DÖNEM : 22        CİLT : 90       YASAMA YILI : 3

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

123 üncü Birleşim

1 Temmuz 2005 Cuma

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Antalya Milletvekili Hüseyin Ekmekcioğlu'nun, ülkemizde artan asayiş sorununa ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı

2.- Burdur Milletvekili Bayram Özçelik'in, boşanmanın yarattığı aile sorunlarına ve çözüm önerilerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı

3.- Bursa Milletvekili Mustafa Dündar'ın, Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu üyeleriyle birlikte Batı Trakya ziyaretindeki tespitleri ile Müslüman Türk azınlığın sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu üyeliğine İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu'nun grubunca aday gösterildiğine ilişkin TBMM Başkanlığı tezkeresi (3/867)

2.- Bazı milletvekillerinin belirtilen sebep ve sürelerle izinli sayılmalarına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/868)

3.- Aydın Milletvekili Ahmet Rıza Acar'a ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/869)

4.- Denizli Milletvekili Mehmet Uğur Neşşar'a ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/870)

5.- Kars Milletvekili Zeki Karabayır'a ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/871)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Adana Milletvekili Kemal Sağ ve 25 milletvekilinin, buğday ve şeker satışlarından doğacak görev zararlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/303)

2.- Kütahya Milletvekili Abdullah Erdem Cantimur ve 27 milletvekilinin, dahilde işleme rejimi kapsamında yapılan buğday ve şeker satışlarıyla ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/304)

IV.- ÖNERİLER

A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi

2.- (944) sıra sayılı kanun tasarısının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

2.-Özürlüler Hakkında ve Bazı Kanunlar ile Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı; Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un Özürlüler İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Lokman Ayva'nın Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ali Topuz, İzmir Milletvekili Kemal Anadol, Samsun Milletvekili Haluk Koç ile 46 Milletvekilinin Özürlüler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler  ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1029, 2/215, 2/424, 2/437) (S. Sayısı: 969)

3.- Eskişehir Milletvekilleri Mehmet Ali Arıkan, Cevdet Selvi ile Mehmet Yücesan ve Muharrem Tozçöken ile Fahri Keskin'in; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/543, 2/562) (S. Sayısı: 971)

4.- Belediye Kanunu Tasarısı; Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun; Belediye Kanununa ve Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanuna Birer Bend Eklenmesine Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Kemal Anadol ile 37 milletvekilinin; 5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması ile 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 1479 Sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunlarına Birer Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1038, 2/272, 2/482) (S. Sayısı: 944)

VI.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Bursa Milletvekili Ertuğrul YALÇINBAYIR'ın, Kastamonu-Araç İlçesi Şehit Ünal Aksoy Yatılı Bölge Okulunda yemekten zehirlenen öğrencilere ve okullardaki zehirlenme olaylarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6237)

2.- Kırşehir Milletvekili Hüseyin BAYINDIR'ın, Ankara'da bir özel okulun düzenlediği törene ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6242)

3.- Bursa Milletvekili Ertuğrul YALÇINBAYIR'ın, kızamık aşısında "tek doz aşı" kampanyasıyla ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6246)

4.- Antalya Milletvekili Hüseyin EKMEKCİOĞLU'nun, doktora için geçici olarak başka üniversitelere giden araştırma görevlileriyle ilgili düzenlemeye ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6388)

5.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/6415)

6.- Tekirdağ Milletvekili Enis TÜTÜNCÜ'nün, Çorlu SSK Hastanesi inşaatına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6423)

7.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6431)

8.- Samsun Milletvekili Haluk KOÇ'un, yaş çay alım fiyatlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/6454)

9.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,

Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,

Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,

Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,

İlişkin soruları ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/6471, 6472, 6473, 6474)

10.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6494)

11.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına ilişkin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6496)

12.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına ilişkin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6497)

13.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına ilişkin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6498)

14.- İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün, kadınlara yönelik şiddet olaylarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Nimet ÇUBUKÇU'nun cevabı (7/6522)

15.- İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün, Kilis'te bir şahsın ölümüyle ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/6523)

16.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Nevşehir İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,

Aksaray İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,

Erzurum İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,

Bartın İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,

İlişkin soruları ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/6530, 6531, 6532, 6533)

17.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, Milas Anadolu Lisesinde bir öğrencinin okuduğu şiirden dolayı göz altına alınmasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/6595)

18.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Fener Rum Patrikhanesinin faaliyetlerine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/6628)

19.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, diyabet hastalarının bölgesel dağılımına ve bu hastalıkla mücadele çalışmalarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6635)

20.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, bakanlık ve bağlı kuruluşlardaki personel sayısına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/6771)

21.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, kamuda çalışan personelin dağılımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/6823)


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 11.00'de açılarak altı oturum yaptı.

Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü ve Beşinci Oturumlar

Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç'ın, yurt dışında yaşayan vatandaşların çifte vatandaşlık sorunlarına ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşmasına İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, cevap verdi.

Çanakkale Milletvekilli İbrahim Köşdere, Bulgaristan'da yapılan seçim ile seçim sonuçlarına ve Hak ve Özgürlükler Hareketi Partisinin başarısında Türklerin etkilerine ve beklentilerine,

Aksaray Milletvekili Ahmet Yaşar, Anadolu'nun turizm potansiyeli ile Aksaray'ın turizm değerlerine, turizmde tanıtımın önemine ve bu konularda yapılması gerekenlere,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir'in (6/1216) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sorunun geri verildiği bildirildi.

Malatya Milletvekili Ahmet Münir Erkal ve 37 milletvekilinin, İnönü Üniversitesi Rektörlüğü hakkındaki yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının (10/301),

Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu ve 36 milletvekilinin, Antalya-Kaleiçi'nin korunmasına yönelik sorunların (10/302),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı,

Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyonca, Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki (3/733) esas numaralı dosyasının daha önce karara bağlanan (3/626) esas numaralı dosyayla aynı olduğu tespit edildiğinden, Başbakanlığa iade edilmek üzere Başkanlığa iadesine karar verildiği, Başkanlıkça gereğinin yerine getirileceği,

Açıklandı.

Dilekçe Komisyonu Başkanlığının, dilekçe sahiplerine süresi içerisinde cevap vermek amacıyla, TBMM'nin tatilde bulunduğu süre içerisinde de çalışmalarına devam etmesine ilişkin tezkeresi,

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 51 inci sırasında yer alan 161 sıra sayılı İçtüzük Değişikliği Teklifinin bu kısmın 2 nci sırasına, 14 üncü sırasında yer alan 969 sıra sayılı kanun tasarısının 3 üncü sırasına, 292 nci sırasında yer alan 943 sıra sayılı kanun teklifinin 9 uncu sırasına alınmasına, Genel Kurulun, 1.7.2005 Cuma, 2.7.2005 Cumartesi ve 3.7.2005 Pazar günkü birleşimlerinde de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi, yapılan görüşmelerden sonra,

Kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden, ertelendi.

2 nci sırasına alınan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekilleri Salih Kapusuz ve Haluk İpek, Bursa Milletvekili Faruk Çelik, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin ile Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılması Hakkında İçtüzük Teklifi (2/140) (S.Sayısı: 161), görüşmelerini müteakiben,

3 üncü sırasına alınan, Özürlüler Hakkında ve Bazı Kanunlar ile Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı; Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un Özürlüler İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Lokman Ayva'nın Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ali Topuz, İzmir Milletvekili Kemal Anadol, Samsun Milletvekili Haluk Koç ile 46 milletvekilinin Özürlüler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (1/1029, 2/215, 2/424, 2/437) (S. Sayısı: 969), tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçilmesi,

Kabul edildi.

Saat 20.30’da toplanmak üzere, Beşinci Oturuma 19.23’de son verildi.

                                  Nevzat Pakdil

                                    Başkanvekili

            Bayram Özçelik                              Ahmet Küçük

             Burdur                                                Çanakkale

Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                        Yaşar Tüzün                                

                                             Bilecik                               

                        Kâtip Üye                               

Altıncı Oturum

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

3 üncü sırasına alınan, Özürlüler Hakkında ve Bazı Kanunlar ile Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı; Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un Özürlüler İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Lokman Ayva'nın Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ali Topuz, İzmir Milletvekili Kemal Anadol, Samsun Milletvekili Haluk Koç ile 46 milletvekilinin Özürlüler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (1/1029, 2/215, 2/424, 2/437) (S. Sayısı: 969) görüşmelerine devam edilerek       26 ncı maddesine kadar kabul edildi.

Alınan karar gereğince, 1 Temmuz 2005 Cuma günü saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 23.07'de son verildi.

 

 

İsmail Alptekin

 

 

 

 

Başkanvekili

 

 

 

Ahmet Küçük

 

Bayram Özçelik

 

 

Çanakkale

 

Burdur

 

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

 


      No.: 169

 

II.- GELEN KÂĞITLAR

1 Temmuz 2005 Cuma

 

Rapor

1.- Ankara Milletvekili Salih Kapusuz'un; Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (2/560) (S. Sayısı: 973) (Dağıtma tarihi: 1.7.2005) (GÜNDEME)

 

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Adana Milletvekili Kemal SAĞ ve 25 Milletvekilinin, buğday ve şeker satışlarından doğacak görev zararlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/303) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.6.2005)

2.- Kütahya Milletvekili Abdullah Erdem CANTİMUR ve 27 Milletvekilinin, dahilde işleme rejimi kapsamında yapılan buğday ve şeker satışlarıyla ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/304) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.6.2005)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

1 Temmuz 2005 Cuma

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik) , Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 123 üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

İSMET ATALAY (İstanbul) - Başkan, hani toplantı yetersayısı?!

BAŞKAN - Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, yoklama yapmanız gerekir.

İSMET ATALAY (İstanbul) - Kaç kişi var Başkan, çoğunluk var mı?!

BAŞKAN - Gündemdışı ilk söz, ülkemizde artan asayiş sorunları hakkında söz isteyen…

ATİLA EMEK (Antalya) - Yoklama yapmanız gerekir.

BAŞKAN - ...Antalya Milletvekili Hüseyin Ekmekcioğlu'na aittir.

Buyurun Sayın Ekmekcioğlu.

ATİLA EMEK (Antalya) - Çoğunluk yok Sayın Başkan.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, yoklama yapmanız gerekir.

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Koç...

İSMET ATALAY (İstanbul) - Kaç kişi var Başkan, çoğunluk var mı?!

HALUK KOÇ (Samsun) - Sizin takdirinize bağlı, ama, burada yeterli sayı yok.

BAŞKAN - Sayın Ekmekcioğlu, buyurun.

ATİLA EMEK (Antalya) - Olur mu böyle şey; siz de mi…

BAŞKAN - Lütfen, sayın milletvekilleri…

Buyurun Sayın Ekmekcioğlu.

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Antalya Milletvekili Hüseyin Ekmekcioğlu'nun, ülkemizde artan asayiş sorununa ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde artan asayiş sorunları hakkında gündemdışı söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemiz, derin ve toplumsal etkileri giderek yoğunlaşan bir kriz sürecinden geçmiştir. Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası eşliğinde şekillenen iktisat politikaları, toplumsal yapının bütününde dönüştürücü etkiler yaratmaktadır. Özelleştirmeler ve kamusal denetimin daraltılması politikalarıyla sürdürülen bu dönüşümlerin toplumsal maliyetleri, artan işsizlik ve yoksulluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

AKP, seçim propagandası boyunca halkımıza vaat ettiği politikaları icraatının ilk günlerinden itibaren terk etmiş ve ülkenin kaynaklarını ve iktisadî geleceğini doğrudan doğruya yabancı sermayeye terk etmeyi amaçlayan politikaları kabul etmekten çekinmemiştir.

İşsizlik ülkemizde giderek artmaktadır. 2004 yılı katılım öncesi ekonomik programa göre, iktidar, 2005-2007 yıllarında işsizlik oranının yüzde 10 civarında kalmasını öngörmektedir. Yüksek işsizlik oranı, özel sektörde ve kamu sektöründe çalışma şartlarını esnekleştirmekte, ücretleri bastırmakta ve işçileri kayıt dışında çalışmaya zorlamaktadır. İşsizlerin kişisel ve ailevî mağduriyetleri bir yana, onbinlerce vasıflı insanın işsiz kalması veya vasfına uymayan işlerde çalışması, yitirilen üretim olanakları bakımından toplum için büyük bir kayıptır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son zamanlarda, ülkemizde, kapkaç, hırsızlık, gasp gibi olaylarda artış gözlenmektedir. Bunların bir kısmında ölümlü sonuçlar meydana gelmektedir. Sadece polisiye tedbirle bir sonuca varılması olanaksızdır. Ülkemizde ileri boyutlara varan işsizlik, tarımda istihdamın giderek azalması ve bunun sonucunda kırsaldan kentlere aşırı ve dengesiz bir şekilde oluşan göç olayları sonucunda çaresiz bir şekilde büyüyen şehirlerin varoşlarına gelen vatandaşlarımız, organize suç şebekelerinin tuzağına düşmektedirler. Bu gençlerimiz, iş bulmak umuduyla geldiği, taşı toprağı altın olarak bildiği kentlerde bir süre sonra hayal kırıklığına uğramakta ve psikolojik çöküntü içine girmektedirler. Yukarıda bahsettiğimiz sorunlar acilen çözülmelidir.

Değerli arkadaşlarım, kırsalda 7'den 70'e her yaş grubundaki insanımızı istihdam etme özelliği olan tarım sektörünün küçülmesiyle birlikte, binlerce insanımız işsiz duruma düşmüştür. Tarım sektörünün küçülmesi ile kapkaç olayları arasında doğrudan bir ilişki vardır. Kapkaççıların geldiği yerler araştırıldığında, karşımıza ilginç sonuçlar çıkmaktadır. Ayrıca, güvenlik gerekçeleriyle köylerinden göç etmek zorunda kalan insanlarımız da, varoşlarda çok sıkıntılı yaşamlar sürdürmektedirler. Bunlar da, aynı şekilde suç şebekeleri için bir potansiyel oluşturmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye genelinde, 2003 yılında 321 800 olay meydana gelmiştir. Asayiş olayları, 2004 yılında yüzde 10'luk bir artışla 353 700'e ulaştı. Bu kapsamdaki suçlarda en büyük artış yüzde 31'le yankesicilik ve kapkaçta oldu. Yankesicilik ve kapkaç olayları, 2003 yılında 12 800 iken, 2004 yılında 16 790'a yükseldi. Evden hırsızlık olaylarında 2003, 2004 yıllarında yüzde 15'lik artış meydana gelirken, işyerlerindeki hırsızlıklarda yüzde 6 oranında artış kaydedildi. Şahıslara yönelik gasp olaylarında ise, yüzde 35'lik bir artış meydana geldi. 2003 yılında 3 150 kişi gasp yoluyla soyulurken, bu rakam, 2004 yılında 4 260'a ulaştı.

Bu rakamlar da gösteriyor ki, insanlarımız, sokakta rahatça gezemez, evlerinde huzurlu bir yaşam süremez hale gelmiştir.

Tüm ülkemiz olduğu gibi Antalya da bu olaylardan nasibini almıştır. İlimizdeki asayiş sorunları, son yıllarda çok artış göstermiştir; artık, bunun önüne geçilmesi gerekmektedir.

Bilindiği gibi, Antalya, Türkiye'nin en çok göç alan ilidir. 2000 yılında nüfusu 1 720 000 olan ilimizin 2004 yılı nüfusu, yaklaşık 2 000 000 olarak belirlenmiştir. Yılda, ortalama, 6 500 000 yabancı ve 2 500 000 yerli turistin de ilimize geldiği gözönüne alınırsa, bu rakam daha da fazlalaşacaktır. Bu turistler, ülkemize, yaklaşık 6 milyar dolar bırakmaktadırlar. Asayiş sıkıntıları nedeniyle bu turistler ülkemizden soğutulursa, ekonomimize ciddî katkılar yapan bu sektör çok büyük yaralar alabilir. Bu da ülkemizin bütün kesimlerini, ciddî anlamda, olumsuz yönde etkiler.

2 000 000 nüfuslu Antalya ve ilçelerinde çalışan polis sayısı kesinlikle yeterli değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ekmekcioğlu, buyurun.

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Devamla) - Antalya ve ilçelerinin eksik olan polis kadrosunun acilen tamamlanması gereklidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de, son yıllarda suç patlaması yaşanmaktadır. Bunun altında ne yatıyor diye bakılırsa, Türkiye'de izlenen ekonomik ve sosyal politikalar ortaya çıkacaktır. Ülkemizde, yıllardır atılan adımlar, alınan kararlar, Türkiye'yi suç üreten bir toplumsal yapıya dönüştürmüştür.

Bu olayı, sadece polisiye ve hukukî tedbirlerle ortadan kaldırmak giderek güçleşmeye başlamıştır. Olay, artık, çok tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Ülkemizde, son zamanlarda, bölücü, yıkıcı, irticaî terör olaylarında artış gözlenmektedir. Yüce Türk Milleti de, bu bölücülere desteğin hangi iç ve dış çevrelerden geldiğini çok iyi bilmektedir. Teröre, bu ulus, 30 000 can verdi. Yeter artık, analarımızı ağlatmayalım, yıllardır acı çekmiş bu ulusun sabrını taşırmayalım, bu işin kökünü kurutalım artık.

Bugün, Adalet Bakanlığında yaşanan olay da, gündeme taşıdığımız konunun açık bir örneğidir.

Ülkemizin bu yapıdan kurtulabilmesi için, istihdamın artırılması, insanlarımız arasındaki gelir dağılımının daha adaletli bir şekle getirilmesi mutlaka gereklidir. Bunun için de, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemizin sorunlarını Yüce Meclise taşıdık, taşımaya da devam edeceğiz.

Bu sıkıntıların en kısa sürede çözülmesini diler, hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ekmekcioğlu.

Gündemdışı konuşmaya Hükümet adına İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu cevap vereceklerdir.

Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Antalya Milletvekili Sayın Hüseyin Ekmekcioğlu'nun, ülkemizde artan asayiş sorunları konulu gündemdışı konuşması üzerine söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Sayın Ekmekcioğlu'na, asayiş konuları üzerinde tutumumuzu açıklamaya fırsat veren konuşmaları için teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği üzere, İçişleri Bakanlığımız, yurdun içgüvenliğinin, asayişinin sağlanması, kamu düzeninin ve Anayasada yazılı hak ve hürriyetlerin korunması gibi, devlet ve toplum hayatımız bakımından, hayatî önemi haiz görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Kamu düzeni ve huzurunun sağlanmasında, güvenlik güçlerimiz canla başla çalışmaktadırlar; ancak, biz, asayişin sağlanmasında en önemli kamusal dinamiklerden birinin de, güvenlik tedbirlerinin sosyoekonomik politikalarla desteklenmesi olduğuna inanıyoruz. İşte bu nedenle, güvenlik politikalarını sosyal politikalarla dengeli bir şekilde yürütme gayreti içinde olduğumuzu müteaddit defalar da bildirdik.

Huzur ve asayişin temini, yalnızca -biraz önce değerli arkadaşımın da belirttiği gibi- bir polisiye sorun değildir. Elbette, öncelikli olarak asayişin korunması ve huzurun temin edilmesi güvenlik kuvvetlerinin işidir; ama, suç ve suçluluk birer sosyal hadisedir. Suç işlenmesinin arkasındaki sosyal, kültürel, psikolojik ve ekonomik sebeplerin bir arada düşünülüp değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim, biz, Hükümet olarak, meseleye böyle yaklaşıyoruz ve bunun için de bilhassa şehirlerimizde mala karşı işlenen suçlar; tinerci, madde bağımlısı gençler, sokakta yaşayan çocuklarla ilgili olarak bu saydığım bütün nedenlerin tamamını kuşatacak, kısaca, orta ve uzun vadeli çözüm önerilerini içeren birkaç bakanlığı kapsayan çalışmaları da yürütmeye başlattık. Bildiğiniz gibi, beş bakan arkadaşımızın katılımıyla bir komisyon kurduk ve bu komisyon, eldeki bütün verilerden istifade etmek suretiyle, bütün bakanlıkların, bu konuyla ilgili bütün kamu kurum ve kuruluşlarının imkânlarını harekete geçirdiler.

Bu toplantılar sonucunda, kısa vadede, sorunların polisiye boyutları öncelikle ele alınmış, başta İstanbul olmak üzere, büyük illerimizde ve ülkenin genelinde suç tiplerine göre suçlu profilleri çıkarılmıştır. Hangi suçları kimler, kaç yaş grubundakiler, hangi ekonomik veya sosyal katmandan gelenler işlemektedir; bunun tespiti yapılmıştır. Eldeki veriler, özellikle hırsızlık, kapkaç, yaralama, dolandırıcılık gibi suçların genellikle 18 yaşından küçük çocuklar kullanılmak suretiyle yapıldığını da ortaya koymaktadır. İçgöç, ekonomik nedenler, parçalanmış aile, eğitim yetersizliği, rehabilitasyona yönelik kurumsal yapı eksikliği, sivil toplumun güvenlik hizmetine yeterince istekli olmaması gibi, yılların birikimleri, sebepleri bu anlamda öne çıkmaktadır. İfade ettiğim bu tespitler ışığında, kısa vadede, soruna, öncelikle polisiye anlamda müdahale edebilmek için İçişleri Bakanlığı olarak yayımladığımız bir genelgeyle suça hassas bölgelerin tespit edilerek buralar için özel tedbirler alınmasını istedik; öncelikle, buralarda alan hâkimiyetinin tesis edilmesini istedik. Bunun için de, önce 81 il valimizi Ankara'da topladık. Bu konu birlikte görüşüldü, alınması gereken önlemler konusunda fikir birliği ve birtakım prensipler tespit edildi. Ayrıca, bundan hemen sonra da, yine 81 ilimizin emniyet müdürleri de ocak sonu ve şubat başında iki grup halinde yine Ankara'da toplandı; bir durum değerlendirmesi yaptık ve bu değerlendirmeler sonunda polisiye tedbirler olarak şu tedbirlerin acilen alınmasına karar verdik: Birincisi, toplumsal olaylarda kullanılan çevik kuvvet birimlerinin asayiş hizmetlerinde de kullanılması.

İkincisi; Emniyet Teşkilatının büro hizmetlerinde kullandığı eleman sayısının azaltılarak sokak hâkimiyetine dönük kadro tasarrufu sağlanması; yani, il emniyet müdürlükleri, ilçe emniyet müdürlükleri, polis merkezleri, idarî bürolarda, kademelerde çalışanların da sokağa çıkmalarını temin ettik. Suçtan endişe duyan her birimin, her bir kurumun sivil toplum kuruluşunun ve vatandaşın suçla mücadeleye aktif katılımının sağlanması gibi acil önlemler alınması kararlaştırıldı ve uygulamaya konuldu ve bu tespitler ışığında, hemen, örneğin, İstanbul İlinde çevik kuvvetin önemli bir bölümü asayiş hizmetlerinde görevlendirilmiş oldu. Yine, emniyet müdürlükleri bünyesindeki birimlerde suça hassas olan, en çok suç işlenen ve en yoğun olan saatlerde İstanbul'un bu semtlerinde görev almaya başladılar. Bunun yanında, orta vadede de alınan bir önemli önlem, İstanbul İlimiz pilot il seçildi ve bu ilde ilk uygulama olarak 9 mobil ekip kurulmuş oldu ve bu ayın sonuna kadar da bunun sayısı 17'ye çıkarılacak. Bu ekipler 24 saat esasına göre çalışmaktadır. Bu mobil ekiplerin içerisinde psikiyatrist, doktor, psikolog ve bir de polis bulunmaktadır. Bunlar, 24 saat, sokakta yaşayan çocuklar, madde bağımlısı çocuklar, tinercilerle ilgili olarak görev yapmakta, bunlar toplanıp, yine, kurulmuş olan istasyonlara, merkezlere getirilmekte, oradan da rehabilitasyon için sağlık birimlerimize gönderilmektedir. Tabiî, bunun yanında da bir önemli tedbir de bu kentlerimizde -ki İstanbul, Ankara, Antalya gibi önemli kentlerimizde- yeterli sayıda polis istihdamı için, eksik olan polis açığının giderilmesi için de çalışmalar yapılmıştı. Biraz sonra onunla da ilgili sayıları vereceğim.

Tabiî, bu polis açığının kapatılması için, Avrupa Birliği standartlarına, dünya standartlarına ulaşabilmemiz için, geçtiğimiz günlerde, sizin de himmetinizle, bu Parlamentodan bir yasa çıkardık. Dört yıllık fakülte ve yüksekokul mezunlarını, en az altı aylık bir yoğun eğitimden sonra polis memuru olarak kadrolara tayin edeceğiz. Bu yıl planlanan 2 000 polis adayı, polis öğrencisi okullara alındı, başlandı, işte, beşbuçuk ay sonra bunlar kadrolara dağıtılacaktır. Yine, tabiî, geriye kalan 8 000 kişiyi de çok kısa sürede eğitimlerini tamamlayıp kadroya katmayı düşünüyoruz.

Ayrıca, yine, bu dönemde, suç ve suçlularla mücadelede etkinliğin artırılması amacıyla, polis meslek yüksekokullarımız bugün itibariyle mezunlarını verdiler -ki, 6 000 küsur öğrenci bu sene mezun oluyor- bunun 3 964'ünü İstanbul'a vermiş olduk. Aynı şekilde, diğer metropol iller, büyük iller başta olmak üzere diğer illerimize de, ihtiyaca göre, bu polis meslek yüksekokulunu yeni bitiren polislerimiz, buralara da dağıtılmış oldu. Bu okullarımızdan mezun olan, polis meslek yüksekokulundan mezun olan öğrenci sayımız, biraz evvel de bildirdiğim gibi 6 213'tür. Bununla beraber, sayının yanında, polisimizin teknolojiden azamî istifadesi, yeterli modern araç ve gereçle donatılması için de, bütçe imkânları zorlanmak suretiyle, bu ihtiyaçların da giderilmesine çalışılmaktadır.

Tabiî, suçla mücadelede, bilimsel ve teknik yöntemleri de önplanda tutmaktayız. Bu amaçla da, Emniyet Genel Müdürlüğü Suç Analiz Merkezini oluşturduk.

Yine, gerçekten, hem İstanbul hem Türkiyemiz için çok önemli bir projeyi de geçtiğimiz günler işletmeye açtık. Kısaca, MOBESE İstanbul Projesi dediğimiz, yazılımı tamamıyla Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ve 7 Mayıs 2003 tarihinde de İnterpro Bilişim Ödülleri birincisi seçilen, teknoloji olarak en yeni, en gelişmiş ve en kapsamlı, dünyada benzeri olmayan bir projedir bu MOBESE Projesi. Bu proje, bildiğiniz gibi, 17 Haziran 2005 tarihinde Sayın Başbakanımızın katıldığı bir törenle hizmete girmiştir.

Bu proje, arşivlerdeki bilgilerin aktif olarak kullanılabildiği bir bilişim projesidir. Bir anlamda, elektronik polis uygulamasıdır. Aynı zamanda, önleyici kolluk hizmetleri açısından da polisimize destek sağlayacak önemli bir projedir. Bu projeyle, İstanbul, Avrupa standartlarında insan hak ve özgürlüklerini gözeten bir güvenlik hizmetine kavuşacak ve polisimiz daha etkin bir görev yapacaktır.

Bu proje, ilk olarak -2001 yılında başladı- 2002 yılında Diyarbakır'da ve daha sonra İstanbul İlinde NATO Zirvesi sırasında kısmen uygulanmıştır. Bu projeyle, polis araçlarının hareketleri dijital harita üzerinden izlenebilmektedir. Görevli personelin, merkezle ve amirleriyle her türlü iletişimi kolay ve hızlı bir şekilde sağlanmaktadır. Bu projeyi büyük illerimizden başlamak üzere tüm illerimize bir plan dahilinde yapmayı da planlıyoruz. Önümüzdeki günlerde, inşallah, Ankara İlimizde de bu proje tamamlanıp, Ankaralıların hizmetine sunmuş olacağız. Tabiî, bu sistemlerle suçun delillendirilmesi ve suçluların daha kolay yakalanması da sağlanmaya başlanacaktır.

Yine, delilden suçluya ulaşma mantığıyla hareket etmekte olan Emniyet Teşkilatımızda bu alanda çalışma, olay yeri inceleme ekiplerini güçlendirmek için de Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı katkılarıyla 100 tane, yeni, tam donanımlı olay yeri inceleme aracı alınmıştır; bu da, ihtiyacı olan illerimize tevzi edilecektir.

Yine, doğrudan suça müdahalede yeni teknolojilerin kullanılması için yapılan çalışmalarda önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; konuşmamın başında belirttiğim gibi, biz olaya sadece bir polisiye sorun olarak bakmıyoruz; esas itibariyle ceza adaletinin sağlanması bağlamında yapılan çalışmalarla da güvenlik birimlerimizin moral değerlerini de korumak durumundayız. Ayrıca, yeni Türk Ceza Kanununda suç ve suçlulukla ilgili önleyici hükümler de getirilmiştir. Önümüzdeki günlerde bu çalışmaların net sonuçlarını birlikte göreceğimizi de düşünüyorum.

Asayişle ilgili sorunların tamamen bertaraf edilmesi tabiî ki mümkün olmayabilir; ancak, toplumsal rahatsızlığa neden olmayacak ölçüye indirgenmesi konusundaki gayretlerimize de aralıksız devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlarım, bütün gücümüzle suç ve suçlulukla mücadeleye devam ediyoruz. Son dönemlerde kamuoyunda gündeme gelen şahsa karşı işlenen suçlar ile hırsızlık ve kapkaç gibi özellikle mala karşı işlenen suçların önlenmesi amacıyla, güvenlik kuruluşlarımızda -polisimiz, jandarmamız ve Sahil Güvenlik Komutanlığımız- bilimsel ve teknik çalışmalara hız verilmiş, başta İstanbul olmak üzere büyük illerde yeni tedbirler geliştirilmiştir.

Ülkemizin genel asayişinde bir bozulma ve gerileme söz konusu olmayıp, terör, malî suçlar, organize suç örgütleri, uyuşturucu madde kaçakçılığı olaylarında üstün bir başarı, hırsızlık ve kapkaç gibi adi olayların önlenmesinde devreye sokulan tedbirlerle iyileşmeler ortaya çıkmaya başlamıştır.

Polisimiz ve jandarmamız, mevcut şartlarda kendisine tevdi edilen görevi özveriyle sürdürmektedir. Bu konuda bizlere de, güvenlik birimlerimizin fedakâr çalışmalarına yardımcı olmak düşmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Değerli Milletvekili Arkadaşımızın konuşmasında bahsettiği Antalya İlimizde de emniyet ve asayiş hizmetlerini büyük bir dikkat içerisinde yürütüyoruz. Antalya İlimizin, turizm merkezi olmasını ve 5 000 000'un üzerinde yabancı turist ağırladığını da hesaba katarak, personel takviyesini de en üst düzeye çıkardık. Yeni atama döneminde, polis meslek yüksekokullarından yeni mezun olan 150 kişi olmak üzere, toplam 352 polis memuru ve 75 rütbeli personel takviyesi yapılmıştır bu yıl Antalya İlimize.

Turistik ve metropol özelliğini dikkate alarak, Antalya İlinde 6 adet olay yeri inceleme araç sayısını, bu amaçla 10'a çıkardık. Sonuç olarak, Antalya İlimizin asayiş durumunun da en güzel bir seviyede olması için büyük bir çaba göstermekteyiz.

Daha huzurlu bir Türkiye ve mutlu bir toplum için her türlü tedbiri aldığımızı ifade ediyor, bu vesileyle, Yüce Heyeti, yeniden, saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Gündemdışı ikinci söz, aile sorunları ve çözüm önerileri hakkında söz isteyen Burdur Milletvekili Bayram Özçelik'e aittir.

Buyurun Sayın Özçelik. (AK Parti sıralarından alkışlar)

2.- Burdur Milletvekili Bayram Özçelik'in, boşanmanın yarattığı aile sorunlarına ve çözüm önerilerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; aile sorunları ve çözüm önerileri hakkında gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, hepinizi en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Ekonomik değerler, sosyal dengeler, ruhsal ihtiyaçlar ve daha sayamayacağımız birçok temel dinamik esaslar hep aileden alır gücünü. Bu noktadan hareketle denilebilir ki, ülkenin geleceğini belirleyen ve ülkenin olmazsa olmazı ailedir. Aile, sağlamlık derecesiyle milletlerin geleceğini şekillendirmek gibi zor bir görevi de üstlenmiştir. Aileyi oluşturan bireyler mikro seviyede 4-5 kişiyi geçmiyor gibi görünse de, aslında, bir ülke gibidir. Aile denilen bu ülkedeki huzur, istikrar, karşılıklı saygı, sevgi, hoşgörü, fikir özgürlüğü, bireysel ve toplumsal haklara riayet derecesine göre gelişebilir ya da aksi durumda, aile denilen ülkenin ekonomisi ve sosyal dengeleri altüst olur ve bir çıkmaza doğru hızla sürüklenmeye başlar. Aile denilen ülke bir kaosla karşı karşıyadır; artık, bu kaos, mahkeme koridorlarının soğuk duvarlarının şahitliğinde ve geride bıraktığı biryığın hatırayla sözde son bulur; ama, aslında, bu, bir son değildir, bir felaketin başlangıcıdır.

Boşanan bir ailenin bu ülkeye nasıl bu kadar zararı olabilir diye düşünenler için, yaş grubu ve cinsiyete göre boşanma yüzdesi incelendiğinde, boşanma olaylarının yaklaşık yüzde 58'inin 25 ve 39 yaş grubu erkeklerde, 20 ve 34 yaş grubu kadınlarda meydana geldiği görülmektedir. Sadece bu istatistikî veriden yola çıkarak, bakın nasıl dehşete düşürücü sonuçlara ulaşıyoruz; yani, bu bize nasıl bir mesaj verir ya da vermelidir; işte film burada kopuyor.

Yaşları 25 ve 39 arasında değişen bu insanlar, hayatlarının en önemli ve en verimli çağında, hayatları boyunca karşılaşabilecekleri en önemli duygusal buhranla karşı karşıya kalınca, otomatikman, üretkenlik ve verimlilik noktasında bu ülkenin ekonomik dengelerini etkilemeye başladıkları gibi, ruhsal sarsıntıları nedeniyle, karşı cinse kin ve öfke duyarak, toplumsal çatışma ya da cins ayırımcılığı noktasına işi götürebiliyor ve yeni evlenecek insanlar üzerinde de evliliğe karşı olumsuz fikirlere yol açabiliyor.

Boşanmalar, sadece erkek yönüyle değil, aynı zamanda, kadınların etkilemesiyle de tedavisi imkânsız yaralar açıyor. 20-34 yaş grubu arasında yer alan kadınlar da boşanma sonrası, ekonomik ve ruhsal dengeler açısından, bu ülkenin asla gözardı edilemeyecek önemli problemlerinin arasına giriyor.

Evlilik süresine göre boşanma yüzdesi incelendiğinde, Türkiye'de, boşanmaların yüzde 44,89'u evliliğin ilk beş yılında meydana geldiği görülmekte; bu sonuç da, bizi, evliliğin, bireyler arasında iletişim noktasında sağlıklı hale gelebilmesi için, zamana ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.

Nedenlere göre boşanma yüzdesinin son on yıllık trendi incelendiğinde, Türkiye'deki boşanmaların en önemli nedeninin geçimsizlik olduğunu ve boşanma davalarının son on yılda yüzde 72 arttığını da görmekteyiz.

Özellikle, erkeklerin büyük paralara kavuştuklarında, kadınların ise yoksulluk içinde yaşamak zorunda kaldıklarında boşandıkları da elde edilen şaşırtıcı sonuçlardandır. Boşanma nedeni olarak ikinci ve üçüncü sırada ise, terk ve zina gelmektedir.

Yukarıdaki sebepler nedeniyle evlilik sorunları yaşayan bir çiftin, anne-baba olarak da çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilmeleri zordur. Anne ya da baba, ayrı ayrı, çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kursalar bile, birlikte, çocuklarına karşı tutarlı, dengeli tutum ve davranışlar sergilemekte güçlük çekiyorlar.

Son zamanlarda, Almanya'da yaşayan Türk vatandaşlarımız arasında da boşanmaların arttığını görüyoruz. Almanya'da, evlenen çiftlerin yüzde 50'si boşanıyor. Almanya'daki vatandaşlarımızından 1993 yılında 156 425 çift boşanırken, 2003 yılında 213 975 çift boşandı. Her yıl, dikkatinizi çekiyorum, her yıl 170 000 çocuk, boşanma ve ayrılmalar yüzünden ebeveynlerinin birinin yanında kalıyor. Araştırmaya göre, her 7 çocuktan 1’i, anne-babadan birinin yanında yetişiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özçelik, buyurun.

BAYRAM ÖZÇELİK (Devamla) - Ülkemizde boşanma oranları 7 coğrafî bölgeye göre sıralandığında, en yüksek bölgemiz Ege Bölgesi, bunu İç Anadolu Bölgesi ve Marmara Bölgesi takip ediyor.

Evlilik sorunlarının başında, ülkemizde, özellikle ekonomik sorunlar da gelmektedir. Ekonomik olarak zayıf olan evliliklerde sorun ihtimali, ekonomik yönden güçlü bir evliliğe göre daha fazladır.

Boşanmayı tetikleyen bir başka neden olarak karşımıza, son dönemlerde çığ gibi büyüyen kredi kartı borçları da çıkıyor. Kredi kartı mağdurlarının evleri, işyerleri, arabaları haczediliyor, maaşlarına, emeklilik ikramiyelerine el konuluyor ve anlaşmalı olarak da aileler birbirinden ayrılıyor.

Peki; çözüm nedir? Önerilerimiz:

1- Ailenin temelinin atıldığı, resmî hüviyet kazandırıldığı, nikâh işlemlerinin yapıldığı belediyelerde, nikâh öncesi, o ay nikâhı kıyılacak çiftlerin tamamının hazır bulunacağı aileiçi iletişim seminerlerinin düzenlenmesi; bu seminerler içerisinde çiftlere aile bilincini ortaya koyacak örnekleme usulü eğitimler düzenlenmesi; yine, belediyeler aracılığıyla, aileiçi problem yaşayan çiftlerin rahatlıkla başvurabilecekleri aile destek birimlerinin kurulması gerekiyor.

2- Müstakbel eşlerin birbirlerini tanımaları noktasında onlara yardımcı olabilecek bilgilendirme kitapçıkları, doküman ve broşürler hazırlanması gerekiyor.

3- TRT aracılığıyla, aileiçi sağlıklı ilişkileri örnekleyen, bizim aile yapımıza uygun belgesel ya da dizi tarzında programların yaptırılması, bunların TRT ve özel TV'lerde gösterilmesinin sağlanması.

4- Lise ve dengi okullarda gençlerin, aileiçi iletişim ve evlilik noktasında mutlaka bilgilendirilmesi.

5- Türk müziğinin, hangi tarzda olursa olsun, büyük bir çoğunluğunun ayrılık üzerine yazılmış eserlerden oluşmasının, aileleri karamsarlığa ittiği noktasını da önemli görüyoruz. Bu olumsuzluğun olumlu bir yaklaşımla; yani, aileiçi ilişkiler, mutlu evlilikler, evlilik denilen kutsal müessesenin ayakta kalabilmesi adına yapılabilecek fedekârlıkları içeren altyapılarıyla insanlarımızın dikkatine sunulması.

Mutlu evliliği anlatan yeni müzik eserlerinin oluşturulması noktasında, sanatçılarının teşvik edilmesi ve hatta sanatçılardan oluşan ve gönüllülük esas olmak üzere, bir aile destek biriminin kurulması.

6- Gazete ve dergi yazar ve editörleriyle bir araya gelinerek, neler yapılabileceğine dair fikir platformu oluşturulması ve aile konulu yazıların belirli periyotlar arasında ödüllendirilmesi.

7- Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünün öncülüğünde Türk aile yapısını ve aileiçi iletişim konularını içeren yeni oyunların sahneye konulması ve ülke geneline yansıtılması. Gerekirse, özel tiyatroların da katılabileceği en iyi aile tiyatro oyunu yarışmalarının tertip edilmesi.

Aileiçi yaşanabilecek en kötü hastalık olarak niteleyeceğimiz boşanma hastalığının tedavisi için, teşhis ve tedavi ünitelerinin kurulması, öncelikle, mevcut aile yapımızın son durumunu tespit amaçlı, Devlet İstatistik Enstitüsü aracılığıyla, ivedilikle bir anket çalışması yapılarak -gözönüne alınıp, bu anket çalışmasının- yeni ve farklı stratejilerin belirlenmesi.

Siz değerli milletvekillerime ve televizyonu başında bizleri izleyen sevgili vatandaşlarıma saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özçelik.

Gündemdışı konuşmaya Hükümet adına Devlet Bakanı Nimet Çubukçu cevap vereceklerdir.

Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli üyeler; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aile kurumu, bildiğiniz üzere, toplumsal hayatımızın temelidir. Bu önemli gerçek, Anayasamızda da "aile, Türk toplumunun temelidir" ifadesiyle yer almıştır. Türk toplumu, tarih boyunca güçlü aile değerleriyle birlikte var olmuş ve toplumsal gelişmenin en önemli dinamiği olarak ailedeki dayanışmaya önem vermiştir. Toplumsal dayanışma ve yardımlaşma mekanizmalarının işlemesinde, sevgi, saygı gibi temel değerlerin yaşatılmasında, aile, en önemli kilit rol oynamıştır. Ailedeki çözülme, sosyal güvenlikte, sosyal hizmetlerde, çocuk ihmalinde, kadın istismarında, uyuşturucu ve diğer suçlarda, muhtaç bireylerin bakımında toplumumuza ağır yükler getirmektedir.

Gerek 58 inci Hükümet tarafından ilan edilen acil eylem planında gerekse 59 uncu hükümet programında, sosyal politikaların hangi temel kıstaslarla yürütüleceği ve hangi önceliklerle ele alınacağı açıkça ifade edilmiştir. Bakanlığımıza bağlı Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü de, başından beri, bu anlamda hizmet vermek üzere kurulmuş bir kuruluştur.

Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün görevi, ailenin huzur ve refahını temin edecek çalışmalar yapmaktır; bu sorunları araştırmak, tespit etmek ve bu yönde sosyal politikalar geliştirmektir. Bütün bu hizmetlerin eksiksiz yapılması demek, Türkiye'nin, şu anda olduğundan daha huzurlu ve daha mutlu bir ülke olması demektir.

Sosyal politikaları yürütmekte yaşadığımız temel güçlüklerden birisi de, sayın milletvekilimizin de değindiği gibi, veri yetersizliğidir. Bu sebeple, önceki faaliyetlerimizde de olduğu gibi, bu konudaki devam eden çalışmalarımız, bu sorunların objektif tespitini yapmak ve objektif kriterlerle sorunu masaya yatırmak şeklinde olacaktır. Bunun için yürütülen araştırma projesinin yıl içinde tamamlanacağını umuyoruz. Bununla birlikte, asıl amaç, elde edilen bilimsel bilginin her bir sorunun çözümünde sağlıklı zemin teşkil etmesidir. Bu kapsamda ülke genelinde tespit etmeye çalıştığımız pek çok sorun vardır. Sokak çocukları, sigara ve uyuşturucu kullanımı, kız çocuklarının okula gönderilmesi, aile içindeki şiddet, istismar, cinsiyet ayırımcılığı, yaşlıların barınması, pek çok sorun alanında elde edilecek bilimsel veriler, hiç kuşkusuz, sorunların çözümünü hızlandıracaktır.

Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Türkiye'nin bilgi çağına doğru attığı önemli adımlardan biridir. Yeniden yapılandırılarak kurumsal kimliğine kavuşan Genel Müdürlük, kamu teşkilatı içinde bu kriterlerle ele alınmalıdır. Türkiye'nin, bu konuda zaman kaybına ve enerji kaybına tahammülü yoktur, sahipsiz sorunlara da tahammülü yoktur, karadüzen çözümlerle oyalanmaya da tahammülü yoktur. Bütün bunların bilincinde, aklın, bilimin gösterdiği yolda, çözüm, milletin ortak değerleri ve menfaatlarının korunmasıyla mümkündür.

Ailelerin eğitim boşluğu doldurulmadan mevcut sorunları aşmanın mümkün olmadığı da her platformda belirtilir ve bu hizmetin nasıl yürütüleceği unutulur. Her ne kadar geniş bir uygulama alanı bulamasa da, Kurum, aile eğitimi konusunda çok önemli bir birikime sahiptir. Ancak, bu tür hizmetlerin yürütülmesi geniş çaplı organizasyonları ve hatta dönemsel kampanyaları zorunlu kılmaktadır. Aile eğitimi programlarının büyük maliyetler getirdiği açıktır yürütmeye; ancak, unutmamak gerekir ki, aile eğitimindeki eksikliğin maliyeti çok daha büyüktür. Özellikle, sağlık, hijyen, hamilelik ve doğum, çocuk eğitimi konusunda yanlışlıkların önümüze koyduğu ağır sorun listesi bu konuda bizi ciddî adımlar atmaya yöneltmektedir; aile ve sosyal araştırmalar bu açıdan da çok önemlidir.

Güçlü bir aile yapısı, toplumun temel sorunlarını aşmada en önemli çözüm olarak öne çıkmaktadır. Artan toplumsal sorunlar ailenin sorun çözen bir ünite olarak yeniden güçlendirilmesini zorunlu kılıyor.

Toplumsal gelişmemiz açısından büyük önem taşıyan bir başka hizmet alanı da aile eğitimidir. Gerçekten, bugün karşı karşıya olduğumuz sorunların önemli bir kısmının aile eğitimindeki boşluklarla ilişkili olduğunu görüyoruz. Bu alandaki boşluğu doldurmak için aileiçi eğitim programlarını yaygınlaştırmak vazgeçilmez hedefimizdir.

Sebebi ne olursa olsun, bilgi toplumuna doğru hızla ilerleyen Türkiye, anne ve baba eğitimindeki açıklarını da doldurmak zorundadır. Özellikle, çocuk eğitimindeki eksik ve yanlış uygulamaların yetişmekte olan nesiller üzerinde nasıl bir engel oluşturduğunu görmezlikten gelemeyiz. Güçlü aile, sorun çözme kabiliyeti yüksek aile demektir. Bugün, toplumsal gelişmemizin önünde birer engel olarak duran sorunların önemli bir kısmı, ailenin zayıflaması sonucu ortaya çıkmıştır. Ailenin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için ciddî destek programları yürütmek zorundayız. Kısacası, bu sorunların çözümünde işbirliğine gitmek zorundayız.

Toplumun tüm kesimlerinin, ailenin bütünlüğüne ve aile sorunlarına duyarlılığının geliştirilmesi açısından gündemdışı söz alarak bu konuyu Meclis gündemine taşıyan Burdur Milletvekilimiz Sayın Bayram Özçelik'e teşekkür ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Gündemdışı üçüncü söz, Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonunun Batı Trakya ziyareti ile Müslüman Türk azınlığın sorunları hakkında söz isteyen Bursa Milletvekili Mustafa Dündar'a aittir.

Buyurun Sayın Dündar. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3.- Bursa Milletvekili Mustafa Dündar'ın, Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu üyeleriyle birlikte Batı Trakya ziyaretindeki tespitleri ile Müslüman Türk azınlığın sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

MUSTAFA DÜNDAR (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu üyesi milletvekilleriyle birlikte, Türkiye-Yunanistan Dostluk Grubu Başkanı olarak, 27 ve 28 Haziran 2005 günlerinde, bazı temaslarda bulunmak üzere Batı Trakya'yı ziyaret ettik. Bu ziyaret çerçevesinde tespitlerimizi, siz değerli milletvekilleri ve Türkiye kamuoyuyla paylaşmak üzere söz aldım.

Batı Trakyalı olmam vesilesiyle, başta Karma Parlamento Komisyonu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Aydın Dumanoğlu ve geziye katılan diğer arkadaşlar adına bu konuşmayı yapıyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gümülcine ve İskeçe'de gerçekleşen ziyarette, soydaşlarımızın seçmiş olduğu temsilcileri, dernek başkanları, seçilmiş müftüler, milletvekili, Yunan yetkililerle görüşmeler yapılmış ve soydaşların yaşamış oldukları köylerde birebir temaslarımız olmuştur.

Batı Trakya'da yapmış olduğumuz tespitler neticesi edinmiş olduğumuz izlenimleri anlatmadan önce, Türkiye'nin 3 Ekimde Avrupa Birliğiyle başlayacağı müzakereler öncesinde ziyaretin ne kadar isabetli olduğu aşikârdır. Daha müzakereler başlamadan, belirli çevrelerin, özellikle İstanbul'daki azınlıkları gündeme getirerek bazı taleplerde bulunmaları, Türk kamuoyunun dikkatini, İstanbul Rumlarının karşılığı olarak Yunanistan'da kalan Batı Trakya Türklerinin üzerine çevirmiş ve bu durum da, ziyaretin önemini bir kat daha artırmıştır.

Değerli milletvekilleri, heyet, yapmış olduğu ziyaret ve temaslar neticesi aşağıda anlatacağım sorunları tespit etmiştir.

Batı Trakya'da, etnik kimlik sorunu vardır. Yunan yönetimi, Lozan Antlaşmasında "Türk azınlık" ifadesinin bulunmadığını ileri sürerek, Batı Trakya azınlığını "Müslüman azınlık" olarak tanımlamaktadır.

Bu düşünceyle, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği ve Gümülcine Türk Gençler Birliği, isminde "Türk" kelimesi bulunduğu gerekçesiyle kapatılmıştır. En son, İskeçe Türk Birliğine, 1984 yılında açılan kapatma davasıyla kapanma kararı verilmiş ve Yunanistan Yargıtay Genel Kurulunun 7 Şubat 2007 tarihinde kapatılma kararını onanmasıyla sonuçlanmıştır.

Yerel yolların tükenmiş olması nedeniyle İskeçe Türk Birliği yetkilileri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gideceklerini ziyaretimizde bizlere bildirmişlerdir.

Bu konu, Yunanlar tarafından o kadar millî bir hassasiyetle takip edilmektedir ki, gezi süresinde, İskeçe'de Muzaffer Salihoğlu Azınlık Lisesinin 40 ıncı mezuniyet yılı törenlerinde, emekli olan bir Yunan öğretmenin plaketini alırken konuşmasında "azınlık lisesinde eğitim Elence ve Müslümanca yapılmaktadır" şeklindeki ifadesi komisyon üyelerince de müşahede edilmiştir.

Türkiye'deki Rum azınlık böyle bir sorun yaşamamakla birlikte, İstanbul'da Rum kelimesi rahatlıkla kullanılmaktadır. Örnek olarak, Balıklı Rum Hastanesi, Rum Zoğrafyon Lisesi gibi.

Avrupa Birliği üyeliğini kazanmış bir ülke olarak ve hâlâ insan hak ve özgürlüklerinde belirlenen kriterleri aşamayan Yunanistan Hükümetinin bu çağdışı tutumlarının Avrupa Birliği Parlamentosunda ne şekilde ele alınacağı konusunu doğrusu merak ediyoruz.

Yine, bu gezide tespit etmiş olduğumuz önemli bir sorun da, eğitim sorunudur. Batı Trakya'da eğitim kalitesi oldukça düşmüştür. Okullarda araç gereç eksikliği, Türkiye'den gelmesi gereken Türkçe kitapların ve öğretmenlerin zamanında Batı Trakya'ya girişlerine müsaade edilmemesi, eğitimin kalitesinin düşük olmasının temel gerekçeleridir.

Türkiye ile Yunanistan arasında varılan mutabakata göre, her yıl, karşılıklı olarak, azınlık ortaokul ve liselerine gönderilmesi kararlaştırılan 35 kontenjan öğretmenden ancak 16 öğretmene müsaade edilmektedir.

Yine, Yunanistan'da, zorunlu temel eğitim 9 yıl iken, azınlık okullarında 6 yıldır.

Yine, Türkiye'den gelmesi gereken 50 kitaptan, incelenmesi tamamlanan sadece 21'ine 2003 yılında müsaade edilmiştir. Oradaki öğrenciler, hâlâ, 1960'lı yıllardan kalan kitapları fotokopiyle çoğaltarak eğitimlerini sürdürmektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Dündar, buyurun.

MUSTAFA DÜNDAR (Devamla) - Yine, bazı bölgelerde, ilkokuldan sonra, Türklerin gidebileceği ortaokullar (gymnasium'lar) açılmıştır; fakat, Hemetli Nahiyesine yapmış olduğumuz ziyarette, orada, o okul yöneticilerinden öğreniyoruz ki, tamamen Türklerin gitmiş olduğu okulda, Türkçe olarak sadece din dersi verilmektedir, geriye kalan bütün dersler Yunancadır.

Yine, bu geziyle tespit etmiş olduğumuz diğer önemli bir sorun, müftülük sorunudur. 1913 Atina ve 1923 Lozan Antlaşmalarına göre, Batı Trakya'da müftülerin seçimle işbaşına gelmesi gerekmektedir. 1985 yılında Gümülcine'de, 1990 yılında ise İskeçe Müftülerinin vefatı neticesi boşalan müftülük makamlarına, Yunan Hükümeti tarafından atamalar yapılmıştır. Batı Trakya Müslüman Türk toplumu da, tayin edilmiş bu müftüleri tanımamış ve daha sonra, kendi müftülerini seçmiştir; fakat, Yunan Hükümeti de, halkın seçtiği müftüyü göreve atamayarak, ikili bir durumun ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Yetkiyi kullanabilen, oradaki soydaşların işlemlerini yapabileceği, atanmış müftü vardır, bir de kendilerinin seçmiş olduğu, tanıdıkları ve herhangi bir resmî işlem yapamayan seçilmiş müftü; dolayısıyla, oradaki soydaşlarımız bir ikilem içerisinde sorun yaşamaktadırlar.

Buna mukabil, yine, İstanbul'da, patrik, Sen Sinod tarafından özgürce seçilebilmektedir.

Diğer önemli bir sorun, vakıflar sorunudur. Lozan Antlaşmasına göre, Batı Trakya'daki Müslüman Türk Cemaati, kendi vakıflarını idare etme ve yöneticilerini seçme hakkına sahiptir. Buna rağmen, bugün, vakıflar, kendi yönetimini seçememekte ve ehliyetsiz atamalarla idare edilmektedir.

Geçmişte çeşitli bahanelerle ve satın almalar yoluyla pek çok vakıf emlaki azınlığın elinden çıkarılmıştır. Bugün, vakıflar, vergi bahanesiyle devlete borçlandırılarak ve vergi borçları da çeşitli nedenlerle tahsil edilmeyerek, faiz ve gecikme tazminatıyla birlikte meblağ yükselmekte ve ödenemez hale gelmektedir. Bu durum da bahane edilerek, vakıf mallarına ipotek konulmaktadır.

Buna mukabil, Avrupa Birliği müktesebatına uyum sürecinde çıkarılan kanunlarla İstanbul'daki Rum azınlık ise vakıf yöneticilerini kendileri seçebilmektedir. Yine, yapılan yeni düzenlemelerle, azınlık vakıflarına, taşınmaz mal edinebilmelerine ve taşınmaz malları üzerinde tasarrufta bulunabilmelerine olanak sağlanmıştır.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Başkan, Meclisin gündemi çok yoğun...

MUSTAFA DÜNDAR (Devamla ) - Yine, yeni Vakıflar Kanunu Tasarısı, Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda görüşülmektedir. Cemaat vakıflarının tapuda namı müstear -yani, güvenilir kişiler- veya namı mevhumlar -yani, dinî büyükler- hazine, vasiyet eden veya bağışlayan adına kayıtlı taşınmaz malların vakıf adına tescil edilmesi hükmü tasarıda bulunmaktadır.

Komisyonumuzun tespit etmiş olduğu diğer bir sorun da vatandaşlıktan çıkarılanlar sorunudur. 1998 yılında yürürlükten kaldırılmış olan Yunan Vatandaşlık Yasasının 19 uncu maddesindeki "Yunan ı