DÖNEM:
22 YASAMA
YILI: 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
CİLT : 88
113 üncü Birleşim
16 Haziran 2005 Perşembe
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.-
YOKLAMALAR
IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GündemdIŞI Konuşmalar
1.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil
Ünlütepe'nin, Afyonkarahisar İli Başmakçı İlçesindeki tavuk ve yumurta
üreticilerinin sorunlarına ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin
gündemdışı konuşması
2.- Samsun Milletvekili Mustafa Çakır'ın,
fındık dikim alanlarının tes-pitine dair Bakanlar Kurulu kararına ilişkin
gündemdışı konuşması
3.- İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü'nün,
küreselleşmeye ve yarattığı top-lumsal sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması
B) Tezkereler ve Önergeler
1.- (10/128) esas numaralı Meclis
Araştırması Komisyonunda açık bulunan Başkanvekilliği seçimine ilişkin Komisyon
Başkanlığı tezkeresi (3/851)
2.- Erzurum Milletvekili Mustafa Nuri
Akbulut'un TBMM Anayasa Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi
(4/305)
3.- Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in,
Moğolistan'a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin
Başbakanlık tezkeresi (3/852)
4.- Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un,
Birleşik Arap Emirliklerine yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine
ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/853)
V.-
ÖNERİLER
A) Sİyasî Partİ Grubu Önerİlerİ
1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi
VI.-
AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un,
Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, konuşmasında, ileri sürmüş olduğu
görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması
VII.-
SEÇİMLER
A) Komİsyonlarda AçIk Bulunan Üyelİklere Seçİm
1.- (10/128) esas numaralı Meclis
Araştırması, Avrupa Birliği Uyum, Adalet ve Anayasa Komisyonlarında açık
bulunan üyeliklere seçim
VIII.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu
Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm
ile İçişleri Komisyonları Raporları (1/984) (S.
Sayısı: 911)
3.- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bir
Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında 27.5.2005 Tarihli ve 5356 Sayılı Kanun ve
Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (1/1052) (S. Sayısı: 941)
4.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ile
2 milletvekilinin, Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, Sağlık Personelinin Tazminat
ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Tababet ve Şuabatı
San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/506) (S.
Sayısı: 934)
5.- Kütahya Milletvekili Soner Aksoy ile
Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin'in; Doğal Gaz Piyasası Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar,
Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (2/484) (S. Sayısı: 932)
6.- Lisanslı Harita Kadastro Mühendislik
Bürolarının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/902) (S. Sayısı: 839)
7.- Çevre Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ve Çevre Komisyonu Raporu (1/322) (S. Sayısı: 871)
8.- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma
ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/995) (S. Sayısı: 940)
9.- Evrensel Hizmetin Sağlanması ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum
ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonları Raporları (1/1035) (S.
Sayısı: 927)
IX.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YazIlI Sorular ve CevaplarI
1.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in
TCK'nın basınla ilgili hükümlerini yeniden düzenleme çalışmalarına ilişkin
sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/5666)
2.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, Acil Eylem Planı kapsamındaki faaliyetlere ilişkin sorusu ve
Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/5673)
3.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
2003-2004 yıllarında Erzurum İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek
miktarına,
Gümüşhane İlinde 2003-2004 yıllarında
gerçekleştirilen yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına,
İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/6156, 6329)
4.- Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın,
ihraç edilen meyve-sebzelerin iade edilmesine ilişkin sorusu ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/6158)
5.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
2003-2004 yıllarında Aksaray İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek
miktarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı
(7/6190)
6.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
2003-2004 yıllarında Erzurum İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek
miktarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı
(7/6191)
7.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in,
Almanya'nın, Alman vatandaşı Türklere yönelik uygulamasına ilişkin Başbakandan
sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/6202)
8.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın,
Devlet Denetleme Kurulunun hazırladığı raporlara ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/6213)
9.- Bursa Milletvekili Ertuğrul
YALÇINBAYIR'ın, yanlışlıkla vatandaşlıktan çıkarılan bir şahsa ilişkin sorusu
ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/6223)
10.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, alerjik tepkilere neden olduğu gerekçesiyle kavak ağaçlarının
kesilmesine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6249)
11.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
2003-2004 yıllarında Bartın İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek
miktarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6252)
12.- Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in,
pirinç ithalatına ve kontrol belgesi düzenlemesine ilişkin sorusu ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/6254)
13.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat
MELİK'in, ülkemizin hububat üretimi ve ithalatı ile TMO'nun destekleme
alımlarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in
cevabı (7/6255)
14.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat
MELİK'in, çiftçilere yapılan Doğrudan Gelir Desteği ödemelerine ilişkin sorusu
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/6256)
15.- Balıkesir Milletvekili Turhan
ÇÖMEZ'in, süt ve yumurta fiyatlarındaki düşüşe ve bazı sorunlara ilişkin sorusu
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/6257)
16.- Bursa Milletvekili Ertuğrul
YALÇINBAYIR'ın, Dünya Bankasının yolsuzluk ve yönetişim kriterleri endeksine
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in
cevabı (7/6288)
17.- Diyarbakır Milletvekili Mesut
DEĞER'in, Diyarbakır İlinin toplu konut projelerine ilişkin Başbakandan sorusu
ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/6293)
18.- Diyarbakır Milletvekili Mesut
DEĞER'in, Diyarbakır İlindeki besiciliğe ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/6326)
19.- Diyarbakır Milletvekili Mesut
DEĞER'in, Diyarbakır İlindeki çiftçilere ödenecek destekleme primlerine ilişkin
sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/6327)
20.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Gümüşhane İlinde 2003-2004 yıllarında gerçekleştirilen yatırımlara ve ayrılan
ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı
(7/6339)
21.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Gümüşhane İlinde 2003-2004 yıllarında gerçekleştirilen yatırımlara ve ayrılan
ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6345)
22.- İzmir Milletvekili Bülent BARATALI'nın,
bölünmüş yol yapımı amacıyla kamulaştırılan arazilerin bedellerinin ödenme
durumuna ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız ÖZAK'ın
cevabı (7/6348)
23.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Gümüşhane İlinde 2003-2004 yıllarında gerçekleştirilen yatırımlara ve ayrılan
ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız
ÖZAK'ın cevabı (7/6349)
24.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in,
THY'nın Adnan Menderes Havalimanından doğrudan yurt dışı seferinin olmamasına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/6350)
25.- Tekirdağ Milletvekili Enis
TÜTÜNCÜ'nün, Tekirdağ İli Muratlı ve Şarköy Kültür Merkezi inşaatlarına ilişkin
sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/6384)
26.- İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün,
İzmir Resim ve Heykel Müzesinde sergilenmekte olan iki tablonun muzır bulunup
kaldırılmasına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı
(7/6385)
I.- GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak
üç oturum yaptı.
Birinci
Oturum
Muğla Milletvekili Ali Cumhur Yaka'nın,
Çevre Koruma Kurumunun çalışmaları ile Muğla İli çevresindeki özel çevre koruma
alanları içinde kalan yerleşim bölgelerindeki sorunlara ve bu konuda alınması
gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmasına, Çevre ve Orman Bakanı Osman
Pepe,
İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in,
İstanbul Sarıyer İlçesinde hazine arazileri üzerindeki tapu tahsis belgeli bina
sahipleri ile kooperatif üyelerinin sorunlarına ve bu konuda alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Mehmet Ali Şahin,
Cevap verdi.
Şanlıurfa Milletvekili A. Müfit Yetkin,
Şanlıurfa İli 2004-2005 eğitim-öğretim yılının değerlendirmesine ilişkin
gündemdışı bir konuşma yaptı.
Antalya Milletvekili Feridun Fikret
Baloğlu ve 40 milletvekilinin, muz üreticilerinin sorunlarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/290), Genel
Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve
öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
Kazakistan'a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin
Başbakanlık tezkeresi ile,
15.6.2005 tarihli gelen kâğıtlarda
yayımlanan 941 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bir Maddesinin
Değiştirilmesi Hakkında 27.5.2005 Tarihli 5356 Sayılı Kanun ve Anayasanın 104
ve 175 inci maddeleri gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri
gönderme tezkeresinin 48 saat geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 3 üncü sırasına,
4 üncü sırasında yer alan 891 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü sırasına,
14.6.2005 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 934 sıra sayılı kanun teklifinin
48 saat geçmeden 5 inci sırasına, 284 üncü sırasında yer alan 932 sıra sayılı
kanun teklifinin 6 ncı sırasına, 3 üncü sırasında yer alan 839 sıra sayılı
kanun tasarısının 7 nci sırasına, 6 ncı sırasında yer alan 871 sıra sayılı
kanun tasarısının 8 inci sırasına, 15.6.2005 tarihli gelen kâğıtlarda
yayımlanan 940 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat geçmeden 9 uncu sırasına,
280 inci sırasında yer alan 927 sıra sayılı kanun tasarısının 10 uncu sırasına
alınmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi, yapılan görüşmelerden sonra,
Kabul edildi.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı:
305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz
gelmediğinden,
2 nci sırasında bulunan, Kentsel Dönüşüm
ve Gelişim Kanunu Tasarısının (1/984) (S. Sayısı: 911) görüşmeleri, ilgili
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,
Ertelendi.
3 üncü sırasına alınan, Cumhurbaşkanınca
bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderilen, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının
Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında 5356 Sayılı Kanunun (1/1052) (S.Sayısı:
941) birinci görüşmesi tamamlandı; ikinci görüşmesine en az 48 saat geçtikten
sonra başlanabileceği açıklandı.
Saat 19.00'da toplanmak üzere, Birinci
Oturuma 17.56'da son verildi.
Ali Dinçer
Başkanvekili
|
|
Ahmet
Gökhan Sarıçam |
Mehmet
Daniş |
|
|
Kırklareli |
Çanakkale |
|
|
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
İkinci ve
Üçüncü Oturumlar
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
4 üncü sırasına alınan, Türk Silahlı
Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Gülhane Askerî Tıp Akademisi Kanunu ve Millî
Savunma Bakanlığı ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarına Bağlı
Kurumlarda Döner Sermaye Teşkili ve İşletilmesine İlişkin Kanunda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanunu ile Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun Bazı Maddelerinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/1002, 1/351, 1/960) (S.
Sayısı: 891), görüşmesini müteakiben, kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.
5 inci sırasına alınan, Trabzon
Milletvekili Cevdet Erdöl ile 2 milletvekilinin, Sağlık Hizmetleri Temel
Kanunu, Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun, Devlet
Memurları Kanunu ve Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun
ile Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/506) (S. Sayısı:
934) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak 4 üncü maddesine kadar kabul
edildi.
16 Haziran 2005 Perşembe günü, alınan
karar gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 23.01'de son verildi.
Nevzat
Pakdil
Başkanvekili
|
|
Bayram
Özçelik |
Ahmet
Gökhan Sarıçam |
|
|
Burdur |
Kırklareli |
|
|
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
Mehmet
Daniş
Çanakkale
Kâtip Üye
No.: 157
II.- GELEN
KÂĞITLAR
16 Haziran
2005 Perşembe
Raporlar
1.- Karayolları Trafik Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Karayolları Trafik Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi; Yalova Milletvekili Şükrü Önder'in, Karayolları Trafik Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Tekirdağ Milletvekili Tevfik
Ziyaeddin Akbulut'un, Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Erdal Karademir ile 18
Milletvekilinin, 13.10.1983 Tarihli ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa
Bir Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum ve İçişleri
Komisyonları Raporları (1/905, 1/347, 2/287, 2/330, 2/353, 2/507) (S. Sayısı:
933) (Dağıtma tarihi: 16.6.2005) (GÜNDEME)
2.- Karadeniz Ekonomik İşbirliği
Parlamenter Asamblesinin Ayrıcalık ve Bağışıklıklarına Dair Protokolün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/1014) (S. Sayısı: 935) (Dağıtma tarihi: 16.6.2005) (GÜNDEME)
3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1015)
(S. Sayısı: 936) (Dağıtma tarihi: 16.6.2005) (GÜNDEME)
4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Sırbistan ve Karadağ Bakanlar Konseyi Arasında Askeri-Bilimsel ve Askeri-Teknik
İşbirliği Konusunda Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1020) (S. Sayısı: 938) (Dağıtma
tarihi: 16.6.2005) (GÜNDEME)
5.- Türkiye Cumhuriyeti ile Makedonya
Cumhuriyeti Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/1023) (S. Sayısı: 939) (Dağıtma tarihi:
16.6.2005) (GÜNDEME)
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 14.00
16 Haziran
2005 Perşembe
BAŞKAN:
Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP
ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 113 üncü Birleşimini açıyorum.
III.- Y O K
L A M A
BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama
yapacağız.
Yoklama için 3 dakika süre vereceğim. Sayın
milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını
bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını,
görevli personel aracılığıyla, 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı
yetersayısı yoktur, Birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 14.10
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 14.20
BAŞKAN:
Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP
ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 113 üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
III.- Y O K
L A M A
BAŞKAN - Açılış yoklamasında toplantı
yetersayısı bulunamamıştı.
Şimdi, yoklama işlemini tekrarlayacağım.
Yoklama için 3 dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı
yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın
milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, Afyonkarahisar İli
Başmakçı İlçesindeki tavuk ve yumurta üreticilerinin sorunları hakkında söz
isteyen, Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe'ye aittir.
Buyurun Sayın Ünlütepe.
Süreniz 5 dakika.
IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GündemdIŞI Konuşmalar
1.-
Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, Afyonkarahisar İli Başmakçı
İlçesindeki tavuk ve yumurta üreticilerinin sorunlarına ve bu konuda alınması
gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın
Başkan, değerli üyeler; hepinize öncelikle saygılar sunuyorum.
Konuşmama başlamadan önce, iki gün önce
Sandıklı İlçemizde akşamüzeri meydana gelen bir dolu sonucu, bu ilçemize bağlı
Hırka, Emirhisar, Sorkun Kasabaları, Kızılca, Alagöz ve Baştepe Köylerinde
ekili bulunan araziler tamamen ortadan kalkmış, yok olmuş ve çok büyük bir
miktarda hasar husule gelmiştir. Sabahleyin ilçe kaymakamıyla yaptığım
görüşmede aldığım bilgilere göre, hasar tespit işlemlerinin devam ettiğini, 30
000 dönüm arazide ürünün tamamen hasarlı olduğunu belirtmişlerdir.
Sevgili arkadaşlar, çiftçilerimiz, zaten,
yapılan ekonomik uygulamalar sonucu mağdur durumdadır. Hasat döneminin geldiği
de düşünülürse, bu dönemde bu belirttiğimiz bölgelerdeki insanlarımızın,
çiftçilerimizin, üreticilerimizin ürettiği ürünlerin yüzde 90'ı tamamen harap
olmuştur. Bu mağdur duruma düşen çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum,
Allah'tan, bir daha böyle bir olayla karşılaşmamalarını diliyorum.
Ben, bir şeyi daha burada rica ederek,
sözlerime, gündemimin ana konusuna girmek istiyorum. 2090 sayılı Yasaya göre,
çiftçilerimizin zararının karşılanabilmesi için, tüm mal varlığının yüzde
40'ının hasar görmesi gerekmektedir. Halbuki, burada, çiftçilerimizin ekmiş
olduğu alanlardaki patates, haşhaş, pancar, buğday gibi ürünler ve arpa tamamen
harap olmuştur. Bu bölgelerdeki çiftçilerimizin ihtiyaçlarının hükümetçe
öncelikle giderilmesini ve bu konuda gerekli ilginin gösterilmesini rica
ediyorum.
Sevgili arkadaşlar, gündemimdeki konu,
yöremizdeki tavuk ve yumurta üreticilerinin sorunları üzerinde düşüncelerimi
açıklamak. İlimiz Merkez İlçe, Başmakçı, Dazkırı ve Evciler ile Şuhut
İlçelerimizde tavuk ve yumurta üreticilerinin sorunlarını bir nebze sizlere
anlatmak istiyorum.
Ülkemizde, geçmişte yaşanan ekonomik
krizlerin etkileri, kim ne derse desin, aradan geçen zamana ve hükümet
tarafından ekonominin düzeltildiği yönünde pembe bir tablo çizilmesine rağmen,
artarak devam etmektedir. Esnaf, sanatkâr, sanayici, işçi, köylü, tüm kesimler,
her geçen gün biraz daha batağa sürüklenmekte, kapanan işyeri sayısı 2001 krizi
döneminin sayılarını bile aşmaktadır. Sadece ilimizden söylemek istersem, 2004
yılında 3 018 esnaf işyerini kapatmıştır. 2003 yılında kapanan işyeri sayısı
ilimizde 4 083'tür, 2002'de 3 019'dur. Her yıl çoğalan bir sayıyla, esnaf,
işyerlerini kapatmakta, ticareti terk etmektedir. Bu esnafın ekonomik
uygulamalarından, elbette, yumurta üreticileri de bu dönem, en kötü dönemini
yaşamaktadır. Tavuk ve yumurta üreticiliği, Afyonkarahisar'da, özellikle de
Başmakçı, Dazkırı, Evciler ve Şuhut İlçelerimizde oldukça yaygın bir şekilde
yapılmaktadır. İstanbul'un yumurta ihtiyacının yüzde 65'i, Türkiye'nin yumurta
ihtiyacının da yüzde 25'i ilimizden karşılanmaktadır. Ülke çapında yumurta
borsası Başmakçı İlçemizde kurulmaktadır.
Bu sektörde böylesine yaygın bir ağırlığı
olan ilimizde, üreticilerin çok büyük bir kısmı ağırlaşan piyasa koşulları
nedeniyle işletmelerini kapatmış, kalan küçük bir kısmı ise batma noktasına
gelmiştir. Örneğin, Merkez İlçede bulunan 120'ye yakın büyük çiftlikten bugün
ayakta kalan 30 civarındadır. Başmakçı İlçemiz ve yöresinde, Dazkırı ve Evciler
yöresinde de son beş yıl içinde 1 400 tavuk çiftliği kapanmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Halil Bey, süreniz doldu; ama,
Çakırköy'den de bahsetmek kaydıyla, size 1 dakika eksüre veriyorum.
HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) - Tamamlamaya
çalışacağım Sayın Başkanım.
Böyle bir ortamda, tavukçulukla ve
yumurtacılıkla uğraşanların düştükleri ekonomik durumdan kurtulmaları için
iktidarın desteğine ihtiyaçları vardır. Bu sektördeki en büyük sorunlardan biri
yüksek maliyet girdileridir. Tavukçuluk maliyetlerinin yem ve diğer hammadde
girdilerinde bazı kalemlerin Katma Değer Vergisinin yüzde 1, bazılarının yüzde
8, bazılarının ise yüzde 18 oranında olması, maliyet dengelerini tamamen bozmaktadır.
Yumurtanın Katma Değer Vergisinin yüzde 8 olması, faturalı satış yapan
üreticileri de zor durumda bırakmaktadır. Bugün, yumurtanın maliyeti 90 lira
iken, serbest piyasada anaç yumurtanın birim fiyatı, pazartesi günü itibariyle
70 liradır. Açıkçası, bu ortamda, yumurta üreticilerinin ayakta durabilmeleri
zordur.
Ayrıca bir şeye daha değinerek sözlerimi
sona erdirmek istiyorum. Üretim planlamasının yapılması, arz ve talep
dengesinin kontrol altında tutulması, olası dalgalanmalardan üreticinin korunması
için de gereklidir. Bu konuda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bir çalışma
yapıyor; Türkiye 16 tarım havzasına bölünerek, Avrupa Birliği sürecinde tarımda
rekabetin sağlanması, üretimin belli bölgelerde planlı bir şekilde yoğunlaşması
amaçlanıyor. Bu 16 tarım havzasına baktığımızda şunu görüyoruz: Yumurtanın
sıklet merkezi olan Afyon, yumurtacılık, tavukçuluk bölgesinin içine
alınmamıştır. Ne acıdır ki, tavukçuluk ve yumurtacılık sektörünün lokomotifi,
Türkiye yumurta ihtiyacının yüzde 25'ini karşılayan Afyonkarahisar, tavukçuluk
havzasının içine alınmamıştır. Tarım ve Köyişleri Sayın Bakanından, bu
yanlışlığın öncelikle giderilmesi yönünde taleplerimi yeniliyorum.
Sayın Başkan, değerli üyeler; bir şeyle
sözlerimi sona erdiriyorum. Sandıklı İlçemize, bugün, kaçak olarak, Kıbrıs
üzerinden Mersin'e gönderilen patates gelmektedir. Patates üreticilerinin
sorunları konusu üzerinde geçen dönem Mecliste bir araştırma komisyonu
kurulmuştu. Geçen dönem, patates üreticileri 120-150 000 liraya mal ettiği
patatesi, 80-100 000 liraya satabilmişlerdir. Eğer, bu dönem de, kaçak olarak
giren patatesin önüne geçemezseniz, çiftçi, geçen yıldan daha büyük bir
mağduriyetle karşı karşıya kalacaktır. Geçen yılki sadece Sandıklı İlçemizdeki
zarar 10 trilyonun üzerindedir.
Sevgili arkadaşlar, çiftçi mağdurdur,
tavuk üreticisi mağdurdur; bu mağduriyetlerin giderilmesinde hükümetin daha
fazla ilgi göstermesi ve sorunların çözümünde yardımcı olması dileğiyle,
hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum. ( CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Gündemdışı ikinci söz, fındık
dikim alanlarının tespitine dair Bakanlar Kurulu kararı hakkında söz isteyen
Samsun Milletvekili Mustafa Çakır'a aittir.
Buyurun Sayın Çakır. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
2.- Samsun
Milletvekili Mustafa Çakır'ın, fındık dikim alanlarının tespitine dair Bakanlar
Kurulu kararına ilişkin gündemdışı konuşması
MUSTAFA ÇAKIR (Samsun) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; ülkemizde tarım alanında çalışan çok büyük bir üretici
kesimini ilgilendiren fındık üretim alanlarının yeniden belirlenmesi hususunda
gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi sevgi ve saygıyla
selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
malumlarınız olduğu gibi, fındık alanlarının tespiti 2844 sayılı Fındık Kanunu
olarak bilinen yasaya dayanılarak, Bakanlar Kurulunca tespit edilmektedir. En
son, Bakanlar Kurulunca 2001/3267 sayılı Fındık Alanlarının Tespitine Dair
Karar, 24 Kasım 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Takdir edersiniz ki, birçok ilimiz ve
ilçelerinde, bu fındık kararnamesi, bugün için son derece yetersiz hale
gelmiştir. Düzce İlimizin bütün ilçelerine, Artvin'in Murgul ve Hopa
İlçelerine, Kastamonu'nun Doğanyurt, Sakarya'nın Kaynarca, Karapürçek ve
Ferizli İlçeleri ile Samsun İlimizin merkeze bağlı köylerimize, Baframıza,
Alaçamımıza, Yakakentimize, Ondokuz Mayısımıza, Tekkeköyümüze baktığımızda bu
yetersizliği çok açıkça görmekteyiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
fındık üretimimizden sağlanan ihracat gelirimiz 1 milyar doları aşmıştır. Karadeniz
Bölgemizde ve özellikle, başta Samsun'da olmak üzere, eğimi yüzde 6'nın
üzerindeki alanlarda, alternatif başka üründen gelir elde edilmesi mümkün
olmamakta veya ürün değeri çiftçilerimizin emeğini bile karşılamamaktadır.
Fındık üretimi, ülkemizde, zaten, sınırlı
sayıda ilimizin iklim ve coğrafî şartları içinde yapılabilmektedir. Dünya
ülkeleri fındık ürününü gün geçtikçe daha iyi tanımakta, pazarlama alanı
büyümekte ve ülke ekonomimize katkısı artmaktadır. Fındık üretimi, bu
özellikleriyle üreticilerimizin yaşam kalitesini yükseltmekte ve ülkemize
ihracat geliri bakımından büyük katkılar sağlamaktadır. Bunun yanında, fındık
üretimi iklim şartlarındaki en küçük değişimden büyük oranda etkilenmekte ve
rekoltede düşüşler olmaktadır. Bu da ülkemizin dünya piyasasına sunduğu ürün
arzını olumsuz yönde etkilemektedir. Dünya fındık üretiminde belirleyici olan
ülkemizin, olumsuz koşullardan etkilenmeyeceği bir üretim alanını her zaman
muhafaza etmesi gerektiğinin önemli olduğunu düşünmekteyim.
2844 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ve 2
nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları görülecek lüzum üzerine ve talepteki
gelişmelere göre fındık üretimine izin verilecek alanlar ile ilgili Bakanlar
Kurulunun yeni kararlar alabileceği konusunda gayet açıktır.
Samsun'un fındık üretimine izin verilen
ilçeleri sadece Çarşamba, Terme, Ayvacık ve Salıpazarı İlçeleridir.
Çarşamba'da 240 000, Terme'de 247 000,
Ayvacık'ta 45 000, Salıpazarı'nda 205 000 dekar alanda fındık dikilidir.
Samsun İlimizin merkezine bağlı yerleşim yerlerinde
38 000, Bafra'da 10 000, Alaçam'da 545, Yakakent'te 362, Ondokuz Mayıs'ta 21
512, Tekkeköy'de 26 350, Kavak'ta 155, Asarcık'ta 500 dekar alan fındık
ekilidir.
Fındık ekili alanlarımızda ekonomimize
daha yüksek katkı sağlayacak alternatif ürünlerin başında, yine, fındık ürünü
gelmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MUSTAFA ÇAKIR (Devamla) - Bu yüzden,
Samsun'un bu ilçelerinde de fındık üretimine muhakkak izin verilmelidir.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığımızdan, her
zaman olduğu gibi, ilgili taraflarla koordineli bir çalışma yaparak fındık
alanlarının tespitinin güncelleştirilmesini, bu sorunla yüz yüze olan
vatandaşlarımız adına ümitle beklemekteyiz.
Bu dilek ve temennilerimle, Yüce
Heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Gündemdışı üçüncü söz,
küreselleşme ve yarattığı toplumsal sorunlar hakkında söz isteyen İzmir
Milletvekili Sayın Hakkı Ülkü'ye aitir.
Buyurun Sayın Ülkü. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz 5 dakikadır.
3.- İzmir Milletvekili
Hakkı Ülkü'nün, küreselleşmeye ve yarattığı toplumsal sorunlara ilişkin
gündemdışı konuşması
HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; daha önce çeşitli defalar, üreticilerle ilgili, esnaflarla
ilgili, Petkim'in, TÜPRAŞ'ın özelleştirilmesiyle ilgili olarak söz alma
girişiminde bulundum; ancak, o zamanlar söz verilmedi ya da verilemedi. Bütün
bunların bileşkesi olarak, ben de, küreselleşmenin yarattığı toplumsal
sorunları anlatırsam bunları da kapsar diye çıtayı yükselttim; söz verdiler;
teşekkür ediyorum, öncelikle de Sayın Başkana.
Şimdi, fiilî bir durum olarak, içinde
bulunduğumuz küreselleşmeyle dünyanın yaşadığı en temel gerçek, sermaye
hareketlerinin tümüne yayılması ve sınır tanımaması olarak ifade edilebilir.
Küreselleşmenin, özellikle teknolojik gelişmelerin paralelinde, dünyayı bir
finans piyasasına çevirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Birleşmiş Milletler
İnsanî Kalkınma Raporuna göre, dünyada her gün 1,5 trilyon dolardan fazla para
el değiştirmektedir. Sermayenin bu inanılmaz hızla el değiştirmesiyle yaratılan
rant sonucu, reel ekonominin payı da giderek azalmaktadır. Bu da, üretime
ayrılan sermaye paylarının; yani, yatırımların azalmasına neden olmaktadır.
Para hareketlerinin bunca hız kazanmasının
yıkıcı sonuçları oluyor tabiî. Sıcakpara diye ifade edilen sermaye, hiçbir
sorumluluğu olmaksızın, tüm dünyada rahatça hareket edebilmekte, girdikleri
piyasada umdukları kâr hadlerine ulaşmazlarsa, anında bir başka ülkenin
piyasasına girebilmektedir. Asya krizini, onu izleyen Rusya ve Latin Amerika
krizleri ile ülkemizin 2001 ve 2002'de yaşadığı krizleri buna örnek olarak
verebiliriz.
Bunun yanında, küresel ekonominin başka
bir temel özelliği de uluslararası şirketlere dayanmasıdır. 1970'li yıllarda
çokuluslu şirketlerin sayısı birkaç yüzü geçmezken, günümüzde bu sayı 40 000'i
aşmaktadır. Dünyadaki belli başlı 200 şirketin global cirosu bütün dünyadaki
ekonomik faaliyetlerin dörtte 1'inden fazladır. Bu durumda, başka bir çarpıcı
örnek de, kimi çokuluslu şirketlerin cirolarının birçok gelişmiş ülkenin millî
gelirinin bile üzerinde olmasıdır.
Uluslararası şirketler küreselleşmenin en
önemli ekonomik belirleyicisi olarak görülmektedir. Ancak, bu şirketler,
izledikleri üretim politikalarıyla, ülkelerin toplam gelirlerini ve bu
gelirlerin dağılımını da önemli ölçüde etkilemektedirler. Özellikle
küreselleşmenin yeni bir dalga olarak ortaya çıktığı 1980'lerin başında, hem
ülkeler arasında hem de ülkelerin kendi içinde gelir dağılımı giderek
kötüleşmektedir. Bu konudaki rakamlar çok çarpıcıdır ve şu gelişmeleri ifade
etmektedir: Dünyanın en zengin ülkesi ile en fakir ülkesinin ortalama geliri
arasındaki oran, 20 nci Yüzyılın başlarında 9/1 iken, günümüzde bu oran 60/1
olmuştur.
Küreselleşme, gelir dağılımı bozukluğuna
paralel olarak sosyal refah devleti anlayışının yıkılmasıyla birlikte, işsizlik
oranlarını da hızla artırmıştır. Özellikle küresel rekabete vurgu yapan
hükümetler, işgücü üzerindeki sosyal amaçlı koruma mekanizmalarını kaldırma
eğilimindedirler. Tıpkı, bugün, Türkiye'de olduğu gibi.
Küreselleşme hareketi, yüksek olan
sermayenin yararına işlemekte, dolaşım olanağı bulunmayan ya da çok düşük olan
emek faktörünün de zararına çalışmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
küreselleşme, dünya üzerinde sınırlı sayıdaki insanı mutlu ederken, büyük
çoğunluğu açlığa, yokluğa ve işsizliğe mahkûm etmektedir.
Ülkemizin bu küresel gerçekler karşısında
aldığı tutum ise, maalesef, küreselleşmenin gönüllü kölesi olmaktan ibarettir.
Türkiye Cumhuriyetinin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olarak, Sayın Ali
Babacan, 2005 yılında, Türkiye'de özelleşme ve yabancı sermaye girişinde
rekorlar kırılacağını ifade ederek, bunu açıkça da ifade etmektedir. Hemen
arkasından da, Başbakanımız "işsizliği Almanya çözememiş, ABD çözememiş,
ben mi çözeceğim" diyerek, uyguladığı politikaların yaratacağı sosyal
sorunları şimdiden meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Yani, küreselleşmeye uygun
olarak, sermayenin her anlamda önü açılmakta, ortaya çıkacak sosyal problemler
ise, meşru ve olağan karşılanmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP
Hükümetinin, iktidara geldiği günden beri, uluslararası finans çevrelerinin
güdümünde uyguladığı iktisadî ve malî politikaların ülkemiz halkına yüklediği
ağır faturanın karşılığı, her gün yeniden ortaya çıkıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım Hakkı Bey.
HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - AKP bir yandan ülke
ekonomisinin belkemiği olan TÜPRAŞ, Tekel, Petkim, Erdemir ve Türk Telekom gibi
kuruluşlarımızı satışa çıkarırken, ihracata dönük üretim modeli uygulamasının
bedeli olarak da ucuz işgücü anlayışıyla halkımızın yaşadığı yoksulluğu ve
işsizliği daha da artırmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde Devlet İstatistik
Enstitüsünün açıkladığı rakamlara göre, ülkemizde, yoksulluk sınırının altında
yaşayanların sayısı 19 400 000'e çıkmıştır. Devlet İstatistik Enstitüsünün
açıkladığı işsizlik rakamlarına göre ise, çalışabilir nüfusumuzun yüzde 11,7'si
yani 2 750 000'i işsiz durumdadır. İstihdam edilen 20 838 000 kişinin neredeyse
yarısı kayıtdışı çalışmaktadır. Şu da bilinmektedir ki, gerçek rakamlar,
açıklanan bu resmî rakamların çok üstündedir.
Ekonomide yürütülen IMF ve uluslararası
sermaye güdümlü politikaların yarattığı sosyal sorunların en bariz örneği ise,
bir tür sosyal patlama diyebileceğimiz ve her gün katlanarak artan kapkaç,
hırsızlık, gasp ve cinayet olaylarıdır. Öyle ki, yaşanan olaylar, artık,
gazetelerin 3 üncü sayfalarına da sığmaz hale gelmiştir. AKP Hükümetinin
yaptığı gibi, bu kadar fazla kraldan çok kralcı olmak kabul edilemez.
Tabiî ki, küreselleşmeye karşı devlet
yeniden yapılandırılacaktır; fakat, hükümetin yeniden yapılanmadan anladığı tek
şey özelleştirmedir, ülkemizin paha biçilmez zenginliklerinin uluslararası
şirketlere sunulmasıdır.
Bakın, küreselleşme sürecinde istenen şey,
devletin, halka değil, sermayeye hizmet etmesidir; yani, mesele, ulusdevlet
meselesi değildir; mesele, artık, halkların meşru organizasyonları
denilebilecek devlet tüzelkişiliklerinin tasfiye edilmesi ve halkların
sermayenin insafına terk edilmesidir.
En liberal gelişmiş ülkeler bile, bugün,
sermayenin serbestleşmesi anlamında, kuralsızlaştırmayı, sıcakparanın serbestçe
giriş çıkışını kabul etmemekte ve ülkeleri için yaşamsal önemdeki iktisadî
kuruluşları özelleştirme yoluna gitmemektedirler. AB Anayasasının Fransa ve
Hollanda'da reddinin liberal politikalara karşı tepki olduğu bir gerçektir.
Sayın Başkan, müsaade ederseniz, bir vurgu
daha yapmak istiyorum. Halklarını düşünen devletler, yeni dönemin yeni
gereklerine, piyasa karşısında düzenleyici, denetleyici ve yönlendirici
politikalar üreterek cevap vermektedir. Peki,
bizim derdimiz nedir? Ekonomiyi düzeltmek için farklı politikalar
uygulanamaz mı? Eğer reform buysa, şimdiki durumsa, bunu herkes yapar; ama, o
zaman elinizde yönetebileceğiniz bir devlet bile kalmaz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
halkların temel örgütlenmesi olan devletlerinden başka hiçbir gücü kalmamıştır.
Bu meşru yapının yürütme yetki-sini elinde bulunduranlar halk için çalışmak
zorundadır. Ekonomi üzerindeki demokratik denetim, IMF'nin değil, halkın sesine
kulak vererek gerçekleşebilir.
Hükümet, bugün, en iyimser
değerlendirmeyle, ağaçlara bakarken ormanı görememe durumunu yaşamaktadır.
Çünkü, Sayın Ali Babacan, özelleştirmede ve sermaye girişinde bu yıl rekorlar
kırılacağını söylerken, ülkemizi ve halkımızı küresel güçlerin eline teslim
ettiklerinin farkında değil gibi görünüyorlar. Oysa, biz, Türkiye olarak, AKP
Hükümeti eliyle hızla küresel sorunların içine doğru sürüklenmekteyiz.
İşsizlik, yoksulluk, açlık ve hızla artan suç olayları bugün Türkiye'nin
yaşadığı en temel gerçeklerdir.
Halkımızı devletsiz bırakmayalım, IMF
heyetleri karşısında el pençe divan durup, halkı azarlamakla, küresel güçlerin
maşası gibi davranmak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerine yakışan bir tavır
değildir.
Bu düşüncelerle, herkesi sevgi ve saygıyla
selamlıyorum. Sayın Başka-na da, gösterdiği tolerans için teşekkür ediyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
(10/128) esas numaralı Meclis Araştırması
Komisyonunun Başkanvekili seçimine ilişkin tezkeresi vardır; okutup
bilgilerinize sunacağım.
Bu arada, oturum boyunca Kâtiplerin
oturarak okumalarını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Okutuyorum:
B) Tezkereler ve Önergeler
1.-
(10/128) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda açık bulunan
Başkanvekilliği seçimine ilişkin Komisyon Başkanlığı tezkeresi (3/851)
Tarih: 14. 6.2005
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Komisyonumuz, Başkanvekili seçmek üzere
15. 6.2005 günü saat 14.30'da Ana Bina PTT Karşısı Araştırma Komisyonu Toplantı
Salonunda 7 üyeyle toplanmış ve aşağıda ismi yazılı sayın üye belirtilen göreve
seçilmiştir.
Recep Özel
Komisyon Başkanı
Adı
ve Soyadı Seçim Bölgesi Aldığı Oy
Başkanvekili: Mehmet Kılıç Konya 7
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Komisyondan istifa tezkeresi vardır;
okutuyorum:
2.- Erzurum
Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut'un TBMM Anayasa Komisyonu üyeliğinden
çekildiğine ilişkin önergesi (4/305)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
TBMM Adalet Komisyonunda görev
alacağımdan, halen üyesi bulunduğum TBMM Anayasa Komisyonundan ayrılmak
istiyorum.
Gereğini arz ederim.16.6.2005
Mustafa Nuri Akbulut
Erzurum
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine
göre verilmiş 2 tezkeresi vardır; ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım.
3.- Devlet
Bakanı Kürşad Tüzmen'in Moğolistan'a yaptığı resmî ziyarete katılacak
milletve-killerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/852)
14.6.2005
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in, 10-12
Mayıs 2005 tarihlerinde Ulanbator'da düzenlenen Türkiye-Moğolistan Karma
Ekonomik Komisyonu lV. Dönem Toplantısına katılmak üzere, bir heyetle birlikte
9-13 Mayıs 2005 tarihlerinde Moğolistan'a yaptığı resmî ziyarete ekli listede
adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu
konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini
arz ederim.
Recep Tayip Erdoğan
Başbakan
Liste:
Mehmet Yıldırım (Kastamonu)
Taner Yıldız (Kayseri)
Ufuk Özkan (Manisa)
İdris Sami Tandoğdu (Ordu)
Engin Altay (Sinop)
Osman Kılıç (Sivas)
BAŞKAN - Kabul edenler…
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar
yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Karar yetersayısını arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Karar yetersayısı yoktur; birleşime 5
dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 14.53
ÜÇÜNCÜ
OTURUM
Açılma
Saati: 15.05
BAŞKAN:
Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP
ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 113 üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
B) Tezkereler ve Önergeler (devam)
3.- Devlet
Bakanı Kürşad Tüzmen'in, Moğolistan'a yaptığı resmî ziyarete katılacak
milletve-killerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/852) (Devam)
BAŞKAN - Başbakanlık tezkeresinin
oylanmasında karar yetersayısı bulunamamıştı.
Şimdi, tezkereyi yeniden oya sunacağım ve
karar yetersayısı arayacağım. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar
yetersayısı vardır; kabul edilmiştir.
Diğer tezkereyi okutuyorum:
4.- Kültür
ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un, Birleşik Arap Emirliklerine yaptığı resmî
ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/853)
14.6.2005
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un,
Dubai'de düzenlenen Arabian Travel Market 2005 Turizm Fuarına katılmak ve
görüşmelerde bulunmak üzere 3-6 Mayıs 2005 tarihlerinde Birleşik Arap
Emirliklerine yaptığı resmî ziyarete, Samsun Milletvekili Mustafa Demir'in de
iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu Kararının sureti
ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini
arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
BAŞKAN - Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi
Grubunun, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup,
oylarınıza sunacağım.
Öneriyi okutuyorum:
V.-
ÖNERİLER
A) Sİyasî Partİ Grubu Önerİlerİ
1.-
Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun 16.6.2005
Perşembe günü (bugün) yapılan toplantısında siyasî parti grupları arasında
oybirliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu
maddesi gereğince, Genel Kurulun onayına sunulmasın arz ederim.
Saygılarımla.
Kemal Anadol
CHP Grubu Başkanvekili
Öneri:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi gündeminin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler" kısmının 149 uncu sırasında yer alan 568'e 1 inci ek sıra
sayısının, bu kısmın 5 inci sırasına alınması önerilmiştir.
BAŞKAN - Grup önerisi
üzerinde söz isteyenler var.
Lehte söz isteyenler;
Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart, Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek;
aleyhte söz isteyenler, Adıyaman Milletvekili Sayın Hüsrev Kutlu, Tokat
Milletvekili Sayın Zeyid Aslan.
Konuşma süreleri 10'ar
dakikadır.
İlk sırada, Sayın Atilla
Kart konuşacaklar.
Buyurun, Sayın Kart. (CHP
sıralarından alkışlar)
ATİLLA KART (Konya) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından
Danışma Kuruluna sunulan Grup önerisi hakkında lehte konuşmak üzere söz almış
bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bugün, gündeme getirdiğimiz dosya, Düzce Milletvekili Sayın Fahri Çakır'la
ilgili bir dosya. İstanbul Büyükşehir Belediyesiyle ilgili dosyalara bu hafta
ara veriyoruz.
Düzce Milletvekili Sayın
Fahri Çakır hakkındaki suçlama, genel bir tehlike doğuracak şekilde bina
yıkılmasına ve ölüme neden olma suçudur. Bu olayda ölü sayısı 20 kişidir. Daha
açık bir ifadeyle, 12 Kasım 1999 tarihinde meydana gelen Düzce depreminden söz
ediyorum değerli arkadaşlarım. Bu depremde yıkılan bir binadan söz ediyorum;
yani, klasik anlamda dikkatsizlikle, tedbirsizlikle yol açılan bir trafik
olayından değil, bir depremde bina yıkılmasına yol açmadan söz ediyorum. Bu
binanın eksik, hatalı malzeme kullanımı veya yanlış proje sebebiyle
yıkılmasından söz ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu
dosyada Sayın Çakır ile birlikte 3 kişi daha, Türk Ceza Kanununun 383/2 nci
maddesine muhalefetten yargılanmışlar, sözü edilen kişiler birer yıl ağır hapse
mahkûm olmuş, 59 uncu madde uygulamasıyla bu ceza on ay ağır hapse düşmüş.
Başka bir ifadeyle, Sayın Çakır ile benzer konumda olan kişiler yönünden de bir
mahkûmiyet kararı verilmiş.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye, bir deprem olgusuyla karşı karşıya. Sistemin çelişkilerinden ve
zafiyetlerinden yararlananlar, imar mevzuatını altüst ederek, acımasızca kâr
hırsıyla insanların toplu ölümlerine yol açıyorlar. Bunun en acı örneklerini,
17 Ağustos 1999 Marmara depreminde hep birlikte yaşadık. Bu depremden, daha
sonra meydana gelen Bingöl depremlerinden yine almamız gereken dersleri
maalesef alamadık.
Sistemin yanlışlarını
tespit etmek ve kuralların eşit olarak uygulanmasını sağlamak yerine, bazı
günah keçilerini tespit ettik, onlara yüklendik, böylece vicdanlarımızı
kendimizce rahatlattık ve görevimizi de yapmış olduk. Keşke gerçeklere çözüm
bulmak bu kadar kolay olabilseydi.
Bakın değerli
arkadaşlarım, bu günah keçilerinden birisi de, kamuoyunun yakından tanıdığı
Veli Göçer idi. Veli Göçer, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı; aynı
maddeden yargılandı, Sayın Fahri Çakır'ın yargılandığı maddeden yargılandı;
yirmibeş yıl ceza aldı değerli arkadaşlarım. Veli Göçer, yirmibeş yıl ağır
hapse mahkûm oldu, 5 ayrı binanın yıkılmasına yol açtığı için; her bir olay
için beşer yıl olmak üzere, bu cezayı aldı.
Konya mahkemesi, Düzce
mahkemesinden farklı olarak, olayda üst sınırı uyguladı.
Yanlış
değerlendirilmemesi için hemen ifade ediyorum; Veli Göçer'e verilen cezayı,
yerindedir yerinde değildir, azdır çoktur şeklinde bir değerlendirmeye tabi
tutmuyorum. Olayın halen Yargıtay aşamasında olduğunu biliyorum. Anlatmak
istediğim, suçlamanın niteliği, vahameti ve sosyal boyutudur.
Peki, bu olaylar ve
dosyalar konusunda Genel Kurul olarak biz ne yapıyoruz?! Bir taraftan, bu
konularda, görünürde, sosyal ve teknik düzenlemeler yapıyoruz; diğer taraftan
da, bu tür suçlamalara maruz kalan, yasama faaliyetiyle doğrudan veya dolaylı
hiçbir ilgisi olmayacak bir suçlamadan dolayı -ki, bu suçlama, bu dosyadaki
suçlama mahkûmiyet aşamasına varmıştır- birilerini koruma zırhına bürümeye
devam ediyoruz. Hiçbir şekilde izahı yapılamayacak bir uygulamadan söz
ediyorum. Bu uygulamanın savunmasını ve haklılığını, hiç kimse ifade edemez,
iddia edemez; bunun adı imtiyazdır değerli arkadaşlarım, bunun adı
ayrıcalıktır.
Bakın değerli
arkadaşlarım, ayrıca şu savunma yapılıyor: Efendim, bu ve benzeri suçların
milletvekiliyken işlenmesi pek mümkün değil, bunun örneği yok. Milletvekili
olmadan evvel işlenmiş olan suçlardan dolayı da milletvekilliği görevini
engellersek, millet iradesine aykırı davranmış oluruz gibi savunmaların zaman
zaman yapıldığını biliyoruz. Değerli arkadaşlarım, yanlış bir savunma bu da.
Milletvekili, bu yanlış ilişkilere doğrudan girmiyor. Nasıl giriyor;
milletvekilinin ve bakanların akraba ve yakın çevresinde, bakıyoruz, hemen
ticarî dehalar oluşuyor, hemen böyle bir grup oluşuyor. 23 yaşında, 25 yaşında
olan, hiçbir iş tecrübesi olmayanların, bir anda, gemi nakliyesi, deniz
ulaşımı, mısır ithalatı... Beş, beş yetmiyor, yedi yıldızlı turistik oteller
açtıklarını görüyoruz. Böyle bir gruplaşmanın doğduğunu, hemen, bir yıl içinde,
iki yıl içinde bunun oluştuğunu görüyoruz ve bu insanların ithalat, ihracat,
turizm sektörlerinde ağırlıklı olarak, milyon dolarlık işler yaptığını
görüyoruz. Diğer taraftan da, geliyoruz, burada, Mecliste, bir taraftan fakir
fukara, garip gureba söylemini sürdürüyoruz siyasî iktidar olarak.
Değerli arkadaşlarım, bu
söylemlerde bulunanları, ciddiyete ve inandırıcı olmaya bir defa daha davet
ediyorum. Bakın, burada haftalardır anlatıyorum, hükümeti ve bürokratları
haftalardır uyarıyoruz; hangi konuda uyarıyoruz -yine uyarmaya devam edeceğiz-
5 dokunulmazlık dosyasındaki 400 000 000 dolarlık hazine zararından söz ediyorum
değerli arkadaşlar. Yani, dokunulmazlık kurumunu amacı dışında kullandığımız
zaman nasıl sonuçlara yol açıyoruz, bunu anlatmaya çalışıyorum. Üzücü ve
düşündürücü olan husus, hükümet sözcüleri, Genel Kurulda bu konuda da kamuoyunu
yanlış bilgilendirmeye ve yanıltmaya ısrarla devam ediyorlar.
Bakın, hep ifade
ediyoruz; hukukî sorumluluk ile cezaî sorumluluk farklı kavramlardır. Ceza
davasından beraat edebilirsiniz; ama, tazminattan sorumlu tutulabilirsiniz
veyahut hakkında ceza davası açılmamış olsa bile, tazminat sorumluluğu
doğabilecek haller vardır. İşte, bu haller, İstanbul Büyükşehir Belediyesiyle
ilgili, İGDAŞ, BELBİM, AKBİL dosyaları ile kayıp trilyon ve Maliye Bakanının
150 000 000 dolarlık sahtecilik, hayalî ihracat dosyasında bütün unsurlarıyla
mevcut. Bu dosyalardaki sanık durumunda olanların tazmin sorumluluğunu bir
tarafa bırakıyorum; bunların tazmin sorumluluğu hakkında, ceza zamanaşımının,
tazminat zamanaşımını belli bir süre durduracağını herkes biliyor, bunu tekrar
anlatmaya gerek yok. Benim anlatmak istediğim şu: Hakkında ceza davası
açılmayan veya ceza davasından mahkûm olan ve bu suretle de hukukî sorumlu
bulunan bu kişiler ve bu bürokratlar hakkında neden tazminat davalarını
açmıyorsunuz diye soruyorum, sormaya da devam edeceğim. Burada, Borçlar
Kanununun 60 ıncı maddesindeki zamanaşımını kesen ve ilave eden madde
uygulanmaz değerli arkadaşlarım; bunun uygulanma yeri yok. Devam ediyorum
tabiî… Bir mahkûmiyetten söz ettim. İhaleye fesattan dolayı İstanbul 4. Ağır
Ceza Mahkemesi kararıyla mahkûm olan Albayraklar grubu hakkında bu dava neden
açılmıyor? Birisi gelsin, bana bu cevabı versin değerli arkadaşlarım.
Bakın, bu kişiler ve
gruplar hakkındaki tazminat davalarının zamanaşımları dolmak üzere. Maliye ve
İçişleri Bakanlığı bürokratlarını ve hukuk birimlerini bir defa daha
uyarıyorum. İçişleri ve Maliye Bakanları size bu davaların açılmaması için
talimat vermiş olsalar bile, siz bu davaları açmak zorundasınız. İlgili
bakanların vermiş olduğu bu talimatlar kanunsuz emir niteliğindedir. Kanunsuz
emri yerine getiremezsiniz. Kanunsuz emir yerine getirilemez. Kanunsuz emri
yerine getirdiğiniz takdirde, en hafif deyimiyle ifade ediyorum, görevi kötüye
kullanmak ve tazminattan dolayı kişisel anlamda sorumlu olursunuz; bu,
kaçınılmazdır. Birileri sizlerin hakkında bu yargılama sürecini mutlaka
başlatır. Onun için, yasal görevlerinizin ve sorumluluklarınızın gereğini yapın
diye ilgili bürokratları ve hukuk birimlerini bir defa daha uyarıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
akılcı düşünmeye davet ediyorum. Hepinizi, hepimizi akılcı düşünmeye davet
ediyorum. Dokunulmazlık kurum ve
kavramı, amacı dışında kullanılıyor. İçtüzük, eylemli ve organize bir şekilde
ihlal ediliyor. Öylesine kötü kullanılıyor ki, siyasî iktidara karşı
muhalefetin baskı altına alınmasını engellemek amacıyla getirilen…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Atilla Bey, 1
dakikalık eksüre veriyorum. Lütfen, o süre içinde toparlayalım.
ATİLLA KART (Devamla) -
…bu kürsü ve yasama sorumsuzluğunun yüz kızartıcı suçlar için bir koruma zırhı
olarak kullanıldığını görüyoruz değerli arkadaşlarım. Onun için, diyorum ki,
dokunulmazlık kurum ve kavramını amacı dışında kullanmaktan artık vazgeçelim.
Değerli arkadaşlarım,
bakın, bu Mecliste, bu Meclisle bağlantılı olarak 22 Haziran 1991 tarihinde
"lojman cinayeti" adıyla müessif bir olayın işlendiğini hepimiz çok
iyi biliyoruz. Dokunulmazlık kurumunun amacı dışında kullanıldığı, bu davayla
ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararında da zikrediliyor değerli
arkadaşlarım. O kararda özet olarak şu deniyor: Hazırlık soruşturmasının
dokunulmazlık sebebiyle gereğince yapılamadığı; soruşturmanın üstü kapalı
geçtiği; delillerin toplanamadığı ve bu durumun yargılamanın sıhhatini
etkilediği ve bütün bunların da dokunulmazlık kavramının amacı dışında
kullanılması sebebiyle meydana geldiği ifade ediliyor.
Maalesef, bizler, Genel
Kurul olarak, şu anda 22 nci Yasama Döneminde -tekrar üzülerek ifade ediyorum-
yaptığımız uygulama ve organize İçtüzük ihlallerimizle bu sonuca katkı
sağlamaya devam ediyoruz. Bu sebepledir ki, geldiğimiz aşamada sizleri bir defa
daha değerlendirme yapmaya, sağduyulu davranmaya davet ediyor; Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Ankara
Milletvekilimiz Sayın Yakup Kepenek; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10
dakika.
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinizi saygı ve
sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bugün
16 Haziran; 1970'te, İstanbul'da bir yürüyüşte yaşamını yitiren, hak ararken
yaşamını yitiren işçilerimizi saygıyla anıyorum ve ülkemizde hak arama ve
düşünce yönündeki çalışmaları nedeniyle yaşam yitirmenin sona ermiş olmasını,
bundan sonra böyle olayların olmamasını diliyorum.
Değerli arkadaşlar, ben,
gündemimizde olan Sayın Çakır'ın dosyası üzerinde konuşacak değilim. Bu konuda
değerli arkadaşım Sayın Kart gerekli teknik açıklamaları yaptı. Burada
görüşülmekte olan, Meclise gelen dosyalar, dokunulmazlıkların kaldırılması
konusundaki tartışmalar aylardır sürüp gidiyor; ama, biz, burada, bir noktayı
gözden kaçırıyoruz. Kaçırdığımız nokta şudur: 22 nci Dönem, Üçüncü Yasama
Yılını tamamlamak üzeredir ve biz, üç yıl boyunca, sürekli olarak, bu konuyu,
CHP olarak, gündemde tutuyoruz; ama, çok üzülerek belirteyim ki, bu konuda
gerekli anlayışı, yanıtı, işbirliğini, birlikte iş yapmayı, İktidar Partisi
kanadından göremiyoruz, bulamıyoruz.
Burada çok kısa bir
hatırlatma yapmama lütfen izin verin. Buraya geldiğimiz günlerden başlayarak,
seçim öncesini bir tarafa bırakalım, dokunulmazlık meselesinin ele alınması
için çaba harcadık. Önce bir soru önergesiyle, Sayın Genel Başkanınız,
Başbakanımız Tayyip Erdoğan'dan dokunulmazlık konusuna nasıl çözüm bulunacağını
ben sordum. Sayın Şener'in imzasıyla verilen yazılı yanıtta, Anayasa
değişiklikleri kapsamında bu konunun ele alınabileceği, sorunun karmaşık olduğu
belirtildi. Sonuçta, bu konuda bir araştırma önergesi verildi ve Sayın
Kutlu'nun başkanlığında oluşturulan bir komisyonda, bu konu ele alındı,
ayrıntılı olarak çalışıldı. Geldiğimiz noktada, onca Anayasa değişikliği
yapıldı; ama, ne hikmetse, nasılsa, dokunulmazlık konusu gündeme gelmedi.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, burada, belirtilmesi gereken önemli birkaç nokta var. Son Anayasa
değişikliğini dün yaptık RTÜK'le ilgili. İşbirliği yaptık, elbirliği yaptık,
Anayasayı değiştirdik; ama, dokunulmazlığa gelmedik, dokunamadık.
Değerli milletvekilleri,
o çalışmalar bağlamında birkaç konunun altını çizmeme izin verin. Gerek yerli
gerek yabancı tüm uzmanlar, bu işin yetkilileri, herkes aşağı yukarı,
milletvekili dokunulmazlığının, ülkemizdeki uygulanmasıyla, uygulanma biçimiyle
çok geniş olduğunu, daraltılması gerektiğini belirtiyorlar, bunun altını
çiziyorlar; bu, bir. İkincisi, bir başka nokta var; İktidar Partisinin
sözcüleri, sürekli olarak, buralarda ve komisyon çalışmalarında hep şunu
söylediler: Kamu çalışanları içinde başka dokunulmazlar var; onlar varken,
neden milletvekilleri; bu mantık hep öne sürülüyor. Şimdi, değerli hukukçu
arkadaşlar çok iyi bilirler, uygulamacılar da bilir ki, kamu çalışanlarının
yargılanmadığı, dokunulmaz olduğu görüşü geçerli değildir. Onlar, belli
yöntemlerle, belli usullerle yargılanıyorlar. Dolayısıyla, bizim konumumuzu
diğer kamu görevlileriyle, sivil-asker, kimseyle karıştırmamak gerekir.
Bir başka önemli nokta
daha var; iktidarınız, daha geçen aylarda, yeni dokunulmazlıklar yaratmaya
çalıştı. İçişleri Bakanlığının bir genelgesiyle, trafik cezalarının yabancı
elçilik mensuplarına, milletvekillerine ve yargı mensuplarına uygulanamayacağına
dair genelge çıkardınız. Şimdi, bu, yeni dokunulmazlıklar yaratma çabasından
başka bir şey değil. Hani, başka dokunulmazlıklar olmayacaktı. Bir kez, bu,
tümüyle yanlış. İkincisi ve çok daha önemli olarak, biz burada neyi istedik;
biz, burada, değerli arkadaşlarım Sayın Kart, Sayın Yergök ve Sayın Kılıç'la
birlikte, Anayasanın 83 üncü maddesinin değiştirilmesini ve -dikkat edin-
dokunulmazlıkların sınırlandırılmasını istedik. Şimdi, dokunulmazlıkların
sınırlandırılmasından maksadımız neydi; Anayasanın 76 ncı maddesinde sözü
edilen ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı
kötüye kullanma, dolanlı iflas, kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat
karıştırma suçlarını işleyen milletvekillerinin, Yargıtay Ceza Kurulunun
yargılama ve tutuksuz olarak yargılanma ve yasama çalışmalarını engellemeyecek
biçimde yargılanmasının yollarının açılmasını istedik. Bu saydığım suçlar,
esasen, Anayasamıza göre, milletvekili olmaya engeldir. Yani, bizim Anayasa
değişikliği önerimizde, milletvekillerinin bu kürsüden söyleyecekleri ya da
milletvekilleri olarak yaptıkları çalışmaları sınırlayan herhangi bir şey
yoktu; bunu, biz, önerimizde "yasama sorumsuzluğu" olarak, ayrı bir
alt başlık olarak -83/4/a diye- 83 üncü maddeye ek olarak önerdik ve
dokunulmazlığın sınırlandırılmasını da bu çerçeveye indirgemeyi önerdik. Bütün
bunlar, burada dikkate alınmadı. Oysa, bir milletvekilinin bu konularda
dokunulabilir olması, hem hukuk sistemimizin genel anlayışı için hem Anayasanın
genel anlayışı için hem de ulusal ve uluslararası uygulama için gerekli ve
zorunluydu.
Tekrar edeyim, üçüncü
yılımızı tamamlıyoruz ve biz, bu konuyu, üçüncü yılımızda da tamamlamadan
geçiştiriyoruz. Burada çok önemli bir nokta var, altının çizilmesi gereken
önemli bir nokta var; o da şudur: Değerli arkadaşlar, Meclisimiz, ulusal
egemenliğin -eski deyimiyle- tecelligâhıdır, somut anıtıdır, yapısıdır. Biz,
suyun başındayız. Gururla, övgüyle 85 inci yılını kutluyor ulusal egemenlik,
ülkemizde. Gurur verici bir şeydir, doğrudur, iyidir; ancak, ulusal egemenliğin
gereğini yerine getirmekte üzerimize düşeni yapmalıyız. Bu ülkede, doğruluğu,
dürüstlüğü, erdemi, ahlakı egemen kılmak için, işe başlanması gereken birinci
yer burasıdır. Bunu yapmadığımız takdirde, dönüp halkımıza, birilerine, vergi
verenine vermeyenine "doğru olun, dürüst olun, verginizi verin,
vatandaşlık görevlerinizi tam olarak yerine getirin" deme hakkımız
olabilir mi?! Önce, ülkemizde, siyasetin temizlenmesi, siyasetin güven
kazanması gerekir ki, toplumun diğer kesimlerinde de güven oluşsun, toplum
kendine gelsin, hak arama yolları açılsın ve güvenin, dayanışmanın, doğruluğun
egemen olduğu bir toplumsal yapıyı elbirliğiyle oluşturabilelim.
Şimdi, bu tür toplumsal
değerlerin aşınmasını önlemek, ahlak değerlerinin yeniden ağırlıklı olarak
egemen olması, geçerli kılınması için yapmamız gereken birinci iş…
Cumhurbaşkanının geri göndermesine rağmen, anayasa değişikliğini, dün büyük bir
hızla geçirebildik; dokunulmazlıkla ilgili anayasa değişikliğini de çok büyük bir
hızla, iki taraf anlaşarak, hemen yapabiliriz. Halkımızın arasına böyle
gidelim. Çekinmeyin ve korkmayın.
Haa, bir nokta daha var,
son zamanlarda. Partinizin, İktidar Partisinin önde gelen sözcüleri,
Başbakanımız -bugünlerde Meclis Başkanı da buna katıldı- özellikle "halka
gideriz; referandum, halk oylaması... Referanduma gidilmeli belli
konularda" diye sözler söylüyorlar, "gerekirse halka gideriz"
korkutmacasıyla muhalefete yüklenmeye çalışıyorlar.
Değerli arkadaşlar, var
mısınız, şu anayasa değişikliğini dokunulmazlık konusunda yapalım veya
yapmadan, şu dokunulmazlık meselesinde halk oylamasına var mısınız?
İLYAS ARSLAN (Yozgat) -
Başörtüsünde de varız.
YAKUP KEPENEK (Devamla) -
Bunun halk oylamasına gitmeyişinin…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım; 1
dakika eksüre veriyorum.
Buyurun Sayın Kepenek.
YAKUP KEPENEK (Devamla) -
Bazı iktidar sözcüleri "muhalefet halka gitsin gerekirse" demeye
getiriyorlar. Ben, şu kadarını söyleyeyim; halka götürülmesi gereken konular var;
ama, bunların başında Anayasanın ana ilkeleri, temel doğruları gelir. Bu ana
doğruların, temel ilkelerin başında da yasama görevinin yerine getirilmesindeki
eksikler ve fazlalar gelir. Yasama dokunulmazlığı da bunun birincil kilit
noktasıdır. Eğer, referandum söz konusu olacaksa, başlaması gereken yer yasama
dokunulmazlığıdır. Ben, yeni döneme geçmeden, tatile girmeden yasama
dokunulmazlığı konusunun ele alınmasını, anayasa değişikliği yapılarak temiz
bir anlayışla halka gidilmesini ve halka, görevini yapmış insanların iç
huzuruyla gidilmesini öneriyorum.
Bu anlayışla, hepinize
saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Aleyhte, Sayın
Hüsrev Kutlu; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Adıyaman) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; çarşamba dokunulmazlık
günleri artık kaldırıldı, perşembe günlerine alındı; iki haftadır perşembe
günleri aynı konuları görüşmeye devam ediyoruz.
Biliyorum, bu konularda
yüzüm eskidi. Artık, dokunulmazlık konusunda Hüsrev Kutlu'yu dinlemek de cazip
gelmiyor; ama, Sayın Atilla Kart'la rekabet içerisindeyiz. Bir o bir ben, bir o
bir ben; ama, geçen hafta ben mola verdim, Sayın Kart mola vermeden başarılı
bir şekilde devam etti. Azminden dolayı kendilerini tebrik ediyorum.
Arkadaşlar, bugün Sayın
Kart'ın üslubu daha değişikti, hangi dosyayı görüştüğümüzü, kimin hakkında
görüştüğümüzü izah etti. Ufak bir eksiklik vardı, ortaklar hakkında verilen
ceza, doğrudur, dört kişi hakkında dava açılmış, üçü hakkında bir yıl hapis
cezası verilmiş ve bu cezalar tecil edilmiş. Tecil edilme kısmını ya ben
atladım ya söylenmedi.
ATİLLA KART (Konya) -
Doğru, söylediğiniz doğru.
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla) - Yani, şu anda Sayın Fahri Çakır da yargılanmış olsaydı, en kötü
ihtimalle -ki, bir kimse hakkında ceza verilmeden onu mahkûm etmek mümkün değil
ama- dikkatsizlik, tedbirsizlik sonucu veya meslek ve sanatta acemilik sonucu
ölüme sebebiyet vermekten bir yıl…
ATİLLA KART (Konya) - 455
değil, 383…
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla) - 383'e 2…
ATİLLA KART (Konya) -
İkisi de çok farklı, biliyorsunuz; içeriği çok farklı.
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla) - Evet, maddenin başına bakarsanız, ilk fıkrasında, başlayana…
BAŞKAN - Sayın Kutlu,
Sayın Kart, ikiniz de, tamam, bu konularda ehilsiniz; ama, bu şekilde tartışmak
İçtüzükte yok. O nedenle, siz, Genel Kurula hitap edin; Sayın Kart da sizi
dinlesin.
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Şimdi, bir yıl ceza almış
ve tecil edilmiş olacaktı.
Dokunulmazlığı olunca ne
olur; zamanaşımından kurtulacak mı; kurtulamayacak. Daha sonra, yine, en kötü
ihtimalle yargılanıp, bir yıl ceza alıp, ertelenecek.
Bu olay olduktan sonra,
yaklaşık iki yıl sonra genel seçimler olmuş ve genel seçimlerde Sayın Fahri
Çakır milletvekili adayı olmuş. Halk arasında Veli Göçer benzetmesi yapıldığı
gibi bir izlenim olsaydı; yani, başkalarına yapılan onlarca bina malzeme
eksikliğinden çökmüş olsaydı, bu arkadaşımızın milletvekili seçilmesi mümkün
olmazdı; ama, Düzce gibi küçük bir yerde, herkesin bildiği bir olay sebebiyle,
demek ki, vatandaş, bu arkadaşımızı bu konuda suçlu görmemiş. Zaten, yapılan
bina kendi şahıslarına ait olup, dört ortak tarafından yapılan kendi
ailelerinin ve akrabalarının oturduğu bir binadır. Bu bina, bilemiyoruz, belki
fay hattına çok yakın bir yerde, belki başka sebepler var -yani, mahkemenin
dosyasını yeniden yargılamamız mümkün değil- çökmüş. Müessif bir hadise; ama,
bir tek bina, kendilerine ait bina yapılıp da yıkılmış diye, bunda Veli Göçer
benzetmesi yapmak bence biraz insafsızlık olur.
İLYAS ARSLAN (Yozgat) -
Biraz değil, çok olur.
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla) - Arkadaşlar, Yakup Hocamla biz dokunulmazlık komisyonunda beraber
çalıştık. Buraya gelince konu hakkında konuşmayacağını baştan samimî bir şekilde
beyan etti. Her ne kadar usulde, konu hakkında konuşmayıp başka şeyleri
değerlendirmek çok yok ise de, yine, Hocamın bilimsel kariyerinden dolayı,
genel manada anlattıklarına teşekkür ediyorum.
Demokrasi budur. Orada
muhalefet şerhi de beyan edildi, diğer görüşler de beyan edildi. Ancak, çok
tehlikeli bir yere temas etti Hocam "yeni dokunulmazlıklar
yaratıyorsunuz" dedi; İçişleri Bakanlığının genelgesiyle, yabancı
diplomatlara, milletvekillerine, hâkim ve savcılara ceza yazılmaması…
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Trafik cezası…
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla) - Trafik cezası yazılmaması.
Arkadaşlar, bunlar,
diplomatik dokunulmazlıklar ve diğer dokunulmazlıkların bir gereğidir ve bu
konuda yargı kararı vardır.
Ben şunu söyleyeyim:
Kanuna ait olmadan…
Sayın Kastal, istersen
gel buradan konuş, burada beraber dinleyelim… Teşekkür ediyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Vallahi iyi söyledin.
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla) - Özür diliyorum arkadaşlar.
Arkadaşlar, Türkiye'de,
trafik suçlarında, yıllardan beri…
BAŞKAN - Kusura bakmayın
Hüsrev Bey; haklısınız uyarmakta. Sık sık uyarıyoruz arkadaşları.
Lütfen, hatipler
konuşurken, milletvekillerimiz
konuşurken, dinlemesek bile dinleyenlere saygı göstermek için dinleme ortamını
sağlayalım, ses çıkarmayalım.
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla) - Yani, başkası neyse de, özellikle ben konuşurken olmaması lazım!
(AK Parti sıralarından gülüşmeler)
BAŞKAN - Bu uyarı tüm
milletvekillerimiz için geçerli, sadece sizin için değil.
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla) - Sağ olun Sayın Başkanım.
Arkadaşlar, trafik
uygulamalarında, şimdiye kadar, doktorlara ceza yazılmaz, çok nadirattandır;
çünkü, doktorlara ceza yazıldığı zaman, sonra muayeneye giden polislerden de
onlar ücret alırlar. İkincisi, emniyet mensuplarına, polisinden emniyet
müdürüne kadar, ceza yazılmaz. Şükrü Bey burada mı, bilmiyorum, Şükrü bey eski
emniyet müdürüdür, der ki: "Ben hiç milletvekili kimliğimi göstermem, eski
emniyet müdürü kimliğimi gösteririm; polis selam çakar, devam ederim."
Hiçbir askerî personele ceza yazılmaz; yani, uzatmalı çavuşundan, onbaşısından
paşaya kadar, emekli olsalar dahi, trafik cezası yazılmaz. Bunlar kanunda
olmayan, genelgede olmayan uygulamalardır. Bize ne oluyor ki, bu Mecliste,
milletvekillerine niye ceza yazmıyorsunuz diye serzenişte bulunuyoruz!..
Arkadaşlar, ceza
yazılmaması gereken, hatta durdurulmaması gereken tek grup varsa, o da sayın
milletvekilleridir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi bir anayasa
oylaması yapılıyor -bu arada, zaten çoğalttılar oy kullanma yerlerini- çok
çabuk bitiyor. Arkadaşımızın biri dışarıda oluyor, arıyoruz, ne oldu, falan
filan diye. Düşünün ki, anayasa oylamasına gelen arkadaşımız trafikte bekliyor;
ehliyet ve ruhsatını verdi, ceza yazılıp yazılmamasını bekliyor. Arkadaşlar, bu
binde 1 de olsa, onbinde 1 de olsa, milyonda 1 de olsa, olmaması gereken bir
şeydir. Aslolan, zaten, vekillerin
kendi çıkardıkları kanunlara uyması, hız sınırlarına, ışıklara riayet
etmesidir. Buna arkadaşlarımızın azamî titizlik gösterdiğini ben zaten
biliyorum; ama, çok acil bir iş olduğunda, çok önemli bir şey olduğunda,
başkasının hayatını tehlikeye düşürmeyecek şekilde biraz hız sınırını aşmışsa,
bunu da... Buradaki yasanın çıkmasının önceliği daha önemlidir. Onun için;
yani, büyük şerlere sebep olmamak için küçük şerleri kabul etmek gibi, bu
konuda da... Vekillerin, bence, vekil oldukları bilindiği takdirde, hiç
trafikte durdurulmaması gerekir. Bu konuda da, lütfen kendi kendimizi
destekleyelim ve baltayı ayağımıza vurmayalım. Yarın burada bir kanun maddesi 1
kişinin olmamasından dolayı geçmediği zaman veya bir anayasa maddesi geçmediği
zaman "ben, trafiğe takılmıştım" diye, bu, taa İçişleri Bakanına,
Başbakana kadar gider.
Her zaman böyle olmaz;
yani, bu dokunulmazlıklar, bu öncelikler daha çok muhalefete lazımdır; ama,
muhalefet, nedense, bu dönemde -başka bir konu olmadığından bence- sürekli bunu
gündeme getiriyor.
Hatta, kuliste, ben bu
konuyu konuşmaktan usandım; acaba ne anlatsam dedim, bizim Adıyaman
Milletvekili Şevket Gürsoy dedi ki: "Çık oraya de ki: 'CHP'li
milletvekilleri de bunun kalkmasını istemiyor.' Orada beni göster; 'Şevket
Gürsoy burada' de; ben de evet öyle diyeyim" dedi; ama, şu anda
göremiyorum.
MEHMET ZİYA YERGÖK
(Adana) - Şevket Bey'in de imzası var.
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla) - Tabiî, dokunulmazlığı olduğu için de bir şey diyemiyorum; ama, eğer
bu konudaki beyanı bu şekilde değilse, tekrar buraya gelip düzeltebilir.
MEHMET ZİYA YERGÖK
(Adana)- Şevket Beyin de imzası var.
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla)- Arkadaşlar, çok daha önemli konuları, çok daha önemli yasaları
çıkarmak zorundayız. Bunlar için çaba sarf edelim. Dokunulmazlık konusu da
elbet bir gün gündeme gelecektir; ama, bugün, illa bu tatilden önce olması
gerekmemektedir.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)-
Önce yargıyı halledin!
ATİLLA KART (Konya)-
Kadrolaşmayı tamamlayalım, ondan sonra gelir!
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla)- Arkadaşlar, bu kadrolaşma lafı, daha önce de söyledim, hâkimler için ağır bir laf. Eğer iktidarlara göre
kadrolaşma söz konusu olsaydı, bugün kadroların hiçbirisinde sosyal demokrat
arkadaşlarımız olmazdı. Çünkü, sosyal demokratlar, istisnalar dışında,
muhalefete …
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN- Toparlayınız
lütfen.
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla)- Ek süre kullanmayı istemiyordum da, arada duraklamalar oldu.
Dördüncü hakem de olmadığı için uzatma vermedi!..
BAŞKAN- 1 dakikalık
eksüre içinde toparlarsınız Hüsrev Bey.
FEHMİ HÜSREV KUTLU
(Devamla)- Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Bu sebeple, ben, hiçbir
kademede iktidarın kadrolaşmadığını, özellikle, bizim iktidarımızın
kadrolaşmadığını ve hâkimler üzerinde de hiç kimsenin kadrolaşma gücünün
olmadığını biliyorum. Bunun ters manasından şu çıkar: Acele
dokunulmazlıklarımızı kaldırın diyoruz ki, bizim hâkimler varken biz beraat
kararı alalım gibi bir yanlış izlenim çıkabilir. Ben buna da katılmıyorum.
İnşallah başka bir
perşembe günü konuya devam etmek üzere, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
YAKUP KEPENEK (Ankara)-
Sayın Başkan, izin verir misiniz küçük bir açıklama yapmama? Yerimden de
olabilir...
BAŞKAN- Yakup Bey,
İçtüzüğün 60 ıncı maddesine göre, yerinizden kısa bir açıklama yapmak üzere;
buyurun.
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Sayın Başkan, çok teşekkür ederim. Değerli Arkadaşım Sayın Kutlu'ya da
açıklamaları için teşekkür ediyorum.
Yalnız, burada, bir yanlış anlama olmasın gerçekten. Son
çıkarılan iki genelgede milletvekillerinin, yargı mensuplarının ve yabancı
elçiliklerin görevlilerine trafik suçu ve cezası tutanağı düzenlenemeyeceği,
bunun yerine tespit tutanağı düzenlenmesi yolunda genelgeler var. Ben, bir kez
ondan söz ettim ve bunun bir ayrıcalık yarattığını, yeni dokunulmazlıklar
yarattığını söyledim. Bu çerçevede, iki noktanın daha altını çizeyim izin
verirseniz Sayın Başkan.
Birincisi, kanımca, böyle
bir uygulama, hepimiz için, yurttaşların yasa önünde eşitliğini düzenleyen
ilkelere hiç de uygun değil. Belli bir farklılaşma yaratmanın, gerekçe
çıkarmanın, farklı dokunulmazlıklar yaratmanın hiçbir anlamı yok. Eğer, hepsini
kaldıracağız diye yola çıkıyorsak, buradan başlayalım, bizden başlayalım ve
dokunulmazlıkları kaldıralım; yenilerini yaratmayalım; bu bir.
BAŞKAN - Kısa olsun.
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
İki; ben, bu konuda, 20 Mayıs tarihinde İçişleri Bakanlığımızdan yazılı olarak
bunu sordum, bugüne kadar hiçbir yanıt alamadım.
Üç; yanılmıyorsam, Sayın
Başbakanımız bu genelgelerin doğru olmadığını ve bir an önce kaldırılmasını
basına açıkladı. O konuda da, şimdiye kadar -hükümetimizin bir sayın bakanı
burada- ne yapılıp yapılmadığını bilmiyorum ve ben, yurttaş olarak bunu
öğrenmek istiyorum ve yasalar önünde eşitlik istiyorum.
Sayın Başkan, çok
teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Anlaşıldı.
Tokat Milletvekili Sayın
Zeyid Aslan.
Buyurun.
Süreniz 10 dakika
ZEYİD ASLAN (Tokat) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisinin, Danışma
Kurulunda anlaşma olmaması üzerine getirmiş olduğu önerinin aleyhinde söz almış
bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
tabiî, Hüsrev Beyin de biraz önce söylediği gibi, uzun bir süreçten beri
çarşamba günleriydi; ama, bu son iki haftadan beridir de perşembe günlerine
sarktı; hatta, geçen hafta, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi, perşembe
günlerini neden denetim gününe çeviriyorsunuz diye, Ondokuz Mayıs
Üniversitesiyle ilgili öneri üzerine bir konuşma da yapmıştı; ama, kendileri de
aynı yönteme devam ediyorlar.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Düzen bozuldu artık, karmakarışık oldu…
ZEYİD ASLAN (Devamla) -
Bir de, Sayın Anadol, geçen hafta burada yaptığı konuşmada "anlaşıldı ki,
dokunulmazlıkları biz getireceğiz; ama, siz de kaldırmamaya devam edeceksiniz.
Biz da artık getirmekten vazgeçtik" dedi, böyle, elini sallayarak; ama,
demek ki, hâlâ, vazgeçmemişler.
Dün gece saat 01.00
civarında bir televizyon kanalındaki haberde, Cumhuriyet Halk Partisi Lideri
Sayın Baykal'ın dokunulmazlıklar konusunu Meclise getirmek noktasında ısrarcı
olacaklarının haberi vardı. Sanıyorum, liderlerinden böyle bir emir ve talimat
geldi ki, getirmeye devam edecekler.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Hayır… Bizim görüşümüz değişmedi.
ZEYİD ASLAN (Devamla) -
Elbette… Görüşlerin değişmesi noktasında demiyorum; ama, geçen hafta, buraya
bir daha getirmeyeceğinize dair bu kürsüden bir söz etmiştiniz.
K.KEMAL ANADOL (İzmir) -
Bizimkileri, CHP'lileri getirin dedik!
BAŞKAN - Sayın Aslan,
siz, konuyla ilgili aleyhte görüşlerinizi dile getirin. CHP Grubunun veyahut
milletvekillerinin düşüncelerindeki değişikliklerle ilgili yorum yaparsanız
sataşmaya neden olursunuz, iş uzar.
Lütfen, sadede gelelim.
ZEYİD ASLAN (Devamla) -
Şimdi, Sayın Başkan, tabiî ki, bu konu, sadece bugün burada konuşulan bir konu
değil; yani, bir yılı aşkın bir zamandır sürekli konuşulan bir konu. Sayın
Anadol'un geçen hafta burada kendisinin söylediği bir sözü tekrar ettim.
Ve yine, Sayın Anadol,
geçen hafta buradaki konuşmasında, özellikle bizleri kastederek, burada
avukatlık yaptığımızı iddia etti. Ben, şunu söylemek istiyorum: Tabiî ki,
öncelikle bizlerin burada avukatlık yaptığından ziyade, Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına çıkan arkadaşların bir savcı gibi nasıl hareket ettiklerini gözden
kaçırdığını sanıyorum.
Ben, bu konularda
polemiğe girmek istemiyorum, konunun özüne dönmek istiyorum. Bir süreden
beridir, bu konuda, özellikle dokunulmazlıkların felsefesi, sosyal ve siyasal
açılımlarıyla ilgili, ben, her hafta çıkışımda, burada farklı, yeni söylemlerle
huzurunuza gelmeye gayret ediyorum. Bugün de, yine, aynı şekilde,
dokunulmazlığın amacı, kapsamı, kapsadığı ülkeler, ülkelerdeki içerikleriyle
ilgili bazı bilgileri sizlerle paylaşacağım.
Değerli arkadaşlar,
yasama dokunulmazlığı dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi bizim ülkemizde de
en son 1982 Anayasasında; ama, ondan önceki tüm anayasalarda düzenlenmiş. 82
Anayasasının 83 üncü maddesinde yasama dokunulmazlığı düzenlenmiştir. Yasama
dokunulmazlığıyla getirilen amacı, bir kez daha, burada sizlerle paylaşalım.
Biliyorsunuz, yasama
dokunulmazlığından asıl amaç, milletvekillerine karşı keyfî adlî işlem
yapılmasını ve keyfî açılan davalar nedeniyle yargılama yapılmasını önlemek;
yine, millî iradenin Mecliste eksiksiz bir şekilde temsiline imkân vermek;
özellikle yürütme erkine karşı muhalif milletvekillerini baskı ve tehditlerden
korumak. Şimdi, zaman zaman, tabiî ki arkadaşlarımız "kardeşim muhalefet
biziz, biz istemiyoruz bu korumayı" diyebilirler; ama, biraz önce, Sayın
Hüsrev Beyin de burada söylediği gibi, binde 1 olabilecek ihtimalleri mutlaka,
gözardı edemezsiniz; çünkü, burası, yasama faaliyeti yapılan bir yerdir,
olabilecek en yüksek, en düşük ihtimallerin hepsini mutlaka gözönüne almak
durumundasınız.
Ben, sizi, şöyle,
1967'lere doğru geri götürmek istiyorum. O dönemin bu Meclis çatısı altındaki
en muhalif milletvekillerinden birisi olan Sayın Çetin Altan'dan bahsedeceğim.
Sayın Çetin Altan'ın, o dönemde, İstanbul Milletvekili olarak görev yaptığı
dönemde, bir gazetede yazdığı bir yazı sebebiyle komünizm propagandası yaptığı
iddiasıyla dokunulmazlığının kaldırılması bu Meclisin gündemine geliyor ve bu
Meclis, o günün siyasal iktidarının da özellikle sağ tandanslı olması ve sağ
çoğunluğun olması sebebiyle, burada bir çırpıda dokunulmazlığını kaldırıyor.
Sayın Çetin Altan, Anayasa Mahkemesine gidiyor; Çetin Altan'la birlikte, aynı
düşünceye mensup birçok milletvekili, Çetin Altan'la birlikte, Çetin Altan'ın
dokunulmazlığının Meclis tarafından kaldırılması kararının iptali için Anayasa
Mahkemesine gidiyor ve Anayasa Mahkemesi, o gün verdiği kararla, 1967 yılında
verdiği kararla Sayın Çetin Altan'ın dokunulmazlığının Meclis tarafından kaldırılması
kararını iptal ediyor. Şimdi, Anayasa Mahkemesinin gerek o gün verdiği gerekse
daha sonra değişik zamanlarda benzer olaylarda verdiği ve en son 1994 yılında
bu konuda verdiği karardan çok kısaca bir özet okumak istiyorum.
"Yasama
dokunulmazlığı bir amaç olmayıp, milletvekillerinin, halkın iradesini Mecliste
tam olarak yansıtarak, millî iradenin eksiksiz gerçekleşmesini sağlamalarının
bir aracıdır. Kuşkusuz, anayasa koyucunun yasama dokunulmazlığına 83 üncü
maddede yer vermekle güttüğü amaç, yasama görevini yürütenlerin, bu görevi her
türlü kaygı ve baskıdan uzak olarak güvenceli bir biçimde ve gereği gibi
yapmalarını sağlamaktır. Diğer bir deyişle, yasama dokunulmazlığının amacı,
milletvekillerinin keyfî bir ceza kovuşturmasıyla, geçici bir süre de olsa,
görevlerini yapmaktan alıkonulmalarını önlemektir." Bu, Anayasa
Mahkemesinin, en son 1994 yılında vermiş olduğu karardan küçük bir özettir.
Yine, özellikle yasama
dokunulmazlığı, gerek siyasetçiler gerek bilim adamları gerekse sosyal insanlar
tarafından sık sık tartışılan, Türkiye'nin gündeminde değil, dünyanın
gündeminde uzun yıllardır var olan bir şeydir. Bununla ilgili olarak değişik
bilim adamlarının çok farklı görüşleri vardır; ama, ben, bugün çok iyi
tanındığı, bilindiği için ve şu anda YÖK Başkanı olarak görev yapan, anayasa
hukukçusu, benim de Hukuk Fakültesinden Anayasa Hukuku Hocam olan Sayın
Teziç'in bir cümlesini burada sizlere aktarmak istiyorum. Diyor ki Sayın Teziç:
"Yasama dokunulmazlığı, parlamenter demokrasilerde muhalefeti koruyan yollardan
en önemli biridir."
Şimdi, Türkiye,
parlamenter demokrasiyle yönetilen bir ülke. Parlamenter rejimlerin en önemli
unsuru, yasama, yargı ve yürütme erkinin birbirinden bağımsız olarak
çalışmasıdır. Bu erkler içerisinde, yürütme erkini yasama, yasama erkini de
kararlarıyla yargı denetime tabi tutuyor; ama, burada, ayağın bir tarafında bir
boşluk oluşuyor. Yürütmeyi yasama, yasamayı yargı denetlerken, denetim dışında
kalan bir yargı organı görüyoruz. Ben diyorum ki, mutlaka dokunulmazlık
konularını yeniden tartışalım, bunun dünyadaki uygulamalarını yeniden gözönüne
alalım, bugüne kadar yaşanmış deneyimleri, tecrübeleri tekrar masaya yatıralım,
bunlar içerisinden yeni bir anlayışı, yeni bir dokunulmazlık anlayışını ortaya
koyalım, koyarken de, mutlaka, parlamenter rejimlerdeki bu üç ayağın hiçbir
ayağını eksik etmeden koyalım.
Burada, yasama
dokunulmazlığını kaldıracaksınız; peki, yürütmenin baskısına karşı yasama
meclisi üyelerinin bu durumdaki savunmasız hali karşısında nasıl bir önlem
alacaksınız? Yine, aynı şekilde, yargının dokunulmazlığı varken, yasamanın
savunmasız kalması halinde yargıya karşı yasamayı nasıl korunmasız halde
bırakacaksınız?
Yani, bu üç ayağı dengeli
bir şekilde götüremezseniz, bu ayaklardan birinin -ki, en önemlisi, millî iradenin,
milletin temsil edildiği yasamanın- savunmasız bırakılması karşısında, gerek
yürütme tarafından gerek yargı tarafından görebileceği baskı, millî iradenin
burada hakkıyla tecelli edebilmesini engeller.
Bu nedenle -mutlaka
tartışalım, mutlaka konuşalım, mutlaka yeniden değerlendirelim; ama- dediğim
gibi, bu üç ayağı, bu üç unsuru birlikte ele alarak birlikte değerlendirelim
diyorum.
Değerli arkadaşlar,
tabiî, dokunulmazlığı kaldırmanın mutlaka değişik ölçütleri vardır. Ben somut
olaya girmek istemiyorum; onunla ilgili Hüsrev Bey de, Atilla Bey de gerekli
açıklamaları yaptılar; ama, dokunulmazlığın kaldırılmasında belli ölçütler
mutlaka getirilmesi lazım; ki, şu anda, uygulamanın içerisinde var, özellikle
Anayasa Mahkemesi kararlarıyla bunu görebiliyoruz. Bunlardan birincisi,
mutlaka, dokunulmazlığın kaldırılması durumunda, bundan, yürütmenin, hükümetin
bir fayda, bir yarar sağlamaması gerekir. Yine, kamuoyunun, mutlaka, derhal
aydınlığa kavuşmasını, derhal açıklığa kavuşmasını istediği veya dönem sonuna
bırakıldığı takdirde…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - 1 dakikalık
eksüre tanıyoruz; toparlayalım lütfen.
ZEYİD ASLAN (Devamla) - …
çok ciddî ve ağır sonuçlar doğuracak bir olay olması gerekir.
Yine, bunun, eski bir
olay olmaması gerekir; yani, beş yıl, on yıl önce yaşanmış olayları, beş yıl,
on yıl önce açılmış davaları buraya taşımamak gerekir. Mutlaka kovuşturmanın
ciddî nedenlere dayanması, isnadın da siyasî olmaması, samimî olması gerekir.
Yani, bu ölçütleri de değerlendirip, burada, getirilen dosyaları bu ölçütler
içerisinde ele almakta fayda vardır diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar,
tabiî, ben, değişik ülkelerle bunun karşılaştırmasını geçen hafta kısmen
yapmıştım; ama, bugün zamanım yetmedi. Hüsrev Beyin de söylediği gibi, bu, daha
devam edecek uzun süreç; sanıyorum, yasama görevimiz sona erene kadar bunu
tartışmaya devam edeceğiz. Ben de özellikle diğer ülkelerle karşılaştırma
konusunu bir sonraki konuşmama bırakıyorum.
Bu vesileyle, sizi
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Zeyid
Aslan, konuşmanızın başlangıcında sizi uyarmıştım sataşmaya neden olmayın diye;
ama, oldu.
ZEYİD ASLAN (Tokat) -
Sataşma yapmadım; ama, önemli değil… İsim vermesek bile…
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
"Genel Başkanlarından emir alarak konuşuyorlar" lafı çok ağır bir
söz. Biz sizi bununla suçlamadık; biz "Genel Başkanınızdan emir alarak
konuşuyorsunuz" demedik size.
BAŞKAN - Şimdi, Sayın
Kemal Anadol, İzmir Milletvekili, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilinin,
sataşmayla ilgili dilekçesini okuyorum:
"Sayın Başkan,
konuşmacı Sayın Zeyid Aslan, geçen haftaki konuşmama atıfta bulunarak,
söylediklerimi yanlış nakletmiş ve yorumlamıştır.
İçtüzüğe göre açıklama
hakkını kullanmak istiyorum.
Arz ederim.
Kemal Anadol
Cumhuriyet Halk Partisi
Grup Başkanvekili"
Başkanlık Divanı olarak,
Sayın Anadol'a söz veriyoruz.
Buyurun Sayın Anadol.
(CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Anadol, kısa ve
başka sataşmalara meydan vermeden lütfen.
VI.-
AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol'un, Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın,
konuşmasında, ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine
atfetmesi nedeniyle konuşması
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan; amacım yeni bir sataşma falan değil.
Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Geçen hafta yaptığım
konuşmayı, Sayın Aslan yanlış nakletmiş, yanlış yorumlamıştır bana göre ve o
nedenle, konuşmamı net biçimde tekrarlamak istiyorum.
Efendim, 3 Kasım seçimlerinden
önce, Türkiye'de yolsuzluğun nedeni olarak, yoksulluğun nedeni olarak
milletvekilliği dokunulmazlığı öne çıktığı için; hatta, bu konuda, zedelenen,
yıpranan politikacı ve Parlamento imajı yaygın halde olduğu için, kamuoyunda
kabul gören milletvekili dokunulmazlığının sınırlanması, öne çıktığı, siyasal
gündemin önüne çıktığı için, Cumhuriyet Halk Partisi ve Adalet ve Kalkınma
Partisi arasında televizyon programında, özellikle Arena programında, her iki
partinin genel başkanının dokunulmazlıkların sınırlanacağı konusunda bir
beyanda bulunmaları, açıklamada bulunmaları toplumu rahatlattı ve sorumlu
gördüğü bütün siyasî partileri bu Parlamentodan sildi, yerine iki parti
grubunun çoğunluğuna dayanan tek başına iktidar ve tek başına Anamuhalefet
Partisini bu Meclise getirdi. Biz geldiğimizden bu tarafa İktidar Partisiyle şu
tartışmanın içindeyiz: Anayasanın 83 ve 100 üncü maddeleriyle ilgili değişiklik
istiyoruz. Siz, verdiğiniz sözden döndünüz. 83 ve 100'ü değiştirelim; ama,
yanında şunları şunları istiyoruz, uzlaşma komisyonuna gelin… RTÜK'le ilgili
Anayasa değişikliğini dün gerçekleştirdik, uzlaşma komisyonu karar mı verdi?!
MUSTAFA NURİ AKBULUT
(Erzurum) - Niye vermiyorsunuz?
K. KEMAL ANADOL (Devamla)
- Efendim, dün anlaştık işte. Uzlaşma komisyonuna girmeden Anayasa
değişikliğini bu Meclis gerçekleştirdi; yani, uzlaşma komisyonu diye bir
komisyon, İçtüzükte yazmayan bir komisyonu, gerekçe olarak anlaşmama konusu,
dokunulmazlık konusunda ayak diremek için bir gerekçe yapmak yanlıştır diyoruz.
Neyse…
MUSTAFA NURİ AKBULUT
(Erzurum) - Verin o zaman…
K. KEMAL ANADOL (Devamla)
- Şimdi, anlaşıldı. Siz, Anayasanın 83 ve 100 üncü maddesini milletvekili
dokunulmazlığını ve bakanların yargılama statülerini değiştirmemekte
kararlısınız. Anlaşıldı, anladık… Söylediğim bu.
O zaman istirhamımız şu:
Mevcut statü içinde, mevcut anayasal durum içinde Anayasa ve Adalet Karma
Komisyonundan gelen dosyaları hiç olmazsa normal prosedürü içinde bu Meclis
incelesin ve sorumlu görülen birtakım milletvekilleri yargının önüne çıksın.
Hele hele Anayasanın açık hükmü var, adil yargılanma hakkı var her Türk
yurttaşının. Burada yargılanmak isteyen bir milletvekilini, hangi hakla, siz
dokunulmazlığını kaldırmadan şaibe altında bırakıyorsunuz. Söylediğimiz buydu.
Haa, siz yargıdan kaçıyorsunuz!.. Bir diyeceğim yok! Söylediğim oydu. Tamam,
sizi siyasî, vicdanî, tarihî sorumluluğunuzla baş başa bırakıyoruz. Söylediğim
buydu; ama, iki örnek verdim; biri Mahmut Yıldız, öbürü Hakkı Ülkü. İkisi de bu
kürsüye çıktılar; benim dokunulmazlığımı kaldırın diye yalvardılar Meclise.
Hakkı Ülkü başını vurdu şu kürsüye. Şimdi, hem dokunulmazlığını
kaldırmıyorsunuz -mesela Mahmut Yıldız için- ondan sonra da suçluyorsunuz.
Yahu, kaldırın, yargının önüne çıksın, eğer suçluysa cezası infaz edilsin, hapse
girsin. Çok net şeyler söylüyoruz. Aksi halde, yaptığınız, kaleciyi kale
direğine bağlayıp penaltı çekmekten başka bir şey değil. Söylediğim buydu geçen
hafta.
ZEYİD ASLAN (Tokat) -
Benim söylediğimle ne alakası var?!
K. KEMAL ANADOL (Devamla)
- Şimdi, o zaman, hangi hakla, siz, Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin
talebine rağmen bizim dokunulmazlığımızı, dosyamızı işleme koymuyorsunuz.
Söylediğim buydu. Söylediğim buydu. Bunu da yapmıyorsunuz. Bizim arkamıza
dolaşarak, paratoner gibi CHP'li milletvekillerinin dosyalarını kullanarak
kendiniz yargıdan kaçıyorsunuz. Söylediğimiz bu.
Tekrar, meramımı
anlattığımı sanıyorum. Sayın Başkana teşekkür ediyorum, Yüce Meclise saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
V.-
ÖNERİLER (Devam)
A) Sİyasî Partİ Grubu Önerİlerİ (Devam)
1.-
Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, oylamaya geçiyorum.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk
Partisi Grubunun İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş önerisini karar
yetersayısı arayarak oylarınıza sunacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Karar yetersayısı yoktur;
birleşime 5 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 16.05
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.20
BAŞKAN: Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP ÜYELER : Harun TÜFEKCİ (Konya), Mehmet DANİŞ
(Çanakkale)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 113 üncü Birleşiminin Dördüncü
Oturumunu açıyorum.
V.-
ÖNERİLER (Devam)
A) Sİyasî Partİ Grubu Önerİlerİ (Devam)
1.-
Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk
Partisinin Grup Önerisinin oylanmasında karar yetersayısı bulunamamıştı.
Öneriyi yeniden
oylayacağım ve karar yetersayısını arayacağım. Öneriyi kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir; karar yetersayısı vardır.
Değerli milletvekilleri,
gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.
VII.-
SEÇİMLER
A) Komİsyonlarda AçIk Bulunan Üyelİklere Seçİm
1.-
(10/128) esas numaralı Meclis Araştırması, Avrupa Birliği Uyum, Adalet ve
Anayasa Komisyonlarında açık bulunan üyeliklere seçim
BAŞKAN - (10/128) esas
numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubuna düşen bir üyelik için, Aydın Milletvekili Semiha Öyüş aday
gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Avrupa Birliği Uyum
Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen bir üyelik
için, Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Adalet Komisyonunda boş
bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen bir üyelik için, Erzurum
Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Anayasa Komisyonunda
boşalan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen bir üyelik için, İstanbul
Milletvekili Güldal Akşit aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Yani, 4 üyelik için
oylama yaptık, 3'ü değerli hanımefendi milletvekilleri; komisyonlardaki yeni
görevlerinde başarılar diliyoruz.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına
geçiyoruz.
VIII.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1.-
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici
Madde Eklenmesine Dair
Kanun Teklifi) ile
Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - 1 inci sırada
yer alan kanun teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu
gelmediğinden, teklifin görüşmelerini erteliyoruz.
Kentsel Dönüşüm ve
Gelişim Kanunu Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile İçişleri
Komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
2.- Kentsel
Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve
Turizm ile İçişleri Komisyonları
Raporları (1/984) (S. Sayısı: 911) (x)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Geçen birleşimde,
tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı.
Şimdi, 1 inci maddeyi
okutuyorum:
YIPRANAN TARİHİ VE KÜLTÜREL TAŞINMAZ VARLIKLARIN YENİLENEREK
KORUNMASI VE YAŞATILARAK KULLANILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI
Amaç ve kapsam
MADDE 1.- Bu Kanunun
amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe
ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000'in
üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel
idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat
varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen
bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun
olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür,
turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı
tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek
korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır.
Bu Kanun, yukarıda
belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının
tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine,
projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım
ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları kapsar.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteyenler: Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın
Hakkı Ülkü; şahısları adına; İzmir Milletvekili Sayın Hakkı Ülkü, Erzurum
Milletvekili Sayın Mustafa Ilıcalı.
Sayın Hakkı Ülkü,
sürelerinizi birleştirmek ister misiniz?
HAKKI ÜLKÜ (İzmir) -
Evet.
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu ve şahsı adına, İzmir Milletvekili Sayın Hakkı Ülkü; buyurun.
Toplam 15 dakikalık
süreniz var.
CHP GRUBU ADINA HAKKI
ÜLKÜ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kentsel Dönüşüm ve
Gelişim Kanunu Tasarısının amaç ve kapsamını düzenleyen 1 inci maddesiyle
ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış
bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
(x) 911 S. Sayılı Basmayazı 14.6.2005 tarihli 111 inci
Birleşim Tutanağına eklidir.
1 Mart 2005 tarihinde
Başbakanlık tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilen Kentsel
Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı, Meclisteki komisyonlarda çok ciddî
çalışmalardan sonra, adı da dahil olmak üzere, içeriğinde önemli değişiklikler
yapılarak bugünkü halini almış ve Genel Kurulumuza, Yıpranan Tarihî ve Kültürel
Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında
Kanun Tasarısı adıyla gelmiştir.
Tasarı, başta Cumhuriyet
Halk Partili komisyon üyeleri olmak üzere, tüm çalışma arkadaşlarımızın gayreti
ve sağduyusuyla birlikte, görüşlerinden yararlanmış olduğumuz sivil toplum
örgütleri, meslek örgütleri, üniversiteler, kimi bakanlıklar ve belediye
başkanlıklarının katkılarıyla bugünkü şeklini almıştır.
Tasarının son şeklinin
verildiği esas komisyon olan İçişleri Komisyonunda, ben ve iki milletvekili
arkadaşım, büyük değişikliklere rağmen, bazı eksiklikler nedeniyle muhalefet
şerhi koymuştuk. Yasama faaliyetlerinde olabildiğince yapıcı olmak, halkımızın
çıkarları ve kamu yararına uygun yasalar yapmak, bizler için, iktidar-muhalefet
çekişmesinden önce gelmektedir. Bu anlayışla, kamu yararı adına, halkımızın
çıkarları adına komisyonlarda verimli bir yasa yapma sürecinden geçtiğine
inandığım tasarının taşıdığı kimi eksikliklerine de değinmek istiyorum bu
vesileyle.
Öncelikle şunu
söylemeliyim ki, tasarı, ilk haliyle, birkaç önemli belediyemizin istekleri
doğrultusunda hazırlanmış izlenimi veren ve âdeta gecekondu affına olanak
sağlayan bir halde karşımıza gelmiştir. Komisyonlarımızda yapılan çalışmalarla,
yasadışılığın kentsel dönüşüm planlarıyla affedileceği dikkate alınmış, buna
karşı, doğrudan ve sadece tarihsel mirası kurtarmayı amaçlayan hükümler
getirilmeye çalışılmıştır. Tasarının ilk halinde kentsel SİT'lerin adı bile geçmezken,
bugün görüştüğünüz son halinde SİT alanları uygulama alanlarını artık doğrudan
belirlemektedir. Böylece, kentsel yenileme adına SİT alanları dışındaki kaçak
yapılaşma bölgelerinde olası haksız rant düzenlemelerine karşı önlem alınırken,
yıllardır yıpranmaya terk edilen yasal koruma alanlarına da sahip çıkılacaktır
diye umuyoruz.
Bir başka önemli
değişiklik, bu yasaya bağlı uygulamalarda mevcut koruma kurullarının bilimsel
denetim görevlerini sürdürmeleri olmuştur. Tasarının ilk halinde özel koruma
kurulları oluşturmak şeklinde bir düzenleme vardı. Bu düzenleme güdümlü
kurullar yaratabileceği kaygısıyla ortadan kaldırılmıştır. Şimdiki düzenlemeyle
Kültür ve Turizm Bakanlığı bölge kurullarını yaygınlaştırarak tasarının
uygulanmasını daha da kolaylaştırabilecektir diye düşünüyoruz.
Tasarıda düzeltilenler
arasında alan sınırlaması da var. İlk düzenlemede bir kentsel dönüşüm ve
gelişim planı uygulayabilmek için en az 10 000 metrekarelik alan öngörülürken,
tasarının son halinde SİT alanı içinde kalmak yeterli görülmektedir.
Benzer bir şekilde, önce,
sadece büyükşehir belediyeleri ile diğer il belediyelerine bu uygulama için
yetki verilirken, son düzenlemede tüm ilçe belediyeleri ile il özel idareleri
de kendilerine bağlı SİT alanlarındaki koruma ve yaşatma projeleri için yasadan
yararlanabileceklerdir. Böylece, kentlerin dışındaki kırsal kesimlerdeki
tarihsel yerleşimlerin de kurtarılması olanağı doğmuştur.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hükümetin teklif ettiği metin ile İçişleri Komisyonunun kabul
ettiği metni karşılaştırırsanız, sözünü ettiğim değişikliklerle bir anlamda
yeni bir tasarı hazırlanmış olduğunu sizler de göreceksiniz.
Az önce de belirttiğim
gibi, hükümetin sunduğu tasarının ilk hali, resmen, birkaç belediye
başkanımızın siparişiyle hazırlanmış gibiydi. Sizlere, buna dair bir örnek
vererek, hem tasarının önemini hem de AKP Hükümetinin nasıl bir anlayışla
tasarıyı karşımıza getirdiğini anlatmak istiyorum.
Bu tasarı henüz Türkiye
Büyük Millet Meclisine bile gelmeden, 14 Ocak 2005'te, Ankara Büyükşehir
Belediye Meclisi, sanki tasarı yasalaşmış ve yürürlükteymiş gibi hareket ederek
210 sayılı kararı almış ve Ulus'taki tarihî SİT alanında bir kentsel dönüşüm
projesini uygulamaya başlamıştır, hem de Ulus için yürürlükte olan mevcut koruma
planlarını da iptal ederek. Bunun üzerine, Ankara'daki birçok demokratik kitle
örgütü tepki göstermiş, İzmir Milletvekili olmama rağmen tepkilerini bana da
ulaştırmışlardır.
Uzun dönem belediye
başkanlığı yapmış bir milletvekili olarak ve bir İçişleri Komisyonu üyesi
olarak, tam da Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Yasa Tasarısı üzerinde çalışırken
karşılaştığımız bu olayı bir soru önergesi vererek araştırmak istedim. İçişleri
Bakanı Sayın Aksu, soru önergeme verdiği cevapta, eski planların ihtiyacı karşılamadığını,
mevcut planların belediye tarafından iptal edilerek yenilerinin uygulamaya
konulmasında kamu yararı olduğunu belirterek, Ankara Büyükşehir Belediyesinin
uygulamasına sahip çıkmıştır. Sayın Aksu, ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığının
SİT alanlarına yeterli ödenek ayırmadığını, 1989'da uygulamaya konulan, fakat,
ancak yüzde 10 oranında ilerleme kaydedilen projelerin iptal edilmesinin doğru
olduğunu da sözlerine eklemiştir; fakat, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bu
girişimi, Kültür Bakanlığı Hukuk Müşavirliğince, yasal dayanaktan yoksun
bulunarak engellenmiştir. Kültür Bakanlığı Hukuk Müşavirliği, yazısında
"SİT alanlarında hazırlanan imar planlarına ilişkin koruma kurulu
kararının belirleyicisi, belediye kararlarının ise koruma kurulu kararına bağlı
olması yasa gereğidir" demiştir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; anlattığım bu olaydan da anlaşılacağı gibi, tasarıyla
hayatımıza girecek en önemli yenilik, bugüne kadar SİT alanlarında herhangi bir
yenileme ya da restorasyon yapma konusunda söz sahibi olmayan belediyelerimize,
söz konusu yıpranan kent dokularının -altını çizerek söylüyorum, yıpranan kent
dokularının- ve SİT alanlarının yenilenerek kent yaşamına kazandırılmasında
kapsamlı yetkiler veriyor olmasıdır. Anlattığım bu olayda, AKP'li belediyelerin
hukuku nasıl zorladığını görmek de mümkündür sanıyorum.
Hele, bu örnekle
birlikte, Hükümetin Meclise sunduğu tasarının içinde, gecekondu aflarına olanak
sağlayan düzenlemelerin olduğunu ve SİT alanlarından hiç söz edilmeyerek,
mevcut koruma kurulları yerine özel koruma kurulları oluşturmak gibi
düzenlemelerin bulunduğunu da hatırlarsak, tasarının nasıl bir anlayışla
karışımıza geldiğini daha iyi anlarız sanırım. Bu örnek, tam da yasa
tasarısının gündemimizde olduğu bugünlerde oldukça açıklayıcı bir nitelik
taşıyor.
Tasarı, başta da
söylediğim gibi, önemli gördüğümüz kimi eksiklikleri de taşımaktadır tabiî.
Örneğin, söz konusu kentsel dönüşüm ve gelişim uygulamaları için Kültür ve
Tabiat Varlıklarını Koruma Yasasında da tanımlanan ve sayısız SİT alanımızda
hâlâ eksik olan koruma planları koşulunun tasarıya eklenmesinde sayısız yarar
olduğu halde, komisyon çalışmalarında dikkate alınmamıştır. Oysa, birazdan
söyleyeceğim haliyle, koruma amaçlı imar planları bu tasarının tüm
eksikliklerini gözler önüne serdiği gibi, ileride ortaya çıkabilecek
karmaşıklığa da işaret etmektedir. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kanununda değişiklikler yapan ve 14 Temmuz 2004'te kabul edilen 5226
sayılı Yasa, koruma amaçlı imar planı için
der ki: … Kanun uyarınca belirlenen SİT alanlarında alanın
etkileşim-geçiş sahasını da gözönünde bulundurarak, kültür ve tabiat
varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla,
arkeolojik, tarihî, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyoekonomik mülkiyet
ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak hazırlanan,
koruma alanı içerisinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren işyerlerinin
sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katmadeğer yaratan -ve
devamla- katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan
planlar tanımlanır. Açıkça görüldüğü gibi, koruma amaçlı imar planı, görüşmekte
olduğumuz tasarının öngördüğü tüm değişim, dönüşüm, yenilenme, çağdaş kent
yaşamına katılma gibi birçok boyutu yerine getirecek bir kapsama sahiptir.
Kentlerimiz, yıpranan
kent dokuları ve SİT alanları için bir tür koruyucu hekimlik uygulaması olarak
görebileceğimiz koruma imar planlarının tasarıda yer almaması, kapsamı ve
uygulaması açısından çok büyük bir eksikliktir. Dikkat edilirse, tanımlanan
koruma imar planları, meseleye, sadece teknik açıdan değil, geleceği de içine
alan bir bakış açısıyla, kentleşme dediğimiz sosyal olgunun neredeyse tüm
boyutlarını dikkate alarak yaklaşmaktadır. Sosyoekonomik açıdan, demografik
açıdan, kültürel açıdan ve sürdürülebilirlik doğrultusunda bir kentsel koruma
hedeflenmektedir ve bu haliyle, oldukça uzun soluklu bir perspektif de
getirmektedir.
Bir SİT alanının bütünü
için koruma planı olmadan, herhangi bir kesim için hazırlanacak kentsel
yenileme projesinin fayda yerine zarar verici çelişkiler yaratabileceği
görüşüyle, tasarıda yer almasının önemini sıkça vurgulamıştık ve burada da
vurguluyoruz; fakat, AKP, popülist siyasî anlayıştan geldiği için olacak, bu
koruma imar planı meselesini, maalesef, dikkate almamıştır, almamaktadır.
Sözünü ettiğim yasada, 14
Temmuz 2004'te kabul edilen 5226 sayılı Yasayla getirilen değişiklikle, koruma
imar planlarının nasıl hazırlanacağı ve uygulamasının nasıl yapılacağı
düzenlenmiştir. Buna göre, koruma imar planlarının, belediyeler, valilikler ve
ilgili kurumlar, söz konusu alanda ilgili meslek odaları, sivil toplum
kuruluşları ve plandan etkilenen hemşerilerin katılımıyla toplantılar
düzenleyerek hazırlanması bir zorunluluk olarak getirilmiştir.
Söz konusu planların
sorumlusu şehir plancısı olmak üzere, alanın konumu, SİT statüsü ve özellikleri
gözönünde bulundurularak mimar, restoratör mimar, sanat tarihçisi, arkeolog,
sosyolog, mühendis, peyzaj mimarı gibi meslek gruplarından Bakanlıkça belirlenecek
uzmanlar tarafından hazırlanması da bu maddeyle getirilen bir başka hükümdür.
Görüldüğü gibi, bu
düzenleme hem demokratik katılımı hem de bilimsel planlamacılığı da
içermektedir. Fakat, görüşmekte olduğumuz tasarıda, ne yazık ki, katılıma
olanak veren üniversiteleri, sivil toplum kuruluşlarını, uygulamadan
etkilenecek yerel halkı yenileme süreçlerine dahil eden bir anlayış söz konusu
olamamıştır, olmamıştır. Uygulama alanlarının saptanmasında hâlâ çağa aykırı
davranılmakta, katılımcı yöntem dışlanmaktadır. Tasarıya göre, belediye
meclisleri ve bu alanları saptayacak Bakanlar Kurulu onayıyla sınırlar
kesinleşmiş olacaktır. Bu alanların yanlış ya da özel beklentilerle
belirlenmesi durumunda -ki, öyle bir olasılık da mevcut- ne olacağı, buna karşı
nasıl bir tedbir alınacağı belli değildir.
Tasarının 2 nci
maddesindeki hükme göre, belediye meclisleri -ki, arkadaşımız biraz sonra
söyleyecek onları- ya da il genel meclislerince onaylanan yenileme alanlarından
Bakanlar Kurulunca kabul edilenlerde projelendirme ve uygulama yapılacaktır.
Bakanlar Kurulunun kendi partisinden olmayan belediyelerin onayladığı yenileme
planlarını kabul etmeme olasılığına karşı yerel yönetimlerin herhangi bir
güvencesi söz konusu değildir. Yine, Bakanlar Kurulunca yapılacak onaylama için
herhangi bir süre sınırlaması da öngörülmemiştir.
İktidara geldiği günden
beri Türkiye'nin yönetim yapısının temeline yerel yönetimleri koymak hedefinde
olduğunu belirten hükümetin, yerel yönetimleri güçlendirmek üzere nutuklar
atarken, fırsat bulduğu her durumda gizli bir şekilde merkeziyetçi tutumlar
izlediğini görmekteyiz. Yerelleşme meselesi ise, sadece yerel hizmetlerin
piyasaya açılması şeklinde kendini göstermektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - 1 dakikalık eksüre
veriyorum; toparlayalım lütfen.
HAKKI ÜLKÜ (Devamla) -
Bitiriyorum, teşekkür ediyorum.
Eğer, yerel yönetimlerin
gerçekten güçlendirilmesinden yanaysan, Bakanlar Kurulunun yerel yönetimlerin
kentsel yenileme projelerini onaylama işlemine belirli bir süre sınırlamasını
da getirmek zorundasın.
Bu tasarı eğer
yasalaşırsa, 2 nci maddenin son fıkrası gereğince, alanların yönetimi,
örgütlenme ve uygulama alanında bulunan hak sahiplerinin veya bölge halkının
katılımına dair usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenecektir.
Umarım, yönetmelik,
sözünü ettiğim bu noksanlıkları giderir. Yönetmeliğin takipçisi olacağımızı da
buradan belirtiyorum ve bu tasarının hazırlanmasına katkı koyan Türkiye
Belediyeler Birliğine, Tarihî Kentler Belediyeler Birliğine, Türkiye Mimarlar
ve Mühendis Odaları Birliğine, Mimarlar Odasına ve ayrıca, Sayın Oktay
Ekinci'ye, Şehir Plancıları Odasına teşekkür etmeyi bir görev sayıyorum ve
hepinizi, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Şahsı adına söz
isteyen Sayın Mustafa Ilıcalı. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
MUSTAFA ILICALI (Erzurum)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu
Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle,
hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Daha önce, konuşacağım
maddelerin sıraları değiştiği için, süreleri de değiştiği için, esasında şöyle
bir hazırlık yapmıştım: Sizlere, önce, kentleşme süreci hakkında bilgiler
verecek, sonra, kentsel dönüşüm, gelişim nedir onu anlatıp, kentlerimizde
meydana gelen çarpık yerleşmelerin tarihî, kültürel mirasımıza verdiği zararı
anlatıp, bu konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarının, odaların,
üniversitelerin, belediyelerin yapmış olduğu çalışma ve öneriler, bu zamana
kadar mevzuatla nereye geldiğimizi anlatıp, daha sonra da bu tasarıyla
olumsuzluklar üzerine bir ilişki kuracaktım. Fakat, bu konuşma sürem değiştiği
için, ben, bu sırada bir değişiklik yapacağım ve buna göre, yani, bu tasarının
önemini vurgulamaya çalışacağım.
Bir kere, ülkemizin
birçok şehrinin tarihî kent olduğu hepimizin malumu. Haftasonu Bayındırlık,
Ulaştırma, Turizm Komisyonumuz Amasya'da toplanmıştı. İşte, Amasya'nın tarihî,
kültürel dokusunu hep beraber gördük. İstanbul bir dünya şehri, herkes biliyor
buradaki tarihî kültürel dokuyu. Seçim bölgem olan Erzurum'daki tarihî kültürel
doku, Doğu Anadolunun birçok şehrindeki tarihî, kültürel doku bir gerçek; ama,
bunların şu andaki bakımsızlığı ve maalesef, korunamadığı da diğer bir gerçek.
Diğer taraftan, dün
Kültür ve Turizm Bakanımızın makamında bazı milletvekillerimizle yapmış
olduğumuz toplantıda öğrendiğimiz bir rakamı sizlere ilettiğim zaman, bütün bu
tarihî ve kültürel eserler için geçen sene ayrılan rakamın 29 trilyon lira
olduğundan, tescilli eserin 72 000 adet olduğundan bahsedersek, sadece, ayrılan
bütçeyle bunun ancak 3 tane, 5 tanesini ayağa kaldırabileceğimiz düşünülürse,
biz nasıl gerçekleştireceğiz; yani, tarihî, kültürel dokumuzu nasıl ayağa
kaldıracağız? Diğer taraftan, benim de katıldığım, nisan ayı içerisinde Tarihî
Kentler Birliğinin Muğla-Milas buluşmasındaki sonuç bildirgesini okuduğumuz
zaman ve… Bu Tarihî Kentler Birliği Muğla-Milas buluşmasına 300'e yakın
belediye başkanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, bakanlar, milletvekilleri,
öğretim üyeleri katıldılar. Birçok konuda bildiriler sunuldu ve sonunda denildi
ki-burada tabiî, tamamını okuma zamanımız yok- "turizmin konusu olan
tarih, doğa ve kültür değerlerinin korunmasının esas olarak yerel bir sorun
olmasına, bu konudaki asıl sorumluluğun belediyelere ait bulunmasına karşın,
mevcut yasaların buna elvermediği." Bunun -belediye hizmet birlikleri,
imar yasası tasarıları ve benzer yasaların- vakit geçirilmeden yasalaştırılması
istendi. İşte, bu manada da, gelen bu Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu
Tasarısı iyi bir fırsat. Bunun için, emeği geçen belediye başkanlarına, emek
veren komisyon üyelerine, milletvekillerine teşekkürü bir borç biliyoruz. Biraz
önce, benden önce konuşan değerli Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsünün en son
teşekkürlerinde, saydığı birçok sivil toplum kuruluşunun da desteğinin verilmiş
olduğu en son cümlelerinden anlaşıldı ki, bu da, bu tasarının gerçekleşmesinde
katılımcılığın önemini vurguluyor.
Şimdi, biz, burada bazı
rakamları verdiğimiz zaman size, tarihî İstanbul'un tarihî yarımadasında, bina fizikî durumu itibariyle
orta ve kötü durumda olan yapıların toplam içerisindeki yüzdesi yüzde 74 -yani,
bu oldukça yüksek bir rakam- olmasına karşılık, birtakım yasal sıkıntılar ve
finansal sıkıntılardan dolayı bu mirasımız ayağa kaldırılamıyor.
Diğer taraftan, daha önce
görüşüldüğü zaman, muhalefet partisi sözcüleri tarafından, sanki, bu, bir
belediye için, bir İstanbul için hazırlanmış... Ben, kendi seçim bölgem
Erzurum'da bundan yararlanacak olan eserleri ortaya çıkardığım zaman,
görüyorum ki, bu tasarı yasalaştığı
zaman, bizim de tarihî ve kültürel mirasımızın daha hızlı bir şekilde ayağa
kalkması fırsatı oluşacak ve bu manada da, biz, bir taraftan, Doğu Anadolu Bölgesinde
turizmi canlandırırken, kış turizmini canlandırırken, bu sefer turistik…
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Kastamonu'yu söylemiyorsun Hocam.
MUSTAFA ILICALI (Devamla)
- Efendim?..
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Kastamonu da var.
MUSTAFA ILICALI (Devamla)
- Kastamonu, tabiî, Karadeniz Bölgesi... Doğu Anadolu Bölgesinde turizmi
geliştirirken, bununla beraber kültürel ilişkilerin, tarihî kültürel dokunun
mutlak surette ayağa kaldırılması gerekiyor. Bunu ayağa kaldırabilmek için de,
tabiî ki, birtakım tasarılara ihtiyacımız var, yasama organının, yürütme
organının yapacağı çalışmalara ihtiyacımız var.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım
lütfen.
MUSTAFA ILICALI (Devamla)
- Ben, tabiî, bu ön bilgileri verdikten sonra, bundan sonraki maddede de -çok
sağ olsun, Grup yönetimimiz bir maddede daha şahsım adına söz verdi- bazı
bilgileri toparlamaya çalışacağım; ama, yani, kentleşme ve metropolleşmenin
getirmiş olduğu birtakım dezavantajları ve bunların tarihî ve kültürel doku
üzerindeki olumsuzluklarını, İstanbul örneği üzerinden hareketle ve bundan
sonra da, yani, tasarıyla ilişkilendirerek, 2 nci madde üzerinde yapacağım,
kişisel, şahsım adına yapacağım konuşmada tamamlamaya çalışacağım.
Ben, hepinizi, beni
sabırla dinlediğiniz için saygılarımla selamlıyorum.
2 nci maddede tekrar
buluşmak üzere.(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Milletvekilleri,
artık, tefrika halinde konuşuyorlar. Hüsrev Bey her perşembe günü, Sayın
Ilıcalı da her maddede.
Değerli milletvekilleri,
madde üzerinde 1 önerge vardır; önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 911
sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını
arz ve teklif ederim.
Saygılarımla.
Mehmet Eraslan
Hatay
BAŞKAN - Komisyon
katılıyor mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Hükümet?..
DEVLET BAKANI BEŞİR
ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutalım?
SALİH KAPUSUZ (Ankara) -
Gerekçe okunsun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Peki… Hayır…
Salih Bey… (Gülüşmeler)
SALİH KAPUSUZ (Ankara) -
Arkadaş yok burada Sayın Başkan, yardımcı oldum.
BAŞKAN - Anladım da…
Artık grubunuza dahil bir arkadaş değil.
Burada mı
arkadaşımız?..Yok.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) -
Yok… Onun için gerekçe okunsun dedik.
BAŞKAN - Anlaşıldı da…
Burada olmadığını tespit edersek gerekçeyi okuturuz; ama, o, Divanın
yetkisindedir, Salih Beyin yetkisinde değil.
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Eskiden gruplarındaydı Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun,
gerekçeyi okuyun.
Gerekçe:
Madde metninde genelde
"eskiyen ve özelliğini kaybetmiş"ten neyin anlatılmak istendiği açık
olarak belirtilmemiştir. Temelde ise, amaç maddesi ile gerekçe metni arasında
hiçbir ilişki bulunmamaktadır.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
1 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
Alanların belirlenmesi
MADDE 2.- Yenileme
alanları, il özel idarelerinde il genel meclisi, belediyelerde belediye meclisi
üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde
il genel meclisince, büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince
alınan kararlar Bakanlar Kuruluna sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe ve ilk
kademe belediye meclislerince alınan bu kararlar, büyükşehir belediye
meclisince onaylanması halinde Bakanlar Kuruluna sunulur.
Bakanlar Kurulunca kabul
edilen alanlardaki uygulama bir program dahilinde kaydıyla etap etap
projelendirilebilir.
Etap proje ve
programları, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediyelerde
belediye başkanının, il özel idarelerinde valinin onayı ile uygulamaya konulur.
Belirlenen alan sınırları
içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak
yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara
bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine
tâbi olurlar. Büyükşehir belediye sınırları içinde büyükşehir belediyelerinin
yapacaklarının dışında kalan yenileme projeleri, ilçe ve ilk kademe
belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde kabulünden sonra büyükşehir
belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe girer. Buna göre kamulaştırma ve
uygulama yapılır.
Yenileme alanlarının
teknik altyapı ve yapısal standartların oluşturulması, bu alanların, yönetimi
ile örgütlenme ve uygulama alanlarında bulunan hak sahiplerinin veya bölge
halkının katılımına dair usûl ve esaslar yönetmelikte belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteyenler, Grupları adına Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsı
adına İstanbul Milletvekili Sıdıka Sarıbekir ve şahsı adına Erzurum
Milletvekili Sayın Mustafa Ilıcalı.
CHP Grubu ve şahsı adına
Sayın Sarıbekir, buyurun.
Süreniz 15 dakika.
CHP GRUBU ADINA SIDIKA
SARIBEKİR (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan
Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce
Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
yirmiiki yıllık bir hukukçu ve fiilen de hukukun içinde bulunmuş bir
arkadaşınız olarak, bu yasa tasarısını anlamakta güçlük çektiğimi, çok samimî
bir şekilde ifade etmek istiyorum.
İstanbul'un birkaç ilçe
belediye başkanı böyle yasa istiyor diye böyle yasa çıkarılmaz ki. Yasalar, tüm
toplumun ihtiyacını karşılaması için düzenlenmeli. Bu yasa tasarısı da
düzenlenirken, görüyoruz ki, bundan önce kucağımızda bulduğumuz yasa
tasarılarında olduğu gibi, çok kısa zamanda, alelıtlak hazırlanmış, toplumsal
mutabakat sağlanmamış, toplumun ihtiyaçlarına cevap vermemiş, toplumsal
tepkilere sırtını dönmüş, sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınmadan
hazırlanmış bir yasa tasarısıdır ve görüyoruz ki, çoğu zaman çıkardığımız
yasalar, ya Cumhurbaşkanlığı makamından veto edilerek dönüyor ya Anayasaya
aykırı olduğu için Anayasa Mahkemesince iptal ediliyor ya da çıkarılan yasanın
yürürlüğe girmesinden çok kısa bir süre sonra değişiklik teklifleri geliyor. Bu
değişiklik talepleri, yine sizden, AKP Grubundan geliyor.
Değerli arkadaşlarım,
bizler bundan zül duymalıyız. Genel Kurulun yazboz tahtası haline getirilmesine
asla izin vermemeliyiz. Bizler milletvekiliyiz, toplumun önünde giden
insanlarız. Az önce belirttiğim hususlara dikkat edersek, dikkatli ve titiz
davranırsak, bunları yaşamayız.
Bu yasa tasarısı da,
komisyona ilk geldiği haliyle, tasarının isminden tutun da, maddelerinin
neredeyse tümüne kadar içler acısı haldeydi. Neyse ki, medyada yazılanlar,
TMMOB Mimarlar Odası Genel Merkezinin sert tepkileri, keza sivil toplum
kuruluşlarının tepkileri, biz Cumhuriyet Halk Partililerin tepkileri sonucunda
dile getirilen eleştiriler ve şikâyetler dikkate alınmış ve İçişleri
Komisyonunda değişikliğe uğramıştır. Huzurunuzda, başta TMMOB Mimarlar Odası
Genel Merkezi olmak üzere, sivil toplum kuruluşlarına, İçişleri Komisyonu
Başkanına ve üyelerine, altkomisyon üyelerine değerli katkılarından dolayı
teşekkür ediyorum; ancak, her ne kadar olumlu birtakım değişiklikler olduysa
da, üyesi bulunduğum İçişleri Komisyonunda yasa tasarısının adı "Yıpranan
Tarihî ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak
Kullanılması Hakkında Kanun Tasarısı" olarak kabul edildi ise de, Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna inatla ve ısrarla, "Kentsel Dönüşüm ve
Gelişim Kanunu Tasarısı" adıyla gelmiştir.
Değerli milletvekilleri,
Yine de, bu yasa tasarısına neden ihtiyaç duyulduğunu, arkasında ne gibi
beklentilerin olduğunu anlayabilmiş, kavrayabilmiş değilim. Eski yapıların
aslına uygun olarak yapılması yerine, kolayı tercih ederek, kolaycılığa kaçarak
yeni alanların yapılması… "Yeni alan" ne demek değerli arkadaşlar?!
Bu yasa tasarısının, gizli imar affı niteliği taşıdığı, birilerine rant sağlamak
için hazırlandığı ve çıkarılmak istendiğiyle ilgili çıkan haberler doğruysa,
bundan, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak büyük üzüntü duyarız ve kesinlikle
de katkı sunmayız. Kaldı ki, halen yürürlükte bulunan 5226 sayılı Kültür ve
Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, yine yürürlükte bulunan Belediye Kanunu,
Çevre Kanunu ihtiyaçlara cevap verecek durumdadır. Yeni yasa ihdas etmek
yerine, şayet ihtiyaç varsa, mevcut yasada değişikliğe gitmek ya da eklentiler
yapmak daha akılcı bir yaklaşım olurdu. Uzlaşmazlıklar halinde mahkemeler ne
yapacak? Yürürlükteki mevcut yasalarla çelişkiler içerisinde olan bu yasa
tasarısı yasalaştığı takdirde, uygulamada çok sıkıntılar yaşatacağı aşikârdır.
Kültürel ve tarihî
varlıklarımızın korunmasında, bizlere, bu değerlerin muhafazası ve yaşatılması
ve aslına uygun olarak canlandırılmasıyla ilgili büyük görevler düşmektedir.
Kültürel ve tarihî varlıklarımızı gelecek kuşaklara aktarmak da, bizlerin
görevleri arasındadır. Unutmayalım ki, sahip olduğumuz bu varlıkları, bizler,
çocuklarımızdan ödünç aldık ve onlara bırakmak zorundayız.
Ne yazık ki, üzülerek
söylüyorum, tarihî ve kültür varlıklarımızı yeteri kadar ve gerektiği şekilde
bugüne kadar koruyamadık, yaşatamadık. Neden; hep aynı zihniyetten; yıkmak,
yıkılmasına göz yummak, yakmak, yeni yapılar oluşturmak, eşe dosta yeni rant
alanları yaratmak…
Ulusal ve tarihsel
değerleri dikkate almadan gerçekleştirilen modern oluşumların, toplumu süratle
yabancılaşmaya götürdüğü gerçeğini unutmayalım değerli arkadaşlarım.
Özellikle İstanbul için söylüyorum.
İstanbul, bir Paris, bir Roma gibi korunup yaşatılabilseydi, bugün, acaba, bu
yıl kaç turist gelecek, turizm gelirimiz ne olacak diye hesap peşinde koşacak
mıydık; elbette koşmayacaktık, turizm geliri açısından ihya olacaktık.
Biliyorsunuz, değerli arkadaşlar, Paris ve Roma, turizm gelirine o kadar doymuş
ki, artık, neredeyse, turiste ihtiyacımız yok diyorlar.
İşte, değerli
arkadaşlarım, işbu yasa tasarısına, İçişleri Komisyonu üyesi olarak ben ve
diğer arkadaşlarım muhalefet ettik. Alt alta sıraladığım bu nedenler
karşısında, yasa tasarısını savunmak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak
bizlerin vicdanlarını sızlatırdı.
Gelelim 2 nci maddeyle
ilgili söylemlerimize. Konuşmanın başında belirttiğim üzere, yasa tasarısının
tümünde olduğu gibi, 2 nci maddede de komisyonumuzda önemli değişiklikler
olmuştur. İlk halindeki 10 000 metrekarelik alt sınır komisyondaki görüşmeler
sırasında kaldırılmıştır. Tasarının hedefi artık değişmiş bulunduğundan, bu tür bir alt sınıra gerek kalmamıştır.
Bu yasa tasarısı komisyonumuzda görüşülürken, kırsal kesimlerde de SİT
alanlarının olduğu, bunların da süratle yok olduğu ve buralarda acil olarak
önlem alınması gerektiği ileri sürülmüştür. Bu nedenle, yeterli kaynağa ve
yapılanmaya sahip olan il özel idareleri de 2 nci maddeye dahil edilmiştir.
Görüşülmekte olan bu yasa
tasarısına Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak olumlu oy vermeyeceğimizi
belirtir, tekrar saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Mustafa
Ilıcalı… (AK Parti sıralarından alkışlar)
MUSTAFA ILICALI (Erzurum)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu
Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde şahsım adına tekrar söz almış bulunuyorum;
yeniden, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Burada, bu maddede de
söyleyebileceklerimi özet bir şekilde söyleyip, bir daha sizlerin zamanınızı
almak istemiyorum.
Yalnız, burada tekrar
bahsetmem gereken bir husus var, Cumhuriyet Halk Partisinin değerli
sözcülerinin yapmış olduğu açıklamalar karşısında. Türkiye'de oluşan bir Tarihî
Kentler Birliği var. Bu Kentler Birliğine çok sayıda ilimiz üye ve burada bu
birliğe danışmanlık veren, bu konuların Türkiye'deki çok sayılı uzmanı
hocalarımız bulunmakta ve bu Tarihî Kentler Birliğinin buluşmalarına da
mimarlar odalarımız, şehir planlama odamız, burada muhalefet sözcülerinin
teşekkür ettikleri birçok kuruluş temsilcisi katılmaktadır.
Şimdi -burada tekrar
altını çizdiğimiz nokta- biz, eğer şu anda tarihî ve kültürel dokumuz açısından
her şeyimiz tamamsa, tarihî ve kültürel mirasımızı ayağa kaldıracak her türlü
ortama sahipsek, acaba, bu yasalara niye ihtiyaç var? Bugün burada bulunan
değerli milletvekillerinin her birinin bulunmuş olduğu ilde, bu, bence de en
fazla zamanı alan konu, Kültür Bakanlığında bu eserlerin veya belediyelerle
temaslarda bu eserlerin ayağa kaldırılması. Bunları kaldırmak
mecburiyetindeyiz. Bu, bizim mirasımız; ama, bu zamana kadar bu sorunu kökten
çözecek bir çalışma yapılamamış, birtakım radikal kararlar alınamamış, yasal
düzenlemeler yapılamamış. Yine, ben, Mustafa Ilıcalı olarak söylemiyorum,
burada, katılan -hepinizin de çok takdir edeceği- bilim adamlarının görüşünü
bir kere daha tekrarlıyorum; diyor ki: "Zaman kaybetmeden, Parlamento,
burada üzerine düşen görevi yapsın." Şimdi, bir an için, değerli milletvekilleri,
bu dönüşüm tasarısına gerek yok -muhalefetimizin söylediği şeye göre- madem
bunu birkaç tane belediyemiz için yapıyoruz, bir rantmış, buna gerek yok! Ne
yapacağız biz peki o zaman, nasıl ayağa kaldıracağız? O zaman bir öneri
getirmek gerekiyor. Ben bunun acısını, sıkıntısını yaşıyorum. Bölgemizde,
tekrar söylüyorum, turizmi canlandırmanın… Kültürel, tarihî mirası, o kadar
tarihî bir kimliği var şehrimin; Erzurum şehri; görmüşsünüz. Bu kimlik ortadan
kalkmış, kaybetmiş bu kimliğini. Nasıl ortaya kalkacağız?
AHMET IŞIK (Konya) -
Konya da öyle.
MUSTAFA ILICALI (Devamla)
- Konya aynı şekilde, Amasya aynı şekilde, değerli vekilimin biraz önce
söylediği gibi, Kastamonu bu şekilde. Şimdi, buna İstanbul'daki bazı belediye
başkanları öncülük etmiş diye kalkıp orayla ilişkilendirmek, bu, büyük bir
haksızlık olur. Bizim şuradan yararlanmamız lazım. İstanbul'dan tüm Türkiye'nin
yararlanması lazım. Neden yararlanması lazım; İstanbul bir dünya kenti.
İstanbul'un yaşamış oldukları ve bugün İstanbul için elde bulunan bu olumlu
durumları diğer Anadolu şehirlerine taşımamız lazım. Diğer taraftan,
İstanbul'da bulunan tecrübeyi, birikimi diğer şehirlerimize taşımamız lazım.
Şimdi, benim keşke bir zamanım olsa, size, İstanbul'u, bir kalksam, anlatsam;
yani, İstanbul bu metropolleşmede süreçleri nasıl yaşadı, bu gecekondulaşmadan,
tarihî, kültürel dokunun burada zarar görmesine nasıl geldi, bu zamana kadar
neler yapıldı, neler yapılamadı; ama, böyle bir zamanım olmadığı için bunlara
giremiyoruz. Yalnız, buradan bazı bilgileri vermenin çok yararlı olacağını
düşünüyorum.
1960'larda İstanbul'un
nüfusu 1 680 000. Kentleşmiş alanlar belediye sınırlarını aşmış. Yeni
belediyeler eski köy sınırları içinde hızla oluşmaya başlamış. Yerleşme birimi
sayısı merkez belediye sınırları dışında oluşan yerleşmelerle birlikte 49'a
çıkmış. 1970'li yıllarda 60'dan fazla yerleşmeyle metropoliten alanın boyutları
büyümüş. Tarihî yarımadadaki eski kent dokusunun yaşadığı alanlardaki tarihî,
kültürel doku bu gelişmeden olumsuz etkilenmiş. Buna karşılık da, Birleşmiş
Milletler tarafından dünya metropolleri arasında metropol dünya kenti ilan
edilmiş. Metropoliten planlamadaki yanlışlıklar, tutarsızlıklar yüzünden
buradaki tarihî ve kültürel dokudaki olumsuzluklar artarak devam etmiş.
Şimdi, burada yapılması
gereken işler var; belediye başkanlarımızın yapacağı işler var, belediye
meclislerinin işleri var ve Yüce Meclisin yapacağı işler var. Şimdi, bir kere,
kentsel dönüşümü, gelişimi nasıl sağlayacağız? Yani, kentsel gelişmeye yön
veren yasal mevzuat ve planlama yaklaşımının, kamu yararını,
sürdürülebilirliği, hakçalığı, planlamayla gelen diğer değişikliklerin adil
paylaşımını, ilke edinilen, kararlanan, hızla hayata geçirilebilen bir yapıya
kavuşturulması gerekiyor. Bunları nasıl yapacağız değerli milletvekilleri; bu
tip yasaları hazırlayarak yapacağız.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ILICALI (Devamla)
- Sayın Başkanım, bir daha söz almamak için biraz süre verebilir misiniz acaba?
BAŞKAN - Buyurun,
toparlayın.
MUSTAFA ILICALI (Devamla)
- Değerli Başkanım, teşekkür ederim.
Değerli milletvekilleri,
şimdi, siz bu tasarıya eleştiri getirebilirsiniz; yani, şu maddesine şu
değişikliği yapabiliriz diyebilirsiniz, önerge verebilirsiniz; ama, tümünden
buna karşı çıktığımız zaman, bizim, şu anda, hepimizin, birçok
milletvekilimizin elde etmiş olduğu fırsatı taa nerelere ötelemiş oluruz. Biraz
önce, ben, size, Kültür Bakanlığının bütçesinden bahsettim, tescilli 72 000
eserden bahsettim, belediyelerimizdeki, özellikle Anadolu belediyelerimizdeki
sıkıntılardan bahsettim. Bu işin tabiî ki yasal boyutu yanında, finansman
boyutu var; bunları nasıl halledeceğiz? İşte, yasayı derinlemesine
incelediğimiz zaman görüyoruz ki, bu, büyük bir avantaj getirecek ve bu işlerde
büyük bir hızlanma sağlanacak.
Diğer taraftan, birçok
konuşmacı İstanbul örneğini veriyor. Ben, buradan bazı bilgileri değerli
bilgilerinize sunuyorum. UNESCO'nun İstanbul'a iki yıl süre tanıdığını hepimiz
biliyoruz. Bakın, şuna dikkatinizi çekiyorum: Tarihî eserlerin korunmasında bir
ilerleme sağlanmazsa, İstanbul, 2006 yılında, Tehdit Altındaki Dünya Mirası
Listesine alınacak. 2006; 2005… Ne yapacağız? Yani, 2006'ya kadar üç ay tatil
vereceğiz, Parlamento çalışmayacak. Bir tasarının ne kadar sürede geçtiğini
ikibuçuk yıllık tecrübeyle öğrendik.
İstanbul'u 19 yıldır
listeye almışlar. Diğer milletvekilleri diyebilir ki, bu UNESCO'nun listesinde
sadece İstanbul mu var. Tabiî ki sadece İstanbul yok; Göreme Parkı var, Ulu
Cami var, Hattuşaş var, Pamukkale var, Safranbolu var, Truva Arkeolojik Alanı
var. Tamam, bundan sonra, 19 yıldır bu listede olan İstanbul'un bu projeleri ve
diğer saydığım projeler, 2006 yılına kadar kalıcı çözümler yapılmazsa listeden
alınacak.
Şimdi, biz, o halde,
demek ki, bu bilgilerle, bu uluslararası bilgilerle, ülkenin gerçekleriyle
beraber düşündüğümüz zaman hızlı hareket etmek mecburiyetindeyiz. İşte, bu
manada, ben de milletvekili olmadan önce, şehircilikle ilgili, mimarlıkla
ilgili birçok sempozyuma, toplantıya katılmış bir milletvekili olarak bu tasarıyı
incelediğimde, siyasî kimliğimi bir tarafa bırakarak, bunun, bu ülkemize bu
manada son derece katkı sağlayacağına kanaat getirmişim.
Ben, muhalefet
partimizden bunun eksiklerinin tamamlanması yönünde destekler beklerken, benim
konuşmalarımın bile dinlenmediğini görmek oldukça üzüyor; çünkü, değerli
milletvekilleri, iktidarıyla muhalefetiyle, tarihsel, kültürel dokuyu
kaldırmak… Ki, ben biliyorum, bu iktidarıyla muhalefetiyle tüm milletvekilleri,
özellikle kalkınmamış bölgelerimizin kalkınmışlığı yönünde çok büyük katkı
verecektir. Doğu Anadolu Bölgesinin de Güneydoğu Anadolu Bölgesinin de birçok
bölgenin de geleceği bu mirasın ortaya çıkarılmasıyla ilişkilidir; çünkü,
turizmden elde edeceğimiz gelir, turizm potansiyeli, dağda yapacağımız dört beş
tane otele geldiği zaman, oradaki yerel halka şikâyetlerini hepimiz biliyoruz.
Şehir merkezlerine getirmemiz lazım.
BAŞKAN - Bir dakika
Mustafa Bey…
Arka sıradaki arkadaşlar,
aranızdaki konuşmaları durdurursanız, Mustafa Beyi daha rahat dinleme imkânı ortaya
çıkacak.
Buyurun Mustafa Bey.
MUSTAFA ILICALI (Devamla)
- Şehir merkezlerini cazibe haline getirebilmemiz, gelen turistin o merkezleri
görmesi, yerel esnafımızın da bu nimetten faydalanabilmesi, ancak bu eserlerin
ortaya çıkarılmasıyla mümkün.
Konuyla ilgili söylenecek
çok söz var; sabrınızı fazla zorlamak istemiyorum. Benden sonraki değerli
iktidar, muhalefet sözcüleri de bu yönde gerekli bilgileri verecektir.
Tekrar, bu, ülkemiz için,
tarihî, kültürel mirasımızın ortaya çıkarılması, Selçuklu, Bizans, Osmanlı, tüm
eserlerin ortaya çıkmasında çok büyük katkı sağlayacak; çünkü, büyük bir
finansman desteği getiriyor. Bu manada, yani, özel teşebbüsün devreye
girmesiyle beraber, o alanların yenilenmesi, kullanarak… Sayın Beyoğlu Belediye
Başkanımın, şimdi İstanbul Milletvekilimin söylediği gibi, kullanmadan korunma
olmaz; böyle bir imkân getiriyor.
Bu manada, bu tasarıyı
hazırlayan, emeği geçen herkese, bütün meslek odalarına, milletvekillerimize,
bürokratlarımıza, hükümetimize teşekkür ediyor, sizleri saygılarımla
selamlıyorum.
Başkanımın toleransından
dolayı, tekrar, ona da ayrıca teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 911
sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci maddesinin birinci fıkrasının sonuna
aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Sadullah Ergin |
Nusret Bayraktar |
Ekrem Erdem |
|
|
Hatay |
İstanbul |
İstanbul |
|
|
Halil Ürün |
|
Hacı Biner |
|
|
Konya |
|
Van |
"Bakanlar Kurulu
projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir."
BAŞKAN - Komisyon
katılıyor mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Takdire bırakıyoruz Sayın
Başkanım.
BAŞKAN - Hükümet?..
DEVLET BAKANI BEŞİR
ATALAY (Ankara) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutalım?
SADULLAH ERGİN (Hatay) -
Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum.
Gerekçe:
Uygulamanın belli bir
sürede sonuçlanması amaçlanmıştır.
BAŞKAN - Önergeyi
dinlediniz, gerekçeyi de dinlediniz.
Şimdi, önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Sayın Başkanım, 2 nci maddenin
ikinci fıkrasının ikinci satırında "kaydıyla" kelimesi fazla. Bu
"kaydıyla" kelimesinin çıkarılmasını öneriyorum.
BAŞKAN - Titizliğinize
teşekkür ederiz. Bir anlatım bozukluğu var; biz de gördük, siz de uyardınız.
Onu dikkate alarak redakte edilecek.
Şimdi, sayın
milletvekilleri, kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
Uygulama
MADDE 3.- Yenileme
alanları olarak belirlenen bölgelerde il özel idaresi ve belediye tarafından
hazırlanan veya hazırlatılan yenileme projeleri ve uygulamaları ilgili il özel
idareleri ve belediyeler eliyle yapılır veya kamu kurum ve kuruluşları veya
gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılarak uygulanır. Bu alanlarda
Toplu Konut İdaresi ile ortak uygulama yapılabileceği gibi, Toplu Konut
idaresine de uygulama yaptırılabilir.
Büyükşehirlerde,
büyükşehir belediyeleri tarafından başlatılmayan uygulamalar ilçe ve ilk kademe
belediyelerince tek başına veya müşterek olarak yapılır veya yaptırılır.
Yenileme alanı içinde
yapı parsellerindeki uygulamalarda kendi parseli ve yapısı aynen korunarak
yenilenecek yapılar, projenin bütünlüğünü bozmamak şartıyla belediyece kabul
edilen projeye bağlı kalmak ve il özel idaresi ve belediyenin belirleyeceği
amaçta kullanılmak kaydıyla parsel sahibince yapılabilir. Bu durumlarda
uygulamanın projeyle eş zamanlı olarak başlatılması ve tamamlanması esastır.
Aksi takdirde il özel idaresi ve belediyece bu Kanun hükümleri uygulanır.
Yenileme alanlarında
yenileme projelerinin uygulanması sırasında tabiî afet riski taşıdığı
Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca belirlenen bölgelerde gerekli tedbirleri
almak üzere il özel idareleri ve belediyeler yenileme projelerinde tasfiye de
dahil olmak üzere gerekli düzenlemeleri yapabilir, yasaklar koyabilir. Bu
konudaki esas ve usûller yönetmelikte belirlenir.
Uygulama esnasında her
türlü kontrol, denetim ve takip işlemleri, ilgili il özel idaresi ve belediyece
yapılır veya yaptırılarak sonuçlandırılır. Bu işlemler, projenin özelliğine
göre konuyla ilgili uzman kişi, kurum ve ekiplere yaptırılır.
Yenileme alanlarındaki
uygulamalar her türlü vergi, resim, harç ve ücretlerden muaftır.
Yenileme alanlarındaki
yeni yapılanmalar ile korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin
uygulamalar hakkında karar vermek ve hazırlanan projeleri onaylamak üzere söz
konusu alanlar için bu uygulamalarla ilgili olarak 2863 sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre, gerektiği kadar kültür ve
tabiat varlıklarını koruma bölge kurulu oluşturulur. Bu kurulca kararlaştırılan
projeler, il özel idaresi veya belediyece uygulanır.
Kültür ve tabiat
varlıkları bölge kurulu tarafından sit alanı olarak belirlenen yenileme
alanlarında yapılacak uygulamalarda her türlü mal ve hizmet alımları ile yapım
işleri, ceza ve ihalelerden yasaklama işleri hariç, 4734 sayılı Kamu İhale
Kanunu hükümlerinden muaftır.
Yenileme projeleri,
uygulama alanı içerisinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının
rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa
edilecek yapıların imar mevzuatında öngörülen projelerinden oluşur.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
grup adına söz isteyenler: Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir
Milletvekili Erdal Karademir.
Şahısları adına söz
isteyenler: İzmir Milletvekili Erdal Karademir, Konya Milletvekili Halil Ürün.
Erdal Bey, iki sürenizi
birleştirmek ister misiniz?
ERDAL KARADEMİR (İzmir) -
Evet efendim.
BAŞKAN - Peki, 15
dakikalık konuşma süreniz var; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ERDAL
KARADEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan
911 sıra sayılı Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesi
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz aldım; bu
vesileyle, öncelikli olarak, Hakkâri, Bingöl, Karlıova'da depremden zarar
görmüş tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyor, yaralanan vatandaşlarımıza acil
şifalar diliyorum. Yine, iki hafta önce, İzmir'in Kiraz, Kemalpaşa ve Tire İlçe
ve köylerinde yağmur, dolu ve sel felaketinden olumsuz etkilenmiş tüm
vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunarak, sorunlarının çözümü için bu
bölgelerin acilen afet bölgesi ilan edilmesini ve vatandaşlarımızın
sorunlarının çözülmesini talep ediyorum. Bu düşüncelerle, Yüce Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
tasarının getiriliş gerekçelerine baktığımızda, hızlı kentleşme sürecinin
ülkemizin önemli sorunlarından biri olduğu ifade edilmektedir. Bu sürecin,
kentlerimizin merkez bölgelerinde, eski kent dokularını ve korunması gerekli
kültürel mirasımızı olumsuz etkilediği görüşü dile getirilmiştir.
Yine, gerekçede, kültürel
mirasın yoğun olarak bulunduğu alanların gerek eskimeleri ve bakımsız kalmaları
gerekse yoğun olarak, denetimsiz bir şekilde iskân edilmeleri ve kullanılmaları
nedeniyle, toplumun can ve mal güvenliğini tehdit eder duruma geldiği
söylenmektedir.
Yine, bu alanların deprem
riski açısından çok büyük tehlike arz ettiği ifade edilmiştir.
Yine, gerekçede, kentin
eskiyen dokularını ve yerleşim alanlarını, kültürel miras değerlerini korumak,
koruma ve kullanma dengesini sağlayarak, sosyal donatı alanlarını büyütmek ve
sağlıklaştırmak, günümüz konforu ve kullanım şartlarını içeren konut, ticaret,
kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturmak, tarihî ve kültürel dokuyu
geleceğe taşıyarak, böylelikle bu tür alanların sağlıklı bir şekilde iskân
edilerek, şehrin güvenliğini tehdit eden denetimsiz bölgeler olmaktan çıkarmak
gibi gerekçelerle, bu tür bölgelerin kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan
edilmesi amaçlanmıştır. Bu yaklaşım, doğru ve gereklidir.
Değerli arkadaşlarım,
tasarının yukarıda sayılan gerekçelerini iyi değerlendirdiğimizde, yüklendiği
görev ve sorumluluk gereği, tasarının görüşüleceği ana komisyonun öncelikle
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu olması gerekirdi. Oysa, bu tasarı,
İçişleri Bakanlığından gelerek, ana komisyon olarak İçişleri Komisyonunda
görüşülmüş ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu gözardı
edilmiştir. Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunun Sayın
Başkanının müdahalesi sonucunda, bu tasarıda, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve
Turizm Komisyonu tali komisyon olarak görev almıştır. Sadece bu yaklaşım, bu
anlayış bile, AKP İktidarının, tasarıların hazırlanıp Meclise sunulması
açısından ne kadar gayri ciddî yaklaştığının bir göstergesidir.
Tasarının, İçişleri
Bakanlığından gelmesi anlaşılamamıştır. Kaldı ki, bu tasarı, yaklaşık bir yıl
önce Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca yeniden hazırlanmış ve Bayındırlık ve
İskân Bakanlığının internet sayfalarında yayımlanmaktadır. Bayındırlık ve İskân
Bakanlığının hazırladığı tasarı, ilgili kamu kurumları, meslek odaları, sivil
toplum kuruluşları, üniversitelerle görüşülüp bu kurum ve kuruluşların
görüşleri ve katkıları alındıktan sonra, ortak görüş ve mutabakatla, Kentsel
Dönüşüm ve Gelişim Yasa Tasarısı olarak hazırlanmış; daha sonra, imar ve
şehirleşme yasa taslağının içine alınmış ve uzlaşmayla hazırlanan bu tasarının
Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmesi beklenmişti. Daha sonra, ismi
"İmar Yasa Tasarısı Taslağı" olarak değişen taslak, bugün Bayındırlık
ve iskân Bakanlığınca yeniden revize edilerek, "Planlama ve İmar Kanunu
Tasarısı Taslağı" adı altında Bakanlığın internet sayfalarında
yayımlanmaktadır.
Böyle hazırlanmış bir
tasarı dururken, bu tasarıyı Meclise sevk etmeyerek, diğer bir anlatımla
görmezlikten gelerek; aynı amaçlı, ama hiçbir kamu kurumundan, meslek
odalarından, sivil toplum kuruluşlarından, üniversitelerden görüş alınmadan
hazırlanan tasarının Meclise sevk edilmesi düşündürücüdür.
Görüşmekte olduğumuz bu
tasarı, Türkiye Büyük Millet Meclisine, "Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanun
Tasarısı" ismiyle gelmiş; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonunda görüşülürken, "Eskiyen Kent Dokularının Yenilenmesi,
Korunması ve Kullanılması Hakkında Kanun Tasarısı" olarak ismi
değiştirilmiş ve tasarının ilgili maddelerinde değişikliğe gidilmiştir. Bu
defa, İçişleri altkomisyonu, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu
tarafından önerilen düzenlemelerin ara bir çözüm yöntemi olabileceğini,bu
şekilde bir düzenlemeyle, eskiyen ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş SİT alanı
olarak belirlenen kent bölgeleri biçiminde daralttığı gerekçesiyle, bu alanlara
ait koruma alanların da kapsama alınmasının, bu alanlarda bütünsel bir
düzenleme yapmaya olanak tanıyacağı düşüncesiyle, başka bir adının
"Yıpranan Tarihî ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve
Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun Tasarısı" olmak üzere ilgili
maddelerinde değişikliğe gidilmiştir. Bu değişiklikler bile, tasarının ne kadar
gayriciddî olarak hazırlandığının, bir anlamda sipariş yasa tasarısı olarak
getirildiğinin bir göstergesidir; yani, bu tasarı açıkçası bir sipariş yasadır.
Değerli arkadaşlarım,
hızla gelişen, değişen, yoğunluğu giderek artan ve üstelik kültür mirası
açısından son derece zengin olan büyük kentlerimizde, mevcut potansiyeli
değerlendirerek, eskimeye başlayan kentsel alan parçalarını kentlerimize
kazandırmak, onlara yeni fonksiyonlar yükleyerek, canlanmalarını, gelişmelerini
ve ıslahlarını sağlamak, sosyokültürel ve ekonomik açıdan kentlerimiz için
büyük bir kazanç olacaktır. Bu nedenle, kentsel yenilemeye, dönüşüme hak ettiği
önemi vermek, bu amaç doğrultusunda öncelikli kentsel yenilemenin ilkelerini
tartışıp saptamak ve ardından konunun yasal ve kurumsal çerçevesini ortaya
koymak yerinde olacaktır. Böylesi toplumsal ve kentsel anlamda yaşamsal öneme
sahip bir konunun sadece bir ayağını ele alarak yasa yapmak, soruna kalıcı
çözüm bulmak olanaklı değildir.
Tasarının gerekçesinde,
mevcut yasal düzenlemeler içerisinde tarif edilen alanlarda yenileşme
çalışmalarının hızlı ve etkili sonuca ulaştırılmasının zaman alacağı ve bu
çalışmaların tamamlanamayacağı düşüncesiyle bu tasarının hazırlandığı ifade
edilmiştir. Bu yaklaşım yanlıştır; çünkü, 5226 sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Yasası da bu iktidar tarafından getirilmiş ve 14.7.2004
tarihinde yasalaştırılmıştır.
Ayrıca, Bayındırlık ve
İskân Bakanlığında uzlaşma içerisinde hazırlanan İmar Yasa Taslağı ya da
Planlama ve İmar Kanunu Tasarısı Taslağı bir yıla yakın bir zamandan beri Meclise
gelmeyi beklemektedir. Hiçbir kurum, ilgili meslek odaları, üniversitelerin
görüş ve önerileri alınmadan, bilimsel değerlendirmelerden ve ölçütlerden uzak
bir şekilde hazırlanarak yangından mal kaçırırcasına Büyük Millet Meclisine
getirilmek istenen bu yasa tasarısı, yasak savmaktan öte bir çalışma değildir.
Değerli arkadaşlarım,
tasarının 3 üncü maddesinin yedinci fıkrasında "yenileme alanlarındaki
yeni yapılanmalar ile korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin
uygulamalar hakkında karar vermek ve hazırlanan projeleri onaylamak üzere söz
konusu alanlar için bu uygulamalarla ilgili olarak yeni koruma kurulları
kurulabilir" denilmektedir. "Bu kurulca kararlaştırılan projeler, il
özel idaresi veya belediyece uygulanır" deniliyor.
Bu yaklaşım bizleri
kaygılandırıyor; çünkü, o bölgede var olan kültür ve tabiat varlıklarını koruma
bölge kurullarından hiç söz edilmiyor, onlar yok sayılıyor.
Yine, mevcut koruma
kurulları görevlerine devam edecekse, tespit edilen yeni alanlarda oluşturulan yenileme
projelerinin mevcut kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurulları
tarafından onaylanmaması durumunda ne olacağı belirsizdir.
Yine, o bölgede var
olabilecek mevcut kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarının
yapmış olduğu koruma amaçlı planlardan söz etmeyerek, SİT alanlarının
korunmasına yönelik 5226 sayılı Yasayla değişik 2863 sayılı Yasanın 17 nci
maddesinde tanımlanan koruma amaçlı imar planlarını ortadan kaldırmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, bu
tasarıyla, gereği ve kriterleri ortaya konmadan yeni kültür ve tabiat
varlıklarını koruma bölge kurulu oluşturulmasının önü açıldığından, bu da,
mevcut koruma kurulları üzerinde baskıyı artıracaktır.
Diğer yandan, yeni
oluşturulacak ve 7 üyeden oluşan koruma kurullarının 5 üyesinin bakanlık
tarafından atanmasıyla oluşacağından, söz konusu koruma kurulları, bir anlamda,
oluşturulan projeleri siyasal iktidarın istemi doğrultusunda onaylayan sipariş
kurullar haline dönüşecektir. Dolayısıyla, yapılan koruma amaçlı planlar,
korumadan çok, siyaset ağırlıklı ve ranta yönelik projeler olacaktır. Bu
yaklaşım ve anlayış, kültür varlıklarımızın yok olmasına yönelik ciddî
sakıncaları beraberinde taşımaktadır.
Madde hükmünde sadece
projeden söz edilmektedir; bu durum, planlama ve kent bütünlüğü açısından
sakıncalıdır.
Bu kanunda hassas hassas
bir yaklaşım sergilenmesi ve kentsel dönüşüm ve gelişim projesinin bilgiye
dayalı uzmanlık isteyen projeler olması gerekir.
Değerli arkadaşlarım,
diğer bir konu, tasarı gerekçelerinde yer alan kaygılara rağmen, bugünkü genel
kentsel yenileme ve dönüşüm yaklaşımı daha çok fiziksel planlama temeline
dayandırılmaktadır. Kentsel dönüşüm toplumsal bir proje olarak algılanmalı,
fiziksel planlamanın bunun sadece araçlarından biri olduğu kabul edilmelidir.
Çöküntü alanlarının
belirlenmesinin yanı sıra geliştirilecek yeni araştırma ve inceleme yoluyla
olası çöküntü alanları önceden saptanmalı, bu çöküntünün önlenmesi için
fiziksel ve toplumsal projeler geliştirilmelidir.
Kentsel dönüşümün üç ayrı
ayağı olmalıdır. Bunlar, fizikî, mekânsal, sosyal ve ekonomik ayaklardır.
Bunların da ötesinde, bu üç dönüşüm ayağının ortak bir zeminde birbiriyle
bağlanarak, yeni ve farklı bir yasal çatının ivedilikle kurulması gereklidir.
Bu nedenle, tasarının bilimsel esaslara dayalı olarak bir bütünlük içerisinde
ele alındığını söylemek olanaklı değildir.
Değerli arkadaşlarım,
yine bu tasarının 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında "yenileme alanı
içerisinde kalan Hazineye ait taşınmazlar başka bir işleme gerek kalmaksızın
projeyi yürüten il özel idaresine ve belediyeye bedelsiz devredilir"
denilmektedir.
Bu fıkra hem Anayasaya
hem de yürürlükte bulanan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa
aykırıdır; çünkü, 1982 Anayasasının 63 üncü maddesine göre "devlet, tarih,
kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla
destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır" denilmektedir.
2863 sayılı Kültür ve
Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 5 inci maddesine göre "kamu kurum ve
kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve
tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ile varlığı bilinen veya
ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve
tabiat varlıkları devlet malı niteliğindedir" denilmektedir.
Görüldüğü gibi, kültür ve
tabiat varlıkları, hem Anayasaya hem de 2863 sayılı Yasaya göre devlet
güvencesi altındadır. Bizler, 4 üncü maddenin bu fıkrasında bir değişiklik
önergesi vererek, ilgili fıkranın, yenileme alanı içinde kalan, hazineye ait
kültür ve tabiat varlıkları olarak tespit ve teşhir edilmiş olanlar dışındaki
taşınmazların, başka bir işleme gerek kalmaksızın, projeyi yürüten il özel
idaresine ve belediyeye bedelsiz devredilmesini teklif ettik; bu öneriyi
desteklemenizi bekliyorum.
Değerli arkadaşlarım,
tasarıda, konular, parçacı bir anlayışla, bir yaklaşımla ele alınmış ve ilgili
yasalarla çelişmektedir. Kentsel dönüşüm, kentsel gelişim, kentin tarihî ve
kültürel dokusunun korunması, demokrasi gibi kurallara bağlı olmalıdır. Bu da,
asgarî ölçüde uzlaşmayı gerektirir. Bu bağlamda, toplumsal işbirliğinin
sağlanması ve ilgili kurum ve kuruluşların görüş ve katkılarının alınması
zorunludur. Bu anlamda, tasarı geri çekilerek, kapsamlı bir şekilde ve
toplumsal uzlaşmayla, bilimsel veriler yeniden ele alınmalıdır. Aksi halde,
katılımlı süreçler içinde geliştirilmiş yasa ve uygulama araçlarını hayata
geçirmek yerine, dar kapsamlı, özel nitelikli yasa enflasyonu ve yetki
karmaşası üreterek, planlama ve koruma yaklaşımı terk edilerek, kentler sağlıklı
biçimde dönüştürülemez.
Bu duygu ve düşüncelerle,
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Halil
Ürün, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika Halil
Bey.
HALİL ÜRÜN (Konya) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 911 sıra sayılı Kentsel
Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesi üzerine, şahsım adına söz
almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
maddeye geçmeden önce, genel bazı değerlendirmelerde bulunmak istiyorum.
Hepiniz çok iyi
bilirsiniz, bu kentlerde yaşadığımıza göre, kentler de birer canlı
organizmadır; tıpkı insanlar gibi, kan pompalanan damarları, akciğerleri
vardır; yeşilalanlar akciğerleridir, yolları da damarlarıdır, sokaklar kılcal
damarlarıdır. Dolayısıyla, şehrin merkezi de şehrin beynidir.
Dolayısıyla, bu şehri,
biz, beş yıl süreyle, belediye başkanlarına emanet ediyoruz. Onlar da bizim
gibi seçilmiş insanlar. İl özel idareleri, kırsal bölgeleri içine alan çeşitli
düzenlemelerle ilgili karar alma ve bu kararları yürütme konusunda, il genel
meclisleri aracılığıyla, bunu yürütme konusunda yetkilendiriliyor. Bizim, bu
yetkiler kullanılırken, onları takviye etmemiz, onlara güvenmemiz, onların bu
işlerini çok daha rahat bir şekilde yürütebilmeleri konusunda, onlara ciddî
manada destek vermemiz lazım.
Nitekim, AK Parti
Hükümeti olarak, göreve geldiğimizden itibaren, yerel yönetim yasalarını bu
amaçla çıkardık ve yerelleşme, sivilleşme doğrultusunda yerel yönetimleri
güçlendirecek olan kanun tasarılarını Meclis gündemine taşıdık ve bunları
kanunlaştırdık ciddî manada. Hatta, şunu söyledik, dedik ki: Bunlarla
yetinmeyeceğiz, bundan sonra da gelirler kanunu gelecek, başka düzenlemeler
gelecek; bu kanun tasarısı, bu anlamda bir kanun tasarısıdır.
Eğer, şehirlerimiz,
çeşitli kötü durumlar karşısında, tabiî afetler karşısında veya beşerî
birtakım, yangın gibi, sel felaketleri gibi felaketler karşısında tahribata
uğrayacak olursa, o şehri yöneten insanlar, yöneticiler, hangi mevzuat
çerçevesi içerisinde şehre sahip çıkacaklar; işte, bu kanun tasarısı, bu amaçla
hazırlanmış bir kanun tasarısıdır.
Değerli kardeşlerim,
değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar; yeniden yapılanmanın, bu manada,
ne kadar zarurî olduğunu burada görüyoruz. Dolayısıyla, burada, uygulamada neye
yer verilecek, uygulayıcı kim olacak sorusuna cevap aradığımız zaman, ister
istemez, yerel idarecilerin, bu uygulamada, ciddî manada asıl yetkili olmaları
gerektiği açıkça ortaya çıkıyor. Zaten, halk, bu sorunları onlara taşıyor.
Onlar, bu konuda yetkilerini rahat kullanamayacak olurlarsa, elbette, boşluk
meydana gelir ve bu yetki boşluğu içerisinde de şehir zarar görür.
Tarihî ve kültürel
dokunun korunması elbette esastır; ama, ben, bizzat, bir uygulayıcı olarak bunu
yaşadım. Burada, yaşayan pek çok arkadaşımız var. Bir cadde açacaksınız, cadde
kamu yararına iş görecek, o caddenin üzerinde, hasbelkader, koruma kapsamına
alınmış olan bir binayı -her ne amaçla alınmışsa, bu bilinmiyor- kaldırabilmek
için veya aynı konumunu muhafaza etmek kaydıyla bir başka yere taşıma konusunda
sıkıntı çekiyorsunuz ve milyarlarca, trilyonlarca lira harcayıp, ölü yatırım
olarak, uzunca bir süre yargı kararını bekliyorsunuz; üç sene geçiyor, beş sene
geçiyor, yargı kararı gelmiyor. Dolayısıyla, yargının da önünü açmamız lazım.
Ben, burada, benden önce
söz alan değerli muhalefet sözcüsünün ifade ettikleri birkaç hususa da temas
etmek istiyorum.
Bir kere, belediyeler ile
il özel idarelerinin bu konudaki yaptırım gücünü bizim artık kabullenmemiz
lazım. Burada muhalefete ait olan belediyeler de var, iktidar partisine ait
olan belediyeler de var. Bunların bu yetkileri kullanabilmesini bizim çok
görmememiz lazım ve onlara güvenmemiz lazım; bu bir.
Efendim, Bayındırlık
Komisyonu, İçişleri Komisyonu… Netice itibariyle, her iki komisyondan da geçmiş
ve her iki komisyonun da görüşleri alınmıştır.
Ben bu yasa tasarısının…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
HALİL ÜRÜN (Devamla) -
Çok kısa birkaç değerlendirmem olacak.
BAŞKAN- Toparlayalım
lütfen.
HALİL ÜRÜN (Devamla) -
Şimdi, başlangıcında bu görüşülmemiştir diye muhalefet sözcüleri ifadelerde
bulundu. Biraz önce de bir madde görüşülürken -1 inci maddeydi zannediyorum-
yine muhalefet sözcülerinden bir arkadaşımız, sivil toplum örgütlerine, onların
katkılarına teşekkür etti. Bu, gerçekten doğru bir ifadeydi. Ben de teşekkür
ediyorum. Kimi katkı olduğundan teşekkür ediyor, kimisi "katkıları
olmadı" diyor; bu bir.
İkincisi,
"sipariş" diyor. Değerli arkadaşlar, burada görüşülen kanunların
tamamı sipariştir, halkın bize siparişidir. Biz, Meclis olarak halkın bize
sipariş ettiği kanun yapma, yasama görevini yerine getirme görevi için
buradayız ve halkın siparişini yerine getirmek için buradayız.
"Yangından mal
kaçırma" deniliyor. Bu da aslında doğru bir söz değil, yanlış bir ifade.
Çünkü, birçok kademeden geçe geçe buraya gelmiştir. Yangından mal kaçırmak gibi
bir hevesimiz yok. Bizim, seçtiklerimize güvenmemiz lazım.
Bu madde gerçekten
isabetli bir maddedir. Uygulamadan doğan birtakım sıkıntılar olabilir. Her
kanunun uygulamasından doğan sıkıntılar vardır; ama, bu sıkıntılar yine bu
Meclis tarafından çözüme kavuşturulur. O bakımdan, bu Meclisin varlığına
güvenmek lazım. Bu Meclis gibi, yerel yönetici olarak seçilmiş olan arkadaşlarımıza,
belediye başkanlarımıza da güvenmemiz lazım.
Ben bu görüşlerimi ifade
ederek huzurlarınızdan ayrılıyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN- Sayın
milletvekilleri, birleşime 5 dakika ara veriyorum.
Kapanma saati: 17.37
BEŞİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 17.46
BAŞKAN:
Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP
ÜYELER : Harun TÜFEKCİ (Konya), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 113 üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.
911 sıra sayılı kanun tasarı üzerindeki
görüşmelerimize devam ediyoruz.
VIII.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
2.- Kentsel
Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma
ve Turizm ile
İçişleri Komisyonları Raporları
(1/984) (S. Sayısı: 911) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Madde üzerinde 1 önerge vardır;
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 911 sıra sayılı kanun
tasarısının 3 üncü maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Sadullah Ergin |
Faruk Koca |
Ünal Kacır |
|
|
Hatay |
Ankara |
İstanbul |
|
|
Nusret Bayraktar |
|
Murat Yıldırım |
|
|
İstanbul |
|
Çorum |
"Yenileme
projelerini onaylamak üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Bölge Kurulu oluşturulur. Kurulca onaylanan projeler, il özel idaresi
veya belediyece uygulanır.
Yenileme alanlarında
yapılacak uygulamalarda her türlü mal ve hizmet alımları ile yapım işleri, ceza
ve ihalelerden yasaklama hükümleri hariç olmak üzere 4734 sayılı Kamu İhale
Kanunu hükümlerinden muaftır."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Takdire bırakıyoruz Sayın
Başkanım.
BAŞKAN - Hükümet?..
DEVLET BAKANI BEŞİR
ATALAY (Ankara) - Sayın Başkanım, bu önerge, sadece cümleleri yeniden
düzenliyor. Aslında, önergenin içerisindeki aslî unsurlar komisyondan gelen
tasarıda olduğu için, biz de katılıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutalım?
SADULLAH ERGİN (Hatay) -
Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Fıkralar yazım tekniğine
uygun hale getirilmiştir.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi
okutuyorum:
Taşınmaz tasarruflarının
kısıtlanması ve kamulaştırma
MADDE 4.- İl özel idaresi
ve belediye, yenileme alanı ilan edilen yerlerde-ki taşınmazlar üzerinde, her
türlü yapılaşma, kullanım ve işletme konularında proje tamamlanıncaya kadar
geçici kısıtlamalar uygulayabilir.
Yenileme alanlarında
bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu
esastır. Anlaşma sağlanamayan hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin
mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ilgili il özel idaresi ve belediye tarafından
kamulaştırılabilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak kamulaştırmalar 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin
gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır. Tapuda mülkiyet hanesi açık
olan taşınmazlar ile varisi belli olmayan, kayyım tayin edilmiş, ihtilaflı,
davalı ve üzerinde her türlü mülkiyet ve mülkiyetin gayri aynî hak tesis
edilmiş olan taşınmazlar için de aynı madde hükümlerine göre kamulaştırma
işlemleri yürütülür. Kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesinde il özel idareleri
ve belediyeler veraset ilamı çıkarttırmaya, kayyum tayin ettirmeye veya tapuda
kayıtlı son malike göre işlem yapmaya yetkilidir.
İl özel idareleri ve
belediyeler taşınmaz mülkiyetinin kamulaştırılması ye-rine, uygun gördükleri
takdirde satın alma, kat karşılığı ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ilgili
maddelerinde düzenlenen intifa hakkı veya üst hakkı kurulması yolu ile sınırlı
aynî hak tesis edebilirler.
Yenileme alanı içerisinde
kalan Hazineye ait taşınmazlar başka bir işleme gerek kalmaksızın projeyi
yürüten il özel idaresine ve belediyeye bedelsiz devredilir. Satış ve gelir
getirici bir işe dönüştürüldüğünde proje ve uygulama giderleri çıktıktan
sonraki gelirin yüzde yirmibeşi Hazineye verilir. Devre ait işlemler il özel
idaresi ve belediyenin talebi üzerine ilgili tapu sicil müdürlüğünce resen
yapılır. Bu işlemler her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Yenileme alanı
ilan edilen yerlerde, yenileme projesi kapsamında kalan taşınmazlar Hazinece
satılamaz, kiraya verilemez, tahsis edilemez.
Yenileme alanlarında
uygulanacak projelerin kamulaştırma, plân, proje ve yapım işlerinde kullanılmak
üzere, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 12 nci
maddesine göre oluşturulan Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı
hesabından belediyelere aktarma yapılır.
Millî Savunma Bakanlığına
tahsisli arsa, arazi, yapı ve tesisler, 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve
Güvenlik Bölgeleri Kanunu kapsamında bulunan yerler, sivil ve askeri hava
alanları ve mania plânları kapsamında kalan yerler, mülkiyeti Milli Eğitim
Bakanlığına ait bulunan okullar, mülkiyeti veya idaresi Vakıflar Genel
Müdürlüğüne ait bulunan taşınmazlar ile tapu kayıtlarında vakıf şerhi bulunan
taşınmazlarda bu Kanun hükümlerinin nasıl uygulanacağı Milli Savunma Bakanlığı,
ilgili bakanlık veya Vakıflar Genel Müdürlüğü ve il özel idaresi veya
belediyece müştereken belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteyenler; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Kastamonu Milletvekili
Mehmet Yıldırım; şahısları adına, yine Mehmet Yıldırım ve İstanbul Milletvekili
Nusret Bayraktar.
Mehmet Bey, birleştirelim
mi sürenizi?
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Birleştirelim.
BAŞKAN - O zaman, süreniz
15 dakika; yeter herhalde size.
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) -
Mehmet Beye o da yetmez!..
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kentsel Gelişim ve Dönüşüm
Kanunu Tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
söz almış bulunuyorum; bizi izleyen bütün vatandaşlarımıza ve Yüce Meclise
saygılar sunuyorum.
Değerli arkadaşlar,
Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü arkadaşlarımın da belirttiği gibi, bu tasarıyı,
ilkönce, Bayındırlık, Ulaştırma Komisyonunda tali komisyon olarak inceledik.
Eksik gördüklerimizin tali komisyon olmamamız gerektiğini, daha doğrusu, bu
kentsel dönüşümün, bir imar planlamasını, bir kentsel dönüşüm planlamasını
içerdiğini ifade ederek, asıl komisyon olarak değerlendirmemiz gerektiğini,
bütün komisyon üyesi arkadaşlarımızla değerlendirmesini yaptık ve eksik
gördüğümüz konuları da, şerhimizle İçişleri Komisyonuna gönderdik. İçişleri
Komisyonunda görev yapan değerli arkadaşlarımı kutluyorum; gerçekten,
Bayındırlık Komisyonunda ifade ettiğimiz konuların çok ileri bir noktada
değerlendirmesini yaptılar ve yasayı, biraz daha ileri bir noktada, olumlu bir
noktada, hem yerel yönetimlerin hem de vatandaşlarımızın, il genel meclisi veya
özel idarelerde de oluşabilecek ve kent merkezleri dışındaki tarihî binaların
da durumunu değerlendirecek bir boyutta değerlendirme yapılmıştır. Eksik gördüğümüz
noktaları değerlendirmek istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına da bu
tasarıya olumlu oy veriyoruz biliyorsunuz; ama, eksikleri ifade etmeyi bir
görev sayıyoruz.
Tasarının gerekçe metni,
ağırlıklı olarak, özetle, tarihî kent merkezlerinin kültürel, mimarî
özellikleri gözetilerek yenilenmesini ve yıpranmış olan bölgelerin altyapı ve
diğer donanımlarla da desteklenerek yeniden yaşama dönüştürülmesini
öngörmektedir.
Değerli arkadaşlar, nedir
bu olay; Türkiye'de, bu konuda, İstanbul Kentinde, İzmir'de, Bursa'da tarihî
merkezlerde yıpranmış, Anıtlar Kurulundan projeleri, rölöveleri geçirilmemiş,
bir türlü yenileme projesi gerçekleştirilememiş, bir çivi çakılamamış binalar
var, eski eserler var, konaklar var, şadırvanlar var, tarihimizi, kültürümüzü
yansıtan yapılar var.
Bunlara örnek olarak
Kastamonu'da da var; 600'ün üzerinde tescilli binamız var. Safranbolu var
biliyorsunuz; tarihî konaklarla, şadırvanlarla, hanlarla birlikte. Alanya'da
var, her yerde var; yani, doğudan batıya, batıdan kuzeye kadar bütün
coğrafyamızda -Kastamonu dahil- Türkiye'nin her yerinde tarihî bir miras var.
Bu tarihî mirasa bir türlü dokunamıyoruz, yenileştiremiyoruz, yıpranan yapıları
onaramıyoruz. Bununla ilgili bir düzenleme getirilmesi kesinlikle kaçınılmaz
olmuştur.
Ama, bu tasarı, tümünü
çözmemektedir. Nedir bu eksikliğimiz; değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, daha
önce çıkarmış olduğumuz yasada, TOKİ'nin yeniden yapılanmasında, tarihî
binalara da kredi verilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçti. Yerel
yönetimler tarihî bir kent planlaması içinde bir yapılaşma yapabilecekler, il
özel idareleri yapabilecekler; resen kamulaştırma yapılabilecek. Esas unsur,
uzlaşmadır; eğer, uzlaşma sağlanamazsa, resen kamulaştırmadır. O tarihî
dokunun, o tarihî binaların hayata geçirilmesi esas alınmıştır. Zaten, 4 üncü
madde de bunu öngörmektedir; önce uzlaşmayı, sonra kamulaştırmayı, eğer
yapılamazsa resen el koymayla tapuda hazine adına, daha sonra da yüzde 25'ini
hazineye devretmeyi öngörmektedir. Bu, doğru bir yaklaşımdır. Bu tasarı,
İçişleri Komisyonunda bu noktaya getirilmiştir. Tekrar ediyorum, İçişleri
Komisyonundaki arkadaşlarıma, muhalefetiyle iktidarıyla hepsine teşekkürü borç
biliyorum.
Değerli arkadaşlar,
bakın, burada, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi birlikte,
bizden önceki 21 inci Dönem milletvekillerinden farklı bir anlayışı, farklı bir
siyasî modeli Türkiye'nin gündemine taşımaya çalışıyoruz; birlikte yasalar
çıkarıyoruz, birlikte kararlar veriyoruz, birlikte oylar veriyoruz, geliyoruz
muhalefet sözcüleri olarak eleştiriyoruz; bunda alınacak bir taraf yok,
eksikleri ifade etmeye çalışıyoruz. Diyeceksiniz ki "yahu arkadaş, yarın
cuma, bugün bir an önce bu yasalar bitsin; hem destekliyorsunuz hem de
çıkıyorsunuz neden bu kadar, 15 dakika, vaktimizi alıyorsunuz?" Bunu
diyebilirsiniz; ama, bunu şunun için yapıyoruz: Yanlış yapılmasın; doğru
değerlendirme yaptığımızı, bu yasaların bütün maddeleri üzerinde konuşulduğunu,
tartışıldığını Türkiye Büyük Millet Meclisinde dosta düşmana göstermek için
yaptığımızı görmemiz gerekiyor; bunun için anlatıyoruz, bunun için konuşuyoruz,
bunun için kürsüye çıkıyoruz, muhalefet sözcüsü olarak, yasayı hem
desteklediğimizi hem de bir taraftan eleştirdiğimizi anlatmaya çalışıyoruz.
Değerli arkadaşlar,
bakın, Türkiye'nin gündeminde çok önemli konular var. Elbette ki, kentsel
dönüşüm noktasında, bu tasarının
içerisine, başka konuları aktarmak, başka sorunları taşımak istemiyorum; ama,
az önce, arkadaşımızın biri dedi ki: "Türkiye'nin her yerinde afetler var,
doğal afet var"; o da bizim sorunumuz. 2090 sayılı Yasanın değiştirilmesi
gerektiğini, hem de bugün, Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe, bu
kürsüde ifade etti; çünkü, mal varlığının yüzde 40'ını kaybetmediği süreçte,
vatandaşlarımız, çiftçilerimiz, doludan veya selden, afetten zarar gördüğü
zaman, yararlanamamaktadır. Bu yasayı da, birlikte, Adalet ve Kalkınma Partisi
Grubu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, çıkarmak durumundayız. Belki, bu döneme
rastlamayacaktır; eylül, ekim ayından sonra, ilk toplantımızda bunu gündeme
almamız gerekir ve bu yasayla ilgili Sayın Gündüz'ün sözü var. Sayın Grup
Başkanvekiline ben bu konuyu aktardım; ama, o gün, biliyorsunuz, maalesef, o
konuyla ilgili konuşma yaparken, burada, Tarım Bakanının görevden alındığı,
istifa ettiği anlaşıldı. İnşallah, bugün, burada konuşurken, Sayın Beşir
Atalayımıza bir şey olmaz.
FATMA ŞAHİN (Gaziantep) -
Onun yeri sağlam, merak etme…
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Sağlamdır inşallah.
Değerli arkadaşlar,
bakın, seçim bölgelerimize gidiyoruz; geçen hafta Kastamonu'daydım. Yemin
ediyorum ki -bir siyasî perspektiften bakmak istemiyorum- Kastamonu'da, sanayi
çarşısındaki esnaf, inim inim inliyor; tarım kesimindeki çiftçilerimiz feryat
ediyor; işçi, memur arkadaşlarımızın, pazar günü, Taşköprü'de kongreleri var,
emekli işçilerimiz "intibak yasamızı çıkarmadınız, bizi perişan
ettiniz" diyor. Bunların sorunlarını biz çözmek zorundayız. Diyeceksiniz
ki, şimdiye kadar 50 milyar dolar parayı ütmüşler, biz kucağımızda bulduk.
Diyeceksiniz ki, biz, yüzde 60-70 enflasyonu kucağımızda bulduk; biz, 145
katrilyonun 55 katrilyonunu tefeciye veren bir anlayıştaki bütçeyi kucağımızda
bulduk. Bu Meclis bu bütçeyi yapıyor, birlikte evet veya ret oyu veriyoruz;
ama, bu yapıda, yatırımlara gerekli kaynağı ayıramıyoruz. Biz, IMF'yi
kucağımızda bulduk… Evet, doğrudur bunlar; ama, biz çözüm bulmak zorundayız.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar, iktidar gibi davranmak; Cumhuriyet Halk
Partisi muhalefet, muhalefet gibi davranmak ve iktidarı aşağıya çekerken
kendini iktidara hazırlamak ve alternatif projeleri Türkiye'nin gündemine
sokmak mecburiyetindedir. Öyle olursa bir şeyler olur.
Bakın, Adalet ve Kalkınma
Partisinden arkadaşlarım istifa ettiler "özgürlüğüm benim…" diyor.
Değerli arkadaşlar, ben şahsen bir partiden istifa edip bir başka partiye geçme
anlayışını seçmene hakaret sayıyorum, doğru bir anlayış değil. Gelin, bununla
da ilgili bir yasa düzenlemesi getirelim; çünkü, bu doğru değil. Vekil olan
asile "ben seni vekâletten azlettim" diyor. Halbuki vekilin asili azletme
yetkisi yoktur. Ben hukukçu değilim, mühendisim ama, hukukçu arkadaşlarım bunu
çok iyi bilir. Vekilin asili azletmesi çok ender rastlanan bir durumdur. Biz
vekilsek…
BAŞKAN - Sayın Yıldırım,
sataşmalara neden olacak bu tür değerlendirmeler yaparsanız işler uzar ve
konunun da dışında; lütfen konuya gelin.
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Bitiriyorum efendim.
Bununla ilgili, bu
değerlendirmelerle ilgili bir yasal düzenlemenin de getirilmesi lazım. Yani,
Türkiye'de, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığının artırılması
gerektiğine inanıyorum. Bunun için söyledim Sayın Başkan, yoksa, bir sataşmaya
mahal vermek için değil.
Vatandaşlarımız bize
soruyor ve sorguluyor, diyor ki: "Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasal
düzenlemeler konuşulurken kırmızı koltukları görüyoruz, oradaki insanlarımızın
altından su mu çıkıyor, nereye gidiyorlar bunlar?" Tabiî, bazen bizler de
dışarıda, kulislerde oturduğumuz için, kuliste oturuyoruz diye savunma
yapıyoruz.
Değerli arkadaşlar, eğer
Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi bir yasada anlaşmışsa,
ortak çıkarıyorsa, biz, 50-60 kişiyle bu yasayı çıkarmaya çalışıyoruz. Birimiz
kalksak da karar yetersayısı desek; 10 dakika, 5 dakika ara...
Demek ki, hepimizin
birinci, aslî görevi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görevimiz süresince
görevimize devam etmemiz, buradaki yasal çalışmalara katılmamızı, kanunları
komisyonlardan geldiğinin ötesinde irdelememiz ve vatandaşımıza, milletimize
daha faydalı olmamızı gerekli kılmaktadır.
Bu yasanın, Türkiye'ye,
Kastamonu'ya, İstanbul'a, Beyoğlu'na, Fatih'e…
AHMET IŞIK (Konya) -
Konya'ya...
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Konya'ya, Alanya'ya, Antalya'ya, bütün Türkiye'ye hayırlı olmasını diliyorum.
Yüce Meclise saygılar
sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Şahsı adına söz
isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın Nusret Bayraktar; buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
NUSRET BAYRAKTAR
(İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yasanın 4 üncü maddesi
üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Maddenin içeriğine
geçmeden önce... Aslında, dün geneli üzerinde yapmış olduğum konuşmalarda, size
bazı fotoğrafları göstermeye devam edeceğimi söylemiştim.
Bakın, neden İstanbul'dan
birkaç belediye başkanlığının öncülüğünde bu kanun tasarısı gündeme getirildi
diye eleştiren arkadaşlarımız var. Kastamonu'dan, Erzurum'dan, Urfa'dan,
Van'dan, Antep'ten, Amasya'dan, Konya'dan, Safranbolu'dan, Kapadokya'dan,
Türkiye'nin her tarafından bu yasayı bekleyenlerin var olduğunu hep beraber
biliyoruz, görüyoruz. Elbette, birileri öncülüğünü yapacaktı, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin gündemine gelecekti, Meclis gündeminde, komisyonlarda
tartışılacak, sivil toplum örgütleriyle birlikte bu olgunlaştırılacak, asıl
komisyon olan İçişleri Komisyonundan Genel Kurula gelecek, Genel Kurulda da bu
tartışmalar enine boyuna yapıldıktan sonra, yasalaşarak uygulamaya konulacak.
İşte, burada, yıllar
yılı, kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarının âdeta yasakçı veyahut
çalışma esas ve usullerinin yeterli olmayışından kaynaklanan, maili inhidam
kararı alınmış, yani yıkılma kararı alınmış, yirmi yıldan bu yana yıkılamayan,
korunamayan, doğru kullanılamayan, bataklıkların yuvası, hırsızların,
ayyaşların yuvası olduğunu gördüğümüz yerler.
İstanbul'un merkezi, Eminönü'nden
bir resim gösteriyorum. Eminönü'nde şu bina, otuzbeş yıldır şu şekilde
bekliyor. Çok süratle göstereceğim. Yine, Eminönü Küçük Ayasofya'dan, Eminönü
Zeyrek'ten… Dosyalar dolu, hepsini gösteremeyeceğim için, sadece birkaç örnek
gösteriyorum. Beyoğlu'nun göbeğinden bir resim, bakınız!.. Maili inhidam kararı
aldım, ben almıştım o dönem, 1994 yılından bu yana -ki, yirmi yıl öncesinden-
bu binalar, aynı, şu şekilde duruyor, görüyorsunuz! Bakın, yine çöp dağlarıyla
karşı karşıya kalan, yine Beyoğlu'nun merkezinde bir bina; İstanbul'un ve
Türkiye'nin gözbebeği. Bunlara herhangi bir şey yapılamıyor. Bakın, yine,
yakılmış, yıkılmış bir bina, yıllar yılı aynı şekilde duruyor! Yani, bu kanun,
sadece SİT alanları içerisindeki, bu tip binalarla ilgili proje uygulamasını
kapsadığı için, gerçek manada geniş kitleleri ilgilendiren kentsel dönüşüm
projesi değil, yenileme alanları, görüyorsunuz bunları… Çok süratle geçiyorum.
Bakın, yine, çöp yığınları ve anacaddesi düzenlenmiş bina, maalesef bu şekilde
duruyor!
Bunları görmekten,
gerçekten, şahsen utanç duyuyorum. Her zaman bahsediyorum; ciddî bir şekilde
turizm potansiyeline sahip olan ülkemiz ve İstanbulumuz… En azından 15 000 000
turisti, sadece İstanbul'un, kendi bünyesine çekebilme ve 15 milyar dolar gelir
elde etme imkânı varken… Bakınız, Çin'de Çin Seddi yapılmış; ikibin yıl önceki
Çin Seddine binikiyüz yıl önceki Terakota Askerlerine binlerce turist gidiyor;
ama, Türkiye'nin göbeğinde, bugün, Çorum'da, Sungurlu'da, Boğazkale'de bulunan
Hattuşaş'ta, 5 000 yıllık medeniyetleri içeren zengin kültüre sahip olan
bölgemizde de, bu tip sorunların var olduğunu hepiniz biliyorsunuz.
Ben yine, bir de
Fatih'ten örnek vermek istiyorum; eski ve yeni iki resim. Bu maddede, sürem
olduğu kadarıyla bu resimlerle meşgul olmak istiyorum. Bakın, bu yeni hali.
Peki, eski hali nedir; bir yıl önceki hali bu. Aradaki fark ne; farkı size
göstereyim: Şu bina yıkılmış, şu binanın çatısı da yıkılmış. Bu binaların
çatıları ne oluyor biliyor musunuz; o bölgede oturan fakir halkın yakacak odunu
olmadığı için, nasılsa metruk binalardır, yıkılıyorlar diyerek, çatılarını ve
bu ahşap binaları zaman zaman, yakacak olarak, kış aylarında yıka yıka bu
noktalara getirdiler. Korkarım ki, bunlar, daha sonraları, daha da büyük
zayiatlarla kaybolacaktır.
İşte, bu bina, yine,
Fatih'te.
Bir sonraki maddede, bir
pafta üzerinde, bir ada üzerinde, mahalleyle ilgili düşünülen projeden
bahsetmiş olacağım. Şimdi, kanunun ilgili maddesi olan 4 üncü maddenin kısmen
birkaç özelliğine dokunarak sözlerimi bitirmiş olacağım, sürem de yeterli
değil.
Aslında, kamulaştırılacak
olan binalarla ilgili anlaşma esastır. Bu, hukuk terimine göre de, mülkiyet
hakkına göre de, uygulanması gereken bir usul; ama, ne yazık ki, malikleri
belli olmayan veyahut -anlaşma imkânı bulunmayan- yurt dışına giden,
vârislerinin kim olduğu anlaşılamayarak, kamulaştırma şansına da sahip
olmadığımız yerlerle ilgili, ilgili belediyeler veyahut il özel idareleri,
resen, onlar adına bankada paraları bloke edilmek suretiyle…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım
lütfen.
NUSRET BAYRAKTAR
(Devamla) - Bir sonraki maddede devam edeceğim.
Resen istimlak ettikten
sonra uygulamayı yapabilecekler diyorum.
Bu yasanın, gördüğünüz
gibi, eksik yanları olabilir; ama, çok faydalı bir yasa olacağı kanaatiyle,
emeği geçenleri tekrar tebrik ediyorum; hayırlı olması dileğiyle, hepinize
saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, madde üzerinde 1 önerge vardır; önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
911 sıra sayılı Kentsel
Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısının 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Nurettin Sözen |
Türkân Miçooğulları |
Erdal Karademir |
|
|
Sivas |
İzmir |
İzmir |
|
|
Bülent Baratalı |
|
Mustafa Gazalcı |
|
|
İzmir |
|
Denizli |
"Yenileme alanı
içinde kalan Hazineye ait kültür ve tabiat varlığı olarak tespit ve tescil
edilmiş olanlar dışındaki taşınmazlar başka bir işleme gerek kalmaksızın
projeyi yürüten il özel idaresine ve belediyeye bedelsiz devredilir. Bu
işlemler her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır."
BAŞKAN - Komisyon?..
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
DEVLET BAKANI BEŞİR
ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutalım, konuşmak mı istersiniz?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
İmza sahibi konuşacaklar.
BAŞKAN - Buyurun Erdal
Bey; İzmir Milletvekili, önerge sahibi.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
bu önergeyi niçin verdik; koruma kurullarının tespit ettiği kentsel dönüşüm
alanlarımız içindeki hazineye ait bütün mallar, bildiğiniz gibi, bu maddede
ilgili belediyelere ve il özel idarelerine devredilmektedir, hiçbir öngörü
olmadan. Biz diyoruz ki, eğer, korunması gereken tabiat varlıkları -daha önce
tescilli tabiat varlıkları- varsa, o tespit ettiğimiz düzenleme sahası içindeki
yerler hariç olmak üzere hazineye ait araziler devredilmelidir. Bunu niçin diyoruz?
Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, kültür ve tabiat varlıkları, bir anlamda,
devletin güvencesi altında olmak zorundadır. Eğer, devletin güvencesi altında
tescil edilmiş kültür varlıklarımızı, il özel idaresine veya belediyelere
devredersek gelecekleri konusunda ciddî kaygılar taşırız. Bunu örneklemek
mümkündür. Bugün size örnek vereyim. Ayasofya Müzesi ve çevresi hazineye ait
arazilerin üzerindedir ve Eminönü Belediyesinin sınırları içindedir. Şimdi,
düşünün; bu bölgede bir düzenleme alanı, kentsel yenileme ve dönüşüm alanı
tespit ettik ve Ayasofya Müzesinin olduğu arazi de bu alanın içinde. Şimdi, bu
alanın bu haliyle belediyeye devredilmesi doğru mudur?! Yani, buna benzer,
ülkemizin birçok yerinde… Biz şunu söylüyoruz: Eğer, daha önceden kültür ve tabiat
kurullarınca tespit edilmiş, tescillenmiş bina varsa ve bunun mülkiyeti de
hazinenin üzerindeyse, bunlar hariç, diğer mülkiyetler belediyelere ve il özel
idarelerine devredilmelidir.
Bu anlamda, bu değişiklik
önerimizi desteklemeniz; hem ülkemiz açısından hem toplum açısından hem de
tarihî mirası korumak açısından önemlidir.
Şimdiden hepinize
teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
4 üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
Birleşime, 19.15'te
toplanmak üzere, 1 saat ara veriyorum.
Kapanma Saati: 18.16
ALTINCI
OTURUM
Açılma
Saati: 19.20
BAŞKAN:
Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP
ÜYELER :Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 113 üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.
911 sıra sayılı tasarı üzerindeki
görüşmelere devam ediyoruz.
VIII.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
2.- Kentsel
Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma
ve Turizm ile
İçişleri Komisyonları Raporları
(1/984) (S. Sayısı: 911) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
5 inci maddeyi okutuyorum:
Sınırlı ayni hak tesisi
MADDE 5.- Kamu kurum ve kuruluşlarının
ellerinde bulunan tarihi eser niteliğini haiz bina ve müştemilatı, tarihi
özelliklerine uygun olarak restore ettirilmek ve/veya tarihi özellikleri
korunmak ve mülkiyeti ilgili kamu kurum ve kuruluşunda kalmak suretiyle;
eğitim, sağlık, kültür ve sosyal amaçlı olmak üzere kamu yararına çalışan
dernekler, vakıflar ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üniversiteler ile
ticarî faaliyetlerde kullanılmak üzere gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine
sınırlı ayni hak olarak tesis edilebilir.
Sınırlı ayni hak tesisi ile ilgili esas ve
usuller ile bedeli ve kullanma süresi, ilgili belediye veya ilgili kamu kurum
ve kuruluşları tarafından Türk Medeni Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu, Belediye
Kanunu ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu ve şahsı adına, İzmir Milletvekili Erdal Karademir.
Sayın Karademir, buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ERDAL KARADEMİR (İzmir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 911 sıra sayılı
Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısının 5 inci maddesi üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz aldım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, konuşmama geçmeden
önce, İktidar Partisinin sözcülerinin bize yönelik bazı eleştirileri oldu. Şunu
açıkça ifade etmek gerekiyor ki, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, Kentsel Dönüşüm
Yasasının karşısında olan bir grup değil. Bunu, belki, sizlerden daha çok
isteyen bir grubuz; ama, bir gerçeği ifade edelim. Bu yasa tasarısı,
Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca tam birbuçuk yıl önce hazırlanmış, imar
yasasının içine konmuş, yasalaşmasını bekliyordu. Aciliyeti olmuş olsaydı, siz
iktidar partililer olarak bunu birbuçuk yıl önce getirir ve şu anda da Kentsel
Dönüşüm Yasası yürürlükte olurdu. Biz, bunun sipariş yasası olduğunu
söylüyoruz; bazı arkadaşlarımız tepki koyuyor. Oysa, gerçekten bir sipariş
yasasıdır; çünkü, günübirlik, bazı belediye başkanlarımızın, bazı vakıfların
istemi doğrultusunda hazırlanmıştır; bunu çok açık ifade ediyorum. Beyoğlu
Belediye Başkanımız, Fatih Belediye
Başkanımız, TAÇ Vakfı gibi vakıflar kendi bölgelerinde, oysa kentsel dönüşümü
çok öngörmeden, belki bir prestij projesi öngörerek, bu projeyi, bu yasa
tasarısını Meclise getirdiler; çünkü, çok detaylı görüşülmüş olsaydı … Bu yasa
tasarısı geldiğinde, bugün görüştüğümüz şekli ile geliş şekli arasında müthiş
bir değişiklik oldu; çünkü, onlar şunu hedeflemişlerdi: Bu yasa tasarısı geldiğinde
10 000 metrekare alan hedef konulmuştu. Biz komisyonda konuşurken, Fatih
Belediye Başkanımız aramızdaydı "Fatih'te buna benzer çok sorun var"
dedi. Ben de o belediye başkanımıza şunu ifade etmiştim: Korunması gereken kültür varlığı o kadar çok ki, bunları 10
000 metrekare alanda ararsanız, çok ender bulursunuz; ama, bir dönüm, iki dönüm
gibi korunması gereken alanlar var. Eğer o belediye başkanı, gerçekten, tabiat
varlıklarını korumayı, tarihsel varlıklarımızı korumayı amaç edinmiş olsaydı,
en azından, böylesi, 10 000 metrekare gibi sınırlamalarla gelmezdi bu yasa
tasarısı. Böyle bir sipariş yasası bu; ama, gerek Bayındırlık Komisyonunda
gerek İçişleri Komisyonunda, gerçekten, bizlerin verdiği olumlu katkılarla,
verdiğimiz önerilerle bugün olumlu bir sürece gelmiştir; bunu ifade etmek
istiyorum.
Yine, AKP sözcülerinden Sayın Bayraktar
biraz önce burada fotoğraflar gösterdi; işte bunları yenileyemiyoruz diye.
Doğrudur, yenileyemiyoruz; ama, sadece bunları görüntü olarak koymak değil;
oysa, bu tür yerlerin yenilenmesi anlamında
-biraz önce de ifade ettiğim gibi- bu yasanın çok daha önceden çıkması,
hatta, birbuçuk yıl önce çıkma şansı varken getirilmemiş olması çok inandırıcı
gelmiyor, ki, fotoğraflarla bazı insanları, gerçekten, kafamızın arkasındaki düşünceleri
saklamak anlayışından öte bir noktaya varamayız. Bunları ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, tasarının amaç
maddesinde, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş, kültür ve tabiat
varlıklarını koruma kurullarınca SİT alanı olarak tescil ve ilan edilen
bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişmesine uygun olarak yeniden
inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve
sosyal donatı alanlarının oluşturulmasını, tarihî ve kültürel taşınmaz
varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması olarak
tanımlanmıştır.
Tasarının sınırlı aynî hak tesisine
ilişkin 5 inci maddesi, kamu kurum ve kuruluşlarının ellerinde bulunan tarihî
eser niteliğini haiz bina ve müştemilatın tarihî özelliklerine uygun olarak
restore ettirilmesi veya tarihî özelliklerinin korunması ve mülkiyeti ilgili
kamu kurum ve kuruluşunda kalmak üzere, eğitim, sağlık, kültür ve sosyal amaçlı
olmak üzere kamu yararına çalışan derneklere, vakıflara ve diğer kamu kurum ve
kuruluşları ile üniversitelere, ticarî faaliyetlerde kullanılmak üzere gerçek
ve özel hukuk tüzelkişilerine sınırlı aynî hak olarak tesis edilebileceği konu
edilmektedir.
Tasarıda, kamu yararına çalışan dernekler,
vakıflar ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üniversiteler sayılırken,
Anayasamızın 135 inci maddesine göre kurulan kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşlarına yer verilmemiştir. Oysa, kamu kurum ve kuruluşlarının ellerinde
bulunan tarihî eser niteliğini haiz bina ve müştemilatın tarihî özelliklerine
uygun restore ettirilmesi ve tarihî özelliklerinin korunması amacının yaşama
geçirilmesinde, anılan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bilgi ve
deneyimleri ile birikimlerinden faydalanmamız gerekiyor. Anayasamızın 135 inci
maddesine göre kurulan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, yıpranan
tarihî ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılmasına
rant beklentisi olmaksızın büyük katkılar sağlayabilir.
Tasarıda öngördüğümüz ve çok büyük bir
eksiklik olarak düşündüğümüz kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının
sayılan kurum ve kuruluşlar arasında yer almaması üzerine, tarafımızdan
değişiklik önergesi verilmiştir. Verdiğimiz bu önergenin desteklenmesi
konusunda olumlu oylarınızı bekliyoruz.
Tasarıda yer alan kültür ve tabiat
varlıkları, Türk hukukunda kamu malları arasında sayılmaktadır. Konuya ilişkin
değerlendirmeler, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 5
inci maddesinde de açıklanmıştır. Söz konusu 5 inci maddeye göre, kamu kurum ve
kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve
tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ile varlığı bilinen veya
ileride meydana çıkacak olan, korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve
tabiat varlıkları devlet malı niteliğindedir.
Değerli arkadaşlarım, tasarıda konu edilen
kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin ilk anayasal düzenleme 1961 Anayasasında
yapılmış ve 50 nci maddesinde, devletin, tarih ve kültür değeri olan eser ve
anıtların korunmasını sağlayacağı hükmü getirilmiştir.
Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının 1982
Anayasasında geniş olarak ele alındığı görülmektedir. 1982 Anayasamızın 63 üncü
maddesinde, devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin
korunmasını sağlamak, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri almakla
yükümlü kılınmıştır.
Görüldüğü gibi, kültür ve tabiat
varlıkları ve bu varlıkların aslına uygun bir şekilde korunması gerekliliği hem
Anayasamızda hem de yasalarımızda mevcuttur. Devletin sahip olduğu mallar
açısından kamu malı olma niteliği kesin olmakla beraber, özel mülkiyettekiler
için, özel hükümlere farklı bir kategori meydana gelmiştir. Kişilere yüklenmiş
olan sorumlulukların yerine getirilememesi gibi bir durumun varlığı halinde,
kamulaştırma işleminin yapılması söz konusudur.
Burada söylenebilecek olan, özel
mülkiyetteki malların potansiyel kamu malı niteliğinde olduğudur. Kültür ve
tabiat varlıklarının bağlı oldukları hukukî rejimi irdelerken, kültür ve tabiat
varlıklarının teşhir ve ilanından sonraki sürecin irdelenmesi ve değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu bağlamda, kentsel yenileme, farklı nedenlerden ötürü, zaman süreci içinde
eskimiş, köhnemiş, yıpranmış ya da kimi durumlarda terk edilmiş, vazgeçilmiş
kentsel dokunun, günün sosyoekonomik ve fiziksel koşulları gözönünde tutularak
değiştirilmesini, dönüştürülmesini, ıslah edilmesini ve yeniden canlandırılarak
kente kazandırılmasını amaçlamaktadır. Diğer bir deyimle, tasarı, yıpranan
tarihî ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılmasını
amaçlamaktadır. Bu bağlamda, kentsel yenilemeye, dönüşüme, hak ettiği önemi
vermek, bu amaç doğrultusunda, öncelikle kentsel yenilemenin ilkelerini
tartışıp saptamak, ardından konunun yasal ve kurumsal çerçevesini, toplumsal
bir uzlaşmayla ortaya koymak yerinde olmalıdır.
Kentsel yenileme yetki sorunlarının
netleştirilmesi, uygulamaya geçmede en önemli adımlardan bir tanesidir. Bu
anlamda, bölge insanını, kültür, tarih ve tabiat varlıkları konusunda
bilinçlendirmek, halkın ve sivil toplum kuruluşlarının, tarih ve kültürel
çevrenin korunması konusunda olumlu katkı ve katılımlarının sağlanması
önemlidir.
Değerli arkadaşlarım, tarihî ve kültürel
taşınmaz varlıkların, müzeci olmayan bir anlayışın aksine, yenilenerek,
yaşatılarak korunması önemlidir; bunun için, sürdürülebilir koruma
politikalarına gereksinim bulunmaktadır. Bu politika ve ilkeler çerçevesinde,
tarihî, kültürel ve doğal çevreler, sürdürülebilirlik kavramı doğrultusunda,
sadece taşınmaz kültürel varlıklar olarak değil, birer doğa ve konut rezervi
olarak da değerlendirilmelidir. Ayrıca, bu alanlarda sadece koruma değil,
sağlıklaştırma, onarım ve yenilemeyi de içeren planlama ve projelendirme
çalışmaları da yapılmalıdır. Bununla birlikte, korumanın, temelde ekonomik bir
olgu olduğu dikkate alınarak, yapısını onarmak isteyenlere, yapıyı yaşatmak,
kullanmak ve ticarî olmak üzere işletmek isteyenlere, gerektiğinde teknik
yardım ve malî teşvik sağlanmalıdır.
Yenileme alanı içerisinde kalan kamu malı
kültür ve tabiat varlıklarının devredilmesi ve elden çıkarılması mümkün
değildir; ancak, planlama ve proje alanı içerisinde bulunmasıyla birlikte,
planla getirilen kararlara uymak ve tarihî özelliklerini korumak koşuluyla
kiralanabilir ve sınırlı aynî hak tesis edilebilir.
Değerli arkadaşlarım, getirilen yasa
tasarısıyla, kamunun elinde bulunan ve tarihî nitelik taşıyan taşınmazların
bakım, onarım ve işletilmesiyle ilgili birtakım yeni değişikliklerle kararlar
alınmaktadır. Bu kararlar içerisinde, özellikle bu taşınmazların, mülkiyeti
bağlı bulunduğu kamu kuruluşlarında kalmak suretiyle, özel kişi ve kuruluşlara
ticarî amaçlar için kiraya verilebileceği belirtilmektedir. Bunun yanında,
tarihî nitelikteki bu yapıların, eğitim, kültür, sağlık gibi faaliyetler için
kullanılmak üzere restore edilebileceği belirtilmektedir.
Eğer bu yapılar, kamu kurum ve kuruluşları
adına, eğitim, sağlık, kültür ve sosyal amaçlı faaliyetlerde kullanılmak üzere
işletileceklerse, bu fonksiyonların kamu yararına olması, mutlaka sağlanması
gereken en ön koşul olmalıdır. Aksi takdirde, yanlış ve niteliksiz restorasyon
çalışmalarından sonra, hem kamu yararına olmayacak hem de tarihî niteliğini
kaybetmiş birtakım fonksiyonlara sahip binalar karşımıza çıkacaktır. Bu da, hem
yapılan harcamanın boşa gitmesine hem de yapının tarihî niteliklerinin
bütünüyle tahrip olmasına yol açabilecek birtakım tehlikeli sonuçlar
doğurabilecektir.
Öte yandan, yukarıda da belirtilen husus,
yani, tarihî binaların özel kişi veya kurumlara kiralanması konusu ise, belki
de, daha vahim sonuçlar doğurabilecek gelişmelere açık görünmektedir.
Her şeyden önce, gerçek ve özel hukuk
tüzelkişilere, yani, özel kişi ve şirketlere işletme hakları belli periyotlar
için devredilen binalarda -ki, bu periyotlar birkaç yıl için değil, onlarca yıl
için, hatta, yüz yıllık bir periyot için de olabilmektedir- ne tür
fonksiyonların olabileceği son derece belirsizdir.
"Ticarî faaliyetlerde kullanılmak
üzere" gibi, ucu açık bir tanımlamayla sınırları çizilemez. Bu sonuç,
vahim sonuçlar doğurabileceği gibi, birtakım olumsuz gelişmelere çanak
tutabileceği de açıktır. Oysa, bu tip yapılar için en önemli nokta, sadece
restore edilmesi ve korunması değil, aynı zamanda, kamuya ait bu binaların kamu
yararına kullanılması da aynı ölçüde üzerinde önemle durulması gereken
konuların başındadır. Örneğin, İstanbul'un ve Anadolu'nun demiryolu ve deniz
ulaşımı bağlantısını, daha önemlisi, anılarını ve tarihî, kültürel simgesini
içinde barındıran dünya mirası İstanbul'un doğal tarihî ve kültürel zenginliği
olan Haydarpaşa Tren İstasyonunun kısa süreli ekonomik çıkarlar uğruna talan
edilmesine izin vermek doğru değildir. İstanbul'un o efsanevî siluetinin dünya
ticaret merkezi olarak, bilimsel ve etik kurallar hiçe sayılarak, emlak
piyasasının emrine sunulmasının hiçbir şekilde kabul edilebilir yanı yoktur.
Söz konusu tarihî anıtsal yapının kamusal niteliğini kaybetmesi ve kiralayan
kişi ve kurumların insafına kalması önemsenmelidir.
Bu yasa tasarısının içeriğinde bulunan her
cümle ve hatta her kelime, altı çizilmesi gereken ucu açık onlarca soru ve
kuşku bırakacak niteliktedir. Oysaki, böylesine önemli yasa tasarısını
hazırlarken hem tarihî yapıların nitelik ve değerini koruyacak önlemler
alınması hem de kamu yararına yönelik projeler üretilmesi önemli hedef
olmalıdır. Hükümet, şehirlerimizin niteliksiz ve afetlere karşı olan son derece
savunmasız yapısını rehabilite edecek…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Karademir, 1 dakikalık ek
süre veriyorum, lütfen, konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
ERDAL KARADEMİR (Devamla) - …ve buralarda
sağlamlaştırmayı teşvik edecek projelerde özel kişi ve kuruluşlara teşvik
vermesi gerekirken, ülkemiz için son derece önem taşıyan tarihî niteliğe sahip
kamu yapılarının, âdeta, birtakım güç odaklarına, holdinglere peşkeş çekilmesi gibi
bir anlama gelecek yaklaşımlara tasarıda meydan verilmemelidir. Tarihî
yapılarımızın nitelikli kentler yaratma sürecinde son derece önemli yerler
olduğu kuşkusuzdur. Bu yapıların özellikle eğitim hizmetleri için ve kamu
yararına tahsis edilmesi son derece önemlidir. Bu noktada, özellikle
üniversitelerimizin bu tip yapılara ihtiyacı olduğu bilinen bir gerçektir.
Dolayısıyla, hazırlanacak projeler bu yapıları üniversitelerin kullanımına
açacak, öğrenci misafirhanesi, kültürel merkez, kütüphane ve benzeri birtakım
çalışmaları içermeli, bu amaçla da bulunacak kaynaklar için araştırmalar
yapılmalıdır.
Değerli arkadaşlarım, tarihî yapıların,
özel kişi ve kuruluşların ticarî faaliyetleri için tahsisi, kiralanması…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Son cümlenizi alayım Sayın
Karademir, lütfen...
ERDAL KARADEMİR (Devamla) - Hemen
bitiriyorum.
… hangi denetim kurallarına göre ve ne
amaçla kullanacaklarına yönelik bir kontrol ve denetim mekanizması
öngörülmemektedir. Bunun da ötesinde, kiralanacak yapılarda yapılacak
restorasyon çalışmalarının, nasıl ve kimlerce, hangi denetim kuralları
içerisinde kontrol edileceği, bu yapılarla ilgili nasıl bir envanter
oluşturulacağı, kamunun ve ülkenin nasıl bir fayda sağlayabileceği, yapıların
tarihî niteliklerinin, kiralama süreci içerisinde nasıl korunacağı kesinlikle
belirsiz durumdadır. Bu yapıların nasıl korunacağı ve ne tür fonksiyonlar
yüklenebileceği üzerinde son derece bilimsel çalışmalar yapılması
gerekmektedir. Bu tip bilimsel çalışmaları yapabilecek en yetkili ve değerli
kurumlarımız, hiç kuşku yok ki, üniversitelerimizdir. Dolayısıyla, böyle bir
kanun tasarısının hazırlık aşamasında üniversitelerimizin katkıları ve
görüşleri alınmalıydı.
BAŞKAN - Sayın Karademir…
ERDAL KARADEMİR (Devamla) - Bitiriyorum…
BAŞKAN - Bakınız, 2 nci dakikayı
doldurdunuz; sistemi iptal ettim. Lütfen…
ERDAL KARADEMİR (Devamla) - Değerli
arkadaşlarım, bu eksiklikler üzerine, bu yasanın Bayındırlık Komisyonundan
geliş şekliyle İçişleri Komisyonundan çıkış aşamasında gerçekten olumlu
değişiklikler olmuştur. Kaygılarımızı, Bayındırlık Komisyonunda çok ciddî
katkılar koyarak, eleştiriler yönelterek, İçişleri Komisyonuna gönderdik.
Gerçekten, orada, bu komisyonda görev alan arkadaşlarımız, bizim
eleştirilerimizi dikkate aldılar, ciddî katkılar koydular. Dolayısıyla, yasanın
Meclise geldiği şekliyle, şu andaki yasalaşış biçimi arasında ciddî
farklılıklar var. Bu değişiklikleri biz olumlu görüyoruz; onun için de
destekliyoruz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Saygıdeğer arkadaşlarım, Sayın Bayraktar
da konuştu. Kendi koyduğum kuralı ihlal ettiğim için ona da söz vereceğim; ama,
bundan sonra konuşan hiçbir arkadaşıma, 1 dakikalık süre sonunda mikrofonu
açmayacağım; Kurula açıktan teşekkür edebilir.
SALİH KAPUSUZ (Ankara)- Açma Başkanım…
K.KEMAL ANADOL (İzmir) - Açma Başkan…
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - İki Grup
Başkanvekili de destek veriyoruz.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Bayraktar.
Süreniz 5 dakika.
NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Sayın
Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 5 inci madde üzerinde şahsım adına söz
aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi sözcülerinin
belirttikleri gibi, öncelikle, ilk gelişinde ciddî eksikliklerin olduğunu biz
de kabul ediyoruz; ama, eksikliklerle gelen yasa kesinlikle ısmarlama yasa
değildir. İstanbul'daki belediye başkanları 15 000 000'luk İstanbul'u temsil
ediyorlar. Ankara gibi, Bursa gibi, Konya gibi, Amasya gibi birçok ilin
belediye başkanlarıyla da görüştüğümüz zaman, aynı yasanın bir an önce
çıkmasının arzulandığını birkaç kere söylemiş oldum.
Tekrarlamak istiyorum: Bu yasa önemli
olarak gerekli miydi değil miydi; gerekli olduğuna hepimiz hemfikiriz. Ama,
İmar Kanununun içinde, aslında kentsel dönüşümün gerçek projelerinin detaylı
olarak alındığını biz de biliyoruz, görüyoruz, çalışmalara da katılıyoruz. Kısa
sürede o yasanın yasalaşması mümkün değil, gelecek yıla sarkacağı kesin
gözüküyor. O halde, bir an önce, şu gösterdiğim ve gösterecek olduğum
resimlerle ifadesini bulan…
Beşiktaş'ta da talep yoktu; ama,
Beşiktaş'ın da, gerçekten, görüldüğü gibi… Bakın, yangınlarla yok olmaya matuf
olan tarihî eserler vardır. Oranın da onarılması söz konusu.
Bakın, İstanbul Beyoğlu'nun içinde Çiçek
Pasajı denilen tarihî bir mekân var. Çiçek Pasajının hemen üstü ve altı,
kenarına bir bakın. Bu bölgenin mutlaka bölgesel planla, ayrı bir projeyle
yenilenmesi gerektiğine hepimiz hemfikir olduğumuzu söylüyoruz.
İstanbul'un diğer bir semti olan, bakın,
Türk Mahallesi, Fatih'te bir Türk Mahallesi. Mahalle olarak komple proje
kapsamına alınmış ve bu mahalle komple elden geçecek.
Yine, Fatih'in güney bölgesinde Sahil
Mahallesi. Orada her kesimden, her dinden, her ırktan, her medeniyetten
insanlar var. Burada da köklü bir projeyle, komple mahalle düzenlenecek.
Sulukule Mahallesi, bakın… Tarihlere
destan olmuş, Fatih'in batı yakasında bulunan Sulukule Mahallesi.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Oraya dokunmayın
ya!
NUSRET BAYRAKTAR (Devamla) - Hayır… Burası
da onarılacak. Şu anda yaşanılır tarzda bir yer değil.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Yani, içeriğine
dokunmayın.
NUSRET BAYRAKTAR (Devamla) - Aslî
hüviyetini korurken değerli olacak. İstanbul'da Tarlabaşı… Bakın, eğer
uluslararası platformda Türkiye'yi gezmek istiyorsanız, internetten Türkiye'ye
girdiğiniz zaman, Galata Kulesiyle Türkiye'ye giriş başlar; ama, Galata
Kulesinin çevresine bakın, aynı konulardan mustarip olan binalarla dolu. O
halde, yıllar yılı yapılamayan, korunamayan, kullanılamayan metruk bu binalarla
ilgili bu yasanın eksikliğini gerçekten hep beraber kabullendik, ilgili
komisyonlarda mümkün olduğunca geniş katılımlarla, sivil toplum örgütlerinin de
katkılarıyla, Bayındırlık Komisyonunda, biraz önce Sayın Erdal Beyin söylediği
gibi, ciddî bir katkı sağlandı; oradan İçişleri Komisyonunda şekillenerek buraya
geldi. Türkiye Büyük Millet Meclisinde de, bakın, bugün, bazı eksik, aksayan
kısımları da önergelerle değiştirdik. Nitekim, Erdal Beyin ve Cumhuriyet Halk
Partisi Grubunun arzu ettiği önergeyle 5 inci maddesine bir paragraf
eklenmesinin uygun olacağı düşünülüyor, biz de destek vereceğiz.
Demek ki, biz, geniş katılımlı, herkesin
arzu ve ihtiyacına ve gerçekleri korumaya yönelik faaliyetlerde, sadece İktidar
Partisi olarak veyahut İktidar Partisinin belediye başkanlarının arzu ve
isteklerine uygun bir proje değil, Türkiye'nin ihtiyacı olduğunu, Türkiye'nin
gerçeği olduğunu, iktidarıyla muhalefetiyle, doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle
güneyiyle bir kültür ve medeniyetler ülkesi olan ülkemizdeki bu tip konuları
bir an önce düzeltebilmenin yolunun bu tip yasal boşluklar ve mevzuat
eksikliğinden kaynaklandığını gördüğümüz için, bu yasa tasarısının bir an önce
gündeme alınmasının ve Meclis tatile girmeden kanunlaşmasının faydalı olacağını
düşünüyoruz.
Burada, bazıları, sponsor firmaların, kat
karşılığı verilebilmesinin ve nereden kaynak bulunacağının endişesini
yaşıyorlar. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 12 inci maddesinde
yaptığımız değişikliklerle Emlak Vergilerinden alınan yüzde 10 paydan buralara
transfer edilebilme imkânı vardır; özel proje uygulamalarıyla sponsor
firmalardan destek alınabilecek imkân vardır. Elbette, yenilikler, bazı
sorunlar getirecek; ama, bazı sorunları da çözmüş olacaktır.
Bu bakımdan, bu kanunun önemli olduğunu
bir kere daha işaretliyor, hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar
sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bayraktar.
Sayın milletvekilleri, madde üzerinde 1
adet önerge vardır; önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
911 sıra sayılı Kentsel Dönüşüm ve Gelişim
Kanunu Tasarısının 5 inci maddesinin birinci fıkrasındaki "vakıflar"
ibaresinden sonra gelmek üzere "kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşları" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Erdal Karademir |
Nurettin Sözen |
Türkân Miçooğulları |
|
|
İzmir |
Sivas |
İzmir |
|
|
Bülent Baratalı |
|
Mustafa Gazalcı |
|
|
İzmir |
|
Denizli |
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANVEKİLİ ALİ SEZAL (Kahramanmaraş) - Uygun görüşle, takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
DEVLET BAKANI BEŞİR
ATALAY (Ankara) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Anayasanın 135 inci
maddesine göre kurulan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları
Anayasamıza, ilgili kuruluş kanunlarına ve ana yönetmeliklerine göre meslekî,
sosyal, kültürel alanlarda sürekli eğitim faaliyetleri yürütmektedir. Bu eğitim
ve kültür faaliyetlerinden üyeleri ve yakınları başta olmak üzere toplumumuzun
her kesimi faydalanmaktadır.
Kamu kurum ve
kuruluşlarının ellerinde bulunan tarihî eser niteliğini haiz, bina ve müştemilatın
tarihî özelliklerine uygun restore ettirilmesi ve tarihî özelliklerinin
korunması amacının yaşama geçirilmesine anılan kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşlarının bilgi ve deneyimleri ile birikimlerinden faydalanılmasının çok
önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu nedenle kanun tasarısının 5
inci maddesinde belirtilen kurum ve kuruluşlar arasında kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşlarına da yer verilerek kanunun daha kapsayıcı bir
nitelik kazanması amaçlanmıştır.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,
Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde 5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum:
Yönetmelik
MADDE 6.- Bu Kanunun
uygulanmasına ilişkin yönetmelik, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine
Bakanlar Kurulunca Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde yürürlüğe
konulur.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
Uygulanmayacak hükümler
MADDE 7.- Bu Kanun
kapsamında yer alan yenileme alanlarında, uluslararası hukuktan doğan
yükümlülükler saklı kalmak kaydıyla, diğer kanunların bu Kanuna aykırı
hükümleri uygulanmaz.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Ağrı Milletvekili Naci Aslan;
buyurun. (Alkışlar)
CHP GRUBU ADINA NACİ
ASLAN (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 911
sıra sayılı Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ile İçişleri Komisyonları raporunun 7 nci maddesi üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Yasa Tasarısı üzerinde, ben de Bayındırlık
Komisyonunun bir üyesi olarak, yasa tasarısı komisyona geldiği zaman, gerçekten
AK Parti milletvekilleri ile Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin, bu
tasarının daha düzenli bir şekle gelebilmesi, ülkemizin yararına ve tarihten
gelen bu mirasımızın daha iyi değerlendirilmesi ve gerçekten çürümeye, yok
olmaya mahkûm edilmemesi için ellerinden geleni yaparak, tasarıda birtakım
değişiklikler ve hatta Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri bu şerhi
koyarak İçişleri Komisyonuna daha detaylı bir şekilde bilgiler sunmak kaydıyla
gönderildi. İçişleri Komisyonunda görüşülen bu yasa tasarısı, şimdi önümüzde
gördüğümüz kadarıyla, gerçekten ülkemizin menfaatına ve ülkemizin yararına, ki,
millî servetimiz ve değerimiz olan bu güzellikleri dünya insanlarına da
tanıtmak, turizmi geliştirerek ülkemizi canlandırıp dünya piyasasında sayılır
bir yere oturtmak için şu andaki şeklini almış bulunuyor. Anamuhalefet Partisi
ile İktidar Partisi bu yasa tasarısı üzerinde, memnuniyet vericidir ki, çoğu
maddelerde mutabakata varmış durumdadır. Gerçekten Meclisimizin, ülkemiz
yararına olan işlerde nasıl bir araya gelebildiğimizi, nasıl fikir
üretebildiğimizi, nasıl yapıcılık noktasında aynı kulvarda görev ve işlev
gördüğümüzü Türkiye Cumhuriyeti ve yetmişiki milyon gözleriyle görmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
benim 7 nci maddede, kentsel gelişim ve yenileşme üzerinde, tarihî dokusunu
koruma kaydıyla tarihî eserlerimizi onarıp, onların fizikî yapılarını bugünkü
modern dünya bilimsel ölçeğine taşıma noktasında, bu yapıların kendi
özelliğini, kendi dokusunu kaybetmeden koruma noktasında, gerek
üniversitelerimize gerek derneklerimize kiraya verilmesi ve kırkdokuz yıllığına
tüzel ve hukukî şahsiyetlere, mülkiyeti ilgili kurum ve kuruluşlarda kalmak
kaydıyla kiraya verilmesi öngörülmektedir. Ben de, bir Cumhuriyet Halk Partisi
milletvekili olarak buna yürekten katılıyorum; ama, şahsî düşüncem, keşke, bu,
kırkdokuz yıllığına değil de, yirmi yıllık kısa mesafeli kiraya verilip, belli
çevrelerin çok uzun süreli, insan yaşamı boyunca öyle bir şekilde kalması, el
değiştirmesi noktasında daha yenileşip güzelleşeceğine kanaatim olduğu için,
onu arz etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
sadece, burada, sizlere bir şey hatırlatmak istiyorum. Özellikle, Türkiye
kentleşme, sanayileşme, arazi kullanımı ve çevre sorunları üzerinde birkaç
görüşümü belirtmek istiyorum.
Verimli tarım
arazilerimiz büyük tehlike altında, çok geniş gördüğümüz tarım alanlarımız,
hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme ve sanayileşme baskısıyla büyük tehdit
altında bulunmaktadır. Eski kentler verimsiz, kayalık, dağlık ve gerçekten sarp
kıyıların olduğu yerde kurulurken, bugünkü şehirleşme zihniyeti, bu sarp ve
kayalıklardan verimli, düz ovalıklara ve tarım arazilerimize doğru kaymaktadır
ki, bu da, bana göre, şehirleşme yönünde son derece tehlike arz etmektedir ve
özellikle, ülkemizde de, köyden kente çok büyük göç vardır.
Bakın, arkadaşlar, 1950
yılında, ülkemizde yaşayan nüfus sayısı 13 000 000; ama, bugün, 2005 yılına
geldiğimizde, ülkemizde yaşayan nüfus sayısı 72 000 000 ve 1950'de, Türkiye'de,
şehirde yaşayan nüfus oranımız yüzde 22; ama, bugünkü istatistik değerlere
baktığımız zaman, birkaç yıla kalmadan şehirleşme oranımız yüzde 80'i
bulacaktır.
Dolayısıyla, bizim buna
bir önlem almamız lazım ve bu önlemler şöyle olması gerekir diye düşünüyorum:
1- Şehirleşme artarak
sürdüğüne göre, ön çalışmalar, planlamalar zamanında yapılamaz, göç, başka
yerlere, yeni yerleşim ve iş merkezlerine kanalize edilmezse, iş bulma şansı
yüksek olan büyük metropollere daha da göç akını başlayacak ve şehirlerimiz
gittikçe büyüyecektir.
2- Kolaylıkla, uydu
aracılığıyla ve havadan çekilen resimlerle arazi planlarının ve bitki örtülerinin
belirlenebildiği teknoloji çağında, ülke genelinde harita ve kadastro
çalışmasının bir an önce bitirilmesi gerekiyor.
3- Arsa ve emlak
üzerinde, rantiye geliri, ağır vergilendirme ve istimlak kesinlikle
engellenmelidir. Bu sayede çarpık kentleşme önleneceği gibi, para da yatırım ve
iş alanlarına doğru kayar.
4- Serbest arsa satışı
sınırlandırılmalı, daire karşılığı arsa verme ağır vergilerle önlenmelidir.
Şehirlerin çevresinde yeni yapılaşmaya gidilmeden önce, mutlaka, bu alanlar,
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi, belediye ve Bayındırlık ve İskân
Bakanlığı gibi kuruluşlar ya da her şehirde kurulacak arsa ofisleri tarafından
istimlak edilmelidir.
5- Şehir merkezlerinde
yapılan imar planı değişikliklerinde, kamu binaları dışında kesinlikle kat artışı
ve parsellerde yapılaşma yüzde artışı verilmemelidir. Eski binaların dış
görünüm değişikliğine -ancak zorunlu durumlar hariç- izin verilmemelidir.
6- Nüfusu, 50 000 ya da
100 000'in altındaki yerleşim yerlerinde, belediyelerden, imar planı yapma ve
tadil etme yetkisi alınmalıdır. İmar planı hazırlama kurullarında, mahallî
memur ya da başka yetkililer bulunmamalıdır. En iyi yol, üniversitelerin ilgili
bölümleri ya da tarafsız oluşturulan özel yetkili kurullar aracılığıyla, ülke
genelinde ve il ölçüsünde imar planı hazırlanmasıdır.
7- Birinci derecede
verimli tarım alanı ve potansiyel tarım alanı, kesinlikle şehirleşme ve sanayi
amaçlı kullanılmamalı, bu bölgelerde zorunlu yapılaşma, belirlenecek yüzdeyle
sınırlandırılmalıdır.
8- Sanayi bölgeleri ve
alanları seçiminde, çevresel etki değerlendirmesi gözönüne alınarak, daha etkin
uygulanmalı; yeni yaklaşımla, çalışanların nüfus artışına etkisi de
değerlendirilmelidir.
Deniz ve göl sahilleri,
antik kent çevreleri özellikle korunarak, kirlenme yaratmayacak şekilde
değerlendirilmelidir.
Ülkemizin, özellikle Doğu
Anadolu, Karadeniz Bölgesi ve hızlı göçle boşalan İç Anadolu Bölgesindeki küçük
yerleşim yerleri, bölgelerin özelliklerine uygun şekilde, eğitim ve uygarlık
hizmetlerine kolay ulaşılacağı, küçük tarım sanayiinin gelişebileceği,
bölgedeki uygun yerleşim merkezlerinde toplanması için çalışmalar
başlatılmalıdır. Bu küçük yerleşim yerlerinde eğitim hizmeti sağlanamadığı
gibi, ulaşım, elektrik, telefon, sağlık, su sağlama çok pahalı olmaktadır. Bugün,
her köye elektrik, yol, telefon ulaşmış; ama, çok pahalıya mal olmuştur.
Özel orman üretim ve
ağaçlandırma, erozyonla mücadele teşviklerle desteklenmelidir. Ayrıca, zararlı
hayvan türleri bölgesel olarak kontrol altına alınmalıdır; ancak, doğal vahşi
yaşam korunmalıdır.
Değerli arkadaşlarım, bu,
kentsel dönüşüm ve yıpranmış tarihî eserlerin dokularının değişmeden hayata
kazandırılması noktasında, arkadaşlarımız çeşitli fikirlerini beyan ettiler. Bu
konuda, 8 ve 9 Haziran tarihlerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın
Bülent Arınç Beyle beraber Ağrı İline gittik. Ağrı İlinde, Doğubeyazıt İshak
Paşa Sarayı 1748 yıllarında bitirilmiş ve gerçekten, Türkiye'de, Topkapı
Sarayımızdan sonra ikinci büyük sarayımızdır; çok büyük değerlere sahip. Ben, bundan
önce, Kültür Bakanımızın Mecliste olduğu bir sırada yine arz etmiştim; yapılan
restore çalışmaları, tamamen, o eserin tarihî değerlerini yitirtmiş; sadece,
müteahhidin nasıl orada rant elde edebileceği veyahut da nasıl gelir
sağlayabileceği noktasında ihale edilmiştir. O zamanın Kültür Bakanı, Sayın
Bakanımız söz vermişti; o, kendi ruhuna ve tarihsel dokusuna uygun bir şekilde,
yeniden ayağa kaldırılacak demişti.
Tabiî, bu arada, Ağrı'da
Sayın Bülent Arınç çok büyük coşkuyla karşılandı, Ağrı halkı onu göğsüne bastı.
Gerçekten, Bülent Bey de Ağrı halkına ve Türkiye'ye, yetmişiki milyona çok
güzel mesajlar verdi. Irkı, dini, dili ne olursa olsun, coğrafî bölgesi ne
olursa olsun, bu ülkenin millî sınırları içerisinde herkesin birinci sınıf
vatandaş noktasında eşit olduğunu ve hepimizin aynı inançta, kardeş olduğumuzu
ve Türkiye Cumhuriyetinin yasalarının bu bölgede de eşit uygulanacağı
noktasında "Ağrı'nın dört milletvekili var, beşinci milletvekili de Bülent
Arınç'tır" diye, Ağrı lehine gelişecek her girişimde imzam vardır. O
nedenle, biz, Ağrı halkı olarak, Sayın Arınç'a minnettarız, Ağrı davalarına
böyle destek verdiği için şükranlarımı arz ediyorum.
Diğer taraftan, değerli
arkadaşlar, gerçekten, güzel olmak, ülke insanını sevmek, adaletli, eşitlikçi
ve hukuku uygulama noktasında Bülent Arınç'ın bir uygulamasını daha gördük.
Millî Saraylar ve Parklar, Eserler Bilim Kurulu, ilk defa İstanbul'un dışında,
Ağrı'da, İshak Paşa Sarayında toplandı. Ülkemizin millî saraylarıyla ilgili
alınacak tedbirler, geliştirilecek projeler orada gündeme getirildi ve
inşallah, Ağrı halkının Sayın Arınç'a arz ettiği gibi, İshak Paşa Sarayımızın
da Millî Saraylar içine alınarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin koruması
altına alınacağı noktasında bir kanun tasarısının Türkiye Büyük Millet
Meclisine sunulması gerektiğini, bu kanun tasarısını sunma noktasında da Bilim
Kurulundan çıkacak rapora göre hareket edeceğini Ağrı halkına taahhüt etti.
Değerli arkadaşlarım,
ben, burada bir üzüntümü Türkiye Büyük Millet Meclisinin siz saygın, değerli
milletvekillerine arz etmek istiyorum. Tabiî, bunu arz ederken de, yeri değil,
biliyorum; yasa tasarısıyla hiç ilgisi yok; ama, biz, Türkiye Cumhuriyetinin,
Parlamentonun üyeleri olarak ülkemizin kanayan yaralarına da parmak basmak
zorundayız. Devlet Bakanımız Sayın Beşir Atalay Beyefendi buradayken hükümet
nezdinde, mutlak surette acil olarak bu konuya çözüm getirmesini diliyorum.
Patnos'ta bir
kaymakamımız var. Bütün milletvekillerimize, Ağrı milletvekillerine, Türkiye
Büyük Millet Meclisi, İçişleri Bakanı ve Sayın Başbakanımız Recep Tayyip
Erdoğan'a bu fakslar çekilmiştir. Faksların altında 62 tane köy muhtarının
mührü ve imzası vardır. Bunlar herhangi bir partiye, herhangi bir politik
varyasyon veyahut da kulvar değil, tamamen o mahallî idarelerde görev yapan
muhtarlarımızın bu sayın kaymakamımızın Türkiye Cumhuriyetini, Cumhurbaşkanını
temsil eden bir kaymakamın kanunsuz uygulamaları ve o muhtarlarımızı, yerel
yöneticilerimizi muhatap almayışı, içeri almayışı, hatta kendilerine hiç
yakışmayacak -şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne yakışmadığı için
ifade etmeyeceğim. Bütün milletvekillerimiz, tahmin ediyorum ne demek
istemiştir Sayın Kaymakam- çok nahoş laflarla defettiğini, kovduğunu… Şu anda
fakslar elimde; burada göstermek istemiyorum; çünkü, hükümetimizin, bütün
Bakanlarımızın elindedir. Bu zatın bir an önce Patnos İlçesinden alınma
dileğimi arz ediyorum.
Sonuç olarak, kentsel
dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen yerler için hazırlanan plan ve projelerin
hızla uygulanabilmesi, kurum ve kuruluşlar arasında yetki ve mülkiyet
çatışmasını önleyebilmek amacıyla bu kanun çerçevesinde yapılan çalışmaların
iyi neticeler vermesi temennisiyle Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Aslan.
Madde üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
7 nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
8 inci maddeyi
okutuyorum:
Yürürlük
MADDE 8.- Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
9 uncu maddeyi
okutuyorum:
Yürütme
MADDE 9.- Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler…. Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
İçtüzüğün 86 ncı
maddesine göre söz talebinde bulunan Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Eraslan?..
Yok.
Sayın milletvekilleri,
tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için 5 dakika süre
vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden
yardım istemelerini; bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy
pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy
pusulasını, yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı: 209
Kabul : 209 (x)
Böylece, tasarı kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.
3.- Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında 27.5.2005
Tarihli ve 5356 Sayılı Kanun ve Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/1052) (S. Sayısı: 941)
Sayın milletvekilleri,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında
27.5.2005 tarihli ve 5356 sayılı Kanun ve Anayasanın 104 ve 175 inci maddeleri
gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ve
Anayasa Komisyonu raporunun görüşmelerine, birinci görüşmeden itibaren 48 saat
geçmediğinden başlayamıyoruz
Trabzon Milletvekili
Cevdet Erdöl ile 2 milletvekilinin; Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, Sağlık
Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun, Devlet Memurları Kanunu
ve Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile Sağlık
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal
İşler Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
4.- Trabzon
Milletvekili Cevdet Erdöl ile 2 milletvekilinin, Sağlık Hizmetleri Temel
Kanunu, Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun, Devlet
Memurları Kanunu ve Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun
ile Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma
ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/506) (S. Sayısı: 934)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Teklifin görüşülmesi
ertelenmiştir.
Kütahya Milletvekili
Soner Aksoy ile Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin'in; Doğalgaz Piyasası
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporunun görüşmelerine
başlıyoruz.
5.- Kütahya
Milletvekili Soner Aksoy ile Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin'in; Doğal Gaz
Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi,
Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporu (2/484)
(S. Sayısı: 932) (xx)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Komisyon raporu 932 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Nuri Çilingir;
şahısları adına, İstanbul Milletvekili İnci Özdemir, Ordu Milletvekili Cemal
Uysal ve Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın söz talepleri vardır.
Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına, Manisa Milletvekili Nuri Çilingir; buyurun.
(x) Açıkoylama
kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.
(xx) 932 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
CHP GRUBU ADINA NURİ
ÇİLİNGİR (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 932 sıra sayılı
Doğalgaz Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu
vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, lütfen, sıralarımıza, yerlerimize oturalım. Çok
önemli bir kanun tasarısını görüşüyoruz.
Sayın Çilingir, buyurun
efendim.
NURİ ÇİLİNGİR (Devamla) -
Teşekkür ederim.
Bir toplumun
kalkınmasında enerjinin önemi herkes tarafından bilinmektedir. Bu açıdan
enerji, ülkeleri için stratejik bir değer taşımaktadır. Enerji yüzünden ülkeler
arasında çok ciddî, şiddetli savaşlar ve çok iyi dostluklar oluşabilmektedir.
Ülkemiz de zaman zaman enerji sorunlarıyla
karşı karşıya
kalmaktadır. Doğalgaz, çevreye en uyumlu bir enerji kaynağıdır. Ülkemizde, son
yıllarda, doğalgaz kullanımı artmış, özellikle büyük şehirlerimizde, hava
kirliliğinin azaltılması konusunda büyük katkısı da olmuştur.
Değerli milletvekilleri,
enerji, ekonomik ve sosyal kalkınma için en önemli girdilerden birisidir. Artan
nüfus, kentleşme, sanayileşme, teknolojinin yaygınlaşması ve refah artışına
paralel olarak, enerji tüketimi kaçınılmaz olarak büyümektedir. Buna karşılık,
enerji tüketiminin mümkün olan en alt düzeyde tutulması, enerjinin tasarruflu
ve verimli bir şekilde kullanılması büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla,
sürdürülebilir bir kalkınmanın yakalanabilmesi, ekonomik ve sosyal gelişimi
destekleyecek, çevreye en az düzeyde zarar verecek asgarî miktar ve maliyette
enerji tüketimi hedeflenmelidir.
AB ülkelerine
baktığımızda, enerji konusunda son derece duyarlı davranmaktadırlar. Avrupa
Birliği, piyasaların küreselleşmesi ve giderek şiddetlenen uluslararası rekabet
karşısında, enerji içpazarını tamamlamayı bir politika haline getirmiştir;
enerji sunum güvenliğini sağlamak için, enerji kaynaklarını çeşitlendirme
yoluna gitmektedir. Avrupa Birliği ülkeleri, yeni enerji kaynakları
geliştirmekte, hidroelektrik enerji, güneş ve rüzgâr enerjisi…
BAŞKAN - Sayın Çilingir,
on saniyenizi rica edeyim.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım… Sayın milletvekilleri, salonda büyük bir uğultu var; hatibin
konuşması anlaşılmıyor. Lütfen, sayın hatibi sükûnetle dinleyelim efendim.
Sayın Çilingir, buyurun
efendim.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN
(Burdur) - Konuşmak isteyenler dışarıya çıksınlar Sayın Başkan, dışarısı müsait.
NURİ ÇİLİNGİR (Devamla) -
Teşekkür ederim.
Özellikle, sol taraftan
geliyor sesler.
Avrupa Birliği ülkeleri,
yeni enerji kaynakları geliştirmekte, hidroelektrik enerji, güneş ve rüzgâr
enerjileri gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını teşvik
etmektedirler. Bunları, enerjide dış ülkelere fazla bağımlı olmadan, kendi
kaynaklarımızı değerlendirmemizin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak için
söylüyorum. Yani, AB ülkeleri, enerji bağımsızlığını sağlamak için, ne
gerekiyorsa yapmak için çalışıyorlar, projelerini ona göre hazırlıyorlar. Bizim
ülkemizde ise, var olan enerji kaynakları değerlendirilmiyor. Sanki, ülkemizi
-her konuda olduğu gibi- enerji konusunda da dışa bağımlı bir konuma sokmak
için ne gerekirse yapılmak isteniyor. Değerli arkadaşlar, bu durumu
kabullenmemiz mümkün değildir.
4646 numaralı Kanunda
yapılması istenilen değişikliğe geçmeden önce, doğalgaz konusunda izlenen
politikaya biraz değinmek istiyorum.
Yıllardır izlenen
doğalgaz politikaları, tespiti doğru yapılamayan politikalar haline gelmiştir.
Ülkemizin arz-talep dengesi iyi hesap edilememiş, dolayısıyla, kamu
menfaatından uzaklaşılmıştır. Doğalgaz konusunda, Türkiye'nin zararına,
ülkemizin istismarına, hatta sömürülmesine yol açan tezgâhlar yapılmıştır.
Öncelikle, ülkemizin ihtiyacının çok üzerinde doğalgaz alma yükümlülüğü altına
girilmiştir. 1996 yılından sonra başlayan süreçte, Rusya, İran, Azerbaycan,
Cezayir gibi ülkelerle çok sayıda anlaşma yapılmıştır. Yapılan bu anlaşmaların
ortalama süresi yirmi yıldır. Alma garantisi verilen doğalgaz ülkemizde
kullanılamıyor, ülkenin kıt kaynakları boş yere harcanıp gidiyor. Yine, yapılan
anlaşmalardaki yapılan hatalardan birisi de, alış fiyatlarının oldukça yüksek
tutulmasıdır. Yine, bu anlaşmalar yapılırken, ülkemizin bazı yörelerinde
bulunan zengin doğalgaz kaynakları hiç dikkate alınmamıştır. Türkiye Petrolleri
Anonim Ortaklığının Trakya'da doğalgaz üretmesinin önü, sinsi politikalarla
kesilmek istenmiştir. Yeni politikalar üretilirken bu durumları çok iyi
değerlendirmemiz gerektiğini, bu vesileyle belirtmek isterim.
Değerli arkadaşlar,
kamunun tek başına tüm enerji yatırımlarını gerçekleştirmesi tabiî ki mümkün
değildir, özel kesimin de enerji yatırımlarına yönlendirilmesi gerekmektedir;
ancak, bu yönlendirme, aşırı garantilerle değil, sağlıklı işleyen bir proje ve
sağlıklı işleyen bir denetimle olmalıdır. 2001 yılında çıkarılan 4646 sayılı
Kanunla, zaten kamu tekelinin kaldırılması hedeflenmiştir. Bu kanunla, doğalgaz
sektöründe üretim, ithalat, dağıtım, toptan satış, depolama faaliyetlerinin
tamamının anonim veya limitet şirket şeklinde kurulmuş özel sektör
kuruluşlarınca yerine getirilmesi öngörülmüş, doğalgaz hizmeti
zorlaştırılmıştır. Doğalgazla ilgili yapılacak bu faaliyetler, piyasa
faaliyetleri olarak tanımlanmıştır. Şirketlere, bu piyasa faaliyetlerinde
bulunabilmeleri için, BOTAŞ tarafından, her bir piyasa faaliyeti için izin
belgesi olarak lisans verilmesi öngörülmüştür. Bu durumda, ithalatçı şirket
doğalgazı ithal edecek, iletim şirketi yurt içine dağıtacak, toptan satış
şirketi ithalatçıdan satın aldığı gazı dağıtım şirketine satacaktır.
Dolayısıyla, gaz, tüketiciye ulaşıncaya kadar dört beş el değiştireceği için,
her bir şirket de kendi kârını koyacak ve doğalgazın kullanıcıya satış fiyatı
artacaktır. Tüm hizmetler farklı şirketler tarafından yerine getirileceği ve
bir şirketin tek gayesi kendi kârını azamîleştirmek olduğu için, doğalgaz
sektöründe ithalattan iletime, iletimden dağıtıma, hatta, satışa kadar ulusal
düzeyde planlama olanağı ortadan kalkmış, planlama da terk edilmiştir.
Ayrıca, doğalgaz
yatırımlarının imar planlarına işlenmesinde, kentsel düzenlemeden sorumlu
belediyeler devredışı bırakılarak, kentsel planlamaya şirketlerin tek yanlı
müdahalesi mümkün hale getirilmiştir.
Değerli milletvekilleri,
enerjide rekabet ortamı yaratıp halka daha ucuz ve kaliteli hizmet vermek için
gereken yapılmalıdır; ancak, daha önce belirttiğim gibi, burada vatandaşımızın
menfaatını koruyacak denetim tedbirleri mutlaka alınmalıdır.
BOTAŞ'ın yerine doğalgaz
alım sözleşmesi yapacak olan tüzelkişilerin bu işi nasıl yapacakları pek açık
değildir. Alım yapan şirketin iflas etmesi veya ben bu işi artık yapamıyorum
demesi durumunda, ülkeye gaz girişi olmadığından, halkımızın durumu ne
olacaktır?
Yine, alım ve dağıtımda
rekabet ortamı sağlayalım derken, doğalgaz satıcı şirketlerin ülkemizde bazı
şirketlerle ortaklık kurarak, alıcı ve dağıtıcı durumuna gelebileceklerini
gözardı etmememiz gerekiyor.
Doğalgaz alanında
faaliyet gösteren özellikle Rus ve İran şirketleri, Türk şirketleriyle, söz
konusu projeyi gerçekleştirmek için ortaklık kurma girişiminde bulunmaya
başlamışlardır. Anlaşmanın olabilmesi için, doğalgaz satışı yapan şirketin
satın alan şirkete onay vermesi gerekmektedir. Kanun tasarısının maddelerinde
açıkça ifade ediliyor. Bu durumda, doğal olarak satışı yapan şirket, kendi
ortaklığı bulunan alıcı şirketi koruyacak, satış işlemini o şirketle
gerçekleştirecektir. Böyle bir durumda satıcı şirket aynı, alıcı şirket onun
ortağı olacağına göre, doğalgaz enerjisinde ülkemizin eli kolu bağlanacak,
ilgili şirketin bütün istekleri mecburen kabul edilecek ve yeni bir tekel
yaratılmış olacaktır. Bu durum, ülkemizi stratejik olarak zor durumda
bırakacağı gibi, vatandaşlarımızın kullandığı doğalgazın kontrolden çıkmasına
yol açacaktır.
Değerli milletvekilleri,
böyle bir durumu atlamamız mümkün değildir. Bu durumu mutlaka değerlendirip
düzeltmemiz gerekiyor. Ben, AKP'de duyarlı milletvekili arkadaşlarımızın
olduğuna inanıyorum. Arkadaşlarımız bu konuyu mutlaka değerlendireceklerdir.
Değerli arkadaşlarım, bu
şekilde rekabeti sağlamak mümkün değildir. Eğer, siz rekabet ortamı yaratmak,
değişiklik yapmak istiyorsanız, bu konulara tam bir açıklık getirirsiniz.
Yoksa, kamu tekeli kalkacak diye yanlış olan uygulamalara ek yapmamız hiçbir
şeyi çözmeyecek, yeni tekeller yaratacaktır.
Ülkemiz, enerji
kaynakları açısından ithalatçı bir ülkedir. Doğalgaz, kesintisiz bir enerji
kaynağıdır; istenen anda ve istenen miktarda el altındadır; tüketicileri yakıt
arama, nakliye, depolama, atık taşıma dertlerinden kurtarır. Yılın yarısı kış
olan ülkemizde, temiz ve sağlıklı bir yaşam için bu enerjinin daha fazla
kullanılması gerekmektedir.
Ülkemizde vatandaşlarımız
elektrik, su, doğalgaz gibi hizmetlerin faturaları altında ezilmektedirler.
Vergi kaçırandan, banka batırandan, kurumları zarara uğratanlardan hesap
soramayan hükümet, tüketiciye vergiyle yüklenmektedir. İyi işleyen bir devlette
hizmetler, tam rekabet oluşturularak, kuralların koyulduğu ve denetlendiği,
özel sektör tarafından, piyasaların sosyal boyutuyla tüketicilere sunulmalıdır.
Tüketicilerin kapısında kuyruk olduğu bir doğalgaz dağıtımı değil, doğalgaz
satan kuruluşların, tüketicinin kapısına kuyruk olacağı bir yapılanmaya
geçilmelidir. Günlük ve geçici indirim tedbirleriyle tüketici korunamaz.
2001 yılında çıkarılan
Doğalgaz Piyasası Kanunuyla doğalgaz alımı ve dağıtımında rekabet ortamı
sağlanması mümkün değildir; çünkü, hem kanunun kendisi eksik, hem de Enerji
Piyasası Kurulunun yapısı doğalgaz piyasasında rekabeti oluşturarak,
tüketicilerin korunmasının altyapısının kurulmasına uzaktır.
Değerli milletvekilleri,
4646 numaralı Kanunun çıkarıldığı 2001 yılında Fazilet Partisi adına konuşma
yapan ve bu dönemde de milletvekili olan Sayın Musa Uzunkaya arkadaşımız,
konuşmasında şu görüşleri dile getirmiştir -kendisi burada yok herhalde- aynen
okuyorum: "Elbette, Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri, dünya şartlarının
gerektirdiği ölçüler içerisinde, özerkleşmeyi, özelleşmeyi, özel kesimin
piyasaya girmesinin önkoşulu olarak, ekonominin bugünkü şartları açısından
önplana çıkarılmalıdır. Doğrudur; ancak, burada, gazın dışarıdan gelişinde
oluşturulan Rusya tröstü gibi bir tröstün, yeni kesimlerin oluşturulması
hadisesi yatmaktadır."
Değerli arkadaşlarım, bu
kanun çıkarılırken, muhalefette olunca tröst oluşuyor da, iktidara gelince ne
oluşuyor acaba?! Çoğunluğunuz var; koyarsınız şartları, ülkenin ve vatandaşın
menfaatına olan düzenlemeleri getirirsiniz. Biz de, diğer kanunlarda olduğu
gibi, ülkemizin ve halkımızın menfaatına olacak düzenlemeye "evet"
deriz. Kamuoyunda, sanki bizim özelleştirmeye karşı olduğumuz izlenimini
vererek hiçbir yere varamazsınız. Güzel ülkemizin gözbebeği kuruluşlarında
uygulamaya çalıştığınız satış işlemi ile bu işin hiçbir farkı yoktur.
Değerli milletvekilleri,
konu enerji konusu olunca, TÜPRAŞ'ın özelleştirilmesine değinmeden
geçemeyeceğim. Ülkede rekabet yaratmak adına halkımızın menfaatları gözardı
edilmektedir. Doğalgazda olduğu gibi, TÜPRAŞ'ın özelleştirilmesi halkımıza
herhangi bir menfaat sağlamayacaktır. TÜPRAŞ'ın özelleştirmesiyle -buradan ikaz
ediyorum, bütün Batmanlılar da duysun istiyorum- Batman Rafinerisi kapanma
tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Söz konusu şirket üretilen düşük
graviteli petrolü almam dediğinde, iş çoktan bitmiş olacaktır.
Sizden, Cumhuriyet Halk
Partisi olarak istediğimiz, ülkemizin stratejik kuruluşlarına sahip
çıkmanızdır. Bu kuruluşlar ki, hazineye yük olmayan, kâr eden
kuruluşlarımızdır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Doğalgaz Piyasası Kanununun görüşmeleri sırasında, Fazilet Partisi
Grubu adına Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan şöyle diyor:
"Gerçekten, bu kanun tasarısını kendileri mi hazırladılar, yoksa, Dünya
Bankasının hazırladığını aynen mi burada sundular? Bunun yönetmeliklerini şu
anda hazırladılar mı, yoksa, Dünya Bankası bunları madde madde belirledi
mi?" Şimdi, bu soruları ben de size aynen soruyorum.
Bu hükümet, gerek
BOTAŞ'ın enerjiyle ilgili işleri gerekse özelleştirmeyle ilgili konularda
kimlerin isteğini yerine getirmektedir?
Muhalefetken, ülkenin IMF
ve Dünya Bankası emirleriyle yönetildiğini söyleyeceksiniz; sonra, tek başınıza
iktidar olacaksınız, bu dönemden daha fazla siz o emirlere uyacaksınız.
Arkadaşlar, böyle şey olmaz! Bu ülkenin menfaatları bu kadar gözardı edilemez.
Tekrar tekrar söylüyorum:
Tek başınıza iktidarsınız; bu ülkenin yararına olan kanunları getirin, bir bir
düzeltelim; çıkardığınız kanunları da halkın yararına çıkaralım. Yapılması
istenilen değişiklikte farklı bir uygulama, ne yazık ki, yoktur.
Konuşmamda belirttiğim
üzere, tekrar ediyorum: Doğalgazın ithalat, üretim, iletim, toptan satış,
depolama gibi hizmetleri rekabete açılırken, devletin sıkı denetimi altında
sağlanmalı, yeni tröstleşmelere yol açılmamalıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle,
Yüce Heyeti, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sevgiyle, saygıyla
selamlıyorum.(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Çilingir.
Tasarının tümü üzerinde,
AK Parti Grubu adına, Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin; buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4646 sayılı
Doğalgaz Piyasası Kanunu hakkında yapılacak değişiklikle alakalı, Grubum adına
söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum.
Değerli arkadaşlar,
öncelikle, biz, bu yasa tasarısında 2 tane maddede niye değişiklik yapmak
istedik; bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu Gaz Piyasası Kanunu
çıktıktan sonra, birtakım uygulamalarda yaşanan sıkıntılar ve tıkanıklıklar,
halkımızın yaşadığı şikâyetlerden dolayı 2 maddede değişiklik yapma ihtiyacı
hissettik. Enerji Bakanlığımızın, Komisyon Başkanımızın ve Komisyon
üyelerimizin yaptığı çalışmalar sonunda, 4 üncü maddede ve geçici 2 nci maddede
değişiklik yapıldığı zaman halkımızın rahatlayacağını düşündüğümüz için bu
değişikliği yapmak zorunda kaldık.
Şimdi, 4 üncü maddeye
bakacak olursak, mevcut haliyle nasıldı, biz ne yapmaya çalıştık: Mevcut
halinde, dağıtım şirketleri yurt çapında sadece iki şehirde lisans sahibi
olabiliyordu; ancak, bu sayı, şehirlerin gelişmişlik durumu, tüketim kapasitesi
ve kullanıcı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak Kurul kararıyla
artırılabiliyordu. Şimdi, burada yaşanan en büyük sıkıntı değerli arkadaşlar,
Çorum milletvekili arkadaşımızın ve şehirlerine doğalgaz gelmiş
milletvekillerimizin birebir paylaştığı sıkıntı adına bir örnek vererek ne
yapmaya çalıştığımızı size anlatmak istiyorum.
Doğalgaz Çorum'dan
geliyor, Korgun'dan geçiyor, Ilgaz'da T yapıyor, Kurşunlu'dan geçiyor, Karabük
alıyor, Kastamonu alıyor. Şöyle baktığımız zaman, Ilgaz, tam göbekte kalıyor ve
her yere dağıtmasına rağmen, kendi bu mevcut durumdan dolayı, doğalgazdan
faydalanamıyordu. Şimdi, burada, büyükşehirlerde eğer ihale yapılmışsa, mevcut
durumda, küçük ilçeler bu mevcut ihaleye bağlanamadığından dolayı, kendi
içlerinde eğer tekrar yeni bir ihale yapılacak olsa, bu sefer de ekonomik
olmuyordu ve bir çıkmaza girildiğinden dolayı -biraz önce Ilgaz örneğinde
gördüğümüz gibi birçok şehirde de bu şekilde ilçelerimiz var- bu ilçelerimiz
doğalgaza bağlanamıyordu. Şimdi, biz, buraya "dağıtım şirketlerinin
belirlenmiş dağıtım bölgesi kapsamı, teknik ve ekonomik gerekler dikkate
alınarak il sınırlarını aşmayacak şekilde Kurul tarafından yeniden
belirlenebilir" ibaresini koyarak bu problemin çözülmesini sağladık.
Sayın Çilingir, burada
halkın talebi var, hiç kimsenin talebi yok.
NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) -
Öbür maddeyi söyleyin.
FATMA ŞAHİN (Devamla) -
Geçelim geçici 2 nci maddeye. Geçici 2 nci maddede yapmaya çalıştığımız
düzenlemeyi mevcut örnek durumuyla size açıklamak istiyorum. BOTAŞ, kontrat
devirlerinde ihale açmış; fakat, gelen talepler doğrultusunda, ihale teklif
alma tarihi iki defa uzatılmıştır. Halen geçerli olan tarih 25 Haziran
2005'tir. Bu teklifler değerlendirilecek ve ihalenin sonuçlanması
beklenecektir. Burada yaşanan sıkıntılar, ihale başlatılmış ve bu ihaleye
girmesi beklenen tüzelkişiliklere ithalat lisansı yeterliliği EPDK tarafından
veriliyor ve birtakım mevzuatlar işletiliyor; fakat, en önemli tehlikelerden,
sıkıntılardan biri, satıcı taraf kontratı devretmek için, ihaleyi kazanan
tüzelkişi ile tüzelkişi sözleşmenin satıcı tarafıyla devredilecek miktar için
yeni sözleşme yapmasından "sözleşme yapamaz veya yapmaz" şeklinde bir
tıkanıklığı aşmak adına, biz, geçici 2 nci maddeyi getirdik.
Bu durumda, ikinci bir
tıkanıklıktan bir tanesi de, ihaleyi kazanan tüzelkişi, bu son hükme göre,
miktar devri talep etmezse, görüldüğü üzere, kanunda, ikinci bir şahsa
verilmesi öngörülmediğinden, ihale bitiyor, kontrat devri veya miktar devri
gerçekleşmeden sonuçlanıyor; eğer, kanunun kontrat devri hükmü yerine
getirilmek istenirse yeniden ihale açılıyor, sonuçlar aynı şekilde devam ediyor
ve hiçbir şekilde kontrat devri gerçekleştirilmiyor ve en çok dikkat çekecek
husus, miktar devri için ihale yapılamamasıdır. Zira, her seferinde, ihale,
kontrat devri için açılmakta, karşı tarafla sözleşme yapamayan, miktar devri
talep etmezse, ihale sonuçsuz olarak kapanmaktadır. Yani, burada, bir
kısırdöngü, sürekli bir tıkanıklığa neden olmaktadır.
Şimdi, biz, getirdiğimiz
bu geçici 2 nci madde değişikliğiyle, akışı şu şekle getiriyoruz: İhaleye
girecek şirketlere, kazanmaları halinde, satıcı tarafın yeni sözleşme
yapılmasında zorluk çıkarması önlenmektedir. Zira, satıcı taraf, ihale öncesi,
onay verdiği şirkete kontrat devrinde zorluk çıkarmayacaktır. Buna rağmen,
ihaleyi kazanan tüzelkişi herhangi bir nedenle kontratı devretmekten
vazgeçerse, ihale tekrarlanmadan, ikinci satıcı taraf ile görüşüp kontratı
devralma imkânı getirilmiştir. Bu başvurular gözönüne alındığında, satıcı taraf
reddedemeyecek hale getirilmektedir. Böylece miktar devrine gerek kalmadan,
kontrat devri gerçekleşecektir. Fiyat dayatması olmadan kontratı devralanlar,
satıcı tarafla fiyat müzakeresi de yaparak rekabeti artıracak ve gaz
kullanımında ekonomiklik sağlanacaktır.
Ayrıca, maddenin eski
halinde, miktar devir amaçlı ihale yapılamamaktadır. Miktar devrine imkân
tanıyan ayrı ihale yapılır şekliyle, yukarıda izah edildiği üzere, ihaleye
girecek olanların hiçbirinin satıcı taraftan ön onay alamaması durumunda,
sadece miktar devri için ihale yapılabilme imkânı getirilmektedir.
Değerli arkadaşlar, işin
özü şu: Biz burada BOTAŞ'ı bir özel sektör gibi devreye sokuyoruz, rekabetçi
bir ortam yaratıyoruz, hem işin hızlanmasını sağlıyoruz hem rekabetçi ortamdan
dolayı gaz fiyatlarının düşmesini sağlıyoruz; serbest piyasa ortamını eşit
şartlarda sağladığınız zaman da, bundan kazanan doğalgaz tüketicileri, yani
halkımız oluyor. O yüzden, ben bu çıkmazları açmak adına yapılan çalışmanın çok
hayırlı bir çalışma olduğunu düşünüyorum.
Enerji Bakanımıza,
Komisyon Başkanımıza ve diğer emeği geçen herkese teşekkür ediyorum,
vatanımıza, milletimize, halkımıza hayırlı olmasını diliyorum, saygılar
sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Şahin.
Tasarının tümü üzerinde,
şahsı adına Adana Milletvekili Sayın Tacidar Seyhan; buyurun.
TACİDAR SEYHAN (Adana) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabiî, mevcut kanunda ben
bir başka pencere açmak istiyorum. Bu kanun eğer uygulanacaksa -ki, daha önce
çıkmış bir kanunda birtakım değişiklikler yapıyoruz biz, özellikle 2 nci
maddede- eğer olduğu gibi uygulanmak isteniyorsa, şu ana kadar devirde ortaya
çıkan sıkıntılar ortadan kaldırılmak isteniyor; bu doğrudur, yapılan işlem
doğrudur, bir şey yapmak lazım; ama, yapılanla sonuca gidip gidemeyeceğimiz
konusunda hâlâ ciddî endişelerimiz var.
Değerli arkadaşlar, ben,
bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu, bir liberalleşmedir; ama, dünyanın
hiçbir yerinde, hiçbir ülkesinde, bu kadar büyük bir liberalleşme görülmemiştir.
Devlet, özellikle temel ihtiyacı karşılayan ve sektörün tamamını elinde
bulundurduğu bu tip yatırımlar üzerinde, yüzde 80'e varan bir liberalleşmeye
dünyanın hiçbir yerinde gitmemiştir. Bu, Türkiye açısından çok büyük sıkıntıdır
değerli arkadaşlarım.
Yapılması gereken şudur;
Türkiye, eğer doğalgazı gerçekten istendiği gibi liberal bir yapıya kavuşturup
dağıtmak istiyorsa, rekabetçi piyasada ekonomik dengeyi sağlayıp ucuzlatmak
istiyorsa, şunu yapmalıydı: Kademeli olarak bir geçişe varız, bu acele niye?
Bakın, ne yapacak; bu kanun 2001'de çıkmış, yüzde 20'ye varıncaya kadar, 2009
yılına kadar, BOTAŞ, elindeki doğalgaz kontratlarını devredebilecek.
Şimdi, düşünebiliyor
musunuz, 2005'teyiz; dört yılda bunu yerine ikame edebilecek doğalgazı Türkiye'ye
akıtamadıktan sonra, bu liberalleşme sonucunda ortaya çıkan dengeyi biz nasıl
kuracağız? Problem çıktığında, yerine ne ikame edeceğiz? Böyle bir endişemiz
var.
Değerli arkadaşlar,
sadece Rusya'dan aldığımız doğalgaza dikkat edin, tarihe not düşüyorum.
Bunlardan eğer biri, kontrat devri konusunda anlaşma yapıldı, daha sonra uzun
vadede de olsa muhtelif nedenlerle kesildiği zaman -özellikle batıdan gelen-
İstanbul'un yarısı elektriksiz kalır, 2 500 büyük sanayi işletmesi ve binlerce
küçük sanayi işletmesi doğalgazdan mahrum kalır; çünkü, biz, doğalgaz
piyasasını özelleştirdik. Doğalgaz, çok pahalı bir yatırım, doğalgazı getirmek.
Herkes, bunu hemen Türkiye'ye getirelim diye seferber olmadı.
Bizim yapmamız gereken
şudur: Devlet, mutlaka -doğalgaz üzerinde büyük yatırımlar yapmışsak, sanayimiz
etkileniyor ise- kontrollü olarak elindeki kontratları çıkarmak zorundadır.
Kontratları çıkardık -oradaki aksaklıkları madde üzerinde anlatacağım, orada da
çok ciddî sıkıntılar var- liberalleştirdik piyasayı, doğalgaz alamadık, özel
sektör getiremedi, yatırımını, yeterince, vaktinde yapamadı… Bakın,
görüyorsunuz Bakû - Tiflis - Ceyhan Boru Hattını; devlet bu işin taahhüdünü
yapmıştı, zamanında bitiremedi. Sayın Bakan açılışını yaptı; ama, ne kadar
akıttığımızı hepimiz biliyoruz. Burada belli bir gecikme var. Özel sektör,
kârlı olduğu sürece burada vardır.
Değerli arkadaşlar,
devlet her yükü çeksin mi; çekmesin tabiî. Devlet, rekabet edebilecek
teknolojik düzeye getirsin, önemli anlaşmaları yapabilsin, ülkeler arasındaki
fiyat dengesini koruyabilsin. Ama, devletin, ülkede kaybı göze alarak,
sübvansiyon diye bir derdi, bir görevi de olmalı.
Kontratın hepsi elimizde
değil, bir kısmı elimizde diyelim; baktınız ki, ülke, doğalgaz açısından
sıkıntıya giriyor; devlet, zararı göze alıp, oraya ekonomik yatırım yapabilir.
Bu, ülke meselesi. Özel sektör yatırım yapmaz. Ama, eğer, Sayın Bakan önümüze
koysun; dört yıl, beş yıl içerisinde, özel sektörün -bir kontrat devrinde
problem çıktığında veya bir anlaşmada problem çıktığında- Türkiye'ye getirdiği
doğalgazdan biz bu açığı ikame edebileceksek sorun yok. Benim iddiam şudur: En
küçük bir sorunda veya bundan sonraki ihtiyaçlarımızda, ikame edebileceğimiz
doğalgaz bağlantılarını Türkiye henüz sağlayamamıştır.
Sayın Bakan, birazdan,
diğer ülkeleri örnek verecek "şuralarla görüşme yapıldı…" Hakikaten
yapıldı; önanlaşma, sözleşme yapılan yerler var; ama, şimdi, zaten devletin
burada hakkı sınırlanıyor; yüzde 20'ye iniyor BOTAŞ'ın… Ee, bundan sonra, onun
yaptığı görüşmelerin bir esprisi yok ki; getiremeyecek ki yüzde 20'ye inene
kadar. Şu ana kadar doğalgaz konusunda yapılan çalışmaların hiçbir hükmü
kalmadı; sadece özel sektöre adres gösterebiliriz, şuradan gelebilir veya
buradan gelebilir…
Arkadaşlar, bu büyük bir
sorumluluk, çok dikkat etmek lazım, dikkatli olmak lazım. Doğalgaz hatlarımız
arasında bizim, bağlantı hatları bile yok; birinde kesildiği zaman, basınç
düştüğü zaman, üç dört gün buralarda doğalgaz alamıyorsunuz. Yurt dışında da
böyle bir risk var. Peki, biz, bu ülkenin nasıl teminatı olacağız, her şeyi
rahatça liberalleştirirsek?! Ben, bu liberalleştirme düzeyinden çok endişeliyim
değerli arkadaşlarım.
Bu, bu hükümetin
getirdiği bir tasarı değil, buna katılıyorum; değişiklik yapıyor, bu tasarıda
değişiklik yapıyor; ama, değişiklikte sorunu engellemek için, 2 nci maddeye bir
ek koyuyor, diyor ki… Sayın Bakanla da bunu konuştuk; deniliyor ki:
"Tacidar Bey, bu endişeniz var; ama, biz bu endişeyi ortadan
kaldırıyoruz." Nasıl kaldırıyorsunuz? Burada, kontrat devri yapacağımız
firma, gidip, orayla anlaşmak zorunda; yani, önizin almak zorunda o firmadan.
Arkadaşlar, bir şeyden
korkuyorum; eğer doğalgazı satan firma ile dağıtan firma aynı firma olursa, biz
Türkiye'de bu yükün altından kalkamayız. Bu ibare, bizi buraya doğru götürüyor.
Birinciden beşinciye kadar -biraz daha anlatacağım- ihale verilir, sırasıyla
yetki verilir deniyor, orada da çok ciddî sıkıntı var, ki, hazırlık var; satıcı
firma, hızla küçük firmalar kurmaya başladı. Yarın bir gün, Türkiye'de, bu
sözleşmeyi, oradan önizin belgesini alan firmaların direkt bu firmalarla
bağlantılı olduğu gerçeği ortaya çıkarsa, Türkiye Büyük Millet Meclisinin oy
veren üyeleri olarak biz bu yükün altından kalkamayız, Türkiye'nin içini de
dağıtıcı firmaya teslim etmiş oluruz. Efendim, bu, doğalgazın serbestçe
Türkiye'ye gelmesini ve tehdidi ortadan kaldırmaz mı?! Hadi tehdidi ortadan
kaldırırsınız; fiyat rekabetini ve ucuzlatmayı nasıl yapacaksınız?! Başka
kanaldan gelen özel sektör yok. Buradan biri alıyor ve getiriyor. Alıcı belli,
satıcı belli, dağıtan belli. Nasıl ucuzlatacağız biz?! Bunların hepsi bir rüya
olur diye korkuyorum. Maddeler üzerinde
biraz daha açık anlatacağım.
Peki bu yapılmalı mı;
yapılmalı tabiî, kısmen yapın. BOTAŞ getirsin, kontratı bırakmasın BOTAŞ;
çözümü açık. BOTAŞ kontratı elinde tutsun; yapmamız gereken bu. Bunu siz
yaptınız demiyorum; bu, daha önce de böyleydi; ama, bizim yapmamız gereken, tek
başına mevcut kanunları iyileştirmek değil ki; yanlışsa, düzeltmek diye bir
görevimiz var; benim iddiam bu yönde. BOTAŞ kontrat devrini elinde tutmalı,
Türkiye'ye geldikten sonra firmalara miktar devri yapabilmeli. Zaman içerisinde
kontrat devrini eğer Türkiye'de özel sektör rekabetçi piyasa açılırsa, devlet
haksız rekabetin öncüsü olmamalı, eşit rekabet koşulları altında piyasadan
yavaş yavaş çekilmeli.
Değerli arkadaşlar, ben,
bunu, Türkiye'de ve dünyada petrolün en büyük üreticilerinden birinin genel
müdürüyle konuştum. "Biz özel sektörüz; ama, böyle büyük bir
liberalleşmeden biz de korkuyoruz" dedi; şimdi beni dinliyorsa, kulağı
çınlıyordur. Böyle büyük bir açılım Türkiye'nin başına felaket getirir, satıcı
firma ile dağıtıcı firmayı aynı isme sokar ve en küçük problemde içinden
çıkılamayacak sorunları da ülkenin başına getirir. Peki…
Sürem bitiyor; 1 inci maddede,
inşallah, devam edeceğim.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum değerli arkadaşlarım. Geneli üzerinde bitiriyorum. Sağ olun. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Seyhan, nezaketinize de teşekkür ediyorum.
Madde üzerinde, hükümet adına,
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Mehmet Hilmi Güler; buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu oturumda görüşeceğimiz
2 madde, doğalgaz kullanımı noktasında ülkemize rahatlıklar getirecektir,
kolaylıklar getirecektir, mevcut bazı darboğazların aşılmasında -ki, özellikle
il ve ilçelere dağıtımda- kolaylıklar sağlayacaktır; çünkü, biz, doğalgazı,
elektrik üretmekten ziyade, daha çok, hava kirliliğiyle mücadelede şehirlerin
ısıtılmasında kullanmayı tercih ediyoruz; ancak, liberal bir piyasada olduğumuz
için de, isteyen tabiî ki elektrik de üretebilir. Ancak, bizim tercihimiz,
tavsiyemiz, bunun, hava kirliliğiyle mücadelede şehir ısıtılmasında
kullanılmasıdır.
Bu noktada da mevcut
yasada bazı zorluklar vardı kullanımında; çünkü, illere doğalgazı
götürüyorsunuz, bu arada ilçelerden istekler oluyor. Oraya daha evvelden
ihalesi yapılmış oluyor ki, bunu EPDK yapıyor ve şu ana kadar 20'yi geçti şehir
dağıtımında. Daha evvel, biz göreve geldiğimizde 5'ti, 5 ildeydi; şimdi 20'yi
aştı. Dolayısıyla, amacımız da bunu 60-65'e çıkarmak. Bu arada büyük istekler
var. Biraz önce Fatma Hanımın da bahsettiği gibi, mesela Ilgaz gibi, Gediz gibi
çok yerde -İzmir'de de aynı şekilde- ihaleleri mevcut yapılan illerde başkaları
da, başka iller, ilçeler de istiyor. Dolayısıyla, buralara doğalgaz götürmemiz
lazım. Elimizde de fazla miktarda doğalgaz var. Her ne kadar bunun al ya da öde
miktarını düşürmüş olsak da, fiyatında düşmeler sağlasak da, bu yük, daha
evvelki yapılan yıllarda büyük bir hacmi oluşturuyor. Bunu da şehirlerin
ısıtılmasında, temiz havanın olmasında, kirli havayla mücadelede kullanmak
istiyoruz.
O bakımdan, bu yasada değişikliği
yaptık. Bunu da, zaten, komisyonda da detaylı bir şekilde konuşmuştuk; biraz
önceki sayın konuşmacıların da, milletvekillerimizin de görüşlerini orada
almıştık. Şimdi, bunu yasalaştırmak istiyoruz. Amacımız, doğalgazın hava
kirliliğiyle mücadelede geniş bir kullanım alanını bulmasıdır.
İkinci olarak, kontrat
devriyle ilgili konu. Bu da kanunda vardı; ancak, uygulanmasında zorluklarla
karşılaştık. Biraz önce bahsedildiği gibi, bunun kullanılmasında darboğazlar
vardı. Şimdi, bunu kolaylaştırmak ve pratik bir uygulama alanına koymak
istiyoruz. Bu bakımdan, liberal bir piyasanın oluşması için, tam rekabetin
olması için, biz, bu yasada değişiklik yapmayı, yeni haliyle de
yaygınlaştırılmasını istiyoruz. Bunun için bu düzenlemeyi yaptık. Bunu eğer
yapmamış olsaydık, mevcut yasaya uymamaktan dolayı, gerek BOTAŞ gerekse bizler,
bu yasayı değiştirmediğimiz için hatalı duruma düşmüş olacaktık. Uygulamada da
yaptığımız görüşmelerde, bunun, bu düzenlemenin yapılması uygun görüldü.
Komisyonda da bu detayıyla görüşüldü; hepimiz fikirlerimizi ortaya koyduk.
Amacımız, dediğim gibi, arz güvenliğini sağlamak, piyasada rekabeti oluşturmak;
budur esas amacımız.
Bu arada, belki ileride
problem olur mu diye bahsedilen noktalara gelince, tabiî ki, uygulamada
amacımız bu problemlerin olmamasıdır. Buna göre öngörülerimiz vardır; ancak, şu
anda, biz, dört yerden doğalgaz alıyoruz; Rusya'dan, İran'dan, Cezayir'den ve
Nijerya'dan alıyoruz. Yaptığımız sıkı görüşmelerle, yoğun görüşmelerle Mısır'da
bir anlaşma imzaladık. Mısır'dan gelecek gaz, Ürdün ve Suriye üzerinden
geçerek, Kilis üzerinden Türkiye'ye girecek. Oradan yeni bir kaynak sağlıyoruz.
Ayrıca, Azerbaycan'la
yapılan anlaşma ve şu anda yürüttüğümüz Şahdeniz Projesiyle, 2006 yılında
oradan da gaz gelecek. Hatta, bunun fiyatının daha uygun olduğunu
söyleyebilirim. Bu da bir kaynak çeşitliliği oluşturacak.
Onun dışında, kendi
doğalgazımızı bulma çalışmalarımız Türkiye Petrolleri Anonim Ortalığında yoğun
bir şekilde sürüyor. Burada, mütevazı ölçülerde de olsa, Trakya'da olsun, diğer
yerlerde olsun doğalgaz bulmaya devam ediyoruz; ancak, bunları da, özellikle
Trakya bölgesinde kullanıyoruz şu anda; yani, Türkiye Petrolleri o doğalgazı da
kullanıyor. Kaynak çeşitliliğine, yerli kaynaklarımıza da ağırlık verdiğimiz
için, bunlar üzerinde yoğun çalışmalarımız sürüyor.
Bu arada, Türkmenistan'la
daha evvelden anlaşması yapılan, alınmayan doğalgaz var. Görüşmeler eğer uygun
giderse, bunu da gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bir kaynak daha olacak. Bunlar,
biraz önce bahsedilen muhtemel sıkıntılar için bizim öngördüğümüz çözüm
önerileridir.
Bakû-Tiflis-Ceyhan
konusuna gelince, orada, bizden dolayı, Türkiye'den dolayı bir gecikme söz
konusu değildir. Bu projenin başında çok ciddî olarak bulunuyoruz, günü gününe
olayı takip ediyoruz ve burada, Türk mühendisleri, Türk müteahhitleri, Türk
teknisyenleri dünyaya örnek olacak bir çalışmayı sürdürüyor. 1 774 kilometrelik
bir boru hattıdır bu. Bu, şehirdeki herhangi bir su borusu gibi düşünülmemeli;
yani, 56 inçlik, 54 inçlik -yerine göre- boru hattının, önce, döşeneceği yerin
27 metrelik bir zemini hazırlanıyor -neredeyse bir duble yol diyebilirsiniz- ve
buraya dağları, tepeleri aşarak bu hattı döşüyoruz ve üçte 2'si Türkiye
üzerinden geçecek, geçiyor. Bunun bütün kaynakları bitti, hidrostatik testleri
şu anda bitmek üzere, pompa istasyonları üzerinde yoğun bir çalışma var ve 10
000 kişi çalışıyor bu projede. Üstelik, bu 10 000 kişinin çoğu nitelikli ve
Türkiye'ye de büyük bir avantaj sağlayacak.
Biz, Sayın
Cumhurbaşkanımızla, geçtiğimiz haftalarda, Azerbaycan'da bunun ilk petrolünün
basılma törenine katıldık ve orada da dünyanın sayılı devlet adamları bu
törende bulundular -detayına girmek istemiyorum- inşallah, bu projenin eylül
sonu itibariyle ilk petrolü Ceyhan'dan gemilere alacağız. Buradaki öngördüğümüz
tören de muhtemelen 27 Ekim gibi düşünülüyor. Burada biz çok yoğun bir şekilde,
çok ciddî bir şekilde bu çalışmaları sürdürüyoruz. Bu vesileyle, biraz önceki
Bakû-Tiflis-Ceyhan'la ilgili gereken düzeltmeyi veya düşüncemi de burada
sizlerle paylaşmış oluyorum.
Ben bu yasanın doğalgaz
piyasasında olumlu etkiler yapacağını düşünüyorum ve dolayısıyla, her iki
yasanın da ülkemize, sektöre ve tüketicilere hayırlı olmasını diliyorum,
saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakanım.
Tasarının maddelerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
DOĞALGAZ PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
KANUN TEKLİFİ
MADDE 1.- 18.4.2001
tarihli ve 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanununun 4 üncü maddesinin 4 üncü
fıkrasının (g) bendinin (5) numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
5) Dağıtım şirketleri,
yurt çapında sadece iki şehirde lisans sahibi olabilir. Ancak, bu sayı şehirlerin
gelişmişlik durumu, tüketim kapasitesi ve kullanıcı sayısı gibi hususlar
dikkate alınarak Kurul kararıyla artırılabilir. Dağıtım şirketlerinin
belirlenmiş dağıtım bölgesi kapsamı, teknik ve ekonomik gerekler dikkate
alınarak il sınırlarını aşmayacak şekilde Kurul tarafından yeniden
belirlenebilir. Kurul, nüfus yoğunluğuna göre bir şehri sınırları belirlenmiş
birden fazla dağıtım bölgesine ayırabilir ve her bölgeyi ayrı ayrı ihale
edebilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Adana Milletvekili Sayın Tacidar
Seyhan; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA
TACİDAR SEYHAN (Adana) - Değerli
arkadaşlar, önce maddeyle ilgili görüşlerimi ifade etmek istiyorum, sonra Sayın
Bakanımın görüşlerini de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, 1
inci maddede çıkış son derece iyi niyetli. Yapılması gerekir. Gelmiş ile,
doğalgaz vermişiz, ilçelere dağıtılacak, ihale edilemiyor. Bunun çözülmesi
lazım. Burada hepimiz hemfikiriz, çözelim.
Sadece 2 şehir kurul
kararıyla aynı firmaya verilebiliyordu, şimdi, o fazlalaştırılabiliyor. Zaten,
daha önceden bu 5'e çıkarılmıştı; bir şekilde EPDK 5'e çıkarmıştı bunu. Bu da
artırılabiliyor. Bu, piyasada bir tekelleşme getirir mi; getirebilir,
getirmeyebilir; burada da değilim.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, burada, 1 inci maddede deniliyor ki: Dağıtım bölgesi il sınırlarını
aşmayacak şekilde genişletilir. Şimdi, biz şunu yapıyoruz: Genişlettiğiniz
zaman, ilçelerin dağıtım işini, o ile doğalgazı dağıtan firmaya vermiş oluyorsunuz.
Yani, biz, burada, ihaleyi kesinleştiriyoruz. Biz burada kanun çıkarmıyoruz,
kimseye yetki de vermiyoruz; biz, kesinleştiriyoruz. Diyoruz ki: İl sınırlarını
genişletme yetkisine sahiptir. Kim; EPDK.
O zaman, arkadaşların
şöyle bir çıkışı oluyor, deniliyor ki: 0,012'yle yapmışsa, oraya aracını,
tesisatını kurmuşsa, biz de bunu 0,012'yle teklif ediyorsak, bunda ne zarar
var! Bu firmanın fiyatının altına kim düşebilecek, niye ihale açalım diyorlar;
yapabiliyorsa, buna yapsın. Nedir; ama, bakın arkadaşlar, bizim görevimiz,
yaptığı fiyatla firmaya ihale verecek bir kanun çıkarmak değil, bu yetkiyi bir
yerde toplamak; ama, serbest piyasa ekonomisi diyoruz, rekabetçi sistem
diyoruz; nereden bildik biz daha düşük bir yapıyla ilçeleri ihale edemeyeceğimizi;
nasıl bilebiliriz ki?! Peki, firma onu kabul etmezse, bu sefer ihale açacağız
diyorlar. Biz, ihale açmayacağız demiyoruz ki! Ne zaman ihale açacağız;
devletin vermiş olduğu fiyata o an şehre dağıtan firma dağıtım yapmazsa, ihale
açacağız. Arkadaşlar, bu, çok endişe verici bir durum.
İkincisi, bu kanunda
"bölgelere ayırmaya kurul yetkilidir" deniliyor. Burada da endişem
var. Şimdi, gittiniz bir şehre. Mademki… Çelişki belli… Arkadaşlar birinci
savlarında "şehre dağıtan firma zaten ekipmanını kurmuştur, daha ucuz olur
diye, onların yaptığı fiyattan, biz, onlara teklif ediyoruz" diyorlar.
Peki, mademki şehrin bütününe dağıtım daha ucuz oluyor, niye şehri
bölüyorsunuz?! Onu da hep birlikte verin. Niye, bölme yetkisini EPDK'ya
veriyorsunuz?! "Şehir büyükse, istediği gibi parçalara ayırır"
diyorsunuz. İkisi arasındaki çelişkiyi bana kim açıklayacak allahaşkına?! Hem
"büyüğü yapan firma daha ucuz yapar" diyeceksiniz hem de
"gerektiğinde EPDK böler" diyeceksiniz! Bu da çelişkilidir. Bizim
yetkimiz, ihale kesinleştirmek değil. Bizim görevimiz, kanunla rekabetçi
piyasayı yaratmaktır. Burada, benim vicdanım elvermiyor. Geliyorum diğerine.
Değerli arkadaşlar, Sayın
Bakan cevap verdi. Eğer, benim endişelerim konusunda Bakanın verdiği cevaptan,
siz ve vatandaşlarımız tatmin olduysa, mesele yok; ama, bana kalırsa,
hiçbirimiz tatmin olmadık.
Değerli arkadaşlar, Sayın
Bakan "Mısır'dan ve Azerbaycan'dan da gaz geliyor işte. Bakın, zaten
elimizde fazla gaz var" dedi. Ne fark eder; 2009'a kadar yüzde 80'ini
liberal yapıya verecek olduktan sonra, gelecek gaz üzerinde devletin hükmü ne
olacak ki?! Bizim derdimiz, gelecek gaz var mı yok mu kavgası değil; piyasada
rekabeti sağlayacak özel sektörün getirebileceği bir gaz var mı yok mu;
birincisi bu. İkincisi, bu gaz geldikten sonra, devlet, yüzde 80'ini 2009'a
kadar elinden çıkaracak mı çıkarmayacak mı; çıkaracak. Bu endişenin üzerine bir
de ne ekleniyor; satıcı firma aynı olabilir, alıcı firma, dağıtıcı firma aynı
olabilir. Sayın Bakana soruyorum, lütfen cevaplasın: Şimdiye kadar, bu koşula
uyan, sözleşme devri hususunda önonay belgesi alan kaç tane firma var
Türkiyi'de? Kaç firma var Türkiye'de, bana söylesin; bir. Peki, biz, bir
firmaya mı kanun çıkaracağız?! Gitsin, alsınlar. Vermedi; ne yapacağız biz
değerli arkadaşlarım?! Burada çok ciddî bir sıkıntı var. Ben, Türkiye'de her
hükmün Gasproma devredilmesine karşıyım. Firmaya, şirkete, dağıtıcı firmaya
yönelik ihale yapılamaz. Meclis bunun yeri değildir, çok dikkatli olmak lazım.
Tarihe not düşüyorum, tekerrürden ibaret olur. Enerji konusunda yeni skandallar
yaşarsak, bu ülke sıkıntıya düşerse, hepimiz; yeniden bunun altında kalırız;
Cumhuriyet Halk Partisi olarak uyarıyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bir
de şu var; onu da okuyorum, bakar mısınız: "İhalede birinci olan şirketten
başlamak üzere satıcı tarafla görüşmek ve yeni sözleşmeyi imzalamaya yönelik
satıcı onayını temin etmek üzere BOTAŞ tarafından tüzelkişilere sırayla
muvafakat verilir." Yani, bu ne demektir biliyor musunuz; en fazla fiyatı
verene de muvafakat verebilirsiniz, en az verene de verebilirsiniz. Birinciyle
anlaşamadı, koşulları belli mi; yok; ikinciye, üçüncüye… Muvafakatı kime
verdiniz; en son firmaya, en düşük fiyat verene muvafakat sağlarsanız siz, o
da, Rusya'ya en pahalı parayı verir, gider, öniznini alır. Böyle bir talihsiz
çelişki var ortada değerli arkadaşlarım. Eğer, siz "birinci olan firmaya
ihale verilir, ihale koşulları gerçekleşmezse, kalan firmalar arasında tekrar
ihale edilir" derseniz, bu bir şeydir. Ee, zaman kaybı olmasın. Değerli
arkadaşlar, devletin acelesi ne?! Niçin?!. Yani, Türkiye'nin buradan
sağlayacağı kaynak ne olabilir ki?! Türkiye doğalgazdan zarar mı ediyor?! BOTAŞ
yaptığı doğalgaz sözleşmeleriyle, Türkiye'yi ekyük altına mı soktu?! Hani,
fabrikalar, ürünleri işleyen firmalar Türkiye'yi zarara sokuyordu da
özelleştirildi, onu anladık.
Peki, ne bu acele
BOTAŞ'ın elindekinin yüzde 80'ini dağıtıyoruz?! Verin yüzde 20'sini 2009'a
kadar, bakın, özel sektör piyasaya giriyor mu, girmiyor mu; yüzde 20'sini daha
verin, daha sonra yüzde 20'sini daha verin… Türkiye, kendini gördüğü sürece
bunu yapın; ama, birden yaparsanız, Türkiye'ye gaz girmezse, inanın, başımıza
gelecek şey, satan ile dağıtanın aynı olacağıdır. Tek firmaya doğru gider bu
ülke; böyle bir sıkıntımız var. Şehirlerdeki kaygım da o. Verirsiniz;
genişletme yetkisini de veriyorsunuz zaten dağıtımda. 2 ile verebiliyordu, 5
ile kadar versin. Peki, ne olacak; sınırları ille şimdi sınırladık; bir kanun
daha çıkarırız, 5 ile çıkarırız genişletme yetkisini. Ne olacak Türkiye'nin
hali?!
Değerli arkadaşlar,
dağıtım işine taraftarız; tamam, çıksın; ama, bu endişeleri de görmemiz lazım;
bu, benim endişelerim, komisyonda da dile getirdim; ama, bütün olarak
değerlendirdiğimizde, Türkiye, doğalgaz açısından çok ciddî bir sıkıntıyla
karşı karşıya. Doğalgazın varlık-yokluk sıkıntısı değil; stratejik açıdan arz
güvenliği yok.
Sayın Bakan "iki
ülkeden daha getiriyoruz; bu, arz güvenliğini sağlar" diyor. O, arz
güvenliğini sağlar; ama, böyle büyük bir liberalleşme, Türkiye'de arz
güvenliğinin köküne dinamit koyar. Bunu göremiyor muyuz; mümkün değil.
Lütfen, gözden geçirin,
değerlendirin. Bu kanunu siz çıkarmadınız, 2001'de çıktı. Sayın Bakan diyor ki:
"Yapmamış olsaydık, BOTAŞ ve biz hatalı duruma düşerdik; çünkü, önceki
kanun işlemiyordu, göz göre göre işlememesine izin vermiş olacaktık."
Arkadaşlar, bizim
görevimiz tek başına, önce yapılan kanunlara işlerlik kazandırmak mı
allahaşkına?! Yanlış olan, ülkenin zararına olan hiçbir kanunu düzeltemeyecek
miyiz?! Sadece geçmişte yapılan kanun işlesin diye kanun yapılır mı?! Benim
düşündüğüm, bu ülkeye faydası var mı yok mu, sorun çıkacak mı çıkmayacak mı
Benim ağzımdan çıksa anlarım; ama, bir ülkenin Bakanı böyle söylememeli.
Değerli arkadaşlar, hakikaten bu ülke hepimizin, katkı koymaya çalışıyorum.
Benim, tasarıyla ilgili, işleyişle ilgili bir sorunum yok; Türkiye bunun önünü
açsın; ama, yarın hepimiz uğraşacağız bu sorunla. İnanın, dağıtıcı firma ile
satıcı firma aynı olsun, Türkiye'de doğalgazı ucuzlatamazsınız, tırmandıkça
tırmanır. Hele dünyada petrol fiyatları çıkarsa, buradaki doğalgaz da aynı ona
paralel olarak çıkarılmaya devam eder. Bu, birinci büyük tehdit. İkincisi,
değerli arkadaşlarım, arz güvenliğini sağlayamazsınız. Dağıtıcı firma aynıysa,
Türkiye'de zamansız koşullarda ve zamanını belirlemeksizin fiyatı bir düşürür,
Türkiye'ye hiçbir özel sektör yatırım yapmaz. Yatırımını yapmış, altyapısını
döşemiş, satıcı kendisi, dağıtıcı kendisi, hangimiz cesaret edebileceğiz bir
başka kanaldan doğalgaz getirmeye; hiç kimse. Varsa elinde yollasın; ama, hangi
ücretle yollasın!
Tabiî, komisyonda
arkadaşımın biri dedi ki, orada da söyledim, burada da öyle anlaşılmasın
"yahu arkadaşlar, nerede bir kanun getirsek, bir çapanoğlu bulmaya
çalışıyorsunuz. Olabilecek aksaklıkları bize sanki büyük bir problemmiş gibi
anlatıyorsunuz. Samanlıkta iğne arar gibisiniz." Arkadaşlar, böyle bir
derdimiz yok; millet bizi buraya samanlıkta iğne aramak için seçmedi; ama,
hiçbir şeyi karıştırmayıp, önümüze gelen kanunu düşünmeden, tartmadan onaylamak
için de seçmedi. Bizim, önümüze gelen her kanunu değerlendirip, kanundaki
aksaklıkları görüp hem kamuoyuyla hem sizinle paylaşma diye bir görevimiz var.
Ben, Sayın Bakanımdan
rica ediyorum, böyle bir problem olduğunda, arada bağlantılarımız yok, Mavi
Akımdan gelen doğalgazı batıdan gelen doğalgazla birleştirebildik mi?! Orada
bir sorun olduğunda diğerlerinden ikame edebilecek miyiz?! Sanayi tesislerimize
giden hatlar üzerinde ikincil bir hattın pompalama görevi var mı? Yok böyle bir
şey. Bunlar pahalı yatırımlar, devlet bunun altına girebilir mi; giremez; ama,
devletin ülkede iki şeyi koruma ihtiyacı vardır; birincisi, serbest rekabetçi
piyasada dengeyi tutabilecek, kendi kurumsal yapısını ortadan kaldırmadan,
doğru dürüst liberalleşmeyi sağlamak. Devlet, liberalleşmeyi ortadan kaldırmadığı
gibi, liberalleşmenin altında ezilmemelidir. Bizim bu yaptığımız değişiklikler,
özellikle doğalgaz konusunda, devleti, yapmış olduğu liberalleşmenin altında
ezilmiş duruma sokabilir.
Ben, bu kanun geçerse
-yine, EPDK yetkili- yetkilileri, bu süreç içerisindeki sıkıntıyı gözden
geçirip, periyodik olarak ihale etmeleri konusunda uyarıyorum. Hiç değilse,
biz, burada, bu kontrolü sağlayamadık, kendileri görev ve sorumluluklarını bu
şekilde yerine getirsinler. Türkiye'nin ihtiyacı kadar özelleştirsinler,
ihtiyacı olmayanları özelleştirmesinler. Peki, kanun bağlamıyor mu? 1999'a
kadar bunların yüzde 20'ye düşmesi lazım.
Değerli arkadaşlar, acele
etmeyelim; iki yıl sonra bu ülkenin ihtiyacı olursa, gerçekten, bir yüzde
20'sini daha özelleştirelim. Bizim acelemiz ne?!
Ben, özellikle Sayın
Bakanımdan, görevlilerden, siz değerli milletvekillerinden, bu konuda eğitim
almış Adalet ve Kalkınma Partisindeki değerli arkadaşlarımdan rica ediyorum;
konuya bir eğilin, gerekirse birlikte çalışalım; yurt dışında araştırmalar
yapalım; ama, Türkiye'yi de; 1. Bu kadar büyük oranda tek ülkeye bağlı doğalgaz
ithal etmekten kurtaralım. 2. Enerji çeşitliliğini sağlayacak kaynakları hep
birlikte oluşturup, ülkeyi bir enerji darboğazına sokmadan işin önünü alalım.
3. Liberalleşmede dikkatli olup, devletin kurumlarını bir anda büyük
firmaların, tröstlerin esiri haline getirmeyelim.
Duyarlılığınızdan dolayı
teşekkür ediyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Seyhan.
Madde üzerinde, Komisyon
adına, Kütahya Milletvekili Sayın Soner Aksoy; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) -
Muhterem Başkan, değerli arkadaşlarım; burada, bildiğiniz gibi, enerji
piyasasıyla alakalı, hükümetimizin takip ettiği serbest piyasa koşullarını
ortaya koymak ve halkımızın daha ucuz enerji temin etmesini amaçlayan bir
noktaya gidişle alakalı bir düzenleme vardır.
Burada, Sayın Seyhan'ın
daha önce ifade ettiği gibi -Komisyonda da aynı şeyleri söyledi- bir firmaya
dönük veya herhangi bir maksada dönük bir düzenleme asla söz konusu değil. Bu,
tamamen, halkın menfaatına dönük olan bir düzenleme.
1 inci maddede,
bildiğiniz gibi, Sayın Fatma Şahin Çankırı'dan örnek verdi hepinize,
hatırlarsınız. Tam orta yerde bulunan ilçe alamıyor; ama, o ilçeden dört kola
geçen yerler doğalgaz alabiliyor; bir kere bunu sağlıyor.
Mesela, ben, Kütahya'dan
da misal verebilirim. Kütahya'da bir firma ihaleyi kazanmış, kendisi,
Kütahya'nın içerisinde gazı verebiliyor; ama, boru Tavşanlı'da bir fabrikaya
kadar gitmiş olmasına rağmen, Tavşanlı gibi büyük ilçemize dağıtım yapamıyor.
Emet'e asitborik fabrikası için doğalgaz gitmiş; ama, Emet İlçesinin
bitişiğinde bu, 1 kilometre yok aralarında, 500 metre mesafede, Emet İlçesi
insanları bundan alamıyor. Gediz gibi bir ilçenin yanından ve organize sanayi
bölgesinin yanından geçerek Uşak'a uzanıyor; ama, Gediz bu doğalgazdan
yararlanamıyor. Neden; mevzuatta, yani, 2001 yılında liberalleşme heyecanı
içerisinde çıkarılan mevzuattaki eksikten dolayı. Bu, tamamen bu eksiği telafi
ediyoruz.
Burada "firmaya
dönük" şeklinde ifade kullanıldı; böyle bir şey söz konusu olamaz; yalnız
kolaylık getiriyor; şöyle ki; mesela, yine, Kütahya'dan misal vereyim.
Kütahya'yı kim almış, Çinigaz diye bir firma almış. Hangi fiyattan almış; 0,24
üzerinden. Bunu alırken, o firma, sadece Kütahya'ya vereceğini düşünerek almış,
fizibilitesini ona göre yapmış ve oradaki yerleşmeye dikkat ederek bir fiyat takdim
etmiş. Bütün diğer firmalar da, aynı fizibilite çerçevesi içerisinde EPDK'daki
ihaleye katılmışlar ve ihaleyi Çinigaz kazanmış. Kütahya'nın merkez nüfusunu
dikkate alarak yapılan bir fizibilite başkadır; ama, mesela, bu firmanın Gediz
İlçesine dağıtması söz konusu olduğu zaman farklı bir fizibilite ortaya
çıkacaktır. Gediz'i yeniden ihale etmeye kalksanız, asla 0,24'ten ihale
edemezsiniz. Neden; orada yerleşik filan olduğundan değil Sayın Seyhan'ın
söylediği gibi, mesela, Gediz'de, depremden sonra bütün evler dağınık olarak
kuruldu ve herkes villalarda oturuyor, bahçeli evlerde oturuyor. Orada
müteahhit gidecek, gittiği yerde ancak 1 eve bağlanacak, bir daha gidecek 1
konuta bağlanacak, bir daha gidecek 1 villaya bağlanacak; ama, Kütahya'da öyle
değil, 1 binaya girecek 30 daire yararlanacak; bunlar farklı fizibiliteler.
Dolayısıyla, Gediz'in ihalesini ayrıca yaptığınız zaman, mutlaka farklı bir
fiyat olacak ve Gedizliler bundan zarar görecek; ama, şimdi, bu yasada, biz
diyoruz ki Çinigaza, arkadaş, sen arzu ediyorsan Kütahya'ya verdiğin fiyattan
olmak şartıyla Gediz'e, Emet'e ve Tavşanlı'ya da aynı fiyattan istersen sana
verebiliriz. Bu imkânı getiriyoruz EPDK'ya. Arkadaş arzu ederse
"evet" diyecek ve ihale ona yapılacak; eğer arzu etmiyorsa "hayır,
ben bunu veremem" derse, o zaman bu üç ilçenin veya dört ilçenin beraber
olarak yeniden EPDK tarafından ihale edilmesi imkânını getiriyoruz;
dolayısıyla, hiçbir sorun kalmıyor, çözüm getirilmiş oluyor.
Diğer maddeyle, geçici 2
nci maddeyle alakalı hususta da tekrar söz almak istemiyorum. Orada da, yine
bildiğiniz gibi, BOTAŞ'ın hisselerinin içerisinde taşıdığı miktarın ihale
edilerek hem hacim olarak hem de sözleşme olarak özel sektöre devriyle alakalı
bir düzenleme yapıyoruz. BOTAŞ, bildiğiniz gibi, boruyla taşıma anonim
şirketidir, gaz satma şirketi değildir ki. Bunu kim yapacak; vatandaşlar
yapacaktır. Serbestleşme demek, bu demektir. Vaktiyle ne olmuş; maalesef,
yanlış bir düzenleme yapılmış ve çok büyük miktarda bir gaz, belli bir firmadan
alınmış. Şimdi, o firmanın paylarını dağıtmakta büyük sorunlar çıkıyor; bütün
olay bundan… Eğer, küçük küçük firmalardan, küçük küçük miktarlarda, mevcut
alternatifleri çoğaltarak gaz alınmış olsaydı bugünkü bu problem olmayacaktı;
kontrat devri gibi bir sorun olmayacaktı. Adam büyük miktarda ihaleye verdiği
için "efendim, benim kontratımı devredebilirsiniz; ama, benim rızamın
olması lazım, üçüncü şahsı ben tanımıyorum, parasını öder, ödemez; nasıl bir
adam bilmek istiyorum" diyor; o da haklı; ama, bu, daha evvelden yapılmış
yanlış bir anlaşmanın getirmiş olduğu bir hususiyet. İşte, bunu çözmek için
bunu yapıyoruz ve maalesef, haddinden fazla, lüzumundan fazla doğalgaz
bağlantısı ve alımı yapıldığı için, yasada mevcut olan bir hakkı da, Türk
sanayicisi veya işadamı kullanamıyor. Nedir o hak: İthal etme hakkı; serbest.
Bugün, isterse bir müteşebbisimiz, doğalgazı daha ucuz fiyatla Türkiye'ye ithal
edebilir ve BOTAŞ taşıma anonim şirketi, sadece taşıma hakkı almak suretiyle,
taşıma kirası almak suretiyle, o ucuz olan gazı alabilir; ama, BOTAŞ, şu anda,
hemen lisans veremiyor, neden; çünkü, o kadar çok, alma ve kullanma
mecburiyetinde olduğumuz bir gaz var ki, Türkiye ekonomisi, mesela, 2004
yılında 22,5 milyar metreküp ancak tüketim yapmış. Eğer, bu rakam böyle olmayıp
da 30 milyar, 40 milyar metreküp olmuş olsaydı, o zaman, vatandaşlar,
rahatlıkla, başka, ucuz fiyatlarla doğalgaz ithal etmek ve BOTAŞ taşıma
borularını da kira olarak kullanmak suretiyle, bize, bunu verecekti, daha ucuz
verecekti ve halkımız da, doğalgazı daha az kullanacaktı. Şimdi, işte, bunun
ilk adımı atılıyor; bu, bir kademedir. Bu kademeden sonra, bundan sonra,
Türkiye'ye, daha ucuz doğalgaz
getirilecek işadamları tarafından. Bir adam, bu en yüksek miktarda
veren, Türkiye'ye en yüksek miktarda gaz bağlantısı yapmış olan firmayla
anlaşarak bütün hisseleri alır gibi bir düşünce söz konusu. Böyle bir şey de
olamaz, zaten yasada "en fazla yüzde 20 hisse alabilir"
denilmektedir. O bakımdan, piyasada rekabet edebilmesi için, yapacağı en yüksek
rakam da, limitte yüzde 20'dir, eğer böyle bir şey olsa bile. Bir firmanın
yüzde 70'ini yüzde 80'ini, yüzde 90'ını alması asla söz konusu değildir; yasa
buna izin vermiyor. Zaten o zaman kartel olur, buna da, ne kartel yasası ne
Tüketiciyi Koruma Yasası ne de diğer mevcut yasalarımız izin vermez. Bu yasa,
tamamen, halkın daha ucuz doğalgaz kullanmasına dönük olmak üzere tanzim
edilmiştir.
Bilgi ve takdirlerinize
sunar, saygılarımı arz ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Aksoy.
Sayın milletvekilleri,
madde üzerinde soru-cevap işlemini gerçekleştireceğiz.
Sayın Çakır, buyurun
efendim.
RASİM ÇAKIR (Edirne) -
Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakanıma bir soru yöneltmek istiyorum.
Sayın Bakan, az önceki
konuşmasında, Türkiye'deki ve Trakya'daki doğalgaz arama ve işletme
çalışmalarının hızla devam ettiğini ifade ettiler. Ben, Türkiye geneliyle
ilgili değil, ama, Sayın Bakanın Trakya ile ilgili söylediğine dair 2 soru
sormak istiyorum.
1- Şu an Trakya'da kaç
adet doğalgaz arama ve işletme bölgesi vardır? Bunun kaç tanesi Türkiye
Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından işletilmektedir, kaç tanesi yabancı
konsorsiyumlar tarafından işletilmektedir.
2- 2004 yılında Türkiye
Petrolleri Anonim Ortaklığının, Trakya'da yatırım yapamadığı için iptal edilmiş
ruhsatı var mıdır? Varsa, bu bölge hangi konsorsiyuma ihale edilmiştir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Çakır.
Sayın Bakanım, hemen mi
cevap vereceksiniz, yazılı mı cevap vereceksiniz?..
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Hemen cevap vereyim Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Şimdi, Trakya bölgesinde TPAO'nun kaynak
yetersizliğinden veya ödenek eksikliğinden dolayı açmadığı bir kuyu yok.
RASİM ÇAKIR (Edirne) -
Var efendim.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Dolayısıyla, bunu da devretmemiştir; ancak,
şunu söyleyeyim; rakam olarak bunu bir inceledikten sonra söyleyeyim.
Yalnız, şunu ifade
edebilirim: Şu anda, Trakya'da çıkardığımız doğalgazda, hem bölgenin ihtiyacı
olan sanayi şirketlerine Türkiye Petrolleri doğalgaz veriyor hem de yeni
bulacaklarımızla, daha sonra Yunanistan'a vereceğimiz gazı da, buradan,
Şahdenizle beraber, ileriki tarihte vereceğimiz gazı da oradan temin etmeyi
düşünüyoruz. Şahdeniz Projesi de 2006'da gelecek.
RASİM ÇAKIR (Edirne) - Bu
benim sorumun cevabı değil Sayın Bakan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Yazılı olarak ifade edeceğim size.
RASİM ÇAKIR (Edirne) - Kaç
tane bölge var, kaç tane yabancı konsorsiyum var ve 2004 yılında kaynak
yetersizliğinden dolayı TPAO'nun lisans hakkını kaybettiği bölge var mı?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - İkinci kısmına, söylediğim gibi, hiçbir ödenek eksikliğinden dolayı verilmiş
değil; ancak, öbür sayı her gün değiştiği için, güncelleştiği için, size güncel
rakamı yazılı olarak vereceğim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakanım.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2.- 4646 sayılı
Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"BOTAŞ, hazırlık
döneminden sonra başlamak üzere ithalatı ulusal tüketimin yüzde yirmisi oranına
düşünceye kadar yeni doğalgaz alım sözleşmesi yapamaz. 2009 yılına kadar toplam
yıllık ithalat miktarını yıllık ulusal tüketimin yüzde yirmisine düşürünceye
kadar, mevcut doğalgaz alım veya satım sözleşmelerinin kısmi veya bütün olarak
tüm hak ve yükümlülükleri ile devredilmesi için istekli olan diğer ithalat
lisans yeterlilik sahibi ve satıcı şirketten sözleşme devri hususunda ön onay
alan şirketlerin katılacağı devir için BOTAŞ tarafından ihale yapılır.İhalede
birinci olan şirketten başlamak üzere satıcı tarafla görüşmek ve yeni
sözleşmeyi imzalamaya yönelik satıcı onayını temin etmek üzere BOTAŞ tarafından
tüzel kişilere sırayla muvafakat verilir. İlgili tüzel kişi sözleşmenin satıcı
tarafı ile devredilecek miktar için, yeni sözleşme yapmasından sonra devir yürürlüğe
girer. Ancak ilgili ihalede tüzel kişilerin satıcı tarafla sözleşme yapamaması
halinde, ithalat lisans yeterlilik sahibi şirketlerin katılacağı ve kazanan
ithalatçı şirketin BOTAŞ'ın, tüm yurt dışı mükellefiyetlerini yerine getirmeyi
kabul etmesi ve ikili anlaşmalarla belirlenen doğalgaz alım fiyatının altında
olmaması şartıyla miktar devrine imkan tanıyan ayrı ihale yapılır. Hazine
garantili sözleşmesi bulunan Yap-İşlet ve Yap-İşlet-Devret Santralları, Hazine
Müsteşarlığına başvurarak ilgili hazine garantilerinden feragat etmek
koşuluyla, doğalgaz alımlarını piyasa koşulları içinde basiretli bir işletmeci
gibi davranarak en ekonomik kaynaktan yaptıklarını kurula ispat etmek ve
doğalgaz satın alma maliyetindeki düşüşü elektriğin satış fiyatında bir azalma
sağlayacak şekilde yansıtmak zorundadır."
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Adana Milletvekili Sayın Kemal
Sağ; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ
(Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 932 sıra
sayılı Doğalgaz Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
2 nci maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış
bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Gerekçesi "yapılmakta
olan doğalgaz kontrat ihalesinin, ihale sonrası piyasada rekabet şartlarında
doğalgaz teminini daha verimli hale getirecek şekilde yapılması
öngörülmektedir" şeklindeki kısa bir açıklamadan ibaret olan bu madde,
4646 sayılı Yasanın ilgili maddesinde, küçücük, ama önemli değişiklikler
yapmaktadır. 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun ilgili geçici 2 nci
maddesinin birinci fıkrasında, doğalgaz alım kontratlarının ihale yoluyla
devrine ilişkin sürece, mevcut ifade biçimi korunarak, aralara serpiştirilen
küçük ve kısa ifade ilaveleriyle yapılan müdahaleler sonucunda, ihale süreci
önemli ölçüde değiştirilmiştir. Maddenin daha önceki biçimiyle, BOTAŞ
tarafından ithalat yeterlilik lisans sahibi şirketlerin katılacağı bir ihale
yapılması öngörülmüşken, bu kanun teklifiyle araya girilen "satıcı
şirketten sözleşme devri hususunda önonay alan" ifadesiyle, sadece satıcı
şirket olan, örneğin, Rus kontratının tarafı olan Gaspromun ya da Cezayir
kontratının tarafı olan Sonatrak'ın onayını alan lisans sahibi şirketlerin
katılacağı bir ihale öngörülmüştür.
Kanunun mevcut şeklinde,
yapılacak ihaleyi kazanan şirketin devir için BOTAŞ'tan alacağı muvafakat
aranırken, bu kanun teklifinde "ihalede birinci olan şirketten başlamak
üzere satıcı tarafla görüşmek ve yeni sözleşme imzalamaya yönelik satıcı
onayını temin etmek üzere BOTAŞ tarafından tüzelkişilere sırayla muvafakat
verilir" denilerek, yapılacak olan ihalenin bir müsamereye çevrildiği
görülmektedir. Yani, süreci yeni baştan ele alırsak, ithalat lisans sahibi şirketlerin,
örneğin, Rus kontratları için önce Gaspromdan önonay alıp, sonra ihaleye
katılması ve ihale sıralamasına göre yeniden Gasprom ile görüşmek ve sözleşme
imzalamak üzere BOTAŞ'tan sırayla muvafakat almaları gerekiyor. Yasanın mevcut
şekline göre, satıcı ile sözleşme imzalanamaması halinde, ihaleyi kazanan
ithalatçı şirketin, BOTAŞ'ın tüm yurtdışı mükellefiyetini yerine getirmeyi
kabul etmesi ve ikili anlaşmalarla belirlenen doğalgaz alım fiyatının altında
olmamak koşuluyla satış yoluyla devir işleminin gerçekleşebileceğini hüküm
altına almışken, görüşülen yasa teklifinde, ilgili ihalede tüzelkişilerin
sözleşme yapamaması halinde, ithalat, lisans, yeterlilik sahibi şirketlerin
katılacağı ve kazanan ithalatçı şirketin, yukarıda sayılan BOTAŞ'a ait ve diğer
mükellefiyetleri yerine getirerek miktar devrinin yapılacağı şeklinde bir
düzenleme uygun görülmüştür.
Buradan şu sonuç
çıkmaktadır ki, biz, kontrat devri suretiyle; yani, ilgili kontratı tüm hak ve
yükümlülükleriyle birlikte ihaleyi kazanan ya da ihaleye katılanlardan herhangi
birine bu devri yapamamaktayız; ancak, satıcı taraf, örneğin, Rus kontratları
için, Gasprom, içinde kendi uygun gördüğü şirkette bulunan bu adaylar arasından
istediğini seçebilecek ve kontrat devrini bu aday ya da şirkete yapabilecektir.
Böylece, kontrat devirleri bakımından bu yasa değişikliği teklifiyle Mavi Akım
Anlaşmasında hattın inşaı için öngörülen model bir başka şekliyle yeniden
karşımıza çıkmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu modeli, artık, Rusların taraf olduğu doğalgazla ilgili
anlaşmalardan öğrenmiş bulunuyoruz. Doğrusu, bu nedenle, şaşırtıcı olmadığını
söylemeliyim.
Özetlemek gerekirse, bu
yasa değişikliği teklifiyle, aslında, kontratın devredileceği şirket de
tanımlanmış olmaktadır. Bunun için kâhin olmanın gerekmediğini, katılacak
şirketlerden hangisiyle bu devre onay verecek olan satıcının, ortaklık ya da
ortaklıklarının bulunduğuna bakmanın yeterli olacağını da ilave etmeliyim. Bunu
ben söylemiyorum değerli arkadaşlar. Hükümetin bir teklifi olarak ilgili
komisyonda görüşülen ve 647 sıra sayısıyla Büyük Millet Meclisi gündeminde olan
Elektrik Piyasası Kanunu, Doğalgaz Piyasası Kanunu ve Petrol Piyasası Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla öngörülen değişikliklerden, 6
ncı maddenin gerekçesinden aynen okuyorum değerli arkadaşlar: "Ayrıca,
4646 sayılı Kanun kapsamında öngörülen kontrat devirlerinin
gerçekleştirilemeyeceği anlaşılmış olup, miktar devri ile yükümlülüklerin BOTAŞ
üzerinde kalmasının yanı sıra, tek fiyatlı olan kontratın parça parça
devredilmesinin, devralanlar için kontrat sonuna kadar alış fiyatlarında bir
değişimin söz konusu olmadığı, kanunla kimsenin piyasa payının yüzde 20'sini
geçemeyeceği gibi konular da gözönünde tutulduğunda tüketici açısından bir
rekabet sonucu fiyat düşüşü yaratamayacağı da aşikârdır."
Değerli milletvekilleri,
evet, doğru duydunuz. Bu, hükümetin görüşüdür ve aynen anlaşıldığı gibi acı bir
itiraftır. Demek ki, neymiş; bir; kontrat devirlerinin 4646 sayılı Kanuna göre
devri mümkün değilmiş. Neden; çünkü, miktar devri ile yükümlülükler BOTAŞ
üzerinde kalıyor. İki; kontrat devirleri suretiyle fiyat düşüşü beklemek koca
bir hayalmiş. Neden; çünkü, tek fiyatlı olan kontratın parça parça
devredilmesiyle devralanlar için kontrat sonuna kadar alış fiyatlarında bir
değişim söz konusu olmayacaktır.
Peki, o zaman neden böyle
bir yasa değişikliği teklifi veriliyor? Sebebi çok basit; zira, bu piyasada
BOTAŞ tek oyuncu, tek oyuncu, tek aktör durumunda ve üstelik de kâr ediyor. O
halde, bu kârlı işlerin bir an önce özel sektöre devri gerekiyor. Bu millî bir
kuruluş imiş, yabancı imiş, malı satan artık hem satarken hem alırken
kazanacakmış, ülke döviz kaybedecekmiş ne gam; artırırsınız doğalgaz
fiyatlarını, olur biter! Tepki mi aldınız; artırırsınız dolaylı vergileri,
biter gider! Zaten şu teklifin kendisi bile, ilgili yasaya, onun temel
esprisine aykırı değil mi?!
Bakınız, değişikliğini
konuştuğumuz 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunun "Amaç" başlıklı 1
inci maddesi ne diyor: "Bu kanunun amacı; doğalgazın kaliteli, sürekli,
ucuz, rekabete dayalı esaslar çerçevesinde çevreye zarar vermeyecek şekilde
tüketicilerin kullanımına sunulması için, doğalgaz piyasasının
serbestleştirilerek malî açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir doğalgaz
piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin
sağlanmasıdır."
Doğalgazı rekabete dayalı
ve ucuz olarak sağlayamıyorsanız, kamu gücüyle bu şartların yaratılmasına
çalışır ve bu husustaki birikmiş tecrübeleri heba etmezsiniz değerli
arkadaşlar. Akıl ve samimiyet bunu gerektirir.
Burada kastettiğimiz
kurum ise BOTAŞ'tır. BOTAŞ, kimdir, ne yapar; bunu da 647 sıra sayılı tasarının
5 inci madde gerekçesinden okuyalım; bir diğer ifadeyle, hükümetin ağzından
dinleyelim: "1987 yılından beri doğalgaz ithalatı yapan BOTAŞ'ın alıcı
olarak taraf olduğu 9 adet doğalgaz alım-satım anlaşması mevcuttur. Bu
anlaşmalar uzun dönemli ve birçoğu hükümetlerarası anlaşmalar çerçevesinde
yapılmış özel hukuk hükümlerine tabi ticarî anlaşmalar olup, asgarî alım
taahhütleri mevcuttur. Bu anlaşmaların asgarî alım taahhütlerinin yekûnları
çerçevesinde BOTAŞ'ın ithalat yapısı ve ithal ettiği doğalgazı ülke sathında
satması gerekmektedir. Ülkenin ihtiyaçları kapsamında 4646 sayılı Kanun
öncesinde imzalanmış olan bu anlaşmaların devri veya feshi için hukukî ve
ticarî bir süreç gerektiği gibi, bunun ötesinde de anlaşmaların diğer
taraflarının da rızasını gerektirmektedir. BOTAŞ'ın uluslararası taahhütleri
çerçevesinde pazar payını kanunda belirtilen yüzde 20 seviyesine indirmesi makul
ve basiretli bir tüccar olarak kendi elinde değildir. Öte yandan, kanunda
konulmuş bulunan yüzde 20 seviyesinin amacı, pazarda tekellerin önlenmesi
içindir. BOTAŞ'ın tekel durumunu suiistimal etmemesi için halihazırda satış
fiyatları Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca düzenlenmektedir." Yani,
uzun yıllardır gaz arz eden ülkeler ve bunların kurumlarıyla dişe diş
müzakereler yapan, pazarlık eden BOTAŞ, belki de bu yüzden, 233 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin kendisinden beklediği ve yükümlü olduğu makul ve
basiretli bir tüccar olarak elindeki kontratları vermeyecek; bununla
yetinmeyecek, EPDK olmasa, tekel durumunu da suiistimal edecek.
Bunları kim söylüyor
değerli arkadaşlar; bunları, BOTAŞ yönetimini atayan, yönetim personelini
atamakla kalmayıp, her düzeyde personel atamalarıyla BOTAŞ'ı kasıp kavuran
hükümet söylüyor.
Peki, BOTAŞ'ın ilgili
olduğu bakan ve bakanlık ne yapıyor; BOTAŞ üzerinde denetim ve gözetim yetkisi
yok mudur; yoksa, ilgili bakanlık, bağlı ve ilgili kuruluşlar üzerindeki
kontrolünü mü kaybetti? Anlaşılan odur ki, artık, iş bilmezliğin ve akıl,
izandışı uygulamaların siyasî sorumluları, bağlı ve ilgili kurumları hedef
gösterip, günah keçisi ilan etmeye başladılar.
Değerli arkadaşlarım, 647
sıra sayılı tasarıdan bazı bölümleri aktardım size; ancak, 4646 sayılı Yasada
neyi değiştirdiğini henüz söylemedim. Bu kanun teklifi yasalaştıktan sonraki
aşamayı ilgilendiren bir tasarıdan bahsediyorum aslında; yani, bu teklife göre
gaz alım kontratları ya da miktarlar devredildikten sonra devralan özel
sektörümüzün özel şirketlerinin al ya da öde yükümlülüklerinin BOTAŞ üzerinde
kalmasını ve mevcut kontratların özel sektöre açılacak kısmını yüzde 25'le
sınırlayan ya da bu kontratların yüzde 75'inin BOTAŞ'ın elinde patlamasını
sağlayacak olan ve ayrıca, ithalat
serbestliği getiren bir yasa tasarısından bahsediyorum.
Yüzde 25 oranı neye göre
mi belirlenmiş; gayet basit, fiilî tüketim miktarına göre. Bu durumda, gaz arz
fazlasına ilişkin al ya da öde yükümlülükleri kimin üzerinde mi kalıyor; bence
siz cevabı biliyorsunuz. Henüz tahmin edemeyenler varsa, ayrıntılar için 647
sıra sayılı tasarının görüşmelerini bekleyecekler ve sanıyorum kontrat sahibi şirketler bazında…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Sağ, 1
dakikalık süre veriyorum; lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
KEMAL SAĞ (Devamla) - Ben cümlemi baştan alıyorum Sayın
Başkanım.
Teşekkür ederim.
Henüz tahmin edemeyenler
varsa, ayrıntılar için 647 sıra sayılı tasarının görüşmelerini bekleyecekler ve
sanıyorum kontrat sahibi şirketler bazında çok ilginç detaylar görüşeceğiz
burada. Merak edenler, bizi izlemeye devam etsinler.
Hepinizi saygı ve
sevgiyle selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Sağ.
Madde üzerinde şahsı
adına Adana Milletvekili Sayın Tacidar Seyhan; buyurun.
TACİDAR SEYHAN (Adana) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabiî, bizim endişemiz
hep liberalleşme üzerineydi; birincisi şu: Sayın Bakan Bakû-Ceyhan boru hattı
için dedi ki: "Bu işler kolay değil, 27 metrelik çukurlar açılıyor, oradan
geçiyor." Biz de aynı şeyi söylüyoruz zaten. Bu işler kolay değil, öyle,
özel sektörün haydi deyince yatırım yapabileceği kadar küçük yatırım değil.
Eğer, piyasa, gelen bölgeye göre satıcı ve dağıtıcı firma tekelinde kalırsa, bu
fiyatla rekabet edebilecek yatırımı göze alabilecek şirketi bulmakta çok
zorlanırız.
Sayın Komisyon Başkanı
dedi ki: "Yüzde 20'nin üstünde zaten dağıtım işini alamıyor." Dönün
bakın, zaten, Türkiye sadece Rusya'dan üç ayrı hattan alıyor, yediye sekize
çıkacak. Yüzde 20'nin üstünde aldığımız kaç tane hat var ki? Ben bütün hatları
dağıtıcı firmadan aynı şirket alacak demiyorum; ama, batıdan gelen hattın biri,
satan şirket aynı, dağıtan şirket aynı; endişemiz bu. Mavi Akım, gönderen aynı,
satan şirket aynı.
Şimdi, orada da bir şey
var; adam batıdan getirdiği hat için başka bir şirket kurar, ihaleyi, onun
üzerine dağıtım işini almayı çalışır, öbür taraftan getirdiği için başka bir
şirket kurar. Biz prensipte bu anlaşmayı yeterli ve mantıklı düzeye
oturtmazsak, standartlara oturtmazsak böyle olmayacağını garanti edemeyiz ki.
Bu çok yanlış bir anlayış.
Devam ediyorum…
"BOTAŞ'ın görevi boru-taşıma" dediler. Arkadaşlar, böyle şey olur
mu?! Boru-taşıma; ama, bugüne kadar Türkiye'ye doğalgazı kazandırmış, getirmiş,
Türkiye'yi doğalgazla donatmış bir kuruma "onların zaten görevi
boru-taşıma işi kardeşim, onun doğalgazla alakası yok…" Yoksa, niye
soktunuz zamanında?! Oraya sokanlar, bu görevi, sorumluluğu verenler yanlış mı
yaptılar allahaşkına?!
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) -
Yanlış...
TACİDAR SEYHAN (Devamla)
- Olur mu öyle şey, başka şirket kursalardı. O zaman kapatın BOTAŞ'ı, kalan
hisseyi de başkasının üstüne yürütün. Kontrat devrini yüzde 20 BOTAŞ'ta
bırakıyorsunuz. Başka birinin yapması gerekiyorsa, o yüzde 20'yi de başkasına
verin. Böyle şey olur mu?!
Getirmiş, Türkiye'nin
ihtiyacını görmüş, Türkiye'ye kazandırmış. Pahalıdır, azdır, kötü sözleşme
yapılmıştır, o ayrı bir tartışma; ama, ülkeyi doğalgaza kavuşturmuş bu kurum,
kendi üzerine düşen görevi yapmış. Bu da çok yanlış bir uygulama.
Değerli arkadaşlarım,
bakın, doğalgaz meselesi stratejiktir. Sayın Bakanımı da, bu konuda, lütfen,
gerekli önlemleri almaya davet ediyorum. Hani, şunu diyoruz ya: Sıkışma olduğu
zaman veya anlaşmazlık olduğu zaman, Türkiye krize girmesin. Mademki doğalgaz
bulamıyoruz, o zaman, lütfen… Hani, Tuz Gölünün altına doğalgaz depolayacaktık
ya; projesini yaptırdınız, ihale ettiniz, birsürü kargaşa var, onu anlatmak
istemiyorum, o bir yere... Bu işi hızlandırın. Marmara'da depolayabileceğimiz
alanlar var; Türkiye, buralara doğalgazını depolasın. "Ne kadar sürer
kardeşim; oraya depolayacağım doğalgaz Türkiye'ye ne kadar yeter" diye
bakmayacaksınız. Stratejik açıdan, bu ülke, ne kadar doğalgaz
depolayabiliyorsa, stratejik rezerv açısından, o doğalgazı o miktarda depolamak
zorunda. Acil, projelendirip, bu işi yapmak lazım. O zaman, buradaki tartışmayı
azaltırız.
Hani, şimdi, piyasayı
liberalleştiriyorduk?!. Yine, konuşulanlara cevap veriyorum. Niye
liberalleştiriyormuşuz; doğalgaz ucuzlayacak... Bir şey tekrar ettiği zaman, ya
tarih tekerrürden ibaret denilir ya da biz bu filmi görmüştük denilir. Geçen
yılı hatırlayın, Petrol Piyasası Kanunu… Özelleştirilecek, her firma istediği
gibi petrol getirecek, Türkiye'de petrol ucuzlayacak diye bu kürsüden az mı
konuşuldu?! Tutanaklar orada. Ne oldu?! Kamuoyunun bir beklentisi vardı; sanki,
bir günde 300 000-500 000 lira petrolden düşüş olacak, Türkiye rahatlayacak,
çiftçinin mazotu ucuzlayacak. Yok öyle bir şey.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Seyhan,
lütfen, konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
TACİDAR SEYHAN (Devamla)
- Tamamlıyorum Sayın Başkanım. Teşekkür ediyorum.
Bu kadar dışa bağımlılık
olduktan sonra, Türkiye'nin rekabet gücü olmadıktan sonra, Türkiye'de vergi
sisteminde adil dağılım olmadıktan sonra, Türkiye'de devletin tek kaynağı
enerji ve enerji ürünleri olmaktan çıkmadıktan sonra, Türkiye'de piyasayı
ucuzlatamazsınız. Bunların hepsi birden gelir. Devleti, haksız rekabet yapan
kurum haline sokmayacaksınız; ama, devleti de, piyasada özel sektörle rekabet
edebilecek ve onların açığa çıkardıkları sıkıntıları çözebilecek sektörel
zeminde tutmadıktan sonra, Türkiye'nin sorununu çözemezsiniz. Ancak devlet gücü
piyasada etkin bir rekabet sistemi yaratır, özellikle yüksek maliyetli
süreçlerde ancak devlet kendi yapısını yeterli liberal zemine taşımak için
sistemli program yapar.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Seyhan.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
Madde 3.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Sayın Öğüt,
konuşacak mısınız?
ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) -
Evet.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt; buyurun.
CHP GRUBU ADINA ENSAR
ÖĞÜT (Ardahan) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar, öncelikle teşekkür ediyorum.
Hakikaten, yıllardır, doğuda, yedi sekiz ay karlar altında, - 30 derecede kalan
bir bölgeden doğalgaz hattı geçecek. Şahdenizinden gelen doğalgaz, Ardahan,
Kars, Erzurum'dan geçiyor. Ben, birkaç defa soru önergesi de verdim; maliyeti
kurtarmadığı için, Erzurum'daki doğalgazdan Ardahan'a veremeyiz demişlerdi;
ama, Erzurum'daki doğalgazdan, Posof'taki hampetrol pompasının çalışması için
doğalgaz geldi; ancak, Şahdenizinden daha büyük bir hat geliyor. Bu hattın
gelmesi, bizim sınırlarımızdan geçmesi, yani Ardahan'dan, Kars'tan, Erzurum'dan
geçmesi, o bölgelere doğalgaz verilmesi demektir diye düşünüyorum; Sayın Bakan
da bunu doğruladı. İnşallah, 2006 ve en son 2007'de, Ardahanımız, Karsımız, o
bölgemiz, hatta Artvin, Iğdır doğalgaza kavuşacaktır. Doğalgazın ötesinde,
bizim topraklarımızdan Bakû-Tiflis-Ceyhan hampetrol boru hattı geçti.
Sayın Bakanım, hampetrol,
bizim Ardahan'ın 37 köyünden geçti. 37 köyün arazisini de korkunç derecede
tahrip etti.
Bakın, buradan
söylüyorum; hatta, ben, araştırma önergesi de verdim, BOTAŞ yetkilileriyle de
görüştüm, BTC yetkilileriyle de toplantı yaptım. Şimdi, diyorlar ki:
"Merak etmeyin; biz orayı ihaleye vereceğiz, bütün köylerin bitki örtüsünü
düzelteceğiz." Ancak, Bakû-Tiflis-Ceyhan boru hattı konsorsiyumu, 9 000
000 dolarlık, o boru hattı geçen köylere sosyal yardım yapacağız diye, Mavi
Hilal adında bir vakfa ihale yaptı Ardahan'ı. Kars'ı, Erzurum'u, Sivas'ı, o
bölgeyi de farklı sivil toplum kuruluşlarına yaptı. İnanın, köylerden, bütün
muhtarlardan mektup geldi bana; taahhüt ettiklerinin hiçbirisini yapmamışlar.
Bizim en büyük
sıkıntımız, seksenbeş yıldır sınırda bekçilik yapan insanlarımız halen su
içmemiş, suyu yok. İşte, isim veriyorum; Koyunpınar Köyünün suyu yok, hampetrol
boru hattı geçiyor, 9 000 000 dolarlık ihale yapıyorlar, köyün suyu gelmiyor
yalvarmalarına rağmen ve buna benzer birsürü köy.
Ben sizden istirham
ediyorum; araştırma önergesi verdim, o araştırma önergesiyle araştırılsın.
Yani, Gürcistan sınırlarından, Ardahan'dan Ceyhan'a kadar geçen iller
araştırıldığı zaman, o işin başında koordinatör olan insanların ne kadar hata
yaptığını, 9 000 000 doların 5 000 000 dolarının havaya gittiğini, 4 000 000
dolarının da başka türlü yere gittiğini, vatandaşa bir şey gitmediğini göreceksiniz
Sayın Bakanım; bunu, istirham ediyorum.
İkincisi, arkadaşlar,
gündemin dışında bir şey konuşacağım. Dün, Ardahan'ın Göle İlçesinin Koyunpınar
ve Toptaşı Köylerinde şiddetli dolu oldu, korkunç bir dolu oldu. Dolunun
arkasından da büyük bir hortum oldu arkadaşlar. Sayın Bakanım, bu hortum yayla
evlerini yıkmış, köydeki bazı evler hasar görmüş, hayvanlar telef olmuş, bazı
insanlar sakat kalmış, tarla, çayır diye de bir şey kalmamış. Bugün aradılar.
Ben Kaymakam Beyi, Vali Beyi aradım, onlar da ilgileniyorlar; şimdi, ben
istirham ediyorum, bunu not alarak, hükümet olarak yarın oraya acil bir ekip
göndererek, Göle'deki bu köylerimizin durumunu inceleyip, o vatandaşlarımızın
yaralarını sarsınlar, yardımlarını yapsınlar.
Ben şunu söyleyeyim
arkadaşlar: Bu, doğalgazla ilgili kanunu Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz
destekliyoruz, eksiklerine rağmen; ama, eksikleri var. Eksiklerini demin Sayın
Tacidar arkadaşımız söyledi, diğer arkadaşımız da söyledi. Ben burada fazla
uzatmak istemiyorum; ama, eksiklere rağmen destekliyoruz, bu desteklediğimiz
doğalgaz Ardahan'dan geçtiğine göre, Ardahan'ın ilçe ve köylerine, Kars'ın ilçe
ve köylerine verilmesi dileğiyle, Sayın Bakandan istirham ediyor, hepinize
saygılar sunuyorum.
Teşekkür
ederim.(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Öğüt.
Madde üzerinde şahsı
adına Adana Milletvekili Sayın Tacidar Seyhan; buyurun efendim.
TACİDAR SEYHAN (Adana) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sürem bittiği için, çok kısa bir bilgi
daha vereceğim ben, ona değinemedim, bu BOTAŞ konusuna.
Sayın Bakan
"BOTAŞ'ta Türkiye'den kaynaklanan bir gecikme yok" dedi. Değerli
arkadaşlar, BOTAŞ'ta özellikle lot ağda bir gecikme var. Şimdi, ben şunu
soruyorum Sayın Bakanıma: Ceyhan'da akıyor mu akmıyor mu? Bizim taahhüdümüz, 5
Mayısta Ceyhan'dan akıyor olması lazımdı. Şimdi, Ceyhan'dan akıyor mu; akmıyor.
Ee, nasıl gecikme olmadı?!
HİKMET ÖZDEMİR (Çankırı)
- Boruların içinde duruyor.
TACİDAR SEYHAN (Devamla)
- Şimdi, değerli arkadaşlar, her gün için, Türkiye'nin, gecikmeden dolayı 500 000
dolar ceza ödeme taahhüdü var. Yarın bu hat bitsin, akmaya başlasın, masaya
oturacaklar bizimle, ödersin ödemezsin pazarlığı yapılacak. Bu, çok ciddî bir
şey. Lot A'da gecikme vardı; Bakanlık bunu gördü aslında. Ne yapıldı biliyor
musunuz; gecikmeyi yapan firmadan alındı, yılbaşında, parçalara bölünerek ihale
edildi bitirilmesi için; verildi. Ancak, dokuz aylık da çaba gösteriliyor bir
uzatma süresi almak için. Hani vaktinde bitmişti, hani akıyordu! Bizden
kaynaklanan gecikme yok; peki, Lot A'daki gecikme kimden kaynaklandı;
Türkiye'den kaynaklandı. Bizim korkumuz, bu gecikmeden kaynaklanan Türkiye'nin
ciddî zararlarıdır değerli arkadaşlar.
Bir de şuraya dikkatinizi
çekmek istiyorum: Türkiye, bu boru hattında, fiyat yönünden çok başarılı
olamamıştır. Yüksek Denetleme Kurulunun raporu var; bunun anahtar teslim fiyatı
1,3'tü, şu anda 1,420'ye çıktı; yani o, 120'lik bir fark var. Bu, iki ay önceki
fark. Bakalım, daha, bitene kadar, Türkiye, bundan ne kadar zarar edecek? Bu,
benim söylediğim bir şey değil; Yüksek Denetleme Kurulunun raporunda var
arkadaşlar. Her şey, işler öyle
tıkırında gitmiyor. Tabiî zor; ama, zamanında görüp, bunun tedbirinin alınması
için, bu kürsüden çok fazla söyledik. Türkiye, bu petrol boru hattından,
dünyanın, yaklaşık olarak, seksende 1'i
oranında bir petrol akıtacak. Bu, küçümsenecek bir şey değil; bunun üzerine
ciddî eğilmek lazım. Sorunların üzerine gidip, Türkiye'nin, bu uzatma
alınacaksa, bunu kabul edip, maksimum faydayla, ulusal menfaatları gözönünde
tutarak, şirketlerle anlaşıp bu yükten kurtulması lazım değerli arkadaşlarım.
Eğer, burada bir zarar doğarsa, bu, yine, şu anda görevli ve sorumluluk sahibi
insanların zamanında tedbir almamasından ortaya çıkmış bir zarardır, bu ülkeye
yazık olur. Ucuzlatacağız dediğimiz piyasa için ülke bir yandan kepçeyle su
taşırken, bir başka yandan kovayı devirir hale gelmesin; endişemiz budur.
Hepinize saygılar,
sevgiler sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Seyhan.
Madde üzerinde Sayın
Ülkü'nün söz talebi var; soru-cevap işlemi yapacağız.
Sayın Ülkü, buyurun
efendim.
HAKKI ÜLKÜ (İzmir) -
Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakanıma şunu sormak istiyorum: Türkiye,
artık, doğalgaz ithaline o kadar kucak açmıştır ki, bütün dünya ülkelerinden
daha fazla doğalgaza mahkûm olmuştur âdeta.
Şimdi, yeni getirilmek
istenen yasa değişikliğinin ismi ne olursa olsun, görünen odur ki, birçok yerde
yapılacak olan ve büyük sermaye gruplarının katılacağı ihalelerde, o büyük
sermaye gruplarının, işin üstesinden gelmek yerine, belediyelerin de belli
oranda ortaklığı dikkate alınarak, önümüzdeki zaman diliminde bazı yeni
zenginler türeteceğine ilişkin kuşkularımız vardır. Bu yeni zenginler de
taşeronlar olacaktır ve bu taşeronların belki de belli bir bölümü AKP'li
olacaktır diye düşünüyorum. Siz, ne düşünüyorsunuz diye sormak istiyorum.
BAŞKAN - Sayın Bakanım…
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Tabiî, ben, Sayın Milletvekillimize, belki,
model farklılığımızdan dolayı ifade edeyim. Tabiî, kendi fikirlerinde
serbestler; ama, biz, serbest piyasa ekonomisi üzerinde duruyoruz, tam rekabet
olacak. Bu rekabet ortamında da bunlar sağlanacak diye düşünüyorum.
Ancak, ben, bu arada,
Sayın Tacidar Seyhan Beye de cevap vermek istiyorum, kürsüden değil de buradan
cevap vereyim.
Şimdi, bu
Bakû-Tiflis-Ceyhan Projesi, hakikaten bir prestij projesi ve burada, sadece
Türkiye yok; Azerbaycan var, Gürcistan var, Türkiye var. Hani, malum bir tabir
var ya "petrol var da biz mi akıtmıyoruz" diye. Daha Gürcistan'a
gelmedi petrol biliyorsunuz. Bir de şunu ifade edeyim size: Sadece borunun
dolması dört ay alıyor; sadece borunun içindeki petrolün fiyatı, bugünkü
fiyatla 450-500 milyon dolar. Şimdi, bu, dev bir proje; yani, bu, bir
belediyenin su borusu meselesi değil, bir pis su borusu meselesi değil. Hakikaten
çevreye de duyarlıyız ve buna da çok dikkat gösterdiğimiz için, belli
hassasiyetle yürüyor -Ardahan için de söyleyeyim- oradaki bütün çiçekleri,
böcekleri, kuşları, her şeyi hesap ederek gidiyoruz. Bu bakımdan da, ülkemiz
büyük bir avantaj kazandı. Belki, sizin biraz önce bilgi aldığınız…
TACİDAR SEYHAN (Adana) -
Gecikme var mı yok mu?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Hayır, bizden dolayı yok. Bakınız şöyle
söyleyeyim; bu tip projeler birbirleriyle silsile halinde çalışan projeler;
yani, Azerbaycan'dan, Gürcistan'dan geçmeden önce -coğrafya bilgimizi de böyle
bir tazelersek karşılıklı olarak- bizden geçmiyor biliyorsunuz; yani, aradan
böyle girip de oradan akıtmıyoruz petrolü; önce Azerbaycan'dan -Sayın Cumhurbaşkanımızın da katıldığı tören
yaptık orada- ondan sonra Gürcistan'dan bize geçecek, ondan sonra da Ceyhan'dan
akacak; lineer bir şey bu. Dolayısıyla, başka bir yerden getirip de kepçeyle
veya kovayla falan koyacağımız bir petrol değil bu. O bakımdan, bizden dolayı
bir gecikme de söz konusu değil.
Önünde sonunda bu proje
bitince, zaten bunun hesaplaşmasını da yapacağız, onu da söyleyeyim; dipnot
olarak söylüyorum, hem ihaleler hem burada gecikme varsa sebepleri,
müteahhitlerin durumu, bunların hepsinin hesabını sonradan göreceğiz ayrıca.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakanım.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi
okutuyorum:
Madde 4.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
teklifin tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Teklif, kabul edilmiş ve
kanunlaşmıştır; hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, 6 ncı sırada yer alan, Lisanslı Harita Kadastro Mühendislik
Bürolarının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.
6.-
Lisanslı Harita Kadastro Mühendislik Bürolarının Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu
(1/902) (S. Sayısı: 839) (x)
BAŞKAN - Komisyon?..
Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
Komisyon raporu 839 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Erdal Karademir, AK
Parti Grubu adına Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan söz istemişlerdir.
Sayın Karademir, buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ERDAL
KARADEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan
839 sıra sayılı Lisanslı Harita ve Kadastro Mühendislik Bürolarının Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu
kanun tasarısı, 1992 yılından beri çıkmayı bekleyen bir yasa. Onun için,
öneminin, ülkemiz açısından gerçekten çok önde olduğunu görüyoruz. Bu kanun
tasarısının bir an önce yasalaşmasını da, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak
da istiyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
lisanslı harita kadastro mühendisleri ve büroları hakkında kanun tasarısına,
bugün, ihtiyaç vardır; çünkü, 26.9.1984 tarih, 3045 sayılı Tapu Kadastro Genel
Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1 inci maddesinde, taşınmaz
mallara ait her türlü tescil, kadastro ve tapulama işlerini mevzuatına göre
yapmak, tapu sicillerini tutmak, kadastral ve topografik haritaları düzenlemek,
uygulamak ve bu haritaları yenilemek üzere Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü
görevlendirilmiştir. Yine, 3045 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde, Tapu Kadastro
Genel Müdürlüğünün görevleri şöyle sıralanmıştır: Taşınmaz mallarla her türlü
tescil işlerinin yapılması, hazinenin sorumluluğu altındaki tapu sicillerinin
düzenli bir biçimde tutulması ve sicil belgelerinin korunması, ülke
kadastrosunun yapılması, uygulanması, değişikliğinin takibi ve denetimi, tapu
kadastroyla ilgili harita hizmetlerinin geliştirilmesi, koordinasyonu
sağlayacak esasların tespit edilmesi, bunların eğitimi ile ihtiyaçlarının
planlanması ve satın alınmasını sağlamak gibi…
Görüldüğü üzere, sayılan
görevler arasında kadastro haritalarının yaşatılması, güncel tutulmasına
yönelik hüküm bulunmamakla beraber, idare bu işlemleri de üstlenerek hizmetleri
bugüne kadar getirmiştir.
Değerli arkadaşlarım,
kadastro sonrası hizmetler, taşınmaz malı olan kişilere ve kuruluşlara yönelik
bireysel hizmetlerdir. Bu hizmetlerin yürütülmesi için Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğü, kendi insan ve bütçe kaynaklarından üçte 1'ini ayırmak zorunda
kalmaktadır. Bu nedenle, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün temel
hizmetlerinden olan kadastronun yapılması, yaşatılması ve yenilenme hizmetleri
aksamaktadır.
İş ve işlem sahipleri,
kendi hizmetlerinin daha hızlı, daha nitelikli olarak yerine getirilmesini arzu
etmektedirler. Lisanslı mühendislik büroları, bütün Avrupa Birliği ülkelerinde
olduğu gibi, dünyada da çok iyi örnekleri ve uygulamaları bulunan bir yapıdır. Devlet,
bu tasarıyla, hizmeti yapan değil, yaptıran, denetleyen, standartları ve
kuralları koyan bir konumda olacaktır. Halen bu hizmetlerden yararlanan
vatandaşlarımız, dönersermaye ücreti, araç kirası, yemek ve benzer şekilde
hizmetin bedelini zaten ödemektedir. Bir başka ifadeyle, halen bu hizmet,
devletin ücretsiz yerine getirdiği bir hizmet niteliğinde değildir. Lisanslı
büroların kurulmasıyla vatandaşlarımız daha
(x) 839 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
nitelikli ve hızlı bir
hizmete kavuşacaktır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bu hizmetler için
ayıracağı bütçe ve insan kaynakları, kadastronun yapılması, yenilenmesi ve
bilgi sisteminin çalışmalarına ayrılabilecektir. Bu kanunla, lisanslı bürolar
özel sektördeki dinamik yapılarını korurken, tapu kadastro idaresinin resmî bir
parçası haline gelecektir.
Değerli arkadaşlarım,
lisanslı bürolar, belli bir meslekî deneyimi yasada en az beş yıl gibi olan ve
nitelikleri yönetmelikle belirlenen harita ve kadastro mühendisleri tarafından
kurulabilecektir. Nüfus ve iş yoğunluğunun fazla olduğu il ve ilçelerde, birden
çok lisanslı büro oluşturulabilecektir. Lisanslı bürolar, diğer haritacılık
faaliyetlerinde de bulunabileceklerdir.
Bu tasarıyla, özel
sektörde çalışan meslek mensuplarına kamu sorumluluğu verilmesi ve böylece,
kamu yerine özel sektörde istihdamın artırılması, hizmetin niteliğinin
yükseltilmesi, kamu harcamalarında verim ve tasarruf hedeflenmektedir.
Büroların kamu sorumluluğu taşımaları, noterlerde olduğu gibi güven ilkesini de
sağlayacaktır. Bu bürolar, devlet tarafından yapımı zorunlu olmayan kadastro
sonrası hizmetler ile aplikasyon, yer gösterme, yaşatma hizmetleri yanında,
yargıya yönelik bilirkişilik hizmetlerini de yerine getirecektir. Yine,
tarımsal amaçlı her türlü anket, bilgi toplama gibi hizmetleri, doğru, güncel
ve bütün ülke boyutlarında, aynı standartta sorumluluk taşıyacağı şekilde
yapabileceklerdir.
Bu hizmetler, toplumun
genelini değil, bireyleri ilgilendiren hizmetlerdir. Bu nedenle, hizmetten
faydalananın, bedelini ödemesi ilkesi uygundur. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü
tarafından lisans verilecek bürolar, kamu sorumluluğunu taşıyan özel sektör
statüsünde, Avrupa Birliği ülkelerindeki örneklerine uygun olarak, nitelikleri,
yetki ve sorumlulukları gibi hususların, bu tasarıya göre yönetmelikle ayrıca
düzenleneceği öngörülmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
Avrupa ve Almanya kanunlarına göre, tasarıda öngörülen görevler, kadastro
dairesiyle irtibatlı çalışacak lisanslı bürolar tarafından yerine getirilmektedir.
Avrupa Birliği ülkelerinde bireysel sorumluluklar ve özel girişim, hizmetin
niteliğini artıran, meslekî, ekonomik başarıyı garantileyen bir unsur olarak
görülmektedir. Bir başka ifadeyle, meslekî rekabet, güven ve şahsî sorumluluğu
garanti altına alınmış bir özgürlükle birleştiğinde, üstün üretme gücünün
ortaya çıkacağına inanmaktayız.
Özel teşebbüs
işletmesinin, piyasa değişikliğine devlet teşebbüsünden daha hızlı uyum
sağlayacağı ve değişiklikler karşısında daha esnek bir yapıda olacağı
düşünülmektedir. Ülkemizde kurulacak lisanslı bürolar, özel sektörde istihdam
sağlanmasında da yararlı olacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
hangi hizmetler, bu tasarıyla, lisanslı harita kadastro mühendisleri ve
büroları tarafından yerine getirilecektir:
Kadastro hizmetlerinin tamamlanmasından sonra
taşınmaz mallar üzerinde meydana gelen sınır değişiklikleri ve düzeltmeleri,
imar parseli oluşumları, cins değişikliği, tesis inşaı gibi değişikliklerin
izlenmesi ve kadastro belgelerine yansıtılması, kadastronun yaşatılması ve
güncel tutulması açısından önemli konudur.
Birinci aşamada, lisanslı
mühendislik bürolarınca yapılacak işlemler belirtilmiştir. Bunlar, mülkiyet
sınırlarını gösteren harita plan örneği, mülkiyet sınırlarının zemine
aplikasyonunun gösterilmesi, taşınmaz malların sınırlarında ya da üzerindeki
yapılarda meydana gelen değişikliklerin izlenmesi, Medenî Kanunla ve ilgili
diğer kanunlarla tanımlanan hakların ilgili taşınmaz malların harita ve
belgelerinde gösterilmesi, birden çok parselin tek parsel haline dönüştürülmesi
gibi işleri bu bürolar yapacaktır. Bu büroların, bundan sonraki süreçte daha başarılı devam etmeleri
aşamasında, yine birçok hizmetler, ek olarak bunlara verilecektir.
Değerli arkadaşlarım, bu
tasarının birçok maddesinde değişiklik önergeleri verdik. Bunlar, bu tasarının
daha olumlu yaşama geçmesi için hedeflenmiştir. Tasarı üzerinde verdiğimiz
değişiklik önergelerini eğer onaylarsanız ve bu değişiklikler de gözönüne
alınarak bu tasarı yasalaşırsa, ekonominin hızlı gelişmesiyle birlikte sektörün
büyümesi ve hizmetlerin bir disiplin altında yürütülmesine önemli katkılar
sağlayacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle,
hepinizi saygıyla selamlıyorum, tasarının yasalaşması halinde ülkemize,
hepimize yararlı olmasını diliyorum.
Teşekkür ediyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Karademir,
teşekkür ediyorum.
Tasarının tümü üzerinde,
AK Parti Grubu adına, Kırşehir Milletvekili Sayın Mikail Arslan; buyurun
efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
MİKAİL ARSLAN (Kırşehir) - Sayın
Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Lisanslı Harita Kadastro Mühendislik
Bürolarının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı hakkında konuşma
yapmak üzere, Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Konuşmama başlamadan
önce, Erzincan yakınlarında 12.5.2005 tarihinde elim bir trafik kazası
sonucunda hayatını kaybeden değerli meslektaşım Akın Ekinci'ye Allah'tan rahmet
dilerken, kederli ailesine, çalışma arkadaşlarına ve meslektaşlarımıza
başsağlığı diliyorum. Gerçekten, harita camiası büyük bir duayenini kaybetmiş
oldu.
AK Parti Hükümetiyle,
kadastro hizmetleri konusunda büyük yenilikler ve değişiklikler yapılmıştır. Bu
çalışmada emeği geçen Bakanlık yetkililerini ve Genel Müdürlük yetkililerini
özellikle tebrik ediyor ve teşekkür ediyorum.
Kadastro Kanunu
değişikliğiyle, tesis kadastrosu yapılmamış yerlerde, mülkiyet kadastrosuyla
birlikte orman kadastrosu da tek elden yapılması, teknik hataların idarî yoldan
düzeltilmesi ve kadastro verilerinin sayısal hale getirilmesi, bilgi sistemine
aktarılması imkânı sağlanmıştır. Şu anda Genel Kurulda görüşülen Lisanslı
Harita Kadastro Mühendislik Büroları Kanunu Tasarısıyla da, tescile konu
olmayan harita ve planların yapım ve kontrol işlemleri ile tescile konu olanların
ise yapım işlerinin kamu sorumluluğu taşıyan özel bürolara devri sağlanacaktır.
Bakanlar Kuruluna sunulan
büyük ölçekli harita ve harita bilgilerinin üretim yönetmeliğiyle, büyük
ölçekli haritalarda standart birliği sağlanmış olacaktır. Tapu Sicil Tüzüğü
değişikliğiyle, Tapu Sicil Tüzüğünün yeni Medenî Kanun hükümlerine uyumu
sağlanmış olacaktır. Üzerinde çalışılan emlak müşavirliği yasa tasarısıyla da,
emlakçilik sektörünün yasal bir statüye kavuşturulması ve yasal sorumluluk
anlayışıyla hizmet vermesi sağlanacaktır. Ayrıca, TAKBİS bilgi sisteminin
yaygınlaştırılması, TARBİS, yani, Tapu Arşiv Otomasyon Bilgi Sisteminin
başlatılmış olması çok önemli çalışmalardır. 1460 yılından beri el atılmayan
tapu arşivleri mikrofilme alınmakta ve sayısallaştırılmakta, daha sonra da
Türkçeleştirmek yönünde çalışmalar devam etmektedir.
Yine, Kadastromuz,
yıllardır bir türlü bitirilemeyen ve yılan hikâyesine dönen kadastronun
bitirilmesi konusunda da önemli dev adımlar atmış olup, sadece 2005 yılında 4
000 birimin kadastrosunu tamamlayacak, önümüzdeki yılda da 5 000 birimin
kadastrosunu tamamlayarak Türkiye'deki kadastro çalışmalarını bitirmiş
olacaktır. Tabiî ki, istikrar başarıyı getiriyor. Bu çalışmalar yapılırken
kadastro mensupları üç ay, altı ay gibi geçici görevlerle, çok zor şartlarda,
kadastrosu yapılmayan yerlerde çalışmalar yapmaktadırlar. Bu personeli canı
yürekten tekrar tebrik ediyorum.
Yine, bu kanunla kadastro
teknik hizmetlerinin yıllık işlem hacmi yaklaşık 1 000 000 adet olduğu
düşünülürse, tasarıyla kurulması öngörülen büroların, bir büronun ortalama 1
000 işlem hacmine sahip olduğu düşünüldüğünde, ülke çapında 1 000 tane yeni
lisanslı harita kadastro mühendislik bürosunun kurulacağı düşünülmektedir.
Ayrıca, kadastro teknik hizmetleri bu bürolara bırakıldığında, bu işlerle
görevli kamu personeli kadastro hizmetlerine kaydırılacağından, kadastro
hizmetlerinin daha etkin ve hızlı yürütülmesi sağlanacağı düşünülmektedir.
Tabiî, mülkiyet
sınırlarının gösterilmesi, aplikasyonu, taşınmaz mallarda yapılan sınır
değişiklikleri, yargıya yönelik bilirkişilik hizmetleri gibi birçok hizmeti bu
bürolar vasıtasıyla yapmış olacağız. Bunların hepsi kadastro sonrası
işlemlerdir. Bunlar halen kadastro müdürlükleri tarafından yapılmaktaydı;
artık, lisanslı bürolar tarafından yapılacaktır.
Yine, kanunla belli bir
meslekî deneyim, örneğin, en az beş yıl tecrübesi olan nitelikli personel
istenilmekte, yemin şartı getirilmekte ve nüfus ve iş yoğunluğunun fazla olduğu
il ve ilçelerde de birden çok lisanslı büro kurulabilmektedir. Lisanslı bürolar
diğer haritacılık faaliyetlerine de devam edebileceklerdir.
Bu tasarıyla özel
sektörde çalışan yetkin ve istekli meslek mensuplarına kamu sorumluluğu
verilmesi amaçlanmıştır. Taslak, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası ve bakanlıkların
görüşleri alınarak hazırlanmıştır.
Kadastro müdürlükleri
tarafından ortalama yıllık 1 000 000 benzeri işler yapılmakta olduğuna göre, bu
büroların kurulması ve işlemlerinin devriyle özel sektörde yaklaşık 5 000
nitelikli personelin istihdamı sağlanmış olacaktır. Kadastro sonrası talebe
bağlı hizmetlerin devriyle de yüzde 25-30 kapasite artışı ortaya çıkacak ve bu
kapasite, kadastro yapımına ve tapu sicil hizmetlerine yönlendirilecektir.
Lisanslı harita kadastro
mühendislik bürolarının kurulması oniki yıl öncesine dayanıyor. Oniki yıldır bu
konuda çalışmalar yürütülüyordu; ancak, bugün yasallaşma imkânı bulabiliyor.
Kadastromuzun yüzde 92'si
bitmiş durumdadır. Biraz önce bahsettiğim gibi, yapılan son çalışmalarla yüzde
100'e tamamlanmış olacak; fakat, biten kadastro çalışmalarının da maalesef
yüzde 10'u sayısal ortamdadır, yüzde 90'ı ise grafik ortamdadır; yani, biten
kadastro çalışmalarının da yeniden iyileştirilmesi gerekiyor. Biten kadastro
çalışmalarının en az yüzde 60'ında da yenileme ihtiyacı var; yani, Tapu
Kadastro Genel Müdürlüğünün yapması gereken o kadar çok fazla iş var ki, şu anda verilen yeni yetkilerle,
lisanslı bürolara devredilen yetkilerle, biraz daha, Kadastromuz, Genel
Müdürlüğümüz rahat nefes alacak ve bu bahsettiğimiz sayısallaştırmaya, grafik
paftaların sayısal ortama dönüştürülmesine ve yenileme çalışmalarına ağırlık
verecekler.
Tabiî, sadece yetkileri
devretmekle de işimiz tamamlanmıyor. Bir çalışma daha yapılması lazım.
Yıllardır ihmal edilen Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün personel ihtiyaçlarının
da iyileştirilmesi gerekiyor; çünkü, 2 330 tane nitelikli personele ihtiyaçları
var. İzmir, Ankara, İstanbul gibi illerde neticeler vardı, bunları okumak
isterdim; ama, vaktimiz olmadığı için bunları hızlı bir şekilde geçiyorum.
Tapu Kadastro Genel
Müdürlüğü 2004 yılı bütçesi cari ve yatırım olmak üzere toplam 196 trilyon
iken, bu bütçenin yaklaşık üçte 1'i kadastro sonrası hizmetler için
harcanmaktaydı. İnsan kaynaklarında ise, çalışan personelin üçte 1'i kadastro
sonrası hizmetlerde istihdam edilmekteydi. Lisanslı büroların devreye
sokulmasıyla vatandaşlarımız daha nitelikli ve hızlı hizmete kavuşurken,
devletin bu hizmetler için ayırdığı bütçe ve insan kaynakları, aslî görevleri
olan kadastro hizmetlerine dönecektir.
Biraz önce bahsettiğim
gibi, bu zor şartlarda çalışan kadastro personelinin özlük haklarının da
muhakkak iyileştirilmesi gerekiyor. Biraz önce söylediğim gibi, geçici
görevlerle, çok zor şartlarda görev yapıyorlar. Bu kadar yoğun çalışma
beklediğimiz personelin durumlarının iyileştirilmesi lazım.
Sözlerimi toparlarken,
önemle söylemek istediğim bir konu daha var. Daha önce harita kadastro
mühendisleri açısından olumsuz sayılabilen yeminli büroların tecrübesinden
kaynaklanarak, bu lisanslı büroların çok daha sağlam temeller üzerinde
faaliyette olması gerektiğini düşünüyoruz ve bunun arkasında da, asıl önemli
olan ve Avrupa'daki örneklerinde olduğu gibi, tesis kadastrosu faaliyetlerinin,
yeniden kadastrolama faaliyetlerinin, orman kadastrosu faaliyetlerinin, kamulaştırma
çalışmalarının, mülkî idare sınırlarının haritaya bağlanma çalışmalarının,
toplulaştırma çalışmalarının, toprak değeri ve toprak yapısı haritalarının
yapılmasının, tespit ve tescil dışı bırakılmış hazine arazilerinin
tespitlerinin, kentsel ve kırsal alanlarda arsa ve arazi düzenlemelerinin,
taşınmaz mal danışmanlığı gibi birçok konuda görevleri özel sektöre, yani,
lisanslı bürolara devredilerek, bunların da peşinin ve devamının gelmesi
gerektiğini düşünüyoruz. Şu anda bir altlık kuruluyor. Bu altlıktan sonra, bu
çalışmalarla, Avrupa'daki örneklerine benzer çalışmalar yapılacak ve arazi
yapısı sağlama kavuşturulacak ve harita kadastro mühendislik alanı yeni bir
formasyona kavuşmuş olacaktır.
Bu vesileyle, çalışmayı
yapan Bakanlığa ve Genel Müdürlüğe teşekkür ediyor; Yüce Heyetinizi, tekrar,
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Arslan,
teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri,
tasarının tümü üzerinde, şahsı adına, Balıkesir Milletvekili Orhan Sür.
Sayın Sür, buyurun
efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
ORHAN SÜR (Balıkesir) -
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 839 sıra sayılı
yasanın tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu
tasarının tümü hakkında konuşmaya başlamadan önce, bugün, Alman Parlamentosunun
sözde Ermeni soykırımı hakkında almış olduğu, oybirliğiyle almış olduğu kararı,
şahsım ve Partim adına kınıyorum. (Alkışlar)
Değerli arkadaşlarım,
Birinci Dünya Savaşının o karanlık günlerinde Türkiye toprakları üzerinde
yaşandığı iddia edilen bu konuyu, özellikle Alman Parlamentosunun oybirliğiyle
alması çok ilginç; çünkü, o zamanki tarih kayıtlarını incelersek, Osmanlıyla
müttefik olan Almanya'nın birçok generalinin Osmanlı ordusunun komutanı
olduğunu ve Türkiye topraklarında yaşanan birçok olaydan Alman generallerin
sorumlu olduğunu hepimiz biliyoruz. Örnek, Çanakkale. Örnek, Güneydoğu.
Şimdi, bütün bu gerçekler
önde dururken, ortada dururken, acaba Alman Parlamentosunun üyeleri hangi
gerekçeyle, oybirliğiyle, böyle bir soykırım veya bir katliam olduğunu iddia
edebiliyorlar; gerçekten merak ediyorum ve gerçekten kınanması gereken bir
hareket olduğunu burada tekrarlıyorum.
İnanıyorum ki, gerçek,
eninde sonunda ortaya çıkacak ve bu kararları alanlar, utançlarından, Türkiye
Cumhuriyetinin ve Türk insanının yüzüne bakamayacaklardır.
Diliyorum ki, Türkiye
Cumhuriyetindeki tüm üniversiteler ve Türkiye Cumhuriyetinde bu konuyla ilgili
tüm birimler gereken çalışmayı yapar, hükümetlerimizle beraber, elbirliğiyle,
kendimizi dünyaya daha iyi anlatırız ve bu tip olaylarla karşı karşıya
kalmayız. İnanıyorum ki, bu hepimizin dileği.
Çok değerli arkadaşlarım,
görüşülmekte olan yasa ülkemizde bir sorunu çözüyor. Bugüne kadar bu Meclis,
tapu ve kadastroyla ilgili iki defa yasa çalışması gerçekleştirdi. Önce,
yaptığımız çalışmalarla Tapu ve Kadastro Kanununda bazı değişiklikler yaptık;
kadastroda çalışan arkadaşlarımızın ülkemizin kadastrosunu bir an önce
bitirebilmek için bazı engelleri vardı, o engelleri kaldırabilmek için bazı
düzenlemeler yaptık. Örneğin, ülkemizde kadastrosu yapılamayan yerler,
biliyoruz ki, genellikle orman bölgeleriydi ve bu bölgelerde orman kadastrosu
yapılmamıştı. İşte orman kadastrosunun yapılmasını beklemeden, bu bölgelerde,
tapu kadastro teşkilatının kadastro çalışmaları için girdiğinde aynı anda orman
kadastrosunu yapmasını da sağladık; buna benzeyen değişiklikler yaptık.
Ülkemizde harita ve
kadastro sektörünün, dünyanın önde gelen ülkeleriyle yarışabilecek olan bir
konumda olması nedeniyle de, inanıyorum ki, bu değişikliklerle, harita ve
kadastro sektörü, kadastro alanında beklediğimiz, umduğumuz gelişmeyi çok büyük
bir hızla gerçekleştirecek.
Elbette, lisanslı
mühendislerin kuracakları mühendislik bürolarıyla, kadastro örgütümüzün
üzerindeki bazı yükler azalacaktır. Elbette, serbest çalışmakta olan mühendis
arkadaşlarımıza yeni bir iş alanı ortaya çıkacaktır. Kadastrodaki çalışan
görevlilerimiz aslî görevleri olan, belki de çok acil bir şekilde önümüzdeki dönemde
yaşama geçirmek zorunda olduğumuz yenileme kadastrolarına yöneleceklerdir. Bu
sayede hedeflediğimiz noktalara çok daha çabuk ulaşacağız; ama, yasayı
incelediğimizde bazı eksiklikler de görmüyor değiliz. Peşinen söyleyeyim ki, bu
yasa için kullanacağım oy evettir; ama,
keşke bazı ufak tefek değişiklikler de bu yasada yapılabilmiş olsaydı. Bazı
konularda tereddütüm var. Bu sektörde yirmibeş yıl fiilen çalışan bir
arkadaşınız olarak, bu lisanslı mühendislerin özellikle yetki devirleri
konusunda bazı tereddütler yaşıyorum; çünkü, haritacılığın bu ülkede yeni
yerleşmeye başladığı dönemlerde, bizlerin çantacı mühendisler dediğimiz, imzacı
mühendisler dediğimiz mühendislik şeklinin lisanslı mühendislik bürolarında da
tekrar hortlamasından korkuyorum. Bu nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
olarak bir değişiklik önergesi de hazırladık. Dilerim bu değişiklik önergesine
destek olursunuz, dilerim bu tehlike de ortadan kalkar; ama, öyle veya böyle,
bu yasayla ülkemizde hem haritacılığın önündeki bir engeli kaldırmış oluyoruz
hem haritacılığı, harita kadastro mühendislik bürolarını bir disiplin altına
almış oluyoruz, bir adım öne gitmiş oluyoruz.
O nedenle, bu yasayı
hazırlayan, bu yasanın hazırlanmasında emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür
ediyorum ve diyorum ki, bazen Sayın Başbakan diyor ki, işte "muhalefetin
seviyesi düşük, seviyesiz muhalefet yapıyorlar" falan. İşte, görüyorsunuz,
burada, şu Meclis kürsüsünde yapılan konuşmalar eğer gerçekten izlense,
muhalefet olarak Cumhuriyet Halk Partisinin ne denli yapıcı bir muhalefet
yapmaya çalıştığını hep birlikte görürüz.
MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Her zaman böyle olun!
ORHAN SÜR (Devamla) - Biz
her zaman böyleyiz. Biz her zaman böyleyiz; ama, bazı getirilen yasalarda
elbette, bazen sizlerle aynı şeyleri düşünmüyoruz, bu da çok doğal.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Maliye Bakanı yasaları!..
ORHAN SÜR (Devamla) -
Evet… Bu da çok doğal. Tabiî, bunu, bunları, bizim evet diyerek bazı yasalara
el kaldırmamızı beklemeniz de gerçekten yanlış; çünkü, bazı şeylere bakış açılarımız
çok farklı.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Hayalî ihracat…
ORHAN SÜR (Devamla) -
Bazı şeylere bakış açılarımız çok farklı.
Şimdi, son günlerde Sayın
Başbakanımız bir sözcük daha söyledi, dedi ki: "Cumhuriyet Halk Partililer
bir mum yaksınlar."
Şimdi, ben bunu iki
gündür düşünüyorum, bu sözcüğün anlamı nedir diye. Şimdi, bazen Cumhuriyet Halk
Partililer olarak bizlerin bazı tereddütleri var, Sayın Başbakanın
cumhurbaşkanı olmasında falan. Diyorlar ki: "Neden böyle tereddütlü
düşünüyorsunuz?" Şimdi, 21 inci Asırda aydınlanmayı mumla düşünen bir
Başbakan için cumhurbaşkanlığı düşünemiyorum da ondan bazı tereddütlerim var;
ama, getirilecek olan her güzel yasanın arkasındayız diyorum.
Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Sür.
Tasarının maddelerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
LİSANSLI HARİTA KADASTRO MÜHENDİSLERİ VE BÜROLARI HAKKINDA
KANUN TASARISI
Amaç ve kapsam
MADDE 1.- Bu Kanunun
amacı, kadastro teknik hizmetlerinin yerine getirilmesini sağlayacak lisanslı
harita kadastro mühendislik bürolarının kurulması ile bu büroların faaliyet,
denetim ve sorumluluklarına dair esas ve usûlleri belirlemektir.
Kadastro teknik
hizmetlerinden tescile tâbi olmayan işlemlerin yapım ve kontrolü, tescile tâbi
olan işlemlerin yapım sorumluluğu lisanslı harita kadastro mühendislik
bürolarınca yerine getirilir. Ancak, kamu kurum ve kuruluşları ile lisans
sahibi harita ve kadastro mühendislerinin diğer kanunlar ve ilgili mevzuata
göre hak, görev ve yetkileri devam eder.
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
839 sıra sayılı Lisanslı
Harita Kadastro Mühendislik Bürolarının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısının 1 inci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Sür |
Türkân Miçooğulları |
K. Kemal Anadol |
|
|
Balıkesir |
İzmir |
İzmir |
|
|
Hüseyin Bayındır |
|
Nail Kamacı |
|
|
Kırşehir |
|
Antalya |
"Madde 1.- Bu
kanunun amacı, Kadastro Teknik hizmetlerinin yerine getirilmesini sağlayacak
Lisanslı Harita ve Kadastro Mühendislerinin faaliyet, denetim ve
sorumluluklarına ve kuracakları Harita ve Kadastro bürolarına dair esas ve
usulleri belirlemektir. "
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Takdire
bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda yapılan değerlendirmede, tasarının isminin de
değişmesine yol açan değişiklik, aslolanın lisansın bürolara değil, mühendislerin
yetki ve sorumluluğunu simgeleyen lisans sahipliğinin mühendise ait olmasından
bahisle, tasarının amacının, lisanslı harita ve kadastro mühendislerinin
faaliyet, denetim ve sorumluluklarına ve kuracakları harita ve kadastro
bürolarına ilişkin olması gerektiği düşüncesiyle, böyle bir değişiklik önergesi
verilmiştir.
BAŞKAN - Komisyonun
takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda 1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
Lisanslı harita kadastro
mühendislik bürosu açacaklarda aranacak şartlar
MADDE 2.- Lisanslı harita kadastro mühendislik
bürolarının açılıp işletilmesi, münhasıran lisanslı harita kadastro mühendislik
sınavında başarılı olarak lisans sahibi olanlara aittir.
Lisans sahibi olabilmenin
genel şartları şunlardır:
a) Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olmak.
b) Kamu haklarından
mahrum bulunmamak.
c) Medeni hakları
kullanma ehliyetine sahip olmak.
d) Taksirli suçlar ve
aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere, ağır
hapis veya altı aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin
şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet,
hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya
şeref ve haysiyet kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında
kalan kaçakçılık suçları, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya
Devlet sırlarını açığa vurma, vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına
teşebbüs suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak.
e) Devlet memurluğundan
çıkarılma cezası almamış olmak.
Lisans sahibi olabilmenin
özel şartları ise şunlardır:
a) Harita ve kadastro
mühendisleri odasına kayıtlı bulunmak.
b) Kamu veya özel
sektörde harita ve kadastro mühendisi olarak en az beş yıl çalışmış olmak.
c) Müracaat tarihinde,
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu hükümleri uyarınca
meslekten geçici men cezası veya ihraç cezası almamış olmak.
d) Onbin Yeni Türk Lirası
tutarındaki teminatı bankaya yatırarak Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü adına
bloke ettirmek.
e) Lisans sınavında
başarılı olmak. Bu maddenin üçüncü fıkrasının (d) bendinde yer alan miktar, her
yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca Maliye
Bakanlığınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır.
Teminatların alınması, saklanması ve iadesine ilişkin hususlar Maliye
Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle çıkarılacak yönetmelikte belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 839 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun Tasarısısın 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Sadullah Ergin |
Mikail Arslan |
Hamit Taşcı |
|
|
Hatay |
Kırşehir |
Ordu |
|
|
Ali Ayağ |
|
Hikmet Özdemir |
|
|
Edirne |
|
Çankırı |
"d) Taksirli suçlar
ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere altı
aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin güvenliğine karşı
suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlarla, zimmet,
irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, hileli iflas gibi yüz
kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak
kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, ihaleye fesat karıştırma, Devlet
sırlarını açığa vurma, vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına teşebbüs
suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Takdire
bırakıyoruz Başkanım.
BAŞKAN - Hükümet?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Bu değişiklikle, 1.6.2005
tarihinde yürürlüğe giren Türk Ceza Kanununda sayılan suç ve cezalar ile
terimlere uyum sağlanması amaçlanmıştır.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
Lisanslı harita kadastro
mühendislik sınavı
MADDE 3.- Sınav, Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından,
Harita ve Ka-dastro Mühendisleri
Odasının görüşü alınarak hazırlanacak yönetmelik çerçevesinde yapılır.
Sınavda başarılı olanlar,
lisanslı harita kadastro mühendislik bürosu açmaya hak kazanırlar ve bu unvan
adı altında mesleklerini icra ederler.
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
839 sıra sayılı Lisanslı
Harita Kadastro Mühendislik Bürolarının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısının 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Harita ve Kadastro
Mühendisleri Odasının" ibaresinden sonra gelmek üzere "uygun"
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Sür |
Türkân Miçooğulları |
K. Kemal Anadol |
|
|
|
Balıkesir |
İzmir |
İzmir |
|
|
|
Nail Kamacı |
|
Hüseyin Bayındır |
|
|
|
Antalya |
|
Kırşehir |
|
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz
Başkanım.
BAŞKAN - Hükümet?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Meslekî denetim yetkisine
sahip Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasının, hazırlanacak yönetmeliğe
ilişkin vereceği görüşün uygun olması amaçlanmalıdır. Aksi takdirde, alınan
görüşün dikkate alınmaması gibi bir durumun ortaya çıkması söz konusu
olabilecektir. Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasının görüşü, formalitenin
yerine getirilmesinin ötesinde ele alınmalıdır. Çünkü, yasa ve yönetmeliklerin
amacı, hizmetlerin en nitelikli bir şekilde yerine getirilmesini sağlamaktır.
Bu da, getirilecek düzenlemelerin başta ilgili kurumlar olmak üzere, hizmeti
verecek kesimlerce benimsenip gönüllü katkıları alınabildiği ölçüde mümkündür.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
3 üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi
okutuyorum:
Kuruluş, görev, lisans
verilmesi ve denetim
MADDE 4.- Lisanslı harita
kadastro mühendislik büroları bulundukları ilçe idarî sınırlarında yetkili
olmak üzere kurulur.
Aynı ilçede birden fazla
sayıda büroya lisans verilmesi veya lisanslı büroların birden fazla ilçede yetkilendirilmesi
ile lisansların iptaline Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yetkilidir.
Lisanslı harita kadastro
mühendislik büroları, kadastro müdürlüklerince yürütülen hizmetlerden, tescile
tâbi olmayan işlemlerin yapım ve kontrolü ile tescile tâbi olan işlemlerin
yapımında görevlidir.
Lisansların verilmesi,
iptal edilmesi ve sicillerin tutulması ile lisanslı büro faaliyetlerinin
denetimini yaparak uyarma, kınama, lisansın geçici veya sürekli iptali
cezalarını vermeye Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yetkilidir.
Kuruluş, görev, lisans
verilmesi ve denetime ilişkin usul ve esaslar ile mekân, personel ve
donanımlarına ilişkin hususlar yönetmelikte belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
839 sıra sayılı Lisanslı
Harita Kadastro Mühendislik Bürolarının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısının 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında "Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğü" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve meslekî denetime Harita
Kadastro Mühendisleri Odası" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Sür |
Türkân Miçooğulları |
Kemal Anadol |
|
|
Balıkesir |
İzmir |
İzmir |
|
|
Nail Kamacı |
|
Hüseyin Bayındır |
|
|
Antalya |
|
Kırşehir |
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz
Başkanım.
BAŞKAN - Hükümet?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Lisanslı harita ve
kadastro mühendisleri, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasına kayıt olmak
zorundadır. Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası da meslekî denetimi yapmak
zorundadır. Bu anlamda, lisanslı harita ve kadastro mühendisleri, Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğüne karşı sorumlu olmakla birlikte, üyesi oldukları
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasına karşı da sorumludurlar.
BAŞKAN - Komisyonun ve
Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
4 üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi
okutuyorum:
Yemin ve sorumluluk
MADDE 5.- Lisans sahibi,
bu Kanun kapsamındaki görevine fiilen başlamadan önce, o yer sulh hukuk
mahkemesinde görevini doğru ve tarafsız olarak yürüteceğine, bu Kanun
hükümlerine ve ilgili mevzuata aykırı hareket etmeyeceğine ve ettirmeyeceğine
dair yemin eder.
Bu Kanun kapsamında
yapılan iş ve işlemlerden; tescile tâbi olmayanların yapım ve kontrolünden,
tescile tâbi olanların ise yapımından lisans sahibi kişi sorumludur. Lisanslı
harita kadastro mühendislik bürolarında, bu Kanun kapsamında belirtilen
hizmetleri yapmakla yetkilendirilenler Türk Ceza Kanununun uygulanmasında
Devlet memuru sayılır ve büroların işlemlerinden dolayı zarar doğması halinde
kusuru bulunana 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007 nci maddesi uyarınca
rücu edilir.
Lisans sahibi harita ve
kadastro mühendisi, görevinde bulunmadığı hallerde imza yetkisini aynı büroda
çalışan bir başka harita ve kadastro mühendisine devredebilir. Ancak; bu
durumda imza devrinde bulunan lisans sahibi iş ve işlemlerden müteselsilen
sorumludur.
İmza yetkisinin hangi
şartlarda ve ne şekilde verilebileceği yönetmelikte belirlenir.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, madde üzerinde 2 adet önerge vardır; önergeleri, önce, geliş
sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
839 sıra sayılı Lisanslı
Harita Kadastro Mühendislik Bürolarının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısının 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Lisans sahibi Harita ve
Kadastro Mühendisi, görevde bulunmadığı hallerde imza yetkisini"
ibaresinden sonra gelen "aynı büroda çalışan bir başka" ibaresinin kaldırılarak
"en fazla bir ay süre ile, aynı büroda çalışan olan en az 2 yıl harita ve
kadastro hizmetlerinde deneyimli, bir başka Harita Kadastro Mühendisi"
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Sür |
Türkân Miçooğulları |
Kemal Anadol |
|
|
Balıkesir |
İzmir |
İzmir |
|
|
Nail Kamacı |
|
Hüseyin Bayındır |
|
|
Antalya |
|
Kırşehir |
BAŞKAN - Şimdi, aykırı
olan önergeyi okutup, işleme alacağım.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 839
sıra sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun Tasarısının
5 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Sadullah Ergin |
Ali Ayağ |
Burhan Kuzu |
|
|
Hatay |
Edirne |
İstanbul |
|
|
Mikail Arslan |
|
Hüsrev Kutlu |
|
|
Kırşehir |
|
Adıyaman |
"Bu Kanun kapsamında
yapılan iş ve işlemlerden; tescile tabi olmayanların yapım ve kontrolünden,
tescile tabi olanların ise yapımından lisan sahibi kişi sorumludur. Lisanslı
harita kadastro mühendislik bürolarında, bu Kanun kapsamında belirtilen
hizmetleri yapmakla yetkilendirilenler Türk Ceza Kanununun uygulanmasında kamu
görevlisi sayılır ve büroların işlemlerinden dolayı zarar doğması halinde
kusuru bulunana 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007 nci maddesi uyarınca
rücu edilir."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Takdire
bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Bu değişiklikle 1.6.2005
tarihinde yürürlüğe giren Türk Ceza Kanununda sayılan suç ve cezalar ile
terimlere uyum sağlanması amaçlanmıştır.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
839 sıra sayılı Lisanslı
Harita Kadastro Mühendislik Bürolarının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısının 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Lisans sahibi Harita ve
Kadastro Mühendisi, görevde bulunmadığı hallerde imza yetkisini"
ibaresinden sonra gelen "aynı büroda çalışan bir başka" ibaresinin
kaldırılarak "en fazla bir ay süre ile, aynı büroda çalışan olan en az 2
yıl harita ve kadastro hizmetlerinde deneyimli, bir başka Harita Kadastro
Mühendisi" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Orhan Sür (Balıkesir) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Sayın Başkanım,
"çalışan" kelimesinden sonra
"olan" cümle düşüklüğünün düzeltilerek… "Büroda çalışan
en az iki yıl" aradaki "olan" çıkarılırsa... Anlam düşüklüğü
oluyor. O şekliyle takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Gerekli not
alınmıştır.
Hükümet katılıyor mu?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Ülkemizde mühendislik,
3458 sayılı Mühendislik Mimarlık Hakkında Kanun ile 6235 sayılı Türk Mühendis
ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Kanunu başta olmak üzere ilgili yasa ve
yönetmeliklerle düzenlenmiştir.
İmar Kanunu uyarınca
tanımlanmış olan "müellif" yetkisi, kamuda çalışan Harita ve Kadastro
Mühendisleri dışında kalanlar için, HKMO Serbest Harita ve Kadastro Mühendislik
Müşavirlik Büroları/Şirketleri (SHKMMB) tescil yönetmeliği hükümlerine tabi
SHKMMB hissedarı olmalarına bağlıdır. Bir SHKMMB bünyesinde ücretli/sigortalı
çalışan konumundaki Harita ve Kadastro Mühendisinin imza yetki ve sorumluluğu
ise, teknik ve yasal anlamda sadece işverenine karşı tanımlanmaktadır. (SHKMMB
Tescil Yönetmeliği Md.14h, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü [ TKGM] Tescile
Konu Olan Harita ve Planların Kontrol Yönergesi 1994/5)
Bu kanunla verilmesi
öngörülen lisans, görevin önemi nedeniyle, meslekte beş yıl çalışmış olmak,
yemin etmek, adli sicil kaydının uygun olması, devlet memurluğundan çıkarılma
cezası almamış olmak gibi, belirli kriterlerle bağlanmış olup, sadece bu
kriterleri yerine getiren mühendislere verilebilmektedir. Dolayısıyla, bu
hizmetleri yapmak isteyen her Serbest Harita ve Kadastro Mühendisi kanunla
öngörülen koşulları sağlaması durumunda lisans alabilecektir. Maddenin
değişmeden geçmesi durumunda, lisans sahibince herhangi bir koşul, kural ve
özellik aranmaksızın bu lisans çalışan herhangi bir mühendise
devredilebilecektir. Bu durum ise kanunun amacı ve içeriği ile çelişmektedir.
Ayrıca, imza yetkisinin
devrinin yapılması da, imza yetkisi devrinin süresi, imza yetkisini
kullanacakların hizmet deneyimleri ve üslendiği kamu hizmetinin sorumluluğunun
belli kriterleri içermesi gerekmektedir. Aksi takdirde, bu koşulların
sağlanmaması, imza yetkisinin devrini suiistimale konu hale getirebilecektir.
Görevin kötüye
kullanılması durumunda sorumlunun lisans sahibi kişi olarak belirlenmesi ise,
kanunla belirtilen "hizmetlerin en iyi şekilde yerine getirilmesini
sağlamak" ilkesiyle bağdaşmayacak, yalnızca suç-ceza ilişkisi ile sınırlı
kalmasına yol açacaktır.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önergeler
istikametinde maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum:
Büro tescili
MADDE 6.- Lisans sahibi,
lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarının harita ve kadastro
mühendisleri odasına büro tescillerini yaptırmak zorundadır.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
Yasaklar
MADDE 7.- Lisanslı harita
kadastro mühendisleri, belirlenecek yetki alanı dışında şube, irtibat bürosu ve
benzeri isimler altında ayrı bir lisanslı büro açamaz ve lisans hakkını
devredemez. Bu yasaklara uymayanlar hakkında 4 üncü maddenin disiplin
cezalarına ilişkin hükümleri uygulanır.
Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğünden ayrılanlar son iki yıl içinde görev yaptıkları kadastro
müdürlüklerinin yetki alanı sınırları içinde üç yıl süre ile lisanslı büro
açamazlar.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
8 inci maddeyi
okutuyorum:
Tutulacak defter ve
belgeler ile uygulanacak ücretler
MADDE 8.- Lisanslı harita
kadastro mühendislik büroları, malî mevzuat gereği tutacakları kayıtlar ile
yönetmelikte belirlenecek kayıt ve defterleri tutmak zorundadırlar.
Lisans sahiplerine
çalışma konuları ile ilgili bilgi ve belgelerin verilmesi, kullanılması ve
hizmetle ilgili ücret tarifelerinin hazırlanmasına ilişkin usûl ve esaslar
yönetmelikte belirlenir.
Hizmet ile ilgili ücret
tarifeleri, her yıl harita kadastro mühendisleri odasının görüşü alınmak
suretiyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
839 sıra sayılı Lisanslı
Harita Kadastro Mühendislik Bürolarının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısının 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında "her yıl Harita ve
Kadastro Mühendisleri Odasının" ibaresinden sonra gelmek üzere
"uygun" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Sür |
Türkân Miçooğulları |
Nail Kamacı |
|
|
Balıkesir |
İzmir |
Antalya |
|
|
Rasim Çakır |
Hüseyin Bayındır |
M.Mesut Özakcan |
|
|
Edirne |
Kırşehir |
Aydın |
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz
Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Hükümet?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Üyelerini meslekî
denetime tabi tutan Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, aynı zamanda,
üyelerin özlük, çalışma koşulları ve ücret tarifelerine ilişkin sorunları
karşısında ilgili kurumları bilgilendirmek ve uygun görüşler sağlamak
durumundadır.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
8 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
9 uncu maddeyi
okutuyorum:
Lisansın iptali
MADDE 9.- Lisans;
a) Lisans sahibinin isteği,
b) Lisanslı harita
kadastro mühendislik bürosu açmak için bu Kanunda veya yönetmelikte
belirtilen şartların kaybedilmesi veya
bu şartları taşımadığının sonradan anlaşılması,
c) 4 üncü madde hükmü
kapsamında iptal cezası verilmesi,
Hallerinde iptal edilir.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
10 uncu maddeyi okutuyorum:
Cezai hükümler
MADDE 10.- Bu Kanunun 4
üncü maddesinin dördüncü fıkrası ile 8 inci maddesinin birinci ve ikinci
fıkraları hükümlerine aykırı davranışta bulunanlar hakkında, suç daha ağır bir
cezayı gerektirmiyorsa bin Yeni Türk Lirasından onbin Yeni Türk Lirasına kadar
idarî para cezasına hükmolunur. Bu miktar, Türk Ceza Kanunundaki para
cezalarının artış usullerine göre artırılır.
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 839
sıra sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun
Tasarısının 10 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
|
|
Sadullah Ergin |
Ali Ayağ |
Mikail Arslan |
|
|
Hatay |
Edirne |
Kırşehir |
|
|
Burhan Kuzu |
|
Hamit Taşcı |
|
|
İstanbul |
|
Ordu |
"Cezai hükümler
Madde 10.- Bu Kanunun 4
üncü maddesinin dördüncü fıkrası ile 8 inci maddesinin birinci ve ikinci
fıkraları hükümlerine aykırı davranışta bulunanlar hakkında, suç daha ağır bir
cezayı gerektirmiyor ise bin Yeni Türk Lirasından on bin Yeni Türk Lirasına
kadar idarî para cezası Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce verilir."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Takdire bırakıyoruz
Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
1 Haziran 2005 tarihinde
yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatlar Kanununun 17/7 nci maddesinde, idarî para
cezalarının her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere Vergi Usul
Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca yeniden değerlendirme oranında
artırılarak uygulanacağı hükmü sebebiyle idarî para cezasındaki artırmayla
ilgili hükümlere yer verilmemiştir.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde 10 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
11 inci maddeyi
okutuyorum:
Yönetmelik
MADDE 11.- Bu Kanunda
öngörülen yönetmelikler, harita ve kadastro mühendisleri odasının görüşleri
alınmak suretiyle doksan gün içerisinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce
hazırlanarak yürürlüğe konulur.
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
839 sıra sayılı Lisanlı
Harita Kadastro Mühendislik Bürolarının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısının 11 inci maddesinde "Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, Harita
ve Kadastro Mühendisleri Odasının" ibaresinden sonra gelmek üzere
"uygun" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Orhan Sür |
Türkân Miçooğulları |
Hüseyin Bayındır |
|
|
Balıkesir |
İzmir |
Kırşehir |
|
|
Rasim Çakır |
Nail Kamacı |
M. Mesut Özakcan |
|
|
Edirne |
Antalya |
Aydın |
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Lisans sahibi olacak
harita ve kadastro mühendislerinde aranacak koşullardan birisi, Harita ve
Kadastro Mühendisleri Odasına kayıtlı olmaktır. Bu anlamda, lisanslı harita ve
kadastro mühendisleri ve büroları Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne olduğu
kadar Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasına karşı da sorumludurlar.
Bu bağlamda, kanunla
öngörülecek yönetmeliklerin hazırlanmasında, Harita ve Kadastro Mühendisleri
Odasının uygun görüşünün alınması yerinde bir karar olacaktır.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
12 nci maddeyi okutuyorum:
Yürürlük
MADDE 12.- Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
13 üncü maddeyi
okutuyorum:
Yürütme
MADDE 13.- Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Tasarı kabul edilmiş ve
kanunlaşmıştır; hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.
Sayın Bakanım, belki bir
teşekkür konuşması yapmak istersiniz; ama, şu anda bir iki husus var, ben
onları geçeceğim, sonra bir maddeyi hızlı görüşeceğiz, onun sonunda teşekkür
edersiniz.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, Çevre Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve
Çevre Komisyonu raporunun görüşmelerine geçiyoruz.
7.- Çevre
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Çevre Komisyonu Raporu
(1/322) (S. Sayısı: 871)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Hükümet?.. Yok.
Tasarının görüşülmesi
ertelenmiştir.
Sivil Havacılık Genel
Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının görüşmelerine
geçiyoruz.
8.- Sivil
Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/995) (S. Sayısı: 940)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Hükümet?.. Yok.
Tasarının görüşülmesi
ertelenmiştir.
Evrensel Hizmetin
Sağlanması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve
Avrupa Birliği Uyum ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonları
raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
9.-
Evrensel Hizmetin Sağlanması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve
Turizm Komisyonları Raporları (1/1035) (S. Sayısı: 927) (x)
BAŞKAN - Komisyon?..
Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
Komisyon raporu 927 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde
söz talebi yoktur.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
EVRENSEL HİZMETİN SAĞLANMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK
YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1.- Bu Kanunun
amacı; kamu hizmeti niteliğini haiz, ancak işletmeciler tarafından
karşılanmasında mali güçlük bulunan evrensel hizmetin sağlanması, yürütülmesi
ve elektronik haberleşme sektöründe evrensel hizmet yükümlülüğünün yerine
getirilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz talebi?.. Yok.
1 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
Tanımlar
MADDE 2.- Bu Kanunda
geçen;
Bakanlık: Ulaştırma
Bakanlığını,
Kurum: Telekomünikasyon
Kurumunu,
Elektronik haberleşme:
İşaret, sembol, ses, görüntü ve elektrik işaretlerine dönüştürülebilen her
türlü verinin kablo, telsiz, optik, elektrik, manyetik, elektromanyetik,
elektrokimyasal, elektromekanik ve diğer iletim sistemleri vasıtasıyla
iletilmesini, gönderilmesini ve alınmasını,
Evrensel hizmet: Coğrafi
konumlarından bağımsız olarak Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde herkes
tarafından erişilebilir, önceden belirlenmiş kalitede ve herkesin
karşılayabileceği makul bir bedel karşılığında asgari standartlarda sunulacak
olan, temel internet erişimi de dahil elektronik haberleşme hizmetlerini,
Evrensel hizmet
yükümlüsü: Elektronik haberleşme sektöründe görev ve imtiyaz sözleşmeleri ile
ruhsat ve genel izin uyarınca bu Kanun
kapsamındaki hizmetleri sağlamakla yükümlü kılınan işletmeciyi,
Evrensel hizmetin net
maliyeti: Bir işletmecinin, evrensel hizmet yükümlülüğünün gereklerini yerine
getirmek için sağladığı durum ile hiç yükümlü olmasaydı içinde bulunacağı durum
arasındaki net maliyet farkını,
(x) 927 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
İşletmeci: Kurum ile
yapılan görev ve imtiyaz sözleşmeleri ile ruhsat ve genel izin uyarınca
elektronik haberleşme hizmetlerini yürüten ve/veya elektronik haberleşme alt
yapısını işleten bir sermaye şirketini,
İfade eder.
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, ayakta bulunan arkadaşlarım lütfen otursunlar, Genel
Kurulu terk edecek olan bürokrat arkadaşlarımız lütfen Genel Kurulu terk
etsinler.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
İKİNCİ BÖLÜM
İlkeler, Yükümlülük ve
Hizmet Türleri
İlkeler
MADDE 3.- Evrensel
hizmetin sağlanmasında ve bu hususta
yapılacak düzenlemelerde aşağıdaki ilkeler göz önüne alınır:
a) Evrensel hizmetten,
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan herkes, bölge ve yaşadığı yer
ayırımı gözetilmeksizin yararlanır.
b) Evrensel hizmet, fert
başına gayrisafi yurt içi hasıla tutarı da göz önünde bulundurularak
karşılanabilir ve makul fiyat seviyesinde sunulur.
c) Düşük gelirliler,
özürlüler ve sosyal desteğe ihtiyacı olan grupların da evrensel hizmetten
yararlanabilmesi için uygun fiyatlandırma ve teknoloji seçeneklerinin
uygulanabilmesine yönelik tedbirler alınır.
d) Evrensel hizmet,
önceden belirlenmiş hizmet kalitesi standartlarında sunulur.
e) Evrensel hizmetin
sunulmasında ve ulaşılmasında devamlılık esastır.
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, tasarının görüşülmesi tamamlanıncaya kadar Genel
Kurulun çalışma süresinin uzatılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi
okutuyorum:
İşletmecinin yükümlülüğü
MADDE 4.- İşletmeciler,
bu Kanunda belirlenen evrensel hizmeti sağlamakla yükümlüdür. İmtiyaz ve görev
sözleşmeleri ile ruhsat ve genel izinlerde her ne ad altında olursa olsun 3
üncü maddede belirtilen ilkelere aykırı düzenlemeler yapılamaz.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi
okutuyorum:
Evrensel hizmetin kapsamı
MADDE 5.- Evrensel
hizmet;
a) Sabit telefon
hizmetlerini,
b) Ankesörlü telefon
hizmetlerini,
c) Basılı veya elektronik
ortamda sunulacak telefon rehber hizmetlerini,
d) Acil yardım çağrıları
hizmetlerini,
e) Temel internet
hizmetlerini,
f) Ulaşımı yalnız deniz
yoluyla sağlanabilen yerleşim alanlarına yapılan yolcu taşıma hizmetleri ile
denizde tehlike ve emniyete ilişkin haberleşme hizmetlerini,
Kapsar.
Evrensel hizmetin
kapsamı; ülkenin sosyal, kültürel, ekonomik ve teknolojik şartları da göz
önünde bulundurularak, üç yılı aşmamak üzere belirli aralıklarla, Kurumun ve
işletmecilerin de görüşlerini alarak Bakanlıkça yapılacak teklif üzerine
Bakanlar Kurulunca yeniden belirlenebilir.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum:
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Evrensel Hizmetin
Gelirleri ve Net Maliyet
Evrensel hizmetin
gelirleri
MADDE 6.- a) Kurum, görev
ve imtiyaz sözleşmeleri ile ruhsat ve genel izin bedelinin %2'sini,
yetkilendirme tarihini takip eden ayın sonuna kadar,
b) GSM işletmecileri
dışındaki işletmeciler ve Türk Telekom, yıllık net satış hasılatının %
1'ini, izleyen yılın Nisan ayı sonuna kadar,
c) GSM işletmecileri,
Hazineye ödeyecekleri payın %10'luk kısmını, ödendiği ay içerisinde,
d) Kurum, 5.4.1983
tarihli ve 2813 sayılı Telsiz Kanunu ile 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf
ve Telefon Kanunu uyarınca verdiği idari para cezalarının % 20' sini, tahsil
edildiği ayı takip eden ayın sonuna kadar,
e) Kurum, mali yıl
sonunda her türlü giderlerinin karşılanmasından sonra kalan miktarın % 20'sini,
her yıl Ocak ayının sonuna kadar,
Bakanlığa bildirir. Bu
meblağ aynı süre içinde Bakanlığın Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına
aktarılır ve bütçeye "Evrensel hizmet gelirleri" adı altında gelir
kaydedilir.
Bu süre içinde ödenmeyen
katkı payları, Bakanlığın ilgili vergi dairesine yapacağı başvuru üzerine, 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve
tahsil edilir. Vergi dairelerince yapılan tahsilatlar ertesi ayın sonuna kadar
Bakanlığın Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına aktarılır. Süresinde ödenmeyen
katkı paylarına, vade tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için, 6183
sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre gecikme zammı uygulanır.
Bakanlar Kurulu, yukarıda
belirtilen oranları % 20'sine kadar artırmaya veya indirmeye yetkilidir.
İşletmecilerin evrensel
hizmet sağlama yükümlülükleri nedeniyle ortaya çıkan evrensel hizmetin net
maliyetinin karşılanması ve bu Kanun gereğince yapılacak diğer harcamaları
karşılamak için Bakanlık bütçesine her yıl evrensel hizmet gelirleri tahmini
kadar ödenek öngörülür. Evrensel hizmetler için ödenek ihtiyacı bu hizmet gelirleri
tahmininden fazla olması halinde yeterli ödenek Bakanlık bütçesine öngörülür.
Bu amaçla konulan ödenek münhasıran, bu Kanun ile Bakanlığa verilen görevlerin
yerine getirilmesi için kullanılır. Evrensel hizmet gelirlerinin tahsili ve
giderlerin yapılmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ile Maliye Bakanlığının
müştereken hazırlayacağı yönetmelikle belirlenir.
BAŞKAN - 6 ncı maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
Evrensel hizmetin net
maliyeti
MADDE 7.- Evrensel
hizmetin net maliyeti; yükümlü işletmecinin, hizmetleri evrensel hizmet
kapsamında karşılamadığı zaman ile evrensel hizmet yükümlüsü olarak karşıladığı
zamanki net maliyetleri arasındaki fark esas alınarak hesaplanır. Ancak,
evrensel hizmetin net maliyetinin hesaplanmasında, işletmecilerin evrensel
hizmet yükümlüsü olması dolayısıyla elde edeceği faydalar da göz önüne alınarak
değerlendirme yapılır. Evrensel hizmet yükümlülüğünün getirdiği ilave maliyet
yükünü ortaya çıkaracak bu hesaplama net maliyetler üzerinden yapılır.
BAŞKAN - 7 nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
8 inci maddeyi
okutuyorum:
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Geçici ve Son Hükümler
MADDE 8.- 9.4.1987
tarihli ve 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanunun 2 nci maddesine aşağıdaki (l) bendi
eklenmiştir.
"l) Evrensel hizmet politikalarını ilgili kanunların
hükümleri dahilinde ülkenin sosyal, kültürel, ekonomik ve teknolojik şartlarına
göre belirlemek, Hükümetin genel politikasını uygulamaya yönelik tedbirleri
almak, evrensel hizmetin yürütülmesini sağlayacak esasları tespit etmek,
uygulanmasını takip etmek ve net maliyetiyle ilgili hesapları onaylamak."
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
önerge vardır; önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 927
sıra sayılı Evrensel Hizmetin Sağlanması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 8 inci maddesi ile 9.4.1987 tarih ve 3348
sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 nci
maddesine eklenen (l) bendinden "tedbirleri almak" ibaresinden sonra
gelen "evrensel hizmetin yürütülmesini sağlayacak esasları tespit etmek,
uygulamasını takip etmek ve net maliyetiyle ilgili hesapları onaylama"
ibaresinin madde metninden çıkartılmasını öneriyoruz.
Gereğini arz ederiz.
15.6.2005
|
|
Algan Hacaloğlu |
Tacidar Seyhan |
Ali Kemal Deveciler |
|
|
İstanbul |
Adana |
Balıkesir |
|
|
Osman Özcan |
Ufuk Özkan |
Mevlüt Coşkuner |
|
|
Antalya |
Manisa |
Isparta |
|
|
Nevin Gaye Erbatur |
|
Atila Emek |
|
|
Adana |
|
Antalya |
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ
YILDIRIM (İstanbul) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
3 Ekimde AB ile tam
üyelik için müzakerelere başlanılmasını beklemekteyiz.
Bu yasa tasarısı AB ile
uyum amacıyla çıkarılmakta olan bir düzenlemedir. Bu nedenle AB müktesebatına
ve direktiflerine uyum içinde olmalıdır.
Çıkarılmasını
öngördüğümüz hizmetlerin, AB direktiflerine göre "Bağımsız Düzenleyici Üst
Kurul" tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle "bu
hizmetlerin" Ulaştırma Bakanlığı tarafından yerine getirilmesini öngören
düzenlemenin tasarı metninden çıkarılması gerekmektedir.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz, Hükümetin ve Komisyonun katılmadığı
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
9 uncu maddeyi
okutuyorum:
MADDE 9.- 3348 sayılı
Kanunun 13 üncü maddesinin (g) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bentler
eklenmiş, mevcut (h) bendi (o)
bendi olarak teselsül
ettirilmiştir.
"h) Evrensel
hizmetin sağlanması ile ilgili mevzuat hükümleri dahilinde evrensel hizmetin
yürütülmesini sağlayacak esasları tespit etmek, uygulanmasını takip etmek ve
işletmecilerin net maliyetlerinin karşılanmasını sağlamak,
i) Evrensel hizmet
kapsamındaki hizmetleri karşılama talebinde bulunan işletmeciler arasından,
bölgesel ve ulusal çapta evrensel hizmet yükümlüsünü hizmet satın alma yoluyla
belirlemek,
j) Evrensel hizmet
yükümlülerine ödeme yapmak,
k) Evrensel hizmetin net
maliyetinin hesaplanmasına, belirlenen usul ve esaslar dahilinde gerçekleşip
gerçekleşmediğine dair yükümlü işletmeciyi izlemek, denetlemek veya masrafları
evrensel hizmet gelirlerinden karşılanmak üzere bağımsız denetçiler tarafından
denetlenmesini sağlamak,
l) Düşük gelirliler ve
özürlüler gibi sosyal açıdan korunması gereken kesimlerin evrensel hizmetten
eşitlik, taraf gözetmeme ilkeleri temelinde ve karşılayabilecekleri fiyat
seviyesinde yararlanabilmelerine ilişkin usul ve esasları belirlemek,
m) Belirlenecek esaslar
dahilinde merkeze uzak ve kırsal bölgelerden oluşan yüksek maliyet alanlarına
hizmetlerin götürülebilmesi için, gerektiğinde geçici evrensel hizmet
yükümlüsünü belirlemek,
n) Evrensel hizmet
yükümlüsü işletmecilerin net maliyetlerinin hesaplanma yöntemi ile uygulamaya
ilişkin usul ve esasları belirlemek."
BAŞKAN - 9 uncu maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
10 uncu maddeyi
okutuyorum:
MADDE 10.- 5.4.1983
tarihli ve 2813 sayılı Telsiz Kanununun
7 nci maddesinin (m) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (n) bendi eklenmiş,
mevcut (n) bendi (o) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.
"n) İlgili kanun
hükümleri dahilinde, evrensel hizmet kalitesini ve standartlarını denetlemek ve
buna ilişkin usul ve esasları yönetmelikle belirlemek, bu hususta gerekli
tedbirleri almak,"
BAŞKAN - 10 uncu maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
11 inci maddeyi
okutuyorum
MADDE 11.- 4.2.1924 tarihli
ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 1 inci maddesinin sekizinci
fıkrasının "Türk Telekom, görev sözleşmelerinde belirlenen asgari
hizmetleri sunmakla yükümlüdür" şeklindeki son cümlesi ile aynı maddede
yer alan "Asgari hizmet" tanımı madde metninden çıkarılmış; 4 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "asgari" ibaresi
"evrensel" olarak değiştirilmiş ve 29 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"a) Türk Telekom
veya başka bir işletmecinin, vermekle yükümlü olduğu evrensel hizmet dahil,
bazı hizmetlerin maliyetini başka hizmetlerin ücretlerinden karşılamak zorunda
olduğu haller,"
BAŞKAN - Madde üzerinde 1
adet önerge vardır; önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 927
sıra sayılı Evrensel Hizmetin Sağlanması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 11 inci maddesinde yer alan
"4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan 'asgarî'
ibaresi 'evrensel' olarak değiştirilmiş ve" ibaresinden sonrasının
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Sadullah Ergin |
Zeyid Aslan |
Fatih Arıkan |
|
|
Hatay |
Tokat |
Kahramanmaraş |
|
|
İsmail Özgün |
|
Mehmet Daniş |
|
|
Balıkesir |
|
Çanakkale |
29 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi "Türk Telekom veya başka bir işletmecinin, vermekle
yükümlü olduğu evrensel hizmet dahil, bazı hizmetlerin maliyetini başka
hizmetlerin ücretlerinden karşılamak zorunda olduğu haller," şeklinde
değiştirilmiş ve bu kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
Geçici Madde 11.- Türk
Telekomünikasyon Anonim Şirketine ait hazır değerlerden (menkul kıymetler
dahil), Şirkette, NATO ve TAFICS proje avansları hariç olmak üzere, nakit değer
olarak bırakılacak 350 milyon YTL ile 2005 yılına ilişkin olağan genel kurul
toplantısında kâr dağıtım kararının alınmasını müteakip dağıtılabilir kârdan
mahsup edilmek üzere temettü avansı olarak 16.1.2006 tarihine kadar Hazine
Müsteşarlığı İç Ödemeler Saymanlığına yatırılacak olan 600 milyon YTL dışında ve
azamî 2,5 milyar YTL'ye kadar olan meblağ 16.1.2006 tarihinde Hazine
Müsteşarlığı İç Ödemeler Saymanlığı hesabına aktarılır ve bütçenin (B) işaretli
cetveline gelir kaydedilir. Bütçeye gelir kaydedilecek olan bu tutardan, 2006
yılında TCDD Genel Müdürlüğünün yeni demiryolu yapımı, muhtelif demiryolu
hatlarının bakımı, onarımı veya iyileştirilmesi ve çeken-çekilen demiryolu
araçlarının temini ile köy içme suyu ve köy yollarıyla ilgili yatırım projeleri
ve faaliyetlerinde kullanılmak üzere, Yatırım Programı ile KİT Yatırım ve
Finansman Programında öngörülecek kısım Yüksek Planlama Kurulu kararı ile
belirlenir.
Ancak, Türk
Telekomünikasyon A.Ş.'nin 16.1.2006 tarihinden önce % 51'den fazla hissesinin
özelleştirme suretiyle devri işlemlerinin gerçekleşmesi halinde, birinci
fıkrada belirtilen aktarma ve gelir kaydına ilişkin hükümler uygulanmaksızın
hisse devir tarihi itibarıyla Şirkette, NATO ve TAFICS proje avansları, nakit
değer olarak bırakılacak 350 milyon YTL ve devir tarihinde şirket tarafından
temettü avansı olarak 16.1.2006 tarihine kadar Hazineye aktarılması öngörülen
600 milyon YTL'nin aktarılmamış olması halinde bu tutar dışındaki hazır
değerler hisse devir tarihi öncesi Şirketin açacağı ayrı bir hesaba hisse devir
tarihinde aktarılır. Bu hesapta izlenen tutar ve her türlü neması (bu nemaya
ilişkin olarak ödenecek vergiler düşüldükten sonra) 16.01.2006 tarihinde Hazine
Müsteşarlığı İç Ödemeler Saymanlığına aktarılır ve bütçenin (B) işaretli
cetveline gelir kaydedilir. Bütçeye gelir kaydedilecek olan bu tutardan,
birinci fıkrada belirtilen yatırım projeleri ve faaliyetlerinde kullanılmak
üzere, Yatırım Programı ile KİT Yatırım ve Finansman Programında öngörülecek
kısım Yüksek Planlama Kurulu kararı ile belirlenir.
Türk Telekomünikasyon
A.Ş.'nin %51'den fazla hissesinin özelleştirme suretiyle devri işlemlerinin
16.1.2006 tarihinden sonra gerçekleşmesi halinde ise, hisse devir tarihi
itibarıyla, Şirkette 350 milyon YTL nakit değer ve NATO ve TAFICS proje
avansları dışındaki hazır değerler, hisse devir tarihinde Hazine Müsteşarlığı
İç Ödemeler Saymanlığına aktarılır ve bütçenin (B) işaretli cetveline gelir
kaydedilir. Aktarılacak bu tutar, hiçbir surette yukarıda belirtilen yatırım
projeleri ve faaliyetlerinde kullanılmaz.
Ayrıca, bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içerisinde 21/4/2005 tarihli ve 5335
sayılı Kanunun 1 inci maddesi çerçevesinde devredilen Kablo TV hizmetlerinden
doğan sermaye ihtiyacına binaen, Türk Telekomünikasyon A.Ş.'den Türksat A.Ş.'ye
Hazinenin sermaye payı olarak 100 milyon YTL aktarılır.
Bu madde gereğince
aktarılacak tutarlar (temettü avansı hariç), öncelikle Türk Telekomünikasyon
AŞ'nin geçmiş yıllar kârları üzerinden ayrılan yasal yedek akçelerinden ve daha
sonra ile enflasyon düzeltme kârlarından mahsup edilir. Yapılacak aktarma
işlemleri Kurumlar Vergisi Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu uygulamaları yönünden
kâr dağıtımı veya işletmeden çekiş olarak değerlendirilmez. Bu madde
çerçevesinde yapılacak aktarmalar, gerek aktarma işleminin yapıldığı gerekse
izleyen vergilendirme dönemlerinde herhangi bir şekilde kurumlar vergisi
matrahının ve dağıtılabilir ticarî kârın tespitinde indirim konusu yapılmaz.
Türk Telekomünikasyon AŞ'nin bilançosunun aktifinde malî duran varlıklar
içerisinde yer alan iştiraklerin değerinde oluşabilecek iştirak değer düşüklüğü
karşılıkları, malî ve ticarî kârın hesabında gider addolunmaz. Bu tutarlar,
herhangi bir faaliyet yılıyla sınırlı olmaksızın, öncelikle enflasyon düzeltme
kârlarından, bunun yeterli olmaması halinde ise sermaye yedeklerinden, bu
yedekler oluştukça mahsup edilmek suretiyle ya da Türk Ticaret Kanunu hükümleri
uygulanmaksızın şirketin sermayesinin azaltılması yoluyla değerlendirilir.
Bu madde gereğince
yapılacak aktarma işlemlerinin gerçekleşmesinden sonra, bu işlemlerle ilgili
olarak Şirkete herhangi bir malî yükümlülük getirilemez.
Bu madde kapsamında
aktarılan nakit tutarlar ve bunlarla ilgili işlemler nedeniyle düzenlenecek
kâğıtlar her türlü vergi, resim ve harçtan muaf ve müstesnadır.
Bu maddenin uygulanmasıyla
ilgili usul ve esaslar Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Devlet Bakanlığı ile
Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenir."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Takdire
bırakıyoruz Başkanım.
BAŞKAN - Hükümet?..
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ
YILDIRIM (İstanbul) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum.
Gerekçe:
Türk Telekom AŞ'deki
temettü fazlası nakdin kamuya aktarılması amaçlanmıştır.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
istikametinde 11 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
12 nci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 12.- Ekli (I)
sayılı listede belirtilen kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Genel Kadro ve
Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı cetvelin Ulaştırma
Bakanlığına ilişkin bölümüne eklenmiştir.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, 12 nci maddeyi ekli listeyle birlikte oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.
Geçici madde 1'i
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 1.- Bu
Kanunda belirlenen evrensel hizmeti sağlamakla yükümlü işletmecilerin mevcut
imtiyaz ve görev sözleşmeleri ile ruhsat ve genel izinlerinde yer alan 3 üncü
maddede belirtilen ilkelere aykırı düzenlemeler en geç bir yıl içerisinde bu
Kanuna uygun hale getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar
Kurum tarafından belirlenir.
BAŞKAN - Geçici madde 1'i
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 2'yi
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 2.- Bu Kanun
uyarınca Ulaştırma Bakanlığına verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla
2005 yılında ihtiyaç duyulan kadro değişiklikleri, 190 sayılı Genel Kadro ve
Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9 uncu maddesinin son fıkrası hükmü
uygulanmaksızın anılan Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre yapılır.
BAŞKAN - Geçici madde
2'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
13 üncü maddeyi
okutuyorum:
Yürürlük
MADDE 13.- Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
14 üncü maddeyi
okutuyorum:
Yürütme
MADDE 14.- Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Madde üzerinde
Hükümetin söz talebi vardır.
Sayın Bakanım, buyurun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ
YILDIRIM (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte
olduğumuz kanun, evrensel hizmet yükümlülüğü.
Bilindiği gibi,
Telekomun, kamu kuruluşu olduğu zaman, hizmetleri yurdun her noktasına, ister
kâr etsin ister etmesin, götürme mecburiyeti var; ancak, zamanla, sektörde,
telekomünikasyon sektörü serbestleştirildiği için, yeni firmalar da faaliyete
başladı. Bu durumda, bu hizmetlerin götürülmesi için kârlılık esası söz konusu;
ancak, ülkemizin her tarafında yaşayan vatandaşlarımıza hizmetlerin aksaksız
gidebilmesi için, aradaki farkın bir kamu görevi olarak karşılanması lazım. Bu
kanunla, bu, esas itibariyle, hizmetin gelirinin giderini karşılamadığı yerlere
hizmeti götürebilmek için oluşturulan bir fon marifetiyle yerine getirilecek ve
böylece, yurdun her köşesinde, halkımızın telekomünikasyon hizmetlerinden, kamu
hizmetlerinden eşit olarak yararlanmasının önü açılmış olacaktır.
Bu kanuna, muhalefetiyle
iktidarıyla bir ittifak halinde verdiğiniz destek için tüm milletvekillerimize
teşekkür ediyorum; ülkemiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum ve hepinize
saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakanım.
14 üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, 11 inci maddede yapılan değişiklik nedeniyle tasarının tümü
açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Saygıdeğer
milletvekilleri, oylama için 5 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde
sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini; bu yardıma
rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 5
dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy
pusulasını, yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, 927 sıra sayılı kanun tasarısının tümünün açıkoylama
sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı: 193
Kabul : 187
Ret : 6 (x)
Tasarı, böylece kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını sırasıyla
görüşmek için, 21 Haziran 2005 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere
birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati: 23.25
(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın
sonuna eklidir.