DÖNEM:
22 CİLT: 85 YASAMA YILI: 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
102 nci Birleşim
25 Mayıs 2005 Çarşamba
İ
Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa
I. -
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GündemdIşI Konuşmalar
1.- Balıkesir Milletvekili Ali
Aydınlıoğlu'nun, doğumunun 100 üncü yılı münasebetiyle, Necip Fazıl
Kısakürek'in edebî kişiliğine ve eserlerine ilişkin gündemdışı konuşması
2.- Tekirdağ Milletvekili Enis
Tütüncü'nün, süt ve süt ürünleri üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami
Güçlü'nün cevabı
3.- Niğde Milletvekili Mahmut Uğur
Çetin'in, ekmek israfının nedenlerine ve bu konuda alınması gereken tedbirlere
ilişkin gündemdışı konuşması
B) Tezkereler ve Önergeler
1.- Hindistan Halk Temsilcileri Meclisi
Başkanı Somnath Chatterjee ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaretinin TBMM
Başkanlık Divanınca uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/830)
2.- Muğla Milletvekili Orhan Seyfi
Terzibaşıoğlu'nun, Telsiz Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifini (2/364) geri aldığına ilişkin önergesi (4/299)
III.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek
Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi
ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)
3.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili Faruk
Çelik, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz ve
Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa ile 193 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (2/435) (S. Sayısı: 894)
4.- Kilis Milletvekili Hasan Kara ile
Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu
Raporu (2/451) (S. Sayısı: 902)
5.- Kastamonu Milletvekili Hakkı
Köylü'nün, Adli Sicil Kanunu Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/444) (S.
Sayısı: 899)
6.- Kilis Milletvekili Hasan Kara ile 2
milletvekilinin, Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/453) (S. Sayısı: 903)
7.- Kilis Milletvekili Hasan Kara ile 2
milletvekilinin, Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
ve Adalet Komisyonu Raporu (2/452) (S. Sayısı: 901)
8.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve
Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030)
(S. Sayısı: 904)
9.- 16.3.2005 Tarihli ve 5317 Sayılı
Bankalar Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/999) (S. Sayısı: 900)
10.- Mahallî İdare Birlikleri Kanunu
Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/798)
(S. Sayısı: 819)
11.- Karadeniz Ekonomik İşbirliği Ülkeleri
Hükümetleri Arasında Doğal ve İnsanlardan Kaynaklanan Afetlerde Acil Yardım ve
Acil Müdahale Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri Komisyonları Raporları
(1/930) (S. Sayısı: 740)
IV.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YazIlI Sorular ve CevaplarI
1.- İstanbul Milletvekili Gürsoy EROL'un,
22 nci Yasama Döneminde yurt dışına giden milletvekillerine ve işe alınan
personele ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından sorusu ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı Vekili İsmail ALPTEKİN'in cevabı (7/3794)
2.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, Acil Eylem Planı kapsamındaki faaliyetlere,
- Bursa Milletvekili
Kemal DEMİREL'in, Bursa İlindeki yatırım projelerine,
Bursa ilinin kalkınmasına yönelik
yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/5704, 5707, 5708)
3.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, Acil Eylem Planı kapsamındaki faaliyetlere ilişkin sorusu ve
İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5750)
4.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bursa İlindeki yatırım projelerine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir
AKSU'nun cevabı (7/5752)
5.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bursa İlinin kalkınmasına yönelik yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına
ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5755)
6.- İstanbul Milletvekili Kemal
KILIÇDAROĞLU'nun, Bakanlar Kurulu kararıyla Kızılay'a yapılan yönetici
atamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun
cevabı (7/5821)
7.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın,
"Millî Egemenlik" konulu hutbeye ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
Mehmet AYDIN'ın cevabı (7/5913)
8.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Düzce İlinde gerçekleştirilen yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı
(7/5957)
9.- İzmir Milletvekili Türkân
MİÇOOĞULLARI'nın, SSK hastanelerinin devrinden sonra ortaya çıkan sorunlara
ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6006)
10.- Şanlıurfa Milletvekili Turan
TÜYSÜZ'ün, Şanlıurfa İli ve çevresindeki kent gelişim planlarına ilişkin sorusu
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/6009)
11.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Sakarya İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/6045)
12.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
2003-2004 yıllarında Bolu İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına
ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/6047)
13.- Bursa Milletvekili
Kemal DEMİREL'in, 2003-2004 yıllarında Kütahya İline yapılan yatırımlara ve
ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami
GÜÇLÜ'nün cevabı (7/6049)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak
iki oturum yaptı.
Manisa Milletvekili Süleyman Turgut'un,
Manisa ve Bolu'da yağan dolunun tarım sektöründe meydana getirdiği zararlara
ilişkin gündemdışı konuşmasına Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü;
İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa
Elekdağ'ın, sözde Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin olarak Boğaziçi
Üniversitesi Kültür Merkezinde düzenlenecek olan konferansa,
Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın,
Milliyet Gazetesinde yer alan "Alternatif Ermeni Konferansı" başlıklı
habere,
İlişkin gündemdışı konuşmasına Adalet
Bakanı Cemil Çiçek;
Cevap verdi.
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma
Kurumu Kurulması Hakkında 5344 sayılı Kanunun bazı maddelerinin Anayasanın 89
uncu maddesine göre bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin
Cumhurbaşkanlığı,
Slovakya Ulusal Meclisi Dış İlişkiler
Komitesi Başkanı ve beraberindeki heyetin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
konuğu olarak ülkemize resmî ziyarette bulunmalarına ilişkin Başkanlık,
Tezkereleri Genel Kurulun bilgisine
sunuldu.
İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, (2/61)
esas numaralı kanun teklifini geri aldığına ilişkin önergesi okundu, İçişleri
ile Plan ve Bütçe Komisyonlarında bulunan kanun teklifinin geri verildiği
bildirildi.
Osmaniye Milletvekili Durdu Mehmet
Kastal'ın Çevre Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi Genel
Kurulun bilgisine sunuldu.
24.5.2005 Salı günkü birleşimde sözlü
sorular ile diğer denetim konularının görüşülmeyerek bu birleşimde kanun tasarı
ve tekliflerinin görüşülmesine; 25.5.2005 Çarşamba günü sözlü soruların
görüşülmemesine; gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler" kısmının 262 nci sırasında yer alan 894 sıra sayılı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun
Teklifinin bu kısmın 3 üncü sırasına; 268 inci sırasında yer alan 902 sıra
sayılı kanun teklifinin 4 üncü sırasına, 265 inci sırasında yer alan 899 sıra
sayılı kanun teklifinin 5 inci sırasına, 269 uncu sırasında yer alan 903 sıra
sayılı kanun teklifinin 6 ncı sırasına, 267 nci sırasında yer alan 901 sıra sayılı
kanun teklifinin 7 nci sırasına, 24.5.2005 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan
904 sıra sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun
Tasarısının 48 saat geçmeden 8 inci sırasına, gündemin 266 ncı sırasında yer
alan 900 sıra sayılı 5317 sayılı Bankalar Kanunu ile Radyo ve Televizyon
Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve
Cumhurbaşkanınca bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresinin 9 uncu
sırasına, 187 nci sırasında yer alan 819 sıra sayılı Mahallî İdare Birlikleri
Kanunu Tasarısının 10 uncu sırasına alınmasına; Genel Kurulun 24.5.2005 Salı
günü 14.00-23.00, 25.5.2005 Çarşamba günü 11.00-21.00, 26.5.2005 Perşembe günü
11.00-23.00, 27.5.2005 Cuma ve 28.5.2005 Cumartesi günleri de 14.00-23.00
saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesine ve 27.5.2005 Cuma ve 28.5.2005
Cumartesi günkü birleşimlerde de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine
ilişkin AK Parti Grup önerisi, yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı:
305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz
gelmediğinden,
2 nci sırasında bulunan, Esnaf ve
Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının (1/969) (S. Sayısı: 851)
görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,
Ertelendi.
3 üncü sırasına alınan, Adalet ve Kalkınma Partisi
Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili
Faruk Çelik, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, İstanbul Milletvekili İrfan
Gündüz ve Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa ile 193 Milletvekilinin; Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun
Teklifinin (2/435) (S. Sayısı: 894) birinci görüşmesi tamamlandı; ikinci
görüşmesine en az 48 saat geçtikten sonra başlanabileceği açıklandı.
4 üncü sırasına alınan, Kilis Milletvekili
Hasan Kara ile Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın; Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin (2/451) (S. Sayısı: 902) tümü üzerindeki görüşmeleri tamamlanarak 8
inci maddesine kadar kabul edildi.
25 Mayıs 2005 Çarşamba günü, alınan karar
gereğince saat 11.00'de toplanmak üzere, birleşime 23.10'da son verildi.
|
|
|
İsmail
Alptekin |
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Yaşar
Tüzün |
|
Mehmet
Daniş |
|
|
Bilecik |
|
Çanakkale |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
BİRİNCİ OTURUM
25 Mayıs 2005 Çarşamba
Açılma Saati: 11.00
BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur),Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 102 nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Sayın milletvekilleri,
gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekilimize gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, Necip Fazıl Kısakürek'in 100 üncü doğum
yıldönümü münasebetiyle, Balıkesir Milletvekili Sayın Ali Aydınlıoğlu'na
aittir.
Buyurun Sayın
Aydınlıoğlu. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
II. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GündemdIşI Konuşmalar
1.-
Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu'nun, doğumunun 100 üncü yılı
münasebetiyle, Necip Fazıl Kısakürek'in edebî kişiliğine ve eserlerine ilişkin
gündemdışı konuşması
ALİ AYDINLIOĞLU
(Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Türk edebiyatımızın
önemli mütefekkirlerinden üstat Necip Fazıl Kısakürek'in doğumunun 100 üncü yılı
münasebetiyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
26 Mayıs 1905 Perşembe
sabahı dünyaya gelen Necip Fazıl Kısakürek, 25 Mayıs 1983 tarihinde de Hakka
yürümüştür. Bu nedenle, Türk şiirinin yol açıcılarından ve Türkçenin büyük
üstatlarından Necip Fazıl'ı, doğumunun 100 üncü yıldönümünde, hem de ölümünün
22 nci yılında rahmet ve minnetle anıyoruz.
Geride bıraktığımız
yüzyılın kültür, sanat, edebiyat, tefekkür ve aksiyon açısından olduğu kadar
siyasî ve edebî polemikleri, ruhî arayışları, davası uğruna çektikleri,
çileleri ve pervasız duruşuyla Necip Fazıl Kısakürek, anılmaktan ziyade
anlaşılması gereken en önemli şahsiyetlerden biridir. Onu anlamak ve
özümsemekle, bir yandan üstada karşı vefa borcumuzu öderken, diğer yandan da
kültür mirasımızın çok kıymetli bir değerine sahip çıkmış olacağız; ancak,
üzülerek ifade etmek gerekir ki, birçok alanda olduğu gibi kültür adamlarımıza
da yeteri kadar değer vermiyoruz yahut onları ideolojik perspektiften
yaklaşarak anlamaya çalışıyoruz. Roman, hikâye, deneme, şiir, piyes ve
tiyatrolarıyla 100 civarında eser vermiş olan üstat hakkında yapılan ciddî bir
çalışma ve araştırmalara baktığımızda, bunların çok az olduğunu görüyoruz.
Halbuki, günümüzde en üst düzeydeki siyasîlerden yeni yetişen gençlere kadar
herkesin, onun şiir ve görüşlerini çeşitli şekillerde ve ortamlarda
dillendirdiğini görüyoruz. Hatta, o savunduğu fikirlerin sembol ismi olduğunu
görüyoruz.
Necip Fazıl, kendi dünya
görüşü çevresinde toplumsal bir oluşumu temellendirmeye çalışan bir devlet
adamı, bir hareket adamı ve aksiyoncu, ülkeyi baştan başa dolaşarak çeşitli
konularda konferanslar veren usta bir hatip, dergi ve gazeteler çıkaran bir
gazeteci ve yayıncı olarak, kelimenin tam anlamıyla fırtınalı bir hayat sürmüş
ve bu aksiyonu içinde her zaman ilgi merkezi olmuş ilginç bir şahsiyettir.
O, ilk şiirlerini Yeni
Mecmua'da yayımladı. Millî Mecmua ve Yeni Hayat dergilerinde çıkan şiirleriyle
kendinden söz ettirdikten sonra, Paris dönüşü yayımladığı "Örümcek Ağı"
ve "Kaldırımlar" adlı şiir kitapları onu çok genç yaşta diğer
şairlerin önüne çıkararak, edebiyat çevrelerinde büyük bir hayranlık ve heyecan
uyandırdı.
Üstat,
"Kaldırımlar" şiirinde "Bana düşmez can vermek, yumuşak bir
kucakta;/Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!/Aman, sabah olmasın bu
karanlık sokakta;/ Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!" diyerek, onun
hayatında bir dönüm noktası olan "Kaldırımlar" bazılarının zannettiği
gibi, kaldırımlarda geceleyen evsiz barksız, sefil bir sınıfın değil, ruhunu ve
gayesini yitirmiş bir cemiyette bunalımlar yaşayan, bu yanlış gidişi
değiştirmeye gücü yetmediği için mutsuz ve çilekeş entelektüelin şiiridir.
Yine "Renk renk
hatıralarım oda oda silindi./ Anne kokan bir Türkçem vardı, o da silindi"
diyerek, Türkçeyi en güzel, en anlaşılır biçimde kullanılmasını isteyen,
zengin, doyuran ve dolduran bir biçimde Necip Fazıl kullanmaya çalışmıştır. O,
Türkçeyi, büyük bir dehanın kullanması gerektiği biçimde kullanmıştır. O,
büyükleri, kahramanları sorgulayan, asla yağcılık sevmeyen biriydi. Fikir ve
tefekkür adına, herkesin övdüğü ve eksik yönlerini, görmediği yönleri görür ve
eleştirirdi. Birçok önde gelen devlet adamını, aydın ve politikacıyı yaptığı
yanlış bir hareketten sonra arayıp ikaz eden, kanaat önderlerine tesir eden bir
şahsiyetti. Decartes, Sokrat, Raimbaut, Butler gibi dünya şairlerine eşdeğer
bir bakış açısı vardı onun. O, pozitif ideolojiye, materyalizme karşı, İslama
dayalı bir hayatı anlatmaya hayatını adayan bir kişilikti. Şöhretinin
zirvesindeyken felsefî arayışlarını sürdüren Necip Fazıl, 33 yaşında Abdülhakim
Arvasi'yle tanışır ve bir daha da ondan kopmaz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla)
- "Tam otuz yıldır saatim işlemiş, ben durmuşum/Gökyüzünden habersiz
uçurtma uçurmuşum" diyerek hayatında yeni bir dönem başlar ve Necip
Fazıl'ın bundan sonraki eserlerinin hemen hemen tümünde üstün bir ahlak
felsefesinin savunulduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına edebiyatımıza
kazandırması da bu döneme rastlamıştır. "Tohum", "Para",
"Bir Adam Yaratmak" gibi piyesleri büyük ilgi görmüştür. Bunlardan
"Bir Adam Yaratmak" Türk tiyatrosunun en güçlü oyunlarındandır.
Ayrıca, onun şair ve
yazarlığı kadar önemli yönü, çıkardığı dergiler ve sürdürdüğü mücadeledir.
Haftalık çıkardığı Ağaç Dergisi, dönemin ünlü edebiyatçılarının toplandığı bir
okul olmuştur âdeta. Yüksek tahsili, engin dehası ve kültürüyle, cumhuriyet
tarihini ele almıştır. Ankara yakınlarına kadar gelen Yunanlar, Sakarya
Savaşında hedefe ulaşamaz ve İstiklal Savaşının hedefi belirlenmiş olur. Askerî
zaferleri ekonomik, politik ve kültürel zaferler takip etmeyince, Necip Fazıl,
1949'da, meşhur "Sakarya Türküsü" şiirini yazar:
"İnsan üç beş damla
kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki,
hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti
ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler,
sizi kim diriltecek?
Eyvah, eyvah Sakaryam,
sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava
öksüz, bu dava büyük!.."
Diyen Necip Fazıl'ı, bir
kez daha, rahmet ve minnetle anıyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Aydınlıoğlu.
Gündemdışı ikinci söz
isteği, süt ve süt ürünleri üreticilerinin sorunları hakkında, Tekirdağ
Milletvekili Sayın Enis Tütüncü'ye aittir.
Buyurun Sayın Tütüncü.
(CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
2.-
Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, süt ve süt ürünleri üreticilerinin
sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
süt hayvancılığı ve çiğ süt üretiminin özellikle son bir birbuçuk ay içinde
içine düşürüldüğü krizden söz etmek amacıyla, dikkatlerinizi çekmek amacıyla
gündemdışı söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, hepinizi en derin
sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Enis Bey, buradayım.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) -
Teşekkür ederim Sayın Bakanım.
Geldiğiniz için teşekkür
ediyorum; çünkü, sizin iyi niyetli çabalarınızı dikkatle izliyorum. Sizin
özellikle tarım ve hayvancılık konusunda elinizin kolunuzun nasıl bağlanmış
olduğunu görüyorum, izliyorum, ortak aklı önplana çıkarmadaki çabalarınızı
takdir ediyorum. Bu nedenle, sizin, bu konuşmamı dinlemek için gelmiş
olmanızdan ve bu nedenle de yapacağınız açıklamalardan dolayı şimdiden
memnuniyetimi ifade etmek istiyorum.
Süt hayvancılığı ve çiğ
süt üretimi, süt fiyatlarındaki düşüş nedeniyle ciddî bir kriz içine
sürüklenmektedir. Son bir birbuçuk ay içinde süt fiyatları, ülke düzeyinde
belirli değişiklikler göstermekle birlikte ortalama 100 000 lira dolayında
gerilemiştir. Şu anda 1 litre sütle, yarım litre pet şişe suyu dahi alınamıyor.
Çiğ süt fiyatı ile sanayi sütü fiyatı arasında 3 kat, 3,5 kat, hatta 4 kat fark
oluşmuştur; böyle bir çarpıklığı dünyanın hiçbir ülkesinde görmek mümkün
değildir.
Sayın Bakanımız süt
fiyatlarındaki düşüşü, hayvancılığın teşviki sonucu süt üretiminde meydana
gelen son 500 tonluk artışa bağlamaktadır. Kanımca bu gerekçe, özrü
kabahatinden büyük olan bir gerekçedir. Hayvancılığın teşvikindeki amaç nedir;
üretimin artırılması ve böylece çiftçimizin gelir düzeyinin yükseltilmesi; öyle
değil mi değerli milletvekilleri?!
AKP İktidarında sözümona
süt üretimi artıyor; ama, bu arada süt fiyatları da düştüğü için, üreticinin
önceki yıllarda edindiği hayvanların kazancı da geriliyor. Çiftçimiz Dimyat'a
pirince gideceğim diye elindeki bulgurdan da, neredeyse, olur duruma düşmeye
başlıyor. Neden böyle oluyor; kanımızca ana neden, SEK'in özelleştirilmesinden
sonra çiğ süt piyasasının serbest piyasa koşullarının acımasızlığına terk
edilmiş olmasıdır.
Bakınız, süt
hayvancılığından ekmek yenilmesi için, 1 litre süt bedeliyle 2 kilogram yem
alınması gerekmektedir. Örneğin, Avrupa Birliği ülkelerinde bu oranın korunması
için özel bir itina gösterilmektedir; 1'e 2 oranı bozulduğunda, derhal kamu
kaynakları harekete geçirilmekte, müdahale alımları başlatılmaktadır ve oran
1'e 2 paritesine ulaşıncaya kadar müdahale alımları sürdürülmektedir. Yani,
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliğinde sütçülük, acımasız,
dengesiz piyasa koşullarına terk edilmiş değildir.
Adalet ve Kalkınma
Partisi olarak ikibuçuk yıldır iktidardasınız. Kusura bakmayın; ama, bunu
söylemek mecburiyetindeyim; mangalda kül bırakmayarak iktidara geldiniz,
özellikle süt ve et fiyatlarındaki düzenleyici mekanizmaları neden hâlâ
oluşturamadınız? Âlem gider Mersin'e, AKP İktidarı gider tersine!..
Peki, sütçülüğe prim
desteği ne âlemde diye sorgu sual edersek, bunun da halk deyimiyle devede kulak
kaldığını görüyoruz. Bilindiği gibi, 2005 yılı için normal üreticiye 30 000
lira, kooperatif üyesi olanlara 40 000 lira, damızlık sığır yetiştiricileri
birliğine üye olanlara ise 60 000 lira destek öngörülmüştür. Bu destek son
derece yetersiz kalmıştır. Bu desteğin ne kadar yetersiz düzeyde kaldığını,
geçmiş yıllardan bir örnekle dikkatinize sunayım...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan; toparlayacağım.
Örneğin, 1995 yılı kasım
ayında sütün litresi 10 500 lirayken, litre başına verilen destek 3 000 Türk
Lirasıydı. Bu 3 000 Türk Lirası, 1995 yılının kasım ayındaki o süt fiyatının
yüzde 35'ine denk geliyordu. 2005 yılı için kooperatif üyelerine öngörülen 40
000 liralık desteği esas alırsak ve de sütün bugün en yüksek fiyat olan 425 000
liradan satıldığını kabul edersek, genel destekleme oranının yüzde 9'a düştüğü
ortaya çıkıyor. 1995'te destekleme oranı yüzde 35, AKP İktidarında destekleme
oranı yüzde 9. Eh, ne diyelim, buna da şükür! Adalet ve Kalkınma Partisinin
demek ki çiftçiye dönük adalet anlayışı böyleymiş!
Yalnız, buradan sizi
uyarıyorum; yıllardır büyük fedakârlıklarla yetiştirilmiş iyi kaliteli süt
hayvanları yakında kasapların eline düşebilir; hayvancılık, sütçülük, çok büyük
bir darbe yiyebilir, çökebilir.
Sütçülükte durum
böylesine yürekler acısı da, besicilikte daha mı iyi. İki sene önce etin karkas
ağırlığı kilogramı 8-8,5 milyon Türk Lirası idi; şimdi, 7-7,5 milyon Türk
Lirası. Yem fiyatları almış başını gidiyor; ilaç bedelleri yükselmiş; veteriner
ücretleri artmış; etin fiyatları gerilemiş. Evet, besicilikte de çökme
sinyalleri var. Ne yapmak lazım?.
Sayın Başkan, sözlerimi,
izin verirseniz, "ne yapmak lazım gelir"e satır başlarıyla değinerek
bağlamak istiyorum ve Sayın Bakanımızın, "ortak aklı önplana çıkaralım ve
ortak akılla çözüm arayalım" düşüncesine belki bir katkıda bulunabilirim
amacıyla, ne yapmak lazım konusunu satır başlarıyla sizlerle paylaşmak
istiyorum.
Süt üreticilerine
mağduriyetlerini giderecek ölçüde prim ödemelerini derhal devreye sokunuz. Bu
konuda IMF engelini aşmayı mutlaka göze almalısınız. Bırakalım canım artık;
yani, IMF'yle bu kadar içli dışlı olmanın anlamı yok. Türkiye, IMF'yle ilgili
taahhütlerini yerine getiriyor; ama, özellikle tarım ve hayvancılık konusunda,
IMF'yi bazı konularda ikna etmek mecburiyetindesiniz.
Ayrıca, belediyeler ve
halk ekmek aracılığıyla halka ucuz süt satılmasını sağlayınız.
Okullarda süt içilmesi
projesini tekrar ve daha kapsamlı olarak yeniden başlatınız.
Sütçülüğü ve besiciliği
piyasanın olumsuz koşullarından korumak için, uzun dönemli üretim, tüketim ve
pazarlama politikaları oluşturunuz. Sayın Bakanımızın bu konuda ciddî çabalar
içinde olduğunu biliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, çiftçi, tarım ve
hayvancılığın bir an önce ayağa kaldırılması açısından, bu konudaki bütün
birikimimizi, Adalet ve Kalkınma Partisinin emrine tahsis ettiğimizi buradan
ilan ediyorum.
Süt üretiminin fazla,
talebin ise düşük olduğu dönemlerde yapılacak süt alımlarını süttozuna
dönüştürecek yatırımları teşvik ediniz.
Süt/yem paritesini, yani,
1'e 2 oranını korumaya dönük destekleme ve denetleme mekanizmalarını bir an
önce devreye sokunuz. Sözlerimi bağlarken, şöyle bir mesaj vermek istiyorum:
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bakınız, çiftçi kan ağlıyor. Çiftçiyi ağlatan iktidarların
sonu daima hüsran olmuştur. Çiftçi, sizi defterden silmeye başladı. Henüz vakit
erkenken, henüz vakit varken, ne kadar vakit kaldı, bilemiyorum; ama, henüz
vakit varken, tarım ve hayvancılığa nefes aldıracak politikaları bir an önce
uygulayınız. Ekonomik açıdan vurgun yemiş milyonlarca çiftçi adına, bunu sizden
talep ediyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle,
hepinizi en iyi dileklerimle, sevgilerle, saygılarla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Tütüncü.
Hükümet adına, Tarım
Bakanımız Sayın Sami Güçlü söz istemiştir.
Buyurun Sayın Bakan. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; AK Parti
Grubundan gelen alkış seslerinin azlığı dikkatinizi çekiyor! (AK Parti
sıralarından alkışlar) Tabiî, benim sektörüm böyle.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Kabzımallardan da alkış gelecek birazdan!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Sektörümüzün içinde, gerçekten, birçok sorun var.
Bugünlerde üzerinde çalıştığımız konular, başta süt olmak üzere, buğday, tahıl
sektöründeki yeni sezona girişle ilgili politika belirlemesi, onun dışında,
tarımsal girdilerle ilgili konularda daha önce ifade ettiğimiz indirimlerin
belirlenmesi konusundaki çalışmalar. Dolayısıyla, sektör, gündemimizi yoğun
olarak işgal ediyor ve böyle olması da tabiî.
Elbette, bir yerde bir
problem varsa, dikkatimizin de orada olması, muhalefet partimizin de bu konuda
bize destek olması, konuları gündeme getirmesi tabiî; ama, benim, çok eskiden
beri tanıdığım, taa 1970'li yıllardan beri tanıdığım Enis Beyin bu konuşmasının
içerisinde en sonundaki sözüne katılmak mümkün değil tabiî. Yani, o çok nazik
üslubuyla "sizi defterden silecek" dediği çiftçilerle bağımızın hâlâ
güçlü olduğu kanaatindeyim ben. Şu anlamda söylüyorum: Dertlerini paylaşıyoruz.
Bu ülkede, her sorunu kısa vadede çözmek mümkün değil; ama, o insanların
dertlerini çözme konusundaki arayışlarımıza ve bununla ilgili attığımız
adımlara bir misal olarak size şunu söyleyeyim: 2004 yılının aralık ayında,
biz, Tarım Şûrası tertip ettik. Bu Tarım Şûrasına, Cumhuriyet Halk Partisinin
Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal da katıldı; orada, özellikle sektörle ilgili
öyle değerlendirmeler yaptı ki, hepimiz dinledik. Söz alan başka insanlar,
Sayın Genel Başkanımız da konuşma yaptı, toplantıya o da katılmıştı. Beş
konunun öne çıktığını gördük. Hatırlarsanız, o beş konu, 2004'ün sonunda ortaya
çıkan, tarım sektörünün beş sorunundan biri, tarımsal girdiler içerisinde,
gübre ve mazot fiyatlarındaki önemli artış ve bunun maliyetlerde meydana
getirdiği yükselme ve ortaya koyduğu olumsuzluk. İkincisi, tarımsal sulamada
elektrik fiyatlarının çok yüksek olması, ödenmeme sorunu, birikmiş borçlar
konusuydu. Üçüncüsü, o günlerde, hatırlarsanız, pamuk üreticilerimiz çok büyük
bir feryat içerisindeydiler, dünyada pamuk fiyatlarının düşmesi, Türkiye'de
düşmesi ve pamuk primleri konusunda talepleri vardı. Beşincisi de, hayvancılık
sektörü konusunda Hükümetimizden ek talepleri vardı.
Arkadaşlarım, bugün, Türk
tarımının beş önemli sorunu içerisinde, bunlardan üçü yok. Şunlar yok:
Hayvancılık sektöründeki destek miktarının yetersizliği yok. İki, sulama suyundaki
elektrik borçlarının ödenmemesi ve yığılmış olması konusu yok; çünkü, bununla
ilgili düzenlemeler yapıldı. Üçüncüsü, pamuk primleri konusunda bugün bir
şikâyet yok. Elbette, pamuk fiyatları konusunda her şey çok iyi manasında
söylemiyorum; ama, Hükümetimizin verdiği pamuk primindeki artış yüzde 100'ün
üzerinde oldu; dolayısıyla... 282 trilyondan 600 trilyona çıktı. Hayvancılık
sektöründe, bütçeden ayırdığımız pay 182 trilyondu, bu yıl 600 trilyon.
Şunu demek istiyorum:
Yani, dikkat çekildi, fark edildi, öncelik sırasına konuldu ve bunlardan üçü
halledildi, halledilemeyen ikisi daha var, mazot ve gübre ve bugün, bu konu
üzerinde çalışmaya devam ettiğimizi konuşmamın başında söyledim. Sayın Genel
Başkanımız da bununla ilgili açıklamalarına devam ediyor ve ilgili bakan
arkadaşlarımızla beraber çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Efendim, 2005 yılı mayıs
ayındaki sorunlarımızın bir tanesi süt fiyatları. Et fiyatları konusu öncelikli
bir konu halinde değildir; ama, süt fiyatlarında böyle bir hadise vardır. Ben, birkaç
cümleyle, bu konudaki düşüncelerimi anlatmak istiyorum.
Hayvancılık sektöründe,
Türkiye'de, bir iyileşme kesinlikle söz konusudur. Bununla ilgili kim dikkatle
bakarsa, bu gelişmeyi görecektir. Yani, sütte meydana gelen gelişmenin temel
sebebi sadece sezonal değildir; üretimdeki, yani, bu işi yapan insanlarımızın
sayısındaki artış ve süt sığırcılığındaki gelişmeyle de alakası vardır; yani,
yarısı sezonalsa, yarısı da tabiî artıştır. Dolayısıyla, tüketimdeki artış buna
ayak uyduramadığı için, burada bir sorunla karşılaştık.
Ama, şunu çok net ifade
etmek lazım: Hayvancılık sektörü için, 2005-2013 yılları arasında, Türkiye'de,
kırmızı et tüketimini hangi noktadan hangi noktaya getireceğiz, süt tüketimini
fert başına 150 kilogramdan 250 kilograma getireceğiz diye hedefler koyduk ve
bunun ilk belirtisi olarak, 3 misli bir artışı 2005 bütçesine kaynak olarak
ayırdık. Şu anda, Türkiye'nin her yerinde, özellikle doğu bölgesinde hayvan
ıslahı konusundaki çalışmalarımıza lütfen bir dikkat edin. Geçen yıl yapılan
ıslah çalışmalarını 30 misli, 40 misli rakamlara çıkarmaya çalışıyoruz hedef
olarak; yani, 1 000-2 000 ıslahı, 50
000-60 000'e ulaştırmaya çalışıyoruz. Bunun için, çok sayıda serbest veteriner
hekimle sözleşme yaptık ve sunî tohumlama konusunda, bölgelerde, yoğun bir
çalışmamız var. Bunun için çok büyük kaynaklar ayırdık. Maliyetleri düşürmek
için, 2005 bütçesinde yem bitkisine verdiğimiz destek 135 trilyon lira olacak
arkadaşlar. Dolayısıyla, biz, hayvancılık sektöründe, maliyeti düşürmeden,
verimi artırmadan bir noktaya gelemeyeceğimizi biliyoruz. Dolayısıyla, bununla
ilgili çalışmalarımız doğru bir zemin üzerinde yürüyor. Özellikle Cumhuriyet
Halk Partisinin, tarımla ilgili arkadaşlarımın, bu konudaki gelişmeleri bizzat
yerinde görmelerini, bu işi yürüten arkadaşlarımla konuşmalarını, yani,
gelişmeler konusunda yanlış bir şeyimiz varsa, söylemelerini de arzu ederim.
Onlarla diyaloglarımız konusunda hep iyi bir noktadayız; inşallah, daha da
iyiye götüreceğiz.
Ben, genel yaklaşımımızı
söyleyerek konuşmamı tamamlamak istiyorum. Hayvancılık sektörünü geliştirmek
zorundayız. Bu sektörü, Avrupa Birliğine girdiğimiz zaman, sürdürülebilir
yapmak kaçınılmazdır; bizim, sizin, hepimizin görevidir. Bunu yapabilmemiz için
önündeki engel neyse, hayvan kaçakçılığıysa hayvan kaçakçılığı, süt
fiyatlarındaki düşmeyse süt fiyatlarındaki müdahale, et fiyatlarındaki düşmeyse
ona müdahale... Bunun ilk yansımalarını ette göreceksiniz. Şu anda Et ve Balık
Kurumunun devri konusunda gerek yönetim değişikliği gerekse kurumsal olarak
Tarım Bakanlığına geçmesi konusundaki çalışmalar son noktasındadır ve ete
müdahale edeceğiz.
Sütle ilgili konuda çok
çalışma yaptık. Maalesef, sektörde bir müdahale aracının olmaması, elimizi
kolumuzu bağlayan bir husustur. Bununla ilgili geçmişteki yapılan özelleştirme
çalışmalarında...
GÜROL ERGİN (Muğla) -
Özelleştirme yanlış deyince bizi haksız buluyordunuz; SEK'in özelleştirilmesi
sütçüyü batırdı.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Gürol Hocam, müsaade edin. Biz sizinle bunu
konuşabiliriz.
GÜROL ERGİN (Muğla) -
Ama, bakın, şimdi ikrar ediyorsunuz!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Neyi ikrar ediyorum; hep baştan beri söylüyorum!..
Onuncu defa söylüyorum. Sizin söylediğiniz gibi, siz bizden iki kat daha fazla
söylemişsinizdir.
GÜROL ERGİN (Muğla) -
Kaçıncı ikinci kez!..
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Şimdi, Et ve Balık Kurumuyla ilgili konuyu söylüyorum.
Sütle ilgili konuda bir
müdahale kurumuna ihtiyacımız var bizim. Süt fiyatlarının belli bir seviyenin
altına düştüğü anda müdahale edecek bir mekanizmayı kurmak zorundayız biz ve
dolayısıyla, gerek prim sistemi gerekse bu üretimi teşvik edici anlamda yeni
arayışlarımız sürecektir.
Özellikle, Enis Beyin
belirttiği konular dahil olmak üzere, çok dargelirli, okul sütü veya gelir
seviyesi çok düşük kesime yönelik olarak, süt tüketimini artırıcı
faaliyetlerimizi ve arayışlarımızı sürdürüyoruz; ama, esas olarak, bu ülkede
süt talebini artıracak genel bir kampanyaya ihtiyacımız var. Bununla ilgili
konularda...
Elbette, bunlar, zaman
alıcı şeyler; ama, sektörle ilgili konudaki değerlendirme şu: Bu sektörün
gelişmesi önünde süt fiyatlarındaki düşme bir engeldir; bununla ilgili konuda
mutlaka bir gelişme sağlamak zorundayız.
Özellikle, Enis Beyin
dikkat çektiği bir hususa ben de parmak basmak istiyorum. Süt fiyatlarındaki
düşmeden dolayı, üreticilerimiz, kısa vadede de olsa, o çok verimli olan
hayvanlarını kesmek, satmak gibi bir yola kesinlikle girmemelidir. Biz, bu
sektörü, hayvan varlığımızı ve kalitesini iyileştirerek geliştireceğiz. Yani,
bugün için geçici olarak bir zarar söz konusu oldu diye bu kıymetli
varlıklarımızı kesecek olursak, bizim, bu defa, katedeceğimiz mesafe veya
ayıracağımız kaynak çok daha büyüyecektir.
Ben, sektördeki
gelişmenin, bu durumun geçici olduğunu, bir iyileşme için arayışlarımızın
sürdüğünü, bu konuda, inşallah, yakında, bu talebi artıracak birkısım
tedbirleri hayata geçirmeye muvaffak olacağımızı ifade ediyorum. Bu konuda muhalefetin
verdiği dikkat çekme ve uyarı için de kendilerine teşekkür ediyorum.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
Gündemdışı üçüncü söz
isteği, Türkiye'de ekmek israfı hakkındadır.
Niğde Milletvekilimiz
Sayın Mahmut Uğur Çetin; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
3.- Niğde Milletvekili Mahmut Uğur Çetin’in, ekmek israfının
nedenlerine ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşması
MAHMUT UĞUR ÇETİN (Niğde)
- Sayın Başkan, Yüce Meclisimizin değerli üyeleri; Türkiye'de ekmek israfı
konusunda gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Toplumun ve bunu
oluşturan bireylerin en önemli amacı sağlıklı ve üretken olmaktır. Ekonomik ve
sosyal yönden kalkınma ve uygar toplumlar arasında yer alma, ancak, sağlıklı
bireylerden oluşan toplumlarda mümkündür. Ekmek, toplumumuzun beslenmesinde,
asırlardır süregelen alışkanlıkların ve millî kültürün etkisiyle, önemli bir
yere sahip olmuştur.
Son üç yılın ortalamasına
göre, Türkiye'de 9 800 000 hektar tarım arazisinde buğday ekilmiş ve 19 200 000
ton buğday üretilmiştir. Buna göre, kişi başına yıllık buğday tüketimi 272
kilogramdır.
Ülkemizde, yıllık
ortalama 11 000 000 ton buğday un üretimi için kullanılmaktadır. Bu miktarın 10
000 000 tonu ekmek yapımında, 1 000 000 tonu da diğer unlu mamuller yapımında
kullanılmaktadır.
Türkiye'de kişi başına,
yıllık un tüketimi 50 kilogram olup, un tüketimi bakımından, ülkemiz, dünya
tüketiminde ikinci sırada yer almaktadır. Buna karşılık, nüfus artışına rağmen,
un tüketiminin artmadığı gözlenmektedir.
Ekmek, karbonhidrat ve
protein kaynağı olarak insan beslenmesinde önemli bir yere sahiptir. Tahıla
dayalı beslenmenin hâkim olduğu ülkemizde, kişi başına tüketilen enerjinin
yüzde 66'sı tahıldan, bunun da yüzde 56'lık kısmı yalnızca ekmekten, proteinin
ise, yüzde 50'si yine ekmekten karşılanmaktadır. Farklı bölge, yaş ve gelir
gruplarına göre değişen kişi başına ekmek tüketimi, ülkemizde 100-800 gram/gün
arasında olup, ortalama 400 gram/gündür. ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinde,
kişi başına ekmek tüketimi, yıllık 40-50 kilogram arasında değişiyor.
Türkiye'de ise, bu ülkelere kıyasla, kişi başına 3-4 kat daha fazla ekmek
tüketiliyor.
Yukarıda verilen
bilgiler, buğdayın ve dolaylı olarak ekmeğin toplumumuzun beslenmesinde ve ülke
ekonomisindeki yerini net olarak ortaya koymaktadır.
Yere düştüğünde öpüp
alnımıza koyduğumuz, doyuran, besleyen, büyüten ekmeğe saygıda kusur etmiyoruz;
ancak, ekonomik açıdan hiç de saygılı davranmıyoruz.
Türkiye'de günde 120 000
000 ekmek üretiliyor; fakat, bunun 15 000 000'u israf ediliyor. İsraf edilen
ekmeğin ekonomik büyüklüğü ise yıllık 900 000 000 doları buluyor. Ekmek
israfıyla ilgili yayınlanan bir rapor, Türkiye'deki israfın boyutlarının ne
kadar büyük olduğunu gösteriyor. "Ekmekteki kayıp ekonomi" başlıklı
bir rapora göre, her 10 ekmeğin 8'i tüketiliyor, 2'si israf ediliyor. Rapora
göre, Türkiye'de günlük ekmek üretimi, yaklaşık 120 000 000 adedi bulurken,
yılda yaklaşık 44 milyar ekmek üretiliyor. Bu ekmeklerin yüzde 16'sı evlerde
olmak üzere, yaklaşık 40 milyar adedi tüketiliyor, 5 milyar adedi ise, israf
ediliyor; günlük kayıp rakamı 2 000 000 doları aşıyor.
Ekmek israfında başı
İstanbul çekiyor. İstanbul'da günde 2 000 000 ekmek israf edilirken, İzmir ve
Ankara'da heba olan ekmek sayısı yaklaşık 700 000'i buluyor.
Ekmeğin çöpe atılmasında
en önemli faktör ise bayatlaması; bayatlayan ekmeğin yüzde 6'sı doğrudan çöpe
atılıyor, yüzde 35'i ise hayvan yemi olarak kullanılıyor. Ekmek israfının yüzde
70'ini lokanta, restoran, yemekhaneler gibi toplu yemek üretimi yerleri
yapıyor. Özellikle turistik otel ve lokantalarda ekmek israfının boyutu daha da
büyüyor. Gelir düzeyi arttıkça da ekmek tüketimi azalıyor; ancak, ekmek israfı
yükseliyor. Ekmekteki israfına, özellikle büyük kentlerde mevcut fırın sayısı
ve kapasitesinin ihtiyaçtan çok daha fazla olması, rekabet sebebiyle tüketim
miktarından fazla üretim yapılması ve tüketicinin ihtiyacından fazla ekmek
satın alması neden oluyor.
Yapılan bir ankete
katılanlar, ekmek israfının temel nedenlerini; yüzde 42,81'i
tüketilebileceğinden fazla ekmek alınması, yüzde 27,83'ü ekmeğin çok kısa
sürede bayatlaması, yüzde 14,37'si ekmeğin uygun olmayan koşullarda saklanması,
yüzde 8,87'si ekmek kalitesinin düşüklüğü, yüzde 5,2'si ise tüketimde düşüş
eğilimi, yüzde 0,92'si gramaj fazlalığı olarak ifade etmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MAHMUT UĞUR ÇETİN
(Devamla) - Burada en önemli israf nedeni, ihtiyaçtan fazla ekmek satın
alınması, ikinci olarak da bayatlama problemidir; muhafaza şartlarının
bozukluğu üçüncü sırada yer almaktadır.
Herkesçe kabul gören
kaliteli ekmeğe ulaşmada ekmek üretimi ve tüketimiyle ilgili olan taraflara;
devlete, üreticiye, tüketiciye çeşitli görevler düşmektedir.
Devlet adına kontrol görevini yürüten otorite
için öneriler: Fırın ve satış yerlerinin hijyen ve kalitesini sıkı takibe
almalı, tüketicinin olumsuz düşüncelerini yok etmelidir.
Ekmeğin fırından bakkala
naklinde kasalara uygun polietilen ambalaj ile korumaya alınması, satış
yerlerinde ise, en azından, ekmeğinin, tüketiciye mutlaka poşet içinde
verilmesinin mecburî hale getirilmesi gerekmektedir.
Ekmek üreticileri için
yapılacak öneriler ise; ekmek üreticileri, tüketicinin isteğine uygun kalitede
ekmek üretebilmek için kaliteli hammadde, teknoloji ve işçiliğe önem
vermelidir.
Sanitasyona uygun üretim
için, temizlik, haşere kontrolü, elek kullanımı, çalışanların hijyenik bakım ve
kontrolü gibi hususlarda azamî özen gösterilmelidir.
Normal ekmek
fırınlarında, francala ekmek tipi yanında oldukça iyi talep gören papatya ve
taşekmek tiplerine de yer verilmelidir. Besin değeri katkılamayla artırılmış
ekmeklere de çeşitler arasında mutlaka yer verilmelidir.
Tüketicinin, ekmeğini
ambalajlı olarak tercih etmesi de, poşet içinde saklaması dikkate alınarak
uygun ve sağlıklı bir poşet içinde ekmeği tüketiciye takdim etmelidir. Ekmeğin
satış noktalarına ulaştırılmasında mutlaka kasa içini polietilen ambalaja yer
verilmeli, ekmek dış etkilere karşı korumaya alınmalıdır.
Tüketici için yapılacak
öneriler ise şunlardan ibarettir: Tüketiciler, ekmek kalitesi ve hijyenle
ilgili konularda hakkını aramalı, kaliteden yana tercihini iyi kullanmalı,
üreticiyi kaliteli üretime yönlendirecek şekilde tavır göstermelidir. Ekmek
muhafazada, kısa süreli saklamada, oda şartlarında hava geçirmez hijyenik
poşetlerden faydalanmalı, uzun süreli saklamada derin dondurucu veya buzlukta
muhafaza edilmeli, 60-65 derecede ısıtılarak kullanılmalıdır. Bayat ekmekleri
doğrayıp kurutarak uzun süre muhafaza etmek mümkündür. Bayat ekmekler çeşitli
yemeklerde değerlendirilerek israf önlenmelidir.
Sayın Başkanım,
saygıdeğer milletvekilleri; özetle, ekmek israfını en aza indirmek için, her
şeyden önce, tüketicinin, ekmeğin muhafazasını ve bayatlayan ekmeğin
değerlendirilmesi hususunda bilinçlendirilmesi, ekmek çeşitliliğinin kaliteyle
birlikte artırılması gerekmektedir.
Ayrıca, küflenen
ekmeklerin hayvanlara yedirilmesinden dolaylı olarak insan sağlığının nasıl
etkilendiğinin halka anlatılması gerekmekte olduğunu belirtiyor, burada
sözlerime son verirken, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Çetin.
Sayın milletvekilleri,
gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.
Başkanlığın Genel Kurula
diğer sunuşları vardır.
Sunuşun Kâtip Üye
tarafından oturarak yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup bilgilerinize sunacağım.
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Hindistan Halk Temsilcileri Meclisi Başkanı Somnath
Chatterjee ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaretinin TBMM Başkanlık
Divanınca uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/830)
24 Mayıs 2005
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlık Divanının 5 Ocak 2005 tarih ve 67 sayılı Kararı ile Hindistan
Halk Temsilcileri Meclisi (Lok Sabha) Başkanı Sayın Somnath Chatterjee ve
beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.
Söz konusu heyetin
ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin
Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel
Kurulun bilgisine sunulur.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Kanun teklifinin geri
alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:
2.- Muğla Milletvekili Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu’nun, Telsiz
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifini (2/364) geri aldığına
ilişkin önergesi (4/299)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
2/364 esas numaralı
"Telsiz Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim"
tarafımdan geri çekilmiştir.
Gereğini arz ederim.
Saygılarımla. 24.5.2005
Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu
Muğla
BAŞKAN - Adalet
Komisyonunda bulunan teklif geri verilmiştir.
Alınan karar gereğince,
sözlü soruları görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim
Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine
Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - 1 inci sırada
yer alan kanun teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu
gelmediğinden, teklifin görüşmelerini erteliyoruz.
2 nci sırada yer alan,
Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporunun görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı
ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu
Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
3.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara
Milletvekili Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili Faruk Çelik, Hatay Milletvekili
Sadullah Ergin, İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz ve Ordu Milletvekili Eyüp
Fatsa ile 193 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bir Maddesinin
Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/435) (S.
Sayısı: 894)
BAŞKAN - 3 üncü sırada
yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili
Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili Faruk Çelik, Hatay Milletvekili Sadullah
Ergin, İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz ve Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa ile
193 milletvekilinin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bir Maddesinin
Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin ikinci görüşmesine, birinci görüşmenin
bitiminden itibaren 48 saat geçmediğinden, başlayamıyoruz.
4 üncü sırada yer alan,
Kilis Milletvekili Hasan Kara ile Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden
devam ediyoruz.
4.- Kilis Milletvekili Hasan Kara ile Tokat Milletvekili
Zeyid Aslan'ın; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/451)
(S. Sayısı: 902) (x)
BAŞKAN - Komisyon?..
Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
8 inci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 8.- 5275 sayılı
Kanunun 107 nci maddesinin onüçüncü fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"b) Yükümlülüklerine
aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek
salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla takdir edilecek bir
sürenin,"
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Halil
Ünlütepe; buyurun.
Sayın Ünlütepe'nin şahsı
adına da söz isteği olduğundan, süresini birleştiriyorum.
CHP GRUBU ADINA HALİL
ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli üyeler; 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda değişiklik yapan 902 sıra sayılı
teklifin 8 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, söz
almış bulunuyorum; hepinizi, Grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Teklifin 8 inci
maddesiyle, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci
maddesinin onüçüncü fıkrasının (b) bendinde değişiklik yapılmaktadır. Bu madde,
şartlı salıvermeyi düzenlemektedir.
Ben, öncelikle, bu
Yasanın değişikliğine niçin gerek duyuldu, neden böyle bir yasa değişikliğine
gidildi, onun üzerinde durmak istiyorum. Hepinizin de bildiği gibi, Avrupa
Birliği giriş süreci içinde, hızlandırılmış yasalardan birisi de Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanundu. Bu Kanun, komisyonlarda, Genel
Kurulda görüşülmüş ve Aralık 2004'te, Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
girmişti. Uygulaması 1 Nisan 2005'te başlayacaktı; fakat, diğer yasal düzenlemelerin
yetiştirilememesi nedeniyle, Mart 2005'te, son günü çıkardığımız bir yasayla,
bu yasanın uygulanması 1 Nisandan 1 Hazirana ertelenmiştir. Bu sırada, 1
Haziran 2005 tarihine bu yasanın uygulanması ertelenince, söz konusu kanunun
uygulanmasına başlandığında ortaya çıkabilecek muhtemel aksaklık ve eksiklikler
tespit edilmiş ve bunları giderebilmek amacıyla ve bu gerekçeye dayalı olarak,
Kilis Milletvekili Sayın Hasan Kara ve Tokat Milletvekili Zeyid Aslan
tarafından bir kanun teklifi verilmiştir.
Şimdi, buradaki gerekçe
aynen şu: Kanunun uygulanmasına başlandığında ortaya çıkabilecek muhtemel
aksaklık ve eksiklikler... Şimdi, acaba, değerli milletvekillerimizin tespit
ettiği, ortaya çıkabilecek aksaklıkları, eksiklikleri, Sayın Adalet
Bakanlığının değerli kadroları tespit edemiyor da, Adalet Bakanlığına bağlı bu
kurumlardan Sayın Bakanlığa gerekli bilgi akışları yapılamıyor da, değerli
milletvekillerimize bu bilgi akışları yapılıp değerlendirilebiliyor ve Bakanlık
da bu teklife katılıyorsa, o zaman, Bakanlık sınıfta kaldı Sayın Bakan!
Açıkçası, demek ki, Bakanlığınız elemanları bu bilgiden uzaktır!
Şimdi, uygulamaya
girmeyen bir yasanın üzerinde değişiklikler getiriyorsunuz. Nedir tespit edilen
hususlar? Değerli milletvekili arkadaşlarımız, bu yasa teklifini verdikten
sonra, çıkıp bu kürsüde, yasanın önemini, değişiklik tekliflerini
anlatamadılar. Bu gerekçede tespit edilen eksiklikler nedir, bunu anlatsınlar;
onlar anlatamıyor; ama, demek ki, Sayın Bakanlığa da gerekli bilgiler ulaşmıyor.
Değişik bir yöntem! Bu da şu: Hükümet, Bakanlık, artık, tasarıları Meclise
göndermek yerine, Bakanlıkta hazırladığı birtakım metinleri değerli
milletvekillerimize vererek, bunları yasalaştırma yöntemine gidiyor. Bu, sizin
eskiden beri alıştığınız bir takıyyenin devamından başka bir şey değildir.
Hukukta aldatmaca olmaz. Hukuk, uzun incelemelerin sonucunda kuralları
oluşturur.
Şimdi, uygulamaya
girmeyen bir yasada değişiklik yapıyoruz. Değişiklik gerekçelerinin doyurucu ve
yeterli olduğunu söyleyebilir miyiz; hayır. Bu değişiklikler, hukuku, hukuk
devletini, demokrasiyi, insan haklarını daraltan düzenlemelerdir. Hukuk devleti
olmanın gerekleriyle bağdaşmamaktadır. 2004 yılında yaptığımız düzenlemeyle,
1965 yılından beri uygulanan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunda
değişiklik yaptık. Kişi hak ve özgürlüklerine değer verdiğimizi belirttik. Bu
doğrultuda düzenlemeler yapılırken şimdi ne yapıyoruz; verdiklerimizi geri
alıyoruz. Avrupa Birliğine gireceğiz, bize tarih verilecek umuduyla
cezaevlerindeki uygulamalarda, infaz sisteminde iyileştirmeler yapılmaya çalışılmış,
şimdi bundan geri dönüyoruz.
Bakın Sayın Bakanım, bu
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun Mecliste kabulünden
sonra yaptığınız konuşmayı size okumak istiyorum: "Bu yasa, 17 Aralık
öncesi çıkarmamız gereken son yasaydı; bunu, elbirliğiyle gerçekleştirdik. Bu
yasanın getirdiği yenilikler, içerdiği hükümlerden daha önemli, daha anlamlı
bir konumu var. Artık, kimsenin söyleyeceği bir şeyi kalmadı. İki yıldır gece
gündüz çalışarak üzerine düşen görevi Meclis yaptı. Türkiye'deki köklü
değişimin hukukî altyapısını oluşturmak için gece gündüz çalıştı; bunu da
başardı.
Şimdi, aynen şu: Biz,
Türkiye olarak, özellikle son iki yıldır Avrupalıları yanıltmadık, onları
şaşırttık." Doğrudur Sayın Bakan, Avrupalıları yanıltmadınız, şaşırttınız;
ama, bizi de şaşırttınız! Sırf, Avrupa Birliğine girebilme süreci için,
cezaevlerindeki uygulamaları araç olarak kullanarak-araç olarak kullanarak-
hızlı bir şekilde çıkardığınız yasayı bugün yeniden görüşüyoruz. Yani, Türkiye
Cumhuriyetinin Adalet Bakanlığı olarak, o başarılı bir şekilde gösterdiğiniz
yasayı, bugün, beş ay sonra tekrar değişiklik teklifiyle bize geliyorsunuz.
Siz, hükümet olarak, beş ay sonrasını göremiyor musunuz?! Beş ay
sonrasının düzenlemesini yapmaktan
Bakanlık kadroları âciz mi?! Bu Meclise, beş ayda, aynı yasayı iki sefer
görüştürme ihtiyacını neden duyuyorsunuz?! Biz, topluma ne söyleyeceğiz?!
Bu Meclisin itibarı,
çıkardığı yasalarla değer kazanır. Çıkardığımız yasaları, ya kendiniz
değiştiriyorsunuz -olmadı, yaz boz tahtası- ya Sayın Cumhurbaşkanı tarafından
geri döndürülüyor veya Anayasa Mahkemesinden geri döndürülüyor. Bu Meclis, çok
çalışarak itibar kazanmaz; bu Meclis, az çalışır ama doğru karar verirse itibar
kazanır, yücelir. Lütfen, bu konuda çalışmaya yönlendirin.
Sayın Bakan, bu nedenle,
demin de söylediğim gibi, siz, AKP olarak, alışkanlıklarınızdan kurtulamadınız,
takıyye politikalarınızı, Avrupa Birliğine giriş sürecinde de bu yasayı
çıkararak uyguladınız.
Bakın, bu yasa
görüşülürken, daha aralık ayında görüşülürken, o zaman, Cumhuriyet Halk
Partisinin grup sözcüleri, bu yasa üzerindeki düşüncelerini söylemişler. Hukuk
devleti, insan haklarının yaşama geçirilmesini, adaletin sağlanmasını ve
güvenliğin temin edilmesini amaçlar. O dönemde, bu yasalar, hızlı bir şekilde
görüşülmüş ve o dönemde, biz, uygulamalarının ciddî sıkıntılar yarattığı,
cezaevlerinde zaman zaman meydana gelen ve kamuoyunda günlerce tartışılan olay
ve olayların doğmasına neden olan saikleri düzenleyecek olan bir yasa...
Açıkçası toplumsal olayları düzenleyen yasalar, geniş çerçevelerde
tartışılmalı. Eski yasanın uygulanması sürecinde cezaevlerinde meydana gelen
olaylar ve aksayan yönler değerlendirilmeli. Daha iyi bir metin
hazırlanabilmesi için, aceleci olmayalım, dedik ve dediklerimiz çıkıyor. Beş ay
sonra, sizlerin gerekçe olarak gösterdiğiniz konuları, yeniden, bugün, burada
tartışıyoruz.