DÖNEM: 22       CİLT: 105       YASAMA YILI: 4

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

40 ıncı Birleşim

23 Aralık 2005 Cuma

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

l.- 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli Daireler ve  İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/1119; 1/1084, 3/907; 1/1085, 3/908) (S.Sayısı: 1028, 1029, 1030)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1.- Yükseköğretim Kurulu 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Yükseköğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL

MÜDÜRLÜĞÜ

1.- Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü

2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

D) ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ

1.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2006 Yılı Merkezî

Yönetim Bütçesi

E) ÜNİVERSİTELER

1.- Ankara Üniversitesi

a) Ankara Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

2.- Orta Doğu Teknik Üniversitesi

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim

Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

3.- Hacettepe Üniversitesi

a) Hacettepe Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

4.- Gazi Üniversitesi

a) Gazi Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

5.- İstanbul Üniversitesi

a) İstanbul Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

6.- İstanbul Teknik Üniversitesi

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

7.- Boğaziçi Üniversitesi

a) Boğaziçi Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

8.- Marmara Üniversitesi

a) Marmara Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

9.- Yıldız Teknik Üniversitesi

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

10.- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî

Yönetim Bütçesi

b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2004 Malî Yılı

Kesinhesabı

11.- Ege Üniversitesi

a) Ege Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

12.- Dokuz Eylül Üniversitesi

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

13.- Trakya Üniversitesi

a) Trakya Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

14.- Uludağ Üniversitesi

a) Uludağ Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

15.- Anadolu Üniversitesi

a) Anadolu Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

16.- Selçuk Üniversitesi

a) Selçuk Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

17.- Akdeniz Üniversitesi

a) Akdeniz Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

18.- Erciyes Üniversitesi

a) Erciyes Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

19.- Cumhuriyet Üniversitesi

a) Cumhuriyet Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

20.- Çukurova Üniversitesi

a) Çukurova Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

21.- 19 Mayıs Üniversitesi

a) 19 Mayıs Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) 19 Mayıs Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

22.- Karadeniz Teknik Üniversitesi

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

23.- Atatürk Üniversitesi

a) Atatürk Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

24.- İnönü Üniversitesi

a) İnönü Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

25.- Fırat Üniversitesi

a) Fırat Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

26.- Dicle Üniversitesi

a) Dicle Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

27.- Yüzüncü Yıl Üniversitesi

a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

28.- Gaziantep Üniversitesi

a) Gaziantep Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

29.- İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2006 Yılı Merkezî Yönetim

Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

30.- Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2006 Yılı Merkezî Yönetim

Bütçesi

b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

31.- Harran Üniversitesi

a) Harran Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

32.- Süleyman Demirel Üniversitesi

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim

Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

33.- Adnan Menderes Üniversitesi

a) Adnan Menderes Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

34.- Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi

a) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim

Bütçesi

b) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

35.- Mersin Üniversitesi

a) Mersin Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

36.- Pamukkale Üniversitesi

a) Pamukkale Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

37.- Balıkesir Üniversitesi

a) Balıkesir Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

38.- Kocaeli Üniversitesi

a) Kocaeli Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

39.- Sakarya Üniversitesi

a) Sakarya Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

40.- Celâl Bayar Üniversitesi

a) Celâl Bayar Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Celâl Bayar Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

41.- Abant İzzet Baysal Üniversitesi

a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim

Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

42.- Mustafa Kemal Üniversitesi

a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

43.- Afyon Kocatepe Üniversitesi

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

44.- Kafkas Üniversitesi

a) Kafkas Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

45.- Çanakkale 18 Mart Üniversitesi

a) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

46.- Niğde Üniversitesi

a) Niğde Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Niğde Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

47.- Dumlupınar Üniversitesi

a) Dumlupınar Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim

Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

48.- Gazi Osmanpaşa Üniversitesi

a) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim

Bütçesi

b) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

49.- Muğla Üniversitesi

a) Muğla Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muğla Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

50.- Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî

Yönetim Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2004 Malî Yılı

Kesinhesabı

51.- Kırıkkale Üniversitesi

a) Kırıkkale Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

52.- Osman Gazi Üniversitesi

a) Osman Gazi Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim

Bütçesi

b) Osman Gazi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

53.- Galatasaray Üniversitesi

a) Galatasaray Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

 

V.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, Ağrı Milletvekili Naci Aslan'ın, konuşmasında, Partisine, sataşması nedeniyle konuşması

2.- Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in, Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, konuşmasında, Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

3.- Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ'ın, konuşmasında, Partisine, sataşması nedeniyle konuşması

VI.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YazIlI Sorular ve CevaplarI

1.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya'nın elektrik sistemine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/9870)

2.- İzmir Milletvekili Türkân MİÇOOĞULLARI'nın, bürokrat atamalarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/9934)

3.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Çankırı İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9971)

4.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Elazığ İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9972)

5.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9973)

6.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bitlis İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9974)

7.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Ağrı İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9975)

8.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bingöl İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9976)

9.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bartın İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9977)

10.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kars İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9978)

11.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9979)

12.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kayseri İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9980)

13.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9981)

14.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kilis İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9982)

15.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Nevşehir İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9983)

16.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9984)

17.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/9985)

18.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, özel tiyatrolara yapılan destek ödemelerine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/10044)

19.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/10056)

20.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/10057)

21.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kilis İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/10058)

22.- Antalya Milletvekili Tuncay ERCENK'in, Seydişehir Eti Alüminyum Tesislerini alan firmanın şartnameyi ihlal ettiği iddialarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/10100)

23.- Muğla Milletvekili Ali ARSLAN'ın, Tekelin tütün bakım ve işleme ünitelerinin kapatılacağı iddiasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/10101)

24.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Seydişehir Eti Alüminyum Tesislerini alan firmanın şartnameyi ihlal ettiği iddialarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/10102)

25.- Gaziantep Milletvekili Abdülkadir ATEŞ'in, TMSF'nin bazı çimento fabrikalarını satışına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/10104)

26.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Adıyaman İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/10683)

27.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Aksaray İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/10684)

28.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Erzurum İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/10686)

29.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Siirt İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/10687)

30.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Şırnak İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/10688)

31.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Rize İlindeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/10689)

32.- Diyarbakır Milletvekili Mesut DEĞER'in, köylerdeki elektrik abonelerinin borç ödeme ve sayaç okuma sürelerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/10867)

33.- İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in, TRT'de yayınlanan bir programla ilgili iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/10897)

34.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, TEDAŞ ihalesine ve personeline ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/10949)

35.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, Balıkesir SEKA Fabrikasının satışına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/10952)

36.- Muğla Milletvekili Ali ARSLAN'ın, esnafın ve işçilerin zorunlu sağlık muayenelerinden ücret alınmasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/10963)

37.- Ankara Milletvekili Mehmet TOMANBAY'ın, TRT eski Genel Müdürü'nün icraatlarının incelendiği iddiasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/10974)

38.- İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in, TRT'deki bazı programlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/10975)


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 11.00'de açılarak beş oturum yaptı.

Gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 1042 sıra sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ve 1050 sıra sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresinin 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 5 ve 6 ncı sıralarına alınmasına; 22.12.2005 Perşembe günkü (bugün) birleşimde gündemin "Özel İşler" kısmında yer alan 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanununun ondördüncü turundaki kurum bütçelerinin görüşmelerinin tamamlanmasından sonra kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine, gündemin 7 nci sırasına kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin AK Parti Grubu önerisinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildiği açıklandı.

2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli Daireler ve İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarılarının (1/1119; 1/1084, 3/907; 1/1085, 3/908) (S. Sayısı: 1028, 1029, 1030) görüşmelerine devam olunarak;

Kültür ve Turizm Bakanlığı,

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü,

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü,

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı,

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı,

2006 yılı bütçeleri ile;

Kültür ve Turizm Bakanlığı,

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı,

2004 malî yılı kesinhesapları;

Kabul edildi.

Samsun Milletvekili Haluk Koç, Erzurum Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut'un, konuşmasında, Genel Başkanlarına, ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri atfetmesi nedeniyle bir açıklamada bulundu.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden;

2 nci sırasında bulunan, Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında (1/950) (S. Sayısı: 920),

3 üncü sırasında bulunan, Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin (1/1030) (S. Sayısı: 904),

4 üncü sırasında bulunan, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Bağlı Okulların Millî Eğitim Bakanlığına Devredilmesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair (1/1050) (S. Sayısı: 1009),

Kanun Tasarılarının görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;

Ertelendi.

Cumhurbaşkanınca bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderilen:

5 inci sırasına alınan, Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 29.6.2005 tarihli ve 5375 sayılı (1/1067) (S. Sayısı:1042),

6 ncı sırasına alınan, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 30.11.2005 tarihli ve 5433 sayılı (1/1157) (S. Sayısı:1050),

Kanunların görüşmelerini müteakiben, elektronik cihazla yapılan açıkoylamalar sonucunda, kabul edildikleri açıklandı.

Alınan karar gereğince, 23 Aralık 2005 Cuma günü saat 11.00'de toplanmak üzere, birleşime 19.54' te son verildi.

 

                                     Sadık Yakut

                                    Başkanvekili

 

Ahmet Gökhan Sarıçam

Harun Tüfekci

 

Kırklareli

Konya

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

 

 

 

Bayram Özçelik

Ahmet Küçük

 

Burdur

Çanakkale

 

                       

Kâtip Üye

Kâtip Üye


No.: 53

II.- GELEN KÂĞITLAR

23 Aralık 2005 Cuma

Tasarı

1.- Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı (1/1159) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.12.2005)

Teklifler

1.- Çorum Milletvekili Agah Kafkas ve 27 Milletvekilinin; Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/634) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.12.2005)

2.- Manisa Milletvekili İsmail Bilen'in; Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/635) (Millî Savunma ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.12.2005)

3.- Bitlis Milletvekili Vahit Kiler'in; Güroymak İlçesinin Adının Değiştirilmesi Hususunda Kanun Teklifi (2/636) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.12.2005)

4.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 5 Milletvekilinin; İnebolu İlçesinin Adının Yiğit İnebolu Olarak Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/637) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.12.2005)

Raporlar

1.- Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1072) (S. Sayısı: 1043) (Dağıtma tarihi: 23.12.2005) (GÜNDEME)

2.- Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Tapu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Erzurum Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut'un, 2644 Sayılı Tapu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (1/1139, 2/319, 2/556) (S. Sayısı: 1051) (Dağıtma tarihi: 23.12.2005) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. - Adana Milletvekili Ayhan Zeynep TEKİN BÖRÜ'nün, TRT'de yayınlanan bir programa ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) sözlü soru önergesi (6/1620) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

2. - Mersin Milletvekili Hüseyin GÜLER'in, karayollarında yolcu taşımacılığının denetimine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1621) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

3. - Mersin Milletvekili Hüseyin GÜLER'in, otoyol ve köprülerde çalışan gişe memuru ve trafik polislerinin çalışma koşullarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1622) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

4. - Mersin Milletvekili Hüseyin GÜLER'in, hemzemin geçitlerde trafik güvenliğinin sağlanmasına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1623) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

5. - Isparta Milletvekili Mehmet Sait ARMAĞAN'ın, TMO'nun hububat alımlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1624) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

6. - Antalya Milletvekili Atila EMEK'in, eğitim hastanelerine şef atamalarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1625) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.11.2005)

7. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Rize'de meydana gelen sel felaketine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/1626) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

Yazılı Soru Önergeleri

1. - Artvin Milletvekili Yüksel ÇORBACIOĞLU'nun, Artvin İlinde üniversite kurulup kurulmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11329) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

2. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, üst kurul üyeliklerine ve personeline ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11330) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

3. - Giresun Milletvekili Mehmet IŞIK'ın, Fiskobirlik'in kredi ihtiyacına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11331) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

4. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Kilis Valisi hakkındaki bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11332) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

5. - İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, Başbakanlık muhabirlerinin basın kartlarının yenileneceği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11333) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

6. - İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, Fransa'daki toplumsal olayların incelenmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11334) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

7. - İzmir Milletvekili K. Kemal ANADOL'un, nişasta bazlı şeker üretimine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11335) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

8. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, teftiş kurulları raporlarının internette yayınlanıp yayınlanmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11336) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

9. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya'da kışın işsiz kalan turizm çalışanlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11337) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

10. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, öğretmen açığına ve okullaşma oranlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11338) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

11. - Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, Eğitim-Sen'in Ankara'daki olaylı eylemine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11339) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

12. - Zonguldak Milletvekili Harun AKIN'ın, Zonguldak'ın yatırım ve istihdam teşviklerinden yararlanamamasının yol açtığı sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11340) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

13. - İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in, Devlet Denetleme Kurulunun Özelleştirme İdaresi Başkanlığıyla ilgili raporuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11341) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

14. - Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, kalkınma ajansları hakkındaki kanun tasarısıyla ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11342) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

15. - Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, içki yasağı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11343) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

16. - Malatya Milletvekili Muharrem KILIÇ'ın, Malatya'daki ishal vakalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11344) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

17. - Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, bir bürokratın basında çıkan bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11345) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

18. - Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Vakıfbank'taki bazı atamalarla ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11346) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

19. - İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, Amerikan İstihbarat Merkezine ait olduğu iddia edilen bir uçağa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11347) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

20. - Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, Şeker Üst Kurulunun pancar kotasıyla ilgili kararına müdahale ettiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11348) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.11.2005)

21. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Başbakanlık binalarının tadilatına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11349) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.11.2005)

22. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye'deki etnik gruplarla ilgili beyanına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11350) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

23. - Kocaeli Milletvekili Mehmet Sefa SİRMEN'in, devredilen SEKA İzmit İşletmesinin mamelekine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11351) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

24. - Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, Danıştay ve Yargıtay'da görülmüş davalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11352) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

25.                  - Diyarbakır Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, kat maliklerinin gider ve avans payı borçlarına uygulanan gecikme tazminatı oranına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11353) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

26. - Balıkesir Milletvekili Sedat PEKEL'in, Balıkesir'de bölge adliye mahkemesi kurulup kurulmayacağına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11354) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

27. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Sabancı suikasti faili için Belçika'dan yeni bir iade talebinde bulunup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11355) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

28. - Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, Dışişleri Bakanının bazı beyanlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11356) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

29. - Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, hâkim ve savcılara Türk Ceza Kanununun 301 inci maddesiyle ilgili eğitim verileceği iddiasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11357) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

30. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, İstanbul Büyükşehir ve ilçe belediyeleri ilgilileri hakkında açılan davalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11358) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

31. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, bir bürokratla ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11359) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

32. - Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in, Karayolları Genel Müdürlüğünün danışmanlık hizmeti ihalesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/11360) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

33. - Artvin Milletvekili Yüksel ÇORBACIOĞLU'nun, Karadeniz Bölgesindeki bölünmüş yol çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/11361) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

34. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, belde yollarının yapım, bakım ve onarımına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/11362) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

35.   -Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, bazı fabrikaların, işçilerin günlük çalışma saatlerini artırmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11363) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

36. - Denizli Milletvekili Mehmet U. NEŞŞAR'ın, isteğe bağlı BAĞ-KUR'luların sağlık yardımından yararlanamamasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11364) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

37. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11365) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

38. - Şanlıurfa Milletvekili Turan TÜYSÜZ'ün, sosyal güvenlik prim alacaklarının taksitlendirilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11366) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.11.2005)

39. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11367) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

40. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11368) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

41. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11369) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

42. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11370) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

43. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11371) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

44. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11372) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

45. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11373) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

46. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11374) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

47. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11375) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

48. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11376) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

49. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11377) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

50. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11378) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

51. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11379) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

52. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11380) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

53. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11381) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

54. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11382) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

55. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11383) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

56. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın bir ilçesinin son beş yıllık taleplerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11384) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

57. - İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in, özel ormanlara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11385) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

58. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Konya Atıksu Arıtma Tesisi Projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11386) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.11.2005)

59. - Burdur Milletvekili Ramazan Kerim ÖZKAN'ın, av yasağına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/11387) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.11.2005)

60. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Telsim'in Motorola'ya olan borcuna ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif ŞENER) yazılı soru önergesi (7/11388) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

61. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Bankacılık Kanunu Tasarısının TBMM' deki görüşmelerinde yapılan bir değişikliğe ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif ŞENER) yazılı soru önergesi (7/11389) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

62. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, 2 nci Lig maçlarının TRT'de yayınlanıp yayınlanmayacağına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/11390) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

63. - Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, azınlık vakıfları taşınmazlarıyla ilgili yeni bir yasal düzenleme yapılacağı iddiasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/11391) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

64. - Yozgat Milletvekili Emin KOÇ'un, Gençlik ve Spor Genel Müdür Vekilinin yurt dışı seyahatlerine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/11392) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

65. - Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, A Millî Futbol Takımına prim verilip verilmediğine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/11393) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

66. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü ile ilgili Teftiş Kurulu raporuna ilişkin Devlet Bakanından (Kürşad TÜZMEN) yazılı soru önergesi (7/11394) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

67. - İzmir Milletvekili Türkan MİÇOOĞULLARI'nın, AB'nin Türk zeytinyağına telafi edici vergi uygulamasına ilişkin Devlet Bakanından (Kürşad TÜZMEN) yazılı soru önergesi (7/11395) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

68. - Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in, Gümrük Müsteşarlığında meydana gelen bir olaya ilişkin Devlet Bakanından (Kürşad TÜZMEN) yazılı soru önergesi (7/11396) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

69. - Artvin Milletvekili Yüksel ÇORBACIOĞLU'nun, Artvin'de verilen bir maden işletme ruhsatına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11397) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

70. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, BOTAŞ'ın BTC Projesi kapsamında yaptığı bazı sözleşmelere ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11398) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

71. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattının bitme süresine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11399) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

72. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Samsun-Ceyhan Petrol Boru Hattı Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11400) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

73. - Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Maden Kanununda yapılan değişiklikten sonraki uygulamalara ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11401) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

74. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Konya'nın Meram İlçesindeki bazı yerlerin ihmal edildiği iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11402) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

75. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Safranbolu Belediye Başkanı hakkındaki bir iddiaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11403) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

76. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, İstanbul-Gaziosmanpaşa-Taşoluk Belediye Başkanı ve Hesap İşleri Müdürü hakkındaki davalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11404) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

77. - İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, trafik kazalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11405) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

78. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, İstanbul Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin denetimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11406) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

79. - İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, Hakkâri Özel Harekat Şube Müdürlüğü personelinin içinde bulunduğu şartlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11407) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

80. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, AŞTİ servis araçlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11408) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.11.2005)

81. - Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, Türk Musikisine diğer dinlerden giren ilahilere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11409) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

82. - İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, Sakal-ı Şerif'in Atatürk Havalimanına getirilmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11410) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

83. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Kozan Kalesine televizyon vericisi yerleştirilmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11411) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

84. - Çanakkale Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, Atatürk'ün kişisel eşyalarının müzayedede satışına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11412) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

85. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya'da kışın işten çıkarılan otel ve tatil köyü çalışanlarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11413) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

86. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğündeki işten çıkarmalara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11414) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

87. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya'da gösterimi iptal edilen bir müzikale ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11415) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

88. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, bir arkeoloji kongresine katılmama nedenine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11416) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

89. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Devlet Tiyatrolarında sahnelenecek oyunların belirlenmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11417) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.11.2005)

90. - Balıkesir Milletvekili Turhan ÇÖMEZ'in, Türk Telekomun mali durumuna ve özelleştirilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11418) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

91. - Balıkesir Milletvekili Turhan ÇÖMEZ'in, Gemlik Gübre A.Ş'nin özelleştirilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11419) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

92. - Balıkesir Milletvekili Turhan ÇÖMEZ'in, 2002-2005 yılları arasında yapılan özelleştirmelere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11420) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

93. - İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, emlak vergisi birim değerlerinin belirlenmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11421) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

94. - Manisa Milletvekili Ufuk ÖZKAN'ın, özel bir uçakla seyahat ettiği iddiasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11422) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

95. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'nın Gemlik İlçesindeki bir sosyal tesisin faaliyete geçirilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11423) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.11.2005)

96. - Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, kayıt dışı ekonomiye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11424) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

97. - Çanakkale Milletvekili İsmail ÖZAY'ın, Çanakkale'deki bir lisenin yerinin değiştirilmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11425) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

98. - Tokat Milletvekili Mehmet Ergün DAĞCIOĞLU'nun, bir intihal olayıyla ilgili iddialara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11426) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

99. - Tokat Milletvekili Mehmet Ergün DAĞCIOĞLU'nun, bir intihal iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11427) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

100. - Tokat Milletvekili Mehmet Ergün DAĞCIOĞLU'nun, YÖK'ün bir intihal olayıyla ilgili işlem yapıp yapmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11428) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

101. - Tokat Milletvekili Mehmet Ergün DAĞCIOĞLU'nun, 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü hakkındaki intihal iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11429) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

102. - Tokat Milletvekili Mehmet Ergün DAĞCIOĞLU'nun, YÖK'ün bir intihal olayıyla ilgili işlem yapıp yapmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11430) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

103. - Tokat Milletvekili Mehmet Ergün DAĞCIOĞLU'nun, YÖK'ün bazı intihal iddialarıyla ilgili işlemlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11431) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

104. - Bursa Milletvekili Mustafa ÖZYURT'un, bazı atama ve görevden alma kararlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11432) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

105.                - Zonguldak Milletvekili Harun AKIN'ın, görev yerleri değiştirilen Anadolu Lisesi müdürlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11433) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

106.                - Çanakkale Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, Ümraniye Belediyesinin hazırlattığı Çanakkale Savaşıyla ilgili çizgi filme ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11434) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

107. - İstanbul Milletvekili Birgen KELEŞ'in, yeni ilköğretim yönetmeliği hazırlanıp hazırlanmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11435) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

108.                - Zonguldak Milletvekili Nadir SARAÇ'ın, Zonguldak İl  Millî Eğitim Müdür Yardımcısına yönelik bazı iddialara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11436) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

109. - Antalya Milletvekili Atila EMEK'in, Anadolu Lisesine dönüştürülen liselerdeki öğretmen atamalarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11437) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.11.2005)

110. - Burdur  Milletvekili Ramazan Kerim ÖZKAN'ın, ilköğretim müfettişlerinin özlük haklarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11438) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

111. - Ordu Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU'nun, yüksek öğrenim kredisi ve bursundaki artış miktarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11439) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

112. - Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri SAYGUN'un, bazı okullara verilen isimlere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11440) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

113. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, yeni fen liseleri açılıp açılmayacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11441) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

114. - Artvin Milletvekili Yüksel ÇORBACIOĞLU'nun, Ardanuç Devlet Hastanesinin faaliyete geçirilmesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11442) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

115. - Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, şişe sularının denetimine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11443) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

116. - Ankara Milletvekili Yakup KEPENEK'in, Karayolları Döner Sermaye İşletmesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11444) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.11.2005)

117. - Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, Denizli Devlet Hastanesindeki bazı atamalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11445) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

118. - Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, mısır piyasasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11446) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

119. - İzmir Milletvekili Türkan MİÇOOĞULLARI'nın, AB'nin Türk zeytinyağına telafi edici vergi uygulamasına ve zeytin üretimine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11447) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

120. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, zeytincilik sektörünün desteklenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11448) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

121. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, tarım danışmanı ücretindeki köy katkı payına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11449) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

122. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, hayvansal protein tüketimine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11450) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

123. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa-Yenişehir'de doludan zarar gören çiftçilere yapılan ödemelere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11451) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

124. - Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, AB ülkelerine yaş sebze ve meyve ihracatının desteklenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11452) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

125. - Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, tarım kredi kooperatiflerince icraya verilen çiftçilere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11453) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

126. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Tarsus-Yenice'deki hemzemin geçitte meydana gelen kazaya ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11454) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

127. - Ankara Milletvekili İsmail DEĞERLİ'nin, bazı havaalanlarının dış hatlar terminali ihalelerine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11455) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

128. - Ankara Milletvekili Mehmet TOMANBAY'ın, PTT'nin bazı ihalelerine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11456) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

129. - Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik çalışmalara ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/11457) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2005)

130. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, AB sürecinde Türk firmalarının desteklenmesine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/11458) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

131. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Şemdinli olayları nedeniyle tutuklanan TSK personeline ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11459) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2005)

132. - Aydın Milletvekili Özlem ÇERÇİOĞLU'nun, Yortanlı Barajı Projesine ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/11461) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2005)

133. - İstanbul  Milletvekili Emin ŞİRİN'in, şehit olan veya yaralanan kamu görevlilerine ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/11462) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

134. - Antalya Milletvekili Osman KAPTAN'ın, Antalya'daki bir köyün sulama suyu ihtiyacına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/11463) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

135. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, içkili yer izinleriyle ilgili düzenlemeye ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/11464) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

136. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporlarına ve bazı kuruluşların denetimine ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/11465) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

137. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, YAŞ kararlarına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/11466) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

138. - İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN'in, Kıbrıs Rum kesimi uçaklarına Türk havalimanlarını kullanma izni verileceği iddiasına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/11467) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

139. - İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN'in, KKTC Hükümetinin Rumlara mal iadesi öngören yasa tasarısına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/11468) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

140. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın bir köyünün imam ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet AYDIN) yazılı soru önergesi (7/11469) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

141. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın bir köyünün imam ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet AYDIN) yazılı soru önergesi (7/11470) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

142. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın bir köyünün imam ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet AYDIN) yazılı soru önergesi (7/11471) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

143. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11472) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2005)

144. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Göller Bölgesinde kuruyan göllere ilişkin  Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11473) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

145. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın Gülağaç İlçesinin hükümet konağı ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11474) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

146. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın Gülağaç İlçesindeki iki köprünün onarımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11475) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

147. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın bir köyünün yollarının onarımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11476) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

148. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın bir köyünün içme suyu ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11477) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

149. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'daki bir köy yolunun onarımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11478) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

150. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'daki bir köy yolunun onarımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11479) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

151. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın bir köyünün su sondajına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11480) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

152. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'daki bir köy yolunun onarımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11481) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

153. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, İl Genel Sekreterliği kadrolarına yapılan atamalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11482) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.12.2005)

154. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın bir köyünün elektrik trafosuna ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11483) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

155. - Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, THY'nin emekli olabilecek personeli işten çıkaracağı iddiasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11484) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

156. - Şanlıurfa Milletvekili Turan TÜYSÜZ'ün, Millî Piyango Genel Müdürlüğüyle ilgili bir iddiaya ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11485) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.12.2005)

157. - Şanlıurfa Milletvekili Turan TÜYSÜZ'ün, özelleştirme kapsamındaki kuruluşların yönetim ve denetim kurulu üyeliklerine yapılan atamalara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11486) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.12.2005)

158. - Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, Kariyer Basamaklarında Yükselme Sınavına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11487) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2005)

159. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'daki bir ilköğretim okulunun ek bina ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11488) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

160. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, sağlık personeli atamalarına ve ana-çocuk sağlığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11489) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

161. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, yeşil kart alabilmek için gerekli işlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11490) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

162. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'daki bir sağlık ocağının personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11491) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

163. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın bir köyünün sağlık ocağı ihtiyacına ilişkin  Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11492) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

164. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın bir köyünün sağlık ocağı ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11493) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

165. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın bir köyünün sağlık ocağı ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11494) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

166. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'daki bir sağlık ocağının personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11495) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

167. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'daki bir sağlık ocağının personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11496) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

168. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'daki bir sağlık ocağının personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11497) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

169. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın bir köyünün sağlık ocağı ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11498) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

170. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'daki bir sağlık ocağının personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11499) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

171.                - Gaziantep Milletvekili Abdülkadir ATEŞ'in, klinik şefi ve şef yardımcılığı atamalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11500) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

172. - Şanlıurfa Milletvekili Turan TÜYSÜZ'ün, Teftiş Kurulu Başkanlığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11501) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.12.2005)

173. - Ankara Milletvekili Zekeriya AKINCI'nın, KOSGEB ile ilgili bazı iddialara ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/11502) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

174. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Aksaray'ın bazı köylerinin telefon santraline ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11503) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

175.                - Gaziantep Milletvekili Abdülkadir ATEŞ'in, özürlülere yönelik hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Nimet ÇUBUKÇU) yazılı soru önergesi (7/11504) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

176. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya-Kemer karayolundaki bir alt geçide ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/11505) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

177. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Ağrı'daki turizm faaliyetlerine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11506) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2005)

178. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, İl Genel Sekreterliği kadrolarına yapılan atamalara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/11507) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.12.2005)

Geri Alınan Sözlü Soru Önergesi

1.- Antalya Milletvekili Hüseyin EKMEKÇİOĞLU, Antalya-Gazipaşa'daki Gökçeler Barajı Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesini 23.12.2005 tarihinde geri almıştır. (6/1617)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.03

23 Aralık 2005 Cuma

BAŞKAN - Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 40 ıncı Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, toplantı yetersayısı yok; ama, hatırınız için açılsın bakalım!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi, burada sisteme girmiş olan arkadaşlarımız var. Lütfen, ben, bütçeyle ilgili olarak gerekli açıklamayı yaptıktan sonra arkadaşlarımız sisteme girsinler. Geçen gün, bir Başkanvekili arkadaşımız da aynı uygulamayı yapmıştı. Onun için, giren arkadaşlarım, kusura bakmasınlar, aynı uygulamayı ben de devam ettirmek istiyorum ve görevli arkadaşlardan, sisteme giren arkadaşların bu işlemlerini silmelerini istirham ediyorum.

Sayın milletvekilleri…

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, toplantı yetersayısı yok; ama, siz, öyle diyorsanız, öyle olsun!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçe Kesinhesap Kanunu Tasarıları üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün bir tur görüşme yapacağız.

Onbeşinci turda, Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi ve üniversitelerin bütçeleri yer almaktadır.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1.- 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli Daireler  ve  İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarıları  (1/1119; 1/1084, 3/907; 1/1085, 3/908) (S. Sayısı: 1028, 1029, 1030) (x)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1.- Yükseköğretim Kurulu 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Yükseköğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1.- Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

                          

(x) 1028, 1029, 1030 S. Sayılı Basmayazı ve Ödenek Cetvelleri 14.12.2005 tarihli 31 inci Birleşim Tutanağına eklidir.

D) ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ

1.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

E) ÜNİVERSİTELER

1.- Ankara Üniversitesi

a) Ankara Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

2.- Orta Doğu Teknik Üniversitesi

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

3.- Hacettepe Üniversitesi

a) Hacettepe Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

4.- Gazi Üniversitesi

a) Gazi Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

5.- İstanbul Üniversitesi

a) İstanbul Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

6.- İstanbul Teknik Üniversitesi

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

7.- Boğaziçi Üniversitesi

a) Boğaziçi Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

8.- Marmara Üniversitesi

a) Marmara Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

9.- Yıldız Teknik Üniversitesi

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

10.- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

11.- Ege Üniversitesi

a) Ege Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

12.- Dokuz Eylül Üniversitesi

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

13.- Trakya Üniversitesi

a) Trakya Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

14.- Uludağ Üniversitesi

a) Uludağ Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

15.- Anadolu Üniversitesi

a) Anadolu Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

16.- Selçuk Üniversitesi

a) Selçuk Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

17.- Akdeniz Üniversitesi

a) Akdeniz Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

18.- Erciyes Üniversitesi

a) Erciyes Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

19.- Cumhuriyet Üniversitesi

a) Cumhuriyet Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

20.- Çukurova Üniversitesi

a) Çukurova Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

21.- 19 Mayıs Üniversitesi

a) 19 Mayıs Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) 19 Mayıs Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

22.- Karadeniz Teknik Üniversitesi

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

23.- Atatürk Üniversitesi

a) Atatürk Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

24.- İnönü Üniversitesi

a) İnönü Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

25.- Fırat Üniversitesi

a) Fırat Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

26.- Dicle Üniversitesi

a) Dicle Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

27.- Yüzüncü Yıl Üniversitesi

a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

28.- Gaziantep Üniversitesi

a) Gaziantep Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

29.- İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

30.- Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

31.- Harran Üniversitesi

a) Harran Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

32.- Süleyman Demirel Üniversitesi

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

33.- Adnan Menderes Üniversitesi

a) Adnan Menderes Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

34.- Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi

a) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

35.- Mersin Üniversitesi

a) Mersin Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

36.- Pamukkale Üniversitesi

a) Pamukkale Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

37.- Balıkesir Üniversitesi

a) Balıkesir Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

38.- Kocaeli Üniversitesi

a) Kocaeli Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

39.- Sakarya Üniversitesi

a) Sakarya Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

40.- Celâl Bayar Üniversitesi

a) Celâl Bayar Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Celâl Bayar Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

41.- Abant İzzet Baysal Üniversitesi

a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

42.- Mustafa Kemal Üniversitesi

a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

43.- Afyon Kocatepe Üniversitesi

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

44.- Kafkas Üniversitesi

a) Kafkas Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

45.- Çanakkale 18 Mart Üniversitesi

a) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

46.- Niğde Üniversitesi

a) Niğde Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Niğde Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

47.- Dumlupınar Üniversitesi

a) Dumlupınar Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

48.- Gazi Osmanpaşa Üniversitesi

a) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

49.- Muğla Üniversitesi

a) Muğla Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muğla Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

50.- Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

51.- Kırıkkale Üniversitesi

a) Kırıkkale Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

52.- Osman Gazi Üniversitesi

a) Osman Gazi Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Osman Gazi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

53.- Galatasaray Üniversitesi

a) Galatasaray Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

Sayın Milletvekilleri, 6.12.2005 tarihli 27 nci Birleşimde, bütçe görüşmelerinde soruların gerekçesiz olarak yerinden sorulması ve her tur için soru-cevap işleminin 20 dakika ile sınırlandırılması kararlaştırılmıştır. Buna göre, turda yer alan bütçelerle ilgili olarak soru sormak isteyen milletvekillerinin, görüşmelerin bitimine kadar sorularını sorabilmeleri için şifrelerini yazıp parmak izlerini tanıttıktan sonra, ekrandaki söz isteme butonuna basmaları gerekmektedir. Mikrofonlarındaki kırmızı ışıkları yanıp sönmeye başlayan milletvekillerinin söz talepleri kabul edilmiş olacaktır.

Tur üzerindeki görüşmeler bittikten sonra soru sahipleri ekrandaki sıraya göre sorularını yerinden soracaklardır. Soru sorma işlemi 10 dakika içinde gerçekleştirilecektir. Sayın Bakanın cevap verme süresi de 10 dakikadır. Cevap süresinden sonra fırsat kalırsa, yeterli vakit olursa, soru soramayan arkadaşlarımıza tekrar bu fırsat verilecektir.

Bilgilerinize arz ediyorum.

Soru sormak isteyenleri tespit işlemini başlatıyorum

Sayın milletvekilleri, onbeşinci turda, grupları ve şahısları adına söz alan milletvekili arkadaşlarımızı Genel Kurula arz ediyorum:

Gruplar adına: Anavatan Partisi Grubu, Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan Balandı, Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, Ankara Milletvekili Oya Araslı, Sinop Milletvekili Engin Altay, Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı, Yalova Milletvekili Muharrem İnce; AK Parti Grubu, Bolu Milletvekili Mehmet Güner, Ankara Milletvekili Eyyüp Sanay, Çorum Milletvekili Ali Yüksel Kavuştu, Ağrı Milletvekili Naci Aslan, Konya Milletvekili Remzi Çetin.

Şahısları adına; lehinde, Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz, Adana Milletvekili Recep Garip, Sivas Milletvekili Osman Kılıç, Kütahya Milletvekili Alaettin Güven; lehinde, sadece 1 milletvekiline söz verilecektir; aleyhinde, Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt.

Saygıdeğer arkadaşlarım, grupları adına ve şahsı adına konuşma yapan milletvekili arkadaşlarımızın -bu bütçe görüşmeleridir- konuşmalarını tamamlayabilmeleri açısından, arkadaşlarımıza konuşmaları bittikten sonra, daha önceden yapıldığı gibi 2 dakikalık eksüre vereceğim. Bu süre içerisinde, saygıdeğer arkadaşlarımızın konuşmalarını tamamlamalarını istirham ediyorum. Bu hususta, tekrar, herhangi bir şekilde uzatma söz konusu olmayacaktır. Bunu, bilgilerinize arz ediyorum ve konuşmalara geçiyoruz.

Anavatan Partisi Grubu adına konuşacak olan arkadaşlarımız, sürelerini eşit olarak kullanacaklardır.

İlk konuşmacı, Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan Balandı.

Sayın Balandı, buyurun. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA REYHAN BALANDI (Afyonkarahisar) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin geneli üzerinde, Anavatan Partisinin görüşlerini aktarmak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi ve bizleri ekranları başında izleyen sevgili vatandaşlarımızı, saygıyla selamlıyorum.

Bütçe görüşmeleri boyunca, hükümetin, ekonomik, sosyal politikalara, toplumsal sorunların çözümlerine bakış açısıyla ilgili bir fikir sahibi olmamız gerekse de, maalesef, bugüne kadar yapılan konuşmalar, hükümet kanadında, gerçekleri yansıtmayan, gayri samimî, çözdük denilen sorunların bile, nasıl, yeni ve daha büyük problemlere kapı aralayan bir yaklaşım sergilediklerinden başka, bir iyi durumla, maalesef karşılaşmadık. Bazen, öyle konuşmalar yapıldı ki bu Meclis kürsüsünden, afakî, hatta hayal sayılabilecek türden konuşmalar yapıldı. Bu bütçenin reform olduğundan bahsedildi. Oysaki, 2006 bütçesi dediğimiz bütçeye baktığımız zaman, görülen tek gerçek, 26 Nisanda IMF'ye verilen ekonomik ve malî politikalara ilişkin belgenin uygulama talimatnamesinden başka bir şey olmadığını görmekteyiz.

46 katrilyon faiz ödeyeceğimiz, yani, saatte 5,5 milyar lira, günde 126 milyar lira faiz ödeyeceğimiz, cari açığın 24 milyar doları bulduğu, fakirden, fukaradan, çiftçiden, emekliden, memurdan vergi toplayıp yatırım yapılmadığı, eğitime doğru düzgün bir pay ayrılmadığı bir bütçeyle karşı karşıyayız.

Üstelik, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi, hükümetin ve Sayın Başbakanın en çok gurur duyduğunu zannettiği bir bütçe olma özelliğini taşıyor. Sayın Başbakanın "70 000 derslik açtık" diye bahsettiği ve bu konuyu reform olarak nitelediği bir zihniyetin bütçesiyle karşı karşıyayız; ama, şimdi, gerçeklerin ne olduğunu, reformun nasıl olabileceğini sevgili vatandaşlarımızın bilgisine sunacağım.

Sayın milletvekilleri, 174,3 milyar YTL'lik bir bütçemiz var. Bütçenin en büyük gelir kalemi vergidir. Ancak, her geçen yıl, gelir ve servetten bütçeye ayrılan pay azalmakta, bunun yerine, dolaylı vergiden bütçeye ayrılan pay artırılmaktadır. Bu bütçede, dolaylı vergiden bütçeye aktarılan pay yüzde 68'den yüzde 70'e çıktı. Bu, şu demektir: Dolaylı vergiler adaletsiz vergilerdir, zengin-fakir tanımaz, zengin-fakir ayırt etmez. Petrol, iletişim, KDV, Özel Tüketim Vergisi gibi vergiler artırılmaya devam ettiği sürece, fakir daha fakir, zengin daha zengin olmaya devam eder. Böyle olursa ne olur; güzel ülkemiz, her şeyin en iyisine layık olan milletimiz gittikçe daha kötü şartlar altında yaşamaya devam eder.

Esas olan, bütçenin bize nasıl kalkınma ve hizmet olarak dönüp dönmediğidir. 10 000 000'a yakın işsiz, 10 000 000'a yakın da açlık sınırı altında yaşayan Türk Milletine "reform niteliğinde bir bütçe yaptık" derseniz, komik olursunuz. Zira, Türkiye, son yıllarda, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, açlık ve yoksulluk sınırındaki ülke sıralamalarında 82 nci sıradan 96 ncı sıraya gerilemiştir. Türkiye'de, günde 2 doların altında geliri olan yüzde 14'lük bir nüfusun olduğunu acaba bu hükümet bilmekte midir?! Memur, öğretmen maaşları, bunlar düşünülerek mi ayarlanmıştır?! Verilere göre, 1'in 4'ündeki öğretmen, yoksulluk sınırında, hatta açlık sınırına yakın yaşamaktadır. Daha birkaç gün önce 3,5 milyarı bulan kredi kartı borcu yüzünden bir benzin istasyonu soymaya kalkan bir vatandaşın dramıyla karşı karşıya kaldık.

ZEYİD ASLAN (Tokat) - Meyhaneden borçlanmış, meyhaneden!

REYHAN BALANDI (Devamla) - Dinleyin…

Bu haberin içimizi yakan tarafı, bu dramın, yıllardır vatanına, memleketine hizmet eden, öğrencilere vatan, millet sevgisini öğreten bir öğretmene ait olmasıydı. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Onun için, Sayın Bakanım, görüyorsunuz, öğretmenlerimiz, sizin deyimizle yalnızca okey oynamakla sınırlı kalmaz oldular; ne dersiniz, buna sebep nedir acaba; sizin bundan içiniz sızlamıyor mu?!

Bu bütçe, sosyal devlet anlayışıyla, eğitimde amaçlanan standartların yakalanmasıyla, Avrupa Birliği normlarıyla asla uyuşmamaktadır. Bu tip bütçeler, gelecekte çok ciddî sorunlar ve sosyal patlamalar yapmaya tehlike arz etmektedir. O bakımdan, hiç olmazsa, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinde, siz Sayın Bakanımızı ve AK Parti milletvekillerini samimî olmaya, yersiz söylemlerden uzak durmaya ve gerçekten eğitimdeki aksaklıkları gözler önüne seren ve çözüm getiren yaklaşımlarınızı sergilemeye davet ediyorum; çünkü, şimdi vereceğim bilgiler, zaten inanıyorum ki, sevgili vatandaşlarımızın belleğinde gerçeklerle kimlerin ne kadar alakalı olduğu konusunda fikir verecektir.

Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de, 30 kişilik dersliklerde eğitim verilebilmesi için, 95 441 derslik açığı var. Şimdi, bunların detaylarına girmiyorum; sadece imam-hatiplerde derslik açığı yok. Demek ki, ne kadar derslik yapsak, övünmek yerine, bu eksikliğe dövünmek lazımdır. Bu arada, dersliklerin yapılması, vatandaşlara ve sivil toplum örgütlerine havale edilmiş durumdadır. Türk toplumu duyarlıdır. Türk toplumu, milletin kalkınması için, yükselmesi için neye ihtiyacı olduğunu bilir ve gereğini yapar; çünkü "eğitim" dediğimiz zaman mevzubahis, olan çocuklarımız, evlatlarımız ve geleceğimizdir. Bu bilinçle hareket etmemiz lazım. "Millî eğitim" deyince, eğer, böyle anlamaz, bu bilinçle hareket etmezsek, tabana selam, seçmene selam niteliğinde, göstermelik icraatlar içinde olursak, artan genç nüfusla, işsizlikle, yoksullukla, eğitim sorununu da, şimdi yaptığınız gibi, içinden çıkılmaz bir hale sokarsınız.

Sayın milletvekilleri, Sayın Genel Başkanımız Erkan Mumcu'nun projesi olan, Millî Eğitim Bakanlığı yaptığı dönemde başlattığı ücretsiz kitap, internet olanağı, öğretmenliğin derecelendirilmesi, Sayın Hüseyin Çelik döneminde, maalesef, nitelikli olarak hayata geçirilemedi. Fakire kömür yardımı gibi, fakire kitap yardımı şeklini alır hale geldi. Halbuki, bu projenin amacı, Millî Eğitim Bakanlığının, kitap bastırarak, kitap fiyatlarını düşürmek; dolayısıyla, maliyeti, vatandaşın cebinden çıkan parayı düşürmek ve bu vesileyle, müfredatı, gerçek anlamda bilgiye ulaşmaya, öğrenmeyi öğrenmeye dayalı bir müfredatla değiştirebilmekti. Oysa, ücretsiz kitap dağıtımı öyle bir hal aldı ki, 2,5 milyon liraya basılıp mal edilebilecek bir kitap, 4,5-5 milyon TL'ye basılmaya başlandı.  Bu paralar, döner sermayeden, yani, vatandaşın cebinden, eğitim araç gerekçelerine harcanacak, tahtaya, sıraya, masaya harcanacak paralardan aktarılmakta mıdır, değil midir? Sayın Bakanımız, bunu, bütün çıplaklığıyla ortaya koymalıdır. Ayrıca, Sayın Bakan, bu kitapların basıldığı basımevinin, kendi akrabası olup olmadığıyla ilgili bilgiyi, bu kürsüden, bizlere verirse eğer, biz de, bilgilenmiş ve bundan memnun olmuş oluruz.

Sayın milletvekilleri, Türkiye'de tekli eğitime geçmek birbuçuk yıl içinde mümkündür ve bunun için finansman ihtiyacı da gerekmemektedir. Bizler, Anavatan Partisi olarak bunu uzun zamandır dile getirmekteyiz ve bunu uygulamaya geçirmek için, hükümete her türlü yardımı yapmaya hazırız; çünkü, küçük, basit bir akılsızlık yüzünden kaybedilen şey, nesillerimizdir, geleceğimizdir.

Sayın milletvekilleri, bu hükümetin gayret gösterdiği ve hayır işlediği yegâne iş Haydi Kızlar Okula Kampanyasına verdiği destektir. Tabiî, Avrupa Birliğinin bu konuda kulak çeker duruma getirilmesinin sıkışıklığı içinde de olsak, bu kampanya, çok hayırlı bir kampanyadır. İlköğretim çağında olup da okula gitmeyen aşağı yukarı 1 000 000 çocuğumuz vardır. Bu çağda olup da okula gitmeyen kız çocuk sayısı, aynı durumdaki erkek çocuk sayısından 600 000 daha fazladır. Bu geri kalmışlıkta etken rol oynayan konular; ailelerin yoksulluk, açlık içinde olması, erkekleri kızların önünde tutan önyargı ve bakış açısı, çocukları evde ya da dışarıda çalıştırarak ek gelir sağlama eğilimi gibi birçok sebep dışında, kırsal bölgelerde kadın rol modellerinin nadiren görülmesi ya da hiç olmaması gelmektedir. Bu aldığım veriler, Millî Eğitim Bakanlığının sitesinden alınmış verilerdir.

Şimdi size soruyorum Sayın Bakanım: Bir taraftan "haydi kızlar okula" diyorsunuz. Üstelik, "kızlarımıza pozitif ayrımcılık yaptık" diye övünüyorsunuz. Kızlarımızın okula gitmemelerinde, kadın rol modellerin olmamasının da bir sebep olduğunu, sitenizde belirtiyorsunuz. Şu yaptığınız kadro değişikliklerinde atadığınız, yükselttiğiniz binlerce müdür ve müdür yardımcılarından kaç tanesi kadındır, bunu açıklar mısınız? (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Zira, sizin döneminizde, 3 351 okul müdürü, 2 970 müdür yardımcısı, 335 il, ilçe millî eğitim müdürü, 390 il ve ilçe millî eğitim şube müdürü, 117 il millî eğitim müdür yardımcısı olmak üzere, toplam 7 163 kişi yönetici olarak atanmış mıdır atanmamış mıdır, bu rakamlar doğru mudur değil midir; lütfen, sizden, bunları aydınlatmanızı istiyoruz. Eğer bunlar doğruysa -çünkü aldığımız rakamlar böyle, şimdiye kadar da buna bir itiraz gelmedi- bu kadrolaşma ve sürgün uygulamaları gerçekten kaygı vericidir. Üstelik, eğitimi ciddî manada da zafiyete uğratmaktadır.

Benim çocuklarımın okuduğu okulun müdiresi, bir yılda iki ya da üç defa görevinden alınıp başka yere gönderildi, tekrar döndü, tekrar gönderildi, tekrar döndü, tekrar gönderildi. Onbeş gün önce bir müdire hanım var, onbeş gün sonra başka bir müdür var, bir ay sonra tekrar aynı müdire hanım var, sonra yine başka biri var; böyle rezalet olmaz!

Afyonkarahisar'da da, bir Millî Eğitim Müdür Vekilimiz vardı, getirdiniz, bir milletvekili istedi, dördü istemedi; gönderdiniz. Milletvekillerinin İl Millî Eğitim Müdür Vekili olarak bile kabul etmedikleri "olmaz" dedikleri kişiyi, siz Genel Müdürlükte göreve getirdiniz mi getirmediniz mi, bunu da öğrenmek istiyorum.

Bu işlerden vazgeçmek lazımdır. Zira, Türkiye, 21 inci Yüzyılda varlığını sürdürebilmek için, millî eğitimini ciddî biçimde yeniden yapılandırmak zorundadır. Eğitime ayrılan payını kat be kat artırmak zorundadır. Toplumumuzun tüm kesimlerinde yaratıcı, esnek ve yenilikçi düşünce tarzını oluşturmak, bireylerimizin yaşam boyu eğitimini sağlamak ve sosyal sorumluluklarını geliştirmek zorundadır. Okullarımızı, kendi aralarında ve dünyayla bağlantılarında geliştirmek zorundadır.

Okulöncesi eğitimi, Avrupa Birliği ülkeleri zorunlu kıldılar; hatta, okulöncesi eğitimi 3 yaşa indirip, çok küçük yaşlarda verilen eğitimin, zekânın, kapasitenin yapılanmasının en önemli dönemi olduğunun altını çizdiler ve kabul ettiler. Bizdeki okulöncesi eğitim, 5 yaş üstü bile yüzde 11 iken, neden hâlâ zorunlu hale getirilmemektedir?

Okullarımızın fizikî şartları oldukça kötü. Camı kırık, sobası yok, tuvaleti yok, damı akan pek çok köy, ilçe okullarımız var. Oldukça sağlıksız koşullarda eğitim veren bu okullarımızda, zaten öğretmen yok. Pek çok okulda sözleşmeli veya vekil öğretmenle idare edilmesine rağmen, Sayın Bakanımızın açıklamalarına göre 165 000 öğretmen açığı var. Türk Eğitim-Sen'e göre bu açık, asgarî olarak 200 000'dir.

İşte, sayın milletvekilleri, Türk millî eğitiminin içler acısı durumu budur. Okul çağı gelip, okula, sağlıklı, karnı tok, ayakkabılı, kabanlı gidebilen çocuk sayısı ne kadar? Çocuk var, okul yok; okul var, öğretmen yok; öğretmen var, faturayı, kredi kartını, çocuğunun masraflarını karşılamak için, okuldan çıkıp da çorap mı satsam, limon mu satsam, taksi şoförlüğü mü yapsam diye düşünen öğretmenlerimiz var. Gidin, Keçiören'de, Mamak'ta, gidin, Afyonkarahisar'da öğretmenlerin yarısı ek iş yapmaktadır.

Ülkemizin bazı yörelerinde de "hayalet okullar" diye tabir edilen bazı okullarımız vardır. Bayburt, Tunceli, Bitlis, Kars, Elazığ, Iğdır, Muş gibi bazı illerimizde, 1 249 okulda, maalesef eğitim yapılamıyor. Sivas'ta tam 725 okul kapalı. Bu sebeple taşımalı eğitim yapılmakta ve bu taşımalı eğitim de bin türlü sıkıntıyla, yarı olur yarı olmaz bir şekilde devam etmektedir. Taşımalı eğitimde, taşımalı okul projesi başlatılmıştır, çok olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyorum, bunun devamını ve artırılmasını temenni ediyorum.

Tabiî, hal böyle olunca sonuç nasıl oluyor; Türk millî eğitimi, maalesef ve maalesef, uluslararası platformda da, Avrupa Birliği normlarında da sınıfta kalıyor. Türkiye, toplam 41 ülkenin katıldığı, Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı (PISA) kapsamında, matematik, fen bilimleri ve okuma alanında en sonlarda yer alıyor. Ulusal düzeyde gerçekleştirilen sınavlarda ciddî sorunlarla karşı karşıya olduğu ve başarısızlığı da ortaya çıktı ülkemizin. Matematikte, 41 ülke içerisinde 34 üncü, fen bilimlerinde 35 inci, okuma alanında, Sırbistan ve Uruguay'la birlikte en son sıralarda yer aldığı tespit edildi.

PISA değerlendirmelerinde, Türkiye'nin, bütçeden eğitime, araştırmaya ayrılan pay ve kişi başına düşen millî gelir göstergelerinde, diğer ülkelere göre dezavantajlı durumda olduğu vurgulandı. Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama 4 000 dolar olan öğrenci harcamalarının da, Türkiye'de 390 dolar civarında olduğu dikkati çekti.

Şimdi, gelelim meslek liselerine. Ne olacak bu meslek liselerinin hali Sayın Bakanım? Şimdi, bu yaptığınız uygulamayla, yönetmelik değişikliğiyle, meslek liselerinin önündeki sorunlara çözüm mü getirmiş oldunuz?! Neden, adaletsiz katsayı düzenini değiştirmek gibi bir gayret içerisinde değilsiniz? YÖK Yasasının 45 inci maddesindeki değişikliği ne zaman yapacaksınız? Meslek liseleri, sadece imam-hatiplerden mi müteşekkildir?! Gelin, beraber, meslek liselerinin önündeki engelleri kaldıralım. Burada asıl çözüm, ulusal meslek standartları yasasını çıkarmaktır. Bu yasanın amacı, meslekler ile ihtiyaçları buluşturmaktır. Siz, bu şartlarda, meslekler ile ihtiyaçları buluşturamıyorsunuz. Meslek lisesi mezunları boşta. Ara eleman ihtiyacı var, işe göre eleman bulunamıyor. Belli bir kalite ve standartta meslek ihtiyaçları ve analizi çıkarılmalıdır.

UNESCO'nun yayımladığı ISCED 97 meslekî standartlarını benimsedik. Benimsediğimiz halde hâlâ yasasını neden çıkaramıyoruz? Anavatan Partisi, bu konuda, olumlu görüşle size destek verecek. Aksi takdirde, meslekî ve teknikeğitimdeki okullaşmayı artırmaya çalışırken, meslek liselerine girenlerin bin pişman olmaya devam edecekleri ortamlara seyirci kalmanın bedelini ve vebalini ödemek zorunda kalırsınız.

Performans değerlendirme sistemi, maalesef, yapılan sınavın içeriği ve değerlendirme kriterleri ve performansı belirleyici olan unsurlar açısından olumsuzluklarla karşılanmıştır. Yapılan anketlerde, öğretmenlerin yüzde 65'inin bu performans sisteminden rahatsız olduğu ve karşı olduğu ortaya çıkmıştır. Siz, çıkacaksınız, öğretmenlerin lehine bir program yaptım, bir performans sistemi geliştirdim diyeceksiniz; fakat, öğretmenlerin yüzde 65'i her nedense bundan memnun olmayacak. Yani, anlayacağınız, bu, hekimlerin performans sistemi gibi olumsuzluklarla karşı karşıya kalınmış bir durumdur.

ÖSS sınav sistemindeki çarpıklık ise başlıbaşına ülkenin geleceğinin önündeki dinamittir. Milyarlarca lira dersanelere aktarılan paralar, okullarda öğretilenlerin sorulamaması, sorulanların öğretilememesi, öğrencilerin içinde bulunduğu büyük sınav bunalımları, gençliğimizi ve geleceğimizi ciddî ölçüde, ta baştan problemli kılmaktadır.

2004'te ÖSYM'ye başvuranların ancak yüzde 33'ü herhangi bir yükseköğretim programına kayıt yaptırabilmiştir. 2005'te ÖSYM'ye başvuran 1 851 674 adaydan sadece yüzde 32,9'u son sınıftadır, diğerleri daha önce de sınava girmiştir ya da daha önce bir programa yerleşmiş; fakat, yerleştiği programdan memnun olmadığı için tekrar sınava girmiştir.

Amaç, hedef, ihtiyaç, istatistik konusunda gençlerimizi hiçbir şekilde aydınlatamadığımız için, en güzel çağları bilinçsizce heba olup gitmektedir. Türkiye Cumhuriyetinde hangi mesleğe ne kadar ihtiyaç vardır, hangi programda nasıl eğitim verilmelidir, bunun istatistiğini çıkarmak, hesabını yapmak, gençleri bu konuda bilgilendirip ihtiyaca göre yönlendirip, iş bulmak amacına onları ulaştırmak bu kadar zor mudur?! Bu ülkenin asıl sorunu olan bu konuda neden gerekli araştırmalar yapılmamaktadır?! Böyle giderse, bu yükseköğretim sisteminin önünde bu ciddî biriken yığılmalardan ve üniversiteye yerleşenlerin de memnuniyetsizliğinden asla kurtulamayız.

Her şeyden önce Millî Eğitim Bakanlığı, kuruluş amacına ve toplumun eğitimden beklediği işlevine uygun bir bakanlık ve teşkilat yapısını oluşturmalıdır. Okullarımızı, okul aile birliklerinin okulu ilgilendiren kararlara etkin katılımlarıyla, mahallelinin, köylünün sahiplendiği ve denetlediği, sosyal alanlarda akşamları ya da cumartesi pazar kullanabildikleri, bizim okulumuz diyebildikleri bir yaşam merkezine okullarımızı dönüştürmemiz lazım. Ortaöğretimi sağlıklı bir şekilde yeniden yapılandırmalı, işlevini yitirmiş bir kurum olmaktan çıkıp, bilgiye, kültüre, sevgiye ulaşılan yuvalar haline getirmeliyiz. Mezun olanların, mesleksiz, vasıfsız ortada kalmadığı bir sistem için gerekli uluslararası meslek standartları yasası, katsayı düzenlemesi, ÖSS sınav sistemini de yeniden düzenlemeliyiz. Bütün bunları yaparken, atılan en küçük adımda zarar ya da yarar görecek olanların çocuklarımız, evlatlarımız ve geleceğimiz olduğunu asla unutmamalıyız.

Engelli çocuklarımızın eğitim olanaklarından faydalanamaması, hiç öne çıkmayan bir sorun olmakla birlikte, toplumumuzun kanayan bir yarasıdır. İnsan hakları, fırsat eşitliğinin gereği olan bir düzenleme olarak engelli  çocuklarımız adına, mutlaka, bu düzenlemeler yapılmalıdır.

Okulöncesi eğitimde dev adımlar atılmak zorundadır. Bu kademelerin her birinde millî karakterlerimizin millet sevgisiyle evrensel kültüre katkı sağlamak gerekliliği, eğitim standartlarından, kaliteli eğitim standartlarından hiç şaşmamak gerekliliği gözden hiçbir zaman kaçırılmamalıdır.

Bütün bu gelişmeler, modern geniş bir bakış açısıyla mümkün olup, AK Parti Hükümeti eğer bunu yapamazsa, inşallah, ilk seçimde, Anavatan Partisine bu hizmetleri yapmak hayırlısıyla nasip olacaktır.

Bu duygularla, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Balandı.

Anavatan Partisi Grubu adına ikinci konuşmacı, Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir; buyurun. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan Yükseköğretim Kurulu, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel  Müdürlüğü, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi ve üniversitelerimizin bütçesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; şahsım ve Anavatan Partisi Grubu adına, Yüce Meclisi, siz değerli milletvekillerini ve bizleri izlemekte olan Yüce Türk Milletini saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe ödenekleri ve imkânları kadar, bunları kullanan ve idare eden zihniyetin önemi büyüktür; çünkü, imkân ve imkânsızlık, bir noktadan sonra, tabi olduğu zihniyetin eseri haline alır. İşte, ben, bugün, konuşmamı böyle bir eksen üzerinde sürdürmek istiyorum. Gelişmiş ülke politikalarında yükseköğretim nasıl algılanmaktadır? Peki, Türkiye'de durum nedir?

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; henüz başında bulunduğumuz yeni bin yıl bilgi çağıdır. Bu bağlamda, çağın üreticisi ve yönlendiricidir bilgi. Bilgi toplumlarının yapısı, bilgiyi esas alan ekonomiler, ulusal rekabet gücünü artırmak ve rekabet stratejilerini geliştirmek üzere, yükseköğretimi merkezde bir konuma getirmiştir. Yükseköğretim, bilgi toplumunda lider konumundadır. Üzerine düşen liderlik rolünü gerçekleştirebilmesi için, üniversitelerin geleneksel kavramları ve işlemleri, yönetim ve finansman modeli ürünleri ile toplumla ve devletle ilişkileri yeniden tanımlanmaktadır.

Diğer taraftan, yükseköğretimin uluslararası boyutunun desteklenmesinin, çoktaraflı uluslararası ilişkilerde, ekonomik ve sosyal bütünleşmenin güçlendirilmesinde, daha esnek ve hareketli bir işgücü piyasası oluşmasında olumlu etkileri olacağı çok açıktır. Üniversitelerin bilgi ve araştırmalarında sanayiiyle ortaklık içinde olmaları, iş dünyasının ve hükümetin öncelikleriyle daha fazla ilişkilendirilmeleri, 21 inci Yüzyılda başarılı ekonomiler kurmanın anahtarı olarak görülmektedir.

Önceleri üniversitelerin tek işlevi eğitim ve öğretim iken, bugün, dünyanın her köşesinde, bilimsel ve teknolojik araştırmalarıyla, kültürel faaliyetler gibi toplumsal hizmetler de üniversitelerin temel işlevleri arasındadır. 1990'lı yıllarda yükseköğretim kurumlarının finansmanı ve yönetimi, tüm dünyada üniversite gündeminin ana maddesi olmuştur. Yükseköğretim öğrencisi başına düşen kamu kaynaklarından yapılan harcama miktarlarında reel düşüşler gözlenmiştir. Buna karşılık, serbest piyasa yönelimi ve müteşebbis üniversite modeli beraberinde reel öğrenim ücretleri durumu, özel yükseköğretim kurumlarının desteklenmesi konusu, gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi politikalarını zorunlu kılmıştır.

Bugün, tüm dünyada, kamu finansmanının sınırları yeniden çizilmekte ve yükseköğretime dönük talep nedeniyle toplumun tüm kesimleri eğitim hizmetlerine yatırım yapmaya teşvik edilmektedir; yani, kamu kurumları dışındaki hizmet sağlayıcıları da yükseköğretim pazarına dahil edilmekte ve bu kurumlarla işbirliği geliştirilmektedir. Bu yönden, küreselleşmenin en görünür sonuçlarından biri, sınırların olmadığı yükseköğretim pazarıdır. Yükseköğretimdeki uluslararası talep, yükseköğrenim sektörü dışındaki hizmet sağlayıcılarını da dahil etmiştir; çünkü, birçok ülkede ne yerel kurumlar ne de hükümetler bu büyük eğilim ve yığılmayı karşılayacak yeterli kaynağa sahip değildir. Kamu kaynaklarının verimli kullanımı önceliğinin yanı sıra, kurumların alternatif gelir kaynakları bulmaları ve kaynak çeşitlendirmesi teşvik edilmektedir. Kurumsal yönetimden elini olabildiğince çeken devlet ise, giderek toplumsal hizmet ve büyümenin doğrudan doğruya sağlayıcısı olmaktan ziyade, bir kolaylaştırıcısı, devlet bir düzenleyicisi, yine, devlet, denetleyicisi olmakta ve bir ortak konumunu almaktadır. Bu çerçevede, müdahaleci devletten kolaylaştırıcı devlete doğru bir değişim söz konusudur.

Değerli arkadaşlarım, ben, bu kapsamda, tüm dünyada kredi transfer sistemiyle uyumlu, esnek ve modüler sertifika programları oluşturulmasından yana olduğumu açıklamak istiyorum burada. Derece ve diploma gibi geleneksel nitelikleri, uzmanlaşma programları, meslekî ve beceri hedefli eğitim ve yaşam boyu öğrenme temeline dayalı modüler programlarla desteklenmeye başlanmaktadır; ki, bu işleyiş, Avrupa'da Sorbonne ve Bolonya deklarasyonlarıyla başlatılmıştır. Bunun içeriğini bütünümüz bilmekteyiz.

Bir diğer önemli belge ise, yükseköğretim kurumlarının özerkliği ve akademik özgürlük hakkındaki LİMA bildirgesidir. LİMA bildirgesinin içeriğini burada aktarmak istemiyorum; çünkü, vaktim çok kısıtlı. Bu hususun özenle altını çizmek istiyorum ki, eğitim  hakkında yalnızca ekonomik özgürlüğün var olduğu ve yükseköğretim kurumlarının özerk olduğu bir ortamda tam anlamıyla yukarıdaki iki sivil toplum kuruluşunun görüşlerinden faydalanılabilinir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, ülkemizin gerçeği olan bugünkü konumuza dönelim, yani, YÖK'e. Ülkemiz yükseköğretim tarihini, YÖK öncesi ve sonrası şeklinde ikiye ayırmak mümkündür. Burada bu konuda ayrıntıya girmeyeceğim; fakat, yükseköğretimin tüm düzeyleri için etkili ve koordineli bir merkezî planlamanın olmaması, özellikle de 60'lı ve 70'li yıllarda yükseköğretim kurumlarının sayısı, çeşidi ve öğrenci sayısı ile başka pek çok hususta gözlenen hızlı artış nedeniyle üç kesimli yükseköğretim sistemi, -ki, Türkiye'nin öyleydi- bir süre sonra başarısızlık ve yozlaşma işaretleri vermeye başlamıştır; buna ek olarak son yirmi yılda ortaya çıkan, siyasî, sosyal ve ekonomik sorunlar yükseköğretimi olumsuz bir şekilde etkilemiştir; bu nedenle, 70'li yılların sonunda köklü bir reform kaçınılmaz olmuş, bu amaçla 1981 reformu yürürlüğe konulmuştur.

1933'teki büyük üniversite reformundan sonra bu YÖK reformu üniversitelerde en büyük değişikliği getirmiştir. Bu reformla birlikte yükseköğretim sistemi bir model oluşturmuştur kendine; tüm akademiler, eğitim enstitüleri ve meslek yüksekokulları yeniden düzenlenmiş, bazı uygun ve elverişli yerlerde yeni üniversiteler oluşturmak amacıyla birleştirilmiş, bazıları yeni fakültelere dönüştürülmüş ve kendi bölgelerindeki üniversitelere bağlanmıştır.

Bu ölçüler içinde yapılanan YÖK, o günün koşullarına göre kendine göre atılımlarda bulunmuş, merkezî yönetimin ve yönlendirmenin hâkim ve geçerli olduğu bir yönetim tarzı oluşmuştur.

Değerli arkadaşlarım, ben, burada, konuyu, YÖK'ün üzerinde biraz durarak sürdürmek istiyorum. Ülkemiz, YÖK sistemini bugünlerde tartışıyor. Aslında, 1982 yılından beri tartışılan YÖK sisteminin bugün esastan değiştirilmesi tartışmalarında saflar netleşiyor ve olay özünden saptırılarak ideolojik kamplaşmaların çıkış noktası yapılmak isteniyor. Genel Başkanımız Sayın Erkan Mumcu'nun da dediği gibi, aleyhinde neredeyse bir külliyat oluşmuş olan YÖK sistemi, bugün daha önce eleştirilenleri bile savunulacak kutsal kaleye dönüştürmeye çalışıyor.

Bağımsız düşüncenin, çağdaş yapılanmanın, bilimsel sıçramanın rahmi özgürlük, tetikleyicisi ise aykırı düşüncedir. Bu nedenle de, özgürlük taraftarları, kuruluşundan itibaren YÖK'e karşı çıkmışlar ve YÖK sisteminin merkezî konumunu eleştirmeye çalışmışlardır. Yükseköğretim ve öğrenim kavramlarını yeniden tanımlanmaya muhtaç olduğu bu kapsamda da, yükseköğretimin yeniden yapılandırılması gerektiği, toplumun hemen hemen her kesiminin mutabık olduğu bir noktadır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; eğitim her insanın hakkıdır ve eğitimde fırsat eşitliği sağlanması devletin öncelikli görevlerinden birisidir. Nitelikli eğitim insan kişiliğinin ve onurunun tam gelişimini sağlar. İnsan haklarına, temel özgürlüklere ve barışa saygı duyulmasını öğretir. Eğitim, toplumsal eşitlik, barış, hoşgörü, ayrıca tüm ulusların eşit gelişimi ve çevrenin korunması gibi çağdaş toplumların ana hedeflerinin kavranmasında ve bunlara ulaşmasında önemli bir araçtır. İşte, yeniden yapılandırılması gereken Türk yüksekeğitim sistemi, bu anlayış üzerine oturtulmalıdır.

Yeniden yapılandırılacak bu sistemin esas unsuru, akademik özerklik olmalıdır. Özerklik, yükseköğretim kurumlarına iç işleyiş, malî işler ve yönetime ilişkin kararlar alınmasında, eğitim, araştırma ve diğer faaliyetlerde kendine özgü politika oluşturulmasında tam bağımsızlığın sağlanması şeklinde olmalıdır. Üniversiteler, devlet ve toplumun tüm diğer güçleri karşısında özgür bir tutum sergileyebilmelidirler. Akademik özerklik, akademik özgürlük zeminini oluşturmalı ve bunu güvence altına almalıdır. Akademik özgürlük ise, akademik çevre üyelerinin tek tek ya da toplu halde bilgiyi araştırma, bilgiyi inceleme, tartışma, belgeleme, üretme, yaratma, öğretme, anlatma veya yazma yoluyla kazanımlarında özgür olmaları şeklinde tasarlanmalıdır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; ideali bu şekilde kurgulanması gereken özerk bir sistem için, idarî ve malî özerklik başta var olması gereken en önemli konudur; yani, yükseköğretim kurumlarında idarî ve malî özerklikten vazgeçilemez. Bu çerçevede, üniversite içi ve dışı kurumlarda, idarî ve malî işler, ekonomik işler birbirinden ayrılmalıdır. Ekonomik nitelikteki tüm işlere ilişkin kararlar üniversitelerarası kurulda olmalıdır. Üniversiteler arasında eşgüdüm sağlayacak yükseköğretim eşgüdüm kurulu oluşturulmalı, idarî ve malî koşullarda özerklik ilkesini zedelemeyecek ölçüde yetkilendirilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, yine, üniversite içinde, senato akademik karar organı, yönetim kurulu ise idarî ve malî konularda karar organı olarak yeniden yapılandırılmalı, görev ve yetkiler buna göre düzenlenmelidir. Bu bağlamda, idarî özerkliğin gereği olarak, yönetim süreçleri, yükseköğretim kurumlarına ve paydaşlarına bırakılmalı, bu kurumların kendi üyelerinin demokratik usulle oluşturdukları organlar eliyle yönetilmesi ve denetlenmesi sağlanmalıdır. Üniversite yöneticilerinin tümüyle merkezî ve hiyerarşik bir tarzda görevlendirilmeleri, YÖK'ün yirmi yıllık geçmişinde en çok eleştirilen konular arasında yer almıştır.

Üniversite yönetimine yapılacak atamalarda rektöründen bölüm başkanına kadar üniversite öğretim üyelerinin söz sahibi olması, demokratik katılımı, denetimi ve objektifliği sağlayacaktır. Başarıyı ödüllendiren, başarılı insanların istediği üniversitede çalışmasına imkân veren bir düzenleme, sadece belirli yerleri üs edinmiş başarısız ve verimsiz insanları rahatsız etmelidir.

Değerli arkadaşlarım, özellikle akademik hayatın ilk basamağı olan araştırma görevliliğine liyakat esasına dayalı bir seçim yapılamayışı, üniversite sisteminin geleceğini karartan bir özellik göstermektedir. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Ayrıca, doğrudan öğrenciyi destekleyen kredi sistemleri kurulmalı, kurum destekleri sınırlandırılmalıdır bu çerçevede.

Biraz önce de söylediğim gibi, gerek üniversitelerde gerekse toplumun diğer kesimlerinde, Türkiye'deki yükseköğretim sisteminin yeniden yapılandırılması yönünde genel bir kanaat vardır. Bu nedenle, bu kanaati sonuçlandıracak şekilde bir çalışmaya gidilmelidir.

İşte, bu sebepledir ki, biz, Anavatan Partisi olarak, bugün, artık, yükseköğretimin, yalnızca eğitim değil, ekonomik, sosyal, topyekûn kalkınma politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin bilinci içindeyiz. Bunun içindir ki, müspet ilimler, sosyal ve manevî ilimlerle birlikte, teorik ve uygulamalı araştırma ve geliştirme faaliyetlerine önem verilmesi, sınaî, iktisadî, sosyal ve diğer konularda pratik araştırma ve geliştirmeye yönelimlerin teşvik edilmesi için gerekli tedbirlerin alınması ekseninden ayrılmadan, yükseköğretimin yeniden yapılandırılmasının şart olduğuna inanıyoruz ve toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, genel hassasiyetleri ve ihtiyaçları gözönünde tutan, cumhuriyet ilkeleriyle bağdaşır bir tutum izlenmesinin gerektiğini de önemle vurguluyoruz.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yükseköğretimin yeniden yapılandırılması, cumhuriyet tarihimiz boyunca eğitim politikalarının bir parçası olarak görülmüş ve günümüze kadar gelmiştir. Hemen her hükümet, programında, bu hususa özel önem atfetmiştir. Örneğin, 58 inci ve 59 uncu hükümet programlarında, siz saygıdeğer üyelerin hepsinin bildiği şekilde, üniversiteye yaklaşımda bulunmuştur. Bu konuyu, 59 uncu hükümetin Sayın Başbakanı, sayın bakanları, bizden çok iyi bilmektedirler.

Şimdi, size soruyorum Sayın Başbakan ve bakanlar, tüm milletin, size vekâlet veren yurttaşların önünde size soruyorum: Geçen bu üç yıllık dönemde, üniversitelerin çağdaş anlamda öğretim ve araştırma kurumu olmalarını sağlayacak hangi düzenlemeleri gerçekleştirdiniz? Size soruyorum: Ne yaptınız da, Yükseköğretim Kurumu, üniversite arasında koordinasyon sağlayan, standartlar belirleyen bir yapıya kavuştu?

Sayın Bakanım, size soruyorum: Hangi yasal düzenlemelerle, üniversiteleri, idarî ve akademik özerkliği olan, öğretim elemanları ve öğrencilerin serbestçe bilimsel faaliyette bulunduğu öğretim kurumları haline getirdiniz? Sorun, hâlâ, buzdolabında değil mi? Üstüne üstlük, milyonları aşan üniversite öğrencilerini, asistanları, öğretim üyelerini ve bunların yakın aile fertlerini, toplumu diğer kesimleriyle karşı karşıya getirdiniz. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Ülkenin geleceğinden sorumlu olan üniversiteleri, halkın gözünden düşürdünüz ve prestijini sarstınız. Ülkemize, bilinçsizce kötülük yaptınız.

Yine size soruyum sayın hükümet temsilcileri: Sizin dönemizde, hükümet-YÖK arası anlaşmazlık ve koordinasyonsuzluk had safhaya çıkmadı mı? (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Çözüm diye sunduğunuz her şey bir sorun yumağı haline gelmedi mi? Yalnızca üniversite kesimlerinde değil, toplumun diğer kesimlerinde de endişe ve esefle izlenen ve huzursuzluğa neden olan söylemler ve uygulamalar, sizin hükümet ettiğiniz bu dönemde uç noktalara ulaşmadı mı?

FARUK AMBARCIOĞLU (Bursa) - YÖK bilimle uğraşmıyor ki, siyaset yapıyor; biraz da bunu anlatın.

DURSUN AKDEMİR (Devamla) - YÖK'ün kimliğinde, üniversiteleri ameliyat yapacağız dediniz, hasta masasına yatırdınız, toplumu da narkozla uyuttuk sandınız. Yirmibeş yıla yakın geçmişi olan YÖK, toplumun sesini işitir oldu, sivil toplum örgütlerini dinledi, kendi kendisini yargıladı, eleştirdi ve YÖK de reform istiyor. Üniversitelerimizin çağdaş, demokratik bir değişime ihtiyacı olduğunu, bilişim hızına uygun şekilde tüm yapı ve eklerinin yönetim birimini güncelleştirmeyi dillendirmeye başladı, hem de yetkililerinin ağzından. 

Değerli arkadaşları, haydi, bütün bunların hepsini bir tarafa bırakalım; Yüce Türk Milletinin, size hediye ettiği tek başına başına hükümet etme erkine rağmen, kendi programlarınızdan okuduğum ve millete verdiğiniz sözleri yerine getirmemiş olmak hangi marifete uyar, hangi sorumlulukla bağdaşır.

Değerli arkadaşlar, zamanım yetmediği için burada konuşmalarımı sonlandırmaya çalışmadan önce, bazı konulara ayrıca değinmek istiyorum. 59 uncu hükümetin değerli bakanları, Hitler'den kaçan bilim adamlarının, Türkiye'de, Atatürk'ün engin devlet adamlığı yaklaşımıyla, nasıl yüceltildiklerini, lütfen, hatırlayınız; belki size yol gösterici olur; Türkiye üniversitelerindeki hocaları siz de aynı şekilde değerlendirirsiniz.

Değerli arkadaşlar, ÖSYM Başkanlığı hakkında da birkaç cümle söylemek istiyorum. ÖSYM Başkanlığı, öğrenci adaylarının yükseköğretim kurumlarına yerleştirilmesini sağlayan Yükseköğretim Kurumuna bağlı bir kuruluştur. Üniversite seçme sınavının yanı sıra, kamu personel seçme sınavı, devlet işçi sınavı, LES ve KPSS gibi sınavlar ÖSYM Başkanlığı tarafından yapılıyor. Tabiî, bu kadar görevi yapan ÖSYM Başkanlığı hızla yeniden yapılandırılmalı, 2547 sayılı YÖK Kanununda gerekli değişiklikler yapılarak, ÖSYM Başkanlığı, sınav hizmetleri başkanlığına dönüştürülmelidir. Dolayısıyla, üniversite reformu yapılırken burada ayrıca ÖSYM de düşünülmelidir.

YÖK ve ÖSYM'de kadro sıkıntısı bulunmaktadır. Üniversitelerin en büyük sıkıntısı budur. Hükümet, ÖSYM ve YÖK'e kadro vermemektedir, YÖK ve ÖSYM'yi âdeta cezalandırmaktadır. Bu cezasından vazgeçmesini temenni ediyorum hükümetin.

Diğer bir konu, Yükseköğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüdür. Üniversiteler ile Millî Eğitim Bakanlığının ortaklaşa Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün yürüttüğü yükseköğrenimde olan gençlere barınak sağlayan ve burs kredi veren bir kuruluştur. Bu kuruluşun çalışmaları, gerçekten, imkânsız öğrencilerimize önemli imkânlar getirmekte; ama, mevcut yurt imkânları kalabalık koğuşlarda olması nedeniyle bundan vazgeçilmeli, en az üç kişilik odalar olacak şekilde, bundan sonra, yurtlar konuşlandırılmalıdır. Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğünde norm kadro uygulamasına mutlaka geçilmesi gerekir. Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün, AB uyum süreci içinde yeniden yapılandırılmasına hızla başlanılmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, 53 üniversiteyi burada konuşmak, tabiî, mümkün değil; ama, bütçelerinde görüldüğü kadarıyla geçmiş yıllara oranla ve nüfusumuzun artış hızına oranda üniversitelere maddî kaynak verilmediği ve üniversitelerin, âdeta, cezalandırıldığı bir hükümet görüyoruz karşımızda. Bu nedenle, üniversitelerin kadro sorunlarını -tekrarlıyorum- tekrar hükümetin çözmesi lazım. Hükümet, gözümüzün ışığı ve bilim yuvası üniversitelere çağdaş normlarda önem vermeli ve üniversitelerde özellikle aile faaliyetlerine yeterince kaynak ayırmalıdır. Tıp fakültesi bulunan üniversitelerde sağlık ve yardımcı sağlık personeli ihtiyacı had safhadadır, giderilmelidir. Burada, üniversitelere genel bir öneri yapmak istiyorum. Sağlık kuruluşları üniversitelerde çoğalmıştır. Ülkemizde, tıp fakülteleri değil, artık, tıp üniversiteleri kurulması dönemi gelmiştir; çünkü, sağlıkla uğraşan birsürü fakülte ve yüksekokul vardır; bunlar, tıp üniversiteleri adı altında toplanmalıdır.

Değerli arkadaşlar, üniversitelerde bilime siyasetin etkisi olmamalıdır. Üniversiter kişi siyasî kriterlere göre değerlendirilmemelidir. Toplumda, işte, üniversitelere karşı bakışın altında yatan, aslında, en büyük sorun budur.

Değerli arkadaşlarım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DURSUN AKDEMİR (Devamla) - 10 saniyeyle bitiriyorum efendim.

BAŞKAN - Hayır; Sayın Balandı'nın kullanmadığı süre vardı, onunla birlikte size eksürenizi de vereceğim; konuşmanızı, lütfen, tamamlayınız.

Buyurun efendim, mikrofonunuzu açtım.

DURSUN AKDEMİR (Devamla) - 59 uncu hükümetin değerli bakanlarını demin uyarmıştım. Ben, burada, YÖK'ün toplumda tartışıldığı bu son 12 Eylül'den sonraki dönemin yirmi yılını üniversitede geçirmiş bir kişi olarak, YÖK'ün, tarafsızca, bilimsel gözlemlerden uzak, sadece siyasî ve karşı olmak amacıyla eleştirilmesinden vazgeçilmesini temenni ediyorum. YÖK'ün masaya yatırılması gerektiğini biz politikacıların kabul ettiği gibi, üniversite mensupları, hatta YÖK Yönetim Kurulu Üyeleri ve hatta YÖK'ün Başkanı Sayın Teziç bile "üniversite kanununda bir reforma ihtiyaç var, yenilenmemiz gerekiyor" demektedir. İşte, bilim yuvasından gelen bilim adamlarının kendi kendisini eleştirmesi, özeleştiriyle kendini çağa uydurması çabasını hükümetin dikkate almasını ve özellikle ülkemizin, dünya yarışında devletler arasında ön sıralara çıkması için üretilecek bilgi sayesinde olacağını hükümetimizdeki bakanlarımızın hepsi biliyorlar. Bu nedenle, ülkemizin bilgi kaynağı ve araştırma kaynağı, buluşların olacağı bu yuvaya özen göstermesini, ben, buradan, kendilerinden rica ediyorum; çünkü, yarınımız üniversitelerimize bağlıdır. Üniversitelerimizi düşman yaparak bir yere varamayız değerli arkadaşlarım. O nedenle, bize karşı olsalar dahi bilim adamları; çünkü, bilim adamı, yaptığı araştırmayla demokratik olmak zorunda değil, bilim adamı, araştırmanın gösterdiği yolda yürümek zorundadır. O nedenle, bilim adamı, kişiliğini ülkenin tüm kamu kuruluş ve kurumlarında geçerli kılacak bir çalışma ortamına girmek durumundayız. Ben, burada, üniversiteyle ilgili bir kanaatimi belirterek sözümü tamamlayacağım Değerli Başkanım.

Üniversiteler, YÖK'ten önce yabancı dil bilmeyen hocaların çoğunlukta olduğu üniversitelerdi; ama, ben kendim yaşadım, YÖK Yasasından sonra yabancı dil bilenler ancak öğretim üyesi olabildiler. Bu, önemli bir katkıdır ve bundan sonradır ki, üniversiteler, araştırmalarında Türkiye'nin gerilerde olan sırasını -ki, 50'lerin gerisindeydi- YÖK'ten sonra, araştırma sayısında, üniversiteler, 22 nci sıralara kadar Türkiye'yi çıkardılar. Üniversite hocalarının bu çalışmalarını da en azından bir kadirşinaslık olarak buradan anımsamak ve onların sinesine bir damla su serpmek de benim görevim. Bu anımı, buradan, tüm üniversite hocalarına, çalışanlarına saygımı sunarak tamamlamak istiyorum.

Sözlerimi tamamlarken bu Yüce Meclisin siz değerli milletvekillerine ve Yüce Türk Milletimize saygımı sunmak istiyorum.

Size de teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akdemir.

Sayın milletvekilleri, birleşime 25 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 11.58

 


İKİNCİ OTURUM

Açılma saati: 12.27

BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 40 ıncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

1.- 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli Daireler  ve  İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarıları  (1/1119; 1/1084, 3/907; 1/1085, 3/908) (S. Sayısı: 1028, 1029, 1030) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1.- Yükseköğretim Kurulu 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Yükseköğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.- Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

D) ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ (Devam)

1.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

E) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Gruplar adına konuşmalarda Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda kalmıştık.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, ilk söz, Ankara Milletvekili Sayın Oya Araslı'ya aittir.

Sayın Araslı, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 15 dakika.

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 yılı Millî Eğitim Bakanlığı bütçesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim ve öğretim, geleceğimizi ve kişiliğimizi yaratan temel unsurlardandır. Bu nedenle, çağdaş demokrasilerde, eğitim ve öğretim hakkı, kişinin önde gelen hak ve özgürlükleri arasında güvenceye alınmıştır. Eğitim ve öğretim görevini yerine getiriş biçimleri de, devletlerin, sosyal devlet olup olmadığını belirleyen en önemli ölçütler arasında yer almaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti de, bir sosyal devlet olarak, eğitimi ve öğretimi bir görev görmelidir ve bu görevi, başta laiklik, çağdaşlık ve Atatürk ilkeleri olmak üzere, Anayasanın belirttiği esaslar çerçevesinde yerine getirmelidir. Ancak, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarının 2005 yılındaki politika ve uygulamalarına bakıldığında, bu esasların uzağına düştüğü görülmektedir. Bu olumsuz durumun, ilk ve ortaöğretim düzeyindeki örneklerini ve ayrıntılarını, biraz sonra, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun sözcüsü olan değerli arkadaşlarım dile getirecektir. Ben ise, durumu, yükseköğretim düzeyinde ortaya koymaya çalışacağım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yükseköğretim kurumları, eğitim-öğretim sistemleri içinde özel bir yere ve öneme sahiptir; çünkü, bu kurumlar, bilimsel bilgiyi üretmek, bilimsel bilgiyi üretecek elemanları yetiştirmek, üretilen bilgiyi toplumla paylaşmak, araştırma, yayın, uygulama yapmak gibi nitelikli birtakım kamu hizmetleri yerine getirirler. Bu hizmetleri, gereğince yerine getirebilmeleri de, birtakım unsurların varlığına bağlıdır. Bunların başında, yeterli miktarda ödenek, yeterli düzeyde öğretim elemanı, özerkli, özgür bir yapı gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu önemli işlevleri Türkiye'de yerine getiren yükseköğretim kurumlarının ve üst kuruluş olan YÖK'ün, 2005 yılını çok sancılı ve pek çok sorunla mücadele etmek zorunda kalarak geçirdiği hepimizin bildiği bir gerçektir. 2006 yılında durumun farklı olacağına ilişkin  bize ümit verecek herhangi bir işareti de göremediğimizi söylemek durumundayım.

Yükseköğretim kurumlarımızın yaşamış olduğu olumsuzlukların başında, eğitim harcamalarının bütçeden eğitime ve eğitim içerisinde de yükseköğretime ayrılan payın çok az oluşu gelmektedir. 2005 yılında toplam eğitim harcamalarının gayri safî yurtiçi hâsıla içindeki payı, yüzde 4,18 olarak gözükmüştür; ama, unutmayalım ki, bu yüksek oran, biraz da, daha önce millî eğitim bütçesi içinde yer almayan birtakım harcamaların, bu harcamalara karşılık gösterilen payların, millî eğitim bütçesi içerisinde gösterilmesiyle oluşmuştur. Bunların başında, Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne Maliye Bakanlığı bütçesinden yapılan transferler gelmektedir. Bu transferler, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi içerisinde yer almıştır.

Yükseköğretime ayrılan pay ise, gayri safî millî hâsıla içerisinde eğitime ayrılan payın yüzde 1,9'u civarındadır. Bu rakamlar, ülkemizin gelişmişlik durumunun iç açıcı bir düzeyde olmadığını da ortaya koymaktadır. Çünkü, eğitime ayrılan,eğitim harcamalarına  bütçeden ayrılan pay, çağımızda, ülkelerin gelişmişlik düzeyi hakkında da bir ölçü olarak işlev yerine getirmektedir.

Bütün bunlara baktığımız zaman, 2006'nın eğitime ayrılan kaynaklar, özellikle, üniversitelere ayrılan kaynaklar bakımından, pek iç açıcı olmadığını ortaya koymaktadır. Giderek artan öğrenci sayısı, nüfustaki artış hızı gözönünde tutulduğunda bu rakamların yetersizliği iyice gözle görünür hale gelmektedir; çünkü, toplam payı bir de öğrenci başına yapılacak harcamalar bakımından değerlendirdiğimiz zaman, dünya standartlarının gerisinde ve ulaşmayı istediğimiz düzeyin çok uzağında olduğumuz ortaya çıkmaktadır.

Üniversitelerimizin ve yükseköğretimimizin yaşamış olduğu bir başka sorun da kadro yetersizliğidir. Üniversitelerin, yükseköğretim kurumlarının kendilerinden beklenen görevleri yerine getirmeleri için yeterli düzeyde ve sayıda kadroya sahip olmaları gerekir; ama, maalesef, bu konuda yükseköğretim kurumlarımızın büyük bir güçlükle karşı karşıya olduğu görülmektedir; kadrolar yetersizdir. Bir yandan yeni üniversiteler açılmaya çalışılmaktadır, bir yandan yeni ve eski, açılmış olan üniversitelerin kadro ihtiyaçları hâlâ karşılanmamaktadır.

Örnek mi istiyorsunuz; Malatya İnönü Üniversitesi bir kadro yetersizliğiyle karşı karşıyadır. Kadro kanunu hazırlanmıştır bir teklif olarak; ama, hâlâ Genel Kurula indirilememektedir.

Osman Gazi Üniversitesi aynı sorunu yaşamaktadır.

Türkiye'deki mevcut üniversitelerin hepsi, az veya çok ölçüde, kadro sorunundan nasibini almaktadır.

Üniversiteye hem kadro verilmemektedir hem de üniversite yeteri sayıda bilim adamı yetiştirmemekle suçlanmaktadır. Sizlere sormak istiyorum: Kadronun bulunmadığı bir yerde yeteri sayıda bilim adamı, bilim insanı, bilim kadını nasıl yetiştirilebilir? Hem kadro vermeyeceksin hem de üniversiteyi bilim insanı yetiştirmemekle suçlayacaksın... Bunun adı insafsızlık değil de nedir değerli arkadaşlarım, siz söyleyiniz?!

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üniversitenin kendisinden beklenen görevi yerine getirebilmesi için özgür ve özerk bir ortam gereklidir demiştik; ama, kim, 2005 yılında, üniversitenin, özerklik konusunda birtakım müdahalelerle karşı karşıya kalmamış olduğunu, birtakım sorunlar yaşamamış bulunduğunu söyleyebilir?!

Dilerseniz, Yüzüncü Yıl Üniversitesiyle olayı gözden geçirmeye başlayalım. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Sayın Yücel Aşkın hakkında bir ceza soruşturması başlamıştır. Bu soruşturma kapsamında, tutukluluğu, savcılık tarafından talep edilmiş ve mahkemece karara bağlanmıştır. Tutukluluk kararının üzerinden ancak iki ay geçtikten sonra Sayın Aşkın'ın yargılanmasına başlanmıştır. Bu süre içerisinde sağlığı bozulmuştur. Kendisiyle aynı soruşturma kapsamında, aynı kaderi paylaşan Üniversite Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı intihar etmek durumunda kalmıştır. Bölgeye ziyarete giden siyasetçiler, gazeteciler ve YÖK üyeleri, Yücel Aşkın'ın, bu süreçte, kişiliği ve temsil ettiği makamla bağdaşmayacak ölçüde kötü ve onur kırıcı muamelelere maruz bırakıldığı görüşünde birleşmişler ve bu konuda açıklamalar yapmışlardır. Yücel Aşkın'ın tutukluluğu hâlâ devam etmektedir.

Çağdaş ceza hukukunda ve hukuk devleti anlayışında, tutukluluk istisnaî bir durumdur. Ancak makul ve sınırlı bir süre için söz konusu olabilir; çünkü, kişinin, üzerine atık suçu işlediği kesinleşinceye kadar masumluğu asıldır. Bu kuralın bir istisnası olarak tutukluluk kararı verilecekse, bunun bir zorunluluk haline dayanması ve çok ciddî kamu yararına yönelik birtakım nedenlerin bulunması gerekir. Aksi takdirde, tutukluluk kararı verilmesi veya tutukluluğun devam ettirilmesi kişi özgürlüğünün bir ihlalidir. Bunu ben söylemiyorum. Bunu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kararlarında söylüyor ve Türkiye bir hukuk devleti olduğu için, bu ilkeler ülkemizde de geçerli.

Ben, bunları ortaya koyduktan sonra, kişinin suçu işlediğine ilişkin kuvvetli şüphe halinin dahi başlıbaşına tutukluluğu uzatmak için bir neden olmayacağını ortaya koyduktan sonra, Yücel Aşkın'ın tutukluluğunun iki ay sürmüş olmasının ve yargılama başladıktan sonra da sürüyor olmasının bu ilkelerle ne kadar bağdaşır olduğunu sizlerin takdirine bırakmak istiyorum.

Bu sözleri yargıyı etkilemek amacıyla söylemiyorum; yargı organlarına direktif vermek gibi bir amacım yok; bunu yapmaya, ben dahil, hiç kimsenin yetkisi olmadığını biliyorum; ama, Yücel Aşkın'ın yaşamış olduğu sorunlardan ıstırap duyan yurttaşlarımla birlikte, bir fotoğrafı, Sayın Adalet Bakanının, Millî Eğitim Bakanının ve Başbakanın dikkatlerine sunmak istiyorum. Bunu, hukukun işlerlik kazanması ve vatandaşlarımızın üzüntülerini giderecek değerlendirmelerin yapılması bakımından değerli görüyorum. Ayrıca, Yücel Aşkın'ın bunları niye yaşamak zorunda bırakıldığının da vatandaşlarımızın zihninde çöreklenen bir soru olduğunu buradan açıklamak istiyorum. Acaba iktidarla aynı dünya görüşünü paylaşmadığı için mi, acaba iktidarla aynı dünya görüşünü paylaşmayanlara gözdağı vermek için mi, yoksa, gerçekten bir suçu işlediği için mi? Bu soru zihinlerde dolaşmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı, üniversitenin özerk yapısına da çeşitli müdahalelerde bulunarak, sorunlar yaratmıştır. YÖK'ün varlığından ve yetkilerinden rahatsızdır. Kuşkusuz, YÖK, 1982 sonrasında, kuruluşu, yetkileri, çeşitli açılardan, tüm siyasî partiler tarafından eleştirilmiş ve yeniden yapılandırılması önerilmiş olan bir kuruluştur; ama, bu önerilerde, hep daha demokratik, daha çağdaş bir yapıya ulaşılması hedeflenilmiştir. Ne yazık ki, Adalet ve Kalkınma Partisinin hedefi bu değildir. YÖK'te yeniden yapılanma, üniversitede yeniden yapılanma derken, amacı ve hedefi, duruşu duruşuna uygun bir üniversite yaratmaktır. Bunu nereden mi çıkarıyorum; bunu yapılan çeşitli yasal düzenlemelerden çıkarıyorum; akademik personelin atanmasını Başbakanın iznine bağlayan düzenlemelerden çıkarıyorum. Bunlar Danıştayca iptal edilmiştir, bunlar Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir; ama, bir zihniyeti ortaya koymaktadır; Başbakana bağımlı, siyasîleşmiş bir üniversite yapısı ortaya koymak.

Değerli arkadaşlarım, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarının öğrenci affı girişimleri de üniversite özerkliğine bir müdahaledir; çünkü, üniversitenin yetkili organlarının vermiş olduğu kararlar yasama yoluyla ortadan kaldırılmaktadır. Yasama yürütmeye müdahale etmekte, âdeta, bir fonksiyon gaspı görünümünde işlemler yapmaktadır.

Bu afların eğitim açısından da bir yararı yoktur; çünkü, çalışmayan öğrenciye, çalışan öğrencinin aleyhine birtakım imkânlar getirmektedir. Çalışmayı değil, çalışmamayı ödüllendirmektedir. Kuşkusuz, bu tür girişimler, yapan siyasî partiye oy kazandırmaktadır; ama, kimin oy kazanma kaygısıyla eğitim sistemini yozlaştırmaya hakkı vardır?! Bu sorunun yanıtını düşünmeye, sizleri, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu üyelerini davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı, meslek okullarından üniversiteye geçişle ilgili olarak, katsayıları yasayla düzenlemeye kalkışmak, bunu başaramayınca, sorunu bir yönetmelikle, Açıköğretim Yönetmeliğiyle çözmek yoluna giderek de, üniversiteye, üniversitenin öğrenci kabul standartlarına ve dolayısıyla, özerkliğine bir müdahalede bulunmuştur ve aynı zamanda, eğitim sistemimizin yozlaşmasının da kapısını açmıştır. Eğer, tüm meslek okulu mezunlarını -ki, burada hedeflerinin imam-hatip okulu mezunları olduğunu hepimiz biliyoruz, İktidar Partisi de sorunu çözümledim diye bunu bu şekilde yansıtıyor- üniversiteye taşımanın, üniversite kapısı önüne yığmanın, hiçbir anlamı yoktur; çünkü, eğitim, çağdaş eğitim sistemleri, genel lise ve meslekî ve teknik lise ayırımı üzerine kuruludur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Araslı, eksürenizi başlattım, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

OYA ARASLI (Devamla) - Herkesi üniversiteye yönlendiremezsiniz, meslekî ve teknik eğitimi seçmiş olan, bu ayırımın anlamı doğrultusunda orada tahsilini devam ettirmek zorundadır; ama, siz öyle yapmıyorsunuz; herkes üniversiteye gitsin diyorsunuz, bu ayırımın amacının gerçekleşmesine engel olurken, aynı zamanda 1924'ten beri cumhuriyet sistemimizin temeli olan Tevhidi Tedrisat -öğretimin birliği- Yasasının da amacına aykırı bir durum ortaya çıkmasına yol açıyorsunuz. Çünkü, böyle yaptığınız zaman Türkiye'de olacak olan şudur: Dinî esasa dayalı eğitim veren ortaöğretim kurumları, bu esasa dayalı olarak eğitim vermeyen ortaöğretim kurumları, hakları bakımından eşit. Bunu yapmak istiyorsunuz. Bu, çağdaş eğitim anlayışına ve cumhuriyetin eğitim anlayışına aykırı bir durumdur.

Değerli milletvekilleri, üzerinde durmak istediğim bir başka husus da yeni üniversite kuruluşlarıdır. Adalet ve Kalkınma Partisi 7 yeni üniversite kuruluşu istemiyle yola çıkmıştır, sonra bu 15 olmuştur, şimdi taleplerin 25'e tırmanmakta olduğunu görüyoruz. Her ile en az bir üniversite kurulması hepimizin isteğidir, hepimizin dileğidir; ama, bu üniversitelerin eleman bakımından yeterli, verdiği eğitim bakımından düzeyli üniversiteler olması gerekir. Eğer, altyapısı hazır değilse, yeni üniversite kurmanın, oy toplama amacına yönelmekten öte hiçbir amacı ve hiçbir işlevi yoktur, topluma iyiliği ve yararı da yoktur. Tabela üniversitelerinin ne gibi sonuçları ürettiğini hepimiz biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ARASLI (Devamla) - Bitiriyorum efendim.

BAŞKAN- Sayın Araslı, buyurun.

OYA ARASLI (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, deniliyor ki; biz bu üniversiteleri belirlerken birtakım ölçütler kullandık. Bunlar nasıl ölçütlerdir ki, 7'den başlıyor talep, 25'lere kadar yükseliyor? Hangi ölçütler bu kadar esnek olabilir?! Bu kadar esnek bir ölçüt kullanıyorsanız, bunun adı gerçekten "ölçüt" olabilir mi?!

Değerli arkadaşlarım, yeni üniversite kuruluşu önermek YÖK'ün yetkisinde olan bir durumdur. Ama, YÖK'le konuşulmadan, bu varlığından söz edilen… Ki, kriterler kullanılarak yola çıkılmıştır, daha sonra YÖK'ün görüşü istenmiştir ve YÖK, kurulması istenen 15 yeni üniversiteden ancak 4'ünün altyapısının tamam olduğuna ve kurulabileceğine ilişkin görüş bildirmiştir. Şimdi YÖK'ün görüşü bu durumda iken, hazır olmayan, altyapısı bulunmayan yerlerde üniversite kurulmasını tartışmak kime iyiliktir?! Hiç kimseye iyilik değildir, sadece seçmene selamdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ARASLI (Devamla) - Hemen bitiriyorum efendim.

BAŞKAN - Sayın Araslı, teşekkürünüzü alabilir miyim efendim.

Buyurun.

OYA ARASLI (Devamla) - Eğitim sistemimizi bu selam için yozlaştırmaya kimsenin hakkı yoktur. Bunu yapmayalım değerli arkadaşlarım. Sonra, bizden sonra gelen kuşaklar, çocuklarımız bizden hesapçı olurlar; elimize tutuşturduğunuz diploma hiçbir işe yaramıyor, niye bunu yaptınız diye bize sorular sorarlar.

Değerli arkadaşlarım, sözlerime son verirken şu küçük hususa da değinmek istiyorum; Hükümet, yükseköğretimle ve özelikle, yükseköğretim üst kuruluşu olan YÖK'le, onun Başkanıyla kavgalıdır. Beyanatlar verilmektedir. Kullanılan üsluplara baktığımız zaman bunun üniversitemiz açısından fevkalade incitici olduğunu burada söylemeliyim. Üniversitenin almış olduğu kararlar küçümsenmektedir, her vesileyle üniversite, yetkili kişilerin şahsında hırpalanmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ARASLI (Devamla) - Hemen bitiriyorum.

BAŞKAN - Sayın Araslı, ben sözünüzü kesmek istemiyorum. Bu, sizin uzmanlık alanınız, memnuniyetle; ama, bu defa, son defa olarak açıyorum, lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.

OYA ARASLI (Devamla) - Hemen bitiriyorum.

Değerli arkadaşlarım, kurumlarıyla kavgalı, devlet kurumlarıyla kavgalı bir iktidar iktidar olamaz. Bu kavgayı sürdürürse, meşruiyet temellerini kaybeder. Kavgasız bir üniversitenin, iktidarın üniversiteyle kavgalı olmadığı bir yılın beklentisi içerisinde olduğumuzu, bunu dilediğimizi ifade etmek istiyoruz ve eğitime, biraz daha ciddiyetle eğilinmesini hükümetten diliyoruz.

Saygılar sunarım ve göstermiş olduğu yardımdan dolayı Sayın Başkana çok çok teşekkürlerimi sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Araslı, sağ olun.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ikinci konuşmacı, Sinop Milletvekili Sayın Engin Altay; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzdayım; Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yetmişbeş yıl önce karşı devrimciler tarafından hunharca katledilen meslektaşım Yedeksubay Öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay'ın anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Kubilayların yobazlığa karşı mücadelesinin, dünya var oldukça süreceğinin bilinmesini isterim. Bu vesileyle, gerek PKK terör örgütü tarafından gerekse Hizbullah terör örgütü tarafından katledilen onlarca şehit öğretmenimizin anısı önünde de saygıyla eğiliyorum, onları rahmet ve minnetle anıyorum.

Dost-düşman herkes bilmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti, ulusal sınırları içerisinde laik, çağdaş, demokratik niteliklerini koruyarak, ebediyete kadar var olacaktır.

Değerli arkadaşlar, hep söylüyoruz, bazı okulların Millî Eğitim Bakanlığına devriyle ilgili kanun görüşülürken söyledik. Biz söylüyoruz; ama, Bakanlık ısrarla aynı vurdumduymaz tavrını sürdürerek, Millî Eğitim Bakanlığını, adının önünde "Millî" olan Eğitim Bakanlığımızı, zaten, devraldığınızda da varolan sorunlar yumağını küçültmeye değil, büyütmeye devam ediyor.

Sayın Bakanın bu yaklaşımını, çok eskiden bir gazeteye verdiği, bir gazetede yazılan bir makalesini size sunmak istiyorum. Umuyorum ki, o günden bugüne Sayın Bakan, değişmiş olsun, değişmediyse durum vahimdir. Sayın Bakan diyor ki: "Devlet memurundan kolay kolay aydın olmaz. Başından beri bizim aydınlarımız, Batı'dakilerin aksine, devlet memurluğundan gelmedir. Bu durum, aslında toplumumuz için bir şanssızlıktır. Hele hele -altını çizerek söylüyorum- ideolojisi olan ve bu ideolojiyi sadece kamu görevlilerine, öğrencilere değil, bütün topluma dayatan bir devlette aydın olmanın zorluğu ortadadır."

Şimdi, nedir o ideoloji?.. Sayın Bakan, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ideolojisi benim bildiğim kadarıyla, Atatürkçülüktür. Benim bildiğim kadarıyla, çağdaşlaşmadır, modernleşme projesidir. O ideoloji, laik cumhuriyettir. Sayın Bakan, yıllar önce, birkaç yıl önce yazdığı bu makaledeki gibi düşünüyorsa, Sayın Bakan ile Başbakanlık Müsteşarı Sayın Ömer Çelik arasında. (CHP sıralarından "Ömer Dinçer" sesleri) Ömer Dinçer arasında hiçbir fark yoktur ve durum vahimdir. Ben inanıyorum ki, Sayın Bakan, Sayın Başbakan gibi "o gömleği çıkardım" diyecektir.

Millî Eğitim Bakanlığı, gerçekten, artık, sorunlar yumağının ötesinde, sorunlar dağına dönüşmüştür; kayıt parası, derslik, okullaşma, sözleşmeli öğretmenler, ortaöğretim yurtları, YİBO'lar, PİYO'lar, müfredat, dört yıllık liseler, İLKSAN belası -altını çizerek söylüyorum- İLKSAN belası, kariyer basamakları, öğretmen sorunları, sendikal haklar, ek ders, okulların -altını çizerek söylüyorum- hijyen sorunları… Dilim varmıyor, okullar, gerçekten, Türkiye'de bir büyük hijyen problemi yaşıyor. Bunları saymakla ve konuşmakla bitiremeyiz. Benden sonra söz alacak değerli arkadaşlarım, bunların bir kısmına değinecekler.

Sizin döneminizde öğretmenler millî eğitim camiasından kaçıyor. Rakam istiyorsunuz; 2002'de 9 000 öğretmen emekli olmuş, siz gelmişsiniz, 2003'te birdenbire 17 000'e, 2004'te 18 000'e, 2005 Ekim ayı  itibariyle de 17 000'e çıkmış. Bundan önceki yıllarda bu rakam 9 000'lerde, 10 000'lerde seyrediyor. Şöyle öğretmen atadık, böyle öğretmen atadık diyorsunuz. Sizden önceki yıllarda, mesela 1996'da 49 000 öğretmen almış bu devlet, 2000'de 29 000 almış, 1998'de 41 000, 2001'de 33 000 almış, hatta, sizden bir yıl önce 41 000 öğretmen almış bu devlet, sizle birlikte atanan öğretmen sayısı da ciddî bir düşüşe geçmiş.

Sayın Bakanım, bu sizi bağlamaz; 2001-2002 öğretim yılı. Bu, iktidarınız döneminde; 2003 Ocak, 2004 Ocak, 2005 Ocak… İddia ve ısrarla söylüyorum İktidar Partisinin sayın milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı, sayısal verileri. Üçünün arasında da ciddî bir nüans yoktur, ciddî bir iyileşme yoktur. Burada ne varsa, burada da üç aşağı beş yukarı bu vardır. Arkadaşlarım değinecekler; burada derslik başına düşen öğrenci sayısı 37'dir, burada 38'dir, bu son yılda da 37'dir tekrar.

Sayın Bakan, daha önce, Resmî Gazetedeki bilgilerin yanlış olduğunu söyledi; sehven, kerhen, her neyse, yanlış yazıldığını söyledi; Resmî Gazete… Peki, bu, sizin Bakanlığınız döneminde Millî Eğitim Bakanlığında basılmış bilgiler, veriler. Bunlar da gösteriyor ki, millî eğitimde ciddî bir iyileşme yok.

Son günlerde ülke kamuoyunu fazlasıyla meşgul eden bir yönetmelik operasyonu yaptınız. Daha önce de bir yönerge değiştirmiştiniz: Kurumlar Arası Öğrenci Nakil, Yer Değiştirme Yönergesinde değişiklik yapmıştınız. Şimdi de, açık liselerin yönetmeliğini değiştirdiniz. İyi, güzel.

Sayın Milletvekilleri, ben, size, Sayın Bakanın yönetmeliği değiştirmeden önceki amacını okuyacağım; bir de şimdiki amacı okuyacağım ve vicdanlarınıza bırakacağım; sizin ve kamuoyunun vicdanlarına bırakacağım:

"Amaç: İlköğrenimini tamamlayan; ancak, öğretmen yetersizliği ve çeşitli imkânsızlıklar sebebiyle yetişme imkânı bulamayan, örgün ortaöğretim yaş sınırını aşan, erken yaşta iş hayatına atılan, hasta ve tutuklular ile özürlü öğrencilere, ortaöğrenimlerini tamamlama imkânı vermek, her yerde ve her durumda eğitim ve öğretim imkânı sağlamak, fırsat ve imkân eşitliğine zemin hazırlayarak, topulumun eğitim ve kültür düzeyini yükseltmektir. " Yetmiş milyonun altına imza atacağı bir amaç. Açık lise dediğin böyle olur; bunun için kurulur.

Yeni yönetmelik ve yeni amaç: "Amaç: Lisenin amacı, gelişmiş kitle iletişim araçları ve yeni teknolojileri kullanarak, ilköğrenimini tamamlayan; ancak, ortaöğretime devam etmeyenler ile ortaöğretimden ayrılan, mezun olan -bakın, mezun olmuş bir ortaöğretimden- ve yükseköğretimden ayrılan -haydaa; yükseköğretime girmiş, ayrılmış, ortaöğretim işini bitirmiş adam- veya -daha vahimi var- mezun olanlara -adam dört yıllık bir fakülteyi bitirmiş, tekrar liseye alıyor bunu- farklı alanlarda öğrenim görme fırsatı vererek eğitim-öğretim imkânı sağlamak."

Allahaşkına, şimdi, şu amacı, hangi eğitim bilimiyle, hangi anlayış ve yaklaşımla, kim, nasıl savunacak?! Yükseköğrenimi bitirecek, açık liseye kayıt yaptıracaksın, koftiden iki tane fark dersi verdireceksin, buyurun siyasala, buyurun tıbba, buyurun hukuka!.. Değerli arkadaşlar, zamanım bitiyor.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Ne mahzuru var yani?!..

ENGİN ALTAY (Devamla) - Şimdi, şunun mantığını bana izah edecek, bir tane, yeryüzünde yaşayan adam olamaz Sayın Vekil.

ZEYİD ASLAN (Tokat) - Yani, siyasala, hukuka kurayla mı giriyorlar?!

ENGİN ALTAY (Devamla) - Evet kardeşim, Türkiye'de, herkes, imam vali olmak zorunda değil!

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Ne alakası var?!

ENGİN ALTAY (Devamla) - Türkiye'de herkes imam doktor olmak, imam mühendis olmak zorunda değil. Biz, bu amacınıza engel olacağız.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Ben imam-hatip mezunuyum…

ENGİN ALTAY (Devamla) - Olamazsın kardeşim!..

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Burada milletvekiliyim; ne mahzuru var?!

ENGİN ALTAY (Devamla) - Meslek lisesinin kuruluş amacı bellidir.

BAŞKAN - Sayın Ünal… Sayın Ünal, lütfen…

ENGİN ALTAY (Devamla) - Değerli arkadaşlar…

AHMET YENİ (Samsun) - Hakaret edemezsiniz!..

ENGİN ALTAY (Devamla) - Kimseye hakaret etmiyorum ben. Ben, ne söylediğimi biliyorum.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Nedir bu imam-hatip liselerine düşmanlık!..

BAŞKAN - Sayın Ünal, Sayın Yeni, lütfen karşılıklı konuşmayalım.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Bu şekliyle, bu açık liselerin adını değiştireceğiz. Artık, yeni bir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Siz de açın!.. Siz yardımcı olun, açın o zaman!..

BAŞKAN - Sayın Altay, birkaç saniyenizi rica edeyim.

Sayın milletvekilleri, Sayın Altay'ın konuşmasının tamamlanmasına kadar Genel Kurulun çalışma süresinin uzatılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın Altay, eksürenizi başlatıyorum; 2 dakika içinde konuşmanızı tamamlayın.

Buyurun.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım; 2 dakikada bitireceğim.

Şimdi, bu yönetmelik, arkadaşlar, hülle yönetmeliğidir. Dünyanın hiçbir modern ülkesinde, bir eğitim bakanı, bir anayasal kuruluşun genel kurulunun aldığı kararı, böyle, hülle yönetmeliklerle değiştirmeye çalışmamıştır. Açık liselere de artık "açık lise" demeyeceğiz, açık liselerin adı değişmiştir. Bundan sonra açık liselerin adı Truva liseleridir, Truva atı gibi açık liseleri kullanmak istiyorsunuz.

Millî Eğitim Bakanlığı Kanunuyla ilgili görüşürken, bir fotoğraf göstereceğimi söylemiştim. Şimdi, Türkiye'de birleştirilmiş sınıflarda eğitim- öğretim gören 587 379 çocuğumuz var. Bu, ayrı bir yara; hele, AB sürecinde.

Daha vahim bir tablo var; taşımalı eğitim diye bir sistemimiz var. Sayın milletvekilleri, vicdanlarınıza sesleniyorum; siz, Türkiye'de böyle bir taşımalı eğitim modelini, sistemini içinize sindirebiliyorsanız, varsın bu sistem böyle devam etsin; ama, böyle bir yaklaşım, bu fotoğraf, Türkiye'nin ayıbıdır. Türkiye, bu ayıptan bir an önce kurtulmalıdır; bakanlar, makam arabalarının modellerini yükselteceğine Türkiye'yi bu rezaletten kurtarmalıdır. Bu rezalet Sinop'ta da değil, onu söyleyeyim; bu rezalet, sanayiin çok geliştiği Adapazarı İlinden bir rezalettir. Türk çocuğu, cumhuriyetten 85 yıl sonra bu çirkin tabloyu hak etmiyor. Millî Eğitim Bakanını, Başbakanı derhal bu rezalete son vermeye çağırıyorum.

Değerli arkadaşlar, zamanı iyi kullanmak istiyorum; Sayın Başkanın toleransına teşekkür ediyorum. Benden sonra konuşacak arkadaşlar, Bakanlıkla ilgili görüşlerimizi açıklayacaklar.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Altay.

Sayın milletvekilleri, saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.04

 


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 14.05

BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 40 ıncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

1.- 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli Daireler  ve  İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarıları  (1/1119; 1/1084, 3/907; 1/1085, 3/908) (S. Sayısı: 1028, 1029, 1030) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1.- Yükseköğretim Kurulu 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Yükseköğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.- Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

D) ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ (Devam)

1.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

E) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda kalmıştık.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına üçüncü konuşmacı, Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı.

Sayın Gazalcı, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; Millî Eğitim bütçesinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.

Ben de konuşmama başlamadan önce, bundan yetmişbeş yıl önce şehit edilen Mustafa Kubilay'ın önünde saygıyla eğiliyorum, eğitim sistemimizin, karanlık güçlere karşı, böyle, kararlı, cumhuriyeti, laikliği koruyan öğretmen ve öğrenciler yetiştirmesini diliyorum.

Değerli arkadaşlar, AKP İktidarı üç yılı doldurdu. Bu üç yıl içerisinde, gerek Başbakan gerekse Millî Eğitim Bakanı, eğitim alanında yaptıkları işleri övüp duruyorlar, anlata anlata bitiremiyorlar. Gerçekten, Sayın Başbakanın ve Millî Eğitim Bakanının dediği gibi, eğitimde güzel işler başarılmış olsa, bir yerden belli olması gerekirdi, en azından, bu işi yapan öğretmenler sesini çıkarmaması gerekirdi, "yurdun dört bir yanında eğitim çilesi var, üst üste eğitim oluyor" diye yakınmaların gelmemesi gerekirdi, Mardin'deki velilerin, İlin önünde "öğretmen istiyoruz" diye toplanmaması gerekirdi, Afyon'daki bebeler "öğretmen bekliyoruz" demezlerdi. Yurdun çeşitli yerlerinde, böyle, eğitimin döküldüğüne ilişkin gazetelerde sık sık haberlere rastlarız.

Ekonomik politikaları izlemesinden ötürü, en azından TÜSİAD'ın beğenmesi gerekirdi hükümetin eğitim işlerini; onlar bile eleştirdiler. Yalnız bu kez değil, daha önce de eleştirdiler; eleştiriden hoşlanmadığı için de, "suç işliyorsunuz" diye savcıları göreve çağırdık.

Bir sendikanın, üç büyük kentin de arasında bulunduğu 30 ilde yaptığı araştırmada, ilköğretim okullarının büyük bir çoğunluğunun fizikî bakımdan eğitime uygun olmadığını ortaya çıkardı ve bu 30 ilin yüzde 70'inde ikili öğretim olduğu; yani, her 3 okuldan 2'sinde ikili eğitim olduğu ortaya çıktı. Yine, onların çok övündüğü "bütün okulları bilgisayarlarla donatıyoruz" diye övünüp durdukları sayıları gerçekler doğrulamıyor. Örneğin, o araştırmaya göre, 8 624 öğrenciye 1 bilgisayar laboratuvarı; yani, okul başına yarım bilgisayar laboratuvarı sınıfı düşüyor, 1 bilgisayar laboratuvarına da 2 255 öğrenci düşüyor.

Değerli arkadaşlar, her zaman söylüyoruz; bilgisayar, internet, bunlar güzel şeyler; ama, eğitim bu demek değildir, onlar yardımcıdır. Eğitim, bir bütündür; okulda öğretmen yoksa eğitim yoktur.

Haydi bunlar, diyelim dışın değerlendirmesi. Millî Eğitim Bakanlığı, okullarda bir sağlık taraması yapıyor ve kendi yaptırdığı taramada, 574 okulda su, 2 588 okulda ise uygun tuvalet yok; yani, okulların yüzde 25'i bidon suyu kullanıyor.

Değerli arkadaşlar, bakın, Millî Eğitim Bakanlığı, bize, Plan ve Bütçe Komisyonunda kitap dağıttı, burada da dağıttı. Onun 23 üncü sayfasını sizlere gösteriyorum. "İlköğretim okullarında yaklaşık 70 000 hizmetliye gereksinim var; ama, ne yazık ki, 27 434 hizmetli var, gerisini satın alacağız" diyor AKP'nin eğitim politikası, birçok alanda olduğu gibi. Yani, üçte 2, ilköğretim okullarında hizmetli yok. Bunun parasını kim verecek; tabiî, yalnız çocuğunun yükünü değil, okulun eğitim yükünü de çeken veliye yükleniyor.

Değerli arkadaşlar, sınavlar da -arkadaşlarım burada söyledi, zamanı harcamamak için söylüyorum- eğitimin döküldüğünü gösteriyor; gerek liselerarası girişte, gerek üniversite giriş sınavlarında. Biliyorsunuz, birincilerin yerleştirilemediği… Uluslararası yapılan araştırmalarda da         -arkadaşlarım söyledi- maalesef, eğitimin niteliği çok düşüktür.

Bu bütçe, eğitimin temel gereksinimlerini bile karşılamaktan uzaktır. Bakın, 2005 yılında  eğitime ayrılan pay 9,57 oranındadır. Değerli arkadaşlar, geçen yılkiyle oran olarak aynıdır. Ama, Başbakanı, Bakanı dinlerseniz "en büyük bütçeyi biz eğitime ayırdık" diyor. Şu elinizdeki kitapçıklara lütfen bir bakın, bugün dağıtılanlara bir bakın. 239 uncu sayfayı sizlere gösteriyorum. 1983 yılında, Millî Eğitim Bakanlığının bütçedeki payı 15,2 -on yıl atlıyorum- 92'de yüzde 22; 2002'ye geliyorum, AKP'nin iktidara geldiğinde yüzde 10; 2003'te yüzde 9,2; 2004'te 10,7; 2005'te 12,9; 2006'da 12,8. Yarılara düşmüş geçmiş yıllara oranla; ama, öyle bir tablo, öyle tozpembe tablo çiziyorlar ki, işte, İnternetler, bilgisayarlar, en büyük paylar; ama, gerçekler hiç de öyle göstermiyor.

Millî Eğitim Bakanlığında yatırıma ayrılan paylar da düşmüştür değerli arkadaşlar; gene, kitapçığınıza lütfen bakın. Bakın, hemen iki sayfa öncesi, 227'de, 95'te Millî Eğitim Bakanlığının yatırımlara ayırdığı pay yüzde 16,12; 2006'da 10,21; geçen yılkinden daha az. Yatırım olmadan nasıl okul olacak, yatırım olmadan nasıl eğitimdeki sorunlar çözülecek?! Bu tabloya bakın; geriye doğru gidiyor! Aslında, birilerinin, balonu söndürmesi gerekir. Yalanı, bütün çıplaklığıyla, kendi dağıttığı kitaplar bile ortaya koyuyor.

Değerli arkadaşlar, yatırımlar azaldı, pay düştü. Bir de, durmadan söylüyorlar; diyorlar ki "biz şu kadar derslik yaptık", sanki, cumhuriyet tarihinin en büyük dersliğini yapmış gibi… Akşam, hesap makinesini aldım, kendinden önce yapılan derslik sayılarına baktım, maalesef, o konuda da büyük bir yalanın olduğunu gördüm.

Değerli arkadaşlar, bakın, kendinden önceki, yani, 2003'ten önceki dört yıl boyunca 77 000 derslik yapılmış. Kendi dağıttıkları broşürlerde, kitaplarda bunlar var. Yüzde 100 desteğe karşın, bir sürü, özel kesime kolaylık  gösterilmesine  karşın, AKP  döneminde,  Maliye  Bakanı  burada 42 000 dedi, Plan Bütçede, yukarıda Bakan 60 000 dedi, Başbakan hızını alamadı, 70 000 dedi. Hadi, biz 70 000 desek bile, yani, desek bile -Bakan ona da bir kulp bulur ya; şimdi buraya gelip açıkladığı zaman, o şunu yaptı, o bunu yaptı, Başbakan bunu dedi- hani, bunun arasında aylar yok ki… Aynı ay içinde, Maliye Bakanı söylüyor, Başbakan söylüyor, siz söylüyorsunuz. Yani, bu, aranızda bir eşgüdüm yok mu, bir derslik sayısı ortaya çıkmıyor mu?! Ama, rakamları propaganda amacı olarak kullanırsanız, maalesef, bu olmaz. Öğretmen alımında da öyleydi.

Değerli arkadaşlar, bana verdiği yazılı soru önergesinde "135 000 öğretmene gerensinim var…" Feridun Baloğlu'na veriyor, "165 000" diyor. Aradan çok zaman geçmiyor. Yahu, hiç olmazsa, arkadaşlar, milletvekilliğini ciddîye alın; söylediğiniz, yazdığınız, altına attığınız imzaları ciddiye alın. Bakanın görevi, eğitim işlerini özel kesime ve velilere havale etmektir arkadaşlar; geldi geleli yaptığı iş budur. Bakmayın siz, koca bakanlık, çok büyük bir bakanlık; ama, maalesef, orada büyük işler yapılmıyor.

Bakın, daha yeni, 14 Aralıkta elimde bir olur var: "Merkez Eğitim Hizmetlerini kapattım" diyor. Merkez Eğitim Hizmetlerine, internet varmışmış da, bilgisayar varmışmış da, artık gereksinim yokmuş da… Arkadaşlar, Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğüne -hani, şu Açıköğretim Lisesi Yönetmeliğinin yapıldığı yer- şurada, bir Müsteşar Yardımcısının adıyla "ben seni kapattım" diyor. Nedir o kapattığı; 82 ilde ders araç ve gereçlerini üreten, onların onarımlarını yapan, geçmişte büyük hizmetler yapmış olan ve şu anda 1 100 000'den fazla açıköğretim öğrencisine hizmet sunan… Bakan diyecek ki, biz, hizmeti kaldırmadık. Efendim, herkeste internet mi var, bilgisayar mı var; millî eğitim müdürlerinin ne yaptıklarını biz biliyoruz; oradaki atölyeler ne olacak?.. Bakalım; sorduk; zamanımı, şimdi, ona da pek harcamak istemiyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Gazalcı, eksürenizi başlatıyorum; lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Ben hızlı hızlı geçeceğim efendim.

Bakın, mahkeme kararlarını uygulamıyorsunuz Sayın Bakan; uyguluyormuş gibi yapıp, tekrar dönüyorsunuz. Yalnız Ankara'da, mahkeme kararıyla dönen... Bana verdiğiniz yazılı soru önergesinde, 311 117 000 000 tazminat ödüyorsunuz; bir Ankara'da!.. Bakın, milyarlar nereye gidiyor arkadaşlar! Yani, hem devlete yük oluyor hem arkadaşlara hizmet ediyor. Geçiyorum onları.

Öğretmenler… Öğretmenleri öldürdünüz. Öğretmen alımlarında da, maalesef, doğru söylemiyorsunuz, yalan söylüyorsunuz. Sizden önce daha çok öğretmen alındığı halde, sanki, çok alınmış gibi…(AK Parti sıralarından gürültüler)

Ben, yalanı, tabiî, rakamlar olarak söylüyorum, Bakana hakaret anlamında söylemiyorum; geri alıyorum.

BAŞKAN - Sayın Gazalcı, bu "yanlış" ifadesini kullanacaksınız galiba; çünkü…

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Peki, geri alıyorum… Geri alıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Peki.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Ben, rakamların onları yalanladığını söylüyorum; onda da herhalde bir hakaret olmasa gerek.

Ek ders ücretleri ne oldu Sayın Bakan?! 24 Kasımda öğretmenleri dövdünüz; 3 katına çıkarılıyor diye duyurdunuz, bugün bir şey söylemiyorsunuz. 12 yıllık zorunlu eğitim ne oldu Sayın Bakan, ne oldu?! Aciz... Aciz eylem planı diyecektim; gerçekten öyle! Acil eylem planında sıraladığınız, oniki ayda yaptığınız şeyler ne oldu Sayın Bakan?.. Bir bir bunları ben okuyabilirim. Bakın, şunu düzelteceğiz, bunu düzelteceğiz, meslek liselerini düzelteceğiz dediniz, bir yönetmelik çıkardınız; üniversiteyi bitirenler de açık liseye kayıt olabiliyor....

Değerli arkadaşlar, yazıktır bu ülkenin eğitim yapısına. Bunda kasıt var, bunda niyet var, bunda bu Meclisi by-pass etme var, Yükseköğretim Kurulunu by-pass etme var maalesef.

Maalesef, değerli arkadaşlar, Sayın Bakan zamanında eğitim dinselleştiriliyor. Bakın, bize dağıttığı kitaptan, Sayın Bakanım, size okuyacağım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Sayın Başkanım, bir iki dakikada toparlayacağım. 

BAŞKAN - Sayın Gazalcı, son cümlelerinizi ve teşekkürünüzü almak istiyorum; kapandığı zaman açmayacağım.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Bitiriyorum.

BAŞKAN - Lütfen, buyurun efendim.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Peki.

Bakın arkadaşlar, kitapçıkta 34 üncü sayfa…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Kitapçık olur mu; koca kitap o…

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Kitap, kitap, peki, kitapçık değil.

"Din, insanın doğru düşünmesine…" Sağlıklı bir din anlayışı, eğitimin temel amaçlarını gerçekleştirmeye yararmış! Ulusallıktan hoşlanmayan Ulusal Eğitim Bakanının laikliğe bakışı!

Bakın, din... Bir daha okuyorum değerli arkadaşlar… Dine saygılıyız, inanca saygılıyız; eğitime karışmasına karşıyız.

Arkadaşlar, adım adım adım eğitim dinselleştiriliyor ve özelleştiriliyor; kanıtları bu; elle tutulur. Bakın, bir kez daha okuyorum tutanaklara geçmesi için ve konuşmamı bitiriyorum. "Din insanın doğru düşünmesine…"

RECEP YILDIRIM (Sakarya) - Ne alakası var?!

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Bir kere okursan, ne ilgisi olduğunu anlarsın sayın arkadaşım.

"Sağlıklı bir din anlayışı, eğitimin temel amaçlarını…" Okuyamıyorum zamanım olmadığı için. Böyle bir yaklaşım olmaz. Öğretim birliği böyle sağlanmaz. Anayasanın 42 nci maddesinde ortaya konan eğitim anlayışı böyle yapılmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Gazalcı, size teşekkür edebilir miyim; kalanını soru olarak sorarsınız.

Buyurun efendim.

Teşekkür ediyorum.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Peki; teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sağ olun.

Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına dördüncü konuşmacı, Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce.

Sayın İnce, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Devrimci Öğretmen Kubilay'ın yobazlar tarafından katledilişinin 75 inci yılında aziz anısı önünde saygıyla eğiliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Türkiye Cumhuriyetinin yönetim kadrosunda son yıllarda bir gelenek başladı. Bu gelenek geçmişi reddetme, geçmişte yapılanları görmezlikten gelme; bunu biz yaptık, ilk biz yaptık, en büyüğünü yaptık, rekor kırdık… Sayın Başbakanın bütçedeki konuşması bu temeller üzerine kuruluydu. Bunları doğru mu diye araştırdım.

Değerli arkadaşlar, İktidar Partisinin milletvekilleri, siz ile biz aynı konumdayız. Sizler de, ben de, biz yasamanın bir üyesiyiz; bakan ise yürütmenin bir üyesidir. Siz de benim kadar bakanı eleştirmek, takip etmek, izlemek, denetlemek zorundasınız; yoksa, siz onun avukatı değilsiniz. Yasama ile yürütmeyi birbirine karıştırmayınız. Bizim eleştirilerimiz yürütmeyedir, bakanadır; siz de buna destek olmak zorundasınız.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Yanlışa destek mi olur?!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Şimdi, Sayın Başbakanın konuşmasını aktarıyorum; diyor ki:"70 000 derslik yaptık. Cumhuriyet tarihinde bu rakam bir rekordur. Böyle bir olay geçmişte yoktur." Sayın Bakan ise, 12.9.2005 tarihinde NTV televizyonunda "60 000 derslik yaptık" diyor. Diyelim ki, Sayın Başbakanın dediği doğru; kabul ediyorum, tamam, 70 000'i kabul ettim.

ZEYİD ASLAN (Tokat) - Arada üç ay var.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Hemen ondan önceki üç yıla bakıyorum, -Millî Eğitimin verileri bunlar Sayın Bakan- 1998 yılı 21 620; 1999, 26 745;  2000,  23 375. Bu üç yılda; yani, sizden önceki üç yılda toplam  yapılan derslik sayısı 71 740. 71 740, 70 000'i döver.

Ben, yalan söylüyorsunuz demiyorum, rakamları çarptırıyorsunuz diyorum. Bunu, Sayın Başbakan bilmez, Sayın Millî Eğitim Bakanı ona bilgiyi verir, Başbakan da konuşur. Ben, Başbakanın yerinde olsam, sizi hemen görevden alırdım. Hemen görevden alırdım, halkı yanlış bilgilendirmekten, yanlış açıklama yapmaktan dolayı; birincisi bu.

İkincisi; yine, bilgisayar teknolojisiyle ilgili. Yine bir çarpıtma var. Öyle bir anlatıyorsunuz ki, Sayın Başbakan da öyle bir anlatıyor ki,  diyor ki: "Sizin zihniyetinizde olanlar bunu göremez; bu, modernlik adınadır, çağdaşlık adınadır. Anadolu'nun Yüksekovasına, Şemdinlisine internet ağı götürebildiniz mi?"

Sayın Bakan, millî eğitimde bilgisayarın kullanılmaya başladığı tarih 1987. 1997'den itibaren öğretmenlik atamaları bilgisayarda yapılıyor. 31.10.2004 tarihi itibariyle -sizin kaynaklarınızdan okuyorum- okullardaki demirbaşa kayıtlı bilgisayar sayısı 246 251. Öğretmenlerin yüzde 67'si bilgisayar okuryazarı haline getirilmiş. Yani, siz iktidar olduğunuzda 250 000 civarında demirbaşa kayıtlı bilgisayar var; öğretmenlerin yüzde 67'si bilgisayar okuryazarı haline getirilmiş; yani, sizden önce yapılanları reddederek nereye varacaksınız. Bu altyapı oluşturulmuş, taşlar örülmüş, yol döşenmiş. Tabiî ki, siz de bir şeyler yaptınız; ama, bu reddetmek niye?! Cumhuriyet tarihinde böyle bir şey yok. Kim ne yaptıysa, kim taş taş üstüne koyduysa, ona teşekkür ederiz. Siz de tabiî ki bir şeyler yaptınız; ama, bu bilgi doğru değildir. Bunun köy kahvesindeki sözcüğünün karşılığının ne olduğunu siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakanı dinleyince şaşırıyorum. Şu Şemdinli'yi bir araştırayım dedim; gerçekten nedir buradaki durum diye. Öyle bir anlatıyor ki Sayın Başbakan, sanki her şey güllük gülistanlık, Şemdinli'de bütün sınıflarda bilgisayar var. Değerli arkadaşlarım, ilköğretim okulu sayısı 68, derslik sayısı 145, derslik başına düşen öğrenci sayısı 45,6; YİBO'larda bu sayı 42,28; durum ortada.

Yine bir başka konu, bedava kitap olayı. Yine, Sayın Başbakan kendisine verilen bilgilerle diyor ki: "Daha önce olmayan bir şeyi yaptık. İlk kez biz yaptık." Gerçekten bu doğru mu diye araştırdım. Millî Eğitim Bakanlığının yayınlarından okuyorum size: Öğretim yıllarına göre ücretsiz dağıtılan ders kitapları: 1998-1999  508 137, 1999-2000  3 749 634, 2000-2001  3 920 004. Ayrıca, deprem yılında, Türkiye Cumhuriyetinin Millî Eğitim Bakanlığı, deprem bölgesine 159 336 adet ders kitabını ücretsiz vermiştir. Daha önce yapılan bir uygulamayı siz daha da büyüttünüz, genişleştiniz; ama, bizden önce hiç yapılmadı!.. Geçmişi reddetmek, geçmişte yapılanları reddetmek doğru değildir. Siz ne yaptınız, biliyor musunuz; önceden sadece yoksulların çocuklarına veriliyordu, siz zenginlerin çocuklarına da verdiniz.

NEVZAT DOĞAN (Kocaeli) - Çocuğun zengini yoksulu olmaz.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Şunu yapabilirdiniz; millî eğitim müdürlerine yüzde 10 kontenjan mı tanıyordunuz, yüzde 20 yapardınız, yüzde 30 yapardınız; ama, toptan reddediyorsunuz geçmişte yapılanları; bunlar doğru değildir.

"Haydi Kızlar Okula" kampanyasını öyle bir büyüttünüz ki, sanki, proje Bakanlığın projesi. Değil arkadaşlar, yani, UNICEF, okullaşmada yüzde 7 oranında kız çocuklarının daha az okullaştırıldığını tespit ediyor. Bunu düşürmek istiyor aşağıya; yüzde 7 daha az. Kim burada destek olanlar; UNICEF 250 000 dolar, Coca Cola 100 000 dolar, İbrahim Ethem Ulagay İlaç Fabrikası, kişisel olarak 125 000 dolarlık yardımda bulunan İhsan Doğramacı, ATV, GAMA; bütün bu kuruluşlar var bunun içinde.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Reklam parası mı aldın?!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Sanki bunu, bir de öyle bir anlatıyorsunuz ki, sanki babanızın kesesinden veriyorsunuz bir de!

ENGİN ALTAY (Sinop) - Albayraklar yok mu?!

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Ayıp ya, gerçekten ayıp ya!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Değerli arkadaşlarım "her yere bilgisayarı, interneti biz götürdük; bedava kitabı ilk biz dağıttık; 70 000 derslik bir cumhuriyet rekorudur…" Bu rekor, doğru bir rekor değildir. Bakınız…

AHMET YENİ (Samsun) - Bunların hepsi doğrudur!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Sen avukat mısın?!

AHMET YENİ (Samsun) - Milletvekiliyim ben!

BAŞKAN - Sayın Yeni... Sayın İnce…

MUHARREM İNCE (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakınız…

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Ayıp denilen bir şey var!

MUHARREM İNCE (Devamla) - …cumhuriyet tarihinde eğitimle ilgili tartışmaların boyutu değişiyor. Bütün iktidarlar bu kürsüye geldiklerinde, millî eğitime ilgi duyan milletvekilleri, bakanlar, müsteşarlar, yapılan okul sayısını tartışırlar. Şimdi, derslik; ısrarla derslik… Neden, biliyor musunuz; eski yapılan okullarımızdaki derslikler çok büyüktü. Şimdi bu derslikleri biraz ortadan bölüyorlar… Evet, böyle yapıyorlar, aynen böyle yapıyorlar; gülmeyin Sayın Bakan, sizi çok iyi yakaladığımı siz de biliyorsunuz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Hadi ya!..

MUHARREM İNCE (Devamla) - Aynen öyle. Derslikleri bölüyorlar, dolayısıyla sayıyı artırmak için.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Daha az sayıda öğrencili sınıflar olacak demektir bu.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Sorun çözülmüş mü; ona bakacaksınız. Siz iktidara geldiğinizde derslik başına düşen öğrenci sayısı ile bugün derslik başına düşen öğrenci sayısı arasında bir fark var mı, ona bakacaksınız. Sorunu çözmediğiniz sürece, sizin rekorunuza kim inanır?!

Değerli arkadaşlarım, bir rekor var yalnız. Bakın, ben, size bir rekor göstereyim. Cumhuriyet tarihinin bir rekoru var, Sayın Bakana ait.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Kıyım, kıyım… Kıyım rekoru…

MUHARREM İNCE (Devamla) - Nevzat Ayaz iki yılda 40 yönetmelik değiştirmiş, Turhan Tayan 5, Mehmet Sağlam 19, Hikmet Uluğbay 23, Metin Bostancıoğlu 49 -ama, yaklaşık dört yıl Sayın Bostancıoğlu'nun süresi- Necdet Tekin 4, Erkan Mumcu 3, Hüseyin Çelik, Sayın Çelik 76… (AK Parti sıralarından gürültüler)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Yanlışsa…

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Az bile, az…

AHMET YENİ (Samsun) - Aynı partinin bakanları…

MUHARREM İNCE (Devamla) - Cumhuriyet tarihinin en fazla yönetmelik değiştiren bakanı! Sayın Hüseyin Çelik'e ait. Cumhuriyet tarihinde, başka, böyle bir rekor yok. (AK Parti sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) - Aynı dönemin bakanları…

MUHARREM İNCE (Devamla) - Şimdi, yine, Sayın Bakan anlatıyor "ben, 74 vilayet, 400 ilçe gezdim, hiç imam-hatip lisesi açılışı yapmadım" diyor. Doğru mu Sayın Bakan?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın İnce, konuşmanızı tamamlayınız efendim.

Buyurun.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Sayın Başkanım, biraz ortamı neşelendireyim.

1986'da tayin için geldim size, tayinime yardımcı olmadınız, şu sözlerimi bitirmeme yardımcı olun yirmi sene sonra.

NEVZAT DOĞAN (Kocaeli) - Niye?! Eşinizin tayini yapıldı ya!

AHMET YENİ (Samsun) - Tayininiz olsaydı, vekil olamazdınız…

MUHARREM İNCE (Devamla) - Şimdi, Sayın Bakan yine sizi yanıltıyor, yine halkı yanıltıyor; ama, öğretmenleri yanıltamıyor. Sayın Bakan, bir yönetmelik değişikliği yaparak, bütün imam-hatip liselerinin içinde anadolu imam-hatip lisesi kurdurdu. Doğru söylüyor, hiç imam-hatip lisesi açmadı; ama, cumhuriyet tarihinin en fazla anadolu imam-hatip lisesi açan bakanıdır.

ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya) - Bravo ona…

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Bravo…

MUHARREM İNCE (Devamla) - Hani, Bektaşîye sormuşlar "niye namaz kılmıyorsun; vallahi namaza yaklaşmayınız dediler" demiş, "içkiliyken" sözcüğünü kaldırmış. Sayın Bakan da kelime oyunları yapıyor. Cumhuriyet tarihinin, en fazla anadolu imam-hatip lisesi açan bakanısınız siz.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Bravo Bakana…

MUHARREM İNCE (Devamla) - Niye saklıyorsunuz?! Çıkın, açık açık, ben açtım deyin. (AK Parti sıralarından "Bravo Bakana" sesleri, alkışlar)

ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya) - İmam-hatip düşmanlığı yapmayın lütfen.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Ben, o okullarda öğretmenlik yaptım, onlar bizim evlatlarımız, bizim çocuklarımız. (AK Parti sıralarından gürültüler) Onlar bizim çocuklarımız; ama, bazıları kendinin zannediyor, onları kendinin zannediyor.

Örnek mi istiyorsunuz, örnek vereyim size. İkizdere Eğitim Vakfı…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Yabancı lisan eğitimi yapmanın ne zararı var?!

MUHARREM İNCE (Devamla) - İkizdere Eğitim Vakfı… "Öğrencilerimizin, özel üniversite dahil, tüm üniversite masrafları İkizdere Eğitim Vakfı tarafından karşılanacaktır."

SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Başkan, toplumun Bektaşî vatandaşlarından özür dilesin.

MUHARREM İNCE (Devamla) - "Dershaneye gönderilecek, paralarını biz vereceğiz" diyor. Türkiye Cumhuriyetinde, neden, bir ilköğretim okuluna, bir meslek lisesine, bir endüstri mesleğe, bir ticaret meslek lisesine böyle bir katkı sağlanmaz; çünkü, siz, onları, kendinizin zannediyorsunuz; sorun burada.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Ne demek?!.

SUAT KILIÇ (Samsun) - Muharrem Bey, Bektaşî vatandaşlardan özür dile.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Malatya'daki İnönü Üniversitesinin sorununu otuz yıldır çözmeden, Osman Gazi Üniversitesinin sorununu çözmeden, aklınız sıra, üniversite kurmaya çalışıyorsunuz.

SUAT KILIÇ (Samsun) - Bektaşî vatandaşlardan özür dile Muharrem Bey.

OYA ARASLI (Ankara) - Bağırmayın, canınız yanınca bağırıyorsunuz! Dinleyin!..

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Suat sana yakışıyor mu? Gençliğine yakışıyor mu Sayın Kılıç?!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karşılıklı konuşmayalım.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, yine, burada, Sayın Bakana bir şey hatırlatmak istiyorum.

       (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı

SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Başkan, Bektaşî vatandaşlardan özür dilesin.

BAŞKAN - Sayın Kılıç…

SUAT KILIÇ (Samsun) - Özür dilesin Sayın Başkan; toplumun bir kesimini, Sayın İnce, anlattığı fıkrayla rencide etmiştir.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Allah allah!..

BAŞKAN - Sayın İnce, konuşmanızı tamamlayınız, teşekkür ediniz.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Sayın Bakana bir hatırlatmada bulunmak istiyorum sayın milletvekilleri.

Geçtiğimiz günlerde, sabah, evden çıktım, arabaya zor biniyorum, her taraf buz. Ben yetişkin bir insanım. Okullar tatil. Dedim ki: "Ne güzel, böyle bir havada çocuklar dışarıya nasıl çıkacak..." İnanın, ben üç yıldır Ankara'dayım, ilk kez bu kadar soğuk görüyorum. Ortalık buz kesmiş. Sayın Bakan açıklama yapıyor: "Valiler, iki santim kar yağınca hemen tatil etmesinler."

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Doğru söylüyor.

MUHARREM İNCE (Devamla) - O öğrencilerin, hepsinin sizin gibi Mercedesi yok, polisler kapıda beklemiyor.

Yanlış mı yapmışlar?!

SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın ince, özrünüzü tutanaklara geçirin

MUHARREM İNCE (Devamla) - Özür dileyecek bir şey yok.

Sayın Bakan, öğretmenler tarafından en sevilmeyen bakan olacak. Bizi dinlerse, bir miktar sevilme şansı var; ama, Sayın Başbakanı yanlış yönlendiriyor; lütfen, bu bilgileri Sayın Başbakana anlatın, Sayın Başbakan mahcup oluyor.

SUAT KILIÇ (Samsun) - Muharrem Bey, özrünüz tutanaklara geçsin.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bence, mahcup oluyor.

       (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM İNCE (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

SUAT KILIÇ (Samsun) - Muharrem Bey, özrünüz tutanaklara geçsin, bir özür borcunuz var.

Sayın Başkan, bu özrün tutanaklara geçmesi lazım.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşmalar tamamlanmıştır.

SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Başkan, toplumun bir kesimini rencide etti Muharrem Bey, özrünün tutanaklara geçmesi lazımdır.

BAŞKAN - AK Parti Grubu adına ilk konuşmacı, Bolu Milletvekili Sayın Mehmet Güner; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET GÜNER (Bolu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 yılı Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, şu anda 2006 yılı bütçesini görüşüyoruz. Hükümet olarak bu bizim dördüncü bütçemiz. İlk bütçemizi yaparken de, ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik durumları hepimiz biliyoruz. Ancak, her şeye rağmen, her ne kadar muhalefet milletvekillerinin çok fazla tenkit etmesine rağmen, iktidar olduğumuzdan bugüne kadar birçok da ilklere imza attık.

Değerli arkadaşlar, şu anda 20 000 000'a yakın genç ve çocuğumuz eğitimini sürdürmektedir. Bunların her türlü ihtiyaçlarının karşılanması ve topluma yararlı bir fert olarak yetiştirilmesi için en büyük görev de Millî Eğitim Bakanlığına düşmektedir; ancak, eğitim, devletin tek başına altından kalkabileceği bir sektör de değildir. Bu konuda kamu kaynaklarının yanı sıra, şahısların, sivil toplum örgütlerinin ve vakıfların katkısı da son derece önem arz etmektedir.

Değerli arkadaşlar, Başbakanımızın da sık sık dilinden düşürmediği, ülkemizin dört önemli meselesi vardır ki, bunların başında eğitim gelmektedir. Bunun içindir ki, biz, Millî Eğitim Bakanlığında da birçok ilklere imza attığımızı düşünüyorum ve bunları da görüyoruz. Baktığımız zaman da, cumhuriyet tarihinde, belki ilk defa, konsolide bütçeden en fazla payı bu dönemde eğitim sektörü almıştır. Baktığımız zaman da, konsolide bütçeden 2003 yılında 6,91; 2004'te 8,22; 2005'te 9,57; 2006 bütçesinde yaklaşık olarak 17 katrilyon görecek olursak, bu da 9,52 civarında etmektedir. Tabiî, bunlara özel idare kaynakları da dahil değildir.

Değerli arkadaşlar, Muharrem Beyin daha önceki yıllarda da verildiğini iddia ettiği… Ancak, bir öğretmen olarak ben, öğretmenlik yaşamımda bunu pek görmedim; çok az bir miktarda, öğrencilere, ders kitapları dağıtıldı. Son üç yıl içerisinde, okullar açıldığında, özellikle ilköğretim okulları açıldığında, bütün öğrencilerimiz ders kitaplarını sıraların üzerinde buluyor. Bu, belki, -Muharrem Beyin dediği gibi- sadece fakir öğrencilere verilmiyor; ama, öğrencilerin fakiri zengini olmaz. Netice itibariyle -öğretmenlik yaptığım zamanlardan bunları çok iyi biliyorum- parası olanlar dahi  bu kitapları temin edemediler. Okullar açıldı, 1 ay geçmesine rağmen ders kitaplarını tamamlayamayan, çok iyi şartlarda yaşayan öğrencilerimiz de vardı. Dolayısıyla, yaklaşık, ortalama, yılda 133 000 000 dolar gibi bir rakam harcanarak, ilk defa, bu hükümet döneminde ders kitapları dağıtılmıştır.

Çok tartışılan bir konu; benim, APK uzmanlığından almış olduğu rakamlara göre, son üç yıl içerisinde yaklaşık 71 000 derslik yapılmıştır. Bu rakamlarda herhangi bir değişiklik veyahut da bir yanlışlık varsa Sayın Bakanımız onu düzeltir.

Bu arada, eğitime yüzde 100 destek kampanyası da çok önem arz etmiştir bu dönem içerisinde ve bu eğitime yüzde 100 destek kampanyasıyla yaklaşık 2 katrilyonluk bir kaynak sağlanmıştır bu dönemde. Hepinizin bildiği gibi, vergi yasasında yapılan bir indirimle yüzde 5 olan vergi indirimi yüzde 100'e çıkarılarak, işadamlarımızın, zenginlerimizin bu konuda katkı sağlamaları sağlanmıştır. Tabiî, o arada, sözünü etmeden geçemeyeceğim özel sektörün, vakıfların, hayırsever vatandaşlarımızın eğitime vermiş olduğu katkıların en büyük örneğini bizler, Bolu Milletvekili olarak Bolu'da yaşıyoruz. Bolu'daki eğitim sektörüne rahmetli İzzet Baysal çok büyük katkılarda bulunmuştur. Onun vakfı, şu anda, halen daha devam etmektedir. Halen de yatırımı devam etmektedir. Ben, burada, huzurlarınızda bir Bolu Milletvekili olarak da, rahmetli İzzet Baysal'ı rahmetle anarken, şu anda vakfı yöneten Ahmet Baysal'a da, buradan, teşekkürlerimi bildiriyorum.

Tabiî, bu arada, birçok işadamımıza da bu konuya vermiş olduğu desteklerden dolayı teşekkürü bir borç biliyoruz; hükümet olarak da, milletvekili olarak da, bu ülkenin insanları olarak da.

Değerli arkadaşlar, yine, bu hükümet döneminde, biliyorsunuz, ülkemizin birçok bölgesi deprem riskiyle karşı karşıyadır. Yaklaşık yılda 40 000 000 dolar gibi bir para harcanarak, okullarımızda güçlendirme çalışmalarına başlanmıştır; ama, yeteri kadar bunlar, tabiî, yapılamadı. Önümüzdeki günlerde, inşallah, tamamlanacaktır ve öğrencilerimizin daha sağlıklı bir ortamda ders yapmalarını, eğitim yapmalarını sağlamak için elimizden gelen gayreti, inşallah, hükümet gösterecektir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de okuma-yazma oranında ciddî sıkıntılarımız vardı. Bu okuma-yazma oranlarının düşük olmasındaki en büyük etkenlerden bir tanesi de kırsal kesimde yaşayan çeşitli sebeplerle okula gönderilmeyen kız çocuklarıydı. Esas burada çağdaşlığın bir gereği olarak bu kız çocuklarının okula gönderilmesi gerekiyordu. İşte, bu, "Haydi Kızlar Okula" kampanyasıyla 175 000 kız çocuğu bu dönem içerisinde okula başladı; bu, gerçekten çok önemli bir noktaydı, belki çağdaşlığın da bir gereğiydi.

Burada, liselerimiz dört yıla çıktı. Yine, bu hükümet zamanında, 1968 yılından bu yana değiştirilemeyen ve güncellenemeyen müfredat programımız da günün şartlarına uydurulmak için gayret gösterildi ve müfredat değişti. İnşallah, bunların meyvelerini de önümüzdeki yıllarda toplayacağız.

Değerli arkadaşlar, benim, özellikle bir öğretmen olarak üzerinde durmak istediğim bir YBO'lar var. YBO'lar, özellikle kırsal kesimde eğitimdeki fırsat eşitsizliğini engellemek için en önemli faktörlerden bir tanesi olacaktır. Ben, bir örnekle bunu açıklamak istiyorum. Geçen yıl, memleketimde, partide il binasında otururken, bizim bir Taşkesti Beldemiz var, birçok muhtar geldi, bir yerde partiyi bastılar. Dedim ki, hayrola; bizim Mudurnu İlçesinde bir yatılı bölge okulu açıldı, biz taşımalı sistemle çocuklarımızı okula gönderiyorduk, şu anda çocuklarımız yatılı bölge okuluna gidiyor, biz vermek istemiyoruz; çünkü, bizim çocuklarımız küçük, buraya göndermek istemiyoruz dediler. Belki, bir siyasetçi olarak çok zor bir şekilde ben bu teklifleri reddettim, bu konuda yardımcı olamayacağımı söyledim; çünkü, bir eğitimci olarak biliyorum ki, yatılı bölge okullarında özellikle kırsal kesimde çok iyi eğitim verilmektedir, taşımalı sistemle mukayese bile etmek mümkün değil. Netice itibariyle, bu öğrencilerimiz bu yıl yatılı bölge okuluna hepsi kaydoldular ve de şu anda başka bir şikâyetle karşılaştık ki, şu anda veliler tekrar bize geldi, dediler ki: "Ya, biz öğrencilerimizi hafta sonu evlerimize alamıyoruz." Neden? "Çocuklar gelmek istemiyor." Gerçekten, yatılı bölge okullarının şu andaki şartları oldukça iyi, özellikle kırsal kesim için söylüyorum. Ben, Sayın Bakanımdan, burada, bir iktidar milletvekili olarak da, yatılı bölge okullarına önümüzdeki günlerde kırsal kesim için biraz daha önem verilmesini hassaten rica ediyorum. Bu, bizim açımızdan oldukça sağlıklı olacaktır.

Değerli arkadaşlar, süreyi iyi kullanmak açısından bazı şeyleri burada geçiyorum ben; çünkü, birçok tenkitler oldu, bunlara Sayın Bakanımız cevap verecektir.

Bu konuda Avrupa Birliğiyle ilgili birtakım projeler de, çalışmalar yapılmıştır. Eğitimde seviyenin artırılabilmesi için, gerek bilgisayar dağıtımı gerek okullara ADSL dediğimiz Telekomla yapılan anlaşmalar ve öğretmenlerimizin bilgisayar edinmesiyle ilgili Vakıflar Bankasıyla yapılan anlaşmalar neticesinde öğretmenlerimiz de teknolojiyi yakalayamaya çalışmışlardır. Burada önümüzdeki 2006 yılında Avrupa Birliğiyle ilgili bazı projeler de gerçekleştirilecektir.

Değerli arkadaşlar, biraz önce muhalefet milletvekillerinin ısrarla üzerinde durduğu bazı konular var. Şimdi, önümüzdeki dönemde inşallah bunlar gerçekleşecek, Türkiye'de 15 tane üniversitenin kurulması Plan ve Bütçe Komisyonundan geçti. Her ne kadar YÖK buna muhalefet ediyorsa da, inşallah, Parlamentodan bu üniversitelerin kurulması kararı çıkacak.

Dolayısıyla, ülkemizde üniversitelerin önünde bekleyen çok sayıda insanımız var; bunların belki bir nebzecik de olsa yaralarına, dertlerine derman olacaktır diye düşünüyorum.

Şimdi, tabiî, bu arada, bazı Millî Eğitim Bakanlığımızın yapmış olduğu çalışmalar muhalefetteki bazı milletvekili arkadaşlarımızın veyahut da muhalefeti rahatsız etmiş gibi gözüküyor.

Biraz önce Sinop Milletvekilimiz burada konuşma yaparken biz dedi, imam vali, imam doktor, imam mühendis istemiyoruz.

Değerli arkadaşlar, şu anda Mecliste bir sürü imam-hatip lisesini bitirmiş -bunlar imam değil, imamlık bir meslektir- daha sonra avukat, doktor, mühendis olmuş arkadaşımız var. Şu anda da Mecliste ülkemizi temsil ediyorlar. Bunlardan bir tanesi de Başkanlık Divanında oturuyor. Yani, bu arkadaşlar vatan hainliği mi yaptı şimdi bugüne kadar, böyle bir şey…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Güner, konuşmanızı tamamlayınız.

MEHMET GÜNER (Devamla) - Hoşgörünüze sığınıyorum Sayın Başkan.

Yani, sizler iktidara geldiğiniz zaman bu arkadaşları nereye süreceksiniz?

OYA ARASLI (Ankara) - Öyle bir şey denilmedi ki...

MEHMET GÜNER (Devamla) - Ama, istemiyoruz diyor Sayın Vekilim, istemiyoruz diyor, böyle bir şey istemiyoruz… Yani, nereye süreceksiniz?!

OYA ARASLI (Ankara) - İstemiyoruz denmedi, "şart değil" dendi.

MEHMET GÜNER (Devamla) - Yani, siz iktidara geldiğiniz zaman bunu mu yapacaksınız? Hoş, iktidara gelmek için kaç bahar beklersiniz, orasını da bilemiyorum.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Vallahi görürsün sen yakında kaç bahar bekliyoruz.

MEHMET GÜNER (Devamla) - İnşallah, görürüz, inşallah görürüz. Yani, hep beraber görürüz. Sizler bir dönem, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisini barajın altında bıraktınız.

BAŞKAN - Sayın Güner, Genel Kurula hitap ediniz.

MEHMET GÜNER (Devamla) - İnşallah, aynı şeyle karşılaşmazsınız.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Gelecek sonbaharı bekle!

MEHMET GÜNER (Devamla) - Şimdi de, şu anda, Millî Eğitim Bakanlığının yapmış olduğu bir değişiklikle, meslek liselerinin üniversiteye girmesi tartışılıyor. Ya bunda gocunacak ne var; ben bunu anlayabilmiş değilim. Endüstri meslek lisesinden çıkan öğrencilere bakıyoruz. Yani, şimdi, bizim işyerlerimize, fabrikalara falan bir mühendis alınırken, eğer sanat okulu çıkışlı olsa, daha çok tercih ediliyor. Yani, bu insanlarımız üniversite sınavlarında başarı kazanıp da üniversiteye girerse bundan kim zarar görecek; onu anlayabilmiş değilim. Haa, burada, imam-hatip lisesi mezunu hep gündeme geldi.

Değerli arkadaşlar, AK Parti Genel Başkanı ve bugünkü Başbakanın imam-hatip lisesi mezunu olduğunu herkes biliyordu; ama, halkımız, onu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da yaptı; yine, halkımız, onu bu ülkede Başbakan da yaptı. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yani, bundan gocunacak ne var; ben bunu anlayabilmiş değilim.

Değerli arkadaşlarım, sözlerimi fazla uzatmak istemiyorum. Bizler, yaptıklarımızdan ve yapamadıklarımızdan dolayı, sürenin sonunda, halkın huzuruna çıkacağız, hesap vermesini de bileceğiz mutlaka ve bütün yaptıklarımızı halka sunacağız ve bizi onlar değerlendireceklerdir. Ben, bu bütçenin hayırlı olması dileğiyle, aynı zamanda…

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Enver Arpalı'nın hesabını veremeyeceksiniz!

MEHMET GÜNER (Devamla) - İnşallah, halk sorar. Halkın vermiş olduğu karara bizler saygılıyız.

BAŞKAN - Sayın Güner, Genel Kurula hitap ediniz.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Enver Arpalı'nın hesabını veremeyeceksiniz!

MEHMET GÜNER (Devamla) - Tabiî, halkın vermiş olduğu karara biz saygılıyız.

Sayın Başkanım, bitiriyorum.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Enver Arpalı'nın ruhu hepinizi takip edecek, başta Sayın Bakan olmak üzere, hepinizin arkasından gelecek.

BAŞKAN - Sayın Ercenk…

MEHMET GÜNER (Devamla) - Ben, öğretmen olarak, bu arada görev yapan öğretmen arkadaşlarımızın içinde bulunduğu şartları gayet iyi biliyorum. Bunlar zor şartlarda görev yapıyorlar. Öğretmenlik mesleğinin ne kadar zor olduğunu da biliyorum. Öğretmenlik, eğitim vermek, bir gönül meselesidir. Dolayısıyla, bu arkadaşlarımız, görevlerini gönüllü şekilde yapıyorlar. Bu görevlerini yapan öğretmenlerimiz, günü geldiği zaman…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET GÜNER (Devamla) - Sayın Başkanım, teşekkür edip, bitireceğim.

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET GÜNER (Devamla) - Bunlar, bu arkadaşlarımız, yeri geldi, görev şehidi oldular; yeri geldi, hastalandılar, hastalıklarından dolayı şehit oldular, hayatlarını kaybettiler.

Ben, bu ülkedeki insanların yetiştirilmelerinde katkısı bulunduğu için bütün öğretmenlerimize, yaşayan bütün öğretmenlerimize çok teşekkür ediyorum ve her ne sebeple olursa olsun, ahrete intikal eden bütün öğretmenlerimize, Allah'tan rahmet diliyorum ve bütçenin hayırlı olması dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Güner.

AK Parti Grubu adına ikinci konuşmacı, Ankara Milletvekili Sayın Eyyüp Sanay; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EYYÜP SANAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurulunun bütçesi üzerinde, partim Adalet ve Kalkınma Partisi adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilgi, tarih boyunca, bütün toplumların, insanların ve ülkelerin kılavuzu olmuştur. Bilgiden, bilimden yoksun olmak, yönünü, kılavuzunu kaybetmek demektir. Bilgi, öğrenim ve eğitimle kazanılır, bunun yeri de, okullardır, üniversitelerdir. Sorunlar bilgiyle çözülür. Öyleyse, üniversiteler, sorun üreten yerler değil, sorun çözen, toplumun sorunlarının çözümünde yol gösteren ve bilgi üreten kurumlardır.

Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir. Milletimiz, geçmişten günümüze kadar pek çok tarihî tecrübe yaşamış, büyük devletler kurmuş, bir geçmişe ve geleneğe sahiptir. Bu tecrübenin bir sonucu olarak köklü ve güçlü kurumlar kurmuş ve geliştirmiştir. Bu kurumlardan biri de, Yüksek Öğretim Kurumudur. Bu cümleden olarak, 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 25 vakıf üniversitemiz, 53 devlet üniversitemiz olmak üzere, toplam, ülkemizde 78 üniversitemiz vardır. Elbette, 70 000 000'un üzerinde nüfusu olan bu ülke için, bu sayı, fevkalade azdır; çünkü, gelişmiş olan ülkelerde bu sayı birkaç mislidir.

Üniversitelerimizin tamamında 79 555 öğretim elemanı, 1 319 253 öğrenci eğitim görmekte. Bunların 176 945'i açıköğretimdedir. Yüksekokul okullaşma oranımız yüzde 21'dir; bunun yüzde 12,2'si açıköğretimdedir. Gelişmiş ülkelerde bu oran, ortalama yüzde 60'dır. Öyle ise, ne kadar gelişmiş ülkelerin gerisinde olduğumuzun herhalde fevkinde olmamız lazım. Burada ideolojilerin tartışılması yerine, biz milletvekilleri, bu soruyu sormalıyız; niçin biz hâlâ okullaşmada yüzde 50 üniversiteyi aşamadık, bunun tedbiri, çaresi nedir; bunu tartışmalıyız.

Diğer yandan, öğrenci başına ortalama 755 dolar harcıyoruz;ama, gelişmiş ülkelerde bu oran, 6 000 dolardır. Diğer yandan, üniversitelerimizin bilime katkısına baktığımız zaman, bu sayının da gerçekten çok az olduğunu görürüz. Özellikle, 1999 yılında 25 nci sırada yer alırız; ama, atıfları düşündüğümüz zaman, yazılan kitaplardan, eserlerden, makalelerden alıntıları düşündüğümüz zaman bu, daha geri seviyelere düşer.

Avrupa ülkelerinin bilime katkısı Türkiye'den çok çok fazladır. Ancak, üniversitelerimizin araştırma ve geliştirme için aldıkları pay, düşüktür; ancak, yine şunu ifade edeyim ki, AK Parti iktidara geldiği yıldan beri özellikle, 2005-2006 yılından itibaren bu oranı önceki yıllara göre artırmıştır.

Rakamlar değiştirilebilir; oransal alırsınız, sayısal alırsınız, anlayışınıza bağlı;ama, Türkiye'de bunların yükseldiğini görüyoruz. Ama, ne yazık ki, 100 büyük zengin arasına katılabilecek zenginlerimiz olmasına rağmen, ülkemiz hâlâ bir Nobel ödülü almış olan bir bilim adamı veya kişi çıkaramamıştır. Oysa, ekonomik yönden, özel sektöre baktığımızda, oldukça, gücümüz, Avrupa ülkeleri arasında önemli yer almaktadır.

Diğer yandan, üniversitelerimizin çalışmalarına baktığımızda, cidden, çok iç açıcı şeyler söyleyemiyoruz. Mesela, 2004 yılında yapılan bir araştırmada dünyanın 500 üniversitesi arasında hiçbir Türk üniversitesi yoktur; ama, 21'i 22'ye bağlayan gece, İnönü Üniversitesinde, daha önceki YÖK Başkanı Sayın Kemal Gürüz, iki tane üniversitemizin olduğunu söyledi, Ankara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesinin.

Ben sevindim, tekrar elimdeki kaynağa baktım, okudum, göremedim; sabahleyin geldim, danışmanıma "şunu bir de sen izle" dedim; ama, orada da bunu göremedik. Ama, Kore bizim önümüzde, Yunanistan önümüzde, Şili önümüzde, Arjantin, Tayvan, Macaristan, Güney Afrika, İrlanda, Brezilya, Portekiz bizim önümüzde.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Yolsuzlukta birinci ama!

EYYÜP SANAY (Devamla) - Bunlar insanı düşündürücü. Ben sanıyorum ki, burada konuşan arkadaşlarımızın bunları düşünmesi lazım.

Diğer yandan, YÖK'te ve üniversitelerimizde baskıcı bir yönetim tarzı izlenmektedir. Gelen insanların tutum ve tavrına göre, YÖK Kurumu ve diğer yandan üniversitelerimiz, tavır değiştirmektedir. Bu yüzden de, pek çok üniversite öğretim üyesi, zaman zaman dışlanmakta, sürülmekte. Bunu, 1960 ihtilalinde gördük, daha sonra 12 Eylülden sonra gördük; ama, 1982'den itibaren sistem değişmesine rağmen, bu yapı, bu anlayış değişmemiş, yine, hâlâ devam etmektedir.

Diğer yandan, ben, vaktim yaklaştığı için bütün bu notlarımı size aktarmak istemiyorum. Benim temennim şudur: Özellikle, bu Parlamentoda bilim adamları var, akademisyenler var; bu akademisyenler, konuşmalarını yapıyor iken, ideolojilerini değil, siyasî ideolojilerini değil, bilimin ideolojilerini burada konuşmalılar. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bilimsel olarak biz neredeyiz; bunu tartışmalıyız biz, buna çözüm getirmeliyiz. Yoksa, sistem, ortaöğretimde böyleydi, şurada böyleydi… Evet, ülkemiz fakir bazı konularda; ama, şunu söyleyeyim ki, bazen de gerçekleri setrediyoruz. Mesela, ortaöğretimde meslek liseleri ve liseler, doğrudur; fakat, bunların arasındaki geçişi niye söylemiyoruz? Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde, Kıta Avrupasında, çocuklar, ilköğretimden sonra, hem de kendi iradesiyle değil, almış olduğu not, çalışma sair gayretine göre liseye veya sanat okuluna seçilir; ama, bu çocuklara, aynı zamanda, kendilerine şu imkân verilir: Her an, sanat okulundaki, meslek lisesindeki bir öğrenci normal liseye geçebilir veya meslek lisesini bitiren bir öğrenci, imkânlar tanınarak, lise mezunu olabilir; ya bir sene daha fazla okur veya özel imtihanlara girer; ülkelere göre değişiktir.

Hatta, bizim karıştırdığımız bir kavram daha vardır, temel eğitim ile mecburî eğitimi karıştırıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Sanay, konuşmanızı tamamlar mısınız.

Buyurun.

EYYÜP SANAY (Devamla) - Mecburî eğitim sekiz de olur, onsekiz de olur; ama, temel eğitim, olmazsa olmaz eğitimdir, orada o verilir. Biz, temel eğitim adı altında, mecburî eğitim içinde, eğitimin hem temelini hem meslek kısmını vermeye çalışıyoruz, yönlendirilmesini yapıyoruz beşinci sınıftan sonra. Bu da, yine, eğitim teknolojisi bakımından eğitim gerçeklerine uymamaktadır.

Şimdi, Sayın Bakanımız yeni bir uygulama getiriyor. Açık liselerimiz var. Evet, zamanında okula gidememiş olan insanlarımıza, vatandaşlarımıza bir imkân getiriyor, diyoruz ki, ya, bu imkândan, meslek liselerine devam edip de daha sonra avukat olmak isteyen, doktor olmak isteyen, üniversitenin diğer branşlarına gitmek isteyen insanlara bir imkân, fırsat verelim.

Ayrıca, bu, bizim eğitim sistemimize yabancı değildir, bütün arkadaşlarımız bunu bilecek yaştadır. Daha önceden meslek liseleri, eskiden öğretmen okulları vardı, muallim mektepleri vardı, imam-hatipler vardı, ticaret liseleri vardı; bunlar da okulu bitirdikten sonra bir sene lisede okurlar, son sınıfta fark dersi verirlerdi. Mesela, emekli oldu, Hüseyin Turgut Bey. Ben lisedeyken benimle birlikte -imam-hatip mezunuydu, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü yaptı- lise sonu beraber okuduk biz kendisiyle. Sonra da, çok başarılı bir hukukçu oldu, başarılı bir bürokrat oldu. Biz, bunları...

MUHARREM İNCE (Yalova) - İLO Sözleşmesi ne olacak Sayın Hocam. 142 sayılı Sözleşme ne olacak?

EYYÜP SANAY (Devamla) - İLO Sözleşmesi bunu engellemiyor. Bunu engelliyor okuyorsunuz. Almanya'da bu benim dediğim gibidir, İsviçre'de bu benim... Ben yaşadım oralarda, çocuklarım orada okudu benim.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Sizinkiler hep dışarıda okuyorlar zaten.

EYYÜP SANAY (Devamla) - Bilerek gidelim bunları.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - İmtihana giriyor sonra.

EYYÜP SANAY (Devamla) - İmtihana girer. Haa, bir tur vardır, serbesttir, herkese açıktır.

Onun için, burada, lütfen, çocuklarımızın önlerini kapamayalım. Hatta hatta, oralarda, bırakınız onu, belli bir yaşa kadar bir meslekte çalışmış, daha sonra da tekrar meslek değiştirmek istiyor, onlar için bile imkân vardır.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Başarabilen gitsin girsin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Sanay, teşekkürünüzü alabilir miyim Genel Kurula.

Buyurun.

EYYÜP SANAY (Devamla) - O bakımdan, kaldı ki, bu çocuklar,  Siyasal'a girerken, tıp fakültesine girerken, birinin yardımıyla girmiyor; çalışıyor, giriyor ve mezun oluyor. Kimse onlara bedavadan, meccanen bir şey vermiyor. Çalışmak isteyen insanın önünü açalım.

Bu duyguyla, ben, bu bütçenin YÖK'e hayırlı olmasını diliyor ve Yüce Meclisinizi, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sanay.

AK Parti Grubu adına, Çorum Milletvekili Sayın Ali Yüksel Kavuştu; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ YÜKSEL KAVUŞTU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2006 malî yılı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kurumun amacı, yükseköğretim gören öğrencilere kredi vermek, yurtlar yaptırmak ve yurt işletmesini sağlamak suretiyle, Türk gençliğinin yükseköğretimini, sosyal ve kültürel gelişimini kolaylaştırmaktır.

Kurum, 1961 yılında, 351 sayılı Kanunla kurulmuştur. Tüzelkişiliği haiz, özel hukuk hükümlerine tabi, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı kuruluşlardır.

Kurum, merkez teşkilatı ile 20 bölge müdürlüğü ve bu bölge müdürlüğüne bağlı 212 yurt müdürlüğünden oluşmaktadır.

5102 sayılı Yükseköğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanunla, kurum ve kuruluşlarca verilen bursların, tek elden, kurumca verilmesi sağlanmıştır. Bu sayede, mükerrer verilmesi önlenmiş ve daha fazla sayıdaki öğrenciye daha fazla miktar yardım yapılması imkânı getirilmiştir; kredi taahhüt senetlerinin noterde tanzim ve tasdik edilmesine ilişkin iş ve işlemlerin vergi, resim ve harca tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır; kurumca verilen burs, kredi ve nakdî yardımların haczedilmeyeceği hükmü getirilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003-2004 ve 2004-2005 öğretim yıllarında burs veya öğrenim kredisi almak için belge veren öğrencilerin tamamına burs veya öğrenim kredisi verilmiştir. Ayrıca, belgeleri veren öğrencilerin yine tamamına katkı kredisi verilmiştir.

Kurumdan burs veya öğrenim kredisi alan öğrencilere ödemeler üçer aylık dönemler halinde yapılmaktayken, 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren aylık olarak ödenmektedir.

Yıllar itibariyle aylık kredi miktarının seyri şu şekildedir: 2001 yılında aylık kredi miktarı 30 YTL, 2002 yılında 45 YTL, 2003 yılında 65 YTL, 2004 yılında 90 YTL ve 2005 yılında 110 YTL olmuştur. 2006 yılında ise 120 YTL düşünülmektedir. Mastır öğrencisine aylık öğrenim kredisi miktarının 2 katı, doktora öğrencisine aylık öğrenim kredisi miktarının 3 katı öğrenim kredisi ödenmektedir.

2004-2005 öğretim yılından itibaren, ÖSYM sınavı sonunda, sayısal, sözel, eşit ağırlıklı, yabancı dil dallarında ilk 100'e giren öğrencilere, normal aylık burs tutarının 3 katı burs verilmesi imkânı getirilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun spora ve sporcuya verdiği önemi vurgulamak üzere, 2005-2006 öğretim yılından itibaren, amatör olarak spor dallarından herhangi birinde millî olmuş yükseköğrenime devam eden öğrencilere aylık burs miktarının 3 katı burs verilmesi imkânı getirilmiştir. Kurumca, üniversitelere, 2004-2005 öğretim yılında 17 758 kişiye burs ayrılmıştır. 2005-2006 öğretim dönemi için ayrılan burs adeti ise 25 659 kişidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 yılından itibaren hizmete giren bütün yurtlarda, öğrenci odaları en fazla 3  ve 4 kişilik olup, ahşap mobilyalı ve karyola sisteminde döşenmektedir. Bundan sonra açılacak olan yurtlarda, öğrenci odaları 1 ve 3 kişilik olacaktır.

Kurum yurtlarında, içinde banyo, tuvalet, televizyon, buzdolabı, telefon bulunan, karyola sisteminden ahşap mobilyalarla döşenmiş odaların yanı sıra, özürlü öğrencilerin ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilecekleri ortamlar da hazırlanmaktadır.

Kurumun yurtlarında kullanılmakta olan nevresim, öğrencilerin yaş gruplarına uygun renk ve desenlerle yenilenmiş, pamuk yastıklar yerine daha sağlıklı, daha elyaf yastıkların kullanılmasına başlanılmıştır.

2005 yılında yeni bir uygulamaya geçilerek, yurt binaları ailelerin ziyaretine açılmıştır. Her öğrencinin ailesi, öğrencilerin kaldığı odayı, yemek yediği lokantayı ve sosyal tesisleri görme imkânına sahiptir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; akşam yemeği yardımıyla birlikte kahvaltı yardımı da, yurtlarda 2005 yılı ekim ayından itibaren günlük 0,30 YTL olarak uygulanmaya başlanmıştır. Bu suretle, 2005 yılında 1,50 YTL olarak yapılan beslenme  yardımı 1,80 YTL'ye yükseltilmiştir.

Yurtlarda barınan öğrenciler, son ay veya döneme ait yurt ücretlerini ödediklerini belgelemeleri kaydıyla, diğer il ve ilçelerdeki kurum yurtlarında sadece 10 güne kadar ücretsiz barınabilmekte idi; 1 Kasım 2003 tarihinden itibaren diğer il ve ilçelerde sınav, kurs, yaz okulu ve benzeri eğitim faaliyetleri süresince kurum yurtlarından ücretsiz faydalanabilmeleri imkânı getirilmiştir.

Kurum yurtları, yaz aylarında hem eğitimi devam eden öğrenciler için hem de turizme hizmet vermek amacıyla açık tutulmaktadır. Yurtlar, diğer çeşitli dernek, vakıf, spor federasyonları, sivil toplum kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşlarının tüm etkinliklerine açıktır. Her türlü spor müsabakası, festival, seminer ve benzeri faaliyetler için hizmet verdiği gibi, turizm amaçlı gelen vatandaşlar için de açık bulundurulmaktadır.

Kurumda öğrencilere vakit kazandıran bir başka uygulama ise, yurtlara giriş-çıkışlar kolaylaştırılarak, imza uygulamasını, yemek kuponu uygulamasını elektronik ortama geçiren parmak izi sistemidir. Parmak izi sistemi bu yıl itibariyle 3 yurtta hizmet vermekte olup, 7 yurtta ise çalışmalara başlanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kurumun gelir kaynakları, hazine yardımı, at yarışları, spor toto, loto gelirlerinden alınan paylar, yardım ve bağışlardır; kredi tahsilatları, yurtiçi işletme gelirleri ile diğer gelirlerden oluşmaktadır.

Yıllar itibariyle öğrenim ve katkı kredilerinde yapılan tahsilatlar, 2003 yılında 22 000 000 YTL ve 2004 yılında 88 000 000 YTL olmuştur. 21 Kasım 2005 tarihinde 21 000 000 YTL olmuş ve yıl sonuna kadar 150 000 000 YTL'ye ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Kurumun giderleri ise, cari harcamalar, yatırım harcamaları ve kredi ödemelerinden meydana gelmektedir. Kurumun finansının yapısı, büyük ölçüde hazine yardımına dayanmaktadır. Hazine yardımının yıllara göre kurum bütçesi içerisinde payı yüzde 70 ve yüzde 90 arasında seyretmektedir. Kurumun 2005 yılı bütçesi 1 410 000 000 YTL'dir. 2006 yılı bütçesi ise, 1 557 000 000 YTL olarak teklif edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 yılı yatırım programında, toplam 20 250 yatak kapasiteli 21 adet yurt inşaı projesi yer almaktadır. Ayrıca, 2 800 yatak kapasiteli 5 yurdun 2005 yılı yatırım programına ilave edilmesi için çalışmalar devam etmektedir.

Kurumun 2006-2008 yatırım programı teklifinde, 2006 yılı için 19 500 yatak kapasiteli 22 adet, 2007 yılı için de 11 000 yatak kapasiteli 16 adet ve 2008 yılı için de 8 500 yatak kapasiteli 16 adet yurt inşaatı, etüt projesi olarak teklif edilmiştir

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kavuştu, buyurun.

ALİ YÜKSEL KAVUŞTU (Devamla) - İnşaatları devam eden yurt projelerinin bitirilmesi halinde, bazı il ve ilçelerde yurt ihtiyacı giderilmiş olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesileyle, yükseköğretim için hayatiyet arz eden bu güzel gelişmelerden ve girişimlerden dolayı, başta Sayın Millî Eğitim Bakanımızı, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürümüzü ve ekibini tebrik ediyorum ve kendilerine teşekkür ediyorum, göstermiş oldukları başarıların devamını diliyorum.

2006 yılı Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü bütçesinin, memleketimize, milletimize ve Millî Eğitim camiasına hayırlı olmasını diliyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Kavuştu, teşekkür ederim.

AK Parti Grubu adına, Ağrı Milletvekili Sayın Naci Aslan; buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA NACİ ASLAN (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 Malî Yılı Millî Eğitim Bakanlığı öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi bütçesi üzerinde partim AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, demokrasiyi içine hazmedemeyenler, mutlaka, bir gün kendi fikirlerinin karanlığında tarihe gömüleceklerdir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Birilerinin boş bıraktığı yerleri, halkımız demokrasi ölçeği içerisinde dolduracaktır. Bunun bilinmesini istiyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bir de bizim halk dilinde, değerli arkadaşlar, bir söylem vardır; diyorlar ki, "turnanın telaşıdır ki, Murat kalkmış." Yani, Murat Nehri, taşmaya başlamış; ama, turna yukarıdan uçuyor. İnşallah, AK Parti, 2007 seçimlerinde bütün partileri, böyle uçak gibi, turna gibi üzerlerinden geçerek, buldozer gibi hepsini ezip Türkiye Büyük Millet Meclisine tek başına gelecektir.

Değerli milletvekilleri, partimize göre eğitim, her alandaki kalkınmanın en önemli unsurudur. Bu nedenle, partimiz, kamu kaynaklarının tahsisinde birinci önceliği eğitime yapılacak yatırımlara vermektedir ve üç yıldır da gelirden en büyük payı eğitime ayırmıştır. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, Türkiye'de çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Bu tartışmalar, maalesef, sağlıklı bir ortamda yapılmamaktadır. İşte, bu nedenden dolayı, ÖSYM'nin kısa bir tanımıyla başlamak istiyorum.

ÖSYM, 22 Kasım 1974 tarihinde Üniversitelerarası Kurul tarafından 1750 sayılı Üniversiteler Kanununun 52 nci maddesine göre, "Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi" adıyla kurulmuştur. 1981 yılında yürürlüğe giren 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ile Yükseköğretim Kuruluna bağlanarak "Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı Merkezi" adını almıştır. İki aşamalı olan bu sınav, 1999 yılından itibaren tek basamaklı hale getirilmiştir.

Zaman içerisinde, günün şartlarına göre değişen ÖSYM'nin düzenleyerek yapmış olduğu üniversite giriş sınavları, bu yıl ilk defa çağın gereksinimlerine ayak uydurarak, teknolojiyi kullanarak bilgisayar ortamında gerçekleştirilecek, daha önceki başvurular sırasında meydana gelen uzun kuyrukların, yığılmaların ve kargaşaların önüne böylece geçilmiş olacaktır.

Günümüzde her insan, bilgisi oranında güçlü ve o oranda saygındır. Bu nedenle, eğitim kurumlarının toplumdaki yeri ve işlevleri değişmiştir. Üniversiteler, toplumların kalkınmasında, gelişmesinde ve saygınlığında öncü, ekonomik ve siyasal yaşamda etkin rol oynayan kültürel iletişim merkezleri haline dönüşmüştür. Bilimsel araştırma yapma, bilgi üretme ve yayma, eğitim yapma, eğitim-öğretim yapma, nitelikli insan gücü yetiştirme, topluma önderlik etme ve kamuoyu oluşturmaları bakımından üniversiteler, yadsınamaz konumdadır.

Üniversitelerimizin çağdaş standartlarda bir yapı ve işleyişe kavuşabilmesi için temel unsur olan eğitim elemanlarının yetiştirilmesi, cumhuriyetimizin kuruluşundan beri bir proje dahilinde yürütülmektedir.

Hükümetimiz, 1929 yılında kabul edilen 1416 sayılı Kanunla bugüne kadar binlerce gencimizin, dünyanın önde gelen saygın üniversitelerinde lisansüstü öğrenim görmelerini sağlamıştır. Bu gençlerimizin, başta üniversitelerimiz olmak üzere, çeşitli kamu ve kuruluşlarımızda görev alarak ülkemizin kalkınmasına ve gelişmesine önemli katkı yapmaları sağlanmıştır. Yurt dışında öğrenim gören öğrencilerimizi yakından izleme ve kendilerine rehberlik etme çalışmaları, giderek daha etkin bir şekilde sürdürülmektedir. Bugün itibariyle, yurt dışında burslu statüde öğrenim gören öğrencimizin sayısı 854'tür.

Sayın milletvekilleri, çok önemli olan bir konu da, üniversiteye giriş sınavında meslek liselerine yapılan katsayı uygulaması. Mevcut uygulamada, meslek lisesi öğrencilerinin dört yıllık yükseköğretim programını seçme şansı engellenmektedir. Meslek liseleri öğrencilerine, kendi branşları dışında bir bölümü seçtiklerinde, herhangi bir ek puan verilmemektedir. Bu öğrencilere, lisans programlarına girerken destek sağlanması gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, insanların eğitim özgürlüğünün olması gerekiyor. Siz, hangi tür okulda okursanız okuyun, mezun olduğunuz zaman, istediğiniz meslekler olacaktır. Herkes, kendisini, o öğrencilerin yerine koysun. Genç, 12-13 yaşlarında, ilgi alanlarını, isteklerini, yeteneklerini ve kendini tam anlamıyla tanımayan, arkadaşlarının etkisi ya da ailelerin ekonomik durumlarından dolayı, kısa yoldan meslek sahibi olmak düşüncesiyle, meslek liselerinden birini seçmektedirler. Ailelerin yönlendirmeleriyle, o meslek liselerine giden çocukların, belli bir yaşa geldiği zaman tercihi değişebilir. Ancak, o çocuğa istediği bölümde okuma hakkı vermediğiniz takdirde, bu defa, aile ile çocuk karşı karşıya gelmektedir. Genç, istemediği halde, okuduğu o meslek dalında hayat biçimini zorla belirlemiş oluyor. Gittikleri okulun türü ne olursa olsun, bunların hepsi bizim çocuklarımız. Mutlu olacakları gelecekleri sunmak ve bu çocukları kazanmak, bizim görevimizdir. Ayrıca, şunu hatırlatmada da yarar var ki: Türkiye'nin okul türlerinin yüzde 35'i meslek liseleri; bu 35'lik payın içinde yüzde 4 imam-hatip liselerinden oluşmaktadır. Bu nedenle, katsayı konusu sadece imam-hatiplilerin üniversiteye girişini kolaylaştırmak olarak algılanmamalıdır.

Sayın milletvekilleri, şunu unutmayalım ki, Millî Eğitimdeki en önemli değişim ve gelişim 59 uncu hükümet döneminde olmuştur. Artık, günün şartlarına uygun, çağın insanını yetiştiren, araştıran, sorgulayan, üreten, bilimsel düşünebilen, sosyal beceri ve çevreye duyarlı öğrenciler ve eğitimciler yetiştirebilen bir müfredatın uygulanmasıyla gerçekleşmiştir.

Sayın milletvekilleri, öğretimdeki okullaşma, iktidara geldiğimiz günden bugüne artan bir oranda yükselmiştir. Son üç yılda, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin genel bütçe içerisinde önplana çıktığını görmekteyiz. Bu, hepimiz açısından çok sevindirici bir olay; çünkü, devlet yatırımları içerisinde sağlık ve eğitim önce gelmelidir. Eğitime ayrılan bu bütçe miktarı bize gösteriyor ki, hükümetimiz, cehaletle mücadelede eğitimin önemini bir kez daha bu şekilde göstermiştir. Gönül isterdi ki, eğitime ayrılan pay daha da artsın; ancak, bütçe imkânları doğrultusunda yapılan bir artış söz konusudur.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde bulunan yasa tasarıları üzerinde söz alan muhalefet milletvekilleri, konuyla ilgili düşüncelerini, tezlerini ve yeni projeksiyonlarını açıklayacaklarına, Başbakanımızın dış seyahatlerini konu edinmektedirler; ama, şöyle dönüp bir 58 inci, 59 uncu hükümetlerden önceki hükümetlerin icraat, performans ve dünyayla münasebetlerine baktıkları zaman, bu dış gezilerin ülkemizin dünyayla barış içinde entegre edilmesine ne kadar katkı koyduğunu anlayacaklardır. Daha önceki hükümetler zamanında, başta komşu devletler ve dünyanın birçok ülkeleriyle kavgalı gibi algılanan ülkemiz, Sayın Başbakanımız ve ekibinin yapmış olduğu yoğun pozitif diplomasi ve temasları sayesinde, barışık, anlaşılır ve saygın bir ülke konumuna gelmiştir. Dünyayla tanışma ve ülkelerarası siyasî, sosyal, kültürel, ticarî ve ekonomik platformlarda hatırı sayılır bir devlet olduğumuzun bilinmesi, dış temaslar sayesinde oluşmuştur. Küresel sermayenin ülkemize doğru yönlenmesi ve güvenli bir ülke olacağımız kanaati, Sayın Başbakanımızın bu üstün gayreti ve uğraşısı sayesinde olmuştur. Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz.

Sayın Başbakan ve hükümeti, daha önceki koalisyonların ülkede meydana getirdikleri tahribatların kalıntılarını kaldırırken, diğer taraftan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NACİ ASLAN (Devamla) - …yeni, modern, çağdaş, atılımcı ve tüm yurttaşların kardeşçe ve barış içinde yaşadığı bir Türkiye'yi yapılandırmaktadırlar. Nitekim, faizler yüzde 60-70'lerden 13-14'lere, enflasyon çift basamaklı rakamlardan tek basamaklı rakamlara, insanlarımıza reva görülen demokrasi normları uygulanmaya, her ne kadar halen bölgelerarası gelişmişlik farkı devam ediyorsa da, fert başına düşen gayri safî millî hâsıla 2 000 dolardan 4 500 dolara yükselmiştir.

Sayın milletvekilleri, birileri laf üretip zamanı boşa kullanırken, Sayın Başbakanımız ve iktidarı, aş, iş ve demokrasi nimetlerini üretiyor. Elbette ki, meyve veren ağaç taşlanır. Hayal edemeyecekleri pozitif gelişmeler oluyor. 70 sente muhtaç olan bir Türkiye, bugün, döviz rezervi bakımından hatırı sayılır bir konumdadır.

Sayın milletvekilleri, doğu ve güneydoğu üzerinde, açıkça Kürtler üzerinde politikalar yaparak siyasî rant elde etmeye çalışan yorgun partiler ve onların devamı olan ek partiler takiyye yaparlarken, 59 uncu hükümetin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Şemdinli'de meydana gelen provoke bir olay için, gece saat 9.30'da uçağa atlayıp Van İlimize, oradan da Hakkâri, Şemdinli ve Yüksekova'ya giderek halkıyla kucaklaşmış ve oradaki halka, Türkiye millî sınırları içerisinde yaşayan herkesin kardeş olduğunu, birinci sınıf vatandaş olduğunu beyan etmiştir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Başbakanımızın ülkemizde yaşayan tüm unsurlara eşit mesafede olması, Kürt halkımızla ilgili görüş ve beyanları, insan hakları ve Kopenhag Kriterleriyle paraleldir. Ülkemizin her karış toprağında, Kürtler, Türkler ve diğer etnisiteler beraber yaşamaktadır; Suriye, Irak, İran'daki Kürtler gibi lokal bir coğrafî bölgeye sıkıştırılmış veya ayrıştırılmamışlardır. Onun için, bu güzel ülkeyi beraber kurduk, nesiller boyu beraber yaşatacağız. Arka beyinciğimizdeki olumsuzlukları atarak, birbirimizi daha çok sevelim ve buna da mecburuz.

Sayın milletvekilleri, doğu ve güneydoğudaki olumsuzlukların ortadan kaldırılması için yapılan olumlu uygulamalara ek olarak, doğu ve güneydoğuya atanan devlet görevlilerinin deneyimli, hoşgörülü olması ve o halkı, o bölgeyi tanıması gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Aslan, lütfen, konuşmanızı tamamlayınız; ikinci defa uzatıyorum.

Buyurun.

NACİ ASLAN (Devamla) - Özellikle, vali ve kaymakamlar, birer yol gösterici, eğitici, kaynaştırıcı ve halkla barışık olmalı, devletin somurtan yüzünü değil, gülen ve babacan yüzünü götürmelidirler o bölgelere. Vali ve kaymakamlar, bölge milletvekili ile halk arasına girmemelidir. Bölge için özel ve acil planlar yapılarak, başta eğitim, ekonomi olmak üzere, yeni, plan ve projeler geliştirilerek, gerekli yatırımlar yapılmalıdır. Tarım ve hayvancılığın membaı olan Doğu Anadolu Bölgemizde ve ilimizde, topraklarımızın sulanması için, büyük su kaynaklarımızın üzerinde ihale edilen barajların bir an önce bitirilmesi ve yenilenmesi lazımdır. Ülkemizin büyük hayvancılık potansiyeline sahip olan bölgemizde, hayvancılığımızın gerekli ıslah çalışmaları yapılarak, verimli ırk değişimi yapılmalıdır. İstihdamın sağlanması ve kültürel ebrulaşmanın olması için, ilimizde, üniversitenin, bir an önce, mutlaka, kurulması gerekmektedir. Şekerpancarı için yeni kotalar verilerek, çiftçilerimizin mağduriyeti önlenmelidir. Şu anda, Ağrı İl Özel İdaresinin kurduğu bir şirketin elinde bulunan Ağrı Et Kombinası ve Süt Fabrikası, Valilik tarafından satışa sunuluyor. Bu, Ağrı hayvancılığı için büyük bir kayıptır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Aslan, tabiî, Millî Eğitim Bakanlığının bütçesini görüşüyoruz. Şu anda, şey vardır. Vaktinizi uzattım. Sadece teşekkür için mikrofonunuzu açacağım. Lütfen, teşekkür ediniz, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

NACİ ASLAN (Devamla) - Hükümetimiz döneminde, ülkede olduğu gibi, benim ilimde de, tam bir eğitim seferberliği yapılmaktadır. Yirmibeş gün önce, Sayın Millî Eğitim Bakanımızla ve ilimin diğer milletvekilleri, bölgemize gittik. Çeşitli kuruluşlar tarafından, 32 tane çeşitli okul ve 500 kapasiteli öğrenci yurdu, bir o kadarı da Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yapılmakta ve inşaatları devam eden okullarımız mevcuttur. Dolayısıyla, Bakanımızla beraber, 16 okulun açılışını beraber yaptık ve bir görmeliydiniz oradaki halkın gözbebeklerindeki o umutları ve o Bakanımıza el çakmaları görülmeliydi. Halkımızın kendisine sahip çıkanlara nasıl kucak açtığını ve bu hükümetin, Sayın Başbakanımız başta olmak üzere, Sayın Millî Eğitim Bakanımız ve bu iktidarın tüm kadrolarının, nasıl prim kaydettiklerini ve kredilerinin nasıl arttığını, keşke, bu sıraları boşaltan ve halkın, artık, düşüncesinden silinmiş olan muhalefet partileri, bir, orada görmeliydiler. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bu Başbakan ve bu Millî Eğitim Bakanı, diğer bütün bakanlarımız, AK Parti kadroları, eğer, Türkiye için bir umut olmasaydı, ben, burada olmazdım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Aslan...

NACİ ASLAN (Devamla) - Bu bütçemizin ülkemize hayırlı olmasını diler, Yüce Heyetinize saygılar sunarım. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Aslan.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, sataşma var, söz istiyorum. (AK Parti sıralarından gürültüler)

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Sataşmayı nereden duydun?..

BAŞKAN - Neyle ilgili sataşma var Sayın Koç?

HALUK KOÇ (Samsun) - Son milletvekili hatibin Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili söyledikleri için kısa bir açıklama talep ediyorum.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Döneklere bir şey yok mu?!  Döneklere?!.. Döneklere?!.

BAŞKAN - Sayın Koç, talebinizi değerlendireceğim. AK Partinin son konuşmacısına söz hakkı verip…

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN - Efendim, bir şey söylemediniz ki… Siz, net bir şey söylemediniz yani…

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, şimdi söz vermeniz gerekli; üstüne olması lazım, tutanağı falan yok bunun…(AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Oturum içinde söz vereceğim Sayın Koç.

HALUK KOÇ (Samsun) - Hayır, şimdi söz vermeniz lazım.

BAŞKAN - Hayır, olmaz öyle… Öyle bir usul yok Sayın Koç, lütfen.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan…

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Böyle bir usul yok…

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, bakın, riyasetinize her zaman saygılı oldum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim, sağ olun.

HALUK KOÇ (Samsun) - Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili olarak, Başkanlığınız süresince her zaman size yardımcı oldum, kolaylık sağladım. Burada, Cumhuriyet Halk Partisine dönük birtakım haksız ithamlarda bulunuldu. (AK Parti sıralarından gürültüler)

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Sataşma yok zaten…

BAŞKAN - Bir dakika arkadaşlar…

HALUK KOÇ (Samsun) - Ben sizinle muhatabım. Lütfen, söz hakkımı…

BAŞKAN - Hayır, söz hakkı…

HALUK KOÇ (Samsun) - Bakın, daha önceki başkanlar değişik şekilde kullandı; burada kullanmama müsaade edin.

BAŞKAN - Hayır, bir şey demiyorum, söz hakkınızla ilgili talebinize bir şey demiyorum.

HALUK KOÇ (Samsun) - Buraya kadar gelmişken kürsüde konuşayım Sayın Başkan.

AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, Genel Kurulda olmayanlara söz hakkı var mı?

BAŞKAN - Hayır, son cümleler sırasında Sayın Koç Genel Kuruldaydı, onu gördüm ben; girmişti, gördüm.

AHMET IŞIK (Konya) - Tutanaklar, Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Koç, burada, muhalefet sıralarının boşaltıldığından, diğer şeyden bahsederek, yani, seçmenin bir sonraki seçimde gereken değerlendirmeyi yapacağını söyledi… (AK Parti sıralarından gürültüler)

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, müsaade edin…

AHMET IŞIK (Konya) - Tutanaklar…

HALUK KOÇ (Samsun) - Grup Başkanvekili olduğum büyük bir Grubun siyasî sorumluluğu üzerimde… (AK Parti sıralarından gürültüler)

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Sayın Başkan, Grup Başkanvekili ya!

AHMET IŞIK (Konya) - Kararınızda ısrar edin

HALUK KOÇ (Samsun) - Bu konudaki görüşlerimi…

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Sataşma yok…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Koç, bir Grup Başkanvekili olarak, birkaç dakika içinde görüşlerinizi açıklayınız.

Sayın Koç, herhangi bir sataşma olmadan konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun efendim.

V.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, Ağrı Milletvekili Naci Aslan'ın, konuşmasında, Partisine, sataşması nedeniyle konuşması

HALUK KOÇ (Samsun) - Merak etmeyin Sayın Başkan. Ben, sadece, siyaset kurumu adına üzüntülerimi bildirmek için söz aldım.

Değerli arkadaşlarım, hepimiz, seçimler öncesinde belirli siyasî partilerin görüşlerini savunarak, yüce milletin bize verdiği, o görüşlere verdiği oylarla bu Parlamento çatısı altına geldik. AKP, İktidar Partisi olarak görev aldı, Cumhuriyet Halk Partisi, Anamuhalefet Partisi olarak görev aldı. Bu, milletin yargısıdır, saygıyla karşılıyoruz ve bu meyanda görevlerimizi yapıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bakın, eğri oturalım doğru konuşalım. Siyaset kurumunun saygınlığını korumak, birer birer milletvekillerinin temel görevi olduğu kadar, mensup olduğumuz siyasî partilerin de temel görevlerinden bir tanesi olmalıdır. Şimdi, söz alan arkadaşımız burada... Ki benim kendisiyle kişisel olarak hiçbir sorunum yok; sadece siyasî çizginin saygınlığı açısından bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli arkadaşlarım, televizyonlarda ben çok acı sahneler gördüm, bir istifa olayı yaşandığında. Son yerel seçimler öncesinde o milletvekilimizin kendi seçim bölgesinde, seçim otobüsü üzerinde, biraz önce methiyeler yağdırdığı Sayın Başbakan hakkında çok ağır sözlerle muhalefet yaptığını, eleştiriler yönelttiğini birkaç kanalda izledim. Şimdi sizin sahte alkışlarınıza, bence, hiç o yönde bir teşyie bu arkadaşımızın ihtiyacı yok, hiçbir şekilde ihtiyacı yok.

AHMET YENİ (Samsun) - Alkışlarımızın sahte olduğuna siz nasıl karar verdiniz?!

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Bu da sataşma…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan, alkışlarımız sahte değildir.

HALUK KOÇ (Devamla) - Hiçbir şekilde ihtiyacı yok. Neden?..

BAŞKAN - Saygıdeğer arkadaşlarım, bir açıklama yapmak gerekirse; bakınız, Grup Başkanvekilimiz de var, çıkar açıklama yapar. Lütfen… Lütfen... Konuşmasını tamamlasın hatip, lütfen.

HALUK KOÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, siyaset kurumunu hep beraber korumak zorundayız. Siyaset kurumunu, hep beraber, şeffaf, hesap verebilir, halka dönebilir kılmak zorundayız. Şimdi, bu şekilde çizilen siyasî kimlikler, inanın ne İktidar Partisine -eğer böyle bir olay yaşarsak- ne de bize hiçbir şekilde bir saygınlık kazandırmıyor. Ben bunu dikkatlerinize sunmak istedim. Konuşan kişinin sözleri kendisini bağlar; ama, sizler de aldananlar kervanına katılmayın. Alkışlarınızla sahte teşyiler sergilemeyin. Ben, bunu, sizlerden özellikle istirham ediyorum.

AHMET IŞIK (Konya) - Başkan, sözünü geri alsın.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sahte alkış yapmadık ki biz. Sayın Başkan, lütfen, ifadenizi düzeltin.

HALUK KOÇ (Devamla) - Efendim, ifademi düzeltecek bir şey yok. Bir dinleyin Ünal Bey, bir dinleyin allahaşkına!

BAŞKAN - Saygıdeğer arkadaşlarım…

HALUK KOÇ (Devamla) - Kurulmuş gibi her şeye karşı çıkıyorsunuz. Bir durun, dinleyin canım!

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ama, nasıl sahte dersiniz?!

HALUK KOÇ (Devamla) - Çok mutluysanız hayırlı olsun, çok mutluysanız hayırlı olsun. Şık değil, siyaset açısından yakışık almıyor bu manzara; bunu söylemek istiyorum. Şık değil… Şık değil…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sizin yaptığınız da şık değil.

HALUK KOÇ (Devamla) - Şık değil... Onu söylemek istiyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Bizim alkışımıza sahte diyorsunuz; o da şık değil.

HALUK KOÇ (Devamla) - Envai türlü söz burada söylenmiştir, envai türlü beyan seçimler öncesinde edilmiştir; bunlar toplumun belleğindedir, siyaseti izleyenlerin aklındadır. Lütfen, bu şekildeki bir siyaseti oluşturarak, siyaset kurumuna toptan bir saygınlık kazandırmak mümkün değildir.

Ben, bunu, bütün iyi niyetimle, hiç kimseye bireysel bir eleştiri yöneltmeden, hiç kimsenin ismini de geçirmeden, hiç kimsenin seçim bölgesinin ismini de geçirmeden, dolayısıyla bir sataşmaya mahal bırakmadan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALUK KOÇ (Devamla) - Sayın Başkan, bağlıyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Anavatan Partisine giden arkadaşlarınız için niye söylemiyorsunuz?

REYHAN BALANDI (Afyonkarahisar) - Çok farklı! Çok farklı!

BAŞKAN - Sayın Kacır, lütfen…

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Başkan, Kacır yine gıcırdıyor.

HALUK KOÇ (Devamla) - Ünal Bey, sizinle daha önce birtakım atışmalarımız oldu bu kürsüden. Lütfen, dinlemesini öğrenin… Sayın Kacır, lütfen dinlemesini öğrenin… Lütfen, dinleyin! Lütfen, dinleyin! Lütfen, dinleyin!

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Siz, Sayın Başbakana burada sataştınız!

BAŞKAN - Arkadaşlar, sataşmayın lütfen, konuşma tamamlansın.

HALUK KOÇ (Devamla) - Sayın Başbakanı eleştirmek benim en doğal hakkım. En doğal hakkım, ben muhalefet sözcüsüyüm. Bir muhalefet partisinin grup başkanvekiliyim. En doğal hakkım benim, Sayın Başbakanı ve İktidarı eleştirmek.

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Siz Başbakana bağırırken hep doğal, Sayın Kacır alkışlarken doğal değil!... Sayın Koç, yapmayın!

HALUK KOÇ (Devamla) - Allah allah!

Bakın, Sayın Başbakanı eleştirmekle, benim…

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Sayın Başbakanı eleştirmek…

HALUK KOÇ (Devamla) - Sayın Anbarcıoğlu, yapmayın! Yapmayın! Yapmayın!..

BAŞKAN - Sayın Koç, konuşmanızı tamamlar mısınız.

HALUK KOÇ (Devamla) - Yani, kendi şeylerinizi zayıflatan tezler ileriye sürüyorsunuz.

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Hayır, hiç de öyle değil!

HALUK KOÇ (Devamla) - Bence, benim şu söylediklerimi, başınızı öne eğip dinlemeniz gerekir.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Başımızı niye eğeceğiz ki!

HALUK KOÇ (Devamla) - Başınızı öne eğmezseniz, eğeceğiniz zaman da gelecektir Sayın Kacır.

Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Gelmeyecek!

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

NACİ ASLAN (Ağrı) - Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Aslan, buyurun, konu nedir?

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Sataştı?!.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, ben isim söylemedim, seçim bölgesi söylemedim.

BAŞKAN - Anladım, anladım.

NACİ ASLAN (Ağrı) - Sayın Başkan, cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Aslan, konu nedir? Onu soruyorum, nedir konu?

NACİ ASLAN (Ağrı) - Sayın Grup Başkanvekilinin böyle müphem olarak sarf ettiği ifadelerin kimlere ait olduğunu bilmez misiniz Sayın Başkan? Yani, bunu açıklamamız gerekiyor. (AK Parti sıralarından "Doğru" sesleri)

BAŞKAN - O zaman, Sayın Grup Başkanvekiliniz söz talep ederse ona vereyim, konuşsun.

NACİ ASLAN (Ağrı) - Hayır, seçim bölgemle ilgili bir cümle söylemek istiyorum.

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Efendim, buyurun Sayın Ergin.

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sayın Koç sözlerini bağlarken, AK Parti Grubundaki milletvekili arkadaşlarımıza "kurulmuş gibi tepki göstermeyin" gibi bir ifade kullandı.

HALUK KOÇ (Samsun) - Hepsine değil, konuşanlara söyledim.

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Ayrıca, sahte alkışlamakla ilgili birtakım eleştirilerde bulundu. Bu sözler, Grubumuz milletvekillerini tahkir eden sözlerdir. Bunları düzeltmek istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Ergin, buyurun; Grup Başkanvekili olarak size söz veriyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Ergin, birkaç saniyenizi rica edeyim.

Arkadaşlar, burada, İktidar ve muhalefet tabiî karşılıklı olarak görüşlerini beyan edecekler. Muhalefet eleştirecek, iktidar yaptığı hizmetleri söyleyecek, muhalefet beğenecek veya beğenmeyecek, o ayrı bir olaydır, değerlendirilecektir. Ama, burada, zaman zaman, bütün milletvekili arkadaşlarımızın, grup başkanvekillerimizin, kastı aşan veya ağzından bir anda çıkmış olan birkısım kelimeler oldu. Ben onları dikkatle dinledim.

HALUK KOÇ (Samsun) - Hiçbir konuda kastımı aşmadım.

BAŞKAN - Burada, herhangi bir sataşmaya sebebiyet vermeden bir açıklama olsun.

Tabiî ki, arkadaşlarımız, kendi düşünceleriyle alkışlarlar. Niye alkışlarlar onu bilemeyiz.

Buyurun, siz de kısa bir açıklama yapın, konuyu bağlayalım.

2.- Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in, Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, konuşmasında, Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabiî, burada, Millî Eğitim Bakanlığımızın bütçesini görüşüyoruz. Bu görüşmeler esnasında, Genel Kuruldaki atmosferi gerecek hareketlerden bütün arkadaşların kaçınması lazım diye düşünüyorum.

Ağrı Milletvekilimiz konuşmasıyla ilgili kürsüye geldiğinde, muhalefet milletvekilleri, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerimiz Genel Kurul salonunu terk ettiler. Bu, kendi takdirleridir.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Çay içmeye gittik.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Çay da içer, çorba da içer.

Ancak, Sayın Aslan'ın konuşmasında sataşma olduğu gerekçesiyle Sayın Koç kürsüye gelerek, burada alkışlayan milletvekili arkadaşlarımızı "sahte alkışlama" eylemiyle suçlaması ve "kurulmuş gibi tepki göstermeleri" üzerine böyle bir ifade kullanması…

HALUK KOÇ (Samsun) - Tepkiyi gösteren orada, kendisine de söyledim.

SADULLAH ERGİN (Devamla)  "… siz kurulmuş kişiler olarak tepki gösteriyorsunuz" gibi ifadeler, kesinlikle bizim milletvekillerimizin üzerine yakışan sıfatlar değil. Biz, AK Parti Grubundaki milletvekillerinin…

HALUK KOÇ (Samsun) - Ünal Bey söz alsın.

BAŞKAN - Arkadaşlar, Grup Başkanvekilimiz konuşuyor, lütfen…

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Sayın Koç, siz de burada konuştunuz; lütfen, saygı duyun.

HALUK KOÇ (Samsun) - Ben Ünal Beyle hesaplaşıyorum.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - AK Parti Grubundaki hiçbir milletvekilimiz kurulmuş gibi hareket etmez; ama, kürsüdeki sözcünün söylemiş olduğu sözlerin içeriğine katıldığı zaman alkışlarlar.

Sayın Başbakanımızla ilgili, 59 uncu cumhuriyet hükümetiyle ilgili yapılan icraatları tadat etti Sayın Aslan, şunlar yapıldı dedi, şu kadar döviz rezervimiz var dedi, kendi ilim olan Ağrı'ya şu kadar hizmet yapıldı, Ağrılıların gözünün içi parlıyor dedi. (CHP sıralarından gürültüler)

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Nerede yahu?!

AHMET YENİ (Samsun) - Niye rahatsız oluyorsunuz?!

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Bu güzel hizmetleri, AK Parti Grubundaki milletvekilleri alkışlarsa, bu sahte alkış mı olur?! Elbette ki, Grubumuz milletvekilleri, doğru buldukları sözleri alkışlayacaklar ve bunları takdir edeceklerdir. Lütfen, bu Mecliste, her milletvekilimizin, neyi ne zaman alkışlayacağına bırakınız kendileri karar versin diyorum ve Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Grup Başkanvekillerimizin iktidar ve muhalefet adına yapmış olduğu konuşmalarla konu açıklığa kavuşmuştur; her iki Başkanvekiline de teşekkür ediyorum.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

1.- 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli Daireler  ve  İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarıları  (1/1119; 1/1084, 3/907; 1/1085, 3/908) (S. Sayısı: 1028, 1029, 1030) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1.- Yükseköğretim Kurulu 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Yükseköğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.- Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

D) ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ (Devam)

1.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

E) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN - Şimdi, AK Parti Grubu adına son konuşmacı, Konya Milletvekili Sayın Remzi Çetin.

Sayın Çetin, buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA REMZİ ÇETİN (Konya) - Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Tarihi insanlık tarihi kadar eski büyük Türk Milleti, tarihinin her döneminde, dünya insanlık ailesine yüksek değerler kazandırmıştır. Yetiştirdiği binlerce ilim adamları, tıp, astronomi, trigonometri, matematik, temel fen bilimleri başta olmak üzere, ilmin her  dalında yaptığı çalışmalarla ilim alanında da önemli gelişmelere öncülük etmiştir.

Üniversiteler, bir milletin beyni mesabesindedir. İlmî çalışmaların çok önemli bir kesri, bütün dünyada, üniversiteler tarafından gerçekleştirilmektedir. Milletlerin sanayi, teknoloji ve ilim alanındaki konumları, üniversitelerinin durumuyla direkt ilgilidir. Amerika Birleşik Devletleri, bir yılda, bütün dünyada yapılan bilimsel yayınların yüzde 34'ünü, İngiltere yüzde 9'unu, Japonya yüzde 9'unu, Fransa yüzde 6'sını, Türkiye yüzde 1'ini gerçekleştirmektedir. Adı geçen ülkelerin teknolojik ve sanayi durumları göz önüne alınınca, ilmî alandaki başarılarıyla ne kadar ilişkili olduğu görülecektir.

Öğrenci başına yıllık harcamada ABD 22 000 dolar, Avrupa Birliği ortalaması 12-15 bin dolar, Türkiye 2 000 dolar -satın alma gücüyle 4 000 dolar- mertebesindedir.

23'ü vakıf olmak üzere, 77 üniversitemizde yükseköğrenim vermekteyiz. 591 fakülte, 179 dört yıllık yüksekokul, 473 iki yıllık meslek yüksekokulunda ve ikinci öğretimde 1 247 404, açıköğretimde 695 591, diğer yükseköğretim kurumlarında 26 091 olmak üzere, toplam 1 969 086 öğrencimiz yükseköğrenim görmektedir.  Okullaşma oranımız ise, 2005 yılında, çağ nüfusu -18-21 yaş aralığı- 5 362 000. Bunun 993 381'i lisans öğrencisi, okullaşma oranı yüzde 18,52; 384 456'sı önlisans öğrencisi, okullaşma oranı yüzde 7,17; 695 591'i açıköğretim öğrencisi, okullaşma oranı yüzde 12,97; toplam okullaşma oranı yüzde 38,66'dır. Bu rakamlar gelişmiş ülkelere göre düşük düzeyde olmasına rağmen, yavaş da olsa, yıllara sâri kayda değer bir artış içinde olduğumuz da muhakkaktır.

2003 itibariyle, bilimsel yayınlar açısından dünya sıralamasında 22 nci, yayın sayısı 12 751; 2005 içinde bu rakam 15 000 civarına yükselmiş bulunmaktadır. Almanya'nın 94 000, İngiltere'nin 123 000, Fransa'nın 64 000, Yunanistan'ın 8 500, Polonya'nın 14 680. Bu alanda da Amerika Birleşik Devletleri 300 000 yayınla dünya birinciliğini muhafaza etmektedir. Bu alanda gelişmiş ülkelere göre açığımız büyük olmakla beraber, diğer ülkelere nazaran ciddî bir gelişme içinde olduğumuz da muhakkaktır.

2004-2005  eğitim öğretim yılında  11 220 profesör,  5 229 doçent,  14 219 yardımcı doçent, 28 261 araştırma görevlisi, 20 626 diğer öğretim elemanları olmak üzere 79 555 öğretim elemanıyla çalışmalar sürdürülmektedir. Öğrenci başına öğretim elemanı sayısında da yetersizlik olup, bir öğretim üyesi yetiştirme programı acilen gerekmektedir. Milletimizin ve devletimizin ihtiyaçlarına göre üniversitelerimizin kendilerini dizayn etmesi gerekmektedir.

Bugün, sanayide kullanılan 15 madende, Türkiye, rezerv bakımından ilk sırada yer almaktadır. Mesela, borda, toryumda rezerv açısından dünya birincisiyiz; fakat, bu alanda çok ciddî ar-ge faaliyetine ihtiyacımız var. Örneğin, toryumun nükleer yakıt olarak kullanımı için ar-ge çalışmaları 30 yılın üzerindedir. Üniversitelerimizin acilen bu konuya eğilmesi gerekir.

250 çeşit sanayi ürününde kullanılan bor konusunda da ciddî ar-ge faaliyetlerine ihtiyacımız var. Özellikle, ilgili mühendislik bölümlerimizin uygulamalı master ve doktora  çalışmalarını milletimizin ve devletimizin ihtiyaçlarına yöneltmesi bir zorunluluktur. Bu bağlamda, yıllardır sözünü ettiğimiz sanayi-üniversite işbirliği yüksek seviyeye çıkarılmalıdır. Üniversite bünyesinde oluşturulmaya başlayan teknoparkları çok faydalı faaliyetler olarak görüyoruz. Yüksek  teknoloji enstitülerindeki lisansüstü çalışmaları da son derece kayda değerdir.

Japon Başbakanları, konuklarını, akıllı robotlarla karşılıyorlar, lityumdan imal edilmiş elektrikli arabalarla gezdiriyorlar. Bütün bunlar, yüksek düzeyli, iyi planlanmış üniversal ar-ge faaliyetlerinin ürünüdürler. Gayri safî yurtiçi hâsıla içindeki yüzde 0,3-0,6 civarındaki ar-ge harcamamızı artırmalıyız. İyi planlanmış bir ar-ge faaliyetine yapılan harcama, fazlasıyla geri dönecektir. Bu oran, Amerika Birleşik Devletlerinde yüzde 2,5, Almanya'da yüzde 2,5, Japonya'da yüzde 3,2; Rusya'da yüzde 1,6'dır.

2004 yılında, Devlet Planlama Teşkilatımız, 147'si yeni olmak üzere, 517 projeye destek vermiştir; 2005 yılında, 207'si yeni olmak üzere, 549 projeye destek vermiştir. TÜBİTAK'ın 2005 yılındaki desteklediği toplam proje sayısı 1 661, 2004 yılında 464, 2003 yılında 337. Son üç yılda desteklenen proje sayısı 2 482'dir. Görüldüğü gibi, kamu kurumlarımızın ve üniversitelerimizin bilimsel faaliyetlerinde kayda değer artışlar olmaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; dünyanın en zor topraklarındayız, güçlü olmaya mahkûmuz. Bu cümleden olmak üzere, üniversitelerimize büyük vazifeler düşüyor. YÖK ve üniversitelerimizin kanunlarla kendilerine tevdi edilen vazifeleri yerine getirecek şekilde planlama içinde olmaları,  sağlıklı ve huzurlu bir bilim ortamı ve ülkemizin huzuru bakımından önemlidir. YÖK ve üniversitelerimiz için, öncelikli konu, bilimsel çalışmalardır; master ve doktora çalışmalarını ülkemiz ihtiyaçlarına göre dizayn etmek, bilim adamı yetiştirme programlarıyla gerekli ve yeterli sayıda öğretim elemanı yetiştirmek, Bologna Deklarasyonuna uygun olarak girişimci üniversite modelini geliştirmek, bilimsel gelişmelere paralel olarak müfredat programlarını önemli oranda öğretim elemanlarına bırakmak, meslek yüksekokullarını sanayimizin ihtiyaçlarına göre şekillendirmek ve bu okul öğrencilerine kimlik kazandıracak şekilde kanunlarla uygun belirlemeler yapmak, ihtiyaç duyduğumuz alanlar için, master ve doktora alanları başta olmak üzere, farklı ilmî zenginliklere sahip ülkelerle de öğrenci mübadelelerine gitmek veya oralarda çalışmalar yaptırmak.

Değerli milletvekilleri, meslek liseliler üniversiteye gidemez veya gitmemeli diye dünyada genel bir kural yoktur. Meslekî eğitim almış, alanında çalışmış ve fakat sonra üniversiteye gitmek isteyen meslek lisesi mezununa belli şartları yerine getirerek üniversiteye gitmesine imkân vermek, bütün dünyada cari, genel bir kuraldır. Sen meslek lisesi mezunusun, üniversiteye gidemezsin diye bir uygulama yok. Gerekli önşartları yerine getiren herkes üniversiteye gider.

Bugün dünyada, üniversitelerinde kılık kıyafet tartışması yapılan tek ülkeyiz. Sistem tarzı ne olursa olsun, bugün dünyada bu konunun tartışıldığı tek ülkeyiz. Yukarıda söylediğim hususlar dikkate alınırsa, üniversitelerimizin yapması gereken birçok çalışma vardır; bunlardan biri de, toplum huzurunu sağlamaktır. Aydın insan olmanın gereği de budur.

Hiçbir mülahazayla bazı yanlışlıklar mazur gösterilemez. Türk Milleti devlet -millet kaynaşmasıyla bugünlere geldi, tarihî yürüyüşünü aynı şekilde devam ettirecektir. Devlet- millet kaynaşmasını zedeleyici tutumdan sarfınazar etmek, hepimize düşen millî bir görevdir.

Çağ nüfusumuz dikkate alındığı zaman -2005 yılı rakamını az önce söyledim- açıköğretim dahil yüzde 38. Bu durumda 3,5 milyon çağ nüfusu çocuğumuz tamamen yükseköğrenimin dışında bırakılmaktadır. O yüzden, hızlı bir üniversiteleşme çalışmasını hayata geçirmemiz gerekir.

Öğretim elemanı açığı ciddî bir gerçek; fakat, kanunen kurulmuş bir üniversite, uygun bir planlamayla kendi öğretim elemanlarını yetiştirir ve öğretime başlar. Eğer kuruluş öncesi öğretim üyesi yeterliyse hemen öğretime başlar; değilse, bir program dahilinde en makul zamanda bu açığını giderir; çünkü, kurulu bir üniversitenin sahiplenilme özelliği vardır. Öğretim üyesi tamamlanan fakülte ve bölümler öğretime başlar. O bakımdan, üniversiteleşme çalışmalarımızda kurulma kararının verilmesi önemlidir. Rektörümüzün ve var olan öğretim elemanlarımızın ciddî programlarıyla yeni ve güçlü üniversiteler kazandığımızı gördüğümüzde büyük memnuniyet duyacağız.

Değerli arkadaşlarım, hepinizin bildiği gibi, yıllarca İzmir, İstanbul, Ankara'da üniversitelerin var olması, yurt genelinde çağ nüfusuna göre çok önemli nüfusumuzun yükseköğretime gidememe sonucunu doğurmuştu; fakat, 1983 yılından sonra YÖK'ün yapmış olduğu en önemli hizmetlerden birisi, üniversite faaliyetlerine, üniversiteleşme faaliyetlerine hız vermesi nedeniyle, bütün Türkiye'de bugün sayıları 77'ye ulaşılmış üniversite sayesinde önemli oranda Anadolu çocuğuna üniversiteye gitme imkânı sağlanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çetin, buyurun.

REMZİ ÇETİN (Devamla) - Dolayısıyla, üniversite çalışmalarına hepimizin destek vermesi ve bugün, çağ nüfusuna göre dünyanın en genç nüfusunu oluşturan 5 000 000'un üzerinde 18-21 yaş arasında üniversiteye gidebilecek -eğer gerekli imkânları bulursa- çocuğumuzun var olduğu göz önüne alınırsa, bu konudaki tartışmaları mümkün olduğu kadar önemli bir aralığa sıkıştırmak suretiyle üniversiteleşme çalışmalarına hız vermemiz gereklidir. Bu arada, yükseköğretimin önemli problemlerinden olarak yurtlar önemlidir. Çocuklarımıza, gittikleri üniversite kentlerinde barınabilme imkânlarını bizim sağlamamız lazımdır; bu alandaki faaliyetleri artırmamız gerekmektedir.

Hükümetimiz, Millî Eğitim bütçesini bu yılki bütçeyle beraber birinci bütçe durumuna geçirmiştir. Aynı zamanda, çocuklarımıza cumhuriyet tarihinde ilk defa olarak 144 000 000 lira kredi vermekte ve günlük 2,5 milyon lira da yemek yardımı yapmaktadır; bu da, çocuklarımız için, üniversitedeki öğrencilerimiz için gerçekten ciddî bir destek mahiyetindedir. Bugün, eğitimin yükü bütün dünyada gerçekten çok büyük olarak kabul edilmektedir; dolayısıyla, bugün, -Avrupa Birliği ortalaması- Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde yüzde 50'ye varan özel okullaşma söz konusudur. Bunun da hızını artırmalıyız. Çeşitli mülahazalarla yapılan yanlış değerlendirmelerden vazgeçmemiz gerekiyor. Özel okullaşmanın kurulmasını  hızlandırmalıyız, bu alanda kolaylaştırıcı hususlar getirmeliyiz ve böylece, devlet, millet yükünü, eğitim alanındaki yükü beraberce paylaşmalıyız; dolayısıyla, özel okullaşmanın da önünü açmalı ve hızını artırmalıyız; bu da bize, eğitimde, gerçekten, çok ciddî, kayda değer bir ilerleme sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlar, yeni bütçemizin milletimize, devletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çetin.

Sayın milletvekilleri, birleşime 5 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 15.46

 


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.02

BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 40 ıncı Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

1.- 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli Daireler  ve  İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarıları  (1/1119; 1/1084, 3/907; 1/1085, 3/908) (S. Sayısı: 1028, 1029, 1030) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1.- Yükseköğretim Kurulu 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Yükseköğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.- Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

D) ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ (Devam)

1.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

E) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

AK Parti Grubu konuşmalarını tamamlamıştı.

Şahsı adına, lehinde, Erzurum Milletvekili Sayın Ömer Özyılmaz; buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Özyılmaz, süreniz 10 dakika.

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Millî Eğitim Bakanlığının 2006 malî yılı bütçesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, sizleri ve bütün eğitimcileri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün sabah 11.00'den beri ülkemizdeki eğitim sistemimiz üzerine Meclisimiz yoğunlaştı. Muhalefet partisine mensup arkadaşlarımız yıllardan beri var olan, ama, bizim çözmeye çalıştığımız sorunlar üzerine yoğunlaştılar. AK Partimize mensup arkadaşlar da üç yıl içerisinde yaptığımız çalışmaları bir bir tadat ettiler. Biraz sonra da Sayın Bakanımız konuyla ilgili daha geniş bilgi sunacaktır. Ben o konulara girmeden, ülkemizin önemli bir eğitim sorunu olan meslekî teknikeğitimin sorunlarına ve bunların çözümlerine yönelmek istiyorum.

Bildiğimiz gibi, ülkemiz bir yandan Avrupa Birliğine girmeye bir yandan da bilgi toplumuna dönüşmeye çalışmaktadır. Bilgi toplumunda bilim ve teknolojideki hızlı değişme ve gelişmeler, hem yeni kalifiye ara eleman ihtiyacını ortaya çıkarmakta hem de mevcutları işbaşında veya hizmetiçi eğitim kurslarıyla eğitip rol ve işlevlerini değiştirmektedir. Hem bilgi toplumundaki bilim ve teknolojiye vakıf hem de ondaki hızlı değişme ve gelişmelere uyum sağlayacak bilgi birikimine sahip personeli meslekî teknikeğitim kurumlarımız yetiştirmektedir. Ancak, meslekî teknikeğitim veren okullarımızın bilgi toplumuna geçmekte olduğumuz şu günlerde ele alınması, sorunlarının saptanarak onlara çözüm önerileri üretilmesi, bu okullarda uygulanan öğretim yaklaşımlarının bilgi çağına geçişte gözden geçirilmesi, geliştirilmesi ve yeni teknolojilerle entegrasyonunun sağlanması gerekmektedir. Ayrıca, bu kurumlarımızın eğitim programlarının, hedeflerinin, öğretim yöntem ve tekniklerinin, eğitim ortamları ve rollerinin de yeniden ele alınması gerekir.

Bizim bu konuşmamızın amacı, çalışan düz işçi ile nezaret ve kontrol eden teknik kadro arasında yer alan ve bir örgün eğitim programı sonucunda meslekî formasyon edinmiş bulunan personel anlamında kalifiye ara eleman yetiştiren örgün meslekî teknikeğitim kurumları, yani, ilköğretim, ortaöğretim ve meslek yüksekokullarını ele alıp onların sistemlerine özgü sorunlarını saptamak ve çözüm önerileri üretmeye çalışmaktır. Diğer bir deyişle, ülkemizdeki ilköğretimden meslek yüksekokulları sonuna kadar geçen sürede meslekî teknikeğitimin sorunlarını saptayıp çağdaş çözümlerini bulmaya gayret etmektir. Bu çerçevede ele alınacak ilk sorun, meslekî teknikeğitime ne zaman başlamak gerektiği hususudur.

Değerli arkadaşlar, aslında, hedefim, ilköğretimde ve ortaöğretimde neler yapılmasını da anlatmaya çalışmaktı; fakat, zamanımızın kısa olmasından dolayı, o konuları sizlerle paylaşma imkânı bulamayacağım. Yalnız, meslek yüksekokullarının, üniversitelerimizde bulunan meslek yüksekokullarının sorunlarına ve onların çözümlerine yönelmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bildiğimiz gibi, yükseköğretim uygulamalarının iki yıl sürenlerine meslek yüksekokulu ya da diğer bir isimle önlisans okulları denilmektedir. Ülkemizde, meslek yüksekokulları, yeni bir kapasite oluşturarak, hem lisans programlarının önündeki yığılmaları önlemek hem artan yükseköğrenim talebini karşılayarak eğitim imkânlarını genişletmek hem ülkemizin tarım, ticaret, sanayi, hizmet ve bilişim alanlarının değişen ve gelişen ihtiyaçlarına cevap verecek kalifiye ara eleman ihtiyacını karşılamak hem de toplumsal gelişmeyi yaygınlaştırmak üzere kurulmuş okullardır. Çağdaş dünyada, meslek yüksekokullarını bitirme oranı yüzde 52, bizde ise ancak yüzde 17'dir.

Meslek yüksekokulları, geleceğimiz açısından son derece önemli okullardır. Özellikle, hükümetimizin son yıllarda yapmakta olduğu ciddî, planlı ve kararlı çalışmalar sonucu, ülke ekonomisinin düzelmeye başlaması, tarım, hayvancılık, ticaret, sanayi, eğitim, sağlık, turizm, bilişim ve diğer hizmet alanlarındaki yatırımların kapasitesini artırıp ciddî istihdam alanları oluşturmaya başlaması beklenmektedir. Ayrıca, meslek yüksekokulları, kalifiye işgücü ihtiyacımız, ihracatımız ve bu yönde dünyaya açılmamız açısından da çok büyük bir önem arz etmektedir. Önümüzdeki beş on yıl içerisinde, gerek Avrupa'da gerek Uzakdoğu'da, Ortaasya'da ve Amerika Birleşik Devletleri gibi dünyanın çok ciddî gelişme göstermeye aday bölgelerinde kalifiye ara elemana büyük bir ihtiyaç duyulacağı açıktır. Eğer, biz, bugünden, çağdaş anlamda, iyi bir hazırlık yaparsak, yetiştireceğimiz kalifiye ara elemanlarla oralarda da ciddî anlamda istihdam yakalama imkânına kavuşabiliriz.

Gerçekleşmesine kesin gözüyle bakılan yukarıdaki beklentiler nedeniyle, önümüzdeki yıllarda kalifiye ara elemana daha çok ihtiyaç duyulacağı açıktır. İşte, bu beklentiden hareketle, meslek yüksekokullarının önemi çok daha iyi anlaşılacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işte, bu özelliklerini saydığımız, kısaca arz ettiğimiz bu okulların pekçok sorunu vardır. Ben, kısaca onları saymak istiyorum. Meslek yüksekokullarının sorunlarının birincisi, ülkemizde meslek yüksekokullarına yöneliş ve ilgi, çağdaş dünyadaki önlisans okullarına yöneliş ve ilgi gibi sağlıklı değildir. Okulun bileşenlerinde dahi ciddî bir isteksizlik ve ilgisizlik söz konusudur.

İkincisi; genel olarak bu okullar, üniversite yönetimleri tarafından, hem kampus alanı dışında tutuluyorlar, pek çoğu, illere çok uzak ilçelerde kurulmuş hem de o branşla ilgili işyerleriyle de ilişkilendirilmiyorlar. Bu durum ise, hem meslek yüksekokullarına üniversitenin bir bölümü denilmesini, öğrencilerinin de üniversite havasını soluyup onu yaşayarak gelişmelerini engelliyor hem de onlara meslekî teknik yetenek kazandıracak pratiklerden yoksun kalmalarına sebep oluyor.

Üçüncüsü; YÖK ve üniversite yönetimlerinin meslek yüksekokullarına bakışı ve onları algılayışında ciddî anlamda sorunlar vardır.

Dördüncüsü; meslek yüksekokulu eğitiminde, okul, bina, atölye, laboratuvar, ders araç-gereç ve iç donanımıyla ilgili sorunlar had safhadadır.

Beşincisi; öğretim elemanı temini, bunların nicelik ve nitelik sorunları yaşanmaktadır.

Altıncısı; okul ve ders programlarının, çağdaş beklenti ve ihtiyaçları karşılaması ve dinamik tutulması çok önemli bir sorundur.

Yedincisi; meslek yüksekokulu mezunlarının, bugüne kadar, pek çok, yüz binlerce mezun vermiş bu okullar, bu okulların mezunlarının sosyal statü, istihdam ve özlük haklarına yönelik sorunlar, yıllardan beri bir türlü çözülememektedir. İş dünyasının beklenti ve tutumları tahlil edilerek gerekli dersler çıkarılmamıştır.

Daha pek çok sorunları vardır; ama, bu sorunların çözümlerine yönelik de düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, önce, aydını, siyasetçisi, öğrencisi, velisi, üniversite yönetimi, kamu ve özel sektör yöneticisi ve bütün kesimleriyle toplumumuz, meslek yüksekokullarını yeniden tanımlayarak ya da daha geniş anlamda, meslekî teknikeğitimi yeniden tanımlayarak ona bakışı değiştirmeli, gereken önemi vermeli ve çağdaş dünyadaki gibi birer cazibe merkezi haline getirmeye çalışmalıdır; çünkü, bu okullar, çağdaş dünyada olduğu gibi, bizim ülkemizde de çok yararlı hizmetler verebilecek birer eğitim modelidir.

İkincisi; dünyada ve ülkemizde meslek yüksekokulları, yükseköğretimin bir parçası olarak kabul edilmesine karşın, ülkemizde, bu okullar genel olarak, biraz önce söylediğim gibi, üniversite kampusları dışında tutulmakta, eğitimleri de ilgili meslek liselerinde yapılmaktadır. Halbuki, bu anlayışla meslek yüksekokulu eğitiminin yapılması her yönüyle sakıncalıdır. Unutulmamalıdır ki, hem meslekî teknik liselerin meslekî ve teknik altyapısı bunu taşıyacak güçte değildir hem de 1952-1974 yılları arasında faaliyet gösteren tekniker ve yüksek tekniker okulları, ortaöğretim düzeyindeki meslekî teknik okulların ortamı içerisinde kuruldukları ve üniversite kavramından yoksun kaldıkları için işlevlerini yerine getiremeyip, kapanmışlardır. Ayrıca, bu okulların öğrencileri de, üniversite öğrencisi olmalarına rağmen, üniversite havasını teneffüs edemeden okullarını okumak durumunda kalmaktadırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özyılmaz, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Meslek yüksekokul eğitiminin çok önemli işlevleri olan bir üniversite ve işyeri eğitimi olduğu asla unutulmamalıdır. Bu okulların üniversite kampusları içerisine alınması şarttır. Böylece, bu okulların teorik dersleri kampus içerisindeki tesislerinde, pratik derslerin ise, bugünkü dağınıklık ve keyfîlikten kurtarılıp, yasal altyapısı hazırlandıktan sonra (YÖK) Yükseköğretim Kurulu ve Millî Eğitim Bakanlığı birlikte çalışarak belirleyeceği o branşla ilgili özel ve kamu kurumlarına ait fabrika ve işyerlerinden birinde yapılması gerekir.

Yükseköğretim Kurulunda (YÖK'te) meslek yüksekokullarıyla ilgili bir koordinasyon birimi kurulmalıdır. Bu birimin görevi, araştırmalarla, bu okulların sorunlarını saptamak, çözümlerine yardımcı olmak, gelişmelerini sağlayıcı tedbirler almak, eğitim-öğretim faaliyetlerinde birlik, beraberlik sağlamak, standart belirlemek, bunları bilimsel ölçütlerle denetlemek ve en önemlisi, meslek yüksekokulları ile sanayi, hizmet ve bilişim sektörleri arasında irtibat kurmak olmalıdır; ama, maalesef, YÖK'ün nelerle uğraştığını hep acı acı seyrediyoruz bunların dışında.

YÖK'teki bu yapılanmaya paralel olarak bünyesinde üçten fazla meslek yüksekokulu bulunan üniversitelerin rektör yardımcılarından birisi de, bu okulların koordinasyonu için bu işle görevlendirilmesi yapılmalıdır.

Değerli arkadaşlar, dördüncüsü, meslekî teknikeğitimin finansmanına, hem kamu bütçesinden daha çok pay ayrılmalı -Bakanlığımız yıllardan beri bunun için gece gündüz çalışıyor; ben bu vesileyle, Sayın Bakanımıza ve hükümetimize müteşekkirim- hem de özel sektörün meslekî teknikeğitim alanında da okullaşma yoluyla hizmet vermesi teşvik edilmelidir. Yani, meslekî teknikeğitime özel sektörün ciddî bir şekilde girmesini sağlamak durumundayız.

MUHARREM İNCE (Yalova) - YÖK'ü kim savunacak; Millî Eğitim mi savunacak? Eleştiriyor da; siz mi savunacaksınız, bürokratlar konuşmadığına göre?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özyılmaz, bu ikinci uzatma; lütfen, konuşmanızı tamamlayınız. Mikrofon kestiği zaman uzatmayacağım, lütfen…

Buyurun.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Meslekî teknikeğitimin finansmanına, hem kamu bütçesinden, buna ek olarak, ülkenin sanayi bölgelerinde endüstri meslek ve teknik liseler, endüstri ve sanayi sektörünün temsilcilerine, turizm bölgelerinde turizm meslek liseleri bu alandaki sektör temsilcilerine… Düşünün, şimdi, Antalya'daki meslekî teknikeğitimi; yani, oradaki Anadolu Otelcilik ve Meslek Yüksek Okulunun, orada otel işletenlerin, büyük ölçüde finansmanını sağlaması fevkalede önemlidir. Bu sektörler, söz konusu okullarda, bakanlık kontrolünde eğitim, öğretim yaparak kendi kadrolarını yetiştirmelidirler; ayrıca, bu hizmetten yararlanan sendika, oda, kişi, kamu ve özel sektör kuruluşlarının katkı yapmaları sağlanmalıdır. Nitekim, Avrupa'da bunu ciddî anlamda görmekteyiz.

Değerli arkadaşlar, meslek yüksekokullarındaki, şu anda geçerli olan, yalnız, meslekî teknik lise mezunlarının alınması uygulaması aynen devam etmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özyılmaz, konuşmanızı, belirli bir süre de artırsam mümkün değil. Onun için, son cümlenizi ve teşekkürünüzü alayım, istirham ediyorum; diğer arkadaşlara da, çünkü aynı şeyi uyguladığım için yapmayın…

Buyurun.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Sayın Başkanım, ben de vaktinizi fazla almayacağım, çok teşekkür ediyorum.

Yalnız, şunu ifade edeyim: Değerli arkadaşlar -bunları kayıtlara geçsin diye söylüyorum- bu manada hazırladığımız tekliflerimiz kendi özel web sitemizde geniş bir şekilde vardır.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.

Teşekkür ediyorum.(AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özyılmaz.

Sayın milletvekilleri, Hükümet adına, Millî Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik konuşacaktır.

Sayın Bakanım, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) - YÖK'e sataştı Sayın Özyılmaz, herhalde YÖK'ü savunacaksınız Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Millî Eğitim Bakanlığı 2006 yılı bütçesinin hayırlı olmasını dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

Ben, müsaadenizle, öncelikle bu üç yıllık süre içerisinde iktidarımız döneminde eğitim alanında neler yapıldı, bunu sizlerle paylaşmak istiyorum; ama, bu arada, yaptıklarımızı anlatırken, özellikle muhalefet kanadına mensup değerli milletvekili arkadaşlarımın yapmış oldukları bazı eleştirilere de cevap vereceğim. Ben, kendilerine hassaten teşekkür ediyorum; çünkü, onlar bu eleştirileri yapmamış olsalardı, benim, gerek Parlamentomuzu gerekse kamuoyumuzu bu alanlarda bilgilendirme, belki, şansım bugün için en azından olmayacaktı; onun için, katkıları için kendilerine çok teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, biz, hep şunu söyledik; Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi, iktidarımız döneminde 2004, 2005 ve 2006 yıllarında en büyük bakanlık bütçesi oldu ve en büyük pay Millî Eğitime ayrıldı diye bunu ifade ettik, şimdi de bunu ifade ediyorum. Bu, Hükümetimizin, eğitime, insan yetiştirmeye ve istikbalimizi temin edecek olan yavrularımızın yetişmesine ne kadar büyük bir değer verdiğinin bir ifadesi, bir göstergesidir.

Tabiî, burada konuşan değerli bazı arkadaşlarım, işte, bunu geçmişle mukayese ettiler, 1992 yılında yüzde 22'lik bir pay ayrıldığını ifade ettiler. Ben, bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda da ifade ettim, eğer üniversitelerin ve YÖK'ün bütçesine bakarsanız, 1992 yılında çok yüksek bir oran vardır, onun da temel sebebi şudur: 1992 yılında 22 üniversite birden kurulmuştur ve 1991 yılında yapılan bu çalışma 1992'de sonuçlanmıştır ve bu üniversitelerden dolayı ciddî bir artış sağlanmıştır. Bunun dışında, diğer yıllara baktığınız zaman, aşağı yukarı birbirine benzer bir seyir takip etmektedir.

Bir de, bizim bütçemizi, eğitimin bütçesini veyahut da belli alanlara yapılan yatırımları değerlendirdiğimiz zaman, değerli arkadaşlarım, 2002 yılında 58 inci hükümetin âdeta komada bir ekonomik hayat devraldığının hesabını kesinlikle yapmamız lazım. Bunu, samimî olarak herkesin itiraf etmesi lazım. 2002 yılında ekonomi âdeta komadaydı, İktidarımız bu komadaki ekonomiyi çıkarmıştır. Hasta yoğun bakım odasına alınmıştır. Yoğun bakımdan çıkmıştır, normal hasta odasına alınmıştır. Şu anda ekonomimiz iyileşme süreci yaşamaktadır, nekahet dönemi dediğimiz bir dönemden geçmektedir.

ASIM AYKAN (Trabzon) - Daha da iyiye gidecek.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Daha da iyiye gidecek.

Ülkenin içerisinde bulunduğu durumu eğer gözardı ederek hesaplarımızı yaparsak, yanlış sonuçlara varırız.

Bakın, değerli arkadaşlarım, şimdi, genellikle o kalemden bu kaleme aktarıldı hesapları yapılıyor ve bizim yatırım bütçemizin de 10,21'lik bir oranla düştüğü ifade ediliyor. Daha önce taşımalı eğitime ayrılan para, bildiğiniz gibi, Millî Eğitim Bakanlığının yatırım bütçesi içerisinde yer alıyordu; fakat, şimdi, bu, ayrılmıştır. 270 trilyon… Ayrıca, bakın, öğle yemekleriyle birlikte, bu, 360-370 trilyona varmaktadır. Eğer bunu üzerine koyarsanız, Millî Eğitim Bakanlığının yatırım bütçesi 1 katrilyon 681 milyar eder yemek paraları da hariç olmak üzere; o da yüzde 12,17 eder.

Şüphesiz ki, ben, Millî Eğitim Bakanı olarak, millî eğitime ayrılan payın daha daha büyük olmasını isterim. Şüphesiz ki, eğitime ayrılan yatırım bütçesinin çok daha fazla olmasını isterim; ama, o zaman, gelin, önümüzde bir bütçe var… Bunu paylaşırken, sağlıktan esirgeyelim diyen arkadaşımızın çıkacağını sanmıyorum, köy yolları yapmayalım diyen arkadaşımızın çıkacağını sanmıyorum, köylere içmesuyu götürmeyelim diyecek arkadaşımın olduğunu sanmıyorum, güvenliğe para harcamayalım, adliyeye para harcamayalım diyecek kimsenin olmadığını düşünüyorum. Ülkemizde, keşke…

Değerli arkadaşlar, bakın, şu anda, bizim bütçemize, konsolide bütçe içerisinde şöyle bir bakın; aynı oranda, bir de Fransa'nın bütçesine bakın. Eğer, Fransa'da, yüzde 12,17'lik bir oran yatırım bütçesine ayrılırsa, bakın, Fransa'da, bu, aşağı yukarı 10 katrilyon Türk Lirası eder; ama, benim ülkemde, bu, 1 katrilyon 681 trilyon lira ediyor. Bu, bizim ülkemizin ekonomik durumuyla ilgili bir olaydır.

Üniversitelerimize yeteri kadar para verilmediği, üniversitelere yeteri kadar kaynak ayrılmadığı şeklinde bazı arkadaşlarımın iddiaları oldu. Değerli arkadaşlarım, işte, bakın, şu rapor, Yükseköğretim Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Türk Yükseköğretiminin Bugünkü Durumu, Yükseköğretim Kurulu tarafından Kasım 2005… Ben, buradaki rakamları size ifade ediyorum. YÖK'e ve 53 devlet üniversitesine ayrılan bütçe, 2002 yılında 2 katrilyon 495 trilyon Türk Lirası iken, 2006'da, bu, 5 katrilyon 866 Türk Lirası olmuştur.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü aktarıldı oraya.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, bir başka göstergeden söz edeyim.

Değerli arkadaşlar, en büyük, en güzel gösterge, öğrenci başına devlet üniversitelerinde yapılan harcamadır. Bütün dünyada, mukayeseler, genellikle, buna göre yapılır. Yine, bu kitaptan, bu rapordan sizlere bunu aktarıyorum. 2002 yılında, yani, biz iktidara gelmeden önce, üniversitelerimizde öğrenci başına yapılan harcama 1 463 dolardır, örgün eğitimde yapılan harcama 1 463 dolardır. 2005 yılı itibariyle, bu, 3 072 dolar olmuştur, Türk Lirası değil. Bakın, yüzde 100'den daha fazla, yüzde 120'lik gibi bir artış söz konusudur değerli arkadaşlarım; bunu nasıl görmezlikten geliriz?!

Peki, sadece bununla mı kaldık; hayır. Ben size başka bir şey söyleyeyim: Üniversitelerin iki türlü fonksiyonu vardır; birincisi, eğitim-öğretim yaparlar üniversiteler; ama, üniversiteleri esas üniversite yapan araştırmadır. Bakın, Türkiye'nin ar-geye ayırdığı para açısından şöyle bir olaya bakalım: 2003 yılında… Bakın, biz gelirken, 2003 yılında 21 trilyon Türk Lirası ayrılıyor ar-ge faaliyetlerine, 2004 yılında 24 trilyon, 2005 yılında, Hükümetimizin aldığı çok önemli bir karar var, 416 trilyon Türk Lirası, bakın, 416 trilyon Türk Lirası ar-geye para ayrılmıştır. 2006 yılı bütçesinde bu miktar 566 trilyon Türk Lirasıdır.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - YTL mi?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Hayır, 566 trilyon Türk Lirası, YTL olarak değişir.

Şimdi, bu, bununla bitti mi; hayır. Bildiğiniz gibi, 2003 yılından beri, yine, bizim Hükümetimiz döneminde, Türkiye, Avrupa araştırma alanının ortağı haline gelmiştir, Altıncı Çerçeve Programın tarafı haline gelmiştir ve bunun için Türkiye bir katkı payı ödemektedir. Avrupa araştırma alanı nedir; Avrupa'da bütün yapılacak araştırmaları koordine eden, teşvik eden, buna finansal destek sağlayan bir bakanlık, bir komiserlik bünyesinde yapılanan, eğitim komiserliği gibi, bir de araştırma komiserliği vardır ve bunlar, çerçeve planlar şeklinde bu faaliyetlerini yürütmektedirler. Altıncı Çerçeve Programın bütçesi, değerli arkadaşlarım, 17,5 milyar eurodur, bakın, 17,5 milyar euro. Türkiye buna taraf olmuştur, Türkiye buna ortak olmuştur ve bunun için bir katkı payı ödemektedir. Ödenen katkı payı, 240 000 000 eurodur. Bunun bir kısmı AB hibesidir; ama, 195, bakın arkadaşlar, 195 000 000 eurosu Hükümetimiz tarafından ödenmiştir veya 2006'da ödenecektir, 195 milyon euro. Bunu, araştırma, ar-ge parasına ilave ettiğiniz zaman, önünüze, gerçekten, çok önemli bir miktar çıkar. Şimdi, bütün gerçekler böyle iken, kişi başına üniversitelerde yapılan harcama bu iken, ar-geye ayrılan kaynaklar bu iken, Avrupa Araştırma Alanı Altıncı Çerçeve Programa ayrılan fon, ayrılan para bu iken "efendim, üniversitelerimiz araştırma yapamıyorlar, araştırmaya para ayrılmıyor, üniversitelerimize yeteri kadar bütçe ayrılmıyor" şeklinde yapılan konuşmaların gerçeği yansıtmadığını huzurlarınızda ifade ederim. İşte, rakamlar konuşuyor.

Bir başka şey; biraz önce değerli arkadaşlarım da bunu ifade ettiler, Sayın Başbakanımız bu kürsüde bir şey söyledi, dedi ki: "Biz, 70 000 derslik yaptık. Bu, cumhuriyet döneminde bir rekordur."

Arkadaşlarımın şunu bilmesi lazım; ben, bugüne kadar Sayın Başbakanımı hiç yanıltmadım, bundan sonra da hiç kimse bunu beklemesin, yanıltmayız. Bugün için net rakamı söylüyorum size; 70 987 derslik yapılmış ve hizmete sokulmuştur değerli arkadaşlar. Peki, niye Sayın Maliye Bakanımız…

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Kaçını devlet yaptı, kaçını özel sektör yaptı?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bir dakika…

Niçin, ben 60 000 dedim, Sayın Maliye Bakanı 42 000 dedi; ben, 60 000 dediğim zaman: arkadaşlar, bakın, şu anda  15 000 dersliğimiz inşa halindedir. 15 000 dersliğin inşaatı devam ediyor. Yalnız, bu rakamın içinde bu yok, onu söyleyeyim; yani, onu ilave ederseniz 85 000 olur.

Şimdi bunlar bittikçe, bunlar eğitim, öğretime açıldıkça, bunların teslimatı yapıldıkça, şüphesiz ki, bu havuza bunlar girer. Ben, 60 000 dediğim zaman, Türkiye'deki 10 000 dersliğin; özellikle, genellikle derslik yapımlarının bitimi sonbahar aylarında, kışa girerken gerçekleşiyor; bu 10 000'in hesabı yapıldı ve son rakam Başbakanımıza verildi. Sayın Maliye Bakanımız, yaz aylarında kendisine iletilen bir bilgiyi burada kullandı ve bunun için de eğitime yüzde 100 destekten yapılan katkıları yok; İMKB'nin bunun içerisinde katkıları yok; TOKİ'nin yaptırdığı okullar var, bunun içinde yok; belediyelerin katkılarıyla yapılan okullar yok.

Şimdi yine, bakın, değerli arkadaşlar, ben, size bir başka şey söyleyeyim. Cumhuriyet tarihinde bu bir rekordur derken, Sayın Başbakanımız bir gerçeği ifade etti. Bakın, şu kitap, 2002 yılı başında Millî Eğitim sayın selefim bakanlardan Metin Bostancıoğlu döneminde hazırlanmış olan bir kitaptır; ben, bu kitaptaki verileri sizlerle paylaşıyorum. 1998-2002 yılları arasında yapılan ortalama derslik sayısı, bakın, dört yılın ortalaması, 20 511'dir. Bakın, yıllık ortalama 20 511'dir. Bizim 2003-2005 yıllarında yapılan dersliklerimizin ortalaması 23 300'dür.

Peki, dört yılın ortalaması yapılırken o günkü hükümetlerin ne tür bir avantajı vardı? Avantajı şuydu değerli arkadaşlarım: Bakın, 4306 sayılı kesintisiz eğitim, ilköğretim yasası çıktığı zaman, sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim yasası çıktığı zaman, buna hazırlık olmak üzere birçok fondan, Millî Eğitime, eğitime katkı payı adı altında paralar nakledildi.

Değerli arkadaşlarım, bakın, bu çerçevede, ilave olarak, bu dört yıl içerisinde eğitime ayrılan -siz deflatörü kullandığınız zaman, eskale ettiğiniz zaman- bugünkü rakamlarla 2 katrilyon 563 trilyon Türk Lirası, derslik yapımları için Millî Eğitime, 1998 ve 2002 yılları arasında, aktarılmıştır. Bunun yıllık ortalaması 513 trilyon Türk Lirasıdır. Yılda 513 trilyon Türk Lirası para buraya gelmiş ve bununla derslik yapılmış.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Aynı yasa geçerli!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bir dakika…

Peki, 4306 sayılı Yasa şu anda geçerlidir; ancak, birçok fon ortadan kaldırıldığı için…

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - On yıl uzatıldı o.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin…

…bu fonlardan gelen paralar azaldığı için, bizim dönemimizde bu 4306 sayılı Yasadan bize gelen yıllık para 49 trilyon Türk Lirasıdır. Bakın, 513 trilyon Türk Lirası nerede, 49 trilyon Türk Lirası nerede.

Dolayısıyla, bakın, sadece 1999 yılında Millî Eğitime gelen para 708 trilyon Türk Lirasıdır, 2001 yılında gelen para 904 trilyon Türk Lirasıdır değerli arkadaşlar.

Şimdi, bunlar, bu gerçekler ortadayken, efendim, Sayın Başbakan bu, bir rekordur dedi, bu, rekor değildir… Bunlar gerçeği yansıtmıyor.

Bir başka şey söyleyeyim: Bakın, ben göreve başladığım zaman… Biz, hiçbir şeyi kamuoyundan saklamıyoruz, internet sitemizde bunu yayınlıyoruz, bu, herkese açık ve şeffaf.

Türkiye'de sınıfların 30 kişilik olması kaydıyla, her sınıfta 30'dan fazla öğrenci olmayacak, tekli eğitim yapılacak, bunun için gerekli olan derslik sayısı 95 000'di; bu, bugün için 80 000'dir.

Peki, diyeceksiniz ki, mademki 70 000 yaptınız, bu, niye tekrar 80 000? Sebebini söyleyeyim: Değerli arkadaşlar, kırsal kesimden büyük şehirlere doğru müthiş bir göç var. Bakın, Antalya'da -Antalya milletvekillerimiz bilirler- geçen sene, geçen eğitim-öğretim yılında, daha doğrusu, 2005-2006 eğitim-öğretim yılında ilköğretime yapılan ekstra kayıt ne kadar biliyor musunuz; 32 000 öğrencidir, 32 000 çocuk. Her öğrenciye, daha doğrusu, 500 öğrenciye bir okul üzerinden hesap yaparsanız, Antalya'da 64 tane yeni okul yapmanız lazım. Şimdi, bu, bir toplumsal gerçeklik. Göçlerden dolayı, köylerdeki, mezralardaki,  beldelerdeki, kasabalardaki okullarımızda ciddî bir seyrekleşme meydana geliyor; ama, metropol şehirlerde, gittikçe artan nüfusla birlikte bir kalabalıklaşma meydana geliyor.

Tek sebep bu mu; şüphesiz tek sebep  bu değil. Birçok okulumuz tekli öğretime geçmiştir bu arada, derslik ilaveleriyle birlikte.

Bir başka şey; bilmiyorum haberiniz var mı; depreme karşı dayanıklı olmadığı için ve güçlendirilmeleri de mümkün olmadığı için, güçlendirilmesi halinde de kullanılamayacağı için, yüzlerce okul yıkılmıştır, yerine yenisi yapılmıştır. Şimdi, bunların hesabını tutmamız lazım.

Bir başka şey; daha önce bu hesabı verdim; bakın, Türkiye'de "bilgisayarlı eğitime destek" diye bir kampanya açtık ve biz, Eğitim Bakanlığı olarak da üzerimize düşeni yaptık. Değerli arkadaşlarım, binlerce  sınıf, bakın, binlerce sınıf bilgisayar sınıfı haline getirildi. Dolayısıyla, derslik başına düşen öğrenci sayısı hesabı yapılırken bu hesap yok işin içinde.

Her gittiğim ilde… Ben, 20 genel müdürümü, 24 saat önce, 48 saat önce bir ile gönderiyorum. O il tepeden tırnağa gözden geçiriliyor. O ilin eğitim açısından bir fotoğrafı çekiliyor. Sonra, ilin milletvekilleri, ilin valisi, ilgili bütün insanlarla bir araya gelip, o ili masaya yatırıyoruz. Gittiğimiz her ilde şunu söylüyoruz: Çocukları tıkış tıkış sınıflara doldurarak, efendim, biz tekli eğitim yapıyoruz diye, laboratuvardan fedakârlık yapmayın, bilgisayar sınıfından fedakârlık yapmayın, kütüphaneden fedakârlık yapmayın, sosyal etkinliklerin yapılacağı mekanlardan fedakârlık yapmayın. Bir taraftan, biz sınıf sayılarını artırırken, bir taraftan da  kaliteyi gözardı edemeyiz. Bir okulun harita sınıfı bile olması lazım.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bütün bunlarla birlikte, yeni derslikler yaptırılıyor, kalite artırılıyor, bilgisayar sınıfları oluşturuluyor, kütüphaneler oluşturuluyor ve birçok okulumuzda, gittiğim zaman gördüm ki, laboratuvar yok, dersliği laboratuvara dönüştürüyoruz. Şimdi, bütün bunları hesaba katmamız lazım.

Peki, şimdi, bütün bunlarla birlikte -bu, seri bir şekilde yapılıyor- hâlâ 80 000 dersliğe ihtiyacımız varsa, bu, seneye de böyle mi devam eder?

Türkiye'deki göç olgusuna karşı bir başka proje geliştirdik; taşınabilir okul modeli geliştirdik değerli arkadaşlar. Diyelim ki, bir beldede, bir köyde, bir okulumuz var. Oradan insanlar taşındılar ve orada okula ihtiyaç kalmadıysa, biz okulumuzu alacağız, o okula ihtiyaç duyulan başka bir mekâna bunu taşıyacağız. Böylelikle, atıl durumda olan okullarımızı da, bu vesileyle, atıl olmaktan kurtaracağız.

Şimdi "bilgisayar daha önce de vardı" dedi değerli arkadaşlarım. Şüphesiz ki, daha önce de bilgisayar vardı.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, size bir hesap yapıyorum. Bütün zamanlarda, Millî Eğitim Bakanlığının bütün tarihinde, okullara 174 000 bilgisayar gönderilmiş. Bu, daha önce, benim selefim olan bakanlar tarafından gönderilmiş; kendilerine teşekkür ediyorum. Ancak, benim Millî Eğitim Bakanlığım döneminde, 5 Haziran 2005'e kadar gönderilen bilgisayar miktarı 86 000'dir. Bütün zamanlarda 174 000...

5 Haziran 2005 bizim için niçin önemli bir dönüm noktası; çünkü, Sayın Başbakanımızın öncülüğünde, 5 Haziran 2005'te, İstanbul'da, değerli işadamlarımızın da katılımıyla, Bilgisayarlı Eğitime Destek Kampanyası başlattık ve biz, Millî Eğitim Bakanlığı olarak, 120 000 bilgisayar satın almak üzere ihale yaptık. Bu ihale sonuçlanmak üzere, bir kısmı sonuçlandı. Ne demektir bu; şimdi, bunu ilave ettiğiniz zaman, bizim dönemimizde okullar için satın alınmış bilgisayar miktarı 206 000.

Değerli işadamlarımızın kapısını çaldık; Maliye Bakanlığımıza müracaat ettik, okullara satın alınıp verilen bilgisayarları KDV'den muaf hale getirdik. Bu, büyük bir cazibe getirdi ve işadamlarımızdan, şimdiye kadar, 120 000'den fazla bilgisayar taahhüdü aldık. Bir kısmı gitti yerine oturdu, bir kısmı gönderilmeye devam ediyor ve bu eğitim-öğretim yılı içerisinde, kamuoyuna taahhüdümüz var, biz bu meseleyi bitireceğiz ve böylelikle -değerli arkadaşlarımın iyi duymasını istiyorum- bizim dönemimizde okullara gitmiş bilgisayar sayısı 406 000 adet olacak.

Şimdi "daha önce de vardı…" Şüphesiz ki, vardı. Bilgisayarı biz icat etmiş falan değiliz. Öte yandan, bakın, internet bağlantıları… Dedik ki, dün-yanın en zengin sanal kütüphanesini okullarımıza taşıyalım. Sayın Ulaştırma Bakanımızla, Telekom marifetiyle, oturduk, bir protokol imzaladık ve hızlı "EGS sistem" dediğimiz geniş bantlı internet bağlantısı yapıldı okullara. Bu-gün itibariyle öğrenci mevcudunun yüzde 90'ına ulaşılmıştır değerli arkadaşlarım.

Peki, ulaşamadıklarımız kimler; ulaşamadıklarımız da şunlar: Eğer, bir köyde, bir mezrada veyahut da bir beldede Telekomun altyapısı müsait değilse, kablolu sistemle bunu ulaştırmak mümkün değilse, Intel'in dünyada geliştirdiği, uyguladığı ve bizde de, Yozgat'ta pilot uygulama olarak hayata geçirdiği "WiMAX" dediğimiz kablosuz bir sistemle, bir manada, bilişim tek-nolojisinin linkleri diyebileceğimiz, radyolink istasyonları diyebileceğimiz bir sistemle, bütün, en ücra köşelere de ulaşmak gibi bir hedefimiz var.

Şimdi, yine, burada konuşan bir başka milletvekili dedi ki: "Ücretsiz kitap dağıtımı, öğretmen kariyer sistemi ve okullara internet gönderilmesi bizim Sayın Genel Başkanımızın projeleriydi; ama, işte, onlar da şöyle oldu, böyle oldu…"

Ben, bu kürsüde, bugüne kadar, selefim olan hiçbir bakan aleyhinde bir konuşma yapmadım. Ben, Sayın Bakan aleyhinde filan da konuşacak de-ğilim; ancak, şunu söyleyeyim: Değerli arkadaşlar, ücretsiz kitap projesi AK Parti Hükümetinin projesiydi (AK Parti sıralarından alkışlar) Hüseyin Çe-lik'in, onun bunun filan projesi değil; ama, internet bağlama projesi…

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sizden önce verilmiyor muydu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bir dakika müsa-ade edin, oraya da geleceğim.

…öğretmen kariyer sistemi, işte, şu bakanın projesiydi derlerse, birisi bunu derse, sadece buna gülerim değerli arkadaşlar; onu da ifade edeyim.

REYHAN BALANDI (Afyonkarahisar) - Gerektiği gibi uygulanması la-zım; yani, projeyi düzgün uygulamak ve hayata geçirmek önemli, kimin pro-jesi olduğu önemli değil.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Kaç bilgisayar öğretmeni atandı?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin…

Değerli arkadaşlar, biz, sadece, okullara kuru kuru bilgisayar göndermekle de yetinmiyoruz. Bir de, bunların içerikleri ve yazılımları önemli. Bakın, İrlanda'da, ki, İrlanda'yı, gerçekten, bu manada, eğitimde çok yukarılara çekmiş olan school  programını Türkçeleştirdik ve öğrencilerimizin emrine soktuk. Diğer taraftan, bilgiye erişim portalı bitirildi. Bunlar da çocuklarımızın emrine sokuldu.

Bir taraftan, İngiltere'nin geliştirdiği ve bizim Türkçeleştirdiğimiz, özellikle, fen dersleri alanında öğrencilerimizin yararlanacağı, Global Gateway dediğimiz, yine, eğitim portalını öğrencilerimizin hizmetine sokuyoruz. 5 000 000 doları sadece illerimize gönderdik, animasyon ve oyun türü programlar alınsın ve çocuklarımıza kullandırılsın diye. Bunlar da, bu hizmetlerimiz de devam ediyor.

Öte yandan, bilişim teknolojisi söz konusu olunca, öğretmenlerimizin, öğrencilerimize öncülük etmesi gerekiyor. Öğretmenin önce kendisinin bu alanda donanımlı olması gerekiyor. Bu açıdan dedik ki -hani, kendi arabanız olmadığı zaman gerçek anlamda sürücülük öğrenemiyorsunuz- öğretmenlerimizin dizüstü bilgisayarı olsun, eskiden öğretmenler çantalarına kitap, kâğıt doldurup sınıfa giderken, bugün, dizüstü bilgisayarıyla gitsin. Gittiği her yere beraber götürsün. Yine, bununla ilgili bir kampanya başlattık. Bu sabah, bakın, uluslararası bir kuruluş geldi, çekim yaptı, benden görüş aldı. İrlanda da, bu konuyla ilgili, bilgisayar teknolojisiyle ilgili yapılacak bir toplantıda, dünyaya örnek proje olarak bunu götürüp sunacaklar. Onu da duymanızı isterim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bir başka şey, öğretmenlerimizin yine bu alanda…

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Amma şakşakçıymışsınız?!..

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)- Sizin gibi öyle kaçakçı olacağımıza, böyle şakşakçı olalım daha iyi.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Senin yürüyüşünden belli oluyor zaten.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, öğretmenlerimizin, daha güzel imkânlara sahip olması, bizim önceliklerimiz arasındadır.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen karşılıklı konuşmayalım.

Buyurun Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, yine, bakın, geçen yıl, bu eğitim-öğretim yılı öğrencilerini almak üzere…

BAŞKAN - Sayın Demirbağ, Bakanı dinleyelim efendim.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Sayın Başkan, oradan bize laf atıyorlar.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, Sayın Bakanı dinleyemiyoruz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - ... bu eğitim- öğretimdeki öğrencileri sınavla almak üzere 800 000 öğrencimiz, 800 000 yavrumuz ortaöğretim kurumlarına giriş sınavına girdi. İlk defa, Türkiye'de, bunların başvuruları internetten yapıldı. Bakın, 6 000 000 posta gidip gelmesi gerekiyordu. Bu 6 000 000 postanın kesinlikle ortadan kalktığını bütün kamuoyu biliyor. Bir tek mektup gönderilmemiştir ve bütün tercihler, bütün başvurular, bütün düzeltmeler, giriş belgelerinin tanzimine varıncaya kadar her şey internetten yapılmıştır ve bundan dolayı kamunun yararı, Millî Eğitim Bakanlığının bütçesinden yapılan tasarruf 8 trilyon Türk Lirasıdır. İlk defa bu dönemde gerçekleşti bunlar. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bakın, burada bazı arkadaşlar dediler ki: "Öğretmenlerin bilgisayar ortamında atanması bugünkü bir olay değil." Şüphesiz ki bugünkü bir olay değil. Ancak, bakın, ildışı atamalar, iliçi atamalar…

MUSTAFA GAZALCI (Denizli)- Necdet Uğur yaptı ilk kez.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)- Değerli arkadaşlar, bakın, iliçi atamalar, görevde yükseltmeler, bütün faaliyetler bu dönemde bilgisayar ortamında yapılmaktadır ve öğretmenlerimiz bu manada ne kadar büyük bir imkâna ve nimete kavuştuklarını kendileri çok iyi biliyor.

Yine, öğretmenlerimizin ekders ücretiyle ilgili olarak burada değerli arkadaşlarım dile getirdiler. Son derece haklılar. Öğretmenlerimizin ekders ücretinin artırılması bizim tarafımızdan gündeme getirilmiştir.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli)- Sendikalar da istedi.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)- Bakanlar Kuruluna, ben, Sayın Başbakanımızın ve sayın bakanlarımızın huzurunda eğitimin öncelikleri ve eğitimin sorunlarıyla ilgili bir bilgilendirme konuşması yaptım, onlara bir sunumda bulundum ve öğretmenlerimizin ekders ücretinin mutlaka artırılması gerektiğini istedim. Bu manada Sayın Başbakanımız Maliye Bakanına talimat verdi, biz yasa tasarısı hazırladık. Ancak, değerli arkadaşlar, yasa tasarısıyla ilgili olarak şu anda Maliye Bakanı çalışmaktadır. Daha iki gün önce bir araya geldik ve prensiplerde anlaştık. Öğretmenlerimizin ekders ücreti mutlaka artırılacaktır 2006 yılı içerisinde. Ama, bu ne kadar artar, yüzde kaç artar; bunu göreceksiniz ve öğretmenlerimizi tatmin edecek bir artışı kesinlikle yapacağız.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli)- Hani 10 000 000 diyordunuz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)- Efendim, biz bütçe talebinde bulunurken de, 17 katrilyon bütçe istemedik. Bize kalsa, biz 30 katrilyon bütçe istedik; ama, hesap kitap yapıldığı zaman… Bakın, bizim ihtiyacımız ile ülkenin imkânlarının örtüşmesi lazım. Bunu da gözardı etmeyelim.

Üniversitelerimize kadro verildi mi verilmedi mi?.. Hep bunu konuşuruz.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Maliye Bakanını değiştirelim mi?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Yine bir değerli konuşmacımız dedi ki: Efendim, Başbakanın iznine bağlandı…

Şunun bilinmesinde fayda var: Tahsis edilmiş olan kadroların kullanım izni, sadece YÖK'e ve üniversitelere mahsus değildir arkadaşlar. Bunun izne bağlanması… Bakın, ben Millî Eğitim Bakanı olarak, bana tahsis edilmiş kadroları kullanırken de Başbakanlıktın izin alıyorum. Niçin bunu alıyoruz? Şimdi, bizim maaşları veren Maliye Bakanlığıdır. Bu ülkenin bir tek bütçesi vardır. Devlet üniversitelerinde bu böyle yapılır. Peki, esas mesele, üniversiteye karşı olmaksa, vakıf üniversitelerine bu manada en ufak bir şekilde müdahale söz konusu mudur?

Haa, şimdi, bütçeyi bir yerden veriyorsunuz, personeli çalıştırırken maaşını veren hükümet sizsiniz ve bir ekonomik program uyguluyorsunuz. Niçin 35 000 kadro tahsis ediliyor da, 40 000 kadro tahsis ediliyor da, 100 000 kadro tahsis edilmiyor, bunun bir sebebi var.

Bakın, değerli arkadaşlar -bugüne kadar- 2003'te eğitime, 23 200 kadro tahsis edilmiştir; bunun 3 200'ü YÖK'e ve üniversitelere verilmiştir. 24 600 kadro 2004'te tahsis edilmiştir; bunun 6 600'ü üniversitelere ve YÖK'e verilmiştir. 2005 yılında 25 000 kadro eğitime verilmiştir toplam olarak, bunun 5 000'i üniversitelere verilmiştir. Üniversitelere verilen toplam kadro 14 800'dür; öğretim üyesi kadroları hariçtir -öğretim elemanları var- öğretim üyesi kadroları bunun dışındadır.

Peki, Millî Eğitim Bakanlığına kaç kadro verilmiştir, biz kaç tane kadrolu personel tayin etmişiz?

Değerli arkadaşlar, üç yılda, bakın, toplam tayin ettiğimiz, öğretmen olarak istihdam ettiğimiz -bu öğretmenler, sözleşmeli, kadrolu öğretmen, vekil öğretmen, usta öğretici, ekders ücreti karşılığı- toplam 136 000 kişidir; ancak, bunun içerisinde bize, 58 000 öğretmen kadrosu verilmiştir.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Kaç kişi emekli oldu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin… Müsaade edin…

Eğer bir orantı yaparsanız değerli arkadaşlar,  bakın,  üniversitelerdeki  toplam öğrenci sayısı 2 000 000 civarındadır, 1 milyon 900 küsur bin. Millî Eğitim Bakanlığının sorumluluğunda olan öğrenci sayısı 18 000 000'a yakındır. Eğer bir orantı yaparsanız, bizim YÖK'le, üniversitelerle eşit personel alabilmemiz için, bize, üç yılda 178 000 kadro verilmesi gerekiyordu.

Şimdi, burada bir haksızlık vesaire söz konusu değil. Daha fazla verilmeli mi; evet, daha fazla verilmeli. Daha çok kadro olmalı mı; Millî Eğitimde de daha çok olmalı, YÖK'te de daha çok olmalı, daha çok araştırma görevlisi olmalı. Ancak, tekrar bunun altını çiziyorum arkadaşlar, bu, bir ekonomik programın bir parçasıdır, izne tabi olması da, sadece YÖK'e ve üniversitelere mahsus yapılmış bir uygulama değildir, bütün kamu kurumları buna dahildir.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, kariyer sistemi başlatıldı, bunun üzerinde çok fazla durmayacağım.

Otuzyedi yıldan beri ilk defa, Türkiye'de müfredat değiştirilmiştir. Dün, Ankara'daki bütün gazetelerin Ankara temsilcilerini aldım Sincan'a götürdüm, davet ettim onları. Hani hep kamuoyunda deniyor ya "efendim, elyazısı zordur, çocuklar bir türlü yapamıyorlar, öğrenemiyorlar…" İlkokul 1 inci sınıftaki çocuklar, birkaç ay içerisinde inci gibi elyazısı yazıyorlar arkadaşlar ve bunu takdir eden öğretmeni de, takdir eden öğrencisi de, velisi de kamuoyunda çoğunluktadır ve herkes yapılanı görüyor. Bu müfredat değişikliği, Türkiye'de uzun yıllardan beri yapılması gerekip de yapılmayan bir şeydir, ilk defa bu dönemde yapılmıştır.

Haa, şüphesiz ki, muhalefete mensup arkadaşlarımızın bizi eleştirmesi, muhalefetin tabiatı gereğidir. Siz muhalifsiniz; ancak, yapılan her şeyin kötü olduğunu söylerseniz, kamuoyu size inanmaz.

DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Ama, gerçeği de söylemek lazım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Haksızlık ediyorsunuz Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Evet, şimdi, şuna gelelim arkadaşlar: Şimdi, "ücretsiz ders kitabı meselesi önce yok muydu" dedi bir arkadaşım. Bakın, bunu söyleyen değerli arkadaşım dedi ki: "1998'de 500 000 dağıtılmış" sonra 3 000 000, 2 000 000 bahsetti ve sair… 1999'da deprem olunca, artmış bu. Arkadaşlar, 500 000, bakın, bizim bu sene dağıttığımız ücretsiz kitap 106 000 000 ders kitabı... (AK Parti sıralarından alkışlar) 106 000 000. Üç yılda dağıtılan ders kitabı 270 000 000; o da nedir biliyor musunuz, Millî Eğitim Bakanlığı kimseye ücretsiz kitap dağıtmıyordu. Şimdi, bu 500 000'in, 3 000 000'un içinde ne var biliyor musunuz, arkadaşımın sanırım bilmediği odur: Makedonya'dan Arnavutluk'a, Türk cumhuriyetlerinden Kıbrıs'a kadar Millî Eğitim Bakanlığının desteklediği Türk toplulukları var. Mesela, Batı Trakya…

MUHARREM İNCE (Yalova) - İlleri verdim Sayın Bakan, illeri!..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Haa, şimdi, bir başka uygulamadan daha söz edeyim: Bir ilçede kaymakam, kendi yetkisini kullanarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan, vakıftan bir öğrencinin ders kitabını karşılamıştır, bir başka yerde, bir okulun tamamen ihtiyacını karşılamıştır, fakirlerin oturduğu bir bölge olduğu için, bunlar mevzi uygulamalardır.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Kitapların dağıtımına kaç trilyon lira verdik? Bu dağıtım şirketleri kim, onu da açıklar mısınız?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar, bakın, şimdi, dağıtım şirketleri, kitapları basanlar, kitapları dağıtanlar; bunların hepsi Millî Eğitim Bakanlığında, bu ihaleler bütün televizyon kameralarının gözü önünde yapılmıştır. Bu konuyla ilgili bugüne kadar en ufak bir itiraz söz konusu değildir, yapılan itirazlar da haklı bulunmamıştır.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Meclisimiz de öğrensin. Dağıtıma kaç para verdiniz?

REYHAN BALANDI (Afyonkarahisar) - İstanbul Devlet Kitapları Müdürü kim, sizin akrabanız mı?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, şunu hemen ifade edeyim: Bir kitabın birim maliyeti, arkadaşlar, 1,65 YTL'dir. Bunu da herkes bilsin. Bütün hesaplar ortadadır. Bakın, 2004 yılında, ben size KİK'in rakamlarını veriyorum.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Daha pahalı verdiniz 2004'te.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - 2004 yılında Millî Eğitim Bakanlığında yapılan ihale sayısı arkadaşlar, 17 000'dir, 17 000 kalem ihale yapılmıştır ve her şey ortadadır. Onun için, kimsenin bu konuda söyleyecek sözü yok.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Daha pahalı verdiniz 2005'ten.

REYHAN BALANDI (Afyonkarahisar) - Kitabın maliyeti 0,65 YTL mi?!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, Türkiye'de bir ünite dergileri problemi vardı. Hangi okula gitseniz, öğrencilere, âdeta, maalesef, öğretmenlerimiz aracılığıyla, idareciler aracılığıyla ünite dergisi veriliyordu; fakire de veriliyordu, zengine de veriliyordu. İlk defa, Hükümetimiz bu kanayan yaraya parmak basmıştır ve 2005 yılında ünite dergileri kesinlikle yasaklanmıştır, bütün kamuoyu da bundan çok memnundur.

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Çankaya'nın göbeğindeki ilkokullarda, ilköğretim okullarında daha kitaplar eksik, tamamlanamadı.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Peki.

Değerli arkadaşlar, "Haydi kızlar okula" kampanyasında, sanki kampanyanın sahibi bizmişiz gibi bir şey ifade edildi. Ben buna da çok üzüldüm.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Öyle tanıttınız.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar, UNICEF bu kampanyada sadece ve sadece uluslararası birikime ve tecrübeye sahip bir kuruluş olduğu için, bu işin içerisindedir; ama, kesinlikle ve kesinlikle, koordinasyon Bakanlığımız tarafından yapılmaktadır ve "Haydi Kızlar Okula" kampanyası şimdi 81 ile çıkarılmıştır ve her ilde bir  millî eğitim müdür yardımcımız veya şube müdürümüz bu işin sorumlusudur, benim öğretmen arkadaşlarım, âdeta bir misyoner aşkıyla, köye, bayıra, beldeye, her tarafa giderek, bu konuda yapmaları gereken neyse bunu yapıyorlar. Onların sağladığı maddî katkı... "Efendim, Coca-Cola destek vermiş..." Coca-Cola eğer bir kuruş destek verdiyse, ben Coca-Cola'ya çok teşekkür ederim. Yaptığımız bütün projelerde, yaptığımız bütün etkinliklerde, katılımcı demokrasinin gereği olarak, sivil toplum örgütlerinin işin içinde olmasına, biz, özel bir önem veriyoruz. Ancak, bakın, tekrar söylüyorum "Haydi Kızlar Okula" kampanyasında 175 000 kız çocuğumuz okullu olmuştur; bu sözünü ettiğiniz kuruluşların finansal desteği, maddî desteği, okyanusta damla mesabesindedir. Bu, Millî Eğitim Bakanlığının, devletimizin imkânlarıyla yürütülüyor ve Bakanlığımız tarafından yürütülüyor; bunu da ifade etmek isterim.

Burada, bakın, başka bir kanun vesilesiyle, ben, şartlı nakit transfer sisteminden bahsedince, bir değerli arkadaşım "Sayın Bakan, toplam 97 aile bundan yararlanıyor, 97 kişi yararlanıyor daha doğrusu" dedi. Ben, size... Şartlı nakit transferinden -yani, ilkokuldaki, ortaöğretimdeki fakir öğrencilerin annelerinin hesabına para yatırıyoruz ya-  kaç kişi yararlanıyor; gerçekleri herkesin bilmesi lazım. Bakın, faydalanan hane sayısı 697 904 hanedir. Peki, kaç öğrenci yararlanıyor; 1 266 331 öğrenci bu şartlı nakit transferinden yararlanıyor. Ben, sağlık sisteminden yararlananları söylemiyorum; sadece eğitim alanında yararlananlar bunlar. Onun için, herkes, bu hesapları çok iyi yapsın.

Bakın, değerli arkadaşlarım, Kredi ve Yurtlar Kurumumuzun bütçesini de bugün görüşüyoruz. Kredi ve Yurtlar Kurumu, gerçekten, tarihinde hiçbir dönem bu kadar derli toplu ve bu kadar ciddî bir kuruluş olarak öğrencilerimize hizmet sunmamıştı. Biz geldiğimizde, öğrencilere ödenen burs ve kredi 45 YTL, 45 000 000 Türk Lirasıydı. Bugün ne kadar; 2006 bütçesiyle birlikte 130 000 000 Türk Lirası olmuştur ve artış yüzde 200'e yakındır. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bir başka şey, bakın, ortaöğretim bursları... Ortaöğretim bursları, biliyorsunuz, ilköğretim, daha doğrusu ilköğretim ikinci kademe ve ortaöğretime verilen burslar var. Yine, biz, göreve başladığımızda 13 700 000 Türk Lirasıydı, bugün 42 000 000 Türk Lirasına çıkarılmıştır ve yüzde 200'lük bir artış sağlanmıştır. Herkesin bunu bilmesi lazım.

Bakın, sadece ortaöğretimdeki yoksul ailelerin çocukları okusun diye, kızlarımız okusun diye, bizim dönemimizde hizmete soktuğumuz yurt sayısı 105 adettir, 105 adet yeni yurt faaliyete girmiştir. Arkadaşlarıma da bunu takdim etmek isterim ve 14 000 öğrencilik yeni kapasite oluşturulmuştur.

Şimdi, burada, açıköğretim lisesinde yaptığımız, Açıköğretim Lisesi Yönetmeliğinde yaptığımız değişiklikten söz edildi değerli arkadaşlar. Şimdi, açıköğretim lisesinin yönetmeliğini değiştirirken, herkes bir başka tarafa çekebilir.

Önce, şunu ifade edeyim: Bundan kim yararlanacak? Bugün, bu yönetmelik çıkmadan önce -değerli arkadaşlarım, bakın, şu haksızlığa bakar mısınız- genel lise mezunları, akademik lise mezunları, meslekî ve teknikeğitim, açıköğretime kayıt yaptırıp, burada fark dersleri vererek meslekî ve teknikeğitimin bir programından mezun olabiliyordu. Örnek vereyim: Bir genel lise mezunu, ticaret lisesinin bir programını bitirerek buradan diploma alabiliyordu ve bu alanda iş bulabiliyordu, çalışabiliyordu; ama, meslekî ve teknikeğitim liselerindeki öğrenciler, fark dersi vererek, genel lise diploması alamıyordu. Bu, aslında, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır arkadaşlar.

Bizim bu yaptığımız düzenlemede, meslekî ve teknikeğitim öğrencileri bundan yararlanacak; bir. Genel liselerde… Şimdi, bize, gelen mektuplar var; öğrenci diyor ki: "Ben, sosyal bilimler mezunuyum; ben, uluslararası ilişkiler bölümüne girdim, bunu bitirdim; fakat, ben, mutlu değilim, hukuk fakültesine girmek istiyorum. Hukuk fakültesine girmem için eşit ağırlık puanı isteniyor benden. Benim eşit ağırlık puanına sahip olmam için, bu konuda dezavantajlı olmamam için fark dersleri vermek istiyorum." Fakat, biz bunu yapamıyoruz. İşte, şimdi, yapacak bunu. Genel lise mezunları da alan değiştirmek istedikleri zaman bunu yapabilecekler.

Sonra, siz, mezun oldunuz, sosyoloji bölümünü bitirdiniz. Sosyoloji bölümünü bitirdikten sonra, siz, dönüp diyorsunuz ki: "Ben, hukuk fakültesini bitirmek istiyorum." Bugünkü sistemde sınava girerseniz, buraya kolay kolay giremezsiniz; alan değiştirerek, açık lisede eğer eşit ağırlıklı bir alanı bitirirseniz, siz çok rahatlıkla oraya girebilirsiniz. Peki, bu, Türkiye'de mi uygulanıyor?! Dün, Dünya Bankası Türkiye Temsilcisi Andrew Vorkink'in Hacettepe Üniversitesinde yaptığı bir konuşmayı arkadaşlarımın almasını ve okumasını, özellikle istirham ediyorum. Dünya Bankası Temsilcisi Andrew Vorkink "bu, dünyada yapılan bir uygulamadır ve bunu yapılması lazım" diyor. Şimdi, bütün dünya bunu söylerken arkadaşlar, yani bazı ideolojik kaygılarla, biz bu işe saplanıp kalmamalıyız.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Dünya Bankası da mı yönlendiriyor sizi?!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Ben, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarıma, özellikle bir Cumhuriyet Halk Partili Millî Eğitim Bakanının döneminde yapılan Dokuzuncu Millî Eğitim Şûrasındaki bir metni okumak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bakın, bu konuyla ilgili, merhum Mustafa Üstündağ -Allah rahmet etsin, Cumhuriyet Halk Partisinin 1974'teki Millî Eğitim Bakanı "ortaöğretimde yatay ve dikey geçişler" başlığını okuyorum- şûrada diyor ki: "Ortaöğretimde, yükseköğretime hazırlayan programlardan hayata ve iş alanlarına hazırlayan herhangi bir programa geçebileceği gibi -yani, meslek liselerine geçebileceği gibi- hayata veya iş alanlarına hazırlayıcı bir programdan yükseköğretime hazırlayan herhangi bir programdan birine de geçebilir. Bu geçiş imkânları, herhangi bir programı başararak -bakın, arkadaşlar bunun altını çiziyorum; bizim yaptığımız aslında budur- diploma almış olanlar ile diploma almadan okuldan ayrılmış bulunanlara da tanınır. İstekliler, eksik derslerini, gerekiyorsa ayrıca düzenlenecek standart kurslar sistemiyle veya okul dışından imtihan vermek suretiyle tamamlayabilirler." Sayın Mustafa Üstündağ'ın, merhum Mustafa Üstündağ'ın burada söyledikleri ile aslında bizim yaptığımız arasında zerre kadar fark yoktur.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Siz ekimde bu geçişleri yapmıştınız yönetmelik değişikliği yaparak.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Efendim, burada bahsedilen o değil; tamamlama programı…

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Ekimde yapmıştınız…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Mezunlardan söz etmiyor…

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Anladım, anladım; siz, üniversite mezunlarını getiriyorsunuz şimdi.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım; okulöncesi eğitimde, ben göreve başladığımda, Hükümetimiz işbaşına geldiğinde, okulöncesi eğitimde okullaşma oranı yüzde 11 idi. Peki, şu anda ne kadar? Şu anda, yüzde 20 ve yüzde 20'nin üzerine çıkıyoruz; aşağı yukarı yüzde 90'dan fazla bir artış söz konusudur.

Yatılı okullarımızda okuyan yavrularımıza ödenen para 1 500 YTL; biz, bugün, burada, bir hamle yapıyoruz ve 2006 yılı bütçesinde 3 500 YTL'ye çıkarıyoruz ve bu, çocuklarımızın daha iyi beslenmesi anlamına gelir, okullarında daha mutlu olmaları anlamına gelir. Ben de, hoş helalleri olsun diyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Van'a gelmeyecek misiniz?.. Sayın Bakan, Van'a gelmeyecek misiniz?.. Yüzüncü Yıl Üniversitesine?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Geleceğim, geleceğim.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Hayır, vakit bitiyor da…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Oraya da geleceğim.

Arkadaşlar, okullarımızın mimarî projelerini biliyorsunuz. Ünlü filozof Hegel der ki: "Mimarî, sükûnet halindeki felsefedir." Mimarî, gerçekten, sükûnet halindeki felsefedir. Her milletin, her toplumun, her ülkenin bir mimarîsi vardır. Biz, bakın, cumhuriyetin ilk yıllarında, Birinci Meclis Binasından şöyle bir başlayın, bu tarafa doğru gelin, gerçekten, güzel binalar yapmışız, kişilikli binalar yapmışız, kimlikli binalar yapmışız; ama, daha sonra, ihtiyaç ağır basınca, beton yığınlarına dönüşmüş bunlar. İlk defa, bu dönemde, 41 çeşit, gerçekten, adını "Gelenekten Geleceğe Projesi" olarak ifade ettiğimiz  bu konsept içerisinde, 41 adet yeni proje üretilmiştir. Yine, dün, Sincan'da, bu cümleden olarak, yapıp bitirdiğimiz bir okulu, basın mensuplarına tanıttım; hepsi, hayranlıklarını ifade etti. Sadece Ankara'da Sincan'da değil, Mardin Kızıltepe'de de, Hakkâri Yüksekova'da da, Mardin Midyat'ta da, Şırnak'ta da bu okullar var ve gerçekten, baktığınız zaman hayran kalacağınız, birer mimarî proje olarak ortadadır. Bu da, ilk defa, Hükümetimiz tarafından bir ihtiyaç olarak görülmüş ve hayata geçirilmiştir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Türkiye'de yıllardır eksikliği hissedilen sosyal bilimler liseleri, beş yıllık liseler olarak açılmıştır ve Türkiye'de şu anda 5 adet sosyal bilimler lisesi açılmıştır. Spor liseleri hayata geçirilmiştir ve öğretmenlik mesleğine verdiğimiz önemin ve öğretmen yetiştirmeye verdiğimiz önemin bir göstergesi olarak, Türkiye'de, bizim dönemimizde, 40 adet yatılı anadolu öğretmen lisesi açılmıştır. Bunu da arkadaşlarımın bilmesini istiyorum.

Şimdi, arkadaşlar, eğitim araçları merkezleri var illerimizde. Bunların kapatıldığından, bir milletvekili arkadaşımız söz etti. Evet, biz, bunları kapattık.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Ya satıyorsunuz, ya kapatıyorsunuz zaten!..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Niye kapattık; bu okullar, daha doğrusu bu merkezler fonksiyonunu yitirmişti, fazladan birçok personel burada bulunuyordu ve iller, illerin bir manada APK'si gibi buraları kullanıyorlardı. Hangi ile gittiysek, arkadaşlar, gerçekten bu kuruluş gerekli midir…" "Gerçekten gerekli değil" dediler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, tamamlayınız Sayın Bakanım.

Buyurun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

Ne yapıyor bu kuruluşlar; açıköğretim lisesinin ve açık ilköğretim okullarının kayıtlarını yapıyorlar. Peki, biz, sadece internete mi bıraktık bu kayıtları; hayır. Biz, bu görevi, Türkiye'deki -925 adet olan sayısı- halk eğitim merkezlerine devrettik. Bakın, eskiden açık ilköğretime yazılmak isteyen, eskiden açıköğretim lisesine yazılmak isteyen öğrenciler, 81 il merkezine gidiyordu. Diyelim ki Konyalı bir öğrencimiz, Ereğli'de otursa bile, 130 kilometreyi tepip, gidip Konya'da bu kaydını yaptırmak zorundaydı, işlemlerini yaptırmak zorundaydı. Artık, bu hizmet çocuklarımızın ayağına götürülmüştür, gençlerimizin ayağına götürülmüştür. Şimdi, 81 il merkezinde bulunan eğitim araçları merkezinde değil, 925 halk eğitim merkezinde bu kayıtlar yapılacaktır. Bu konuda, en ufak bir problem söz konusu değildir.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Atölyeler ne olacak, atölyeler?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, şimdi, hemen şunu da ifade ederek sözlerimi bitireyim: Bir milletvekili arkadaşımız, yine, Sayın Van Rektörünün tutuklanmasıyla ilgili burada bazı şeyler söyledi. Ben, her şeyden önce, bir Vanlı olarak, Van Milletvekili olarak ve Yüzüncü Yıl Üniversitesinin eski bir öğretim üyesi olarak huzurunuzda şunu ifade edeyim: Ben, üniversitemin, ilimin böyle tatsız bir konuyla gündeme gelmesini kesinlikle arzu etmezdim. Burada yapılan şey de -bir kez değil, on kez söyledim, Sayın Başbakanımız, Sayın Adalet Bakanımız defalarca söyledi- bakın değerli arkadaşlar, ben Meclisin huzurunda şunu söylüyorum: Bizim bu olayda, bu meselede yargıya müdahalemiz anlamına gelebilecek -bu bir telefon konuşması bile olabilir," bakın, tekrar altını çiziyorum- yargıya müdahale anlamına gelebilecek, eğer, iğnenin ucu kadar -benim, Hüseyin Çelik olarak Millî Eğitim Bakanı sıfatımla veya başka türlü- bir delil bulabilirseniz, ben Meclisin huzuruna gelip herkesten ve Türk kamuoyundan özür dileyeceğim. Yargıyla ilgili olan bir meselede…

Bakın, genel olarak yargıyı eleştirebilirsiniz; yani, yargı sistemimizle ilgili şüphesiz, aydınlar, milletvekilleri görüşlerini ifade edebilirler; ama, değerli arkadaşlar… Bakın, ben size çok somut bir olaydan söz edeyim; bir örnek vereyim size: Diyelim ki, Van'daki Sanayi Odası Başkanı, Ticaret Odası Başkanı veya Borsa Başkanı, şu veya bu şekilde -o arkadaşlarımın şahsını tenzih ediyorum, örnek veriyorum- mahkemelik olursa, bir şekilde hapse düşerse, Sayın Rifat Hisarcıkloğlu 81 ilin ticaret odası başkanını, 81 ilin borsa başkanını yanına alır, mahkemenin önüne giderse, oraya giderse, bu, yargıyı etkilemeye yönelik yargıya müdahale olur mu olmaz mı?.. (AK Parti sıralarından "Olur" sesleri) Arkadaşlar, bakın, benim Müsteşarım, bir şube müdürünün tayininden dolayı şu anda Yargıtayda yargılanıyor. Ben, şimdi, bütün genel müdürlerimi, müsteşar yardımcılarımı, ekibimi toplar da Yargıtayın önüne gidersem, bu, yargıya müdahale olur mu olmaz mı?.. (AK Parti sıralarından "Olur" sesleri) Onun için, şimdi  bakın, hepimiz…

Arkadaşlar, bakın, yasama, yürütme, yargı, üniversiteler, bütün devlet müesseselerinde, bütün kamudaki işleyişte, şüphesiz ki eksiklikler var, aksaklıklar var, problemler var. Bunları genel olarak eleştirebiliriz; ancak, spesifik olaylar üzerine bu şekilde eğer konuşulursa, bu, yargıya müdahale anlamına gelir…

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Sayın Bakan, insan öldü orada. Enver Arpalı kendini astı, intihar etti!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, mademki arkadaşımız söyledi…

Sayın Başkan, müsaadenizle bitiriyorum...

BAŞKAN - Buyurun.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Başkan, bize 1 dakika vermedin! Bana 2 dakika verdin, Sayın Bakanın 4 dakika oldu!

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Sayın Başkan, 50 dakika oldu!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Orada ölen insan, benim çok yakın bir aile dostumdu, ailece görüştüğüm bir insandı ve onun ölümünden, onun bu trajik vefatından dolayı, herkesten daha fazla üzüldüğümü ve kesinlikle ve kesinlikle buna çok çok üzüldüğümü ifade etmek istiyorum.

Ülkemizdeki bütün kurumların, bütün sistemlerin, daha iyi olması, şüphesiz ki Parlamentomuzun, iktidarın ve muhalefetin temennisidir.

Ben, değerli muhalefet mensubu arkadaşlarımın, eğitim konusunda, eğitimimizin daha iyi olması konusunda, eksiklikler, aksaklıklar konusunda, kendileri de biliyorlar, sürekli olarak telefonlarına, tekliflerine her zaman açık olduğumuzu, iktidar kanadına mensup milletvekili arkadaşlarımızın bu manadaki eleştirilerine, tekliflerine açık olduğumuzu, herkes bunu biliyor.

Ben, bütün bu açıklamalardan sonra, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin hayırlı olmasını, daha sağlıklı, daha bilgili, daha donanımlı, ayakları kendi ülkesinin topraklarına basan, antenleri dünyaya açık olan bir neslin yetiştirilmesi temennisiyle, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Koç.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, bir arkadaşımızın, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunu kaçakçı olarak suçlaması var elimde, tutanaklarda, size arz ettim…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Bana şakşakçı deyince, ben de kaçakçı dedim.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Her birimiz dava açacağız.

BAŞKAN - Evet, tutanakları ben de gördüm.

Milletvekilimiz Sayın Demirbağ, karşılıklı konuşma sırasında "sizin gibi kaçakçı olacağıma şakşakçı olurum daha iyi" ifadesini kullanmış; tutanaklara da geçmiştir. Şu anda, kısa bir açıklama için, grup başkanvekili olarak Sayın Haluk Koç'a söz vereceğim. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Koç.

V.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ'ın, konuşmasında, Partisine sataşması nedeniyle konuşması

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zaman zaman, grup başkanvekili olarak, düşünülmeden ağızdan çıkan sözlerin nereye uzandığını hatırlatmak ve bunları düzeltmek için söz alıyorum. Üçer, dakika, üçer dakika, iki defa vaktinizi aldım, bunun için özür diliyorum;  ama, gerçekten anımsatmaktan da üzüntü duyuyorum. Hani, hep demişler atalarımız "boğaz dokuz boğum" diye; yani, on düşün bir konuş, bunun en veciz açıklaması.

Değerli arkadaşlarım, bakın, Değerli Milletvekili Sayın Zülfü Demirbağ, şu şekilde sesleniyor tutanakta: "Sizin gibi öyle kaçakçı olacağımıza, böyle şakşakçı olalım daha iyi."

Değerli arkadaşlarım, ben üzüldüğümü söyledim. Bakın, Sayın Zülfü Demirbağ'ın, Meclisteki karma komisyonda dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili bir dosya var; 3/351; merak edenler için söylüyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Suçu neymiş?..

HALUK KOÇ (Devamla) - Savcılık fezlekesinde isnat edilen suç; ihaleye fesat karıştırmak, hizmet sebebiyle emniyeti suiistimal.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Ona da bu yakışır...

HALUK KOÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, işte, on düşün bir konuş dediğim, boğazın dokuz boğum olduğunu hatırlatmam buradan geliyor.

Şimdi bunlar, aslında, baktığınız zaman, Anayasa madde 76'da milletvekili seçilmeye engel hususlar.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, sayın arkadaşımıza -doğrudur-yanlıştır, onu bilmem; ama- bir dokunulmazlık olayı süregeliyor, gidiyor; biliyorsunuz, direniyorsunuz. Şimdi, yükletilen suçun niteliği ve dosya kapsamı dikkate alındığında, bence…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - İdam…

HALUK KOÇ (Devamla) - … bence, şimdi, Sayın Demirbağ'ın, en önde, böyle, her hatibe söz atmak ve haddini aşan "kaçakçı" gibi suçlamalarda bulunmadan önce, çok iyi düşünmesi lazım. Bence, Sayın Demirbağ'ın en önde değil, bu geçmişi taşıdığı için, bu Meclisin en arka sıralarında, arkasını da duvara yaslayarak emniyetli bir yerde durması lazım. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, sataşma var.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Sayın Başkan…

HALUK KOÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, ben, bunu, huzurlarınıza getiriyorum. Lütfen, bir ifadede bulunurken, bunun nereye uzanacağını ve kendisinin de nelerle malul olduğunu, insanların çok iyi hatırlaması lazım.

Bence, tekrar etmemesi için, bir örnek olması amacıyla bu düzeltmeyi yapıyorum. Bunu anımsatmaktan da üzüntü duyduğumu tekrar bildiriyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sözünü geri alsın Sayın Başkan; özür dilesin Gruptan.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Sayın Başkanım, söz istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Demirbağ…

ASIM AYKAN (Trabzon) - Resmen sataştı.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sataşma değil efendim, bir şey yok.

BAŞKAN - Sayın Demirbağ, Sayın Koç, sözünüzle, cümlenizle ilgili olarak bir ifadede bulundu. O kullanmış olduğunuz kelime -ki, açıklandı artık- sizin de onu bir kasıtla değil, belki bir sürçülisan olarak kullandığınızı tahmin ediyorum. Onun için size kısa bir açıklama vereyim, o hususta bir açıklama yapın; çünkü, bütün Gruba hitaben konuşulduğu için, yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilir. Herhangi bir sataşmaya sebebiyet vermeden, buyurun Sayın Demirbağ.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; demin, Sayın Millî Eğitim Bakanımız konuşurken, İrlanda'daki, Millî Eğitim Bakanlığınca hazırlanan bir projenin İrlanda'da tasvip gördüğünü; hatta -ifadesini tam hatırlamıyorum- en azından övgüyle bahsedildiğinden bahsedince, ben de, ilk olarak -muhakkak ki, alkışlandığı zaman, bütün gruplarda, önce bir kişi alkışlar, devamen diğer arkadaşlar alkışlar- önce ben alkışlamış oldum; karşıdan, arkadaşımız "şakşakçı" deyince, ben de "kaçakçı olacağıma sizin gibi, şakşakçı" dedim. Sonra düşündüğümde, tabiî ki, Gruba değil, o arkadaşa ithafen söylemiştim bunu; fakat, o an kim söylediyse hatırlamıyorum; ancak, tek arkadaş da olsa, Grup da anlaşıldıysa, ben özür diliyorum, kastı aştığı için. Ben de haddimi bilirim. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ancak, bu, Haluk Koç Beyin bahsettiği konuyla ilgili, affınıza sığınarak bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN - Çok kısa lütfen.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - İstanbul Büyükşehir Belediyesindeyken, birincisi Sayın Sadettin Tantan döneminde, ANAP döneminde, ikincisi yine ANAP döneminde, Sayın Yücelen döneminde…

ABDULKADİR ATEŞ (Gaziantep) - Mahkemede aklayın, lütfen!..

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Müsaade buyurun…

ABDULKADİR ATEŞ (Gaziantep) - Ama, burada aklamayın.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Müsaade buyurun bir dakika…

ANAP demeyeyim; şu andaki ANAP'ı ben tenzih ederim. ANAP demeyelim; o günkü hükümet döneminde…

Ben, yine özür diliyorum ya…Bir dinlemeyi bilin.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sen de devamlı özür diliyorsun!..

BAŞKAN - Sayın Demirbağ, açıklayın lütfen.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Düzgün konuş da özür dileme ya!..

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Ya, ANAP diyorum, diyorsunuz… Dur ya!..

BAŞKAN - Sayın Demirbağ, açıklayın lütfen de…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Şimdi, o gün ANAP Hükümeti var diye ANAP diyorum, Süleyman; o gün ANAP Hükümeti var diye dedim, ben geri alıyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Demirbağ, o günkü dönemde...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Bir dakika ya, bir dakika…

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Kardeşim, soruşturmayı devlet yapar, güvenlik güçleri yapar, partiler yapmaz.

BAŞKAN - Sayın Sarıbaş…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Şimdi, o günkü hükümet döneminde, o günkü değişen iki bakan döneminde, Sadettin Tantan Bey, biliyorsunuz, görevden alınmıştı; arkasından, Yücelen gelmişti, Sayın Haluk Bey…

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Sen bize anlat…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - İtham ettiği için söylüyorum ben.

O gün iki bakan değişmişti; biri, Sadettin Tantan Beydi, bir diğeri Yücelen dönemi. Tabiî, onlarla ilgili değil; isim de, aslında, belki zikretmemek gerekir. Her iki dönemde de müfettiş gönderildi ve gelen müfettişler bir şey bulamadığı için, en son, üçüncü defa, tekrar -ismini  zikretmeyeceğim- bir mülkiye müfettişi arkadaş gönderilmek suretiyle, didik didik Büyükşehrin altını üstüne getirdiler ve neticesinde de, buradaki İstanbul Büyükşehir Belediyesinde görev yapan, başta Sayın Başbakanımız olmak üzere, bütün görevlilerle ilgili dava açıldı.

Peki, benimle ilgili dava ne; biri İSTAŞ, biri İSFALT. İSFALT'taki dava ne? Kemerburgaz'da, o gün; İstanbul'u hatırlarsınız… (CHP sıralarından gürültüler)

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan!..

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Burası mahkeme mi?! Kaldır dokunulmazlığını, mahkemede anlat!..

ATİLA EMEK (Antalya) - Seni mi dinleyeceğiz; mahkemede anlat, mahkemede; burası Genel Kurul!

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Efendim, burası mahkeme değil!..

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Özür dilerim... Hemen... Hadiseyi açıklamam lazım.

BAŞKAN - 1 dakika içinde bağla; tamamı.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Kısaca ya!.. İtham ediliyorum ben ama!...(CHP sıralarından gürültüler)

ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, lütfen!..

BAŞKAN - Arkadaşlar... Sayın Kart, lütfen… 1 dakika içinde bağlasın; arkadaşta bir şey yok, olan biten bir olayı söylüyor.

ATİLA EMEK (Antalya) - Burası mahkeme değil!.. Bırakın yahu!.. Hesabını mahkemeye versin!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Bir dakika… Kısaca söyleyeceğiz; itham etme! İtham etmeyin o zaman!.. İtham etmeyin o zaman!..

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Sayın Başkan!..

BAŞKAN - Sayın Demirbağ, Genel Kurula hitap edin, bağlayın lütfen.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Sayın Başkanım, sayın milletvekili arkadaşlarım; biri İSTAŞ'taydı. O gün, hatırlarsınız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Sayın Başbakanımız göreve geldiğinde… (CHP sıralarından gürültüler)

ATİLA EMEK (Antalya) -  Verin hesabınızı kardeşim!..

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - …İstanbul susuzluktan kırılıyor "yağmur bombası atılsın" deniliyordu. (CHP sıralarından "Oo…" sesleri, gürültüler) O tarihte, Kemerburgaz'da bir su çalışması yapılıyordu, o güzergâh üzerindeki boşa çıkan ağaçları, E-5'in kenarına, ağaç sökme makinesiyle söküp zarar vermeden şu anda İstanbul'u yeşillendirdik…

MUSTAFA ERDOĞAN YETENÇ (Manisa) - Konuş kardeşim, konuş!..

ATİLA EMEK (Antalya) - Onu mahkemeye anlat, mahkemeye!..

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - …bu çalışmayı yaptık ve toplam 14 milyar lira, bu ağaçların kurumaması için, nakli için verilen işçilik bedelinden dolayı, şirket bir ihale yapmış, basit bir ihale, 14 milyar; dikkatinizi çekerim...

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Herkese laf atarsan, sonuçta böyle olur!

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, kürsüyü gereksiz yere işgal etmektedir!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) -  Ve bu ihaleden dolayı, Yönetim Kurulu Üyesi olarak imza attığım için, o günkü müfettişimiz mahkemeye göndermiş, benimle beraber giden 9 kişiden 8'i beraat etmiş. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ATİLA EMEK (Antalya) - Dönem sonuna bırakmayın, gidin mahkemeye!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Benim de dokunulmazlığım olduğu için…

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Dokunulmazlığını kaldırın!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Benim de dokunulmazlığım olduğu için dosyam ayrılmış.

BAŞKAN - Sayın Demirbağ…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Bir diğeri de ispatlı aynı şekilde.

ATİLA EMEK (Antalya) - Aklan da gel!..

BAŞKAN - Sayın Demirbağ…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Bütün burada, Büyükşehir Belediyesi kökenli bütün milletvekili arkadaşlarımızın hakkında açılan davaların hepsi beraatla sonuçlanmış. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ATİLA EMEK (Antalya) - Aklan da gel!..

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Burada milletvekilleri olanların dokunulmazlığı olduğu için dosyası ayrılmış sadece.

ATİLA EMEK (Antalya) - Git mahkemeye!..

BAŞKAN - Sayın Demirbağ, teşekkür ediyorum.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Bu bir.

BAŞKAN -Sayın Demirbağ…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - İkincisi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, bu kadar da olmaz ki…

BAŞKAN - Sayın Demirbağ…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - Bundan sonra da özellikle…

BAŞKAN - Sayın Demirbağ…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Devamla) - …ön sırada oturacağım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ATİLA EMEK (Antalya) - Aklan da gel, aklan!..

BAŞKAN - Sayın Demirbağ, teşekkür ediyorum.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

1.- 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli Daireler  ve  İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarıları  (1/1119; 1/1084, 3/907; 1/1085, 3/908) (S. Sayısı: 1028, 1029, 1030) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1.- Yükseköğretim Kurulu 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Yükseköğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.- Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

D) ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ (Devam)

1.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

E) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi aleyhinde, Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt.

Sayın Öğüt, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

Öncelikle, konuya girmeden önce, Sayın Başbakan ve Sayın Tarım Bakanı on gün önce bir açıklama yaptılar; yem bitkisi fiğ paraları ayın 16'sından sonra ödenecek Ziraat Bankasından, gidin, alın.

AHMET YENİ (Samsun) - Millî Eğitimle bir alakası var mı?!

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Gidin paranızı alın… Her gün, kışta kıyamette, yolda kalarak, millet gelip, Ziraat Bankasında kuyrukta bekliyor akşama kadar, beş kuruş almadan gidiyorlar. Bugün ayın 23'ü. Lütfen, rica ediyorum hükümet yetkililerinden, bu paralar derhal yılbaşına kadar ödensin.

Şimdi, millî eğitimle ilgili, gelelim… Değerli arkadaşlar, millî eğitim akla geldiği zaman, köy enstitüleri ve halkevleri geliyor. Mustafa Kemal Atatürk, 1923'te, İzmir Kongresinde, İktisat Kongresinde, halkın aydınlanması için, o zaman -1923'te 12,5 milyon Türkiye'nin nüfusu var, yüzde 7'si, 8'i okuryazar, gerisi değil; bu çok önemli- halkevlerini kuruyor. Halkevlerine kütüphane getiriyor. 4 800 tane de kütüphane oluyor ve halkevleri 1951'e kadar devam ediyor. Köy enstitülerini başlatıyor 1926'da deneme anlamında eğitime, 1940'ta resmen kuruluyor. Köy enstitülerini kurarken 1936'da 16 000 000 Türkiye'nin nüfusu var, 12 000 000'u köylü, bunun, erkek nüfusunun yüzde 77'si okuryazar değil, kadınların da yüzde 92'si okuryazar değil.

Şimdi, Mustafa Kemal Atatürk'ün çağdaşlığı ve toplumu aydınlatmasının, halkevlerini kurması, halkevlerinde kütüphanenin oluşması, bilime, teknolojiye, edebiyata, kültüre, sanata dayalı köy enstitülerini oluşturmasının amacı halkı aydınlatmak; ama, ne yazık ki, 14 Mayıs 1950'de Demokrat Parti iktidara geldikten sonra, Amerika'dan Marshall yardımı alır almaz, 1951'de halkevlerini kapatıyor, 1954'te de köy enstitülerini kapatıyor. Bakın, toplumun beli orada kırılıyor, eğitim düzeyinde arkadaşlar.

Bunu anlatmamın nedeni şu değerli arkadaşlar: 1936'da yüzde 19'u, 1923'te yüzde 7'si okuryazar olan toplumun, şu anda, 2005'te 7,5 milyonu okuryazar değil, 2005'te! Sayın Bakan söylüyor. Ben utanırım. 2005'te 7,5 milyon Türk insanı okuryazar değilse, bunun da 6 000 000'u bayansa; bu çok düşündürücü bir olaydır arkadaşlar, bu çok düşündürücü bir olaydır. Birbirimizi kandırmayalım.

Şimdi, Mustafa Kemal Atatürk'ün o dönemde öğretmene verdiğini söyleyeceğim değerli arkadaşlar. İsterseniz, ondan önce şunu söyleyeyim: Avrupa ülkelerinden Danimarka'da bir öğretmen 32 000 dolar alıyor yılda,  Almanya'da bir öğretmen 38 000 dolar, Lüksemburg'da 44 000 dolar, Türkiye'de 6 240 dolar alıyor; aradaki farka bakın. Ondan sonra, efendim, öğretmenler, işte, Kızılay Meydanına geliyor, öğretmenler yürüyor… Öğretmenler ne yapsın; aç, sefil, perişan.

AHMET YENİ (Samsun) - İzin aldılar  mı, izin?!

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, burada çok önemli bir şey söyleyeyim size, istatistikî bilgi açıklayacağım: Bir öğretmen, 1930'da bir maaşıyla 281 kilogram dana eti alıyormuş -bunlar çok önemli- şimdi, aynı öğretmen bir maaşıyla 68 kilogram dana eti alıyor. Bir öğretmen, yine, 1930'da 1 000 kilogram nohut alırken, şimdi 284 kilo nohut alıyor. Bir öğretmen, 1976'da maaşıyla 17 takım elbise alırken, bugün 2 takım alabiliyor. Bir öğretmen, -1980'e geliyorum-1980'de bir maaşıyla 5 118 ekmek alırken, şimdi    2 236 ekmek alıyor. Öğretmen, aç, sefil, perişan. Ne yapsın öğretmen; yani, kim kalkar, İstanbul'dan, İzmir'den, Anadolu'nun çeşitli yerlerinden Kızılay'a cop yemek için gelir?! Perişan… Bir öğretmen, çocuğunu dershaneye gönderip, dershanede başarılı olması için 1 077 gün çalışması lazım değerli arkadaşlar. Bizim amacımız, Millî Eğitim bütçesine daha büyük katkı sunmaktır, daha büyük pay ayırmaktır.

Değerli arkadaşlar, burada, 1950'den sonra Türkiye'yi yöneten sağ hükümetler, köy enstitülerini kapatmış, halkevlerini kapatmış, toplumun aydınlamasını engellemiş, imam-hatiplere önem vermiştir. İmam-hatiplere önem vermiş; ama, dinimizi de öğretmemişlerdir. Bugün, imam-hatibi bitiren arkadaşımız, Kur'an-ı Kerim'i veya okuduğu Elhem'in Türkçesini biliyor mu; bilmiyor.

ALEETTİN GÜVEN (Kütahya) - Elhem diye bir şey yok... Elhem ne?..

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - İşte, Mustafa Kemal Atatürk, 1924'te, dinden ayrı bir şekilde, imam-hatipleri geliştirmek için talimat veriyor ve diyor ki "bu çocuklarımız Türkçe okusunlar, okuduğunu anlasınlar."

ALAETTİN GÜVEN (Kütahya) - Elhem yok!

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Şu anda, allahaşkına Kur'an okuyan kaç kişi Kur'an'ı anlıyor. Okunan duayı kaç kişi anlıyoruz. Bize öğretmediler dinimizi. Elhamdülillah hepimiz Müslümanız değerli arkadaşlar; ama, şunu söyleyeyim -burada herkes Müslümandır- "Elhem"in anlamını biliyor musunuz, "Kul hüvallâhü"nün anlamını biliyor musunuz, "Ettehiyyatü"nün anlamını biliyor musunuz; çok az sayıda insan bilir. Değerli arkadaşlar, dinimizi de öğretmediler, toplumu cahil kıldılar.

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Neymiş manası?!

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bugün özel okullarda olan donanım devlet okullarında yok. Laboratuvar yok, bilgisayar yok, hiçbir şey yok. Devlet okulları perişan bir durumda. Öğretmenler perişan bir durumda. Ekders durumu perişan durumda. 300 000 000 liraya öğretmen çalıştırıyorlar arkadaşlar, 250 000 000 lira… Böyle bir şey olabilir mi?!

Değerli arkadaşlar, üniversiteye girişte Ardahan evvelki sene sondan ikinciydi, geçtiğimiz sene, benim kurmuş olduğum vakıf ve MEF Dershanelerinin yardımıyla İstanbul'dan götürmüş olduğumuz öğretmenler sayesinde bir kademe yukarıya çıktı, sondan üçüncü oldu Ardahan.

Doğu ve güneydoğuda öğrenci yetişmiyor, üniversiteye giremiyor. Girememesinin nedeni de, tecrübeli öğretmen yok.

MEHMET SOYDAN (Hatay) - Üniversite sayısını artıralım.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Efendim, müsaade edin…

Şu anda orada 1 metre kar var. Beyler, Sayın Bakan taşımacılıktan bahsetti. Şu anda köylerin yolları kapalı; minibüsler taşımacılık yapamıyor, çocuklar okuluna gelemiyor.

Çocuk okulunda ısınamıyor. 222 sayılı Yasaya göre, Millî Eğitim Bakanlığı Yasasına göre, çocukların okullarına kendilerinin yakacak götürmesi lazım. Doğuda da tezek götürüyorlar, tezekle ısınmaya çalışıyorlar. Tezek de yaş olduğu için soba yanmıyor, çocuklar soğuktan donmak üzeredirler. Şu anda almış olduğum haberler budur ve de vermiş olduğum kanun teklifini de bütçeden sonra gündeme getireceğiz, bunun da yasalaşması lazım. Şu anda özellikle doğu ve güneydoğudaki okullarda ve Türkiye'nin genelindeki okullarda devlet yakacak yardımı yapmadığı için sınıflar, okullar ısınamıyor.

Değerli arkadaşlar, Ardahan'ın çok büyük sıkıntıları var. Ben, şimdi Sayın Bakandan rica ediyorum; şu anda Rekabet Kurulunun yapmış olduğu bir okul var. Bu okul 20 dersliktir. Bu okulda, sizden rica ediyorum, bizim başarılı olabilmemiz için, fen lisesinin kurulması lazım; bu fen lisesinin derhal kurulması lazım. İkincisi, Ardahan'da yüksekokul var; yurdu yok, yarım kalmıştır. Bu yurdun derhal tamamlanması lazım. Artı, bunun dışında, Ardahan ve ilçelerine en az 500'er kişilik yurt yapılması lazım değerli arkadaşlar; çünkü, taşımacılıkla çocuklar okula gelemiyorlar, yollar kapalı, yedi sekiz ay kış zaten okul sezonu; okuryazarlığı olmayan bir sürü çocuk ilkokulu bitirmiş oluyor; şu anda Ardahan'daki durum bu.

Değerli arkadaşlar, Ardahan merkezde yurdun yapılması, fen lisesinin yapılması ve çocuklarımızın üniversiteyi kazanması gerekiyor.

Bakın, değerli arkadaşlar, Doğu Anadoluyu, Güneydoğu Anadoluyu göçe zorladık, boşaltıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Öğüt, konuşmanızı tamamlar mısınız; buyurun.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Doğu ve güneydoğu boşaltıldı, göçe zorlandı, gecekondularda yaşamaya mahkûm edildi. Orada kalanlar, bir an evvel, onlar da göç etmek istiyor. Ermenistan, benim bölgem Ardahan'ı, Kars'ı, Ağrı'yı, Artvin'i, Iğdır'ı, o bölgeyi kendi sınırları içerisinde gösteriyor. Devlet, ben buradan sesleniyorum devlet yetkililerine, bu devlet, bu sağ hükümetler, 1950'den beri sağ hükümetler, Türkiye'yi yöneten sağ hükümetler, bölgeyi özellikle boşaltmak için mi bunu yapıyorlar?!

AHMET YENİ (Samsun) - Olur mu öyle şey!

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Şu anda bölge boşalıyor Sayın Ahmet Yeni ve benim topraklarımı Ermenistan kendi sınırları içerisinde göstermiş. Bölgede çocuklar okuyamıyor, okul yok, yurt yok, efendim, taşımacılık yok, Millî Eğitim yok, okuryazar oranı çok düşük, üniversiteyi kazanamıyor; efendim, Millî Eğitim güllük gülistanlık, bu kadar para ayırmış, 2 katrilyon, 5 katrilyon, 10 katrilyon; beni ilgilendirmiyor. Doğu Anadoluyu kalkındırmazsanız, İstanbul'u rahat ettiremezsiniz. Eğer, okul yaşındaki çocuklarımız defter, kalem alamıyorsa, oyuncak alacağı yerde gidip ekmek hırsızlığı yapıyorsa, güpegündüz telefon hırsızlığı yapıp gasp yapıyorsa, güpegündüz kadınların boğazına bıçak dayayıp çantalarını kapıp kapkaç yapıyorsa, bunu çok ciddî düşünmek lazım. Eğitimsiz bir toplum her şeyi yapar değerli arkadaşlar. Aç it fırın yarar diye bir laf var. Bu, atasözüdür. Toplum aç kalmıştır, perişan olmuştur, yoksulluk had safhadadır. 20 000 000'un üzerinde insanımız açlık sınırında yaşamaktadır. Böyle bir ortamda, eğitimsiz toplum, 7 500 000 okuryazarı olmayan bir toplum, Avrupa Birliğine giriyoruz! Ne Avrupa Birliği?! Gidin, önce kendi vatandaşlarımıza okuma yazmayı öğretin, ondan sonra Avrupa Birliğine girin.

Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliğine karşı değilim; ancak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Öğüt, lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.

Mikrofon otomatik olarak kesilince, tamamlanmış olacaktır.

Buyurun.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Tamamlıyorum… Bir dakika…

Değerli arkadaşlar, Mustafa Kemal Atatürk'ün yüceliğini anlattım; 1923'te, köy enstitüleri ve halkevleri toplumu aydınlatması için kuruluyor. 1951 ve 1954'te köy enstitüleri ve halkevleri kapatılıyor, toplum aydınlıktan yoksun kalıyor. Onun dışında, o gün yüzde 10 okuryazar olmayan insan vardı, bugün de 7 500 000, yüzde 10 okuryazar olmayan insanımız var.

Değerli arkadaşlar, bu bütçenin ülkemize ve memleketimize hayırlı olmasını diliyorum; ama, Sayın Bakandan -burada mıdır- rica ediyorum, Doğu Anadoluya ve Ardahan'a, özellikle istirham ediyorum, yurtların yapılmasını, üniversitenin yapılmasını, fen fakültesinin yapılmasını, özellikle öğretmenlerimize lojman yapılmasını.

Değerli arkadaşlar, öğretmen, buradan, acemi, stajyer çocuklar gidiyor. Yurt olmadığı için, öğretmenevinde 4 kişi bir odada kalıyor, 5 kişi bir odada kalıyor. Ben, kendi gözümle gördüm. Yurt olmadığı için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Öğüt, lütfen, istirham ediyorum.

Buyurun efendim.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Değerli arkadaşlar, hemen bitiriyorum.

Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Öğretmenlere lojman, öğretmenlere lojman. Doğu Anadolunun öğretmenine lojman olursa, öğretmen sağlıklı şekilde eğitim verir ve Doğu Anadoludaki çocuğumuz da üniversiteyi kazanır, sıkıntı olmaz. Bu ülke hepimizindir. Bu ülkenin bölünmez bütünlüğünü istiyorsak, Doğu Anadoluya, güneydoğuya önem vermek mecburiyetindeyiz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Öğüt.

Sayın milletvekilleri, onbeşinci tur üzerindeki, gruplar adına ve şahıslar adına yapılan görüşmeler tamamlanmıştır.

Birleşime 10 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.33


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma saati: 17.47

BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 40 ıncı Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Onbeşinci turda yer alan bütçelerin görüşmelerine devam ediyoruz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

 

1.- 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli Daireler  ve  İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarıları  (1/1119; 1/1084, 3/907; 1/1085, 3/908) (S. Sayısı: 1028, 1029, 1030) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1.- Yükseköğretim Kurulu 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Yükseköğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.- Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

D) ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ (Devam)

1.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

E) ÜNİVERSİTELER (Devam)

 

BAŞKAN -Komisyon ve Hükümet yerinde.

Sayın milletvekilleri, şimdi sorulara geçiyoruz. Soru sormak isteyip, sisteme giren arkadaşlarımın bir kısmının isimlerini sırasıyla okuyorum: Sayın Süleyman Sarıbaş, Sayın Ahmet Işık, Sayın Muharrem Kılıç, Sayın Muhsin Koçyiğit, Sayın Haluk Koç, Sayın Fikret Baloğlu, Sayın Ahmet Yeni, Sayın Muharrem İnce, Sayın Osman Coşkunoğlu, Sayın Selami Uzun, Sayın Atila Emek, Sayın Alaettin Güven, Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Sayın Mehmet Kurt, Sayın Osman Kaptan, Sayın Mustafa Gazalcı, Sayın Dursun Akdemir ve Sayın Vedat Melik.

Sayın milletvekilleri, malumunuz olduğu üzere, 10 dakika soru, 10 dakika cevap işlemi yapılacaktır.

Sorusunu ilk soracak arkadaşımız, Sayın Süleyman Sarıbaş.

Sayın Sarıbaş, buyurun.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, Türkiye Kamu-Sen'in yaptırdığı bir araştırmada, eğitim çalışanları üzerinde yaptırdığı araştırmada, Bakanlığınız çalışmaları yüzde 74 kötü, yüzde 6 çok kötü, yüzde 15 normal, yüzde 5 iyi olarak çıkmıştır. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İkinci sorum: Beş yılını dolduran okul müdürlerini rotasyona tabi tuttunuz ve bu konuda bir yönetmelik hazırladınız. Yönetmeliği yargı iptal ettiğine göre, 1 500 okul müdürünün mağduriyetini nasıl önlemeyi düşünüyorsunuz?

Bir başka sorum: Yönetiminizde, idareciliğe getirilen yöneticilerin tamamına yakını Eğitim-Bir-Sen üyesi, diğer sendikaları cezalandırıyor musunuz Sayın Bakan?

Bir başka sorum: Girmeye çalıştığımız AB ülkelerinde öğretmenlerin yıllık ortalama ücreti 30 000 dolar civarında, bizdeki öğretmenler bunun 1/5'i; yani, 6 000 dolar civarında… Akademik personel de dahil bu ücretleri düzeltmeyi düşünüyor musunuz?

Bir başka sorum: Kafkas Üniversitesinin inşaatları 13 yıldır bitmemiştir Sayın Bakan, 2006 yılı bütçesinde de ödenek yoktur. Kafkas Üniversitesi bu ülkenin üniversitesi değil midir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sarıbaş.

Sayın Işık…

AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Bakanımıza, 14 AK Parti Konya milletvekili adına, Konyamıza yaptığınız tarihî katkılardan dolayı teşekkür ediyorum ve sorularıma geçiyorum:

Sayın Bakanım, 81 ildeki ilköğretim yatırımlarında hangi ölçülere göre dağıtım yapmaktasınız?

İkinci sorum: Öğrencilerin teknolojiyi kullanmaları ve yönetim işlerinde teknoloji kullanımına yönelik ne gibi çalışmalar yapmaktasınız?

Son sorumuz, Şırnak Milletvekili Sayın Seyda'yla birlikte: Her yeni eğitim yılı başında, öğrenci kayıt paraları ve yapılan bağışlar kamuoyunda problem oluşturmaktadır, bu kamuoyuna yansımakta. Okullara bütçe uygulaması düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Muharrem Kılıç…

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkanım, Sayın Bakana üç tane sorum olacak.

Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Merkezi 1996 yılında açıldığı halde, kadro kanunu henüz çıkmamıştır. Hizmetler, döner sermaye tarafından karşılanan sözleşmeli personel tarafından yürütülmektedir. Bir grup arkadaşımızla 1 128 kadro için verdiğimiz kanun teklifimiz, Plan ve Bütçe Komisyonunda 700 kadro olarak kabul edildi; ancak, henüz Meclis gündemine gelmedi. Bu sorunun çözümü için bir çalışmada bulunmayı düşünüyor musunuz?

İkinci sorum: 372 trilyon harcamayla yüzde 93'ü tamamlanan tıp merkezinin 26 ameliyathanesinden 16'sı faal olup, 10 ameliyathane ve birkısım üniteler henüz bitmemiştir. Hastalara ameliyat için ileri tarihlere gün veriliyor ve mağduriyetler artıyor. 2006 yatırımı için tıp merkezine 40 000 YTL ödenek ayrılmıştır, 25 000 000 YTL sağlanırsa noksanlıklar giderilecektir. Yarım kalan işlerin bitirilmesi için bir çabanız olacak mı?

Son sorum, Sayın Bakanım. AKP olarak, bir taraftan, üniversiteleri kadro ve bütçe kıskancında sıkıştırarak, görev yapamaz hale getiriyorsunuz; diğer yandan da, yeni 15 üniversite açmaya çalışıyorsunuz. Üniversitelerle kavgaya ne zaman son vereceksiniz Sayın Bakanım?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kılıç.

Sayın Koçyiğit buyurun.

MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkanım; sorularımı yöneltiyorum.

Sayın Bakanım, öğrenci kredilerini artırmayı düşünüyor musunuz?

Bir diğer sorum: Dicle Üniversitesine bağlı olarak Ergani İlçesine bir ziraat fakültesi kurulmasını düşünüyor musunuz?

Bir diğer sorum: Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi için, gerice yörelerimiz Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde eğitimin kalitesinin yükseltilmesine ilişkin ne gibi ek önlemler almayı düşünüyorsunuz?

Bir diğer sorum: İl ve ilçe millî eğitim müdürü, müdür yardımcıları ve şube müdürlerini, teftiş, denetim ve soruşturma yaptıklarından dolayı denetim tazminatından faydalandırmayı düşünüyor musunuz?

Ayrıca, öğretmenlerimizin ekders ücretlerinin asgarî 10 000 000 lira olacağı yönünde söz vermiştiniz, sözünüzde duruyor musunuz?

Ayrıca, bakanlıktaki memur, hizmetli ve teknik elemanların durumunu iyileştirmeyi düşünüyor musunuz?

Son sorum: 2005 yılında ders kitapları, ilk ihalesinde bir forma 120 000 lira, ikinci ihalesinde bir forma 85 000 lira, üçüncü ihalesinde 135 000 lira olduğu halde, bir yıl önce, yani, 2004 yılında daha pahalı olarak bir forma 185 ile 210 bin lira arasında olmuştur. Bunun nedenini açıklar mısınız?

Son soru: Rize'de çay bitkisi konusunda bir ziraat fakültesi kurulmasını düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Koçyiğit.

Sayın Koç…

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Üç tane sorum var. Bunlardan bir tanesi biraz matematik sorusu gibi Sayın Bakan. Son üç yılda 66 000 kadrolu öğretmen işe alınıyor, 60 000'e yakın öğretmen emekli oluyor. Bu arada, 70 000 ya da 60 000 -Başbakan ile sizin aranızda fark var- yeni derslik devreye sokuluyor. Peki, bu dersliklerin gerektirdiği ihtiyaç nasıl karşılanıyor Sayın Bakan? Matematik olarak biraz boşta kalan bir durum var gibi geliyor. Halbuki, binlerce de öğretmen adayı var, biliyorsunuz. Bunların bu noktada beklentilerine cevap verecek misiniz?

İki: Ekders ücretleri çok konuşuldu gerek daha önceki kanun tasarısında gerek sizinle ilgili bütçede. Şu anda ders saati başına net 3,3 YTL. Acaba, Maliye Bakanımızı bazı kesimler çok kolay ikna ediyor, siz de Bakanlığınıza mensup eğitim emekçileri için Sayın Maliye Bakanını onlar gibi ikna edebilir misiniz acaba 3 YTL'den 10 YTL'ye çıkma konusunda.

Son soru: Acil eylem planında var, seçim bildirgenizde var, kamu çalışanlarına mutlaka grevli, toplusözleşmeli sendikal hak konusu. 4688 sayılı Yasa ortada, ILO sözleşmeleri ortada, Anayasanın 90 ıncı maddesi ortada; acaba, acil eylem planında ve hükümet programında verdiğiniz bu konudaki sözü, sizinle ilgili değil ama eğitim emekçileri bakımından sizinle ilgili, grevli, toplusözleşmeli sendikal hakkı kamu çalışanlarına tanıyacak mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Koç.

Sayın Baloğlu…

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan teşekkür ediyorum. Sayın Bakana iki sorum olacak.

Birincisi: Antalya'da, Anadolu Meslek Lisesinde bir bölüm var, Güverte Bölümü. Bu bölüm, Antalya denizciliği açısından çok büyük önem taşıyor. Orada bir similatör eksikliği var. Buna ilişkin yazı da Bakanlığa gönderildi. Bir yıla yakın bir süre oldu. Öğrenci velileri sorduğu için ben de Sayın Bakana soruyorum: Bunun değeri çok yüksek değil. Yaklaşık 400-500 milyarlık bir değer ifade ediyor; ama, bu bulunamazsa, bunun bulunmaması halinde, burada eğitim gören çocuklarımızın alacağı belgeler geçersiz sayılacak denizcilik eğitimi açısından. Bunu Sayın Bakanın dikkatlerine sunuyorum. Sürekli mucizeler yaratılan bir dönemde, bu küçük sorunun da çözüleceğini umut ediyorum.

Diğer sorum şu efendim: Antalya'da, TUREM, Turizm Eğitim Merkezi var. Bu, son yasal değişiklikle, Bakanlığınıza devredildi. Bu TUREM Eğitim Merkezinde öğrencilerin eğitim gördüğü bir de otel vardı. Daha önce bu otel kapatıldı; şimdi, Adalet Bakanlığına adliye olarak devredildi. O yüzden, öğrenciler, eğitim görmek için çok uzak okullara gidiyorlar, bu konuda Bakanlığınızın bir çözüm üretmesini bekliyorlar; çözüm üretebilecek misiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Baloğlu.

Sayın İnce, buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Bakana üç tane sorum olacak. Onlardan birincisi şudur:

Muhalefet milletvekilleri Bakanlığınızın ilgili kuruşlarını eleştirdiklerinde, siz, onları savunuyorsunuz. İktidar milletvekilleri ise YÖK'ü eleştiriyor; YÖK'le ilgili Bakan siz olduğunuza göre, işin doğası gereği, YÖK'ü sizin savunmanız gerekir. Bu savunmayı yapacak mısınız?

SELAMİ UZUN (Sivas) - Savunulacak yeri var mı?!

MUHARREM İNCE (Yalova) - İkincisi, yükseköğretim kurumları bütçesiyle ilgili verdiğiniz bilgileri, yine, yanıltarak verdiniz, yüzde 12 artış olduğunu söylediniz. Oysa, döner sermaye ve öğrenci harcı bütçenin içine dahil edildiği için, bu artış miktarı yüzde 8'dir. Lütfen, bu yüzde 4'lük bölümü ayrı değerlendiriniz. Bu konuda bir hata yapıyorsunuz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Yüzde vermedim.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Kitaplarınızda var, kitapçıklarınızda yüzde 12 artış yaptığınızı söylüyorsunuz.

İkincisi: Öğretmenler Kızılay Meydanında dayak yediklerinde, bu öğretmenler ne istiyorlar diye baktım; tekli eğitim, sınıf mevcutları azaltılsın, birinci kademeye ücretsiz süt, ücretsiz diş fırçası, işitme cihazı, gözlük, ekders ücreti 10 YTL olsun, 50 000 öğretmen kadrosu alınsın, yöneticiler dört artı dört yıl şeklinde seçilsin, sözleşmeli öğretmenlik modeline son verilsin, grevli, toplusözleşmeli sendika hakkı istedikleri için dayak yedi bu öğretmenler. Siz, dayak ile bu istekler arasında bir paralellik kuruyor musunuz?

Son sorum Sayın Bakan: 2005-2006 öğretim yılında okullarda okutulan din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde Alevî inancı, felsefesi ve kültürüne yönelik bilgilerin konulmasında Alevî-Bektaşi kurumlarının görüşleri alınmış mıdır?

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Çok az bir süre var; ama, Sayın Coşkunoğlu'na son olarak söz vereceğim.

Buyurun Sayın Coşkunoğlu.

OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Teşekkür ederim. Sayın Bakana iki sorum var Sayın Başkan, aracılığınızla.

Birincisi: Yıl sonuna kadar her okulun internete bağlanacağını açıklamıştınız, bütün okulların internete bağlanacağını söylemiştiniz; fakat, bu konuda, en azından, kendi seçim bölgemde çok geride olduğumuzu, Uşak gibi bir ilde bile bunun gerçekleşemeyeceğini görüyorum ve bu okulların internete bağlanması ve bilgisayarla ilgili ihalelerin nasıl gittiğini de izlemek mümkün değil,  bu ihalelerin,  alınan bilgisayarların. Bu konuda bilgi rica ediyorum. 100 dolarlık bilgisayar vardır biliyorsunuz, Negroponte'nin Amerika'da çıkardığı, Tunus'ta şimdi uygulanan. Bundan, Eğitim Bakanlığı olarak, bu ucuz bilgisayardan yararlanmak düşünülüyor mu?

Sayın Bakan, ayrıca, üniversitelerimiz kaynak ve kadro sıkıntısından kıvranıyor; ama, siz de bu konuda olumlu bir tablo çizmeye uğraşıyorsunuz. Bu çelişkiyi anlamak mümkün değil. Ben, somut bir tane örnek vereceğim. Kendi seçim bölgemden vermeyeyim. Komşu ilden, Kütahya Dumlupınar Üniversitesinin, geçen sene, örneğin, 500 milyar gibi bir kamulaştırma ödeneği vardı, bu sene sıfır ve bu bir örnektir. Üniversitelere hiç danışılmadan ve görüşülmeden bu gibi kararlar alınıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Coşkunoğlu.

Son konuşmayı Sayın Coşkunoğlu'na vereceğimi ben biraz önce söyledim. Sayın Yeni, bizim buradaki kayıtlarımızda sizin 7 nci sırada talebiniz görünüyor; ama, daha sonra, sizden sonraki iki arkadaşı konuşturdum; fakat, buradaki şeyde biri sizin sisteme girmiş, silmiş... Siz tekrar girdiniz galiba?

AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, silinmiş, ben tekrar girdim.

BAŞKAN - Buradaki sırada görünmüyor.

AHMET YENİ (Samsun) - 7 nci sıradaydım.

BAŞKAN - Buradaki sırada olduğunuz için, o hakkınızı size kullandıracağım; buyurun.

AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Bakanım, iktidarımız döneminde, Samsun'daki okul ve derslik yapılma işi ciddi anlamda artmıştır. Yaptığınız katkılardan dolayı teşekkür ediyorum ve devamını diliyorum.

Öğrenim kredisi aylık miktarı 2002 yılı sonunda 45 000 000 TL iken, 2006 yılında kaç TL olacaktır; yüzde kaçlık artış yapacaksınız?

Son üç yılda burs, öğrenim kredisi, katkı kredisi alamayan öğrenci var mıdır; varsa, sayısı kaçtır?

Geçmiş hükümetler döneminde şube müdürlüğü ve okul müdürlüğü  sınavını kazanan kişilerin müktesep hakları korunuyor mu; bunların ataması yapılıyor mu?

Geçmiş hükümetler döneminde branşları dışında ataması yapılan öğretmen sayısı kaçtır; bunları ne yaptınız? Bu dönemde de branş dışı atama yapılıyor mu?

6-7 yıldır görevde yükselme bekleyen memur, hizmetli personel için ne yaptınız?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yeni.

Sayın Bakanım, buyurun.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)- Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, arkadaşlarımın sorularına, soru sorma sırasına göre cevap vereceğim.

Sayın Sarıbaş, bir sendikanın yaptığı anketten bahsederek, Millî Eğitim Bakanlığının icraatlarının yüzde 74 tasvip edilmediğini ifade etti. Biz, yaptığımız icraatlardan dolayı, netice itibariyle, hükümet olarak, parti olarak ve şahıs olarak seçimden seçime millete, kamuoyuna hesap veririz. Bu hesabın nasıl çıkacağını o zaman beraber göreceğiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, beş yılını doldurup da atanması gereken, daha doğrusu, yeri değiştirilen bazı müdürlerle ilgili olarak Sayın Sarıbaş bir mağduriyetten söz etti. Mağduriyet söz konusu değil; müdürse, müdür olarak atanmıştır. Sonra,  biz bundan vazgeçmiş değiliz, o yönetmeliği yeniden çıkaracağız.

Biz, atadığımız yöneticileri atarken, hangi sendikaya mensup olduğuna bakmıyoruz; kişinin ehliyeti, liyakati ve kriterlere sahip olmamasına göre bunu yapıyoruz.

Şüphesiz ki, Kafkas Üniversitesi de bizim üniversitemizdir. Kafkas Üniversitesinin yatırım ödeneğinin olmadığından değerli milletvekilimiz söz etti. Şu anda, Kafkas Üniversitesinin yatırım ödeneği olarak hesabında, daha doğrusu bu 2006 yılı bütçesinde, 13 544 000 YTL vardır; "yoktur" diye bir şey söz konusu değildir.

Sayın Ahmet Işık Bey, 81 ilde yatırımları hangi kritere göre yaptığımızı söyledi.

Biz, şimdi, e-yatırım diye yeni bir proje geliştirdik değerli arkadaşlar. Bütün Türkiye'de eğitim haritası çıkarıyoruz. O da, çok yakında internete girecek ve hepimiz beraber göreceğiz. Bir ile girdiğimiz zaman, hangi beldede, hangi köyde, hangi ilçede, ilin neresinde kaç ilköğretim, kaç lise, kaç meslek lisesi var, bunların arasındaki mesafeye varıncaya kadar en net bir şekilde göreceksiniz. Bugüne kadar, illerden aldığımız, kendi APK'mızın oluşturduğu istatistiklere göre, objektif kriterlere göre yapılıyordu; bundan sonra, bunu, çok daha bilimsel bir hale getireceğiz.

Teknoloji kullanımıyla ilgili olarak, konuşmam esnasında detaylı bilgiler verdim; daha da detaylılarını size yazılı olarak ileteceğiz.

Sayın Baloğlu'nun, Denizcilik Meslek Lisesinin güverte bölümüne simülatör alınmasıyla ilgili teklifini arkadaşlarım not aldılar. Bunu değerlendireceğiz, olabilecekse onu alıp göndereceğiz.

TUREM'lerin uygulama oteli ihtiyacından söz etti. Antalya'da Turizm ve Otelcilik Meslek Lisemiz var, onun çok görkemli bir oteli var; bu konuda otel sıkıntımız söz konusu değildir.

YÖK'le ilgili bir savunma gerektiği zaman -Değerli YÖK Başkanvekili yanımdadır- savunulması gereken bir konu varsa, onlar bize not olarak iletirler ve biz, bunu da huzurunuzda söyleriz, savunuruz.

Sizin verdiğiniz yazılı soru önergelerine de, sözlü soru önergelerine de cevap hazırlarken, ilgili birimlere ve kuruluşlara soruyoruz, oradan gelen bilgileri sizinle paylaşıyoruz.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Hiç savunmadınız da.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Demek ki savunulacak bir şey yok. Yani, arkadaşlar, eleştiri boyutunda benim bakanlığımla ilgili de söylenen birçok şey var; ben, onlara da cevap vermedim. Eleştiri hakkı herkes için bakidir.

Şimdi, öte taraftan, efendim, öğretmenlerin yediği dayak ile istek arasında bir bağıntı var mı?..

Şüphesiz ki yok. Ben, hiçbir insanın dayağı hak etmediğini düşünüyorum, gündemimizden dayağın kalkması gerektiğini düşünüyorum; kim olursa olsun.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Kınayın onları, dövenleri.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - "Alevî-Bektaşi kuruluşlarına, din dersiyle ilgili, onların görüşünü sordunuz mu" diye sordunuz.

Değerli arkadaşlar, din kültürü ve ahlak bilgisi kitaplarında olduğu gibi, bütün ders kitapları hazırlanırken sahanın, konunun uzmanlarına bu kitaplar hazırlattırılır.

Şimdi, bakın, din kültürü ve ahlak bilgisi kitaplarında, Yahudilikle ilgili bölüm var, Hıristiyanlıkla ilgili bölüm var, Müslümanlıkla ilgili bölümler var. Biz, Ortodokslukla ilgili bölümü hazırladığımız zaman Fener Rum Patriği Sayın Bartholomeos'u çağırıp, ondan görüş alıp, onun dediklerini yazmadık; Şintoizmi anlatırken bir Şintoiste, Budizmi anlatırken bir Budiste yazdırmadık. Bu iş, işin uzmanlık alanıdır.

Bakın, Millî Eğitim Bakanlığının yıllar önce çıkardığı İslam Ansiklopedisinde, Allah maddesi, Muhammed maddesi, 4 Halife maddesi, ramazan maddesi gayrimüslimler tarafından yazılmıştır. Bu insanlar bu alanın uzmanı olduğu için onlara yazdırılmıştır. Niye, Hz. Peygamber'i Martin Lings yazdı diye kimsenin bir itirazı yok? Martin Lings'in yazdığı kitap, gerçekten, herkes tarafından kabul gören bir kitaptır. Bu açıdan, böyle bir sıkıntımız söz konusu değildir değerli arkadaşlarım.

Sayın Haluk Koç'un söylediği "bu derslikleri nasıl dolduracaksınız…" Arkadaşlar, biraz önce de ifade ettim, biz, 50… Şimdi, tayin ettiğimiz kadrolu öğretmenin dışında, üç yılda, bizim öğretmen olarak istihdam ettiğimiz insan sayısı 136 000'dir. Ancak, şunun bilinmesinde fayda var: Batı'da da, dünyanın her tarafında kadrolu öğretmenler var. Onların ifadesiyle, part time çalışanlar var, full time, eş, kısmî zamanlı çalışanlar var, bir bütün mesaisini devlete  satanlar var. Okullarımızda dersler boş geçmiyor. Mesele budur.

3,3 YTL'yi, Sayın Maliye Bakanımızla pazarlık yaparak 10 YTL'ye çıkarabilir miyim? Biraz önce kürsüde de söyledim. Biz bütçemizi hazırlarken de, herkes Maliye Bakanlığından çok ister; ama, dediğim gibi, ihtiyaç ile imkânı örtüştürmemiz lazım. Ama, ben, bakın, öğretmenlerimize iyi bir artış yapacağımıza ve bu pazarlıkta da Kemal Ağabeyimi ikna edebileceğimi düşünüyorum.

Bu kamu çalışanlarının toplu iş sözleşmeli grevli hakka sahip olup olmaması, benim tek başıma verebileceğim bir karar değil. Avrupa ile biz… Avrupa'dan örnekler veriyoruz. Şunu unutmayın arkadaşlar: Avrupa'da, herkes için… Bakın, orada işçi-memur ayırımı yoktur. Evet, onların toplu iş sözleşmeli grevli hakları var; ama, orada çalışanların hepsi sözleşmelidir. Bu ayrıntıyı kaçırmayın.

Sayın…

HALUK KOÇ (Samsun) - Sendika vardı efendim bir de...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Hangisi?

HALUK KOÇ (Samsun) - Kamu çalışanlarının grevli toplusözleşmeli sendikası...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Onu söyledim, siz telefonla konuşurken dikkatinizden kaçtı.

Sayın Muharrem Kılıç'ın, Malatya'yla ilgili, 700 kadro meselesiyle ilgili bir talebi oldu.

Değerli arkadaşlarım, Meclisin gündemini ben tayin etmiyorum, Meclisin gündemini tayin eden insanlar farklıdır; ama, Plan ve Bütçe Komisyonuna geldiği zaman buna onay verdiğimi ve buna destek olduğumu -daha önce- siz biliyorsunuz.

Yine, Malatya'daki Turgut Özal Tıp Merkezinin bitirilmesi için gerekli kaynak verilecekse, İnönü Üniversitesine ayrılan yatırım bütçesi içerisinde bunun yapılması gerekiyor. Önceliklerin, malum, tespiti...

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - 2006'da ayrılan pay 40 000 YTL Sayın Bakan!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Efendim, şunu söylüyorum: Önceliklerin tespiti üniversitenin kendi işidir. Ve bizim, üniversiteleri, kadro ve bütçe kıskacına aldığımızı ifade etti Sayın Kılıç. Ben üniversitelerle ilgili açıklamayı kürsüden yaptığım için bir daha cevap vermeyi gerekli görmüyorum; ancak, "üniversitelerle kavga etmeye ne zaman son vereceksiniz; son vermeyi düşünüyor musunuz" gibi bir ifade kullandı.

Değerli arkadaşlar, herkesin şunu bilmesi lazım: AK Parti Hükümeti, AK Partinin bakanları, bu hükümetin Başbakanı, hiçbir kurumla, hiçbir kimseyle kavgalı değildir. Bakın, ben Bakan olarak veya Sayın Başbakanım, bir kurumla ilgili olarak -eğer bir eleştiri ortaya koyuyorsak- daha iyi olması için, daha Türkiye'ye, Türk insanına, Türk toplumuna yakışır olması için bir eleştiri, bir temenni, bir tavsiyede bulunabiliriz. Bunu da o kurumlarla kavga etmek şeklinde yorumlarsanız, bu çok yanlış bir yorum olur. Bizim kimseyle kavgamız yok. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Muhsin Koçyiğit Beyin sorularına cevap vermek istiyorum. "Özellikle doğu ve güneydoğuda kaliteyi artırmak için neler yapılıyor?" Ben, burada, sadece doğu ve güneydoğuda değil, bütün Türkiye'de neler yaptığımızı söyledim.

Sayın Ardahan Milletvekilimiz de, yaptığı konuşmada, oralara öncelik vermemiz gerektiğini söyledi. Bizim önceliğimiz geri kalmış yörelerdir, eğitim açısından dezavantajlı yörelerdir. Gereken yapılıyor.

"Ergani'ye bir ziraat fakültesi kurulacak mı" diye sordunuz. YÖK Başkanvekilimden de aldığım bilgiye göre, sizin Dicle Üniversitesinin YÖK'e böyle bir müracaatı yok. Böyle bir müracaat olduğu zaman, bu değerlendirilir.

Efendim, ekders ücretiyle ilgili olan şeyi söyledim.

Kitap fiyatlarıyla ilgili söylediğiniz şey şu… Arkadaşlar, bakın, İhale Yasası bellidir ve bir şeyin fiyatını piyasa şartları belirler. Ben, kaldı ki, bu sene, bakın, bizim istediğimiz ve gerçekten kamunun yararına olması için defalarca bu ihaleleri iptal ettim ve en uygun şartlarda bu ihaleler yapılmıştır.

Rize'de bir ziraat fakültesinin açılıp açılmayacağı ifade ediliyor. Dediğim gibi, bu konuda, şu anda, bizim hazırladığımız tasarıda böyle bir şey yok; ama, benim bildiğim kadarıyla, Rize'de, öyle, tarım yapılacak çok büyük bir arazi de yok. İlk tepkimi söylüyorum; Rize, ziraat fakültesi için uygun bir mekân değildir. Bunu ifade etmek istiyorum.

Sayın Osman Coşkunoğlu'nun bütün okullara internetle ilgili sorusuna şöyle cevap vereyim: Değerli Milletvekilim, bizim ilk günden beri söylediğimiz şey şudur: Telekomun altyapısının müsait olduğu bütün her yere internet bağlayacağız. Şu anda ulaştığımız öğrenci sayısı yüzde 90'dır; ancak, Telekomun altyapısının müsait olmadığı yerlere WiMAX sistemiyle ulaşmayı düşünüyoruz, bununla ilgili çalışmalarımız var.

Bakın "bu bilgisayarlar nasıl alınıyor" diye sordunuz. Mesela, 120 000 bilgisayar alırken iki kredi kullandık; Avrupa Yatırım Bankası kredisi kullandık ve Dünya Bankası kredisi kullandık ve ihaleler, biliyorsunuz, bu aldığımız kredilerde, onların ihale şartları var, buna göre yapılır. Bunlar şeffaf olarak yapılmıştır ve bu ihalelerin önemli bir kısmı… Avrupa Yatırım Bankasının ihalesi sonuçlanmıştır, tamamen rekabet ortamında yapılmıştır. Dünya Bankasının, yine, 7 paketi sonuçlanmıştır, 3 paket sonuçlanmak üzeredir. Bu konuda tereddüte mahal hiçbir durum söz konusu değildir.

Şimdi, üniversitelerdeki bütçe ve ihtiyaç meselesinden söz ettiniz. Tekrar bunun altını çiziyorum arkadaşlar. Şimdi, şu anda mevcut liselerimizin bütçeleri, imkânları mükemmel midir; değildir. Ankara'daki Atatürk Lisesinin şu veya bu ihtiyacı vardır diye, biz, Çankırı'ya lise yapmamazlık edemeyiz. Biraz önce bir milletvekilimiz de söyledi; sanırım, Sayın Kılıç söyledi. Eğer kendisi ilinde üniversite bulunmayan bir milletvekili olsaydı, eminim ki bunu söylemeyecekti. Uzun yıllar önce Malatya'da İnönü Üniversitesi kuruldu; ama, ilinde üniversite olmayan milletvekillerimiz bu meselenin ne kadar büyük bir gereklilik olduğunu da anlıyorlar ve bunu da ifade ediyorlar.

Sayın Ahmet Yeni'nin sorusuna cevap vermek istiyorum. Sanırım kaçırdınız. Biliyorsunuz, öğrenci kredileri 45 000 000'du; biz, bu bütçe kapsamında 130 000 000'a çıkarıyoruz ve şunun da altını çizeyim ve yine, diğer bir sorunuz da budur: Bizim dönemimizde evraklarını teslim eden, gerekli şartları yerine getiren, müracaat eden; ama, kredi veya burs almayan tek bir yükseköğretim öğrencisi yoktur. Bunun da, özellikle altını çizmek istiyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bir başka şey. Biliyorsunuz, bir de, Kredi ve Yurtlar Kurumunda geri dönüşüm neredeyse bir tarafa itilmişti ve bu dönemde, sadece 2005 yılı içerisinde, Kredi Yurtlar Kurumundaki geri dönüşüm 150 trilyon civarındadır. Kuruluşundan 2003'e kadar bütün geri dönüşüm 23 trilyon Türk Lirasıdır. Bunun, bu şekilde bir mukayesesini değerli arkadaşlarımın yapmasını istiyorum.

Geçmişte şube müdürü ve okul müdürlüğü sınavını kazanıp da atanmayan, ataması yapılmayan bazı insanlar var; ama, o sınavları biz geçerli kabul ettik. Bunlarla ilgili gerekeni yapıyoruz.

Sayın Ahmet Işık, özellikle, bu okul aile birlikleri tarafından insanlardan alınan veyahut da "bağış" adı altında yapılan tahsilatlarda keyfîlik olabileceğini ifade ederek "bir okul bütçesi oluşturmayı düşünüyor musunuz" dediler. Biz, bundan sonra, her okul için, hangi kaynaktan gelir gelirse gelsin, bir bütçe oluşturuyoruz ve bunu da internette göreceğimiz şekilde şeffaf bir yapıya büründürüyoruz. Ümit ediyorum ki, bu dediğiniz olumsuzluklar, önümüzdeki süreçte yaşanmayacaktır.

Cevaplandıramadığım bazı arkadaşlarımın soruları varsa ki, sanırım birkaç soru olabilir, bunlara da yazılı cevap vereceğiz. Ben, sorularınızdan ve katkılarınızdan dolayı teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.

Şimdi, program gereğince, sırasıyla, onbeşinci turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım:

Millî Eğitim Bakanlığının…

 

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

HALUK KOÇ (Samsun)- Sayın Başkan, yoklama yapılmasını talep ediyoruz.

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, oylamaya geçmeden önce, bir yoklama talebi vardır. Şimdi bu talebi yerine getireceğim; ancak, yoklama talebini işleme koyabilmem için, ayakta olup yoklama talep eden milletvekillerinin sayısının 20 olup olmadığını tespit edeceğim.

İsimleri tutanağa geçeceğinden, sayın milletvekillerinin ayaktayken sırasıyla isimlerini okuyacağım.

Sayın Koç,  Sayın İnce, Sayın Ekmekcioğlu, Sayın Gün, Sayın Ercenk, Sayın Özkan, Sayın Gazalcı, Sayın Ateş, Sayın Çakır, Sayın Kılıç, Sayın Kamacı, Sayın Coşkunoğlu, Sayın Kesimoğlu, Sayın Gencan, Sayın Çebi Sayın Akın, Sayın Kartal, Sayın Duyan, Sayın Gülçiçek, Sayın Kaptan, Sayın Seyhan.

Sayın milletvekilleri, yoklama için 5 dakika süre veriyorum. Adlarını okuduğum sayın üyelerin yoklama için elektronik cihaza girmemelerini rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır.

Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

 

1.- 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli Daireler  ve  İdareler Kesinhesap Kanunu Tasarıları  (1/1119; 1/1084, 3/907; 1/1085, 3/908) (S. Sayısı: 1028, 1029, 1030) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1.- Yükseköğretim Kurulu 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Yükseköğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.- Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

D) ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ (Devam)

1.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

E) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN - Millî Eğitim Bakanlığının 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

13 - MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel

 

 

 

    Kod

Açıklama

(YTL)

 

                                                                                                                             

 

 

 

 

01

Genel Kamu Hizmetleri

1.742.390.900

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

02

Savunma Hizmetleri

439.500

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

08

Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri

23.450.600

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir

 

 

09

Eğitim Hizmetleri

14.801.864.500

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir

 

 

 

                                                                                                              

 

 

 

                             TOPLAM

16.568.145.500

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

Millî Eğitim Bakanlığı 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN- (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

A  -  C E T V E L İ

           Lira

                                                                                                     

                       - Genel Ödenek Toplamı                 :                              12.401.075.028.410.000

                       - Toplam Harcama   :                              13.015.949.600.620.000

                       - Ödenek Dışı Harcama                :                              1.140.171.165.350.000

                       - İptal Edilen Ödenek                              :                              510.434.331.840.000

                       - Ertesi Yıla Devreden Ödenek  :                              14.862.261.300.000

BAŞKAN- (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

38.01 - YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1.- Yükseköğretim Kurulu 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel

 

 

 

    Kod

Açıklama

(YTL)

 

                                                                                                                             

 

 

 

 

01

Genel Kamu Hizmetleri

6.872.000

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

02

Savunma Hizmetleri

8.000

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

03

Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri

4.000

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir

 

 

07

Sağlık Hizmetleri

10.000

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir

 

 

09

Eğitim Hizmetleri

16.117.000

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir

 

 

 

                                                                                                              

 

 

 

                             TOPLAM

23.011.000

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

 

 

 

(B) cetvelini okutuyorum:

 

 

 

B - C E T V E L İ

 

 

 

    Kod

Açıklama

(YTL)

 

                                                                                                                             

 

 

 

 

02

Vergi Dışı Gelirler

248.499

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

03

Sermaye Gelirleri

1.501

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

04

Alınan Bağış ve Yardımlar

22.761.000

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

 

                                                                                                              

 

 

 

                             TOPLAM

23.011.000

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

Yükseköğretim Kurulu 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

2.- Yükseköğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN- (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Yükseköğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Kesinhesabı

A  -  C E T V E L İ

           Lira

                                                                                                     

                       - Genel Ödenek Toplamı                 :                              20.392.165.000.000

                       - Toplam Harcama   :                              15.558.689.300.000

                       - İptal Edilen Ödenek                              :                              4.833.475.700.000

BAŞKAN- (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

(B) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

B  -  C E T V E L İ

           Lira

                                                                                                     

                       - Bütçe tahmini        :                              23.626.000.000.000

                       - Yılı tahsilatı           :                              17.621.187.150.000

BAŞKAN- (B) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Yükseköğretim Kurulu 2004 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

Bölümleri okutuyorum:

40.13 - YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1.- Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel

 

 

 

    Kod

Açıklama

(YTL)

 

                                                                                                                             

 

 

 

 

01

Genel Kamu Hizmetleri

17.571.030

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

02

Savunma Hizmetleri

152.368

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

09

Eğitim Hizmetleri

1.559.276.602

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

 

                                                                                                              

 

 

 

                             TOPLAM

1.577.000.000

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

 

 

 

(B) cetvelini okutuyorum:

 

 

 

B - C E T V E L İ

 

 

 

    Kod

Açıklama

(YTL)

 

                                                                                                                             

 

 

 

 

02

Vergi Dışı Gelirler

292.000.000

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

04

Alınan Bağış ve Yardımlar

1.200.000.000

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

08

Alacaklardan Tahsilatlar

70.000.000

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

 

                                                                                                              

 

 

 

                             TOPLAM

1.562.000.000

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.01 - ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ

1.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel

 

 

 

    Kod

Açıklama

(YTL)

 

                                                                                                                             

 

 

 

 

01

Genel Kamu Hizmetleri

44.787.095

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

09

Eğitim Hizmetleri

136.263.505

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

 

                                                                                                              

 

 

 

                             TOPLAM

181.050.600

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

(B) cetvelini okutuyorum:

 

 

 

B - C E T V E L İ

 

 

 

    Kod

Açıklama

(YTL)

 

                                                                                                                             

 

 

 

 

02

Vergi Dışı Gelirler

181.050.600

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

 

 

                                                                                                              

 

 

 

                             TOPLAM

181.050.600

 

 

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi, üniversitelerin 2006 Merkezî Yönetim Bütçeleri ile 2004 Malî Yılı Kesinhesaplarının bölümlerine geçilmesini ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Ankara Üniversitesi 2006 Yılı Merkezî Yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.