DÖNEM:
22 YASAMA
YILI: 4
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
CİLT : 100
25 inci Birleşim
30 Kasım 2005 Çarşamba
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Van Milletvekili Mehmet Kartal'ın, Van
İlindeki hayvan yetiştiricilerinin sorunları ile alınması gereken önlemlere
ilişkin gündemdışı konuşması
2.- Malatya Milletvekili Ahmet Münir
Erkal'ın, Malatya İlinde yaşanan sağlık sorunları ile alınması gereken
önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması
3.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Faruk
Bayrak'ın, korsan yayınlarla ilgili yaşanan sorunlara ve çözüm önerilerine
ilişkin gündemdışı konuşması ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un cevabı
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi ile
Bahreyn Temsilciler Meclisi arasında parlamentolararası dostluk grubu
kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/935)
IV. -
SEÇİMLER
A)
KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM
1.- Plan ve Bütçe, Millî Savunma,
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm, Kamu İktisadî Teşebbüsleri
Komisyonlarında açık bulanan üyeliklere seçim
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu,
Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/950) (S. Sayısı: 920)
3.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve
Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
4.- Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu
ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/1121) (S. Sayısı: 1014)
5.- Tehlikeli Malların Karayolu ile
Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşmasına Katılmamızın Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile
Dışişleri Komisyonları Raporları (1/1055) (S. Sayısı: 1010)
6.- Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Bağlı
Okulların Millî Eğitim Bakanlığına Devredilmesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1050) (S.
Sayısı: 1009)
VI. -
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün,
İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü hakkındaki bazı iddialara ilişkin sorusu ve
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8033)
2.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
son beş yılda alınan ve emekliye ayrılan personel sayısına ilişkin sorusu ve
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8039)
3.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, banka mevduatlarına ve değerlendirilmesine ilişkin Başbakandan
sorusu ve Devlet Bakanı Ali BABACAN'ın cevabı (7/8487)
4.- Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın,
milletvekili dokunulmazlığıyla ilgili taahhüdüne ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/8494)
5.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün,
işsizlik ve yoksulluk konularında yapılan çalışmalara ilişkin Başbakandan
sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı
(7/8508)
6.- İstanbul Milletvekili Bihlun
TAMAYLIGİL'in, TMSF'nin gerçekleştirdiği ikinci alacak satış ihalesine ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı
(7/8570)
7.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
58 ve 59 uncu hükümetler döneminde Başbakanlık Tanıtma Fonundan alınan desteğe
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in
cevabı (7/8572)
8.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
1999-2002 yılları arası Başbakanlık Tanıtma Fonundan alınan desteğe ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı
(7/8573)
9.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
58 ve 59 uncu hükümetler döneminde Başbakanlık Tanıtma Fonundan alınan desteğe,
1999-2002 yılları arası Başbakanlık
Tanıtma Fonundan alınan desteğe,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Ali
BABACAN'ın cevabı (7/8581, 8582)
10.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
tamamlanmamış yatırımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in
cevabı (7/8591)
11.- İzmir Milletvekili Erdal
KARADEMİR'in, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü hakkındaki iddialara ilişkin
sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8618)
12.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, bir Fransız televizyon kanalında gösterilen Türkiye ile ilgili
belgesele ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı
(7/8623)
13.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Kütahya İlindeki restorasyon çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8637)
14.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Elazığ İlindeki restorasyon çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8638)
15.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bingöl İlindeki restorasyon çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8639)
16.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bitlis İlindeki restorasyon çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8640)
17.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Çankırı İlindeki restorasyon çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8641)
18.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bursa İlindeki restorasyon çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8642)
19.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Kilis İlindeki restorasyon çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8643)
20.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Adıyaman İlindeki restorasyon çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8648)
21.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Kayseri İlindeki restorasyon çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8649)
22.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bartın İlindeki restorasyon çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8651)
23.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Erzurum İlindeki restorasyon çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8652)
24.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Aksaray İlindeki restorasyon çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8654)
25.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Nevşehir İlindeki restorasyon çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/8657)
26.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
tamamlanmamış yatırımlara ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla
KOÇ'un cevabı (7/8658)
27.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, Denizli'deki öğretmen açığına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/8680)
28.- İzmir Milletvekili Hakkı AKALIN'ın,
Eskişehir'deki okulların su borçları için okul aile birliklerince para
toplanmasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı
(7/8682)
29.- İzmir Milletvekili Muharrem
TOPRAK'ın, İzmir Fen Lisesine ödenek sözü verildiği iddiasına ilişkin sorusu ve
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/8690)
30.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, Antalya'daki bir okulun trafik güvenliğine ilişkin sorusu ve Millî
Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/8696)
31.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün,
bir ilin bir ilçesi ve bağlı köylerinin içme suyu ihtiyacına ilişkin soruları
ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/9263, 9264, 9265)
32.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün,
bir ilin bir ilçesi ve bağlı köylerinin içme suyu ihtiyacına ilişkin soruları
ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/9354, 9355, 9356, 9357, 9358,
9360)
33.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in,
madde bağımlısı gençlere yönelik çalışmalara,
- Manisa Milletvekili Hasan ÖREN'in, SHÇEK
bakım ve rehabilitasyon merkezlerine,
- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
tamamlanmamış yatırımlara,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Nimet
ÇUBUKÇU'nun cevabı (7/9646, 9647, 9648)
34.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
alınan ve hurdaya çıkarılan araçlara ilişkin soruları ve Devlet Bakanı Kürşad
TÜZMEN'in cevabı (7/9800, 9801)
35.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
alınan ve hurdaya çıkarılan araçlara,
- Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın,
sokakta yaşayan çocuk ve yetişkinlere yönelik çalışmalara,
- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Konya
Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüyle ilgili bazı iddialara,
- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
alınan ve hurdaya çıkarılan araçlara,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Nimet
ÇUBUKÇU'nun cevabı (7/9806, 9807, 9808, 9809)
36.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S.
KESİMOĞLU'nun, İl Genel Meclisi üyelerinin protokol listesine alınıp
alınmayacağına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı
(7/9833)
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat
15.00'te açılarak üç oturum yaptı.
Manisa Milletvekili Ufuk
Özkan, akaryakıt pompalarına ödeme kaydedici cihazların bağlanması
uygulamasında karşılaşılması muhtemel sorunlara,
Burdur Milletvekili
Bayram Özçelik, su kaynaklarının tarımda verimli kullanılmasının önemine ve bu
konuda alınması gereken tedbirlere,
Manisa Milletvekili
Hüseyin Tanrıverdi, Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü
münasebetiyle, Filistin Halkının karşı karşıya bulunduğu sıkıntılara,
İlişkin gündemdışı birer
konuşma yaptılar.
Antalya Milletvekili
Feridun Fikret Baloğlu'nun (6/1583) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına
ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.
Erzincan Milletvekili
Talip Kaban'ın İçişleri Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi
Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Bitlis Milletvekili Vahit
Kiler ve 26 milletvekilinin, sigara kaçakçılığının ülke güvenliği, ekonomisi ve
halk sağlığına verdiği zararların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/327),
Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve
öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 296
ncı sırasında yer alan 1010 sıra sayılı Tehlikeli Malların Karayolu ile
Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşmasına Katılmamızın Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının bu kısmın 5 inci sırasına, 5 inci sırasında
yer alan 1009 sıra sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Bağlı Okulların Millî
Eğitim Bakanlığına Devredilmesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısının 6 ncı sırasına, 262 nci sırasında yer alan 949 sıra sayılı
Devlet Planlama Teşkilatı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 7 nci sırasına, 263
üncü sırasında yer alan 950 sıra sayılı Maden Kanununda Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kanun Tasarısının 8 inci sırasına alınmasına; 29.11.2005 Salı günkü
birleşimde, Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından cevaplandırılması istemiyle
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilen sözlü soru önergelerinin
görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına; 30.11.2005
Çarşamba günkü birleşimde sözlü soruların görüşülmemesine; Genel Kurulun
30.11.2005 Çarşamba ve 1.12.2005 Perşembe günleri 15.00-20.00 saatleri arasında
çalışmalarını sürdürmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisinin, yapılan
görüşmelerden sonra, kabul edildiği bildirildi.
Denizli Milletvekili
Mustafa Gazalcı'nın, 12 Eylül 1980 Tarihinden Sonra, Çalışmadan Alıkonulan,
Kapatılan ve Münfesih Sayılan Meslekî Dernek ve Kuruluşların Yeniden Açılması
ve Hazineye Devredilen Taşınmazların Geri Verilmesi ile İlgili (2/264),
Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, 5084 ve 5350 Sayılı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında (2/577),
Kanun Tekliflerinin
doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergelerinin, yapılan görüşmelerden sonra,
kabul edilmediği açıklandı.
İçişleri Komisyonunda
açık bulunan ve Anavatan Partisi Grubuna düşen 1 üyeliğe, İstanbul Milletvekili
Göksal Küçükali seçildi.
Gündemin "Sözlü
Sorular" kısmının:
|
1 inci sırasında bulunan |
(6/809), |
|
|
|
2 nci |
" |
" |
(6/816), |
|
Esas numaralı sorular, ilgili bakan Genel Kurulda hazır
bulunmadığından, ertelendi. |
|
|
|
|
3 üncü sırasında bulunan |
(6/817), |
|
|
|
4 üncü |
" |
" |
(6/818), |
|
5 inci |
" |
" |
(6/819), |
|
9 uncu |
" |
" |
(6/847), |
|
12 nci |
" |
" |
(6/861), |
|
13 üncü |
" |
" |
(6/862), |
|
17 nci |
" |
" |
(6/876), |
|
21 inci |
" |
" |
(6/893), |
|
22 nci |
" |
" |
(6/894), |
|
23 üncü |
" |
" |
(6/897), |
|
29 uncu |
" |
" |
(6/913), |
|
32 nci |
" |
" |
(6/930), |
|
33 üncü |
" |
" |
(6/931), |
|
34 üncü |
" |
" |
(6/934), |
|
39 uncu |
" |
" |
(6/946), |
|
43 üncü |
" |
" |
(6/953), |
|
44 üncü |
" |
" |
(6/955), |
|
45 inci |
" |
" |
(6/956), |
|
50 nci |
" |
" |
(6/969), |
|
54 üncü |
" |
" |
(6/980), |
|
58 inci |
" |
" |
(6/1001), |
|
62 nci |
" |
|
(6/1011), |
|
67 nci |
" |
" |
(6/1024), |
|
68 inci |
" |
" |
(6/1036), |
|
69 uncu |
" |
" |
(6/1040), |
|
73 üncü |
" |
" |
(6/1050), |
|
80 inci |
" |
" |
(6/1068), |
|
82 nci |
" |
" |
(6/1072), |
|
93 üncü |
" |
" |
(6/1111), |
|
103 üncü |
" |
" |
(6/1126), |
|
129 uncu |
" |
" |
(6/1177), |
|
144 üncü |
" |
" |
(6/1213), |
|
160 ıncı |
" |
" |
(6/1248), |
|
167 nci |
" |
" |
(6/1259), |
|
170 inci |
" |
" |
(6/1262), |
|
171 inci |
" |
" |
(6/1263), |
|
172 nci |
" |
" |
(6/1264), |
|
173 üncü |
" |
" |
(6/1265), |
|
174 üncü |
" |
" |
(6/1266), |
|
181 inci |
" |
" |
(6/1277), |
|
183 üncü sırasında bulunan |
(6/1285), |
|
|
|
184 üncü |
" |
" |
(6/1286), |
|
192 nci |
" |
" |
(6/1302), |
|
209 uncu |
" |
" |
(6/1334), |
|
211 inci |
" |
" |
(6/1336), |
|
216 ncı |
" |
" |
(6/1345), |
|
225 inci |
" |
" |
(6/1361), |
|
269 uncu |
" |
" |
(6/1463), |
|
274 üncü |
" |
" |
(6/1474), |
|
285 inci |
" |
" |
(6/1490), |
|
354 üncü |
" |
" |
(6/1572), |
|
355 inci |
" |
" |
(6/1574), |
|
358 inci |
" |
" |
(6/1577), |
|
368 inci |
" |
" |
(6/1586), |
Esas numaralı sorulara,
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker cevap verdi; (6/1345) ve (6/1361)
esas numaralı soruların sahibi de cevaplara karşı görüşlerini açıkladı.
30 Kasım 2005 Çarşamba
günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 19.30'da son verildi.
|
Nevzat Pakdil |
|
|
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Yaşar Tüzün |
|
Bayram Özçelik |
|
|
Bilecik |
|
Burdur |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
No. : 38
II. - GELEN KÂĞITLAR
30 Kasım 2005 Çarşamba
Raporlar
1.- Avrupa Patentlerinin Verilmesi ile İlgili Sözleşmenin (Avrupa
Patent Sözleşmesi) Değiştirilmesine İlişkin Anlaşmaya Katılmamızın Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1075) (S.
Sayısı: 1022) (Dağıtma tarihi: 30.11.2005) (GÜNDEME)
2.- Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Transit Taşıma Çerçeve Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/1077) (S. Sayısı:
1023) (Dağıtma tarihi: 30.11.2005) (GÜNDEME)
3.- Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesinin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/1094) (S. Sayısı: 1025) (Dağıtma tarihi: 30.11.2005) (GÜNDEME)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.05
30 Kasım 2005 Çarşamba
BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yaşar TÜZÜN
(Bilecik)
BAŞKAN -Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 25 inci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç
sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Konuşma süreleri 5'er
dakikadır. Hükümet bu konuşmalara cevap verebilir. Hükümetin cevap süresi 20
dakikadır.
Gündemdışı ilk söz, Van
İlinde hayvan yetiştiricilerinin sorunları hakkında söz isteyen Van
Milletvekili Mehmet Kartal'a aittir.
Buyurun Sayın Kartal.
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Van
Milletvekili Mehmet Kartal'ın, Van İlindeki hayvan yetiştiricilerinin sorunları
ile alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması
MEHMET KARTAL (Van) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Van İli hayvan yetiştiricilerinin
problemleriyle ilgili gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce
Meclise saygılarımı sunuyorum.
Değerli milletvekilleri,
son yirmi yıla kadar, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Türkiye'de bir
hayvancılık bölgesi olarak potansiyel bir bölgeydi, Ortadoğu'ya canlı hayvan ve
et ihracatı yapardı. Ne olduysa, son yirmi yıl sonrası, hayvan yetiştiricileri,
büyük haksızlıklar, rekabet edememenin sonuçlarında çok mağdur duruma geldiler.
Van Ticaret Borsasının şu
anda Van'da hazırladığı hayvancılık organize projesi mevcuttur. Ben, Tarım
Bakanının bir an evvel o yöreye gidip… Van Valisinin, Ağrı Valisinin, Şırnak
Valisinin, bir de Hakkâri Valisinin bu yöreyle ilgili bir kanun teklifi
hazırlamışlar, 31.5.2005 tarihinde bunu bakanlıklara iletmişler; altı aydır
bununla ilgili hiçbir inceleme yapılmamıştır, ele alınmamıştır.
Bölge halkının büyük
problemleri vardır, sorunları vardır; bölge halkı yoksuldur; bölge halkının tek
geçim kaynağı hayvancılıktır; bunun için de elbette ki destekleme primlerinden
bir an evvel payını almalıdır. Doğrudan gelir desteği ve mazot bedelleri
yeterli değildir; bunun, bir an evvel artırılarak ve inkıtaa uğramadan
zamanında verilmesi gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri,
Tanrının bir vergisidir, bizde yılın oniki ayının altı yedi ayı karla
mücadeleyle geçmektedir. Ama, bir Ege Bölgesi, bir Akdeniz Bölgesi, yılda iki ürün almaktadır ve bu ürünlerine
de, sürekli, hükümetlerce destekleme ve tabanfiyatları verilmektedir. Verilsin
tabiî, elbette ki, o yörenin, çiftçinin, çiftçisinin de desteklenmesi lazım,
destek görmesi lazım; ama, sadece geçim kaynağı olan hayvancılık ve ziraatla
uğraşan Doğu ve Güneydoğu Anadolu çiftçisi, çok büyük meralara sahip olmasına
rağmen, çok kaliteli et yetiştirmesine rağmen, bir yıl evvelki fiyatlarına bu
sene de hâlâ değer bulamamıştır. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, dört yıl, beş
yıl evvel, halk arasında söylenilen, bir küpe, hayvanlar için aranılan tespit
ve aşı sonucu; halk arasında ve tamimde de pasaport olarak geçiyor…
Şimdi, Van İli ile
Edremit İlçesi var; 20 kilometredir. Bu arada, Bakacık Köyü var; mahalle olmuş;
ilçeye de ile de mahalle olmuş. Bir hayvan yetiştiricisini düşünün, 2 tane, 3
tane koyununu, ihtiyacı için hayvanlarını pazara götürdüğünde ne müşkülatlarla
karşılaşıyor. İlçe tarım müdürlüğüne
başvuruyor, veterinere başvuruyor aşı almak için, menşe almak için ve bunları
pazara götürüp, 2 gün, 3 gün… Satamadığında, yine, aynı işlemlerle
karşılaşıyor. Şimdi, bunların, bir an evvel kalkması lazım. Hiç olmazsa,
ilçeden ile bu uygulamayı, hükümetin kaldırması lazım bir tamimle. İlden diğer
bir ile götürüyorsa, elbette ki, menşe ve birtakım isteklerin -aşı
durumlarının- söz konusu olup, bunların istenmesi lazım.
Değerli milletvekilleri…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Kartal, konuşmanızı tamamlayın.
MEHMET KARTAL (Devamla) -
Van İlinin problemlerini, 5 dakikaya sığdırmak mümkün değil; ama, sosyal
problemleri de göz önündedir.
Şimdi, sosyal problemler
deyince, Van'da sınır ilçelerimizde görev yapan bir askerimizin seslenişini,
izninizle, bir gazete kupüründen vermek istiyorum.
Ahmet Vardar'a
gönderilmiş, "Hakan Binbaşının seslenişi" diyor. Biliyorsunuz, son
günlerde, güneydoğuda yaşanan olaylar gündemde. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
da oralara gidip durumu incelediğinde, bu konu detaylıca gündeme geldi.
Sonuç olarak şunu demek
istiyor: "Görev yaptığım ilçenin 64 köy, 27 mezra ve 5 mahallesi var.
Görev yaptığım ilçede ve köylerde halk fakir ve zavallı, okulları harap,
öğrenciler yarı çıplak, bakımsız, umutsuz. Görev yaptığım birliğin çöplüğünü
karıştırarak karınlarını doyurabilmek için, bulabildikleri yiyeceklerin ve
artıkların bir kısmını da poşetlere koyup evlerine götürmektedirler. Onlara
bakarken bizlerin utanması gerekirken, tam tersi oluyor, onlar bizden
utanıyorlar. Samimiyetimle ifade edeyim ki, bu anlattığım bir masal değil,
burada yaşananlardan sadece bir örnek.
Bu bölgede terör mevcut
ve var olan bir gerçek. Halkın büyük bir çoğunluğu şimdilik teröre destek
vermiyor; ama, bu yoksulluk içinde nereye kadar, bilemiyorum. Yarınlardan çok
endişeliyiz! Gelin bu çocuklara sahip çıkalım. Biz sahip çıkmazsak başkaları
sahip çıkmak için her an göreve hazır bekliyor. Buralarda çocukların yarım
kalmış ve kullanılmış kurşun kaleme bile ihtiyacı var."
Sınırda, Van'da görev
yapan Değerli Binbaşımızın seslenişini, yıllar yılı, bölge insanı olarak bizler
de dile getiriyorduk; ama, bizler dile getirdiğimizde, o dönemlerde, olağanüstü
hallerde yaşanan koşullar nezdinde bütün bölge halkına potansiyel suçlu olarak
bakılıyordu; ama, Allah'a çok şükür, bugün, bu gerçekleri gören subaylarımız
vardır. Ben, huzurlarınızda, Binbaşı Hakan Eroğlu'na bu samimî ifadelerinden
dolayı teşekkür ediyorum.
Tarım Bakanımızın, bir an
evvel, Van bölgesine gidip, bölge halkıyla, Ziraat Odası Başkanlığıyla, Ticaret
Odası Başkanlığıyla, Van Ticaret Borsası Başkanlığıyla ve Van Valiliğiyle
görüşmelerini; diğer 4 vilayetin valilerinin hazırlamış oldukları kanun
teklifini de bir an evvel gündeme getirmelerini diliyorum.
Saygılar sunuyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kartal.
Gündemdışı ikinci söz,
Malatya İlimizdeki sağlık problemleriyle ilgili söz isteyen Malatya
Milletvekili Ahmet Münir Erkal'a aittir.
Sayın Erkal, buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
2.- Malatya
Milletvekili Ahmet Münir Erkal'ın, Malatya İlinde yaşanan sağlık sorunları ile
alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması
AHMET MÜNİR ERKAL (Malatya) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; son günlerde Malatyamızda yaşanan ishalle ilgili bazı
sıkıntılar var, sağlık problemleriyle ilgili. Aynı zamanda, yakın zamanda
Pötürge İlçemizde bir deprem meydana geldi; bu vesileyle, depremde zarar gören
değerli hemşerilerime geçmiş olsun temennilerimi iletiyorum. Dün ve diğer
birçok günlerde yapılan konuşmalarda, bazı milletvekilli arkadaşlarımızın, bu
konuyu, çok farklı bir mecraya çektiğini ve farklı bir değerlendirmeye tabi
tuttuklarını esefle müşahede ediyorum. Onun için, bu gündem vesilesiyle, bu
konu hakkında, Değerli Kurulunuzu bilgilendirmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, bu
olay gündeme geldikten hemen sonra, çok hızlı bir şekilde, hükümetimiz olaya el
atmış ve gereken, olayın nereden çıktığı konusundaki incelemeler yapılmak
üzere, hemen, ilgili yerden su numuneleri alınarak, ayrıca, kirli olarak
sulardan sulanan sebze ve meyvelerin de buna vesile olabileceği düşünülerek ve
başka kaynaklar düşünülerek, hemen, Ankara'ya, bu olayla ilgili tespit
yapılması için numuneler gönderilmiştir.
Tabiî, bu, suda
"rota virüsü" olarak adlandırılan virüsün tespiti zaman alan bir
olay; bu yüzden, salı gününe kadar beklenmesi gerekmekteydi ve bu tür
çalışmalar acilen yapılmış, arkasından, Sayın Belediye Başkanımız klorlama
işlemlerine özellikle ehemmiyet vermiş ve ben de, olayın ilk başladığı andan
itibaren, Sayın Valimiz, Belediye Başkanımız, ilgili Genel Müdürümüz, İl Sağlık
Müdürümüzle, hemen hemen günde iki üç toplantı ve görüşme yaparak, olaya
müdahil olduk. Dolayısıyla, burada yapılan değerlendirmelerde -dünkü tutanaklar
önümde duruyor- hadise, bir tarafta Malatya'ya hizmet edilmediği noktasına
götürülmüş, bir taraftan da, çok farklı bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
Mesela, dün konuşan, Anavatan Partisinden milletvekili Süleyman Sarıbaş, işte,
35 000 kişi, günlük 10 000 kişi gibi rakamlar -tutanakta- son bir ay içerisinde
gündeme getirmiş, arkasından "otuz gündür ishal vakası oluşacak,
hükümetten çıt çıkmayacak" gibi suçlamalar ve ithamlarda bulunmuştur.
Halbuki, bu olayın vakası, çıkış tarihi 21 Kasım Pazartesidir. Bu tarihten
itibaren, hastanelere karşı, vatandaşın bir yönelmesi olmuş, o günden itibaren
de, olay hakkında, her türlü müdahale, hükümetimiz tarafından yerine
getirilmiştir. Bir taraftan otuz gün diyeceksiniz, vaka oluşacak diyeceksiniz,
bir taraftan da milletvekili olarak, Malatya Milletvekili olarak, bu olayla
ilgili hiçbir girişimde bulunmayacaksınız!.. Bunun mantığı nerede?!
ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)
- İktidar ne güne duruyor?!
AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla)
- Bunun mantığı nerede?! Yani, sadece popülizm adına, seçmene selam mantığı
adına, hükümeti tenkit adına, negatif birtakım ortam oluşturmak adına bu
iddiaları gelişigüzel söylemenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi ciddiyetiyle ne
kadar yaraştığını takdirlerinize havale ediyorum.
Şimdi, tabiî, bu
vesileyle, değerli arkadaşlar, olay hemen gündeme getirilmiş, dün de Genel
Müdürümüz açıklama yapmış, Sayın Bakanımıza bilgi verilmiş; sadece iki noktada
sıkıntı olduğu -bu virüse rastlandığı- iki mahallemizde 166 yerden numune
alındığı ve ana şebekelerin, kaptaj tesislerimizin, depolarımızın - Malatya'nın
20'ye yakın deposu var- tamamen temiz
olduğu, sadece, belki bu altyapı çalışmalarından kaynaklanan noktalarda
yüzeysel suların, kanalizasyon sularının veya kirli suların kolibasili
oluşturduğu ve bunun da rota virüsüne dönüştüğü ortaya çıkmıştır.
Yine de, Bakanlığımızdan
bir heyet Malatya'ya intikal etmiştir dün itibariyle ve çalışmalarını
sürdürmektedir; acaba bu kadar yaygınlaşmasının nedeni nedir diye.
Mesele bu kadar gündeme
getirilirken, şöyle bir değerlendirme var, yine bu aynı konuşmalarda: Bu
tahlile gönderilmişmiş, tahlile niye gönderilecekmiş, niçin müdahale
edilmeyecekmiş gibi mantıklar var.
Değerli arkadaşlar,
bilimin gerektirdiği çalışma tarzı budur. Siz kara düzen çalışmaya alışmış
olabilirsiniz; ama, biz, sistemli bir çalışmayla bunu çözmek zorundayız. İşi
önce çözmek, sonra da gereğini yapmak zorundayız.
TUNCAY ERCENK (Antalya) -
Hastalık var, tedbir almak lazım…
AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla)
- Bunu iddia eden arkadaş, belki kara düzen bir çalışma metodunu, yöntemini,
usulünü benimsemiş olabilir; ama, Bakanlıktan gelen …
ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)
- Demagoji yapmanın sırası mı?! Demagoji yapmayın bu mesele üzerinde! Elle
tutulur, somut tedbirlerinizi ortaya koyun. Demagoji yapma yeri değil orası.
AHMET MÜNİR ERKAL
(Devamla) - Lütfen, dinleyin…
Bakanlıktan gelen
numuneleri beklemeyeceksiniz, hastalığın nereden kaynaklandığını
öğrenmeyeceksiniz, ondan sonra…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Erkal,
konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
AHMET MÜNİR ERKAL
(Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu hususta, ilgili olay bu tarzda gündeme
gelmiştir.
TUNCAY ERCENK (Antalya) -
Tedbir almak lazım…
AHMET MÜNİR ERKAL
(Devamla) - Ayrıca, bu vesileyle ilgili olarak, ilgili arkadaşımız Malatya'da
hiçbir şey yapılmadığını, buradaki görüşmelerimizde, işte, Malatya'da hiçbir
hizmetin ortaya konulmadığını… Duble yol sayısı 5 kilometre diyor. Tabiî, ifade
de yanlış. Duble yol sayısı -tutanaktan aynen okuyorum- 5 kilometre falan
yapılmıştır diyor. Bugün itibariyle Malatya'ya yapılan duble yol kaç kilometre,
biliyor musunuz değerli milletvekilleri; 89 kilometredir.
Şimdi, bu kadar, Malatya
gerçeklerinden bihaber olan bir milletvekilinin yapması gereken, önce istifa
etmektir.
89 kilometrelik yolu 5
kilometre olarak algılayan birinin -yeni aldığım bilgidir bu- bu şekilde
konuşması gerçekten üzüntü vericidir. 5084 teşvik kapsamına, Malatya'da, 90
fabrika, kapsama girmesiyle beraber anında müracaat etmiş ve ikinci organizede
yer bitmiştir, üçüncü organizenin planlaması başlamıştır; üçüncü organize
sanayi için müracaat eden fabrika sayısı 63 civarındadır.
Değerli arkadaşlar, bu
5084'ten itibaren oradaki sanayicinin aldığı enerji desteği, şu gün itibariyle,
nakit olarak 12 trilyon 147 milyardır. 2 trilyon tahakkuk etmiştir, oradaki
yaklaşık 60'a yakın sanayicimiz 14 trilyon enerji desteği yardımı almıştır.
5084'le beraber, Malatya'da, artan sigortalı sayısı, yeni istihdam 11 000'dir.
5084'le beraber,
biliyorsunuz, belli bir tarih belirlenmiştir ve bu tarih belirlendikten sonra
da, bunun üzerine sistem uygulanmıştır, 11 000 kişi, ek olarak istihdam
olmuştur ve biliyorsunuz, buradaki işverenlerin sigorta primlerinin yarısı
devlet tarafından ödenmektedir. Bunların rakamları bende var, şimdi sözü
uzatmak istemiyorum.
Şimdi, bir taraftan,
Malatya tarihinde ilk defa Beylerderesi Köprüsü dediğimiz köprü, ihalesi
bitmiştir, yer teslimi yapılmıştır, gerçek proje onaylanmıştır. Bu, yıllardır
söylenen, taa, rahmetli Cumhurbaşkanı Özal döneminden beri söylenen bir olaydır
ve inşallah, Mart 2006'dan itibaren de, temeli atılıp uygulamaya başlayacaktır.
420 kilometre açıklıkta, çok modern bir proje gündeme gelecek ve maalesef,
Sayın Milletvekilinin bundan haberi olmayacak "ne yapılıyor" sözünü
söyleyecek!..
Şimdi, ben, bu kadar
yanlışın neresini düzelteyim!.. Deveye demişler, boynun niye eğri; nerem doğru
ki demiş.
TUNCAY ERCENK (Antalya) -
Deveyi bırak, sen hastaneye bak.
AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla)
- Bu kadar, Malatya gerçeklerinden bihaber birinin ve bir de, Grup Başkanvekili
kimliğiyle çıkıp da, bu kadar gerçekleri tersyüz eden bir yaklaşımı, maalesef,
değerli hemşerilerimizin takdirlerine havale ediyorum.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) -
Deveye hakaret etme!
AHMET MÜNİR ERKAL
(Devamla) - Bu hakaret değil, bu hakaret değil; bu, yapılan bir yanlışın
tespiti. Hakaret etmiyorum.
BAŞKAN - Sayın Erkal,
konuşmanızı tamamlar mısınız.
AHMET MÜNİR ERKAL
(Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) -
Sizi, çevreci olarak, hayvanseverlere şikâyet edeceğim.
AHMET MÜNİR ERKAL
(Devamla) - Değerli milletvekilleri, onun için, benim genel olarak, söylemek
istediğim, neticede şudur: Türkiye Büyük Millet Meclisinde, belki birtakım
şeyleri inkâr ederek gerçekleri gizleyebilirsiniz; ama, yalancının mumu yatsıya
kadar yanar; yani, 89 kilometrelik yolu, siz, hiçbir zaman 5 kilometreye
düşüremezsiniz. Sizin kendi ilçenizin, Hekimhan'a yapılan 2 kilometre duble
yolu hiçbir zaman ortadan kaldıramazsınız, Beylerderesi Köprüsünü yok
edemezsiniz. Malatya tarihinde ilk defa biz, Pötürge yoluna 20 kilometre asfalt
yaptık, ilk defa, ilk defa… Milletin gözünü boyayamazsınız. Malatya'daki
barajlara yapılan yatırımı ortadan kaldıramazsınız. Malatya'da ilk defa,
Ulucami ve çevresinde bir restorasyon projesi başlatılmıştır; Ulucami 1,5
trilyona, Kanlı Kümbet 114 milyara ihale edilmiştir, şu anda restorasyon devam
etmektedir.
Bu kadar tarihî
hizmetleri, önemli hizmetleri kalkar bütün Türkiye kamuoyu önünde yalanlarsanız,
millet sizi bir daha çıkmamak üzere o sandığa gömer!
Saygılar sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Erkal,
teşekkür ediyorum.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Sayın Başkan, 60 ıncı madde uyarınca söz istiyorum.
BAŞKAN - Ne gerekçeyle
söz istiyorsunuz?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Esefle ve ciddiyetsizlikle suçlandığım için… Suçladığı kişilerden
biri bendim.
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, burada taleplerinizi inceleyeceğiz. Yalnız, bakınız,
dün kendi görüşlerinizi beyan ettiniz…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Sayın Başkan, esefle ve ciddiyetsizle suçlama yapıldı.
BAŞKAN - Efendim, müsaade
eder misiniz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu,
böyle bir usul yok. Bakınız, eğer sataşma varsa, veririz.
Şimdi, bir arkadaşımız
çıktı dedi ki: "Hiçbir şey yapılmadı." Bir arkadaş da diyor ki:
"Şunlar yapıldı." Bunlar doğal şeylerdir. Herkes görüşünü beyan
ediyor.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Sayın Başkan, ben, hastalıkla ilgili olarak…
BAŞKAN - Tutanakları
inceleyeceğim; eğer dediğiniz anlamda bir sataşma varsa söz vereceğim.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Sayın Başkan, yalancılıkla itham ediyor; daha nasıl sataşma
olacak?!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Esefle ve ciddiyetsizlikle suçlandım.
BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu,
lütfen… Bakınız, yalan konuşuyor gibi bir arkadaşımızı itham etmeyiniz.
İstirham ediyorum, lütfen oturun. Tetkik edeyim, söyleyeyim.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Ben öyle bir kelime kullanmadım, onu Süleyman Bey söyledi.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Bilgisizlikle suçlamak nedir?!
BAŞKAN - Efendim,
tutanakları incelettireceğim, herhangi bir şekilde sataşma varsa söz vereceğim,
yoksa görüşmelerimize devam edeceğiz.
Üçüncü konuşma, korsan
yayınlarla ilgili söz isteyen, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Faruk
Bayrak'a aittir.
Sayın Bayrak, buyurun
efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
3.-
Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Faruk Bayrak'ın, korsan yayınlarla ilgili yaşanan
sorunlara ve çözüm önerilerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla Koç'un cevabı
MEHMET FARUK BAYRAK (Şanlıurfa) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; değerli sanatçı, benim hemşerim İbrahim
Tatlıses'i hepiniz tanırsınız. Son zamanlarda, İbrahim Tatlıses ne zaman
televizyonda görülse, yüksek sesle bir şeyler anlatmaya çalışıyor, dertli
olduğunu vurguluyor, derdine derman olmazsa yollara düşeceğini, İstanbul'dan
Ankara'ya yürüyeceğini söylüyor.
Değerli milletvekilleri,
bir ülkenin fikir ve sanat hayatı, en azından, o ülkenin güvenliği, ekonomisi
ve siyasal iktidarı kadar önemlidir. Hatta, bazı düşünürlere göre, her sosyal
ve teknik gelişmenin temelinde bir felsefî altyapı olması nedeniyle, fikir ve
sanat üretimi vazgeçilmez bir önem kazanır. Öyleyse, fikir ve sanat hayatını
adaletli bir şekilde düzenlemek, üretiminin önünü açmak, sanat adamlarının
haklarını güvenceye almak, ülkenin güvenliğini sağlamak kadar önemlidir. Böyle
olmasına rağmen, ülkemizde her çeşit fikir ve sanat üretiminin bir korkusu, bir
kâbusu vardır; bu kâbus, hepimizin bildiği korsan yayıncılıktır. Aslında korsan
kavramı tek başına birçok şeyi açıklamasına rağmen, biz kavramları yıpratmamız
nedeniyle olsa gerek, bugün korsan kelimesi insanlara, yetkililere pek bir şey
anlatmıyor olacak ki, korsan, alabildiğine, bütün acımasızlığıyla devam
etmektedir. Oysa, herhangi bir fikrin ve sanatın üretimi, diğer bütün
üretimlerden daha zor ve daha meşakkatli bir süreç istemektedir. Ülkemizde de,
dünyada da öyle kişiler vardır ki, bütün hayatını bir eser üretmek için
harcamıştır, bir ömür tüketmiştir. Düşünebiliyor musunuz, böyle birisi nihayet
eserini tamamlamış ve insanlara ulaştırmak için yayınlamış olsun; ama, bir de
bakacak ki, daha ikinci gününde, eserinin kötü bir kopyası, korsan yoluyla,
aslının önüne geçmiş. Böyle bir dramı kim yaşamak ister?! İşte, konuşmamın girişinde
sözünü ettiğim İbrahim Tatlıses'in haykırışı, böylesine bir dramın dile
getirilişidir. İbrahim Tatlıses'in derdi, korsan yayın nedeniyle albümlerinin
satılamaz hale gelmesidir. Tatlıses, korsan yayıncılığın müziğe büyük bir darbe
vurduğunu, bir zamanlar milyonlarca satan albümlerin satışlarının şimdi
onbinlerle ifade edildiğini anlatıyor, tedbir alınmasını istiyordu. Bu dertten
sadece İbrahim Tatlıses mustarip değil. Tatlıses bu feryadında yalnız değil. Müzik,
sinema, kitap ve bilişim sektöründe de topyekûn kan ağlıyor.
Değerli milletvekilleri,
gerçi, hükümetimiz döneminde Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Belediyeler
Yasası gibi yasalarda yapılan değişikliklerle korsan yayınla mücadelede önemli
bir adım atıldı. 12 Mart 2004 tarihinde Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun yanı
sıra, ilgili diğer kanunlarda değişikliği yapan yasal düzenlemeler yürürlüğe
girdi. Yasa değişikliğinin hemen ardından, Kültür ve Turizm Bakanlığının olumlu
girişimleri sonucunda, İçişleri Bakanlığı, yayınladığı genelgelerle valilikleri
ve belediyeleri yasa değişiklikleri konusunda uyardı ve yasanın etkili bir
biçimde uygulanmasını istedi. Bu genelgeler ve hükümetimizin gösterdiği
kararlılık neticesinde kitapta korsan yayın oranı yüzde 60'lardan yüzde
30'lara, yani, 500 trilyonluk yayıncılık sektöründen çaldıkları 300 trilyon,
150 trilyon liraya geriledi. Yayıncılık sektörü rahatladı, üretim arttı; ama,
Türkiye'de birçok alanda olduğu gibi, korsanla mücadele zamanla zayıfladı.
Yasayı uygulamakla görevli kuruluşların, belediyelerin, polisin, jandarmanın
ilk günlerde gördüğümüz ilgisi azaldı ve bunun neticesinde, son aylarda, korsan
yayın satışlarında dikkat çekici artışlar gözlenmeye başlandı. Bu durum,
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şubesinin verdiği rakamlardan da açıkça
görülebiliyor. 2004 yılında yakalanan korsan kitap sayısı 98 554 iken 2005 yılı
ilk altı ayında yakalanan korsan kitap sayısı sadece 9 257'dir.
Değerli milletvekilleri,
özellikle Belediye Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda yapılan
değişikliklerde, işgaliye karşılığı dahi olsa, sokakta kitap, kaset, CD
satışına izin vermemek ve satılanları sorumlularıyla birlikte yetkili makamlara
teslim etmekle yükümlü olan belediyeler, bu yükümlülüklerini unuttular. Poliste
de durum farklı değildir. Birçok cadde ve meydanda korsan kitap ve CD'ler polis
memurlarının gözü önünde satılmaya devam ediyor. 2004 yılında yayıncılık
sektörünün yüzde 30'unu çalan korsanlar, bu yıl, bu oranı yüzde 40'a
yükselttiler.
Yayın sektörünün toplam
büyüklüğü 450-500 trilyon TL iken korsan kitapların payı 180-200 trilyon TL'ye
çıkmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Bayrak.
MEHMET FARUK BAYRAK
(Devamla) - Bir başka deyişle, yayıncılardan, yazarlardan ve tabiî ki devletten
çaldıkları tutar 200 trilyonu buldu. Müzik sektöründe yıllık 300 000 000
adetlik üretim 20 000 000 adede düştü; kayıp yüzde 90'dır. Evet, yanlış
duymadınız; kaset ve CD'lerdeki korsan oranı yüzde 90'dır. Sinema ürünlerinde
ve bilişim sektöründe de benzer rakamların olduğunu biliyoruz.
Merkezi Amerika'da
bulunan Uluslararası Fikrî Mülkiyet Hakları Birliği 2005 yılı değerlendirmesi
Türkiye özel raporuna göre, Türkiye, yayın korsanlığı açısından, önceki
yıllarda olduğu gibi, yayıncılık açısından dünyadaki en kötü örneklerden biri.
Yeni yasal düzenlemelere
rağmen, yayınevlerinin çok satar kitaplarının orijinali ile korsanı neredeyse
aynı anda piyasaya çıkmaktadır. Ayrıca, üniversitelerin ve kitapçıların
yakınında bulunan fotokopi dükkânları, ders kitaplarını ve yardımcı kitapları
korsan olarak çoğaltmaktadır. Özellikle devlet üniversitelerinde ders
notlarının fotokopiyle çoğaltılması teşvik edilmektedir.
Değerli milletvekilleri,
Avrupa Birliğinin alt kuruluşlarından Avrupa Yayıncılar Federasyonunun son
genel kurulunda Türkiye'de korsan yayın özel gündem maddesiydi ve Başkan Arne
Bach yaptığı açıklamada, Avrupa Yayınevleri Federasyonuna üye olan 25 ülkeden
yalnızca Türkiye'nin korsan yayınla mücadele konusunda yavaş hareket ettiğine
dikkat çekti. Bu görüşlerin Avrupa Birliğinin Türkiye'yle raporlarına
yansıyacağı da malumunuzdur.
Uluslararası Fikrî
Mülkiyet Hakları Birliğinin raporları, korsan yayındaki vahameti vurgulamasının
yanında, başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği olmak üzere,
birçok ülkeye yaptığımız ticarette de etkili olmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kısaca
özetlemeye çalıştığım bu gelişmeler de göz önüne alınarak sanatçıların
mağduriyetinin bir an önce giderilmesi için korsan yayınla mücadele amacıyla
çıkarılan kanunların uygulanmasında başlangıçta gösterilen hassasiyetin sürmesi
ve gerekli tedbirlerin alınması için bütün sanatçılar, düşünürler, yazarlar, bu
sektörde bulunan işadamları ile emekçileri adına, başka her ne kadar yasal
düzenleme yapmakla üzerine düşen sorumluluğun büyük bir kısmını yerine getirmiş
ise de, Kültür ve Turizm Bakanlığını, İçişleri Bakanlığını, Adalet Bakanlığını
ve belediyeleri, velhasıl tüm ilgilileri göreve çağırıyorum.
Umarım, bu kürsüden, bu
konuda son konuşmam olur. Korsan yayıncılıkla mücadelede büyük bir mesafe
alınır ve bir daha da bu konuşmayı yapma gereği duymayız.
Sayın Başkan,
müsamahanızdan dolayı çok teşekkür ediyorum.
Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bayrak.
Konuşmaya Kültür ve
Turizm Bakanı Sayın Atilla Koç cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakan. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI
ATİLLA KOÇ (Aydın) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım;
kıymetli milletvekilimizin burada ve sanatçılarımızın dışarıdan söyledikleri
sözlerin hepsi doğrudur; ama, sizleri bilgilendirmek, daha neler
yapabileceğimizi ortaya koymak için bu konuşmayı hazırladım ve cevaplandırmak için
huzurlarınızdayım.
Ülkemizde korsanla
mücadele konusunda, yine üzülerek belirteyim ki, inişli çıkışlı bir grafik
izlenmektedir. Bunun sebeplerini izah etmek istiyorum. Türkiye'de fikrî
mülkiyet hakları alanının korunmasına daha önce başlanmış olmakla birlikte, bu
işin dinamik yapısı WIPO tarafından koordine edilen uluslararası sözleşmeler
ile AB müktesebatı ve sektörel talepler dikkate alınarak korsanlığın önlenmesi
ve üretici sektörleri temsil eden meslek birlikleri ile kullanıcılar arasında
yaşanan sorunların giderilmesi maksadıyla, 2004 yılında, fikrî mülkiyet
haklarının etkin biçimde korunması için gerekli olduğu düşünülen kapsamlı bir
mevzuat değişikliği 5101 sayılı Kanunla yapılmış ve böylelikle mevzuatın güncel
tutulması sağlanmıştır.
Bakanlığımca, korsanla
mücadele, gerçekleştirilen mevzuatın ilgili kamu idareleri tarafından
benimsenmesi ve uygulamalardaki tereddütlerin giderilmesi, koordinasyonun
sağlanması, hak sahiplerinin etkin olarak mücadeleye katılması ve toplumun,
telif hakları konusunda hassasiyetlerinin yükseltilmesi olmak üzere, üç
başlıkta değerlendirilmektedir. Öncelikle, konunun diğer kurumlarla ilgili
yönünü değerlendirmek istiyorum.
Bu konuda Bakanlığımın
yanı sıra en etkin görev yapan kamu kurumları, Adalet Bakanlığı ve İçişleri
Bakanlığıdır. Söz konusu bakanlıklarla, öncelikle, korsanla mücadele konusunda
görev yapan adalet mensuplarının ve genel kolluğun bilgilendirilmesi amacıyla
çeşitli seminerler düzenlenmiştir. Antalya İlinde, 2-3-4 Mart 2005 tarihleri
arasında, il emniyet müdürlerimiz bünyesinde yer alan güvenlik şube
müdürlerine, fikrî mülkiyet hakları ihlalleriyle mücadele semineri verilmiştir.
Adalet Bakanlığı, Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüyle ortak, fikrî ve sınaî
haklar ihlalleriyle mücadele semineri de düzenlemiştir.
Kanunun uygulanmasıyla
ilgili tereddütlerin giderilmesi için, İçişleri Bakanlığınca, 5.10.2005 tarih
ve 104 sayılı genelge tüm emniyet teşkilatına yayımlanarak, korsan satışı
yapanlara müdahale edilmesinde tereddüte düşülmemesi ve güvenlik şube müdürlüğüyle
koordine kurulması istenmiştir. Bunların yanı sıra, 2006 yılı içinde, İçişleri
Bakanlığıyla birlikte, merkezde, Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Dairesi
Başkanlığı Basın ve Yayın Şube Müdürlüğü bünyesinde kurulan Fikir ve Sanat
Eserleri Büro Amirliğinin görev alanına sınaî mülkiyet hakları aleyhine işlenen
suçlarla mücadelenin de eklenerek, idarî kapasitesinin artırılması,
b) Fikrî ve sınaî haklar
aleyhine işlenen suçların fazlaca yaşandığı Adana, Ankara, Bursa, Diyarbakır,
İstanbul ve İzmir İllerinde, fikrî ve sınaî haklar aleyhine işlenen suçlarla
mücadele için Avrupa Birliği ülkelerinden, yapısına uygun modeli alarak bir
idarî yapı oluşturmayı ve idarî yapının, eğitim ve uygulamalar konusunda
adaptasyonunun sağlanması,
c) Fikrî ve sınaî haklar
aleyhine işlenen suçlarla mücadele için uzman personel yetiştirilmesi,
özellikle taklitçiliğin ve fikrî hak korsanlığının fazlaca yaşandığı illerde bu
suçlarla etkin mücadele için bütün personelin bilinçlendirilmesi
hedeflenmektedir.
Emniyet teşkilatı, korsanlıkla
mücadelede önemli başarılara imza atmıştır. Bu başarıları, Avrupa Birliğinin,
Türkiye'nin katılım yönünde ilerlemesi hakkında 2004 ve 2005 yılı düzenli
raporlarında dile getirilmiştir. 2005 yılı düzenli raporunda: "Ulusal
emniyet makamları, fikrî ve sınaî mülkiyet haklarının korunması ve personelin
bu konularda eğitilmesi yönünde gayret göstermiştir. 2000-2004 yılları arasında
2 900 000 adet korsan ürün polis baskınları sırasında ele geçirilmiştir. Polise
kamusal alanda resen baskın yapma yetkisinin verildiği 12 Mart 2004 tarihinden
Haziran 2005'e kadar geçen dönemlerde el konulan korsan ürünlerin sayısı 3 551
330'a erişmiştir. Aynı dönemde yapılan 4 771 baskında yakalanan 5 056 zanlı,
idarî cezaya çarptırılmak veya sorgulanmak amacıyla, korsancılığı önleme
komisyonları veya savcılıklara havale edilmiştir" denilerek, emniyet
teşkilatına korsan materyallere müdahale yetkisi verilmesinden önceki
tarihlerde, yani, Mart 2004 öncesi yapılan uygulamalar ile emniyet teşkilatına
korsan materyallere müdahale yetkisi verilmesinden sonraki yapılan uygulamalar
kıyaslanmış ve emniyet teşkilatının korsanlıkta müdahalesi övülmüştür.
Ayrıca, emniyet
mensupları, Bakanlığım tarafından yürütülen AB Twining Projesinde öngörülen
aktivitelere yararlanıcı olarak da katılacaktır bundan böyle. Yine İçişleri
Bakanlığınca geliştirilen "fikrî ve sınaî mülkiyet haklarıyla mücadelede
Türk polisinin idarî kapasitesinin ve bilincinin artırılması" başlıklı
proje, Avrupa Birliği İdarî, Malî Twining Projesi, Avrupa Birliği Genel Sekreterliğince
onaylanması halinde yürürlüğe önümüzdeki yıl girecektir.
Bu mücadeleyi daha etkin
olarak sürdürebilmek için, yukarıda belirtilenlerin yanı sıra, korsan
materyalleri yakalayan güvenlik güçlerine ikramiye ödenmesini amaçlayan bir
kanun tasarısının hazırlıkları da Bakanlığımca sürdürülmektedir, yakında
Meclisimize sunulacaktır.
Korsanla mücadele için,
2005 yılı içerisinde, ekim ayı sonuna kadar 5 271 operasyon düzenlenmiş, 6 641 şahıs cumhuriyet
savcılıklarına sevk edilmiş, 5 157 202 adet korsan materyal müsadere
edilmiştir. Bu rakamlar, 2004 yılı rakamlarının üzerindedir. Bu ise, emniyet
güçlerinin görevini yaptığını göstermekle birlikte, sadece cezalandırma ve
yakalama yoluyla, yani sadece devlet gücü kullanarak sorunun çözülemeyeceğinin
de en önemli göstergesidir.
Bu noktada, korsanla
mücadelenin ikinci önemli ayağına değinmek istiyorum. Yani, hak sahiplerinin
mücadeleye katılımını gündeme getirmek istiyorum. Sektörle de ortak
çalışmalarımız ve toplantılarımız sürdürülmüş ve 18 Nisan 2005 tarihinde, Fikir
ve Sanat Eserlerinin Tespit Edildiği Materyallerin Dolum, Çoğaltım ve Satışını
Yapan veya Yayan İşletmelerin Sertifikalandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmelik yayımlanmıştır; ancak, sektörden yeterli başvuru
alınamaması nedeniyle, 18 Ekim 2005
sonunda tamamlanması gereken sertifikasyon süreci 2006 yılına kadar
uzatılmıştır. Bu kapsamda, 2006 yılı sonuna kadar, eserlerin yayımı, basımı,
dolumu, dağıtımı, çoğaltımını yapan bütün işyerleri sertifikalandırılacak ve
Bakanlıkça sertifikalandırılan işyerleri dışında eserlerin satışı mümkün
olmayacaktır. Bunların yanı sıra, gerek mevzuat gerekse mücadele konusunda
sektörle işbirliği halen de sürdürülmektedir.
Diğer taraftan, korsanla
mücadeleyle ilgili üçüncü başlık ise, toplumun hassasiyetlerinin yükseltilmesi
ve işbirliğinin sağlanmasıdır. Bu amaçla, sektör tarafından tüm iletişim
organları kullanılarak sürdürülen tanıtımların yanı sıra, Bakanlığımızca da tüm
iletişim organlarında yayınlanacak spot filmleri çalışması sürmekte olup, 2006
yılında tamamı topluma ulaşabilir olacaktır.
Sonuç olarak, korsanla,
kamu kurumlarının, sektörün ve toplumun birlikte savaşımını gerektiren bir
mücadeleyle karşı karşıyayız. Bu konuda yasal düzenleme tamamlanmış olmakla
birlikte, toplumsal mutabakat ve bilinç bütünüyle oluşturulamamıştır. Bu oluşum
için gerekli şartlar oluşturulmaya çalışılmakla birlikte, kabul etmek gerekir
ki, zihniyet değişimi, belli ölçüler içinde, zaman alan bir şeydir. Bunu, asla
bir zaruret olarak söylemiyorum; ama, eminim ki, kabullenmeye başladığımız AB
ilkeleriyle bu sorunu da kökünden çözmeye çalışacağız.
Hepinize saygılar
sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri,
gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup oylarınıza sunacağım.
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Türkiye
Büyük Millet Meclisi ile Bahreyn Temsilciler Meclisi arasında
parlamentolararası dostluk grubu kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi
(3/935)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet
Meclisi ile Bahreyn Temsilciler Meclisi arasında parlamentolararası dostluk
grubu kurulması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi
Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca Genel Kurulun tasvibine
sunulur.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN - Oylarınıza
sunuyorum; Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Gündemin
"Seçim" kısmına geçiyoruz.
IV. -
SEÇİMLER
A)
KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM
1.- Plan ve
Bütçe, Millî Savunma, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm, Kamu İktisadî
Teşebbüsleri Komisyonlarında açık bulunan üyeliklere seçim
BAŞKAN - Plan ve Bütçe
Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1 üyelik
için Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Millî Savunma
Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1 üyelik
için Kayseri Milletvekili Muharrem Eskiyapan aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi
Grubuna düşen 1 üyelik için Erzincan Milletvekili Talip Kaban aday
gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kamu İktisadî
Teşebbüsleri Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna
düşen 2 üyelik için Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen ve Van Milletvekili
Cüneyit Karabıyık aday gösterilmişlerdir.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Alınan karar gereğince,
sözlü soruları görüşmüyor gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim
Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine
Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı :
305)
BAŞKAN - 1 inci sırada
yer alan kanun teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu
gelmediğinden teklifin görüşmelerini erteliyoruz.
2 nci sırada yer alan,
Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının
görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
2.- Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve
Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları (1/950) (S. Sayısı : 920)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
3 üncü sırada yer alan,
Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve
Bütçe Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
3.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin
Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030) (S. Sayısı : 904)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
4 üncü sırada yer alan,
Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği
Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının görüşülmesine kaldığımız
yerden devam ediyoruz.
4.- Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve
Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1121) (S.
Sayısı: 1014) (x)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) -
Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) -
Oylama yok, ne yetersayısı istiyorsun?!.
BAŞKAN - Geçen birleşimde
17 nci madde okutulmuştu, 17 nci madde üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına,
Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir; buyurun.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte
olduğumuz Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol
Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısının 17 nci maddesiyle ilgili olarak Anavatan Partisinin
görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınızdayım; Yüce Heyetinizi saygılarımla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu
tasarı, hükümetin kamu yönetiminin yapısını değiştirmek amacıyla hazırladığı;
ancak, Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen Kamu Yönetimi Temel Kanununun
maddeler bazında çeşitli kanunlara serpiştirilerek uygulanmasının tezahüründen
başka bir şey değildir. Bilindiği üzere, Kamu Yönetimi Temel Kanunu, geçmiş
yasama döneminde en çok tartışılan tasarılardan biri olmuştur. Kamu Yönetimi
Temel Kanununu, kamu yönetiminin sistematiğini bozma kanunu olarak da
adlandırmak mümkündür burada. Bu tasarıya o kadar tepki oldu ki, hükümet, Sayın
Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen kanunu yeniden Türkiye Büyük Millet
Meclisine getiremedi.
Tekrar ediyorum, üstüne
basa basa söylüyorum, APK daire başkanlıklarını kaldırarak, yerine strateji
daire başkanlıklarının kurulmasını öngören bu tasarı kadrolaşmak amacını
taşımaktadır. Hükümetçe uygulanmak istenilen, Kamu Yönetimi Temel Kanununun en
önemli maddelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor bu. Bu tasarıyla, bir kez
daha, AK Parti Hükümetinin iki ileri bir geri adım alışkanlığıyla karşı karşıya
bulunmaktayız. Sayın Erdoğan Hükümeti zamanında kanunlaşıp da, hemen ardından
ek bir değişiklikle düzeltme yapılmadan uygulamaya giren bir kanunî düzenleme
var mı diye düşünüyorum arasında; özellikle malî nitelik taşıyan kanunî
düzenlemeler içinde görülemiyor.
(x) 1014 S. Sayılı Basmayazı 17.11.2005 tarihli 20 nci
Birleşim Tutanağına eklidir.
Şu üç yıllık dönemde,
gerek gelir kanun tasarıları gerek gider kanun tasarıları olsun ya da
çıkarılmış kanunlardaki eksiklikleri gidermeye dönük sayılan bir hayli fazla
tasarıyı ele almak durumunda kalmış vaziyetteyiz. Bu tür uygulamalar, âdeta, bir
alışkanlık haline dönüştü. Bu nedenle, böyle bir kanun tasarısının önümüze
gelmiş olmasını garipsemiş durumda değiliz; çünkü, bu kanun tasarısı veya
teklifleri kanunlaştıktan sonra ya Cumhurbaşkanlığınca geri gönderilmiş ya da
burada olduğu gibi hükümet tekrar geriye getirmiştir.
Burada, Maliye
Bakanlığıyla aramızdaki bir anımı hatırlatmak istiyorum. Yatırım ve İstihdamı
Teşvik Yasası çıkarılırken Sayın Maliye Bakanı Unakıtan'a, tasarının sakıncalı
ve mahzurlu yanlarını buradan çıkaralım, düzeltelim, zaman kaybedeceğiz
dediğimde, Sayın Bakan, pişkin bir vaziyette, elini sırtıma vurarak
"hocam, merak etmeyiniz, yeni bir kanun tasarısı getirir eksiklerini
düzeltiriz" demişti. Sayın Bakanım burada yoklar, kendilerine bu konuyu
arz etmek istiyorum. O nedenle, bu şekilde Meclisin çalışma saatlerini gereksiz
yere heba etmiş oluyoruz. Ancak, burada bir süre önce kabul edilmiş, fakat,
yürürlüğe girmemiş bir kanunda önemli değişiklik yapılmasının, işte Maliye
Bakanının tavrından ortaya çıktığını hatırlatmak için söyledim.
Bu arada, halen Plan ve
Bütçe Komisyonunda görüşmeleri devam eden 2006 yılı Bütçe Kanunu Tasarısının
Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuşlarında yaşanan Anayasaya uyum sorunu da
gözönüne alınacak olursa, malî nitelik taşıyan bu tür düzenlemelerde gözlenen
ciddiyeti sorgulamak kuşkusuz bir sorumluluk gereği olmuştur.
Örneğin, değerli
arkadaşlarım, suya uygulanan KDV konusunda, 2004'te, Sayın Başbakanlığa
verdiğim bir önergemde, yüzde 18 olan KDV oranının kaldırılıp
kaldırılamayacağını sormuş "Bakanlığımızca öncelikli olarak
değerlendirilecektir" demiş Maliye Bakanı Başbakan adına cevap verirken.
Acaba 2006 yılı bütçesi hazırlanırken bu konunun hangi safhada olduğunu, asıl
tüketim maddesi olan suyun KDV'sinin yüzde 18'den aşağıya indirilip
indirilmediğini Maliye Bakanından sormak istiyorum; çünkü, su, bugün hemen
hemen herkesin asıl ihtiyaç maddesidir. Bu konunun önemi yetmiş milyonu- her
vatandaşımızı ilgilendirmektedir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; öncelikle şunu ortaya koymamız gerekiyor, malî
sistemimizde önemli düzenlemeler gerçekleştiren ve bu yönüyle tam bir reform
niteliği taşıyan 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu, bugünkü
hükümetin hazırlayıp getirdiği bir proje değildir. Birçok alanda olduğu gibi,
IMF tarafından emredilen düzenlemelerin çoğunluğunu içermektedir. Reform
niteliği taşıdığını iddia ettiğimiz söz konusu yasa hazırlanırken, Sayın Maliye
Bakanı şu sözlerini hatırlayıp, acaba bu konuda önlem aldı mı? Konu şu; hükümet
yeni kurulduğunda, Maliye Bakanı şöyle açıklama yapmıştı ve basında yaygın
olarak çıkmıştı, haber yapılmıştı: "Eğer, bir ülkede sosyal adalet diye bir
şey varsa, oradaki dolaylı vergilerin oranı yüzde 60'ın üzerinde
olmamalıdır." Burada parantez açarak hatırlatmak istiyorum, Avrupa Birliği
ülkelerinde bu oran yüzde 33'tür; ama, ne acıdır ki, bugün ülkemizde yüzde
60'ın üzeri değil, yüzde 70'lere gelmiş, 70'leri zorlayarak, yüzde 75'lere
yaklaşmıştır. Sayın Maliye Bakanından soruyorum, eğer bu ülkede sosyal adalet
varsa, dolaylı vergilerin oranını yüzde 30'lara çekebildiniz mi? Niçin yüzde
75'lere çıktı, bu soruya cevap beklemek milletin temsilcisi olarak benim
hakkımdır; çünkü, adaletsizliğin temelinde bu vergi sistemi yatmaktadır.
Değerli arkadaşlar, 57
nci maliye hükümeti tarafından hazırlanıp 2002 Ağustos ayında Türkiye Büyük
Millet Meclisine sunulan Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun içeriğini
hepimiz bilmekteyiz. Tasarının genel gerekçesinde, önerilen değişikliklerin ana
nedeni olarak Avrupa Birliğine uyum programı gösterilmektedir. Acaba, bizim
yapmamız gereken başka şeyler yok muydu, ille de Avrupa Birliğine uyum için mi
yapmalıydık bu yasayı diye düşünmek zorunda kalıyor insan. Oysa, tasarının
maddeleriyle getirilmek istenen düzenlemelere bakıldığında, temel saikin bu
olmadığı çok açık biçimde ortaya çıkmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; hükümetin tasarısındaki 16 ncı maddeye 17 nci madde
olarak yer verilmiştir. Bu madde 27 tane kamu kuruluşunun teşkilat yasasında
değişiklik yaparak mevcut olan araştırma, planlama, koordinasyon kurulu
başkanlıklarını ve daire başkanlıkları ile şube müdürlüklerini kaldırmaktadır,
lağvetmektedir bunu.
İdarenin kanuna niçin
ihtiyaç duyduğu, o kanunun gerekçesinde açık olarak bulunur. Yasama tekniği
bunu gerektiriyor. Bu noktadan hareketle, araştırma, planlama ve koordinasyon
uzmanı kadrolar niçin kaldırılıyor diye sormak gerekiyor. Bu maddenin hükümet
tasarısındaki gerekçesine baktığınızda, padişah fermanı üslubu kanun
gerekçelerine yansımış vaziyettedir.
Değerli arkadaşlarım,
hepimiz biliriz ki, APK daire başkanlıklarındaki görevli personel genellikle
önceki hükümetlerin atadığı ve görevden alınan üst düzey bürokratların
toplandığı bir yerdir. Bu personel bundan ibarettir. Bunlar yıllarca
bürokrasiye hizmet etmiş, devlet tecrübesi kazanmış daire başkanı ve üst düzey
bürokratlardan oluşmaktadır. Her hükümet dönemindeki yetişmiş personel ihtiyacı
hemen hemen APK'da görevli söz konusu personelden seçilmektedir. Tasarıyla,
kaldırılan APK'da görevli personeli Başbakanlık bünyesinde uygun kadroya atama
konusunda bakana takdir yetkisi tanınmakta, ancak, Bakanın bu takdir yetkisini
nasıl kullanacağını bürokraside görev yapmış çok değerli siz arkadaşlarımın bir
kısmına sunmak istiyorum.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, bu tasarıyla APK daire başkanlıklarını kaldırarak, yerine
strateji daire başkanlıkları kurmak hükümetin öngördüğü personel atamasını
sağlamak içindir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Akdemir,
konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
DURSUN AKDEMİR (Devamla)
- Teşekkür ederim. Tamamlayacağım.
Bu, hükümetin, bir
noktada, hakkıdır; ama, liyakatli kişilerin buraya getirilmesini özellikle
burada önermek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
siyasî kadrolar ve hükümetler, bildiğimiz gibi, gelip geçicidir. Devletlerin
ömründe, bu, bir yönetim kuralıdır; ancak, millet kalıcıdır. Millet adına görev
yaptığımız bu Yüce Meclis çatısı altından, yürütme erkini elinde tutan hükümete
seslenmek istiyorum: Kalıcı milletin temsilcisi olarak, bizler adına, aramızdan
arkadaşlarımız hükümette bulunuyor. Kadrolaşma derdiyle, lütfen, bu devletin
yetişmiş insanlarını atıl duruma getirmeyiniz; çünkü, aralarında çok değerli
yetişmiş insanlar var. Bu maksatla yapılan tahribatların düzeltilmesi, devlet
ömründe, bu ülkenin zamanına, gelecek zamanlarına mal olmaktadır. Bu nedenle,
bu konuya özellikle parmak basmak istiyorum.
Liyakatin kamuda aslî
kriter olması gerekiyor. Eğer bu uygulanmış olursa, Türk Milletinin sorunlarını
kısa zamanda çözeceğiz. Liyakati, lütfen, önplana çıkaralım. Eğer "bizden
mi" kriterini koymak istiyorsanız, belki bugün sizden olur; ama, yarın,
kesinlikle sizden olamayacaktır. Biz-siz ayırımını bu nedenle ortadan
kaldırarak, bu ülkenin geleceğini aydınlığa çıkaracak programların, planların
çıkarılıp uygulanması için, devlet birikimi olan ve liyakati olan insanları önplana
çıkararak, bu kanunun, yasanın çıkarılmasını ve uygulanmasını o şekilde
sağlamak üzere, hükümete buradan seslenmek istiyor, siz Yüce Meclisin değerli
üyelerini, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi ve CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Akdemir.
Madde üzerinde, şahsı
adına, Konya Milletvekili Atilla Kart?.. Yok.
Kahramanmaraş
Milletvekili Sayın Fatih Arıkan?.. Yok.
Sayın Haluk Koç?.. Yok.
Sayın Osman Coşkunoğlu?..
Yok.
Sayın İzzet Çetin?.. Yok.
Sayın Ferit Mevlüt
Aslanoğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Saygıdeğer Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; bu maddede bir
"koordinasyon" ibaresi var. Koordine etmek… Bir sorunu, bir işi
koordine ederek, o sorunu çözmek. Bağışlasın Sayın Bakanım, bu koordineden, son
günlerde Malatya'da yaşanan olaydan biraz söz etmek istiyorum.
Şimdi, ciddiyet...
Bravo!.. Hükümet etmek bir ciddiyettir; çok doğru. Ciddiyet ve ciddiyetsizlik…
Çok doğru, ciddiyet… Size birkaç örnek vereceğim. İl Sağlık Müdürü, son bir
ayda, son birbuçuk ayda 5 tane mektup yazıp, hiçbir sorun yok derse, bu bir
ciddiyet midir? Hiçbir sorun yok!..
İkincisi; Eczacılar Odası
açıklama yapıyor "40 000 ishal ilacı satılıyor, bunları kim
kullanıyor" diyorsa ve hiç kimse
tarafından ilgilenilmiyorsa, bu ciddiyet midir değil midir?
Hıfzıssıhhanın raporu.
Son bir ayda yaşanıyor, rapor son 10 günü alıyor. Son 10 günün 8 gününde tam 3
500 kişi hasta oluyor; buna rağmen, su örneği gönderilmiyor Hıfzıssıhhaya, ayın
25'inde gönderiliyor -3 500 kişi hasta olduktan sonra- ve rapor 29'unda
alınıyor. Peki, son bir ayda, 600, 700, 800, 1 000… Daha önce 100, 150 kişi…
Son bir ayda yaşanan olaylara rağmen, 25 Kasımda su numunesini göndermek
ciddiyet midir, değil midir?
Peki... Yine
Hıfzıssıhhanın raporunun sonucunu okuyorum: "Suların kesinlikle
kaynatılmadan içilmemesi gerekir." Dünkü rapor "içilmemesi
gerekir" olmasına rağmen, Malatya'da "ben suları içiyorum, hiçbir
sorun yok" demek ciddiyet midir değil midir? (CHP sıralarından
"Bravo" sesleri, alkışlar) Haa... Haa... Bir dakika...
NEVZAT YALÇINTAŞ
(İstanbul) - Başka bir su içiyordur belki.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla ) - Hayır efendim.
Efendim, Malatyamızın
suyu temiz. Bak, ne diyorum: Malatyamızın kaynak suyu tertemiz, bundan kimsenin
kuşkusu olmasın; Malatyamızın kaynak suyu tertemiz. Sorun dağıtım ağlarlında.
Buna, Malatyamızın suyuna kimse… Tertemizdir Malatyamızın kaynak suyu.
Üçüncüsü: Yine,
neredeydiniz?!. Ben, son bir haftadır Malatya'daydım. Sayın Belediye Başkanıma
da gittim, "bana bir emrin var
mı" dedim, "benim yapacak bir şeyim var mı" dedim. Bunu
söyleyenler neredeydi? Neredeydiniz?!. Ben... Dün sabah, sabahın 08.00'inde
Hıfzıssıhhaya gidip "bizim raporumuz nerede, şu raporumuzu verin, bir an
evvel çözüm bulunsun" diyen ben değil miydim? Gidip bu raporu takip eden
kimdi? Ciddiyetse, ciddiyet budur. (CHP sıralarından alkışlar)
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Bir ay sonra takip etmişsin.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Hayır efendim, hayır efendim!
Yahu, lütfen müdahale
etmeyin; sağlığın, eğitimin siyaseti olmaz, yazıktır! Biz neye parçalanıyoruz,
siz ne diyorsunuz yahu?! Yahu bizim hastalarımız orada yatıyor, sen "bir
ay sonra" diyorsun. Hükümetsin, niye müdahale etmedin?! Sağlık müdürlüğün
yazı yazıyor...
Ciddiyet budur
arkadaşlar; ciddiyet, gidip Hıfzıssıhhadan, sorun nedir… Bunu siyasî şeye
çekmeyin. Dünkü konuşmamda ben kimseyi suçlamadım; "ölüyoruz, halkımızda
sorun var" dedim, ben burada. Sağlık Bakanlığı, düne kadar, dünden önce Malatya'ya
bir tane yetkili göndermiş midir? Ben, bunun ciddiyetini istiyorum. Ben dün
burada bunu söylemek istedim, olayı siyasî
platforuma çekmek istemedim; ama, arkadaşlarımız beni ciddiyetle
suçluyorlar. Ciddîyim, halkın sağlığı için her şeyin en doğrusunu yapıyorum,
işin ciddiyetini çok iyi biliyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Aslanoğlu.
Sayın milletvekilleri,
madde üzerinde 3 önerge vardır. Önergeleri, önce geliş sırasına göre
okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı tasarının 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
M. Akif
Hamzaçebi |
Bülent
Baratalı |
Kemal
Kılıçdaroğlu |
|
|
Trabzon |
İzmir |
İstanbul |
|
|
Ali
Kemal Deveciler |
M. Mesut
Özakcan |
Ali
Kemal Kumkumoğlu |
|
|
Balıkesir |
Aydın |
İstanbul |
|
|
Kâzım
Türkmen |
|
Mustafa
Özyürek |
|
|
Ordu |
|
Mersin |
"1.1.2006 tarihi
itibariyle 5018 sayılı Kanuna tabi kamu idarelerinin Araştırma Planlama ve
Koordinasyon Kurulu Başkanlıkları kaldırılmış, bu birimlerdeki kurul başkanı,
kurul başkan yardımcısı, daire başkanı kadroları iptal edilmiştir. İptal edilen
bu kadrolarda bulunan kurul başkanı, kurul başkan yardımcısı, daire başkanı
kadrolarında istihdam edilen personel kadroya bakılmaksızın başkanlık müşaviri
kadrosuna hiçbir işleme gerek kalmadan atanmış sayılırlar. Ancak, bu kadrolar,
herhangi bir sebeple boşalması halinde iptal edilmiş sayılır. Bu fıkra uyarınca
ihtiyaç duyulan kadro değişiklikleri 190 sayılı KHK'nin 9 uncu maddesinin son
fıkrası hükmü uygulanmaksızın anılan KHK hükümlerine göre yapılır. Bu fıkra
uyarınca atanan personelin eski kadrolarına bağlı olarak en son ayda almakta
oldukları aylık, ek gösterge, sözleşme ücreti, her türlü zam ve tazminatları
ile diğer malî hakları (fazla çalışma ücreti hariç) toplam net tutarının,
atandıkları yeni kadroların aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları,
sözleşme ücreti, ikramiye ile diğer malî hakların (fazla çalışma ücreti hariç)
toplam net tutarından fazla olması halinde arasındaki fark tutarı herhangi bir
vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ve fark kapanıncaya kadar kurumlarında
kaldıkları sürece ayrıca tazminat olarak ödenir. Söz konusu birimlerde görevli
diğer personel ise kadroları ile birlikte 14.1.2006 tarihine kadar kendi
idarelerinde ihtiyaç duyulan birimlere devredilir. Bu maddenin yürürlüğe
girdiği tarihten itibaren APK uzmanı kadrolarına yeni atama yapılamaz, herhangi
bir nedenle boşalması halinde bu kadrolar hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal
edilmiş sayılırlar."
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 17 nci maddesinin birinci fıkrasının (7)
numaralı bendinin madde metninden çıkarılmasını ve izleyen bentlerin buna göre
teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Faruk
Çelik |
Asım
Aykan |
Mahmut
Uğur Çetin |
|
|
|
Bursa |
Trabzon |
Niğde |
|
|
Recep
Garip |
|
Ömer
Özyılmaz |
|
|
Adana |
|
Erzurum |
BAŞKAN- Üçüncü önergeyi
okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı tasarının 17 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
|
M. Akif Hamzaçebi |
Kemal Kılıçdaroğlu |
Bülent Baratalı |
|
|
|
Trabzon |
İstanbul |
İzmir |
|
|
A. Kemal Deveciler |
M. Mesut Özakcan |
A. Kemal Kumkumoğlu |
|
|
Balıkesir |
Aydın |
İstanbul |
|
|
Kâzım Türkmen |
|
Mustafa Özyürek |
|
|
Ordu |
|
Mersin |
BAŞKAN- Komisyon önergeye
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş)- Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN- Hükümet?..
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli)- Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN- Sayın Hamzaçebi?..
Yok.
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
APK'ların kaldırılması
yerine bunları Strateji Geliştirme ve Malî Hizmetler Başkanlıklarına
dönüştürülmesi daha doğru bir düzenleme olurdu. Dönüştürme işleminde mevcut
başkanlar yeni birimlerin de başkanları olur. Oysa, tasarı dönüştürme yerine
APK'ları kaldırmaktadır. Bu tamamen kadrolaşma amaçlı bir düzenlemedir. Bu
nedenle, maddenin tasarıdan çıkarılması önerilmektedir.
BAŞKAN- Sayın
milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 17 nci maddesinin birinci fıkrasının (7)
numaralı bendinin madde metninden çıkarılmasını ve izleyen bentlerin buna göre
teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
Faruk Çelik (Bursa) ve arkadaşları
BAŞKAN- Komisyon önergeye
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş)- Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN- Hükümet?..
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli)- Önergeye katılıyoruz.
BAŞKAN- Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
10.11.2005 tarihli ve
5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanununun 58 inci maddesiyle 8.6.1984 tarihli ve
219 sayılı Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kaldırıldığından, anılan bendin
madde metninden çıkarılması gerekmektedir.
BAŞKAN- Komisyonun
takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı, gerekçesini okuttuğum önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı Tasarının 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
M. Akif Hamzaçebi (Trabzon) ve arkadaşları
"1.1.2006 tarihi
itibariyle 5018 sayılı Kanuna tabi kamu idarelerinin Araştırma Planlama ve
Koordinasyon Kurulu Başkanlıkları kaldırılmış, bu birimlerdeki kurul başkanı,
kurul başkan yardımcısı, daire başkanı kadroları iptal edilmiştir. İptal edilen
bu kadrolarda bulunan kurul başkanı, kurul başkan yardımcısı, daire başkanı
kadrolarında istihdam edilen personel kadroya bakılmaksızın başkanlık müşaviri
kadrosuna hiçbir işleme gerek kalmadan atanmış sayılırlar. Ancak, bu kadrolar,
herhangi bir sebeple boşalması halinde iptal edilmiş sayılır. Bu fıkra uyarınca
ihtiyaç duyulan kadro değişiklikleri 190 sayılı KHK'nin 9 uncu maddesinin son
fıkrası hükmü uygulanmaksızın anılan KHK hükümlerine göre yapılır. Bu fıkra
uyarınca atanan personelin eski kadrolarına bağlı olarak en son ayda almakta
oldukları aylık, ek gösterge, sözleşme ücreti, her türlü zam ve tazminatları
ile diğer malî hakları (fazla çalışma ücreti hariç) toplam net tutarının,
atandıkları yeni kadroların aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları,
sözleşme ücreti, ikramiye ile diğer malî hakların (fazla çalışma ücreti hariç)
toplam net tutarından fazla olması halinde arasındaki fark tutarı herhangi bir
vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ve fark kapanıncaya kadar kurumlarında
kaldıkları sürece ayrıca tazminat olarak ödenir. Söz konusu birimlerde görevli
diğer personel ise kadroları ile birlikte 14.1.2006 tarihine kadar kendi
idarelerinde ihtiyaç duyulan birimlere devredilir. Bu maddenin yürürlüğe
girdiği tarihten itibaren APK uzmanı kadrolarına yeni atama yapılamaz, herhangi
bir nedenle boşalması halinde bu kadrolar hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal
edilmiş sayılırlar."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Kurul Başkanı, Genel
Müdür, Daire Başkanı ise Bakanlık Müşaviri ile aynı kadroya sahip olması ve
mağduriyetlerinin giderilmesi için böyle bir değişikliğin yapılması zarurîdir.
Bu durum 8.10.2004
tarihinde TBMM'de kabul edilen Arsa Ofisi Kanunu ve Toplu Konut Kanununda
Değişiklik Yapılması ile Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkındaki
5273 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi üçüncü fıkrası ile de uyumlu olup eşitlik ve
adalet ilkesi de sağlanmış olacaktır.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
17 nci maddeyi kabul
edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici Madde 1'i
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 1. - Maliye
Başkanı, Bütçe Dairesi Başkanı ve Bütçe Dairesi Başkan Yardımcısı kadrolarında
bulunanlar, 2005 yılına ait bütçe, muhasebe ve diğer iş ve işlemlerini
sonuçlandırmaya ve hesaplarını kapatmaya yönelik çalışmalarını nezdinde görev
yaptıkları kamu idarelerinde 1.3.2006 tarihine kadar yürütürler.
Bütçe Dairesi Başkanı ve
Bütçe Dairesi Başkan Yardımcısı kadrolarında bulunanlar, Maliye Bakanlığı
personeli atama ve görevde yükselme esaslarının belirlendiği yönetmelikte
öngörülen aynı hizmet gruplarındaki durumlarına uygun kadrolara 31.12.2006
tarihine kadar atanırlar. Bunlar bu süre içerisinde başka işlerde
görevlendirilebilirler.
Bütçe Dairesi başkanları
ve Bütçe Dairesi Başkan yardımcıları, bu Kanunla kurulan Strateji Geliştirme ve
Malî Hizmetler Başkanlığı Daire Başkanı kadrolarına veya Strateji Geliştirme ve
Malî Hizmetler Daire Başkanı kadrolarına idarelerin ve kendilerinin talep
etmeleri halinde Maliye Bakanlığının muvafakati aranmaksızın atanabilirler.
Bütçe Dairesi
başkanlıklarında görev yapan Bütçe Dairesi Başkanı ve Bütçe Dairesi Başkan
Yardımcısı kadrolarında bulunan personel dışındaki diğer Maliye Bakanlığı
personeli bulundukları kadrolarıyla birlikte 1.1.2006 tarihi itibarıyla başka
bir işleme gerek kalmaksızın bulundukları ilin defterdarlığına devredilir.
Ancak bunlar halen bulundukları kadrolarda kaldıkları sürece 31.12.2006
tarihine kadar nezdinde görev yaptıkları kamu idaresinin Strateji Geliştirme ve
Malî Hizmetler Başkanlığı veya Strateji Geliştirme ve Malî Hizmetler Daire
Başkanlığında görev yapmaya devam ederler. Bunlardan sınav sonucunda Malî
Hizmetler Uzmanı kadrolarına atanacaklar ile halen nezdinde görev yaptıkları
idarelerin ve kendilerinin talep etmeleri halinde bu idarelerin kadrolarına
atanacaklar için Maliye Bakanlığının muvafakati aranmaz.
Yukarıdaki hükümlere göre
31.12.2006 tarihine kadar Maliye Bakanlığı ve diğer kamu idarelerinin
kadrolarına atanan personelin eski kadrolarına bağlı olarak en son ayda almakta
oldukları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer malî
hakları (fazla çalışma ücreti hariç) toplam net tutarının, yeni kadrolarının
aylık, ek gösterge, her türlü zam ve
tazminatları, sözleşme ücreti, ikramiye ile diğer malî hakları (fazla
çalışma ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark
tutarı herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın ve fark kapanıncaya
kadar atandıkları kurumlarda kaldıkları sürece ayrıca tazminat olarak ödenir.
Maliye Başkanı
kadrolarında bulunanlar kadrolarının kaldırıldığı tarihten itibaren 31.12.2006
tarihine kadar kazanılmış hak aylık dereceleri dikkate alınmak suretiyle Maliye
Bakanlığında başka bir kadroya atanırlar. Bunlar yeni bir kadroya atanıncaya
kadar eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları
ile diğer malî haklarını almaya devam ederler ve bu süre içerisinde başka
işlerde görevlendirilebilirler. Bunların eski kadrolarına bağlı olarak en son
ayda almakta oldukları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile
diğer malî hakları (fazla çalışma ücreti hariç) toplam net tutarının,
atandıkları yeni kadrolarının aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları
ile diğer malî hakları (fazla çalışma ücreti hariç) toplam net tutarından fazla
olması halinde, aradaki fark tutarı herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi
tutulmaksızın ve fark kapanıncaya kadar kurumlarında kaldıkları sürece ayrıca
tazminat olarak ödenir.
Maliye başkanlıkları ve
Bütçe Dairesi başkanlıklarına ait demirbaş, makine-teçhizat ve yazılımları, her
türlü kayıt ve belgeleri 1.1.2006 tarihi itibarıyla nezdinde görev yapılan kamu
idaresine Maliye Bakanlığınca belirlenecek usül ve esaslar çerçevesinde
devredilir.
İç denetçi sayısı on ve
üzerinde belirlenen kamu idareleri, 31.12.2006 tarihine kadar, tahsis edilen iç
denetçi kadro sayılarının en fazla yarısına kadar atama yapabilir. Diğer kamu
idarelerinin iç denetçi kadrolarına 31.12.2006 tarihine kadar atama yapılamaz.
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi bu
sınırlamaya tâbi değildir.
BAŞKAN - Madde üzerinde 6 adet önerge vardır.
Önergeleri, önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre
işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı kanun tasarısının geçici 1 inci maddesinin son bendinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
"İç denetçi sayısı
on ve üzerinde belirlenen kamu idareleri, 31.12.2006 tarihine kadar, tahsis
edilen iç denetçi kadro sayılarının en fazla yarısına kadar atama yapılabilir.
Diğer kamu idarelerinin iç denetçi kadrolarına da 31.12.2006 tarihine kadar
atama yapılır."
|
|
Feridun Ayvazoğlu |
Ziya Yekgök |
Kemal Sağ |
|
|
Çorum |
Adana |
Adana |
|
|
Hakkı Ülkü |
|
Mustafa Gazalcı |
|
|
İzmir |
|
Denizli |
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
"Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı"nın geçici 1
inci maddesinde yer alan "Strateji Geliştirme ve Mali Hizmetler"
ibaresinin "Strateji Geliştirme" olarak değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
İrfan Gündüz |
Hamit Taşcı |
Recep Yıldırım |
|
|
|
İstanbul |
Ordu |
Sakarya |
|
|
Abdullah Erdem Cantimur |
Nusret Bayraktar |
Muharrem Eskiyapan |
|
|
Kütahya |
İstanbul |
Kayseri |
BAŞKAN - Üçüncü önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesinin üçüncü
fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Muhsin Koçyiğit |
Süleyman Sarıbaş |
Hüseyin Özcan |
|
|
|
Diyarbakır |
Malatya |
Mersin |
|
|
E. Safder Gaydalı |
|
Muzaffer Kurtulmuşoğlu |
|
|
Bitlis |
|
Ankara |
"Bütçe Dairesi
Başkanları, Muhasebe Müdürü, Saymanlık Müdürü, Malmüdürü ile bunların
yardımcıları bu Kanunla kurulan Strateji Geliştirme ve Mali Hizmetler
Başkanlığı Daire Başkanı kadrolarına veya Strateji Geliştirme ve Mali Hizmetler
Başkanlığı Daire Başkanı kadrolarına idarelerin ve kendilerinin talep etmeleri
halinde Maliye Bakanlığının muvafakati aranmaksızın atanabilirler."
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesinin üçüncü
fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
"Bütçe Dairesi
Başkanları, Muhasebe Müdürü, Saymanlık Müdürü, Malmüdürü ile bunların
yardımcıları, bu Kanunla kurulan Strateji Geliştirme ve Mali Hizmetler
Başkanlığı Daire Başkanı kadrolarına veya Strateji Geliştirme ve Mali Hizmetler
Başkanlığı Daire Başkanı kadrolarına idarelerin ve kendilerinin talep etmeleri
halinde Maliye Bakanlığının muvafakati aranmaksızın atanabilirler."
|
|
Mehmet Kartal |
Tuncay Ercenk |
R. Kerim Özkan |
|
|
Van |
Antalya |
Burdur |
|
|
M.Vedat Yücesan |
Osman Özcan |
Kemal Sağ |
|
|
Eskişehir |
Antalya |
Adana |
|
|
M. Ziya Yergök |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
Harun Akın |
|
|
Adana |
Malatya |
Zonguldak |
|
|
|
Salih Gün |
|
|
|
|
Kocaeli |
|
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati : 16.23
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 16.40
BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yaşar TÜZÜN
(Bilecik)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25 inci Birleşiminin İkinci
Oturumu açıyorum.
1014 sıra sayılı
tasarının görüşmelere devam ediyoruz.
V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve
Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1121) (S.
Sayısı: 1014) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Tasarının geçici 1 inci
maddesi üzerinde verilen önergelerin okunması işleminde kalmıştık.
Madde üzerinde 6 önerge
verilmişti. Okuma işlemine başlandıktan sonra 1 önerge daha gelmiştir.
Şimdi, kalan 3 önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici
madde 1'inin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
"Maliye Başkanı,
Bütçe Dairesi Başkanı ve Bütçe Dairesi Başkan Yardımcısı kadrolarında
bulunanlar bütçe, muhasebe ve diğer iş ve işlemlerini sonuçlandırmaya ve
hesaplarını kapatmaya yönelik çalışmalarını nezdinde görev yaptıkları kamu
idarelerinde 1.7.2006 tarihine kadar yürütürler."
|
Mehmet
Akif Hamzaçebi |
Kemal
Sağ |
Harun
Akın |
|
|
|
Trabzon |
Adana |
Zonguldak |
|
|
Halil
Tiryaki |
|
Ferit
Mevlüt Aslanoğlu |
|
|
Kırıkkale |
|
Malatya |
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı kanun tasarısının geçici 1 inci maddesinin sonuna aşağıdaki
fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
Salih Kapusuz |
Gülseren Topuz |
İrfan Rıza Yazıcıoğlu |
|
|
|
|
Ankara |
İstanbul |
Diyarbakır |
|
|
|
Ünal Kacır |
|
Alaettin Güven |
|
|
|
İstanbul |
|
Kütahya |
|
"Bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihte Maliye Bakanlığı Bütçe ve Malî Kontrol ile Millî
Emlak Genel Müdürlüklerinin Şube Müdürü kadrolarında bulunanlardan en az dört
yıllık yüksek öğrenim görmüş olanlar, sırasıyla Devlet Bütçe Uzmanı ve Devlet
Malları Uzmanı kadrolarına herhangi bir işleme gerek kalmaksızın atanmış
sayılırlar. Bunların müdürlük hizmetinde geçmiş olan süreleri, Devlet Bütçe ve
Devlet Malları Uzmanlıklarında geçmiş sayılır ve bunlar aynı malî haklardan
yararlanırlar.
2/1/2006 tarihi
itibariyle Maliye Bakanlığı Bütçe ve Malî Kontrol Genel Müdürlüğünün genel
idare hizmetleri sınıfına dahil kadrolarında bulunan ve Devlet Bütçe Uzman
Yardımcılığı giriş sınavına katılabilmek için gerekli öğrenim şartını taşıyanlardan,
30/6/2006 tarihine kadar bir defaya mahsus olmak üzere yapılacak ve usul ve
esasları Maliye Bakanlığınca belirlenecek yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı
olan en fazla 30 kişiden; Bütçe Dairesi Başkan Yardımcısı ve Şef kadrosunda
bulunanlar bir yıl, diğerleri ise üç yıl sonunda yapılacak Devlet Bütçe
Uzmanlığı yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar ve bu sınavda başarılı
olanlar Devlet Bütçe Uzmanı kadrolarına atanırlar.
En az dört yıllık yüksek
öğrenim veren yüksek öğretim kurumlarının istatistik bölümünden mezun olup,
2/1/2006 tarihinde Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünde
memur kadrolarında görev yapan personelden en az 3 yıl hizmeti olan ve olumlu
sicil alanlar, 15/1/2006 tarihi itibariyle başka bir işleme gerek kalmaksızın
istatistikçi kadrolarına atanmış sayılırlar.
Bu maddenin yürürlüğe
girdiği tarihte Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü teşkilatında Şube
Müdürü, Muhasebe Müdürü, Malmüdürü, Saymanlık Müdürü ve Muhasebe Denetmeni
kadrolarında bulunan ve Devlet Muhasebe Uzman Yardımcılığı giriş sınavına
katılabilmek için gerekli öğrenim şartını taşıyanlardan, 30/6/2006 tarihine
kadar bir defaya mahsus olmak üzere yapılacak ve usul ve esasları Maliye
Bakanlığınca belirlenecek yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olan en fazla 60
kişi Devlet Muhasebe Uzmanı kadrolarına atanırlar. Şube Müdürü kadrolarında
bulunanlardan bu şekilde Devlet Muhasebe Uzmanı kadrolarına atananların kadro
unvanları, atama tarihi itibariyle Devlet Muhasebe Uzmanı olarak değiştirilmiştir.
Muhasebat Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş Şube Müdürü kadro unvanlarından 8
adedi dışındakiler 30/6/2006 tarihi itibariyle iptal edilmiş olup, bu sayının
üzerindeki Şube Müdürleri Muhasebat Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş eşdeğer
diğer kadrolara anılan tarihten önce atanır.
Bu maddenin yürürlüğe
girdiği tarihte Maliye Bakanlığı Millî Emlak Genel Müdürlüğünün merkez
teşkilatında genel idare hizmetleri sınıfına dahil kadrolarında bulunan ve
Devlet Malları Uzman Yardımcılığı giriş sınavına katılabilmek için gerekli
öğrenim şartını taşıyanlardan, 30/6/2006 tarihine kadar bir defaya mahsus olmak
üzere yapılacak ve usul ve esasları Maliye Bakanlığınca belirlenecek yazılı ve
sözlü sınavlarda başarılı olan en fazla 30 kişiden; şef ve uzman kadrolarında
bulunanlar bir yıl, diğerleri ise üç yıl sonunda yapılacak Devlet Malları
Uzmanlığı yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar ve bu sınavda başarılı
olanlar Devlet Malları Uzmanı kadrolarına atanırlar.
190 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin eki cetvelin Maliye Bakanlığına ait bölümünde yer alan ve Bütçe ve
Malî Kontrol Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş olan Şube Müdürü kadro
unvanlarından 5 adedi dışındakiler Devlet Bütçe Uzmanı, Milli Emlak Genel
Müdürlüğüne tahsis edilmiş Şube Müdürü kadro unvanlarından 8 adedi dışındakiler
Devlet Malları Uzmanı olarak değiştirilmiştir."
BAŞKAN - Son önergeyi
okutup, işleme alacağım.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici
1 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Akif
Hamzaçebi |
Kemal
Sağ |
Feridun
Ayvazoğlu |
|
|
|
Trabzon |
Adana |
Çorum |
|
|
Feramus
Şahin |
Gökhan
Durgun |
Ramazan
Kerim Özkan |
|
|
Tokat |
Hatay |
Burdur |
|
|
|
İsmet
Atalay |
|
|
|
|
İstanbul |
|
Geçici Madde 1.- Bu
Kanunla kurulan Strateji Geliştirme Başkanlığında ihdas edilen Daire Başkanlığı
kadrolarından ikisi (İçişleri ve Adalet Bakanlıklarında biri) ile Strateji
Geliştirme Daire Başkanlığı kadrolarına (Emniyet Genel Müdürlüğü hariç), Bütçe
Daire Başkan ve Bütçe Dairesi Başkan Yardımcısı kadrolarında bulunan personel
arasından, idareler tarafından 01.01.2006 tarihi itibariyle atanırlar.
Bütçe Dairesi Başkanı ve
Bütçe Dairesi Başkan Yardımcısı kadrolarında bulunanlar bu Kanuna ekli (2)
sayılı cetvelde ihdas edilen Müdür kadrolarına da atanabilirler.
Yukarıda belirtilen
şekillerde ataması yapılamayan Bütçe Dairesi Başkanları ve Bütçe Dairesi Başkan
Yardımcıları Maliye Bakanlığı personeli atama ve görevde yükselme esaslarının
belirlendiği yönetmelikle öngörülen aynı hizmet gruplarındaki durumlarına uygun
kadrolara 31.12.2006 tarihine kadar atanırlar. Bunlar bu süre içerisinde başka
işlerde görevlendirilebilirler.
Maliye Başkanı, Bütçe
Dairesi Başkanı ve Bütçe Dairesi Başkan Yardımcısı kadrolarında bulunanlar,
31.12.2005 tarihi itibariyle görev yaptıkları kamu idarelerinin 2005 yılına ait
bütçe, muhasebe ve diğer iş ve işlemlerini 01.03.2006 tarihine kadar
sonuçlandırmakla da sorumludurlar.
Bütçe Dairesi
Başkanlıklarında görev yapan Bütçe Dairesi Başkanı ve Bütçe Dairesi Başkan
Yardımcısı kadrolarında bulunan personel dışındaki diğer Maliye Bakanlığı
personeli bulundukları kadrolarıyla birlikte 1.1.2006 tarihi itibarıyla başka
bir işleme gerek kalmaksızın bulundukları ilin defterdarlığına devredilir.
Ancak bunlar halen bulundukları kadrolarda kaldıkları sürece 31.12.2006
tarihine kadar nezdinde görev yaptıkları kamu idaresinin Strateji Geliştirme
Başkanlığı veya Strateji Geliştirme Daire Başkanlığında görev yapmaya devam
ederler. Bunlardan sınav sonucunda Mali Hizmetler Uzmanı kadrolarına
atanacaklar ile halen nezdinde görev yaptıkları idarelerin ve kendilerinin
talep etmeleri halinde bu idarelerin kadrolarına atanacaklar için Maliye
Bakanlığının muvafakati aranmaz.
Yukarıdaki hükümlere göre
31.12.2006 tarihine kadar Maliye Bakanlığı ve diğer kamu idarelerinin
kadrolarına atanan personelin eski kadrolarına bağlı olarak en son ayda almakta
oldukları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer mali
hakları (fazla çalışma ücreti hariç) toplam net tutarının, yeni kadrolarının
aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları, sözleşme ücreti, ikramiye
ile diğer mali hakları (fazla çalışma ücreti hariç) toplam net tutarından fazla
olması halinde aradaki fark tutarı herhangi bir vergi ve kesintiye tabi
tutulmaksızın ve fark kapanıncaya kadar atandıkları kurumlarda kaldıkları
sürece ayrıca tazminat olarak ödenir.
Maliye Başkanı
kadrolarında bulunanlar kadrolarının kaldırıldığı tarihten itibaren 31.12.2006
tarihine kadar kazanılmış hak aylık dereceleri dikkate alınmak suretiyle Maliye
Bakanlığında başka bir kadroya atanırlar. Bunlar yeni bir kadroya atanıncaya
kadar eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları
ile diğer mali haklarını almaya devam ederler ve bu süre içerisinde başka
işlerde görevlendirilebilirler. Bunların eski kadrolarına bağlı olarak en son
ayda almakta oldukları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile
diğer mali hakları (fazla çalışma ücreti hariç) toplam net tutarının,
atandıkları yeni kadrolarının aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları
ile diğer mali hakları (fazla çalışma ücreti hariç) toplam net tutarından fazla
olması halinde, aradaki fark tutarı herhangi bir vergi ve kesintiye tabi
tutulmaksızın ve fark kapanıncaya kadar kurumlarında kaldıkları sürece ayrıca
tazminat olarak ödenir.
Maliye Başkanlıkları ve
Bütçe Dairesi Başkanlıklarına ait demirbaş, makine-teçhizat ve yazılımları, her
türlü kayıt ve belgeleri 1.1.2006 tarihi itibarıyla nezdinde görev yapılan kamu
idaresine Maliye Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde
devredilir.
İç denetçi sayısı on ve
üzerinde belirlenen kamu idareleri, 31.12.2006 tarihine kadar, tahsis edilen iç
denetçi kadro sayılarının en fazla yarısına kadar atama yapabilir. Diğer kamu
idarelerinin iç denetçi kadrolarına 31.12.2006 tarihine kadar atama yapılamaz.
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi bu
sınırlamaya tabi değildir."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş)- Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
5018 sayılı Kanunla
getirilen yeni mali yönetim ve kontrol anlayışında malî iş ve işlemlerinin
hazırlanması, uygulanması ve sonuçlandırılması görevi kamu idarelerine
devredilmektedir.
Yeni malî yönetim ve
kontrol anlayışında nitelikli ve deneyimli personele her zamankinden daha fazla
ihtiyaç duyulmaktadır.
Yıllardan beri kamu
idarelerinin malî hizmetleri Bütçe Dairesi Başkanlıklarınca yürütülmektedir.
Ancak, Bütçe Dairesi Başkanlıklarının kapatılması ve mali hizmetlerin bundan
böyle kamu idarelerinin kendilerince yürütülecek olması dolayısıyla, kamu
idarelerinin personelinin yanı sıra Bütçe Dairesi Başkanlıklarında görev yapan
deneyimli personelin, sistemin yeni kurulması ve oluşturulmasında
görevlendirilebilmeleri sağlanarak, yeni mali yönetim ve kontrol sisteminin
sağlıklı bir şekilde yürütülmesi amaçlanmaktadır.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı
önergeyi oylarınıza sunacağım.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.
BAŞKAN - Karar
yetersayısını arayacağım.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Karar yetersayısı yoktur;
birleşime 5 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati : 16.51
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati : 16.59
BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yaşar TÜZÜN
(Bilecik)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25 inci Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum.
1014 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve
Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1121) (S.
Sayısı: 1014) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Tasarının geçici 1 inci
maddesi üzerinde Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi ve arkadaşlarınca verilen
önergenin oylamasında karar yetersayısı bulunamamıştı. Şimdi, önergeyi tekrar
oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir; karar
yetersayısı vardır.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı kanun tasarısının geçici 1 inci maddesinin sonuna aşağıdaki
fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Salih Kapusuz (Ankara) ve arkadaşları
"Bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihte Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol ile Milli
Emlak Genel Müdürlüklerinin Şube Müdürü kadrolarında bulunanlardan en az dört
yıllık yüksek öğrenim görmüş olanlar, sırasıyla Devlet Bütçe Uzmanı ve Devlet
Malları Uzmanı kadrolarına herhangi bir işleme gerek kalmaksızın atanmış
sayılırlar. Bunların müdürlük hizmetinde geçmiş olan süreleri, Devlet Bütçe ve
Devlet Malları Uzmanlıklarında geçmiş sayılır ve bunlar aynı mali haklardan
yararlanırlar.
2/1/2006 tarihi
itibariyle Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün genel
idare hizmetleri sınıfına dahil kadrolarında bulunan ve Devlet Bütçe Uzman
Yardımcılığı giriş sınavına katılabilmek için gerekli öğrenim şartını taşıyanlardan,
30/6/2006 tarihine kadar bir defaya mahsus olmak üzere yapılacak ve usul ve
esasları Maliye Bakanlığınca belirlenecek yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı
olan en fazla 30 kişiden; Bütçe Dairesi Başkan Yardımcısı ve Şef kadrosunda
bulunanlar bir yıl, diğerleri ise üç yıl sonunda yapılacak Devlet Bütçe
Uzmanlığı yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar ve bu sınavda başarılı
olanlar Devlet Bütçe Uzmanı kadrolarına atanırlar.
En az dört yıllık yüksek
öğrenim veren yüksek öğretim kurumlarının istatistik bölümünden mezun olup,
2/1/2006 tarihinde Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünde
memur kadrolarında görev yapan personelden en az üç yıl hizmeti olan ve olumlu
sicil alanlar, 15/1/2006 tarihi itibariyle başka bir işleme gerek kalmaksızın
istatistikçi kadrolarına atanmış sayılırlar.
Bu maddenin yürürlüğe
girdiği tarihte Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü teşkilatında Şube
Müdürü, Muhasebe Müdürü, Malmüdürü, Saymanlık Müdürü ve Muhasebe Denetmeni
kadrolarında bulunan ve Devlet Muhasebe Uzman Yardımcılığı giriş sınavına
katılabilmek için gerekli öğrenim şartını taşıyanlardan, 30/6/2006 tarihine
kadar bir defaya mahsus olmak üzere yapılacak ve usul ve esasları Maliye
Bakanlığınca belirlenecek yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olan en fazla 60
kişi Devlet Muhasebe Uzmanı kadrolarına atanırlar. Şube Müdürü kadrolarında
bulunanlardan bu şekilde Devlet Muhasebe Uzmanı kadrolarına atananların kadro
unvanları, atama tarihi itibariyle Devlet Muhasebe Uzmanı olarak değiştirilmiştir.
Muhasebat Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş Şube Müdürü kadro unvanlarından 8
adedi dışındakiler 30/6/2006 tarihi itibariyle iptal edilmiş olup, bu sayının
üzerindeki Şube Müdürleri Muhasebat Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş eşdeğer
diğer kadrolara anılan tarihten önce atanır.
Bu maddenin yürürlüğe
girdiği tarihte Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğünün merkez
teşkilatında genel idare hizmetleri sınıfına dahil kadrolarında bulunan ve
Devlet Malları Uzman Yardımcılığı giriş sınavına katılabilmek için gerekli
öğrenim şartını taşıyanlardan, 30/6/2006 tarihine kadar bir defaya mahsus olmak
üzere yapılacak ve usul ve esasları Maliye Bakanlığınca belirlenecek yazılı ve
sözlü sınavlarda başarılı olan en fazla 30 kişiden; şef ve uzman kadrolarında
bulunanlar bir yıl, diğerleri ise üç yıl sonunda yapılacak Devlet Malları
Uzmanlığı yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar ve bu sınavda başarılı
olanlar Devlet Malları Uzmanı kadrolarına atanırlar.
190 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin eki cetvelin Maliye Bakanlığına ait bölümünde yer alan ve Bütçe ve
Malî Kontrol Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş olan Şube Müdürü kadro
unvanlarından 5 adedi dışındakiler Devlet Bütçe Uzmanı, Milli Emlak Genel
Müdürlüğüne tahsis edilmiş Şube Müdürü kadro unvanlarından 8 adedi dışındakiler
Devlet Malları Uzmanı olarak değiştirilmiştir.
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, takdire bırakıyoruz
çoğunluğumuz mevcut olmadığı için.
BAŞKAN - Hükümet?..
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Katılıyoruz efendim.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) -
Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Maliye Bakanlığı merkez
teşkilatının 5018 sayılı Kanunun uygulanmasında ortaya çıkan yeni görev ve
fonksiyonları yürütebilecek şekilde nitelikli kariyer uzman personelden oluşan
bir yapıya kavuşturulması için gereken dönüşümün sağlanması amaçlanmaktadır.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici
madde 1'in birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
"Maliye Başkanı,
Bütçe Daire Başkanı ve Bütçe Dairesi Başkan Yardımcısı kadrolarında bulunanlar
bütçe, muhasebe ve diğer iş ve işlemlerini sonuçlandırmaya ve hesaplarını
kapatmaya yönelik çalışmalarını nezdinde görev yaptıkları kamu idarelerinde
1.7.2006 tarihine kadar yürütürler."
Kemal Sağ (Adana) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon önergeye
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Katılmıyoruz efendim.
KEMAL SAĞ (Adana) -
Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
1014 sıra sayılı Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici madde 1'inin birinci
fıkrasında, kamu idarelerinde Maliye Başkanı, Bütçe Dairesi Başkanı ve Bütçe
Dairesi Başkan Yardımcısı kadrolarında bulunanların 2005 yılına ait bütçe,
muhasebe ve diğer iş ve işlemlerini sonuçlandırmaya ve hesaplarını kapatmaya
yönelik çalışmalarını 1.3.2006 tarihine kadar yürütmeleri öngörülmüştür.
Değişiklik önergesiyle,
1.3.2006 tarihi 1.7.2006 olarak değiştirilmiş ve fıkrada yer alan "2005
yılına ait" ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Değişiklik önergesi,
1.3.2006 tarihine kadar işlerin tamamlanmayabileceği varsayılarak ve kamu
yönetiminde herhangi bir aksaklığa meydan vermemek amacıyla hazırlanmıştır.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesinin 3 üncü
fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
"Bütçe Dairesi
Başkanları, Muhasebe Müdürü, Saymanlık Müdürü, Malmüdürü ile bunların
yardımcıları, bu Kanunla kurulan Strateji Geliştirme ve Mali Hizmetler
Başkanlığı Daire Başkanı kadrolarına veya Strateji Geliştirme ve Mali Hizmetler
Başkanlığı Daire Başkanı kadrolarına, idarelerin ve kendilerinin talep etmeleri
halinde Maliye Bakanlığının muvafakati aranmaksızın atanabilirler."
Kemal Sağ (Adana) ve arkadaşları
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, geçici 1 inci maddeyle ilgili olarak şimdi
okutacağım Malatya Milletvekili Süleyman Sarıbaş ve arkadaşlarının önergesi ile
az önce okunan Adana Milletvekili Kemal Sağ ve arkadaşlarının önergesi aynı
mahiyette olduğundan, işlemlerini ve oylamalarını birlikte yapacağım.
Şimdi, Malatya
Milletvekili Süleyman Sarıbaş ve arkadaşlarının önergesini okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesinin üçüncü
fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
"Bütçe Dairesi
Başkanları, Muhasebe Müdürü, Saymanlık Müdürü, Malmüdürü ile bunların
yardımcıları bu Kanunla kurulan Strateji Geliştirme ve Mali Hizmetler
Başkanlığı Daire Başkanı kadrolarına veya Strateji Geliştirme ve Mali Hizmetler
Başkanlığı Daire Başkanı kadrolarına idarelerin ve kendilerinin talep etmeleri
halinde Maliye Bakanlığının muvafakati aranmaksızın atanabilirler."
Süleyman Sarıbaş
(Malatya) ve arkadaşları
BAŞKAN - Sayın Komisyon
aynı mahiyetteki her iki önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Hükümet
aynı mahiyetteki her iki önergeye katılıyor mu?
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Gerekçelerini
okutuyorum:
Gerekçe: Mevcut taslağın
geçici 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası, Maliye çalışanları arasında ayırım
yapar şekilde düzenlenmiş olması nedeniyle eşitsizliği doğurmakta, dolayısıyla
da teşkilat mensupları arasında huzursuzluğa yol açacağı düşünülmektedir.
Gerekçe: Mevcut taslağın geçici 1 inci maddesinin
üçüncü fıkrasına Muhasebe Müdürü, Saymanlık Müdürü, Malmüdürü ile bunların
yardımcılarının ilave edilmesi uygun görülmüştür.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, şimdi, her iki önergeyi birlikte oylayacağım.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Tamam.
Komisyonun ve Hükümetin
katılmadığı her iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler…Karar yetersayısı vardır; önergeler kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesinde yer
alan "Strateji Geliştirme ve Mali Hizmetler" ibarelerinin
"Strateji Geliştirme" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
İrfan Gündüz (İstanbul) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, uygun görüşle takdire
bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe: Strateji
Geliştirme ve Mali Hizmetler Başkanlığı biriminin adının strateji geliştirme
başkanlığı olarak değiştirilmesi amacıyla bu önerge hazırlanmıştır.
BAŞKAN - Komisyonun
takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Son önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı kanun tasarısının geçici 1 inci maddesinin son fıkrasının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
"İç denetçi sayısı
10 ve üzerinde belirlenen kamu idareleri, 31.12.2006 tarihine kadar tahsis
edilen iç denetçi kadro sayılarının en fazla yarısına kadar atama yapabilirler.
Diğer kamu idarelerinin iç denetçi kadrolarına da 31.12.2006 tarihine kadar
atama yapılır."
Kemal Sağ (Adana) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Bu kanunla, 1.1.2006
tarihinde kurulacak Strateji Başkanlıkları, Strateji Geliştirme Daire
Başkanlıkları ve bu görevleri yürütecek Müdürlükler ile Muhasebe Yetkilisi
olarak ödeme yapılacak görevlilerin işlemleri aynı tarih itibariyle başlamış
olacaktır.
Yukarıdaki tasarıdaki
duruma göre, iç denetçi sayısı 10'dan az olan kurumlarda, 2006 yılı içinde
atama yapılamayacağı için, bu kurumlarda 5018 sayılı Kanunla iç denetçilere
verilen görevler yapılamayacaktır. Özellikle üniversitelerde iç denetçi sayısı
10'dan az olacağı için, malî işlemlerin denetim, inceleme, performans takibi
işlemleri yapılamayacaktır.
İç denetçi sayısı 10'dan
az olan kurumlarda, 5018 sayılı Kanun yürürlüğe gireceği halde iç denetim
işlemlerinin yapılmaması, malî işlemlerin yürütülmesi zaafa uğrama, görevlerde
ihmal, kasıt ve diğer aksamalara neden olabilecektir.
İç denetçi sayısına
bakılmaksızın, bu kanuna tabi tüm kurumlarda iç denetçi atamalarının 2006 yılı
başından itibaren başlatılmasına imkân verecek düzenlemenin yukarıdaki şekilde
yapılması gerekir.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Sayın milletvekili
arkadaşlarım, geçici madde 1'i kabul edilen önergeler istikametinde oylarınıza
arz ediyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 2'yi
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 2. - 16 ncı
maddenin altıncı fıkrasına göre ihdas edilip kurumlara tahsis edilecek Malî
Hizmetler Uzmanı unvanlı serbest kadro adedinin yarısını geçmemek üzere;
a) Strateji Geliştirme ve
Malî Hizmetler Başkanlığı veya Strateji Geliştirme ve Malî Hizmetler Daire
Başkanlığı kurulan idarelerin,
1) Araştırma Planlama ve
Koordinasyon Kurulu başkanlıklarında,
2) İdarî ve Malî İşler
Dairesi başkanlıklarında,
3) Araştırma Planlama ve
Koordinasyon Dairesi başkanlıklarında,
4) Strateji Geliştirme
Daire başkanlıklarında,
5) İdarî ve Malî İşler
Şube müdürlüklerinde,
6) Saymanlıklarında,
b) Geçici 1 inci maddenin
dördüncü fıkrası uyarınca devredilen personel dahil Bütçe ve Malî Kontrol Genel
Müdürlüğünde ve Muhasebat Genel Müdürlüğünde,
Genel idare hizmetleri
sınıfına dahil kadrolarda sınav tarihi itibarıyla fiilen toplam en az üç yıl
hizmeti bulunmuş ve 45 yaşını aşmamış ve Malî Hizmetler Uzman Yardımcılığı
giriş sınavına katılabilmek için gerekli öğrenim şartını taşıyanlar, 30.5.2006
tarihine kadar bir defaya mahsus olmak üzere Maliye Bakanlığınca Öğrenci Seçme
ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına veya Millî Eğitim Bakanlığı Ölçme ve
Değerlendirme Merkezine yaptırılacak yazılı sınav ve yerleştirme sonucuna göre
Malî Hizmetler Uzmanı kadrolarına atanırlar.
Sınav komisyonunun
oluşturulması, sınav konuları ile sınav ve yerleştirmeye ilişkin usül ve
esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.
BAŞKAN - Geçici madde 2
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Denizli Milletvekili Sayın
Mustafa Gazalcı; buyurun.
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA
GAZALCI (Denizli) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; kamu malî yönetimi geçici 2 maddesi üzerine,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; tümünüzü saygıyla
selamlıyorum.
Tasarının sonuna doğru
geldik.
Değerli arkadaşlar, bu
yasa, 2003 yılında 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu olarak
çıktı, 1.1.2005'te yürürlüğe girdi, 31.12. 2007'ye kadar geçiş dönemi
belirtildi; ama, arkasından birçok madde değişikliği konuşuldu, görüşüldü.
Bunun için, Avrupa Birliğiyle olan görüşmeler ileriye sürüldü. Bazı teknik
gelişmelerden, gereksinimlerden bahsedilerek, Meclis yeniden çalışarak bu
tasarıya yeni bir biçim veriyor.
Şimdi, bu geçici 2 nci
maddede, kimi kadroların alınması için "ÖSYM veya millî Eğitim Bakanlığı
Ölçme ve Değerlendirme Merkezinde yaptırılacak -işte, bizim itirazımız burada-
veya Millî Eğitim Bakanlığı Ölçme ve Değerlendirme Merkezinde yaptırılacak
yazılı sınav ve yerleştirme sonucuna göre Malî Hizmetler Uzmanı kadrolarına
atanırlar."
Değerli arkadaşlar, ÖSYM,
üniversite öğrenci yerleştirme sınavlarını ve başka alanlardaki sınavları
yıllardır başarıyla yapmaktadır. Bu konuda geniş bir deneyim kazanmıştır. Otuz
yıldır da tarafsızlığı üzerine bir gölge düşmemiştir ve YÖK'e bağlı bir kurum
olarak çalışmakta, başarıyla da sınavlarını yapmaktaydı. Bu yıl, biz, bunu,
YÖK'ten koparabilmek için, önce, bütçesini Yüksek Öğretimden; YÖK'ten ayırdık.
Yönetim olarak da ileride burayı etki altına alabilmek için, ÖSYM'yi, âdeta,
yalnızlaştırdık. Şimdi, bu yasada, hazır böyle bir deneyim kazanmış, başarıyla
sınav işlerini yürüten bir kurum varken veya Millî Eğitim Bakanlığına da bağlı
sınavlar yapılması…
Değerli arkadaşlar,
bakın, Millî Eğitim Bakanlığında ölçme ve değerlendirme, Eğitim Teknolojileri
Genel Müdürlüğünde yapılır. Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü, üniversiteler
arasında yapılan sınavlar ve KPSS dışındaki sınavları yapar genellikle. Büyük
miktarda paralar aktarılır bu sınavlardan dolayı; ama, bu kuruluş, Eğitim
Teknolojileri Genel Müdürlüğü, 2003 yılından başlayarak aynen Talim Terbiye
Kurulu gibi toplu kıyımların yapıldığı bir yer oldu. Elimde bir dosya var, bir
çırpıda 66 kişi buradan alınıyor ve birçokları, yürütmeyi durdurtarak yeniden
görevlerine dönüyor. Şimdi, böyle bir dairede; yani, toplu kıyımın yapıldığı
bir dairede, birtakım gölgeli yöneticilerin getirildiği bir dairede, böyle
önemli bir kadro yasasını, ÖSYM yerine Millî Eğitim Bakanlığına da
yaptırabiliriz anlamı çıkıyor. Bir önergemiz de var, verilmiş. Biz, bu sınavın
ÖSYM tarafından yapılmasını istiyoruz. O yüzden, bu önergemizin kabul
edilmesini, yalnız bu maddede, geçici 2 nci maddede düzenlenen "veya Millî
Eğitim Bakanlığı tarafından yapılır" kısmının çıkarılmasını diliyoruz;
çünkü, yoğurdu üflüyoruz, ağzımız yandı; mahkeme kararları var; o dairenin
yansız bir sınav yapacağından kuşkuluyuz.
Hazır böyle bir yasa
tasarısı var, sonuna da gelinmiş, bu geçici 2 nci maddenin önergemiz
doğrultusunda düzeltilmesini diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Gazalcı.
Şahısları adına Sayın
Zeyid Aslan?..
Sayın Fatih Arıkan?..
Sayın Haluk Koç?..
Sayın Gazalcı?..
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Konuşmayacağım.
BAŞKAN - Sayın Mehmet Eraslan?..
Sayın Eraslan, buyurun.
Süreniz 5 dakika.
MEHMET ERASLAN (Hatay) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, 2003
yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasalaşmış, Resmî Gazetede yayımlanmış
bir kanun, iki yıl aradan sonra, 2005 yılında bazı maddeleri yürürlüğe girmiş,
bazı maddeleri henüz yürürlüğe girmeden önce tekrar ele alınmış, Avrupa Birliği
ilişkileri söz konusu edilerek yeniden bir düzenleme çalışması, yeniden bir
yasama faaliyeti söz konusudur; fakat, Avrupa Birliği normları ve Avrupa
Birliği sürecindeki uyumla hiçbir ilgisi, gerçekten hiçbir alakası olmayan bazı
maddelerin kanun metninde yer aldığını müşahede ediyoruz.
Değerli arkadaşlar, malî
hizmetler uzmanı kadrolarına atanacakların nasıl atanacağını belirleyen Avrupa
Birliği değil, Avrupa Birliği kriterleri ve Avrupa Birliği normları da değil;
geçici 2 nci maddenin içerisine konulan "Millî Eğitim Bakanlığı Ölçme ve
Değerlendirme Merkezi tarafından yapılacak olan sınavla belirlenir"
ifadesinin Avrupa Birliği normları veya kriterleriyle ve o süreçle ve o
süreçteki uyumsallıkla ne alakası var?! Bunu, ben, sizlerin takdirinize sunuyorum.
Bakın, az önce Sayın
Gazalcı'nın da ifade ettiği gibi, ÖSYM Başkanlığının başarıyla, büyük bir
tecrübeyle, deneyimle bugüne kadar tarafsız sınavlar yaptığını ve bu sınavlara
hiçbir şaibenin karışmamış olması aşikâr iken, bunu onların sanki ellerinden
alarak, bunun Millî Eğitim Bakanlığı Ölçme ve Değerlendirme Merkezine
devredilmesinin doğru olmadığını, haklı uygulama olmadığını sizlerin huzurunda
ifade etmek istiyorum.
Mademki ÖYSM Başkanlığı
var ve ÖYSM Başkanlığı çeşitli noktada sınav yapma yetkisine tarafsız olarak
sahip, o zaman, buralara atanacak olan, bütün kamu kurum ve kuruluşlarına
atanacak olan personelin belirlenmesi noktasındaki sınavları, mutlaka, ÖYSM
Başkanlığına bırakmalı ve bu görevi ona vermeliyiz diye düşünüyorum.
AHMET YENİ (Samsun) - Ne
diyorsa, onu yazın!
MEHMET ERASLAN (Devamla)
- Değerli arkadaşlar, bu kanunda ayrıca TMSF, TOKİ ve TRT gibi kuruluşlar, çok
önemli kuruluşlar bütçe kapsamı dışına çıkarılmıştır.
Bakın, özellikle kamu
kaynağı kullanan, bu milletten toplanan, aziz milletimizden toplanan vergilerle
harcama yapan bu kuruluşlar, değerli arkadaşlar, bütçe kapsamı dışına
çıkarıldığı için gerçek manada, ciddî manada denetlenemeyecektir. Halbuki,
usulsüzlüklerle, yolsuzluklarla mücadelede Parlamentonun denetimi, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin denetimi büyük bir önem arz etmektedir.
2006 yılında, sadece
TOKİ'nin, 5 milyar YTL'lik bir yatırım yapacağı öngörülmüştür ve kamu harcaması
yapmaktadır, aziz milletimizden toplanan paralarla, vergilerle harcama
yapmaktadır ve yüksek manada, yüksek noktada harcama yapan kuruluşlardır. TRT
gibi, TOKİ gibi ve TMSF gibi kuruluşlar, kamu harcamaları yapmaktadır. Kamu
kaynağı kullanan bu kurumların bütçelerinin denetim dışına çıkarılması, kanunun
felsefesine, ruhuna aykırıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen,
konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
MEHMET ERASLAN (Devamla)
- Toparlıyorum Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlar, bu
kuruluşların KİT Komisyonu tarafından denetleneceği söyleniyor.
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Denetleniyor zaten.
MEHMET ERASLAN (Devamla)
- Yani, Parlamentonun denetiminin üzerinde daha ciddî bir denetimi kabul
ediyorsak, buna diyecek hiçbir şeyim yoktur; ama, şeffaflık adına, doğruları ve
doğruluğu oluşturma adına yapılması gereken, az önce ifade ettiğim şeylerdir.
AHMET YENİ (Samsun) -
Sayın Vekilim, KİT Komisyonunda denetleniyor.
MEHMET ERASLAN (Devamla)
- Bu kanun tasarısı bitmek üzereyken, kanun tasarısı henüz yasama sürecini
tamamlamamışken, bu konuların tekrar ele alınmasını ve tekrar, yeniden gözden
geçirilmesini Yüce Heyetinize saygıyla arz ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
AHMET YENİ (Samsun) - KİT
Komisyonunca denetleniyor Sayın Vekilim, biz denetliyoruz.
MEHMET ERASLAN (Hatay) -
Parlamento denetlesin.
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Parlamento adına denetliyoruz.
AHMET YENİ (Samsun) -
Parlamento seçti bizi.
BAŞKAN - Madde üzerinde 3
adet önerge vardır; önergeleri, önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra,
aykırılık derecesine göre işleme alacağım :
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici 2 nci maddesinde yer
alan "Strateji Geliştirme ve Mali Hizmetler" ibarelerinin "Strateji
Geliştirme" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
İrfan
Gündüz |
Hamit
Taşcı |
Recep Yıldırım |
|
|
|
İstanbul |
Ordu |
Sakarya |
|
|
Muharrem
Eskiyapan |
Nusret
Bayraktar |
Abdullah
Erdem Cantimur |
|
|
Kayseri |
İstanbul |
Kütahya |
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
Sıra Sayılı Yasa Tasarısının Geçici 2 nci maddesi (b) bendi ikinci fıkrasındaki
"veya Millî Eğitim Bakanlığı Ölçme ve Değerlendirme Merkezine"
ibaresinin çıkarılmasını dileriz.
Saygılarımla.
|
Hakkı
Ülkü |
Mehmet
Ziya Yergök |
Mustafa
Gazalcı |
|
|
|
İzmir |
Adana |
Denizli |
|
|
Yakup
Kepenek |
Feridun
Ayvazoğlu |
Yüksel
Çorbacıoğlu |
|
|
Ankara |
Çorum |
Artvin |
|
|
|
Hüseyin
Ekmekcioğlu |
|
|
|
|
Antalya |
|
BAŞKAN - Üçüncü önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici 2 nci maddesinin birinci
fıkrasında yer alan "ve 45 yaşını aşmamış" ibaresinin madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
Salih
Kapusuz |
Gülseren
Topuz |
İrfan
Rıza Yazıcıoğlu |
|
|
|
Ankara |
İstanbul |
Diyarbakır |
|
|
Alaettin
Güven |
|
İbrahim
Hakkı Birlik |
|
|
Kütahya |
|
Şırnak |
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe: Bu değişiklikle
kamu idarelerinde malî hizmet uzmanlarınca yapılacak işlerin önemi nedeniyle
idarelerde halen bu işleri yapan yetişmiş kişilerin yaş sınırı kıstasıyla
değil, genel ve merkezî bir sınavla bilgi ve beceri kıstasıyla objektif olarak
seçilebilmelerine imkân sağlanması amaçlanmaktadır.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı…
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.
BAŞKAN - Tamam Başkanım.
…ve gerekçesini
dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Karar yetersayısı yoktur;
birleşime 5 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati : 17.28
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati : 17.37
BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yaşar TÜZÜN
(Bilecik)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25 inci Birleşiminin Dördüncü
Oturumunu açıyorum.
1014 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4. - Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve
Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1121) (S.
Sayısı: 1014) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Tasarının Geçici 2 nci
maddesi üzerinde verilen, Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve arkadaşlarının
önergesinin oylanmasında karar yetersayısı bulunamamıştı. Şimdi, önergeyi
tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir, karar
yetersayısı vardır.
Diğer önergeyi okutuyorum
:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı yasa tasarısının geçici 2 nci maddesi (b) bendi ikinci
paragrafındaki "veya Millî Eğitim Bakanlığı Ölçme ve Değerlendirme
Merkezine" ibaresinin çıkarılmasını dileriz.
Mustafa Gazalcı (Denizli) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu ?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet ?..
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK
(Ankara) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Konuşacak
mısınız, gerekçeyi mi okutayım Sayın Gazalcı?
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Konuşacağım.
BAŞKAN- Konuşacaksınız;
buyurun.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli
) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Komisyon ve Hükümet, katılmadı; ama, ben
sizin katılacağınıza inanıyorum.
Şimdi, bu kadroların
alınmasında yapılacak sınavlarla ilgili bir düzenleme var burada. "ÖSYM
veya Millî Eğitim Bakanlığı Ölçme ve Değerlendirme Merkezi tarafından yapılır"
deniyor. Bizim önergemizde "Millî Eğitim Bakanlığı"nın çıkarılmasını,
bu konuda uzmanlaşmış, deneyim sahibi, otuz yıldır sınavları gölgesiz yapan bu
kurum tarafından yapılmasını istiyoruz. Çünkü, Millî Eğitim Bakanlığının bu
dairesinde, demin de söyledim, toplu kıyımlar olmuştur, mahkeme kararıyla
insanlar dönmüştür, uzman olmayan insanlar gelmiştir falan...
Şimdi, bu kadroların
alımı için, ÖSYM tarafından yapılmasını arzu ediyoruz, önergemiz budur.
Oylarınızı olumlu yönde kullanmanızı diliyoruz.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Gazalcı.
Sayın milletvekilleri,
Komisyonunun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Üçüncü önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici 2 nci maddesinde yer
alan "Strateji Geliştirme ve Mali Hizmetler" ibarelerinin "Strateji
Geliştirme" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
İrfan Gündüz (İstanbul) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK
(Ankara) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe: "Strateji
Geliştirme ve Mali Hizmetler Başkanlığı" biriminin adının "Strateji
Geliştirme Başkanlığı" olarak değiştirilmesi amacıyla bu önerge
hazırlanmıştır.
BAŞKAN - Komisyonun
takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde geçici madde 2'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 3'ü
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 3. - Genel
bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde kullanılan saymanlık otomasyon sistemi
(say2000i) Maliye Bakanlığınca uygun görülen özel bütçeli idarelerde de
kullanılır. Sistemin kurulum, işletim ve kullanımına ilişkin usül ve esaslar
Maliye Bakanlığınca belirlenir.
Çeşitli kanun ve kanun
hükmünde kararnamelerde sayman unvanına yapılmış atıflar muhasebe yetkilisine
yapılmış sayılır.
2005 Malî Yılı bütçesine
ilişkin kesin hesap kanun tasarısı ile 2005 Malî Yılı katma bütçeli idareler
bütçesine ilişkin kesin hesap kanun tasarısı, 26.5.1927 tarihli ve 1050 sayılı
Muhasebei Umumiye Kanununa göre hazırlanır.
BAŞKAN - Geçici madde 3
üzerinde şahısları adına Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, Kahramanmaraş
Milletvekili Fatih Arıkan, Samsun Milletvekili Haluk Koç söz istemişlerdir.
Sayın Koç?..
HALUK KOÇ (Samsun) -
Konuşmayacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici 3 üncü maddesine
aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
Salih
Kapusuz |
Gülseren
Topuz |
İbrahim
Hakkı Birlik |
|
|
|
Ankara |
İstanbul |
Şırnak |
|
|
İrfan
Rıza Yazıcıoğlu |
|
Alaettin
Güven |
|
|
Diyarbakır |
|
Kütahya |
"İlgili mevzuatında
gerekli düzenleme yapılıncaya kadar, mevzuatta katma bütçeli idarelere yapılan
atıflar, katma bütçeli idare iken 5018 sayılı Kanunla özel bütçeli idareler
kapsamına alınan kamu idareleri bakımından, ilgisine göre bu idarelere yapılmış
sayılır. Bu fıkranın uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye
ve gerektiğinde düzenleme yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK
(Ankara) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe: Çeşitli kanun,
kanun hükmünde kararname ve diğer mevzuatta "katma bütçeli idare"
ifadesi geçmektedir. 5018 sayılı Kanunla mevcut katma bütçeli idarelerden
bazıları genel bütçe kapsamına alınmış, bazıları da özel bütçeli idare olarak
tanımlanarak sınıflandırılmış bulunmaktadır. Daha önce katma bütçeli idare iken
genel bütçe kapsamına alınan idarelerin tüzelkişilikleri kaldırılarak devlet
tüzelkişiliği kapsamına alınmaları nedeniyle genel bütçeli idareler için öngörülen
düzenlemelere tabi olacaklardır. Ancak, ilgili mevzuatında gerekli düzenleme
yapılıncaya kadar, katma bütçeli idare iken 5018 sayılı Kanunla özel bütçeli
idare olarak tanımlanan kamu idarelerine katma bütçeli idare sıfatıyla mevzuatta
yapılan düzenlemelerin bu idareler için aynen geçerli olması sağlanmaktadır.
BAŞKAN - Komisyonun
takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 3'ü kabul
edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
18 inci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 18. - Bu Kanunun;
a) 9 uncu ve 12 nci
maddeleri; 14 üncü maddesinin (a) ve (e) fıkraları; 10 uncu maddesinin (a)
fıkrasının (19), (20), (23) ve (24) numaralı bentleri; 13 üncü maddesinin (c)
fıkrasının (1) numaralı bendi, (d) fıkrasının (2) numaralı bendi, (e)
fıkrasının (3) numaralı bendi ile (f) fıkrası; 16 ncı maddesinin son fıkrası
dışındaki hükümleri; geçici 1 inci ve geçici 2 nci maddeleri yayımı tarihinde,
b) 14 üncü maddesinin (b)
ve (c) bentleri 26.12.2004 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
c) 13 üncü maddesinin (e)
fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentleri yayımını izleyen aybaşında,
d) 16 ncı maddesinin son
fıkrası, Maliye Başkanı kadroları için 1.3.2006, Bütçe Dairesi Başkanı ve Bütçe
Dairesi Başkan Yardımcısı kadroları için 31.12.2006 tarihinde,
e) Diğer hükümleri
1.1.2006 tarihinde,
Yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Madde üzerinde
şahısları adına, Tokat Milletvekili Zeyid Aslan?.. Yok.
Kahramanmaraş
Milletvekili Fatih Arıkan?.. Yok.
Samsun Milletvekili Haluk
Koç?..
HALUK KOÇ (Samsun) -
Konuşmayacağım.
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı kanun tasarısının 18 inci maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Salih Kapusuz |
Gülseren Topuz |
İrfan Rıza Yazıcıoğlu |
|
|
|
Ankara |
İstanbul |
Diyarbakır |
|
|
Ayhan Sefer Üstün |
|
Recep Yıldırım |
|
|
Sakarya |
|
Sakarya |
"Madde 18.- Bu
kanunun;
a) 9 uncu ve 12 nci
maddeleri; 10 uncu maddesinin (a) fıkrasının (19), (20), (23) ve (24) numaralı
bentleri; 13 üncü maddesinin (c) fıkrasının (1) numaralı bendi, (d) fıkrasının
(2) numaralı bendi, (e) fıkrasının (2) numaralı bendi ile (f) fıkrası; 14 üncü
maddesinin (a) ve (e) fıkraları; 16 ncı maddesinin son fıkrası dışındaki
hükümleri; geçici 1 inci ve geçici 2 nci maddeleri yayımı tarihinde,
b) 14 üncü maddesinin (b)
ve (c) bentleri 26.12.2004 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
c) 13 üncü maddesinin (e)
fıkrasının (1) numaralı bendi yayımını izleyen aybaşında,
d) 16 ncı maddesinin son
fıkrası, Maliye Başkanı kadroları için 1.3.2006, Bütçe Dairesi Başkanı ve Bütçe
Dairesi Başkan Yardımcısı kadroları için 31.12.2006 tarihinde,
e) 5 inci maddesiyle
değiştirilen 5018 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinin beşinci ve altıncı
fıkraları 1.1.2007 tarihinde,
f) Diğer hükümleri
1.1.2006 tarihinde,
yürürlüğe girer."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK
(Ankara) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe: Önergelerle
kanun tasarısının maddelerinde yapılan değişikliklerin yürürlük durumlarının
yeniden düzenlenmesi sağlanmaktadır.
BAŞKAN - Komisyonun
takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde 18 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
19 uncu maddeyi
okutuyorum:
MADDE 19- Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - 19 uncu maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, İçtüzüğün 89 uncu maddesine göre, Hükümetin, görüşülmekte olan
kanun tasarısının 11, 13 ve 15 inci maddelerinin yeniden görüşülmesine ilişkin
bir talebi vardır. Başkanlık bu talebi yerine getirecektir.
Danışma Kurulunun,
Hükümetin görüşülmekte olan kanun tasarısının 11, 13 ve 15 inci maddelerinin
yeniden görüşülmesine ilişkin talebi hakkındaki görüşünü okutacağım.
Birleşime 5 dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati : 17.49
BEŞİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 18.03
BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yaşar TÜZÜN
(Bilecik)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25 inci Birleşiminin Beşinci
Oturumunu açıyorum.
1014 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4.- Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve
Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1121) (S.
Sayısı: 1014) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, Hükümetin, görüşülmekte olan kanun tasarısının 11, 13, 15 ve
geçici madde 1'in yeniden görüşülmesine ilişkin, İçtüzüğün 89 uncu maddesine
göre bir talebi vardır. Başkanlık bu talebi yerine getirecektir.
Danışma Kurulunun,
Hükümetin, görüşülmekte olan kanun tasarısının 11, 13, 15 ve geçici 1 inci
maddelerinin yeniden görüşülmesine ilişkin talebi hakkındaki görüşünü
okutuyorum:
Danışma Kurulu Görüşü
No:174 30.11.2005
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı kanun tasarısının, Genel Kurulca kabul edilen 11, 13, 15 ve geçici
1 inci maddelerinin yeniden görüşülmesine dair Hükümetin talebi; İçtüzüğün 89
uncu maddesi uyarınca Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Salih Kapusuz Ali Topuz Ömer
Abuşoğlu
AK
Parti Grubu Başkanvekili CHP Grubu
Başkanvekili Anavatan Partisi Grubu
Başkanvekili
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Danışma Kurulunun görüşü bilgilerinize sunulmuştur.
Şimdi, Hükümetin talebini
okutup oylarınıza sunacağım:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı kanun tasarısının 11, 13, 15 ve geçici 1 inci maddelerinin,
tasarıda yapılan değişiklikler nedeniyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünün 89 uncu maddesi gereğince, yeniden görüşülmesini arz ve teklif
ederim.
Mehmet Vecdi Gönül
Millî Savunma Bakanı
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, Hükümetin talebini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bu durumda, tasarının 11,
13, 15 ve geçici 1 inci maddelerini yeniden müzakereye açacağım.
11 inci maddeyi
müzakereye açıyorum.
11 inci madde üzerinde
söz talebi?.. Yok.
1 adet önerge vardır;
okutup, işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
1014 sıra sayılı kanun
tasarısının 11 inci maddesiyle 5018 sayılı Kanuna eklenen ek 1 inci maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Salih Kapusuz |
İrfan Rıza Yazıcıoğlu |
Gülseren Topuz |
|
|
|
Ankara |
Diyarbakır |
İstanbul |
|
|
Alaettin Güven |
|
Ünal Kacır |
|
|
Kütahya |
|
İstanbul |
"Ek Madde 1.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Sayıştay'ın muhasebe hizmetleri Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanı, Cumhurbaşkanlığı muhasebe hizmetleri ise
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri tarafından atanan muhasebe yetkilileri tarafından
yerine getirilir."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK
(Ankara) - Katılıyoruz.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) -
Gerekçe okunsun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Cumhurbaşkanının kendi
muhasebe yetkilisini atamasına imkân sağlanmıştır.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge istikametinde
11 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
13 üncü maddeyi
müzakereye açıyorum.
13 üncü madde üzerinde
söz talebi?.. Yok.
1 adet önerge vardır;
okutup, işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
1014 sıra sayılı kanun tasarısının 13
üncü maddesinin (g) fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
|
Salih Kapusuz |
İrfan Rıza Yazıcıoğlu |
Gülseren Topuz |
|
|
|
Ankara |
Diyarbakır |
İstanbul |
|
|
Alaettin Güven |
|
Ünal Kacır |
|
|
Kütahya |
|
İstanbul |
g) 4.1.2002 tarihli ve
4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan
"genel ve katma bütçeli kuruluşlarda maliye memurunun, diğerlerinde
ise" ibaresi "ve" şeklinde değiştirilmiş ve geçici 4 üncü
maddesinin beşinci fıkrasının sonuna "Bu Kanunun 3 üncü maddesinin (g)
bendinde yer alan parasal limit, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının Türkiye
karasuları ile uluslararası sular dahilinde petrol ve doğalgaz arama, sondaj,
üretim ve taşıma faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü mal ve
hizmet alımları ile yapım işlerinde uygulanmaz" cümlesi eklenmiştir.
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK
(Ankara) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Türkiye Petrolleri Anonim
Ortaklığının denizlerde yürüttüğü petrol ve doğalgaz arama, sondaj, üretim ve
taşıma faaliyetleri giderek artan ölçüde önem kazanmaktadır. Yüksek potansiyel
beklentisi olan; ancak, daha pahalı ve
riskli olan bu çalışmalar için, günümüzde, ülkemize gelecek sismik gemi ve
sondaj yapacak platform/gemi bulmakta büyük zorluklar yaşanmaktadır. Bunun ana
sebebi; Kamu İhale Kanununun getirmiş olduğu zorunluluklar (süre, Türkçe
mevzuat ve işin gerektirdiği esneklikleri içermemesi vb.), artan petrol
fiyatları neticesinde rekabetçi ortamda bu hizmetlere dünyada uzun süreli ve
çok fazla talep olmasından kaynaklanmaktadır.
Bu faaliyetlerin 4734
sayılı Kanuna göre yürütülmesi, rekabetçi ihale yapılmasını engellemekte
(uluslararası şirketler ihaleye katılma şartları nedeniyle teklif vermekte
isteksiz kalmak), süre olarak işlerin uzamasına neden olmaktadır. Ülkemizin
artan petrol ve doğalgaz faturasının, öncelikle, ülkemiz kaynaklarından
karşılanarak kısmen düşürülmesi amacıyla, TPAO'nun sadece denizlerde yapacağı
çalışmalar için bu değişiklik önemli bir esneklik getirebilecektir. Petrol
arama ve üretim sektöründe tedarik usulleri ve piyasa dinamikleri, havayolu
sektöründe olduğu gibi, diğer sektörlerden oldukça farklıdır. Sektörler ihale
yasası çıkıncaya kadar olan sürede bu zorlukları aşabilmek için böyle bir
değişiklik önerilmektedir.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz, Komisyonun takdire bıraktığı,
Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde 13 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
15 inci maddeyi
müzakereye açıyorum.
Söz talebi?.. Yok.
1 önerge vardır; önergeyi
okutup, işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 15 inci maddesinin (b) bendinde
belirtilen ekli (1) sayılı cetvele "24) Devlet Personel Başkanlığı"
ibaresinin eklenmesini, ekli (2) sayılı cetvelde yer alan "1) Devlet
Personel Başkanlığı" ibaresinin çıkarılmasını ve müteakip sıra
numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Salih Kapusuz |
İrfan Rıza Yazıcıoğlu |
Gülseren Topuz |
|
|
|
Ankara |
Diyarbakır |
İstanbul |
|
|
Alaettin Güven |
|
Ünal Kacır |
|
|
Kütahya |
|
İstanbul |
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK
(Ankara) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Devlet Personel Başkanlığının
hizmet alanının gerektirdiği özel bilgi gereği Strateji Geliştirme ve Mali
Hizmetlere İlişkin Müdürlük yerine Strateji Geliştirme ve Mali Hizmetler Daire
Başkanlığının kurulması amaçlanmıştır.
BAŞKAN - Komisyonun
takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde 15 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 1'i
müzakereye açıyorum.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
1 adet önerge vardır;
önergeyi okutup, işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 1014
sıra sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici
1 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Salih Kapusuz |
Ayhan Sefer Üstün |
Şükrü Önder |
|
|
|
Ankara |
Sakarya |
Yalova |
|
|
Abdurrahman Anik |
|
Hamza Albayrak |
|
|
Bingöl |
|
Amasya |
"Bu Kanunla kurulan
Strateji Geliştirme Başkanlığında ihdas edilen Daire Başkanlığı kadrolarından
ikisi (İçişleri ve Adalet Bakanlıklarından biri) ile Strateji Geliştirme Daire
Başkanlığı kadrolarına (Emniyet Genel Müdürlüğü hariç), Bütçe Dairesi Başkan ve
Bütçe Dairesi Başkanı Yardımcısı kadrolarında bulunan personel arasından,
idareler tarafından 01.01.2006 tarihi itibariyle atanırlar. Bütçe Dairesi
Başkanı ve Bütçe Dairesi Başkan Yardımcısı kadrolarında bulunanlar bu Kanuna
ekli (2) sayılı cetvelle ihdas edilen Müdür kadrolarına da atanabilirler.
Yukarıda belirtilen
şekillerde ataması yapılamayan Bütçe Dairesi Başkanları ve Bütçe Dairesi Başkan
Yardımcıları Maliye Bakanlığı personeli atama ve görevde yükselme esaslarının
belirlendiği yönetmelikle öngörülen aynı hizmet gruplarındaki durumlarına uygun
kadrolara 31.12.2006 tarihine kadar atanırlar. Bunlar bu süre içerisinde başka
işlerde görevlendirilebilirler.
Maliye Başkanı, Bütçe
Dairesi Başkanı ve Bütçe Dairesi Başkan Yardımcısı kadrolarında bulunanlar,
31.12.2005 tarihi itibariyle görev yaptıkları kamu idarelerinin 2005 yılına ait
bütçe, muhasebe ve diğer iş ve işlemlerini 01.03.2006 tarihine kadar
sonuçlandırmakla da sorumludurlar.
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK
(Ankara) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
5018 sayılı Kanunla
getirilen yeni malî yönetim ve kontrol anlayışında, malî iş ve işlemlerinin
hazırlanması, uygulanması ve sonuçlandırılması görevi kamu idarelerine
devredilmektedir.
Yeni malî yönetim ve
kontrol anlayışında nitelikli ve deneyimli personele her zamankinden daha fazla
ihtiyaç duyulmaktadır.
Yıllardan beri kamu
idarelerinin malî hizmetleri bütçe dairesi başkanlıklarınca yürütülmektedir;
ancak, bütçe dairesi başkanlıklarının kapatılması ve malî hizmetlerin bundan
böyle kamu idarelerinin kendilerince yürütülecek olması dolayısıyla, kamu
idarelerinin personelinin yanı sıra, bütçe dairesi başkanlıklarında görev
yapan deneyimli personelin, sistemin
yeni kurulması ve oluşturulmasında görevlendirilmeleri sağlanarak, yeni malî
yönetim ve kontrol sisteminin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi amaçlanmaktadır.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde geçici madde 1'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, tasarının tümünün oylamasından önce, İçtüzüğün 86 ncı maddesine
göre iki arkadaşımıza söz vereceğim; Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan ve
Adana Milletvekili Kemal Sağ.
Aleyhte, Sayın Kandoğan,
buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum;
İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre söz almış bulunuyorum.
2003 yılında görüştüğümüz
ve kanunlaştırdığımız Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda değişiklik yapan
bir kanun tasarısının sonuna geldik.
Kamu Malî Yönetimi ve
Kontrol Yasası, muhtevası itibariyle Meclisin tasvibine mazhar olmuş, hakikaten
son derece önemli bir kanun ve bu kanunla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
etkinliğinin, Sayıştayın etkinliğinin, kamuda malî birliğin sağlandığını büyük
bir memnuniyetle gördük ve yine, bu kanunla, saydamlığın, şeffaflığın daha net
bir şekilde ortaya çıkacağını biliyoruz ve yine, bu kanunla, yerindelik
denetiminin yapılacak olması da, Türk hukuk sistemi içerisinde ilk defa hayata
geçen bir uygulama. Bugüne kadar yapılan bütün denetlemeler, sadece hukukî
denetleme olarak kalmaktaydı; ancak, bundan sonra yapılacak olan
denetlemelerde, o hizmetin yapılmasının yerinde olup olmadığı da, artık, bundan
sonra rahatlıkla denetlenebilecek.
Ancak, bu kanun daha
yürürlüğe girmeden, hayata geçmeden, tam 9 maddesinin tamamen, 27 maddesinin
kısmen değiştirilmesinin de çok anlaşılır bir tarafı yok. Hep şunu söylüyorduk;
kanunlar çıkarılırken lütfen acele edilmesin, üzerinde yeterince bir tartışma
ortamı ortaya konulsun, ondan sonra bunlar kanunlaşsın. İşte bu söylediğimiz,
bu kanun tasarısı değişikliğiyle, bir kez daha Meclisin gündeminde.
Bütün bunlara rağmen,
bütün bu aceleciliğe rağmen, yapılan değişikliklerin de, büyük çoğunluğunun
doğru olduğu inancı ve kanaatindeyim. Ancak, böyle bir kanun tasarısının
içerisine, sebebinin ne olduğunu anlayamadığımız ve bu kanunla ilgili olmayan
birçok hükmün yerleştirilmiş olmasını da, büyük bir üzüntüyle görüyoruz. Şimdi,
bu kanun tasarısının içerisine, APK'ların değiştirilmesiyle ilgili bir maddenin
niçin yerleştirildiğini öğrenemedik. Buradan, bu konularla ilgili, muhalefet milletvekilleri çok eleştirilerde
bulundular. Bu kanun tasarısının içerisine bu maddelerin niçin
yerleştirildiğini, bunların faydasının ne olacağını, buradan, ben de sordum,
diğer muhalefet milletvekilleri de sordu; ancak, hiçbir Adalet ve Kalkınma
Partisi milletvekili veya ilgili bakan, buraya gelip, bu değişiklikleri niçin
yaptıkları yolunda, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve milletimize, doyurucu bir
açıklamada bulunmadı. Maddeler üzerinde, bir milletvekili dışında, İktidar
Partisinin bir milletvekili dışında hiçbir milletvekili bu kürsüye gelip, bu
kanunla ilgili yapılmak istenen nedir, elde edilmek istenen nedir, bununla
neler yapılmak isteniyor şeklinde bir görüş ifadesinde bulunmadılar. Ancak,
bunun yanında da onlarca önerge buraya geldi, kısaca gerekçeleri okunarak,
buradan bunlar kanunlaşarak sizlerin huzuruna geldi.
Değerli milletvekilleri,
TOKİ'yle, TRT'yle, TMSF'yle ilgili çok iddialar ortaya atıldı. Ben, Sayın
Mehmet Ali Şahin buradayken, TOKİ'yle ilgili çok ciddî sorular sordum. Bu kanun
tasarısının burada görüşülmesi tamamlanmadan, Sayın Mehmet Ali Şahin veya
ilgili bakan, bizim söylediklerimizle ilgili bizleri tatmin edecek açıklamaları
gelsinler, burada yapsınlar istiyorduk; ancak, bununla ilgili, yine hiçbir
açıklama yapılmadı.
Yine, yapılacak olan
imtihanda, malî hizmetler uzman yardımcılığı giriş sınavının niçin Millî Eğitim
Bakanlığı Ölçme ve Değerlendirme Merkezi tarafından yapılmasının bu kanun
tasarısı içerisine yerleştirilmesi hususu da boşlukta kaldı. Bununla ilgili
önerge verildi, önergeyle ilgili, milletvekilimiz gelip burada konuştu; ancak,
bununla ilgili, yine, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubundan veya komisyondan
veya hükümetten bu konuyla ilgili yine bir açıklama gelmedi.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kandoğan,
konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Niçin bu kanunun içerisine, 5018'le ciddî manada ilgisi ve alakası olmayan
bir hükmün bu kanun içerisine niçin yerleştirildiği yine açıklanamadı.
Değerli milletvekilleri,
yine, bu kanun tasarısı içerisinde malî hükümlerle ilgili bölümler vardı. Plan
ve Bütçe Komisyonunda kabul edilmesine rağmen, yine, Genel Kurulda verilen
önergelerle birçok husus değiştirildi. Bununla ilgili, Türkiye'nin değişik
yerlerinden sizlere de ulaştılar. Orada çalışan görevlilerimiz, kamu personeli,
yapılan uygulamanın yanlış ve haksız olduğuna dair, sizlere ve bizlere fakslar
çektiler; ancak, bununla ilgili de, niçin bu uygulamaların yapıldığı hususu,
yine bu kürsüden dile getirilip ne kamuoyu tatmin edildi ne de Türkiye Büyük
Millet Meclisinde bulunan milletvekilleri tatmin edildi ve yine geçen
konuşmamda söyledim; İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında, alım ve satımlarda,
elde tutulan senetlerin…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kandoğan,
oyunuzun rengini belirtmek üzere ben size söz verdim. Son defa olarak
uzatıyorum; mikrofon sesinizi kestiğinde uzatmayacağım.
Buyurun efendim.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Şimdi, çok önemli… Bir yıldan az süreyle elde tutulan menkul kıymetler elden
çıkarıldığında, yüzde 15 kazanç vergisi getiriliyor. Bu uygulama, dünyanın
değişik ülkelerinde, gelişmekte olan ülkelerde uygulanmış; ancak, o ülkelerden
ciddî manada para çıkışları olmuştur. Cari açığın, geriye doğru gidildiğinde,
bir yıl içerisinde 21,2 milyar dolar olduğu ve sıcakparanın bir şekilde yurt
dışına çıkması halinde ciddî manada kırılganlığın olduğu bir ekonomide bu bir
yıllık sürenin yanlış olduğunu ifade ettim. Daha önceki kanunda, bu, iki yıldı;
bu kanun değişikliğiyle bir yıla indirildi. Ancak, burada altını çizmek
istiyorum; bu bir yıllık sürenin de çok uzun olduğu şeklinde kamuoyunda yaygın
bir kanaat vardır. Kanunun tümünün hazırlanmasının milletimiz ve memleketimizin
menfaatı olduğu inancındayım. Ancak, demin de söylemiş olduğum nedenler
dolayısıyla, bu kanunun, bu nedenlerle…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kandoğan,
teşekkür ediyorum.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Oyumun renginin, bu söylediğim gerekçelerden dolayı, bu kanun içerisinde yer
almayan hususların bu kanun içerisinde derç edilmiş olmasından dolayı aleyhinde
olduğunu ifade ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP ve Anavatan
Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Adana Milletvekili Sayın
Kemal Sağ, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
KEMAL SAĞ (Adana) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; ilk defa, bir kanunla ilgili son sözü söylemek
üzere kürsüye çıkmış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlar, bu
yasa, aslında, çok önemli bir yasa. Maliye Bakanlığı, daha önce Gelir Teşkilatı
Yasasını değiştirdi, şimdi de Malî Kontrol Yasasını değiştiriyor. Türkiye'de
önemli şeyler oluyor; doğrudur; ama, değerli arkadaşlar, biz bu kürsüden daha
önce demiştik ki, bu yasalar yanlış çıkarılıyor. Bu yasalarla ilgili olarak
muhalefetin sözlerine lütfen kulak verin dedik; ama, biz ne dersek siz aksini
yapmayı hüner saydınız.
Ben, bu yıl -ilk defa bu
dönem vekil oldum- çok iyi hatırlıyorum, ilk grup toplantımızda Sayın Genel
Başkanımız bize şu talimatı verdi, dedi ki: "Yepyeni bir döneme geçiyoruz
ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak yapıcı muhalefet yapacağız." Biz, üç
yıldan beri, şu Yüce Mecliste hep yapıcı olmaya gayret gösterdik; ama, genel
olarak, sizler, bizim bu yapıcılığımızı hiçbir zaman dikkate almadınız.
Değerli arkadaşlar, başka
şeyler söyleyeceğim; ama, önce, bir örnekle sözüme devam etmek istiyorum.
Şimdi, size, burada, iki tane önerge gösteriyorum. Şu önerge Cumhuriyet Halk
Partisi olarak vermiş olduğumuz geçici 1'le ilgili bir önergedir. Yasa
görüşüldü ve tamamlandı. Ne oldu; tekrar dört madde hakkında yeniden görüşme
talebinde bulundunuz ve bunlardan bir tanesi de geçici 1 inci madde.
Değerli arkadaşlar,
şimdi, az önce yeniden görüşme babında getirmiş olduğunuz önergeye baktım;
metin aynı, gerekçe harfiyen aynı; isterseniz okuyayım. Peki, değerli
arkadaşlar, madem bu doğruydu da, az önce, burada, sırf Cumhuriyet Halk Partisi
verdi diye bunu reddetmek ne anlama gelir?! Peki, şimdi, şu anda bunu kabul
etmek ne anlama gelir?!
Değerli arkadaşlar,
sizleri hep uyarıyoruz. Örnek mi istiyorsunuz... Bakın, biz, iki yıl önce
burada bu yasanın eksilerini söylemeye çalıştık; ama, siz dinlemediniz ve ne
yazık ki, ilk defa, cumhuriyet tarihinde belki ilk defa -emin değilim ama- bir
yasa uygulanmadan değişikliğe uğradı ve bunu, sizin iktidarınız yaptı değerli
AKP'li arkadaşlarım. Yazık değil mi?!. Lütfen, bu konulara, hiç olmazsa bundan
böyle dikkat gösterin ki, muhalefet partisi olarak ortaya koyduğumuz
düşüncelerimizi, fikirlerimizi lütfen dikkate alın değerli arkadaşlar. Bir söz
vardır; bozuk bir saat bile günde iki kez doğruyu gösterir. Lütfen, buna dikkat
etmenizi diliyorum.
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Sizinki de öyle olmuş!..
KEMAL SAĞ (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, ben, sözlerimi uzatmayacağım; uzun sözü pek sevmem. Bu
yasa, belki, içerisinde şu anda iyi hükümler içermiş olabilir; ama, az önce
Sayın Kandoğan'ın da değindiği gibi, maalesef, bu yasa içerisinde bizim de
içimize sinmeyen birçok hüküm yer almıştır. Bu nedenle... Bu yasada en son
yaptığınız bu geçici 1 inci maddedeki değişiklikle, Maliye Bakanlığının bunca
yıldan beri hizmetler veren değerli personelinin haksızlığa uğramasını önlemiş
oldunuz. Ben, burada, maliye teşkilatının personeli adına, teşekkür ediyorum;
ama, size her gün teşekkür etsek daha iyi olmaz mıydı arkadaşlar?! Yalnız,
böyle olması mı gerekirdi?!
Sözlerimi tamamlarken, bu
düşüncelerle, Grubumuzun, bu yasaya ilişkin görüşünün ret olacağını söylüyor,
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Sağ.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Tasarının tümü
açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, oylama için 5 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme
giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de
sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık
süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını,
yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun
ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı: 222
Kabul : 189
Ret : 32
Çekimser : 1 (x)
Böylece tasarı kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır; ülkemiz için hayırlara vesile olmasını temenni
ediyorum.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, 5 inci sırada yer alan, Tehlikeli Malların Karayolu ile
Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşmasına Katılmamızın Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile
Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
5.- Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası
Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri
Komisyonları Raporları (1/1055) (S. Sayısı: 1010) (xx)
BAŞKAN - Komisyon?..
Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
Komisyon raporu 1010 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde
söz talebi yoktur.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın
sonuna eklidir.
(xx) 1010 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
TEHLİKELİ MALLARIN KARAYOLU İLE ULUSLARARASI TAŞIMACILIĞINA
İLİŞKİN AVRUPA ANLAŞMASINA KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1.- Birleşmiş
Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu bünyesinde hazırlanan ve 30 Eylül 1957
tarihinde Cenevre'de imzalanan "Tehlikeli Malların Karayolu ile
Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşması"na katılmamız uygun
bulunmuştur.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2.- Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 3.- Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Oylama için 3 dakikalık
süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına
İlişkin Avrupa Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı :
193
Kabul : 191
Ret : 1
Çekimser : 1 (x)
Böylece, tasarı kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, 6 ncı sırada yer alan Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Bağlı Okulların
Millî Eğitim Bakanlığına Devredilmesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun
görüşmelerine başlıyoruz.
6.- Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Bağlı Okulların Millî Eğitim
Bakanlığına Devredilmesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1050) (S. Sayısı: 1009) (xx)
BAŞKAN - Komisyon?..
Burada.
Hükümet?.. Burada.
Komisyon raporu 1009 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın
sonuna eklidir.
(xx) 1009 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Tasarının tümü üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Hüseyin Ekmekcioğlu,
AK Parti Grubu adına Van Milletvekili Hacı Biner, Anavatan Partisi Grubu adına
Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan Balandı; şahısları adına, Berhan Şimşek,
Mustafa Ataş, İbrahim Hakkı Birlik, Ümmet Kandoğan, Mehmet Eraslan.
İlk söz, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, Antalya Milletvekili Sayın Hüseyin Ekmekcioğlu'nda.
Buyurun Sayın
Ekmekcioğlu. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 20 dakika.
CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN
EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Kurum ve
Kuruluşlarına Bağlı Okulların Millî Eğitim Bakanlığına Devredilmesi ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlarım.
Tasarının genel
gerekçesinde şöyle denilmektedir: "Eğitimin verimlilikte artış yaparak
ekonomik büyümeye katkı sağladığı herkes tarafından kabul edilebilen bir
gerçektir. Ülkemizde 8 yıllık zorunlu ilköğretime geçilmesinden sonra, ortaöğretimin
bir sistem bütünlüğü içerisinde meslekî ve teknik eğitim ağırlıklı olarak
yeniden yapılandırılmasının önemi daha da artmıştır. Bu kanun tasarısı, meslekî
ve tekniköğretim, okul ve kurumlarının eğitim, öğretim ve yönetim hizmetlerinin
tek elden yürütülmesi, mevcut kaynakların daha etkili ve daha verimli
kullanılması, uygulamada birlik ve bütünlük sağlanması için
hazırlanmıştır."
Tasarıdaki bu gerekçe,
kabul gören bir gerekçedir; ama, Türk millî eğitiminde verimlilikte yeterli bir
artış yapıldığını söylemek çok güçtür. Bu bağlamda, eğitim sistemimizin içinde
bulunduğu durumu değerlendirmek ve irdelemekte yarar vardır diye düşünüyorum.
Dünyanın pek çok ülkesinde eğitim, tüm insanlar için bir hak olarak kabul
edilmektedir. Devlet, tüm yurttaşlarına ayırım gözetmeksizin eşit ve parasız
olarak eğitim olanağı sağlamak zorundadır. İnsan gelişiminin tüm yönleriyle
olanaklı kılınması için eğitimin birincil amaç olarak algılanması gerekir.
Yasalarla tanınmış olsun ya da olmasın, tüm insanların sahip olduğu eğitim
hakkı, pratikte bireylere bu hak tanınmadığı zaman ve bireyler bu hakların
farkında olmadığı zaman ortadan kalkmaz.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; herkes için temel bir insanlık hakkı olarak kabul edilen
eğitim hakkı, bugünün Türkiye'sinde sadece ekonomik gücü olanların
yararlanabildiği bir fırsat haline gelmiştir. Peki, işçi çocukları, memur
çocukları, köylü çocukları ne yapacaklar? Onların iyi bir öğrenim görme hakları
yok mudur? Bu sorunlar, fakir fukara, garip gureba edebiyatı yapılarak
çözülmüyor. Eğitimin bir insan hakkı olduğu gerekçesinden hareketle, herkese
eşit ve parasız eğitim verilmelidir.
Öğrenciyi müşteri, okulu
da işletme olarak gören bir anlayış hızla meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.
AKP Hükümeti, eğitimde özelleştirmeyi savunarak, eğitimdeki fırsat eşitliğine
ters düşmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı, kendisine bağlı okullara gereken
önemi gösteremezken, bütçeden yeterli payı ayıramazken, derslik ve öğretim
açıklarını kapatamazken, özel eğitim kurumlarına bu kadar kolaylık göstermenin
anlamı nedir?
AHMET YENİ (Samsun) -
Özelleştirmeden korkmayın.
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Devamla) - Biz eğitim öğretim işini yapamıyoruz. Buyurun siz mi yapın
denilmektedir?
AHMET YENİ (Samsun) -
Korkmayın özelleştirmeden.
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Devamla) - Şunu herkes bilsin ki, özel sektörde kâr amaçtır Sayın Vekilim.
AHMET YENİ (Samsun) -
Özel sektörden korkmayın.
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Devamla) - Evet, kâr amaçtır. Kâr yoksa bu iş yapılmaz.
AHMET YENİ (Samsun) -
Açalım özel sektörün önünü.
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Devamla) - Eğitim, bu kadar dar kalıplara sığmayacak kadar büyük bir görevdir.
Ülkemizde, 8 325 okulda ikili, 17 636 okulda birleştirilmiş sınıflarda eğitim
verilmektedir. Bu rakamlar yaklaşık 7 500 000 öğrencinin bu okullarda ve
olumsuz koşullar altında eğitimini sürdürmeye çalıştığını göstermektedir.
Nitelikli eğitimin önünde ciddî bir engel olarak duran ikili eğitim sorunu
çözülmeden, ikili eğitim yapan okullarda yaşanan sıkıntıların artması
kaçınılmazdır. Bu sıkıntıların aşılmasının tek yolu okul ve derslik açıklarının
kapatılması ve tüm eğitim kademelerinde tekli eğitime geçilmesidir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; okullaşma oranında da büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. AKP
Hükümeti iktidarda olduğu dönemde ilk ve ortaöğrenimde okullaşma oranı
düşürülmüştür. AKP'nin iktidara geldiği 2002-2003 öğretim yılında ilköğretimde
okullaşma oranı 94,4 iken, bu oran 2004-2005 öğretim yılında 93,3'e
gerilemiştir. AKP iktidarında, Anayasada yer alan eğitim haklarından 740 000
ilköğretim çağındaki çocuk yararlanamamaktadır. Ortaöğrenimde okullaşma oranı
yüzde 72'den yüzde 60,8'e gerilemiştir. 2005 yılı itibariyle, çağ nüfusu içinde
olmasına karşın, 6 000 000 çocuk ve gencimiz eğitim hizmetinden
yararlanamamaktadır. Bu veriler de göstermektedir ki, üç yıllık AKP iktidarında
okullaşma oranı düşmüştür.
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Yanlış, yanlış bunlar...
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Devamla) - Çok önemli ve ülke olarak sarılmamız gereken eğitim ve öğretim
konusu bu dönemlerde ilerleme sağlayamamıştır.
Gerçekler bunlardır sayın
arkadaşım.
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Bunlar yanlış, yanlış...
AHMET YENİ (Samsun) -
Sayın Bakanımız cevaplayacaklar.
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Devamla) - Bunun önemini Cumhuriyet Halk Partisi olarak biliyoruz ve AB'ye üye
olma sürecine girdiğimiz bu dönemde okullaşma oranının bir an önce artırılması
gerektiğinin altını önemle çizmek istiyorum.
AHMET YENİ (Samsun) -
Cumhuriyet tarihinde en fazla derslik yapılan dönemdir.
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Devamla) - Oraya da geliyoruz, oraya da geliyoruz.
Kalabalık sınıflar,
Türkiye'de eğitim hizmetinin yaşadığı temel sorunların başında gelmektedir.
Pek çok Avrupa ülkesinde
sınıf mevcutları 24 iken, ülkemizde hâlâ 60 kişilik sınıflarda eğitim
verilmektedir. Almanya'da ve Yunanistan'da 24, İspanya'da 26, İtalya ve
Portekiz'de 22 kişilik sınıf mevcutları varken, Türkiye'de, hâlâ 50-60 kişilik
sınıflarda eğitim verilmektedir. Kalabalık sınıflarda eğitim, öğrenciler kadar
öğretmenlerimizi de olumsuz etkilemekte, verilen eğitim hizmetinin niteliğini
düşürmektedir. Nitelikli eğitim için, sınıf mevcutları 60 öğrenciden 20'li
sayılara düşürülmelidir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; şu anda yakacak yardımıyla ilgili yeni bir düzenleme de
yoktur. Yüzbinlerce eğitim emekçisi, Türkiye'nin dört bir yanında en zor eğitim
koşullarında görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadırlar. Eğitim
emekçilerinin çalıştığı kimi illerde kış ayları iki üç ay sürerken, kimi
illerimizde dokuz on ay boyunca ağır kış koşullarında çalışan eğitim
emekçilerine yakacak yardımı ödenmelidir. Örneğin, Erzurum, Van, Batman, Ağrı,
Kars, Hakkâri gibi illerimizde bir eğitim emekçisinin yıllık ortalama gelirinin
yüzde 20'si yakacak harcamalarına gitmektedir.
Türkiye'de öğretmenler
ciddî ekonomik ve sosyal sorunlarla yaşamaya çalışmaktadırlar. Öğretmenlerin
seyyar satıcılık yapması artık olağan bir durum haline gelmiştir. AKP
Hükümetinin her yıl daha da azaltarak yaptığı sefalet zamları, eğitim
emekçilerinin yaşadığı yoksulluğu azaltmamaktadır. Türkiye'de dört kişilik bir
ailenin temel gıda harcamalarının yanı sıra, kira, ulaşım, yakacak, elektrik,
su, haberleşme, giyim, eğitim, sağlık, iletişim, kültür gibi temel ihtiyaçlar
için yapması gereken toplam harcama tutarı ekim 2005 itibariyle 1 800 000
YTL'nin üzerindedir. Yoksulluk sınırı olarak tanımlanan bu tutar, insan
onurunun gerektirdiği yaşama düzeyini karşılayacak asgarî tutar olarak kabul
edilmektedir. Bugün ortalama öğretmen maaşı 803 000 YTL'dir. Yoksulluk
sınırının 1 800 000 YTL'yi, açlık sınırınınsa 715 000 YTL'yi aştığı bir ülkede
eğitim emekçilerine yoksulluk ve açlık sınırının altında ücret ödenmesi onların
insanca yaşam sürdürebilmelerini zorlaştırmaktadır. Bu da, ülkemizde eğitime ve
öğretmenlerimize ne kadar değer verildiğini açıkça göstermektedir.
Değerli arkadaşlar,
öğretmenlerimizi 24 Kasımlarda güzel sözlerle övmek yetmez. Onları Avrupa
ülkelerindeki meslektaşlarının ekonomik seviyesine çıkarmadığımız sürece
gereken değeri verdiğimizden söz edemezsiniz.
Bakınız, Almanya'da
göreve yeni başlamış bir ilkokul öğretmeni yılda 38 412 dolar gelir elde
etmekte, Yunanistan'da aynı koşullarda bir öğretmen yılda 20 000 086 dolar
kazanmakta iken, bu rakam Türkiye'de 6 358 dolardadır.
AHMET YENİ (Samsun) - 20
000 dolar…
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Devamla) - Yine, Almanya'da onbeş yıldır ilköğretimde görev yapan bir eğitim
emekçisinin yıllık toplam geliri 46 459, Yunanistan'da 24 668 dolar iken,
Türkiye'de bu rakam sadece 7 911 dolardır.
Yüzbinlerce eğitim ve
bilim emekçisi açlığın ve yoksulluğun kıskacına terk edilmiştir. Öğretmenler
mesleğine küsmüşlerdir. Öğretmenlerimize, hizmetli memurlara insanca
yaşayabilecekleri, nitelikli hizmet verebilecekleri çalışma ve yaşam koşulları
yaratılmalı, bunun için de başta maaşlar olmak üzere, meslekî ve özlük hakları
insan onuruna yaraşır bir düzeye yükseltilmelidir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; öğretmenlerimiz Türkiye'nin en ücra köşelerinde her türlü
olumsuz koşullarla mücadele ederek görevlerini yerine getirmeye
çalışmaktadırlar. Yaşamın olduğu her yerde öğretmenleri görmek mümkündür;
ancak, bu ücra köşelerde ekonomik, sosyal ve kültürel gereksinimlerini
karşılayacak bir altyapı bulmak mümkün değildir. Sosyal ve kültürel zenginliğe
sahip bölgelerde bile ekonomik nedenlerle öğretmenlerin yararlanması olanaksızdır.
Öğretmen, görevi gereği, kendini çok yönlü yetiştirmek durumundadır; ancak, ne
öğretmen ne de yaptığı iş olan eğitim-öğretim gerekli desteği bulamamaktadır.
Hükümetin 2006 yılı için vermeyi planladığı yüzde 5 zam, öğretmenlerimizi
açlığa mahkûm etmek anlamına gelmektedir.
Öğretmenlerimiz, çok
kısıtlı olan özlük ve sosyal haklarını bile kullanma konusunda büyük sıkıntılar
yaşamaktadır; sürgünler, keyfî atamalar, norm kadro uygulaması, öğretmenleri
mağdur etmektedir. En doğal hakları olan seyahat etme hakkı bile engellenmekte,
demokratik taleplerini dile getirmek isteyen öğretmenlerimiz sokak ortasında
dövülmektedir. Yaşanan olaylar hiç de hoş olmamıştır, hem öğretmenlerimizi hem
de halkımızı derinden yaralamıştır, AKP İktidarının da öğretmenlerimize bakış
açısı tam olarak ortaya konmuştur.
Yine, eğitim sistemimizin
önemli sorunlarından biri olan öğretmen açıkları, artık, yüzbinlerle ifade
edilmektedir. Binlerce okul, öğretmen yokluğu nedeniyle kapalı tutulmaktadır.
Son on yılda 335 311 öğretmen atanırken, 130 673 öğretmen emekli olmuştur. Bu
durumda, reel anlamda ataması yapılan öğretmen sayısı 205 000'dir. Eğitime
gereken önemin verilmediği, bütçeden yeterli kaynakların aktarılmadığı,
nitelikli ve deneyimli eğitim kadroları bir yandan emekli olurken, yeterli
sayıda kadrolu öğretmen atanmaması büyük bir kayıptır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2005-2006 öğrenim yılı
başında, yeni bir kararla, yabancı dil ağırlıklı liseler kaldırılarak,
yerlerine anadolu liseleri açılmıştır. Bu uygulama, hazırlıksız bir şekilde
yapılmıştır. Bu okullara atanabilecek nitelikleri taşıyan yeterli sayıda
öğretmen bulunup bulunmadığının araştırılması sağlıklı bir şekilde
yapılamamıştır.
Aynı zamanda, Bakanlığın
öne çıkardığı, son iki yıl içinde sicil notu, çalışma yaşamı boyunca alınan
sicil notu ortalamasıyla karşılaştırıldığında ortaya adil olmayan bir durum
çıkmaktadır. Yoksa, bu uygulamanın amacı okullarımızda siyasî kadrolaşma
yaratmak mıdır?
Bununla birlikte, bu
okulların bünyesinde genel lise, yabancı dil ağırlıklı lise, anadolu lisesi
olduğu için, üç farklı kategoride öğretmen yaratılmıştır. Öğretmenler arasında
ayırımcılık yaratan bu uygulama hiç de uygun olmamıştır.
Ayrıca, Bakanlığınız
tarafından hazırlanan anadolu liselerine öğretmen seçimi genelgesi, 3797 sayılı
Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Kanununun 61 inci maddesine de
aykırıdır. Bu uygulama, bütünüyle, gerekli hazırlıklar yapılmadan, aceleyle
yürürlüğe konulmuştur.
Sayın Bakana sormak
istiyorum: Az önce saydığım sıkıntılar nasıl çözülecektir? Bu uygulamayla norm
fazlası haline gelen öğretmenlerin statüleri ne olacaktır? Bu insanlar nasıl
değerlendirileceklerdir? Bu çarpıklıklar, bu yanlışlıklar derhal
giderilmelidir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu tasarının gerekçesinde "meslekî ve tekniköğretim okul
ve kurumlarının eğitim, öğrenim ve yönetim hizmetlerinin tek elden yürütülmesi,
mevcut kaynakların daha verimli ve etkili kullanılması, uygulamada birlik ve
bütünlük sağlanması hedeflenmektedir" denilmektedir; fakat, buna rağmen,
yükseköğretim kurumlarının önündeki yığılmaları azaltmak, teknik alanda
yetişmiş eleman ihtiyacını karşılamak ve gençlerin kısa yoldan hayata
atılmalarını sağlamak amacıyla uygulamaya konulan meslekî ve teknik liseler, ne
yazık ki, sorunlar yumağı içerisindedir.
Mevcut uygulamalar
nedeniyle, meslekî teknik liselere yapılan dev yatırımların karşılığı
alınamamıştır. Yatırımları aktif hale getirecek yönetici kadrolar, gerek
Bakanlık gerekse kurum düzeyinde yeterince istihdam edilmemektedir. Teknik
öğretmenler, aylık karşılığı okutulması gereken ders sayısının 20 saat olması
nedeniyle mağdur olmakta ve dolayısıyla, norm kadro uygulamasından yoğun bir
biçimde etkilenmektedir.
Dönersermaye çalışmasını
yürüten öğretmenlerin, çalışmada hiçbir katkısı olmayan yöneticilerden daha az
ücret alması, sınav dönemi ödenmekte olan ücretlerin azaltılması,
teknisyenlerin keyfî bir şekilde görevlendirilmesi adaletsizlik yaratmaktadır.
Ayrıca, ders kitaplarının, çağın ve teknolojik gelişmenin gerisinde kalması,
okulda bölüm sayısının plansız bir şekilde artırılması eğitimde kaliteyi
düşürmektedir.
Teknik öğretmenlerin
sorunlarını bir nebze de olsa çözebilmek için, aylık karşılığı okutulması
gereken ders sayısı eşit ve adil olmalıdır. Ders sayısı, genel bilgi ve meslek
dersleri öğretmenlerinin norm kadro için belirlenen sayıya eşitlenmelidir. Bu
sorunlar halledilebilirse, gerekçede belirtildiği üzere, önemi gün geçtikçe
artan teknik liselerin yeniden yapılandırma çalışmalarına gereken hız
verilebilir ve gerçek amaca ulaşılabilir. Ne kadar çok yasa çıkarırsanız çıkarın,
uygulamaya sokmadığınız sürece bir anlam ifade etmez.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen açığını, kısmî süreli, yani,
sözleşmeli, çalışmaya dayanan, geçici istihdamla kapatmaya çalışmaktadır. İş
güvencesiz ve düşük ücretle çalıştırılan öğretmenlerin, nitelikli eğitim için
görevlerini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmeleri beklenemez. Bu nedenle,
öğretmen açıklarının kapatılması için geçici istihdamdan vazgeçilmeli, mevcut
geçici statüde sözleşmeli olarak çalışan öğretmenlerin kadrolu ataması
yapılarak, öğretmenlerimizin ekonomik ve sosyal mağduriyetleri giderilmelidir.
Ayrıca, bu uygulamanın,
yapılacak seçimlerde oy malzemesi olarak kullanılmasından da kaygı duymaktayız.
2006 yılında, en az 50 000 kadrolu öğretmen ataması yapılmak zorundadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın
Ekmekcioğlu, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, tamamlıyorum.
Öğretmen atamaları her
yıl kademeli olarak artırılmalı ve açılacak okul ve derslik sayısına paralel
olarak ortaya çıkan öğretmen açıkları zaman geçirilmeksiniz kapatılmalıdır.
Eğitim sisteminde daha
vahim sonuçlarla karşı karşıya kalmamak için öğretmen yetiştirme ve istihdamına
gereken önem verilmeli, öğretmen açıklarının yarattığı sıkıntıların daha da
büyümemesi için hükümet ve Millî Eğitim Bakanlığı, bir an önce harekete
geçerek, gerekli önlemleri almalıdır.
Eğitim sistemimiz bir
sorunlar yumağı halindeyken, Avrupa Birliğine geçiş sürecinde rekabet gücümüz
bu koşullarda artabilir mi?
Biz, Cumhuriyet Halk
Partisi olarak, eğitim ve öğretimin sorunları çözülmediği sürece ülkenin hiçbir
sorununun köklü olarak çözülmeyeceği kanısındayız. Bu anlamda, ülkemiz, tarım
sorununu çözmek istiyorsa önce eğitim sorununu çözmelidir, sağlık sorununu
çözmek istiyorsa önce eğitim sorununu çözmelidir, ekonomik sorunlarını çözmek
istiyorsa önce eğitim sorununu çözmelidir, insanlarımız içte ve dışta onurlu
bir şekilde yaşamak istiyorsa önce eğitim sorununu çözmelidir.
Görüşülmekte olan bu
tasarıya, kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların Millî Eğitim Bakanlığına
devredilmesine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak olumlu baktığımızı
belirtir, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Ekmekcioğlu.
Tasarının tümü üzerindeki
ikinci konuşmacı, AK Parti Grubu adına, Van Milletvekili Sayın Hacı Biner;
buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA HACI
BİNER (Van)- Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Bağlı Okulların Millî Eğitim Bakanlığına
Devredilmesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
hakkında AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
malumunuz olduğu üzere, ülkemiz, AK Parti Hükümetiyle ekonomide, sağlıkta,
tarım ve hayvancılıkta, eğitimde son yıllarda büyük bir değişim ve ilerleme
trendi yakalamıştır. Her alanda gelinen nokta ülkemizin istikbali için muhakkak
çok önemli; ama, eğitim alanında yapılan reformlar daha büyük bir önem arz
etmektedir. Bu reformları kısaca ifade edersek, neler yaptık AK Parti
döneminde… Demin sayın sözcümüz, sanki eğitimde hiçbir şey yapılmamış, tamamen
oturmuşlar, ellerini bağlamışlar, seyrediyorlar… Son üç yılda Haydi Kızlar
Okula Projesiyle 150 000 kızımız okullara başladı, okullu oldu. Ama, bunlara
daha önce hiç kimse şefkat elini uzatmamıştı; AK Parti Hükümeti, AK Parti
İktidarı ve AK Partili Bakan elini uzattı, bu evlatlarımızı okullaştırdı.
3 000 kapalı okul vardı
AK Parti döneminden önce. AK Parti İktidarı bu 3 000 okulumuzu yeniden hizmete
açtı ve burada ders başı yaptırdı. 60 000 yeni derslik yapılmıştır. Yapılan 47
trilyon liralık harcamayla okul binaları depreme karşı güçlendirilmiş, kırk
yıllık ilk ve ortaöğretim müfredatı yenilenmiştir. 270 000 000 adet ücretsiz
ders kitabı dağıtılmıştır. Bütün okullarımız bilgisayarlaştırılmış ve internete
bağlanmıştır. "Eğitime Yüzde Yüz Destek"le okullarımıza büyük
katkılar sağlanmıştır. Bunu işadamlarımız yapmıştır; değerli halkımız çok büyük
katkılarda bulunmuşlardır. Bunu, Sayın Bakanımız, çok muhtelif konuşmalarında
burada ifade etti.
Meslekî ve teknik eğitim
veren okullar modernize edilmiştir. Görüldüğü gibi, bugün ülkemizde, saymakla
bitiremeyeceğimiz kadar, çağdaş uygarlık gereklerine uygun eğitim sisteminin
gerçekleştirilmesi yolunda büyük mesafeler alınmıştır. Bu mesafeleri, Sayın
Bakan, birkaç gün önce, bütçe görüşmeleri sırasında... O kitapçığı tüm
milletvekillerimize postalamış. O kitapçığı alıp tek tek okursanız, emin olun,
eğitimde nereden nereye geldiğimizi açık ve net bir şekilde göreceksinizdir.
Gelinen bu mesafeyi, hep
değişim ve dönüşüm sayesinde aldığımıza hepimiz şahit oluyoruz; ama, halkın
temsilcileri olan bizler, çağı yakalamak, hızla ilerleyen bilim ve teknolojide
ülkemizi en üst seviyelere çıkarmak için, eğitim alanında bugüne kadar
yapılanlar çerçevesinde daha büyük adımlar atmamız gerektiğinin bilincini de
taşımalıyız.
Sayın milletvekilleri,
bilindiği gibi, ülkemizde, Eğitim Bakanlığı haricinde bazı kamu kurum ve
kuruluşlarına bağlı meslek liseleri vardır. Bu liselerde yetişen kalifiye
elemanlar sahalarında istihdam edilmektedirler. Bugün AB sürecinde olan
ülkemiz, hızla mesafeler katederken, insan gücünün aktif bir rol üstlendiği bir
gerçektir. Yani, ülkemiz kalkınma sürecindeyken, nitelik ve nicelik açısından
bireylerin ihtisaslaşabilmesi için iyi bir eğitimden geçmesi gerekiyor; çünkü,
bizim ülkemizin nüfusu, Avrupa'nın en genç nüfusudur. Bir bakıma, ülkemizin
yarınlarının konumunu bu gençlerimizin alacakları eğitim seviyeleri
belirleyecektir; bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Bu nedenle, meslekî
eğitime geniş tabanlı bir temel eğitim programıyla başlanılmasına, uzun vadede
ülkemizin gelişme hedefleri dikkate alınarak, yüksek nitelikli bireylerin
yetiştirilmesine yönelik çalışmaların aralıksız sürdürülmesine ihtiyaç vardır.
Bundan dolayı, söz konusu okulların Millî Eğitim Bakanlığına devredilmesi
zarurîdir. Zaten, bakanlıklar kendi aralarında bir protokolle bunun alt
zeminini hazırlamışlardır. Başka bir açıdan bakarsak, 8 yıllık zorunlu
ilköğretime geçilmesinden sonra ortaöğretimin bir sistem bütünlüğü içinde
meslekî ve teknikeğitim ağırlıklı olan yeniden yapılandırılmasının önemi daha
da artmıştır. Ayrıca, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılan ortaöğretimin
okul türü yerine program türünü esas alan bir yapıya kavuşturulması meslekî
eğitime ivme kazandıracaktır.
Değerli arkadaşlar, 430
sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu çerçevesinde ortaöğretim düzeyindeki bütün
eğitim kurumlarının, Millî Eğitim Bakanlığına bağlanması projesi yönündeki
çalışmalara paralel olarak Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile
Millî Eğitim Bakanlığı, demin de ifade ettim, ayrı ayrı bir protokolle bu
zemini hazırlamışlardır.
Değerli arkadaşlar, demin
muhalefet sözcüsü arkadaşımızı dinlediniz. Allahaşkına, demin, başlangıçta
bahsettiğim kanunla alakalı tek bir laf işitebildiniz mi?! Yani, âdeta, Türkiye
bütçesi görüşülüyor, sayın sözcü bütçeyi eleştiriyor. Efendim, asgarî ücretten
başladı, öğretmen sıkıntılarından öğretmenin geçim sıkıntılarını dile getirdi.
Yani, bunları biz hep biliyoruz. Bunlar bizim dönemimizde olan şeyler değil.
Bunlar, taa cumhuriyet tarihinden bu yana gelen sıkıntılardır. Bu sıkıntıları
üç yılda siz tamamlayabilir misiniz?! Ama, AK Parti Hükümeti, büyük mesafeler katetmiş. Bugün, Türkiye'de
tek bir okul kapalı değildir. Bütün okullarımızda öğretmenler vardır. Eğitim
fevkalade güvenli, rahat bir şekilde yapılmaktadır.
Değerli arkadaşlar, Sayın
Bakanımız, herhalde not aldı, sayın sözcüye cevabını verecektir.
Ben, kanunun hayırlı,
uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Biner,
teşekkür ederim.
Üçüncü konuşmacı,
Anavatan Partisi Grubu adına, Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan Balandı.
Sayın Balandı, buyurun.
(Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU
ADINA REYHAN BALANDI (Afyonkarahisar) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; kamu kurum ve kuruluşlarına ait okullar, eğitim merkezleri ve
kurslar ile bunların bünyesindeki dönersermaye işletmelerinin Millî Eğitim
Bakanlığına devredilmesi ile bazı kanunlarda ve kanun hükmünde kararnamelerde
değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında Anavatan Partisi Grubu
adına söz almış bulunmaktayım.
Değerli milletvekilleri,
bu kanun tasarısı, kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okullar, eğitim merkezleri
ve kurslar ile bunların bünyesindeki dönersermaye işletmelerinin Millî Eğitim
Bakanlığına devredilmesine ilişkin esas ve usulleri belirlemektedir.
Tasarının özüne bakıldığı
zaman, bazı tereddütlerimiz olmasına rağmen, geneline, Anavatan Partisi olarak
katıldığımızı ifade etmek isterim.
Tasarı kapsamındaki
kurumların açmış oldukları Anadolu Meteoroloji Meslek Lisesi, Anadolu Tapu ve
Kadastro Meslek Lisesi, sağlık, tarım ve adalet meslek liseleri Millî Eğitim
Bakanlığına devredilmektedir.
Meslekî ve teknikeğitim
okul ve kurumlarının Millî Eğitim Bakanlığı yönetimi altında birleştirilmesi,
Avrupa Birliği standartları açısından da uygun olmakla birlikte, zaten kendi
bünyesindeki ortaöğretim kurumlarının problemleriyle başa çıkamayan, öğretmen
ve derslik açıklarını dahi kapatamayan Millî Eğitim Bakanlığına ek bir yük getirmektedir.
Altyapı hazırlıkları
yapılmadan bu okulların Millî Eğitim Bakanlığına devri, uzun süre, uygulamanın
etkinlik ve verimlilikten yoksun, birlik ve bütünlükten uzak olması gibi bir
problemle öğretmen ve öğrencileri karşı karşıya getirecektir.
Sağlık ve tarım meslek liselerinin meslek eğitimleri,
ders müfredat ve kitaplarının sistematiği Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
ortaöğretim kurumlarından farklı olduğu için yapısal dönüşüm ve müfredat uyumu
süreci sıkıntı ve aksaklıklara gebe gibi görünmektedir.
İdarî yönden birleşmenin
faydalarını dile getirirken unutmamamız gereken şudur ki, yıllardan beri devri
konu olan okullardan mezun olanlar ilgili kurumlarda yeteri kadar istihdam
edilememişlerdir. Esas mesele budur; yoksa, okulların o veya bu kurumun yönetim
ve denetiminde olmaları değildir mesele. Kurumların iyi niyetle açmış oldukları
bu okullardan mezun olanlar meslek liselerinin önünde duran engellere
takılmışlar ve bölümleriyle ilgili üniversite ve fakültelere gidemedikleri gibi
okullarının ait olduğu kurumlarında iş bulamamışlardır. Meseleye, genel eğitim
ve öğretim sistemi içerisinde bu açıdan da mutlaka bakmak gerekmektedir.
Bir ülkede okullardan
mezun olanları istihdam etmek, en az onları eğitmek kadar önemlidir. Devri söz
konusu olan okulların mezunlarının büyük çoğunluğu işsizdir. Okulların devri,
mezunların ve mezun olacak olanların bu sorunlarını çözmek AK Parti yönetimiyle
neredeyse imkânsızdır. Tasarıyla birlikte devredilen okullar Millî Eğitim
Bakanlığının normal okullarından birisi haline gelecekler ve konularındaki
eğitimden zamanla uzaklaşabileceklerdir. Tasarının 5 inci maddesi bu yöndeki
şüphelerimizi kuvvetlendirmektedir. Bu maddeye göre, bir anlamda, yıllardan
beri konularında uzman olan okul müdür ve müdür yardımcılarının, eğitim merkezi
müdürlerinin kadroları iptal edilerek, bazı istisnalar hariç, ihdas edilen
öğretmen unvanlı kadrolara atamaları yapılacaktır. Bu sebeple, devredilme
işlemlerinden sonra bu kişilerin Millî Eğitim Bakanlığınca da aynı görevlerinde
değerlendirilmeleri çok önemlidir. Aksi olur da, onun bunun yakını torpilli
olarak veya partizanca, bu okulların olduğu illerdeki AK Parti teşkilatlarının
referanslarıyla liyakatsız kişilerin, işe adam değil adama iş mantığıyla göreve
getirilmeleri sonucu hâsıl olursa, endişelerimiz gerçekleşir ve bu okulların
vereceği meslekî eğitim verilemez hale gelir.
Bu endişeleri şu sebeple
taşıyoruz: AK Parti Hükümeti döneminde 3 351 okul müdürü, 2 970 okul müdür
yardımcısı, 335 il ve ilçe millî eğitim müdürü, 390 il ve ilçe millî eğitim
şube müdürü, 117 il millî eğitim müdür yardımcısı olmak üzere toplam 7 163 kişi
eğitim yöneticisi olarak atanmıştır. Bu rakamlar, ülkenin millî eğitiminin
temel taşlarını yerinden oynatmaya yeter rakamlardır. Bu kadrolaşma ve sürgün
uygulamaları, eğitim sisteminin geleceği açısından ciddî anlamda kaygı
uyandırmaktadır. Doğru olarak başlayan bir hareket, umarız, ileride, karşımıza,
olumsuz yönleriyle çıkmaz. Ara eleman yetiştirmekte çok önemli olan meslek
okullarında böyle bir kadrolaşma anlayışı uygulanırsa, sonuçları çok vahim
olur.
Değerli milletvekilleri,
tasarıyla ilgili bu endişelerimi belirttikten sonra, biraz önce değindiğim
meslek liselerinin önündeki engellerle ilgili birkaç cümle daha söylemek
isterim.
Geçtiğimiz yasama
döneminde de tartıştığımız üzere, sadece imam-hatip liselerine endekslenen
meslek liselerinin mezunlarının önündeki engeller gerçekten çok üzücüdür.
Enteresan olan şudur ki, bu durumdan şikâyetçi olan, durumu düzeltmeye yetecek
sayısal çoğunluğu olan İktidar Partisidir. Bu adaletsizliği düzeltmek için
Anavatan Partisi Grubu olarak açık destek vermiş durumdayken bile sorunun çözülmemesi, meslek liselerinden mezun
olanların bölümleriyle ilgili yükseköğrenim görememesi neticesini devam
ettirmektedir. Dolayısıyla, bir dönem ailelerin çocuklarını göndermek için
büyük çaba sarf ettikleri meslek liseleri, artık, rağbet görmeyen okullar haline
gelmektedir.
Tasarının gerekçesinde de
yer aldığı üzere, Avrupa Birliği standartları çerçevesinde, meslek liselerinin
temel eğitimine çok önem verilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Gelişmiş
ülkeler, ihtiyaçlarına göre, yüksekeğitime destek verecek şekilde, meslek
liselerinden ara işgücü imkânı sağlamaktadırlar. Gelişmiş ülkelerde bu tür
okullar, siyasî rant veya açılmış olmak için açılmazlar, gerçek ihtiyaca göre
açılırlar ve özellikle temel eğitimden başlayarak çok kaliteli bir eğitim
sonucu, mezuniyetleriyle birlikte, konularıyla ilgili işkollarında iş sahibi
olur, istihdam edilirler. Ancak, ülkemizde, pek çok konuda olduğu gibi,
planlama eksikliği sebebiyle -hangi meslek grubuna kaç öğrencinin okutulup
mezun edilecek -ihtiyacın karşılanması gerektiği konusunda doğru bir tespit
yapılamamış ve yapılamamaktadır. Geçmişte yapılmamış olması, bundan sonra da
yapılmaması anlamına gelmemeli ve bu planlama, hemen yapılmaya başlanmalı,
ülkenin, ileride, gerçek ihtiyacını karşılayacak ara elemanlar yetiştirecek
şekilde, meslek liseleri eğitimi yeniden ele alınmalıdır. Bu devir tasarısıyla
bu konuda yol alınabilir ve netice alınabilir. Bu fırsat, bu tasarıyla önümüze
gelmiştir. Bu hükümet, bu yönde planlama ve düzenleme çalışmalarına hemen
başlamalıdır. Anavatan Partisi olarak da, hükümetle bu konuda istişare ve
desteğe her zaman hazırız.
Eğer bu düzenleme bir an
önce yapılmazsa, hepimizin bildiği gibi, kurumlar çeşitli sınavlarla eleman
alırken, kendi okullarının mezunlarının işe alınmadığı ve hüzünle dışarıdan
baktıkları bu trajikomik durumu izlemeye devam ederiz.
Sayın Bakan, değerli
milletvekilleri; millî eğitim politikaları bir ülkenin kaderini ve geleceğini
belirleyen, ağır sorumluluk ve kararlılık isteyen politikalardır. Kurum olarak
Millî Eğitim Bakanlığı da, bu bakımdan, diğer bakanlıklardan farklı olarak, en
ufak bir ayrıntıya azamî derecede dikkat edilmesi gereken, aksi takdirde vebali
büyük olan bir bakanlıktır; vefakâr öğretmenlerimizle ilgili konuşurken,
onların hassasiyetlerine, saygınlıklarına gölge düşürmemeye özen gösterilmesi
gereken bir bakanlıktır.
Topyekûn önem ve değer
verdiğimiz, çeşitli kampanyalarla çocuklarımızın okula kazandırılması,
çocuklarımıza da okul kazandırılması konusunda vatandaşlarımızın duyarlı
tutumlarıyla oluşan sinerjiyi, en küçük bir art niyetle veya siyasî yaklaşımla,
ülkenin geleceğini olumsuz etkileyecek yanlış icraatlara dönüştürmek
hiçbirimizin hakkı olamaz. Haklarını arayan öğretmenlerin bu hareketlerinden
yüksünmek ve "olmayan parayı nasıl vereyim" gibi sözler sarf ederek,
sorunlara çözüm getirmeden bu tip laflar söylemek hiçbirimizin hakkı değildir.
Öğretmenlikte bir kariyer
sistemi getirildi, bir kariyer basamakları sınavı yapıldı ve sınavda sorulan
soruların alanı ve soru tercihleri, pek çok vatandaşın ve öğretmenlerimizin
kafasında soru işaretleri yarattı. Kariyer sisteminin yarar getireceği
düşünülürken, anketlerde öğretmenlerin yüzde 68,99'u bu sistemin zarar
getirdiğini, bu sisteme karşı olduklarını ve bu sistemi istemediklerini beyan
etmişlerdir. Bu, üzerinde durup düşünülmesi, tartışılması gereken bir durumdur.
Bu sınavın kimler tarafından ve nasıl hazırlandığı da ayrıca merak konusudur.
Millî Eğitim Bakanlığı,
Bakanı, eğitim kurumları, öğretmenleri, öğrencileriyle bir bütün olarak, hiçbir
mazeretin arkasına sığınmadan, ülkeyi aydınlık yarınlara kavuşturacak
çalışmaları mutlaka yapmalıdır. Hükümet, bu anlamda, millî eğitime bütçeden
yeterli payı mutlaka ayırmalıdır. Uzun vadeli proje ve planlamalarla ülkenin
geleceğine yönelik millî eğitim politikaları mutlaka uygulamaya konulmalıdır.
Millî eğitim en üst seviyede değer bulmalı ve söylediğim gibi, ne hükümet ne de
Bakanlık, bu konuda mazeret üretmemeli, hiçbir mazereti olmamalıdır.
Bu duygularla, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Balandı,
teşekkür ediyorum.
Tasarının tümü üzerinde,
şahsı adına, İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek; buyurun.
Süreniz 10 dakika.
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)
- Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; görüşülmekte olan kanun tasarısının tümü üzerinde, şahsım adına söz
almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; çok değerli dostum Hacı Biner Bey, biraz önce, çok güzel bir
çerçeve çizdi, güzel bir Türkiye anlattı. Kanunun tümüyle ilgili bilgileri
aktarmadan, ekonomide, sağlıkta, hayvancılıkta, tarımda, Türkiye'nin büyük
atılımlar yaşadığını söyledi. Hacı Beyin, bunu, gerçekten, inanarak söylediğine
ben de inanmak istiyorum. Hep beraber biliyoruz ki, gerçek anlamda,
hayvancılık, tarım, eğitim, bütün koşulları kendi içerisinde, büyük bir sarsıntı
yaşıyor.
Bu anlamda, aslına
bakarsanız, bugün gelen yasa tasarısı çok doğru bir yasa tasarısı; gerekçesi
içerisinde de söyleniyor; fakat, nedense, hükümet, iktidar ve Bakanlık, doğruyu
bile yanlıştan başlatarak yapıyor. Bakın nasıl oluyor bu: Sağlık meslek
liseleri, Sağlık Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında 16.6.2004
tarihinde bir protokol yapılarak, Bakanlığa devredildi. Bu protokol, yetki ve
usulde paralellik ilkesini gözardı ettiği için, hukuka aykırı oldu; hukukçular
o dönemde söylediler. Buna rağmen, protokolle sağlık meslek liseleri
devredildi. Bu protokolün bazı hükümlerinin Danıştayın 8. Dairesi tarafından
iptal edilmesi üzerine bu tasarı hazırlandı. Tasarının genel gerekçesinin son
paragrafında sözü edilen, sanırım ki, büyük güçlüklerin, bundan kaynaklandığı
ifadesi yerini buluyor.
Değerli arkadaşlar,
hukuk, bize yolu gösterir. Hukuk yolundan gidilmiş olsaydı, bu güçlüklerden
geçilmeyecekti ve bugün, gerçekten, daha doğru bir uygulama yapılacaktı.
Sağlık Bakanlığıyla
yapılan protokol neticesinde, sağlık meslek liseleri, Bakanlık Sağlık Eğitim
Dairesi Başkanlığına bağlanmıştı. 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığı Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanuna göre, Bakanlığa bağlı okulların, ana hizmet birimi
olarak örgütlenen bir genel müdürlüğe bağlı olacağı düzenlenmektedir. Şimdi, bu
tasarının yasalaşmasından sonra, Bakanlığa devredilen bu okullar hangi hizmet
birimlerine bağlanacaktır; bu, boşluktadır. Şimdi, ilgili kurumlardan koparak
Bakanlık bünyesine aldığımız, örneğin, adalet meslek lisesi için adalet eğitimi
genel müdürlüğü, sağlık meslek liseleri için sağlık eğitimi genel müdürlüğü,
meteoroloji meslek lisesi için meteoroloji eğitimi genel müdürlüğü mü
kuracağız? Sağlık meslek liseleri, Sağlık Eğitimi Dairesi Başkanlığına şu anda
bağlı; bu, bağlı olmaya devam edecek mi? Bunu, ben, Plan ve Bütçe Komisyonunda
da Sayın Bakanıma sormuştum. Devam edecekse, bu durum, Millî Eğitim Teşkilat
Kanununa aykırıdır. Bunu da, Plan ve Bütçe Komisyonunda Sayın Bakanıma
sormuştum. Sayın Bakan da, bir açıklamasında, Plan ve Bütçe Komisyonunda değil,
daha önceki bir açıklamasında, teşkilat kanununun değişeceğini ifade etmiştir.
O zaman, teşkilat kanunu değişecektiyse, önce bu anlamda teşkilat kanununun
değişikliği yapılırdı, daha sonra bunlar gelirdi; yani meseleyi tersten ifade
etmemiş olurduk; fakat, bu, bir alışkanlık oluşturuyor diye düşünüyorum. Buna
benzer, hepimiz biliyoruz, Anayasayı değiştirmeden Meclise bütçe kanunu sevk
etmeye benziyor. Yasalar hazırlanırken Anayasaya uygunluğunun kontrol edilmesi
gerekirken, Anayasa yasalara uygun hale getiriliyor. Genel Kurulumuz bunu
yaşadı. Bu, devlet yönetimi -üzülerek söylüyorum- ciddiyetiyle bağdaşmıyor
değerli arkadaşlar. Eğer Teşkilat Kanununda bir değişiklik yapılması
gerekiyorsa -ki, biraz önce söyledim- bunun daha önceden yapılması gerekir.
Sayın Bakanım, hukukî
alanlarda hataları ifade ediyoruz. Biz de zaman içerisinde bunları
söyleyebiliriz; ama, rakamları da, bilgileri de çarpıtarak ifade etmemenizin
gerektiğini düşünüyorum.
Yeri gelmişken, biraz
önce Sayın Bakanımın kendisinden rica ettim, buradan da Meclis Başkanvekilime
teşekkür ederim, yerimden bir söz vermişti. Gerçekten büyük bir sıkıntı
yaşanıyor, bu, Kızılayla ilgili burslar meselesinde. Biz soru önergesini
verdikten sonra 7 006 çocuğumuzun bursu kesilmiş vaziyette. Bir ay oldu ben
bunu burada konuşalı. Sayın Müsteşarla komisyonda konuştuk. Daha sonra Plan
Bütçede konuştuk ve ben burada, maalesef, suçlu durumuna düşmüş vaziyetteyim; 7
006 çocuğumuz bu burslardan istifade edemiyor. Pekala, bu burslardan istifade
edememesinin gerekçesi kim?
Bakınız çok ilginç, Sayın
Başbakan bugün Düzce'deydi. İnanın, ben de bu konuyu konuşmak için, Kızılay
Genel Başkanı Sayın Tekin Küçükali Beyle görüşeyim diye aradım, Düzce'de bir
açılıştaymışlar ve Sayın Başbakan… Ama, tabiî, şuna da çok teşekkür ediyorum;
Sayın Başkanımız çok şükür bugün Türkiye'de ve Düzce'de, ne mutlu bize; yani,
resmî ziyaret için gelmiş olsalar gerek diye düşünüyorum!
Düzce'deki açıklamasında
Sayın Başbakanımız diyor ki: "Asırlık Kızılay gölge kabul etmez."
Doğru. "Kimse Kızılaya gölge düşüremez." Bu da doğru. Ben de Sayın
Başbakana, AKP yetkililerine buradan sesleniyorum: Kimse Kızılaya gölge düşürmüyor,
Kızılaya gölge düşüren, Denizli'nin Babadağ İlçesinin AKP'li Belediye Başkanı;
çocuğuna, 42 000 000'a tenezzül edip, burs alıyor. Başkanvekili de yeğenine
almış; ama, samimiyetle söyleyeyim ki, bu incelemem neticesinde, Babadağ
Belediyesi Başkanvekilinin yeğeninin ihtiyacı var, onu gündeme getirmiyoruz;
ama, eğer birisi Kızılaya gölge düşürüyorsa Sayın Başbakan, Sayın AKP
yetkilileri, Belediye Başkanınız gölge düşürüyor. Biz de diyoruz ki, gelin bu
gölgeyi kaldırın. Hani, sürekli dile getirip de, fakir fukara edebiyatından
gitmeyelim diye düşünüyorum.
Şimdi, Plan ve Bütçe
Komisyonunda Sayın Bakanıma dedim ki… Erzurum Millî Eğitim Müdürü 16 yıldır
orada görev yapıyormuş; Sayın Bakanım bizi bilgilendirdi. Erzurum Millî Eğitim
Müdürü 8 gitmiş, 8 dönmüş. Ben de, herhalde bu gidişle, 6 gidip 7 gelenler
cumhurbaşkanı olduğuna göre, cumhurbaşkanı olacak ya da milletvekili olur gelir
deyince, hemen Bakanım atıldı "efendim, o bizden milletvekili adayı idi,
sizi niye bu kadar ilgilendiriyor" dedi. Bizi, hukuk ilgilendiriyor, bizi
yasa ilgilendiriyor. Ayrıca, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu
ülkenin -birilerinin ifade ettiği gibi
değil- gerçekten, Fırat Nehri kenarında kaybolan bir kuzusundan biz sorumluyuz,
hatta, bu ülkenin geleceğinden de sorumluyuz. Tabiî ki, burada, milletin vekili
olarak bulunan bütün değerli arkadaşlarım olduğu gibi.
Değerli arkadaşlarım, bu
anlayışın başka bir boyutu biraz önce ifade edildi, bütün okulların depremle
ilgili problemlerinin halledildiği söylendi. Bunu hemen Sayın Bakanımla
paylaşayım, bugünkü Sabah Gazetesinde var. Kadıköy'de Merdivenköy İlkokulu,
2002 yılında depremden dolayı hasar görmüş ve tadilata girilmiş; ama, şu anda
çocuklar… Bugün resimleriyle var, duvarlar çatlamış. Yani, Bayburt'un
Galısgavar Köyünden bahsetmiyorum, memleketimden bahsetmiyorum. İstanbul'un
Kadıköy ve Merdivenköy İlkokulu; şu andaki adı da Melahat Akkulu İlköğretim
Okulu. Çocuklar derse giremiyor, çocuklar derste iken sınıftan çatı düşmüş
aşağıya. Hani, sizin deyiminiz var ya Sayın Bakanım, bu masal değil, gerçek!..
Bilgilerinize arz ediyorum. Onun için, burada meseleleri pazarlayarak, satmak
değil, gerçeklere varmakta fayda var.
Ayrıca, bir acı daha
yaşanıyor, bu çok ciddî bir acı. Yani, Öğretmenler Gününde, öğretmenlerin
çekmiş olduğu ıstırap, yemiş olduğu dayak, görmüş olduğu muamele, hiçbir
anlayışa sığmaz. Sayın Başbakanım da "bindirilmiş kıtalar" diyor bunlara.
Daha sonra, 18 öğretmenin
birçoğunun kafası gözü sarılı bir vaziyette, değerli arkadaşlarım, ekranlarda
görüyoruz, hüviyetini gösteriyor, yanında gösteriyor böyle, ki, "bakın,
ben öğretmenim, burada da yazıyor..." Bu anlayış içerisinde, okulu,
veliyi, öğrenciyi ve bakanlığı bir bütün olarak görmeliyiz. Bu anlayışta,
öğretmeni yok sayarak, öğretmeni sopalayarak… Ne istemiş öğretmen; nitelikli,
sağlıklı eğitim.
Yeri gelmişken, şunu da,
buradan size bir öneri olarak takdim edeyim Sayın Bakanım. Okullarımızda sağlık
için bir hemşire yok. Bir hemşire bulundurulmuyor okullarda. Ne acıdır.
CAVİT TORUN (Diyarbakır)
- Sopayla, flamayla geliyorlar; yanlış, doğru değil.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) -
Tabiî ki sopayla gelmesin canım! Sana da sopayla gelirse birisi, sen de sopanı
çekersin; ama, sopayla geliyorlar da onun için; yani, burada…
CAVİT TORUN (Diyarbakır)
- Sopayla mı gelsin!
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) -
Hayır efendim; o da gelmesin, sen de; ama, hakkını istiyor, bir gelsin bakalım.
Bir hemşire bulundurmak
gerekiyor. Özel okulların bütün hepsinin…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) -
Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Şimşek.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) -
Efendim, bütün özel okullarda -bilginiz dahilinde- hemşire var ve doktor
taramaları var ve ayrıca, branşa göre doktor taramaları var. Bu da masal değil,
gerçek. Yani, çocukları, saldım çayıra, Allah kayıra. Nasıl yapacağız?
Öğretmenler ne bekliyor?
Geçen hafta, Millî Eğitim
Komisyonunda, biz, ek ücretleri konuşacağız diye geldik. Ek ders, ek ücretleri
öğretmenler bekliyor ve ben, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Sayın Bakanıma şunu
sordum: "Sayın Bakan, gazetelerde 10 000 000'a yakın bir rakamdan
bahsediliyor. Acaba bu net mi, brüt mü?" "Bakacağız..."
Olabilir, tamam; ama, daha sonra, baba baba
"bu parayı ödeyemeyiz" dedi Sayın Unakıtan. Sayın Başbakan,
Grup konuşmasında "bu olacaktır mutlaka" dedi, Sayın Bakan
"olabilir" , "olmalıdır" diyor. Arkadaşlar, devlet
yönetiminde, yürütmede, ağız birliğine, dil birliğine fayda vardır.
Bir de, Sayın Bakanım,
bir öğretim üyesi olarak -gerçekten çok üzüldüğümü belirtiyorum- bir açıklama
yaptı öğretmenlerimizin aldığı ücretlerle ilgili. Efendim, pedagojik olarak bir
hizmet veriyorlar, para karşılığında ama… "Öğretmenlerin bu para peşinde
koşması, öğrenciler gözünde öğretmenlerin değerini yitiriyor" gibi,
gazetede bir açıklamanız var. Fakat, Başbakan da maaşından şikâyetçi,
unutmayalım değerli arkadaşlar, öğretmenlerimiz -haydi, milletvekillerini
söylersek; ki, milletvekilleri de şikâyetçi- öğretmen olmak kadar veli, anne,
baba, doğalgaz parası ödüyor, su parası ödüyor ve öğretmenlerimiz, hayatlarını
idame ettirebilmek için ek iş yapıyorlar. O gün komisyonda söyledim, ek ders
saatlerini yüklediğiniz zaman bu öğretmenlere, öğretmenlerimiz, inanın ki,
yarın, öbür gün…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) -
Bir cümleyle toparlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Şimşek.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) -
Bu ek ders saatleri uygulamaya girdiğinde -hep beraber göreceğiz- eğitimde
çalışma birliği, sağlığı bozulacak. Niçin; birçok öğretmenimiz, Emekli Sandığı
için, sosyal hayatı için öğretmenlik yapıyor, mecbur. Yani, oradan aldığı
parayla geçinemediği için, yarın, öbür gün -asıl işi öğretmenlik değil maalesef
öğretmenlerimizin- istifa edip, kendi işlerine dönecekler.
Onun için, değerli
arkadaşlar, bu yasa önemlidir. Yine prosedürde problemler olmuştur
"yaparız olur"la… Hayırlı, uğurlu olsun.
Belki daha fazla
anlatılacak şeyler var; ama, iktidardan ve muhalefetten değerli arkadaşlarımız
dile getirdi.
Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Şimşek.
Hükümet adına, Millî
Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik… (AK Parti sıralarından alkışlar)
HALUK KOÇ (Samsun) - Daha
18 madde var Sayın Bakan, acele davrandınız.
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)
- Ben yarın da buradayım, beklerim Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sıcağı sıcağına daha iyi.
HALUK KOÇ (Samsun) - O
zaman sık sık çıkacaksınız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Çıkarız…
HALUK KOÇ (Samsun) -
Memnun oluruz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Biz de memnun oluruz Sayın Koç.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan
yasa tasarısıyla ilgili olarak değerli arkadaşlarımın ortaya koyduğu bazı
görüşlerle ilgili açıklamalar yapmak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce
Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Öncelikle şunu
belirtmemde fayda var: Değerli konuşmacı arkadaşlarımız diğer bakanlıklara ve
diğer kuruluşlara bağlı olan okulların Millî Eğitim Bakanlığına bağlanmasına
bir itirazda bulunmadılar. Bunun bir gereklilik olduğu, özellikle eğitim
alanının Millî Eğitim Bakanlığının sorumluluğu altında olması konusunda,
iktidar-muhalefet bu konuda hemfikirdir. Dolayısıyla, bu mesele üzerinde, bunun
gerekliliği üzerinde durmayacağım.
Bildiğiniz gibi, Millî
Eğitim Bakanlığının dışında, Maliye Bakanlığına bağlı, Bayındırlık Bakanlığına
bağlı, Adalet Bakanlığına bağlı, Sağlık Bakanlığına bağlı, Tarım ve Köyişleri
Bakanlığına bağlı okullar mevcut Türkiye'de. Aslında, tabiî, hep sözü edilen
Tevhidi Tedrisat Kanununun da aslında özü budur; bütün okulların Millî Eğitim
Bakanlığının gözetim ve denetiminde, sorumluluğunda toplanmasıdır; yani, esas
olan budur. Daha sonra çıkarılan bir yasayla, askerî okullar ayrılmış, polisle
ilgili okullar ayrılmış; ama, bütün bakanlıklar neredeyse, kendilerinin ihtiyaç
duydukları elemanları yetiştirmek üzere, onlar da okullar açmışlar; ancak,
sonradan görüldü ki, bu, ciddî bir kaynak israfına yol açıyor. Bir örnek
vereyim: Türkiye'de, biz, protokolle de devraldığımız zaman, 300'e yakın sağlık
meslek lisesi vardı sadece. Halihazırda öyle sağlık meslek liselerimiz var ki,
öğretmen sayısı öğrenci sayısından daha fazladır; bu durumda olan sağlık meslek
liseleri var. Popülist amaçlarla açılmış olan okullar var. Öyle sağlık meslek
liseleri var ki, öğrencilerin gidip pratik yapma şansları yok. Normalde bir
ebe, bir hemşire, sağlık memuru, diyetisyen veya sağlık sekreteryası konusunda
yetişen bir öğrencinin, tam teşekküllü devlet hastanesinin bulunduğu bir yerde
gidip pratik yapması lazım. Bütün bu imkânlardan yoksun olan yerlerde,
maalesef, bu okullarımız açılmış. Tarım meslek liseleriyle ilgili, yine,
biliyorsunuz, ciddî bir dağınıklık vardı; ancak, diğer, Tapu Kadastro Genel
Müdürlüğüne bağlı, Meteoroloji Genel Müdürlüğüne bağlı veya Maliyeye bağlı çok
sınırlı sayıda okullar vardı. Ayrıca, Turizm Bakanlığına bağlı, TUREM adı
altında, Turizm Eğitim Merkezleri adı altında eğitim merkezleri vardı. Burada
da manzara üç aşağı beş yukarı aynıydı. Büyük büyük binalar, oralarda da büyük
imkânlar var. Personel tahsisi yapılmış; ancak, gerektiği şekilde eğitim
yapılamamış. Şimdi, biz, bütün bu imkânları derleyip toparlıyoruz ve bunları
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullar haline getiriyoruz.
Bu arada şunu da
söyleyeyim: Millî Eğitim Bakanlığına bağlı hastane vardı, Millî Eğitim
Bakanlığına bağlı sağlık eğitim merkezleri, dispanserler vardı. Bunu da Sağlık
Bakanlığımıza devrettik; çünkü, her bakanlık kendi ihtisas alanında esas icraat
yaparsa, bunun, kamu kaynaklarının israf edilmeden kullanılması açısından da
son derece rasyonel bir adım olduğunu düşünüyoruz.
Değerli Milletvekilimiz
Sayın Ekmekcioğlu özellikle eğitimin paralı insanların işi olduğunu, özellikle
paralı olan insanların çocuklarına eğitim yaptırabildiğini; işçi çocukları,
köylü ve memur çocuklarının halinin ne olacağını sordu. Ben buradan hemen şunu
ifade edeyim değerli arkadaşlar: Bakın, özel öğretim kurumlarında okuyan
çocukların oranı sadece ve sadece Türkiye çapında yüzde 1,9'dur; yüzde 2
değildir. Yüzde 98,1 oranında insanlar devlet okullarına çocuklarını
gönderiyorlar ve bu çocuklar devletin sağladığı kaynaklarla ve imkânlarla
eğitim-öğretimlerini yapıyorlar.
Bakın, ben, özelikle
kırsal kesimdeki dar gelirli ailelere gösterdiğimiz yakınlığın, onlara
verdiğimiz değerin, onlara sağladığımız imkânların bir nişanesi, bir göstergesi
olarak size bazı rakamlar vereyim. Sadece benim Bakanlığım döneminde, Millî
Eğitim Bakanlığı tarafından, hayırseverlerin de desteği alınarak, sivil toplum
örgütleri de harekete geçirilerek, 102 ortaöğretim pansiyonu -bakın, ilave 102
ortaöğretim pansiyonu- devreye sokulmuştur. Türkiye çapında YİBO'ların ve
PİO'ların sayısı artırılmıştır. Bakın, binlerce yavrumuz köylerden ısrarla
yapılan sistematik çalışmalarla alınarak yatılı okullara getirilmiştir. Sadece
benim Bakanlığım döneminde, yüzde 90'ı da yatılı olmak üzere, 40 anadolu
öğretmen lisesi açılmıştır, ki, hepiniz bilirsiniz, anadolu, öğretmen liseleri,
özellikle sabit gelirli, dargelirli aile çocuklarının daha çok rağbet ettiği
okullardır ve bu okullarda parasız yatılı öğretimi yapılır.
Bir başka şey… Yine,
bizim Hükümetimiz döneminde, özellikle o sizin dediğiniz dargelirli fakir
fukara çocukları… Bakın, ücretsiz ders kitaplarının dışında üç yılda 270 000
000 ücretsiz ders kitabı dağıtılmıştır. Şimdi, biz, bakın, geçen hep şu
sorulara muhatap oluyorum; bazı arkadaşlarım diyor ki: "Efendim, siz
ücretsiz ders kitabı dağıttık diyorsunuz; ama, filan yere daha ücretsiz ders
kitaplarından diyelim ki şu kılavuz kitap ulaşmadı." Varsayın ki ulaşmadı…
Bakın, 2003'ten önce arkadaşlar, 2002'de, 2001'de, 2002 yıllarında ücretsiz
ders kitaplarının yerine ulaşmasında hiçbir problem yaşanmıyordu; çünkü, böyle
bir şey yoktu. Şimdi, olmayan bir şeyden problem de olmaz. Eğer arabanız yoksa,
arıza yapmaz.
Değerli arkadaşlar,
bakın, 270 000 000 kitap dağıtılmıştır; ama, olabilir ki, bir yerde, bir
kitapta bir gecikme olmuştur. Şimdi, biz, buraya takılırsak, yapılan iyilikleri
ve güzellikleri göremeyiz.
Bir başka şey… Yine,
Hükümetimiz döneminde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan, şartlı
transfer sisteminden, eğer bir fakir aile fakirliğini ortaya koyarsa, ilkokula
giden çocuğu için öğrenci başına -bir ailenin dört çocuğu varsa dördüne de ayrı
ayrı veriliyor, beş çocuğu varsa beşine de veriliyor, iki çocuğu varsa ikisine
de veriliyor- erkek öğrencilere 18 000 000, kız öğrencilere 22 000 000, sadece
annelerinin hesabına, onlara harçlık olmak üzere para veriyoruz.
ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)
- Sayın Bakan, niye ayırım yapıyorsunuz?!
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Sadece 96 000 öğrenciye veriyorsunuz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, müsaade buyurun… Müsaade buyurun…
Engin Bey,
heyecanlanmayın…
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Ama, herkese veriyoruz diye konuşuyorsunuz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, Engin Bey…
ENGİN ALTAY (Sinop) - 96
000 öğrenciye veriliyor…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar, bir şey…
ENGİN ALTAY (Sinop) - 17
000 000 öğrenci var.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin…
BAŞKAN - Sayın Altay,
lütfen… Karşılıklı konuşmayalım arkadaşlar.
Buyurun Sayın Bakanım.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın, şimdi, bizim 580 küsur
yatılı okulumuz var. 580 yatılı okulumuzda binlerce yavrumuz, 200 000 küsur
yavrumuz, zaten, devlet parasız yatılı okulunda okuyor; aşağı yukarı bir o
kadarı ortaöğretim pansiyonlarında okuyor. Bunların, üç öğün yemek dahil, giyim
dahil bütün ihtiyaçları devlet tarafından karşılanıyor.
Bu söylediğim, vatandaş
köyde oturuyor, ama, çaresiz bir insandır. Biz, şimdi, diyelim ki, burs
verirken… Devlet, yükseköğretim bursu veriyor. Biz, bu sene 90 000 küsur
öğrenciye burs veriyoruz; ama, bunun dışında müracaat eden öğrenciye de kredi
veriyoruz.
Neticede, bu söylediğim,
zaten, özellikle hiçbir geliri olmayan insanlar içindir. Sizin 17 000 000
öğrenci dediğiniz öğrenciler içinde milletvekili çocukları da var, Koç'un,
Sabancı'nın çocukları da var; onlara zaten bu verilmiyor.
Neticede, memursa babası,
Emekli Sandığından emekliyse, Bağ-Kurluysa, onlara verilmiyor.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Başbakanların çocuklarına işadamları burs veriyor.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Onlara verilmiyor arkadaşlar.
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Koç'un, Sabancı'nın çocuğunun kitabı niye bedava veriliyor Sayın Bakan?!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Cevap istiyor musunuz?
ENGİN ALTAY (Sinop) -
İstiyorum.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Peki, vereyim. Müsaade edin, şuna cevap vereyim, ona
da cevap vereyim.
Şimdi, arkadaşlar, bakın,
kız çocuğuna 22 000 000 ilköğretimde, ortaöğretimde…
ENGİN ALTAY (Sinop) - 23…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - …28 000 000 erkek öğrenciye, 39 000 000 kız öğrenciye
veriyoruz.
Şimdi, bakın, bu harçlık.
Eğer üstü başı yoksa, yine, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan,
vakıflar aracılığıyla, bunlara, kaymakamlıklar, valilikler marifetiyle üst baş
alınıyor.
Şimdi, arkadaşlar, bakın,
Türkiye çapında -şunu iddia ediyorum, söyledim defalarca- ben, çaresizlikten
dolayı, ekonomik sıkıntıdan dolayı okula gidemiyorum, tahsil yapamıyorum…
Bakın, vali toplantısı
yaptık. 81 ilin valisini Ankara'da topladık, onlara şunu söyledik; dedik ki,
ekonomik durumdan dolayı ben eğitim yapamıyorum mazeretini Türkiye'de ortadan
kaldıralım.
Gelelim, biraz önce Sayın
Altay dedi ki:"Niçin zengin çocuklarına da ücretsiz ders kitabı veriyorsunuz?"
Arkadaşlar, bakın, bu pedagojik bir olaydır. Biz, diyelim ki 40 kişilik sınıfa
gidiyoruz, kitap dağıtıyoruz. 25 kişiye, siz fakirler sınıfındansınız, siz
ücretsiz ders kitabını hak ediyorsunuz; ama, bu 15 arkadaşınız da hali vakti
yerinde olan ailelerin çocuklarıdır, bunlara da kitap vermiyoruz derseniz, bir
sefer oradaki 25 öğrenciyle 15 öğrenci arasında bu ayırımı yaptığınız zaman, bu
pedagojik değil ve bu, öğrencilerin ruh hali üzerinde olumsuz bir etki yapar ve
dünyanın hiçbir yerinde de böyle bir şey yoktur değerli arkadaşlar.
Bizim, zaten, buradaki…
Bir de ücretsiz ders kitabı uygulamasında bütün mesele ekonomik de değil.
Bakın, oradaki şey şudur: Hepimiz, bakın, milletvekili olarak kendimize
soralım. Biz giderdik okullara, Ankara'da çocuklarımız okuyor, okulun kapısına
bir liste asmışlardır veya müdüriyetten bir liste alırsınız, şu yayın evinin,
şu yazarın, şu kitabı. Gidersiniz, bir kitabevinde bunu bulursunuz, diğerinde
bulamazsınız veya bir Türkçeyi bulursunuz, matematik gelmemiştir, fen bilgisi
Millî Eğitimindir, diğeri özel sektöründür. Bir ayda, iki ayda, şehirde, Ankara
gibi yerde oturan insanlar olarak, biz, çocuklarımıza kitapları temin
edemezdik. Şimdi, burada bir tertip, düzen getirilmiştir.
Şimdi, bu güzel
uygulamayı biz yaptık diye, ille de eleştirmek zorunda değilsiniz.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
30 kalem para toplanıyor. Bunları engelleyebildiniz mi?! Diploma parası,
fotokopi parası, karne parası…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın…
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Bu kitapların öğrenciye toplam maliyeti 20 000 000 liradır.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar, bakın, benim bunlara…
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Sayın Bakanım, biz hem veliyiz hem öğretmeniz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar, bunlara verilecek cevabım vardır; ancak,
konu bu değildir. Ben, size… Ücretsiz ders kitaplarıyla da bunun bir alakası
yok.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
30 kalemin içinde bir tanesi kitap parası.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Neyse…
Şimdi, bakın, arkadaşlar,
bir şeyin daha altını çizmek istiyorum ben, müsaade ederseniz. Yine, Sayın
Ekmekcioğlu konuşmasında dedi ki: "AK Parti, efendim, hükümet, eğitimde
özelleştirmeyi savunuyor." Burada hemen bir hususu belirteyim. Biz
eğitimde özelleştirmeyi falan savunmuyoruz arkadaşlar. Biz diyoruz ki…
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Antalya) - Sayın Bakan…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Hayır şunu söylüyoruz, müsaade edin ne dediğimizi çok
net söyleyeyim ben.
Biz diyoruz ki, eğitim,
cinsiyet ayırımı olmaksızın, sınıf ayırımı olmaksızın her vatandaşın hakkıdır,
her Türk vatandaşının hakkıdır. Bu hizmeti onların ayağına götürmek devletin
görevidir, bizim görevimizdir, bu bizim mükellefiyetimizdir.
Ancak, bakın değerli
arkadaşlar, Sovyetler Birliği gibi daha dün komünizmden vazgeçen, Arnavutluk
gibi daha dün komünizmden vazgeçen ülkelerde özel öğretim kurumlarının genel
öğretim içindeki payı yüzde 5'in, 10'un üzerindedir; bazı ülkelerde bu yüzde
50-60'tır; onun faydası şudur: Şimdi diyelim ki, bakın size bir örnek vereyim,
aslında özel okulların…
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Özel nedenler var, incelememişsiniz Arnavutluk'u.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin efendim, ben.. Sözcüleriniz
fikirlerinizi söylerler.
Şunu söyleyeyim, bakın
arkadaşlar : Eğer Türkiye'de diyelim ki özel öğretim kurumları yüzde 20'lik bir
orana çıksa… Türkiye'de şu anda ilk ve ortaöğretimimizde arkadaşlar 17-18
milyondan söz ediyorlar; ama, bu yaygın öğretimle beraberdir. İlk ve ortaöğretimde
diyelim ki 15 000 000 öğrencimiz var; yüzde 20'ye çıksak, bu şu demektir; 3 000
000 öğrencinin bütün eğitim masrafları velileri tarafından karşılanacak. Kaldı
ki, özel öğretim kurumlarına gitmek devletin zorladığı bir şey değil. İnsanlar
kendi tercihleriyle ve ben çocuğumu şu
özel okula göndereceğim, öğretmeninin maaşı da benim verdiğim paradan
karşılansın, ben çocuğumu göndereceğim, bütün masraflarını ben karşılayacağım
diyorsa, bakın bu 3 000 000 öğrencinin masrafı velileri tarafından karşılandığı
zaman -bugün Millî Eğitim Bakanlığına tahsis edilen, bütçeden bize verilen
bütçe 17 katrilyon Türk Lirasıdır- biz, o zaman…
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Antalya) - Sayın Bakan, fırsat eşitliği nerede kalıyor?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin arkadaşlar.
Biz, bu 17 katrilyon Türk
Lirasını o zaman 15 000 000'a bölmeyeceğiz, o zaman 12 000 000'a böleceğiz.
Peki öğrenci başına yapacağımız harcama artacak mı; bu 12 000 000 öğrenci sabit
gelirli, dar gelirli fakir fukara ailelerinin çocukları olacak mı; yani, hali
vakti yerinde olan insanlar kendi
tercihleriyle, kendi rızalarıyla, kendi çocuklarını özel okullara
gönderdikleri zaman…
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Antalya) - Sınavları onlar kazanacak doğal olarak!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - … biz, bakın bu geriye kalan, kendi eğitimine hiç
katkıda bulunamayacak, ona para
ayıramayacak olan ailelerin çocuklarına daha fazla para ayırarak, bunu kaliteye
dönüştürebilir miyiz; dönüştürebiliriz. O zaman ben şunu söylüyorum arkadaşlar;
özel okulları teşvik etmek, aslında, fakir fukara aile çocuklarına devletin
yapacağı harcamaları artırmak anlamına gelir. Özel okulları teşvik etmek,
aslında, fakir ailelerin lehine olan bir durumdur. Yoksa, biz, eğitimde
özelleştirmeden falan yana değiliz.
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Antalya) - Eğitime ticarî olarak bakmayın!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, Sayın Başbakanımız her vesileyle,
hükümetimizin, devletin olmazsa olmaz, mutlaka vatandaşına vermesi gereken
hizmetler olarak ifade ettiği dört alandan söz ediyor. Nedir bunlar; eğitim,
sağlık, adalet ve güvenlik. Bakın, eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik, devletin
aslî görevleridir.
Şimdi, sağlık alanında
devlet hastaneleri var, tıp fakültesi hastaneleri var, SSK hastaneleri vardı,
devlet hastaneleriyle birleştirildi. Şimdi, öte yandan, bir vatandaşımız, bir
sermaye sahibi diyorsa ki, ben sağlık alanında bir yatırım yapmak istiyorum,
ben özel bir hastane yapmak istiyorum; bunun mahzuru nerede?! Sağlık alanında
bu olabildiği gibi, bakın, şimdi, adalette, güvenlikte böyle bir şey olmaz.
Yurtiçi yurtdışı güvenliği bellidir, öte taraftan, bakın, firmalarda
biliyorsunuz eskiden özel güvenlik birimleri diye bir şey yoktu, oraya bile
girmeye başladı.
Onun için, bizim eğitimin
bütününü özelleştirme gibi bir niyetimiz yoktur. Eğitim devlet tarafından
vatandaşa verilen bir hizmettir ve bu hizmeti en iyi şekilde, fakir fukarayı da
gözeterek, sosyal devlet ilkesini kesinlikle gözardı etmeden AK Parti Hükümeti
bugüne kadar nasıl en iyi şekliyle yaptıysa, bundan sonra da yapmaya devam
edecektir.
Şimdi, yine değerli
arkadaşım Sayın Ekmekcioğlu dedi ki: "Efendim, ikili eğitimi ortadan
kaldıralım. İkili eğitim yapılmamalıdır." Şüphesiz ki ikili eğitimi
savunan hiçbir arkadaşımız yok. İkili eğitimi ortadan kaldırmamız için, derslik
sayımızı artırmamız lazım, eğitime ayırdığımız kaynakları artırmamız lazım.
Bunlar, Türkiye'nin aslında biraz önce öğretmen maaşlarıyla ilgili,
arkadaşlarımın söylediği şeyler, ikili öğretimin yapılmayıp tekli öğretim
yapılması… Elbette, Sayın Şimşek siz dediniz, biliyorum.
Şimdi, bakın, ben her
vesileyle şunu açıkladım, dedim ki: Keşke, Türkiye 2002'deki krizi yaşamamış
olsaydı; Türk ekonomisi keşke o darboğazdan bugüne gelmemiş olsaydı;
Türkiye'nin keşke şimdi kişi başına düşen millî geliri 20 000 dolar olsaydı da
biz şu anda öğretmenlerimize verdiğimiz 800 000 000 lira maaş yerine 2 400 000
000 lira verseydik, keşke 3 milyar lira verebilseydik; ama, değerli arkadaşlar,
bakın, tekrar bir şeyin altını çizmek istiyorum; şimdi, Finlandiya'dan,
Danimarka'dan, Almanya'dan öğretmen maaşlarını örnek veriyoruz. Şimdi, bu
örnekleri verdiğimiz zaman, öğretmen maaşı… Ben, Millî Eğitim Bakanı olarak,
öğretmenlerime ne kadar çok maaş verilirse, ne kadar çok ekders ücreti verilirse,
bu beni mutlu eder; ancak, öğretmen maaşı şu kadardır diyorsunuz Türkiye'de,
Almanya'da şu kadardır. Peki, hemşire maaşları ne kadar orada, hâkim, savcı
maaşları ne kadar; peki, orada mühendis ve doktor maaşı ne kadar?! Bir ülkenin
millî gelirini hesaba katmadan, bir ülkenin gelişmişlik, ekonomik,
sosyoekonomik gelişmişlik düzeyini hesaba katmadan, oradaki paranın alım
gücünü, hayat standardını…
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Orada sosyaldemokratlar iktidarda olduğu için, gelir dağılımını çözmüşler!..
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Ama, oranın sosyaldemokratları bize benziyor, size
benzemiyor! (AK Parti sıralarından gülüşmeler, alkışlar)
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Antalya) - Sayın Bakanım, siz uzaydan gelmediniz, siz DYP'den geldiniz,
yıllarca iktidar oldunuz, niye çözmediniz?!
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Siz, halka muhafazakâr olduğunuzu söylüyorsunuz…
BAŞKAN - Arkadaşlar,
karşılıklı konuşmayalım.
Sayın Bakanım, çalışma
süremiz dolmak üzere.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, AK Partinin muhafazakârlığı,
kültürel ve moral alanla ilgili bir muhafazakârlık; biz ekonomide muhafazakâr
falan değiliz.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Ofer de öyle söylüyor!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi, yine Sayın Ekmekcioğlu "okullaşma
oranlarıyla ilgili bir düşme yaşanmıştır" dedi. Ben, Plan ve Bütçe
komisyonunda izah ettim, kendisi sanırım orada değildi. Sayın Gazalcı, Sayın Şimşek,
Plan ve Bütçe Komisyonundaydı; şunu söyledim arkadaşlar…
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Antalya) - Oradaydım Sayın Bakanım, oradaydım!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Orada mıydınız…
Devlet İstatistik
Enstitüsü…
Arkadaşlar, okullaşma
oranları nasıl hesaplanır; çağ nüfusu diye bir şey var.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Devlet İstatistik Enstitüsü yok Sayın Bakanım, terminolojiyi düzgün kullanın,
siz bakansınız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Devlet İstatistik Enstitüsü yok mu; ne var?!
HALUK KOÇ (Samsun) -
Kurum oldu o…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Devlet İstatistik Kurumu; peki Sayın Koç…
HALUK KOÇ (Samsun) -
Bakansınız, düzgün terminoloji kullanın; yaptığınız icraatın farkında
değilsiniz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Koç, uyarınız için teşekkür
ederim; peki, Devlet İstatistik Kurumu…
HALUK KOÇ (Samsun) - O da
yanlış!..
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Devlet İstatistik Kurumu, okullaşma oranlarını
hesaplarken şunu esas alıyor: Okul çağındaki öğrenci sayısı kaçtır, okula giden
öğrenci kaçtır?
Şimdi, Türkiye'de, bakın,
bizim Hükümetimiz, adresle ilgili, ikamet ve nüfusu ilişkilendiren bir yasayı
yakında getiriyor; bu da çözülecek. Diyelim ki, (A) ilinde bir ilçede, belediye
seçiminden dolayı, adaylar, gitmişler, hemşerilerini İstanbul'dan, Ankara'dan
oraya getirip taşımışlar, nüfusta orada görünüyor, ikameti orada görünüyor;
ama, Ankara'da, İstanbul'da, başka büyük şehirlerde yaşıyor. Baktığınız zaman,
ilçenin nüfusunda görünüyor ve okuldaki öğrencilere baktığınız zaman, okuldaki
öğrenci ile çağ nüfusu birbirini tutmuyor. İlçe bazında, il bazında bu hesabı
yaptığınız zaman, okullaşma oranı çok farklı çıkar. Şimdi, Devlet İstatistik
Enstitüsünün bize yazdığı yazı var; ben, Plan ve Bütçe Komisyonunda
arkadaşlarıma dağıttım.
BAŞKAN - Sayın Bakanım,
izin verirseniz…
Saygıdeğer arkadaşlarım,
çalışma saatimiz şu anda dolmak üzere, Sayın Bakanımızın da söyleyeceği bazı
sözler var.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Ben, bir iki dakika içinde bitiriyorum, sizi fazla
tutmayacağım.
BAŞKAN - Sayın Bakan
konuşmasını tamamlayıncaya kadar, Genel Kurulun çalışma süresinin uzatılmasını
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan, 18 madde var; Sayın Bakan 18 kere daha bu kürsüye çıkacak
demektir.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar, Sayın Koç, yarın Millî Eğitim
Komisyonunda olduğum için, müsterih olabilirsiniz, ben burada değilim.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Sayın Bakan, komisyon toplantısı sabah saat 10.00'da…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bitmez.
HALUK KOÇ (Samsun) - Sizi
bekliyoruz Sayın Bakan…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bensiz olmaz, değil mi...
ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)
- Sayın Bakanım, sizsiz olmaz burası; sizi mutlaka bekleriz.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Bakanım; konuşmanızı tamamlayınız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Peki.
Değerli arkadaşlar,
bakın, bütün ülke nüfusunu esas aldığınız zaman, ilköğretimdeki okullaşma
oranları da, ortaöğretimdeki okullaşma oranları da, gözle görülür bir şekilde,
bizim dönemimizde yukarıya çıkmıştır. Ben, bunu, sizlere, bütün milletvekili
arkadaşlarıma resmî bir yazıyla göndereceğim. Bunun üzerinde durmuyorum. Şimdi,
gelelim…
Değerli arkadaşlar, Sayın
Şimşek'in bazı iddiaları vardı; Sayın Şimşek beni dinliyordur umarım. Erzurum
Millî Eğitim Müdürüyle ilgili olarak, Plan ve Bütçe Komisyonunda bir şey
söyledi "bu arkadaş 7 kere gitti, 8 kere geldi" dedi. Ben, bazıları
zannediyor ki, Erzurum Millî Eğitim Müdürünü ideolojik veya politik
tercihlerden dolayı görevden alıyoruz dedim. Hani partinizin yapısına uymaz,
partinizin görüntüsüne uymaz. Dedim ki, bu arkadaş…
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Fraksiyonlarınız farklı…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Burada böyle bir şey söz konusu değil.
Müsaade eder misiniz…
Bu arkadaş, 1989'dan beri
Erzurum'da Millî Eğitim Müdürüdür. Devletin generali gider bir yere, üç sene
kalır; valisi gider, beş sene kalır; hâkim, savcı gider, üç yıl kalır. Netice
itibariyle, arkadaşlar, bir yerde onbeş yıl, onaltı yıl, onyedi yıl Millî
Eğitim Müdürlüğü yapan bir insan, orada gerçekten başarılı olabilir mi; orayı
kanıksamaya başlar. İşletme körlüğü diye bir şey var. Ben, bu arkadaşı
Kütahya'ya Millî Eğitim Müdürü olarak gönderdim, mahkemeye gitti. Neticede, ben
Sayın Şimşek'e şunu söyledim, dedim ki: Bu arkadaş, politik, ideolojik
tercihlerden dolayı görevden alınmamıştır; bu arkadaş bizim milletvekili
adayımızdı.
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)
- Ona da sahip çıkarız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Eğer birileri buna itiraz edecekse, AK Partinin
itiraz etmesi lazım. Yani, siz niçin itiraz ediyorsunuz?! Benim anlatmam buydu.
Yoksa, elbette, bir yerde bir hukuksuzluk varsa, hukuka aykırı bir durum varsa,
CHP için de, bizim için de geçerlidir, hepimiz buna itiraz etmeliyiz, buna
kesinlikle…
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) -
Sayın Bakan, 7 kez mahkemeden geri döndü, başlatmadınız; 8 inci kez geliyor.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Mahkeme Sayın Bakandan daha iyi mi biliyor?!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar, başlatmadıysak, nasıl, şu anda orada
Millî Eğitim Müdürüdür?!
BAŞKAN - Saygıdeğer
arkadaşlarım, karşılıklı konuşmayalım. Lütfen…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, bir başka şey; Sayın Şimşek dedi ki: Yargı
kararından dolayı, yargı böyle bir karar verdi, biz onun için bu kanunu
hazırladık. Arkadaşlar, bakın, bu tasarının Başbakanlığa sevk tarihi 19 Nisan
2005'tir. Bakın, bunu özellikle hatırlatıyorum, Başbakanlığa bu tasarının sevki
19 Nisan 2005'tir, sözünü ettiğiniz Danıştayın yargı kararı, 25 Ağustos
2005'tir. Yargı kararı, bu olaydan dört ay sonradır; hatta, aşağı yukarı dört
ay on gün sonradır.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Siz 5 milyar tazminat kaybettiniz mi, kaybetmediniz mi?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Nasıl?..
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Erzurum Millî Eğitim Müdürüyle ilgili 5 milyar lira tazminat kaybettiniz mi
kaybetmediniz mi?
BAŞKAN - Sayın İnce,
lütfen…
Sayın Bakanım,
konuşmanızı tamamlar mısınız efendim.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Yargıda bu, Yargıtayda.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Bir dakika... Kaybettiniz; temyize gitti.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Temyize gitti.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Tamam, kaybettiniz; siz kaybettiniz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sonuçlansın... Müsaade et.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Sonuçlanırsa, tazminatı kendi maaşınızdan mı, Bakanlık bütçesinden mi
ödeyeceksiniz?
BAŞKAN - Sayın İnce,
istirham ediyorum efendim. Lütfen…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Ben maaşımdan öderim, merak etme.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Sayın Bakan, 5 milyar lirayı kaybettiniz.
BAŞKAN - Sayın İnce,
lütfen…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Zaten, o, şahsen açılmış bir şeydir; kuruma değil,
şahsıma açılmıştır. Sayın İnce, merak etmeyin siz.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, tekrar şunu ifade edeyim: Bu yasa tasarısı 3.6.2005'te Türkiye
Büyük Millet Meclisine sevk edilmiş.
Gelelim sizin şu Kızılay
meselesine; onu mu istiyorsunuz?
BAŞKAN - Sayın Bakanım,
lütfen, konuşmanızı tamamlar mısınız; çalışma saatimiz de doldu. Lütfen,
efendim…
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)
- Hayır, hayır.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Efendim, 5 dakika geçti.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sayın Şimşek, İstanbul'da bir okulda yaşanan bir
sıkıntıdan söz etti.
Değerli arkadaşlar,
diyelim ki, bir okulun fizikî altyapısında, bir okulun personel durumunda bir
eksiklik, bir aksaklık olacaksa, bizde peşin beklenti şudur: İlle bu Van'da,
Muş'ta, Hakkâri'de Ağrı'da olacak, İstanbul'da böyle bir şey olmaz diye bir şey
yok ki. Millî Eğitim Bakanlığının 60 000 adet okulu var. Bu 60 000 adet okulun
herhangi birinde bir problem, işleyen mekanizmada problem sürekli yaşanır.
Millî Eğitim Bakanlığı dinamik bir süreç yaşıyor ve burada bir dinamizm var. Bu
dinamizm içerisinde eksiklikler de olur, aksaklıklar da olur; bizim varlık
sebebimiz onları gidermek, hiç olmazsa asgariye indirmektir.
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)
- Sayın Bakan, biz bildirdik.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Şimşek bize bildirdiğiniz
için.
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)
- Kızılayla ilgili bilgi bekliyoruz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Efendim, Kızılayla ilgili de şunu söyleyeyim: Sayın
Şimşek'in verdiği bir soru önergesi üzerine, bir öğrencinin hak etmeden
Kızılaydan burs aldığı...
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)
- AKP Belediye Başkanı…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Efendim, kim olursa olsun.
Arkadaşlar, bakın, yanlış
hesabı yapan kim olursa olsun, bu yanlış hesap Bağdat'tan döner. Bu yanlış
tespit edilmiştir. Bakın, Kızılay, daha önce böyle bir burs vermiyordu. Biz,
Kızılay Başkanlığına bizzat ben, Sayın Müsteşarım gittik, rica ettik, dedik ki,
öğrencilerimizin ihtiyacı vardır ve 7 000 küsur, 7006 adet burs temin edildi.
Burada da bu yanlışlık ortaya çıkınca sistem durduruldu ve "tekrar
bakalım, acaba, böyle, arada başka kaçak, kaçamak var mı" dediler.
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)
- Kesin vardır.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Daha sonra, bu…
Bakın şunu da söyleyeyim:
Bunların evrakları, bunların muhtaçlığı tamamen…
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)
- Bu ihtiyaç.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Hayır, Onu söylüyorum.
İyice bunlar tetkik
edilerek bunlara burs veriliyor. Eğer bir yanlış varsa, o yanlışları da tespit
ettikten sonra çocuklarımıza bursları verilmeye devam edecek; Kızılay
Başkanlığından öğrendiğimiz de budur.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)
- İhtiyacı varsa alsın; partili olmak suç mu?!
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)
- Sayın Bakanım, saygısızlık olmasın…
BAŞKAN - Saygıdeğer
arkadaşlarım, lütfen, karşılıklı konuşmayalım.
Sayın Bakanım,
konuşmanızı tamamlar mısınız efendim.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, netice itibariyle şunu ifade
etmek istiyorum: Gerek öğretmenlerimizin maaşları, ekders ücretleri, eğitimde
her alanda, personel alanında, fizikî altyapı alanında, müfredat alanında,
teknolojik altyapıdaki iyileşmeler, bakın, bugün, dünle mukayese kabul
edilmeyecek durumdadır. Ben, şimdi, bunların teker teker rakamlarına
girmeyeyim.
Bakın, bizim Hükümetimiz…
ENGİN ALTAY (Sinop) -
Resmî Gazete öyle demiyor Sayın Bakan "dünden daha kötü" diyor.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin, onu da söyleyeyim.
BAŞKAN - Sayın Altay…
Sayın Bakanım, lütfen,
süreniz 10 dakikaya yaklaştı efendim, istirham edeyim, lütfen...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın, öğretmenlerimizin ekders
ücretinin son derece düşük olduğunu, ben, bürokratlarımla beraber Bakanlar
Kuruluna gittik ve Sayın Başbakana ve Bakanlar Kurulu üyelerine bir brifing
verdik. Eğitimin öncelikli meseleleri ve mutlaka yapılması gerekenler,
önceliklerimizi ifade ettik ve bu önceliklerimizin başında öğretmenlerimizin
ekders ücretlerinin artırılması vardı. Sayın Başbakan, Bakanlar Kurulu Üyeleri
dediler ki: "Gerçekten bu rakam düşüktür" ve Bakanlar Kurulundan bir
prensip kararı çıktı, denildi ki: "Bununla ilgili bir adım atalım."
Biz de. Bakanlık olarak bir tasarı hazırladık ve bunu Başbakanlığa gönderdik.
Biz, orada "9,8 YTL olsun öğretmenin ders ücreti" dedik; Maliye
bürokratları bir hesap kitap yaptılar, dediler ki: "Bu, bütçeye 3
katrilyonluk ek yük getirir."
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Hep öyle yapıyorlar zaten.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin.
Öğretmenler Gününde,
Sayın Başbakanımızın başkanlığında, Maliye Bakanıyla, biz, üçümüz bir araya
geldik ve Sayın Başbakanımızın, yine, talimatı şu oldu: "Öğretmenlerimizin
ihtiyaçları ve Türkiye'nin imkânlarının örtüştürüldüğü, mutlaka, bir
iyileştirme yapılsın, bu çalışma devam ettirilsin" ve bu devam ediyor.
Dolayısıyla, bunu da, birileri bizi zorladığı için, icbar ettiği için,
birilerinin hatırına değil, öğretmenlerimizin hatırına, eğitim çalışanlarının
hatırına yapıyoruz.
Hepinize en derin
saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakan.
Saygıdeğer arkadaşlarım,
çalışma süremiz dolmuştur.
Kanun tasarı ve
tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 1 Aralık 2005 Perşembe günü saat 15.00'te
toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati : 20.09