DÖNEM: 22         CİLT: 85       YASAMA YILI: 3

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

102 nci Birleşim

25 Mayıs 2005 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

                                                      Sayfa    

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GündemdIşI Konuşmalar

1.- Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu'nun, doğumunun 100 üncü yılı münasebetiyle, Necip Fazıl Kısakürek'in edebî kişiliğine ve eserlerine ilişkin gündemdışı konuşması

2.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, süt ve süt ürünleri üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

3.- Niğde Milletvekili Mahmut Uğur Çetin'in, ekmek israfının nedenlerine ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

B) Tezkereler ve Önergeler

1.- Hindistan Halk Temsilcileri Meclisi Başkanı Somnath Chatterjee ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaretinin TBMM Başkanlık Divanınca uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/830)

2.- Muğla Milletvekili Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu'nun, Telsiz Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifini (2/364) geri aldığına ilişkin önergesi (4/299)

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)

3.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili Faruk Çelik, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz ve Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa ile 193 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/435) (S. Sayısı: 894)

4.- Kilis Milletvekili Hasan Kara ile Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/451) (S. Sayısı: 902)

5.- Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü'nün, Adli Sicil Kanunu Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/444) (S. Sayısı: 899)

6.- Kilis Milletvekili Hasan Kara ile 2 milletvekilinin, Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/453) (S. Sayısı: 903)

7.- Kilis Milletvekili Hasan Kara ile 2 milletvekilinin, Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/452) (S. Sayısı: 901)

8.- Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1030) (S. Sayısı: 904)

9.- 16.3.2005 Tarihli ve 5317 Sayılı Bankalar Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/999) (S. Sayısı: 900)

10.- Mahallî İdare Birlikleri Kanunu Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/798)  (S. Sayısı: 819)

11.- Karadeniz Ekonomik İşbirliği Ülkeleri Hükümetleri Arasında Doğal ve İnsanlardan Kaynaklanan Afetlerde Acil Yardım ve Acil Müdahale Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/930) (S. Sayısı: 740)

IV.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YazIlI Sorular ve CevaplarI

1.- İstanbul Milletvekili Gürsoy EROL'un, 22 nci Yasama Döneminde yurt dışına giden milletvekillerine ve işe alınan personele ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Vekili İsmail ALPTEKİN'in cevabı (7/3794)

2.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Acil Eylem Planı kapsamındaki faaliyetlere,

- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa İlindeki yatırım projelerine,

Bursa ilinin kalkınmasına yönelik yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/5704, 5707, 5708)

3.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Acil Eylem Planı kapsamındaki faaliyetlere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5750)

4.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa İlindeki yatırım projelerine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5752)

5.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa İlinin kalkınmasına yönelik yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5755)

6.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, Bakanlar Kurulu kararıyla Kızılay'a yapılan yönetici atamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5821)

7.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, "Millî Egemenlik" konulu hutbeye ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet AYDIN'ın cevabı (7/5913)

8.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Düzce İlinde gerçekleştirilen yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/5957)

9.- İzmir Milletvekili Türkân MİÇOOĞULLARI'nın, SSK hastanelerinin devrinden sonra ortaya çıkan sorunlara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/6006)

10.- Şanlıurfa Milletvekili Turan TÜYSÜZ'ün, Şanlıurfa İli ve çevresindeki kent gelişim planlarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/6009)

11.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Sakarya İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/6045)

12.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, 2003-2004 yıllarında Bolu İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/6047)

13.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, 2003-2004 yıllarında Kütahya İline yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/6049)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak iki oturum yaptı.

Manisa Milletvekili Süleyman Turgut'un, Manisa ve Bolu'da yağan dolunun tarım sektöründe meydana getirdiği zararlara ilişkin gündemdışı konuşmasına Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü;

İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa Elekdağ'ın, sözde Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin olarak Boğaziçi Üniversitesi Kültür Merkezinde düzenlenecek olan konferansa,

Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın, Milliyet Gazetesinde yer alan "Alternatif Ermeni Konferansı" başlıklı habere,

İlişkin gündemdışı konuşmasına Adalet Bakanı Cemil Çiçek;

Cevap verdi.

Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında 5344 sayılı Kanunun bazı maddelerinin Anayasanın 89 uncu maddesine göre bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı,

Slovakya Ulusal Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı ve beraberindeki heyetin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak ülkemize resmî ziyarette bulunmalarına ilişkin Başkanlık,

Tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, (2/61) esas numaralı kanun teklifini geri aldığına ilişkin önergesi okundu, İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarında bulunan kanun teklifinin geri verildiği bildirildi.

Osmaniye Milletvekili Durdu Mehmet Kastal'ın Çevre Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

24.5.2005 Salı günkü birleşimde sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmeyerek bu birleşimde kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; 25.5.2005 Çarşamba günü sözlü soruların görüşülmemesine; gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 262 nci sırasında yer alan 894 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifinin bu kısmın 3 üncü sırasına; 268 inci sırasında yer alan 902 sıra sayılı kanun teklifinin 4 üncü sırasına, 265 inci sırasında yer alan 899 sıra sayılı kanun teklifinin 5 inci sırasına, 269 uncu sırasında yer alan 903 sıra sayılı kanun teklifinin 6 ncı sırasına, 267 nci sırasında yer alan 901 sıra sayılı kanun teklifinin 7 nci sırasına, 24.5.2005 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 904 sıra sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısının 48 saat geçmeden 8 inci sırasına, gündemin 266 ncı sırasında yer alan 900 sıra sayılı 5317 sayılı Bankalar Kanunu ile Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve Cumhurbaşkanınca bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresinin 9 uncu sırasına, 187 nci sırasında yer alan 819 sıra sayılı Mahallî İdare Birlikleri Kanunu Tasarısının 10 uncu sırasına alınmasına; Genel Kurulun 24.5.2005 Salı günü 14.00-23.00, 25.5.2005 Çarşamba günü 11.00-21.00, 26.5.2005 Perşembe günü 11.00-23.00, 27.5.2005 Cuma ve 28.5.2005 Cumartesi günleri de 14.00-23.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesine ve 27.5.2005 Cuma ve 28.5.2005 Cumartesi günkü birleşimlerde de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine ilişkin AK Parti Grup önerisi, yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden,

2 nci sırasında bulunan, Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının (1/969) (S. Sayısı: 851) görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,

Ertelendi.

3 üncü sırasına alınan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili Faruk Çelik, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz ve Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa ile 193 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin (2/435) (S. Sayısı: 894) birinci görüşmesi tamamlandı; ikinci görüşmesine en az 48 saat geçtikten sonra başlanabileceği açıklandı.

4 üncü sırasına alınan, Kilis Milletvekili Hasan Kara ile Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/451) (S. Sayısı: 902) tümü üzerindeki görüşmeleri tamamlanarak 8 inci maddesine kadar kabul edildi.

25 Mayıs 2005 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 11.00'de toplanmak üzere, birleşime 23.10'da son verildi.

 

 

İsmail Alptekin

 

 

 

Başkanvekili

 

 

Yaşar Tüzün

 

Mehmet Daniş

 

Bilecik

 

Çanakkale

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye


BİRİNCİ OTURUM

25 Mayıs 2005 Çarşamba

Açılma Saati: 11.00

BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur),Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 102 nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekilimize gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz,  Necip Fazıl Kısakürek'in 100 üncü doğum yıldönümü münasebetiyle, Balıkesir Milletvekili Sayın Ali Aydınlıoğlu'na aittir. 

Buyurun Sayın Aydınlıoğlu. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

II. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GündemdIşI Konuşmalar

1.- Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu'nun, doğumunun 100 üncü yılı münasebetiyle, Necip Fazıl Kısakürek'in edebî kişiliğine ve eserlerine ilişkin gündemdışı konuşması

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Türk edebiyatımızın önemli mütefekkirlerinden üstat Necip Fazıl Kısakürek'in doğumunun 100 üncü yılı münasebetiyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

26 Mayıs 1905 Perşembe sabahı dünyaya gelen Necip Fazıl Kısakürek, 25 Mayıs 1983 tarihinde de Hakka yürümüştür. Bu nedenle, Türk şiirinin yol açıcılarından ve Türkçenin büyük üstatlarından Necip Fazıl'ı, doğumunun 100 üncü yıldönümünde, hem de ölümünün 22 nci yılında rahmet ve minnetle anıyoruz.

Geride bıraktığımız yüzyılın kültür, sanat, edebiyat, tefekkür ve aksiyon açısından olduğu kadar siyasî ve edebî polemikleri, ruhî arayışları, davası uğruna çektikleri, çileleri ve pervasız duruşuyla Necip Fazıl Kısakürek, anılmaktan ziyade anlaşılması gereken en önemli şahsiyetlerden biridir. Onu anlamak ve özümsemekle, bir yandan üstada karşı vefa borcumuzu öderken, diğer yandan da kültür mirasımızın çok kıymetli bir değerine sahip çıkmış olacağız; ancak, üzülerek ifade etmek gerekir ki, birçok alanda olduğu gibi kültür adamlarımıza da yeteri kadar değer vermiyoruz yahut onları ideolojik perspektiften yaklaşarak anlamaya çalışıyoruz. Roman, hikâye, deneme, şiir, piyes ve tiyatrolarıyla 100 civarında eser vermiş olan üstat hakkında yapılan ciddî bir çalışma ve araştırmalara baktığımızda, bunların çok az olduğunu görüyoruz. Halbuki, günümüzde en üst düzeydeki siyasîlerden yeni yetişen gençlere kadar herkesin, onun şiir ve görüşlerini çeşitli şekillerde ve ortamlarda dillendirdiğini görüyoruz. Hatta, o savunduğu fikirlerin sembol ismi olduğunu görüyoruz.

Necip Fazıl, kendi dünya görüşü çevresinde toplumsal bir oluşumu temellendirmeye çalışan bir devlet adamı, bir hareket adamı ve aksiyoncu, ülkeyi baştan başa dolaşarak çeşitli konularda konferanslar veren usta bir hatip, dergi ve gazeteler çıkaran bir gazeteci ve yayıncı olarak, kelimenin tam anlamıyla fırtınalı bir hayat sürmüş ve bu aksiyonu içinde her zaman ilgi merkezi olmuş ilginç bir şahsiyettir.

O, ilk şiirlerini Yeni Mecmua'da yayımladı. Millî Mecmua ve Yeni Hayat dergilerinde çıkan şiirleriyle kendinden söz ettirdikten sonra, Paris dönüşü yayımladığı "Örümcek Ağı" ve "Kaldırımlar" adlı şiir kitapları onu çok genç yaşta diğer şairlerin önüne çıkararak, edebiyat çevrelerinde büyük bir hayranlık ve heyecan uyandırdı.

Üstat, "Kaldırımlar" şiirinde "Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;/Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!/Aman, sabah olmasın bu karanlık sokakta;/ Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!" diyerek, onun hayatında bir dönüm noktası olan "Kaldırımlar" bazılarının zannettiği gibi, kaldırımlarda geceleyen evsiz barksız, sefil bir sınıfın değil, ruhunu ve gayesini yitirmiş bir cemiyette bunalımlar yaşayan, bu yanlış gidişi değiştirmeye gücü yetmediği için mutsuz ve çilekeş entelektüelin şiiridir.

Yine "Renk renk hatıralarım oda oda silindi./ Anne kokan bir Türkçem vardı, o da silindi" diyerek, Türkçeyi en güzel, en anlaşılır biçimde kullanılmasını isteyen, zengin, doyuran ve dolduran bir biçimde Necip Fazıl kullanmaya çalışmıştır. O, Türkçeyi, büyük bir dehanın kullanması gerektiği biçimde kullanmıştır. O, büyükleri, kahramanları sorgulayan, asla yağcılık sevmeyen biriydi. Fikir ve tefekkür adına, herkesin övdüğü ve eksik yönlerini, görmediği yönleri görür ve eleştirirdi. Birçok önde gelen devlet adamını, aydın ve politikacıyı yaptığı yanlış bir hareketten sonra arayıp ikaz eden, kanaat önderlerine tesir eden bir şahsiyetti. Decartes, Sokrat, Raimbaut, Butler gibi dünya şairlerine eşdeğer bir bakış açısı vardı onun. O, pozitif ideolojiye, materyalizme karşı, İslama dayalı bir hayatı anlatmaya hayatını adayan bir kişilikti. Şöhretinin zirvesindeyken felsefî arayışlarını sürdüren Necip Fazıl, 33 yaşında Abdülhakim Arvasi'yle tanışır ve bir daha da ondan kopmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - "Tam otuz yıldır saatim işlemiş, ben durmuşum/Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum" diyerek hayatında yeni bir dönem başlar ve Necip Fazıl'ın bundan sonraki eserlerinin hemen hemen tümünde üstün bir ahlak felsefesinin savunulduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına edebiyatımıza kazandırması da bu döneme rastlamıştır. "Tohum", "Para", "Bir Adam Yaratmak" gibi piyesleri büyük ilgi görmüştür. Bunlardan "Bir Adam Yaratmak" Türk tiyatrosunun en güçlü oyunlarındandır.

Ayrıca, onun şair ve yazarlığı kadar önemli yönü, çıkardığı dergiler ve sürdürdüğü mücadeledir. Haftalık çıkardığı Ağaç Dergisi, dönemin ünlü edebiyatçılarının toplandığı bir okul olmuştur âdeta. Yüksek tahsili, engin dehası ve kültürüyle, cumhuriyet tarihini ele almıştır. Ankara yakınlarına kadar gelen Yunanlar, Sakarya Savaşında hedefe ulaşamaz ve İstiklal Savaşının hedefi belirlenmiş olur. Askerî zaferleri ekonomik, politik ve kültürel zaferler takip etmeyince, Necip Fazıl, 1949'da, meşhur "Sakarya Türküsü" şiirini yazar:

"İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;

Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;

Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Eyvah, eyvah Sakaryam, sana mı düştü bu yük?

Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!.."

Diyen Necip Fazıl'ı, bir kez daha, rahmet ve minnetle anıyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aydınlıoğlu.

Gündemdışı ikinci söz isteği, süt ve süt ürünleri üreticilerinin sorunları hakkında, Tekirdağ Milletvekili Sayın Enis Tütüncü'ye aittir.

Buyurun Sayın Tütüncü. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

2.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, süt ve süt ürünleri üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, süt hayvancılığı ve çiğ süt üretiminin özellikle son bir birbuçuk ay içinde içine düşürüldüğü krizden söz etmek amacıyla, dikkatlerinizi çekmek amacıyla gündemdışı söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, hepinizi en derin sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Enis Bey, buradayım.

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Geldiğiniz için teşekkür ediyorum; çünkü, sizin iyi niyetli çabalarınızı dikkatle izliyorum. Sizin özellikle tarım ve hayvancılık konusunda elinizin kolunuzun nasıl bağlanmış olduğunu görüyorum, izliyorum, ortak aklı önplana çıkarmadaki çabalarınızı takdir ediyorum. Bu nedenle, sizin, bu konuşmamı dinlemek için gelmiş olmanızdan ve bu nedenle de yapacağınız açıklamalardan dolayı şimdiden memnuniyetimi ifade etmek istiyorum.

Süt hayvancılığı ve çiğ süt üretimi, süt fiyatlarındaki düşüş nedeniyle ciddî bir kriz içine sürüklenmektedir. Son bir birbuçuk ay içinde süt fiyatları, ülke düzeyinde belirli değişiklikler göstermekle birlikte ortalama 100 000 lira dolayında gerilemiştir. Şu anda 1 litre sütle, yarım litre pet şişe suyu dahi alınamıyor. Çiğ süt fiyatı ile sanayi sütü fiyatı arasında 3 kat, 3,5 kat, hatta 4 kat fark oluşmuştur; böyle bir çarpıklığı dünyanın hiçbir ülkesinde görmek mümkün değildir.

Sayın Bakanımız süt fiyatlarındaki düşüşü, hayvancılığın teşviki sonucu süt üretiminde meydana gelen son 500 tonluk artışa bağlamaktadır. Kanımca bu gerekçe, özrü kabahatinden büyük olan bir gerekçedir. Hayvancılığın teşvikindeki amaç nedir; üretimin artırılması ve böylece çiftçimizin gelir düzeyinin yükseltilmesi; öyle değil mi değerli milletvekilleri?!

AKP İktidarında sözümona süt üretimi artıyor; ama, bu arada süt fiyatları da düştüğü için, üreticinin önceki yıllarda edindiği hayvanların kazancı da geriliyor. Çiftçimiz Dimyat'a pirince gideceğim diye elindeki bulgurdan da, neredeyse, olur duruma düşmeye başlıyor. Neden böyle oluyor; kanımızca ana neden, SEK'in özelleştirilmesinden sonra çiğ süt piyasasının serbest piyasa koşullarının acımasızlığına terk edilmiş olmasıdır.

Bakınız, süt hayvancılığından ekmek yenilmesi için, 1 litre süt bedeliyle 2 kilogram yem alınması gerekmektedir. Örneğin, Avrupa Birliği ülkelerinde bu oranın korunması için özel bir itina gösterilmektedir; 1'e 2 oranı bozulduğunda, derhal kamu kaynakları harekete geçirilmekte, müdahale alımları başlatılmaktadır ve oran 1'e 2 paritesine ulaşıncaya kadar müdahale alımları sürdürülmektedir. Yani, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliğinde sütçülük, acımasız, dengesiz piyasa koşullarına terk edilmiş değildir.

Adalet ve Kalkınma Partisi olarak ikibuçuk yıldır iktidardasınız. Kusura bakmayın; ama, bunu söylemek mecburiyetindeyim; mangalda kül bırakmayarak iktidara geldiniz, özellikle süt ve et fiyatlarındaki düzenleyici mekanizmaları neden hâlâ oluşturamadınız? Âlem gider Mersin'e, AKP İktidarı gider tersine!..

Peki, sütçülüğe prim desteği ne âlemde diye sorgu sual edersek, bunun da halk deyimiyle devede kulak kaldığını görüyoruz. Bilindiği gibi, 2005 yılı için normal üreticiye 30 000 lira, kooperatif üyesi olanlara 40 000 lira, damızlık sığır yetiştiricileri birliğine üye olanlara ise 60 000 lira destek öngörülmüştür. Bu destek son derece yetersiz kalmıştır. Bu desteğin ne kadar yetersiz düzeyde kaldığını, geçmiş yıllardan bir örnekle dikkatinize sunayım...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan; toparlayacağım.

Örneğin, 1995 yılı kasım ayında sütün litresi 10 500 lirayken, litre başına verilen destek 3 000 Türk Lirasıydı. Bu 3 000 Türk Lirası, 1995 yılının kasım ayındaki o süt fiyatının yüzde 35'ine denk geliyordu. 2005 yılı için kooperatif üyelerine öngörülen 40 000 liralık desteği esas alırsak ve de sütün bugün en yüksek fiyat olan 425 000 liradan satıldığını kabul edersek, genel destekleme oranının yüzde 9'a düştüğü ortaya çıkıyor. 1995'te destekleme oranı yüzde 35, AKP İktidarında destekleme oranı yüzde 9. Eh, ne diyelim, buna da şükür! Adalet ve Kalkınma Partisinin demek ki çiftçiye dönük adalet anlayışı böyleymiş!

Yalnız, buradan sizi uyarıyorum; yıllardır büyük fedakârlıklarla yetiştirilmiş iyi kaliteli süt hayvanları yakında kasapların eline düşebilir; hayvancılık, sütçülük, çok büyük bir darbe yiyebilir, çökebilir.

Sütçülükte durum böylesine yürekler acısı da, besicilikte daha mı iyi. İki sene önce etin karkas ağırlığı kilogramı 8-8,5 milyon Türk Lirası idi; şimdi, 7-7,5 milyon Türk Lirası. Yem fiyatları almış başını gidiyor; ilaç bedelleri yükselmiş; veteriner ücretleri artmış; etin fiyatları gerilemiş. Evet, besicilikte de çökme sinyalleri var. Ne yapmak lazım?.

Sayın Başkan, sözlerimi, izin verirseniz, "ne yapmak lazım gelir"e satır başlarıyla değinerek bağlamak istiyorum ve Sayın Bakanımızın, "ortak aklı önplana çıkaralım ve ortak akılla çözüm arayalım" düşüncesine belki bir katkıda bulunabilirim amacıyla, ne yapmak lazım konusunu satır başlarıyla sizlerle paylaşmak istiyorum.

Süt üreticilerine mağduriyetlerini giderecek ölçüde prim ödemelerini derhal devreye sokunuz. Bu konuda IMF engelini aşmayı mutlaka göze almalısınız. Bırakalım canım artık; yani, IMF'yle bu kadar içli dışlı olmanın anlamı yok. Türkiye, IMF'yle ilgili taahhütlerini yerine getiriyor; ama, özellikle tarım ve hayvancılık konusunda, IMF'yi bazı konularda ikna etmek mecburiyetindesiniz.

Ayrıca, belediyeler ve halk ekmek aracılığıyla halka ucuz süt satılmasını sağlayınız.

Okullarda süt içilmesi projesini tekrar ve daha kapsamlı olarak yeniden başlatınız.

Sütçülüğü ve besiciliği piyasanın olumsuz koşullarından korumak için, uzun dönemli üretim, tüketim ve pazarlama politikaları oluşturunuz. Sayın Bakanımızın bu konuda ciddî çabalar içinde olduğunu biliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, çiftçi, tarım ve hayvancılığın bir an önce ayağa kaldırılması açısından, bu konudaki bütün birikimimizi, Adalet ve Kalkınma Partisinin emrine tahsis ettiğimizi buradan ilan ediyorum.

Süt üretiminin fazla, talebin ise düşük olduğu dönemlerde yapılacak süt alımlarını süttozuna dönüştürecek yatırımları teşvik ediniz.

Süt/yem paritesini, yani, 1'e 2 oranını korumaya dönük destekleme ve denetleme mekanizmalarını bir an önce devreye sokunuz. Sözlerimi bağlarken, şöyle bir mesaj vermek istiyorum:

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakınız, çiftçi kan ağlıyor. Çiftçiyi ağlatan iktidarların sonu daima hüsran olmuştur. Çiftçi, sizi defterden silmeye başladı. Henüz vakit erkenken, henüz vakit varken, ne kadar vakit kaldı, bilemiyorum; ama, henüz vakit varken, tarım ve hayvancılığa nefes aldıracak politikaları bir an önce uygulayınız. Ekonomik açıdan vurgun yemiş milyonlarca çiftçi adına, bunu sizden talep ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi en iyi dileklerimle, sevgilerle, saygılarla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Tütüncü.

Hükümet adına, Tarım Bakanımız Sayın Sami Güçlü söz istemiştir.

Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; AK Parti Grubundan gelen alkış seslerinin azlığı dikkatinizi çekiyor! (AK Parti sıralarından alkışlar) Tabiî, benim sektörüm böyle.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Kabzımallardan da alkış gelecek birazdan!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Sektörümüzün içinde, gerçekten, birçok sorun var. Bugünlerde üzerinde çalıştığımız konular, başta süt olmak üzere, buğday, tahıl sektöründeki yeni sezona girişle ilgili politika belirlemesi, onun dışında, tarımsal girdilerle ilgili konularda daha önce ifade ettiğimiz indirimlerin belirlenmesi konusundaki çalışmalar. Dolayısıyla, sektör, gündemimizi yoğun olarak işgal ediyor ve böyle olması da tabiî.

Elbette, bir yerde bir problem varsa, dikkatimizin de orada olması, muhalefet partimizin de bu konuda bize destek olması, konuları gündeme getirmesi tabiî; ama, benim, çok eskiden beri tanıdığım, taa 1970'li yıllardan beri tanıdığım Enis Beyin bu konuşmasının içerisinde en sonundaki sözüne katılmak mümkün değil tabiî. Yani, o çok nazik üslubuyla "sizi defterden silecek" dediği çiftçilerle bağımızın hâlâ güçlü olduğu kanaatindeyim ben. Şu anlamda söylüyorum: Dertlerini paylaşıyoruz. Bu ülkede, her sorunu kısa vadede çözmek mümkün değil; ama, o insanların dertlerini çözme konusundaki arayışlarımıza ve bununla ilgili attığımız adımlara bir misal olarak size şunu söyleyeyim: 2004 yılının aralık ayında, biz, Tarım Şûrası tertip ettik. Bu Tarım Şûrasına, Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal da katıldı; orada, özellikle sektörle ilgili öyle değerlendirmeler yaptı ki, hepimiz dinledik. Söz alan başka insanlar, Sayın Genel Başkanımız da konuşma yaptı, toplantıya o da katılmıştı. Beş konunun öne çıktığını gördük. Hatırlarsanız, o beş konu, 2004'ün sonunda ortaya çıkan, tarım sektörünün beş sorunundan biri, tarımsal girdiler içerisinde, gübre ve mazot fiyatlarındaki önemli artış ve bunun maliyetlerde meydana getirdiği yükselme ve ortaya koyduğu olumsuzluk. İkincisi, tarımsal sulamada elektrik fiyatlarının çok yüksek olması, ödenmeme sorunu, birikmiş borçlar konusuydu. Üçüncüsü, o günlerde, hatırlarsanız, pamuk üreticilerimiz çok büyük bir feryat içerisindeydiler, dünyada pamuk fiyatlarının düşmesi, Türkiye'de düşmesi ve pamuk primleri konusunda talepleri vardı. Beşincisi de, hayvancılık sektörü konusunda Hükümetimizden ek talepleri vardı.

Arkadaşlarım, bugün, Türk tarımının beş önemli sorunu içerisinde, bunlardan üçü yok. Şunlar yok: Hayvancılık sektöründeki destek miktarının yetersizliği yok. İki, sulama suyundaki elektrik borçlarının ödenmemesi ve yığılmış olması konusu yok; çünkü, bununla ilgili düzenlemeler yapıldı. Üçüncüsü, pamuk primleri konusunda bugün bir şikâyet yok. Elbette, pamuk fiyatları konusunda her şey çok iyi manasında söylemiyorum; ama, Hükümetimizin verdiği pamuk primindeki artış yüzde 100'ün üzerinde oldu; dolayısıyla... 282 trilyondan 600 trilyona çıktı. Hayvancılık sektöründe, bütçeden ayırdığımız pay 182 trilyondu, bu yıl 600 trilyon.

Şunu demek istiyorum: Yani, dikkat çekildi, fark edildi, öncelik sırasına konuldu ve bunlardan üçü halledildi, halledilemeyen ikisi daha var, mazot ve gübre ve bugün, bu konu üzerinde çalışmaya devam ettiğimizi konuşmamın başında söyledim. Sayın Genel Başkanımız da bununla ilgili açıklamalarına devam ediyor ve ilgili bakan arkadaşlarımızla beraber çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Efendim, 2005 yılı mayıs ayındaki sorunlarımızın bir tanesi süt fiyatları. Et fiyatları konusu öncelikli bir konu halinde değildir; ama, süt fiyatlarında böyle bir hadise vardır. Ben, birkaç cümleyle, bu konudaki düşüncelerimi anlatmak istiyorum.

Hayvancılık sektöründe, Türkiye'de, bir iyileşme kesinlikle söz konusudur. Bununla ilgili kim dikkatle bakarsa, bu gelişmeyi görecektir. Yani, sütte meydana gelen gelişmenin temel sebebi sadece sezonal değildir; üretimdeki, yani, bu işi yapan insanlarımızın sayısındaki artış ve süt sığırcılığındaki gelişmeyle de alakası vardır; yani, yarısı sezonalsa, yarısı da tabiî artıştır. Dolayısıyla, tüketimdeki artış buna ayak uyduramadığı için, burada bir sorunla karşılaştık.

Ama, şunu çok net ifade etmek lazım: Hayvancılık sektörü için, 2005-2013 yılları arasında, Türkiye'de, kırmızı et tüketimini hangi noktadan hangi noktaya getireceğiz, süt tüketimini fert başına 150 kilogramdan 250 kilograma getireceğiz diye hedefler koyduk ve bunun ilk belirtisi olarak, 3 misli bir artışı 2005 bütçesine kaynak olarak ayırdık. Şu anda, Türkiye'nin her yerinde, özellikle doğu bölgesinde hayvan ıslahı konusundaki çalışmalarımıza lütfen bir dikkat edin. Geçen yıl yapılan ıslah çalışmalarını 30 misli, 40 misli rakamlara çıkarmaya çalışıyoruz hedef olarak; yani,     1 000-2 000 ıslahı, 50 000-60 000'e ulaştırmaya çalışıyoruz. Bunun için, çok sayıda serbest veteriner hekimle sözleşme yaptık ve sunî tohumlama konusunda, bölgelerde, yoğun bir çalışmamız var. Bunun için çok büyük kaynaklar ayırdık. Maliyetleri düşürmek için, 2005 bütçesinde yem bitkisine verdiğimiz destek 135 trilyon lira olacak arkadaşlar. Dolayısıyla, biz, hayvancılık sektöründe, maliyeti düşürmeden, verimi artırmadan bir noktaya gelemeyeceğimizi biliyoruz. Dolayısıyla, bununla ilgili çalışmalarımız doğru bir zemin üzerinde yürüyor. Özellikle Cumhuriyet Halk Partisinin, tarımla ilgili arkadaşlarımın, bu konudaki gelişmeleri bizzat yerinde görmelerini, bu işi yürüten arkadaşlarımla konuşmalarını, yani, gelişmeler konusunda yanlış bir şeyimiz varsa, söylemelerini de arzu ederim. Onlarla diyaloglarımız konusunda hep iyi bir noktadayız; inşallah, daha da iyiye götüreceğiz.

Ben, genel yaklaşımımızı söyleyerek konuşmamı tamamlamak istiyorum. Hayvancılık sektörünü geliştirmek zorundayız. Bu sektörü, Avrupa Birliğine girdiğimiz zaman, sürdürülebilir yapmak kaçınılmazdır; bizim, sizin, hepimizin görevidir. Bunu yapabilmemiz için önündeki engel neyse, hayvan kaçakçılığıysa hayvan kaçakçılığı, süt fiyatlarındaki düşmeyse süt fiyatlarındaki müdahale, et fiyatlarındaki düşmeyse ona müdahale... Bunun ilk yansımalarını ette göreceksiniz. Şu anda Et ve Balık Kurumunun devri konusunda gerek yönetim değişikliği gerekse kurumsal olarak Tarım Bakanlığına geçmesi konusundaki çalışmalar son noktasındadır ve ete müdahale edeceğiz.

Sütle ilgili konuda çok çalışma yaptık. Maalesef, sektörde bir müdahale aracının olmaması, elimizi kolumuzu bağlayan bir husustur. Bununla ilgili geçmişteki yapılan özelleştirme çalışmalarında...

GÜROL ERGİN (Muğla) - Özelleştirme yanlış deyince bizi haksız buluyordunuz; SEK'in özelleştirilmesi sütçüyü batırdı.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Gürol Hocam, müsaade edin. Biz sizinle bunu konuşabiliriz.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Ama, bakın, şimdi ikrar ediyorsunuz!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Neyi ikrar ediyorum; hep baştan beri söylüyorum!.. Onuncu defa söylüyorum. Sizin söylediğiniz gibi, siz bizden iki kat daha fazla söylemişsinizdir.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Kaçıncı ikinci kez!..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Şimdi, Et ve Balık Kurumuyla ilgili konuyu söylüyorum.

Sütle ilgili konuda bir müdahale kurumuna ihtiyacımız var bizim. Süt fiyatlarının belli bir seviyenin altına düştüğü anda müdahale edecek bir mekanizmayı kurmak zorundayız biz ve dolayısıyla, gerek prim sistemi gerekse bu üretimi teşvik edici anlamda yeni arayışlarımız sürecektir.

Özellikle, Enis Beyin belirttiği konular dahil olmak üzere, çok dargelirli, okul sütü veya gelir seviyesi çok düşük kesime yönelik olarak, süt tüketimini artırıcı faaliyetlerimizi ve arayışlarımızı sürdürüyoruz; ama, esas olarak, bu ülkede süt talebini artıracak genel bir kampanyaya ihtiyacımız var. Bununla ilgili konularda...

Elbette, bunlar, zaman alıcı şeyler; ama, sektörle ilgili konudaki değerlendirme şu: Bu sektörün gelişmesi önünde süt fiyatlarındaki düşme bir engeldir; bununla ilgili konuda mutlaka bir gelişme sağlamak zorundayız.

Özellikle, Enis Beyin dikkat çektiği bir hususa ben de parmak basmak istiyorum. Süt fiyatlarındaki düşmeden dolayı, üreticilerimiz, kısa vadede de olsa, o çok verimli olan hayvanlarını kesmek, satmak gibi bir yola kesinlikle girmemelidir. Biz, bu sektörü, hayvan varlığımızı ve kalitesini iyileştirerek geliştireceğiz. Yani, bugün için geçici olarak bir zarar söz konusu oldu diye bu kıymetli varlıklarımızı kesecek olursak, bizim, bu defa, katedeceğimiz mesafe veya ayıracağımız kaynak çok daha büyüyecektir.

Ben, sektördeki gelişmenin, bu durumun geçici olduğunu, bir iyileşme için arayışlarımızın sürdüğünü, bu konuda, inşallah, yakında, bu talebi artıracak birkısım tedbirleri hayata geçirmeye muvaffak olacağımızı ifade ediyorum. Bu konuda muhalefetin verdiği dikkat çekme ve uyarı için de kendilerine teşekkür ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Gündemdışı üçüncü söz isteği, Türkiye'de ekmek israfı hakkındadır.

Niğde Milletvekilimiz Sayın Mahmut Uğur Çetin; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

3.- Niğde Milletvekili Mahmut Uğur Çetin’in, ekmek israfının nedenlerine ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

MAHMUT UĞUR ÇETİN (Niğde) - Sayın Başkan, Yüce Meclisimizin değerli üyeleri; Türkiye'de ekmek israfı konusunda gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Toplumun ve bunu oluşturan bireylerin en önemli amacı sağlıklı ve üretken olmaktır. Ekonomik ve sosyal yönden kalkınma ve uygar toplumlar arasında yer alma, ancak, sağlıklı bireylerden oluşan toplumlarda mümkündür. Ekmek, toplumumuzun beslenmesinde, asırlardır süregelen alışkanlıkların ve millî kültürün etkisiyle, önemli bir yere sahip olmuştur.

Son üç yılın ortalamasına göre, Türkiye'de 9 800 000 hektar tarım arazisinde buğday ekilmiş ve 19 200 000 ton buğday üretilmiştir. Buna göre, kişi başına yıllık buğday tüketimi 272 kilogramdır.

Ülkemizde, yıllık ortalama 11 000 000 ton buğday un üretimi için kullanılmaktadır. Bu miktarın 10 000 000 tonu ekmek yapımında, 1 000 000 tonu da diğer unlu mamuller yapımında kullanılmaktadır.

Türkiye'de kişi başına, yıllık un tüketimi 50 kilogram olup, un tüketimi bakımından, ülkemiz, dünya tüketiminde ikinci sırada yer almaktadır. Buna karşılık, nüfus artışına rağmen, un tüketiminin artmadığı gözlenmektedir.

Ekmek, karbonhidrat ve protein kaynağı olarak insan beslenmesinde önemli bir yere sahiptir. Tahıla dayalı beslenmenin hâkim olduğu ülkemizde, kişi başına tüketilen enerjinin yüzde 66'sı tahıldan, bunun da yüzde 56'lık kısmı yalnızca ekmekten, proteinin ise, yüzde 50'si yine ekmekten karşılanmaktadır. Farklı bölge, yaş ve gelir gruplarına göre değişen kişi başına ekmek tüketimi, ülkemizde 100-800 gram/gün arasında olup, ortalama 400 gram/gündür. ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinde, kişi başına ekmek tüketimi, yıllık 40-50 kilogram arasında değişiyor. Türkiye'de ise, bu ülkelere kıyasla, kişi başına 3-4 kat daha fazla ekmek tüketiliyor.

Yukarıda verilen bilgiler, buğdayın ve dolaylı olarak ekmeğin toplumumuzun beslenmesinde ve ülke ekonomisindeki yerini net olarak ortaya koymaktadır.

Yere düştüğünde öpüp alnımıza koyduğumuz, doyuran, besleyen, büyüten ekmeğe saygıda kusur etmiyoruz; ancak, ekonomik açıdan hiç de saygılı davranmıyoruz.

Türkiye'de günde 120 000 000 ekmek üretiliyor; fakat, bunun 15 000 000'u israf ediliyor. İsraf edilen ekmeğin ekonomik büyüklüğü ise yıllık 900 000 000 doları buluyor. Ekmek israfıyla ilgili yayınlanan bir rapor, Türkiye'deki israfın boyutlarının ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. "Ekmekteki kayıp ekonomi" başlıklı bir rapora göre, her 10 ekmeğin 8'i tüketiliyor, 2'si israf ediliyor. Rapora göre, Türkiye'de günlük ekmek üretimi, yaklaşık 120 000 000 adedi bulurken, yılda yaklaşık 44 milyar ekmek üretiliyor. Bu ekmeklerin yüzde 16'sı evlerde olmak üzere, yaklaşık 40 milyar adedi tüketiliyor, 5 milyar adedi ise, israf ediliyor; günlük kayıp rakamı 2 000 000 doları aşıyor.

Ekmek israfında başı İstanbul çekiyor. İstanbul'da günde 2 000 000 ekmek israf edilirken, İzmir ve Ankara'da heba olan ekmek sayısı yaklaşık 700 000'i buluyor.

Ekmeğin çöpe atılmasında en önemli faktör ise bayatlaması; bayatlayan ekmeğin yüzde 6'sı doğrudan çöpe atılıyor, yüzde 35'i ise hayvan yemi olarak kullanılıyor. Ekmek israfının yüzde 70'ini lokanta, restoran, yemekhaneler gibi toplu yemek üretimi yerleri yapıyor. Özellikle turistik otel ve lokantalarda ekmek israfının boyutu daha da büyüyor. Gelir düzeyi arttıkça da ekmek tüketimi azalıyor; ancak, ekmek israfı yükseliyor. Ekmekteki israfına, özellikle büyük kentlerde mevcut fırın sayısı ve kapasitesinin ihtiyaçtan çok daha fazla olması, rekabet sebebiyle tüketim miktarından fazla üretim yapılması ve tüketicinin ihtiyacından fazla ekmek satın alması neden oluyor.

Yapılan bir ankete katılanlar, ekmek israfının temel nedenlerini; yüzde 42,81'i tüketilebileceğinden fazla ekmek alınması, yüzde 27,83'ü ekmeğin çok kısa sürede bayatlaması, yüzde 14,37'si ekmeğin uygun olmayan koşullarda saklanması, yüzde 8,87'si ekmek kalitesinin düşüklüğü, yüzde 5,2'si ise tüketimde düşüş eğilimi, yüzde 0,92'si gramaj fazlalığı olarak ifade etmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MAHMUT UĞUR ÇETİN (Devamla) - Burada en önemli israf nedeni, ihtiyaçtan fazla ekmek satın alınması, ikinci olarak da bayatlama problemidir; muhafaza şartlarının bozukluğu üçüncü sırada yer almaktadır.

Herkesçe kabul gören kaliteli ekmeğe ulaşmada ekmek üretimi ve tüketimiyle ilgili olan taraflara; devlete, üreticiye, tüketiciye çeşitli görevler düşmektedir.

 Devlet adına kontrol görevini yürüten otorite için öneriler: Fırın ve satış yerlerinin hijyen ve kalitesini sıkı takibe almalı, tüketicinin olumsuz düşüncelerini yok etmelidir.

Ekmeğin fırından bakkala naklinde kasalara uygun polietilen ambalaj ile korumaya alınması, satış yerlerinde ise, en azından, ekmeğinin, tüketiciye mutlaka poşet içinde verilmesinin mecburî hale getirilmesi gerekmektedir.

Ekmek üreticileri için yapılacak öneriler ise; ekmek üreticileri, tüketicinin isteğine uygun kalitede ekmek üretebilmek için kaliteli hammadde, teknoloji ve işçiliğe önem vermelidir.

Sanitasyona uygun üretim için, temizlik, haşere kontrolü, elek kullanımı, çalışanların hijyenik bakım ve kontrolü gibi hususlarda azamî özen gösterilmelidir.

Normal ekmek fırınlarında, francala ekmek tipi yanında oldukça iyi talep gören papatya ve taşekmek tiplerine de yer verilmelidir. Besin değeri katkılamayla artırılmış ekmeklere de çeşitler arasında mutlaka yer verilmelidir.

Tüketicinin, ekmeğini ambalajlı olarak tercih etmesi de, poşet içinde saklaması dikkate alınarak uygun ve sağlıklı bir poşet içinde ekmeği tüketiciye takdim etmelidir. Ekmeğin satış noktalarına ulaştırılmasında mutlaka kasa içini polietilen ambalaja yer verilmeli, ekmek dış etkilere karşı korumaya alınmalıdır.

Tüketici için yapılacak öneriler ise şunlardan ibarettir: Tüketiciler, ekmek kalitesi ve hijyenle ilgili konularda hakkını aramalı, kaliteden yana tercihini iyi kullanmalı, üreticiyi kaliteli üretime yönlendirecek şekilde tavır göstermelidir. Ekmek muhafazada, kısa süreli saklamada, oda şartlarında hava geçirmez hijyenik poşetlerden faydalanmalı, uzun süreli saklamada derin dondurucu veya buzlukta muhafaza edilmeli, 60-65 derecede ısıtılarak kullanılmalıdır. Bayat ekmekleri doğrayıp kurutarak uzun süre muhafaza etmek mümkündür. Bayat ekmekler çeşitli yemeklerde değerlendirilerek israf önlenmelidir.

Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; özetle, ekmek israfını en aza indirmek için, her şeyden önce, tüketicinin, ekmeğin muhafazasını ve bayatlayan ekmeğin değerlendirilmesi hususunda bilinçlendirilmesi, ekmek çeşitliliğinin kaliteyle birlikte artırılması gerekmektedir.

Ayrıca, küflenen ekmeklerin hayvanlara yedirilmesinden dolaylı olarak insan sağlığının nasıl etkilendiğinin halka anlatılması gerekmekte olduğunu belirtiyor, burada sözlerime son verirken, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Çetin.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Sunuşun Kâtip Üye tarafından oturarak yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup bilgilerinize sunacağım.

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Hindistan Halk Temsilcileri Meclisi Başkanı Somnath Chatterjee ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaretinin TBMM Başkanlık Divanınca uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/830)

                                                                           24 Mayıs 2005

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 5 Ocak 2005 tarih ve 67 sayılı Kararı ile Hindistan Halk Temsilcileri Meclisi (Lok Sabha) Başkanı Sayın Somnath Chatterjee ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.

                                                                   Bülent Arınç

                                                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                           Başkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Kanun teklifinin geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:

2.- Muğla Milletvekili Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu’nun, Telsiz Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifini (2/364) geri aldığına ilişkin önergesi (4/299)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/364 esas numaralı "Telsiz Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim" tarafımdan geri çekilmiştir.

Gereğini arz ederim.

Saygılarımla.                                                    24.5.2005

                                                        Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu

                                                                              Muğla

BAŞKAN - Adalet Komisyonunda bulunan teklif geri verilmiştir.

Alınan karar gereğince, sözlü soruları görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

BAŞKAN - 1 inci sırada yer alan kanun teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu gelmediğinden, teklifin görüşmelerini erteliyoruz.

2 nci sırada yer alan, Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

3.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili Faruk Çelik, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz ve Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa ile 193 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/435) (S. Sayısı: 894)

BAŞKAN - 3 üncü sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili Faruk Çelik, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz ve Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa ile 193 milletvekilinin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin ikinci görüşmesine, birinci görüşmenin bitiminden itibaren 48 saat geçmediğinden, başlayamıyoruz.

4 üncü sırada yer alan, Kilis Milletvekili Hasan Kara ile Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

4.- Kilis Milletvekili Hasan Kara ile Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/451) (S. Sayısı: 902) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

8 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 8.- 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin onüçüncü fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"b) Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla takdir edilecek bir sürenin,"

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Halil Ünlütepe; buyurun.

Sayın Ünlütepe'nin şahsı adına da söz isteği olduğundan, süresini birleştiriyorum.

CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli üyeler; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda değişiklik yapan 902 sıra sayılı teklifin 8 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, söz almış bulunuyorum; hepinizi, Grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Teklifin 8 inci maddesiyle, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin onüçüncü fıkrasının (b) bendinde değişiklik yapılmaktadır. Bu madde, şartlı salıvermeyi düzenlemektedir.

Ben, öncelikle, bu Yasanın değişikliğine niçin gerek duyuldu, neden böyle bir yasa değişikliğine gidildi, onun üzerinde durmak istiyorum. Hepinizin de bildiği gibi, Avrupa Birliği giriş süreci içinde, hızlandırılmış yasalardan birisi de Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanundu. Bu Kanun, komisyonlarda, Genel Kurulda görüşülmüş ve Aralık 2004'te, Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Uygulaması 1 Nisan 2005'te başlayacaktı; fakat, diğer yasal düzenlemelerin yetiştirilememesi nedeniyle, Mart 2005'te, son günü çıkardığımız bir yasayla, bu yasanın uygulanması 1 Nisandan 1 Hazirana ertelenmiştir. Bu sırada, 1 Haziran 2005 tarihine bu yasanın uygulanması ertelenince, söz konusu kanunun uygulanmasına başlandığında ortaya çıkabilecek muhtemel aksaklık ve eksiklikler tespit edilmiş ve bunları giderebilmek amacıyla ve bu gerekçeye dayalı olarak, Kilis Milletvekili Sayın Hasan Kara ve Tokat Milletvekili Zeyid Aslan tarafından bir kanun teklifi verilmiştir.

Şimdi, buradaki gerekçe aynen şu: Kanunun uygulanmasına başlandığında ortaya çıkabilecek muhtemel aksaklık ve eksiklikler... Şimdi, acaba, değerli milletvekillerimizin tespit ettiği, ortaya çıkabilecek aksaklıkları, eksiklikleri, Sayın Adalet Bakanlığının değerli kadroları tespit edemiyor da, Adalet Bakanlığına bağlı bu kurumlardan Sayın Bakanlığa gerekli bilgi akışları yapılamıyor da, değerli milletvekillerimize bu bilgi akışları yapılıp değerlendirilebiliyor ve Bakanlık da bu teklife katılıyorsa, o zaman, Bakanlık sınıfta kaldı Sayın Bakan! Açıkçası, demek ki, Bakanlığınız elemanları bu bilgiden uzaktır!

Şimdi, uygulamaya girmeyen bir yasanın üzerinde değişiklikler getiriyorsunuz. Nedir tespit edilen hususlar? Değerli milletvekili arkadaşlarımız, bu yasa teklifini verdikten sonra, çıkıp bu kürsüde, yasanın önemini, değişiklik tekliflerini anlatamadılar. Bu gerekçede tespit edilen eksiklikler nedir, bunu anlatsınlar; onlar anlatamıyor; ama, demek ki, Sayın Bakanlığa da gerekli bilgiler ulaşmıyor. Değişik bir yöntem! Bu da şu: Hükümet, Bakanlık, artık, tasarıları Meclise göndermek yerine, Bakanlıkta hazırladığı birtakım metinleri değerli milletvekillerimize vererek, bunları yasalaştırma yöntemine gidiyor. Bu, sizin eskiden beri alıştığınız bir takıyyenin devamından başka bir şey değildir. Hukukta aldatmaca olmaz. Hukuk, uzun incelemelerin sonucunda kuralları oluşturur.

Şimdi, uygulamaya girmeyen bir yasada değişiklik yapıyoruz. Değişiklik gerekçelerinin doyurucu ve yeterli olduğunu söyleyebilir miyiz; hayır. Bu değişiklikler, hukuku, hukuk devletini, demokrasiyi, insan haklarını daraltan düzenlemelerdir. Hukuk devleti olmanın gerekleriyle bağdaşmamaktadır. 2004 yılında yaptığımız düzenlemeyle, 1965 yılından beri uygulanan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunda değişiklik yaptık. Kişi hak ve özgürlüklerine değer verdiğimizi belirttik. Bu doğrultuda düzenlemeler yapılırken şimdi ne yapıyoruz; verdiklerimizi geri alıyoruz. Avrupa Birliğine gireceğiz, bize tarih verilecek umuduyla cezaevlerindeki uygulamalarda, infaz sisteminde iyileştirmeler yapılmaya çalışılmış, şimdi  bundan geri dönüyoruz.

Bakın Sayın Bakanım, bu Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun Mecliste kabulünden sonra yaptığınız konuşmayı size okumak istiyorum: "Bu yasa, 17 Aralık öncesi çıkarmamız gereken son yasaydı; bunu, elbirliğiyle gerçekleştirdik. Bu yasanın getirdiği yenilikler, içerdiği hükümlerden daha önemli, daha anlamlı bir konumu var. Artık, kimsenin söyleyeceği bir şeyi kalmadı. İki yıldır gece gündüz çalışarak üzerine düşen görevi Meclis yaptı. Türkiye'deki köklü değişimin hukukî altyapısını oluşturmak için gece gündüz çalıştı; bunu da başardı.

Şimdi, aynen şu: Biz, Türkiye olarak, özellikle son iki yıldır Avrupalıları yanıltmadık, onları şaşırttık." Doğrudur Sayın Bakan, Avrupalıları yanıltmadınız, şaşırttınız; ama, bizi de şaşırttınız! Sırf, Avrupa Birliğine girebilme süreci için, cezaevlerindeki uygulamaları araç olarak kullanarak-araç olarak kullanarak- hızlı bir şekilde çıkardığınız yasayı bugün yeniden görüşüyoruz. Yani, Türkiye Cumhuriyetinin Adalet Bakanlığı olarak, o başarılı bir şekilde gösterdiğiniz yasayı, bugün, beş ay sonra tekrar değişiklik teklifiyle bize geliyorsunuz. Siz, hükümet olarak, beş ay sonrasını göremiyor musunuz?! Beş ay sonrasının  düzenlemesini yapmaktan Bakanlık kadroları âciz mi?! Bu Meclise, beş ayda, aynı yasayı iki sefer görüştürme ihtiyacını neden duyuyorsunuz?! Biz, topluma ne söyleyeceğiz?!

Bu Meclisin itibarı, çıkardığı yasalarla değer kazanır. Çıkardığımız yasaları, ya kendiniz değiştiriyorsunuz -olmadı, yaz boz tahtası- ya Sayın Cumhurbaşkanı tarafından geri döndürülüyor veya Anayasa Mahkemesinden geri döndürülüyor. Bu Meclis, çok çalışarak itibar kazanmaz; bu Meclis, az çalışır ama doğru karar verirse itibar kazanır, yücelir. Lütfen, bu konuda çalışmaya yönlendirin.

Sayın Bakan, bu nedenle, demin de söylediğim gibi, siz, AKP olarak, alışkanlıklarınızdan kurtulamadınız, takıyye politikalarınızı, Avrupa Birliğine giriş sürecinde de bu yasayı çıkararak uyguladınız.

Bakın, bu yasa görüşülürken, daha aralık ayında görüşülürken, o zaman, Cumhuriyet Halk Partisinin grup sözcüleri, bu yasa üzerindeki düşüncelerini söylemişler. Hukuk devleti, insan haklarının yaşama geçirilmesini, adaletin sağlanmasını ve güvenliğin temin edilmesini amaçlar. O dönemde, bu yasalar, hızlı bir şekilde görüşülmüş ve o dönemde, biz, uygulamalarının ciddî sıkıntılar yarattığı, cezaevlerinde zaman zaman meydana gelen ve kamuoyunda günlerce tartışılan olay ve olayların doğmasına neden olan saikleri düzenleyecek olan bir yasa... Açıkçası toplumsal olayları düzenleyen yasalar, geniş çerçevelerde tartışılmalı. Eski yasanın uygulanması sürecinde cezaevlerinde meydana gelen olaylar ve aksayan yönler değerlendirilmeli. Daha iyi bir metin hazırlanabilmesi için, aceleci olmayalım, dedik ve dediklerimiz çıkıyor. Beş ay sonra, sizlerin gerekçe olarak gösterdiğiniz konuları, yeniden, bugün, burada tartışıyoruz.