DÖNEM : 22 CİLT : 87 YASAMA
YILI : 3
T. B. M. M.
110 uncu Birleşim
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I. -
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
YOKLAMALAR
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Bursa Milletvekili Ertuğrul
Yalçınbayır'ın, Kırgızistan Anayasa-sının yapımı sürecine katkıda bulunmak
amacıyla yaptıkları çalışmalara ilişkin gündemdışı konuşması
2.- Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın,
Rusya'nın Türkiye'den sebze ve meyve alımını durdurmasının ülke ekonomisine
olumsuz etkilerine ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı
3.- İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur'un,
İzmir İli Kiraz İlçesi çevre köylerinde meydana gelen dolu afetinin yol açtığı
zarara ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
İsrail ve Filistin'e yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin
Başbakanlık tezkeresi (3/842)
V.-
ÖNERİLER
A) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi
2.- Gündemdeki sıralama ile çalışma
saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi
VI.-
GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A)
ÖNGÖRÜŞMELER
1.- Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir
ve 40 milletvekilinin, Ondokuz Mayıs Üniversitesinde keyfî yönetim, kamu
kaynaklarının amaç dışı kullanımı ve kadrolaşma iddialarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/251)
VII.-
AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in,
Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, konuşmasında, Genel Başkanlarına sataşması
nedeniyle konuşması
VIII.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- Tarım Sigortaları Kanunu Tasarısı ve
Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/865) (S.
Sayısı: 879)
IX.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in,
genç nüfusa ve işsizlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir
ATALAY'ın cevabı (7/6133)
2.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bursa-Gürsu İlçesinin sebze-meyve hali için seçilen alana,
- Adana Milletvekili N.Gaye ERBATUR'un,
çift kabuklu yumuşakça üretiminin denetimine,
İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi EKER'in cevabı (7/6153, 6154)
3.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
yerel ve özel televizyon kanallarının TRT istasyonlarından yararlandırılmasına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/6291)
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
üç oturum yaptı.
Bingöl Milletvekili Abdurrahman Anik,
Bingöl İli Karlıova İlçesinde meydana gelen deprem olayı ile sonrasında yapılan
çalışmalara,
İzmir Milletvekili Yılmaz Kaya, kamu
avukatlarının sorunlarına ve alınması gereken önlemlere,
Adana Milletvekili Recep Garip, Türk
edebiyatının büyük şairlerinden Cahit Zarifoğlu'nun ölüm yıldönümüne,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Antalya Milletvekili Osman Kaptan ve 24
milletvekilinin, yaş sebze-meyve ve kesme çiçek ihracatında karşılaşılan
sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/286) Genel Kurulun bilgisine
sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin sırası
geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Van Gölündeki Kirlenmenin Önlenmesi ve Van
İlinde Turizmin Geliştirilmesi konusundaki (10/68) esas numaralı Meclis
araştırması önergesinin öngörüşmesinin 8.6.2005 Çarşamba günkü birleşimde
yapılmasına ilişkin Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisi üzerindeki görüşmeler
tamamlandı. Oylanması sırasında istem üzerine elektronik cihazla yapılan
yoklamalar sonucunda Genel
Kurulda toplantı yetersayısının bulunmadığı
anlaşıldığından;
9 Haziran 2005 Perşembe günü saat 15.00'te
toplanmak üzere, birleşime 17.02'de son verildi.
Sadık Yakut
Başkanvekili
Bayram
Özçelik Türkân Miçooğulları
Burdur İzmir
Kâtip Üye Kâtip
Üye
II. - GELEN
KÂĞITLAR
9 Haziran 2005 Perşembe
Teklif
1.- İzmir Milletvekili Erdal Karademir ile
18 Milletvekilinin; 13.10.1983 Tarihli ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik
Kanununa Bir Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/507) (Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler; Avrupa Birliği Uyum ile İçişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 8.6.2005)
Açılma
Saati: 15.00
9 Haziran
2005 Perşembe
BAŞKAN:
Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)
BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin
110 uncu Birleşimini açıyorum.
III. -
YOKLAMA
BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama
yapacağız.
Yoklama için 5 dakika süre vereceğim.
Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını
bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını,
görevli personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır;
görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç sayın
milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, Kırgızistan
Anayasasının yapımı sürecine katkıda bulunmak amacıyla yaptıkları çalışmalarla
ilgili söz isteyen Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'a aittir.
Buyurun Sayın Yalçınbayır. (Alkışlar)
IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Bursa
Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Kırgızistan Anayasasının yapımı sürecine
katkıda bulunmak amacıyla yaptıkları çalışmalara ilişkin gündemdışı konuşması
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize sevgi, saygı, barış ve mutluluk
dileklerimi sunuyorum.
BAŞKAN - Sayın Yalçınbayır, bir saniye…
Sayın milletvekilleri, Genel Kurulda büyük
bir uğultu var; Sayın Hatibin konuşması anlaşılmamaktadır.
Buyurun Sayın Yalçınbayır.
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Devamla) - Değerli
milletvekilleri, 5-6 Mayıs 2005 tarihlerinde, Dışişleri Bakanımız Sayın
Abdullah Gül'ün Kırgızistan'a gerçekleştirdikleri ziyaret sırasında, Kırgız
Parlamentosu Başkanı Ömürbek Tekebayev'le yaptıkları görüşmede, Kırgız
Parlamentosu tarafından, sivil toplum kuruluşları yetkililerinin de katılımıyla
sürdürülen anayasa değişikliği çalışmalarına, ülkemizden bir heyetin katkıda
bulunması konusu tartışılmış ve bir mutabakata varılmış idi. Bu heyette,
benimle birlikte 10'a yakın milletvekili de bulunuyordu.
Bu kapsamda, konu Dışişleri Bakanlığı
tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına iletildi. Sayın Başkanın
görevlendirmeleriyle, benim başkanlığımda, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Sekreter Yardımcısı Sayın Hasan Sönmez, Kanunlar ve Kararlar Müdür Yardımcımız
-anayasa ve siyasal kurumlar doçenti- Sayın Doç. Dr. Şeref İba, Anayasa
Komisyonu Uzmanı Dr. Nurel Uğural ve
Dış İlişkiler ve Protokol Müdürlüğü yetkilisi Almıla Hanımdan oluşan heyet, 1
ile 8 Haziran tarihleri arasında Kırgızistan'ı ziyaret etti.
Değerli milletvekilleri, kısaca arz etmek
istiyorum ki, Kırgızistan, 31 Ağustos 1991'de bağımsızlığını ilan etti, 11
Aralık 1991'de cumhuriyetin bağımsızlık beyannamesi kanunlaştırıldı ve 5 gün
sonra, Türkiye, 16 Aralık 1991'de Kırgızistan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk
ülke oldu. Yeni bir devletin kurulmasından sonra, anayasa yazım çalışmaları
başlatıldı. 5 Mayıs 1993 tarihinde, anayasa parlamentoda oybirliğiyle kabul
edildi. Bu tarihten sonra, Kırgızistan Anayasası 6 defa değiştirildi.
Kendilerinin son görüşmelerimizdeki ifadeleriyle, bu değişiklikler hep geriye
gidişle ilgiliydi.
Bağımsızlıktan sonra, Türkiye Cumhuriyeti
Devleti, genç Kırgız demokrasisine katkıda bulunmak için çeşitli girişimlerde
bulundu. Türkiye ile Kırgızistan arasında 100'e yakın anlaşma ve protokol
imzalandı; devlet başkanları, hükümet başkanları, meclis başkanları, bakanlar
düzeyindeki çeşitli ilişkiler ticaret ve ekonomiye yansıdı, eğitim ve kültür
sahasında da önemli katkılarımız oldu.
Değerli milletvekilleri, son Kırgızistan
seçimleri iki turlu yapıldıktan sonra, seçim öncesi, seçim sırası ve seçim
sonrası yaşanan olaylar, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Akayev'in istifasını ve
yönetimin el değiştirmesini doğurdu. Pembe Devrim, 24 Martta gerçekleşti.
Kansız biten Pembe Devrim sonrası, yeni bir anayasa yapımı süreci yaşandı. Biz
yaptığımız çalışmalarda, Kırgız Parlamentosu Başkanı Ömürbek Tekebayev'i
ziyaret ettik; uzun bir konuşmayla, kendileri anayasa değişikliklerini, biz
Türkiye'nin tecrübesini ve bilgi birikimini aktardık.
Bilahara, Anayasa Mevzuatı, Devlet Yapısı,
Hukuk Reformu ve İnsan Hakları Komitesi Başkanı ve Başkan Yardımcısıyla
görüşmelerde bulunduk, onların Anayasasını tek tek, madde madde birlikte
müzakere ettik. Bu çalışmalar sırasında, orada bir komisyon çalışması yapan,
değerli katkılarda bulunan Meclis personeline özellikle teşekkür etmek
istiyorum.
Daha sonra, demokrasi ve sivil toplum
koalisyonuyla toplantı oldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Yalçınbayır, buyurun.
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Devamla) - Yine,
bire bir, somut, maddeler üzerinde görüşlerimizi kendilerine aktardık. Ayrıca,
Kırgızistan Parlamentosu hukuk bölümü yöneticileriyle üç saate yakın -madde
madde- görüşmelerimiz oldu.
Anayasa yapım sürecinin dördüncü büyük
toplantısında, biz, kendilerine görüşlerimizi ve tecrübelerimizi aktardık. Bu
toplantıyı yöneten Parlamento Başkanıydı, Başbakan Birinci Yardımcısı Feliks
Kulov -ki, kendisi, 10 Temmuzdan sonraki süreçte Başbakanlığa en büyük aday
kişidir- Dışişleri Bakanı, hükümet üyeleri, milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı
İdaresi Başkanı, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası, basın yayın organları
temsilcileri, uluslararası örgüt ve misyon temsilcilerinin bulunduğu, yaklaşık
300 kişinin katılımıyla düzenlenen Anayasa Komisyonu toplantısında
görüşlerimizi arz ettik.
Değerli milletvekilleri, ayrıca, yeni
dönem sürecinde seçim kanunlarının önemini, Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünün önemini ortaya koyduk, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünü
anlattık. Bu çerçevede, Meclis Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Hasan Sönmez ve
Sayın Şeref İba, Kırgız Parlamentosu Genel Sekreteriyle görüşmelerde bulundu,
karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Bu süre içerisinde çok sayıda
televizyon ve basın yayın organıyla görüşmeler yapıldı, Kırgızistan'ın resmî
televizyonuna demeçler verildi. Parlamento Başkanı, bu çalışmalar sonrasında
Türk heyetine, bu süreçte sağladıkları destek nedeniyle, teşekkür etti.
Bu süreç, ülkemizin Kırgızistan'a
sağladığı desteğin somut bir örneğidir. Şüphesiz ki, anayasaların yapımı ülkelerin
içhukukuyla ilgilidir; ancak, bugün, dünyanın vardığı seviyeyi de dikkate
alırsak, modern dünyada vazgeçilmez değerler olarak görülen demokrasi, hukukun
üstünlüğü, insan hakları, kadın-erkek eşitliği, sosyal adalet, azınlık
haklarının korunması, serbest piyasa ekonomisi gibi hususların anayasalarda
bulunması ve genelde bu hakların güvence altına alınmasıyla ilgili kurumsal
yapının oluşturulması önem arz etmektedir.
Kırgızların, bu bağlamda, bizden
yararlanmaları, bize gösterdikleri ilgi, halkın ilgisi, yöneticilerin ilgisi
fevkalade olumluydu. Ben, onların, size samimî duygularını, samimî ve içten
gelen tepkilerini, olumlu tepkilerini iletiyorum. Aramızdaki ilişkilerin
düzelmesi, bundan sonra daha üst seviyeye
ulaşması, Kırgızistan'ın uluslararası düzeyde daha da etkili olabilmesi
ve onların ekonomik gelişmelerine katkıda bulunabilmek için çeşitli temaslar
olacaktır. Bir Kırgız parlamenterin dediği gibi, eğer, buralar, sizler
tarafından yeterince desteklenmez, yeterince güçlendirilmezse, çeşitli unsurların
bu boşluğu dolduracağını hissediyoruz.
Bize düşen bir göreve var; sadece orada
değil, tüm Türk dünyasında, tüm insanlık âleminde daha etkili olabilmektir.
Bunun altyapısı bizde mevcut, bunun çalışmaları hep birlikte yürüyor. Ben, bu
çalışmalara fırsat veren hükümet yetkililerine, Başbakana, Sayın Dışişleri
Bakanımıza ve bu projeyi hataya geçiren Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına
özellikle teşekkür ediyorum ve komisyonda görev yapan, bu heyette görev yapan
değerli bürokratlarımızın varlığının da, bu Meclis için önemli olduğuna işaret
ediyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın
Yalçınbayır.
Gündemdışı ikinci söz, Rusya'ya yapılan
yanlış sebze ve meyve ihracatının durdurulmasının olumsuz etkileri hakkında söz
isteyen Antalya Milletvekili Osman Kaptan'a aittir.
Buyurun Sayın Kaptan. (CHP sıralarından
alkışlar)
2.- Antalya
Milletvekili Osman Kaptan'ın, Rusya'nın Türkiye'den sebze ve meyve alımını
durdurmasının ülke ekonomisine olumsuz etkilerine ve bu konuda alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet
Mehdi Eker'in cevabı
OSMAN KAPTAN (Antalya) - Sayın Başkan,
değerli milletvekili arkadaşlarım; Rusya'nın Türkiye'den sebze ve meyve alımını
durdurması konusunda gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Sayın arkadaşlarım, geçen hafta -30 Mayıs
2005 tarihinde- Rusya, Türkiye'den yaş sebze, meyve ve kesmeçiçek ithalatını
durdurmuştur. Bu durdurma kararı karşısında, Türkiye'de yer yerinden
oynamıştır. Fethiye'den Hatay'a kadar bütün üreticiler, halciler, ihracatçılar,
nakliyeciler perişan olmuşlardır, âdeta şok geçirmişlerdir, hâlâ bu şok da
devam etmektedir. Domates fiyatı dibe vurmuştur, domates fiyatı 10-15 Yeni
Kuruşa inmiştir. Şu anda, Demre halinde resmî fiyat 10 Yeni Kuruş, tüccarın
aldığı fiyat ise 5 Yeni Kuruştur. Biberde ve diğer sebzelerde, piyasa fiyatı
ile tüccarın alım fiyatı arasında yarı yarıya fark bulunmaktadır.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu
konuda Tarım Bakanı istifa ettirilerek sorun çözülmüş olmuyor. Rusya,
Türkiye'den sebze ve meyve alımına niye yasak koymuştur: Geçen yıl, 2004 yılı
mart ayında, Hatay'dan Rusya Federasyonuna yapılan bir limon ihracatında
-portakal ihracatı da var- Akdeniz meyve sineği bulunduğu yönünde, Rusya, uyarı
yazısı yazmıştır. Aradan beş ay geçmiş, geçen yılın sekizinci ayında, tekrar,
yine "Hatay'dan gelen narenciyede Akdeniz meyve sineği var"
uyarısında bulunmuştur Rusya. Üç ay sonra, 2004'ün kasım ayında, Rusya
Federasyonu Türkiye'yi daha ciddî bir yazıyla uyarmıştır "30 tane bitki
sağlığı sertifikanızda sorun vardır, bu sorunun nedeni nedir" diye bize
soru sormuştur. "Eğer, bu sorunun nedenini açıklamazsanız ve bu durum
böyle devam ederse, ihracatınızı durdururum" demiştir. Ama, sayın
arkadaşlarım, ne yazıktır ki, yedi aydır bu yazıya Türkiye'den cevap
verilmemiştir. En sonunda, 19 Mayıs ve 20 Mayıs 2005 tarihlerinde, Rusya'ya
gönderilen kesmeçiçekte Kaliforniya haşaratı bulunmuştur. Bunun üzerine, Rusya
Bitki Sağlığı ve Veterinerlik Karantina Servisi Başkanlığı Türkiye Tarım
Bakanlığına yazı yazarak "30 Mayıstan itibaren ithalatı durdurdum"
demiştir. Bu ithalatın içinde, Türkiye'den yaş sebze ve meyve almayacağını ve
kesmeçiçek almayacağını resmen bildirmiştir.
Sayın arkadaşlarım, Tarım eski Bakanı Sami
Güçlü Bey diyor ki: "Bu yazı benim elime geçmedi." Yani, Rusya'nın
yedi ay önce yazdığı yazdı benim elime geçmedi diyor.
Peki, bu konuda kim sorumlu?.. Dışişleri Bakanlığı mı sorumlu?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN- Sayın Kaptan, toparlayabilir
misiniz.
Buyurun.
OSMAN KAPTAN (Devamla)- Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi mi
sorumlu? Türkiye'de, Dışişleri Bakanlığı mı sorumlu? Türkiye'de, Dış Ticaret
Müsteşarlığı mı sorumlu yoksa Tarım Bakanlığı mı sorumlu? Bu konuda ciddî bir
görev ihmali bulunmakta olduğunu herhalde hepimiz biliyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hükümet ne yapıyor? Sinek küçük; ama, mide bulandırır derler. Adı üstünde,
Akdeniz meyve sineği; narenciyede ve nar gibi meyvelerde bulunuyor. Peki, sebze
niye yasaklanıyor? Domateste, şimdiye kadar, Akdeniz meyve sineği görülmüş
müdür; hayır. Peki, domates üreticisinin, halcinin, nakliyecinin, ihracatçının
bunda suçu nedir?
Hükümet, Hatay'daki üç beş narenciye
üreticisinin ürününde bulunan ve bu ürüne "ihraç edilebilir" diye
bitki çıkış belgesi veren, sağlık belgesi veren devletin karantina bürosunun
hatasını tüm ülkeye, tüm üreticiye niye çektiriyor?
Rusya'nın 2 Kasım 2004'te yazdığı yazıya
hükümet yedi aydır niye cevap vermemiştir?
Akdeniz meyve sineğiyle mücadele çok basit
olduğu halde çiftçilerimiz niye uyarılmamıştır?
Sayın arkadaşlarımız, bu, Akdeniz meyve
sineğiyle mücadele için bütün bahçeyi, bütün ağaçları ilaçlamaya gerek yok.
Belli ağaçların, güney bölgesinde, pekmez veya şekerli suya ilaç karıştırılarak
ilaçlanması halinde etkili bir mücadele yapılmış oluyor.
Sayın arkadaşlarım, Rusya'nın, Bitki
Sağlığı ve Veterinerlik Karantina Servisinin koyduğu kuralların ve
standartların uygulanması konusunda ne kadar hassas olduğunu hükümet elbette,
herhalde biliyordur. Önceden Hollanda'yla, Belçika'yla ve diğer Avrupa
ülkeleriyle Rusya'nın bu türlü problemleri olmuştur; peki, bunu hükümet
bilmiyor mu? Bildiği halde niye önlem almamıştır? Sorumlu kimdir, suçlu kimdir;
Rusya'nın, Kaliforniya haşaratı var diye geri gönderdiği kesmeçiçeklere,
Türkiye'de bitki sağlık belgesi verip Rusya'ya gönderen devlet mi, domates
üreticisi mi, domates ihracatçısı mı, nakliyeci mi veya Anadolu'nun değişik
bölgelerinden üretim bölgelerine gelen, tuvaletsiz, susuz…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kaptan, lütfen toparlar
mısınız.
Buyurun.
OSMAN KAPTAN (Devamla) - Toparlıyorum
Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Son 1 dakika, Sayın Kaptan.
OSMAN KAPTAN (Devamla) - İptidaî
koşullarda, bez çadırlarda, naylon çadırlarda, tuvaletsiz, susuz çadırlarda
yatıp, kalkarak amelelik yapan tarım işçilerinin mi bunda sorumluluğu var,
yoksa hükümetin mi?
Sayın arkadaşlarım, biz, bu konuyu ciddîye
alıyoruz; çünkü, bizim ihracatımızın üçte 1'i Rusya'ya yapılıyor. Yaş sebze ve
meyve ihracatımızın üçte 1'inin Rusya'ya yapılması, bu konunun önemini ve
ciddiyetini ortaya koymaktadır. O nedenle, biz, araştırma önergesi verdik; bu
araştırma önergesinin kısa zamanda Genel Kurulumuza indirilerek, burada
komisyonun kurulup, konunun, enine boyuna incelenmesi, araştırılması ve sebze,
meyve üreticimizin sorunlarının çözülmesi, ihracatımızın önünün açılması
gerekmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
OSMAN KAPTAN (Devamla) - Son cümlem Sayın
Başkan.
BAŞKAN - Lütfen, Sayın Kaptan…
OSMAN KAPTAN (Devamla) - Sayın
arkadaşlarım, ihracatın durumu bu; ama, Türkiye'nin geleceği ihracat ve
turizmde. İhracatın durumu bu olunca... Akdedeniz çanağındaki turizmle ilgili
ülkelerin hepsinde KDV yüzde 6 ile yüzde 8 arasında değişiyor, bizde ise yüzde
18. Biz, yüzde 18'in yüzde 8'lere indirilmesini beklerken, hükümet şimdi de
konaklama vergisi diye yüzde 3 daha vergi getirmeyi düşünmektedir. Bu, yanlış
bir uygulamadır. Böyle bir uygulamanın önüne geçilmesi gerekir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kaptan…
OSMAN KAPTAN (Devamla) - Türkiye'nin,
önümüzdeki dönemde ihracata önem vermesi gerekiyor.
Son söz olarak Sayın Başkanım, şunu
söylemek istiyorum…
BAŞKAN - Sayın Kaptan, teşekkür eder
misiniz lütfen.
OSMAN KAPTAN (Devamla) - Turizm
Bakanlığının bu konuya sahip çıkması gerekir, hükümetin bu konuya sahip çıkması
gerekir.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kaptan.
Gündemdışı konuşmaya, Hükümet adına, Tarım
ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakanım. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Antalya
Milletvekilimiz Osman Kaptan'ın gündemdışı yaptığı konuşmaya cevap vermek üzere
huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, tabiî, bu, son
günlerde vuku bulan tatsız bir olay; Akdeniz meyve sineği vesilesiyle Rusya
tarafından ihracatımıza konulan engel, tatsız bir sorun. Ben, bu konuyla ilgili
olarak, tabiî, görevi devraldığım 3 Haziran gününden bu yana, çok yoğun bir
mesai harcıyorum. Biraz önce de, Akdeniz Bölgesindeki yaş meyve-sebze
ihracatçıları birliği yöneticileriyle, onların temsilcileriyle, ziraat
odalarıyla, bölge milletvekilleriyle bir toplantı daha yaptım. Biz, gerçekten,
çok hassas bir şekilde konuyu takip ediyoruz; belli bir mesafeye geldi, belli
bir noktaya geldi. Ben, izninizle, bu geçen zaman içerisinde vuku bulan bazı
olayları, hem Yüce Meclisi bilgilendirmek hem de kamuoyumuza bu konuda bilgi
sunmak için, kısa bir açıklama yapacağım.
Değerli dostlar, bu bitkisel ürünlerin
ticaretinde, ihracatçı ülke, bir sertifika düzenler; bunun yükümlülüğündedir.
Bizde de, Tarım ve Köyişleri Bakanlığında, il müdürlüklerimiz, yapılan
meyve-sebze ihracatında, sertifika düzenlerler; gerekli kontrolleri yaparlar ve
ürünlerin hastalıksız bulunduğuna dair bir sertifika düzenleyip, bunlara
verirler. Bu sertifikalara istinaden de ihracat yapılır.
Şimdi, biraz önce, Sayın Milletvekilimiz
Osman Kaptan Beyin de belirttiği gibi... Gerçi o 2005 yılı dedi; ama, işin
doğrusu 2003 ve 2004 yıllarında, benzeri bir olay Hatay'da vuku bulmuş, mesele
ilk bu şekilde ortaya çıkmış. 2003-2004 yıllarında Hatay'dan yapılan bir meyve
ihracatı sebebiyle komşumuz Rusya'dan bir ikaz geliyor. Burada, 30 partide, 30
belgeyle ilgili olarak bir yanlışlık bulunduğu, ürünlerde Akdeniz meyve sineği
bulunduğu orada duyurulmuş. Bu zaman diliminde Bakanlığımız, il müdürlüğümüz
vasıtasıyla gerekli incelemeleri yapıyor, uyarıları yapıyor ve süre içerisinde,
bu bitki sağlık sertifikalarında ihmali olduğu düşünülen, tespit edilen birkaç
tane de inspektörün görevine son veriyor, bu tedbir alınıyor.
Şimdi, daha sonra, bu yıla geldiğimiz
zaman, 28 Mayıs 2005 tarihinde Dışişleri Bakanlığından bir yazı geliyor.
Burada, Rusya Federasyonunun, Türkiye'den gelen bitkisel ürün ithalatını 30
Mayıs 2005 tarihi itibariyle geçici bir süre için durduracağı konusunu
bildiriyor.
Şimdi, burada, şu anda, biraz önce, Sayın
Milletvekilimizin de bildirdiği ve kamuoyunda, basında da sık sık yer alan bir
husus var, onun altını özellikle çizerek ifade etmek istiyorum: 2 Kasım 2004 tarihinde bir yazı
gönderildiği iddiası var. Yani, 2 Kasımda, Rusya Cumhuriyeti, Türkiye
Cumhuriyetine veya Tarım Bakanlığına bir yazı gönderiyor, ikazda bulunuyor ve
bunun dikkate alınmaması sebebiyle ihracata yasak konulduğu hususu, kamuoyunda,
bir haftadır sık sık konuşuluyor; Sayın Vekilimiz de biraz önce bunu söyledi.
Değerli arkadaşlar, biz, öncelikle şunu
söyleyelim: Ne Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığının ne Moskova'daki
Büyükelçiliğimizin kayıtlarında böyle bir yazı bulunduğuna, geldiğine,
kayıtlara girdiğine dair hiçbir bilgi ve belge yok. Ben, oraya, Koruma Kontrol
Genel Müdürlüğümün başkanlığında bir heyet gönderdim; gerek Rus yetkilileri
gerek Türkiye Cumhuriyetinin Moskova'daki Büyükelçiliği nezdinde yaptıkları
bütün temaslarda bu yazının kayıtları yok; bu, bu şekilde ortaya çıktı.
Peki, nereden geliyor?.. Rus tarafı şunu
söylüyor: Biz, Türk Büyükelçiliğine bir kurye ile bu yazıyı gönderdik.
Şimdi, ben, sizin bilginize sunmak
isterim: Milletvekilisiniz, Ankara'da bulunuyorsunuz, hepiniz Ankara'daki
büyükelçiliklere değişik şekillerde mutlaka gidiyorsunuz; davetlere
gidiyorsunuz, resepsiyonlara gidiyorsunuz. Bir büyükelçiliğe gittiğinizde, bir
çay içmeye bile gitseniz, orada deftere mutlaka adınız yazılır. Bu, kaidedir;
ama, Rusya'nın gönderdik diye iddia ettiği Moskova'daki Büyükelçiliğimizde bu
yazı bu şekilde kayıtlı değil; yani, böyle bir kayıt yok.
Peki, bu durumda bizim yapmamız gereken
şey ne?.. Bizim yapmamız gereken şey şu: Biz, hemen, bu yazıyı, tekrar, Rus
tarafından temin edip…
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Yazı
var…
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) - Yazı temin edildi Beyefendi, daha sonra biz de temin ettik.
OSMAN KAPTAN (Antalya) - İşte elimde!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) - Yazıyı biz de temin ettik; ama, daha sonra; yani, belirtilen
tarihte bu yazı kayıtlara girmemiş; ben, bunu arz etmeye çalışıyorum.
Şimdi, yazı geldikten sonra Rus tarafıyla
bu konular görüşüldü. Rus tarafı bize 77 tane sertifika verdi. Bu sertifikalar
geldi, bunlarla ilgili teyitler yapıldı ve 24 saat içerisinde, biz, bunların
teyidini verdik. Rus Büyükelçiliği vasıtasıyla, Ankara'daki Büyükelçilik
vasıtasıyla biz Rus tarafına bildirdik. Rus tarafı, bizden, dün, bunlardan
sadece 5 tanesiyle ilgili olarak bir ilave bilgi istedi ve onlar hazırlandı.
Bir de, 18 sayfalık bir not hazırlamışlar. O not da Rusya'daki
Büyükelçiliğimizde tercüme edilip -tabiî, dün öğleden sonra bunlar oluyor-
bitirilir bitirilmez bize intikal edecek ve biz burada bir uzlaşmaya, anlaşmaya
gidiyoruz.
Ben Yüce Meclisin bilgisine şunu da arz
etmek istiyorum: Bu konu sadece Türkiye Cumhuriyetiyle olmuş bir konu değildir.
Akdeniz meyve sineği, Akdeniz'in çevresindeki bütün ülkelerde bulunan bir
sinektir. Dolayısıyla, özellikle, şeker ihtiva eden, bünyesinde meyve şekeri
bulunan bütün meyvelerde görülen bir şeydir bu. Daha önce, Rusya, Avrupa
Birliğinin İspanya, İtalya, Hollanda ve diğer birçok ülkesiyle aynı sorunu
yaşadı ve karşılıklı birtakım mutabakatlar sonucunda, birtakım bilgi teyitleri
sonucunda da bu yasaklar kalktı. Bizim de beklentimiz bunun en kısa sürede
yapılması, gerçekleşmesidir. Biz bunun için de var gücümüzle çalışıyoruz. Daha
üst düzeyde temaslarımız da bu arada devam ediyor; çünkü, biz, meyve-sebze
ihracatımızın bizim toplam ihracatımızdaki önemini, payını biliyoruz, bunun
bilincindeyiz. Rusya'ya yapılan yaş meyve-sebze ihracatının toplam meyve-sebze
ihracatımız içerisinde önemli bir paya sahip olduğunu da, yüzde 25 civarında
bir paya sahip olduğunu da biliyoruz. Onun için, bizim açımızdan, millî
ekonomimiz açısından, tarım sektörümüz açısından son derecede önemlidir. Burada
biz gerekli temasları hassasiyetle, ciddiyetle sürdürüyoruz.
Ayrıca, bundan sonra benzeri sorunların
yaşanmaması için bir ikili anlaşma hazırlığı yaptık, bunu da Rus tarafına
sunduk. Bugün de, sebze-meyve ihracatçılarımızla birlikte, bundan sonra benzeri
olayların yaşanmaması için, Akdeniz meyve sineğiyle mücadelede entegre bir
mücadele yönteminin hem üreticiler hem ihracatçılar hem de Bakanlıkça birlikte,
bir arada, elbirliğiyle yapılması hususunu teyit ettik; bunun için Bakanlık
tedbirlerini aldı. Dileriz, bundan sonra, bu tür sorunlar yaşanmaz. Bu konu,
bizi, tabiî, son derecede rahatsız etti. Ben, bu bilgileri sizlerle paylaşmak
istiyorum.
Bu arada, bir hususu daha belirtmek
istiyorum: Burada, bazı hususların, bazı meselelerin psikolojik etkisi, fizikî
etkisinden daha büyüktür. Şimdi, bizim toplam meyve-sebze ihracatımızda, şu ana
kadar, ihracatçı birliklerinin bize verdiği bilgilere göre, toplamda bir
eksilme, bir azalma yok. Bu, bir şekilde, bir kanalla, yurt dışına, çevre
ülkelere gidiyor, bu ihracat devam ediyor. Ancak, bunun yan etkileri var -arz
ettiğim gibi- psikolojik etkileri var. Bu -biraz önce Sayın Kaptan'ın da
belirttiği gibi- diğer ürünlerimizin fiyatlarını etkiliyor. Bu nedenle de,
tabiî ki, biz, her türlü tedbiri, her türlü önlemi alacağız.
Ben, bu duygularla, Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Gündemdışı üçüncü söz, İzmir İli Kiraz
İlçesinde meydana gelen doğal afet hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Ali
Rıza Bodur'a aittir.
Buyurun Sayın Bodur. (CHP sıralarından
alkışlar)
3.- İzmir
Milletvekili Ali Rıza Bodur'un, İzmir İli Kiraz İlçesi çevre köylerinde meydana
gelen dolu afetinin yol açtığı zarara ve bu konuda alınması gereken tedbirlere
ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in
cevabı
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; geçen 30 Mayıs 2005 tarihinde, saat 17.30 sularında,
Kiraz'ın Haliller Köyünden gelen bir telefonla, felaketin haberini aldık.
Salı günü, Sayın Genel Başkanımız Deniz
Baykal'ın görevlendirmeleri sonucu, Sayın Anadol ve ben, Cumhuriyet Halk
Partisi heyeti olarak felaket bölgesine gittik. Gördüğümüz manzara gerçekten
çok hazindi, çok ürkütücüydü. Orada yurttaşlarımızla yaptığımız konuşmada, elma
büyüklüğünde, portakal büyüklüğünde dolularla bütün kiremitlerin kırıldığını ve
tarım alanlarının çok büyük çapta hasar gördüğünü… Hatta ve hatta -biz
hayretler içerisinde kaldık- bizim gittiğimiz tarihte felaketin üzerinden üç
gün geçmesine karşın, tarlalarda, hâlâ daha, o dolulardan kalan buzulcukları
görme olanağı vardı. İnsanlar perişandı ve Kiraz'ın 7 köyünde, köylülerin bütün
ürünleri, sıfır noktasında yok olmuştu.
Bu arada, bu köylerde tarım alanları
olarak kullanılan birtakım alanlar tarım alanı olma niteliğini kaybetti.
Örneğin, Haliller Köyünde 3 650 dekar, Yenişehir Köyünde 2 900 dekar, Avunduruk
Köyünde 850 dekar, Umurcalı Köyünde 1 600 dekar, Yeniköy'de 3 000 dekar,
Karaman'da 1 000 dekar, Kaleköy'de
600 dekar arazi tarım alanı olma niteliğini kaybetmiş ve selle gelen taşlardan
ve çamurlardan dolayı tarım yapılamaz hale gelmiş.
Sayın milletvekilleri, yurttaşlarımızın
durumu çok perişandı. Sadece, Tanrı'ya şükürler olsun ki, onca acının
içerisinde, Adem Göktaş adlı bir yurttaşımızın sel sularına kapılarak hayatını
kaybetmesiyle, can kaybının fazla bir sayıya ulaşmadığının buruk sevincini de
yaşadık. İnsanlar, borçlanmış oldukları krediden, yaptıkları üretimin
sıfırlanmasından dolayı âdeta isyan halindeydiler. Devletin sıcak elini
bekliyorlardı, devletin yardımını bekliyorlardı. Ne yazık ki, bugüne kadar
-oradaki muhtarlardan oluşan kriz masasından aldığımız bilgi çerçevesinde-
Kiraz'a devletin eli ulaşamamıştı. Çünkü, oradaki insanların talepleri çok
meşru ve haklı bir talepti. Onlar "biz, ülkemiz için, vatanımız için
canımızı veriyoruz, savaşmaya her zaman hazır olduğumuzu her fırsatta
söylüyoruz; devlet bize bugün lazım" diyorlardı. Onların istekleri şuydu:
Bizim, namuslu, onurlu yaşamamızı sağlayabilmek için, maalesef, 3 600 dekar
araziyi, kendi maddî olanaklarımızla yaptırmak mümkün değil. Onun için, Devlet
Su İşlerinin ve il özel idarelerine devredilen Köy Hizmetlerinin, bu arazilerin
ıslahı için bir an önce faaliyete geçmelerini istiyorlardı. Biz de onlara dedik
ki, biz, muhalefet partisi milletvekilleri olarak, sizin bu durumunuzun
üzerinden siyaset yapmayı asla kabul etmeyiz. Biz, devletin yetkililerine gayet
samimî bir biçimde, içten biçimde, sizin sorunlarınızı aktarırız ve onların
gösterdikleri ilgiye de sizler adına teşekkürü yapmak, bizim boynumuzu bükmez,
bizim onurumuzu zedelemez dedik.
Şimdi, bizden söylemesi; oradaki
üreticiler perişan, köylüler kan ağlıyor. Elektrik borçları nedeniyle TEDAŞ'la
sorunları var, kredi borçları nedeniyle Ziraat Bankasıyla sorunları var ve bu
durumda olan 8 köy halkının Ziraat Bankası borçlarının silinmesi bu devlete
hiçbir şey kaybettirmez. Bu durumda olan köylüler, sosyal yardım fonlarından,
acil ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda valiliğin uyarılması devlete hiçbir
şey kaybettirmez. Ne yazık ki, bugüne kadar, bu konuda, tetiklenmiş hiçbir
hareketin olmadığını üzüntüyle belirtmek istiyorum. Bugüne kadar yapılan tek
yardım, AKP İlçe Örgütünün dağıttığı, un, şeker gibi malzemenin dışında hiçbir
şey değil. Un ve şeker malzemesi hatırlanmak bakımından iyidir; ama, çözüm
değildir; çünkü, onlar aç, onlar üretim yapmak istiyorlar, onlar onurlarıyla
kazanmak istiyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Bodur, toparlayabilir
misiniz.
Buyurun.
ALİ RIZA BODUR (Devamla) - Ben, bu konuda,
onların sözcüsü olarak, onların vekili olarak, devletimizin yetkili organlarına
onların halini arz ediyorum ve gördüğümüz ilgiyi veya ilgisizliği, yine onlar
adına burada gerekli mücadeleyi vererek sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu arada, Manisa'da Ahmetli ve
Saruhanlı'da, İzmir'de Kemalpaşa'da sel felaketi nedeniyle ürünlerini
kaybetmiş, üretimlerini kaybetmiş üreticilerimiz de devletten ilgi ve yardım
bekliyorlar.
Bunları söylemesi bizden, çözüm iktidardan
diyor; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Bodur.
Gündemdışı konuşmaya Hükümet adına Tarım
Bakanı Mehmet Mehdi Eker cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Diyarbakır)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Ali Rıza
Bodur'un yaptığı gündemdışı konuşmayla ilgili cevap vermek üzere
huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, İzmir İlimizin Kiraz İlçesinde
vuku bulan dolu ve sel afeti nedeniyle, bu konuda sıkıntı çekmiş, sıkıntıya
girmiş vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, tabiî, bizim
yaşadığımız coğrafya, işte, çeşitli vesilelerle söyleriz, stratejiktir,
güzeldir, caziptir vesairedir -elbette ki bütün bunlar doğrudur- ama, bizim
coğrafyamızın bazı belaları da vardır. Bunlar da, sık sık maruz kaldığımız
doğal afetlerdir ve doğal afetler de, maalesef, en çok bizim sektörümüzü, tarım
sektörümüzü, çiftçilerimizi mutazarrır etmektedir, zarara uğratmaktadır.
Kiraz İlçemizde meydana gelen doğal afet
nedeniyle... Bildiğiniz gibi, tabiî afetlerden zarar görenlere yapılan yardım
çerçevesinde 2090 sayılı Kanun var. Bu kanun çerçevesinde bazı tespitler
yapıldı ve 2090 sayılı Kanun çerçevesindeki tespitlerde ortaya çıkan husus şu.
Hasar tespit çalışmaları… 30 Mayıs 2005 tarihindeki dolu ve sel nedeniyle,
Haliller, Yenişehir, Umurcalı, Kaleköy, Karaman, Avunduruk, Yeniköy olmak
üzere, toplam 7 köyde 557 çiftçi ailesine ait 13 504 dekar alanda bir hasar söz
konusudur. Daha çok, patates, buğday, tütün ve zeytin alanında ve hasar oranı
da yüzde 50 ile -maalesef- yüzde 85 arasındadır.
Tabiî, bu, önemli bir hasar kuşkusuz ve
2090 sayılı Kanun çerçevesinde bu hasar tespit çalışmaları tamamlandıktan sonra
da, kanunun gerektirdiği çalışmalar yapılacak.
Ancak, tabiî, bildiğiniz gibi, 2090 sayılı
Kanunda, toplam mal varlığının yüzde 40'ının zarar görmesi halinde bütün zarar
miktarı tazmin ediliyor, böyle bir şey var ve burada da, tabiî, yeterli değil;
yani, esasen, bu mevzuat yeterli değil ve AK Parti Hükümeti de bu gerçekten
yola çıkarak, bunun, bu tür meselelerin kalıcı olarak çözümlenebilmesi için,
sorunun çözülebilmesi için, Tarım Ürünleri Sigorta Kanunu Tasarısını Yüce
Meclisimizin gündemine getirmiştir. Geçtiğimiz günlerde bu tasarının 10 maddesi Yüce Meclisin tasvibine
mazhar olmuş, kabul edilmiş ve bugün, 10 uncu maddeden itibaren gündemimizde
yer alıyor. Bu kanun tasarısını desteğinizle geçirdiğimiz zaman, Türkiye'de bu
ve buna benzer tabiî afetlerin yol açtığı zararların tazmin edilmesi daha da
kolay hale gelecektir.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Bugün ne olacak,
şimdi ne olacak?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) - Biraz önce arz ettim Sayın Anadol; şimdi yapılacak olan,
mevcut kanun, meri olan 2090 sayılı Kanun çerçevesinde gerekli çalışmalar
yapılmış; bunun yetmediği durumda da, ilave yasaların elverdiği ne kadar çare
varsa hepsi vatandaşlarımız için kullanılacaktır.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Tarlaların ıslahı
için ne düşünüyorsunuz?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Arazi vasfını
kaybetmiş... (AK Parti sıralarından "teker teker konuşun" sesleri,
gürültüler)
BAŞKAN - Lütfen, Sayın Bodur!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ
EKER (Devamla) - Şimdi, bütün bu sorularınızın hepsini ben cevaplayacak
durumdayım, hiç endişe etmeyin; ama, yeri burası değildir, onu ayrıca sizlerle
şahsen görüşürüz.
Ben, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Kâtip Üyenin oturarak okumasını oylarınıza
sunuyorum...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar
yetersayısı!..
ZEYİD ASLAN (Tokat) - Oturmasın...
BAŞKAN - Arayacağım Sayın Başkan.
Kabul edenler…
ZEYİD ASLAN (Tokat) - Oturmasın, ayakta
okusun.
BAŞKAN - Lütfen, Sayın Milletvekili!
Kabul etmeyenler…
Karar yetersayısı yoktur; birleşime 5
dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 15.53
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 16.03
BAŞKAN:
Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 110 uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Kâtip Üyenin sunuşları oturarak okuması
için yapılan oylamada karar yetersayısı bulunamamıştı.
Şimdi, tekrar oylayacağım ve karar
yetersayısı arayacağım. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yetersayısı
vardır ve kabul edilmiştir.
Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine
göre verilmiş bir tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.
IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA
SUNUŞLARI (Devam)
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail ve Filistin'e yaptığı resmî ziyarete
katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/842)
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere bir heyetle
birlikte 1-2 Mayıs 2005 tarihlerinde İsrail ve Filistin'e yaptığım resmî
ziyarete, ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun
görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte
gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini
arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
LİSTE
Ömer Çelik Adana
Milletvekili
Vahit Kirişçi Adana
Milletvekili
Egemen Bağış İstanbul
Milletvekili
Cengiz Kaptanoğlu İstanbul
Milletvekili
Erdal Karademir İzmir
Milletvekili
Hüseyin Tanrıverdi Manisa
Milletvekili
Necati Uzdil Osmaniye
Milletvekili
Musa Uzunkaya Samsun
Milletvekili
Yekta Haydaroğlu Van Milletvekili
BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun,
İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup,
oylarınıza sunacağım.
V.- ÖNERİLER
A) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1.-
Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun; 9.6.2005 Perşembe günü
(bugün) yapılan toplantısında siyasî parti grupları arasında oybirliği
sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisini, İçtüzüğün 19 uncu maddesi
gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Kemal Anadol
İzmir
Grup Başkanvekili
Öneri: Türkiye Büyük Millet Meclisi
gündeminin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler" kısmının 125 inci sırasında yer alan (3/311) 545'e 1 inci ek sıra
sayısının (Kayseri Milletvekili Adem Baştürk) bu kısmın 3 üncü sırasına
alınması önerilmiştir.
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup
önerisi lehinde söz isteyen, Atilla Kart, Konya Milletvekili…
Buyurun Sayın Kart. (CHP sıralarından
alkışlar)
ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; Danışma Kuruluna Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından
sunulmuş olan grup gündem önerisi hakkında lehte söz almış bulunmaktayım; Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bugün gündeme
getirdiğimiz dosya, yine, İstanbul Büyükşehir Belediyesi merkezli bir dosya.
Dosya sanıklarından, Kayseri Milletvekili Sayın Adem Baştürk'le ilgili olan
dosyanın, Meclis İçtüzüğünün 131 ve müteakip maddeleri gözönüne alınarak Genel
Kurul tarafından değerlendirilmesini talep ediyoruz.
Kayseri Milletvekili Sayın Adem Baştürk,
1994 yılından itibaren, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde, Sayın Recep Tayyip
Erdoğan döneminde Genel Sekreter olarak görev yapmıştır. Adı geçen
milletvekili, bilindiği gibi, 22 nci Yasama Döneminde de, halen, Bayındırlık,
İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı olarak görev yapmaktadır. (AK Parti
sıralarından "değişti" sesleri) Yani, Komisyon Başkanlığı sıfatı
devam ediyor.
AHMET IŞIK (Konya) - Değişti, Mustafa
Demir oldu.
ATİLLA KART (Devamla) - Peki… Yani, o
değişiklikten haberim yok; ama, ilk iki yıl içinde Komisyon Başkanı olarak
görev yaptığını gayet iyi biliyoruz.
AHMET YENİ (Samsun) - Ne kadar takip
ettiğin belli!..
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri…
ATİLLA KART (Devamla) - Değerli
arkadaşlarım, yine, bu arkadaşımızın, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde Genel
Sekreter olarak görev yaparken, İGDAŞ ve İSTAÇ şirketlerinde de yönetim kurulu
üyesi olarak görev yaptığını gayet iyi biliyoruz. Bu görevleriyle ilgili olarak
Meclis Başkanlığına intikal eden dava dosyası sayısı 6 adet, bu arkadaşımızla
ilgili. Bu dosyalardaki suçlamalar, doğrudan kamu göreviyle bağlantılı olan,
görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık ve benzeri
nitelikte olan suçlardır. İşbu dosyadaki suçlama ise, zimmet suçlamasıdır.
Mülkiye müfettişlerinin hazırlamış
oldukları rapora göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesine 7 kalem işletim sistemi
alınması işi için açılan ihalenin teknik şartnamesinde yer alan bu programın
kullanılması ve uygulamasının yapılması işiyle ilgili olarak 8 görevli bir
hafta süreyle Amerika'ya gönderiliyor. Giden 7 kişinin bu seyahatle ilgili
olarak Büyükşehir Belediyesinin iştiraki durumunda bulunan şirketlerden usulsüz
olarak ve -dikkatinize sunuyorum- mükerrer olacak şekilde harcırah aldıkları, 1
kişinin de seyahate katılmadığı halde harcırah aldığı yolundaki iddialar,
bulgular ve tespitler söz konusu, bu tespitler ve deliller doğrultusunda açılan
bir kamu davası söz konusu.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
gelinen aşamada bazı şeylerin adını artık bütün çıplaklığıyla ifade etmemiz gerekiyor.
Ortada tamamen kişisel ve siyasî kaygılarla sayısal çoğunluğa dayanarak yapılan
bir İçtüzük ihlali ve görevi kötüye kullanma hali söz konusu. Kimin açısından
söylüyorum bunu; Türkiye Büyük Millet Meclisi açısından söylüyorum, Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyeleri açısından söylüyorum.
Bakın, kürsü sorumsuzluğu, bir başka
ifadeyle yasama masuniyeti, fikir ve düşünce özgürlüğünü, Meclis
çalışmalarındaki oy ve görüşlerden sorumlu olmamayı amaçlar ve korur.
Muhalefeti, siyasî iktidarın haksız ve keyfî uygulamalarına karşı korur.
İktidara veya muhalefete mensup milletvekillerini adi nitelikteki, yüz
kızartıcı nitelikteki, zimmet, rüşvet, dolandırıcılık, ihale yasasına muhalefet
gibi suçlara karşı koruma amacı ve niteliği söz konusu değildir. Tarihî süreç
içinde ortaya çıkma gerekçesi ve fonksiyonu budur. Kralın, yani, siyasî
iktidarın keyfî ve despot tavırlarına karşı halkın ve muhalefetin sesinin
kısılmaması için getirilmiş olan bir kurumdan söz ediyoruz. Türkiye'de nasıl
bir tabloyla karşı karşıyayız; sorunun esası işte bu, değerli arkadaşlarım.
Bakın, muhalefeti ve halkı korumak
amacıyla getirilen bir kurumun siyasî iktidar tarafından sayısal çoğunluk
aracılığıyla adi nitelikteki, yüz kızartıcı suçlar için koruma zırhı olarak
kullanıldığını, kullanılmak istendiğini ibretle görüyoruz.
Sayın milletvekilleri, bu tespitlerimi, bu
değerlendirmelerimi somut örneklerle doğrulamak istiyorum. Bakın, burada,
anayasa değişikliğinden söz etmiyorum değerli arkadaşlarım; İçtüzüğün
uygulanması gereğinden söz ediyorum, İçtüzüğün 131 ve müteakip maddelerinin
uygulanmasından söz ediyorum. İçtüzüğü eylemli ve organize bir şekilde ihlal
etmemeniz gereğinden söz ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, bakın, kamu
yönetimini vekâleten görevlendirmelerle yönetmek istiyorsanız, bunun anlamı
kurumları işlemez hale getiriyorsunuz demektir. Vekâleten görevlendirme, adı
üstünde, geçici süreyle ve sınırlı olarak uygulanması gereken bir kurumdur. Bu
süre, yargı içtihatlarına göre, hepimiz çok iyi biliyoruz ki, üç ay
civarındadır. Buna rağmen, binlerce üst düzey görevliyi iki yılı aşan bir süre
vekâleten görevlendiriyorsanız, orada hukuk devleti arayışından söz
edemezsiniz. Orada başka arayışlardan söz edilebilir. "Efendim, biz de
milletin vekiliyiz, asil adına görev yapıyoruz", "memurun vekili,
asili mi olur" gibi değerlendirmeler… Bu değerlendirmeler sözcüleriniz
tarafından yapılıyor. Bu değerlendirmeler basit ve hukukdışı kıyaslamalardan
öte bir anlam taşımaz. Kavram kargaşasına ve saptırmalara tenezzül ediyorsanız,
orada hukuk devleti anlayışından söz edemezsiniz. Milletvekilliği kavramı ile
vekâleten görev yapma kavramlarının birbiriyle ilgisi olamayacağını, birisinin
yasama işlevi, diğerinin ise yürütme işlevi olduğunu, bu sebeple hiçbir şekilde
böyle bir kıyaslamanın yapılamayacağını, hukuk fakültesi öğrencileri, birinci
sınıf öğrencileri anayasa hukuku derslerinde öğreniyor değerli arkadaşlarım. Bu
basit mantık ve şeklî değerlendirmelere itibar etmemeniz gerekiyor.
Efendim, Sayın Cumhurbaşkanı gerekçe
göstermiyor yolundaki değerlendirmenin de gerçekle bağdaşır hiçbir yönü yoktur.
Sayın Cumhurbaşkanı Anayasadan doğan takdir hakkını özenle ve yerinde
kullandığı gibi, bürokrasinin bir numarasındaki Başbakanlık Müsteşarının hukukî
ayıpları, 199 trilyonluk İGDAŞ dosyasındaki sanık sıfatı ve akademik
hırsızlığının idarî işlem olarak açıklık kazanmış olması karşısında, tekrar
ifade ediyorum, akademik hırsızlığının idarî işlem olarak açıklık kazanmış
olması karşısında halen hangi duyguyla savunma yapabiliyorsunuz; bunları
anlamak ve izah etmek mümkün değil değerli arkadaşlarım.
Bakın, Sayın Cumhurbaşkanının gerekçesi
son derece açık. "İlgili kamu kurumlarındaki kıdem ve liyakat, kayıt ve
bilgilerini neden gözönüne almıyorsunuz" diyor Sayın Cumhurbaşkanı.
"Neden, bu kişiler hakkında hiçbir olumsuz sicil ve kayıt olmamasına
rağmen, niteliksiz kadrolaşma yapmak istiyorsunuz" diyor. Sayın
Cumhurbaşkanı "o kamu görevlileri, hükümetin değil, devletin
görevlileri" diyor. "Sizler, orada kendi özel şirketinizi idare eder
gibi bir istihdam yaratamazsınız" diyor Sayın Cumhurbaşkanı.
AHMET YENİ (Samsun) - Devletin memuru
değil mi onlar?!
ATİLLA KART (Devamla) - Bakın, değerli
arkadaşlarım, devleti, hukuk ve Anayasaya göre idare edeceksiniz. Devleti,
keyfî bir şekilde idare edemezsiniz. Bunu söylüyor Sayın Cumhurbaşkanı.
AHMET YENİ (Samsun) - Devlet memuru onlar…
ATİLLA KART (Devamla) - Bir taraftan
"diğer kamu görevlilerinin de dokunulmazlığı var" deyip, esasında,
adı "soruşturma izni" olan bu yasal durumu değiştirmek konusunda
hiçbir girişimde bulunmuyor ve bu kavramı acımasızca ve adaletsiz bir şekilde
işinize geldiği gibi kullanmak üzere muhafaza ediyorsanız, yani, bazı dosyalar
yönünden soruşturma iznini kullanıp, bazıları yönünden kullanmamak noktasında
bir koz olarak kullanmak istiyorsanız, orada hukukun ihlalinden öte, kurum ve
kavramların içinin boşalmasından söz etmek gerekir.
Bakın, hep ifade ediyorum, bunu ısrarla
ifade etmeye devam edeceğim. Polatlı İlçesi Uzunbeyli Köyünden sade bir
vatandaşın olağanüstü sezgisiyle yaptığı tespit gibi, ne yapıyorsunuz biliyor
musunuz değerli arkadaşlarım; üzülerek ifade ediyorum ve endişeyle ifade
ediyorum, orada bir taraftan sistemden öç alıyorsunuz, diğer taraftan da
kurumların içini boşaltıyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, unutulmasın ki, bu
ihlallerin altında hepimiz kalırız, sadece siz değil, hepimiz kalırız. Bakın,
olayın ideolojik boyutunu bir tarafa bırakıyor ve her türlü ihtirazi kayıtla
ifade ediyorum, teknik yapıyı, kurumları ve kavramları yok eden bu tahribatları
gidermek bir iki nesli feda etmekle mümkün olabilir. Gelin bu yanlışlardan
dönün.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kart, toparlayabilir
misiniz.
Buyurun.
ATİLLA KART (Devamla) - Teşekkür ederim
Sayın Başkanım.
Bakın, değerli arkadaşlarım, her dönemde
yolsuzluklar olabilir. Önemli olan nedir; önemli olan şudur: Yolsuzluklar ihbar
yoluyla, uyarı yoluyla size ulaştığı zaman, denetim mekanizmalarını devreye
sokuyor musunuz, sokmuyor musunuz; bunları anlatmaya çalışıyoruz size. Otorite
ne yapıyor, siyasî otorite ne yapıyor; idarî ve adlî denetim mekanizmalarını
devreye mi sokuyor, yoksa, suskun mu kalıyor?
Bakın, dört haftadır soruyorum size;
İstanbul Büyükşehirle bağlantılı 5 dosyadan söz ettim, 400 000 000 dolarlık
tazminattan, Hazine zararından söz ettim. Bu davaları neden açmıyorsunuz
diyorum. Yine soruyorum; bu davalar zamanaşımına uğramak üzere değerli
arkadaşlarım, yedibuçuk yıllık, on yıllık zamanaşımı süreleri dolmak üzere.
Neden ilgili bürokratlara talimat vermiyorsunuz? Bunları anlatmaya çalışıyoruz.
Bakın, bu işin esası ve özü şu, değerli
arkadaşlarım: Gelin, toplumu yanıltmaktan ve beklentileri istismar etmekten
vazgeçin.
Şunu, şu mesajlarımı üzülerek ifade
ediyorum: Yolsuzluğa bulaşanlar yolsuzlukla mücadele edemezler. 22 nci Dönemde
hortumların ucu falan kesilmemiştir, hortumların sadece yönü değişmiştir. Adi
nitelikteki yüzkızartıcı suçlardan dolayı yasama dokunulmazlığı zırhına bürünme
ihtiyacı duyanlar, belli bir aşamadan sonra, kürsü sorumsuzluğuna, yasama
sorumsuzluğuna, fikir ve düşünce hürriyetine müdahale etmeye başlarlar. Bu
süreç, tarihî ve sosyolojik bir süreçtir, kaçınılmaz bir süreçtir. Türkiye'de
maalesef bu süreç başlamış durumdadır. Yani, bir taraftan, adi suçlardan dolayı
yasama dokunulmazlığı zırhına bürünme ihtiyacını duyacaksınız, öbür taraftan,
kürsü sorumsuzluğuna müdahale etmeye başlayacaksınız; bu süreç Türkiye'de
yaşanmaya başlamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kart, lütfen, teşekkür eder
misiniz.
ATİLLA KART (Devamla) - Bir cümle, Sayın
Başkan…
BAŞKAN - Teşekkür etmek için, buyurun
Sayın Kart.
ATİLLA KART (Devamla) - Elbette, bu sürece
karşı, cumhuriyetin bütün kazanımları ve kurumları, gerekli mücadeleyi her
zeminde verecek güce ve inanca sahiptir.
Olaya bu boyutlarıyla bakmanın, sağduyulu
ve sorumlu bir anlayış olduğunu bir defa daha ifade ediyor, Genel Kurulu bu
duygularla, bu değerlendirmelerle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kart.
Önerinin lehinde söz isteyen, İstanbul
Milletvekili Ali Kemal Kumkumoğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) - Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım;
Danışma Kuruluna Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından verilen gündemle
ilgili önerinin lehinde söz aldım; bu vesileyle, hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, hemen hemen Meclis açıldığı günden bu yana; ama, geçmişi, Meclisin açıldığı, yani 22 nci Dönem milletvekillerinin seçildiği seçimin öncesine dayanan bir konuyu, burada, Cumhuriyet Halk Partisi ısrarla takip etmeye çalışıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi, bugün, Türkiye