DÖNEM : 22        CİLT : 86       YASAMA YILI : 3

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

106 ncı Birleşim

1 Haziran 2005 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Gündemdişi Konuşmalar

1.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalıları prim borçlarının yeniden yapılandırılmasının önemine ilişkin gündemdışı konuşması

2.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat Melik'in, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan çeşitli illere çalışmak için giden geçici tarım işçilerinin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Ekrem Erdem'in, İstanbul'un fethinin 552 nci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

B) Tezkereler ve Önergeler

1.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun (6/1522) esas numaralı sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/302)

2.- (10/128) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının süre uzatımına ilişkin tezkeresi (3/834)

3.- Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un Endonezya'ya yaptığı resmî ziyarete İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş'ın da katılmasının uygun görüldüğüne ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/835)

4.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Polonya'ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/836)

V.- ÖNERİLER

A) Sıyasî Partı Grubu Önerılerı

1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)

3.- Askerî Hakimler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/1033) (S. Sayısı: 916)

4.- TC Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kosova Geçici Özerk Yönetim Kurumlarını (Kosova Kültür, Gençlik ve Spor Bakanlığı) Temsil Eden Kosova'daki BM Geçici Yönetimi (UNMIK) Arasında Yapılan Kültürel İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/929) (S. Sayısı: 741)

5.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ile 6 milletvekilinin, Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/409) (S. Sayısı: 858)

6.- Tarım Sigortaları Kanunu Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/865) (S. Sayısı: 879)

VII.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın, Muğla Milletvekili Gürol Ergin'in, konuşmasında, partisine sataşması nedeniyle konuşması

VIII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) Yazili Sorular ve Cevaplari

1.- Karaman Milletvekili Mevlüt AKGÜN'ün, organize sanayi bölgelerinde imar affı uygulamasına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/5915)

2.- Artvin Milletvekili Yüksel ÇORBACIOĞLU'nun, Samsun-Sarp Karadeniz Sahil Yoluna ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/5922)

3.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İline ayrılan yatırımlara ve ödenek miktarlarına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/5923)

4.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İline ayrılan yatırımlara ve ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/5936)

5.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, kapatılan tapu sicil müdürlüklerine ilişkin sorusu Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/5975)

6.- Ordu Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU'nun, SSK'nın bazı ilaçlarla ilgili uygulamasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/5978)

7.- Ordu Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU'nun, SSK'nın bazı ilaçlarla ilgili uygulamasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/5979)

8.- Ordu Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU'nun, majezik isimli ilacın kısıtlamasının kaldırılmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/5981)

9.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, 2003-2004 yıllarında Nevşehir İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına,

- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, satın alınıp depolanan ürünlerin giriş-çıkışı arasında farklar olup olmadığına,

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/6048, 6051)

10.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, Emekli Sandığına ait huzurevlerini işleten firmaya ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/6078)

11.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Gümrük Birliğinin tekstil sektörü ve diğer sanayi kollarına etkisine,

- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, mermer ihracatına,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/6121, 6122)

12.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, Bolu tüneli projesine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/6134)

13.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya-Alanya-Güzelbağ beldesi ve çevre köylerinin Alanya ile bağlantısını sağlayacak yeni bir karayolu yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/6137)

14.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, köylerdeki kadastro çalışmalarına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/6138)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak yedi oturum yaptı.

İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, Ege Bölgesinin turizm zenginlikleri ile İzmir'in ithalat ve ihracat potansiyeline ve taksici esnafının can güvenliği sorunlarına,

Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya, ülkemizde Mercedes marka otobüslerde meydana gelen yangınlara ve alınması gereken önlemlere,

Bursa Milletvekili Faruk Anbarcıoğlu, İstanbul'un fethinin 552 nci yıldönümüne,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Afganistan'a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi,

31.5.2005 Salı günkü birleşimde sözlü sorular ve diğer denetim konularının görüşülmeyerek, bu birleşimde de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; 1.6.2005 Çarşamba günü sözlü soruların görüşülmemesine; gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 274 üncü sırasında yer alan 915 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 3 üncü sırasına, 30.5.2005 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 916 sıra sayılı Askerî Hâkimler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının, 48 saat geçmeden, 4 üncü sırasına, 5 inci sırada yer alan 741 sıra sayılı kanun tasarısının 5 inci sırasına, 209 uncu sırasında yer alan 858 sıra sayılı kanun teklifinin 6 ncı sırasına, 250 nci sırasında yer alan 879 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına,  270 inci sırasında yer alan 911 sıra sayılı kanun tasarısının 8 inci sırasına, 199 uncu sırasında yer alan 839 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına, 249 uncu sırasında yer alan 878 sıra sayılı kanun tasarısının 10 uncu sırasına alınmasına; sıranın buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun 31.5.2005 Salı günü 14.00-23.00, 1.6.2005 Çarşamba günü 14.00-23.00, 2.6.2005 Perşembe günü ise 14.00-20.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesine ve Genel Kurulun 7.6.2005 Salı günü saat 14.00'te toplanmasına ilişkin AK Parti Grup önerisi, yapılan görüşmelerden sonra,

Kabul edildi.

Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın, konuşmasında ileri sürmüş olduğu görüşler nedeniyle, bir açıklamada bulundu.

Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında (2/327),

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Üreticilerin TC Ziraat Bankası AŞ ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan ve Yeniden Yapılandırılan Borçlarının Faizsiz Ödenmesine İlişkin (2/404),

Kanun Tekliflerinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergelerinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmediği açıklandı.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden,

2 nci sırasında bulunan,  Esnaf  ve  Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı  (1/969) (S. Sayısı: 851), ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,

Ertelendi.

3 üncü sırasına alınan, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in; İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/460) (S. Sayısı: 915) yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilip kanunlaştığı açıklandı

Genel Kurulu ziyaret eden Amerika Birleşik Devletleri Kongresi Türkiye Çalışma Grubu Eşbaşkanı Edward Whitfield ve beraberindeki kongre üyelerine Başkanlıkça "Hoşgeldiniz" denildi.

1 Haziran 2005 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 22.44'te son verildi.

Nevzat Pakdil

Başkanvekili

 

Ahmet Küçük

Harun Tüfekci

 

Çanakkale

Konya

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

Türkân Miçooğulları

İzmir

Kâtip Üye

 

 

 

No.: 146

II.- GELEN KÂĞITLAR

1 Haziran 2005 Çarşamba

Tasarılar

1.- Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/1039) (Anayasa; Plan ve Bütçe ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.5.2005)

2.- Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/1040) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.5.2005)

3.- Doğal Gaz Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/1041) (Adalet ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.5.2005)

Teklif

1.- Hatay Milletvekili Züheyir Amber ile 4 Milletvekilinin; 2820 Sayılı Siyasî Partiler Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/497) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.5.2005)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

1 Haziran 2005 Çarşamba

BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 106 ncı Birleşimini açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri 5'er dakikadır. Hükümet bu konuşmalara cevap verebilir. Hükümetin konuşma süresi 20 dakikadır.

Gündemdışı ilk söz, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılarının prim borçlarının yeniden yapılandırılması hakkında söz isteyen Manisa Milletvekili Hasan Ören'e aittir.

Sayın Ören, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Gündemdişi Konuşmalar

1.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalıları prim borçlarının yeniden yapılandırılmasının önemine ilişkin gündemdışı konuşması

HASAN ÖREN (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; esnaf ve sanatkârların en önemli sorunlarından birisi olan Bağ-Kur ve SSK prim borçlarının yeniden yapılandırılmasıyla ilgili söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, belki de şu an ülkenin en önemli sorunlarından birisi esnaf ve sanatkârlarımızın, tarım alanında çalışanlarımızın ve işçilerimizin bu ekonomik sıkıntılar içerisinde ödenmeyen prim borçları. Ne zaman ilçemize gitsek, ne zaman ilçemizde dolaşmaya başlasak, bize ilk sorulanlardan biri, bugüne kadar ödenmemiş, esnaf ve sanatkârların veya Bağ-Kura kayıtlı olanların prim borçlarıdır. Biz de, her defasında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızın "muhakkak bununla ilgili bir çözüm bulunacak ve Bakanlık bu konuda çalışma yapıyor" demesinden dolayı, bu arkadaşlarımıza, mümkün olduğunca, evet, bu sorunla ilgili çözüm gelecek diye söylüyorduk. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, bu konuda bir çalışmayla, Meclisin gündemine Bağ-Kur ve SSK borçlarıyla ilgili yeniden yapılandırmayı getirmeye çalıştı; ama, ne yazık ki, geçen hafta gündeme gelmesi gerekli olan Bağ-Kur ve SSK borçlarıyla ilgili tasarı, Ali Babacan'ın açıklamasıyla, bir anda, Meclisin gündeminin dışına taşındı.

IMF'ye, biliyoruz ki, bizden fazla sizler karşısınız. Seçim beyannamelerinizde, her tarafta, bunu defalarca söylediniz; ama, ikibuçuk yıllık icraat içerisinde gördüğümüz, IMF'yle kol kola giren bir AKP, anlaşmaları yapan bir AKP, evine misafir eden, salonunu açan bir AKP!.. Ama, ne olursunuz, yatak odamıza girmesine müsaade etmeyin. IMF, Kemal Beyin her türlü borçlarına karşı çıkmıyor; IMF, diğer yerlerde, diğer konularda affedilen borçlara karşı çıkmıyor; ama, bu ülkenin ezilen, emeğiyle geçinen insanlarının lehine bir şey çıkacağı zaman, direktifler veriliyor ve bunlar çıkmıyor.

Değerli arkadaşlarım, sosyal güvenlik sisteminin çöktüğü söyleniyor; evet, çöküyor. Eğer, siz, her 3 Bağ-Kurlunun 2'sinden prim alamıyorsanız, 3 kişinin 2'si sosyal güvenlik sistemi içerisine para yatırmıyorsa bu sistem gerçekten çökmüş demektir. Şimdi, 3 368 000 Bağ-Kurlu var. 2 300 000 insanımız, geçmiş dönemdeki yüksek faizlerden dolayı sisteme para ödemiyor. Eğer, bu yapılanma gerçekten çıkarsa, çıkmasıyla ilgili, faizlerin silimi, anaparanın üzerine bugünkü TEFE veya TÜFE üzerinden... Yeniden yapılandırma yapılırsa, bilin ki, sosyal sigorta sistemi yeniden harekete geçmiş olacaktır.

Mesele bu borçlar değildir. Mesele, bu borçları -nasıl olursa olsun, 10 ay, 20 ay, 30 ay, 50 ay, faizleri silinerek- yapılandırmamız lazım. En önemli konu ise, borçların yapılandırılmasından sonra, 3 300 000 insanın prim öder hale getirilmesidir.

Tahakkukta 21 katrilyon lira para gözüküyor; ama, aslına bakarsanız, 10 katrilyon lirası tahakkukta gözüken ve tahsil edilmesi mümkün olmayan para. Gerçek rakam 11 katrilyon lira. 11 katrilyon liralık paranın 5 katrilyon lirası anapara. Eğer, böyle bir çözüme bu Meclis yanaşmazsa, Sayın Ali Babacan, IMF doğrultusunda "bu  bir aftır" görüşüyle buna yaklaşırsa, bilin ki, gideceğimiz yerlerde sizler çok sıkıntı çekeceksiniz.

Ne olursa olsun, 1 Temmuzda tatile girmeden önce, milyonlarca insanın beklediği Bağ-Kur yapılandırması ile sigorta yapılandırmasının acilen yapılması gerekli.

Değerli arkadaşlarım, sistemin işlemesi buna bağlıdır. Yine söylüyorum, bu paraların yapılandırılması veya sistemin içine taşınmasından önemli olan, her 3 kişinin 2 kişisi sistemin içerisine para getirmiyorsa, sistemin içerisine para getirebilecek 3 kişinin prim ödemesini sağlamamız gerekli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ören, konuşmanızı tamamlar mısınız.

Buyurun.

HASAN ÖREN (Devamla) - Eğer, gerçekten bu yapılandırma yapılır, faizleri silinir ise, ben inanıyorum ki, sistem çalışmaya başlayacaktır. Bu Meclis de, tahmin ediyorum, kapanmadan, Bağ-Kur ve SSK primleriyle ilgili yapılandırmayı gerçekleştirecektir.

Hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ören.

Gündemdışı ikinci söz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerinden çeşitli illerimize çalışmak için giden geçici tarım işçilerinin sorunları hakkında söz isteyen, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Vedat Melik'e aittir.

Sayın Melik, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat Melik'in, Doğu ve Güneydoğu Anadoludan çeşitli illere çalışmak için giden geçici tarım işçilerinin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçici tarım işçilerinin sorunlarını anlatmak üzere gündemdışı söz almış bulunuyorum; öncelikle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye gerçekten ilginç bir ülke. Bir yandan Avrupa Birliğine girmek için çok yoğun çaba sarf ediyoruz, Avrupalılara uyum sağlamak için yasalarımızda çoğu kez bize uygun olmayan değişiklikleri dahi yapmaya çalışıyoruz; diğer yandan, Türkiye Avrupa Birliğine giremez, girebilmesi için daha çok çalışması gerekir, birçok temel sorununu çözmelidir diyenlere de ateş püskürüyor, bunları ülkemize karşı önyargılı olmakla suçluyoruz. Peki, arkadaşlar, acaba içimizden kaçımız, bu adamlar ne diyor, sözlerinde gerçek payı var mıdır yok mudur diye kendimizi sorguluyoruz?

Televizyonlarımızda milyonlarca dolar vererek transfer ettiğimiz yabancı oyuncuların oynadığı futbol takımlarımızın karşılaşmalarıyla ilgili günlerce süren konuşmaları, bu maçlardan sonra magandaların sıktıkları silahlarla ölen insanları gören veya mankenlerin ve şarkıcıların ne yiyip içtiğini saatlerce anlatan programları izleyen; ama, bunun yanında, ülkemizde yüzbinlerce insanın 19 uncu Yüzyıl kırsal yaşam şartlarını sürdürdüğü gerçeklerini az çok bilen bir yabancı, bu ülkenin değil Avrupa Birliğine girmek, çağdaş dünyanın hiçbir kuruluşunun yanından geçemeyeceği kanaatine varmaz mı?

Değerli milletvekilleri, başta Güneydoğu Anadolu Bölgemiz olmak üzere, Türkiye'nin gelir düzeyi düşük bütün bölgelerinden ve birçok şeyde birinci olduğu gibi işsizlikte de Türkiye birincisi olan seçim bölgem Şanlıurfa'dan da, her yıl, yüzlerce aile, ülkemizin değişik yerlerinde geçici tarım işçisi olarak çalışmak amacıyla, yerlerinden yurtlarından ayrılmaktadır. Birçok kadın tarlada, çadırda doğum yapmaktadır. Bunlar, ilköğretim çağındaki çocuklarını da mecburen yanlarına almakta, dolayısıyla, bu çocuklar, her yıl yaklaşık üç ay okullarından uzak kalmaktadırlar. 21 inci Yüzyılda, bir ülkede, binlerce insan, yılın büyük bir bölümünü, mart ayı ortalarından başlamak üzere kasım ayına kadar; yani, yılda en az altı ay, tarlalarda, evlerinden yüzlerce kilometre uzakta, ilkel çadırlarda, tuvaletsiz, elektriksiz, susuz ve sağlık hizmetlerinden yoksun olarak geçiriyorsa, çocuklarına ilköğretimi dahi verdiremiyorsa, o ülkenin başta milletvekilleri olmak üzere bütün yöneticilerinin sorumluluğu ve vebali vardır.

İşte bu binlerce aileden biri, Şanlıurfa'dan Eskişehir'in Bahçecik Köyüne şekerpancarı çapalama işinde çalışmak üzere gelen, geçici tarım işçisi 6 kişilik Bilbay ailesinin tüm fertleri, geçtiğimiz cuma günü, gece saat 11.00 sularında, mide bulantısı ve  karın ağrısı şikâyetiyle, Alpu İlçesindeki Eskişehir Devlet Hastanesinin bir ünitesine, yakınları ve köyde, tarlalarında çalıştıkları insanlar tarafından götürülüyorlar. Burada iki-üç saat gözlem altında tutulduktan sonra, oradaki sağlık görevlileri tarafından herhangi bir tedaviye tabi tutulmadan veya 35 kilometre uzaklıktaki Eskişehir Devlet Hastanesine de sevk edilmeden, kalmakta oldukları tarladaki çadırlarına gönderiliyorlar. Sabaha karşı, saat 4 civarında, uyumak üzere çadırlarına giriyorlar ve bir daha uyanmamak üzere uykuya dalıyorlar. Sabahleyin, 23 yaşındaki Hasan ve karısı Fatma Bilbay ile çocukları 5 yaşındaki Sibel, 3 yaşındaki Ahmet, 2 yaşındaki Sara ve 1 yaşındaki Emine'nin cesetleri, önce, otopsi yapılmak üzere Eskişehir Devlet Hastanesine, ardından da valiliğin temin ettiği araçla, toprağa verilmek üzere, 1 000 kilometre uzaklıktaki Şanlıurfa'nın Şeyhhatap Köyüne gönderiliyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET VEDAT MELİK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET VEDAT MELİK (Devamla) - Pazartesi günü, Eskişehir Milletvekilimiz Sayın Vedat Yücesan'la birlikte Eskişehir'e giderek, ilgililerden, görgü şahitlerinden, vefat edenlerin yakınlarından bilgi aldık. Adlî soruşturmanın derhal başlatıldığını, idarî soruşturmanın başlatılmak üzere olduğunu ve valilikçe olayın tıbbî yönünün incelenmesi için Sağlık Bakanlığından müfettiş istendiğini öğrendik.

Değerli arkadaşlar, Hasan Bilbay ve ailesini geri getiremeyiz; bunu hepimiz biliyoruz; ancak, bir ocak, bütün fertleriyle birlikte sönmüştür. Dolayısıyla, bu işte sorumluluğu veya ihmali olanlar varsa, derhal bulunmalıdır. Bu olayın takipçisi, bizimle birlikte, bütün Türkiye Büyük Millet Meclisi olmalıdır.

Ben, aslında, hepinizin bildiği ve yine hepinizin katıldığı şeyleri anlatmaya, bir kez daha hatırlatmaya çalışıyorum. Hatırlatmaya çalışıyorum; çünkü, burasının, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tek çözüm mercii olduğunu; ancak, çözmek için de fazla gayret sarf etmediğimizi üzülerek görmekteyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET VEDAT MELİK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Melik, lütfen konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurunuz.

MEHMET VEDAT MELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu tür felaketlerin bir daha tekrar etmeyeceğini ve geçici tarım işçilerinin, en azından kendi bölgelerinde iş bularak, masum çocuklarının en güzel çağlarını okullarda geçirecekleri yönünde gerekli tedbirlerin alınması için derhal çalışmalara başlanacağını umuyorum.

Bilbay ailesine Allah'tan rahmet dilerken, onlardan gerekli yardımı esirgemeyen, onlar için ağlayan Eskişehir'in Alpu İlçesinin Bahçecik Köyü halkına teşekkürlerimi sunuyor; Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Melik.

Konuyla ilgili olarak, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Yahya Akman'a yerinden söz vereceğim.

Buyurun Sayın Akman.

YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; gündemdışı söz alarak Urfalı bir ailenin dramını dile getiren ve Urfa'daki mevsimlik işçilerin yaşadığı, her yıl -ne yazık ki- yaşamış olduğu dramı dile getiren Şanlıurfa Milletvekilimiz Sayın Vedat Melik'e teşekkür ederek, konuşmasının bütün içeriğine katıldığımı öncelikle ifade etmek istiyorum.

Hakikaten, geçtiğimiz cuma günü, Eskişehir'de çok üzücü bir olay meydana gelmiştir. Olayı ikinci defa üzücü kılan nedenlerden bir tanesi de, henüz ortada kesin bilgi ve veriler olmamakla beraber, bazı yetkililerin ve görevlilerin ihmalleri olduğu noktasında kimi işaretler mevcuttur.

Ben de, Sayın Milletvekilimiz gibi, konuya duyarlılık gösteren arkadaşlarınızdan bir tanesiyim. Urfa'daki kederli aileyi bizzat yerinde ziyaret ederek… Hatta, onlara verilmiş reçete örneği de şu anda cebimde, yanımda taşıyorum. Geçtiğimiz pazartesi günü, Sayın Sağlık Bakanımızla bizzat temas kurarak, ifade edildiği gibi, valilik tarafından açılmış olan idarî tahkikatın yanı sıra, Bakanlık tarafından, bizzat müfettişlerin, yerine gitmek suretiyle olayı tetkik etmesi noktasında talepte bulunduk; sağ olsun, Sayın Bakanımız bizi kırmadılar. Yani, şu anda, iki idarî, bir de adlî olmak üzere, konuyla ilgili üç tahkikat devam etmektedir. Bu, tabiî, ifade edildiği gibi, belki, ölen hemşerilerimizi geri getirmeyecektir; ama, bir daha, bu türden hadiselerin, eğer ihmal neticesi oluyorsa, meydana gelmemesini sağlayacaktır.

Ben, vefat eden bütün hemşerilerime Allah'tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Bana yerimden de olsa söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Biz de, ölenlere Allah'tan rahmet, kalan yakınlarına ve tüm Şanlıurfalılara başsağlığı diliyoruz.

Gündemdışı üçüncü söz, İstanbul'un fethinin 552 nci yıldönümü münasebetiyle söz isteyen, İstanbul Milletvekili Ekrem Erdem'e aittir.

Sayın Erdem, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Ekrem Erdem'in, İstanbul'un fethinin 552 nci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

EKREM ERDEM (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul'un fethinin 552 nci yıldönümü münasebetiyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yedi tepe üzerinde kurulu, dünya incisi Boğazıyla iki kıtayı birbirine bağlayan İstanbul, tarih boyunca, stratejik ve coğrafî konumu nedeniyle birçok milletin dikkatini üzerine çekmiş, Makedonyalılar, Persler, Emeviler, Abbasiler, Cenevizliler ve Osmanlılar tarafından defeatle kuşatma altına alınmıştır. Ancak, İstanbul'u fethetmek, 21 yaşındaki genç Sultan II. Mehmet'e nasip olmuştur.

İstanbul'un fethi hayalleriyle büyüyen Sultan Mehmet, Boğazdaki geçişleri kontrol altına almak amacıyla Rumeli Hisarını süratle yaptırmak, köhne Bizans'ın surlarını yerle bir edecek toplar döktürmek gibi gereken bütün tedbirleri aldıktan sonra, Bizans İmparatoruna elçiler göndererek, kan dökülmeden İstanbul'u teslim etmesini istemiştir. Kan dökülmemesi taleplerine olumlu cevap alamayan genç Sultan, bir gecede, toplarla donatılmış gemileri karadan yürütüp Haliç'e indirerek kararlılığını ortaya koyarken, son ana kadar, kan dökülmemesine yönelik mesajlar vermeye devam etmiştir. Nihayet, 29 Mayıs 1453'te, Topkapı surlarından içeriye giren ordu, Ulubatlı Hasan'ın burca bayrağı dikmesiyle İstanbul'u fethetmiştir.

Sağında Akşemseddin, solunda Molla Gürani olmak özere şehre giren Fatih, kendisini çiçeklerle karşılayan şehir halkına, dünya tarihinde fatihlerin ağzından çok ender çıkacak şu cümleyi sarf etmiştir: "Bundan sonra malınız, canınız, inancınız, her şeyiniz benim teminatım altındadır."

Fatih, İstanbul'da yaşayan, çeşitli dinlere mensup bütün insanların mal ve can güvenliğini teminat altına alarak, dünyanın, bugün bile erişemediği özgürlük ortamını İstanbul'da tesis etmiştir.

Genç yaşta İstanbul'u fetheden Fatih, bir taraftan şehri imar ederken, diğer yandan, Batlamyus'un Coğrafyası, Homeros'un İlyadası ve İncil gibi birçok kitabı tercüme ettirmiş; matematikçi-astronom Ali Kuşçu, haritacı Frencesco Berlingheir, İtalyan ressam Bellini gibi dünyanın her tarafından sanatkâr ve ilim adamlarını İstanbul'a çağırarak, İstanbul'un bir ilim ve kültür merkezi olmasının köklü adımlarını atmıştır. Bunun üzerine, birçok ülkenin yetişmiş sanatkârları, âlimleri İstanbul'a akın etmişlerdir.

İstanbul'u fethettikten sonra Fatih unvanını alan II. Mehmet, dava adamı, devlet adamı ve ilim adamı olmayı başararak, her üçünü de insanlık âleminin hizmetine sunmuş bir dahi sıfatıyla tarihte yerini almıştır. İnsanı insan yapan yüce İslamın ulvî coşkusundan sapmadan, zamanın ilmine, ilim adamına, sanatına ve sanat adamına sahip çıkarak Ortaçağ taassubunu yıkmıştır. Yüksek karakteri, üstün zekâsı ve kabına sığmayan hırs ve azmiyle tüm zamanların devlet ve siyaset adamlarına örnek teşkil edecek muhteşem bir şahsiyet olarak Türk Milletinin ve hatta insanlık âleminin medarı iftiharı haline gelmiştir.

Ulu Önder Atatürk de "Yeryüzünde, askerî maharetlerle devlet yönetme dirayetinin mükemmel terkibinde temessül eden iki isim vardır; biri Büyük İskender, diğeri Fatih" diyerek, Fatih Sultan Mehmet'i üçbin yıllık Türk tarihinin en büyük kumandanı olarak ilan etmiştir.

İstanbul'un fethi, sıradan bir şehrin alınışı, sıradan bir askerî başarı, sıradan ulaşılmış bir zafer değildir. İstanbul'un fethi, dünya medeniyet tarihi açısından müstesna bir yere sahip onlarca asrın olayıdır.

Hiç kuşku yok ki, İstanbul'un Türkler tarafından fethiyle birlikte, ilk defa doğu ve batı uygarlıkları uzun ömürlü bir köprü üzerinde buluşabilmiş, ilk defa, çokkültürlü büyük kent hayatı, daha önce ve daha sonra ulaşılamamış bir hoşgörü ve anlayış ikliminde şekillenebilmiştir. Başka bir deyişle, Türklerin eline geçtikten sonraki İstanbul, hem kendisi bir barış merkezi olmuş hem de en belalı huzursuzluk alanlarına barış taşıyan kaynak özelliğini taşımıştır.

İstanbul'un fethi, çağlar açıp çağlar kapatmakla kalmamış, Avrupa'da Rönesans ve reform hareketlerinin de başlamasına neden olmuştur.

Ayrıca, 1071 yılında Malazgirt Zaferiyle Anadolu'ya yerleşen Türkler, bu fetihle, Anadolu'yu sonsuza kadar bir Türk yurdu haline getirmişlerdir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 552 nci fetih yıldönümünü kutlarken, dünyanın büyük metropollerinden olan İstanbulumuzun yapısal sorunlarını tespit etmek ve bunların ortaya çıkardığı tüm sorunlarla yakinen ilgilenerek çözüm üretilmesine katkıda bulunmak, Fatih'e ve fethe bir vefa borcumuzdur.

Sözlerimi tamamlarken, bu fetih yıldönümünde, özellikle Sevgili Peygamberimizin "İstanbul mutlaka fetholunacak; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel asker" methiyesine mazhar olmuş, başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere bütün komutan ve askerlerini, bir kere daha, minnet ve şükranla anıyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Erdem.

Bu vesileyle, Fatih Sultan Mehmet Hanı, mesai ve silah arkadaşlarını bir kere daha minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:

B) Tezkereler ve Önergeler

1.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun (6/1522) esas numaralı sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/302)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 364 üncü sırasında yer alan (6/1522) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                        Feridun Fikret Baloğlu

                                           Antalya

BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Geleneksel Türk el sanatları üretici ve sanatkârlarının sorunlarının araştırılarak, el sanatlarının geliştirilmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/128) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, komisyonun görev süresinin uzatılmasına dair bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

2.- (10/128) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının süre uzatımına ilişkin tezkeresi (3/834)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Geleneksel Türk el sanatları üretici ve sanatkârlarının sorunlarının araştırılarak, el sanatlarının geliştirilmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/128) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu;

9.3.2005 tarihinde göreve başlamıştır. Anayasa ve İçtüzük gereği kendisine verilen üç aylık süre içerisinde çalışmalarını tamamlayamayan Komisyonumuz, 9 Haziran 2005 tarihinden itibaren bir aylık ek süre istenmesine karar vermiştir.

Gereğini bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                     Recep Özel

                                             Isparta

                        Komisyon Başkanı

BAŞKAN - İçtüzüğün 105 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "araştırmasını üç ay içinde bitiremeyen komisyona bir aylık kesin süre verilir" hükmü gereğince, komisyona bir aylık eksüre verilmiştir.

Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş 2 adet tezkeresi vardır; ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım.

3.- Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un Endonezya'ya yaptığı resmî ziyarete İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş'ın da katılmasının uygun görüldüğüne ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/835)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un, Asya-Afrika Dışişleri Bakanları Toplantısı, 2005 Asya-Afrika Zirvesi ve 1955 Asya-Afrika Konferansını Anma Törenine katılmak üzere, bir heyetle birlikte, 18-26 Nisan 2005 tarihlerinde Endonezya'ya yaptığı resmî ziyarete İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş'ın da iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

                        Recep Tayyip Erdoğan

                                         Başbakan

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

 

4.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Polonya'ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/836)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

16-17 Mayıs 2005 tarihlerinde Varşova'da yapılan Avrupa Konseyi 3 üncü Zirve Toplantısına katılmak üzere, bir heyetle birlikte, 15-17 Mayıs 2005 tarihlerinde Polonya'ya yaptığım resmî ziyarete ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

                        Recep Tayyip Erdoğan

                                         Başbakan

 

Liste:

Ömer Çelik (Adana)

Murat Mercan (Eskişehir)

Egemen Bağış (İstanbul)

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.

 

V.- ÖNERİLER

A) Sıyasî Partı Grubu Önerılerı

1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 1.6.2005 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                       Haluk Koç

                                            Samsun

                        CHP Grubu Başkanvekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin, "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 65 inci sırasında yer alan 471'e 1 inci Ek Sıra Sayısının, bu kısmın 3 üncü sırasına alınması önerilmiştir.

BAŞKAN - Grup önerisi üzerinde, lehinde, Konya Milletvekili Atilla Kart.

Buyurun Sayın Kart. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Kart, 5 saniyenizi rica edeyim...

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, bugünkü görüşmeler sırasında da, grup adına veya şahısları adına konuşma yapan milletvekilleri arkadaşlarıma, konuşmaları bittikten sonra sadece 1 dakika eksüre vereceğim. Konuşma bittiğinde mikrofon kendiliğinden kapanacaktır.

Bilgilerinize arz ederim.

Buyurun Sayın Kart.

ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından Danışma Kuruluna sunulan Grup gündem önerisi hakkında lehte söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, aylardan bu yana her çarşamba günü bir dokunulmazlık dosyasını, gündeme alınıp alınmamasını tartışıyoruz. Her defasında da iktidara mensup milletvekillerinin oylarıyla bu yoldaki önerilerimiz reddediliyor.

Bu dosyaları gündeme getirirken, ilgili milletvekilinin ismini, zorunlu haller dışında açıklamadan, kişileri öne çıkarmadan, dosyadaki delillerin tartışmasına girmeden, dokunulmazlık konusundaki Anayasa hükümleri, İçtüzük düzenlemeleri ve yapılmakta olan ihlalleri anlatıyoruz; bu süreci Genel Kurulun ve kamuoyunun takdirlerine sunuyoruz. Bu süreci bundan böyle de kararlı bir şekilde anlatmaya devam edeceğiz.

Siyasî kadroların yapıları ve uygulamaları hakkında kamuoyunu bilgilendirmek, milletvekilinin görev ve sorumlulukları arasındadır. Bu düşünceyle bunları anlatmaya devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlarım, bu dosyalar hakkında bilgi verirken, iktidar grubu sözcüleri, o dosyalardaki bazı kişilerden söz ederek, bu kişilerin bu suçları işleyemeyecekleri yolunda değerlendirme yapıyorlar. Bizim de anlatmak istediğimiz bu, değerli arkadaşlarım. İşte, bu düşünceyledir ki, biz... Bakın, burada denk geldiği için ifade ediyorum; Sayın Başkanvekilimden özür dileyerek ifade ediyorum; Sayın Nevzat Pakdil'in İGDAŞ dosyasında yasal ve teknik anlamda iştiraki olmadığı yolundaki değerlendirmeye ben de şahsen katılıyorum, bunu yürekten ifade ediyorum. Nitekim, Sayın Pakdil de, Genel Kurul görüşmeleri esnasında açık bir şekilde dokunulmazlığının kaldırılması yolunda oy kullandı. O halde, siyasî iktidar ve Grup olarak neden bu engellemeyi yapıyorsunuz, ısrarla neden bunu sürdürüyorsunuz; sorgulamamız gereken husus bu. Sayın Pakdil'in sonuçta beraat etmesini ben de şahsen temenni ediyorum.

HACI BİNER (Van) - Kaç defadır söylüyorsunuz! Hep aynı şeyleri söylüyorsunuz!

ATİLLA KART (Devamla) - Müsaade buyurun; rahatsız olmayın.

HACI BİNER (Van) - Ne var ortada; ayıp yahu!

ATİLLA KART (Devamla) - Değerli arkadaşım, bakın, ortada, 199…

HACI BİNER (Van) -Ayıp yahu!

ATİLLA KART (Devamla) - Sayın Başkanım, lütfen!..

HACI BİNER (Van) - Her defasında aynı şeyleri söylüyorsunuz; ayıp kardeşim! (CHP sıralarından "Otur oturduğun yerde" sesleri, gürültüler)

GÜROL ERGİN (Muğla) - Oturduğun yerden boş boş konuşma; çık kürsüden konuş!

BAŞKAN - Sayın Biner, lütfen!..

Buyurun Sayın Kart.

ATİLLA KART (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, ortada olan 199 trilyonluk bir kamu zararı var. Bu kamu zararına yol açan gerçek faillerin tespitini istiyoruz. Orada suçsuz olan insanlar da zan altında kalmasın istiyoruz. Bunu anlatmaya çalışıyoruz size.

HACI BİNER (Van) - Kimse zan altında değil kardeşim! (CHP sıralarından gürültüler)

ATİLLA KART (Devamla) - Lütfen dinler misiniz!

BAŞKAN - Sayın Biner, lütfen!..

Sayın Kart, Genel Kurula hitap edin.

Buyurun efendim.

ATİLLA KART (Devamla) - Bunları engellediğiniz zaman nasıl sonuçlar doğuyor; bunları değerlendirmemiz gerekiyor.

Bakın, değerli arkadaşlarım, bugün gündeme getirdiğimiz dosya, kamuoyunun yakından bildiği kayıp trilyon dosyası. Bu dosya sanıklarından birisi de Sayın İçişleri Bakanı. Türkiye Cumhuriyetinin sade bir vatandaşı olarak ülkemin İçişleri Bakanının sahtecilik suçlamasıyla zan altında kalmasını kabul edemiyorum. Bu isnadın açıklık kazanması gerektiğine inanıyorum. Bu sebepledir ki, bu konuları anlatmaya devam edeceğiz.

Bakın, değerli arkadaşlarım, dokunulmazlık kurumunu ihlal ettiğiniz zaman nasıl sonuçlar doğuyor. Beş dosyadan söz edeceğim; kayıp trilyon dosyası, Maliye Bakanının 150 000 000 dolarlık sahtecilik  dosyası, hayalî ihracat dosyası, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin BELBİM, Akbil ve İGDAŞ dosyaları. Bakın, bu beş dosyadaki Hazine zararı nedir biliyor musunuz; 400 000 000 dolar değerli arkadaşlarım. Beş dosyadaki kamu zararı 400 000 000 dolar!

Dokunulmazlık dosyalarının cezaî boyutunu, adlî yargılamayı kendinizce birtakım gerekçelerle engelliyorsunuz. Olayın tazmin boyutunu neden engelliyorsunuz; bunu size soruyorum. Bu dosyalardaki hazine zararları, bilirkişi raporları, müfettiş raporları ve yargı kararlarıyla sabit, değerli arkadaşlarım.

Olayın cezaî boyutu dışında tazmin boyutunun yargısal olarak takip edilmesi gerekir. Bu anlamda, ceza davaları, hukuk davaları için, tazmin davaları için bekletici bir dava niteliğinde de değildir. Başka bir ifadeyle, hukuk davalarının açılması için ceza davalarının sonuçlanmasını beklemek gerekmez. Üstelik, bu dosyalarda bazı sanıklar yönünden mahkûmiyet kararları da var.

İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/77, 2003/7 sayılı ve Akbille bağlantılı olan, aralarında Sayın Başbakana yakınlığı çok iyi bilinen Albayrakların da mahkûm olduğu dosyalar olmasına rağmen -dosya ismi veriyorum, numara veriyorum değerli arkadaşlarım- bu tazminat davaları neden açılmıyor, neden engelleniyor?! Birileri çıkıp, buna, lütfen, cevap versin; demagoji yapmadan, saptırma yapmadan buna cevap versin.

Zira, bu davalar yönünden zamanaşımı dolmak üzere değerli arkadaşlarım, hukuk dosyalarına ilişkin zamanaşımı dolmak üzere.

İçişleri Bakanı ve Maliye Bakanı bu yoldaki soru önergelerimize tatminkâr bir cevap veremiyor. İçişleri Bakanı ve Maliye Bakanının bu davaların açılmaması için ilgili mercilere, hukuk birimlerine doğrudan veya dolaylı olarak talimat verdikleri anlaşılıyor. Bu süreç, başka bir sonuca bizi götürmez; bu süreç, ancak bu sonuca götürür.

Önemle ifade ediyorum; bu talimatlar kanunsuz emir niteliğindedir değerli arkadaşlarım. Bu talimatlara uyulmaması gerekir. Bu talimatlara uyarak tazminat davalarını açmayan İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı bürokratlarını, buradan, bir defa daha uyarıyorum; bu davaları açmaz iseniz, kişisel sorumluluğunuz doğar; hem görevi kötüye kullanmaktan hem de tazmin sorumluluğundan dolayı, haklarınızda, günü geldiğinde, mutlaka dava açılacaktır; bunu, bilmeniz gerekiyor. Anayasanın 137 nci maddesi anlamında bir kanunsuz emir söz konusudur.

İçişleri ve Maliye Bakanlığının bürokratlarını ve ilgili hukuk birimlerini bu şekilde uyardıktan sonra, ilgili Bakanlara da ve hükümete de şu uyarıyı yapıyorum: Gelin, bürokratlarınızı, kanunsuz emir ile hukuk arasında bir tercih noktasında bırakmayın, hukuku uygulamalarını sağlayın.

Değerli arkadaşlarım, tekrar ifade ediyorum; bu anlattıklarımıza, demagoji yapmadan, birilerinin, çıkıp, dürüstçe ve tutarlı bir şekilde cevap vermesini kamuoyu bekliyor.

Sayın milletvekilleri, sınırlı bir siyasî kadronun yanlışlarına daha fazla ortak olmayalım. Bu sorumluluğu, gelin, artık, üstlenmeyin. Bu dosya kapsamlarındaki iddiaların ciddiyeti nedir, gerçeklik payı nedir, inandırıcı mıdır; gelin, bunları araştıralım. Gelinen süreçte, maalesef, yolsuzlukların araştırılması ve hesap sorulması, kurumsal olarak engelleniyor değerli arkadaşlarım. İdarî, adlî ve yasama aşamasındaki denetim mekanizmaları, ustalıkla ve maharetle, etkisiz hale getiriliyor. Denetimi engelleyecek hukukî altyapı çalışmaları, kararlılıkla sürdürülüyor.

Bütün bunların anlamı nedir biliyor musunuz değerli arkadaşlarım; bunların anlamı, Polatlı İlçesi Uzunbeyli Köyünden sade bir vatandaşımızın deyimiyle şudur: "Sayın vekilim, bu arkadaşlarımız, sistemden öç alıyor, sistemden öç alıyor" diyor bu vatandaşımız. Bunun devamı nedir biliyor musunuz değerli arkadaşlarım; kurum ve kavramların içinin boşalması ve işlevini kaybetmesi sürecinden söz ediyorum. Lütfen, sağduyulu olarak, sorumluluk anlayışıyla bu dediklerimi değerlendirin. Niteliksiz kadrolaşma, bu süreci tamamlıyor. Devletin kurumları içinde, özel ve kişisel ilişki gruplarından oluşan yapılanmalar doğmaya başlıyor.

Bakın, birkaç örnek vereyim: Türk Hava Yollarında, ihalelerle ilgili olarak, e-mail yoluyla ve her türlü ihale süreci dışında, gizlilik kaydıyla belli kişilere ihaleler aktarılıyor değerli arkadaşlarım! Kanunsuz eğitim kurumlarıyla ilgili olarak, son anda, kendinizce, Ceza Kanununun 263 üncü maddesini değiştirmenin, o kurumun, o kavramın içini boşaltmaktan başka ne anlamı olabilir?! İmar kirliliğine cezaî müeyyide getiren 184 üncü maddeyi bir hafta evvel delmenin ne anlamı olabilir değerli arkadaşlarım?! Emniyet yapılanmasında kıdem ve liyakati bir tarafa bırakarak, cemaat yapılanması içine girmenin başka bir açıklaması olabilir mi?!

Bakın, bugün ulusal bir gazete başlık attı, Vatan Gazetesi; yurt sathındaki telefon dinlemelerinden söz etti değerli arkadaşlarım. Bakın, ortada bir yargısal karar olsa bile, bunun siyasî sorumluluğu yine bu hükümete aittir. Niye; gerekli denetimi yapmadığı için. Nasıl yapmıyor; bakın, Yargıtay-MİT-Çakıcı ilişkileri içinde, MİT, 15 Ağustos tarihli bir rapor hazırladı. Orada ne dedi biliyor musunuz; efendim, o müteahhide şu telefon numarasından ulaşamıyorum dedi ve takipsizlik kararı verdi ve Sayın Başbakan da buna olur verdi!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kart, konuşmanızı tamamlar mısınız.

Buyurun.

ATİLLA KART (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, lütfen sağduyulu olun. Bakın, kurumların ve kavramların içinin boşaltılması derken bunları anlatıyorum. Bir taraftan, yurt sathında dinleme yapıyorsunuz, kanunsuz olarak, hukuka aykırı olarak, öbür taraftan da, sizinle ilgili bir idarî soruşturmada, falan numaralı müteahhide ben ulaşamadım diyorsunuz!.. Bunu yapan MİT, değerli arkadaşlarım ve siz hükümet olarak bunları seyrediyorsunuz. Bunun bir açıklaması olabilir mi?! Bunun devlet yönetimi ve ciddiyetiyle ilgili bir açıklaması olabilir mi değerli arkadaşlarım?!

İşte, dokunulmazlık ve bağlı kavram ve kurumları ihlal ettiğiniz zaman, ayaklar altına aldığınız zaman, bunun nasıl sonuçları doğuyor!.. Tekrar ifade ediyorum, gelin, bu 400 000 000 dolarlık zararın tazmini için, bürokratlara baskı yapmaktan vazgeçin, hukuk davalarını açın.

Değerli arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kart.

Önerinin lehinde, Adana Milletvekili Sayın Ziya Yergök; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grup gündem önerisinin lehinde söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisimizi ve yüce milletimizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlıyorum.

Bu haftanın ve geçtiğimiz haftanın gündeme damgasını vuran başlıca tartışma konusu, Türk Ceza Yasasının 263 üncü maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle "iktidar ve muhalefet arasında mutabakat bozuldu, uzlaşma bozuldu" söylemleriydi.

Aslında, AKP ve Cumhuriyet Halk Partisi arasında, seçim öncesinde en büyük mutabakat, dokunulmazlıkların sınırlandırılması konusunda, yani Anayasanın 83 üncü madde değişikliği konusundaydı. Ayrıca, bu konu, sadece iki parti arasındaki bir mutabakat değil, büyük bir toplumsal mutabakata da dayanıyordu; ancak, AKP, iktidara gelir gelmez, sözlerinin ve parti programındaki taahhütlerinin arkasında durmayarak bu büyük mutabakatı o zaman bozmuştur.

Toplumdaki büyük ve ısrarlı beklentiye rağmen, ne Anayasanın 83 üncü madde değişikliği ne de iktidarın çok diline doladığı kamu görevlilerinin soruşturulmasıyla ilgili yasalarda düzenleme yapılması konusunda en küçük adım atılmamış; aksine, engelleyici olunmuştur. Üstelik, 83 üncü maddenin, mevcut haliyle bile işletilmesi engellenmiş, Meclise gelen tüm dokunulmazlık dosyaları otomatiğe bağlanmışcasına dönem sonuna ertelenmiştir. İşin asıl ilginç yanı ise, AKP, bu konuda pişkinliğini sürdürmüş, sanki dokunulmazlığın sınırlandırılmasını çok istiyormuş havasını sürekli basmaktan geri kalmamış, hatta, zaman zaman Partimizi de suçlamıştır.

Dokunulmazlığın sınırlandırılmasıyla ilgili seçim öncesine ait bu mutabakatı gözünü kırpmadan bozan AKP, iş Türk Ceza Yasasına, Ceza Muhakemesi Yasasına, İcra ve İflas Yasasına geldiğinde, Avrupa Birliğine söz verdik, yetiştirmemiz lazım; dün İcra İflas Yasası görüşmelerinde olduğu gibi, saat 24.00'ten önce Cumhurbaşkanına yetiştirmemiz lazım, Resmî Gazeteye yetiştirmemiz lazım diyerek CHP Grubuna sarılmış; bu da yetmemiş, Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Genel Başkanına ulaşmıştır. İşi bitip, istediği yasaları geçirdiğinde de Cumhuriyet Halk Partisinin geçmişine de, Genel Başkanına da, muhalefetine de, seviyesine de en ağır ve en haksız saldırılarda bulunmaktan geri kalmamışlardır. Bu yaklaşımın demokrasi kültürüyle de, demokratik olgunlukla da ilgisi yoktur. Tamamen günü kurtarmaya, o anı kurtarmaya yönelik fırsatçı bir işbirliği anlayışıdır; ancak, şu çok iyi bilinmelidir ki, bu politikayı Cumhuriyet Halk Partisinin aldatılması olarak görüyorlarsa da, Cumhuriyet Halk Partisinin anlayışı ve iyi niyeti olarak kabul ediyorlarsa da, bunun bir limiti vardır ve bu limitin sonuna gelinmiştir.

Aslında, siz, dokunulmazlıkların  sınırlandırılması konusunda hep karşı oldunuz; Refah Partili geçmişinizde de, Fazilet Partili geçmişinizde de, bugün AKP olarak da karşısınız. Parti programınıza ve Başbakanın sözüne rağmen hükümet programlarında bile yer vermediniz ve bu tarafınızla eleştirildiğinde de, dokunulmazlık konusunu bir yıl sonra gündeme alacağız dediniz; üçüncü yıldayız; ama, hâlâ gündeminizde böyle bir konu yoktur. Ne var ki, AKP Grup Başkanvekili Sayın Eyüp Fatsa, kendi hükümetlerinin programlarından haberi yokmuş gibi, dokunulmazlık tartışmalarında kürsüye çıkıp, dokunulmazlık konusu 58 inci ve 59 uncu hükümet programlarımızda yer almıştır diyebiliyor! İki hükümet programı da yanımda, burada, dokunulmazlıkla ilgili en küçük bir ibare bulunmamaktadır. Dokunulmazlıkların sınırlandırılmasıyla ilgili tek bir satır ne 58 inci hükümet programında ne de 59 uncu hükümet programında bulunmamaktadır. Hiç olmazsa bu konuda topluma doğruları söyleyelim, kamuoyunu yanıltmayalım. Ayrıca, 20 nci Dönemde dokunulmazlıkların sınırlandırılmasıyla ilgili kanun teklifine kimlerin, ne şekilde karşı çıktığını da tutanaklardan açıklamak istiyorum.

Değerli milletvekillerim, 20 nci Dönemde, İkinci Yasama Yılında Türkiye Büyük Millet Meclisine Anayasanın 83 üncü maddesiyle ilgili bir değişiklik teklifi, yani, dokunulmazlıkların sınırlandırılmasıyla ilgili bir değişiklik teklifi verilmiştir. Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi Anayasa Komisyonunda görüşülmüş ve oy çokluğuyla kabul edilmiştir.

Şimdi, o zaman kimlerin karşı çıktığını tutanaktan okuyorum, karşı oy yazısından okuyorum, muhalefet şerhinden; muhalefet şerhinin son bölümünde deniyor ki: "Teklif, dokunulmazlık kaldırılmadan, savcı ve hâkim şu fiillerden dolayı milletvekilleri yargılansın anlamına geliyor?.. Niye bir savcıya güveniyoruz da Meclise güvenmiyoruz? Me