tamamen ülke gerçeklerine uygun, tamamen siyasetin felsefesine ve dinamiğine
uygun… Böylece, bugün, 1039 sıra sayılı, yeni üniversitelerin kurulmasını
içeren yasa tasarısına ulaşıyoruz.
Hemen belirtmeliyim ki,
ilke olarak, bu 15 ilde üniversite kurulmasını olumlu karşılıyoruz. Cumhuriyet
Halk Partisi olarak, şimdiden, 15 ilin yurtsever halkını ve 15 ilin seçkin
milletvekillerini kutluyorum. Yeni üniversitelerde görev alacak arkadaşlarımıza
başarılar diliyorum. Yöre halkımızın üniversitelerimize, hocalara ve
öğrencilere sahip çıkacağına, böylece, yörenin ve de ülkenin kalkınmasının, demokratikleşmesinin,
özgürleşmesinin ve de uygarlaşmasının hızlanacağına inanıyorum; ancak, gerek
tasarının yasalaşma süreci ve de gerekse tasarının yasalaşmadan sonraki
sürecine ilişkin önemli konulara değinerek, eleştiri ve önerilerimizi
sunacağım. Ayrıca, hükümetimizin, yükseköğretime, YÖK'e ve tüm üniversitelere
bakış açısını da irdeleyeceğim.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 130 uncu maddesi "Yükseköğretim
kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev,
yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde devletin gözetim ve denetim
hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atanma,
yükselme ve emeklilikleri kanunla düzenlenir" demektedir. Anayasanın 131
inci maddesi "Yüseköğrenim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek,
yönetmek, denetlemek, yükseköğrenim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel
araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve
ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis
edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak için planlama
maksadı ile Yükseköğrenim Kurulu kurulur" demektedir.
(x) 1039 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
2547 sayılı Yükseköğretim
Kanununun 13 üncü maddesi ise "Devlet üniversitelerinde rektör, profesör
akademik unvanına sahip kişiler arasından görevdeki rektörün çağrısı ile
toplanacak üniversite öğretim üyeleri tarafından seçilecek adaylar arasından
Cumhurbaşkanınca atanır. Rektörün görev süresi 4 yıldır. Süresi sona erenler
aynı yöntemle yeniden atanabilirler. Rektör adayı seçimleri gizli oyla yapılır.
Bu toplantıda en çok oy alan 6 kişi aday olarak seçilmiş sayılır. Bunlardan
YÖK'ün seçeceği 3 kişi atanmak üzere Cumhurbaşkanına sunulur" demektedir.
Anayasanın ve de 2547 sayılı Yükseköğretim Yasasının bu açık hükümlerine
rağmen, tasarının geçici 1 inci maddesinde "bu kanunla kurulan
üniversitelerin kurucu rektörleri, 2 yıl için, Millî Eğitim Bakanı ve
Başbakanın önereceği 3 isim arasından Cumhurbaşkanınca atanır"
denmektedir.
Değerli arkadaşlarım, bu
madde, Anayasaya aykırıdır, 2547 sayılı Yasaya aykırıdır. Anayasa, rektörün,
kanunun belirlediği usul ve esaslara göre seçimini öngörüyor; yani, seçimin
2547'ye uygun olması gerekmektedir. Halen rektör seçimi sürecinde siyasetçi
yoktur. Oysa, tasarıda, 3 adayın belirlenmesinde siyasetçiler devreye
girmektedir. Bu madde, Anayasa ve yasalara aykırıdır. 1946'da çıkarılan 4936
sayılı Üniversiteler Kanunundan bu yana toplumumuz, üniversite özerkliğini
savuna gelmiştir. 1946'daki akademik özerklikle yetinmemiş, 115 sayılı Yasa ve
de 1750 sayılı Yasalarla, üniversite idarî özerkliğe kavuşmuş, üniversite
yöneticileri seçimle işbaşına gelmişlerdir. Bugün tartışılan konu, idarî ve
bilimsel özerklik yanında, ekonomik özerkliğe kavuşulması konusudur. Bu
tasarıyla, rektörlerin seçiminde siyasetçiler, yani, Millî Eğitim Bakanı ve
Başbakan etkin olmaktadır; bu, yanlıştır. Ülkemizi geriye götürmeye kimsenin
hakkı yoktur. Kazanımlarımızı geriye götürmeye kimsenin hakkı yoktur. Eskiden
de böyle yapıldı derseniz; ben de, o zaman yanlış yapıldı, şimdi yanlış
yapmayalım derim. Mecellenin "kötü emsal, emsal olmaz" hükmünde
olduğu gibi, 1992'de yeni kurulan 22 üniversiteye atanan rektörlerin yüzde
60'ı; yani, 12-13'ü görevden uzaklaştırılmıştır. Çoğunun görevden
uzaklaştırılma nedeni ise, irticaî faaliyette bulunmaktır. Tarihten ders
çıkarmak ve de akılcı, rasyonel yöntemleri izlemek gerekmektedir.
Millî Eğitim Bakanlığının
13.6.2005 tarihli yazısına YÖK'ün 30 eylülde verdiği cevapta, 2547 sayılı
Yasanın 13 üncü maddesinin uygulanabilmesi için, en az 6 rektör adayı
seçilebilecek durumun sağlanması; yani, asgarî 7 profesörün olması gerektiğini
YÖK bildirmiştir. Oysa, Tekirdağ'da 36, Düzce'de 22, Uşak'ta 7, Ordu'da 7
profesör bulunmaktadır. Buna karşın, Çorumda 4, Burdur'da 3, Kırşehir'de 2,
Rize'de 2, Erzincan'da 1, Kastamonu'da 1, Aksaray'da 1, Amasya'da sadece 1
profesör bulunmaktadır. Böylece, yeni kurulacak 4 üniversitemizin öğretim
üyelerinin sayısı rektör seçebilecek düzeydedir ve dolayısıyla, bu
üniversiteler kendi rektörlerini seçmelidirler. Diğer üniversiteler de 7
profesöre ulaşıncaya dek, rektör seçiminde YÖK veya Üniversitelerarası Kurul
devreye girmelidir. Profesörlerden oluşan bu kurulların 3 adayı Cumhurbaşkanına
sunulmalıdır. Böylece, üniversite özerkliğini korumuş oluruz.
Değerli arkadaşlarım,
tarihimiz, üniversite özerkliğinin korunduğunu ve savunulduğunu gösteren çok
sayıda örneklerle doludur. AKP Hükümetinin hazırlayıp, yasalaşması mümkün olmayan
yasa tasarılarında sık sık kurumsal özerklik, akademik özgürlük, demokratik
katılım kavramları tekrarlanmakta idi; şimdi, ne oldu da, bu kavramları hiçe
sayan rektörlerin siyasîler tarafından belirlenmesini savunuyorsunuz?..
Şimdi, size tarihten, yükseköğretimdeki
özerkliği anlatan, simgeleyen bir iki örnek vermek istiyorum. 1400 yıllarında
Semerkant Medresesinde şeyhülulema, yani, rektör olan ünlü astronomi müderrisi
Uluğ Beye haber vermeden, yardımcısı, zamanın hakanı tarafından görevden
alınır. Bunun üzerine büyük tepkiler oluşur ve hakan rektörün yardımcısını
göreve iade etmek zorunda kalır ve Uluğ Beyden özür diler.
İkinci bir örnek vermek
isterim. Yine, asırlar önce, 1587'de Buhara Medresesinde gizli oyla
şeyhülulema, yani, rektör seçimi yapılmıştır. O seçimde İranlı Şinasi, Buharalı
Sadrettin karşısında rektörlük seçimini kaybetmiştir.
Şimdi de yakın tarihten
bir örnek vereyim sizlere. 1946'da çokpartili hayata geçince İnönü
Cumhurbaşkanı, Reşat Şemsettin Sirer Millî Eğitim Bakanıdır. 4936 sayılı
Yasayla üniversite muhtariyeti, yani, özerklik verilmiştir. 4936 sayılı bu
Yasayla verilen bu özerklik sonucunda rektör ve dekanlar seçimle göreve
gelmişlerdir. O tarihte 3 üniversitemiz vardı; İstanbul Üniversitesi, Ankara
Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi. Bu 3 üniversitenin rektöründen
oluşan üniversitelerarası kurul oluşuyordu. Üniversitelerarası kurula ise Millî
Eğitim Bakanı başkanlık yapıyordu. Bir toplantıda Millî Eğitim Bakanı Köşke
çağrılır ve Millî Eğitim Bakanı giderken, Köşkteki işi bitinceye kadar Millî
Eğitim Bakanlığı Müsteşarının toplantıya başkanlık yapmasını ister. Ama, o
toplantıda bulunan İstanbul Üniversitesi Rektörü Ordinaryüs Profesör Doktor
Sıddık Sami Onar ayağa kalkarak "bize muhtarlık verdiniz, biz bu muhtarlığa
sahip çıkacağız; bu toplantıya müsteşar başkanlık yapamaz, ancak hükümetin
temsilcisi olarak bir bakanın başkanlığını kabul ederiz. Siz işinize gidiniz,
biz otelimize döneriz, işiniz bitince tekrar toplantımızı yaparız"
demiştir.
Son olarak, değerli arkadaşlarım,
bunları bir kez daha söylemiştim; 1980'de Adalet Partisi döneminde bir
yükseköğrenim kanunu hazırlanmıştır. Bir YÖK kurulu oluşturulmuştur. Bu YÖK
kurulunda profesörler azınlıkta idi. Ama, bu yasa Anayasa Mahkemesince iptal
edilmiştir. Daha sonra, Cumhuriyet Halk Partili Millî Eğitim Bakanı Necdet
Uğur, öğretim üyelerinin çoğunlukta olduğu bir YÖK yasası yapmış; fakat,
maalesef, bu yasa da kadük olmuştur ve yasalaşamamıştır.
Değerli arkadaşlarım,
dolayısıyla, üniversitemiz, bütün bunlar, cumhuriyet tarihimizde ve geçmiş
tarihimizde, yükseköğretimdeki özerkliğin etkilerini, değerini, gelişimini
ortaya koymaktadır. Böyle bir gelenekten gelmektedir ülkemizde üniversite
özerkliği. Üniversite özerkliği; ki, ona saygı duymak bugün herkesin görevidir,
hele Parlamentomuzun en önemli görevi olmalıdır üniversite özerkliğini korumak.
Bir taraftan, yasaklara karşı olmaktan söz edeceksiniz, çağdaşlaşmaktan,
demokratikleşmeden söz edeceksiniz; diğer taraftan, sağlıkta zorunlu hizmeti
yirmiiki yıl sonra tekrar getireceksiniz; tarihte örneklerini verdiğim, en az
1946'dan beri kazandığımız bu değerleri, aşamaları geriye götüreceksiniz; bunu
kabul etmek mümkün değildir.
Değerli arkadaşlarım,
üniversite kurmak için, kadro tahsisi yetmez, altyapısı çok önemlidir, mekân,
bina önemlidir, laboratuvar ve sosyal tesisler önemlidir. Örneğin, 2004 yılı
itibariyle, örgün öğretimdeki öğrenci başına 11,3 metreküp kapalı alan
düşmektedir. Bu oran, uluslararası standart olarak kabul edilen 20 metreküpün
çok altındadır. 1992'de kurulan 22 üniversitenin fizikî mekân sıkıntısı çok
yüksek düzeydedir.
Anadolu
üniversitelerimizde önemli ölçüde öğretim üyesi açığı olduğu gerçektir;
öncelikle, bu açığın kapatılması gerekmektedir. Öğretim üyelerinin az gelişmiş
yörelerdeki üniversitelere gitmesini sağlayacak özendirmelerin, teşviklerin
yapılması gerekmektedir. Tıptaki zorlamalar gibi, öğretim üyesinin de,
yasalarla, zorla bu yöreye gönderilmesini sakın düşünmeyiniz. O, faşist
yöntemlerin uygulanması idi, başarılı olamadı, tarihe gömüldü.
Üniversite, fakülte ve
yüksekokullar açılırken, ekonominin ihtiyacı olan işgücü dikkate alınmalıdır.
Örneğin, şimdi olduğu gibi, istihdam oranı düşük olan ziraat fakültesi veya
denizi olmayan yörelerde su ürünleri yüksekokulları açılmamalıdır. Üniversite
sayısının çokluğundan çok, üniversitelerin, akademik, idarî ve malî özerkliğe
sahip olması önemlidir. Öğrenci sayısının artmasından daha önemlisi, öğrencinin
iyi yetiştirilmesidir. Eğitimde ve araştırmada ve de yayımda, sayıdan çok,
kalite önemlidir. Bu nedenle, kaynak, mekân ve kadro sorunları acilen
çözümlenmelidir.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye'de, toplam kamu eğitim harcamaları, reel olarak, özellikle son dönemde
azalmaktadır. 2000'li yılların başında gayri safî millî hâsılaya oran olarak
yüzde 4,5'lara ulaşan eğitim harcamaları, uygulanan istikrar programının da
etkisiyle, yüzde 4'e kadar düşmüştür. Öğrenci sayısı artarken, tamamlanan yeni
derslikler artarken, eğitim harcamalarındaki reel düşme, eğitim hizmetinin
kalitesinin düşmesine yol açmaktadır.
Türkiye'de eğitim
sistemimizin temel sorunlarının başında, yeterli kamu kaynağının bu sektöre
ayrılmaması gelmektedir. Bu durumu en iyi ortaya koyan göstergelerden bir
tanesi de, eğitim düzeylerine göre öğrenci başına düşen harcamaların
düşüklüğüdür. Satın alma gücüne göre düzeltilmiş olarak, Türkiye'de tüm
düzeylerde öğrenci başına yapılan harcama, özel ve kamu kesimi dahil, 2 102
dolar düzeyindedir. Oysa, OECD ortalaması 6 821 dolardır. OECD ortalaması,
yaklaşık, Türkiye'nin 3,2 katı düzeyindedir. Gelişmiş bazı ülkelerde, Amerika
Birleşik Devletlerinde, Danimarka'da, Avusturya'da, bu oran, Türkiye'nin
oranının yaklaşık 10 katı düzeyindedir. Türkiye, yüksek öğretimde, öğrenci
başına eğitim harcaması açısından, OECD ortalamasının yüzde 65'i kadardır. AKP İktidarında,
bunun, yüzde 60'ların altına indiği söylenebilir. Eğer, gelecekte, yani,
önümüzdeki iki üç yıl içinde, eğitime, kamu eliyle ilave kaynak aktarılmazsa,
ciddî sorunlarla karşı karşıya kalınacaktır. Bu konuda, temel gösterge, Maliye
Bakanlığı tarafından açıklanan orta vadeli malî plandır. Malî planın eki olan
tablolara baktığımızda, gelecek üç yıllık dönemde, yükseköğrenime yönelik
olarak ek bir kaynak artışı öngörülmemektedir. Bu plana göre, 2007 yılında,
2006 yılına göre üniversitelere ayrılan ödenekler yüzde 1,96; 2008 yılında,
2007'ye göre ödenekler yüzde 3,39 gibi oldukça düşük oranda artırılmaktadır.
Bunun anlamı, yeni üniversitelerin açılması, mevcut kaynağın hem üniversiteler
hem de genel olarak eğitim kademeleri arasında bölünmesi bağlamında iki temel
sorunu karşımıza getirmektedir.
Bunlardan birincisi,
üniversitelere ayrılan reel kaynağın yeni üniversiteler kurulması suretiyle
azaltılmasıdır. Bu anlamda, öğrenci sayısında yaşanacak artış ve kaynak
azalmasıyla birlikte, yükseköğretimde, zaten yetersiz olan öğrenci başına düşen
harcama, bu politika değişikliğiyle daha da düşmüş olacaktır.
İkincisi, ikinci temel
sorun ise, Türkiye'deki eğitim kademeleri, yani, ortaöğretim, ilköğretim ve
okulöncesi eğitimi kaynak dağılımı, yeni üniversite açılması nedeniyle daha da
bozulacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
yeni üniversitelerin açılması dolayısıyla, bazı ilçelerdeki fakülte ve
yüksekokul mensupları ve de o yörenin tüm halkı, sivil toplum örgütleri, yeni
üniversiteye bağlanmak istemiyor. On yılı aşkın bir süredir devam eden eğitim
sürecinden mutlu olan, istikrarın bozulacağından ve de başarılı çalışmaların
sekteye uğramasından kuşku duyulmaktadır. Bu sese de kulak vermek doğru
olacaktır. Yöre halkının öğretim elemanları ve öğrencilerinin tercihlerine de
saygı gösterilmelidir. Yeni kurulacak üniversitelerin belli bir yönetim
düzeyine ulaştıktan sonra bu fakülte ve yüksekokulların yeni üniversitelere
bağlanmasında engel kalmayacaktır.
Şebinkarahisar'da,
Burdur'da, eğitim fakültesinin yeni açılan üniversiteye bağlanmaması
konusundaki başlattıkları kampanya dikkatinizden kaçmamıştır. Umuyorum ki,
örneğin Giresun Milletvekili arkadaşlarım Şebinkarahisar halkını, oradaki sivil
toplum örgütlerini bu konuda ikna edeceklerdir.
Diğer önemli bir konuda
şudur: Geçici 31 inci maddede, "yükseköğretim kurumlarının teşkilatı,
mevcut kadroları ve pozisyonları ile birlikte personeli, bütçe ödenekleri, bina
ve tesisler, her türlü araç ve gereç, malzeme, döşeme, demirbaş ve taşıtlar
bağlandıkları üniversiteye devredilmiş
sayılır" denmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
menkul ve gayrimenkullerin, her türlü araç ve gereçlerin devri anlayışla
karşılanabilir; ancak, öğretim elemanlarının, isteği ve tercihi dikkate
alınmadan, yeni üniversiteye aktarılması, yasalara, geleneklere, insan
haklarına aykırı ve öğretim elemanlarının özlük haklarına müdahale anlamı
taşımaktadır. Yasada öğretim elemanlarına tercih hakkı tanımak, her bakımdan
daha doğru olacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
AKP'nin üç yıllık iktidarında YÖK'e ve de yükseköğretime nasıl baktığına dair
de birkaç söz etmek isterim. Önce sormak gerekiyor; AKP, YÖK'ü niçin sevmiyor,
üniversiteleri niçin sevmiyor, rektörleri niçin sevmiyor?.. AKP Hükümetinin ve
onun girişimci millî eğitim bakanları, iktidara geldikleri günden bu yana,
YÖK'le çatışıyor, deyim yerindeyse YÖK'le savaşıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
NURETTİN SÖZEN (Devamla)
- Çok kısa…
BAŞKAN - Buyurun.
NURETTİN SÖZEN (Devamla)
- Şu anda da, yine, Millî Eğitim Bakanlığı YÖK'le mahkemelik durumda. YÖK'le
uzlaşmadan, iki kez, Anayasa değişikliğini içeren YÖK tasarısı getirdiler,
Türkiye Büyük Millet Meclisini ve toplumu gerdiler. Cumhuriyet Halk Partisinin,
YÖK'ün, sivil toplum örgütlerinin ve de yurtsever çevrelerin direnişiyle
karşılaştılar. Nakıs teşebbüs olarak kaldı bütün bu girişimler. Daha sonra,
öğrenci affı, ÖSYM'nin özerk bir kurum haline getirilmesi, ÖSS sınavındaki puan
katsayısı düzenlemeleriyle ilgili girişimler hep nakıs teşebbüs olarak kaldı;
yani, tasarılar yasalaşmadı, girişimler başarıya ulaşmadı.
Bu, AKP İktidarının bu
alandaki politikalarının iflası mıdır, yoksa, AKP, sadece bu konuların
tartışmasını yapmak, belli kesimlere mesaj yollamak mı istiyor?.. Gerçek niyeti
bu yasaların yasalaşmaması doğrultusunda mıdır?.. Bana göre, AKP'nin gerçek
niyetinin ve de YÖK'e ve de üniversitelerimize karşı açtığı kampanyanın belli
başlı üç hedefi vardır.
Bunlardan birincisi,
Anayasa Mahkemesinin kararlarına rağmen, üniversitelerde fiilî durum yaratarak
türbanın serbest bırakılmasıdır.
İkincisi, imam-hatip
okulu mezunlarının üniversitelere daha çok sayıda girişini sağlamaktır. Bu
yönde yapılan son girişim, biliyorsunuz, YÖK tarafından Danıştaya
götürülmüştür.
Üçüncüsü, laik,
demokratik üniversiteye bağlı, laik ve Atatürkçü üniversite kadrolarını
değiştirerek, kendi düşüncelerine yakın insanları göreve getirmektir. Bu tasarı
da, rektör atamasıyla bu amaca yönelik bir girişimdir.
Değerli AKP'liler,
sevgili arkadaşlarım; bu amaçlarınıza diğer kurumların nezdinde bir ölçüde
ulaştığınız söylenebilir; ama, üniversitede bu amacınıza ulaşamıyorsunuz. Bunun
için telaşlısınız, bunun için tedirginsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Sözen,
mikrofonunuzu açıyorum; lütfen, konuşmanızı tamamlayın.
NURETTİN SÖZEN (Devamla)
- Bitiriyorum efendim.
Van Üniversitesindeki
kamu vicdanını kanatan uygulamalarınızın,
millî mücadelenin simgesi kahraman Samsun'un Ondokuz Mayıs Üniversitesi
üzerinde oynadığınız oyunların da bozulacağına inanıyorum. Van Üniversitesinde
de, Ondokuz Mayıs Üniversitesinde de, laiklik karşıtı, Atatürk'ün ilke ve
devrimlerine karşı çıkan anlayış ve bu anlayış sahipleri püskürtülecektir.
Bu inançla, Yüce Meclisi
saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Sözen.
Anavatan Partisi Grubu
adına, Gaziantep Milletvekili Sayın Ömer Abuşoğlu; buyurun. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
Süreniz 20 dakika.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşmekte olduğumuz, bazı illerimizde yeni üniversite kurulması ve 2547 sayılı
Yükseköğretim Kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapan tasarıyla ilgili,
Anavatan Partisi adına görüşlerimizi dile getirmek üzere kürsüde bulunuyorum;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sadece bu hükümet dönemi
değil, daha önceki iktidarlar döneminde de YÖK ve üniversitelerle ilgili
tartışmalar bu toplumun gündeminden hiçbir zaman kalkmamıştır ve bundan sonraki
hükümetler döneminde de benzer problemler tartışılmaya devam edilecektir; çünkü,
yükseköğretim, bir toplumun geleceğini şekillendiren ve bugün iyi ve sağlam
temeller üzerine oturtulmazsa, gelecekte de, toplumun yönelimleri noktasında,
yanlış mecralara toplumu yönlendirecek bir özellik taşımaktadır. O yönüyle de
önemli bir konudur.
Bugün, tüm dünya
bilmektedir ki, eğitim, bir ülkenin kalkınmasında ve gelişmesinde,
modernleşmesinde en önemli birinci unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu
bakımdan, eğitimlerini iyi şekillendirebilen ülkeler, diğer ülkelere karşı,
gerek modernleşme ve gerekse de kalkınma yönünde daha hızlı hareket edebilme
imkânına kavuşmuş ve diğer toplumları geride bırakabilmiştir. Bu yönüyle...
BAŞKAN - Sayın Abuşoğlu,
bir dakikanızı rica edeyim...
Sayın
milletvekilleri, Sayın Hatip, Grup Başkanvekili olarak Genel Kurula hitap
etmektedir. Arkadaşlarımızın, yerlerine oturarak, eğer bir çalışmaları varsa,
oturdukları yerden yapmalarını rica ediyorum.
Komisyon bölümüne de,
arkadaşlar, rica ediyorum, birikinti olmasın.
Buyurun Sayın Abuşoğlu.
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Şimdi, YÖK'le ilgili
görüşeceğimiz bu tasarının önemini ve kapsamını belirtmek üzere söylediğim bu
bir iki hususun dışında, özellikle, son üç yıldan beri, AK Parti Hükümeti
iktidara geldiğinden bu yana, YÖK'le ilgili tartışmalar, biraz daha geniş
kapsamda, biraz daha toplumu derinden etkileyen bir çerçevede işleyegelmiştir.
Tabiî, bu tartışmaların
bir YÖK ayağı vardır bir de hükümet ayağı vardır.
Hükümetten
beklenen, bu toplumun ihtiyaçlarını bir an önce giderecek kanunî ve yasal
düzenlemeleri, herhangi bir endişeye ve herhangi bir engele de aldırmadan, bir
an önce bu Meclisin huzuruna getirmek ve bu değişiklikleri, toplumun ihtiyaç
duyduğu yenilikleri bir an önce düzenleyecek adımları atmaktır.
YÖK'ten de beklenen,
hükümetin bu çabalarına teknik anlamda ne gibi destekler verebileceklerse, bu
desteklerle, hükümetin attığı adımlarda, hazırladığı tasarılarda yanılgıya
düşmesini ve hatalar yapılmasını önlemeye yönelik olarak teknik danışmanlık
yapmasıdır.
Ancak, ne yazık ki, gerek
hükümet ve gerekse YÖK arasında, böyle bir uyumlu işbirliği ve çalışma ortamı
doğmamıştır. Bunun sebeplerine girdiğimiz zaman, bir muhalefet milletvekili,
Anavatan Partisi milletvekili olarak benim geriden izlediğim husus şudur: Ne
hükümet bu konuda Meclis çoğunluğundan beklenen güçlü iradeyi ortaya koymuş ve
ne de YÖK hususunda, yükseköğretimde gerçekleştirilmesi gereken reformlar
hususunda, yapılması gereken değişimler hususunda net ve açık tavır ortaya
koymuştur. Buna karşılık, YÖK ise, her türlü değişim hareketine, sadece bu
dönem değil, daha önceki dönemlerde olduğu gibi, devamlı olarak ciddî bir engel
oluşturma çabasının dışında, ne akılcı ne bilimsel hiçbir katkıda
bulunmamıştır.
YÖK'ün
son üç yıl içerisinde gösterdiği davranış bana şunu hatırlatıyor: Osmanlı
döneminde de, ilmiye sınıfı, toplumun yapması gereken, toplumda gerçekleşmesi
gereken birtakım değişmelere karşı "istemezük, din elden gidiyor"
sedalarıyla cevap verirdi. Bugün de, YÖK, bunun benzeri bir şekilde, bunun
benzeri bir tavırla, her atılan yeni bir adıma, her yapılmak istenen yeni bir
değişime ve yeniliğe "cumhuriyet elden gidiyor" tavrıyla
yaklaşmıştır. Bu bakımdan, ne YÖK'ün tavrı ne de hükümetin bu tavır karşısında,
bu tavrı ortadan kaldıracak ve toplumun ihtiyaç duyduğu yenilikleri, toplumun
ihtiyaç duyduğu değişimi ortaya koyacak bir iradeyi ve kararlılığı
göstermemesinde yatmaktadır. Bu bakımdan, toplumumuz, YÖK ve hükümet arasındaki
çekişmeden, hatta, YÖK Başkanı-Millî Eğitim Bakanı, YÖK Başkanı-Başbakan, YÖK üyeleri-milletvekilleri
arasındaki, Meclis arasındaki tartışmalardan ciddî rahatsızlık duyar hale
gelmiştir.
Ama, şurası
sevindiricidir ki, yine, 15 ilde üniversite kurulması noktasında da, YÖK'ün
açık muhalefetine rağmen -çünkü, YÖK, sadece 4 tane ilde üniversite kurulması
noktasında olumlu görüş bildiriyor- hükümetin, bunun kapsamını ve çerçevesini
genişleterek 15 ilde üniversite kurulması teklifiyle Yüce Meclisin huzuruna
gelmesi, hükümet adına takdir ettiğimiz ve hükümetin desteklediğimiz bir adımı
ve tavrı olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü -Genel Başkanımız Sayın Erkan Mumcu,
bütçe kapanış konuşmasında da belirtti- Osmanlı'daki devlet yapısıyla, bugün,
cumhuriyette ortaya çıkan devlet yapısı ve bu kesimlerin birbirlerine karşı
dirençlerinden bahsetti. Bugün, aynı şekilde, toplumumuzda, bu direnç YÖK
tarafından, ilmiye sınıfı tarafından, geçmişte olduğunun benzeri; fakat,
geçmişte olduğundan farklı gerekçelerle ortaya konmaya çalışılmaktadır.
Bu ülkede, mademki
demokrasidir, mademki halkın iradesi ve millî egemenlik toplumun en üst
kesimine oturmuştur, ülkeyi yöneten iradedir; öyleyse, bunun karşısında hiçbir
irade, bu toplumun ihtiyaçlarını giderme noktasında güç sahibi değildir. O bakımdan, hükümetin, bu konudaki kararlılığını
desteklemek, bir milletvekili olarak, bir siyasetçi olarak benim boynumun
borcudur. Bu yönde, hükümetin, sadece 15 ilde yeni üniversite açılması
noktasında değil, aynı zamanda, millî iradenin, her türlü kurumun ve iradenin
üzerinde olduğunu göstermesi açısından da, tüm Meclisin bu iradeyi, bu
kararlılığı desteklemesinde fayda vardır umuyorum.
İnşallah, bundan sonraki
alımlarda, özellikle üniversiteler ve YÖK sistemiyle ilgili -ki, biraz sonra
bunlar üzerinde duracağım- yapılacak düzenlemelerde, biz, Anavatan Partisi
olarak, her türlü desteği vermek durumuyla karşı karşıyayız. Zaten, biz, bu
konuda, geçtiğimiz yaz aylarında hükümete hatta Başbakana açık çağrıda
bulunduk. YÖK sistemiyle ilgili hazırlayacağınız ve Meclise getireceğiniz her
türlü yenilik ve değişim noktasında, biz, İktidar Partisine, Anavatan Partisi
olarak Meclis Grubumuzla gerekli desteği veriyoruz ve yeni bir adım atılmasını
bekliyoruz çağrısında bulunmuştuk. Ama, maalesef, hükümet, YÖK sisteminde
temelli ve ciddî bir yenilenme ve reform sayılabilecek adımı ve çalışmayı
başlatmamış, Meclisin huzuruna getirmemiştir. Ancak, yeni açılacak bu
üniversitelerin de bizim bu çağrımızın bir parçasını oluşturması dolayısıyla,
bu konuda da Anavatan Partisi olarak desteğimizin çerçevesi içerisinde olduğunu
belirtmek istiyorum.
Şimdi, Türkiye'de YÖK
niçin bu kadar ciddî ve çetin tartışma ortamı yaratmaktadır?.. Bunun temel
sebeplerinin başında, YÖK sistemiyle ilgili değiştirilmesi gereken birçok husus
söz konusu; hatta, YÖK sisteminin bütünüyle yeniden yapılandırılması ihtiyacı
vardır ve bu ortaya koyuyor ki, YÖK sisteminde çok ciddî bir değişim ve bu
ölçüde de ciddî bir kararlılık ihtiyacı vardır. Meselenin yoğun olarak
tartışılmasının sebeplerinden birisi budur.
İkincisi; biraz önce
bahsettiğim gibi, her türlü değişime, her türlü yeniliğe bir karşı duruş söz
konusudur. Tabiî, bu karşı duruşlar söz konusu olduğunda toplumun huzuruna
sunulan gerekçeler farklı, kişilerin kafalarında olan gerekçeleri farklı.
Toplumda bu gerekçeler özellikle mevcut kurulu düzenin savunucuları tarafından,
özellikle YÖK sistemi tarafından gayet basit ve ilkel bir biçimde, biraz önce
de belirttiğim gibi, "cumhuriyet elden gidiyor", laiklik meselesiyle
ilişkilendirilerek bir karşı duruş sergileniyor. Aslında burada, bu karşı
duruşun gerisinde mevcut iktidarın bozulmaması, mevcut düzenin kendi
aleyhlerine bozulmaması hissiyatı yatmaktadır. O bakımdan, hükümete bir kez
daha buradan çağrıda bulunuyorum; Türk yükseköğretim sisteminde ciddî bir
yeniden yapılanma ihtiyacı vardır. Bu yeniden yapılanma ihtiyacını zamanında
görüp, zamanında bununla ilgili hazırlıkları yapamadıkları bir yana, bundan
sonra bu konuda yapacakları her türlü çalışmaya ve Meclise getirecekleri her
türlü değişime ve reform hareketlerine, biz, Anavatan Partisi olarak
desteğimizi sürdürmek durumundayız.
Şimdi, zamanımın
elverdiği ölçüde, biraz da, bugünkü mevcut yükseköğretim sisteminin ciddî, elle
tutulur somut problemleri nelerdir hükümetin, bu konularda esas adımları
atmadığı sürece, yeni açılacak üniversitelerin de aynı şekilde bu sorunlarla
karşı karşıya kalmasının kaçınılmaz olduğu yolunda birkaç hususu belirtmek
istiyorum.
Bugün üniversitelerin en
ciddî problemlerinin başında, mevcut 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun
mahiyetinden kaynaklanan birtakım problemler yatmaktadır. Bu kanunun mahiyeti,
gerek Yükseköğretim Kuruluna ve gerekse rektörlere verilen geniş yetkilerden
kaynaklanmaktadır; ki, bu yetkiler, mevcut kanunun öngördüğü yetkiler, gerek
Yükseköğretim Kurulu ve başkanına ve gerekse de rektörlere, istenildiğinde,
ihtiyaç duyulduğunda, âdeta, tek adam yönetimi ortaya çıkaracak birtakım geniş
yetkiler vermiştir. Sistemden kaynaklanan problemlerin bir kısmı bu hususla
ilgilidir.
Öyleyse, yeni yapılacak
YÖK sistemiyle ilgili bir reform çalışmasında, mutlak suretle, daha demokratik
bir yeniden yapılanma ihtiyacı ortadadır. Gerek YÖK'ün -Yükseköğretim
Kurulunun- ve gerekse de rektörlerin, mevcut yetkilerinin daha demokratik bir
şekle büründürülmesi, antidemokratik uygulamaların önünü kesmek açısından yeni
düzenlemeler ihtiyacı ortadadır.
İkincisi; üniversitelerin
bugün karşı karşıya bulunduğu ve acilen çözülmek zorunda olan problemlerinden
birisi, finansman problemleri ve kaynak ihtiyacıdır.
Bildiğiniz gibi,
yükseköğretim pahalı bir hizmettir ve çok ciddî ve büyük kaynakların bu amaca
tahsis edilmesini gerektirir. Ancak, ülkemizin, içerisinde bulunduğu şartlar,
ne bugünkü hükümetin ne de geçmişteki hükümetlerin yükseköğretime ihtiyaç
duyulan ölçüde kaynak ayıramadığı noktasında birleşmektedir. Belki biraz sonra
Sayın Millî Eğitim Bakanı, 2006 bütçesinde Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine en
fazla artışın yapıldığını iddia edecek; ama, sadece bütçe kaynaklarıyla
yükseköğretimdeki problemlerin çözülemeyeceği bugün açık ve aşikârdır. Çünkü,
dünyanın hiçbir ülkesinde yükseköğretimle ilgili finansman ve kaynak
probleminin, sadece kamu imkânları kullanılarak çözülemeyeceği ortadadır.
Birçok gelişmiş ülkede hatta gelişmekte olan ülkede de kamu kaynaklarının
dışında özel kaynaklar üniversitelere tahsis edilmektedir ve özel kaynakların
katkısıyla ancak üniversitelerin kaynak ve finansman problemleri
çözülebilmektedir. Öyleyse, Türk eğitim sisteminde, Türk yükseköğretim
sisteminde reform sayılabilecek bir çalışmanın, bir yenilenmenin içerisinde
mutlak surette bu kaynak ihtiyacı ve finansman problemlerinin çözümüne yönelik
birtakım yeniliklerin ve yeni düzenlemelerin olma ihtiyacı vardır.
Sayın Başkan, arkadaşlar
dinlemeyecekse, benim burada fazla konuşmama gerek yok.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, gerçekten, Genel Kurulda uğultu var, sakin bir şekilde
arkadaşımızı, Sayın Hatibi, Grup Başkanvekilini dinleyelim.
Buyurun.
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) -
Eğitimde kalite meselesi, bir başka problem. Tabiî, eğitimde kalite meselesinin
bir ayağında öğrenci tarafı, öbür ayağında da öğretim üyesi ayağı var. Öğretim
üyesi kadrosunun güçlendirilmesi noktasında bu problem belli ölçüde çözülebilme
imkânına sahiptir. Ancak, ne yazık ki, geçtiğimiz son on yılı dikkate alacak
olursak, 1992 yılında 15 yeni üniversitenin kurulması döneminden bu yana YÖK
sisteminin ve gerekse de Millî Eğitim Bakanlığının bu konuda çok ciddi bir
çalışma içerisinde olmadığını görüyoruz. Her ne kadar 1992 yılında yeni
üniversitelerin açılmasıyla beraber bu konuda bir adım atılmış olsa da, daha
sonra YÖK Başkanı Sayın Kemal Gürüz'ün biraz da şahsî kaprislerinden
kaynaklanan bir tavırla, bir gelişmeyle yurtdışına gönderilen, öğretim üyesi
yetiştirme amacıyla yurtdışına gönderilen öğrencilerin bir kısmının Türkiye'ye
geri çağrılması, eğitimlerinin yarıda bıraktırılması sonucunda bu noktada ciddî
bir gelişme gerçekleştirilememiştir, yeni kurulan üniversitelerin öğretim
elemanı ihtiyacını karşılamak amacıyla hazırlanan bu proje atıl kalmıştır,
yarıda kesilmiştir ve kendisinden beklenen faydayı sağlamamıştır.
Şimdi buradan ben
hükümete şunu sormak istiyorum: Yeni 15 üniversitenin açılmasıyla ilgili
çalışmalar ve planlamalar yapılırken üç senelik hükümet dönemi çerçevesinde,
eğitim ve öğretimdeki kaliteyi artırmak amacıyla hem mevcut üniversitelerin
öğretim elemanı ihtiyacı hem bundan sonra kurulacak üniversitelerin öğretim
elemanı ihtiyacı konusunda herhangi bir çalışma yapılmış mıdır; hayır. Millî
Eğitim Bakanlığı olarak belki bu konuda YÖK'e pas atılacaktır; ama, Millî
Eğitim Bakanlığının da kendi adına yapabileceği, kendi adına kullanabileceği birtakım
imkânlar vardır. Bu konuda ciddi bir çalışma içerisinde olduklarını ben
zannetmiyorum; çünkü, 15 yeni üniversite öğretim elemanı ihtiyacının
karşılanabilmesi noktasında önünde daha on yıllık bir süreye ihtiyaç
duymaktadır; yani, bu üniversitelerin öğretim elemanı ihtiyacı ancak on yıllık
bir süre zarfında ortalama ve vasat bir seviyede karşılanabilir, bugünden ciddî
projelerle bu adım atılırsa; ama, hükümetten beklenen şuydu: Mademki yeni
üniversite açılması, YÖK reformu yapılması gibi birtakım konularda daha önceki
yıllarda yapmış olduğu hazırlıklar varsa -ki biz bunları biliyoruz- öğretim
elemanı yetiştirme noktasında, niçin bir çaba içerisinde olmamıştır? Mevcut
sistematiğin, mevcut düzenin dışında daha geniş bir kitleyi, bu alana
yönlendirmemiştir? Bu bakımdan, hükümetin bu politikası eksiklik taşımaktadır.
Yükseköğretimle ilgili
bir başka problem, üniversite kapılarında bekleyen yüzbinlerce, hatta 2 000
000'a yaklaşan öğrenci sayısıdır. YÖK sistemi, her noktada olduğu gibi, bu
konuda da sadece bir tek gerekçe göstererek, eğitimde kalite gerekçesini
göstererek, üniversitelerde kapasite genişletilmesine bir türlü
yanaşmamaktadır. Toplumda yükseköğretim talebi had safhadayken, YÖK'ün bu
talebi karşılayacak yüksek eğitim, öğretim hizmetini arz etme noktasındaki
politikasını, kınamamak ve bu konudaki politikalarını yadırgamamak mümkün
değildir. O bakımdan…
Evet, anlaşılıyor ki,
İktidar Partisinin, bu konudaki bilgilere ve fikirlere ihtiyacı yok.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Abuşoğlu.
AK Parti Grubu adına
İstanbul Milletvekili Sayın Tayyar Altıkulaç. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; sözlerime
başlarken, sizleri saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği gibi,
ülkemizde, 53'ü devlet, 24'ü çeşitli vakıflar tarafından kurulmuş 77 üniversite
mevcuttur. "Üniversite" deyince ne anlıyoruz; ya da ne anlamamız
gerekiyor? Üniversitelerle ilgili bir projeyi ele aldığımızda, önce, bu sorunun
doğru cevabını bulmak ve atacağımız adımların bu cevaba uygun olmasına özen
göstermek gibi bir sorumluluğumuzun bulunduğunu belirtmek istiyorum. Bizim
Anayasamıza göre bunun bir cevabı var. Ancak, çağdaş dünyanın ölçütlerine
vurduğumuzda, bu cevabın, üniversite anlayışına pek de uygun olmadığını
görüyoruz. Ne diyor bizim Anayasamız, üniversiteyi nasıl tanımlıyor, bu tanımda
hangi unsurlara vurgu yapılıyor? Bu tanıma göre, üniversitelerimizin, çağdaş
eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde olması, milletin ve ülkenin
ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmesi, eğitim-öğretim, bilimsel
araştırma, yayın ve danışmanlık yapması, kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel
özerkliğe sahip olması gerekiyor.
Anayasamızın satırları
arasında, çağdaş ve Batılı ülkelerin üniversitelerindeki idarî ve malî
özerkliği arıyoruz; ama, 1982'nin bilinen özel şartları sebebiyle, yasama
yetkisini elinde bulunduranların bu özerklikleri üniversitelerimiz için gerekli
görmediği anlaşılıyor.
Cumhurbaşkanımız Sayın
Ahmet Necdet Sezer'in 1 Ekim 2004 günü bu kürsüde yaptığı konuşmada,
üniversitelerimizle ilgili olarak dikkatlerden kaçtığını sandığım
değerlendirmesini, burada, sizlere hatırlatmak istiyorum.
Buyuruyor ki Sayın
Cumhurbaşkanı Sezer: "Yükseköğrenim bilimsel, yönetsel ve malî özerklik
anlayışı içinde yapılandırılmalı, bu anlayış içinde ülke kalkınmasıyla ilişkisi
kurulmalıdır." Evet, böyle söylüyor Sayın Cumhurbaşkanımız.
Bu değerlendirmeye
içtenlikle katılıyoruz ve bilimsel özerkliğin gerçekten varlığından söz
edilebilmesi için, üniversitelerimizin idarî ve malî özerkliğe de
kavuşturulması gerekiyor; çünkü, idarî ve malî özerkliğin bulunmadığı bir
üniversitede, sağlıklı bir bilimsel özerklikten söz edilemeyeceği açıktır.
Bunun için, Anayasamızın 130 uncu maddesinde gerekli değişikliğin yapılmasına
ihtiyaç var.
Ayrıca, Anayasanın,
üniversiteler ile Yükseköğretim Kurulunun ilişkilerini düzenleyen 131 inci
maddesinin de yeniden ele alınması gerekmektedir.
Mesela, üniversitelerin
eğitim-öğretim faaliyetlerinin, Yükseköğretim Kurulu tarafından planlanmasını
bir noktada anlamak mümkündür; ancak, bilimsel çalışma ve araştırma
faaliyetlerinin bir üst kuruluş olan YÖK tarafından yönlendirilmesini nasıl
açıklayabiliriz ve böyle bir yönlendirme bilimsel özerkliğin üzerine düşen bir
gölge değil midir?!
Üniversiteler arasındaki
koordinasyonu sağlayacak bir organizasyonun üniversiteler sistemi için de
yararlı, hatta gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Ancak, bu kurumlar üzerinde
hiyerarşik üstünlüğü bulunan bir kuruluşu, hatta onları yöneten bir YÖK
modelini üniversitelerin bilimsel özerklik kimliğiyle bağdaştırmanın mümkün
olmadığını düşünüyoruz. Bu konuyla ilgili olarak, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma
Planında ifadesini bulan tespitler de gayet açıktır. Ne mi diyor Yüce Meclisin
Haziran 2001'de onayladığı ve Anayasanın 166 ncı maddesinin uygulanmasını
zorunlu kıldığı Planın 694 üncü maddesi; şöyle diyor: "Yükseköğretim,
bürokratik ve merkeziyetçi yapıdan kurtarılacak; sistemde rekabeti geliştirici
düzenlemeler yapılacak; üniversitelerin idarî, malî ve bilimsel özerklikleri
güçlendirilecek; Yükseköğretim Kurulu, üst düzeyde uzun dönemli planlama ve
koordinasyon işlevini yürütecek bir yapıya kavuşturulacaktır. Evet, Sekizinci
Beş Yıllık Kalkınma Planı böyle diyor. Bu planı onaylayarak yürürlüğe koyan 21
inci Dönem Parlamentosu bu konuda bir adım atmadığı gibi, iktidar ve muhalefet
olarak, 22 nci Dönem Parlamentosu da, ne yazık ki, arpa boyu ilerleme
kaydetmemiş; ayrıca, Anamuhalefet adına yapılan açıklamalarda, bu konuda
gündeme getirilecek herhangi bir değişiklik önerisine destek verilemeyeceğine
dair mesajlara yer verilmiştir.
Açıkça ifade edelim ki,
üniversitelerimizin bilimsel, idarî ve malî özerkliğe kavuşturulması ve
Yükseköğretim Kurulunun söz konusu Planda öngörülen şekilde yeniden
yapılandırılması, üniversitelerimizin öncelikli sorunlarında biri ve belki de
birincisidir. Aksi takdirde, Anayasada yazılı olan "bilimsel
özerklik" ifadesi satırlar arasında kalacak ve böyle bir üniversite
modelinden beklenen seviyede bilimsel gelişme beklemek mümkün olmayacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
üniversitelerimizde bilimsel gelişmenin önemli gereklerinden biri de, hiç
şüphesiz, ideolojik sapma ve tercihlerin bilimsel kriterlerin önüne geçmesinin
engellenmesi, farklı görüşler karşısında hoşgörünün egemen olduğu bir
üniversite ortamının gerçekleştirilmesidir. Bir üniversitede, dünya
tasavvurlarından dolayı sıygaya çekilen akademisyenler varsa, akademik
mekanizmalar siyasî ve ideolojik tercihlerle işletiliyorsa, bilim adamları
arasında kamplaşmalar oluyorsa, özgür fikir ve bilgi üretilemiyorsa, bilimsel
çabalar, toplumda meydana gelen tıkanıklıkların önünü açamıyor ve yerli
kültürün…
BAŞKAN - Sayın Altıkulaç,
bir dakikanızı rica edeyim.
Değerli arkadaşlar,
gruplar adına yapılan konuşmalarda çok önemli konulara değiniliyor,
biliyorsunuz; ama, görüyorum ki, arkadaşlar arasında, çok yakın bir görüşme
trafiği var. Rica ediyorum… Sayın Hatibin konuşmalarını hep beraber dinleyelim.
Buyurun efendim.
TAYYAR ALTIKULAÇ (Devamla)
- Evet, bir üniversitede, bilimsel çabalar, toplumda meydana gelen
tıkanıklıkların önünü açamıyor ve yerli kültürün ihtiyaçlarına cevap
veremiyorsa, o üniversitede bilimin gelişmesinden söz edilemeyecektir. Keza,
bazı televizyon kanallarının, toplum ve kamu alanlarına tahripkâr bir üslupla
daldığı bir dönemde, mesela, iletişim fakülteleri, akisler uyandıracak ve millî
değerlerle örtüşecek plan ve eylemler ortaya koyamıyorlarsa, yargı karar ve
süreçlerinin ideoljik ve siyasî değerlendirmelere tabi tutulduğu ya da bu
kararların ideolojik olmakla suçlandığı durumlarda, hukuk fakülteleri, toplumun
yansızlığına güveneceği yorumlar üreten bir otorite olarak ortaya
çıkamıyorlarsa, bu fakültelerin bulunduğu üniversitelerin kendilerinden
beklenen ve özlenen seviyeyi yakaladıklarından söz edilemeyecek, çalışkan,
dürüst, ahlaklı, demokrat, ülke ve millet sevgisiyle dolu, bayrağını gördüğü
zaman heyecanlanan, kendisini topluma ve insanlığa karşı sorumluluk duygusu
içinde hisseden gençler yetiştiremeyen üniversiteler, görevlerini yeteri kadar
yerine getirmiş olmayacaklardır.
Üniversite deyince akla
gelen ilk şeylerden birinin yetişkin öğretim elemanı unsuru olduğundan şüphe
yoktur. Özellikle yeni üniversiteler açılması gündeme geldiğinde, bu konuda ne
durumda olduğumuza bakmamız önemlidir. Yeterli sayıda yetişkin akademik
kadrolarımız yoksa, üniversite açmakla yapacağımız iş, okullarımız arasına
sıradan bir okul daha katmaktan ibaret olacaktır. Üniversite konusuna popülist
politikalarla yaklaşılması, bu kurumlara yapılacak en büyük kötülüktür ve
akademik gelişmeye vurulacak en büyük darbedir. Amacımız, eski deyimle, beşik
uleması yetiştirmek değil, çağdaş dünyanın üniversiteleriyle yarışacak
üniversiteleri gerçekleştirmek olmalıdır. Kütüphanesi olmayan, yeterli laboratuvarlardan
yoksun tabela üniversiteleri açmak hüner değildir. Hatta, mevcut
üniversitelerimizin, bu ve benzeri gerek eğitim ve öğretim gerekse bilimsel
araştırma açısından eksikleri varsa, bunların üzerine eğilmek,
üniversitelerimizi daha çağdaş üniversiteler haline getirmek için, elbirliğiyle
çaba göstermek önemli görevlerimiz arasındadır. Ancak, üniversite olayına bir
başka açıdan da bakmamızda yarar vardır. Görüştüğüm bazı rektörlerimizin de
belirttiği gibi, her yıl üniversite kapılarını zorlayan ve gözyaşlarıyla bu
kapılardan geri dönen yaklaşık 1,5 milyon genç gerçeğini de gözardı etmemiz
mümkün olmayacaktır. O halde, madalyonun bu yüzünü de görmek, üniversite
kapılarından geri dönen gençler gerçeği ile yeni üniversiteler açmak için
yeterli sayıda ve nitelikte akademik eleman yokluğu realitesi arasında ölçüyü
kaçırmamak ve kesinlikle popülizme kaçmadan gerekli hassas dengeyi kurmak gibi
bir sorumluluk ve zorunluluğumuz vardır.
Değerli arkadaşlarım,
bugün, 15 ilimizde 15 yeni üniversite açmak için hazırlanmış bir kanun
tasarısını müzakere etmek üzere buradayız. 59 uncu Cumhuriyet Hükümetinin ve
Yüce Meclisin ilgili komisyonlarının önümüze getirdiği bu 15 üniversite
projesini bu sorumluluklarımız ve zorunluluklarımız açısından değerlendirmemiz
gerekmektedir.
Bu proje hazırlanırken,
gerçekten ülke ihtiyaçları göz önünde bulundurulmuş mudur? Üniversitelerin ülke
sathına dengeli bir şekilde yaygınlaştırılmasını öngören Anayasa emri dikkate
alınmış mıdır? Yeterli sayı ve nitelikte öğretim kadrosu mevcut mudur? Fizik
altyapı hazırlıkları konusunda durum nedir? 15 il belirlenirken, objektif
kurallar mı göz önünde bulundurulmuş, yoksa siyasî tercihler mi yapılmıştır?
Yasal olarak görüşünü almak durumunda olduğumuz Yükseköğretim Kurulu, bu
projeye nasıl bakmaktadır?..
Bu sorulardan ilkine evet
demek durumundayız; çünkü, gerçekten ülkenin bu irfan yuvalarına ihtiyacı
vardır. Gönül istiyor ki, diğer sorulara da rahatlıkla 81 ilimiz boyutunda evet
diyebilelim ve üniversitesiz şehrimiz kalmasın. Hatta bazı şehirlerimizde
ikinci, üçüncü üniversiteleri de açalım.
İkinci soruyu, diğer
soruların cevaplarıyla birlikte değerlendirdiğimizde, bu dağılım üzerinde
söylenecek fazla bir şey olmadığını düşünüyorum; yani, dağılım isabetlidir
diyorum.
Yeterli sayıda ve nitelikte
öğretim kadrosu konusuna gelince: Gerek YÖK'ün raporlarına gerekse şahsen
görüştüğüm bazı rektör, dekan ve öğretim üyelerinin ifadelerine bakılırsa, 81
il boyutunda bu soruya olumlu cevap verme imkânımız yoktur. O halde "fizik
altyapısı hazır, filan yerde de üniversite açalım" deme şansına sahip
değiliz.
Peki,
durum bu ise, bizim şu anda yapmak istediğimiz nedir? Değerli arkadaşlar, bizim
şu anda yapmak istediğimiz şey, fiilen var olan; ancak, tüzelkişilikleri
bulunmayan ve uzaktan kumandayla yönetildikleri için gelişimlerini sürdüremeyen
bazı fakülte ve yüksekokullarımızı, kendi bölgelerinde oluşturacağımız müstakil
çatılar altında toplayarak, onlara tüzel ve bilimsel kişiliklerini kazandırmak,
daha hızlı bir şekilde gelişmelerine yardımcı olmaktır. Tasarının gerekçesinde
bu hususu açıkça görmek mümkündür.
Bunu bir örnekle
açıklamak istiyorum: Mesela, Kastamonu İlimizde mevcut fakülte ve yüksekokullar
için 2001, 2002 ve 2003 malî yılı bütçelerine konulmuş olan yaklaşık 1,5
trilyon lira ödeneğin, sadece üçte 1'i bu fakülte ve yüksekokullar için
harcanmış, geriye kalan yaklaşık 1 trilyon Türk Lirası başka alanlara
kaydırılmıştır. Bu anlayışla, bu fakülte ve yüksekokulların gelişmesini
beklemek, elbette mümkün olmayacaktır. Bu kurumlarımıza bir üniversite çatısı
altında tüzelkişilikleri verildiği takdirde, hem bu gibi haksızlıkların önüne
geçilecek hem de kendilerine daha da özenle ayrılacak bütçelerle gelişimlerini
sürdüreceklerdir.
O halde, biz, bu projeyle
tabela üniversiteleri açmıyoruz; aksine, büyük ölçüde fiilen var olan yüksek
eğitim ve öğretim kurumlarına tüzelkişilik kazandırılarak ve ayrıca, altyapı ve
öğretim kadrosu konusunda problem yaşamayacak durumdaki bazı illerimizde az
sayıda fakülte ve özellikle tıp fakülteleri de ilave ederek, daha gerçekçi bir
üniversite anlayışını ortaya koymaya çalışıyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
ortaya koyduğum başka bir sorunun cevabına geçiyorum. Bildiğiniz gibi, iktidar
ve muhalefet partilerine mensup pek çok arkadaşımız, kendi ilinde de üniversite
açılması için çaba göstermiş, kanun teklifleri vermişlerdir. İlkesel olarak bu
çabaları takdirle karşılamamak mümkün değildir; ancak, görünen odur ki,
hükümet, konuya popülist bir anlayışla yaklaşmamış, bu tasarıyı Meclisimize
sunarken belli kriterleri göz önünde bulundurmuştur. Söz konusu illerde mevcut
fakülte ve yüksekokul sayısı, öğretim kadrosu, öğrenci durumu gibi konularla
ilgili olarak belirlenen bu kriterlere uyan illerimiz tasarının kapsamında yer
almış, uymayanlar proje dışında kalmış, kriterler objektif olduğu için de,
milletvekili arkadaşlarımız tarafından anlayışla karşılanmıştır.
Umuyorum ve ümit ediyorum
ki, diğer bazı illerimizde de, önümüzdeki dönemde, sözü edilen kriterler
konusunda ilerlemeler kaydedilecek ve muhtemelen önümüzdeki yasama yılında bazı
illerimize yeni üniversiteler açılabilecektir.
Biraz önce dikkatinize
sunduğum sorulardan bir diğerine, YÖK'ün bu projeye gösterdiği yaklaşıma
gelince; Millî Eğitim Bakanlığına sundukları resmî yazı benim elimde
bulunmamakla birlikte, YÖK sayın temsilcisinin Komisyonumuzda; yani, Millî
Eğitim Komisyonunda yaptığı açıklamalara baktığımızda, bu kurumun görüşünün, bu
15 üniversitenin 4'ünün kendi kriterlerine göre hazırlıklarının tamam olduğu,
8'iyle ilgili hazırlıkların birkaç ay içinde gerçekleştirilebilecek bir
toparlanmayla, aynı duruma getirilebileceği yolundadır.
Anlaşılan o ki, YÖK, bu
15 üniversiteden 3'üne sıcak bakmamaktadır. Demek ki, ortada salt bir
popülizmden ve yanlış bir projelendirmeden söz etmek, YÖK değerlendirmesi
açısından da mümkün görünmemektedir.
Değerli arkadaşlarım, her
birinin açılışıyla aynı zamanda bin hapishane kapatacağımıza inandığımız
üniversitelerimizin, gerçekten bilimin üretildiği, toplumun beklentilerinin ve
gençlerimizin eğitim ve öğrenim ihtiyaçlarının karşılandığı yuvalar olması
için, öncelikle hükümetimize ve ayrıca hepimize düşen sorumluluklar vardır.
Üniversite konusuna yaklaşırken, bütçe imkânlarının olabildiğince
zorlanmasının, bütçe tasarruf hesaplarımızda üniversitelerimize sonuncu sırada
yer verilmesinin gerekli olduğunu düşünüyor; ülkenin zorluklarının, daha çağdaş
ve toplumla bütünleşmeyi daha çok başarmış, özgür düşüncenin rahatlıkla ifade
edilebildiği ortamları gerçekleştirmeyi başarmış üniversitelerle
aşılabileceğine inanıyoruz.
Görüyoruz ki, 59 uncu cumhuriyet
hükümeti, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartlara rağmen, bu konuda
gerçekten gerekli zorlamaları yapmış, üniversitelerimizin bütçe imkânlarını
olabildiğince müspet yönde geliştirmiştir. YÖK'ün, Kasım 2005 tarihli raporunda
görülüyor ki, YÖK'e ve 53 devlet üniversitesine 2002 yılında ayrılan bütçe 2
katrilyon 495 trilyonken, 2006 bütçesinde bu rakam 5 katrilyon 866 trilyon Türk
Lirasına yükseltilmiştir. Öğrenci başına düşen rakam ise, 2002 yılında 1 463
dolarken, 2005 yılı itibariyle bu rakam 3 072 dolara yükseltilmiştir. Bunu
yeterli görüyor muyuz; açıklıkla söyleyelim ki, hayır, görmüyoruz. Ama, bir
ülkede yara büyük yama küçükse, yorganımıza göre ayağımızı uzatmak gibi bir
mecburiyetimiz olduğunda da şüphe yoktur.
Bütçe müzakereleri vesilesiyle,
bir muhalefet sözcüsünün bu kürsüde söylediği bazı sözler, beni ve eminim
sizleri de üzmüştür. Buyuruyor ki bu üniversite kökenli değerli arkadaşımız
"hükümet, üniversitelere üvey evlat muamelesi bile yapmıyor. Üç yıldır,
sistemli bir biçimde, ısrarla, inatla bu kurumlara tam bir düşman tavrıyla
yaklaşıyor. Kendi üniversitesine düşman bir hükümet düşünülebilir mi." Ben
de diyorum ki, el insaf değerli arkadaşım; hükümet, bu 15 üniversite
projesiyle, acaba, yeni düşman kurumlar üretmek üzere mi bu tasarıyı önümüze
getirmiştir?! Bu arkadaşımızın sorusunu aynen ben de tekrarlıyorum: Kendi
üniversitesine düşman bir hükümet düşünülebilir mi değerli arkadaşlarım?! (AK
Parti sıralarından alkışlar)
Ama, mesela, bir rektör,
iktidar milletvekillerini özel bir ziyafet sofrasında bir araya getirip, ikinci
defa rektör seçilebilmeleri önerisinden başka hiçbir üniversite sorununu dile
getirmemiş, bu önerisi hilafına gazetelerden edindiği bilgiler, haberler
üzerine siyasî nitelikte açıklamalar yapmaya kalkmışsa, bu rektöre, iktidarı ve
muhalefetiyle hepimizin karşı çıkması ve onu kınaması gerekmez mi? Şayet,
siyaset kurumundan yükselen bir ses bu rektörü kınamışsa, bu bir üniversite
düşmanlığı mıdır?! Lütfen, muhalefet anlayışımızı sanal düşmanlıklar üzerine
bina etmeyelim diyorum. Unutmayalım ki, bu üniversiteler, bu ülkenin ve bu
bayrağa, bu cumhuriyete inanan herkesin üniversiteleridir.
Değerli arkadaşlarım,
görüştüğüm rektör ve öğretim üyelerinin çeşitli vesilelerle dile getirdikleri
şikâyetlerine de bu vesileyle işaret etmekte yarar görüyorum. Biliyorsunuz, bu
Parlamentodan, zaman zaman, kısaca "öğrenci affı" diye adlandırılan
yasalar çıkarılmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
TAYYAR ALTIKULAÇ
(Devamla) - Bu yasalara, öğretim elemanları genellikle ve çoğu defa karşı
olmuşlar, bunun eğitim ve öğretim üzerinde olumsuz etkilerini dile
getirmişlerdir. İnanıyorum ki, bu konuda en az rahatsızlık, 22 nci Dönem
Parlamentosu tarafından 23.2.2005 tarihinde kabul edilen yasa sebebiyle
yaşanmıştır. Ülkenin geride bıraktığımız olağanüstü ekonomik krizleri, bu
konunun gerçekten önemli ve haklı gerekçesi olarak geniş çevrelerde kabul
görmüş olmakla birlikte, bu tür yaklaşımların prensip olarak doğru
karşılanmadığı ve üniversitelerimize yarar getirmediği açıktır. Umarım ve
dilerim ki, ülkemiz, bir daha, böylesine olağanüstü dönemler yaşamasın ve
Meclisimiz, bu tür projelerle meşgul olmak durumunda kalmasın.
2005 affından yararlanmak
üzere başvurması beklenen öğrenci sayısı ile fiilen başvuranların sayısı
hakkında YÖK'ten aldığım resmî olmayan rakamları da sizlere vermek istiyorum.
Açıköğretimi hariç tutarsak, bu yasadan yararlanmak üzere başvurması beklenen
öğrenci sayısı 223 213 iken, 72 481 öğrenci başvuruda bulunmuş, bunlardan 69 062'sinin
başvurusu kabul görmüştür.
Ben, bu vesileyle,
öğrencilerimize, sözünü ettiğimiz yasanın gerekçesindeki önemli bulduğum bir
ifadeyi hatırlatmakta yarar görüyorum. Şöyle diyor gerekçede: "Gerek
beklenti içinde olan bu öğrencilere gerekse onların arkasından gelen genç
kuşaklara bundan böyle bu tür çözümlere ümit bağlamamaları gerektiği hususunda
samimî uyarı mesajlarının her türlü popülist yaklaşımlardan uzak bir anlayışla,
bütün ilgili zeminlerde ve özellikle bu vesileyle dile getirilmesinin gerekli olduğu
değerlendirilmekte; bu düşüncelerle hazırlanan bu kanun teklifinin ülkemizin
içinde bulunduğu bugünkü şartlarda gençliğimiz için yararlı olacağı mütalaa
olunmaktadır."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim,
konuşmanızı tamamlayın.
TAYYAR ALTIKULAÇ
(Devamla) - Sayın Başkanım, bitiriyorum.
Evet, ben, bu zeminde, bu
uyarıyı, böylece, yeniden dillendirmiş oluyor; 15 yeni üniversitenin, bu 15
ilimize, ülkemize, üniversite camiamıza hayırlı olmasını diliyor; daha sağlıklı,
daha çağdaş, daha özgür, daha katılımcı ve daha başarılı üniversiteler
temennisiyle Yüce Heyetinizi selamlıyorum. Bu vesileyle, yeni yılın, ülkemiz ve
insanlık için iyilikler getirmesini diliyor, yaklaşan kurban bayramınızı
kutluyorum. İçten sevgi ve saygılarımla değerli arkadaşlarım. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Altıkulaç.
Sayın milletvekilleri,
gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.
Şahıslar adına söz isteği
vardır.
Erzincan Milletvekili
Sayın Tevhit Karakaya; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
TEVHİT KARAKAYA
(Erzincan) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu güzel günde, anlamlı günde,
çok seçkin heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye Büyük Millet Meclisimiz, kurulduğu günden bugüne, aziz cumhuriyetimizin
sebepleri, heyecanı ve varlıkları adına anlamlı görevler ifa etmiştir. Hiç
şüphesiz, 22 nci Dönem Millet Meclisi üyelerimiz, bu dönemde de, Türkiye'nin
aydınlık geleceği adına çok anlamlı kararlar almışlardır. İşte, o kararlardan
bir karar olarak, bugün, tarihî bir dönüşüm noktasında, ülkemizin aydınlık
geleceği adına, millî eğitimimizin parlak geleceği adına, nesillerimizin,
çağdaş demokrasi, iyilik ve güzelliklerle toplumun buluşması adına, Meclis olarak,
gruplar olarak, bir hasretin beklentisini karşılıyoruz, bir mutluluğu
paylaşıyoruz, bir mürüvveti karşılıyoruz.
Türkiye Büyük Millet
Meclisimize bu anlamlı günü yaşatan başta Hükümetimizin sayın üyelerine,
Başbakanımıza, Bakanlar Kuruluna, çok emeği geçtiğine şahit olduğum Millî
Eğitim Bakanımıza ve çok kıymetli bürokratlarına, Aziz Meclisimizin çok
kıymetli temsilcilerine, grup başkanlarına ve mensuplarına çok gönülden
teşekkür ediyor, seçkin heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Hayır olsun, uğurlu olsun
efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Karakaya.
İkinci konuşmacı, Çorum
Milletvekili Sayın Ali Yüksel Kavuştu. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ALİ YÜKSEL KAVUŞTU
(Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1039 sıra sayılı kanun
tasarısının Çorum Hitit Üniversitesinin kurulmasıyla ilgili ek 66 ncı maddesi
üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Çorum, bilinebilen 7 000 yıllık tarihi boyunca, sürekli iskân
edilen tarihî Kral Yolu ve İpek Yolu topraklarından geçen ve tarihî süreç
içerisinde Anadolu'da ilk kez teşkilatlı devlet kuran Hititlerin başkentidir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; tarihî yerleşim yerlerinin bulunması, arkeolojik eserler
yönünden çok zengin bir kültüre sahip olması nedeniyle Çorum bir açık hava
müzesi durumundadır.
Dargelirli olan
insanlarımız da çocuklarını başka illerde okutmayacaklardır. Çorum'a
kazandırılacak bu üniversiteyle, Çorum gençliğinin öğretim geleceği garanti
altına alınmıştır. Ankara'ya iki saatlik mesafeyle Karadeniz geçiş güzergâhında
bulunan ilimize kavuşturulacak üniversiteyle birlikte, bölgemizde en çağdaş
ilim yuvası olacaktır. Kurulacak olan Çorum Hitit Üniversitesinden mezun olacak
gençlerin ve etkin elemanların istihdam edilebileceği sanayi kuruluşları ve
işadamları mevcuttur. Sanayici ve üniversite işbirliğiyle, Çorum, bölgesinin
yıldızı haline gelecektir.
Halkımızın katkılarıyla,
mevcut olan Fen Fakültesi, Edebiyat Fakültesi, İktisadî ve İdarî Bilimler
Fakültesi, Sağlık Yüksekokulu, 6 adet fakültenin yanı sıra, Çorum Meslek
Yüksekokulu, Osmancık Meslek Yüksekokulu, Sungurlu Meslek Yüksekokulu
mevcuttur. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Tam bu şartlar göz önüne
alındığında, yiğidin harman olduğu yer olan Çorum'un üniversiteyi hak ettiği
kaçınılmaz bir gerçektir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu düşüncelerle, yeni kurulacak olan üniversitemizin hayırlı
olmasını Allah'tan niyaz ediyorum.
AHMET IŞIK (Konya) -
Çorum seninle gurur duyuyor…
ALİ YÜKSEL KAVUŞTU
(Devamla) - Sayın Başbakanımıza, Hükümetimize ve bütün milletvekillerimize
teşekkür ediyor, bütün Türkiye'ye hayırlı olmasını diliyor, gelecek kurban
bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum. Sağ olun, var olun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Kavuştu.
Sayın milletvekilleri,
tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 15.08
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 15.33
BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Türkân MİÇOOĞULLARI
(İzmir)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 46 ncı Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum.
1039 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)
6.-
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Tekirdağ
Milletvekili Enis Tütüncü'nün; Aksaray Milletvekili Ahmet Yaşar ve 3
milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 65 milletvekilinin;
Uşak Milletvekilleri Alim Tunç, Ahmet Çağlayan ve Osman Coşkunoğlu'nun; Ordu
Milletvekilleri Kazım Türkmen ve İdris Sami Tandoğdu ile 94 milletvekilinin;
Giresun Milletvekili Mehmet Işık ile 28 milletvekilinin; Mersin Milletvekili
Dengir Mir Mehmet Fırat'ın; Yozgat Milletvekilleri Mehmet Çiçek, Bekir Bozdağ,
Mehmet Erdemir ve Mehmet Yaşar Öztürk ile 84 milletvekilinin; Adıyaman
Milletvekili Şevket Gürsoy ve 15 milletvekilinin; Iğdır Milletvekili Dursun
Akdemir'in; Burdur Milletvekilleri Bayram Özçelik ile Mehmet Alp'in; Kırşehir
Milletvekili Hüseyin Bayındır'ın; Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu ile 8
milletvekilinin; Ordu Milletvekili Hamit Taşçı ile 19 milletvekilinin; Kırşehir
Milletvekili Mikail Arslan'ın; Amasya Milletvekilleri Akif Gülle ile Hamza
Albayrak'ın; Tekirdağ Milletvekilleri Tevfik Ziyaeddin Akbulut ile Ahmet
Kambur'un; Kırşehir Milletvekili Hacı Turan'ın; Yozgat Milletvekili Mehmet
Erdemir ile 14 milletvekilinin; Erzincan Milletvekilleri Tevhit Karakaya ile
Talip Kaban'ın; Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir ve Denizli Milletvekili Ümmet
Kandoğan'ın; Giresun Milletvekili Nurettin Canikli ile 3 milletvekilinin;
İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ile Kastamonu Milletvekilleri Musa Sıvacıoğlu,
Hakkı Köylü ve Sinan Özkan'ın; Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan ile Hatay
Milletvekili Mehmet Eraslan'ın; Düzce Milletvekilleri Metin Kaşıkoğlu, Fahri
Çakır ve Yaşar Yakış'ın; Çorum Milletvekili Ali Yüksel Kavuştu'nun; benzer
mahiyetteki Kanun teklifleri ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan
ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1146, 2/5, 2/10, 2/20, 2/43, 2/66, 2/82,
2/115, 2/164, 2/372, 2/398, 2/410, 2/438, 2/523, 2/531, 2/535, 2/537, 2/541,
2/547, 2/571, 2/533, 2/347, 2/534, 2/542, 2/567, 2/568, 2/609) (S. Sayısı:
1039) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
hükümet yerinde.
Tasarının 1 inci
maddesine bağlı ek madde 56'yı okutuyorum:
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLÂTI KANUNU, YÜKSEKÖĞRETİM
KANUNU, KAMU MALÎ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU, TELSİZ KANUNU İLE 78 VE 190
SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK
YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI
MADDE 1.- 28/3/1983
tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununa aşağıdaki ek
maddeler eklenmiştir.
"Ahi Evran
Üniversitesi
EK MADDE 56.- Kırşehir'de
Ahi Evran Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Gazi Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Fen-Edebiyat Fakültesi, Ziraat Fakültesi ve Eğitim
Fakültesi ile Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı
değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan İktisadî ve İdarî Bilimler
Fakültesinden,
b) Gazi Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulu ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu ile
Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulundan,
c) Gazi Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu, Kaman Meslek Yüksekokulu, Mucur Meslek
Yüksekokulu ile Çiçekdağı Meslek Yüksekokulundan,
d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, madde üzerindeki söz isteklerine geçmeden önce, yasayla ilgili
kısa bir açıklama yapmak istiyorum. Biraz önce okuduğumuz çerçeve madde 1'e bağlı
olarak 15 adet ek madde vardır. Bu ek maddelerin her birini ayrı ayrı okutup,
ayrı ayrı müzakere edeceğiz; ayrı ayrı söz isteği var. O bakımdan bütün bu 15
maddeyi ayrı ayrı müzakere ettikten sonra tümü üzerinde de ayrıca oylama
yapacağız, çerçeve 1'i ayrıca tekrar en sonunda oylayacağız.
Bu şartlarda, bu açıklamadan sonra, madde
çerçeve 1'e bağlı ek madde 56 üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına,
Kırşehir Milletvekili Sayın Hüseyin Bayındır; buyurun. (Alkışlar)
CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN
BAYINDIR (Kırşehir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan
1039 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile 78 ve 190 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamelerde yapılacak değişiklikler hakkında, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, 2
Aralık 2005 tarihinde kaybettiğim oğlum Deniz için bizi arayan, on aydır
yaşanılan acı olmayan o tablolar karşısında, sonucu da iyi bitmedi; ama, önce,
kendim Allah'tan rahmet diliyorum. Daha sonra, Meclis Başkanımız başta olmak
üzere, Genel Başkanım Deniz Baykal'a ve tüm heyetinize, tüm Kırşehir'e, tüm
yurt genelinde bizi arayan insanlara yürükten teşekkür ediyorum. Allah, bu
acıyı kimseye yaşatmasın. ("Amin" sesleri)
Değerli milletvekilleri,
Kırşehir Ahi Evran Üniversitemizin kurulması nedeniyle, elbette, Kırşehir'de
bir canlılık, bir kıpırdanma, Kırşehirlilerde bir heyecan var. Biz bütün
Kırşehirliler olarak, 1961 yılında Kırşehir Eğitim Fakültesi açıldığında,
arkasından 1976 yılında meslek yüksekokulumuz, arkasından 1994'te Kırşehir
Sağlık Meslek Yüksekokulu, 1999'da Kırşehir Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu,
2000 yılında Kırşehir Fen-Edebiyat Fakültesi,2202 yılında Mucur Meslek
Yüksekokulumuz, 2003 yılında Hacıbektaş Meslek Yüksekokulu, 2005 yılında da
Çiçekdağı Meslek Yüksekokulu ile tüm şartları oluşturarak, Kırşehirliler, kendi
arasında dayanışma kültürüyle, Bağbaşı Mahallesinde yapmaya çalışılan o
tesislere, biraz sonra isimlerini okuyacağım ve kendilerine teşekkür edeceğim
insanlarıyla el ele, kol kola vererek, Kırşehir'e bir üniversite kurulma
çabaları 1961'den bu yana sürdü.
O tarihten bu yana
-içimden gelerek söylüyorum- bütün belediye başkanlarına, Orhan Baycan'a,
Doktor Cahit Gürses'e, Hakkı Göçen'e, rahmetli Mehmet Ali Yapıcı ağabeyime,
Metin Çobanoğlu'na, Arif Ekici'ye ve şimdiki Belediye Başkanımız Halim Çakır'a
yürükten teşekkür ediyorum.
Kırşehir'de 1988 yılından
beri görev yaptım; her toplantısında, Kırşehir'in her sorunlarında bir tek konu
vardır; üniversitemiz, aman, üniversitemiz; kim siyaset yapacaksa, kim oy
isteyecekse, Kırşehirli bir tek şey söyler: Aman, üniversitemiz!..
Hani, diyoruz ya bacasız
fabrikadır, işte, biz de o niyetlerle, bütün bu güzel insanlar yan yana geldi.
Yine, dönemin, eski Esnaf
Odaları Birliği Başkanımız Kenan Kerimoğlu, şimdiki Başkanımız Bahamettin
Öztürk; mütevelli heyetleri oluşturdular Tahsin Üçgül arkadaşımız
başkanlığında. Valilerimizin emeği geçti. Tüm gelmiş geçmiş
milletvekillerimizin emeği geçti ve bugün burada da AKP'li 2 milletvekili
arkadaşımın ve benim de. Bu huzuru, on aydır bulamadığım huzuru, Kırşehir Ahi
Evran Üniversitesiyle bugün bir nebze bulacağımı düşünüyorum.
Ben, adını verdiğimiz Ahi
Evran Üniversitesiyle ilgili, Ahi Evran hakkında size Kırşehir'i tanıtmak
istiyorum; ama, ondan önce dilerseniz, Kırşehir'deki özlemi, Kırşehirlinin
duygularını, ünlü ozanımız Neşat Ertaş'ın şu dizeleriyle dile getirmek isterim:
"İsterim ki bu
dünyada
Hiç kimse cahil kalmasın
Okusun ilmin kitabını
Cahilden akıl almasın
Kendi kendin edenlere
İlim tahsil edenlere
İlme doğru gidenlere
Cehalet mani olmasın
Can yakmada atom gücü
Birleşsinler tüm bilimci
Dilerim olsun sahici
Dünyada silah kalmasın
Bir garibim budur derdim
Tüm dünyayı ben de gördüm
İsterim ki benim yurdum
Dünyada geri
kalmasın."
Kırşehirlinin özlemi,
umut ediyorum, bugün, burada, hep beraber, Cumhuriyet Halk Partisi ve AK Parti
Grubunun milletvekilleriyle birlikte üniversitemiz kurulacak.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Türk esnafının yüzyıllarca gönülden bağlandığı, şimdi de adına
üniversite kuracağımız Ahi Evran'ı birkaç cümleyle tanıtmak istiyorum.
Anadolu'nun mert ve cesur
halkına alınteriyle geçinme, başı dik, kendine güvenli ve minnetsiz yaşama
yeteneği kazandıran ahilik, tarihî süreç içerisinde çok önemli işlevler
üstlenmiştir.
13 üncü Yüzyıl
Anadolusunun bakımsız, harap, üretimi durmuş, kaynayan ve kanayan toplumunun bu
karanlık tablosu karşısında, Ahilik, çıkış noktasında, çözümler üretmiş ve
Osmanlı Devletinin kuruluşunda önemli misyonlar üstlenmiştir.
Ahi Evran, esnaf kesimini
uyarmış, ahlakî ve sosyal kuralları ile dayanışmayı sağlamış, ekonomik hayatı
istenilen düzeyde tutmuştur.
Türk düşünce sisteminde,
Ahilik, cömertliğin ve insan sevgisinin yaratılmasındaki temel düşüncenin
önderlerindendir. Ahi olan, bu iki erdemi de yakalar. Ahilik, harekettir,
hayattır; özlenen, yararlı, başarılı, mutlu hayatın yollarını gösterip,
öğretir. Zaten, vicdanını kendi üzerine gözcü koyan bireylerin oluşturduğu bu
toplumda belli bir dengenin olacağı da muhakkaktır.
Ahilik, bugün, peşinde
koşulan işçi-işveren dengesini, emeğin kutsallığını, kaliteli mal üretimini
öngören bir anlayışın simgesidir.
Ahilik, yaşayan,
yaşayacak bir davranış sistemi olarak, insan-toplum ilişkileri, toplumun
ekonomik, sosyal adaleti, adil üretim, eşit paylaşım, ulusal gelir ve bunun
hakça paylaşımı, özgür girişim gibi sosyal ve ekonomik kavramlar var oldukça,
bu anlayış da var olmaya devam edecektir.
Ahiliğin felsefesi dört
temel üzerinedir; akıl, ahlak, bilim ve çalışmadır; tıpkı, önce insan, önce iş
ve önce ahlak gibi. Önerdiği anlayış, karamsarlık değil, iyimserlik; öğretisi
ise, insanca sevmek ve sevilmektir.
13 üncü Yüzyıl aydınlanma
döneminin önemli bir diğer ayağı da Hünkâr Hacı Bektaşı Veli'dir. "İncinsen
de incitme", "bilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır",
"kadınlarınızı okutunuz", "eline, diline, beline sahip ol"
anlayışının, hoşgörünün, hümanizmanın dik başlı yaratıcısıdır ve aynı zamanda,
Kırşehirlidir. O da bir dörtlüğünde diyor ki:
“Erkek dişi sorulmaz
muhabbetin dilinde
Hakkın yarattığı her şey
yerli yerinde
Bizim nazarımızda kadın
erkek farkı yok
Noksanlıkla eksiklik
sizin görüşlerinizde.”
Değerli milletvekilleri,
Kırşehir'in, esasen, 13 üncü Yüzyılda, Cacabey Gökbilim Medresesiyle,
gökbilimini inceleyen, araştıran bir üniversitesi vardı; ama, 700 yıl sonra
yeniden kurulması da, elbette, bizi, ziyadesiyle mutlu etti.
Bir de, yine,
Kırşehir'in, yine 13 üncü Yüzyılda, o aydınlanma döneminin mimarlarından, 12
000 beyitlik Garipnameyi yazan -o günkü Arap, Farsça ve Acem kültürüne karşı
bir başkaldırı- Türk dilini ön safta tutan Aşık Paşa'nın da Kırşehirli olduğunu
bilmenizi isterim. O da diyordu ki:
"Türk diline kimesne
bakmaz idi
Türklere hergiz gönül
akmaz idi
Türk dahi bilmez idi bu
dilleri
İnce yolu ol ulu
menzilleri."
Benim istediğim,
anlatmaya çalıştığım size, Kırşehir.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; Kırşehirimizin tarihini, kültürünü gezip görmenizi, Kaman'da
ceviz, Çiçekdağı ve Akçakent'te kekik kokulu et yemenizi, Boztepe İlçemizde
Malya Ovasını, Mucurumuzda Seyfe Gölü Kuş Cennetini görmenizi, geçerken Akpınar
İlçemizde mola vermenizi yürekten isterim. Göreceksiniz ki, Kırşehir insanının
sıcaklığını, hoşgörüsünü, candanlığını siz de hissedeceksiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
HÜSEYİN BAYINDIR
(Devamla) - Teşekkür ediyorum Başkanım.
Sayın Başkan, sayın
milletvekili arkadaşlarım; burada Sayın Bakanımdan bir ricam var: Sayın
Bakanım, elbirliğiyle Kırşehir Ahi Evran Üniversitemizi kuruyoruz; ama,
Kırşehir demokrasi gazisidir. Yalnızca adının Ahi Evran olması, bu kadar özlem
duyduğumuz üniversitemizle ilgili Kırşehirlileri biraz buruk bırakabilir. Biraz
da, biz, il iken ilçe yapılmış tek iliz. Ben, bir önerge verdim, her iki
Kırşehir milletvekili arkadaşlarım da katılıyorlar önergeme. Biz, Kırşehir
adının da geçmesini istiyoruz; yani, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi olsun
istiyoruz; bu, aynı zamanda, Kırşehir'in de bizden talebi ve burada bir
Kırşehir'li şiirle de sizlere veda etmek istiyorum. Kırşehir'deki bir
ozanımızın şirini aktarmak istiyorum:
"Nasıl methedeyim
Kırşehir seni
Bürünün yeşile cennet
misali
Koca Buzluk sana çevirmiş
yönü
Kokar burcu burcu gülün
Kırşehir
Her bir yanın dağlar ile
çevrili
Kılıçözü tam bağrında
kıvrılı
Naldöken dağında kuşlar
yavrulu
Eser küfül küfül yelin
Kırşehir
Anadoluya bağdaş kurup
oturun
Ahi Evran, Aşıkpaşa;
yatırın
Yunusu da öksüz koman
getirin
Evliyalar diyarı ilim
Kırşehir"
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri, televizyonları başında bizi izleyen sevgili hemşerilerim,
sevgili yurttaşlarım; Kırşehir Ahi Evran Üniversitemiz, benim oğlum Deniz
okuyamayacak, ama, orada okuyacak Denizler de, diğer çocuklar da benim
çocuğumdur diyorum; hayırlı uğurlu olmasını yürekten diliyorum; Yüce Heyetinizi
yeniden saygıyla selamlıyorum.(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bayındır.
Anavatan Partisi Grubu
adına, Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir. (Anavatan Partisi sıralarından
alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA DURSUN AKDEMİR (Iğdır)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Kırşehir'de kurulması kabul edilen Ahi Evran Üniversitesi hakkında konuşmak
üzere söz aldım. YÖK Teşkilat Kanunu ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmündeki
Kararnamelerde değişiklik yapılarak 1 inci maddede ek 56 ncı madde olarak
getirilen Ahi Evran Üniversitesi hakkında ben de yasa teklifi verdim.
Türkiyemizde, ülkemizde,
yeterli üniversitenin olmadığını biliyorum ve yeterli sayıya ulaşabilmek için
de ülkenin tüm imkânlarının planlı, programlı
ve hesaplı şekilde, gelecekteki ihtiyaçları da karşılayacak şekilde,
üniversite sayısının artırılmasına inanan bir öğretim üyesiyim; ancak, ne yazık
ki, ülkemizin ekonomik imkânları, geleceğe yönelik uzun vadeli planları yapıp,
yeni üniversiteler açma konusunda kıttır. Bu nedenle, ülkemizin, bir an önce
millî gelirini artırarak, gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşması gerekiyor.
Kaba bir rakamla, Amerika
Birleşik Devletlerini şöyle göz önüne getirirsek -tabiî, dünyanın en zengin
ülkesi, fert başına millî geliri 36 000 doların üzerinde- 4 000 üniversitesi
var. Ülkemizin de millî gelirini düşünecek olursak, fert başına geliri 4 000
dolar; yani, neredeyse, Amerika Birleşik Devletlerinin onda 1'i gelire sahip
bir ülkeyiz. Yine, kaba bir hesapla hesaplarsak, Amerika Birleşik Devletlerinde
4 000 üniversite varsa, bizde de en az 400 üniversitenin olması lazım gelir
şeklinde teorik bir düşünceyi ortaya atarak, üniversite açmanın gerekliliğini
vurgulamak istiyorum.
Üniversite kavramı,
aslında, toplumların gelişmesiyle, güçlenmesiyle ve bölgesinde kendi bilimsel
buluşlarıyla gücünü ispat etme merkezleridir. Bu güç merkezlerinin çok iyi
kollanması, korunması, değerlendirilmesi gerekir; ama, maalesef, son yıllarda,
ben, Parlamentoya geleli üç yıl oldu, bu üç yıl içerisinde, hükümetin,
üniversitelerle, âdeta, kavga eder bir ortamı yaratma çabasını gördüm; bu, beni
çok üzüyor. Halbuki, üniversitelerde eksik, yanlış, kusurlu işler yapılırken,
dünyanın gelişmiş ülkeleriyle yarışacak araştırmalar, yayınlar, çalışmalar
yapılıyor. İlle de, üniversiteler, bizim her söylediğimiz söze tabi olacak
kurumlar değillerdir. Üniversiteler, aksine, aykırı düşünebilen, aykırı
fikirler ileri atan, tartışmaların, karşıt fikirlerin çatıştığı, tartışıldığı
bir ortamdır. Biz, bunu teşvik etmeliyiz üniversitelerde. O nedenle, Türkiye'de
yeni üniversiteler kurulurken bu açıdan üniversitelere bakmak ve değerli Millî
Eğitim Bakanımızın ve hükümetin üniversitelerle ilgili bakanlıklarının, konuya
bu açıdan bakmaları ve üniversitelerimizin kaybolmuş, zedelenmiş yanlarını
onararak, tamir ederek, onlara şefkatle yaklaşarak, bu bilimsel yuvalarımızın
güçlenmesini sağlamalarını buradan rica ediyorum.
Burada üniversite
kavramını göze alacak olursak, Avrupa Birliğinde üniversitelere nasıl
yaklaşılıyor? Geçen, üniversiteler üzerine yaptığım konuşmada, içeriğini
açıklamadığım, Sorbon ve Bolonya Deklarasyonundan burada bahsetmek istiyorum.
Sorbon, Bolonya diyoruz, ama, içinde ne var bunun? Bunun içerisinde,
"yükseköğretim ile piyasa ve ekonomi arasında etkileşim artırılmalıdır"
diyor. Avrupa bile, kendisinin yükseköğretimleri ile piyasa ve ekonomi arasında
mevcut olan ilişkiyi yeterli bulmuyor, bunun artırılmasını istiyor. İşte,
buradan, Avrupa kendi içinde bu eksikliği gördüğü halde, Avrupa Birliğine
katılmak için çaba sarf ettiğimiz bu dönemde, onlardan daha fazla olarak biz bu
konuların üzerinde durup, kendimizi yeniden gözden geçirmek durumdayız; yani,
yükseköğretim programlarını, özellikle rekabet edebilirlik çerçevesi içinde
telakki etmeli, bilgi bazlı ekonomi bağlamında yapılan işgücü planlamaları ile
bu çalışmaları paralel götürmeliyiz.
Değerli arkadaşlarım,
biz, Avrupa'ya uymak isterken, ayrıca, Avrupa'da, Avrupa ülkeleri arasında
tanınan diploma ve eklerinin de oluşturulmasını şimdiden Avrupa Birliği ülkelerine
ayarlayacak şekilde çalışmalar yapmak durumundayız; kurulacak
üniversitelerimizin bakış açısını da bu yöne ayarlamalıyız.
Ayrıca, lisans ve yüksek
lisans düzeyinde olmak üzere, iki kademeli bir eğitim sistemi getirmek
gerekiyor. Birinci kademedeki eğitilecek öğrencileri iş hayatına hazırlayan ve
genellikle iş ortamındaki eksikleri karşılayacak vasıfta insangücü yetiştirecek
düzeyde olacak şekilde eğitmeliyiz; ama, ikinci kademede yetiştireceğimiz
yüksek lisans öğrencilerini, araştırma yapacak, yeni buluşlar bulacak,
Türkiye'yi dünyada buluşlar ülkesi olarak tanıtacak kişiler olarak yetiştirmek
durumundayız.
Türkiye'de, gerçekten, bu
güçte olan, bu beyin gücünde olan, üniversitede yetişmiş gençlerimiz var; ama,
ne yazık ki, Türkiye, üniversitelerden yetiştirdiği gençlerin üçte 1'ine iş
bulamıyor. Hâlâ, Türkiye'nin en meşhur üniversitelerinden mezun olan, boşta
gezen gençlerimiz var. Dolayısıyla, bunlar, dış ülkelerde gittikleri yerlerde
iyi rağbet gördükleri için de beyin göçü veriyoruz; iyi yetiştirdiğimiz
gençlerimiz, yabancı ülkelerde gittikleri yerlerde ortam bulduklarından,
ülkemize tekrar dönmek istemiyorlar. İşte, bu kurduğumuz üniversiteleri de,
yetiştireceğimiz gençlerimizi de bu çerçeve içerisinde değerlendirmek
durumundayız.
Bu 15 üniversiteyi
kurarken hükümetin daha önceden yapmadığı bir eksiği burada hatırlatmak
istiyorum. Bu ihtiyacı biliyordu, acil eylem planında bahsedilmişti, neden üç
yıl geçti de, şimdiye kadar, o zaman asistan alıp bu üç yıl içerisinde
yetiştirmedi doktora öğrencisi?
Gün geliyor
"üniversite kuralım" diyoruz; ama, açık öğretim üyesi var, malî
yönden yeterli ödenek verilmedi, özerklik açısından, özellikle idarî özerklik
açısından ve malî özerklik açısından hükümetin yaklaşımı çok cimri. Hükümeti,
bu cimrilikten cömertliğe davet ediyorum üniversite konusunda. Eğer,
üniversitesine cömert davranmayan bir hükümet "ülkemi iyi idare
ediyorum" diyorsa, bu iddiası boşunadır; çünkü, beyin gücü olan insanlar,
nüfusun çoğunluğu eğitilmişse, eğitilmiş insanların gücü önemli sayılır. Cahil
insanların gücü ile eğitilmiş insanların gücünü kıyaslamak mümkün mü?
İşte bu nedenlerle,
Kırşehir Üniversitesinin kurulmasını, Ahi Evran Üniversitesinin kurulmasını da,
Iğdır Milletvekili olarak, ülkesini seven bir milletvekili olarak, Orta Anadolu'da
Ahilik kültürünü yaygınlaştıracak, geliştirecek ve insanlarımız arasında ahlakî
değerleri önplana çıkaracak bir üniversite olması amacıyla, Kırşehir'de böyle
bir üniversitenin kurulması için kanun teklifi verdim.
Bu kanun teklifimin
Kırşehirlilere ve tüm Türk Milletine hayırlar getirmesini diliyor, Yüce Meclisi
saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Akdemir.
Şahısları adına söz
isteği var.
Kırşehir Milletvekili
Sayın Mikail Arslan; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
MİKAİL ARSLAN (Kırşehir)
- Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 1039 sıra sayılı kanun tasarısı
hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisimizi
saygıyla selamlıyorum.
Kırşehir, 13 üncü
Yüzyılda uzay bilimleri okulu olan bir ildi. 13 üncü Yüzyılda, Ahi Evranı Veli,
Aşık Paşa, Şeyh Edebali, Yunus Emre, Süleyman Türkmani, Ahmedi Gülşehri, Mesudi
Gülşehri gibi çok büyük erenleri, düşünürleri kültür ve düşünce hayatına
kazandırmış bir ildi. Hepsinin ruhu şad olsun diyorum. Bunun yanı sıra,
ozanları, şairleri olan bir ilimizdi.
Kırşehirimiz bir sancak
merkezi idi; fakat, gün geldi, Kırşehir ilçe oldu. Yatırımlardan yeterince
faydalanamadı. Siyasî bir cezalandırılmışlığa tabi tutuldu. Fakirleştik, göç
verdik; ama, Kırşehirliler olarak hep ayakta durduk. Onurlu ve dik duruşun
devamlı tavrını siyasî arenada gösterdik.
Kırşehir, geçmişte aldığı
bu kültür birikiminin bir neticesi olarak da, eğitime hep duyarlı oldu ve
eğitimde çok büyük başarılar sağladı. ÖSYM imtihanlarında Kırşehir sürekli birincilikler, ikincilikler
ve üçüncülükler kazandı. Ortaöğretimde son derece iyi bir altyapısı oluşturdu.
58 inci ve 59 uncu hükümet döneminde, Kırşehir bir nebze rahatladı ve hükümet
yatırımlarından, devlet yatırımlarından istifade etmeye başladı. Bir çırpıda
yapılan bölünmüş yol çalışmaları, toplu konut çalışmaları, polis meslek
yüksekokulu ve ağaçlandırma çalışmaları bunlardan bazılarıdır.
Fakat, bunların hepsinden
en önemlisi üniversite beklentisiydi, kırk yıllık bir mücadele sonuçlanmak
üzere ve bu konuda çok büyük bir mutluluğu Kırşehirli olarak yaşamak üzereyiz.
Öncelikle üniversite çalışması içerisinde kırk yıllık mücadele veren eski ve
yeni bütün valilerimize, belediye başkanlarımıza, sivil toplum örgütlerimize,
bu konuda emek gösteren herkese teşekkür ediyoruz. Allah'a hamd olsun, bu
sevinci Kırşehir Milletvekilleri olarak bugün yaşıyoruz ve Kırşehirliler bugün
ayakta Türkiye Büyük Millet Meclisini izliyorlar. Kamanıyla, Mucuruyla,
Çiçekdağıyla, Boztepesiyle, Akpınarıyla, Akçakentiyle Kırşehirlilerin tarihî
bir rüyası gerçek oluyor. Kırşehir bu üniversiteyle beraber tarihteki o eski
günlerine tekrar dönüşecek ve büyük bir transformasyonu başlatacaktır.
Bu hizmetlerin
gerçekleşmesinde ve en önemlisi Ahi Üniversitesinin gerçekleşmesinde emeği
geçen bütün yetkilileri kutlarken, en başta Sayın Başbakanımıza, Sayın Millî
Eğitim Bakanımıza ve muhtelif çalışmalarda, federasyonun yemeklerine davet
edilerek katılan ve bize destek veren bakanlarımıza, hükümet üyelerine, Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyelerine, Millî Eğitim Komisyonu ve Plan ve Bütçe
Komisyonu üyelerine teşekkür ediyor, darısının diğer illere olmasını temenni
ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum tekrar. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Aslan.
Şahsı adına ikinci söz
isteği, yine, Kırşehir Milletvekili Sayın Hacı Turan.
HACI TURAN (Kırşehir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu
ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili olarak şahsım adına söz almış bulunuyorum;
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri;
şirin Kırşehirimiz, 13 üncü Yüzyılda Ahilik Teşkilatının kurucusu Ahi Evranı
Veli, büyük düşünür Hacı Bektaşı Veli, öz Türkçe eserler yazan Âşık Paşa,
yazdığı şiirlerle dostluk ve kardeşlik fikirlerini aşılayan Yunus Emre,
Gökbilim Medresesinin kurucusu Cacabey, Osmanlı Devletinin manevî kurucusu Şeyh
Edebali, Ahmedi Gülşehri ve Süleyman Türkmani gibi büyük düşünürleri
topraklarında barındırmış bir kültür şehri ve alp erenler diyarıdır. Bu büyük
insanlara ev sahipliği yapmış bir ilde üniversite bulunmaması tüm
Kırşehirlileri derinden üzmekteydi.
Merkezle birlikte 7
ilçesi, 30 beldesi ve 233 köyü bulunmaktadır. Genel nüfusu 253 239 olan
Kırşehir'in merkez nüfusu 88 105'tir. Asayiş ve güvenlik yönünden Türkiye'nin
en huzurlu ve en güvenilir illerinden birisidir. Okuryazar oranı yüzde 98 olan
Kırşehir'de 156 ilköğretim okulu, 31 genel ve meslekî lise mevcut olup, bu okullarda
toplam 55 690 öğrenci öğrenim görmektedir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Eğitim alanında önemli
başarılar sağlayan ilimizde üniversite altyapısının oluşturulması için yapılan
çalışmalara son yıllarda büyük ağırlık verilmiştir. Şu anda Kırşehir'de Gazi
Üniversitesine bağlı 4 fakülte, 3 yüksekokul, 3 meslek yüksekokulu bulunmakta
ve bu okullarımızda 210 öğretim görevlisi ile 8 000 civarında öğrenci ve 2 432
yatak kapasiteli öğrenci yurdu bulunmaktadır. Tamamlanan 3 036 öğrenci
kapasiteli binamız hazır haldedir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Okul
sayısı, öğrenci sayısı ve fizikî mekânlarıyla, Kırşehir'de kurulacak Ahi Evran
Üniversitesinin her türlü altyapısı hazır durumdadır.
ENVER YILMAZ (Ordu) -
Hacı, biliyoruz bunları.
HACI
TURAN (Devamla) - İlim ve irfana âşık olan Kırşehir halkı, her zaman eğitime
büyük önem vermiş, geleceğimizin teminatı olan çocuklarını en iyi şekilde
yetiştirmek için her türlü çabayı harcamıştır.
Değerli milletvekilleri,
yıllardır Kırşehirimizin beklemiş olduğu, özlemiş olduğu Ahi Evran
Üniversitesinin kurulmasında, başta emeği geçen Başbakanımız Recep Tayyip
Erdoğan'a, Millî Eğitim Bakanımıza, Bakanlar Kurulumuza, Millî Eğitim Komisyonu
üyelerimize, Kırşehir'de görev yapmış değerli valilerimize, belediye
başkanlarımıza, bütün Kırşehir halkına, Kırşehir milletvekillerime ve hepinize
teşekkür ediyor, Ahi Evran Üniversitesinin kurulmasına hayırlı, uğurlu olsun
diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Turan.
Konuşmalar tamamlanmıştır.
Madde üzerinde 4 önerge
vardır. Önergeleri, önce geliş sırasına göre okutacağım, aykırılığına göre de
işleme alacağım.
Birinci önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Yüksek Öğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu, Yüksek Öğretim Kanunu, Kamu Maliye Yönetimi ve Kontrol Kanunu,
Telsiz Kanunu ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesinde yer alan "Ahi Evran
Üniversitesi" kurulmasına dair Ek Madde 56'nın,
( c) bendine "Hacı
Bektaş Meslek Yüksek Okulundan"
(d) bendine de "Hacı
Bektaş Araştırma Enstitüsünden"
hükümlerinin eklenmesini
arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
|
|
Yakup
Kepenek |
Emin Koç |
Mustafa
Gazalcı |
|
|
Ankara |
Yozgat |
Denizli |
|
|
Kâzım
Türkmen |
Mehmet
Yıldırım |
Nurettin
Sözen |
|
|
Ordu |
Kastamonu |
Sivas |
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1039 sıra sayılı
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu, Yükseköğretim Kanunu, Kamu Malî
Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 1 inci maddesinin çerçeve
maddesi ile 2809 sayılı Kanuna eklenen ek 56 ncı maddesinin (d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ederim.
Muzaffer
Külcü
Çorum
"D) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Bankacılık
Enstitüsünden,"
BAŞKAN - Üçüncü önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1039 sıra sayılı
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununun çerçeve maddesi ile 2809 sayılı
Kanuna eklenen ek 56 ncı madde başlığının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ederim.
Mustafa
Tuna
Ankara
"Kırşehir Ahi
Üniversitesi"
BAŞKAN - Dördüncü
önergeyi okutup işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1039
sıra sayılı Kanun Tasarısının 1 inci
maddesiyle eklenen ek madde 56'nın başlığının "Kırşehir Ahi Evran Üniveristesi"
olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Hüseyin Bayındır |
Mustafa Gazalcı |
|
|
Kırşehir |
Denizli |
BAŞKAN - Sayın komisyon
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Maddeye bakıldığında, Ahi
Evran Üniversitesinin Kırşehir'de kurulduğu belirtilmektedir. Kırşehir ve Ahi
Evran birbiriyle özdeşleşmiş olduğundan, isminin Kırşehir Ahi Evran
Üniversitesi olarak değiştirilmesi düşünülmektedir.
BAŞKAN - Gerekçesini
dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge, kabul edilmemiştir.
BAŞKAN - Diğer Önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1039 sıra sayılı
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu, Yükseköğretim Kanununun çerçeve
maddesi ile 2809 sayılı Kanuna eklenen ek 56 ncı madde başlığının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ederim.
Mustafa
Tuna
Ankara
"Kırşehir Ahi
Üniversitesi"
BAŞKAN - Komisyon
katılıyor mu efendim?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Hükümet
katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkanım, bunun, daha sonra da eğer başka önergeler
varsa hepsi için bir açıklama olmasını istediğim için bu konuşmayı yapmak
istiyorum.
Bildiğiniz gibi, Ankara
Üniversitesi diye bir üniversite var Ankara'da; ama, Orda Doğu Teknik
Üniversitesinin başında Ankara Orta Doğu Teknik Üniversitesi gibi bir ifade yok
veyahut da Ankara Gazi Üniversitesi gibi bir ifade yok. Gaziantep'te Gaziantep
Üniversitesi var, Muğla'da Muğla Üniversitesi var. Bazı illerimizde o illerin
ismiyle anılan üniversiteler var, bazı illerimizde de özel isimlerle anılan
üniversiteler var. Mesela, şu anda bir başka örnek vereyim; orada da gelecek:
Diyelim ki, Tekirdağ üniversitesiyle ilgili olarak biz bir isim koyduk. Namık
Kemal Tekirdağ'la özdeşleşmiş, Tekirdağ'da doğmuş, Tekirdağ'ın yetiştirdiği
önemli simalardan birisidir. Tekirdağ üniversitesinin adını Tekirdağ Namık
Kemal üniversitesi değil Namık Kemal üniversitesi olarak koyduk. Bir de başına
Tekirdağ getirmenin bir anlamı yok; çünkü, üniversitelerin evrensel bir tarafı
var, bir ile mahsus olmak gibi bir özelliği yok veya Burdur'da Burdur Mehmet
Akif Ersoy üniversitesi kurma yerine Mehmet Akif Ersoy üniversitesini
kuruyoruz; ama, bunun Burdur'da olduğunu bütün Burdurlular da biliyor, bütün
Türkiye de biliyor veya Çorum Hitit üniversitesi yerine Hitit üniversitesinin
daha doğru olacağını düşündük ve Plan ve Bütçe Komisyonunda da Cumhuriyet Halk
Partili arkadaşlar da buna katıldılar ve bu şekilde prensip kararı alındı.
Türkiye Büyük Millet Meclisindeki Genel Kuruldaki değerli arkadaşlarımızın da
bu hususu göz önünde bulundurmasını özellikle istirham ediyorum. Onun için,
üniversitelerin başına ayrıca, eğer özel bir isim verilmişse il isimlerinin
getirilmesini prensipte kabul etmiyoruz. Gerekçemiz budur.
Arz ederim Sayın
Başkanım.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe: Teklifle Ahilik
kültürünün sembolü Ahilik ismi Kırşehir üniversitesiyle özdeşleştirilmiştir.
BAŞKAN - Gerekçesini
dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmemiştir.
Üçüncü önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1039 sıra sayılı Kanun
Tasarısının 1 inci maddesinin çerçeve maddesi ile 2809 sayılı Kanuna eklenen ek
56 ncı maddesinin d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederim.
Muzaffer
Külcü
Çorum
"d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Bankacılık
Enstitüsünden"
BAŞKAN - Sayın Komisyon
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN -Sayın Hükümet
katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım. Bu, üniversite yapısına ve
üniversitenin sistematiğine uygun bir teklif değil.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Teklif ile, Kırşehir Ahi
Evran Üniversitesi bünyesinde bir Bankacılık Enstitüsü kurulmak suretiyle,
bankacılık dalında lisansüstü eğitim imkânı getirilmiştir.
BAŞKAN - Gerekçesini
dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmemiştir.
Son önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Yüksek Öğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu, Yüksek Öğretim Kanunu, Kamu Maliye Yönetimi Kontrol
Kanunu, Telsiz Kanunu ile 78 ve 190
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun
tasarısının 1 inci maddesinde yer alan "Ahi Evran Üniversitesi"
kurulmasına dair Ek MADDE 56'nın
(c) bendine "Hacı
Bektaş Meslek Yüksek Okulundan
(d) bendine de "Hacı
Bektaş Araştırma Enstitüsünden"
hükümlerinin eklenmesini
arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Yakup
Kepenek (Ankara) ve arkadaşları
BAŞKAN - Sayın Komisyon
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN -Sayın Hükümet
katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Gerekçeyi Sayın Kepenek açıklayacak.
Buyurun efendim.
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz, Ahi Evran Üniversitesiyle bağlantılı olarak
Hacı Bektaş Veli; Hacıbektaş'ta Hacı Bektaş Veli Araştırma Enstitüsünün
kurulmasını ve aynı yerde bulunan, yani Hacıbektaş'ta bulunan meslek
yüksekokulunun bağlantısının Gazi Üniversitesinden ayrılarak, Ahi Evran'a
bağlanmasını öngören bir teklifim oldu. Bu teklifteki amaç şudur: Biraz önce,
Sayın Millî Eğitim Komisyonu Başkanımız "daha az masraflı, daha etkin,
daha verimli iş yapmak için düzenlemeler yapıyoruz" dedi; çok doğrudur;
ama, böyle bir düzenleme yapılırken, meslek yüksekokulunun, daha yakın bir
üniversite varken, Gazi Üniversitesine bağlı olarak bırakılmasının, ne ulaşım
ne masraf ne iletişim ve bağlantı açısından bir açıklaması olamaz.
Değerli arkadaşlar,
ayrıca, Hacı Bektaşı Veli, bildiğiniz gibi -çok arkadaşımız o noktalara
değindiler, ben de biraz sonra değineceğim- Anadolu aydınlanmasının, Anadolu
düşüncesinin en görkemli, en önemli temsilcisidir. Bu düşüncede, bu felsefede
çok şey vardır, insan vardır; bu felsefede hakikati, gerçeği arama amacı vardır
ve bu değerler evrenseldir. Özgürlük vardır, dayanışma vardır, insan vardır,
ahlak vardır, dürüstlük vardır ve bütün bu değerler, 13 üncü Yüzyılda,
Hacıbektaş çevresinde tohumlanmış, gelişmiş ve bizim, evrene, dünyaya, küreye
gururla söyleyebileceğimiz, anlatabileceğimiz değerler özelliği kazanmıştır.
Yunus'un dediği gibi
"ilim kendin bilmektir." 13 üncü Yüzyılda söylenmiştir bu. Pir
Sultan'ın "Paşa hadimine tembih eylesin. Elim çekip kolum
bağlamasınlar" sözünden daha güçlü bir biçimde, daha etkili bir biçimde
özgürlüğü anlatacak kaç deyimimiz vardır, kaç özgeçmişimiz vardır.
Benden önce de değindi,
Garip Aşık Paşa, Garipnamesinde bakın ne diyor: "Türk diline kimseler
bakmaz idi." Hacıbektaş böyle bir yerdir ve Hacı Bektaş'ın kendisi bakın
ne diyor: "Her ne arar isen kendinde ara, Irak'ta, Mekke'de, Hac'da
değildir." İnsancıl düşünenin, insan değerinin bundan daha güzel anlatımı
olabilir mi ve o düşünce yapısıdır ki, o büyük oluşumdur ki, cumhuriyet
aydınlanmasına damgasını vurmuş, onu etkilemiş, 13 üncü Yüzyıl ile 20 nci
Yüzyılın başındaki Anadolu kurtuluşunun hamurunu oluşturmuştur.
Ahi Evran'ın,
üniversitenin öğrencilerinin, bilim insanlarının evrensel değerlere sahip, bu
değerleri dünyaya tanıtan, götüren, hiçbir önyargı taşımadan, hiçbir peşin
hüküm sahibi olmadan, gerçeği, doğruyu, doğru bildiğini, gerekirse bilim
insanına özgü, aşığa özgü, Pir Sultan'a özgü bir anlayışla yaşamını feda
edercesine dünyaya söyleyebilecek bir ileriye bakışın, bir yükseğe çıkışın, bir
aydınlanmanın öncüsü olması için, Hacı Bektaş'ta bir araştırma enstitüsünün
kurulmasını, ben ve arkadaşlarım, sizin oylarınıza sunuyoruz.
Şimdi, bir noktaya dikkat
ediniz: Araştırma enstitüleri bir defa kurulur; bu tür araştırma enstitüleri
yasayla kurulur. "Bu tür" dediğim nedir; bilimsel araştırma yapacak,
yani yüksek lisans ve master düzeyinde üniversite sonrası eğitimi verebilecek
araştırma enstitüsü. Bunun, evrensel, yurt dışından katkılarla beslenerek
büyütülmesi; bunun, Hacı Bektaş ışığını, meşalesini dünyaya taşıması, bizim
oylarımızla sonuçlanacaktır.
Ben, bu sorumlulukla
davranacağınıza inanıyorum; önergemize hepinizin katılacağını düşünerek,
hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum; sağ olun. (CHP ve Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kepenek.
Gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Ek madde 56'yı oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
Şimdi, ek madde 57'yi
okutuyorum:
Kastamonu Üniversitesi
EK MADDE 57.-
Kastamonu'da Kastamonu Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Gazi Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Fen-Edebiyat Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Orman Fakültesi
ile İnebolu Su Ürünleri Fakültesinden,
b) Gazi Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulu, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu ile
Sivil Havacılık Yüksekokulundan,
c) Ankara Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu ile İhsangazi Meslek Yüksekokulundan,
d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Kastamonu Milletvekili Sayın Mehmet
Yıldırım. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Yıldırım.
CHP GRUBU ADINA MEHMET
YILDIRIM (Kastamonu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
1039 sıra sayılı kanunun
1 inci maddesinin Kastamonu'da bir üniversite kurulmasıyla ilgili ek 57 nci
maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum;
Yüce Meclisi ve bütün Kastamonuluları, bugünü mutlu bir şekilde izleyen bütün
Kastamonuluları, İstanbul'daki Kastamonuluları, Kastamonu'daki Kastamonuluları,
Türkiye'deki Kastamonuluları saygıyla selamlıyorum; hayırlı olsun diyorum.
Değerli arkadaşlar,
bakın, bu süreç, çok uzun bir süreç. 1980 öncesinden başlayan, cumhuriyet
öncesinde, medreselerin eğitim yaptığı, yüzyirmibeş yıllık liselerin olduğu,
sanat mekteplerinin olduğu bir eğitim kenti olan Kastamonu'da, yıllar yılı,
siyaset yapan insanlarımız, milletvekillerimiz, il başkanlarımız, belediye
başkanlarımız, her konuşmasının başında, Kastamonu'da üniversiteye ne zaman
kavuşacağız, üniversiteyi nasıl geliştireceğiz diye, gündemin birinci maddesini
oluşturmuştur. Bu Mecliste, şu anda, 17 nci Dönemden beri görev yapan ve bu
hükümetin de üyesi olan, şimdi de hükümet sıralarında oturan Murat Başesgioğlu,
bunun çok yakın şahididir. Kendisine, Kastamonu Milletvekili olarak yaptığı
çalışmalardan ötürü, Kastamonu'ya verdiği katkılardan dolayı teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri,
bakın, 1975 yılında eğitim enstitüsüne, daha sonra 1982'de dört yıllık eğitime,
1992 yılında eğitim fakültesine, su ürünleri fakültesine, fen edebiyat
fakültesine ve 4 fakülteye ve yüksekokullara kavuştuk ve bu süreç içerisinde,
hiç öğrenci yokken, şu anda, 8 000'lere
dayanan bir öğrenci potansiyeline kavuştuk. Bu bir süreç, otuz yılı aşmış,
otuzbeş yılı aşmış bir süreç. Bizden önce bu süreçte katkı veren Sayın
Başesgioğlu başta olmak üzere, Nurhan Tekinel'e, Fethi Acar'a, Sabri Keskin'e,
Sadettin Ağacık'a ve Hadi Dilekçi'ye, Mehmet Serdaroğlu'na, Şaban Küçükoğlu'na
ve Sabri Tığlı'ya, Vecdi İlhan'a, Münif İslamoğlu'na, bütün milletvekillerine
bir teşekkürü borç biliyorum; çünkü, bunların katkıları, bunların çalışmaları
bizi bu noktaya getirdi.
Şimdi, peki biz ne
yapıyoruz; temeli atılmış, duvarları örülmüş, pencereleri takılmış, çatısının
örtüsü yapılmış bir binanın çatısına Türk Bayrağını takıyoruz, yani,
biliyorsunuz ki, hepimiz, Türkiye'de, binalar bittikten sonra, göndere Türk
Bayrağını asarız. Şimdi, bu 22 nci Dönem milletvekillerine ve bu hükümete düşen
görev de, üniversitenin bayrağını takmaktı, tabelasını takmaktı ve Kastamonu
üniversitesinin, bu noktaya gelmiş şekliyle üniversite kanunu çıkarılırken,
adını koymaktı, üniversite hakkını vermekti. Ben, hükümete teşekkür ediyorum
bunun için de.
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Parlamentoya, parlamentoya…
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Tabiî, az sonra, oylamasıyla katkı verecek olan, 22 nci Dönem AK Parti,
Cumhuriyet Halk Partisi, Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi Grubunda görev
yapan bütün milletvekillerine, hepsine ayrı ayrı teşekkürü, Kastamonu halkı
adına borç biliyorum.
İnşallah, dileğimiz odur
ki, sınır komşumuz Sinop'un, sınır komşumuz Çankırı'nın, sınır komşumuz
Karabük'ün de, bizim eriştiğimiz mutluluğa bu dönem içerisinde ulaşmasını
diliyorum. Yüce Meclise saygılar sunuyorum. Üniversitemiz hayırlı olsun,
üniversitelerimiz hayırlı olsun. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yıldırım.
Şahsı adına, Kastamonu
Milletvekili Sayın Musa Sıvacıoğlu; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
MUSA SIVACIOĞLU
(Kastamonu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının ek 57 nci
maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla
selamlıyorum.
Zamanla yarışmak pek
hoşuma gitmiyor ama, Tevhit Bey sürekli işaret ediyor oradan; ama, Kastamonu
ile ilgili olarak kısaca bir iki şey söylemek istiyorum.
Şu anda Kastamonu'da 4
fakültemiz, 4 meslek yüksekokulumuz olmak üzere, eğitim faaliyetine devam
ediliyor. Biz burada 2 tane enstitü, 1 tane daha meslek yüksekokulu ilave etmek
suretiyle 11 birim Kastamonu'da eğitimdeki yerini almış olacak.
Kastamonu'nun uzunca bir
tarihî geçmişi var; diğer milletvekili arkadaşım bundan bahsetti, bunlara
girerek fazlaca vakitlerinizi almak istemiyorum. Tabiî, Kastamonu, uzun
zamandır özlemi olan, rüyası olan üniversiteye bugün kavuşmuş oluyor.
Kastamonu'da üniversite
kurulması, minarelerde ezan, direklerde bayrak, orduda sancak, çocuklarda
nazarlık, gelinlerimizde gerdanlık, ırmaklarda akan su, vücudumuzda kan,
ruhumuzda candır. Bugünü, şairlerimiz mısralarında, müzisyenlerimiz
namelerinde, ozanlarımız terennümlerinde, ressamlarımız resimlerinde,
nakkaşlarımız nakışlarında nakşetmelidirler, ebedileştirmelidirler.
Ben, bu duygularla,
kurulacak olan Kastamonu Üniversitesinin tüm Kastamonu halkımıza, tüm
Türkiye'ye, tüm insanlığa, ilim camiasına hayırlı olmasını diliyorum.
Ayrıca, üniversitenin
bugüne kadar gelmesinde emeği olan tüm geçmiş milletvekili arkadaşlarıma,
belediye başkanlarına, il başkanlarına, sivil toplum örgütlerine, emeği geçen
herkese, huzurlarınızda ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Başta Başbakanımız olmak
üzere hükümetin tüm üyelerine, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan
tüm siyasî parti temsilcilerimize, Millî Eğitim Komisyonumuza, Plan ve Bütçe
Komisyonumuza, emeği geçen tüm insanlarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyor,
Kastamonu Üniversitemizin hayırlı, uğurlu olmasını diliyor; hepinizi
sevgilerimle, saygılarımla, hürmetlerimle selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Sıvacıoğlu.
Şahsı adına söz isteyen,
Kastamonu Milletvekili Sayın Sinan Özkan. (AK Parti sıralarından alkışlar)
SİNAN ÖZKAN (Kastamonu) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu
ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısının ek 57 nci maddesi üzerinde şahsım adına söz aldım;
hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Yıllardan beri
Kastamonumuzun hep bir hayali, özlemi vardı; bugün, bu tasarıyla, üniversite
kurulan diğer illerin ve inşallah, önümüzdeki dönemde kurulacak diğer illerin
de olduğu gibi.
Bunun altyapısı elbette
yıllar boyunca hazırlandı. Orada, bizim 4 tane fakültemiz, 4 tane de
yüksekokulumuz var. Ben de, orada, bu fakültelerin ve yüksekokulların
kurulmasında emeği geçen bütün geçmiş dönem milletvekillerimize, bütün
Kastamonulu siyasîlerimize, bürokratlarımıza teşekkür ediyorum.
Şunu da ifade etmeden
geçmeyeceğim: Geçmiş yıllarda, her iktidar döneminde, özellikle seçim
arifelerinde Kastamonu'ya gelen başbakanlar, millî eğitim bakanları,
Kastamonu'nun bu özlemi, bu hasreti dile getirildiği zaman, hep taahhüt
ettiler, hep vaat ettiler, hep söz verdiler; ama, bu, bir türlü gerçekleşmedi.
Şükürler olsun ki, Kastamonumuzun yıllardan beri hayalini kurduğu bu çok önemli
proje, bu kanun tasarısı, bugün sizin değerli oylarınızla yasalaştığı zaman
hayata geçmiş olacak.
Ben, değerli milletvekili
arkadaşımdan, Cumhuriyet Halk Partisi Kastamonu Milletvekili arkadaşımdan şunu
beklerdim: Elbette ki, orada bir altyapı var.
Zaten, olmasaydı, bugün, burada, bunu bu kanun tasarısının kapsamı
içinde değerlendirmemiz mümkün olmazdı; ama, yıllardan beri süren bu üniversite
özlemini gerçekleştirmek de, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde, 22 nci Dönem
Parlamentosuna nasip olmuştur. Bu hakkı da teslim etmesini beklerdim.
Ben, konuşmamı çok fazla
uzatmayacağım. Kurulacak olan üniversitenin, ilimize, ülkemize hayırlı olmasını
temenni ediyorum. Bu üniversitenin kurulmasında katkısı olan, daha doğrusu bu
üniversitenin kurulmasını sağlayan, bu zemini hazırlayan, başta Sayın
Başbakanımıza, hükümetimizin değerli üyelerine, Millî Eğitim Bakanımıza, Millî
Eğitim Komisyonu Başkanı ve üyelerine, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve
üyelerine ve tüm milletvekillerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Tekrar, hayırlı uğurlu
olmasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Özkan.
Madde üzerindeki
konuşmalar tamamlanmıştır.
3 önerge vardır.
Önergeleri, geliş sırasına göre okutacağım ve aykırılık derecelerine göre de
işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1039
sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 1 inci maddesine bağlı ek 57 nci
maddesinin (c ) fıkrasına "İhsangazi Meslek Yüksekokulu" ibaresinden
önce gelmek üzere, "Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve
bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan" ibaresinin
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Faruk
Çelik |
Cahit
Can |
İlyas
Arslan |
|
|
Bursa |
Sinop |
Yozgat |
|
|
Muzaffer
Külcü |
Enver
Yılmaz |
|
|
|
Çorum |
Ordu |
|
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1039
sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesine bağlı ek madde 57'nin (d)
bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mehmet
Yıldırım |
Muharrem
İnce |
Sezai
Önder |
|
|
Kastamonu |
Yalova |
Samsun |
|
|
Ferit
Mevlüt Aslanoğlu |
A. İsmet
Çanakcı |
Mustafa
Gazalcı |
|
|
Malatya |
Ankara |
Denizli |
|
|
|
Kâzım
Türkmen |
|
|
|
|
Ordu |
|
"d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, Sosyal Bilimler
Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Taşköprü Meslek
Yüksekokulu ile Tosya Meslek Yüksekokulundan"
BAŞKAN - Üçüncü önergeyi
okutuyorum; bu önerge en aykırı önerge olduğu için, işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 1 inci maddesine
eklenen ek madde 57'nin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
|
|
Muharrem
İnce |
Sezai
Önder |
Mehmet
Yıldırım |
|
|
Yalova |
Samsun |
Kastamonu |
|
|
Kâzım
Türkmen |
Emin Koç |
|
|
|
Ordu |
Yozgat |
|
Ek Madde 57- Kastamonu'da
Kastamonu İstiklal Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur. Bu
üniversite;
a) Gazi Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Fen-Edebiyat Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Orman Fakültesi
ile İnebolu Su Ürünleri Fakültesinden,
b) Gazi Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulu, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu ile
Sivil Havacılık Yüksekokulundan,
c) Ankara Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu ile İhsangazi Meslek Yüksekokulundan,
d)Rektörlüğe bağlı olarak
yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden
oluşur.
BAŞKAN - Sayın Komisyon
katılıyor mu önergeye?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Hükümet
Katılıyor mu?
ÇALIŞMA
VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkanım, tabiî,
burada, önerge veren Sayın Yıldırım'ın görüşlerini benimsiyoruz. Yalnız, Sayın
Millî Eğitim Bakanımız da şu anda burada değil. Bunu, inşallah, rektörlüğümüzü
açtıktan sonra, biz, Kastamonulular olarak -aynı zamanda bir eski Kastamonu
Milletvekili olarak da konuşuyorum- bu yeni yüksekokulları ve fakülteleri
birlikte değerlendiririz; ama, şu aşamada, Hükümet adına bu önergeye
katılmadığımı ifade ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum.
Sayın Yıldırım?..
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, Kastamonu, elbette
ki, Kastamonu... Kastamonu'nun adını değiştirmek, "Kastamonu" adında
bir üniversitenin kurulmasına karşı çıkmak, hiçbir Kastamonulunun haddi
değildir, benim de değildir. Biz, Kastamonu'yla iftihar ediyoruz; tarihimizle,
kültürümüzle, her şeyimizle iftihar ediyoruz; ancak, bir eksiklik var. Eksik,
Erzurum'da Atatürk Üniversitesi, Sivas'ta Cumhuriyet Üniversitesi, İzmir'de
Dokuz Eylül Üniversitesi, Samsun'da Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Kastamonu'da
İstiklal Üniversitesi… (CHP sıralarından alkışlar) Gerekçesi şudur: Çünkü, eğer
“Şu Çılgın Türkler" kitabını okuduysanız…
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Okumazlar!..
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- …okumadıysanız, tavsiye ediyorum, okuyun. Her sayfasını okuduğunuz zaman
gözlerinizin yaşardığını ve Kastamonu'nun, yiğit İneboluluların, yiğit
Kastamonuluların bir günde 1 500 tane kağnı arabasına silahları nasıl
yüklediğini, Kocatepe'ye nasıl ulaştırdıklarını, istiklal mücadelesine nasıl
katkı verdiklerini, o kitapta da, tarihî belgelerde de bulabiliriz. İşte, bu
üçgenin ortaya çıkması için, cumhuriyet ilkesinin, Atatürk'ün, İnönü'nün, 19 Mayısların
ve istiklalin, Kastamonu'yla perçinleştirdiği için, istiklal mücadelesine
Kastamonulular ve Kastamonu halkı büyük güç verdiği için, istiklal yoluyla
birlikte İnebolu yolunun adı da istiklal yoludur. Sayın Murat Başesgioğlu,
zamanında koymuştur bunu, kaynaklarını, ödenekleri ona göre göndermişlerdir,
87'den itibaren, milletvekili olduğu dönemden itibaren onunla bütünleşen bir
anlayış içinde, Kastamonu Üniversitesinin adının "istiklal" olmasını
önerdim.
Yüce Meclise teşekkür
ediyorum, Sayın Başesgioğlu'na teşekkür ediyorum, karşı çıkmamıştır; ama, Millî
Eğitim Bakanının önyargısından kurtulamamıştır. Yüce Meclisin takdirine
bırakıyorum.
Teşekkürlerimi sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Yıldırım.
Sayın milletvekilleri,
gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1039
sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesine bağlı ek madde 57'nin (d)
bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Yıldırım (Kastamonu) ve arkadaşları
"d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Mühendislik Ve Mimarlık Fakültesi, Sosyal Bilimler
Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Taşköprü Meslek
Yüksekokulu ile Tosya Meslek Yüksekokulundan"
BAŞKAN - Sayın Komisyon
katılıyor mu?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor
mu?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkanım, tabiî, Taşköprü,
Tosya İlçeleri Kastamonu'nun büyük ilçeleridir, her biri de meslek yüksekokulu
veyahut da fakülte kaldırabilecek potansiyele sahiptir; ama, demin ki konuşmamda
da ifade ettiğim üzere, şu anda kurulu fakülte ve yüksekokullar tasarıda yer
almıştır. Dediğim gibi, inşallah, rektörlüğü kurduktan sonra, hangi
ilçelerimizde yeni fakülteler, yeni yüksekokullar kurulacağını birlikte,
beraber kararlaştıracağız.
Bu çerçevede, Sayın
Yıldırım'a teşekkür etmekle birlikte, önergeye katılmadığımızı ifade ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Yıldırım, gerekçeyi
okutayım mı?
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Hayır, ben söz isterim.
BAŞKAN - Buyurun.
REMZİ ÇETİN (Konya) -
Geciktiriyorsun üniversitelerin kurulmasını.
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Çok fazla değil…
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; deminden de söyledim, bu süreci otuz yıldır, kırk
yıldır devam ettiren arkadaşlarımın katkılarına teşekkür ettim.
Az önce, değerli
milletvekili arkadaşım Sinan Özkan "hep söz verdiler; ama, bir türlü
gerçekleştirmediler; AK Parti Hükümetine mal oldu" dedi. Evet, doğrudur,
öyle olmuştur, Allah size nasip etti; çok teşekkür ediyoruz, teşekkür
ettiğimizi söyledik; ama, geçmişi kıskanmaya gerek yok, yiğidi öldüreceksin,
hakkını vereceksin.
SİNAN ÖZKAN (Kastamonu) -
Öyle bir şey yok!
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Nurhan Tekinel'in hakkını nasıl vermeyeceğiz; Murat Başesgioğlu'nun, burada
dört dönemdir mücadele ederken hakkını nasıl vermeyeceğiz,
FARUK ÇELİK (Bursa) - Ne
alakası var ya?!
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Hadi Dilekçi'nin hakkını nasıl vermeyeceğiz, Refik Arslan'ın hakkını nasıl
vermeyeceğiz, Serdar Ağaoğlu'nun hakkını nasıl vermeyeceğiz, Sabri Tığlı'nın
hakkını, Sabri Keskin'in hakkını, Sadettin Ağacık'ın hakkını, Hilmi Duran'ın
hakkını nasıl vermeyeceğiz.
O zaman yanlış yaparız.
Bir zaman bizler de eskiyeceğiz buradan, sen de ben de eskiyeceğim. O zaman
yeni gelenler bizim hakkımızı da yerler; o zaman küseriz. Onun için ben
kimsenin hakkını yememeye özen gösteriyorum. Çünkü, ben, yiğitler diyarı
Kastamonu'dan ve yiğitler diyarı Taşköprü'den geliyorum biliyorsun.
SİNAN ÖZKAN (Kastamonu) -
Biz de öyle!
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Evet.
Değerli milletvekilleri,
bakın, bu hükümetin yaptığı iş, yapılan işin çatısına bayrağı dikmek. Teşekkür
ediyoruz; ama, gelin, bu yasada Rize'ye gelince yasayı deliyorsunuz, Ordu'ya
gelince yasayı deliyorsunuz. Rize'ye tıp fakültesi, karşı çıkmıyorum, doğru
yapıyorsunuz; ama, oraya tıp fakültesini ilave ediyorsunuz. Ordu'ya tıp
fakültesini ilave ediyorsunuz. Yetmez; iki tane meslek yüksekokulu kurulmasını
ilave ediyorsunuz komisyonda. Peki, Kastamonu'ya niye?!.
Sevgili İktidar Partisi
milletvekilleri, eliniz sizin armut mu taşlıyor?! Siz, niye bir tane fakülteyi
daha ilave ettirmiyorsunuz?! Niye?!. Ordu koyarken, Rize koyarken, orada yasa
deliniyor da, Kastamonu'ya gelince, Kırşehir'e gelince, diğer illere gelince
yasa niye delinmiyor?! Arkadaşlar, bu anlayışınız adaletli değil. Hakkımızı
helal etmeyiz size. Helal etmeyiz… Teşekkür ederiz; ama, alacağımızı alırız,
hakkımızı helal etmeyiz; çünkü, mevcudu tescil ediyorsunuz siz. Mevcudu tescil
ettiniz, teşekkür ediyoruz. Peki, ilave?!. Taşköprü'ye, Sayın Başesgioğlu, diyor,
katılıyor, teşekkür ediyorum, çok zor bir durumda kaldı. Eğer, bu sırada
olsaydı, Sayın Başesgioğlu'yla, önergeye, inanıyorum ki, beraber imza atardık.
Hiç kuşku duymuyorum; ama, Tosya İlçesine nasıl karşı çıkarız. Taşköprü'de,
SEKA fabrikasını özelleştirmeyle nasıl, ne hale düşürdük, ne hale geldi?! Nasıl
karşı çıkarız?!. 3 500'ün üzerindeki meslek yüksekokulu öğrencisi, yatay bir
geçiş için mühendislik fakültesine nasıl karşı çıkarız?!
Onun için, bu önergemin
desteklenmesini istiyorum. Sayın Başesgioğlu'nun şu anda hükümet sırasında ne
kadar zor durumda kaldığını biliyorum. Esnek bir cevap verdiği için de,
Kastamonululara karşı gelmediği için de, arkadaşlarım gibi düşünmediği için de
kendisine teşekkür ediyorum. Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Yıldırım.
Sayın milletvekilleri,
gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1039
sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 1 inci maddesine bağlı ek 57 nci maddenin
(c) fıkrasına "İhsangazi Meslek Yüksekokulu" ibaresinden önce gelmek
üzere "Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı
değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan" ibaresinin eklenmesini
arz ve teklif ederiz.
Faruk
Çelik (Bursa) ve arkadaşları
BAŞKAN - Sayın Komisyon
katılıyor mu?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılıyoruz; bu teknik bir
düzenleme Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum.
Gerekçe:
İhsangazi Meslek
Yüksekokulu halen Gazi Üniversitesine bağlı olarak faaliyette bulunmaktadır. Bu
nedenle, uygulamada tereddütlere yol açmamak amacıyla söz konusu değişiklik
önerilmiştir.
BAŞKAN - Zannediyorum ki
teknik bir düzeltme.
Gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Ek maddeyi kabul edilen
önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Madde kabul edilmiştir.
Birleşime 5 dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 16.46
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.56
BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Türkân MİÇOOĞULLARI
(İzmir)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 46 ncı Birleşiminin Dördüncü
Oturumunu açıyorum.
1039 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)
6.-
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Tekirdağ
Milletvekili Enis Tütüncü'nün; Aksaray Milletvekili Ahmet Yaşar ve 3
milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 65 milletvekilinin;
Uşak Milletvekilleri Alim Tunç, Ahmet Çağlayan ve Osman Coşkunoğlu'nun; Ordu
Milletvekilleri Kazım Türkmen ve İdris Sami Tandoğdu ile 94 milletvekilinin;
Giresun Milletvekili Mehmet Işık ile 28 milletvekilinin; Mersin Milletvekili
Dengir Mir Mehmet Fırat'ın; Yozgat Milletvekilleri Mehmet Çiçek, Bekir Bozdağ,
Mehmet Erdemir ve Mehmet Yaşar Öztürk ile 84 milletvekilinin; Adıyaman
Milletvekili Şevket Gürsoy ve 15 milletvekilinin; Iğdır Milletvekili Dursun
Akdemir'in; Burdur Milletvekilleri Bayram Özçelik ile Mehmet Alp'in; Kırşehir
Milletvekili Hüseyin Bayındır'ın; Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu ile 8
milletvekilinin; Ordu Milletvekili Hamit Taşçı ile 19 milletvekilinin; Kırşehir
Milletvekili Mikail Arslan'ın; Amasya Milletvekilleri Akif Gülle ile Hamza
Albayrak'ın; Tekirdağ Milletvekilleri Tevfik Ziyaeddin Akbulut ile Ahmet
Kambur'un; Kırşehir Milletvekili Hacı Turan'ın; Yozgat Milletvekili Mehmet
Erdemir ile 14 milletvekilinin; Erzincan Milletvekilleri Tevhit Karakaya ile
Talip Kaban'ın; Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir ve Denizli Milletvekili Ümmet
Kandoğan'ın; Giresun Milletvekili Nurettin Canikli ile 3 milletvekilinin;
İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ile Kastamonu Milletvekilleri Musa
Sıvacıoğlu, Hakkı Köylü ve Sinan Özkan'ın; Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan
ile Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan'ın; Düzce Milletvekilleri Metin
Kaşıkoğlu, Fahri Çakır ve Yaşar Yakış'ın; Çorum Milletvekili Ali Yüksel
Kavuştu'nun; benzer mahiyetteki Kanun teklifleri ve Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1146, 2/5, 2/10,
2/20, 2/43, 2/66, 2/82, 2/115, 2/164, 2/372, 2/398, 2/410, 2/438, 2/523, 2/531,
2/535, 2/537, 2/541, 2/547, 2/571, 2/533, 2/347, 2/534, 2/542, 2/567, 2/568,
2/609) (S. Sayısı: 1039) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Tasarının 1 inci
maddesine bağlı ek madde 58'i okutuyorum:
Düzce Üniversitesi
EK MADDE 58.- Düzce'de
Düzce Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Fen-Edebiyat Fakültesi ile Abant İzzet Baysal Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Orman Fakültesi, Teknik Eğitim Fakültesi ve Tıp
Fakültesinden,
b) Abant İzzet Baysal
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulu ile Akçakoca Turizm
İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulundan,
c) Abant İzzet Baysal
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu ile Akçakoca Meslek
Yüksekokulundan,
d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü ile
Sağlık Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Osmaniye Milletvekili Sayın Necati Uzdil;
buyurun (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA NECATİ
UZDİL (Osmaniye) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım;
görüşülmekte olan 15 ilde üniversite kurulması hakkındaki 1039 sıra sayılı
kanun tasarısının 1 inci maddesine bağlı 58 inci ek madde hakkında Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına söz aldım; sizleri saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
üniversite açılmasına, bilim ateşlerinin yakılmasına kimse karşı çıkamaz,
çıkmaz. Biz de, üniversite açılan 15 ilimize ve ülkemize açılan bu üniversitelerin
hayırlı olmasını diliyor, illerimizi kutluyoruz. Ayrıca, Düzce İlinde açılacak
üniversiteyle ilgili maddede söz aldığım için Düzceli yurttaşlarımızı da
özellikle kutluyorum.
Değerli arkadaşlarım,
ancak, bazı konulara da dikkat çekmek istiyorum. Açalım… Açalım da, biraz da
gerçekçi davranalım, gerekli altyapıyı hazırlayalım da açalım. Üniversite
formasyonu verebilmek için, ortamları biraz da belirleyelim, ona göre açalım.
Hele hele üniversite açarken, bilim yuvaları oluştururken hiç siyasî davranmamamız
gerekir.
Değerli arkadaşlarım,
yeni üniversite açılacak yerler nasıl belirlendi? Olması gereken mi yapıldı,
yoksa, işin içine, seçimlerde kullanılan oy oranları, kişilerin hatırları mı
girdi?
Değerli arkadaşlarım,
size, daha önce verdiğim yazılı bir soru önergesi ve Millî Eğitim Bakanımızın
verdiği cevabı özetleyerek okumak istiyorum. Soru önergesini 26.4.2005
tarihinde verdim. Kısaca okumak istiyorum:
İnsan, bir meslek için
eğitirken, aynı zamanda, toplumsallaşmasını, kültürel anlamda gelişmesini,
yaşama karşı bir bakış açısı kazanmasını sağlayan, kısaca, bireyin kişiliğini
ve kimliğini yapılandırma ve yaşama hazırlama yönünde de görevleri olan bir
kurumdur. Bu bağlamda, 10 yeni üniversite kurulması için belirlenen kriterlere
"bir, merkez ilçe nüfusu 200 000'den az olmamalı; iki, halihazırdaki
kampus alanı 500 dekardan az olmamalı" koşullarını da eklemeyi düşünüyor
musunuz diye sordum. Aldığım cevabı özetlemek istiyorum, zaman kaybetmemek
için. Çok kısaca okumak istiyorum:
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma
Planında, yeni üniversitelerin kurulması konusunda, Yeni üniversite ve bağlı
birimlerin objektif kriterlere ve geniş tabanlı bir karar alma sürecine bağlı
olarak kurulması için, gerekli yasal düzenleme yapılacaktır.
Diğer taraftan,
Bakanlığımızca, şeffaflığa büyük önem verilmekte olup, sürdürülmekte olan
çalışmalar, gerçekleştirilecek faaliyetler paylaşacak düzeye geldiğinde kamu
bilgilendirilecektir diyor arkadaşlarım. Sorduğum soru açık, verilen cevap
ortada. Bu sorulara verilen cevabı, allahaşkına, soruların cevabı olarak kabul
edebilir miyiz?! Saydam mı soruya verilen cevap, net mi, açık mı?! Ben ne
soruyorum, ne cevap alıyorum. Açıkçası, bir Millî Eğitim Bakanımızın böyle bir
cevap vereceğine inanmıyorum; o nedenle de, diyorum ki, bu soru önergesine
verilen cevap okunmadan imzalanmıştır diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım,
size Osmaniye'den bahsetmek istiyorum biraz. Osmaniye, 1996 yılında il
olmuştur. İl nüfusu, 2000 yılı sayımında 458 782'dir. Nüfus büyüklüğü açısından
Türkiye'nin 30 uncu ilidir. Osmaniye'ye yüksekokul 1976 yılında kurulmuştur.
Merkez İlçeye bağlı, 2 kilometre uzaklıkta, Fakuşağı Köyünde 550 dekar bağımsız
kampus alanı vardır. 20 000 metrekare kapalı alanda eğitim mekânları,
atölyeler, laboratuvarlar ve idarî binalar vardır. Laboratuvar ve atölyeleri,
YÖK, Dünya Bankası, Endüstriyel Eğitim Projesi kapsamında, çağdaş bir şekilde
donatılmıştır. Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait 1 000 kişilik yurdumuz, kampusa
200 metre mesafede, faal haldedir.
Değerli arkadaşlarım,
hatırlatayım, Osmaniye, Çukurova'nın bir ucunda Akdeniz Bölgesi ile Güneydoğu
Anadolu'nun, GAP'ın kapısıdır; karayolu kapısıdır, demiryolu kapısıdır, denize
açılan kapısıdır. Osmaniye İskenderun Körfezine 22 kilometre mesafede.
İskenderun Demir-Çelik, Kerkük-BOTAŞ, Bakü-Ceyhan boru hatları, Yumurtalık
Serbest Bölgesi ve Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi, Körfezi sarmaktadır.
Kahramanmaraş, Gaziantep, Kilis, Hatay, Adana, Mersin gibi komşularımız
etkileşim alanlarımızdır. İklimimiz Akdeniz iklimidir. Çocuklarını Osmaniye'de
okutacak aileler, hem psikolojik hem ekonomik açıdan rahat ederler; çünkü,
Osmaniye'de yaşamak, hem kolay hem ucuzdur.
Değerli arkadaşlarım,
yazık değil mi hemşerilerime, yazık değil mi benim milletvekili arkadaşlarıma?!
Burada göremiyorum AKP'li 3 milletvekilini, Osmaniyeli arkadaşlarımı.
MURAT YILDIRIM (Çorum) -
Buradalar.
NECATİ UZDİL (Devamla) -
Yoklar salonda; çünkü, yüreklerine gömdüler huzursuzluklarını. Yazık etmediniz
mi onlara?!
MURAT YILDIRIM (Çorum) -
Biz varız.
NECATİ UZDİL (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, il nüfusu 315 000, merkez ilçe nüfusu 159 000, merkez
ilçedeki köyler çıktıktan sonra, nüfus 56 000; iklim kar, kış, boran. Bu yerin
adı Düzce. İl nüfusu 365 000, merkez ilçe nüfusu 127 000; iklim yağmur, yaş. Bu
yerin adı Rize. Merkez ilçenin merkez nüfusu da 78 000. İl nüfusu 460 000,
merkez ilçe nüfusu 208 000; Akdeniz iklimi, paltosuz kış geçer, sobasız kış
geçer; buranın adı da Osmaniye sevgili arkadaşlarım.
Peki, şimdi, biz, 4
milletvekili olarak, Osmaniye milletvekilleri olarak, AKP'siyle CHP'siyle ne
diyeceğiz hemşerilerimize?.. Bize bu konuda kim cevap verecek sevgili
arkadaşlarım?..
Değerli arkadaşlarım,
şunu kesinlikle unutmamamız lazım; kendi arkadaşlarınızı sıkıntıya soktunuz.
Dikkat edin, 4 milletvekili; 3 tanesi AKP'li. Kriter; kriterler ortada.
Gönlünüze göre kriter koyarsanız, yazık edersiniz, haksızlık edersiniz,
Osmaniye'ye de haksızlık yapmışsınızdır arkadaşlarım. Ama, ne yaparsanız yapın,
hayallerimizi elimizden alamayacaksınız; Osmaniye'de de üniversite açılacak;
ayrıca, Osmaniye, liman şehri olacak sevgili arkadaşlarım.
Değerli arkadaşlarım,
zamanımı geçmemek için, Sayın Başkanımızı sıkıntıya sokmamak için sözlerimin
son cümlelerini söylemek istiyorum. Bundan sonra ne olacak…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapandı)
NECATİ UZDİL (Devamla)-
Hayallerimizi ertelemeyeceğiz arkadaşlar, hayallerimizi gerçekleştirmek için
bekleyeceğiz. 2006'da seçim olacak. Vatandaş, Osmaniye'de ve tüm yurtta AKP'yi
sandığa gömerek hesap soracak. Osmaniyeli olarak bundan emin olabilirsiniz.
Türkiye olarak da böyle olacağına inanıyorum. (AKP sıralarından "hayal
görüyorsun" sesi)
Bu duygularla, sizlerin
ve yurttaşların yeni yıllarını ve kurban bayramlarını kutlar, güzellikler
dilerim.
Arkadaşıma da cevap
vereyim; hayaller gerçeklerin anasıdır. Hayal etmediğiniz hiçbir şeye
ulaşamazsınız; öğreneceksin, yaşın küçük.
Teşekkür ediyorum,
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri; alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Uzdil.
Anavatan Partisi Grubu
adına, Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir; buyurun. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Düzce
üzerine kanun teklifi vermiştim, ikinci kez, yine, o nedenle huzurlarınızdayım;
hepinizi ve Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
Yükseköğretim Kurumları
Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifim, yani, Düzce'de Düzce Üniversitesi adıyla
yeni bir üniversite kurulması hakkında 10.11.2004 tarihinde verdiğim kanun
teklifim üzerine konuşuyorum.
Değerli arkadaşlar,
Düzce, iki metropol arasında, Türkiye'nin batısında ve rahmetli Özal'ın
gerçekleştirdiği, Avrupa'yla yarışacak otoban kenarında bulunan şirin bir ilimizdir.
Bu nedenle, Sayın Turgut Özal'ı rahmetle ve Türk Milleti olarak minnetle
anılmasını buradan seslenmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Marmara depreminden hüzünlü çıktı Düzce; ama, yörenin özelliği itibariyle
zengin kültürel mirası, verimli arazileri, ormanları ve tabiatıyla yöresinde
güzel bir il. Bu nedenle, modern teknolojinin hızla gelişmeye müsait olduğu
Düzce, aynı zamanda, sanayileşmeye de çok meyyal bir kent. Ayrıca, yeni
çıkarılan İstihdamı Teşvik Yasasında da en çok ilgi gören illerden biri. Bu
nedenle, Düzce'de bir üniversite kurulması zorunluluk halini almıştı.
Yine -rahmetle anmak
istiyorum- Bolu ve Düzce'de yüksekokul ve üniversite fakültelerinin kurulması
için önemli yatırımlar yapan rahmetli İzzet Baysal'ı da buradan anmak önemli bir
görev diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, 3
fakülte, 4 yüksekokulu ve 1 enstitü kurulu olan Düzce'de, İzzet Baysal
Üniversitesine bağlı ayrıca 1 tıp fakültesi, önemli bir sağlık ihtiyacını
karşılayan bir kurum. Burada, bu üniversiteye, İzzet Baysal Üniversitesine
bağlı Düzce fakültelerinde 5 000'e yakın öğrenci var. Altyapısı hemen hemen
tamamlanmış; 24 profesör, 10 doçent, 92 yardımcı doçent ve 69 öğretim
görevlisiyle, bir üniversitenin ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde sayıya
ulaşmış. Bu nedenle, Düzce, üniversiteyi hak etti ve kurulmasına destek veren
herkese Türk Milleti adına ve Düzceliler adına, bir Iğdır Milletvekili olarak
buradan teşekkür etmek istiyorum.
Ancak, bir sitemimi de bu
kürsüden etmeden inmek istemiyorum; çünkü, bu iki üniversite kanun teklifini
verirken, Kırşehir ve Düzce'ye; ayrıca, Iğdır için de, Iğdır'a bir Iğdır
üniversitesi kurulması kanun teklifini vermiştim; maalesef, komisyonlardan geri
çevrildi, bu 15 üniversitenin içinde yok.
Fakat, Iğdır'dan, izniniz
olursa, kısaca bahsetmek istiyorum bu nedenle. Iğdır, Türkiye'nin doğusunda,
doğunun en uç köşesinde, Türkiye'nin bekçisi bir ildir. Ermenistan, Azerbaycan,
İran'la komşu olan, üç devletle komşu olan bir ildir. Mikroklima iklimi
nedeniyle, verimli tarım arazileri nedeniyle, sanayi ve hayvancılıkta da doğu
illeri arasında önde gelen ve hatırı sayılan bir ilimizdir. Ayrıca
-Azerbaycan'ı dedim- muhtar cumhuriyet olan Nahcivan, bizim Iğdır İlimizle
sınırdır. Kültürel özellikleri ve dinî inançları bakımıyla Iğdır'dan hiç farkı olmayan
Nahcivan ile Iğdır arasında, sınır, hemen hemen yok denecek kadar girift
ilişkilerimiz, kültürel, sosyal ve ekonomik yönden bağlarımız var.
Bu nedenle, hükümet
yetkililerine buradan seslenmek istiyorum: Iğdır üniversitesinin kurulması
konusunda ek bir önerge verdim Sayın Başkanım.
Bu görüşmelerimizin
sonunda önergem okunacak; ama, okunmadan önce, bu konunun dikkate alınıp
değerlendirilmesi nedeniyle, Iğdır'ı buradan seslendirmek istiyorum.
Gerekçe "Iğdır'da
altyapı tamam değildir" diye… Eğer siz bir yerden başlamazsanız, altyapı
hiçbir yerde tamam olmaz.
Iğdır'ın coğrafî
özellikleri ve coğrafî konumu, jeopolitik yapısı ve sosyokültürel yapısı
itibariyle, Iğdır'da bir üniversite kurulması, Türkiye'nin doğudan modern
dünyaya açılan bir kapısı olacak diye düşünüyorum; çünkü, yakında, muhtemelen,
Ermenistan'la oluşacak bir barış.. Temennidir bu. Ermenistan, Azerbaycan
üzerindeki haklarından, Karabağ üzerindeki işgalinden vazgeçmediği sürece ve
Türkiye'den bazı konularda iddialarından vazgeçmediği sürece muhtemel değildir;
ama, öyle temenni ediyorum ki, Ermenistan da aklını başına toplar, bu
iddialarından vazgeçer ve anlaşma masasına oturur. Dolayısıyla, doğuda bir
barış ortamı Iğdır sınırından kurulmuş olur ve dünyaya buradan güzel mesajlar
verilir.
Böyle bir ortamda,
Azerbaycan Nahcivan Muhtar Cumhuriyeti, İran'la olan sınır komşuluğu ve ayrıca,
Ermenistan'da muhtemel olan bu iyi ilişkilerde Iğdır'da kurulacak olan
üniversite, buranın bir kültür merkezi olarak dünyaya ışık tutması açısından
önemlidir.
Keza, ikinci bir gerekçe
olarak, Ağrı Dağı, Iğdır'ın, hemen ovanın dibinden yükselmekte ve üçte 2'si
Iğdır İli sınırları içerisindedir.
Geçenlerde bu Yüce
Meclisten yasalaşarak çıkan Askerî Yasak Bölge Yasasıyla ilgili olarak
yapılacak uygulamalarda Iğdır'ın doğa sporları ve kış turizmi merkezi olarak
Ağrı Dağının, değerlendirilmesi mümkün.
Ayrıca, tarihin en önemli
eski yerleşkelerinden birisi olan Sürmeli Çukuru -ki, Sürmeli Kenti, tarihî
kent vardır- tarihî özellikleri ve Ağrı Dağının inanç turizmi açısından önemi;
ki, hemen hemen bütün dinlerde Ağrı Dağı kutsal olarak biliniyor ve Nuh'un
tufanından sonra insanoğlunun ikinci kez dünyaya yayılışı olarak bilinen bir
ovadır Iğdır Ovası Dolayısıyla, bu özellikleri itibariyle bilinen Iğdır'a bu hükümet
tarafından bir üniversite az görülmemeliydi diye düşünüyorum. Altyapısı, şimdi
kararı alınırsa, daha kolay tamamlanacak. Rektörünü atadınız mı, rektörü
kuruluş çalışmalarına başlayacak. 5 250 metrekare, Iğdır'a 15 kilometre
mesafede, istimlak edilmiş vaziyettedir üniversite adına. Bir yüksekokulu var,
800 öğrencisiyle öncülük edecek durumdadır.
Ayrıca, Iğdır'a ziraat
fakültesi kurulması konusunda Kafkas Üniversitesinin Senatosu karar aldı, YÖK
olumlu karşıladı, Millî Eğitim Bakanlığı olumlu karşıladı. Sayın Bakanımız
buradalar. Kendileri çok iyi biliyorlar. Kendisiyle birlikte Iğdır'ı ziyaret
ettiğimizde Iğdır'ın mümbit topraklarını gördü ve oranın özelliğini çok iyi
biliyor. O nedenle, bir ziraat fakültesi kurulmasına kendileri söz vermişti.
Ayrıca, Başbakanımız da,
Iğdır'dan gelen vali, belediye başkanı, işadamları, sivil toplum örgütleriyle
birlikte ben de görüştüğümde "hocam, ziraat fakültesini Iğdır'a söz
veriyoruz; ama, üniversite kurulmasının şartları var" dedi.
Ben, buradan tekrar ısrar
ediyorum; şartlarını eski kurallara göre değil, yeni kurallar koyarak artık
üniversite kurmak durumundayız; çünkü, mevcut durumda, Türkiye'de 76 üniversite
var. 76 üniversite Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak durumda değil.
Üniversitelere, önceden kadroları verilerek, yöneticileri tespit edilerek,
fizikî mekânları planlanarak, fizikî mekânları daha sonra belli bir süre içinde
tamamlanmak üzere eğer karar çıkarılırsa, üniversiteler, eskisinden daha
bilimsel ve hesaplı kitaplı bir şekilde kurulmuş olur ve gelişmemize öncülük
etmiş olurlar.
Bu nedenle, Düzce
vesilesiyle Iğdır'ı vesile saydığım için kusuruma bakmayınız. Gerçekten bir
ihtiyaç olduğunu, tekrar, buradan, Komisyon Başkanına, Sayın Bakanımıza ve
Meclis Başkanımıza arz etmek istiyorum.
Yüce Türk Milletine,
Iğdırlılara ve Düzcelilere buradan selam ve saygı göndermek istiyorum.
Teşekkür ederim.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Akdemir.
Madde üzerinde şahısları
adına söz isteği var.
Düzce Milletvekili Sayın
Fahri Çakır.
Buyurun Sayın Çakır. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
FAHRİ ÇAKIR (Düzce) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 1039 sıra sayılı kanunun
ek 58 inci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi
saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
bugün, bu kürsüden, biliyorum ki, en makbul konuşma, en kısa olan konuşma
olacak. O nedenle, benden önce, Düzce'den övgüyle söz eden değerli sözcülere
huzurlarınızda bir kere daha teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar, Düzce
Üniversitesi, bildiğiniz gibi, Abant İzzet Baysal Üniversitesine bağlı 4
yüksekokul ve 3 fakülteden ibaret, yaklaşık 4 500 - 5 000 civarında öğrencisi,
363 personeliyle, akademik personeliyle birlikte, bölgesinde, gerçekten eğitim
camiasına hizmet veren kurumlar manzumesiydi. Bugün, inşallah, hak yerini
buluyor ve Düzce üniversitesi, sayenizde ve vereceğiniz oylarla, inşallah,
gerçekleşecek ve dolayısıyla, bölgesine ciddî anlamda hizmet verecek.
Ben, o nedenle, emeği
geçen herkese, başta 59 uncu cumhuriyet hükümeti olmak üzere Sayın
Başbakanımıza, Değerli Millî Eğitim Bakanımız ve değerli komisyon üyelerine,
inşallah oylarıyla destekleyecek siz değerli iktidar ve muhalefet
milletvekillerine bir kere daha teşekkür ediyor; Düzce Üniversitemizin,
ekranları başında şu anda bizleri izleyen Düzcelilere, ülkemize, milletimize ve
eğitim camiasına hayırlı olması temennisiyle Yüce Heyetinizi tekraren
saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Çakır.
Düzce Milletvekili Sayın
Metin Kaşıkoğlu.
Buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının ek 58 inci maddesi üzerinde
şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, sizleri saygıyla
selamlıyorum.
Ankara ve İstanbul gibi
iki metropol kentin arasında ve eşit uzaklıkta, ülkemizin her noktasından
kolayca ulaşılabilecek bir kavşak noktasında, 7 ilçesi, 3 beldesi, 305 köyüyle
ve 325 000 nüfusuyla hızla gelişmekte ve kalkınmakta olan, birçok medeniyetin
izlerine rastlayabildiğimiz, çok zengin bir kültürel mirasa sahip, değişik
etnik ve kültürel kimliklerin huzur ve barış içerisinde bir arada
yaşayabildiği, ülkemizde konuşulan her dilin ve lehçenin konuşulabildiği,
yeşilin her tonunun bulunabildiği, birinci sınıf tarım alanlarına sahip, tarihî
ve turistik birçok alanı bulunan, gölleri ve şelaleleriyle görenleri cezbeden,
Karadeniz'e Akçakoca İlçesiyle açılan kapısı sayesinde eşsiz kumsallarıyla
ziyaretçilerini ağırlayan şirin ve genç bir ilimizdir Düzce.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; halen Düzce İlimizde, Abant İzzet Baysal Üniversitesine bağlı
olarak birisi Tıp fakültesi, diğeri Orman Fakültesi ve diğeri de Teknik Eğitim
Fakültesi olmak üzere 3 fakültesi, 2 yüksekokulu ve 2 meslek yüksekokulu
bulunmaktadır. Öğretim elemanı sayısı, yurt ve barınma imkânları bakımından
ilimiz son derece iyi bir durumda bulunmaktadır. Halen Düzce'de bulunan bu
okullarımızda 5 000'e yakın üniversite öğrencimiz eğitim görmektedir.
Üniversitenin kurulması ve gelişmesi, ilimizin ekonomik, sosyal ve kültürel
kalkınmasına, doğal çevre tahrip edilmeden planlı ve sağlıklı bir sanayileşmeye
ve tarımsal kalkınmanın bir arada gerçekleşmesine, yeniden inşaına başlanan
Düzce'nin modern bir kent haline gelmesine önemli katkı sağlayacaktır.
Tüm bu özellikleriyle
dikkati çeken ilimizde de bir üniversite kurulması, görüşülmekte olan bu
tasarının ek 58 inci maddesiyle öngörülmektedir. İlimizin kalkınması ve
gelişmesi adına önemsediğimiz ve yıllardır hayalini kurduğumuz Düzce
Üniversitesini bizlere hediye eden başta Sayın Başbakanımıza, Sayın Millî
Eğitim Bakanımıza ve hükümet üyelerimize, tasarının kanunlaşmasını sağlayan
iktidarı ve muhalefetiyle tüm Genel Kurulumuza, bu işin bu noktaya gelmesinde
az veya daha çok isimsiz tüm kahramanlara teşekkürü bir borç biliyor ve
emeklerinden ötürü tüm Düzce halkı adına şükranlarımı sunuyorum.
Bugün, Düzce için çok
önemli, tarihî bir gündür. Hükümetimiz üniversitemizi kurmuş ve bir fidan
olarak biz Düzcelilere teslim etmiştir. Fidana bakmak, büyütmek ve gelişimini
sağlamak, artık, biz Düzcelilerin görevidir.
Sözlerime son vermeden,
yeni kurulacak 15 yeni üniversitemizin ülkemize hayırlı olmasını temenni
ediyor, siz değerli Genel Kurul üyelerini, sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kaşıkoğlu.
Sayın milletvekilleri, ek
madde 58'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul
edilmiştir.
Ek madde 59'u okutuyorum:
Mehmet Akif Ersoy
Üniversitesi
EK MADDE 59.- Burdur'da
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur. Bu
üniversite;
a) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Fen-Edebiyat Fakültesi, Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğüne
bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan
Veteriner Fakültesi ile Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken
adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Eğitim
Fakültesinden,
b) Süleyman Demirel
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulundan,
c) Süleyman Demirel
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu Bucak Hikmet Tolunay
Meslek Yüksekokulu, Bucak Emin Gülmez Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu,
Gölhisar Meslek Yüksekokulu ile Ağlasun Meslek Yüksekokulundan,
d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Fen Bilimleri Enstitüsü ile Sağlık Bilimleri Enstitüsünden, oluşur.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Burdur Milletvekili Sayın Ramazan Kerim
Özkan; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA RAMAZAN
KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü
maddesiyle ilgili olarak görüşlerimi bildirmek amacıyla söz almış
bulunmaktayım; Yüce Meclisi ve Burdurlu hemşerilerimi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yasama döneminin başlangıcında Burdur milletvekilleri olarak vermiş
olduğumuz yasa teklifinin Meclis gündemine alınmış olması ve 15 yeni üniversite
kurulması ile ilimizde Mehmet Âkif Ersoy Üniversitesinin kurulmasının sevinç ve
mutluluğunu yaşıyoruz. Bir bayram çocuğu kadar sevinçliyiz. Bu vesileyle,
İstiklal Marşımızın yazarı, değerli şair Mehmet Âkif Ersoy'un isminin ilimizde
bir üniversiteyle anılmasının da gururunu yaşamakta olduğumuzu belirtmek
isterim. Ancak, vatan şairi Mehmet Âkif Ersoy, Türkiye'nin ortak değeridir,
ortak Türk büyüğüdür. Burada bir önergeyle üniversitemizin başına Burdur
isminin gelmesini istiyoruz ve adının Burdur Mehmet Âkif Ersoy Üniversitesi
olmasını istiyoruz. Bu ortak malı, çünkü, bütün ülke sahiplenmek isteyecek.
Bu konuda bugüne kadar
uğraş veren valilerimize, bürokrasimize, sivil toplum örgütlerimizin başkan ve
üyelerine, pembesini gülümüzden, mavisini gölümüzden alan tüm Burdurlu
hemşerilerime 19 uncu Dönem milletvekillerimiz Mustafa Çiloğlu'na, Ahmet
Sayın'a, rahmetli Ahmet Şeref Erdem'e; 20 nci Dönem milletvekillerimiz, yine,
Mustafa Çiloğlu, Yusuf Ekinci ve Kâzım Üstüner'e; 21 inci Dönem
milletvekillerimiz Sayın Mustafa Örs'e -kendisini burada görüyorum, hoş
geldiniz- Hasan Macit'e ve Süleyman Coşkuner'e; belediye başkanlarımız Nurhan
Çiftçibaşı'na, Çetin Bozcu'ya, rahmetli Armağan İlci'ye, Ahmet Necdet İlgün'e
ve şu andaki Başkanımız Sabahattin Akkaya'ya teşekkürlerimi sunuyorum.
22 nci Dönem Burdur'un 3
milletvekili Mehmet Alp, Bayram Özçelik ve Ramazan Kerim Özkan olarak
verdiğimiz kanun teklifinin bugün gündeme alınmasından ayrıca mutluluk
duyuyoruz.
Bilindiği gibi 1873
yılında İstanbul'da doğan Mehmet Âkif Ersoy veteriner hekimdir; ilk sivil
veteriner okulunu birincilikle bitirmiş daha sonra görev aldığı Ziraat
Nezaretinin veterinerlik şubesinde görev yeri İstanbul olmasına rağmen
Rumeli'den Arabistan'a kadar olan çok geniş bir alanda ve güç şartlarda
başarıyla görev yapmıştır.
Meslektaşım olan Mehmet
Âkif Ersoy, mesleğine olan sevgisini bir şiirinde şu şekilde ifade etmektedir:
"Çünkü, bir tecrübe etsen senin aklın da yatar/bize insan hekiminden daha
lazım baytar."
Burdur milletvekili
olmasına rağmen günlük değişken politikaların daima dışında kalmış, siyasî
çekişmelerden ve dedikodulardan nefret etmiştir Mehmet Âkif Ersoy.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; coğrafî konumu itibariyle ülkemizin en önemli güzergâhlarından
biri üzerinde olan; ancak, bu avantajını henüz değerlendiremeyen Burdur İlimiz,
bugünkü yapısı itibariyle geçimini büyük çoğunlukla tarım ve hayvancılıkla
sağlamaktadır. İlimiz bir zamanlar Akdeniz Bölgesinin önemli bir kısmının et ve
özellikle de süt ihtiyacını karşılayan bir hayvansal ürünler deposu olmasına
karşılık, uygulanan yanlış tarım ve hayvancılık politikalarıyla, bugün
üretmesine rağmen güçlükle ayakta duran bir il konumundadır; ayrıca, Burdur
ekolojik tarıma en yakın illerden biridir. Kültür bitkilerinin tamamı, pamuk
hariç, haşhaş, anason, tütün, pancar, kendir, susam, havuç, yaş meyve ve sebze
çok miktarda üretilmektedir; ancak, uygulanan, IMF'nin üretime koyduğu
kotalardan dolayı Burdurumuz şu anda mustariptir. Halıcılık ve gülcülük bir
zamanlar en önde gelen gelir kaynağıydı bugün bu sektör de devlet desteği
görmediği için bitme konumuna gelmiştir hele halıcılıkta çalışanlara tam
sigorta zorunluluğu getirilince, halıcı esnafı, işçi çalıştıramaz konuma
gelmiştir.
Diğer taraftan, ilimizde
üretilen, yeraltı zenginliklerimizden, kömür, manganez, krom, kalker ve mermer,
ilimizde üretilmekte olup, hammadde olarak başka illere gönderilmektedir.
Ayrıca, dünya kenti ve
ayrıca turizmin başkenti Antalya, Burdur'a en yakın ildir. Antalya'da, yüzlerce
5 yıldızlı otel binlerce pansiyon ve turistik tesis vardır. Her yıl,
milyonlarca yerli ve yabancı turist Antalya'ya gelir. Bunların beslenme
ihtiyaçlarının en natürel, en doğal, en taze karşılanacağı il, Burdur İlidir.
Tüm bunlara karşılık,
Burdur İlimizin kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınmamış olması,
bizleri üzmektedir. Neyse ki, yeni kurulacak üniversiteler arasında Burdur
Mehmet Âkif Ersoy Üniversitesinin bulunması, bizlere bir anlamda teselli
olmuştur. Bu üniversitemizin, Burdur İlimize, ülkemize, öğrencilerimize ve
milli eğitimimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Burdur Mehmet Âkif Ersoy
Üniversitesi, fen ve edebiyat fakültesi, veteriner fakültesi, eğitim fakültesi
ile 1 adet sağlık yüksekokulu ve 7 adet meslek yüksekokulundan oluşmaktadır. Bu
okullarda, 11 Kasım 2005 tarihi itibariyle 58 öğretim üyesi, 129 öğretim
görevlisi, 10 okutman, 92 idarî personel hizmet vermekte ve 11 112 öğrenci
öğretim görmektedir. Umarım, ileriki yıllarda, üniversitemiz bünyesinde,
ilimizin ihtiyacı olan fakülte ve yüksekokulların sayıları artar. Örneğin,
ilimizde, halıcılık ve elsanatları oldukça gelişmiştir. Bu konuda, bir
yüksekokul teşekkül ettirilebilir. Yine, maden işleme konusunda bir yüksekokul kurulabilir;
ayrıca, ilimizin okul arazisi konusunda da herhangi bir sıkıntı
bulunmamaktadır. Bu, sanırım, üniversite bünyemize eklenecek yeni fakülte ve
yüksekokullar açısından bir avantaj teşkil eder ve üniversitemiz, yakın bir
gelecekte, ülkenin sayılı üniversiteleri arasına girer. Burdur Mehmet Âkif
Ersoy Üniversitesi öğrencilerinin, bunu, en yakın zamanda gerçekleştireceğine
olan inancım tamdır. Burdur'a, Burdurluya olan imancım tamdır.
Üniversitemiz değerli
öğretim kadrolarının ve öğrencilerinin tüm sorunlarında, her zaman yanlarında
olacağımın da ayrıca bilinmesini isterim.
İlimiz, yıllardan beri
paralı askerlerimize en iyi şekilde ev sahipliği yapmış ve misafirperverliğini
göstermiştir.
Ayrıca, bugüne kadar
ilimize diğer illerden gelen öğrencilerimizin yurt, ev ve diğer sosyal
ihtiyaçları en iyi şekilde karşılanmaktadır.
Ayrıca, Burdur, kayıtlara
geçen adlî vakaların en az yaşandığı, huzur ve güvenliğin en iyi olduğu iller
arasındadır.
Bu nedenlerle, ilimizde
ağırlayacağımız değerli akademik ve idarî personelimizin ve ayrıca
öğrencilerimizin, bu anlamda şanslı olduklarını da ayrıca belirtmek isterim.
Kendilerine şimdiden iyi çalışmalar ve üstün başarılar dilerim.
Ayrıca, bugüne kadar
elimizde bu değerli üniversitenin kurulması konusunda gösterdikleri üstün
gayretlerden dolayı, başta Sayın Valimiz Can Direkçi olmak üzere, sayın
dekanlarımıza, mevcut tüm öğretim elemanlarımıza, hiçbir fedakârlıktan
kaçınmayan değerli daire müdürlerimize ve en önemlisi, bu üniversitemizin
ilimize kazandırılmasına yıllardan beri bizleri teşvik eden, arazilerini tahsis
eden ve bu işe yüreklerini koyan değerli Burdurlu hemşerilerime, sivil toplum
örgütlerine şükranlarımı sunarım.
Bugüne kadar, Burdur
İlini bağrına basan Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğüne, akademik
kadrosuna ve çalışanlarına, aynı şekilde Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğüne,
akademik kadrosuna ve çalışanlarına teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunarım.
Yüce Önder Mustafa Kemal
Atatürk şöyle diyor: "Çalışmadan, yorulmadan rahat yaşamak isteyen toplumlar,
önce hassasiyetlerini, daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye
mahkûmdurlar."
Benim Burdurlum
çalışıyor, üretiyor, yoruluyor. Bu şekilde devam ettiği sürece, ne istiklalinde
ne istikbalinde sorun olmayacaktır; tek yürek ve tek ses olmaya devam
edecektir.
Bu vesileyle, bu yasa
teklifini desteklediğimizi belirtiyor; yeni yılın ve yaklaşan kurban bayramının
ülkemize huzur, mutluluk ve esenlikler getirmesi dileklerimle, yeni yılda
yolsuzlukların ve yoksullukların olmadığı, laik ve demokratik bir Türkiye
temennisiyle Yüce Meclise saygılarımı sunuyor; tüm milletvekillerine
katkılarından dolayı, Burdurlu hemşerilerim adına, teşekkürlerimi sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özkan.
ALİM TUNÇ (Uşak) - Bir
tek Başbakana söylemedin.
ASIM AYKAN (Trabzon) -
Başbakana tam söyle, tam!
RAMAZAN KERİM ÖZKAN
(Devamla) - Sayın Başkanım, müsaade ederseniz teşekkür edeceğim.
BAŞKAN - Peki, buyurun.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla)
- Değerli arkadaşlarım, bu konuda katkı koyan Sayın Başbakanımıza, Millî Eğitim
Komisyonuna, Plan ve Bütçe Komisyonuna, milletvekili arkadaşlarıma ve sizlere,
Burdurlular adına tekrar teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. (AK Parti
sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özkan.
Şimdi, AK Parti Grubu
adına, Burdur Milletvekili Sayın Bayram Özçelik; buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti Grubu
adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Göller, güller, gönüller
diyarı Burdurumuza Mehmet Âkif Ersoy ismiyle yakışır bir üniversitenin
kurulmasının mutluluğunu yaşıyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Gerçekten
çok heyecanlıyız; bu heyecanımı kürsüden daha iyi izlemiş oldum. Özellikle daha
önceki yıllarda bu Mecliste üç dönem, dört dönem görev yapmış
milletvekillerinin bile heyecanlandığını görünce, Cenabı Hakka çok şükrettim;
bizim gibi ilk gelen, gelir gelmez de böyle bir mutluluğu yaşatan Cenabı Hakka
hamdolsun.
Burdur, kültür, eğitim ve
turizm şehri olması yolunda büyük bir adımı gerçekleştiriyor. Civar illerimize
baktığımız zaman hepsinde üniversite vardı, sadece Burdur'da yoktu; ama, bu
mutluluk, bize bugün çok güzel bir noktaya geldi. Sanayileşmemiz iyi bir
noktada değildi; ama, inanıyorum ki, çok az bir nüfusuyla Burdurumuzun bir
üniversite şehri olması yolunda büyük adımlar atacaktır; fakat, Burdur'da
eğitim iyi bir noktada. Baktığımız zaman, liseler arasındaki okullaşmada 81 il
içerisinde 4 üncü sırayı almışız; okur-yazar oranında yüzde 95'lerin
üzerindeyiz ve çok güzel bir millî eğitim kadrosuyla, müdürlerimizle geçen üç
yıl içerisinde çok güzel imza attık. 2003'te ÖSS'de 47 nci sıradayken, 2004'te
32 nci sıraya, 2005'te ise 23 üncü sıraya geldik. Aynı çalışmalarla, OKS'de,
2003'te 28 inci sıradaydık, 2004'te 10 uncu sıraya geldik, 2005'te ise 5 inci
sıraya geldik.
Neden Mehmet Âkif Ersoy?
Biraz önce, değerli milletvekilimiz de ifade etti; Burdur'un ilk milletvekili.
Birinci Mecliste Burdur'u temsil eden Mehmet Âkif Ersoy, 8 Temmuz 1920'de
yapılan seçimlerde Burdur Milletvekili olarak bu Meclise geldi ve uzun süre
görev yaptı. Daha önce de, Burdurumuzda, Antalya, Afyon, Dinar, Sandıklı
civarlarında, millî mücadele için vaazlar verdi. Onun neticesinde, döndükten
sonra yapılan seçimlerde, Burdur halkı, ona çok büyük bir teveccüh gösterdi ve
o da, bu gelen talebi geriye çevirmedi.
Tabiî, ben, sözlerimi
fazla uzatmak istemiyorum. Bizim amacımız, bir an önce, bu üniversitenin
yasalaşması; fakat, burada, şimdiye kadar belirtilmedi, bir noktaya değinmek
istiyorum. Özellikle Burdurumuzda, Burdur Sanayi ve Ticaret Odasının, Burdur
Borsası, Ziraat Odası, Köy-Koop'un, esnaf oda birliklerinin, organize sanayi
müdürlüklerinin, Panko'nun, diğer oda ve birliklerin, bir an önce, bu kurulacak
üniversitede, adım atmamız gerekiyor. 13 000 dönümlük bir arazimiz var. Elimizi
taşın altına koymamız gerekiyor. Mehmet Âkif Ersoy'un manevî huzurunda,
gerçekten çok güzel hizmetler yapmak adına, onun, Asım'ın neslini yetiştirecek
bir nesil olarak, Sakarya nesillerinin yetişmesi, altın nesillerin yetişmesi
adına, onun ismine yakışır bu üniversitede, mutlaka, fakültelerimizi,
binalarımızı yapmamız gerekiyor.
Ayrıca, hepinizin malumu,
iki gün önce, Mehmet Âkif'in 69 uncu ölüm yıldönümünü de kutladık. Güzel
gelişmeler arka arkaya gerçekleşti. Birincisi -basında da izlediniz- Kahire
Üniversitesine, daha önce Başbakanımız ve Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik'in
ziyaretleri neticesinde, Mehmet Âkif'in ders verdiği amfiye isminin verilmesi
ve arkasından da bu üniversiteye bu şekilde Mehmet Âkif'in isminin verilmesi,
gerçekten çok güzel bir durumdur.
Değerli milletvekilleri,
daha önceki Burdur milletvekillerine, belediye başkanlarına, il başkanlarına, Burdur
Valimiz Sayın Can Direkçi'ye, Burdur Belediye Başkanımız Sebahattin Akkaya'ya,
BURYÖV Başkanımız Yusuf Altındal'a çok teşekkür ediyoruz, böyle bir zemini
oluşturdukları için.
Aynı zamanda, biraz önce
ifade ettiğim, bundan sonra, odalarımız ve işadamlarımız adımlarını attığı
sürece, güzel bir fakülte oluşacağına inanıyoruz. Daha geçen ay içerisinde,
Bucaklı işadamımız Adem Tolunay, 2,5 trilyon harcayarak bir fakülte binasını
hazır hale getirdi ve akabinde de 2 tane fakülteyi hazırlayacağını ifade etti.
Dolayısıyla, bundan sonra bu adımı atacak işadamlarımızı da bu kürsülerden
zikretmek bizim boynumuzun borcu oldu.
Ben, Mehmet Âkif Ersoy'un
şu şiiriyle bitirmek istiyorum:
Âtiyi karanlık görerek
azmi bırakmak…
Alçak bir ölüm varsa,
emînim, budur ancak.
Dünyada inanmam, hani
görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez
bu ölümle:
Ey dipdiri meyyit, 'iki
el bir baş içindir.'
Davransana… Eller de
senin, baş da senindir!
(AK Parti sıralarından
alkışlar)
Mehmet Âkif hayranı
Saygıdeğer Başbakanımıza, Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik'e, Bakanlar Kuruluna,
bürokratlarına, Burdur halkı adına şükranlarımızı sunuyoruz. Allah yâr ve
yardımcıları olsun.
Yüce Heyetinize teşekkür
ediyor, saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Özçelik.
Anavatan Partisi Grubu
adına, Hatay Milletvekili Sayın Züheyir Amber; buyurun. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA ZÜHEYİR AMBER (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
görüşülmekte olan 15 ilde yeni üniversite kurulmasına ilişkin tasarı teklif
hakkında Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
23-28 Kasım 2005 tarihleri arasında NATO Türk Atlantik Konseyi'yle birlikte
NATO'nun davetlisi olarak Brüksel'de bulundum. Bu tarihler arası, NATO'nun
işlevini, çalışma özelliklerini ve son zamanlarda hangi konularda çalışma
yaptığını NATO yetkilileri ve Türkiye temsilcileri tarafından bizlere üç gün
süren brifingler şeklinde iletildi.
NATO, savunmadan önce
siyasetle ilgili olduğunu, savunmayı siyaset için öngördüğünü; fakat, Sovyetler
Birliğinin çökmesi, Varşova Paktının dağılmasından sonra yukarıda bahsettiğim
iki konu dışına taşarak, bilime ve bilimsel projelere yönelmiştir. Burada,
terörizme ve kitle imha silahlarına karşı en hızlı, en erken ve en etkili
önlemlerin alınabilmesi için bilimsel araştırma ve projelere ağırlık vererek,
çok önemli mesafenin alındığını gözlemledim.
Yine, NATO'nun gerek
Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı zamanında kullanılan ve halen
kullanılabileceği düşünülen "kirli bomba" diye adlandırılan
konvansiyel silahların çevreye yaydıkları radyoaktif maddelerin oluşturduğu
risklere karşı acil müdahale ve bununla ilgili bilimsel çalışmaları bulunmakta.
Bununla ilgili olarak, bu silahların, özellikle atmosfere, çevreye, sulara ve
bitkilere yapabileceği zararları en etkili biçimde bertaraf etmek konusundaki
çalışmalar hakkında da bilgi sahibi oldum.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, NATO üyesi ülkelerin üniversiteleri bir araya gelerek, Akdeniz ve
Karadeniz'deki atık kirlilik, askerî çatışmalarda en çok zarar gören çocukların
bu zararlardan korunabilmeleri yönünde bilimsel çalışma ve projeleri
bulunmaktadır. Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı zamanında "Melanj"
diye adlandırılan roket yakıtı kullanılmış, halk sağlığı üzerinde çok ciddî
etkiler yaratmıştır. Çevresel zararlar veren bu yakıt cinsinin bulunduğu geniş
bir alanda yapılan bilimsel çalışmalarla bahsettiğim zararlar ortadan kaldırılmış
ve halen bu çalışmalar devam etmektedir. Depremlerin önceden tespit edilmesi
hakkındaki bilimsel çalışmalar da devam etmektedir. İpek Yolu Projesiyle,
Afganistan ve diğer ülkelerin Türkiye'yle yakınlaşması projeleri de aynı
şekilde devam etmektedir.
Akdeniz Ülkeleri Diyaloğu
adı altında, Güneydoğu Avrupa'dan Akdeniz'e doğru yayılan bir coğrafyada,
savunma diplomasisi olarak adlandırılan bir bölge oluşturulmuştur. Buradaki
amaç, Akdeniz havzasında emniyet problemleri hakkında çalışma grupları
oluşturularak, sivil, askerî emniyet problemlerini demokratik yöntemlerle
kontrol etmektir. Bu çalışma grupları, İtalya'da Verona Üniversitesi tarafından
yapılmaktadır. Ayrıca, UNICEF ve Dünya Bankası tarafından finanse edilmektedir.
Buradaki asıl amaç, bu
bölgedeki terörizmi, uyuşturucu ve silah kaçakçılığını önlemek konusunda
bilimsel araştırma yapmak, gözlemler yaparak bu konuda ciddî önlemlerin
alınmasını sağlamaktır.
Değerli arkadaşlarım, bu
konuları ben size niye anlattım, aktarıyorum. Yukarıda saydığım tüm bilimsel
çalışmalar, üye ülkelerin üniversiteleri tarafından, NATO bünyesinde bulunan
Proje Bilim Kuruluna sunulmuş ve kabul görmüş projelerdir. Bizlere brifing
veren değerli NATO görevlilerinin tamamına yakınının ortak söylemleri, NATO'da,
bu bilimsel çalışmalar hakkında, ülkemiz üniversitelerinin kabul gören
projelerinin olmamasıdır. NATO bünyesinde bulunan Proje Değerlendirme
Kurulundan geçen bir tek projemiz yok.
Burada vurgulamak
istediğim, daha bu seviyelerde proje hazırlayamayan üniversitelerimizin
araştırma, geliştirme ödeneklerini artırmıyoruz; ancak, gördüğüm kadarıyla 400
trilyon liralık ar-ge araştırması için fon ayrılmış, yalnız, bu fon TÜBİTAK'a
verilmiştir, diğer, üniversiteler maalesef bu konuda ihmal edilmiştir.
Halen mevcut
üniversitelerimizde liyakati bir yana bırakıp, siyasî atama ve kadrolaşmayı bu
hızla sürdürürsek, NATO gibi köklü, gelişmiş örgütlere tabiî ki elle tutulur
bilimsel projeler sunamayız ve bu konuda taraflardan eleştiri alırız.
Anavatan
Partisi olarak, bu konudaki çözüm önerilerimizden bazılarını şu şekilde
sıralamak istiyorum:
YÖK Kanunu, çağdaş
normlara çıkarılmalıdır ve reformize edilmelidir.
Mevcut
üniversitelerimizin, derhal, araştırma geliştirme ödenekleri artırılmalıdır.
Her türlü bilimsel çalışmalar desteklenmeli; siyasî kadrolaşma yerine, liyakate
ve bilime önem vererek, kadro sayısını artırmalıdır.
Üniversitelerimizin
kaynak sorunlarını acilen çözerek, her türlü bilimsel yatırımlarına sonuna
kadar destek olunarak, hedeflerindeki başarıya ulaşmalarını sağlamalıyız.
Türklüğümüzle gurur
duyacak projelere imza atan beyinlerimizi ivedi olarak ülkemize getirerek,
onlara her türlü imkânı sunmalıyız.
Mevcut
üniversitelerimizin eğitim kalitesinin artırılması yönündeki her çalışmaya
destek olarak, çağdaş ülkeler sıralamasında en üst seviyeye çıkması için tüm
imkânlarımızı seferber etmeliyiz.
ÖSYM sistemini
değiştirerek, sınavı kazanamayarak açıkta kalan yüzbinlerce pırıl pırıl
gencimizi, beyinlerimizi üniversitelerimize küstürmemeli, üniversitelerimizin
kontenjan sayılarını artırarak, bu gençlerimizi kazanmalıyız.
Zor koşullar altında,
kendini bilime adamış ve bu ülke adına faydalı olabilecek yenilikler üzerinde
çalışan üniversitelerimizi ve hocalarımızı da motive etmeliyiz.
Bu vesileyle, kurulacak
Burdur Üniversitesine hayırlı olsun dileklerimle, hepinize Partim ve şahsım
adına saygılarımı sunuyorum.
Teşekkür ederim.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Amber.
Şahsı adına, Burdur
Milletvekili Sayın Mehmet Alp; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
MEHMET ALP (Burdur) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan, 1039 Sayılı
Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısı üzerinde şahsım
adına söz almış bulunuyorum; bu anlamlı günde, Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Ülkemizin eğitimi ve
dolayısıyla kalkınması açısından çok önem arz eden üniversitelerimizin, iyi bir
planlamayla yurdumuzun her köşesine yayılması ve halkımızın bulundukları yerde
eğitim fırsatının tanınması, hepimizin kabulü olan bir gerekliliktir.
Bu anlamda, 15 il
arasında yer alan, millî şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'un ismiyle kurulan
üniversitemiz, Burdur İlimizdeki ve yöremizdeki büyük bir boşluğu dolduracak ve
halkımızın haklı taleplerine cevap verecektir. İnanıyorum ki, Burdurlu
hemşerilerimin fedakârca gayretleri, bundan önce olduğu gibi, bundan böyle de
devam edecektir.
Diğer yeni kurulan
üniversitelerimiz gibi, Mehmet Âkif Ersoy Üniversitemizin de ülkemize ve
Burdurumuza hayırlı olmasını diliyorum; fedakâr Burdurlu hemşerilerime her
alanda desteğini esirgemeyen Saygıdeğer Başbakanımıza ve Değerli Millî Eğitim
Bakanımıza ve Bakanlarımıza, Hükümetimize ve tüm milletvekillerimize ve
yetkililere sonsuz teşekkürlerimi arz ediyorum.
Yüce Heyetinizi, saygı ve
sevgiyle selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Alp.
Şahsı adına, Bilecik
Milletvekili Sayın Yaşar Tüzün; buyurun. (Alkışlar)
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz Yüksek
Öğretim Kurumları Teşkilat Kanununun ek 59 uncu maddesi hakkında şahsım adına
söz almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlar, ek
59, Burdur'a üniversite kurulması konusunda, Burdur'un hak ettiğini ve hak
ettiği bir payı buradan bugün aldığını görüyorum. Burdurlu hemşerilerimize, bu
üniversitemiz hayırlı olsun.
Değerli arkadaşlar, Türk
Milletinin makûs talihinin yenildiği, Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu
Bilecik İlinin de böyle bir talebi olduğunu ve bunu paylaşmak üzere de Sayın
Başkanımızdan müsaade istediğimi belirtmek isterim.
3 Kasım 2002
seçimlerinden sonra Bilecik'in hak ettiği ve Millî Eğitim Bakanlığının
uygulamış olduğu kriterlerin içerisinde, şu anda 15 üniversitenin içerisinde
ilk 7'ye girdiği rakamlarla tespit edilmiştir. Dolayısıyla, Bilecik'e Edebali
üniversitesi kurulması konusunda vermiş olduğum kanun teklifi hâlâ gündemde
beklemektedir. Sayın Bakanımız -Millî Eğitim Bakanlığına sözlü ve yazılı
önergelerimde- Bilecik İlinin de bu kriterlere girdiğinde Bilecik'e de
üniversite kurulacağını, gerek bu kürsüden gerekse yazılı olarak beyan
etmiştir.
Değerli arkadaşlarım,
bakın, burada, demagoji, siyaset yapma adına en ufak bir şey söylemedim,
söylemeyeceğim. Her milletvekili arkadaşımızın kendi iline üniversite istemesi
en doğal hakkıdır; ama, bir de, hakkın iadesi, hakkın verilmesi de en doğal
talebimizdir.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Hakkın teslimi…
YAŞAR TÜZÜN (Devamla) -
Şimdi "fakülte sayısı" diyor Sayın Millî Eğitim Bakanımız,
"yüksekokul sayısı" diyor, "öğretim elemanı sayısı" diyor,
"öğrenci sayısı" diyor, "yurt kapasitesi" diyor, "sosyal ve ekonomik gelişmişlik
sıralaması" diyor; yani, üniversite kurulmasında kriterlerin bunlar
olduğunu söylüyor. Bunu, ben değil, bunu, Türkiye Cumhuriyetinin Millî Eğitim
Bakanı söylüyor. Biz de, bizzat yapmış olduğum, YÖK'ten almış olduğum bilgiler
doğrultusunda bu kriterleri inceledim. Örneğin, Bilecik'te yüksekokul sayısı 7
tane, Rize'de 2 tane. Örneğin, öğretim elemanı sayısı Rize'de 130 tane,
Bilecik'te 151 tane. Örneğin, Rize'de öğrenci sayısı 4 000 küsur, Bilecik'te 5
000 küsur. Örneğin, yurt kapasitesi Rize'de hiç yok, Bilecik'te 1 500 öğrenciyi
barındırabilecek yurt kapasitesi var. Ben, Rize'ye üniversite kurulmasın
demiyorum; ancak, Rize'den daha önce hakkımız olduğuna inanıyorum. Bunu
saydığınız zaman, içerisine Ordu, Yozgat, Adıyaman, Erzincan, Çorum, Amasya
İlleri de giriyor değerli arkadaşlar.
Şimdi, bu üniversiteler,
neden buralara kurulur demiyorum; ancak, bu üniversite kurulan illerden daha
önce kriterlere sahip olan Bilecik İline neden kurulmuyor değerli arkadaşlar;
onu söylemeye çalışıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Bakanımızın bu
konudaki hassasiyetine ve ciddiyetine inanan bir insandım; ancak, bugün, burada,
yüksek sesle söylemem gereken bir şey daha var. Bilecik'e, gerçekten söylüyorum
ki, valilik binasının dışında hiçbir kamu iktisadî teşebbüsünün hizmeti yoktur,
olmamıştır. Bilecik 5 tane büyük şehrin içine sıkışıp kalmış, bu imkânlardan
yararlanamamıştır.
Değerli arkadaşlar,
valilik binası da Osmanlı döneminden kalmıştır; yani, bu hakkı neden
esirgiyorsunuz Bileciklilerden? Bilecik, size, yerel yönetimde, genel yönetimde
oy vermedi mi? Bilecik İlinin teşvik kapsamına alınması konusunda önerge verdim;
dediler ki: "Bilecik İlinin sosyal, ekonomik gelişmişlik düzeyi, diğer
illerden, yani teşvik kapsamına aldığımız illerden daha üst düzeyde."
Dolayısıyla "Bilecik'i teşvik kapsamına alamayız" dediniz, siz
dediniz, ilgili bakan dedi.
Peki, şimdi, buradan
soruyorum…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun,
toparlayın konuşmanızı lütfen.
YAŞAR TÜZÜN (Devamla) -
Sosyal, ekonomik gelişmişlik düzeyi teşvik kapsamına alınması gereken iller
vardı. Örneğin Rize, örneğin Ordu, Yozgat, Adıyaman. Buralar hem teşvik
kapsamına alındı, sosyal gelişmişlik düzeyi altta olduğu, altında olduğu için
hem de buralara üniversite kuruluyor; yani, bu çarpıklığı anlayamıyorum değerli
arkadaşlar. Bunun sebebi nedir? Eğer hak edene hak ettiği şekilde hizmet
verilmesi gerekiyorsa, bunlardan bir tanesi de Bilecik İlidir değerli
arkadaşlarım.
Ben, bu konudaki
hassasiyetimi belirtiyorum ve bu konuda, 15 ilin 16'ya çıkarılması konusunda,
Bilecik İlinin de bu 16 il içerisine alınması konusunda vermiş olduğum önerge
var. O nedenle, Adalet ve Kalkınma Partisinin çok değerli milletvekili
arkadaşlarımdan bu önergeye destek ve katkı bekliyorum. Eğer, bu önergemize oy
vermezseniz, sizin adaletiniz buysa, çok yazık değerli arkadaşlar.
İLYAS ARSLAN (Yozgat) -
Sen bizim adaletimizi tartışma.
YAŞAR TÜZÜN (Devamla) -
Kalkınmanız da buysa, bu da yazık.
İLYAS ARSLAN (Yozgat) -
Kimsenin adaletini tartışma.
YAŞAR TÜZÜN (Devamla) -
Evet, adalet ve kalkınmanız buysa, hepimize de yazıklar olsun diyorum. Bizim
hakkımız. Hakkımızı istiyorum; Hakkımızın iadesini istiyorum.
Bu konuda Sayın
Bakanımızın ve hükümetimizin, Bilecik'in, Bilecik insanının, Bilecik
sanayicisinin, esnafının, yerel yöneticilerinin, Bilecik halkının üniversite
konusunda yapmış oldukları tüm hizmetleri bir kenara bırakamazsınız değerli
arkadaşlar. Bilecik bu kriterler içerisine giriyor ve bu kriterler içerisine
girdiğinden dolayı da üniversitemizin kurulmasını talep ediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlar
mısınız.
YAŞAR TÜZÜN (Devamla) -
Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.
Ben daha fazla rakamlara
boğmak istemiyorum. Eğer Sayın Bakanımız ve hükümetimiz, YÖK'ten alacağı
kriterlere bakarsa, Bilecik, bu 15 ilin içerisinde ilk 7'ye giriyor; fakülte
sayısıyla, yüksekokul sayısıyla, öğretim elemanı sayısıyla, öğrenci sayısıyla,
yurt kapasitesiyle. Sosyal, ekonomik gelişmişlik düzeyi 81 ilin arasında 18
inci sırada değerli arkadaşlar Bilecik. 18 inci sırada olduğu için teşvik
kapsamına almadınız; şimdi, biz, hakkımız olan üniversitemizi istiyoruz. Bu
konuda vermiş olduğumuz bir önerge var. Önergeme destek bekliyor; Yüce Meclise
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Tüzün.
Madde üzerindeki
konuşmalar tamamlanmıştır.
Bir önerge var;
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1039 sıra sayılı
tasarının 1 inci maddesinin ek madde 59'un "Burdur'da" sözcüğünden
sonra "Burdur" sözcüğünün eklenmesini, başlığın da "Burdur
Mehmet Âkif Ersoy Üniversitesi" olmasını dileriz.
Saygılarımızla.
|
|
Mustafa
Gazalcı |
Ramazan
Kerim Özkan |
Bayram
Özçelik |
|
|
Denizli |
Burdur |
Burdur |
|
|
Mehmet
Alp |
Hüseyin
Bayındır |
Tuncay
Ercenk |
|
|
Burdur |
Kırşehir |
Antalya |
|
|
|
Halil
Tiryaki |
|
|
|
|
Kırıkkale |
|
BAŞKAN - Sayın Komisyon
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Hükümet
katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçesini
açıklamak üzere, Sayın Gazalcı, buyurun.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 15 yeni üniversitenin
kurulmasına ilişkin, bir ek maddede, Burdur üniversitesinin adının önüne Burdur
gelmesi konusunda bir önerge verdik; onu açıklamak için kişisel söz aldım;
teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum.
Değerli arkadaşlar, 15
yeni üniversite kurulurken, o illerin milletvekillerinin sevincini anlıyorum.
Henüz üniversite kurulmayan illerdeki arkadaşların üniversite istemesi de çok
doğal bir şey; ama, değerli arkadaşlar, bir il üniversiteye kavuşurken, onun, o
üniversitenin adı içinde adının olmaması büyük bir eksiklik. Bu tasarı geldiği
zaman Millî Eğitim Komisyonuna, 15 ilin yalnızca il adı vardı; bir ilkeydi bu
tasarı ve biz öyle olmasını istedik. Sonra komisyonda bir iki tane önergeyle
değiştirildi; bunlara katılmadık. Bunlardan birisi de Burdur. Millî Eğitim
Komisyonunda "Burdur Mehmet Âkif Ersoy Üniversitesi" olması
kararlaştırıldı, Plan ve Bütçe Komisyonuna gitti, "Burdur" sözü
değişti.
Değerli arkadaşlar, bir
şeyi yaparken doğru yapalım, ileriye dönük yapalım. Bakın, büyük bir yer değil
Burdur; tarih olarak, folklor olarak çok büyük; insanlarının çalışkanlığına,
üretkenliğine bir şey söylemiyorum.
Az önce Sayın Bakan dedi
ki: "Bir ilke kararı aldık. Böyle bir kişi isimleri verilmişse, o illerin
adlarını biz koymuyoruz." Peki, tasarınız öyle değildi Sayın Bakan. Millî
Eğitim Komisyonunda öyle değildi, Plan Bütçede değişti. Burası Genel Kurul ve
bu Genel Kurul her şeye egemen, yapabilir.
Ben, tabiî, bir yanlış
buldum, üstüne atlamak istemiyorum; ama, Sayın Bakanın başlangıçta yaptığı
konuşmada, hemen tutanağı getirdim. Deniyor ki: "Burdur'da Burdur Mehmet
Âkif Ersoy Üniversitesi kurma yerine, Mehmet Âkif Ersoy Üniversitesi kuruyoruz;
ama, bunun Burdur'da olduğunu bütün Burdurlular da biliyor, bütün Türkiye
biliyor Burdurlu olduğunu."
Değerli arkadaşlar,
Mehmet Âkif'e diyecek hiçbir sözümüz yok, Burdur'da milletvekilliği yapmış.
Tamam, o da konsun; ama, "Burdur" adı da olsun, "Burdur"
adı da olsun. Kırşehir'in Ahi Evran olsun; ama, Kırşehir de olsun. Bu bir
eksiklik olur. Yarın kargaşa doğar. Türkiye'nin herhangi bir yerinde
"Mehmet Âkif Ersoy Üniversitesinde okuyorum" diyen bir çocuk
bilebilir mi değerli arkadaşlar?
Üstelik, Burdur'da
-komisyonda da söyledim- bakın, Burdur'un taşını toprağını yazmış büyük bir
yazar vardır; Fakir Baykurt. Hepiniz romanlarından bilirsiniz ve Burdurlular
övünür onunla, biz de övünürüz. Yani, gerçekten büyük bir yazardır; ama, hiç
olmazsa o ilin adı olmalıdır değerli arkadaşlar. Bir yanlış yapmayalım,
dayatmayalım. Bu önergemizin mutlaka kabulünü istiyoruz. Ben, bütün, 15 ildeki
üniversiteyi, o illeri kutluyorum; arkadaşlarımı kutluyorum, ülkemi kutluyorum.
Değerli arkadaşlar,
millet 800 üncü yılını kutluyor dünyada üniversitelerinin. Yani, 13 üncü, 14
üncü Yüzyılda başlamışlar, daha eskilerden başlamışlar. Biz biraz geri kaldık
bu üniversitelerin üniversite olmasında; ama, bunların içini de doldurmak
gerekir, uluslararası ölçütlere uydurmak gerekir. Yalnız bina, tabela yetmez;
öğretim üyelerinin orada olması gerekir. Ölçütlerin tam olmadığını, benden önce
konuşan arkadaşım, Bilecikli arkadaşım söyledi.
Şimdi, ben, Millî Eğitim
Komisyonu üyesiyim; bu üniversitelerin hangi illerde kurulacağını,
televizyondan, Başbakandan duydum ve sonra basında okuduk; yani, bu, YÖK'le
kararlaştırılmıyor, komisyonlarda konuşulmuyor. Kapalı kapılar ardında, nasıl
bir ölçüt kullanılıyor…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Gazalcı,
son cümlelerinizi rica edeyim.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Tabiî, Sayın Başkanım.
Yani, biz, oralarını da
karıştırmıyoruz; güzel işler yapılırken eksiklikler çok söylenmez, iyi dilekler
söylenir; ama, şu bir gerçek: Üniversite kurmak istiyorsak, içini doldurmalıyız
değerli arkadaşlar, öğretim elemanlarını bulundurmalıyız orada. Hiç olmazsa, o
illerin adlarını esirgemeyelim. Bakın, eğer "Burdur" adı olmazsa, bir
eksiklik olur; yeniden söylüyorum.
ALİM TUNÇ (Uşak) -
Olmaz!.. Olmaz!..
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Kırşehir'de Kırşehir'in adı olmazsa bir eksiklik olur. Bu, yanlışlığa yol
açar. Büyük bir kentte bir üniversite kurarsınız, adını vermeyebilirsiniz,
orada başka bir niteleme kullanabilirsiniz; ama, Burdur gibi, Kırşehir gibi
illerin adları verilmezse, bu yanlış olur. O yüzden, ben, Genel Kuruldaki
arkadaşların… Çünkü, iki partiden de Burdurlu arkadaşlar bu önergeye
katılıyorlar; ben de bir komşu ilin milletvekili olarak, bir eğitimci olarak
"Burdur" sözcüğünün bu üniversitenin adının önüne konulmasını
öneriyorum arkadaşlarımla birlikte ve önergemizin oylarınızla kabul edilmesini
diliyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum; yeniden, üniversite kurulan illeri kutluyorum, arkadaşlarımı
kutluyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Gazalcı.
Sayın milletvekilleri,
gerekçesini biraz önce dinlediğiniz, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Şimdi, ek madde 59'u
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler.. Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Ek madde 60'ı okutuyorum:
Uşak Üniversitesi
EK MADDE 60.- Uşak'ta
Uşak Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Afyon Kocatepe
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Fen-Edebiyat Fakültesi, Eğitim Fakültesi,
Mühendislik Fakültesi ile İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesinden,
b) Afyon Kocatepe
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulundan,
c) Afyon Kocatepe
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu, Banaz Meslek
Yüksekokulu, Eşme Meslek Yüksekokulu, Karahallı Meslek Yüksekokulu, Sivaslı
Meslek Yüksekokulu ile Ulubey Meslek Yüksekokulundan,
d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Uşak Milletvekili Sayın Osman Coşkunoğlu;
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA OSMAN
COŞKUNOĞLU (Uşak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
Uşaklı hemşerilerimin çeşitli nedenlerle dört gözle beklediği üniversitenin
nihayet kurulmakta olduğunu görmenin mutluluğu içerisindeyim; fakat, şunu da
söylemek isterim: Bir üniversitenin kurulabilmesi bir lütuf değil, belli
kriterlere bağlı olarak gerçekleştirilen bir olaydır.
Uşak Üniversitesi, Afyon
Kocatepe Üniversitesinin Uşak Kampusu, bu kriterleri, üniversite olma
kriterlerini üç yıl önce tamamlamıştı. Dolayısıyla, bu noktada, bir yandan,
Uşağımızın üniversitesine kavuşmasına sevinirken, bir yandan da, neden, hiçbir
haklı gerekçe olmadan, üç yıl bunun bekletilmiş olmasını sormadan edemiyorum.
Özellikle, bu üç yıl içerisinde, şimdi Uşak Üniversitesi olacak kampusta
herhangi bir iyileştirme yapmadan bu üç yılın geçmiş olması beni üzüyor ve
bunun nedeni üzerinde sizleri düşünmeye davet ediyorum. Burada siyasî polemik
yapmayacağım; fakat, 3 Kasım 2002 seçimlerinden hemen sonra, o sıra Millî Eğitim
Bakanı olan Sayın Erkan Mumcu'ya sormuştum ben bu üniversitemizin nasıl ve ne
zaman kurulacağını. Kendileri, o zaman, Sayın Başbakanın, YÖK yasası
değiştirilmeden yeni bir üniversite kurulmayacağı konusunda kesin kararlı
olduğunu bana ifade etmişti. Daha sonra gelen Sayın Hüseyin Çelik Bakanımız da,
aynı nedeni, aynı gerekçeyi ve aynı niyeti bana ifade ettiler. Şimdi, neden,
hak ettiğimiz bir üniversite, YÖK Yasasının değiştirilmesi koşuluna bağlanıyor?
Değerli milletvekilleri, bunu, bu sorunun cevabını ben değil, sizlerin
vermesini istiyorum.
Daha da genel bir soru
sormak istiyorum bu noktada. Hükümetimiz, bilim çevrelerine, üniversitelere
neden sürekli olarak yüklenmektedir? Daha dün, daha birkaç ay önce, TÜBİTAK
yasasını değiştirdi hükümet; TÜBİTAK'ın yeterince üretken olmadığı
gerekçesiyle, Başbakan atarsa Bilim Kurulu ve TÜBİTAK yöneticilerini, o zaman,
daha üretken olacakmış.
ALİM TUNÇ (Uşak) - Doğru
Hocam.
OSMAN COŞKUNOĞLU
(Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bu doğru değildir. Şu soruyu ısrarla
soruyorum: TÜBİTAK ve üniversiteler ar-ge, patent, teknoloji ve bilgi üretip
arz eden, sunan kuruluşlardır. Olay, sadece arz etmek ve sunmak da, bunları
üretmekle ilgili değildir; olayın bir de talep kısmı vardır. Arz edilen,
sunulan ar-ge'ye, araştırmaya, patente, bilgiye, bilime, yetişmiş elemana talep
durumu nedir Türkiye'de? Bu konuyu, retorik bir soru olarak sormuyorum burada.
Bu konuyu, bu soruyu, ben, Sayın Başbakana, yazılı soru önergesi olarak sordum.
Sayın Başbakan, bu soruyu iki bakanına gönderdi ve gelen cevapların birisi net
olarak, Türkiye'de ar-ge sorununun, bilgi üretmek sorununun, bir arz sorunundan
çok, talep sorunu olduğunu kabul etti. O sayın bakanı kutlarım; doğru bir
saptama yapmıştır. Ar-ge, Türkiye'de geliştirilen ar-ge elbette yeterli
değildir, daha fazla olmasını arzu ederiz; fakat, ortada bir talep var da, bu
karşılanmıyor değildir. Bunun sorumlusu kimdir? Talebi yaratacak olan
üniversiteler midir; yoksa ar-ge değer üretme anlayışına dayanan bir rekabet
gücü kazanmış olması gereken sanayimiz midir veya o sanayinin talepleriyle
ar-ge arzını, ilişkilerini politikalarıyla, teşvik politikalarıyla geliştirmesi
gereken hükümet midir? Şimdi, bu noktada, değerli arkadaşlarım, daha dün Sayın
Başbakan, üniversitelerimizle ilgili son derece yanıltıcı bilgiler vermiştir.
Bakın, Sayın Başbakanın gazetede çıkan cümlesi -birkaç gazetede aynı cümle
çıktığı için doğru olduğunu varsayıyorum, zaten kendisinden başka vesilelerle
bunu duydum- "Türkiye'deki bilimsel araştırmalar için ayrılan para 200 000
000 avronun üzerinde." Bu para "altıncı çerçeve" denilen Avrupa
Birliği fonlarından. "200 000 000 avronun üzerinde. Bizim araştırmacılar
-Sayın Başbakanın, maalesef, beğenmediği bizim araştırmacılar diye hitap
ettikleri bizim araştırmacılar- bu paranın sadece yüzde 6'sını kullandı."
Bu, doğru; ama, başka bir doğru daha var sayın milletvekilleri. Türkiye'de,
Türk araştırmacısının, bu Avrupa Birliği fonları için, 2 174 başvurusu
olmuştur, 323'ü kabul edilmiştir. Bu, yüzde 15 orandır. Avrupa Birliği başarı oranı da yüzde 15'tir.
Almanya -rakamları veriyorum; yanlışsa düzeltirsiniz; bunlar, resmî
rakamlardır- Türkiye'yle benzer bir nüfusu olduğu için, hem de çerçeve
programında başarılı olduğu için Avrupa Birliği fonlarında. Bakın, 480 000
araştırmacısı vardır ve yüzde 23 oranında başarı sağlamıştır. Türkiye, 27 000
tam zamanlı araştırmacısı vardır, başvuru sayısı 1 214'tür, yüzde 22'dir.
Gerisinde değiliz o kadar fazla Avrupa'nın, hem de hangi olanaklarla…
Uluslararası standartlara göre, üniversitelerimizin -bir rakam veriyorum-
öğrenci başına 20 metrekare alanı olması gerekir; üniversitede sınıf alanı ve
laboratuvar, diğer bütün akademik alanlar. Bu, uluslararası standarttır.
Türkiye'de bu nedir; 11,3 metrekaredir. Yani, Türkiye'deki araştırmacının
-üniversitedeki- altında kırık dökük bir bisiklet var, ona rağmen bir şeyler
yapmak istiyor; Avrupa'dakinin altında Mercedes var, onunla bir şeyler yapmak
istiyor. Buna rağmen, benzer başarı elde ettiğimiz halde, Sayın Başbakan,
üniversitelerimize ve hocalarımıza yükleniyor. Bu, insafsızlıktır. Şimdi, bilim
insanına bu kadar yüklenmek yerine, bilim insanımızın olanaklarını düzeltmek
dönemindeyiz.
Şimdi, miktar olarak 15
yeni üniversite açıyoruz. Elbette, sevindirici bir olay; elbette, üniversite
açılan bütün illerin milletvekillerini bu nedenle kutlamak isterim; elbette,
buna emeği geçmiş herkese, burada, huzurlarınızda teşekkür etmek isterim;
fakat, bunların geleceğini de düşünmek zorundayız. Şu andaki bakış açısıyla, şu
andaki olanakları yetersiz üniversitelerimizi suçlayan bakış açısıyla, o
üniversitelerimizin ürettiğine talep olmamasına rağmen, âdeta, sorun arzdaymış
gibi davranan bir bakış açısına rağmen, üniversitelerimizin durumunu daha
iyileştirmek üzere iyi niyet olmayabileceğinden çok ciddî olarak kaygılıyım değerli
arkadaşlarım. Bu konuda, şimdi açılan üniversitelerin yönetimlerine atanacak
olanların bilimsel kriterler dışında, yönetim becerileri kriterleri dışında
başka kriterler kullanılmamasını diliyorum. Bunun izleyicisi olacağız; ama, en
önemlisi, halkımız bunun izleyicisi olmak durumundadır. Çünkü, dişinden
tırnağından artırdığı paralarla, dünyada görülmemiş bir masrafla dershanelerden
yetiştirdiği çocuklarının, elbette, belli bir siyasî ideolojiyle değil, doğru
dürüst mesleklerinde yetişmeleri için, üniversitelerin olması için halkımızın
da gözlemleyeceğini ve bu konunun üstünde duracağını umuyorum, bunu bekliyorum,
bunu diliyorum.
Tekrar, bu kurulan
üniversitelerin ülkemize hayırlı olmasını diliyor ve bu yönde çabası geçen
herkese de teşekkürlerimi sunuyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Coşkunoğlu.
Anavatan Partisi Grubu
adına Erzurum Milletvekili Sayın İbrahim Özdoğan. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, değerli
milletvekili arkadaşlarım; 1039 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu
ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısının ek 60 ıncı maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım.
Bu vesileyle, Anavatan Partisi Grubu adına ve şahsım adına, Yüce Heyetinizi en
derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, 15
yeni üniversite kurulması, hakikaten, büyük milletimizi sevindirecek bir hususiyettir.
Bir ülkenin kalkınmasında en önemli, bir numarada olan etken, üniversitelerin
çoğunluğu, çok olması ve kalitesidir. İnşallah, bu kuracağımız üniversiteler,
kaliteli bir şekilde ve milletimizin sevgili çocuklarına dünya ilimlerini
öğretecek bir vasıfta olacaktır; bunu temenni ediyorum.
Bu ek madde 60'a göre,
Uşak'a yeni bir üniversite kuruluyor. Değerli Uşaklı hemşerilerime,
vatandaşlarımıza hayırlı, uğurlu olsun diyorum; yakışır. Daha önce Uşak'ta
bulunan fakülteler, Afyon Kocatepe Üniversitesine bağlı olarak çalışıyordu,
çocuklarımıza önemli hizmetlerde bulunuyordu; yani, altyapısı hazırdı.
Dolayısıyla, yakışır.
Değerli arkadaşlar, bu ek
madde 60'ı vesile kılarak, ben de, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,
Erzurum'a ikinci bir üniversitenin kurulması hakkında bir önerge verdim.
İnşallah, bunu destekleyeceğinizi ümit ediyorum. Neden Erzurum'a ikinci bir
üniversite kurulması hakkındaki görüşlerimi Yüce Heyetinize anlatmak istiyorum.
Erzurum'un ekonomik ve
sosyal gelişmişlik göstergeleri, tarihî geçmişine ve jeopolitik konumuna
yakışmayacak derecede alt seviyelerdedir. Bunda, yıllardan beri süregelen
yanlış ekonomik ve sosyal politikaların etkisi büyüktür. Yıllardan beri
uygulanan ekonomik politikalar, bölge insanının sosyal ve psikolojik yapısı,
bölgenin sahip olduğu kaynakların durumu gözardı edilerek uygulanmıştır.
İlimiz, coğrafî ve iklim
şartlarının olumsuzluğu gerekçesiyle, sanayi yatırımlarından hak ettiği payı
alamamıştır. Gayri safî millî hâsıladan aldığı pay, yıllar içinde azalan bir
trend izlemiş, her geçen gün biraz daha fakirleşmek durumunda kalmıştır. Bunun
sonucunda yaşanan göç, bir yandan bölgenin demografik yapısını bozarken, diğer
yandan, göç alan batı illerinde, uzun vadede çözülmesi çok zor sorunlar
yaratmıştır. Oysa, bölgenin sahip olduğu olumsuz gibi görünen özellikleri
avantaja çevirecek özgün projeler uygulanabilir. Bu bağlamda, oluşturulacak
olan kalkınma stratejisi, Erzurum'u, bir eğitim, sağlık, kültür ve turizm
merkezi yapma esasında oluşturulmalıdır.
Bu stratejinin en önemli
ayağı, Erzurum'u, bölgesinde bir eğitim merkezi durumuna getirmektir. Bunun
için, gerekli nüfus yoğunluğu ile ekonomik, sosyal ve fizikî altyapı mevcuttur.
Atatürk Üniversitesinin bünyesinde bulunmayan fakültelerden oluşturulacak yeni
bir üniversite kurulması, aşağıdaki gerekçelerden dolayı, hayatî bir önem arz
etmektedir.
Atatürk Üniversitesi, 45
000 öğrencisi, 5 000 personeli, 2 600-2 700 civarında akademisyeni, yıllık 178
trilyon liralık resmî bütçesi, aylık ortalama 15 trilyon liralık öğrenci
harcamalarıyla, Erzurum ekonomisine çok önemli bir katkı ve ilimiz
sosyokültürel hayatına müthiş bir dinamizm sağlamaktadır. Kurulacak ikinci bir
üniversite, bu katkıyı önemli ölçüde artıracaktır. İlimizin ve bölgemizin
kalkınmasında itici bir lokomotif güç oluşturacaktır.
Erzurum'da ikinci bir
üniversite kurulmasını destekleyen sosyal, ekonomik, kültürel altyapı ve nüfus
yoğunluğu mevcuttur. Kurulacak üniversite, ilimizin ve bölgemizin ihtiyaç
duyduğu yetişmiş insangücü sıkıntısını giderecektir. Atatürk Üniversitesi, elli
yıllık birikimi ve deneyimleri, teknik altyapısı ve akademik kadrosu, kurulacak
üniversiteye önemli destekler sağlayacaktır.
Erzurum, doğunun
Karadeniz, Güneydoğu ve İç Anadolu'ya açılan kapısı olma konumuyla, bu bölgede
bir üniversite şehri olarak, zaten, bölgenin merkezi konumundadır. Kurulacak
ikinci üniversite, ilimizin bu imajını pekiştirecek, Erzurum'un bölgesel bir
cazibe merkezi haline gelmesinde önemli bir rol oynayacaktır ve bölgesel
kalkınma yolunda önemli bir dinamik olacaktır.
Erzurum, Türkiye
Cumhuriyetinin ve Türkiyeli Avrupa Birliğinin, Kafkasya, Orta Asya, İran ve
Uzakdoğu kapısıdır; Hazar petrollerinin ve Orta Asya doğalgazının Avrupa'ya
transfer merkezidir. Bu bölgede iktisaden ve siyaseten güçlü bir Türkiye
olabilmenin yolu, kalkınmış bir Erzurum'dan geçer. Tarihî geçmişi ve jeopolitik
konumu incelendiğinde, bu, çok net bir şekilde görülecektir.
Kurulacak ikinci
üniversiteye uluslararası bir statü kazandırılması durumunda, çok önemli bir
ulusal ihtiyaç da giderilmiş olacaktır. Ağırlıklı olarak yabancı dille eğitim
veren, bünyesinde genetik, işletme, elektronik, petrol, doğalgaz, havacılık ve
uzay mühendisliği gibi gelecekte popüler olacak mühendislik dalları ile
stratejik araştırma birimleri ihdas eden, bölge ülkelerinde konuşulan dilleri
seçmeli derslere yer veren bir formatta oluşturulacak ve bölge ülkelerinin ve
Türk cumhuriyetlerinin ekonomik, sosyal ve kültürel altyapısı ile psikolojik ve
stratejik faktörler üzerinde ihtisaslaşan bir üniversite, 600 000 000'luk bir
coğrafyayla bağlarımızı güçlendirecek, donanımlı insangücü yetiştirme ve Avrupa
Birliğine aday Türkiye'yi bölgesinde lider yapacak altyapıyı hazırlama ve
geleceğe yönelik bölgesel stratejiler üretme doğrulusunda ulusal bir ihtiyacı
da giderecektir.
Bölge ülkelerine öğrenci
kontenjanı tahsis edilmesi ve öğrenci değişim programlarıyla Erzurum'u
uluslararası nitelikte bir bölgesel üniversite merkezi haline getirecektir.
Yabancı dille eğitim veren böyle bir üniversite, aynı zamanda ekonomik ve sosyal
hayatın gelişmesine çok yönlü katkılar sağlayacaktır.
Bu gerekçeler
doğrultusunda Erzurum'a kurulacak ikinci bir üniversitenin üstleneceği misyon
ve ilkeleri de çok önemlidir ve sıralamak gerekirse şöyle olmalıdır: Üniversite
hayatının eğitim, araştırma, idarî ve bu gibi her türlü alanında mükemmeliyeti
yakalamayı hedeflemelidir. Uluslararası düzeyde yüksek eğitim standartlarına
ulaşmayı, bu standartları korumayı amaç edinmelidir.
Sonuç olarak şunu
diyebiliriz: Erzurum insanı vatanperverdir, her zaman devletinin yanında olmuş,
ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü savunmuş, tarih boyunca içeriden ve
dışarıdan gelen bölücü ve yıkıcı tehditlere karşı bir kalkan vazifesi görmüş,
bu uğurda üzerine düşen her türlü fedakârlığı yapmıştır.
En son olarak şunu
aktarmak istiyorum: Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin de atıldığı Erzurum'a
kurulacak bu üniversiteye, yukarıda saydığımız şartlar da göz önünde tutulursa,
yakışan isim de Avrasya teknik üniversitesi olmalıdır.
Değerli arkadaşlarım,
İktidar Partisi milletvekillerine sesleniyorum: 3 Kasım seçimlerinde Erzurum,
AK Parti olarak Türkiye ikincisi olmuştur. Bunun karşılığını, Erzurum'a bir
ikinci üniversite kurarak ödeyin, yoksa, Erzurumlu size küsecektir.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Özdoğan.
Şahsı adına, Uşak
Milletvekili Sayın Alim Tunç
Buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
ALİM TUNÇ (Uşak) - Sayın
Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün, ilkler şehri Uşak'a, sizlerin
sayesinde, hükümetimiz sayesinde, Yüce Meclisin sayesinde, bugüne kadar
hayatımda en çok heyecan duyduğum ve sevindiğim bir gün olarak üniversitemize
kavuşuyoruz; hepinize saygılar sunuyorum.
Sayın Milletvekilim
Coşkunoğlu, bu sevinci, eleştirileriyle, hiçbir şey gölgeleyemeyecektir. Biz,
bugün, 15 il ve bunların içinde Uşak olarak, bu mutlu günümüzü tüm halkımızla
ve sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Biliyoruz ki, YÖK, bütün
arkadaşlarımız da biliyor muhalefetiyle iktidarıyla, birtakım sıkıntılar olduğunu
biliyoruz; ama, bunu, sıkıntıları biz söylersek yanlış oluyor, muhalefet
söylerse doğru oluyor; yani, lütfen, bazı gerçekleri hep beraber kabul edelim.
Sıkıntılar olduğunu biliyoruz. Gelin,
hep beraber bunu değiştirelim. Önerileri siz getirin, biz destek olalım.
Yani, buraya çıkıp, bizim söylediklerimizi eleştirmek değil, onlara olumlu
cevaplar, yapabileceklerinizi, önerilerinizi söyleyin ki, biz onları yapalım.
Yine, TÜBİTAK, bugüne
kadar hiç almadığı kadar, araştırma için fon almıştır, pay almıştır.
Değerli arkadaşlar,
bugün, biraz önce de söyledim, biz, Uşak halkı olarak, tüm 15 ilin halkı
olarak, çifte bayram yaşıyoruz ve bir yeni yıl hediyesi aldık, onun mutluluğunu
yaşıyoruz.
Değerli arkadaşlar, yine,
bu üniversitenin kurulmasında, Uşak'taki belediye başkanlarımıza, şu andaki
Belediye Başkanımız Mesut Apaydın'a, Valimiz Kayhan Kavas'a ve bundan önceki
valilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, kamu kurum ve kuruluşlarımıza,
basınımıza ve bizleri destekleyen, bugüne kadar hep yanımızda olan Uşak halkına
teşekkürlerimi borç biliyorum.
Ayrıca, Uşak
milletvekilleri olarak bizleri desteklediğiniz için tüm milletvekili
arkadaşlarıma, Uşakımıza bizzat gelerek, özellikle Sayın Millî Eğitim
Bakanımıza ve diğer bakanlarımıza verdikleri destekten dolayı ve onların bütün
bürokratlarına, Millî Eğitim Komisyonu üyelerine ve Başkanına, Plan ve Bütçe
Komisyonu üyeleri ve başkanlarına yürekten teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar,
Uşak'taki üniversitemizde, geçtiğimiz yıllarda eğitim fakültesini bize kazandıran
değerli işadamımız Halil Gedik'e, Gedik Holdinge de buradan teşekkür etmek
istiyorum ve diğer Uşaklı hayırsever vatandaşlarımızı üniversitemize sahip
çıkmaya davet ediyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bütün hükümet üyelerine ve özellikle de Başbakanımıza yürekten teşekkür
ediyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Tunç.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
Sayın Başkan…
BAŞKAN - Şahsı adına
ikinci konuşmacı...
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
Sayın Başkan, adım geçerek yanlış bir bilgi verildi; İçtüzüğün 69 uncu maddesi
gereğince, kısa bir açıklama yapmak istiyorum.
BAŞKAN - Bir dakika
efendim; çünkü, ben başladım çağırmaya. Siz buyurun, daha sonra size sorarım.
Uşak Milletvekili Sayın
Ahmet Çağlayan, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AHMET ÇAĞLAYAN (Uşak) -
Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1039 sıra sayılı
görüşülmekte olan kanun tasarısı üzerinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum;
bugün, burada, bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Uşak'ta ve Uşak'la
birlikte üniversite kurulmasıyla ilgili tasarı görüşülen 14 ilde, bugün,
heyecan vardır, her yerde bir bayram havası yaratmıştır. Bekleyenlere de...
Ben, burada, gerçekten, ikinci üniversiteyi isteyen, üniversite isteyen
illerimiz de burada. İnşallah, onlar da ulaşırlar bu sevince, bu heyecana onlar
da ulaşırlar, tadarlar diye burada ifade ediyorum.
Hizmet yapılıyor ki,
isteniyor. Burada, bu 15 üniversitenin açılmasında katkısı olan herkese ben
teşekkür ediyorum.
Uşak'a gittiğimizde, her
toplantıda öncelikli konu neydi; üniversiteydi. Sivil toplum örgütleri kitaplar
yazmıştı. Ben daha önceki konuşmalarımda, burada "Üniversitemizi
İstiyoruz" diye bir kitabı Yüce Heyetinize göstermiştim.
Yine, sivil toplum
örgütleriyle birlikte gerçekleştirdiğimiz veya Uşak'taki koordinasyon
toplantılarında, Uşak'ın öncelikli sorunu üniversiteydi. Bugün, bu sorunu
halletmiş olmanın mutluluğunu duyuyorum; bunu, Uşak'taki herkesle birlikte
paylaşıyorum.
Bu heyecana, bu sevince
ortak olan, katkısı olan, öncelikle Sayın Başbakanımıza, Millî Eğitim
Bakanımıza, Bakanlar Kurulu üyelerimize, Millî Eğitim ve Adalet Komisyonu
üyelerine, iktidar ve muhalefet milletvekillerine, hatta, eski
milletvekillerine buradan teşekkürler sunuyorum.
Ayrıca, yine, bu uğurda
katkısı olan eski vali, belediye başkanı ve bürokratlara, sivil toplum örgütü
mensuplarına burada yine teşekkür ediyorum. Katkısı olan herkese teşekkür
ediyorum.
Uşak'a ve üniversite
açılan diğer illere hayırlı olmasını diliyorum. Ayrıca, eğitim ordusuna bu
üniversitelerin hayırlı olmasını diliyorum. Güzel hizmetlere vesile olmasını
diliyorum.
Saygılar sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Çağlayan.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
Sayın Başkan, tekrar…
BAŞKAN - Sayın
Coşkunoğlu, zabıtları istedim. Zabıtlar gelsin, değerlendireceğim. Talebiniz,
tamam, Başkanlığa ulaştı. Zabıtlara bir bakayım.
Şimdi, Millî Eğitim
Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik Hükümet adına söz talebinde bulunmuştur.
Buyurun Sayın Bakan. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 15 yeni
üniversitenin kurulması ve Balıkesir Üniversitemize bağlı olarak bir tıp
fakültesinin açılmasıyla ilgili 1039 sıra sayılı yasa tasarısının
müzakerelerini yapıyoruz; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi en derin saygılarımla,
sevgilerimle selamlıyorum.
Dikkat ettiyseniz, geneli
üzerinde konuşma yapmadım; çünkü, ülkemizde yeni üniversitelerin kurulması
gerektiğini söylemek malumu ilam etmektir. Yani, herkes, iktidarıyla
muhalefetiyle, sivil toplumuyla, halkıyla herkes, Türkiye'de mevcut üniversite
sayısının az olduğu ve mutlak surette yeni üniversitelerin kurulması
gerektiğinde hemfikirdir.
Bildiğiniz gibi, son olarak,
ülkemizde 1992 yılında 22 yeni üniversite kuruldu, ardından 1993 yılında,
biliyorsunuz, Anadolu Üniversitesinin ikiye bölünmesiyle Osmangazi Üniversitesi
Eskişehir'de kuruldu ve 1995 yılında da Galatasaray Üniversitesi özel bir
kanunla, uluslararası bir anlaşmayla kuruldu. 1995'ten bu yana, geçen on yıllık
süre içerisinde ülkemizde büyük bir ihtiyaç olmasına rağmen, maalesef, herhangi
bir üniversite kurulmadı.
Bu dönem, bu ihtiyaç,
hükümetimiz tarafından görülmüştür. İllerimizin ve illerimizin değerli
temsilcileri olan milletvekillerimizin talepleri, öğrencilerimizin üniversiteye
olan talebi ve Türkiye'nin yükseköğretiminin mutlak suretle 81 vilayete dengeli
bir şekilde dağılması gerektiğinden hareketle bu tasarı hazırlanmıştır; bugün,
huzurunuza getirilmiştir.
Değerli arkadaşlarım,
biraz önce, değişik konuşmacı arkadaşlarım bunu ifade ettiler. AK Parti Grubu
adına konuşan Millî Eğitim Komisyonu Başkanımız Sayın Tayyar Altıkulaç,
Türkiye'deki üniversite sayısını, devlet üniversitelerini, vakıf üniversitelerini
detaylı bir şekilde sizlerle paylaştı; ancak, şunun hemen altını çizmek
istiyorum: Malumunuz, mevcut, şu anda, 77 üniversitemiz var ve bunlar 40
vilayette toplanmış durumda. 77 üniversite 40 vilayette var ve 41 ilimizde de
üniversitemiz mevcut değil. Bu 77 üniversitenin 24'ü, bildiğiniz gibi, vakıf
üniversitesidir.
Üniversite sayısı
itibariyle vakıf üniversiteleri, devlet üniversiteleriyle orantı içerisine
konduğu zaman, yani, oran hesaplandığı zaman, üçte 1'lik bir oranı teşkil
ediyor; ancak, öğrenci sayısı itibariyle, yani hizmet verdiği öğrenci kitlesi
itibariyle, ancak yüzde 4,2'lik bir öğrenci potansiyeline sahiptir.
Bu da, şunu ifade ediyor:
Üniversite kapılarındaki yığılmayı ortadan kaldırabilmek için yeni devlet
üniversitelerinin kurulması kaçınılmazdır. Şüphesiz, hükümetimiz, şartları
yerine getirilmek kaydıyla ve gerekli kriterlere uygun olması şartıyla yeni
vakıf üniversitelerinin kurulmasına da destek olacaktır ve bunu teşvik
etmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
dünyada yükseköğretimdeki okullaşma oranlarına, özellikle kalkınmış ülkelerdeki
okullaşma oranlarına baktığınız zaman, dünyadaki ortalamaların özellikle
kalkınmış ülkelerde yüzde 50'nin üzerinde olduğunu görüyoruz. Amerika Birleşik
Devletlerinde bu yüzde 81, Kanada'da yüzde 88'dir. Peki, bizim ülkemizde
okullaşma oranı nedir diye sorarsanız... Bildiğiniz gibi, Sekizinci Beş Yıllık
Kalkınma Planında biz 2005 yılının sonuna kadar önümüze bir hedef koyduk. Neydi
bu hedef; örgün öğretimde yüzde 28,3'lük bir orana ulaşacaktık ve genel olarak
da yükseköğretimde -açık öğretim de dahil olmak üzere- yüzde 43,7'lik bir oran
yakalanması gerekiyordu. Peki, 2005 yılının sonunda bu oran yakalanmış mıdır
diye sorarsanız, maalesef, yakalanamamıştır. Örgün öğretimde şu anda
bulunduğumuz nokta 18,7'lik bir orandır. Açıköğretimle birlikte de yüzde
27,8'lik bir oranı yakalamış durumdayız. Dolayısıyla, Sekizinci Beş Yıllık
Kalkınma Planının gösterdiği hedefin bir hayli gerisindeyiz ve bundan dolayıdır
ki, hükümetimiz bu 15 üniversitenin kurulmasını önemsemiştir ve bugün bu
tasarı, ümit ediyorum ki, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanunlaşacaktır ve 15
vilayetimiz üniversitesine kavuşacaktır.
Peki, geriye 26
vilayetimiz daha kalıyor. Değerli arkadaşlarım, buralarda da gerekli altyapı
çalışmaları yapılıyor, yapılmaktadır, yapılması gerekiyor. Bildiğiniz gibi, bu
15 üniversitenin kuruluşundan sonra en azından 10 yeni üniversitenin
kurulmasıyla ilgili çalışma da başlatılmıştır ve şu anda sizlere sayacağım
illerle ilgili görüş bildirmesi için Yükseköğretim Kuruluna resmî yazı
yazılmıştır.
Biz, 15 üniversiteyi
kurarken… Müsaade ederseniz, öncelikle, değerli arkadaşlarım kalkıp dediler ki:
"Hangi kriterlere göre bu yapıldı, hangi ölçütler kullandınız?" Bir
değerli arkadaşım dedi ki: "Hakkımız yendi, hakkımızı istiyoruz, 7 nci
sıradaydık." Bir başka değerli arkadaşım dedi ki: "Bu zaten bizim
hakkımızdı. Bu bir lütuf değil." Biz tabiî ki hizmet yapmakla mükellef
olan bir iktidarız. Hükümetler ülkeye hizmet ederken, şüphesiz ki, lütfetmez;
ancak, halkının arzularını, halkının sosyoekonomik ve sosyokültürel taleplerini
iyi tespit eder, iyi okur ve bunun gereğini yerine getirir. Burada, yapılan
budur.
Biz bu illeri, ikinci
kademede üniversite kurulabilecek potansiyele sahip olan, bugün bir fakültesi,
birkaç yüksekokulu, bir meslek yüksekokulları bulunan illerimizi bir sıralamaya
aldık; ancak, ille de bunlarla da yetinmek zorunda değiliz, altyapısı hazır
olması halinde başka illere de bunu teşmil edebiliriz. Karaman, Karabük, Sinop,
Çankırı, Kilis, Nevşehir, Siirt, Ağrı, Bilecik ve Artvin illeriyle ilgili,
Yükseköğretim Kurulundan görüş istemek üzere resmî yazı yazılmıştır.
Bu arada şunu da ifade
edeyim; biraz önce, diyelim ki, değerli bir Osmaniye milletvekilimiz bir
konuşma yaptı, dedi ki: "Osmaniye'nin hakkı yenmiştir." Osmaniye'ye
şöyle haksızlık yapılmıştır, böyle haksızlık yapılmıştır şeklinde açıklamalarda
bulundu.
Değerli arkadaşlarım,
bakın, Mardin'de şu anda iki fakültenin kurulması için Yükseköğretim Kurulundan
olumlu görüş geldi. Ben Millî Eğitim Bakanı olarak, Maliye Bakanlığına, Devlet
Personel'in bağlı bulunduğu Devlet Bakanlığımıza, Devlet Planlama Teşkilatına
olumlu görüş de yazdım. Yakında burada iki fakülte kurulacak. Batman'da bir
fakülte var, ikincisinin, üçüncüsünün kurulması için ciddî gayretler var.
Osmaniye'nin ciddî gayretleri var.
Bugün Muş İlimizde,
bakın, bir, kâğıt üzerinde fakülte var; ama, henüz faal değil. Dört yıllık bir
yüksekokulu var, meslek yüksekokulu var.
41 vilayetimizde, yani,
üniversite bulunmayan 41 vilayetimizde altyapının hazır olması, gerekli
çalışmaların yapılması halinde, şüphesiz ki, yeni yükseköğretim kurumlarının
kurulması, üniversitelerin kurulması bizim arzumuzdur, hükümetimizin arzusudur
ve şüphesiz ki, halkımızın arzusudur.
Ben, bakın buradan bir
şey ifade etmek istiyorum. Bilecik Milletvekilimiz Değerli Tüzün, Bilecik'in 7
nci sırada olduğunu ifade etti.
Değerli arkadaşlarım,
bakın, yapılan bir sıralama var; burada 41 ilin sıralaması var. Üniversite
bulunmayan 41 ilin sıralaması hangi kriterlere göre yapılmıştır; burada 7
kriter vardır. Nedir bunlar: Bir ilde kaç fakülte var? Bu fakültelerin hangisi
faal, hangisi gayrifaaldir? Yani, kâğıt üzerinde kurulmuş, öğretim üyesi
olmayan, dekanı tayin edilmeyen, öğrencisi olmayan fakülteler vardır. Yani,
ismen olan fakülteler var. Kaçı faal, kaçı gayrifaaldir? Öğretim elemanı sayısı
kaçtır? Öğretim üyesi ve diğer yardımcı öğretim elemanlarında durum nedir?
Öğrenci sayısı nedir? Yüksekokul sayısı nedir? Meslek yüksekokulu sayısı nedir?
Yalnız, şunu hemen ifade edeyim: Bir ilde çok fazla meslek yüksekokulu olması,
o ilde çok büyük bir avantaj teşkil etmiyor. Bazı illerimiz vardır ki, 10 tane
meslek yüksekokulu var. Bunlar ilçelere dağılmış vaziyette. Belediyelerden,
özel idarelerden rastgele temin edilmiş binalardadırlar; ama, bunların
hepsinin, 5 tane de olsa, 6 tane de olsa, katsayısı 0,05'le çarpılıyor.
Sosyoekonomik gelişme seviyesi, öğrenci yurdu kapasitesi gibi kriterlerle bir
hesap yapıldı ve bu hesaplamaya göre, Bilecik İlimiz 25 inci sıradadır.
Şimdi, değerli arkadaşlar,
bakın Rize, 6 ncı sıradadır. Biz, 81 ilimizi ve 81 vilayetimizdeki insanımızı
aynı ölçüde saygıdeğer kabul ederiz. Hiçbir ilimize karşı, şu veya bu şekilde,
peşin hükümlü olmak gibi bir lüksümüz olamaz. Her vilayetten değerli
milletvekili arkadaşlarımız gelip kendi temsil ettiği halkın taleplerini bize
iletiyorlar ve bu kriterler, bu hesaplamalar da son derece şeffaf yapılmıştır.
Bakın, Siirt Vilayeti
Sayın Başbakanın seçim çevresidir, seçim bölgesidir. Siirt'e defalarca gittik,
Sayın Başbakanımızdan defalarca üniversite istendi. Sayın Başbakanımız dedi ki,
"eğer, kriterleri tutarsa, Siirt'in altyapısı buna müsait olursa olur,
olmazsa sırasını bekler."
Bakın, Ağrı İlimiz; bir
değerli işadamımız diyor ki, "üniversiteyi kurun, kâğıt üzerinde de olsa
kurun, ben kampusu tek başıma inşa edeceğim." Böyle bir avantaj var.
Ancak, biz, şu anda 15 üniversiteyi kurarken, asgarî, bu illerimizde iki
fakülte mevcuttu, biz, birini ilave ettik, üç fakülteye tamamladık ve 15 ili bu
şekilde tespit ettik. Herkesin şunu iyi bilmesinde fayda var değerli
arkadaşlarım: Biz, hükümet olarak, AK Parti olarak, 81 vilayetimize eşit
mesafedeyiz ve bu konuda herhangi bir haksızlık veya herhangi bir kayırma söz
konusu değildir. Arkadaşlarımın bunu kesinlikle bilmesini özellikle istirham
ediyorum.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Sayın Bakanım, biraz da eski üniversitelerden bahset.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Ona da geleceğim.
Değerli arkadaşlar,
bakın, şunun hemen altını çizeyim: Bu isimlerle ilgili olarak, bu isme çok
fazla takılıp, bence, kalmayalım. Yine bir değerli arkadaşım biraz önce ara
verilirken dedi ki: "Hani illerin bu üniversitelerinin, eğer özel bir adı
varsa, onun başına ili getirmiyoruz." Fakat, biz yine, 2005 yılında
Osmangazi Üniversitesiyle ilgili olarak burada bir tasarı geçirdik, onun da
sebebi şuydu: Aslında, yani başına getirseniz, bu, dünyanın sonu olur, kıyamet
kopar falan diye bir şey yok, getirebilirsiniz şüphesiz. Osmangazi
Üniversitesinin başına "Eskişehir" ifadesinin getirilmesinin sebebi
şudur: Bildiğiniz gibi, Tokat İlimizde Gaziosmanpaşa Üniversitesi var.
Gaziosmanpaşa'yla Osmangazi birbirine çok benzediği için, genellikle
yazışmalarda karışıklıklar meydana geliyordu, Osmangazi Üniversitesinin talebi
üzerine, başına "Eskişehir" ifadesi kondu; ama, bunlar, önceden
açılmış olan üniversitelerdir. Biz bu 15 üniversitelik paket içerisinde,
iktidarıyla muhalefetiyle, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Millî Eğitim
Komisyonunda böyle bir ilke belirledik; dolayısıyla, eğer Namık Kemal Üniversitesi
konduysa, başına ayrıca "Tekirdağ" getirmenin, Mehmet Âkif
Üniversitesi kurulduysa, başına ayrıca "Burdur" getirmenin çok da,
ben, anlamlı olmadığını düşünüyorum.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Kahramanmaraş?..
MEVLÜT AKGÜN (Karaman) -
Sayın Bakanım, ikinci 10 ne zaman çıkacak?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - İkinci 10'la ilgili olarak, dediğim gibi, değerli
arkadaşlar, Yükseköğretim Kurulundan cevap bekliyoruz. Bu cevabın gelmesi
halinde çalışmalar hızlandırılacak. Ümit ediyorum ki, 2006 yılı içerisinde onu
da Türkiye Büyük Millet Meclisine getirmeyi ümit ediyoruz. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar,
bakın, burada biraz önce konuşan bazı değerli milletvekilleri, özellikle
üniversitelere karşı hükümetin cimri olduğundan söz etti, bazı arkadaşlarımız
üniversiteye yüklendiğimizden söz etti, bazı arkadaşlarımız üniversitelerle
kavga ettiğimizi ifade etti. Müsaade ederseniz, ben, bunları da cevaplandırmak
istiyorum.
Değerli arkadaşlar…
KÂZIM TÜRKMEN (Ordu) -
Sayın Bakan, bunları daha sonra değerlendirseniz; biz de konuştuktan sonra
değerlendirseniz?..
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Hayır; müsaade eder misiniz; ben, her maddeden sonra,
şüphesiz ki, çıkıp konuşmayacağım; arkadaşlarımızın konuşmalarından sonra, bunları
toparlamak istiyorum.
EMİN KOÇ (Yozgat) - Kanun geçtikten sonra, teşekkür
konuşmasında anlatırsınız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, bu kesinlikle, bu
iddialar doğru iddialar değil ve doğru mesnedi olan iddialar değil. Ben,
sizinle, şimdi, bir iki rakamı paylaşmak istiyorum. Bütçe açısından,
üniversitelere finansman açısından, bütçe açısından, hükümetimiz hangi tutumu
sergilemiş, bunun çok iyi bilinmesi gerekiyor. Bakın, 2002 yılında, 53 devlet üniversitesine
ve Yükseköğretim Kuruluna ayrılan bütçe 2 katrilyon 495 trilyon Türk Lirasıdır.
2002 yılında, yani biz iktidar değilken 2 katrilyon 495 trilyon lira, bütün 53
devlet üniversitesine ve YÖK'e ayrılmış olan bütçedir. Peki, 2006 yılındaki
bütçesi ne kadardır; 53 devlet üniversitesi ve Yükseköğretim Kurulunun bütçesi,
5 katrilyon 846 trilyon Türk Lirasıdır.
Şimdi, değerli
arkadaşlarım, üç yıl içerisinde, eğer, üniversitelerin ve Yükseköğretim
Kurulunun bütçesi 2'ye katlamışsa… Hatta 2'ye katlamadan daha büyük. Bakın,
bunu 2'ye katlarsanız, yüzde 100 artırırsanız, 5 trilyon bile etmiyor; 4
katrilyon 900 trilyon ediyor; fakat, bizim dönemimizde 5 katrilyon 846 trilyon
Türk Lirası, 2006 yılında 53 devlet üniversitesine ve YÖK'e tahsis edilmiştir.
Bu artış oranını takdirlerinize sunuyorum.
Değerli arkadaşlar,
öğrenci başına ayrılan bütçe neydi; 2002 yılında, biz iktidarda değilken,
öğrenci başına ayrılan bütçe, 1 463 dolardı öğrenci başına; örgün eğitimi
söylüyorum. Peki, şu anda ne kadar; daha doğrusu 2005 yılında ne kadar -bu,
2006 yılında daha da artıyor- 3 072 dolar; 1 463 dolar- 3 072 dolar.
Peki,
burada, şimdi, soruyorum ben değerli arkadaşlarıma: Biz, üniversiteden,
gerçekten bütçe esirgemiş miyiz? Enflasyondaki artış ortadadır. Bu artışa rağmen,
yüzde 120'ye varan bir artış gerçekleştirilmiştir.
Bir başka örnek vereyim:
Bakın, araştırma-geliştirme… 2002 yılında Türkiye'nin toplam ar-ge bütçesi 21
trilyon civarındadır değerli arkadaşlarım. 2006 yılında TÜBİTAK'a, Devlet
Planlama Teşkilatına ve üniversitelere ar-ge için ayrılan para 566 trilyon Türk
Lirasıdır. Şimdi, bunu birileri hayal bile edemezdi. Peki, yeterli midir;
şüphesiz ki, ar-ge için bu yeterli değil, daha da artması lazım; ama, değerli
arkadaşlar, 30 kat, 40 kat bir artış sağlanmışsa, birilerinin de çıkıp burada,
bu hakkı teslim etmesi lazım, "gerçekten, bu konuda güzel şeyler
yapıldı" demesi gerekir.
Yine, bir değerli
arkadaşım, dün Sayın Başbakanımızın Ulusal Ajansın bir programında söylediği
bir ifadeden yola çıkarak, Sayın Başbakanın yanlış bilgiler ifade ettiğini
söyledi.
Bakın, mesele şudur
değerli arkadaşlarım, bu mesele şudur: Türkiye, Avrupa Birliğine üye olduktan
sonra, her alanda Avrupa'yla bir entegrasyon çabası içerisindedir.
2000 yılında Lizbon'da
toplanan Avrupa Birliği ülkeleri dediler ki: "Bugün dünyada ar-ge'nin 3
merkezi var: Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Japonya ve
Japonya'yla, Amerika Birleşik Devletleriyle rekabet edebilmemiz için, bizim
ar-ge'ye ayırdığımız kaynakları artırmamız lazım" dedi Avrupa Birliğinin
15 ülkesi ve Lizbon zirvesinde bu kararı aldılar. Her Avrupa Birliği ülkesi,
kendi gayri safî millî hâsılasının yüzde 3'ünü ar-ge'ye ayıracak. Kimisi bunu
buldu, kimisi bunu bulmaya çalışıyor ve ar-ge için ayrılan kaynaklar, çerçeve
programlar şeklinde uygulanıyordu; şu anda "Altıncı Çerçeve Program"
yürürlüktedir. Bakın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bizim hükümetimiz döneminde,
Altıncı Çerçeve Programa ortak olmuştur. Peki, biz buraya ortak olurken bunun
için ne kadar katkı payı ödedik; Sayın Başbakanın "200 000 000 eurodan
fazla" dediği şey budur işte; bizim buraya ödediğimiz ve 2006'nın sonuna
kadar ödeyeceğimiz para 245 000 000 eurodur değerli arkadaşlar,
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Toplam daha fazla.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bunun yaklaşık 45-50 milyon eurosu Avrupa Birliği
tarafından hibe olarak verilmektedir; 195-200 milyon eurosu bizim bütçemizden,
ülkemizin kaynaklarından katkı payı olarak ödenmektedir. Peki, Altıncı Çerçeve
Programın bütçesi ne kadardır; bu, dudak uçuklatacak olan bir bütçedir; 17,5
milyar eurodur. 17,5 milyar euro bütçesi olan bir havuza Türkiye ortak oldu; ne
için; değerli arkadaşlarım, bakın, teoride, proje üretip müracaat etmemiz
halinde, Avrupa Birliği ülkelerinden ortak bulmamız halinde, verdiğimiz paranın
-bakın, teoride diyorum- 20 katını geri almamız mümkündü; yani, eğer 200 000
000 euro verdiysek, teoride, 2 milyar euro almamız mümkündü.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Avrupa Birliği üyesi olmadığımız için tek başımıza proje yapamıyoruz Sayın
Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin arkadaşlar; şimdi, oraya geliyorum.
Ben, 2003 yılının sonunda
Brüksel'de Altıncı Çerçeve Programın değerlendirme toplantısına devletimizi,
hükümetimizi temsilen katıldım ve gerçekten son derece mahcup olarak oradan
ayrıldım. Niye diyeceksiniz; çünkü, ödediğimizin sadece yüzde 10'unu geri
alabilmiştik. Bakın, en kötü ülke Türkiye olarak görünüyordu, bizden sonra
ikinci sırada kötü olan ülke Bulgaristan'dı; Bulgaristan, verdiğinin yüzde 50'sini
geri almıştı. Sayın Başbakanın söylediği, söylemeye çalıştığı budur değerli
arkadaşlar. Şimdi, bir ülkenin Başbakanı, kendi ülkesinde ar-ge'nin özel
sektörün bünyesi içerisinde de olması gerektiğini söylerse; hatta, ar-ge
faaliyetlerinin ve ar-ge kuruluşlarının yüzde 70'inin özel sektörde, yüzde
30'unun devlette olması gerektiğini söylerse, biz, mademki bu kaynakları Avrupa
Birliğine veriyoruz, dargelirlisi bol olan, düşük gelir düzeyine sahip olan bu
ülke, mademki, Avrupa Birliğine 200 000 000 euroluk gibi bir kaynak aktarmış,
biz, niye onları finanse edelim, niçin daha fazla buradan geri dönüşüm
sağlamıyoruz diye, bir başbakan eleştiride bulunursa, bu, üniversitelere
yüklenmek mi olur; sizlere soruyorum, allahaşkına… Şimdi, bir ülkenin
başbakanı, sorumlu konumda olan bir bakan veya bir başkası, özellikle,
işleyişle ilgili olarak ortaya bir özeleştiri koyabilir, bazı kurumları
uyarabilir, bu konuda daha iyinin olması temennisinde bulunabilir. Burada
garipsenecek falan bir şey yok değerli arkadaşlar. Şimdi, bugün, baktım
televizyonlarda, bazı insanlar, Sayın Başbakan, işte, yüzde şu kadar dedi; yok,
yüzde 15'tir, yüzde 10'dur... Yüzde 10 da olsa, yüzde 15 de olsa, değerli
arkadaşlar, bu, son derece düşük bir performansın ifadesidir.
Bakın, ben, size başka
bir şey daha söyleyeyim; biraz önce, bir değerli arkadaşımız dedi ki:
"Biz, Avrupa Birliği üyesi olmadığımız için, oradan, mutlaka, ortak
bulmamız gerekiyor." Bakın, ortak gerektirmeyen bir şey söyleyeyim size:
Yine, bu kapsamda, Altıncı Çerçeve Programı kapsamında, Avrupa'da "Joint
Research Centre" dediğimiz Ortak Araştırma Merkezi var. Bunun eski genel
müdürü Sayın Mc Sweeney, bana, şunu söyledi; dedi ki: "Sizin
projelerinizin çoğu -bakın- esastan değil, usulden geri dönüyor"; yani,
biz, doğru dürüst proje üretip insanlara vermiyoruz. Esastan değil,
projeleriniz usulden dönüyor… Kaldı ki, bu Joint Research Centre'a müracaat
etmek isteyen bilim adamları, bireysel olarak da müracaat edebilir.
Öğrencilerin araştırma projelerine de açıktır ve bireysel olarak yaptıkları
başvurularda, eğer projeleri kabul edilirse, onlara da destek veriliyor. Sayın
Başbakanın, Ulusal Ajansın programında söylediği budur. Bir de şunu
karıştırmayalım: Almanya, Altıncı Çerçeve Programın bütçesinin yüzde kaçını
almış; bu hesap başka bir şeydir; hangi ülke, verdiği paranın yüzde kaçını
almış, bu hesap da başka bir şeydir. Onun için, ben, değerli arkadaşlarımı
Sayın Başbakanın yaptığı açıklamaları, bu çerçevede değerlendirmesini özellikle
istirham ediyorum.
Bir başka şey değerli arkadaşlar,
biz, üniversitelerimizden hiçbir şeyi esirgemeyiz, bugüne kadar esirgemedik,
bundan sonra da esirgemeyiz. O üniversiteler bizim üniversitelerimiz, oradaki
çocuklar bizim çocuklarımızdır.
BAŞKAN - Sayın Bakanım,
toparlar mısınız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
Bakın değerli
milletvekilleri, bizim iktidarda olduğumuz üç yılda, 2003, 2004, 2005
yıllarında, üniversitelerimize, toplam 14 800 yeni kadro verilmiştir.
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Sayın Bakanım, bunların kaçı araştırmacı kadrosu, kaçı akademik kadro, onu
söyleyin.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, arkadaşlar, buna profesör kadroları, öğretim
üyesi kadroları dahil değildir.
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Doğru değil…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi, Millî Eğitim Bakanlığına bakın, 58 000
öğretmen atamak üzere kadro verilmiştir. Bakın, kadrolu atamadan söz ediyorum.
Eğer Millî Eğitim Bakanlığına, aynı oranda öğrenci sayısına göre kadro verilmiş
olsaydı, 1,5 milyon için… Bakın, 14 800 kadro verilmiş, Millî Eğitim
Bakanlığına 178 000 kadro verilmesi gerekiyordu. Ben de alabildiğim kadrodan
memnun değilim, ben de daha çok öğretmen kadrosu istiyorum; ama, herkes şunu
takdir etmeli ki, şu anda Türkiye'de bir ekonomik program uygulanıyor ve şu
anda Türkiye'yi biz düze çıkarmaya çalışıyoruz, ekonomik olarak düze çıkarmaya
çalışıyoruz.
Şimdi, son olarak,
değerli milletvekilleri, şunu ifade edeyim: Bazı arkadaşlarımız, bana, bu yeni
kurulacak üniversitelerin bütçelerini sordular. Bildiğiniz gibi, yasada şöyle
bir hüküm var: Bu üniversiteler kurulduğu zaman, şu anda bu üniversitelere
bağlı olacak olan fakülteler için, şu anda bağlı bulundukları üniversitelerin
bütçesine paralar konmuştur. Onlar, otomatikman bu üniversitelere
geçecektir. Diyelim ki, Çorum'da
kurulan üniversite, bünyesindeki fakülteleri aldığı zaman, o fakülteler için
Ankara Üniversitesinin, Gazi Üniversitesinin bütçesine konulan paralar otomatik
olarak onlara geçecektir. Rektörlük birimleri için ise, şu anda Maliye
Bakanlığı bütçesinde 1 katrilyon 700 trilyonluk bir yedek ödenek vardır. Bu
yedek ödeneklerden de bu ihtiyaçlar giderilecektir.
Peki, bu yeni kurulan
üniversiteler, gençlerimizin istihdamıyla ilgili olumlu bir şey getiriyor mu;
bakın, toplam kadro, değerli arkadaşlar, şu anda bu üniversitelerimiz için
tahsis edilen toplam kadro 28 232 kadrodur, 28 232 yeni kadro ihdas ediliyor.
Bunun 20 007 adedi akademik kadrodur, bunun 14 982'si serbest ve 5 025'i saklı
kadrodur. Her yeni kurulan üniversiteye 415 adet idarî kadro veriyoruz. Ayrıca,
ihtiyaç olması halinde rezerv olarak kullanılmak üzere, bütün bu 15 üniversite
için 2 000 kadro ihdas etmiş oluyoruz.
BAŞKAN - Sayın Bakanım, sürenizi çok aştınız; son
cümlelerinizi rica ediyorum.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.
ENVER ÖKTEM (İzmir) -
Biraz da muhalefet konuşsun Sayın Bakan!
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Böyle şey olur mu?!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, yine bu üniversitelerimizin
akademik personel ihtiyacını, öğretim üyesi ihtiyacını da karşılamak üzere, 1
000 öğrenciyi mastır ve doktora yapmak üzere, yurt dışına gönderiyoruz. Biz,
Millî Eğitim Bakanlığı olarak bunun finansmanı ve müsaadesi için Başbakanlığa
yazı yazdık, Başbakanlıktan bize olumlu görüş geldi. Önümüzdeki süreçte de bunu
hızlandıracağız ve 1 000 vatan evladını ayrıca yurt dışına göndereceğiz, mastır
ve doktora yaptıktan sonra, ümit ediyorum ki, kendi ülkelerine dönecekler ve bu
üniversitelerimizde hizmet edecekler.
Beni sabırla dinlediğiniz
için hepinize, tekrar, sevgiler, saygılar sunuyorum ve bu tasarının hayırlı
olmasını diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.
Sayın Coşkunoğlu, zaptı
getirttim, sizin ifade etmek istediğiniz kısmı okuyorum:
"Alim Tunç -Sayın
Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün ilkler şehri Uşak'ı sizlerin
sayesinde, hükümetimiz sayesinde, Yüce Meclisin sayesinde bugüne kadar
hayatımda en çok heyecan duyduğum ve sevindiğim bir gün olarak üniversitemize
kavuşuyoruz; hepinize saygılar sunuyorum.
Sayın Milletvekilim
Coşkunoğlu bu sevinci eleştirileriyle hiçbir şey gölgelemeyecektir. Biz bugün
15 il ve bunların içinde Uşak olarak bu mutlu günümüzü tüm halkımızla ve
sizlerle paylaşmak istiyoruz." Cümle budur.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
Çok doğru.
BAŞKAN - Dolayısıyla bir
sataşma değil…
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
Efendim, sevinci engelleme gibi iddiayla karşı karşıyayım.
BAŞKAN - "Eleştirse
de biz bu sevinci paylaşıyoruz" diyor.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
Sayın Başkan…
BAŞKAN - "Hiçbir şey gölgeleyemeyecektir"
diyor.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
İşte, ama, bunu yapma iddiasıyla…
BAŞKAN - Dolayısıyla, bir sataşma olarak görmüyoruz,
zaten yok da.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
Efendim, benim öyle bir iddiam olmadığını söylüyorum.
BAŞKAN - Okudum işte,
okudum.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
Öyle bir iddiam olduğu söyleniyor, iki cümle söyleyeceğim, lütfen, tam tersine…
BAŞKAN - Böyle bir
gölgeleme niyetim yok, ben zaten onu açıkladım, zabıtlara geçti; ama, siz,
buyurun. Bu güzel havayı bozmayalım, buyurun.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan, suiistimal etmeyeceğim.
Benim o sevinci gölgeleme
niyetim olmadığı gibi, tam tersine, o sevinci, evet, paylaşıyorum; ayrıca, üç
yıldır mahrum kaldığımız o sevinçten, haksız yere, bundan sonra da
gölgelenmesini önlemek için birtakım önerilerde bulundum.
Dolayısıyla, sevinci
önlemek değil, paylaşmak ve gölgelenmesini önlemek amacıyla konuştum.
Tekrar bütün
hemşerilerime hayırlı olmasını, herkese hayırlı olmasını diler; saygılar,
sevgiler sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Ben de teşekkür
ediyorum Sayın Coşkunoğlu.
Sayın Yaşar Tüzün de bir
yazılı talepte bulundu. Sayın Millî Eğitim Bakanının, iliyle ilgili verdiği
bilginin doğru olmadığı noktasında. Ben de dikkatle dinledim Sayın Tüzün; sizin
sıralamanızla, kendilerinin sıralamasının ve kriterlerinin aynı olmadığını, o
bakımdan siz 7 nci dediniz, bizim elimizdeki sıralama başkadır demek suretiyle,
kendi kriterlerinin değişik olduğunu ifade etti. Dolayısıyla, bir sataşma yok,
bunu da zabıtlara geçirdim.
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) -
Ama, Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın Tüzün,
teşekkür ederim.
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) -
Ama, lütfen… Uygun olan şekliyle söyleyeceğim, Sayın Bakanın kriterleri ile
benim kriterlerimin farklı olduğunu söyleyeceğim.
BAŞKAN - Bu bir İçtüzük
zorlaması Sayın Tüzün. Gayet açık, böyle bir sataşma yok.
Buyurun.
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) -
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Sayın Başkanıma çok teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar,
bakın, bundan önce, Sayın Bakanımızın vermiş olduğum yazılı önergeme verdiği
cevap bu, tutanaklardan okuyorum: "Öğretim üyesi sayısı son derece
önemlidir, fiziki mekân son derece önemlidir, üniversitenin üzerinde bulunduğu
arazi son derece önemlidir; öğrenci sayısı, mevcut fakülte sayısı son derece
önemlidir; ilin sosyoekonomik, sosyokültürel yapısı, son derece önemlidir.
Bütün bunları alt alta koyduğumuz zaman, eğer Bilecik bu şartlara uyuyorsa,
oraya da üniversite kurarız" demiş. Ne zaman demiş; önceki yıl demiş.
Şimdi, ben de diyorum ki
Bilecik Milletvekili olarak, bu saymış olduğunuz kriterlerin içerisinde,
Bilecik, ilk 7'ye giriyor; yurt kapasitesi, öğrenci sayısı, öğretim elemanı
sayısı, yüksekokul sayısı ve fakülte sayısında ilk 7'ye giriyor. Eğer,
sosyoekonomik gelişmişliği Bilecik'in yeterli değilse, o zaman teşvik kapsamına
niye alınmadı? Eğer, teşvik kapsamına alınmamışsa, 81 il arasında sosyoekonomik
yapısı 18 inci sıradaysa, niye üniversitemiz kurulmuyor? Benim söylediğim bu.
Sayın Bakanımızla,
inşallah, az sonra molada yan yana geleceğiz, bu kriterleri değerlendireceğiz.
Kim haklı çıkacaksa, bu üniversite sayısının 15'ten 16'ya çıkması konusunda
kendisinin desteğini isteyeceğim. Eğer ilk 7'de değilsek, 2006 yılında Bilecik
Edebali Üniversitesini isteyeceğim.
Yüce Meclise saygılar
sunuyor, Başkanıma teşekkür ediyorum.
MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
26 olacak, 26; 10 tane daha geliyor.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Tüzün.
Sayın milletvekilleri,
İçtüzüğümüze göre son söz milletvekilinindir. Bu çerçevede, elimdeki söz
taleplerine göre söz vereceğim.
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Tasarının görüşmeleri tamamlandı mı Sayın Başkan; ne son sözü?..
BAŞKAN - Sayın Haluk Koç
bulunmadığına göre, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan, konuşmak istiyor
musunuz?
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Evet, Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Kandoğan.
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Balıkesir) - Tasarının görüşmeleri bitmedi ki!..
ÜMMET KANDOĞAN
(Denizli) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. Yeni kurulacak olan 15
üniversitemizin kuruldukları illere ve ülkemize hayırlı olmasını temenni
ediyorum.
Gönül isterdi ki, bugün,
kurulmakta olan bu 15 üniversitemize, birçok milletvekili arkadaşımızın da
bahsetmiş olduğu gibi, yenilerini ekleyebilseydik. Bu 15 üniversitenin
içerisinde, benim de kanun teklifi olarak sunmuş olduğum Düzce Üniversitesi ile
Rize Üniversitesinin olması da beni ayrıca mutlu etmiştir; ancak, bugün,
Türkiye'nin çok değişik yerlerinden, onlarca telefon, yüzlerce mesaj aldık. Bunların
büyük çoğunluğu, Siirt İlimizden, Karaman İlimizden, Bilecik'ten ve daha
isimlerini sayamayacağım birçok ilden. Özellikle Nevşehir'den de çok arayanlar
oldu. Nevşehir Meydanında 2002 seçimleri öncesinde verilen sözlerin
unutulduğunu, yerine getirilmediğini ifade eden, Nevşehir'den de arayan bir
hayli vatandaşımız oldu.
Şimdi, Sayın Millî Eğitim
Bakanımızın "bu 15 üniversiteden sonra yeni üniversitelerin de
kurulacağını ümit ediyorum" şeklindeki, kendi ifadeleri böyledir; bundan
sonra yeni üniversitelerin kurulması yönünde, zorluk ve sıkıntıların
olabileceği inancını, Sayın Bakanın konuşmasından sonra elde ettim. Sayın Bakan
"ümit ediyorum" cümlesiyle, bundan sonra, bu 15 üniversitenin üzerine
yeni üniversitelerin kurulma noktasında çok da ümitli olmadığını anlamış
bulunuyorum.
Tabiî, bu üniversiteler
kurulurken, mevcut illerin altyapısı, sosyal ve ekonomik bakımdan gelişmişliği,
eğitim ve öğretim seviyesi ve bunun yanında birçok şartın arandığını hepimiz
çok yakından biliyoruz; ancak, bugün 15 ili sevindirirken, maalesef, büyük
ümitlerle, üniversite kurulmasını bekleyen birçok ilimizdeki vatandaşlarımızın
da beklentisinin karşılanamadığını ve onların büyük bir hayal kırıklığı
içerisinde olduklarını biliyoruz. Öncelikle, bu illerimizdeki vatandaşların
kendi illerinin son dönemlerdeki çekmiş olduğu ekonomik sıkıntıların, zorlukların, bir şekilde üniversite
kurulmasıyla aşılacağına olan inançları ortadan kalkmıştır. Örneğin, ben
Siirt'i çok iyi biliyorum; beş yıl orada görev yaptım ve Sayın Başbakanın da
seçim bölgesi olması dolayısıyla, yıllardan beri, Siirt, illerinde kurulacak
olan bir üniversitenin hayali içerisindelerdi; ancak, maalesef, bugün, Siirt'de
o hayal, bir hayal kırıklığına dönüşmüş durumdadır.
Yine, güzide illerimizden
Karaman… Yine, Nevşehir, Bilecik, Yalova… Sayın Muharrem Bey oradan işaret
ediyor; evet, Yalova, hakikaten, Marmara Bölgemizde her yönüyle üniversiteye
hazır ve layık olan bir ilimizdir. Hele hele oradan millî eğitim kökenli bir
milletvekilinin olduğu bir ilde bir üniversitenin kurulmamasının bir eksiklik
olduğu inancındayım. İnşallah… Sinop Milletvekilimiz de oradan işaret ediyor;
hakikaten, Sinop'ta da böyle bir üniversitenin kurulmasının ne kadar elzem ve
mühim olduğu, yine, çok açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır; ancak…
HİKMET ÖZDEMİR (Çankırı)
- Çankırı da…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Çankırı Milletvekilimiz de buradan
söylüyor. Demek ki, bu mesele, buradaki milletvekillerimizin en büyük arzusu.
Milletvekillerimiz de, vatandaşlarımızın istek ve arzularının burada tercümanı.
Yine, Ağrı Milletvekilimiz de oradan işaret ediyor; bizim Ağrı'nın neyi
eksik?!.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son cümlenizi
rica ediyorum.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Bizim Ağrımızda böyle bir üniversite kurulmamasının haklı ve makul sebepleri
var mıdır, yok mudur; bunların araştırılması gerekiyor.
Demin de söyledim;
hakikaten, bir üniversite, o ilin çehresini, kaderini değiştirebilecek ölçüde
çok önemli bir müessese. Özellikle, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde üniversitenin
o illere getireceği ekonomik katkının, sosyal, eğitim ve diğer alanlardaki
katkıları yanında, o illere çok önemli katkılar sağlayacağı düşüncesindeyim.
İnşallah, arzumuz,
temennimiz, 22 nci Dönemde, bu dönem Parlamentosu görevini bitirmeden, hakikaten,
diğer illerimizde de hakkı olan üniversitelerin bir an önce oralarda da
kurulması, o vatandaşlarımızın beklentilerine de cevap verilmesidir.
Ben, bu duygu ve
düşüncelerle, yeni kurulan üniversitelerimizin illerimize ve ülkemize hayırlı
olmasını temenni ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Kandoğan.
Madde üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Ek madde 60'ı oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
saat 20.00'de toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.
Kapanma Saati: 19.18
BEŞİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 20.06
BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Ahmet KÜÇÜK
(Çanakkale)
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 46 ncı Birleşiminin
Beşinci Oturumunu açıyorum.
1039 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)
6.-
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Tekirdağ
Milletvekili Enis Tütüncü'nün; Aksaray Milletvekili Ahmet Yaşar ve 3 milletvekilinin;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 65 milletvekilinin; Uşak
Milletvekilleri Alim Tunç, Ahmet Çağlayan ve Osman Coşkunoğlu'nun; Ordu
Milletvekilleri Kazım Türkmen ve İdris Sami Tandoğdu ile 94 milletvekilinin;
Giresun Milletvekili Mehmet Işık ile 28 milletvekilinin; Mersin Milletvekili
Dengir Mir Mehmet Fırat'ın; Yozgat Milletvekilleri Mehmet Çiçek, Bekir Bozdağ,
Mehmet Erdemir ve Mehmet Yaşar Öztürk ile 84 milletvekilinin; Adıyaman
Milletvekili Şevket Gürsoy ve 15 milletvekilinin; Iğdır Milletvekili Dursun
Akdemir'in; Burdur Milletvekilleri Bayram Özçelik ile Mehmet Alp'in; Kırşehir
Milletvekili Hüseyin Bayındır'ın; Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu ile 8
milletvekilinin; Ordu Milletvekili Hamit Taşçı ile 19 milletvekilinin; Kırşehir
Milletvekili Mikail Arslan'ın; Amasya Milletvekilleri Akif Gülle ile Hamza
Albayrak'ın; Tekirdağ Milletvekilleri Tevfik Ziyaeddin Akbulut ile Ahmet
Kambur'un; Kırşehir Milletvekili Hacı Turan'ın; Yozgat Milletvekili Mehmet
Erdemir ile 14 milletvekilinin; Erzincan Milletvekilleri Tevhit Karakaya ile
Talip Kaban'ın; Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir ve Denizli Milletvekili Ümmet
Kandoğan'ın; Giresun Milletvekili Nurettin Canikli ile 3 milletvekilinin;
İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ile Kastamonu Milletvekilleri Musa
Sıvacıoğlu, Hakkı Köylü ve Sinan Özkan'ın; Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan
ile Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan'ın; Düzce Milletvekilleri Metin
Kaşıkoğlu, Fahri Çakır ve Yaşar Yakış'ın; Çorum Milletvekili Ali Yüksel
Kavuştu'nun; benzer mahiyetteki Kanun teklifleri ve Milli Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1146, 2/5, 2/10,
2/20, 2/43, 2/66, 2/82, 2/115, 2/164, 2/372, 2/398, 2/410, 2/438, 2/523, 2/531,
2/535, 2/537, 2/541, 2/547, 2/571, 2/533, 2/347, 2/534, 2/542, 2/567, 2/568,
2/609) (S. Sayısı: 1039) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Tasarının 1 inci
maddesine bağlı ek 60 ncı maddeyi bitirmiştik.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, ek 61 inci maddeyi okutmadan önce, kürsüye çıkıp konuşma yapacak
olan arkadaşlardan şunu istirham ediyorum; çünkü, çok uzun sürecek bir çalışma
akşamı geçireceğiz. Süresi biten arkadaşlarımıza sadece 1 dakika eksüre
vereceğim. 1 dakikanın sonundan mikrofon kendiliğinden kapandıktan sonra hiçbir
arkadaşımızın tekrar mikrofonunu açmayacağım. Bütün arkadaşlarımın
konuşmalarını ona göre düzenlemelerini istirham ediyorum.
Ek 61 inci maddeyi
okutuyorum:
Rize Üniversitesi
EK MADDE 61.- Rize'de
Rize Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Karadeniz Teknik
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Fen-Edebiyat Fakültesi, Eğitim Fakültesi,
İlâhiyat Fakültesi, Su Ürünleri Fakültesi ile yeni kurulan Tıp Fakültesinden,
b) Karadeniz Teknik
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulundan,
c) Karadeniz Teknik
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu, Ardeşen Meslek
Yüksekokulu ile Fındıklı Meslek Yüksekokulundan,
d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü ile
Sağlık Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek;
buyurun. (Alkışlar)
Sayın Kepenek, süreniz 10
dakika.
CHP GRUBU ADINA YAKUP
KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben de,
doğum yerim olan Rize'de bir üniversite kurulmasından dolayı çok mutlu olduğumu
belirterek sözlerime başlamak istiyorum. Kuşkusuz, öbür illerin
üniversitelerini de aynı mutlulukla, coşkuyla, sevinçle karşıladığımı belirtmek
isterim.
Değerli arkadaşlar, biraz
önce, Sayın Bakanımız, yarım saate yakın, üniversite-hükümet ilişkilerine
değindi. Çok isterdim ki, Sayın Bakanımız, kürsüye gelmeden önce kendisine
ulaşan bir haberi, bir sevinçli haberi bizimle paylaşsaydı. O sevinçli haber,
Sayın Bakanımızın kendi üniversitesinin ve ilinin, seçildiği ilin, Van Yüzüncü
Yıl Üniversitesi Rektörünün bugün tahliye olmuş olmasıdır. Ben, bu tahliye
nedeniyle duyduğum sevinci sizlerle paylaşmak istiyorum. (CHP sıralarından
alkışlar) Bunu Sayın Bakanın yapmasını, bunu sizlerin de alkışlamasını çok
isterdim; çünkü, ben, bu meseleyi bu kürsüye getirdiğim zaman, birçok sevgili
arkadaşım, sizin sıralarınızdan birçok sevgili arkadaşım, o konunun, yani Yücel
Aşkın'ın tutuklu kalması konusunun benim tarafımdan gündeme getirilmesini çok
da yakışıklı bulmadığını, çok da sempatik bulmadığını, doğru bulmadığını, bunun
yargıya karışma anlamı taşıdığı yönünde beyanlarda bulundular. Ben, o zaman, ne
kadar içten, düzgün ve samimî konuşuyorsam, aynı içtenlikle söylüyorum, bir
ülkenin önemli bir ilinin -neden önemli bir il olduğunu söyleyeceğim-
rektörünün üç ay dolayında hapiste tutulması, hem eğitim dünyası için hem bilim
dünyası için hem hepimiz için hem yargı sistemimiz için tam bir yüzkarasıdır
ve…
AHMET YENİ (Samsun) -
Hocam, yargıya söylemeyin…
YAKUP KEPENEK (Devamla) -
Hayır… Yargının işleyişi açısından söyledim. Ben anlıyorum bu işleri… Başka bir
şey daha…
AHMET YENİ (Samsun) -
Hocam, ama, yargıya…
YAKUP KEPENEK (Devamla) -
İzin verin efendim, izin verin…
Bu ayıbı, bu eksiğimizi,
bir an önce gidermek zorundayız. Bu, hepimize gerekiyor. Ne gerekiyorsa, onu
yapmak zorundayız.
AHMET YENİ (Samsun) -
Hocam, yargıya…
YAKUP KEPENEK (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, izin verin, laf atmaktan vazgeçin, bunları düzeltelim
elbirliğiyle,
Van niye önemlidir, onu da
söyleyeyim: Mustafa Kemal, 1933 üniversite reformundan sonra, Meclisi açış
konuşmasında "Yüce Meclis, ikinci üniversiteyi Van'da açın" demiştir
de, ondan önemlidir Van; ama, Sayın Bakanımız, yine üzülerek belirteyim, o
konulardaki duyarlılığını çok açık belli etmemekle, ne yapıyor bilemiyorum.
Şimdi, gelelim… Tabiî,
"Rize'ye gel" diyorsunuz, gelelim Rize'ye. Rize'de üniversite
açılması, birçok bakımdan çok olumludur, çok önemlidir. Bu olumlu, önemli
noktalardan birincisi şudur: Rize, bildiğiniz gibi, değişik müziğin, giyimin,
kültürün, şiirin, lehçenin ortaklaşa bulunduğu; bunların, dostluk, barış ve
dayanışma içinde bir arada yaşadığı bir yöremizdir. Çok çeşitliliğin,
olağanüstü güzelliğidir. O olağanüstü birliktelikten, dayanışmadan ve Rize
insanının, gerektiğinde kendisiyle alay edebilecek kadar olgunluğundan
kaynaklanan bir güzideliği, bir seçkinliği vardır. Orada kurulacak
üniversitenin, bu hoşgörüyü, bu dayanışmayı, bu barışı çok daha yükseklere,
ülkeye ve evrensel düzeye, dünyaya iyi bir biçimde taşıyabileceğini
düşünüyorum; çünkü, dünyada ve bazı zamanlarda ülkemizde, etnik ve dinsel
kimlik tartışmalarının nasıl acı sonuçlar verdiğini hep birlikte yaşıyoruz. O
nedenle, Rize halkının, üniversiteyi çoktan hak etmiş olduğunu belirtmek
istiyorum.
Rize, ayrıca, ülkemize,
nitelikli işgücü vererek de çok büyük katkılar yapmaktadır ve o katkılar,
orada, en son teknolojiyle eğitim yapan bir üniversitenin varlığını esasen
gerekli kılmaktadır.
Değerli arkadaşlar, bilen
bilir, Rize'nin doğası çok çetindir, ulaşımı çetindir, üretimi çetindir ve son
zamanlardaki iki gelişme, Rize'yi sahiden
-uygun deyimiyle- vurmuştur; bunlardan bir tanesi, Çernobil kazası ve
sonrasında yaşanan sağlık sorunudur. Dilerim, yeni üniversitemiz, bu konuda
bilimsel araştırmaları yapar ve şimdiye kadar yapılmayan ve bu devletin halka
olan borcunu, bilimsel araştırmayla öder, bunu çok önemsiyorum.
İkinci; ama hiç de
ikincil olmayan bir şey var; Rize insanı denizle yaşar değerli arkadaşlar, iç
içe yaşar. İkili yol, kıyı yolu, sahil yolu, Rize halkı ile deniz arasında
duvar örmüştür. Çayeli Belediye Başkanımızın dediği gibi, Berlin duvarı
örülmüştür Rize halkı ile deniz arasında; bunun düzeltilmesi gerekir, bunu
yapacak olan, üniversitedir. Rize'de kentleşme bozuktur, Rize'de orman ve yayla
korunamamaktadır. Bunların korunması ve verimli işletilmesi, yine,
üniversitemizin işi olmalıdır. Üniversite, ekonomiye büyük katkılar yapacak,
üretime katkılar yapacak girişimlerde, etkin girişimlerde bulunmalıdır.
Değerli arkadaşlar,
Osmanlı'dan bu yana, onca ferman vardır "şu Rize halkını yerinde tutun,
orada alternatif seçenek ürünler yetiştirelim, başka işler yapalım" diye,
Osmanlı'dan cumhuriyete onca proje vardır. Bunlardan en başarılı olanı yaş çay
üretimidir; ama, o da, Rize halkını orada tutmaya ve geçimini sağlamaya
yetmemektedir. Dolayısıyla, bu nedenle -Sayın Gündüz- Rize halkına bu
üniversitenin verilmesi ya da Rize'de üniversite açılması, yeni iş ve çalışma
kapılarını açacak olması nedeniyle de çok önemlidir.
Sağlık meselesine yeniden
girmeyeceğim; ama, şunu söyleyeyim: Rize insanı, her yönüyle, sağlıktan
kültüre, ekonomiden ulaştırmaya, turizme; her yönüyle, bu üniversiteyle çok
daha güzele, çok daha ileriye, çok daha doğruya gidecektir.
Değerli arkadaşlar, bu
bağlamda, yalnız Rize için değil, genelde üniversitelerimiz için bir dileğim
var, bu 15 üniversitemiz için. Üniversite dediğiniz, kampus ya da yerleşke
biçiminde örgütlenirse iyi olur. İlçelere verilmesi gereken meslek
yüksekokullarıdır. Üniversite, çünkü, yalnız eğitim değildir, bir yaşam
biçimidir. Kültürüyle, sinemasıyla, tiyatrosuyla, ders dışı sosyal
ilişkileriyle üniversite üniversite olmak istiyorsa, bu, kampus biçiminde olur.
Esasen, izin verin, bu saatte bir de işin gülmece tarafını söyleyeyim: Rize'de
Sayın Başbakanımız Tayyip Erdoğan'ın ailesinin ve Sayın Grup Başkanvekilimiz
Topuz'un ailesinin çıkış yerinin adı Kampos'tur. Kampos, kampus demektir; yani,
üniversite kurulacak yer. Dolayısıyla, Rize'de kampus hazırdır, önemli olan
oraya üniversiteyi doğru dürüst yerleştirmektir, kurmaktır; dilerim, biz bunu
böyle yapacağız.
Şimdi, bu çerçevede iki
noktaya daha değinmeme izin verin. (AK Parti sıralarından gürültüler)
Bana değil… Rize'yle
ilgili mi soracaksınız?
MEHMET EMİN MURAT BİLGİÇ
(Isparta) - Halktan uzak olmaz mı üniversite?
YAKUP KEPENEK (Devamla) -
Hayır, hayır… Efendim, başarılı üniversitelere bakın. Lütfen, Sayın Bilgiç…
Halk dalkavukluğu yapmak başka bir şey, bilimi yüceltmek başka bir şey. Ben
sözlerime başlarken üniversitenin üretimle birleşmesi gerektiğini, üretime
yardımcı olması gerektiğini, insanın kalitesini, niteliğini yükseltmesi
gerektiğini özellikle vurguladım. Bunun olması için, işte, hemen yanı başınızda
Orta Doğu Teknik Üniversitesi var, Orta Doğu Teknik Üniversitesi her yönüyle,
teknolojiyi uygulama yönüyle, topluma katkısıyla, OSTİM Projesiyle, başka
projeleriyle çok, halkla iç içedir. Bunun farkında olmanız gerekir.
MEHMET EMİN MURAT BİLGİÇ
(Isparta) - Devlet yardımlarıyla…
YAKUP KEPENEK (Devamla) -
Elbette devlet yardımlarıyla… Bu, devletin işidir. Eğitim, devletin işidir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı.)
BAŞKAN - Sayın Kepenek,
sadece 1 dakika vereceğim bütün arkadaşlara olduğu gibi, lütfen, konuşmanızı
tamamlayınız.
Buyurun.
YAKUP KEPENEK (Devamla) -
Müdahalelerle 2 dakika boşuna geçti.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, bütün bunlar şunu gösteriyor: Halkla bütünleşmek ile üniversite
kavramını karıştırmayalım. Öbür işleri bir arada yürütelim.
Ben Rize'yle ilgili
olarak son bir şey daha söyleyeyim. Kuşkusuz Rize'de üniversite kurulmasına
hepinizin, milletvekillerimizin, eski siyasetçilerimizin, Sayın Topuz'un, Sayın
Yılmaz'ın ve diğer Rize sivil toplum kuruluşlarının onca katkısı var. Ben,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına o katkıyı yapanlara, bu işte emeği
geçenlere içtenlikle teşekkür ediyorum.
Son olarak bir şey daha
söyleyeyim. Rize'de yıllardır çalışan bir Çay Araştırma Enstitüsü var. Ben, bu
enstitünün üniversiteye bağlanması ve daha işlevsel, daha fonksiyonel, daha
halka yakın, daha başarılı olması gerektiği yönünde bir önerge verdim. Desteğinizi bekliyorum. Hepinize
teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Kepenek.
AK Parti Grubu adına Rize
Milletvekili İmdat Sütlüoğlu.
Sayın Sütlüoğlu, buyurun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
İMDAT SÜTLÜOĞLU (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Halkımızın ve tabiî ki,
Rizeli hemşerilerimizin uzun yıllar hasret ve istekle bekledikleri üniversite,
15 ilimizde hayata geçiyor. Halkımız, bunu çok büyük bir hasretle bekliyordu.
Çünkü, üniversite, eğitim demek, eğitimin gelişmesi demek. Üniversite, aynı
zamanda, sosyal gelişmişlik, ekonomik gelişmişlik demek.
İnşallah, temennimiz odur
ki, buruk olan illerimiz de yakın bir gelecekte üniversitelerine kavuşurlar ve
yine temennimiz, illerimizin tamamında üniversitelerin kurulmasıdır.
Değerli kardeşlerim,
bizler, bu ülkenin kalkınması, gelişmesi için gayret ediyoruz. Geçmiş
hükümetler döneminde üniversitelerin kurulması çok gündeme gelmişti. Ancak, bir
türlü gerçekleşmemişti. Halkımızı büyük bir sevince ve heyecana boğan bu büyük
icraatı gerçekleştirmekle, AK Parti İktidarı olarak da büyük bir mutluluk
duyuyoruz.
Ben, sözlerimi
uzatmayacağım. Bu heyecanı sizlerle paylaşmak ve teşekkür etmek için söz
almıştım… (AK Parti sıralarından alkışlar)
Başta Sayın Başbakanımıza, hükümetimize ve tabiî ki, hükümetimizin
değerli üyelerinin içinde bu işte en çok emeği olan Sayın Millî Eğitim
Bakanımıza ve çok değerli ekibine, Millî Eğitim Komisyonunun değerli üyelerine,
Plan Bütçe Komisyonunun değerli üyelerine ve Yüce Meclisin tüm üyelerine tabiî
ki, Cumhuriyet Halk Partili milletvekili arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum,
şükranlarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından "Anavatan" sesleri)
Anavatanın, evet, Anavatan Partisine ve grubu olmayan, tabiî ki, Meclisteki
diğer arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum. Burada bir gönül birliği var, bir
konsensüs var; inşallah, bundan sonraki hizmetlerimiz de birlikte devam edecek.
Ben, 2006 yılında ve
müteakip yıllarda herkese mutluluklar diliyorum; milletimizin ve tüm İslam
âleminin gelecek kurban bayramını kutluyorum; hayırlar, güzellikler ve
mutluluklar getirmesini diliyor hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Sütlüoğlu.
Anavatan Partisi Grubu
adına, Bitlis Milletvekili Edip Safder Gaydalı; buyurun. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin çok değerli üyeleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Önemli bir toplantı
yapıyoruz; ama, çoğunluğumuz buruk. Anayasa gereği, buraya, Türkiye Büyük
Millet Meclisine seçilen her milletvekili seçildiği ilin değil tüm Türkiye'nin
milletvekilidir; dolayısıyla, Türkiye'nin neresine bir çivi çakılırsa bundan
mutluluk duymayacak hiçbir milletvekili yoktur.
Ön sıralarda, üniversite
kurulacak illerin milletvekilleri büyük bir heyecanla, şevkle, zevkle oturup
kendi seçmenlerine doğal olarak da mesajlar veriyorlar. Bir arka sırada biraz
umutla oturan milletvekillerimiz var "acaba sıra bize de gelir mi, gelecek
mi" diye.
SABRİ VARAN (Gümüşhane) -
Bizimkiler umutsuzlar.
EDİP SAFDER GAYDALI
(Devamla) - Tabii, umut hepimizin, zaten umutlarımızı yitirdiğimiz an yaşama
şansımız da olmaz.
Bir güzelliği daha
sizinle paylaşmak istiyorum. Sayın Alptekin, bundan önce bizi yöneten Sayın
Meclis Başkanvekilimiz gerçekten çok demokrat bir kişilik sergiledi, hatta
konuşmama çıkmadan önce Sayın Alptekin'e bu demokrat yaklaşımından ötürü de
teşekkür etmek gereği hissediyordum ve edecektim eğer bizi yönetmiş olsaydı;
ama, Sayın Pakdil gelip oturur oturmaz "konuşmalarınızı
uzatmayacağım" dedi. Gelen gideni aratıyor; ama, Sayın Pakdil'den, tabiî,
şimdiye kadar hiçbir şikâyetimiz olmadı, onun da dirayetli yönetimiyle; ama,
eğer, süremi biraz aşarsam da, bu vesileyle de, herhalde müsamaha göstereceğine
eminim.
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Sayın Bakanım, süreyi aşmayın.
EDİP SAFDER GAYDALI
(Devamla) - Efendim, böyle coşkulu bir günde, böyle güzel bir günde, süreyi aşmamak,
insanın içinden gelenleri söylememesi mümkün değil.
Şimdi, ben, Rize
Üniversitesi hakkında söz aldım. Rize, malum, siyasî tarihimizde önemli bir
ilimiz. Rize İlimiz, 2 Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı çıkarmış. Ama, bunların
bir farklılıkları var; bir Başbakanımız milletvekili sıfatıyla, Rize
Milletvekili sıfatıyla başbakan olmuş, diğer bir Sayın Başbakanımız da Siirt
Milletvekili olup, Rizeli sıfatıyla başbakanlık koltuğuna oturmuş. Her ikisi de
son derece saygın kişiliğe sahiptir; onlara da bir şey söylemiyorum.
Şimdi, gönül isterdi
ki, bir atasözümüz vardır "insan
doğduğu değil, doyduğu yerde" der; yani "doyduğu yerle övünür"
derler; doğrudur; ama, şimdi, Sayın Başbakanımızı acaba, hangi ilimiz başbakan
yaptı? Bakın, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına oturtan Siirt İlimizdir.
Şimdi, ben, Sayın Başbakanımızın yerinde olsam, öncelikle, tabiî, Rize'yi de
alırdım; ama, Siirt'i asla unutmazdım.
SABRİ VARAN (Gümüşhane) -
Bütün iller onun.
EDİP SAFDER GAYDALI
(Devamla) - Şimdi, bunun sıkıntısını, Sayın Millî Eğitim Bakanımız zaten duydu.
Bu ihtiyacı duyduğu için de, çıkıp, buradan, açıklama ihtiyacı hissetti;
buradan açıkladı. Ne dedi: "Diğer illerimizde de kurmak istiyoruz; bunun
için de YÖK'e yazı yazdık; bundan da cevap bekliyoruz.". Peki, bu kurmak
istediğimiz, 15 ilde, YÖK'ün onayı var mı? YÖK
" bu 15 ilden 4'üne ben izin veririm" diyor. Şimdi, bakın, YÖK
4'üne izin verirken, biz 15'ini kuruyoruz da, niye diğer illeri kurarken acaba
bu bahanenin arkasına sığınıyoruz?! (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
Yapılan doğrudur; yapılan doğrudur. Çünkü, neden; bu işin kararını 59 uncu
cumhuriyet hükümeti verecektir; buradaki oyları da, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin değerli üyeleri, değerli oylarıyla verecektir.
AGÂH
KAFKAS (Çorum) - Bu kararı verecek; ama, bir yeri onaylayamaz bunu; sadece
görüş bildirir.
EDİP SAFDER GAYDALI
(Devamla) - Görüş için yazı yazmış efendim; onay demiyorum, hayır. Onay yeri
burasıdır, onay yeri millî hâkimiyettir, onay milletvekilleridir, onay sizlerin
oylarıdır; ama, Sayın Bakanımızın, o gerekçenin arkasına sığınmasını
anlayabilmiş değilim. Ben, bunu arz etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Sayın Bakanımız buradan konuşurken, kurulan üniversiteleri yıl itibariyle de
dile getirdi ve "en son 1995 yılında Galatasaray Üniversitesi, bir vakıf
üniversitesi olarak kuruldu; ondan sonra da, bir üniversite, bizim zamanımıza
kadar kurulmadı" dedi.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Devlet üniversitesi, vakıf değil…
EDİP SAFDER GAYDALI
(Devamla) - Ama, Galatasaray da bir vakıf üniversitesidir.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Vakıf üniversitesi değil, devlet üniversitesi…
EDİP SAFDER GAYDALI
(Devamla) - Peki… Buna sığınacağınızı biliyordum; ama, ondan sonra da 14
üniversite kurulmuştu, onları da dile getirmek istiyordum; ama, o gerekçe de
ortadan kalktığına göre, şimdi, diğer üniversitelerimize bir bakalım.
Bakın, ilk üniversitemiz
1933 yılında İstanbul Üniversitesi olarak kurulmuş, ikinci olarak 1944 yılında
İstanbul Teknik Üniversitesi kurulmuş, 1946'da Ankara Üniversitesi, daha sonra,
1955'te Karadeniz Teknik Üniversitesi, 1955'te -tarih itibariyle biraz sonra;
çünkü, biri 20 Mayısta, biri 27 Mayısta kurulmuş- Ege Üniversitemiz kurulmuş,
1957'de Erzurum Atatürk Üniversitesi kurulmuş, 1959'da da Orta Doğu Teknik
Üniversitesi kurulmuş.
Yani, sıralamaya
baktığımızda, tarihte, önce Cumhuriyet Halk Partisi döneminde en köklü 3
üniversitemiz kurulmuş, daha sonra Demokrat Parti döneminde 5 üniversitemiz
kurulmuş, daha sonra da sırasıyla, diğer partiler zamanında kurula kurula 71
üniversite kurularak gelmiş.
Şimdi, buradaki öğretim
görevlilerine bakıyoruz; 9 021 profesörümüz var, 5 447 de doçentimiz, 11 829…
Yani, toplam 26 297 profesör, doçent, yardımcı doçentimiz var. Diğer öğretim
görevlileriyle birlikte 71 000 öğretim görevlisi ve profesörlerimiz var. Şimdi,
dağılımlarına baktığımızda -işte, Türkiye'nin en büyük sıkıntısı burada- büyük
illerdeki profesör sayısı diğer küçük illerdekinden kat kat fazla. Şimdi, bir
Ankara Üniversitesine bakıyoruz 906 profesör, 9 Eylül İzmir'e bakıyoruz 399,
Ankara Gazi 478, Hacettepe 612, İstanbul 1 291… Böyle sıralayabiliriz. Şimdi,
büyük illerimizde profesör sıkıntısı yok; ama, taşradaki üniversitelerimize
bakıyoruz, orada büyük sıkıntıyla karşılaşıyoruz; şimdi, bu yeni kuracağımız
üniversitelerde de bu sıkıntıları kat kat göreceğiz.
Değerli arkadaşlarım,
geçmişin hakkını yemememiz lazım. Üniversiteleri kuruyoruz, güzel; şimdi, Rize
Üniversitesinin de kararını alacağız, hayırlısıyla, oylarınızla; peki, bu
üniversite, bu fakülteler, bu yüksekokullar -ki, şimdiye kadar öğretimi devam
eden- acaba kimler zamanında yapıldı diye hiç düşündünüz mü?! Biz, sadece adını
koyacağız ve bir de rektör atayarak, göndereceğiz. Dolayısıyla, hani meşhur bir
sözünüz var ya, 2002 yılını malî milat kabul edip, öncesini reddedip de
2002'den sonrasına sahip çıkıyorsunuz; bunun en güzel tipik örneğini de, dün, 9
uncu Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel "Genç Bakış"
programında, televizyonda gençlerle tartışırken söyledi, dedi ki: "Bu hükümet
her şeye sahip çıkıyor, 20 000 000 turistten bahsediyor; peki, bu 20 000 000
turist, 2002'den bu yana yapılan tesislere mi geldi?!" 2002'den bu yana,
acaba bu kurulan tesislere ne kadar ilave yaptınız; bunlarla övünç duymanız
lazım.
Peki, 70 küsur milyar
ihracatımız var; bu 70 küsur milyar ihracatın içinde otomotivin payı 15 milyar
dolar. Peki, soruyorum; 58 ve 59 uncu cumhuriyet hükümetleri zamanında kaç
otomobil fabrikası kuruldu; 1 tane var mı?! (AK Parti sıralarından gürültüler)
Bakın, bakın, şimdi Hyundai için bile hâlâ karar verebilmiş değiliz, Hyundai
için… Bakın, eski notlarımı karıştırırken bir baktım, Çok Değerli Çevre
Bakanımız Osman Pepe'nin, Kocaeli Milletvekiliyken Ford arazisine Ford'un
yatırım yapmaması için verilen gensoru ve soruşturma komisyonlarında burada
ettiği lafları okuyunca tüylerim diken diken oldu; diyor ki: "Çevreyi
mahvedecek, çevreyi rezil edecek." Ford ne oldu; 1 milyar dolar yatırım, 3
milyar dolar ciro, 322 000 000 euro yıllık gelir ve 252 000 araç bir yılda
üretiliyor, bunun 127 000'i ihraç ediliyor. Şimdi, bir baktım, araştırdım,
Çevre ve Orman Bakanı olarak Osman Pepe, gelen misafirlerine, çevreyle ne kadar
uyumlu diye, bu fabrikayı gezdiriyor. Şimdi, bakın, bir şey söylerken, ileride
ne olacak diye, bunun da hesabını yapmamız lazım. Dolayısıyla, şimdiye kadar
emeği geçen tüm milletvekillerine, tüm hükümetlere, hep birlikte teşekkür
etmemiz gerekir. Bu üniversitelerimizin hayırlı olmasını diliyorum. İnşallah,
Siirt ve Bitlis üniversiteleri de 60 ıncı cumhuriyet hükümetine kısmet olacaktır;
yani, bize. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Bakanım,
mikrofonunuzu açtım; teşekkür eder misiniz.
EDİP SAFDER GAYDALI
(Devamla) - Bu vesileyle de, hepinize en derin saygılarımı arz ediyorum.
Tabiî, Ağrılılar da orada
beklenti içinde, Hakkâri de, Şırnak da... Bakın, hani, bölgelerarası
kalkınmışlığı gidereceğiz; yani, bölgelerarası dengesizliği gidereceğiz dediniz
ya, gelip, bunun için de bir teşvikler çıkardınız, hani, Düzce ile Şırnak'ı aynı kefeye koydunuz;
dolayısıyla, Düzce'de şimdi yer bulunmuyor fabrika için; ama, Şırnak'a,
Hakkâri'ye, Bitlis'e kimse gitmedi. İşte, bu adaletsizlikleri, bu kanunlarla,
burada düzeltmemiz lazım. İnşallah size kısmet olur; ha, olmazsa da bize kısmet
olur inşallah.
Hepinize en derin
saygılarımı arz ediyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Gaydalı.
Millî Eğitim Bakanı Sayın
Hüseyin Çelik'in bir açıklaması olacak.
Sayın Bakanım, buyurun.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri,
biraz önce konuşma yapan Değerli Bitlis Milletvekili Sayın Gaydalı, bizim, 2006
yılı içerisinde kurma çabası içerisinde olduğumuz 10 üniversiteyle ilgili
olarak, YÖK'e görüş sorma gerekçesinin arkasına sığındığım gibi bir iddiada
bulundu. Bu, tabiî, doğru bir iddia değil. Mesele şudur: Bu, üniversitesi
olmayan 41 ilimiz, 100 puan üzerinden, bir kriter hesaplamasına, puanlamasına
tabi tutulmuştur. En birinci sırada olan üniversitemiz, yani, kriterleri
itibariyle 1 inci sırada olan üniversitemiz Kırşehir'dir, 76,2 puana sahiptir
il olarak ve 15 inci sırada Amasya İlimiz vardır, o da 50,6 puana sahiptir.
Onun altında kalan 10 ilde de yine
kurulma çabaları sürecektir; çünkü, bunların çoğunda 1 fakülte mevcuttur,
bazılarında 1'den fazla fakülte mevcuttur. Mesela, Sinop İlinde çok sayıda
fakülte var; ama, diğer kriterleri itibariyle bu puanlamada arkada kaldı. Puanı
38 ile 50 arasında olanlarla ilgili olarak da görüş almak üzere bir yazı
yazdık. Biz bunun arkasına falan sığınmıyoruz. Sayın Başbakanımız da, ben de,
değişik vesilelerle yaptığımız açıklamalarda, 15 üniversite kuracağımızı,
üniversite kurmanın ciddî bir iş olduğunu ve Türkiye'de bütün illerde
üniversite kurulması gerektiğini söyledik; ama, burada bir tedricilik esastır,
kademe kademe, adım adım gitmeniz lazım; çünkü, bu bir kaynak meselesidir, bu
bir bütçe meselesidir. Bir taraftan -biraz önce Sayın Gaydalı'nın kendisi de
ifade etti- Türkiye'de, bu anlamda da, maalesef, bir adaletsiz dağılım var.
Türkiye'deki 16 000 profesör ve doçentin 10 000 küsuru üç büyük ilimizde
toplanmıştır. Bunu kendileri de biliyorlar. Dolayısıyla, gerek insan kaynağı
itibariyle gerekse de finans itibariyle ciddî bir hazırlığın yapılması gerekiyor,
altyapı çalışmalarının yapılması gerekiyor ve ardından da bu
üniversitelerimizin kurulması gerekiyor. Şu anda kurduğumuz, yasasını
görüştüğümüz 15 üniversitemiz, diğerlerine göre daha hazır olan, daha iyi
altyapıya ve imkânlara sahip olan vilayetlerimizdir.
Bakın, Siirt'e gelince:
Siirt'te, kriterleri tutmadığı halde, şu anda gerekli şekilde hazırlığı
olmadığı halde, eğer kurulmuş olsaydı, ben, Sayın Gaydalı'nın, esas bundan
dolayı çıkıp Sayın Başbakanı tenkit etmesini beklerdim veya diğer arkadaşlarımın.
Sayın Başbakan eğer popülizm yapmış olsaydı, eğer rasyonalitenin dışına çıkmış
olsaydı böyle bir şey yapardı. Kaldı ki, bir şey daha söyleyeyim -Sayın Gaydalı
çok iyi bilir- ben, şu anda bu yasayı buraya getiren, bu tasarının şüphesiz ki
hükümet adına sahibi olan kişi olarak, aslen Siirtliyim. Şimdi, eğer, biz, bir
ili kayırmak gibi bir telaş içine girmiş olsaydık -Sayın Başbakan Siirt
Milletvekilidir, ben aslen Siirtliyim, orada birçok akrabam var- bunu yapardık;
ama, biz kesinlikle böyle bir duruma düşmeyiz, düşmek istemeyiz. Tamamen
objektif kriterler uygulanmıştır; bunu ifade etmek isterim.
Bir de, Sayın Gaydalı da,
diğer arkadaşlarım da şunu çok iyi bilsinler; biz, kesinlikle, Türk tarihinin,
cumhuriyet tarihinin, Türk Milletinin tarihinin bizimle başladığı falan gibi
bir duygu içerisinde değiliz. Böyle bir halimiz de yok, böyle bir söylemimiz de
yok. Türkiye'de, ülkemizde bugüne kadar kim taş üstüne taş koymuşsa, kim bir
çivi çakmışsa, millet, memleket adına, yararına kim ne yapmışsa, biz onların,
eğer bugün ahrete irtihal eylemişlerse, hatıraları önünde saygıyla eğiliriz,
onları rahmetle anarız; hayatta iseler- onlara sağlıklı, uzun ömürler dileriz
ve onlara saygı duyarız.
EDİP SAFDER GAYDALI
(Bitlis) - Bravo.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bakın, ben okullara internet bağlarken hep şunun altını
çizdim, dedim ki: "Merhum Turgut Özal, iletişim teknolojisi meselesinde
Türkiye'ye çağ atlattı." Her vesileyle rahmetle andım; yapılan doğruları
görmek lazım.
Bakın "1992 yılında
22 üniversite kuruldu" dedim. 22 üniversite kurulurken kimin iktidarda
olduğu, kimin başbakan olduğunu herhalde herkes biliyor. Ondan önce de 29
üniversitemiz vardı; bunların hepsini biz kurmadık ki.
Sonra, ben devlet
üniversitesinden söz ettim, 1995'ten beri devlet üniversitesi kurulmamıştır.
BAŞKAN - Sayın Bakanım,
lütfen, konuşmanızı tamamlar mısınız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
Vakıf üniversiteleri,
malumunuz, müteşebbisler tarafından, müteşebbis vakıflar tarafından kuruluyor.
"1995'ten beri, finansmanını devletin ödediği, teşebbüsünü devletin
yaptığı üniversite kurulmamıştır" dediğim budur. Ayrıca, Galatasaray
Üniversitesi de bir devlet üniversitedir; bunu da arkadaşlarıma saygıyla arz
ediyorum.
Sayın Başkan, teşekkür
ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakanım, sağ olun.
Şahsı adına, Rize
Milletvekili Abdulkadir Kart; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ABDULKADİR KART (Rize) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilatı Kanunu hakkında, diğer bir anlamıyla, ülkemizde 15 yeni üniversitenin
kurulmasıyla ilgili kanun tasarısı hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum;
bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bugün gerçekten -konuşmaları izliyorum- gerek muhalefetin gerek iktidarın
mutabık kaldığı, birlikte, sevinç içinde, mutluluk içinde çıkarmaya çalıştığı
bir yasayı görüşüyoruz. Tabiî, burada, ben üniversitelerin önemine değinmek
istemiyorum; ama, bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.
Bakın, değerli
arkadaşlarım, şu anda, bizim, şu veya bu sebeple 70 000'e yakın öğrencimiz yurt
dışında yükseköğretimini görüyor. Şöyle, oturdum, bir hesapladım; bir
öğrencinin yıllık maliyetinin 25 000 dolar olduğunu düşünürsek, 1 750 000 000
dolar parayı, biz, her yıl yükseköğretim için yurt dışına harcıyoruz, bu
öğrencilerimiz vasıtasıyla. Bunu TL'ye çevirirsek, yaklaşık 2,3 katrilyon
yapıyor.
Bugün, ben,
üniversitelerimizin toplam bütçesine bakıyorum, biraz önce Sayın Bakanımız
ifade ettiler, 5,8 katrilyon dediler ve 2 000 000 öğrenci için. Mesela, ben,
bize yakın olduğu için söylüyorum, Karadeniz Teknik Üniversitemizin 42 000
civarında öğrencisi var ve 2006 yılı bütçesi 123 trilyon lira civarında. Yani,
biz, ülkemizde bu üniversiteleri çoğaltırsak, yurt dışına harcamış olduğumuz bu
parayla, Karadeniz Teknik Üniversitesi gibi 19 üniversiteyi finanse ederiz
arkadaşlar. Ekonomik olarak böyle; sosyal ve kültürel faydalarını zaten burada
anlatmaya gerek yok.
Onun için, bana göre son
derece olumlu bir yasa tasarısı; hatta, geç kalınmış bir yasa tasarısı diye
düşünüyorum ve inşallah, bundan sonra, zaten Sayın Bakanımız da ifade etti,
ikinci bir yasa tasarısını da kendileri hazırlayacaklar, bana göre çok isabetli
bir iş yapacaklar.
Değerli arkadaşlarım,
Rize Üniversitesi, bana göre üniversite olmayı hak eden bir altyapıya sahiptir.
Şu anda 4 fakültemiz var, 3 yüksekokulumuz var, yurt binalarımız var, her türlü
fiziki altyapıyla, şu anda üniversite olmayı yıllardan beri hak etmiş, bekleyen
bir üniversite.
Tabiî, burada, Sayın
Gaydalı söyledi, doğru söyledi; eğer bu kriterler, bu altyapı bugüne kadar
hazırlanmamış olsaydı, biz, şu anda Rize Üniversitesini kuramazdık.
Dolayısıyla, bu
altyapının oluşmasında emeği geçen herkese buradan teşekkür ediyorum,
şükranlarımı arz ediyorum, ölenleri de rahmetle anıyorum.
Tabiî, burada, bir sayın
milletvekili arkadaşım, Bilecik Milletvekili arkadaşım Sayın Tüzün, tabiî,
kendi iline de üniversite isterken, zannediyorum biraz da onun heyecanına
kapılarak belki dili sürçmüştür, Rize'yle ilgili bazı yanlış bilgiler
vermiştir. Bunu da burada düzeltmek istiyorum.
Bakın, Rize'de 2
yüksekokul var dediler; hayır, Rize'de şu anda 3 yüksekokul var, 2 tanesi
öğretimde 1 tanesi de kuruldu, önümüzdeki yıl öğrenci alacak. Mesela, Rize'de
yurt binası hiç yok dediler; ben, gelmeden biraz önce Kredi Yurtlar Kurumu
Genel Müdürümü aradım, sağlıklı bilgi olsun diye, Rize'de, şu anda, Kredi
Yurtlar Kurumuna ait, 1 300 öğrenci kapasiteli öğrenci yurdu var, en az bir bu
kadar da özel sektöre ait yurt var. Dolayısıyla, sanki Rize, Başbakanımızın
ili, biraz torpil yapılarak, kayrılarak bu tasarıya konuldu gibi bir imaj
yaratılmaya çalışılıyor. Arkadaşlar, bu kesinlikle doğru değildir, Rize bunu hak
etmiştir.
Ben, buradan Sayın
Tüzün'e de şöyle bir çağrıda bulunuyorum; önümüzde, hazır, bayram var, kurban
bayramı var, kendisini Rize'ye davet ediyorum, lütfedip gelirlerse, benim
misafirim olurlarsa şeref verirler; ben, ona, Rize'deki altyapıyı tek tek gezdirmek
isterim; hatta, kendisinin hiç yok dediği Kredi Yurtlar Kurumu öğrenci yurdunda
da onu misafir etmek isterim. Böyle bir teklifte bulunmak istiyorum.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Siz de Bilecik'e gidin, Bilecik'i bir görün.
ABDULKADİR KART (Devamla)
- Bu arada şunu da söylemek istiyorum: Tabiî, üniversite bekleyen
arkadaşlarımız var, saygıyla karşılıyorum ve diyorum ki, Bilecik'e üniversite
kurulması noktasında da bir talep olursa, ben de destek olacağımı, burada,
huzurlarınızda ifade etmek istiyorum.
Bu üniversitelerin
kurulmasında, bu yasa tasarısının buraya kadar gelmesinde emeği geçen, başta
Sayın Başbakanıma, Bakanlar Kurulu üyelerine, ki, özellikle Sayın Millî Eğitim
Bakanıma, siz değerli arkadaşlarıma, bürokratlarımıza, herkese çok çok teşekkür
ediyorum; hepsine, Rizeliler adına şükranlarımı sunuyorum ben buradan.
Ben, bu, yeni 15
üniversitemizin ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, hepinize tekrar
teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kart.
Şahsı adına, Rize
Milletvekili Sayın İlyas Çakır; buyurun.
İLYAS ÇAKIR (Rize) -
Sayın Başkan, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan yeni
üniversiteler kanun tasarısı üzerinde, ek 61 inci maddede, yani, Rize
üniversitesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi en derin
saygılarımla selamlarım.
Değerli arkadaşlar, şu
bir gerçek: İktidar icraat yapıyor, hele bizim iktidar, en doğru işleri en
güzel şekilde icraat yapıyor; biz de, bu sıralarda onlara yardımcı olmaya
çalışıyoruz, hükümetimize. Bir bakıma, biz, arkalarda konuşma özürlü olduk;
ama, bir iki husus var, onları size açıklamadan geçemeyeceğim.
Siyaset garip bir meslek.
Ümmet Bey geldi buraya "ben Rize üniversitesine destek vermiştim" dedi.
Bizim de kendisine teşekkür borcumuz olur; ama, siyaseten, sanki Ümmet Bey dedi
diye Rize'de üniversite açıldı gibi bir durum doğuyor. Tabiî, bu, siyasetin garip bir cilvesi.
Başka bir husus: Bugüne
kadar, ben ve milletvekili arkadaşlarım, Rize'de bu altyapıyı oluşturmada
yardımcı olan bütün insanlara hep müteşekkir olduk ve bugün de çıkan, benden
önce, diğer iki arkadaşım müteşekkir oldu ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde taş
taş üstüne koyan herkese müteşekkir olduk. Onun için, biz burada kimseyi zemmetmeden
ve kaderin garip bir cilvesi olarak, milletvekili listelerine yazılıp
Türkiye'de iktidar olabilecek oyu alma durumunda olan Başbakanımızın, seçimlere
giremeyip de, sonra, teknik bir durumdan dolayı Siirt'ten milletvekili
seçilerek Başbakanımız olarak yaptığı bu icraatlarda, esasında Rize'nin
Başbakanı değil, bütün Türkiye'nin Başbakanı olarak kendisine teşekkür
borçluyuz ve biz, bu teşekkürü kendilerine yapıyoruz.
Burada, bir hususu
belirtmek istiyorum değerli arkadaşlar; eğitim-ekonomi, kalkınma ilişkisi,
artık, hiç kimsenin inkâr edemeyeceği bir ilişkidir ve bundan dolayı da, eğitim
teorisyenlerine göre, özellikle yükseköğretim seviyesindeki eğitim faaliyetinin
bir ülkenin kalkınması için ne kadar önemli olduğunu bütün teorisyenler, bütün
bilim adamları ortaya koyuyorlar. Dediğim gibi, bizden önce üniversite açan
değerli cumhuriyet hükümetlerine, bu başarılı icraatlarıyla 15 üniversite daha
ekleyen bu hükümetimizi, başta Sayın Başbakanımızı ve Bakanlar Kurulunu ve
Saygıdeğer Millî Eğitim Bakanımızı ve arkadaşlarını, hepinizin huzurunda
teşekkür ederek ben de ödüllendirmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, bir
iki husus var. Rize'yi çok güzel anlattı Yakup Kepenek Hocam, kendisi Rizeli;
fakat, bütün dünyada da olduğu gibi, üniversitelerde araştırma-geliştirme
faaliyetleri öncelikli olan üniversiteler, eğitim-öğretim faaliyetleri
öncelikli üniversiteler, kampus yapılanmasındaki üniversiteler, hitap ettiği
kitle, alan bakımından bütün ile yayılmış üniversiteler şeklinde çeşitli
üniversite yapıları vardır. Bizim Rize'deki üniversitemiz, bir bakıma kampus
üniversitesi, yani, merkezî birimlerde olacak derslik ve araştırma birimlerinin
ötesinde, kütüphanesiyle, araştırma laboratuvarlarının ötesinde, bütün Rize
hinterlandına hitap edecek bir üniversite olarak yapılandırılması ve o ili kalkındırması noktasından bir örnek
üniversitesi olması üzere, biz, özel bir gayret içerisindeyiz. Bunun için
gerekli fiziksel altyapıyı hazırlamada bütün Rizeli iş adamlarımız zaten bize ve
Sayın Başbakanımıza söz vermişler, onu gerçekleştireceklerdir. Bunu, Rize'ye
özel olarak, bir örnek olarak sunacağız zaten Türkiye'ye inşallah.
Ben, tabiî, buraya gelip,
her şeyden önce, vaktinizi almadan, bir Rize milletvekili olarak, hükümetimize
ve sizlere teşekkür etmek için çıktım. O bakımdan, sözlerimi de fazla
uzatmadan, not aldığım hususları da sizlerle belki başka zamanlarda paylaşarak
üniversitelerimize katkı yaparız; ama, bir husus var. Üniversite deyince
fiziksel mekân, öğretim üyesi, laboratuvar, kütüphane… Fakat, bunları, dediğim gibi,
başka zaman tartışırız. Sayın Bakanımızın burada söylediği, üniversitelerimiz
için, öğretim üyesi, öğretim elemanı yetiştirme projesini ben çok önemsiyorum;
ayrıca, kendilerine teşekkür ediyorum. Bu projeye ve bahsettiğim diğer
alanlarda, burada yapılan tartışmalarda sizlerin de katkılarını istiyorum.
Hepinize hürmet ve
saygılarımı arz ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Çakır.
Madde üzerinde 1 adet
önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1039
sıra sayılı yasanın ek 61 inci maddesinin (a) bendinin son paragrafında yer
alan "su ürünleri fakültesinin" önüne "ve" kelimesinin
ilave edilmesini arz ederiz.
|
|
Ferit
Mevlüt Aslanoğlu |
Muharrem
İnce |
Muharrem
Kılıç |
|
|
Malatya |
Yalova |
Malatya |
|
|
Yaşar
Tüzün |
Emin Koç |
|
|
|
Bilecik |
Yozgat |
|
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Katılıyoruz Sayın Başkanım. Redaksiyonla ilgili bir
mesele olduğu için, esası değiştirmiyor; katılıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu,
buyurun.
Süreniz 5 dakika.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Sayın Başkanım, Yüce Meclisin değerli üyeleri; bir kere şuna çok
mutlu oluyorum; yani, ilimle, bilimle, Türkiye'nin çağdaş dünyaya gideceğinden
dolayı, tüm arkadaşlarımın bunu yürekten arzu etmesinden dolayı mutlu oluyorum.
Türkiye, ancak çağdaş
dünyaya… Her ilde bir üniversitemiz olursa, gençlerimiz okursa, buna çok mutlu
oluyorum; ama, Sayın Bakanım, siz, burada, yaklaşık 15 üniversitemize, her bir
üniversiteye 900 taneden az olmamak üzere kadro veriyorsunuz, sadece öğretim
görevlisi kadrosu.
Sayın Bakanım, beni
sevmeyebilirsiniz, beni sevmeyebilirsiniz; ama, siz, Malatya İnönü
Üniversitesini sevmek zorundasınız!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sizi de seviyoruz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Değerli arkadaşlarım, üç yıldır -Sayın Bakanım diyor ki, Maliye
vermiyor, Devlet Personel vermiyor- üç yıldır, didine didine -kendi onayı dahil
Sayın Bakanımın- didine didine Malatya
İnönü Üniversitesine… Kanun basıldı, kanun burada, basıldı, 826 sıra sayılı
kanun teklifi…
Bunda da imzası olanları
okuyorum: Sayın Muharrem Kılıç, Sayın Gülsün Bilgehan, Sayın Hüseyin Özcan,
Sayın Miraç Akdoğan, Sayın Fuat Ölmeztoprak, Sayın Erdoğan Yetenç, Sayın
İbrahim Özal, Sayın Yakup Kepenek, Sayın Süleyman Sarıbaş, Sayın Mehmet
Sevigen, Sayın Nükhet Hotar, Sayın İlhan Albayrak, Sayın Zeynep Damla Gürel. Bu
Meclisin bir konsensüsü. Bu üniversitenin buna ihtiyacı var diye, üç yıldır, bu
kanun basıldı, bir yıl önce basıldı, ne hikmetse burada bekliyor.
Sayın Bakanım, bizim
hakkımızı yiyorsunuz! Bu, hak yemektir. 15 tane üniversite kuruyorsunuz, onlara
kadro veriyorsunuz, 826 sıra sayılı kanun teklifini… Beni sevmeyebilirsiniz,
ama, Malatya İnönü Üniversitesini sevmek zorundasınız! (CHP sıralarından
alkışlar) Hak ettiğimiz, ama, her ne hikmetse, bekliyor, gelmiyor buraya. 15
üniversiteyi getiriyorsunuz. Size defalarca istirham ettim; bir bakana olan
hitap tarzımı asla bozmadım ve grup başkanvekillerine, AK Parti grup
başkanvekillerine hep rica ettim; ama, bu, gasptır, gasp arkadaşlar! Bunun adı
gasptır! Bir yerin hakkını vermemektir! Bir yıldır basıldı…
Size bir bilgi vereceğim
Sayın Bakanım. Sorun Yükseköğretim Genel Müdürlüğünüze; Malatya İnönü
Üniversitesinde 3 000 tane öğretim kadrosu açığı var mıdır yok mudur?.. 3 000
tane diyorum Sayın Bakanım, bunu iddia ediyorum. Yükseköğrenim Genel Müdürünüze
sorun. Ben size bilgi vereyim. 19 000 tane öğrencimiz var, 1 355 tane öğretim
görevlimiz var.
Değerli arkadaşlarım,
burada, daha yeni açılan bir üniversiteye 1 350 kadro veriliyor arkadaş. 19 000
tane bizim öğrencimiz var. Bizim öğrencilerimizi katletmek mi istiyorsunuz?!
Malatya'dan çıkan çocukların Türkiye'de bir yere gelmemesini mi istiyorsunuz?!
Değerli arkadaşlarım, bunun anlamı budur.
AGÂH KAFKAS (Çorum) -
Malatya'da Malatyalılar okumuyor ki, herkes okuyor.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Onlar hepimizin çocuğu, evet Sayın Kafkas, hepimizin çocuğu.
Sayın Bakanım, benim
istirhamım, Malatya olarak istirhamım ve hakikaten, Malatya olarak… O çocuklar
hepimizin çocuğu, Balıkesir'in çocuğu da, sizin çocuğunuz da geliyor,
Türkiye'nin her tarafından insanlar geliyor.
Tabiî, yine, burada,
değerli arkadaşlarım çok mutlu oldular, çok güzel, arkadaşlar; ama, değerli
arkadaşlarım, eğer, biz, bu üniversitelere her giren çocuğumuza yabancı dille
eğitim yaptırmazsak, ha liseyi bitirmiş ha üniversiteyi bitirmiş!.. Bunu bir
kez daha söylüyorum. Onun için, Sayın Bakanım, hakkımızı istiyoruz. Biz asla
fazla bir şey istemiyoruz. Kayseri Üniversitesi, aynı öğrenci sayısı, 5 000
tane öğretim görevlisi var Sayın Bakanım.
Sayın Yükseköğrenim Genel
Müdürüm burada; Malatya İnönü Üniversitesinin öğretim görevlisi açığı… Onu
bırakın, onu bırakın değerli arkadaşlarım, 1 000 tane ebe, hemşire, sağlık
memuru, temizlik şirketi kadrosunda çalışıyor arkadaşlar. Temizlik şirketi
kadrosunda, 350 000 000 lira, ebe, hemşire, sağlık memuru arkadaşlar… Bu ayıp
bize yeter! Bu ayıp bize yeter! Biz bir şey istemiyoruz; hak ettiğimiz kanunu
istiyoruz. Sayın Bakanım, beni sevmeyebilirsiniz. Beni sevmiyorsanız, ben feda
olayım, İnönü Üniversitesindeki…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
EDİP SAFDER GAYDALI
(Bitlis) - Seni sevmeyen ölsün!
BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu,
1 dakika içinde konuşmanızı tamamlayın efendim.
Buyurun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Beni feda edin efendim; ama, burada, bu Meclisin bir mozaiğiyle,
tüm partilerin ortak bir önergesiyle, üç yıl önce… 220 defa arkadaşlar… Maliye
Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü ve en son burada, Sayın Başbakan talimat
verdi, "bu kanunu buraya gönderin" dedi; sizin de bilginiz var; ama,
ne hikmetse arkadaşlar ya, gökten bir şey geldi, bu burada kalsın dediler!
RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)
- Heyecanlanma, sakin ol.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Nasıl heyecanlanmam ya, siz hakkınızı alıyorsunuz! Saygı duyuyorum,
helal olsun; ama, hakkı yenenler var, onlara niye isyan etmiyorsunuz?!
Sayın Bakanım, büyük bir
haksızlık yapıyorsunuz. Mesele ne benim ne hiçbir arkadaşımın; mesele,
Malatya'nın meselesi. Siz Malatya'yı sevmiyorsunuz!
Saygılar sunarım. (CHP
sıralarından alkışlar)
AGÂH KAFKAS (Çorum) -
Seni de seviyoruz, Malatya'yı da seviyoruz, kayısıyı da seviyoruz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan…
BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce, Malatya
Milletvekili Sayın Mevlüt Aslanoğlu'nun, tabiî, bu sitemleriyle ilgili bir iki
açıklayıcı bilgi vereyim. Biz, Sayın Aslanoğlu'nu, düşündüğünün aksine çok
seviyoruz; Malatya'yı da çok seviyoruz; ona, hiç şüpheniz olmasın.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Aman Bakanım, kuru kuru
sevmenizi istemiyorum.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bakın, ben -müsaade edin- bunun kişileri sevip sevmemekle
ilgilisinin olmadığını ifade etmek istiyorum; çünkü, nitekim, kendiniz de ifade
ettiniz, bu kanun teklifinde sadece zatıâlinizin imzası yok, bizim Parti Grubumuza
mensup milletvekili arkadaşlarımızın da imzası var.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Anavatan Partisi Grubunun da…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Anavatanlı arkadaşlarımızın da imzası var; ama, buradaki
problem, sizi sevip sevmemek, Malatya'yı sevip sevmemek veya Malatya
Üniversitesini sevip sevmemekle ilgili bir mesele değil. Ben, aksine,
Malatya'yı çok seviyorum, kaç kere Malatya'ya ne için geldiğimi biliyorsunuz;
zatıâlinizle birlikte o programlara katıldık.
Şimdi, değerli arkadaşlar,
biz, üniversitelerimizin, şu anda mevcut üniversitelerimizin kadro ihtiyacıyla
ilgili olarak, şu anda müstakil bir çalışma yapıyoruz. Bu ihtiyaç… Bakın,
hizmet satın alarak hemşire çalıştıran tek üniversite, Malatya İnönü
Üniversitesi değildir, birçok üniversitemizin bu manada talepleri var. Biz,
bütün bu talepleri… Şimdi, bugün Malatya'ya çıkardığımız zaman, arkasından 52
üniversiteden aynı talebin gelmediğini siz nereden biliyorsunuz?! Biz bunların
hepsini bir bütün olarak değerlendireceğiz. Maliye Bakanlığı, Devlet Personel
Başkanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, Millî Eğitim Bakanlığı dörtlü bir ortak
çalışma yapacağız. Bununla ilgili olarak yapılması gereken ne ise, hep birlikte
yapacağız. Bunu değerli arkadaşlarımla paylaşmak isterim.
Teşekkür ederim
arkadaşlar.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakanım.
Sayın milletvekilleri,
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Ek madde 62'yi
okutuyorum:
Namık Kemal Üniversitesi
EK MADDE 62.- Tekirdağ'da
Namık Kemal Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Fen-Edebiyat Fakültesi ve Tıp Fakültesi ile Trakya Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Ziraat Fakültesi ile Çorlu Mühendislik Fakültesinden,
b) Trakya Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe
bağlanan Sağlık Yüksekokulundan,
c) Trakya Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu, Çorlu Meslek Yüksekokulu, Çerkezköy
Meslek Yüksekokulu, Hayrabolu Meslek Yüksekokulu, Malkara Meslek Yüksekokulu,
Marmara Ereğlisi Meslek Yüksekokulu, Muratlı Meslek Yüksekokulu, Saray Meslek
Yüksekokulu ile Şarköy Meslek Yüksekokulundan,
d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü ile Sağlık
Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Tekirdağ Milletvekili Sayın Enis Tütüncü;
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ENİS
TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının ek 62 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet
Halk Partisi Gruba adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi sevgiyle,
saygıyla selamlıyorum.
Tekirdağ'da üniversite
kurulması çabaları oldukça eski yıllara dayanmaktadır. Bunun
gerçekleştirilmesi, bu döneme, bu Parlamento dönemine kısmet oldu. Bu nedenle,
Sayın Bakan, size ve şahsınızda hükümetinize teşekkür ediyoruz.
Aslında, Tekirdağ'da
üniversite kurulması isteği ve çabaları, özellikle 1980'li yıllarda hız
kazanmaya başlamıştır. Bu nedenle, üniversite kuruluşunda, geçmiş dönemdeki
bütün siyasî partilerin, bunların gelmiş geçmiş bütün yönetici ve
milletvekillerinin, Tekirdağ'da görev yapan bütün merkezî ve mahallî
yöneticilerin, ayrıca, bu iddiayı sürdüren, isimli isimsiz, çok sayıda
Tekirdağlı hemşerimizin katkısı vardır. Bu nedenle, buradan hepsine
teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz. Biliyorum ki, onların katkıları,
en az bizim buradaki katkımız kadar önemlidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Tekirdağımızın tarihi, Milattan Önce 4 000'li yıllara kadar uzanmaktadır.
İlimizin kapladığı topraklar, 1362 yılından itibaren Osmanlı Sultanı I.
Murad'la birlikte Türk Milletinin yurdu haline gelmeye başlamıştır. Bu noktada,
güzel Tekirdağımızın unutamadığı ve Tekirdağlılara onur kazandıran olaylardan
dördünü size anımsatmak istiyorum.
1840 yılında, vatan ve
özgürlük şairi Namık Kemal ilimizde doğmuştur.
Mustafa Kemal,
Çanakkale'de destan yaratan meşhur 19 uncu Tümeni Tekirdağ'da savaşa hazırlamıştır.
19 uncu Tümene, Tekirdağ merkez ve ilçelerinden çok sayıda evladı fatihan
katılmış ve bunların tümüne yakını Çanakkale'de şehit düşmüştür. Onları, daima
rahmetle, şükranla ve saygıyla anıyoruz.
Kurtuluş Savaşında Yunan
işgali yaşayan Tekirdağlılar, çeteli direniş güçleriyle işgal ordusunun bir
güçlü tümenini Tekirdağ'da, Trakya'da tutmayı başarmışlardır. Yunan
Genelkurmayına göre, o tümen eğer zamanında Anadolu'ya kaydırılmış olsaydı,
Kurtuluş Savaşının kaderi değişebilirdi.
Nihayet, Atatürk, harf
devrimi uygulamasında, 1928'te Tekirdağ'a gelmiş ve Başöğretmen olarak ilk
dersi burada vermiştir.
Bilindiği gibi, Namık
Kemal, ünlü şiirinde insanlığa ve dünyaya şöyle haykırmıştır:
"Vatanın bağrına
düşman dayamış hançerini,
Yoğimiş kurtaracak bahtı
kara maderini."
Ve yıllar sonra, Gazi
Mustafa Kemal, Anadolu'dan, bu çığlığa, bu haykırışa şöyle yanıt vermiştir:
"Vatanın bağrına
düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı
kara maderini." (AK Parti sıralarından "AK Parti" sesleri)
Yani, arkadaşlarımız
"AK Parti" diyorlar. Yani, bu kadar partizanlığa pes doğrusu! Yani,
burada, çok ciddî bir anıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabiî ki, bu durumu,
bu arkadaşlarımızın, AK Partinin, bahtı kara maderini Türkiye'nin, kurtaracağı
sözlerini, yüce milletimizin takdirlerine sunuyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Tekirdağ, il dışından en fazla göç alan illerimizden biridir.
Türkiye'nin özellikle gerice yörelerinden, ekmek parası uğruna kopup gelen
yoksul Anadolu insanını, Tekirdağlılar, yıllardır bağırlarına basmaktadırlar.
Özellikle Erzincan, Tunceli, Sivas, Tokat, Trabzon, Sinop, Gümüşhane gibi
illerden göç eden yurttaşlarımız…
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Kastamonu…
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) -
Evet, Kastamonu da var.
…Tekirdağ'da, kendi alt
kimlikleriyle, kültürleriyle, göğüslerini gere gere özgürce yaşamaktadırlar.
İnsanı en yüce değer gören Anadolu hümanizmasının, Balkanlardaki insan, sevgi
ve dayanışma kültürü ışığında, bu toprağın insanı, kendi geleceğini kendi
elleriyle oluşturma hakkını ve bunun haklı gururunu Tekirdağlılarla bir arada
yaşamaktadır.
Tekirdağ nüfusunun, şu
anda, yaklaşık yüzde 70'i şehirlerde yaşamaktadır. Çerkezköy, Çorlu ve Muratlı,
sanayiin hızla geliştiği ilçeler olarak önplana çıkmaktadır. Malkara ve
Hayrabolu organize sanayi bölgeleri bitirilmiş durumda, önemli yatırım
potansiyelleriyle, ciddî ve yaratıcı işadamlarını beklemektedir.
Biz Tekirdağlılar, 21
inci Yüzyılda nasıl bir Tekirdağ istediğimiz üzerinde yıllardır tartıştık,
tartışıyoruz; şöyle bir düşünce önplana çıkmaktadır: Tekirdağ, 21 inci
Yüzyılda, güçlü bir tarım ve hayvancılık temelinde, ulaştırma alt sektörlerinin
birleştiği bir üniversite, kültür ve turizm merkezi olmalıdır. Ulaştırma alt
sektörleri açısından Tekirdağ, Avrupa'da, Kiev'e kadar uzanan bir coğrafyanın,
yani Ukrayna, Romanya, Bulgaristan, Makedonya gibi ülkelerin, demiryolu,
otoyolu, havayolu bağlantıları ile denizyoluna, yani, Tekirdağ Limanına
bağlandığı, söz konusu ülkelerin Ege'ye, Akdeniz'e, oradan da Süveyş Kanalıyla okyanuslara
açılan çıkış kapısı konumuna getirilmelidir. İstanbul limanının alternatifi
olarak geliştirilmelidir. İşte, bu çıkış kapısı konumuyla güçlü bir tarım ve
hayvancılık temelinde Tekirdağ, bir üniversite kültür ve turizm kenti olarak
gelişmesini sürdürmelidir. Tekirdağ'da yaşayan insanların çoğu bunu istiyor.
İnsanlarımız, çevreye, doğaya ve dolayısıyla insan yaşamına zarar veren kirli,
ağır, dengesiz sanayileşmeyi, en azından, Tekirdağ merkezinde; Merkez İlçede
istemiyor.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım;
işte, Tekirdağ'ın gelecekteki kentsel kimliğinin belirlenmesi açısından, bugün,
burada, tarihî bir günü yaşıyoruz, kritik bir virajı alıyoruz. İlimizde,
halihazırda, Tekirdağ Ziraat Fakültesi ve Çorlu Mühendislik Fakültesi ile
merkez ilçe ve ilçelere dağılmış 10 yüksekokul olmak üzere, toplam 12
yükseköğrenim kuruluşu vardır. Buralarda 37'si profesör, çeşitli unvanlarda
toplam 356 akademik personel görev yapmaktadır. 2004-2005 öğrenim yılında
öğrenci sayısı olarak, yaklaşık 8 500 kişi Tekirdağ'da bulunmaktadır. Kredi ve
Yurtlar Kurumuna ait yurt kapasitesi ise 3 100 dolayındadır.
Sayın Başkan, bu
durumuyla Tekirdağ, üniversite kurulmasını, aslında, yıllar önce hak etmiş
konumdadır. Nitekim, YÖK'ün derecelendirmesinde de Tekirdağ bu nedenle birinci
sırada çıkmıştır.
Ek madde 62 ile
Tekirdağ'da Namık Kemal Üniversitesi kuruluyor. Mevcut fakülte ve yüksekokul
potansiyeline ek olarak bir tıp fakültesi ve bir de fen-edebiyat fakültesi ile
üniversite üstü diploma mastır ve doktora derecelerini verecek 3 adet de
enstitü kuruluyor; sosyal bilimleri enstitüsü, fen bilimleri enstitüsü ve
sağlık bilimleri enstitüsü.
Sayın Başkan, Tekirdağ
kamuoyunda üniversitenin ismi konusunda bir tartışma yaşanmaktadır. Kamuoyu şu
anda ikiye ayrılmış durumdadır. Bir bölümü,
üniversite isminin "Namık Kemal Üniversitesi" olmasını…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapandı)
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) -
Toparlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Tütüncü,
bütün arkadaşlara olduğu gibi, ek 1 dakikalık süre veriyorum, siz de lütfen
konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) -
…diğer bölümü ise, sadece "Tekirdağ Üniversitesi" olmasını
istemektedir. Bu konuda bir değişiklik önergesi hazırlanmıştır. Sanırım,
milletvekillerimizden Sayın Mehmet Nuri Saygun bu önergenin gerekçesini açıklayacaklardır.
Ayrıca, bu madde üzerinde
ikinci bir değişiklik önergemiz vardır. Bu önergeyle, Fen-Edebiyat Fakültesinin
Malkara'da kurulması öngörülüyor. Bu önergeyle, üniversite kuruluşunun en az
masrafla gerçekleştirilmesi amaçlanıyor. Bu amaç, son derece haklı ve önemli
gerekçelere dayanmaktadır. Bunları, önerge üzerinde konuşurken biraz sonra size
sunacağız.
Sayın Başkan,değerli
milletvekilleri; sözlerime son verirken, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinin
ve bu yasayla kurulan diğer üniversitelerin, illerimize ve Türkiye'ye hayırlı,
uğurlu olmasını diliyor, Yüce Heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tütüncü.
AK Parti Grubu adına,
Tekirdağ Milletvekili Ziyaeddin Akbulut,
Sayın Akbulut, buyurun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşmekte olduğumuz Yasanın ek 62 nci maddesi uyarınca, AK Parti Grubu adına
söz almış bulunuyorum; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlarım, kuşkusuz, bütün yatırımlar insan içindir ve çok hayırlıdır. Ama,
bunların içerisinde bir yatırım var ki, hepsinden çok daha kutsaldır, çok daha önemlidir; o da
üniversiteye yapılan, yani, insana yapılan yatırımdır. Üniversiteye yapılan
yatırım, bizatihî insanın kendisine, kaliteli insan yetiştirmeye yapılan bir
yatırım olduğu için, bana göre, diğer bütün yatırımlardan çok daha öncelik
kazanmaktadır.
Bugün, şu anda görüşmekte
olduğumuz bu tasarıyla benim ilim de, 15 ilde kurulacak üniversitelerden
birisine, inşallah, sahip olacak. Gerçekten, 30 yıldan beri Tekirdağ'ın büyük
bir hasretle beklediği özlemiydi ve bu tarihî an, bugün gerçekleşiyor ve bu
güzel, hayırlı yatırımın adını vatan şairi, hürriyet şairi Namık Kemal'in
ismiyle taçlandırıyoruz.
Bu önemli, hayırlı ve
fevkalade olayı bize yaşatmaya vesile olan, başta, Sayın Başbakanımız Recep
Tayyip Erdoğan'a, hükümetimizin çok değerli saygıdeğer bakanlarına ve Sayın
Millî Eğitim Bakanımızın gayretlerine, Bütçe Plan Komisyonunun Başkan ve
değerli üyelerine, Millî Eğitim Komisyonunun değerli başkan ve üyelerine,
ayrıca, bu üniversitenin ilimizde gerçekleşmesi için eski yıllarda çalışmış
Tekirdağ'ın yetiştirdiği çok değerli milletvekillerine, bakanlara, valilere ve
belediye başkanlarımıza, halen, bu konuda gayret gösteren bütün Tekirdağ'daki
yetkililere huzurlarınızda teşekkür ediyorum ve özellikle, siz, değerli
milletvekillerimize çok teşekkür ediyorum.
Bu arada, yaklaşan yeni
yılınızı ve kurban bayramınızı da yürekten kutluyorum. Tekirdağ Namık Kemal
Üniversitesinin ülkemize, şehrimize hayırlı ve uğurlu olmasını Cenabı Hak'tan
diliyor, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Akbulut.
Şahsı adına Nevşehir
Milletvekili Osman Seyfi. (AK Parti sıralarından alkışlar)
OSMAN SEYFİ (Nevşehir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla sevgiyle
selamlıyorum. Kurulacak bu 15 üniversitenin de illerimize ve memleketimize
hayırlı ve uğurlu olmasını Cenabı Allah'tan diliyorum. Maalesef, Nevşehir
olarak bu sevince katılamıyoruz.
Değerli arkadaşlarım
biraz önce Sayın Bakanımız burada açıklamalarda bulundu. Tespitlerine
katılmamak mümkün değil. Elbette biliyoruz ki, üniversite kapılarında yığılan
milyonlarca gencimiz var. Biraz önce Sayın Abdulkadir Bey ifade ettiler, yurt
dışında okuyan 70 000 öğrencimiz var. Bunun gibi, Avrupa üniversiteleşme
ortalaması yüzde 50'lerde, Amerika'da, Kanada'da yüzde 80'lerin üzerinde, bizde
maalesef daha yüzde 30'ların altında bir yüksekokullaşma oranı mevcut. Bütün
bunlar acilen Türkiye'nin üniversiteleşmesine, Türkiye'de yüksekokullara
ihtiyacı göstermektedir. Hükümetimiz bir adım atmıştır, kendilerini tebrik
ediyoruz; ama, bu adım yeterli değildir; 15 değil, Türkiye'de bu tasarıyla, bu
teklifle Sayın Bakanım 30 üniversite getirmenizi bekliyorduk ve memnuniyetle
görüyoruz ki bugün, arkanızda çok güçlü bir millî irade var. Burada üç yıldır
çeşitli tasarıları, çeşitli teklifleri görüşüyoruz; bugünkü gibi bir manzaraya
ben ilk defa şahit oluyorum. Muhalefetiyle iktidarıyla lazım olan desteği güçlü
bir şekilde Büyük Millet Meclisimiz vermektedir. Onun için, çekinmeden, AK
Partiye yakışan ataklıkla vereceğimiz önergelerin desteklerini muhalefetle
birlikte bekliyoruz. Eğer, burada önergelerimiz desteklenmezse, reddedilirse,
acilen, hemen vakit geçirmeden, hemen 2006'nın ilk aylarında, diğer 10-15
üniversitenin tasarısını sizlerden bekliyoruz; sadece Milletvekili Osman Seyfi
olarak değil, Türk Milleti olarak bekliyoruz Sayın Bakan. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım,
bakınız, bu millet "eğitim" denildiği zaman koşuyor. Ekmeğini
bırakıyor, aşını bırakıyor, öğrencisini, evladını okutmak için, ekmeğini
kısarak çocuklarını okutmak istiyor. Hayırsever vatandaşlarımız, eğitimden hiç
kaçmıyor. Bu potansiyeli, değerlendirmemiz lazım. Niye çekiniyoruz?
Bakınız, 1992'de,
Türkiye'de 27 tane üniversite vardı; 22 tane üniversite kuruldu. Üniversite
kurulurken de bir hükmî şahsiyet verilmedi. Bunlara yeni fakülteler açılarak,
22 tane üniversite kuruldu; aradan onüç yıl geçti. Şimdi, bakıyoruz ki, o gün
kurulan üniversitelerden bir Niğde Üniversitesi, bünyesinden Aksaray
Üniversitesini çıkarmış. bir Afyon Üniversitesine bakıyoruz, bu tasarıda,
bünyesinden Uşak Üniversitesini çıkarmış. Bir Süleyman Demirel Üniversitesi,
bünyesinden Burdur Üniversitesini çıkarmış ve onüç yıl sonra, bakıyoruz ki,
gerçekten, kâmil manada üniversite olmuşlar veyahut da olma yolundalar.
Onun için, cesaretle,
hiçbir şeyden çekinmeden… Bunun, devletimize de hükümetimize de fazla bir yükü
olmayacaktır; çünkü, binalar hazırdır; yapılmaktadır. Kampus alanlarında yeteri
derecede, binlerce dekar arazi tahsis edilmiştir ve şunu da söyleyeyim: Eğer,
2006'nın içerisinde açılmazsa Sayın Bakanım, yapılan bu binalar tahrip
olacaktır, çürüyecektir ve vebali de Sayın Bakanım, kusura bakma -herhalde
dinliyorsunuz, duyacaksınız- Hüseyin Çelik olarak size ait olacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
inşallah, ümidimizi yitirmedik. Nevşehirliler olarak ve üniversitesi olmayan
diğer iller olarak, bu davanın, bu üniversite davasının takipçisi olacağız;
bunun sözünü aldım.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Seyfi,
lütfen konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
OSMAN SEYFİ (Devamla) -
Büyük vatan ve hürriyet şairi Namık Kemal'in "Ne efsunkâr imişsin ah, ey
didarı hürriyet, Esiri aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten" diyen bir
şiiri, bir kıtası vardır.
Bizim aşkımız da
üniversitedir, üniversitedir diyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
Alkış değil, önergemiz
var; oradan da destek bekliyorum.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Seyfi.
Şahsı adına, Aksaray
Milletvekili Sayın Ramazan Toprak; buyurun.
RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)
- Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bir Uzakdoğu atasözü
var:"Bir yıl sonrasını düşünüyorsanız buğday ekin, on yıl sonrasını
düşünüyorsanız ağaç dikin, yüz yıl sonrasını düşünüyorsanız insan eğitin."
Hükümetimiz, 2006 yılı
bütçesinde aslan payını Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine ayırarak ve 15
ilimizde üniversite kurarak, bu hususta laf değil icraat yapmıştır; kutluyorum.
İlimizin üç özelliğini
birer cümleyle ifade etmek istiyorum. İlimiz Selçukluların Anadolu'daki ilk
lojistik merkezi, askerî üssüdür.
Kapadokya Krallığının
merkezidir ve başkenti, ilimizin açık hava müzesi niteliğindeki Güzelyurt
İlçesidir. Ihlara Vadisiyle, peri bacalarıyla, kaya oyma evleri ve 12 yeraltı
kentiyle, şehriyle bir doğa harikasıdır.
Üçüncü özelliği ise, İpek
Yolu güzergâhında olup, Türkiye sınırları içindeki 12 kervansarayın 4 tanesi
ilimizde bulunmaktadır.
Yine, ilimiz, 5 000'e
yakın öğrencisi, 4 fakültesi ve 5 yüksekokuluyla üniversite altyapısı hazır
olup, Sayın Başbakanımızın ifadesiyle, bir tabelası eksikti; o tabelaya da bu
tasarıyla kavuşmanın sevincini ve gururunu yaşıyoruz.
Kurduğumuz
üniversitelerimizin 15 ilimize ve özellikle de Aksarayımıza, tüm Aksaraylı
hemşerilerimize hayırlı olmasını, ilimizin daha da gelişmesine vesile olmasını
diliyorum. Tüm Aksaraylı hemşerilerimiz adına, başta Sayın Başbakanımız Recep
Tayyip Erdoğan Beyefendi olmak üzere, Millî Eğitim Bakanımız Sayın Hüseyin
Çelik Beye, hükümetimize ve değerli oylarıyla 15 ilimizin ve bu arada
Aksarayımızın da üniversite rüyasını gerçekleştiren siz değerli
milletvekillerine selamlarımı, saygılarımı, şükranlarımı sunuyorum; iyi
akşamlar diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Toprak.
Madde üzerinde 2 adet
önerge vardır; önergeleri önce geliş sıralarına göre okutup, sonra aykırılık
derecelerine göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkalığına
Görüşülmekte olan kanun
tasarısının Ek Madde 62 (a) bendinde yer alan "Rektörlüğe bağlı olarak yeni
kurulan Fen-Edebiyat Fakültesi ve Tıp Fakültesi ile Trakya Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Ziraat Fakültesi ile Çorlu Mühendislik Fakültesinden,"
ibaresinin "Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Tıp Fakültesi ve Malkara
Fen-Edebiyat Fakültesi ile Trakya Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve
bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Ziraat Fakültesi
ile Çorlu Mühendislik Fakültesinden," olarak değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Enis
Tütüncü |
Ali
Kemal Deveciler |
Orhan
Sür |
|
|
Tekirdağ |
Balıkesir |
Balıkesir |
|
|
Yılmaz
Kaya |
Erdal
Karademir |
Birgen
Keleş |
|
|
İzmir |
İzmir |
İstanbul |
|
|
Ali
Kemal Kumkumoğlu |
Oya
Araslı |
Osman
Özcan |
|
|
İstanbul |
Ankara |
Antalya |
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Yükseköğretim Kurumları
Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının Ek Madde 62 maddesinin başlığının ve
birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mehmet
Nuri Saygun |
Halil
Tiryaki |
Muharrem
Kılıç |
|
|
Tekirdağ |
Kırıkkale |
Malatya |
|
|
Enis
Tütüncü |
Yakup
Kepenek |
Kâzım
Türkmen |
|
|
Tekirdağ |
Ankara |
Ordu |
Tekirdağ Namık Kemal
Üniversitesi
Ek madde 62.- Tekirdağ'da
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) -
Bir imza daha var Sayın Başkan…
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum.
MEHMET NURİ SAYGUN
(Tekirdağ) - Sayın Başkanım, hangisi?..
BAŞKAN - Mehmet Nuri Saygun, Yakup Kepenek,
Muharrem Kılıç, Halil Tiryaki, Kâzım Türkmen.
MEHMET NURİ SAYGUN
(Tekirdağ) - Gerekçeyi okutmayın; ben izah edeceğim.
BAŞKAN - Buyurun konuşun
efendim.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) -
Sayın Başkan, benim de imzam vardı, orada, geldim, imza attım; neyse… Herhalde
diğer nüshada Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, 5'ten fazla imza varsa, sadece 5 imza okunuyor, daha sonraları
okunmuyor malumunuz.
MEHMET NURİ SAYGUN
(Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Tekirdağ'da,
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinin kurulmasıyla ilgili olarak bir değişiklik
önergesi talebinde bulundum. Talebimde haklı olduğum inancındayım. Sayın
Bakanımız, ilke olarak, bir kişinin ismi konan illerde il adının
eklenmeyeceğini ilke olarak kabul ettiklerini ifade etti; ancak, izin
verirseniz, Tekirdağ'ın sübjektif bir pozisyonu olmak zorunda. Neden olmak
zorunda: 20 Temmuz 1982'de Tekirdağ'da ziraat fakültesi kurulmuş. Ziraat
fakültesinin kurulmasıyla birlikte, Trakya Üniversitesine bağlı olarak
"Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Kurma ve Yaşatma Derneği" adı
altında, hemen akabinde de, bir dernek kurulmuş. Yirmiüç senedir faaliyet
gösteren ve yirmiüç senedir adı belli, niteliği belli bir üniversite talebi var
ilimizde; Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi.
Şimdi -az evvel, Enis Bey
ifade etti- Tekirdağ'da, böylesine bir uygulama sonrasında ciddî bir sıkıntı
yaşanır hale geldi. Halkın bir bölümü, Tekirdağ Üniversitesi olalım diyor, bir
bölümü Namık Kemal Üniversitesi olalım diyor; ama, aslında, halkın tamamı
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi olalım diyor.
Şimdi, Sayın Bakanım,
sizin ilke olarak getirdiğiniz husus, benim ilimde kurulmakta olan
üniversiteye, toplumun, işadamlarının, kamunun ve tüm etkin olabilecek kurum ve
kuruluşların desteğini gerektirir. Eğer benim ilimde kurulacak olan
üniversitede, ilimin bütün güçleri bütünleşemezlerse, bir birliktelik
yakalanamazsa, Tekirdağ'da kurulacak olan üniversitenin ismi önemini kaybeder
ama, gücünü ve evrensellik niteliğini de kaybeder. Eğer benim ilimdeki
üniversiteyi, Tekirdağ Namık Kemal üniversitesi adı altında bütünleyerek
getirirsek, sanıyorum, işte o zaman bir evrensel üniversiteye adım atmış
oluruz.
Bakın, burada 15 tane
üniversite kuruluyor. Bu kurulacak olan 15 üniversitenin içinde 4 tanesini
Yükseköğretim Kurumu uygun buldu. Bu 4'ün içinde Tekirdağ İli var. Bu 4'ün
içinde Tekirdağ İlinin olması yeterli değil. Bu 4'ün içinde, bütün koşulları en
uygun il Tekirdağ'dı. Bir kere, şu anda mevcut 35 profesörümüz ve 60 yardımcı
doçentimiz, 12 doçentimiz, bütün fizibilitesi tamamlanmış binalarımız,
üniversitenin oluşması ve gelişmesi için gereken her türlü koşullar
tamamlanmış.
Bir başka koşul daha var;
buraya, sanıyorum 20 Mayıs 2002 tarihinde, özellikle Trakya'daki, Tekirdağ İli
sınırlarındaki bütün iş adamlarının da imza koyduğu, 25 000 imzalı
"Tekirdağ Namık Kemal üniversitesini istiyoruz" diye geçmişte bir
talep gelmişti. Şimdi, 25 000 imzalı gelen bu talebin adı, Tekirdağ Namık Kemal
Üniversitesiydi. İstirham ediyorum…
Tekirdağ'a üniversiteyi
getirmiş olduğunuz için teşekkür ediyorum. Tekirdağ halkı adına, Tekirdağ'da üniversitenin oluşması için emek
koymuş herkese, hem geçmişte emek koymuş olanlara hem bugün emek koyanlara
teşekkür ediyorum; ama, istiyorum ki, yarın Tekirdağ'da oluşacak olan
üniversitenin çok daha iyi imkânları olsun, çok daha fazla gelişebilsin. Bu
gelişmenin temel koşulu, tabanıyla, toplumuyla, insanlarıyla bütünleşmesinden
geçer. Bu bütünleşmenin birinci koşulu da, ne yazık ki, isim konusunda ikiye
ayrılan Tekirdağ'ın bir bütün hale getirilmesinden geçer. Tekirdağ'ı bütünlemek
istiyorsak, üniversitenin yaşama geçerken iki farklı zihniyet arasında
bocalamasına lütfen izin vermeyelim ve bu nedenle de, benim sunmuş olduğum bu
önergeye, bu yaptığım açıklamalar tahtında, biraz da sübjektif olarak bakmamız
gerekir diye düşünüyorum.
Evet, doğrudur, Bakanlık
böyle bir prensip kararı almış, bu prensip kararına uyalım. Sayın Bakanım,
prensip kararları, doğaldır ki, kurulacak olan üniversitenin…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Saygun,
lütfen, konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun efendim; ek 1
dakikalık sürenizi başlatıyorum.
MEHMET NURİ SAYGUN
(Devamla) - … daha iyi bir şekilde işlemesi ve Türkiye'de bir birlik temin
etmek açısından doğru olabilir; ama, Tekirdağ benim ilim. Her ne kadar Saffet
Bey "hepimiz Türkiye milletvekiliyiz" dediyse de, doğrudur, hepimiz
Türkiye milletvekiliyiz; ama, özelde hepimizin bir seçim bölgesi var.
Tekirdağ'da yaşananları, izin verin, ben sizlerden biraz daha iyi bileyim ve
Tekirdağ'da üniversiteye konulacak olan ismin toplumdaki onayının, toplumun
neyi istediğinin bilgisi, izin verin bende biraz daha net olsun. Tekirdağ
toplumu bunu istiyor. Tekirdağ, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesini istiyor.
Lütfen, bu konuda Tekirdağ'da yaşayan insanların ve gelecekte Tekirdağ
Üniversitesinin çok daha iyi olmasının önünü açın, önergemizi destekleyin.
Saygılar sunarım. (CHP ve
AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Saygun.
Sayın milletvekilleri,
gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun
tasarısının Ek Madde 62 (a) bendinde yer alan "Rektörlüğe bağlı olarak
yeni kurulan Fen-Edebiyat Fakültesi ve Tıp Fakültesi ile Trakya Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Ziraat Fakültesi ile Çorlu Mühendislik Fakültesinden,"
ibaresinin "Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Tıp Fakültesi ve Malkara
Fen-Edebiyat Fakültesi ile Trakya Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve
bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Ziraat Fakültesi
ile Çorlu Mühendislik Fakültesinden," olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Enis Tütüncü (Tekirdağ) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Tütüncü,
konuşacak mısınız?
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) -
Evet efendim.
BAŞKAN - Buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
bu önerge, fen-edebiyat fakültesinin Malkara İlçesinde kurulmasını öngörüyor.
Burada amaç, üniversite kuruluşunun en az maliyetle gerçekleştirilmesidir.
Bakınız, Türkiye'nin en
büyük sorunu sermaye, yani, kaynak yetersizliğidir. Bu yetersizlik, aslında,
tahribatını, en ağır bir şekilde eğitim alanında kendini gösteriyor.
Bakınız, bugün,
Türkiye'de, 8 300 okulda ikili, 17 600 okulda ise birleştirilmiş sınıflarda
eğitim yapılıyor. İlköğretimde derslik açığı 78 000, ortaöğretimde ise açık 16
700. Kentlerde, yaklaşık 4 300 okulda 4 800 000 öğrenci hâlâ ikili eğitimde
okuyor. 2005-2006 eğitim-öğretim yılında, 30 kişilik sınıflarda tekli ve normal
eğitim yapabilmek için, şu anda, 3 200 okula, 96 000 dersliğe ve 110 000
öğretmene gereksinim duyulmaktadır. 8 600 öğrenciye bir bilgisayar laboratuvarı,
1 600 öğrenciye 1 kütüphane, 5 500 öğrenciye 1 spor salonu, 4 300 öğrenciye 1
konferans salonu düşmektedir.
Öğretmenlerin maaşlarının
nasıl düşük ve yoksulluk sınırının oldukça altında olduğunu biliyoruz. Öğretmen
açığının sürdüğünü biliyoruz. Üniversitelerde malî sıkıntı ve öğretim elemanı
yetersizliği had safhada. Verilen eğitimin kalitesi de son derece düşük Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri. Örneğin, 2003 yılında, dünya çapında,
uluslararası öğrenci değerlendirme sınavı yapıldı; Türkiye'den katılan
öğrenciler, ne yazık ki, son sıralarda kaldılar. Bu nedenle, eğitim amacına
tahsis edilmiş elde hazır ne kadar bina, arsa, yurt, sosyal tesis gibi
olanaklar varsa, hepsini öncelikle değerlendirmeliyiz.
İşte, Malkara İlçesi, bu
açıdan, bir fakültenin en az maliyetle faaliyete geçirilmesi açısından önplana
çıkmaktadır. Neden; kısaca, başlıklar itibariyle sizlere sunayım.
Eski Tekel binası, Trakya
Üniversitesine tahsis edilmiş durumda; toplam alanı 2 460 metrekare, idare
binası 290 metrekare, lojman binası 407 metrekare, hazır.
İkinci olarak, Sayın
Metin İlgün'ün bağışladığı ve tapusunu Trakya Üniversitesine verdiği bir yurt
binası var; bodrum artı dört katla birlikte, 1 160 metrekare, hazır.
Üçüncü olarak, kültür
sarayı; yüzde 50'si özel idare, yüzde 50'si belediye mülkiyetinde; bodrum artı
beş kat, yaklaşık 2 000 metrekare, toplam alanı yaklaşık 4 000 metrekare,
hazır.
Dördüncü olarak, Kredi
Yurtlar Kurumuna ait, karyola sistemiyle 500 kişilik yurt kapasitesi, eğer
ranza sistemine geçilirse 1 000 kişilik yurt kapasitesi. Şu anda bu yurt
kapasitesinin ancak yüzde 20'si kullanılıyor, yüzde 80'i kullanılamıyor.
Beşinci olarak, Sinan
Paşa Merası mevkiinde, hazineye ait ve Trakya Üniversitesine tahsis edilmiş ve
imarlı bir arsa, yaklaşık 500 dönümlük imar planı yapılmış arsa.
Yani, Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Malkara İlçesi, kurulacak bir fakülteyi, şu anda en az
maliyetle kurulmasını sağlayacak bir altyapıya sahip. Yaklaşık 5 000 metrekare,
yani, 500 dekar toplam alan ve bu alanda 15 000 metrekare kapalı alan. Kapalı
alanlar da, söylediğim gibi, idare binası, lojman binası, yurt binası,
konferans, sinema ve tiyatro salonları, kafeterya ve diğer sosyal tesisler.
Şimdi, Sayın Bakana ben,
Plan ve Bütçe Komisyonunda bu konuda, gerçekten, konuyu anlatmaya çalıştım.
Sayın Bakan, belki kendi açısından haklı olarak, dedi ki: "Sayın Tütüncü,
ilçelere burada bu yolu açarsak, birçok ilçe bunu isteyebilir; yani, örneğin,
Van'da da benim şu ilçem istiyor, biz güç durumda kalırız." Ben buradan,
Sayın Bakana, sizin huzurunuzda rica ediyorum ve konunun önemini, altını
çiziyorum: Eğer, Malkara'daki potansiyel, az önce söylediğim potansiyel diğer
ilçelerde varsa ya da…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Tütüncü, 1
dakika içinde konuşmanızı tamamlayınız; buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) -
…ya da hangi ilçede varsa Türkiye'de, mutlaka, mutlaka, mutlaka kullanılmalıdır
değerli arkadaşlarım, kullanılmalıdır. Yani, bu Türkiye'nin boşa harcayacak 1
kuruşu dahi olmamalıdır. Olmamalıdır; çünkü, işsizlik ve yoksulluk almış başını
gidiyor. Bu ülkede 11 000 000 işsiz, 22 000 000 üzerinde açlık ve yoksulluk
sınırında yaşayan insanımız ve işin ilginç yönü, eskiden açlık ve yoksulluk,
çalışmayan, gariban, kimsesiz insanları vuruyordu, AKP İktidarında, açlık ve
yoksulluk, çalışan, üreten, kazanan geniş halk yığınları, çalışanları pençesine
almaya başladı. Bu nedenle, rica ediyorum, Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri, Sayın Bakanımız; sadece Malkara'da değil, Türkiye'nin
neresinde, hangi yöresinde Malkara'nın olanaklarına sahip herhangi bir ilçe
varsa, lütfen, o ilçedeki olanakları da kullanalım.
Bu duygu ve düşüncelerle,
hepinizi en iyi dileklerimle, sevgi ve saygılarımla selamlarım. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Tütüncü.
Gerekçesini dinlediğiniz
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Arkadaşlar, ellerinizi
güzel bir şekilde kaldırırsanız, göreyim yani…
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan "evet" ya da "hayır"ları bir sayın.
BAŞKAN - Sayalım…
Sayalım…
Bu tarafı saydım 28 kişi.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Hayır, hayır, daha fazla… Sayılsın Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun.
Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
HALUK KOÇ (Samsun) - Kaça
kaç Sayın Başkan?..
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) -
Sayın Başkan, kaça kaç?..
BAŞKAN - Sayın Kâtip
Üyemiz Ahmet Küçük Bey daha sonra, Sayın Koç, size söylesin efendim.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın Gaydalı'nın biraz
önce yaptığı konuşmayla ilgili olarak Sayın Bakanımızın yaptığı açıklamalara
ilaveten bir açıklama yapmak istiyor sözlerinin eksik anlaşıldığını ifade
ederek.
Buyurun Sayın Gaydalı.
EDİP SAFDER GAYDALI
(Bitlis) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Bu iyi niyetinizi de istismar
etmemeye çalışacağım.
Değerli arkadaşlarım,
ben, burada konuşurken 550 milletvekilinin hiçbirini kırmamaya özen gösteririm;
çünkü, sizlere oy veren halkıma duyduğum saygıdan ötürü. Hele, bu konuşan bir
bakansa, devlete olan saygımdan bu saygı bir kat daha artar. Konuşmamı hep
tartarak yaparım, kimseyi kırmadan, üzmeden ve doğruları söyleme cihetiyle
yapmayı tercih ederim; ama, ben burada konuşmamı yaparken, Sayın Bakanı da
dikkatle izledim ve 1995'ten bu yana, biz gelinceye kadar hiçbir üniversite kurulmadı
dedim; ama, benim doğru söylemediğimi çıkıp Sayın Bakan burada izah etti
"ben devlet üniversitesi kurulmadı dedim" dedi. Şimdi, tutanakları
aldım, olabilir, yaptığım konuşmada sürçülisan etmişimdir diye; aynen
tutanaklardan okuyup, siz değerli milletvekillerinin takdirine arz edeceğim.
Sayın Bakan diyor ki
konuşmasında: "1995'ten bu yana geçen on yıllık süre içerisinde ülkemizde
büyük bir ihtiyaç olmasına rağmen, maalesef, herhangi bir üniversite
kurulmadı."
Şimdi, Sayın Bakanın,
Sayın Millî Eğitim Bakanımızın kalbini okuma şansım yok; ama, tutanaklara geçen
aynen böyle. Her nedense, ben konuştuktan sonra, millî eğitimle ilgili, Sayın
Bakanım bana cevap verme ihtiyacı duyuyor. Aynı ilin milletvekili de değiliz;
ama, aynı ilden bir tarihte ailemizden birileri karşısında aday olmuş olabilir;
ama, bu şey nedir, onu da çözebilmiş değilim. Bu ihtiyacımı da söyleyeyim.
Bundan sonra da Van'da ailemizden herhangi biriyle karşılıklı aday
olmayacaksınız Sayın Bakanım; rahat olun, müsterih olun; ama, lütfen, bir
kimseyi itham etmeden önce tutanakları da bir kez daha okursanız, karşınızdaki
insanı kırmamış olursunuz.
Hepinize en derin
saygılarımı arz ediyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Gaydalı.
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Sayın Başkan, soru talebimiz vardı.
BAŞKAN - Önergeler
okunduktan sonra girdiğiniz için, söz vermedim; bir sonrakinde isterseniz
verebilirim.
Sayın milletvekilleri, ek
madde 63'ü okutuyorum.
Erzincan Üniversitesi
EK MADDE 63.- Erzincan'da
Erzincan Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Atatürk Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Fen-Edebiyat Fakültesi, Eğitim Fakültesi ile Hukuk
Fakültesinden,
b) Atatürk Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulundan,
c) Atatürk Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu, İlahiyat Meslek Yüksekokulu, Refahiye
Meslek Yüksekokulu, Kelkit Aydın Doğan Meslek Yüksekokulu ve Tercan Meslek
Yüksekokulu ile Fırat Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı
değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Kemaliye Hacı Ali Akın Meslek
Yüksekokulundan,
d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe.
Buyurun Sayın Tınastepe.
(CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA EROL
TINASTEPE (Erzincan) - Teşekkürler Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve
15 Yeni Üniversite Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi üzerinde Grubum adına söz
almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri,
üniversiteler, ülke ekonomisine ve bunun yanı sıra bulundukları illerin
toplumsal ve kültürel yaşamına, iş ve hizmet sektörüne büyük katkıları olan
kurumlardır. Ülkelerin kalkınmasında önemli bir unsur olan ve nitelikli insan
gücü yetiştiren üniversitelerimiz, eğitim, öğretim, bilimsel çalışmalar, bilgi
üretme, yayma ve kültürü aktarma gibi temel görevlerinin yanı sıra, tarımdan
sağlığa, sanayiden çevreye kadar toplumun her konudaki beklentilerine cevap
veren öncül kurumlardır.
Cumhuriyetimizin
kurulduğu ilk yıllardan günümüze üniversitelerimizin gelişimi, zamanın tek
yükseköğretim kurumu olan İstanbul Darülfünunla başlamış ve 1973'te üniversite
sayısı 9'a, 1978'de 19'a, 1989'da 29'a ve 2005 yılı itibariyle de 77'ye
yükselmiştir.
Değerli arkadaşlarım,
ülkemiz eğitim sisteminin önünde duran en önemli sorun, genç nüfusumuzun
tamamını çağdaş standartlara göre yetiştirecek ve Batılı ülkelerle boy
ölçüşecek olanakları henüz tümüyle sağlayamamış olmasıdır. Ülkemizde
yükseköğretim yaşına gelmiş nüfus 5, 5-6 milyon civarındadır. Türkiye'de 18-21
yaş arası gençlerimizin ancak yüzde 16'sı üniversitelidir. Toplam yükseköğrenim
öğrenci sayısının, yükseköğrenim çağına gelmiş yaş grubunun, toplam nüfusa
oranı olarak tanımlanan okullaşma oranı 1965'te yüzde 4 iken, 1981'de yüzde 6,
1993'te yüzde 18, 2002'de yüzde 28 ve son yıllarda bu oran yüzde 30'lar
civarına yükselmiştir.
Görüldüğü gibi, Türkiye,
yükseköğretim sistemi okullaşma oranı itibariyle dünya ortalamasını aşmış
olmasına rağmen, halen gelişmiş ülkelerin gerisindedir. Gelişmiş ülkeler
seviyesine ulaşmamız için okullaşma oranının yüzde 45 civarına yükselmesi,
yükseköğretim öğrenci sayımızın ise 2,5 milyon civarında olması gerekmektedir.
Dolayısıyla, Türkiye'de yeni üniversitelerin kurulması doğru bir yaklaşımdır.
Bir ülkenin gelişmişlik
göstergelerinden biri de okullaşma oranıdır. Dünyaya baktığımızda, Amerika 3
600 üniversiteye, Japonya 576, İngiltere 141 ve Güney Kore ise 156 üniversiteye
sahiptir Ülkemiz üniversiteleri ise, 53'ü devlet, 24'ü vakıf üniversitesi olmak
üzere 77 üniversite ve buna bağlı olarak 1 600 000 öğrenciyle birlikte, 70 000
öğretim elemanı eğitim vermektedir.
Eğitimde amaç, ülkesine
karşı görev ve sorumluluklarının bilincinde olan bilgi çağı insanını
yetiştirmek ve ortaöğretimi bitiren her öğrencimizin, yükseköğrenimini
tamamlayacak koşulları sağlamak olmalıdır. Bu yıl, ülkemizde ilköğretime kayıt
yaptıran her 1 000 öğrenciden ancak 82'si yükseköğrenime gidebilmektedir.
Geçtiğimiz yıl yapılan öğrenci seçme ve yerleştirme sınav sonuçlarına göre, 1
613 000 adaydan, açıköğretim de dahil olmak üzere, sadece 378 000 öğrencimiz
yükseköğrenim şansı elde etmiştir; geriye kalan 1 235 000 aday ise, gelecek
endişesinin üzerlerinde kurduğu baskıyla, bir sonraki yıl tekrar şansını
denemek zorunda kalmıştır.
Üniversiteye olan yoğun
talebin karşılanması için, altyapısı sağlam yeni üniversiteler kurarak
kapasiteyi artırmak yerine, açıköğretim ve ikinci öğretim uygulamasına
gidilmesi, üniversite kapısındaki yığılmayı önleyememiştir. Bu da bize gösteriyor
ki, ancak, okullaşma oranımızı artırırsak daha fazla gencimizi yükseköğrenim
imkânına kavuşturabiliriz.
Sayın milletvekilleri,
Erzincan, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde, 11 903 kilometrekare
alana sahip, 3 000 metre yükseklikteki sarp dağlarla çevrili, Erzincan Ovasının
ortasına kurulmuş, 316 000 nüfuslu bir ilimizdir. 1939 ve 1992 depremlerinden
sonra yeniden yapılanma çalışmalarıyla bölgenin en modern şehri haline
gelmesine rağmen, doğal afetler ve işsizlik nedeniyle dışarıya çok göç
vermiştir. Erzincan'a açılacak üniversitenin bu göçü ve işsizliği azaltmakla
beraber, ilimizin büyük bir eksikliğini de gidermiş olacağı kanaatindeyim.
Yıllar önce kurulan
üniversitelerin bulunduğu illerimizin gözlemlenen en belirgin özelliği, gelişmiş,
ekonomik canlılığa kavuşmuş ve göç olayını asgarîye indirmiş olmalarıdır. Buna
en güzel örnek, Erzurum ve Van İllerimizi verebiliriz.
Değerli arkadaşlarım,
Doğu Anadolu Bölgemizin kalkınması ve gelişmesi için geçmişte hükümetlerin
açıkladığı destekleme paketlerinin geçici bir çözüm olmaktan daha ileriye
gitmediğini hep beraber gördük. Bölgenin kalkınması için özellikle
üniversitelerin açılması önemli bir faktör olacaktır.
Ülkemizde, özellikle
kırsal bölgelerde hâlâ ataerkil bir yapı mevcuttur. Gerek aile yapısı gerekse
ekonomik zorluklar nedeniyle, ailelerde kız çocuklarını yükseköğrenime
göndermeme düşüncesi hâkimdir. İnanıyorum ki, yaşadıkları şehirde bir
üniversite olması halinde ailelerin kız çocuklarını yükseköğrenime gönderme
eğilimi artacaktır.
Erzincan'da kurulacak
üniversite, ilimizin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine katkıda bulunmakla
kalmayıp, sanayici ve işadamlarının Erzincan'a yönelmesini sağlayarak özel-kamu
kurumlarının yatırımlarının artmasına ve bölge ekonomisinin canlanmasına neden
olacaktır.
Sayın milletvekilleri,
Erzincan halkı, yıllardır gerek siyasetçileriyle gerek kamu kurum ve
kuruluşlarıyla gerekse sivil toplum örgütleriyle beraber, Erzincan Üniversitesi
için yoğun uğraşlar vermişlerdir. Bu amaç doğrultusunda, Erzincan Üniversite
Vakfını kurmuşlardır. Bu vakıf, üniversite çalışmalarının organize edilmesi,
toplumsal talebin oluşturulması için hükümet ve siyasîler üzerinde baskı
oluşturmak amacıyla, özel idare, belediye ve birçok resmî kurum ve kuruluşların
katılımıyla oluşmuştur. Erzincan halkı, bugüne kadar, hiçbir fedakârlıktan
kaçınmamıştır. Bunun en güzel örneği, hayırsever vatandaşlarımızın yaptırdığı
fakülte binaları ve yurtlardır. Huzurunuzda, bu hayırsever hemşerilerime,
eğitime yaptıkları katkıdan dolayı teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri,
Yükseköğretim Kurulunca yeni üniversite açılması için belirlenen kriterlerde,
üniversite kurulacak ilde, 250 000 nüfusun yanı sıra, biri fen-edebiyat
fakültesi olmak üzere 2 fakülte, 3 yüksekokul ve en az 3 500 öğrenci bulunması
şartı aranmaktadır. Erzincan'ın daha önce üniversiteye kavuşmuş iller arasında
olmamasını büyük bir talihsizlik olarak değerlendiriyorum. Şu anda, Erzincan'da
3 fakülte, 1 yüksekokul, 4 meslek yüksekokulu bölümleri bulunmakta olup, sosyal
bilimler enstitüsü ve fen bilimleri enstitüsü kurulma aşamasındadır. Erzincan,
3 000 öğrenci kapasiteli yurtlarıyla, 300 akademik personeli, 4 000
öğrencisiyle, öğrencilere yönelik sosyal tesisleri ve spor kompleksleriyle,
Yükseköğretim Kurulu kriterlerini fazlasıyla sağlayarak üniversite kurulmayı
çoktan hak etmiştir.
Erzincan'da faaliyet
gösteren fakülte ve meslek yüksekokullarımız, sınırlı şartlara sahip ve bağlı
bulundukları Atatürk ve Fırat Üniversitelerinin bütçeleriyle sınırlı kalarak,
faaliyetlerini sürdürmek zorunda kalmışlardır. Bu üniversitelerin aşırı dağınık
olması sonucu oluşan yönetimsel hantallık ve bürokratik sorunlar, üniversite
eğitiminin etkinliğini azaltmıştır. Bu fakültelerimiz ve yüksekokullarımızı
Erzincan Üniversitesi çatısının altına almak suretiyle kazanacağı müstakil
tüzelkişiliğin getireceği tüm avantajları yaşayacak, sahip olacağı yeni bütçe,
kadro ve benzeri imkânlar, gelişimlerini çok daha hızlı bir şekilde
sağlayacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Tınastepe,
1 dakikalık süre içerisinde konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
EROL TINASTEPE (Devamla)
- Sayın milletvekilleri, yeni açılacak üniversitelerdeki akademik kadroların,
konusunda uzman, deneyimli akademisyenlerden oluşturulması, gelişmekte olan bu
yeni üniversitelerimizdeki eğitimin kalitesini şüphesiz artıracaktır. Alınacak
yardımcı personelin ise, kamu personeli seçme sınavıyla temin edilmesi,
kadrolaşma söylentilerini engelleyecektir. Aksi takdirde, bu üniversitelerimiz,
hükümetlerin siyasî yandaşlarını doldurduğu, çağdaşlıktan ve bilimsellikten
uzak, siyasallaşmış yapılar olarak kalacaktır.
Erzincan Üniversitemizin
açılmasında emeği geçen, yardım ve desteğini esirgemeyen tüm kişi ve kurumlara
şahsınızda teşekkür ediyor, Erzincan halkına üniversitemizin hayırlı ve uğurlu
olmasını diliyorum.
Bu duygu ve
düşüncelerimle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyor, tüm vatandaşlarımın yeni
yılını ve bayramını en içten dileklerimle kutluyorum.
Saygılar sunarım.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Tınastepe.
AK Parti Grubu adına,
Erzincan Milletvekili Sayın Talip Kaban; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
TALİP KABAN (Erzincan) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Erzincan Üniversitemizin kurulması dolayısıyla söz almış
bulunuyorum; öncelikle Yüce Heyetinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.
Bugün, Genel Kurulumuzda,
15 ilimize yeni üniversite kurulmasının çok önemli bir karar olduğunu belirtmek
istiyorum; çünkü, değerli milletvekilleri, dikkat edilirse, yeni üniversite
kurulacak illerimizin hemen hepsi, millî gelir düzeyi olarak Türkiye
ortalamasının altında olan illerimizdir. Bunu söylemekle, üniversite
kurulmasının sadece ekonomik boyutu olduğunu belirtmek istemiyorum. Muhakkak
ki, üniversite, anlamıyla, mesajlarıyla, fonksiyonlarıyla, bölgede sosyal,
kültürel, ekonomik, bilimsel bir iklim meydana getirecektir. Zaten, önemli olan
da, bu iklimi gerçekleştirebilmektir; çünkü, zamanımızda, bilginin en büyük
zenginlik kaynağı olduğunu biliyoruz. Ekonominin de, en büyük hammaddesi
bilgidir, bilimdir. Bunun içindir ki, çağımıza, bilgi çağı; bu düzeyi
yakalayabilen toplumlara da bilgi toplumu denilmektedir. İnanıyorum ki değerli
milletvekilleri, bu yeni kurulacak üniversiteler, giderek, kapasitelerinin de
artırılmasıyla, gençlerimize yeni eğitim ve öğretim imkânları sunacak ve
toplumumuzun, bilgi toplumu düzeyine gelmesine katkıda bulunacaktır.
Geçmişte, yerel
yöneticilik yaptığım dönemlerden beri, bölgesel farklılıkların giderilmesi,
engellenmesi noktasında hep düşünmüşümdür; devlet, kendisinin finanse ettiği
müesseseleri niçin geri kalmış bölgelere kurmaz diye. Çok şükür, bugün, 59 uncu
cumhuriyet hükümetimiz, bu anlayış doğrultusunda, yasa tasarısını, yasa
tekliflerini Meclisimizin gündemine getirerek bizleri sevindirmiştir.
Dolayısıyla, yıllardan beri Erzincanlıların özlemi olan Erzincan
Üniversitesinin de bu yasanın kapsamı içerisinde olmasından, hemşerilerim adına
büyük sevinç, büyük gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. Bu sebeple, bu
sevinci, bu gururu bizlere yaşatan, başta Başbakanımız olmak üzere,
hükümetimize, Millî Eğitim Bakanımıza, Meclis alt komisyonlarına ve bugün
iktidar muhalefet demeden bu yasayı destekleyen tüm milletvekillerimize ve
Erzincanımızda geçmişten bugüne değin emeği geçen bütün siyasîlerimize,
üniversite olgusunun yükselmesinde ekonomik katkısı olan başta Mehmet Torun,
Aziz Torun ve Hacı Ali Akın Beylere, işadamlarımıza, hemşerilerimize teşekkür
ediyor, Erzincan Üniversitesinin yöremize, hemşerilerimize, tüm memleketimize,
ülkemize hayırlar getirmesini Cenabı Allah'tan diliyor, hepinize saygılarımı
sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kaban.
Anavatan Partisi Grubu
adına, Mardin Milletvekili Muharrem Doğan.
Sayın Doğan, buyurun.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu, 78 ve 190 sayılı yasa tasarısı
üzerinde şahsım ve Anavatan Grubu adına görüşlerimi belirtmek üzere söz almış
bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
insanlığın en temel paylaşımı bilgidir. İlim irfan ise, bu ilim ve irfan
ışığının ülkemizin tüm illerinde sönmemesi için tüm imkânlar kullanılmalıdır.
Yeni üniversite projesi, küreselleşen dünyamızda, ülkemizin çağdaşlaşma ve
aydınlanma projesi olarak önem kazanacaktır. Kalkınmış ülkelere bakıldığında,
yükseköğretim çağ nüfusunun ve okullaşma oranlarının ülkemizin çok üzerinde
olduğu açık bir şekilde görülmektedir.
2005 yılında Türk Eğitim
Derneğince yaptırılan Türkiye'de üniversiteye giriş sistemi araştırması sonuç
raporuna göre, Belçika'da yüzde 56, Fransa'da yüzde 51, Almanya'da yüzde 46,
Hollanda'da yüzde 48, ABD'de yüzde 81, Kanada'da yüzde 88, Japonya ve İsrail'de
yüzde 41, Güney Kore'de ise yüzde 52'dir. Türkiye'nin de dünyadaki gelişmelerin
dışında ve uzağında kalması mümkün değildir ve olmamalıdır.
2000'lerin başında yüzde
31'lik okullaşma oranı hedeflendiği halde, açıköğretim ve sınavsız geçişlerle
birlikte bu oran ancak yüzde 27,8'e ulaşabilmiştir.
Ülkemizdeki örgün
öğretimde ise okullaşma oranının yüzde 18,7 olması, ülkenin yükseköğretimde
geldiği noktada yeterli olmadığını göstermektedir.
Yükseköğrenimdeki
okullaşma oranı, AKP İktidarının üç yıllık döneminde en az yüzde 35'lere varmalıydı. Bu konuda geç
kalındığı için sizi ve AKP Hükümetini eleştiriyorum. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
Bunu rağmen,
yükseköğrenimdeki okullaşma oranının artırılması için yapacağınız tüm
çalışmalarınıza Anavatan Grubu olarak her türlü katkıyı vereceğiz; yeter ki,
iyi ve hayırlı işler yapınız.
Değerli milletvekilleri,
YÖK istatistikleri, üniversite kontenjanlarının beşte 1'inin program değiştiren
öğrenciler tarafından kullanıldığını göstermektedir.Bu durum da, ortaöğretimden
mezun olan öğrencilerin üniversiteye girmelerini sınırlandırdığından, yeni
üniversite kurulmasına olan talebi artırmaktadır. Bu nedenle, yeni isim
öngörülen 15 adet yeni üniversiteye
ülkemizin ve milletimizin ihtiyacı vardır. Bu üniversiteler kurulurken, ancak,
ihtiyaç karşılanmayacaktır. Bu çalışma sağlıklı yapılmamıştır. Bölgelerarası
gelişmişlik farkının ortadan kaldırılması, istihdam yaratılması ve kırsal
alanlardaki verimliliğin artırılması gibi çalışmalar gözardı edilmiştir.
Yeni isim verilen 15
üniversitede sadece Erzincan ve Adıyaman İllerinin olması yeterli değildir.
Doğu, güneydoğu bölgelerimiz için daha fazla üniversite olmalıydı. Çünkü,
yapamadınız; mevcut fakülteleri birleştirerek isim veriyorsunuz. Bunların
içerisinde neden Mardin, Siirt ve Batman
yok! Sıfırdan üniversite kurmak büyük bir malî külfettir. YÖK tavsiye
kararı da hazırda bulunduğu ve Millî Eğitim Bakanlığına sunulmuş olması
nedeniyle, Dicle Üniversitesine bağlı olarak 1 adet mimarlık ve mühendislik fakültesi
ile 1 adet güzel sanatlar fakültesinin kurulması, Mardin için çok
görülmemelidir. 15 ilin milletvekilleri, çok sevinirken, bizler, onlar kadar
sevinemiyoruz. Bizim de sevinmek hakkımızdı.
Değerli milletvekilleri,
bu yasayla, yeni, sıfırdan herhangi bir üniversite kurmuyoruz. 15 ilde mevcut
bulunan bazı fakülte ve yüksekokullar, bağlı bulundukları rektörlükten
alınarak, o illerdeki yeni üniversite adı altında isim verilmektedir. Zaten, bu
fakülteler ve yüksekokullar daha önceki dönemlerde kurulmuştur. Onlara teşekkür
borçluyuz. Bu fakülte ve yüksekokulları bugünlere getirenleri kutluyorum. Esas
teşekkürü onlara borçluyuz. Bunlar olmasaydı, bugün bu yeni isimleri de
veremeyecektiniz. 3 fakülteye sahip olduktan sonra üniversite kurmak çok
kolaydır. Siz, bize yeni fakülte ve yüksekokullar yapınız, o zaman inanalım
size.
Sayın Bakan,
"Mardin'de kurulacak 2 fakültenin YÖK tavsiye kararı hazırdır, bunu ayrıca
Genel Kurula getireceğiz" dediği için, Mardin'de fakülteleri şimdilik
konuşmayacağım. Ancak, 15 000 metrekarelik eski hükümet konağı ve bünyesindeki
binalar hazır, eski vali konağı tesisleri de hazır. Buna rağmen, en kısa
zamanda yapılmazsa, Mardin ve Mardin halkına yapılmış ve yapılacak en büyük
haksızlık olacağını sizlere arz ediyorum.
Çünkü, Mardin halkı bu
özlemi yaşıyor, bu binaların bakım ve onarımı için gerekli parayı da
hazırladık. Devletin bütçesinden herhangi bir şey çıkmayacaktır. Bir bütçe de
ayrılmayacaktır. Her 2 fakülteyi bir an önce Genel Kurula getiriniz ki, size
inanalım.
ENVER YILMAZ (Ordu) -
Hangi genel kurul?
MUHARREM DOĞAN (Devamla)
- Sen beni dinlersen iyi olur; beni şey etme lütfen!
Cumhuriyetimizin kurucusu
Ulu Önder Atatürk'ün ideallerinin temel noktası eğitimdir; ancak, üzülerek
ifade ediyorum ki, bugün, ilim ve irfan yuvası olan üniversiteleri görüşürken,
seçim bölgem Mardin-Midyat ve Kızıltepe İlçelerinin bazı mahallelerinde yaşayan
toplam 50 000'in üzerindeki vatandaşımız, 22 Aralık Cuma gününden şu ana kadar
elektrik alamıyorlar, vatandaş perişandır; 50 000'e yakın vatandaşımızın
mağduriyeti giderilmemiştir; çünkü, TEDAŞ Genel Müdürü ve genel müdür
yardımcıları kayıptır veya vardır da, TEDAŞ Genel Müdürü, genel müdür
yardımcısı, telefonlarıma çıkmıyorlar. Mardin TEDAŞ yetkililerinin ifadelerine
göre, Kahramanmaraş'tan trafo getirilecek ve monte edilecektir. Çocuklarımız
tam bir haftadır karanlıkta, derslerine çalışamıyorlar; kadınlarımız mutfakta
perişan olurken, sizler burada şov yaparak birilerine iyi görünmek için
hükümete methiyeler diziyorsunuz ve alkışlıyorsunuz; ben de sizi buradan
alkışlıyorum (!)
AHMET YENİ (Samsun) -
Şimdi ayıp oldu; şimdi olmadı işte…
MUHARREM DOĞAN (Devamla)
- Bu sorunlar sadece Mardin'in sorunları değildir, bu sorunlar aynı zamanda tüm
Türkiye'nin sorunlarıdır; zira, o bölgedeki tüm ilçelerimiz ve beldelerimiz
aynı durumdadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; önce Türkiye'nin her bir bölgesini aydınlatın, çocuklarımızı
karanlıktan aydınlığa çıkarın, devlet hastanelerimizdeki doktor, ebe, hemşire,
sağlık teknisyeni ve daha önemlisi öğretmen eksiğini kapatın. Bununla
övünürseniz, sizleri izleyen vatandaşlarımız daha çok takdir edecektir.
Değerli milletvekilleri,
Ankara'yı Mardin'le mukayese etmek bence haksızlık olur; ancak, örnek verme
bakımından söylüyorum: Ankara'da elektrik kesintisinin ortalaması yılda 18
saattir; biz, doğu, güneydoğu bölgeleri için yılda değil 18 saat, biz, 48
saatlik elektrik kesintilerine razıyız.
ENVER YILMAZ (Ordu) -
Kayıp kaçak çok oluyor.
MUHARREM DOĞAN (Devamla)
- O, devletin işidir, senin sorunundur; onu da önleyeceksin. Devletin yargısı
var, devletin polisi var, devletin hâkim, savcısı var. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
AHMET YENİ (Samsun) - Siz
de yardımcı olun biraz.
MUHARREM DOĞAN (Devamla)
- Ama, haftada dört beş gün elektrik kesintilerini, okuyan çocuklarımız adına,
mutfakta çalışan kadınlarımız adına, esnafımız ve çiftçimiz adına, kabul etmek
mümkün değildir.
Ben, Enerji Bakanımıza,
bu yüce kürsüden sesleniyorum: Sayın
Bakanım, lütfen görevinizi yapınız.
ENVER YILMAZ (Ordu) - Yapıyor,
yapıyor.
MUHARREM DOĞAN (Devamla)
- Sorumlu olan görevlilerinizi, işbaşında sorunları çözen bir duruma getiriniz. Elektrik kesintilerini
önleyiniz. Hiçbir okulumuzda jeneratör yoktur. Çocuklarımız rahat okusunlar. Bu
insanlarımıza, yılbaşını ve kurban bayramını zehir etmeyiniz.
Kurulması öngörülen 15
yeni üniversiteye isim verilişini, başta Erzincan Üniversitesi olmak üzere
diğer 14 yeni üniversiteye isim verilişini kutluyor, milletimize ve ülkemize
hayırlı olmasını diliyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
AHMET YENİ (Samsun) -
Üniversite kuruluyor, sadece isim değil.
BAŞKAN - Buyurun.
MUHARREM DOĞAN (Devamla)
- Efendim, üniversitelere sadece isim veriyorsunuz…
AHMET YENİ (Samsun) -
Üniversiteleri kuruyoruz.
MUHARREM DOĞAN (Devamla)
- …millete de inandırmaya çalışıyorsunuz. Bu mevcut tüm fakülteler, daha önceki
hükümetler zamanında yapılmıştır; siz, sadece isimleri değiştirerek, bazı
yerlerde de birer fakülte veya yüksekokul ilave ederek yapıyorsunuz.
AHMET YENİ (Samsun) -
Size kimse inanmıyor.
MUHARREM DOĞAN (Devamla)
- Bu da çok büyük bir iş değildir; çünkü, Türkiye ve Türk insanı daha büyük
şeylere layıktır, daha büyük üniversitelere layıktır. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar) Sizin yapacağınız, yüksekokul, üniversite oranını,
Avrupa'daki seviyeye getirmektir.
Sizleri saygıyla
selamlıyorum. Bizleri izleyen aziz millete de sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Teşekkür ediyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Doğan.
AHMET YENİ (Samsun) - Bir
teşekkür yok mu üniversite kuranlara?
MUHARREM DOĞAN (Mardin) -
Önce elektriğimizi verin, ondan sonra buraya gelin konuşun. Ben sizin yerinizde
olsam, milletvekilliğinden istifa ederdim.
AHMET YENİ (Samsun) - İyi
iş yapıyoruz, iyi iş…
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Sayın Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik bir açıklama yapacak.
Sayın milletvekilleri,
dinleyin...
AHMET YENİ (Samsun) -
Mardin'e de kuracağız; mahcup olacaksınız o zaman.
BAŞKAN - Sayın Yeni,
lütfen… Sayın Bakanı dinleyelim.
Buyurun Sayın Bakanım.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir hususu
sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, biraz
önce kürsüden ifade ettim; dedim ki: "Sadece bu yasa tasarısı kapsamında
28 232 yeni kadro ihdas ediyoruz." Ve bakın, dönersermayeyle birlikte eğer
bunu hesaplarsanız, yeni 30 081 kadro ihdas ediliyor ve 30 081 insan -bunun
önemli bir kısmı akademik, gerisi de idarî olmak üzere- iş imkânına kavuşuyor.
Bu tasarıda, bakın, diğer
fakülteleri bir tarafa bırakıyorum, yeni kurduğumuz sadece 5 tane tıp fakültesi
var, 5 tıp fakültesi. Biliyorsunuz, tıp fakülteleri katrilyonluk -özellikle-
yatırımlardır. Dolayısıyla, evet, eski fakültelerimiz, yüksekokullarımız var,
biz bunları rektörlük birimleri altında topluyoruz; ama, sadece bu
rektörlüklerin idarî birimlerinde çalışmak üzere, her rektörlüğün bünyesinde
415 personel sadece yeniden işe alınıp çalıştırılacak.
Öyle rektörlük…
"Efendim, isim veriyoruz" şeklinde, bu yapılan işi, bu güzel şeyi,
eğer, hafife alırsak, biz, Parlamentoya da, kendimize de, ülkemize de haksızlık
yapmış oluruz. Yapılan güzel şeyleri takdir etmek, bence, milletvekilliğinin
şanındandır; bunu açıklamak istiyorum.
Teşekkür ederim. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakan.
Şahsı adına, Erzincan
Milletvekili Tevhit Karakaya; buyurun.
TEVHİT KARAKAYA
(Erzincan) - Sayın Başkan, çok kıymetli arkadaşlarım; özlemlerin gerçekleştiği,
hayallerin gerçek olduğu, hasretlerin bittiği bu anlamlı günde, hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Çok inanıyorum ki,
ülkemizin bütün özlemleri, hasretleri; hasletleriyle beraber, birlikle,
beraberlikle, kardeşlik hukukuyla ve içtenlikle sağlanacaktır; o günlerden bir
günü yaşıyoruz.
Türk eğitim sistemimizin
geleceğini aydınlatacak, yükseköğrenim kurumlarımızın daha bir anlamla
Anadolu'da yeşermesini sağlayacak 15 üniversitenin gerçekleşmesini; yine çok
gönülden inanıyoruz ki, 2006 yılında yeni 10 tane üniversitenin gerçekleşecek
olmasını ve bugün, burada, Erzincan Üniversitenin de konuşuluyor olmasını,
Erzincanlıların hasretinin, özleminin bitmiş olmasının gurur ve heyecanını
sizlerle paylaşıyor; buna vesile olan çok kıymetli hükümetimizi, değerli
Bakanlar Kurulunu, Meclisimizin çok saygın üyelerini, çok kıymetli grup
başkanvekillerini, Grupların çok kıymetli mensuplarını, gönülden, saygıyla
selamlıyor, hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Karakaya.
Şahsı adına, Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu?.. Yok.
Samsun Milletvekili Haluk
Koç?.. Yok.
Denizli Milletvekili
Ümmet Kandoğan?.. Yok.
Hatay Milletvekili Mehmet
Eraslan; buyurun.
MEHMET ERASLAN (Hatay) -
Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
15 ilimizde üniversitelerin
kurulmasına ilişkin katkıda bulunan herkese, iktidar partisine, muhalefet
partisine, Bakanlığa ve diğer emeği geçen, katkısı olan herkese, Türkiye adına,
yetmişüç milyon milletimiz adına teşekkür ediyorum. Eğitime yapılan bu
yatırımların önemli olduğunu biliyorum ve insana yapılan yatırımın, taşlara
yazılan, taşlara kazınan yazılar gibi olduğunu ve asırlarca, zaman geçse de,
onların silinmeyeceğini de biliyorum. Bu yüzden, katkısı, emeği olan herkese
teşekkür ediyorum.
Eğitim, kalkınmanın temel
faktörüdür. Cehaletin panzehiri ilimdir. Demokratik, çağdaş, muasır
medeniyetler seviyesinde bir ülke olmanın yegâne yolu eğitimdir. Aynı zamanda
eğitim, bir ülkenin sosyoekonomik göstergesinin en önemli göstergelerinden
biridir.
Değerli arkadaşlar, üniversite
kurulması önemli; ama, üniversiteye girerken, üniversiteyi okurken ve
üniversiteden mezun olurken var olan sorunların çözüme kavuşturulması da bir o
kadar önemlidir. Bakın, üniversite öncesi sorunlar, yükseköğretime girerken
fırsat eşitliğinin olmamasıdır.
Değerli arkadaşlar,
bugün, Türkiye'de, üniversiteye girerken, üniversite sınavlarına hazırlanırken,
gençlerimiz, fırsat eşitliğine sahip değildir. 2005 yılının üniversite
sınavlarına giren öğrenci sayısı 1 730 836'dır, 1 730 000 küsurdur. Bakın, bunların
262 000'i Açıköğretim Fakültesine kayıt yaptırabilirken, devlet ve vakıf
okullarına, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan üniversitelere, sadece 192
000 öğrenci kayıt yaptırabilmiştir. Dolayısıyla, 1 276 549 öğrencimiz açıkta
kalmıştır ve doğu ve güneydoğu illerimizde başarı oranı son derece düşüktür.
Sıfırcı öğrenci sayısı, doğu ve güneydoğu illerinde yüzde 77,6 oranında artış
göstermiştir.
Değerli arkadaşlar, 2005
yılında yapılan üniversite sınav sonuçlarından birkaç örnek veriyorum -eğitimin
önemine binaen, eğitimin kutsiyetine binaen- sınavda 57 163 öğrenci, 57 000
küsur öğrenci sıfır puan almıştır. Dolayısıyla, burada eğitimde bir problem
vardır, eğitimde bir sorun vardır. Eğitimi yeni baştan ele almak doğru olur
diye düşünüyorum.
Sayın Millî Eğitim
Bakanımız Hüseyin Çelik Beyin, 2000 yılında yapmış olduğu bir konuşmayı
tutanaklardan çıkarttım. Ona gelmeden önce, şunu ifade edeyim: Türkiye'nin
eğitimde fırsat eşitliğiyle ilgili Sayın Bakanımız tutanaklarda şöyle ifade
ediyor… Katılıyorum ve kendisine huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Eraslan, 1
dakikalık süre içinde konuşmanızı tamamlayınız; buyurun.
MEHMET ERASLAN (Devamla)
- Sayın Bakanımız diyor ki: "Eğitimde fırsat eşitliği, Türkiye'nin
yıllardan beri kanayan yarasıdır. Üniversite sınavlarında en başarısız olan 15
vilayetin 13'ü doğu ve güneydoğudadır. Doğu ve güneydoğuda, Hakkâri'de, Van'da,
Ağrı'da, Şırnak'ta eğitim-öğretim gören gençler ile Aydın'da, İstanbul'da, Denizli'de
eğitim gören gençler aynı üniversite sınavlarına tabi tutuluyor ve aynı
bilgiler isteniyor. Allah bile insanlara vermediğini ondan istemiyor."
Şimdi, böyle bir problem
var. Bir tarafta kaliteli eğitim alan, ama, bir tarafta eğitim noktasında
sıkıntı çeken öğrencilerimizin fırsat eşitliğinden bahsedemeyiz. Parası olan,
en güzel okullarda okuyor, en özel okullarda okuyor, parası olan, en güzel
dershanelere gidiyor; ama, bu geniş halk kitlelerinin çocukları, parasız olan,
gariban olan insanlar, eğitim noktasında gerekli harcamayı yapamadığı için…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Eraslan,
teşekkür ediyorum; çünkü, yönetime başladığım andan itibaren, 1 dakikalık süre
vereceğimi, uzatmayacağımı söylemiştim. Onun için, daha sonraki aşamada
konuşmanızı tamamlarsınız. Kusura bakmayın. Sadece teşekkür edin; ama, sadece
teşekkür cümlesi.
Buyurun.
MEHMET ERASLAN (Devamla)
- Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum
Sayın Eraslan.
MEHMET ERASLAN (Hatay) -
Size söyleyeceğimiz ifade yarıda kaldı Sayın Bakanım, kusura bakmayın.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, madde üzerinde 1 adet önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1039
sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 1 inci maddesine bağlı ek madde 63'ün (d)
fıkrasına "fen bilimleri enstitüsü"nden sonra, "ve Tunceli
İlinde yeniden kurulacak olan orman fakültesinden" ibaresinin eklenmesini
arz ve teklif ederiz.
|
|
Hüseyin Ekmekcioğlu |
Tuncay Ercenk |
Sinan Yerlikaya |
|
|
Antalya |
Antalya |
Tunceli |
|
|
Atila Emek |
Necati Uzdil |
Salih Gün |
|
|
Antalya |
Osmaniye |
Kocaeli |
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Yerlikaya,
buyurun.
VAHDET SİNAN YERLİKAYA
(Tunceli) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; şu anda mevcut
üniversitelerimizin çok problemleri var.
Yine, 1992'de, daha
doğrusu 1991'in kasım ayında kurulan -Sosyaldemokrat Halkçı Parti ve Doğru Yol
Partisi döneminde- işte bugün üniversiteler haline getirdiğiniz, elimde
dokümanı bulunan fakülte, yüksekokulların birleştirilmesiyle kurulan, şu anda
15 üniversite var; ama, o dönemde kurulan çok yüksekokulun, çok üniversitenin
de bugün hayata geçirilmediğini biliyoruz.
Esasında, siz bu tasarıyı
geçen sene getirecektiniz, getirmediniz. Niye getirmediniz; Cumhurbaşkanı
vardı; çünkü, kendiniz bir rektör seçeceksiniz hükümet olarak; ama, geçen sene
gelseydi, iki yıl sonra, tekrar, şu anda mevcut Reisicumhurumuz,
Cumhurbaşkanımız rektör seçme durumunda kalacaktı, dolayısıyla sizin düşünceniz
doğrultusunda rektörler gelmeyecekti ve bu tasarıyı bugüne getirdiniz.
Neyse; yine iyi olmuştur,
Türkiye açısından çok iyi olmuştur. İyi bir şeydir; yani, üniversite açmak,
okul açmak, lise açmak, ilkokul açmak, bunlara kimsenin itirazı yok; ama,
değerli arkadaşlarım, hepimiz kabul edelim ki, bugün üniversitelerimizin mevcut
çok sorunu var; yani, çok büyük sorunları var.
Örneğin, bugün Anadolu
üniversitelerindeki tıp fakültelerini hepimiz biliyoruz. Bu tıp
fakültelerimizin, oradaki vatandaşlara ne kadar büyük hizmetler verdiğini
hepimiz biliyoruz.
Şimdi, benim aklım
ermiyor. Ankara Üniversitesinin geçen yıl 4 trilyon 125 milyar olan bu sağlık
bütçesini, bu sene 4 milyara düşürdünüz. Düşürdünüz; yani, bu bütçede vardı.
Yine, aklım bir şeye daha
ermiyor. Bizim Samsun 19 Mayıs Üniversitemiz var, orada 3 tane yoğun bakım
ünitesi var. Şimdi, bu 3 yoğun bakım ünitesinin 1 tanesi çalışıyor, 2'si
çalışmıyor. Benim buna da aklım ermiyor. Şimdi biz, hastaları, Ankara'ya,
İstanbul'a, İzmir'e depo edersek, acaba buradaki imkânlar buna elverebiliyor
mu?! Sağlığı yerinde kontrol etmek, orada tedavi etmek hepimizin görevi değil
miydi?! Buna da benim aklım ermiyor.
Benim aklımın ermediği
bir konu da, Tunceli. Mevcut hükümet, görüyorum, Tunceli'ye bir çivi çakmıyor;
bunu anlıyorum, yani anlamakta da güçlük çekmiyorum. Geçen yıl Teşvik Yasası geldiğinde
de konuştum; hatta, o zaman Elazığ işin içine alınmamıştı. Neyse, ikinci
pakette getirdiniz. Fakat, o teşvik olayı, ne yazık ki, hep böyle akim kaldı,
yerine getirilmedi ve o teşvikler de böyle, sanal bir…
Değerli arkadaşlarım,
bizim amacımız, şu kurduğunuz, şu emek verdiğimiz 15 üniversitenin de atıl
olmaması, gerçekten, bunların gerçek bir şekilde yerine getirilmesi.
Bakınız, yine 19 uncu
Dönemde, benim de Plan ve Bütçe Komisyonunda üye olduğum bir dönemde, bu son
fakültelerin, yüksekokulların adımı o zaman atıldı; yani, bugün eğer 40 ilimize
mevcut üniversiteler yapılmışsa, hemen hemen tamamına yakını o zaman yapılmıştı
ve bugün üniversite haline getirdiğiniz yüksekokulların, fakültelerin de
geçmişi, rivayeti oraya dayanıyor. O zaman, biz, Tunceli'ye bir İdarî ve
İktisadi Bilimler Fakültesi kurduk, Fırat Üniversitesine bağlı. Bakınız, yıl
1992 veya 1993'tü -şu anda kesin bir rakam veremiyorum ama- bugün 2005'i
bitiriyoruz, hâlâ, Tunceli İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi açık değil,
ortada. Yani, yasal olarak var. Yine böyle geceyi sabaha getirmiştik, hiç
unutmuyorum; o zaman tabiî, Meclisin bu renkli koltukları yoktu, daha olgun,
daha kendine yakışır oturakları vardı; ama, o fakültemiz yok. Niye yok;
"efendim, eğitimci bulamıyoruz, yönetici bulamıyoruz, kadro
bulamıyoruz…" Şimdi, siz, ondört onbeş sene önceki Tunceli İktisadî ve
İdarî Bilimler Fakültesini kuramıyorsanız, hayata geçiremiyorsanız -ben şimdi
bunu da anlayamıyorum- bu 15 fakülteyi nasıl hayata geçireceksiniz?! Kurulacak,
kâğıt üzerinde kurulacak, biliyorum; buna hiç birimizin katiyetle itirazı
olmaz, ne bizim olur ne sizin olur ne diğer partilerin olur. Eğitim, öğretim,
bunlar güzel şeylerdir; çünkü, biz, çağdaşlığı, bilimi, yükselişi, Avrupa'ya
yakınlaşıcı, çağdaş muasır medeniyete gelişimizi eğitime borçlu olacağız; ama,
ne yazık ki, bakınız, şimdiden söylüyorum, şunu da not edin…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Yerlikaya,
1 dakika içinde konuşmanızı tamamlayın.
VAHDET SİNAN YERLİKAYA
(Devamla) - 2 dakika ver de bitirelim Başkan.
BAŞKAN - Yok… Sadece 1
dakika. Lütfen…
VAHDET SİNAN YERLİKAYA
(Devamla) - Peki, 1 dakika…
Bakınız, bunu hayata
geçiremeyeceksiniz.
AHMET YENİ (Samsun) -
Geçiririz, geçiririz…
VAHDET SİNAN YERLİKAYA
(Devamla) - Yine, böyle, kâğıt üzerinde kalacaktır, çalışmayacaktır.
Bana kalırsa bunları
kuralım, yerine getirelim; ama, geçmişte açtığımız o fakülteleri,
yüksekokulları da hayata geçirelim. Bu, tıp fakültesinin sağlık kurumlarına
özellikle çok önem verelim. Bakınız, hâlâ, Elazığ Fırat Üniversitesinin bir
araştırma üniversitesi var, çok büyük hizmet yapıyor, çok güzel hizmetler
yapıyor; ama, değerli arkadaşlar, bugün, çok ödenek sıkıntısıyla karşı karşıya.
Lütfen, bunları göz önüne
alalım, objektif davranalım. Bunlardan seçimde bir hayır gelmez kimseye, onu da
söyleyeyim. Biz, SHP olarak sizden fazla fakülte açtık, üniversite açtık; ama,
bir yere gelemedik. Yani, bunu bir seçim aracı falan görmeyin.
AHMET YENİ (Samsun) -
Aynen öyle görüyoruz.
VAHDET SİNAN YERLİKAYA
(Devamla) - Bu, Türkiye'nin bir sorunudur, Türkiye'nin bir yükselişidir; hep
böyle bakıyoruz.
Ben de bu
üniversitelerimizin hayırlı olmasını diliyorum, hepinize teşekkür ediyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Yerlikaya.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Ek madde 63'ü oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Ek madde 64'ü okutuyorum:
Aksaray Üniversitesi
EK MADDE 64.- Aksaray'da
Aksaray Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Niğde Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Fen-Edebiyat Fakültesi, İktisadî ve İdarî Bilimler
Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ile Eğitim Fakültesinden,
b) Niğde Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulu ile Beden Eğitimi ve Spor
Yüksekokulundan,
c) Niğde Üniversitesi
Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve
rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu,
Ortaköy Meslek Yüksekokulu ile Şereflikoçhisar Berat Cömertoğlu Meslek
Yüksekokulundan,
d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce;
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MUHARREM
İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Eğer bir ülkede 17-25 yaş
arasında 5 000 000 genç varsa ve her
yıl 1 000 000 çocuk ilköğretime
başlıyorsa ve 2 000 000 genç üniversite sınavına girip 1 500 000'i geri dönüyorsa,
o ülkede yeni üniversitelerin açılması kaçınılmazdır. Bu, doğrudur; ancak,
tıpkı, 21 inci Dönem Van Milletvekili bir arkadaşımızın dediği gibi, bunlar
tabela üniversitesi olmasın. Van Milletvekili Sayın Hüseyin Çelik "bugün,
maalesef, üniversitelerimizin birçoğu, üzülerek söylüyorum; ama, tabela
üniversiteleridir; 40 tane cerrah olacağına 2 tane şifa dağıtan cerrah
olsun" diyor. Böyle bir açıklaması
var. Ben de kendisine katılıyorum, 21 inci Dönem Milletvekili Sayın Hüseyin
Çelik'e.
Değerli arkadaşlarım, bir
bardakta, şu bardakta 10-15 santimetre yüksekliğinde su olsa, bunu alsak, bir
tepsiye döksek, çoğaltmış oluruz suyun tabanını; ama, gerçek miktarda suyu
değiştirmemiş oluruz. Bence, biraz öyle yapıyoruz gibime geliyor. Bir bardak
suyu alıp, bir tepsiye döküyoruz ve suyu çoğalttığımızı zannediyoruz.
Bu konuşmam, hiçbir
şekilde bir milletvekili olarak değildir, bir öğretmen olaraktır. Bu ülkede
yıllarca çocukları üniversiteye hazırlamış birisi olarak yapıyorum bu
konuşmamı. Tabiî ki destekliyoruz, tabiî ki arkasındayız; ancak, kalkınma için
gayri safî millî hâsıla tek başına bir gösterge değildir; kalkınma, toplumdaki
bütün kurumların bir orkestra gibi çalışmasıyla olur. Eğitim, kalkınma için
sihirli bir güçtür. Bu ülke, ulus olarak, ilköğretimi henüz bitirememiştir.
Ulus olarak, ortalamamız 4,6 yıldır. Biz, bunu bir yıl artırdığımızda, Türk
Ulusunun eğitim düzeyi 5,6 yıl olursa, gayri safî millî hâsılamız yüzde 10
artıyor. Bütün bunları biliyorum, bütün bunların farkındayım; ancak, ülkedeki
gerçekler de ortada. Eğer, daha 1992 yılından beri Sütçü İmam Üniversitesinin 4
fakültesinin kadro sorunu çözülmemişse, Eskişehir'deki Osmangazi
Üniversitesinin kadro sorunları çözülmemişse, otuz yıllık Malatya İnönü
Üniversitesinin sorunları çözülmemişse, ciddî sıkıntılarımız, ciddî
problemlerimiz var demektir.
Ülkemizdeki
yükseköğretimin, maalesef ki, çok köklü bir geleneği yok. İstanbul
Üniversitesinin kuruluş tarihi 1933. Üniversiteleri 3'e bölersem, 77
üniversiteyi, 53 devlet, 24 vakıf üniversitesini 3'e bölersem, ilk 24
üniversitenin, kuruluş sıralamasına
göre ilk 24 üniversitenin yaş ortalaması 32'dir, ikinci 24 üniversitenin yaş
ortalaması 14'tür, üçüncü 24 üniversitenin yaş ortalaması 10'dur. Ortada böyle
bir durum var; ama, Paris ve Oxford Üniversitelerinin kuruluş tarihi ise 11
inci, 12 nci Yüzyıllardır.
Böyle bir ortamda
üniversiteleri tartışıyoruz biz ve ben isterdim ki, bu Mecliste illerin
tarihçeleri tartışılacağına, seçmene mesaj verileceğine şunu tartışsaydık
keşke: Biz, hangi tür üniversite istiyoruz; Amerikan modeli mi, Alman modeli
mi, İngiliz modeli, Rus modeli mi; hangisini istiyoruz? Yani, biz…
ALİM TUNÇ (Uşak) - Türk
modeli…
MAHFUZ GÜLER (Bingöl) -
Rus modeli!..
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Ya da bunların bir karması, hangisi ise…Tabiî ki, neden olmasın.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl) -
Rus modeli!..
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Neden olmasın…
MAHFUZ GÜLER (Bingöl) -
Ne olacak?! Öyle bir model mi var?!
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Siz, Cidde modeli mi istiyorsunuz, Rus modeli mi? Ben ikisini de istemiyorum.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl) -
Kafandan uyduruyorsun; yok öyle bir şey.
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Böyle bir model varsa ne yapacaksınız?!
MAHFUZ GÜLER (Bingöl) -
Yok kardeşim.
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Yoksa…
Bakın, üniversitelerle
ilgili modelleri yazan hocaların kitaplarını okuyarak geldim ben buraya. Diyor
ki: "Bir yetişme ortamı olarak üniversite, kişiliği geliştirmek yanında,
teknik bilgi sağlamak." Bu bir İngiliz modeli.
Araştırıcılar topluluğu,
öğretimin yanında araştırmaya da önem veren Alman modeli ya da toplumun
hizmetinde üniversite, bilim, kamu yaşamını etkileyecek, kamu yaşamı da bilimi
etkileyecek Amerikan modeli bir üniversite; entelektüel bir yapı olarak
Fransa'ya özgü bir üniversite ya da üretim faktörü olarak üniversite, eski Rus,
Sovyet modeli.
Biz neyi tartışacağız;
biz, belki de bunları tartışmalıydık burada. Hangi tip üniversite modeli
istiyoruz. İhtisas üniversitesi mi istiyoruz; yani, siz, Anadolu'nun bir sağlık
ocağında sıradan bir hekimlik görevi yapan kişiyle, bir üniversitenin araştırma
hastanesinde çok ciddî çalışmalar yapan bir hekimi, bir doktoru aynı
üniversiteden mezun ederseniz, bu işte yanlış yapıyorsunuz demektir. Eğer
Anadolu'nun bir köyünde sadece çocuklara okuma yazma, dört işlem öğreten bir
öğretmenle, öğretmenleri yetiştirecek bir öğretmeni aynı okulda
yetiştiriyorsanız, aynı üniversitede yetiştiriyorsanız, yanlış yapıyorsunuz
demektir. Ben bunları tartışmak isterdim burada.
Değerli arkadaşlarım, bu
ülkede üniversite sınavına giren öğrenciler birinci tercihlerine girmiş
olsalardı, bakınız, Yüzüncü Yıl Üniversitesinin -Sayın Bakanın seçim
bölgesidir- sadece yüzde 12'si dolacaktı. Birinci tercihlerine göre yerleştirme
yapılsaydı, Boğaziçi Üniversitesinin 7,5 katı daha öğrenci alması gerekirdi.
ODTÜ'de bu oran 3'tür, Bilkentte bu oran 2,5'tir; yani, arada müthiş farklar
var; yani, Yüzüncü Yıl Üniversitesi 100 öğrenci alacaksa, birinci tercihine
göre yerleştirdiğimizde 12 öğrenci, 88 tanesi boş kalacak. Oysa Boğaziçi
Üniversitesinin 100 öğrencisini düşündüğümüzde 750 öğrenci alması gerekirdi.
Üniversiteler arasında böylesine ciddî dengesizlikler var.
Sayın milletvekilleri, bu
ülkede, ne yazık ki, üniversitedeki gençlerimizin barınma sorunları hâlâ
çözülmedi; ama, ne yazık ki, ne yazık ki, hiçbir politikacı bunları tartışmıyor.
Biz katsayıyı da tartışıyoruz, her şeyi tartışıyoruz; ama, bunları
tartışmıyoruz.
Araştırma görevlileriyle
ilgili çok ciddî sıkıntılar var. Biz bu oranı yüzde 50 artırsak bile, altı yıl
sonra ancak oranı çözebiliyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bir
de, üniversitelerde görevlendireceğimiz hocaların eksikliği… Bakınız, şöyle
yapsak; ülkenin kaynaklarını iyi kullansak.
Değerli arkadaşlarım, biz
doğal kaynaklarımızı çok kötü kullandığımız gibi, ne yazık ki, insan
kaynaklarımızı da çok kötü kullanıyoruz. Son on yılda yurt dışına gönderilen
öğrenci sayısı 5 000; bunlardan 2 100 tanesi geri dönüyor, 2 900 tanesi geri
gelmemiş. Kişi başına 25 000 dolar harcadığımızı düşündüğümüzde bize 1 kişinin
maliyeti 210 000 dolara geliyor. Oysa, ODTÜ, öğretim üyesi yetiştirme programı
düzenliyor; yurt dışına gidip gelmesi dahil 20 000 dolara mal ediyor bunu.
Neden biz 210 000 dolara mal ediyoruz; bunları tartışmalıydık burada.
Yine, Aksaray'da
kurulacak Aksaray Üniversitesinin hayırlı olmasını diliyorum Aksaraylılara ve
bu arada da, siz değerli milletvekillerine şunları söylemek istiyorum: Yakında
Kurban Bayramı var, hepiniz Yalova'ya geleceksiniz ya da sırayla geliyorsunuz,
termal tesislerinden yararlanıyorsunuz.
ALİ RIZA ALABOYUN
(Aksaray) - Misafir oluruz...
TEVHİT KARAKAYA
(Erzincan) - Hiç gelmedik ki…
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Yakında geleceksiniz.
Eğer bugün, ek madde
olarak verdiğimi kabul etmezseniz, hepinizin suyunu bulandıracağım, bulanık suda yüzeceksiniz havuzda; sizi uyarayım.
(CHP sıralarından alkışlar)
Yalova'yı teşvik
kapsamına almadınız, altı yıldır kalıcı konutların sorununu çözmediniz,
termalle ilgili yönetmeliği iki yıldır çıkarmadınız, Hyundai'yi pas geçtiniz,
OSB'yi yapmadınız, üniversiteyi de bu akşam elinizin tersiyle iterseniz,
sanırım, Termal'den iyi yararlanamayacaksınız.
Hepinize teşekkür
ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
FARUK ÇELİK (Bursa) -
Milletvekillerine bu hitabınız hiç şık olmadı.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
AK Parti Grubu adına
Aksaray Milletvekili Sayın Ruhi Açıkgöz; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA RUHİ
AÇIKGÖZ (Aksaray) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1039 sıra sayılı
tasarının ek 64 üncü maddesi üzerine AK Parti Grubu adına söz almış
bulunuyorum; Yüce Heyetinizi, saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlar,
aslında biraz önce Sayın İnce'nin vurgu yaptığı konuların hepsini burada not
almıştım; fakat, bu süre içerisinde bunlardan ancak birkaçına kısaca
değineceğim, fazla da vaktinizi almayacağım.
Değerli arkadaşlar,
üniversite hiçbir zaman bina değildir. Üniversite ek bir nüfus da değildir.
Üniversite kalkınmadır, üniversite şehirleşmedir, üniversite sanayileşmedir,
üniversite sosyal ve kültürel kalkınmadır, üniversite entelektüel hayatın
gelişmesidir.
Bu bağlamda kısaca
üniversite-sanayi işbirliğine değinmek istiyorum. Aksarayımız da 5084 sayılı
İstihdamı Teşvik Kanunundan diğer illere göre iyi bir şekilde yararlanan
illerimizden birisi. Sanayii gelişirken, en önemli, sanayiye katkı sağlayacak
yetişmiş eleman konusunda sıkıntılarımız vardı, inşallah, üniversite
kurulduktan sonra yetişmiş eleman sıkıntısını da Aksarayımızdan karşılayarak,
şehrimizin, bölgemizin kalkınmasında önemli bir adım da atmış olacağız.
Değerli arkadaşlar,
hepinizin bildiği gibi 21 inci Yüzyıl bilgi çağı, bilgi toplumu. Bununla
birlikte yeni bir kavram gündeme geliyor, 21 inci Yüzyılın en önemli
kavramlarından birisi, bilgi ekonomisi. Dikkat ederseniz, gelişmiş ülkelerin
birçoğunda bilgi teknolojilerine dayanan sektörler gelişmiş, neredeyse gayri
safî millî hâsılalarında ve ihracatlarında birinci sırada yer almıştır.
Değerli arkadaşlar,
yükseköğretimimizin çok büyük sorunları var. Bu sorunları, inşallah, bundan
sonraki ilgili kanunlarda gerektiği gibi tartışırız; ama, bu yeni kurulan üniversitelerimizin
küçük küçük sorunları var. Bu sorunları, biliyorsunuz, hükümetimizin teşvik
ettiği Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyasını üniversitelere de uygulayarak bu
eksikliklerimizi giderebiliriz. Bu konuda YÖK yetkililerinin milleti biraz daha
sıcak kucaklamasında yarar var. Bu üniversitelerin kurulduğu bölgelerimizde,
bölge insanımız üniversitelere gereğinden fazla katkı sağlayacaklardır; yeter
ki, şefkat ellerini uzatsınlar, fazlasıyla karşılıklarını alacaklardır.
Ben, önümüzdeki yeni
yılın, 2006 yılının ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum; siz
değerli milletvekili arkadaşlarımın bayramını da kutluyorum bu vesileyle.
Bu kanunda emeği geçen,
başta Başbakanımıza, Millî Eğitim Bakanımıza, Bakanlar Kurulumuza ve ilgili
komisyon başkanlarımıza, yine bölgemizde emeği geçen işadamlarımıza,
bürokratlara, Aksaraylılar ve şahsım adına teşekkür ediyor, hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Açıkgöz.
Anavatan Partisi Grubu
adına, Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Özcan; buyurun. (Anavatan Partisi
sıralarından alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; değiştirilecek
olan yasanın 64 üncü ek maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti
saygıyla selamlıyorum.
Aksarayımıza ve ülkemize
bu üniversitelerimiz hayırlı olsun diyorum. Gönül isterdi ki, 35 tane ilimizi,
bugün, hep birlikte, üniversiteye kavuşturarak, bütün bu üzülen insanlarımızı
da sevindirelim; ama, hükümetimiz bu şekilde getirdi; ama, bu 15 ildeki
insanları saygıyla karşılıyoruz, hayırlı ve uğurlu olsun diyorum.
Değerli arkadaşlar,
eğitim ve öğretim, özellikle yükseköğretimin yaygınlaştırılması ve örgün hale
getirilmesi… Küreselleşen, bu nedenle küçülen dünyamızda, gerçekten, eğitimin
yeri çok büyüktür. Biz, üniversitelerimizi yeteri kadar destekleyebilsek,
teknik donanımını yeteri kadar sağlayabilsek… Üniversite açmak yetmiyor artık.
Altyapı ihtiyaçlarının karşılandığı, teknik donanımlarının sağlandığı, hizmet
ve eğitim kalitesinin yüksek olduğu, öğretim kadrolarının özlük ve malî
haklarının güvence altına alındığı ve öğrenci haklarının demokratik bir ortamda
korunup geliştirildiği bir sistemin oluşturulması, bugün, Türkiye'nin öncelikli
meselesidir; ancak bu şekilde, ülkemizde yaygın ve örgün bir yüksekeğitimden
bahsetmek mümkün olabilir.
Değerli arkadaşlar,
üniversitelerimizi daha sağlıklı, daha yetenekli, daha güçlü, dünyayla rekabet
edebilecek bir eğitim ve öğretim sistemine kavuşturmak için hep birlikte
çalışmak zorundayız. Bunun için de, öncelikle, görev, biz parlamenterlere ve
hükümete düşüyor. Biz, hep birlikte olduğumuzda, inanıyoruz ki, kısa zamanda,
ülkemizde, bu eğitim sistemine öncelikle ağırlık vererek, düzelteceğiz.
Değerli arkadaşlar, ben,
Mersin İli olarak, Mersin Üniversitesi konusunda bazı düşüncelerimi sizlerle
paylaşmak istiyorum. Mersinimizin Taşucu İlçesinde, Selçuk Üniversitesine bağlı
bir yüksekokulumuz var; oysa, Mersin'e 90 kilometre iken, maalesef, Selçuk
Üniversitesine bu mesafe 300 kilometreyi geçiyor. Bizim, bir önergemiz var.
Sayın Bakanım, bu mesafeleri hesaplamak lazım. Keşke, yasalar hazırlanırken, bu
uzaklıkları da göz önünde bulundurarak, bu yüksekokullarımız, o ilin
üniversitelerine bağlansa daha iyi olurdu düşüncesindeyiz; dileğimiz, bu
önergemize destek verirsiniz.
Değerli arkadaşlar,
üniversitelerde, mevcutlar içerisinde, malî sıkıntı had safhada. Örneğin,
Mersin Üniversitesinde 1 280 tane personel kadrosu olmasına rağmen, çalışanları
ancak 820 tane, 400'ün üzerinde açık kadro var. Ayrıca, Mersin Tıp Fakültesi
Araştırma ve Uygulama Hastanesinde büyük ölçüde personel açığı bulunmaktadır;
bu durum, hem sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde hem de eğitim ve öğretimde
sıkıntılar yaratmaktadır; hele bir tıp fakültesi ise, gerçekten, halkın
sağlığıyla yakından ilgilidir. Bu konuda gerekli önlemlerin alınması, personel
kadrolarını çoğaltarak veya takviye ederek, Mersin Üniversitemize de yardımcı
olacağınıza inanıyorum.
Değerli arkadaşlar,
üniversitenin malî durumu pek de parlak olmadığı halde, yine de, üniversitemiz,
özellikle 11 fakülte, 3 enstitü, 8 yüksekokul, 10 meslek okulu ve araştırmayla,
karınca kararınca, kendini idare etmeye çalışıyor; ama, tıkanma noktasına
geldi. Bunun için, üniversitelerimizin özellikle paralarının artırılması ve
destek çıkılması gerekir; çünkü eğitim, bizim en büyük güvencemiz ve
dayanağımızdır.
Değerli arkadaşlar, 2006
yılına girerken, diğer üniversitelerimizde de sorun hemen aynıdır; bunların
yabancısı değiliz. Açılacak olan 15 üniversitemiz de, bu gibi sorunlarla
karşılaşacaktır; gerçekten, bir an önce, buralara, kadro ve parasal olarak
destek vererek, hiç olmazsa, mevcut üniversitelerin sıkıntılarını, kuruluştaki
sıkıntılarını bu 15 üniversitemize yaşatmayalım.
Değerli arkadaşlar, idarî
ve malî özerkliği olan akademik özgürlüklerin korunması anlayışıyla yeniden
inşa edilecek bir sistem oluşturmak zorundayız. Aksi takdirde, bugün ben, yarın
sizler, gelecekte de bizim yerimizde görev alacaklar olabilir. Bu kürsüden hep
aynı şeyleri söyleyecek de, hep aynı sorunları anlatacak değiliz. Bunun için
sorunlarımız derinleştikçe bu sorunlarda boğulmamamız gerekir. Bunu çözmek için
hep birlikte çalışmamız gerektiği inancındayım.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; ancak, bu sistem -içerisinde- özgür düşünce ve özgür çalışma
yoluyla bulunur. Bu ortam da, bilimsel araştırma, kültürel çalışmalar, bilim ve
teknoloji üretir, kültür yaratılır. Kültürü yaratmak için küreselleşmenin
peşine değil, biz, küreselleşmeyi yönetmenin çabası içerisinde olmalıyız, onun
bir uydusu olmamalıyız.
Konuşmama son verirken,
bütün üniversite camiasını, yeni kurulan üniversiteyi ve üniversite bekleyen
halkımızın bayramını ve yeni yılını en içten dileklerle kutlar, tümünüze saygı
ve sevgilerimi sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özcan.
Madde üzerinde, şahsı
adına Aksaray Milletvekili Ali Rıza Alaboyun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Alaboyun.
ALİ RIZA ALABOYUN
(Aksaray) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bugün, Aksarayımız ve
diğer 14 ilimiz için, gerçekten, bir bayram günü. Hepimiz, yıllardır ve
hasretle bugünü bekledik. Üniversitelerin gerekliliği konusunda ilimize
yapacağı sosyo-ekonomik konularda çok şey konuşabiliriz; ama, ben konuşmak
istemiyorum, sadece teşekkür etmek istiyorum.
Özellikle bizlere iki
bayramı bir arada yaşatan Sayın Başbakanımıza, Millî Eğitim Bakanımıza ve
hükümetimize, ilimiz milletvekillerine; iktidarı ve muhalefetiyle bu tasarıya
emek veren bütün milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Bu heyecanlı anı bizimle
paylaşan Aksaraylı hemşerilerimize ve bu konuda hiçbir zaman katkılarını
esirgemeyen Aksaray'daki tüm siyasî parti temsilcilerine, sivil toplum
kuruluşlarına, odalarımıza, Valiliğimize, Belediyemize, yerel ve görsel
basınımıza teşekkür ediyorum. Özellikle kampus alanımızı fakülte binası
yaparak, bu konuda katkılarını esirgemeyen Sayın Tuncer Güney Beye ve değerli
eşine, İstanbul'daki Aksaraylı işadamlarına ve hayırseverlere, Mühendislik
Fakültesi Dekanına ve çalışanlarına ve Niğde Üniversitesi Rektörüne teşekkür
ediyorum. Umarım, biz üniversitemize kavuştuk, diğer arkadaşlarımız da bir an
evvel kavuşsun diyorum.
Aksaray Üniversitemizin,
Aksaray ve Türkiye'ye hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Alaboyun.
Şahsı adına, Aksaray
Milletvekili Ahmet Yaşar. (AK Parti sıralarından Alkışlar)
Buyurun Sayın Yaşar.
AHMET YAŞAR (Aksaray) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; gecenin bu geç saatinde
dinlemenin ne kadar zor olduğunu biliyorum; ama, sizleri çok fazla yormayacağım
ve üzmeyeceğim. Ben de bir-iki cümleyle meramımı anlatmaya gayret edeceğim. Bu
vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün, gerçekten çok
coşkulu ve çok sevinçliyiz. Çünkü, Aksaray, biliyorsunuz, ellialtı yıl aradan
sonra 1989 yılında yeniden il olmaya kavuştu ve bu onaltı yıldır Aksaray'ın
rüyasını bugün burada gerçekleştiriyoruz. Değerli oylarınızla, inşallah,
üniversiteyi onaylayacaksınız.
Aksaray'da şöyle bir
gelenek oluşmuştu artık. Her siyasete giren arkadaşımız, her siyaset yapan, her
partinin milletvekili "Aksaray üniversitesini kuracağım, onun için
milletvekili adayıyım" diye geliyordu; ama, maalesef, onlardan hiç kimseye
değil de, bize nasip oldu. Bu, Allah'ın bir lütfu. Bundan dolayı Cenabı Allah'a
hamdediyorum huzurlarınızda.
Hakikaten bu yüzden çok
coşkuluyuz. Şu anda tüm Aksaraylılar ayakta, bütün heyecanıyla bunu bekliyorlar
ve yarın öğlen saatlerinde de çok büyük bir tören yapacaklarını duyduk.
Herhalde hiçbir il bizim kadar heyecanla beklemiyordu bunu; çünkü, bizde
gerçekten altyapı hazır, fakülteler hazır; ama, bunları bir türlü
geliştirememiştik. Bunun nedeni, tabiî, başka bir üniversiteye bağlı olması,
üniversite merkezinin bir başka ilde olmasından kaynaklanıyordu. Şimdi, bazı
arkadaşlarımızın yeni kurulan üniversitelerin gelişemeyeceğinden, kâğıt
üzerinde kalacağından dolayı endişeleri var.
Aslında, kurulursa üniversite, daha süratli gelişir diye düşünüyorum.
Mesela, bir örnek vereceğim size: Aksaray'da 10.8.1998'de ve 23.10.1999'da 2
tane fakülte kurulmuş, yani, bundan sekiz yıl evvel Bakanlar Kurulu kararıyla
fen-edebiyat fakültesi ve eğitim fakültesi kurulmuş, bugüne kadar bu fakülteler
faaliyete geçemedi, öğrenci alamadı. Hem bilimsel kadrosu, hem de yönetici
kadrosu olmasına rağmen, hâlâ, kapalı vaziyette duruyor. İşte, Aksaray'daki bu
fakülteler de, üniversite kurulduğu an süratle gelişecektir.
Eğer, bir yere
üniversiteyi kurmazsanız, onun gelişme şansı yok, gelişmesi mümkün değil. Hem
fiziksel olarak hem de bilimsel olarak gelişmesi mümkün değil. Ancak,
üniversiteyi kurduğunuz takdirde, çok rahat gelişir diye düşünüyorum.
Ben de, gerçekten, 13
üncü Yüzyıldan bu yana eğitimin ve kültürün merkezi olan Aksaray'da 2005
yılının son günü itibariyle yeniden bir üniversiteye kavuşmuş olmasından dolayı
çok büyük mutluluk duyduğumu, çok büyük onur duyduğumu, 4 milletvekili
arkadaşımla birlikte ve tüm Aksaraylılarla çok büyük onur duyduğumuzu ifade
ediyorum ve kurulan üniversitemizin Aksaray'a, ülkemize hayırlı, uğurlu
olmasını temenni ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Yaşar.
Madde üzerinde 1 adet
önerge vardır; önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1039
sıra sayılı Kanun Tasarısının ek 64 üncü maddesinin (d) bendinin en sonuna
gelmek üzere aşağıdaki ifadenin yer almasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Mehmet
Eraslan |
Mehmet
Vedat Melik |
Tuncay
Ercenk |
|
|
Hatay |
Şanlıurfa |
Antalya |
|
|
Mehmet
Işık |
Engin
Altay |
|
|
|
Giresun |
Sinop |
|
"ve hukuk
fakültesinden"
BAŞKAN - Komisyon,
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK
(Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan; gerekçesini de söyleyeyim: Şu an 31 tane
hukuk fakültesi var. Maalesef, sayıyı çoğaltmak, bu anlamda, yetmiyor. Kalitede
de, ciddî ölçüde, hukuk fakültelerinde düşüş var. Onun için, mevcutlarda
yeterli eleman yok. Yeni bir fakültenin açılması doğru değil. O sebeple
katılmıyoruz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Buyurun Sayın Eraslan.
MEHMET ERASLAN (Hatay) -
Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi öncelikle saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, az
önceki konuşmamda fırsat eşitliğinde kalmıştım, Sayın Bakanımızın 2000 yılında
vermiş olduğu, Meclis tutanaklarından çıkardığım ifadelerini kullanmıştım; bir
ifadesi daha var Sayın Bakanımın, benim de katıldığım bir ifadesi. Sayın
Bakanım diyor ki: "74 üniversite açmak bence çok da marifet değil, mühim
olan bunun içini doldurmaktır."
Evet, üniversite açmak
önemlidir; ama, üniversite öncesi, üniversite sonrası ve üniversitelerin
sorunlarını da çözüme kavuşturmak bir onun kadar önem arz etmektedir.
Değerli arkadaşlar,
üniversite öncesi sorunlar fırsat eşitliğiyle beraber katsayı adaletsizliğidir.
Bugün ülkemizde meslekî okullar maalesef başka, kendi branşlarının dışında
üniversitelere girme imkânına sahip değillerdir ve meslekî okullar bu noktada
çok ciddî sıkıntılarla, çok ciddî mağduriyetlerle karşı karşıyadır.
Diğer bir konu başörtüsü
mağduriyetidir. Eğitim hakkı anayasal bir haktır, bir insan hakkıdır, bir kişi
hakkıdır, kişilik hakkıdır ve demokratik bir haktır, bu hakkın tevdi edilmesi
esas olandır.
Bakın, katsayı
meselesinden mağdur olan insanlarımızın sayısı belli, başörtüsü mağduru olan ve
eğitim alamayan, anayasal hakkı olan eğitimi alamayan öğrencilerimizin
sıkıntıları da belli. 22 nci Dönem Parlamentosunun, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin iktidarıyla muhalefetiyle bu sorunu çözmekle mükellef olduğunu
hepimiz biliyoruz; özellikle, yeterli çoğunluğa sahip İktidar Partisinin, gerek
katsayı adaletsizliğiyle ilgili gerek başörtüsü sorunuyla ilgili, bu
problemleri çözmek ve bu insanlara, istedikleri zaman, istedikleri üniversiteye
gitme imkânını onlara sağlamaları, bir haktır, bir hakkın tevdi edilmesidir.
Değerli arkadaşlar, aynı
zamanda, üniversitelerimizin de sorunları vardır; sadece üniversite öncesi ve
üniversite sonrası değil. Üniversite sonrasındaki sorunlar şunlar:
Üniversiteden mezun olan insanlarımız, maalesef, diplomalı işsizler ordusuna
katılmakta, işportacılık yapmakta, pazarcılık yapmaktadır ve toplam işsizler
içerisindeki payı, diplomalı, eğitimli beyinlerin oranı yüzde 35'tir ve bu
noktada, onlara, bugüne kadar bir çözüm getirilememiştir. Yükseköğretimin
finans sorunu vardır. Yükseköğretimin eleman sorunu, eğitim görevlisi sorunu ve
açığı bulunmaktadır.
Diğer taraftan,
üniversitelerimiz ile sanayiciler arasında ciddî bir kopukluk vardır;
üniversitelerle sanayi gelişimi ve tarımsal kalkınma noktasında, etkinlik
sorunu vardır; ama, bütün bunlarla beraber, eğitim sorununu bir reform
noktasına getirip, bir reform kapsamı haline getirip, bütün bu sorunlar
-üniversite öncesi sorunlar, üniversite sonrası yaşanan sorunlar ve
üniversitenin kendi sorunları, yükseköğretimin kendi sorunları- hep beraber değerlendirilmeli ve çözüme
kavuşturulmalıdır; ama, bugün, herkesin de, bütün halkımızın da, bütün
insanlarımızın da özellikle beklediği, herkesin eğitim alma hakkı, eğitim alma
özgürlüğü noktasında, elimizden gelen bütün gayreti sarf etmeliyiz.
Ben, meslekî okul mezunu
çocuğun yerine kendimi koyuyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Eraslan,
lütfen, 1 dakika içerisinde konuşmanızı tamamlayınız.
MEHMET ERASLAN (Devamla)
- İstediğim zaman istediğim okula gitmeliyim. Ben, başörtülü bir öğrencinin
yerine kendimi koyuyorum. Eğitim benim hakkımdır, kişilik hakkımdır, demokratik
hakkımdır, anayasal hakkımdır ve bu eğitim alma özgürlüğümü, eğitim alma
noktasındaki özgürlüğümü hiç kimsenin kısıtlayamaması gerekiyor.
Bu problemi çözecek olan
kimdir; sokakta yürüyen insanlar değildir; bu problemi çözecek olan Türkiye
Büyük Millet Meclisidir, bu yüce çatının altında bulunan 500 milletvekilidir,
özellikle, yeterli çoğunluğa sahip İktidar Partisidir ve bu noktada atacağınız
her adımda, bu problemleri, bu sorunları aşma noktasında atacağınız her adımda
size destek vereceğimizi, sizin yanınızda bu noktada duracağımızı ve bu kanayan
yarayı kapatma noktasında, sizinle beraber burada hizmet vereceğimi ifade
ediyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MEHMET ERASLAN (Devamla)
- Bu üniversitelerimizin ülkemize, milletimize, eğitimimize ve demokrasimize
hayırlar getirmesini Cenabı Hak'tan niyaz ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Ek madde 64'ü oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Ek madde 65'i okutuyorum:
Giresun Üniversitesi
EK MADDE 65.- Giresun'da
Giresun Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur. Bu üniversite;
a) Karadeniz Teknik
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Fen-Edebiyat Fakültesi, İktisadî ve İdarî
Bilimler Fakültesi ile Eğitim Fakültesinden,
b) Karadeniz Teknik
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulundan,
c) Karadeniz Teknik
Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek
oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu ve Tirebolu Meslek
Yüksekokulu ile Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve
bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Alucra Meslek
Yüksekokulu ve Şebinkarahisar Meslek Yüksekokulundan,
d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Giresun Milletvekili Mehmet Işık; buyurun.
(Alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MEHMET
IŞIK (Giresun) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Bugün, yıllardır
Giresun'un özlemini çektiği, gerçekten, kurulması için büyük çaba sarf ettiği,
kıt imkânlarına rağmen bütün imkânlarını bu işe tahsis ettiği üniversitenin
kuruluş kararını almak üzere buradayız. Giresunlu bir sevinç yaşıyor; ancak, bu
sevinç, biraz buruk bir sevinç. Bunu, konuşmamın sonunda izah edeceğim ve bu
konuda sizlerden özellikle destek rica ediyorum.
Şimdi, önce
"üniversitenin açılması için YÖK'ün görüşü alınır" dendi; sonra
dediler ki "o görüş verir, ama kararı burası verir, Meclis". Şimdi,
burada, Sayın Bakan ve Sayın Komisyon Başkanı olumsuz görüş verebilir; ama,
kararı siz vereceksiniz. O bakımdan, bu burukluğumuzun giderilmesini ve Giresun
halkının sevincinin tam olmasını sağlamanızı özellikle rica ediyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Giresun konusuna girmeden önce, bir konudaki görüşümü de sizlerle paylaşmak
istiyorum; rektörlük seçimi konusu. Yasamıza göre, elimizdeki tasarıya göre,
rektörlük, Millî Eğitim Bakanı, Başbakanın önerisi, Cumhurbaşkanının onayıyla
gerçekleşecek. Şimdi, 1995 yılında kurulan yeni üniversiteler, bu şekilde bir
uygulama yapmış; ama, her sözünde, biz reformist bir partiyiz, iktidarız
diyenlerin, şimdi, bu geleneği terk etmesini rica ediyorum; çünkü, bunun
arkasında bir kadrolaşma hareketi olduğundan şüpheliyim; açık ve net
söylüyorum…
AHMET YENİ (Samsun) -
Giresun'a üniversite kuruluyor; onları geç…
MEHMET IŞIK (Devamla) -
…ama, yok ise, Sayın Bakanın, bu konudaki ısrarından vazgeçmesini ve bunu,
Yükseköğretim Kurulu veya Üniversitelerarası Kurula bırakmasını özellikle rica
ediyorum. Bu konuya, yalnız, bir kadrolaşma olayı olarak bakılmasın. Sonuçta,
oraya, bir rektör atayacağız. Atayacağımız rektör, böyle bir sıkıntının
içerisinde kalır. Oradaki insanlar, siyasî tercihle gelmiş bir rektör olarak ona bakar.
AHMET YENİ (Samsun) - Hiç
olmadı şimdi…
MEHMET IŞIK (Devamla) -
Ya o rektör zayıf karakterliyse, siyasî iktidara yaranmaya çalışır veyahut da o
etiket üzerinde olduğu için, tedirgin olur, rahat hareket edemez ve gerçekten
inisiyatifini kullanamaz hale gelir. Bu bakımdan, bu konunun bir kez daha düşünülmesinde
özellikle fayda gördüğümü belirtmek istiyorum.
AHMET YENİ (Samsun) -
Mehmet Bey, üniversite kuruyoruz, üniversite…
MEHMET IŞIK(Devamla) -
Geliyorum oraya, geliyorum kardeşim, geliyorum.
Değerli arkadaşlarım,
üniversite kurulması için karar verilen Giresun'un sosyal ve kültürel yapısı
hakkında size biraz bilgi sunmak istiyorum. Bundan amacım, bu okulda okuyacak
öğrencilerin, nasıl bir ortamda eğitim yapacaklarını bilmemiz gerekir; nereye
gidiyorlar, nasıl bir ortamda yaşayacaklar. Giresun, 85 000 nüfuslu, il nüfusu
500 000'in üzerinde bir il; ama, nüfusuyla bağdaşık olmayacak kadar, sosyal ve
kültürel bakımdan kalkınmış bir bölge. Buna bazı örnekler vereceğim. Tabiî,
coğrafî yapısının güzelliğini, Doğu Karadeniz'i görenler veya televizyonlardan
izleyenler bilir; gerçekten bir doğa harikası bir yer. Adasıyla, kalesiyle,
plajlarıyla, gerçekten, bir üniversite kentinde okuyan öğrencilere gerekli
ortamı hazırlayacak bir il. İlimizde, 2 adet yerleşik tiyatro var, 3 adet
sinema var -bunlara dikkatinizi çekiyorum, pek az ilde vardır- 2 adet kültür
merkezi var, 1 konservatuvar mevcut, şehir merkezinde 2 tane olmak üzere,
ilçelerinde 7 adet kapalı spor salonu var, 1 tane olimpik yüzme havuzu var.
Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait 800 öğrencilik, özel sektöre ait 500 öğrencilik
yurt var. Bunun dışında, şu anda ihale edilmiş ve inşaatı başlamış 1 500
kişilik öğrenci yurdu bulunuyor.
Asayiş bakımından
Türkiye'nin sayılı illerinden birisi, asayişi fevkalade düzgün ve halkının,
yaşam tarzı bakımından herhangi bir olaya karışmayacak tabiatta, mizaçta,
insanları sevgiyle kucaklayan bir yapısı var.
Değerli arkadaşlarım,
bunları, Giresun'da eğitim gören gençlerimizin, Giresun'da okurken, sosyal ve
kültürel bakımdan ileri düzeyde olan bir yöreden gelmişse herhangi bir
yoksunluk hissetmeyeceğini, eğer daha geri kalmış bir yöreden gelmişse, yani
sosyal ve kültürel bakımdan geri kalmış bir yöreden gelmişse de, bazı
kazanımlar sağlayacağını anlatmak için söylüyorum.
Giresun'da 3 fakülte, 5
yüksekokulda, 7 261 öğrenci fiilen eğitim yapmakta. Gerçi, KTÜ Giresun'a biraz
üvey evlat gözüyle baktı, pek gelişmesini sağlamadı. Aydın Dumanoğlu
arkadaşımız da burada; ama, onun zamanından sonra başladı bu iş.
Özellikle, Giresun'da
üniversite altyapısının kurulması için, başta Giresun halkı olmak üzere,
Giresun Valisi, belediye başkanları, geçmiş siyasîler, bugün siyaset yapan
insanlar, hepsi, elinden gelen her türlü maddî ve manevî fedakârlığı yaparak,
bu aşamaya kadar getirdi. O bakımdan, onlara, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Bir de şu burukluk
konusunu açayım, neden buruk Giresun; Giresun'da mevcut olan eğitim kurumlarına
bir tek okul dahi eklenmedi; yani, Giresun, mevcut kurumlarıyla üniversite
haline getiriliyor; yani, biz orada KTÜ levhasını kaldıracağız, Giresun levhasını
koyacağız ve bu, üniversite olacak. Giresun istiyordu ki, arzu ediyordu ki, en
azından birkaç eğitim kurumu daha, üniversitemiz kurulurken ona eklensin ve
gelişerek büyüme imkânına kavuşmuş olalım. Bu konuda bir önerge verdim, bu
önergenin detayına fazla girmek istemiyorum; gerekçesi okunurken hepiniz bilgi
sahibi olacaksınız. Bu konuda mutlaka sizden destek istiyorum. Biraz önce
söylediğim gibi, Sayın Bakan ve Komisyon Başkanı olumsuz kanaat beyan edebilir;
ama, karar size aittir. Burada, sizden bu kararı istiyorum, özellikle rica
ediyorum, Giresun halkı adına rica ediyorum: Lütfen, yeni eğitim kurumlarının
açılmasına destek veriniz.
Bir önerge daha verdim; o
da, gerek eksik olan öğretim görevlilerinin tamamlanması açısından gerek yeni
öğretim görevlilerini buraya alabilmek açısından gerekse bunlar vasıtasıyla
gelecek kuşak öğretim görevlilerini yetiştirme açısından burada -yalnız bizim
üniversite için söylemiyorum, tüm yeni kurulan üniversiteler için söylüyorum-
eğitim verecek olan öğretim görevlilerine ek bir ödeme yapılmasını talep
ediyorum. Bu konuda da, özellikle -şu anda, zannediyorum, yeni üniversite
kurulan illerin milletvekilleri burada, kendi üniversiteleri için de bu
geçerli- desteklerinizi istiyorum.
Emeği geçen herkese
tekrar teşekkür ediyorum, sizleri saygıyla selamlıyorum; ama, desteğinizi de
lütfen unutmayın; tekrar ediyorum.
Saygılar sunuyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Işık.
AK Parti Grubu adına,
Giresun Milletvekili Nurettin Canikli; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Bugün, diğer üniversite
kurulan 14 il gibi, Giresun da bayram yaşıyor şu anda ve bütün hemşerilerimiz
Giresun meydanında toplandı ve biraz sonra çıkacak kararı bekliyor ve bu
kararla birlikte inşallah çok coşkulu bir atmosfer yaşayacak bütün Giresunlu
hemşerilerim.
Değerli arkadaşlar,
inşallah tıp fakültemizi, üniversite kurulduktan sonra kendimiz
gerçekleştireceğiz, Giresun Üniversitesi Senatosu gerçekleştirecek; bundan hiç
kimsenin kuşkusu olmasın. Her şeyin bir kuralı var, bir nizamı var. Bu nizamı,
kuralı bozmamak lazım. Belli bir kriter çerçevesinde, objektif kriterler
çerçevesinde, 5 tane üniversiteye tıp fakültesi oluşturuldu, o kriteri bozmamak
gerekiyor; ama, bunlar, dediğim gibi çok önemli değil; inşallah, Giresun tıp
fakültesi, Giresun Üniversitesi bünyesinde, kendisi tarafından kurulacaktır,
bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.
Bugün, bizim için de
bayramdır. Bize bu bayramı yaşatan, bütün Giresunlular adına, başta Sayın
Başbakanımıza, Sayın Millî Eğitim Bakanımıza ve Bakanlar Kurulumuza ve tabiî,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin siz değerli üyelerine şükranlarımı arz
ediyorum, bütün Giresunlular adına şükranlarımı arz ediyorum.
Bugüne kadar
üniversitenin kurulmasında, altyapı oluşturulması açısından katkı sağlayan
gelmiş geçmiş bütün siyasîlere, emek veren, destek veren herkese ve tabiî,
Giresun halkımıza teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.
Bütün, 15 üniversitenin
15 ilimize hayırlı ve uğurlu olması temennisiyle hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Canikli.
Anavatan Grubu adına,
Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir.
Sayın Akdemir, buyurun.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 1 inci
maddesinin ek 65 inci maddesiyle ilgili olarak, Giresun'da kurulması düşünülen
Giresun Üniversitesi hakkında Anavatan Partisi Grubu adına söz almış
bulunmaktayım; Partim ve şahsım adına Yüce Meclisi ve siz değerli
milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; kısaca, geçmişte üniversitelerde ne vardı, nasıl oldu, bugüne nasıl
geldik, onu hatırlatmak istiyorum; çünkü, bugün, burada, üniversiteler sanki
bugün kuruldu, hazırlandı, üniversiteler gökten zembille indi, geldi, Sayın
Bakanımız da tabelayı asacak, bu üniversiteler olacak! Geçmiş yılların emeği
var bunun üzerinde.
O nedenle, 1981
üniversite reformundan önceki on yıllarda Türk yükseköğretim sistemi, üç tür
kurumdan oluşmaktaydı. Bunlardan bir tanesi üniversitelerdi. Sayın Anayasa
Komisyonu Başkanımız dinlerse, üniversite reformundan bahsedeceğim çünkü.
Üniversiteler, akademiler olarak mühendislik ve iktisat konusunda öğrenim yapan
akademilerdi; iktisadî ve ticarî ilimler akademileri, meslek yüksekokulları ve
eğitim enstitüleri şeklindeydi. Yükseköğretimin tüm düzeyleri için etkili ve
koordineli bir merkezî planlama yoktu. Özellikle de, 60'lı ve 70'li yıllarda,
yükseköğretim kurumlarının sayısı, çeşidi ve öğrenci sayılarıyla başka pek çok
hususta gözlenen hızlı artış nedeniyle, üç kesimli yükseköğretim sistemi, bir
süre sonra başarısızlık ve yozlaşma işaretleri vermeye başladı.
Esasen, çok partili
sisteme geçtiğimiz günden günümüze kadar eğitimde ve öğretimde sürekli çağdaş
değerleri kapsayan reform gereksinimi hep gündeme geldi; ama, hükümetlerin
hiçbirisi başarılı bir reform yapamadı.
Bugünkü, üç yılını
tamamlayan hükümetimiz de, reform girişimlerinde bulundu; ama, maalesef
buzdolabına koydu.
Bunlara ek olarak, son
yirmi yılda ortaya çıkan siyasî, sosyal ve ekonomik sorunlar, yükseköğretimi
olumsuz etkiledi. Bu nedenle, 70'li yılların sonunda köklü bir reform
kaçınılmaz oldu. Bu amaçla 1981 yılı reformu oluştu.
1933'teki Türkiye'nin
büyük üniversite reformundan sonra gerçekleşen kapsamlı, en büyük reform 1981
reformudur. Yükseköğretim, bu dönemde, akademik, kurumsal ve idarî yönden
önemli bir yeniden yapılanmaya girdi. Söz konusu kanun hükümleri ve Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının 130 uncu ve 131 inci maddeleriyle kendisine verilen
görev ve yetkiler çerçevesinde, özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip bir
kuruluş olan Yükseköğretim Kurulu, tüm
yükseköğretimden sorumlu tek kuruluş haline geldi. İşte, bu kurul, reformla
birlikte, yükseköğretim sisteminde bir model ortaya çıkardı, değerli
arkadaşlarım.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; tüm akademiler, eğitim enstitüleri ve meslek yüksekokulları
yeniden düzenlenmeye başlandı. Bazıları, uygun ve elverişli yerlerde yeni
üniversiteler oluşturmak amacıyla birleştirildi; bazıları, yeni fakültelere
dönüştürüldü ve kendi bölgelerindeki üniversitelere bağlandılar. Böylece,
1982'de kurulan 8 yeni devlet üniversitesi ve 1984'te kurulan bir özel
üniversiteyle birlikte, toplam üniversite sayısı 19'dan 28'e çıktı 1982
yılında. Şimdi, 1982'den 92'ye geldiğimizde, ülkenin farklı bölgelerinde 24
yeni devlet üniversitesi kuruluyor.
Değerli arkadaşlarım, bu
yeni devlet üniversiteleri, işte, bizim, şu anda kurduğumuz 15 üniversite gibi,
yüksekokulları, fakülteleri kurulmuş, üniversite kurulmak üzere hazırlanmış bir
altyapının üzerine kurulmuştur ve bu altyapı da, Özal Hükümetleri döneminde,
80-90 yılları arasında yapılan hazırlığın sonucuyla olmuştur. Dolayısıyla,
1992'de 24 üniversite birden kurulabilmiştir.
İşte, bugün de Sayın
Erdoğan Hükümetinin de üzerinde çalıştığı ve kurmaya çalıştığı 15 üniversitenin
temeli de, geçen, 92 yılından günümüze kadarki süre içerisinde gelip geçen
hükümetlerin ve bu dönemde çalışan öğretim üyelerinin büyük gayretiyle kurulmuş
olan fakülte ve yüksekokulların üzerine kurulan üniversiteler oluyor değerli
arkadaşlarım. O nedenle, bugün, gecenin bu saatinde, milletin bu yüce
kürsüsünden, emeği geçen bütün hükümetlere, bakanlara ve öğretim üyesi olarak,
asistan olarak çalışan üniversite mensuplarına buradan teşekkür etmeyi bir
vazife biliyorum ben. Onların o gayretli çalışmalarının bundan sonra da devam
etmesini bekliyorum, temenni ediyorum.
Ancak, burada, tabiî, bu
işlerin yapılabilmesi için, devlet memurlarının özlük hakları ne kadar
önemliyse, üniversitede çalışan öğretim üyelerinin, asistanların, doçentlerin
maaşlarının iyileştirilmesi, özlük haklarının iyileştirilmesi gerekiyor.
Diyoruz ki, üniversitelerimiz, geleceğimizin garantisi, teminatıdır; ama, orada
çalışan beyinlere siz yeterli ücret
vermezseniz, bu beyinler göç ederler, yabancı ellere giderler, orada daha
üretken olurlar. O nedenle, maaşlarını artırmalıyız öğretim üyelerinin.
Değerli kardeşlerim,
bugün, burada, Giresun Üniversitesiyle ilgili bir önerge de verdik biz.
Geçmişimizi bu şekilde andıktan sonra, Giresun Üniversitesine dönmek istiyorum.
Giresun Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesine bağlı olarak iktisadî ve
idarî bilimler fakültesi, eğitim fakültesi, sağlık yüksekokulu, meslek
yüksekokulu, Tirebolu Meslek Yüksekokulu, Alucra Meslek Yüksekokulu ve yeni oluşturulan sosyal ve
fen bilimleri enstitüsünden oluşmaktadır. Burada bir eksik yapıldığı kanısına
vardı Anavatan Grubu, bir önerge verdi. Dolayısıyla, mühendislik fakültesinin
ilave edilerek bu üniversitenin kapsamlı bir üniversite olmasını sağlama
açısından bu görevi burada gecenin bu saatinde yapmak istiyoruz; çünkü,
mühendislik fakültesi kurulursa, öğretim üyesi itibariyle Karadeniz Teknik
Üniversitesinin öğretim üyeleri, Giresun'a yakın olmaları dolayısıyla, eğitim
ihtiyacını kısa sürede karşılayacak ve mühendislik fakültesinin gelişmesine
vesile olacaktır. Siz değerli iktidar mensubu milletvekili arkadaşlarımın ve
muhalefet milletvekillerinin oylarıyla bu mühendislik fakültesinin kabulünü arz
ediyorum yüce makamınızdan.
Değerli arkadaşlar, ben,
burada, Sayın Millî Eğitim Bakanımdan bir şey sormak istiyorum. YÖK
Başkanlığının yazmış olduğu yazının bir maddesinde, 5 inci maddesinde -eylül
ayında yazılmış- bir kadro talebi var; yerine getirilip getirilmediğini; çünkü,
bu üniversiteler kurulurken bu kadro olayı çok önemlidir; onu sormak ve
öğrenmek istiyorum.
Burada, 5 inci maddede
aynen şöyle deniliyor: "Bazı üniversitelerimizin uzun zamandan beri
ihtiyaç duyduğu bakanlığınızla yapılan çalışmalarda Türkiye Büyük Millet
Meclisi ilgili komisyonlarında görüşülmesine rağmen kadük kalması nedeniyle
kanunlaşamayan ekli 5 ve 6 sayılı listelerde yer alan akademik ve idarî
kadrolarda ihdas edilmesi istenmektedir."
Sayın Bakanım, bu
kadrolar ihdas edildi mi, yoksa, bundan sonra mı edilecek? Bu konuda
aydınlatırsanız çok memnun olacağım.
Değerli arkadaşlar, kadirşinaslık
adına biraz önce kurulması kararlaştırılan Ahi Evran Üniversitesi Eğitim
Fakültesinin kuruluşunda emeği geçen bir öğretim üyesi arkadaşımı anmak
istiyorum buradan. Prof. Dr. Selahattin Salman; Eğitim Fakültesi
oluşturulurken, binalar yapılırken her köşesine bir taş koyduğunda elinin izi
vardır orada.
Dolayısıyla, bu şükranla
kendisini anarken, Türkiyemize yeni üniversiteler kurulmasında emeği geçen
herkese buradan minnettarlığımı bildiriyor, siz değerli milletvekili
arkadaşlarımı ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Akdemir.
Hükümet adına, Millî
Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik.
Sayın Bakanım, buyurun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygılarımla
selamlıyorum.
Fazla vaktinizi
almayacağım; bir iki dakikada bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Burada
konuşma yapan bazı değerli arkadaşlarım, özellikle bir su benzetmesi yapan
arkadaşımız oldu. Bir bardaktan tepsiye boşaltırsanız artırmış mı olursunuz
veyahut da "efendim, zaten bunlar vardı, tabelası asılıyor, ismi
veriliyor" şeklinde açıklamalar oldu.
Değerli arkadaşlar, bizim
dönemimizde, 58 inci ve 59 uncu hükümetler döneminde, Türkiye çapında kaç
fakülte, kaç yüksekokul kuruldu; bu bilgileri sizlere arz etmek istiyorum. 2003
yılında açtığımız fakülte sayısı 31, 2004 yılında açtığımız fakülte ve
yüksekokul sayısı 15. Bakın, yüksekokullara, meslek yüksekokulları dahil
değildir. Bunlar, Bakanlar Kurulu kararıyla çıkmıyor. Meslek yüksekokullarının
kuruluşuna, Yükseköğretim Kurulu kendisi karar veriyor; ama, Bakanlar Kurulu
kararıyla kurulan fakülte ve yüksekokullardan, dört yıllık yüksekokullardan söz
ediyorum. 2005 yılında kurulan fakülte ve yüksekokul sayısı 20. Şu anda bu yasa
tasarısıyla birlikte kurduğumuz 5 tıp fakültesi, 3 fen-edebiyat fakültesi var.
Bu 8'le birlikte 74 yüksekokul ve fakülte kurmuş oluyoruz. Bunun 53'ü fakülte,
21'i yüksekokuldur.
Değerli arkadaşlar, 50
fakülte ve yüksekokulla ilgili kuruluş çalışmaları da devam ediyor. Bunun 26'sı
fakültedir, 24'ü de dört yıllık yüksekokuldur. Şimdi, dolayısıyla, bakın, şu
anda kurduğumuz üniversitelerin büyük bir çoğunluğu 3 fakülteden oluşmaktadır.
Eğer, şu anda kurulan 74 fakülte ve yüksekokul ile kurulmakta olan, çalışmaları
devam eden 50 yüksekokul ve fakülteyi esas alırsanız ve bunu, 124'ü 3'e
bölerseniz 41 üniversite eder. Sadece fakülteleri esas alırsanız; yani,
kurulmuş olan 53 fakülte ile işlemleri devam eden 26 fakülte -ki, bu toplam 79
eder- bunu böldüğünüz zaman 28 yeni üniversite eder.
Şimdi, arkadaşlarım,
tabiî, şunu soruyorlar: Üç yıldan beri niçin yeni üniversiteler kurmadınız? Bu
üniversitelerin altyapısı oluşmadan, yeni yeni fakülteler, yüksekokullar
oluşmadan, temeli olmadan, zemini olmadan bunun çatısı olmazdı. Biz bugün
çatıyı çakıyoruz. Onun için, yapılan işi kesinlikle hafife almayalım. Türkiye
büyük bir ülkedir, nüfusu, potansiyeli ve imkânları da büyüktür. Bundan dolayı,
ben, arkadaşlarımın meseleye biraz da bu gözle bakmasını özellikle istirham
ediyorum.
Saygılar sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakanım.
Şahsı adına, Giresun
Milletvekili Hasan Aydın; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
HASAN AYDIN (Giresun) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili kardeşlerim; sözlerimin başında hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Fındığın başkenti, kirazın anayurdu, yeşil ile
mavinin kucaklaştığı şirin ilimiz Giresun için, Giresun'un geleceği için çok
önemli bir proje olan Giresun Üniversitesinin gerçekleşmesinde katkısı ve emeği
geçen, başta Sayın Başbakanımıza, Millî Eğitim Bakanımıza, Bakanlar Kurulumuzun
değerli üyelerine, Parlamentomuzun siz saygıdeğer milletvekillerine, komisyon
üyelerimize, bürokratlarımıza ayrı ayrı teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
Ayrıca, Giresun Üniversitesi gündeme geldikten itibaren, üniversiteye arsa
kazandırmak amacıyla, üniversite kurma komitesinin öncülüğünde yardım
kampanyası başlatılmış idi. Bu kampanya esnasında Giresunlu hemşerilerimizin
çok büyük desteğini gördük. Bu desteklerden dolayı da kadirşinas Giresunlu
hemşerilerime de ayrı ayrı teşekkür ediyorum ve kurulacak olan 15 tane yeni
üniversitemizin eğitim camiamıza, ülkemize, milletimize ve ilimize hayırlı,
uğurlu olmasını temenni ediyor; sizleri saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Aydın.
Şahsı adına, Giresun
Milletvekili Sayın Ali Temür; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ALİ TEMÜR (Giresun) -
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
Çok büyük mutluluk
içerisindeyim. Senelerdir Giresun halkının özlemle beklediği bir başarıyı daha
inşallah bu akşam gerçekleştireceğiz.
Şu anda sabırsızlıkla, her dakika arayla bizleri arayan ve Giresun Üniversitesinin
kararı ne zaman çıkacak diyen, davulunu zurnasını ayarlamış, havai fişeklerle
Giresun meydanında bu güzel coşkuyu kutlayan hemşerilerimizin bayramını
kutluyorum. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Bazı kardeşlerimizin,
tabela üniversitesiydi, şöyle eksik oldu, böyle fazla oldu diyerek halkımızın
bu güzel mutluluğunu engellemeye hakkı yoktur. Giresun halkı, bu bayramı büyük
coşku içerisinde kutlasın. İnşallah, onlar bize destek oldukça, bizler
Giresun'a daha çok büyük hizmetler yapacağız.
Bakınız, senelerdir
Giresun'da bahsedilen büyük sorunların tamamını çözdük. En büyük meselemiz
Giresun Üniversitesiydi; inşallah, biraz sonra sizlerin de destekleriyle
Giresun Üniversitesini de huzurla, mutlulukla kurmuş olacağız.
Ayrıca, değerli
milletvekilleri, Giresun halkı, 7'den 70'e, Giresun Üniversitesinin kurulmasına
hedeflenmiş ve kilitlenmişti. Maddî ve manevî hiçbir desteğini esirgemedi. İki
yıldır fındık olmamasına rağmen, Giresun'da, kısa süre içerisinde, üniversite
kampus arazisi için yaklaşık 2 trilyon 300 milyar Türk Lirasını Giresun'da
topladık. İnşallah, bundan sonra bu değerli iş adamlarımız, Giresun halkımız ve
bürokratlarımızla beraber, Giresun Üniversitesi için bizler çok güzel hizmetler
yapacağız.
Ben, 15 ilimizi ve
Giresun İlimizin halkını bu güzel gecede tebrik ediyor, katkısı geçenlere,
Giresun Üniversitesinin kurulmasıyla ilgili katkısı geçen, başta Başbakanımız
olmak üzere, Millî Eğitim Bakanımıza, bürokratlarımıza, Giresun'daki
bürokratlara, sivil toplum örgütlerine, sendikalara çok çok teşekkür ediyorum.
Millî Eğitim Bakanımızın Plan Bütçede ve Millî Eğitim Komisyonunda bize sözleri
vardır; inşallah, üniversite kurulduktan sonra beraberce daha Giresunumuza
güzel fakülteler kuracağız.
Ben, bu duygu ve
düşüncelerle, tüm illerimize kurulan üniversitelerin, illerimize ve Giresun
İlimize hayırlar getirmesini diliyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum
efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Temür.
Sayın Mehmet Eraslan'ın
bir sorusu var.
Buyurun Sayın Eraslan.
MEHMET ERASLAN (Hatay) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Maddeyle ilgili
olmasını istirham ediyorum.
MEHMET ERASLAN (Hatay) -
Evet, Mustafa Kemal Üniversitesiyle ilgili, Hatay'la ilgili bir sualim olacak
Çok Değerli Bakanıma.
Mustafa Kemal
Üniversitesi bünyesinde, araştırma ve uygulama hastanesi inşaatımız var. Bu
inşaatın ödeneğiyle ilgili bir talebi olmuştu Mustafa Kemal Üniversitesi
Rektörlüğünün, onay talebi olmuştu. Bu onay talebi, üçüncü ayda, mart ayında
olmuş idi; fakat, bizler cevap alamayınca, milletvekili olarak ben bir yazılı
soru önergesi verdim. Yazılı soru önergesi, tabiî ki, cevap itibariyle elimde
şu an; fakat, kapsamlı olmayan…
BAŞKAN - Sayın Eraslan,
sorunuzu sorar mısınız efendim.
MEHMET ERASLAN (Hatay) -
Sayın Başkanım, sorumu soruyorum. Sayın Bakanımızın da meseleyi anlaması
noktasında kendisine yardımcı oluyorum.
Onay alınamamıştır ve
Sayın Bakanım, 1,5 trilyon para sizden onay çıkmadığı için kullanılamadı. Eğer
hastaneye bu para kullanılabilseydi, bugün 130 yataklı hastanemiz,
ameliyathanesiyle, acil servisiyle, laboratuvarıyla açılmış olacaktı ve
insanlarımız, Adana Balcalı Hastanesine, Adana Numune Hastanesine gitme gereği
duymayacaktı; acil vakalarda da yollarda ölmeyecekti. İnsanlarımız, ağır
vakalarda, kazalarda yollarda ölüyor; ben, buna şahidim ve yollarda ölmeye de
devam ediyor. Bunun gerekçesi ne; Yatırım ve Tesisler Daire Başkanıyla
görüştüm, sizin Müsteşar Yardımcılarınızla görüştüm "Bakan bunu istemezse,
getiremeyiz" dediler.
BAŞKAN - Sayın Eraslan,
istirham ediyorum; bakınız, şu anda, Giresun Üniversitesiyle ilgili bir maddeyi
konuşuyoruz ve bu sorunun Giresun Üniversitesiyle hiçbir ilişkisi yok.
MEHMET ERASLAN (Hatay) -
Ödenek efendim…
BAŞKAN - Hiçbir ilişkisi
yok, istirham ediyorum; lütfen, sorunuzu sorunuz, tamamlayınız efendim.
MEHMET ERASLAN (Hatay) -
Mustafa Kemal Üniversitesinin hastanesiyle ilgili onay talebi neden dokuz ay
sonra verilmiş ve bu para kullandırılmamıştır? Hataylı ve Hatay neden bu
noktada mağdur edilmiştir? Bunu soruyorum ben.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum.
MEHMET ERASLAN (Hatay) -
Ben teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Bakanım,
yazılı mı cevap vereceksiniz veya söyleyecek misiniz?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, bir iki cümleyle söyleyeyim.
BAŞKAN - Buyurun.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Milletvekilimizin istediği şey; eski ihale
yasasının, 2886'nın 63 üncü maddesine göre, Mustafa Kemal Üniversitesi, bir
keşif artışı istiyor; daha önce yüzde 30 artırılmış, ikinci bir yüzde 30 artışı
istiyor, daha fazla artış istiyor. Halbuki, daha fazla artışın olması için, bu
maddeye göre, orada, temelde bir problem olması lazım, bir beklenmeyen durum
olması lazım, bir tabiî afet olması lazım. Biz, yasaların dışına çıkarak iş
yapamayız. Bir kasıt söz konusu değildir Değerli Milletvekilim.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum.
Sayın milletvekilleri,
madde üzerinde 5 adet önerge vardır; önergeleri önce geliş sıralarına göre
okutup, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun
tasarısının 1 inci maddesinin ek madde 65'te yer alan "Giresun
Üniversitesi" adının değiştirilerek "Yeşil Giresun Üniversitesi"
olmasını arz ediyorum.
Saygılarımla.
|
|
İlyas
Arslan |
Fahri
Çakır |
Adem
Tatlı |
|
|
Yozgat |
Düzce |
Giresun |
|
|
Mehmet
Çiçek |
Bekir
Bozdağ |
|
|
|
Yozgat |
Yozgat |
|
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1039
sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesiyle eklenen ek madde 65'in (d)
bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mehmet
Işık |
Halil
Akyüz |
M. Mesut
Özakcan |
|
|
Giresun |
İstanbul |
Aydın |
|
|
Kâzım
Türkmen |
Mehmet
Semerci |
|
|
|
Ordu |
Aydın |
|
"d) Rektörlüğe bağlı
olarak yeni kurulan Tıp Fakültesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri
Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu ile Bulancak Turizm ve Otelcilik
Yüksekokulundan,"
BAŞKAN - Üçüncü önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan yasanın
ek 65 inci maddesinin (d) fıkrasına, Fen Bilimleri Enstitüsünden sonra gelmek
üzere "Gümüşhane Eğitim Fakültesi" cümlesinin eklenmesini
saygılarımla arz ederim.
|
|
Sabri
Varan |
Temel
Yılmaz |
Ali Ayağ |
|
|
Gümüşhane |
Gümüşhane |
Edirne |
|
|
İsmail
Ericekli |
Osman
Seyfi |
Bayram
Özçelik |
|
|
Çankırı |
Nevşehir |
Burdur |
BAŞKAN - Dördüncü
önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan tasarı
ile 28.3.1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununa
eklenen ek madde 65'in (c) fıkrasında yer alan "ve Şebinkarahisar Meslek
Yüksekokulundan" ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Ünal
Kacır |
Recep
Koral |
Cemal
Uysal |
|
|
İstanbul |
İstanbul |
Ordu |
|
|
Bekir
Bozdağ |
Alim
Tunç |
|
|
|
Yozgat |
Uşak |
|
BAŞKAN - Beşinci önergeyi
okutup işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1039
sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 1 inci maddesiyle 2809 sayılı
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununa eklenen ek 65 inci maddeye aşağıdaki
(b) bendinin eklenerek diğer bentlerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Muharrem
Doğan |
Dursun
Akdemir |
Ömer
Abuşoğlu |