DÖNEM : 22      CİLT : 86          YASAMA YILI : 3

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

108 inci Birleşim

7 Haziran 2005 Salı

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Konya Milletvekili Ahmet Işık'ın, Konya ovaları ile Konya-Ankara hızlı tren projelerine ilişkin gündemdışı konuşması

2.- Sakarya Milletvekili Süleyman Gündüz'ün, ölümünün 42 nci yıldönümünde, Nazım Hikmet Ran'ın edebî kişiliğine ve eserlerine ilişkin gündemdışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek'in, gençler üzerinde yapılan kamuoyu araştırmalarının sonuçlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- İstifaen boşalan bakanlıklara yapılan atamalara ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/839)

2.- Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 5357 sayılı Kanunun bazı maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/840)

3.- İsviçre Federal Parlamentosu Kantonlar Meclisi Dış Politika Komisyonu Başkanının davetine icabetle Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir parlamento heyetinin İsviçre'ye yapacağı resmî ziyarete Kars Milletvekili Selami Yiğit'in yerine Denizli Milletvekili Haşim Oral'ın katılacağına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/841)

4.- Bazı milletvekillerinin (10/125) esas numaralı Meclis araştırması önergesinden imzalarını çektiklerine ilişkin önergeleri (4/303)

V.- ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.- Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)

VII.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan'ın, konuşmasında, partisine ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan'ın, konuşmasında partisine sataşması nedeniyle konuşması

VIII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Diyarbakır Milletvekili Mesut DEĞER'in, işkenceyi önlemek için yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/5624)

2.- Diyarbakır Milletvekili Mesut DEĞER'in, gizli yönetmelik iddialarına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/5667)

3.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, bakanlık ve bağlı kuruluşlarında vekâleten ve asaleten görev yapan idarî personele ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/5674)

4.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa İlindeki yatırım projelerine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/5675)

5.- Ankara Milletvekili İsmail DEĞERLİ'nin, MED-PULS adlı şirkete ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/5787)

6.- Samsun Milletvekili Haluk KOÇ'un, Devlet iç borç senetlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/5866)

7.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, SSK Başkanlığınca bazı hastanelere ödenen sağlık harcamalarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/5877)

8.- Mersin Milletvekili Hüseyin ÖZCAN'ın, bazı yolsuzluk iddialarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5899)

9.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/5911)

10.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Genelkurmay Başkanının yaptığı bir konuşmaya ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi GÖNÜL'ün cevabı (7/5939)

11.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bir soru önergesine verilen cevaba ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ali BABACAN'ın cevabı (7/5961)

12.- İzmir Milletvekili Bülent BARATALI'nın, kamu personeline verilen yabancı dil tazminatıyla ilgili düzenlemede Bulgarcanın ayrı bir uygulamaya tabi tutulmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/5965)

13.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, İzmir-Seferihisar-Doğanbey'deki Uluslararası Tıp Kongresi Merkezinin satış ihalesine yönelik iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5970)

14.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, 2003 Bingöl depreminden zarar gören konutlara ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/5973)

15.- Diyarbakır Milletvekili Mesut DEĞER'in, Diyarbakır-Pirinçlik yoluna ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/5974)

16.- Osmaniye Milletvekili Necati UZDİL'in, Bağ-Kur primlerini ödeyemeyen çiftçi ve esnafın sağlık hizmetlerinden yararlanıp yararlanmayacağına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/5976)

17.- Eskişehir Milletvekili Cevdet SELVİ'nin, KİAŞ'ta meydana gelen iş kazasına ve bazı yönetmeliklerin uygulanıp uygulanmadığına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/5982)

18.- Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan BALANDI'nın, 2000-2005 yıllarındaki nüfus, dış borç ve millî gelir artışına,

2003-2004 yıllarındaki iç ve dış borç ödemelerine ve yatırımlara,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Ali BABACAN'ın cevabı (7/5986, 5987)

19.- Şanlıurfa Milletvekili Turan TÜYSÜZ'ün, Şanlıurfa'da görülen bazı salgın hastalıklara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6003)

20.- Zonguldak Milletvekili Harun AKIN'ın, Çernobil faciasının Karadeniz Bölgesindeki etkilerine ve artan kanser vakalarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6005)

21.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, 59 uncu hükümet döneminde işyerlerinin durumuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/6027)

22.- Ankara Milletvekili Zekeriya AKINCI'nın, dernek ve lokaller tarafından yapılan satışların denetimine,

Dernek ve lokallerin denetimine ve Gelir Vergisine tabi tutulmamalarına,

İlişkin soruları ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/6034, 6035)

23.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6071)

24.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, serbest eczane uygulaması sonrasında SSK fabrikalarında üretilen ilaçların durumuna ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6072)

25.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, 2003-2004 yıllarında Bolu İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6073)

26.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, 2003-2004 yıllarında Nevşehir İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6074)

27.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, 2003-2004 yıllarında Kütahya İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6075)

28.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına,

2003-2004 yıllarında Bolu İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına,

2003-2004 yıllarında Nevşehir İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına,

2003-2004 yıllarında Kütahya İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına,

İlişkin soruları ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/6110, 6111, 6112, 6113)

29.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, sınırlarımızdaki organik tarım amaçlı mayın temizleme çalışmalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi GÖNÜL'ün cevabı (7/6128)

30.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya-Gündoğmuş'taki vekil yöneticilere ilişkin Başbakandan sorusu İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/6132)

31.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya İlindeki kadastro çalışmalarına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/6135)

32.- Sinop Milletvekili Engin ALTAY'ın, ülke genelindeki kadastro çalışmalarına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/6136)

33.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, 2003-2004 yıllarında Aksaray İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/6139)

34.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, 2003-2004 yıllarında Erzurum İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/6140)

35.- Muş Milletvekili Mehmet Şerif ERTUĞRUL'un, Bingöl İli ve çevresinde yaşanan depreme ve hasar tespiti çalışmalarına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/6141)

36.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, 2003-2004 yıllarında Aksaray İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6170)

37.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, 2003-2004 yıllarında Erzurum İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6172)

38.- Manisa Milletvekili Ufuk ÖZKAN'ın, Buca Cezaevinin taşınıp taşınmayacağına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/6200)

39.- Adıyaman Milletvekili Mahmut GÖKSU'nun, kadınlara yönelik olarak hizmet veren resmî ve sivil kuruluşlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Güldal AKŞİT'in cevabı (7/6201)

40.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza GÜLÇİÇEK'in, imam-hatip lisesi çıkışlı bakan ve bürokratlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/6203)

41.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu'da deprem konutlarında yaşayan ailelere ve kalıcı konutlara geçişe ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/6276)

42.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, BDDK'nın bazı bankacılar hakkında açılan davalardaki tutumuna ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/6287)

43.- Diyarbakır Milletvekili Mesut DEĞER'in, Diyarbakır sur içindeki tarihî yapıların korunmasına yönelik projelere ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/6340)

44.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Jandarma Assubay Meslek Yüksekokulunun iki öğrencisinin okullarından ilişiğinin kesilme gerekçesine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi GÖNÜL'ün cevabı (7/6354)

45.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, Gediz Nehrinin getirdiği evsel ve endüstriyel atıkların İzmir Körfezinde yol açtığı kirliliğe ve çözümüne ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili İsmail ALPTEKİN'in cevabı (7/6450)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak beş oturum yaptı.

Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Batman-Yumurtalık petrol boru hattında meydana gelen sızıntının yarattığı çevre sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmasına, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler,

Mersin Milletvekili Ali Er'in, Rusya'ya yaş sebze-meyve ihracatında yaşanan sıkıntının sektörde neden olduğu sorunlara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü,

Cevap verdi.

Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Faruk Bayrak, korsan yayıncılıkta gelinen nokta ile bu konuda bugüne kadar alınan önlemlere ve bundan sonra yapılması gerekenlere ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 201 inci sırasında yer alan 837 sıra sayılı, Şanlıurfa İli Halfeti İlçesi Karaotlak Köyü Tapulama Alanı Dışına Nakledilen Bölümü ile Argaç, Seldek, Yeşilözen ve Karaotlak Köylerinin Halfeti İlçe Belediyesine Mahalle Olarak Bağlanması Hakkında Kanun Teklifinin bu kısmın 4 üncü sırasına alınmasına; Genel Kurulun 7.6.2005 Salı günkü birleşiminin saat 15.00'te başlamasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden;

2 nci sırasında bulunan, Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının (1/969) (S. Sayısı: 851),

4 üncü sırasına alınan, Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman ile 5 milletvekilinin, Şanlıurfa İli Halfeti İlçesinin Karaotlak Köyü Tapulama Alanı Dışına Nakledilen Bölümü ile Argaç, Seldek, Yeşilözen ve Karaotlak Köylerinin Halfeti İlçe Belediyesine Mahalle Olarak Bağlanması Hakkında Kanun Teklifi; Şanlıurfa Milletvekili M. Vedat Melik ile 23 milletvekilinin, Şanlıurfa İli Halfeti İlçesinin Karaotlak Köyü Tapulama Alanı Dışına Nakledilen Bölümü ile Argaç ve Karaotlak Köylerinin Halfeti İlçe Belediyesine Mahalle Olarak Bağlanması Hakkında Kanun Teklifi ve Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaplan ile 6 milletvekilinin, Şanlıurfa İli Halfeti İlçesinin Karaotlak Köyü Tapulama Alanı Dışına Nakledilen Bölümü ile Argaç, Karaotlak ve Yeşilözen Köylerinin Halfeti İlçe Belediyesine Mahalle Olarak Bağlanması Hakkında Kanun Teklifinin (2/395, 2/341, 2/396) (S. Sayısı: 837),

Görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

3 üncü sırasında bulunan, Tarım Sigortaları Kanunu Tasarısının (1/865) (S. Sayısı: 879) görüşmelerine devam olunarak 10 uncu maddesine kadar kabul edildi, 10 uncu maddesi üzerinde bir süre görüşüldü; birleşime verilen aradan sonra ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından; 7 Haziran 2005 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 18.13'te son verildi.

                                                                     

 

 

Nevzat Pakdil

 

 

 

Başkanvekili

 

 

Harun Tüfekci

 

Ahmet Küçük

 

Konya

 

Çanakkale

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

      No.: 148

II.- GELEN KÂĞITLAR

3 Haziran 2005 Cuma

Yazılı Soru Önergesi

1.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, Gediz Nehrinin getirdiği evsel ve endüstriyel atıkların İzmir Körfezinde yol açtığı kirliliğe ve çözümüne ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/6450) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.5.2005)

 

No.: 149

6 Haziran 2005 Pazartesi

Cumhurbaşkanınca Geri Gönderilen Kanun

1.- 27.5.2005 Tarihli ve 5357 Sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/1042) (Anayasa ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.6.2005)

Tasarılar

1.- Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/1043) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.5.2005)

2.- Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 17. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Deniz Yoluyla Yapılan Kaçakçılıkla Mücadele Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/1044) (Avrupa Birliği Uyum; İçişleri ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.6.2005)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belarus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/1045) (Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.6.2005)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Güney Afrika Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gümrük İdarelerinin Karşılıklı Yardımlaşmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/1046) (Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.6.2005)

5.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/1047) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.6.2005)

Teklifler

1.- Eskişehir Milletvekili Fahri Keskin'in; Yabancı Dil Öğretimine İlişkin Kanun Teklifi (2/498) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.6.2005)

2.- Denizli Milletvekili Osman Nuri Filiz ile Balıkesir Milletvekili Ali Osman Sali'nin; Devlet Planlama Teşkilatı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/499) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.6.2005)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Hüseyin GÜLER'in, bir diyaliz hastasının ölümüne ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1556) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

2.- Mersin Milletvekili Hüseyin GÜLER'in, Mersin eski Millî Eğitim Müdürünün mahkeme kararına rağmen görevine iade edilmeyiş nedenine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1557) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

3.- Muğla Milletvekili Ali Cumhur YAKA'nın, Muğla-Milas İlçesinde bir öğrencinin gözaltına alınmasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1558) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Muğla Milletvekili Ali Cumhur YAKA'nın, kamu yararına iş yapan kurumlar listesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6397) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

2.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Kredi ve Yurtlar Kurumuna kredi borcundan dolayı icra takibi başlatılan üniversite mezunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6398) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

3.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Merkez Bankasının kara listesindeki işadamlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6399) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

4.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, bir siyasi parti il başkanı hakkındaki bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6400) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

5.- Tekirdağ Milletvekili Enis TÜTÜNCÜ'nün, Çorlu'da meydana gelen hırsızlık, gasp olaylarına ve emniyetin aldığı önlemlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6401) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

6.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Derme Belediyesine verilen Kömürlü Plajına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6402) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

7.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya kent merkezindeki park, cadde ve sokaklardaki aydınlatma sistemlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6403) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

8.- Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in, personelin yurt içi ve yurt dışı seyahatlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6404) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

9.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Vatandaşlık Kanununda yapılacak değişikliklere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6405) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

10.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Konya Adliyesiyle ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/6406) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

11.- Eskişehir Milletvekili Mehmet Vedat YÜCESAN'ın, Bölge Adliye Mahkemesinin Eskişehir'e yakın bir ile kurulacağı ve Eskişehir'in buraya bağlanacağı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/6407) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

12.- Edirne Milletvekili Rasim ÇAKIR'ın, çeltik üreticilerinin sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6408) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

13.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6409) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

14.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya kıyılarındaki trolle kaçak avlanmanın engellenmesine yönelik tedbirlere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6410) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

15.- Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in, Hububat Alım Kararnamesinin açıklanma tarihine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6411) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

16.- Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in, hayvancılık sektörünün sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6412) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

17.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, trenlerdeki otomatik tren durdurma sistemine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6413) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

18.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, THY filosundaki uçakların teknik donanımına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6414) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

19.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6415) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

20.- İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in, İzmir-Aydın çevre yolunun tamamlanmasına ve Kordon Otoyolu Projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6416) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

21.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6417) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

22.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, yabancı uyruklulara satılan arazilere ve elde edilen gelire ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6418) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

23.- Ordu Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU'nun, yeşil kart sahiplerinden ilaç katılım payı alınmasıyla ilgili düzenlemeye ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6419) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

24.- Ankara Milletvekili Zekeriya AKINCI'nın, Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanvekilinin yurt içi ve yurt dışı görev seyahatlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6420) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

25.- Ankara Milletvekili Zekeriya AKINCI'nın, Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığının ihalelerine ve döner sermaye prim ödemelerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6421) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

26.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6422) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

27.- Tekirdağ Milletvekili Enis TÜTÜNCÜ'nün, Çorlu SSK Hastanesi inşaatına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6423) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

28.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, sağlık ocaklarının personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6424) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

29.- İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz KETENCİ'nin, Emekli Sandığına ait otellerin kiralanmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/6425) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

30.- Ordu Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU'nun, yeşil kart sahiplerinden ilaç katılım payı alınmasıyla ilgili düzenlemeye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/6426) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

31.- Zonguldak Milletvekili Harun AKIN'ın, Türkiye Taşkömürü Kurumuna işçi alımına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/6427) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

32.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/6428) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

33.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, akaryakıt ve LPG istasyonlarında yapılan denetimlere ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/6429) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

34.- Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, ücretsiz dağıtılan ders kitaplarına ve bir öğretmenin yayınevi sahibi olduğu iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6430) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

35.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6431) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

36.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, İzmir-Karaburun Gerence Koyunda bir şirketin Orkinos Yetiştirme Tesisi Projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/6432) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

37.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/6433) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

38.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/6434) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

39.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya-Alanya İlçesindeki SSK Ödeme Bürosuna ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/6435) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

40.- Yozgat Milletvekili Emin KOÇ'un, Star TV'nin TMSF'ye devri sonrasındaki program harcamalarına ve gelir-giderlerine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif ŞENER) yazılı soru önergesi (7/6436) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

41.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, ÇEAŞ ve KEPEZ hissesi bulunan küçük yatırımcılara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif ŞENER) yazılı soru önergesi (7/6437) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

42.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Çukurova Grubunun TMSF'ye borcuna ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif ŞENER) yazılı soru önergesi (7/6438) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

43.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Ziraat Bankası Baş Hukuk Müşavirliğini yürüten şahsa ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif ŞENER) yazılı soru önergesi (7/6439) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

44.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Bartın İlinde bir çocuk yuvasında görev yapan bazı öğretmenlerin başka illere tayinlerine ilişkin Devlet Bakanından (Nimet ÇUBUKÇU) yazılı soru önergesi (7/6440) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

45.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, 2005 yılında Düzce İlinde yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanından (Nimet ÇUBUKÇU) yazılı soru önergesi (7/6441) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

46.- Yozgat Milletvekili Emin KOÇ'un, Eurovision şarkı yarışmasına ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/6442) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

47.- Yozgat Milletvekili Emin KOÇ'un, TRT Genel Müdürünün göreve gelişinden itibaren kurumda gerçekleşen personel istihdamına ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/6443) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

48.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/6444) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

49.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6445) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

50.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/6446) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

51.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Ankara Devlet Konukevindeki tadilat çalışmalarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/6447) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)

52.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/6448) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

53.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, pirinç ithalat kontenjanında İzmir'e ayrılan paya ilişkin Devlet Bakanından (Kürşad TÜZMEN) yazılı soru önergesi (7/6449) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.5.2005)

54.- İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in, KİPTAŞ'ın İstanbul-Sarıyer-Zekeriyaköy'de inşa ettiği konutlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6451) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

55.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türk Telekom ve enerji alanındaki özelleştirme faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6452) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.5.2005)

56.- İstanbul Milletvekili Berhan ŞİMŞEK'in, Muğla-Milas İlçesi Milas Anadolu Lisesinde bir öğrencinin gözaltına alınmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6453) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

57.- Samsun Milletvekili Haluk KOÇ'un, yaş çay alım fiyatlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6454) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

58.- Bilecik Milletvekili Yaşar TÜZÜN'ün, SSK ve BAĞ-KUR'dan emekli olan belediye başkanlarının ücretlerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/6455) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

59.- Aydın Milletvekili Mehmet Mesut ÖZAKCAN'ın, Balıkesir'de yapmış olduğu bir konuşmaya ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif ŞENER) yazılı soru önergesi (7/6456) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

60.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/6457) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

61.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/6458) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

62.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/6459) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

63.- Bilecik Milletvekili Yaşar TÜZÜN'ün, SSK ve BAĞ-KUR'dan emekli olan belediye başkanlarının sosyal güvenliklerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/6460) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

64.- İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün, işsizlik sigortası kapsamında toplanan primlere ve yapılan ödemelere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/6461) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.5.2005)

65.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/6462) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

66.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6463) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

67.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6464) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

68.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6465) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

69.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6466) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

70.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/6467) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

71.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/6468) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

72.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Başkent Gençlik Federasyonunun düzenlediği Fetih Şöleninde Ankara Büyükşehir Belediyesinin imkanlarının kullanılıp kullanılmadığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6469) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

73.- İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün, özel güvenlik şirketlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6470) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

74.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6471) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

75.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6472) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

76.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6473) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

77.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6474) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

78.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/6475) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

79.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/6476) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

80.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/6477) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

81.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/6478) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

82.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/6479) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

83.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/6480) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

84.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/6481) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

85.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/6482) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

86.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/6483) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

87.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/6484) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

88.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6485) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

89.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6486) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

90.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6487) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

91.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6488) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

92.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/6489) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

93.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/6490) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

94.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/6491) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

95.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/6492) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

96.- Bilecik Milletvekili Yaşar TÜZÜN'ün, Bilecik İline üniversite kurulup kurulmayacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6493) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

97.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6494) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

98.- Adana Milletvekili Tacidar SEYHAN'ın, Seyhan İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne yapılan atamalara ve diğer uygulamalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6495) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

99.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6496) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

100.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6497) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

101.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6498) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

102.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6499) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

103.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6500) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

104.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Aksaray İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6501) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.5.2005)

105.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6502) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

106.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6503) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

107.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/6504) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

108.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/6505) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

109.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/6506) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

110.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/6507) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

111.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanından (Nimet ÇUBUKÇU) yazılı soru önergesi (7/6508) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

112.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanından (Nimet ÇUBUKÇU) yazılı soru önergesi (7/6509) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

113.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanından (Nimet ÇUBUKÇU) yazılı soru önergesi (7/6510) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

114.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Devlet Bakanından (Nimet ÇUBUKÇU) yazılı soru önergesi (7/6511) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

115.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bolu İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6512) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

116.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Gümüşhane İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6513) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

117.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Kütahya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6514) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)

118.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İlinde 2005 yılı için planlanan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6515) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.2005)


                                                                                                                            No.: 150

7 Haziran 2005 Salı

Tasarılar

1.- Şeker Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/1048) (Tarım, Orman ve Köyişleri; Plan ve Bütçe ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.5.2005)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/1049) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.6.2005)

3.- Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Bağlı Okulların Millî Eğitim Bakanlığına Devredilmesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/1050) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.6.2005)

Teklifler

1.- Çorum Milletvekili Agah Kafkas ile 9 Milletvekilinin; Sendikalar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/500) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.5.2005)

2.- Kütahya Milletvekili Abdullah Erdem Cantimur ile 13 Milletvekilinin; 17.7.1964 Tarihli 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Geçici Maddeler Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/501) (Plan ve Bütçe ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.5.2005)

3.- Bursa Milletvekili Faruk Anbarcıoğlu'nun; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/502) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.6.2005)

4.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ile Uşak Milletvekili Alim Tunç'un; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/503) (Plan ve Bütçe ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.6.2005)

5.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ile Uşak Milletvekili Alim Tunç'un; Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/504) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.6.2005)

6.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ile 2 Milletvekilinin; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/505) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.6.2005)

7.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ile 2 Milletvekilinin; Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/506) (Plan ve Bütçe ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.6.2005)

Tezkereler

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Hanefi Mahçiçek'in; Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/837) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.6.2005)

2.- Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan Balandı'nın;  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/838) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.6.2005)

Raporlar

1.- Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/950) (S. Sayısı: 920) (Dağıtma tarihi: 7.6.2005) (GÜNDEME)

2.- İl Özel İdaresi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/1031) (S. Sayısı: 921) (Dağıtma tarihi: 7.6.2005) (GÜNDEME)

3.- Darülaceze Müessesesi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile İçişleri Komisyonları Raporları (1/988) (S. Sayısı: 922) (Dağıtma tarihi: 7.6.2005) (GÜNDEME)

4.- Çavuş ve Uzman Çavuş Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/795) (S. Sayısı: 923) (Dağıtma tarihi: 7.6.2005) (GÜNDEME)

5.- Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/881) (S. Sayısı: 924) (Dağıtma tarihi: 7.6.2005) (GÜNDEME)

6.- Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savurma Komisyonu Raporu (1/985) (S. Sayısı: 925) (Dağıtma tarihi: 7.6.2005) (GÜNDEME)

7.- Er ve Erbaş Harçlıkları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/998) (S. Sayısı: 926) (Dağıtma tarihi: 7.6.2005) (GÜNDEME)

8.- Diyarbakır Milletvekili Cavit Torun'un; Türk Medenî Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/401) (S. Sayısı: 928) (Dağıtma tarihi: 7.6.2005) (GÜNDEME)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

7 Haziran 2005 Salı

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 108 inci Birleşimini açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, görevli personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, Konya Ovası ve Konya-Ankara arası hızlı tren projeleri hakkında söz isteyen Konya Milletvekili Sayın Ahmet Işık'a aittir; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Konya Milletvekili Ahmet Işık'ın, Konya ovaları ile Konya-Ankara hızlı tren projelerine ilişkin gündemdışı konuşması

AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konyamızın büyük kızıl elmalarından Konya ovaları projesi ve Konya-Ankara arası hızlı tren projesinden bahsetmek üzere gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milattan önce 7 000'li yıllardan başlayıp, yerleşim haline dönüşerek değişik medeniyetlere zemin oluşturmuş Konya, dünyanın en eski yerleşim merkezleri arasında yer almaktadır. Anadolu Selçuklu Devletinin iki asır başkentliğini yapmış olan ilimiz, Osmanlı Devleti zamanında da etkinliğini sürdürmüş olup, günümüz Türkiyesinde ise, coğrafî konumuyla, yüzölçümü, nüfusu tarihi, kültürel mirası, çok yönlü turizmi, sanayii ve dinamik ticaretiyle, hububatta yüzde 10,5; pancarda yüzde 21, hayvancılıkta yüzde 9 olmak üzere 2 750 000 hektar alandaki tarımıyla cazibe merkezi olma özelliğini artırarak sürdürmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her yörenin iktisadî kalkınmasına ve standardının yükselmesine birkısım etkenler tesir etmekte ve bu süreci hızlandırmaktadır. Konyamız için bu noktada hayatî önem arz eden projelerden biri de kısa adı KOP olan Konya Ovaları Projeleridir.

Konya Ovaları Projesi tam anlamıyla sonuçlandığında, sulanmakta olan araziye ilave olarak yüzde 64 oranında, yaklaşık 1 705 000 hektar alan sulanabilecek, ilaveten, yerleşim merkezlerinde risk noktasına gelmiş olan içmesuyu meselesi de giderilmiş olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konya-Çumra Projesi, Beyşehir-Damlapınar Projesi, Göksu Havzası Enerji Projesi, Konya İçmesuyu Projesi, Küçük Su Projeleri Grubu, Ereğli Projesi, Sarayönü-Beşgözler Projesi, Akşehir-Eber Projesi, Ilgın Projesi, Karaman Projesi, Yunak-Akgöl Projesi, ve Ayrancı Projesi olmak üzere 12 adet projeden oluşan KOP, hayata geçtiğinde, çorak arazi suyla buluşabilecek, 110 000 kişilik istihdam sağlanacak, alternatif ürünler yetiştirilebilecek, hayvancılıkta büyük atılım gerçekleşerek milyarlarca dolar katmadeğer ülke ekonomisine girdi sağlayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; proje çalışmaları devam etmekte olan ve KOP'un en büyük ayağı konumundaki Mavi Tünel ve Bağbaşı Barajına 2005 bütçesinde yaklaşık 80 trilyonluk ödeneğin ayrılmış bulunmasını ise hayallerin gerçekleşmesi olarak yorumluyoruz.

Değerli milletvekilleri, bir diğer kızıl elmamız ise Konya-Ankara arası hızlı tren projesidir. Yaklaşık 1 trilyon 611 milyar TL bedelle proje ihalesi yapılmış olan ve yapım ihalesinin ise yıl içinde gerçekleşeceğini beklediğimiz çift hatlı, saatte 250 kilometre hıza uygun, yüksek teknolojinin kullanılacağı hızlı tren projesiyle Konya-Ankara arasındaki mesafenin 1 saat 15 dakikada alınacağı ve eşzamanlı diğer projenin tamamlanmasıyla da Konya-Ankara-İstanbul hızlı tren hattının 2008 yılında hayata geçecek olmasının, Konya insanımızın olduğu kadar, ülke insanımızın hayatına da büyük kolaylıklar getireceği kanaatindeyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ortadoğu ülkelerinden dahi hasta çekebilecek kapasiteye sahip Konya Selçuklu Tıp Fakültesine sağlanacak kısmî eködenekle hizmete sunuma hazır hale getirilmesi ve ayrıca bölgesel ihtiyaç ve zaruret olan Konya Bölge Havaalanına yönelik adımların da atılacağı kanaatiyle, Genel Kurulu, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Işık.

Gündemdışı ikinci söz, Nazım Hikmet Ran'ın 42 nci ölüm yıldönümü münasebetiyle söz isteyen Sakarya Milletvekili Sayın Süleyman Gündüz'e aittir; buyurun.

2.- Sakarya Milletvekili Süleyman Gündüz'ün, ölümünün 42 nci yıldönümünde, Nazım Hikmet Ran'ın edebî kişiliğine ve eserlerine ilişkin gündemdışı konuşması

SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bundan 42 yıl önce, 3 Haziran 1963'te Anadolu'nun kasketli, kara, kavruk ve elleri nasırlı insanları yaza hazırlanıp buğday harmanlarken, bir adam, Selanik'te başlayan 61 yıllık yaşam öyküsünü memleketine, insanına ve özgürlüğe hasret bir şekilde Moskova'da tamamladı. O adam, 20 nci Yüzyıl Türk şiirinin dünyaca tanınmış büyük ustası Nazım Hikmet'ti.

"Farklı bir şekilde anlatabilmek mümkün mü Nazım Hikmet'i" Doç. Dr. Zeynep Dağı yayımlanan bir makalesinde böyle başlıyor ve devamla: "Mitleştirilen kimliğinin peşine takılmak ya da 'hain' deyivermek, Nazım'a ilişkin yapılabileceklerin en kolayı olurdu herhalde." Nazım, böyle de anlaşılabilir mi?"

Nazım'ın ölümünün 42 nci yılı. O, ideolojik kimliğin yanı sıra, bu ülkenin yakın tarihini de anlatan bir şair. 1902 yılında doğan Nazım, Osmanlı'dan devredilen bir bakiye. 19 uncu Yüzyılda 2 çocuğunu İstanbul'da bırakarak Paris'e resim kursuna gidebilen ressam bir annenin Osmanlı konaklarında büyüyen oğlu.

Nazım'ın devraldığı emperyal miras ve sonradan benimsediği enternasyonal sosyalist kimlik, onu besleyen ana kaynaklardan. Nazım'la birlikte, bu ülkenin Osmanlı'dan cumhuriyete geçiş sürecinin sancılarına, soğuk savaş siyasetinin kurbanlarına, yaşanan ideolojik kıskaca tanık olmak mümkün. Nazım, özelinde özellikle sistemle ters düşen insanların acısı ve bu ülkenin yakın tarihine damgasını vuran sorunlu devlet-toplum-birey ilişkisi de daha görünür oluyor. Her ne kadar sol kimlik onun önemli bir parçası olsa da, özgürlük sevdalısı bu adamı, ölümünün 42 nci yılında ideolojinin dar kalıplarının ötesinde düşünme ve tartışma zamanı. İdeolojinin zincirlerinden kurtararak Nazım'ın özgürleştirilmesi, Anadolu'nun bütününe ve zenginliğine dahil edilmesi artık daha da özel bir önem kazanıyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; memleket, hasret, aşk, direniş, Nazım'ın dizelerinde gerçekliğe kavuşur. Sisteme, iktidar odaklarına ters düşerek, vatan hainliği de dahil olmak üzere, pek çok suçlamayı hiç hak etmediği halde taşımak zorunda kalır. Vatan hainliği damgasının ağırlığını memlekete olan özlemiyle hafifletmeye çalışır.

Ortaasya'dan gelip Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan memleket, Nazım'ın dizeleriyle bir coğrafya olmanın çok ötesinde ete kemiğe bürünür. Karşı kıyıdan, Varna'dan "memleket, memleket" diye seslenişi, o ulaşamadıkça ulaşılmaz olan hasreti, muhalif olmanın somut diyetidir.

Nazım, memleketinin artık kendisine yıldızlar kadar uzak olduğunu bilerek, muhalif kimliğini ölünceye kadar taşır. Vasiyetinde dile getirdiği, öldüğünde Anadolusuna kavuşma özlemi ise hâlâ gerçekleşmedi; sürgünlerde ölüme mahkûm ettiğimiz insanların dönüşünü hak ettiğimizde gerçekleşmeli bu... Türkiye'den beslenmiş, bu topraklara emeği geçmiş insanların sırf "muhalif" kimliğinden ötürü topraklarından koparılışı artık imkânsız olduğunda gerçekleşmeli... Pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış bu toprakların kendi insanına ve farklılığına tahammül edemeyişi sona erdiğinde."

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, sevgili dostum ve kardeşim Nihat Genç'in dilinden, sizlere, yüzyılların içindeki halktan bir kısa hikâye anlatmak istiyorum.

"Hadise Serez'de gerçekleşir. Serez'de, ünlü isyancı, muhalif düşünceleriyle Sünnîleri kızdırıp idam edilen ve Anadolu tasavvuf tarihinde adı en çok geçen isimlerden Şeyh Bedreddin'in türbesi vardır.

Şeyh Bedreddin çok mühim adamdır. "Varidat" adlı kitabı, topraklarımızın son bin yılında dile getirilmiş, en aykırı, en serbest düşünceleri barındırır. Günümüzde kaleme alınmış gibidir. Allah, dünya, cennet, Kur'an, Peygamber, günlük hayat ve topluca şeriat hakkındaki fikirleri, topluca ortalığı yangın yeri gibi ayaklandırmış, peşinden isyanlar ve birkaç şehrin işgaliyle sonuçlanmıştır. Sonra? Bedreddin yakalanır ve işte o Serez'de idam edilir.

Şeyh Bedreddin, marjinal, aykırı ve aşırı düşünceleri temsil etmektedir. Görüşleri devlet tarafından sevilmedi ve idam edildi; yani, Bedreddin, günümüzün ifadesiyle dışlanmış, marjinal ve aşırı radikal bir insandı; ama, Şeyh Bedreddin'in idam edilmesinden 6 asır geçmesine rağmen, halkımız onu unutmadı. Üstelik, aradan geçen 6 asır Şeyh Bedreddin'in aleyhine söylenmedik söz kalmadı. Bir şeytan ve bir kâfirmiş gibi yazıldı ve çizildi kitaplarda.

İşte, bu denli dışlanmış ve şeytanîleştirilmiş Şeyh Bedreddin'in türbesi Serez'deydi; taa ki Balkan Savaşlarıyla ve Yunanların Anadolu'yu ele geçirmeye kalkmalarına kadar. Serez'de oturan halkımız, Şeyh Bedreddin türbesinin düşman ayağının altında kalacağını düşünerek, düşman ilerlerken ilk işi, türbesine koşup, mezarını açıp, Şeyh Bedreddin'in kemiklerini çıkarıp, unlanmış kemiklerini bir muhafazaya koyup İstanbul'a göndermek."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Gündüz, toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Devamla) - "Neden? Düşman ayağı basmayacak bir yerde saklanması için, vatanın daha emin bir toprağına gömülmesi için.

Şeyh Bedreddin'in kemikleri tam 40 yıl Topkapı Sarayında saklanır. Bu 40 yıl içinde nereye, nasıl gömülmesi için bir çare düşünülür. Sonunda bugün Çemberlitaş'taki Sultan Mahmut'un türbesinin önüne gömülür. Yıl 1961'dir.

Şimdi, bunu derinden inceleyelim. Bu hikâyede bizi duygulandıran şey, bir halkın en muhalif, en şeytanî, en kâfir fikirleri dile getirmiş bir radikal evliyasını dahi düşmana çiğnetmeyip sahip çıkıyor. Düşman ayağı basmasın diye aceleyle halkımız türbeye koşuyor, mezarını kazıyor, kemiklerini çıkarıp çinko bir kaba koyuyor.

Bizim insanımız budur. İşte, biz, bu milletin çocuklarıyız. Halkımızın bu davranışına gözyaşıyla karşılık vermeliyiz; çünkü, halkımız hangi fikirleri taşırsa taşısın kendi öz evladına sahip çıkıyor. Komünist fikirler taşıdığı yüzlerce yıl anlatılan Şeyh Bedreddin'e bu halk sahip çıktı. "

Bir Osmanlı Paşası, Turan için Ruslarla savaşıp Tacikistan'ın Fergana Vadisinde Cegan Tepesinde şehit düşen ve orada defnedilen Enver Paşaya sahip çıktı.

Sırada Nazım Hikmet var. Özgürlük sevdalısı bu adamı, ölümünün 42 nci yılında, ideolojinin dar kalıplarının ötesinde düşünme ve tartışma zamanı. İdeolojinin zincirlerinden kurtararak Nazım'ın özgürleştirilmesi, Anadolu'nun bütününe ve zenginliğine dahil edilmesi, artık, daha da özel bir önem kazanıyor. Ona da sahip çıkmak bizim görevimiz.

Konuşmamın sonuna doğru yaklaşmışken, son günlerde bir gencimizin gözaltına alınmasına neden olan, 28 Haziran 1962'de yazılan bir Nazım Hikmet şiiri okuyarak bitirmeliyim.

"Vatan Haini

Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.

Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,

Bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un

66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali. "

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Gündüz, buyurun.

SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.

"Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.

Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet

Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,

Ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.

Vatan çiftliklerinizse,

Kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,

Vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,

Vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,

Fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,

Vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,

Vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,

Ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,

Vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,

Vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,

Ben vatan hainiyim.

Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:

Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Simavnalı Şeyh Bedreddin ve Enver Paşa memleketlerine kavuştu; sıra, hasreti çoğaltan Nazım Hikmet'te.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Şimdi, Bush'a okuyordur Tayip Bey bu şiiri.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gündüz.

Gündemdışı üçüncü söz, gençlik üzerinde yapılan araştırmalarla ilgili söz isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın Berhan Şimşek'e aittir.

Buyurun Sayın Şimşek. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek'in, gençler üzerinde yapılan kamuoyu araştırmalarının sonuçlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı

BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; benden önce gündemdışı konuşma yapan Süleyman Gündüz arkadaşıma bu duyarlılığından dolayı teşekkür ediyorum; çünkü, Nazım Hikmet, Türkiye'nin Ulusal Kurtuluş Savaşının en büyük destanını bizlere yazılarıyla, mısralarıyla, şiirleriyle taşımış bir şairdir.

Gençler üzerinde yapılan kamuoyu araştırmalarının sonuçları üzerinde gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Türkiye nüfusunun yaklaşık 40 000 000'u 30 yaşın altındadır; ancak, Türkiye, bugünkü yapısıyla genç nüfusuna kaliteli eğitim ve sağlık hizmeti veremiyor, yeterli istihdam alanları yaratamıyor.

Ankara Genç İşadamları Derneğinin 28 soru içeren ve Ankara'da yaşayan 18-25 yaş grubu gençlerimize uyguladığı anket sonuçları bu tespiti de açıkça ortaya koymaktadır.

Gençlerimizin ülkemizden beklentilerinin ve yarınlarına nasıl baktıklarının saptanmaya çalışıldığı araştırmada 2 359 gencimiz sorulara yanıt vermiştir. Anket formunda "başka bir ülkede yaşamak ister misiniz" sorusuna, gençlerimizin yüzde 58'i "evet" derken, "hayır" diyenlerin oranı yüzde 17'dir. Gelecek endişesi taşıyan gençler Türkiye'de yaşamak istemediklerini söylemektedir. Gelecekten umutsuz olanlar geçen yıl yüzde 49 iken, bu yıl yüzde 57'ye yükselmiştir. "Gelecekten umutluyum" diyen gençler geçen yıl yüzde 33 iken, bu yıl yüzde 28'e düşmüştür. Ankete katılan gençlerimizin yüzde 37'si gelecek endişesini, yüzde 36'sı işsizlik sorununu kişisel olarak yaşadıkları sorunların başına yazmışlardır. Bu araştırmada gençlerimiz "iş bulmak için hangi özelliklere sahip olmak gerekir" sorusunu ise, ilginçtir "torpil" olarak yanıtlamıştır. "İyi bir işin anahtarı" sorusuna yüzde 48 oranında "önemli yerlerde etkili tanıdıkların olması" yanıtı verilirken, "iyi bir okuldan, üniversiteden mezun olmak" yanıtı ise yüzde 22 oranıyla bunun yarısı bile olmamıştır.

Göreve gelindiğinden beri 76 000 atama gerçekleştiren hükümet, bakanlık merkez ve taşra teşkilatında görevden almadık yönetici bırakmayan, kararnamesi Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmayan bürokratlar vekâlet yönetimini devreye sokan hükümetin "kadrolaşma yapmıyoruz" sözlerine, görüldüğü gibi gençlerin de inanmadığı ortadadır. AKP'nin görev verdiği ve bu görevden aldığı bürokratlarla acil eylem planını gerçekleştiren bir parti değil "Acil Kadrolaşma Partisi" olmuştur gençlerin verdiği yanıtta.

Cumhurbaşkanı mektup yazınca kendisini eleştiriyoruz. Gençler işsiz kalınca, taşı sıkıp suyunu çıkarmalarını öğütlüyoruz. Bir taraftan gençlerimiz kendi yaşadıkları sorunlarını ve düşüncelerini ortaya koyarken, diğer taraftan hükümetin, büyüme, enflasyon, ihracat rakamlarına bakarak, ekonomide işler iyi gidiyor masalları anlatması, hükümet sözcülerinin bu ülke gerçeklerinden kopup, sanal bir dünyada yaşadıklarını göstermektedir.

Kriz öncesi dönemde yüzde 6-7 düzeyindeki işsizlik oranı, büyümenin olduğu 2002-2004 döneminde yüzde 10'ların üzerinde, yüzde 11,5 seviyelerindedir. Ekonomide yaşandığı ileri sürülen ve dünya rekoru olarak anlatılan büyüme, hepimizin bildiği gibi, istihdama yansımamıştır. Türkiye, OECD ülkeleri içinde, Polonya, Slovakya ve İspanya'nın ardından işsizlik oranının en yüksek olduğu 4 üncü ülke konumundadır.

Geçtiğimiz günlerde Mecliste düzenlediği bir basın toplantısında, AKP Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar Hanımefendi, acil eylem planında belirlenen hedeflere büyük ölçüde ulaşıldığını, aciliyeti olan soranların kalmadığını, acil eylem planına da gerek kalmadığını, normal sürece girildiğini söylemiştir.

Acil eylem planının en önemli üç ayağını oluşturan yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele konularında, Türkiye, maalesef hepinizin bildiği gibi yerinde sayıyor. Partiniz adına yapılan açıklamalarda, aciliyeti olan sorunların kalmadığının söylenmesi gerçeklerle bağdaşmıyor. Bu hükümet, acil eylem planlarını, sadece acil, doğal, tabiî afetlere bağlıyorsa, anlaşılan başka bir gerekçesi de ortada yoktur. Burada, Bingöl'de dün meydana gelen depremde yaralanan ve zarar gören yurttaşlarımıza acil şifalar diliyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; AKP kurulmadan önce, 57 nci hükümet döneminde, Başbakanlık önünde, bir esnafımız, yaşadığı ekonomik sorunlara karşı yazarkasayı fırlatmıştı. AKP sözcüleri, bu olayı, ekonominin gidişatıyla ilgili bütün yorumlarda kullandılar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Şimşek, toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Toparlıyorum.

Şimdi, geçtiğimiz hafta içinde, yine Başbakanlık önünde, bir gencimiz, üzerinden elbiselerini çıkardı ve "açım" diye bağırdı; yani, Ankara pembe rüzgâr estirirken, Türk Halkı, işsizlik, geçim sıkıntısı, çaresizlik üçgeninde boğuluyor diye bağırdı genç. Acil eylem planında, yoksulluğun, yolsuzluğun giderildiği bir Türkiye vizyonundan bahsediliyor. Geldiğinizde "cepler para dolacak" denildi; ikibuçuk yıl geçti, ortada fol yok yumurta yok! Yani, değişen bir şey yok. Rakamlar kullanılıyor, rakamların dili değiştiriliyor. Ülkemizde, açlık çeken 900 000'e yakın insanın, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan 19,5 milyon insanın varlığından söz ediliyor. Aciliyeti olanlar sadece gençler değil, esnaf, köylüler, işçiler ve biz, rakamlarla oynamaya devam ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde -biraz önce de arkadaşım ifade etti- Muğla'nın Milas İlçesinde, bir genç, şiir okuduğu için gözaltına alınıyor ve ayrıca, ne acıdır ki, ne talihsizliktir ki, bu gözaltının, şiir okuduğu için ceza alan ve "düşüncesine güvenen, düşünce özgürlüğünden korkmaz" diyen Başbakanın yönettiği bir ülkede yaşanmasıdır. Kitap toplama emri veren, şiir okuyan gençlerin gözaltına alınma emirlerini veren kaymakamlara ne oldu?1

Değerli arkadaşlarım, önemli olan, yazdığın şiirin arkasında durmaktır, okuduğun şiirin arkasında durmaktır. Bu tür olayların yaşanması… Bu hükümetin demokratikleşme, özgürleşme söylemlerinde samimî olduğunu, sanırım ki, benim gibi, siz de, vicdan sesinizle düşünemiyorsunuz.

İktidarınız döneminde gençler için yaptığınız tek şey -Sayın Bakanıma buradan söyleyeyim- 19 Mayıs kutlamalarını statlardan alanlara taşımaktır; bu da eğer iş olarak kabul edilirse.

Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençler arasında, umutsuzluk ve beklentisizlik bir yaşam biçimi haline dönüşmüştür. Oysa, gençlerimiz bunu hak etmemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Şimşek, lütfen…

Buyurun.

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - 2005 malî yılı bütçesi üzerinde yapmış olduğum konuşmamda şunu söylemiştim: Hükümet, ülke halkına Godot'yu bekletiyor. Anlaşılan, bu araştırmaya cevap veren gençler, benim gibi ve ülke halkı gibi, Godot'nun gelmeyeceğini fark ettiler.

Hepinize saygılar sunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Şimşek.

Gündemdışı konuşmaya, Hükümet adına, Millî Eğitimi Bakanı Hüseyin Çelik cevap vereceklerdir.

Buyurun Sayın Çelik. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Berhan Şimşek'in yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere huzurlarınızda bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Şimşek, gençlikle ilgili yapılmış olan bir araştırmayı Meclis gündemine taşıyacağını beyan ederek söz talep etti ve burada konuşmasını yaptı; ama, genel olarak, hükümet icraatlarıyla ilgili bir değerlendirme yaptı; bu değerlendirmeye de ayrıca cevap vereceğim.

Gençliğin problemlerini, Meclis olarak, sorumlu konumda olan insanlar olarak bizim ele almamız, milletvekillerimizin bu konuya önem vermesi, şüphesiz ki, takdir ettiğimiz, olması gereken, daha çok gündeme getirilmesi gereken bir meseledir. Ülkemizde genç bir nüfus var; 70 000 000 nüfusumuzun neredeyse 50 000 000 fazlası genç diyebileceğimiz bir nüfustur ve bu da, ülkemizin en büyük zenginliğidir. Biz, daima, bununla gurur duyarız, bununla iftihar ederiz.

Sayın Şimşek'e katılıyorum; gençliğin meseleleri önemlidir, gençliğe daha çok ilgi göstermemiz lazım, gençliğin psikolojik problemleriyle, ekonomik problemleriyle, her türlü meselesiyle bizim daha yakından ilgilenmemiz gerekiyor. 20 000 000 çocuk ve gencin eğitiminden sorumlu bir bakan olmam hasebiyle de, bunun ne kadar önemli olduğunu çok iyi bilenlerdenim. Ancak, Sayın Şimşek, tabiî, gençlerimizin işsizliğinden söz etti. Türkiye'deki birçok gencin iş bulamamasından dolayı ciddî sıkıntılar çektiğini, o söylemese de, birileri söylemese de biz biliyoruz zaten; ama, değerli milletvekilleri, şunu gözardı etmememiz lazım. Biz iktidara geldiğimizde, Türkiye'de, ciddî manada, siyasî olarak istikrarsız bir hava vardı, ekonomik olarak çok ciddî bir istikrarsızlık vardı, bütün ülke yarınlarından, geleceğinden ümitsiz bir halde yaşıyordu; ama, Türkiye'de siyasî istikrar temin edilmiştir, ekonomik istikrar temin edilmiştir. Eğer, devlet kadrolarına birçok insanı alarak iş sahibi yapmaktan söz ediyorsak, bütün üniversiteli gençlerin, üniversite mezunlarının veya meslek liselerinden mezun olan gençlerin, vasıfsız gençlerin devlet kadrolarına alınarak bunların iş sahibi yapılması Türkiye açısından da mümkün değildir; dünyanın hiçbir yerinde de, bu kadar geniş bir nüfusu devlet kadrolarına almanın mümkün olmadığını herkes biliyor.

Gençleri iş sahibi yapabilmemiz için ekonomiyi rayına sokmamız gerekiyordu. Bugün, döviziyle, faiziyle, borsasıyla ekonomi son derece stabil bir hale getirilmiştir, dengeler yerine oturmuştur ve Türkiye'de yatırım yapmak açısından, gerek yerli yatırımcıların gerekse yabancı yatırımcıların güvenli buldukları, istikrarlı buldukları bir ortam oluşmuştur ve ülkemizin dört bir yanında da bu yatırımlar yapılmaktadır. Yabancı sermaye, Türkiye'yi, artık, yarınları belli olmayan, bir haftası, bir ay sonrası belli olmayan istikrarsız bir ülke olarak görmüyor, aksine, yatırım yapılması için cazibe alanı olarak değerlendiriyor ve yatırımlar gelmeye başladı. Dolayısıyla, gençliğe yapılabilecek, gençliğin ekonomik sorunlarına çare bulmak, onlara iş bulmak amacıyla yapılabilecek en önemli mesele budur. Kısa vadeli palyatif tedbirlerle, 3 gence, 5 gence, 1 000 000 gence bile iş bulmak, aslında, meseleyi çözmüyor. Eğer, bu salonun içerisindeki oksijenin miktarını artırırsak, herkese yetecek kadar bu salonun oksijen miktarını artırırsak hepimiz rahat nefes alırız. Aksine, burada oksijen miktarı azalmışken, birkaç insanın ağzına eğer oksijen tüpü dayayarak onlara sunî teneffüs yaptırırsanız, üç beş kişi rahat nefes alır, diğerleri boğulur. Ülkenin dört bir yanında ben il gezilerine gittiğim zaman, gençler geliyorlar "Sayın Bakanım, bizi ne zaman atayacaksınız, bizi ne zaman devlet kadrolarına alacaksınız" diye soruyorlar.

Değerli milletvekilleri, hepiniz çok iyi biliyorsunuz, Türkiye'de, şu anda, 2 700 000 civarında kamu çalışanı var. Bu kadroları çok fazla şişirmek, aslında, popülist yaklaşım içerisinde olan hükümetlerin yapabileceği bir şeydir. Eğer, biz, halka, popülist yaklaşımlarla, şirin görünmek için, devlet kadrolarına gerekli gereksiz, verimli verimsiz insanları doldurursak, bu, Türkiye'nin geleceği açısından anlamlı olmaz. Artık, hizmet sektöründe özellikle dört alanda, devlet, personel alıyor, bunları atamaya devam ediyor. Eğitim alanında, sağlık alanında, adalet alanında ve güvenlik alanında, devlet, şu anda, Türkiye'de gereken personeli alıyor. Hâkimi, savcıyı alıp, atıyor; öğretmenini alıyor, atamasını yapıyor. Öte taraftan, polisin atamasını yapıyor, güvenlik güçleriyle ilgili olarak personel ihtiyacı neyse bunu karşılıyor; ama, artık, KİT'ler yavaş yavaş özelleştiriliyor -doğrusu da budur- bunların özelleştirilmesiyle birlikte bütçenin üzerindeki kamburlar da yavaş yavaş ortadan kalkıyor.

Eğer biz böyle yaparsak, popülist davranmazsak, ekonominin, ekonomi biliminin gereklerini, gerçekten, popülist yaklaşımları bir tarafa bırakarak, aklın gereği neyse onu yaparak, rasyonel yaklaşımlarla yaparsak, Türkiye düze çıkar ve yarınlarda çocuklarımız, gençlerimiz rahat eder. Aksi takdirde, basarsınız parayı, alırsınız personeli ve bunlara o maaşları ödersiniz; ama, Türkiye, işte, 2000'li yıllarda geldiği noktaya gelir.

Ben bunları ifade ettikten sonra, Sayın Şimşek'in, özellikle kadrolaşmayla ilgili iddialarıyla ilgili de bir iki şey söylemek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, iktidara geldiğimizden beri en fazla atama Millî Eğitim Bakanlığında yapılmıştır. Bakın, Millî Eğitim Bakanlığında, sadece, kadrolu ilk atama olarak, 58 000 öğretmenin ataması bizim dönemimizde yapılmıştır. Bütün kamuda 76 000 falan değil -Berhan Bey bunu da yanlış biliyor- bütün kamuda atanan personel sayısı bundan çok daha fazladır; çünkü, sadece,         72 000 küsur kadro eğitime tahsis edilmiştir. Bunun bir kısmı yükseköğretim kurumlarına verilmiştir. Sadece Sağlık Bakanlığında atanan personel sayısı 20 000'in üzerindedir. Dolayısıyla, bunların toplamı 76 000'in çok daha üzerindedir. Niçin; şimdi, Van'ın Bahçesarayında, Hakkâri'nin Şemdinlisinde veya Adıyaman'ın Gergerinde, Artvin'in Ardanuçunda, eğer sağlık memuru yoksa, hemşire, ebe yoksa, oraya da insanlar kolay kolay gitmiyorsa, Sağlık Bakanlığı, çakılı kadro diye bir kadro getirmişse, 13 000 kişiyi doğu ve güneydoğuya, Ortaanadolu'nun mahrum bölgelerine göndermişse ve bunu yaparken de sınavla bunu yapmışsa, kesinlikle mülakatla yapmamışsa, allahaşkına, bunun neresi kadrolaşma?!

Bakın, ben, size, tekrar, buradan, altını çizerek ifade ediyorum: Millî Eğitim Bakanlığının yaptığı öğretmen atamalarında, eğer bir tek kişiyle ilgili olarak, iltimas anlamına gelebilecek veyahut da partizan kadrolaşma anlamına gelebilecek bir tek örnek görebilirseniz, ben, şu Mecliste, milletin huzurunda sizden özür dileyeceğim; ama, değilse, bu iddialarınızdan dolayı sizin özür dilemeniz lazım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Ben, teke tek görüşmeye razıyım Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, başka bir şey daha söyleyeyim: Biz, usta öğretici atıyoruz halk eğitim merkezlerinde çalıştırmak üzere. Öte taraftan, anaokullarında, anasınıflarında ders vermek üzere anaokulu öğretmeni tayin ediyoruz. Bunların atamalarının nasıl yapıldığını bütün milletvekili arkadaşlarım çok iyi biliyorlar; vekil öğretmenlerin atamalarının nasıl yapıldığını herkes çok iyi biliyor; ki, bunlar geçici kadrolardadır.

Değerli arkadaşlarım, gelelim yönetici atamalarına: Sayın Başbakanımız Uludağ'daki konuşmasında gayet net bir şekilde ortaya koydu. Biz, atadığımız yöneticileri, bir başka ülkeden, bir başka gezegenden ithal ederek atamıyoruz. Bu ülkenin yasalarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa göre, yasalar ve Anayasa çerçevesinde, ataması yapılmış, belli yerlere gelmiş olan insanları, biz, getiriyoruz ve bunları…

NURETTİN SÖZEN (Sivas) - Üçlü kararnameyle atıyorsunuz...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Evet, üçlü kararnameyle atıyoruz. Biz nasıl atama yapıldığını da çok iyi biliyoruz. Her hükümetin, halkın iradesiyle, milletin iradesiyle, demokratik bir prosedür sonucu demokratik bir süreçten geçerek seçilmiş olan her hükümetin, kendi kadrosunu kurarak -ama, kendi kadrosu derken, teknik anlamda yeterli, bilgi, birikim, donanım açısından yeterli olan kadroları işbaşına getirerek- o insanları çalıştırarak başarmak gibi bir mecburiyeti vardır. Ben, defalarca söyledim, burada, bu Mecliste söyledim; bazı CHP'li arkadaşlarım kalkıp, burada, kadrolaşmadan söz ettiler ve ben, onlara mertçe dedim ki: Size bir şey sorayım. Diyelim ki, siz iktidara geldiniz -ve bir arkadaşımın ismini vererek söyledim. Ben, burada, bunu tekrarlamak istemiyorum- mertçe söyleyin, benim getirdiğim, şu anda müsteşarlığa getirdiğim insanla çalışacak mısınız, benim getirdiğim müsteşar yardımcısıyla çalışacak mısınız, benim getirdiğim genel müdürle çalışacak mısınız? Nitekim, o arkadaşlar da "evet, çalışacağız" demediler, demiyorlar da.

Kusura bakmayın; yani, bu, başkası için âdet de bizim için kabahat mi?! (AK Parti sıralarından alkışlar) Yani, kendi kendimizi kandırmanın anlamı yok.

Tekrar söylüyorum arkadaşlar; bizim atamasını yaptığımız bütün insanlar, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşlarıdır. Bu insanların, zaten, atamaya mâni eğer bir suçları varsa, aldıkları bir ceza varsa, bunu teklif dahi edemezsiniz. Vekâletle bir insanın bir görevi icra etmesi de, bizim Hükümetimizin icat ettiği, bizim Hükümetimiz tarafından uygulamaya başlanmış olan yeni bir uygulama değildir. Yıllardan beridir, bazı görevleri insanlar asaleten yaparlar…

MUHARREM İNCE (Yalova)- Sayın Bakan, ceza almış birinin müdür yardımcısı yapılıp yapılmadığını size ispatlarım. Yeni... Geçen hafta…

BAŞKAN- Sayın İnce, lütfen, hatibe müdahale etmeyelim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)- İstediğiniz kadar ispatlayın.

Bakın, şunu söyleyeyim: Bir insan…

MUHARREM İNCE (Yalova)- Ama, doğum yerine baktım, hemşeri çıktınız!

BAŞKAN- Lütfen, Sayın İnce…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)- Bir insan, bakın, maaş kesim cezası almadan…

MUHARREM İNCE (Yalova)- Hemşehri çıktınız!..

BAŞKAN- Sayın Milletvekili…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)- Müsaade eder misiniz.

Arkadaşlar, bir insan uyarma cezası alır, bir insan kınama cezası alır, onun yöneticiliklere atanması için bu engel değil. Eğer, bir insan maaş kesim cezası ve üzerinde bir ceza almışsa, böyle bir…

Bakın, sonra, bizim yaptığımız bütün atamalar yargı denetimine tabidir. Eğer, yaptığımız yanlış bir atama varsa ve bu da yargıdan dönerse, biz, yargının gereğini de kesinlikle yapıyoruz.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Kürsüye çık da konuş.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Ben gerek görmüyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Hiç çıkamıyorsunuz ki?..

BAŞKAN - Sayın İnce…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Size cevap verme gereğini bile duymuyorum.

BAŞKAN - Lütfen, sayın milletvekilleri…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - İkide bir laf atıyor Sayın Başkanım, ikaz edin! Bıraksınlar, Sayın Bakanımız bir konuşsun.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Başka ne işe yarar?

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Sen ne işe yarıyorsun?

BAŞKAN - Sayın Milletvekili, siz müsaade ederseniz, biz ikaz ediyoruz zaten.

Sayın Demirbağ…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Özür dilerim.

BAŞKAN - Sayın Bakan, Genel Kurula hitap eder misiniz.

Buyurun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sayın Şimşek, Muğla'daki bir öğrencimizin, Nazım Hikmet'e ait bir şiiri okumasından dolayı gözaltına alındığını söyledi. Bakın, Sayın Başbakanımız Rusya'dayken bu haberi duydu, buna şiddetli tepki gösterdi. Ben, bu haberi duydum, bunu inceledim; bana sorulduğu zaman, insanların okuduğu şiirden dolayı, insanların okuduğu kitaptan dolayı, tercih ettiği yazardan dolayı mahkûm edilmesi, gözaltına alınması, ifadesine başvurulmasının ilkel bir uygulama olduğunu, bunun yanlış olduğunu söyledim. Şimdi, Sayın Başbakan buna tepki göstermişken, ben, Millî Eğitim Bakanı sıfatıyla buna tepki göstermişken, bunu onaylamadığımızı söylemişken, 70 000 000 insanın yaşadığı bir ülkede, Türkiye'nin dört bir yanında bazı yanlış uygulamalar olabilir; ama, bunu, bizim tasvip edip etmediğimiz, bunu onaylayıp onaylamadığımız önemlidir. Biz, buna gereken tepkiyi göstermişiz ve bunu onaylamadığımızı söylemişiz. Kaldı ki, Muğla'daki öğrencinin okuduğu şiiri, biraz önce, benim partime mensup bir milletvekili, Sayın Süleyman Gündüz, gündemdışı yapmış olduğu konuşmada -aynı şiiri- okudu. İşte, o öğrencinin okuduğu şiir bu şiirdi; biraz önce burada okudu.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Burada okumak serbest.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Dolayısıyla, arkadaşlar, bakın, şu anda, Türkiye'nin dört bir yanında bazı doğru şeyler yapılıyor, yanlış şeyler de yapılabilir. Hukuk devletinde, demokratik bir ülkede bazı insanlar hata yaparsa, yanlış yaparsa, denetim mekanizmaları var, hukuk mekanizması var, bunun üstüne gidersiniz. Nitekim, Parlamentonun görevi de budur. Eğer, bir yanlış varsa, biz, o yanlışın üzerine hep beraber gideriz; muhalefet de gider, iktidar da gider. Dolayısıyla, bunu dile dolamanın hiçbir anlamı yok.

Sayın Başkan, son olarak, müsaadenizle, Sayın Şimşek'in, yine, 19 Mayısla ilgili söylemiş olduğu bir şeyi söyleyeyim.

Değerli arkadaşlar, bakın, dinî bayramlarımız, bizim bayramlarımızdır; millî bayramlarımız, bizim bayramlarımızdır. Bunları, gönül hoşluğuyla, huzur içerisinde, milletçe, coşkuyla kutlamak bizim görevimizdir. İnsanların bu kutlamaları yapması için gereken ortamı hazırlamak da bizim görevimizdir.

Her sene, 19 Mayıslar, sadece bazı kuru törenlerle kutlanırdı. Bundan önce coşkulu kutlamalar yapılmıştır, güzel şeyler yapılmıştır; onları da kabul ediyorum. Geçmişte, bir haftaya sığdırılan 19 Mayıs kutlamaları, ilk defa bu yıl, bakın, bizim dönemimizde, benim Bakanlığım döneminde üç haftaya yayılmıştır ve 12 başlıkta etkinlik gerçekleştirilmiştir, 21 güne yayılmıştır.

Sayın Şimşek, duyuyorsun değil mi bunları? Sayın Şimşek, beni duyuyorsunuz, değil mi?

BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - Ben, çok iyi duyuyorum, cevaplayacağım bunları, merak etmeyin.

BAŞKAN - Sayın Bakan, Genel Kurula hitap eder misiniz.

Buyurun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, bu, 21 güne yayılmıştır. Bakın, bilgi yarışmaları, fuarlar, gençlerimizin yaptığı konserler, resim yarışmaları, kompozisyon yarışmaları, öte taraftan, şiir dinletileri, geziler ve sair birçok etkinlik yapılmıştır ve bu, 21 güne yayılmıştır. En görkemli kutlamalardan biri, yine, bu sene, stadyumlarda yapılmıştır.

Bütün bunlar yapılmışken… Bakınız, Norveç'in Bergen Kentinde, bütün Avrupa'daki 45 eğitim bakanının katıldığı, uluslararası ve Türkiye açısından hayatî önemi haiz olan bir toplantı yapılıyordu. Benim, bu toplantıda Türkiye'yi temsil etmem gerekiyordu. Avrupalı 45 ülkeye biz diyeceğiz ki; Bizim millî bayramımız var; siz, bu toplantıyı erteleyin… Mutlak surette benim katılmam gerekiyordu; çünkü, eğitim bakanları toplantısıydı. Ben bu toplantıya katıldım diye, bazı insanlar, sıkılmadan, utanmadan "Sayın Bakan 19 Mayıs törenlerine katılmamak için, Norveç'in Bergen Kentine gitti" dediler. Bakın, stadyumda, protokol olarak da daha üstte olan bir Başbakan Yardımcımız Mehmet Ali Şahin Bey, bana vekâleten, stadyumdaki konuşmayı yaptı. Bu meseleye biz bu kadar önem verirken, bu kadar bu meseleyi önemserken, millî bayramlarımızı ülkemizin ortak paydalarından biri olarak kabul edip bunları yaparken, hâlâ bu istismarı yapmanın, ben, çok da ahlaklı olmadığını düşünüyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Burada, ben, bu sözleri, Sayın Şimşek'e değil, özellikle "Sayın Bakan 19 Mayıs törenlerine katılmamak için Norveç'e gitti diyenlere söylüyorum ve bunu ayıplıyorum, bunu kınıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tekrar söylüyorum; ilk, daha, 2003 yılında ben şunu söyledim; dedim ki: 19 Mayıs bayramlarını, Gençlik, Spor ve Atatürk'ü Anma Bayramını, bizim, sadece stadyuma hapsetmemiz doğru değil. Sadece stadyumda olmasın demek, stadyumlarda olan tarafı olsun; ama, biz, bunun, bilgilenme, bilinçlenme, şuurlanma, iliklerine kadar hissetme tarafını daha bir ön plana çıkaralım. Bunda ne gariplik var, burada hangi yanlışlık var?

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Zihniyet garipliği var.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Benim sözlerim son derece açık ve söylediğim sözlerin bugün de arkasındayım. Stadyumlara hapsolmaktan kurtaralım derken, stadyumlarda kesinlikle yapılmasın falan anlamında söylenmiş bir söz değil, onun bir stadyumda yapılacak olan tarafı var; ama, halka mal edilerek, bütün geniş halk kitlelerini, gençliği işin içine alarak, bunu dolu dolu yaşamak ve yaşatmak başka bir şeydir. Bizim söylediğimiz budur, yaptığımız budur, yaptırmakta olduğumuz budur; ama, sürekli olarak Atatürk'ün adını kullanarak, laiklik… Bakın, laiklik kavramının âdeta içini boşaltarak, bu kavramları vulgarize ederek, bunu âdeta toplumsal konsensüsten ziyade, bir buluşma noktası olmaktan ziyade, bir çatışma, bir kavga aracı haline getiren insanların tavrını anlamak, bunu onaylamak mümkün değil.

Ben, son olarak şunu ifade etmek istiyorum: Hükümetimiz, bu ülkede siyasî istikrar, ekonomik istikrar temin etmiştir. Türkiye'de yerli yatırımcı açısından, yabancı yatırımcı açısından son derece uygun bir ortam vardır. Borsa istikrarlı bir şekilde yoluna devam etmektedir. Enflasyon tekli rakamlara inmiştir değerli arkadaşlarım; bakın, faizler yüzde 70'ten, yüzde 16-17'lere inmiştir. KOBİ kredileri oralardan yüzde 20'lerin altına inmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bitiriyorum.

Türkiye'nin her tarafında, insanımız, aslında, bunun farkındadır.

Yurt dışına gittiğiniz zaman, yabancılar da, diğer ülkeler de, Türkiye'deki bu güzelliklerin, bu olumlu gelişmelerin farkındadır ve Türkiye, dünyada daha saygın bir noktadadır. Uluslararası toplantılarda, uluslararası görüşmelerde, bunu, kesinlikle, iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

HALUK KOÇ (Samsun) - Mutluluktan uçuyoruz(!)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Dünya bile hayran size!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bu kadar güzellikler varken...

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Esnaf siftahsız dükkân kapatıyor Sayın Bakanım!

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Milletvekili...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Ama... Ama...

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Siftahsız dükkân kapatıyor esnaf!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Ama, bunu...

BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen.

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Bilmeden konuşmayın o zaman.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bunu...

MUHARREM İNCE (Yalova) - Dünya bile hayran size!

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Halkın içine girmekle mümkün! (AK Parti sıralarından "devamlı halkın içindeyiz" sesleri)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar...

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Var mı öyle şey! Halkın içine girin de görün bakalım.

MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Her gün halkın içindeyiz, her gün...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi, bir insan...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Evet... Sayın Bakanın daha haberi yok ama!..

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Ya kardeşim, kamu var, niye bağırıyorsun!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, sizin celallenmenize gerek yok ki...

MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Bu hafta 6 tane köy dolaştım; halkın içindeyiz.

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Halk duysun diye söylüyorum.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, lütfen, bitiriyorum.

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Muhalefet dersi mi vereceksin bize!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bir insan eleştiri yapabilir, muhalefet de eleştiri yapma hakkına sahiptir, muhalefetin bizi eleştirmesinden kesinlikle rahatsızlık duymayız. Zaten, muhalefet bizi eleştirirse, biz yaptıklarımızı, yapacaklarımızı çok daha teyakkuz içerisinde yaparız. Bu da, bizim açımızdan, ülke açısından olumlu, avantajlı bir şeydir; ama, lütfen, güzellikleri görelim; ama, varsa, kesinlikle bir yanlış varsa, onları da eleştirelim diyorum; ama, hiç eleştirilmeyecek şeyleri de eleştirdiğiniz zaman, kamuoyu nezdinde de haklı olmazsınız ve kamuoyu nezdinde de bu yaptıklarınız size itibar kazandırmaz diyorum.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - Sayın Başkanım...

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan...

BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - Sayın Başkanım...

BAŞKAN - Sayın Şimşek, söz istemiştiniz; ama, ne için istiyorsunuz?

BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - "Dinlemiyor musunuz" dedi, dinlediğimi kendilerine anlatayım. "Bilgi yanlışlığı var" dedi, izin verirseniz, ifade edeyim. 69'a göre...

BAŞKAN - Lütfen, sayın milletvekilleri...

BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - Ayrıca, çatışma değil de uzlaşma kültürü adına bunu rica ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Şimşek, dinlemediğinizi söylemiş veya dinliyor musunuz dedi; ben de dinledim.

BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - "Bilgi eksikliği var; söyleyin, ben özür dileyeyim" dedi. İzin verirseniz, bunları arz edeyim.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Bakan kendisi talep etti Sayın Başkan.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - O esnada Muharrem Beyle konuşuyordu, Bakan Bey de "dinlemiyor musunuz" dedi.

BAŞKAN - Sayın Şimşek, gündemdışı söz istediniz, söz verildi. Sayın Bakan da, gündemdışı konuşmaya, hükümet adına cevap verdi. Konuşmasını dinledim; şahsınıza karşı herhangi bir sataşma söz konusu değil. Lütfen, yerinize buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - Hayır… Yanlış bilgiden bahsediyorlar.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, kendisine, kendisinin söylediklerinin dışında birtakım şeyler ifade etti.

BAŞKAN - Sayın Şimşek, sizin gündemdışı konuşmanıza karşı verilen bir cevap var. Cevaba cevap gibi bir usulümüz söz konusu değil.

BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - Hayır efendim, o değil.

BAŞKAN - Lütfen, oturur musunuz…

BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - Efendim, ben, İçtüzüğün 69 uncu maddesine göre söz talep ediyorum. Hem Sayın Bakanımı dinlediğimi hem de Sayın Bakanım burada isimler istiyor…

BAŞKAN - Sayın Şimşek, o zaman, yerinizden 1 dakikalık bir açıklama…

Buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Örnek istedi de, örnek verecek şimdi.

BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, her şeyden önce, bu gündemdışı söz talebinden dolayı ve verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Önemli olan, çatışma yerine, uzlaşma kültürünü getirmek. Burada bir ideolojik konuşma yapmadım, ülkenin tespitlerini yerine getirdim Sayın Başkan.

Hatırladığım kadarıyla, 58 inci hükümet döneminde, gelir gelmez, 1 041 tane il müdürü, ilçe müdürü ve okul müdürünü görevden almıştınız ve gerekçe de, vekâlet olarak görev yaptıkları için. Onun için, bugün, 274 bürokrat, müsteşar geçici olarak, 274 kişi vekâleten görev yapıyor. Yani, tabiî ki, demokratik teamül içerisinde, burada iktidar olmanızın bizim için de büyük bir onuru var, biz de onun için buradayız; fakat, bir gerçek de şu: Bu ülkenin Cumhurbaşkanı var ve hukuk var.

Ayrıca, söylemiş olduğunuz, isimler söyleyin diye… İsimleri vereyim: Bir arkadaşımız -ismini de söyleyeceğim- Adil Elibol, stajyer öğretmen, Adıyaman-Gerger Hidayet İlkokulundan Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğünün emrine atanmış. Stajyer bir öğretmenin, ne kanunda ne de yönetmelikte ataması olabilir.

İkincisi, Çerkezköy'ün…

BAŞKAN - Sayın Şimşek, teşekkür ediyorum.

Süreniz doldu, 1 dakikalık süre verdim kısa açıklama için; ama, siz başka şeyler açıklıyorsunuz.

Teşekkür ediyorum.

BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Bakanın istediklerini açıklıyorum. Özür dileyen siz mi olacaksınız, özür dileyen ben mi olacağım?.. Bunları size yazılı olarak vereceğim.

BAŞKAN- Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Cumhurbaşkanlığının 2 tezkeresi vardır; ayrı ayrı okutup, bilgilerinize sunacağım:

Kâtip Üyenin oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Buyurun.

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- İstifaen boşalan bakanlıklara yapılan atamalara ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/839)

                                                                                                               2 Haziran 2005

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İLGİ: Başbakanlığın 02.06.2005 günlü, B.02.0.PPG.0.12-300-02/7527 sayılı yazısı

İstifa eden ve istifaları kabul edilen,

Güldal Akşit'ten boşalan Devlet Bakanlığına, İstanbul Milletvekili Nimet Çubukçu,

Zeki Ergezen'den boşalan Bayındırlık ve İskân Bakanlığına, Trabzon Milletvekili Faruk Nafiz Özak,

Sami Güçlü'den boşalan Tarım ve Köyişleri Bakanlığına, Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker,

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 109 ve 113 üncü maddeleri gereğince atanmışlardır.

Bilgilerinize sunarım.

                                                                                                           Ahmet Necdet Sezer

                                                                                                               Cumhurbaşkanı

BAŞKAN - Diğer tezkereyi okutuyorum:

2.- Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 5357 sayılı Kanunun bazı maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/840)

                                                                                                                    3.6.2005

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İLGİ: 27.05.2005 günlü, A.01.0.GNS.0.10.00.02-10978/32850 sayılı yazınız.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca 27.5.2005 gününde kabul edilen 5357 sayılı "Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" incelenmiştir:

1- İncelenen Yasanın 3 üncü maddesiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 13 üncü maddesine eklenen 2 nci fıkrada,

"(2) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerde yer alanlar hariç; birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı Türkiye'de yargılama yapılması, Adalet Bakanının talebine bağlıdır." Denilmiş; buna bağlı olarak maddenin 2 nci fıkrası da 3 üncü fıkra olmuştur.

Düzenlemeyle, fıkrada belirtilen ayrılıklar dışında, yabancı ülkede işlenen,

- İkinci Kitap, Birinci Kısım altındaki "Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçlar","Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti",

- İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Sekizinci Bölümde yer alan "Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı Suçlar",

- İşkence, çevrenin kasten kirletilmesi, uyuşturucu ya da uyarıcı madde üretim ve ticareti, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, parada sahtecilik, para ve kıymetli damgaları imale yarayan araçların üretimi ve ticareti, mühürde sahtecilik, fuhuş, rüşvet, deniz, demiryolu ya da havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması, alıkonulması ya da bu araçlara karşı işlenen zarar verme suçları,

nedenleriyle, Türk yurttaşı olup olmadığına bakılmaksızın failin Türkiye'de yargılanabilmesi Adalet Bakanının istemine bağlı tutulmuştur.

Madde gerekçesinde, Adalet Bakanına bu yetkinin verilmesi, sayılan suçlardan bir kısmıyla ilgili olarak "kamu davasının açılmasında zorunluluk kuralı"nın benimsenmesinin, kimi durumlarda politik bir sorun yaratabilecek nitelikte olmasına bağlanmıştır.

Madde gerekçesinden de açıkça anlaşıldığı gibi, fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı failin Türkiye'de yargılanabilmesi Adalet Bakanının takdirine bırakılmıştır. Bu yetkinin yaratacağı sonuca göre, yurt dışında aynı suçu işleyen iki kişiden biri Adalet Bakanının istemi üzerine Türkiye'de yargılanacak, diğeri, istemde bulunulmazsa yargılamadan kurtulabilecektir.

Gerek 765 sayılı önceki Türk Ceza Yasasının 4 üncü, gerek 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 13 üncü maddelerinde devletin yabancı bir ülkede suç işleyen "yurttaşını" cezalandırması, "suç failine göre kişisellik" ilkesi gözönünde tutularak düzenlenmiştir.

Bu düzenlemelerin amacı, yabancı ülkede suç işleyen, ancak kendi ülkesine döndüğü için ve "yurttaşların verilmemesi ilkesi" nedeniyle suçu işlediği ülkede cezalandırılamayan kişinin, kimi koşullarla ülkesinde cezalandırılmasını sağlamaktır. Böylece, nerede işlenirse işlensin hiçbir suç cezasız kalmayacaktır.

Bununla birlikte, 765 sayılı önceki Türk Ceza Yasası'nın 6. maddesinde, incelenen yasanın 3 üncü maddesiyle getirilen sistemden farklı biçimde, yabancı ülkede, Türkiye ya da Türk yurttaşının zararına cürüm işleyen "yabancıların" Türkiye'de yargılanabilmesi, diğer koşulların yanında Adalet Bakanının istemine bağlı kılınmış, suçun bir Türk yurttaşınca işlenmesi durumu öngörülmemiştir.

Oysa, incelenen yasanın 3 üncü maddesiyle getirilen düzenlemede, Türk-yabancı ayrımı yapılmaksızın, fıkrada belirtilen suçlar nedeniyle Türkiye'de yargılama yapılabilmesi Adalet Bakanının istemine bağlanmıştır.

Gerçi, 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 13 üncü maddesinin 2. fıkrasında, yabancı bir ülkede işlediği suç nedeniyle o ülkede yargılanan kişilerin Adalet Bakanının istemiyle Türkiye'de yeniden yargılanabilmelerini olanaklı kılan bir kural vardır. Ancak, bu kural, bir kişinin aynı suçtan ikinci kez yargılanmaması ilkesine karşın, fıkrada sayılan suçların önemi nedeniyle, devletin egemenlik hakkı gözetilerek getirilmiştir.

İncelenen yasanın 3 üncü maddesiyle eklenen 2 nci fıkra kuralında ise, kapsama giren suçları işleyen kişilerin Türkiye'de yargılanmaları Adalet Bakanının istemine bağlı tutulurken, suçun önemi gözönünde bulundurulmadığı gibi, failin ya da faillerin yabancı ülkede yargılanıp yargılanmadıklarına da bakılmamaktadır.

Başka bir anlatımla, 5237 sayılı Yasanın 13 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında tanınan istemde bulunma yetkisinin kullanılmaması durumunda, kişi ikinci kez yargılanmamış olacak; buna karşılık, incelenen yasa ile getirilen 2 nci fıkradaki istemde bulunma yetkisinin kullanılmaması durumunda ise, kişi hiç yargılanmamış olacaktır.

Bu nedenle her iki fıkrada Adalet Bakanına tanınan yetkiler arasında önemli fark bulunmaktadır.

İncelenen Yasayla getirilen, failin yargılanmasını ve cezalandırılmasını Adalet Bakanının, siyasal ve öznel olarak kullanılabilecek biçimde takdirine bırakan düzenlemenin ayrıcalık niteliğinde olduğu ortadadır.

Anayasanın 2 nci maddesinde, hukuk devleti ilkesi Türkiye Cumhuriyetinin nitelikleri arasında sayılmış; 10 uncu maddesinde de, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrım gözetilmeksizin yasa önünde eşit olduğu; hiçbir kişiye, aileye, zümreye ya da sınıfa ayrıcalık tanınamayacağı, devlet organları ve yönetimin tüm işlemlerinde yasa önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorunda oldukları kurala bağlanmıştır.

Hukuk devleti, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında belirtildiği gibi, insan haklarına dayanan, hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı tutum ve durumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasanın bulunduğu bilincinde olan devlettir.

Hukuk devleti ve eşitlik ilkeleri, hangi nedenle olursa olsun hiç kimsenin hukukun üstünde tutulmamasını, ceza yönünden sorumsuzluk durumlarının belli bir amacın gerçekleşmesini sağlamaya yönelik olarak, suç failleri arasında farklılık yaratmayacak ve sınırlı biçimde getirilmesini gerektirmektedir.

Yabancı ülkede işlenmiş olsa da, kimi suçlardan dolayı kişiler için, Adalet Bakanı'nın takdirine dayalı olarak getirilen sorumsuzluk durumunun, hukuka aykırı ayrıcalık olduğu, eşitsizlik yarattığı ve hukuk devletinde bu tür ayrıcalıklara ve eşitsizliklere yer verilemeyeceği açıktır.

Bu nedenle, incelenen yasanın 3 üncü maddesiyle yapılan düzenleme hukuk devleti ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmamakta, toplumun adalet duygularını incitecek nitelikte bulunmaktadır.

2- İncelenen yasanın 29 uncu maddesiyle değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 263 üncü maddesinde,

"(1) Kanuna aykırı olarak eğitim kurumu açan veya işleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.",

Düzenlemesine yer verilmiştir.

a- İncelenen yasanın 29 uncu maddesiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının, yasaya aykırı eğitim kurumu açma suçunu ve bu suçun cezasını içeren 263 üncü maddesi yeniden düzenlenmektedir.

Yapılan düzenlemede, yasalara aykırı olarak eğitim kurumu açan ve işletenlere, üç aydan bir yıla kadar hapis ya da adlî para cezası verileceği belirtilmektedir.

Yasaya aykırı eğitim kurumlarıyla ilgili suç ve ceza kapsamında yapılan değişikliğin daha iyi anlaşılabilmesi için, 765 sayılı önceki Türk Ceza Yasasının aynı konuyu düzenleyen 261 inci maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 263 üncü maddesinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

765 sayılı önceki yasanın 261 inci maddesinde,

"Kanun ve nizamlara aykırı olarak mektep veya dershane açanlar, açılan mektep veya dershane kapatılmakla beraber altı aydan iki seneye kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Ruhsatsız öğretmenlik edenlerle bunları istihdam eyleyenlere de aynı ceza verilir.

Mükerrirler hakkında verilecek ceza bir sene hapisten aşağı olamaz.",

Kuralına yer verilmiştir.

5237 sayılı Yasanın 263 üncü maddesinde ise,

"(1) Kanuna aykırı olarak eğitim kurumu açanlara, bunları çalıştıranlara ve bu kurumlarda, kanuna aykırı olarak açıldığını bildiği halde öğretmenlik yapanlara, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Yukarıdaki fıkrada gösterilen yerlerin kapatılmasına da karar verilir.",

Düzenlemesi bulunmaktadır. Maddenin incelenmesinden, önceki yasanın ilgili kuralının, cezanın üst sınırını artırılmasıyla öz olarak korunduğu görülmektedir.

Oysa, incelenen yasanın 29 uncu maddesiyle yapılan değişiklikle,

- Yasaya aykırı olarak açıldığını bilmesine karşın eğitim kurumlarında öğretmenlik yapanlar kapsamdan çıkarılarak bu gibilerin cezalandırılmaları önlenmekte,

- Yasaya aykırı eğitim kurumu açan ya da işletenlere verilecek cezaların alt ve üst tutarları caydırıcılık sınırlarının altına düşürülmekte,

- 647 ve 5237 sayılı Yasalardaki infaz kurallarına göre, bir yıldan uzun süreli hapis cezalarının paraya çevrilmesi olanaklı değilken ve kimi koşullara bağlanmışken, getirilen düzenlemeyle yasaya aykırı eğitim kurumu açan ya da işletenlere hapis cezası yerine adlî para cezası verilmesi olanaklı kılınmakta,

- Yasaya aykırı olarak açıldığı ve işletildiği ya da işletildiği mahkeme kararıyla saptanmasına karşın bu eğitim kurumlarının kapatılması cezası kaldırılmaktadır.

Böylece, yasaya aykırı eğitim kurumlarının açılıp işletilmesi özendirilmekte ya da çalışmalarını sürdürmesine olanak sağlanmaktadır.

b- "Yasaya aykırı" kavramı yasalarla birlikte Anayasayı da kapsadığından, getirilmek istenilen kural, aynı zamanda anayasal ilke ve kurallara aykırı eğitim kurumlarının açılıp işletilmesine ya da çalışmalarını sürdürmesine olanak sağlandığı anlamına gelmektedir.

765 ve 5237 sayılı Yasalarda, yasaya aykırı eğitim kurumu açma, bunları işletme ve buralarda öğretmenlik yapma eylemlerinin suç olarak tanımlanmasının amacı, eğitim kurumlarını devletin gözetim ve denetimi altında tutarak, eğitim ve öğretim hakkının kötüye kullanılıp, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına aykırı eğitim ve öğretim yerlerinin açılmasını önlemektir.

Bu bağlamda, anılan yasaların hedefinin, ayrılıkçı terör örgütlerinin, misyonerlik etkinlikleriyle uğraşanların ve din devleti yanlısı tarikatların, Devletin ilgili kurumlarından izin almadan, yasadışı yollarla okul ya da kurs açmalarının önlenmesi; böylece, sapkın yöntemlerle gençlerin çağdışı, bölücü ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesine aykırı biçimde eğitilmelerinin önlenmesi olduğu açıktır.

Sözkonusu yasalardaki bu amaç ve hedefin incelenen yasada korunmadığı görülmektedir. Yeni düzenlemeye göre, yasaya aykırı olarak açıldığı saptanan eğitim kurumunu açan ve işleten kişi ya da kişiler yargılanıp, yalnızca adli para cezası ile cezalandırılabilecek; bu tür yerlerde öğretmenlik yapanlar ise cezalandırılmayacak, bu yerlerin kapatılabilmeleri de yönetimin takdirine kalacaktır.

Anayasanın 42 nci maddesinde, eğitim ve öğretimin Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre yapılacağı belirtildikten sonra bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamayacağı kurala bağlanmıştır.

Anayasada ''bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamayacağı''nın açıkça vurgulanması, bu esaslara aykırılığı saptananların kapatılmasının da zorunluluğunu göstermektedir.

Devletin görevi yasalara aykırı eğitim kurumlarını yaşatmak değil, temelli ortadan kaldırmaktır. Devlet, yasaya aykırı eğitim kurumlarının açılmasını, yapacağı düzenlemelerle başından önlemek zorundadır. Anayasanın 42 nci maddesinde, devlete bu amaçla gerekli yasal ve yönetsel düzenlemeleri yapma görevi verilmiştir. Bu, başta yasama organı olmak üzere tüm devlet organlarının yükümlülüğüdür.

Tüm kurumlar için olduğu gibi, eğitim kurumlarının da açılıp işletilmesinin yasalara uygun olması zorunludur. Kurumlar, kurumları işletenler ve bu kurumlarda çalıştırılacakların yasal koşulları ve nitelikleri taşımaları kamu düzeninin zorunlu gereğidir. Yasalara uyumun sağlanması ve aykırılıkların önlenmesi devletin varoluş nedeni, huzur ve güven içinde bir arada yaşamanın vazgeçilmez koşuludur.

Bir eğitim kurumunun yasaya aykırı olarak açıldığının yargı yerince saptanması durumunda, bu suçun cezası mutlaka kapatma olmalı, suç, kurum yönünden cezasız kalmamalıdır.

Yasaya aykırı eğitim kurumlarına kapatma cezası verilmeyerek, kapatma işleminin bir yönetsel işleme, yöneticilerin takdirine bırakılması yasaya aykırılığa süreklilik kazandırabilecektir ki, bu durumu hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırmak olanaksızdır.

Ayrıca, incelenen Yasanın 29 uncu maddesiyle yapılan düzenlemede kapatma cezasına yer verilmemesi Anayasanın 42 nci maddesine de uygun düşmemekte, bunun, suçun niteliği ile bağdaştırılmasına da olanak bulunmamaktadır.

c- Demokrasiyi ve çağdaş değerleri özümsemiş, Cumhuriyetin temel niteliklerini benimsemiş, her türlü dogmadan uzak kalıp sorgulayabilen, özgür düşünceli bir gençlik yetiştirmenin ve ulusun aydınlık geleceğinin temel koşulu, bu amaçlara odaklanmış eğitim kurumları ve eğitim personeline sahip olmaktır. Bu da, ancak anayasal ilke ve kurallar çerçevesinde çıkarılmış yasalarla sağlanabilir.

Gerek bu nedenle, gerek eğitimin Cumhuriyet değerlerine aykırı yönlere saptırılmasını önlemek amacıyla Anayasanın 42 nci maddesinde, eğitim ve öğretimin devletin denetim ve gözetimi altında bulundurulması öngörülmüştür.

Çağdaş yönetim anlayışında eğitim, devletin temel görevleri arasında sayılmakta, ülke olanaklarının bu alanlara özgülenmesiyle başarının yakalanacağı vurgulanmaktadır.

Özellikle eğitim konusunda başarılı olamayan ülkelerin geleceklerinin tehlikede ve karanlık olduğu kuşkusuzdur. Çünkü eğitim, diğer tüm başarıların temelini, altyapısını ve kaynağını oluşturmaktadır.

Çocuklarımızın, ülkemizin gerçekleri ve gereksinimleri yönünde, gelişen ve değişen dünya gereklerine uygun çağdaş bir eğitim ortamı içinde yetiştirilmesi çağı yakalamanın zorunlu koşuludur.

Anayasanın çağdaş bir eğitim ve öğretim öngörülen 42 nci maddesinde,

- Eğitim ve öğretimin, Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda, çağdaş bilim ve esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı; bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamayacağı,

- Eğitim ve öğretim özgürlüğünün Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmayacağı, belirtilmiştir.

Devletin eğitim ve öğretimdeki gözetim ve denetim görevi, laiklik ve bunun eğitimdeki yansıması olan öğretim birliği ilkesine aykırı etkinlik ve öğretim yapılmasına izin verilmemesi görevini de kapsamaktadır. Eğitim ve öğretimde böylesine önemli yer tutan laiklik ve öğretim birliği ilkelerinin anayasal içeriğinin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.

aa- Anayasanın 1 inci maddesinde, Türkiye Devletinin bir cumhuriyet olduğu belirtilmiş; 2 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, başlangıçta yer verilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 4 üncü maddesinde de, 1 ve 2 nci maddelerdeki "Cumhuriyet"in ve "Cumhuriyetin nitelikleri"nin değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin önerilemeyeceği kurala bağlanmıştır.

Böylece, Türkiye Cumhuriyetinin niteliklerinden olan laiklik, anayasal içeriğiyle güvence altına alınmıştır.

Anayasanın 176 ncı maddesine göre, Anayasa metnine dahil olan, Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri içeren başlangıç bölümü, maddelerin amacını ve yönünü belirten bir kaynaktır. Madde gerekçesinde de, başlangıç bölümünün Anayasanın diğer kuralları ile eşdeğer olduğu vurgulanmıştır.

Anayasanın başlangıç bölümünde,

- Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasanın, Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda anlaşılması, sözünün ve ruhunun bu yönde mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanması gerektiği,

- Hiçbir etkinliğin Atatürk ilke ve devrimleri karşısında koruma göremeyeceği,

- Laiklik ilkesi gereği kutsal din duygularının devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı,

Belirtilmiştir. Böylece, Cumhuriyetin niteliklerinin en önemlisi ve diğer niteliklerin temeli olan laiklik, Anayasaya yön veren ilkeler arasındaki yerini almış ve anayasal tanımını bulmuştur.

Bu tanıma göre laiklik, dinin, sosyal, siyasal ve hukuksal bir güç ve düzenleyici olmasını önleyen temel ilkedir. Bu işlevine uygun olarak Anayasanın 24 üncü maddesinde de,

- Devletin sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuksal temel düzeninin kısmen de olsa din kurallarına dayandırılamayacağı,

- Dinin ya da din duygularının yahut dince kutsal sayılan şeylerin, siyasal ya da kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla kötüye kullanılamayacağı,

Açık biçimde belirtilmiştir.

Anayasanın 13 üncü maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin laik Cumhuriyetin gereklerine uygun olarak yasayla sınırlanabileceği; 14 üncü maddesinde de, Anayasada yer verilen hak ve özgürlüklerin laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan etkinlikler biçiminde kullanılamayacağı öngörülmüştür.

Böylece, temel hak ve özgürlüklerin laik Cumhuriyeti zedeleyecek biçimde kötüye kullanılması önlenmiş, gerekirse laik Cumhuriyeti korumak için temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması kabul edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesi, coğrafî ve siyasal yönden tekil devlet yapısını ve tam bağımsızlık ilkesini, yönetsel yönden laik, demokratik, sosyal, hukuk devletini, ekonomik, sosyal, kültürel ve sanatsal yönden de çağdaş bir Türkiye'yi hedeflemektedir.

Atatürk devriminin amacı, aydınlanma çağını yakalamak ve Türk toplumunu çağdaşlaştırmaktır. Bu amaç, Anayasanın başlangıcında "çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak", 174 üncü maddesinde de, "çağdaş uygarlık düzeyini aşmak" biçiminde anlatımını bulmuştur.

Devrimin temeli, amacına bağlı olarak laiklik ilkesidir. Laiklik ilkesi, Türkiye Cumhuriyetini oluşturan tüm değerlerin temel taşıdır. Anayasada benimsenen laiklik ilkesinin, yukarıda belirtilen amaç bağlamında değerlendirilmesi ve yorumlanması zorunludur.

Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da belirtildiği gibi, laiklik, ülkelerin içinde bulunduğu tarihsel, siyasal, toplumsal koşullara ve her dinin bünyesinin gerektirdiği isterlere bağlı olarak ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir.

Bu farklılık nedeniyle her ülkenin laiklik anlayışı o ülkenin Anayasasına yansımıştır. Türkiye için özellik taşıyan laiklik de, Anayasada benimsenen ve korunan içerikteki bir ilkedir.

Anayasa, bireyin inanç alanında kaldığı sürece din ve inanç olgusuna sınırsız bir özgürlük tanımakta, buna karşın toplumsal yaşamı etkilediğinde, açığa vurulduğunda kamu düzenini koruma amacıyla bu özgürlük sınırlanabilmektedir. Bu bağlamda, devlet, dinin kötüye kullanılmasını ve sömürülmesini önleyecek önlemleri almakla yükümlü kılınmıştır.

bb- Anayasanın 174 üncü maddesinde, Türk toplumunu çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacı güden devrim yasaları tek tek sayılarak anayasal güvenceye alınmıştır.

Bu yasalar, maddede de belirtildiği gibi laiklik ilkesiyle doğrudan ilgili bulunmakta, Cumhuriyetimizin laik niteliğini somutlaştırmakta ve ona içerik kazandırmaktadır. Bu nedenle, Anayasanın 174 üncü maddesi, başlangıcı ile 2 nci ve 24 üncü maddelerinden ayrı düşünülemez ve onları tamamlayıcı niteliktedir.

Ayrıca, 174 üncü maddede yer verilen ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarında yeni rejimi oluşturmak amacıyla çıkarılan yasaların "inkılap yasaları" olarak anılmaları, bu yasaların Türk devrimi ve Atatürk ilkelerinin gerçekleşme aracı olduğunu göstermektedir.

Bundan da anlaşılmaktadır ki, laiklik, tüm anayasal kurallara egemen bir ilkedir

Anayasa koyucu, Atatürk devrimlerinin temel felsefesinin önemini, devrim yasalarını 174 üncü maddesi ile korumaya alarak vurgulamak istemiştir. Gerçekten, 1982 Anayasasının "İnkılap kanunlarının korunması" başlıklı 174 üncü maddesinin gerekçesinde,

"Atatürk inkılaplarının Atatürk'ün amaç olarak gösterdiği Batı uygarlık düzeyine varıştaki önemleri tartışılmayacak kadar açıktır. Türk Milleti bu inkılapların bilincine varmış ve onlarla ilgili değerlendirmelerini etrafında toplandığı fikirler nüvesine katmıştır.

Ancak zaman zaman Atatürk inkılaplarının anlamını kavrayamayanların belirdikleri görüldüğünden inkılapları Anayasanın himayesine alan 1961 Anayasasındaki hükmün yeni Anayasada korunması yerinde görülmüştür."

denilerek, devrimlerin Anayasanın korunmasına alındığı belirtilmiştir.

Ülkemizde laik öğretime geçiş, Anayasanın 174 üncü maddesiyle korumaya alınan 3 Mart 1924 günlü, 430 sayılı Öğretim Birliği Yasası ile gerçekleştirilmiştir. Bu Yasa ile,

- Türkiye'deki tüm okullar, Millî Eğitim Bakanlığına bağlanmış,

- Şeriye ve Evkaf Bakanlığı ile vakıflarca yönetilen medreseler ve dinî eğitim veren okullar kapatılmış,

- Diyanet uzmanları yetiştirmek üzere ilahiyat fakültesi, imam ve hatip gibi din hizmetlerini yürüteceklerin yetiştirilmesi amacıyla okullar açılması için Millî Eğitim Bakanlığına görev ve yetki verilmiştir.

Öğretim birliği ilkesinin amacı, akla ve bilime dayalı programlarla çağdaş uygarlık hedefine yönlendirilmiş yurttaşlar yaratmaktır.

İkili öğretim, yani bir yanda akla ve bilime, öte yanda dinsel öğretiye dayalı öğretim toplumda ikiliğe yol açacak, kaos ve karmaşa yaratacaktır. Bunun çağdaşlaşma hedefine ve ulusal birliğe zararı açıktır.

Öğretim Birliği Yasasının gerekçesinde,

"Bir devletin genel eğitim ve kültür politikasında ulusun düşünce ve duygu bütünlüğünü sağlamak için öğrenim birliği en doğru, en bilimsel ve her yerde yararı ve olumluluğu görülmüş bir ilkedir. 1839 Gülhane Fermanından sonra açılan Kutlu Düzenleme (Tanzimat-ı Hayriye) döneminde öğrenim birliğine başlanmak istenmişse de, bunda başarılı olunamamış ve tam tersine bu alanda bir ikilik yaratılmıştır. Bu ikilik eğitim ve öğretim açısından birçok olumsuz sonuç yaratmıştır. Bir ulus bireyleri, ancak bir eğitim görebilir. Bir ülkede iki türlü eğitim, iki türlü insan yetiştirir. Bu ise duygu, düşünce ve dayanışma birliği amaçlarını tümüyle yok eder. Yasa önerimizin kabulü durumunda, Türkiye Cumhuriyetindeki her çeşit eğitim-öğretim kurumlarının bağlanacakları tek yer Eğitim Bakanlığı olacaktır. Cumhuriyetin kültür politikasından ve kültürümüzü duygu ve düşünce birliği içinde ilerletmekte görevli olan Eğitim Bakanlığı, müspet ve bütünleşmiş bir eğitim politikası uygulayacaktır."

Denilerek, öğretim birliği ilkesinin önemi vurgulanmış ve temeli atılmıştır. Öğretim birliği ilkesi, laik eğitim ve öğretimin vazgeçilmez koşulu olarak laiklik ilkesinin önemli alanlarından birini oluşturmaktadır.

Öğretim Birliği Yasasının bir başka amacı, din kültürünü bilimsel ortamda edinmiş, aydın, toplumu batıl inançtan kurtarabilecek din adamları yetiştirilmesidir.

Bu amaç, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi alanlardaki dini hizmetleri yerine getirmek için, öğrencileri bu mesleğe hazırlayıcı programlar çerçevesinde eğitim ve öğretim verilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Öte yandan, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Yasasının 32 nci maddesinde, öğretim birliği ilkesine uygun olarak imam hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dinî hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek üzere, Millî Eğitim Bakanlığınca açılan, ortaöğretim sistemi içindeki öğretim kurumları olarak tanımlanmıştır.

Böylece, bir yandan eğitim kurumlarının, bu bağlamda Kur'an kurslarının Atatürk ilke ve devrimleri ile çağdaş bilim ve eğitim esaslarına aykırı eğitim verip vermediği devletin gözetimi ve denetimine bırakılırken, öte yandan da Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetleri yerine getirebilecek elemanların yetiştirilmesi görevi devlet okullarına verilmektedir.

Devlet gözetimi ve denetiminin olmadığı ya da sonuç vermediği ortamlarda dinsel ve bilimsel ikili eğitimin gelişip yerleşmesi kaçınılmazdır.

İncelenen yasanın 29 uncu maddesiyle yapılan düzenleme zaman içinde ikili eğitime yol açacak niteliktedir. Yasaların izin vermediği kurumlarda din eğitimi yapılmasına, bu yerleri açmanın ve çalıştırmanın neredeyse teşvik edilmesine, bu kurumlara dolaylı destek verilmesine, zaman içinde ikili eğitime yol açacak nitelikteki düzenlemenin, laiklik ve öğretim birliği ilkeleriyle, çağdaş ve bilimsel eğitim anlayışıyla ve cumhuriyetin kuruluş felsefesiyle bağdaşmayacağı açıktır.

Öte yandan, Anayasanın başlangıç bölümüyle 3 üncü maddesinde, Türkiye Devletinin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bir bütün olduğu belirtilmiş; 5 inci maddesinde, devlete, ulusun bütünlüğü ve ülkenin bölünmezliğini korumak görevi verilmiştir.

Yasadışı ayrılıkçı ve dinsel eğitim kurumlarının yetiştireceği Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının sahip olacakları sapkın düşüncelerin gelecekte ülke ve ulus birliğine tehdit oluşturabileceği ortadadır.

Bu nedenle, 29 uncu maddeyle yapılan düzenleme ülke ve ulus birliği ilkelerine de uygun düşmemektedir.

d- Anayasada yer verilen laiklik ilkesi uyarınca, İslam Dininin aydın din adamlarınca anlatılıp öğretilmesi Türkiye Cumhuriyetinin kalıcılığı yönünden de zorunludur.

Bu nedenle, Anayasanın 136 ncı maddesinde, genel idare içinde yer verilen Diyanet İşleri Başkanlığının, laiklik ilkesi doğrultusunda, tüm siyasal görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak, ulusun dayanışması ve bütünleşmesini amaç edinerek, özel yasasında gösterilen görevleri yerine getireceği belirtilmiştir.

22.6.1965 günlü, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yasaya, 22.7.1999 günlü, 4415 sayılı yasayla eklenen ek 3 üncü maddede de, Kur'an ve anlamını öğrenmek ve dinî bilgiler almak isteyenlerden ilköğretimi bitirenler için Diyanet İşleri Başkanlığınca Kur'an kursları açılacağı; ayrıca, 5 inci sınıfı bitirenler için tatillerde, Millî Eğitim Bakanlığı'nın denetim ve gözetiminde yaz kursları açılacağı kurala bağlanmıştır.

633 sayılı Yasanın 16 ncı maddesine göre de, il ve ilçe müftüleri bölgelerindeki din hizmetlerini, dinî kuruluşları yönetmekte, din görevlerinin hizmetlerini düzenleyip denetlemektedir.

Görüldüğü gibi, Kur'an kurslarının yönetim ve denetimi anayasal ilke ve kurallara uygun biçimde bir yönetim birimi olan il ve ilçe müftülüklerine verilmiştir.

Türk millî eğitiminin genel amacı, Türk Ulusunun tüm bireylerini, Atatürk ilke ve devrimlerine ve Anayasada anlatımını bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Anayasanın başlangıcında belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları yaşamında uygulayan yurttaşlar olarak yetiştirmektir.

Eğitimde, planlama ve program kadar, belki ondan da fazla önemli olan uygulamadır. Uygulamada yaşanacak sapmalar, laik eğitim ve ulusal birlik yönünden aykırılıklara neden olacaktır.

Bu nedenle, eğitim hizmetlerinin, yurt düzeyinde, ülkedeki tüm yurttaşlara fırsat ve olanak eşitliği sunacak biçimde merkezî yönetimin genel sorumluluğu altında yürütülmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, incelenen yasanın 3 ve 29 uncu maddelerindeki düzenlemeler; hukuk devleti, eşitlik, laiklik, ülke ve ulus birliği, öğretim birliği ilkeleriyle, cumhuriyetin kuruluş felsefesiyle, çağdaş ve bilimsel eğitim anlayışıyla bağdaşmamakta, toplumun adalet duygularını incitecek nitelikte bulunmaktadır.

Yayımlanması yukarıda açıklanan gerekçelerle uygun bulunmayan 5357 sayılı "Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" 3 ve 29 uncu maddelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce bir kez daha görüşülmesi için, Anayasanın değişik 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca ilişikte geri gönderilmiştir.

                                                                                                           Ahmet Necdet Sezer

                                                                                                               Cumhurbaşkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 1 tezkeresi vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım.

Okutuyorum:

3.- İsviçre Federal Parlamentosu Kantonlar Meclisi Dış Politika Komisyonu Başkanının davetine icabetle Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir parlamento heyetinin İsviçre'ye yapacağı resmî ziyarete Kars Milletvekili Selami Yiğit'in yerine Denizli Milletvekili Haşim Oral'ın katılacağına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/841)

                                                                                                               3 Haziran 2005

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

İsviçre Federal Parlamentosu Kantonlar Meclisi Dış Politika Komisyonu Başkanının vaki davetine icabetle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan Parlamento Heyetinin 13-17 Haziran 2005 tarihleri arasında İsviçre'ye yapacağı resmî ziyaret için CHP Grup Başkanlığı, Kars Milletvekili Selami Yiğit'in yerine Denizli Milletvekili Haşim Oral'ın katılacağını bildirmiştir.

Söz konusu isim değişikliği Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                                                 Bülent Arınç

                                                                                                   Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                     Başkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

(10/125) esas numaralı Meclis araştırması önergesinden bazı milletvekillerinin imzalarını çektiklerine dair bir önerge vardır; okutuyorum:

4.- Bazı milletvekillerinin (10/125) esas numaralı Meclis araştırması önergesinden imzalarını çektiklerine ilişkin önergeleri (4/303)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

(10/125) esas numaralı Meclis araştırması önergesindeki imzamızı geri çekiyoruz.

Gereğini arz ederiz.

Erdoğan Yetenç                              (Manisa)

Ali Rıza Bodur                               (İzmir)

Osman Kaptan                               (Antalya)

Ali Rıza Gülçiçek                           (İstanbul)

Halil Tiryaki                                   (Kırıkkale)

Bayram Meral                                (Ankara)

Halil Akyüz                                   (İstanbul)

Nuri Çilingir                                   (Manisa)

Ali Kemal Kumkumoğlu                (İstanbul)

Hasan Fehmi Güneş                       (İstanbul)

Kemal Anadol                                (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bu durumda, (10/125) esas numaralı Meclis araştırması önergesinde İçtüzüğün 104 ve 102 nci maddelerinin aradığı yeter sayıda imza kalmadığından, önerge işlemden kaldırılmıştır.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup oylarınıza sunacağım.

V.- ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.- Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No.:155                                                                                                  Tarihi: 7.6.2005

Genel Kurulun 7.6.2005 Salı günkü birleşiminde Sözlü Sorular ile diğer denetim konularının görüşülmeyerek, bu birleşimde de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi, Genel Kurulun 851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesinin Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

                                                                                                                 Bülent Arınç

                                                                                                   Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                     Başkanı

                      Eyüp Fatsa                                                                        Kemal Anadol

       AK Parti Grubu Başkanvekili                                                CHP Grubu Başkanvekili

BAŞKAN - Danışma Kurulu önerisinin aleyhinde söz isteyenler: Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan, Malatya Milletvekili Süleyman Sarıbaş, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan.

Önerinin aleyhinde, Sayın Kandoğan; buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum; Danışma Kurulu önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, her salı günü, üzerimize bir kâbus çöküyor, büyük bir stres içerisine giriyoruz, büyük bir gerginlik içerisine giriyoruz; acaba, bu hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisinde hangi kanun tasarıları veya teklifleri görüşülecek, bilemiyoruz. Bugün de, saat 13.30'a kadar bekledim; Danışma Kurulu toplanacak, bir karar alacak, alınan karar yayınlanacak ve milletvekilleri, Danışma Kurulunun almış olduğu bu karar doğrultusunda, bu hafta içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde nelerin konuşulacağını, tartışılacağını saat 14.00 sıralarında öğrenecek. Her hafta, bu konuyu, bu şekilde gündeme getiriyorum.

Sayın milletvekilleri, ne olur, bu konunun, daha önceden, pazartesi günü veya salı günü hiç olmazsa sabahleyin çözüme kavuşturularak, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekillerinin görüşülecek kanun tasarıları ve teklifleri üzerinde bir önhazırlığı, bir çalışması olsun. Biz, saat 14.00'e kadar, bugün neyin görüşüleceğini hâlâ öğrenebilmiş değiliz. Saat 14.00'te, Danışma Kurulu önerisi önümüze geliyor, esnaf ve sanatkârlarla ilgili olarak, yaklaşık üç aydan beri Türkiye'nin ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde olan bir kanun tasarısı, bugün, tekrar Meclis gündemine geliyor.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin, içinde bulunduğu günlerde, çok ciddî problemlerle karşı karşıya olduğunu hepimiz çok yakından biliyoruz. Daha cumartesi günü, Türkiyemizin bir ilinde, maalesef, 4 güvenlik görevlimiz şehit edildi. Bugün öğrendiğimiz bir habere göre, bu şehit sayısı 5'e çıktı.

Bakınız, ben, 17 Mart günü, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden bir konuşma yapmıştım. O konuşmamda, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın televizyonda ve basında yer alan bir demecinden bahsederek konunun önemine dikkat çekmiştim; şimdi tekrar söylüyorum. Bundan yaklaşık dört ay önce, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt şu tespitte bulunmuştu: "Bölücü terör örgütü, o örgütün elebaşının yakalandığı 1999 yılına göre daha iyi durumda. Biz ise, güvenlik güçleri olarak, 1999 yılından daha iyi durumda değiliz." Ben de o beyanatı aldım, buradan, hem 17 Mart günü hem de 24 Mart günü bunu Meclis kürsüsünden gündeme getirdim. Bakınız, yukarıda o konuşmadan bahsederek ne diyorum orada: Değerli milletvekilleri, bu çok önemli bir açıklamadır. Bunun üzerinde mutlaka ciddî bir şekilde durulması lazımdır. Bu konuda bir gevşeme içerisine girilmemesi lazımdır; çünkü, ülke, bu terör belasından çok çekmiştir. Cümlelerim aynen böyle.

Mayıs ayından haziran ayına kadar, Türkiye'de, bir ay içerisinde 20'nin üzerinde güvenlik görevlimiz, köykorucumuz ve vatandaşımız şehit edilmiştir; son bir yıl içerisinde de, 130 güvenlik görevlisi, vatandaş ve köy korucumuz şehit edilmiştir. Değerli milletvekilleri, Amerika Birleşik Devletleri Irak'la savaşırken, Irak'ı işgal edinceye kadar, Bağdat'ı ele geçirinceye kadar ve direnişçilerin gücünü kırıncaya kadar 69 Amerikan askeri öldü. Bakınız, bir savaşta 69 asker ölüyor; ama, bir yıldan beri, Türkiye'deki terör hadiselerinde 130'un üzerinde şehidimiz var. Son 5 kişinin şehit edilmesiyle ilgili olarak, siz, basında ve televizyonda hükümetin bir kınamasını, bir açıklamasını gördünüz mu?! Veyahut, dün defnedilen bu şehitlerimizin cenaze törenlerinde, hükümeti temsilen bir bakanın o cenaze törenlerine katıldığını duydunuz mu, gördünüz mü? Ama, Bursa-Uludağ'da bir partiiçi toplantı için sayın bakanlar orada, pazar günü yine bir partiiçi toplantı nedeniyle sayın bakanlar orada; ama, Tunceli'de 5 güvenlik görevlimiz şehit ediliyor, ne bir kınama ne bir eleştiri ne de cenaze törenlerine katılma diye bir şey söz konusu.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Şehitler…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Erzurum Milletvekili, yüreğimiz sızlıyor Değerli Milletvekili. O şehitlerin yakınlarının acılarını paylaşmak ve o günde onlarla omuz omuza olmak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Hükümetine ait bir görev değil midir? Niçin, orada, bir hükümet görevlisi yok? Niçin, bu olayların üzerine ciddî bir şekilde eğilinmiyor?

Daha kaç şehit vermemiz lazım değerli milletvekilleri?! Bakınız, bu, Türkiye'nin önündeki en önemli gündem maddelerinden birisidir.

Yine, Sayın Başbakan çıkıyor, Kıbrıs'la ilgili, Türkiye'deki yetmiş milyon vatandaştan hiçbirinin söz edemeyeceği bir sözü kullanıyor. Ne diyor; diyor ki: "Onlarca yıldan beri devam eden bir politikayı biz uygulamış olsaydık, Suriye'nin Lübnan'dan çıkışı gibi, oradan çıkarılışı gibi bize dayatacaklar, bir süre direneceğiz; ancak, daha sonra kuzu kuzu çıkacağız." Ama, Sayın Başbakan bilmeli ki, orada bulunan Türk Askeri, daha önce, uluslararası anlaşmalarla bir garantör ülke olması sıfatından doğan hakkımızın gereğini yerine getirmek için orada; yoksa, Suriye ile Lübnan arasındaki ilişkiyi, Türkiye'nin Kıbrıs'la olan ilişkisini bu şekilde benzeten bir Başbakanın ifadelerinin takdirini Yüce Milletimize bırakmak istiyorum. Bu konuda çok büyük bir hata, çok büyük bir yanılgı, çok büyük bir yanlışlık yapılmıştır. Sayın Başbakan, lütfen, çıkıp bu konunun tavzihini yapmalıdır, bu konunun açıklamasını yapmalıdır; yetmiş milyon ülke insanından ve Kıbrıs'taki vatandaşlarımızdan özür dilemelidir.

Değerli milletvekilleri, yine son günlerdeki gelişmelerden, cari açık... Bakınız, cari açık…

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, Danışma Kurulu önerisiyle ilgili konuşur musunuz lütfen.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Başkanım, Türkiye'nin gündemiyle ilgili konular…

Bakınız, biraz önce, Millî Eğitim Bakanı, geldi, burada, gündemdışı konuşmaya cevap verirken, kendisinin yurt dışına gitmesiyle ilgili, sayın milletvekilinin yapmadığı bir eleştiriyi dahi cevaplandırdı. Türkiye'nin gündemine damgasını vuran konular bunlar. Bunları, burada, tartışmayacağız, konuşmayacağız, nerede konuşacağız Sayın Başkanım?!

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, buradaki tartışmayı zemininde tartışacaksınız.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Onu söylüyorum, ben diyorum ki, Türkiye'nin gündemi…

BAŞKAN - Lütfen, Danışma Kurulu önerisiyle ilgili konuşur musunuz Sayın Kandoğan.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Başkan, Türkiye'nin gündeminde olan konulardan bahsediyorum. Ben diyorum ki, bu gelen Danışma Kurulu önerisi yanlıştır…

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, benimle tartışmayı bırakın. Lütfen, öneriyle ilgili konuşur musunuz.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Başkanım, önümüze bir önerge geldi; ben diyorum ki, bu önergeye evet, bir kanun tasarısı… Ama, Türkiye'nin önünde olan çok önemli gündem maddeleri var.

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, bu konularla ilgili basın toplantısı yapabilirsiniz, her şeyi söyleyebilirsiniz; ama, burada, Danışma Kurulu önerisiyle ilgili konuşmak zorundasınız.

Buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bir iki husus daha var, onları da belirtmeden geçemeyeceğim. Cari açıkla ilgili konuşmam yarım kaldı, onu da hemen belirtmek istiyorum.

Dört aylık cari açık 8,9 milyar dolar arkadaşlar. Geçen senenin aynı dönemine göre, yüzde 25 oranında bir artış söz konusu ve bunu, bir yıl geriye götürecek olursak, 17,3 milyar dolar; geçen sene için hükümetin ortaya koyduğu hedef 7,6 milyar dolardı. Bakınız, IMF bile, artık, bu noktada bir kırılganlıktan söz etmeye başlamıştır.

Değerli milletvekilleri, yine, Devlet İstatistik Enstitüsü…

BAŞKAN - Sayın Kandoğan…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Toparlıyorum Başkanım.

BAŞKAN - Hayır…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Toparlıyorum, tamam; toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, öneriyle ilgili konuşacak mısınız konuşmayacak mısınız?

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Toparlıyorum, hemen toparlıyorum Sayın Başkanım, toparlıyorum, son cümlelerimi söylüyorum.

BAŞKAN - Buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yalnız, bugün, çok önemli bir konu basına ve televizyona da yansıdı: Kültür ve Turizm Bakanı, Denizli'deki esnaflarımızı töhmet altında bırakan, halıcı esnafımızı sıkıntıya sokan, çok bahtsız, talihsiz ve yanlış bir açıklama yaptı. Biz Sayın Kültür ve Turizm Bakanımızın yaptığı birçok gafları biliyorduk; ama, Denizli'deki esnafları yaralayan, Türk turizmine zarar veren ve 70 000 halı satılması karşısında, 14 itirazın gereğinin yapıldığı bir ili töhmet altında bırakacak, esnafları sıkıntıya sokacak bir açıklamanın Sayın Bakandan gelmesi karşısında, Denizli halkı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, tamamlar mısınız Sayın Kandoğan.

Buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Toparlıyorum.

Denizli halkı, maalesef, çok büyük bir üzüntü içerisine girmiştir. Sayın Bakanın yapmış olduğu bu açıklamanın tavzihini de mutlaka kendisinden bekliyoruz. Denizli esnafı, bugün, Kültür ve Turizm Bakanından bir açıklama bekliyor; yoksa, turizm gelirlerini artırmakla görevli olan bir Bakanın, Denizli'deki halı üreticilerini, halıyla iştigal eden esnafları sıkıntıya sokacak ve turistlerin alışveriş yapmasını engelleyecek bir açıklamasının da doğru olmadığını ifade ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.

Danışma Kurulu önerisinin aleyhinde söz isteyen Malatya Milletvekili Süleyman Sarıbaş.

Buyurun Sayın Sarıbaş.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Danışma Kurulu önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, dün Bingöl'de meydana gelen depremde zarar gören vatandaşlarımıza ve yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum. Yine, Tunceli'de meydana gelen terör olayında şehit olan güvenlik görevlilerimize ve onların yakınlarına Allah'tan rahmet diliyorum, sabır diliyorum.

Değerli arkadaşlar, milletimizin içinde bulunduğu bu terör belasından bir an önce kurtulması için, şu sıralarda müttefikimiz Amerika'da olan Başbakanımızın, müttefikimiz devletle, Irak'taki terör varlığının sona erdirilmesi konusunda da hayırlı görüşmeler yapacağını temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Anayasamız gereğince Meclisimizin iki temel görevi var; bunlardan bir tanesi yasa çıkarmak, bir tanesi de icranın faaliyetlerini ve ülkedeki diğer hususları denetlemektir. Maalesef, son beş altı haftadır bu Mecliste denetim görevi yapılamamaktadır. Gündemde bekleyen 394 soru önergesi ve 235 araştırma önergesi ile Meclisin, 11.12.2002 tarihinde, Danışma Kurulunda, salı günlerinin sadece denetim görevine ayrılmasına rağmen, bugüne kadar, altı yedi haftadır bu denetim görevi yapılamamakta; dolayısıyla da, Meclis, kendi aslî görevi olan denetim görevini bir başka tarihe ötelemeye mecbur bırakılmaktadır. İşin garip tarafı, bu tavra asıl denetimin sorumlusu sayılan muhalefetin de rıza göstermiş olması ve bu Danışma Kurulu önerisinin altında imzasının bulunmuş olmasıdır.

Bu Meclis açıldıktan sonra, bugüne kadar, bu ülkenin sorunları bu Meclisin çatısı altında doya doya tartışılamamış, müzakereci demokrasi, özgürlükçü demokrasinin mabedi olması gereken bu Meclis bu tartışmalardan uzak kalmış, milletvekilleri de bu tartışma zeminlerinde, maalesef, konuşturulmamıştır.

Değerli arkadaşlar, dünyanın her tarafında meclisler, müzakereci demokrasinin ve özgürlükçü demokrasinin mabetleridirler. Meclisler, ülkenin temel meselelerinin tartışıldığı mekânlardır. Bu Meclis, geldiği günden beri, yirmiyedi aylık dönemde 500'ün üzerinde kanun çıkarmakla övünülen bir Meclistir. Şimdi, sormak lazımdır; milletimizin içinde yaşadığı işsizlik ve yoksulluk sıkıntısı bu ülkenin kanunlarının sayısal olarak azlığından mı kaynaklanmaktadır?! Bu ülkenin sorunları yeteri kadar tartışılmamaktan, değişim ve dönüşüm vizyonunu belirleyememekten, hedefsizlikten ve ilkesizlikten kaynaklanmamakta mıdır?!

Şimdi, bakın, yirmiyedi aylık tek başına bir iktidarın ülkenin birikmiş temel meselelerini ötelemenin dışında ne gibi icraatı vardır?! Biraz önce açıklama yapan bir sayın bakan, ekonominin iyiliğinden, faizlerin düştüğünden, doların düşüklüğünden, yatırımların başladığından bahsetti.

Şimdi, buradan, halkın huzurunda, milletin huzurunda sormak lazım; bütün millete buradan soruyorum: Ekonominiz iyiye mi gidiyor? Çocuğunuza iş bulabiliyor musunuz? Aylık geçiminizi sağlamakta güçlük çekmiyor musunuz? Yani, yüzde 9 büyüdünüz mü? Köylerimizin hangi yolu asfalt oldu veya stabilizeleri döküldü? Köy ortasında bulunan elektrik direklerinin kırılan lambalarını takabildi mi bu iktidar, sormak lazım. Bakınız, yirmiyedi ayda, köylerimize, kasabalarımıza çivi dahi çakılmadı. Şimdi, burada, ülkenin iyiye gittiğini, ekonominin iyiye gittiğini… Efendim, kanunları çıkaralım, Danışma Kurulu önerileriyle denetimi bir tarafa bırakalım, bunlar tartışılmasın, vatandaşın içinde bulunduğu sıkıntılar tartışılmasın, sorulan sorular yanıtsız kalsın, araştırma önergeleri tartışılmasın, komisyonlar kurulmasın; ama, biz, ne yapalım; esnafımızın istemediği, esnaf derneklerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın, federasyonlarımızın karşı çıktığı kanunu bir an önce geçirelim. Niye geçirelim; çünkü, eğer, bu kanunu geçirirsek, siyaset olarak onlara sirayet etme yetki ve sorumluluğunu da elimize alalım, onları da susturalım noktasında bir kanun getirilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, son günlerde, devletin anayasal bütün kurumlarıyla bir çatışma ortamı, maalesef, zuhur etmektedir. Önce Sayın Cumhurbaşkanıyla, sonra Yükseköğretim Kurumuyla, daha sonra da ülkenin dışpolitikasına temel olan meselelerde bir gerginlik ortamı, bir çatışma ortamı zuhur etmektedir. Sormak istiyorum, acaba, bu çatışma ortamını yaratanlar, ben ve ötekileri oynayarak, ülkeyi bir yerlere mi götürmek istiyorlar? Aslında, Meclisin bugünkü gündeminde tartışılması gereken, Suriye'nin Lübnan'da bulunuşuyla, Türkiye'nin Kıbrıs'ta bulunuşu arasındaki farkı, mukayeseyi göremeyenler ve ülkenin bu aslî menfaatını, bu millî menfaatını Suriye'nin Lübnan'daki işgalciliğiyle eş tutanların, bu kürsüye gelip, bunun nedenini bu millete açıklamaları gerektiğini sormamız gerekirken, yani, gündemin bu olması gerekirken, Danışma Kurulu önerisinin bu olması gerekirken, böyle, milleti hiç de ilgilendirmeyen, temelde zaten var olan ve zaten sıkıntı olmayan, esnaf birliklerimizin, derneklerimizin kanununu getirmek, gündemi uyutmaktan başka hiçbir şey değildir.

Değerli arkadaşlar, bu iktidarın yorulduğunu düşünüyorum. Bu iktidar, yoruldu; netice itibariyle, kurumlar arasında çatışma yaratmaya, âdeta, bir sertlik politikasıyla -ben ve ötekileri- oynamaya başlamış bulunuyor. Zaten, demokraside ve siyasette yorulanlar, icraatları yapamayanlar, millete vaat ettiklerini yerine getiremeyenler, bu başarısızlıklarını örtmek için, süreç içerisinde, mutlaka suçlu bulmak zorundadırlar. Şimdi, suçlu, Cumhurbaşkanı oldu; şimdi, suçlu, mevcut mevzuat oldu; şimdi, suçlu, bürokrasi oldu, kendi atadıkları bürokratlar oldu. Acaba, bu suçladığınız bürokratların önüne projeleri koydunuz, buyurun yapın dediniz de onlar mı yapmıyor, yoksa, siz hiçbir şey yapmıyorsunuz da bürokratların bir şeyler yapmasını mı bekliyorsunuz?! Dünyanın her tarafında, siyaset, bürokrasinin önüne icraatı koyar, hedefi koyar, yapmayanı da değiştirir; ama, hiçbir tarafta, siyaset, icraat, icranın başı, dönüp dönüp, kendi getirdiği bürokratları, önlerine hedef koyamadığı, vizyon koyamadığı bürokratları suçladığı bir demokrasi yoktur.

Yoruldular diyorum; yoruldular, mazeret arıyorlar; yoruldular, suçlu arıyorlar; ama, unutmasınlar, bu yorgunluğun bedelini, kısa sürede, millet, cevap olarak verecek; kendi tabirleriyle söylüyorum, kuzu kuzu, bu iktidarı terk etmek zorunda kalacaklar.

Saygılar sunuyorum. (CHP ve Bağımsızlar sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sarıbaş.

Danışma Kurulu önerisinin lehinde söz isteyen Ordu Milletvekili Sayın Eyüp Fatsa; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

EYÜP FATSA (Ordu) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Danışma Kurulu önerisi lehinde söz aldım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu hafta, Danışma Kuruluyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirmiş olduğumuz 851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı, uzun zamandan beri Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde olan, hatta, tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmış, 7 maddesi de görüşülmüş bir kanun tasarısıdır. Dolayısıyla, Sayın Kandoğan'ın "saat 14.00'te, önümüze, bilmediğimiz bir gündem getiriyorsunuz" demesi hiçbir anlam ifade etmez, doğruyu da ifade etmez; eğer, Sayın Kandoğan gündemi takip etmiyorsa, bu, Genel Kurulun değil, Sayın Kandoğan'ın meselesidir.

Değerli arkadaşlar, tabiî, görüşülen, Meclis gündeminin yeniden yapılanmasıyla alakalı bir Danışma Kurulu önerisidir, hükümet icraatları değildir. Dolayısıyla, eğer, hükümet icraatlarıyla ilgili, bakanlık icraatlarıyla ilgili problemi olanlar, sıkıntısı ve şikâyeti olanlar, söyleyecek sözü olanlar, -bunun zemini bellidir- hele hele milletvekili olma gibi bir önemli sorumluluk yüklenmişse, Meclisin ve basının bütün imkânları ellerindedir, arkadaşlarımız, şikâyetlerini, itirazlarını bütün meşru zeminde yerine getirebilirler, bu hakları vardır; ancak, ben, burada, Sayın Kandoğan'ın, Parti Grubumuzu ve hükümetimizi de hedef alan açıklamalarıyla ilgili bazı hususları da sizlerle beraber paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu ülke için canını, malını, kanını feda edebilme erdemliliğine ve yüceliğine erişmiş hiç kimsenin kanı ve canı üzerinden hiç kimsenin siyaset yapma hakkı yoktur. Bu, siyasî ahlaka da, siyasî nezakete de sığmaz, halka karşı da büyük bir saygısızlıktır. Bu ülke, yıllarca, terörle mücadele ederken, dişinden tırnağından artırarak, güvenlik kuvvetlerini, bu mücadelede, hangi imkânlarla desteklemiş ve tahkim etmişse, bugün de, bu mücadelede, bu ülkenin bütün imkânları güvenlik güçlerimizin emrindedir ve elindedir. Dolayısıyla, böyle, gazete haberleriyle, şununla, bununla meseleyi küçültmenin, meseleyi basite indirgemenin kimseye bir faydası yoktur.

Sayın Sarıbaş da ifade etti; Kıbrıs meselesi; ikidebir, böyle, temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp getirdikleri Kıbrıs meselesiyle ilgili, aslında, söylenecek her şey söylenmiştir.

Değerli arkadaşlar, bakın, bizden önce, geçen otuz yıl içerisinde Kıbrıs'la ilgili yapılanlar yapılamayanlar ortadadır, AK Parti İktidarıyla beraber Kıbrıs'ta yapılanlar ortadadır. Bütün bunlar, bu aziz milletin gözünün önünde cereyan etmiş ve bu aziz milletin de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde yaşayan vatandaşlarımızın da, hükümetin uygulamaları, desteğini ve olurunu almıştır.

Aslında, sıkıntıya düşenler, otuz yıllık politikalarının halk nezdinde kaybolmasının, itibar kaybına uğrayanların sıkıntılarıdır.

Değerli arkadaşlar, ekonomiyle ilgili, aslında, söylenecek çok şey var. Gündem bununla alakalı olmadığı için, bunun ayrıntılarına girmek istemiyorum; ama, bütün sağduyulu insanlarımıza, vatandaşlarımıza sadece bir şeyi hatırlatmak istiyorum; bu sözün sahiplerine de hatırlatmak istiyorum; 3 Kasım 2002, yakın geçmiş bir tarihtir; yaşadığımız acı olaylar, acı hatıralar, sıkıntılar, krizler herkesin hafızasındadır ve tazedir. Bugün 7 Haziran 2005; aradan geçen ikibuçuk yıl içerisinde Türkiye'nin nereden nereye geldiğini bütün dünya görüyor, yetmişiki milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı görüyor. Eğer bazıları görmek istemiyorsa, o, onun kendi meselesi, kendi sorunudur.

Ben, bu noktada, Sayın Kandoğan, allahaşkına, size sormak istiyorum: Daha iki hafta önce, üç hafta önce, kurduğunuz demokrasi platformu, birlikte hareket edeceğiniz arkadaşlarınız, sözünde durmayan Genel Başkanla ilgili, acaba, biz bekliyoruz ki, şu Meclis kürsüsünden, Ümmet Kandoğan, çıkıp, Türk Milletinden ve Yüce Parlamentodan, söylediklerinden dolayı, bir erdemlilik gösterip, özür diler mi diye… Hâlâ, hiçbir şey olmamış, hiçbir şey konuşulmamış gibi, her şey milletin idrakinden kaçmış gibi, burada, böyle, vurdumduymaz hareketler, konuşmalar, doğrusunu isterseniz, parlamenter kimliğinize yakışmıyor.

Ben, bu düşünceyle, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Fatsa.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, Sayın Fatsa, konuşmasında…

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, İçtüzüğün 69 uncu maddesi gereğince, yerinizden, buyurun.

1 dakika süre veriyorum.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Fatsa'nın çok talihsiz beyanatlarını büyük bir üzüntüyle dinlemiş bulunuyorum. Benim orada yapmış olduğum konuşmalarımın hiçbirine cevap bile verilmemiştir Sayın Fatsa tarafından.

Benim onbeş gün önceki bir kararımı daha sonra değiştirdiğimi ifade eden Fatsa'ya şunu söylemek istiyorum: O sıralarda oturan birçok milletvekili de, geçmiş dönemlerde başka partilerde görev almaktayken, seçim öncesi başka bir partiye geçen milletvekilleriyle doludur. Ben, vermiş olduğum kararımın arkasındayım, sözümün arkasındayım ve Doğru Yol Partisinde, bundan sonra, aslanlar gibi, politika yapmaya devam edeceğim. Ondan hiçbirinizin şüphesi, endişesi olmasın.

Bakınız, liderler söz veriyor; ama, Sayın Tayip Erdoğan da, çiftçileri topladı, Ankara'da bir söz vermişti. Nisan ayının sonuna kadar doğrudan gelir desteğinin tamamını ödeyeceğini, basın ve televizyon önünde, Türk Milletine söz vermişti. Ben, Sayın Fatsa'ya soruyorum: Sayın Erdoğan'ın sözü ne oldu Sayın Fatsa? Bugün, haziran ayı, çiftçinin doğrudan gelir desteği ödemelerinin ne kadarını ödediniz? Lütfen, kürsü sizin, oraya çıkın, Sayın Erdoğan'ın, millet önünde vermiş olduğu söze cevap verin.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleriyle diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

1 inci sırada yer alan kanun teklifinin, geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu gelmediğinden, teklifin görüşmelerini erteliyoruz.

2 nci sırada yer alan, Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851) (x)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet burada.

Sayın milletvekilleri, tasarının 7 nci maddesinin görüşmeleri tamamlanmış ve maddeyle ilgili verilmiş olan ikinci önergenin oylanmasında kalınmıştı.

Şimdi, Komisyon ve Hükümetin katılmadığı önergeyi tekrar okutup; oylarınıza sunacağım.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının 7 nci maddesinin (c) bendinin madde metninden çıkarılmasını ve diğer bentlerin de buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                     Osman Coşkunoğlu (Uşak) ve arkadaşları

BAŞKAN - Önerge, hatırlanması bakımından okutulmuştu.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

7 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

8 inci maddeyi okutuyorum:

Üyeliğin son bulması

MADDE 8.- Aşağıda belirtilen durumlarda üyenin oda kaydının silinmesine yönetim kurulu tarafından karar verilir, durum sicile bildirilerek kaydın silinmesi temin edilir ve kaydı silinen üyeye oda tarafından on gün içinde üyenin odaya bildirdiği iş yeri veya ikamet adresine yazılı olarak bildirilir.

a) Daimi olarak odanın çalışma bölgesi dışına çıkanlar.

b) 7 nci maddede belirtilen şartlardan herhangi birini kaybedenler veya bu şartlardan herhangi birine sahip olmadığı sonradan anlaşılanlar.

c) Sanat ve mesleğini yapmaktan sürekli olarak men edilenler.

d) Vergi mükellefiyetini sildirenlerden altı ay içinde tekrar vergi mükellefiyeti tesis ettirmeyenler.

Üyelikleri sicil tarafından silinenlerden, üye niteliğini tekrar kazananların oda üyeliği sicil tarafından tekrar tesis edilir. Bu şekilde üyeliği tekrar tesis edilen üyenin daha önce kazanmış olduğu hakları aynen devam eder. Ancak, esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının yetkili organlarında görevli olup da oda üyeliği yukarıdaki sebeplerden dolayı kesintiye uğrayanların yetkili organlardaki görevleri de kendiliğinden sona erer. Bu kişiler üyeliklerini tekrar kazanmış olsalar dahi o döneme ilişkin yetkili organ üyelikleri devam etmez.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Bayram Meral; buyurun.

Süreniz 10 dakika.

CHP GRUBU ADINA BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; sözlerime başlarken Yüce Kurulu saygıyla selamlıyorum.

8 inci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; sözlerime başlamadan önce, Bingöl depreminde yaralanan vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Ayrıca, Tunceli'de şehit olan, değerli kahraman kardeşlerimize, şehit kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyor, ailelerinin acılarını paylaşıyoruz.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 8 inci maddede esnafın kaydı silindi, kaydı yapıldı... Değerli Başkan, 3 üncü maddeyle, zaten, esnaf tahrip edildi. 1 000 000'a yakın şoförün hakkı, hukuku elinden alındı. Yine, kayıtlarınıza göre, 50 000 esnaf iflas etmiş, 163 000 esnafın kaydı silinmiş. Bu yasayla bunun daha da artacağı düşünülüyor; ama, bir üzüntümü özellikle ifade etmek istiyorum. Belki, belirli konularda bazı maddeler üzerinde bir uzlaşma sağlanacağı görünümünü izliyorum; ama, şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Biz, çok olağanüstü dönemler yaşadık, bir 12 Eylül yaşadık. Sayın Bakanım, değerli milletvekilleri; kusura bakmayın, 12 Eylül döneminde dahi böyle bir yasayı yaşamadık. Yani, sendikalarla ilgili ne kadar tahribat olduysa, inanır mısınız, bu dönemde, bu yasayla ilgili bir tahribat yaşanıyor. Bir türlü anlayamıyorum. Size de birçok oda başkanınız geliyor, diğer yönetici arkadaşlarınız geliyor, bu konudan kesinlikle şikâyetçi olduklarını dile getiriyorlar. "Bizimle tartışılmadı, bizim görüşümüz alınmadı" denmesine rağmen, maalesef "benim gücüm var, ben bunu çıkaracağım" diyorsunuz.

Bakınız Sayın Başkan, şimdi, bir şoförün arabasının olduğunu düşünelim. Eğer, bir şoför çalıştıracaksa, bu şoför için -şoför yüzde 14 prim ödeyecek- işveren yüzde 19 prim ödeyecek, bir yıl çalışırsa kıdem tazminatı hakkını kazanacak, ihbar öneline hak kazanacak, yıllık izin hakkı kazanacak… Hangi taksisi olan böyle bir şoförü çalıştırır değerli arkadaşlarım; çalıştırmaz. Şimdi, burada, elbette ki biz de istiyoruz, birilerinden, kalkılsın, vergi alınsın, herkes kazancı oranında devletine vergisini versin; bunu biz de istiyoruz; ama, işi o kadar basite indiriyorsunuz ki, aklın, mantığın alacağı konular değil. Ne yapıyorsunuz biliyor musunuz; belki çoğunuzun haberi yok, Kırıkkale'de davulculardan vergi istiyorsunuz, Kırıkkale'de.

Değerli arkadaşlarım, ne yaptığınızın farkında mısınız? Peşkeşin vergisi olur mu? Yani, bu kadar bir yanılgının içerisinde nasıl oluyorsunuz değerli arkadaşlarım? Bunlardan vergi almaya kalkan... Gücünüz yetiyorsa…

Bakınız, Çalışma Bakanının açıklaması var, bugünkü Hürriyet Gazetesinde diyor ki: "6 000 000 mükellef devlete primden dolayı borçlu." Gazetede Bakanınız açıklıyor. Bu nasıl oluyor biliyor musunuz değerli arkadaşlarım; işveren yalnız kendi primini yatırmamakla kalmıyor, işçiden kestiği primi de yatırmıyor, bir o kadar da vergisini yatırmıyor. Niye onların üzerine gitmiyorsunuz da, şoförün, esnafın, zaten kendisini zor geçindiren insanların iki elinizle yakalarına yapışıyorsunuz? Yani, dönüp dönüp bir yere geliyoruz; niye hortumcuların üzerine gitmiyorsunuz? Unuttunuz mu? Barıştınız mı? Bizim de haberimiz olsun. Ne oldu? Unuttunuz mu onları? Onların üzerine niye gitmiyorsunuz da, esnafın, şoförün, bilmem, davulcunun üzerine gidiyorsunuz yahu? Bu kadar komik duruma düşülür mü değerli arkadaşlarım?

Muhterem arkadaşlarım, bakınız, bizim kendi aramızda burada sorunları sağlıklı bir şekilde çözmemiz gerekiyor. Yanlış yapmayın. Hepimiz bu koltuklarda oturuyoruz, bu kürsüden de yemin ettik, halkımızın mutluluğu için çalışacağımıza. O zaman neden bazı konularda uyum sağlamıyoruz? Yani, siz iyi bir şey yapıyorsunuz, Hükümetimiz iyi bir şey yapıyorsunuz, hükümetimiz iyi bir şey yapıyor, işsizliğe çözüm bulmuş yoksulluğa çözüm bulmuş... Bundan mutlu oluruz değerli arkadaşlarım; ama, bir çivi çakmıyorsunuz, bir çivi!..

Yani, ben, anlamıyorum, bir konuyu çözemiyorum. Acaba, bu teşkilatı, Türkiye'yi gezerken, bu işsizler, yoksullar, esnaf, çiftçi bize farklı bir şey anlatıyor size farklı bir şey mi anlatıyor; bunu da çözemiyorum bir türlü. Yani, gittiğimiz yerde "AK Parti milletvekilleri buraya gelemiyor" diyorlar.

MEHMET KURT (Samsun) - Her tarafa gidiyoruz.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Ama, bakınız, değerli arkadaşlarım, gidemediğiniz yer de var; yapmayın muhterem arkadaşlarım! Bak, bu yedinci ay, size…

BAŞKAN - Sayın Meral, maddeyle ilgili konuşur musunuz.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Şimdi, sen de, Kayserili benim bir arkadaşımın dediğine döndün; Genel Kurulda şunu konuşma, bunu konuşma, şuna çatma, buna çatma dedin… Sayın Bakanım bilir, Kayseri'deki kabristana eski şehir derler: "O zaman eski şehirde yatanlara mı çatacağım" dedi.

Şimdi, Sayın Başkanım, onu konuşma, bunu konuşma, neyi konuşacağız…

BAŞKAN - Sayın Meral, Meclis kürsüsünden nasıl konuşulacağını Anayasa ve İçtüzük belirlemiştir.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Efendim, Türkiye'de, Sayın Başkanım, işsizlik yok mu?!

BAŞKAN - Maddeyle ilgili konuşur musunuz.

Buyurun.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Sayın Başkan, burada 1 000 000 şoför işinden oluyor. Bu işsizlik değil midir?! Nasıl konuşmam bunu! Nasıl bunu konuşmayacağız!

BAŞKAN - 1 000 000 şoförden bahsettiniz Sayın Meral.

Buyurun.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Yarın bir yasa daha getiriyorsunuz, binlerce insan, yine, işinden olacak; bunları konuşmayacak mıyız?! Ne konuşalım burada?! O zaman, lütfen, yazın, elimize verin, biz de burada okuyalım. Böyle şey… Olur mu yani bunun ötesi?! Onu konuşma, bunu… Ne konuşacağım o zaman?! Neyi konuşayım değerli arkadaşlarım?! Konuştuğum, şoförler değil mi, esnaf değil mi, çiftçi değil mi, köylü değil mi, işsiz değil mi?! Türkiye'nin sorunları bunlar değil mi değerli arkadaşlarım?! Neyi konuşacağız?! (AK Parti sıralarından gürültüler) Ee, arkadaşlar, bırakmıyorsunuz ki, kızmayayım... Allahaşkına… Yani, şurada rahat rahat gidiyoruz. Ama, Sayın Başkanım, yapmazdı ya, niye yaptı onu da bilmiyorum, onu da anlayamadım değerli arkadaşlarım.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Başkan ters taraftan kalkmış herhalde…

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Estağfurullah… Estağfurullah…

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu yasada, yani, bir madde, iki madde değişmekle sorunun çözüleceğini zannetmiyorum; ama, burada çoğunluğunuz var. Biz, bir daha... Tekriri müzakere yapmayız dediniz 3 üncü maddeyle ilgili, ki, önemli bir maddeydi; çünkü, bir yanlışlıktan döndünüz, yanlışlıktan dönmek de büyüklüktür. Burada, İş Yasasıyla ilgili bir madde getirmiştiniz; ben, burada yine feryat ettim, böyle bir şey olmaz dedim, olamaz dedim, artık bu siyasî bir intihardır dedim; sonradan nasıl aklınıza geldiyse, bir daha tekriri müzakereyle getirdiniz, düzelttiniz; ben de çıktım, teşekkür ettim. Şimdi, burada da niye olmasın, olmasın diyorsunuz?!

Bir madde değiştiriyorsunuz burada değerli arkadaşlarım; ama, binlerce insanın hakkı, hukuku ayaklar altına alınıyor. Yarın, bunlar gittiğiniz yerde sizin karşınıza çıkacaktır, bizim karşımıza çıkacaktır; bunlar bizim insanlarımız. İşin enteresanı, çoğunluğu da size oy veren insanlar; ettim buldum dünyası, ettiler buldular; bir noktadan bakarsan iyi yapıyorsunuz; ama, içimiz razı olmuyor ki, mağdur olan halkımız.

Sayın Bakanımızın, bu yasanın bu haliyle gelmesine gönlünün razı olduğuna kesinlikle inanmıyorum. Yıllarını vermiş, yıllarca halkla ilişki kurmuş, birçok sorunla muhatap olmuş, sorun çözmüş bir bakan bu yasayı içine sindiriyorsa, benim hiçbir diyeceğim yok.

Değerli arkadaşım, sonra, programınızda "sivil toplum örgütlerinin daha demokratik, daha huzurlu, daha aktif çalışması için onlarla uyumlu... Bir araya geleceğiz, sorunları ortaklaşa çözeceğiz" diyorsunuz; orada yazılı. Bir bölümünü çağırıyorsunuz, bir bölümünü çağırıyorsunuz Bakanınıza laf söylüyor, Bakanınız dönüp diyor ki: "Kendi işinizle uğraşın." Arkasından, Sayın Başbakan onların bir başka grubunun toplantısına gidiyor "bize yardım edin, ülkenin sorunlarını çözelim" diyor. Bu kadar da tezat olmaz değerli arkadaşlarım! Yani, bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının ve Bakanının zaafa uğramasına hiçbir zaman gönlümüz razı olmaz. Yıllarca, Kızılay Meydanında "Çankaya'nın şişmanı, işçilerin düşmanı" diye bağırdık; ama, yurt dışına gittik, hükümetimizi, devletimizi, başbakanımızı savunduk. Burası ayrı bir şeydir orası ayrı bir şeydir değerli arkadaşlarım; ama, sizin…

Demin burada bir arkadaşımın konuştuğundan da rahatsız olmayın. Yanlış bir şey varsa, bu uyarı görevini yapmak, sizin, bizim görevimiz değerli arkadaşlarım; yanlış yanlıştır. Yani, niye kızıyoruz?! Sayın Başbakanımızın o şekilde konuşmasını içinize sindirdiğinizi zannetmiyorum; ama, çıkmış… Ama, bir daha olmasın, bir daha olmasın diyoruz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Meral, toparlar mısınız; 1 dakikalık eksüre veriyorum.

Buyurun.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - 2 dakikamı götürdün Sayın Başkan.

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Meral…

Buyurun.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - 2 dakikamı götürdün…

Değerli arkadaşlarım, geliniz, bu yasada, yine, cömertlik sizden olsun. Kafanıza takılan, Sayın Bakanımızın da kafasına takılan bazı maddeleri, yine, düzeltin. Yüzlerce oda başkanı, şu anda, Ankara'da; inanıyorum ki, sizlere de ulaşmışlardır. Bu insanların sıkıntılarını artırma yerine, aza indirici tedbirleri alın, düzenlemeleri yapın ve onlar da, orada, huzurlu çalışsın, biz de, onların yanına giderken, bir şeyler yaptık ve sizin yanınıza, çayınızı içmeye geldik deme hakkına, hukukuna sahip olalım; ama, buda… Budadıkça ne oluyor değerli arkadaşlarım; sivil toplum örgütleri sıkıntıya giriyor. O zaman kolayı var; genelde bir yasa çıkarırsınız, dersiniz ki, kapattık hepinizi; o da bir olaydır; böyle, kolunu, budunu budayacağına, kurumaya terk edeceğine, dipten kesin, kökten kesin, o daha iyi olur. Ben yine tekrar ediyorum, değerli arkadaşlarım, cömertlik sizde kalsın. Bu yasada düzenlenmesi gereken çok şey var…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Meral, teşekkür ediyorum.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Aç da ben de teşekkür edeyim… Sayın Başkan, müsaade eder misiniz? Benim teşekkür etmem lazım.

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Meral…

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Peki efendim, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Meral…

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Size de teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Madde üzerinde, şahsı adına söz isteyen, Çankırı Milletvekili Tevfik Akbak; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının 8 inci maddesiyle ilgili olarak şahsım adına söz aldım.

Değerli arkadaşlar, bu madde, esnaflarımızın odadan silinmesi ya da kayıtlarının sona ermesini düzenleyen bir madde. Burada, 1964 yılından beri devam eden, halen yürürlükte olan yasadan farklı olarak bu düzenleme hiçbir yenilik getirmemektedir; fakat, ne yazık ki, değerli muhalefet sözcümüz, sanki, bu yasanın, üyeliğin sona ermesiyle ilgili olarak yeni bir düzenleme ve üyelere yeni bir mükellefiyet getirdiği noktasında bir izahta bulundular; bu, tamamen gerçekdışıdır.

Elimizdeki mevcut yasa tasarısının 8 inci maddesi, daha önce, bu yasada, 9 uncu madde olarak, 1964 yılından bu yana geçerli olan yasada 9 uncu madde olarak düzenlenmiştir ve üyeliğin sona ermesiyle alakalıdır, birinin diğerinden hiçbir farklı yönü yoktur; fakat, ne hikmetse, buraya çıktıklarında, esnafımızı ilgilendiren yasalar yerine, tamamen, tabiri caizse, tribünlere oynamayı, buradan... Oda başkanlarını… Kaldı ki, aslolan burada esnafımızın rahatlamasıdır. Bizim, oda başkanlarından ziyade, esnafımızla her gün iç içe olan bir yapılanmamız var; çünkü, AK Parti, halkın içinden gelen bir partidir. Dolayısıyla, bizim, halkın içerisinde, esnaflarla yapmış olduğumuz görüşmelerde... Bu yasadan gayet memnunlardır, rahatsız olan muhalefettir; ama, bu hareket, onların, netice itibariyle, muhalefette kalma gücünü bile kaybettirecektir.

Ben, muhalefetin bu noktadaki samimiyetini, milletimizle bir araya geldiklerinde daha iyi göreceklerini umuyorum ve bu yasanın, esnaf kardeşlerimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akbak.

Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Zeyid Aslan?.. Sayın Aslan yok.

Ankara Milletvekili Bayram Meral?.. Sayın Meral yok.

Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan; buyurun.

Süreniz 5 dakikadır.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Tunceli'de terör örgütüyle çatışma neticesinde şehit olan güvenlik güçlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Ayrıca, Bingöl depreminde hayatını kaybeden değerli vatandaşlarımızın da... Onların yakınlarına başsağlığı dilerken, bu tür afetlerin, tekrar, ülkemiz adına, milletimiz adına, yaşanmamasını niyaz ediyorum.

Tabiî ki, geçen hafta çiftçi sigortaları kanununu görüşüyorduk; fakat, bir değişiklikle o ertelendi ve şu an Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısını görüşüyoruz. Tabiî ki, ben, bu kanunun tümü üzerinde görüşlerimi beyan ederken, o zaman, Ticaret ve Sanayi Bakanımıza hitaben demiştim ki, özellikle, Sayın Bakanım, mahalle aralarında, şehir merkezlerinde ticarî faaliyet gösteren grossmarketler, hipermarketler, gerçekten, küçük esnafımızı büyük bir oranda etkilemekte ve bunların şehir dışına çıkarılmasına ilişkin bir çalışma yapmanız gerekmektedir. Sayın Bakanımız da o zaman bunun sözünü buradan verdi "bir yasa çalışması yapacağız, bir faaliyette bulunacağız ve haksız rekabete yol açan bu büyük marketlerin merkez dışına, şehir dışına çıkarılmasına ilişkin bir çalışma yapacağız" demişti. Biz de kendisine kürsüden teşekkür ettik; ama, maalesef, bugün, Sayın Bakanımız bu çalışmadan vazgeçti gibi duruyor, bu çalışmayla ilgili geri adım atmış gibi duruyor. Bu noktada, esnaf ve sanatkârlar adına, büyük bir üzüntü içerisinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, değerli arkadaşlar bakkalıyla, manavıyla, kırtasiyecisiyle, lokantacısıyla, berberiyle, her gün karşılaştığımız, hep bildiğimiz, toplam işletme sayısının yüzde 95'i oranında faaliyet gösteren, istihdam kapıları olan ve devletten hiçbir yardım beklemeyen, sadece, bize, kurulu düzenimize karışmayın, bize gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz diyen esnaf ve sanatkârların ülke ekonomisine, Türkiye ekonomisine ne kadar ciddî katkılar sağladığını hepimiz biliyoruz; ama, yüksek vergi oranları noktasında büyük bir hezimet içerisindeler. Yüksek vergi oranları onları perişan etmektedir; vergi oranlarının indirilmesi ve tabana yayılması şeklinde, bugüne kadar, hiçbir çalışma, esnaf ve sanatkârlar adına yürütülememiştir. Aldıkları kredi faizleri yüksektir. Yüksek kredi faizleriyle çarklarını döndürmeye çalışıyorlar. Borçlarını, tekrar, devletten kredi alarak, faizli para alarak kapatmaya çalışıyorlar. İşyerlerini büyütmek ve iş kapasitelerini artırmak için kredi kullanmıyorlar. Bu kredi faiz oranlarının da aynı şekilde enflasyon oranının da altına düşürülmesi suretiyle esnaf ve sanatkârların desteklenmesi gerekir diyorum.

Değerli arkadaşlar, ayrıca, esnaf ve sanatkârlarımız Bağ-Kur primleri noktasında büyük bir acziyet içerisinde. Bağ-Kur primlerini, zaten çark dönmediği için, ekonomide, sosyal hayatta ve sosyal ticarette bir durgunluk söz konusu olduğu için, çark dönmediği için kazanamıyorlar; kazanamadıkları için, maalesef, vergi borçlarını da ödeyemiyorlar, kredi borçlarını, kredi faiz borçlarını da ödeyemiyorlar; sosyal güvenlik primlerini, Bağ-Kur primlerini de, aynı zamanda, ödeyemiyorlar. Bu noktada da büyük bir acziyet içerisindeler...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Eraslan, toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Dolayısıyla, yeni bir düzenleme yaparak, aslında, onların Bağ-Kur primlerini yeniden yapılandırarak rahat bir şekilde ödemeleri cihetinde onlara yardımcı olabiliriz. Bu primleri, Bağ-Kur primlerini ödeyemedikleri için de, sosyal devlet anlayışı gereği kendilerine verilmesi gereken sağlık hizmetini de, borç olduğu için, borçları olduğu için maalesef kullanamıyorlar ve çoluk çocuğunu, maalesef, hastaneye götürüp, hastanede muayene ettirip ilaç reçetesini yazdıramıyorlar. Bu da onların en büyük sıkıntılarından biri.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bu kadar sıkıntı varken, bu kadar sorun varken, esnaf ve sanatkâr büyük bir ıstırap içerisindeyken, büyük bir ekonomik yokluk ve yoksulluk içerisindeyken böyle bir kanunla karşı karşıyayız. Şimdi, bu kanun ne getiriyor ne götürüyor, bütün bu sorunları çözüyor mu; hayır. Tamamen bu kuruluşun…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Eraslan, lütfen, teşekkür eder misiniz.

Teşekkür için açıyorum mikrofonu.

Buyurun.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Son sözlerimi söylüyorum.

Bütün bu yapılan çalışmalar, az önce ifade ettiğim şeylere bir yenilik getirmiyor ve demokratik olmayan... Maalesef, bu kuruluşu, sadece, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının bir kolu haline getiriyor. Dolayısıyla, tekrar bu kanunun gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyerek hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Eraslan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum…

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Arayacağım Sayın Sarıbaş.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı yoktur; birleşime 10 dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 17.22

 

 


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.34

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 108 inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

851 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Tasarının 8 inci maddesinin oylanmasında karar yetersayısı bulunamamıştı.

Şimdi, 8 inci maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yetersayısı vardır; madde kabul edilmiştir.

9 uncu maddeyi okutuyorum:

Odaların organları

MADDE 9.- Oda organları şunlardır:

a) Genel kurul: Genel kurul toplantı tarihinden en az altı ay önce odaya kaydolmuş ve Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanından, ilgili esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşu tarafından alınacak, genel kurul toplantısına katılacaklar listesine dahil olan üyelerden oluşur.

b) Yönetim kurulu: Başkan dahil olmak üzere, üye sayısı 1000'den az olan odalarda yedi, üye sayısı 1000-2000 olanlarda dokuz, 2000'den fazla olan odalarda onbir kişiden oluşur ve genel kurul üyeleri arasından dört yıl süreyle görev yapmak üzere seçilir. Aynı sayıda yedek üye seçilir.

c) Denetim kurulu: Genel kurul üyeleri arasından dört yıl süreyle görev yapmak üzere seçilecek üç kişiden oluşur. Aynı sayıda yedek üye seçilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan; buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yaklaşık iki ay önce, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine çok önemli bir kanun tasarısı olarak geldiği ifade edilen; ancak, iki aydan beri de gündemde olmayan bir kanun tasarısını bıraktığımız yerden görüşmeye devam ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, böyle bir kanun tasarısını görüşürken, Türkiye'deki esnafların nasıl bir ciddî sıkıntı içerisinde olduklarını ifade etmemek söz konusu olamaz.

Değerli milletvekilleri, daha önceki konuşmalarımızda da, bu kanunla ilgili görüş ve önerilerimizi ifade etmiş, kanunun birçok maddesinin günün ihtiyaçlarına cevap verdiğini; ancak, bazı maddelerinin, maalesef, adrese teslim şeklinde hazırlanmış bir kanun tasarısının ilgili maddeleri olduğunu ifade etmiştim.

Değerli milletvekilleri, bundan kısa bir süre önce Türkiye'de yapılan bir araştırma neticesini sizlerin bilgisine sunmak istiyorum. Türkiye'deki 13 gelişmiş ilde yapılan bir araştırma. Bu araştırma, o illerdeki ticaret ve sanayi odası başkanlarına, esnaf ve sanatkârlar odası başkanlarına ve oradaki esnaflara sorularak yapılan bir araştırma ve çok ciddî bir gazete tarafından yapılan bir araştırma. O araştırmanın neticesinde, Türkiye'de esnafların, bu araştırmaya katılanların söylemiş olduğu, yüzde 48 oranındakilerin söylediği "durgunluk var" ifadesi; yüzde 15,5'i "işler bundan sonra açılamaz" diyor; yüzde 9'u "işler bundan sonra daha kötü olacak" diyor ve yüzde 27'5'i de etkin önlem alınmazsa sıkıntıların artacağını ifade ediyor.

Değerli milletvekilleri, bakınız, elimde çeşitli sanayi odası başkanlarının ve esnaf odası başkanlarının ifadeleri yer alıyor; bunlardan sadece birkaç tanesini bilgilerinize sunmak istiyorum: Mesela, Bursa'da Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı: "Piyasalarda büyük ölçüde durgunluk var" diyor. Gaziantep Esnaf ve Sanatkârları Odaları Birliği Başkanı Ömer Küsbeoğlu: "Piyasalarda durgunluk yaşanıyor" diyor. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı: "Piyasalarda durgunluk var" diyor ve Trabzon Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı: "Durgunluk yaşanıyor, yüksek yerlerde havalar iyi; -buna dikkatinizi çekmek istiyorum; yüksek yerlerde havalar iyi- ama, tabanda fevkalade sıkıntı var; sosyal patlamaya doğru gidiyoruz" diyor. Denizli Ticaret Odası Başkanı Mehmet Yüksel'in -kısa bir süre önce AK Parti Belediye Başkan Yardımcısıydı- ifadesi: "Piyasalarda büyük oranda durgunluk var."

On gün önce, Sayın Başbakanın seçim bölgesi Siirt'te altmışsekiz yıldan beri yayımlanmakta olan bir gazete, Siirt Cumhurcu Siyasî Gazete; başlık: "Esnaf Odaları Başkanı Rıfat Ayyıldız' esnaf çok zor durumda' dedi." On gün önceki beyanat! Sayın Başbakanın seçim bölgesinde ve açıklama yapıyor Rıfat Ayyıldız: "Esnafımız çok zor bir ortamdan geçiyor. Çoğu esnaf açtığı işyerini siftah etmeden kapatıyor." Sayın Bakanım, iflas eden esnaflarımız olduğunu öğreniyor ve büyük üzüntü duyuyoruz."1 Ocak 2005-27 Mayıs 2005 tarihleri arasında beş ayda Siirt'te 233 esnafımız terki sanat yapmak mecburiyetinde kalmıştır" diyor. Siirt'te beş ayda 233 esnafın işyerini kapatmak durumunda kaldığını ifade ediyor ve Sayın Bakanım, bugün ben sizden bir açıklama bekliyordum. Kültür ve Turizm Bakanı bugün iki açıklama yaptı. Bir, Denizli'deki esnaflarımızı, halıcılarımızı töhmet altında bırakan bir açıklama. Bir Turizm Bakanı esnafımızı ayağa kaldırması gerekirken, turizm gelirini artırması gerekirken, oradaki 14 tane yanlış uygulamayı, daha sonra tüketiciler lehine düzeltilen bir uygulamayı bahane ederek, Denizli esnafının turistleri kazıkladığı şeklinde ifadesi var ve aynı Kültür ve Turizm Bakanının bir ifadesi daha var, aynen ifade şöyle: İstanbul'daki taksici esnafının turistleri değişik yerleri gezdirerek, daha fazla ücret almak için -aynen ifade kendisine aittir- kazıkladığını ifade ediyor.

Sayın milletvekilleri, Sayın Bakanın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, toparlar mısınız.

Buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Toparlıyorum.

İstanbul'da 30 000'e yakın taksici esnafı var; belki üç beş tane böyle bir hadise olmuş olabilir. Denizli'de, 70 000 satılan halıda, 14 tane yanlış bir uygulama var; bu daha sonra telafi de edilmiş. Bütün bunları, inceleme ve araştırma yapmadan, zaten zor durumda olan esnafımızı daha da zor durumda bırakacak olan bir açıklamanın Kültür ve Turizm Bakanından yapılmış olması karşısında, ben, Sayın Bakanımdan, bu kürsüden, bu ifadelerin yanlış olduğunu, esnafı zor durumda bıraktığı ifadesini, bir Denizli Milletvekili olarak, Denizli esnafının ve İstanbul taksici esnafının hislerine tercüman olarak sizden istirham ediyorum. Bu açıklamayı yapmanızı sizlerden bekliyorum ve bu duygularla, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.

Sayın milletvekilleri, maddeyle ilgili söz alan sayın milletvekillerinin maddeyle ilgili konuşması gerekmektedir. Bu yasayla ilgili konuşmalar yapıldı, maddelerine geçildi. Her konuşmacı sayın milletvekilinin ilgili madde üzerinde konuşmasını rica ediyorum.

Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Ünal Kacır; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bazı konuşmacı arkadaşlarımız, şoför esnafının bu kanunla mağdur edileceği şeklinde burada görüşler beyan ediyorlar; bu konulara açıklık getirmek istiyorum müsaadelerinizle.

Değerli arkadaşlar, tasarının 3 üncü maddesini beraberce kabul ettik ve bu maddeye göre, otomobil sahibi olan, aracı kendisine ait olan şoförler esnaftan sayılacak; onların yanında çalışan işçiler, işçi şoförler esnaftan sayılmayacak. Bu hususta deniliyor ki, bu şoförlerimiz mağdur olacaklar, işlerinden olacaklar, işlerini kaybedecekler; böyle bir şey yok.

Değerli arkadaşlar, şu anda, 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Yasasının ilgili maddesinde, bu kişiler esnaf sayılmışlar; ama, Bağ-Kura gidip de üye olmak istedikleri zaman, mükellef olmak istedikleri zaman, Bağ-Kur bunları esnaf saymıyor. Peki, bunlar, bu arkadaşlarımız, bu şoför esnafı olarak değerlendirilen arkadaşlarımız işçi mi; evet, şu anda yürürlükte olan 506 sayılı Yasanın 2 nci maddesinde "bir hizmet aktine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar, bu kanuna göre sigortalı sayılırlar" deniliyor. SSK bakımından, bu kişiler, şu anda da işçi statüsündeler. Peki, şimdi, işçi sayıldıkları takdirde, bunlar hakkında İş Yasasının diğer maddeleri uygulanacak mı?

Değerli arkadaşlar, 4857 sayılı İş Kanununun 4 üncü maddesinin (ı) bendinde "507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2 nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerleri İş Kanunu kapsamında değildir" deniliyor. Yani, o sakıncalar, o sıkıntılar yok. Bunlar, işbaşı, paydos saatleri, diğer konular vesairede İş Yasası kapsamında değiller. Öyleyse, şu anda ne getirilmiş oluyor; şoför esnafının yanında çalışan ve işçi olan bu şoför arkadaşlarımız sigortaya tabi olmalılar, olacaklardır; ama, İş Kanununa tabi değillerdir.

Değerli arkadaşlar, tabiî, burada, arkadaşlarımız, çeşitli sivil toplum örgütlerinden kendilerine gelen yazılarla ilgili pasajlar gündeme getiriyorlar. TESKOMB, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birliğinden gelen bir yazıdan da, ben size -esnaf için ne güzellikler yapmış hükümetimiz- birkaç bilgi vermek istiyorum.

2003 yılı başından itibaren gelişmeler:

Faiz oranları yüzde 59'dan yüzde 18'e düşürülmüş.

Kooperatiflerden kesilen masraf karşılığı ve bloke sermaye oranları yüzde 11'den yüzde 1,5'e düşürülmüş.

Bağ-Kura prim borcu olan esnaf ve sanatkârlar kredi kullanamazken, Bakanlar Kurulu kararnamesiyle bu husus ortadan kaldırılmış ve kredi kullanır hale getirilmiş.

Sicil affı getirilmiş, yaklaşık 150 000 esnaf ve sanatkârın yeniden ekonomiye kazandırılması sağlanmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kacır, toparlar mısınız; 1 dakikalık eksüre veriyorum.

ÜNAL KACIR (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

2002 sonunda 943 kooperatifimizden 250'si çalışabiliyordu, bugün, 800'ün üzerinde kooperatifimiz hizmet vermeye devam ediyor.

2002 yılı sonunda, bütün Türkiye'de, 1 100 000 kişiye kullandırılan kredi toplamı 153 trilyon Türk Lirasıyken, bugün itibariyle 2,5 katrilyon TL'nin üzerinde kredi kullanılmıştır.

2001 ve 2002 yıllarındaki krizler neticesinde borçlarını ödeyemeyerek kefilleriyle birlikte mağdur olan 170 000 esnaf ve sanatkârımızın 58 trilyon liralık anapara borcu, temerrüt faizleriyle birlikte 300 trilyon TL olmuştu. Bu borçların, yeniden yapılandırmayla, yaklaşık 200 trilyon TL'si silinmiş ve 170 000 esnaf ve sanatkârımızın yeniden ekonomiye kazandırılması sağlanmıştır deniliyor, bize gönderilen, sivil toplum kuruluşları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -Sayın Kacır, teşekkür ediyorum.

ÜNAL KACIR (Devamla) - Sayın Başkan, müsaadenizle bir cümle…

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Kacır...

ÜNAL KACIR (Devamla) - Teşekkür ediyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kacır.

Madde üzerinde, 10 dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Buyurun Sayın Eraslan.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sizin aracılığınızla, Sayın Bakanıma iki soru yöneltmek istiyorum. Hipermarket ve grossmarket denilen büyük mağazaların kent merkezlerinde, hatta mahalle aralarında kurulmaları ve faaliyet göstermeleri…

BAŞKAN - Sayın Eraslan, maddeyle ilgili soru sorar mısınız.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Geliyorum, Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - ...227 esnaf ve sanatkâr işkolundan 80'ini; yani, toplamın içinden yüzde 35'ini olumsuz etkilemektedir. Ekmek mücadelesi veren yüzlerce esnaf ve sanatkârlarımızı bu haksız rekabetten kurtarmak maksadıyla bu marketleri şehir dışına almayı düşünüyor musunuz?

Esnaf ve sanatkârlarımızın kullanmış oldukları krediyi enflasyon oranına çekmeyi düşünüyor musunuz? Az önce sayın milletvekilimizin de kürsüden ifade ettiği gibi, şoför esnafının geçmişe dönük, eskiye dönük sosyal ve özlük haklarını bu maddeyle ellerinden almış oluyoruz. Bunun doğuracağı olumsuz sonuçları nasıl telafi etmeyi düşünüyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Eraslan.

Buyurun Sayın Bakan.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; büyük mağazalar kanun tasarısı, Meclisimiz 1 temmuzda tatile gireceği için, yoğunlukla Avrupa Birliğine uyum yasaları dolayısıyla, o tarihe kadar Meclisten çıkarılması öngörülen yasalar arasında yer alamadı. Bu arada, İtalya'da, Almanya'da ve Fransa'da bu büyük mağazalarla ilgili yeni gelişmeler oldu. Onlara uyum sağlama bakımından... Bir de, Bakkallar Federasyonumuzun talepleri oldu. Bu arada, onları dikkate alarak, yasayı yeniden gözden geçirmek üzere geri çektik; önümüzdeki ay sevk edeceğiz; ama, tatil olduğu için, delaletinizle ekim ayında görüşülmesini arzu ediyoruz.

Şoför esnafımıza gelince: Yasada düzenleme, değişiklik vardır. Dolayısıyla, Bağ-Kurlu olan şoför esnafımızın herhangi bir şekilde mağdur olmaması için önlem alınacaktır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

10 uncu maddeyi okutuyorum:

Oda genel kurulunun görev ve yetkileri

MADDE 10.- Oda genel kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:

a) Oda başkanını, yönetim kurulu ve denetim kurulu asıl ve yedek üyelerini seçmek.

b) Yönetim kurulu faaliyet raporu, denetim kurulu raporu, bilanço ve gelir ve gider hesaplarını incelemek, kabul veya reddetmek.

c) Yönetim kurulu ve denetim kurulunu ibra etmek.

d) Yeni döneme ait çalışma programı ile bu programda yer alacak olan üyelerin meslekî eğitim, teorik ve pratik kurs programlarını ve tahmini bütçeyi incelemek, aynen veya değiştirerek kabul etmek.

e) İşlem ve eylemleri nedeniyle hukuki ve cezai sorumluluğu tespit edilen organ üyeleri hakkında dava açılmasına, bunların görevde kalıp kalmamasına karar vermek.

f) Bakanlıkça düzenlenen oda ana sözleşmesinde değişiklik yapılması hakkında yönetim kurulunca Bakanlıktan alınacak ön izne dayanarak karar vermek.

g) Odanın meslekî faaliyet alanını ilgilendiren konuda kurulabilecek federasyona kurucu olma hususunda alınan yönetim kurulu kararını onaylamak.

h) Bakanlıktan alınan ön izne dayanarak fesih teklifi hakkında karar vermek.

ı) İmkânları nispetinde öncelikle faaliyet alanları ile ilgili branşlarda olmak üzere öğrenci okutulmasına, bir evvelki yıl gayri safi gelirlerinin %10'unu geçmemek kaydıyla kamu yararına faaliyet gösteren kuruluşlara ve belge veya diğer kanıtlara dayandırılmak kaydıyla muhtaç durumdaki oda üyelerine yardımda bulunulmasına karar vermek.

j) Bağlı olduğu birliğin muvafakati alınmak şartıyla kuruluş amacını gerçekleştirmeye yönelik gayrimenkul ve her türlü taşıt alım ve satımına, gayrimenkul karşılığında ödünç para alınmasına karar vermek.

k) Bağlı olduğu birliğin muvafakati alınmak kaydıyla üyelerinin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak ve mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak amaçlarıyla sınırlı olarak kurulmuş veya kurulacak şirketlere ve kooperatiflere iştirak etmek, amaçlarına uygun olarak eğitim ve öğretim kurumları kurmak üzere vakıf kurmaya karar ve bu konudaki işlemleri yürütmek üzere yönetim kuruluna yetki vermek.

l) Yönetim kurulu tarafından teklif edilen uyulması zorunlu meslekî kararları kabul ya da reddetmek.

BAŞKAN - Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan.

Buyurun Sayın Eraslan.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, Türkiye'de her şey çok önemli; esnaf-sanatkârlar da önemli, memur da önemli, işçi de önemli, tarım sektörü de önemli, yatırım da önemli, yerli sermaye de önemli, yabancı sermaye de önemli. Bütün bunlar, ulusal ekonomimizi, Türkiye ekonomisini oluşturan ve yetmişiki milyon ülke insanımıza hayırlar getirecek olan birtakım unsurlardır, birtakım faktörlerdir.

Şimdi, bizim bir sloganımız vardı; o slogan Türkiye'de şöyle kullanıldı: "Milleti yaşat ki, devlet yaşasın." Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de görevi, bütün bakanlıkların da görevi, bütün kurum ve kuruluşların da görevi milleti yaşatmaktır ki, devlet yaşayabilsin, devlet yaşasın. Devletin selameti, milletin selametidir; milletin selameti, huzur ve güvenliği, ekonomik refahı, mutluluğu, huzuru, devletin huzurudur. Dolayısıyla, sıkı maliye politikalarıyla, sıkı para politikalarıyla, desteklemelerin olmadığı, yardımların olmadığı, devlet elinin olmadığı hiçbir yerde yaşamaktan ve huzur bulmaktan söz etmek mümkün değil. Devletin yaşayabilmesi için milletin yaşayabilmesi gerekir. Milletin yaşayabilmesi için, siyasî otoritenin, hükümetin her kesime destek vermesi gerekir. Oturduğumuz ceylan derili kırmızı koltuklardan her şey yolunda, her şey iyi, herkesin gönlü hoş demekle bu iş böyle olmuyor. Mevcut para politikaları, mevcut maliye politikaları, maalesef, her kesimimizi kasıp kavurmakta, her türlü sıkıntıyı milletimize, aziz milletimize yaşatıyor olmaktadır.

Şimdi, allahaşkına, bu kanun, Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonuyla ilgili bir kanun. Yani, Türkiye'de hiçbir mesele kalmadı mı?.. Esnaf ve sanatkârların bütün sorunları çözüldü mü, bütün dertleri bitti mi?.. Sadece, Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu Başkanı mı kaldı Türkiye'nin sorunu ve meselesi?! Bugün, bunu mu görüşüyor olmalıydık; yoksa, Sayın Bakanımız, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisine bütün bu sorunları, esnafın sorunlarını, esnafın vergi borcunu, esnafın kredi borcunu, esnafın ekonomideki durgunluk sorununu çözen, onları destekleyen, esnaf ve sanatkârların elinden tutan, onları ayağa kaldıran ve yaralarına merhem olan bir kanunla mı Türkiye Büyük Millet Meclisini işgal ediyor olmalıydık?! Ben, bunu, sizlerin görüşlerine arz ediyorum.

Ama, her şey yolunda değil, her şey iyi gitmiyor. Türkiye'de, müthiş bir durgunluk var Türkiye'de müthiş bir işlemeyen ekonomi çarkı var. İnsanlar siftah edemiyor. İnsanlar mal pazarlayamıyor. İnsanlar sattıkları maldan, esnaf ve sanatkârlar sattıkları maldan para kazanamıyor. Aynen, çiftçinin, ürettiği, binbir mücadeleyle, alnından akan teri toprağa karmak suretiyle, büyük bir meşakkatle üretmiş olduğu ürünün neticesinde kâr edememesi, zararla satması gibi, esnaf ve sanatkârlar, büyük bir sıkıntı, büyük bir ekonomik darlık ve büyük bir ekonomik bunalımla karşı karşıyalar.

Ben, Sayın Bakanımdan, bu çalışmanın yerine, bunların sorunlarını çözecek, yaralarına merhem olacak ve onları, bir nebze de olsa, güzel bir hayat, müreffeh bir hayat, güzel ekonomik bir yapıya kavuşturacak olan yasal düzenlemeler, esnaf ve sanatkârları desteklervari, onları ayağa kaldırırvari kanunlar getirmesini temenni ediyorum ve hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Eraslan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

11 inci maddeyi okutuyorum:

Oda yönetim kurulunun görev ve yetkileri

MADDE 11.- Oda yönetim kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:

a) Oda işlerini mevzuat ve genel kurul kararlarına uygun olarak yürütmek.

b) Bakanlığın mevzuat gereği vereceği görevleri yerine getirmek.

c) Yeni döneme ait çalışma programı ile bu program içinde yer alacak olan üyelerin meslekî eğitim, teorik ve pratik kurs programlarını ve tahmini bütçeyi hazırlamak ve genel kurula sunmak.

d) Uyulması zorunlu meslekî kararları almak hususunda, bağlı bulunduğu birliğe iletilmek üzere genel kurula teklifte bulunmak.

e) Oda üyelerinin sicillerini tutmak ve bu bilgileri Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında güncelleştirerek eksiksiz ve doğru olarak her an hazır halde bulundurmak, üyeler tarafından talep edilen belgeleri bilgisayar ortamında düzenlemek, ayrıca üyelerinin çalışma konuları hakkında resmî makamlarca istenilecek bilgileri vermek.

f) Oda üyelerinin çalışma konularına giren hususlarda haklarını korumak için resmî ve özel kuruluşlar nezdinde girişimlerde bulunmak, üyelerinin meslekî menfaatlerini ilgilendiren konularda, adlî ve idarî yargı mercileri önünde oda başkanı marifetiyle odayı temsil etmek.

g) Oda üyelerinden yıllık aidatları elektronik ortamda tahsil etmek,

h) Üyelerin, çalışma konularına giren işlerde gelişmelerini sağlamak ve ihtiyaçlarını karşılamak bakımından, gerekli tedbirleri almak, kurslar düzenlemek ve bu konuda ihtiyaç duyulan tesisleri kurmak üzere genel kurula teklifte bulunmak, bu bilgileri Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında güncelleyerek takip etmek.

ı) Resmî ve özel merciler tarafından istenecek temsilciyi atamak ve görevlendirmek.

j) Bakanlıktan ön izni alınmış oda ana sözleşmesi değişikliklerini genel kurula teklif etmek.

k) Genel sekreter ve diğer personelin atama, terfi, cezalandırma ve görevlerine son verilmesine karar vermek, personele ait bilgileri Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında güncelleyerek takip etmek.

l) Oda üyelerince üretilen mal ve hizmetlerin kalitesini, standartlarına ve sağlık koşullarına uygun şekilde üretilip üretilmediğini ve ücret tarifelerine uyulup uyulmadığını ilgililerin başvurusu üzerine veya doğrudan veya uzman kimseler aracılığı ile kontrol etmek, ayrıca meslekî teamüle aykırı davranışları belirlenen üyelere yazılı ihtarda bulunmak, tekrarı halinde ilgilileri birlik disiplin kuruluna bildirmek, tüketicilerin korunması için gerekli tedbirleri almak ve üyeleri hakkında bu konuda odaya yapılan şikayetleri incelemek.

m) Oda üyeleri ve müşterileri arasında çıkacak anlaşmazlıkları çözümlemek, ceza gerektiren hallerde konuyu birlik disiplin kuruluna sevk etmek.

n) Muhasebe işlemlerini bilgisayar ortamında yerine getirmek ve üyelerin talebi doğrultusunda düzenlenen ve onanan belgeleri bilgisayar sisteminden yararlanarak vermek.

o) Mesleğe yeni girecek esnaf ve sanatkârlara meslekî eğitimler vererek, ticari faaliyetlerine başlayabilmeleri ve iş yeri açma ruhsatları için ilgili belediyeye verilmek üzere meslekî yeterlik belgesi vermek; üyelerine meslekî konularda danışmanlık yapmak.

p) İlçelerde, oda üyelerinin müşterileriyle ilişkisinde ortaya çıkan uyuşmazlıklarda, konu hakem heyetlerine intikal ettirilmiş ise bu hakem heyetlerine üye görevlendirmek.

r) Bilanço ve gelir ve gider hesap cetvelini Şubat ayı sonuna kadar, genel kurul evrakını ise genel kurulu takip eden on gün içinde bağlı bulunduğu birliğe ve federasyona göndermek.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

12 nci maddeyi okutuyorum:

Oda denetim kurulunun görev ve yetkileri

MADDE 12.- Oda denetim kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:

a) Bu Kanunla verilen görevler ile genel kurulda alınan kararların yönetim kurulu tarafından yerine getirilip getirilmediğini incelemek.

b) Oda işlemlerinin mevzuat ve oda ana sözleşmesi çerçevesinde yerine getirilip getirilmediğini incelemek.

c) Bakanlık ve oda üst kuruluşları tarafından verilen görevlerin yerine getirilip getirilmediğini incelemek.

d) Odanın yıllık aidatlarının üyelerden zamanında tahsil edilip edilmediğini kontrol etmek ve odanın işlem ve hesapları hakkında genel kurula rapor vermek.

e) Odanın üye kayıtlarının Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında, yeterli bilgileri haiz şekilde tutulmasını kontrol etmek.

f) Genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmak.

Denetim kurulu üyeleri, yukarıda sayılan görev ve yetkilerinden (d) ve (f) bentlerinde belirtilenleri salt çoğunlukla yerine getirirler.

BAŞKAN - Madde üzerinde şahsı adına Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Kandoğan.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 12 nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu madde, oda denetim kurulunun görev ve yetkilerini açıklayan ve son derece iyi hazırlanmış, düzenlenmiş olan bir maddedir. Yalnız, bu maddeyle ilgili bu olumlu görüşümü ifade ettikten sonra, Denizli'de esnaflarla ilgili yaşanan bir sıkıntıyı gündeme getirmek istiyorum.

Biliyorsunuz, Denizli, tekstil ihracatının Türkiye'de hemen hemen en fazla olduğu illerin başında geliyor. Yılda, yaklaşık 1,3 milyar dolarlık bir tekstil ihracatı söz konusu. Ancak, geçen sene, Türkiye'nin dışarıdan yapmış olduğu ithalat nedeniyle, aramalı ithalatının toplam ithalatın yaklaşık yüzde 78'ine ulaşması nedeniyle, Denizli esnafı ciddî manada bir sıkıntı içerisine girmiş bulunmaktadır. Özellikle, Çin'den, Hindistan'dan ve Pakistan'dan hambez ve bazı tekstil ürünlerinin ithal edilmesi nedeniyle Denizli esnafının bunları üretememesi söz konusu olmuş ve bu nedenle, Denizli esnafı çok ciddî bir sıkıntı içerisine girmiştir.

Yılbaşından beri, Denizli'de, organize sanayi bölgesinden çıkarılan işçi sayısı resmî olarak        5 000'in üzerindedir.

Yine, Denizli'de yayımlanan bir mahallî gazetenin bir başlığını sizlere göstermek istiyorum: "Batıyoruz!"

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanım; eğer, Denizli'de, tekstil ihracatının en önemli merkezlerinden biri olan Denizli'de batıyoruz ibaresi bir gazetenin manşetinde yer alıyorsa, Türkiye'nin birçok yerinde çok ciddî manada sıkıntılar var demektir.

Bakınız, özellikle, esnaflarla ilgili, Sayın Bakanımız, kredilerin yüzde 19'lar seviyesine indirildiğini ifade etti. Hakikaten yüzde 19'lar seviyesine inmiştir. Yalnız, Türkiye'de enflasyon oranının yüzde 8 olduğu ifade edildiği günümüzde ve bu oranın tutturulacağı görüldüğü günümüzde, esnaflarımızın, hâlâ, reel olarak yüzde 11 civarında bir faizi ödemiş olmasının da haklı ve mantıklı bir izahını yapmanın mümkün olmadığı inancındayım. Eğer, esnaflarımız, hâlâ, yüzde 19 faizle kredi kullanmaya devam edecek olurlarsa, yüzde 11 civarında reel faizi ceplerinden ödemeleri söz konusu olacak ve yüzde 11 reel faiz, 2005 yılı içerisinde, dünyanın hiçbir ülkesinde uygulanmayan yükseklikteki bir orandır. Hemen Sayın Bakanımız bunu geçmişle kıyaslayacaktır. Ancak, ben şunu ifade etmek istiyorum: Hükümete geldiğiniz günden beri üç yıla yaklaşan bir süre geçmiştir. Bu üç yıllık süre bir hükümet için kısa bir süre değildir. O bakımdan, geliniz, ne olur, bu kanun görüşülürken, bu vesileyle, buradan, kürsüden, bu yüzde 19 faizi yüzde 10'lar seviyesine indirelim ve esnafımızın, hakikaten ciddî manada sıkıntı çeken esnafımızın kullanacağı kredilerdeki bu faiz ödeme oranları da son derece uygun hale getirilsin.

Sayın Bakanım, siz bize vermiş olduğunuz bir soru önergesi cevabında, 2003 yılında 34 000 esnafın iflas ettiğini söylüyorsunuz ve yine, 2004 yılı içerisinde 120 000 civarında esnafımız işyerlerini kapatmak mecburiyetinde kalmış. Eğer, Türkiye'de her şey iyiyse, her şey güllük gülistanlıksa, esnafın durumu son derece iyiyse, bu iflas eden 44 000 esnaf rakamı ve 120 000 civarında, işyerini kapatan esnaf nasıl ortaya çıkıyor? Eğer bunların durumu iyiyse, bunlar işyerlerini niye kapatıyorlar?

Bakınız, caddelerde dolaşırız. Ben Denizlili olduğum için dikkatimi çekti; bir nevresim 15 000 000 liraya ve 10 taksitle satılıyor. Ayda 1,5 milyon lira taksitle esnaf nevresim satıyor. Bunun hepsi kâr olsa ne olur; 1,5 milyon lira taksitle, esnafın, 15 000 000 liralık bir nevresimi satmasının, esnaf açısından ne getirisi olabilir; esnaf buradan nasıl kazanç elde edebilir? Yani, bu durumda, esnaflarımızın sıkıntı içerisinde olduğunu görmek için çok uzaklara gitmeye gerek yok. Buradan, Kızılay'dan aşağıya doğru yürürseniz, esnafın nasıl sıkıntı içerisinde olduğunu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, toparlar mısınız.

Buyurun.

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Ucuzluktan niye rahatsız oluyorsunuz?!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Milletvekilim, siz de esnaflık yapıyorsunuz, biliyorum; bir nevresim 15 000 000 liraya satılır ve 1,5 milyon lira aylık taksitlerle satılırsa, o esnafın bundan ne kadar kazandığının hesabını lütfen yapın. Ben biliyorum o esnaf o nevresimi kaça alıyor; ben Denizliliyim, ben yıllarca dokuma tezgâhlarında çalışmış birisiyim; onun maliyetini ve esnafa giriş fiyatını çok iyi biliyorum; bu durumda olan esnafın para kazanması söz konusu değil; ben biliyorum ki, esnafa gönderilen, Denizli'den gönderilenlerin, açılmadan, esnaf tarafından Denizli'ye geri gönderildiğini de çok iyi biliyorum.

AHMET BÜYÜKAKKAŞLAR (Konya) - Satılan mal defoludur.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - O bakımdan, güzel bir kanun görüşülürken, esnafla ilgili konuların da burada çözüme kavuşturulacağı inancının bizde hâkim olması lazım. Biz bunu Sayın Bakandan bekliyoruz ve demin, Sayın Bakanıma, Kültür ve Turizm Bakanıyla ilgili söylemiş olduğum sözlerle ilgili bir cevap -yine kendisinden- hâlâ bekliyorum; Denizli esnafı, Denizli halkı, bu cevabı sizden bekliyor.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kandoğan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

13 üncü maddeyi okutuyorum:

Resmî ve özel kuruluşlarla ilişkiler

MADDE 13.- Resmî ve özel kuruluşlarca, tacir ve sanayiciden meslekî faaliyetleri ile ilgili olarak istenilen ve 18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinde öngörülen belgeler, esnaf ve sanatkârlar için mensup oldukları oda tarafından düzenlenir ve verilir.

Resmî makamlarca, esnaf ve sanatkârların meslekî faaliyetlerini ilgilendiren hususlarda alınacak kararlarda, ilgili odanın mütalaasından faydalanılır ve kurulacak komisyonlara oda temsilcisinin katılması zorunludur.

Belediyeler; ruhsat verebilmek için, iş yeri açmak veya meslekî faaliyette bulunmak isteyen esnaf ve sanatkârlardan sicil tasdiknamesi ile üye olduklarına dair ilgili oda belgesini istemek zorundadırlar.

Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, kamu iktisadi teşebbüsleri, esnaf ve sanatkâr kredi ve kefalet kooperatifleri ve bankalar oda üyeleri ile ilgili ruhsat, ihale ve kredi işlemlerinde üye olduklarına dair ilgili oda belgesini istemek zorundadırlar.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, Isparta Milletvekili Sayın Mevlüt Coşkuner; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEVLÜT COŞKUNER (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının "Resmî ve özel kuruluşlarla ilişkiler" başlıklı 13 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi ve Türk Milletini saygılarımla selamlıyorum.

Son dönemde ülkemiz ekonomisinin yaşamış olduğu ekonomik krizler, maalesef, ülke ekonomisinde önemli hasarlara neden olmuştur. Söz konusu bu hasarların giderilmesini hızlandırmak, ekonomimizi içinde bulunduğu durağan ortamdan çıkarmak için kalıcı ve yapısal düzenlemelere ihtiyacımız olduğu bu dönemde Esnaf ve Sanatkârlar Yasası Meclisimize geldi.

Esnaf ve sanatkârlarımız, dar sermayelerine, özverili çalışmalarına rağmen, krizlerden en çok etkilenen kesim olmuştur. Bir ülkenin kalkınmasındaki en önemli faktörlerin başında üretmek ve ürettiğini satmak gelmektedir. Bu konuda itici gücü oluşturacak ise, sayıları 5 000 000'u bulan esnaf ve sanatkârlarımızdır; ama, uzun yıllar boyunca esnaflarımıza bakışımızdaki eksiklik ve yanlışlıklar sebebiyle, ticaret gelirlerinin yanında bir de rant kavramı ortaya çıkmış ve bu gelirler gözardı edilmeyecek oranlara ulaşmıştır.

Maalesef, Türkiye ekonomisi, üretmeden ve satmadan ayakta durmaya çalışmıştır; ancak, şu anda hepimizin hemfikir olduğu ekonomideki durgunluk, bu durumun böyle gidemeyeceğini göstermektedir ve bu konuda acil adımlar atmak zorunda olmuşuzdur.

Şimdi, bu yasa esnaf odalarımızın yaralarına ne kadar merhem olabilecektir, yasa gerçekten yapısal çözümler getirecek midir, yoksa, bazı bölümlerine olumlu bakabileceğimiz bu yasayla, daha önceden esnaf diye adlandırdığımız bir kesimi görmezden mi geliyoruz? Biz, bu yasayla, şoför, terzi, marangoz, demirci ve kahveciye, artık, siz esnaf değilsiniz diyoruz. Diyoruz da, bundan sonrası için, bu insanların nasıl bir statüye getirileceğini, maalesef, ortaya koymuyoruz.

Türkiye ekonomisindeki gerçek gidişatın aynası esnaftır. Bunun aksini hiçbirimiz iddia edemeyiz. Rakamlara baktığımızda, ülkemizde yüzde 10 civarında bir enflasyon oranı var. Bununla birlikte 2004 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 9,9 büyüyerek, AB üye ülkelerini hatta Çin'i geçmiştir; fakat, rakamlar dışında baktığımızda; içinde yaşadığımız bu dönemde, işsizlikte olumlu bir gelişme yoktur. Dünyada büyük bir ekonomik atılım gerçekleştiren Çin'den daha hızlı nasıl büyümüşüz, ben bunu anlamıyorum; eminim ki, milyonlarca esnafımız da anlamıyor. Demek ki, rakamlardan sıyrılıp, sosyal hayatın gidişatına baktığımız zaman, esnaf kan ağlıyor dedik; fakat, bu yasayla da, esnafımıza çareler üretmemiz gerekirken, yine, bir kesimi tasfiye etmek üzere kurulu bir yasa çıkarmaya çalışıyoruz.

Esnafımızın gerçek sorunları nelerdir? Bu yasa hazırlanırken hangi kesimlerle görüş alışverişine varılmış veyahut da hangileriyle görüşülmemiş? Hükümetimizin açıkladığı bu rakamların dışında ben de sizlere birtakım rakamlar açıklamak istiyorum:

2005 yılı ocak ayında 33 ilin esnaf ve sanatkârları sicil memurluğundan gelen verilere göre, 1 016 bakkal, 413 kahveci, 338 şoför, 313 nakliyeci, 186 berber ve kuaför, 153 tuhafiyeci, 145 büfeci, 130 lokantacı, 129 kamyoncu, 127 taksici işini terk etmiştir. Demek ki, ülke ekonomisinin büyük bir bölümünü kapsayan küçük esnaf hiç de iyi bir durumda değildir.

Dikkatinizi çekmek istediğim, birinci sırayı, önceki aylarda olduğu gibi, bakkallar almaktadır. Bunun sebebi de defalarca dile getirildi. Hiper ve grosmarketler, ürün çeşitleri ve cazip kampanyalarıyla bir işkolunu Türkiye'de bitirmektedirler. Yapılacak işse, bu marketlerin şehir merkezlerinden dışarıya taşınmasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde durmamız gereken diğer bir konu da, vergi meselesidir. Ülkemizde vergi çeşitliliğinin sağlanması gerekmektedir. Vergi oranları da makul seviyelere indirilmelidir. Devletin giderlerinin arttığı dönemlerde geçici vergi adıyla vergi alınıp, daha sonra bu vergilerin kalıcı hale getirildiği hepimiz tarafından bilinmektedir. Bu, bir anlamda kayıtlı ekonomiyi cezalandırmaktadır. Bu sebeple, kayıtdışını kayıt altına almak için çok ciddî biçimde çalışmamız gerekmektedir.

Artık hepimiz çok iyi biliyoruz ki, içinde bulunduğumuz ekonomik durgunluktan çıkmanın yolu üretimden geçmektedir. Bunun için, üretim üzerinde vergi yükünün düşürülmesi çok önemlidir. Örneğin, istihdamı teşvik etmek açısından, küçük işletmelerin yanında çalıştırdıkları kişi sayısına bağlı olarak oransal vergi indirimleri sağlanmalıdır. Ayrıca, asgarî ücretten alınan vergi de kademeli olarak azaltılırsa, sigortasız işçi çalıştırma mantığının da yavaş yavaş yok olacağı düşüncesindeyim. Yine, bunlarla paralel olarak KDV oranları mal gruplarına göre yeniden gözden geçirilmelidir.

Üzerinde konuştuğum bu maddenin ana başlığı, esnafımızın resmî ve özel kuruluşlarla olan ilişkileri, bunların düzenlenmesi ve basitleştirilmesidir. Esnaf ve sanatkârlarımızın merkez ve mahallî idarelere ödedikleri çok sayıda vergi, zaman ve emek kaybına neden olmaktadır. Karmaşık ve sık değişen vergi sistemi, esnafın sık sık vergi dairelerine gitmesini gerektirmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi, vergilerin birkaç ana kademede toplanıp basitleştirilmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte, bazı belediyelerimizin esnafımıza uyguladığı tabela vergisi yüzde 40 000'lere varan oranlardadır ve yükseltilmiştir. Bu artışlarla küçük esnafın tabela asması mümkün değildir. Bu yanlışlığın bir an önce düzeltilmesi gerekmektedir. Biz, daha önceki gibi sembolik rakamlar alınsın demiyoruz; ama, esnafımız da burada düşünülmeli diye önkoşul koşuyoruz.

Ayrıca, bu zamlarla reklam tabelacılığı da büyük sıkıntı içerisine girmiştir. Metal ve plastik aydınlatma, kimya, hırdavat sektörlerinde çalışan milyonlar direkt etkilenmektedir. Gerçekten, bu oranlarda vergileri toplayan bir büyükşehir belediyesinin gelirinin ne derecede yükseleceğini, buyurun, siz hesap edin. Bu sebeple, bunun da önemle üzerinde durulması gerektiğine inanıyoruz.

Esnafımızı içerisinde bulunduğu sarmaldan çıkarmak için vergi dışında düzenlemelere ihtiyacımız vardır. Esnafımızı, üreten ve ürettiğini satan bir yapıya kavuşturmamız gerekmektedir. Bunun için de, esnafın içerisinde bulunduğu kredi sorunlarına eğilmeliyiz ve küçük esnafın ve sanatkârlarımızın üretken KOBİ'ler haline dönüşmesini sağlamalıyız. Halk Bankası eliyle verilen kredilerin daha aşağıya çekilmesi için tekrar çalışma yapmalıyız. Esnaf, sanatkârlar ve KOBİ'lerin, ülkemiz üretiminin yüzde 37'sini, istihdamının yüzde 46'sını, ihracatının yüzde 8'ini karşılamakta olduğunu hepimiz biliyoruz; ama, toplam kredilerden de yüzde 4 oranında pay almaktadırlar. Buradaki çarpıklık ve ihtiyaç ortadadır. Ülkemizin en büyük kesimini oluşturan bu insanları dışlayarak başarılı bir ekonomiye sahip olmamız mümkün değildir.

Biz, bu yasa tasarısına olumlu bakmaktayız; ama, biraz önce aktardığım konular da düşünülmelidir diye söylüyorum ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Coşkuner.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

14 üncü maddeyi okutuyorum:

Odaların gelirleri

MADDE 14.- Odaların gelirleri şunlardır:

a) Kayıt ücreti.

b) Yıllık aidat.

c) Konfederasyonca belirlenen tarife ücretleri karşılığında düzenlenecek ve onanacak belgeler ile yapılan hizmetler karşılığında alınacak ücretler.

d) Meslekî yeterlik belgesi ücretleri.

e) Yayın gelirleri.

f) Sınav ücretleri.

g) Oda amacını gerçekleştirmek için kurulacak kuruluşların ve iştiraklerin gelirleri.

h) Oda tarafından düzenlenecek danışmanlık, eğitim, kurs ve sosyal faaliyet gelirleri.

ı) Muhasebe işlerinin yapılmasından elde edilen gelirler.

j) Faiz ve diğer gelirler.

k) Bağış ve yardımlar.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına söz isteyen Antalya Milletvekili Sayın Osman Özcan; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA OSMAN ÖZCAN (Antalya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının 14 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; esnaf ve sanatkârlarımız 5 700 000 civarında olup, bunların aileleriyle birlikte çalıştırdıkları insanları da sayarsak, ülke nüfusunun yüzde 20'sini teşkil ettikleri görülmektedir. Genelde bizim esnafımız doğrudur, dürüsttür, çalışkandır; erkenden işinin başına gider, işyerini açar, müşterisini bekler; kanaatkârdır, az da olsa, az da gelir elde etse, Allah bereket versin demesini de bilir. Ananesine, geleneğine, göreneğine sahiptir. Esnafın işyeri, taksisi ekmek teknesidir.

Değerli arkadaşlarım, işte, bu esnaf ve sanatkârlarımızın Anayasayla sağlanan teminatlarını yerine getirmek, örgütlenmelerini sağlamak için bu kanun tasarısı getirilmiştir; yerindedir, doğrudur, destekliyoruz. Bu maddeyle de gelir kaynakları fazlalaştırılmaktadır; bu da yerindedir.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde hükümetler nedense örgütlenmeye sıcak bakmazlar. Bunu bugünkü hükümetler için söylemiyorum; 1950 yılından bugüne kadar nedense esnafımızın, memurlarımızın örgütlenmesine genelde hükümetler iyi gözle bakmazlar. Halbuki, örgütlenmenin olmadığı bir yerde gelişme olmaz. Dünyanın en geri kalmış ülkeleri de örgütlenmemiş toplumlardır.

Şimdi, Belediye Yasasıyla ilgili reklam ve tabela vergileri çıkardık. Bunun üst sınırı var, alt sınırı var. Fakat, bazı yerlerden aldığımız fakslara göre, belediyelerimiz, belediye başkanlarımız nedense esnaflarımıza üst sınırı tatbik etmektedirler. Mesela Gaziantep Büyükşehir Belediyesinden esnaflarımız çok tedirgindir. Bu belediye başkanlarımızın bu vergileri koyarken en alt tabakayla ilgili de vergiler almalarını diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, taksicilerimizi biliyorsunuz, sarı arabalarımızı. Sabahlara kadar sıra beklerler, ölümle pençeleşirler, sıra gelsin de evimize, çocuğumuza çorba parası alalım diye uğraşırlar. Onun için, bunlarla ilgili çok önemle durmamız gerekmektedir. Bunların isteklerini yerine getirmemiz gerekmektedir; çünkü, şoför esnaflarımız gerçekten büyük özveriyle sabahlara kadar çalışmaktadırlar, geçim sıkıntısı içindedirler, fiyatların yüksek oluşu arabalara binmeyi de azaltmıştır, onun için gelirleri de gittikçe azalmaktadır.

Ben Ankara'da gezerken hiç kendi arabamla gezmem. Sarı arabaya binerim, onunla gezerim. Gezerken de sorarım: Ülkenin gidişatı nasıldır falan derim. Şunu bilin, ülkenin gidişatını en iyi anlayanlar sarı arabalardaki şoförlerdir. Eğer onlara binerseniz, onlardan dikkatle laflar alırsanız, ülke gidişatını, sizin de gidişatınızın nasıl olduğunu onlardan öğrenebilirsiniz. Tavsiye ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Maliye Bakanımız geçen gün "emekli aylıklarına bakıldığında açlık ve yoksulluk sınırının altında maaş alan hiçbir emekli yoktur" deyiverdi.

Şimdi, bizim Akdeniz Bölgesinde bir söz var değerli arkadaşlarım: "Arının deliğine civkiç sokma" derler bizde. Yani, arının deliğine Sayın Bakanımız çivgiç sokunca kabak da sizin başınıza patlıyor. Onun için, Sayın Maliye Bakanımızın da bu işlerde çok ciddî konuşma yapmasını diliyorum. Çünkü, ülkemizdeki ekmek kuyruklarını burada anlatma lüzumunu da görmüyorum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi esnaf ve sanatkârlarımızın Bağ-Kur borçları olsun, Sosyal Sigortalar borçları olsun, bunların bir düzenleme yapılmasıyla ilgili hazırlıkların yapıldığını da biliyorum. Bunun için de çok teşekkür ediyorum. Katkı vermek istiyoruz, eğer çok iyi niyetli gelmişse, katkı vermek istiyoruz. Bu uygulamaların tefeci faizi yerine -bundan önceki faizler tefeci faiziydi- bugünkü faizler oranına düşürülerek bunların bir ödeme cetveline bağlanmasını ve böylece, esnafımızın Sigorta borcu ile Bağ-Kur borçlarının düzenlenmesi de yerinde olur diye düşünüyorum.

Ben, turizm yörelerimizin bir milletvekili olarak esnafımızın çok sıkıntı çektiğini biliyorum. Çünkü "her şey dahil" sistemiyle değerli arkadaşlarım, motellerimizin altında altın dükkânları da vardır, deri dükkânları vardır, tuhafiye dükkânları vardır ve böylece zaten ülkemize gelen turistlerin büyük bir kısmının ikinci, üçüncü, dördüncü sınıf olduğunu göze alırsak, bilirsek esnafımızın da alışveriş yapamadığını, çok sıkıntı çektiğini biliyorum. Onun için, Turizm Bakanımızın, bilmem, Denizli'nin halısıyla, bilmem, Rusya'daki turistin görgüsüzlüğüyle uğraşma yerine, bu esnafımızın daha iyi gelir elde etmesi yönünde çaba sarf etmesini diliyorum ve böylece hepinizi saygı, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özcan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

15 inci maddeyi okutuyorum:

Fesih, tasfiye ve iptal

MADDE 15.- Odaların fesih sebepleri şunlardır:

a) Üye mevcudunun ikiyüzden aşağıya düşmesi.

b) Bakanlıkça yapılacak uyarıya rağmen mevzuata aykırı genel kurul kararlarının iki ay içinde düzeltilmemesi.

c) Konfederasyonca tespit edilen yıllık zorunlu giderleri karşılayacak miktarda gelir sağlayamadığının birlik tarafından tespit edilmesi üzerine yapılacak yazılı uyarıya rağmen odanın mali durumunun bir yıl içinde iyileştirilememesi.

d) Odanın faaliyet alanına giren hususlardan aynı meslek koluna mensup esnaf ve sanatkârların zamanla ayrı oda kurmaları sonucu, kalan üye sayısının ikiyüzden aşağı düşmesi.

Odalar yukarıda yazılı sebeplerle Bakanlığın teklifi üzerine yetkili asliye hukuk mahkemesi kararıyla fesih olunur.

Yukarıdaki hükümlere göre feshedilen odaların bağlı oldukları birlikçe görevlendirilecek heyet tarafından, borçları kendi varlığından ödenip, alacakları tahsil edildikten ve tasfiye giderleri de karşılandıktan sonra kalacak meblağ ile aynî haklar, heyet tarafından tutanakla birliğe devredilir. Kuruluşu yapılan odanın, daha sonra kuruluşunun usule uygun olmadığının anlaşılması halinde süre kaydı aranmaksızın odanın kuruluşu Bakanlık tarafından iptal edilir. Odanın kuruluş işleminin iptali halinde ise, odanın mal varlığı birliğe devredilir. Fesih olan veya kuruluşu iptal olan odaların üye kayıt defterleri birlik tarafından muhafaza edilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Ancak, 1 adet önerge vardır; önergeyi okutup işleme alacağım; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 851 sıra sayılı "Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı"nın 15 inci maddesinin (a) bendinde yer alan "ikiyüzden" ibaresinin "yüzden" şeklinde değiştirilmesini, arz ve teklif ederiz.

 

Yekta Haydaroğlu

Nuri Çilingir

Vahit Çekmez

 

Van

Manisa

Mersin

 

Tacidar Seyhan

Ayhan Sefer Üstün

Hasan Ali Çelik

 

Adana

Sakarya

Sakarya

 

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN ANĞI(Konya) - Olumlu görüşle takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Katılıyoruz.

EYÜP FATSA (Ordu) - Gerekçe…

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarıda, esnaf ve sanatkâr odası kurulamayan ilçede birliklerce şube açılarak buralardaki esnaf ve sanatkârlara hizmet götürülmesi öngörülmüş olmasına rağmen, muhtemelen şube masrafları bu yerlerden elde edilecek gelirlerden daha çok olacağından, şube açmak yoluna gidilmeyecektir. Devletin görevi vatandaşına hizmet etmek olduğundan, halen kurulu bulunan esnaf ve sanatkârlar odalarının varlığının sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır.

Ayrıca fesih için sayının 200 olarak korunması durumunda, 700 civarında esnaf ve sanatkâr odası kapanmak zorunda kalacaktır.

Bu nedenle, aktif üye sayıları en azından 100 ve üzeri olan odaların hukukî varlığını koruması için, madde metninde yer alan 200 ibaresi 100'e indirilmelidir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

16 ncı maddeyi okutuyorum:

İKİNCİ BÖLÜM

Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birlikleri

Birliklerin kuruluşu

MADDE 16.- Her il merkezinde bir esnaf ve sanatkârlar odaları birliği kurulur.

Bakanlıkça hazırlanan örneğe uygun olarak düzenlenmiş birlik ana sözleşmesi bir dilekçe ile o yer valiliğine verilir. Valilik onbeş gün içerisinde gerekli araştırmasını yaparak kuruluş onayı için belgeleri Bakanlığa gönderir.

Birlik, ana sözleşmesinin Bakanlık tarafından onaylanmasını müteakip kurulmuş olur. Birlik kuruluşlarında Konfederasyon görüşü alınır.

Bir ilde birden fazla birlik kurulamaz.

BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

17 nci maddeyi okutuyorum:

Birliğin çalışma bölgesi

MADDE 17.- Birlik çalışma bölgesi kurulduğu ilin idarî sınırlarıdır. Çalışma bölgesindeki odalar faaliyetlerinden dolayı birliğe karşı sorumludurlar.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

18 inci maddeyi okutuyorum:

Birliğe kayıt

MADDE 18.- Odalar, çalışma bölgesi içinde bulundukları birliğe, birliğin kuruluşunu takip eden bir ay içinde, yeni kurulan odalar da kuruldukları tarihten itibaren aynı süre içinde kayıt olmak zorundadırlar. Kayıt zorunluluğunu yerine getirmeyen odalar birlik tarafından resen kaydedilir ve bu durum ilgili odaya yazılı olarak bildirilir.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

19 uncu maddeyi okutuyorum:

Birliğin organları

MADDE 19.- Birlik organları şunlardır:

a) Genel kurul : Genel kurul tarihinden en az altı ay önce kurulmuş olan odaların başkan ve yönetim kurulu üyelerinden oluşur.

b) Başkanlar kurulu : Birliğe üye odaların başkanlarından oluşur.

c) Yönetim kurulu : Başkan dahil olmak üzere oda sayısı yirmibeş ve daha az olanlarda beş, 26-50 olanlarda yedi, 51-120 olanlarda dokuz, 121 ve daha fazla olanlarda onbir kişiden oluşur ve genel kurul üyeleri arasından dört yıl süreyle görev yapmak üzere seçilir. Aynı sayıda yedek üye seçilir.

d) Denetim kurulu : Genel kurul üyeleri arasından dört yıl süreyle görev yapmak üzere seçilecek oda sayısı 50 ve daha az olanlarda üç, 51 ve daha fazla olanlarda beş kişiden oluşur. Aynı sayıda yedek üye seçilir.

e) Disiplin kurulu : Oda sayısı 50 ve daha az olanlarda üç, 51 ve daha fazla olanlarda beş kişiden oluşur ve genel kurul üyeleri arasından dört yıl süreyle görev yapmak üzere seçilir. Aynı sayıda yedek üye seçilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Edirne Milletvekili Nejat Gencan; buyurun.

K.KEMAL ANADOL (İzmir) - Yok efendim.

BAŞKAN - Başka söz talebi?.. Yok.

Madde üzerinde 1 adet önerge var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 851 sıra sayılı "Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanun Tasarısı"nın 19 uncu maddesinin (a) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Eyüp Fatsa

Yekta Haydaroğlu

Tacidar Seyhan

 

Ordu

Van

Adana

 

Haşim Oral

Ülkü Güney

R.Kerim Özkan

 

Denizli

Bayburt

Burdur

 

"a) Genel kurul: Genel kurul tarihinden en az altı ay önce kurulmuş olan odaların başkan ve yönetim kurulu üyeleri ile birliğin görevde bulunan başkanı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinden oluşur."

 

BAŞKAN - Komisyon önergeye katıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN ANĞI (Konya) - Olumlu görüşle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Katılıyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, önerge sahibi olarak, Tacidar Seyhan, 2 dakika konuşacak.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Tacidar Seyhan.

TACİDAR SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

19, 28 ve 36 ncı maddelerde, birliğin üyeleri, denetim kurulu üyeleri ve başkanları ile federasyonun üyeleri, denetim üyeleri ve başkanları -aynı şey, 19 uncu maddede de tanımlanmış- federasyonun, konfederasyonun genel başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyeleri doğal delege sayılmıyordu. Değerli arkadaşlar, baştan beri uzlaşmada olduğumuz bir konu, son anda, arkadaşlarımızın takdiriyle, metinden çıkarılmıştı.

Şimdi, yaptığımız düzenlemeyle, biz, doğal delegelik hakkını, birlik, federasyon ve konfederasyona yeniden tanıyoruz. Siyasî partilerde de böyledir; ilçe yöneticileri başkanları, il yöneticileri başkanları, parti meclisi üyeleri, her zaman, bulundukları siyasal yapının seçiminde doğal delege kabul edilirler. Bu nedenle, bizim içinde bulunduğumuz konumla, federasyonun, konfederasyonun ve birliklerin içinde bulunduğu konum arasında, demokratik bir ayrışma yaratmamak, bunlar hakkında, bir hakkın elinden alınmış olmasını ortadan kaldırmak amacıyla, bu maddelerde düzeltme istedik. Sayın Bakan, Adalet ve Kalkınma Partisinin çok değerli Grup Başkanvekilleri, bizim Grup Başkanvekillerimizle birlikte çalışma yaptılar, bu önemli eksikliği düzeltiler. Biz de, komisyon üyeleri olarak, arkadaşlarımızla bunun üzerinde çalıştık ve bir mutabakata vardık. Yapılan değişiklik, olumlu değişikliktir; hem 19 uncu hem 28 inci hem 36 ncı maddede, konfederasyon, federasyon ve birliğin doğal delegeliklerinin ilanını kabul eden, yani, onların doğal delegeliğini kabul eden değişikliklerde desteğinizi bekliyoruz.

Bu konuda bize destek veren, anlayış gösteren, Bakanımıza, komisyon üyelerimize ve siz değerli milletvekillerine, tüm esnaf sanatkâr adına ve konfederasyonda görev yapmış, emek vermiş, birlikte emek vermiş bütün yöneticiler adına teşekkür ediyoruz.

Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Seyhan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime 5 dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 18.39


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.46

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 108 inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

851 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Tasarının 20 nci maddesini okutuyorum:

Birlik genel kurulunun görev ve yetkileri

MADDE 20.- Birlik genel kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:

a) Birlik başkanını, yönetim, denetim ve disiplin kurulu asıl ve yedek üyelerini seçmek.

b) Yönetim kurulu faaliyet raporu, denetim kurulu raporu, bilânço ve gelir ve gider hesaplarını incelemek, kabul veya reddetmek.

c) Yönetim kurulu ve denetim kurulunu ibra etmek.

d) Yeni döneme ait çalışma programı ile bu program içinde yer alacak olan eğitim, teorik ve pratik kurs programlarını ve tahmini bütçeyi incelemek, aynen veya değiştirerek kabul etmek.

e) İşlem ve eylemleri nedeniyle hukuki ve cezai sorumluluğu tespit edilen organ üyeleri hakkında dava açılmasına, bunların görevde kalıp kalmamasına karar vermek.

f) Bakanlıkça düzenlenen birlik ana sözleşmesinde değişiklik yapılması hakkında yönetim kurulunca Bakanlıktan alınacak ön izne dayanarak, karar vermek.

g) İmkânları ölçüsünde öğrenci okutulmasına, bir evvelki yıl gayri safi gelirlerinin % 10'unu geçmemek şartıyla kamu yararına hizmet eden kuruluşlara sosyal yardım yapılmasına ve bütçe imkânları elverişli olmayan üye odalara durumlarını belgelendirmeleri kaydıyla aynî ve nakdî yardımda bulunulmasına karar vermek.

h) Kuruluş amacını gerçekleştirmeye yönelik gayrimenkul ve her türlü taşıt alım ve satımına, gayrimenkul karşılığında ödünç para alınmasına karar vermek.

ı) Üye odaların ve üyelerinin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak ve mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak amaçlarıyla sınırlı olarak kurulmuş veya kurulacak şirketlere ve kooperatiflere iştirak etmek, amaçlarına uygun olarak eğitim ve öğretim kurumları kurmak üzere vakıf kurmaya karar vermek ve bu konuda işlemleri yürütmek üzere yönetim kuruluna yetki vermek.

j) Faaliyetlerine ait bilgileri Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında güncelleyerek tutmak.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, Antalya Milletvekili Sayın Tuncay Ercenk; buyurun.

CHP GRUBU ADINA TUNCAY ERCENK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, görüştüğümüz tasarı, esnaf ve sanatkârları ilgilendiren bir tasarı. Esnaf ve sanatkârların yapılan sayıma göre 5 614 000 üyesi var. Bu sayıyla, bu örgütümüz, Türkiye'deki en büyük sivil toplum örgütü olma özelliğini koruyor; ancak, bu yasa tasarısı hazırlanırken, böylesine önemli bir örgütün temsilcileriyle, kendileriyle veya üyeleriyle herhangi bir temas yapılıp yapılmadığı konusunda, gerçekten, şu anda bir fikir sahibi değiliz. Bunu, Tuncay Ercenk olarak, bir Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili olarak söylemiyorum. Aynen, bu örgütün başı, Genel Başkanı Sayın Derviş Günday'ın virgülüne ve noktasına dokunmadan kendi sözleriyle açıklamak istiyorum. "Katkı ve mutabakatımız alınmadan, bir oldubittiyle son şekli verilen meslekî kuruluşlarımızın teşkilat kanunu, karşıda, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülüyor. Bizlerin, kendimizle doğrudan ilgili böylesine hayatî bir kanunu izlememize izin verilmiyor. Bu durumu şiddetle kınıyoruz" diyor Sayın Derviş Günday.

Biz, bu kürsüye her çıkışımızda, toplumun çeşitli kesimleriyle ilgili bir tasarı hazırlanırken, o kesimlerin görüşlerinin alınması, muhalefet partisiyle birlikte bu tasarıların hazırlanması, doğrusu neresi, yanlışı neresi, o ilgili kesimlerin de düşüncesi ve görüşü alınarak tasarının hazırlanmasında çok büyük yarar gördüğümüzü, çünkü, toplumu ilgilendiren yasalar olması nedeniyle, böyle bir tartışmanın, böyle bir görüşmenin, görüş alışverişinin alınmasında hep yarar gördüğümüzü söyleyegeldik; ama, öyle görüyorum ki, bugüne kadar, bu tasarılar hazırlanırken, toplumun o kesimleriyle ciddî bir görüş alışverişinde bulunulmadan Yüce Meclisin önüne getiriliyor ve bir oldubitti anlayışıyla tasarılar kanunlaştırılmaya çalışılıyor.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, Türkiye, ekonomik ve siyasal açıdan çok iyi yönetilmiyor. Geçenlerde, yüzde 9,9 büyümeden söz edildi; ancak, büyüme dediğimiz zaman, bir kalkınmanın varlığından söz etmek lazım, büyüme dediğimiz zaman, üretimden söz etmek lazım. Kalkınma, üretim, büyümenin temel unsurları. Fabrika açılmıyor, işsizlik artıyor; ama, biz, ne hikmetse, büyüdüğümüzü iddia ediyoruz. 222 900 esnaf kepenk kapatmış. Esnafı böylesine perişan. Çiftçisine bakarsanız, aynı perişanlık, emekliye bakarsanız, memura bakarsanız, aynı perişanlık; ama, Türkiye'de ekonominin büyüdüğünden söz edilme noktasına geliniyor. 250 milyar dolarlık bir borç var gündemimizde ve yine, Türkiye'de 9,9 büyümeden söz edilme noktasına gelinmiş. Esnaf protesto altında bunalmış, sanayi çarşıları ve ticaret merkezlerinde rüzgâr esmiyor; bakkalı, terzisi, marangozu, demircisi, kahvecisi, kamyoncusu, berberi, kuaförü, tamircisi, hepsi sıkıntı içinde ve hükümet, maalesef, büyümeden söz ediyor ve dolaştığımız her yerde "evimize ekmek götüremiyoruz" şikâyetleriyle karşılaşıyoruz; ama, biz, büyümeden söz ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, 2003-2005 Mart arası 222 900 esnaf kepenk kapatmış. Rakamlarla vermek istiyorum. 2003 yılında 141 291 yeni işyeri açılmış, aynı yılda 104 400 işyeri kepenk kapatmış; 2004 yılında 146 095 yeni işyeri açılmış, aynı yılda 92 700 işyeri kepenk kapatmış; 2005 yılının ilk üç ayında 25 800 işyeri kapanmış.

Türkiye'de protesto edilen senet sayısı hızla artmaktadır. 1 milyar liranın üstündeki protesto edilen senet sayısı yüzde 69 artmıştır; 1 milyarın altındaki protesto edilen senet sayısı yüzde 13 artmıştır; 1 milyarın altındaki protesto edilen senetlerin sayısı yüzde 14 artmıştır; 1 milyarın üstünde protesto edilen senet sayısı, 2005'in şubat ayında, bir önceki döneme göre de yüzde 70 artış göstermiştir.

Çiftçinin durumu aynı şekilde. Çiftçi 1 kilo buğdaya 1 bardak çay içebiliyor; 3 kilo buğdaya 1 litre mazot alırken, şimdi 7-8 kilo buğdaya 1 litre mazot alabiliyor. Tabiî, çiftçinin bu durumu, dolayısıyla esnafa da yansıyor. Esnafın da alışveriş gücü... Çiftçinin alım gücü olmayınca, esnafın da alışveriş gücü azalıyor ve esnaf ciddî olarak ekonomik sıkıntılarla ve protestolu senetlerle karşılaşma noktasına geliyor.

Değerli arkadaşlarım, esnaf ve sanatkârların bu ekonomik ve sosyal sıkıntıları ortada dururken, bu örgütün en üst kuruluşlarının yönetim biçimini tartışmaya başlıyoruz; federasyonu ne olacak, yönetim kurulunun görevi ne olacak, genel kurulun görevi ne olacak, nerelerden gelir elde edecek, bununla ilgili tasarıyı gündeme getirmiş ve kanunlaştırmaya çalışıyoruz.

Eğer esnafın durumu bu şekilde giderse, çiftçinin ekonomik sıkıntısı bu şekilde devam ederse, bırakın genel kurulun, yönetim kurulunun görevlerini tartışmayı, oda oluşturacak esnaf bulmak bile güçleşecek. Bu sıkıntılara çözüm bulmak hükümetin temel görevidir; yoksa, bu odaların oluşturduğu genel kurulların, örgütlerin, federasyonların yönetim biçimleri şöyle veya böyle olsun demek, esnafın sorunlarına temelli bir çözüm bulmaktan uzak bir anlayıştır.

Değerli arkadaşlarım, bunu, ben, buradan, bir siyasetçi olarak Yüce Meclise sunmaya çalıştım. Bir de, izin verirseniz, bu tasarının muhatabı ne diyor, bu tasarının muhatapları ne söylüyor, onların ağzından birkaç tane örnek vermek istiyorum:

"Üretim yapılamıyor. Her ne kadar makro dengeler olumlu bir hava estirmiş olsa da, bugün itibariyle piyasalarda talepte de arzda da ciddî sıkıntılar çekiyoruz. IMF programını bekliyoruz. Programın ne getireceğini tam olarak bilemiyoruz; ama, geçmişe baktığımızda IMF programının Türkiye'ye bugüne kadar bir şey vermediğini görüyoruz." Sinan Aygün, Ankara Ticaret Odası Başkanı.

"Şu anda piyasada ciddî bir durgunluk yaşanıyor. İthalatın fazla olması döviz kurlarının aşağı seviyelere düşmesi ve diğer sektörlerin anadamarı konumunda bulunan tarım sektörünün canlanmaması, piyasayı olumsuz etkiliyor. Geçen yıla göre Adana'da ülkemize dışarıdan gelen malların fazla olması nedeniyle talep azalması oldu. İhracatımızda geçen yıllara göre fazla bir artış da olmadı." Şaban Baş, Adana Ticaret Odası Başkanı.

"Piyasalarda durgunluk var; bunun en önemli üç sebebi, uygulanan ekonomik programın tabana yayılamaması, kurdaki sıkıntı ve geçmişte yaşadığımız ekonomik sıkıntılardan dolayı üzerimizde kalan ürkeklik ve endişe." Mehmet Yüksel, Denizli Ticaret Odası Başkanı.

"Yaşanan durgunluk, bizce, dolar kurundaki düşüş ve bir türlü istikrarın sağlanamaması, kamu yatırımlarının yok denecek kadar düşük olması, piyasalarda sürdürülebilir bir güvenin henüz yakalanmamasından kaynaklanıyor. Diyarbakır'da içpazarda talep artışı yok, üretim de artmıyor." Şeyhmuz Akbaş, Diyarbakır Sanayi ve İşadamları Derneği Başkanı.

"Piyasada durgunluk yaşanıyor. Sebepleri, SSK ve Bağ-Kur primlerinin aşağıya çekilmesi, vergilerin yükseltilmesi, vatandaşın alım gücünün düşük olması. İlimizde içpazarda geçen yıla göre talep azaldı. Bölgemizde üretim de artmadı istihdam da. Bu şartlar böyle devam ederse, 2005 yılının kalan dokuz ayını pek iyi görmüyoruz, ümitli değiliz." Bekir Duvarcı, Konya Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği Başkanı.

"Makro düzeydeki gelişmelere rağmen piyasalarda gözle görülür bir iyileşme ve küçük esnafın beklentilerine cevap verecek bir gelişme henüz ortaya çıkmadı. Siyasî istikrarın ekonomik istikrara dönüşmesini istiyoruz." Adnan Sakoğlu, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ercenk, şahsınız adına da söz istediğiniz için, buyurun.

TUNCAY ERCENK (Devamla) - "Durgunluk yaşanıyor. Yüksek yerlerde havalar iyi; ama, tabanda fevkalade sıkıntı var. Sosyal patlamaya doğru gidiyoruz. Bunun üç nedeni; halkın alım gücü azaldı, kredi faizleri çok yüksek, esnafın beklediği yasal düzenlemeler yapılmadı. Alım gücü düştüğü için içpazarda talep azaldı, üretim artışı yok." Halil İbrahim Kalfaoğlu, Trabzon Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği Başkanı.

"Sözde Ermeni soykırımıyla yaptığınız çıkış için teşekkür ederiz. İnanın, yaptığınız bu önemli olay için herkesin takdirini kazandınız. Halk, yapılanların kimin sayesinde olduğunu görüyor. Anamuhalefet Partimiz olarak sizlerden en az bu kadar ses getirecek ekonomik atılımlar bekliyoruz. Örneğin, binlerce esnafı ilgilendiren SSK ve Bağ-Kurdaki adaletsizlikler. Yıllarca bozuk giden piyasa şartlarında zaman zaman SSK primlerini ödeyemeyen esnaf, SSK'nın gecikmelere uyguladığı yüzde 10 bileşik, senelik yüzde 150'lere varan faizlerle icra dairelerinde resmen can veriyor. Gecikmiş primleri ödeyelim istiyoruz; fakat, anaparasının 3-5 katına çıkmış borçlardan dolayı, yanına dahi yaklaşamıyoruz. Kısır bir döngü içerisinde borç çığ gibi büyüyor. Partimizden isteğimiz ve ricamız, bu konuda bir açıklama yaparak kamuoyunu harekete geçirmeniz. AKP, bu vurdumduymazlığıyla kendi sonunu getirdi. Bu halk, sizi halkçı misyonunuzla tanıdı; ama, esnaf da halktır ve en az 5 000 000 esnaf -aileleriyle, takribî 15-20 milyon insan- bu çıkışı yapacak liderini takip edecektir. Sizlere güveniyor ve seviyoruz. Saygılarımızla. Hakan Işık Enziyan. 24.3.2005"

"Sayın Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Masası,

1992-2000 tarihleri arasında KOMBASSAN ve YİMPAŞ Holdingleri, devletin, SPK Başkanlığının müsaadeleri olmadan, Türk Ticaret Kanununun hiçbir maddesine uymayarak kanunsuz para toplamak için, emekli din adamlarını kullanarak, Avrupa'daki camilerde ayet ve hadislerle yüce dinimizi istismar ederek, faizle değil helal kazançtan kâr ortaklığı adı altında, paranızı geri almak istediğinizde paranızın tamamını mark olarak kârıyla birlikte geri ödemek vaadiyle, bir makbuz karşılığında elden milyarlarca mark toplamışlardır. Toplanan paraları, devlet kontrolü dışında Türkiye'ye transfer ederek… 2000 tarihinden sonra para akışı durunca anaparamızı geri alamadığımızdan, binlerce vatandaş kuruşa muhtaç durumda bulunmaktayız. Bir an önce, 200 000 mağdur vatandaşın haklarının korunması için ve yüce dinimizi bu din tacirlerinden kurtarmak üzere Mecliste bütün ağırlığınızı koyarak AKP Hükümetini uyararak acil ve etkin kararlar almanızı arz ederim. Cemal Mutlu. 27.3.2005"

Değerli arkadaşlarım, bütün bunlar, okuduklarım, bu tasarının muhatabı olan, konusu olan, onlar adına tasarı gündeme getirdiğiniz ve kanunlaştırmaya çalıştığımız insanların feryatları. Bu sorunlara çözüm bulmadan, bu kuruluşların yönetimlerinin işleyiş biçimini, gelir durumlarını ne kadar aktarmaya çalışsanız, ne kadar bunlarla ilgili düzenlemeler getirmeye çalışsanız, esnafın ekonomik sıkıntısını, sanatkârın sıkıntısını, sosyal sıkıntılarını, ekonomik sıkıntılarını çözme olanağımız yoktur. Köklü, ciddî, kredilerle ilgili, desteklemeyle ilgili düzenlemeler getirmek zorundayız. Aksi takdirde, gerçekten, biraz önce okuduğum metindeki gibi, sosyal patlamaya doğru gidiyoruz.

En kısa zamanda tedbir almanızı diliyorum, istiyorum ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ercenk.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

21 inci maddeyi okutuyorum:

Birlik başkanlar kurulu

MADDE 21.- Birlik başkanlar kurulu; istişare organı olup, birlik çalışma bölgesindeki esnaf ve sanatkâr ile odalara ilişkin meseleler hakkında birlik yönetim kuruluna tavsiyelerde bulunur.

Birlik yönetim kurulu başkanı, başkanlar kurulunun da başkanıdır. Başkanın bulunmadığı hallerde toplantıya yetki verilen birlik yönetim kurulu başkan vekili başkanlık eder.

Kurul, üyelerinin çoğunluğu ile yılda bir defa eylül ayında kendiliğinden toplanır ve gerektiğinde birlik başkanının veya başkanlar kurulunun çoğunluğunun yazılı çağrısı ile her zaman toplanabilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

22 nci maddeyi okutuyorum:

Birlik yönetim kurulunun görev ve yetkileri

MADDE 22.- Birlik yönetim kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:

a) Birlik işlerini mevzuata ve genel kurul kararlarına uygun olarak yürütmek.

b) Bakanlık ve Konfederasyonca mevzuat gereği verilecek görevleri yerine getirmek.

c) Yeni dönem çalışma programı ile bütçeyi, bilanço ve gelir ve gider tablolarını hazırlamak ve genel kurula sunmak.

d) Odaların çalışmalarının mevzuat ve oda ana sözleşmesi esasları içinde yürütülmesini sağlamak üzere gerekli görülecek zamanlarda, işlemlerini incelemek ve alınması gerekli tedbirler hakkında bildirimde bulunmak.

e) Odalar hakkında lüzumlu bilgilerin Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında düzenli olarak tutulmasını sağlamak ve resmî dairelerin bu husustaki isteklerini yerine getirmek.

f) Odaların gelişmesini sağlamak, ihtiyaç ve güçlüklerini gidermek için gerekli tedbirleri almak, bu konuda resmî ve özel merciler nezdinde teşebbüslerde bulunmak, genel meslekî menfaatlerini ilgilendiren konularda adlî ve idarî yargı mercileri önünde birlik başkanı marifetiyle birliği temsil etmek.

g) Odalarda ve odalar arasında çıkan olumsuzluk ve anlaşmazlıklarla ilgili olarak düzenlenen raporları incelemek ve konuyu çözüme kavuşturmak.

h) Odaların, kuruluş amacını gerçekleştirmeye yönelik gayrimenkul ve her türlü taşıt alım ve satımı ile ödünç para alınması; şirket, vakıf ve kooperatif kurma ve kurulu bulunanlara katılma yönündeki taleplerini incelemek ve karar vermek.

ı) Resmî ve özel merciler tarafından istenecek temsilciyi atamak ve görevlendirmek.

j) Genel sekreter ve diğer personelin atama, terfi, cezalandırma ve görevlerine son verilmesine karar vermek ve personele ait bilgileri Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında güncelleyerek takip etmek.

k) Çalışma bölgesi içindeki meslekî teamül, gelenek ve uyulması zorunlu meslekî kararları kendi görüşü ile birlikte Konfederasyona iletmek.

l) Birlik katılma payının ve kayıt ücretinin üye odalardan elektronik ortamda tahsilini sağlamak.

m) Esnafın işyeri açması, kapatması veya meslek değiştirmesi ile ilgili işlemlerin Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanından takibini yaparak sicil işlemlerinin yerine getirilmesini sağlamak.

n) Odalardan gelen esnaf ve sanatkârlara ait şikayetleri incelemek ve neticelendirmek, ya da gerek görülmesi halinde konuyu Konfederasyona intikal ettirmek

o) İllerde, esnaf ve sanatkârların müşterileriyle ilişkisinde ortaya çıkan uyuşmazlıklarda, konu hakem heyetlerine intikal ettirilmiş ise bu hakem heyetlerine üye görevlendirmek.

p) Üyesi olan odalara, bu odaların mevcut üyelerine ve esnaf ve sanatkârlık faaliyetine yeni başlayacak kişilere danışmanlık hizmeti vermek.

r) Üye odalardan gelen yıl sonu bilânço ile gelir ve gider cetvellerini incelemek, odalara yol gösterici tavsiyelerde bulunmak ve 15 inci maddenin (c) bendine göre değerlendirmek; bilânço ve gelir ve gider hesap cetvelini Şubat ayı sonuna kadar, genel kurul evrakını ise genel kurulu takip eden on gün içinde Konfederasyona göndermek.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına söz isteyen Samsun Milletvekili Haluk Koç.

Buyurun Sayın Koç. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 15 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 22 nci maddesinde Grubum ve şahsım adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısının Genel Kurula indirilmesinden sonra birtakım tartışmalar yaşandı. TESK ve buna bağlı çeşitli federasyonların konuyla ilgili birtakım itirazları oldu, yandaş olanlar oldu. Komisyondaki arkadaşlarımız, Sayın Bakan, yine, her iki partinin yetkilileri bu taleplere muhatap oldular, görüştüler ve sonuçta, 19 uncu madde temelinde doğal delegelik bir hak olarak verildikten sonra da tasarının görüşmeleri aksama olmadan akıyor; ama, bu arada, 3 üncü maddede görüşülen, bizim, -yani, benim, şahsen çok ısrarlı olduğum- şoför esnafını ilgilendiren tanımla ilgili tekriri müzakere isteğimiz kabul edilmedi; ama, sonuçta, bütün konfederasyon ve federasyon yetkililerinin talebiyle de bugünkü akış sağlandı. Bu kanun çıkacak. Bu kanun çıkacak; ama, Türkiye'deki esnafın sorunlarını biraz gündemde tutmamız gerekiyor, biraz bunları paylaşmamız gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, son dönemde, biliyoruz ki, Türkiye'deki hovardalığın, yönetim hovardalığının, kendilerine emanet edilen devlet bütçesini yatırıma, üretime dönük kullanmayanların faturasını bütün toplum kesimleri çekti; ulusal sanayicimiz çekti, ulusal işadamımız çekti, işçimiz çekti, köylümüz çekti, esnafımız çekti ve halen de çekmeye devam ediyor.

Değerli arkadaşlarım, son birbuçuk yılda -Sanayi ve Ticaret Bakanlığının resmî rakamları- 49 000 civarında esnaf iflas etmiş durumda, 162 300 esnafın da odadan kaydı silinmiş durumda. Şimdi, bu gerçekleri niye söylüyoruz; konuyla ilgili bir üst çatı yasası çıkıyor; ama, esnafın temel sorunlarını, maalesef, bu yasa karşılayamıyor, bundan sonrasında çok ciddî adımlar atmak gerekiyor. Bunu dikkatlerinize getirmek için söz aldım.

Değerli arkadaşlarım, esnaf tanımının, bilhassa şoför esnafını ilgilendiren bölümünün haksız bir değişikliğe uğratıldığını -Sayın Bakan da müsaade ederse, aynı görüşü savunuyorlar diye biliyorum- belirtmek zorundayım. Bildiğiniz gibi, esnaf, tanım olarak, hem kısıtlı sermayesini hem de emeğini aynı anda ortaya koyan ve kendi istihdamıyla beraber etrafında da boyutuna göre az sayıda insana istihdam sağlayan, devletten çok büyük beklentisi olmayan, kendi yağıyla kavrulan insan demek. Bununla ilgili değişik tanımlar var; ama, şimdi, bu insanların tanımında sadece ticaret odasına, esnaf odasına kayıtlı olanları esas almaya yönelik bir anlayış getirilmekte. Bunun sonucu olarak kalfalar, birçok meslek dalında, birçok esnaf tanımlamasında tümüyle esnaf sayılamayacaklar. Bir başkası, demin de vurguladım; şoförler, esnaf sayılamayacak. Nedir araba, taksi; taksi, tekerlekli bir dükkân, ekmek kapısı, direksiyon sallıyor orada. Ama, oranın işçisi, oranın çalışanı; yani, onun ekmek teknesi o. Bir kişinin 10 tane taksisi var, o kişi esnaf olacak; ama, orada çalışan, gece ve gündüz ayrı ayrı çalışan şoför esnafı, esas esnaf kavramına giren, tanımına giren, esnaf sayılamayacak. Bunu kabul etmek biraz güç, değerli arkadaşlarım. Bu konuda komisyon içerisinde bir direnç olduğunu biliyorum.

Değerli arkadaşlarım, siyasî iktidar, demin Çankırı milletvekili bir arkadaşımız, muhalefet partisi sözcülerinin burada, işte, her şeye dönük eleştirilerini dile getirdiklerini ifade etti. Biraz az söyledi değerli arkadaşım; çünkü, olayı bir tespitten sonra ele almak zorundayız.

Şimdi, siyasî iktidarlar, topluma verdikleri sözleri gerçekleştirmek üzere göreve gelirler, yürütmeye gelirler. Bu sorunlardan, çözmekle yükümlü oldukları sorunlardan uzaklaştıkça da, halkın sorunlarını hafife almaya başladıkça da, tükenmeye, aşınmaya, yaşlanmaya başlarlar. Bu siyasetin doğal akışı hep bu şekilde olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, bu aşınma süreci, o sözleri verip de gerçekleştiremeyenlerin siyasî iktidardan uzaklaştırılmalarıyla son bulur. Türk siyasî hayatı da bunun birçok örneğiyle doludur. İnsanların gözlerinin içine baka baka simit-çay hesabıyla ülkenin refaha eriştiğini anlatmaya çalışan bir başbakan portresi, maalesef, Türkiye'ye yakışmıyor.

Değerli arkadaşlarım, ben, bugün, gündemdışı konuşmalara yanıt veren hükümet üyelerinden Sayın Millî Eğitim Bakanını dinledim, kulaklarıma inanamadım. Kulaklarıma inanamadım; belki, birçoğunuz müstehzi bir ifadeyle karşıladınız. Gerçeklerden çok farklı bir konuşma yaptı. "Biz, uzaydan mı adam getiriyoruz" dedi; ama, ben, Sayın Bakanın biraz uzaydan geldiğini anlar gibi oldum. Çünkü, Türkiye'nin gerçeklerinden kopuk bir tanımlama yaptı.

Bakın, kendi seçim bölgemde, bütün gittiğim dönemlerde, hem ilçelerde hem merkezde, esnaf odalarını, alt odaları sürekli ziyaret eden bir arkadaşınızım. Sorunlarını çok net anlatıyorlar ve bunları zaman zaman dile getirme görevini de bize üstlüyorlar.

Değerli arkadaşlarım, esnaf ve sanatkârlarımızın Türkiye'deki manzarası nasıl, kısaca bir iki rakam: 2003 yılı ve 2004 yılı rakamlarını vereceğim. 2003 yılında Bağ-Kura olan prim borcunu ödeyememiş esnaf ve sanatkârlarımızın -buna çiftçilerimizi de katalım- sayısı 2 320 685, 2004 yılındaysa 2 239 200 kişi. 2004 yılında Bağ-Kur prim borcunu ödeyememiş olan bu sigortalılarımızın 1,5 milyondan fazlasının borcu 5 milyar liranın üzerindedir. Yani, bu borcun altından kalkmalarının olanağı kalmamıştır. Geçen hafta sonunda, Samsun'da, kahveciler odasında, büfeciler odasında veya tuhafiyeciler odasında bir esnafımızın söylediği "5,5 milyar lira borcum vardı, yeniden yapılandırmaya gittim, üç ay 500 000 000 lira taksit ödedim, üç ayın sonunda tekrar bir hesap ekstresi istedim, borcumun 6 250 000 000 lira olduğunu gördüm."

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan burada, sayın bürokratlar burada, buna bir çözüm bulmak zorundayız. İyi niyetle ödemeye çalışıyor… Bakın, bir küçük esnaf için 500 000 000 lira aylık borç ödeme programı düşük bir rakam değil bugün Türkiye gerçeğinde. Bunu ödeyen kişi, üç ay sonra bakıyor ki, ana borcunun çok daha üzerinde bir genel borç yekûnuyla karşılaşıyor, gerçek bu. Sayın Millî Eğitim Bakanı, konuşmasını yapıp gitmeseydi de, bunları dinleseydi; Türkiye'nin gerçeği bu. Bunları söylemek oyunbozanlık değil, bunları söylemek sizi rahatsız etmek değil. Bunları söylemek, paylaşmak ve icra organı olan hükümeti, yürütmeyi bu konuda çözüm bulmaya davet etmek; hepimizin görevi o. Belki, siz, iktidar milletvekili olarak bunları dile getiremiyorsunuz, bunlar size iletiliyor; ama, biz getirdiğimiz zaman da rahatsız olmayacaksınız. Değerli arkadaşlarım, gerçek tablo, esnafın tablosu bu.

Şimdi, bir de, genel sağlık sigortası getireceğiz. Değerli arkadaşlarım, bakın, Bağ-Kur prim borcunu ödeyemediği için sağlık hizmetinden yararlanamayan esnaf ve sanatkârlarımız ve bunların bakmakla yükümlü olduklarının sayısı 6 453 312'dir. Şimdi, yüzde 12,5'lik ek sağlık vergisi getirerek, bu insanları genel sağlık sigortası içine alacağız. Buradan bir genelleme yapalım: İki yıl içerisinde genel sağlık sigortası fos çıkacaktır; çünkü, Türkiye'deki bu çarpık gelir dağılımı adaletsizliği sürdüğü sürece, herkesten prim alarak, ek prim alarak bir genel sağlık sigortası havuzu oluşturmanın imkânı yoktur. Bunun fizibilitesi ortada. Birçok insanımız -efendim, genel sağlık sigortası var, hekim seçme özgürlüğünüz var- bunun dışında kalacaktır. Bağ-Kurdan şu anda sağlık hizmetlerinden yararlanamayan esnaf sayımız bunun çok kaba bir örneğidir. Yani, gelecek dönemde… Arkadaşlarımızı ilgilendirmiyor olabilir, belki onların seçim bölgelerinde hiç esnaf bulunmayabilir, o onların tercihidir; ama, ben, genelde bu sorunları sizinle paylaşmaya devam edeceğim.

Değerli arkadaşlarım, bütün uyarılarımıza karşı, siyasî iktidar, sosyal

güvenlik kurumlarınca yaşlılık aylığı bağlananlardan yüzde 10'u oranında sosyal güvenlik destek primi kesmeye devam ediyor. Bakın, esnafı bunaltan bir başka sorun daha. Sanki, esnaf ve sanatkârımız, emekli olduktan sonra aldığı emekli maaşıyla karnını duyurabiliyor, çarkını çevirebiliyor, keyfini çıkarabiliyormuş gibi, bir de yüzde 10 tekrar ek bir kesintiye maruz kalıyor.

Değerli arkadaşlarım, esnaf ve sanatkârımız, gerçekten, bırakın işlerini geliştirmeyi, işletme sermayesi bile bulmaktan yoksun, açlıkla boğuşuyor şu anda, yaşamını idame ettirmekle boğuşuyor ve bir de iş bulamayan kızlarının, oğullarının sorunlarını sırtlamış, yanındaki çırağıyla beraber bunları taşımaya çalışıyor ve bunları yaşıyor.

Haftasonunda… Bakın, yine, Samsun'daki bir esnafımızın, bir büyük tuhafiyecinin söylediği "cumartesi geldi mi Hocam, elimi yüreğime koyuyorum" diyor. "İki tane küçük çırağım var, bu haftasonu bana yol verecek mi vermeyecek mi diye bakıyorlar gözüme" diyor. "Evime ekmek götürmem, onları beslerim ben" diyor. Yani, bir esnaf, bu sıkıntıyı çekiyor arkadaşlar. Bunları dramatize etmeden anlatıyorum. Yaşadıklarımı burada anlatmak, görevim ve sizlerle paylaşmak, görevim.

Değerli arkadaşlarım, manzara bu. Şimdi, esnaf ve sanatkârlarımızın, toplumun barometresi olduğunu hepimizin bilmesi gerekiyor. Ekonomik göstergelerdeki iyileşmelerin esnaf ve sanatkârın durumuna yansıması halinde bu alanda bir başarıdan söz edebiliriz. Ben, bunu, Sayın Başbakan da dahil bütün hükümet yetkililerine söylüyorum: Hiç Türkiye'yle alay etmeyin. Makro dengeler… Birtakım rakamlar söylemeyin. Faiz, borsa, dolar, döviz; bunlardan bahsetmeyin. İnsanlar, bu rakamların kendi yaşamlarına yansımasını istiyor. Bütün istekleri bu. Bu gerçekleşmedikten sonra, burada, hükümet adına söyleyeceğiniz bütün açıklamalar, o insanları biraz -kusura bakmayın deyimime- hafife almak oluyor.

Değerli arkadaşlarım, bunun reçetesi yok mu; bunun reçetesi var. Ben, siz Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımı bir kere uyarmak istiyorum. Mazur görün, Türkiye'ye zorlatılan, dayatılan iç ve dışpolitikadaki bütün zorlamaları, hiçbir karşı koşul koşmadan kabul etmenin ne kadar doğru, ne kadar erdemli, ne kadar dünyanın bugünkü akışına, gidişine uygun olduğunu allayıp pullayıp size anlatanlara, Sayın Başbakanın yakın çevresindeki bir avuç uzmana, danışmana lütfen kanmayın, lütfen kanmayın. Yani, dünya globalleşiyor, ne kadar iyi yapılıyor, doğru gidiyoruz, doğru gidiliyor; bunlara inanmayın değerli arkadaşlarım. Yani, sizi kuşatan bu ultra neoliberal -bakın, artık, neoliberal de demiyoruz- çevreler, kalemleriyle köşelerinde, destekçileriyle arkanızda ve uzmanlarıyla Sayın Başbakanın etrafında; inanın, gün dönsün, ilk hesabı onlar döndürecek size karşı. Bunu bilin, bunu görün. Bunu görün, bunu bilin. Lütfen, söylemlerinizde ve atacağınız adımlarda dikkatli olun.

Değerli arkadaşlarım, bir IMF gömleği giydik. Bu IMF gömleği, bize, yedirmedi, içirmedi, tükettirmedi; yatırımımızı kıstı, yolumuzu kıstı, hastanemizin, okulumuzun yapımını kıstı, kamu yatırımlarımızı kıstı; işçiye, memura, emekliye, esnafa, çiftçiye parayı, desteği kesti; işimizi, ekmeğimizi, geleceğimizi kaybetmek pahasına, kendimizi, dünyanın gördüğü göreceği en yüksek faizdışı fazla yüzde 6,5'lik bir oranla, Türkiye'yi mahkûm etti bu yaşama, üç yıl mahkûm etti. Peki, hiç mi bir irade sergilemiyorsunuz?! Millet, size, 368 kişilik bir grup verdi.

Değerli arkadaşlarım, bu yüzde 6,5 faizdışı fazlayı, biz, Türkiye toplumuna bir üç yıl daha yaşatamayız demiyor musunuz?!

Değerli arkadaşlarım, Brezilya bile, 3,5 IMF dayatmasını "3,25'ten fazlasını vermem" diye geri çeviren bir ülke; bizim kadar dış borcu var IMF'ye.

Şimdi, bakın, IMF'nin de, Dünya Bankasının da dayattığı tarım politikaları, Türkiye'yi, artık, altından kalkılamayacak bir boyuta götürüyor; bu gerçeği görün değerli arkadaşlar.

Dünya Ticaret Örgütünün son tarım ve ticaret paketiyle, tarım, bundan sonra hepten çökecek. Bir tarım kanunu gelecek. Tarım kanununu, artık, kamusal alandan tamamen alıp -bugün, buğdayda görüyoruz bunun adımlarını- tamamen serbest piyasa ekonomisine, vahşi ve kuralsız bir serbest piyasa ekonomisine terk eden gelişmeleri, Türkiye'ye, bunlar öneriyorlar; yine, burada oylanacak, geçecek; buna karşı biz de eleştirilerimizi dile getireceğiz.

Sosyal güvenlik programı, inanın, bir fiyasko olacak. Bakın, daha kanun gelmeden söylüyorum, Bağ-Kur primleriyle bir bağlantı kurarak bunu ifade ettim.

Kamuyu küçülteceğiz diyerek kamunun tüm yatırımlarını durdurduk değerli arkadaşlarım. Değişik sayıda personeli dışarıya atmayı düşünüyoruz şimdi yeni gelecek devlet personel rejimiyle.

Faizdışı bütçe kamu harcamalarının gayri safî millî hâsılaya oranını yüzde 20'ye, en yoksul Afrika ülkesi düzeyine indirdik; daha ne yapacak Türkiye?! Değerli arkadaşlarım, bu elbiseye sığmıyor Türkiye artık; bunu görmemiz gerekiyor.

Sayın Başkan, sürem bitti; ama, hemen toparlıyorum 1 dakikada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HALUK KOÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, herhalde, faizdışı bütçe harcamalarını bu kadar kısmak, kamuyu, devleti, sosyal harcamaları bu kadar düşürmek matah bir şey olsa, inanın, bunu, Avrupa Birliği ülkeleri yapardı ve anayasayı toplumlarının önüne getirdikleri zaman da "evet" oyu alırlardı. Fransa'da bunun örneğini gördük. Hiç kızmayın Fransızlara, hiç kızmayın! Ben, Fransız vatandaşı olsam, Avrupa Birliği Anayasasına hayır oyu verirdim; çünkü, orta sınıfı yok eden, çiftçinin hakkını yok eden, işçinin bütün kazanılmış haklarından geriye adım atan, kurumsal bir sosyal devlet yapısını çürüten liberal dayatmaların esiri olmak istemedi Fransızlar; bunu saygıyla karşılamak gerekir. Buradan ders çıkarmak gerekir, bu dersi mutlaka iktidarın çıkarması gerekir. Ne olur ulusal aklımızı kullanalım, kolektif aklımızı kullanalım, Türkiye'nin kaynaklarını kullanalım, bu reçetelere bir "hayır" diyelim. Esnafın sorununun çözümü de buna bağlı, köylünün sorununun çözümü de buna bağlı; bütün bunlar, bir siyasî ulusal iradeyi devreye sokmaya bağlı.

Ben, sıkıntı içindeki esnafımızı saygıyla selamlıyorum ve bir an önce, köşelerinde, kalemleriyle "ne kadar erdemli yol alıyorsunuz, ne kadar doğru yapıyorsunuz" diyen, bu, benliğini şaşırmış, benliğini tartışan ultra-neoliberal çevrelere ve Sayın Başbakanın etrafındaki bir avuç danışmana, değerli arkadaşlarım, sizler için söylüyorum, lütfen dikkat diyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Koç.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

23 üncü maddeyi okutuyorum:

Birlik denetim kurulunun görev ve yetkileri

MADDE 23.- Birlik denetim kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:

a) Bu Kanunla verilen görevler ile genel kurul kararlarının yönetim kurulu tarafından yerine getirilip getirilmediğini incelemek.

b) Birlik işlemlerinin mevzuat ve birlik ana sözleşmesi çerçevesinde yerine getirilip getirilmediğini incelemek.

c) Bakanlık ve Konfederasyon tarafından mevzuat gereği verilen görevlerin yerine getirilip getirilmediğini incelemek.

d) Birlik kayıt ücreti ve katılma paylarının üye odalardan zamanında tahsil edilip edilmediğini kontrol etmek ve birliğin işlem ve hesapları hakkında genel kurula rapor vermek.

e) Birliğe bağlı odaların hesap ve işlemlerini Bakanlığın isteği üzerine incelemek.

f) Genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmak.

Denetim kurulu üyeleri, yukarıda sayılan görev ve yetkilerinden (d) ve (f) bentlerinde belirtilenleri salt çoğunlukla yerine getirirler.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsı adına söz isteyen, Eskişehir Milletvekili Sayın Vedat Yücesan; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT YÜCESAN (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının 23 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun ve şahsımın görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, konuşmama başlamadan önce, Grubum ve şahsım adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin birer üyesi olarak, hepimize düşen önemli görevler bulunmaktadır; ülke olarak, zaman kaybetme lüksüne sahip değiliz; her ortamda ve her koşulda, en iyiye ve en güzele ulaşmak için mantıklı kararlar almak zorundayız. Bu çerçevede, toplumsal kabul görmeyen tasarı ve teklifleri yasalaştırmanın hiçbir anlamı ve değeri yoktur. Amacımız, her zaman için en iyiye, en güzele ulaşmak olmalıdır; gücümüzü ve zamanımızı bu doğrultuda kullanmalıyız.

Değerli milletvekilleri, milletimiz, bizleri, sorunlarını çözmek, yanlışları düzeltmek için görevlendirdi; bu gaye çerçevesinde, işbirliği yapmak zorundayız.

Sayın Bakanım, dikkatinize sunmak istiyorum; fikir birliği içerisinde olduğumuz, yani, hiçbirimizin faydasını inkâr edemeyeceği konulardan biri de hipermarketler yasası, değil mi. Hâlâ bu yasa ortada yok; esnaf bu yasayı bekliyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu hususta, üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız; ama, sizlerden bu konuda ses yok Değerli Bakanım. Hükümet esnafın sorunlarına çözüm bulacağı iddiasıyla bu tasarıyı getirirken, hipermarketler yasası neden gündeme getirilmiyor; neden sorunların kökenine inilmiyor da göstermelik birkaç önlemle yetiniliyor?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maalesef, kamuoyunu oluşturan tüm tarafların beklentisi olan bir yasayı çıkarmaya yönelik somut bir adım atılmamaktadır.

Yanlıştan dönmek de bir erdemdir. Üzüldüğüm nokta, sistemi bir bütün olarak ele almamamızdır. Ağaca takıldığımız için ormanı göremiyoruz değerli arkadaşlarım. Yapılması gereken, sıkıntı içerisinde olan esnafımıza sahip çıkmaktır; onlara yeni sıkıntılar yaratmak değildir. Sağduyuya ihtiyacımız olduğu açıktır. Şapkalarımızı önümüze koyup bir düşünelim değerli arkadaşlarım. Ekonomik göstergelere bakıp her şey yolunda demek doğru bir yaklaşım değildir. Gelin, yurdumuzun çeşitli bölgelerine gidip, ekonominin gerçek göstergelerini yakından inceleyelim. Esnafımızın sıkıntılarını, işçilerin durumunu ve işlerin durumunu gözlemleyelim.

Değerli milletvekilleri, üzülerek belirtmek isterim ki, ekonomik iyileşmeler kesinlikle esnafa yansımamaktadır. Esnaf, kendi çabasıyla, fedakârlığıyla işletmesini yürütmeye çalışmaktadır. Esnaf dertli, esnaf geleceğinden kaygılı, esnaf zor durumda değerli arkadaşlarım. Esnaf, hipermarket yasasının, geciktirilmeksizin, bir an önce çıkarılmasını umutla beklemektedir.

Değerli milletvekilleri, şahsım kesinlikle hipermarketlere karşı değilim, aklın ve mantığın bize emrettiği düzenlemelerin yapılmamasına karşıyım. Avrupa Birliği standartlarına ulaşmaktan, uyumdan söz eden bir ülke olarak, gelişmiş ülkelerdeki uygulamaları benimsemek zorundayız.

Sayın milletvekilleri, örneğin, Almanya'da, şehir merkezlerinde hipermarketler açılması yasaklanmıştır. Bununla da yetinilmemiş, mevcut hipermarketlerin çalışma saat ve günlerinde kısıtlamaya gidilmiş ve ayda bir cumartesi hariç, cumartesi günü öğleden sonra ve pazar günleri çalışma yasağı getirilmiştir.

Fransa'da bir bölgede perakendeye yönelik bir satış noktasının açılmasına izin vermek için, ilgili tüketici, bölgesindeki toplam arz ve talep, bu bölgedeki ve ilgilendirdiği yerleşim alanlarındaki küçük ölçekli perakendecilere etkisi ve küçük perakendecilere yönelik rekabetin oluşum şartlarını gözönünde bulundurmaktadır. Bizim istediğimiz de, bu anlayışın, bu düzenlemelerin benimsenmesiyle, ekonomimiz içinde önemli bir yeri olan esnaf ve sanatkârların yok olmasını önlemektir.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizdeki mevcut yapıyı tahayyül etmenizi istiyorum. Bir mahalle bakkalının hemen yanında, hiper ya da süpermarket açılıyor. Bir tarafta, sermaye yönünden hiçbir sıkıntısı olmayan, büyüklükleri ve pazarlık güçleri dolayısıyla üretici kuruluşlardan cazip fiyatlardan mal alan bir hipermarket; diğer tarafta, vergilerin kıskacında, Bağ-Kur primini ödemenin derdinde, ekonomik sıkıntıların içerisinde zorluklarla ayakta duran, takati kalmamış bir esnafımız. Bu iki girişimci, aynı mahallede birbirleriyle rekabet edecek değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlarım, bakkalımızın bu hipermarketlerle rekabet edebilmesi mümkün müdür! Sonra, esnafımızdan ayakta durmasını, gelişmelerden memnun kalmasını bekleyeceğiz. Olmaz, değerli arkadaşlar, en önemli potansiyelimiz olan dinamizmimizi ve girişimci gücümüzü bu şekilde kaybetmemeliyiz. Gereken neyse, onu bir an önce yapmalıyız. Asıl tartışmamız gereken konu bu, değil mi değerli arkadaşlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mademki, esnaf ve sanatkârların meslek kuruluşlarını ilgilendiren bu kanunî düzenlemeyi yapmak istiyorsunuz, böyle bir düşünceniz bulunmaktadır; hemen ilgili kesimlerle irtibata geçilir, gerçekten, iş görecek, sorun yaratmayacak bir tasarı oluşturulur; Mecliste, eksik ya da hatalı bulunan yerler elbirliğiyle düzeltilir, bu kanun da Meclisten geçer. Doğrusu da bu, değil mi değerli arkadaşlarım. Hemen ardından, bu kanunun kabulünden sonra, ülkemizin ihtiyacı olan, bir an önce düzenlemeler yapılması gereken başka hususlara geçilir. En verimli en yüksek hızla böyle çalışılır; ama, bunun yerine, son derece hatalı bir yol izleniyor. Bunun neticesinde, esnaf ve sanatkârların çalışma koşullarını ve geleneksel iş ilişkilerini altüst eden bir tasarı yasalaşmak üzere karşımıza geliyor ve sıkıntılar doğal olarak başlıyor. Yüce Meclis, sorun üretecek tasarı ve teklifleri değil, toplumsal yaşamı daha da sağlıklı ve düzenli kılacak tasarı ve teklifleri yasalaştırmalıdır. Bu çerçevede, sağduyunun hâkim olmasını ve yanlıştan dönülmesini talep ediyorum.

Değerli milletvekilleri, madde üzerinde söz alan, konuşmalarda bulunan milletvekili arkadaşlarımızın tamamı bu hususta düşüncelerini dillendirdiler. Bu düşünceler, ilgili kesimlerle konuşularak, birer birer temas kurularak oluşturulmuş düşüncelerdir.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, sonuç olarak esnaf gerçekten perişan halde. Günümüzdeki şartlar esnafın aleyhine çalışmaktadır. Zor şartlara dayanamayan esnaf işini terk etmekte, işyerine kilit vurmaktadır. Yapmamız gereken, esnafı ayağa kaldıracak düzenlemeleri bir an önce hayata geçirmeliyiz. Bu düzenlemeleri geciktirmememiz gerekir. Bu konuda ağır hareket etmemiz birçok sıkıntıyı da olumsuzluğu da beraberinde getirecektir.

Başlangıç olarak hemen hipermarket yasası çıkaralım. Bu yasanın gecikmesi esnafımızı günden güne eritmekte, güçsüz düşürmektedir. Şehir merkezlerinde açılan hipermarketler, grossmarketler ve benzeri her işkolundaki esnaf ve sanatkârların işlerini büyük ölçüde aksatmakta, esnafın rekabet edebilirlik düzeyini azaltmaktadır. Birçok esnaf ve sanatkâr bu marketlere karşı rekabet etmeyip işyerlerini kapatmak zorundadır. Bu nedenle, esnaflar üretim ve hizmet sektöründe yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bunun sonucu olarak da, büyük bir işsizlik ve sosyal patlamalara neden olacağı açıktır.

Bu marketlerin, Avrupa Birliği ülkelerinde ve diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, şehir merkezlerine açılmalarına ve çeşitli isimler altında şubelerinin, yasal boşluklardan yararlanarak mahalle aralarına yayılmalarına müsaade edilmemelidir.

Bu tür alışveriş merkezlerinin açılması için Avrupa Birliği ülkelerindeki örnekler de dikkate alınarak bir mevzuat hazırlanmalıdır. Bu mevzuat çerçevesinde, ilgili kamu ve özel kurum ve kuruluşları ile meslek örgütlerinin temsilciliklerinden oluşturulacak yerel komisyonlar aracılığıyla işyerleri açma izni verilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, her şey apaçık ortada; yapılması gerekenler belli, yapacaklar belli, nasıl olacağı belli. O zaman, vakit kaybetmeye hiç gerek yoktur. Gelin, elbirliğiyle, esnafımızın derdine çare olacak, onları ayağa kaldıracak tedbirleri alalım. Eğer geç kalırsak, eğer yapılması gerekenleri zamanında yapamazsak, bazı şeyler için çok geç kalınmış olabilir.

Sözlerime son verirken, esnafımıza gereken desteğin verilmesi temennisiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yücesan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

24 üncü maddeyi okutuyorum:

Disiplin kurulu ve disiplin cezaları

MADDE 24.- Birlik disiplin kurulu birliğe bağlı oda üyelerinin meslekî faaliyetleri sırasında meslek ahlakı ile bağdaşmayan hareket ve işlemlerini soruşturmaya ve durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre bu maddede belirtilen disiplin cezalarını vermeye yetkilidir.

Disiplin kurulu kendi üyeleri arasından bir başkan seçer. Disiplin kurulunun sekreterlik işleri birlik tarafından yerine getirilir. Disiplin kurulu üyeleri arasında eksilme olduğu takdirde, yedek üyelerden genel kuruldaki seçimde en fazla oy alanlar, oyların eşitliği halinde listeye göre sırayla disiplin kurulunca yazılı olarak disiplin kuruluna çağrılır.

Üyenin yazılı savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Disiplin kurulunun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde savunma yapmayan üye, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.

Disiplin kurulu kendilerine intikal eden ihbar ve şikayetleri en çok bir ay içinde soruşturmaya başlar ve en geç üç ay içinde sonuçlandırır.

Disiplin kurulunca verilen cezalar on gün içinde ilgililere yazılı olarak tebliğ edilir. İlgililer bu karara karşı tebellüğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yetkili idare mahkemesine dava açabilirler. Davanın açılmış olması idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. Dava, zaruret görülmeyen hallerde, evrak üzerinden inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. Yetkili idare mahkemesince verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine başvurulabilir. Bölge idare mahkemesinin verdiği kararlar kesindir.

Oda üyelerine birlik disiplin kurulunca verilecek cezalar şunlardır:

a) Uyarma cezası: Meslek şeref ve haysiyetine uygun düşmeyen hareketleri olan, odaya olan üyelik görev ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen, üyesi olduğu oda ve diğer esnaf ve sanatkâr meslek kuruluşlarının itibarını zedeleyici fiilde bulunan ve sözler sarf eden, müşteri veya diğer kişilerle olan ilişkilerinde terbiye ve nezakete aykırı davranışlarda bulunan üyenin, meslekî faaliyetinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Üye, bir yıl içinde uyarma cezası gerektiren fiili tekrarlaması halinde kınama cezası ile tecziye edilir.

b) Kınama cezası: Müşterilerine ve diğer kişilere olan taahhütlerini yerine getirmeyen veya bunlara karşı haksız ithamda bulunan, müşterilerini ve diğer kişileri kandıran, nizami ölçü ve tartı aletlerini bilerek kullanmayan üyeye meslekî faaliyetinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Üye, bir yıl içinde kınama cezasını gerektiren fiili tekrarlaması halinde para cezası ile tecziye edilir.

c) Para cezası: Üyenin, Bakanlık, o yer idare amiri, esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları tarafından mevzuata uygun olarak alınmış kararlara aykırı hareket etmesi ve mükerrer kınama cezası almasından dolayı, para cezası ile cezalandırılmasıdır. Para cezaları birliğe gelir kaydedilir. Verilecek para cezası 61 inci maddeye göre belirlenen yıllık aidatın iki katıdır. Üyenin para cezası verilmesini gerektiren eylem ve davranışlarının, aynı eylem ve davranış olmasına bakılmaksızın bir yıl içinde tekrarında, verilecek ceza yıllık aidatın beş katı olarak uygulanır.

d) Geçici veya uzun süreli oda üyeliğinden çıkarma cezası: Üyenin, esnaf ve sanatkâr sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde, huzur, sükun ve çalışma düzenini bozucu eylem ve davranışlarda bulunması karşısında oda üyeliğinden geçici veya uzun süreli olarak çıkarılması, bu süre içerisinde mesleki faaliyetini yürütememesidir.

Geçici çıkarma cezası bir aydan az, altı aydan fazla; uzun süreli çıkarma cezası altı aydan az, iki yıldan fazla olamaz.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Burdur Milletvekili Sayın Ramazan Kerim Özkan; buyurun.

CHP GRUBU ADINA RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının 24 üncü maddesi üzerinde şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi bildirmek üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi ve televizyonları başında bizleri izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Her ne kadar genel gerekçede ülke nüfusunun yarısını ilgilendirdiği söylense de 3 450 000 aktif üye, 2 300 000 pasif üyeyle yaklaşık 5 750 000 kişi bu yasayla direkt ilgilidir. Basit bir hesapla, asgarî, bu esnafların 1 işçi çalıştırdıklarını düşünürsek ve de yine asgarî olarak bunların evli ve tek çocuklu olduğunu düşündüğümüzde bu sayı 35 000 000'a yaklaşmaktadır ki, bu, nüfusumuzun hemen hemen yarısını oluşturmaktadır. Ayrıca, bunun içinde meslek kuruluşlarında çalışanlar ve işportacı ve pazarcı esnafı olarak nitelendirilen şahıslar ayrı tutulmuştur.

Değerli milletvekilleri, bugün burada, böylesine güçlü bir yapıya sahip, üretim ve istihdam yönünden çok güçlü bir potansiyel güce sahip esnaf ve sanatkârlarımızla ilgili yasa tasarısını görüşüyoruz. Sınırlı sermayeleriyle günlerinin büyük bölümünü çalışarak, üreterek geçiren, hiçbir zaman devlete yük olmayan, vergisini gününde ödeyen, yanlarında çalıştırdıkları elemanlarıyla önemli oranda devlete istihdam yönünde katkı veren, emeğiyle geçimini sağlayan insanlarımızla ilgili yasa tasarısını görüşmekteyiz; yani, isimsiz kahramanlarımız şoförlerimizi, terzilerimizi, marangozlarımızı, berberlerimizi, bakkallarımızı, demircilerimizi, kısaca, emeğin yasasını görüşüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; onlar, bu yasanın görüşüldüğü şu anda, sorunlarının dile getirileceği ve yaşamakta oldukları sıkıntıların çözümleneceği umuduyla, ev ve işyerlerinde ekranları başında bizleri izlemektedirler. Ancak, bu tasarı yasalaştığında, maalesef, büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaklarını üzülerek belirtmek isterim; çünkü, bu tasarıda, esnaf ve sanatkârlarımızın yaşamakta oldukları sıkıntıların hiçbirine değinilmemekte, sadece muhasebe sistemleri ile meslek kuruluşlarının, bundan sonrasında, elektronik ortamda işlerliğiyle ilgili birtakım düzenlemelere yer verilmektedir.

Genel gerekçede, esnaf ve sanatkârların birbirleri ve kuruluşlarıyla olan huzursuzlukların giderilmesi amaçlanmaktadır denilmektedir. Burada, gerçekten, söz konusu olan, bu huzursuzluklar mıdır, yoksa, esnaf ve sanatkârlarımızın her geçen gün yok oluşlarına seyirci kalmak mıdır. Seyirci kalmayı hiçbir zaman içimize sindirmemeliyiz.

Değerli arkadaşlarım, hepimiz, esnafımızın yaşadığı sıkıntıları çok iyi biliyoruz. Gün içerisinde, birçok kez, çevremizdeki esnaftan alışveriş yapmak durumunda kalıyoruz. Soruyorum sizlere: Hiç hayatından memnun olana rastlayabildiniz mi?

Değerli arkadaşlarım, sohbet ettiğiniz esnaftan ilk duyacağınız işlerin önceki senelere göre çok kötü olduğu; vergilerini, Bağ-Kur primlerini ödeyemedikleri olacaktır. Sizlere sormuyorlar mı "bu büyüme hızıyla rekor kıran ekonomi neden bizlere yansımıyor" diye.

Sayın Başbakan yurtdışı gezilerinden fırsat bulup da arasıra ülkemize de uğradığı zamanlarda yaptığı konuşmalarda hep aynı pembe tabloları çiziyor, esnafın durumunu iyileştirdik, her şey yolunda diye. Acaba hangi esnafımızın durumu iyi merak ediyorum. Bugün, birçok esnafımız iflasın eşiğinde, birçoğu dükkânlarını kapatıp büyük marketlerde asgarî ücretle işçi olarak çalışmak zorunda kaldı. Bir zamanlar neredeyse aile dostumuz konumuna gelen bakkal amcalar, kasap amcalar, manav amcalar yok artık; çünkü, hepsi, her geçen gün artan hipermarketlerin, grossmarketlerin altında ezildiler, ezdirildiler. Babanın oğluna borç para vermediği bir ortamda, bakkal esnafı, yıllarca tüketiciye veresiye alışveriş imkânı sağladı; bir anlamda senetsiz, çeksiz, kefilsiz, faizsiz kredi verdi. Sonra, bu büyük marketler türedi; bunlar, demir arabalarıyla, şaşaalı reyonlarıyla insanımıza tüketim felsefesini aşıladılar; yaptıkları kampanyalarla, indirimlerle, 12 aya, 24 aya varan taksit imkanlarıyla, kredi kartı kullanımını teşvik edici uygulamalarla tüketicimizi tam bir borç batağına soktular; 80 civarında iş dalında hizmet veren küçük esnafımızın kepenk kapatmasına neden oldular.

Sanayi ve Ticaret Bakanımız Sayın Coşkun, bu marketlerle ilgili bir yasa tasarısı hazırladı; ancak, 15 Ocak 2004'te Meclise sevk edilmek üzere Başbakanlığa sunulduğunu, yapılan itirazlarla geri çekildiğini söylediler. Her ne kadar, bugün, bir aya kadar, marketlerle ilgili yasayı Meclis gündemine getireceğini söylemişlerse de, Sayın Bakanıma huzurunuzda soruyorum: Bu tasarıya kim itiraz etti acaba; esnaf ve sanatkârlar kooperatifleri mi, yoksa birçoğunun merkezleri Amerika veya Avrupa'da olan hipermarketler zincirlerinin patronları mı ya da bu alışveriş merkezlerinin içinde olan ve birçoğu çokuluslu şirketlere ait olan, vatandaşımızın büyük çoğunluğunun değil alışveriş yapmak vitrinine bile bakmaya cesaret edemediği, isimlerini dahi telaffuz edemediği dükkânların sahipleri ya da bu şirketlerin patronları mı; yoksa, bu mağazalardan alışveriş edilmesi için kredi kartı kullandırmayı teşvik eden ve bu yolla para kazanmayı amaçlayan banka sahipleri mi itiraz etti?! Son yıllarda, şehir merkezlerinde birbiri ardına açılan bu alışveriş merkezleri, onbinlerce esnafımızın yok olmasına neden olmadı mı Sayın Bakanım. Bu tasarıyı Meclis gündemine getirmek için, daha neyi bekliyorsunuz?! Sayın Bakan "bu mağazalar Avrupa'da da var" diyor; evet, doğru, bu mağazalar Avrupa'da da var tabiî ki; ancak, bu mağazalar karşısında, esnaf ve sanatkârlar, Türkiye'deki kadar ezdirilmiyor, yasalarla korunuyor, hepsinin sosyal güvencesi var, gelecekten endişeleri yok; oysa, ülkemizde, esnafımızın, bırakın geleceğini, yarınının ne olacağının bile garantisi yok. Kazandığıyla, bırakın karın doyurmayı, bir sağlık güvencesi olan Bağ-Kur primini dahi ödeyemiyor.

Esnaf ve sanatkârlarımızın yıllarca yararlandıkları Türkiye Halk Bankasının uygun faizle kredi uygulamaları, bankanın yeniden yapılandırılması nedeniyle işlevselliğini yitirmiştir. Bu bankanın misyonu, en kısa zamanda, esnaf ve sanatkârlar ile KOBİ'lerin ihtisas bankası olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Tekrar ediyorum; Türkiye Halk Bankası misyonu, en kısa zamanda, esnaf ve sanatkârlar ile KOBİ'lerin ihtisas bankası olarak yapılandırılması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün için, esnaf ve sanatkârlarımızın, Bağ-Kur primlerini dahi ödemekte büyük sıkıntı çektikleri hepimiz tarafından çok iyi bilinmektedir. Borcunu ödeyemeyen Bağ-Kurlu esnafımızın, ödeyemediği ilk aydan itibaren, sağlık yardımı kesilmektedir; dolayısıyla, gece havale geçirmekte olan çocuğunu hastaneye götüren esnafımıza, Bağ-Kur primini ödemediği için çocuğuna bakılamayacağı söylenmektedir. Sizleri de, hastane kapılarından, bu şekilde arayan birçok çaresiz vatandaşımız olmuştur. O zaman, niçin bunların sesine kulak vermiyoruz? Neden öncelikle bu sorunları görüşmüyoruz? İşin en komik yanı da nedir biliyor musunuz; Bağ-Kur primini, yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle beş altı ay bir süre ödeyemeyen ve bu nedenle de bu süre içerisinde sağlık yardımından da yararlanamayan esnafımızdan, beş altı ay sonrasında Bağ-Kur primlerini ödemeleri istendiğinde, bu süre içerisinde yararlandırılmadığı sağlık primi kendilerinden nakit olarak kesilmektedir. Bu durum, sizce, hakka, hakkaniyete, adalete uymakta mıdır?! Bu mudur getirdiğiniz sağlık reformu?!

Hükümet, vatandaşının en önemli hakkı olan genel sağlık sigortasıyla sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanma hakkı yerine, halkına her türlü sağlık hizmetini parayla veriyorsa, hastanelere, sağlıkocaklarına yazarkasalar koyarak hastalarını müşteri, sağlık emekçilerini tahsildar konumuna koyuyorsa ve bir ülkede sağlık politikası "paran kadar sağlık" olmuşsa, bu ülkede nasıl bahsedebilirsiniz sağlık reformundan, vatandaşın sosyal güvencesinden?!

Bağ-Kurlularla ilgili bir iki sorun; biraz önce bir muhtarımız telefonla aktardı; bir Bağ-Kurlu, bu zor koşullarda, primlerini, sağmal ineğini, damızlık düvesini satarak yatırıyor; fakat, bir yerden, onbeş yirmi günlük bir sigortası çıkıyor. Böylece, tüm Bağ-Kur haklarını kaybediyor; toplanan paranı al, sigortaya geç deniliyor. Buna acil bir çözüm gerekiyor. Tutanaklara geçmesi için söylüyorum; Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızı da, buradan uyarıyorum.

Ayrıca, yine, çiftçi Bağ-Kurlularının bir sorunu; çiftçi Bağ-Kurluları, yüksek prim ödeyerek Bağ-Kurdan emeklilik istiyorlardı. Bu primlerini ödediler; fakat, şu anda, o primlerini geçerli saymıyorlar, tekrar çiftçi Bağ-Kurundan emekli etmek istiyorlar. Bu Bağ-Kurlularımız da normal Bağ-Kurdan emekli olmak istiyorlar.

Değerli milletvekilleri, bakın, kayıtdışı çalışanların sayısı, ekonomik krizlerden sonra her geçen gün artıyor. Bu durumda, vergisini ödeyen, Bağ-Kur ve SSK primlerini yatıran esnafımıza karşı bir haksız rekabet ortamı yaratılıyor. Burada, en iyi niyetle esnaf ve sanatkârımız mağdur oluyor hem de millî ekonomimiz ciddî oranda bir zarara uğruyor. Gelin, öncelikle bu kayıtdışılığı önleyelim. Esnafımız, bugün, kredi taleplerinde, ipotek, teminat mektubu gibi formaliteler karşısında ezdiriliyor. Bunların temininde çok sıkıntılar yaşanıyor. Gelin, öncelikle bu sorunlara çözüm bulalım. Esnaf ve sanatkârlarımız, Avrupa Birliği görüşmelerinde, anlaşmalarında, kendilerine daha fazla yük getiren konuların önlenmesini istiyor. Esnaf ve sanatkârlarımız, çalışma azimlerini, üretimlerini artırıcı teşvik ve kredilerin kendilerine sağlanmasını istiyor. Gelin bunları getirelim Meclis gündemimize değerli arkadaşlarım.

Bakın, Burdur esnafının bir isteğini, bir sorununu aktarıyorum sizlere: Güzel Burdurumun çalışkan, üretken vefalı esnafı, Bağ-Kur binamızın işyerlerine, vergi dairesine yakın bir yere taşınmasının daha makul olacağını yüksek sesle dile getirmektedir. İlgili sayın bakandan, bu sese kulak vermesini rica ediyorum.

Yine, ilimizdeki bazı banka şubelerimiz kapatıldı. Örneğin, Bucak İlçemiz Kızılkaya Ziraat Bankası şubesi kapatılarak, bu bölgede hizmet almakta olan binlerce vatandaşımız mağdur edildi. Hafta sonu Bucak İlçesi ve köylerindeydim; Kızılkaya Kasabasına uğradığımda, yine tek istekleri Ziraat Bankası Şubesi oldu. Belediye başkanı, esnafı, eczacısı, öğretmeni, petrolcüsü, yaşlısı, genci, bankalarının geri açılmasını istiyor. Soru önergemizde sorduğumuzda, bu bankanın yanı sıra daha birçok bankamızın kapatılacağı öne sürüldü. Ziraat Bankamızda, Emlak Bankamızda, Halk Bankamızda çalışan binlerce vatandaşımız, bu bankaların özelleştirileceği bahanesiyle, 2003 yılı başından itibaren önce havuza alınıp, sonra da diğer kamu kuruluşlarında görevlendirildiler. Bundan sonra da bu bankalarımız özelleştirilmediği gibi, bu vatandaşlarımıza, 2003 yılından beri bir kuruş zam yapılmadı, hâlâ bankalarında çalışmış oldukları zamanki aldıkları maaşlarını alıyorlar. Gerekçe olarak "emsallerinizle aynı seviyeye gelene kadar maaş zammı alamazsınız" deniliyor. Peki, bankalarımız özelleşmedi ve buralara bizim yerimize birsürü eleman alındı. O zaman, bizleri, eski banka kurumlarına geri verin" diyorlar; onu da kabul etmiyorsunuz. Sizin amacınız, bu vatandaşlarımızı mağdur etmek miydi o zaman; madem, o bankalarda bu vatandaşlara ihtiyacınız vardı, niye, o zaman, bunları mağdur ettiniz ya da ihtiyacınız yoktuysa, neden bunların yerine yeni elemanlar istihdam ettiniz? Üç seneden beri tek bir kuruş bile zam alamayan bu vatandaşlarımızın vebalini üstlenebilecek misiniz?! Soruyorum sizlere.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun tasarısının 24 üncü maddesinde, birlik disiplin kurulunun birliğe bağlı oda üyelerinin meslekî faaliyetleri sırasında meslek ahlakıyla bağdaşmayan hareket ve işlemleri hakkında disiplin cezaları düzenlenmektedir. Bir birliğin işlevini sürdürebilmesi açısından, tabiî ki, bu düzenlemeler gereklidir ve disiplin ilk şart olmalıdır. Bu nedenle, bu maddeyle, oda üyelerinin gerekli konularda disipline edilmesi açısından yarar sağlanacaktır; ancak, tasarının tümü incelendiğinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özkan, buyurun, toparlayabilir misiniz.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Düzenlemeyle birlikte, bir terzi kalfası, bir ondalıkçı şoför, bir berber ustası, artık, esnaf sayılmayacak ve işçi kapsamına girecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; esnafımızın içi yıllardır ve şu anda kan ağlıyor. Bizler sabahları sıcak yatağımızda yatarken onlar, sabahın köründe dükkânlarını açıp, akşama kadar yaşam mücadelesi veriyor. Evlerine bir lokma ekmek götürebilmek için, onlar, yıllarca sizden bir şey istemedi. Yıllarca talancılara, hortumculara ses çıkarılmadı. Holding patronlarının vergi kaçırmaları görmezlikten gelindi. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle vergilerini ödeyemeyen esnafımızı vergi kaçakçısı olarak gördünüz. Onları, yılarca, halkın sırtından geçinen, vergi kaçıran kesim olarak tanıttınız. Bugün için de onlara vereceğiniz fazla bir şey yoksa, ne olur, bari gölge etmeyin, başka ihsan istemez.

Bakın, bugün, sizler, konuşmalarınızda, pembe tablolar çizmeye çalışsanız da, esnafımız, sanatkârımız, çiftçimiz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ ) Benden başka kimse dinlemiyor.

BAŞKAN - Sayın Özkan, teşekkür ediyorum.

Teşekkür etmek için, buyurun Sayın Özkan.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Sözlerimi tamamlarken, ekranları başında bizleri izleyen ve sorunlarına bir çözüm üretilmesini bekleyen esnaf ve sanatkâr kardeşlerime, tüm şoför kardeşlerime; ülkesi için üreten, ülkesi için yetiştiren tüm emekçilerimize buradan selam ve sevgilerimi sunarken; son şekliyle yasayı desteklediğimizi belirtiyor, Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özkan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

25 inci maddeyi okutuyorum:

Birliğin gelirleri

MADDE 25.- Birliğin gelirleri şunlardır:

a) Birliğe bağlı odalardan alınacak kayıt ücreti.

b) Birliğe bağlı odalar tarafından ödenecek katılma payları.

c) Yayın gelirleri.

d) Bağış ve yardımlar.

e) Birlik amacını gerçekleştirmek için kurulacak kuruluşların ve iştiraklerin gelirleri.

f) Birlik tarafından verilecek danışmanlık ve düzenlenecek sosyal faaliyet gelirleri.

g) Birlik tarafından düzenlenecek meslekî kurslar, sergi ve fuarlardan sağlanacak gelirler.

h) Para cezaları.

ı) Konfederasyonca belirlenen ücret tarifelerine göre düzenlenecek ve onanacak belge ile hizmet karşılığı gelirleri.

j) Sicile ilk kayıt ücreti.

k) Sicil harçlarından alınacak paylar.

l) Faiz ve diğer gelirler.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

26 ncı maddeyi okutuyorum:

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Esnaf ve Sanatkârlar Federasyonu

Federasyonun kuruluşu

MADDE 26.- Federasyon kurulabilmesi için ülke genelinde aynı meslek dalında kurulmuş olan odaların % 60'ının genel kurullarının federasyon kurulması yönünde karar almaları ve kurucu oda adedinin 60'dan az olmaması şarttır.

Kurucular, Bakanlıkça hazırlanmış örneğe uygun olarak düzenleyecekleri federasyon ana sözleşmesini bir dilekçe ile birlikte Bakanlığa verirler. Federasyon kuruluşlarında Konfederasyonun görüşü alınır.

Federasyon; ana sözleşmesinin Bakanlık tarafından onanmasından sonra kurulmuş olur. Aynı faaliyet konusunda birden fazla federasyon kurulamaz.

Federasyonların merkezi Ankara'dadır.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına söz isteyen Denizli Milletvekili Haşim Oral.

Buyurun Sayın Oral. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Sayın Başkanım, sayın milletvekili arkadaşlarım; maddeye geçmeden önce, biraz önce aldığım güzel bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu, 22 nci Dönemin, bana göre, bize göre ciddî bir başarısıdır. Biliyorsunuz Ermeni soykırımıyla ilgili, 549 milletvekili olarak hepimiz, Ermeni soykırımını kabul etmediğimize dair bir yazı yazdık, imzaladık, gönderdik. Bundan sonra, biz, Dışişleri Komisyonu olarak, yine, 5 kişilik bir ekip olarak Brüksel'e gittik; çünkü, Brüksel'deki Meclis, yani, Belçika Meclisi, bu yasayı öncelikli olarak kabul etmişti, bu yasayı çıkarmıştı. Biraz önce, bununla ilgili yaptığımız çalışmalar, Dışişleri Komisyonu olarak yaptığımız çalışmaların sonucunda, sevinerek öğrendim ki, Belçika Meclisi, bu soykırımı, Türkiye'ye atfedilen soykırımı Meclisinde reddetmiş. (Alkışlar) Bunu, ben, kıvançla, keyifle, zevkle sizlerle paylaşmak istedim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tabiî, bu çalışmalarımız devam edecek. Önümüzdeki hafta da İsviçre'ye, Cenevre'ye gidiyoruz, Sayın Mehmet Dülger Başkanın başkanlığında. Konuyla ilgili çalışmalarımız devam edecek; çünkü, bunun yapılması gerekliliğini zaten tespit ettiğimiz için bu yolda yürümeye devam ediyoruz. Ancak, bunu yaparken, bunun, özellikle, esnaf tarafından ihracatçılar tarafından; yani, Türkiye'yle yakından ilgili, Türkiye'nin dışa açılan bütün pencerelerinden bu mesajların dünyaya iletilmesi gerekiyor. Sadece Meclisin yapacağı bir çalışma olmanın ötesinde, bu çalışmaya renk katmak, katkı koymak için herkesin ciddî şekilde çalışması gerekiyor; bunu da, özellikle, bizi dinleyen herkese iletmek istiyorum.

Maddeye geldiğim zaman, maddeyle ilgili, tabiî, söyleyeceğim şeyler önemli; çünkü, madde 26'da, eskiden yaklaşık 100 kişiyle bir oda kurulurken, bugün, hepinizin bildiği gibi, 500 kişiyle oda kuruluyor. Şimdi, hem 500 kişiyle oda kurulacak hem de 60 oda bir araya gelecek, bir federasyon kurulacak. Şimdi, bunun, fizik olarak olması çok mümkün değil. Eğer, biz, birtakım şeyler olmasın diye -altını çizerek söylüyorum, olmasın diye- zorlaştırmak adına birtakım yasalar çıkarıyor isek şayet, o zaman, bunu hiç yapmayalım daha iyi. Ama, gerçekten, biz, olumlu, daha doğrusu, esnafın daha örgütlü hale gelmesini sağlayacak birtakım çekim noktaları oluşturmak istiyorsak, bunun adı, bence, yorgunu yokuşa sürmek olmamalı; bunun adı, bence, esnafın daha kolay örgütlenebilir hale gelmesi için esnafa yardımcı olmak olmalı diye düşünüyorum.

Tabiî, özellikle, bu konuda, bir Denizli Milletvekili olarak… Çünkü, Denizli'nin, Teşvik Yasasıyla ilgili zaten çok ciddî bir sıkıntısı var. Bu sıkıntı Denizli'yi birhayli hırpalarken... Yine, biraz önce, esnaf odası başkanımla, başkanlarımla görüştüm, konfederasyon başkanımla görüştüm. Hepsi, bu yasa bizi çok fazla sıkıntıya sokmayacak; ama, belki, bu yasa bizi daha da ileriye götürmeyecek, belki değil, götürmeyecek, bizim daha fazla örgütlenmemizi sağlamayacak bir yasa çalışması diyor. Haa, diyeceksiniz ki, bu insanlardan biz gerekli katkıyı aldık mı; almamışız; çünkü, onların uyarılarını da dikkate almamışız. Bu, benim beyanım değil, onların bana söyledikleridir, bunu da sizinle paylaşmak istiyorum.

Sözümü de fazla uzatmak istemiyorum; ancak, bir Denizli Milletvekili olarak, eminim, Denizlili hemşerilerimin de, buradaki milletvekillerimin de, bir konuda beni ciddî şekilde dinleyip, benim hassasiyetime ortak olmalarını istiyorum. Bugün gazetede okuduğum bir haber... Bu haberde, Türkiye Cumhuriyetinin bir bakanı, Denizli'deki bazı tekstilciler için değil, halıcılar için, hoş olmayan, bir bakana yakışmayacak... Bir bakana yakışmamanın ötesinde, tekstilden sonra, acaba, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı Denizli'deki halıcılara da mı göz dikti diyorum; çünkü, belki, münferiden olmuş birtakım olaylar olabilir, olmaz değil; ama, eğer, siz, işi bilen bir insansanız... Bir müşteri, bir halıcıdan halıyı alırken bir sözleşme imzalar. Bu sözleşmenin üzerinde halının tarifi vardır ve yine bu sözleşmenin üzerinde, eğer, halı bu tarife uygun değilse, yani, parası ödenen halı alıcıya takdim edilmezse, halıyı alan kişinin parasını alma konusunda hukukî hakları doğar. Şimdi, bütün bunlar böyleyken, Sayın Bakanın, bu konuda Denizlili halıcılara yaptığı haksızlığı buradan kınıyorum. Kınamanın ötesinde, kendisiyle ilgili hukukî sürecin de başladığını kendisine şimdiden duyurmak istiyorum. Sebebi şu: Bir kere, eğer böyle bir şey varsa bile, bunun, burada, bu şekilde açıklanması Türk turizmine yapılacak en büyük haksızlıktır, Türk turizmine yön veren Denizli'ye karşı yapılan en büyük haksızlıktır.

Bir an düşündüm -demin basın mensupları bana sordu "ne diyorsunuz bu konuyla ilgili" diye- Sayın Bakanın da özellikle durumu malum, bazen, bazen değil çoğu zaman uyuduğu için, acaba uykusunda mı söyledi diye düşündüm. Uykusunda söylemediğini düşünerek, uykusunda söylese bile böyle bir haksızlığı yapmaması gerektiğini düşündüğüm için Sayın Bakanı ayıpladığımı ve konudaki duyarsız beyanın Sayın Bakan tarafından düzeltilmesi gerektiğini özellikle buradan söylemek istiyorum. Çünkü, tekrar söylüyorum; bu konu, Sayın Bakanı aşan bir konudur. Konunun, mesleğin içinde olmayan bir insan tarafından, birtakım kulak dolgusu bilgilerle oradaki binlerce kişiyi, bu işten ekmek yiyen, bu işten ekmek yemenin ötesinde bu işten para kazanan binlerce insanı töhmet altında bırakmak bir Türkiye Cumhuriyeti bakanına yakışan bir yaklaşım değildir, tutum değildir.

Ben, bütün bakanlarımdan bunu hassasiyetle rica ediyorum; çünkü, acemi olabilirler, ama, ne olur, Türkiye Cumhuriyetinin bakanı olduklarını unutmasınlar. Nasıl, biz, Türkiye Büyük Meclisinin mensubu olduğumuzu unutmama konusunda birbirimizi uyarıyorsak, onlar da bizim bu uyarılarımızı dikkate alsınlar.

Bu konuyla ilgili özellikle Denizli'deki halıcı arkadaşlarımın mesajı, Sayın Bakana sadece "ayıp etti" dediler ve hukukî süreci de başlatacaklar. Hiç kimsenin Denizli'deki üreticilerle ilgili böyle bir söz söylemeye hakkı yoktur. Bu konuyla ilgili hassasiyetin Sayın Bakana ve ilgili kişilere ve kurumlara iletilmesinden sonra, ben, bana bu fırsatı veren Sayın Meclis Başkanvekilimi, bana bu fırsatı veren siz sayın parlamenterleri ve bizi dinleyen Denizlili hemşerilerimizi, yine, özellikle, bu Ermeni soykırımı konusunda bize bundan sonra destek olacak bütün meslek odalarını, demokratik kitle örgütlerini -daha ciddî çalışmalar yapmaları konusunda bizlerle direkt temas etmelerini bekliyorum- ve Yüce Meclisi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Oral.

Madde üzerinde 1 adet önerge vardır; okutup, işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının 26 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki "oda adedinin 60'tan az olmaması" ibaresinin "oda adedinin 40'tan az olmaması" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Eyüp Fatsa

Hasan Ali Çelik

Mustafa Elitaş

 

Ordu

Sakarya

Kayseri

 

Cüneyit Karabıyık

 

Bayram Özçelik

 

Van

 

Burdur

 

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HASAN ALİ ÇELİK (Sakarya) - Olumlu görüşle, takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Kabul ediyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bazı ihtisas odalarının ülke genelindeki sayıları çok fazla değildir. O meslek dallarındaki esnaf ve sanatkâr sayısının azlığı nedeniyle her ilde oda kurulamamaktadır. Yeni kurulacak odalarda asgarî üye sayısının 500 olması, oda kuruluşlarını güçleştirmektedir. Federasyonu bulunmayan ihtisas odalarının federasyon kurabilmeleri için asgarî sayının 40 olmasının daha uygun olacağı düşünülmüştür. İhtisas odalarının daha kolay federasyon kurabilmeleri amaçlanmıştır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime 20.45'e kadar ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 20.09

 


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.50

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 108 inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

851 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Muhalefet yerinde; iktidar partisi yok...

BAŞKAN - Tasarının 27 nci maddesini okutuyorum:

Federasyona kayıt

MADDE 27.- Federasyon kurulduktan sonra aynı meslek dalında kurulmuş bulunan veya sonradan kurulacak odalar, kuruluş tarihinden itibaren bir ay içinde federasyona kayıt olmak zorundadırlar.

Kayıt zorunluluğunu yerine getirmeyen odaların kayıtları federasyon tarafından resen yapılır ve ilgili odaya yazılı olarak bildirilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

28 inci maddeyi okutuyorum:

Federasyonun organları

MADDE 28.- Federasyon organları şunlardır:

a) Genel kurul: Federasyon genel kurul tarihinden en az altı ay önce kurulmuş olan odaların yönetim kurulu başkan ve üyelerinden oluşur.

b) Yönetim kurulu: Başkan dahil olmak üzere, oda sayısı 75 ve daha az olanlarda dokuz, 76-125 olanlarda onbir, 126 ve daha fazla olanlarda onüç kişiden oluşur ve genel kurul üyeleri arasından dört yıl süreyle görev yapmak üzere seçilir. Aynı sayıda yedek üye seçilir.

c) Denetim kurulu: Genel kurul üyeleri arasından dört yıl süreyle görev yapmak üzere seçilecek üç kişiden oluşur. Aynı sayıda yedek üye seçilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

1 adet önerge vardır; önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanun Tasarısının 28 inci maddesinin (a) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Nuri Çilingir

Eyüp Fatsa

Bayram Meral

 

Manisa

Ordu

Ankara

 

Tacidar Seyhan

Vedat Yücesan

Orhan Ziya Diren

 

Adana

Eskişehir

Tokat

 

 

Ülkü Güney

 

 

 

Bayburt

 

 

"a) Genel kurul: Federasyon genel kurul tarihinden en az altı ay önce kurulmuş olan odaların yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile federasyonun görevde bulunan başkanı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinden oluşur."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HASAN ALİ ÇELİK (Sakarya) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Kabul ediyoruz.

BAŞKAN - Sayın Meral, konuşacak mısınız?

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun.

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün, Genel Kurulun birlikteliğinden son derece mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, malumlarınız, ülkenin içte ve dışta çok ciddî sorunları var. Bu sorunları ortadan kaldıramazsak, aza indirecek yine bu Yüce Meclistir.

Tabiî ki, ilk etapta biraz yüksek tonlu ifadeler kullandığımızın farkındayız. Sanki, burada, kişilere yönelik bir savunma tarzı seçtik gibi bir intiba edinildi. Bunun, hiç, uzaktan yakından ilgisi yoktu değerli arkadaşlarım.

Ben, Sayın Bakanıma, komisyona ve bütün arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Bilhassa grup başkanvekili arkadaşlarımın göstermiş olduğu gayrete teşekkür ediyorum. Demek ki, bizim daha önce söylediklerimizin doğruluk payı vardı. Değerli Bakanımız, değerli komisyon, değerli milletvekilleri, büyük ölçüde olmasa da, kısmen, bu sıkıntıyı aza indirdi.

Ben, ayrıca, burada bizi sabırla dinleyen Sayın Müsteşarıma, Genel Müdürüme, bütün ekibine de yürekten teşekkür ederim. Onların sabrına hakikaten saygım var. Biz burada birçok şeyi konuşuyoruz, yeri geliyor, kısmen onları da eleştirinin içerisine alıyoruz; ama, biz de, bazen, geçmişte milletvekili arkadaşlarım konuşurken oradan seyrederdik, ah bir orada milletvekili olsaydım da, bak neler konuşacağım diye içimizden geçerdi. Şimdi, belki, oradaki arkadaşlarımın da içinden böyle geçenler vardır. İnşallah onlar da bir gün milletvekili olur, burada, bu düşüncelerini dile getirirler.

Değerli arkadaşlarım, bir 3 üncü maddenin dışında -ki, geçici 3 üncü madde de kısmen bunu telafi ediyor- 19 uncu madde, 28 inci maddeyi şimdi görüşüyoruz, 15 inci madde, 36 ncı madde de kabul edilecek olursa -ki, görünüm odur değerli arkadaşlarım- bu sıkıntı kısmen aza inmiştir. Bakın, ne güzel, bir ortak fikir oluşturuyorsak, doğruya birlikte parmak basıyorsak, daha sağlıklı sonuçlara gidiyoruz.

Ben, bu arada, esnafa yürekten de teşekkür ediyorum. Soruna esnaf sahip çıktı, teşkilatına sahip çıktı; başkanlarına sahip çıktı, onların bu örgütlü gidişatına yürekten teşekkür ediyorum; yolları açık olsun.

Yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Meral.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

29 uncu maddeyi okutuyorum:

Federasyon genel kurulunun görev ve yetkileri

MADDE 29.- Federasyon genel kurulunun başlıca görev ve yetkileri şunlardır:

a) Federasyon başkanını, yönetim kurulu ve denetim kurulu asıl ve yedek üyelerini seçmek.

b) Yönetim kurulu faaliyet raporu, denetim kurulu raporu, bilanço ve gelir ve gider hesaplarını incelemek, kabul veya reddetmek.

c) Yönetim kurulu ve denetim kurulunu ibra etmek.

d) Yeni döneme ait çalışma programı ile bu program içinde yer alan eğitim, teorik ve pratik kurs programlarını ve tahmini bütçeyi incelemek, aynen veya değiştirerek kabul etmek.

e) İşlem ve eylemleri nedeniyle hukuki ve cezai sorumluluğu tespit edilen organ üyeleri hakkında dava açılmasına, bunların görevde kalıp kalmamasına karar vermek.

f) Üye odalarda ve üye odalar arasında meslek ve sanatlarının yürütülmesi yönünden çıkacak olumsuzlukları ve anlaşmazlıkları çözüme kavuşturmak ve üye odaların uyması zorunlu meslekî kararların alınmasını sağlamak üzere Konfederasyona teklifte bulunmak.

g) Üye odalar ve mensuplarının meslekî gelişme ve ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak maksadıyla gerekli tedbirleri almaya ve bu konuda gereken kurs, seminer, fuar ve benzeri kültürel ve sosyal faaliyetlerde bulunmaya, tesisler kurmaya, Konfederasyonun uygun görüşü ile Bakanlıktan izin alarak uluslararası kuruluşlara üye olmaya karar vermek.

h) İmkânları ölçüsünde öğrenci okutulmasına, bir evvelki yıl gayri safi gelirinin %10'unu geçmemek şartıyla kamu yararına hizmet eden kuruluşlara sosyal yardım yapılmasına ve bütçe imkânları elverişli olmayan üye odalara durumlarını belgelendirmeleri kaydıyla aynî ve nakdî yardımda bulunulmasına karar vermek.

ı) Kuruluş amacını gerçekleştirmeye yönelik gayrimenkul ve her türlü taşıt alım satımına, gayrimenkul karşılığında ödünç para alınmasına karar vermek; bütün bu faaliyetlerine ait bilgileri Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında güncelleyerek tutmak.

j) Üye odaların ve üyelerinin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak ve mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak amaçlarıyla sınırlı olarak kurulmuş veya kurulacak şirketlere ve kooperatiflere iştirak etmek, amaçlarına uygun olarak eğitim ve öğretim kurumları kurmak üzere vakıf kurmaya karar vermek ve bu konudaki işlemleri yürütmek üzere yönetim kuruluna yetki vermek.

BAŞKAN- Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

30 uncu maddeyi okutuyorum:

Federasyon yönetim kurulunun görev ve yetkileri

MADDE 30.- Federasyon yönetim kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:

a) Federasyon işlerini mevzuata ve genel kurul kararlarına uygun olarak yürütmek.

b) Bakanlık ve Konfederasyonca mevzuat gereği verilecek görevleri yerine getirmek.

c) Yeni dönem çalışma programı ile bu program içinde yer alacak eğitim, teorik ve pratik kurs programlarını ve tahmini bütçeyi hazırlamak ve genel kurulun onayına sunmak.

d) Mevzuat ve oda ana sözleşmesi esasları içinde yürütülmesini sağlamak üzere, gerekli görülecek zamanlarda, üye odaların çalışmalarını inceleyerek alınması gerekli idarî ve malî tedbirler hakkında bildirimde bulunmak ve odanın bağlı bulunduğu birliğe bilgi vermek.

e) Federasyonda çalışan personel ile odalarla mensupları hakkındaki lüzumlu bilgilerin Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında düzenli olarak tutulmasını sağlamak ve resmî dairelerin bu husustaki taleplerini yerine getirmek.

f) Üyesi olan odalar ve mensuplarının mesleki bilgi ve eğitim çalışmalarını temin etmek, resmî ve özel merciler nezdinde gerekli girişim ve temaslarda bulunmak, mensuplarının genel meslekî menfaatlerini ilgilendiren konularda adlî ve idarî yargı mercileri önünde federasyon başkanı marifetiyle federasyonu temsil etmek.

g) Genel sekreter ve diğer personelin atama, terfi, cezalandırma ve görevlerine son verilmesine karar vermek.

h) Resmî ve özel merciler tarafından istenecek temsilcileri atamak ve görevlendirmek.

ı) Üye odaların gelişmesi için lüzumlu ve yararlı tedbirleri almak ve gereken tesisleri kurmak.

j) Federasyon katılma payının ve kayıt ücretinin üye odalardan elektronik ortamda tahsilini sağlamak.

k) Bilanço ve gelir ve gider hesap cetvelini şubat ayı sonuna kadar, genel kurul evrakını ise genel kurulu takip eden on gün içinde Konfederasyona göndermek.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Antalya Milletvekili Sayın Hüseyin Ekmekcioğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 30 uncu maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlarım.

Şu anda önemli bir konuyu görüşüyoruz, esnaf ve sanatkârlar; toplumun en sıkıntılı, bunalım içerisinde olan sektörü. Yasa tasarıları hazırlanırken, bu kesimin en acil olan sorunlarının çözümü öncelikli olarak Parlamento gündemine taşınmalıdır. Görüşmekte olduğumuz yasa tasarısı acil olan ihtiyaçların çözümüne yanıt vermemektedir; yönetimsel bir yasa tasarısıdır. Elbette, bu tasarı önemlidir; ama, esnaf ve sanatkârlarımızın ayakta kalmalarını sağlayacak, gelişmelerini örgütleyecek, rahatlatacak yasalar çıkarmadığımız sürece, ne kadar yönetsel kanun çıkarsanız da tam manasıyla uygulamaya koyamazsınız, yasaları uygulayacak esnaf ve sanatkâr bulamazsınız.

Ülkemizin, ekonomik, sosyal ve çalışma hayatında, nicelik itibariyle dinamik ve ağırlıklı bölümünü esnaf ve sanatkârlar oluşturmaktadır. Bu kesim, veritabanına kayıtlı yaklaşık 3,5 milyon aktif, 2 270 000 pasif olmak üzere, 5 700 000 olarak belirlenmiştir. Bu oran da nüfusumuzun yaklaşık olarak yüzde 30'luk bir bölümünü oluşturmaktadır. İşletme sayısı, istihdam payı, üretim düzeyi ve yaratılan katmadeğer bakımından esnaf ve sanatkârlar, sosyoekonomik dengelerin kurulmasında, tarımsal ve sınaî ürünlerin tüketiciye ulaşmasında, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizin de ekonomik ve sosyal yapısında önemli rol oynamaktadır.

Bugün, esnaf ve sanatkârların sorunları arasında kayıtdışı ve seyyar çalışan esnafın kayıt altına alınmayışı, bununla birlikte vergi, Bağ-Kur primlerinin ve uygulanan kredi faiz oranlarının çok yüksek olmasıdır. E-esnaf projesi Bakanlıkça hayata geçirilmiştir. Bununla birlikte, esnaf ve sanatkârların AB'ye tam üyelik sürecinde sorunlarının çözümünde her türlü teknolojiyi ve AB'deki vergi, malî alandaki ve pazardaki rekabet koşulları konusunda bilgi ve destek verecek esnaf bilgi bankası, tüm illerde danışma birimleri kurulması gerekmektedir.

4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, sınırlı sermayesiyle taşıma hizmeti sunan nakliyeci esnaf ve sanatkârımızı perişan hale getirmiştir. Bu yasa yeniden düzenlenmeli, tonaj haddi, 25 ton sınırı aşağıya çekilmelidir. Ticaret odası kayıt zorunluluğu kaldırılmalı, K-1 ve K-2 belge ücretleri makul seviyelere indirilmelidir. Sektör içinde önemli yeri olan kamyoncu esnafımızın da çok mağdur olduğu ortadadır. Mazot, lastik ve yedek parça fiyatlarındaki artışlar kamyoncu esnafımızın belini bükmektedir. Masrafları artmasına rağmen yük taşıma ücretleri çok düşüktür, hatta, maliyetine taşımacılık yapılmaktadır. Kamyoncu esnafı perişan bir durumdadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yürürlükte olan vergi sistemi, esnaf ve sanatkâra ağır bir yük getirmektedir. Bu nedenle, mevcut vergi sistemi yeniden gözden geçirilerek, tüm işyeri kiralarının kira stopajları yüzde 20'den yüzde 10'a düşürülmeli, çek defterlerinden alınan harçlar kaldırılmalıdır. Gerekli vergisel teşvikler sağlanarak üzerindeki istihdam maliyetleri aşağıya çekilmelidir. Sektör aleyhine olan rekabet dengesizliği ortadan kaldırılmalıdır. En az geçim indirimi uygulaması tekrar getirilmeli, basit usul muhasebe defter tutma hadleriyle işletme defter tutma hadleri yeniden gözden geçirilerek yükseltilmelidir. Gelir Vergisi tarifesi esnaf ve sanatkârı destekleyecek şekilde yeniden düzeltilerek Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi oranında mutlaka indirim yapılmalıdır. Vergi mükellefi olmak için vergi dairelerine müracaat eden vergi mükellefi adaylarından 3308 sayılı Yasaya göre ustalık belgesi istenmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün ülkemizde çalışanların yüzde 60'ından fazlasını istihdam eden, katmadeğerin yüzde 32'sinden fazlasını yaratan esnaf ve sanatkârlar Türkiye genelindeki kredi pastasından yaklaşık yüzde 4 oranında pay almaktadırlar. Gerek yatırımlarını gerekse giderlerini, yani tüm ticarî hayatını öz sermayeleriyle ortaya koyan esnaf ve sanatkârlar kredi finansman yönünden desteklenmelidir. Bu nedenle esnaf kefalet ve kredi kooperatifleri aracılığıyla kullandırılan kredilerin şahıs limitleri 15 000 YTL'den 25 000 YTL'ye yükseltilmelidir.

2001 yılında enflasyon oranı yüzde 70 iken esnaf kredi faizleri yüzde 50 civarındaydı, yani enflasyon oranının altındaydı; şu anda enflasyon oranı yüzde 10; ancak, kredi faiz oranı yüzde 10'la yüzde 20 arasında. Bu oranlar çok yüksektir. Kredi faiz oranları yüzde 18'den enflasyon seviyesinin altına düşürülmelidir. İşyerleri için kredi desteği yeniden düzenlenmeli, esnaf ve sanatkâra yönelik özel kredi paketleri oluşturulmalıdır.

Küçük ve Orta Ölçekli Sanayii Geliştirme ve Destekleme Başkanlığı (KOSGEB) tarafından düşük faizli, uzun vadeli, esnaf ve sanatkârlarımıza işletme, tesis donanım, işyeri geliştirme kredileri verilmelidir. Kredi alım işlemlerinde ağır ve zorlayıcı hükümler kaldırılmalıdır. Leasing ve factoring gibi modern finansman tekniklerinde, bu kesimi kapsayacak şekilde mevzuat değişikliği yapılarak bu kredi sisteminden yararlandırılmalıdır.

Esnaf ve sanatkârların bağlı olduğu sosyal güvenlik kuruluşu olan Bağ-Kur yeniden organize edilerek hizmet etkinliği artırılmalıdır.

Sorunların çözümü için otomasyon çalışmaları hızlandırılmalı, emekli maaşlarından kesinti yapılmamalı, emekli tabanaylıklarına standart getirilmeli, basamak satın alma uygulaması geliştirilmelidir.

2.8.2003 tarihli 4956 sayılı Kanunla, borçlu sigortalılara getirilen ödeme kolaylığı esnaf ve sanatkârlar tarafından olumlu karşılanmamış, rağbet görmemiştir. Bunun nedeni, mevcut prim borcuna gecikme zammı borcunun da ilave edilmesi suretiyle, toplam meblağa bir ay sonraki ay içinde faiz uygulamasıdır. Bu düzenleme, ödeme zorluğu içinde olan esnaf ve sanatkâra hiçbir kolaylık getirmemiş ve ilgi de görmemiştir.

Meslek kuruluşlarının görüşü alınarak, yeniden borç yapılandırma modeli geliştirilmelidir. Bu model yürürlüğe konarak, Bağ-Kur tahsilat gelirlerinin de tahsil edilmesi gerçekleştirilmelidir.

Değerli milletvekilleri, günümüz ekonomik koşulları içerisinde Bağ-Kur prim borçlarının aksatılmadan düzenli olarak ödenmesi mümkün değildir. Şu anda Bağ-Kura kayıtlı olduğu halde borcunu hiç ödememiş 477 000 esnafımız bulunmaktadır. Bununla birlikte, primlerini ödemeye çalıştığı halde borçlu olan 1 110 000 esnafımız mevcuttur. Ancak, 819 000 esnafımız borcunu düzenli olarak ödeyebilmektedir. Esnaflarımızın Bağ-Kura olan toplam prim borcu 16 katrilyondan fazladır. Buradan ortaya çıkan sonuç, borçlu sayısı borçsuz sayısından fazladır. Peki, bu normal midir; elbette ki değildir. Bu nedenle, sosyal prim borçları ve buna ilişkin olarak tahakkuk eden gecikme zammı faizlerine ödeme kolaylığı getirilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün ülkemizin en büyük sorunlarından biri de işsizliktir. İşsizliğe çözüm ararken, esnaf ve sanatkârın iş yapar duruma getirilmesi için gerekli destek bugüne kadar verilememiştir. Yeni işyeri açan ve 1'den fazla işçi çalıştıran işletmelere üç yıl vergi indirimi yapılmalı ve SSK primlerinden muaf tutulmalıdır.

Esnaf ve sanatkârın geliştirilmesi, güçlendirilmesi, iç istihdamın yaratılması amacıyla özel fon kurularak yaratılan bu yeni istihdam için sosyal güvenlik desteği verilmelidir.

Küçük sanayi sitelerinde yeni teknolojinin uygulanması amacıyla, KOSGEB danışmanlık, laboratuvar, eğitim, tasarım gibi hususlarda hizmet merkezleri açılmalıdır.

AB ülkeleri, sosyal güvenlik primlerinde esnaf ve sanatkârı teşvik için yarattığı istihdama göre ve yatırımlara yöneldiğinde, önemli miktarlarda indirim yaparken, ülkemiz esnaf ve sanatkârı böyle bir olanaktan yararlanamamaktadır. Hiç olmazsa, Bağ-Kur ve SSK prim artış oranlarının makul düzeylerde tutulmasına yönelik mevzuat değişikliğine gidilebilir.

Esnaf ve sanatkârımız pek çok sorunla karşı karşıyadır. Zor ekonomik ve sosyal koşullar altında faaliyetlerini sürdüren sektörün sorunlarını çözmek için gereken adımları atmak, hem muhalefet olarak bizim hem de iktidardaki partinin aslî görevidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Ekmekcioğlu.

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Esnaf ve sanatkârlarımız, çalışkanlıkları ve dürüstlükleriyle her zaman toplumumuzun temel taşları olarak kabul edilmişlerdir. Onları yok saymanın, gözden çıkarmanın, topluma ve ülkeye vereceği zararın ve çıkaracağı faturanın çok ağır olacağını unutmamalıyız.

Esnafımızın içinde bulunduğu bu sıkıntılardan kurtulabilmesi için gerekli düzenlemeler acilen yapılmalıdır; tabiî ki, bunlar temennidir, taleptir. AKP İktidarı, bu sorunları bugüne kadar çözebildi mi; hayır. Çözebilecek mi; ben inanmıyorum, çözemez. Artık, esnaf ve sanatkâr, problemlerini kendine yakın olan sosyal politikaları savunan, sosyal demokrat bir iktidarın çözebileceğini bilmelidir; bu adres de, Cumhuriyet Halk Partisidir. Birbirinden farkı olmayan AKP ve bundan önceki partileri iktidara taşıyarak sorunların çözülmediği yaşayarak görülmüştür.

Görüşülmekte olan tasarının 30 uncu maddesine Cumhuriyet Halk Partisi olarak olumlu baktığımızı belirtir, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ekmekcioğlu.

Madde üzerinde, şahsı adına söz isteyen Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Eraslan; buyurun.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, çok önemli bir kanunu görüşüyoruz. 227 ayrı iş kolunu ilgilendiren, Türkiye'de ticarî faaliyette bulunan, küçük ölçekli, orta ölçekli, 6 000 000 esnafımızı ilgilendiren, dolayısıyla, aynı zamanda, 25 000 000 insanımızı da ilgilendiren, her aileyi 4 kişiyle, 5 kişiyle çarparsak, asgarî       25 000 000 insanımızı ilgilendiren çok önemli bir kanunu, esnaf ve sanatkârlar kanununu görüşüyoruz; ama, maalesef, bakıyorum, 550 milletvekilinden teşekkül eden Türkiye Büyük Millet Meclisinde, şu an, iktidar kanadında 30 milletvekili var, Cumhuriyet Halk Partisinin, Anamuhalefet Partisinin de sıralarında, kürsülerinde, 8-10 milletvekili var.

EYÜP FATSA (Ordu) - Kardeşim, konuşacak bir şeyin varsa konuş!.. Yasayla ilgili konuşacaksan konuş!..

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Biz yasayı konuşuyoruz Sayın Fatsa… Hiç alınmayın…

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Fatsa…

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Hiç alınmayın…

EYÜP FATSA (Ordu) - Yasayla ilgili konuş…

BAŞKAN - Sayın Fatsa… Lütfen…

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Türkiye Büyük Millet Meclisinde, kanun böyle görüşülmez… Yasa…

AHMET KOCA (Afyon) - Siz kaç kişisiniz?!

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Biz 3 milletvekiliyiz Doğru Yol Partisi olarak Sayın Milletvekili; 2'miz buradayız, dolayısıyla, yüzde 75 eder. (AK Parti sıralarından alkışlar [!])

AHMET KOCA (Afyon) - O kadar işte; başka da gelmez…

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Dolayısıyla, yüzde 75 eder. 3 kişinin 2'si burada, 2 milletvekili buradayız; ama, 360 milletvekilinden 30 tane milletvekili var. (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Eraslan… Sayın Eraslan… Lütfen…

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Anamuhalefet Partisinin, sadece, 8-10 milletvekili var. Anlaşmışsınız kendi aranızda, bu kanunu geçireceğiz… İktidar Partisi getirmiş, Cumhuriyet Halk Partisi, Anamuhalefet Partisi de, biz, bunu olumlu buluyoruz diyorsunuz, getiriyorsunuz, anlaşıyorsunuz… Esnafı ilgilendirmeyen ve esnafa hiçbir yararı, hiçbir hayrı dokunmayan böyle bir yasayı görüşüyoruz; ama, maalesef, burada milletvekili yok. Bakıyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisi bomboş, kürsüler bomboş, Mecliste milletvekili yok, Mecliste hiç kimse yok ve biz böyle bir yasayı… Haydi iktidara bir şey demeyeceğim; ama, Cumhuriyet Halk Partisi, Anamuhalefet Partisinin, 170 milletvekili olan bir partinin sıraları, Sayın Anadol, böyle olmamalıydı!..

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Yavaş, yavaş… Fazla heyecanlanma!..

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Hepiniz burada olmalıydınız, hepiniz burada muhalefet görevinizi yapmalıydınız. Hepinizin, muhalefet söylemleri icabı, burada bulunmanız gerekiyordu.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Muhalefet edecek tarafı yoksa ne yapsın?!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen…

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisine de saygısızlıktır, Türkiye'deki yetmiş iki milyon ülke insanına da, Türkiye'ye de saygısızlıktır bu! Biz, eğer bu saate kadar burada duruyor, bekliyorsak, acaba ne katkımız olur, acaba ne faydamız olur, nasıl istifademiz olur kanaatiyle burada geç saatlere kadar beklerken, bakıyoruz, maalesef, bütün sıralar boş, bütün kürsüler boş; ne iktidar sırasında var ne muhalefet sırasında var. Ben, bunu, milletim adına, ülkem adına teessüfle karşılıyorum ve bunun, Türkiye Büyük Millet Meclisine hiçbir şekilde yakışmadığını, böyle yasal düzenlemelerin bize hiçbir şey katmayacağını, hiçbir faydası olmayacağını… Konuşulmayan ve özellikle muhalefet edilmeyen bir kanun, mutlaka, aksaklıklarla, yanlışlıklarla, zafiyetlerle ve eksikliklerle tahakkuk edecektir. Bunu herkes böyle bilsin, böyle bilinmesini istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Eraslan, Başkanlık kürsüsü yerinde, hatırlatırım!..

Buyurun.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum bu müsamahanızdan dolayı; ama, gerçekten, öyle, çok benimsenecek bir ortam yok, çok kıvanç duyulacak, sevinç duyulacak bir ortam yok maalesef.

İSMAİL BİLEN (Manisa) - Tribünlere mi konuşmak istiyorsunuz?!

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, esnaf ve sanatkârlar, Türkiye'de, üretimin yüzde 37'sini ve -en önemli bölümü de- istihdamın yüzde 45'ini oluşturuyor. Bakın, şu an işsizlik almış başını gidiyor; ama, esnaf ve sanatkârlar, istihdamın oluşturulması noktasında, Türkiye'ye yayılan, Türkiye'nin her yerinde, Türkiye'nin sathında ticarî faaliyet sürdüren esnaf ve sanatkârlar istihdamın yüzde 45'ini oluştururken, yine, aynı şekilde, tüm işletmeler içerisinde, oransal olarak, işletmelerin aynı zamanda yüzde 95'ini teşkil ediyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Eraslan, toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, bugün, sadece 1 063 000 esnaf ve çiftçi, düzenli primini ödüyor, 1 063 000 esnaf. Aynı zamanda, 928 000 esnaf hiç prim ödeyemiyor, Bağ-Kur borcunu ödeyemiyor, sigorta borcunu ödeyemiyor. Düzensiz prim ödeyen esnaf sayısı ise 1 400 000 civarında.

Şimdi, böyle sıkıntılarla karşı karşıya; vergisini ödeyemiyor, Bağ-Kur primini ödeyemiyor, çarkını döndüremiyor, devletten aldığı krediyi iade edemiyor, onu ödeyebilmek için, yeniden kredi için başvuruyor, yeniden kredi alıyor, binbir belayla borçlarını ödemenin gayreti içerisinde oluyor ve binbir zorlukla, binbir sorun içerisinde çoluk çocuğuyla yaşamını devam ettirmeye çalışan bir Türk esnaf ve sanatkârımız var.

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Eraslan, buyurun.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - İşte, bunların bu noktada yarasına merhem olmak gerekir, bu noktada onlara el uzatmak gerekir, onları yaşatmak gerekir, ayağa kaldırmak gerekir, ekonomik açıdan güçlendirmek gerekirken, esnaf ve sanatkârların hiçbir yararına, hiçbir faydasına olmayacak bir yasayı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, olmayan iktidar milletvekilleriyle, olmayan Cumhuriyet Halk Partisiyle, olmayan bir Anamuhalefet Partisiyle görüşüyoruz.

İSMAİL BİLEN (Manisa) - Sizin görüşmediğiniz şeyleri görüşüyoruz hiç olmazsa.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Ben, bu tabloyu büyük bir üzüntüyle, büyük bir hüsranla izlerken, hepinize saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Eraslan.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkanım, hem Partim hem Grubum hem de şahsımın isminden bahsederek Partimize sataşmada bulundu; söz istiyorum efendim.

AHMET IŞIK (Konya) - Evet, doğru söylüyor.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Anadol. (AK Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

Yalnız, Sayın Anadol, çok kısa, 69 uncu madde gereğince.

Buyurun.

VII.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan'ın, konuşmasında, partisine ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Elbette Sayın Başkanım. Bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. Sözlerimi de fazla uzatmaya niyetim yok. Gecenin bu saatinde Yüce Meclisi meşgul etmek istemiyorum. Eğer, benden evvel konuşan Doğru Yol Partili milletvekili arkadaşım aynı şeyleri söyleyerek, yineleyerek hem iktidara hem muhalefete, aslı esası olmayan, temelinde zayıf olan iddialarla saldırmasaydı bu kürsüyü işgal etmeyecektim.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - 8 tane milletvekili var burada.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, ben dördüncü dönem milletvekilliği yapan bir arkadaşınızım. Kamuoyunu yanlış etkilememek için burada söz aldım. Şu anda bizi televizyonlardan izleyen yurttaşların deminki konuşmadan yanlış sonuç çıkarmaması için söz aldım.

Değerli arkadaşlarım ve bizi izleyen, şu saatte izleyen yurttaşlarım; Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan bu yana, Türkiye Büyük Millet Meclisi daha doğrusu, kurulduktan bu yana -cumhuriyetten önce kuruldu, 23 Nisan 1920'de- geleneksel olarak Meclislerin içtüzüklerinde komisyonlar vardır ve Meclisin en önemli çalışmaları komisyonlarda olur. Adı üstünde, Meclis İçtüzüğünde bunlara ihtisas komisyonları derler. Milletvekillerinin belirli dalda uzman olanlarından oluşan bu komisyonlar ince eleyip sık dokurlar, gerektiğinde altkomisyonlar kurarlar ve gerektiğinde milletvekili olmayanları, sivil toplum örgütlerinin, meslek kuruluşlarının temsilcilerini çağırırlar, onların düşüncelerini alırlar, bazen yazışmalar yaparlar bu örgütlerle ve komisyonlarda bu yasa tasarılarının veya tekliflerinin, bazen ikisini birden birleştirildiği vakit, âdeta, tabir yerindeyse, fırında pişirilmesini sağlarlar ve titiz bir çalışma yaparlar. Şimdi, bu yasa da, görüştüğümüz yasa da aynı şekilde oluşmuştur. Komisyonumuzun bu konuya dikkati sonucunda, bir altkomisyon kurulması gereği duyulmuştur ve altkomisyon çok titiz bir çalışma yapmıştır iktidarıyla muhalefetiyle. Elbette, anlaşamadığımız hususlar olmuştur. Zaten, bu yasanın böyle gecikmesinin nedeni, iktidar ve muhalefet arasında, belirli konularda, belirli maddelerde anlaşma sağlanamaması olmuştur. Ne olmuştur sonra; her iki parti, bu ilgili esnaf kuruluşlarıyla temaslarda bulunmuşlardır. İktidar ve muhalefet partisi arasındaki bu anlaşmazlığı gidermek üzere, belirli noktalarda birleşmeyi sağlamak, uzlaşmayı sağlamak üzere, uzun müzakereler olmuştur ve sonunda, bir uzlaşma, anlaşma sağlanarak ve Meclisten bunun geçmesi yoluna gidilmiştir. Bugün, o aşamayı yaşıyoruz.

Şimdi, bu kadar emekler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Anadol, lütfen ama…

K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Sayın Başkanım, bitiriyorum.

BAŞKAN - Son 1 dakika Sayın Anadol.

Buyurun.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Bu kadar uzun emekler sonucu hazırlanarak Meclise getirilen bir yasa tasarısıyla ilgili, özellikle benim partime, Anamuhalefet Partisine yapılan bu haksızlığı asla kabul etmiyorum ve muhalefeti sadece muhalefet etmek, iktidar ile muhalefetin anlaşmasını asla kabul etmemek gibi bir anlayışın, ne ülkemize ne esnaflara ne demokrasimize ne de Meclisimize hiçbir fayda getireceğine inanmıyorum. (CHP ve AK Parti sıralarından alkışlar) Bugün bunu yaşıyoruz ve bu Meclis yasama görevini yerine getirmektedir.

Arkadaşım, 3 milletvekilinden ibaret Doğru Yolun yüzde 70'ini temsil ettiğini söylüyor.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Hesabı yanlış yapmış, yüzde 66,5 eder!

K. KEMAL ANADOL (Devamla) - İleride, bunların da ne kadar doğru olduğunu, bu hesabın, göreceğiz.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, sataşma nedeniyle yerimden söz istiyorum.

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Eraslan, oturur musunuz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Geçen gün de yüzde 90'ları istifa etmişti!

EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Fatsa, Tüzüğün 69 uncu maddesi gereğince, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

2.- Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan'ın, konuşmasında partisine sataşması nedeniyle konuşması

EYÜP FATSA (Ordu) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, iktidarıyla muhalefetiyle, Türkiye için büyük önemi haiz olan esnaf ve sanatkârlarımızla ilgili önemli bir yasayı, bir büyük mutabakatla, beraber çıkarıyoruz. Bu yasayla ilgili süreci Sayın Anadol biraz önce özetledi, tekrar etmeyeceğim. Bu, bir mutabakatla gelmiştir; üzerinde çok çalışılmıştır, çok tartışılmıştır, sadece Parlamentoda değil, Parlamento dışında sivil toplum örgütlerinde, meslek kuruluşlarında da uzun süre tartışılmış ve gündemde kalmış bir kanun tasarısıdır. Dolayısıyla, Sayın Eraslan'ın, bunu takip etmemiş olması, edememiş olması…

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Ne alakası var?!

EYÜP FATSA (Devamla) - Müsaade et, müsaade et...

BAŞKAN - Sayın Eraslan, lütfen...

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Milletvekili sayılarınıza bakın.

BAŞKAN - Sayın Eraslan…

EYÜP FATSA (Devamla) - Müsaade et, müsaade et…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Fatsa.

EYÜP FATSA (Devamla) - Ben, onu, izleyicilerin takdirine arz ediyorum.

İktidar ve muhalefet partisi sıralarında çok az sayıda milletvekili olduğundan bahisle, hem iktidarı hem de muhalefeti tenkit etmiştir. Sayın Eraslan'la biz aynı partide, yaklaşık ikibuçuk sene milletvekilliği yaptık. Ben, bu Partinin Grup Başkanvekiliydim, Sayın Eraslan da AK Parti Grubunun bir üyesiydi. Bütün arkadaşlarımızla ilgili olduğu gibi, Sayın Eraslan'la ilgili de Grubumuzun arşivinde devam ve devamsızlık çizelgesi vardır. Sayın Eraslan, ikibuçuk sene neredeydin kardeşim?! Neredeydin allahaşkına?! (AK Parti sıralarından alkışlar)

EYÜP FATSA (Devamla) - Burada böyle çıkıp hamasi nutuk atmak, tribünlere oynamak kolay; ikibuçuk sene neredeydin, gel kamuoyuna, git seçmenine, Hatay'da bunun hesabını ver.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Ben buradaydım Sayın Fatsa.

BAŞKAN - Sayın Eraslan… Sayın Eraslan…

EYÜP FATSA (Devamla) - Müsaade et, müsaade et!..

MEHMET ERASLAN (Hatay) - İkibuçuk yıldır buradayım, devamsızlık cetvelini çıkarın, siz mi daha fazla gelmişsiniz, ben mi daha fazla gelmişim.

BAŞKAN - Sayın Eraslan, lütfen...

EYÜP FATSA (Devamla) - Müsaade et kardeşim, kayıtlarınız… Evet, Ankara'daydınız; ama, Genel Kurulda değildiniz.

BAŞKAN - Sayın Eraslan, lütfen... Sakin olalım...

EYÜP FATSA (Devamla) - Müsaade et kardeşim… Bir şey konuştunuz, biz dinledik sabırla.

Yani, söylenen şeylerin doğru olması, hakikat olmasına, her milletvekili arkadaşımızın azamî hassasiyet göstermesi gerekir.

Sayın Eraslan, bakın, sizden önce de bu kürsüde aynı gerekçelerle nutuk atan arkadaşlarınız, sonra "Sayın Genel Başkan bizi kandırdı, bizi yandırdı, bizi yanılttı" diye feryat ettiler. Unutma, bir gün aynı feryadı siz de yapabilirsiniz!

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Fatsa.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, sataşmadan dolayı söz istiyorum; cevap hakkım doğdu.

BAŞKAN - Lütfen Sayın Eraslan…

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Çok kısa...

BAŞKAN - Sayın Eraslan, lütfen, oturur musunuz.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Efendim, ismimi hitap ederek sataşmada bulundu; sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Eraslan, ben tutanakları getirtip bakacağım; siz konuşmanızda, iktidar ve muhalefet partilerinin Mecliste olmadığını söylediniz. Her iki Partinin Grup Başkanvekilleri de çıktılar, Genel Kurulun dolu olduğunu, tüm milletvekillerinin burada olduğunu söylediler. Konu bundan ibarettir.

Lütfen, Sayın Eraslan.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Eraslan, tutanakları getirtip inceleteceğim, ona göre söz vereceğim.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN - Lütfen Sayın Kandoğan, lütfen…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, şahsımla ilgili son cümlesi.

BAŞKAN - Tutanakları inceleteceğim Sayın Kandoğan

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Benim şahsımla ilgili son cümlesi.

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, tutanakları getirtip, okuyup, ona göre karar vereceğim.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Siz de dinlemediniz mi Sayın Başkan son söylediğini?!

MEHMET ERASLAN( Hatay) - Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851) (Devam)

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum...

MEHMET ERASLAN( Hatay) - Sayın Başkan, karar yetersayısı…

BAŞKAN - Arayacağım Sayın Eraslan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - 70 kişi var.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Var, var…

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Kacır, burada, Başkanlık Divanının Kâtip Üyeleri var, sayıyorlar; Başkanlık Divanının ihtiyacı yok Sayın Kacır.

Karar yetersayısı yoktur, birleşime 5 dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 21.30

 


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.36

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 108 inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

851 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Tasarının 30 uncu maddesinin oylamasında karar yetersayısı bulunamamıştı. Şimdi, 30 uncu maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.

Maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yetersayısı vardır; madde kabul edilmiştir.

31 inci maddeyi okutuyorum:

Federasyon denetim kurulunun görev ve yetkileri

MADDE 31.- Federasyon denetim kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:

a) Bu Kanunla verilen görevler ile genel kurulda alınan kararların yönetim kurulu tarafından yerine getirilip getirilmediğini incelemek.

b) Federasyon işlemlerinin mevzuat ve federasyon ana sözleşmesi çerçevesinde yerine getirilip getirilmediğini incelemek.

c) Bakanlık ve Konfederasyon tarafından mevzuat gereği verilen görevlerin yerine getirilip getirilmediğini incelemek.

d) Federasyon kayıt ücreti ve katılma paylarının üye odalardan zamanında tahsil edilip edilmediğini kontrol etmek ve federasyonun işlem ve hesapları hakkında genel kurula rapor vermek.

e) Genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmak.

Denetim kurulu üyeleri, yukarıda sayılan görev ve yetkilerinden (d) ve (e) bentlerinde belirtilenleri salt çoğunlukla yerine getirirler.

BAŞKAN- Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

32 nci maddeyi okutuyorum:

Federasyonun gelirleri

MADDE 32.- Federasyonun gelirleri şunlardır:

a) Federasyona bağlı odalardan alınacak kayıt ücreti ve katılma payları.

b) Yayın gelirleri.

c) Bağış ve yardımlar.

d) Federasyonun amacını gerçekleştirmek için kurulacak kuruluşların ve iştiraklerin gelirleri.

e) Federasyonca düzenlenecek sosyal faaliyet gelirleri.

f) Federasyon tarafından düzenlenecek meslekî kurslar, sergi ve fuarlardan sağlanacak gelirler.

g) Konfederasyonca belirlenen tarife ücretleri karşılığında düzenlenecek ve onanacak belge ve hizmet karşılıkları.

h) Faiz ve diğer gelirler.

BAŞKAN- Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

33 üncü maddeyi okutuyorum:

Fesih ve tasfiye

MADDE 33.- Federasyon, kayıtlı üye odalardan üçte birinin yazılı fesih talebi üzerine bir ay içinde yapacağı genel kurul toplantısında, genel kurul üyelerinin üçte ikisinin kararı ile feshedilir.

Feshedilen federasyon, Konfederasyonca görevlendirilecek üç kişilik bir heyet tarafından, borçları kendi varlığından ödenip, alacakları tahsil edildikten ve tasfiye giderleri de karşılandıktan sonra kalacak meblağ ve aynî haklar Konfederasyona devrolunur. Beş sene içerisinde aynı konuda federasyon kurulduğu takdirde devrolunan meblağ bu kuruluşa verilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsı adına söz isteyen Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu.

Buyurun Sayın Aslanoğlu.

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, esnaf ve sanatkârın… Bu tasarıda, her iki partinin ortak olarak en az, asgarî müşterekte birleşmesinden dolayı teşekkür ediyorum. Tabiî, tümüyle, bu yasa, tüm esnafın, tüm sanatkârın her türlü sorununu çözüyor mu, hayır; ama, ortak bir noktada buluşarak, öncelikle bu yasanın çıkması, hepimizin ve tüm esnaf açısından çok önemli bir yasa.

Değerli arkadaşlar, yasalar çıkar; ama, yasalar, esnaf ve sanatkârın sorununun çözümünde tek neden değildir. Ben, birazcık, işin finansman boyutuna girmek istiyorum. Bugün, Meclisimiz KİT Komisyonunda, Halk Bankasının hesapları inceleniyordu. Orada da söyledim. Tabiî, Halk Bankası esnafın bankası, Halk Bankası sanatkârın bankası, Halk Bankası KOBİ'lerin ve özellikle küçük sanayicinin bankası. Halk Bankası yıllarca Türkiye'de önemli görevler yapmıştır. Bugün birçok esnafımızın var olmasında, Halk Bankası, onların en önemli sorunlarını aşmıştır, finansman sorunlarını aşmıştır; ancak, size şunu söyleyeyim: Hepiniz diyorsunuz ki, Halk Bankasının görev zararları…

Değerli arkadaşlarım, hepimizi kandırmışlar, Halk Bankasının görev zararları, asla esnafa verilen krediden değildir. Bunu herkes böyle bilsin. Yıllarca, taa 80'li yıllardan beri Halk Bankası görev zararı, görev zararı… Asla, esnafa verilen krediden dolayı değildir.

Size, birkaç rakam vermek istiyorum. 2003 yılında Halk Bankasının esnafa verdiği kredi 600 trilyon.

BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, maddeyle ilgili konuşur musunuz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Efendim, maddeyle ilgili. Yani, esnafın sorunu değil mi Sayın Başkan? Finansman sorununu çözmediğiniz zaman bu yasa bir işe yaramaz Sayın Başkanım, onu söylemek… O zaman tasfiyeye gidersin Sayın Başkanım. Maddeyle ilgili.

Değerli arkadaşlar, 2003 yılındaki esnafa verilen kredilerin toplamı 600 trilyon; bir daha altını çiziyorum, 600 trilyon. 600 trilyonun her tarafı zarar olsa, Halk Bankasının görev zararının yüzde 1'i değil.

İki; sordum bugün yine Halk Bankası yönetimine, bu sizin 1… Rakam vermek istemiyorum, tabiî, banka sırrı değil ama. Halk Bankası, çünkü Türkiye'nin temel bir bankası. Şu kadarlık tasfiye olacak alacağınızda, esnaftan alamadığınız kaç para var dedim. Aynen şu ifadeyi kullandılar: "Tüm batak kredilerinin içinde binde 1."

Şunu söylemek istiyorum: Bu yasayı çıkarırız; ama, Sayın Bakanım, esnafa uzun vadeli finansman sağlamadığımız sürece, esnafa işletme kredisi adı altında, onların, her an, kimseye el avuç açmadan, gidip bankasına, dilediği parayı, ihtiyacı kadar parayı almasını sağlamadığımız sürece, elli  tane de yasa çıkarsak, esnafın sorununu çözemeyiz. Öncelikle, mutlaka, Halk Bankası esnafın bankasıdır. Sadece 2005 yılı nisan ayıyla ilgili söylüyorum Sayın Bakanım; şu anda Halk Bankasının tüm topladığı kaynakların sadece ve sadece yüzde 6'sı esnafa veriliyor. Sayın milletvekilleri, bir daha altını çiziyorum; Halk Bankası, esnafın bankası; Halk Bankası, küçük sanayicinin bankası; topladığı tüm kaynakların içerisinden esnafa verilen para yüzde 6.

Bir başka rakam daha vermek istiyorum. İhracatçıyı, biz, yüzde 12'yle fonluyoruz. Şu anda, Türkiye'de, ihracatçıya, ihracat yapan insanlara yüzde 12 faizle kredi veriyoruz. Halk Bankasının, esnafa verdiği kredinin faizi hâlâ yüzde 24. Enflasyonun yüzde 10'lara düştüğü bir ülkede, eğer, hâlâ, biz, esnafa yüzde 24 faizle para veriyorsak, esnafın sorununu bu yasalarla çözemeyiz Sayın Bakanım. O açıdan, mutlaka ve mutlaka, özellikle küçük sanayicinin, KOBİ'lerin ve küçük esnafın finansman sorununa, uzun vadeli finansman sorununa temel çözümler getiremezsek, bu ülkede, özellikle ekonominin dinamosu olan esnafın sorunlarını çözmekte çok zorluklar çekeriz.

Sayın Bakanım, artık, dünyanın tek ilkesi ihracat; yani, o ülkenin katmadeğerini satmak. Ancak, ben, Sayın Kültür ve Turizm Bakanımın, Türkiye'deki halı ihracatçılarına ettiği lafa çok üzüldüm. İçerisinde bir hata yapan varsa, bunu kim yapıyorsa, bu ülkede, hükümetin görevi, yürütmenin görevi, gel kardeşim, ülke adına yapamazsın demektir. Türkiye'de, halı ihracatı çok önemli boyutta. Türkiye'de, halı ihracatı, binlerce evkadınının el emeği, ekmeği. Ben, arkadaşlarımla görüştüm; özellikle Amerika'dan ve diğer ülkelerden halı alan halıcılar, özellikle perakendeyle halı alan insanlar, artık, Türkiye'den siparişi kesiyorlar. Mutlaka, esnaf adına, halıcı esnaf adına… Yani, Denizli'deki hiçbir arkadaşımın böyle bir hata yaptığına inanmıyorum, Denizli'deki dürüst, namuslu insanların bunu yapacağına inanmıyorum.

Denizli, özellikle turizm açısından Türkiye'deki en çok turistin gelip, alışveriş yaptığı bir bölge. Bu açıdan Türk halıcılığının tüm dünyadaki itibarını kırmıştır, itibarını zedelemiştir. Esnaftan sorumlu bir Bakan olarak, mutlaka, hükümetin, bunu öncelikle tamir etmesi lazım, her esnafın bunu yapmadığını ve hükümet olarak da, kim yapıyorsa deşifre edilmesi… Herkesin bunu yapmadığını, Denizlili esnafın veya Türkiye'deki diğer halıcı esnafının buna alet olmayacağını herkesin bilmesi lazım.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.

Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan.

Buyurun Sayın Kandoğan.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Biz, Doğru Yol Partisi olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelen kanun tasarı ve tekliflerinin memleketimiz ve milletimiz hayrına olan bölümlerini çok açık bir şekilde destekliyoruz. Bu kanun tasarısıyla ilgili olarak, gerek ben gerekse Doğru Yol Partisi Milletvekili Sayın Eraslan, son derece olumlu şeyler söyledik. Bazı maddeleriyle ilgili çekincelerimiz var. 3 üncü maddeyle ilgili bir çekincemiz vardı, doğal delegelikle ilgili bir çekincemiz vardı, federasyon başkanlarının iki dönem seçilmesinin sınırlandırılmasıyla ilgili çekincelerimiz vardı. Bunları, çıkıp, bu kürsüden dile getirdik; ancak, bunun dışındaki diğer maddelerle ilgili olarak, biraz önce, ben, bir maddede konuşma yaptım, o maddenin son derece iyi hazırlanmış olduğunu ve ihtiyaca cevap verdiğini, geldim, buradan ifade ettim. Ancak, Sayın Eraslan'ın ifade ettiği Meclis sıralarının boş olma meselesi, 22 nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinin en zayıf noktası, en zayıf halkası. Ben de bunu birkaç kez burada dile getirdim.

Bakınız, 30 000 000 insanı ilgilendiren bir kanundan bahsediyoruz, 30 000 000 insanın bu kanunun çıkmasını beklediğini söylüyoruz. İki aydan beri, Türkiye'nin gündeminde bu kadar önemli bir kanunun olduğu, çeşitli kereler buralarda ifade edildi; ancak, bu kadar önemli bir kanun tasarısının bu kadar az sayıda milletvekiliyle görüşülmesinden Sayın Eraslan da rahatsız, ben de rahatsızım, öyle inanıyorum ki, buraya devam eden, müdavim milletvekilleri de rahatsız. Bunun kürsüde dile getirilmesinden niye rahatsızlık duyuluyor?! Ben isterdim ki… Ben biliyorum, burada bulunan arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu, şu anda bulunanların büyük çoğunluğu her zaman burada olan arkadaşlarımız. Sizlerin de bu durumdan rahatsızlığınızı dile getirmenizde ne sakınca olabilir?! Sayın Eraslan oradan bunu dile getirdiğinde Sayın Fatsa Ayağa fırlıyor.

EYÜP FATSA (Ordu) - Ne alakası var…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Fatsa, bugün öğleyin de aynı şeyi yaptınız, biraz önce de aynı şeyi yaptınız. Benim istifamla ilgili gelip burada konuşma yapıyorsunuz. Ben size söylüyorum şimdi: Elazığ milletvekiliniz istifa etti, bir hafta sonra geri döndü.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Hangi Elazığlı o? Elazığ'ın hangi milletvekili?

BAŞKAN - Sayın Kandoğan… Sayın Kandoğan…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Çankırı milletvekiliniz istifa etti…

BAŞKAN - Bir saniye Sayın Kandoğan…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Elazığ milletvekili sen mi ki, istifa etsin!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Müsaade eder misiniz… Müsaade edin.

BAŞKAN - Sayın Demiribağ…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Elazığ'da senin seviyende milletvekili yok!

BAŞKAN - Sayın Demirbağ…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sivas milletvekili. Sivas milletvekili istifa etti, bir hafta sonra geldi, geri döndü. Çankırı milletvekili istifa etti, iki gün sonra geri döndü, bir komisyon başkanvekilliği görevi verildi.

Sayın Fatsa, lütfen, bu konularda bu kadar… (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Bir saniye, Sayın Kandoğan…

AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Ümmet, komisyon başkanvekilliği göreviniz vardı…

BAŞKAN - Bir saniye, sayın milletvekilleri…

Sayın Kandoğan, lütfen, maddeyle ilgili konuşur musunuz.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Geliyorum.

Sayın Fatsa, ben sizi biliyorum. Necmettin Hocanın dizinin dibinde otururken, son anda bir vücut çalımıyla AK Partiye gittiğinizi de biliyorum ben. Ben onu çok iyi biliyorum, çok iyi biliyorum, o vücut çalımını nasıl yaptığınızı da çok iyi biliyorum.

Bakınız, AK Parti İktidarı döneminde, bazı bakanlarımız, üçüncü partisi. Milletvekilliği…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın  Kandoğan…

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Seviyeyi çok düşürdünüz ya!

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, lütfen şahsîleştirmeyin, yoksa, sözünüzü kesmek zorunda kalırım.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Başkanım, biraz önce, Eyüp Fatsa geldi, o konuşmaları burada yaptı, siz o konuşmalara müdahale etmediniz, "tutanakları istiyorum" dediniz, şimdi, ben konuşurken, cevap verirken, beni, sözümü kesmekle itham ediyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, o kürsü, şahsîleştirmek için tahsis edilmiş değildir.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Aynı şey... Sayın Fatsa da benim istifamla ilgili beyanda bulundu.

BAŞKAN - Maddeyle ilgili konuşacak mısınız Sayın Kandoğan?

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın milletvekilleri, istifam, bir  milletvekilinin en tabiî  hakkıdır. Bir şey söylüyorum; bakınız, bir şey söylüyorum: Bu kadar istifadan sonra...

BAŞKAN - Sayın Kandoğan...

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - ...Sayın Başbakan tarafından yemeklere çağrılıyorsunuz...

BAŞKAN - Sayın Kandoğan...

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - ...özel görüşmelere çağırılıyorsunuz; itibarınız, kıymetiniz artacaktır.

Saygıyla selamlıyorum.

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Vücut çalımından sonra laz çalımını da bayağı öğrenmişsin!

EYÜP FATSA (Ordu) - O yemeklere sen de gelmiştin.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

34 üncü maddeyi okutuyorum:

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Türkiye Esnaf ve Sanatkârları

Konfederasyonu

Konfederasyonun kuruluşu

MADDE 34.- Konfederasyon, Bakanlıkça hazırlanmış örneğine uygun Konfederasyon ana sözleşmesinin Bakanlık tarafından onanmasından sonra kurulmuş olur. Kuruluş merkezi Ankara'dadır. Konfederasyonun kısa adı TESK'tir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, şahsı adına söz isteyen, Samsun Milletvekili Sayın Haluk Koç...

HALUK KOÇ (Samsun) - Vazgeçtim.

BAŞKAN - Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Eraslan; buyurun.

MEHMET FEHMİ UYANIK (Diyarbakır) - Mehmetciğim, sen Ümmet'e uyma! (AK Parti sıralarından gülüşmeler)

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, tabiî ki, biz, gecenin bu saatinde, kanun görüşeceğiz, kanunun, yasalaşması için elimizden gelen bütün gayreti sarf edeceğiz; Parlamentonun görevi bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi bu; yasal faaliyetlerde, yasama faaliyetinde bulunmak. Fakat, benim daha önceki konuşmam, yani, hiç kimseyi, böyle, karalama niteliğinde, çamur atma niteliğinde olmadı; böyle bir lüksüm de yok, böyle bir arzum da yok, böyle bir talebim de yok. Yalnız, değerli arkadaşlar, yani, bakın, hepiniz burada oturuyorsunuz. Peki, sizin ne suçunuz var? Yani, sizin suçunuz, gecenin bu saatinde burada oturmak mı? (AK Parti sıralarından gürültüler)

Bir müsaade edin… Bir müsaade edin…

Bakın, benim vurgulamak istediğim şu: Burada bir yasama faaliyeti yapıyoruz, bir yasama çalışması yapıyoruz. Dolayısıyla, herkesten önce, herkesten önce burada bulunması gereken İktidar Grubudur.

TEMEL YILMAZ (Gümüşhane) - Her maddede bu söylenmez ki ya!

BAŞKAN - Sayın Temel Yılmaz, lütfen…

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Daha sonra, bu yasama faaliyetinde muhalefet görevini yapmak üzere bulunması gereken Anamuhalefet Partisidir. Ben bunu söyledim ve hepimizin burada beraber olması gerekiyor. Bütün milletvekillerimizin, düşünceleriyle, birikimleriyle, donanımlarıyla, görüşleriyle, bu yasama faaliyetine katkı sağlamaları gerekiyor. Etkin bir yasama çalışması böyle olur.

Sayın Anadol, çıktılar, benim söylediğim şeyin çok daha ötesinde, çok daha farklı bir şekilde, kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğimi söylediler. Allahaşkına -yani, herkeste göz var- burada 8 kişiydiniz, burada da 25-26 kişiydiniz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Altkomisyon çalışmasında var mıydın sen?

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Benim kimseyi yanıltma gibi bir niyetim, kimseyi incitme gibi bir niyetim yok; sadece, Türkiye Büyük Millet Meclisinin şanına, şerefine ve şöhretine yaraşır ve yakışır bir yasama çalışması talebinde bulundum. Bu benim en doğal hakkım; bunu, tabiî ki bulunacağım.

Sayın Fatsa çıktı dedi ki: "İkibuçuk yıldan beri, Sayın Mehmet Eraslan Bey, neredeydiniz?" Ben ikibuçuk yıldan beri buradayım Sayın Fatsa; her gün buradayım. Eğer inanmıyorsanız, devamsızlık cetvelini, çizelgesini çıkarın, eğer benim devamsızlığım sizin devamsızlığından fazlaysa, milletvekilliğinden istifa edeceğim! Haydi; hodri meydan! Haydi, hodri meydan!

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Bravo Sayın Eraslan.

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Sizin sözünüzün hiçbir kıymeti yok bizim yanımızda.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Yani, biz buradayız

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, Allahaşkına, değerli arkadaşlar... Kimse alınmasın, kimse gücenmesin. Yani, niye zorunuza gidiyor ki bu?! Aslında, bizim yerimize, sizin, kalkıp, bunu söylemeniz, bunu savunmanız gerekiyor. Milletvekillerinin burada olması gerektiğini, bu kadar önemli bir kanunu, 6 000 000 esnafı ilgilendiren, 25 000 000 ülke insanını ilgilendiren bu kadar önemli bir kanunu görüşürken, sizin ve muhalefet partisinin, milletvekillerini burada toplayıp, onların fikir, düşünce ve kanaatlerini bu yasada yoğurarak, bu şekilde bir yasama faaliyeti, yasama çalışması yapma noktasında bir gayret sarf etmeniz gerekirken, benim yaptığım konuşmanın tam farklı bir boyutunu, burada, izah etmeye çalıştınız ve söylemediğim şeyi, bana yansıtarak, bana mal etmeye çalıştınız. Bu doğru bir şey değil, doğru bir düzen değil, doğru bir hareket değil. Ben, bunları, millet adına, yetmişiki milyonluk ülke adına kınadığımı ifade etmek istiyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Eraslan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

35 inci maddeyi okutuyorum:

Konfederasyona kayıt

MADDE 35.- Bu Kanuna göre kurulmuş veya kurulacak olan birlik ve federasyonlar kuruluş tarihinden itibaren bir ay içinde Konfederasyona kayıt olmak zorundadırlar.

Kayıt zorunluluğunu yerine getirmeyen birlik ve federasyonların kayıtları Konfederasyonca resen yapılır ve ilgili meslek kuruluşlarına yazılı olarak bildirilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, şahsı adına söz isteyen,  Samsun Milletvekili Sayın Haluk Koç; buyurun.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; ben, herhalde anlaşılmakta güçlük çekilen bir hususu belirtmek için huzurlarınıza geldim. O da şu: Sayın Anadol, gerçi belirttiler. Belki, Sayın Eraslan heyecanlı, o kısmı kaçırdı veya daha önceki süreci kaçırdı. Bakın, bir aydır bu kanun Meclis gündeminde. Değişik boyutlarda tartışıldı. Sosyal kesimlerden taraf olanlar vardı ilk şekline bu mutabakat sağlanmadan önceki şekline karşı olanlar vardı; Komisyon içerisinde eski metni savunanlar vardı; Sayın Bakan başka düşünüyordu, TESK'in üst yönetimi farklı düşünüyordu, bazı alt federasyon başkanları farklı düşünüyordu. Bunlar bu taleplerini Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu olan siyasî partilere ilettiler. Belirli bir tartışma yaşandı. Bu yasa bu haliyle, eski haliyle, mutabakat olmadan önce buraya üç defa geldi ve -Sayın Eraslan bilmiyorum o zaman Genel Kurulda mıydı- toplumsal kesimlerin tam mutabakatı olmadığı için, Cumhuriyet Halk Partisinin, Anamuhalefet Partisinin engellemesiyle, direnişiyle karşılaştı ve görüşülemeden kaldı. Bunları anımsıyorsunuz. Eğer böyle bir uzlaşma olmasa, sosyal kesimleri mutlu eden bir ortak sonuç çıkmasa, Cumhuriyet Halk Partisi burada o görevini yapardı Sayın Eraslan, hiç merak etmeyin.

Onun için, bakın, telefonla da görüştüm; birçok federasyon alt başkanı ve konfederasyon başkanları yasanın bu şekliyle geçmesini istiyor. Bir burukluk var içimizde. O da 3 üncü maddeyle, şoför esnafının tanımıyla ilgiliydi; ama, geçici 3 üncü maddede de, onların katılımını sağlayacak maddî kolaylıklar ve kayıt kolaylıkları getirildi önergeyle. Bu sorun da kısmen hallolmuş oluyor. Onun için, esnafın temel maddî sorunlarını çözmüyor; ama, bu organizasyon şeması içerisindeki önümüzdeki seçimlerinin sorunlarını çözüyor ve esnaf bu yasayı bekliyor. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi bu yasanın çıkması için kolaylık gösteriyor. Daha önceki kısımlarını da iyi değerlendirmeniz gerekiyor.

Ben saygılarımı sunuyorum bu açıklamadan sonra. (CHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Koç.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

36 ncı maddeyi okutuyorum:

Konfederasyonun organları

MADDE 36.- Konfederasyonun organları şunlardır:

a) Genel kurul: Birlik ve federasyonların başkan ve yönetim kurulu üyelerinden oluşur.

b) Başkanlar kurulu: Konfederasyon genel başkanı ile birlik ve federasyon başkanlarından oluşur.

c) Yönetim kurulu: Genel kurul üyeleri arasından dört yıl süreyle görev yapmak üzere seçilen genel başkan dahil onbeş kişiden oluşur. Aynı sayıda yedek üye seçilir.

d) Denetim kurulu: Genel kurul üyeleri arasından veya ikisi dışarıdan dört yıl süreyle görev yapmak üzere seçilen beş kişiden oluşur. Aynı sayıda yedek üye seçilir.

BAŞKAN- Madde üzerinde söz talebi yok; ancak, 1 adet önerge vardır. Önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 851 sıra sayılı "Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı"nın 36 ncı maddesinin (a) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Eyüp Fatsa

Nuri Çilingir

Bayram Ali Meral

 

Ordu

Manisa

Ankara

 

Tacidar Seyhan

Mehmet Vedat Yücesan

Orhan Ziya Diren

 

Adana

Eskişehir

Tokat

 

 

Ülkü Gökalp Güney

 

 

 

Bayburt

 

 

"a) Genel kurul: Birlik ve federasyonların başkan ve yönetim kurulu üyeleri ile Konfederasyonun görevde bulunan genel başkanı, yönetim kurulu ve dışarıdan seçilen üyeler hariç denetim kurulu üyelerinden oluşur."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HASAN ALİ ÇELİK (Sakarya ) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Kabul ediyoruz.

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının genel niteliklerini esas aldığımızda, farklı meslek dallarında örgütlenmiş bulunan; ancak, Anayasamızın 135 inci maddesinde belirtilen meslekî kuruluşlardan olan ve bunların oluşumunu ve örgütlenme yapısını düzenleyen kuruluş kanunları yapılırken, bunlar için benzer hükümlerin getirilmesi Anayasamızda öngörülen demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olmanın gereğidir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

37 nci maddeyi okutuyorum:

Konfederasyon genel kurulunun görev ve yetkileri

MADDE 37.- Konfederasyon genel kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:

a) Konfederasyon genel başkanını, yönetim kurulu ve denetim kurulu asıl ve yedek üyelerini seçmek.

b) Yönetim kurulu faaliyet raporu, denetim kurulu raporu, bilanço ve gelir ve gider hesaplarını incelemek, kabul veya reddetmek.

c) Yönetim kurulu ve denetim kurulunu ibra etmek.

d) Yeni döneme ait çalışma programı ile bu programda yer alan eğitim, teorik ve pratik kurs programlarını ve tahmini bütçeyi incelemek, aynen veya değiştirerek kabul etmek.

e) İşlem ve eylemleri nedeniyle hukuki ve cezai sorumluluğu tespit edilen organ üyeleri hakkında dava açılmasına, bunların görevde kalıp kalmamasına karar vermek.

f) Yönetim kurulunca hazırlanan yönetmelikleri onamak.

g) Herhangi bir sebeple birlik ve federasyonlarla Konfederasyon yönetim kurulu ve denetim kurulu arasında çıkacak görüş ayrılıklarını çözüme kavuşturmak.

h) Esnaf ve sanat sahiplerinin meslek ve sanatlarının yürütülmesi için gerekli ve faydalı görülecek tedbir ve teşebbüslerden yönetim kurulu tarafından getirilecek konuları incelemek ve karara bağlamak.

ı) Eğitim ve öğretim kurumları açılmasına, öğrenci yurtları tesis edilmesine, burs verilmesine ve öğrenci okutulmasına, bir evvelki yıl gayri safi gelirinin % 10'unu geçmemek şartıyla kamu yararına hizmet eden kuruluşlara sosyal yardımlarda bulunulmasına, bütçe imkanları yeterli olmayan birlik ve federasyonlara durumlarını belgelendirmek kaydıyla aynî ve nakdi yardım yapılmasına karar vermek.

j) Konfederasyonun kuruluş amacını gerçekleştirmeye yönelik gayrimenkul ve her türlü taşıt alım satımına, gayrimenkul karşılığında ödünç para alınmasına karar vermek, bu faaliyetlerine ait bilgileri Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında güncelleyerek tutmak.

k) Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları ve üyelerinin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak ve mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak amaçlarıyla sınırlı olarak kurulmuş veya kurulacak şirketlere ve kooperatiflere iştirak etmek, amaçlarına uygun olarak eğitim ve öğretim kurumları kurmak üzere vakıf kurmaya karar ve bu konuda işlemleri yürütmek üzere yönetim kuruluna yetki vermek.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38 inci maddeyi okutuyorum:

Konfederasyon başkanlar kurulu

MADDE 38.- Konfederasyon başkanlar kurulu, yüksek istişare kurulu olarak, ülke genelindeki esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarına ilişkin meseleler ile Türk esnaf ve sanatkârlarının ülke içindeki ve uluslararası düzeydeki gelişme ve sorunları hakkında Konfederasyon yönetim kuruluna tavsiyelerde bulunur.

Konfederasyon genel başkanı, başkanlar kurulunun da başkanıdır. Başkanın bulunmadığı hallerde toplantıya yetki verilen Konfederasyon genel başkan vekili başkanlık eder.

Kurul, üyelerinin çoğunluğu ile yılda bir defa ekim ayında kendiliğinden ve gerektiğinde Konfederasyon genel başkanının veya başkanlar kurulunun çoğunluğunun yazılı çağrısı üzerine her zaman toplanabilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Ağrı Milletvekili Naci Aslan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA NACİ ASLAN (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporunun 38 inci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, dün 5,7 ölçeğinde Bingöl İlimizde meydana gelen depremde 47 yurttaşımız yaralandı; mal kaybına uğrandı; tüm Bingöllülere geçmiş olsun diyorum, yaralılara Cenabı Allah'tan şifalar diliyorum; ayrıyeten, Tunceli'de 5 askerimizin şehit olması nedeniyle başta Genelkurmayımız ve Türkiye Cumhuriyetinin tüm yurttaşlarına başsağlığı diliyorum, böyle acıların bir daha yaşanmamasını diliyorum. Terör nereden gelirse gelsin, ister etnik yapıdan gelsin ister mezhepsel ve dinsel kavramdan gelsin, yani terörün milliyeti, dini, cinsi ve ırkı olamaz, terörün tüm faaliyetlerini içtenlikle, yürekten Türk Milleti önünde lanetliyorum ve ülkemizin başına bu tür belaların bir daha gelmemesi dileğiyle, tüm şehit ailelerine yürekten başsağlığı diliyorum; Cenabı Allah'tan şehitlerimize rahmet diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları olarak 507 sayılı Esnaf Sanatkârlar Kanununun zaman içinde meydana gelen değişiklikle esaslı bir hale getirilmesi gereği, meslekî ve teknik bilgilerin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmediği görüldüğü için, dayanağını Anayasanın 135 inci maddesinden alan esnaf ve sanatkârlar oda, birlik, federasyon ve konfederasyonunun daha etkin ve verimli bir şekilde çalışması, elektronik ortamda daha şeffaf ve günümüz şartlarına ve Avrupa Birliği standartlarına uygun, daha demokratik hale getirilmesini sağlamak amacıyla bu tasarı düzenlenmiştir.

Bu yasayla, var olan yasanın daha önce farklı bölüm ve maddelerinde yer alan kayıt ücreti, aidat, katılma payı, düzenlenecek belge ve hizmet ücretleriyle ilgili hükümleri bir madde altında yeniden düzenlenmekte, uygulamada meydana gelen güçlüklerin giderilebilmesi ve ödeme kolaylığının getirilebilmesi amaçlanmaktadır. Bu maddeyle, kayıt ücreti ve yıllık aidatın makbul ve ödenilebilir seviyeye getirilmesi öngörülmüştür.

Değerli milletvekilleri, odaların birlik ve üyesi oldukları federasyonlara, birlik ve federasyonların konfederasyona ödeyecekleri katılma payı, gelirlerinin yüzde 3'ü olarak belirlenmektedir. Katılma payı, esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları arasında maddî bir dayanışmayı ifade eden önemli bir destek unsurudur ve öncelikle bu oran yüzde 5'e çıkarılmalıdır.

Kaldı ki, katılma payının hesaplanmasında, bu kanuna göre üst kuruluşlardan satın alınan evrakın maliyet bedeli ile bu kanun dışındaki diğer kanunî düzenlemeler nedeniyle elde edilen gelirin maliyet bedelleri ve bunlar için yapılan giderler yıllık gayri safî gelirden mahsup edileceği için, artırılmasını gerek gördüğümüz yüzde 5'lik bu oran meslek kuruluşlarını zorlamayacaktır.

Değerli milletvekilleri, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kolları listesinde 484 meslek dalında yalnızca 13 mesleğin meslekî federasyonu bulunmaktadır. Diğer taraftan, madde metninde, odaların birlik ve üyesi bulunduğu federasyona bir önceki yıl gayri safî gelirlerinin yüzde 3'ü oranında katılma payı ödeyeceği ifade edilmektedir.

Federasyonu olan odalar için yüzde 3'lük bu oranın hem birliğe hem federasyona ayrı ayrı olarak mı ödeneceği, yoksa, yüzde 3'ün yarısının birliğe, yarısının federasyona mı ödeneceği konusunda tereddüt oluşmaktadır. Eğer, hem birliğe hem federasyona ayrı ayrı yüzde 3 katılma payı ödenmesi düşünülmüş ise, bu, federasyonu olan odalar için bir haksızlık olacaktır. Bu nedenle, bu ifadenin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, tasarının "Kayıt ücreti, aidat, katılma payı, düzenlenecek belge ve hizmet ücretleri" başlıklı maddesinde "Oda kaydını sildiren üyelerin aidatı üye kaydının silindiği ay itibariyle alınır" denilmektedir.

Diğer taraftan, aynı fıkranın birinci cümlesindeyse, kayıt ücretinin kayıt esnasında, yıllık aidatın da nisan ve ekim aylarında 2 eşit taksitle alınması öngörülmektedir. Bu durumda, üyenin yıllık aidatının 1 inci taksitini ekim ayında ödemesi ve kasım ayı itibariyle de faaliyetine son vererek oda kaydını sildirmek istemesi halinde, tahsil edilen yıllık aidatın kasım ve aralık ayına ilişkin 2 aylık kısmı üyeye geri mi ödenecektir veya üyenin nisan ayında yıllık aidatın tamamını ödemesi ve bu aydan sonra faaliyetine son verdiği için oda kaydını sildirmek istemesi halinde, tahsil edilen aidatın 4 aylık kısmının dışındaki tutar üyeye iade mi edilecektir? Bu durum, yıllık aidat mantığını aylık aidat mantığına çevirmiyor mu?

Değerli milletvekilleri, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının e-esnaf ve sanatkâr veritabanı kayıtlarına göre 3 443 255 aktif üye sayısıyla toplumumuzun önemli bir kesimini oluşturan ve ülke çapında istihdama azımsanmayacak bir katkı sağlayan esnaf ve sanatkârlarımız, sermaye ve refahın tabana yayılması, gelir dağılımının iyileştirilmesi ve bu suretle sosyal dengelerin kurulmasında önemli bir unsurdur. Ülkemizde, 270 işkolunda örgütlü-örgütsüz toplam 5 726 680 esnaf ve sanatkârımız mevcuttur. Biraz önce de belirttiğim gibi, bunların 3 443 225'i aktif üye olarak çalışmaya devam ederken, 2 283 353 üye de hâlâ pasif üye konumundadır. Esnaf ve sanatkârlarımız, 1 konfederasyon, 13 federasyon, 83 birlik, 3 459 odada örgütlenmişlerdir. Ayrıca, 72 ajans ve ajanlık vardı; bunlar da artık fonksiyonlarını yitirdikleri için yeni yasayla ortadan kaldırılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, üretimimizin yüzde 37'sini, istihdamın yüzde 45'ini, tüm işletmelerin yüzde 90'ını oluşturan toplam 5 726 608 olan esnaf ve sanatkârlar, aileleriyle birlikte nüfusun yüzde 20'sini temsil etmektedirler. Geçtiğimiz son iki yılda, 2003 yılında 104 400, 2004 yılında da       92 700 olmak üzere, toplam 197 100 işyeri kepenk indirmiştir. Esnaf ve sanatkârlarımız çok yüksek Bağ-Kur primi ödüyorlar, yaşlılık aylığı bağlananlardan, ticarî veya meslekî kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde Gelir Vergisi mükellefiyeti devam edenlerin aylıklarından yüzde 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesiliyor. Birçoğu yoksulluk sınırında, emekli aylığı olarak 350 000 000 alan esnaf ve sanatkâr emeklileri, yaşam mücadelesi verdikleri için, çalışmaya devam etmektedirler. Bağ-Kur emekli aylığı alanların aylıklarından bir de yüzde 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilmesi, adaletsiz bir yaklaşımdır ve haksız rekabeti doğurmaktadır. Sosyal güvenlik  destek primi uygulaması, sigortacılık temel ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, destek primi kesintisi uygulamadan kaldırılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, esnaf ve sanatkârlarımızın Bağ-Kur primlerinin ve çalıştırdıkları işçilerin SSK prim oranlarının düşürülmesi gerekmektedir. Esnaf ve sanatkârlık, aynı, doktorluk ve mühendislik gibi, belirli teorik ve pratik eğitimlerle kazanılan ve belgeyle kanıtlanan bir meslektir. Muhasebe defteri tutmak veya vergiye tabi olmak, bir mesleğin belirleyici unsuru olamaz. Örneğin, eczacılar odası, mimar ve mühendisler odası gibi, diğer tüm meslekî kuruluşların hiçbirinde, muhasebe ve vergi kavramları, meslekî tanımlarda yer almamaktadır.

Esnaf ve sanatkârlarımızın en fazla sorun yaşadıkları alanlardan birisi de vergidir. Ekonomiyi canlandırmanın yolu, herkes tarafından bilindiği üzere, üretimi artırmaktır. Bunun için de, üretim üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır; kayıtdışı sektörle etkin olarak mücadele edilerek, vergi tabana yayılmalı, herkes, kazancı oranında vergilendirilmelidir. Günümüz ekonomik koşulları da dikkate alınarak, Avrupa Birliği normları çerçevesinde, esnaf ve sanatkâr tanımı vergi yasalarımızda yer almalıdır. Benzer meslekî kuruluşların yasalarında meslek tanımı yapılırken vergiyle hiçbir ilişkilendirme yapılmadığı halde, esnafın meslekî tanımlamasına ilişkin düzenlemede, hiç yeri olmadığı halde, vergiyle ilgili hükümler konulmasının mantığını açıklar mısınız?

Değerli milletvekilleri, esnaf ve sanatkârların yanlarında çalışan çırak, kalfa, usta konumundaki 2 000 000'u aşkın meslek mensubu, esnaf ve sanatkârlar tanımından çıkarılmakta ve işçi kategorisine dahil edilmektedir. Bu kategoriyle işçi konumuna girdiğinde, 8 saatten fazla çalışmayacak veya bu durumlarda fazla mesai talebinde bulunacaklardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Aslan, toparlar mısınız, 1 dakikalık süre veriyorum.

Buyurun.

NACİ ASLAN (Devamla) -  Teşekkür ediyorum.

Kıdem tazminatı talepleri ve sendika açma girişimlerini de beraberinde getirecek toplusözleşme talepleri esnaf ve işletmeler için yeni yükler oluşturacaktır.

Sayın Başkanımın bana 1 dakika süre tanımasından dolayı teşekkür ediyorum. Şu konuşma metnimin yarısını bırakıyorum; ama… Bundan altı ay önce bir komisyon olarak Erzurum'a gittiğimizde, Aşkale İlçemizde -depremle ilgili tespitler yaparken- Muhtarlar Birliğinde bir toplantıya katıldık -bunu da, AK Parti Sayın Grup Başkanları ile Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Grup Başkanları işitsin diye söylüyorum- orada bir muhtar şöyle dedi: "Bizim Aşkale'de, örneğin 5 000 esnaf var. Biz, Halk Bankası ve Ziraat Bankasına gittiğimiz zaman, kredi talebinde bulunduğumuz zaman, bize '2 memur kefil getirin' diyorlar." Şimdi, ilçede 5 000 esnaf, 100 memur var; yani, her esnafa 2 memur kefil gösterdiğiniz zaman, ancak 50 esnaf o krediyi kefaletle alabiliyor. "Ben de tesadüfen Ziraat Bankasına gittim, müdüre bu teklifimi yaparken, müdür bana 'hemşerim 2 memur kefil getir, ben vereyim' dedi. Kaymakam ile belediye başkanı da oturuyorlar."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Aslan, tamamlar mısınız.

NACİ ASLAN (Devamla) - Başkanım, şu cümleyi bitireyim.

"Ben de muziplik olsun diye, döndüm kaymakam beye ve belediye başkanımıza 'efendim, bana kefil olur musunuz' dedim. 'Ne demek, biz niye kefil olalım'?.."

O halde, bizim uyarımız şu, hükümetimizden ricamız: Özellikle Doğu Anadoluda, Güneydoğu Anadoluda, daha doğrusu kırsal kesimde -ben ayırım yapmıyorum, her yerimiz öyle- Ortaanadolu'da da bu meseleler vardır. Bir de, oradaki banka müdürleri, oradaki emlaki ipotek olarak kabul etmiyorlar. Sizin İstanbul, Ankara, İzmir'de emlakiniz varsa, o tapuları getirin… Hatta, bir yurttaşımız tapuyu şöyle göstermiş müdüre, demiş ki: "Şu tapunun köşesinde ne var; Türkiye Cumhuriyetinin amblemi, Bayrağımız, al Bayrağımız." Nüfus cüzdanını çıkarmış "sen de çıkar müdür bey, ben bu toprakların çocuğuyum, bu ülkenin yurttaşıyım; yani, ben başka topraklarda mı yaşıyorum, benim toprağım ipotek olarak kabul edilmiyor?"

Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Ayrıyeten, Cumhuriyet Halk Partisi ve İktidar Partisinin, bu yasa tasarısı üzerinde anlaşmaya varmaları nedeniyle mutlu olduğumu belirtiyor; saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aslan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

39 uncu maddeyi okutuyorum:

Konfederasyon yönetim kurulunun görev ve yetkileri

MADDE 39.- Konfederasyon yönetim kurulunun başlıca görev ve yetkileri şunlardır:

a) Konfederasyon işlerini mevzuata ve genel kurul ve başkanlar kurulu tavsiyelerine uygun olarak yürütmek.

b) Bakanlık tarafından mevzuat gereği verilecek görevleri yerine getirmek.

c) Yeni dönem çalışma programı ile bu program içinde yer alacak olan eğitim, teorik ve pratik kurs programlarını ve tahmini bütçeyi hazırlamak ve genel kurulun onayına sunmak.

d) Birliklerin, federasyonların ve gerektiğinde odaların çalışmalarını mevzuat ve ana sözleşmeleri esasları içinde yürütülmesini sağlamak için lüzumlu görülecek zamanlarda hesap ve işlemlerini incelemek ve alınması gerekli tedbirler hakkında bildirimde bulunmak; birlik ve federasyonların, gelecek yıl çalışma programları ile yıl sonu bilânço ve gelir ve gider cetvellerini değerlendirmek ve bu kuruluşlara yol gösterici tavsiyelerde bulunmak.

e) Üyeleri hakkında gerekli bilgilerin Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında düzenli olarak bulunmasını sağlamak, resmî ve özel mercilerce lüzumlu görülecek konularda istenecek bilgi ve mütalaayı vermek, mensuplarının genel meslekî menfaatlerini ilgilendiren konularda, adlî ve idarî yargı mercileri önünde Konfederasyon genel başkanı marifetiyle Konfederasyonu temsil etmek.

f) Birlikler veya birliklerle federasyonlar arasında çıkacak anlaşmazlıkları incelemek ve çözüme kavuşturmak, çözüme kavuşturulamayan hususları Bakanlığa intikal ettirmek.

g) Konfederasyon topluluğu içindeki kuruluş mensuplarının meslek ve sanatlarının yürütülmesi için gerekli ve faydalı görülecek tedbirleri almak ve teşebbüslerde bulunmak.

h) Konfederasyon personelinin tüm bilgilerini Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında takip etmek, genel sekreter ve diğer personelin atanma, terfi, cezalandırılma ve görevlerine son verilmesine karar vermek.

ı) Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarını ilgilendiren konularda hazırlanacak mevzuat hakkında, gerektiğinde Konfederasyon görüşünü oluşturmak ve ilgili makama sunmak.

j) Ülke içinde ve dışında sergi ve fuarlar düzenlemek, desteklemek, katılmak ve Bakanlık izni alınmak şartıyla, ülke dışındaki meslekî kuruluşlara üye olma çalışmaları yapmak.

k) Esnaf ve sanatkârlar ile Konfederasyona bağlı kuruluşların ihtiyacı olan yardım ve kredileri sağlamak için gerekli girişimlerde bulunmak.

l) Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının muhasebe ve personel ile gereken diğer konularda yönetmeliklerini hazırlamak.

m) Meslek standartlarının belirlenmesi konusunda Millî Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türk Standartları Enstitüsü ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile işbirliği yapmak,

n) Millî Prodüktivite Merkezi, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ve benzeri kuruluşların kurullarına katılacak delegeyi tespit etmek.

o) Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Gazetesini Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında yayınlamak, meslekî yayında bulunmak.

p) Birlik ve federasyonlarca gönderilen uyulması zorunlu meslekî kararları Bakanlık onayına sunmak.

r) Federasyon, birlik ve odalarda Konfederasyon tarafından yapılan denetimler sonucunda organ üyelerinin ve görevli personelin 59 uncu maddeye göre sorumlu görülmesi halinde, sonuç hakkında Bakanlığa bilgi vermek.

s) Konfederasyon katılma payının ve kayıt ücretinin birlik ve federasyonlardan elektronik ortamda işlem sırasında tahsilini sağlamak.

t) Kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerin yaşatılması ve korunması için gerekli tedbirleri almak, konuyla ilgili olarak Bakanlığı bilgilendirmek.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

40 ıncı maddeyi okutuyorum:

Konfederasyon denetim kurulunun görev ve yetkileri

MADDE 40.- Konfederasyon denetim kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:

a) Bu Kanunla verilen görevler ile genel kurulda alınan kararların yönetim kurulu tarafından yerine getirilip getirilmediğini incelemek.

b) Konfederasyon işlemlerinin mevzuat ve Konfederasyon ana sözleşmesi çerçevesinde yerine getirilip getirilmediğini incelemek.

c) Bakanlık tarafından mevzuat gereği verilen görevlerin yerine getirilip getirilmediğini incelemek.

d) Konfederasyon kayıt ücreti ve katılma paylarının üye birlik ve federasyonlardan zamanında tahsil edilip edilmediğini kontrol etmek ve Konfederasyonun işlem ve hesapları hakkında genel kurula rapor vermek.

e) Genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmak.

Denetim kurulu üyeleri, yukarıda sayılan görev ve yetkilerinden (d) ve (e) bentlerinde belirtilenleri salt çoğunlukla yerine getirirler.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

41 inci maddeyi okutuyorum:

Konfederasyonun gelirleri

MADDE 41.- Konfederasyonun gelirleri şunlardır:

a) Birlik ve federasyonca ödenecek kayıt ücretleri ve katılma payları.

b) Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Sicil Gazetesi ile meslekî yayın gelirleri.

c) Düzenlenecek ve onanacak belge gelirleri.

d) Para cezaları.

e) Konfederasyon amacını gerçekleştirmek için kurulacak kuruluş ve iştirak gelirleri.

f) Konfederasyon tarafından düzenlenecek meslekî kurslar, eğitim faaliyetleri, fuar ve sergilerden sağlanacak gelirler.

g) Konfederasyona bağlı kuruluşlarda kullanılan her türlü matbu evrakın basım ve dağıtımından veya bu evrakın elektronik ortamda düzenlenmesinden sağlanan gelirler.

h) Sosyal ve kültürel organizasyonlardan sağlanan gelirler.

ı) Esnaf ve Sanatkârların Meslek Eğitimini Geliştirme ve Destekleme Fonu gelirleri.

j) Bağış ve yardımlar.

k) Faiz ve diğer gelirler.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

42 nci maddeyi okutuyorum:

ÜÇÜNCÜ KISIM

Ortak Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Kurul Toplantıları,

Seçimler ve Yasaklar

Genel kurul toplantıları ve çağrı

MADDE 42.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının olağan genel kurul toplantıları yönetim kurulu tarafından yapılacak çağrı üzerine, dört yılda bir olmak üzere;

a) Oda genel kurulları ocak, şubat ve mart aylarında,

b) Birlik genel kurulları mayıs ayında,

c) Federasyon genel kurulları haziran ayında,

d) Konfederasyon genel kurulu eylül ayında,

kuruluşun merkezinin bulunduğu yerde yapılır.

Genel kurul toplantısını zamanında yapmayan esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının genel kurul işlemleri; odalarda bağlı olduğu birlik, birlik ve federasyonlarda Konfederasyon, Konfederasyonda ise Bakanlık tarafından görevlendirilecek üç kişilik kurul tarafından yürütülür ve görevlendirmeden sonraki iki ay içinde genel kurul yapılır.

Genel kurul toplantılarının, yeri, tarihi, saati ve gündemi toplantıdan en az onbeş gün önce ilgili esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşunun Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanındaki sayfasında yayınlanır. Ayrıca, oda ve birliklerce mahalli olarak günlük veya haftalık yayınlanan bir gazetede, gazete çıkmayan yerlerde ise teamüle göre ilan olunur. Federasyon ve Konfederasyon genel kurul toplantıları Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede ilan olunur. Genel kurula sunulacak raporlar toplantıdan onbeş gün önce ilgili esnaf ve sanatkâr meslek kuruluşunun Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanındaki sayfasından üyelerinin bilgilerine sunulur ve kuruluşun merkezinde ayrıca incelemeye açık tutulur. Genel kurul toplantısından bir üst kuruluş yazılı olarak onbeş gün önce haberdar edilir.

Genel kurul toplantıları, üye sayısına uygun büyüklükte salonda yapılır.

Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları, kuruluş genel kurullarını kuruluş tarihinden sonraki doksan gün içinde yaparlar.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

43 üncü maddeyi okutuyorum:

Olağan toplantı gündemi

MADDE 43.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının olağan genel kurulu, her kuruluşun ana sözleşmesine uygun olarak düzenlenecek aşağıdaki ve gerek görülmesi halinde ilave edilecek diğer gündem maddeleriyle toplanır. Gündem maddeleri ayrı ayrı görüşülür.

a) Açılış.

b) Başkanlık divanının teşekkülü.

c) Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması.

d) Başkanlık divanına tutanakları imzalama yetkisi verilmesi.

e) Yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi.

f) Denetim kurulu raporunun okunması ve müzakeresi.

g) Bilânço, gelir ve gider hesaplarının okunması ve müzakeresi.

h) Bilânço, gelir ve gider hesaplarının kabulü veya reddi.

ı) Yönetim kurulu ve denetim kurulunun ayrı ayrı ibrası.

j) Yeni dönem çalışma programı ile bu program içinde yer alacak olan eğitim, teorik ve pratik kurs programları ve tahmini bütçenin görüşülmesi, kabulü veya reddi.

k) Aylık ücretlerin, huzur haklarının, yolluk ve konaklama ücretlerinin tespit edilmesi.

l) Dilek ve temenniler.

m) Seçimler.

n) Kapanış.

Gündemde yer almayan konular, toplantıda hazır bulunan genel kurul üyelerinin beşte birinin yazılı isteği ile yapılacak oylama sonucuna göre, Bakanlık tarafından görüşülmesi istenen hususlar ise doğrudan gündeme alınır. Ana sözleşme değişikliği ve fesih hususu, ilan edilen gündemde yer almadıkça genel kurul üyelerinin teklifi olsa dahi görüşülemez.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

44 üncü maddeyi okutuyorum:

Olağanüstü genel kurul toplantıları

MADDE 44.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının genel kurulları;

a) Yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğunun kararı ile yönetim kurulu tarafından,

b) Genel kurul üyelerinin dörtte birinin noterce tasdik edilmiş imzası ile düzenlenecek tutanak ve gündemle noter kanalıyla yapılacak başvuru üzerine, alınacak kararla yönetim kurulu tarafından,

c) Denetim kurulu tarafından,

d) Haklı ve geçerli sebeplerin varlığı halinde Bakanlık tarafından,

Olağanüstü olarak toplantıya çağırılır. Toplantı, çağrısında belirlenen gündemle yapılır. Olağanüstü toplantılarda belirlenen gündem dışında görüşme yapılamaz. Bakanlık çağrısı hariç, yapılacak olağanüstü genel kurul toplantısı hazırlık çalışmaları yönetim kurulunca yürütülür. Yönetim kurulunun bu görevi yerine getirmemesi halinde ise, olağanüstü genel kurul toplantısı hazırlık çalışmalarının nasıl ve kimler tarafından yürütüleceği Bakanlık tarafından belirlenir.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

45 inci maddeyi okutuyorum:

Genel kurul toplantıları ve çoğunluk

MADDE 45.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının genel kurul toplantılarının açılabilmesi için genel kurul üyelerinin yarıdan fazlasının toplantıya iştirak etmesi şarttır.

Birinci toplantıda çoğunluk sağlanamadığı takdirde genel kurul toplantısı bir ayı geçmemek üzere ertelenir. İki toplantı arasındaki süre odalarda beş, diğerlerinde iki günden az olamaz. Bu durum iki genel kurul üyesi ve Bakanlık temsilcisi veya hükümet komiseri tarafından düzenlenecek bir tutanakla tespit olunur.

İlk toplantı ilanında ikinci toplantının yeri, tarih ve saati belirtilmiş ise yeniden ilan yapılmaz. İkinci toplantıya katılanların sayısı odalarda, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin toplamının beş katından az olamaz. Diğer esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarında bu maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.

Genel kurul toplantılarında kararlar toplantıya katılan üyelerin çoğunluğu ile alınır. Ancak, fesih konusunda karar alınabilmesi için genel kurul üyelerinin üçte ikisinin, ana sözleşme değişikliği için ise genel kurul üyelerinin yarısından fazlasının kararı zorunludur.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

46 ncı maddeyi okutuyorum:

Genel kurul toplantısına katılacaklar listesi

MADDE 46.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının genel kurul toplantılarına katılan genel kurul üyeleri; adı, soyadı, baba adı, doğum yeri ve tarihi, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, esnaf ve sanatkârlar sicil numarası ile temsilcisi oldukları meslek kuruluşlarının isimlerini gösterecek şekilde, esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanından alacakları listedeki yerlerini kimlik göstermek ve imza etmek suretiyle genel kurula katılırlar. Genel kurulda delegeler ve misafirler ayrı yerlerde otururlar. Güvenliğin temini bakımından Bakanlık temsilcisi veya hükümet komiseri tarafından gerek görülürse genel kurul toplantısına misafir alınmaz.

Genel kurul üyelerinin toplantıya bizzat katılmaları gerekli olup, vekâlet kabul edilmez. Genel kurul üyelerinden birden fazla temsil hakkı olanların, her temsil hakları için ayrı oy hakkı vardır.

Genel kurul toplantısına katılacakların listesi ve diğer genel kurul evrakı, genel kurul divan başkanı ve divan üyeleri ile Bakanlık temsilcisi veya hükümet komiseri tarafından imza olunur.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

47 nci maddeyi okutuyorum:

Bakanlık temsilcisi ve hükümet komiseri

MADDE 47.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının genel kurul toplantılarının geçerli olabilmesi için Bakanlık temsilcisinin veya hükümet komiserinin toplantı süresince bulunması ve kapanışa kadar toplantıya nezareti zorunludur. Bakanlık temsilcisi veya hükümet komiseri, toplantının mevzuat, ana sözleşmeleri ve gündem esasları içinde yapılmasını temin ve denetlemekle görevlidir.

Görevlendirilen Bakanlık temsilcisinin veya hükümet komiserlerinin imzasını taşımayan genel kurul toplantısına katılacaklar listesi ile tutanaklar ve dolayısıyla toplantı belgeleri hüküm ifade etmez.

Bakanlık temsilcisi veya hükümet komiseri, Bakanlık veya bu konuda yetkilendirilen mülki idare amiri tarafından görevlendirilir. Toplantıdan en az onbeş gün evvel Bakanlık veya yetkilendirilen mülki idare amirliğine müracaatla toplantı yeri, günü, saati ve gündemi bildirilmek suretiyle Bakanlık temsilcisi veya hükümet komiseri görevlendirilmesinin talep edilmesi lazımdır. Toplantı başlamadan evvel çağrının usulüne uygun olarak yapıldığı, genel kurul toplantısına katılacaklar listesinin Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanından alındığı ve çoğunluğun tamam olduğu Bakanlık temsilcisi veya hükümet komiseri tarafından incelenip tespit edilerek görüşmelere başlanmasına izin verilir.

Ancak, usulüne uygun olarak yapılan müracaat üzerine görevlendirme yapıldığı halde, Bakanlık temsilcisi veya hükümet komiseri toplantıya katılmaz ise mülki idare amirine durum bildirilir. Bakanlık temsilcisi veya hükümet komiseri yine gelmezse bir saat sonra toplantıya başlanır.

Genel kurul toplantılarında görevlendirilecek Bakanlık temsilcileri veya hükümet komiserlerinin Bakanlık tarafından belirlenecek zaruri masraf ve ücretleri, genel kurulu düzenleyen esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşu tarafından ödenir.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınızı sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

48 inci maddeyi okutuyorum:

Başkanlık divanı

MADDE 48.- Bakanlık temsilcisinin veya hükümet komiserinin toplantıyı açma iznini vermesini müteakip genel kurul üyeleri tarafından, genel kurul üyeleri veya üst kuruluşlarca görevlendirilmiş temsilciler arasından genel kurulu, belirlenen ve oylanacak gündeme göre sevk ve idare ile görevli bir başkan, bir başkan vekili ve üç kâtip üye açık oyla, ya da toplantıya katılan genel kurul üyelerinin beşte birinin yazılı teklifi halinde, gizli oy açık tasnifle seçilir.

BAŞKAN- Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

49 uncu maddeyi okutuyorum:

Organ ve yönetim kurulu başkanlarının seçimleri

MADDE 49.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının organ seçimleri ile yönetim kurulu başkanlarının seçimi tek dereceli olarak, yargı gözetiminde gizli oyla ve açık tasnifle yapılır.

Seçim yapılacak genel kurul toplantısından en az yirmi gün önce, genel kurul üyelerini gösteren Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanından hazırlanmış genel kurul toplantısına katılacaklar listesi, toplantının gündemi, yeri, günü, saati ile çoğunluk sağlanamadığı takdirde yapılacak ikinci toplantıya ilişkin hususları belirleyen bir yazı ile birlikte üç nüsha olarak o yer ilçe seçim kurulu başkanlığına verilir. Birden fazla ilçe seçim kurulu bulunan yerlerde görevli hâkim, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.

Hâkim, gerektiğinde ilgili kayıt ve belgeleri de getirtip inceleme yapmak suretiyle varsa noksanlıkları tamamlattırdıktan sonra seçime katılacak genel kurul üyelerini belirleyen listeyi ve diğer hususları onaylar, onaylanan liste ile toplantıya ilişkin diğer hususlar seçim kurulu ile ilgili esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşunun merkezinde ve genel kurulun yapılacağı yerde asılmak suretiyle, ayrıca Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında yedi gün süre ile ilan edilir.

Yedi günlük ilan süresi içinde listeye yapılacak itirazlar hâkim tarafından incelenir ve en geç iki gün içerisinde kesin olarak karara bağlanır.

Bu suretle kesinleşen listeler ile toplantıya ilişkin diğer hususlar onaylanarak ilgili esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşuna gönderilir.

Hâkim, kamu görevlileri veya aday olmayan genel kurul üyeleri arasından bir başkan ile iki üyeden oluşan bir seçim sandık kurulu atar. Aynı şekilde ayrıca üç yedek üye de belirler. Seçim sandık kurulu başkanının yokluğunda kurula en yaşlı üye başkanlık eder.

Seçim sandık kurulu, seçimlerin Kanunun öngördüğü esaslara göre yürütülmesi, yönetimi ve oyların tasnifi ile görevli olup görevleri, bu işlemler bitinceye kadar aralıksız olarak devam eder.

Bin kişiden fazla üyesi bulunan genel kurullarda her bin kişi için bir oy sandığı bulunur ve her seçim sandığı için ayrı bir kurul oluşturulur. İkiyüze kadar olan üye fazlalığı sandık sayısında nazara alınmaz. Sandıkların konacağı yerler hâkim tarafından belirlenir. Seçimlerde kullanılacak araç ve gereçler, seçim kurulundan sağlanır.

Oy verme işlemi genel kurul görüşmelerinden sonra başlar ve saat 17:00'ye kadar, gizli oy açık tasnif esaslarıyla devam eder. Seçim süresi sona erdiği halde sandık başında oylarını vermek üzere bekleyen üyeler de oylarını kullanırlar. Listede adı yazılı bulunmayan üye oy kullanamaz. Oylar oy verenin kimliğinin resmî bir kuruluşça verilen belge ile kanıtlanmasından ve listedeki isminin karşısındaki yerin imzalanmasından sonra kullanılır. Oylar asıl ve yedek üyeler belirtilerek her türlü şekilde düzenlenen oy pusulalarının, üzerinde ilçe seçim kurulu mührü bulunan ve oy verme sırasında sandık kurulu başkanı tarafından verilecek zarflara konulmak suretiyle kullanılır. Bunların dışındaki zarflara konulan oylar geçersiz sayılır. Adaylar asıl ve yedek üye olarak liste halinde seçime girerlerse, tasnif sonunda en fazla oy alan listedeki asıl adaylar asıl, yedek adaylar da yedek olarak seçimi kazanmış olurlar. Liste içindeki oylara göre üyeler sıralanır.

Genel kurullarda oy verme işlemi alt yapı müsait olduğu takdirde elektronik ortamda gerçekleştirilebilir.

Seçim süresinin sonunda seçim sonuçları tutanakla tespit edilip sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır. Birden fazla sandık bulunması halinde tutanaklar ile elektronik ortamda kullanılan oylar hâkim tarafından birleştirilir. Tutanakların birer örneği seçim yerinde asılmak ve ilgili meslek kuruluşunun Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr sayfasında yayınlanmak suretiyle geçici seçim sonuçları ilan edilir. Kullanılan oylar ve diğer belgeler tutanağın bir örneği ile birlikte üç ay süreyle saklanmak üzere ilçe seçim kurulu başkanlığına verilir. Seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar hâkim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. İtiraz süresinin geçmesi ve itirazların karara bağlanmasından hemen sonra hâkim, yukarıdaki hükümlere göre kesin sonuçları ilan eder. Seçim sonuçları üst kuruluşlara ve Bakanlığa bildirilir.

Hâkim, herhangi bir sebeple seçimi durdurduğu veyahut seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama nedeniyle seçimlerin iptaline karar verdiği takdirde, ilgililer bu karara, tebliğ tarihinden itibaren üç iş günü içinde il seçim kuruluna itiraz edebilirler. İl seçim kurulu en geç iki iş günü içinde itirazı inceler ve kesin olarak karara bağlar. İptal kararının kesinleşmesi üzerine hâkim bir aydan az ve iki aydan fazla bir süre içinde olmamak üzere seçimin yenileneceği pazar gününü tespit ederek ilgililere ve Bakanlığa bildirir. Belirlenen günde yalnız seçim yapılır ve seçim işlemleri bu madde ile Kanunun öngördüğü diğer hükümlere uygun olarak yürütülür.

Seçimlerin tamamının iptali halinde seçimler yenileninceye kadar geçen sürede yönetim kurulu görevini yapmak üzere odalara birlik, birlik ve federasyonlara Konfederasyon, Konfederasyona ise Bakanlık tarafından, genel kurul üyeleri arasından üç kişilik bir kurul atanır.

İlçe seçim kurulu başkanı hâkime ve seçim sandık kurulu başkanı ile üyelerine, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda belirtilen esaslara göre tavan gösterge üzerinden ücret ödenir. Bu ve diğer seçim giderleri genel kurulu yapan esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşu tarafından karşılanır.

Seçimler sırasında sandık kurulu başkan ve üyelerine karşı işlenen suçlar, kamu görevlilerine karşı işlenmiş gibi cezalandırılır.

Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının seçim tarihleri, Bakanlar Kurulu tarafından bir yılı geçmemek üzere ertelenebilir.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

50 nci maddeyi okutuyorum:

Seçilme şartları

MADDE 50.- Genel kurul üyelerinin esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarına genel başkan, başkan ve yönetim, denetim, disiplin kurullarına üye olarak seçilebilmeleri için gerekli şartlar şunlardır:

a) Denetim kurulu üyeliği için en az lise, bu şartı taşıyan üye bulunmadığı takdirde sekiz yıllık ilköğretim veya ortaokul mezunu olmak; Konfederasyon denetim kurulu üyeliğine dışarıdan seçilecekler için dört yıllık yüksek okul mezunu ve denetim formasyonunu haiz olmak; disiplin kurulu üyeliği için en az lise mezunu olmak; yönetim kurulu üyeliği için ise en az ilkokul mezunu olmak.

b) Konfederasyon denetim kuruluna dışarıdan seçilecekler ve yeni kurulan odalar hariç, en az iki yıldır odaya kayıtlı olmak ve halen çalışıyor bulunmak.

c) Taksirli suçlar hariç olmak üzere iki yıldan fazla hapis cezasıyla cezalandırılmamış olmak, yahut affa uğramış veya tecil edilmiş olsalar bile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, evrakta sahtecilik, görevi kötüye kullanma, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, kaçakçılık, hileli iflas, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırmak, kara para aklama, Devlet sırlarını açığa vurma, terör, vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına iştirak suçlarından dolayı hüküm giymemiş olmak.

d) Seçim esnasında oda üyeliğinden geçici veya uzun süreli olarak çıkarılmasına ilişkin kesinleşmiş ceza almamış olmak.

Seçilme şartlarından bir veya birkaçını taşımadığı sonradan anlaşılanlar ile bu şartlardan en az birini görev süreleri içinde kaybedenlerin üyelikleri kendiliğinden sona erer. Bu durumda üyeliğin düşmesi ve en fazla oy alan yedek üyeden başlamak üzere yeni üyenin üyeliğe davetine ilişkin karar ve işlemler yönetim kurulunca yerine getirilir.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

51 inci maddeyi okutuyorum:

Organlarda görev alma yasağı

MADDE 51.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarında denetim ve disiplin kurulu üyeliği bulunanların, aynı kuruluşun yönetim kurulunda görev almaları yasak olduğu gibi bu kişilerin eşleri, üstsoy, altsoy ve ikinci derecedeki kan hısımlarının da aynı dönemde, bu kuruluşun yönetim, denetim ve disiplin kurullarında görev almaları yasaktır.

Farklı mesleklerde faaliyet göstermelerinden dolayı birden fazla odaya kaydı olan esnaf ve sanatkârlar ancak bir odanın yönetim veya denetim kurulunda görev alabilirler. Bu kişiler, odalarda birden fazla yetkili organ üyeliği görevi alamazlar.

Ayrıca, esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarından herhangi birisinde yönetim, denetim veya disiplin kurulu üyeliği bulunanlar, diğer esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının yönetim, denetim veya disiplin kurullarının en fazla ikisinde daha üye olarak yer alabilirler. Bu kişiler uhdelerinde üç görevden ziyade üyelik bulunduramazlar. Aynı kişi birlik ve federasyon başkanı olamaz.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

52 nci maddeyi okutuyorum:

Amaç dışı faaliyet yasağı

MADDE 52.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Kuruluş amaçları dışında faaliyet gösteren veya bu Kanunda belirtilen asli görevlerini Bakanlığın uyarısına rağmen yerine getirmeyen esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının sorumlu organlarının görevlerine son verilmesine ve yerlerine yenilerinin seçilmesine Bakanlığın veya bu kuruluşların bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince karar verilir. Yargılama, basit yargılama usulüne göre yapılır ve en geç iki ay içinde sonuçlandırılır.

Görevlerine son verilen organların yerine, bu Kanundaki usul ve esaslara göre, en geç bir ay içinde yapılacak genel kurul ile yenileri seçilir. Yeni seçilenler eskilerin süresini tamamlar. Görevlerine son verilen organ üyelerinin cezai sorumlulukları saklıdır. Bu organların yukarıdaki hükümler gereğince görevlerine son verilmesine neden olan ve mahkeme kararında belirtilen tasarrufları hükümsüzdür.

Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, valilik tarafından faaliyetten men edilebilir. Faaliyetten men kararı, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar. Aksi halde bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

53 üncü maddeyi okutuyorum:

İKİNCİ BÖLÜM

Toplantılar, Temsil ve İlzam,

Huzur Hakkı ve Aylık Ücretler,

Genel Sekreterler

Yönetim kurulu toplantıları ve kararları

MADDE 53.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının yönetim kurulları en az ayda bir toplanır. Yönetim kurulu, gerek görülmesi halinde başkanın veya üyelerinin çoğunluğunun ya da denetim kurulu çoğunluğunun çağrısıyla her zaman toplanabilir. Yönetim kurulu toplantılarının çağrısı üyelere yazılı olarak yapılır.

Yönetim kurulu, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve hazır bulunanların çoğunluğu ile karar verir.

Mazeretsiz olarak üst üste üç toplantıya iştirak etmeyen üyeler yönetim kurulu üyeliğinden çekilmiş sayılır.Yönetim kurulu üyeleri arasında eksilme olduğu takdirde, yedek üyelerden genel kuruldaki seçimde en fazla oy alanlar, oyların eşitliği halinde ise listeye göre sırayla yönetim kuruluna getirilir ve yeni üye ilk toplantıya yazılı olarak çağrılır. Yeni üyenin iştiraki sağlanmadan yönetim kurulu toplantısı yapılamaz. Bu üyenin toplantıya icabet etmemesi halinde sonraki üye çağrılarak yönetim kurulu üye sayısı tamamlandıktan sonra toplantı yapılır.

Yönetim kurulu üyelerinin toplu olarak görevden ayrılması veya asıl üye sayısının yarıdan aşağıya düşmesi ve yedeklerinin de kalmaması halinde; üç ay içinde yapılacak seçimlere kadar, odalar birlik tarafından, birlikler ve federasyonlar Konfederasyon tarafından, Konfederasyon ise Bakanlık tarafından görevlendirilecek üç kişilik bir kurul tarafından yönetilir.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

54 üncü maddeyi okutuyorum:

Başkan, temsil ve ilzam

MADDE 54.- Oda, birlik, federasyon başkanı ve Konfederasyon genel başkanı, genel kurul tarafından tek dereceli olarak seçilir; bunlar aynı zamanda ilgili esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşunun yönetim kurulu üyesi ve başkanıdır. Başkanlık ve genel başkanlık görevini üst üste iki dönem yapanlar bir seçim dönemi geçmedikçe tekrar başkan seçilemezler. Genel başkan veya başkanın herhangi bir sebeple görevinden ayrılması durumunda, yönetim kurulu kalan süreyi tamamlamak üzere kendi aralarından birisini başkan olarak seçer.

Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri kendi aralarından, odalarda bir başkan vekili; oda sayısı 50 ve daha az olan birliklerde bir başkan vekili, 51-100 olan birliklerde iki başkan vekili, 101 ve daha fazla olan birliklerde üç başkan vekili; federasyonlarda iki başkan vekili; Konfederasyonda ise dört genel başkan vekili seçer.

Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarını temsil ve ilzama başkan yetkilidir. Başkanın bulunmadığı zamanlarda, yönetim kurulunca yetkilendirilmiş olan başkan vekili temsil ve ilzam görevini ifa eder. Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarını, başkan veya başkan vekili ile genel sekreterin müşterek imzaları bağlar.

BAŞKAN - Madde üzerinde, şahsı adına söz isteyen, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan; buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 54 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

54 üncü madde, başkanların seçimleriyle ilgili olan bir madde ve başkanın genel kurul tarafından tek dereceli olarak seçileceğiyle ve iki dönem üst üste görev yapan bir başkanın, bir dönem geçmedikçe tekrar seçilemeyeceğiyle ilgili bir hükümdür. Bununla ilgili olarak, genel gerekçeye baktım, okudum. Genel gerekçede, iki dönem üst üste seçilen, üçüncü dönem niçin seçilemeyecektir diye herhangi bir hüküm yok. Madde gerekçesine baktım, 54 üncü maddeye baktım. 54 üncü maddede de niçin böyle bir uygulamaya ihtiyaç duyulduğuna dair herhangi bir ifade yok.

Şimdi ben merak ediyorum; hakikaten, bu, çok önemli bir madde. Bu kanun tasarısının içine bu kadar önemli bir maddeyi, böyle bir hükmü yerleştiriyoruz ve bu hükümle ilgili olarak madde gerekçesinde tek bir kelime, tek bir cümle dahi yer almıyor. Niçin iki dönem üst üste seçilen üçüncü dönem seçilemez?!

Bir kere, seçim, genel kurulun oylarıyla yapılacak olan bir seçim. Genel Kurul üyelerinin nasıl seçileceği belirlenmiş. Şimdi, bir insanın bir yere aday olması onun en tabiî hakkı; ama, sen iki sefer yaptın, artık bir dönem kenarda oturmadan aynı görev için yeniden aday olamazsın diye bir hüküm koymak, en azından, demokrasiye son derece aykırı bir hüküm. Biz…

FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) - Amerika'da da var.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Milletvekili, Amerika'da ne var derseniz, Amerika'da çok şey var, Amerika'da 30 000 dolar kişi başına düşen gelir…

BAŞKAN - Sayın Erdoğan, lütfen…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - ... haydi o zaman, gelin 30 000 doları getirin. İşsizlik oranı belli, diğer işler belli… Yani, yapılan bir şey Amerika'da varsa, orada doğru mu demektir?! Amerika'da yapılan her uygulamayı, gelip, Türkiye'de biz aynen uygulayalım mı?! O zaman hiç uğraşmayalım, Amerika'daki bütün kanunları toparlayalım, bütün uygulamaları alalım, bir komisyon kurulsun, Amerika'daki bütün bu kanunların hepsini Türkiye'ye uyarlasınlar, kabul edelim! Böyle bir mantık olabilir mi?!

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde aynı şeyi yaptık, iki dönem; Futbol Federasyonu Başkanlığı seçiminde iki dönem. Ben burada itiraz ettim, daha sonra önerge verildi, üç döneme çıkarıldı. Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisinde öyle bir hava oluştu ki… (AK Parti sıralarından gürültüler) Sayın milletvekilim, bu, demokratik bir seçimdir, herkes aday olabilir, isteyen herkes oraya çıkıp soyunabilir -tek dereceli bir seçimdir, genel kurul üyelerinin nasıl seçildiği bellidir- niçin bunun önünde engel oluyoruz?! Futbol Federasyonunda da yaptık aynı şeyi. Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir hava oluştu, bütün kurum ve kurullarda ikiden fazla, üçten fazla başkanlık yaparlarsa oraları şu hale çeviriyorlar, bu hale çeviriyorlar!.. Mantık bu.

Peki, şimdi, ben, size sormak istiyorum, milletvekillerine soruyorum: Geliniz o zaman, milletvekillerinin seçimlerini de, milletvekili olabilme hakkını da iki dönemle sınırlayalım.

FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) - Verin teklifinizi…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Evet, veriyorum; destekleyecek misiniz?

FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) - Evet.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Söz mü Sayın Zonguldak Milletvekilimiz, söz mü Fazlı Bey?

FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) - Evet, evet.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Tamam. Eğer bunu destekleyecekseniz, ben, yarın bu kanun teklifimi hemen vereyim.

FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) - Ver.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Sana kalsa, bir dönemde…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yani, milletvekilliği olunca, kırk yıl milletvekilliği yapacak, hiçbir engel yok, hem de seçimler, liderlerin iki dudağının arasında; ama, öbür tarafta, genel kurul üyelerinin oylarıyla seçiliyor. Futbol Federasyonu Başkanının nasıl seçildiğini burada tartıştık. Yüzde 60 üye, futbol kulüplerinin göstermiş olduğu delegelerin seçeceği Futbol Federasyonu Başkanı.

Şimdi, milletvekilliği olunca herhangi bir sınırlama yok, herhangi bir kısıtlama yok, istediği kadar milletvekili seçilebilecek, beş dönem, on dönem, herhangi bir engel yok; ancak, iş, federasyonlara, odalara, borsalara vesairelere gelince, milletvekilleri olarak hemen bir tasarı, sınırlama, iki dönem, üç dönem... Biz bu hakkı nereden buluyoruz sayın milletvekillerim?! Bu hakkı kim verdi bize?! Eğer seçimle geliyorsa, halkın oylarıyla, delegelerin oylarıyla geliyorsa ona saygı duymak lazım. Üç dönem de seçilsin, dört dönem de seçilsin.

Ben, bu anlayışın demokratik olduğuna inanmıyorum, hukukî olduğuna inanmıyorum. İnsan haklarına aykırı olduğuna inanıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, toparlar mısınız.

Buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - İnsanların seçme ve seçilme hakkının önüne getirilen bir kısıtlama olarak görüyorum.

O nedenle, 54 üncü maddenin bu haliyle yasalaşmasının demokrasiye aykırı olduğunu bir kez daha ifade ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

55 inci maddeyi okutuyorum:

Denetim kurulu toplantıları

MADDE 55.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının denetim kurulları kendi üyeleri arasından bir başkan seçer. Denetim kurulları ayda bir toplantı yaparlar. Denetim kurulları yaptıkları denetimlerin sonucunu üç ayda bir yönetim kurullarına, dönem sonunda da genel kurula rapor halinde sunarlar.

Mazeretsiz olarak üst üste üç toplantıya iştirak etmeyen üyeler denetim kurulu üyeliğinden çekilmiş sayılır. Denetim kurulu üyeleri arasında eksilme olduğu takdirde, yedek üyelerden genel kuruldaki seçimde en fazla oy alanlar, oyların eşitliği halinde ise listeye göre sırayla denetim kurulunca yazılı olarak denetim kuruluna çağrılır.

Denetim kurullarının asıl ve yedek üyelerinin tamamının görevden ayrılmaları ve yedeklerinin de kalmaması halinde ilk seçime kadar odalarda birlik, birlik ve federasyonlarda Konfederasyon, Konfederasyonda ise Bakanlık tarafından bir denetçi atanır.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

56 ncı maddeyi okutuyorum:

Aylık ücretler ve huzur hakları

MADDE 56.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının yönetim kurulu üyelerinin huzur hakları, yönetim kurulu başkanı ve başkan vekilleri ile denetim kurulu ve disiplin kurulu üyelerine verilecek aylık ücretler ile merkez dışından genel kurul, başkanlar kurulu, yönetim kurulu, denetim kurulu ve disiplin kurulu toplantılarına katılacak üyelere ve bunların görevlendirilmelerinde ödenecek yolluk ve konaklama ücretleri, aşağıda belirtilen hadleri aşmamak kaydıyla ilgili esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının genel kurullarınca belirlenir.

a) Yönetim kurulu başkanlarına;

Odalarda üye sayısı 200-500 olan odalarda asgari ücret, 501-1500 olan odalarda asgari ücretin iki katı, 1501-3000 olan odalarda asgari ücretin üç katı, 3001-10000 olan odalarda asgari ücretin dört katı, 10001 ve daha fazla üyesi olan odalarda asgari ücretin beş katı,

Birliklerde üye oda sayısı 25'e kadar olanlarda asgari ücretin üç katı, 26-50 olanlarda asgari ücretin dört katı, 51-100 olanlarda asgari ücretin beş katı, 101-150 olanlarda asgari ücretin altı katı,151 ve daha fazla olanlarda asgari ücretin yedi katı,

Federasyonlarda üye oda sayısı 50'ye kadar olanlarda asgari ücretin beş katı, 51-100 olanlarda asgari ücretin altı katı, 101 ve daha fazla olanlarda asgari ücretin yedi katı,

Konfederasyonda Genel başkana asgari ücretin on katı,

b) Yönetim kurulu başkan vekillerine; (a) bendinde belirtilen miktarların 2/4'ü,

c) Denetim kurulu üyelerine; (a) bendinde belirtilen ücretlerin 1/4'ü,

d) Disiplin kurulu üyelerine; (a) bendinde belirtilen ücretlerin 1/4'ü,

Aylık ücret,

e) Aylık ücret almayan yönetim kurulu üyelerine katıldıkları toplantı başına (a) bendinde belirtilen ücretlerin 1/5'i huzur hakkı,

Alırlar. Bu ücretler brüt asgari ücret üzerinden net olarak ödenir.

Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının yetkili organ üyelerinin yurt içi harcırahları, asgari ücretin 1/5'inden, yurt dışı harcırahları ise en yüksek Devlet memuruna ödenen günlük harcırahtan fazla olamaz.

Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarında birden fazla organda görevli olanlar, bu görevlerine ait ücretlerden yüksek olanı alırlar. Organ üyeleri, meslek kuruluşları iştiraklerinden en fazla birinden ücret alabilirler.

Aylık ücret alanlara huzur hakkı ödenmez.

BAŞKAN - Madde üzerinde 2 önerge vardır. Önergeleri önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının 56 ncı maddesinin (a) bendindeki "Odalarda üye sayısı 200-500 olan" ifadesinin "Odalarda üye sayısı 100-500 olan" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Salih Kapusuz                       M. Atilla Maraş                      Yahya Akman

                  Ankara                                   Şanlıurfa                                 Şanlıurfa

           A. Müfit Yetkin                                                                     Zülfü Demirbağ

                 Şanlıurfa                                                                                   Elazığ

BAŞKAN - Maddeye en aykırı olan önergeyi okutup, işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının 56 ncı maddesine son fıkra olarak aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Salih Kapusuz                       M. Atilla Maraş                      Yahya Akman

                  Ankara                                   Şanlıurfa                                 Şanlıurfa

           A. Müfit Yetkin                                                                     Zülfü Demirbağ

                 Şanlıurfa                                                                                   Elazığ

"Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları personelinin işe alınmalarına ve ücretlerinin belirlenmesine yönetim kurulu karar verir."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HASAN ALİ ÇELİK (Sakarya) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Kabul ediyoruz.

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarında çalıştırılan personelin işe alınması ve verilecek ücretlerle ilgili yönetim kurulu yetkilendirilmiştir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının 56 ncı maddesinin (a) bendindeki "Odalarda üye sayısı 200-500 olan" ifadesinin "Odalarda üye sayısı 100-500 olan" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Salih Kapusuz (Ankara) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HASAN ALİ ÇELİK (Sakarya) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Kabul ediyoruz.

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Daha önceki maddelerdeki değişikliğe paralellik sağlamak amaçlanmıştır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeler doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

57 nci maddeyi okutuyorum:

Genel sekreterler

MADDE 57.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının işlemlerini, mevzuat, ana sözleşmeleri ve yönetim kurulu kararları doğrultusunda yürütmekle görevli bir genel sekreter bulunur. Genel sekreterler birden fazla esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşunda görev yapamazlar. Genel sekreter yönetim kurulu toplantılarına katılır, ancak oy kullanamaz. İhtiyaç duyulması halinde onbinden fazla üyesi olan odalar ile birlik ve federasyonlarda bir, Konfederasyonda üç genel sekreter yardımcısı çalıştırılabilir.

Giderler, başkan veya vekili ile genel sekreterin ortak imzasıyla yapılır. Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları adına yazılacak yazılar da aynı şekilde imzalanır. Ancak, yönetim kurulu kuruluş içi konularda genel sekretere tek başına imza yetkisi verebilir. Konfederasyon genel sekreteri, yönetim kurulunun izni ile harcama yetkisi dahil, görev ve yetkilerinden bir bölümünü her yıl başında yeniden tespit edilmek kaydıyla yardımcılarına devredebilir.

Genel sekreterin atanması, terfi, cezalandırılması ve görevine son verilmesi yönetim kurulu kararı ile yapılır. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri ve bunların eşleri, çocukları ve çocuklarının eşleri genel sekreter olarak atanamaz. Genel sekreterin tezkiye amiri ise ilgili meslek kuruluşunun başkanıdır.

Genel sekreter, personelin birinci tezkiye amiri olup personelin atanma, terfi, cezalandırma ve işten uzaklaştırma işlemleri teklifi üzerine yönetim kurulunca yapılır.

Birlik genel sekreterleri birliğe üye odaların genel sekreterleri ile temmuz ve aralık aylarında, birlik başkanının gözetiminde yılda en az iki defa eğitim ve değerlendirme toplantısı yaparlar.

Genel sekreter ve genel sekreter yardımcısı olarak atanacakların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesindeki genel şartları taşımaları gerekli olup; bu şartları taşımayanlar, genel sekreter ve genel sekreter yardımcısı olarak atanamaz. Bu şartları taşımadıkları sonradan anlaşılanların ise görevlerine son verilir.

Birlik ve federasyon genel sekreter ve yardımcılarının en az iki yıllık yüksek okul mezunu olmaları, oda genel sekreter ve yardımcılarının en az lise ve dengi okul mezunu olması, Konfederasyon genel sekreteri ve yardımcılarının ise, üniversitelerin işletme, iktisat, hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler fakülteleri mezunu veya muadili bir alanda yüksek tahsil yapmış olması şarttır. Genel sekreterlerin iktisadi ve idari sahada tatbiki bilgi ve tecrübe sahibi olmaları ile yabancı dil bilmeleri tercih sebebidir.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

58 inci maddeyi okutuyorum:

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Denetim, Kullanılacak Defterler,

Aidatlar ve Belge Ücretleri,

Ücret Tarifeleri

Denetim

MADDE 58.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları ile sicil işlemleri Bakanlık gözetim ve denetimine tabidir.

Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının ilgili personeli ile organlarında görevli üyeleri, Bakanlık denetim elemanlarının talebi üzerine kuruluşa ait her türlü evrak, defter ve kayıtları göstermeye veya vermeye, para ve diğer varlıkların sayılmasına müsaade etmeye, denetim ve incelemeleri için yardımda bulunmaya ve çalışmalarını yapabilecekleri uygun bir yer tahsis etmeye mecburdurlar.

Bu yükümlülükleri yerine getirmeyen veya 59 uncu maddede belirtilen suçlardan dolayı haklarında kovuşturmaya başlanan ve görevi başında kalması denetim ve soruşturmanın yapılması bakımından sakıncalı görülen esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının personeli Bakanlık denetim elemanlarınca doğrudan görevden uzaklaştırılabilir. Organ üyelerinin görevden uzaklaştırılmaları ise denetim elemanlarının teklifi sonucu Bakanlık veya Cumhuriyet Savcılığı tarafından yetkili asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine mahkemece bir ay içinde basit usulde yargılama yapılarak karara bağlanır. Mahkeme dava sonucunu Bakanlık, ilgili oda ve üst kuruluşa bildirir.

Görevden uzaklaştırılanlar hakkında takipsizlik veya beraat kararlarının verilmesi halinde, bu kimseler tekrar görevlerine dönerler ve bunların görevden uzak kaldıkları devreye ait ücretleri yasal faizleri ile birlikte, mensup oldukları kuruluşlarca tam olarak ödenir. Denetim sonucunda düzenlenen soruşturma evrakının denetim elemanı tarafından o yerin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi üzerine Bakanlık davada müdahil sıfatını kazanır.

Odaların sadece üye kayıtları ve belgeleri, sigortalılık yönünden gerektiğinde Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu denetim elemanları tarafından denetlenebilir.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

59 uncu maddeyi okutuyorum:

Cezai takibat

MADDE 59.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının yetkili organlarının üyeleri ve genel sekreterleri ile personeli, görevlerini yerine getirirken görevleriyle ilgili suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle bu kuruluşların paraları ile para hükmündeki evrak, senet ve diğer malları aleyhine, bilanço, kesin hesap, rapor, diğer her çeşit evrak ve defterleri üzerinde suç işledikleri takdirde, bu suçlardan dolayı, adli olarak kamu görevlileri gibi ceza görürler.

BAŞKAN- Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

60 ıncı maddeyi okutuyorum:

Kullanılacak beyanname, defter ve makbuzlar

MADDE 60.- Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarında kullanılacak defter, belge, beyanname, makbuz ve fişler şunlardır:

a) Üye kayıt defteri.

b) Üye kayıt beyannamesi.

c) Genel kurul karar defteri.

d) Başkanlar kurulu karar defteri.

e) Yönetim kurulu karar defteri.

f) Denetim kurulu karar defteri.

g) Disiplin kurulu karar defteri.

h) Gelenek ve teamül defteri.

ı) Demirbaş defteri.

j) Gelen ve giden evrak kayıt defteri.

k) Mevzuata uygun muhasebe defterleri.

l) Kasa defteri.

m) Gelir ve gider defteri.

n) Kıymetli evrak defteri.

o) Gelir ve gider makbuzu.

p) Tahsil ve tediye fişi.

r) Hizmetin gerektirdiği diğer defter ve belgeler.

Bu Kanuna tabi meslek kuruluşlarında kullanılacak defter, beyanname, makbuz, fiş ve belgeler ile oda üyelerinin mesleklerinin icrası nedeniyle resmî kurum ve kuruluşlara verecekleri belgelerin basım ve dağıtımında Konfederasyon yetkilidir. Bu belgelerden Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanından elektronik ortamda düzenlenenlerinin bedeli, bunu düzenleyen esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşunca Konfederasyona ödenir.

Defter, beyanname, makbuz, fiş ve diğer belgeleri yetkisiz olarak basan, bastıran, dağıtan, değişik yollardan çoğaltan ve kullananlar bu fiillerinden dolayı Konfederasyonun ilgili Cumhuriyet savcılıklarına başvurusu üzerine, genel hükümler çerçevesinde sorumlu olurlar.

BAŞKAN- Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

61 inci maddeyi okutuyorum:

Kayıt ücreti, aidat, katılma payı, düzenlenecek belge ve hizmet ücretleri

MADDE 61.- Üyelerin odalara, odaların birlik ve federasyonlara, birlik ve federasyonların Konfederasyona ödeyeceği kayıt ücreti, yıllık aidat ve katılma payları ile esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının düzenledikleri belge ve yaptıkları hizmet karşılığı ücretler şunlardır:

a) Üyenin sicile ilk kayıt yapılması sırasında ödeyeceği kayıt ücreti, asgari ücretin onda birinden az, yarısından fazla olamaz. Kayıt ücreti, esnaf ve sanatkârların sicil kaydı esnasında sicil müdürlüğü tarafından tahsil edilir; kayıt ücretinin yarısı sicil ihtiyacında kullanılmak üzere birlik adına açılacak banka hesabına, diğer yarısı ise ilgili odanın banka hesabına aktarılır.

b) Üyenin odaya ödeyeceği yıllık aidat, asgari ücretin onda birinden az, yarısından fazla olamaz. Kayıt ücretinin alındığı yıl için ayrıca yıllık aidat alınmaz.

c) Odaların birlik ve üyesi oldukları federasyonlara, birlik ve federasyonların Konfederasyona ödeyecekleri kayıt ücreti, asgari ücretin yarısından az, tamamından fazla olamaz.

d) Odaların birlik ve üyesi oldukları federasyonlara, birlik ve federasyonların Konfederasyona, her yıl ödeyecekleri katılma payı, ödemeyi yapacak esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşunun bir önceki yıl gayri safi gelirlerinin % 3'üdür. Katılma payı hesaplamasında; bu Kanuna göre üst kuruluşlardan satın alınan evrakın maliyet bedeli ile bu Kanun dışındaki diğer kanuni düzenlemeler nedeniyle elde edilen gelirlerin maliyet bedelleri ve bunlar için yapılan giderler gayri safi gelirden mahsup edilir.

e) Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının düzenledikleri ve onayladıkları belgeler ile yaptıkları hizmet karşılığında alacakları ücretlerin miktar ve oranı; maktu olanlarda bu fıkranın (a) ve (b) bentleri uyarınca belirlenecek miktarın onda birinden, nispi olanlarda ise belgede geçen değerin binde onundan fazla olamaz.

Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları tarafından tahsil edilen her türlü gelir, tahsilatı yapan ilgili meslek kuruluşunun banka hesabına yatırılır.

Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları ve sicil müdürlüğü hesabına intikal eden paraların meslek kuruluşlarına aktarılacak miktarları, elektronik ortamda tahsil edildikleri anda ilgili meslek kuruluşunun banka hesabına intikal ettirilir.

Kayıt ücreti kayıt esnasında, yıllık aidat nisan ve ekim aylarında iki eşit taksitte ödenir. Oda kaydını sildiren üyelerin aidatı üye kaydının silindiği ay itibarıyla alınır. Süresi içinde ödenmeyen yıllık aidat ve katılma payları için esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları yönetim kurullarınca verilen kararlar ilam hükmünde olup icra dairelerince yerine getirilir. Gecikme zammı, yıllık aidatın ve katılma payının bir mislini geçemez.

Yıllık aidatlarını ödemeyen üyelere, ödeme yapılıncaya kadar odaca yapılacak hizmetler ile düzenlenecek ve onanacak belgeler verilmez.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

62 nci maddeyi okutuyorum:

Fiyat tarifelerinin tespit şekli

MADDE 62.- Bu Kanuna tabi esnaf ve sanatkârlarca üretilen mal ve hizmetlerin fiyat tarifeleri, bağlı bulundukları odalarca hazırlanır ve odanın mensubu olduğu birlik yönetim kurulu tarafından fiyat tarifesinin sunulmasından sonra otuz gün içinde onaylanır veya reddedilir. Onaylanan fiyat tarifesi belediye, mülki amirlik ve ilgili odaya yedi gün içerisinde bildirilir ve bu andan itibaren yürürlüğe girer. Fiyat tarifeleri uygulanacak azami hadleri gösterir.

Belediyeler veya o yerin en büyük mülkî amiri tespit edilen bu tarifeleri uygun bulmadıkları takdirde esnaf teşekkülü ile anlaşmaya varamazlarsa onbeş gün içinde o yerin mülkî amirinin ya da görevlendireceği yardımcısının başkanlığında, ticaret ve sanayi veya ticaret odasından bir temsilci ile esnaf ve sanatkârlar odaları birliği temsilcisinden teşekkül edecek bir komisyonda görüşülüp karar verilmesini isteyebilirler.

Komisyon kararları salt çoğunlukla alınır. Komisyon, tarifeleri uygun bulmadığı takdirde tarife yürürlükten kalkar.

Komisyon kararına karşı, ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren on gün içinde ticari davaları görmeye yetkili mahkeme nezdinde itirazda bulunabilirler. Bu mahkemenin kararı kesindir.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun toplu taşıma araçlarının bilet tarifelerinin yapılmasıyla ilgili 7 nci maddesinin (f) bendi hükmü, bu Kanuna tabi esnaf ve sanatkârlar için uygulanmaz.

BAŞKAN - Madde üzerinde 1 adet önerge vardır; okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının 62 nci maddesinin son fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Salih Kapusuz

Recep Koral

M. Atilla Maraş

 

Ankara

İstanbul

Şanlıurfa

 

Yahya Akman

 

A. Müfit Yetkin

 

Şanlıurfa

 

Şanlıurfa

 

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?..

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HASAN ALİ ÇELİK (Sakarya) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

SADULLAH ERGİN (Ankara) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile düzenleme yapılan toplu taşıma ücret tarifelerinin mevcut Büyükşehir Kanunundaki şekli ile Büyükşehirlerde uygulanması gerekli olduğundan bu husus önerilmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde, kabul edilmiştir.

63 üncü maddeyi okutuyorum:

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu,

Mutabakat Komiteleri

Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu

MADDE 63.- Esnaf ve sanatkâr meslek kollarını belirlemek ve yıllık gayri safi gelirleri ve bölgelerin özelliklerine göre esnaf ve sanatkârlar ile tacir ve sanayicinin ayrımını yapmak, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1463 üncü maddesinde Bakanlar Kurulunca çıkarılması öngörülen karar taslağını hazırlayarak Bakanlığa sunmak üzere; Bakanlık Müsteşarı veya ilgili müsteşar yardımcısının başkanlığında, Bakanlık, Maliye, Millî Eğitim, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarının ilgili genel müdürleri ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının bir temsilcisi ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğini temsilen katılan bir temsilci ve Konfederasyonu temsilen katılan bir temsilciden oluşan Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu kurulmuştur. Kurulun sekretarya hizmetleri Genel Müdürlük tarafından yürütülür.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

64 üncü maddeyi okutuyorum:

Mutabakat komiteleri

MADDE 64.- Bu Kanuna tabi odalar arasında veya bu odalar ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalar arasında üye kayıt zorunluluğu bakımından çıkacak anlaşmazlıkları çözümlemek üzere il ve ilçelerde mutabakat komiteleri kurulur. Bu komiteler anlaşmazlıkları, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun belirleyeceği esaslar dahilinde çözüme kavuştururlar.

Mutabakat komiteleri;

a) Bu Kanuna tabi odalar arasında üye kayıt zorunluluğu bakımından çıkacak anlaşmazlıkları çözümlemek üzere, İl ve ilçelerde mülkî amirin başkanlığında ilgili odaların ve birliğin birer temsilcisinden oluşur, oyların eşitliği halinde başkanın oyu iki sayılır.

b) Bu Kanuna tabi odalar ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalar arasında üye kayıt zorunluluğu bakımından çıkacak anlaşmazlıkları çözümlemek üzere, il ve ilçelerde mülki amirin başkanlığında illerde birlik, ilçelerde ilgili oda ile ticaret veya ticaret ve sanayi odalarının birer temsilcisinden oluşur.

Komite kararlarına karşı ilgililer tarafından on gün içinde yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz edilebilir. Mahkemenin kararı kesindir. Kesinleşen mahkeme kararı üzerine ilgili sicil müdürlükleri kayıtlarında gerekli işlemi yapmak zorundadırlar.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.