DÖNEM:
22 CİLT: 86 YASAMA YILI: 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
107 nci Birleşim
2 Haziran 2005 Perşembe
İ
Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
YOKLAMA
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GündemdIşI Konuşmalar
1.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın,
Batman-Yumurtalık petrol boru hattında meydana gelen sızıntının yarattığı çevre
sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
2.- Mersin Milletvekili Ali Er'in,
Rusya'ya yaş sebze-meyve ihracatında
yaşanan sıkıntının sektörde neden olduğu sorunlara ve alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami
Güçlü'nün cevabı
3.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Faruk
Bayrak'ın, korsan yayıncılıkta gelinen nokta ile bu konuda bugüne kadar alınan
önlemlere ve bundan sonra yapılması gerekenlere ilişkin gündemdışı konuşması
V.-
ÖNERİLER
A) DanIşma Kurulu Önerİlerİ
1.- Gündemdeki sıralama ile çalışma
saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VI.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları
Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve
Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)
3.- Tarım Sigortaları Kanun Tasarısı ve
Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/865) (S.
Sayısı: 879)
4.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman ile
5 milletvekilinin, Şanlıurfa İli Halfeti İlçesinin Karaotlak Köyü Tapulama
Alanı Dışına Nakledilen Bölümü ile Argaç, Seldek, Yeşilözen ve Karaotlak
Köylerinin Halfeti İlçe Belediyesine Mahalle Olarak Bağlanması Hakkında Kanun
Teklifi; Şanlıurfa Milletvekili M. Vedat Melik ile 23 milletvekilinin,
Şanlıurfa İli Halfeti İlçesinin Karaotlak Köyü Tapulama Alanı Dışına Nakledilen
Bölümü ile Argaç ve Karaotlak Köylerinin Halfeti İlçe Belediyesine Mahalle
Olarak Bağlanması Hakkında Kanun Teklifi ve Şanlıurfa Milletvekili Mahmut
Kaplan ile 6 milletvekilinin, Şanlıurfa İli Halfeti İlçesinin Karaotlak Köyü
Tapulama Alanı Dışına Nakledilen Bölümü ile Argaç, Karaotlak ve Yeşilözen
Köylerinin Halfeti İlçe Belediyesine Mahalle Olarak Bağlanması Hakkında Kanun
Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/395, 2/341, 2/396) (S. Sayısı: 837)
VII.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YazIlI Sorular ve CevaplarI
1.- Diyarbakır Milletvekili Mesut
DEĞER'in, hâkim ve savcıların keşif ücretlerindeki dengesizliklere ilişkin
sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/5669)
2.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bursa İlinin kalkınmasına yönelik yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına
ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/5676)
3.- Karaman Milletvekili Mevlüt AKGÜN'ün,
ağaç dikiminin özendirilmesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman
PEPE'nin cevabı (7/5880)
4.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, Tuz
Gölündeki kirlenmeye ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin
cevabı (7/5881)
5.- Çanakkale Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün,
çevrenin ve ormanların korunmasını sağlayıcı çalışmalara ilişkin sorusu ve
Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/5924)
6.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in,
Gediz Nehrindeki kirliliğin önlenmesi amacıyla verilen Meclis araştırması
önergesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı
(7/5925)
7.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Düzce İline yapılan yatırımlara ve ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Çevre ve
Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/5983)
8.- Çanakkale Milletvekili İsmail ÖZAY'ın,
İstanbul ve Çanakkale Boğazlarında yaşanan deniz kazalarına ilişkin sorusu ve
Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/5985)
9.- Şanluurfa Milletvekili Turan
TÜYSÜZ'ün, Şanlıurfa İlinde GAP Spor Oyunlarının geliştirilmesine ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı
(7/6016)
10.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, Uşak'taki bir toplantıda kullandığı iddia edilen bir ifadeye
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali
ŞAHİN'in cevabı (7/6023)
11.- İzmir Milletvekili Ali Rıza BODUR'un,
tarım üreticilerine ödenecek primlere ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/6052)
12.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün,
Ardahan İli Hükümet Konağı inşaatına ve kafkas Dilleri ve Lehçeleri Fakültesi
açılıp açılmayacağına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı
(7/6084)
13.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın,
bazı MİT personelinin üniversite diplomaları ile ilgili iddialara ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in
cevabı (7/6127)
14.- Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın,
canlı hayvan sayısına ve tarımsal üretim içinde hayvansal üretimin payına
ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/6157)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak
beş oturum yaptı.
Manisa Milletvekili Hasan Ören, Bağ-Kur ve
Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalıları prim borçlarının yeniden
yapılandırılmasının önemine,
Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat Melik,
Doğu ve Güneydoğu Anadoludan çeşitli illere çalışmak için giden geçici tarım
işçilerinin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere,
İstanbul Milletvekili Ekrem Erdem,
İstanbul'un fethinin 552 nci yıldönümüne,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Antalya Milletvekili Feridun Fikret
Baloğlu'nun (6/1522) esas numaralı sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi
okundu; sorunun geri,
(10/128) esas numaralı Meclis Araştırması
Komisyonu Başkanlığının süre uzatımına ilişkin tezkeresi okundu; daha önce
verilen 3 aylık çalışma süresini doldurması nedeniyle, İçtüzüğün 105 inci
maddesine göre, komisyona 1 aylık kesin süre,
Verildiği bildirildi.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un
Endonezya'ya yaptığı resmî ziyarete İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş'ın
da katılmasının uygun görüldüğüne,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
Polonya'ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine,
İlişkin Başbakanlık tezkereleri kabul
edildi.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 65 inci sırasında yer alan
471'e 1 inci ek sıra sayılı komisyon raporunun bu kısmın 3 üncü sırasına
alınmasına ilişkin CHP Grup önerisinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul
edilmediği açıklandı.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı:
305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz
gelmediğinden,
2 nci sırasında bulunan, Esnaf ve
Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı (1/969) (S. Sayısı: 851), ilgili
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,
Ertelendi.
3 üncü sırasında bulunan, Askerî Hâkimler
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/1033) (S. Sayısı:
916),
5 inci sırasında bulunan, Trabzon
Milletvekili Cevdet Erdöl ile 6 milletvekilinin, Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer
Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile Tarımda Kendi Adına ve
Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifinin (2/409) (S. Sayısı: 858),
Görüşmelerini müteakiben;
4 üncü sırasında bulunan, TC Kültür ve
Turizm Bakanlığı ile Kosova Geçici Özerk Yönetim Kurumlarını (Kosova Kültür,
Gençlik ve Spor Bakanlığı) Temsil Eden Kosova'daki BM Geçici Yönetimi (UNMIK)
Arasında Yapılan Kültürel İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının (1/929) (S. Sayısı: 741) görüşmeleri
tamamlanarak, elektronik cihazla yapılan açıkoylamadan sonra,
Kabul edilip kanunlaştıkları açıklandı.
6 ncı sırasında bulunan, Tarım Sigortaları
Kanunu Tasarısının (1/865) (S. Sayısı: 879) tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlanarak 6 ncı maddesine kadar kabul edildi.
Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa, Muğla
Milletvekili Gürol Ergin'in, konuşmasında, partisine sataştığı iddiasıyla bir
açıklamada bulundu.
2 Haziran 2005 Perşembe günü, alınan karar
gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 23.10'da son verildi.
|
|
|
Nevzat
Pakdil |
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Harun
Tüfekci |
|
Ahmet
Küçük |
|
|
Konya |
|
Çanakkale |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
|
|
|
Bayram
Özçelik |
|
|
|
|
Burdur |
|
|
|
|
Kâtip Üye |
|
No.: 147
II.- GELEN KÂĞITLAR
2 Haziran 2005 Perşembe
Raporlar
1.- 4.5.2005 Tarihli ve 5344 Sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknik
Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve
Spor Komisyonu Raporu (1/1032) (S. Sayısı: 918) (Dağıtma tarihi: 2.6.2005)
(GÜNDEME)
2.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin;
2873 Sayılı Millî Parklar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifleri ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları Raporları
(2/433, 2/489) (S. Sayısı: 919) (Dağıtma tarihi: 2.6.2005) (GÜNDEME)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.00
2 Haziran 2005 Perşembe
BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 107 nci Birleşimini açıyorum.
III.- Y O K L A M A
BAŞKAN - Elektronik
cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim.
Sayın milletvekillerinin
oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre
içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda bulunan
teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen de sisteme giremeyen
üyelerin ise, yoklama pusulalarını, görevli personel aracılığıyla, 5 dakikalık
süre içerisinde Başkanlık Divanına ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Üç sayın milletvekiline
gündemdışı söz vereceğim.
Konuşma süreleri 5'er
dakikadır; hükümet cevap verebilir, konuşma süresi 20 dakikadır.
Gündemdışı ilk söz,
Şanlıurfa'dan geçen petrol boru hattında meydana gelen petrol sızıntısı ve
meydana getirdiği kirlenme hakkında söz isteyen Şanlıurfa Milletvekili Yahya
Akman'a aittir.
Sayın Akman, buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GündemdIşI Konuşmalar
1.-
Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Batman-Yumurtalık petrol boru hattında
meydana gelen sızıntının yarattığı çevre sorunlarına ve alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı
Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) -
Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; gündemdışı söz almış
bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
14 Nisan günü
Batman-Yumurtalık boru hattının Şanlıurfa güzergâhında meydana gelen petrol
sızıntısı büyük bir tehlike yaratmış, bölge felaketin eşiğinden dönmüştür. Boru
hattındaki bu sızıntı sonucunda Güneydoğu Anadolu Projesinin en büyük
yatırımlarından biri olan ve bölgeye sulamayla içmesuyu sağlayarak âdeta can
veren Atatürk Baraj Gölü ile geniş bir arazi bölgesi çok büyük bir kirlenmeyle
karşı karşıya kalmıştır. Sızıntı sonucu, alana 32 ilâ 33 000 varil petrol
yayılmıştır.
BAŞKAN - Sayın Akman, bir
saniyenizi rica edeyim.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, lütfen, hatibi sükûnetle dinleyelim. İstirham ediyorum...
Buyurun.
YAHYA AKMAN (Devamla) -
Baraj gölündeki kirlenme bölge halkını endişeye itmiş, özellikle içmesuyunu
buradan karşılayan Şanlıurfa merkez, Birecek, Halfeti ve Suruç ilçeleri ile
Gaziantep'in Nizip ve Karkamış ilçelerinin yanı sıra, birçok köy halkının,
ciddî sağlık sorunlarıyla karşılaşabilirim korkusunun içerisine girmesine neden
olmuştur.
Bölgede yapmış olduğumuz
tespitlerde bu konudaki hassasiyetin çok önemli boyutlara ulaştığını görmüş
bulunmaktayız. Ancak, konuyla ilgili olarak yaptığımız araştırmalar sonucunda,
ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının, tam bir uyum içerisinde, felakete
dönüşebilecek bu olayı titiz bir çalışma sergileyerek ortadan kaldırmaya
başlamış olması bizlere rahat bir nefes aldırmıştır. Şanlıurfa'nın Bozova
İlçesine bağlı Yığınak Köyü yakınlarında meydana gelen petrol sızıntısı,
rüzgârın da etkisiyle, Atatürk Baraj Gölüne yayılmış, bölgeye 26 Nisanda gelen
ekipler, gölü, bariyerler ve pompalar vasıtasıyla temizleyerek ilk müdahaleyi
yapmışlardır.
BAŞKAN - Sayın Akman…
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, sizler kürsüde olduğunuz zaman nasıl diğer arkadaşların sizleri
dinlemesini istiyorsanız... Lütfen!.. Hatibin konuşması hiç anlaşılmıyor,
lütfen, hatibi dinleyelim. (Alkışlar)
Buyurun.
YAHYA AKMAN (Devamla) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Baraj çevresindeki,
petrolle kirlenmiş sazlıklar da kısa sürede temizlenmiş, böylece, canlıların
zarar görmesi de engellenmiştir.
Bu çalışmaların
sonucunda, göle karışan petrol tamamen temizlenmiş görülmektedir. Gölden alınan
su örneklerinin temiz olması da bölge halkının su konusunda yaşadıkları
endişeleri ortadan kaldırması bakımından önem arz etmektedir.
Petrolle kirlenmiş toprak
ise kazılarak bir alana yığılmış vaziyettedir. 20 dekarlık bir alanı kapsayacak
bu kazılmış kirli toprağa uygulanacak bir dizi işlemlerden sonra toprak eski
haline dönebilecektir; ancak, bu işlemin yaklaşık bir yıl sürmesi
beklenmektedir. Bu uzun süre içerisinde hem baraj gölünde hem de toprağın
temizlenmesi işlemlerinin takip edilmesi önemlidir. Bunun için, incelemeleri
sürdürecek birer ekibin görev başında olması da devletin bu konuya ciddî bir
şekilde eğilmesinin bir göstergesidir.
Yine, BOTAŞ ile ilgili
kurum yetkililerinden oluşan ve baraj gölü civarında bulunan vatandaşların
uğradığı zarar ve ziyanın tespiti için bir komisyon kurulması bölge halkının
mağduriyetinin karşılanması bakımından sevindiricidir. Bu, ayrıca, bölgede
yapılan çeşitli iddiaların ortaya konulması bakımından da önem arz etmektedir.
Ayrıca, baraj gölünün,
Adıyaman'ın Kâhta İlçesinden, Diyarbakır'ın Çermik İlçesine kadar olan 70
kilometrekarelik bölümü kırmızı renge bürünmüş haldedir. Bunun üzerine harekete
geçen çevre ve orman il müdürlüğü, ve tarım müdürlüğü ekipleri incelemelere
başlamışlardır. Yetkililerden alınan bilgilere göre, kirliliğin petrol
sızıntısıyla bir ilgisinin olmadığı; ancak, konunun, o bölgede meydana gelen
orta şiddetli depremle ilgisinin olabileceği ihtimali üzerinde gerekli
çalışmaların yapılabileceği belirtilmiştir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; gözle görülür bu güzel çalışmaların ötesinde, dikkat çekmek
istediğim başka bir husus bulunmaktadır.
Sudaki petrol temizlense
bile, etkilerinin daha sonra ortaya çıkacağı bilinmektedir. Boğazlarda
özellikle petrolden kaynaklanan kirlilik gözler önündedir.
Atatürk Baraj Gölüne de
sızan petrolün temizlenmesi çok önemlidir; ama, dibe çöken petrolün yaratacağı
tehlike nedir; bu, henüz bilinmemektedir. Bu nedenle, ivedi olarak
araştırmalara başlanılmalıdır. Sadece görsel olarak temizlenmesinin ötesinde,
bilimsel olarak da bu temizliğin ortaya konması önem arz etmektedir. Kirliliğin
gelecekte çıkarabileceği en önemli etkileri ekolojik denge üzerinde olacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
YAHYA AKMAN (Devamla) -
Sayın Başkan...
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Akman.
YAHYA AKMAN (Devamla) -
Teşekkür ediyorum.
Hatta, baraj gölü ve
aşağısındaki Fırat kaynağından su alan yerleşim yerlerinin sularının biyolojik
arıtmayla ancak zararsız hale gelebileceği iddia edilmektedir. Böyle bir
arıtmanın olmadığı dikkate alındığında, bu hususun risk teşkil edip etmediği
konularının açığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bölgede kanser taraması
yapılması ve istatistik bilgilerinin toplandığı bir veritabanının oluşturulması
da, ileride yapılabilecek çalışmalara ışık tutması bakımından fevkalade
gereklidir.
Yine, bölgede yaşayan
canlı türlerine yönelik bir çalışmanın da yürütülmesinde yarar vardır. Göldeki
balık ve diğer canlı türleri üzerinde de titiz bir araştırma yapılması
gerekmektedir. Göl, kısa süre içinde temizlenmesine rağmen, balık türleri takip
edilmeli, canlı ölümleri olup olmadığı yönünde titiz bir çalışma yapılmalıdır.
Sonuç olarak, çok boyutlu
olarak felakete dönüşebilecek bir olay, devletin koordineli müdahalesiyle
önlenebilmiştir. Özellikle halkın sağlığı ve ekolojik dengenin korunabilmesi
için, ortaya çıkan tablonun en kısa sürede kaldırılması öncelik taşımaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
YAHYA AKMAN (Devamla) -
Son cümlem Sayın Başkanım...
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Akman.
YAHYA AKMAN (Devamla) -
Devam eden çalışmaların sonucunu bölge milletvekili olarak takip edeceğimi
bildirmek istiyorum.
Yurdumuzda ve yöremizde
bir daha böyle bir felaketin yaşanmaması temennisiyle, Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Akman.
Sayın Yahya Akman'ın
gündemdışı konuşmasına Enerji Bakanı Sayın Mehmet Hilmi Güler cevap
vereceklerdir.
Buyurun.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın
Yahya Akman'ın gündemdışı yapmış olduğu konuşmaya ilişkin görüşlerimi aktarmak
üzere huzurlarınızdayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği gibi, Yahya
Beyin de bahsettiği gibi, gerçekten çok önemli bir çevre problemi
oluşturabilecek bir olayla karşılaştık, bir kazayla karşılaştık; ancak,
aldığımız önlemlerle bu problemi çözdük; geri kalan kısımlarını da bir plan
dairesinde çözmeye çalışıyoruz.
Bilindiği gibi, BOTAŞ'a
ait Batman-Dörtyol boru hattı, Şanlıurfa İli Yığınak Köyü mevkiinde 13 Nisan
2005 günü saat 22.00'de yırtılarak patlamıştır. Yırtılma, üç dört yıl önce
açıldığı bildirilen yüzey suyu drenaj kanalında olmuştur. Boru hattının
yırtılma çizgisi üzerinde, bu çizginin üstünde ve altında olmak üzere, 3 yerde
kazıcı, yani ekskavatör diş izlerine rastlanmıştır. Bunun fotoğrafını da çektik
Yahya Bey; borunun üzerinde diş izleriyle beraber, nasıl patladığını da ifade
eden... Bir yanlış çalışma sonucunda meydana gelen bir kaza bu. Biz, bu boruyu
yerinden çıkardık, tamirini yaptık, eski haline geldi. Patlamayı müteakip, ki,
bu, gece saat 22.00'de oldu, biz, sabah 7.15'te bu patlamanın yerini bulduk;
süratle, o bölgedeki 13 ve 14 numaralı vanalar kapatılarak, boru hattından
akacak petrol sınırlandırıldı. Yalnız, patlak yerin bulunmasını müteakip,
çevrede faaliyet gösteren BOTAŞ müteahhitlerinin iş makineleriyle kanal üzerine
seddeler yapıldı, çukurlar kazıldı ve petrolün Atatürk Baraj Gölüne daha fazla
akması önlenmiş oldu. Bütün bu işler yapılırken, bir yandan da petrol
tankerleri ve pompalar temin edilerek, akan petrol yeniden kazanılmaya
çalışılmıştır, yani ziyan olmamıştır, önemli bir miktarı geri kazanılmıştır.
Tankerlere yüklenen petrol, Diyarbakır ve Adıyaman'daki TPAO tesislerinde
tanklara teslim edilmiştir.
Boru hattındaki akıntı
durduktan sonra, patlayan parça -fotoğrafta görüldüğü gibi- yerinden çıkarıldı
ve yeni boru parçası kelepçelenerek bağlandı. Boru hattını, 15.4.2005 günü,
akşam saatlerinde, işletmeye tekrar açtık; yani, süratli bir çalışma örneği
gösterildi. Aslında, bu, olumsuz bir olay; ama, bu olumsuz olayı, olumlu hale
çevirdik. Patlak nedeniyle dışarıya akan petrol miktarı 39 797 varil; yani,
mühim bir olay bu. Aslında, bu, aynı zamanda da, bir işlemin nasıl
çözülebileceğini göstermek bakımından mühim; 39 797 varil. Kanal üzerinde
yapılan seddelerin önünde biriken ve baraj gölü girişinde hapsedilen 13 126 net
varil hampetrol geri kazanıldı -bunu, tekrar geri kazandık- tankerlere taşındı;
hem hampetrol kaybı azaltıldı hem de kirlilik oluşturması engellenmiş oldu.
BOTAŞ'ın Genel Müdürlük
taşra teşkilatları ve Bakû-Tiflis-Ceyhan Proje Direktörlüğü, BOTAŞ
Internatianol Limited (BIL) gibi yan kuruluşların bütün imkânları burada
seferber edildi. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının ekipman ve personel
desteği, İsdemir, TÜPRAŞ, ATAŞ, Erenco şirketleri imkân ve ekipleri, FERNAS ve
İNDET şirketlerinin ekipman ve ekipleri, petrolün geri kazanılmasında BOTAŞ
ekiplerine destek olmuşlardır; buradan, onlara teşekkür ediyorum.
Şanlıurfa Valimiz Sayın
Şemseddin Uzun, valilik teşkilatı, Bozova ve Samsat Kaymakamlarımız ve DSİ
Atatürk Baraj Gölü Şube Müdürlüğü, bütün imkânlarıyla, petrolün toplanmasına,
toprağın, Atatürk Baraj Gölünün temizlenmesinde büyük destek verdiler. Ayrıca,
bölge halkı, traktörünü, kayığını kiralayarak ve bedenen çalışarak, dökülen
petrolün temizlenmesinde çok büyük katkılar sağlamıştır; onlara da, bu samimî
katkılarından, fedakârca çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum.
Çalışmaların başladığı 14
Nisan 2005 tarihinden 24 Mayıs 2005 tarihine kadar, drenaj kanalı ve göl
üzerinden, 13 126 varil petrol geri kazanıldı; göl suları üzerinde asfalt
haline gelmiş 1 500 varil petrol toplandı; Ceyhan Petrol İşletmeleri Müdürlüğü
tesislerine nakledildi. Aslında, bu olay, aynı zamanda, kötü bir olay; ama,
uygulama açısından, böyle bir olayın meydana gelmesinde, böyle bir işe nasıl
yaklaşabileceğimiz açısından da, bir uygulama projesi gibi bir proje oldu. Kötü
bir olaydan, biz, pozitif kazanımlar sağladık tecrübe açısından.
Drenaj kanalı ve
çevresinde petrolle kirlenmiş topraklar, kazıcı ve sıyırıcılarla toplandı.
Yığınak Köyü mevkiinde kuruluşumuza ait
164 nolu parselde hazırladığımız 25 dönüm kirlenmiş toprağın geri kazanılacağı
alana taşındı.
Ayrıca, göl yüzeyinde
kıyılara vuran petrolle kirlenmiş topraklar, gelberi ve küreklerle toplanıp
torbalandı ve traktörlerle toplanma alanına, oradan da geri kazanım alanına
taşınmıştır.
18 Mayıs 2005 tarihi
itibariyle Atatürk Baraj Gölü üzerinde petrol atığı kalmadı. Kirlenmiş
topraklar toplandı, geri kazanım alanına taşındı. Bunu, genel müdürlerimiz,
Çevre ve Orman Bakanlığının helikopteriyle, aynı zamanda, yerinde de görerek
tespit ettiler.
Kalan işlerimiz var Sayın
Yahya Akman. Petrolle kirlenmiş toprağın geri kazanılması, yani rehabilitasyonu
noktasında çalışmalarımız sürüyor. Atatürk Baraj Gölü ve kıyılarının petrol
kirliliği açısından takibini yapacağız.
Bu konuyu burada anlatma
fırsatı verdiği için, Şanlıurfa Milletvekilimiz Yahya Akman'a teşekkür
ediyorum.
Bu arada da, bu olayla,
aslında, benzer olaylar meydana geldiğinde ne yapmamız gerektiği noktasında,
bütün kamu kuruluşlarımız, bölge halkıyla büyük bir eşgüdüm içinde çalıştık. Bu
da, olumsuz bir olaydan hayırlı bir sonuç çıkarılması noktasında bize bir
kazanç oldu. Bununla da teselli buluyoruz.
Bu vesileyle, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) -
Duyarlılığınıza ve nezaketinize çok teşekkür ederim Sayın Bakan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakan.
Gündemdışı ikinci söz,
Rusya'ya yapılan yaş sebze ve meyve ihracatı hakkında söz isteyen, Mersin
Milletvekili Ali Er'e aittir.
Sayın Er, buyurun
efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
2.- Mersin
Milletvekili Ali Er'in, Rusya'ya yaş sebze-meyve ihracatında yaşanan sıkıntının sektörde neden olduğu
sorunlara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım
ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
ALİ ER (Mersin) - Sayın
Başkan, Yüce Meclisin değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla,
sevgiyle selamlıyorum.
Bugün gündemdışı söz
almamın nedeni, dört beş günden bu tarafa doğru, sizlerin ve kamuoyunun da
bildiği gibi, yaş sebze ve meyve ihracatının Rusya'ya yapılmasının durdurulması
konusunda mağdur olan yaş meyve ve sebze üreticisi çiftçilerimizin,
ihracatçılarımızın, yaş meyve ve sebze üretiminde çalışan işçilerimizin, yaş
meyve ve sebze nakliyesinde çalışan taşıyıcılarımızın ve bütün ilgilendiren
kurumların dertlerini, hem milletimizle hem de Yüce Heyetinizle paylaşmak için
söz aldım.
Muhterem arkadaşlar, bu
konu, dün, AK Parti Grubunda AK Partili milletvekillerimizce dile getirildi,
orada bu konu tartışıldı; ama, bir kez de milletimiz adına, ben, bu konuya hem
milletimizle hem de Yüce Heyetinizle paylaşmak istedim.
Biliyorsunuz, yaş meyve
ve sebze yetiştiren illerden en çok yaş meyve ve sebze yetiştiren illerimiz
Mersin, Antalya, Hatay, Adana, İzmir ve Muğla'dır. Aslına bakarsanız,
Türkiyemizin her tarafında yaş meyve ve sebze yetişmektedir; ama, özellikle
turfanda olarak bu illerimizde yetiştirilmekte ve ihraç edilmektedir.
Bizim yaş meyve ve sebze
ihracatımızın üçte 1'ini de Rusya'ya yapmaktayız. Rusya'daki bir sıkıntı,
gerçekten Türkiye'yi çok büyük badirenin içine sokuyor, çiftçiyi ve ihracatçıyı
gerçekten zora düşürüyor. İşte, dört beş günden bu tarafa doğru yaşadığımız
olay bu. Ama, benim üzüldüğüm bir şey var muhterem arkadaşlar; bu üzüntüm,
ihracat yapamamaktan dolayı değil, bu olay, bizim yetkililerimizin ihmalinden
dolayı. Bizim en çok üzüldüğümüz, çiftçilerimizin üzüldüğü, ihracatçılarımızın
üzüldüğü, üreticimizin üzüldüğü de bu. Rusya Federasyonu, bizi 2004 yılının
aralık ayında uyarıyor, yetkili bakanlıklara, ticaret ataşeliklerine yazıyor,
böyle problemler var, bu problemleri çözün, bize acil şekilde bildirin diyor.
Bu konuyu bir kez yazmıyor, defalarca yazıyor -belgeleri de var- nereye, ne
zaman, nasıl yazıldığı; ama, gelin görün ki, üzülerek söyleyeyim, yetkililer,
bunlara kesinlikle hiçbir cevap vermiyor.
Arkasından, en son bir
uyarıda daha bulunuyor; daha önce, şu şu tarihlerde yazdığımız bu problemle
ilgili bizim tarafımıza hiçbir cevap verilmediği için, kısa sürede, Rusya'ya
yapılan ithalatınızı durduracağız diyorlar; ama, hâlâ, yine, bizim tarafımızdaki
yetkililerden, üzülerek söyleyeyim ki, bir cevap yok. Tabiî, bunun üzerine de
ne oluyor; Rusya, yaptığı ithalatı, yani, Türkiye'nin yaptığı ihracatı
durduruyor.
Değerli arkadaşlar, biz,
sebze ve meyvemizin üçte 1'ini, biliyorsunuz, Rusya'ya ihraç ediyoruz. Rusya
kapısı kapandığı zaman, Türk çiftçisi perişan hale düşüyor ve bugün yaşadığımız
olay, maalesef, üzülerek söyleyeyim ki, Türk çiftçisinin beş altı günden bu
tarafa yaşadığı olay, felaket.
Türkiye'nin birçok
yerinden telefon geliyor, İzmir'den ihracatçılar, Mersin'den, Hatay'dan,
Adana'dan, Antalya'dan; hatta, İzmir'deki Bayburtlu ihracatçılar, taa
Bayburt'un insanları, yüzlerce insan telefon ediyor; nereye gidiyoruz, nedir bu
ihmal diye.
Şimdi, biz, buna kayıtsız
kalamayız değerli arkadaşlar. Biz, AK Parti Hükümetinin ve İktidarının olduğu
bir dönemde, bu işi, eksikliği yapanlara karşı kayıtsız kalmamamız gerekir; AK
Partiye bu yakışır. Bunun için de gereğinin yapılması lazım, kimin, nasıl,
nerede, niçin ihmali varsa, mutlaka gereğinin yapılması lazım; AK Partinin
anlayışı da budur.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Er,
konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
ALİ ER (Devamla) - Ben,
huzurlarınızda, Başbakanımıza gerçekten teşekkür ediyorum; yani, dünden bu
tarafa, Sayın Başbakanımız birebir bu konuyla ilgileniyorlar. İlgilenen
arkadaşlara teşekkür ediyorum.
Bugün, bir heyetin
Rusya'ya gideceğini öğrendik; inşallah, yakın zamanda çözülür; ama, değerli
arkadaşlar, yakın zamanda çözülse de, kısa süreli de olsa, bu kriz, bir yıla
mal olur bize; açık söylüyorum.
Bakın, dünden beri ne
hale geldi piyasalar... Domates, 700 000 lirayken 300 000 liraya düştü -bugün
de, daha aşağı düştüğü söyleniyor- kayısı, 1 500 000 liradan 500 000 liraya
düştü; çilek, 1 300 000 liradan 500 000 liraya düştü; limonun sandığı 13 000
000 liradan 9 000 000 liraya düştü; salatalık, 450 000 liradan 200 000 liraya
düştü.
Değerli arkadaşlar,
Türkiye'de 35 000 000 çiftçi var; 35 000 000 çiftçinin kaderiyle kimsenin
oynama hakkı yok, açık söylüyorum; bunun adı, bürokrat olur, bakan olur, kim
olursa olur, kimsenin oynama hakkı yok! (CHP sıralarından alkışlar) Bu
milletvekilleri, bu çiftçilerin sahibidir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Er, lütfen
konuşmanızı tamamlar mısınız.
ALİ ER (Devamla) - Sayın
Başkanım, 35 000 000 çiftçinin derdinin 5 dakikaya sığmayacağını zatıâliniz de
takdir edersiniz. Müsaade edin de, bir 5 dakika daha konuşalım şu çiftçinin
derdini.
BAŞKAN - Sayın Er, lütfen
konuşmanızı tamamlayınız. Yapamam efendim...
ALİ ER (Devamla) -
Lütfen… 35 milyon çiftçiyi…
BAŞKAN - Sayın Er, aynı
şeyleri söyleyeceksiniz. Maksat anlaşılmıştır, Tarım Bakanı da cevap
verecektir.
İstirham ediyorum,
lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ALİ ER (Devamla) - Sayın
Başkan, söyleyeceklerimi, müsaade edin ben söyleyeyim.
MUSTAFA ERDOĞAN YETENÇ
(Manisa) - Genel istek var Sayın Başkan, konuşsun.
BAŞKAN - Sayın Er, iyi
de, 5 dakikalık gündemdışı konuşmaya bir 5 dakika daha ilave edemem ki, takdir
edersiniz. Bakınız, 2 nci dakika…
Buyurun.
ALİ ER (Devamla) - Sayın
Başkan, çiftçilerin adına edin.
Bugün, Trabzon Limanında,
sebze meyve yüklü yüzlerce TIR beklemektedir, şu an. Yarın değil öbür gün, üç
gün sonra -bu iş, bir iki gün içerisinde çözülmezse- bakın siz rezalete,
perişanlığa bakın, çiftçinin haline bakın siz!
Değerli arkadaşlar, o
çiftçinin içinde biz yaşıyoruz, her gün o çiftçiyle iç içe olan biziz, gece
gündüz o çiftçilerin dertleriyle ilgilenenler milletvekilleridir. Onun için,
bırakın da şu milletvekilleri, iki adam, burada, 20'şer dakikadan 40 dakika
konuşsun.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Er,
konuyla ilgili bir husus varsa, tarım sigortasıyla ilgili kanun tasarısı
görüşülürken tekrar gündeme getirebilirsiniz; ama, şu anda, gündemdışı bir
konuşmada, çiftçilerin bütün sorunlarını halletmemiz mümkün değildir.
Son defa mikrofonunuzu
açayım, konuşmanızı lütfen tamamlayınız. Bir müddet sonra tasarı görüşülürken
yine gündeme getirin.
Buyurun efendim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Çok önemli bir konu Sayın Başkan.
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY
(Bayburt) - Konu önemli efendim.
ALİ ER (Devamla) - Sayın
Başkanım, sevgili milletvekilleri; biz, çiftçilerin bu problemleriyle ilgili
konuyu takip etmeye devam ediyoruz. Bizim, bugün, buradaki bu konuşmamız bir
ikazdır, açık söylüyorum. Eğer, kısa sürede, bu hatayı yapanlar ve bununla
beraber, hükümetimiz, bu konuyu çözmezse sıkıntı doğacağını, biz, burada, bir kez daha söylüyoruz. Eğer, bu
hatayı yapanlar araştırılıp, bulunup da gereği yapılmazsa, bu hata binlerce
sefer tekrarlanır; yazık olur memleketin insanına; onu söylemek istiyorum ve
çiftçilerin bu dertlerini takip etmeye biz devam edeceğiz diyorum.
Hepinizi saygıyla,
sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Er.
Sayın Ali Er'in
gündemdışı konuşmasına Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü cevap verecektir.
Sayın Bakan, buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Mersin Milletvekilimiz
Sayın Ali Er'in gündemdışı konuşmasına ben de gelişmelerle ilgili olarak bazı
bilgiler aktarmak ve bir değerlendirme yapmak üzere söz aldım.
Bugün gündeme gelen bu
konu, elbette, Ali Beyin ifade ettiği gibi, üzüntü vericidir ve sektörümüzün
önemli bir kesimini rahatsız edecek gelişmelerle karşı karşıyayız. Bu hadiseyi
ifade etmek için, ilkönce, bu hastalık hakkında birkaç cümle söyleyeyim.
Bu haşere, bu zararlı,
akdenizsineği olarak ifade edilen bu zararlı Türkiye'ye Afrika'dan gelmiş,
kendi coğrafyamıza ve iklimimize intibak etmiş, böyle bir kabiliyeti olan ve
sonra, bu zararlı etkisini yayan bir canlı. Avrupa'da mevcut; ama, Rusya'da
yok. Dolayısıyla, evvela, hadiseyi iyi anlayabilmemiz için... Bizim bu
bölgelerden Avrupa'ya giden ürünlerimizde bu sebepten dolayı bir engel
çıkmazken, Rusya, kendi ülkesinde olmadığı için ve bu hastalıkla ilgili de
toleransı sıfır kabul ettiği için, bu böcekten kaynaklanan hastalıkla ilgili
olarak rahatsızlık duymaktadır. Rahatsızlığı, gelen sebze ve meyvenin sağlığa
zararlı olması değil, bu böceğin kendi coğrafyasına da intibak ederek kalıcı
bir sorun çıkarması endişesidir. Avrupa'ya, biz, aynı nitelikte ürünleri
gönderdiğimizde bir sorun çıkmadığının tekrar altını çiziyorum. Şimdi,
dolayısıyla, hadisenin bir teknik tarafı var.
İkincisi -yine hepimiz
çok iyi bilmiyoruz- dışticaret, içerisinde birçok unsuru bulunduran bir husus.
Sadece ticaret değil bu; bunun içerisinde güç mücadelesi var, siyasî mücadele
var, yeni oluşan ülkelerde kuraldışı birkısım unsurların sisteme müdahalesi
var, zaman zaman izahı mümkün olmayan tedbirleri var. Bunu en çok kim bilir;
bunu en çok yurt içerisinde üretilen ürünleri yurt dışından ithal edilen
bölgelerdeki milletvekillerimiz bilir ve bize onlar hep gelirler, derler ki
"bak, şu ürünün mevsimi geliyor, ithalatına bir sınır getir." Kimler
söyler; Türkiye'nin çeşitli yerlerinde üretilen ürünlerden yurt içine ithal
edilenlerin hepsi; yani, bunun içerisinde fıstıktan tutun, Antep bölgesinden
tutun, doğu bölgesinden tutun, meyve, sebzeyle ilgili alanlarda...
Hatırlarsanız, elma üreticilerimiz, sıkıntıları olduğunda elma ithalatından
bahsederler ve bize "niçin yaptırıyorsunuz" derler.
Arkadaşlar, şimdi, aynaya
baktığımız zaman her şeyi iyi görmemiz lazım; yani, buradaki olan olayı da iyi
anlamamız lazım. Şimdi, Rusya çok önemli. Geçen sene Rusya'ya yaptığımız
ihracatın miktarı 455 000 ton ve 200 000 000 dolarlık Türkiye bir gelir elde
etmiş. Türkiye, bu piyasayı elbette kaybetmemeli. Peki, 2005'in ilk beş ayında
ne olmuş arkadaşlar; 160 000 ton ihraç etmişiz, yaklaşık 100 000 000 dolara
kadar da bir gelir elde etmişiz; yani, sistem devam ediyor. Ne zamana kadar;
mayıs ayına kadar devam ediyor, mayıs ayı dahil devam ediyor. Peki, sorun ne;
sorun, 2004'ün martında demişler ki, akdenizsineğiyle ilgili sorunlar var,
tedbir alın. Dış Ticaret Müsteşarlığımız kendisine intikal eden bilgiyi bize
intikal ettirmiş. Sorun Hatay bölgesinden kaynaklanıyor; Hatay bölgesiyle
ilgili tedbirler alınmış. Eylülde bir daha benzer uyarıyı almışız. Bu defa,
orada görevli olan inspektörler vesaireler... Onlarla ilgili biraz idarî
tedbirler daha var. Aynı yılın sonunda, bir önceki yıla göre, gelen
şikâyetlerde ve hastalıklı ürün oranında yüzde 64'lük bir iyileşme olmuş. Ne
zaman; 2004'te. 2004'te giden, ihraç edilen ürünlerde yüzde 64 oranında
denetimlerde iyileşme gözlenmiş ve Dış Ticaret Müsteşarlığı "çok olumlu
gelişmeler var" demiş. İşte, burada kritik bir nokta var; 2004'ün
kasımında Rusya'nın veterinerlik ve bitki sağlığı servisinin Türkiye'ye bir uyarı
yazısı yazdığı söyleniyor; 2 Kasım 2004'te. Bu yazı, ne Dış Ticaret
Müsteşarlığımızda var ne Dışişleri Bakanlığımızda var ne Tarım Bakanlığında
var.
Şimdi, arkadaşlar, biz,
bu tedbiri nasıl alacağız? Biz, ne dediklerini bilmediğimiz tedbiri nasıl
alacağız; yani, burada bir sorun olabilir, bu sorun Tarım Bakanlığında da
olabilir; ama, tam bilmeden, bir kişiye, bir kuruma yönelik iddialı ifadeler
kullanmak doğru değil. Bakanlığımla ilgili bu konuda soruşturma başlattım. Bize
niçin gelmedi bu yazı, bahsedilen yazı? Dış Ticaret Müsteşarlığı ve diğer
ilgili bakanlıklardan sorduk; bize gönderin kendi bilgilerinizi, çıkış
tarihini; gönderemediler, göndermediler. Nereden aldık; Moskova Büyükelçisini
aradık; oradaki Dış Ticaret Ataşesi, bize, o yazıyı 31 Mayıs tarihi itibariyle
gönderdi, bizim elimize 31 Mayıs tarihinde geçti, biz, Moskova'dan aldık ve
biz, istedikleri belgeleri temin ettik, hazırladık ve ilgili servise dün
akşamüzeri faksladık. Türkiye Büyükelçiliğine gönderdik, Rusya'nın Ankara
Büyükelçisine verdik ve şu anda, ilgili genel müdürümüz ve genel müdür
yardımcımız da, yarın resmî görüşmelerde bulunmak üzere, bugün Moskova'ya
hareket ettiler. Rusya'nın Ankara Büyükelçisiyle yaptığımız görüşme oldu. Konu
tekniktir, çözülmemesi için bir sebep yoktur; çok net ifadesini söylüyorum.
"Hadisenin diğer yönleri yoktur" diyor; inşallah öyledir; yani,
siyasî yön yoktur, başka bir kuraldışılık söz konusu değildir. Teknikse,
çözmemek için bir sebep yok.
Bu ülke, sadece
Türkiye'ye uygulamadı bunu, Avrupa ülkelerinden Hollanda, Danimarka, Belçika'ya
da uyguladı ve onlarla sorununu yeni çözdü. Onlarla sorunu çözerken aynı
yöntemi kullandılar. Hükümetler garanti verdi ve sistem işlemeye başladı. Biz
aynı garantiyi veriyoruz diye Rusya Tarım Bakanına resmen yazı yazdım, Tarım Bakanlığı
olarak biz, sizin istediğiniz sağlık sertifikasının doğruluğu ve tetkiki
konusunda Tarım Bakanlığı olarak garanti veriyorum; ama, sistemi işletmeye
başlayalım. Dolayısıyla, gelinen nokta, konunun teknik olduğu hususunda bir
kanaat var ve diyorum ki, inşallah böyledir; çünkü, bu durumda çözülmesi
kolaydır. Giden heyetimiz yarın bir görüşme yapacaktır, bunu çok daha iyi
anlayacağız.
Konunun ikinci kısmı ise,
kendi iç sorunumuzdur; yani, gerçekten Rusya'daki ilgili birim böyle bir yazı
yazdı mı; ben, onların böyle bir yazı yazmamış olabileceğini de düşünüyorum,
ihtimal olarak söylüyorum; çünkü, 28 Mayısta bildiriyorlar, 30'unda
uyguluyorlar. Bu kadar kararlılık olması çok izah edilir gibi değil ve iyi olan
taraf ise, bunu geçici olarak uygulamaya koyduklarıdır. İyi niyeti de biraz
burada görüyorum. Dolayısıyla, hadise, çok yönlü olarak takip ediliyor.
Oradaki büyükelçiliğimiz
zaten hadiseyi duyar duymaz, 27 Mayısta, gerekli bütün müracaatlarda bulunmuş,
itirazlarda bulunmuş ve biz, dokuz aydır bu ülkenin ilgili birimini Türkiye'ye
davet etmişiz; gelin, Türkiye'deki durumu inceleyin, eksik olan hususları
birlikte değerlendirelim... Bu davetimize de bir cevap vermemişler; ama, bu
defa, giden resmî heyetimiz bu daveti bizzat gerçekleştirecek ve o uzman insanları,
Türkiye'de, alıp gelişmeleri görmemiz lazım.
Son söz, hiç kimse konuyu
bütün detayıyla, net bilmeden suçluyu işaret etmesin. İkincisi, bu konuda
sorumlu olanlar kendilerine baksınlar. Bu konuda üretici, eğer, gerekli tedbiri
almazsa, ihracatçı özen göstermezse, elbette Tarım Bakanlığı kontrol görevini
iyi yapmazsa, sorun çıkmaya devam edecektir. Piyasa ekonomisi veyahut da
piyasanın, genel hayatın işleyişi öğreticidir; ama, çok acı öğreticidir. Biraz
önce Ali Beyin anlattıkları, bu acıyı derin hisseden bir arkadaşımızın
tezahürüdür; ama, üretici, o bölgenin milletvekili, o bölgenin tarımdan sorumlu
insanları, ihracatçısı, bu konuda ne yaptığını da düşünmelidir. Bundan sonra ne
yapacağımızı da iyi planlamamız lazım. Yarın kontrolleri artırdığımızda, ihracatı
Tarım Bakanlığı engelliyor dememeliler.
Efendim, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Açıklamalarınız
için teşekkür ediyoruz Sayın Bakanım.
Sayın Güney, buyurun
efendim.
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY
(Bayburt) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bugün, Sayın Ali Er, çok
önemli bir konuyu Meclis gündemine getirmiştir; kendisine teşekkür ediyorum.
Ben, buradan, Sayın
Bakanımıza, söylediklerine ilaveten bir şey söylemek istiyorum; o da şudur:
Değerli arkadaşlarım, ihracatını yaptığımız şey yaş meyve ve sebzedir; yani, bu
bir tekstil veya başka bir ihracat değildir; bunun beklemeye tahammülü yoktur.
Zaten daha önceden, ithalatçılar ve ihracatçılar karşılıklı anlaşmalar
yapmışlardır, ellerinde mallar vardır bu insanlarımızın. Sayın Bakanımız, bu konuyu
yakından takip edeceklerini söylediler. Eğer normal bürokratik sistem
içerisinde, Sayın Bakanım, bu işi götürmeye çalışırsanız, bu işten bir şey
çıkmaz ve buradaki bir aylık kayıp, işi bitirir. Benim istirhamım, bunu, normal
bürokratik çalışmaların, o temponun dışında, çok önemli bir konu olarak ele
alırsanız, hakikaten büyük bir hizmet etmiş olursunuz bu insanlara. Bunu
açıklamak istedim.
Size çok teşekkür ederim
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Güney.
Gündemdışı üçüncü söz,
korsan yayıncılıkla ilgili söz isteyen Şanlıurfa Milletvekili Faruk Bayrak'a
aittir.
Sayın Bayrak, buyurun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
3.-
Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Faruk Bayrak'ın, korsan yayıncılıkta gelinen
nokta ile bu konuda bugüne kadar alınan önlemlere ve bundan sonra yapılması
gerekenlere ilişkin gündemdışı konuşması
MEHMET FARUK BAYRAK
(Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde korsan yayının
geldiği noktayı, bugüne kadar alınan önlemleri ve alınması gereken önlemleri
bir kez daha dikkatlerinize sunmak için söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle,
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
Meclisimiz ve iktidarımız, birçok konuda olduğu gibi, kültür ve sanat alanında
da önemli adımlar attı. Bunlardan belki de en önemlisi, geçen yıl, Sayın
Başbakanımızın öncülüğünde çıkarılan ve kamuoyunda Korsan Yayınla Mücadele
Yasası olarak adlandırılan yasadır. Sayın Başbakanımızın 2005 bütçe
konuşmasında belirttiği gibi, yolsuzluğun, emek hırsızlığının en yaygın olduğu
alanlardan biri de basım-yayım alanlarıdır ve bu nedenle, Sayın Başbakanımız,
bu yasanın hazırlanmasına ayrı bir önem vermiş, Korsanla Mücadele Yasasıyla
ilgili olarak, yine, bütçe konuşmasında "bize göre, fikir hırsızlığının,
emek hırsızlığının, intihalin, bir yazarın emeğine elkoymanın banka soymaktan
farkı yoktur. Bu yüzden, bu yaraya iyi bir neşter vurduk" demişlerdir.
Bu bağlamda, 22 nci Dönem
Meclisimizin çıkardığı bu yasa, cumhuriyet tarihi boyunca bu alanda çıkarılan
en kapsamlı yasadır. Korsan Yayınla Mücadele Yasası çıkarılmakla kalmamış,
Adalet, İçişleri, Kültür ve Turizm Bakanlıklarımızın çabalarıyla, yasa hızla
uygulama konulmuş ve kısa zamanda önemli mesafeler kaydedilmiştir.
Edebiyat ve İlim Eserleri
Sahipleri Meslek Birliği 2004 Korsan Yayın Raporuna göre, yasanın
uygulanmasıyla, ilk üç ayda, korsan yayının payı kitap sektörü içinde yüzde
60'lardan yüzde 30'lara gerilemiştir. Rakam olarak ifade etmek gerekirse, 500
trilyon olan yayıncılık sektörü cirosu içinde korsan kitapların payı 300
trilyondan 150 trilyona düşmüştür. Bu rakamlar, hükümetimizin kararlılığı
sayesinde korsan yayınla mücadelede çok önemli mesafe kaydettiğimizi
göstermektedir. Ne yazık ki, ilk üç aydaki bu kararlılık, zaman içinde hızını
kaybetmiştir. Korsan yayıncılar, denetimlerin gevşemesini fırsat bilip, tekrar
anacaddelerde, meydanlarda görünmeye başlamışlardır.
Sayın milletvekilleri,
geçtiğimiz günlerde, Avrupa Birliğinin alt kuruluşlarından Avrupa Yayıncılar
Federasyonunun genel kurulunda "Türkiye'de korsan yayın" özel gündem
maddesiydi ve Başkan Arne Bach, yaptığı açıklamada, Avrupa Yayınevleri
Federasyonuna üye olan 25 ülkeden yalnızca Türkiye'nin korsan yayınla mücadele
konusunda yavaş hareket ettiğine dikkat çekmişti. Bu görüşlerin Avrupa
Birliğinin Türkiye'yle ilgili raporlarına yansıyacağı da malumunuzdur.
Öte yandan, Uluslararası
Fikrî Mülkiyet Hakları Birliği 2005 Yılı Değerlendirmesi Türkiye Özel Raporuna
göre, Türkiye, yayın korsanlığı açısından dünyada en kötü örnektir. Aynı
raporda bildirildiğine göre, korsan yayınla ilgili atılan olumlu adımların
sürdürülmemesi nedeniyle, geçen yıl uluslararası kitap yayıncıları Türkiye'de
175 000 000 dolar zarara uğramıştır. Uluslararası Fikrî Mülkiyet Hakları
Birliğinin raporları, korsan yayındaki vahameti vurgulamasının yanında, başta
Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği olmak üzere, birçok ülkeye
yaptığımız ticarette de etkili olmaktadır. Uluslararası Fikrî Mülkiyet Hakları
Birliğinin verdiği şikâyet dilekçesi üzerine, ABD Hükümeti, 1993'ten beri,
Türkiye'nin fikrî mülkiyet hakları alanındaki uygulamalarını, bir ABD ticaret
ayrıcalıkları programı olan "Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi" adı
altında izlemektedir. Bu program, önemli Türk ihracat ürünlerinin ABD'ye
gümrüksüz ihracı gibi ayrıcalıklara hak kazanmak için, aralarında fikrî
mülkiyet haklarına yeterli koruma sağlanıp sağlanmadığı da olan bazı kriterlere
uyup uyulmadığını araştırmaktadır.
Uluslararası Fikrî
Mülkiyet Hakları Birliği, Türkiye'nin birçok konuda gerekli adımları atmış
olmasına karşın, korsanla mücadele gibi kilit öneme sahip bir konuda yasaların
etkin olarak uygulanmaması nedeniyle, Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi
dahilindeki ayrıcalıkların iptalini istemektedir. Bunun anlamı, İran, Çin,
Bulgaristan, Rusya, Ukrayna gibi ülkelerle aynı kategoriye alınarak, ABD'yle
olan tüm dışticaretimize sınırlama ve cezalar getirilmesidir. Korsan yayınla
mücadelede atılan olumlu adımların sürdürülmemesi nedeniyle bu yaptırımlar
uygulanmamıştır ve ülkemiz bu kurumun izleme listesindeki konumunu
sürdürmektedir. Gelecekte bunun olumsuz sonuçlarını Türk ihraç ürünlerinde
görmemiz kaçınılmazdır.
Değerli milletvekilleri,
hem ülkemizdeki kültür ve sanat hayatını korumak ve geliştirmek hem de
özellikle ekonomimizin candamarını oluşturan ihraç ürünlerimizde sorunlar
yaşamamak açısından, korsan yayınla mücadelede Sayın Başbakanımızın attığı
kararları adımları sürdürmemiz gerekmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET FARUK BAYRAK
(Devamla) - Bu noktada en önemli görev, yasayla sorumluluk alan polisimizde,
jandarmamızda ve belediye zabıtalarımızdadır. Polisimizin, jandarmamızın,
belediye zabıtamızın, geçtiğimiz aylarda korsan yayına karşı gösterdiği
hassasiyeti yeniden canlandırmaları ve tekrar filizlenmeye başlayan korsan
yayıncılığın başını ezmeleri için gerekli gayret ve hassasiyeti
göstereceklerine inancım tamdır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; son olarak farklı bir telif hakkı ihlalini dikkatinize sunmak
istiyorum. Telif hakları, sadece yayın ve basınla sınırlı kalmamalı, fikir
hayatının geliştirilebilmesi için hem televizyonlarda hem radyolarda hem de
sivil alanda istifade edilen fikir adamları ve bilim adamlarına telif ödenmesi
bir kural haline getirilmelidir.
Fiziksel ölçümü
yapılabilen her şeye cömertçe ödediğimiz bedeli fikir kaynaklarına aktarırken
cimri olmamalıyız. Başta üniversiteler olmak üzere, devlet, fikir adamı ve
araştırmacıları teşvik ve ödüllendiren tedbirler almalıdır. Bedelsiz kullanılan
her şey hoyratça ve israf edilerek kullanılır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Bayrak,
lütfen, konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
FARUK BAYRAK (Devamla) -
Değerli milletvekilleri, toplumların zenginliği sadece ekonomik zenginlik,
sadece ekonomik kalkınmayla ölçülemez. Gerçek zenginlik, kültürel, sanatsal
zenginliktir. Dolayısıyla, yazarların, sanatçıların itibarı ülkemizin
itibarıdır.
Biraz önce bahsettiğim
konularda birazcık yol almak istiyorsak, yazar ve sanatçıların sermayenin
tahakkümünden kurtulması için örgütlenebilmesi, haklarını koruyabilecek şekilde
baskı unsuru oluşturmaları gerekir. Bunun için fikir ajansları kurulmalı ve
ajanslar telif haklarını etkin bir şekilde takip etmelidir, yine ar-ge
ajansları kurulmalıdır.
Üniversitelerde bilim
adamlarının dışarıda katıldığı toplantılar da telife bağlanıp, üniversitelerin
dönersermayesine eklenmelidir.
Sözlerime son verirken,
bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Meclisi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bayrak.
Sayın milletvekilleri,
gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
diğer sunuşları vardır.
Danışma Kurulunun bir
önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.
V.-
ÖNERİLER
A) DanIşma Kurulu Önerİlerİ
1.-
Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin
Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No: 154 Tarih: 2.6.2005
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 201 inci sırasında yer alan 837 sıra sayılı Şanlıurfa İli Halfeti İlçesi Ka