DÖNEM : 22 CİLT : 90 YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
123 üncü Birleşim
1
Temmuz 2005 Cuma
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Antalya Milletvekili Hüseyin
Ekmekcioğlu'nun, ülkemizde artan asayiş sorununa ve alınması gereken tedbirlere
ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı
2.- Burdur Milletvekili Bayram Özçelik'in,
boşanmanın yarattığı aile sorunlarına ve çözüm önerilerine ilişkin gündemdışı
konuşması ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı
3.- Bursa Milletvekili Mustafa Dündar'ın,
Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu üyeleriyle birlikte Batı
Trakya ziyaretindeki tespitleri ile Müslüman Türk azınlığın sorunlarına ve
alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu
üyeliğine İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu'nun grubunca aday
gösterildiğine ilişkin TBMM Başkanlığı tezkeresi (3/867)
2.- Bazı milletvekillerinin belirtilen
sebep ve sürelerle izinli sayılmalarına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/868)
3.- Aydın Milletvekili Ahmet Rıza Acar'a
ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/869)
4.- Denizli Milletvekili Mehmet Uğur
Neşşar'a ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/870)
5.- Kars Milletvekili Zeki Karabayır'a
ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/871)
C) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Adana Milletvekili Kemal Sağ ve 25
milletvekilinin, buğday ve şeker satışlarından doğacak görev zararlarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/303)
2.- Kütahya Milletvekili Abdullah Erdem
Cantimur ve 27 milletvekilinin, dahilde işleme rejimi kapsamında yapılan buğday
ve şeker satışlarıyla ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/304)
IV.-
ÖNERİLER
A) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi
2.- (944) sıra sayılı kanun tasarısının
İçtüzüğün 91 inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ile gündemdeki
sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.-Özürlüler Hakkında ve Bazı Kanunlar ile
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı;
Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un Özürlüler İdaresi Başkanlığı
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Lokman Ayva'nın Özürlüler
ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul
Milletvekili Ali Topuz, İzmir Milletvekili Kemal Anadol, Samsun Milletvekili
Haluk Koç ile 46 Milletvekilinin Özürlüler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan
ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/1029, 2/215, 2/424, 2/437) (S. Sayısı: 969)
3.- Eskişehir Milletvekilleri Mehmet Ali
Arıkan, Cevdet Selvi ile Mehmet Yücesan ve Muharrem Tozçöken ile Fahri
Keskin'in; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifleri ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu
Raporu (2/543, 2/562) (S. Sayısı: 971)
4.- Belediye Kanunu Tasarısı; Adana
Milletvekili Atilla Başoğlu'nun; Belediye Kanununa ve Büyükşehir
Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek
Kabulü Hakkında Kanuna Birer Bend Eklenmesine Dair Kanun Teklifi; İzmir
Milletvekili Kemal Anadol ile 37 milletvekilinin; 5434 Sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması ile 506 Sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu ile 1479 Sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunlarına Birer Ek Madde Eklenmesi
Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1038, 2/272,
2/482) (S. Sayısı: 944)
VI.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Bursa Milletvekili Ertuğrul
YALÇINBAYIR'ın, Kastamonu-Araç İlçesi Şehit Ünal Aksoy Yatılı Bölge Okulunda
yemekten zehirlenen öğrencilere ve okullardaki zehirlenme olaylarına ilişkin
sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6237)
2.- Kırşehir Milletvekili Hüseyin
BAYINDIR'ın, Ankara'da bir özel okulun düzenlediği törene ilişkin sorusu ve
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6242)
3.- Bursa Milletvekili Ertuğrul
YALÇINBAYIR'ın, kızamık aşısında "tek doz aşı" kampanyasıyla ilgili
iddialara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6246)
4.- Antalya Milletvekili Hüseyin
EKMEKCİOĞLU'nun, doktora için geçici olarak başka üniversitelere giden
araştırma görevlileriyle ilgili düzenlemeye ilişkin sorusu ve Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6388)
5.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına
ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/6415)
6.- Tekirdağ Milletvekili Enis
TÜTÜNCÜ'nün, Çorlu SSK Hastanesi inşaatına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı
Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6423)
7.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına
ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6431)
8.- Samsun Milletvekili Haluk KOÇ'un, yaş
çay alım fiyatlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/6454)
9.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,
Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan
yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,
Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan
yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,
Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan
yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,
İlişkin soruları ve Ulaştırma Bakanı
Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/6471, 6472, 6473, 6474)
10.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına
ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6494)
11.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına
ilişkin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6496)
12.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına
ilişkin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6497)
13.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına
ilişkin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/6498)
14.- İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün,
kadınlara yönelik şiddet olaylarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı
Nimet ÇUBUKÇU'nun cevabı (7/6522)
15.- İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün,
Kilis'te bir şahsın ölümüyle ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan sorusu
ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/6523)
16.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Nevşehir İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,
Aksaray İlinde 2005 yılı için planlanan
yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,
Erzurum İlinde 2005 yılı için planlanan
yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,
Bartın İlinde 2005 yılı için planlanan
yatırımlara ayrılan ödenek miktarına,
İlişkin soruları ve Ulaştırma Bakanı
Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/6530, 6531, 6532, 6533)
17.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın,
Milas Anadolu Lisesinde bir öğrencinin okuduğu şiirden dolayı göz altına
alınmasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı
(7/6595)
18.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
Fener Rum Patrikhanesinin faaliyetlerine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı
Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/6628)
19.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, diyabet hastalarının bölgesel dağılımına ve bu hastalıkla mücadele
çalışmalarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6635)
20.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
bakanlık ve bağlı kuruluşlardaki personel sayısına ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/6771)
21.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in,
kamuda çalışan personelin dağılımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/6823)
I.- GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 11.00'de açılarak
altı oturum yaptı.
Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü ve
Beşinci Oturumlar
Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç'ın,
yurt dışında yaşayan vatandaşların çifte vatandaşlık sorunlarına ve alınması
gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşmasına İçişleri Bakanı Abdülkadir
Aksu, cevap verdi.
Çanakkale Milletvekilli İbrahim Köşdere,
Bulgaristan'da yapılan seçim ile seçim sonuçlarına ve Hak ve Özgürlükler
Hareketi Partisinin başarısında Türklerin etkilerine ve beklentilerine,
Aksaray Milletvekili Ahmet Yaşar,
Anadolu'nun turizm potansiyeli ile Aksaray'ın turizm değerlerine, turizmde
tanıtımın önemine ve bu konularda yapılması gerekenlere,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir'in
(6/1216) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu;
sorunun geri verildiği bildirildi.
Malatya Milletvekili Ahmet Münir Erkal ve
37 milletvekilinin, İnönü Üniversitesi Rektörlüğü hakkındaki yolsuzluk ve
usulsüzlük iddialarının (10/301),
Antalya Milletvekili Feridun Fikret
Baloğlu ve 36 milletvekilinin, Antalya-Kaleiçi'nin korunmasına yönelik
sorunların (10/302),
Araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel
Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve
öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı,
Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden
kurulu Karma Komisyonca, Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün yasama
dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki (3/733) esas numaralı dosyasının daha
önce karara bağlanan (3/626) esas numaralı dosyayla aynı olduğu tespit
edildiğinden, Başbakanlığa iade edilmek üzere Başkanlığa iadesine karar
verildiği, Başkanlıkça gereğinin yerine getirileceği,
Açıklandı.
Dilekçe Komisyonu Başkanlığının, dilekçe
sahiplerine süresi içerisinde cevap vermek amacıyla, TBMM'nin tatilde bulunduğu
süre içerisinde de çalışmalarına devam etmesine ilişkin tezkeresi,
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 51 inci sırasında yer alan
161 sıra sayılı İçtüzük Değişikliği Teklifinin bu kısmın 2 nci sırasına, 14
üncü sırasında yer alan 969 sıra sayılı kanun tasarısının 3 üncü sırasına, 292
nci sırasında yer alan 943 sıra sayılı kanun teklifinin 9 uncu sırasına
alınmasına, Genel Kurulun, 1.7.2005 Cuma, 2.7.2005 Cumartesi ve 3.7.2005 Pazar
günkü birleşimlerinde de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine ilişkin AK
Parti Grubu önerisi, yapılan görüşmelerden sonra,
Kabul edildi.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı:
305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz
gelmediğinden, ertelendi.
2 nci sırasına alınan, Adalet ve Kalkınma
Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekilleri Salih Kapusuz ve Haluk
İpek, Bursa Milletvekili Faruk Çelik, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin ile
Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde
Değişiklik Yapılması Hakkında İçtüzük Teklifi (2/140) (S.Sayısı: 161),
görüşmelerini müteakiben,
3 üncü sırasına alınan, Özürlüler Hakkında
ve Bazı Kanunlar ile Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kanun Tasarısı; Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un Özürlüler
İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Lokman
Ayva'nın Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ali Topuz, İzmir Milletvekili Kemal
Anadol, Samsun Milletvekili Haluk Koç ile 46 milletvekilinin Özürlüler Kanunu
ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifinin (1/1029, 2/215, 2/424, 2/437) (S. Sayısı: 969), tümü
üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçilmesi,
Kabul edildi.
Saat 20.30’da toplanmak üzere, Beşinci
Oturuma 19.23’de son verildi.
Nevzat Pakdil
Başkanvekili
Bayram
Özçelik Ahmet Küçük
Burdur Çanakkale
Kâtip Üye Kâtip Üye
Yaşar Tüzün
Bilecik
Kâtip
Üye
Altıncı Oturum
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
3 üncü sırasına alınan,
Özürlüler Hakkında ve Bazı Kanunlar ile Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı; Tekirdağ Milletvekili Mehmet
Nuri Saygun'un Özürlüler İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul
Milletvekili Lokman Ayva'nın Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk
Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ali Topuz, İzmir
Milletvekili Kemal Anadol, Samsun Milletvekili Haluk Koç ile 46 milletvekilinin
Özürlüler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (1/1029, 2/215, 2/424, 2/437) (S. Sayısı:
969) görüşmelerine devam edilerek
26 ncı maddesine kadar kabul edildi.
Alınan karar gereğince, 1
Temmuz 2005 Cuma günü saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 23.07'de son
verildi.
|
|
|
İsmail
Alptekin |
|
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
|
Ahmet
Küçük |
|
Bayram
Özçelik |
|
|
|
Çanakkale |
|
Burdur |
|
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
|
No.: 169
II.- GELEN
KÂĞITLAR
1 Temmuz
2005 Cuma
Rapor
1.- Ankara Milletvekili Salih Kapusuz'un;
Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair
Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji
Komisyonu Raporu (2/560) (S. Sayısı: 973) (Dağıtma tarihi: 1.7.2005) (GÜNDEME)
Meclis
Araştırması Önergeleri
1.- Adana Milletvekili Kemal SAĞ ve 25
Milletvekilinin, buğday ve şeker satışlarından doğacak görev zararlarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98
inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/303) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.6.2005)
2.- Kütahya Milletvekili Abdullah Erdem
CANTİMUR ve 27 Milletvekilinin, dahilde işleme rejimi kapsamında yapılan buğday
ve şeker satışlarıyla ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci
maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/304)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30.6.2005)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma
Saati: 14.00
1 Temmuz
2005 Cuma
BAŞKAN:
Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik) , Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin
123 üncü Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
İSMET ATALAY (İstanbul) -
Başkan, hani toplantı yetersayısı?!
BAŞKAN - Gündeme geçmeden
önce üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan, yoklama yapmanız gerekir.
İSMET ATALAY (İstanbul) -
Kaç kişi var Başkan, çoğunluk var mı?!
BAŞKAN - Gündemdışı ilk
söz, ülkemizde artan asayiş sorunları hakkında söz isteyen…
ATİLA EMEK (Antalya) -
Yoklama yapmanız gerekir.
BAŞKAN - ...Antalya
Milletvekili Hüseyin Ekmekcioğlu'na aittir.
Buyurun Sayın
Ekmekcioğlu.
ATİLA EMEK (Antalya) -
Çoğunluk yok Sayın Başkan.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan, yoklama yapmanız gerekir.
BAŞKAN - Lütfen, Sayın
Koç...
İSMET ATALAY (İstanbul) -
Kaç kişi var Başkan, çoğunluk var mı?!
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sizin takdirinize bağlı, ama, burada yeterli sayı yok.
BAŞKAN - Sayın
Ekmekcioğlu, buyurun.
ATİLA EMEK (Antalya) -
Olur mu böyle şey; siz de mi…
BAŞKAN - Lütfen, sayın
milletvekilleri…
Buyurun Sayın
Ekmekcioğlu.
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Antalya
Milletvekili Hüseyin Ekmekcioğlu'nun, ülkemizde artan asayiş sorununa ve
alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı
Abdülkadir Aksu'nun cevabı
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde artan asayiş
sorunları hakkında gündemdışı söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Ülkemiz, derin ve
toplumsal etkileri giderek yoğunlaşan bir kriz sürecinden geçmiştir.
Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası eşliğinde şekillenen iktisat
politikaları, toplumsal yapının bütününde dönüştürücü etkiler yaratmaktadır.
Özelleştirmeler ve kamusal denetimin daraltılması politikalarıyla sürdürülen bu
dönüşümlerin toplumsal maliyetleri, artan işsizlik ve yoksulluk olarak
karşımıza çıkmaktadır.
AKP, seçim propagandası
boyunca halkımıza vaat ettiği politikaları icraatının ilk günlerinden itibaren
terk etmiş ve ülkenin kaynaklarını ve iktisadî geleceğini doğrudan doğruya
yabancı sermayeye terk etmeyi amaçlayan politikaları kabul etmekten çekinmemiştir.
İşsizlik ülkemizde giderek artmaktadır.
2004 yılı katılım öncesi ekonomik programa göre, iktidar, 2005-2007 yıllarında
işsizlik oranının yüzde 10 civarında kalmasını öngörmektedir. Yüksek işsizlik
oranı, özel sektörde ve kamu sektöründe çalışma şartlarını esnekleştirmekte,
ücretleri bastırmakta ve işçileri kayıt dışında çalışmaya zorlamaktadır.
İşsizlerin kişisel ve ailevî mağduriyetleri bir yana, onbinlerce vasıflı
insanın işsiz kalması veya vasfına uymayan işlerde çalışması, yitirilen üretim
olanakları bakımından toplum için büyük bir kayıptır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son
zamanlarda, ülkemizde, kapkaç, hırsızlık, gasp gibi olaylarda artış
gözlenmektedir. Bunların bir kısmında ölümlü sonuçlar meydana gelmektedir.
Sadece polisiye tedbirle bir sonuca varılması olanaksızdır. Ülkemizde ileri
boyutlara varan işsizlik, tarımda istihdamın giderek azalması ve bunun
sonucunda kırsaldan kentlere aşırı ve dengesiz bir şekilde oluşan göç olayları
sonucunda çaresiz bir şekilde büyüyen şehirlerin varoşlarına gelen
vatandaşlarımız, organize suç şebekelerinin tuzağına düşmektedirler. Bu
gençlerimiz, iş bulmak umuduyla geldiği, taşı toprağı altın olarak bildiği
kentlerde bir süre sonra hayal kırıklığına uğramakta ve psikolojik çöküntü
içine girmektedirler. Yukarıda bahsettiğimiz sorunlar acilen çözülmelidir.
Değerli arkadaşlarım, kırsalda 7'den 70'e
her yaş grubundaki insanımızı istihdam etme özelliği olan tarım sektörünün
küçülmesiyle birlikte, binlerce insanımız işsiz duruma düşmüştür. Tarım sektörünün
küçülmesi ile kapkaç olayları arasında doğrudan bir ilişki vardır.
Kapkaççıların geldiği yerler araştırıldığında, karşımıza ilginç sonuçlar
çıkmaktadır. Ayrıca, güvenlik gerekçeleriyle köylerinden göç etmek zorunda
kalan insanlarımız da, varoşlarda çok sıkıntılı yaşamlar sürdürmektedirler.
Bunlar da, aynı şekilde suç şebekeleri için bir potansiyel oluşturmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye genelinde, 2003 yılında 321
800 olay meydana gelmiştir. Asayiş olayları, 2004 yılında yüzde 10'luk bir
artışla 353 700'e ulaştı. Bu kapsamdaki suçlarda en büyük artış yüzde 31'le
yankesicilik ve kapkaçta oldu. Yankesicilik ve kapkaç olayları, 2003 yılında 12
800 iken, 2004 yılında 16 790'a yükseldi. Evden hırsızlık olaylarında 2003,
2004 yıllarında yüzde 15'lik artış meydana gelirken, işyerlerindeki
hırsızlıklarda yüzde 6 oranında artış kaydedildi. Şahıslara yönelik gasp
olaylarında ise, yüzde 35'lik bir artış meydana geldi. 2003 yılında 3 150 kişi
gasp yoluyla soyulurken, bu rakam, 2004 yılında 4 260'a ulaştı.
Bu rakamlar da gösteriyor ki,
insanlarımız, sokakta rahatça gezemez, evlerinde huzurlu bir yaşam süremez hale
gelmiştir.
Tüm ülkemiz olduğu gibi Antalya da bu
olaylardan nasibini almıştır. İlimizdeki asayiş sorunları, son yıllarda çok
artış göstermiştir; artık, bunun önüne geçilmesi gerekmektedir.
Bilindiği gibi, Antalya, Türkiye'nin en
çok göç alan ilidir. 2000 yılında nüfusu 1 720 000 olan ilimizin 2004 yılı
nüfusu, yaklaşık 2 000 000 olarak belirlenmiştir. Yılda, ortalama, 6 500 000
yabancı ve 2 500 000 yerli turistin de ilimize geldiği gözönüne alınırsa, bu
rakam daha da fazlalaşacaktır. Bu turistler, ülkemize, yaklaşık 6 milyar dolar
bırakmaktadırlar. Asayiş sıkıntıları nedeniyle bu turistler ülkemizden
soğutulursa, ekonomimize ciddî katkılar yapan bu sektör çok büyük yaralar
alabilir. Bu da ülkemizin bütün kesimlerini, ciddî anlamda, olumsuz yönde
etkiler.
2 000 000 nüfuslu Antalya ve ilçelerinde
çalışan polis sayısı kesinlikle yeterli değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ekmekcioğlu, buyurun.
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Devamla) - Antalya ve
ilçelerinin eksik olan polis kadrosunun acilen tamamlanması gereklidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Türkiye'de, son yıllarda suç patlaması yaşanmaktadır. Bunun altında ne yatıyor
diye bakılırsa, Türkiye'de izlenen ekonomik ve sosyal politikalar ortaya
çıkacaktır. Ülkemizde, yıllardır atılan adımlar, alınan kararlar, Türkiye'yi
suç üreten bir toplumsal yapıya dönüştürmüştür.
Bu olayı, sadece polisiye ve hukukî
tedbirlerle ortadan kaldırmak giderek güçleşmeye başlamıştır. Olay, artık, çok
tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Ülkemizde, son zamanlarda, bölücü, yıkıcı,
irticaî terör olaylarında artış gözlenmektedir. Yüce Türk Milleti de, bu
bölücülere desteğin hangi iç ve dış çevrelerden geldiğini çok iyi bilmektedir.
Teröre, bu ulus, 30 000 can verdi. Yeter artık, analarımızı ağlatmayalım,
yıllardır acı çekmiş bu ulusun sabrını taşırmayalım, bu işin kökünü kurutalım artık.
Bugün, Adalet Bakanlığında yaşanan olay
da, gündeme taşıdığımız konunun açık bir örneğidir.
Ülkemizin bu yapıdan kurtulabilmesi için,
istihdamın artırılması, insanlarımız arasındaki gelir dağılımının daha adaletli
bir şekle getirilmesi mutlaka gereklidir. Bunun için de, biz, Cumhuriyet Halk
Partisi olarak, ülkemizin sorunlarını Yüce Meclise taşıdık, taşımaya da devam
edeceğiz.
Bu sıkıntıların en kısa sürede çözülmesini
diler, hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın
Ekmekcioğlu.
Gündemdışı konuşmaya Hükümet adına
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Antalya Milletvekili Sayın Hüseyin
Ekmekcioğlu'nun, ülkemizde artan asayiş sorunları konulu gündemdışı konuşması
üzerine söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Öncelikle, Sayın Ekmekcioğlu'na, asayiş
konuları üzerinde tutumumuzu açıklamaya fırsat veren konuşmaları için teşekkür
ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, bilindiği üzere,
İçişleri Bakanlığımız, yurdun içgüvenliğinin, asayişinin sağlanması, kamu
düzeninin ve Anayasada yazılı hak ve hürriyetlerin korunması gibi, devlet ve
toplum hayatımız bakımından, hayatî önemi haiz görevleri yerine getirmekle
yükümlüdür. Kamu düzeni ve huzurunun sağlanmasında, güvenlik güçlerimiz canla
başla çalışmaktadırlar; ancak, biz, asayişin sağlanmasında en önemli kamusal
dinamiklerden birinin de, güvenlik tedbirlerinin sosyoekonomik politikalarla
desteklenmesi olduğuna inanıyoruz. İşte bu nedenle, güvenlik politikalarını
sosyal politikalarla dengeli bir şekilde yürütme gayreti içinde olduğumuzu
müteaddit defalar da bildirdik.
Huzur ve asayişin temini, yalnızca -biraz
önce değerli arkadaşımın da belirttiği gibi- bir polisiye sorun değildir.
Elbette, öncelikli olarak asayişin korunması ve huzurun temin edilmesi güvenlik
kuvvetlerinin işidir; ama, suç ve suçluluk birer sosyal hadisedir. Suç
işlenmesinin arkasındaki sosyal, kültürel, psikolojik ve ekonomik sebeplerin
bir arada düşünülüp değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim, biz, Hükümet
olarak, meseleye böyle yaklaşıyoruz ve bunun için de bilhassa şehirlerimizde
mala karşı işlenen suçlar; tinerci, madde bağımlısı gençler, sokakta yaşayan
çocuklarla ilgili olarak bu saydığım bütün nedenlerin tamamını kuşatacak,
kısaca, orta ve uzun vadeli çözüm önerilerini içeren birkaç bakanlığı kapsayan
çalışmaları da yürütmeye başlattık. Bildiğiniz gibi, beş bakan arkadaşımızın
katılımıyla bir komisyon kurduk ve bu komisyon, eldeki bütün verilerden
istifade etmek suretiyle, bütün bakanlıkların, bu konuyla ilgili bütün kamu
kurum ve kuruluşlarının imkânlarını harekete geçirdiler.
Bu toplantılar sonucunda, kısa vadede,
sorunların polisiye boyutları öncelikle ele alınmış, başta İstanbul olmak
üzere, büyük illerimizde ve ülkenin genelinde suç tiplerine göre suçlu
profilleri çıkarılmıştır. Hangi suçları kimler, kaç yaş grubundakiler, hangi
ekonomik veya sosyal katmandan gelenler işlemektedir; bunun tespiti
yapılmıştır. Eldeki veriler, özellikle hırsızlık, kapkaç, yaralama,
dolandırıcılık gibi suçların genellikle 18 yaşından küçük çocuklar kullanılmak
suretiyle yapıldığını da ortaya koymaktadır. İçgöç, ekonomik nedenler,
parçalanmış aile, eğitim yetersizliği, rehabilitasyona yönelik kurumsal yapı
eksikliği, sivil toplumun güvenlik hizmetine yeterince istekli olmaması gibi,
yılların birikimleri, sebepleri bu anlamda öne çıkmaktadır. İfade ettiğim bu
tespitler ışığında, kısa vadede, soruna, öncelikle polisiye anlamda müdahale
edebilmek için İçişleri Bakanlığı olarak yayımladığımız bir genelgeyle suça
hassas bölgelerin tespit edilerek buralar için özel tedbirler alınmasını
istedik; öncelikle, buralarda alan hâkimiyetinin tesis edilmesini istedik.
Bunun için de, önce 81 il valimizi Ankara'da topladık. Bu konu birlikte
görüşüldü, alınması gereken önlemler konusunda fikir birliği ve birtakım
prensipler tespit edildi. Ayrıca, bundan hemen sonra da, yine 81 ilimizin emniyet
müdürleri de ocak sonu ve şubat başında iki grup halinde yine Ankara'da
toplandı; bir durum değerlendirmesi yaptık ve bu değerlendirmeler sonunda
polisiye tedbirler olarak şu tedbirlerin acilen alınmasına karar verdik:
Birincisi, toplumsal olaylarda kullanılan çevik kuvvet birimlerinin asayiş
hizmetlerinde de kullanılması.
İkincisi; Emniyet Teşkilatının büro
hizmetlerinde kullandığı eleman sayısının azaltılarak sokak hâkimiyetine dönük
kadro tasarrufu sağlanması; yani, il emniyet müdürlükleri, ilçe emniyet
müdürlükleri, polis merkezleri, idarî bürolarda, kademelerde çalışanların da
sokağa çıkmalarını temin ettik. Suçtan endişe duyan her birimin, her bir
kurumun sivil toplum kuruluşunun ve vatandaşın suçla mücadeleye aktif
katılımının sağlanması gibi acil önlemler alınması kararlaştırıldı ve
uygulamaya konuldu ve bu tespitler ışığında, hemen, örneğin, İstanbul İlinde
çevik kuvvetin önemli bir bölümü asayiş hizmetlerinde görevlendirilmiş oldu.
Yine, emniyet müdürlükleri bünyesindeki birimlerde suça hassas olan, en çok suç
işlenen ve en yoğun olan saatlerde İstanbul'un bu semtlerinde görev almaya
başladılar. Bunun yanında, orta vadede de alınan bir önemli önlem, İstanbul
İlimiz pilot il seçildi ve bu ilde ilk uygulama olarak 9 mobil ekip kurulmuş
oldu ve bu ayın sonuna kadar da bunun sayısı 17'ye çıkarılacak. Bu ekipler 24
saat esasına göre çalışmaktadır. Bu mobil ekiplerin içerisinde psikiyatrist,
doktor, psikolog ve bir de polis bulunmaktadır. Bunlar, 24 saat, sokakta
yaşayan çocuklar, madde bağımlısı çocuklar, tinercilerle ilgili olarak görev
yapmakta, bunlar toplanıp, yine, kurulmuş olan istasyonlara, merkezlere
getirilmekte, oradan da rehabilitasyon için sağlık birimlerimize
gönderilmektedir. Tabiî, bunun yanında da bir önemli tedbir de bu kentlerimizde
-ki İstanbul, Ankara, Antalya gibi önemli kentlerimizde- yeterli sayıda polis
istihdamı için, eksik olan polis açığının giderilmesi için de çalışmalar
yapılmıştı. Biraz sonra onunla da ilgili sayıları vereceğim.
Tabiî, bu polis açığının kapatılması için,
Avrupa Birliği standartlarına, dünya standartlarına ulaşabilmemiz için,
geçtiğimiz günlerde, sizin de himmetinizle, bu Parlamentodan bir yasa çıkardık.
Dört yıllık fakülte ve yüksekokul mezunlarını, en az altı aylık bir yoğun
eğitimden sonra polis memuru olarak kadrolara tayin edeceğiz. Bu yıl planlanan
2 000 polis adayı, polis öğrencisi okullara alındı, başlandı, işte, beşbuçuk ay
sonra bunlar kadrolara dağıtılacaktır. Yine, tabiî, geriye kalan 8 000 kişiyi
de çok kısa sürede eğitimlerini tamamlayıp kadroya katmayı düşünüyoruz.
Ayrıca, yine, bu dönemde, suç ve
suçlularla mücadelede etkinliğin artırılması amacıyla, polis meslek
yüksekokullarımız bugün itibariyle mezunlarını verdiler -ki, 6 000 küsur
öğrenci bu sene mezun oluyor- bunun 3 964'ünü İstanbul'a vermiş olduk. Aynı
şekilde, diğer metropol iller, büyük iller başta olmak üzere diğer illerimize
de, ihtiyaca göre, bu polis meslek yüksekokulunu yeni bitiren polislerimiz,
buralara da dağıtılmış oldu. Bu okullarımızdan mezun olan, polis meslek
yüksekokulundan mezun olan öğrenci sayımız, biraz evvel de bildirdiğim gibi 6
213'tür. Bununla beraber, sayının yanında, polisimizin teknolojiden azamî
istifadesi, yeterli modern araç ve gereçle donatılması için de, bütçe imkânları
zorlanmak suretiyle, bu ihtiyaçların da giderilmesine çalışılmaktadır.
Tabiî, suçla mücadelede, bilimsel ve
teknik yöntemleri de önplanda tutmaktayız. Bu amaçla da, Emniyet Genel
Müdürlüğü Suç Analiz Merkezini oluşturduk.
Yine, gerçekten, hem İstanbul hem
Türkiyemiz için çok önemli bir projeyi de geçtiğimiz günler işletmeye açtık.
Kısaca, MOBESE İstanbul Projesi dediğimiz, yazılımı tamamıyla Emniyet Genel
Müdürlüğü tarafından yapılan ve 7 Mayıs 2003 tarihinde de İnterpro Bilişim
Ödülleri birincisi seçilen, teknoloji olarak en yeni, en gelişmiş ve en
kapsamlı, dünyada benzeri olmayan bir projedir bu MOBESE Projesi. Bu proje,
bildiğiniz gibi, 17 Haziran 2005 tarihinde Sayın Başbakanımızın katıldığı bir
törenle hizmete girmiştir.
Bu proje, arşivlerdeki bilgilerin aktif
olarak kullanılabildiği bir bilişim projesidir. Bir anlamda, elektronik polis
uygulamasıdır. Aynı zamanda, önleyici kolluk hizmetleri açısından da polisimize
destek sağlayacak önemli bir projedir. Bu projeyle, İstanbul, Avrupa
standartlarında insan hak ve özgürlüklerini gözeten bir güvenlik hizmetine
kavuşacak ve polisimiz daha etkin bir görev yapacaktır.
Bu proje, ilk olarak -2001 yılında
başladı- 2002 yılında Diyarbakır'da ve daha sonra İstanbul İlinde NATO Zirvesi
sırasında kısmen uygulanmıştır. Bu projeyle, polis araçlarının hareketleri
dijital harita üzerinden izlenebilmektedir. Görevli personelin, merkezle ve
amirleriyle her türlü iletişimi kolay ve hızlı bir şekilde sağlanmaktadır. Bu
projeyi büyük illerimizden başlamak üzere tüm illerimize bir plan dahilinde
yapmayı da planlıyoruz. Önümüzdeki günlerde, inşallah, Ankara İlimizde de bu
proje tamamlanıp, Ankaralıların hizmetine sunmuş olacağız. Tabiî, bu
sistemlerle suçun delillendirilmesi ve suçluların daha kolay yakalanması da
sağlanmaya başlanacaktır.
Yine, delilden suçluya ulaşma mantığıyla
hareket etmekte olan Emniyet Teşkilatımızda bu alanda çalışma, olay yeri
inceleme ekiplerini güçlendirmek için de Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme
Vakfı katkılarıyla 100 tane, yeni, tam donanımlı olay yeri inceleme aracı
alınmıştır; bu da, ihtiyacı olan illerimize tevzi edilecektir.
Yine, doğrudan suça müdahalede yeni
teknolojilerin kullanılması için yapılan çalışmalarda önemli gelişmeler
kaydedilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; konuşmamın başında belirttiğim gibi, biz olaya sadece bir
polisiye sorun olarak bakmıyoruz; esas itibariyle ceza adaletinin sağlanması
bağlamında yapılan çalışmalarla da güvenlik birimlerimizin moral değerlerini de
korumak durumundayız. Ayrıca, yeni Türk Ceza Kanununda suç ve suçlulukla ilgili
önleyici hükümler de getirilmiştir. Önümüzdeki günlerde bu çalışmaların net
sonuçlarını birlikte göreceğimizi de düşünüyorum.
Asayişle ilgili sorunların tamamen
bertaraf edilmesi tabiî ki mümkün olmayabilir; ancak, toplumsal rahatsızlığa
neden olmayacak ölçüye indirgenmesi konusundaki gayretlerimize de aralıksız
devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlarım, bütün gücümüzle suç
ve suçlulukla mücadeleye devam ediyoruz. Son dönemlerde kamuoyunda gündeme
gelen şahsa karşı işlenen suçlar ile hırsızlık ve kapkaç gibi özellikle mala
karşı işlenen suçların önlenmesi amacıyla, güvenlik kuruluşlarımızda
-polisimiz, jandarmamız ve Sahil Güvenlik Komutanlığımız- bilimsel ve teknik
çalışmalara hız verilmiş, başta İstanbul olmak üzere büyük illerde yeni tedbirler
geliştirilmiştir.
Ülkemizin genel asayişinde bir bozulma ve
gerileme söz konusu olmayıp, terör, malî suçlar, organize suç örgütleri,
uyuşturucu madde kaçakçılığı olaylarında üstün bir başarı, hırsızlık ve kapkaç
gibi adi olayların önlenmesinde devreye sokulan tedbirlerle iyileşmeler ortaya
çıkmaya başlamıştır.
Polisimiz ve jandarmamız, mevcut şartlarda
kendisine tevdi edilen görevi özveriyle sürdürmektedir. Bu konuda bizlere de,
güvenlik birimlerimizin fedakâr çalışmalarına yardımcı olmak düşmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; Değerli Milletvekili Arkadaşımızın konuşmasında bahsettiği
Antalya İlimizde de emniyet ve asayiş hizmetlerini büyük bir dikkat içerisinde
yürütüyoruz. Antalya İlimizin, turizm merkezi olmasını ve 5 000 000'un üzerinde
yabancı turist ağırladığını da hesaba katarak, personel takviyesini de en üst
düzeye çıkardık. Yeni atama döneminde, polis meslek yüksekokullarından yeni
mezun olan 150 kişi olmak üzere, toplam 352 polis memuru ve 75 rütbeli personel
takviyesi yapılmıştır bu yıl Antalya İlimize.
Turistik ve metropol özelliğini dikkate
alarak, Antalya İlinde 6 adet olay yeri inceleme araç sayısını, bu amaçla 10'a
çıkardık. Sonuç olarak, Antalya İlimizin asayiş durumunun da en güzel bir
seviyede olması için büyük bir çaba göstermekteyiz.
Daha huzurlu bir Türkiye ve mutlu bir
toplum için her türlü tedbiri aldığımızı ifade ediyor, bu vesileyle, Yüce
Heyeti, yeniden, saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Gündemdışı ikinci söz, aile sorunları ve
çözüm önerileri hakkında söz isteyen Burdur Milletvekili Bayram Özçelik'e
aittir.
Buyurun Sayın Özçelik. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
2.- Burdur
Milletvekili Bayram Özçelik'in, boşanmanın yarattığı aile sorunlarına ve çözüm
önerilerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun
cevabı
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Sayın Başkan,
saygıdeğer milletvekilleri; aile sorunları ve çözüm önerileri hakkında
gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, hepinizi en içten sevgi ve
saygılarımla selamlıyorum.
Ekonomik değerler, sosyal dengeler, ruhsal
ihtiyaçlar ve daha sayamayacağımız birçok temel dinamik esaslar hep aileden
alır gücünü. Bu noktadan hareketle denilebilir ki, ülkenin geleceğini belirleyen
ve ülkenin olmazsa olmazı ailedir. Aile, sağlamlık derecesiyle milletlerin
geleceğini şekillendirmek gibi zor bir görevi de üstlenmiştir. Aileyi oluşturan
bireyler mikro seviyede 4-5 kişiyi geçmiyor gibi görünse de, aslında, bir ülke
gibidir. Aile denilen bu ülkedeki huzur, istikrar, karşılıklı saygı, sevgi,
hoşgörü, fikir özgürlüğü, bireysel ve toplumsal haklara riayet derecesine göre
gelişebilir ya da aksi durumda, aile denilen ülkenin ekonomisi ve sosyal
dengeleri altüst olur ve bir çıkmaza doğru hızla sürüklenmeye başlar. Aile
denilen ülke bir kaosla karşı karşıyadır; artık, bu kaos, mahkeme
koridorlarının soğuk duvarlarının şahitliğinde ve geride bıraktığı biryığın
hatırayla sözde son bulur; ama, aslında, bu, bir son değildir, bir felaketin
başlangıcıdır.
Boşanan bir ailenin bu ülkeye nasıl bu
kadar zararı olabilir diye düşünenler için, yaş grubu ve cinsiyete göre boşanma
yüzdesi incelendiğinde, boşanma olaylarının yaklaşık yüzde 58'inin 25 ve 39 yaş
grubu erkeklerde, 20 ve 34 yaş grubu kadınlarda meydana geldiği görülmektedir.
Sadece bu istatistikî veriden yola çıkarak, bakın nasıl dehşete düşürücü
sonuçlara ulaşıyoruz; yani, bu bize nasıl bir mesaj verir ya da vermelidir;
işte film burada kopuyor.
Yaşları 25 ve 39 arasında değişen bu
insanlar, hayatlarının en önemli ve en verimli çağında, hayatları boyunca
karşılaşabilecekleri en önemli duygusal buhranla karşı karşıya kalınca,
otomatikman, üretkenlik ve verimlilik noktasında bu ülkenin ekonomik
dengelerini etkilemeye başladıkları gibi, ruhsal sarsıntıları nedeniyle, karşı
cinse kin ve öfke duyarak, toplumsal çatışma ya da cins ayırımcılığı noktasına
işi götürebiliyor ve yeni evlenecek insanlar üzerinde de evliliğe karşı olumsuz
fikirlere yol açabiliyor.
Boşanmalar, sadece erkek yönüyle değil,
aynı zamanda, kadınların etkilemesiyle de tedavisi imkânsız yaralar açıyor.
20-34 yaş grubu arasında yer alan kadınlar da boşanma sonrası, ekonomik ve
ruhsal dengeler açısından, bu ülkenin asla gözardı edilemeyecek önemli
problemlerinin arasına giriyor.
Evlilik süresine göre boşanma yüzdesi
incelendiğinde, Türkiye'de, boşanmaların yüzde 44,89'u evliliğin ilk beş
yılında meydana geldiği görülmekte; bu sonuç da, bizi, evliliğin, bireyler
arasında iletişim noktasında sağlıklı hale gelebilmesi için, zamana ihtiyaç
duyduğunu göstermektedir.
Nedenlere göre boşanma yüzdesinin son on
yıllık trendi incelendiğinde, Türkiye'deki boşanmaların en önemli nedeninin
geçimsizlik olduğunu ve boşanma davalarının son on yılda yüzde 72 arttığını da
görmekteyiz.
Özellikle, erkeklerin büyük paralara
kavuştuklarında, kadınların ise yoksulluk içinde yaşamak zorunda kaldıklarında
boşandıkları da elde edilen şaşırtıcı sonuçlardandır. Boşanma nedeni olarak
ikinci ve üçüncü sırada ise, terk ve zina gelmektedir.
Yukarıdaki sebepler nedeniyle evlilik
sorunları yaşayan bir çiftin, anne-baba olarak da çocuklarıyla sağlıklı
ilişkiler kurabilmeleri zordur. Anne ya da baba, ayrı ayrı, çocuklarıyla
sağlıklı ilişkiler kursalar bile, birlikte, çocuklarına karşı tutarlı, dengeli
tutum ve davranışlar sergilemekte güçlük çekiyorlar.
Son zamanlarda, Almanya'da yaşayan Türk
vatandaşlarımız arasında da boşanmaların arttığını görüyoruz. Almanya'da,
evlenen çiftlerin yüzde 50'si boşanıyor. Almanya'daki vatandaşlarımızından 1993
yılında 156 425 çift boşanırken, 2003 yılında 213 975 çift boşandı. Her yıl,
dikkatinizi çekiyorum, her yıl 170 000 çocuk, boşanma ve ayrılmalar yüzünden
ebeveynlerinin birinin yanında kalıyor. Araştırmaya göre, her 7 çocuktan 1’i,
anne-babadan birinin yanında yetişiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özçelik, buyurun.
BAYRAM ÖZÇELİK (Devamla) - Ülkemizde
boşanma oranları 7 coğrafî bölgeye göre sıralandığında, en yüksek bölgemiz Ege
Bölgesi, bunu İç Anadolu Bölgesi ve Marmara Bölgesi takip ediyor.
Evlilik sorunlarının başında, ülkemizde,
özellikle ekonomik sorunlar da gelmektedir. Ekonomik olarak zayıf olan
evliliklerde sorun ihtimali, ekonomik yönden güçlü bir evliliğe göre daha
fazladır.
Boşanmayı tetikleyen bir başka neden
olarak karşımıza, son dönemlerde çığ gibi büyüyen kredi kartı borçları da
çıkıyor. Kredi kartı mağdurlarının evleri, işyerleri, arabaları haczediliyor,
maaşlarına, emeklilik ikramiyelerine el konuluyor ve anlaşmalı olarak da
aileler birbirinden ayrılıyor.
Peki; çözüm nedir? Önerilerimiz:
1- Ailenin temelinin atıldığı, resmî
hüviyet kazandırıldığı, nikâh işlemlerinin yapıldığı belediyelerde, nikâh
öncesi, o ay nikâhı kıyılacak çiftlerin tamamının hazır bulunacağı aileiçi
iletişim seminerlerinin düzenlenmesi; bu seminerler içerisinde çiftlere aile
bilincini ortaya koyacak örnekleme usulü eğitimler düzenlenmesi; yine,
belediyeler aracılığıyla, aileiçi problem yaşayan çiftlerin rahatlıkla
başvurabilecekleri aile destek birimlerinin kurulması gerekiyor.
2- Müstakbel eşlerin birbirlerini
tanımaları noktasında onlara yardımcı olabilecek bilgilendirme kitapçıkları,
doküman ve broşürler hazırlanması gerekiyor.
3- TRT aracılığıyla, aileiçi sağlıklı
ilişkileri örnekleyen, bizim aile yapımıza uygun belgesel ya da dizi tarzında
programların yaptırılması, bunların TRT ve özel TV'lerde gösterilmesinin
sağlanması.
4- Lise ve dengi okullarda gençlerin,
aileiçi iletişim ve evlilik noktasında mutlaka bilgilendirilmesi.
5- Türk müziğinin, hangi tarzda olursa
olsun, büyük bir çoğunluğunun ayrılık üzerine yazılmış eserlerden oluşmasının,
aileleri karamsarlığa ittiği noktasını da önemli görüyoruz. Bu olumsuzluğun
olumlu bir yaklaşımla; yani, aileiçi ilişkiler, mutlu evlilikler, evlilik
denilen kutsal müessesenin ayakta kalabilmesi adına yapılabilecek
fedekârlıkları içeren altyapılarıyla insanlarımızın dikkatine sunulması.
Mutlu evliliği anlatan yeni müzik
eserlerinin oluşturulması noktasında, sanatçılarının teşvik edilmesi ve hatta
sanatçılardan oluşan ve gönüllülük esas olmak üzere, bir aile destek biriminin
kurulması.
6- Gazete ve dergi yazar ve editörleriyle
bir araya gelinerek, neler yapılabileceğine dair fikir platformu oluşturulması
ve aile konulu yazıların belirli periyotlar arasında ödüllendirilmesi.
7- Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünün
öncülüğünde Türk aile yapısını ve aileiçi iletişim konularını içeren yeni
oyunların sahneye konulması ve ülke geneline yansıtılması. Gerekirse, özel
tiyatroların da katılabileceği en iyi aile tiyatro oyunu yarışmalarının tertip
edilmesi.
Aileiçi yaşanabilecek en kötü hastalık
olarak niteleyeceğimiz boşanma hastalığının tedavisi için, teşhis ve tedavi
ünitelerinin kurulması, öncelikle, mevcut aile yapımızın son durumunu tespit
amaçlı, Devlet İstatistik Enstitüsü aracılığıyla, ivedilikle bir anket çalışması
yapılarak -gözönüne alınıp, bu anket çalışmasının- yeni ve farklı stratejilerin
belirlenmesi.
Siz değerli milletvekillerime ve
televizyonu başında bizleri izleyen sevgili vatandaşlarıma saygılar sunuyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özçelik.
Gündemdışı konuşmaya Hükümet adına Devlet
Bakanı Nimet Çubukçu cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) -
Sayın Başkan, değerli üyeler; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Aile kurumu, bildiğiniz üzere, toplumsal
hayatımızın temelidir. Bu önemli gerçek, Anayasamızda da "aile, Türk
toplumunun temelidir" ifadesiyle yer almıştır. Türk toplumu, tarih boyunca
güçlü aile değerleriyle birlikte var olmuş ve toplumsal gelişmenin en önemli
dinamiği olarak ailedeki dayanışmaya önem vermiştir. Toplumsal dayanışma ve
yardımlaşma mekanizmalarının işlemesinde, sevgi, saygı gibi temel değerlerin
yaşatılmasında, aile, en önemli kilit rol oynamıştır. Ailedeki çözülme, sosyal
güvenlikte, sosyal hizmetlerde, çocuk ihmalinde, kadın istismarında, uyuşturucu
ve diğer suçlarda, muhtaç bireylerin bakımında toplumumuza ağır yükler
getirmektedir.
Gerek 58 inci Hükümet tarafından ilan
edilen acil eylem planında gerekse 59 uncu hükümet programında, sosyal
politikaların hangi temel kıstaslarla yürütüleceği ve hangi önceliklerle ele
alınacağı açıkça ifade edilmiştir. Bakanlığımıza bağlı Aile ve Sosyal
Araştırmalar Genel Müdürlüğü de, başından beri, bu anlamda hizmet vermek üzere
kurulmuş bir kuruluştur.
Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel
Müdürlüğünün görevi, ailenin huzur ve refahını temin edecek çalışmalar
yapmaktır; bu sorunları araştırmak, tespit etmek ve bu yönde sosyal politikalar
geliştirmektir. Bütün bu hizmetlerin eksiksiz yapılması demek, Türkiye'nin, şu
anda olduğundan daha huzurlu ve daha mutlu bir ülke olması demektir.
Sosyal politikaları yürütmekte yaşadığımız
temel güçlüklerden birisi de, sayın milletvekilimizin de değindiği gibi, veri
yetersizliğidir. Bu sebeple, önceki faaliyetlerimizde de olduğu gibi, bu
konudaki devam eden çalışmalarımız, bu sorunların objektif tespitini yapmak ve
objektif kriterlerle sorunu masaya yatırmak şeklinde olacaktır. Bunun için
yürütülen araştırma projesinin yıl içinde tamamlanacağını umuyoruz. Bununla
birlikte, asıl amaç, elde edilen bilimsel bilginin her bir sorunun çözümünde
sağlıklı zemin teşkil etmesidir. Bu kapsamda ülke genelinde tespit etmeye
çalıştığımız pek çok sorun vardır. Sokak çocukları, sigara ve uyuşturucu
kullanımı, kız çocuklarının okula gönderilmesi, aile içindeki şiddet, istismar,
cinsiyet ayırımcılığı, yaşlıların barınması, pek çok sorun alanında elde
edilecek bilimsel veriler, hiç kuşkusuz, sorunların çözümünü hızlandıracaktır.
Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel
Müdürlüğü, Türkiye'nin bilgi çağına doğru attığı önemli adımlardan biridir.
Yeniden yapılandırılarak kurumsal kimliğine kavuşan Genel Müdürlük, kamu
teşkilatı içinde bu kriterlerle ele alınmalıdır. Türkiye'nin, bu konuda zaman
kaybına ve enerji kaybına tahammülü yoktur, sahipsiz sorunlara da tahammülü
yoktur, karadüzen çözümlerle oyalanmaya da tahammülü yoktur. Bütün bunların
bilincinde, aklın, bilimin gösterdiği yolda, çözüm, milletin ortak değerleri ve
menfaatlarının korunmasıyla mümkündür.
Ailelerin eğitim boşluğu doldurulmadan
mevcut sorunları aşmanın mümkün olmadığı da her platformda belirtilir ve bu
hizmetin nasıl yürütüleceği unutulur. Her ne kadar geniş bir uygulama alanı
bulamasa da, Kurum, aile eğitimi konusunda çok önemli bir birikime sahiptir.
Ancak, bu tür hizmetlerin yürütülmesi geniş çaplı organizasyonları ve hatta
dönemsel kampanyaları zorunlu kılmaktadır. Aile eğitimi programlarının büyük
maliyetler getirdiği açıktır yürütmeye; ancak, unutmamak gerekir ki, aile
eğitimindeki eksikliğin maliyeti çok daha büyüktür. Özellikle, sağlık, hijyen,
hamilelik ve doğum, çocuk eğitimi konusunda yanlışlıkların önümüze koyduğu ağır
sorun listesi bu konuda bizi ciddî adımlar atmaya yöneltmektedir; aile ve
sosyal araştırmalar bu açıdan da çok önemlidir.
Güçlü bir aile yapısı, toplumun temel
sorunlarını aşmada en önemli çözüm olarak öne çıkmaktadır. Artan toplumsal
sorunlar ailenin sorun çözen bir ünite olarak yeniden güçlendirilmesini zorunlu
kılıyor.
Toplumsal gelişmemiz açısından büyük önem
taşıyan bir başka hizmet alanı da aile eğitimidir. Gerçekten, bugün karşı
karşıya olduğumuz sorunların önemli bir kısmının aile eğitimindeki boşluklarla
ilişkili olduğunu görüyoruz. Bu alandaki boşluğu doldurmak için aileiçi eğitim
programlarını yaygınlaştırmak vazgeçilmez hedefimizdir.
Sebebi ne olursa olsun, bilgi toplumuna
doğru hızla ilerleyen Türkiye, anne ve baba eğitimindeki açıklarını da
doldurmak zorundadır. Özellikle, çocuk eğitimindeki eksik ve yanlış
uygulamaların yetişmekte olan nesiller üzerinde nasıl bir engel oluşturduğunu
görmezlikten gelemeyiz. Güçlü aile, sorun çözme kabiliyeti yüksek aile
demektir. Bugün, toplumsal gelişmemizin önünde birer engel olarak duran
sorunların önemli bir kısmı, ailenin zayıflaması sonucu ortaya çıkmıştır. Ailenin
fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için ciddî destek programları yürütmek
zorundayız. Kısacası, bu sorunların çözümünde işbirliğine gitmek zorundayız.
Toplumun tüm kesimlerinin, ailenin
bütünlüğüne ve aile sorunlarına duyarlılığının geliştirilmesi açısından
gündemdışı söz alarak bu konuyu Meclis gündemine taşıyan Burdur Milletvekilimiz
Sayın Bayram Özçelik'e teşekkür ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Gündemdışı üçüncü söz, Türkiye-Avrupa
Birliği Karma Parlamento Komisyonunun Batı Trakya ziyareti ile Müslüman Türk
azınlığın sorunları hakkında söz isteyen Bursa Milletvekili Mustafa Dündar'a
aittir.
Buyurun Sayın Dündar. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
3.- Bursa
Milletvekili Mustafa Dündar'ın, Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento
Komisyonu üyeleriyle birlikte Batı Trakya ziyaretindeki tespitleri ile Müslüman
Türk azınlığın sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşması
MUSTAFA DÜNDAR (Bursa) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu
üyesi milletvekilleriyle birlikte, Türkiye-Yunanistan Dostluk Grubu Başkanı
olarak, 27 ve 28 Haziran 2005 günlerinde, bazı temaslarda bulunmak üzere Batı Trakya'yı
ziyaret ettik. Bu ziyaret çerçevesinde tespitlerimizi, siz değerli
milletvekilleri ve Türkiye kamuoyuyla paylaşmak üzere söz aldım.
Batı Trakyalı olmam vesilesiyle, başta
Karma Parlamento Komisyonu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Aydın Dumanoğlu ve geziye
katılan diğer arkadaşlar adına bu konuşmayı yapıyorum; bu vesileyle, hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Gümülcine ve İskeçe'de gerçekleşen
ziyarette, soydaşlarımızın seçmiş olduğu temsilcileri, dernek başkanları,
seçilmiş müftüler, milletvekili, Yunan yetkililerle görüşmeler yapılmış ve
soydaşların yaşamış oldukları köylerde birebir temaslarımız olmuştur.
Batı Trakya'da yapmış olduğumuz tespitler
neticesi edinmiş olduğumuz izlenimleri anlatmadan önce, Türkiye'nin 3 Ekimde
Avrupa Birliğiyle başlayacağı müzakereler öncesinde ziyaretin ne kadar isabetli
olduğu aşikârdır. Daha müzakereler başlamadan, belirli çevrelerin, özellikle
İstanbul'daki azınlıkları gündeme getirerek bazı taleplerde bulunmaları, Türk
kamuoyunun dikkatini, İstanbul Rumlarının karşılığı olarak Yunanistan'da kalan
Batı Trakya Türklerinin üzerine çevirmiş ve bu durum da, ziyaretin önemini bir
kat daha artırmıştır.
Değerli milletvekilleri, heyet, yapmış
olduğu ziyaret ve temaslar neticesi aşağıda anlatacağım sorunları tespit
etmiştir.
Batı Trakya'da, etnik
kimlik sorunu vardır. Yunan yönetimi, Lozan Antlaşmasında "Türk
azınlık" ifadesinin bulunmadığını ileri sürerek, Batı Trakya azınlığını
"Müslüman azınlık" olarak tanımlamaktadır.
Bu düşünceyle, Batı
Trakya Türk Öğretmenler Birliği ve Gümülcine Türk Gençler Birliği, isminde
"Türk" kelimesi bulunduğu gerekçesiyle kapatılmıştır. En son, İskeçe
Türk Birliğine, 1984 yılında açılan kapatma davasıyla kapanma kararı verilmiş
ve Yunanistan Yargıtay Genel Kurulunun 7 Şubat 2007 tarihinde kapatılma
kararını onanmasıyla sonuçlanmıştır.
Yerel yolların tükenmiş
olması nedeniyle İskeçe Türk Birliği yetkilileri Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine gideceklerini ziyaretimizde bizlere bildirmişlerdir.
Bu konu, Yunanlar
tarafından o kadar millî bir hassasiyetle takip edilmektedir ki, gezi
süresinde, İskeçe'de Muzaffer Salihoğlu Azınlık Lisesinin 40 ıncı mezuniyet
yılı törenlerinde, emekli olan bir Yunan öğretmenin plaketini alırken
konuşmasında "azınlık lisesinde eğitim Elence ve Müslümanca yapılmaktadır"
şeklindeki ifadesi komisyon üyelerince de müşahede edilmiştir.
Türkiye'deki Rum azınlık
böyle bir sorun yaşamamakla birlikte, İstanbul'da Rum kelimesi rahatlıkla
kullanılmaktadır. Örnek olarak, Balıklı Rum Hastanesi, Rum Zoğrafyon Lisesi
gibi.
Avrupa Birliği üyeliğini
kazanmış bir ülke olarak ve hâlâ insan hak ve özgürlüklerinde belirlenen
kriterleri aşamayan Yunanistan Hükümetinin bu çağdışı tutumlarının Avrupa
Birliği Parlamentosunda ne şekilde ele alınacağı konusunu doğrusu merak
ediyoruz.
Yine, bu gezide tespit
etmiş olduğumuz önemli bir sorun da, eğitim sorunudur. Batı Trakya'da eğitim
kalitesi oldukça düşmüştür. Okullarda araç gereç eksikliği, Türkiye'den gelmesi
gereken Türkçe kitapların ve öğretmenlerin zamanında Batı Trakya'ya girişlerine
müsaade edilmemesi, eğitimin kalitesinin düşük olmasının temel gerekçeleridir.
Türkiye ile Yunanistan
arasında varılan mutabakata göre, her yıl, karşılıklı olarak, azınlık ortaokul
ve liselerine gönderilmesi kararlaştırılan 35 kontenjan öğretmenden ancak 16
öğretmene müsaade edilmektedir.
Yine, Yunanistan'da,
zorunlu temel eğitim 9 yıl iken, azınlık okullarında 6 yıldır.
Yine, Türkiye'den gelmesi
gereken 50 kitaptan, incelenmesi tamamlanan sadece 21'ine 2003 yılında müsaade
edilmiştir. Oradaki öğrenciler, hâlâ, 1960'lı yıllardan kalan kitapları
fotokopiyle çoğaltarak eğitimlerini sürdürmektedirler.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Dündar,
buyurun.
MUSTAFA DÜNDAR (Devamla)
- Yine, bazı bölgelerde, ilkokuldan sonra, Türklerin gidebileceği ortaokullar
(gymnasium'lar) açılmıştır; fakat, Hemetli Nahiyesine yapmış olduğumuz
ziyarette, orada, o okul yöneticilerinden öğreniyoruz ki, tamamen Türklerin
gitmiş olduğu okulda, Türkçe olarak sadece din dersi verilmektedir, geriye
kalan bütün dersler Yunancadır.
Yine, bu geziyle tespit
etmiş olduğumuz diğer önemli bir sorun, müftülük sorunudur. 1913 Atina ve 1923
Lozan Antlaşmalarına göre, Batı Trakya'da müftülerin seçimle işbaşına gelmesi
gerekmektedir. 1985 yılında Gümülcine'de, 1990 yılında ise İskeçe Müftülerinin
vefatı neticesi boşalan müftülük makamlarına, Yunan Hükümeti tarafından
atamalar yapılmıştır. Batı Trakya Müslüman Türk toplumu da, tayin edilmiş bu
müftüleri tanımamış ve daha sonra, kendi müftülerini seçmiştir; fakat, Yunan
Hükümeti de, halkın seçtiği müftüyü göreve atamayarak, ikili bir durumun ortaya
çıkmasına sebep olmuştur. Yetkiyi kullanabilen, oradaki soydaşların işlemlerini
yapabileceği, atanmış müftü vardır, bir de kendilerinin seçmiş olduğu,
tanıdıkları ve herhangi bir resmî işlem yapamayan seçilmiş müftü; dolayısıyla,
oradaki soydaşlarımız bir ikilem içerisinde sorun yaşamaktadırlar.
Buna mukabil, yine, İstanbul'da, patrik,
Sen Sinod tarafından özgürce seçilebilmektedir.
Diğer önemli bir sorun, vakıflar sorunudur.
Lozan Antlaşmasına göre, Batı Trakya'daki Müslüman Türk Cemaati, kendi
vakıflarını idare etme ve yöneticilerini seçme hakkına sahiptir. Buna rağmen,
bugün, vakıflar, kendi yönetimini seçememekte ve ehliyetsiz atamalarla idare
edilmektedir.
Geçmişte çeşitli bahanelerle ve satın
almalar yoluyla pek çok vakıf emlaki azınlığın elinden çıkarılmıştır. Bugün,
vakıflar, vergi bahanesiyle devlete borçlandırılarak ve vergi borçları da
çeşitli nedenlerle tahsil edilmeyerek, faiz ve gecikme tazminatıyla birlikte meblağ
yükselmekte ve ödenemez hale gelmektedir. Bu durum da bahane edilerek, vakıf
mallarına ipotek konulmaktadır.
Buna mukabil, Avrupa Birliği müktesebatına
uyum sürecinde çıkarılan kanunlarla İstanbul'daki Rum azınlık ise vakıf
yöneticilerini kendileri seçebilmektedir. Yine, yapılan yeni düzenlemelerle,
azınlık vakıflarına, taşınmaz mal edinebilmelerine ve taşınmaz malları üzerinde
tasarrufta bulunabilmelerine olanak sağlanmıştır.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Başkan,
Meclisin gündemi çok yoğun...
MUSTAFA DÜNDAR (Devamla ) - Yine, yeni
Vakıflar Kanunu Tasarısı, Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda görüşülmektedir.
Cemaat vakıflarının tapuda namı müstear -yani, güvenilir kişiler- veya namı
mevhumlar -yani, dinî büyükler- hazine, vasiyet eden veya bağışlayan adına
kayıtlı taşınmaz malların vakıf adına tescil edilmesi hükmü tasarıda
bulunmaktadır.
Komisyonumuzun tespit etmiş olduğu diğer bir sorun da vatandaşlıktan çıkarılanlar sorunudur. 1998 yılında yürürlükten kaldırılmış olan Yunan Vatandaşlık Yasasının 19 uncu maddesindeki "Yunan ı